You are on page 1of 975

Paradigm a

Felsefe SOzliigti
. .
AHMET CEVIZCI

Paradigm a
istanbul 1999
Paradigma
Felsefe SozJaea
Ahmet Cevizci

8. Paradigms Kitab1
Felsefe Dizisi 6. Kitap

Bu Kitab1n Ttim Yay1n Haklar1 Paradigms Yay1nlar1na Aittir.


lzinsiz basJlamaz, ,.:ogaltllamaz. kopya edilemez.

Bask1
Engin Yay1nc1hk

Birinci Bas1m
Nisan 1996 I Ankara
Ekin Yay1nlar1

lkinci Bas1m
Kas1m 1997 I Ankara
Ekin Yay1nlarJ

Geli~tirilmi~
ve Gozden Get;irilmi~
O~tincti Bas1m
~ubat 1999 I Istanbul
Paradigms Yay1nlar1

PARADtGMA YAYINLARI
Cankurtaran Mah. Seyit Hasan Sok. 1214
Sultanahmet I lSTANBUL
I

Onsoz
Surekli bir sargulama. ele~tirme ve felsefe tarihi h;inde ortaya kanmu~
alan felsefi iddialarla bitip tukenmeyen bir hesapla~ma. felsefe prab-
lemlerine devamh blr ,.:ozum aray1~1 olarak de~erlendirdi~imiz felsefi
du~unmenin, Turkiyede kritik bir zihniyetin yerle~mesinde, insan1m1-
z1n ele~tirel ve sorgulaytcl bir tav1r kazanmastnda, ve nihayet bu mum-
bit topraklar1n her yerinde bir ha~goru artam1 ve mutabakata dayah bir
soylem formunun yerle~mesinde bnemli bir rol oynayabile~~~i at;tkttr.
Bununla birlikte, felsefenin yuzy1llar1n birikimine dayanan kendine ait
bir terminalajiye. kendine alt bir dile sahip bulundu~u ve soyut kav-
ramlarla surdurulen bir etkinlik aldu~u da unutulmamahd1r. Felsefe
kanular1 ve problemleri i~te bu terminolaji. bu dil it;erisinde i~lenir ve
a. kendisinden beklenen ger,.:ek i~levi. ancak bu surec;: ya~andtktan san-
ra ger,.:ekle~tirebilir.
Turkiyede yakla~tk 7-8 yuzy1lllk bnemli bir bo~luk dbneminin
ardtndan Tanzimat sonrastnda ger,.:ekle~tirilen felsefe ,.:ah~malar1, bu
ba~lamda bnem!i bir yol kat etmi~ ve ulkemizde felsefi terminolojinin
yerle~mesinde onemli bir ka tk1 sa~lam1~t1r. Yine de. entellektuel haya-
t1m1za hakim alan felsefe anlay1~1n1n hemen tumuyle bir Aydtnlanma
felsefesi. buytik blt;ude pozitivizm ve bir blt;ude de, poziti vizmin gudu-
munde kalan bir Marksizm olmaSl: felsefeyle. insanlarl ozgurle~tirme
,.:abas1 it;inde olmak. onlar1 kendi ba~lar1na du~unebilme yoluna sok-
mak yerine, ki~ileri hakim soyleme gore ~ekillendirmeye kalk1~1lmast
butun bu ,.:abalara ket vurmu~ ve hatta, zaman zaman felsefenin kav.
gay1. kavram karga~as1n1 ve kordo~u~unu gizlemeye yarayan bir kal-
kan, hakim soylemleri me~rula~t1rmaya yarayan bir arat; gibi gorune-
bilmesine yol a,.:mt~hr.
Elinizdeki sozluk, felsefeye duyulan ihtiyactn daha da arth~l, fel-
sefeye yonelik ilginin giderek yo~unla~maya ba~lad1~1 gunumuz Turki-
yesinde, felse'fi terminalojinin oturmas1na, felsefe dilinin yerle~mesine,
felsefi du~unu~un geli~mesine elden geldi~ince katk1da bulunma
yonunde ciddi bir te~ebbus ve ,.:aba olarak de~erlendirilmelidir. Sozlu-
~un ilk iki basktstntn ktsa sayllabilecek bir sure it;inde tukenmesi du-
~uncelerimi do~rular, gayretlerimi destekler nitelikte olmu~tur. Sozluk
bu u,.:uncu bask1da, kendisine adeta bir sozluk daha eklenmek suretiyle.
olduk,.:a geli~mi~ ve butunluk kazanm1~ bir ,.:ah~ma haline geldi. Bu
bask1da, genel felsefe kavray1~1ma uygun olarak, sozlu~e felsefenin ele~
tirel, sorgulayac1 mahiyetini daha belirgin bir bit;imde a,.:1~a vuracak
maddeler ekledim; ku~at1c1 ve kucaklay1c1 alma ,.:abama uygun alarak,
tek tek butun felsefe turlerini, felsefenin tum dallar1n1, ayrtm gozetme-
den, vermeye ozen gosterdim. Felsefi du~unu~un tartl~mact ya da argu-
mantatif yapts1n1 sergileyebilmek it;in de, Bah felsefesini c;in, Hint ve
tslam felsefesiyle, klasik felsefeyi modern ya da ~a~da~ felsefeyle, anali-
tik felsefeyi de K1ta Avrupas1 felsefesiyle zaman zaman tamamlama,
zaman zaman da ,.:arpa~t1rma gayreti it;inde oldum. Felsefede a~1kh~1n
ve dakikli~in bnemini vurgulayabilmek it;in de, tum maddeleri sistema-
tize edip, felsefi terimlerin farkh filozof, farkh felsefe turleri ya da
alanlar1ndaki anlamlartnl ayr1 ayr1 ifade etme ,.:abas1 it;ine girdim.
Teknik apdan, metnin daha fazla geni~lemesine, maliyetin art-
masma engel olmak i~in. si:izliik sonunda yer almas gereken, ~ok
i:inemsedijlim aktarmac1hk faaliyeti i~indekl terciimelere yard1mc1 ola-
bileceklerini sand1jl1m, lngilizce, Frans1zca ve Almanca dizinlere yer
vermedim: bunun yerine, tammlanan terimlerin yabanc1 dildeki kar~l
hklanm, parantez i~inde maddelerin yanma yazd1m. Yine, metlnde
az1msanlllayacak bir yer i~gal eden bii tiin Bkz..'l'M' iptal ederek, gi:in-
dermeleriJ.ll. i~aretiyle yaptlm. Si:izliijliimiin bu haliyle, Tiirkiye'deki fel-
sefe eilitimine, felsefeye kar~1 alan biiyiik ilgiye, felseti dii~iinii~iin ge-
li~mesine ve halihaz1rdaki felsefe ara~t1rmalanna daha fazla katk1 ya-
pacajlma inamyorum.
Te~ekkiire gelince ... Dzerimde emejli alan hemen herkese, en zor
giinlerimde bile bana destek verenlere, arkamda olduklanm hemen her
vesile ile hlssettirenlere ~iikranlanm1 sunuyorum. Bunun yanmda,
i:izellikle ~IHi:irliikten kazandil parayla beni akutan sevgili babam Be-
kir Cevlzcl'ye, ~ileli hayatlm evlatlanna adam~ sevgili annem Hikmet
Cevlzcl'ye derln bir mlnnettarhkla te~ekkiir ediyorum. Hayatlm biitii-
niiyle bana gore diizenleyen. kahnm1 ~eken, zor bir di:ineminde bile
slktntlstnl bana hissettirmemeye ~ah~an biricik e~im Nevin Cevizci'ye
duydujlum derin minnettarhil ifade etmede ise, gallba si:izciikler kifayet-
siz kalacaktlr.
Aram1zdaki i~birlijlinin her ge~en giin blraz daha geli~tiili sevgili
dostum Hiisamettln Arslan, bu ii~iincii baskmm haz1rlanmas1 s1rasmda
da, si:izliijliin l~erijlinden sayfa diizenine vanncaya kadar, ufuk apc1
i:inerilerde bulundu, istifade edebilmem, kar~1la~t1rma yapabilmem ve
eksik maddeleri tespit edebllmem i~in bana kaynak temin etti, yurt d!-
~mdan si:izliik getirtti. Kendisine ~ok ~ey bor~luyum.
Si:izliijliin daha birinci bask1s1 piyasaya pktlil andan itibaren,
kendilerini daha i:inceden hi~ tammad1jl1m pek ~ok ki~lden, beni gurur-
landran ve daha iyisini haz1rlamaya sevkeden iltifatlar ald1m. Bunla-
nn hepsi ~ok dejlerli olmakla birlikte, ikisine i:izel bir yer vermek ihti-
yac hissetmekteyim. Ortadojlu Teknik Dniversitesl Felsefe Bi:iliimii'nden
Abdiilbaki Gii~lii, bir doktora smav1 i~in bulundujlum fakiiltesinde,
si:izliik nedeniyle benlmle tam~ma arzusu sergiledi ve te~ekkiirlerlni hi~
tereddiit etmeden, biiyiik bir i~tenlikle ifade etti. Si:izliik vesilesiyle iyi
bir dost, ciddi bir meslekta~ kazand1m. Yine, bir doktora smav1 i~in bu-
lundujlum Erzurum'da, felsefe bi:iltimiiniin gen~ iiyesi Ali Utku, ~ahs1ma
bir kez daha si:izliikten delay derin bir yakmhk ve muhabbet gi:isterdi.
Sevgili Ali, bununla da kalmayarak: ~e~itli yollarla, hatta telefon et-
mek suretiyle, not ettiili kimi eksik maddeleri bildirdi. Cah~malanm
zm ve yollanm1zm kesi~ecejli bir noktada bulu~abilmeyl timid ettljlim
bu lki gen~ arkada~1ma da te~ekkiirlerlmi sunuyorum.

Ahmet Cevizci
~ubat 1999 I Bursa
Abelardus 7

Fakat bu noktada kalmay1p, buradan


gene! s6zci.iklerin anlamdan yoksun ol-
du~u sonucunun hi~bir ~ekilde ~lkma
dl~lnl one si.iren Abelardus'a gore, gii~
liik, insan zihninin soyutlama yapma,
soyutlamalar olu~turma giiciine sahip

A bulundu~unu kabul etmekle ~oziiliir.


Buna gore, insan zihni yaln1zca bireyle-
rin, orne~in Platon'un ve Sokrates'in
kavramlanna sahip olmakla kallnaz,
fakat bu bireylerin ~e~itli yonlerine ili~
kin gene! fikir ve kavramlara ula~u.
Abdera Okulu [ing. School of Abdera, Fr. +Kavram realizmfnden oldu~u kadar,
Ecole d 'Abdera]. ilk~ a~ felsefesinde, atom- tnominalizmden de uzak d uran Abelar-
ru tDemokritos tarafmdan kurulm u ~ d us, kavramc1h~1 benimsemi~tir; nite-
olan ve ad1n1 Giiney Makedonya'daki kim, ona gore, bir tiimelin iki ~ekilde
bir kentten alan okul. Abdera Okul u- varoldu~ soylenebilir: 1 Tiimel, ortak
nun di~er onemli temsilrileri aras1nda bir benzerlik olarak tikellerde ya da bi-
Kios'lu Metrodoros ve Anaksarkhos sa- reylerde varolur, ve 2 tiimel, zihnin dik-
yllabilir. katini saz konusu benzerlik iizerinde
Sofist tProtagoras'Jn da do~dutu kent yo~unla~hnnastnln sonurunda olu~tu
olan Abdera da kurulmu~ olan okulun rulan bir kavram olarak,. insan zihninde
felsefe tarjhindeki onemi, kurucusu De- varolur.
mokri tos taraf1ndan savunulmu~ olan Tiimeller kavgas1 d1~1nda inan~-ak1l ilil-
atomcu gorii~ten kaynaklanmaktadu. kisi iizerinde de duran Abelardus, akll-
Okulun soz konusu maddeci varh.k go- yiiriitme yoluyla ortaya konmarru~ olan
rii~i.i, empirist bir bilgi gorii~iiyle ta- inancm yalntzca bir ba~lang1~ olup, zor-
man\lanmt~ ve Abdera Okulu bu ~er~e lamaya dayanmadlgtnl one siinnii~ti.ir.
ve i~jnde, tarihte ilk kez olarak tbirincil Dolaflslyla, inanc1n verileri Uzerinde
ve ikincil nitelikler arasmda bir ay1r1m akll yiiriitiilmesi gerekti~ini one siiren fi-
yapm1~tlr. lozof, inan~ ve vahiy kar~1smda, iradeci
Abdera Okulu'yla ilgili kaydede~er de~il de, entellektiialist bir tav1r takJn-
ba~ka bir nokta da, Okulun iiyelerinden ml~ttr. tTann'run varo1du~u sonucuna
olan Anaksarkhos'un, bir ak1m olarak ger~kten var olanla ge.;ici olan arasm-
ku~kurulu~n Yunan,daki kurucusu daki kar~1thk iizerinde d ii~iinmek ve
tPyrrhon 'un o~retmeni olmu~ olmasl- bedenin zihne olan baAunldt~uu genel-
du. lettirmek suretiyle varan Abelardus, ya-
Abelardus, Petrus. 1079-1142 ylllan ara- ratmarun, ir~denin keyfi bir eylemi ol-
stnda ya~am1~ olan iinlii Orta~a~ filo- maylp, Tann'run en iyi olaru se~me
zofu. Temel eserleri Sic et Non, De unitate zorunlulu~nu yans1tan bir eylem oldu-
et trinitate ve Diologus inter philosophum, ju- ~unu soylerken., bu konuda Augusti-
dDeum et christianum'dur. nus'Wl omek;iligini benimsemi~tir.
Manhk, ahlak ve teoloji konusundaki Ya~anunm son doneminde, daha ~ok
~ah~ma ve gorii~leriyle tarunan Abe- teolojinin kapsanu iQnde kalan konulan
lardus, ttumeller kavgas1'nda, nomina- ele alm1~ olan Abelardus, antik donem
listlerle birlikte, genel kavram ya da filozoflannm erdemlerinden ve Hristi-
sozciiklerin gosterdi~i ya d a kar~dlk yan vahyinin bir~k temel o~etisini alai
geldi~i hi~bir tek ~ey bulunmad1~1nl yoluyla bulmu~ olmalanndan ovguyle
ve varolan her~eyin bireylerden ibaret soz etmi~tir. Giinah kavranuru da Qi-
oldu~nu kabul etmi~tir. ziimleyen Abelardus, insan davraru~la-
8 acele genelleme yanh'1

nmn, insam Tann'mn goziinde ne daha Arzu kandmld&ktan sonra, haz biter ve
iyi, ne daha kotii yapabilecegini, zira yeni bir arzu ba~lar. Arzunun ba~lang
davram~lann kendi ba~lanna ne iyi ne Cl, arzu tatmin edilinceye kadar, ac1 ya
de kotii oldugunu savunmu~tur. Ona da elemdir. Ya~anun esas1, oyleyse ac-
gore, Tann katmda iyi olan niyettir ve drr, zira arzu sonsuzdur.
giinah, davraiU~la degil de, insan akh- apk [Os. vdzzl!, sarih; ing. clear; Fr. clair;
nm, yanh~ oldugunu bildigi bir ~eye AI. klar]. Hi~bir ku~ku ve tartl~maya
nza gostermesiyle olur. Ba~ka bir d~ yer brrakmayacak kadar belirgin ve
yi~le, bir eylem ya da sonu~ ahlakmdan kesin olan alg1run, metnin, anlamm
~ok bir niyet ahlak1 geli~tiren Abelard us, ozelligi; kolay anla~Ilan, en iyi bir bi-
ger~ek ahlakhhgm eylemlerden ~ok zi- ~imde kavranan soz ya da yau
llinde ve -yurekte oldugunu one siinnii~ +Modem felsefe'nin kurucusu olarak
tiir. bilinen +Descartes, a9k srfahru, insanm
acele genelleme yanh~1 [ing. fallacy of hakikati kavrayabilmesini miimkiin
l1a.sty generalization; Fr. erreur de Ia genera- kilan ko~ullardan biri olarak kullamr.
lisation irrijlechie] Bilimsel ya da kritik zih- Ayru rasyonalist gelenek i~inde yer alan
niyete, el~tirel bir gozle degerlendirme tLeibniz de, 'tasanmlanan ~eyi bana ta-
tavnna aykm dii~en bir yanh~ olarak, mtmak i~ yeterli olan bilgiye' a~rk
suurh bilgiden, yetersiz verilerden, sonu- bilgi adm1 verir. Buna gore, konusunu,
cu dogrulamaya yetmeyen onciiJlerden nesnesini tam ve ona benzeyen rum
ya da temsil giicii yiiksek olmayan bir or- diger nesnelerden aynlmr~ olarak taru-
neklemden hareketle sonuca get;mekten, marmza imkan veren kavrama ozellikle
s1mrh say1da ornekten smtrlanmanu~ bir rasyonalist gelenek i~inde apk kavran1
genellemeye atlamaktan olu~an yanh~. ad1 verilmektedir. Bu baglamda bir kav-
ac1. [Os. zzdzrap; ing. pain; Fr. douleur; Al. ramJn a9k olmas1, o kavramJn a9khk
schmerz]. Viicuddaki herhangi bir orse- derecesini, yani o kavramm hangi kav-
lenmeye ya da yaralanmaya e~lik eden ramlarla i~lem gorebileceginin bilinme-
duyum ya da ho~laruhnayan duygula- si anlamma gelir. Bir onerme i~erisinde
rum. Ho~ olmayan fiziki durum. Haz- yiiklem olarak alabilecegi ozellikleri hi-
zm kar~Itl duyum. linen kavram diye tanunlanan ac;~k kav-
Hazza eri~me ve ac1dan ka~1nmarun, ram, ba~ka hi~bir kavramla kan~tml
insam harekete ge~iren en temel ilkeler madan hemen tamnan kavramdrr.
olduklan savunulmu~tur. Ac1, bundan a~1k ahlak [tng. open morality; Fr. moral
dolay1, insan tecriibesi ve ya~arrundaki ouve1te]. <;agda~ Frans1z filozofu Henri
olumsuz oge olarak degerlendirilir. Bu- tBergson'un, Les Deux Sources de Ia mo-
nttnla birlikte, hazz1 ge~ci bir ~ey ola- rale et de Ia Religion [Ahlak ve Dinin iki
rak goren tSchopenhauer gibi baz1 ko- Kaynag1] adh eserinde one siirdugu ve
tiimser filozoflara gore, ac1 diinyaiUn katl toplwnsal tabulara dayanan kapah
en temel ve onemli boyutudur. bir ahlak anlayi~mm kar~asma ge~irdi
Ba~ka bir deyi~le, iradeyi temele alan gi ahlak anlay1~1.
Schopenhauer'a gore, irademiz, d1~ diin- Soz konusu ahlak anlay1~1 yaratlci
yaya ili~kin bilgisi orarunda, i.ki ~eyden hamleyi temele alan, sevgi ve kutsalhg1
birini se~er: D1~ diinyay iyi bilirsek, ya- aray1p bulan ki~ilerin ozgiir, ki~isel ve
~amayi, kotti bilirsek, olmeyi se~eriz. insani ahlak gorii~iine kar~1ltk gelir.
lrademize engel olan ~eylere ac1 ya da Boyle bir ahlak, esnek bir yap1 sergile-
elem, isteyip ul~ugmz ~eylere de haz yen, degi~ik ki~ilikleri hesaba katan ve
diyoruz. Oysa, ona gore, her hareket, bu sayede, onyargilan ve gorenekleri
her eylem bir ihtiyacm sonucudur. Kar- y1karak, ozgiirliik yarabosi olan ve ev-
~llanan ihtiya~litr haz verir, bununla rensel bir ~agr1 bi~imine yiikseltilebilen
birlikte, bu durum her zaman ge~icidir. bir ahlak olarak ortaya ~tkar.
a~aklama 9

Bergson'un, ancak iistl.in ki~iliklerde, olmayan, bilim oncesi bir kavramm.


ermi~lerde, kahramanlarda somutla~h~ yani ac;IklanaJUn, anlam1 kesin ve
gm1 soyledigi bu ahlak, toplumsal degil a~ikar olan yeni bir kavrama, yani a~Ik
de, ki~isel bir ahlakhr. Bask! yerine oz~ layana donii~tiiriilmesi i'lemidir; a~Ik
giirluge dayanan a~1k ahlak, degi~mez lanan, tam, upuygun ve belirli deyimler-
ve kah olmak bir yana, esneklik ve yara~ le ifade edilemese bile, forme) olmayan
tlc1hk ozelligine sahiptir; ilerleyici bir aydmlatma ve omekler yardtmiyla ola-
karakter t~Jyan, ya~amm en genet yon- bildigince anla~dtr bir hale getirihneli-
lerine a~1k olup, hayah biitiiniiyle ku- dir.'
caklayan a~k ahlak, Bergson'a gore, ki~ Farkl1 a~tldama tiirlerine gelince ... 1 Bir
~iye ozgii.-liik duygusu verir. ~ekilde baglanhh gibi goriinse bile, ol-
A~1k ahlakm dogal miittefigi ve des- duk~a uzak ve ilgisiz gibi goriinen olgu
tek~isi, tgizemcilik'le ozde~le~en, yara ve olaylarla ilgili problemler soz konusu
hc1 hamlenin dirimsel akt~mm ~1khg1 oldugunda, a~1klamamn, ayn ve ilgisiz
yone donii~ten dogup, ula~dmaz1 kavra- gibi goriinen bu olgu ve olaylan belli bil'
ma ~abasmdan kaynaklanan tdinamik ili~ki i~ine sokan, aralannda bir bag
dindir. kuran arac1 etkenlerin ke~fedihnesi ya
a~1klama (Os. izah; lng. explanatiotJ; Fr., da belirlerunesi suretiyle ger~ekle~tiril
explaru~tion; AI. erklaerung]. Bir ~eyi anla- mesine arac1 nedenlere Jiaret ederek a~rkla
~Ihr ve bilinir hAle getirme; bir ~eyin, ma ad1 verilir. Soz konusu a~1klama tii-
yahtlarum~, baglanhstz ve havada kal~ riinde, omegin, sese ili~kin algt, ses
m1~ gibi goriirunemesi i~in, ba~ka bir kaynag1 ile sesi i~iten kulak arasmdaki
~ey ya da ~eylerle olan ili~kisini goster~ hava dalgalan aracthg1yla a9klamr. 2
me i~lemi; bir soruyu, bilinmeyen bir Bir nesne ya da daha ~k bir nesne rurii-
~eyi, bir olgunun, bir dunnnun nedenini niin, zincirdeki bir hall<a olarak, bir
aynnhh bir bi~imde ortaya koyma. evrim dizisi i~indeki yerine i~aret edil-
Buna gore, ~eyler, nitelikler, olaylar ve mesi suretiyle, onun siirekli bir geli~me
siire~ler Simflanna, nedenlerine ya da diizeni i9ndeki yerinin belirlerunesiyle
yasa ve diizenliliklere gonderimle a~tk a~Iklarunast ise, evrim dizi5ine i~aret ede~
larup anla~tlu hale getirilir; ayru ~ekil~ rek a~1klama diye bilinir.
de, yasalar da, kendilerinden tiiretilmi~ 3 Fenomenleri, bir ~eyin ogelerinin, o
olduklan daha kapsaytci yasala.-a gidi~ ~eyin varolu~u boyunca ger~ekle~tirdi~
lerek a~1klanabilir. gi faaliyetleri, eylemleri ve fonksiyonla-
Biraz daha teknik anJam1 it;inde, a~Jkla n betimlemek suretiyle a~1klama tarz-
ma, bir fenomenin ya da fenomenler na ise, fonksiyonel a~rklama ad1 verilir. 4
obeginin, birtaklm nedensel ili~kilerden Biitiincii a9klama olarak da bilinen ve
dolay1, bir yasaya uydugunu gosterme fenomenleri, par~alarmm yonlendirici,
yontemine ya da klsaca, bir fenomeni, diizenleyici ilkesi. olan bir biitiin, form
onun nedenini ortaya ~Lkarma amaayla, ya da birligin ama~lan, ozellikleri, faali-
yontemli olarak analiz etmeye kar~Il1k yet ve fonksiyonlan aracthg1yla a~tkla
gelir. Bu baglamda a~Iklama, neden ya ma tarzma, bir biitiiniin par~alaruun fa-
da ni&;in sorusuna yamt verme, olgula- aliyetini, soz konusu biitiiniin faaliyet~
I'Ul ni~in olduklan gibi olduklanru orta- leriyle af):lklamaya llolistik afrklama den-
ya koyma, anlam1 yeterince a~lk olma- mektedir. 5 Ote yandan, bir kompleks
yan bir kavram ya da terimi a~1k ve i~indeki par~alarm diger par~alar iize-
anla~thr bir terimle aydmlatma, onun rinde mekanik bir bi~imde ger~ekle~tir
anlamuu a~ikar hale getinne anlamma digi eylemleri betimlemekten olu~an
gelir. Nitekim, tanalitik felsefe gelene~ ve ama~ ya da ama~hhk gozetmeyen
gi'nin onemli dii~iiniirleri{tden biri olan a~1klama tiiriine mekanistik a~1klama ad1
tCarnap'a gore 'a~1klama, anlam1 kesin verilmektedir.
10 a~akhk

6 Ac;lklamada organizmay1 temele alan, anlam belirsizligine yer vermeyen, tar


bir biitiiniin ozelliklerinin bireysel par h~damayacak kadar kesin, net ve belir-
c;alarmm ozelliklerinden ayn oldugunu li olan bir ~eyin ozelligi. Bulamk ve ka
savunan, bir ~eye ili~ldn ac;1klamada ranhk olamn kar~1h.
parc;alarm birbirleri iizerindeki ka~1hk Ac;tkhk terimini felse.fe literatiiriine
h etkile~imini hesaba katmanm zorunlu sokan tDescartes olmu~tur. Descartes'a
oldugunu dile getiren ac;1klama tarzma gore, agnyan bir di~ime ili~kin algx
ise, organizmacr a~rklama ad1 verilir. 1 Bir ac;lkhr, c;i.inki.i di~imin agnd1gm1 .farket-
nesnenin bazen, gerc;ekte bir iiyesi oldu- meden yapamam. Aym ~ekilde, 2+2=4
gu s1m.fm gosterilrnesi ya da belirlenme dogrusu ac;1k bir dogrudur, c;iinkii bunu
si suretiyle ac;1klanmasma da, smif goste- kabul etmemem soz konusu olamaz,
rerek aflklama ad1 verilir. Bu ac;1kJama inkar edersem eger, bir dii~iince yasas1
ti.iriine gore, ornegin, belli bir bitkinin ru ihlal e~ olurum. Nitekim, o 'ac;1k
ne olduguyla ilgili olarak birtak1m ku~ bir bilgiden, dildcatli bir zihne kendini
kular soz konusu oldugu takdirde, o ait sunan ve belli eden alg1 ve bilgiyi anh-
oldu~ bitki tiirii belirlendigi zaman, yorum' demi~tir.
tam olarak a-;akJanabilir. a~1k toplum [1ng. apen society; Fr. societe
8 Bir amaca gore a~rk.lamn olarak da bili- ouverte) c;agda~ 1ngiliz bilim ve siyaset
nen ve belirli biyolojik .fenomenler ve felse.fecisi Karl +Popper'la iinlii FransJZ
ozellikle de insan ve insarun .faaliyetleri ya~am .filozofu ve metafizikc;isi Henri
st:iz konusu oldugunda giindeme gelen Bergson'un ozgiir, demokratik, a-;ak
ac;xklama tiiriine teleolojik a~rk.IJJma ad1 ve- sozlii ve sivil topluma verdigi ad.
rilir. Teleolojik ac;lklama tiiriinde, amac; Popper'a gore, ac;lk toplum, tiim iiyele-
aracrhg1yla ac;lklama, bir ~eyi, kendisine rinin yonetime etkin bir bic;imde kabla-
dogru yonehni~ oldugu hedefle, gerc;ek- bildikleri, iktidan elinde tu tanlan ve
l~tinnek durumunda oldugu amaayla hiikiimet politikalanm etkili bir bi;im
ac;1klama, anla~Ihr k.tlma soz konusudur. de ele~tirebildikleri toplumdur. Politi-
Amaca yonehni~, planlanm1~ ya da ta- kalar her ne kadar birkac; ki~i tarafm
sarlannu~ bir amacr hede.f alan .faaliyet dan olu~turulsa da, hemen herkesin bu
ya da etkinlik aracrhg1yla ac;lklama ola- politikalan ele~tirip, yargdayabilecek
rak teleolojik ac;1klama, gec;mi~ ve ~imdi durumda oldugunu savunan Popper,
yi, kendisi ic;in c;aba gosterilen, ya da ac;lk toplum gorii~ii uyarmca, ele~tiri
halihazudaki faaliyetin kendisi sayesin ye yer vermeyen her ti.ir totaliter ve bas
de var oldugu, gelecekteki bir ~ey, bir klcl ogretiye, bireylerin yetenekJerine
amac;, bir sonuc; ya da hedef aracthgtyla gore geli~ebilmelerine ve yiikselebilme-
ac;1klamaya c;ah~u. lerine izin vermeyen, tek sesli toplum
Bu tiir bir ac;1klama, ~imdiyi, gelecekte- sal-siyasf diizenlerin kapah hiyera~ilerine,
ki bir olay1, ondan once olan neden ya egitimde beyin ylkama ve k~ullamaya,
da ko~ullarla ac;1kJayan mekanist veya insan toplwnWlWl gel~ birtakun
bilimsel ac;1klamaya ka~1t olan bir ac;lk model ve yasalara gore onceden belirle-
lama tarz1d1r. Teleolojik ac;1klama, buna meye c;ah~an tarihsel gorii~lere ~iddet
gore, bir biitiinii, birbirlerin~ soz konu- le kar~1 c;akm1~t1r.
su biitiiniin amac;lanm gerc;ekJe~tirecek, Popper'da, normal degi~me siirec;leri-
ihtiyac;lanm kar~dayacak ~ekilde bag ne yabanc1 olan kapah toplumun kar~I
lanm1~, uydurulmu~ parc;alarm yap1s1 smda yer alan ve etkinlige, yarat1c1hga
ve .faaliyetleri aracJ.l1gtyla a~amaktan dayanan geli~me dogrultusu onceden
meydana gelir. kestirilemeyen liberal ve demokratik bir
a~1khk [Os. sarahat; fng. clarity; Fr. clarte). toplum modeli olarak tarumlanan a9k
Kendisini bize zorla kabul ettiren, ken- toplum, tarihi iki toplum tipi ya da tiirii
disinin bilincine varmamiZl saglayan; arasmdaki bir miicadele olarak goren
. adalet 11

Bergsan'da da, ozgiir, yarat!C!, refarmcu Adalet en yiice, nesnel ve mutlak bir de-
ve yenilik~ilere yar ve yiiksek bir de~er ~erin anlatum alarak, insamn davram~t
veren dinamik taplum diye tarif edilir. m ahlakf ao;:tdan inceleyen ve ele~tiren
Kapah taplum ise, Bergsan'da dar go- bir dii~iince, hakka ve da~rulu~a saygt-
ri.i~lii, yerl~ik brf ve Adetlerinlerin yt temele alan ahl3k ilkesi, da~ruluk, dii-
hakim aldu~u, bzgiir almayan, statik ve riistliik, tarafslZhk, uygun ve da~ru mu-
muhafazakar bir taplumdur. Ona gore, amele bi~iminde ka~muza ~t.kar. Bu
ao;:U< taplum un iiyelerinin ahlakf bir ev- ~er~eve i~inde, adalet bir kimsenin hakla-
renselcili~e yiirekten yaztldtklan yerde, nyla ba~kalannm (taplumun, halkm,
kapall taplumun iiyeleri kabile kiiltiiri.i hiikiimetin ya da bireylerin) haklan ara-
ve ili~kilerini, mutlak bir vatanseverli~i smda bir uyumun bulunmast h3li, hak
benimserler. ve huku.ka uygun alma durumu, devle-
apk ve se~ik dii~iinceler. [lng. clear and tin farklt, hatta kar~1t ~t.karlan alan in-
distinct ideas; Fr. idhs c/aires et distinctes]. sanlar arasmda hakka uygun bir denge
tMadern felsefe'nin kurucusu iinlii fila- alu~turmast durumu alarak anla~tltr.
zaf Ren~ tDescartes tarafmdan dile geti- Adalet kavramt, buradan da anla~tla
rilen ve ger~ek bilginin temelinde yer ca~t iizere, hem 1 bireysel ve hem de 2
alan da~ru dii~iince ya da ideler. taplumsal bir diizlemde ele ahnabilir.
Buna g6re, Descartes bir ide ya da dii- Buna gore, birinci anlamda adalet, birey-
~iincenin bir biitiin alarak ve hi~bir tutar- lerin bir bzelli~i alarak adil alma veya
stzhk ahnadan kavranmast durumunda adil davranmayt ifade eder. Bu ba~lam
a~tk, buna kar~m ba~ka bir ide ya da dii- da adalet, insanlarm vicdanlarmda yer
~iinceyle karl.(lhnlmamast durumunda etmi~ bulunan, andan kaynaklanan nes-
da, se~ik aldu~unu sayler. Descartes, yal- nel bir de~er almak durumundadtr. lster
ruzca a~t.k ve se~ik bir bi~imde kavranan taplumsal, ister ekanami.k alsun, nesnel
dii~iincelerin da~ru aldu~unu ve se~i.k bir durumun de~ de, bireysel bir eyle-
almayan bir dii~iincenin, idenin a~t.k ala- min bzelli~i alarak artaya o;:tkan adalet,
bilece~ini one siirer. usuli adalet veya kural ada/eli alarak bili-
Bununla birlikte, Descartes'a gllre, bir nir.
dii~iinceyi, anu se~ik ho!le getirecek ~e Burada adalet, bir taplumun veya du-
kilde, yeterince tam, dakik ve kesin bir rumun bzelli~ alarak gbriilmedi~i i~in,
bi~imde tannnladt~umz zaman, a ayru yalruzca bireylerin eylemleri adil eylem-
zamanda a~tk alacakhr, zira anu tamm- ler alarak goriilebilir. Buna gore, bir
larken dile getirdi~imiz aymmlan, bu eylem, ba~kalanrun haklanm etkiledi~i
aymmlar yeterince gii~lii bir bi~imde durumlarda, ancak ve ancak bu haklara
algtlanmasaydt e~er, artaya kayamaya- saygt gostennek suretiyle ger~ekl~tiril
cakhk. Bundan dalayt, se~iklik a~tlclt~t di~i takdirde, adildir. Ba~ bir deyi~le,
i~erir. Llrne~in, bir daire dii~iincesi se- eylemler miilkiyet haklanru karuyan ve
~iktir, ~iinkii daireyi tiim di~er ~ekiller sbzl~melerin yaptlmasmda sahteko!rhk
den aytracak ~ekilde tammlayabiliriz. ve gii~ kullarummt yasaklayan gene! ku-
Ote yandan, daireyi, ana ili~kin alarak rallarla uyumlu iseler, adildirler.
a~tk bir dii~iinceye sahip aldu~umuz Nitekim, gorii~leri bu yakla~nn i~ine
i~in tammlayabiliyaruz. dahil edilebilecek alan ~a~da~ dii~iiniir
adalet [Os. addlet; Jng. justice; Fr. justice; lerden F. A. Hayek'e gore, bireysel ey-
Al. gerechtigkeit]. Bir taplumda, de~erle lemlere uygulanabilecek bir terim alan
rin, ilkelerin, ideallerin, erdemlerin ci- adalet, samut sonu~larla de~il de, ey-
simle~mi~. samutla~m1~, hayata ge~i lemlere rehbcrlik eden kurallarla ili~kili
rilmi~ almast durumu. Houkesin hak dir. Bir eylemin adil alup almadt~l, a
etti~i bdiil ya da cezayla kar~tla~mast eylemin etkiledi~i taraflara sa~ladt~l
durumu. somut sanu~lara de~l de, eylemin belir-
12 adalct ilkesi

li kurallara U)'arak yapthp yapthnadt~l eli nde olmayan kottH ilklerden dolay1,
na bak1nak suretiyle be1irlenir. Hayek'in cezalandudd1gln1 dil~i.inmek, Tann'n1n
soz konusu davrant~ kurallanna verdi- mutJak adaJetini yadstmak olur.
gi ad, ndil davranl~ kurallandtr. Bu kura1- ademi merkezile~tirme [ing. decentralizati-
lar soyut ve gene) olup, belirli ki~ilere on; Fr. decentralisation]. Poshnodem bir
kar~t ba~tan olumlu veya olutnsuz bir strateji olarak, merkezde etkin hi~bir gti~
tavu- taktnmaz. Adil davrant~ kurallan- ya da varhk unsuru, baskin hi~bir haki-
ntn belli ba~ldan ise, ozel tniilkiyete ka ~ buakmaina tavn; ozneyi, akh, bililni,
saygt, tni.ilkiyetin nza ile el degi~tirme 1noderni karakterize eden bilutnum un-
si, sozle~meJere uyuhnast, hile ve zora su rlan tahtlanndan indin11e, merkezi ko-
ba~vurulmamast gibi oltunsuz kurallar- nutnlanndan uzakla~tuma, dikka tleri
chr. i~te bu kuraHara riayet eden eylem- gec;tni~te tne(kezde olanlann bastudtgt,
ler, Hayeke gore, klln i~in ve nasll bir marjinaJie~tirdigi ya da ortadan kaldu-
sonu~ dogurursa dogursun, adil olmak digt unsurlara yoneltme egilimi.
d u ru tnundadtr. ad hoc. Keyfi bir bi~imde ve hi~ir temeli
Buna kar~tn ikinci an]amda adalet, top- olmadan, olguya ili~kin bir a~ddatna
lutnsal bir di.izlemde, ve bireylerin ey- diye gi.indeme getirilen ve ge~ici olarak
len'lJerinin degil de, toplumsal bir dunl- dogru kabul edilen tarh~mah bir kabul
mun ozelligi olarak ortaya ~kar. Bu ya da aJoJyiiriitme i~in kul1antlan ve
~r~eve i~inde ada)et, kendisini iki ~ekil 'bu ama~ i~in' anlamtna gelen Latince
de gosterir. Bunlardan birincisi olan ve deyim; varolan teorik bir ~er~eveye uy-
kurallann uygu)aJunastndaki tarafsiZhk mayan bir dizi veriyi ya da veriler obegi-
ve yeknesakhgt ifade eden adalete, for- ni a~1klamak atnactyla geli~tirihni~ olan
ntel adalet ad1 verilir. Buna kar~tn, bir varsaynnt, yeni verilerle sarsllan bir ku-
toplumun, bel1i bir adalet ol~ti.ine ramt eski dogru haline geri goti.irmek
uygun oldugu, yani toplumdaki kaynak- amactyla gi.indeme getirilen hipotezi ni-
lar ve mallann dagtlunt onceden saptan- telemek i~in kullarulan terim.
mt~. bir ahlaki ol~i.it ya da ilkeye uygun Buna gore, ad hoc hipotez, bir kuram
dti~ti.igu takdirde adil oldugunu soyle- kar~t kan1t ya da aleyhte delillerle sar-
yen adalet ani a yt~tna sosyal ada let veya Sinhya ugradtgt veya yanh~lanma du-
dagztu:z adalet adt verilir. Soz konusu rumuna geldigi zaman, teoriyi kurtar-
adaletin lemel ilkeleri ise, suastyla a) ma~ onu eski dogru ve ge~erli haline
herkese ihtiyactna gore, b) herkese de~ iade etmek i.izere getirilen ek hipoteze
gerine gore, c) herkese hak ettigine gore, denir. Ek hipotezin bizatihi kendi ba~l
ve d) herkese yapttg1 anla~maya gore il- na hi~bir onem ve deAeri yoktur, ondan
keleridir. salt bu ozel ama~ i~in yararlantlm~tJr.
adalet ilkesi. tlslam felsefesinde, ozellikle adiafora. AhJakla ilgisiz o]ma hali. Yunan
de bir ~u itikat mezhebi olan Mutezile'de felsefesinde, ozellikle de 15toahlarda,
savunulan ~ tetnel ilkeden biri. bilgi, saghk, ya~am, haz, para, toplumsal
tYazgtcrltga, iyinin de koti.ini.in de konum ve kariyer gibi, kendilerinde iyi
Tanndan geldigi gori.i~i.ine kaflt ~lka ya da koti.i, dogru ya da yanh~, erdemli
rak, insantn irade ozgi.irli.igi.ine sahip ol- ya da bozuk olmadtktan ba~ka, iyi ya da
dugunu one si.iren tMutezile'ye gore, koti.i, dogru ya da yanJt~ bir ~eye yol a~
insan iyi i~leri de, koti.i i~leri de, kendi mayan, yani ahlakla dogrudan bir ilgisi
ozgi.ir iradesiyle se~erek yapar; ba~ka bulurunayan ~eylere i~aret elmek i.izere
bir deyi~le, i yilik de, koti.ili.ik de insanm kullarulan terim.
eseri olup, insan varhgt yapttklann.dan Adiaphora, soz konusu anlam1na bagh
sorumludur. Aksi takdirde, Tann alntna olarak, tPyrhhon tarafmdan, insan varh-
yazdtgt, Tann oyle istedigi i~in, insanm gt i~in en yi.iksek iyi olarak tanunlanan
koti.i i~ler yapttg1ru ve yaphg1, fakat ve varolan ~eylerin degerleriyle ilgili
Adorno. Theodor I3

alarak hi~bic aymm yapmamayla belir- nemindeki cinsel ~ah~malann ruhsal bo-
lenen zihin haline i~aret etmek amac1yla zukluklara yol a~t11';1 konusunda Freud'a
kullamhm~tu. kat!lmayan Adler'in psikolojisinde, insa-
a dicto secundum quid ad dictum simpli- nm en temel gtidiisiinii meydana getiren
citer. Ozel durumlardan, ozelligi alan yetkinle~me ~abasm1 bir iistiinliik ~abast
hAiler i~in ge~erli alan ozelleme ya da ve dolay!styla da eksiklik duygusunun
kurallardan gene! ilkelere su;rama yanh- giderihnesi olarak tannnlamr. Insamn
~t. Bu tiir bir yanh~ ornegin, 'Me~rO gelecege ili~kin beklentileri tarafmdan
miidafaa amaCiyla adam oldiirmek yan- giidiilendigini ve dolay!s!yla insan
h~ degildir' onciiliinden ya da S!rurlan- davram~mm ~ocuklukta ya~anan de-
lnl~ durumundan, 'Adam oldiirmek yan- neyimler tarafmdan belirlenmedigini
h~ degildir' gene! sonucuna su;ramak one siiren Adler, insan varhgmm yalmz-
yanh~md~ oldugu gibi, ko~ullu, belirli ca ~evre ve kahtnnm bir iiriinii old ugu
durumlarla snurlamn1~ ilkelerden ya da dii~tincesine kar~1 ~1kml~hr.
ozel durumlardan snurlanmaml~ genel- 0 i~te bu ~cr~eve i~inde, insamn miras
lemelere, gene( ilkelere ge~mekten mey- ald!!\t yetilerin sentezini yapar ve ~ev
dana gelir. reden gelen izlenimleri yorumlarken,
a dicta simpliciter ad dictum secundum biricik alan bireysel bir k.i~ilik ve
quid. Gene! ilkelerin istisnai dmumlar ya~am bi~imi yaratan yarat!Cl bir benin
i~in de ge~erli oldugunu dii~iinme yanh- varhgmdan soz etmi~tir. Ona gore,
~1. Ornegin 'Hi~ kimse yalan soylememe- onemli etkenleri dogtun, bedensel eksik-
Iidir' gene! ilkesinden, 'Bir cani, i~leyece lik ve ilgisizlik ya da ~unarhlma alan
gi ba~ka bir dnayet i~in bilgi almak ya~am bi~imi, erken ~ocukluk donemin-
iizere, iistiine gelirse eger, yalan s6yleme- de olu~ur. Manhk, toplurnsal ilgi ve
melisin!' omeginde sergilendigi iiz~ kendini a~ma ~abasmm ruh saghgma
gene! bir kural ya da ilkeyi, uygulanama- i~aret ettigini one siiren Adler, a~ag!lik
yacagl ozel bir duruma uygulamaktan duygusunun, ki~inin kendi gOvenligiy-
olu~an forme! ohnayan yanh~. le ilgili berunerkezcil kaygusu ve ba~ka
adlandmc1 tamm. Yeni bulunan ya da es- lan Ozerinde egemenlik kurrna egilimi-
kiden beri bilindi!\i halde, adlandmlma- nin ruhsal bozukluk belirtisi oldugunu
ml~ alan bir nesneye bir ad tai<Jid!klan one sOrmO~tOr.
sonra, bu adm neye yarad1!\1ru belirten, Adorno, Theodor. 1903-1%9 yillan ara-
yen.i icat edilen nesneye bir anlam ka- smda ya~amt~ Alman dO~OnOrii. Temel
zand!ran tarum tiirii. eserleri arasmda Negative DiaW:tik (Oiwn-
Adler, Alfred. 1870-1937 y!llan arasmda suz Diyalektik], Kulturinduslrie (KOitOr
ya~am1~ alan iinlii Avusturyah psikolog. EndOstrisi), The Aulhorilairmr Pusonalily
Bireysel psikoloji okulunun kurucusu (Otoriter K.i~ilik), Aesletischc Theorie (Es-
ve eksiklik duygusu ya da ta~ag1hk tetik Kuranu) ve Horkheimer'le birlikte
kompleksi deyimini ilk kez olarak orta- yazdt!\t Dialeklik der Aufklarung (Aydm-
ya koyan ki~i alan Adler, insan ki~iligi lanmarun Diyalekti!\i] adlr kitaplar bulu-
ni eksiklik ya da yetersizligi giderip iis- nan Adorno, tFrankiurt Okulu'nun se<;k.in
tiinliik ya da yetkinl.ige ula~ma ~abas1yla bir dO~OnOrOdiir.
anlama ugra~1 i~inde ohnu~tur. Freud~u ve Marksist kurama dayanan
Ya~am1 boyunca toplumsal sorunlar toplumsal-ele~tirel bir analiz iizerinde
kar~1smda biiyiik bir duyarhhk goste- yogunla~an, her tOr otoriter yonteme
ren Adler, biyolojik ve tinsel etmenleri ka~t ~tkarak, bireyi on plana ~ikartan
temele alan tFreud'dan ~iler arasmda- Adorno tarihe, akhn degil de, tutkulu
k.i hiyerar~ik, toplumsal ili~k.ileri on insan dogasmm, yani aktldt~iltgm ege-
plana ~1kannak bai<Jmmdan farkhhk men oldugunu one sOrmO~tOr. Bir iler-
gosterir. Ba~ka bir deyi~le, ~ocukluk do- leme iyimserligine, kendini tarihin ak1~1
14 ad tan1m1

i~inde a~1ga vuran ve hep ileriye dogru minden kurtanlmas1 gerektigini stiy ler,
gidcn bir projenin, bir evren planuun ~iinkii guni.lmiiz toplumunun biitiinii,
bulundugu iddias1na ~iddetle kar~1 tumelle tikelin bir uzla~tanlmas1 alma-
~akan Adorno, ya~nan onca felaketin yip, yalruzca kendini koruma i~giidii
bu tiir iddia ve iyimserliklerin temelsi7.- suyle belirlenen oznel akhn tumelliginin
ligini gosterdigini soylemi~tir. tikellik iizerindeki egemenligidir.
AkJ1n, yani t Ayd1nlanma felsefesinin Bu ise, yaln1z Alman idealist felsefesi
uzerine buyiik iimitler in~a ettigi yeti- i9n degil, fakat, tiim degerlerin (tikellik)
nin, ~agda~ toplumda kendisini kendi evrensel bir ah~veri~, degi~toku~ hiz-
eliyle yiktJgaru; akhn geli~mesine, ras- metine (tiimellik) tabi tutuldugu, her~e
yonelligin yerle~mesine, ozellikle de bi- yi (tikellik) ba~ka bir ~eyin soyut e~de
reyin ahlaki ilerleyi~iyle maddi zenginli- gerine indirgeyen aniibadale ilkeleriy le
gin art1~1na biiyuk bir gii~le inanan Bat1 (tilmellik) belirlenen kapitalizm i9n de
toplumlaruun, yakla~1k yuz elli yd i~in geQ?rlidir. i~te, olumsuz diyalektik, nite-
de akh, toplumsal, ekonomik ve siyasal liksel bak1mdan farkh alan ve ozde~ ol-
ger~ekligi kendi ~akarlan dogrultusun- mayan varhklan, zorla niceliksel bir oz-
da orgutJeyen bir Slnlfln oznel ol~iitil de~lige siiriikleyen eski diyalektigin
haline getirdigini sayleyen Adorno, bu tersine, birle~tirmeyen ya da ozde~le~A
durumun a~Iklamas1n1n insarun dogaya tirip, biitiinsell~tirmeyen bir diyalek-
egemen alma siireci ile insarun insana tik, analitik bir i~lemdir.
ege1nen olu~unun ayn1 ~ey olarak go- Esas katk1s1 muzikoloji alantnda alan
ri.Hmesi, ve bu iki farkh anlay1~1n tek~ Adorno'nun estetigi, aristokrat~a bir
nokra tik bir bilincin dogu~una neden mahiyet ta~u. Adorno tkiiltiir endiistria
ohnas1 oldugunu iddia etmi~tir. sine, kiiltiiriin kapitalist duzen i~inde
Akhn, ba~lang1~taki hedeflerinden salt bir tiiketim nesnesine indirgenmesi-
uzakla~tlglnl, humanist ideallerin ya- ne ~iddetle kar~t ~1karken, sanabn ku-
~ama ge~irilmesini engelledigini, ya- rulu diizenle ili~kisini tilinuyle keserek,
banclla~Jna'nin temel arac1 haline gela ele~tiri ve kar~1 ~1kma gorevini yerine
digini belirten Adorno'ya gore, ~eyler getirmesi gerektigini one surer.
uzerindeki egemenlik insanlar iizerina ad tantml [ing. nominal definition; Fr. d~fini
deki egemenlige donu~mu~ ve toplum, tion nominate]. Bir ~eyin tarurrun1 veren
egemenlik, gii~ ve bask1yla bir ~ekilde bir nesne ya da e~ya tarunundan farkh
ozde~le~tirilmi~tir. Fakat toplum, ege- olarak, bir ad, bir s6zciik ya da bir sembo-
menlikle birlikte du~ilnulunce, bu kez ltin anlamuu a~Lklayan tarum tiirii.
entellektuel ve kulturel ya~am standart Ad tarunu dilsel bir uzla~urun iiriinii ol-
hale gelir ve tutucu bir kimlik kazan1r. dugu i~in, ayru zamanda dilsel ya da sozel
Toplumdaki gii~ yogunla~mas1, ona tanm1 diye adland1nlu. Ba~ka bir deyi~A
gore, geli~imi smulam1~, teknolojinin le, ad tarununda, insanlar taraf1ndan
ara~lanru, iiretkenligi ve zenginligi art- daha onceden belirlenmi~ bir ~eyi, yeni
tumak amac1yla ellerinde bulunduran- bir ifadey le anlabnak, tarwnlamak stiz
lar, ayn1 ara~lan halk1 bask! alhna 1
konusu olur. Buna gore, kare', 'dort ke-
almak ir;in kullanm1~lardu. narh ~ekil' diye, anlanu iizerinde daha
Bu geli~menin e~i tlik, ozgiirliik ve once uzla~maya vamu~ alan bir kavram
ada let kavramlany Ia ~eli~tigini, ger~k e~'), yeni bir ifade (' dort kenarh
ilerl~menin ortadan kaybolup, bir tiir ge- ~ekil') ile tanamlarur. Ote yandan, ad ta-
rileme ve barbarhgm giindeme geldigini nurunda bir ~ey yine kendisi ile tarum-
savunan Adomo'ya gore, biililn bu landlga i~n, burada bir ttotolojiye ba~vu
olumsuz siire;ler, ancak olumsuz diyalek- rulur. Buna gore, ad tammlan daha ~ok
tilde anla~Ilabilir. 0, diyalektigin Hegel'in totolojik ve kaplamsal alan tanunlardu.
sistenunin biiti1nleyid tam ya da yoneli- Ad tarum1 bir uzla~una i~aret eder; keyfi
Aenesidemos'un tJ:opeleri 15

ve uzla~unsal oldugu i~, ne karutJana 3 Duyu organlann1n forklr kurulu~u. insan


bilir ne de ~urittiilebilir. Ad tarwnlannda varhklan duyu organlanrun farkh kuru-
bir uzla~1msalhk ve hatta bir keyfilik ve 1u~undan dolay1, ayru nesneden duyu
ozgiirluk bulunsa da, bu titr tarumlar, organlan aracdtgtyla, ttimiiyle farkla iz-
her~eyden once du~iiruneyi kolayla~h lenimler ahrlar. Omegin, tad alma duyu-
ran bir i~leve sahip olduklanndan., felse- su, bir nesnenin tath, gonne duyusu ise
fe, matematik ve bilimde biiyi.tk onem kJrtnlZl, doktmma duyusu ise diiz oldu-
ta~u. gunu s6yler. Hatta baz1 ~eyler, bir duyu-
advaytizm. tBudizme kar~1 alan Sankara ya ho~ gori.ini.irken, bir ba~kas1na kotii
taraf1ndan savunuhnu~ birci ogreti. goritnurler. Biitiin bu uyu~1naz duyum-
Dt~ ger~ekJigin, dunya ve bireyin yal- lar kar~1smda, Aeneside1nos'a gore, biz
nzca goreli ya da fenomenal varhk ola- nesneleri niteliklerden olu~an koJnpleks-
rak varold ugunu, bir gorunii~ten ba~ka ler olarak di.t~i.tni.truz . Bununla birlikte,
hi~bir ~ey olmadagan1, ger~ekten varo bir nesnenin tam olarak bu ni teliklere 1ni,
Jan tek ~eyin k.i~isel olmayan bir mut- daha fazlasma ya da daha azma 1n1
lak ya da mutlak varhk oldugunu one sahip oldugunu bihne o)anagnnlZ yok-
suren; ben ve dunya ikiliginin yanllma h.lr.
ve bilgisizlikten kaynakland1g1nl dile 4 Oznt!1Ji etkileyen ko~ullar. Bu gerek-;e
getiren gorii~. ya da neden ise, algtsal deneyin k.arakte-
Aenesidemos'un tropeleri [ing. tropes of Ae- rini belirlemede biiyiik bir rol oynayan
nesidemos; Fr. tropes d'Anesidmze]. Pyrrhon oznel ko~ullan ifade eder. AnormaJ du-
tarahndan kurulmu~ alan Yunan ku~ rumda alan birinin, bir hasta ya da deli-
kuculugunu M . 0. birinci yiizy1lda yeni- run duyumlan ya da algdan, normal bir
den canlandumt~ ve soz konusu ku~ku kimsenin alg1 ya da deneylerinden fark-
culugun teorik ~er~evesiyle temellerini hhk gosterir. Bununla birlikte, normal
durumda olanlann deneyJeri de, ~itli
ortaya koymu~ alan Yunanh dii~iiniir
Aenesidemos'un, bilginin olanakslZ ol- neden ya da gerek-;elerden dolay1, farkh
olabilir. Omegin, a~hk, susuzluk, ya~h
dugunu ortaya koyan, maddf diinyaya
hk, hareket ya da hareketsizlik, korku,
ili~kin bilgimiz soz konusu oldugunda,
giiven, a~k ya da nefret ki~inin alg1sal
yarg1y1 asluya alma tavnn1 ve dola}'lsy-
deneyine yogun bir bi-;imde etki eder.
la ku~kuculugu hakh kllan on neden,
5 Nesneni n konunru, uz.aklzgz ve ym. Al-
gerek~e ya da diyalektik karutlamas1 ic;in
gsal deneyin i~erigi, nesneyi ~evreleyen
kullandan gene) terim.
ko~ullar taraf1ndan da etkilenir. Ayn1
Bu gerek~e ya da nedenler ~u ~ekilde gemi uzaktan kii-;uk ve hareketsiz, ya
s1ralanabilir: 1 Haytanlar aras1ndaki farklz- k1ndan biiyuk ve hareketli goruniir.
lzklar. Buna gore, hayvanlar, kendi arala- Fakat, algllanan nesnenin ger-;ek doga-
nndaki farkldd<!ardan dolay1, ayru .nes- snu goz online sermek a~1s1ndan, bir iz-
nelerden farkll izlertilnler ahrlar. 21nsan lenim ya da deneyin digeri kar~asmda
varlzklan arasrndaki farklzlzklar. lnsanlann hi~bir iistiinlii~, bizim de digeri yerine
izlenim ve deneylerL diger hayvanlarJn ~u ya da bu izlenimi se-;mek i-;in hakh
alg1lanndan ~ok daha guvenilir o1sa bile, bir nedenimiz yoktur. 6 Algrdan at;nhnaz
bu kez hangi insarun izlenimlerinin daha olan kan~mlar. Nesneler duyulart, kendi
giivenilir o)dugunu belirlemede a~dmaz ba~lanna degil de, her zaman ba~ka bir
gii-;liiklerle kar~da~1nz. tnsanlartn d1~ ~yle birlikte etkiler. Bundan dolay1,
diinyadaki varhklara ili~kin.. algdan insan varhg1run algtlad1gl iirun, nesne-
i-;inde bulunduklan bedensel ko~ullara nin saf h~liyle ozde~ olmayan bir kan-
bagh oldugundan, insanJar aras1nda soz ~amdu. 1 Nesntnin niceli:i ve konrpozisyo
konusu alan fizikj ve psi~ik farkldlk.lar, nu. Seylerin niceligi ve kompozisyonu
farkh algdann ortaya ~tk1~1na neden da algJSal deneyin niteligini dogrudan
olurlar. bi.r biQmde etkiler.
16 a fortiori

8 ili~ki/er. Algmm tiim nesneleri, algila- lar bulundugunu, fakat bu buyruklar


}'an ozneyle ve i-;inde bulunduklan ko- arasmdan birinin temel olup, tiim di-
~ullarla olan ili~kileri tarahndan etki- gerlerinin bu buyruktan ;Ikhgmt savu-
lendigi i-;in, nesnenin ger-;ek dogasuu, nan anlay1~a; tek bir ahH~ki buyrugun
bu ili~kilerin d1~ma ;1karak kavramak varoldugunu, tiim diger buyruk ya da
olanag1 }'Oktur. 9 Stk ve seyrek olarak ger- degerlerin kendisinden tiiretilmek duru-
~ekle~cm olu~umlar. Algdanan nesnenin munda oldugu bu temel buyrugun 'Sev!'
alg1layan ki~inin tam~1k oldugu, s1k s1k buyrugu oldugunu one siiren a~k ya da
kar~1la~tlan bir nesne ya da pek bilin- sevgi ahlakma agapiznr ad1 veri1ir.
meyen ve az rastlanan bir nesne ohnas1 Agathon. tPlaton'un felsefesinde, ahlaki iyi-
da alg1y1 dogrudan etkiler. 10 Yasalarm, lige ve bu -;er-;eve i~de en yiiksek iyiye,
gelenek/erin vc a/J~kanlrklarm etkisi. Algi- en yiiksek tideaya, ti.irn Idealann varhk
ya, ozelliklc de deger yargilarma, ki~inin nedeni olan iyi ldeaSll\a ve1ilen ad.
Liyesi oldugu toplumun yasalan, gelenek Agrippa. M. 5. 3. yiizyllda ya~am1~ olan
vc gorenekleri de yogun bir bi-;imde etki Romah septik filozof.
eder. Agrippa hakkmda tku~kuculugu ge-
Tiim bu gerek-;eler, Aenesidemos'a gore, rek-;elendiren ya da temellendiren argii-
insan varhgmm kendisinden baguns1z manlan ozetlemesi, t Aenesidemos tara-
bir ger-;ekJigin ne ve nas1l oldugunu hi-;- fmdan ortaya konan on tropeyi be~e
bir zaman bilemeyecegin.i, varhgm kav- indirgemesi d1~mda pek az ~ey bilin-
ralUlamaz oldugunu karutlar. Bundan mektedir. Aym konu hakklndaki veya
dolay1, varhk hakkmda dogrulugu test aym nesneye dair gorii~ farklthklann-
cdilemeyen gorii~ler ileri siirmememiz, dan; her onciiliin tek tek karutlanmasJ
hi-;bir ~ey hakkmda, onun ~oyle ya da gerektigi i-;in, karutlamalann sonsuzca
boyle, ~elirli tiirden bir ~ey olduglUlu geriye gidi~e yol a~asmdan; bir nesne-
soylemememiz gerekir. Aenesidemos'a nin, ozneler arasmdaki farkhhklara ve
gore, yapllacak tek ~ey, varhgu1 atom- nesnenin degi~en -;evresel ko~ullanna
lardan ya da ate~ten ya da Idealardan bagh olarak, farkl1 gozlemcilere farklt
olu~tugunu one siiren temelsiz kuram- ~eldllerde gori.inmesinden, v. b. g., dola-
lardan sakmmak, k1s1r tart1~malardan yi, yalmzca akla dayanan zorunlu bilgi-
ka-;uunak ve hi-;bir konuda hiikiim ver- nin degil, fakat, aktiiel ya da miimkiin,
meyerek yarg1y1 asklya almakbr. her tiir olgusal bilginin de olanaksizhg-
a fortiori. Tikel olarun dogrulugunu karut- m dile getirmi~ olan Agrippa, tMon-
lamak i;in, tiimelin dogrulugunu gester- taigne ve +Pascal iizerinde etkili olmu~
mekten olu~an akllyiiriitme. tc;1kanmm, tur.
dogrudan bir -;lkarun olmayp, dolayh aga~ bi-;imli dii~iince [ing. tree-like tho-
oldugu durumlarda, omegin tasunda, a ugllt; Fr. pensee arborescente].Deleuze ve
fortiori targiiman, ozel ya da tikel oner- Quattari'nin, botanikten ba~layarak cn-
meyi kamtlamak amacyla, gene) oner- fonnasyon bilimi ve teolojiyle felsefeye
meyi kamtlamaya kar~1hk gelir. kadar Bah kiiltiiriiniin hemen tiim un-
agape. 1 tPlaton'un felsefesinde, iyilik. Gii- surlanru belirledigini soyledikleri epis-
zellik gibi, ezeli-dJedi ve yctldn idealara temoloji veye dii~iince tarzma verdikle-
duyulan, zaman zaman ahlili, manevi ri ad.
ya da tinsel bir temeli olan a~k it;in kulla- Gilles tDeleuze ve Felix tQuattari'ye
1Ulan Yunanca terim. 2 Orta-;ag Hristiyan gore, Ban dii~iincesini tarumlayan iki
felsefesinde, Tann adma insaru ve insan temel egretilemesi vard1r. Bunlardan
i~n Tafll'I'}'l sevme tavn. ayna egretilemesi, ge~gin bilin-;te
Agape teriminin st)z konusu anlarruna yan saydam bir bi-;imde yansJtddJgt ta-
bagh olarak, ahlak alarunda belirleyici savvunma tekabiil eder. lkinci egretile-
ogeler ve ilkcler olarak birtakun buyruk- me ise, zihnin ger-;eklik hakklnda ayru
ahliikd1~1 17

tarafmdan saglarum~ olan bHgisini sag- 2 Daha ozel olarak da, i~inde ya~ad1g1
lam temellere (yani, koklere) oturtulmu~ toplumun ve ~agm torelerini, ahlak an-
sistematik ve hiyerar~ik ilkelere (e~de lay~m el~tiren, tasvir eden ve bura-
yi~le, bilgi dallarma) gore diizenleyen dan hareketle insan va ahlakh olmarun
aga~ egretilemesidir. Deleuze ve Quatta- ko~ullarma ili~kin dii~iinceler geli~ti
ri'ye gore, aga~ bi~imli Bah kiiltiiriine, ren denemeci, dii~iiniir, ya da romanCI.
merkezi, birle~ik, kendisine ~effaf, Bu anlamda ahlak~1, gene! ahlak dii~iin
kendi kendisiyle ozde~, temsil eden bir cesini ele~tirir, insanlarm maskelerini
ozneye dayandmlm1~ biiyiik sistemler dii~iiriir ve edremle kotiiliigiin ~atl~

in~a etme imkaru vermi~tir. Aga~ ben- masuu ana tema olarak 5e9Jlek sure-
zeri dii~iincenin aga~lanndan serpilen tiyle insarun ahlald a~1dan gii~siizliigii
yapraklan, idea, bz, yasa, Hakikat, Ada- nii ve yetersizligini gozler oniine serme-
let, Hak ve Cagita gibi dallan vard1r. yi ama~lar. Onun sistematik olmaktan
uzak olan eseri, ya inceleme (tSeneca)
Boyle bir dii~iincenin en onemli temsil-
ya yergi (Horatius) ya risale (Boileau),
cileri tPlaton, tDescartes ve tKant'tJr,
ya ozdeyi~le (La Rochefoucauld), ya de-
~nkii onlar evrenselle~tirici ve ozselle~
neme (tMontaigne) ~eklinde geli~ir.
tirici ~emalar i~erisinde zamansalhg1 Ahlak~mm tavn ahlakm ger~ek koken-
yok eden filozoflard1r. lerine ili~kin sistematik bir analiz olma-
Bu dii~iincenin diger bir ad1 da dikey mak ve donemiyle sm1rh kalmak bak-
felsefe olup, alternatifi koksap veya ri- mmdan, Nietzc;he'ye ozgii bir soykiitiigii
zomatik dii~iincedir. anlay~mdan farkW1k gosterir.
ahimsa. Hint dii~iincesinde ge~en, ve tiim ahlakphk [Os. al!lalcfyye; lng. moralism;
canhlann akraba oldugu ve dolaysyla Fr. mara/isme; AI. marnlismus]. 1 Her~yi
biitiin varhklarm carunm degerli ve kut- ahlak a~ISmdan degerlendirme, ahlaki en
sal oldugu dii~iincesini temele alarak, ytiksek deger ve ama~ olarak alma tavn
hayvani g1dadan ve sava~tan vazge~ ya da irlSanm biitiin eylernlerine ahlaki
mekten meydana gelen yaralamama, bir deger yiikleme ve ama~ kazand1rma
zarar vermeme ilkesi. kaygsutl ifade eden tavu, pratik felsefe
ahlak [Os. ah/tik; ing. morality; Fr. mara/ill!; anlay1~1. 2 Daha ozel olarak da, ahlaki,
AI. mara/ischer, sittlichkeit] Gene! anlamda, her tiir tinsel, teolojik ve varolu~sal bag-
mutlak olarak iyi oldugu dii~iiniilen ya lamdan bag.rnslZ ozerk bir disiplin, mut-
da belli bir ya~am anlay1~1ndan kaynak- lak bir yargdayta olarak goren ogreti.
lanan davraru~ kurallan biitiinii; bir Buna gore, ahlakt;~hk, insan varhgma
kimsenin iyi niteliklerini ya da ki~iligi biiyiik bir inan~ besleyerek, onun dege-
ni ifade eden tutum ve davraru~lar bii- rine ve yetkinl~ebilirligine inanarak,
tiinii, huy. lnsanlarm kendisine gore ya- ger~ek iyinin ya da insanm en yiiksek
~ad1klan, kendilerine rehber aldklan amacmm, d1~ etkiler ve ko~ullar her ne
ilkeler biitiinii ya da kurallar toplam1. olursa olsun, ger~ekle~tirilecek ahlald
ahlak~1 [lng. moralist; Fr. maraliste). 1 Gene! eylemlerle kazarulan bir yetkinlikten
olu~tugunu savunan anlay1~ olarak or-
olarak, ahlak alarunda yogunla~an filo-
zof, insan eyleminin ahlili boyutu Oze- taya <;lkar.
rinde duran dii~iiniir; ahlald konulan ve ahlakdt~t [lng. nonrrwral; Fr. nonmoral].
Yerle~ik ahlald degerlere ten; d~me, bu
~agmm, toplumunun ahlald degerlerini
degerlerle bagda~mama durumu veya
tarh~rak, buradan belli bir senteze ula~
ahlak alanmm tiirniiyle d1~mda kalan
maya ~ah~n ki~i. Dii~iince ve eylemle-
~ey i\in kullarulan s1fat.
rinde, ahlak ilkelerine bagh kalmaya Omegin, canslZ varhklar, otomobiller,
ozen g6steren, ahlakh olmay h~eyin silahlar ne ahlaki, ne de ahlaks1zdu. Bir
oniinde tutan kimse. otomobili ya da silah1 kullanan ki~i. bu
18 ahlak dnyusu

oto1nobi 1i va da silah1 ahlaks1zca, kotii- do~ru oldu~una ili~kin ara~ttrmadan


"'
lii~e yok ac;acak bir tarzda kullanabilir. olu~an pratik felsefe.
Fa kat bu ~eylerin kendileri ahlakd1~1 Felsefenin, neyin iyi ve do~ru, neyin
ohnak durumundadu. Orne~in, bilim- kotti ve yanli~ oldu~unu; insan ya~aml
sel bilginin de ahlakla bir ilgisi yoktur. run amacuun ne ohnas1 gerekti~ini;
Bilimin sa~lad1~1 bilgi, ins an taraf 1ndan ahlakh ve erdemli bir ya~ay1~1n hangi
iyi ve yap1cr yonlerde kullantlabildi~i o~eleri ic;erdi~ini ara~hran dahna kar,l-
gibi, kotiiltik i~in ve y1k1a ama.;larla da hk gelen ahlak felsefesi, ahlak alan1nda
kullan1labilir ve yahuzca, kullantlmaya ge.;en kavra1nlan analiz eder, iyinin,
ba~lad1~1 andan itibaren, ahlak bir olgu do~runun anlam!nl ac;1klayap, bir eyle-
olarak ortaya ~1kar. mi iyi ya da kotii kllan oJc;titler iizerinde
ahlik duyusu [Os. hissi al1lak; lng. moral yo~unla~1r. Buradan da anla~1laca~t
sense; Fr. sens moral; AI. moralisclter sinn] iizere, ahlak felsefesi alan1ndaki ara~hr
Birtak1m filozoflann, ahlaki eylemlerin malar, JtornJatif alzlakla metaetik ya da ana-
kayna~1 olan ve insanlara do~ruyu yan- litlk a/1/dk olarak ikiye aynhr.
h~tan ay1rma olana~1 verip, onlan do~ Bunlardan normatif ahlak, neyin ahlaki
ruya yonelecek ~ekilde harekete gec;iren baklmdan do~ru ve yanh~, iyi ve kotii
ve ahlaki yarg1lar olu~tururken, dikka oldu~unu belirleyen olc;iitler sunup, bu
te alaca~nn1z standartlar sa~layan, do- olc;iitleri hakh klima ve temeUendinne
~u~tan getirdi~intiz sezgisel gii.; ya da i~iyle u~ra~Jr. Buna gore, filozoflarm
yetiye verdikleri ad. .;o~u oncelikle ya do~ru eylem ya da en
Ahlaki yeti o~retisi olarak bilinen ve yiiksek iyiyle ilgilenmi~lerdir. AhlAk fel-
insan varhklannda, onlan iyilik, yar- sefesinin temel kavram1 ya da belirleyici
dlmseverlik, odev ve insan sevgisi tii- o~esi olarak do~ru eylemi se.;en filozof-
riinden ahlaki de~erlere yonelten ve yal- lar, do~ru eylemi ger.;ekle~tinnenin,
nizca ahlakf olgularla ilgili olan ayn bir do~ru olaru ~eyi yapman1n, zorunhJ
duyu, gii.; ya da yeti bulundu~unu sa- olarak iyiyi, iyi olaru da do~uracag1n1
vunan bu gorii~, ahlak alarunda, ahlakf one siirmii~lerdir. Buna kar~1n, do~ru
ozneye iyi ve kotiiyle, do~ru ve yanh~ eylemi de~il de, iyi ya da en yiiksek
aras1ndaki farkhhh~1 algllama olana~1 iyiyi temel kavram yapan filozoflar,
veren bir ahlak duyusunu temele ahr. neyin iyi oldugu belirlendikten sonra,
Varb~ ilk kez Francis tHutcheson ve do~ru eylemin hemen ve otomatik ola-
David tHume taraf1ndan one siiriilmii~ rak farkedilece~ini, ve hayata geljirilece-
bir yeti olarak ahlik duyusu, neyin ~ini savunrnu~lard1r. Buna gore, birinci
do~ru ve neyin yanh~ olduguna ili~kin yakla~1mda neyin iyi oldu~u dogru
bilgiyi temellendirdikten ba~ka, ahlaki eylem taraf1ndan belirlenirken, ikincisin-
bilgiyle ahlald eylem aras1ndaki yank ya de dogru eylem iyi ya da en iyi tarafn-
da bo~lu~, ahlaki eylem i.;in bir motif dan belirlenir.
sa~lamak suretiyle kapamaya yarar. Soz konusu geleneksel anlay1~1n ya da
ahlik felsefesi [Os. ilmi ahldk; lng. etiJics; nonnatif ahlak1n kar~1smda, ahlak fel-
Fr. ethique; AI. ethik]. Felsefenin, 'odev', sefesinin, iyi ve do~ruya ili~kin bir
'yiikiimliiliik', 'sorumluluk', 'gerekli1ik', ara~hrmadan de~il de, ahlak kuramla-
'erdem' gibi kavramlan analiz eden, nyla ahlakf inan.;larut ifadesinde kulla-
'do~ruluk' ya da 'yan1~hk'la 'iyi' ve nlan terim ve onermelerin manttksal
kotii'yle ilgili ahlaki yargllan ele alan, analizinden meydana geldigini savu-
'ahlaki eylem'in do~as1n1 soru~turan ve nan tmetaetik ya da tanalitik yakla~nn
iyi bir ya~mm nas1l ohnas1 gerekti~ini yer ahr. lnsan1n dii~iincesi, eylemi ve
a-;1klamaya .;ah~an dah. Temelde iyi ve dilinde ortaya t;U<an ahlald o~elerin do-
do~ru gibi iki etken taraflndan belirle- ~as ve anlam1ru c;oziirnleyen metaetik
nen ve iyi ve do~ru olana, neyin iyi ve ya da analitik ahlak, ahlald kavramlann
ahlikan tem~l ogeleri 19

anlanllanyla, ahlaki yargalan hakhlan- der Moral [Ahlalon Soyki.iti.igi.i) adh ese-
dlrma, temellendirme veya destekleme- rinde geli~tirmi~tir. Nitekim, s1ras1yla,
de kullan1lan yontemlerin manhksal efendi ve kole ahlak.J, gi.in~ ve sut;luluk
analizinden meydana gelir. ~u halde, bilinc, ve nihayet t;ilecilik ideali gibi i.it;
ahlak felsefesi, felsefenin, bir yandan ayn boli.iJnden meydana gelen kitaban
dogru ya da iyiye ili~kin bir ara~hnna ana di.i~i.incesi, ahlak.Jn gi.ic;stizli.ik ve ye-
dan, diger yandan da ahlaki kuram ve teneksizliklerinden dolaya yarattca eyle-
kavra1nlara ili~lcin analizden meydana tne te~ebbi.is edemeyen, ama eylemi
gelen dahdu. kendilerine oldugu kadar, yaratao ki~i
ahlikan evreleri [ing. stages of morality; Fr. lere de yasakJayan birtak.Jm norm ve ku-
pluzses de lQ moralit~). AhlakJn, filozoflar rallarla gi.it;si.izli.ik ve yeteneksizlikJerini
tarafandan onerilen geli~me a~amalan. dengelemeye t;ah~anlann hant; ve inti-
Rasyonellik oncesi, geleneksel ahlak ya kam duygulanndan dogdugu di.i~i.ince
da grup ahlak1yla, ki~isel, rasyonel ya sidir.
da refleksif bir ahlakJ belirleyen, ve var- 2 Nietzsche ve Marks'ta omeklenen bir
hgl, hem ki.ilti.ir tarihinde ve hem de bi- tavar olarak, varolan geleneksel ahlakln
reyin ya~amanda kolayhkla gozlenebi- temellerini kaz1y1p, kendi anlaya~ma,
len bu evrelerin en belli ba~hlan ~u i.it; kendisine ozgi.i bir ahlaka yer a911a tavn.
evreden, yani 1 bireyin gelenekgorenek ahlik1n temel etmenleri [tng. basic fac-
taraf1ndan yonlendirilmesi evresi, 2 bi- tors in morality; Fr. facteurs bases de Ia Jno ..
reyin kendi ic;inden yonlendirilmesi, rnlit~]. Ahlak olgusunu ya da kunununu
kendi kendisini yonlendirmesi evresi, ve olu~turan, belirleyen temel ve vazget;il-
nihayet, 3 ozerk birey evresinden mey- mez ebnenler.
dana gelir. Bu etmenler ~u ~ekilde saralanabilir: 1
Buna gore, ahlak, bir ki.ilti.ir ~err;evesi Tikel nesne ya da bireylerin belirli bir
it;inde kabul gormi.i~, belirlenmi~ ve ta ahlaki nitelik., tOdev ya da sorumluluga
nunlanma~ amat;larla bu amat;lara nas1l sahip olduklar1n1 ya da olmad1klaruu
ula~llacag1na ortaya koyan kurallar ifade eden belirli yarga fonnlan. 2 SOz
obegi olarak ortaya t;tkar. Bireye dJfSal konusu yargllar it;in nedenler ortaya
olan bu amat; ve kurallar bireyi uzun bir koymanm uygun ve olanakh oldugu di.i-
si.ire boyunca yonlendirdikten sonra, ~tincesi. 3 Daha genel yargdarda ifade
birey onlan it;selle~tirir kendisine mal
1 edilebilen ve ahlaki yargllarla bu yarga-
eder ve kendi aanat;lanyla kurallan lar i~n getirilen nedenlere teanel olan ku-
haline getirir. Bundan sonra ise, birey rallar, ilkeler, idealler ve terdemler.
rasyonel ve ele~tirel bir tavar geli~tirip, 4 Bu yargdara, kurallara ve ideallere
kural ve amat;lanna el~tiri si.izgecinden e~lik eden ve bizim onlara uygun bir
get;irir, onlan nesnel bir bit;imde deger- tarzda hareket et:memizi saglayan dog-
lendinnesini ogrenir. 0, arhk ozerk bir a( his ya da duygular. 5 Sorwnlu tutul-
birey haline gelmi~tir. Gert;ek anlamda ma, ovi.ilme ya da aylplanma ti.iri.inden,
ahlakln ba~ladag1 yer de, i~te buras1d1r. belirli odi.il ya da ~zalar, ek motivasyon
ahlak1n soykiitiigii [tng. genealogy of nw- kaynaklan. 6 Bi.itUn bir yargdama, akllyi.i-
rals; Fr. gen~ologie de Ia moraliteJ. 1 Unli.i ri.ibne ve hissetme si.ircci boyunca be-
Alman filozoh1 Friedrich tNietzsche'nin, nimsenmi~ olan belli bir bakJ~ ar;1s1.
ahlak kurumunu, ahlakan bir toplumda ahlakan temel ogeleri [tng. basic elements
nasll ortaya t;lkllganJ, hangi fonksiyonu of ethics; Fr. elmzents bases de l'~thique] .
yerine getirdigini, insanlarm nit;in ona Ahlak1n varolu~nun kendilerine bagh
baglanmak durumunda olduldaruu gos- oldugu temel unsurlar, bir toplum ya
termek suretiyle at;akJama faaliyeti it;in da ki.ilti.ir t;evresinde ahlakJn onsuz olu-
kullandag1 deyim. Nietzsche soz konusu namaz ko~ullan. Bu ogeler ~oyle sJra-
yontem ve ahlak anlay1~1nl Geneologie lanabilir:
20 ahlaki

1 Ahlak, ey lemlerimizde her zaman le, kendi arz.u ve ideallerine dayanarak


birtaklm alternatiflerle kar~r kar~rya kal- bir sec;im yapamad1~1 zaman, ahllktan
drgnrnz gerfeginin kabu)iiyle ba~lar. Biz ve ahlaki eylemden soz edilemez.
do~ru ya da yalan soyleyebi liriz. Soz 4 Ahlakln dordiincii temei o~esi, so-
konusu iki olanak ya da alternatif ken- rumluluktur. Soruinluluk, ki~inin eylem-
disini bize, davranl~UnlZln alternatifle- lerinin sonuc;lann1 iistlenebilmesi anla~
ri, eyle1nimizde yonelece~imiz sec;enek- m1na gelir. Buradan da anla~1laca~1
ler olarak sunar. Biz bu iki altematiften iizere, ahlaki soru1nluluk, se~m o~esini,
birini ya da di~erini sec;ebiliriz ve a] ter- irade ozgiirlii~iinii varsayar. Yani, ey-
natiflerin varh~1na ba~h olarak, eyle- lemlerine ozgiirce ve kendi motifleriyle
mhnizi kontro) edip diledi~imiz ~ekil karar veremeyen bir kimsenin, bu ey-
de ayarlayabiliriz. Oysa, canslZ bir lemlerin hesab1n1 verebilmesinden, on-
varhk ya da e~ya ic;in boyle bir ~ey ke- larm sonuc;lann1 iistlenebihnesinden
sinlikle soz konusu ola1naz, c;tinkii o soz edilemez. Bu anla1nda bir c;ocu~un
farkh eylem tarzlann1 birbirinden ayl- ya da akll hastas1n1n sorumlulu~undan
ramaz. Ote yandan, cans1z bir varhk, soz etmek miimkiin de~ildir. Onlar so-
ba~ka bir bic;ilnde degil de, yaln1zca
rumlu tutulamazlar, c;iinkii kendilerine
kendisine etk.i eden bir d1~ giice ba~h eyleinlerine ozgiirce, kendi tercihlerine
olarak davran1~ta bulunur. ~u halde, gore karar verebilme olana~1 verecek,
bir zihinsel olgunluktan yoksundurlar.
insan varh~1, cans1z bir varh~1n tersi-
5 Ahlakln ba~ka bir temel o~esi de,
ne, bir eylemi kendi ba~1na ba~latma
ba~ka insanlarr hesaba kahna zon.nlulugu-
gitciine sahip, farkh altematiflerin bilin-
dur. Buna gore, davran1~laruruzll\ ba~ka
cinde olan biridir.
lanru nasd et.kileyece~ konusu, ahlak1n
2 Olfiip bi,me, bilin,li olarak tartma.
konulanrun onemJi bir bOliimiinii meyda-
Buna gore, bir kimse bir problem ya da
na getirir. ~iinkii, davraru~larunLZJn iyi
giic;liikten kurtulabilmek i9n, yalan rru
ve do~ olup olmadJkJan, ~~unlukla
yoksa gerc;ekleri oldu~u gibi mi soyle- soz konusu davraru~lann ba~kalan iize-
mesi gerekti~i iizerinde dii~iiruneye rindeki etldlerine ba~h olacakbr. Niteldm,
ba~lad1~1 zaman, alternatif davran1~
birc;ok ahlak~ Robinson Crusoe'nin ger-
tarzlann1n lehindeki ve aleyhindeki ve- c;ek anla1nda ahlakh ya da ahlaks1z davra-
rileri olc;iip bi,.iyor demektir. Pratik bir nabilecegi gorii~iinii kabul ebnez.
bilgeli~e dayanan ol,.iip bic;me, bilinc;li 6 Olc;iip bi,.ti~imiz, 'Ne yapmahyun?'
olarak tartma, bizim giicumiiz ve etki diye sordu~umuz zaman, davran1~1m1~
alanmz ic;inde kalan, gelecekteki ey- z1n, yalruzca ba~kalan iizerindeki etki-
lemleri konu ahr. Olc;iip bic;me, ne yap- lerini degil, fakat kendi karakterimiz, kendi
namz gerekti~i iizerinde dii~iirune, 'Ne ya~an trmrz ve genel amacrmrz uzerindeki
yap1nahyun?' sorusunu yarutlama, belli etkilerini hesaba katryoruz demektir. Bun-
bir amaca nas1l ula~llacagt konusunu bi- dan dolay1, ahlakln en onemli o~esi,
linc;li olarak tartma anlamu1a geli.-. ahlaki eylem.in oznesidir.
3Se,im ya da ir4de ozgurlugu. Ahlak1 ahliki [lng. moral; Fr. moral; AI. sittlich].
olanakh kdan c;ok onemli ba~ka bir o~e i yi, dogru di ye nitelenen, do~u, erdemli,
ise, sec;im yapabilme, altematifler kar- adil, v .b.g., oldugu kabul edilen insan ey-
~ISlnda tercihte bulunabilme yetene~i lemleri; temel de~erler tarafll\dan yon-
mizdir. Zira in san varhklan birer maki- lendirilebilme veya ba~kalanru bu de~er
na olsaydlar ve insanda her~y onceden lere gore et.kile1ne, yarg1lama kapasitesi
belirlenmi~ olsayd1, ahlak diye bir ~ey i~n kuUanllan s1lat. Ahlak kurallanna
hie; soz konusu olmayacakh. Ba~k.a bir uygun olan, ahllk bakurundan iyi olan
deyi~le, ahllki ozne iyi ve kotii, de~erli eyleme, ahlak bakmundan iyi olan ki~i
ve de~ersiz kar~1S1nda, kendi motifleriy- nin karakteri~ verilen ad.
ahliki empir.izm 21

ahlil<i aritmetik [tng. nroral arithmetic; Fr. cak bir kuraJlar ve ilkeler buttinu anla-
aritlnuetique morale]. tYararcahtan kuru- ~dd1ga su rece, ciddi probleanlere yol
rusu Jeremy tBentham'an, 'mumki.in ol- ac;ar ve c;ogunluk, savunulabilir gori.i~
dugu kadar c;ok sayada insana, mi.imki.in ler olmaktan t;~kar. Evrerasel ahlaki ego
en yliksek mutlulugu saglama amaca'na izan ise, anla~dabilir ve savunulabilir
ula~1nak ic;in temele ald1t1 hazlara iii~ bir ahlak anlaya~a olabilmekle birlikte,
kin hesab bililni; hazlann yogunlugu, birtak1m ko~ullar gerc;ekle~tirilmedigi
suresi, niteligi ve ba~ka insanlar i.izerin- takdirde, pratik olma yan bir ogretidir.
deki etkisiyle ilgili kalki.il ruri.i. Buna gore, ahlaki egoizm, ancak ve.
ahlaki egoizm [tng. egoism; Fr. ~goisme; Al. ancak insanlar birbirlerinden yalJtlandak
egoismus]. AhJak feJsefesinde, her insan111 [an, goreli olarak kuc;iik gruplar halinde
kendi iyi1igini gozetmesi ve kendi c;akar- ya~adaklan ve dolayasayla, insanlar ara
lanru hayata gec;innesi gerektigini, ya- s1ndaki 9kar c;ah~malan en aza indir-
~amdaki en yuksek i yin in, ki~inin ken- gendigi zaman, uygulanabilen bir teori
disi ic;in olanakla olan tum tatminleri olabilir. Fakat bizim, kendisine yeten var-
(arzulan, istekleri, ihtiyac;lara, hazlan ve hkJar olmadlgJmaz, goreli olarak ki.i~iik
a1nac; lara) kar~damas1 ya da gerc;ekle~tir topluluklar halinde ya~amayap, ba~ka
lnesi oldugunu, ki~inin kendi tatmin, ba- insanlarla toplumsal, ekonomik ve hatta
~an ve mutlulugunun ilk, en yiiksek ve ahlaki olarak kar~d1kh bir bagamhhk
nihai deger oldugunu, kalan tiim deger- ili~kisi ic;inde bulundugumuz, nufusu
lerin bundan c;1khgln1 savunan anlaya~. giderek artan bir toplum ic;inde ya~ada
Herkes ic;in ge~erli olan bir tahlak ya guruz ve burada, kac;lJ\Jlmaz olarak bir-
sas1 bulunmadaga ic;in, ahlaki eylemin takim ~Uc:ar c;ah~malannan ortaya ~aktaga
sonucuna gore degerlendirilmek duru- dikkate aluursa, evrensel ahlald egoizm
munda oldugunu, ki~inin her zaman de c;okme tehlikesiyle kar~da~u, ya da
kendi c;1kann1, yaranna temele alarak ey- en azandan, c;1kar c;ah~malan soz kon usu
lenesi gerektigini, ahlaki bir eylemde oldugunda, c;ab~malan herkesin ~akanru
belirleyici unsurun, eylemin ozneye sag- koruyacak ~kilde ~oziimleyecek bir yon-
ladatJ yarar, c;akar oldutunu one siiren temle tamamlanmak durumunda kalu.
ahlak gori.i~u olarak ahlaki egoizm ya ahlaki empirizm [tng. ethical empiricism; Fr.
da benciligin, tbencillikle ozde~le~tirilp empriSriJe ethique]. Genel olarak, insarun
1ne zorunlulugu yoktur, c;i.inki.i bencillik dogal yonunden, d uyulanndan ya da
sergileyen eylemler, pekala eylem sahi- daha c;ok d uygularmdan hareket eden
binin c;akanna olmayabilir. ahlak anlaya~lan ic;in kullarulan deyim.
Oc; ayn ahlaki bencilik ya da egoizmden Nitekim, duyguyu duyuJann bir ti.irevi
siiz edilebilir: 1 Evrensel alllQJc.i egoimz, olarak gorup ahlakhhta ona dayandaran
temel ilke olarak, herkesin, ba~kalanrun ti.imdogalc1 ahJaklara ayru zamanda em-
t;Jkarlanru hie; dikkate almakswn, her pirik ahlak anlaya~lan ad1 verilir.
zaman kendi c;1kanru gozeterek eylemesi Ahlaki empirizm biraz daha ozel bir
gerekb~ one surer. Buna kar~tn, 2 bi- anJam i~inde, ahlaki takalcahA-an kar~J
ret;sel ahlaki egoizm, herkesin benim t;lka smda yer alan ve ahlaki eylemin teme-
nma gore eylemesi gerektitiJU, 3 ki~isel linde bulunan ahlak kurallannan, do-
alalaki egoiznr ise, benim, ba~kalanrun ne gu~tan getirilmeyip sonradan deneyim
yapmalan, nasaJ davranmalan gerekti~yp yoluyla kazanaldagtn1 one si.iren gori.i~u
le ilgili bir iddiada bulunmakswn, kendi ifade eder. Soz konusu empirist gorii~,
ki~isel t;~kannu hesaba katarak eylemde ya ahlaki tbireycilik ~eklinde ortaya c;J-
bulurunam gerektigini one siirer. karak, kurallann kazandmas1nda bire-
Soz kon usu ahlaki egoizm tiirlerinden, yin ozgiin deneyiminin onemini vurgu-
bireysel ve ki~isel egoizm, ahlaktan top- lar ya da tsosyolojizm ~eklini alarak,
lumsal bir ahlak, bir ahlak sisteminden kurallann elde edihnesinde ortak dene-
de, tiim insan varhklan i~in gec;erli ola- yimi on plana c;karhr.
22 ahlaki epistemoloji

ahiald epistemoloji [tng. moral epistemo- ml ger~ekJe~tirdigimiz) yoksa odevin


logy; Fr. epistemolog1e morule] Herkes i~in mi (yani bir eylemi, onu yapmamn
gec;erliligi olan nesnel ahlaki dogrula- odev, dogru olduguna inanarak ml ger-
nn olup olmadtgl, ahlaki sonuc;lann, ~ekJe~tirdigimiz) sonucu oldugunu bil-
tam olarak 'dogru' diye betimlenemese menin bi.iyi.ik onem ta~td1gm1 soyleyen
bile, nesnel olup olamayacag1 sorulan- Kant'a gore, dogal egilimlerimize daya-
m soran; ahlaki ilke ve sonu~larm nasd narak ya da ki~isel c;1kan temele alarak
bilinebilecegi, ahlaki akdyi.iri.itmelerin eylemek yerine, bir odev duygusuna da-
nasll hakh kdmabilecegi, akd, duygu yanarak eylemeliyiz, ~i.inki.i burada nes-
ve sezginin ahlaki di.i~i.ini.i~ ve argi.i- nel bir ahlik yasas1yla bu ahlak yasasma
manlarda nasd bir rol oynad1g1 konula- duyulan oznel bir sayg1 d1~mda hi~bir
nru ara~tuan tepistemoloji ti.iri.i. ~ey yoktur.
ahlaki eylem [ing. Moral actioni Fr. Action Ote yandan, tKant'a gore, bir eylem bir
morale]. Ahlak a~1smdan degerlendirile- egilim ya da histen dolay1 degil de, yal-
bilen, ahlaki bir degere uygun di.i~en ya mzca bi.r odev duygusund<u1 dolay1 ger-
da ahlakl bir amaa ger~ekle~tirmeye ~a ~ekle~tirilmi~se eger, ahlaki bir eylem
h~an, yonelimsel bir karakter ta~1yan, olabilir. Zira, insanlar yalmzca etld ede-
belli bir amaca yonelmi~ olan eylem. bildikleri, kendi denetimleri altmda bu-
Ahlaki bir eylemin sahip olmak duru- lunan ~eylerden sorumlu tutulabilirler.
munda oldugu belirli ozellikler ~oyle Sl- insan, egilimleri, duygu ve tutkulan
ralanabilir: 1 Eyleme yonelten bir niyet i.izerinde tam bir denetim saglayamaz.
ya da bir motifin varhgw, 2 belli bir Aym ~ekilde, insamn ki~isel ~1kanm
eylem bi~irnini se~en bilin~li ve sorwnlu gozeterek birtakun sonu~lara yonelmesi
bir ozne, 3 ozne tarafu,dan yapdan se- de kabul edilemez. <;unki.i bu ti.ir ey-
~imde, bir zorlamarun soz konusu olma- lemler insamn yi.ice, insani ve rasyonel
yp, se~imin oznenin kendisi tarafmdan ozi.ini.i ortaya ~lkaramad1ktan ba~ka,
belirlenmesi, 4 iyi ya da kotii gibi ahlaki eylemlerin sonu~lan da ~ogu zaman in-
degerlerin varhg1, 5 ki~inin kendisi ya sanlarm etki edebilecekleri ala1un dl~m
da ba~kalanrun ~1kanna olabilecek bir da kahr. Bundan dolay1, tum insanlar
sonucun hedeflenmesi. i~in ahlakl1 olmaktan saz edilebilecekse
l~te bu c;er~eve i~inde, ahlald eylem en eger, ahlak insandaki Odev duygusuna
genel haliyle, ozgi.ir iradeye dayanan ve dayanmahdu.
ba~kalanm gozeten bir eylem olarak ta- ahlaki gerek~eler kan1h [ing. argument
mmlanabilir. from moral considerations]. Ahlak felsefesi
ahlaki eylemin gerisindeki motifler. [lng. tarihinde, tNietzsche ve Sartre gibi baz1
motives behind the moral action; Fr. motives ateist di.i~i.ini.irlerin ahlak1 ve insan oz-
derriere de I' action morale]. Ahlaki eylemi gi.irluguni.in varolu~unu mi.imki.in klla-
doguran, ahlAksal diye nitelenen eylem bilmek i-;i.Jl, yani ahlaki kaygdardan ha-
ti.iri.ini.i gi.idi.ileyen moti.fler, daha ozel reketle, Tann'mn varhgm1 yads1ma
olarak da, Alman filozofu Kant'm, ahlaki tavtrlanm ifade eden l<arut ya da argi.i-
eylemin temeline yer~~~tirilebilecegini IJ\an ti.iri.i.
soyledigi i.i~ ayn motif. Di.inya tarihinin olduk~a karrna~1k ve
Bu motifler Slrasiyla, 1 egilim, 2 ki~isel problemli donemlerinde ya~am1~ ve fel-
9kar ve 3 t6dev olabilir. Bir eylentin sefelerinde ahlik1 on plana ~1karrru~
ahlaki degerini yarg1larken, eylemin, olan Nietzsche ve Sartre, ahlak saz ko-
birtak1m egilimlerin nti (bir eylemi, belli nusu oldugunda, i.nsarun Tann tarafm-
bir anda onu ger~ekle~tirme hissine ka- dan onceden belirlenrni~ bir ozi.i bulun-
pdarak m1 ger~ekle~tirdigimiz), yoksa madtgnu, insarun ozi.ini.i kendisinin
ki~isel ~1kann m1 (eylemi, onun kendi- yarathgm1 one si.irmi.i~ti.ir. Ba~ka bir
l,,ize ~1kar saglayacaguu hesaplayarak dey~le, bu filozoflar, insan ozgi.irlugu-
ahliki g~redlik 23

niln, ancak ve ancak Tann varolmad1g1 goreli oldugunu, mutlak hi<;bir ilke ya
zaman soz konusu olabilecegini savun- da deger bulurunad1g1 i~in, her i.nsarun
mu~lardlr. kendi kural ya dt~ degerlerini kendisinin
Buna gore, Nietzsche, Avrupa'da Tann belirlemesi gerektigini savunan ahlak
inancmm ve bu inanca dayanan klasik gorii~i..i.
Hristiyan ahlakmm ~oktugunu iddia Tiim insanlar i~in, tilin zamanlar bo-
eder. 0, bu durumun ~ok endi~ verici yunca ayru ol~ude ge~erli olan tek bir
bir durumoldugunun farkmdad1r. Nite- ahlakm ya da tek bir tahlak yasas1'nm,
kim, Tann inancuun ~oku~uyle ilgili ahlaksal standarhn varolu~unu yads-
olarak, 'Dunyanm bir daha sahip olama- yan, bir<;ok ahlak yasas1, bir~ok standart
yacagl en kutsal ve en gu~lu varhk, han- bulundugunu, bir ~agda ya da belli bir
~erlerimizin altmda kana boyand1. Bu, yerde hukum suren ahlakm ba~ka bir
insanm kalduamayacag1 kadar buyuk ~agda ya da yerde hukum suren
bir olayd1r' demi~tir. Fakat, bu durum ahlaktan olduk~a farkb olabilecegini, bir
ona gore, zorunludur, ~unku insanm gu- ahlakm hukum surdugu ~aga goreli ol-
cunun bir degeri olacaksa, insan i~in bir . dugunu one suren gorii~.
ozgurluk ve ahlaktan soz edilebilecekse, Nesnel olarak dogru ve ge~erli olan
sonsuz guce sahip olan bir varhgm va- ahlaki hi~bir standart, evrensel hi~bir
rolmamasl gerekir. Zira, sonsuz olanla deger bulunmad1g1ru savunan gorecili-
sm1rh olan, en yetkin olanla yetkin ol- ge gore, tiim standartlar, tum degerler
mayan, tamla eksik olan bir ve ayru oznel bir karakter ta~u. insanlann
dunyada bannamaz. Banmrsa eger, ahlakla ilgili oznel duygulan, varolan
eksik ve smrrh olan, kolele~ir, yetkin tek ahlaki ol~ut ya da standard meyda-
olan ve SIJUrslZ bir guce bulunana teslim na getirir.
olur, ozunu ve ahlakm1 yaratam.az. Oy- Ahlaki goreciligin ii~ farkb ~ekli ya da
leyse, insarun kendisini ozgurce yarata- ttirti vardu: 1 Bunlardan betirnleyici gore-
bilrnesi i~i.n, Tanr1'dan vazge~ilmesi gere- cilik, olaru betimleyerek, yalruzca, farkh
kir. insan ve toplwnlann ahlaki yargdannm
Aym tezi tSartre da savunur. insanda farkbhk gosterdigini, hatta bunlann bir-
varolu~, ona gore, ozden once gelir. in- birleriyle ~ah~ma i~inde bulundu~u
sarun varolu~u, bu dunyaya gelmi~ligi dile getirir. 2 Metaetik gorecilik ise, temel
vardLI ve insan, oztinti kendisi yaratlr. ahlaki yargllar soz konusu oldugwtda,
Tann, yani bir yarat1c1 var ise eger, insa- bu yarg1lardan biri yerine ba~ka bir yar-
run ozu de var demektir ve bu oz varo- g1y1 hakh kdmarun nesnel olarak ge~erli
lu~tan once gelir. Ba~ka bir deyi~le, olan rasyonel bir yolu bulurunad1gllll ve
Tann varsa, ozgiirluk yok demektir ve ~ah~an iki Lemel yargmm aym olde
insan kendi ozunu olu~turma olanak ve ge~erli oldugunu savunur.
gucunden yoksundur. Bu imkan ve 3 Buna kar~m, normatif gorecilik, betim-
~kiln varolabilmesi i~in, Sartre'a gore, leyid gorectligin antropolojik ya da sos-
Tann'nm varolmamas1 gerekir. yolojik bir iddiada, metaetik gorecil tgin
ahlaki gorecilik [tng. etltical relativism; Fr. ise tmetaetik alaruna giren bir savda bu-
relavitisme ethique]. Ahlakta ve degerler lundugu yerde, normatif bir ilke one
bakmundan rolativizm. Bireylerin ahlaki surer: Bir birey ya da toplwn i9n dogru
ilke ve degerleri arasmda bir ~ab~ma bu- ya da iyi olan, i.;inde bulunulan durum
lundugu gozleminden hareketle, ahlakl ya da ko~ullar ayru olsa bile, ba~ka bir
degerleri.n ve ilkelerin ki~iden ki~iye, birey ya da toplum i~in dogru ya da iyi
~agdan ~aga ve toplumdan toplwna de- olamaz. Bu ilke ise, bir kimse tarafandan
gi~tigini savunan anlay1~. Ahlak alamn- dogru ya da iyi oldugu du~unulen bir
da, mutlaklann varolmad1g1m, ahlakm ~eyle ilgili olarak, ba~ka bir kimsenin
kulturlere, gruplara ve hatta bireylere onun iyi ya da dogru oldugu i.nancma ya
24 ahlaki ilke

da dii~i.lncesine sahip olmad1~ tezine ek ek olarak, akhmlZ, tecri.ibedeki nesne ve


olarak -ki, bu betimleyici gorecili~n tezi- olaylara, sanki onlan belli gozliikler ya
dir- bir toplumda, belli bir yerde ya da da lensler araclllg1yla goriiyormu~casl
zamanda gerc;ekten de iyi ya da dogru na, onlarla ilgili dii~iinme tarzlanmlZl
olarun ba~ka bir durumda, yerde ya da aktam. Buna gore, biz, bilirnde de ahlak
zamanda iyi ya da dogru olmad1g1 tezini felsefesinde de, belli bir durwnda, za-
1~nr. manda deneyimledigimiz tikel olgulann
ahHiki ilke [Os. mebdei ahllik; ing. moral otesine gec;en kavramlan kullarunz. De-
principle; Fr. principe moral]. 'Yalan sbyle- neyim, bilimde ve ahlakta, zihne daha
mek kotiidiir', 'H1Is1zhk kotiidiir', 'Ki~i geni~ kapsamh, tiimel terimlerle dii~iin
diiriist olmahd1r' tiiriinden, insana yapd- me hrsah verir. Bir degi~me gozlemledi-
masl, gerc;ekle~tirilmesi gereken ahHiki gimiz zaman, zlhnimiz bu olaya, bu de-
eylemi g5steren, insana yiikiimliiliigii- gi~meye ek olarak, tiim degi~melerdeki
nii, Odev ve sorumlulugunu arumsatan, tnedensellik ili~kisini ac;1klama olanag1
ahlaki eylemlerin bilinc;li olarak ya da bi- veren nedensellik kategorisini yiikler.
lin~izce kendisine dayandmld1g1, ey- Aym ~ekilde, pratik akbm1z da, Kant'a
lemlerin kendisiyle ac;lldand1g1 ya da yo- gore, insani ili~kilerimizde, yalmzca belli
rumlandl~ kural ya da ilke. bir anda degil, fakat her zaman nasd
ahlaki ilkelerin bilgisi [ing. knawledge of davrarunarruz gerektigini belirleyebilir.
moral principles; Fr. connatsance des princi- Nas1l ki, kuramsal akluruz nedensellikle
pes morals] tOdev ahlak1yla iinlii Alman ilgili tiimel ve zorunlu yargllar olu~tura
filozofu Kant'm evrensel ve zorunlu biliyorsa, ayru ~kilde pratik akhrruz da
ahlaki ilkelerin bilgisinin nasll kazaruld1- 'ne yapmanuz gerektigi'yle ilgili genel
gm1 ac;1klama tarZl. gec;er, evrensel yarg1lar ortaya koyabilir.
Teorik bilgi ile pratik bilgi arasmda bir Aklumz her ikisinde de, tiim zamanlar
ko~utluk kuran tKant, ahlaki ilkelere ve durumlar i9n gec;erli olan bir ilkeyi
ili~kin bilgimizin bilimsel ilkelere ili~ konu almaktadar, zira bpk1 fizigin yasa-
kin bilgimize bir bak1ma c;ok benzedigi- lan gibi, ahlaki eylernin de yasas1 vardll'.
ni one siirmii~tiir. c;unkii Kant'a gore, ahlaki kiiltili hareketi [ing. ethical culture
'insan daima dogruyu soylemelidir!' movement]. insani, toplumsal ve ulusla-
~eklindeki ahlaki yarg1, ilke olarak 'Her rarasl tiim ili~kilerde, ahlak etkeninin
degi~menin bir nedeni vard1r' ~klinde onemini vurgulayan, odev duygusunun,
ki bilimsel yarg1yla ayru tiirdendir ya da ahlak yasastyla insamn sonsuz deger ve
ayru zihinsel faaliyetin iiriiniidiir. Biz, yiiceliginin herkes tarabndan geregi gibi
tiim degi~meleri gozlemlememi~ olsak anla~Ilmasm1 amac;layan aklm ya da ha-
da, zihnimiz tiim degi~meleri dii~iinme reketler.
olanag1 saglad1g1 ic;in, her degi~menin Terim tpozitivizm, tyararabk,. idealizm
bir nedeni olmas1 gerektigini biliriz. Bu, ve daha ozel olarak da, 19. yiizyilin sonla-
Kant'a gore, bizim teorik, kuramsal dii- nnda ingiltere'de baZl se9<,in filozoflar ta-
~iirune kapasitem.izi yansltmaktadn. Oc; ra.bndan sbzii edilen amac;la kurulan der-
arh iic;U.n alh ettigini biliyoruz ve bu bil- nekler it;:in kullarulnu~br.
giyi elmalan ya da portakallan bir araya ahlaki mutlak~1hk [ing. ethical absolu-
getirerek elde etmiyoruz. A yru ~ekilde, tism; Fr. aflsolutisme ~tltique]. Ahlaki de-
insanrn her zaman dogruyu soylemesi gerin ezeli-ebedf ve nesnel olarak ger-
gerektigini sonucuna, Ali'nin, Meh- c;ek oldugunu, ezelt-ebedi olarak dogru
met'in eylemini gozlemledikten sonra ve gec;erli olan ahlAki kural ve degerler
vamuyoruz. bulundugunu ve bu degerlerle kurallar
Kant' a gore, bilgimiz her ne kadar dene- biitiiniiniin istisnaslZ tiim insanlar ic;in
yimle ba~lasa da, tecriibeyle s1rurlarum~ gec;erli oldugunu, yani tiim insanlar ta-
degildir. Deneyimden gelen izlenimlere rafmdan kabul edilmek, benimsenmek
ahiak kan1tt 25

durumunda olan, de~i~mez ve mutlak ge~mi~te oldu~u gibi, ~imdi de bilgisiz-


bir yasa, standart ve ahlak bulundu~u lik i~inde olabilmekle birlikte, kesinlikle
nu savunan gorii~. bilgisine sahip olmak durumunda olduk-
Ahlaki toznelcili~in tam kar~1b olan lan ger~ek do~rular oldu~u inanc1, mut-
gorii~, soz konusu ahlak yasasuun uygu- lak9nm tavr1nlll aynlmaz bir par~asidtr.
lamasl ve ge~erliligi bakmundan diinya Ona gore, ahlaki bak1mdan do~ru y a
nm belli bir bolgesi ve tarihiyle Slrurlan- da yanh~ olan -bu ister ozgiir a~k, ister
malni~ oldu~unu one siirer. Mutlak9lara koleiik, ya da ister ~oke~lilik olsun-
gore, ahlald bakundan bugiin do~ru olan, tiiln insanJar i~in, tiim zamanlar boyun-
antik Ytman ve Roma'n1n egemenli~i al- ca do~ru ya da yanh~ttr. Ba~ka bir de-
nnda ge~en yiizy1llarda ve hatta daha yi~le, mutlak~1bk, yaln1zca ahlak yasa-
once de do~ru olmak durumundadlr. suun bu gezegendeki tiim insanlar i~in
Giinii1niizde ahliki bakundan yanh~ ola- ayru oldu~unu de~il, fakat onun rum
nin, o zaman da yanb~ olmas1 gerekir. akdh varbklar i~in ge~erli old u~un u da
Ahlaki bak1mdan bugiin yanl~ olan one siirer. Mutlak~1b~a gore, ahlak ya-
kolelik, o zaman da yanh~ olmak duru- sas evreninin yap1snn ayr1lmaz bir
mundaydl. Bu durum, antik~a~da baz1 par~as1du.
biiyiik dii~iiniir ve ~ahsiyetler koleli~in ahliki ozne [ing. moral agent; Fr. agent
toplum i~in zorunlu bir ko~ul oldu~u moral). Kendisine belli birtakun ahlaki
nu dii~iinmii~ olsalar bile, ge~erli olma- niteliklerin atfedilebildi~i, bundan dola-
hdlr. Antik~a~da koleli~in me~ru ol- yl, ahlaki a~dan de~erlendirilebilen,
masJ, yaln1zca, Yunanlllann, neyin belli bir olgunluk, akd yetisi ve duyarb-
ahlaki baklmdan do~ru ve neyin yanh~ ~a sahip olduktan ba~ka, ozgiir ve so-
oldu~u konusunda bilgisizlik i~inde ol- rumlu olmak durumunda olan ve ken-
d ukJanru gosterir. disini ahl&ki eylemle ilade eden ozne.
Buna gore mutlak~1 bir bakl~ a~s1ru be- D1~ ko~ullar, kendisinin d1~mdaki gii~
nimseyen ki~i, ahlaki de~er ve dii~iin ve nedenler taraf1ndan de~ de, kendi
celerin ~a~dan ~a~a ve toplumdan top- se~im ve ozgiir ir&desiyle belirlenen, bi-
luma de~i~ti~ini, tartt~IImaz bir olgu lin~li ve sorumlu varhk.
olarak kabul eder. Biz, bugiin koleli~in ahliki ve toplumsal yasalar [ing. moral
ahlaki bak1mdan yanl1~ oldu~unu dii~ii~ and social laws; Fr. lois morales et social es ].
niirken, 'funanhlar onun do~ru oldu~u insan davran1~1ru diizenlemek, yonlen-
na inanm1~ olabiJirler. Bununla birlikte, dirmek ve kontrol etmek amac1 yla bir
onJann bir ~eyin do~ru oldu~unu dii- totorite, tgelenek ya da akll taraf1ndan
~iinlnii~ olmalan, bir ~eyi ger~ekten de getirilen davran1~ kurallan, yasak ve
dogru yapmaz. lnsanlann bir ~ey hak yukiimliiliikler; toplwnsal beraberlik,
k1nda ne dii1iinmii~ olduklanndan ~ok, bar1~ ve uyumu sa~lamak, ki~isel oi-
o ~eyin ger~ekte ne oldu~unun bir Inayan ili~kileri siirdiirmek, duygulan
onemi vard1r. gere~i gibi ifade etmek iizere, davran1~
Ahl&ki mutlak~ya gore, do~ru ahlaki s1rasmda izlerunesi gereken, cvrensel
de~erler obe~i her ne olursa olsun, 0 bir ge~erlili~i ya da uygulanabilirli~i
tiim insanlar i~in, tiim zamanlar boyun .. olan nesnel ve ba~lay1c1 kurallar.
ca her zaman ayxu obnak durumunda- ahlak kan1h [ing. moral argument for the
du. Mutlak~1n1n bu inano ya da gorii- existence of God; Fr. argument moral pour
~ii, insanlarm ahlikla ilgili konularda I' existence de Dieu]. tTeizmin temellerini,
hala o~renecek ~ok ~eyi oldu~u inanciyla insan varhkJanrun ahlakr deneyimlerinde
tutars1zhk gostermez. <;iinkii, insan tara- bulan, T ann'run varolu~unu insandaki
flndan yaralllmarru~ bir ~ey olarak de~er duygusuyla a.;Iklayan, Tannnin
ahlilan nesnel oldu~u, ahlakm ilkeleri- varolu~unu ahlak yoluyla kan1tlayan
nin, insanlann kendileriyle ilgili olarak, tav1r, yakJa~Im.
-::1 ahlikSIZCihk

Tann'run varolu~unu kamtlama ~aba Bw\Unla birlikte, salt fikir diizeyinde ka-
smda olan diger tTann kamtlan gibi id- hndrgrnda, ahlakm mutlulukla sonu~
diah olmayan ve Tann'nm varolu~unu larunast, yalmzca bix ideden, ger~ekl~
ahlak olgusundan, insarun ahlaki dene- meyebilecek bir idealden ibaret kahr.
yiminden, ve dolay1s1yla soz konusu Oysa, Kant'a gore, ahlik ile mutlulugun
deneyim ile ilgili verilerden yola ~lka birle~mesi, insan ic;:in en yiiksek iyiyi
rak kamtlamaya ~ah~an; insan varhgm- meydana getirir. Fakat, biitiin insanlar
da goriilen ahlaki ve tinsel geli~menin, bir araya gelseler bile, boyle bir iyinin
yalmzca Tann'nm varolu~u 1~1gmda ger~ekl~mesini saglayamazlar, zira bu,
degerlendirebilecegini, insanda goriilen onlarm, hatta bir biitiin olarak doga dii-
ahlaki ilerlemenin ancak ve ancak bu zeninin gii<.iinii a~ar. Ahlaklilik ile mut-
geli~menin gerisindeki itici gii~ ve lugun birle~mesi, Kant'a gore, yalmzca
oniindeki yiiksek ama~ olarak Tann'run evreni ahlak yasalanna gore yoneten bir
varhg1yla a~1klanabilecegini savunan Mutlak Alol'tn, yani Tann'nm varhgl-
ahlak kamh ~u kabullerden biri ya da run tasavvur edilmesi durumunda soz
digerine dayamr: 1 Ahlaka, ahlakhhga konusu olabilir. Bu durumda, saf pratik
temel olan vicdan sadece Tann'run sesi akhn ilkelerine gore, 'Tann postiilast' ile
olarak a~1klanabilir; 2 Odev, dogruluk, 'Oliimsiizliik posrulast'ru ortaya koyma
diiriistliik, hakkaniyet gibi ahlaki kav- zorunlulugu vardu.
ramlan ancak Tanrl'mn iradesiyle a~lk ahliksrzc1hk [Os. gayri aldiikiyye; ing. im-
layabiliriz. 3 Ahlakhhk baglayu:1 giicii- moralism; Fr. immoralisme; AI. immo-
nii Tann tarafmdan verilen ceza ve ralismus]. t Ahlak~rhgm kar~tstnda yer
odiillerden ahr. 4 Ahlakf deger ve ki~i alan bir tav1r olarak ahlak dii~manhgr.
sel mutluluk arasmda bir baglanb ol- Ahlakf odev, ilke ve kuxallann insarun
masmm aklm bir talebi oldugu dikkate insanbgtru oldiirdiigiinii, insaru bask.J
ahrursa, ahlaki oznelerin Tann'mn va- all:utda tutup, onu kolele~tirdigini savu-
rolu~unu kabul etmeleri makul, rasycr nan ve bundan dolayt, ahlaka biitiiniiyle
nel bir ~eydir. Ahlak kamtmt ilk kez kar~1 Q.kan, ahlaka kar~1 kayrtstz kalan
olarak ortaya atan ki~i, iinlii Alman filo- gotii~e ya da geleneksel ahlak anlayt~ma
zofu tKant i~te bu kabuUerden sonun- kar~1 koyma tavn.
cusunu temele alm.J~hr. ahlik tiirleri [ing. hjpes of morality; Fr. gen-
Diger Tann kamtlanru, Tann'nm varh- res de moralite]. 'Kime ya da neye kar~J
gmr bir bilgi konusu ya da problemi ahlakh olunur, ahlakh davramlu?' soru-
haline getirdikleri il)in ele~tiren Kant. suna verilen yarutlara bagh olarak, orta-
Tann'mn varhgr inancmt ahlak yoluyla ya ~1kan ahlak tiirleri.
temellendirm.eye ~ah~trken, en onemli Bw1a gore, dort rur ahlaktan soz edile-
gii~liigiin, bir yandan ahlakm ozerkligini bilir: 1 Dini ahlak. insanm dogiistii varhk
koruma, diger yandan da inan~ ile ahlak ya da varhklarla olan ili~kilerinde soz
arastnda makul bir bag bulundugWlu konusu olan ahlak. OmeA'in, Yahudi ya
gtistenne zorunJulugwlda yatbguu dii- da Hristiyan geleneginde, On Emir'den
~ii~tiir. Buna gore, Kant kendisine ilk ii~ii bu tiir bir ahlak.ln bir par~as1 ola-
~ noktas1 olarak, insarun ahlakh bir rak anla~1hr. Buna gore, bu ii~ emirden
varhk oldugu ger~egini alm~ta:r. insan, birine kar~1 sayg1s1zhk etmi~ olan bix
ahlakh olmak zorunda olan bir varhkbr. lcimse, soz konusu ahlak kurallarma
Ona gore, insaru mutluluga laytk ktlan gore, bir insana kar~1 ahlakstz davran-
~ey de ahlAkhhkttr. Kant, aktl diinyasm- manu~ olsa da, Tann'ya ahlak.a aykm
da, ahlikhhkla mutlulugun birle~tigi bir bir bi~imde davra~ olur. 2 Dogal
sistemin varl..agrm dii~iinmenjn, biz in- ahltik. BiitUn. ilkel kiiltiirlerde yaygm olan
sanlar i~in ~k dogal bir hak oldugunu bir ahlak tiiril olarak. insarun dogayla
one siirer. olan ili~kisinde ortaya ~tkan ahlak. Bura-
Ajdukiewicz, Kazimierz 27

da, doga, insarun refah1 i~in degerli olan le~meyi hedefleyen bi.iti.in bir insan do-
bir ~ey olarak degil de, ahlaka konu ola- gasmm de~il de, yalmzca insan akluun
cak ~ekilde bir kendinde iyi olarak de- buyrugu olan ve insan varhgma, sonu,.-
gerlendirilir. lan hi,. hesaba katmadan, insan oldugu
3 Bireysel aiJltik. Bireylerin, herhangi bir i,.in yerine getirmek durumunda oldugu
toplumsal ya da dini ahlak sistemine odevleri arumsatan bir yasadtr.
bagh olmaks1zm, kendilerine kar~1 olan Ahuramazda. Eski iran dini Zerdi.i~t~i.i
iii~ kilerinde soz konusu olan ahlak. 4 li.igi.in, koti.ili.ik ilkesi ya d a Tann's1
Toplumsal aJIIQk. tnsan varhguun diger in- olan Ehrimen'le si.irekli bir mi.icadele,
sanlarla olan ili~kilerinde soz konusu ya da sava~ hali ic;inde olmakla birlikte,
olan ahlak. tnsarun en onemli ahlaki dav- Zerdi.i~t,.i.i iyimserligin bir ifadesi ola-
ram~lan, insamn toplumsal grup olu~ rak, sonunda mutlak bir zafer kazana-
turmasiyla ve bireylerin birbirleriyle ,.a- cak olan ba~tanns1, iyilik ilkesi.
h~ma i,.ine girmeleriyle ba~lad1g1 i,.in, Zerdi.i~t,.i.ili.igi.in yi.ice ve yarahc1 tan-
digerlerine gore daha ,.ok i.izerinde du- nsl olarak Ahuramazda, bi.iti.in tannsal
rulan ahlak budur. di.izeni, sulan ve bitkileri, 1~1g1, yeryi.i-
ahlak yasas1 [Os. aiJltiJc:j 1alnun; ing. moral zi.ini.i ve iyi olan her~eyi meydana geti-
law; Fr. loi morale). Eylemi yonlendiren, rir. Tannsal di.izenin bekc;isi de olan
kendisiyle davram~m s1mrlarup di.izen- Ahuramazda, bi.iti.in iyi varhkJann yer-
lendigi, bize ne aradlglmlZI ve ne yapma- lerini belirler, insanlann eylemlerini de-
Iruz gerektigini arwnsatan kural ya da netler.
idealler bi.iti.ini.i. AhlAkr eylemin kendisi- aile benzerligi [ing. family resemblance; Fr.
ne tabi olmak durumunda oldugu nesnel ressemblance fomiliale). Bir ~eyin tarumlayi-
a, belirleyid karakteristigini ya da ger,.ek
ve evrensel yasa. Ahlaki eyleme zorunlu-
ozi.ini.i ara.maktan olu~an geleneksel tta-
luk karakteri kazandl!an gene! kanun.
rum yontemine, ou:ii anlay1~a kar~1 9-
Ahlak yasasmm sirasiyla teolojik, dogal
kan i.inli.i ~agda~ di.i~i.ini.ir Ludwig tWitt-
ve rasyonel bir temeli olabilir. Buna gore,
genstein'm yakla~ururu ifade ebnek i~n
teolojik bir ahliik. yasas Tann tarafmdan kullarulan deyim. Buna gore, bir ~eye, a)
buyurulan bir ahlak yasas1d1r. Burada,
her biri bir,.ok ~ey tarafmdan payla~nlan
ahlak yasas1, temeli insan dogasmda ya ve b) baz1lan, her bir ~ey tarafmdan
da yasaya itaat edip etmemenin get:i.recr-- sahip olunan bir dizi age ya da ozellik sa-
gi sonu,.larda degil de, tTann'run doga-
yesinde anlam aktanhr.
smda bulunan, Tann'run iradesinden aitia. Yunan felsefesinde neden. Ara~tm
kaynaklanan davram~ kurallan bi.iti.ini.i lan sonuca yol a,.an olaylara ili~kin me-
olarak gori.ili.ir. Buna gore, ahlakh olmak, kanik ya da bilimsel bir ta,.Iklama sag-
tannsal iridenin, insanlar i~n koydugu layan neden. Bir ~eyin nasd oldugu gibi
davram~ kurallanna, ahlak yasasma uy- oldugunu anlamanuza olanak veren
makbr. neden. Varhga geli~in ya da olu~un ne-
Dogal bir ahl6k yasasr ise, nihai ve en denleri.
yi.iksek hedefi tarri olarak ger,.ekle~mek Ajdukiewicz, Kasimierz. (1860-1963) Po-
olup, mutlulugu ama,.Iayan insan doga- lonya'daki manhksal-analitik gelenc-
Sl tarafmdan buyurulan, insan dogas1~ gin, empirist yonelimleri ag1r basan,
run ifadesi olan, akll yoluyla bilinen ve i.inl i.i temsilcisi.
baglayiclhgl kabul edilen yasa olarak Felsefi ilgileri ,.e~itlilik arzeden Polon-
ka~1m1za ,.1kar. Buna gore, ahlakb yah filozof, bir entellekti.iel olarak da
olmak ger,.ek anlamda insan olmakhr ve bi.iyi.ik bir etki yapm1~hr. Daha ziyade
ger,.ekten insan ohnak ise, akllh bir hay- tmant1k ve bilgi kuram1 alarundak.i ~a
van olmakbr. h~malanyla se,.kinle~en Ajdukiewicz,
Rasyonel ahltik yasas ise, nihai bir amac1 bu alanda radikal tuzla~lnlClhk ad1 ve-
olan, tmutlulugu ve tam olarak ger,.ek- rilen bir gori.i~i.i benimsemi~tir.
28 Al<ademi

0, gundelik, dogal dilimizde ne analitik yoluyla, (bilimsel ~ah~mamn evrensel


ve sentetik onenneler, ne de manbksal standartlann yerine getirerek ve i~ ah-
~1kar1111. kurallanyla bilimsel hipotezler lakma uyarak), yoneticilerinin mudaha-
arasmda bir aymm bulunmad1~ one lesine maruz kalmadan, ara~ttrma ve
surer. Btitun bu aymmlar, ona gore, salt tarh~ma ozgurlugu, akademik ozgiirliik
uzla~llt\la iJgili bir meseledir. Yeni bilim- diye tammlamr.
sel bulu~ ve k~ifler soz konusu oldu- akd [Os. tikile; ing. reason; Fr. raison; AI.
gunda, kurallanrruzt veya hipotezlerimi- vernunfl). lnsandaki soyutlama yapma,
zi gozden ge~rip ge~innemek de bize ya kavrama, bagmtt kurma, du~unme,
da uzla~tma kalmt~ bir ~eydir. benzerliklerin ve farkhhklann bilincine
Akademi. Yunan filozofu tPlaton tarafm- vanna kapasitesi, \tkarsama yapabilme
dan, M. 0. 387 Atina'da, kentin kuzeyba- yetisi. Apar;tk dogmlan ya da soyut nes-
hsmda yer alan ve ad1ru kahraman Aka- neleri, ozleri, tumeUeri, dogrudan ve ara-
demos'tan alan annan i~inde kurulmu~ OSlZ bir bi~mde sezme melekesi; onctil-
alan ogretim ve ara~hrma merkezi; tari- lerden sonuca ge~mek suretiyle ~1kanm
hin tarudtgr ilk yuksek ogretim kurumu. yapma yetenegi ya da gticu. Vahiy,
Akademi'nin uzun sayllabilecek bir t.ari- inan~, sezgi, duygu, duyum, algt ve de-
hi vardtr. Buna gore, okulun yonetimin- neyden farklt olarak, salt insana ozgu
de once Platon'un ve daha sonra da alan bilme yetisi, dogru du~unme ve
Speusippos'un bulundugu donem Eski hukum verme yetenegi, kavram olu~tur
Akademi olarak bilinir. Milatt.an Once 4. ma gucu.
ve 3. yuzytllan kapsayan bu donemde, insan, alai teriminin soz konusu anlam-
tPhytagoras~dann okul uzerindeki etkisi lan i~inde 'akllh hayvan' olarak tarum-
artm1~ ve Platon'un tmetafizik goru~leri laruru~hr. Buna gore, akd, i~gtiduye kar-
bir 'sayt kuramma' dayandmlarak sis- ~tt olup, insarun kendisi sayesinde
temle~tirilmi~tir. Yine ayru donemde, ~tkanmlar yapttgr, ya da do~ onctiller-
Akademi matematik ve astronominin ge- den ge~erli sonu~lar ~tkardtgt yetiden
li~mesinde buyuk rol oynamt~hr. ba~ka hi~bir ~ey degildir. Akll yine,
Okulun yonetid.Jigini Arkesilaos'un yap- duyum, algt, imgelem, duygu ve arzuya
hgJ ve daha ziyade ku~kucu bir ogreti- kar~1t olarak, ~u ya da bu anda ya da
nin egemen oldugu donem ise (M.O. 3. yerde, neyin var oldu~ ile ilgili dogru-
yuzyt.l) Orla Alcm:Umi olarak bilinir. Yeni lan, ~tkanmda bulunmadan sezgisel ola-
Akademi ise, MO. 2. ve 1 yuzydlarda, rak kavrama yetisine kar~1hk gelir.
tKarneades'in onderliginde, tStoacJlarm Akll yine, pratik alai anlammda, genel
tdogruluk ol~utleriyle ilgili ogretilerine alul guciinun bir par~as1 olarak, belirli
kar~t ~lktru~hr. Daha sonraki donemler- eylemlerin ni~in ger~ekle~tirilmesi ge-
de ise, Akademi Platoncu, Aristoteles~i rektigini, bu eylemlerin kendilerinden
ve Stoae1 ogretileri eklektik bir tarzda bir- ~lkbgt ilkeleri ya da bu eylemlerin ken-
le~tirmi~tir. dileri i9Jt yalruzca birer ara~ oldu_tu
' Ote yandan, Platon tarafmdan kurul- ama~lan kavrama yetisini ifade eder. Ote
mu~ alan Akademi'de geli~tirilen felse- yandan, salt bilgiye hik.im alan, ama~ ve
feye Akodemi fel.seftsi diye adlandtnhrken. sonu~larla hi~ ilgilenmeyen, bir fenome-
gunumuzde universitelerde, universiter nin mekanik sure~ i\lnde gozlemlenme-
kurumlarda yapllan felsefe incelemeleri- slyle suurlt alan akla teknik alol adt veri-
ne, ger~ekl~tirilen felsefi ara~tumalara lir. Buna kar~m, nesne olmayt reddeden,
akDdemilc felsefo adt verilmektedir. varhgmt ozne olarak taruyan ve varolan-
Buna kar~m, universite veya yuksek lan varhk olmak bakmundan ele ahp st-
ogrenim kurumlanndaki ara~hrmact ruflayan akla ontolojik akll denir.
ya da hocalann, konu aldlklan bilimin Akll kavrammm anlamt temelde aym
problemlerini, derslerinde ya da yaym olmakla birlikte, bu anlam kimi zaman
----------- ~ ~~------- ---- --------- ----~- ----

akll 29

~a~m ilgi!erine ve dolaytstyla, ko~ullan Orta~a~ dii~iincesinde ise, aktl inanca


na ba~h olarak farklthk goslerir. Ome- ba~tmh, inancn hizmetindedir. insa-
~in, ilk~a~'da zihinden ba~unstz varb~1 nm do~al bir yetisi olarak akhn bir
bilen akd, Orta~a~'da inanan hizmetinde ozerkli~i olabilse bile, bu a!\cak diskiirsif
ohnu~; buna kar~m, modem donemde bir akd olabilir. Nitekim, tSkolastik felse-
bilimsel dii~iinceyi kunnakla yiikiimlii fenin en biiyiik ve en onemli filozofu
clan akll, bilimsel dii~iincenin geli~imi clan Aquinash tThomas 'akd yiiriitme-
nin bir sonucu olarak par~ala~ hale nin, kavrama nesnesi clan bir nesneden
gelmi~lir. ba~k~bi nesneye gitmek oldu~unu'
Saymayt bibne ve bilme yetisi anlamma stiyler. lam felsefesinde ise, hakikati,
gelen Yunanca logos sozc~iinden tiireyen onu olayunstz olarak bildiren vahiyden
akll kavramt, buna gore, llk~a~da diinya- ba~unstz olarak bilen, do~ruyu ve yanh-
daki ~oklu~u ve ~e~itlili~i diizene sokan ~~ aytrt etme imkam sa~layan 'do~al
ve hem de varolaru kavramaya yonelen l~tk'hr/
bir insani yetiyi ifade eder . .Alol konusun- Modem donemde ise, akll modern le~
daki felsefi spekiilasyon, bu nedenle ilk- menin lemelindeki yeti olarak, inan~lan
~~da varb~a dair felsefi spekiilasyondan ba~tmstzdtr ve onun gorevi, once bi-
aynlmazdtr. Nitekim, tSokrates oncesi limsel dii~iinceyi, sonra da loplumsal
Yunan do~a filozoflan, herkes i~ bir ve diizeni kurmakttr. Dt~ ger~ekli~i tema-
ayru clan ~eyi, dii~iincenin ve varh~m te- ~a eden veya yanstlan bir gii~len ziyade,
melini akil yoluyla ortaya koymaYJ ama~ diizenleyici ve kurucu bir gii~ olarnk aktl,
lamt~lardu. Onlann diinyarun lularhh~ tDescartes'a gore, tiim insanlarda ~iltir.
ru tularh bir stiylemde dile getinnek Ttpkt do~runun ve bilginin ol~iitii olarak
iizere, ~klu~un gerisindeki birligi, tiirn akla saygt duymanm zorunlu oldu~unu
fenomenlerin biricik ve kurucu nedenini stiyleyen tMalebranche gibi, tLebniz'e
aramalannm nedeni budur. gore de, inan~lan ba~mstz olarnk ozerk
Yine, tPlalon'a gore aktl, duyulann akhn giiciinii hi~bir ~ey sarsamaz.
sa~lad1~1 de~i~ken ve yamlhct4Iox4 ya tKant'ta ise, ak.Jl, anlama yetisiyle bir-
da empirik bilgiye kar~tl clan do~ru likte, iki temel entellekliiel yetiyi mey-
dii~iincedir. Akla dayah bilgi, onda dt~ dana getirir. Bunlardan anlama yetisi,
goriinii~ler alarurun iistiine yiikselme- kendileriyle deneye yapt kazandtrdt~t
mezi sa~layarak, bizi ger~ekten varolan a priori idelere, deneyden liirelileme-
tldealara gotiiriir. lki tiir akd veya akll- yen, saf deneyde bulurunayan a priori
da iki tiir bilgi oldu~unu soyleyen Pla- kavramlara do~u~lan sahip olur. Oysa
ton'a gore, bunlardan birincisi ozleri, akd, anlama yetisinin tersine, miimkiin
idealan do~rudan ve aractsJZ olarak bilginin smtrlan i~inde kalmaytp, dene-
kavrayan sezgisel akd ve ikincisi de ma- yin strurlanru a~maya, varolan her~eyi
lematikselldealara yonelen, dolaytstyla kapsayan ku~ahc1 bir ger~ekli~e ili~kin
matematiksel kamtlamayla s~kinle~en olanakstz bir kavrayt~a ula~maya ~ah
diskiirsif akddtr. ~tp, zorunlu olarak ~eli~kilere dii~er.
Akh kuramsal ve pratik akd, kurarnsal Bundan dolay1, Kanl'a gore, aktL anlama
akh da, elkin ve edilgin aktl olarak yetisi i~in neyin bilinebilir oldu~unu
ikiye aytran t Arisloleles ise, bunlardan ara~llnnakla, deneye nasd yapt kazandt-
elkin akdm, edilgin ya da pasif akla, rddt~mt incelemekle yetinmeli, bilginin
duyumlanan ya da algtlanan nesnenin smtrlanm a~tp, a priori spekiilasyonlara
duyusal formunu alma olana~1 verdi~i kalkt~mamahdtr. tRousseau'da ise akd,
ni soyler. Ole yandan, etkin aktl, formu, toplumsal yasalann ol~iitii ve yolgosleri-
onu duyu-deneyinden soyutlamak su- cisi olmak durumundadtr. Buna kar~m,
retiyle, bilin~ i~in a~1k hale getirmek du- tHegel'e gore ak.Jl. en yiiksek hilme for- _
rumundadtr. mudur.
30 akllcthk

ak1kllzk [Os. akliyyun mez!Jebi; in g. ralio 1nayan bu do~rulan, soz konusu do~ru
nalism; Fr. rationalisme; Al. rationalisnzus]. lar zihindeki do~u~tan dil~ilncelere
Rasyonalizm. Evreni bir butun olarak kar~1hk geldi~i ve ger~eklikle uyu~tu
di.1~l.1nce yoluyla yorutnlaJnayi, bireysel ~u i~in, deneyden once ve deneyden ba-
ve lopltunsal ya~a1n1 akhn ilkeJerine ~uns1z olarak bilebildi~ini belirtir. Akll-
gore dilzenle1neyi a1na~layan tavu. ima- clhk, ayn1 ~er~eve i~inde, bilginin tek
nln ya da dinin reddedilmesi durumu, ger-;ek kayna~uun aktl, ve bilimin de,
bi.1ttin bilginin bir siste1n i~inde ifade temelde alol yoluyla olu~turuhnu~ olan
edilebilecc~i, ilke olarak her~eyin biline- tilmdengelimsel bir sistem oldu~unu;
bilece~i inanc1. do~rulu~un tek ve temel ol-;urunun,
1 Genel bir bi-;i1nde de~erlendirildi~in manhksal tutarhhktan meydana geldi~i
de, akllc1hk, tirrasyonalizmin tersine, ni iddia eder.
ak1l yoluyla kazan1lan bilgiye duyulan Ayn1 g6ru~, her konuya uygulanabilir
inanc1, do~ai.isti.i kaynaklardan kazanl- oJan, tumdengelimsel, manbksaJ, mate-
lan bilgi yerine, do~al roldan kazan1lan lnatiksel ve ~lkanmsal, yani rasyonel bir
bilgiye duyulan inana, duygulann ye- yontem bulundu~unu ve bu yontemin
rine de, akla duyulan inanc1 ifade eden bize, her konuda uygun ve doyurucu
genel bir tavtrdu. Boyle bir genel tavu a~1klamalar sa~lad1~1n1 one silrer. E pis-
olarak, akllc1hk, yetkin orne~i bilimsel temolojik akllc1h~a gore, bilgideki ideal,
bilgi, ya da daha -;ok, yetkin ornekleri ~eylerle ilgili olarak mutlak bir kesinli~e
mate1 natik ve do~a bililnleri olan bilgi ula~1nak olmahdu. Yalruzca aklldan tu-
tilrilne de~er verir ve akla, deneye da- retilmi~ olan zorunlu ve apa-;1k do~ru
yanmayan bir bilgi olamayaca~1n1 savu- laran do~ru, ger-;ek ve kesin oldu~unun
nur. Ba~ka bir deyi~le, genel a~1dan ele bilinebildi~ini, geri kalan her ~eyin,
ahnd1gmda, yalruzca tumevanmsal ya yanh~lanmaya a-;1k olup, kesinlikten
da tfundengelimsel akdyurutmenin, bize yoksun bulundu~unu one suren akllC'I-
gerc;ek diinya hakklnda bilgi verebilece bk, evrenin, ger-;ekli~in manbksal ya da
~ini savunan goru~ olarak akdahk, vah- akJa uygun bir bi~imde duzenlenrni~ bir
yin ve duygularm bilgi kayna~1 olamaya- sistem oldugunu; manb~a mutlak olarak
ca~Ull one surdu~u ic;in, irrasyonalizme, hnim olundugurtda, evrendeki her~e
tgize1ncili~e ve romantizme kar~1t olan yin manh~1n ilkelerinden ya da yasaJa-
bir goru~rur. nndan -;lkarsanabilir oldu~unun goru-
2 Akdcihk, daha ozel ve deneyci.li~e ya lece~ini one surer.
d a tern pirizme kar~lt bir o~reti olarak 3 Epistemolojik akllc1h~a ek olarak, bir
da, duyu-alglSlndan once ya da ustun de spekulatif ya da meta fiziksel aktlcrlrktan
ve ba~uns1z olan, ilk ve temel bilgi kay- soz edilebilir. Ger-;ekli~in ili~kisiz ve tu-
na~l olarak akh on plana ~kartan ya da tarslz par-;alann bir toplanundan ba~ka
vurgulayan felsefi teoriye kar~ll1k gelir. hf-;bir ~ey olmad1~1 ve dolay1s1yla akd
Bu teori, yani epistetnolo jik akdcrlzk, insan tarafmdan kavranamayaca~1 gorti~u
varhk.laruun, soyut bir bi~de akllyu- nun tam kar~lsanda yer alan spekulatif
rijtme ya da du~ilrune i~lemiyle, varo- alalc1hk, dunyarun, par-;alan birbirleri-
lan ve varolanan yap1s1 ve genel olarak ne manbksal bir zorunlulukla ba~lan
da evren hakk1nda, temel ve reddedile- ml~, yap1s1 tumuyle anla~1labilir ve
mez kesin yan1tlara ula~abildiklerini kavranabilir olan, rasyonel bir bi~de
one surer. duzenlenmi~ bir butun oldu~unu one
Epistemolojik akllahk, yine ger~eklikle surer.
ilgili olan baz1 do~rular1n gozlemden, Ote yandan akllc1llk, 4 ahJak alarunda
deneyimden ba~uns1z olarak ve deney- (altl8ki akrlcrhk), neyin iyi ve do~ru,
sel yontemler kullarulmadan bilindi~; neyin kotu ve yanh~ old u~una karar ve-
zihnin, ger~eklik hakk1ndaki analitik ol- rirken, duygu, gelenek, otorite ya da ar-
akll dotrular 31

zulara degil de, akla ba~vunnam1z ge- dir, ve nihayet 3 insan1n, bu dogrulan
rektigini one siiren gon'.i~e; ahlak kural- anlaanaya yetili olan zihninden ba~ka,
lanntn kaynat1 soz konusu oldugunda, ayna dogrulan ten1ele ahp se-;ilnde bulu-
bu kurallann ve ilkelerin kaynag1n1n, nan, bu bilgiler 1~aganda eylemeye istekJ i
deneyiln degil de, insan vicdan1 oldu- ve yetili bir iradesi vardu.
gunu, insanlann dogu~tan ve evrensel Ak1l ~ag1 du~iinurleri i~in, her bilhn,
olarak sahip olduklan bu kurallann_ yalruzca fizik, kilnya, astronotni degil,
insan vicdarun1n ya kendiliginden olu~ fakat iktisat, siyaset ve ahlak dahi, dog-
turdugu ya da TaJua'dan edindigi kural- nlukJan hetnen ve arac1s1Z olarak kav-
lar oldugunu, veya ahlak kurallannan in ranabilecek olan onennelerden, ilk ilke-
sa1un pratik akluun evrensel olarak lerden hareket etanelidir. Bililnin i~i bu
ger;erli olan iiri.inleri oldugunu; kJsacasJ ozel onennelerden.. apa~lk ilk ilkelerden
ahlaki kurallann n priori kurallara kar~l ~1karsanabilecek olan tum teore1 nleri or-
lak geldigini one siiren ogretiye kar~dlk taya ~lkannakllr. Bililnin yetkin ornegi
gelir. doga bilimleri olup,. doga bililnlerinin
Akalc1hk 5 din alananda (dinde akrlcr- yontemi de ideal bilimsel yontetni mey
/rk)ise, inancn dogrularana, vahiy ya da dana getirir. Bu yontem her alana uygu-
ba~ka dogaiistu yollarla degil de, salt lanabilir. Akllh insana du~en de, doga
akd ve diger dogal yetiler aracahg1 yla bilimlerini temele alarak, bilimin ortaya
ula~1lmast gerektigini dile getiren gorii- koydutu tum bu dogrulan, oldugu gibi
~e kar~1hk gelir. gundelik ya~ama uygulatnakhr.
6 Akrlcrlrk psikolo jide ise, ornegin Jean Pia- akldll [Os. gayn alcli; ing. irrational; Fr.
get'nin ~ocugun dii~iince ve davraru~ ge- irrationnel; AI. irrational]. AkJa uygun ol-
li~imini ara~hran ve zihnin kategorileri- mayan, akla, dii~iince yasalanna kar~1t
nin ancak ve ancak ~ocutun tecriibele- olan, sa9fla ve anla~datnaz olan. Akllh-
rinin, diinya ile kurdu~ ili~kinin ardtn- ca, rasyonel yargllara u ygun bir tarzda
dan ortaya ~Jkt1t1ru dile getiren tgenetik eylememe durumu. Diizenden, akbn
psikolojinin tersine, belli algtsal \fe kav- kavrayabileceti bir diizenlemeden yok
ramsal kapasite ya da yeteneklerin do- sun bulunan. Karmakan~1k ya da kao
gu~tan oldugu gorii~iine kar~thk gelir. tik bir durumda olan. Rasyonel bir a~tk
Buna kar~1n, akllcdtk 7 sosyolojide, ondo- lamas1 ya da ifadesi olmayan.
kuzuncu yiizyddan ba~layarak, QJgun- akd dogrulan [lng. trnths of reason; Fr. w-
luk pozitivizmle ozde~l~ti~tir. rites de raison]. Alman rasyonalist dii~ii
Ote yandan, akllcllagJn hemen her n iirii tLeibniz'in felsefesinde, her yerde
zaman Bah Uygarhg1n1n ba~ka toplum- ve tiim miimkiin diinyalarda d~ olan
lar ve irrasyonel olduklan dii~iiniilen il- onerrnelere verilen ad.
keller kar~1s1ndaki iistiinliitunii vurgu- Bu tiir dotrular, yahuzca tarum geregi
layan ortiik deger yargtlannl i~erdi~ dogru olan onermeler olarak kalmazlar;
ak1ldan ~1kardmamahdu. onlar, ger~ek diinya, dt~ diinya i~in de
akll ~ag1 [tng. age of reason; Fr. age de Ia ge~erli olan dotrulardtr. Ger~eklik hak-
raison]. Felsefede, 17. yiizythn ikinci ya kindaki bu teme) dogrulan, hi~bir gii~,
ns1nda ba~laytp, 19. yiizy1hn ilk yan hatta Tannzun giicii bile deti~tiremez.
s1nda dek uzanan ve her alanda akh te- Bu tem~l akd dogrulanntn ba~tnda ~e
mele alan t Aydmlaruna ~agtna verilen li~mezlik ilkesi gelmektedir. Akhn dog-
bir diger ad. rulan manbk, dii~iince yoluyla bilinen,
Ak1l ~agm1 belirleyen ii~ onemli kabul zorunlu dogrulardu, oyle ki b u dogru-
vardu: 1 Ezeli-ebedi dogrulann olu~tur lardan birini inkar etmek ~eli~kiye dii~
dugu rasyonel bir diizen vardu; 2 insan lnekle e~ anlamhdu. Leibnlz akbn dog-
zihni bu dogrulan anlamaya, bu hakikat rulanrun apac;ak dogrular old ugun u
lerin bilgisine ula~maya fazlastyla yetili- sayler.
32 akllyiiriitme

aktlyiiriitme [Os. muluikmt; ing. rfASOiling; ak1nhlar teorisi [ing. thEonJ of t(fluences;
Fr. raisonnement; AI. vernunftscltluss]. Dii- Fr. theorie des ej]luences]. ilkt;a~ Yunan fel~
~unceleri bilint;li, tutarh ve amat;h bir sefesinde, tEtnpedokles ve tDemokritos
bit;hnde birbirlerine ba~lama i~lemi. gibi dii~iiniirler taraftndan savunulmu~
Manhkh bir biJ;imde dii~iinme. c;Ikar- olan alg1 anlayt~ma verilen ad.
samalar yapma. Verilerden ya da veril- BWla gore, bir alg1 siirecinde, algtlayan
mi~ olan olgulardan sonu-;lara ge-;me oznenin alg1 menziline giren nesne, duyu
faali yeti. Oneill olarak ahnan onenne- organlaruun gozeneklerine uygun gelen
Jerden manhksal t;tkanm k urallartna ve oznenin bedeninden t;tkan film, suret
uygun bir tarzda sonut; t;lkanna i~lemi. ve ai<Jnhlar Ia kar~lla~an aktnblar, suret-
Zihnin, haz1r ya da verilmi~ baz1 bilgi ler gonderir. t~te bu siirec;, d1~ diinyaya
ya da onennelerden hareketle, verilmi~ ili~kin bilgimizin temelini olu~ruran
olmayan ba~ka bir ~eyi, belli bir sonut; duyum ve algtlara neden olur.
olarak t;tkard1~1 i~lem. ak1~ ogretisi [Ing. theory of flux; Fr. throrie
Akdyiiru tmenin kokeni, do~as1 ve de- de changenrent continuel]. Presokratik filo-
~eri konusunda, bir ucunda aktlyiiriit- zof Herakleitos'a atfedilen, evrenin ve
tneyi ruhun bir yetisinin faaliyeti olarak evrende bulunan he"eyin siirekli bir de-
goren ttinselcili~in, di~er ucunda da ~i~me it;inde bulundu~unu, hit;bir ~eyin
ak1lyuriitmeyi beynin bir epifenomeni kahc1 ve siirekli olmaytp, ak~ hiUinde
olarak goren tmaddecili~in bak1~ at;lSl oldu~unu, bu de~i~meden dolay1 'aytu
bulunan, bir dizi farkh goru~ soz konu nehre iki defa girilemeyecetW' belirten
sudur. teori.
Bununla birlikte, akllyiiriibnenin, 1 Daha t;ok deti~me problemi i.iz.erinde
tiimdengelimsel, 2 tiimevanmsal, 3 ola- yo~unla~m~~ olan tSokrates oncesi do~a
sth ve 4 aldahc1 akJlyiiriitme olmak filozofu tHerakleitos, evrende siirekli bir
iizere, dort farkl1 tiiriiniin bulundu~u; deti~menin hiikiim siirdii~iinii, her~e
akllyiiriitmenin, ge-;erlili~ine duyulan yin sava~ ve t;ab~manm bir sonucu ola-
ve hit;bir ku~kuyla ortadan kaldinla- rak ortaya ._,kh~uu soylemi~tir. Ona
tnayan bir inanc1 gerektirdi~i; birtak1m gore, evrende kahahk ve dura~anhk
manhksal ah~kanhk ve yontemleri it;er- yoktur; her~ey deti~mekte, yakarak. yt-
di~i ve hepsinden onemlisi, baz1 temel karak ya~amaktadlr. 0, kendisinden on-
akll ilkelerine dayand1~1 konusunda bir ceki filozoflann bo~u bo~una evrende
gorii~ birli~i vard1r. kahcbk ve siireklilik aradtkl~ oysa
Buna gore, akllyilriitme bir t;tkarsama evrende kahohk bulunmay1p, mutlak bir
i~letnidir; daha onceden do~ru old uk- deti~menin soz konusu oldu~unu one
Ian bilinen ya da do~ru olduklan kabul siinnii~tiir.
edilen belirli onennelerden, onlardan Nehir ak1p gitti~i ir;:in, o ayn1 nehre iki
t;tkmakla birlikte, onlardan ayn ve fark- kez giremeyece~zi belirtir. Evrende
h olan ba~ka bir do~ruya ge-;mektir. hit;bir nesne, nesnelerin hit;bir ozelli~i
Akdyiiriitme, bir onermeyi, aralannda yoktur ki,- de~i~meden ayn1 kalsm. Her-
ortak bir o~enin bul und u~u ba~ka bir ~ey bir ba~ka ~eyin yikiml ve oliimii sa-
onermeden ya da onermeler obe~inden yesinde varh~a gelmekte ve daha sonra
t;tkarsamaktlr. yok olup gitmekted ir. Evrendeki tum
c;tkarsama, tiimdengelimse I akll yiiriit- o~eler arastnda siirekli bir t;ah~ma ve
me soz konusu old u~u zaman, zorunlu; sava~ hali vardtr ve de~i~meyen tek
tiimevanmsal akdyiiriitme soz konusu ~ey, bu de~i~me halinin sonucu olan
oldu~u zaman, olumsal; olas1h akllyii- kozmik denge durumudur. Bunun]a
rii bne soz konusu oldu~u zaman, olasi- birlikte, evrende hiikiim siiren bu ak1~
11 ve yarulhc1 aktlyiiriibne soz konusu ve de~i~me, yasas1z bir de~i~me de~il
oldu~u zaman da, yanh~hr. dir. De~i~me, bir yasaya, y ani logos a
akromatik 33

gore olan bir de~i~medir. Herakleitos'ta dengeli.m gibi iki gticiine geregi gibi yol
logos, evreni yoneten yasa. insamn da g6sterece~ dti~iintilen kurallar bi.ittini.i.
kendisinden pay ald1~1 tannsal Akll an- Akhn uyaca~1 kurallar, Descartes'a
lamma gelir. gore, dart tanedir, ancak hepsinden daha
Herakleitos'un tPlaton'la ~a~da~ olan onemli olan genel kural ~udur: Akll,
tKratylos adll izleyidsi, daha sonra bir basit ve mutlak bir bi~imde a~1k olan bir
yandan ustasmm gorii~lerinin savunu- do~rudan hareket etmeli ve yol boyunca
culu~nu yaparken, bir yandan da usta- a~1kl1k ve se9)<li~i hi~ kaybetmeden
smm gorii~lerinin mantlksal sonu~lann1 adun ad1m ilerlemelidir. Di~er dart kural
~1karsa1TU~tu. Dna gore, siirekli bir ak1~ ~u ~ekilde s1ralanabilir: 1 Do~ru oldu~u
kabul edilemez bir ~eydir. Zira, Herakle- at;~k ve set;]k bir bit;]mde bilinmeyen hi~
itos'un gorii~ii kabul edilecek olursa, bir ~ey do~ru kabul edilmemelidir. 2 in-
evren anla~dn olmaktan ~1kar. Evren ve celenmekte olan gii~ltik ya da problem-
evrendeki her~ey siirekli olarak de~i~ti ler, uygun bir ~oztimtin gerektirdi~
~inde, nesnelerde onlan betimlemek, ~ekilde, olabildi~ince ~ok par~aya bo-
aljlklamak ve anlamak i~in gerekli olan ltinmelidir. 3 Dti~tinceler, en basit ve
bir kahc1hk ve siireklilikten soz edile- bilinmesi en kolay nesnelerden ba~la
mez. <;unku nesneler de~i~irse, onlar1 ylp, yava~ yava~ ad1m ad1m ilerleye-
adland1rmak ve betimlemek i~in kullam- rek, en karma~1k olamn bilgisine yilkse-
lan sozctikler de de~i~ir. Ger~ekli~in lecek ~ekilde diizenlenmelidir. 4 Ki~i,
belli bir par~asnu betimlemeye kalkJ~tl adunlan, her durumda tam olarak say1p,
~umz anda, yalmzca ger~ekli~in soz ko- her~eyi gozden ge9rerek, hi~bir ~eyin
nusu par~as1 ve biz de~il, fakat kullandl- unutulmam1~ olmasma dikkat etmelidir.
~umz sozci.ik.Jerin anlamlan ve bizi akrasia. [Olumsuzluk gosteren Yunanca
dinleyenler de de~i~ecektir. Bu durum- a onekiyle, gu~, kudret, denetim anla-
da ise, yalruzca ger~ekli~i anlama ve mma gelen kratos'tan ttiremi~ sozctikJ.
a~Lklama ~abas1 olan felsefe de~il, fakat trade zaylfh~l, ozdenetim yoksunlu~u;
konu~ma ve anla~ma olana~1 da orta- yapdmas1 gerekeni, ahlaki bakJmdan
dan kalkar. Burada yapllacak tek ~ey do~ru veya ki~inin kendi oz~1kanna
susmak ve nesnelere i~aret etmektir. - uygun olam bilmekle birlikte, bunu ha-
akla uygun [Os. mtikul; ing. reasonable; Fr. yata ge~irmede zaafiyet gosterme.
raisonnable; Al. vernunftig]. Akhn sa~la Terim, t Aristoteles'in ahUksal bakJm-
dl~l standart ya da ol~tilere uygun dan zay1f olan insanla (akrates), ba~tan
olan. Bir inancm, temelsiz olmas1, hi~bir ~1kanc1 ~eylere kar~1 koyabilen insan
dayana~1 olmadan one stirtilmesi yeri- (enkrates) arasmda yaph~l aymmdan
ne, sa~lam bir dayana~1 bulunmas1, ttiremi~tir. Ba~ka bir deyi~le, terimi
kendisiyle ilgili verilerden manhk ku- felsefe literattiriine sokan Aristoteles ol-
rallanna uygun olarak ~1karsanabilir ol- mu~tur, zira kendisinden once yapm1~
masl durumu. olan Sokrates gibi dti~tintirler, bilgiyle
Yapzlan, ger~ekle~tirilen bir eylemin, eylem, bilmeyJe yapabilme arasmdaki
mant1ks1z ya da manhkd1~1 olmas1 ye- olas1h bir bo~lu~u, ir!de zayifh~l.lll
rine, belli bir amaca yonelik olarak ve bu kabul etmezler.
ama~la tutarh bir bi9mde yapllm1~ ya akromatik. Sozel olarak aktanlamayan;
da ger~ekle~tirilmesi durumu. halk ya da geni~ kitleler i~in olmay1p,
ilklm idaresi i~in kurallar [lng. rules for di- okulun smulan i~inde kalan o~retiler,
rection of reason; Fr. regles pour Ia dirlction ozellikle de t Aristoteles'in, olduk~a ileri
dt Ia raison]. tModem felsefenin kurucusu bir bilgi dtizeyinde bulunan se~kin o~
olan FranslZ filozofu tDescartes tarahn- rencileri i~in aynlm1~, yalmzca onlann
dan belirlenen ve onun yontem anlayt~l anlayabilece~i ttirden gizli o~retiler i~in
run bir par~as1 olarak, akltn sezgi ve tiim- kullandan Yunanca s1fat.
34 aksiyom

aksiyom [Os. mebde! bedih!'; ing. tlX!am; Fr. Ian ilk ilkeden ba~ka bir ~ey degildir.
axiome; Al. axiom]. 1 Genel olarak, apa- Burada aksiyom, onerme ya da akllyu-
t;lk bir bi~imde dogru oldugu dii~unii rutmelerden olu~an belli kuraln ya da
len, ne karutlanan ne de ~iiriitulebilen sisteme gorelidir. Mannksal anJatnl
onenne; uzerine 1nantlksal bir siste1nin i~inde aksiyom, belli bir sistent ya da
kuruldugu ve ancak sistemin tutarhh- kuram1n geli~me siireci i~inde kanlt-
gJndan vazge~ilmesi durLnnunda, inkar lanmayan, fakat daha i~in batnda
edilebilen en temel ve zorunlu apaQ.k dogru kabul edilen ve soz konusu siste-
dogru; ba~ka onermelerden tiiretileme- Inin par~alanru 1neydana getiren katut-
yen, faka t kendisinden ba~ka onennele- lamalar i~in bir temel olarak kullanllan
rin ~tkarsanabildigi ilk ba~lang1~ nokta- bir cnermedir. Soz konusu sistem,
Sl; biitiin bir kan1tlama surecinin teme- 1niimkiin bilgi sisteminin butiiniinii
lini oJu~turan; fakat kendisi karutlana- meydana getiren bir sistem olarak go-
mayan onerme; fonnel bir sistemde, ka riildiigii zaman, aksiyomlar 'mutlak ilk
n1tlan1nadan one siiriilen ve, tiim diger ilkeler' olarak kar~1m1za ~1kar.
teoremlerin, sistemin ~1karun kurallan 5 Toplumsal anlamda ise, aksiyom, go-
na gore, benzer diger onennelerle birlik rii~iin anlam1n1, degerini ve one1nini
te, kendisinden tfiretildigi te1nel finer- anlayabilecek yetide ve uz1nanhkta olan
me. herkes tarahndan apa~1k bir olgu olarak
Aksiyomlar, kendilerinden 9-ka ~bi kabul edilen gorii~ anlam1na gelir. Bu-
len onennelerin kanJtlanabilir olmalan rada aksiyomu belirleyen ol~iit, tiim ras
anlarrunda, karutlanabilir olan onermeler yonel varhklann ya da normal, bilge in-
olarak goriile1nezler. Aksiyomlara ili~ sanlann ya da uzmanlann onay ya da
kin kan1tlama, onlann tutarh ve kapsayt uzla~1mlandu.
Cl bir sistemin kurulu~unda kullandabil- aksiyomatik yiintem [tng. arionwtic mer-
lneleriyle ili~kilidir. hod; Fr. methode a:riomatique; Al. ariomatik
2 Daha ozel olarak da aksiyom, episte- nJetlwde) Manhkta, ilkel baZ1 terimlerden
molojik bir ~er~eve i~inde, dogrulugu tiiretilen temel onennelerden (aksiyo1n
apa~1k olan, dogrudan ve araclSIZ bir ya da postiilalardan) yola ~lkarak, man-
bi~imde kesin, nesnel olarak dogru olan hksal tiimdengelim yoluyla, ozelle~tiril
onermeyi ifade eder. Buna gore, aksiyo- mi~ kurallara uygun olan tiimel bir siste-
mun dogrulugunu kabul eden kimse, me ula~ma siireci ya da i~lemi.
aksiyomun dogru oldugu nesnel olgu Bu teri.mler ve taksiyomlar key olarak
sunu sezgisel olarak bilir, dogrudan ve tan1mlarup olu~turulabilecegi gibi, dog-
aracs1z olarak kavrar. ruluklanna ili~kin baz1 gijvencelerin
3 Psikolojik anla1nda ise, aksiyom, ki- sezgi yoluyla alglland1gl model uyarmca
~inin bir yandan kan1tlanamazcas1na da bulunmu~ olabilir. Aksi yomatik sis-
dogru oldugunu du~iiniirken, bir yan- temlerin en eski omekleri t Aristoteles'in
dan da dogru ve zorunlu oldugu konu~ tasuru ve tEukJidesin geometrisidir. 20.
sunda sarsdmaz bir inan~ besledigi oner- yiizyd1n ba~lannda tRussell ve -tWhite-
lne anlarmna gelir. SOz konusu anlam1 head, matematigi ba~tan sona aksiyoma-
i~inde aksiyo1n, aksiyom olarak goriilen tik yontemle bi~imlendinneye ~ah~m~~
onennenin dogru ve zorunlu olduguna lardtr. Bilitn adamlan deneysel bilimleri
sarsllmaz bir inan~ besleyen ozneye go- bile bu yontemle ele alrm~lard1r.
relidir. Burada ozne, pekala ba~ka bir ak ve kara yanhtl [ing. wlrite and black
kimsenin yanh~ olduguna inand1g1 bir fallacy]. Dii~iincede ve du~fincenin ifa-
onermeyi aksiyom olarak alabilir. desinde, yeterli olgusal ya da kavram-
4 Manllksal bir anlam i~inde ise, aksi- sal destek olmadan, keskin ay1nmlar
yoln, kendisi kan1tlanmayan, fakat ka- kullanmaktan; saglam temeller, yeterli
nitlamalar i~in bir temel olarak kullan1- dayanaklar olmadan, aralannda bir or-
Alemberi: 35

taya, ara kavramlara izin venneyen kar- kahrken, liiln gucilyle birindler uzerinde
~It u~lu ayutmlar yap1naktan, ak ile yogunla~mast, ketldisinde olan1, kendi
kara arastndaki gri tonlan gonnezden guci.i dahili.nde bulWlaru ger~ekl~t:irJne
gelmekten olu~an yanh~ turu. si, olabildi~ince ahlakh ve erdemli obna-
Albertus Magnus. Derin ve -;ok geni~ ya ~ah~maSl gerekti~ini One SUren taVJ!.
kapsamh bilgisiyle, Orta-;a~da kendisi- Tavtr ilk kez olarak, kendisi olduk~a
ne Doktor Universalis unvan1 verilmi~ ~irkin bir adam olan, fizi.kr yapLSUU de-
olan 13. yuzyll du~unuru. ~i~tirmesinin insaJun elinde olmadl~lnl,
Zamarun1n hemen her aJandald tiim bil- faka t karakterini geli~tinnenin, daha
gilerini serilnleyip yorumJay~yla tin ka- ahlakh bir insan obnarun, insarun elinde
zarunl~ olan Buyuk Albertus, inan~ ve oldugunu ve dolayistyla, insarun, mal,
vahiy yoluyla kazarulan bilgiyle, felsefe ve mulk, ~an ve ~erefe hi-; aldlrmayarak,
bilim arachg1yla kazan1lan bilgiyi birbi- vargucuyle bu ama~ it;in ~ah~mast ge-
rinden aytnru~ ve bu ikisinin birbirine rekti~ini soyleyen tSokrates taraf1ndan
kar~lt ohnadtgJnl soyleyerek, inan~ i-;in sergilenmi~tir. Ayn1 tav1r, tStoahlarda
bir hakikat, akJl ic;in de ona ~eli~ik bir ha- felsefi bir o~reti olarak ortaya -;tkar.
kikat bulurunadt~Jnl iddia etmi~tir. Alembert, Jean Le Rond d'. 18. yuzy1lda
Ba~ka bir deyi~le, Tann'y1 ilk varhk ya~am1~ olan Frans1z rna tematik-;isi ve
olarak ele alan metafizikte, lilozofun, filozofu.
1~1~1 kendisine ilk ilkeleri gosteren akb FranSlZ t Aydtnlanmasuun un!u .Ansik-
kullandl~lnl, buna kar~1n Tann'yt lopedisinin tDiderot'yla birlikte editor-
vahiy yoluyla bilinen varhk olarak ele lu~unii yaprru~ve matemati~e ozgun ve
alan teolojide inanc1n do~austu ~~ma onemli katkdarda bulunmu~ olan
dayanlld1~uu one siiren Buyuk Alber- d' Alembert, bilgi alarunda mutlak bir
tus, tmetafizik ve tteoloji arastnda ke- tduyumculu~u benimsemi~, do~u~tan
sinlikle bir kar~1thk bulunmad1~1n1, bi- du~unceler o~retisini reddederek, butlin
rinin ~o~unl uk di~erini latnamladt~lnl fikirlerimizin duyumlardan geld.i~ini one
soy lemi~tir. s'lrn\u~tiir. Fakat esas pozilivist metodo-
Felsefesinde Aristoteles~i o~elerle Yeni lojisiyle un kazanan DtAJemberl, metafi.
Platoncu o~eleri.n bir sentezini yapan ziksel kuramlarla ~ spekulasyonlann
Albertus, ome~in Tann'n1n varolu~unu bir bilgi kaynagJ olamayacaguu, bizim
kanttlarken, Aristoteles'in hareketten ~eylerle ilgili olarak ni-;in sorularma bir
yola ~1kan karuhn1 kullannu~tu. Ona ya1ut veremey~i iddia etmi~tir.
gore, Tann ilk ilke olup, varolu~unu, Bir d1~ dunyanm varolu~undan bile
ba~ka bir ~eyden de~il de, salt kendi- emin olamayacatunJzl dile gebren filo-
sinden ahr. Ozu varolu~unu i-;eren zofa gore, bilime du~en fenomenJeri bir-
Tann'da, madde, olumsaUtk ve potansi- birlerine ba~layarak betimlemek ve feno-
yaliteden iz yoktur. Dunyaya a~km olan menleri ilk ilkelerden ~karsamakbr.
Tann'da, Buyuk Albertus'a g6re, 6zneyle Bununla birlikte, bu, gozlemlenen ikincil
nesne ay1nm1 da soz konusu de~ildir. nitelikleri, daha temel olmakla birlikte,
ald1rmazc1hk. [1ng. indifferentism; Fr. in- gozlemlenemeyen ba~ka nileliklerden tu-
differentisme ). Ahl~ felsefesinde, ahlild, retmek anlarruna gelir. Bilim ve felsefe fe-
erdemli bir ya~ay1~1 sahk veren, fakat nomenler alan1yla sJrurlandltmdan, biJim
baz1 ~eylerin insarun gucu dahilinde, in- adarru ve filozof a~amayla u~ra~maz;
sarun akJlh ve ahlald eylemiyle degi~liri bilim adanu, deney temeli uzerinde, ac;Jk
lebilir oldu~u yerde, birtakun ba~ka ~ey se~ik tarumlar olu~twur ve bunlardan
lerin insarun etld alaru d1~anda kald1~UU, mantlksal sonu-;lann1 -;1karbr.
ins an tarafmdan degi~tirilemez old u~un u Bilimci bir bak.J~ a-;ts1yla, entellektuel
soyleyerek, insarun, ikincilere alchnnaylp, aydtnlanma temeli uzerinde, toplumsal
bunlara kar~1 kayttslZ olur ve ba~JmSJZ ve ahiAkf ilerlemeye sonsuz bir inan-;
36 alet~ilik

besleyen D'Alembert, ahlaka da biiyiik 3 Ontolojide, V gibi bir varhk rurti ol-
bir onean vermi~ ve onu metafizik ve te- masa bile, bu tiir varhklarla ilgili oner-
olojiden ay1rmak i~in miicadele etmi~ tnelerin dogru olabilecegini savunan
tir. gorii~. Ornegin, bir ki~iye bir arzu veya
alel~ilik [ing. instrume,ztalisuz; Fr. instru- bir tutku atfeden onermelerin bu tiirden
mc:rztttlisrue]. 1 Bilim felsefesinde, tPeirce, varhga kan1tlanabilir i~sel haller fiilen
tfames gibi pragmatistler)e +Mach ve varolmasa dahi, taan anlamayla dogru
tSchilick gibi pozitivist du~iintirler ta- oldugunu one siiren bu gorii~ ise, dog-
rafandan one siiriilen ve ozellikle bilian- rulugu yararhhkla ozde~tiren bir ogre-
lerdeki teorilerin dogru veya yanh~ ol- tidir.
madJklarnu ve olamayacaklarJnl, fakat 4 Estetikte, bir nesnenin estetik degeri-
sadece birer alet o)arak goriilebilecekle- nin onun oznede estetik deneyim yarat-
rini one siiren ogreti. Dogrulugu yarar ma kapasitesinde yattaganl, nesenedeki
ad1na reddeden bu gorii~e gore, ku- bu kapasitenin kapsama ya da ol~iisii
raanlar bir dizi veriden ba~ka bir veriler niin ko~ullara ya da zaanana bagh ol-
obegine ge~meye imk8n vererek, onde- dugunu, bir nesnenin estetik degerinin
yilerde bulunmaya yararlar. onun estetik haz veya tema~a zevki
2 Daha genel olarak da, iinlii A1nerikan iiretmek i~in bir ara~ olmakhgayla yar-
galanmasa gerektigini savunan gorii~.
filozofu Jolu'\ tDewey'in, dii~iincenin,
Alexander, Samuel. 1859-1938 yallan ara-
mantag1n ve bilgilerune surecimizin do-
sanda ya~ama~ olan ingiliz yeni-realist
gasa konusunda, James'1n pragnatizmi-
filozof. Ba~hca eserleri, Space, Tinre and
ni geli~tirerek one siirmii~ oldugu felse- Deity [Mek8n, Zaman ve Tanr1] ve Bea-
fe akuna. Dewey'e gore, dii~iinceler, uty and Other Fonus of Value [Giizellik
kavramlar ve yargllar, bir ~eyleri tecri.i- ve Diger Deger Bi~imJeri)'dur.
be etb~imiz ve gelecekteki sonu~lan be- 19. yiiz yahn ikinci yansanda egemen
lirlemeye ~ah~tag1m1z zaman belli bir ingiltere'de gozlenen idealist felsefelere
i~levi yt:rine getjren, i~e yarayan ara~ ~iddetle kar,a ~akan Alexander, bilgi-
lar, aletlerdir. Onerme)er ara~tarma sii- nin bilen ozneden bagamsaz olan bir
recindeki ara~lar olarak goriilmelidir. Bu diinyanan bilgisi oldutunu savundugu
~ekilde degerlendirildigi zaman, alet~ili i~in, yiizyd1n ba~1ndakj realist hareke-
ge gore, oner1neler dogru ya da yanh~ tin onemli bir ismi olmu~tur. Fakat Ale-
olamaz. Onlar, insan tecriibesindekj olay- xander diger yeni-realistlerden, realist
lan, degi~meyi a~aklamada ve yorumla- bir temel iizerine dogalca bir metafizik
mada, insarun ihtiya~lanna kar~tlamada, in~a ehnek bak1mandan farkhhk goste-
ama~lanna ula~Inasl.llda ve gelecekle il- rir. Ba~ka bir deyi~le, doga bilimlerinin
gili ondeyilerde ba~anh olmalanna verilerinden yararlanarak empirik bir
gore, etkjli, gu~lii ya da yararh diye de- yoldan kurmu~ oldugu metafizigiyle
ger lendirilebilir. iin kaz.anan Alexander, ayna zamanda
Alet~ilige gore, dii~iinme, soyut birta- dogurucu evrim gorii~iiyle se~kinle~ir.
klm ol~iitlerle degil de, bir organizana- Bu dogurucu evriln goru~ii, deneyimi-
ya, ya~ama sava~1nda, ~evreye uyum mizin ~e~itli yonleri iizerine refleksiyo-
saglamasanda ve toplumsal anlamda nun sonuru olan tarihsel bir hipotezdir.
varhgana siirdiirmeye devam ehnesinde Ger~ekligi, zamanan ileriye dotru olan
yardamca olu~uyla yargalanabilir. Yasa- yoniiyle belirlenen tarihsel bir sure~, her
lar, kuramlar ve hipotezler, ancak bir evresinde diizenli yapllarm ard arda or-
gii~lugu ~ozdiikleri, insan ya~amma taya ~akt1g1 bir geli~me siireci olarak ta-
katk1 yaphklan siirece anlamhdular. sarlayan Alexander'an evrim ogretisinde
Pratikten kopuk hi~bir dii~iince, oner- zamanmekan evrenin temel malzemesi;
me ve kuram anlaanh degildir. tkategoriler de maddenin kai.Jc ve sii-
algan1n deAifebilirligiyle ilg'ili kantt 37

rekli ozellikleridir. Maddeden ise ikincil ic;inde, s1ras1yla dt~lmtzdaki bir nesne-
nitelikler ve ya~am!a zihin nitelikleri ye bagh olan ve duyu verilerini kavra-
dogar. Zihin konusunda idealist ve ikici mamJZl saglayan i' algrlar]a, oznenin
gorii~lere kar~1 ~1kan Alexander, zihni kendi i.; hallerini i.;ebak1~ yoluyla kav-
fizyolojik ve norolojik slire.;lerin duzen rama olanag1 veren dr~ algrlardan soz
kazan1n1~ yap1s1 olarak tan1mlarken, edilebilir.
biitiin bu s(ire~lerin (istiinde ve otesin- algtcll1k [Os. idrakiye mezlzebi; ing. percep
de, a yn ve sa bir zihinden soz edileme- tionism; Fr. pttceptionism; AI. perception-
yecegini belirtir. Zihnin dogurucu ev- nismus]. insan varhg1n1n dt~ dunyay1
rim surecinin en son ortaya ~an urunu dogrudan ve arac1s1z bir bi.;imde algt-
oldugunu belirten filozofa gore, Tann layabilecegini savunan ogreti.
da evrenin kendisine dogru yonelmi~ Buna gore, insan1n yalruzca kendi zih-
oldugu nihai ve en yi1ksek iirundu; nindeki ideleri, kendi zihin hallenni al-
yani, Tann otede, ama henliz gerc;ekle~ gdayabilecegini one silren Berkeleyci
memi~ olan son niteliktir. Ona gore, ide- toznel idealizmin ta1n kar~tstnda yer
alistler tarahndan one silriildugu ~ek alan bir goru~ ola~:ak alg1c1hkr d1~ dun-
liyle bir gerc;ekJik derecelerinden soz yadaki varhklann nesnel ger.;ekli~ini
edilemez; zihinler yahn bir bic;imde tan1yan ve bu varhklann, insan tarafln-
ba~ka her~eyin yan1 sua ve yan1 ba~Jn
dan, gorundu~u ~ekliyle de~il de, ger-
da varolurlar. .;ekte oldu~u ~ekliyle algdand&~lnl one
alg1 [Os. idralc; ing. perception; Fr. percepti- suren anlayt~a kar~1hk gelir.
on; AI. perception]. <;agda~ psikoloji ve Yine, algJcJhk, algasal yandmalara dii-
tepistemolojide, duyusal olarak uyanl-
~ebildi~imiz i.;in, alg1n1n guvenilir bir
lna sonucunda, evler, arabalar, aga.;lar
bilgi kaynags olarak gorulemeyece~ini
tiirunden suadan nesnelerle ilgili kav-
savunan goru~lere kar~tt olarak, alg1-
rayJ~a verilen ad. D1~ dunyay1 duyular
n1n sa~lam ve guvenilir bir bilgi kayna-
yoluyla, i.; ya~antdan ise ti.;ebakr~la
gl oldu~unu ve bize dogrudan dogruya
kavrama yetisi. insan varh~1n1n kendi-
nesnelerin kendilerini verdi~ini savu-
sini .;evreleyen d1~ dunyadan duyu or-
ganlan aracdrg1yla edindi~i malumat. nur.
SOz konusu en genel anlam1 ic;inde, algdar [ing. perceplions; Fr. perceptions). Algt
algt, insana duyu yoluyla gelen malze- verisine, bir algt ediminde ortaya .;1kan
meye uyum ve birlik kazandnan ve do- ya da varolan ~eye verilen ad. Tumelle-
layJsJyla, fizikl, fizyolojik, norolojik, du- re, suuflara ve genellemelere i~ret eden
yumsal ve bili~sel bile~enleri olan sureci kavramlara, du~iincelere, fikir ve inan.;
ifade eder. Bu .;er.;eve i.;inde, algr, bu sii lara kar~1t olarak, deneydeki somut bi-
recin bilincinde ya da ay1rdmda olma rimlere kar~dak gelen bireysel nesnelere
anlamma geldi~i kadar, duyumsal veri- ve tikellere i~aret eden terim.
lerin bir sentezine de kar~d1k gelir. Yine, Algllar, duyu verisinin e~anlamllSl ola-
alg1, idrak ya da sezgisel kavray1~ anla- rak kullarulmadt~l zaman, zihnin, farkl.t-
mJnda, bir ~eyin do~rulu~unun bilinci- la~maml~ duyu verile1 ini d uzenleme i~
ne varmay1 ifade eder. lemindeki ilk aduna kar~dlk gelir.
Algt bir yandan duyumdan, yani yaht- algan1n de~i~ebilirli~iyle ilgili kanat [1ng.
lanma~ duyusal nitelikleri idrakten, argument from changeability of perception).
di~er yandan da, imgeleme, arumsama, Bilgiden duyusal bilgiyi anlayan ku~ku
kavram olu~turma ve akdyurutme gibi culugun, d1~ dunyarun algtya dayanan
daha yuksek zihinsel sure.;lerden ayut bilgisinin inu<Arunz oldu~u gostennek
edilir. Bu ba~lamda, algt, yabn duyu i~ kulland1~ kan1t ya da akdyurutme-
verilerinin d uzenlenmesi ve yorumlan- lerden, algtdaki degi~me o~esini on
masl olarak tarumlanabilir. Bu .;er.;eve plana ~kartaruna verilen ad.
38 algm1n yandabilirligiyle ilgili kan1t

Buna gore, kamt algmm, degi~en getirdigi.ni, duyu-deneyinde soz konusu


bak1~ a(jlSl, i(jinde bulunulan ortam ve izlenimler fiOklugundan birlikli diinya
1~1k ko~ullan gibi oznel _ve nesnel du- resmi ortaya fiLkard1gm1 soyler. Bu h~l,
rumlara bagh olarak i(jerik bak1mmdan Kant'1 duyu deneyimizin, tecriibenin bir-
degi~tigini ve soz konusu degi~imin, liginin benin birligini gerektirdi~ soy-
algmm insana, kendisinden bag1mS1Z lemeye gotiiriir, zira zihnin fie~itli i~Jem
olarak varolan degi~mez bir ger~ekligi lerinde, farkJ1 faaliyetlerinde bir birlik
dogru ve giivenilir bir bi(jimde vermesi- soz konusu olmazsa eger, deneye daya-
ni olanaks1z hale getirdigini savunur ve nan bir bilgi olanakh olamaz. Ba~ka bir
buradan insamn d1~ diinyay1, en azm- deyi~le, bilgi, d1~ diinyadan gelen izle-
dan oldugu ~ekliyle bilmesinin soz ko- nimlere yap kazand1rmay1, duyumu,
nusu olamayacag1 sonucunu filkarhr. imgelemi, zihnin sentez faaliyetini ve bel-
algmm yamlabilirligiyle ilgili kanat [ing. legi i(jerir.
argw11ent from fallibility of perception]. Yani, bir nesneyi duyumlayamn, onun
insan var!Jgmm d1~ diinyaya ili~kin ger- ozelliklerini anunsayanm, onu zaman ve
fiek bir bilgiye ula~masli\ll\ olanaks1z ol- mekan kahplanyla nedensellik kategori-
dugunu savunan ku~kucu gor~ tarafm- si i(jine yerle~tirenin hep aym ben olmas1
dan, ilk~ag felsefesinden beri kullarulan gerekir. Soz konusu duyumlama, algda-
bir kamt ya da argiimana verilen ad. ma, ammsama, sentezden g~irme faali-
Yarulsama, sann tiiriinden alg1 yarul- yetleri hep aym bende ger(jekle~mek du-
malannm, yamlma ya da yamlg1 soz ko- rumundad!.r, aksi takdirde bilgiden soz
nusu oldugu s1rada farkedilememesi ve edilemez, (jiinkii oznelerden biri yalruzc:a
hemen her zaman dogru, olaru oldugu duyumlara, digeri yalruzca bellege sahip
gibi gosteren alglar olarak degerlendiril- olursa, darmadaguuk izlenimler fiOklu-
mesi olgusundan hareket eden ve soz ko- gu hi~ir zaman birl~tirilerek birlikli bir
nusu onciilden, bu durumun dogru sayl- biitiin haline getirilemez.
Jan her olgu i(jin g~erli olabilecegi ve Duyu izlenimlerini birl~tiferek,. onlar-
alg1sal bilginin olanakslZ oldugu sonucu- dan birlikli bir biittin meydana getiren
nu fikartan argiiman ya da karut. bu bir ve ayru ozneye, bizim ben diye ad-
algmm transendental birligi [ing. trans- JandllmamlZ gereken bu ozneye Kant al-
cendental unity of perception; Fr. l'uniU gmm transendental birligi aduu verir. Bu
transcendentale de Ia perception]. Alman fi- tiirden bir biil.ik ya da ben, duyudeneyi
Jozofu Kant'm bilgi gorii~iinde, benin, ya da aktiiel tecriibe tarafmdan zorunlu
d1~ diinyaya ili~kin deney, tecriibe tara- kdmmakla birlikte, bizim onu dogrudan
fmdan zorunlu kllman birligi. ve arac1S1z olarak algdayamanuzdan do-
Bilgi gorii~iinde, insan zihninin yalruz- Jay!, Kant soz konusu ben i(jin transen-
ca, kategorileri araahgtyla kendilerine dental deyimini kullamr. Oyleyse, bir-
bir yap1 kazandud1~ fenomenleri bilebi- likli ve tutarh bir diinyarun bilgisinin
Jecegini, bunun otesine giderek ~eyle zorunlu ko~ulu olarak ben dii~iincesi,
rin bizza tihi kendilerini bilemeyece~, Kant'a gore, a priori bir dii~iincedir. 0,
duyu-deneyindeki nesnelerin insan zihni- bizim duyu-deneyinde i~erilen ogeleri
nin i~leyi~ine uydugu i~n bilinebildi~ birle~tirmek suretiyle, onlara bir birlik
soyleyen ve tum empirik yasalan insan kazandmrken, kendi birligimizin de bi-
zihninin yasalanna indirgeyen tKant, lincine vard1tun1z1 soyler.
daha sonra benin kendisine ge91rl~tir. Ba~ka bir deyi~le, tutarh ve birlikli bir
Buna gore, Kant zihnin i~leyi~iyle ilgili diinyarun bilindne varmamlZla kendi
analizrnde, insan zilininin duyulara ve- birligimizin bilindne varmam1z aym za-
rilmi~ olan ham ve i~lenmemi~ malze- manda olmaktadlr. Ve, kendi benimizin
meyi, birbirleriyle baglanhh ogelerden bilincine varmam1z, Kant'a gore, yine
meydana gelen tutarh bil' biitiin hAiine bizim d1~1m1zdaki nesnelere ili~kin alg1-
Alman idealizmi 39

1mzda soz konusu olan yetiler aracl.:l;ly- Belli eylemlerin tekrarlana tekrarlana
la olur. Ba~ka bir deyi~le, kendimize ili~ bilin~d~ ve mekanik bir hale gelmesi-
kin bilgide de aym ara~lan kullamr ve nin sonucu olan, sonradan kazamlm1~
dolaysyla kendimize de, ba~ka her~eye davram~ tuz1. Ki~inin siirekli olarak
bakarken kulland1guruz gozliiklerle ba- yapmak ve yinelemek suretiyle kazan-
kanz. Ve nas1l ki, kendimin d1~mdaki d1g1 davram~ bi~imi; bir i~i, bir hareke-
~eylerin, onlara bakarken sahip oldu- ti, biiyiik bir ~aba gostermeden deneye-
gum ozel bak1~ a~1s.ma, kullandgun . rek, uygulayarak yapabilme becerisi;
gozliiklere uygun gelmeyen yonlerini bi- bir toplumda var olan, siiregelen davra-
lemiyorsam, aym ~ekilde benirnin de m~ bi~imi i~in kullamlan terim.
yalmzca soz konusu bak1~ ao;Ima uyan Alman idealizmi [ing. Genuan idealism; AI.
yonlerini bilebilirim. Yani, kendimi yal- idealisrne alle111ande]. Almanya'da 18. yiiz-
ruzca bir fenomen olarak bilebilirim. Ve
yllda, tKant'la ba~layan ve daha sonra
ben, Kant'a gore, yalmzGl, birlikli bir
benin d~ diinyaya ili~kin deneye daya- tHegel, tSchelling, tFichte gibi dii~ii
nan bilgim i~in ka<;~rulmaz oldugundan niirlerle devam eden felsefe gelenegi.
emin olabilirim. Alman idealist felsefe geleneginin ilk
algoritma [ing. algorithm; Fr. algorithm]. biiyiik dii~iiniirii olan Kant, ger~ekligi,
Belirli verilerden hareketle belirli tiir- tfenomenler diinyas1 ve tkendinde ~ey
den sonu~lara gotiiren bir hesaplamay1, alam olarak ikiye bolmii~, ve diskiirsif
sonlu bir dizi ad1mda ger~ekl~tirmek dii~iinceyi fenomenler alamyla smula-
i~in kullarulan mekanik i~lem. mak suretiyle, naturalist doga gorii~iine
ahc1hk [ing. receptivity; Fr. receptivite; AI. ve dolaysyla tdogalalgm i~erdigi tme-
rezeptivitiit]. Gene( olarak, pasif bir bilgi- kanizme, tyazgiahga, tateizme, tegoizm
lerune siirecinin karakterine, soyut ve ya- ve thazahga kar~1 ~Ikmi~IIr.
ratiCI dii~iinceye uzak ama duyu deneyi- Ona gbre, duyu-deneyinin diinyasmda,
ne olduk~a yakm bir bilginin ozelligine yasa, yani dogal yasalar egemen olur. in-
verilen ad. sanm eylernleri de dahil olmak iizere, her
Zihnin yaratta, etkin, ama~h ya da yone- olay nedensellik zincirindeki bir halka-
limsel faaliyetlerden farkh, ve duywnlar- diT. i~te bu alamn d1~mda bilimsel bilgi-
dan hareketle kavram olu~turma, soyut den sbz edilemez; yani, tnumen ya da
kavramlarla yara1Ic1 dii~iinme faaliyetine kendinde ~y bilinemez. Ama, Kant'ta
kar~1t olarak, yalmzca izlenirnler, du- bilimsel bilgiden ya da bilim ala mnda n
yumlar ahna, zihinde imgeler meydana ahlak alaruna ge9ldiginde, kendinde
getirme durumunu tamrnlayan terim. ~ey fikri geli~ir ve numen dii~iincesi bir
ahmlama [lng. reception; Fr. reception; AI. soyutlama olmaktan ~1karak, aktiiel bir
empfimg]. llleti{;im siirecinde bir bireyin ger~klik haline gelir. Ba~lang~ta yal-
kendisine iletilmek istenen mesaj1 almas1. mzca bir soyutlama olan kendinde ~ey
onu elkin bir bi~de yorumlayarak yeni- ya da numen, aklm zorunlu bir idesi, in-
den iiretmesi eylemi. 2 Bir kiiltiir degeri-
sarun birligi ic;:in gerekli olan diizenleyi-
nin, bir filozofun dii~iincelerinin ba~ka
d bir ilke olup 9kar. Kant'a gore, tahlak
bir kiiltiir ~vresi ya da iilkede aha bul-
masi, iyi ya da ho~ kar~Ilanmas1 duru- yasas1 bu idenin ger~ekligini kamtlar ve
mu. Tann'mn, tinsel bir varhgm ve oliim-
ah,kanhk [Os. itiytit; ing. habit; Fr. habi- siizliigiin varolu~unu ifade eder. ~u
tude; AI. gewohnheit]. Tekrar yoluyla ka- halde, bilimsel dogrulardan daha yiik-
zamlan, ~ok az bir dii~iinceyle ya da sek olan bir hakikat vardiT. Bizim i9-
iizerinde hi~ dii~iinmeden ger~ekle~ti mizdeki ahlak yasaSl duyular iistii bir
rilip ifade edilen, pek bir diren~le kar~ diinyarun varolu~unun kesin teminab-
la~madan ortaya konan davram~ ya da chr, fakat buraya bilimin fizikomatema-
egilimler. tik yontemleriyle ula~Ilamaz.
40 Alman maddecili~i

Bununla birlikte, Kant k~ulsuz buyru- olana~1 verir. Ger;ekli~i, Kant sonras1
~n ortaya .;kardl~t spekiilatif imkinlan Alman idealist filozoflanna gore, ancak
geli~tirmede tedbirli davrarur. Ona gore, ve ancak kendi kendisini belirleyen
deneyin suur laruun otesine get;ilemez, akltn 1~1~1nda yorumlad1~1mtz zatnan
kendinde ~eye kavramsal dii~iinen akll- anlayabiliriz; alai diinyayt, yaln1zca ken-
la ula~tlamaz; akll, ~imdi ve burada disi anladt~I zaman, anlayabilir. Fichte~
olana ili~kin do~rudan tecri.ibenin otesi- Schelling ve Hegel, i~te bu .;er.;eve i.;inde
ne ge.;ti~inde, kaosa dii~er. Kant~ ~u metafizi~in problemlerini .;ozecek olan
halde, kendinde ~eye gorurecek bir yol disiplinin bilgi teorisi oldu~unu soyler.
olarak duyguculu~u ya da mistisizmi Felsefe temel ve mutlak bilimdir~ her-
kabul etmez. Bununla birlikte~ o felsefe- ~eyi a.;klayabilecek olan odur. Olgula-
sinde inan; o~esine bir yer verir. Kant' a ra ili~kin empirik bilgi ger.;ek bilgi de-
gore, ko~ulsuz buyru~a~ ahlak yasasma ~ildir; do~ay1 ve tarihi konu alan
duyulan inan-;~ bizi agnostisizmden~ empirik bilimler de bilim olamaz. Bil-
maddecilikten ve determinizmden kurta- mek ger.;ekli~in aktif, canlt, sentetik ve
nr. Ona gore, biz en yi.iksek ger.;ekliti~ tinsel akJ~1n1 bilmek ise e~er, kendisini
ahlik yasasma inandt~1m1z i.;in biliyo- mekAnsalzamansal ve nedensel diziler
ruz. Ahlak yasast olmasaydt, ozgiirliik i.-;indeki fenomenlerle stnulayan bir
ve ideal diizen hakkmda hi.;bir bilgimiz yontem ve bilgi~ bilgi olamaz. Fichte~
olmayacakh. Ahlak yasast, ahlaksal Schelling ve Hegel bu kon uda tam bir
do~rular bizi ozgiir kllar. uyu~ma it;indedir. Onlar ger.;ekliti bir
t~te Kanfm felsefesinin bu yonii, felse- evritn siireci olarak de~erlendirirler.
fede ondan sonra ba~layan yeni bir do- Farkhhk g6sterdikleri tek nokta, bir
nemin en bi.iyiik yol gostericisi olmu~ evrim siireci olarak yorumladtklan bu
tur. Kafayla yiirek aras1ndaki kar~ttlt~a ger.;eklitin bilgisine ula~mak i.;in oner-
Kant'1n getirdi~i bu .;oziim, ve soz ko- dikleri yontemdir.
nusu .;oziimiin ifade etti~i idealist bakt~ Alman maddeciligi [ing. gmrum materia-
a.-;tst, Ahnan felsefesinde popiiler hale lism; Fr. malerialisrne allemande]. Alman-
gelmi~, ba~hca temsilcileri Fichte, Schel- ya'da 19. yi.izyllda Ludwig +Buchner~
ling ve Hegel olan Kant sonrast Alman Ernst tHaeckel, J. tMoleschott, H. Czolbe
idealizmillin en onemli .;tkt~ noktastnl ve Karl Vogt gibi bilim adam1-filozoflar
olu~turmu~tur. taraftndan savunan maddeci felsefe anla~
Soz konusu idealist filozoflar~ spekulas- yt~tna verilen ad.
yonlanntn .;tkt~ noktast olarak aloHa Almanya'da, devlet kontrolii albndaki
anla~1labilir d iinyay1, ahlak yasastnm iiniversitelerde okutulan resmi felsefeye,
kendisille i~aret etti~i ozgiirlii~ii alml~ do~a bilimlerinin geli~imine kar~t tinsel
lardtr. Ger.;ekten varolan~ ger-;ek olan ya~amt, radikal reformlara kar~t da va-
diinya, ideal ya da duyular iistu dunya- rolan devleti korumayt ama.;layan idea-
dtr, akhn ya da tinin diinyastdtr. Bu fi- list felsefenin, geli~en do~a bilimlerinin
lozoflar felsefenin tum problemlerini, deneysel yaptsuu ifade etmedeki ba~an
temel ilke olarak, kendi kendisini belir le- sttllttna bir tepki olarak geli~en soz ko-
yen tinsel faaliyeti gonnek suretiyle .;oz- nusu anlayt~, maddeci bir metafizi~i,
meye .;ah~ular. Onlar, bilgiyi ve tecrti- humanist ve idealist bir ahlak anlayt~ty
beyi, do~ayt ve tarihi bu tinsel faaliyet la birle~tirerek, spekiilatif felsefenin a~l
aractlt~tyla a.;1klarlar. Fichte, Schelling nhklanna ve teolojik sonu.;lanna ~iddet
gibi idealist dii~iiniirlere gore, ideal ilke le kar~t t;1km1~ttr.
kategorileri diizenleyerek, kuramsal ve Ba~ka bir deyi~le, bilimler iizerine dii-
pratik akh birle~tirerek, bilgimize birlik ~iinmenin bir sonucu olan bu maddeci
kazand1rtr ve bize mekanizmle teleoloji hareket~ derinlikli bir felsefe aklnu olu~
aras1ndaki kar~ttlt~tn iistesinden geltne turamami~ olsa da~ old uk.;a etkili ol-
Althusser; Louis 41

nu~tur. Bu neden1e, 19. yuzyl1 maddeci- ya da genellemenin aJnna koyma, ona


ligi kapsamt i~ne giren bu dii~uniirle dahil etme. 3 tKant'1n felsefesinde, zih-
rin ogretileri tutarh ve saglam bir lnad- nin kavratnlanndan ya da genel katego-
decilikten QJ~ eklektik bir dii~unce ola- rilerinden birini duyusal sezgiye uygu-
rak ortaya c;.kar. Buna gore, akll ya da lama.
dii~iince zaman zaman hareket, bazen ha- Althusser, Louis. Marksizme yaphgt kat-
reketin sonucu olan, bazen de harekete zo- k.Ilarla tantnan, 1918-1990 ytllan arasln-
runlu olarak ~lik eden bir ~ey olarak ta- da ya~am1~, yinninci yiizyll Marksist
rumlanmr~hr. toplwn filozoflanntn en ozgiin ve etkili-
Alman tarih okulu (ing. Gennan school of si olan ._agda~ Franstz dii~iiniirii. Ba~h
history; Fr. Ecole d'histoire alle1nande ]. Ko- ca eserleri arastnda Pour Marx [Marks
keni ve geli~imi a._ts1ndan tHerder'e i._inL Lire le Capital [Kapital'i Okumak],
bagh alan ve se~ki n temsilcileri arastn- Linine et Ia Philosophie [Lenin ve Felsefe]
da, von tHumbolt ve Sybel bulunan saytlabilir.
tarih okulu. Althusserin temel amaa tMarksizmi
ilerlemenin bir tarih kategorisi ohnad1- bir tarih bilimi olarak canlandtnnak
g1nt dile getirerek, tarihin akhn gert;ek veya yeni ba~tan kunnak ve Marksist
le~me alant oldugu dii~iincesine ve do- thiimanizmin iddialanrun ten;ine, gen._
lay1s1yla Hegelci tarihi determinizm tMarks'm dii~iinceleriyle Das Kapital'de
gorii~iine kar~t ._1kan Okul, tarih bilgisi- ortaya konan bilirnsel analiz arasmda ra-
nin, bir halk1n kendisiyle ilgili bilincinin dikal bir kopma oldugunu gastermektir.
ne oldugunun belirlenmesi suretiyle, Ba~ka bir deyi~le, tarihe ili~kin olarak
yalruzca o halk i._in ge..erli kdmacak bir bilimsel bir yakla~tm geli~tirme amaa
bilgi oldugunu savuntnu~tur. Bu ._er._e- giiden Althusser, bu baglamda bir yan-
ve it;inde, tarihsel bilgi &Oz konusu old u- dan Marks._1 gelenegin klisik metinlerip
gunda, bir halla ele almak i\in en uygun ni yeni batan okuma, diger yandan da
modelin, onu bir organizma olarak gor- bilimin dogastna ve onun diger soylem
mek oldugunu one siiren Alman Tarih bi..imlerinden nastl far khla~hgma dair
Okulu, bur ada organizmanm temel fonk- ara~hrmalann yoluna girmi~tir.
siyonlannt yerine getiren organ olarak Altusser bilimi, i._inde bilginin iiretildi-
devletle kar~lla~ttgunlZl soyler. gi toplumsal bir pratik olarak degerlen-
Bununla birlikte, von Hum bolt' a gore, dirir. 0 bilimsel bilgiyi, bilim adamlan-
tarih ara~hrmast, bu tiir bir ulusal tarih- J'W'l yonelim veya ama .. lan taraflndan
~ilikle yetinmeyip, diinya tarihine insan- degil de, ara~hnlacak sorulan, arana-
bk ac;~Stndan egilerek, insan balwrundan cak delil tiirlerini, onemli addedilen
genel olaru olu~turmaya ._ah~mahdtr. gii.. liikleri belirleyen kavramlar sistemi
Bunu yapabilmek i._in de, tarihc;inin tarahndan yonetilen bir pratigin iiriinii
insani olan hi ..bir ~eye yabana olmarnas1 olarak tarumJar. tDiyalektik materyaliz-
gerekir. Zira insani olan her~ey tarihsel lnin oncelikle, bir epistemoloji, bir bilgi
dir; ba~ka bir deyi~le, tarih insani ve ya da bilim kuramt oldugunu one siiren
ahlaki olan tUm olu~um ve degerlerin ta- ve bu ._er..eve h;:inde, em pirist bir bilgi
~tyactsldtr. anlayt~Jna, yani oznenin zihinden ba-
altakoyma [0. idrl2~; in g. subsumption; Fr. gunstz nesneyle kar~tla~tp, soyutlama
subsunrption; Al. subsumptioP~]. 1 Genel yoluyla onun oziinii Qkarsadtguu,. ozne
olarak, olup biten bir ~eyi ba~ka bir nin nesneyi dogrudan ve araasJz olarak
~eyin altlna koyma ya da i._ine dahil bildigini dile getiren bilgi anlaya~tna,
etme eylemi. iiretirn, yani kuramsal pratik olarak bilgi
2 Daha ozel olarak da, manhkta, tiiru anlay1~1yla kar~t ._.kan Althusser'e gore,
cinsin, bireyi de tiiriin, tikel bir durum soz konusu pratik, tiimiiyle dii~iince
ya da omegi genel bir yasarun, kurahn diizeyinde ger~ekl~ir.
42 Althusse1, Louis

Ona gore, bilnle siirecinde, su~styJ~ !deolojinin etkisinden, muhtemel teca-


di,~i nee ve soyutlamalardan tneydana viizlerinden korumak oldugunu sayle-
gelen teorik bir hatrunadde, biitiin bun- mektedir.
Ian etkileyen kavramsal tirethn ara~lan AJthusser Marks'1n tHegel'in etkisinde
ve nihayet, uriin olarak bilgi soz konusu santld1g1 gibi ~ok fazla kalmadtglnl,
olur. 0, bu baglamda, bilimlerin kendi onun d i~i.incesinde 1840.1ardan ba~la
biinyelerindc, iiriinlerinin ge~erlilikleri yarak episte1nolojik bir kopma ya~and1-
ni denetleyecek i~sel karutlamalan ba- g1n1, gen~ Marks'm humanjzminin Das
nnduma)anndan dolayt, kuramsal pra- Kapital'i yazd1g1 stralarda, bilim-oncesi
tik olarak bilgi anlay1~1n1n, bilginin teorik bir ideoloji olarak reddedildigini
ge~erliligi i~in d1~ teminatlara ihtiyact one surer. Marks bu olgunluk donemin
obnadtgtnl soylemi~tir. Kendi ihtiya~ de, teu"ihL tarihsel 1nateryalizm olarak bi-
ya da gereklilikleri tarahndan belirle- linen, yeni bir yakla~rmla a~lklamaya ko-
nen, kendi geli~im seyrine uygwt bir yulur. Bununla birlikte, AJthusser'e gore,
yol izleyen ve bundan dolay1 da, iistya- bu proje tamamlanmatru~ bir proje olup,
puun bir par~as1 ohnaytp, ozerk olan bi- kimi eksikler i~ennektedir. Dolay1styla,
limsel ya da kuramsal pratik, Althus- ona gore yapdmas1 gereken ~ey, uretim
serin goru~i.ine gore, ideolojik pratikten gu~leri ve ili~kileri, uretim tarzlan tipo-
old ugu kadar, politik ve ekonomik pra- lojisi, ideoloji, v.b.g., kavramlar uzerinde
tiklerden de aynd1r. Bilimin diger pra- yogunla~arak, bilimsel tarih yorumunu
tikJere gore daha ozerk bir pratik ruru tamamlamak veya geli~tirmektir.
oldugun u one suren Althussere gore, Althusser i~te b u baglamda, Marksist
bilimsel pratik diger pratiklerden ayn ogreti yi belirleyen a~lrl bir determinizln
ve bag1ms1z bir bi~imde i~ler. Bilimin ya da tekonomizm yanh~1na du~meyen
amaa, bilimsel pratigin bizzat kendi bir ekonomi ve toplum modeli geli~tir
i.;inde olup, o belirli tiirden bir bilginin mi~ ve 'temel-ustyap1' ili~kisini yeni ba~
uretilmesine yonelir. tan yorumlamaya koyulmu~tur. Frans1z
Bununla birlikte, materyalist Marksizm tyap1salcihgtndan etkilenen Althusser'e
geleneginden ger.;ek dunyarun, bu dun- gore, insan bireyleri, onlarm bilin~leriyle
yaya ili~kin, tarihsel ve toplumsal bir etki nlilclerinden once ve kendilerinden
diizle1nde iiretilmi~, bilgiden bagrmsLZ baAunsLZ bir bic;imde varolan toplwnsal
oldugu, soz konusu bilgiden once geldi- . ili~kiler sisteminin yansrmalan ve ta~tyl
gi tezini miras alan Althusser, ideoloji- CSldular. Althusser'in merkezi olmayan
nin de zihinden bagunstz olarak varolan yap1lar olarak butunler goru~une gore,
bir ger.;eklige gonderimde bulundugu- toplumlar da, hi.;biri bir digerine indir-
nu, fakat bunu bilimden farkb bir tarzda genemeyen ve her birinin buti.inu ~ekil
yaptJgliU soyler. tideoloji bireysel ozne- lendirirken kendi ozgul katklSlnl ger-
lere kendilerini ve i.;inde yer aldtklan ~ekJe~tirdigi ideolojik, entellekti.iel,
toplumla olan ili~kilerini tan1man1n ve ekonomik, politik pratiklerin duzen ve
tanunlaman1n bir yolunu saglar. Bu ta- yap1 kazanm1~ birle~imleridider.
ruma ve tarumlama tarz1, Althusser'e Donem ve evrelerin, iru;ana kendini
gore, dogru olmaytp, pratik davrant~a ger.;ekle~tirme, insanhga da komunizm
yol a.;ma amaa giider. Fakat o, bunu ve ozgurle~me yolunda ilerleme imkanl
hakim ideolojide, yururlukteld. hakimiyet saglayan, duzgun, dogrusal dizili~i ola-
sistemini koruyacak ve surdilrecek ~ekil rak tarih goru~i.inu Marksist bir dogma,
de yapar. insan oznelliginin .;~itli form- tarihsici bir ideoloji diye yadstyan Alt-
lanyla bunlar1 yaratan suuf ili~kilerini husser, Marksm olgunluk donemi eser-
yans1 tan ideolojiler, ~ati~an toplumsal lerinde, oznesi olmayan bir sure.; olarak .
gii~lerin etkisi albnda bulunmaktadtr. 0 yer ald1guu savunur. .Ono gore, buyUk
bu baglamda felsefeye du~enin bilimleri tarihsel ge.;i~ ve donu~umler, zorunlu
ama~lar kralhgo 43

ohnay1p, olumsal degi~meler; bir top- Bununla birlikte, orta her insan ifi]n
lumsal sistemi dogrudan etkileyen ~eli~ aym olmadg gibi, her eylem i~in de bir
kiler ~oklugunun olagantistii yogunlugu- orta yoktur. Orta, ko~ullar degi~tigi ol-
nun istisnai sonu~landrlar. Dolaysyla, ~tide, her insana goreli olur. Omegin,
tarihin yamnuzda ve bizimle oldugu yemek soz konusu oldugunda, orta, ye-
gorti~tintin neredeyse dini kesinligine ti~kin ve gti~lti bir gtire~~iyle kti~tik bir
Marksizmde yer olmamak gerekir. ~ocuk ifi]n farkl1 olacakllr. Yine de, Aris-
All husser, kendi tantihtimanizmiyle oz- toteles'e gore, a~m u~lan a~1k se~ik ola-
nenin tademi merkezile~esi stirecinin rak gasteren uygun ya da goreli bir orta
doruk noktasm1 meydana getiren postya- vard1r. Buna gare, cesare! ad1 verilen
plsalahk ve postmodemizm yolunda erdem, korkakhk ile gereksiz ve dti~tin
onl!lnli bir kilometre ta~1 olu~turur. Zira, cesiz attlganhk, comertlik. mtisriflik ile
ona gore, sadece insanm kendi kendisini cimrilik, adalet ise haks1zhk yapma ile
ger~ekle~tirme stireci olarak tarih gorii- haks1zhga maruz kalma arasmdaki
~tintin degil, fakat toplumsal ya~amm dogru ortad1r.
temeli ya da kaynag1 olarak ozerk birey- bte yandan, baz1 eylemler ifi]n, bir orta
sel +fail veya aktor dti~tincesinin redde- hi~bir ~de soz konusu olamaz; ~tinkti
dihnesi gerekmektedir. bu eylemler, dogalan geregi, kendilerin-
alllkhk [lng. subalternation; Fr. subalterna- de her zaman kottiyti ve kottilugu ba-
tion; AI. subalternation]. Ozne ve ytiklemi nndmrlar. Buna gore, kin, lurszhk, d-
ayru olan iki onermenin niteliklerinin nayet ve zina kendinde ve kendi ba~ma
ayru, niceliklerinin farkl1 olmas1 hali. kottidtir.
t Aristoteles karesinde all alta duran altktime [ing. subset; Fr. sous-ensemble].
onermeler, yani ttimel olumlu ile tikel Ttim tiyeleri ba~ka bir ktimenin tiyesi
olumlu ve ttimel olumsuz ile tikel olurn- olan, ba~ka bir ktime tarafmdan i~erilen
suz onermeler alttktular. Alllkhk ili~kisi ktimeye verilen ad.
ama~ [Os. gdye; 1ng. md; Fr. fin; AI. ende].
soz konusu oldugunda, geleneksel olarak
Gene! olarak, ula~dmak istenen, bir ey-
ttimel onermenin tikel onermeyi i~erdigi
leme kaynak olan hedef, insarun bilin~li
d ti~tintilm ti~ttir.
eylemiyle eri~mek istedigi erek, reflek-
altm kural [ing. golden rule; Fr. regie d' or].
sif bir davram~m degil de, iradi bir ey-
Ahlak felsefesinde, bir~ok filozof tarafm-
lemin kendisine yoneldigi sonu~. niyet.
dan temel ahlaki buyruk olarak belirle- Bir forrnun, bir oztin nihai olarak aktti-
nen, hemen her sistemin temelinde bulu- elle~tigi, ger~ekle~tigi hal, kendisine ek
nan kurala verilen ad. olarak daha fazla geli~me ihtiyacmm
Kural hem olurnsuz, hem de olumlu bir soz konusu olmad1gl durum.
bi~imde, 'Ba~kalanna, ba~kalanrun sana
Zihind1~1 bir hedefi gosteren soz konu-
yapmas1ru istedigin ~eyleri yap!' ve su ama~ tanuruna ek olarak, bir de bir
'Sana yap1lmasm1 istemedigin ~eyleri hedefe yonelmi~ eylemin son ve nihal
yapma!' diye ifade edilir. noktaslfll temsil ya da ifade eden bir
altm orta [1ng. golden mean; Fr. juste mili- fikir, imge ya da sembolik bir dti~tince
eu]. Aristoteles taraftndan belirlenen iki olarak ama~tan soz etmek gerekir. Bura-
tiir erdemden biri olan ahllli erdemlerde, da ama~. zihinsel bir terim olarak ortaya
ahlaki eylem ve erdemin, iki ~ ~ ara- ~1kar ve organizmamn i.;sel dururnunu
smdaki ortay1 bulmaktan olu~tugu tezi. ifade eder.
Aristoteles'e gore, ahlaki erdemlerin ama~lar kralhg1 [ing.tlle kingdom of ends].
ozti, dogru ortay bulmakltr. Bu ise, iki Ki~iye yarar saglayacag1 i~in hedefle-
a~mhk arasmdaki altm ortay bulmak- nen ama~lar, haz, ~an, ~eref gibi ahlaki
tan olu~ur. Burada alai, dogru dti~tin eyleme yabancl ogeler tarahndan degil
meyle, bizim a~mhk ve eksiklik arasm- de, kendi koydugu ama~lar tarafmdan
daki dogru ortay bulmamJZI saglar. belirlenen ve kendi ba~ma en ytice ama~
44 ama~hhk ilkesi

olarak ortaya <;1kan aktlh insan varhlcla- Oysa, Kant' a gore, bir ba~kas1 biz insan-
nnln evrensel bir ahlak yasast altmda lart bir amacm arac1 olarak gordi.iti.i, or-
olu~turduklan birlite, tKant tarafmdan netin bize yalan soylediti zaman, bizler
verilen ad. a1na~ olmaktan ~llop, bir ~ey, stradan bir
Ahnan filozofu Kant, buna gore, i.inli.i e~ya haline geliriz.
odev ahlaktnda, 'her va tanda~tn hem amel. islam inanctnda, i~, eylem ve faali-
yasakoyucu ve he1n de uyruk nitelitini yete, ama daha ziyade dini vecibelere
ta~ldttt', 'htir ve akla uygun iradelerin uygun eyleme verilen ad. Bu batlamda,
meydana getirditi toplutnda, hem ya- iman temeli i.izerinde, dinin buyurdutu
sakoyucu ve hem de uyruk gibi davra- ibadetleri yerine getiren ey Ierne sali It
nan' bireyler toplulutu i~in. ayr1 bir amel, buna kar~tn kafir ve mi.inahklar-
cutnhuriyet ya da kralhk anlamtnda, da gori.ilen, isl~mi vecibelere uygun ol-
a1na~lar kralhtt deyimini kullanm1~tlr. mayan eyleme de fasit amel ad1 verilir.
ama~hhk ilkesi [ing. the principle of fina amicus Plato, sed magis amica est veritas.
lihJ; Fr. le princrpe de final it I]. t Aristoteles Aristoteles taraf1ndan soylenmi~ olan bir
taraftndan one si.iri.ilmi.i~ olan ve neden- sozi.in Latince ifadesi.
sellik ilkesini dengeleyen ilke. Ozel olarak Aristoteles'in, genel olarak
Buna gore, Aristoteles'in teleolojik bir da bilim adanu ya da filozofun haki kat
nitelik arzeden metafizik ve dota felsefe- ya da dotrular kar~lstndaki tavrtnt; in..
sinde, par~alarm bi.iti.ine uygunlutunu, santn, temel dotrularla ilgili bir tartl~ma
onceden goren ve se~en bir zekantn eseri soz konusu old u~ zaman, hocasma bile
olan di.izeni, di.izenden dotan uywnu on k~t t;lkabilecetini i.fade eden soz~ 'Pla-
ton'u severim, ancak hakikati daha ~ok
plana ~1kartan ve dotada hi~bir ~eyin
sevenm.
. ,
bo~una olmay1p, genel bir amac1n bir
par~as1 olarak ortaya t;IktltJnl dile geti-
amoral. Ne ahlill, ne de ahlaks1z olan,
yani ahlak alarurun d1~1nda kalan eylem,
ren ilkeye ama~hhk ilkesi ad1n1 vermi~
tir. tutwn, ki~i ya da l.c.arakter i9n k ullandan
slfa t. Ahlakdt~t teriminin, ahlak alanJ-
ama~ olarak insan [tng. men as an end; Fr.
ntn d1~1nda kalan, cans1z varhklar ve
l'hom1ne conzme un fin). +I<anfm, rum in-
nesneler i~in kullantldttt yep:fe, amoral,
sanlarm, belirli birtakun ama~larm ara~
ahlak duygusundan yoksun olan ld~i
lart olarak detil de, kendi ba~lanna birer
i~in kullaruhr ve ahlakr ya da ahlaks1z
a.tna~ olarak deterlendirilmesi, gori.ilme-
hi~ir niteliti olmayan, ahlika ne uyan
si gerektitini soyleyen ahlak kurah. ne de kar~tt olan, ahlakl hi~bir ~ekilde
Buna gore, kural insanlartn kendilerin- ilgilendirmeyen; ne dotru ne de yanh~
de, birtaktm a1 na~lann ara~lart olarak olan, ahlaki bir analize konu edilemeyen
detil de, her zaman ama~ olarak deter- anlamtna gelir. Amoral terimi, omegin
lendirilmeleri gerektitini ifade eder. ak1l hastalan ya da bebekler i~in kulla-
Kant, bir insan varhttnda, bir ki~i yeri- rulabilir. ;i.inki.i bebekler, biz onlan
ne, bir ~ey, bir nesne olarak gori.ilmeye ahlaki bak1mdan egitinceye ve onlan
kar~l duran ~ok temelli bir ote bulun- bazl davrant~lan bakmundan odi.illen-
dutunu soyler. Biz insanlan birer ki~i dirinceye ya da cezaland1nncaya kadar,
haline getiren bu ote, akd ya da akllh- bir ahlak duygusuna veya flkrine sahip
hk ttr ve bir ki~i ya .da akdh bir varhk degildirler.
olmak, ~u halde, kendi i~inde, kendi amor fati. Onlii Alman filozofu Friedrich
ba~Jna bir ama~ olmaknr. Buna gore, tNietzsche tarahndan kullaruhh~ ~ekliyp
insan, bir ahlak yasasma ~bi olan, ve le, ~inin kendi kaderine goni.illi.i olarak
ahlakr baktmdan kendi kendisini belir- boyun egmesi, kaderini sevmesi anlarm-
leyen ve iyi iradeyi ko~ulsuz olarak ya- na gelen l..atinc:e deyim. Bu, Nietzscheye
~ama ge~rmek d urum unda olan yi.ice gt>re, insarun bi.iyi.ikli.itlini.in, ahliki yi.ice-
ve aktlh bir varhkhr. leginin en onemJi gestergesidir.
Anaksimenes 4-5

anakronizn1a [Yunan geriye, kar~1 anla- dan biri olup, ondan hi~bir zaman kar-
nuna gelen ana onekiyle, zaman anla- ~lh ~1kmaz. Ba~ka bir deyi~le, degi~
tnindaki khronos sozciiklerinin birle~i Ine, dogwn ve oltim, btiyiime ve kti~iil
tninden tiiretilmi~ deyim}. Kronolojik, me, ~ah~ma ve sava~1n, bir ogenin
za1nandizimsel bir yanh~. Olay )ann ger- Slnular1n1 digerinin aleyhine olacak ~e
~k dtizeniyle anlahlma, aktanlma diize- kilde geni~letmesinin bir sonucu oldu-
ni aras1ndaki farkhllk, tutars1zhk, veya gu i~n, suyun dogasma aykln bir yapl-
bir ~eyin, bir kavram veya olay1n ger~ek da olan ~eylerin, su i~inde nasd o]up da
tarihsel baglam1 d1~ma ~1karhlmas1. eriyip gitmedikleri sorusuna doyurucu
Anal,sagoras. Milattan tsnce 5. yuzyllda bir a~Iklama getirilemez. Sudan, oyJeyse
ya~am1~ olan Yunanh filozof. yahuzca 1slak ve soguk olan ~eyJer tiire-
tElea Okululnun gori.i~lerinden etkile- yebilir. Oysa, diinyada, 1slak ve soguk
nen Anaksagoras, tParmenides'in ezeli- olan ~eylere ek olarak, s1cak ve kuru
ebedi ve degi~1nez varhk ogretisiyle, olan ~eyler de vardu.
d1~ d \.in yada gozlemlenen ~okluk ve Suyun nitelik bakun1ndan belirli olma-
degi~menin bir sentezini yapmaya ~a Slnln yarath~ gii~liikten kurtulsak bile,
h~ml~tu. Bu ama~la, varhg1n temeline, bu kez suyun nicelik bak1mandan sanzr
arkhe olarak, ezeli-e bedi, degi~mez ve h olu~unun yarathg1 gii~Jiik kar~1m1Za
nitelik bak1m1ndan ayn1 olan sonsuz sa- ~1kar. Buna gore, su gibi nicelik~e sirur-
y1da tohumu (ltomoioner) yerle~tirmi~ la bir maddeden, sonlu bir kiitleden ev-
ve her~eyi bu tohumlann dagdlmi ve reni meydana getiren sonsuz varhk kiit-
birle~imiyle a~1klaml~hr. Varhg1n te- lesi dogamaz. Sonsuz say1da evren
meli, ona ~ore, ba~lang1~ta her~eyin o]dugunu one siiren Anaksimandros'ta,
her~eyde bulundugu, sonsuz say1daki sonsuz say1daki evren gori.i~ii, sonsuz
tohumu i~eren bir btitiind iir. miktarda maddeyi gerektirir.
Fakat Anaksagoras'a gore, madde kendi Evrende varolan tiim nite]ikleri tek bir
kendisini hareket ettiremez. Maddenin, nitelige gotiirmenin, tum kar~atlan tek
tohumlann hareketi i~in bir d1~ giice, bir kar~1ta indirgemenin doyurucu ve
hareket ettirici bir nedene ihti ya~ var- dogru olmamasmdan dolaya, ona gore,
du. Bu gii(j, ak11 ya da zihin an]amma evrenin ilk maddesi, maddi tozii, arkhe-
ge]en Nous"tur. Anaksagoras varb~ at;~k si nitelik bak1m1ndan be1i~iz, nicelik
lamak i~, maddr nedenlere ek o]arak, bakJmmdan sanirSIZ bir madde olmah-
fail nedene ve aynca final nedene gerek du. Anaksimandros, soz konusu tszel-
duyuldugunu dii~iiniir. Zira ona gore, likleri ta~1yan ilk maddesine, hi~bir du-
evrende bir dtizen ve uyum vardu. Bu yusal maddeyle ozde~ olmayan belirsiz
diizen ve uyumdan da Nous sorum]u- bir varhk, soyut bir ilke anlam1nda apei-
dur. c;unkii Nous, ilk maddeleri bir ron ad1n1 verir. Onun, ilk madde olarak
amaca gore diizenlemi~, bir amaca gtsre niceJik~e Slrurh, nitelik~e beJirJi bir oge
hareket ettirmi~tir. ya da maddenin se~ilmesi evresini ge-
Anaksimandros. Milattan once 6. yuzyl- ~erek, her~eyin kendisinden tiiredigi
la damgas1n1 vurmu~ olan Milet Oku- belirsiz, s1rurs1Z bir arkhe anlay1~1na
lulnun, Thales'in ard1ndan ge1en, ik.inci ula~mas1, felsefede ger~ek bir ilerleme-
filozofu. yi ifade eder.
Anaksimandros, ~agda~1 tinlii filozof Anaksimenes. tMilet Okulu'nun ti~iincti
ThaJes"in maddi toz o]arak 'su' anlaytfi- ve sonuncu dti~iiniirii . Arkhe olarak
na, suyun nicelik bakun1ndan suurlJ, ni- hava, bugu ya da sis anlamma gelen
telik bakun1ndan belirli oldugu gerek~e aer'i one siirmii~tiir. Aer, Anaksimenes"e
siyle kar~1 ~dan1~tlr. Buna gore, su ya gore, ~it olarak da~lun gosterdi~
da nem, ~ata~ma ve sava~lann1 a~akla hiliyle, goriinmez abnosfer olup, yogun-
mak durumunda oldugumuz kar~1tlar- la~arak bugu ve suya, daha sonra da
46 analitik

toprak ve ta~ benzeri kah maddelere do- analitik ahlak [Os. tnltlili ahlcik; !ng. analy-
nii~iir. Daha az yo~un oldugu zamanlar- tical etltics; Fr. ~thique analytique ]. Metaetik
da ise, daha steak hale gelip, ate~ olur. olarak da adlandtnlan ve kural koyucu
Ba~ka bir deyi~le, Anakshnenes'in fel- ya da tasviri olmaktan c;ok, c;ozii1nle1ne-
sefe alanmdaki yeniligi, ilk kez olarak sel olan, yani ahlak dilini analiz eden,
birlikten 91kluga gep~ sureci iizerinde, va- orne gin 'i yi' sozciigiin ii k u II andlglmlz
rolan her~eyin havadan nasJI varhga zaman, bu sozciikle ne anlatmak istedi-
geldigini ac;Ikla1na i~inde yo~unla~m1~ gimizi ara~hran, ahlak siste1nlerin.in
olmas1d1r. Buna gore, Anaksimenes bir- rasyonel temellerini, ~e~itli ahlak dii~ii
likten c;okluga ge~~ siirecini ac;tklarken, niirlerinin c;tkanmlanru ya da tnanhgt-
dudaklartmlZI birbirine yakla~bnp avu- nl analiz eden, kural koymay1p, kural
cum uza iifledigim.iz zaman, agz1m1zdan koyan ahlak sistemlerinin temellendiril-
c;tkan havantn soguk, a~znruz1 fazlaca Ineleri, manhksal yapdan ve dilleriyle
a~1p, avucumuza iifledigirruz zaman da, ilgilenen ahlak tiirii.
a~z1m1zdan c;1kan havan1n steak olmas1 analitik -;izgi [ing. analytic tltread; Fr. fil
gozleminden yararlanarak, srk1~ma ve analytique]. Birc;ok dii~iiniire, ozellikle
seyrekle~nJe ka vramlanna ba~vurm u~ de c;agda~ ingiliz idealist filozoflanna
tur. gore, biitiin bir felsefe gelene~ini olu~tu
Yani, Anaksimenes'e gore, hava seyrek- ran iki temel c;izgi ya da yakla~tmdan,
le~tigi zatnan, ate~, stk1~hg1 zaman da, spekiilatif degil de, analitik olan, biri.
riizgar, bulut, su ve toprak haline gelebi- Analitik 9-zgi ya da yakla~un, Platon'un
lir. Bu c;erc;eve ic;inde, o, havan1n seyrek- Eutltyphron adh diyalogunda omeklenen,
le~tigi zaman, daha s1cak hale geldigini ve bir tiir analizle, felsefe problemlerine
ve boylelikle de ate~ olma yoluna girdi- ili~kin kavram analiziyle belirlenir. Soz
gini, buna kar~1n stk1~hg1 zaman, daha konusu c;izgi ya da yakla~1m1n kar~lSln
soguk olup kahla~ma yoluna girdigini da, tPlaton'un Sokrates'in Savunnzas1 adh
dii~iinmii~tiir. Anaksimenes'teki sey- eserinde omeklenen ahliki-dini c;lzgi yer
rekle~me ve Slkl~ma kavramlan, birlik- ahr. t Analizi degil de, inanc1 ya da dege-
ten c;okluga gec;i~ siirecini ac;ll<Jamaya ri temele yerl~tiren bu yakla~!mla anali-
yaradtktan ba~ka, her tiir niteli~i niceli- tik yakJa~Iml birl~tiren, erdemin bilgi
ge indirgeme giri~imini temsil eder. ve bilginin de iyi oldu~u teziyle Sokrates
analitik [Os. tahlili; ing. analytic; Fr. analyti- olmu~tur.
que; AI. anDlytisch). 1 t Analizle ilgili olan, analitik felsefe [ing. analytical philosophy;
anali.zi yontem olarak k uUanan. 2 t Aris- Fr. pltilosophie analytique ]. 20. yiizytlda
toteles'in manttksal analiz tekni~ Buna ozellikle lngiltere ve Amerika Birle~ik
gore, onun Birinci Analitikler adb eseri, Devletleri'nde c;ok etkili olan ve dil iize-
ttas1ma ili~lcin bir analizi, buna ka~1n rinde yogunla~arak, olgulara ya da an-
ilcinci Analitikler adb eseri de, bilimsel ya lamlara uygun dii~ecek en iyi ve en
da karutlanabilir olan bilginin ko~ullanna dakik manttksal formu bulmak ic;in,
ili~kin bir analizi ic;erir. 3 tKant'ta bu tiimceleri ya da kavramlar1 veya dilsel
yana, yiiklemi oznesinde ic;erilen yargx. 4 ifadeleri analiz etme i~iyle ugra~an fel-
Kant'ta, gene) manb~, akhn tUm i~lev.. sefi ak1m; felsefenin, kendi alaru ic;ine
lerini analiz yoluyla k~feden dah; ilke- giren problemleri kesin son uc; lu olarak
ler, kavramlar teorisi. Buna gore, Kant'ta ~ozecek biricik yonteminin felsefi anaUz
ka vramlann analitigi, bir kavramlar ya da kavram analizi old uguna inanan
zihin teorisine, ilkelerin analiti~j de, zih- c;agda~ d ii~iince gelenegi.
nin i~leyi~ini a priori olarak diizenleyen Analitik felsefenin temel hareket nokta-
a priori ilkeler kuramma kar~d1k gelir. 5 ss, felsefenin biricik konusunun dil ol-
tHegel'in Aristoteles'ten gelen fonnel dugu dii~iincesidir. 0 tmanhkc;1 poziti-
mantJga verdigi ad. vizmden, felsefenin kendisinin bilgi
analitikfelsefe 47

iiretmedigi, felsefe tarihinde eser vermi~ bniine sermek oldugunu savunmu~tur.


dii~iiniirlerin ashnda dilin yarathgl so- Felsefeyi esas ilgilendiren ~ey, ona gore,
runlarla, dilden kaynaklanan problemler- sozciiklerin anlamlan ya da dille ger~ek
le ugra~m1~ olduklan gorii~iinii devral- diinya arasmdaki anlam ili~kisi degil de,
mi~tu. Analitik felsefenin yontem ve dillerin kendileri arasmdaki kar~1hkh
felsefe kavray1~1mn gerisinde ise, 1 Fel- yap1sal ili~kilerdir.
~efenin problemlerinin, analizin ortadan Buradan da anla~Jlacag1 iizere, Moore,
kaldirabilecegi, a~1khga kavu~turabile Russell, Wittgenstein, tRyle, tAyer, Car-
cegi kavramsal kan~1khkJann, kavram nap, tQuine, tChomsky gibi dii~iiniirler
karga~asmm bir sonucu oldugu, ve 2 tarafmdan temsil edilen analitik felsefe-
analizin kompleks kavram ve fikirlerin nin temel ozellik ve tezleri ~u ~ekilde Sl-
basit, bile~ensel ogelerini meydana ~~ ralanabilir: 1 Analitik felsefe, diinya iize-
kartan olu~tugu onkabulleri bulunmak- rine hakl1 ktlmm1~ bilgi ve inan~lan bize
tadu. yalruzca gozlem ve deneyin saglayabile-
Doga bilimlerinin bulgulanm temele cegine inand1g1 i~in, tBacon ve tLocke'la
alan, yontemi itibariyle biiyiik ol~iide ba~lay1p, tBe.rkeley, tHume ve tMill'le
mar:tbksal ve dilsel analize dayanan ana- devam eden Ingiliz empirist geleneginin
litik felsefe gelenegi it;inde, B. tRussell yirmind yiizylldaki miras~ISI olmak du-
analitik felsefenin amacmm, dilsel ola- rumundadll. Bu ~er~eve i~inde, bilimleri,
rak yan.Libc1 tiimceleri manhksal olarak kuramlanm gozlem yoluyla dogrulayan
dogru olan tiimce fonnlanna donii~tiir olgusal bilimler ve yontemleri, teoremle-
mek oldugunu one siirerken, G. E. Moore rin verilmi~ aksiyomlardan ~lkarsanma
analitik felsefenin, diinya ile ilgili olan ol- smdan meydana gelen a priori ya da for-
gulan k~fetmedigini, fakat daha ~ok mel bilimler olarak ikiye ay1ran analitik
kavramlan tarumlad1guu ve ac;"~khga ka- feJsefe, bu ~ema d1~mda kaJan feJsefenin
gorevinin kavrams31 ya da dilseJ tanaliz
vu~turdugunu savunmu~tur.
oJdugunu s6yler.
Analitik felsefenin ~ok onemli bir ba~ka
2 AnaJitik feJsefe geJenegi, ~u haJde;
dii~iiniirii olan L. tWittgenstein ise, ana-
dille diinya arasmda tam bir kar~lltkli
litik felsefenin amacmm, tiim kompleks
hk ili~kisi bulundugunu, dilin yaplsJmn
ve betimleyici tiimceleri, onermeleri, dil-
diinyanm yaptslm yans1thgm savW\an
sel ifadeleri temel, basit, elementer oner-
resimseJ bir diJ gorii~ii benimseyerek,
melere donii~tiirmek oldugunu iddia et- dilseJ ya da kaVJamsaJ analizi on plana
mi~tir. Bu onermeler de daha sonra,
~lkartu. 3 SOz konusu dilsel analiz ycr
ger~ek diinyanm basit ve indirgenemez
JuyJa, fel!:efeye tedavi edici bir i~Jev yiik-
ogelerini gosteren nihai ve analiz edile- J~yen analitik felsefe, idealizme ve bu
mez birimlere aymhr. Felsefe, Wittgens- arada metafizige ~iddetle kar~1 ~kar. 0,
tein'a gore, dilin smLrlanm a~amaz. sagduyuyu feJsefe i~in sagJam bir miitte-
Felsefenin dil ile diinya arasmdaki ili~ fik oJarak degerlendirip, diinyaya ili~kin
kiyi a9-klayamad1guu ya da betimleye- biJginin ancak ve ancak bilim yoJuyJa
medigini, fakat yalmzca gosterebildigi- elde edilebilecegini iddia eder.
ni savunan Wittgenstein'a gore, felsefe 4 Analitik felsefe, ideal ya da yetkin bir
kendisini, me~ru olarak neyin soylenip, dilin genel ~er~evesini sagJadigm1 dii-
neyin soylenemeyecegini ara~tumakla ~iindiigii manhga ozeJ bir onem verir.
s1mrlamahdn. c:;unkii manbk, bu anJay1~a gore, bir
Soz konusu felsefe geleneginin diger dilin ger~ek yap1s1m ortaya ~1kanr.
bir etkili dii~iiniirii olan R. tCamap ise, 5 Analitik feJsefe, Hwne ~atahru temeJe
analitik felsefenin gorevinin kavramla- alan pozitivist bir felsefe anJay1~ma da-
nn ve dilin, ozellikle de, biitiiniiyle for- yand1g1 i~in, bilimci bir yakla~unla me-
mel olan bilin\. dilinin sentaksm1, dilsel tafizik, ahliik ve dinin iddiaJanna ku~
yap1s1m sistemli bir bi~imde gozler kuyJa bakar.
48 analitik Marksizm

analitik Marksizm [lng. tmalytical Mar- su oldugunda ayru zamanda belli bir
xism; Fr. marxisme analytique ]. Yirmind psikoterapi ya da ruhsal tedavi anlayJ-
yuzydda, tMarks tarahndan one suriil- ~lnl ifade eder.
mii~ olan ttarihsel maddecilikle anali- SOz konusu psikoterapi dort evreden
tik felsefe ve bilim felsefesfnin bir sente- meydana gelmektedir7 1 itiraf ya da
zini yapan aknn ya da Marksist goru~e; annma; 2 Jung'a gore, tFreud'un katk1-
tarih ve toplu1nla ilgili Marksist iddia ya s1n1 ifade eden yorwnlama; 3 t Adler'in
da onenneleri yeniden ele allp ifade psikoloji alantna yapt1g1 katkly1 ortaya
ederken, ~agda~ felsefe ve metodoloji- koyan egitim ve nihayet, 4 tJung'un biz-
den yararlanan yakla~una verilen ad. zat kendi katk1s1ru dile getiren donu-
Bu rur bir Marksizmi beni1nseyen felse- ~um evresi. Jung'a gore, bu evrede hasta
fecilerden, omegin G. A. Cohen, The The- biricikligini ke~feder ve anlam1n i,.sel
o,.y of History of Mar:r: A Defense [Karl kayna~ olan benle bag kurar.
Markstm Tarih Kurarru: Bir SavunmaJ analitik ve sentetik ayar1m1 [ing. disticti~
(1978) adll eserinde, uretim gu~lerindeki on bettueen analytic and synthetic; Fr. dis-
degi~imlerin tum diger toplumsal ili~ki tinction entre analytique et synthltique).
lerdeki degi~melerin kaynag1 oldugunu Tumce, yarga ve onenne turleri arasmda,
gosteren bir kuram olarak gordugu tarihi tumce, yarga ve onennelerin dogrulukla-
anaddecili~ analitik felsefenin sentaksly- nru gostermek i~in gereken karut ya da
la yeniden ortaya koymaya ~al~rru~hr. verilerin dogas1na bagh olarak yapllan
analitik onerme [Os. lattiyei tahlili; lng. ay1nm.
analyt1cal proposition; Fr. proposition anal- Buna gore, bir tumce ya da onerme,
ytique]. Dogrulugu ya da yanh~hg1, i~er soz konusu tilince ya d a onennenin
digi terimlerin tarumlanndan hareketle yuklemine kar~dlk gelen kavram, ozne
ve yaln1zca manbksal yasalar aracihgiy- konumunda bulunan kavramda i~erili
la kan1tlanan, yalruzca manhksal neden- yorsa, analitik bir dogruya kar~Jlak
lerle zorunlu olarak dogru olan ve ozne- gelir; aksi takdirde, tumce ya da yargi-
de ortuk olarak i~erilen anlamlan ortaya nln dogru olmas1 durumunda, o sente-
~1karmaya yarayan; yuklemi yeni bir tik bir dogru meydana getirir. Ay1ruru
bilgi vermeyen, yuklemde du~unulen, bu ~ekilde ortaya koyan unlu Alman fi-
an.1ahlmak istenen, soylenen ~yin ozne- lozofu tKant olmu~tur. Kant'ln bu ayi-
sinde zaten varoldugu, oznesinin taru- nmlna gore, 'Tum cisimler mekanda
lntndan ~1kt1g1 zorunlu olarak dogru ya yer kaplar' onennesiyle, 'Tum babalar
da zorunlu olarak yan!J~ olan; dunyaya erkektir' onermeleri, analitik onenneler-
betimleme tarz1ndan dolay1 degil de, dir. <;unku yer kaplama ve erkeldik d u-
i~erdigi sozcuklerin anlamlarlndan dola- ~uncesi, cisim ve baba kavram1nda
Yl dogru olan Onenne turil. zat~n i~erilmektedir. Buna kar~1n, 'Baza
analitik psikoloji [tng. analytiCAl psycho- cisimler ag1rd1r', 'Y e~il J~ak '' ge~'' i gos..
logy; Fr. psychologie analytique]. 1875-1961 terir' onenneleri sentetik onennelerdir,
ylllan aras1nda ya~am1~ olan Karl Gus- zira aguhk ve 'ge~' du~uncesi ozne ko-
tav Jung'un, kompleks psikoloji olarak numunda bulunan kavramlarda zorun-
da bilinen, ve Freudun psikolojisi ya da lu olarak i~erilmemektedir.
psikanalizinin kapsarrun1 geni~letme ~a~ Kant'1n bu ay1r1m1, (neyin i~erilip neyin
bas1yla belirlenen psikoloji anlay1~1. i~erilmedigini belirlemenin ~ok gu~ ol-
Daha gene) bir ~er~eve i~inde, feno- masindan hareketle) belirsiz oldugu;
menleri bil~ensel par~alanna ya da psikolojik olup, bilgi duzeyleri farkh bi-
kendilerini meydana getiren ogelere reyler iQn farld1 beJirlemelere yol a~t1g1;
ay1rma yakla~Jmlnl benimseyen psiko- ve ti.im onennelerin ozne-yiiklem for-
loji anlay1~1 olarak tan1mlanan analitik munda olmas1 gerektigini varsayd1g1
psikoloji, 1ung'un yakla~un1 soz konu- i~in, ele~tirilmi~tir.
analiz 49

Kant'1n ayutmlndaki bu gii-;liikleri or- da i~lemi. 2 Bir biitiinii par-;alarma ay1r


tadan kaldlrma giri~imleri, sonu-;ta psi- marun sonucunda ortaya -;1kan ~ey.
kolojik bir nitelik arzeden bolme ilkeleri 3 Felsefi analiz ya da kavram analizi anla-
ya da analitik/ sentetik ay1nmlru, a prio- mlnda, bir kavram1, inan-; veya kuram1,
ri ve n posteriori ya da manhksal olarak bile~enlerine, onkabullerine i-;erimleri
1

zorunlu I olumsal ayn1mlanna donii~ ne bakarak a-;1klama, a-;1k ve anla~d1r


tiiren manhksal ve epistemolojik ol-;iit- hale getirme siireci, bir onermenin ya
lere gotiirdugu i-;in, olduk-;a yararh ol- da bir inan-;lar sisteminin ortiik anlanu-
mu~tur. nl ve gizli onkabullerini a~ga -;1kanna.
analitik yontem [Os. usul'u taltliliye; lng. i~lemi. Bir problemi par-;alanna aylra-
analytical method; Fr. methode analytique]. rak -;ozme faaliyeti. Bir biitiinii lnanllk-
1 Bir b(itiinii, kendisini meydana getiren sal par-;alanna ay1nna. Bir kavrarru
par-;alara ay1rarak inceleme. 2 Bir oner- ogelerine aylrarak aynnhslyla a-;lkla-
meyi, -;oziilecek bir problemi, karutlana- ma. 4 Bir nesneyi duyu-verileriyle ilgili
cak bir teoremi, kendilerinden 9}<hg1, onenne komplekslerine indirgeme ome-
kendilerine bagh oldugu ilkelere, oner- ginde oldugu gibi, kavramlann, inan-;la-
tnelere geri gotiinne, dayand1rma. nn, k uramlann, v. b. g., nasd temel bir
Antik Yunan'da, bir teoremi ya da oner- kategori meydana getiren ogelere indir-
meyi kan1tlarken, karutlanacak onenneyi genebilecegini gostennekten olu~an in-
dogru kabul etmekten; sonra, karutlama- dirgeyici analiz.
run dogru ve kesin olabilmesi i-;in, onun Filozoflann iki temel amactndan biri-
kendisinden -;lkt1g1 ba~ka bir dogru ara- nin metafizik, bilgi teorisi ya da ahlik
maktan ve bu siireci, dogrulu~ daha alanlarmda sistemler kurmak (sentez)
once bu siire-;ten baguns1z olarak kabul old ugu dikkate ahrursa, ikinci ama-; lan
edilmi~ olan kesin bir onermeye ula~ln sentez i~n hazll'hk yapmak, temel fikir-
caya dek siirdiirmekten olu~an yontemi leri a-;1khga, ayd1nhga kavu~turmakhr
ifade eden anaHtik yontem, -;agda~ felse- (analiz). Ote yandan, bazt filozoflar, ozel-
fede, kavramsal kar1~1khklann, dil ko- likle de tanalitik felsefe ak1m1na mensup
nusundaki yanl1~ ve sahte kabullerin, olan dii~iiniirler, sentezden ti.imiiyle vaz-
diinyayla ilgili dii~iincelerimizi saptlr- g~erek, felsefenin tek ~inin analiz, d ii-
masuu onlemek (izere, toz, neden, sayt ~iincelerin ayd1nhga kavu~turulmas1,
ya da varolu~ gibi genel kavramlan -;o~ kan~Lkl1k ve anla~mazhk yaratan gii-;-
ziimlemekten, ve bunlann ger-;ek anlam- liiklerin a~anmas1 oldugunu one siir-
lannl gun lil~lna -;1karmaktan olu~an mii~lerdir.
yontem anlamma gelmi~tir. Bu -;er-;evc ic;inde degerlendirilebilecek
Buna kar~tn, ayru yontem, modern bi- bir dii~liniir olan G. E. tMoore, felsefe-
limde, tDescartesm Meditations [Meta.fi- nin amacuun, dogruluklanndan dddi
zik Dli~iinceler] adll eserinde k ulland1 olarak ku~ku d uyulabilecek onermeleri
g1, bir ~eyin, sebebten sonuca g~ercesine analiz etmek oldugunu one sunnii~tiir.
yontemli bir bi-;imde ke~fedilme ve tiire- Ona gore, bir kavram ya da onermeyi
tilme yolunu gosteren is pat ya da tarutla- analize tabi tutmak, o kavram ya da
ma turiinii ifade etmi~tir. onermeyi ifade etmek i-;in kullarulan soz-
ana liz [Yunanca analysis'ten; Os. tahlil; lng. ciik ya da tiimcenin yerine, ona tam ola-
analysis; Fr. analyse; AI. analyse]. 1 Bir rak e~deger ve anlam bak1rrundan daha
~eyin, bir biituniin, bir problemin, a) a-;1k ve anla~1hr olan ba~ka bir ifade ge
par-;alann ayn ayn incelenmesi, b) par -;innekten olu~ur. Mooreun gozunde
-;alann birbirleriyle olan ili~kilerinin in- analiz, oyleyse, anlam bakmundan ka-
celenmesi ya da c) par-;alann butunle ranhk, kanna~tk ya da anla~1lmaz olan
olan ili~kisinin ara~hrdmas1 amac1yla, ve dolay1slyla da a-;klanmak, analiz
bile~ensel ogelerine ay1nlmaS1 Stireci ya edilmek durumunda bulunan ifadenin
50 analiz

analiz edilen (nnalysandum) olarak sol ta- Yine ayn1 analitik gelenek i~inde yer
rahna, onu a~1klayan, anla~ll1r kdan yeni alan J. tWisdom da~ analizden Wittgens
ifadenin (analysis ya da analysans) ise sa~ tein'dakine benzer bir rur indirgeme i~
tarahna yerle~tirildi~i bir e~itlik ya da leanini anlanu~tu. Analizin daha az
tan1msal analizdir. tetnel ve nihar olan terimleri daha temel
B. +Russell, yalnlZca a~tkltk aray1~1 i~in ve nihai olan teritnlere indirgemekten
de olup, sa~duyunun inan~lann1n uza- meydana geldi~ini savunan Wisdoana
~tna dii~tnemeyi ama~layan Moore'dan gore, birey terimi devlet teriminden,
etkilenmi~ olmakla birlikte, bir metafizik d uyu-verisi ve zihin hAileri de bireyden
geli~tirdi~i i~in, ayru tantmsal analizi daha temel, ilk ve nihaidir. Analiz, i~te
biraz daha farkh neden ve ama~larla uy bu ba~lamda, zihinlerle ilgili tumce y a
gulamt~hr. Russell'tn uzun bir sure bo- da onermeleri zihin halleriyle, maddi
yunca matematik ve formel manhkla nesnelerle ilgili onermeleri de duyu-
u~ra~t1ktan sonra 1netafi~e ge~mesi ol- verileriyle ilgili onermelere indirgemek-
gusundan hi~ ku~ku yok ki etkilenen ten meydana gelir.
analiz anlay1~1nda ama~, kompleks ol Analitik gelene~in, ya da orne~in Rus-
gulan atomik bile~enlerine ayumak, sell'tn analizin mant1~1 ve analiz tek-
kompleks tiitnce ya da onermeleri kenp nikleriyle ilgili gorii~leri, ayn1 gelenek
dilerini tneydana getiren o~elere bol- i~inde yer almakla birlikte, biraz daha
mektir. i~te bu ~er~eve i~inde, nesne tap farkb bir amactn p~inde olan manbk-;1
n1m1n1 t Aristoteles in ozcii gelene~i pozitivistler taraftndan da benimsen-
i~inde kazand1~1 anlamdan soyup, onu mi~tir. Buna gore, Russell'm ger~ekli~i
olgusal dunyan1n ~ok ~e~itli bil~enleri oldugu gibi yansttan do~ru bit metafi-
ni sayma yoniinde bir giri~im olarak zik geli~tinneye ~ah~hg1 yerde, manhk-
ifade ettigimiz takdirde, Russell'tn ana- 9 pozitivistler metafizi~in anlams1z ol-
lizle nesne tan1m1 olu~turmayt anlad1 du~unu savunmu~lar ve metafizikle
~tnt soyleyebiliriz. Nitekim, onun i9n do~a bilimleri arastna bir stnu -;izgisi
felsefenin biricik onemli problemi, ger ~ekmeye ~ah~m1~lardu.
~ekli~in nihai ve en yuksek bil~enlerip Analiz burada tmetafizikten kurtul-
nin ne oldu~u problemidir. mantn ve bilim dilini a~1kh~a, aydmh
Analitik gelenegin etkisi en yogun olan ~a kavu~tunnan1n bir yoludur. Buna
filozofu tWittgenstein ise, felsefi analizi, gore, manbkfil pozitivistler, analizi, me-
kavramsal veya ontolojik bir tan1mdan tafizik91erin kullandlklan belirli terimle-
~ok, bir tiir indirgeme faaliyeti, dilsel bir rin ve dolaytstyla da, bu terimleri i'il:!ren
donii~iim olarak dii~iinmii~tiir. Buna kuramlarm anlamsLZ oldu~unu gaster
gore, analiz, dilsel fonnlan her ne olursa mek i9n kullannu~lardu. Olgularm ve
olsun, bil~ik onenneleri atomik bilqen- kavramlann metafiziksel bir anlam1 ol
lere ve bu onennelerin dogru mantlksal mad1~n1 savunan pozitivist dii~iiniirler,
fonnlanru gasteren ba~la~lara indirge- bu ba~lamda dii~iinceyle dili ozde~le~
mekten ba~ka hi~bir ~ey de~ildir. Ba~ka tirip, dilsel ifadelere ili~kin analizi temel
bir deyi~le, analizin i~levinin bil~ik ama~ yapmt~lardn.
onenneleri basit bil~enlerine ve bu bil~ Nitekim, manhk~1 pozitivizm kapsam1
~enleri de, d iln yadaki bas it olgu ve o~e i~inde ele ahnmak durumunda olan R.
leri temsil eden, analiz edilemez sonsal tCamapta felsefi analiz manhksal ana
isim ya da birimlere ve onlarm birl~im lize, felsefe de mantlk bilimine donii-
lerine indirgemek oldu~unu dii~iinen ~iir. Analizin dilin sozeukleri ve tiimce
Wi ttgenstein, analizle, dilsel bak1mdan lerinin anlamlanyla hi~bir ili~kisi, dil
yarulbCJ olan ifadeleri manhksal bak1m ile dunya arasmdaki semantik ili~kiyle
dan do~ru olan deyilnlere donii~tiinne hi~bir ilgisi bulurunadl~lnl soyleyen
yi anlamt~br. iinlii mantJk-;1 pozitivist d ii~iin iir Car-
anarti 51

nap analizle, tiilncelerin, kavramlann Bun a gore, analo ji, X ve Y'nin a gibi
ve kuramlaran mantlksal analizini anla- ortak bir oze Hikleri, a ynca X' in b gibi
mamlZ gerekti~ini one surmu~tur. ortak bir ozelli~i olmas1 durumunda,
SOz konusu analitik gelene~in onemsiz Y'nin de b gibi bir ozelli~i olaca~z sonu-
bir felsefe olarak gordu~u fenomenoloji- cuna varan akLiyurutmedir. Ba~ka bir
nin kurucusu Husserl'de ise, analiz, ken- deyi~le, analojide, iki ayn ~eydeki ortak
disiyle nesnelerin yonelimsel olarak ku- bir ozellikten hareketle, 0 iki ~eyden bi-
ruldu~u aktuel ve potansiyel sentezin rinde bulunan bir ozellik ikincisine de
ozsel yap1suun a9kJanmas1 ve ayd1nh~a yuklenir; fakat, soz konusu ozelli~in
kavu~lurulmasa anlamana gelmekted ir. ikincisinde bulunmas1 zorunlulu~u yok-
analiz paradoksu [ing. paradox of analysis; tur. Benzerlik, yani ortak ozellik.Jerin sa-
Fr. paradoxe de l'analyse] . Zaman zaman YISI artllk-;a, sonucun do~ru olma olasi-
analitik felsefe gelene~ine yoneltilen h~J da artmakla birlikte, analoji zorunlu
ele~tirinin bir arao olarak kullandan ve sonuca goturen bir akalyurutme turu de-
'Z XY ile ayn1du' turunden onenne for- ~ildir.
mundaki felsefi analizlerde soz konusu Ote yandan analojide, hi~ir :zaman bir
olan problem ya da paradoks. genelleme soz konusu olmaz, burada
Paradoksa gore, 'Z XY ile ayn1dar' for- baza olay, olgu ya da nesnelerden ba~ka
mwldaki bir onerme do~ruysa, bu tak- baza olay, olgu ve nesnelere, yani tikel-
dirde Z ile XY e~anlamh olmak duru- den tikele gidilir. Butun bunlara kar~Jn,
mundadtrlar. E~er e~anlamlaysalar, o analoji bilimin geli~mesinde olduk~a
zaman onermenin ya da analizin felsefi onemli bir rol oynama~br; dahasa analoji,
ara~llrma a-;1s1ndan ilgin~ ve o~retici ol
ome~n deneyden ~ok gozleme dayah
du~u soylencmez. Fakat Z ile XY e~an
olarak ~ah~an astronomi gibi do~a bi-
lamh de~ilseler e~er, o :zaman da analiz limlerinde ve sosyoloji gjbi toplum bilim-
do~ru olmaz. Bu durumda paradoks
lerinde -;ok s1k kullanalan bir yontem du-
bize, analitik gelenek i9Jlde felsefenin bi- rumundadir.
ricik yontemi olarak kullandan analizin
anangke. Yunan felsefesinde zorunluluk.
ayna anda hem ilgin~ ve o~retici, hem de
1 ~vrendeki aklld&~l, ama~sz, yonelim-
do~ru olamayaca~ gostennektedir.
siz ve denetlenemeyen o~e olarak anla-
analogon rationis. Onlu Alman du~unu
~dan fiziksel zorunluluk; maddenin,
rii tLeibniz tarahndan, hayvanlarda soz
ozunde varolan bir itkiyle, bi~inl ka:zan-
konusu olan en a~a~1 bilin~ formlarJru
ifade ehnek i~in kullarulan ve 'alula ben maya, rasyonel bir gil~ taraflndan iyi
zer' anlamma gelen Latince terim. bir ama~ do~rultusunda tam olarak ~e
analoji [Yunanca analogz"a'dan; ing. atUJJDgy; killendirilmeye kar~1 koyu~u; 2 ge-;erli
Fr. analogie; AJ. analogi e). Ba~langa~ta ma- bir kategorik tasamda, sonucun onculle-
tematiksel bir terim olarak iki ~ey arasm- rinden ~akma ya da tureme tarzz, man-
daki ortakla~ ya da kar~zhkla ili~kiyi bksal zorunluluk.
gostermi~ ve oranlarm ~itligi anlam1na
anar1i (ing. anarchy, Fr. anarchie; AI. anar-
gelmi~, fakat daha sonra, kavramlardaki chie). 1 Hukumet kontrolunun yoklu~u
ya da ~eylerdeld benzerliklerin kar~ala~ nun sonucu olan politik ve toplumsal
bnlmastru ifade etmi~ olan terim. duzensizlik, karga~a hili; hukumetsiz
Varolan ~eyler arasndaki benzerlikle- kalan veya siyasi iktidar&n ~1karlan
re., ozellikle de sanlf benzerli~i da~mda farkb hatta kar~1t olan siyasal, ekono-
kal~n benzerliklere, yani i~lev benzerli mik ve toplumsal gu~ler aras1nda ken-
~ine,. ili~ki benzerli~ine i~aret etme i~ disinden beklenen uzla~hrma gorevini
lemine ve iki ~ey aras1ndaki benzerlik arbk yerine getiremedi~i bir toplumun
lerden yola ~akarak, onlann ba~ka siyasi durumu. 2 Kimi faaliyet alanla-
baklmlardan da benzer olacaklanru one rJnda, kuralsizh~&n, yonlendirici bir il-
suren ~1karsamaya verilen ad. keden yoksunlu~un veya varolan ilke-
52 anarfist bilim goriitu

iere uyulmamasmm sonucu olarak or- molojik anar~ist t._radan, en ~dgm


taya ~1kan di.izensizlik ve karga~a hali. di.i~i.inceleri bile sav\..1.. '!kta sakmca
3 Kimi disiplinlerde, omegin bilimde gormez. Onun hi~bir program1 olmad1~
birbirlerinden ~ok farkh, hatta kar~1t il- gibi, hi~bir teoriye bagunhhg1 ya tia di.i~
kelerin varolu~uyla belirlenen a~m ~o manhgl yoktur. 0, akhm, duygulanru,
gulculuk hali. alay1, aguba~h bir tavn, bilinen her yolu
Her i.i~ anlamda da anar~inin hi.iki.im kullarur. Hi~bir yontemi kullanrnaktan
si.innesini isteyen, anar~izmi destekle- ka~rnmayan, hi~bir gorti~i.i sa~ma bul
yen, bu ogreti i9n mi.icadele veren ki~i mayan epistemolojik anar~izmin mu tlak
ye ise anar~ist ad1 verilir. olarak kar~1 ~1khg1 tek ~ey, evrensel ol-
anar~ist bilim gori.i~i.i [ing. anarchistic ~i.ilerdir.
view of science]. A vusturya asdh ABD'li Feyerabend'm 'her~ey mi.imki.indi.ir' ya
bilim filozofu Paul tFeyerabend tarafm- da 'ne olsa gider' ilkesiyle ifade edilebile-
dan geli~tirilmi~ olan bilim anlay1~1. cek olan soz konusu anar~ist bilim gorti-
Feyerabend'm, gerek klasik bilim gori.i- ~i.i, oncelikle disiplinler baglammda ~o
~(ine, gerek tyanh~lamac1 bilim anlay1- gulculuktur. Bilimin insamn ~evresiyle
~ma ve gerekse devrimci bilim gori.i~i.i ba~a ~1kmak i~in buldugu bir~ok ara~
ne kar~1 ~1kan bilim anlay1~1, ~agda~ tan, insamn geli~tirdigi pek ~ok di.i~i.in
bilim felsefesinin hasta oldugu tezinden me tarzmdan biri oldugunu one si.iren
hareketle, bilimi tedavi edecek ara~ ola- Feyerabend, bilirnin ilgin~ olmakla bir-
rak epistemolojik tanar~izmi kullarur. likte, bulunmaz Hint kuma~1 olmad1g1-
S1rasiyla metodolojik, teorik ve disipli- m ve dolay1slyla, putla~tmlmamas1,
ner bir ~ogulculugu savunan bu bilim onun, insamn kaJ:llSmda ozgi.irli.igi.ini.i
gori.i~(i, biraz da paradoksal bir bi~im yitirdigi bir bask1 arao haline getirilme
de, Aydmlaruna sonras1 ortaya ~1kan mesi gereldigini sayler. Buna gore, bilirn
siyasf anar~i7 ;n hareket noktasm1 be- tek ba~ma b1rakllmamah, gerekti~nde
nimser. Buna go1~, siyasi anar~izm, bili- insan, efsaneye, dine, bi.iyi.iye, yani ak1la
mi kendisine bir dost bilmi~, onun in- di.i~i.ince gelen~ yeryi.izi.inde silin-
sanla dogay1 dogru a~1klayacagma ve o mi~ gormekten ho~lanacag1 yollara ba~
zamanlann kohnemi~ di.i~i.ince kahpla- vurmahdn. Olgulann teorilerden ba-
nna, bask1c1 di.izenlerine kar~1 sava~ta glmSIZ olmad1g1ru, tam ten;ine olgulann
saglam qi.i~i.insel silahlar saglayacagma kuramlar tara&ndan ortaya ~Ikanlabildi
inanml~h. Bununla birlikte, anar~izme gini one si.iren anar~ist bilirn gori.i~i.i,
verdigi mi.icadelede bir ara~ olma hiz- ikind olarak kuram bakurundan ~ogul
meti goren bilim, 20. yi.izydda putla~tl culuk ister. Zira olgular ancak se~enekler
nlm~ ve felsefeden vazge~en bilimin yarrlun1yla ortaya ~adabilir, hakikate
insani kaygdan kalmam1~hr. $imdi, Fe- ise, yalmzca altematif teorilerin ~arp1~
yerabend'a gore, ama~-ara~ di.izenini ter- mas1yla ula~dabilir.
sine ~evirmenin ve hasta olan ~agda~ bi- Anar~ist bilim anlay1~1, i.i~i.inci.i olarak,
limi iyile~tirip, insanfle~tirmek i~in, ~ok daha onemlisi metodolojik bir ~o
ara~ olarak anar~izmi kullanmarun tam gulculugun gerekliligine i~aret eder. Bi-
zam:Jrudn. limin degi~mez, genel ge~er kurallarla
Feyerabend'm bu bilim anlay1~1ru, hem i~ledigi, i~lemesi gerektigi di.i~i.incesi
ku~kuculuktan ve hem de siyasi anar- nin ger~ekt;i olmad1grn1 soyleyen Feye-
~izmden ay1ran ~ey, onun bilimsel ya rabend'a gore, bilimin tek bir degi~mez
da epistemolojik anar~i.zmidir. Ku~ku yontemi yoktur. Nitekim, bilim tarihine
cunun her gori.i~i.i koti.i diye gordi.igi.i, bakllacak olursa, onemli bilimsel geli~
bunlar hakkmda bir yarg1 bildirmekten .melerde, bilginlerin metodolojik kuralla-
sakmd1g1; siyasi anar~istin birtak1m ya- n ljignedikleri kolayhkla gori.ilebilir.
~am tarzlaruu yasaklad1g1 yerde, episte- Bilim adamlan manhksal yontem ve ar-
giimanian b1rakarak, propagandaya, re- v1,
, bu kotiiliiklerin devlet tarafmdan or-
torige ba~vururlar. Feyerabend, i~te bu tadan kaldmlamayacagml; ozii itibariy-
,.er,.eve i,.inde, omegin Galile'nin hilele- le iyi olan insamn dogasmm devlet ve
rinden, propaganda ama,.h ,.lkl~lann kurumlar tarafmdan bozuldugunu, rum
dan soz etmi~ ve onun yolunu irrasyo- reformlann degersiz oldugunu, yeni bir
nel bir yol olarak degerlendirmi~tir. toplumun devrim yoluyla kurulacagm1,
Hakikate ula~mak i,.in ,.abalamamn ye- soz konusu yeni devletsiz toplumun,
terli olmad1gml, dogruya giden yolun yolgostericisi alai ve adalet olup, bilim-
a~ikar olmasm1, bunun i,.inse manhksal sel deneyimden yardun goren insan ru-
yolla retorigin bir arada kullamlmas1 ge- hunun dogal egilimlerinden tiireyecegini
rektigini farkeden bir bilgin olarak Gali- savunan anar~izm, olwnsuz bir ,.er,.eve
le, Fcyerabend'a gore, yanh~ kuramlan, i,.inde, yasaya.ya da diizene en kii,.iik bir
kabul gonnemi~ olaylan ,.arp1t:1p Koper- sayg1 duymayan ve toplumun yikllmasi
nikus'u destekleyen veriler haline getir- yoluyla bir kaosa eri~ilmesi i,.in etkin bir
mi~, bilinen sonu,.Ian gonnezden gel- bic;imde ,.aba g05teren inan,. ya da aloma
mi~tir. Gorf.ilmesini istedigi olgulan, kar}Ihk gelir. SOz konusu olumsuz anar-
okuyuculann sezgisine gore yeniden dii- ~izm amacma ula~mak i,.in, ara,. olarak
zenleyen Galile'nin ilerlemesine, degi~ bireysel terorizmi kullamr.
mez ve kesin bir yontem degil de, ~It Her iki anar~izm de, insamn ozgiirlii-
malar olanak vermi~tir. Buna gore, gu ve ~itlik idealini hi,.bir odiin verme-
bilimsel geli~menin yolu, bilginlerin ku- den, mutlak bir bi~mde ve her tiir haki-
ramlanm olu~tururken, ,.o~ zaman me- miyet ili~kilerini d1~layacak, devletin
todolojik kurallarm yasaklad1g1 i~leri me~ruiyetini tiimiiyle yads1yacak ~ekil
yapmaland1r. de yorumlar. Anar~izme gore, yonetici-
anar,izm [Yoksunluk bildiren Yunanca an leri ve yonetenleri bannd1ran biittin po-
onekiyle kral, yonetic::i gii,. anlarruna gelen litik yapllar adaletsiz olup, kaba giice
arlclae sozcilklerinin birle~iminden tiireyen dayand1g1 ve son ,.ozllmlemede de, in-
terim. lng. anarchism; Fr. anarclrisme; Al samn ozgiirliigii oniindeki en biiyiik
anarchismus]. 1 Nispeten olumlu bir ,.er- engel oldugu i,.in reddeditir.
,.eve i,.inde, insan dogasuun ozii itiba- Buradan da anla~llacag1 iizere, 19. yiiz-
riyle iyi oldugunu ve insan ya~ammda yllda, P. J. Proudhon tarahndan geli~tiri
kar~lla~llan kotiiliiklerin, temelde insan len siyasr bir gorii~ ya da ogreti olarak
iizerindeki kontrolden ve politik baski- anar~izmin tiirleri ya da farkh versiyon-
dan kaynakland1gm1 savunan akun. Top- lan vard1r. 1 Bireyci anar~izm. Ozgiirliik-
lum i~ndeki politik kontroliin ve siyasi ,.ii felsefelere dayanan, ki~i i,.in mutlak
baslamn ortadan kald1nlmasmi isteyen, bir baguns1zhk durumu saglamaya ,.ah-
devletin insarun en biiyiik dii~mam ol- ~Irken, anar~izmin toplumsal temelini
dugunu stlyleyen ve bireylerin ihtiya,.Ia- goz ard1 eden bu anar~izm anlay1~1
nm kar~damak ve ideallerini ger,.ekle~ Alman dii~iiniirii Max tStirner tarafm-
tirrnek i,.in, kendilerini bir toplurn i,.inde dan savunulmu~tur. 2 Kar~llklllk ilkesi-
diledikli!ri ~ekilde diizenlemeleri gerek- ne dayanan anar~izm. Devletin ve her ttir
tigini ileri siiren siyasi ogreti. siyas[ orgiittin, insan ozgiirliigiinii orta-
Yiiksek bir karma~1khk diizeyine eri~ dan kaldird1g1ru savunmak bak!mmdan
mi~ faaliyetlerden uzakla~Ilmas1 ge- diger anar~izm anlay1~lanyla birle~en
rektigini savunan ve basil hazlarla ge,.i- bu anar~izm tiirii, insan davraru~mdaki
rilecek bir ya~am1 ongoren anar~izm, topl umsal ogelerin onemini vurgulad1g1
hi,.,.ilige degil de, daha ,.ok politik libe- i,.in, bireyci ana~izmden aynhr. Proud-
ralizme yakla~u. han tarafmdan savunulan bu tiir bir
2 Toplumsal ve ahlaki ki:itiiliiklerin kay- anar~izm, siyasi eylem ve devrimci ~id
naguun devlet oldu~nu, bundan dola- dete kar~l ,.lkml~, i~,.i orgiitlerinin et-
54 angst

kinligi ve ban~~~ yaythmtyla gerc;ekle- ic;inden c;tkuga hir;ligi ve yoneldigi be-


~ecek toplumsal bir reform onermi~tir. lirsiz bir gelecegi derinden derine du-
3 Kollektivizm. Mikael tBakunin tarahn- yumsayan insamn, ge~mi~le gelecek,
dan savunulan bu anar~izm ise, diger varhkla hi-;lik arasmda havada kalan
anar~izm ti.irlerinden, devletin ytktlmasa varolu~unun belirsizligiru, durumunun
ve ozgur topJwnun kuruJu~u Slrasmda, anla~tlmazhgam ve hayatm sac;mahgm1
rontem olarak ihtilalci ~iddetin kullaJUI- gorerek ya~ad1g1 derin umutsuzluk ve
masl gerektigini savunmasayla aynhr. dolaytstyla i-; s1kmhs1 hali. Sonsuz bir
Oretim ara-;lanmn ortakla~a sahipligine evren kar~asmda, ki~inin sonlulugunun
dayanan tkollektivizm goru~unu geli~ yarattag1 umutsuzluk hali. Tercih, se~im
tinni~ olan Bakunin, ylkma tutkusunun, soz konusu oldugunda, sorumlulugun,
ayru zamanda yarat1o bir durtu oldugu- kararstzhgm bireyde dogurdugu i-; da-
nu belirterek, varolan kurumlarm rumu- ralmasa.
nu birden ortadan kaldtracak bir devri- Varolu~-;u felsefeye gore, 20. yuzytlda
mi savunmu~tur. mekanikle~en iiretim ag1 ve yaygmla-
4 Anar~ist komunizm. Bu tur bir anar~iz ~an kitle kiiltiirii i-;inde daha e~itlik-;i bir
min savunucusu olan P. tKropotkin, lire- toplwna gjdilirken, insan da giderek si-
tim arac;laruun mUikiyetinde, ortakhgm likl~mekte ve ozgiirliigiinii yitinnekte-
otesinde, tam bir payla~um savunmu~ dir. Insan toplum ya~amma dogru olan
ve insanhgm evrirninde, rekabete oranla bu ki~iliksiz katllamdan ve silikle~me
i~birliginin daha buyuk bir rol oynadagt- siirecinden, ancak kendisine dtinm.ekle
ru one surere~ devletin yakdmasmdan s1yralabilir. Bunun i~in de insarun yiiregi-
sonra, merkezle hi-;bir bag1 olmayan ve ne tasa veya kaygth korku salmaya gerek
aym anda tanmla endustriye, kent ya~a vard1r. insanda bu korku ya da tasa, va-
nuyla karsal ya~ama, egitimle c;trakhga rolu~~u felsefeye gore, zaten vardJT.
dayanan bir toplum mod eli onenni~tir. c;unku insan bu diinyada yapayalruzdu,
SAnarko-sendikalizm. Anar~izmin temeli- adeta evrene Tann tarafmdan terkedil-
ne sendikalan yerl~tirmekle farkhla~an mi~ durumdad1r. Fakat o toplum ya~a
ve ihtilild sendikaahk olarak da bilinen
IIU i~inde eridik~;e, tkitle kUlti.irii i~inde
bu tur bir anar~izm, devlet y1k.Jhnca,
giivene2 aradtkc;a, angst olarak tarumla-
ba~kaldl.IU\11\ temel organlan olan sendi-
nan bu kayg~ dolu korkuyu hep erteler.
kalan, ozgur toplumun uzerlerinde yuk-
i~te insarun kendisine gelmesi ve kendi-
selecegi temel birimler olarak gori.ir. 6
sine dorunesi i-;in, ondaki bu korkuyu
Pasifist anar~izm. Onlu romano Leo Tols-
toy' da orneldenen bu tur bir anar~izm, diirtiip uyandmnak gerekir.
devlete, hukuga ve ozel mUlkiyete ka~a ancien regime. Fransa'da, Ulusal Mecli-
~karken, her turlu ~iddeti reddeder. Bu-
sin 1789 devrimiylc birlikte ilirundan
nunla birlikte, bu tur bir ban~~~ anar- onceki donemi kapsayan siyasi, iktisadr
~izm, ahlakr bir devrimin zorunluluguna
ve toplumsal diizeni ya da rejimi ta-
anarur. namlamak i.;in kullamlan deyim.
angst. Tasa, kayga, ruhsal aa, kaygah korku Once, uzun bir sure boyunca sadecc,
anlanuna gelen Almanca terim. L>zellikle 1789 Devrimiyle yakdan kralhk mutla-
tvarolu~\\1 felsefe a~smdan, ~eylerin, kiyeti ve imtiyazlarm varhg1yla se;kin-
nesnelerin belirsizliginin ve anlamslZh- le~en Fransaz monar~isinin siyasal ve
gmm bilincine varan ve ya~amla, i~;inde toplumsal yapasam ve kurumlaram,
ki~isel sec;imin ozsel oldugu ve kararla- e~itsizlikler iizerine kurulu bir toplum-
nn sorumlulugtlnun ~oyle ya da boyle sal duzeni ifade ehnek i~n kullarulan
ta~mmasamn gerekli bulundu~ bir ancien regime teriminin i~lemine daha
alan olarak kar~a kar~aya gelen varhkla- sonra bu yaptya ozgii iktisadr ya~am
nn temel gerc;ekligi diye tarumlanan zi- tarz1 vekiiltiirel yap1 da dahil edilmi~
hinsel karma~a ve tasa hili. tir. Tanma oncelik veren yapas1, k1thkla-
4lnlam 55

n, teknik eksik.Jikleri, s1ntrh de~i~imleri duktan sonra, bu ger~ek ve do~ru bil-


ve kendi urunlerini yine kendisinin til~ giyi unu tur, bu bilgi artlk onun be!le~i
ketmesiyle belirlenen soz konusu ekono- nin derinlerinde sakla kahr. Buna gore,
Jnik duzen, pazar ekono1nisine buttinuy- gerc;ek bilgi genel ka vramlaran, bu d tin~
le kar~at olan bir duzen olu~turur. yaya gelmezden (yani, her turlu duyu-
antmsama [Os. rnuphem tahattur; tng. recol- deneyinden) once kazanalml~ olan bil-
iection, reminiscence; Fr. reminiscence; AI. gisinin anamsanmas1ndan ibarettir.
ananznese]. Hat~rla1na. Ki~inin belle~ini Demek ki Platon'da insan zihni do-
kullanmas1, bilin~li bir ~abanan sonucu ~u~ta, uzerine daha sonra i~aretlerin
olarak ge~mi~te olan biten bir ~eyi, ge~ ~izildi~i bo~ bir levha, daha sonra o~re
mi~inin bir par~asant olu~turan bir olay tim yoluyla doldurulan bo~ bir ~i~e de-
ya da nesneyi, belli bir bilgi ya da zihin ~ildir. Tam tersine, insan zihni do~u~ta
halini bilin~ yuzeyine c;1karmasx. doludur ve onun zihnindeki bilgiler di-
anamsama kurama [ing. theonJ of recollecti- yalekti~in de yard1m1yla, bir anunsa1na
on; Fr. theorie de l' anamnesis] +Platon'un sureci son\.nda a~a~a ~akar.
bilginin a priori, yani deneyden once ve anlam [Os. mana; tng. meaning; Fr. sens; AI.
ba~uns1z olup, tiimellerin, tdealaran bil- sinn, bedeutung]. Bir ~eyin gosterdi~i ya
gisi oldu~unu ifade etmek ilzere geli~tir da dile getirdi~i kavramlar butiinu. Dil~
di~i ve ozellikle Menon'la Phaidon adh di- deki gostergelerin ifade etti~i ~ey. Bir ki-
yaloglaranda one surdu~u teori. ~iyi bir nesneye, bir duruma gonderen
Platon i~in bu kuram, bilginin nesnele~ ve s~zcuklerle ortaya konan ~y, m~na.
ri olan idealann ayn bir dunyaya yer- ~eylerin ve olaylann delalet, i~ret etti-
le~tirilmesinden dolayr zorunlu olmu~ ~i ~y; a~aklama, bir ~eyin ni~in oldu~u
tur. Ba~ka bir deyi~le, Platon'da bilgi gibi oldu~unu gosteren neden. Anlarru
genel kavramlann, yani kendisinin tde- tan1mlayan belli ba~h ve farkh anlam te-
alar admx verdi~i soyut ger~ekliklerin orileri ~oyle sualanabilir. 1 Anlanu sem-
bilgisi oldu~una, genel kavramlar da boller, sesler, jest ve bedensel durumlar
duyu-deneyiyle bilinemedi~ine ve Pla- tiirunden uyaranlar ka"rsmdaki davra-
ton'un ldcalan zamarun ve mekarun da- ~1 tepkilerle ozd~l~tiren, bir soz-
~mda olan ezelr-ebedi ve soyut ger.;eklik- cuk ya da tumcenin anlamuu, dinleyen
ler oldu~na gore, onun bilgi anlay~anda ki~i ilzerindeki etkisiyle a~aklayan daura-
temel problem, zaman ve mek~run dt~rn nr~f' anlam otretisi. 2 Sozcuklerin ya da
da olan varhklar olarak tdealann zaman tiimcelerin ger~k anlamlaranr somut de
ve mekarun i~inde olan sonlu insan varh- neyimlere yapalan dolayh ya da do~ru
~~ tarafindan nasd olup da bilinebildi~i dan gonderim veya referanslardan aldak-
problemi olarak ortaya ~r. Platon i~te larw, sozcuklerin yalnazca uygulanun ya
bJ problemi ~ozmek ve genel kavramla- da dogrulanabilirlikleriyle ilgili kuralla-
nn bilgisinin a priori bir bilgi, yani akla nn deneyimden tiiretilebilmesi d uru-
dayanan ve duyudeneyinden once ve munda, anlamh olduklarma dile getiren
ba~unsaz olan bir bilgi oldu~unu gos- deneyimci anlanr ofretisi. 3 Sozciiklerin,
termek amacayla, bilginin anunsama ol- ancak ve ancak gonderme yaphklan,
du~unu one surer. ahfta bulund uklara bir ~ey, kendilerinin
Buna gore, insan ruhu, ki Platon'da anlamlanru meydana getiren bir nesne
ruh insana meydana getiren bile~enle olmasa durumunda, anlamh oldu~nu
rin OIUffiSUZ 0lan1d1r1 bir beden i~ine savunan gonderimsel anlam otretisi.
ginnezden once tdealar dunyasayla ta- 4 Anlaman ozel du~uncelerianizi ba~
na~m~ttr. Su halde, olumsilz olan ruh, kalanna aktarmak i~in semboller kul-
bu dunyadaki varolu~undan onceki va- lanmaktan olu~tu~unu dile getiren ile-.
rolu~unda ger~ek bilgiye sahip olmu~ ti~imsel anlam teorisi. 5 Sozcuklerin d1~
hlr. lnsan ruhu bir beden i~ine hapsol- dunyadaki bir ~eye kar~ahk geldi~ini
56 anlama yetisi

ve onlanr. anla1 nlanrun soz konusu grubu ic;in kullaniian terim. Konu~arun
tekabiiliyet ili~kisinden tiiredi~ini sa- sozleriyle do~al bir dilin soz dizilni ku-
vunan ili~kisel anlam teorisi. 6 Bir sozcii- rallanna uygun olarak bir ~eyi veya ol-
~iin anlamlnln, 0 sozcii~ii omekJer ya guyu kastetmesi, ona gonderme yap-
da anlamaya ~ah~1rken ger~ekle~tiril masi, referansta bulunmasa durumu.
mesi gereken i~lem veya faaliyetlerin Buna gore, bir sazii, bir dillendirimi az
toplamindan ibaret oldu~unu dile geti- ~k belirli bir anlam i~inde ve belirli bir
ren i~lemse[ anlam ogretisi. ~ye ya da olguya gonderme yaparak
7 Bir dildeki sozciikJerin anlamlanru, kullanmak, anlamlanduma ediminde bu-
onlara neden olan zihin halleri ve onJa- lunmaktlr. Ome~n, bir arkada~una belli
nn neden oldu~u zihin halleri yoluyla bir e~yas1n1n belirli bir yerde bulundu-
kazandl~InJ dile getiren nedensel anlam ~unu iletmek i~in 'para ~antan masarun
teorisi. 8 SOzciiklerin sembolik olarak d1~ iistiinde' dedi~ zaman ger~ekJ~tirdi
diinyadaki bir ~eyi tem~il ettiklerini ya ~im ~ey bir anla1nlandllma edimidir.
da d1~ diinyadaki bir ~eye kar~llak gel- anlam tiirleri [ing. types of meaning; Fr.
diklerini ve anlamlann1 bu kar~Ihkhhk genres du sens ]. Dilde ge~en terimlerin
vcya tekabiiliyetten alda.klaniu savunan ifade etti~i farkb anlamlara ili~kin Sl-
tekabuliyete dayab anlam ogretisi. nlflamanm ortaya koydutu anlamlar.
anlama yetisi [Os. idrtJk; ing. understanding; Buna gore, bir tiimce ya da onenne, bir
Fr. entendemt!)1f; Ahn. vernunft] Olaylann ~ey iddia ediyorsa ve bundan dolay1
mahiyetini, olaylar aras1ndaki ili~kileri do~ru ya da yanli~ olabiliyorsa, o tiimce
do~rudan ve araasiz sezgi ya da ya~an ya da onerme bil~el bir anlama sahiptir.
ml~ deneyim yoluyla bilme; algdanan Bilgi ya da mal1lmat veren, verdiAi bilgi-
~eye ait olmayan bir tasarun ve kavram nin do~ru olduttJ iddiasmda olan ve ol-
i~in soz konusu olan idrak faaliyeti. gulan betimleyen tiimcelerin aktard1~1
Bir~ok filozofta g~en bir bilme meleke- anlamdan olu~an bu anlam turii, olgu-
si olarak anlama yetisi, dii~iinme ve bi- larla ilgili bir iddiada ya da bir betimle-
lin~ alan1na giren bir ~eyi, bir dii~iince mede bulunan onermelerle aktanlan an-
faaliyeti gostermeden, dii~iinme ~abas1 lamdu.
sarfetmeden, do~rudan ve araosaz ola- Bir tiimce ya da onerme, bu ~ekilde bi-
rak kavramay1 ifade eder, adun adun li~sel bir anlama sahipse, soz konusu
ilerleyen diskiirsif talclyiiriitme yetisin- onermenin do~ruluk de~eri genel ola-
den farkh olarak, aklr ~eyleri sezgisel rak hem 1 o tumcede yer alan terimlerin
olarak kavrama fakiiltesini tarumlar. anlamma ve hem de 2 tiimce tarafmdan
Anlama yetisi, kllsik ve skolastik felse- ahfta bulunulan olgulara ba~hd1r. Bir
fede, e~yay1, varolaru a~k ve se~ik ola- tiimcenin dogruluk de~eri hem l'e ve
rak algllama, idrak etme yetisine kar~I hem de 2'ye ba~hysa, o tiimce ya da
hk gelir. Buna kar~tn, anlama yetisi onermenin olgusal bir anlDma sahip oldu-
tKant ve tSchopenhauer'da, zeka anla- ~u sayIenir ve ona olgusal ya da sentetik
minda kullaruhr, yani amac1 bilgi edin- onerme ad1 verilir. Buna kaq1n, oner-
mek olan i~levler biituniinii ifade eder. menin do~ruluk de~eri yalniZca l'e,
Oysa, ttilincin tU<maz bir sokak oldu~u yani onerme ya da tiimcede yer alan te-
nu one siiren tNietzsche'de anlama ye- rimlerin anlamma ba~hysa, onun yal-
tisi, i~giidiiden iistiin bir yeti detildir. ruzca mantlksal ya da Jonnel bir anlam1
Ona gore, anlama yetisi bir yap1m ya vardar. Bu durumda, onermeye, dotruy-
da tkonstriiksiyon olup, ba~kaca idrak sa ~er, mantlksal olarak do~u olan
tarzlanru goz ard1 ebneye yarar. onerme ya da analitik onerme ad1 verilir.
. anlamlanduma edimi (ing. rhetic act). Yaru1~sa da, ona mantaksal bak1mdan
Onlii dil filozofu J. Austinin kuramm- yanh~ olan ya da kendi kendisiyle .;eli-
da ge~en, ve diizsoz edimlerinin bir alt ~ik olan onerme ad1 verilir.
anomali 57

Ote yandan, bir ifade ya da tiin1ce, onu anma [ing. mention; Fr. mention]. Bir dilsel
dile getiren konu~macuun haline ya da ifadenin, soz konusu dilsel ifade hakkm-
durumuna ili~kin olarak bir ~eyler ifade da konu~1nak amac1yla, hmak i.;inde or-
ediyorsa, o Hade ya da tumce bildirici ya taya c;1k1~1 ya da verili~i.
da ifade edici bir anlama sahiptir; bu tur Anma, dilsel bir ifadenin soz konusu
bir anlam, resimsel, duygusal ve iradibi- dilsel ifadenin kendisi hakklnda de~l
le~enler ic;erebilir. de, ifadenin i~aret etti~i dild1~1 nesne
Bir ifade ya da tumce, ifade edici anla- hakk1nda konu~mak amac1yla giindeme
mlna ek olarak, biH~sel bir anlam ta~l geldi~i kullanmarun kar,1s1nda yer ahr.
yabildi~i gibi, ta~amayabilir de. Bir ifade Buna gore, 1 'masa dort ayakbdJr' tiim-
ya da tumce, yalnlZca ifade edici bir an- cesinde masa sozcii~ii dild1~1 bir nesne
lama sahip olmakla pirlikte, bili,sel bir olan masa'dan soz etmek i.;in kullaruhr,
anlam1 olan bir tiimce olarak da gorilliir- buna kar~1n 2. "'lmasa'l dort harflidir',
se, onerme bu takdirde, ger-;ek de~il de, tiimcesinde, "masa' dilsel bir nesne olan
sozde bir anlann olan tumce olarak de~er
"masa" sozcu~iiniin kendisinden soz
lendirilir.
Yine, bir ifadenin ya da sdzcu~iin gon- etmek i.;in kullanrhr. l,te bu ikinci tum-
derme yaptt~l ,eylerin toplamlna, 0 soz- cede soz konusu olan ~y, anmad1r.
cu~un kendileri i.;in kullaruldJ~l ~eyle
Annales Okulu [lng. Annales School; Fr.
rin meydana getirdi~ suufa, o sozcii~iin Ecole d' Annates]. L. tFebevre, M. tBloch
kaplamsal anlann ad1 verilir. Buna kar~1n, ve F. Braude) gibi Fransaz toplum tarih-
gene) ya da sliUf sozciiklerinin i~aret et- .;isi ve dii~iiniirleri taraflndan, 1929 yi-
ti~i ~eylere ortak olan ozelliklerin, nite- hnda kurulmu~ olan .;a~da~ dii~iince
liklerin toplarruna, bir kavrarrun i.;erdi~ okulu.
ozellikler butiinune de, o sozdi~lin ya Marksist dii~W\ceye kar~1 olmakla bir-
da kavra.nun i'lemsel anlama adr verilir. likte, tMarksizmle siyasi gu~lerin gorii-
Ote yandan, sozdlklerin tarumlanrun, nii~teki hareketlerinin gerisinde, daha
tarumsal anlamlanru kavramarun sonu- derin ve uzun vadeli ekonomik ve top-
cu olan anlama, sozluk anlamr ad1 verilir. lumsal gu.;ler bulundu~u ve bwtlara
Buna kar~1n, bir sozcii~iin kendilerine ili~kin analizin, rasyonel bir tarzda eyle-
uygulanabildi~i ~ylerin toplam1 betim- mek ic;in kac;uulmaz oldu~u gorli~iiyle,
leyici anlann olu~turur. Ve nihayet, ~ey holistik bir bilgi anlay1~1ru payla~m~
lerin, sozciiklerin, i~aretlerin, jestlerin olan Annales Okulu dii~iiniirleri, bir
aktard1~, ifade etti~i ya da uyandud1~1 biitiin olarak Avrupa Uygarh~1na ili'-
duygulara, tav1rlara, bir ,ey kar~lsrnda kin deneysel ara~hrmayla tarihsel analiz
ki d uygusal tavu ve tepkiler biituniine imkaruru ele alan kuramsal ve metodo-
de duygusal anlam ad1 verilir. lojik ara~hrmala onemli kallular yap~
anlall [lng. narTative; Fr. recit]. Gene) olarak
m1~lardu. Siyasi olaylann yahn bir kro-
veya en yahn bir bir;imde, bir durum ya
nolojisi olarak uzla~1msal tarih anlay1fma
da birtaklm olaylan aktaran oyku. Daha
~ iddetle kar~1 9kan Okul mensuplan,
ozel olarak da, tpostmodemizmde he~
turlii soylem, kiiresel diinya gorii~ii i.;in toplumsal tarihe, toplumsal yap1ya ve
kulla1ulan terim. uzun sureli tarihsel e~ilimlere biiylik bir
Postmodemistler, iistanlablarla yerel onem vermi~tir.
veya mikro anlablar arasmda bir aynm anomali [Os. garip, acdib; lng. anomaly; Fr.
yapm~lard1r. Modemi karakterize eden anomalie; Alm. abn0n.1itat). Kuralsrzltk,
ve kendi do~ruluk iddiasuun g~rlili~ al~llml~, mutat tipten aynlan ~eyin ka-
ni varsayan iistanlattlan ~iddetle ele~ti rakteri; ola~an bir durumdan, kuraldan
ren postrnod~ hi~ir hakikat iddia- sapma hili. tlkeden, kuralla~nu~ ve al1-
smda bulurunayan yerel anlahlan kabul ~dm1~ olandan, genellikten aynlma d u-
edilebilir bulur. rumu.
58 anonnal

anonnal [Os. g~/1"1 tabil; ing. abnormal; Fr. bilgi kar~1smda da otoriteye oncelik
anormal; AJ. abnomtisch]. 1 Kabul edilmi~ veren Hristiyan di.i~i.ini.ir.
olan norm1ardan ya da nonnal olandan inan~la akll arasmdaki oncelik ili~kisi
sapma, aynlma durumu. 2 Daha ozel ola- nin dogru kurulmas1 ger~ktigini one
rak da, istatistiksel analizlerde niceliksel si.iren, once akll ve anlama ~abas1 geldi-
sapma ve bireylerin kabul goren normal gi zaman, bunun inancm olmamas1 an-
davram~ modellerinden aynlmas1 hali. lamma geldigini; oysa, once inancm
Anormalligi, ikinci anlamda, yani psi- gelmesi durumunda, akbn onu zorun-
kolojideki anlam1 i~inde tam olarak belir- lulukla tamamlad1gm1; yani, insamn
lemeye kalkl~tlglmiZda, normal olanJa inand1g1 si.irece, zorunlulukla anlamaya,
anormal arasmdaki smm belirlemede ogreruneye ~ah~hgml, zira, inanmayan-
onemli gi.i~li.ikler bulundugunu gori.iyo- lann hi~bir amaca ula~amazken, yalruzca
mz. Son zamanlarda psikolojik anormal- inananlann anlayabildiklerini soyleyen
lik i.i~ ~ekilde tammlanm1~t1r. I Bunlar- filozof, teoloji ya da ilahiyahn bilimsel
dan, istatistiksel taruma gore, o, belli dav- bir disiplin haline geli~ine onemli ol~i.ide
raru~, ya~anh, ozelliklerin ni.ifus i~indeki katkl yapm1~, ve tavnyla oni.i~i.inci.i yi.iz-
goreli sJ.k.llkJanna ili~kin bilgiye baghd1r. yd filozoflanna omek olmu~tur.
II Buna kar~m, toplumsal tamm, psikolo- Aziz Anselmus, felsefe tarihinde ontolo-
jik anormalligi, toplwnsal ya~am1 di.izen- jik karuhyla Lin kaz~br. 0, bu karu-
leyen kurallan il1Jal eden davraru~lar tmda, 'Tann' ile neyi anlatmak istedigirni-
~eklinde tanunlar. Ill Tlbbi tamm ise, zi sorar. Tann, ona gore, kendisinden
anonnalligi, ki~ide, gori.ini.i~teki davra- daha yetkini tasarlanamayan bir varhkhr.
ru~lann gerisinde bulunan bir bozuklu- insanda, btiyle bir yetldn varhk fikri ya da
~n varllgtru gozler online seren birta- idesi vardar. Hatta, Anselmus'a gore, bu
kun belirtiler araal1~yla tammlar. fikir, Tann'run varolmadapru soyleyen
Bu baglamda, psikolojinin anormal bir budalada dahi vardu. 0, i~te bu nok-
insan davran~uu konu alan dah anonnal tada, saz konusu Tann fik.rinin, yalruzca
da11ranr~lar psik.olojisi olarak tanunJanar. zihnimizde olan bir kavram rm oldugu-
SOz konusu psikoloji ti.irii, anorrnal olaru nu, yoksa rihnimizde olduktan ba~ka,
tarumlamada soz konusu olan gi.i~lillder :zihnimizin d1~mda bir ger~eklige de br-
den dolay1, psikopatoloji, veya sapmo ~ ~Ihk gelip gelmedigini sorar.
lojisi olarak da bilinir. Birinci altemalifin ge~erli oldugunu,
anschaung. Almancada, 1 weltanschaung Tanr1'run yalruzca zihrumizde, bir kav-.
[di.inya gori.i~i.i], lebensanschaung [hayat ram olarak varoldugunu kabul edelirn.
gori.i~i.i] orneklerinde oldugu gibi, gO- Bu durumda, Aziz Anselmus'a gore,
ri.i~, bak1~ aliJSI, nokta-i nazar anlamma tam bir ~1kmaza di.i~eriz, ~nki.i, hem
gelen sazci.ik. 2 Sezgi, dolayuns1z idrak, ideal ve hem de reel olarak, yani hem zi-
dogrudan alga. Dogrudan ve araciSIZ hinde ve hem de zihnin d1~mda varolan
olma ozelligine sahip bulunan gori.i. bir ~ey, yalruzca zihinde, bir kavram
tKant'm felsefesinde, zihne, zaman ve olarak varolandan kesinlikle daha yet-
me)<jn forrnlan araahg1yla, duyusal mal- kin olacakl:u'. Oysa, tTanr1, 'kendisinden
zeme saglayan alg~ ya da sezgi tiirii. daha yetkini tasarlanamayan varhk' ~ek
Anselmas, Aziz. 1033-1109 }'Jllan arasm- linde tarumlarun1~br. Burada, Tann'ya
da ya~ama~ olan ve Tann'mn varh~na zihinden bag,ms1z, zihin d1~mda bir
ili~kin tontolojik karnt1yla tarunan Hl- varhk izafe etmezsek, bu taruma kesin-
ristiyan filozof. 'inarunak i~in, cmlamaya likle ters di.i~eriz, yani manhksal bir ~e
~ah~1yorum' degil de, 'Anlamak i~in li~ki i~inde kahnz. Bundan dolay1,
inaruyorum' tavrmm ba~lahc1s1 olan ve 'Tann hem zihinde bir kavram olarak
inan~~akd ili~kisi soz konusu oldugun- ve hem de zihin d1~mda vardn' demek
da, akd kar~1smda .in an~ ya da imana, zorunday1z.
anti 59

ansiklopedi [ing. encyclopedia; Fr. eri.C1JC- antagonizm (ing. atntagonism; Fr. antago-
lopldie; AI. en.z.yklopiid ie). Denis tDiderot, nisnre]. Ki~iler, k urumlar, toplumsal
tD'Alembert, tVoltaire, J. J. tRousseau, grup ya da Slruflar, O~reti ya da ideoloji-
tHolbach ve tHelvetius gibi, insarun ler arasmda soz konusu olan uzla~maz,
ozi.i itibariyle iyi oldu~una, ve uygun ko- i.istesinden gelinemez ~eli~ki ya da kar-
~ullar sa~land1~1nda, sonsuzca geli~ebi ~tthk durumu it;in kullarulan terim. iki
lece~ine ve hatta yetkinJ~ebilece~ine si.ire~, yap1 ya da organizma arasanda or-
inanan Aydtnlarunac iyimser filozofla .. taya ~kan ve eylemJerinin sonu~lann1n
nn, 1751-1776 ydlan arasmda, Fransa'da birbirlerine ti.imi.iyle kar~1t olmas1yla be-
35 cilt halinde yay1nlad1klan ve 18. yi.iz- lirlenen uyu~mazhk ya da ~ah~ma d u-
ydrn bi.iti.in bilimsel bilgi ve di.i~uncesini rumunu Hade eden siizci.ik.
bir bi.iti.in olarak serimlemeyi ama~layan anti. Bir ~eyin kar~1S1nda, bir ~eye kar~1
dev eser. olma anlam1na gelen ve sozci.ik ya da
ansiklopedistler [Os. erbabriMmusul ulum; terimlerin yap1s1na girerken, kar~1thk,
ing. encyclopedists; Fr. encyclopedists). Bi- olurnsuzluk, di.i~manhk ya da bir ~eye
limlere ve sanatlara ili~kin analitik bir kar~1 korunma fikrini anlatan onek.
sozli.ik diye betimlenen t Ansiklopedi'nin Buna gore, emperyalizmin bi.iti.in bic;im-
haZirlanmas1na, tDiderot ve tD'Alem- lerine kar~1 olmaya dayanan tutum ya
bert'in editorli.iAU alhnda, katkl yapnu~ da o~retiye antimrpnyaliznr; fa~izmin her
olan FranSIZ yazar ve di.i~i.ini.irler obe~i. t:i1rli.isi.ine kar~1 olma tavnna ant~izm;
tVoltaire ve tHelvetius'un da makalele- kapitalizme, kapitalist rejlmlere kar~1 ta-
rini i-;eren ansiklopedi, dine kar~1 ald1gt kinJ.Ian ele~tirel ya da di.i~manca tavra
el~tirel tavula ve toplumsal ve siyasal antikapitalizm; Yahudi di.i~manh~ana ise
alanda geli~tirdigi liberal gori.i~lerle se~ anlisemitiZJn ad1 verilmektedir.
kinle~mi~tir. Bununla birlikte, Diderot, Yine psikiyatriyi meydana getiren temel
D'Alembert ve arkada~lan, kendi ~a~la ilke ve di.i~i.incelerle pratiklere kar~1 ta-
ruun iJeri di.i~i.incelerini ve bilimsel bu- kinllan ele~tirel h.ltuma antipsikiyatri ad1
lu~lanni surunak adma, ge~mi~in bi.iti.in verilirken, realizmin ~ok ~itli versiyon-
bir miras1n1 reddebni~lerdir. lanndan biri ya da di~erini reddeden ve
Ansiklopedinin olu~umuna en bi.iyi.ik nesnelerin dr~ diinyada onJara ili~kin
katk1yr yapm1~ olan Diderot, eserin idelerimizden ba~1mS1Z olarak varoldu-
genel yonetimini i.istlendikten ba~ka, ~unu kabul etmeyen yakla~rm ya da o~
din, siyaset ve felsefeyle ilgili maddeleri reti antirealizm olarak tanunlarur. Bu ba~
yazm1~hr. Buna kar~1n, genel olarak lamda, maddi nesnelerin varolu~u siiz
bilgi konusunu ele alan D'Alembert geo- konusu oldu~unda, idealizm; ti.imeller
metri, matematik ve pozitif bilimler ko- ya da soyut varlrklar soz konusu oldu-
nusunda katk1 yapm1~hr. ~unda, nominalizm antirealist ogretiler
Diderotnun yalan dostu olan i.inli.i olarak ge~er.
hekim Chevalier de JaucoW't felsefe, siya- Ote yandan, insan varhklartrun do~a
set, edebiyat, sava~, despotizm ve mo- bilimlerinin konusunu olu~turan nes-
nar~i gibi konularda yazm1~br. Rousse- nelerden -;ok farkh oldukJan gerek~e
au mi.izik konusunda y~ olmakJa siyle, psikoloji ve toplumsal bilimlerde,
birlikte, siyaset konusunda toplumsal farkl1 bir yakla~1m1n benimsenmesi ge-
sozle~me kuramrnl onceleyen kimi ma- rekti~ini, ome~in insan davran1~1 ve
kaleler hazularru~hr. tMontesquieunun zihinsel si.ire~lerin fiziksel, kimyasal ya
_yalruzca Jbe~eni' konusunda tek bir da biyolojik si.ire~lerle a~Iklanamayaca
makaleyle katk1 yaph~l ansiklopedinin ~IJ\1 savunan ak1m ya da tavu ise anti-
di~er onemli yazarlan aras1nda Helveti naturalizm olarak bilinir.
us, O,arles Buffon, i.inli.i fizyokrat Turgot Yine, davraru~~d1~n dilbilime uygu-
ve Baron td'Holbach vardtr. lanmasirun sonucu olan, dilin ancak ve
60 antihiimanizm

a:-tcak onun tiretihne veya yaratdma sii- kla bulur ve dolay&s&yla da, ozneyi
recine dahil olan d1~ ko~ullardan han- mahkU:n ederler. Hi.imanizm, poshno-
ketle a9klanabilecek bir davram~ olarak demizme gore, adalet ve ~itlik aradgtru
goren zihincilik kar~ltl ogretiye antimen- iddia etrnesine kar~m, liberal toplum ta-
talizm ad1 verilmektedir. rafmdan adaletsizligi ve e~itsizligi me~
Modern oznenin tahtmdan indirilme- rula~tumak ic;in kullandml~hr. Dahas1,
sine katk1da bulunan bilimler, antibilim hi.imanizm Batnun i.isti.inli.igtini.i, ki.ilti.ir
diye kategorize edilir. Bu baglamda, in- emperyalizmini, onun ba~ka ki.ilti.irler
samn dogu~unu analiz ettikten sonra, i.izerindeki tahakki.imi.ini.i me~rula~tu
ic;inde bulundugumuz posthi.imanist ve mak i.izere kullarulm~ sahtekar ve iki-
postmod.em epistemik mekanda, episte- yi.izli.i bir ideolojidir.
molojik bir ozne olarak ayru oznenin antik felsefe [ing. ancient philosophy; Fr.
oli.imi.ini.i ilan eden Foucault, ozneyi tah- pltilosophie antique)_ Once Yunan kent-
hndan indiren, onu d.il, arzu ve bilin~da devletinin, daha sonra da Roma impara-
~mm bir etkisi olarak yorumlayan, ozne- torlugunun siyasi gi.ici.i ve egemenligi a)-
yi ki~i-oncesi gi.i~lerin bir epifenomeni linda, tarihsel olarak M. 0. 7. yuzy1hn
haline getiren psikanaliz, dilbilim, etnolo- sonundan ba~layap, M. S. 2. yuzy1la dek
ji ve arkeoloji gibi bilimleri antibilim si.iren donemin felsefesine verilen ad.
adm1 vermi~tir. Antik felsefe, mitolojiden ya da ~oktan
antihiimanizm [ing. anti-humJJnism; Fr- nh dinden kopu~ ve dogal olaylann
anti-humanisme]. Genel olarak hi.imaniz- yine dogal nedenlerle a~arunas1 gerek-
lnin her ti.iri.i ya da ~ekline kar~1 el~tirel tigi inancayla ba~laiN~, fakat son do-
bir tav1r takman, thi.imanizrnin ~u ya da nemlerine dogru yeniden dine yakla~ma
bu versiyonunu reddeden yakla~lm- durumuna gelmi~tir. En se~in temsild-
1960'1ardan itibaren ozellikle Fransa'da leri arasmda Sokrates, Platon ve Aristo-
yap1salcdar tarafmdan benimsenen bir toles gibi bi.iyi.ik filozoflann bulundugu
yakla~un olarak antihi.imanizm, insan antik felsefede, bilimle felsefe hep bir
ozgi.irli.igi.ini.in bir yarulsama oldugunu arada olmu~, ba~lang1~ta doga felsefesi
ifade eder. Once yaplsalcllar ve sonra da, 00. plandayken, sonlara dogru pratik fel-
daha belirgin olarak postyap1salalar bi- sefe aguhk kazarun1~t1r.
reyleri sosyal ve linguistik yapdara, eko- antilogia. tSofistlerde ve ozellikle de Pi-
nomik i.iretim tarzma ya da bilin~d1~ma ronrularda, her sav ya da iddiamn, her
tabi kaJar ve her ttirli.i soylemden once karutm kar~lsma aym derecede kuvvetli
gelen insamn ozi.i di.i~i.incesinden bir ve onemli kar~1t bir iddianm, karut::m ge-
bi.iti.in olarak vazge~erler. tirilebildigi di.i~i.incesinden hareketle, ~e
tDescartes'la ba~Iayan ozne merkezli ~itli sav ve iddialann zihinde bir denge-
felsefeye ve t Aydmlarunanm y1lmaz sa- ye ula~mas1 ve her ti.ir iddiarun ortadan
vunurulugunu yapbgl hi.imanizme ~id kalka~1 durumu i~in kullandan terim.
detle kar~1 ~kan tpostmodernizmin an- antilojizm [lng. antilogism; Fr- antilogisme].
tihi.imanizmi ise,. hi.imanizmin yalmzca bcisi dogru iken, i.ic;i.inci.isi.ini.in tutarslZ,
sorgulanmall\1~, d1~sal degil de, i~sel yanh~ ya da ~eli~ik oldugu goliilen, tu-
olarak dogrulanml~ sabit bir referans tarslz onermeler i.i~li.isi.i; onermelerden
~r~evesine dayanarak yan1tlar bubnaya herhangi ikisinin birle~ik dogrulugunun,
t;ah~an tsazmerkezd bir i.istanlab oldu- i.ic;i.inci.islini.in yanh~hg1r11 gerektirdigi
gunu dile getirir. Hiimanizmin insanr oz- i.i~li.i onenne obegi.
neyi merkeze koydugunu, insarun evre- C. Ladd Franklin'in tasun ilkesi, bu
nin he~eye hi.ikmeden, he~eye karar ~er~eve i~inde, ge~erli bir tasamm, on-
veren ve he~yi kontroli.i albnda tutan ci.illeri sonurun c;eli~i~yle birlikte alm-
efend.isi oldugunu ima ettigini one si.iren dgmda bir antilojizm meydana getiren
posbnodemistler, hUmanist felsefeyi bas- bir tas1m oldugunu ifade eder. Buna
Antisthenes 61

gore, sonucu, ger~ek ve ge~erli sonucu- Boyle biri, ya +Kinikler gibi, toplmnun
nun bir ~eli~igi olarak one silriilen akll- dt~mda ve doga durumunda ya da top-
yilriitme tilrilne antilo jizm adt verilir. lumun i~inde, ~ok az sa}"'da birka~ nor-
Ornegin: Aristoteles bir insandtr. Tilm ma uyarak ya~ar. Antinomiyan, anar~is
;,.,_<>anlar olilmlildilr. 0 halde, Aristoteles tin ter.;ine, toplwnun yasalanru ve siyasi
1.:' anlil degildir. yaptsmt ytkmaya kalkt~maz.
antinomi [Os. tesavii nakizeyn; lng. anti- Bu baglamda, yasalarm hangi davram~
twmy; Fr. antinomie; Al. antinomie]. 1 Mo- ya da eylemlerin dogru oldugunu belir-
.~-:-r~ rnanbkta, ar;tk se9k olarak dogru bir leyemeyecegini, neyin dogru oldugunu
ispat ya da karutlama tilrafmdan ortaya belirleyen tek ~eyin ki~inin vicdam ol-
konan manbksal bakundan imkans1z dugunu one silren goril~e; insamn dini
sonu~. 2 tKant'm Kritik der Reinert Ver- inancmm toplumun hukuki ya da ahlAki
nunft [Saf Akhn Ele~t:irisi) adh eserinin kodlarmdan bagt~tk oldugunu dile ge-
Transendental Diyalekfik bohimilnde, ras- tiren anlayt~a antinomiyattiZitt adt verilir.
yonel bir metafizigin dort tezi olarak orta- Antinomiyanizm teolojide, kurtulu~ i~in,
ya konan, her biri ayrt ayn dogru gibi go- ahiAk yasasmm degil de, yalruzca inan-
riinmekle birlikte, her ikisi birden dogru cm gerekli oldugunu savunan ogretiyi,
olamayan iki ilke arasmdaki ~eli~ki. Tann'run inayetine mazhar olan ki~inin
Buna gore, Kant, ~u dort antinominin, kusursuz bir milkemmellik hali i.;inde
hem tezi ve hem de antitezi i~in saglam bulundugunu savunan ogretiye kar~tltk
karut ve argilmanlar getirilebilecegini gelir.
soylemi~tir. I Evrenin zaman ic;inde bir Antiokhos. M. 0. 1. yilzytlda ya~am1~
ba~langta vardtr ve evren mekan bakt- olan Yeni Akademili dil~ilnilr. Felsefi
mmdan smtrhdtr. Evrenin zaman i~inde kariyerine bir agnostik olarak ba~layan,
bir ba~langtct yoktur ve evren mekan fakat hi~bir ~eyin bilinemeyecegini ya
bak1mmdan strurstzdtr. II Her~ey basit da her~eyin ku~kulu oldugunu sayle-
bile~enlerden meydana gelir. Hi~bir ~ey mede i~erilen gil~lugu gordilkten son-
basit bile~enlerden olu~maz. Ill Her~e ra, eklektik bir tavtr sergileyen Antiok-
yin bir nedeni vardtr. Her~eyin bir ne- hos, daha sonra tilmilyle ahlak alanma
deni yoktur. IV Evreni a~tk.layan Zorun- donm il~tilr.
lu bir Varhk vardu. Zorunlu bir Varhk antiqua doctrina. tOrta~ag felsefesi'nde,
yoktur. tilmeller tarb~mast s0z konusu oldugun-
Bu dort ilkeden, tez olarak bilinen bi- da, tPlaton'dan miras ahnan tkavram re-
rincileri, insan aklmm ko~ullu her~ey alizmini, ya da daha dogru bir deyi~le ra-
i~in nihai ve temel bir neden (ornegin, dikal bir kavram realizmini nitelemek
bir ilk neden) bulma talebini, antitez ola- i~in kullamlan ve eski ogreti anla.nuna
rak ge~en ikinciler ise, akhn tek tek her gelen deyim.
durumu ba~ka bir ~ey tarafmdan ko- Antisthenes. M. 0. ~ind yiiZ}'llda tKinik
~ullanmt~ bir hal olarak gorme arzusu- okulu kurmu~ olan. Yunanh dil~ilnilr.
na yamt verirler. Kant antinomilerin, -;e- Hocast tSokrates'in karakter bagtmstz-
li~en iki ilkeden birinin fenomenler, hgmdan etkilenen Antisthenes, karak-
digerinin de numenJer i9n ge~erli oldu- ter bagtmstzhgmt, dilnya nimetlerin-
gunun dil~ilnillmesi suretiyle ~ozillebi den uzak dunna tavn ve kendine yeter
lecegini one surer. olmayt en yilksek ideal olarak degerlen-
antinomiyan [1ng. antinomian]. Yunanca dinni~tir. Onun gozilnde erdem, dilnya
kar~t anlamma gelen anti ve yasa anla- nimetleri ve hazlan kafltsmda bagtmstz
tnma gelen nomos sozcilklerinden tilretil- olmakb.r. Mutluluk amaa i9n, erdemin
mi~ olan, ve toplumun kurallanyla, yasa- kendi ba~ma fazlas1yla yeterli oldugunu
larmdan bagt~tk olmak isleyen ki~iyi ve ba~ka hi~bir ~eye gerek bulunmadt-
gosteren stfat. gtnl savunan Antisthenes'e gore, erdem
62 antitez

arz.unun yaklu~u, isteklerden ba~tmSlZ Buna gore, tKanf1n Kritik deJ Reincn Ver-
hkttr. insan1n mutlu almak i~in erdem- nunft [Saf Akhn Ele~tirisi] adh eserinde
den ba~ka hi~bir ~eye gereksinim duy- ifade edilen dort antinami bir tez ve bir
1nad1~1nt, kendi kendisine yetebibnek de antitezden meydana gelir. Bunlardan
i~in, ba~ka her~eyi har gonneyi o~ren tezlerin a)umsuz alanJanna veya ba~ka
lnesi gerekti~ini soyleyen Antisthenes, bir tezle celi~en ve anunla birlikte bir an-
zenginlik, gtizellik, tin, ~an ve ~erefin bnami meydana getiren alumlatnaya an-
bo~ birer kuruntu oldu~unu one siir- titez adt verilir. tdealist diyalekti~in iinJii
tnti~tiir. Ona gore, bilgelik, insarun ken- dii~iintiru tHegel'de ise antitez, diyalek-
disini bu kuruntulardan kurtarmasm- tik siirecin, tezi ink~r eden, ve tezle anti-
dan ba~ka bir ~ey de~ildir. tezin k1smi doAtularlru bir araya getire-
Yalntzca hazzm iyi aldu~unu yadsl- rek, anlann her ikisini de a~an sentezin
makla kahnaytp, anun ayru zatnanda en artaya <,1~1na katkJ yapan ikinci evresi-
buytik kottiltik oldugunu one siiren An- ne kar~thk gelir. Antitez tdiya1ektik ma-
tisthenes bu konuda 'haz duymaktansa, teryaliztnde de, ayru ~ekilde de~i~me ve
deli olmayt yeglerim' den'li~tir. 0, hazzn geli~me stirecinin, birinci evreye kar~tt
kar~tsma, ~ah~tp didiruneyi ve stktnh alan, ikinci evresini ifade eder. Bununl a
~ekJneyi koymu~tur, zira yalruzca ~ab~ birlikte, antitez Hegel ve Marks1n diya-
ma, insan1 erdemli ktlar, insan anunJa ba lektik felsefelerinde, sadece ~eli~en fikir
g1ms1Z olur. tnsan1 mutlu k.Uan erdemi, ve onermeler ic;in degil, fakat birbirleriy-
hocas1 Sakrates'le birlikte, bilgelikte bul le ~ab~an tarihsel veya toplumsal gii~ler
1nu~ ve erdemle bilgeli~in boltinmez bir- i~in de kullaruhr. Bu tiirden ytb~ma ya
ligini savurunu~ olan Antisthenes, erde- da ~eli~kiler hem tezi ve hem de antitezi
min ogrenilebilir aldu~unu soylerken oztimseyen sentezde a~tltr.
de, bun unla bilimse) ara~tutnadan ~ak, antropoloji (Os. ilnzi be~ lng. anthr"Po-
ahlaki ~ah~1na ve ah~htmay1, egzersiz logtj; Fr. nnlhropologie; AJm. anthropologie).
yap1nay1 anlamt~tlr. insarun hayvanlar diinyastndaki kokeni-
Antisthenesin goztinde, felsefenin i~i,
ni ve yerini, bir birey alarak geli~imin.i,
'1nutlu olmak i~in, da~aya uygun olan
tarihsel sure~ boyunca ge~irdigi fizild
c;abahu'l se~mek'ten ba~ka hi~bir ~ey ve zihinsel de~~imleri kanu alan disip-
degildir. Antisthenes, bilgelikte buldu-
lin; bir toplumsal varhk alarak insaru,
gu erdemin kendi kendine yeten bir
insantn toplumsal ya~amtyla ilgili fe-
deger oldugunu soylemi~tir. 0, insanla-
nomenleri, zaman ve mekin strurlama-
rtn, ya~arrun temel ihtiya~ ve hazlan
st almadan ara~hran, farklt yerlerde ve
kar~tstnda kay1ts1z kalmakla yetinme-
yip, amac1na ancak hazdan ka9-nmakla zamanlarda artaya 9-kan trklan, dilleri
eri~ebileceklerini dii~iirunti~tiir. Kendi
ve ktiltiirleri inceleyen bilim.
gtic;lerinin dt~tndaki hic;bir ~ey kar~t 1nsan bilimleri arasmda, insaru hem
stnda kaygtlarunamayt, hic;bir ~eye aldl- fiziki ve hem de sosya-kfiltiireJ yonleriyle
rt~ etmemeyi ilke ediruni~ alan Antist- ele alan tek biJim alarak antropolajinin
henes i~in, ihtiya.;stzhk, dilnyadan ytiz farkh daUan, 1 bii insan dagas1 kuramt
~evirmek anlamtna gelmi~tir. geli~tirme u~ra~1 i9nde olan felsefi anlro-
antitez [kar~t anJamna gelen anti onekiyle poloji; 2 farkb ve ~ak ~efitli insan grupla-
konum, onerme anlanuna gelen Yunanca rmln iiyeleri arasmdaki fiziki farkhhklara
tlesis'ten tiireyen terim; Os. nakizj laJziyye; dair bilimsel ara~hnnaJardan meydana
ing. antithesis; Fr. antithese; Alm. antithe- gelenfiziki antropoloji; 3 insan gruplanrun
sis]. 1 Genel alarak, bir dii~tince, yarg1 ve taplumla nrun sosyal ldet, Hrf ve ku-
ya da onermenin kar~1h ya da ~eli~igi rumlan yla ilgili bilimsel ara~hnnalar
olan onerme. 2 Retarikte ~arp1c1 bir kar- dan alu~an sosyal antrapoloji; 4 kiiJtO.rle-
~lthk, c;at1~an iki dti~tincenin dengeli re, ozellikle de Bah uygarhguun etkisi
birle~imini i~eren deyim. alttna girmemi~ taplwnlann kiiltiirleri-
anlrapozofi 63

ne dair bilimsel ara~t:trmalardan meyda- lerinden, genellikle, dotadaki olgu ve


na gelen kiilturel anlropoloji olarak Slmf- fenomenleri a~1klamak i~in, di.inyanm
lanabilir. yi.iksek gayelerini yerine getirmeyi ama~
antropolojik maddecilik [ing. anlhropolo- layan bir '!'arabcuun eseri oldugu ~ek
gicnl materialism; Fr. matirialisnr cmlhropo- lindeki bir varsay~ma gerek duymadt-
logique ]. insan varhtuu, insamn ahlak1 ve ln.lZI one si.iren felsefi mekanizm ttirer.
hatta zihinsel yap1suu, insaru ve nitelik- antropomorfizm [Os. tldemperestlik; lng.
lerini maddeye ve maddi niteliklere in- anlropomorphism; Fr. ar!tropomorp/Jisrne;
dirgeyerek tammlayan anlay1~. AI. anlropomorphismus]. insanbio;imdUk. 1
antropolojizm [ing. anlropologism; Fr. anl- Yunanca insan anlamma gelen anthropos
ropologisme; AI. anlropologismus). lnsam, ve bi~im, ~kil anlamma gelen morphe
dotamn en i.isttin i.iri.ini.i olarak goren, sozci.iklerinden ttiretilmi~ olan antropo-
insanm bi.iti.in temel ozelliklerini dotal morfizm, gene! olarak insana ail ozellik-
kokenine dayanduarak a~1klayan ve in- lerin insan d1~mdaki" varhk!ara yiiklett- -
sam yalruzca maddeci ve biyolojik bir mesini ifade eder,
a~1dan ele ahp, dotamn bir par~as1 ola-
2 Antropomorfizm daha ozel olarak da,
rak detedendiren felsefi gori.i~. Tann'run, lannlarm ya da dotal gi.i~Ie
antropomorfik ama~hhk [ing. antropo- .rin insan @e ve insamn miehr<:Ienne
morphic finalism; Fr. finalisme anlropomorp- sahip oldutunu soyleyen anlay~a yada
hique). insarun ama~h faaliyetinden hare- ann run ya a anr ann, 1nsan1n 1
ket ederek, di.inyamn bir amaca gore myet, 1ra e, uygu ve duyumuna ben-
di.izenlenmi~ oldutunu one si.iren, bu di.i-
zer yeti ve ozellikJere 5ahip oldugu inan-
zenin di.i~i.inmeye, istemeye ve irAdesini
cma kaghk gelir. Buna gore, Lmn y_a
g~ekle~tirmeye yetili bir varhgut eseri
"da tannlann, insan ~eklinde oldu nu,
oldugunu, di.inyarun dogai.isti.i bir varl1k
a at msan an a ye ve gii~li.i ol-
tarafmdan belli bir ama~ io;in kwuldutu
dugunu belirten antropomorfizme ilk
ya da yarahldtm one si.iren gori.i~.
kar~ ~lkan ki~i, Eleah filozof Ksenopha-
Bu gori.i~i.in savunuculan, dotada, onun
akdh ve gi.ici.i her~ye yeten bir varl1k nes olmu~tur. ikinci
:----
tarafmdan yaratddt varsay1muu kabul
ehnek d11nnda hi~bir ~ekilde a<;~klana
mayacak olan baz1 yonler bulundutu-
nu, bir tTann ya da Yarallc.nm ama~h tavnna kale~-

etkinlitinin tezahi.irleri olarak anla~ll hk g~jr, -


mak d1~mda, hi~bir ~kilde anla~dama anlropoteizm [tng. anthropotheism; Fr.
yacak olan olgu say1suun ~k fazla oldu- anthropothliisme). Felsefede, insarun tan-
gunu dile getirirler. Bi.iti.in bir di.inyay nla~ttnlmasl tavn.
belli bir ama~ ya da ama~lara yonelmi~ antropozofi [tng. antroposophy; Fr. anthro-
olan bir varhtm eseri olarak goren ant- posophie). Bilgeligin ve evrene ili~kin
ropomorfik finalizm, di.inyarun yarat:tas1 dog<u bir kavray1~1n anahtanrun insa-
ve yoneticisi olan bireysel bir Tann'run nm kendisinde bulundutunu savunan
varoldutu dil~i.incesiyle ~ok yakmdan otreti. insan zihninin tinsel alemle ili~ki
ili~kilidir. kurabilme yeteneti ta~1d1tm savunan
Bundan dolay1, go~, dotaya ili~kin felsefe. Avusturyah bir bilim adam1 ve fi-
ara~tumalann sonu~lanndan ~k.. dinle lozof olan iSteiner tarafmdan kurulan
yakmdan ili~kili olan metafizikseJ eti- antropozofi, saf di.i~i.ince taraftndan kav-
iimler arasmda yer abr. Nitekim, dotaya ranabilen ve bi.iti.in insanlarda gizil du-
ili~kin ara~brmalardan ~otu zaman, ant- rumda bulunan bilgi yetileri ile ortaya ~
ropomorfik finalizme kar~t olan bir eti- kanlabilen tinsel bir a!emin varoldutu
lim ~1kar; ba~ka bir deyi~le, dota bilim- varsayuruna dayarur.
64 a-onennesi

a-onermesi [ing. a-proposition]. K1asik man- kay1tSIZ kalmaylil belirlenen SUkUnet Ve


tlkta, tiimel olumlu kategorik onermeye ruh dinginligi halini; tam bir duygusuz-
verilen ad. 'Tiim ins.anlar oliimliidiir' luga kar~1k gelen, iradesizlik ve cansiZ
onerlnesi, bu tiir bir onermeye ornek ola- hk durwnunu tatumJar.
rak veri lebilir. apeiron. Dkt;ag Yunan felselesinde, evre-
apa~akhk [Os. bediihat, sarahlit; lng. a.iden- nin sonlu ya da sarurb olduguna inanan
ce; Fr. eu;dence; AI. cvit.lenz]. Bir ~eyin en tPlaton, t Aristoteles gibi filozoflar dl~m
ktic;iik bir ku~kuya yer barakmayacak da, evrenin suursiZhguu savunan Anaksi-
~eldldc, ~ok a~ak bir bi~imde goriilmesi. mandros, t Anaksimenes, tl<senophanes,
Hem a~ak ve hem de sec;ik olan1n, dog- tMelissos ve tDemokritos gibi filozoflar-
rulugu kolaybkla ve zihinde en kii~iik da ge~en suwsazlak dii~iincesini ifade
bir ku~kuya yer b1rakmadan bilinebilen eden Yunanca terim.
~eyin ozelligi. Apeiron, aynca evrenin kendisinden
Hem bize kendisini zorla kabul ettiren, meydana geldigi ilk maddeyi, ya da ar-
zorunlu olarak bilincine vardagamlZ ve keyi arayan tMilet Okulunda, suyu arke
hean de kendisini geri kalan her~eyden yapan Thales'i, su gibi nicelik bakinun-
ayardaganuz kavramm, dii~iincenin oner- dan suurb, nitelik bak1mandan belirli bir
menin ozelligi olarak ortaya ~an apa- maddenin dogadald ~oklugu a~aklama
~Lkbk, duyum yoluyla degil de, alai yo- ya yebneyecegini one siirerek ele~tiren
luyla kavranan bir ~eyin ozellligi olmak Anaksimandros'un nicelik balwrundan
durumundadar. Bu t;ert;eve ic;inde, Des suursaz, nitelik bak1mmdan belirsiz an-
cartes'ta dogrulugun ol~iitii yapalan apa- lanuna gelen arkhesini, ilk maddesini,
c;1khga, hpka kesinlik gibi oznel oldugu maddi nedenini ifade eder.
gerekt;esiyle itiraz edilmi~ ve onun dog- Apel, Karl-Otto. 20. yiizydm son ~eyre
ruluk ol~iitii yapdamayacagl 50yleruni~ ginde geli~en tsoylem etiginin en onem-
tir. li temsildlerinden biri olan ~agda~ Al-
apagoge. t Aristoteles manhgmda, biiyiik man dii~iiniirii.
onciilii kesin, fakat kiit;iik onciilii yalnlZ- Felsefesinin temelinde t Kant'm transen-
ca olasah olan bir tasuna; bir sonucun ge- dental ve el~tirel felsefesi bulunan
~erliligini, soz konusu sonucun ~eli~igi Apel'in temel amaa, Kant'm felsefesinin
nin dogru oldugunu kabul ederek ve degi~en 20. yiizyll ko~ullanna uygWl
bundan olanakslZ ya da kabul edilemez olan yeni bir versiyonunu ortaya koymak
son u~lann ~Jkhgma gostererek karutla- olmu~tur. Ona gore, Kant hi~ ku~ku yok
yan, dolayb bir karutlama yontemine ve- ki evrensel ve zaruri ko~ullarm1 belirle-
riJen ad. meye ~ah~ma~b, am a bilimin on un za-
apatheia. Genel olarak, duygusal bir tep- manmdan beri hazla ilerlemesi anlama
kisi ya da duyarhhga olmayan ki~inin yetisinin kategorileriyle duyusal sezgi
karakteri i~in k ullanalan Yunanca terim. formlanna evrensel ve zarurr ko~ullar
tEpikii~arda ve tStoaWarda, haz olarak gonneyi imkanslZ hile getinni~
ve aaya kar~a kayits1zb.k. giindelik ya- tir. Bugiln i.;in yapdmasa gereken farkh,
~amdan koparak, ya~amm ger~ek ama~ hatta ~eli~ik iddialarla ortaya ~Lkt1klan
lan iizerinde dii~iinmenin sonucu olan zaman, insanlann gerc;ek bir mutabaka-
ruh dinginligi, k~~inin kendi kendisiyle ta eri~melerine olanak verecek zorunlu
ve evrenle tam olarak bar1~mas1 halini ve evrensel ko~ullan belirlemektir. Apel
ifade eden apatheia, antik Yunan ku~kuru soz konusu yakla~un degi~ilcligine lran-
lannda, yarg1ya ask1ya alma, hic;bir konu- sendental pragmatik adliU vermi~tir. <;iin-
da hiikiim vermeme tavnrun bir sonuru kii, onun bu yeni yakla~uru, evrensel ve
olarak ortaya Qkan ve hi~ir ~eye deger zorunlu onkabullere dair bir ara~tlnna
vennemeyle, hi~bir ~eyden ~oyle ya d a oldugu i~in transendental, ara~nnnarun
boyle etkilenmemeyle, heJleye kar~a konulan olumlama, karutlama, t;iiriitme,
Apolloncu 65

v. b. g., edimler, konuima edimleri oldu~u Buna gore, 1 Aristoteles'te hem form ve
i~in pragmatiktir. hem de ic;erik bakam1ndan do~ru olan;
Apel'e gore, insanlar bir konuda birta- olan ya da olabilecek olana ili~kin bilgi
kam do~ru sonuc;lara ula~mak amactyla den farkh olarak, olmak zorunda olana
birbirleriyle tarh~ma, ortak bir ara~hr ili~kin bilgiye apodektik bilgi ada verilir.
ma ic;ine girdikleri zaman, saras1yla 1 Bu tiir bir bilgi, istisnas1 olmada~a ic;in,
soylenenin anlamh oldu~u; 2 soylenenin tiimel; aksi soylenemedi~i, soylendi~i
do~ru oldu~u, 3 soyleyenin di.iri.ist ve ic; takdirde, c;eli~kiye di.i~i.ildi.i~i.i ic;in, zo-
tenlikli oldu~u ve 4 soylenenin nonnatif runlu; konusuna uygun oldu~ ic;in
bak1mdan uygun ve do~ru bir c;erc;eve do~ru olan bilgidir.
ic;inde iletildi~i iddiasmda bulunulur. Bu Yine, 2 Aristoteles'in onenne li.irlerini
dort iddiadan ikincisi, Apel'e gore, muta- kiplik bakmundan ayanrken dile getirdi-
bakata mi.imki.in tiim rasyonel varbklan ~i zorunlu onerme ti.iriine; zorunlu ola-
ic;eren ideal ko~ullarda ve uzun erimde rak do~ru olan, ya kendinden ac;1k, do~
ula~alaca~1ru, yani hakikatin uzun vade- rulu~u herkes i-;in apac;ak olan, ya da
de elde edilecek evrensel bir mutabakat ti.i1ndengelimsel bir alalyi.iri.ibneyle ka
oldu~unu bildirir, dordi.inci.isii ise biz in rutlanan onermeye apodeiktik orunne ada
sanlann ba~kalanyla konu~maya ba~la verilmektedir. Bununla birlikte, burada,
dt~muz zaman, bir kahhmcalar cemaa ti
apodeiktik onerme ti.iruni.in zorunlulu-
nin varolu~unu varsaydt~uruza ortaya ~undan anla~almasa gereken ~ey, for
koyar. tnel/manhksal bir zorunluluktan c;ok,
Apel'in soz konusu dort onkabuli.i, on- onennenin ic;eri~ine, yani onennenin
larl reddetmek ki~inin kendi kendisiyle i~aret etti~i nesne ve duruma ait bir zo-
c;eli~mesi anlam1na geldi~i ic;in, vazgea
runluluktur. Bundan dolayadar ki, c;a~
~mez ve zorunlu onkabulJerdir. Soz ko-
da~ ~pistemolojide ve bilim felsefesinde,
nusu zorunlu onkabullerden meydana
onermelerimizin ic;erikleri yoni.inden zo--
gelen boyle bir kuram Apel'e, bir yan-
runlu olamayacaklan belirtilerek, apo
dan yirminci yi.izy&Jda gozlemlenen go-
deiktik onerme ti.iri.ine radikal ele~tiriler
red e~ilimlere kar~a koyma, bir yandan
getirilmi~tir.
da Kant'a ozgi.i tdeontolojik unsurlarl
a~1r basan bir s6ylem eti~i yolunda iz
apodosis. Mantakta, ko~ullu ya da hipo-
si.irme olana~1 vermi~tir . tetik bir onennenin sonuc; klsm1. Ayru
aphairesis. 1 t Aristoteles'te, soyutlama; ti.irden hipotetik onermenin ko~ul kas
bir ozelli~i ya da genel niteli~i a it oldu- mana ise, Yunancada protasis ada verilir.
~u ba~lamdan soyutlayan i~lem veya apolitizm [lng. apolitism; Fr. apolitisnre).
bu i~lemin i.iri.ini.i olan ~ey ic;in kullana- Siyasetten, siyasi sorunlardan uzak dur
lan Yunanca terim. may1, siyasi sorunlara de~ilse bile, bu
2 tYeni-Platonculukta, diinyaya li.imi.iy- sorunlann -;ozi.imleriyle ilgili tarta,ma-
le a~k1n ve varolan her~eyden ayn ve lara, ve bu arada yonetimi ele gec;innek,
farkh oldu~u ic;in, hic;bir insaru yi.iklemin yonetimde temsil edilmek ve kendi c;6
kendisine uygulanamada~t Tann'ya, Bir zi.imi.ini.i dayatmak ic;in yi.iri.inilen siyasr
olana ili~kin genel bir kavrama, bir kav .. mi.icadelelere yabancl kalmay1 ilke edin
ray1~a eri~menin yontemi olarak olum- mi~ ki~inin tavnna verilen ad.
suzlama. Apolloncu [tng. apollonian; Fr. apollonien ].
apodeiktik [Os. zaruri; lng. apodictic; Fr. tNietzsche'nin Die Geburt der Tragodie aus
apodictique; Alm. apodiktisch). Ac;1kc;a ka dem Geist.e der Musik [Tragedyarun do~
ru tlanabilir ya da tarutlanabilir olan, zo.. ~u] adh eserinde, insan ya~amandaki
runlu olarak do~ru olan, mutlak olarak en temel iki e~ilim aras1nda kurdu~u
kesin olan onerme i-;in kullarulan Yu- kar~ath~an, klisik aheng, ozdenetim ve
nanca safat. dengeyi temsil eden unsuru.
66 apoleietik

Apollon, cnun yo rum una gore, ger.;ck- kar~1s1nda savunrna ~abas1 veren dir,
te gune~ tannstdu. Ba~ka bir deyi~Je, adamt-du~unurlere apolejistler ad1 veril-
Nietzsche Apollonun bir kez derine in- Inektedir. Belli ba~hlan arastnda Aziz
di~imizde, hayat1 ya~arunaya de~er Justin, tTatianus, t Athenagoras, irenaeus
kdan gl.1zellik yantlsamastru bize sunan ve tTertullianus'u verebilece~imiz Apcr
l~tk tanns1 oldu~unu one surer. Bu ba~ Jojistler, dun yarun akJ.I ve duzen izleri
latnda, Apollon'un simgeledi~i du~ dc- sergiledi~ini, ve dolayts1yla, ya~am ve
neyimine, bize bir giizellik yanllsamas1 varh~1n kayna~1 olan, ezeli-ebedi, de~i~
sunan, aa veren bir dunyada kapana kl- mez, iyi ve adil bir ilk Nedene i~aret etti-
sthnt~, stkt~lp kahn1~ bireye guven ve ~ini savunmu~lard1r. Bilgelik, guc;, yiice-
huzur veren deneyime Apolloncu dene- lik ve iyili~iyle bu ilk Nedenin insan
yim adt veril.ir. bilgisinin otesinde oldu~unu savunan
Ote yandan, Nietzsche diizen, oranh, Apolojistler, O'nun yine de rasyonel bir
uyum, olt;u, rasyonellik ve entellektuel varhk oldu~unu ve bunu dunyadaki dii-
a-;1klatnaya yonelik e~ilim ve i.;tepiye zen ve ama.;hh~1n a-;1~a .;1ka rd1~1n1 one
Apollonculuk aduu verir. Buna gore, Der siinnii~lerdir. Apolojistlere gore, ezeli ve
Wille zur Macht [Gii.; isterru]'ta Apolloncu- ebedi olan yaratda~ Tannnln sonsuz ve
luk sozcu~ii bir imgele1n ve dii~ diinyasi- sevgisi iyili~inin eseri olup, ozgur irade
Jun, bizi de~i~me ve olu~ dunyas1ndan sahibi insan, ilk giinaha ra~men, Hristi-
uzakla~bran gi.izel goruntimler diinyasi- yanh~In ongordii~ii bir ya~am tarzlnl
run co~ku i.;inde seyredilmesini belirtir' siirmek suretiyle, Tann'ya ula~abilir.
diyen Nietzsche i~, Apollonculuk fonn apophansis. Yunan dii~iincesinin, ozellik-
ya da bir;imdeki ahenge yUksek bir deger Je de manb~m kurucusu ve sistemleitiri-
bit;en uslubu tarumlar. Ba~ka bir deyi~le, cisi t Aristoteles'in kategorik onerme; an-
Apollonculuk, tDiyonsos'un ter.rine, olu~ lamh olup, do~ruluk de~eri ta~ayan
ve de~i~menin, anla~dmazh~1 nedeniyle, onenne; ozne, yuklem ve bir ba~Ja.;tan
ger.;eklik ve co~kusuna kar~1 c;Jkarken, olu~an, ya ba~unslZ bir onenne fonnun-
hem varolu~sal-entellektiiel ve hem de es- da ya da bir tasurun sonucu olarak ortaya
tetik bir tutwnu sergileyen Tann Apol- ~n, bir ~eyi bir ~y hakkmda olumla-
lon'dan kaynaklanan tarz ya da iisluptur. yan ya da olumsuzlayan onenne i.;in kui-
apolojetik [ing. apologetic; Fr. apologetique; Jandt~l terim. Apaphansis'in, olumlu ola-
AI. verteidigend]. 1 Gene) olarak, dii~man runa lmtapiiQSis, olumsuz olanana ise
ca, ytk1c1 ve kall ele~tiriye kafll savun- apoplulsis ad1 verilmi~tir.
Jna. Bir o~retiyi, ona yoneltilen ele~tiriler aporetik [ing. aporetic; Fr. apor~tique]. Dii-
kar~1 uygulanan savunma yontemlerinin ~unce ya da tarta~man1n, ortaya .;akan
ti.hnu. bir problem ya da gii.;liikten dolay1, so-
2 tTeolojide, inanc1n tannsal kokenini nu.;suz kalma d urumu.
akd yoluyla hakh klima .;abasa. Dine ve Bu .;ert;eve i~de, tPJaton'un, Sokra tik
dinin t;e~itli dogmalanna yoneltilen iti- yontemin uygulancb~l, .;e~itli tarum de-
razlan, rasyonel kan1tlarla savunma nemelerinin ardmdan, belli bir geli~me
tavn. Hristiyanhkta, bir dogmay1, akla kaydedilse bile, somut bir sonuca ula~
hitap eden kan1tlar yoluyla savunan ve mayan, problemin t;oztimsiiz ve sonu.;-
hakh gosteren teoloji dab. Katolik ve suz kald1~1, tarumlanmak istenen erde-
Ortodoks teoloji sistemleri i.;inde yer min gere~i gibi tarumlanamad1~1 gen.;lik
alan Apolojetik'i, Protestanhk reddeder donemi diyaloglarma aporelik diyaloglar
ve ayn1 Protestanhk, inanan akd kar~l ad1 verilir.
Slndaki onceli~ini savunur. Aporetik sifatl aynca, Pironculann,
Bu .;er.;eve it;inde, Hristiyanl1~1n ilk iki yani antik Yunan ku~kuculartn1n, her
yuzydmda ortaya ~an ve yeni dini anla- gorii~ ya da o~retiyi destekleyen, do~
~thr hale getirme ve on u pagan felsefe rulayan ve yanh~layan e~de~erde ka-
a priori ve a posteriori 67

mtlar buhnalanmn sonucu olarak, i~ine Buna gore, bir ~eyi a priori olarak bil-
dii~tiikleri karars1zhk ve ne yapacaj\m1 mek, onu d1~ diinyada tecriibe etmeden
bilmeme durumunu ilade etmek i~in de bilmektir. A priori bilginin doj\ruluj\u
kullamhr. duyu deneyinden tiiretilmez, duyu de-
aporia. Antik Yunan felsefesinde, nesne- neyinden baj\uns1z olarak, yalmzca alai
nin kendisinde ya da kavrammdaki bir yoluyla bilinir ve duyu deneyiyle ~iirii
~eli~kiden ileri gelen, ~oziihnesi gii~ bir tiilemez. A pl"iori bilgi, inkar edildij\i
probleme, bir dii~iince faaliyetinde soz zaman, bir ~eli~kiye yo! a~t!j\1 i~in,
konusu olan a~!lamaz ~eli~meye veri- kesin olan bir bilgi olarak goriiliir.
len ad. A priol"i bilgi, doj\ruluj\u duyudeneyine
a posteriori bilgi [lng. a posteriori know- dayanan ve ~eli~kiye dii~iilmeden inkiir
ledge; Fr. connaisance a posteriori). Duyu edilebilen olas1h ya da olumsal bilgi olan
deneyinden tiiretilen, duyu deneyi ara- a posteriori bilgiye kar~1thr.A priori bilgi
Clhj\!yla kazamlan bilgiye verilen ad. hi~bir ~ekilde ge~ersiz k1hnamaz olan
Buna gore, bir kimsenin bir ~eyi a pos- bir bilgi olduj\undan, o tiim ko~ullar al-
teriori olarak bilmesi, o ki~inin bildij\i hnda, her yerde ve her zaman ge~erli
~yi diinyamn bir par~as1 olarak, ger~k olan, yani olanakl! tUm diinyalarda doj\-
likte varolan bir ~ey olarak duyulanyla ru olan bir bilgidir.
tecriibe etmek suretiyle bilmesi demek- Ote yandan, a priori doj\rulara aklm
tir. A posteriori bilginin doj\ruluj\una ya doj\rulan ad1 verilir. A priori doj\rular,
da yanh~hj\ma ilke olarak duyu deneyi formel manhk ve matematikte soz konu-
yoluyla karar verilebilir. Fakat duyu de- su olan tiirden doj\rular olup, ideler,
neyi ki~iden ki~iye dej\i~tij\i, yani gore- kavramlar ve anlamlar arasmdaki ta-
li tutars12, degi~ken olduj\u ve bundan rumsal ili~kileri ifade eder. Onlar, biri
dolay1 da tiimiiyle giivenilir olmad!j\1 dij\erinin yerine ge~ebilen, tammsal ola-
i~in,a posteriori bilgi zorunlu ya da kesin rak ozde~ ya da e~anlamh ya da e~de
bir bilgi olarak goriilmez; a posteriori j\er tiimcelere dayanan doj\rulardu.A
bilgi, daha ~ok, ~eli~kiye dii~iilmeden priori bir tiimcenin doj\ruluj\u, tiimce-
reddedilebilen olas1h ya da olumsal bil- nin kendisinin incelerunesi suretiyle,
gidir. Yani, o yalmzca akla dayand!l\1 ve onda i~kin olan anlamlann a~1j\a <;~kar
ki~inin kendi kendisiyle ~eli~kiye dii~ t!lmasl yoluyla saptanabilir.
meden reddedemedigi kesin ve zorunlu A priori bilgi, biraz daha geni~ bir ~er
bir bilgi tiirii olarak goriilen a priori bilgi- ~eve i~inde, zorunlu, tiimel, deneyi a~n,
. ye kar~lthr. olanakh tUm deneylere uygulanabilir ol-
A posteriori bilgi, olanakl! tUm diinya- makla birlikte, deneyden tiiretilmerni~
larda doj\ru olmay1p, yalruzca varhj\m olan bilgi; deneyden tiiretilemeyen, fakat
belirli ve ozel ko~ullan alhnda, yani be- (Kant'ta, anlama yetisinin kategorileri or-
lirli zamanlarda ve yerlerde, like! deney nej\inde olduj\u gibi) ger~eklij\e yiikle-
tiirleri i<;in doj\ru olan bir bilgidir.A pos- nen, ger~kligi diizenleyen v" boylelikle
teriori doj\rulara, bundan dolay1 olgusal ger~ekligin anla~!lmasl!ll saj\layan do-
doj\rular ya da duyu deneyinin doj\rula- j\u~tan bilgiye kar~!llk gelir.
n ad1 verilir. Onlann doj\ruluklan, du- a priori ve a posteriori. 1 Onerme, kavram,.
yulaniTl!za ve ~evremizdeki diinyaya ak!lyiiriitrne ve bilgi tiirleri arasmda ya-
ili~kin deneylerimizin giivenilirligine p!lan ve temelde, onermelerin doj\ruluk-
baj\l!drr. lanna il~kin bilgiyi nas!l elde edebildigi-
a priori bilgi [Os. milrifeti kabliye; lng. a rniz konusuyla ilgili olan temel aymm.
priori knowledge; Fr. connaissance a priori). Buna gore, a priori bir onerme, doj\ru ya
Duyu deneyine hi~ ba~vurmadan, yal- da yanh~ olduj\u deneye ba~vurmadan,
n!Zca ak1ldan ve akhn etkinlij\inden tii- deneyimden once ya da tecriibeden ba-
retilen bilgi, deneysel olmayan bilgi. j\lmsz olarak bilinen onermedir. Ba~ka
68 apriorizm

bir deyi~le, biit"Jn tin pan;alannn e~it ol- na kar~1, tPlaton ve tLeibniz gibi aklla-
dugu onennesi (J priori bir onermedir, lar ise, insan zihninde, ttoz, e~itlik,
~iinkii, biz onun dogru oldugunu deney- neden, aynd1k ve farkhhk benzeri, dene-
den bag1ms1z olarak biliriz. E~deyi~le, yilnden tiiretihnemi~ oian ve ~ok bi.iyiik
bu onermede ge~en terimlerin ne anlama Onem ta~1yan baz1 kaV!'amlar bulundu-
geldigiru bildigimiz zaman, onun tiimel gunu soylerler. Yine, +Kant, deneyi.tnin
olarak ve zon1nJulukla dogru old ugunu ve sentetik a priori bilginin, ancak ve
ve hi~bir deneyin onu ~iiriitemeyece~i ancak insan zihninde bulunan birtak1m
biliriz. A post~iori onerme ise, dogruluk temel n priori kavra1n ve kategorilerle
ya da yanh~hgu1a, deneyime ba~vurula olanakl1 olabilecegini savuaulltt~tur .
rak, onennede iddia edilen ~eylerin ger- apriorizm. Genel olarak, zihnin birtakun
~eklikte nas: old uguna bakllarak karar di.i~iincelere sahip oldugunu, ve bu du-
1

verilen bncnned ir. rumun bir sonucu olarak da, duyudene-


2 Ak.Jlyiiri.ihneler i~in, deneyime bagnn- yinden bag1ms1z olan ger~ek bir bilginin
11 olup olmaanalanna veya onciillerden olanakh oldugunu savunan anlay1~.
mi sonuca yoksa sonu~tan 1n1 onci.illere ilk~agda tPlaton ve tPannenides, mo-
gittilderine bakllarak olu~turulan ay1run. dem felsefede ise tDescartes, tSpinoza ve
Buna gore, onciillerden sonuca giden akd- +Leibniz gibi dii~iiniirler taraflndan sa-
ytiriibne ya da karutlama a priori, buna vunulan ve ger-;ekligin bilgisini insana
kar~1n sonu-;tan onciillere giden bir akll- yalnazca akbn sagladlgiJ\1, insan zihnin-
yiiriitme a posl~iori bir akllyiiriitme- de dogu~tan dii~iinceler bulundugunu,
dir.Ya ds a priori bir akdyiiriitme, sonu- yalruzca goriinii~leri veren deneyin bilgi-
cun, matematiksel veya geometrik bir ye hit;bir katkJSI olmad1guu savunan
ispatta oldugu gibi, onciillerden tiim- gorii~ olan apriorizme gore, bilgiyi belir-
dengelimsel olarak t;Ikh~l bir alolyiiriit- leyen en onemli ~y, zorunluluk ve til-
medir. Ba~ka bir deyi~le, a priori bir alol- melliktir. Soz konusu tiimellik ve zorun-
yi.irii hnede, on culler dogru ve sonucun lulugu ise, deney degil de, yalnazca alol
bu onciillerden t;lkmaslnl saglayan ~ saglar. Ozellikle, llke;ag apriorizmi soz
karun kahb1 ge-;erliyse, sonucu dogrula- konusu oldugunda, apriorizmi ortaya -r-
lnak it;in deneyime hit;bir ~eldlde ihtiya-; karan en onemli oge, degi~enin bilineme-
d uyulmaz ve hi.;bir deney onu ~riite yecegi, bilginin nesnelerini olu~turan
mez. Buna kar~1n, a posteriori bir akllyii- temel ger-;eklik ya da ger-;eklikJerle yal-
riitm.e, sonucun onriiller tarahndan ne ruzca akhn taru~brd1g1 inanc1 olmu~tur.
kadar -;ok desteldeni~e desteklensin, hir;- Aquinah Thomas. 1225-1274 yllarl ara-
bir ~kilde zorunJu kllnunadag1 bir ak.t.l- Slnda ya~am1~ olan, iinlii Hu1stiyan fi-
yiiriitmedir. lczof. Bir-;ok bak1mdan ozgiin bir dii-
3 En az1ndan akllc1 dii~iiniirlere gore, ~iiniir olan Aquinah'n1n felsefesi onem-
deneyhnden baguns1z olarak olu~turu li ol-;iide Aristoteles'in metafizigine da-
lan ya da dogu~tan getirilen ide ya da yanlr. Temel eserleri SumnJa contra Gen-
kavramlara a priori, buna kar~1n soyut- tiles ve Sunnna Theologiae'dir.
lama yoluyla olu~turulan kavramlara a Orta-;ag Hristiyan felsefesinin doruk
posteriori kavramlar ad1 verilir. A priori noktasuu gosteren Aquinash Thomas,
kavramlann ya da idelerin olup olma- oncelikle metafizikle teoloji, akllla inan-;
d1g1 konusu, alolcilarla empiristler ara- ya da vahiy arasmda bir ay1nm yapml~
Slnda one1nli tartl~ma(ara yo( at;ml~tlr. hr. Buna gore, yalruzca dogal akbn ~
+Locke ve tHume gibi empiristler, insan gina dayanan, inanc1n dogaustii 1~1~1
zihninde daha once duyulardan gec;me olmadan, salt insan akl1 yoluyla bilinen
mi~ olan hit;bir ~ey bulunmad1~n1, ve ilkeleri kullanan metafizikte, filozof du-
dolaysyla tum ide ve kavramlaruruz1n yusal varhkJardan, deneyin diinyasln-
deneyden tiiretildiklerini savunurlar. Bu- dan hareket edip, akll yoluyla Tann'ya
Aquinah Thomas 69

yi.ikselir. Buna kar~m, akh kullarunakla nurken, Aquinah, bir formun akti.ielle~
birlikte, ilkelerini inan .. ya da otorite te- mesinden ~ok, varhga gelme ediminin
meli U:zerinde kabul eden teolojide, Tho- onemli oldugunu one si.inni.i~ti.ir. 0,
mas'a gore, kendisini vahiy yoluyla gos- bir ~eyin varolu~uyla ozi.ini.i birbirin-
teren Tann'dan yola ..1k1hr ve yarahk- den aymr.
larUla ge..ilir. Ak1l yoluyla hi.. bir ~ekilde Bilgi gorii~leri: Aquinah, bilgi konusLm-
bilinemeyen baz1 hakikatlerin teoloji ala- da da t Aristoteles'ten etkilenmi~tir. Ona
mna ozgi.i kald1gm1, inancm akll tarahn- gore, iki ti.ir bilgi vardu: Duyusal bilgi ve
dan kabul edilmesi miimki.in olmayan kavramsal ya da entellekti.iel bilgi. Bun-
kimi gizleri bulundugunu one si.iren lardan birincisi, bireysel, maddi nesnelere
Aquinash, bir yandan da metafizigin ili~kin bilgidir ve nesnelerle be~ duyu
ozellikle Tann konusunu ele alan klsml- yoluyla kurulan dogrudan temasm so-
mn teoloji tarafmdan varsayJid1gml, ve nucudur. Maddi nesnelerle ilgili yargJ-
teolojiden bag1mS1Z bir metafizigin de lar ise, duyulann degil de, zihnin faali-
zorunlulukla yeten;iz ve eksik kalacagl- yetinin uriini.idi.ir. Bu ti.irden yarg1larla
m soylemi~tir. kavramsal bilgiye yi.ikseliriz. Omegin,
Metafizigi: Thomas, metafiziginin ya da bir ~eyin kirnUZl oldugunu gordi.igi.im
di.i~i.incesinin gene! ..er..evesini, Aristote- zaman, onun k1rrmz1 oldugunu anlarl.l'n.
les'ten ald1tJ form ve madde, toz/ ilinek Yani, duyu algdan ve onlardan yap1lan
ve potansiyel/akti.iel varhk aymmlaruu soyutlamalar yoluyla olu~turulan di.i-
kullanarak kurmu~tur. Potansiyel varhk- ~i.inceler, zihni bir kavray1~ faaliyeti
la akti.iel varhk arasmdaki aymm, ona i.. ine sokar. Algdardan soyutlama yoluy-
gore, bir ~eyin aktiiel olarak oldugu ~y la olu~turulan di.i~i.incelerin dogru olup
ile onun olmasmm olanakh oldugu ~ey olmad1klanna karar vermek zihnin i~i
arasmdaki ay1rundan olu~ur. Buna gore, dir. Ama bilginin temelinde, duyu dene-
bir par..a komi.ir belli bir zamanda akti.iel yinin bulWldugu unutulmamahdu.
olarak siyahttr, soguk ve kahdl.l', buna BununJa birlikte, Aquinah'ya gore,
kar~m yak1hp ki.il olabildigi i..in, potan- Tann'y1 bu ~ekilde, soz konusu bilgi
siyel olarak gri, siyah ve s1cakbr. Yine, modeline gore bilemeyiz. Tann hakkm-
bir par..a komi.iri.i, yalmzca s1cak olunca- daki bilgimizi, yalruzca olumsuz bir
ya kadar lSJtmak, onda ilineksel bir de- yoldan, Tann'run ne olmadagm1 bilmek
gi~me meydana getirmektir, oysa onu suretiyle kazamnz. Ba~ka bir deyi~le,
kor oluncaya kadar yakmak, komi.irde sonlu varhklar i.. in ge.. erli olan bili~
tozsel bir degi~meye yo! a .. makhr. tarz1 Tann'ya ili~kin bilgi soz konusu
tlineksel degi~mede toz aym kahr, toz- oldugunda, ge.. erli olamaz. Yaratdm1~
sel degi~mede ise, o ba~ka bir ttoz bir toz soz konusu oldugunda, once ona
haline gelir. Tozsel degi~meye uygun bir cins izafe ederiz ve boylelikle, onun
bir yap1da olan bir ~ey i..in madde teri- ne oldugunu biliriz; bundan soma da,
mini kullanan Thomas, Aristoteles .. i hi- cinse, onu ba~ka ~eylerden ay1racak bir
lomorfik varhk anlay1~1yla, yeryi.izi.inde ti.in;el aymm1 ekleriz. Ama Tam1 soz ko-
bulunan her~eyin madde ve formdan nusu oldugunda, 0 ti.im cinsleri a~hg1
meydana geldigini one si.irmi.i~ti.ir. Me- i.. in, O'na bir cins izafe edemeyiz. Bu ise,
lekler, ona gore, cisimsel olmayan varhk- Tann'y1 normal yoldan ve olumlu terim-
lardar ve her melek kendi fonnuna sahip lerle bilemeyecegimiz anlamma gelir.
olup, diger meleklerden formuyla ayn- Teolojisi: Tann, ona gore, yaJruzca olum-
111'. Oysa, hem madde ve hem de form- suz ve analojik terimlerle tanunlanabilir.
dan meydana gelen insan varhklan bir- Tann dsimsel degildir, mekanda bir yer
birlerinden maddeleriyle, yani vi.icut- i~gal etmez. Tann hareketsizdir ve do-
lanyla aynhrlar. Aristoteles, bir ~eyi o layJsayla degi~mezdir. Bu, Tann'mn
~ey yapan ~eyin form oldugunu savu- zaman i.. inde olmad1g1 anlamma gelir.
70 Aquinah Thomas

Tann'da potansiyel olan hi~bir ~ey bu- hk, Aquinah'run insanm ger~ek dogas-
lunmaz. O'nda maddenin kirinden eser nm Cite dunyayla olan ili~kisi tarafmdan
yoktur. Tann maddi olmayan, s1rf belirlendigi tezinden olu~ur.
ruhani bir varhkbr. 0 turnuyle basil bir Tann'run bir yarabg1 olarak insarun
varhkbr. nihai ve en yiiksek hedefi Tann'd1r,
Diger varhklarda varolu~ bir ~y, oz ise Tann'ya ula~makhr. Dolaysyla, ger~k
ba~ka bir ~eydir. Oysa Tann'run ozu, mutluluga ancak Cite dunyada ula~illr.
O'nun varolu~udur. tTann, bu dunyay1 Ba~ka bir deyi~le, Aristoteles gibi, mut~u,
hi~ten yarabru~br. Aquinah'ya gore, teleolojik ve entellektualist bir ahlak an-
Tanr1 rum varhklarm kaynag1 ise, varh- lay~ geli~tiren Aquinah, nihai hedef
gm, varolan ~eylerin ba~ka bir kaynag1 olan kusursuz mutluluga bu dunyada
olamaz. Tann bu balomdan bir sa- ve bu dunyadaki ~eylere baglamlarak
natkarla, ornegin bir heykeltra~la kar~ ula~damayacag.m soylemi~tir. Mutlu-
la~tlfllamaz. Bir heykeltra~ varolan luk en yii1<sek ve SIJ\IISIZ iyi olan Tann'da
malzemeye ~ekil verir. Oysa, yaratili~ olmak durumundadu. Tann'ya ili~kin
tan once, yalmzca Tann vard1; bu ne- bir goruye ula~ldgmda ancak, eksiksiz
denle varhga gelen he~ey varolu~unu bir mutluluga sahip olunabilir. Bu hede-
Tann'ya bor~ludur. Bu diinya, yarahl- fe ise, yalmzca alolh varllk.lar bilgi ve
m~ ~ey turlerinin miimkun en iyi du- a~ yoluyla ula~abilir. Buna gore, insan
zenlemesini i~erdigi i~in, en iyi dunya- bu dunyada yalruzca Tann'nm varoldu-
dr. gunu bilir ve analoji yoluyla da, O'na ili~
Ba~ka bir deyi~le, Aquinah, yarad1h~ kin olarak yetersiz bir kavray~a yukse-
konusunda tPlaton'un yarahc1 Tann's- lebilir. Ancak Cite dunyada, Tann'y
run, Demiurgos'unun ger~ek bir yarahc1 kendinde oldugu ~ekliyle bilebilir. Sonlu
olmadgm, yalruzca ezelf maddeye, yet- insam, Aquinah'ya gore, bundan ba~ka
kin tidealan model olarak kullanarak, hi~bir ~ey mutlu edemez.
form kazand!rdl~N sayler. Ayru ~kil Siyaset: Aquinah Thomas, siyaset felse-
de, Aristoteles'in 1lk Hareket Ettiridsi de fesi alanmda da Aristoteles gibi du~u
ger~ek bir yarabc1 degildir, ~iinku o, nur. $u farkla ki, Aristoteles'in kent dev-
ereksel bir neden olarak zaten varolrnak- letinin olu~turdugu gene! ~er~ve i~inde
ta ola:m harekete ge9rir. Buna ka~, du~undugu ve insamn salt bu dunyada-
Aquinah'nm Tann's ger~k bir yaraba- ki arnac1ru dikkate aldg yerde, feodal
dir, hem fail ve hem de ereksel nedendir. donemin du~unuru olan Thomas, insa-
Tann dunyadan bagims12 olarak varolur run dogal arnaana ek olarak, onun
ve diinyay1, kendi iyiligine kar~dlk gelen Tann'ya olan yonelimini de dikkate al-
yetkinligini payla~mak uzere, ozgurce rru~br. Bu baglamda, insam toplumsal
yarabr. bir hayvan, devleli de dogal bir kurum
Aquinah, ruhun oliirnsuzlugu konu- olarak goren filozof, insanm tinsel ya~a
sunda, bpk Aristoteles gibi, ruhun be- rmyla ilgili konular soz konusu oldu-
denin fonnu oldugunu sayler, fakat du- gunda, devlelin Kiliseye tabi olrnas1 ge-
yumsal ruhla entellektuel ruh arasmda rektigini soylemi~tir.
bir ayuun yapmaz. Ona gore, tum insan a.ra~sal akdcihk [lng. instrumental ratiDI'IIl-
etkinliklerinin nedeni olan tek bir akdh lism; Fr. rationalisme instrumental) Ama~
ruh vardrr. Bu ~er~eve i~inde, insamn larm belirlerunesiyle, arna~lann rasyona-
ruhu tiirn cisirnleri bilebildigi ve kendi litesi ya da ge~liligiyle degil de, salt
uzerine du~unebildigi i~in, insandaki belirli ya da daha onceden belirlenmi~
maddi olmayan par~a olarak olumsuz- ama~lara en iyi ve ernin bir bi9rnde nasd
dur. Aquinah'nm ahlak anlay~ da ula~dacagyla ilgili olan, veribni~ ama~
Aristoteles'in ahlak goru~une benzer. lara ula~marun en etkili yollanrun se9-
ikisi arasmdaki tek ve en onemli farkh- mi iizerinde duran takllc!hk tiiru.
arafi teorisi 71

Daha <;ok tFrankiurt Okulu di.i~(ini.irle da totaliterligin dogu~unu emperyaliz-


rinin t Aydmlanmaya ve tmodernlige min yi.ikseli~ine ve antisemitizme, totali-
ili~kin el~tiri ve degerlendirmelerinin terligin gi.i<; kazanmas1m da, geleneksel
olu~turdugu baglamda ortaya <;1kan bir ulus devletinin <;ozi.ilmesine baglayan
terim olarak ara,.sal akdc1hk, akh, insani gori.i~i.ine bor<;ludur.
faaliyetin nihai ve en yi.iksek ama<;lanna Ba~ta kamusal alanla ozel alan arasm-
deger bi<;ilmesi si.irecinde kullanan ak1l- daki s1mrlann yokolup gitmesi, ekono-
c1hgm tam kar~1smda yer ahr. mik ilgi ve <;1karlann hayatm tiim boyut-
ara<; teorisi [ing. instrumental theory; Fr. lanm tehdit etmeye ba~lamas1 problemi
tlu!orie instrumentale]. tZihin ya da ruha olmak i.izere, modern toplumun <;e~itli
beden kar~1smda mutlak bir oncelik hastahklarma ciddi bir t~his ve gi.i<;li.i
veren zihin gori.i~i.i. Zihnin bedenden bir analiz getiren Arendt, aym zamanda
bag1ms1z olarak varolan bir toz oldugu- tarihsel tdeterminizmin her ti.iri.ini.i red-
nu, bedenin varhga geli~inden once ya deden bir eylem tfenomenolojisi i.izerin-
da bedenin oli.imi.inden sonra varolan de yogunla~m1~t1r. Ona gore, insanlar
zihnin, bedeni bir ara<; olarak kulland1- her ne kadar ayru ttirden olsalar da, bir-
gm1 dile getiren anlay1~. birlerinden <;ok farkhdrrlar. Bu farklrl1k
arbilrum liberum. D1~andan belirlenme- ve ba~kala~ma, ka<;1mlmaz olarak ko-
mi~ olan, tam tersine kendi kendisini n~ma ve eylemi onsuz olunamaz bir
belirleyen ozgi.ir irlidenin serbest<;e ve- kategori hliline getirir. Konu~ma ve ey-
rihni~ karan, ozgi.irce yap1lm1~ tercihi lemin insamn biricikliginin ortaya <;1kt1-
i<;in kullamlan Latince terim. g1 yap1p etrneler oldugunu one si.iren
ardbile~en [ing. consequent; Fr. consequent; Arendl'e gore, konu~madan ve eylemde
AI. kon.sequent]. Ko~ul onermesinin ikin- bulunmadan ya~anan bir hayat, sozci.i-
ci bile~enine, hipotetik onermenin ko~ul gi.in tam anlam1yla hayat degil, fakat
k1sm1, yani 'ise' ekleminden sonra gelen daha ziyade bir insanm bi.iti.in hayaa bo-
par<;as1. yunca ya~ad1g1 bir oli.imdi.ir. Onun go-
ard~evirme [lng. obversion; Fr. ofromion; AI. zi.inde, insan ancak eylemde bulunarak
obversion]. Kllisik mantlkta, belli bir oner- ve konu~arak kendisini ifade edip a<;lk-
meden, oznesi ilk onermenin oznesiyle layabilir, ancak bu sayede oz varl1grrun
ayru, yi.iklemi ise ilk onerrnenin yi.iklemi- ki~isel biricikligini di.inya sahnesine <;1-
nin <;eli~igi olup, nitelik bakurundan da, karabilir.
ilk onerrne olurnsuzsa olumlu, olumluy- Arendt eylem kategorisiyle baglant1h
sa olumsuz olan ba~ka bir onerme elde olarak, oli.im di.i~i.incesini on plana <;1-
etrnekten olu~an dogrudan bir ~nm kartan bir<;ok filozofun lersine, dogum
ti.iri.i. Bir onerme i.izerinde ger<;ekle~tiri kavram1ru temele ahr. <;:i.inki.i ona gore,
len ard<;evirrne i~lemi, dort tip onermede dogmakla eylemde bulunmak ve yeni
de ~deger bir sonu<; verir. bir ~eye ba~lamak aym ~eydir. Arendt
Arendt, Hannah. 1906-1975 y1llan arasm- her insamn dogmu~ olmak temeli i.ize-
da yapnu~, Alman asdh kadm felsefeci rinde bir ba~lang1<;, yeryi.izi.ine yeni
ve siyaset bilimci. Temel eserleri: The Ori- gelen oldugunu sayler. Bu baglamda,
gins of Totalitarianism [Totaliterligin Ko- dogum umut ilkesinin antropolik, biyo-
kenleriL The Human Condition [fnsanllk lojik ifadesi veya ger<;ekligidir.
DurumuL On Revolution [Devrim Ozeri- ugiiman [Lat. argumentum; ing. argument;
ne] ve On Violence (~iddete Dair). Fr. argument; AI. argument]. Bir tezi, bir
<;:ok <;~itli konulan kapsayan yapltla- gori.i~i.i desteklemek, dogrulamak veya
nnda, herkesin kahhnuna a~k ozgi.ir gi.i<;lendirmek i.izere getirilen, bir ya da
bir tkamusal alan kavranurun agu bas- daha fazla say1da onctil ya da kabulden
hg1 bir siyaset teorisi geli~liren Arendt belli bir sonucun <;1karsand1g1 kamtlama
i.ini.ini.i daha <;ok ondokuzuncu yi.izy1l- tarz1 ya da formu.
72 argumentum ad baculum

Bir argiiman, bilimsel bir kamtlamadan, mr~ oldugu i~in, yanh~ oldujlunu sa-
kesin olarak dojlru ya da yanlt~ oldujlu- vumna. Ornejlin, ~imdiye kadar hi~
nun soylenememesi bakurundan farkWrk kimse bir linin varolu~unu karutlama-
gosterir. Buna gore, bir arg\iman g~erli mr~ oldugu i~in, tinlerir, varolmad1jlmr
ya da g~ersiz, gii~lii veya gii~iiz olabi- ileri siirme.
lir, ama onun kesin sonu~lu olarak dojlru argumentum ad judicium. Karu~ deney ve
veya yanlt~ oldugtr stiylenemez. Bir ar- ara~brmalara dejlil de, yalruzca insanli-
giiman sez konusu oldugw1da, onun bii- jlm sajlduyusuna ve insanlann ortak hii-
tiiniinden ziyade, sadece tek tek bile~n kiimlerine dayanan akllyiiriitme tarzr
lerinin, onciilleri ya da sonucunun kendi olarak anla~dan yanh~ tiirii.
ba~larma dojlru ya da yanh~ oldugu argumentum ad misercordiam. Latince
soylenebilir. 'acunadan yola pkan akllyiiriitme' an-
argumentum ad baculum. 'Gii~ kullanan larruna gelen yanlt~ tiirii.
akllyiiriitme ya da argiiman' anlamma Soz konusu yanlr~ akllyiiriitme tiiriin-
gelen onemli bir yanlt~ tiirii. de, yanlt~, ki~inin bir ~eyi kar~rsmdaki
Soz konusu yanlt~, ki~inin bir konuda ne kabul ettirebilmesi io;in, bilgi ve bilgi
kar~rhyla tarh~masr, dojlrulan birlikte temeli iizerinde kar~rltkh olarak anla~
aramasr yerine, ona kar~l gii~ kullanma- maya dejlil de, onun aama hissinden ya-
smdan ya da sopa gostermesinden olu- rarlanmaya kalkl~masmdan olu~ur.
~ur. Burada bir akl.lyiiriibne ya da politi- argumenlum ad personam. 'Ki~iyi ilgi-
kayr gii~ kullanarak savunmaya ~h~ma lendiren ~eye ba~vurarak akllyiiriitme'
soz konusu olup, bu tiir bir tarh~ma ya da tarh~ma anlamma gelen yanlt~
yanh~1 daha ~ok diktatorlere ve gang-
tiirii. Soz konusu yanlr~, bir ~eyi kabul
sterlere ozgii bir yontem olarak kar~uru ettirebilmek i~in, nesnel kamt ve bilgile-
za ~rkar. re degil de, ba~kalanrun tercihlerine,
argumentum ad hominem. Latince bir in- onyargdarma, ki~isel egilimlerine mii-
racaat etmekten meydana gelir.
sana kar~l akllyiiriitme anlarruna gelen
argumentum ad populum. Lalince 'halka
forme! olmayan bir yanlr~ tiirii ya da
ya da ~ogunluga dayanan akl.lyiiriibne
yanlt~ bir tarh~ma veya akdyiiriitme
ya da tarb~ma' anlamma gelen yanlr~
tarzr. Soz konusu yanlr~, bir ki~inin go-
tiirii. SOz konusu yanb~, bir tezi, bir poli-
rii~lerine, stiz konusu gorii~lerin ni9n
tikayr, onu ak1l yoluyla haklr kllmak ye-
yanl~ oldujlunu ortaya 9karan karutlar
rine, dinleyicinin duygularma, hislerine
bularak degil de, o ~inin karakterine, ba~vurarak kabul ettirmeye ~ab~ma yan-
ki~ilijline, niyetine ya da niteliklerine
h~I olarak kar~1m12a ~1kar. Bu yanlr~,
saldrrarak kar~1 ~rkmaktan olu~ur. daha ~ok demagoga ozgii clan bir yon-
argumentum ad ignorantiam. Latince 'bil- temdir.
gisize kar~1 aklyiiriibne' anlamma gelen argumentum ad verecundiam. Latince
forme! olmayan bir yanlr~ tiirii. SOz ko- 'otorite ya da saygrya dayanan akdyii-
nusu yanb~, dinleyirinin bilgisizlijlinden riibne' olarak bilinen forme! olmayan
yararlanarak. ona h~ masallar anlat- yanh~ tiirii.
maktan olu~an yanh~ bir ytintem ya da Soz konusu yanb~ iki ~ekilde ortaya
aklyiiriibne tarz1 olarak anla~rlrr. ~1kar: a) Tarh~I!an ya da iizerinde duru-
Argumentum ad ignorantiam iki ~ekilde lan konuda, bir ~eyi kabul ettirmek i~in,
ortaya Slkar: a) Bir ~eyin, hi~ kimse onun onunla ilgili saglam karutlar getirmek
yanh~ oldujlunu karutlamadJgt i~in, yerine, ba~ka insanlarm, geleneklerin,
dojlru oldujlunu savunma. Om~, bir adetlerin ve hatta kurumlarlll otoritesine
linin varolmadJjllru ~imdiye kadar hi~ dayanma; b) Bir tezi, bir gorii~ii kabul
kimse karutlamanu~ oldugtl iQn, tinlerin ettirmek i~in, ayru gorii~ii daha once
varoldujlunu savunma; b) Bir ~eyin, hi~ kabul ehni~ clan kimseler y a da otorite-
kimse onun do~u oldugunu karutlama- ler i9n duyulan saygrdan yararlanma.
Aristippos 73

arete. Antil< Yunan felsefesinde, erdem, Aristippos. M. 0. 435-386 ylllan arasi.Ilda


bir ~eyin yetkinli~L ya~am1~ olan Yunanh dti~tintir. tSok-
Arete, ba~lang1~ta ahlaksal bir belirle- rates'in o~rencisi olan Aristippos tKirene
meden yoksun olan ve herhangi bir Okulunun kurucusu olarak bilinir. Eser-
~eyin, bu ~ey her ne olursa olsun, belli lerinden hi~biri gtintimtize ula~mam1~
bir alandaki yetkinli~ine, mtikemmeliye- olan filozof, aadan ka~man ve akla ya da
tine kar~1hk gelen bir sozciik olarak or- ol~tiltilti~e dayah do~rudan hazzl teme-
taya ~Ikmi~tlr. Herne ya da kim olursa le alan bir ahlak o~retisi geli~tinni~tir.
olsun, kendisine uygun olan i~i yapana, Arist:ippos'un hazc1 o~retisinin olu~u
kendisine ozgti i~levi yerine getirene, munda, tSofistlerin ve Sokrates'in etkisi
kendi uygun ve ger~ek amacma eri~ene, olmu~tur. Buna gore, Aristippos, Sofist-
Yunan'da aretesi olan, yani yetkin bir lerden kesin bilgiyi bize yalmzca du-
~ey ya da erdemli insan denirdi. Orne- yumlann verdi~i gorti~tinti ahru~t1r.
~in, b1~a~m aretesi iyi kesmektir, ~tinkti BununJa birlikte, duyumlanmiZ bize ne
b1~ak bu ama~ ifjin imal edilmi~tir. ~eylerin bizzat kendilerine ili~kin ola-
insan soz konusu oldu~unda, Yunan rak, ne de ba~ka insanlann duyumlan-
felsefesinde an~te ~u ~ekilde tamm}amr. na iii~ kin olarak bilgi veri r. Aristippos'a
Arete, insamn ya da ~eyin yerine getir- gore, insanlann eylemlerinin temeJinde,
mek durumunda oldu~u i~leve, onun oznel duyumlar olmahd1r. Bu, kabul
amacma gore tammland1~ndan, soru- edilirse, yani ahlakr eylem ifjin gerekli
lacak soru ~udur: 'insana ozgti olan fa- normu, bireysel duyumlar olu~turursa
aliyet ttirti nedir? insan varh~1, ba~ka e~er, bu takclirde ahlill eylemin amaa
varhklann yerine getiremeyece~i hangi ho~ duyumlar elde etmek olur.
i~levleri yerine getirmek durumunda-
Ona gore, duyum hareketten meydana
dir?' insana ozgti olan faaliyet Nrii, ha- gelir. Bu hareket yumu~aksa, yani bu
reket, biiytime, duyumlama ya da tireme harekette, ki~i do~aya uygun bir duru-
de~ildir, zira bunlan _ba~ka hayvan ttir-
ma ge~mi~se, onda ho~ bir duyum ve
leri de ger~ekle~tirir. Insamn aretesi, yal- bir haz duygusu meydana gelir; buna
ruzca insanda bulunan. insana ozgti olan kar~m, sert, flrtmah, do~aya kar~1 olan
ak1lla ilgilidir. Zira akll ve akh kullanma hareketler ac1yi dqt;urur. Sessizli.k, hare-
yalmzca insana ozgti olup, onu ba~ka ketsizlik durumunda, ya da hareketin
hayvan ttirlerinden aymr. Oyleyse, insa-
pek zay1f oldu~u durumlarda ise, hi~bir
mn erdemi, akhm en yuksek dtizeyde
duyum alamayiz, haz ya da ac1 saz ko-
kullanmasmdan ve geli~tirmesinden
olu~ur. insarun erdemi, bilgeliktir.
nusu olmaz. Bu ti~ hareketi a<.1amak
i~in, Aristippos yelkenli gemiye uygun
.\risteides. M. C. 3. yuzy1lda ya~am1~
ilk Hristiyan apolojistlerinden. bir deniz rtizgan, deniz hrbnas1 ve hi~
Hrrrstiyan imanr ifin Savunma adiiU ta- rtizgann esmemesi ornekJerini vermi~
~Iyan apolojisiy le tarunan Aristeides, bu
tir. Tipk1 yelkenJi gemiye uygun bir
eserinde, Yunan ve MISirlllarm tannlan- deniz rtizgarU\ln en iyi ve terdh edilesi
m, Yunan ahlak anlay1~11U el~tirmi~ ve durum olmas1 gibi, ti~ ayn duyum tti-
Tann'mn varolu~u i~in, dtizen ve ama~ rtinden, yabuzca haz duyumu istenme-
karutmdan ba~ka hareket karuhru one ye de~er olan duyumdur.
stinnti~ttir. Buna gore, dtinyadaki dtize- Bunu, Aristippos'a gore, do~amn ken-
ne bakan ve dtinya ile dtinyadaki her~ disi de kamtlar, ~tinkti herkes hazzm pe-
yin ba~ka bir ~yin etkisiyle hareket etti- ~inden ko~ar, acdan ise ka~ar. Hazzm
~ini anJayan Aristeides, 'hareket etti- yerine aasiZh~l koymak da yanb~ olur,
renin hareket ettiriJenden daha gti~lti ol~ zira hareket olmayan yerde, yalmzca bir
du~u' inanayla, dtinyanm hareket ettiri- duygusuzluk durwnu saz konusu olup,
dsinin, her~eyi insan ifjin yaratm1~ olan burada hazza da aaya da yer yoktur.
Tann oldu~u sonucuna varm1~hr. Buna gore, iyi, ho~ olanla ve hazla, kotti
74 aristokrasi

de ho~ olmayan ve ao ile ayrud1r. Yani, 2 Aristokrasinin analoji yoluyla ortaya


haz veren her~ey iyi, ac1 veren ~ey de ~1kan farkh kullammlan da vardtr. Ge-
kottidtir. insan eyleminin ve ya~ammm nel olarak ~e~itli s1mflann tist katmam
en btiytik a mao hazdu. aristokrasi ad1yla tammlamr. Buna go-
aristokrasi [Os. zridegrin h8kin1iyeti; tng. re, htiktimetin tist dtizey gorevlileri
aristocracy; Fr. aristocratie; Al. aristokratie]. devletin siyasal aristokrasisini, sanayi ve
1 Orijinal ve etimolojik anlanu i,.:inde, en finans dunyasmm en zengin patronlan
iyilerin, hem dti~tinsel ve hem de tarih- ekonomide refalt aristokrasisini temsil
sel olarak, monar~inin ve demokrasinin eder.
kar~1smda yer alan, yonetimi. Aristoteles. Milattan once 384-322 ydlan
Aristokrasi, t Platon ve t Aristoteles ta- arasmda ya~am1~ olan tinlti Yunanh
rafmdan geli~tirilmi~ olan bir terimdir. bilim adam1 ve filozof. Manhg1, metafi-
Platon ve Aristoteles gen;ek anlamda bir zigi, fizigi ve biyolojisiyle, modern ~aga
yonetim modeli olarak, aristokrasiyi, kadar tek ve en btiytik otorite olmu~
yani, ahlaksal ve entellekttiel baktmdan olan dti~tintir.
tisttin ya da en iyi olan az say1daki insa- Aristoteles'in temel eserleri, manhk ve
mn yonetimini onermi~lerdir. Ba~ka bir bilgi kuram1 tizerine alt1 incelemeden
olu~an Organon, doga felsefesini a~Lkla
deyi~le, Platon ve Aristoteles'te aristok-
rasi, toplumun en ahlakh ve en aydm dtgl Gokler Ozerine, Fiz;k ve Varlrta Geli~
tisttin kesimini olu~turan bir azmbgm, ve Yokolu~ llzerinedir. Psikoloji konu-
sundaki ik.i temel eseri, Hayvana Dairle,
halkm ~lkarlan dogrultusundaki yoneti-
midir.
Pawa Naturalia olan Aristoteles'in varhk
konusundaki tinlti eseri Metafiziktir. Si-
Bu ttir bir yonetim bi~imi, tek ki~inin
yaset felsefesi alarunda Politikay1, estetik
yonetiminden (monar~i ya da tiranhk),
alarunda, Poetika ve Retoriki yazm1~ olan
~ogunlugun yonetiminden (demokrasi),
filozofun, ahlak alarundaki temel kitab1
bencil ya da askeri huslan olan azmh- Nikomakhos' a Ahl8khr.
gm yonetiminden (oligar~i ya da timok- Temel itkeleri: Aristoteles'in bir filozof
rasi) farkhd1r. Bununla birlikte, toplum- olarak en onemli ozelligi, onun sagdu-
sal ya~am1 yonlendirecek, yonetici tis- yuya olabildigince yakm bir dti~tintir
tun ve aydm insanlan belirlemek olduk- olmas1d1r. Hem +Platon'un ttdealanna
~a gii~ oldugundan, aristokrasi pratik ve hem de tDemokritos'un maddi atom
olarak, tisttin insanlann ya da en iyile- gorii~tine kar~1 ~1kan Aristoteles, hem
rin yonetimi haline gelmi~tir. Bu ~ev~e ahlakf degerleri teminat alhna alacak
ve i,.:inde, Platon, kendi ideal devletinde, bir teori ve hem de bilimsel dogrulan
ahlaksal ve entellekttiel bak1mdan tisttin ortaya koyacak bir kuram, bilime ve
olan bu insanlan belirlemek i~in, aynnh- ahlaka hakkm1 verebilmek i~in, atomlar
h ve uzun stireli bir egitim program1 veya idealar benzeri gozle goriilemez
onenni~tir. Yine, en iyi kavrarru deger varhklann varolu~unu one stir~eyecek
yargllarma gore degi~en, oznel bir kav- bir teori aray1~1 i~nde olmu~tur. Onun
ram oldugundan, aristokrasiyi, oliga~ik buldugu ~oztim ttoz ogretisidir. Buna
ya da timokratik yonetimlerden ayumak gore, tozler tiim ozellikler i~in dayanak
zorla~1r. olan nihai ger~eklik ve oznelerdir. Soz
Buna gore, aristokrasi, feodalizmde, konusu nihai ger~eklikler somut ~eyler
toplumsal stattilerine bakllm.aksl21J\ tiim dir ve somut ~yler i~in de Aristote-
insanlaran yonetimi olarak anla~dan de- les'in gozde omekleri biyolojik bireyler-
mokrasinin kar~1sanda yer alan, aristok- dir. Tozler nihai ger~ekliklerdir, zira
ratlann, soylulann, toplumsal stattileri tozler varolmad1g1 katdirde, ba~ka hi~
en ytiksek insanlann yonetimi olarak bir ~ey, toztin ozelli.kleri olarak ttimel-
ge~er. ler de varolmayacakbr.
Aristoteles 75

Bu varhk o~retisiyle Aristoteles Pla- olt;i.ide manhk konusundaki gori.i~leri


ton'un idealanrun, onun yanh~hkla bi- ne ve biyoloji alanmdaki ~ah~malanna
reyler olarak gordi.i~i.i ti.imeller oldu~u dayarur. Buna gore, manhksal bak1~
nu one si.irer. tTi.imeller gen;ekten de a~tsmdan, 'var olmak' onun goziinde,
vardi.I'lar, fakat onlar varolu~lan i~in hakkmda konu~ulabilecek ve tam ola-
tikel nesnelere, bireysel ~eylere ba~hdir rak tammlanabilecek bir ~ey ohnakbr.
lar. Ger~ekten varolanlar tilineller de~il Buna kar~m biyoloji alamndaki ~ah~
de, a~a~lar ve kediler benzeri, d1~ di.inya- malan a~1smdan, 'var olmak' dinamik bir
da kar~da~h~umz nesnelerdir. si.ire~, bir de~i~me si.ired i~inde olmak
Manttk: Aristoteles, manhk alarunda, anlarruna gelir. $u halde, 'var olmak'
manhk ~ah~malarma ondokuzuncu yi.iz- Aristoteles i~in, bir ~ey olmak anlamma
yda kadar temel ohnu~ bir manhk siste- gelir. Bundan dolay1, ona gore ger~ekten
mi kurmu~tur. Mant1.~1 her ti.irden bilgi var olan, Platon'da oldu~u gibi ti.imeller
edinme si.ireci it;in bir arat; olarak goren de~il de, bireylerdir, '~u' diye gosterdi~i
Aristoteles'in manb~Ullll en onemli yo- miz belirli bir do~aya sahip olan varhk-
ni.i, 'belli ~eyler kabul edildi~inde, ba~ka lardJI. Onlar, Aristoteles'in manbkla ilgili
~eylerin onlardan zorunlulukla 9kll~' eserlerinde sozi.ini.i etti~ nicelik, nitelik,
bir konu~ma olarak tanmuanan taslill- ili~ki, yer gibi kategorilerin, temel nitelik
dir. Aristoteles, bir onermedeki oznenin, ya da yi.iklem1erin kendilerine yi.iklene-
yi.iklemine on farkh ~ekilde ba~land1~InJ bildi~i oznelerdir.
gosteren on kategoriden soz eder. Onun i~te Aristoteles, kendisine ti.im kategori-
manh~l yalruzca insan zihnindeki di.i-
lerin yi.iklendi~i bu ozneye 'toz' adnu
~i.ince faaliyetlerini betimlemekle ve dile
verir. Onda var olmak belirli ti.irden bir
ili~kin gramatikal bir tanaliz sa~lamakla
toz olmakbr. Toz, aynt zamanda dina-
yetinmeyip, akti.iel ~eyler arasmdaki ili~
mik bir si.irecin i.irtinii olarak ortaya
kilerle ilgili bir kuram1 ifade eder.
t;Ikim bireysel varhk olarak da tarumla-
Bilgi: Aristoteles'e gore, bilgi tiimel ola-
rur. Bu baklmdan ele ahnd1~mda, meta-
iun, fonnun bilgisidir, bu nedenle yargi-
fi2ik varhgt., yani var olan tozleri ve
da dile getirilebilir olan bir bilgi, formlar
arasmdaki ozsel ba~lan hlara ili~kin bir tozlerin nedenlerini, yani tozleri varl1~a
kavray1~tan meydana gelir. Aristote-
getiren s~leri konu ahp ara~llran, tiim
les'in gozi.inde bir ~ey hakkmda do~ru varllklann temelindeki temel bilimdir.
bir bilgiye sahip olmak, o ~yi ti.irler ve Aristoteles'te toz bir madde ve bir
cinsler hiyerar~isi ic;:inde bir yere, bir ti.ir formdan meydana gelir. 0 her ne kadar
ve cins i.;ine yerle~tirebilmek ve dolayt- maddeyle formu birbirinden ayusa bi-
siyla neyin onun i9zt ozsel oldu~nu bi- le, do~ada bizim hit;bir zaman madde-
lebilmektir; bu ise, ozsel tarum yoluyla den yoksun bir formla da, formdan yok-
olur. Aristoteteles'e gore, bir ~eyin oztini.i sun bir maddeyle de kar~lla~madi~l
vermek, o ~eyin nedenine ili~kin bir a'i]k- miZI belirtrneye ozen gosterir. Varolan
lama ortaya koymakhr. Bundan dolay1, her~ey somut bir birey olarak varolur
Aristoteles bir ~eyin nedenini ortaya ve her~ey maddeyle formun bir birli~i
koyabildi~imiz zaman, ilk elden, ger- olarak ortaya t;~kar. $u halde, toz fonn
~ek bilgimiz oldu~unu sayler. Bir ~eyin ve maddeden meydana gelen bil~ik bir
nedenini vermek ise, o ~eyin ozi.ini.in ilk varhkbr. Bundan dolay1, Aristoteles'te,
ilkelerden ba~layarak tamtlanmasmt it;e- ayn formlardan, duyusal di.inyarun di-
rir; bilimin i~levi budur. ~mda olan bir tdealar di.inyasmdan soz
Metafizik: Onda tmetafi.zik. var olaru var etmek olanakJ1 de~ildir. Form, ayn bir
olmak bakurundan ele alan, var olan bir yerde de~il de, bu duyusal di.inyada ve
~ey olmamn ne anlama geldi~ini al'a~ll tozi.in bil~enlerinden biri olarak varo-
ran bilimdir. Onun metafizi~i QJk bi.iyi.ik lur.
76 Aristotelesc;ilik

tv!adde ve fonn aynm1, Aristote!es'e ~uns1z olarak, ve yalnlZC'4 nesnele~in


gore, do~ada varolan her~eye uygulan k.endilerinde, bu nesneleri her ne ise o
mak durumunda olan bir aynmd1r. Am- yapan tozler olarak varoldu~unu; zihni-
toteles'te bile~ik tozleri meydana getiren mizin bu ozleri alg1 yoluyla nesnelerden
1nadde ve formdan yalntzca form ~yler soyutlad1~1n1; bu soyutlaman1n d1~ ger-
deki bilinebilir o~eye kar~1hk gelir. Mad- ~ekli~e ili~kin bilgimizin temelini mey-
denin, ~eylerin insan zihni taraflndan dana getirdi~ini dile getiren tiimel goru-
ayard edilemeyen, yap1dan ve belirleme- ~une, kavramca yakla~un1na verilen ad.
den yoksun, bilinemez bileeni oldu~u Arisloleles manhga (ing. Aristotelian logic;
yerde, fonn insan z.ihni taraf1ndan biline- Fr. logique AristoMlicimne}. Klasik manbk,
bilen, yani tasvir edilebilen, tanunlanabi- ozellikle Orta~a~da o~retildi~i ~ekliyle
len, S1ruilanabilen ve bakalanna aktan- geleneksel tasun manhA
labilen yondur. insan zilmi, Aristoteles'e Aristoteles'te nihai ve en yuksek ger-
gore, duyualg1s1nda ~eylerin duyusal -;eklik ka tegorisini meydana getiren bi-
fonnunu, buna ka~m kavramsal bilgide rinci dereceden her toz, 'Platon bir in-
de akdla anla~1labilir olan formunu ahr. sandlr' onermesinde oldu~ gibi, soz
A.risloteles~ilik [Os. Aristet6lisiye; lng. Aris- konusu tasun manh~1n1n temel ilkesine
totelianisnt; Fr. Aristotelis.ne; AJ. Aristotelis gore, ikinci dereceden bir tozun kaplanu
mus ]. 1 Kendi du~unce ya da felsefelerin- ic;ine girer. tkinci dereceden tozler, tur
de, Aristoteles'in o~retilerini, kavramsal ad1 verilen daha a~a~1 s1n1f (insan ya da
1nodeli veya yontemini benimseyen ya at) ya da ozellikle cins ad1 verilen yuk-
da kullanan du~tinurlerin tavn. sek sm1f (ome~in, hayvan) aras1nda bir
Aristoteles9Jiti belirleyen temel o~eler ayuun yapan Aristoteles'e gore, 'insan
arasmda suas1yla, onun bilginin, Pla- akdh hayvand1r' ome~inde oldutt-1 gibi,
ton'da oldu~u gibi, do~u~tan getirilen her turun, cinsin tursel ayuundan mey-
dana gelen bir ozu vard1r. Aristoleles'in
6kir ve ilkelerin arumsanmasJndan de~il
i~te t tumeller aras1ndalci bu baAnblan
de, tumellerin ve ilkelerin algdardan ~~
kullanarak gelitirmi olduAu bir bagm-
karsanmaslnJn sonucu oldu~u, dolayl-
t:J..Iar manb~1na Aristoteles manb~l, tasun
Slyla, once duyu-alg1s1yla ba~lad1~J go-
manb~l ada verilrnektedir. Bu tasun man-
ru~u; do~al fenomenlerin gozlemi ve
h~lna gore, ometin tum insanlar hay-
Slnl.flanmas1yla belirlenen metodolojisi;
van, ve tum hayvanlar da canh varbkJar-
tumdengelimsel onermeler manb~na ya sa e~er, bu takdirde tum insanlar canh
da tasnna verdi~i one1n; ama~b ve du- varhklard1r. Genel olarak soylendi~inde,
zenli do~a gorii~une ba~h olarak, nitelik- tum A'lar 8, ve tum BJer C ise, bu takdir-
sel bir bililn anlay1~J yer ahr. Aristote de tiim AJar C'dir. Aristoteles lnanb~m
les~i diye Slnlflanabilecek du~unurler dtt, yine belli bir manbksal lonna sahi p
aras1nda, islam dunyasandan El-Kindi, onennelerden, yani oncullerd~ yeni
ibni Sina, ibni Bacce, tbni Ru~t; Orta-;a~ onenneler, yani sonu-;lar \lkarsamaya ya-
Hristi yan dun yasmdan ise, Aquinah Th.:r rayan birtalwn manbksal kurallar vardn.
mas bulunmaktadrr. arilmeliksel yfiklem [lng. arithmetical
2 Aristotelesc;ilik, ikinci olarak Aristo- predicate; Fr. predicat arithmetique). Oner-
les'in eserlerinin hristiyan ve musluman meler manh~1n1n do~rusa I eklemleri,
alimlerin teolojik erhlerinden hareketle tumel ve tikel niceleyiciler, sa bit ve de-
yorumlanmasUla dayanan Orta-;a~ akl- ~i~ken do~al say1lar ve, toplama ve
mlru ifade eder. -;arpma fonksiyonlan arach~1yla ifade
Arisloleles~i realizm [lng. Aristotelian rea- edilebilen yukleme verilen ad.
lism; Fr. rhllisme Aristot~licien). Aristote- A.rkesilaos. M. 0. 315-241 ydlan arasmda
Jes'in ttumellerin, ozlerin, soyutlamala- yaanu~ ve Krates'in olumunden sonra,
nn, genel kavramlann ~ dunyada, t Akademi'nin ba~1na. gefi7t1i~ olan Yu-
zihinden, onlara ilikin alguruzdan ba- nanh du~unur.
ars combinc.toria 77

Akade1ni'nin dogmatik Platoncu meta- sunda aykut gori.i~lerin savunuculu~u


fizi~ine old u~u kadar, +Stoaah~a ve nu yapan Jansenist ak1m1n 17. ytizytl-
+E.pikuros~ulu~a da kar~1 ~1km1~ olan daki oncu iJahiyat~lSl.
Arkesilaos, +Pyrrhon 'unki kadar radikal Port-RoyaJ mant1~1yla ilgili ~eviri ve
ohnayan bir ku~kuculu~u benimsemi~ ara~tannalanyla da tananan Arnauld,
tir. N j tekim, epokheyi, yani hi~bir kon uda Kartezyen dongu problemini ortaya atan
hi.ikum verme1ne tavnna i1k kez olarak ilk ki~idir. 0, Kartezyen felsefenin belli
uygulayan1n Arkesilaos oldu~u san1l- ba~h izleyicilerinden olan Malebranc-
maktad1r. Bildi~i hi~bir ~ey bulunmada- he'la da polemi~e girmekten ka~Inma
~lnl soyleyen tSokratesten fazla olarak, ml~ ve tLeibnizle olan yazt~malannda,
hi~bir ~ey biimedi~i olgusundan bile ha- filozofun eserlerini saka bir ele~tiriye tabi
bersiz oldu~unu dile getiren Arkesilaos, tutmu~tur.
ozellikle Stoahlann epistemolojisini sal- Aron, Raymond. 1905-1983 y1llan arasan-
dtnlartnan hedefi yapm1~br. da ya~am1~ olan unlu Fransaz sosyolog
arketip [Yun. arkl1etypos;. Lat. arkltetypus; Os. ve filozofu. Temel eserleri aras1nda
numu11ei nsli; ing. ardlehjpe; Fr. arclehjpe; L'Opium des intellectuels [Ayd1nlann Af-
Al. arcletyp]. Modet omek. 1 tPiaton'da, yonu], Dix-Huit le~ons sur Ia Soci~t~ in-
duyusal dunyadaki ~eylerin, maddi ol dustrielle [Endtistri Toplwnu uzerine
mayan, de~i~meyen ezeli-ebe-di modeli. Onsekiz Ders], Democratie et Totalitarisme
Yetkinlikten yoksun, gelip get;ici ~ylerin [Demokrasi ve TotalitariZln), lntroducti-
kendisinden pay aldJklan, kendisine 01'l lila plrilosophie de I' Histoire [Ta-rih Fel-
gore bi~imlendikleri orne~ model, ezeli
sefesine Giri~) ve Etapes de Ia Pensee Socio-
ve ebedi iJke. ttdea. 2 Ozellikle empirist
logique [Sosyolojik Du~uncenin Evreleri]
felsefede, idelerimizin upuygun olabil-
gibi kitaplar bulunan Aron, kariyerinin
meleri i~in, kendisine uymak durumun-
ba~lannda unlti varolu~~u filozof ]ean
da olduklara 1nodel.
Paul tSartre'U\ yak1n ~ah~1na arkada~1
3 +Malebranche ve tBerkeleyde Tann'-
olmu~tur. Ancak, Aron daha sonra Sart-
run zihnindeki tide. 4 Dine, dini toren,
ayin ve efsaneye ili~kjn geni~ kapsamh rela Marksistleri ~iddetle ele~tinni~tir.
incele1ne. 5 t Jung psikolojisinde, kollektii 1968 oncesi Fransa's1n1nteorik yonden
bilin~dJ~lndan do~an ve efsanelerde, ma-
en onemli bak1~ a~asanan meydana geti-
sallarda, sa~hkb ya da nevrotik ozn21lin ren Marksizmi ele~tirdi~i i~in entellek-
butun imgesel urunlerinde ortaya c;d<an tliel ~evrelerden buyuk ol~ude tecrit
yap a. edilmi~bir du~unur olan Aron, politik
arkhe. Antik Yunan felsefesinde, her~e kurum ve sure~lerin toplumsal ve eko-
yin kendisinden varb~a geldi~i ilk toz, nomik ili~kilerden ba~nnsaz oldu~unu
maddi neden ya da ilke. Ark he terimi bu gostermeye ~ah~ml~tlr. 0, Fransaz sos-
anlamda, llk~a~ felsefesi i~inde, ilk kez yolojisine ~u dort konuda katk1 yap-
olarak tAnaksimandros taraflndan kul- mJ~tir: 1 <;a~da~ tideolojiye ili~kin bir
lanalmt~hr. Ona gOre, arkhe ezeli-ebe- analiz. 2 Endustri toplumuna yonelik
didir, y;~ni zaman i~inde bir ba~langaca bir analiz ve inceleme. 3 Uluslararasa
ve sonu yoktur, yarahlmama~tar, yok ili~kilerle ilgili bir analiz. 4 Modern po-
edilemez. Hep varolmu~tur, vardu ve litik sistemlerle hareketleri konu alan
varolacakhr. incelemeler.
Arkhe, yine Yunan bilim ve felsefesin- ars combinatoria. tLeibniz taraflndan
de, ayraca bir dizide ilk olan, kaynak, onerilmi~ olan, ilkel kavramlar olarak
ilk neden ya da ilke anlamana gelir. ahnan az sayadaki basit kavram1n birle-
Arnauld, Antoine. 1612-1694 y11Jan ara- ~iminden hareketle kompleks kavram-
ssnda ya~ama~ olan FransJz filozof ve ]ar yaratma ya da meydana getinne tek-
poleanik~i; yazga ve ozgtir irade konu- ni~i ya da sanah.
78 arhdeger

Leibniz bu teknigi~ tum disiplinlerde, i~te bu ~er~eve i;inde, dil baglam1nda


her rur ~ah~ma ve ara~tumada kendi- artzamanh bir yakla~tm, anlamlar siste-
sinden faydalantlacak bir alet ya da yar- mindeki, bir andan, bir zamansal nokta-
dunct olarak onermi~tir. 0, tum di~er dan di~erine do~ru olan de~i~meleri in-
setnbollerin kendileriyle tarum lanaca~1 celemekten meydana gelir. Daha genel
az saytdaki ilkel sembol i~eren evrensel bir anlamda ise, bir ~eyi artzamanh bir
bir dil geli~tirilmesi, soz konusu giri~i bit;imde incelemek demek, onu zaman
Inin daha sonra evrensel bir matetnatik- i-;Utde de~i~en bir sistem olarak ele al-
le, evrensel bir akdyuruhne sistemiyle makhr. Artzamanh yakla~am, bir ~eyi,
tamamlanmas1 gerekti~ini savunmu~ ome~in dili, zaman i~indeki bir anda,
tur. Bu yaptld1~1nda, tum konular, ona bir anlamlar sistemi olarak incelemeyi
gore, bu yeni dil1e ara~tudacakhr. Leib- ifade eden ~zamanh bir yakla~1m1n
niz bu bakt~ a~tsl ve giri~imiyle, tiim di- tam kar~tstnda yer ahr.
siplinlerde sbz konusu olacak bir fonnel- arzu [ing. desire; Fr. desir; Al. begehren]. Bir
l~tinne faaliyetinin oncusu olarak nesne tasanrruy Ia deste klenen e~ilim,
gorulm u~tur . yonelim. Bir ~eye ula~mak, bir ~eyi
arhde~er [Os. fazlai k1ynret; lng. surplus elde ebnek i~in duyulan yo~un istek.
value; Fr. plus-value; AI. nrehrwet't) Mark .. Belirli ve bilin~li bir faaliyet turu oldu~u
sist teoride, i~~inin uretti~i urunun top- it;in i~gududen yuksek, fakat ki~isel ol-
lam de~erinden, 0 urunu urebnek i~n mayan bir du~unce ya da genel birta-
harcad1~1 emek gucunun de~eri ~lkarhl kun ilkelerin sonucu olrnad1~1 i~in, irAdi
dlktan sonra, geri kalan de~er; yani ~~i eylemden a~a~1 olan aktif duygu.
nin uretti~i maim de~eriyle, ald1~1 ucret Her duygu, zihin ya da bedende belli
arastndaki fark. bir faaliyete yol at;b~ iQn, arzu duygu
i~~ilerin i.iretitnini arttannak i~in, farkh arb faaliyet olarak tanamlanabilir. Arzu-
yontem ya da stratejilerin kullan.Wnastna nun, felsefeyi ilgilendiren en onemli
ba~h olarak iki tur artlde~erden soz edi
yonu, insanm yalruzca kendisine haz ve-
lebilir. Buna gore, harcanan zamarun faz- reni mi arzulad1~1 sorusuyla, arzu kar-
lala~hnlmasl suretiyle artttnlan arbde~ep
~lSJndaki tavnn kabul mil yoksa red mi
re, mutlak artrdeger, buna kar~m i~~iyi olmas1 gerekti~i sorusudur. Ba~ka bir
aynt zaman bi riminde daha verimli ve
deyi~le, temel problem, insan1n do~al
uretken kllmak suretiyle yaratllan arbde-
arzunun kendi uzerindeki egemenlik ve
~ere ise gareli arlldeger ad1 verilir.
artzamanhhk [lng. diarhrcmy; Fr. diachronie; otoritesini sorgulay1p sorgulamayaca~1
AJ. diarhronie). Dilsel olgulann zaman sorusudur.
i~ndeki evrimleri bakurundan ele ahn-
arzu felsefesi (tng. philosophy of desire; Fr.
dtklannda sergiledikleri ozellik; bir dilin philosophie du dlsire]. <;a~da~ du~unurler
tarihini olu~turan zaman dizisi. tDeleuze ve tGuattari'nin, arzuyu, genel
Terim, esas kar~th olan e~zamanhhkla bir rasyonalizasyon siireci i~inde, bilin~
bir anlam ifade eder. Bu iki kavram1n lehine basnran modern du~unceye kar~1
ifade etti~i kar~atlak, dile ili~kin ara~hr geli~tirdikleri, olwnlu ve uretken bir gi.i~
malara ivme kazanduan isvi~reli unlu olarak de~erlendirilen arzunun serbest
yaptsaiCI dilbilimd Ferdinand de Saus- b1rakllmasm1, akt~kanh~1n1n ve uret-
sure olmu~tur. Artzamanhhk ve t~za kenli~inin sa~larunasllU ama~layan felp
manhbk kar~ttb~1, hem dile yonelik sefeleri.
yeni bir yakla~tmt ve hem de ondoku- Geleneksel rasyonalist ~emalann arzu-
zuncu yuzyd tarihselcili~ine kar~1 bir nun uretken akl~uu onlediklerini, arzu-
tepkiyi ifade eder. Buna gore, dilbilim yu istikrarh hAle getirip sabitleyen, yara...
halklann tarihini anlamada kullarulacak ba enerjinin online set ~ken tahakkum
bir yard1mc ara~tan ziyade ayn ve mus- stratejileri olduklanru one suren Deleu-
takil bir bilim olarak ele abnmahdu. ze ve Guattari'de arzu ~ok buyuk ol~u-
Asya tipi iiretim tarza 79

de Nietzsche'nin gtir; istemi kavra!ntna olana ili~kin, zorunluluk ta~1mayan,


tekabiil eder. Onlara gore, arzu ozii iti- dogruluk ya da yanb~hg1 olu1nsalhk
bariyle olumlu, yaratta ve iiretken sergileyen bilgi.
olup, kendisini biittinleyecek kay1p bir Astikalar. Hint dii~iincesinde, 'Evet di-
nesne aray1~1yla degil, fakat kendisini yenlere', yani gelenege kar~1 olan du-
her daim yeni baglanb ve ba~langt~lar ~iince sisternJerini ifade eden Nastikala-
bulmaya sevkeden iiretken bir enerji nn kar~1smda yer alan, ve dolayls1yla
bolluguyla i~ler. Bundan dolay1, arzu- tVeda gelenegini ta1uyan dii~iince sis-
yu bir tiir eksiklik olarak karakterize temleri. Buna gore, Astika ad1 tBrah-
eder tum idealist, diyalektik ve hi~~i yo- manizme dayanan ve Vedalardaki d u-
rumlara kar~1 ~1kan Deleuze ve Quatta- ~unceleri ele abp geli~tiren sistemlere
ri, arzuyu bir tiir dinamik makine ola- verilen addu.
rak yorwnlar. astroloji [Os. ilmi renzil; lng. astrologt;; Fr.
Arzu, onlara gore, nesne1er ve arzula- astrologie]. Tarihsel olarak, dunyarun ev-
yan diger makinalarla baglanhlar kura- renin_ ~evresinde gezegenlerin ve yd-
rak. ~eyleri ve ger~ekJigin bizzat kendi- dizlann dondugu merkezi oldugu, ve
si.ni iiretir. Deleuze ve Guattari'nin, goksel cisimlerin hareketlerinin dunya-
arzuyu duygularumsal ve libidinal ener- da olup bitenleri etkiledigi inanc1n1n
jinin bilin~d1~1 taraf1ndan yarablan ce- bir sonucu olarak geli~en, ydd1zlann
~itli tiirden sentezler i9ndeki siirekli bir dunya olaylan iizerindeki etkisini belir-
yeniden iiretimi olarak yorumlayan, ar- lemeyi ve bu etkileri dikkate alarak ge-
zuyu ornegin aile yaplSI i~ine kapahp kl- lecegi onceden haber vermeyi ama~la
sttlayan, arzuyu somiirerek geli~n gele- yan kehanet sanatma verilen ad.
neksel yapl ve kurumlan gozler oniine astronomi (Os. ilmi nacum; lng. astronomy;
serip el~tirdikten sonra, arzuyu ozsel Fr. asiTonomie]. Gok dsimlerini konu
iiretkenligine ve yarahahg-tna iade et- edinen en eski sag1n bilim. Gok cisimle-
meyi alna~lar. rinin ve bu arada evrene dagllm1~ olan
Asanga. M. S. 5. yiizydda, bir degilleme ylld1zlann kokenini ve hareketini ince-
mant::lgma dayanarak, kavramc1 bir sis- leyen bilim.
tern kurmu~ olan Hintli Budist dii~iiniir. Astronomi ic;inde gok cisimlerinin hare
Dogru ve ger~ege, ve dolaylSiyla Nirva- ketini konu alan ara~tuma dahna g(;k me-
nalya manhk i~lemleriyle a~ama a~ama kaniti, gok cisimlerinin fiziki dogalaruu
yill<:selebilece~ savunan Asanga'ya konu alan ara~tlrma dalma ise, astro fizik
gore, ne yalruz somut varhklar ger~ektir, ad1 verilir. Yine ayru ~er~eve i~inde evre
ne de varolan hefley bir hi~liktir. Hem ni bir biitiin olarak ele alan ara~brma da-
nesnelerin hem de bu nesnelerin kar~I bna kozmoloji ad1 verilirken, evrenin k6-
smda bulunan ki~ilerin, degilleme man- kenini a~1klamaya ~ah~an ara~tuma
bg1na uygun olarak ikj kez degilleme i~ dabna ise, kozmogoni ad1 verilir.
leminden ge9rilmesi sonucunda yine Asya tipi iiretim tarz (1ng. Asiatic mode
olumlu bir durum elde edil~ dile of production; Fr. mode de production asia-
getiren Asanga, i~te bu durum.un bir so- tique]. Marksist anlay1~ta, belirli bir a~a
nucu olarak yalruzca kavramlann ger~ek mayl ~et eden iiretim bi,.uni.
olabilecegi goriifiinii savunmu~tur. Asya tipi iiretim tarz1 deyimini MJ..
assertorik bilgi (Ing. assertoric knC1Wledge; su'dan Hindistanla dek uzanan ku~ak
Fr. conMissnnce assertorique]. Onlii Yunan i~inde yer alan Dogulu toplumlann du-
filozofu t Aristoteles'in bilgi ve bilim an- raganhglnl a~lklamak i~in kullanan
layt~tnda, ortaya ~1kabilir olana ili~kin Marks, saz konusu iiretim tarz1yla Asya-
bilgiye, yani problematik bilgiye ya da tik toplwnu ilkel komiinal topluma daha
olmak zorunda olana ili~kin bilgiye, yani yakln bulmu~rur. Avrupa toplumlanrun
apodeiktik bilgiye kar~1t olarak, akruel Yunan-Roma doneminde koleci iiretim
80 a~agohk kompleksi

tarzma g~erek bu a~amayr geride brrak- gi.i~ olarak di.i~i.ir.i.ildi.i~i.i


zaman, gir-
h~tnl savunan tMarks'a gere, A.sya tipi mi~tir. A~k, bundan ba~unsrz olarak,
i.iretim larzuun Ierne! ozellikleri arasmda felsefeye, ahlaksal problemler a~rsmdan
ozel mi.ilkiyetin yoklu~u, sulama i~le da konu olmu~tur.lnsarun en gi.i~li.i itki-
rinde devlelin egemen olmasr, koylerin lerinden biri olan a~km, akrlh bir varhk
kendi kendine yelerli olmasr, el zenaatla- olarak insanm di.i~i.inme ve aktlyi.iri.il-
n ve i.irelim yonlemlerinin basitli~ gibi me kapasilelerini ger~ekle~tirmek duru-
ozellikler sayrlmr~hr. mundaysa e~er, kontrol edilmesi gere-
Buna gore, ~ok geli~mi~ bir devlel ay- ken bir gi.i~ oldu~u di.i~i.ini.ilmi.i~ti.ir.
grhyla azgeli~mi~ bir sivil loplumun Bab geleneginde, Platonik a~, Hristiyan-
yelkin bir orne~i olan Asyalik loplum lrgm a~k anlayr~r, Ronrantik a~ ve niha-
Bal!'daki ekonomik ve loplumsal geli~ yet Freud~u a~k olmak i.izere, dort farkl
menin uzaj\mda kahm~ olan bir loplum- a~k anlayi~tndan soz edilebilir. Soz ko-
dur. Ba~ka bir deyi~le, merkezile~mi~ nusu dort a~k anlay~mdan her biri,
devlel lopluma egemen oldu~u i~in, As- belli bir ~k ti.iri.ini.i on plana <;~karsa da,
yalik loplumda bu~uvazinin do~u~uyla gene! olarak a~k ya da a~km do~as1 i.ize-
yakmdan ili~kili olan kurumlar, ome~n rine olan bir kuramd1r. Ortak noktalart,
serbesl pazar, ozel mi.ilkiyel, lonca kuru- a~k1, ya~amda onemli olan her~ey i~in
mu ve burj~rva hukuku hi~ olmam~br. bir anahtar olarak g6rmeleridir.
Buradan da anla~tlaca~r i.izere, Marks, A~km konusu farkh ~yler olabilmekle
Asya tipi i.irelim tam ve dolayiSiyla As- birlikte, a~kla daha ~ok sevgiliye, Tan-
yatik loplumda, ozel mi.ilkiyel bulunma- n'ya duyulan a~k anlattlmak istenmi~
dr~r i~in, loprak sahipli~iyle topra~r i~ lir. Nitekim, tPatristik felsefenin bi.iyi.ik
lelenler arasmda sauf ~ah~masmm da di.i~i.ini.iri.i Aziz t Auguslinus'a gore,
olmadr~mr one si.irmi.i~ti.ir. Dinamik bir insan zorunlu olarak ve ka~uulmaz bir
smrf ~ah~masr olmadt~l i~in de, Marks'a bi~imde sever. lnsarun kendi kendisini
gore, devrim niteli~indeki sosyal de~i~ a~masmdan ba~ka bir ~ey olmayan
me i<;in sosyolojik bir Ierne! bulunmaz. a~la insan i~in ka~mrlrnaz ktlan ~ey, in-
a~a~rhk kompleksi [ing. complex of infe- sarun kusurlu ve eksikli bir varhk olmasi-
riorih;; Fr. comple:re d'inft!rioritt!; AI. min- drr. A~n, Aziz Augustinus'a gere, insa-
derwertigkeitskomplex]. insarun kendisini run hangi bakll'nlardan eksikli oldu~unu
ba~kalarr kar~rsmda eksikli kusurlu gosteren farklr nesneleri varda. Buna
hisselmesi durumu. Ki~inin kendisini gere, insan maddeyi, fiziki varhklan,
ba~ka bireyler kar~rsmda a~a~r gorme ba~ka insanlan, ve hatta kendisini bile
duygusu. Varolu~u, az ya da ~ok bilin~li sevebilir. insan bi.itun bunlardan belli ol-
olarak, bedensel, ruhsal ya da loplurnsal ~de doyum ve mutluluk sa~layabilir,
bir a~a~rhk duygusunun etkisi albnda zira di.inyada varolan her~ey, iyili~
bulunan ki~inin hali. bizzal kendisi olan Tann'dan geldi~i i9zt
a~k [Os. seuda; ng. love; Fr. amour; AI. iyidir. insarun a~lanm son ve en bi.iyi.ik
Iiebe ]. insam belli bir varh~a, bir nesneye nesnesi, Auguslinus'a gore, Tarm'du.
ya da evrensel bir de~ere do~ru si.iri.ikle- <;:i.inki.i, insarun do~as1 o ~ekildedir ki,
yip ba~layan goni.il ba~r. insan tarafm- yalruzca sonsuz bir varhk olan Tann,
dan, temelde kendisi dr~mdald en yi.ice ondaki sonsuzluk ihtiyaaru kar~Ilayabi
varh~a, varhklara veya gi.izelli~e duyu- lir, insana en yilksek doyum ve mutlulu-
lan yo~un ve a~tn sevgi. ~u sa~layabilir.
Bir kavram olarak a~k, felsefeye din yo- slAm ki.ilti.ir ~evresinde ise a~k, daha
luyla, ozellikle de di.inyarun varolu~u c;ok Tasavvuf felsefesinde ortaya ~Jk
Tann'nm yaralro eylemiyle a~rklandt~l mi~hr. tTasavvuf anlay~ma gore, Al-
ya da Yaraho, yarath~l varh~m bi.iti.i- lah evreni, gizli bir hazine iken tamnma-
ni.ini.i ya da bir par~asmr seven en yi.ice Y ya da g\izelli~ini seyretmeyi sevdi~i
a!ikinhk 81

1~n, yaratmt~br. Bundan ciolay1, evre- A~km s1fatmm so:z. konusu anlamt i')in-
nin yarad1h~, varolu~ nedeni, bilgi ve de, tecri.ibe alarumn otesinde ka]an,
sevgidir. Bu anlaya~a gore, evren mutlak deney yoluyla bilinen veya tecriibe edi-
gtizellik olan Allah'm giizelliklerini yan- len diinyanm smarlanm a~an Tann, tdin
satan bir aynadrr. Bu nedenle, giizele Ielsefesi ve tmetafizik a.;asmdan a~km
a~1k olan insan, ger.;ekte Allah'm giizel- bir varhk olmak durumundad1r. A~kl
ligine a~1k olmaktad1r. Mutasavvlflar, mn kar~th i.;kindir. Nitekiln, Tann'y1 ev-
bu anlay1~a bagh olarak, ger.;ek a~kla renin d1~ma atmayan, evren ile varhg1
ge.;ici a~k arasmda bir aymm yaparlar. bir kllan tpanteizmin Tann'st i~kin ol-
Ge~ici a~k bir giizele goniil vermek, ona mak durumundadu. Oyleyse, metafizil<.
vurulmakttr. Yani, biitiin ozlem duygu- ve teolojide, Tann ya da mutlak olan var-
lanmn tutkuyla bir ki~iye yoneltilmesi- hk, panteist bakl~ al)lSl dt~mda her go-
dir. Soz konusu ge.;ici a~k, ger~ek a~k rii~te, yetkin, yani her tlirlii s1mrlama ya
i.;in bir kopri.i olma i~levi goriir. <;iinkii da eksikligin otesinde olma (skolasti-
a~k, a~agm goziinden tiim varhklan, sizm), kavranamaz olma (tgizemcilik),
gonliinden biitiin istekleri siler, bo~alhr; dogadan ayn olma (tdeizm) ve dogal
sevgiliden ba~ka bir variJk ve istek blrak- insana yabanct olma anlammda (dogaiis-
maz. Bu duygunun evrimiyle k.i~i gti- tiiciiliik), a~km bir varhk olarak dii~ii
zelden giizellere, giizellerden giizellige, niilmektedir.
insanhga ve diinyaya ge.;er. Boylece, Ote yandan, bir ~eyi i.;erden etkileyen
a~agm goziinde, sevgili yahuzca bir i.;sel ko~ul ya da nedenlerden farkh
simge durumuna gelir. Yaradah~1, yara- olarak, bir ~eydeki degi~meyi ba~la
dtll~taki hikmetleri, kudreti gormeye, ya-
tan, bir ~eydeki degi~menin fail nedeni
radtlam sevmekten, onda yok olmaktan olan d1~ ko~ullara a~krn neden ada veri-
yaradaru sevmeye, onda yok olmaya yo- Hr. Buna gore, maddi ve fonnel neden-
nelir. t~te bu yoneli~le, ki~i ge.;ici a~ktan lerin i.;kin nedenler oldugu yerde, fail
ger.;ek a~ka, Allah a~klna yonelir. ve ereksel nedenler a~km nedenlerdir.
Dii~iince tarihinde a~k1 yarahc1 ve
Daha ozel bir anlam i.;inde ise, Orta.;ag-
yiice bir gii.; olarak goren dii~iinlirler ve
da, Aristote]es'in kategorileri kapsamma
.;aglar oldugu gibi, a~ka olumsuz bir
sokulamayan, fakat Aristoteles'in kate-
gozle bakan dli~iiniirler de olmu~tur.
gorilerini a~ttg1, onlann otesine ge.;tigi
Ornegin, +Descartes ve tSpinoza gibi,
dii~liniilen nitelik ya da safatlara ise,
akllc1 filozoflara gore, a~k bir t:utku olup,
a~km nitelikler ad1 verilmi~tir. A~km fi-
ki~i akhm kullanarak a~kt dizginlemeli-
kirler listesi, re; (~ey), ens (varhk), aliquid
dir. +Nietzsche ve tschopenhauer gibi
kotiimser filozoflar ise, a~kl, soyunu siir- (bir ~ey), unum (bir), verum (dogru) ve
bonum (iyi, yetkin)'dan olu~maktadtr.
diirmek amaayla insana kurulmu~ olan
ho~ ve bilgece bir tuzak olarak degerlen-
atkmhk [Os. muterili; ing. transcendence;
dirirler. Fr. transcendance; Al. transzendz]. Dene-
a ~ktn [Os. muteril; ing. transcendent; Fr. yim alarwun otesinde olma y a da kalma
transcendant; Al. traraszmdent ]. Gene] ola- durumu. i-;kinligin kar~th olma, goz-
rak, en )iiksek, en iistiin, en yiice olan, en lemlenen diinyarun iistiinde ve otesinde
yiiksek niteliklere sahip bulunan varhk; bulunma veya zihin kiiresinin, zihnin
deneyde verilenin otesinde olan, deneyi i.;kin samrlanmn da~mda kalma hali.
a~an ge~; normal, giindelik teoiibe- Buna gore, panteistin algtlanabilir diin-
nin kavraya~tru a~an, bilimsel a.;lklama yayla ozde~l~tirilen Tann'st dunyaya
diizeyinin daima otesinde kalan (orne- i.;kin iken, teistin, yaratrru~ oldugu al-
gin, Alman .6Jozofu tKant'ta o]anakh de- gtlanabilir diinyamn dt~mda olan bir
neyin otesinde kalan, a~klndtr ve dola- yaratlct olarak tasarlanan Tann'st a~
yasayla bilinemezdir) varhk alaru i.;in kmdtr. Onlii Alman dii~iiniirii Kant,
kullamlan safat. i~te bu taruma uygun olarak, i.;ebakt~
82 afkln nitelikler

yoluyla bilinen zihin hallerinin dayana- aieizm [Os. ilhad, fV!fyi iliih; ing. at/Jeism;
gl olan gozlemlenemez bir toz olarak Fr. atheisme; AI. atheismus]. Tanntanunaz-
ruhun a~km oldugunu, yani deney ala- CLbk Yunancada olumsuzluk bildiren a
nmm otesinde kald.gml soylemi~tir. onekiyle, Tann anlanuna gelen t!Jrosun
Bununla birlikte, tKant'm felsefesinde birle~iminden do~u~ olan ve Tann'mn
a~km terimiyle ttransendantal terimi ya da tannlann varolmad1~ inancma da-
arasmda mutlak bir far.khhk ve aymm yanan felsefe akuru. Evreni yarathgl, ev-
bulundugunu unutmamakta bi.iyi.ik ya- renin yasalanru koydugu, evrene bir ~e
rar vardu. Bunlardan a~km olan, bilgi- kilde mtidahale ettigi kabu 1 edilen
nin i~erigi i~in duyulara bag1mh olup, dogai.isti.i bir varhk ti.iri.ine veya Yarah-
soz konusu deneysel katkadan yoksun cya inanmama.
oldugu i4iln, zihin tarafmdan bilineme- Ku~kucular, maddeciler ve pozitivist-
yene kar~d1k gelir. Oysa transendantal ler i~in kullamlan bir terim olan ateizm,
terimi, ti.im zihinlere ort"k olan kavram teizmin temel iddialanm kabul etme-
ve ilkelerden olu~an mant1ksal ~er~eve me, Tann ya da tannlanmn varhgma
i~in kullamhr, oyle ki soz konusu man- kategorik bir bi~imde ve kamtlar goste-
hksal ~er~eve deneyi di.izenler, ona rerek reddetme tavnna kar~ahk gelir.
form kazandmr ve dolay1siyla, deneyin Ateizm, daha ~ok, bir Tann inancma da-
zorunlu onko~ulu olarak, deneyden yanan teist sistemlere bagh olarak orta-
once varolur. ya .;knu~ olan bir aklm ya da hareket-
a~ km nitelikler [tng. transcendental attri- tir. Yani ateizm, evreni yaratan ve onun
butes; Fr. attributs transcendantaux]. Or- varlaguu devam ettiren, ozi.i itibariyle
ta~ag felsefesinde, t Aristoteles'in on ka- a~km, fakat sonsuz gi.ici.i, bilgisi ve
tegorisinin kapsamma, onlan a~t1klan iradesi ile evrende i~kin olan teist Tann
i~in dahil edilemeyen, temel nitelikJer. inancna kalll bir tepki olarak dogmu~
Buna gore, varhk, varolan her~ey i~in olan bir di.i~i.ince hareketidir.
ge~erli olan bir nitelik ya da yi.iklemdir. Ateizmin dogu~unda ve geli~iminde,
Yine, bir ~eyin var oldugunu soylemek, her~eyden once 1 evrendeki ger~ekligin
ayru zamanda onun bir oldugunu soyle- madde ve fiziki gi.i~lerden meydana gel-
mektir; ~u halde, birlik de, varhgm, ka- digini, ya~amla bilincin ~e~itli formlan-
tegorileri a~an ozsel bir ozelligidir. Ve run maddenin elementlerinin t;e~itli or-
hpkl, varhgm tum kategorilerde bulun- ganik formlar ~eklindeki bile~iminin
masi gibi, birlik te ti.im tkategorilere uy- sonucu oldugunu one si.iren tmaddecilik,
gulamr. Bunlar, tek bir kategoriyle smu- ve 2 ti.im di.i~i.incelerimizin, yalruzca du-
lanmanu~olup, bir tcins meydana ge- ywnlaruruzm bir sonucu oldugunu, bun-
tirmezler. Omegin, insaru 'akllh hayvan' dan dolay1 duyumsal kar~1hg1 olmayan
diye tarumlarsak, hayvan cins, akllWlk sonsuz bir Tann fikrine hi~bir zaman
da ti.irsel ayl.l'um olarak ortaya ~lkar; bu- sahip olamayacagmuz1 one si.iren du-
rada, hayvanhk akdhhga, cins ti.irsel yumculuk ~ok etkili olmu~tur. Ateizmin
aymma yi.iklenemez, fakat varhk her dogu~una, aynca 3 Tann'nm varolu~u
ikisine de yi.iklenebilir. nu, dogada bir di.izen bulundugu gozle-
ataraxia. tKu~kucularda, hi~bir konuda minden ve her di.izenin bir di.izen verici-
hi.iki.im vermeme, her konuda yarg1y1 as- nin varhgtru gerektirdigi onci.ili.inden
kya alma ve varhk i.izerine speki.ilasyon- hareketle karutlayan di.izen kanitma ol-
lara giri~meme sonucunda elde edilece- di.iri.ici.i bir darbe indiren ve dogadaki
gine inarulan ruhsal huzur hali. di.izenin, Tann'run eseri degil de, doga-
Ataraxia tEpiki.iros~ular tarahndan da, daki evrimin bir sonucu oldu~nu savu-
mutlulugun en temel, en onemli unsuru, nan tevrimcilik, ve hepsinden onemlisi, 4
insan i~n en fazla arzu edilir olan hal modem felsefenin ozneden hareket eden
olarak tammlanu. bak1~ a~lSl, varolu~un hakikat ve dege-
Athenagor a a 83

rini insa1un i~inde bulan, insan1n oznel- cia bilinir.


Jigini varhg1n hakikatinin temeli yapan athanatizm. Ruhun olumsuzlugune du-
ve M utlak olanag1n1 ortadan kalduan i,- yulan inan~ .
kinlik ilkesi ~ok buyuk bir etki yapml~ Yunancada olumsuzluk bildiren a one-
tlr. kiyle, olum anlamina gelen thanatostan
Ateizm, yukanda da i~aret edildigi meydana gelmi~ olan athanatiz1n, ruhun
uzere, pratik ve teorik ateizm olarak ikiye (bilincin, zihnin, benin, ki~iligin) olum-
aynhr. Bunlardan teoJik ateizm, Tanr1'run den sonra, ~urada ya da burada, ~u ya
varolu~unun~ Mutlak ya da Mutlak Var- da bu bi~im altmda varoldugu inanana
hk olanaguu tumuyle d1~layan bir du- da yatunak tadtr.
~unce siste1nine dayah olarak yadsJn- Athenagoras. M. S. 2. yuzyllda ya~a1n1~
masmdan 1neydana gelmektedir. Pratik ve Hristiyanlan ahUikstzltk ve devlete
ateizm ise, ki~inin ya~am1n1 Tann konu- itaatsizlikle su~layan putperestlerin id-
sunu hi~ gtindeme getinneden surdur- dialanna kar~1 ~1kmak ve Hristiyan
mesinin ve davran1~lannda yaln1zca inanc1yla ibadet ilkelerini Yunan ve
sonlu ve dunyevf degerleri temele ahna- Roma dunyas1na yaymak i~in, 177 y1
suun sonucu olan ateizmdir. Ba~ka bir hnda bir apoloji kaleme alm1~ olan Hl-
deyi~le, pratik ateizm, insarun eylemle- nstiyan du~unur.
rinde, Tann'yla olan ili~kisini tumuyle Apolojisinde, H1nstiyanlarla ilgili, daha
gozardi ebnesinden ya da Tann sanki once Yahudilere de yoneltilmi~ olan
hi~ varolmuyormu~ gibi ya~amas1ndan tateizm ya da putperestlerin tanrdanna
olu~ur. inarunama, ziyafetlerde ~ocuk yeme ya
Teorik ateizm kendi i~de, olumsuz ve da yamyaml1k ve ensest ya da akrabayla .
olumlu teorik ateizm olarak ikiye aynhr. cinsel ili~kide bulunn1a gibi su~lamalar
Buna gore, olumsuz teorik ateizm belirtik kar~1S1nda Hristiyan inanc1yla Hristi-
bir bi~de ifade edildigi zaman, Tan- yanlan savunan, ateizm ve ~ oldur
n'nin varolu~u kategorik olarak ve kesin me su~lamalanna kar~1, Hristi yanlarm
bir bi~mde yadsllUJ', di.inya ve insanla il- tek bir Tann'ya kan dokmeden ibadet et-
gili olarak, a~km bir ilk ilkeyi ya da tikleri yarutuu veren Athenagoras, Hris
olumsi.i.z bir insan ruhunu zorunlu ol- tiyarun ezeli-ebed.i ve tinsel bir Tann
maktan 9kartan gene) bir kavray1~a ula- inancuu akd yoluyla ve Yunan takd-
~llu. Buna kar~1n ayn1 ateizm ortiik bir ahgirun kavramlanyla temellendirmeye
bi~de ifade edildigi zaman, Tann'run -;ah~m1~tlr.
varolu~u tasdik edilse bile, Tann O'nu Bu konuda, dogrudan dogruya tPla-
Tann yapan temel, ozsel Slfatlanrun bi- ton'a mi.iracaat eden du~i.inur, maddeye
rinden, varolu~unu olanakstz veya an- ~ekil veren Tannnln maddeye a~k1n ol-
lamsiz kllacak ~ekilde, yoksun buakd1r. masl gerektigini, yok olup giden maddi
Olumlu teorik ateizm ise, a~kln ilk ilke- varhklann nedeninin yok edilemez ve
nin gerekliligini kabul etmekle birlikte, tinsel olmak durumunda oldugunu
onu, insarun i-rindeki du~unen oznel iddia etmi~tir. 0, u~lelnecilik veya tes-
ogeyle, insarun bilgiyle varhg1, bUgelikle lis inanc1 ya da dogmasll\.l da, ilk kez ola-
eylemi, ozgurlukle zorunlulugu ozde~ rak akll temeli iizerinde anla~lllr Jolma
le~tirmesine yol a~an CDgitoyla degi~ti ~abas1 vermi~, Hristi yanlann ezeli ebedi
rir. Soz konusu ateizm, insarun toptan ve yetkin bir Tann'ya inandJglnl soy-
ozerkligi ve mutlak ozgi.irlugi.ini.in bir lerken, Tann'n1n u~ ayr ki~ilige burtin-
geregi olarak ortaya ~ Buna gore, in- mesinin -;oktannc1 bir inan1~ olmadJgl-
sarun ozgur olabilmesi ve odevleriyle ey- nl vurgulam1~ olan Athenagoras, hpkJ
lemlerinden sorun\lu tutulabilmesi i~, aziz Justinus gibi, yalruzca Hristiyan
Tann'Jun varolmamas1 gerekir. Bu ate- vahyi araahgyla elde edilebilen tek bir
izm, Tann'nm yerini insana verdigi i~n, dogru felsefe ya da bilgelik oldugunu
ayru zamanda an tropolo jik ateizm olarak one surmi.i~tur.
S4 Ahnan

Alman. Hint feisefesinde, ben, ruh ya da ayn~hnld1~1 ya da boii.indu~i.izaman,


ego olarak tan1mlanan ve benli~i.n son- ortaya -;Jkanlamayaca~Jna one si.iren or-
suz tozi.i olarak anla~nlan ~ey. ganizmacJ anlay~n tam kar~1s1nda yer
Bireyin -;e~itli organ ve yetilerinin i~ alan atomculuk, du~unce tarihinde fel-
levleriati yerine getirmesini saglayan gu-; sefi atomculuk ve bilimsel atomculuk olarak
olan Atman, t1pk1 varh~1n temelinde ikiye aynlmaktad1r.
tannsal ger-;ekli~in, +Brahanan'1n ohnas1 Bunlardan 2 felsefi ya da meta}Uiksel
gibi, ki~in!n tum faaliyetlerinin temelin- atomculuk' un kokleri tlk-;a~ felsefesine
de bulunur. Tann'n1n, Brahman'1n bir kadar geri gider. Ba~ka bir deyi~le, once
par-;as1 olan Atman, Brahmanizme gore, Leukippos ve Demokritos, daha sonra da
olumden sonra varh~1n1 surdurdugu, +Epikuros ve Romah tLukretius tarafan-
varolu~un ba~lanndan kurtuldu~u i-;in, dan savunuhnu~ olan ve ger-;ekli~in
Brahmanla bii tunJc~ir, birle~ir. atomlardan meydana geldi~ini dile geti-
Ba~ka bir deyi~le, Atmanla Brahman ren o~retiye gore, a) maddenin en ku-;uk
birle~tiren Hint felsefesine gore, evren- bOlunemez par-;ac1klan olan atomlar, va-
de tek bir ger-;ek varhk, 1nutlak bir oz rolan her~eyin nihai ve en yuksek bile-
olabilir. Bu varhk, bi.itun evren dikkate ~enleri olup, yaln1zca buyukluk, ~ekil,
ahnd1ganda Brahanan, tek tek bireysel kahhk ve hatta a~nhk gibi ozelliklere sa-
varhklar soz konusu old u~u zaman ise, hiptirler. Ezeli-ebedi olarak varolan atom-
Attnand1r. Evren Brahnand1r, Brahtnan Jar, basit ve aynd1rlar, ba~ka bir ~ye in-
ise, ger-;ekte bizim i-;ilnizdeki Atmandan dirgenemezler. Atomlar, ozleri itibariyle
ba~ka bir ~ey de~ildir.
de~i~mezdirler, yani onlann ozsel do~a
atomculuk [Os. zerTiye, ciiz'i ferdiye; lng.
lan ezeli-ebedi olarak ayn kahr. c;aplak
atoJnism; Fr. atomisnre; AI. atomismus]. 1
gozle goriilemez olan atomlar, kendile-
Gene) olarak kompleks ya da kanna~1k
rinde renk, tat ve koku gibi oze1liklere
fenomenleri, onlan sabit ve de~i~mez
sahip degildirler. SOz konusu ikincil nite-
par-;aclk ya da birilnlerin toplamlan ola-
likJer, varolan sonsuz say1daki atom un
rak gonnek suretiyle a-;aklayanJ fiziki
duyu organlan uzerindeki etkisiyle mey-
dunyarun, maddi evrenin gozle gorule-
dana gelir.
aneyecek kadar ki.i-;uk par-;acJklardan
Ba~ka bir deyi~le, atomlardan meyda-
1neydana geldi~ini savunan goru~.
Atomculuk ozu itibariyle, tanalitik bir na gelen bile~ik cisimlerde, ger-;ekten
o~reti olup, do~adaki varhklan butun-
onlara ait olan niteliklerle, onlann bir
lerden -;ok, par-;ac1klardan meydana araya geli~lerinden ve onlan algllayan
gelen toplamlar olarak gorur. Par-;alan bir varh~an ozel yap1s1ndan kaynakla-
butiinun nitelikleri arac1h~yla a-;1kla- nan nitelikleri, atomcu ogretiye gore,
yan tholizmin tersine, atomculuk butu- birbirlerinden ayumak gerekir. Birinci-
nun gozlemlenen ozellik.Jerini bile~enle ler, atomlara ger-;ekten ait olan birincil
rin ozellikleri ve hareketleriyle a-;1.klar. niteliklerdir. Buna kar~Jn, ikinciler nes-
Ote yandan, atomculuk realist bir goru~ nel bir varolu~a sahip olmayan, atoJnla-
olup, mekanist bir evren goru~uyle bir- nn -;e~itli ~ekillerde bir araya gelmeleri
le~ir. ve bizim duyu-organlanm1z uzerine
Ba~ka bir deyi~le, atomlann zihnin yaphklan etkinin sonucu, bizde varo-
oznel yapunlan olmay1p, d1~ ya da ak- lan niteliklerdir. Bu atomcu anlay1~,
tuel ger-;eklikte varoldu~unu savundu- maddi ~eylerin birincil ve ikincil nite-
~u i-;in realist bir o~reti olan atomculuk, likleri aras1ndaki farkl1h~1 vurgulama-
gozlemlenebilir olan tum de~i~meleri sayla, 17. yuzy1hn P. tGassendi ve P.
atomlann hareketleriyle a-;klad1~1 i~n, Boyle gibi atomculanyla, +Locke gibi
ayn1 zamanda mekanist bir goru~u yan- deneyci du~unurlerini bir anla1nda on
Sihr. Bir butun un do~as1nm, par-;alanna cele1ni~tir.
Aufldiirung 85

Sozunu ettigimiz bu metafiziksel atom- 6 Psikolojide +t;agn~1mc1hk goru~un


culuga gore, b) evrendeki her nesne ya de ifadesini bulan atomculuk, zihin
da cisimsel varhk, bile~ik olan her~ey hallerinin basit ve ayn bile~enlere aynl-
bo~ mekanda dag1lm1~ olan atomlann mak suretiyle analiz edilebilecegini ve
bir birle~iminden ba~ka hit;bir ~ey degil- bir zihin halinin ayn atomik olgulann,
dir. Ta~lar ve sandalyeler gibi canslZ nes- duyu ve izlenimlerin bir birle~iminden
nelerin yamnda, canh ~eyler, hatta insan meydana geldigini savunan psikoloji
zihni de, atomlardan meydana gelmi~tir. anlay1~1m tammlar. Tum zihinsel feno-
c) Metafiziksel atomculuga gore, atomla- menleri ve zihinde olup bitenlere ili~kin
nn varh~1, atomlann i~inde hareket ede- deneyleri, psikolojik atomlar, manhksal
cekleri bo~ bir mekamn varolu~unu ge- atomlar, izlenim1er, duyu verileri diye
rektirir. Bundan dolay1, bo~lu~ atomlarla adlandmlan ve ayra, biricik ve baglm-
aym anlam i~inde olmasa da, var olmak SlZ bir bit;imde varolabilmeye yetili ol-
durumunda olan bir gert;ekliktir. duklan, varolu~lanm at;1klamak it;in
d) Hareket, atomlann temel bir ozelligi ba~ka hit;bir ~eye ihtiya~ duymad1klan
oldu~unu soyleyr?n felsefi ya da metafi- du~unulen ogelerin ard arda geli~i ve
ziksel atomculuga gore, harekelin za- birle~imleriyle at;1klayan atomcu psiko-
man it;inde bir ba~langlCl yoktur. Atom- loji goru~u, sosyal psikolojide ise, tum
lar bo~lukta farkh h1zlarla du~erler. Bu toplumsal fenomenlerin grubu meyda-
du~u~ s1rasmda, atomlann buyuk olan- na getiren bireylerin etkilerinin topla1m
lan, kut;uk olanlara t;arparak, onlann olarak gorulmesi gerektigini one suren
yonlerini degi~tirir. Bu durumun bir so- yakla~1m1 ifade eder.
nucu olarak, sonsuz bir vunna ve t;arp- 7 Atomculuk sosyoloji alanmda ise, ho-
malar dizisi ba~lar. c;evremizde gordu- lizme ya da butunciiluge kar~1 bir goru~
gumuz her~ey, bu t;arpmalann urunu olarak ortaya ljlkar. Buna gore, sosyoloji-
olarak meydana gelir. Soz konusu de atomculuk, toplumlarm en iyi bir bi-
du~me, t;arpma ve birle~me olaylann-
t;imde, kar~ahkh bir etkile~irn it;inde bu-
da hit;bir ~ek.ilde bir raslantadan soz edi- lunan bireysel birim ya da atomlardan
lemez. Tum bunlar mekanik bir zorunlu-
meydana geldigi du~unuldugu zaman
lukla ortaya &;~karlar.
anla~dacaglru soyler; sosyolojinin top-
Felsefi atomculuktan sonra geli~mi~ lumsal yapdan konu alan bir analizle
bir kuram olan 3 bilimsel atomc:ulukta ise
degil de, toplumu meydana getiren bi-
tum di.kkatler, somut fenomenlere ili~
reylere ve bireylerin eylemlerine yukle-
kin at;Lklama uzerinde yo~unla~hnhr.
dikleri anlamlara ili~kin incelemelerle
Atomlarm ozellikleri, a~dclarunak duru-
geli~ip ilerleyebilecegini savunur.
munda olan fenomenlerle ili~kili olarak
belirlcnir. Bu nedenle, ondokuzuncu yuz- atomik olgu [ing. atomic fact; Fr. fait ato-
YJlln kimyasal atom kuram1, her kimya- mique]. Tikel bir ~eydeki bir nitelikten
sal ogenin kendi ozgul atomlan ve her ya da tikel ~eyler arasmdaki bir ili~ki
kimyasal bile~igin de kendi molekulleri den meydana gelen en basit, en temel
oldu~unu kabul eder. ve ba~ka bir ~eye indirgenemez olgu.
Atomculugun t;e~itli alanlardaki uygu- Atomik bir onenneyle atomik bir olgu
lamalanna gelince ... Atomculuk, t;agda~ arasmda birebir bir ili~ki vardu. Orne-
felsefede, 4 +Russell ve tWittgenstein ta- gin, ozneler (ozel isimler) terimlere (ti-
rafmdan, manhksal atomculuk ad1 alhn- kellere), s1fatlar niteliklere ve fiiller ili~
da, metafiziksel ve dilsel bir ogreti ola- kilere kar~1hk gelir ..
rak one surUlmu~tur. Yine 5. atomcu Aufklarung. Almancada +Aydmlanma.
goru~, onyedinci yuzydda, madd[ atom- Aydmlamna c;ag1 anlamma gelen Zei-
ian metafiziksel nokta ya da birimler ola- talter der Aujkliirung ise, 18. yuzyd Al-
rak monadlarla degi~tiren tLeibniz tara- manya'smda, du~unsel bir ozgurle~me
fmdan benimseruni~tir. ya da kurtulu~ hamlesinin, ozellil,de
86 Augustinus

tLeibniz'den ilha1n alarak, geli~mesini bor-;ludur. Madde de Tann tarahndan


sa~lamaya -;ah~an dii~iince hareketini yarahlmt~hr, bu yiizden madde kotii
ifade eder. Bu hareketin ii-; biiyiik tem- olamaz. Zira, Tann tarahndan kotii hi-;-
silcisi tWolff, Lessing ve tHerder'dir. bir ~ey yarahlmamt~hr .
Hareket Romantiklerin 'Alman halki- Ba~ka bir deyi~le, Augustinusa gore,
nnl ulusal dehas1' dedikleri ~eyi hayata hi-;bir ~ey Tanr1n1n yaratma iste~i ol-
ge-;irecek yeni bir tiyatro, yeni bir ~iir madan varh~a gelemeyece~i i-;in, varo-
ve bir estetik yaratma -;abas1 i-;inde ol- lan her ~ey bir varh~a sahip oldu~u sii
lnu~tur. rece, iyi olmak durumundad1r. 0, d1~
Augustinus, Aziz. 354-430 ydlan arasin- ger-;eklikte iyilik dereceleri olduBu i-;in,
da ya~am1~ olan, iinlii Hristiyan dii~ii farkh varhk derecelerinin de o1mast ge-
niir. Temel eserleri: Civitas Dei (Tann rekti~ini one surer. Bundan dolay1, yok-
Devleti], Confessiones [ltiraflar] Epis tolae lu~a yak1n olan formsuz madde bile,
[Mektuplar]. Tam1 tarahndan yaratdm1~ oldu~u i~,
Teknik dtizeyi olduk~a yuksek olan bir iyi olmak durumundadtr. Bu, diinyada
felsefe sergilemekle birlikte, 'Anlayabil- var olan kotiilii~iin nedeninin, .Aziz Au
lnek i-;in, inan1yoruml anlayi~Iyla felse~ gustinusa gore, maddi varolu~ olama-
feyi dine tabi kllm1~ olan Augustinus, yaca~l anlam1na gelir. insan1n giinah-
Hristiyan dininin temel o~retilerini te- karh~Inln sorumlusu, onun i-;inde bu-
me liendire bih nek i-;in, Yeni-Platonru lundu~u maddi ko~ullar olamaz.
felsefeden ve Platoncu kavramlardan Augustinus'a gore, biitiiniiyle do~a du-
yararlanm1~ttr. inanc1 temele alan Au-
rumunda bulunan vah~i insan, do~al
gustin us'a gore, akhn gorevi, tannsal
insan yoktur. Bunun nedeni insarun.. do-
vahiy temeli iizerinde, inan-; yoluyla hi-
ganln de~il de, Tannrun eseri olmasidli'.
linen ~eylerin a-;Iklanmas1 ve aydnh~a
lnsan, ona gt;re, Tann taranndan yaratd-
kavu~turuhn as1dtr.
mi~ olmanm izlerini hep ta~Jr. lnsan1n
Felsefeyi teolojiye, inane akla tabi kdan
mutlulu~un p~inden ko~mast, Augus-
Aziz Augustinusa gore, Tann ezeli ve
ebedi olup, insanhk diizeyinin iistiinde tinusa gore, bir raslanb de~ldir. lnsarwt
mutlulu~u aramas1, onun eksik ve sonlu
olan bir varhk olmak durwnundad1r. 0,
olu~unun bir sonucudur. Onun mutlulu-
varh~m kendisidir: Tann, kendisinden
daha miikemmel ya da yiice hi-;bir ~yin Bu yalruzca Tannda bulmas1 da bir ras
bulunmadi~J varhkt1r. Tann miikem- lanb olamaz. lnsan1n mutlulu~u, ondak.i
mel oldu~u i-;in, ayn1 zamanda basittir. sevgi, ozellikle de Tann a~lu tarahndan
Tannrun bilgisi, bilgeli~i, iyili~i ve belirlenir. lnsan do~al olarak sever, zira
giicii, O'nun ozlinii meydana geti~ir. sevmek insarun kendisini a~mas1 de-
Aziz Augustinus, bundan ba~ka i~nde mektir.
ya~adi~Imiz diinyadaki ~eylerin Tann'- lnsarun sevmesi kae;uulmazdiri -;iinkii,
run varh~1n1 ve faali yetini yansttb~l du- insan eksik bir varbkhr. August:inus, in-
~lincesindedir. Tanr1tyla dlinya arasmda- sanm Taml'y1 sevecek ~ek.ilde yarahld1~
ki bu ili~kiden dolay~ ona gore, birini bil- ~ru sayler. Tann sonsuzdur. ~u hAlde,
mek di~erini bilmek anlanuna gelir. insan1n do~as1 o ~ekilde meydana geti~
Aziz Augustinus, Tann hakklnda en rilmi~tir ki, yabuzca Tanr1, yani sonsuz
-;ok bilgisi olan insarun diinyanJn ve varhk, ona en yiiksek doyum ve mutlu-
ozelJikle de insan1n ger-;ek do~astnl ve lu~u sa~layabilir. Tam1tyt sevmek, Au-
kaderini en iyi bir bi-;imde bilebilece~i gustinus'a gore, insarun en yill<sek ama-
ni savunur. Ona gore, Tann bu diinya- Cl olan 1nutlulu~un ko~uludur. <;iinkii,
YI hi~ten yaratnu~tu. Diinya, Tannnin yalruzca sonsuz olan Tann, insandaki en
ozgiir eyleminin bir sonucudur. Bu temelli ihtiya-; olan sonsuzluk arzusunu
diinyadaki her~ey varolu~unu Tannya tatmin edebilir.
A venarius 87

Austin, John. 19. ytizylm en etkili ve Dilin felsefedeki onemini vurgulayan


onemli hukuk felsefecisi. lngiliz dti~ti Austin, dilsel tanalizin felsefi problem-
ntirler ). tLocke ve Jeremy tBentham'dan ler i~in anahtar oldugunu belirtmi~tir.
etkileruni~ olan Austin, hukuk ile ahlak Ona gore, gtindelik dile ili~kin analiz,
arasmdaki aymm ve farkhhg1 a~1k hale insam ~evreleyen dtinya ile ilgili kabul-
getirmek i~in, hukugun aynntth bir tam- lerimizi a~1ga ~1kanr ve dtinyaya ili~
mml yapm1~, hukugun ne oldugu ve kin kavrayl~lmlZI gti~lendirir. Austin
ne olmas1 gerektigi sorulanm yarutla- bu ~er~eve i~inde, yapay ve yetersiz
maya ~ah~m1~hr. buldugu, gtindelik dilin karma~lkhg
Yaram bir ahlak gorti~ti benimsemi~ na ve inceligine eri~emedigini one stir-
ve yasayla hukuk kavramlan tizerine dugu forme! manhgm dilinin kularul-
sistematik bir tanaliz ger~ekle~tirmi~ masma kar~1 ~1km1~hr.
olan Austin, tum yasalann bir egeme- Austin'e gare, gtindelik konu~ma uzun
nin buyruklan oldugunu savunur. Bu- bir zaman dilimi boyunca olu~turul
yurma, bir ba~kasmm bir eylemi yap- mu~tur, ve onun i~erdi~ farkh sozctik-
masm veya bir eylemden saklrunasm1 ler ve diger ifade ttirleri, raslanllsal olu-
ongoren, ve uymama halinde bir yaph- ~umlar olmaytp, belli ama~lara hizmet
nm tehdidi ile desteklenen istek ifadesi- eder. Bundan dolay~ o farkh s6zctiklerin
dir. Buyurulan eylem ise, Austin'e gore, farkh kullarumlara konu olup, farkh man-
bir Odevdir. bksal aymmlara ~ret ettigini sayler.
0 ti~ ttir Odevi birbirinden aymr. Birinci ~te, felsefenin en temel gorevi, bu ayt-
ttirden Odevler, en ytiksek fayda ilkesini nmlan ortaya ~1kannak ve daha sonra da
hayata ge~iren dini Odevlerdir. Bu Odev- bunlann geleneksel felsefi problemlerle
ler, insan varhklannm en ytiksek mutlu-
bir ili~kisi olup olmadtguu gostennektir.
Iugunu isteyen Tann tarafmdan buyu-
Filozoflann felsefi bir probleme, proble-
rulurlar. Austin onlara, bir egemen, bir
min ilgili oldugu olgular ve ozellikle de
tisttin gti~ tarafmdan buyurulduklan
io;in, adevler aduu vennekte, soz konusu dilsel olgular hakkmda a~1khga kavu~
egernen Tann oldugu io;in de, onlan dini madan yakla~bklanm soyleyen Austin,
diye nitelemektedir. Ahlaki Odevler ise, sozctikleri ve onlarm felsefi problemlerle
bir toplumda hakim olan ahlaki kodlar olan ili~kisini konu alan bir ara~hnna
tarahndan ortaya konur. Onlar, !opium nm ortak bir i~birligiyle ger~ekle~tirile
tarafmdan buyurulduklan i~in, odev- bilecegini dti~tinmti~ttir.
lerdir. Buna kar~m hukuki Odev ya da autarkeia. Antik Yunan'daki ahlak sis-
yasalar ise, politik bir toplumda ege- temlerinde, mutluluj!;un vazge.,:ilmez on
men gti~ tarafmdan buyurulur. Yasalan ko~ulu ve erdemli insarun temel ozelligi
ahlaki ya da dini Odevlerle bagda~ma olan, ki~inin kendi kendisine yetmesi ya
yabilen hukugu, ahlaktan ya da ahlakm da ozerk oJmaSI durumu.
temel ilkelerinden ay1ran ~ey, yasarun Avenarius, Richard. 1843-1896 y1llan ara-
politik toplumdaki egemen gti~ tarabn- smda ya~arru~ olan Alman filozofu.
dan konulma ozelligidir. tEmpiriy<rkritisizm olarak bilinen bilgi
Austin, John Langshaw. 1911-1960 yllla- teorisini geli~tirmi~ olan Avenarius,
n arasmda ya~am1~ ve insan dti~tince a~m bir pozitivist anlay~la her ttir me-
sini gtindelik dili incelemek suretiyle tafizige kar~t ~1km1~ ve bilgi olarak,
analiz etmeye kalk1~ml~ olan tinlti ln- yalmzca saf deneyde verilmi~ olaru
giliz filozofu. Temel eserleri: How to do kabul etmi~tir. Avenarius'a gore,. gele-
Things with Words? (SOzctiklerle Neier neksel metafizigin yapag1 aymnun i.ki
Yap1hr?), Sense and Sensibilia (Anlam ve ucunu olu~turan i~ deneyle dt~ deney,
Anlamda~Iar), Philosophical Papers (Fel- psikolojik olanla fiziksel olan ya da 6zel.
sefe Yaz1lan). duyumlarla zihinden bagtms12 olarak
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - ------------------- ---------

88 avidya

varolan dtinya arasmda hi~bir fark ol- zihniyle bireyin bilincini, bilginin 1~1-
maytp, ger~ekte yalruzca saf deney var- ~yla aydmlahna yontindeki ~abalary
du. Ba~ka bir deyi~le, idealizmle mad- la se~kinle~en ktilttirel bir doneme, bi-
decilik arasmdaki kar~11h~l bir ~ekilde limsel ke~if ve felsefi ele~tiri ~a~ma,
a~may1 deneyen ve bu tarh~maya son felsefi ve toplumsal harekete verilen ad.
vermenin yolunu, ger~ekli~i, ne tinsel ne Aydmlaruna hareketi i~inde yer alan
de maddi diye nitelenebilecek fenomen- dti~tintirler, dti~tince ve ifade ozgtirlti-
lere indirgeme i9leminde bulan Avenari- ~ti, dini ele~tiri, akd ve bilimin de~eri
us, saf deneyin, yani yorumla kan~rna ne duyulan inan~, toplumsal ilerlemey-
lnl~ deneyin ozsel do~asm1 gozler online le bireycili~e onem verme ba~ta olmak
sermeye ~ah~m1~hr. tizere, bir dizi ilerici fikirin geli~imine
avidya. Budizmde, ttim ya~amm ve acl- kalktda bulurunu~lardlr' oyle ki soz ko-
lann tek nedeni olan, ba~tmhhk ve tut- nusu temel ve laik fikirlerin modern
sakh~a, yani tutkulara, dtirttilere ve do- toplumlann ortaya ~~ki~mda btiytik bir
yumsuzlu~a yol a~an ve kurtulu~u rolti olmu~tur.
engelleyen bilgisizlik durumu. Aydmlaruna hareketi tBacon, tHobbes
ayalh evren [lng. sublunary world; Fr. ve tLocke'un deneycili~iyle, ilk olarak
monde sublunaire ]. Evreni ikiye ayuan ingiltere'de ba~lam1~ ve daha sonra I.
tAristoteles'te, aytn alundaki varhk ta-. Toland ve M. Tindal'm tdo~alch~yla
bakasma, aytistti evrenin ka~1 kutbunu dinsel bir renk alm1~11r. Ayd1nlanma
meydana getirip, suas1yla toprak, su, Fransa'da, ba~langt~ta ~ok fazla yaplCI
hava ve ate~ten meydana gelen yeryti- olmam1~, daha ~ok ge~mi~e, siyasi yap1
ztine verilen ad. Bu evrendeki varhklar, ve dinsel dtizene yonelik radikal ele~ti
duyusal bir yap1da olup, varl1~a gelir, rilerle geli~mi~tir. Nitekim, FransiZ filo-
ve daha sonra yok olup giderler. zoflan, felsefelerinin hareket noktasl-
Ayalh evrenin kar~1smda yer alan, ve mn, saraydaki ahlAid ~tirtimeden ve
eter ad1 verilen be~inci o~eden meyda- krahn iktidannm kottiye kullamlmasm-
na gelen varhk alamna ise, Aristoteles dan ald1~1m belirtmi~lerdir. Burada,
aytistti evren admt verir. Soz konusu Descartes'm 'a~1k ve se~ik dti~tinceler'
varhk alam, gtine~, ay, gezegenler ve ~retisi, tSpinoza'nm dine kar~l takm-
yldzlar ttirtinden goksel cisimlerden di~l ele~tirel tav1r, akilc1 dti~tince,
olu~maktad1r. Yldizlar ve gezegenler, Bayle, tMontesquieu, tVoltaire ve Rous-
Aristoteles gore, yok edilemez olan, tan- seau'yu hazulaml~hr. FransiZlann Ay-
TISal varhklard1r. Bundan dolay1, Ariste>- dmlanmaya yapbklan ba~ka onemli bir
teles hpki Platon gibi, onlarm yetkin bir katki da, t Ansiklopedinin yaymlanmas1
hareket tarz1, yani dairesel hareket sergi- olmu~tur.
ledi~ini savunmu~tur. SOz konusu hare- Almanya'da ise, Aydmlanma hareketi
keti a~lklarnak i~in, elli be~ lane ktirenin Leibniz tarafmdan ba~lahlml~ ve bura-
varoldu~unu one stiren Aristoteles'e da 'do~al hukuk'u savunan tGrotius ve
gore, en dt~ ktire, hi~ durmaks1zm ytik- Thomasius gibi dti~tintirlerle, 'do~al
sek bir h1zla donen ve hareketini daha din' dti~tincesine kalkt yapm1~ olan
a~a~1 ktirelere do~ru ileten sa bit ytldlz- tWolff, Lessing ve tHerder gibi filozof-
lar ktiresidir. lar, Peztalozzi ve Francke gibi e~itimci
aydtnlanma [Os. tenevvilr; lng. enlighten- ler ve nihayet akh her alanda on plAna
ment; Fr. le siec/e des Iumieres; AI. au fkla- ~tkartan Kant gibi btiytik dti~tintirler
erung]. Avrupa'da 17. ytizyt.lm ikinci tarafmdan geli~tirilmi~tir.
yans1yla, 19. ytizy1hn ilk ~eyre~ni kap- Genel olarak de~erlendirildi~inde, Ay-
. sayan ve onde gelen birtak1m filozofla- dtn!anmay belirleyen birtakun tav1r ya
nn akh insan ya~ammdaki mutlak yo- da e~ilimden soz edilebilir. Bunlar sua-
netici ve yol gosterici yapma ve insan syla thtimanizrn, tdeizm veya ateizm,
aydmlllnma 89

tak.!lcihk, tilerlemecilik, tiyimserlik ve bilimleri ve matematik alarundaki ba~n


evrenselciliktir. Bunlardan hiimanizm, larla Slmrlanml~ dej\ildir. Bu <;erc;eve
Aydmlamnada, her~eyden once di.inya- i<;inde, bi.iti.in bir toplumun, insan doj\a-
run, suurlan doj\a tarahndan dej\il de, sma ve hi.imanizmin dej\erlerine gore,
ulusal suurlar tarahndan 9zilen, insanf akhn 1~1j\mda yeniden di.izenlenmesi
bir di.inya olduj\u, anlarruna gelir. Di.inya gerektij\i inanc1, Aydmlanmarun en
Tann tarahndan yaralllml~tlr, fakat o onemli inan<;larmdan bir ba~kas1d1r. Bu
arhk insanlarm elindedir. Buna gore, donemde din bile, akhn si.izgecinden ge-
di.inya, insarun dej\erleri, tutkulan, umut <;irilir ve dinin kendisinden <;ok, ak1l yo-
ve korkularyla belirlenen insanf bir ev- luyla temellendirilemeyen bani inan<;la-
rede bulunmaktad1r. Bu evrede, insanm ra saldmhr.
evrensel olan doj\asma bi.iyi.ik bir inan<; A ydmlanmarun akllclhj\1ru tamamla-
beslertir. Temel duygulann, fikirlerin yan ~y. sm1rs1Z iyimserli.k olmu~tur.
her yerde ayru olup, ulusal, ki.ilti.irel ve Bu iyimserlij\in temelinde ise, evrenin
1rk bakmundan olan farkhh.k.lann yapay rum yonleri ve her ayrmbs1yla rasyonel
olduj\u savunulur. Aydmlanma boyun- olduj\u inana bulurunaktadll. Fizikf
ca, bir yandan farkhh..klara ho~gori.iyle evren rasyonel olduj\una gore, onda bir
balahrken, bir yandan da insarun doj\as1 di.izen vardll ve bu di.izeni belirleyen
ve ger<;ek anlam1 gi.in 1~1j\ma <;lkarhl- ~ey de, belli say1daki rasyonel il.kelerdir.
maya <;ah~1h.r. 'lnsanf olan hi<;bir ~ey lnsan varhj\1 alalh bir varlLk olduj\un-
bana yabana dej\ildir' sozi.i, Aydmlan- dan, ya da insan zihninin kendisi de ras-
marun en onde gelen sloganlarmdan bi- yonel olduj\undan, o bu ilkeleri k~fet
ridir. me ve evrendeki di.izeni anlayabilme
Aydmlarunada hi.imanizmi tamamla- kapasitesine sahip bir varhkhr. Ote yan-
yan tav1r ise tateizm veya deizmdir. dan, insan irddesini belirleyen oj\e de
Ba~ka bir deyi~le, Aydmlanmarun he- a.kll olduj\u i<;in, insan evrenin yap1sma
men ti.im di.i~i.ini.irleri <;oj\unlu.k ateist ve di.izenine ili~kin bilgisine dayanarak
ya da deist idiler. Hristiyanhktan nefret eylemek durwnundadll. Bundan dolay1,
eden bu di.i~i.ini.irler, babl inan<;larla, insan varhj\1 yalmzca kendisini dej\il,
baj\nazhk ve dini insanh.j\m ilerlemesi i<;inde ya~ad1j\1 toplwnsal di.izeni de ge-
oni.indeki en bi.iyi.ik engel olarak gor- li~tirip yetkinle~tirebilir.
mi.i~lerdir. !nan<; ve dine kar~1 t;lkarken Bu baj\lamda, Aydmlanmaya damgasl-
alai ve bilime sar1lan Aydmlanma di.i- m vuran bir dij\er ozellik, insan doj\as-
~i.incesi, Tann'nm evrene mildahalesine mn evrensellij\ine duyulan inan<;tan
kesinlikle kar~1 9knu~ ve bilirnin gerek- ba~ka bir ~y dej\ildir. Buna gare, her-
tirdij\i kendi i<;inde kapah ve di.izenli bir kes aym a.kla sahip olduj\undan, herkes
sistem olarak evren gori.i~i.ini.i benimser- ayru rasyonellij\i sergiledij\inden, uygun
ken, Tann'y en iyi durumda bir seyird bir ej\itim si.irednden ge911i~ olan her-
durumuna indirgemi~tir. kes ayru doj\ru sonu<;lara ula~mak du-
AkllcLILk ise, Aydmlanmada insarun rwnundadlr.
rasyonellij\ine, doj\u~tan getirdij\i akll- A ydmlanmarun sonuncu ve en belirle-
na inan<;la belirlenir. Buna gore, alai in- yici yoni.i, ilerlemedli.ktir. Aydmlanma
sana matematij\in en soyut, en karma- hareketi i<;inde yer alan di.i~i.ini.irlere
~lk doj\rularm1 anlama ve oj\rendij\i bu gore, Avrupa, bi.itiin birOrta<;aj\ boyunca
doj\rulan evrene uygulama olanaj\1 ver- si.iren bir babl iti.kadlar ve baj\nazhk do-
mi~tir. Akl1, yine insana, iyi planlaruru~ nemini geride blrakm~hr. Bu baj\nazh-
gozlem ve deneylere dayanarak, doj\ayla j\m ykh~mda, din kar~1smda kesin
ilgili sorular sorup yarutlama olanaj\1 bir zafer kazanan bilimin etkisi bi.iyi.i.k
saj\larru~br. Bununla birli.kte, akla ve in- olmu~tur. Modem bilim, evrenin ti.im
sarun rasyonellij\ine duyulan inan<;, doj\a farkh gori.ini.i~lere raj\men, temelde
90 ayd1nlanman1n ~okii~ii

;ok biiyiik, fakat olduk;a basit ve dii- ya~ayan i~;ilerin, ya~am ko~ullan a;I-
zenli bir mekanizma oldu~unu ortaya smdan, feodal donemin yoksul koyliileri-
;tkanm~tn. Bu diizenli evrenin bir par- nin ;ok daha gerisinde kald1klan gorill-
;ast olan insamn davram~l da, ondeyi- mii~rur. Yine, yeni bir ala1 ve demokra ti.k
ye ve kontrole elveri~li olup, insanla ozgiirliik ;a~ml ba~lataca~ma inarulan
i;inde ya~ad1~1 toplum bu bilgi ~~~~m FranslZ Devrimi teroriin egemenli~iyle
da sonsuzca geli~tirebilir. lnsanm refa- son bubnu~ ve devrimi mutlakiyet;i yo-
ht a;Jsmdan biiyi.ik bir ilerleme kaydedil- netimler izlemi~tir.
mi~ oldu~una gore, smustz ve siirekli bir Ote yandan, ondokuzuncu yiizydda or-
ilerlemeyi engelleyecek hi;bir ~ey yok- taya filkan insan tipi, Aydmlanma~un
tur. insan modelinden olduk;a farkh olmu~
Avrupa'da 18. yiizylda ortaya ;1kan tur. Buna gore, Aydmlanmanm akll tara-
felseff ve toplumsal bir hareket olan Ay- fmdan yonetilen, kendine giivenli, dt~a
dmlanma, 19. ve 20. yiizydlarda, zaman doniik insan ti.pi yerine, ondokuzuncu
zaman yo~un bir bi;imde ele~tirilmi~ yiizydda daha ;ok duygulan tarahndan
tir. Ome~in, 19. yiizydda, Romantikler yonlendirilen, tedirgin, yabanc:da~m1~ ve
Aydmlanmanm akhnm ruhsuz oldu~u i;edoniik bir insan ortaya ;1km1~tn. Dos-
nu soylerken, muhafazakarlar onu ;ok toyevski'nin Yeraltmdan Notlar adh ese-
radikal bulmu~lardtr. Yine Aydmlan- rinde tasvir etti.~i bu insan tipi, evreni an-
ma, do~a bilimlerini omek alan bir bilgi layan, diinya vatanda~1 olmay se;mi~
ve ak1lcthk anlay1~1 geli~tirdi~i i;in bir insandan ;ok, kendisini anlamakta bir
ele~tiriye u~ram1~hr. Aym ;er;eve i;in- biiyiik zorluklan olan, degil diinyayla,
de, Aydmlanma aktlclh~ma, geleneksel salt kendisiyle bile ban~amam1~, kotiim-
ahl~k ve dinin hakikatlerine kar~1 dii~ scr bir insand11.
man~a bir tav1r ald1~ i-;in kar~1 ~kd ayd1nlatan tecriibe [ing. luminous experien-
mt~ttr. Nihayet, y:UzydLmiZda Aydm- ce; Fr. expbiota lumineuse ]. A~km, yiice,
lanma hareketi, bireysel ve kiiltiirel kudretli, ola~aniistii giicii olan bir ger-
farkhhklan goz ard1 etti~i i;in ele~tiril ;eklikle, ozellikle de Tann'yla olan do~
mi~tir. rudan temasla belirlenen ve bu tiir bir
aydmlanmanm ~okii~ii [lng. aJllapse of mistik temas i;inde olan ki~iye sonlulu-
Enlightmment]. Bah kiiltiiriinde, onseki- ~unu, eksikli olu~unu, ba~1mhh~Im,
zinci yiizyda damgasm1 vuran Aydm- yete~izli~ini ve gii;siizlii~iinii gosteren
lanmamn temel o~eleri olan hiimaniz- tecriibe.
min, iyimserli~in, insanm smtrs1zca Bu tiir bir mistik ya~anb ya da tecrii-
yetkinl~ebilece~ine duyulan inancm, be, soze dokiilemez, aktanlamaz olup,
bilim ve teknoloji yoluyla tilerleme iil- ki~iyi temas i;inde oldu~u a~km ger-
kiisiiniin, a.kllahk ve evrenselcili~in, ;eklik, kendisi ve biitiin bir varhk ala-
ya~anan toplumsal ve ekonomik ko~ul myla ilgili olarak temelli bir biljimde
lara ba~h olarak, onemli ol;iide erozyo- aydmlahr, ba~ka bir kaynaktan sa~la
na u~ramas1 sonucunda, 19 yiizydda namayacak bir bilgi kazandmr.
ortaya ;Ikan Aydmlanma kar~1h tavn aydmlatma teorisi [ing theory' of illumina-
i;in kullarulan genel deyim. tion; Fr. tlliorie de l' eclairage ]. Bilgi felse-
Buna gore, her~eyden onre, bilimin, fesinde, s1mrh, de~~ken ve gelip ge;ici
maddi ve fizild ko~ullarda smmnz bir insan varh~mm zorunlu, ezeli-ebedi ve
geli~meye yol a;aca~I umulan bir sure; de~~mez do~rulan nasd bilebildi~i so-
olarak, teknoloji alanmdaki uygulamas1, rusuna yarut olarak getirilen teori. Aziz
Avrupa'da kentl~meyi ve kentlerde t Augustinus'un geneI kavramlann, zo-
yoksul gecekondu semtlerinin do~u~u runlu do~rulann bilgisini a;1klama tar-
nu h1zlandnmi~tn. l~te bu varo~larda zma kar~1hk gelen otreti.
Ayer 91

Duyuma ve bilgiye iJi~kin iyi bir anali- 1nesinin ancak ve ancak, insan zihnini
zin, insarun iki farkl1 bilgi tiiriine sahip Tann'ya bag1mh hale getiren bir aydln-
oldugunu ac;1ga c;Jkard1guu savunan latma yoluyla a-;1klanabilecegini one
Aziz Augustinus, bu iki bilgi tiiriinii stta- siirmii~tiir.
syla, giizel bir k1z omeginde oldugu Ayer, Alfred. 1910-1989 ylllan arasmda
gibi, d uyulann nesneleri olan som ut var- ya~am1~ olan iinlii lngiliz dii~iinur.
hkJann bilgisi ve giizellik gibi akLlla anla Temel eserleri aras1nda Language, Truth
~dabilir kavramlann ve ezeli-ebedi dog- nnd Logic [Oil, Do~ruluk ve Manhk], Fo-
rulann bilgisi olarak belirler. lnsan uJtdations of Emprical Knowledge [Empi-
gozleriyle maddi varhklan goriir, onla- rik Bilginin Temelleri], The Central Qu-
nn duyularla algdanan bilgisine sahip estions of Philosoply [Felsefenin Te1nel
olur, ate yandan akl1yla ezeli-ebedi, de- Problemleri], The Problem of Knowledge
gi~tnez dogrular1 kavrar. Sonlu bir var- [Bilgi Problemi] gibi kitaplar bulunan
hk olan insan, nasll olup da ezelr-ebedi Ayer, tBerkeley ve tHume'un empiriz-
dogrulan bilebilmektedir? insan zihni rniyle tRussell ve tWittgenstein'dan etki-
ic;i.n yedi arb ii-;iin toplanwun her zaman lenmi~ ve tViyana c;evresi'nin mantlk-;1
ve zoru.nlu olarak on etti~ini bilmek nasd pozitivizmi kapsanu i~nde degerlendiri-
miimkiin olabilmektedir? lecek gorii~leri benimsemi~tir. Ba~kil bir
Augustinus'a gore, insan zihni ezeli ve deyi~le, Viyana 0 niversitesinde, manbk-
ebedt degi~mez dogrulan gorebilmek, c;1 pozi tivizm iizerinde -;ah~m1~ ve once-
kavrayabilmek i-;in ayd1nlanmaya, ay- likle ger-;eklik, algs, ttiimevanm, bilgi,
dlnlahlmaya gerek duyar. l~te, bu ay~ anlam ve ba~ka zihinlerin varolu~u tii-
d1nlatmanm kaynag1nda Tann vard1r. riinden konulan ele alll\19 olan Ayer, Vi-
Bu ayd1nlatma, insan1n bilgide fiziki yana ~vresinin gorii~leriyle lngiliz dil-
nesnelerin degi~mesinin ve insan zihni- sel analizi aras1nda bir bag kurma -;abasa
nin sonlulu~unWl neden oldugu s1rur i~nde olmu~tur.
laman1n iistesinden gelmesine olanak Filozof kariyerinin ba~larmda, bir
verir. Yani, insarun Tannya her baklm- onennenin, dogru oldugu deney yoluy-
dan muhta-; oldugunu one siiren Au- la kesin sonuc;lu olarak gosterilmedik-;e
gustinus'a gore, bu durum bilgi i-;in de anlamsaz oldu~unu dile getiren gii-;lii
ge-;erlidir. bir dogrulanabilirlik ilkesini benirnseyen
Ezeli-bedi do~ulann, genel kavramla- Ayer, bu ilkeden yararlanarak,. onerme-
nn bilgisi i~, bir tiir aydmlanma ogre-- leri, bpkl Hume'un yaph~ gibi, man-
tisi geli~tiren Augustinus'a gore, tek tek hksal ve deneysel onenneler diye ikiye
olgulardan ve algdardan genel do~rula ay1nna~t1r. Onenneleri ne manhksal
ra, bireysel omeklerden genel kavramla- dogrular ve ne de deneysel hipotezler
ra yiikselemeyen insan, genel kavramla- olan metafizik, ona gore, anlamdan yak-
nn, ezeli-ebedi ve degi~mez dog.n.Jiann sun olan sozde bir disiplin olmak duru-
bilgisini, ancak Tanr1'run kendisini ay- mundadlr. tMetafizik i~n ge-;erli olan
dmlatmasa sayesinde ~bilir. . bu durum, teoloji i~n de ge-;erli olmak
Ayru ogreti, felsefesinde, t AristoteJes'i durumundad1r; Ayer'a gore, tannsal
reddederek, Augustinus-;u bir -;izgi iz- varhkla ilgili iddialar, yanla~ bile alma-
leyen Aziz tBonaventura tarahndan da YIP, anlamdan yoksundur. Ayru ~kilde
one siiriilmii~tiir. Buna gore, insan zih- etik ve estetikte de~er yarg1s1 i-;eren
ninin degi~ip, ku~ku ve yanh~a a-;1k onermeler de, bilgi aktaran ger-;ek oner-
oldugunu, insan bilgisinin konu ald1g1 meler olmay1p, duygusal bir tavnn ge-
fenolnenlerin de degi~tigini soyleyen ni~lememesini isteyen ifadelerdir.
Aziz Bonaventura, insanLn biitiin bun- I<ariyerinin daha sonraki doneminde,
lara kar~1n, birtalom kesinliklere sahip bir onennenin do~ruluk ya da yan~la
olmasan1n, de~i~mez oz ve ilkeleri bil- glnl belirlemek i-;in uygun bir deneyin
CJ2 aynd edici ozellik

gerektigini dile getiren zay1f bir dogru- s1yla, iki ~eyin yalruzca say1sal olarak
lana bilir lik ilkesine yonelen Ayer, ilke- ozde~ o1abilecegini dile getiren ilke. Ev-
nin soz konusu versiyonunu ge~mi~le il- rendeki her varhg1n, ba~ka hi~bir ~eyde
gili evrensel yasalan ge~ersiz kllmamak olmayan bir ozellige sahip bulundugu-
ic;in benilnsetni~tir. Hatta, burada da nu, dolay1s1yla evrende, birbirine tam
kalmay1p bir adun daha ileri giden filo- olarak benzeyen, birbiriyle ozde~ olan
zof, onennelerin ilke olarak hakh kda- iki ~ey bul urunad1t;Jru dile getiren pren-
namayacaklari yerde, onlar1n yine de sip.
reddedilmemeleri ve hi~bir hakh kihn- A}'lrd edilemezlerin ozde~ligi ilkesini
manln aranma1nas1 gerektigini ileri sur formule eden tLeibniz, ayru ilkeden,
1nu~tiir. ~eylerin yalruzca mek~nsal olarak farkh-
Ayer, zihin konusunda, bir tur notr mo- hk gostermeleri durumunda, bu farkhh-
nizlni benimsetni~ ve bir Z z.ihin haline gln ba~ka bir farkhhg1n gerekliligine
sallip oldugunu soylemenin, kendisiyle i~aret e ttigi, farkhhg1n varolan ~eylerin
ozde~le~tigim bir B bedenine sahip ol- en onemli yonlerinden biri oldugu, bir
dugumu, ve anin bir h~linin zye neden ~eyin tiim tszelliklerinin zorw1lu ve ozsel
oldugunu soylemek anJarruna geldigini oldu~, varolanlann anzi hi~bir ozelligi
iddia etmi~tir. Felsefenin ger~ek i~levi olmad1~ sonu~lanru ~1kart1n1~hr.
rlin tanaliz oldugunu iddia eden ve ana- ay1r1m [lng. distinction; Fr. distinction; AI.
lizle ilgili gorii~unde Locke: Berkeley, unterscheidung). Seyler aras1ndaki fark
Hume ve Russell ~izgisini izleyen Ayer'a hhkJara i~aret edildigi ya da bir ~eyin
gore, felsefi analiz dilsel bir analizdir. ba~ka bir ~ey olmad1g1 tasdik edildigi
Bu tiir bir analiz, Ayera gore, bize bir zaman, yapllm1~ olan ~ey, ortaya ~1kan
setnbolii, ne onu ne onunla e~anlamh kavramsal belirleme.
ba~ka bir sembolu i~eren tiimcelerle Farkl1 ay1nm tiirlerinden soz edilebi-
ifade ehnek suretiyte tanmlama yollan lir. Ayu1m, iki bfitfin ve birlikli varhk,
saglar. ornegin ayla giine~ aras1nda yaplld1g1
ayard edici ozellik [tng. distinquishing zaman, soz konusu ayuun tam ve uygun
clwracteristic; Fr. CQract~ristique distincti- bir ay1rund1r. Buna kar~1n, buliin ve bir-
ve]. Bir ~eyi ba~ka ~eylerden ayrran, likli bir varhkJa, onun bir par~as1, orne-
farkhla~tlran temele, belirleyici ozelli- gin bir elle bir pannak arasmda bir ayl-
ge verilen ad. run yaplld1g1 zaman, soz konusu ay1run
ayud edilemez [tng. indisurnible; Fr. in- yetersiz ve uygun olmayan bir ay1rrmd1r.
discernable; AI. nichtzuunterscheidende]. Ote yandan, ay1rt edilmi~ ~eylerin nite..
Ba~ka bir ~ey kar~1s1nda gozlemlenebi- likJerinde soz konusu olan farkl1hkJanna
lir hi~bir farkhl1gt bulurunayan, ya da gore ayut eden bir ay1nm, gerfek aynm-
birbirlerinden hi~bir ~ekilde aynlmayan, drr. Ba~ka bir deyi~le, ger~ek ayuunda,
ay1rd edilemeyen, ay1rd ediJmeleri i~in insarun bedeni ve ruhu aras1nda yap1lan
gerekli farkh ozellikleri olmayan, birbi.riy- aymmda oldugu gibi, zlhnin faaliyetle-
le her bak1mdan, tlpahp ayru olan, tiim rinden ayn ve ba~IZ olarak, ger~ek
ozellikleri ortak olan iki ~ey i~n kullan1 likte de, niteliklerinden dolay1 ayn olan
Ian sllat. ~eyler aras1nda bir ayu1m yap1hr. Soyut
ayud edilemezlerin ozde,ligi ilkesi [lng. ayrm ise, ger~eklikte, bir part;aSl olduk-
principle of identity of indisCD'?Ulbles; Fr. lan ~eyden (zihnin faaliyeli ya da soyut-
principe di! l'identit~ des indisamables]. Ev- lamasl d1~mda) aynlmaz olan nitelik ya
rendeki hi~bir iki ~eyin tiimiiyle, tam da farkldklan, birtalom soyut ilkelere
olarak ayn1 olmad1gln1; ~eylere yakln- gore ayart eden ay1nmd1r.
dan bakdd1gtnda, ne kadar benzer gO- Ay1run, daha tszel olarak da, Latince
riiniin;e gorfinsunler, onlarda kesinlikle differentia terimiyle gosterilen bir kav-
baz1 farkhhklar saptanacag1ru; dolay1- ram olarak, bir tiiru, uyesi oldugu suuf-
ayr1khk 93

tanya da cinsten ayrran ozeHikJere veri- ozelliktir. Buna gore, ayrullk ve farkllbk
len ad olarak kar~1m1za ~1kar. Buna varhg1n temel kategorilerinden olup, va-
gore, ay1nm, cins i~inde, tiirii gosteren rolan her ~ey, varolan diger ~eylere baZI
ozellik ya da ozellikler toplam1dlr. Ayi- bak1mlardan benzerken, varolan ba~ka
nJn, tiirlerin cinste bulunmayan bazr her~eyden, en az1ndan bir balwndan
~ey)eri i~ermesi zorunlulugu bulundu- farkJ1du-. L>te yandan, ayruhk ve farkhbk,
gu, aksi takdirde yalnrzca cins olup, tur- iki ya da daha fazla say1da ~eyin bir par-
ler varolamayacag1 ve cins ttir ayrnmin- c;asi olup, ozellikle nesneler ve ayruhklar
dan soz edilemeyecegi ic;in, her ttiriin c;ok say1da oldugu zaman, tiirler ~eklinde
temel ozelligi olarak ortaya ~1kar. ortaya c;tkan ve yasalara bir temel sagla-
C>te yandan, ay1nm, uzak ve yak1n ayi- ma i~levi goren, kendisine ozgi.i bir doga-
nm olarak ikiye aynhr. Buna gore, ttirti ya sahiptir.
yakln cinsindeki ortaklarrndan ay1ran ayra [ing. disparate; Fr. disparate). Ttir ve
ozellige yakzn ayzrrm, buna kar~rn uzak nitelik bak1m1ndan ti1miiyle farkh ve
cinsindeki ortaklanndan ayU"an ozellige benzemez olma durumu.
ise, uzak ny1rzm adt verilir. C>te yandan, L>rnegin, farkh duyulann duyumlan
tiirii, ayu cins i~indeki diger rurlerden birbirinden ayn olmak durumundadu.
ayrran ozellik ya da ozellikler toplarruna Manhkta, ik.i kavra1n, birbiriyle cinstiir
tursel ay.rnn adr verilir. ili~kisi i~inde degilse, ayn kavra1nlar
ayna evresi [ing. stage of mirror; Fr. stade du olarak goriiliir. Yine, iki ~ey, birbiriyle
miroir; AJ. spiegelstu fe]. Freud~u psikanali cinstiir ili~kisi i~ine sokulain1yorsa, bir-
zi yeniden canland1ran Frans1z psikana- birinden ayn ve bagtmSIZ olmak duru ..
listi Lacanrn, ~ocuk ya da ozneye ben 1nundadu. Zira, bunlar arasrnda ortak
bilincine vanna olanag1 saglarken, ya- hi~bir ~ey yoktur.
banclla~mayla oznellik aras1ndaki diya- ayr1khk [ing. disjunction; Fr. disjonction;
lektigi canlandrran a~amaya verdigi ad. Al. disjunktion]. Kaplamlan birbirinden
c;ocugun onsekiz ayla alh ya~ arasm- ayr1 olsa da, ayn1 yak1n cinsin kapla1n1
da, aynada kendi kendisini tarumas1n1n i~erisinde yer alan kavramlar aras1ndaki
birbirini izleyen ii-; ayn a~amada ger- baglnh ya ya da onennelerin birbirlerine
~k!e~tigini one siiren Lacanra gore, ilk baglanmasl i~leminde, birbirlerine tikel
a~amada aynanm oniinde bir yeti~kin evetleme ekJemi ile baglanan onermeler
le bir1ikte duran ~ocuk, aynadaki kendi aras1nda soz konusu olan ili~kiye veri-
goruntusiiyle yan1ndakinin goriinhisii- len ad.
nii birbirine kan~hnr. lkinci a~amada i~te bu ~er~eve i~inde, klasik manhkta,
ise, goriintii fikrine sahip olan ~ocuk, onenneler bag1nh yoniinden Slruflandl-
aynadaki goriintiisiiniin ger~ek olmadl- glnda, iki terim aras1nda bir kar~1hkhhk
ganl anlar. Aynan1n ii~iincii a~amasln bagrntasl kuran onenneye ayrlk onerme
da ise, ~ocuk aynadaki goruntusiiniin ad1 verilir. Bu kar,1hkllhk, 'veya', 'ya
ger~ek olmay1p, kendi goriintusii oldu- da' sozcillderiyle yani tikeJ evetleme ek-
gunu ve ba~kasuun goriintiisiiniin de lemiyle ifade edilir. Bu onenneler A ya
J

ayn, farkb oldugunu kavrar. da adir' fonnW\a sahiptirler ve iki terim


ayn1hk ve farkhhk [ing. sammess and dif- arasrndaki kar~1hkhhg1, ayr1khk olarak
ference; Fr. identit~ et difforence]. tki ya da kurarlar. Burada her iki terim de bir hi-
daha fazla say1da ~eyin birbiriyle ayru potezdir. Ama hipotetik onenneJerde ol-
oldugu tum durumlara ortak olan ~ey, dugu gibi, bu iki terim aras1ndaki ba~n ..
bu durumlarda soz konusu olan ozellik. h, bir hipotezsonu~ bag1ntas1 degil, bir
Farkhhk ise, iki ya da daha fazla sayl- se~eneklilik bag1nhs1d1r. Bundan dolay1,
da ~eyin birbirlerinden farkh oldugu aynk onermeler, iki ayn ~egi ifade
duru1nlarda soz konusu olan ~ey ya da ederler.
94 azgeli~mitlik

Klasik manbkc;alar bu onenneleri de me saym1~tlr.


basit onerme formu ndaki onermeler azgeli~mi~lik [tng. Under development;
olarak kursalar bile, ashnda aynk oner- Fr. sous dlvelcpment; AI. unterentwick-
meler, hem yapalara ve hem de sec;enek lung]. Bin;ok Ut;iincii Diinya toplumu-
bildinneleri balomandan iki ayn oner- na ya da daha dogrusu geli~mi~ Bah
meye aynlabilirler. Omegin, 'Hasan ya iilkelerinden olmayan toplumlara ozgii
da Hiiseyin gelecek' onermesi tek bir yoksulluk ve ekonomik bak1mdan geli-
onerme gibi goriiniiyorsa da, 'Hasan ge- ~ememe, iktisaden durgunluk iQnde
lecek' ve 'Hiiseyin gelecek' gibi iki basit olma hali. Ozellikle Marksist teoriyle
onermenin 'ya da' baglaayla birl~tiril Bag1mhhk kuramtna gljre, merkezin
mesinden olu~an bile~ik bir onermedir. periferisinde kalan bu iilkeler, istenen
Modern manhk da, bu formelijzelli~ne geli~me diizeyine, aglr bir somiiriiye
dayanarak, aynk onenneleri, tikel evet maruz kaldaklar1 i9n eri~emelnektedir
Ierne onermesi ad1 albnda bile~ik oner- ler.
Bachelard, Gaston 95

-;iirtii:tihnesi olgusu kan1tla1naktadlr.


Akh hilimsel akla e~itleyen, rasyonali
tenin ancak ve ancak aklm. tarlhsel ge..
li~melerinden ti.iretilehilecet;iJU savunan
Bachelard'a gore, felsefe, akh anlamak
ic;in, bilim okuluna gibnek durumunda-
du.

B 0, felsefenin bilim tarihinde hulmaya -;a-


l~b~l akd ve rasyonalitenin tarihin ken
disindeki akd ve trasyonaliteden daha
sahit ve tek yonlii ya da yekpare olmadJ-
~1ru soylemi~tir. Bachelard'a gore, hilim
tarihinde keskin kopmalar vardu ve hu
Babilik. 1844 yumda. Mirza Ali Muhatn- kopmalar da, akd kavray1~lanndaki fark-
med Bah tarafmdan kurulan ve islarrun hhklan ifade eder. Bundan dolayt, tam
ilkelerine dayah hir reform tasans1 ya da ve ger-;ek anJam1 ic;inde bilim tarihi diye
giri~imi olarak somutla~an dini tarikat. hir ~eyden soz edilemez, hunun yerine
Bahili~in en onemli iddias1 peygamher hilimsel -;ah~man1n farkb holgelerinin
li~in Hz. Muhammed ile hitmedi~i olup, tarihlerinden soz edilehilir. Bachelard,
kendisini hir ttir mehdi olarak goren i~te hu ~er-;eve i-;inde, hilimsel geli~me
Mirza hu iddiasuu kendisine Tann tara.. modelini epistemolojik kopma ya da k-
fmdan indirildi~ini soyledi~i Beyan adh rllma, epistemolojik engel ve episterna
kitapta ifade etmi~tir. lojik hareket gihi iic; ayn kavramla ifade
Bachelard, Gaston. 1884-1962 ydlan ara- etmi~tir.
Slnda ya~anu~ alan Frans1z hilim tarih- Epistemolojik kopmay1, kendisinden
-;isi ve filozofu; Frans1z tarih temelli sonra gelen Kuhn ve Feyerabend gibi,
hilim felsefesi gelene~inin kurucusu alan iki kavramsal sistem veya iki bilimsel
dii~tiniir. Temel eserleri: lA Formation de kavramsalla~tuma aras1ndaki, onlan
l'Esprit scimtifique [Bilimsel Aklm Olu~u mukayese ebne h~ru huakmayan ayn-
mu], La Philosophie du Non [Yak Felsefe hk olarak tarumlayan Bachelard, bilim
si], lL ~terialism Rationel [Rasyonel tarih-;isinin hundan dolay1, ge-;mi~in
Maddecilik]. bilimini incelerken, giiniimiiz biliminin
Bachelardlm dii~iince ve o~retisi, akhn standart ve de~erlerini kullanamayaca-
ve rasyonalitenin dogctsm1, oncelikle ve ~ru one siinn ii~tiir. Ge-;mi~in biliminin
biiyiik ol~de bilim tarihi iizerinde dii- giiniimiiziin kaVTamlanyla ara~bnlama
~iinmek suretiyle anlama yoniinde bir yaca~nu, ge90i~in kendi terimleriyle an
.;aba olarak de~erlendirilebilir. Ona gore, la~llmas1 ve a-;aklanmas1 gerekti~ini dile
bilim tarihi boyle hir i~ fazlas1yla uygun getiren Bachelardra gore, giiniimiiz bili-
dii~r. -;unkii abl en iyi bilim, bilim de minin de, o gelecekteki bilimsel geli,me-
en iyi hiUm tarihi anla~Lld1~ zaman hili ler taraf1ndan pekala a~1labilece~i i9-~
nehilir. tamhk ve kusursuzlu~wtdan soz edile-
Bachelard'1n soz konusu ilci tezinden mez.
hirincisi, onun akl1n yapllarlJUn soyut Bilimde diizgiin do~rusal hir geli~1ne
ilkelerde de~il de, aklm somut uygula hulundu~u anlayl~Ula, yani hilimsel
rna ve kullarumlarmda helirgin hale ilerlemenin diizgiln do~rusal ve birikim-
geldi~i inanc1n1n hir sonucudur. lkinci sel bir geU~me siireci oldu~unu savu-
tezi ise, ana gore felsefi ve a priori akll- nan pozitivist bilim anlayt~lna oldiiriicii
ohk ideallerinin, ome~n tDescartes ve bir darbe indirmi~ alan Bachelard'a
tKant gibi dii~iiniirlerin ideallerinin gore. bilim tarihi bir bilgi birikimi siireci
hilim tarihindeki geli~meler taraflndan de~il, fakat daha onceki kavramlann,
96 Bacon, Francis

yont'etnlerin, kura1nlaru1 yerine yenileti- akhn birbirlerinden kesin -;izgilerle ay-


nin ikame edildi~i kesintili ve devrimci nlmast gerekti~ni savunan Bacon, bu
bir sure~ olmak durumundad1r. Bilimsel aynm ger~ekle~tirildigi takdirde, ve
teorinin her za1nan yarahc1 bir in~a ha- aklln gercgi gibi ve sistematik bir bi~im
reketi oldu~unu one si.iren Bachelarda de kullaruhnas1 durwnunda, insan ya-
gore, bilim, birikimsel olmak bir yana, ~a1n1n1 daha iyi yoni.inde luzla doni.i~
tarih i-;inde kop1nalar veya ciddi kesinti ti1recek olan bilimsel bilgiye ula~marun
ler ya~ar; her yeni bilimsel hareket ya da kolayla~aca~uu savurunu~tur.
pratik eski epistemolojilerin, kadfm do~ Francis Bacon bu anlamda bilgiyi gtice
rulann terkedilmesini gereklirir. Hatta, e~itlemi~tir. Ona gore, bilim bir ilerle-
Bachelarda gore, bilimin ilerlemesinin me, bir geli~me si.irecidir. Tarih boyunca
bilim-d1~1 ideolojilerle bir 1ni.icadeleden dini, siyasi ve di.i~i.insel nedenlerle ken-
ibaret oldu~u dahi soylenebilir. disine gerekli onem verilmemi~ olan bi-
Bachelardtn onemli bir di~er yan1 da, limin insanlan ayd1nlatma ve yonlendir~
onun di.i~i.ince ve eserlerinin, kendisin- me i~levini on pl~na ~1kannak gerek-
den sonraki Frans1z di.i~i.ini.ir ve bilim mektedir. Bilim, Bacona gore, sozruk-
filozoflan k u~a~1n1n, ozellikle de Louis lerle oynamak yerine, do~an1n kendi
Althusser ve Michel tFoucault'nun di.i- ozi.ini.i kavramaya yonelmelidir. Do~aya
~i.incelerinin ~ekillenmesinde olduk~a egemen olmarun ilk ko~ulu, onu kendi
etkili ohnu~ olmas1d11'. bi.iti.inli.i~ti ic;inde bilmek, onu yoneten
Bacon, Francis. 1561-1626 y1llan arasln genel yasalan kavramakbr. Bu yasalan
da ya~am1~ olan, ingiliz empirizminin kavramarun tek yolu ise, zihindeki on-
onctisi.i i.inli.i ingiliz filozofu. Bacon'un yargtlan temizleyip, tti.imevanm yonte-
temel eserleri The Advancement of Knuw- mini uygulamakhr.
ledge [Bilginin ilerlemesi], Novum Orga- Fizikten ereksel nedenleri atan Bacon'a
nunt Scientarium [Yeni Organon] ve The gore, tDemokritosun felsefesi, bu an-
New Atlantis [Yeni Atlantis] dir. lamda tPlaton ve t Aristotelesin felsefe-
Kendisiyle ba~layan, Locke ve Hu1nela sinden daha do~ru ve sa~lam bir felsefe-
devam edip, J. S. tMill ve B. tRussellra dir. tMetafizi~in varhk olmak bak1-
dek uzanan lngiliz empirist gelene~inin m1ndan varh~a ili~kin bir ara~tlrma ol
ilk bt.iyi.ik filozofu olan Baconun bakJ~ mad1~1 gibi, hareket etmeyen hareket et-
a\1Sl temelde somut, pratik ve yarara tiridyi konu alan bir ara~brma da olma-
o~elerle belirlenmi~tir. Di.i~i.incesi ge- dl~UU soyleyen filozofa gore, metafizik
nelde ileriye doni.ik olup, insarun geJe- maddi dtinyarun fonnlanna, ilke ya da
neksel teorilerin ve yontemlerin yanllsa- yasalanna ili~kin bir ara~brmadrr. SOz
malanndan kurtuldu~u takdirde bi.iyiik konusu ara~hnnanJn teorik de~il de,
bir h1zla ilerleyece~ine olan inanc1ndan pratik amac;h bir ara~brma old u~nu
iv1ne kazanm.aktad1r. Eserlerinin ba~ one si.iren Bacon, madded ve mekanist
hklartnda ve kitaplann1n boli.im ba~ bir bak.I~ a~1suun savunuculu~unu yap-
hklannda Slk Slk ge~en yeni sozci.i~i.i, mt~hr. 0, her~eyin mekanik nedenlerin
Bacon un Aristoteles~i felsefeye ve Sko- bir sonucu olarak ve yasah bir bi~de
lastik mantl~a kar~1 ~1k1~1n1 gozler ortaya ~1kb~ru soylerken, ayru zamanda
online serer. do~alc1 bir bak1~ ar;as1 sergileyip, paziti
Baconun teoloji konusuna girdigi zaman vizme yakla~ml~tlr.
se-;tigi sozciikler ba:zen tHobbes ya da Bacon, Roger. 1220-1292 y1llan aras1nda
Hume'un daha sonraki alayc1 tavnru ~a~ ya~am1~ olan i.inli.i ingiliz bilim adam1
n~trrmakla birlikte, o Hristiyanh~1n o~ ve filozofu.
retilerini ozi.i itibariyle do~ru olan o~reti Deneysel bilim yolunda bi.iyiik ~aba
ler olarak gormi.i~ttir. Skolastik anlay1~a harcam1~ olan Bacon, ~a~da~ bilimin de-
kar~1 olan ciddi polemi~inde, vahiy ve neysel yakla~murun tarihsel bak1mdan
Baconculuk 97

erken oJgunla~m1~ bir te1nsilcisidir. Ayru 1srar etmi~tir.


zamanda bir t Aristoteles hayran1 olan Yine, o ayru konuda genellemelerin sa-
Bacon, Londra ve Paris'te ya~ad1~1 Slr2- nanmasinda olumsuz omek aray1~1nan
larda reva~ta olan hh;bir felsefi ve psi- ~ok buyuk bit onem ta~ad1~1n1 vurgula-
kolojik o~retiye ba~lanmam1~hr. Mate- mt~hr. ~u halde, Bacon ingiliz filozofla-
matikle de 'rOk yakmdan ilgilenen nrun le1nel ozelli~i olan ve John Stuart
Hacon'un, bilunlerin sa~lam ve kesin le- Milrin The System of Logic [Manhk Siste-
meli oldu~nu du~undu~u matematik mi] adh eserinde doruk noklasma ula-
le ilgili goru~leri, onu Descarles'a epey ~an tumevanmsal akalyurutme tarzana
yakla~hnr. Bacon'un ozgunlu~u, bilgi bi- yonelik ilginin de ba~latu:tsa olarak go-
rikimine belirgin bir kalk1da bulunmak- rulebilir.
tan -;ok, verimli ara~tuma dallan ve de- Bacon' a, t Ayd1nlanma boyunca, ozel-
neysel inceleme yontemleri uzerinde likJe Fransz filozoflar larafmdan buyuk
durmas1ndan kaynakJanmaktadar. bir onem ve de~er verilmi~tir. Ansiklope
insarun bilgisizli~inin nedenleri uzerin- di, onun bilimler suuflamas1ru benimse-
de duran Bacon, otorileye dayanman1n, mi~ ve D'Alembert'in dile getirdi~i bi~i
gelene~in elkisinin, onyargLiann ve ki~i lniyle, onu ldeneysel fizigin zorunlu-
nin cehaletini sakJayan sozde bilgeli~in, lu~unu ilk kez olarak ortaya koyan' filo-
insaru hakikale ula~maktan ahkoydu~u zof olarak gormu~tur. Francis Bacon her
nu soylemi~tir. Felsefenln gorevinin in- ne kadar yeni deneysel bilim anlaya~
saru Tann'nan bilgisine golurmek ve nln ilk ve en se~kin temsildsi olsa da,
O'nun hizmetine ko~mak oldu~unu soy- onun tGalile gibi bilim adanu 'ra~da~la
leyen Bacon, matemati~e ozel bir onem nnda uyguland1~i bi'rimiyle, bilimsel
vermi~ ve matemati~i twn bilimlerin yontem anlay1~1 yetkin olabilmenin uza
anahtan olarak gormu~lur. Zamanuun ~mda ka~dlgtnl soylemek gerekir. 0
bilimiyle ahlakana yo~un ele~tiriler yo- matemati~in yeni bilimin dili olabilme-
neltmi~ olan filozof, tumevarun ve liim- sindeki anlanu kavrayamam~ ve bilim
dengelimden meydana geldi~ini soyledi adamuun yeni ve yaratla varsay1mlar
gi bilimsel yonlem konusunda onemli ortaya koyabihnesinin onemini farkede
katkllar yapma~tlr. memi~tir.
Baconculuk [ing. Baconism]. lngiliz filo- 2 Baron, Novum Organum'un I. l<ilabln-
zofu F. Baconun goru~lerini, ozellikle da ve ba~ka yerlerde, aynca, insarun, -;e-
de onun bilginin buyuk bir gii'r oldu~u ~itli felsefi bak1~ a'r1lann1n gerisinde
inancana ve bilginin do~aya ili~kin de- yalan ilgilerini ve psikolojik gudulerini
neysel ara~hrma ile elde edilece~i goru- ara~brma ve gozler onune serme yo
~unu savunma lavn. nundeki ilk ad1m1 alan ki~i ohnu~lur.
Bacon, felsefi olarak, ozellikle iki ba- Onun tidoller aduu verdi~i onyargdar,
klmdan onem ta~ar: 1 0, NCTCJUm Orga- yarultla du~unceler objektif ve do~ru
num [Yeni Organon] adh eserinin ikinci bilgi yolunda, insanan kar~tsma dikilen
kasm1nda, yahn saymadan olu~an basit en buyuk engeldir. Ba~ka bir deyi~le,
lumevarundan farkh ve yeni bir tume bu. idol~r, ki~iyi do~ru ve kesin bilgiye
vanm yon temi geli~tirerek, varolan ula~maklan ahkoyan, deneyle hi'rbir
yontem anlay~ma degi~lirmeye ya da ba~lant1s1 olmayan onyarg1lard1r. Fel-
donu~lurmeye 'rah~mt~br. Bacon, hakh sefi ogretilere yonelik bu ozel ele~tiri,
olarak_ ttasurun belirledi~i geleneksel onlann gerisinde yalan ilgi, onkabul ve
manh~n deneysel at;~dan yeni bir ~eyi psikolojik guduleri bu ~kilde ara~hnp
ke~febneye goturebilecek bir yonlem ol gozler onune senne lavn, daha sonra
mayp, zalen bilinen bir ~yin sonu,.Ian ozellikle 18. yuzyLida ozellikle tHume
ru tilindengelimsel olarak gozler onune ve tCondillac latahndan lekrarlanmt~
seren bir yardama oldu~u konusunda ve daha da geni~lelilmi~tir.
98 Bacon'un yonlemi

Baconrun yontemi [ing. method of Bacon; du~unu, ikisi aras1nda hic;bir c;al~ki bu-
Fr. met!lode de Bacon]. Buhin bir Orta~a~ lunmadl~lnl dile getiren ahlak goru~u.
boyunca egemen olmu~ olan Slnlflay1c1 Ayn1 za1nanda tdetenninist ahlak anla-
ve tumdengelilnsel bir mantlk anlayl~l Yl~l diye taJumlanabilecek olan ba~da
na kar~1 c;tkan Ingiliz Eilozofu Francis ~abilircil.ik, irade ozgurlu~unden yola
Baconlun, do~aya ve do~al fenolnenle- ~1kan ahlak goru~lerinden farkhbk gos-
re ili~kin ara~hnnalarda kullanllmak terir. Niteki1n, ba~dapbilircili~e gore,
(izere onerdi~i tiilnevanmsal yonteln. insarun ey lem duzeyinde ozgur olabile-
Bilginin buyuk bir guc; oldu~unu, insa- ce~ini ongoren ttim ahlak anlay1~lan ya-
nln bilgi ya da bililn yoluyla do~ay1 ege- n1lg1 i~inded ir. Ba~da~abilircilik, i~te bu
lnenli~i altlna ahp, kendi yaranna do- ba~lamda ahlak1n gorevinin, ashnda de-
nu~turece~ini savunan Bacon'un tume- tennine edilmi~ veya belirlenmi~ olan
vanm yontemi, a) tikel olaru konu alan ahlaksal ya~m1n nedensel yoldan a~
incelemeJerden yap1lacak ~1kanmlann, lanmasl oldu~unu du~unur. Ome~in,
so1nut olgulardan bu olgularla ilgili ge- evrende her~eyin zorunlulukJa orta ya
neHemelere gitmenin, ve b) hipotezlerin 9knguu savunan Spinoz.a'ya gore, ozgur
gozlem ve deney yoluyla s1nanmasuun slfabn1 yalnLZca, ol~up bi~me ve bilinc;li
onemini vurgular. 0, tu1nevan1nm ba~ tercihlerin sonucu ola~ ve dolay1s1yla
hca kayna~1 olan deneyin, do~ru, mut- ahlaki oznenin kendisinden ~aynakla
lak ve kesin genellemelere ula~mak nan eylemler i~in kullan1rsak, bu anlam-
amaClna ba~h olarak, belirli kurallar da yalnlZCa Tann'nln ozgur oldu~unu
~erc;evesinde yap1lmas1 gerekti~ini belir- kabul etmemiz gerekir. Bundan dolay1,
tir. Tikel bir olaydan kalkarak geni~ ona gore, ikind bir ozgurlukten daha
kapsa1nh genellemelere gitmenin kesin- soz etmek durumunday1z; bu ba~lam
likle yanh~ oldu~unu savunan Bacon, da, anlad1gtnuz, nedenini bildigimiz
gene) bir sonuca ancak ve ancak deney olaylarla anlamad1~uruz, nedenini bil-
sonu~lar1n1n toplanarak duzenlenmesiy- medi~imiz olaylar arasmda bir ay1n1n
le vanlabilece~ini one surer. yapmanuz gerekir. i~te bu ~er~eve, ve
0 i~te bu turden bir duzenlemeyi sa~ ozgurlu~ti.n insan i~in soz konusu olan
lamak amac1yla, tu1nevanma giden anlarru i~inde, bi.zim, eylemlerimizjn ne-
yolu 1 tabula prnesentine (onvarhk ~i.zel denleri hakklnda uygun ve do~ru bir
gesi), 2 tabula graduunt (a~ama ~izelge fikre sahip oldu~umuz ol~ude, ozgur ol-
si) v~ 3 tabula absentiae (dl&ta buakma du~umuz soylenebilir. Ozgurlu~un bir
c;izelgesi) olarak uc; basamaga ayu1r. derecesi vard1r ve Spinoza'ya gore, oz-
Soz konusu birinci a~a1nada, tum olgu- gurluk zorunlulu~un bilincinde olmakla
lar do~ada goriildukleri ~ekliyle sapta- belirlenir.
narak s1n1flanu. Ikinci a~amada ise, ba~da~1k [ing. compatible; Fr. compatible;
ara~hnlan niteliklerin bulundu~u du- AI. vereinbar). Birlikte uyum i~inde va-
rumlar, bulunmad1~1 durumlar venice- rolabilen ~eyler; birbirine manhksal ya
liksel de~i~melerde ortaya ~1kan du- da kavramsal olarak tutarhhkla ya da
rul nlar s1n1flanu. Ve nihayel, u~uncu herhangi bir tutars1zh~a yol a~madan
ve son a~amada, ara~hnlan Eenomene ba~lanabilen tumce, du~unce ya da an-
do~rudan ba~lanamayacak ili~kiler lam.lar i~in kulla:ulan s1fat.
d1~ta b1rakJlarak, neden ile sonu~ ara- Buna kar~~ birlikte, uyum i~inde va-
Slndaki ba~lant1 ortaya konur. rolamayan ~eyler i~in kullanllan ba~
ba~da~abilircilik [lng. compatibilisrn; Fr. da~maz nitelemesi kullanthr. Buna gore,
contpatibilisme]. Spinoza, Hume ve Scho ayn anda do~ru olamayan yargllar ba~
penhauer gibi du~unurler lara&ndan ge- da~maz yarg1lar olarak tan1mlan1rken,
li~tirilmi~ olan, ozgurlu~un, nedensellik de~erleri, ya~am ya da dunyaya bak1~
ve hatta determiniz1nle ba~da~abilir ol- tarzlan bir araya bile gelmelerini engel-
baAtmstz 99

leyecek kadar c;atl~an ki~iler ba~da~ pitalist dunyaya ba~layan yakla~1m.


Inaz ki~iler olarak gosterilebilir. Buna gore, Marksist goru~ veya sosyolo-
ba~da~mazcllk [lng. inconrpalibilism; Fr. ji, ba~1mhh~1 yoksul ve azgeli~mi~ ul-
inconJpatibilisme}. Ozgurlu~un determi- kelerle, zengin ve geli~mi~ ulkeler ara-
nizmle, evrende hukum suren nedensel- sinda soz konusu olan bir ili~ki olarak
likle ba~da~maz oldu~unu one suren tarumlay1p, yoksul ulke ve bolgelerin az-
gorii~e verilen ad. Ozgurlukle nedensel- geli~mi~li~ini, zengin ulkelerdeki kapi-
li~in bir ~ekilde uyu~abilece~ini, oz- talist geli~menin eseri ya da urunu ola-
gurlu~un eylemlerin nedenlerine ili~kin rak a4jlklar. ~evrenin ya da soz konusu
uygun fikirlerden, zorunlulu~a ili~kin az geli~mi~ ulkelerin metropoliten mer-
bilgiden ba~ka bir ~ey olmad1~1ru savu- kez ya da geli~mi~ ulkeler taraftndan
nan ba~da~abilircilik goru~une kar~1, somuriildu~unu one suren goru~, Avru-
ozgiirliikkavramlrun determinizm ve ne- pa ve Kuzey Amerikadaki kapitalist bu-
densellikle uyu~maz oldugunu, neden- yume surecinin Latin Amerika, Asya ve
selli~in ger~ekli~ kabul edildiginde, oz- Afrika'daki ulkeleri yoksulla~tudi~uu
gurluk kavram1run ,_eli~ik bir kavram ve devam eden buyumenin az geli~mi~
haline geldi~ini one suren goru~. bolgelerde daha fazla yoksulluk yarata-
ba~Il ozellikler [ing. consequential clwrac- ca~lru soyler.
teristics; Fr. caractlrutiques conslqumtiauxl i~te bu ~er~eve ic;inde, uluslararas1 ti-
Bir ~eyi tan1mlamada ya da sniflama- caret ve ekonomik geli~menin, Adam
da ozsel obnayan, onu her ne ise o yap- Smith'e kadar geri goturulebilecek olan
mayan, onemi bak1m 1ndan ba~at ka- 'b1raklniZ yaps1nlar' modeline ele~tirel
raktere ba~h olan ozelliklere verilen ad. bir tepki olarak geli~n ve Bab'run en-
O~uncul ya da sonuc;ta ortaya c;1kan ni- dustri toplumlaniun ekonomik geli~
telikler olarak da bilinen, ve ba~ka bir mesinin u~ncii dunyarun azgeli~mi~,
nitelik ya da ozelli~e ba~h olan 'iyi', deniza~1n ulkelerinden elde edilen eko-
'do~ru', 'guzel' benzeri ozellik ya da ni nomik arbde~ere ba~h oldu~unu one
telikler i~in k ullan1lan terim. suren kurama bafrnJlrlrk teorisi ad1 veri-
Bir ~ey yalruzca, kendisinde bulunan Hr. Ozellikle Latin Amerikada, 1960 ve
ba~ka ozellik, karakteristik y a dd nite- 70.li y1llarda ortaya c;1kan teori ya da
liklerden dolay1, iyi ya da do~ru olabil- yakla~lmln en onemli temsilcileri p.
digi i,.in, bu ozelliklere ba~at ya da Baran ve A. G. Frank olmu~tur. Ba~lm
temel ozellikler de~il de, ba~ll ozellikler sizhk kuram1, ayru zamanda azgeli~
ad1 verilir. mi~ ulkelerin ileri kapitalist ulkelere
ba~1mhhk [Os. tdbiiyet; ing. dependency; eri~ebilece~ine inanan modernle~me
Fr. dependance; AI. dependenz]. 1 Matema- kuramlanrun iyimser iddialar1na kar~1
tik ve istatistikte, de~i~kenler aras1ndaki bir teori olmak durumundadtr.
ili~ki soz konusu oldu~unda, birindeki ba~ImSiz [Os. mustakil; ing. independett;
de~i~melerin di~erinde de de~i~i.klikle Fr. independent; AI. unabhaengig]. Man-
re yol a~as1yla belirlenen ili~ki tarz1. 2 llksal olarak, ba~ka bir onermeden ~Ik
Sosyal psikolojide, destek i~in ba~kala mayan; bir manhksal sistemin ~1kanm
nnn gorii~lerine, inan~ ve fikirlerine kurallanyla turetilemeyen; do~rulu~u
a~1n ol~ude guverune, ba~Janma duru~ ya da yanh~h~1, ba~ka bir onermenin
mu. iki ki~i arasmda ortaya ~lkan ve bi- dogrulu~u ya da yanh~h~1 uzerinde
rinin, duygusal, ekonomik, fikir v. b. g., bir fark yaratmayan onerme i~in kulla-
bak1m1ndan di~erine dayanmas1, gu- nllan s1fat.
venmesiyle belirlenen ili~ki tarz1. Buna gore, A gibi bir onermenin kendi-
3 O~uncu dunya ulkelerinin yeterli ve si de, olumsuzlamas1 da, 8 1,8,. oner-
arzulanan ekonomik kallanma ve geli~ melerinin mantlksal bir sonuru de~ilse
me duzeyine eri~ememelerini, ileri ka- e~er, A onermesinin 8 1,B" onennele-
100 bagmh

rinden bagunstz oldugu soylenir. 2 Ahlak felsefesinde, ahlSki problemle-


2 Bagtmstz aynca metafizikte, varolu- rin, yalmzca daha once baz1 ahlSki ilke-
~u i-;in ba~ka bir ~eye ihtiya-; duyma- leri kabul ettigimiz zaman ortaya -;tkb-
yan varhg1 tammlar. 3 Yine, bagtmstz gml ve onlann ancak bu ardalana bagh
stfah, siyaset felsefesinde, ba~ka bir iil- kahnarak -;oziilebilecegini savunan og-
ke11in veya iilkelerin yonetimi veya de- reti. 3 Bilim felsefesinde, 'elektron' tii-
netimi altmda olmayan Ulke; i~lerini riinden teorik terimlerin, yalJUzca, de-
ba~ka bir devlet orgamna bagh kalma- neysel bir tarzda test edilebilir olan
dan yi.irliten devlet orgamm niteler. teoremleri i-;eren ded iiktif si~temlerdeki
baganta [Os. munflsebet; ing. relation; Fr. terimler olarak ortaya -;tkllgl zaman bir
relation; AI. beziefumg]. iki ya da daha anlam1 oldugunu savunan gorii~.
fazla saytda ~eyi birbiriyle ilintili, ili~ 4 Estetikte, bir sanat eserinin bi.itl.in bir
kili lolan bag. ik.i ya da daha fazla ~eyi kulturel baglam1 i-;erisinde anla~1hnas1
belli bir bi-;imde diizene sokan ili~ki; gerektigini savunan, bir sanat eserinin
birlikte ahnan en az iki ~ey~ yiiklenebi- yalmzca biirun bir kiiltiirel baglamt i~
lir olan nitelik. de anla~tlabilecegini, sanat eseriyle ilgili
Bilin-;, zorunlulukla bir-;ok nesne ya da tarihsel ve ba~ka tiirden bilgilerin sanat
dii~iince arasmda bagmn kurdugu, her eserine ili~kin kavrayt~nniZl zenginle~
tiir bilgi nesneler, -;~itli duyumlar ara- tirdigini one siiren sanat gorii~ii.
smda bir bag kunnaya dayand1g1 i-;in, Bu anlayt~a gore, bir san at eserine deger
bagmh temel kategoriler arasmda saytl- bi911e, onun ger-;ek dogasuu kavrayabil-
mt~hr. Ote yandan, bagmttlar, if ve dz~ me ac;:tsmdan gerekli ya da en azmdan
bagmtllar veya ozsel ve anzi bagzntllar yararh olan etmenler ~unlard1r: a) Ayru
olarak ikiye aynhr. Buna gore, ~eyler sanat-;1 tarafmdan yarahlm1~ olan diger
arasmda kurulan ili~ki, onlann dogala- sanat eserlerine i~kin bilgi. b) Ayru or-
nm, onlara ili~kin kavrayt~tmlZl dogru- tamda -;ah~m1~ olan ba~ka sanatc;:tlar ta-
dan etkilemiyorsa eger, ~eyler arasmda- rafmdan yarahlm1~ olan eserlere dair
ki bagmhmn dt~sal, artzi bir bagmtl bilgi. c) Sanat eserlerinin olu~um unda
oldugu soylenebilir. Buna kar~m, ~ey etkili olan d1~ etmenlere, ornegin Barok
lerle ilgili olan bir bagmtl, onlarm doga- miizigin olu~um doneminde, miizik
Slm, onlara ili~kin kavrayt~lmlZl dogru- aletlerinin smuhl.aklanna ili~kin bilgi. d)
dan dogruya etkiliyorsa, bu takdirde soz Sanat-;mm ya~aiiUyla ilgili bilgi. e) Sanat-
konusu bagmhnm ic;sel, temel ya da -;mm ya~ama~ oldugu -;aga dair bilgi ve
ozsel bir bagmtt oldugu soylenir. 0 Sanatr;mm ama-;larma ili~kin bilgi.
baglam [ing. context; Fr. contexte; AI. kon- Biitiin bu etmenler ve bilgiler, baglamc
text]. a) Bir ~eyle dogrudan bir ili~ki anlaya~a gore, sanat eserine ili~kin kav-
i-;inde bulunan, b) o ~eyin bir anlamda rayt~uruza katkJ yapar ve sanat eserinin
kaynagma olu~turan ve c) soz konusu gert;ek degerinin ortaya -;tkmasma yar-
~ey kar~1smdaki tavulartmlZl, ona ili~ duna olur.
kin bilgilerimizi etkileyen anlamlar, dii- baglamsal tamm [ing. contextual definition;
~iinceler, onkabuller, yargtlar ve pers- Fr. dtjinition conte:ctual]. Bir terimi tek ba-
pektifler toplam1. ~ma degil de, bir dilsel baglam it;inde,
baglamcahk (ing. contextualisnz; Fr. con- ba~ka ~eylerle ili~kili olarak, onun an-
textualisme ]: 1 Metafizikte, goriinii~le go- lamb oldugu baglama i~ret ederek ta-
riinii~lerin gerisinde bulundugu kabul nlmlayan tarum tiirii.
edilen ger-;eklik arasmdaki aymnu red- Buna kar~m, 'Amca = Babanm erkek
deden, bu tiirden ay1runlann yalruzca karde~i' orneginde oldugu gibi, tanun-
yaptlan ara~hnnaya goreli oldu~u sa- lanamn belli bir baglam i-;inde degil de,
vunan gorii~. tek ba~ma bulundugu tamm turiine
Barth; Karl 101

batlamsal olnrayan tnnrm ad1 verilir. Ba~ Jar dizisinden, bir vicdan azab1 Yl~Jrun
lansal tan1mlann ba~lanh terimleri dan ba~ka bir ~ey olmadJ~uu savunan
i9n ge.;erli oldu~u yerde, ba~lamsal ol- Bakunin, bir Tann icad1 olan devletin in-
mayan tanunlar, yaln1zca nitelik ya da saru ezen en onemli gu.;, ezilen kitlele1in
s1n1f gosteren terimler i.;in soz konusu bilincinin kotu bir eseri olan dinin kol-
olur. lektif bir delilik, ve kilisenin de, .;ahs1 al-
baAnazhk [lng. fanaticism; Fr. fanatisnr]. tmda ezilen kitlelerin gunluk dertlerini
<;o~unluk, dini ve si yasi alanda, be IIi unutmaya .;ah~hklan kutsal" bir taverna
bir inan.;, kanaat ya da ideolojiye tut- oldu~unu one sunnii~hir.
kuyla ba~lanma durumu. I<i~iyi, bilgi- bamalip. I<lasik mantlkta, dorduncl1 tas1m
sizli~in, e~itilnsizli~in, gu.;suzluk~ do- ~eklinden bir tasun kahb1: Tu1n Pier
yumsuzluk ve ho~goriisuzlu~un bir M'dir. Tum M'ler S'dir. 0 halde, baz1 Sler
sonucu olarak, belli bir fikir, inan.;, ya P'dir.
da ideolojiye koru korune ba~lanmaya barbara. I<lasik manttkta, birind tasun
iten tutku. ~eklinden, onculleri ve sonucu tumel
Bahailik. Bab Mirza Ali Muharruned'in olumlu olan get;erli tas1m kahb1: Tum
muridi Ali Muhammed Bab taraflndan Mler P'dir. Tum Sler M'dir. 0 halde, tum
kurulan, Babilikten do~mu~ olan mez- S'ler P'dir.
hep. baroco. I<lasik mantlkta, ikinci tas1m ~ek
Mirza Ali Muhanuned'in mujdeledi~i linden, buyuk onennesi tumel olwnlu,
peygamberin kendisi olduAunu one ku.;uk onennesi ve sonucu tikel olumsuz
suren Muhanuned Bab'1n bu mezhebi, olan tas1m kabb1. SOz konusu tasun, yet-
.;~itli dinlerle modem panteist goru~ kin tas1m ~ekli olan birinci ~ekle indir-
lerin sentezinden meydana gelen bir genebilir olan bir tas1m olup, teriJndeki
toplumsal ahlik anlay1~1na dayah re- B harfi, onun Barbara'ya indirgendi~ni,
formist bir o~retidir. Tum dinlerin go- c harfi ise indirgemenin tarz1n1 goster-
runl1~teki farkhhklanna kar~ln aynt, mektedir: Tum Pier M'dir. Baz1 Sler M
temel ger.;ekli~i ve dini hakikatleri dile de~ildir. 0 halde, baz1 Sler P de~ildir.
getirdi~ini savunan Bahaflik, 1rk, din ve barok [ing. baroc; Fr. baroque]. 17. yuzy1l ..
cinsiyet farkhh~1n1 ortadan kalduarak; da ortaya -;Ikml~, l1slup a;lSJndan kar-
karde~lik yaratmay1, ho~gorusuzlu~e ma~Jk, hatta .;eli~kili, duygusal durum-
ve ba~nazh~a engel olmay1 ama.;la- lan .;o~u kez dramatik bir yakla~1mla,
mt~tu . duyulara seslenecek bir bi.;imde anlat-
Bain, Alexander. 1818-1913 y1llan arasln- ma iste~i sergileyen sanat turu.
da ya~a1n1~ .;a~da~ tsko.; deneyci filo- Barok sanah anlatmak i.;in .;o~ kez
zofu ve psikologu. gorkemlilik, canbhk, hareket, gerilim,
Ahlak alarunda yararcll1~1n gu.;lu bir a~1n ve farkh duygusal durumlar, son-
savunucusu olan ve daha .;ok zihin fel- suzlu~un algJJanmas1, .;e~itli sanatlar
sefesi alanxndaki .;ah~malanyla tan- aras1ndaki kesin ayu1mlar1 yok etme
nan Bain, zihin hallerini etkileyen fiziki e~ilimi gibi tan1mlar kullarulmaktadu.
ko~ullann ara~hnlmasl gerekti~ini one Barok sanat, klasik sanat tarahndan
surmu~tur. yanh~ bir sanat ttiru, romantikler tara-
Bakunin, Mihail Alexandrovi~. 1814- fmdan ise buyulii. bir imgelemin urunu
1876 ydlan aras1nda ya~am1~ olan Rus olan sanat anlay1~1 diye tarumlan.mak-
ihtilalcisi ve anar~izm olarak bilinen tadu.
siyasi hareketin kurucusu. Barth, Karl. <;a~da~ isvi.;reli teolog. 1886-
Bakunin'in en temel amac, siyasf iktidar 1968 ylllan arasmda ya~am1~ olan
ve ekonomik guciin. ademi merkezile~ Barth 20. yuzy1hn en etkili protestan teo-
mesi ve devlet gucunun y1kdmas1 ol- logu olup, ayru zamanda tdiyalektik te-
mu~tur. Ya~anun ka-;1rulmaz bir yanllg1- olojinin kurucusudur.
102 Barthes, Roland

Barth Protestan teolojisinde 18. yiizyll- nesnesi haline gehni~ olup, hi~bir ~ekil
da ba~layan ve Schleiermacher tarafm- de masum ve tar~fs12. bir ileti~im arac1
dan gii~lendirilen liberal egilimlere kar- degildir. Sozciiklerin ideolojik bir belle-
~ 1, soz konusu egilimlerin imanla akh uz- gi vardtr ve edebiyat her zaman ku-
la~hrma te~ebbiislerinden dolay1, olum- rumsal bir nitelik ta~u. 0, edebiyattan
suz bir tav1r takmm1~ ve bu durumun ba~ka reklamlar ve ideoloji gibi farkh
bir som.tcu olarak da, dogal din anlayi~I alanlan da bir dil sistemi olarak ele ahp
run her tiirunii ve teolojiyi metafizikle t~ analiz etmi~ ve kitle ileti~im ara~lan ta-
mellendinne ~abalanru mahkum etmi~ rafmdan benimsenen kodlara kar~1 ele~
tir. Ona gore, imamn, akdla olmad1g1 tirel bir gozle bak~tu. Barthes dilsel
gibi, kiiltiirel ve politik konularla da bir ve diger sembolik ileti~im bi~imlerini
ilintisi yoktur. anlamada yeni ve alternatif bir yakla-
Ondokuzuncu yiizy1lda giderek yerle- ~Im geli~tirirken, biiyiik ol~iide yapl
~en ilerleme inancuun tam bir yamlsama salcihga dayanm1~hr.
oldugunu one siiren Barth, temel eseri Ba~ka bir deyi~le, tMarks, tFreud ve
olan Church DoSJnatics [Kilise Dogmala- tNietzsche'den ba~ka tSaussure ve tLe-
n)'te lndl'e koklii ve temelli bir donii~iin vi-St:rauss'tan etkilenen Barthes, yazann
savunuculugunu yap1ru~br. 0, lndl'in niyeti veya eserin mesajmdan ziyade,
yeniden ve hakiki ogretimiyle canlanch- anlamm dile getirilme tarzan1 ve eserin
nlmaslm talep ederken, liberalizm, laik- meydana getirdigi sistemi on plana ~~
lik, hiimanizm, tarihseldlik, sosyalizm kartan yeni bir anlab analizi iizerinde
gibi modem dii~iince ve hareketleri de durmu~tur. 0 bu baglamda bir goster-
lncil'den sapmalar olarak degerlendirir. geler sosyolojisinin onemini vurgula-
Kilisenin gorevini kurtana bir Soziin mi~ ve gostergebilimsel analizi dilsel
hizmetinde olmak, Tann ile yepyeni bir olmayan kiiltiirel fenomenlere de uygu-
ili~kinin hakim olup, adaletin hiikiim sii- laml~hr.
recegi bir insan toplulugunun yarahlma- Saussure'iin gosterge teorisine gore ~e
Sl i9n ~ah~mak olarak tammlayan Barth, killenen dili, toplumsal ve kiiltiirel ya~a
kilisenin soz konusu asli ve tarihsel gore- nun yap1sJm anlamarun temeli olarak
vine sadlk kalabilmesinin ancak ve goren Barthes, mit ya da soylencenin gii-
ancak onun iktidar lunn ve arzusundan niimiizde oynad1g1 rolii analiz etmi~tir.
vazge~mesiyle miimkiin oldu~nu one Ona gore, mit, ne bir kavram, ne bir fikir
siirmii~tur. ya da nesne olup, bir mesajdu. Dolayi
Barthes, Roland. 1915-1980 ydlan arasan siyla o dilden (langue) ziyade, soziin (pa-
da ya~am1~ olan Frans1z yazan ve ede- role) bir iiruniidiir. Barthes'a gore, ideo-
biyat ele~tirmeni. Aym zamanda Fran- loji ~aganda, ne soylendiginin biiyiik
SIZ kiiltiirii ve toplumunun sd<l ve kah bir onemj vard1 ve ideolojiyle ilgili en
bir el~tirmeni olan Barthes'in belli onemli ger~ek, onun gizledigi ~eyden
ba~h eserleri Degre 'liro de l'Ecriture [Ya- meydana gelmekteydi. Oysa, soylenc~
zuun S1f1r Noktas1], Mythologies [Mitolo- lerle birlikte, soylenenin nasLl 50ylendigi
jiler], Les Principes de lD Sbniologie [Gos- hususu onem kazamr ve ideolojinin giz-
tergebilimin tlkeleri], CritiquL et Vmt~ ledigi yerde, mit tahrif eder.
[Ele~tiri ve Hakikat], S/Z'rfu. basit [Os. sdde, ilry6n; lng. simple; Fr. simp-
Burjuva kiiltiiriinii.n iiriinii olan ~ag- . le; AI. einfach). 1 Boliinemez olaru; kar-
da~ mitleri inceleyen, burjuva diizeni- ma~Ik olmayam; 2 bile~ik olmay1p tek
nin uzla~1mlanna ~iddetle kar~1 ~1kan bir unsurdan meydana geleni; 3 analiz:i,
Barthes, tarihsel kokenleri klasik done- uygulamas1 yoguQ bir zihinsel ~aba ge-
me kadar geri giden hakirn dil ve edebi- rektirmeyeni; 4 .ilk ya da temel olaru; 5
yat anlay1~ma kar~1 da yooa bir tavu ba~ka bir ~eye indirgenemez olaru ta-
geli~tirmi~tir. Ona gore, dil edebiyatm rumlayan s1fat.
bafka zihinler problemi 103

Buna gore, atomcu o~rehnin atornu, bo- Psikanalizin tetnel, anahtar terimlerin-
hinemez, part;alan ohnayan bir ~ey ola- den biri olan bashrma, tFreud'a gore,
rak basittir. Ayn1 ~ekilde, tLeibniz'in ev- benli~i, basttnlm1~ arzudan kopatna ..
renin gu-; birimleri olan monadlardan maktan do~an ya da bir -;att~man1n
1neydana geldigini savunan monadoloji- siiri1p gitmesinden kaynaklanan tedir
sinde, monadlar, par-;alanamayan basil ginli~e kar~1 koruyan bir savuruna me-
tozlerdir, t;Onkii evrendeki bil~ik cisim- kanizmastdtr. Bununla birlikte, bashnl-
]erin varolabilmesi it;in, basil tozlerin va- ~ arzu bilin-; yuzeyine -;tkabilmek
rolmas gerekir. i~in siirekli olarak bask.J yapar ve bilin-;
Descartes i~te bu t;ert;eve it;inde, tanun- yuzeyine ancak ~ekil de~i~tirdi~inde
lan bilinmeden birbirinden ayut edil~ -;tkar. Bashnlmt~ arzunun geri donii~ii
bilen ve kendi ba~ lanna bilgisi edinile- ne tekabiil eden nevroz belirtileri hep bu
bilen ruhsal veya cisimsel o~e ya da yolla olur. Bashrma esas histeride a~1r
ozlere basit do~alar adtnl vermi~tir. 0 basan bir savuruna mekanizmastdtr.
insan zihninin bir imgeye ba~vurmadan ba1kaldanyorum, oyleyse vanz [lng. I
dii~iinebildi~i bilgi, ku~ku ve bilgisiz-
rebel, therefore we are; Fr. je revolte, done
lik gibi dii~iinsel basit dogalar'1 ve ~ekil, nous sonunes]. Onlii Frans1z varolu~-;u
dii~iiniirii Albert Camus'niin, ayru iilke-
yer kaplama, hareket gibi, ancak cisim-
lerde tanan1p bilinen cisimsel basil doga- nin dii~iiniirii tDescartes'tan ve onun
'Dii~iiniiyorum, o hilde varun' soziin-
la,."l ve nihayet varolu~, birlik ve sure
gibi, hem cisimsel ve hem de ruhsal den esinlenerek, felsefesinin temeline
yerle~ tirdi~i soz.
~eylere uygulanan karma dogalar't birbi..
Bun a gore, varolu~un sat;ma old u~unu,
rinden ay1nr.
bu sa~mah~tn insani istek, ihtiya-; ve ide-
'Kumtzi' gibi, ba~ka bir ozelli~e indir-
allerin diinyarun aktldt~l sessizlik ve il-
genemeyen, daha fazla analiz edileme-
gisizli~iyle -;arpt~mastndan ka ynaklan-
yen ve yaln1zca kendisine i~aret edilmek d1t'm1 savunan Camus, -;oziim olarak,
s\tretiyle, tanamlanabilen ya da bilinebi- bu durumdan ka~t~a ve intihara ba~lan
len bir ozelli~e basit sifat ya da yiiklem mak yerine, sa-;may1 teslim eden bir
ad1 verilir. ar;~kyiireklilik ve diiriistliikle birlikte,
Nihayet, onermeler yapt bakJmtndan ba~kalduay1 onermi~tir.
snuflandt~tnda, birden fazla basil oner-
Ba~ka bir deyi~le, tCamus de, hpkl
meden meydana gelen bil~ik onerme- Descartes'nl tcogitoyu felsefesinin temel
nin tersine, bir ozne, bir yukletn ve bir dayanak noktast yapmast gibi, varolu-
kopula ya da ba~la-;tan meydana gelen ~un sa-;mah~t kar~1s1nda bireysel ba~
onerme basit onerme olarak tantmlantr. kaldtndan bir kollektif dayant~ma hi-
Buna gore, basil onerme, bir yuklemin lind yaratma -;abast vermi~ ve bunun,
basil bir bi-;imde, yani ko~ulsuz olarak uzla~amsal burjuva ahlakl ve en somut
ya da herhangi bir kaytt olmadan veya ifadesini fa~ist ya da komiinist yone-
onermenin terim1eri arastnda zorunlu timlerin toplama kamplarmda bulan
bir ba~tnb yt gerektirmeksizin, bir ozne ttotalitaryanizm kar~1s1ndaki tek -;tkl~
hakktnda tasdik ya da inkir edildi~i, yolu oldu~unu soylemi~tir.
bir ozne, bir yukJem ve bir kopuladan ba~ka zihinler problemi [tng. t~re prob-
o]u~an onermedir. lem of other minds; Fr. le problem des aut-
bastlrma (tng. supression, repression; Fr. res esprits). Ki~ininl do~rudan ve aract-
supression). Uygun bulurunayan, iyi ad- SIZ olarak,. ba~ka hi-;bir ~eyi de~il de,
dedilmeyen, bireyi ruhsal soonhya so- yaln1zca kendi bilin-; i~eriklerini bilebil-
kan istekleri, arzulan, anllan engelle- di~i, kendi i~kin kiiresinin dt~tna -;ka-
me, bilin-; yuzeyinden uzakla~brma e- madt~t ya da en az1ndan deney yoluyla
dimi. tecriibe edilemeyen varhklann bilgisine
104 Bataille, George

s~hip olamadtgl kabul edildiginde, nasd le, sanat~arun haki.ld bir ~ileci ya da ~ile
olup da kendi zihni d1~1ndaki ba~ka zi- ke~ oldugu sonucuna varm1~t1r. Ona
hinlerin varoldugunu bilebilecegi prob- gore, ters yonde i~leyen bu ~ile ~ekme
leani. Ba~ka insanlann da, t1pk1 benhn si.ireci, sanat~IYI hemen her~eyden el
gibi di.i~i.indiiklerirti, ac1 ~ektiklerini ve etek ~ekmeye degil, faka t tiian yasakla-
hissettikleriru nasal olup da bilebilece- n, ozellikle de ~ehvet ve oliimu a~tna
giln sorunsah. ya goti.iri.ir.
Proble1nin ~ozilini.i, analoji yoluyla akJI- bahhla~ma [Os garplrla~ma; lng. wester-
yi.iri.itmede bulunur. Buna gore, ba~ka nization; Fr. occidentalr"sation] Diinya tari-
insanlar bana bir~ok bak1mdan benze- hinin son iki yuzydda ortaya ~akm1~
dikleri, hepimiz ayru tiiri.in i.iyesi oldu- olan endi.istri evresinde, Bah uygarhga
gu1nuz ve a~ag1 yukan ayna ~ek.ilde ey d1~1nda kalan uygarhk ya da devletle-
ledigit niz i.,:in, bende zihinsel ya~am rin, Bat1'y1 son donemde belirleyen, o-
baknnmdan soz konusu olarun ba~ka in- nu Batl yapan fikir ve teknikleri benim-
sanlarda da soz konusu olmas11 onlann seme yakla~un ya da hareketlerine ve-
da benim gibi bilin~li olmalar1 gerekir. rilen ad.
Bataille, Georges. 1897-1962 yallan arasan- Buna gore, Bah uygarhg1 onbe~ ve
da ya~am1~ Frans1z edebiyatt;~sa ve de- onalbnca yi.izytllarda bir Ronesans. ve
neme yazan. Ozellik.le denemeleriyle, Reform hareketi ya~ama~, bunu onye-
~agda~ Frans1z dii~i1ncesinin yapabo- dinci yiizyalda bilimsel devrim ve onse-
zumcu ve antihumanist gelene~n i.,:in- kizinci yiizyalda da Aydullanma hareke-
de onemli bir yer tutan dii~iiniir. Temel ti izlemi~tir. Oyle ki, bu ii~ yiizydhk
eserleri: Ia Literature et le Mal [Edebiyat ve tarih en somut meyvasana 1789 FranslZ
Kotiiliik], L'Experience interieure [t~ Dene- Devrimiyle, 1780.lerde lngiltere'de ba~
yim), lA Thiorie du Religion [Din Teorisi], laylp tiim Avrupa'ya yayalan Endiistri
Sur Nietzsche [Nietzsche Ostilne). Devrimi'nde venni~ ve ondokuzuncu
tHegel, tNietzsche ve tHeideggerden yiizyal, Bab a~as1ndan bir ilerleme ve dz- .
etkilenen Bataille'm dii~iincesi, bir hi~ giirliik ~ag1 olmu~tur.
~ilik felsefesi . olarak tanunlanu. 0 Bu baglamda, yalntz Babya degil, rum
Tann'run oliimiiniin, tum i~erimleriyle diinyaya derinden etkileyen bu iki bii-
birlikte, kurtulu~ ihtimali ya da umuda yiik devrimden ozellikle Endiistri Devri-
yer barakmayan bir anti-entelJektiializm mi, kimi Babh devletlere tarihte daha
ve tateizme yol a~h~ru dii~iindugu once bir e~i daha goriilmemi~ olan bir
it;in, Nietz.sche'nin tiim degerleri tersyiiz refah ve gii~ saglarken, Bab 'yla, cografi
edilmesi veya degera~unma ugrahlma- veya kiilturel balwndan Batah olmayan
Sl projesinin takip-;isi olm~tur. Batail- devletler aras1nda maddf ve teknolojik
le'a gore, modem dii~iincenin onemli a9dan biiyiik bir u~uruma yol at;~na~br.
bir k1sma, topl umsal ve ekonomik yapl- l~te Babh olmayan devletlerin bu u~u
lann biiyuk bir boliimii ve ~agda~ top- rumu kapatabilmek i.,:in sergiledikleri
lumun pek ~ok rahatsazh~, isl:ikrarh bir moderrtl~me, Bah 'ya ozelJikle son i.ki
ozd~ligi veya an.lamh bir do~ltusu yiizytlda Bab yapan degerleri, fikir ve
olmayan Diyoniso~a bir sure~ ola_rak teknikleri ben.imseyip alma hareke tleri-
varhgan oziiniin yadstnmaslJlln bir so- ne bahhla~ma ad1 verilmektedir.
nucudur. A.kJm ilkeleri ve manbk yasa- Bununla birlikte, Bahnan teknolojik ve
lan, insani kontrol ve bili~el egemenlik maddi iistiinliigliniin, ayru zamanda
yanalsamasa i~in gerekli olan kurgular- k iilti.irel ve ahllli bir iistiinliik anlamana
dan ba~ka hi~bir ~ey degildir. gelmedigi gibi, modem Bataya belirle-
Sanat ve edebiyat hakkmda ~ok~a dii- yen fikir ve teknikleri alma ~eklinde ta-
'iinen ve bunlann toplum ve sanat~&y nunlad&~lZ babhla~manan, gelenek-
la olan ili~ldleri iizerinde duran Batail- sel Bab uygarhgaru bir biitiin olarak
BaudriUard, Jean 105

kabul edilmesiru asia gerektinnedigi de ve i~inde kendi ilkelerine gore ele~tiren


unutulmamahdu. Fakat bir yandan da Babh Marksist du~unurler, Marksist og-
babhla~mantn yalruzca teknolojik bir retinin bir dogma olmaktan ~mast ko-
devrimden ba~ka, toplumsal bir devri- nusunda onemli katkllar yapml~lardtr.
mi de i~erdigi akddan ~1kanlmamahd1r. bahnilik. islamiyette1 her~eyin bir zahiri,
Bu baglamda, Babhla~ma hareketirUn bir de gizli anlam1 oldugunu; Kur'an'sn
temelinde bulunan bakl~ a9-sma; gele- oziinil ve buyruklarla yapllmamasl bu-
neksel inan~, yerle~ik dii~unce ve ku- yunLlan ~eylerin biitiiniinii bilip, zahiri-
rumlardan vazge~ip, hikim uygarhk ola- ne gerek olmadtg1n1 savunma tavnna
rak gorulen Bab'run dii~iincel kurum ve verilen ad.
degerlerini benimseyip yerl~tirme mu- Evrenin ve varhg1n ba~lang1c1 olmadl-
cadelesi i~inde olma tavnna bahc1l1k ad1 glnll evrenin yokluktan ~lkamayacagt
verilir. nl, maddenin ezeli old ugun u savunan
bah Marksizmi [ing. western Marksiznz; Fr. Batiniler Peygambere ve imama a~1n
I

Marxisme occidental]. Avrupa'da 20. yuz- bir inan~ besler (Guluv) ve ahireti inkar
YJldal Marksizmi ozu itibariyle dogru edipl ruh go~tinii kabul ederler. D1~ go-
bir ogreli olarak gormekle birlikte, onda- runu~iin1 zahirin, hakikatin yalruzca ka-
ld pozitivist, detenninist unsurlardan ra- bugu oldugunu, bahn ya da gizli anla-
hatstzhk duyan ve Komiinist Partisinin mln ise ozii old ugun u dile getiren
resmi ogretisi hline gelen Ortodoks Bahniler1 dinleri goriinu~teki anlamtyla
Marksizmden ayrllan kimselerin geli~ de~il de, batll'\i' yonuyle anJamak gerek-
tirdikleri farkh Marksizm anlay1~1. tigini ifade etmi~lerdir.
Ban Marksizmi ic;ine siyasi olarak Karl Bu isel yalruzca dirUn temel inan~lan
tKautsky ve Antonio tGramsci gibi lider nt, dogmalann1, tefsir yoluyla degil de,
ya da eylemciler girer. Felsefi olarak ise, te'vil yoluyla olur. Te'vil'in anahtan,
Ban Marksizmi i~inde, Louis t Althusser I Batmilere gore, sozruldere yuklenen bir-
Jean Paul tSartre ve hepsinden onemlisi taklm gizli anlamlard1r. Te'vil i~inse soz-
tFrank.tu,t Okulu dii~iiniirleri yer ahr. ciilderi old ugu gibi de~il de, mecazi an-
Daha dogru bir deyi~le, Bab Marksizmi- lamlanyla almak gerekir. Bahnilerl bu
nin ilk ku~aganda Georg tLukcics, Karl yontemleriyle, Kur'an'a istedikleri anla-
Korsch, Joseph Revai, ikinci ku~agmda mt vermi~lerl ayetlerin da~ anlamlan
ise Karl tManheim, Herbert tMarcusel i~indeki gizli i~ anlanu ~akarmak ama-
Lucien Goldmann ve Louis t Althusser aylal onlan sistemlerine uygWl gelecek
gibi dii~iiniirler bulunur. ~ekilde te'vil yoluna etme yoluna git-
Bah Marksizmi Ortodoks Marksizm- mi~lerdir.
den tEngels'i degil de, gen~ Hegelci Bu baglamda, dini bir metnin a~ikar
tMarks'1 temele almak ve maddecilik- anlamuun otesindeki gizil an)amlaniU
ten ~ok tdiyalektik konusuna yonelmek a~aga ~1kanna amac1yla yapllan a~akla
bakunJndan f arlclshk gbsterir. Bun a ma ve yoruma batrni tefsir ad1 verilmek-
gore, diyalektigi Marksist ogretinin biz- tedir.
zat kendisine uygulayan bu anlay1~, Baudrillard, Jean. Lt Systbne des Objets
mutlak bilgiden vazge~mi~, her liir bil- [Nesneler sistemi], La Soci~tl de Ccmsom-
ginin kJsmi ve goreli karakterini gozler motaion: ses Mythes et ses StnJcructures
onune sermi~tir. Bilgimizle kultur tari- [Tiiketim toplwnu: Mitleri, Yapdan]~
hini meydana getiren tUm diger dunya I' Echange symbolique et la Mort [Sembolik
gorii~leri aras1ndaki ili~kinin diyalek- Miicadele ve Olum] ve De la S~duction du
tik bir ili~ki oldugunu savunan Bah ConsllrnDleltr [Tiiketidnin Ayarblmas1
Marksizmine gore, hi~bir dunya goru- Uzerine] adb kitaplartn yazan olan ~ag
~u tumuyle dogru veya tumuyle yanh~ da~ Frans1z toplum bilimcisi ve dii~ii
olamaz. tTarihsel1naddeciligi bu ~er~e- nuru.
]06 Baudrillard, Jean

Ba~langu;ta bir Marksist olan Baudril- Saussure ve yapsaiCilann tezlerinden


lard, Bab toplu1nunu analiz edip a9k]a- yola c;tkan Baudrillard, hi~bir nesnenin
na ~abalannda. daha sonra tpostmo- digerlerinden yahtlanm1~ olarak varol-
dernizm dogrultusuna sapm1~hr. Kapita- madagn gostenneye ~ah~m1~hr. Tam
list toplumun doni1~i1me ugrad1garu, do- tersine, farkbla~ma boyutlan, bag1nhsal
layislyla Marksist kategoriJer araahgayla ve~heleri, nesneleri anlamada bi1yi1k bir
analiz edileneyecegini savunan Baudril- onem kazanJr. Baudrillard'a gore, bir~ok
lard, eskiden ~ah~malan ve urebneleri is- nesne i~in bir yarar boyutu soz konusu
tenen bireylerden ~imdi tukebnelerinin olmakla birlikte, nesneleri belirleyen en
istendigini one surer. onemli ozellik, onlann bir statu gfister-
Ti1ketiln ger~e~ini buyuk ol~ude ihmal me, bir konum ifade ebne kapasiteleridir.
ettigi i~in, Marksist ekonomi anlay1~1 Bu baglamda, nesnelerin tuketim toplu-
kar~1s1nda ele~tirel bir tav1r taklnan Ba- m unda sadece ti.iketilmediklerini, onlann
udrillard, tuketim toplumunda gosterge bir ihtiyac1 ka11damak amaandan ~ok,
ve sembollerin i1retimi, mubadalesi ve bir stati.iyu ifade edebilmeleri i~in uretil-
tuketilnini analiz etme i~iyle me~gul ol- diklerini soyleyen Baudrillard, bunun
mu~tur. 0, bu analizinin olu~turdugu ancak nesneler arasmdaki farkhhk ve
genel ~er~eve i9nde, uretim sanayii, nes- farkhla~ma ili~kileri sayesinde miimkun
nelerin mubadalesi, iktidar ili~kileri ve olabildigini iddia etmi~tir. Ona gore, gij 4

dolays1z ileti~ime dayanan eski modem numuz toplwnunda, ihtiyafj a~amas1 fjok
duzenin yerini, yeni bir posbnodem geride brakdm1~ olup, nesneler gfister-
medya, enformasyon, ileti~im ve goster- geler haline gelmi~tir.
ge duzeninin ald1gnu one surmu~tur. Su h:ilde, ozne ve nesne, modem ozne-
Ba~ka bir deyi~le, Baudrillard'a 'gore, nin zamand1~1 niteliklerinde degil, fakat
modern insan urebnede hayatlndan gi- sosyal ili~kilerin bilinfjdl~l yap1s1 yoluy-
derek daha az, ld~isel ihti ya~lanru ve re- la ve sayesinde bir araya gelir. K1sacas1,
fahiru yara bnada ise, daha fazla zaman insan varhklan mutluluk amac1n1n pe ..
harcamaktad1r. 0 tuketim ic;in, olan tiim ~inde ko~uyor degildirler, onlar e~itli
potansiyelini, tiim kapasitesini hayata ge-- gi hayata ge-;inne arzusu ve mucadclesi
fjirmelidir. c;ah~ma ve uretimden degil i.;inde hi~ degildirler. c;unku tuketim, in-
de, tuketimden haz alma~ tuketim top- sanlan bir gosterge sistemi yoluyla fark-
lumunun eglence ve keyif ahlak1na hla~hrmaya hizmet ebnektedir. Toplun-
gore, ilk ve temel odevdir. sal ya~amm temeli iktisadi ihtiya~ degil,
Ba~ka bir deyi~le, yeni bir nesne anla- fakat ya~am tarza ve degerlerdir.
Y~, semiyotik nesne konsepsiyonu ge- De1nek ki, Baudrillard'a gore, ~agda~
li~tiren Baudrillard, analizinde dort tiir toplumda tuketimin de anlam1 degi~
manhg1 birbirinden a yuu. 1 Nesnenin mi~tir. Liberal tkapitalizmde, nesnelerin
kullanm degerine tekabul eden pratik uretimini belirleyen ~ey, insanlann ihti-
i~le1nler mant1g1; 2 degi~im degerine yat;lanndan t;ok, kazan~ istegidir. Karl
kar~1hk gelen e~degerlik manhg1; 3 tMarks'1n terimleriyle ifade edildiginde,
sembolik mi1badeleye tekabiU eden kar- uretim, ~eylerin kullanun degeri yerine,
~ 1t Iann birligi manhg ve 4 gosterge de- mubadale degeri taraf1ndan belirlenir.
gerine kar~1hk ge]en farkhhklar tnanh- Baudrillard'a gore, ti.iketim toplwnunda,
g . Bu manhklar, ona gore, suas1yla bir nesne kullarum ya da ihtiyat;tan, liberal
yarar, pazar, armagan ve bir statu man- kapitalizme k1yasla, daha fazla uzakla~
hgn ozetler. Buna gore, nesne, birinci lnlfbr. Nesnelerle ilgili tiiketim, gi.inu-
kategorinin manhg1nda bir alet, ikinci- muzde nesnelerin toplumsal statudeki
sinde e~ya, u~uncusunde sembol ve derecelenmelere ka111..hk gelen bir an-
dorduncusunde de bir gostergeye do- lamlar ya da gfistergeler sistemi it;indeki
n u~ur. yerleriyle belirlenmektedir.
Bayle Pierre 107

E~ya ve nesnelerin buyuk ol~ekli, kcyfi, bilgiyi kavramsal bilgiyle SlJ'Ul"larken, du-
fakat tutarh bir gostergeler sistemi mey- yusal ve alg1sal bilgiyi ti.imuyle bir kena-
dana getirdigini soyleyen Baudrillard, ra att1klan i~in, estetik konusunu ih1nal
haritaya kar~1hk gelen bir ~ey bulunma- ettiklerini soylemi~tir.
diglru, ~agunlZda ideolojinin de oldugu- Bu eksikligi yine Descartes~1 felsefenin
nu, perde ve ekramn tek ontolojik ger- kavramsal -;er~evesi i-;inde kalarak gi-
~eklik olup, televizyonun her~ey ve en denneye ~ah~an Baumgarten'e gore, or-
~~uksek, en yetkin nesne oldugunu iddia negin bir ~iirin estetik degeri ve guzelli-
etrrti~tir. 0, buradan hareketle ve olduk- gi, i~erdigi fildrlerin a~1kltk derecesine
~a kotitmser bir goru~le, televizyonun ve baghdu. 0, sanat eserinin estetik degeri-
kitle ileti~irninin gorevinin tepkiyi on(e .. nin, onun duywnsal sezgi yoluyla algiia-
mek, bireyi ozelle~tirmek, onlan gori.in- nan temel niteliginin a~1klik ve canhh-
ti.iyle ger~ek arasmda bir ay1nm yapabil g1yla oranbh oldugunu iddia ederken,
menin olanaks1zla~bgt bir taklit evrenine bir yandan da estetigin konusu i~ine, ay-
yerl~tinnek oldugunu savunmu~tur. nca sanat eserlerinin yaratmak duru-
Tuketicinin reklam gibi yollarla aldahl- Inunda oldugu tepkilerle tecrubenin gir-
Inasinl gozboyay1a bir oyun ve uretim digini s6ylemi~tir.
oldugu kadar, ttiketicinin istegini de Bayle, Pierre. 1647-1706 y1llan aras1nda
tehdit eden bir oge olarak yorwnlayan ya~a1n1~ olan Frans1z filozofu.
Baudrillard'a gore, bugun biz, ~ok daha Dictionnaire llistorique et critique [Tarihsel
fazla eniormasyonun, ama daha az anla- ve El~tirel SOzli.ik] adh biyografik bir
Irun bulundugu bir evrende ya~amakta eserin yazan olan Bayle, kadim zamanJa-
ytz; ona gore, enormasyon fazlasma nn, Ortay:~g ile modem donemlerin
maruz kalan gunumuz toplumlannda, onemli politik tarihi ki~iliklerinin, filozof
mumkun tek direni~ tarz1, anlarru red- ve teologlanrun du~Lincelerini aktanr. 0
detmektir. bu incelemesinde, filozoflann gori.i~lerin
Baumgarten, Alexander. 1714-1762 yllla- de i~erilen ~eli~kileri ortaya koyar, llk~ag
rl aras1nda ya~amt~ olan Alman dii~ii dan kendi zaman1na dek olan filomflan
niirii. Temel eserleri Aesthetica acroama- ele~tirel bir gozle ele ahr. Bu incelemenin
tica ve Metaphy'sica. kendisini her tiir felsefe ve teolojiyle ilgiJi
Daha ~ok Aesthetica adh eseriyle tam- olarak taln bir ku~kuculuga gottirdugu
nan Baumgarten, bu eserinde estetik te- Bayle, felsefi ak1lyi.iriitmenin evrensel bir
rimiN felsefe tarihinde ilk kez olarak, te- septisizme yol a~og1n1, doga.tun ise insaru
rimin ~agda~ anlamtna ~ok yak1n bir kori.i korune inanca zorladtglru savun-
anlam i~nde kullaruru~hr. Buna gore, mu~tur. Rasyonel ~aba ve ~ah~marun de-
testetik onda, sanat ve guzellik felsefesi- gersiz oldugunu one suren Bayle, yine de
ne kar~Lhk gelir. Baumgarten, sanatln insan1n d1~ dLinyada varl.Lklann, nesnele-
hem duyumsal olan ve hem de duygu- rin varoldugu ve Tann'run aldatan bir
larla kan~ml~ bulunan zihinsel tasanm- varhk olmad1g1 gorii~unu temellendir-
lara dayand1glnl ve guzelligin de basit mek i9n, saf inanca dayaJulJnasl gerekti~
ve ayn bir entellektuel du~unce olma- ~ belirtmi~tir.
Ylp, derinlikli ve aynntlh bir kompleks Ona gore, din sadece ve sadece iman te-
oldugunu iddia etmi~tir. Lneli uzerinde kabul edillnelidir; Bayle,
17. yuzy1l aklla du~unce geleneginin, i~te bu baglamda, her tur gori.i~e ho~go
ozellikle de tDescartes ve tLeibniz'in bir ru gosterilmesi gerektigini savunur. 0
izleyicisi olan Baumgarten, ti.im dikkat- yanh~ ve sahici ol.Inayan bir dini.n ateiz
lerini at;tk ve se-;ik fikirlerle manbk ve me asia tercih edihnemesi gerektigini
matematikte bu fikirlere dayanllarak ge- dile getinni~tir. Ote yandan, on a gore,
li~ririlen sistematik du~i.ince uzerinde ins an davran1~1ru yoneten ~ey, akddan
yogunla~t1ran soz konusu du~unurlerin, ziyade tutkudur.
108 Beauvoir, Simone de

Beauvoir, Simone de. 1908-1986 y1llan ara.. 0, eskiden beri varolan bu durumu, ka-
s1nda ya~a1n1~, ba~ta Le Deuxierne Sexe d1n1n biyolojik anahk goreviyle geride
[tkinci Cins] adh kitab1 ohnak iizere, de- tutuhnas1na, erke~in d1~anya gitmesine
nemeleri, k1sa oykiileri, otobiyogralik ve kendisini 'ltomo Jaber' olarak ger~ek
yaz1lan ve romanian yuzythm1zda fe- l~tinnesine izin verilirken, onun i~sel
minist dii~iincenin geli~iminde onemli olan1n bek~isi yap1hnas1na ba~lar. Beau-
bir ba~langu; noktas1 olu~turmu~ olan voir, erke~in egemenJi~n, s1khkla
~a~da~ Frans1z kad1n dii~iiniir. iddia edildi~i iizere, onun bedensel gi.i-
Hemen hemen biitiin ya~a1ru boyunca ci.intin bir sonucu olmaktan ziyade, ey-
birlikte oldu~u tSartret1n etkisi dolayl- lemde bulunan ozne oJmas1run bir sonu-
slyla, dii~iinceleri varolu~~u bir ~er~eve cu oldu~unu dii~iiniir. Fakat erkek,
i~inde ve belli bir ozgiirliik kavranu sadece ve sadece eylem yapmayan nes-
i.izerinde olduk~a bireyselci bir temele ne sayesinde, ve kad1na gore, ba~ka bir
dayanan Beauvoir'a gore, ozgiirliik asia deyi~le, d1~la~ma ve i~selle~me ili~ki
ve asia insana Tann taraflndan verilmi~ sinden dolayi, ve kend isinin otekisine
bir ~ey de~ildir. Tam tersine, ozgiirliik, gore bOyle olabilir. Beauvoir'a gore, ka-
insarun u~runa hergiin yeniden sava~ dnlarm verilmi~ olan bu durumu kabul
mak zorunda oldu~u bir imkan, onun ehnemeleri gerekir. Zira ona gore, kadi-
kendisini siirekli olarak yeniden yarat- na toplwnsal orf, adet ve kurumlar tara-
masl i~in bir fusatbr. Czgiirlii~ii ba~lan fUldan yiiklenen bu ikincil rol, biyolojik,
gi~la olabildi~ince bireyselci bir a9dan ekonomik ve psi.kolojik yazg1n1n yillde-
yorumlayan ve bu ba~lamda otekilerini, di~ bir rol de~ildir. Yani, Beauvoir diin-
insarun kendi plaruna gore eylemesin- yaya kad1n gelinmedi~ini, ama kad1n
den ba~ka hi~bir ~ey olmayan ozgiirlii- olundu~unu soylemektedir.
~iin oniindeki bir engel olarak goren Be- beden [Os. vucut; ing. body; Fr. corps; Al
auvoir, sa va~ deneyimlerinin ard1ndan leib]. lnsan1n zihin ya da ruhuna kar~ll
otekinin ozgiirlii~nii insan ic;in bir teh- o!an vi.icudu, organizmas1 ya da maddi
dit olarak de~il, fakat ki~inin kendi oz- tozu.
gi.irlii~iinii ger~ekl~tirmesinin zorunlu Beden terimi ozellikle, felsefe tarihinin
bir ko~ulu olarak de~erlendirmeye ba~ en onemli ve temel problemlerinden biri
larru~tlr. Buradan hi~ ku~ku yok ki, her olan zihin-beden ili~kisi probleminin
insanln ba~ka insanlann ozgiirlii~ii ic;in olu~turdu~u ~er~eve i~inde ortaya ~~
kaygdanmak gibi ahlaki bir odevi old u- kar. Zihin ve bedeni bir ve ayn1 ger~ek
~u sonucundan ba~ka, kaduun toplum- li~in de~i~ik yonleri olarak gorecek ~e
sal durumu ve onun erkek cinsiyle olan kilde birbirleriyle ozde~le~tiren ya da
ili~ki leri ba~larrunda onemli sonu~lar psi~ik olan1 fiziki olandan gere~i gibi
c;:~kar. aynamayan her teori, hi~ ku~ku yok ki,
Czgtirlii~i.in temel ko~ulu eylem, ki~i problemin ortaya ~1kard1~1 gii~liikleri
nin kendi planlanna gore eylemesi, gele- bir ~ekilde goz ard1 eden bir teori ol-
cek i~in ama~lar saptayarak, bunu ~imdi mak durumundadu.
de d1~la~ttnnasl ise e~er, Beauvoir'a tMaddecilik de, tidealizm de bu an-
gore bu, geleneksel kadm rolii ic;inde ger- lamda psikofiziksel bircili~in de~i~ik
~ekl~memektedir. Bundan dolayt, onun biQ.mleri olarak gori.ilebilir. Maddecilik
goziinde kadm ozerk de~il, gorelidir. tinsel varhklann ger~ek varolu~unu
Ba~ka bir deyi~le, ked1nlann kendilerini yads1mak ve zihni maddenin bir tiirevi
erkek oJmadan dii~iinemediklerini ve. ya da fonksiyonu olarak gonnek, buna
dii~iiniilmediklerini one siiren Beauvo- kar~1n tinselcilik ya da idealizmin de~i
ir'a gore, erke~in ozne ve mutlak oldu~u ~ik tiirleri de beden ya da cisimleri bi-
yerde, kadln yalruzca erke~in eksik oteki- lin~ i~erikleri olarak gormek sureti yle,
sidir. Cteki de, kendi ba~msaz ozune ger~ekte problemi ~u ya da bu ~ekilde
sahip bir ~ey olarak goriilemez. yoksayar lar.
bejleni 109

Fakat bu arada, zihin ve bedenin deney- renlerin gorii~iiyle, feministlerin kadm-


sel olarak verilmi~ iki ayn toz oldugunu lann anatomileri tarahndan belirlendigi
a9k~a one siiren tiim digl!r Dgretiler, zi- tezine kar~I ~1kan gorii~lerinden de soz
hinle beden arasmdak.i ili~k.i problemine etmek olanagt vardir.
doyurucu bir ~oziim getirme zorunlulu- beden-ozne [lng. body-subject; Fr. corps-
~uyla kar~I kar~Iya kahr. Probleme bir sujet). Empirizm ile entellektiializm, de-
yarut getirmeye kalk1~an en onemli iki terminizm ile mutlak ozgiirliik arnsmda
teori, birbirlerine rakip ogretiler olan bir orta yol bulma}'l ama~layan Frans1z
tetk.ile~imdlik ve paralelizmdir. filozofu M. Merleau-Ponty'nin felsefede-
Bunlardan etk.ile~imcilik, hem bedeni k.i hareket noktasm1 olu~turan kavram.
ve hem de zihni, birbirlerini etk.ileyen ve Beden-ozne, ona gore, ne saf bir nesne,
dolayisiyla birbirlerine nedensel bir bi- ne de saydam bir oznedir. 0, baz1 bag-
~imde baglanmi~ ik.i ayn tozsel varh.k lamlarda bir nesne olarak algilamr,
olarak goriir. Buna kar~m, tparalelizm diger baglamlarda ise, algilayan ozne-
ik.i toziin birbirlerine yalmzca ~lik ettik- dir. Beden-oznenin diinya ile olan ili~ki
lerini savunur, fakat bunlar arasmda bir tarn, zekadan esk.i olup, tiim yarg1lar
kar~Ihkh etkile~im ve nedensel bag bu- son ~oziimlemede, onun diinyaya ili~kin
lundugunu one siirmez. ya~anm1~ tecriibesine dayanir. Beden-
Beden felsefi bir ~er~eve d1~mda, yakm ozne, kendisine daha onceden birtaklm
zamanlarda sosyolojik bir a~Idan da ele anlamlann aktanlmJ~ oldugu bir diin-
ahnmaya ba~laruru~hr. Bu a~Idan ele yayla kar~Ila~Ir ve ona yeni anlamlar ak-
almdigmda, beden sosyolojisi, feminizmin, tanr.
geli~mi~ toplumlarm niifuslanndaki ya~ begeni [Os. kuuuei zaika, meyil; ing. taste;
lannu~hgm, postmodem toplum teorisi- Fr. gout; AI. geschmack). 1 Sanat eserleri-
nin dogu~unun, ~agda~ tiiketimjn insan ni, insan elinden ~a iiriinleri, birta-
bedenini on plAna ~Ikartan dogasmdaki klm kurallarn dayanmadan, salt duyum
degi~melerin, bbbl teknoloji ya da pra- ve deney yoluyla yarg1lama yetisine,
ti.kteki geli~melerin, ki~inin degerini sanat eserlerindeki iyi ve giizel yonlerle
bedeninin giizelligine indirgeyen ldtle eksikjjk y a da kusurlan ay1rd edebilme
sporu ve bo~ zaman kiiltiiriiniin bir so- yetene~ne; giizelligin insanda yarati:J.-
nucu olmak durumundad1r. Btma gare, g oznel duygu.
beden sosyolojisinin dogu~u, pozitiviz- 2 ileti~im baglarrunda, aktanlan me-
me ili~.kin bir ele~tirinin, ve bedeni zi- sajlardan keyif alma tavn, belli mesajla-
hinden aym~I belli bir bilimsel yakla~un rm olumlanmasi veya talep edilmesi
ya da gelenege yol a~mi~ olan Descar- durumu. Bu baglamda, begeni, kendisi-
tes'm mirasiiW\ reddedilmesinin sonucu ni diger begenilerin reddedilmesiyle or-
olmu~tur. taya koydugu i~in olumsuz bir bi~imde
Yiizyihmizda ikici anlayi~I reddede- tammlamr; estetik kayg1 ya da miilaha-
rek, zirunsel, fiziki ve kiiltiirel fenomen- zalardan ziyade, insanlann kendilerini
lerin kar~Ihkh etkile~imini savwtan tanlmladJ.klan k.imliklerle ilgilidir.
gorii~ aym zamanda, insan bedeninin Begeninin ikinci anlami i<;inde, ileti~im
yalmzca biyolojik olarak verilmi~ bir arn~lanrun kendilerine hitap ettigi izleyi-
olgu olmakla kalmay1p, toplumsal bir cilerin ilet~im ara~lanmn belli bir tiirii-
yap1m oldugu, yani soylemler ve top- nii, bu ara~lar tara.&ndan sunulan iiriinle-
lumsal pratikler taraf1ndan iiretildigi rin, kimli.k ve ki~ili.klerin bir boliimiinii
gorii~iiyle birle~tirilmi~tir. Bu baglam- digerlerine iistiin tutmas1 ve bunlan tii-
da, tFoucault'nun yolundan giderek, ketme eylemi d1~mda ba~ka yollarla da,
bedenin modem toplumlarda sonsuz ornegin tavu ve davram~lannda goster-
say1da gozetim, disiplin ve denetim bi- mesiyle belirlenen gene! egilime begeni
<;iminin hedefi hiiline geldigini one sii- kulturu ad1 verilmektedir.
110 Bekta~ilik

Bekta~ilik. Hact Bekta~ Veli'nin (1209- mast ve daha sonraki sentezi taraf1ndan
1271) du~unceleri <;evresinde olu~an ta- belirlerunesi anlamtnda, di yalektik beli r-
rikat. Senkre tist bir yap a arzeden Bekta- leniJnden soz edilebilir.
~iligin temel ozellikleri arasanda, en belirlenimsizcilik [Os. ldicabiyye; ing. in-
ba~ta dort kapa ve dort inan<; tasavv~ru detenninism; Fr. indetenuinisme; AI. inde-
gelir. Bunlardan dort kapa, ~eriat (l5ld- ter1ninis1Pius]. Endeterminizm. 1 Metafi-
'11"t ve Ehli Beyt'in yoluna uymak) tarikat zikte, evrendeki her~eyin belirlenani~
(~eyhe baglnnmak), hakikat (Tann y tanz- olmad1gnu, dunyada raslanh ve ozgfir ..
ma yolu) ve marifet (Tanrz bilgisine goliiren Iuge yer bulund ugun u sa vunan gorii~.
yol) kapalan, dort inan<; ise ibadet, niyaz, Baza olaylaran bir nedeni ohnad1g1na, ne-
adak ve vuslafllr. Bekta~ilikte ayraca Te. densiz olarak ortaya <;1ktagan1 one suren
vella (hli Beyti w 12 imanu Sf!Vmek) ve metafizik ogreti olarak indeterminizm,
Teberra (Yezid ve diger Elzli Beyt du~man baza olaylann genel yasa ya da ilkelerle
lnr~na yirz ~~'irnrek) da onem ta~lr- a<;aklanamayacagana, birtaknn olaylann,
Bekta~ilik, ~amanhktan izler ta~unas1, bilgi eksikliginden degil de, evrendeki
ayramahk yapmamasa, Anadolu halkl- raslanta, kendisellik ve kesinsizlik gibi
nan dilini kullanmasa, a<;1k ilkelerden zi- ogelerden dolayt ongorulemeyecegini
yade, her du~unce ve inan<;ta alan in- one surer.
sanlaran kend ilerine gore anlamlar <;t- 2 Ahlak felsefesinde, benin, zihin ya da
karabilecegi ustu kapah inan<;lar geli~tir bilindn, iradenin, ruhun, ahlaki kararlar
lnesi nedeniyle Anadolu'nW\ her yerinde ad1 verilen sonu<;lara neden olmada
hazla yaydml~ bir inan<; ve o~reti butu ozgur oldugunu, ahlaki se<;imlerin daha
nudur. onceki fiziki ve psi~ik olaylar tarafan-
belirleme [ing. determinate]. Genel olarakt dan belirlerunedigini, akJlh insan varh-
bir ~eyi belir li klima, a<;1k ve se<;ik bir ~e ganan mutlak bir se9Jle ozgurlugune
kilde suurlama, karakterize etlne. Bilgi sahip bulundugunu bne suren anlayt~.
anlamtnda, bir olayan nedenini ortaya belirsizlik [Os. nruphemlik; ing. vagueness,
koyma, bir kavra1n1n i<;lemini olu~tu entrapy; Fr. impr~cision, AJ. e11thropie]. Soz-
ran oge ya ozellikleri a<;1k bir ~ekilde cuklerin, kavratnlann adlandardlkJan ya
tan1mlatna ya da s1n1rlama. da uygulandlklara nesnelerin suurlan-
belirlenim [lng. detenninatian; Fr. d~ter mn tam ve kesin olarak bilinememesi
rnination]. Ozellik ya da karakteristik. Bir durumu. Buna gore, bir sozcugun bclir-
~eyin her ne ise o olmas1 ya da bir nesne- siz olmas1, bu sozcugiin i<;inde ge<;tigi
nin ozelliklerine sahip alma durumuna baza bildiri kipinden tumcelere herhangi
gelmesi anlarrunda belirletne kazanmas1 bir dogruluk degeri verilememesi; bildi-
duru1nu. Nedenlerle sonu<;lar veya olay- ri kipinden bir tiimcenin belirsiz olmasa
lar arasmdaki zorunlu bag1nti. Evrendeki ise, bu tumceye herhangi bir dogruluk
olaylann neden sonu<; ili~kilerine bagh degeri yuklenememesi anlamma gelir.
olarak ortaya 'tlklnasL 0 nlu Alman filozofu Kant' 1n, onermele
Sonucun dt~ ya da fail neden tarafn- ri nitelik bakurundan degerlendirirken,
dan belidenmesinde oldugu gibi, neden- bu baglamda olwnlu ve olwnsuz oner-
sel belirlenimden; bir orgarun fonksiyo- meye ek olarak one surdugu onenne tu-
nunun k1smen, butun bir orgartizmarun riine belirsiz onerme ada verilir. Belirsiz
ihtiya<;lara tarafandan yani par<;alann onerme, ona gore, A B degildir' formun-
I

butun taraf1ndan belirlenmesinde oldu- daki bir onennede, B yukleminin de


gu gibi, yaprsal belirlenimden; ara<;lann olwnsuz oldugu onennedir. Belirsiz 5-
aana<;lar ya da erekler tarafandan belir- nermeler, yuklemi olwnsuz alan, olum-
lerunesi anla1n1nda teleolo jik belirlenim- suz onermeler olarak gorulurler. Bunlar,
den; bir surccin, onu meydana getiren anlam bakunandan olumlu, fa.ka t form
kar~1t, fa kat ozsel bile~enlerin i<; <;all~- balwnrn.dan olumsuz onennelerdir. Or-
- ben 111

negin, 'Canh oliimsiiz degildir' oner- Bu baglamda, yeni kar~lla~tlan bir du-
mesi, anlamtbakJmmdan olumlu, fakat rumu eskiden ya da daha once gonnii~
formu bakrmmdan olumsuz olan bir olma izlenimine dayanan bir tamma
onermedir. Bununla birlikte, belirsizlik, gii-;lugu ya da yamlsamastyla belirle-
onennenin formuna degil de, anlamma nen, ~imdiki zamanla ge-;mi~in birbiri-
bagh bir ozelliktir. ne kan~tmlmasmdan meydana gelen
2 Ote yandan, herhangi bir sistemin bellek hastahgma bellek karr~rklrgr ad1
i~inde varolan diizensizlik, o sistemde- verilir.
ld raslanhsalhk unsurunun yiiksek ol- Buna kar~m, bellegin zaytflamast ya
masr durumu da belirsizlik olarak ta- da tiimiiyle ortadan kalkmas1 durumu,
mmlamr. bir ~eyin istenen anda anunsanmasmm
belirtik tanrm [ing. explicit definition; Fr. imkans1z hale gelmesi, belli birtaklm
definition explicite]. Dilde bulunan uzun ~eylerin hahrda tutulmasmm olanak-
bir deyim yerin.e, -;ok daha ktsa bir kar- sizla~mast hali ise bellek yitimi olarak
~thk bulmak suretiyle yaptlan tamm. tammlamr.
Bu ti.ir bir tamma aym zamanda, krsal- bellum omnium contra omnes. Devletin
trcz tamm ad1 verilir. ortaya filkl~mdan once, doga durumun-
bellek [Os.lwfiul; lng. memory; Fr. mbnoire; daki insanlann, kendi -;tkarlanm hayata
AI. gedoechtnis]. 1 Ge-;mi~teki deneyi.m.le- ge~irmek i-;in, birbirleriyle gerektiginde
ri, tecriibe ve ya~anblan arumsayabilme sava~a girecegini ifade ehnek uzere,
yetisi. Deney ya da tecriibeleri arumsama, +Hobbes tarafmdan kullandan Latince
zihinde canlandtnna ve ge-;mi~i ~imdide terim. Devletin ortaya filkl~mdan 6nce,
koruma gucii. 2 Arumsayan oznenin, insan toplulugunun i-;inde bulundugu
ge-;mi~ ya~anhlanna, bilin-; hallerine ya dogal hali ifade eden deyim: Herkesin
da ge-;mi~te algtlamr~ oldugu nesnelere herkese kar~1 sava~I.
ili~kin -;rkarunsal olmayan bilgisi. 3 ben [Os. nefs; ing. ego; Fr. l'ego]. Akll sahi-
Ozgiin olaylar, olgu ve nesneler, imge bi 6znenin, bilin-;li ki~inin, kendisini
ve fikirler ortada olmad1g1 zaman, on- ba~kalanndan aytrmasma ve kendisini
larla ilgili bili~i ya da mahlmah zihinde one siirmesine yarayan gu-;. <;ogunluk
korumaktan meydana gelen fonksiyon. ki~i, bilin-; ve ozne st>zciikleriyle e~an
4 St>z konusu malumah depoladtgi, bi- lamh olarak kullarulan, zihin, bellek,
riktirdigi varsaytlan sistem ya da yer. bilen, ego olarak da bilinen ve, degi~me
Bellek, ammsayan oznenin ge.;mi~teki boyunca varhgmt koruyup, birliginin
duygulan, bilin-; hillleri, klsacasr psiko- farkmda olan birlik. Bir bireyin psikolo-
lojik ya~anhlan ile ilgili oldugu zaman, jik ozelliklerini betimlemeye ve btiti.inle-
buna ifebnkr~sal bellek, buna kar~m, meye yarayan temel degi~ken.
arumsayan oznenin g~i~te algtlad1gl, Farkh benlerden soz edilebilir. Buna
zihinden bagunslZ nesnelerle ilgili oldu- gore, tiim zihinsel faaliyetlerin gerisinde
gu zaman ise, buna da algrsal bellek ad1 yatan neden olan ve varolu~u, dogrudan
verilir. dogruya i-;ebak1~ yoluyla bilinemeyen,
Bellegin olu~wnunda ya da arumsama fakat i-;ebakl~m i-;eriginden 9karsanmak
siirednde, ii-; ayn evre soz konusu olur: I durwnunda olan, elle tutulamaz, gozle
Daha once algtlanrru~ olan nesnenin zi- gt>riilemez, maddi olmayan, degi~mez
hinde canJandmlmas1, bellekte bir imge varhga ya da ruh veya tine SQ/ ben adr ve-
olu~turulmas1, II imgenin, ammsayamn rilir.
ge-;mi~inin bir par-;asm1 meydana geti- Buna kar~m, i-;ebakl~ yoluyla algtla-
ren bir nesnenin imgesi, sureti olarak ta- nan, ve bir ki~iyi niteliksel olarak ba~ka
mnmasi ve Ill arumsanan nesnenin psi- bir ki~iden aytran ya da ona kendi ki~i
kolojik ya da fiziki bir zaman ~r-;evesi sel karakterini veren i~lem ve ogeleriyle
i-;ine yerl~tirilmesi. etkin, bireysel bene ise deneysel ya da
112 bencillil<

empirik ben ad1 verihni~Hir. Bilincilnizin t1n yepyeni bit;im ve i~levler kazanm1~
birli~i tara&ndan onceden varsayllan oz- olmas1d1r. Ba~ka bir deyi~le, mekani-
neye ise, tTansendmtal bm denir. Ve niha- zasyon ve kitlesel uretiJnin kultur alaru-
yet, bilincin sezgisel olarak hissedilen ya n~ da yaydi~mdak.i ilerici potansiyeli
da algdanan birli~ine, ifebakr~rn beni ad1 goren Benjamin, oncelikle kulturel PSer-
verilmektedir. lerin veya sanat yapltlaruun mekanik
Cte yandan bilint;li oznenin, duyum, olarak t;o~altdabilirliAinin, yuksek kul-
algt, du~unce, duygu, tutku turunden turiin eser!erinin buyulu, ve kutsal
bilint; it;eriklerini do~ru dan ve arac1s1z halesini, onlar1 rituel ve gelenekten ko-
olarak tecrube etmesi, kendi zihin halle- parmak suretiyle, yok etti~ini one surer.
rinin bilincinde olmas1 durumu, insa 0 soz konusu geli~meyi~ ~eylerin evren-
n1n kendi bilincini belli bir bilginin ko- sel e~itli~i du~uncesini benimseyen kit-
nusu yapmas1, oznenin kend isi it; in nes- lelerin t;a~da~ ya~amda giderek artan
nele~ebilmesi, kendisi hakk1nda nesnel onemleriyle birle~tirir ve bunu potansi-
olabilmesi ya da ki~inin kendisini ba~ yel olarak ilerici bir ~ey olarak de~erlen
kalannJn gorebilece~i tarzda de~erlen dirir.
direbilmesi yetene~i ben bilinci olarak Di~er bir deyi~le, teknolojik alandaki
tan1mlarur buyuk geli~menin, sanat ve kultur it;in
bencillik [Os. hodkdndrk; Ing. egoism; Fr. yepyeni imkanlar sa~lad1~1ni iddia eden
~goisme; AI. egoismus). Genel olarak, ki- Benjamin, fototraf ve sinema benzeri sa-
~inin kendi benine ve kendi t;lkarlar1na natlann kaydetti~ geli~menin, kitlelerin
du~kunluk gostennesi, ba~kalann1 hit; kabhmma ac;tk, onlann yaranna olan bir
dikkate almadan, yalruzca kendisini ve sanab mumkun hale getirdi~ini sayler.
kendi iyili~iru, refah1n1 ve mutlulu~u Ona gore, sanabn mekanik olarak t;o~al
nu du~unmes i. tnsan1n kendi benini ve hlabilirliti, kitlelerin sanata kar~1 olan
ki~isel t;1kann1, ya~am1n1n mutlak ilke- tutumlann1 de~i~tirir. Bir Picasso tablo-
.
s1 yapmas1. suna kar~1 takunlan gerici ta v1r, bir
Czel olarak da, ingiliz deneyci filozofu Chaplin filmine kar~1 ilerici bir tepkiye
tHobbesun, insan1n tum eylemlerinin donu~ur.
'ben sevgisi' taraf1ndan belirlendi~ini, Sanahn toplum i~n oldutunda 1srar
ve ahlikb.h~1n da insan1n kendisini ko- eden du~unur, ritiiel ve propagandarun
ruma it;gudusunun bir ~ekli oldu~unu, 1930.lar Almanya' smdaki roliine gon-
tum eylem.Jerin insan1n kendisini koru- denne yaparak, sanatJ.n ozerkliti veya
ma it;giidusuniin ve kendi benine duy- sanat i~n sanat iizerindeki 1sraran esteti-
du~u sevginin bir sonucu olarak ortaya ~in fa~izm taranndan politik hayata so-
t;lkh~lnl dile getiren o~retisi. kulmasiyla tamamlandatJru one surer.
Benjamin, Walter. 1892-1940 ydlar1 ara- Bununla birlikte, Benja.min'e gore, gele
Slnda ya~am1~ olan Alman du~unur. ne~in ve ge91'i~ kultiiriin ozgiirle~tirici
Ad1 +Frankfurt Okuluyla irtibatlandln- yonlerini de unutrnamak laZJm gelir. Ni-
lan ve yinninci yuzydm set;kin bir este- tekim, o bir yandan da, kapitalizmle bir-
tik teorisyeni olan Benjamin'in temel ve likte yok olup giden ge9JU~in kurtanl-
en unlu eseri 'Mekanik Roprodiiksiyon masJnl amat;layan ttarihsel maddedli~in
c;a~da San at Eseri' adh dcnemesidir. savunuculu~u yapmaktan hit; geri
Sanatsal uretimin maddf boyut veya dunnam~br.
yonlerine dair analizi, Benjaminin t;a~ benlik~ili.k [Os. hodnumalk; tng. egotimz;
da~ du~unceye en onemli katkls1n1 Fr. egotisme; AI. egotismus). Ki~inin salt
olu~turur. Ona gore, 20. yiizyllda sanat kendi t;lkar, istek, arzu ve ihtiyat;lanru
alanmdaki en onemli geli~me ve prob- kar~dama t;abas1yla belirlenmesi, benci-
lem, gelene~in t;ozulmesi ve buna ba~h lik ya da egoizmin koydu~u Slnirlann
olarak yokolup gitmesiyle birlikte, sana- daha otesine get;erek, salt kendi kendi-
Bentham, Jeremy 113

siyle ilgili ohnas1 durumu. Oznenin, samas1. Ki~inin kendisini evrenin tner-
za1nan zaman sap1k hazlan da arala- kez;i olarak gorme e~limi.
nnda oJmak iizere, kendisine ozgii ol- benolmayan [Os. gayri nefs; ing. no1t ego;
d u~una inand1~1 yanlanna gosterdi~i Fr. no1t ego] Ozneden ayn bulunan, oz-
a~1n hayranltk. nenin d1~1nda kalan nesnelerin biitiinii-
benlik teknolojisi [ing. ego technology; Fr. ne verilen ad. Diinyaya ili~kin alglml-
technologie d' ego]. Dnlu ~a~da~ du~unur Zln en onemli bile~enlerinden biri.
Michel Foucault'nun, iktidar taraf1ndan Alman idealist filozofu tFichte'ye gore,
~eyle~tirilerek in~a edilen oznelli~e ben lektir ve her~eydir. Ve ben kendi
kar~1, bireylerin kendilerini bagtms1zca kendisinin bilincine, ancak ben olmaya
yaratabileceklerini ya da in~a edebilecek- na kar~1 koyarak varabilir. Bu ~er~eve
lerini dile getiren kavramsalla~tlnnu. i~inde, ben olmayan ben'in bilin~siz faali~
Bireylerin kendileri veya ba~kalann1n yetinden dogar.
yardlmlyla, kendi bedenleri, ruhlan, dii Bentham, Jeremy. 1748-1832 ylllar1 ara-
~iinceleri, hareketleri ve varolu~ tarzlan Slnda ya~am1~ alan, yararcll1~1n kuru-
iizerinde belli say1da i~1emi ya da etkin- cusu ingiliz filozofu. Temel eserleri: An
li~i, kendilerini, belli bir mutluluk, bilge- Introduction to the Principles of Morals
lik, yetkinlik ya da oliimsiizliik haline and Legislation [Ahlak ve Yasaman1n il-
eri~ebilmek i~in, donii~tiirmelerini sa~ kelerine Giri~], Deontology [Deontoloji]
layacak ~ekilde ger~ekle~tirmelerine ve Science of Morality [Ahlak Bilimi].
imkan veren pratikler biitiin ii. A;ddk gorii~u: Bentham, ahlak gori.i~iine
benmerkezci durum [ing. egocentric pre- temel olmak i.izere bir psikoloji teorisi ge-
dicament). Felsefe tarihinde ilk kez ola li~tirmi~ ve 'do~an1n insanoglunu iki
rak tngiliz em piristleri taraftndan one egemen efendinin yonetimine ter ketmi~'
stiriilen ve bir insanm yalruzca kendi oldugu iddias1yla Lin kazannu~ alan bir
deneylerinin, kendi bilin~ i~eriklerini n d ii~iiniirdiir. Ona gore, insan dogas1
bilgisine sahip olabilece~i, kendi zihin kendi ~karuu saglayacak, hazz1n p~in
ya da bilin~ hallerinin otesine ge~erek, den ko~arak, ac1dan ka~1nacak ~ekilde
ger~ekligin bizzat kendisini, ger~ekte olu~turulmu~tur. Bentham i~te bu ~er~e
oldugu ~ekliyle diinyay1 bilemeyecegi- ve i~inde, eylemlerin hazz1 arthnp artbr
ni dile getiren kabul. Her rur bilginjn mad1klanna ve dolay1s1yla aay1 en aza
kendi bireysel bilincimizin bir eseri ol- indirgeyip indirgemediklerine bakllarak,
du~unu, bilincin d1~1nda kalana ili~kin ahlakf bak1mdandan do~ru ya da yanb~
olarak hi~bir bilginin olamayaca~1nt diye sLJUflanabilecegini savunmu~tur.
one siiren gori.i~. Bentham sOZ konusu psikoloji gorii-
Her birimizin kendimize ozgii, yalruzca ~iinden hareketle, bir thaz kalkiilii ge
kendimize ait alan alg1sal diinyayla Sl- li~tirmi~tir. Bir eylemi se9ttek i-;]n, soz
rurlanml~ oldu~umuzu, bu diinyan1n konusu eylemin sa~layaca~ haz mikta-
otesine g~erek. ger~ek di.inyarun kendi- nru temele alan haz kalkiilii yontemine
sine ula~amayaca~Jmlzl one siiren tez. gore, hazzln niceligi, ~u ogeler tarabn-
benmerkezcilik y andsamas1 [In g. ego- dan belirlenir. Hazz1n yo~unlu~u, siire-
centric illusion; Fr. illusion igocentrique]. si, hazzm yaklnh~1, kesinligi, verimliligi
Herhangi bir benin evrenin merkezinde ve hazztn safh~1 (yani, act ya da s1ktnb,
olmas1 soz konusu olamasa bile, her iiziinti.i gibi duygularla kan~mam1~ ol-
benin kendisini evrenin merkezi ve odak masl).
noktas1 olarak algllamaktan ya da dii Bentham'1n tyararcth~l, hazZl temele
~iinmekten geri duramcunas1 tavrma ve alsa bile, haz ahlalana gore ~ok daha ge
daha ozel olarak da evrendeki he~eyin li~mi~ bir o~retidir. Zira, hazcdt~ln iyi-
ihtiya~larlffilZI ve arzulannuZl kar~daya yi hazza ~itledi~i, ve hazz1 yaln1zca
cak ~ekilde diizenleruni~ oldugu ya1ul birey a9smdan de~erlendirdi~i yerde,
114 Benthamcthk

Bentha1n iyiyi 'en yiiksek saytda insana, Lizere haZJdannu~ ayg1tlar olarak deger-
en yiiksek 1nutlulugu saglayan ~ey' ola- lendirirken, din konusunda ku~kucu bir
rak tanunlam1~tlr. Nitekim, Benthamcl- tav1r takuun1~br. Bentham"a gore, din
hgln en biiyiik say1da insantn en yiiksek ilerle1neyi engelleyen ozellikle de entel-
mutlulugunu, toplumlann ve bireylerin lekti.iel ilerlemeye set c;eken bir kurum-
en yiiksek ahlAki an1aa olarak goren, in- dur. Dahas1, o dhlin inarunayanlara kar~1
sanlann eylemlerinin ahlaki degerleri- dii~manhk uyand1rmak ve bir kast s1n1h
nin deneysel olarak eylemlerin yararhh- yarahp beslemek suretiyle, toplum.a sa-
g1yla, yani bir eylemin mutluluk yarat- dece s1k1nh vcrdigini dii~iiniir. ihtiyac;
lna giicii tarahndan belirlendi~ni savu- duyulan ~ey, dini ho~goriidiir ve bunu
nan gorii~ olarak tan1mlan1r. saglayacak tek ~ey de, bilinemezci bir
SiytJSet felsefesi: Siyaset felsefesini ahlak ku~kuculuktur. Ote yandan, dine c;ogun-
gorii~iine dayand1rmak isteyen Bent- luk yararc1 bir ac;1dan bakan Bentham,
ham, diger bir deyi~le ki~inin kendisine onun yararstZ oldugunu soyle1nekten de
doniik hazlarla, da~a doniik hazlar ara- c;ekirunemi~tir.
Slnda bir ay1nm yapm1~hr. Bunlardan Benthamc1hk [lng. Bentl1amism; Fr. Bent-
birincileri salt hazla ve kj~inin kendi ltamismeJ En biiyiik say1da insarun en
mutluluguyla ilgili iken, ikincileri bir yiiksek diizeyde 1nutlulugunu, toplu-
iyilik ifadesi olup, ba~kalar1n1n mutlu- mun ve insanlann en yiiksek ahl~i
luguyla ili~kilidir. Bireysel mutlulukla amac1 olarakone siiren J. Bentham'm ya-
en yiiksek say1da insan1n mutlulugu- rarc1hg1ru tarumlayan terim.
nun bir ve ayn1 olmad1g1run fazlas1yla insanlaru1 eylemlerinin ahlakllhglrun,
fark1nda olan Bentham, bencillikle top- deneysel olarak onlann, bir eylemin .
lulnun iyiligi veya en yiiksek say1da in- 1nutluluk iirehne giicii anlanuna gelen,
sanln mutlulugu aras1ndaki ut;urum.un yararhhglyla belirlendigini one siiren
a~tlabihnesi ic;in, iki arac;tan faydalan- Bentham'a gore, bir eylemin ahliki de-
maya ~ah~ml~tlr. geri, son c;oziimlemede eylemin dogur-
Bu arac;lardan birincisi, egitimdir. Ona dugu haz ya da aayla ortaya ~1kar, zira
gore, insanlar egitim sayesinde zihinsel insan varh~nln gerc;ek efendileri, en
melekelerini ve yeterliliklerini artbnr, yiiksek ve tek iyi olan haz ve tek ger~ek
kendilerini tam olarak gerc;ekle~tirebil kotiiluge kar~1hk gelen ac1d1r.
menin yollann1 ogrenir ve boylelilde benzerin benzerine neden oldugu ilkesi
de, bir ki~inin ak.Jlca yollarla elde ettigi (ing. principle of lib causes like]. Neden-
m utI ul ugun ba~kalanna yonelik sevgi deki niteliklerin aynt zamanda sonu~ta
ve haytrseverligi, otekinin iyiligini kap- da varoldugunu, ned en ve sonucun ru-
sadlguu anlayabilirler. miiyle ayn ya da farkl1 bir yap1da ola-
Bentham"da bireyin kendisine doniik il mayacaguu, ornegin zihnin ya da zihin-
giyi toplu1nsal bir ilgiyle tamamlamarun sel ya~amtn, zihinsel ozellikleri ohna-
iki.nci yolu kurumsal bir ~erc;eve yarat- yan bir ~eyden tiireyemeyecegini, ya~a
lnak ge~er. Ona gtire, insan bencil ~Lkar lnm, canhhgm kendi i~inde canllhg1 ol-
ve zorlamalan bu sayede ve kurumsal mayan bir ~eyden dogamayacag1n1 dile
bir c;erc;eve ic;inde, toplum ic;in yararll getiren ilke.
amac;lara donii~tiirebilir. Liberalizmin en Berdyayev, Nikolai 1874-1948 yallan ara-
onemli teorisyenlerinden biri olan Bent- Slnda ya~ama~ ~agda~ Rus dii~iiniirii.
ham, siyaset felsefesinde, gtic;lii bir halk Felsefede mantlksal ve rasyonel yon-
egemenliginin savunuculugunu yapma~ temler yerine, sistematik olma yan, gi-
ve saz konusu egemenligin tek meclisli zemli anlatun bic;imlerinden yana olan
yasama orgaruyla temsilini istemi~tir. 0, Berdyayev, hakikatlerin, rasyonel ara~
denetim ve kuvvetler aynhgt ilkesinin hrmarun degil de, 'tinin a~k1n diinya-
taln ~ah~an bir tdemokrasiyi onlemek Slndan s1zan bir a~agan iiriinii' oldukla-
Bergson, Henri 115

nn1, insarun btiytikhJ~uniin de, bu tin- getirdi~i h;in, Bergson Roanantik gelenek
sel diinyadan ve tannsal yaratma yete- ic;inde yer ahr. Ba~ka bir deyi~le. diskiir-
ne~inden pay almas1ndan kaynakJanda- sif dii~iincenin ve dolayasayla, tiim deter-
~ana savunanu~tur. aninizani ve tmekanizmiyle bilimin kap-
Dii~iincesi daha -;ok dinsel bir metafi- sanu ve a-;aklama alan1nm olduk-;a dar
zikten meydana gelen Berdyaev'e gore, oldu~una dikkat -;ekmi~ ve ya~am feno-
varh~m temelinde, kendisinin ungnntd meni, bilin~ ve ozgiirlii~iin sadece ve sa-
ad1ru verdi~i, t Aristoteles'in ilk maddesi- dece dolayamsaz sezgi ile anla~alabilece
ne benzer olan ~ey vard1r. Ona gore, ~ini one siirdii~ii i-;in, Bergson aynt
ungrund varolmamakla birlikte, varh~m zamanda ya~am felsefesinin 20. yiizyal-
imkaru olmak anlam1nda varbktan once daki en onemli temsilcisi sa}'llabilir.
olmak durwntmdadar. Yaln12ca potansi- Meta fizigi: Ger-;ekJi~in sezgi yoluyla bili-
yel olan varolu~tan ayn olarak, aktiiel nebilece~ini savundu~u i-;in ondokuzun-
varolu~ belirsiz bir kaos olmada~ana cu yiizytl Ahnan dii~iiniirii Schopenhau-
gore, saf ilnkana belirleyen, bir ilk yaratJ- era ~ok yakla~an Bergson, bununla
a eylemin var olmas1 gerekir. Berdyaev'e birlikte, bir ilerleme o~etisi olarak evrim
gore, i~te bu, Tann'1un eylemi olmak du- teorisini -;ok dddiye ahp metafizi~ine
rwnundadar. temel yaph~l it;in, onun kotiimserli~ini
Bergson, Henri. 1859-1941 ydlan arasanda payla~maz.
ya~ama~ olan c;a~da~ dii~iiniir. ilk ara~ttrmalartna zihin ve beden ara-
Temelllkeler: Temel eserleri arasanda Es- sandaki ili~ki konusuna ay1ran filozof,
sais sur les Donn~es imm~diates de Ia Cons- zamanmm bu kon udaki gozde o~retisi
cience [Bilincin Dolayuns1z Verileri Oze- olan psiko-fizyolojik paralelizme, yani
rine Denemeler], Matiere et Mimoire her psikolojik olguya onu belirleyen fiz-
[Madde ve Bellek], Lts Deux Sources de la yolojik bir olgunun kar~ahk geldi~ini
Morale et de la Religion (Ahlik ve Dinin dile getiren o~retiye ~iddetle kar~l -;ak-
lki Kayna~a] ve L'Evolution creatrice [Ya- lTil~tlr. Bergson, bu ba~lamda belle~in,
ratJca Evrim] gibi kitaplar bulunan Berg~ ve dolay1sayla zihin ya da ruhun beden-
son, Almanya'da do~up geli~mi~ olan den ba~1msaz oldu~unu ve ama-;lanna
idealist ya~ama felsefesinin Fransaldaki gerc;ekle~tirebilmek i-;in bedeni k ullan-
temsildsi olarak tarunar. Ayna zamanda, dl~lnl one siirmii~tiir.
sure-; felsefesi ada verilen felsefe tiirii- Ya~am dii~iincesini incelerken, evrimin
niin de en onemli temsilcilerinden olan gerc;ekli~ini kabul eden, onu kesin olarak
Bergson, tpozitivizmin ya da olduk-;a belgelenmi~ ya da karutlanmt~ bir teori
dar bir -;er-;eve i-;inde kalan bilimsel yo- rliye goren Bergson, evrimin mekanist bir
ruinlann iddialanna ~iddetle kar~1 -;a- tarzda geli~meyip yarahc1 oldu~unu
karken, insanf ve tinsel de~erlerin one- iddia etmi~tir. 0, bu geli~me siirecinde,
mini vurgulam1~hr. 0, i~te bu -;er-;eve biri i-;giidii, di~eri de zeka yoluyla geli-
it;inde, 20. yiizyalda geli~en akla kar~a ~n iki -;izgi bulundu~unu soylemi~ ve
ba~kaldannan onemli onciilerinden biri bunlardan her ikisinin de, evrenin her ye-
olmak d uru1n undadu. rinde i~ ba~1nda olan ya~am ahhm1n1n
Ba~ka bir deyi~le, ondokuzuncu yiizyal- eseri oldu~unu savutunu~tur.
da ortaya -;tkan maddecilik dirimseldlik Bilgi Goru~leri: Bilgi goru~iinde, rasyo-
kar~ath~mdan yo~un bir bi-;ilnde etkile- nel dii~iinceye giivenmeyen, kuru bir
nen Bergson, bilimin bulgulanru ozii iti- takilcahk ve tbilimcili~e kar~a c;aklp,
bariyle bilimsel olmayan bir ger-;eklik bun un yerine sezgiyi temel alan Berg-
anlaya~1na ula~mak i-;in kullanma~tu. son, bilincin her zaman bir ~eyin bilinci
Metafiz:i ~i, tdinamizm ve silreklili~in oldu~unu, bizim do~rudan ve araaslZ
onemini vurgalada~1, akhn ger-;ekli~in olarak yalnazca kendi tecriibemizi bile-
yapasuu bilmeye yetili olmada~1n1 dile bilece~imizi ve dolayas1yla en iyi ve en
116 Bergson, Henri

yerkin bir bi~hnde kendi bilin~ akl.~m \1- gi~en haller veya. ozellikleri ciegi~en
Zl ve sureyi idrak edecegimizi belirt- ~eyler degil de, degi~menin bizzat ken-
mi~tir. Bu ise, kavramsalla~tmlabilen disi, sure ve ya~amdar. Sezgi yoluyla hi-
bir bilgi degildir; yani, bu, akd ve ana- linen benden hareket eden Bergson, bu-
liz yoluyla degil de, ancak ya~anarak, rada kalmay1p daha sonra dunyamn
ve sezgi yoluyla bilinebilir. aym sureden meydana geldigini iddia
Ba~ka bir deyi~le, Bergson felsefesinde etmi~tir. Ba~ka bir deyi~Je, ger~ekligin
oncelikle, kavramsal bilgiye ~iddetli bir bilimin varsaydaga gibi, madde olmada-
ele~tiri yoneltmi~tir. Kavramlann surek- gma gostermeye ~ah~an, dogamn, hili-
li ve dinamik bir ger~ekligi, onu statik min soyledigi gibi, yalruzca mekan i~in
Mile getirmek ve bolmek suretiyle ~rplt deki maddi cisimlerden olu~madagma
ttgma one suren Bergson, 'biricik' olan savunan Bergson, insanlann mekanla
ger~eklikle ilgili hakikatlerin kavramsal du~uruneye ~ah~hklan i~in, maddecili-
yolla soze dokulemez, ifade edilemez ol- ge egilimli olduklanm iddia etmi~tir.
dugunu soylerken, bir yandan da bizi Oysa, zaman mek~ndan daha temel
ger~ekligin ozune goturecek bilgi turu olup, butun ger~kligin ozu zamandar,
olarak sezgiden soz etmi~tir. Bilimi red- stiredir.
detmeyen, fakat bilimsel bilginin en AnlamamlZ gereken ~eyin, zamarun
onemli bilgi turu olarak goruhnesine bir birikim, bir buyuyup geli~me, bir
kar~1 ~lkan Bergson'a gBre, ger~eklige
sure oldugunu belirten Bergson, bir
nufuz eden, nesnelerle dogrudan ve ara- adam daha ileri giderek, surenin yalmz-
casaz bir temas kuran ba~ka bir bilgi tiiru ca ak1p giden bir ~ey olmakla kalmay1p,
daha vardar. Bu bilgi dile getirilemez,
yarahcl oldugunu savunur. Ba~ka bir
soze dokulemez. Bu bilgiye, en a:zmdan
deyi~le, sure gorunu~un gerisindeki
bilimsel bilgi kadar onem ve deger veril-
ger~eklik, bilimlerin ara~hrdaga gozle
mesi gerektigini one si.iren Bergson, ana-
gorulur empirik donu~umlerin gerisin-
liz adliU verdigi bilimsel, rasyonel bilgi-
deki esas nedendir. Buna gore, turlerin
nin kar~asma, sozciiklerle d.He getirilemez
evrim ge~irdigi hipotezini dogrulanabi-
olan sezgiyi g~rmi~tir.
Bergson'a gore, sezgi bize, ger~ekligin Jen deneysel bir hipot~ olarak benimse-
~emasam degil de, bizzat kendisini bilme
yen Bergson, buradan buti.in bu evrim-
olanaga verir. ~u halde, Bergson bir ~eyi sel geli~menir gerisindeki esas gucun,
bihnenin iki yolunu birbirinden aymr. temel nedenin sure oldugu metafiziksel
Bu yollardan birincisi bizi bilinecek nes- tezine ge~mi~ti.r.
nenin ~evresinde hareket ettirir, oysa Bergson'a gore, ger~ekten varolan ~ey
ikincisi nesneye nufuz etmemizi saglar. madde, cansaz varhk degildir; ger~eklik
Birindsinden elde edilen bilgi, nesneyi suredir ve bunu yalmzca sezgi kavraya-
gozlemledigimiz bak1~ a~asma baghdar; bilir. Zaman bir birikimdir. Gelecek hi~
dolayasayla, bu bilgi goreli bir bilgidir. bir zaman ge~mi~in aym olamaz, zira
Buna kar~m, ikincisinde nesneyle dog~ her adamda yeni bir birikim ortaya
dan bir temas i~inde olur ve herhangi bir ~akar. 0 bilin~li bir varhk i~in var olma-
bak1~ a~asamn sarurlamalanndan kurtu- mn degi~mek oldugunu kabul eder,
Juruz. Burada nesneyi ger~ekte oldugu zira degi~mek demek olgun.la~mak de-
~kliyle kavranz. Bunlardan birincisi mektir; olgunla~mak ise, sonsuzca kendi
+analiz. ikincisi tsezgidir. kendini yaratmak demektir. Bu, yalruzca
Sezginin bize g05terdi~ ger~eklik ne- bilin~li insan varhga i~in degil, fakat
dir? Bergson bu konuda aradaga ipucunu butun ger~eklik i~in boyledir. Bergson
ki~inin kendi dogasma ili~kin sezgide geli~meyi, ancak sure olarak anladaga-
bulur. Ona gore, kendi ir;imize donup maz takdirde a~Lklaga kavu~abilecegi
bakhguruzda tecrube ettigimiz ~ey, de- maza savunur.
Berkeley, George 117

Ona gore, ins an i~te b u ya~amda 1nad- Berkeley'e gore, kendi z:ihnime ya da be-
deyi yener, mekamn stmrlanmn iisti.ine nime ili~kin olarak dogrudan bir algtsal
t;tkar ve it;inde salt siireyi ya~ar. insan deneye sahip olamadtgJm, ama dogru-
kendisini biitiin benligiyle bir i~e ver- dan ve araas1z olarak yalmzca zihnimin
digi zaman da aym ~eyi duyar. Get;- t;e~itli niteliklerini ya da faaliyetlerini al-
mi~, siirekli olarak bugiine ve gelecege glladtgun i9n, benim, kendi zihnirne ya
dogru akar. i~te, bu biricik gert;eklik da benime ~kin bir ideye sahip oldu-
olarak siiredir. Bergson'a gore, siireyi gum soylenemez. Bununla birlikte, bura-
ya~ayabilmemizin ko~ulu bellektir. Bel- dan yola t;lkllarak zihinden ya da benden
lek zaman arahklanm yener, get;mi~, st>z ebnenin anlams1z oldugu sonucuna
~imdi olarak ya~amr. Siireyi biitiinliigii vardamaz. <;iinkii, sonsuz say1da ideye
it;inde yakalaytveren ise sezgidir. ek olarak, bu ideleri bilen ve algdayan
Bergsonculuk [lng. Bergsonianism; Fr. Berg- bir ~ey, algdama, isteme, imgeleme ve
sonisrne]. Henri Bergson'un dii~iince t;iz- arumsama gibi faaliyetlere ek olarak, bu
gisini izleyen dii~iiniirlerin, 20. yiizythn faaliyetleri gert;ekl~tiren aktif bir varhk
ba~lannda, Fransa'da kurrnu~ okulduk- vardtr ki, bu da zihin ya da ruh ya da
lan meta.fiz:ik okulu ya da akmu. bendir.
Bergson'un metafizi~ benimseyen bu tdelerden insan zihrunden ya da bir
okul, filozofun kendisinden ba~ka, bilim- alg1 eyleminden bagams1z olarak kendi
deki krizle Amerikan tpragmatizmin- ba~lanna varolan ~eyler olarak soz
den etkileruni~ ve Bergsonun dii~iince ehnek t;eli~ik olsa bile, bizim birincil ni-
siyle, tdirimselcilik ve tirrasyonalizmin, teliklere ili~kin idelerimize benzeyen ni-
onun kendisinden t;ok daha otelere ta~t teliklere sahip olan nesnelerin insan zih-
rnayt amat;lamt~hr. tSezgicilik ve tira- ninden bag&mslz olarak varolduklan
deciligin savunuculugunu yapan Berg- dii~iiniilebilir. Bu dii~iinceye Berkeley,
sonculann en onde gelenleri arasmda bir idenin ancak ba~ka bir ideye benze-
Maurice tBiondel, Lucien Laborthenierre yebilecegi, buna kar~m bir ses ya da bir
ve Eduard Le Roy saydabilir. ~eklin ba~ka hit;bir ~eye degil de, yal-
Berkeley, George. 1685-1753 ydlan ara- m.zca ba~ka bir ses ya da ba~ka bir
smda ya~amt~ olan, ve diinyada yalruz- ~ekle benzeyebilecegi kar~1hg1m verir.
ca ruhlann ve bu ruhlarm ideleriniri va- Dahas1, ona gore, biz ~ihnimizdeki ide-
roldugunu, buna kar~thk maddenin lerin nesnelerin niteliklerine benzeyip
varolmadtgmt one siiren ingiliz dii~ii benzemediklerini hit;bir zaman bileme-
niir. Temel eserleri: The Principles of yiz, t;iinkii bizim dolayuns1z olarak al-
Human Knowledge [insan Bilgisinin llke- gtlad&glmlz her~ey kendi idelerimiz
leri1 ve Three Dialogues Between Hylas and olup, idelerimizle bu idelere benzeyen
Philonous [Hylas ile Philonous arasmda nitelikler ilke olarak birbirlerinden fark-
iit; Konu~ma]. h olduklanndan, bizim idelerimizle bu
Bilgi GOru~leri: Berkeley de, kendisin- idelere benzeyen nitelikleri birbirleriyle
den once ya~amt~ olan +Locke gibi, kar~da~hrma imkarum1z yoktur.
bizim dogrudan ve aractslZ olarak algt- Metafizigi: Bilginin tek kaynagmm algt
ladtgtmtz her~eyin kendi zihnimjzdeki oldugunu, algtda ise bizim yalruzca
tideler oldugunu, dogu~tan dii~iinceler kendi idelerimizi }'a da duyumlanmtZJ
bulunmadtgmt, tum idelerimizin algtsal bilebilecegirnizi one siiren epistemolojik
deneyin sonucu oldugunu, ve bilgimizin nitelikli oncullerden yola ~karak, yal-
duyudeneyi yoluyla sahip oldugumuz nlZCa idelerin ve ideleri algdayan zihin-
idelerden tiiredigini savunmu~tur. ide- lerin varoldugu ve duyularnruz iizerin-
lerden tiireyen bilginin tek bir istisnast deki eylemiyle idelere neden olan mad-
vardtr: Tinsel varhklara ya da insarun denin hit;bir ~ekilde varolmad&gJ ~klin
kendi benine ili~kin bilgi. deki ontolojik sonuca ula~an Berkeley,
J 18 Berkeley'in tezleri

bununla birlikte t1pk1 LockeJun yapm1~ olarak kendimizin zihnhnizde ideler


oldugu gibi, nedensel bir alg1 anlay1~1 olu~tunna gucune sahip oldugumuzu
benhnseyerek, zihnitnizdeki idelere ne- bili yorsak, ona gore, bu bilgi ba~ka bir
den olan bir varhgu1, yani Tann'run va tinsel varhk olarak Tann'n1n biziin zih-
roldugunu one surmu~tur. Ba~ka bir nimizdeki idelere neden olmakta oldu
deyi~le, o maddenin yerine Tann'y1 yer- gu olgusu i~in saglam bir temel olu~tu
le~tirmi~tir. rur.
Berkeley'e gore, biz algdanmazln, idele- Berkeley soz konusutmaddesizcilik
riJnizin, onlar 1 canh ve a~1k olduklan, 2 ogretisi yle ilgili ele~tirileri, omegin in-
diger deneylerimizle uyumlu olduklan, sanlar taraf1ndan tecrube edilen izlenim
ve 3 insan iradesinin keyfi bir eyleminin ya da idelerle ozde~le~tirilmesi duru-
sonucu olmad1klan, yani insan zilutin- munda, do~an1n insanlann ortaya ~~
de, nedensiz ve te1nelsiz olarak keyfi bir ki~lanndan once varolmad1gl, ya da
bi~imde yaratdmad1klan zaman, ger~ek bir odan1n ir;inin ins an on a bak t1g1
olduklanru kabul eder ve onlan fantazi- zaman var hga geldigi, ins an on a bak-
lerden, du~sel alg1 ve idelerden ay1nnz. maktan geri durdugu zaman yok olup
Yani, duyualgllanmlZ, idelerimiz bize gittigi turunden itirazlan bertaraf edep
bagh ve keyfi olmad1klan ifi]n, bu alg1, bilmek i~in, ~u halde, Tann'Nn evreni
duyum ve idelerin insan zihninin d1~m varolu~ hali i~inde tutan her~eyi bilme
da bir nedeni olmahd1r. gucune muracaat etmi~tir. Ba~ka bir
Ba~ka bir deyi~le, madde varolmadlgl, deyi~le, o ezeli-ebedi olup, her~eyi
varolsa bile, butiinuyle olumsuz ve belir- bilen tinsel bir varhk olarak Tann'n1n
siz bir bi-;imde tarumland1g1ndan dolay1, varplu~unu kabul etmek suretiyle, d1~
bizim zihniJnizdeki idelere neden ola- dunyarun Tann taraf1ndan tecriibe edi-
mayacak kadar pasif oldugu, ikinci ola- len ideler, izlenimler toplam1 oldugu-
rak ideler kendi kendilerinin ya da nu, d1~ dunyadaki nesnelerin Tanrarun
ba~ka idelerin nedenleri olamayacag1 zihninde bulund ugun u, onlann bizim
ve nihayet bu ger~ek ideleri insanm biz taraflmazdan algdanmadudara zaman,
zat kendisi yaratamayacaga i~in, Berke- Tann tarafandan alglland1klanna one
ley' e gore, zilinimizdeki bu idelere, algi- surer.
rruzdaki duyumlara neden olan ba~ka Berkeley'in tezleri [lng. Berkeley's theses;
bir tinsel varb~ varolmas1 gerekir ki, Fr. theses de Berkeley]. Onlu lngiliz idea-
bu tinsel varhk da Tanra' du. list lilozofu tBerkeley'in felsefesinin te-
Bu goru~e, bizim tinsel bir varhg1, bir melinde yer alan ve felsefenin daha son-
Tanr1'yl algalaruruza, duyumlarunaza, raid geli~imini olduk~a etldlemi~ olan
idelerimize neden olurken de, ba~ka iki tez. Bunlar, sirasiyla 1 ~eylerde algl-
bir zaman da hi~bir ~ekilde tecriibe et ladigunlZ tum nitelikler zihinlerimize
medigimiz siiylenere~ duywnlanm1za, bagh oldugu, ve algalanamayan ve dola
idelerimize neden olan bir Tanr1 du~ YJSlyla bilinemeyen, 1akat varoldugu
~uncesinin, en az1ndan niteliklerinin varsaydan toz du~uncesi kabul edile-
duyularuruz uzerindeki eylemi sonu anez oldugu i~in, ~eylerin yahuzca, zi-
cunda bizde algdara, idelere neden olan hinler taraf1ndan bilindikJeri ya da algi-
bir madde du~uncesi kadar keyfi oldu- IandakJari surece varoldugu, varolmarun
gu soylenerek itiraz edilebilir. Boyle bir alg1lanmak, yani zihinde bir ide olmak
itiraza kar~1 Berkeley, bizim tamamen oldugu teziyle, 2 d1~ dunyaya ili~ldn
irademize bagh olarak ~e~itli ~eyleri ~e bilgimizin duyumsal bir bilgi oldugu,
~itli ~ekillerde imgeledigimiz zaman, bu bilginin her zaman idelerin bilgisi
tinsel varhk.Jann ideler yaratmas1na olup, idelerin de, d1~ dunyadald tiizle
ili~ldn bir tecrubeye sahip oldugumuz rin degil, fakat basil niteliklerin ideleri
yanitlnl verir. Ve biz, tinsel varhklar oldugu tezidir.
Berlin, Sir tsaiah. ~agda~ ingiliz ahiAk oznenin bir ilinegi adJ verilir. Ornegin,
ve siyaset felsefecisi. 'Baz1 yazarlar zengindirler' 6nermesini
Berlin, degerlerin yer, zaman ve top- ele alahm. Zengin ohna ozelligi, yazar
lumsal ko~ullar taraflndan belirlendigi- i~n oz.sel bir ozellik, yazan yazar kllan
ni savunan Marksist gorii~e kar~1 c;1ka- bir nitelik olmay1p, raslanhsal ya da
rak, determinist ogretilere kar~l tavu anzi bir ozelliktir.
alrn1~ ve ahlaki deger)erin, ve insan1n Ote yandan, yiikle1n ozne i~in ozsel
sorumluluguyla ozgtirliigiinii koruma- olan bir ozelli~i ifade ettigt za1nan, bu
nln onemini vurgulam1~hr. dart ~ekilde soz konusu olabilir. Buna
Bemard, Clairvauxtlu Aziz. 1090-1153 gore, 2 yuklem, oznenin kendisinin bir
ydlan aras1nda ya~am1~ olan Hristiyan alts1n1h ya da ti.irii oldugu s1n1h ya da
teolog. cinsi gosterebilir. Ornegin, 'Dikdortgen
Teoloji konulanndalti yontemi, rasyonel ler paralelogramlard1r' onermesinde,
olmaktan c;ok mistilc bir nitelik arzeden yiiklem oznenin cinsidir. ikinci olarak, 3
Aziz Bemard'a gore, Tann'y1 aramarun ozne tekil bir terim ve yukle1n de, ozne-
yolu, 'utan~ verici bir merak' tan degil, bir nin bir iiyesi old ugu suuh gosterirse,
sevgi okulunda ya~amayi ogrenmekten yiik]em ~ Atati.irk bir Turk devlet adarru-
gec;er. Yiireginde sevgi ta~nnak, Tann'y1 du' orne~inde old ugu gibi, bir ture kar-
bilmenin ilk ko~uludur. Onun ogretisi- ~lhk gelir. Ayn1 tiimel, 'Baz1 paralelog-
nin anahtan ~u sozlerde yatar: 'Tann ramlar dikdortgendir' omeginde oldu~u
sevgisi nereden gelir? Tann'dan. Peki bu gibi, yi.iklem oznenin bir alt Sirufi ya da
sevgisinin olc;i.isii nedir? Ol~siiz sev- tiirii oldu~u zarnan da kullan1hr.
mek.' Dc;unci.i olarak, 4 yi.iklem oznenin, oz..
be,inci toz [lng. quintessence; Fr. quintes- neyi ayn1 cinsin ba~ka alt smtflarmdan
sence; AI. quintessenz]. llk~ag YW1an fel- ya da diger tiirlerinden aycran bir ozelli-
sefesinde, yeryi.izundeki ya da ayalb ev- ~ini ifade edebilir. Bu durumda, 'ikizke-
rendeki cisimleri meydana getirdigi nar i.i~genler iki ~it kenan olan i.i~gen
kabul edilen dart ogeye, toprak, su, hava lerdir' ome~inde oldugu gibi, tursel bir
ve ate,e ek olarak, goksel dsimlerin ken- ay1nmd1r. Son olarak, 5 yi.iklem, daha
disinden meydana geldi~i kabul edilen onceki i.i~ ozsel ozellikten farkh olmak-
age ic;in kullarulan; fakat yeryiizi.inde in- la birli.kte, onlardan ~akarsanabilir olan
sanlar taraflndan ger~ek dogas1 tarunma- ba~ka bir ozsel ozelligi ifade edebilir.
di~ ya da bilinmedigi i~in, kendisine ad '~kenar i.i~genler e~it a~d1 i.i~genlerdir'
verilmemi~ olan be~inci oge. ome~inde oldu~u gibi, yiik1eme bu kez
Orta~ag filozoflannm, t Aristoteles 'in ltassa ad1 verilir.
ayi.istii evrenindeki ezeli-ebedi ve degi~ bef yo I [lng. fivt ways; Fr. r.inq voies] Aqui-
mez goksel dsimleri adlandumak ic;in nah Aziz Thomas'1n Tanr1'1un varolu-
kullandaklan terim olan b~inci toz teri- ~uyla ilgili be~ ayn kan1tl, ya da
rni, skol,1stik di.i~i.ini.irler tarahndan, ay- Tann'run varolu~unu evren hakkmdaki
nca do~al bir dsmin sahip oldu~u gii~ genel olgulardan hareketle 9karsama yt>-
ya da en yiiksek oz ic;in kullarulm1~hr. nundeki ~ farkb giri~imi ic;in kulla!U-
be' tiimel [Yun. kategoroumenon; Lat. pra- Jan terim.
edicabile; 1ng. predicables; Fr. pr~dicables; Aziz Thomas, Tann'run varoldugunu n
Al. pr~dicabiles ]. Olumlu bir onennenin priori bir bi-;Unde, yani yaln1zca bir Tann
yi.ikleminin oznesine ne ,eldlde baglan- tarumtna dayanarak kanttlayamayaca~a
da~uu g6steren, ve cins, ti.ir, ay1nm, nuzi one surer. Ona gore, Tannrun va-
hassa ve ilinek olarak biJinen ~ terim. rolu~unu karutlamak miimki.inse eger,
Buna gore, 1 yiiklem ozne i~in ozsel ol- Tann karutlanmizm ba~langa~ noktasa-
madagl, oznenin oziini.i, ya da ozi.ini.in ru, ba~lang1~ onci.illerini olu~turacak
bir par~as1n1 ifade ebnedigi zaman, ona baz1 temel verilerimiz olmahd1r. Aqui ..
120 be~ yol

nah bu ~erc;eve i~inde,her biri Tanrt'run langt~ noktast olmaz. Bu ohnadtgmda


varolu~unu gozlemlenmi~ bir olgudan ise, son sonu~, yani dunyamtzm bugun-
yola ~1karak kamtlayan ~ ayn Tann ku hali de 50z konusu olamaz. Oyleyse,
kamh one sunnu~tiir. dogamn bugunku hali vt:: sonu~lar dizi-
1 Bunlardan birinci.si ve en onemlisi, si, bir ilk neden olarak Taru1'mn varhgi-
hareket olgusundan yola ~1kan kaJUtbr. m karutlar.
Aziz Thomas, bizim baz1 ~eylerin hare- 3 Aquinah'mn tislam felsefesinden
ket halinde oldugunu, duyu-deneyi te- ilham alan u~uncu kamt1 ise, dogadaki
meli iizerinde, tam bir kesinlikle bildigi- varhklarm, nesnelerin varohnalan ka-
mizi soyler. Ote yandan bir ~ey, ancak dar, varolmamalart da olanaklt olan var-
kendisi uzerinde eyletnde bulunuldugu, hklar oldugu gozleminden yola ~tkar.
potansiyel gu~leri ba~ka bir ~ tarafm- Dogal varhklar olumsal varhklardtr,
dan aktuel hale getirildigi zaman, hare- ~unku onlar her zaman varolmaz; dogal
ket edebilir. Thomas'a gore, hi~bir ~y varhklar yaratdmt~lardtr ve yok olup gi-
kendi kendisini hareket ettiremez, ~ derler. Omcgin, bir agacm varolmadtgl
bu durum, o ~eyin ayru anda, aym ba- bir zaman vardt; o ~imdi varolmaktad1r
kundan hem potansiyel ve hem de ak- ve bir gun varhktan -;xkacakbr.
tuel olmas1m gerektirir. Ornegin, bir Aga~ i~in varolmama iki anlamda du-
nesne kendi kendisini Isttamaz ya da ~unulmelidir. Oncelikle, onun hi~ varb-
steak yapamaz, ~unku boyle bir durum, ga gelmemi~ olmas1 soz konusudur;
onun aym anda hem steak olmas1ru ve ikinci olarak, o bir kez varolunca, a-;xkbr
hem de olmamastm gerektirir. Bundan ki, belli bir sure sonra yok olup gidecek-
dolayt, hareket eden her varhgm ba~ka tir. Ger~eklikteki her~ey yalmzca, aga~
bir varhk tarafmdan hareket ettirilmesi benzeri olumsal varhklardan olu~uyor
gerekir. sa, hi~bir ~yin varolmada~ bir zaman-
.Soz konusu hareket ettiricinin de, yine dan soz etmek olanakbdtr. Oysa, duyu
ayru nedenJe ba~ka bir varhk tarafmdan deneyi bize, nesnelerin, varbklann varol-
hareket ettirilme zorunlulugu vardu. dugunu gosterir. Bundan dolayt, varo-
Bununla birlikte, bu hareketler ve hare- lan her~ey olumsal varhklardan meyda-
ket ettiriciler dizisi sonsuzca geriye gide- na gelmez. Olumsal varhklann dt~mda,
mez, ~unku bir ilk Hareket Ettirici yoksa bir de zorunlu varhk olmahdtr. Zorunlu
eger, bu takdirde ikinci, u~uncu, v. b. g., varhk, var olmamast olanakh olmayan
hareket ettirici ve dolaytstyla, duyusal varhkhr ve bu Zorunlu Varhk da, Aqui-
dunyada gozlemJenen hareket de varol- nash Thomas'a gore Tanrt'di.I'. Ba~ka bir
maz. Bundan dolayt, Tann vardtr; yani, deyi~le, olumsal varhklara neden olan,
gozlemlenebilir bir hareket, son ~ozum onlara varolu~ veren varhk, i~te bu Zo-
letnede yalmzca, kendisi hareket ebne- runlu Varltkbr, yani Tann'dtr.
yen bir Hareket Ettiridnin, yani Tan- 4 Aquinab Thomas'm dorduncu Tann
n'run varolu~uyla a~tklanabilir. kamb, varolan ~eyler arasmda bir dere-
2 Aquinah Thomas'm ikinci kamh, celenme bulundugu olgusundan yola
Tann'mn varolu~unu, ~ylerin fail ne- ~tkar; buna gore, bazt ~eyler digcrlerin-
denleri oldugu ve fail bir nedenin sonu- den daha iyidir, daha ho~, daha dogru-
rundan once olmast gerektiginden dola- dur, v. b. g. ~yleri beUi bir ozelligi sergi-
yt, hic;bir eylem ya da sonucun kendi leyip sergilememelerine gore derece-
kendisinin nedeni olamayacagt gozlemi- lendirebilmek i~in, elimizde bir standar-
ne dayandmr. Ona gore, fail nedenler bn, bir en iyinin olmast gerekir. Bazt ~ey
zindrinde bir ilk neden olmahdtr. Bu ilk lerin digerlerinden daha iyi ya da daha
neden olmadtga takdirde, zincirdeki ilk kotu oldugunu, Aquinah Thomas'a gore,
adtma, daha sonraki halkaya ve daha ancak bu standardm bilgisine sahip ol-
sonraki adtmlara neden olacak bir ba~- dugumuz, en iyiyi bildigimiz takdirde
betimleyicilik 121

soyleyebiliriz. 0, bu noktada, Aristote- kin ondeyinin bu betilnlemelere dayan-


les'in, bir cins ic;indeki en yiiksegin ~n mak durumunda oldugunu soyleyen il-
yliksek degerin, burada en yliksek iyi- keye betimleme illa!si adt verilir.
nin- cins ic;indeki tilin nesnelerin ozellik- betimlemeler teorisi [lng. theory of desc-
lerinin nedeni oldugu ilkesinden yarar- riptions; Fr. theorie des descriptions]. lngi-
1anmaktadLr. Buna gore, iyi olan her ~ey liz filozofu B. tRussell taraftndan geli~
en iyinin sonucudur, zira en iyi ba~k.a tirilen ve betimlemeler ya da tasvirler
~eylerin iyiliginin temelini meydan geti- arastnda bir aytnm yaparak, bunlartn
. rir. Demek ki, ~eylerin varolu~lann1n, dilde, ayn birtaklm i~levler yerine ge-
iyili.klerinin ve ba~kaca yetldnliklerinin tirdigini one siiren kuram.
nedeni olan bir en iyi olarak Tann vardLr. Buna gore, Russell bir betimlemeyle
5 Aquinah Thomas'1n b~inci kan1tt, ozel bir isim arastnda bir ayrun yapmt~
t'Diizen ve ama-; karutt' olarak bilinen tlr. Betimlemeyle belirli bir manttksal
k.arut ttiruntin ozel bir halidir. 0 bu ka- formu olan dilsel bir ifadeyi anlayan
nttta, diinyadaki helleyin ama-;b bir bi- Russell'e gore, betimlemeler belirli ve
-;imde, belirli ama-;lara ula~cak ~ekilde belirsiz betimlemeler olarak iki ye ayrthr.
eyledigi, hareket ettigi gozleminden yola Belirli bir tasvir ya da betimleme, biricik-
-;Lkar. Bu durum, akdh insan varhklan ligi ifade eden ve kendisinde ge-;en soz-
i-;in oldugu kadar, ta~lar ve aga-;lar tii- cilklerin anlamlanndan dolayt, yaln1zca
riinden, alul ve dolaytsiyla bilgiden yok- tek bir ki~iye uygulanabilen, buna kar-
sun olan varhklar i~n de ge-;erlidir. Bu ~tn, belitsiz betimleme ise, biriciklik Sl-
varhklarm ama-;lanna, raslantJsal olarak rurlamastndan bag1~1k olan bir ifadedir.
degil de, bir plAna uygun olarak ulqbk~ Bu -;er-;eve i-;inde, 'lngiltere krali-;esi' be-
Ian, bir plAndan dolay1, i~levlerini ev- lirli, 'bir krali-;e' ise belirsiz bir betimle-
rendeki genel diizene katk1 yapacak ~e meye kar~thk gelir.
kilde ger~ekle~tirdikleri a-;tkbr. Bu plAn Betimlemelere ek olarak, ozel isimler-
ve dolaytstyla evrendeki diizen de, en den de soz eden ve ozel bir isimle yal-
ytiksek derecede ak1lh bir varllk olarak nzca tikel bir ~eyi ya da ki~iyi adland-
Tann'run eseridir. ran bir sembolii anlayan Russell, hem
betim [Os. tasvir; lng. description; Fr. desc- ozel isimlerin ve hem de betimlemelerin
ription; AI. beschreibung]. Daha once ta- dilin kullantmmda, farkll, ancak -;ok
ntmlanmt~, tanuru yapllnu~ bir ~eyin onemli roller oynadtg1n1 savunmu~tur.
tarurrunln, ozel/ tekil bir durum ic;in kar- Biz, ona gore, dili ozel isimler aracth-
~mza -;kan tekran. Tekil ve somut kav- gtyla diinyaya baglartz. Ozel isimler,
ramlarla yapllan tarum. Bir olayt, duygu- dilimizin diinya ve diinyadaki varhklar-
yu tan1mlayan, tarif eden soz ya da yazt. dan soz ettigi konusunda bizim i-;in bir
Somut nesnelerin, soz konusu nesneler teminat olu~turur. Oysa betimlemeler,
stnth ic;in kesin bir ozellik olarak ifade daha farkb bir bi~imde kullaruhrlar;
edilemeyecek olan belirtilerine i~aret onlar, Russell'a gore, bize kendileriyle
eden tasviri. tan1~madt~1m1z nesnelerden soz etme
Bu baglamda, davran1~ bilimlerinin, olanagt verirler.
omegin psikoloji, sosyoloji, antropolojL betimleyicilik [tng. descriptionism; Fr.
ekonomi gibi bilimlerin temel amacuun, descriptionism). 1 Ahlftk felsefesinde, do-
nedensel yasalar geli~tirme ve a~klama galc1hg1n bir tiirii olarak, ahlill yargla-
yoniindeki tiim giri~imlerden kesinlikle rtn, kural koyucu degil de, yalruzca be-
uzak durarak, gozlemlenen olaylar ara- timleyici bir anlama sahip olduklaruu ve
smdaki bag1nt1lan temele alan sa~lam dolayiStyla tam anlanuyla ve ger-;ekten
ve dakik tasvir ya da betimlemelere olgusal olan tiimcelerden c;Ikarsanmak
ula~mak oldugwu1, zira insan davraru- suretiyle karutlanabileceklerini one siiren
~~ iizerindeki kontrolle, davrant~a ili~- gorii~.
122 bilen

Ahlak alamnda s6z konusu olan bu be- tafizik tiiriiniin, yani gozden ge~;"irici me-
timleyici bilimsel yalda~1ma, ya da bi- tafizi~in kar~1smda yer almaktadu. Bu-
limsel veya betimlemesel yakla~mm na gore gozden ger;irici metafizik, diinya
ahlak alaruna uygulanmasuun sonucu iizerine, d1~ gen;eklikle ilgili dii~iince
olan ve kural koymay1p, yalruzca insan mizin aktiiel yap1suu betimlemekle ye-
davram~m1 gozleyerek, sonUI;lanm be- tinmeyip, yeni kavramsal sistemler kur-
timleyen ahlak tiiriine ayru zamanda be- ma i~iyle m~gul olur.
timleyici ahlak ad1 verilir. Ahlaki de~er 4 Tarum teorisinde ise, tiiriin bir ozelli-
ve ilkelere, olgusal ilke ve onermelere ~i olamayan, fakat tiir i';'indeki bireyle-
ula~h~lmlz tarzda ula~ldi~m savuna- rin kendilerine ozgii kalan, ayru tiir ifjin-
rak, insanlar arasmda hangi ortak ahlaki de, turun bireylerini birbirlerinden ayu-
kural, de~er ya da eylemlerin bulundu- maya yarayan karakteri ya da tekil ozel-
~unu, bu ilkelerin evrensel olup olmad- likleri ortaya koyan; ba~at karakteri
~~m ara~t1ran ahlak anlay~ olarak be- de~il de, ba~1l karakteri; ozsel ozellilderi
timleyici ahlak, ';'~itli insanlar ya da de~il de, anzi ozellikleri dile getiren ta-
toplumlar tarafmdan benimsenen ahlaki ruma betimleyici tarum denmektedir.
inanf;', gorii~ ve de~erleri inceler, ahlak bilen [ing. knower; Fr. saveur]. Bilgi ili~ki
alarunda, olmas1 gerekeni soylemeyip, sinde, bilinen nesne ya da varh~a kar~1t
yalruzca olam ara~tlrlr. olarak, bilgilenmekte olan, bilgiye ula-
2 Ote yandan, bilim felsefesinde, do~a ~an tozne. Bilginin zihinsel bir faaliyetle
yasalanrun, do~ada hiiki.im siiren bir birle~tirilen ve empirik bir tben ya da
zorunlulu~un iladesi ohnay1p, ortaya f;'l- saf bir ego olarak gortilebilen oznesi.
ki~lan gozlemlenen olay ve olgulann bile~ik [Os. murekkep; lng. complex, com-
diizenli dizili~ ya da ard arda geli~lerini pound; Fr. compose; AI. zusammeugesetzt].
betimleyen genel ifade ya da onenneler Basitten farkh olarak iki ya da daha fazla
oldu~unu savunan gorii~e betimleyici say1da unsurdan meydana gelen ~eyi ta-
doga yasasz anlaya~a denir. SOz konusu rumlayan sdat.
gorii~, suyun 100 dereceye kadar ISlhl- Buna gore, onenneleri yap1lan bakJ-
d~ takdirde kaynad1~m1 dile getiren rrundan suuflad~mzda, basit onenne-
do~a yasasmm, yalruzca, do~ada bu lerle birlikte de~erlendirilmek durumun-
ba~lanbrun bir olgu olarak ortaya filkh- da olan onenne tiiriine, yani bir ozne, bir
~ma i~aret etti~ini ve salt do~ada olup ytiklem ve kopiiladan olu~an basit oner- ,
biteni betimledi~ini ya da af;'1klad~m meden farkh olarak, iki ya da daha fazla
dile getirir. say1da basit ya da kategorik onenneye
3 Buna mukabil, metafizikte, ~;"a~da~ aynlabilen onenneye bile~ik onenne ad1
dii~iiniir P. F. Strawson'un, metafizikten verilir. Bile~ik onenneler 've', 'ya da',
tumiiyle vazge~;"memekle birlikte, ger- 'ise', 'ancak ve ancak' gibi manbksal ba~
fieklik ya da duyusal olamn iisl:iinde ve la~;"larla birbirlerine eldenmi~ basit oner-
otesinde kalan bir diinya iizerine do~ru melerden meydana gelir.
lu~u smanamayan onenneler ortaya bile,tiriciler manh~a [ing. combinatory
koyma tavnna kar~1 ~1kan ve spekiilatif logic]. Matematiksel mant:J~m, de~i~ken
metafizi~in kotii ve olumsuz yonlerin- lerin tumiiyle elenip, yerlerine bu mant:Jk
den uzak dunnaya ~;"ah~an meta.fizik an- dahna ozgii olan belirli turden fonksi-
lay~ma betimleyici metafizik ad1 verilir. yonlann ge~;"irildi~i dab.
Boyle bir metafizik anlay~. kendisini bilgelik [Yun. sophia; Os. hikmet; ing. wis-
toz tiiriinden, temel ve ka~mdmaz oldu- dom; Fr. sagesse; AJ. weisheit]. En geni~ ve
~u dii~iiniilen ~;"e~itli kavramlann anali- en genel anlarru it;inde, insarun if;'inde
zi i~iyle suurlam1~hr. Betimleyici meta- ya~ad1~1 diinya ve toplumla uyumlu,
fiz.ik, tStrawson'un t Aristoteles ve kendi kendine yeten ve bilin~jli bir varhk
tKant'ta omeklendi~ini savundu~u me- olmas1m; diinyaya, kendisine, ya~ama
bilgi 123

ve ya~anun nihai ve en yuksek ama~la sunar. RuhW\, bilgi soz konusu oldu-
nna ili~kin olarak saglam bir kavray~a gunda, Aristoteles' e gore, iki temel yetisi
sahip bulunmasuu; eylemlerinde bilgi- vard1r. Bunlar ise, s~rasyla duyum ve
nin belirleyici rol oynamasuu; du~unup ak1ld~r. 0 duyuma ili~kin a~Jklamasm
ta~marak eylemesini; eylemlerinin enine da, madde ve form aymm1 yapar ve du-
boyuna du~unUimu~ eylemler olmasm yumu ya da duyu-algJsJJ"U, algllanan
ongoren ideal durum ya da erdem. nesnenin, madde olmadan formunu, soz
Varolan her~eyi aklm ~gmda yargiia- konusu duyu orgamyla almak olarak ta-
yan ve yorumlayan, boyle yaphg1 i~ de, mmlar.
ortalama insa1u, SJJ"adan insanlan etkile- Nas1l ki, duyum alguanan nesnenin,
yen i~ ~alkanhlarmdan, tutkulardan etki- madde olmadan, algllanabilir olan for-
lenmeyip uzak kalan ki~inin ozelligi, er- munu almaktan olu~uyor.;a, aym ~ekil
demi olarak ortaya ~1kan bilgelik, ya~am de alolyurUtme de akllla anla~labilir
tecri.ibelerinde, dunyadaki gtindelik ili~ olan fonnu almaktan meydana gelir. Al-
kiler i~de, gozlemleyen ve nufUz ebne- gllanabilir olan duyusal formlar oncelik-
yi ama~layan zihinlere gori.inen ~eylerin le, duyulann renkler, sesler tiliunden
anlamma ve amacma ili~kin dogrudan ozel nesneleridirler. Buna kar~m, akllla
pratik kavray1~1 zorw1lu lolar. anla~J!abilir olan form, bir ~eyin ozu-
Buna gore, bilgelik, insanm her~eyden dur, o ~ey i~in soz konusu ~ey olmanm
once relleksif olmasm1, yani olaylan ve ne anlarna geldigidir ya da onun tarurm-
inan~lan, nedenleri ve sonu~lan ~gm dJJ". Aristoteles'e gore, her ne kadar bir
da degerlendirmesini, ol~up bi~mesini bedene bagh olmasa bile, ala! da, hplo
ve ger~ek ama~larla ara~lara ili~kin ola- duyum gibi, bir yetidir ve daha yiiksek
rak saglam bir kavray1~a sahip olmasJ- yetiler varolu~lan i~in daha a~ag1 yetile-
ru gerektirir. re bagunhdrlar. Bundan dolay, akuyu-
bilgi [Os. mdlilmal, mdrifet; ing. knowledge; riitme faaliyeti varolu~u i~in duyualgs-
Fr. connaissance; AI. erkenntnis]. Oznenin na baghd1r. Ba~ka bir deyi~le, bilgirniz
ama~h yonelimi sonucunda, ozneyle duyudan, yani tikel olandan ba~lar ve
nesne arasmda kurulan ili~kinin urunu tiline! ya da gene! olana yukselir.
olan ~ey. Bir .~eyin ayudma ya da bilin- Bilginin tumel olamn; formun bilgisi
cine varma. Ogt"enilen ~ey. Bir ~eyle ak- oldugunu, bu nedenle yarg1da dile geti-
tiiel deney yoluyla kurulan yalonhk ya rilebilir olan bir bilginin, formlar ara-
da tam~lk.hk. Olgu, dogru ya da Odev smdaki ozsel baglantllara ili~kin bir
olarak gorulen bir ~eye ili~kin a~lk alg1. kavray1~tan meydana geldigini savu-
Bilin~te bulunup da, bir ~ekilde hakl1 nan Aristoteles'in gozunde bir ~ey hak-
k1hnan ve boylelikle dogru diye deger- kmda dogru bir bilgiye sahip olmak, o
lendirilen her~ey bilgi ad1m almak du- ~eyi turler ve cinsler hiyerar~isi i~inde
rumunda olup, bilgiyle ilgili problem- bir yere, bir tiir ve cins i~ine yerle~tire
ler, ya genel olarak bilginin dogasm1 ele bilmek ve dolaysyla neyin onun i~in
alan tepistemolojinin ya da bilen ozne- ozsel oldugunu bilebilmek anlamma
nin dogas1 uzerinde yogunla~an tzihin gelir. Onun du~uncesinde bilgiyle, cins
felsefesinin kapsa.nu i~inde yer ahr. ve tur yoluyla struflama arasmdaki soz
Felsefe tarihinde, filozoflar bilgiyi farkh konusu olan bu ili~ki, aym zamanda
~ekillerde tammlarm~lardJr. Farkh bilgi bilgiyle tamm arasmdaki ili~kiyi gun-
goru~lerinden baz1lanru, burada tarih- erne getirir, zira .)-!!stoteles'te tamm
sel bir s1ra i~inde ~oyle ornekleyebiliriz: "ns ve tur olu la olur.
Aristoteles bilgi konusunu iki ~kilde ele , yalmzca te erm ilgisini veren ad
ahr, yani'O bir yandan insarun duyum ve tarumlanyla, ~yin kendisinin ozunu
alai gibi yetilerine ili~kin bir a~ama veren nesne tarumlan arasmda bir aynm
ve ate yandan da genel bir bilim teorisi yapar. Ad tanmuyla nesne tarumt arasm-
------------------------------------ ------------------------------

124 bilgi

daki farkhlok biiyiik ol~lide, ~ey1n oziinii nn ni~in boyle olduklanru gostermeli-
vermenin, ~eyin nedenine ili~kin bir dir. Bununla birlikte, bilimsel onermele-
ac;ll<:lamay1 i~erdigi olgusuna baghd1r. rin dogru olmalan i~in daha fazlasma
Bundan dolay1, Aristoteles bir ~eyin ne- gerek duyulur. Bilimsel onermeler, Aris-
denini ortaya koyabildigimiz zaman, ilk toteles"te zorunlu olarak dogru olmak
elden, ger~k bilgimiz oldugunu sayler. durumundad1rlar ve onlarm dogru ol-
Bir ~eyin nedenini vermek ise, o ~eyin duklan karutlanabilmelidir.
oziiniin ilk ilkelerden ba~layarak tamt- Aristoteles burada dikkatimizi modern
lanmasllU i~erir; bilimin i~levi de budur. felsefe i~in biiyiik onem ta~1yan bir ay-
Ger~ekten de Aristoteles, ikinci Anali- nma ~ek.mektedir. Onermelerin onemli
tikler adh eserinde, bilimsel bilginin bir boliimiiniin dogruluk ya da yanh~
her~eyden once, aym anda hem olgu- hklan gozlemlenebilir olgulara baghd1r.
nun kendisihe bagh oldugu nedeni ve Bunlann dogruluk ya da yanh~hklan
hem de olguyla nedeni arasmdaki zo- duyulann gozlemlenebilir olgularla ilgi-
runlu bagmt1y1 bilecek ~ekilde, tikel li olarak saglad1g1 verilere dayarularak
olamn gene! olandan ya da ko~ullu ola- test edilebilir. Buna kar~m, onermelerin
nm nedeninden ~1karsarunas1 anlamma ba~ka bir boliimii de, duyu deneyinden
geldigini sayler. Ba~ka bir deyi~le, ona baglmSIZ olarak dogru ya da yanh~hr.
gore, olgunun, ba~ka hi~bir olgunun lki onerme tiirii arasmdaki farkhhk, I
degil, fakat yalmzca soz konusu olgu- '$imdi yagmur yagmaktad1r' ve 2 '$im-
nun nedeni olarak, kendisine bagh ol- di yagrnur ya yagmakta ya da yagma-
dugu nedeni bildigimiz zart.'an, bilim- maktadlr' gibi iki onermeyle gosterilebi-
sel bilgiye sahip oluruz. Bu bilgi ise lir. Birinci onermenin dogruluguna goz-
tas1msal, yani tiimdengelimsel bir yap- lem yoluyla karar verilebilir. Buna
da olan bir kamtlamanm sonucu olan kar~m, ikinci onermenin dogruluguna
bir bilgidir. havanm halihaz1rdaki durumuna hi~
Aristoteles'e gore, bilimsel bilgi oldu- bakmaks1Z1n karar vermek olanakhd1r.
gundan ba~ka tiirlii olamayan ~eylerin Birinci tiirden onermelere biz, giiniimiiz
bilgisidir. Bilimsel bilgi, onun ikinci AM- epistemoloji anlay1~ma gore, olumsal
Iitikler adh eserinde dile getirdigi ozel ya da empirik, buna kar~m ikinci tiir-
bir anlam i~nde tiimel olan bagmhlan den onermelere zorunlu ya da analitik
ortaya ~1kanr. Her~eyden once, yiiklem onermeler ad1ru veriyoruz.
ya da temel nitelik, konuda yer alan teri- Aristoteles, bu ~ekilde kesin bir aynm
min her omegine, hio;bir istisna olmadan yapmad1g1 i~in, matematigi omek ala-
ait olmahd1r. ikinci olarak, o konuya rak, matematik i~in ge~erli olarun doga
anzi olarak degil de, ozsel olarak a it ol- bilimleri, yani deneyim ve gozleme da-
mahdr, yani onun i~in ozsel olarak yanan empirik bilimler i~in de ge~~li
dogru olmahd1r. Ve nihayet, o konuya olmas1 gerektigini dii~iinmii~tiir. Buna
tam tamma kendisi olmak bak1mmdan gore, I o, bir bilimin tiim onermelerinin
ait olmahd1r. Buna gore, I yiiklemjn kn:. zorunlu olarak dogru olmas1 gerektigi-
n\UlUD her Xmegi je;jn datJn nfduty ka:.,. ni savunmu~tur.
mtland1~1 ve 2 kony. doW. oldugu ka- . Oysa, modem filozoflar zorunlu bilgi-
-mtlanan seyin enJ-:!!i s1mfl oldu"-' ~ nin kapsamrm manhk ve matematikle
zama u Ia y W<lem, ozne ile temel s1rurlama egilirnindedirler. Omegin, gii-
rutelik arasmda tiunel 1r atylh va . niimiizde hi~bir fizik~i fizigin belli bir
Aristoteles'e gere, bir bilim, geometri, yasas1ru, dogarun oldugundan ba~ka
astronomi, botanik, vs, omeklerinde ol- tiirlii olamayan bir yasasrm Hade eden
dugu gibi, belli bir konu haldunda olan ve zorunlulukla dogru olan bir onerme
dogru onermeler obegidir. Onermeler olarak gormez. Aristoteles ~te bir hili-
belli olgulan dile getirmeli ve bu olgula- min tiim onermelerinin zorunlu olarak
bilgi 125

do~ru oldu~una inanarken yandm1~hr kuros, duyumlar un1zm do~ru ve ayru


ve yanh~1 da ~a~1n1n, en geli~mi~ bili- zatnanda, yargllarmuzda ba~vunnarruz
mi olarak matetnati~i ti.im diger bilimler gereken en yitksek ol~iit olduklarlnda
i~n bir model olarak gonnesinden kay- tsrar etmi~tir. Duyumlar, ana gore, ken-
naklanml~hr. dilerinin dl~mda bir olc;i.it ve denetim
Bu yanl1~1n do~al bir sonucu ise, 2 mekanizmas1 kabul etmezler.
onun bilimsel onermelerin ti.itnel olarak Ayn1 donemde yer alan tStoahlar da,
do~n1 olduklanna, yani istisna kabul Epiki.irosun yaph~l gibi empirist bir
etmediklerine ili~kin inanctdu. 0, bu- bilgi gori.i~i.i benimsemi~lerdir. Stoahla-
rada da yine ayn1 nedenle yanh~a di.i~ nn epistemolojisinin temel kavrarru,
mektedir. Zira, gi.ini.imi.izde do~a bili- sezgi ya da anhk bir do~rudan kavrayt~
minin onermelerinin c;oAu, ti.imel ve anlanuna gelen kDtalepsis'tir. Onlar da,
zorunlu alan onermeler olarak de~il de, hpk1 atomcular gibi, ~ylerin ruh i.ize-
do~ru alma olas1hklan ~ok yi.iksek alan rinde izlenimler buakt1~1ru di.i~i.inmi.i~
onerrneler olarak gori.ilmektedir. lerdir. Ruhta bir izlenim ahnd1~1 zaman,
Aristoteles'in ardtndan, t Akademi'nin ruh bu izlenimi, kavra}'la bir onay ola-
ku~kucu filozoflanndan alan Karnea- rak bilinen bir i~lemle tescil etrnelidir,
desi ele aldt~uruzda, onun bir yandan fakat soz konusu kavray ger~ekle~in
mutlak bilginin olanakstz oldu~unu sa- ceye, izlenim ruha ti.im i.iy le ni.ifuz edin-
vunurken, bir yandan da, mutlak bilgi ceye kadar, bilgiden soz etmek olanakb
yerine, bir olasthk teorisi ge~irmeye ~a detildir.
h~tl~lnl gori.iyoruz. 0, algllarla ilgili Hellenistik felsefenin ba~ka bir d i.i~i.i
olarak i.i~ olasdtk derecesini birbirinden ni.iri.i alan tPlotinos, felsefesinde zaman
aytrml~tlr: 1 Yalruzca olasth, muhte- zaman Aristoteles d i.i~i.incesinden derle-
mel olan, 2 olas1h olduktan ba~ka, ken- mi~ oldugu kavramlan kullarmu~ olsa
disiyle birlikte bulunanlar taraf1ndan da, bilgi konusunda kesinlikle Platon'un
do~rulctnan, ve 3 olas1h alan ve buna gori.i~i.ini.i yinelemi~tir. 0, bu ~er~eve
ek olarak doArulu~u ba~h bulundu~u i~inde, bedene tUmi.iyle kartt olan ruha,
sistem tarahndan peki~tirilen. Bu i.i~i.in bilgiyi salt ruhun bir fonksiyonu ya da
cU derece, normal ve ah~1lagelmi~ an- eseri olarak gorebilmek amac1yla, once~
lam i~inde, biziln bilim ad1n1 verdi~i lik ve i.isti.inli.ik verir. Buna gore, ruhun,
miz bilgi ti.iri.ine kar~1hk gelmekted ir. kendilerini alg1 ve bellekte gosteren
Ote yandan, duyumcu bir bilgi anlayll temel bilgi faaliyetleri ve yebleri vardtr;
benimsemi~ alan tHellenistik felsefe di.i- beden ve izlenimleri, ruhun bilgide kul-
~iini.irlerinden atomcu felsefenin savu- lanaca~ ara~lardan ba~ka hi~bir ~ey de-
nucusu tEpiki.irosa gore, her ti.ir bilgi, ~ildirler. Ruhun, zihin ya da akll olarak
ruhu meydana getiren atomlarla, dlart- temel fonksiyonu ve faaliyeti, t.izerlerin-
dan gelen atomlann r;arpt~malann1n bir de en yi.iksek ilke ya da varhgu:., yani
sonucu olarak ortaya ~1kar. Buna gore, Bir'in bulunduAu Formlan ya da ldeala
atomlar duyu organlaruu etkileyerekdu~ n tema~a etmektix.
yumlar i.iret:irler. Duyu organlannm uya- Modem felsefenin kurucusu alan Des-
nlmast, ruh ic;in bir gori.inti.i, gori.ini.i~ ya cartes'a gore ise, bilgi hereyden once
da suretle sonu~larur. Duyu deneyi, bu a) kesin olmahdu. Yine bilgi, b) ger~ek
~ekilde olu~an gori.ini.i~i.in kendisi de olan1n bilgisi olduktan ba~ka, c) zorun-
duyumlarUl yinelenmelerinin sonucu lu olmah, yani kendisinden ku~ku du-
alan bir genel kavram ya da ideye uydu- yulmamahdlr. Bilgi yaln1zca, hakktnda
~u zaman, ortaya ~. Epiki.irosun asia yanh~a di.i~emeyece~imiz bir ~ey
bilgi gori.i~i.inde, yarg1ya en yakm alan (ya da baz1 ~eyler) var oldu~u takdirde
~ey budur ve bu, ayn1 zamanda yanl1~1n mi.imki.indi.ir. Ti.im bilgiler, ttpk1 aksi-
kayna~1 alan ~ey olarak gosterilir. Epi- yometik geometride rum bilgilerin az
126 bilgi

say1daki ilkel ve 1n ullak olarak kesin yani bilincin duywnsal, alg1sal i-;eri~iyle,
olan do~rudan litretilmesine benzer bir 2 ide ya da bvramlardan, yani soz ko-
bi~itnde, liimdengelimsel bir i~lemle nusu do~rudan ve canh izlenimlerin,
elde edihnelidir. DescarlesIn bilgi teori bellek ya da imgelemde bulunan soluk
si, ozu itibariyle lasarlJT\a bir bilgi kura- kopyalanndan do~du~unu one surer.
mtdir. Onun bilgi gorii~ii, bedenden ol- tdeler ise, ikiye aynbr. a) Basit idler. Her
duk-;a farkh ve ayn bir ~ey olan zihin basil ide, kendisine kar~thk gelen izleni-
ya da ruhun, kendi i~erikleri olarak, ger min bir kopyas1dtr, b) Kompleks ideler:
~ekle fiziksel ~eylerin tasanmlan olan Basit idelerin bir araya getiril.tneleri ve
idelere sahip olabildi~i dii~iincesine da- yeni birle~imler ~eklinde diizenlenmele-
yaiunaktadtr. ri sonucunda ortaya c;U<arlar.
Modern felsefenin kurucusu Descar- tHumea gore, idelerimizin birbirleriyle
tesa gore, aklm kendi gii-; ve yetileri birle,tirilmelerine yol a-;an ozellikler ii-;
vardtr ve onun do~ast etkin olmakhr. tanedir: I Benzerlik, II Siirelclilik. Ill Ne--
Aktl, soz konusu yetileri, yani sezgi ve densellik. Ote yandan, idelerimiz ya da
tihndengelim. sayesinde, soyut matema- dii~iincelerimiz arastnda iki ayn tiirden
tiksel do~rulann bilgisine ula~abilir. il~ki soz konusudur: 1 Manhk ve mate-
Akla dayanan bilgiden farkh olarak, d u matigin, inkar edildikleri zaman, -;eli~ki
yusal bilgiler, on a gore, yalruzca nesne- ye dii~iilen, zorunJu do~rulan gibi, tti-
Jerden gelen ideler araohgJ.yla s6z ko miiylc birbirlerine ba~lanan idelere ba~h
nusu olabilir. Bununla birlikte, burada olan ili~kiler ve 2 gozlemlenmi~ olgu-
en le1nel ve onetnli problem, bu idelerin, larla ilgili olan ya da aktiiel ba~tnltlara
duyulara sunulmu~ olan fiziki nesnelere ili~kin tasvirlerden olu~an, -;eli~kiye
bir ~ekilde kar~1hk gelip gelmedi~i dii~iilmeden ve idelerin kendilerini de-
probletnidir. Bu idelerin fiziki nesnelere ~i~lirmeksizin, de~i~tirilebilen ili~ld
kar~Iltk geldi~i ianc1run hakh klltnmast, ler.
son -;oziimlemede Tann'nm varolu~u Bilgide akdc1 gorii~le empirik gorii-
nun ve onun aldatan bir varhk olmadt ~iin bir sentezini yapmt~ olan iinlii
~uun kantllanmastna ba~hdtr. Alman filozofu Inunanuel tKant'a gore,
tDescarles'tn lemsil etti~ akllct bilgi bilgi deneyle ili~kili olmakla ve deney-
anla yt~tnin kar~1s1nda yer alan deneyci den ba~lamak.Ja birlikte, onun tiimii de-
gelene~n temsilcilerinden Locke'a gore, neyden tiiretilmi~ de~ldir. I<ant'a gore,
bilgi duyu-deneyi yoluyla kazaruhr. tecriibe edilen ~ey, anla~thr olmak du-
Yani, zihinde olup da, daha once duyu- rumundaysa e~er, akbn a priori kategori-
lardan ge-;1nemi~ olan hi-;bir ~ey yok- lerine, dii~iincenin temel yaptlanna uy-
tur. Tilin bilgilerimiz basit ve kompleks mahdtr. A priori bilgi, deneyimi, tecru--
idelerin, tasanmlarm ve bunlann arala- beyi anJa~tltr hale getirir, tecriibeye, onu
rmdaki ili~kilerin algllarunastndan mey- imgelemin siibjektif bir iiriinii olmaytp,
dana gelir. John tLocke'a gore, bilginin ger-;ek olmak durumundaysa e~er, ken-
meydana geli~i i-;in ~u yetilere ihtiya-; dileriyle gerekJi diizenlemenin ger-;ek-
vardtr: 1 Zihne gerekli ideleri, tasanmla le~tirilece~i yaptlan sa~lar.
n sa~layan alg1, 2 zihne giren tasanmla- I<anfa gore, insan bilgisi stnirhdtr. tn-
n saklayan bellek, 3 ideleri birbirlerin- san zihni, nesneleri ve olaylan ger~kte
den ayut etme yetisi, 4 bir-;ok ideyi olduk.Jan ~ekliyle bilemez. Nesneler in-
birbirleriyle kar~tla~hrm.a yetisi, 5 bir- san taraf1ndan, yalntzca insan zihninin
-;ok basil ideyi birle~tinne yetisi ve 6 imkanlarma, yaptstna ve a priori formla
benzer idelerdeki ortak o~eyi bulup 9- rtna gore bilinebilir. Diinyay1, zihnimi-
kartan soyullama yetisi. zin yaptstna ve sahip oldu~u a priori
Yine ayru gelenek i-;inde yer alan Hume form.lara gore anJar ve yorumlanz. Bun-
ise, rum bilgilerimizin 1 tzlenimlerle, dan dolayt, insan bilgisi, fenomenlerle
bilgisizlik 127

stmriarum~ttr .. insan z.ihni bu fenomcn- ge.;en, tarihin insanlt~m, ozgiirliik, mut-


leri a~maya ~ah~h~mda, zorunlu ola- luluk )'a da stmfstz toplum benzeri bir
rak ~eli~kilere dii~er. amaca do~ru giden ilerlemesi ~eklinde
Son orne~imizi olu~turan ingiliz dii- telelolojik olarak anla~tlmamast gerekti-
~iiniirii ]. 5. tMill'e gore, bilginin en ~in gozler online seren soykurugu ya da
biiyiik ve en onemli kayna~t, ti..imeva- jeneoloji, arkeoloji tarafmdan yalruzca
rnnsal c;tkarsamadu. Matematiksel c;- betirnlenen soylemin tarihini bir toplu-
karsamarun kendisi bile, Mill'e gore, tii- mun gii~ ya da iktidar yaptsuun pratik-
mevanma dayamr. Matemati~inki gibi lerindeki degi~melere ba~layarak a~tk
soyut bir dii~unce bile, deneye daya- ladtgt i~in, arkeolojinin otesine ge~er.
nan ya da deneyden tiiretilmi~ olan bir Ba~ka bir deyi~le, kurumlan ve soy-
genellemeden meydana gelir. Onun bil- lem tarzlan ya da bic;imlerini ~tplak giic;
gi kuramt, ~eylerin, nesnelerin fenome- miicadelelerine geri gotiiren Foucault,
nal varhklar olarak goriilmeleri gerekti- bir top~umun iktidar yaptsmdaki, yani
~ini one siiren bir tiir fenomenalizmle diskiirsif olmayan pratiklerdeki de~i~
belirlenmektedir. melerin, bir~ok tariht;i gibi, c;ok ~e~itli
bilginin arkeolojisi [1ng. arc/Jeology of ekonomik, toplumsal, siyasi ve ideolojik
knowledge; Fr. archeologie du savoir]. tFe- nedenin sonucu oldu~unu soylemi~tir.
nomenoloji ve tvarolu~~uluktan da etki- Bununla birlikte, bu nedenler basil, bir-
lenmi~ olmakla birlikte, daha sonra bu likli ve teleolojik yonelimli bir ~ema
akunlardan aynlarak, tarihsel bir yon- i~ine yerle~tirilemez.
tern geli~tirmi~ olan ~agda~ Franstz filo- bilginin goreliliAi [ing. relativity of know-
zofu tFouc:ault'nun yontemi. Postmoder- ledge; Fr. relativite du savoir]. lnsan bilgi-
nizmin onemli dii~iiniirii Foucault'nun sinin, bizim, dt~ diinyaya, dt~ diinyada
bu ytintemi, bilgiyi ya da bilgi biitiinleri- varolan ~eylere ili~kin olarak, onlann
ni, kurucu bilinc;ten daha temel bir dii- bizzat kendilerini detil de, yalruzca zi-
zeyde i~ goren dilsel ve toplumsal yapt- hinlerirnizde yarattl~ etkileri bilebilme-
lar arac:thgtyla analiz etmek amactyla miz anlammda, insan zihrune goreli ol-
tasarlamm~ olan bir yontemdir. dugunu one siiren gorii~. Bizirn hi~bir
Dii~iince ya da bilginin, gelenek ya da zaman tek bir ~eyin bilgisine sahip ola-
oznelerin bilin~li iiretimlerine bagh ola- mayacagtmtzt, fakat bir ~eyin bilincinde
rak siireklilik arzeden evriminin pe~ine oldugumuz zaman, ayru anda ondan
dii~en idealist ve humanist yakla~tma farkh, ama onunla ili~kili ba~ka bir
kar~t ~akan Foucault, soz konusu yonte- ~eyin daha bilincinde olmak dununun-
me kar~t, kesintili bir mahiyet ta~tdtgt da oldugumuzu savunan ogreti.
na inandt~l bilgiyi miimkiin kllan ko- bilgisizlik [Os. cehdlet; 1ng. ignorance, nes-
~ullara, ama~ ya da i~erik diizleminin cience; Fr. ignorance; AI. unwissenheit].
ardalamndaki diskwsif veya soylemsel Genel olarak, bilmeme, bilgiden yoksun
rasyonalitenin olu~umunun belirleyici bulunrna hali. Bilgiden ktsmen ya da
kurallanm tammlamaya kalkt~mt~hr. tiimiiyle yoksun olrna durumu.
Bu ~er~eve i~nde, Foucault'nun dilsel Bilgisizlik durumu, felsefede ozellikle
iiriinleri nesnel bir bi9Jnde analiz eden tSokrates'in yontem anlay~mda, bilgi-
arkeoloji.k yontemini soykiitugu yonte- lenrne yolundaki ilk evre olarak deger-
mi admt verdigi yeni bir yontem ile ta- . lendirilmi~tir. Tek ba~ma bilgi iddias-
mamladtgt soylenebilir. Buna gore, soy- mn, ger~ek bilgiden yoksun olup,
kiitugu, bilgi biitiinlerini meydana birtaktm ikinci elden bilgi ya da malu-
getiren diskiirsif kuraHan a~tga ~akar matlarla yetinerek, bilgiye sahip oldu-
mayt ama~layan arkeolojinin yerine ge~ gunu savunma durumunun, temelsiz bir
mez. Bununla birlikte, tarihsel ilerleme- kendini begenrni~lige yola a~arak, bilgi-
ye ve siireklilige duyulan inan~tan vaz- yi hedefleyen her tiir ara~tmnayt engel-
128 bilgi 5osyolojisi

ledi~ini dti~tinen Sokrates, 'Bildigim bir Bilgi sosyolojisinin, bununia birlikte, en


~ey var, o da hi~bir ~ey bilmedi~im' di- onemli dti~tintirii, bilgi bi!f.imlerini sade-
yerek, tarh~malanyla insanlara biJgisiz ce toplumsal sm.Lfm de~il, faka t di~er
liklerini gostermeye .;ah~m1~hr. btittin toplumsal konumlann belirledi~i
Bilgisizlik daha ozel olarak da, tag- ni, fakat bir bakl~ a.;asma di~erinden
nostisizm i.;in ge.;erli alan, Tann'run va- daha biiytik bir do~ruluk de~eri venne-
rolu~u ve do~asma ili~kin bilgiden yak- nin imk~nstz oldu~unu savunan Karl
sun olma, Tann'mn varolup olmada~m1 tMannhheim'd1r. Nitekim Mannheim'm
bilmeme, Tann'mn varolu~uyla ilgili ola bak1~ ac;~sa, nesnel ge.;erlilik iddialanmn
rak yarg1ya ask1ya alma anlanuna gelir. bir yamlsama oldu~unu, biitiin bilgi id-
Orne~in, 'Tannlann ne varolduklanru, dialarmm son .;oztimlemede smaflann
ne de varolmadaklanru biliyorum' diyen toplumsal konumlanrun yanslmalan
tProtagoras'm tavn, soz konusu bilgisiz- veya onlann struf .;Lkarlanrun ifadelerin-
li~in tipik bir orne~i olarak gortilebilir. den ba~ka hi.;bir ~ey olmad1~1m one
bilgi sosyolojisi [1ng. sociolog~J of knowled- siiren hikim goreci e~ilime temel olu~
ge; Fr. sociologie du savoir]. Toplumsal turmu~tur.
bir fenomen olarak goriilen insan bilgi- bilgi tiirleri [tng. types of knowledge; Fr.
sine dair ara~hrma; toplumsal ya~ama genres du connaissnnce]. Epistemolojinin
kahlummn insamn bilgisi, dti~tincesi ya da filozoflann bilginin konusuna,
ve kiilttirii tizerindeki etkilerini ara~t:J bili~ tarzana, bilen ki~inin yonelim ve
ran sosyoloji dah. amacma ba~h olarak yaph~a ayanm i.;in
Her ne kadar +Weber gibi dii~tintirler kullarulan terim.
sozgelimi dini dti~tincelerin olu~umunu Bu ..en;eve i.;inde, filozoflar ti.; l:tir bilgi-
etkileyen maddi ko~ullara btiytik bir yi birbirinden ayrnrlar: a) Olguya ili~kin
a~rhk vermi~ olsa da, bilgi sosyolojisin- bilgi ya da olgusal veya betimlemesel bilgi:
de ilk ve en onemli adam, bilginin i.;eri~i Da~ dunyadaki nesne, olgu ve oznelerin,
nin toplumsal ya da ekonomik konuma do~rudan taru~1kl1~a de~il de, onlarla
ba~h oldu~unu savunan tMarks tarafan- ilgili tarum, betimleme ve dogru onerme-
dan atdm1~tlf. Burjuvazinin dtinyaya bi- lere dayanan bilgisi. BilgimWn btiytik bir
reysel rek~bel: ve en uygun/ gti.;lti olarun .;o~unlu~unu meydana getiren bu tiir bir
hayatta kalmas1 ilkeleri a.;asmdan bakb.- bilgi, bir ~eye, bir olguya il~kin, do~
~1 yerde, proletaryarun dtinyaya daya- dan tecriibe ya da taru~rkb~a de~il de,
m~ma, somtirti v. b. g., ilkeleri aljlsan- .;Lkarsama ya da imgeleme dayanan bilgi
dan, yani daha farkh bir perspektiften olmak durumundadu. SOz konusu bilgi
bakh~1m s6yleyen Marks'a gore, bu fark- ttirii...'lde, bir insarun P gibi bir onenneye
h baka~ a.;alan do~rudan do~ruya her 51- ili~kin bilgisinin gerek ve yeter ko~ullan
mfm tiretim stireci i~ndeki deneyimleri- olarak ~u ko~ulla.-dan soz edilmelidir: I
nin sonucudur. P do~ru olmahdar, II ki~i p'ye, onu i~ten
Aym Marksist gelene~in tLukacs ve likle one siinne ya da iddia etme anla-
+Frankfurt Okulu dti~tintirleri tarafrn- rrunda, inanmabd1r, ve Ill ki~i p'yi
dan temsil edilen daha farkb bir var- bilme konumunda olmahdu.
yanh, bilginin i.;eri~inden ziyade for- b) Tam~rklrk yoluyla bilgi: Bu bilgi l::iirii,
munu on pl4na .;akartma~hr. Ome~in, bir ~yle, bir yerle, bir insanla ilgili olan
Lukacs'a gore, burjuvazinin hakim oldu- ve onunla taru~maya, ona ili~kin do~
~ donemin dti~tincesi, fonnel manhkla rudan bir tecriibeye ba~h olan bilgidir.
karakterize olur; konusunu bile~enlerine Ve nihayet, c) NQ5rla ili~kin bilgi ya. da
ayaran s6z konusu dti~tince tarz.J anali pratik bilgi. Di~er bilgi tiirlerine indirge-
tiktir. Oysa Marksist dti~tince, sentetik, nemeyen bu bilgi, 'nastl' sorusuna yamt
diyalektik ve btittinsell~tiricidir. getirir.
bilgi tur leri 12 9

Bunun d1~1nda filozoflar, kendi sistem- idealarla do~ru( '!ll bir tam~tkJJ~a da-
lerinin ama-;lanna uygun olarak daha yanan soz konusu rasyonel bilginin yon-
ozel aymmlar yaptm~lardtr. Ome~in, temi ise, i'ciiyalektiktir. Burada, diyalek-
tPlaton dort ayn bilgi ti.iri.inden soz tik ldealar: birbirleriyle hi-;bir ili~kisi
eder. Bu dort bilgi ti.iri.lnden iki tanesi olmayan y;o~ttlanmt~ ozler olarak de~il
duyusal di.inya, yani de~i~en, varh~a de, sistemati..<. bir birlik meydana getiren
gelen, yok olup giden bireysel, duyusal o~eler olarak di.i~i.ini.ir. Soz konusu di-
varhklann di.inyast, buna kar~m kalan yalekti.k bilgi varsayunlara de~il de, ka-
iki tanesi de de~i~mez, genel ve ezeli- tegorik ilk ilkelere dayamr ve her~eyi
ebedi varhldarm di.inyast ile ilgilidir. tiyi Jdeastyla ili~kili olarak di.i~i.iniir.
Bunlardan I en onemsiz olan bilgi ti.iri.i, Platon'un bu diyalektik yontemi bir tiir
Platon'un tahmin (eikasia) admt verdigi toplama ve bolme i~leminden olu~mak
bilgi ti.iri.idi.ir. Burada soz konusu olan tadtr. Buna gore, oteye beriye sa-;thm~
~ey, golgesi vuran bir varh~m golgesin- tikeller bir idea i-;inde toplanarak kavra-
den asluu talunin etmektir. ntr ve daha sonra idea ti.irlere boli.ini.ir.
2 tkinci bilgi tiiri.i, duyusal nesnelerin, Demek ki, genel kavramlara ili~kin bil-
Platon'un inan-; (pistis) adtru verdi~i, bil- giye gottiren diyalektik yontemde soz
gisidir. Buradaki bilginin kayna~t duyu- konusu olan, her~eyden once bir genel-
algtstdtr ve o, tahmine gore daha gi.ive- leme, sonra da smtflamadtr. Platon'a
gore, ancak bu ~ekilde, yani yukanya ve
nilir bir bili~ tarzt olabilmekle birlikte,
a~a~aya do~ru bir genel kavramdan di-
yine de ger-;ek bir bilgi olmaytp yalruz-
~erine ge-;mek suretiyle, kavramlanml-
ca olasth bir bilgidir. Onun ger-;ek bir
Zl genelle~tirerek ve ozelle~tirerek, bir-
bilgi olabilmesini engelleyen iki temel
le~tirerek ve bolerek, sentezden ge-;i-
neden, Platon'a gore, her~eyden once rerek ve analiz ederek a-;tk se-;ik ve tu-
duyulann, duyu yamlsamalarmdan do-
tarh di.i~i.inceye ula~abiliriz.
layt, hi-;bir ~ekilde gi.ivenilemeyecek bir Platon'un o~rencisi t Aristoteles, i.i-;
bilgi kayna~ olmalan ve ikinci olarak bilgi ti.iri.inden soz etm.i~tir. a) Teorik
da boyle bir bilginin nesneleri olan du- bilgi: Bu bilgi, metafizikte ya da ilk felse-
yusal nesnelerin de~i~tikleri i-;in biline- fede, fizikte ve matematikte soz konusu
meyece~i ger-;e~idir. Zira Platon'a gore, olan ti.irden, bizzat kendisi i-;in istenen,
bilgi her zaman tikel de~il de, genel ala- pratik bir ama-; gozetmeden, bilmek i-;in
run ve de~i~enin de~il de, de~i~mez bilme tavruun tiri.ini.i olan bilgidir. b)
olamn bilgisidir. Bundan dolayt biz bu- Pratik bilgi ise, ahlak ve siyasette saz ko-
rada gcr-;ekliklerin de~il de, yalmzca nusu olan, yani pratik i~in, ger-;ekle~tiri
gori.ini.i~lerin bilgisine sahip oluruz. Bu lecek olan birtak.nn eylemler adma iste-
iki a~a~t bilgi ti.iri.i birlikte duyusal bilgi nen bilgidir. Buna kar~m, c) iiretici bilgi
olarak saru ya da kanaat (do.xa) diye st- -;e~itli zenaatlarda, mi.ihendisliklerde
mflamr. soz konusu olan ve, bir ~ey yaratmak,
Platon'a gore, 3 i.i-;i.inci.i bilgi ti.iri.i dis- i.iretmek ya da meydana getirmek i-;in
ktirsif bilgi, yani duyusal varbklan de~il istenen bilgiye kar~thk gelir.
de, saytlar, do~rular, di.izlemler, i.i-;gen- Empirist bilgi anlayt~mm kurucusu
ler gibi matematiksel nesneleri konu olan tLocke'a gore, i.i-; ttir bilgiden soz
alan matematiksel bilgidir (dianoia). 4 edilebilir; bunlar, strastyla sezgi, kamt-
Dordi.incti bilgi ttiri.i, duyusal di.inyayla lama ve duyumdur. Bu bilgi ti.irlerinden
arttk hi-;bir ili~kisi kalmanu~ olan 1 sezgisel bilgi, insarun iki idenin birbirle-
nous'tur. Bu bilgi, idealarla do~rudan bir riyle uyu~masnu ya da uyu~mamasmt,
taru~tklt~a dayanan rasyonel bir kavra- i.i-;i.inci.i bir idenin i~e kan~mast soz ko-
yt~a, genel kavramlann akla dayanan nusu olmadan, hemen ve do~rudan
saf bilgisidir. do~ruya, i.ki idenin kendisiyle algtladt-
130 bilim

g, !:>ilgidir. Locke'un bu bilg! tiirtine bilgidir. Spinoza, bu bilginin 'Tann'run


ornek olarak verdigi omekler, siyahm yiiklemlerinin fonnel oziine ili~kin
beyaz, ii~genin daire olmad1gma ili~kin uygun bir dii~iinceden, ~eylerin oziine
bilgidir. Bu bilgi ba~ka hi~bir ~eyi degil il~kin uygun bir bilgiye dogru ilerledi-
de, yalnozca soz konusu idelere ili~kin gini' savunur. Ona gore, felsefenin ger-
algy ve onlann birbirleriyle kar~ila~h ~k aman bu tiir sezgisel bir bilgiye
nlmasml i~erir. Locke'a gore, en yiiksek sahip olmak, ~eyledn belli bir zorunlulu-
kesinlik, kendisinden hi~bir ~ekilde ga uyduklanm ebedi bir a~1dan gor-
ku~ku duyulamaz olan sezgisel bilgide mektir. Spinoza'nm bu tiir bir bilgiye
elde edilir, zira bu bilgiye hi~bir ~ekilde sezgi ad1m vermesi an!amhd1r, zira
kar~1 konamaz. sezgi oziinde, diinyay zorunlu baglant:l-
Ashnda, Locke'a gore, 2 kanrtlama da lardan olu~an bir biitiin olarak gormek-
sezgiden pek fazla ayrdmaz, ~iinkii sez- ten ba~ka bir ~ey degildir.
gide ba~ka bir idenin i~e kan~mas1 soz 2 ikinci bilgi tiirii ise, Spinoza'run akil
konusu ohnadan dolayrms1z olarak kav- ya rasyonel bilgi ad1ru verdigi, bilgi dere-
ranan, kamtlamada, ba~ka idelerin i~e celerunesinde sezginin alt:lnda yer alan
kan~mas1 suretiyle, dolayh olarak kav- bilgi tiiriidiir. Bu bilgi, ham ve belirsiz
raur. Fakat kamtlamada da, sezgisel bil- deneyden tiiretilmi~ bir bilgi olup, ~ok
gide ortaya ~1kan aym kesinlik ve ku~ biiyiik ol~de, bize ilkelerin bilgisini
ku duyulamazhk vard1r. 3 Duyum ise, veren diskiirsif dii~iinceye kar~1hk gelir.
bize tikel ~eylerin varolu~una ili~kin Bundan dolay1, soz konusu bilgi sistem-
bilgi verir. Btmunla birlikte, duyumda l~mi~ bir bilgi obegi ya da kiimesi mey-
kesinlik yoktur. dana getirir. Ote yandan, bu bilgi, her ne
Locke, duyuma sezgisel bilgiyle karutla- kadar duyu-deneyinden tiiretilmi~ olsa
marun ~ok daha altmda bir yer vennek da, ~eylerin aktiiel diizenini, duyudene-
bakunmdan, rasyonalistlerle benzerlik yinin yans1tt1gmdan ~ok daha iyi bir bi-
gosterir. Rasyonalist filozoflar i~ oldu- ~mde yans1hr.
gt kadar, onun i~in de bilgi kesin olma- 3 Spinoza'da sonuncu bilgi tiirii, sam
hdir ve bilgiye sezgi ya da kamtlama diye adlandmlan duyu-deneyine kar~l
yoluyla ula~dmahd1r. Rasyonalistlerle hk gelir. Bu tiir bir bilgiden, yani duyu-
Locke arasmdaki en onemli farkhhk, deneyinden, d1~ diinyadaki nesnelere,
onun sezgi ve kanotlamanon kendisine ~eylere ili~kin olarak, onlann e~yamn
dayand1g1 ideleri son ~oziimlemede tikel genel diizeni i~indeki yerlerini hi~ dikka-
algilardan tiiretilen idelerle smulamasm- te almayan bulamk fikirler elde ederiz.
dan olu~ur. Fakat, o da, t1pk1 rasyona- Bu fikirler ise, ger~ekligin tikel gorii-
listler gibi, matematik gibi bilimlerin bil- nii~l~rini, Tann'mn sonsuz olan yiik-
gimizin onernli bir boliimiinii meydana lemleriyle ili~ki i~inde degil de, yalmzca
getirdigine inanor; buna kar~m, doga bi- baz1 sonlu ve anzi yonlerden yans1t1rlar.
limlerinin genel onermeleri, onun goziin- Ote yandan, Spinoza duyu-deneyinin,
de ger~ekte bilgi sayilamaz. Zira bizim aklm faaliyetini gerektiren bilgi tiirlerin-
doga bilimlerinin konu ald1gl nesnelere den farkh olarak, pasif bir bilgi tiirii ol-
ili~kin idelerimiz ashna uygun degildir dugunu savurunu~tur. Yine, bu bilgi
ve doga bilimlerinin onermeleri sezgisel tiirii yanl~ olabilen bir bilgidir.
bakundan da, kanotlama a~1smdan da bilim [Yunanca episteme, Latince scien-
kesin degildir. tia'dan; ing. science; Fr. science; AI. wissens-
Akilc1 bilgi anlay~mn onemli dii~ii chaft]. D~ diinyaya, nesnel ger~eklige ve
niirlerinden olan tSpinoza, ii~ bilgi de- bu ger~eklikte yer alan olgulara il~kin,
recesi bulundugunu one siirer. Btmlar- tarafsiZ gozlem ve sistematik deneye da-
dan yahuzca ii~iinciisii, yani onun 1 sez- yah zihinsel etkinliklerin ortak ad1. Ama-
gi ad1m verdigi bilgi tiirii tam ve ger~ek CI, konu ald1g1 alanda, genel dogrularm
bilimdeki"kriz 131

ya da teme} yasalarL"l bi!gisine ula~mak ~imdilik guvenebi!ecegimiz tek gert;ek


olan bilgi ki.imesi. Varolan ~eylerin ma- bilgi kaynag1 oldugunu ileri si.irer ve bi-
hiyeti ve kaynag1yla aralanndaki ili~kile lilni, ba~ka bilgi ti.irleri ve disiplinleri
ri konu alan akla dayah bilgi. Belli bir ko- yok sayarak, putla~hnr ya da lnutlak-
nusu olan, kabul edilmi~ yontemlere la~hrar.
dayarularak elde edihni~ organize ve ras- Bilimcilik, 1 metafiziksel bilimcilik ve 2
yonel bilgiler bi.iti.in i.i. metodolojik bilimcilik olarak ildye ayn-
a) Bizim d1~1mazda bir olgular di.inya- hr. Bunlardan nJetafizilcsel bilimdlik, bili-
Slntn, b) bu di.inyanan insan it;in anla~l lnin, zamarunda metafizik taraf1ndan or-
labilir olan bir dunya oldu~u, ve c) taya atdan tum proble1nleri t;ozecegini
biziln d1~1mazdaki bu di.inyay1 bilme ve savunan gori.i~e kar~1hk gelirken, meto-
anlama t;abasan1n degerli bir ugra~ ol- dolojik bilimcilik fiziko-k.imyasal bilitnle-
dugu inant; ya da kabullerine dayanan rin yontemlerinin, ti.iln alanlarda, ozellik-
bilim, olgusal bir faaliyet olarak ortaya le de sos yal bilimler alarunda get;erli
t;akar. Yani bililnsel onermelerin tiimi.i, olan tek yonte1n oldugunu savunan an-
ya dogrudan ya da dolayh olarak goz- laya~ olarak ortaya t;1kar.
lemlenebilir olan olgularl dile getirir. Bilimi on plana t;lkarhp en yi.iksek ve
Mantlksal, nesnel, ele~tirel, genelleyici gert;ek bilgi ti.iru sayan ve felsefeyi bill-
ve set;ici bir faaliyet olarak ortaya t;akan me t4bi kilan bu gori.i~, tMach vet Ave-
bilim ve bilimsel bilgi nedenlerin bilgisi narius gibi filozoflar tarahndan savunul-
olmak durumundadu; yani, bilim da~ mu~tur. Bu gori.i~e gore, felsefi akllyi.i-
di.inyadalci olgulan betimlemekle yetin- ri.itme ya da argi.imanlann onci.illeri bi-
meyip, olgulann nedenlerini vererek, limsel onennelerden olu~ur, dolayas1yla
onlann nit;in olduklan gibi olduklann1 felsefenin onennelerinin ve felsefedeld ar-
belirtir. Ote yandan, bilunsel bilgi ozne- gi.imanlann do~Juklan bilimsel oner-
lerarasl gec;erlili~i olan b ir bilgidir. Yani, melerin dogruluguna baghdar. Soz konu-
bilimsel bilgi, insanlara harfi harfine ve su gori.i~, tiim yargl ya da onennelerin
gert;ekten anla~1lan sozci.iklerle iletilebi- ya empirik ya da analitik oldu~u kabu-
len bir bilgi ti.iri.idi.ir. Yine, bilimsel bilgi li.iyle, bilimin onennelerinin empirik
dogrulugu s1nanabilir, test edilebilir onenneler oldu~u kabuli.ini.in manbksal
olan bir bilgidir. Yani, bilimsel onermele- sonucu olarak kar~uruza Qkar.
rin dogruluk ya da yanla~hklanna, ilke Bu kabuller soz konusu oldu~unda, fel-
olarak, kendisini uygun k~ullar it;inde sefeyi analitik yargllardan meydana
bulan ti.im insanlar tarahndan karar veri- gelen mantaga ili~kin ara~brmalarla sa-
lebilir. nlrlamak ya da felsefi do~rularm empi-
bilimcilik [lng. scientism; Fr. scientisme; rik dogrular olduklaruu soyleyerek, onu
AI. scien tismus]. Bilimi, bilgi elde etme- bilimc baglamak alterna tifleri arasmda
nin tek yolu ya da yontemi olarak goren bir set;im yapmak gerekir. Birt;ok filozof,
anlaya~. Doga bilimlerinin klasik ti.ime- boyle bir sonucun, felsefenin bilimden
vanmsal yontemlerinin gert;ek, olgusal bagams1z olan i~levleri hesaba kahlma-
bilginin olanakh tek kayna~a oldu~unu dagl it;in ortaya t;aktaganl soyleyerek, bi-
ve insanla toplum hak.Janda bilgi elde et- limci gori.i~e ~iddetle kar~1 t;akma~hr.
Ineye t;ah~arken, yalruzca bilime daya- bilimdeki kriz [Ing. crisis of science; Fr.
nabilecegimizi savunan gori.i~. crisis de Ia science]. tFenomenolojinin ve
XIX. yi.izy1lm sonlarmda ortaya c;akan tfelsefi antropolojinin bakl~ at;as1ndan,
pozitivist akam1 belirleyen~ ve bilimin bilimde, 'insarun kibrini kuan' i.it; bulgu
bize, nesnelerin it; yap1s1 i.i.zerine bilgi ya da geli~meyle, yani insanan di.inyasl-
verdi~ini, insan zihninin tiim ihtiyat;lan- ru evrenin merkezi olmaktan t;zkaran
ru kar~alaanak it;in yeterli oldu~unu sa- Kopernik astronomisi, Darwin'in insana
vunan anlaya~ olarak bilimdlik, bilimin, utanduan evrim anlaya~a ve dinsel-mill[
132 bilim felsefesi

ve kii!ti.irel dcgerlerin goreli oldugunu rin manhksal yaptsma ili~kin ara~tlrma


ortayc. koyan tarih ara~tmnalanyla ba~ lardan olu~ur. Bilhnin yontemine ili~kin
layan ve psikoloji alamndaki modem boyle bir ar~~ttrma, deneysel bilimlcri
geli~melerl~?, Eukleides-;i olmayan geo- oldugu kadar, rasyonel ya da sosyal bi
metrilerin ortaya -;tkt~l, ve nihayet Hei- limleri de kapsar.
senberg'in belirsizlik ilkesiyle doruk Boyle bir ara~tlrmanm, tarihle ilgili di-
noktasma ula~an kriz. siplinleri, normatif bilimleri ve tarihsel
Bu geli~meler, bilimsel bakt~ a-;tsm- boyutlan olan antropoloji ve jeoloji gibi
dan, bir krizden -;ok, bir geli~meyi ve bilimleri de kapsay1p kapsamadtgt,
ilcrlemeyi yansttll'. Buna kar~m, biitiin ara~tlrmacnun bilim tanumna ve anla-
bu geli~meleri bir kriz olarak degerlen- yt~ma baghdtr. Bilimin yontemine iii~
diren ve bilimdeki bu krizi A vrupa top- kin bir ara~tmna olarak bilim felsefesi,
lumundaki ~ok temelli bir krizin yanst- geleneksel mantlk ve bilgi teorisinin
rnast olarak goren tya~ama felsefesi, onemli bir boliimiinii i~erir. Burada ru-
tfenomenoloji ve ozellikle de felsefi ant- mevanm, tiimdengelim, hipotez, veri,
ropoloji, krizin, Kant sonras1 Alman filo- ke~if ve dogrulama gibi terimler tamm-
zoflannda gordi.igiimiiz bilimle ilgili lamr ve a-;tkhga kavu~turulur. Bilim fel-
matematiksel ve mekanik bir nitelik ar- sefesinde, buna ek olarak, deney, ol-;iim,
zeden determinist bir anlay&~m ve on- stmflama gibi, bilimin daha ayrmtlh,
dokuzuncu yi.izytl tmaddeciliginin ifl~ ozel ve teknik yontemleri incelenir. Yine
sma i~aret ettigini, soz konusu krizin bilim sembolik bir sistem oldugu i-;in,
ya~ama bilhnlerinin yontemleri ve feno-
bilim felsefesinin bu alamnda, gene! bir
menolojinin katkistyla a~tldtgmt savun- gO!;tergeler teorisi da onemli bir rol
mu~tur.
oynar.
Bundan dolaytdtr ki, kiiltiir bilimleri,
2 Cte yandan, bilim felsefesinde, bilim
ya~ama felsefesi ve fenomenolojinin
lerin temel kavramlan, onkabulleri ve
yontemleri, olaylar arasmdaki nedensel
postiilalan incelenir ve bilimlerin de
baglan ortaya -;tkarmaya -;ah~an doga
bilimlerinden farkh olarak, olaylara ve neysel, rasyonel ve pragmatik temelleri
insamn eserlerine i-;kin olan anlamt aljlga -;tkanhr. Bilim felsefesinin bu bo
a-;tga -;&karmayt amac;lar. Bu yontemler, yutu, bilim adamnun kulland&gl, fakat
ele~tirel bir incelemeye tabi tutmad1g1
ba~ka zihinleri, onlann egilim ve yone-
limlerini yorumlamayt ama-;lar, insan neden, nicelik, nitelik, zaman, mekan ve
varhklanmn bilin-;li ve bilin<;siz eylem- yasa gibi kavram ve kategorilere ili~kin
lerini ve ki~iler arasmda soz konusu bir ara~hnnayt i-;erdiginden, tmetafi-
olan sosyal ve ki.il ttirel ili~kilerin yaptst zikle belli bir ili~ki i-;inde bulunmak du
m ara~tlnr. rwnundadtr. Bilim felsefesinin bu boyu-
bilim felsefesi [ing. pltilosophy of science; tu, ayr_tca bir dt~ diinyamn varhgma ve
Fr. plrilosopl!ie de Ia science] Bilimin doga- dogamn diizenliligine duyulan inan-;la-
sma ve ozelliklc de yontemlerine, kav- n da ele~tirel bir incelemeye tabi tutar.
ramlanna, onkabullerine ve bu arada, bi- 3 Ve bilim felsefesi, nihayet ozel bilimle-
limin enteJlektiiel disiplinlerin gene! rin sm.ularmt belirlemeye, bilimlerin bir-
~emas1 i-;indeki yerine ili~kin ara~tmna birleriyle olan kar~thkh ili~kilerini a-;tga
lardan meydana gelen felsefi disiplin. -;karmaya -;ah~tr. Burada, bilimJere ili~
Bilimi felsefi yontemlerle analiz eden kin bir suuflama yer alu. Yine, bilimin
bilim felsefesinin konusu ii~ ayn alana toplumsal yonii de, bu -;en;eve ifi:inde or-
boliinebilir. 1 Bilim felsefesinin alanla taya -;lkar. Bilimin belli bir kiiltiir -;evresi
rmdan birincisi, bilimin yontemine ya i-;indeki yeri, yani bilimin yonetimlerle,
da yontemlerine, bilimsel sembollerin i~ diinyasyla, sanatla, dinle ve ahlakla
dogasma ve bilimsel sembolik sistemle- olan ili~kileri ara~tmhr.
bilimin ilerleme tablosu 133

bilimin bilimi [ing. science of science; Fr. luyla buyuk yararJar sagiar. Bilim saye
science de Ia science]. Bilimi, nanhgn~ sinde teknoloji ureten insan, dun y adaki
metodolojin1n, sosyolojinin ve bilim tari- ya~anhsnun suresini uzatabilir, te1nel
hininin bakl~ a,.1s1ndan analiz eden ve problemlerini ,.ozebilir, ya~am1ru nitelik-
betimleyen disipline ya da bilim farkh sel olarak ve 1nanevl bakundan geli~tire
bakl~ a-;llanndan ele alma tavnna veri- bilir. Bililn bundan dolay1, bir tophuntm
len genel ad. itici gucudur; toplumun uretim tarz1ru ve
bilimin birligi [ing. the unity of science; geli~mesini belirler. Bililnin bir de, 2 en-
Fr. l'unitl de Ia science]. Mantlk._1 poziti- tellektiiel degen vard1r. Yani, bilim insa-
vistler ve ozellikle de Otto Neurath ta- nln bilme istegini, merak1n1 tatmin eder,
rahndan geli~tirilen birlikli bilim ideali ins ana evreni anla1na olanag1 saglar.
veya formel ve sosyal bilimler de dahil insan, bililn sayesinde dogal ve toplum-
olmak uzere, tu1n bilimlerin tek bir bili- sal ger,.ekligi anlayabilir.
lne indirgenmesi gerektigi tezi. Nihayet, bilimin 3 ahlaki bir degeri var-
Mantlk._1 pozitivistler tarafrndan lntt.7- dn. Buna gore, bilim, in sana belli bir
nahonal Encylopedia of Unified Science adh dunya goru~u olu~h1nna, belli ilkelere
ansiklopedide ifade edilen bu goru~, bi- gore du~unme, dunyaya bilimin sagla-
linun birligini evrensel bir gozlem dili dtgl verilere gore bakma olanag1 verir,
yoluyla ortaya koyar. Goru~e gore, tum yani bilim, insanlara bilimsel bir zihniyet
yasalar ve teoretik onermeler boyle bir kazand1nr. Bilimsel zihniyet ise, insanla-
gozlem diline ,.evrilebilir olmahdn. ra duri..ist ve tarafs1z olmay1, kar~la~
Ayn birlikli bilim ideali, farkh tum bi- lan problemleri sabtrh, aynnhh ve uzak
litnlerin temel birtak1m y asalardan veya goru~lu bir bi..imde ele almay ogretir
elementer bir bilimden hareketle bir bi- ki, bunlar da ahUik ve erdemin en onemli
limler hiyeraflisi ic;inde Slralanabilece- ozellikleri arasmda yer ahr. Bilimsel zih-
gi, butun bilimlerin son ._ozu1nlemede niyetin kokle~mesi ve yaygn bir ~ekilde
temel bir bilime indirgenebilece~ teziy- kavrarunasuun, insanlann di..i~unce ve
le if a de edilir. Manhk._1 pozitivistlere davran1~lannda yer el:mesinin, insanla-
gore, bir bilimin karakteristik yasalan nn manevi bak1mdan da yukselmelerine
hiyerar~ide epistemolojik ve manhksal yard nn edebilecegini savunmak, yanh~
olarak kendisinden once gelen bilim]n say1hnaz.
yasalanyla ac;tklanabilir. Bilimin birligi Bilimsel zihniyetin, insanlann daha er-
anlayt~tna gore, atomalh fizigi atom fi- demli ve yuksek ahlakh olmalann1 sag-
zigini, atom fizigi molekul fizigini, mo- layaca~n du~unn1ek bo~ bir hayal de-
lekul fizigi ldmyay1 a,.1klar ve bu hiye- gildir. lnsan, sahip olabilecegi bilimsel
rar~ik a,.tklama sured biyoJojiye ve zihniyet yoluyla, hem ki~h;el ya~ayl~l
hatta iktisat ve antropolojiye kadar uza- nl ve he1n de toplumsal ya~ay1~1n1 bu
nn. temel uzerinde duzenleyebilir; insan,
bilimin degeri [ing. value of science; Fr. bu sayede, i-;inde ya~ad1g1 toplum i._in
val~r de Ia science}. Bilimin dogas1n1, cah~mayl ogrenebilir.
yaplSlnl ve i~leyi~ini a,.1klamaya ,.ah- bilimin ilerleme tablosu [ing. table of tire
~an goru~ler farkh ve ,.ok ,.e~itli ol- advancement of k11uwledge ]. Devrunci bilim
makla birlikte, goru~lerin hemen ,.ogu, anlay~nn unlu savunucusu ,.a~da~
fakat ozellikle de mortern ve pozitivist bilim felsefecisi Thotnas t Kuhnun, bi-
olan bir bak1~ a,.s bilimin u._ bakJm- limsel geli~me ya da ilerlemeyi a,.Lkla-
dan de~erli oldu~unu one surer. mak amae~yla one surdugi..i ve bilim on-
BWla gore, bilimin her~eyden once 1 cesi donem-olagan bilim-bunalunlar-
pratik bir deferi vardn. Ba~ka bir deyi~ devrim-yeni olagan biHm-yeni bunahm-
le, bilim bize hem bireysel ve hem de lar gibi adrmlardan olu~an tabloya ver-
toplunsal yafanhmzda, teknoloji yo- digi ad.
134 bllimin ilerleme tablosu

Buna gore, her biiim dah, kendi tarihin- lirleyen en onemli ozellik, oyleyse temel-
de, bir bilirn oncesi donem ya~ar. Bu ler tizerinde mutlak bir uzla~ma halidir.
donem, tilin bilimler il)in soz konusu Kuhn belirli bir sure boyunca normal
olan bir haz1rhk donemidir. Soz konusu bilim yapan toplulugun ara~t:urnalan
donemde, bilim adamlanrun belirgin- nm, daha sonra, yava~ yava~ birtak1m
le~mi~ bir bakl~ a~1s1 yoktur ve bu bi- anomalilerle, birtakun uyu~mazhk ve
li.m dahnda ara~t1rma yapan bilim a- uygunsuzluklarla kar~da~hgml sayler.
damlan .,ak fie~itli yollar deneyip, lj~it Zaman ge}<~je, benimsenen paradigma
li. yontemler kullarurlar. Zaman ge~jtik~je, tarafmdan fiOZtilemeyen birta.lam prob-
bilim adamlarmdan birinin teorisi on lemler ortaya filkmaya ba~lar. Bu ttir ba-
plana c;1kar, yani dogadaki olgulan afiik- ~ansizhkJar, Kuhn'a gore, sonunda bir
lama gucu oldukfia ytiksek olan ve soz paradigmarun reddine ve stiz konusu
konusu bilim dalmda daha ileri dtizeyde paradigmayla kar~da~tmlamaz olan bir
ara~hrmalar yapdmasma izin veren bir altemati.fin, onun yerini almasma yol
bak1~ ai)ISI, bir yontem ya da varsaytm a~jabilecek bir dddiyet kazanabilirler.
kendini karutlar ve kabul ettirir. Kuhn, Bununla birlikte, bir bunahm ve para-
i~te bu bak1~ ai)ISI, teori, yontem ya da digma degi~ikligine yalruzca fiOZiileme-
varsay1ma paradigma adm1 verir. Bu pa- mi~ olan problemler yol a~az. Kuhn 'a
radigma, yeterli say1da bilim adarru tara- gore, yahuzca ozel birtaklm ko~ullar
fmdan kabul edilince, soz konusu bilim soz konusu oldugunda, problem ya da
dah ilk donemine girer ve bir bilim top- anomaliler bir paradigmaya duyulan
lulugu olu~ur. Kuhn'un bilim anlayl~l gtiveni ttimiiyle ortadan kaldJrabilecek
na gore, bir bilimin olu~umundan once bir tarzda geli~ir. Bu bunahmlarm orta-
gelen organize edilmemi~ fie~itli faali- ya ~la~mda, Kuhn'a gore, aynca birta-
yetler, bu alanda l)ah~an bilim adamlan klm toplumsal ihtiyal)lar da belirleyici
toplulugu ya da bilimsel topluluk tara- bir rol oynar.
hndan bir paradigmaya bagland1gmda, Kuhn, bunahmla birlikte, bilim adamla-
yaptya kavu~ur ve dtizen kazarur. nnda mesleki bir guvensizlik dogdu~
Bir paradigmaya bagh olarak ~jab~an nu sayler. Olagan bilim adamlan, felsefi
lar, Kuhn'un olagan bilim aduu verdigi ve metafizik tarb~malara giri~irler.
~eyi icra ederler. Burada bilim adamlan Kendi ke~iflerini, paradigmamn bakl~
paradigmay1, deney sonu~jlanmn goster- al)lsmdan felsefi argumanlarla savunma-
digi ger~jek dtinyarun ilgili baz1 yonleri- ya ba~larlar. Paradigmaya duyulan gu-
nin hareketini ai)IkJama ve uzla~tuma vensizlik ve onunla ilgili memnuniyet-
giri~imleriyle ifade ederek geli~tirir. Soz sizlik giderek artar. Bir paradigmanm
konusu olagan bilim donemi, Kuhn'a taraftarlanrun o paradigmaya gtivenleri-
gore, bir bulmaca ljOzme donemidir. Pa- ni kaybedecek derecede zay1flayarak te-
radigma, bilim adamma belirli bir prob- melleri bir kez sarsdd1 rru, zaman dev-
lemler obegini, I)OZtimleri iljin uygunluk- rim iljin olgunla~m1~ demektir.
lanna kani oldugu yontemlerle birlikte 1~te, bu bunahm donemi iljinde, fiogu
annagan eder. Kuhn'a gore, olagan zaman oldukfia genfi, ama yarat1qhg1
bilim adam1, kendisine bagh oldugu, te- olduk~ja ytiksek olan bir bilim adarru
mele ald1g1 paradigma kar~1smda ele~ ortaya filkar. Bu bilim adam1, ortaya
tirel bir tav1r takmmamabd1r. 0 ~jabala yeni bir teori, daha dogrusu bir para-
riJU, yalmzca ele~tirel bir tav1r taklruna- digma atarak, bilimsel devrimi ba~lahr.
mak suretiyle, paradigmarun ayrmhh Onun ortaya koydugu yeni paradigma,
bir bil)imde ifade edilmesi tizerinde yo- Kuhn'a gore, eski paradigmadan fillk
gunla~hrabilir ve dogay1 derinligine in- farkb ve eski paradigmayla kar~da~h
celemek iljin gerekli ljah~may1 ger~jek nlamaz bir paradigmadu. Bu bala~ aljl-
l~tirebilir. Olagan bilim donemini be- smdan iki paradigma arasmda bir ttir
bilimin temel ozellilderi 135

farkhhg1 soz konusudur. Kuim'a gore, rak bilimse/ zilmiyet diye betimlenir. Bi-
bunahm doneminin ardmdan, yeni bir limsel zihniyet, tiim bilimler ic;in, olmaz-
paradigmamn geli~tirilmesiyle ba~la sa olmaz olan bir ko~uldur. $eylerin go-
yan bilimsel devrim, yalmzca paradig- riindiikleri gibi olduklanru kabul edecek
mayl geli~tiren bilim adam1 tarafmdan kadar saf ya da bag1mS1zhk duygusun-
degil, biitiin bir bilimsel topluluk eski dan ve ki~isel te~ebbiis giiciinden, ah~ll
paradigmay1 terkettigi ve yeni paradig- nu~ kli~elerden ve geleneksel dii~iince
mayl benimsedigi zaman ger~ekle~ir. lerden vazge<;emeyecek kadar yoksun
bilimin temel i:izellikleri (lng. basic pro- olan ya da istekleri ve arzulan tarafmdan
perties of science; Fr. caracMristiq11es fonda- etkilenecek kadar tarafh olan bir kimse,
menlaux de Ia scimce]. Bilimsel ke~ifler, elbette ki, bir bilim adamlJllJl temel ozel-
pratik runa~larla, insanhgm hizmetine liklerine sallip degildir. Ele~tirel bir gozle
sunulsa da, bilimin bizzat kendisi ya da degerlendirme ve ay1rt etme, bilimde ka-
bilim ohnak baklmmdan bilim, aktif be- o;uulmaz bir ~eydir; bununla birlikte, o,
ceri ya da pratik bilgeligin tiim bio;imleri- bilim adamuun tekelinde olmay1p, ger-
nin tersine, teorik bilginin bir tiiriidiir. ~ekte her tiir saglam bilginin zorunlu
Bilimin bizzat kendisi, bir teknik ya da onko~uludur.
zenaat degildir. Bilimsel deneylerin, SOz konusu tav1r ve bilimsel zihniyet,
uygun ara~ ve malzemenin geli~tirilmesi yalruzca bilim adammda degil, fakat fi-
ve kurulmas1 esnasmda, dikkate deger lozof ve tarih~ide de goriilebilir. Bwmn-
derecede bir teknik beceriyi gerektirdigi la birlikte, bir ara~hnnaarun sergiledigi
dogrudur. Bilimsel bir dogruyu bulgula- bilimsel zihniyet, bir ara~hnnanm so-
yan bir kii~if, ~ogunluk ayru zamanda bi- nu~lanru bir bilim hiline getinnek i~in,
limsel arac;lann ya da bilimsel malzeme- kendi ba~ma hi~bir zaman yeterli ol-
nin mucididir; bununla birlikte, bilimsel maz.
ke~fe gotiiren yolu haz!Tlayan teknik 2Genellik ve sislem. Bilim bireysel nes-
icatlarla, bilimsel ke~iflerin temellerini nelerle ilgilenmez. 0, oncelikle tiplerle,
athg1 teknik icatlar, her zaman ger~ek bireysel nesne ya da olaym, yalmzca
bilim ya da saf bilimden ay!Tt edilebilir. kendilerinin bir omegi ya da du nnnu
Saf bilim, ozii itibariyle, teorik bilgiden olarak ele ahnd1g1, nesne ve olay tiirle-
meydana gelir. ri ya da Slmflar~yla ilgilenir. Bilimin
Fakat, her tiir teorik bilgi, bilim degil- amaa, dogadaki diizeni yakalamakbr.
dir. Bilim, teorik bilginin belirli bir tiirii- Bilim, bu amaca ula~mak i~in, nesne
diir. Bilginin, bilimin kendilerinden ay1rt tiirlerinin ortak ozelliklerini, ve olayla-
edilmek durumunda oldugu, ba~ka dal- rm gene! yasalanm ya da ko~ullanm
lan vard1r. 'Bilim' deyimi, ~ogu zaman, ara~tmr. Ke~fedilen her yasa, ilgili nes-
fizik, kimya, botanik gibi, ~ok ~~itli bi- nelerin ya da olaylar s1mfmm ozsel do-
limlerin ortak ad1 olarak kullamhr. Bu gasmdaki bir liftir; ve bu tiirden bir~ok
bilimier, kendilerini ba~ka bilgi dallann- yasanm ke~fi, diizenin ya da sistemin
dan farkl1la~hran, belirli ortak ozellikle- biitiiniine ili~kin bir kavray1~a gotiiriir.
re sahiptir. Bu baklmdan, tarih, yani toplumsal ve
Ger~ bilimlerin ortak ozellikleri ~u siyasi tarih, bir bilim degildir. 0 da, bpk1
~ekilde s!Talanabilir: 1 Elt!Jiirel bir gozle bilim kadar, ilgin~ ve m~rii bir ara~tlr
degerlendirme ve aylrl etme. Her tiir sag- mad!r ve bilim adam1run sergiledigi ya-
lam bilginin zorunlu ilk ko~ulu, aldaha pla imgelemi ve el~tirel kavray1~1 ge-
go1iinii~ler, ya da egemen fikirler ya da rektirir, fakat bilimden kesinlikle farkhhk
ki~inin kendi arzulan tarahndan etki- gosterir. Hatta, dikkate deger bir bilimsel
lenmeyip, ~1plak olgulan belirleme ve bilgiyi gerektirse de, bilim tarihi bile, bir
bu olgularm kendilerine eri~ebilme gii- bilim degildir, bir tarihtir. Tarih, uluslar-
ciidiir. Boyle bir zihinsel tav1r, ortak ola- la ve kurumlarla, v.b.g., gene! olarak iii~-
136 bilimlere ili~kin sm1flama

kili ol<m yasalan degil de, tikel uluslan ya tarafmdan kesin olarak dogrularunaya
da kurumlan konu ahr. Bu tiirden gene) ya da ~iiriihilmeye elveri~li bir yapada
yasalar, tarih degil de, bilim olan etnoloji- ohnahdar.
nin ya da antropolojinin, ya da sosyoloji- bilimlere ili~kin smaflama [Os. tasn~fi
nin ya da psikolojinin konusunu olu~tu ilium; lng. classification of sciences; Fr. clas-
racakJardlr. sification des sciences]. Filozoflann, ~e~itli
Astronomi ve jeoloji de, ilk bak1~ta, bilimlerin ama~, konu ya da i~lev lerini
tikel nesnelerle ilgili olan bilimler gibi go- dikkate alarak ger~ekle~tirdikleri SIJUfla-
ri.inebilirler; ya da onlar, yalruzca genel ma. Bilimler araslJ'Idaki kar~ahkl1 bagun-
olam konu alan bilimlerle, yalruzca tikel- hh~l ortaya koyan, bilimleri inceleme
leri konu alan ara~tmnalar arasmdaki bir konulanm, yontemlerini ya da insan ihti-
ge~i~ evresini temsil eden disiplinler ola- ya~lanru temele alarak smaflama tavn.
rak degerlendirilebilirler. Bununla birlik- Bu tiir bir suuflamarun tarihteki ilk ~r
te, astronomi ve jeoloji bile, buyi.ik ol~i.ide negini veren tPlaton'a gore, gozle gorii-
ya da temelde genel olanla ilgilidir. Her li.ir ve tikel olan, degi~en ve oldu~undan
yaldaz yoriingesi, ger~ekte bir gezegen ya ba~ka ttirlii olabilen bir ~ey, ger~ek bilgi-
da kuyntklu yaldazm konumlanmn olu?- nin konusu olamadag1, ve bilgi ti.imel,
turdugu diziyle ilgili bir yasaya uyar. degi~mez, zorunlu ve alolla anla~llabilir
Aym ~ekilde, jeoloji de yeryi.izi.i tabaka- olamn bilgisi oldugu i~in, fizik, kimya,
Jannm ~e~itli ti.irleri arasmdaki genel biyoloji ve ttp gibi bilimler ger~ek bilim-
ili~kileri konu ahr ve tum katalann ken- ler olarak goriilemez.
dilerinden ge~tigi evrelerin meydana Bundan dolayt, Platon'un bilimler SJ.ruf-
getirdigi diziyi inceler. lamasmda yer alan ilk bilim aritmetiktir.
3 Empirik Dogrulama. Bilim, aktiiel gozle- I Aritmetik sayarun ve saytsal ili~kilerin
me ili~kin olgularla ba~lar, ve ge~d ve soyut bilimi olup, aribnetigin, Platon'un
egreti tUm a~tklamalanru ya da hipotez- gozi.inde teorik degeri, onun insan zih-
lerini, dogrudan ya da dolayJa olarak nini duyudan ve duyusal olandan kurta-
kontrol etmek i.;in, gozlemlere doner. rarak, soyut di.i~i.inceye ge~i~i saglama-
Gozlem tarafmdan dogrulanacak ya da smdan meydana gelir. Aritmetik dakik
~i.iriiti.ilecek ~ekilde, gozlemin smama- ve kesin niceliksel yontelnleriyle duyu-
smdan do~dan ya da dolayh olarak ge- algasmdaki a-;ak ~eli~kileri ortadan kal-
9rilemeyen bir hipotez ya da a~aklama, danr. Aritmetigin onemi, temelde onun
bilim i~in hi~bir deger ta~unaz. Bilim, bu saf ya da soyut bir matematiksel bilim
bakundan felsefeden farkhhk gosterir. olmasmdan meydana gelmekle birlikte,
Gozlemin ya~amsal onem ta~ayan sma- Platon aym zamanda aiitmetigin pratik
masmdan ge.;irilemeyen hipotezler one degerine de dikkat ~eker.
si.irmek, felsefede olagan sayalan, makOI 2 Onun bilimler suuflamasmda aritme-
bir ~eydir. Felsefi hipotezlerin bile tecri.i- tigi geometri izler. Bu geometri, iki ya da
beye dayandaga, ve tecri.ibeyi a.;lldama i.i~ boyutlu ~killerin geometrisidir, yani
amaca gi.itti.igi.i, dogrudur; bununla bir- di.izlem geometrisiyle, kalllar geometri-
likte, bu, gozlem ya da belirli ozel k~ul sinden meydana gelir. Burada da, Platon
lar albnda ger~ekle~tirilen deney tarafm- oncelikle geometrinin teorik degeriyle il-
dan dogrulanma ya da ~liri.iti.ilmeye gilense de, o geometrinin pratik degerine,
elveri~li olmaktan farkh bir ~eydir. Bi- mi.ihendislik ve alan ol~i.imi.i gibi alanlar-
limsel hipotezler, yalruzca ilgili fenomen- daki pratik degerinc dikka t ~ekmekten
leri kapsayan, daha onceki tiim gozlemle- geri kalmaz.
ri a~aklamakla kalmayap, daha soma 3 Geometriden sonra astronomi gelmek-
yapalan gozlemler, ya da belirli ozel ko- tedir. Platon astronomiyle hareket halin-
~uUar altmda ger~eklE1tirilen deneyler deki kah dsimleiin bilimini anlamakta-
bi limlere ilitkin s1n1flama 137

dir. Fakat astrononli Platon ic;in goksel ~ey yarahrken kullatulan bilgiye yonelen
cisimlerin hareketine ili~kin bilim ol- uretid bilimler diye iic;e aytnr. T eorik bi-
maktan \Ok, goksel cisimlerin hareketini limler de, kendi ic;lerinde, 'teoloji' (ya da
yoneten ilkelere ili~kin bir bilimdir. Ast- metafizik), fizik ve matematik olarak iic;e
ronominin esas de~eri, Platon'a gore, aynhr. Fizik, ayn bir varolu~a sahip olan
onun insan zihnini gokyiiziinde bulu- ve de~i~en ~ey leri (yani, kendilerinde
nan cisimlerin hareketlerindeki uyuma bir hareket ve sukunet kayna~tna sahip
ve bu hareketlerin temelindeki yasalara olan 'do~al cisimleri'), matematik de~i~
yonelbnesinden ve boylelikJe ezelf-ebedi mez olmakla birlikte, ayn bir varolu~a
ldealarm meydana getirdi~i uyumla ilgili sahip olmayan ~eyleri (yani, tozleri nite-
bir ara~hnna olan diyalekti~e ge\i~i ko- leyen ~yler olarak, yalruzca stfat cinsin-
layla~hrmasmdan meydana gelmektedir. den bir varolu~a sahip olan sayllan ve
Bununla birlikte, Platon astronominin de mekansal ~killeri), adtru bu saf tozler
pratik bir onemi oldu~unu kabul eder; arastnda en temel toziin TaiUl olmas1 ol-
astronomi oz~llikJe denizcilik sanah ba- gusuna borc;lu olan teoloji ise, hem ayn
kmandan onem ta~tyan bir bilimdir. bir varolu~ sahip olan ve hem de de~i~
4 Pia ton 'un bilimlere ili~kin stntflama- mez olan ~eyleri (yani, maddeyle en
stnda bun dan sonra gelen bilim, uyum- kii-;iik bir ili~kisi olmadan varolan tozle-
lu sesler iireten cisimlerin hareke tlerine ri) konu abr.
ili~kin bir c;ah~tna olan hannonidir. Ast- Islam diinyas1run en onemli filozofla
ronomi gibi hannoni de insan zihnini nndan olan t tbnr Sina ise, bilimlerin
idealann ezeli-ebedr uyumuna yonelten deney ve akdyuriitmeye dayandt~uu
bir bilhn olarak se~kinJe~ir. Buna gore, soylerken, bir yandan da bilimlerin ken-
harmoni miizikte omeklenen uyutnun dilerine ozgu konulan, onculleri ve soru-
tetnel ilkelerinin bilimidir. 5 Biitiin bu bi- lan oldu~unu belirtmi~tir. Tum bilimle-
lilnlerin en tepesinde ise, diyalektik bulu- re ortak olan onculler yan1nda, ona gore,
nur. <;iinkii ger\ek varh~m birli~i nice- her bilime ozgu olan onruller vardtr. Bi-
liksel bir birlik, matematiksel olarak limleri bir taraftan konulann1n de~erine
ol~iilebilen bir birlik olmadl~l i9n, bura- ya da onemine gore suuflayan ibni Sina,
da insan matematikten uzakJa~arak, var- onlan bir taraftan da, teorik ve pratik bi-
h~l varhk olarak bilmek iste~iyle genel limler olarak ikiye aytrmt~hr. Buna gore,
olan1 bihneye yonelir ve varb~1n bizzatip teorik bilimler aras1nda, fizik, matematik
hi kendisini ara~rumaya ba~lar. Varb~1 ve teoloji (ilahiyat), pratik biJi1nler ara-
ara~bn naya ba~lamak demek ise, onun smda ise, uygulamah fizi~ mckanik,
belirleyici ve ay1u zamanda genel olan sanat ve ahlak vard1r.
nedeninj ara~bnnak demektir. Bu ise, +Modern felsefenin se\kin dii~iiniirle
cinslerin ve cinslerin birbirleriyle olan rinden biri olan ve bilimsel dii~iinceyi,
ili~kilerinin ortaya konmastyla olur. i~te, sonu\lan ya da fenomenleri nedenlerden
diyalektik bir yandan varsay1m yonte- \Ikarhp bilmek ve nedenleri de gozlenen
miyle, Ideadan ideaya g~erek hi\bir sonuc;lardan yapllacak do~ru \Ikarsama-
~eyi sorgulamadan bua1anaz, bir yandan lar yarduruyla o~erunek olarak tanunla-
da toplama ve oolme yontelniyle cins ve yan +Hobbes'a gore, bilim ve felsefeyle
rurlerin birbirleriyle olan ili~kilerinj or- u~ra~mak, do~ru dii~iinmekten ba~ka
taya ~kararak her~eyi tan1mlar. bir ~ey de~ildir. Do~ru dii~iinmekse,
t A.ristoteles'in bilimler struflamast ise, katmak, aytnnak, toplamak, r;kannak,
bilimleri, 1 bilgi ye bilginin bizzat kendisi klsacas1 saymak demektir. Etuna gore,
i9n yonelen teorik biJirnler, 2 bilgiyi do~ru dii~iinmek, birle~tirilmesi gereke-
eylem i9n bir kllavuz olarak ama~layan ni birle~tinnek, ay1nlmas1 gerekeni ayJr-
pratik bilimler, 3 yararh ya da guzel bir tnakhr. Birle~ebilen ya da aytnlabilen
138 bilim olarak ahlak

~ eyler, Hobbes'a gore, cisimsel bir doga- yapt1gm1 gostererek, ya da genel bir ya-
dadlr. Bilim ve felsefenin konusu, oyley- saya uydugunu ortaya koyarak anla~l
se, cisimlerdir. Cisimler de, dogal ve hr hale getinne.
yapay olmak tizere ikiye aymld1gmdan, SOz konusu bilimsel tac;aklama, teleolo-
bilimler iki ayn ba~bk altmda toplana- jik a-;1klamaJW'l tam kar~1b olan bir a-;Ik-
bilir: 1 Doga felsefesi: Manbk, ontoloji, lama tarz1 olarak degerlendirilir. Bilim-
manttk ve fizik, 2 Devlet felsefesi: Ahlak sel a-;1klamamn temelinde, a) ttimeva-
ve siyaset. nmsal ve ttimdengelimsel yontemleri
tPozitivizmin kumcusu olan tComte kullanarak, olgulardan (empirik gozlem-
ise, tinlti ti-; hal yasasm1 bir yandan bilim lerden) hareketle, genellemeler (teoriler)
tarihine ili~kin gozlemlerle desteklerken, olu~turma, b) bu olgularla, tutarh ve sis-
bir yandan da bu anlay1~1m daha sonra tematik bir genellemeler obegi ve daha
bilimler smlllamasiyla tamamlanu~ ve once gozlenmi~ olan ili~kili olgular ara-
geli~tirmi~tir. Ona gore, bilimler soyut- smda bir bag kunna, c) bu olgulardan,
tan somuta dogru giderler. Bilimler bir- genellemeler btitiinti i-;in soz konusu
birlerine dayarurlar, ancak her birinde olabilen manttksal ve empirik birtak1m
soz konusu olan yasalar farkhd1r. Be~ sonu-;lar ~arsama, d) olgularla genel-
temel ve btiyuk bilimin ba~mda, tum bi- lemeleri dogrulama ve hak11 klima, ve
limlerin en soyutu ve en geneli olan ma- e) genellemelerden hareket edildiginde,
tematik gelir. Matematik say1y1 inceler. birtakun olgulann 9karsanabilecegini
Astronomi say1ya ek olarak, kuvvet ve ya da yeni birtak1m olgulara ili~kin ola-
ktitleyi konu ahr. Comte'a gore, fizik ay- rak ondeyide bulunulabi lecegini gaster-
nca lSI ve elektrigi inceler. I<imya orga- me stire-;leri vardar.
nik hale gelmeyi, biyoloji canh varhklan, Bilimsel a-;1klama, olgulan gozlemleyen,
sosyoloji ise toplumu inceler. kaydeden, s1ruflayan ve dola}'1Slyla yal-
bilim olarak ahlak [ing. ethics as a science; ruzca nasJ.I. sorusuna yarut veren. betimle-
Fr. etltique comme une science]. tViyana meden farkhhk gosterir. Buna gore, olgu
<;evresi dti~tintirlerinden olan dogalc1 ya da olgular betimlenirken, soz konusu
M. tSchilick'in ahlAk anlay1~1 i-;in kulla- olgulann d1~ma -;1kma diye bir ~ey soz
ndan deyim. konusu olmaz. Betimleme i-;in, yalmzca
Degerler ki~isel istek ve arzulara goreli olguyu olu~ stireci i-;inde gozlemlemek
oldugundan, Schilick'e gore, ahllli ilke- ve sonu-;lan kaydetmek yeterlidir. Buna
ler ya da bo~ bir odev duygusu yoktur. kar~m, olgu ya da olgulan a-;1klarken,
Dogal olmayan bir ~ey olarak olmas1 ge- bu olgulann d1~ma -;1karak, ba~ka ol-
reken, dogal ya da olgusal olanta a-;Ikla- gulara yonelme soz konusu olur. Bu ise,
nabildigi i-;in, ahlak olgusal bir bilimdir. olgu ttirleri arasmda ili~ki kuran birta-
Her tiir deger bi9Tte, nonnatif degil de, klm genellemelerle, tiimel onermelerle
olgusal bir yap1 sergilediginden; 'deger' ger-;ekle~ir.
ve 'iyi' saf soyutlamalar oldugundan; Buna gore, bir bilim adam1 suyu 100
davram~ kabplan ve karakterler, duygu- dereceye kadar ISlhr ve bundan sonra
sal tepkilerden ba~ka hi-;bir ~ey olmadi- suyun kaynad1gm1 ve buharla~t1gm1
gmdan, ahlak, ahlak yasalanyla degil de, gozlemler. Gozlem sonu-;lanru kaydetti
motiflerle ilgili olan, davraru~a yol a-;an ginde, suyun 100 derecedeki davraru~1 ya
nedenleri ara~bran, onlann duzenini ve da durumuyla ilgili olarak bir betimleme-
s1rastru belirleyen bir bilim, psikolojinin de bulurunu~ olur. Fakat bilim adarru
bir dahd1r. suyun 100 derecede ni,.:jn kaynamaya
bilimsel ac;1klama [ing. scientific erplana- ba~lad1gnu ac;~klamaya, yani nedenleri
tion; Fr. erplication scient~fique]. Bir ~eyi, aramaya kalk1~t1gmda, bu gozlemlerin
yaptsmi ve temel stire-;lerini betimleye- d1~ma -;lkarak, s1cakhk, basm-;, kayna-
rek, onun yapmakta oldugu ~eyi nasd ma noktas1 gibi kavramlara ba~vurur,
bilimsel determinizm 139

bu kavran1lan kullanarak, ac;ak.Jayaca bir Ba~ka bir deyi~le, deneyci, gozlemcinin


genellemeye ula~1r. Buna gore, ac;rkla- tersi.ne, olgunun kendili~inden ortaya
ma, nedenleri bilinmeyen olgulann, bili- ~akmasan1 beklemeyip, olguyu meydana
nen olgularla, zihnin tan1~1k oldu~u fi. getirmekle, hem za1nan kaybuu onler ve
kirler ve kavramlarla ifadesidir. Zaten hem de gozlemini kendisine en uygun
ac;t..ldaana da, bilimsel niteli~ini, olgu ttir- gelen zaman ve yerde yapar. Deneyin,
leri aras1ndaki ili~ldleri ortaya koyan bu c;1plak gozlem kar~asUldaki en onemli
genellemelerden ahr. avantaja, deney ko~ullan i-;inde, karma-
bilimsel ara~tarma programlara metodo ~lk bir feno1neni bile~enlerine ayararak
lojisi [tng. metltodology of scient~fic rese~ tam anlam1y Ia analiz ebnenin daha kolay
arch progrannne; Fr. methodologie de la olmasad1r; yine, deney soz konusu oldu-
progra,nme de recherche scientifique ). c;a~ ~unda, fenomenin ortaya c;oo~ ko~ulla
da~ bilim filozofu Imre tLakatos'un, bi- ruu, belirli oncul ya da ko~ullarla sonuc;~
limsel bilgi birikiminin nasal gerc;ekle~ lar arasandaki ba~lanbyla ilgili olarak
ti~ini ac;1klamak ilzere, geli~tirmi~ ol- gtivenilir ttimevarunsal sonuc;lara ula~a
du~u teorik c;erc;eve. cak ~ekilde de~i~tir1nek olanakh olur.
Laka tos'a gore, bilim adamlara teorileri- Buna gore, fenomenler ve fenomenlerin
ni ancak, altematif teorilerin ba~anlan ortaya c;1k1~ ko~uJlan ttimtiyle ara~tar
run ttimtinii sa~ladlktan ba~ka, deneysel macuun kontroltintin da~anda olursa,
ic;eri~i, yeni olgulann ke~fine imk!n sa~ ara~tlrmaca baza onemli etkenleri gozden
layacak ~ekilde, geni~ olan ve rakip teo- kaQ,rabilir ve di~erlerinin fonksiyonuyla
rilerin ac;Lldayamad1~1 olgulara dair ac;Jk- ilgili olarak yani.J~ yargdar ortaya koya-
lamalan deneysel balwndan destekleyen bilir.
yeni bir teori ile kar~ala~bklan zaman bilimsel detenninizm [ing. scientific deter-
terkederler. Bu ba~lamda, bilimsel geli~ ninism; Fr. detmninisme scientifique; Al.
me, dtinyaya ili~kin teorik sistem.lere te wissenschllftlich detenninismus). Evrense I
kabul eden ara~hrma programlararun ba- nedensellik anlaya~a; evrendeki her ola-
~ara veya ba~ansazhklarana ba~hdu. ym kendisini belirleyen bir nedenin bu-
Lakatos, tiim ara~tanna programlaranJn lundu~unu one stiren yakla~am. Evren-
sorgulanmayan varsayamlanndan mey- deki fenomenlerin birbirlerine son derece
dana gelen katJ ~ekirdekleri, tiim hipotez stlo. bir bi~mde, bir nedensellik ili~kisi
denemelerinin yapald1~1 ve teorinin ge- ic;inde ba~h olduk.Janru di]e getiren o~re~
li~tirilmesine imkan veren koruyucu lcu- ti.
~aklarr ve kati c;ekirde~i sorgulamay1 ya- Ara~hrmalannda deneylere, degi~mez
saklayan negatif ke~if ile me~ru ara~tlrana li~e, dtizenlili~e ve ondeyiye ba~h olan
alan ve yontemlerini tarumlayan pozitif do~a bilimlerinin kabul ebnek durumun-
ke~if boyutlarr oldu~unu sayler. da oldu~u evrensel nedensellik goro~ti
bilimsel deney [tng. scient~fic experimerJt; olarak bilimsel detennWzm, do~a bilim-
Fr. exp~rimerJt scie,Jtifique). Bir gozlem bi- leri tarahndan on gorii liir ve evrende hic;-
c;imi, tiirii. Deney, do~anm aka~ana her- bir ~yin nedensiz olmayap, her olayan
hangi bir mtidahalenin olmada~J goz- bilimsel yontemlerle aQ~a c;Jkanlabilecek
leJnden, do~anm aka~ana mtidahaleyi bir nedeni oldu~unu dile getirir.
ic;crmesi bakamandan far khhk gosterir. Birc;ok bilim adama taraf1ndan bu du-
Gozlemcinin olup bitenleri izledi~i, ara rumun bir sonucu olarak telaffuz edilen
da~J olgularan ortaya c;akmasuu bekledi- bilimsel determinizm anlaya~1, neden-
~i yerde, deney yapan ara~hrmaca ol- selli~in, evrende keyfili~e ve ozgiirlti~e
gularan kendi akJ~lara ic;inde ortaya yer ve olanak buakmada~uu dile getirir.
c;kl~lanna bek.Jemeksizin, onlara belli ko- Bu c;erc;eve i~nde, 1 biyoloji bilin1i ve
~ullar altrnda yapay olarak tirehne yolu- ozellikle de Darwin tarafmdan dile ge-
na gider. tirilen ve en iyi bir bic;imde do~al ay1k-
14U bi limsel determinizm

lanma ogretisiyle orneklenen detenni- dtgmt ve dolaytstyla insamn karakteri,


nizme biyolojik determinizm adt verilir. dii~iince tarz1 ve eylemlerinin iiyesi ol-
Dogadaki t;e~itli ttirlerin diinya tarihi- dugu smtf, it;inde bulundugu toplumsal
nin farkh evrelerinde evrim get;irdigini ve ekonomik ko~ullar taraftndan belir-
ve ya~ama sava~mda, yalmzca it;inde lendigini savunur.
bulunduklan ko~ullara ve t;evrelerine 5 Yine, ara~tumalarmda deneye, degi~
en iyi bir bit;imde ve en fazla uyum sag- mezlige, diizenlilige ve ondeyiye bagh
layanlann ayakta kaldtgmt one siiren alan fizik tarafmdan dile getirilen evren-
Darwin'e gore, dinazor benzeri son dere- sellik nedensellik gorii~iine, evrende her
ce biiyiik ve giit;lii tarih oncesi hayvan- olaym bilimsel yontemlerle at;tga t;tkan-
lar, stmrh beyin kapasitelerinden dolayt labilecek bir nedeni oldugu tezine fiziki
yok olup giderken, insan gibi gii~iiz, detm11inizm denmektedir. En iinlii temsil-
fakat daha alalh alan hayvanlar varhkla- cisi ingiliz bilim adam1 Newton alan bu
nm siirdiirmii~lerdir. Soz konusu ya~a anlayt~, dogamn ve evrenin biituniiniin,
ma sava~t ve dogal ayaklaruna ogretis~nin evrensel ,.ekim yasas1 tiiriinden yasalar
evrende keyfilige ve ozgLirliige kesinlikle tarafmdan yonetildi~ni ve evrende oz-
yer btrakmadtgmt Hade eden Darwin'e giirliik diye bir ~yin bulunmadtgmt
gore, .;~itli tiirlerin yap1lanru, gii.;lerini one siirer. Evrendeki gozlemlenebilir her-
ve varolu~lanm siirdiirme ~anslanm be- ~y fiziki oldugundan, biitiin bu fizikr
lirleyen dogamn kendisidir ve varolanla- varllklarm maruz kald1g1 ya da meyda-
nn durumlan evrim cetvelindeki yerleri- na getirdigi her~ey fiziki bir yasa ya da
ne baghdtr. olaym sonucu olmak durumundadtr.
2 Buna mukabil, cografi .;evrenin, or- KJasik mekanigin spz konusu kah de-
negin, iklim, kara, deniz ve nehirlerin tenninizmine gore, maddenin her par.;a-
bireylerin geli~mesi ve ozellikle de top- aguun, zamamn belli bir arundaki konu-
lumsal geli~mede ana etken oldugunu munu ve momentumunu bildigimiz
one siiren sosyoloji gorii~iine cotrafi de- takdirde, ilke olarak bu part;aaklann za-
terminizm denmektedir. 3 Ote yandan, mamn her arundaki durumlanm bilme
dilin diinyaya dair yorumumuzu, dun- olanagma sahip oluruz. KJasik mekani-
yaya bakt~ tarzumzt belirledigini iddia gin soz konusu kall determinizmi daha
eden determinizrn tiiriine dilsel detmni- sonra kuantwn mekaniginin geli~imiyle
nizm denmektedir. birlikte, onemli ol.;iide yumu~atiimt~ ol-
4 Yine, ortodoks Marksizm tarafmdan makla birlikte, klisik mekanigin kurucu-
dile getirilen ve tarihte, yalmzca ekono- su Newton'a gore, insan varhklan da,
mik etmenlerin belirleyici bir giicii, ne- dogalan itibariyle fizikr bir yaptda ol-
densel bir onemi oldugunu one siiren duk.ianndan, bu, onlann da, hem ken-
bilimsel determinizm tiirii iktisadi deter- dilerinden ve hem de kendilerinin dt-
minizm olarak tarumlarur. 1nsan varhk- ~mdan gelen nedenlere t!bi olduklan
lanmn karakterleri ve eylemlerinin anlamma gelir. Bu nedenle, insan it;in
i.;inde bulunduklan ekonomik ve top- ozgiirliik bir yarulsamadan ba~ka hit;bir
lumsal ko~ullardan etkilendigini savu- ~ey degildir.
nan ortodoks Marksizme gore, insan var- 6 Ote yandan, insan varhkl.aruun gene-
hklan, tarihte hiikiim siiren bir stmf til< yaptstyla ilgili olarak mutlak bir ne-
sava~l tarafmdan belirlenir, oyle ki bu denselligi ifade eden ve insan varhgmm
suuf sava~t feodalizm, kapitalizm, sos- genleri soz konusu oldugunda, ozgiirlii-
yalizm ve komiinizm gibi toplwnsal ve ge ve keyfilige yer bulurunadtgam dile
ekonomik model ve evrelerin dogu~una getiren biJimsel determinizm t:iirline gene-
yol a.;ar. Bu baglamda, Marks, insarun tile determinizm adt verilir.Bu anlayt~a
diinyaya hangi struhn iiyesi olarak gele- gore, bizim genlerimizi kendilerinden
cegine karar venne ~ansliUll bulutuna- miras aldtglmtz anne ve babalanmJZl de-
bHimsel devrim 141

gi~tirebUme ya da se\ebihne olanagun~Z leri.nin ya~ad1klan donernini degi~tire


yoktur. Genler ise, dogal ve 1nanevi yapl- bihne ya da etkileyebilme, ait olduklan
mlZl, yani cinsiyetimizi, zihinsel giicii ki.ilti.ir ~evresinden sorwnlu olabihne ola-
miizii, sa~ ve goz rengimizi belirledigi nagandan yoksun bulurunalan sonucu-
i~in, bizim sozciigun ger~ek anla1n1 i,.;n- dur. c;evresine, kiiltiiriine, i~inde ya~ad1-
de ozgur oldugwnuz soylenemez. g1 tarihi done1ne etki ede1neyen insan
"! Bilimsel determinizmin ba~ka bir varhklanJun karakterleri ve eylemleri,
tiin], psikanalizin yaratlclSl Freud tara- kendi kiiltiirleriyle daha onceki kiilti.1rler
flndan if ade edilen, ins an varhklanrun ve tarihsel olaylar tarahndan belirlenir.
03 ya~ doneminde ya~adag1 kompleks- Tarihin kendisi, evrende varolan ve ken-
ler, bilin\siz ya~anhlar ve toplum ve ge disini ger~ekJe~tinneyc ~ah~an 1nutlak
]eneklerin zorla1nas1yla bashnlan dogal bir zihnin tezahiirii oldu~undan, insan
itkiler taraf1ndan belirlendigi gorii~ii varhklan da, bu m utlak zihnin bir sonu-
psikolojik detenrrinizmdir. Freud'un soz ko- cu ya da tezahliri.inden ba~ka bir ~ey de-
nusu determinist ogretisjne gore, ornegin ~itdir; bundan dolay1, insan varhk.Jann1n
niln erkek ~ocuklan te1nelde annelerine ozsu r olduklan soylenelnez.
(Oedipus kompleksi), klz ~ocuklan da 9 lnsan davraru~Lrlln oncelikJe ve temel-
babalanna (Elektra kompleksi) a~1k olur- de, ki.ilti.irel ve topltunsal faktorler tara-
lar. Bu bilin.;siz, ancak son derece dogal hndan ~killenip denetlendigini one
itkiler, ensest bir~ok toplum taranndan suren gorii~e ise kiiltiirel determini zn ad1
yasaklanm1~ oldugu i~in, bashnlmak
verilir. Ki.ilturel detenniniz1n, biraz daha
durumunda olmakla birlikte, insan varp
ozel olarak da, ki~ilerin ya~amlaruu
hklann1 ~e~itli ~ekillerde etkileyip, on-
a~an, onlara a~k1n olan bir ~ey olarak
lann gelecekteki ya~amlanna belirler.
ki.ilruriin, kiiltiirt1 belli bir zamanda mey-
Buna gore, anne ve baba, loz ya da
dana getiren bireylerden ayn ve bag1m
erkek ~ocuklann1 az ya da ~ok sevdigi,
saz bir bilimsel ara~hnna konusu olarak
veya onlan yanh~ bir sevgi ttiriiyle bes-
ele ahnmasa gerektigini soyleyen yakJa-
ledigi zaman, ~ocuklann btittin bir zi-
~aml tan1mlar. 10 Nihayet, t1retim tekni ..
hinsel ya~anu, norotik olma noktasrna
ginin kendine ait ve ozgii bir mantrga
varacak kadar etkilenir. Psikolojide, hay-
vanlar iizerindeki deneyleriyle lko~ullu oldugunu, ve tarihsel siire~ i,.;nde top-
tepke' kavramuu geli~tiren Pavlov'la lumsal kurum ve ili~kilerin en temel be-
davran1~~1lag1n kurucusu Skinner da,
lirleyicisi olma i~levi gordii~iinu one
insan vathklanrun ~~itli d1~sal etkenler siiren sosyal degi~me teorisine de tekrto-
ve gti~ler taraftndan belirlendigini savWl- lojik detenninizm ada verilir. Zaman
dugu i~in, psikolojik determinizan ~er~e zaman tarihsel maddecilikle kan~hnl
vesinde de~erlendirilir. makla birlikte, ondan hi~ ku~ku yok ki
8 Hegel taraf1ndan ifade edilen ve tarih daha basil bir evrhnd geli~me ya da de-
alan1nda her~eyin, tum tarihsel olay ve gi~me teorisi olan tek.nolojik deterrni-
kuruntlann insan iradesinden bagamsaz nizm, toplumdaki temel ve buyiik de~i
olarak one eden beJirl en1ni~ oldugunu ~imlerin iiretimde kullarulan ara~ ve
dile getiren determinizm tiiriine ise tariltf tekniklerin sonuru oldugunu one stirer-
determinizm ad1 verilir. Bir tarih teorisine ken, iiretim tekniklerine dair bilginin tari-
dayanan bu liir bir determiniz.m, diinya hin itid giicii oldugunu dile getirir.
tarihinin ~e~itli donemlerini, kendisini bilimsel devrim [ing. scientific r('Uo/ution;
nihai bir yetkinlik hili i~inde tam olarak Fr. rtuolution scientifique]. Bahda, 1500-
ger~ekle~tirmek dunununda olan ~ mut 1700 y1llan arasmda, ozellikle as trono-
lak zihin'in tezahiirleri, gortintimJeri ola- mi, fizik ve hp alananda ya~anan geni~
rak degerlendirir. Bu gorii~ten ~rkan kapsamh ve sistematik bilim hareketi
sonu~, insan varhklannm tarihin, kendi- i~in kullan1lan deyim.
142 bilimsel empirizm

!~te bu ~er~eve i~inde, Kopemik Bat- A. J. tAyer, M. Boll, K. tPopper, E.


lanlyus'un yer merkezli sistemini ylknu~ Nagel, W. V. tQuine gibi se~kin bilim
ve gezegenleri gune~ten olan uzakhkla- adam1 ve filozoflar say1labilir. Ote yan-
nna gore stralarken, yeni bir sistem, yani dan, bilimsel empirizmin genel tavn ve
gune~ 1nerkezli sistemi kurmu~tur. Yine gorti~leri mannk~1 empirizmin genel
bu donemde, Kopernik'le ba~layan el~ tavn ve gorti~leriyle tam bir uyu~ma
tirel gelenek, Tycho Brahe, Kepler ve Ga- i~indedir.
lile'de yerl~ik hale gehni~ ve New- Buna gore, bilimsel e1npirizmde, man-
ton'un 1nodem fizigiyle doruk noktastna tlk~t empirizme ek olarak aynca bili-
ula~m1~tlr. Ni tekim, ti~ hareket yasas1 min birligi fikri tizerinde durulur. Bu
ve evrensel ktitle~ekimi ilkesi evrensel anlayt~, bilimin dilinin mantlksal bir
dtizcni ~1klamaya yeten modem New- birligi oldugunu savunur; bilim dallan-
ton fizigi, bilimsel devrimde motor olma nln kavramlan, ~ok temelli bir bi~imde
gorevini yukleruni~tir. Kimya alanmda farkh olan kavramlar olmay1p, tutarh
da ufak tefek hareketlere tantk olan bi- tek bir sisteme ait olan benzer kavram-
limsel devrimin ti~uncti sacayag1 hp ya lardu. Atna~, bilimin gelecekteki geli~
da fizyoloji olmak d urum undadu. Bu mesi a~1s1ndan, sosyal bilimlerin de
alanda ise, onculugu Galenos~u anlay1~1 aralannda yer ald1g1 farkb bilim dalla-
y1karak yeni bir anatomi getiren Vesalius rtndaki ozel yasalann kendisinden ~~
ile kan dola~un1ru bulan William Har- karsanabilecegi, olduk~a basit ama bir-
vey yapmt~hr. birleriyle baglantah olan temel yasalar
Teleskop ve mikroskop gibi aletlerin ge- ktimesine ula~makhr.
li~imiyle bilim derneklerinin kurulu~u Bilimsel empirizmde de, dilsel tanaliz,
nun da kendisine etki yaphgt bilimsel tbilim felsefesinin temel yontemi olarak
devrimde, esas, llk~agdan gelip btiti.in gorilltir. Bununla birlikte, manttk9 pozi-
bir Orta~ag boyunca hukiim sl.iren nite- tivizmin soz konusu dil analizinin man-
liksel bilim anlay1~1 ve teleolojik evren tlksal boyutuna onem verdigi yerde, bi-
sisteminin yoolarak, onlann yerlerine ni- limsel empirizm, dilin ve bilginin
celiksel bir bilim goru~uyle mekanist bir biyolojik ve toplumsal boyutlaruu da he-
evren gorti~tinun ge~irilmesi etkili ol- saba katan daha geni~ kapsamh bir ana-
mu~tur. lize yonelir.
Bilitnsel devrimin en onemli sonucu ise, bilimsel hiimanizm [lng. scientific lruma-
Batt ktilttirtinde bilimin on plana ~Ika nism; Fr. humanisnre scient~fique). lnsana
rak, dunyevile~meyi htzlandumas1 ve fonnasyon kazand1rma ~~ Yunan ve
Bah ktilttirtine onbe~ onalh yuzylldan Latin antik ;agtna ait edebi eserlerin ince-
beri damgasuu buyuk bir gu~le vuran lerunesinden ~k, bilimsel faaliyetten, bi-
dini gerilehnesi obnu~tur. limsel eserlerin incelenmesinden beklen-
bilimsel empirizm [tng. scientific mrpri- mesi gerektigini savunan ogreti.
cism; Fr. enrpirisme scientifique). tManhkr;~ bilimsel yontem [Os. ilmi usul; 1ng. scien-
pozitivizm akuntyla ba~layan, fa kat bun- tific method; Fr. m~thode scientifique; AI.
yesi it;inde ba~ka grup ve ki~ilerin de yer wissenschaftlich methode]. Amac1 evreni
aldag1 felsefi harekete; tmanttkt;~ empi- anlamak ve at;tklamak olan bilimin, bu
rizmle benzer gorti~lere sahip olmakla amac1na ula~mak ic;in izledigi yol.
birlikte, manhkfil em pirizm d1~1nda Klasik gori.i~ gore, bilim evreni anlama
kalan obek ve bireyleri kapsayan daha ve a~lklama ~abastnda, olgulan betimleme
geni~ harekete verilen genel ad. ve apkLnna yollanna ba~vurur. Oyleyse,
Ayna zamanda Bilimin Birligi Hareketi bilimsel yontem, bilim adamlanrun or-
ad1 verilen bilimsel empi.rizmin iiyeleri takla~a olarak kullandtklan soz konusu
arasmda W. Dubislav, 0. Helmer, C. G. betimleme ve ar;~klama yollaruu kapsa-
Hempel, A. Herzberg, H. tReichenbach, yan bir stirec;ten ba~ka bir ~y de~ldir.
bilimsel yonterrder 143

Bu siirec; birtak1m adu nlardan ge~erek ayn1 zamanda bir doga yasr.s1 olarak go-
ger~ekJe~ir. ilk, bethnletne a~amastnda, riilecektir. Buna ek olarak, ara~hr1na ya-
ara~tuma konusu olan olgular ve bu ol- ptlan alandaki olgulan a~tklamak ama-
gular arastndaki ili~kiler belirlenir, c1yla olu~turuhnu~ olan hipotez ya da
bunlar Slntflantr ve kaydedilir. ~u hipotezlerden olgusal olarak s1nanabilir
halde, betimlemede, oncelikle bilimsel sonuc;lar ~1kanna ve soz konusu sonu~
ara~hnnantn ilk ad1m1 olan gozleJn soz lan birtaktm yeni gozlem verileri ile kar-
konusudur. Burada, ara~hrmaa verileri ~tla~tuma i~lemine de dogrulama adt
gozlemlerken ve kaydederken, olabildi- verilir.
gince onyargJSIZ ohnak durwnundad1r. bilimsel yontemler [ing. scientifc nretlrods;
Gozlemde, oznel alg farkbhklann1 orta- Fr. methodes scient~fiques ]. Bilimlerde soz
dan kaldumak, gozleme dakiklik ve gii- konusu olan ara~tuma tarz1na, bilimsel
venilirlik kazandtrmak ve ara~hnnayt bilgi ad1 verilen ger~eklige ili~kin dogru
nesnel hale getinnek i~in, birtak1m ara~ ve nesnel bilgi kiimesine goti.iren yol ya
lar da kullantlabilir. Bu durum, bilimsel da ara~lar.
yontemde, gozletni deneyin izledigi anla- Ge~ bir ~er~eve i~inde kon u~ uld u-
mtna gelir. gunda, bu yontemler, ikiye aynhr. Her-
11cinci a~ama olan a~klama a~amastn ~eyden once, ara~tutlan fenomenleri, ve
da ise, birinci a~amada betimlenmi~ bu feno1nenlerin verimli bir bic;imde
olan olgular, olgulann birbirleriyle olan gozlemlenebilecegi ko~ullan belirleyip,
ili~kilerini if a de eden genellemeler ve yonlendinnekten ve ol~lnekten olu~n
baz1 temel kavramlar aracthgtyla daha 1teknik ya da teknolojik yontemler vardtr.
a~tk ve anla~thr hale getirilir. Oyleyse, Bilimsel yontemlerle ~o~u kez ve hemen
bilimsel yontemde, yalruzca olgulann an1msanan, soz konusu belirleyip yon-
betimlerunesi ve stntflanmas1 soz konu- lendirmeyle, ol9J1ekten meydana gelen,
su ohnaz. Bilimsel yontem, buna ek ola- bu teknik yontemlerdir. SOz konusu tek-
rak olgulann nedenlerine iner. Yani, bi- nik yontemler ~o~u zaman farkh bilim-
limsel yontetn kullantld1~1 zaman, lerde farkh ~ekillerde ortaya c;U<ar, ve
olgular ac;tklarur. Bu am.a~la da, hipotez birden fazla bilimin ya da birbirleriyle
ya da hipotezler olu~turulur. baglanhh olan bir grup bilimin yontem-
Hipotez., birinci a~cunada gozlemlenen lerinin tiimiine birden egemen olan bilim
olgularla ve olgular arasmdaki ili~ldlerle adanu say1s1 ~ok azdu. .
ilgili ge~ici bir a~ama taslagtdtr. Bu Ote yandan, bir de 2 nrantrksal ychttem-
ac;1klalna taslagt, olgulan a~Lklayabihnek ler, yani elde edilen verilere gore degi-
i~in, ge-;ici olarak kabul edilir. Daha son- ~en aktlyiiriitme yontemleri vardu. Bu
raid a~ama, olu~turulan hipotez ya da manhksal yontemler teknik yontemlerle
hipotezlerin sutarunast a~amastdtr. Bu ~ok yaktndan ili~kilidir. Bilimsel ara~hr
a~amada, hipotez ya da hipotezlerin ol- ma i~in ~ok biiyi.ik bir onem ta~tsa ve
gular taraftndan desteklenip desteklen- hatta bu ara~tumalar ic;in ka~1n1lmaz
medigi ara~ttnhr. Hipotez ya da hipotez- bile olsalar, teknik yontemler ger~ekte,
lerden olgusal olarak stnanabilir sonu~lar esas itibariyle bilimin manhksal yon-
~1kartthr. temlerinin yardtmctlan olmak duru-
Bu stnama faaliyeti stras1nda, hipotez 1n undadu lar.
tiiJn olgular taraflndan dogrularursa, Ba~ka bir deyi~le, saf bililnde, bilimin
onun soz konusu alandalci tiim olgulan tekn]k yontemleri genellikle kendilerin-
ger~ekten a~tkladtgl ortaya ~akarsa, hi- de bir ama~ degildir. Onlar, ya gozlem,
potez ya da hipotezler kavramsal bir sis- ya da akdyiiriitme i~in yardtmctlardtr.
tern i~inde ifade edilebilir; onlar, bu du- Bilimin teknik yontemleri, zaman za-
rumda bir teori diizeyine yiikselir ve bir Inan, ya ba~ka tiirlii hi~bir ~ekilde goz-
ke~if olarak nitelendirilir. Ote yandan, o lenetneyen ve ol~iilemeyen, ya da iyi bir
144 bilim sosyolojisi

bi~hnde gozlenemeyen veya dak.ik bir bi katin, ger~eklikle ilgili dogrulann orta-
c;imde ol~ulemeyen belirli fenomenlerin ya ~1kabibnesi i~in toplumun nas1l or-
gozlentnesini ve ol~uhnesini olanakll gi.itlenmesi ve di.izenJen1nesi gerektigi
hale getitir. Diger zamanlarda ise, teknik sorunu uzerinde odakla~u.
yonte1nler, ara~tlnnacyal ara~tlnnakta Amerikan kokenli bu klasikl nonnatif
oldugu fenomenlerin ortaya ~kl~ ko~ul yakla~una bir tepki olarak geli~en ikind
Jaruu ve durwnlanru, bu fenomenler gelenek ise, bilimsel bilginin i~eriginin
hakk1nda yalruzca m uglak bir bi-;imde ~ok bi.iyi.ik ol~ude ihmal edildigi ger~e
spekiilasyonda bulurunak yerine, onlar ginden hareketle, bilimsel bilginin i.ireti-
hakklnda kesin ve giivenilir bir bi-;imde minde soz konusu olan mekanizmalar
akll yi.irutecek ~ekilde belirleme olanag1 i.izerinde yogunla~ml~ ve bilim pratigi-
veru. ni betimleyen bildik kural ve yontemle-
Bili1nin Yunan"daki ba~lang1C1nda tah- rin bilimsel ara~hrman1n sonucunu ya
lnini ve hayli spekulatif bir yap1da ol- da bilimsel tarta~ma ve ihtilaflann ~ozu
nasl, muhtemelen, uygun teknik yon- me nasal baglandag1n1 a~lk.lamaya yet-
tenlere vc bilimsel malze1neye sahip medigini gostenni~ olan bir yakla~un
olunmamastnda n ka ynaklanm akt adll". dll". Hakikat terimini biHm sosyolojisinin
Bununla birlikte, teknik yonternlerin ~o kendine ait terminolojisinden atan bu
gu za1nan bir bilimden digerine farkhhk gelenegin ayana ozelligi, bilimsel bilgi-
gosterdigi yerde, manbksal yontemler1 nin sosyal olarak in~a edildigin one
ti.iln bililnlerde az ya da ~ok ortakhr. Bu si.iren goreci bir anlaya~an ba~latacas1 ol-
nanhksal yonteJnler, dahasl, sozcugiin mas1d1r.
ger~ek anlanu i~inde bilim adam1 olanlar
bilinci teyie,tiren gorii~ (tng. reifying
taraf1ndan oldugu gibi, bilim adaJN ol- view of consciousness]~agda~ varolu~~u
tnayanJar taraf1ndan da yararlarulabile- filozof tSartre'1n, tDescartes"tan ba~la
cek olan biricik yontemlerdir. ylp, kendisine kadar uzanan ve zihni bir
bilim sosyolojisi [tng. sociology of science; +toz olarak goren, zihni ya da zihnin i~e
Fr. sociologie de Ia science]. Bilimsel ve riklerini ~eyler olarak degerlendiren,
~eylere benzeten ti.im zihin anlay~lara
teknolojiyle ilgili fikir, kavram ve teori-
ic;in kullandag1 gene) ele~tirel terim.
lerin felsefi bir mahiyeti olan diger du-
~i.ince ve teorilerle, ama ozellikle de
Bilinci ~eyle~tiren bu gori.i~lere ili~kin
itiraz1nda, tHusserl'i tKant'm epistemo-
sosyal kurum ve orgi.itlerle ya da ki~ile
lojik projesini benirnsedigi i~in ele~tiren
rin karakterleriyle olan ili~kilerini konu
Sartre'a gore, hem Kant ve hem de Hus-
alan sosyoloji dah. Bilim ve teknolojinin
serl deneyimi, ttransendental bir ben,
toplwnun kurumsal boyutlanyla, yani
yani bilincin gerisinde olduguna inazu-
iktisat, din, egitiln ve siyaset gibi ku-
lan bir ~ey arac1hgyla a~Iklama~lardar.
rumlarla olan ili~kileri i.izerinde yogun- 0, benin bu ~ekilde (ben ya da ruh ya
la~an disiplin.
da transendental bir gi.i~ ~eklinde) bir
Bilim sosyolojisinde, guni.imi.izde1 bir- ~ey olarak du~i.ini.i lmesinin benle di.in-
birine kar~at iki gelenek bulunmakta- ya aras1ndaki ili~kiyi problematik hale
dir. Bunlardan birincisi bilimin icras-
1
getirecegini one si.irdi.ikten sonra, bilin-
ru, bilhnsel faaliyetin si.irdurulmesini cin bir ~ey ohnad1g1n1, 'hi~bir ~ey' oldu-
mi.imki.in k1lan normatif deger ve ku- gunu soylemi~ ve bilinci hi~Hkle tanun-
rumsal di.izenlemeler uzerinde yogun- laml~hr.
la~u. Kendisi, Protestanhg1n yukseli~i Ba~ka bir deyi~le, bilin~te tozsel hi~bir
ve demokratik ideallerin yayllam1 da ~ey bulunmad1g1ru, onun yalnazca go-
dahil ohnak i.izere, 1nodernligin bilimin ri.indugu ol~ude varolma anlamanda,
geli~imi i.izerindeki etkilerini ara~taran saf 'gori.inu~' oldu~nu soyleyen Sart-
Robert Merton 'un en onemli temsilcisi re'a gore, bilin~ di.inyadaki bir ~ey de-
oldugu bu gelenekl daha ziyade haki- gildir, o hi~bir ~ey I ya da hi~liktir.
bilinebilirlik 145

bilin-; [Os. ~ uu r; ing. c.:onscio,~sness; Fr. ahlakl yla ilgili degerlendirme gticune,
conscience; AI. betvusstsein]. Genel olarak, odev ya da ahlak yasas1n1n yanl<lSI olan
insanda farkJndahgln, duygw1un, alg1- i-;imizdeki sese ise alzltiki bilin' denir.
n1n ve bilginin merkezi olarak kabul edi- Buna kar~1n, kendi kendisiyJe bili~sel
len yeti. Zihnin kendi i~eriklerinin far- bir ili~ki i~inde olmayan, episte1nolojik
la.nda oldugu, i~ebak.J~ yoluyla bilinen, degil de, ontolojik bir -;er~eve i~inde de-
duyu1nlan, algdan ve arulan ihtiva eden gerlendirilen bilince refleksif olmayan bi-
bolumu. Oznenin kendi uzerine donup, lin' ya da rejleksiyon oncesi bilin' ad1 ve-
kendisini kendi du~uncesiyle kavramas1, rilir.
kendine bir nesne olarak dJ-?andan bak- Ote yandan, kendiliginden bilin~ sevi-
masJ durumu. Kendi i.;:imizde ya da yesinin albnda kalan ve yaln1zca ya~anl
kend i dJ~1m1zda ge~en bir ~eye ili~kin lan ya da hissedilen, hi~bir bilgiyi i~er
sezgi. Bilme faaliyeti, bilinen i~erik ve meyen psikolojik hale protobilin' ad1
her ikisinin de ayudu1da olma hali ara- verilirken, ~ok zay1f bir bilince veya, psi-
Slnda varolan ili~ki. insarun kavram, kanalize gore, itilmi~ arzulann meydana
imge, aa ve k1skan~hk turunden aktuel getirdigi, komplekslerle dile gelen taba-
zihin hilleri. insan1n kendi beniyle ilgili na bilin,altr ad1 verilir. i~ebak1~ yoluyla
tum ya~ant1lar. dogrudan ve arac1S1Z olarak biJinemeyen
Genellikle tan1mlanamaz ya da yalruz- soz konusu zihin alaru, rastgele -;agn-
ca insarun bilin~li deneyimlerine dola- ~un, ruya analizi gibi tek.niklerle su yu-
y1ms1z bir i~ebak.J~la ba~vurmak sure- zune ~bhr. Felsefede ilk kez tScho-
ti yle tanunlanabilen bir ~ey olarak go- penhauer tarafmdan dile getirilen bilin-
rulen bilin~, iki dogrultuda analiz edil- t;alll du~uncesi, unlu psikolog tFre-
tni~tir. Buna gore, bilin~ edimiyle bilin- ud'un tpsikanaliz ogretisinin onemli bir
cin i~erigi arasmda bir ay1nm yapdabilir b6lumunu olu~turur.
ve bunlardan her ikisi de, bilincin aynl- Buna kar~1n, suurh bir alan1 olan ve
maz bile~enleri olarak gortilebilir. uzerinde yogunla~t1g1 nesnenin dJ~ln
Buna ek olarak, bilincin, suas1yla bilgi, da hi~bir ~eyi dikkate almayan bilin~ dar
duygulanun ve iradi eylem olarak, u-; bilin' diye tan1mlan1rken, butunleri kav-
temel i~levden olu~tugu ve ya~anan, rayan, nesneleri baglantllanyla birlikte
duyumsanan ~eyin dolays1z hissinden kavrayan bilince geni~ bilin' ad1 verilir.
ibaret olan kendiliginden lrilin' ve dolay- Nihayet, ister ahlAki ya da ister entellek-
SlZ izlenilnin uzerine donerek, onun ne- tuel olsun, bilincini yitirmi~ olana bilin,-
denlerini, neligini ve anlam1n1 tahlil et- siz, bilin~ alan1n1n d1~1nda kalanlara ise
Jneye ~ah~an rejleksif bilin' olmak uzere bilin,dr~l ad1 verHir.
ikiye aynldlgl soylenebilir. Yine, bir oznenin bir buttin olarak fark
Ote yandan, stand art ve yaygtn bir soy- ettigi, ay1rdma vardg, idrak ettigi
lenimi temellendiren, A gibi bir kavram, fizik ya da psi~ik verilerin bti tunu bilin'
sozcuk ya da soylenimin b du~tincesini alam olarak tanunlan1r. Buna kar~m, bi-
aktard1g-t ya da ilettigi inanc1n1 herkesin lin-;te ortaya ~1kan, soz konusu olan,
ta~1mas1, ortak bir dili kullanan tum in- - kendisini bilince dolays1zca sunan her
sanlann bu inanca bir ba~kas1 i-;in de turden deneyim, istek, ide ya da du~un
sahip olmas1 durumuna ortak bilin' ad1 ce i~erigine; konusu d1~ ger~eklik olabil-
verilir. Yine, bir toplulugwl, tinsel ya da digi gibi, ba~ka bilin~ i~erikleri de olabi-
manevr ki~ilik olarak, gerek olaylar, ge- len dii~unce, ya~anh, hale bilin' i'erigi
rekse hak ve odevler alanmda hissettigi denmektedir.
~eyler butunune kollektif bilin' ad1 veri .. bilinebilirlik [Os. malumiyet; lng. cognos-
lir. Oznenin kendi eylemlerinin ahlaki cibility; Fr. cognoscibilite]. Bilinebilmek
degeri ya da ~e~itli eylem tarzlan hak- i~in gerekli olan ko~ullara haiz bulun-
kmda yarg1da bulwuna gucune, kendi ma niteli~.
146 bilinemezcilik

Bununla birliktc, anla~dabilirlik, rasyo- masmm olanaks1z oldugunu dile geti-


nel bir bilgi olanagm1 ifade ettigi, ne al- ren felsefi tav1rlanyla, bilimsel ve tarih-
glanabilen, ne de imgelenebilenin, saf sel ara~tmnalann, ku tsal kitab1, tannsal
ak1l tarafmdan kavranabilmesini ifade vahiy olanagm1 el~tirmeden kabul et-
ettigi i~in, bilinebilirlige gore, daha ozel meyi giderek zorla~tmnas1 ivme kazan-
bir niteliktir. duml~llr.
bilinemezcilik [Os. /oirfaniye; ing. agnosti- Bununla birlikte, Kant'm da belirttigi
cislll; Fr. ngnosticisme. AI. ngnosticismus]. gibi, bilginin miimkiin ohnad1g1 yerde,
1869 y1hnda, Datwinci evrim teorisinin inan~ soz konusu olabllir-v.e.lmndan do-
savunucusu iinlii T. H. Huxley tarabn- lay. ki~i felsefi anlamda bilinemezci olsa
dan yarahhm~ bir terim olarak bilme- da, dini bir ~er~eve i~inde Tann'run varh-
nie; 'bilenelneh-allnTI~1ire-t eaenal<iih g.na inanabilir. Fakat, geleneksel biline-
ya datiiVii--:--~---- mezciligin, Tann'run varoldugu onerme-
Rus dii~iiiliir ve eylemcisi tLenin'in, fel- sini, dogrulanabilir olmasa bile, anlamh
sefeleri temelde gen;ek tmadded.lik ve bir onerme olarak gtiren bala~ a~ISI, soz
tBerkeley'le ba~layan idealist felsefeler konusu onenneyi dogrulanamadlgl i~in,
olarak ikiyc ayudlktan sonra, tHume'la ayru zamanda anlams1z bir onerme ola-
tKant'm dogamn, goriinii~lerin gerisin- rak goren manbk~1 pozitivistler tarafin-
deki ger~ekligin bilinemeyecegini dile dan reddedilmi~tir. Tann kavrarrumn,
getiren gorii~lerini bilinemezcilige ornek dinsel inanon ve genel olarak dini soyle-
olarak vennesind_~ oldu~u gibi, felsefi mill kendisine ozgii niteligi iizerinde
ya da metafiziksel bir bilinemezdlikten duran ~agda~ tdin felsefesi, dinf ogreti-
soz etmek miimkiin olmakla birlikte, bi- leri, ger~kli~ dogas1 hakkmdaki sozde
linemezcilik temelde dini ~r gorii~ ola- bilimsel ogretiler olarak gormenin sonu-
rak ortaya ~1kar. Buna gop(, g~~lbi~ cunda ortaya ~oziilemez gii~liikler ~~~
<;eve i~inde, ~eylerin, varolanlann . al g. konusunda, bilinemezdlerle ~ogu
ve en yiiksek dogalan ve dini dogmala- zaman tam bir uyu~ma i~indedir. Bu-
rm iddialanyla ilgili konularda, yani fel- nunla birlikte, dill felsefesi, b u durwnu,
sefenin ve dinin kapsam1 i~inde kalan dinf ogretilerin ~ok farkl1 bir i~leve sahip
bir~ok konuda doyurucu bir bilgiye eri~ oldugu ger~eginin bir ifadesi olarak de-
meni~i_ir:nkfulslz oldugunu, bu -g.ibi.du- gerlendirir.
rumlard~ yapdacak tek ~eyin.Ye ger~ek. - bilinemezcilil;e reddiye [ing. refutatiort.
bilgeligin, bilim J<.on~m.adlgl .. ~\!r~ce, rejection of agnosticism; Fr. refus de l'agnos-
susnla]c_Qfu~'nu sa~ri!IIJ..\)illnem._g:ig~ tic.Snre]. Tam olarak bilinemezciler gibi,
lik, dini bir .;e!~Ye .idml~'---~~~t!e..m Tanrl'run akd yoluyla bilinemeyecegini
Tann'mn yarq.Jdugu, ateistleruvl'anrl'!)_m kabul etmekle birlikte, bilinemezciligin
varolmadig1 tezinin tE!.rsine, Tann'run..va, . tutarh olmad1glru, inanma, kendi eksik-
roldugunun ya~arolmad1g.run, ilke ligini gidenne, varolu~unu anlamlan-
olarak ya da u lamada bilinemeyece- duma ihtiyacmda olan insarun ihtiya~la
girljtine ~Arer./ ---'- nna uygun dii~medigini dile getiren
Kokleri tSofistlerle tSokrates'e kadar filozoflann tavn io;in kullamlan ifade.
geri giden, Orta~agda olwnsuz teolojiyle Bab felsefesinde bu tav1r, ii~ filozof tara-
ifadesini bulurken, giiniimiizde ise en flndan sergile1uni~tir. Bunlardan birincisi
~k mantlk~1 pozitivistler tarafindan sa- kwnarbaz argiimamyla tPascal, inan~ at-
vunulan bilmemezcilik tfideizmin tam lay~yla tKierkegaard, insandaki ~ok
kar~1smda yer ahr. Dii~iince tarihinin temelli inanma istegine atllta bulunan
farkh donemlerinde, farkh bi~imler al- James'hr.
tmda ortaya ~1km1~ olsa da, bilinemezci- bili~ [ing. cognition; Fr. cognition]. Entel-
lige, Hume ve Kant'm, insan varhgmm, lektiiel bilgiyle bilme eylemini, bilme fa-
deneyimi a~an konularda bilgiye ula~- aliyetini meydana getiren siireci; dii~iin-
me, kavray1~, ak1lyuriihne tiiriinden et- 1nas1yla baglanbh olan yonleri i~in kulla-
kinlikleri, sembolle~tinne, inan~, prob- nllan s1fat. insan varbklar1n1n akll ve
leln ~ozme hiriinden zihinsel davranl~ akdhhg1 i~eren yonii ic;in kullarulan nite-
larl gosteren ~emsiye terim. En geni~ leme.
anlanu i~inde, yani onermesel olmayan 1 Buna gore, bili~sel s1fab, oncelikle ve
kavray1~1 (alg1, bellek, i~ebak1~, v. b. g.) en genel olarak, zihinsel siire~ler ii~leme
oldugu kadar, bu tiirden bir kavray1~1 sinde, bihne ya da d ii~iinme siired ve fa-
ifade eden onenneleri ya da yargdar1 da aliyetini, duygusal siire~lerden ayJrd
i~eren biJgi. etmek i~iJ1 kullan1hr. 2 Sdat aynca, bir
Bihne ya da bili~ siirednin ta1n olarak onermeyle aktardan anJatn tiiriinii ta-
ne old ugu konusuyla, bilen zihin ve rumlamada s6z konusu olur. Buna gore,
d 1~ ger~eklik arasmdaki ili~kinin ne o(.. bili~sel s1fah, dogru ya da yanh~ olabi-
dugu konusu filozoflar taraflndan ta ilk- len ti.imce ya da onennelerin sahi p old u-
~agtdan ba~layarak ele ahnm1~, bu konu gu anlam tiiriinii, anlamh olabilmekle
da farkh yakla~1mlar geli~tirilmi~tir. birlikte, dogru ya da yanh~ olduklar1
<;agda~ felsefedeki iki temel yakla~lm soylenemeyen buyruklardan ya da duy-
dan birincisi, dii~iinceyi ve akllyiiri.itme gusal bir anlam ta~1yan dey~lerin anla-
siirecini a-;1klarken, insan zihnini geli~ mJndan ayud ebneye yarar.
mi~ bir bilgisayar sistemine benzeten,
3 Bili~sel nitelemesi, aynca ara~tlrma
digeri ise, isvi~reli psikolog tPiaget'nin konusu bilgi olan psikoloji, epistemolo-
~ah~malanna dayanarak, oziimseme ve
ji, norofizyoloji, bilgisayar gibi bilimleri
uyarlaruna siire~lerini birbirinden ayl- tasnif etmek i-;in kullaruhr. Nitekim, bu
ran yakla~1mdu. bilimlere, konusu bilgi olan bilimler an ..
bili~~ilik [lng. cognitivism; Fr. cognitfvis-
lanunda bili1 bilimleri ad1 verilir. Stfat
me]. 1 Realiztne olduk~a yakm dii~en bir
yine, ba~kaca ~eyler yarunda bilgi ko-
anl&n i~inde, bilim ya da ahlak gibi bir
nusunu ele alan bir disiplinin bir dahru
disiplinin konu ald1g1 bir alanda, ilke o(a..
tanunlamak i~in kullan1hr. Buna gore,
rak bilinebilir veya k~fedilebilir olgular
bulundugunu one siiren gorii~. Buna varhgtnt ktsmen bili~ konusuna, kls-
gore, metaetik gorii~ler aras1nda, ahlAka men de bak1~ a~1s1na bor~lu olan, ve
davraru~~1hga kar~1t olarak, i~sel ve zi-
konu olan alanda bilinecek ahlaki olgular
bulundugunu savu.nan yakla~una, ahltiki hinsel siire~lerin onemini vurgulayan
bililfilik ad1 verilmektedir. psikoloji dahna bili1sel psikoloji ad1 ve-
2 Bili~~ilik, psikolojide ise, davraru~1n rilmektedir. Bili~sel psikolojinin temel
i~sel terimlerle, alg1, bellek, tutum ya da kabulii, bir organizmayla ~evresi aras1n..
karar verme gibi zihinsel siire~lerle a-;tk- daki etkile~imin, organizmanm yalruzca
lanmasl gerektigini one siiren gorii~e davraru~1ru ya da fizyolojik durumunu
kar~ll1k gelir. 3 6te yandan, bili~~ilik, degil, fakat ~vresi hakktndaki bilgisini
zihin felsefesinde, bilginin ger~ek ~eyle de degi~tirdigi ve bu degi~imin organiz-
rin yerini tutan, sinir sisteminin ~ok ~e marun halihaz1rdaki tepkisinden ba~ka,
~itli hdlleriyle ozde~le~tirilmi~ sembol- ~evreye olan gelecekteki yoneli~ini de
lerden ba~ka bir ~ey olma yan zihinsel etkileyebildigi dii~iincesinden meydana
unsurlarm i~lemlerinden meydana gel- gelir. Zihinsel ya~am1n bilgilenme sii
digini one siiren otretiyi gosterir. re~leriyle ilgili boyutlaruu konu alan bi..
bili~ sel [ing. cognitiDe; Fr. cognitij]. Bilgiyle li ~sel psikoloji, tarihsel olarak duyumcu-
ilgili olaru, bilgiyi i~ereni; zihinsel ya~a luktan ve, bireysel ve toplumsal ogrerune
mm bilgilenmeyle ya da (yanh~ olabile- kuramlanyla, k~ullanma ve egitilebilir..
cekleri ya da gerekli temellendinneden lik gorii~iinde temellenen ~agn~1ma
yoksun olduklan gerek~esiyle bilgi ola- epistemolojinin bir birle~iminden dog-
rak goriilmeyen) inan~lann olu~turul mu~tur.
148 bit

4 Yine psikolojide, fakat daha c;ok sosyai ic;inde, benin kendi bilincine bir neden
psiko1ojide, algt, bellek, tuh.un ve karar olarak vardagana, bizim benilnizi aktiiel
verme benzeri zihinsel stircc;lerle sosyal somut ili~kilerde etkin bir giic; olarak
davran19 aras1nda kurulan baglar i.izerin* algalad1gnn1Z1 veya sezdighnizi soyle-
de odakla~an, ve davraru~c;1hg1n tam lni~tir. Descartes'an fenoanenal benle
tersine, insan varhklanrun uyaranlan se- numenal ya da tozsel beni birbirine ka-
c;erken, anlaanlar tiretir ve diinyalarnu n~hrdaglnl iddia eden filozof, burada
anhunh hale getirirken, etkin oldu.ldanru kahnay1p, bizde, tamalgadan ya da fe-
vurgulayan kuramlara bili~ teorileri den- nolncnal bcnden ayn olup, siirekJi ve
mektedir. kahca tozscl bir giic; olarak ortaya c;1kan
5 Buna mukabil, soz konusu ozellikleri metafenomenal ya da numenal bir benin
~a~amadiklar1, onermelerinin bir bilgi varolu~una inanana yoniinde bir egilim
degeri ta~nnad1klan 3avlanan disiplin- bulundugunu soylemi~tir.
1er, bili~sel olmayan, gayri-bili~sel disip- Ona gore, fenomenal ben alga ya da sez-
li.rler olarak tanamlanar. Omegin, ahlaki ginin nesnesi iken, numenal ben inanan
degerlerle ilgili olan, ahlaki degerlere konusunu olu~turur. Bu sayede bilgiden
gonderimde bul unan rumce ya da oner- inane; alaruna gec;erek, ntetafiziginin SI-
lnelerin, ka1utlanabilir dogrulan dile ge- nirlanru geli~tiren Biran, yine de insa
tinnedikleri i~in, tasviri, beti:Jnlemesel bir nan ic; ya~am1nan filozofu olmaktan hie;
vazgec;anemi~tir. 0, bir yandan insan
bilgi i~ennediklerini, bili~sel bir deger ta
akhyla iradesinin srnarhhglna vurgular-
~amadrklanna ve dolayasayla ne dogru ne
ken, diger yandan da insan ya~amanJn
de yanh~ olduklann1, yalruzca tiimce ya
iic; ayn diizeyinden soz etmi~tir. Ba~ka
da onermeyi kuran ki~inin duygusal tep-
bir deyi~le, insann duyumsal varhk dti-
kilerini ifade ettikJerini one siiren ahlak
zeyiyle, onun ozgiir, dti~iinen, bilinc;li
goru~iine bili$sel olmayan ahltik ada veri-
ozne olarak ya~amJna tinsel ya~am1 ek
Hr.
leyen Biran, soz konusu iic;iincii ya~aan
bir [Os. vafzit; ing. one; Fr. un; AI. ein]. Varo-
diizeyini belirleyen ogenin Tann'yla ili~
lan her~eyin kendisine oykiindugu, ken- ki ic;inde olma olgusu oldugunu ifade et-
disinden pay ald1g1 ezeli-ebedi, yet kin mi~tir.
Fonn. Varolan her~yin kendisinden tii bir arada olabilirlik [ing. compossibilityJ.
redigi, sudur ettigi tannsal varhk. Tann, c;eli~ik ohnayan ve bir miimkiin diin-
Dtinya Ruhu, Mutlak Zihin ya da Tin. yaya ait olan ~eylerin birlikte olabilece-
Her~eyin varolu~unu kendisine bor~lu gi dii~iince:c;i.
oldugu, ilk varllk, ilk ilke; fenomen1erin, Metafizik imkandan, yalntzca c;eli~ki
goriinU~lerin gerisindeki ilk temel ger- den bag1~ak olmaya anlayan tLeibniz"e
~eklik. Dogast, ozii ba~ka bir ~eyin sonu- gore, varhldann, Tanra tarafmdan bili-
cu olmayan, ba~ka bir ~yden tiireme nen, fakat hic;bir zaman gerc;ekle~me
memi~, degi~mez, mutlak, bagamsaz ve mi~ ve asia da gerc;ekle~aneyecek olan
zorun)u varhk. sonsuz sayada miiankiin birle~imleri,
Biran, Maine de. 17661824 ylllan arasan- bir arada olabilirlikleri vardu.
da ya~am1~ olan Frans1z spiritualist fi- bircilik [Os. ittihadiye; ing. monisnz; Fr.
lozofu. monisme; AI. mortismus]. 1 Genel olarak,
Frans1z felsefesinin Descartes'tan ba~la tikicilik veya tc;okc;ulugun tersine, konu
yarak olu~an ozne c;1k.J~h gelenegi ic;inde aida~ alanda, tek bir ilkenin veya gerc;ek
yer alan Biran, refleksif psikoloji olarak bir birligin varoldugunu one s(iren ogre
anetafizik anlaya~anan savunuculugunu ti. Bircilik, omegin ahlik felsefesinde,
yap1 na~ ve metafizikten ic;sel fenomenle etik davranJ~a belirleyen alanda, tek bir
rin bilimini ya da ic; duyunun ilkel veri- ahlaki ilke y a da tek bir temel deger ol
lerinin bilimini anlama~tar. Bu c;erc;eve dugunu savunan gorli~e tekabiil eder.
birdlik 149

2 Evrendeki her~eyin, yaln1zca Tann, yahuzca tinin varoldugunu, buiun ger


ntadde, zihin, tin, enerji ya da form gibi -;ek1igin i-;sel, tinsel ya~am1n tezahurti
tek bir bile~enin faaliyetine indirgene- oldugunu soyleyip, gozle gorulur dunya
bilecegini, ya da tek bir bile~enin faali- ile anla~ll1r dunyantn birligini tin temeli
yeti aracllagayla a-;1klanabilecegini sa- uzerinde kurar. Ger-;ekligin fiziki dunya-
vunan ogreti; evrendeki her~eyin tek, dan meydana geldigini savunan dogaiCI
nihai ve en yuksek bir kaynaktan tiireti- bira'lik ise, maddecilikten, psi~ik olaru
lebilecegini savunan yakla~un; ger-;ek fizild' olandan tiiretmemek, psi~ik olan1n
ligin bir olup, onun d1~1nda her~eyin en ba~tan beri maddi dunyan1n en ilkel
bir yanllsama oldugu inanc1. ve en ku-;iik par-;alan olarak varoldugu-
Ger-;ekligin bir oldugunu iddia eden, n u soylemek bakunlndan aynhr.
~eylerin zaman (yani, degi~meden bag1- 3 Zihin felsefesinde, zihin ve beden ara-
~1k olu~lann1) y a da mekan i-;indeki bir- Sindaki ili~kiyi, zihin ve bedenin 1nutlak
ligini (yani, bolunemezligini) vurgulay an bir bi-;hnde ozde~ oldu~unu soyleyerek
veya ~eylerin nitelik bakun1ndan bir ol- a-;1klayan goru~. Burada bircilige ornek
d ugun u (yani~ f arkhla~mam1~h~Inl) sa- olarak, zihinsel fenomenlerin fiziki feno-
vunan t;greti olarak bircilik, zihin ve menlerle; bilin-; hallerinin belirli sinirsel-
beden aras1ndnki ili~kiyi, zihin ve bede- fizyolojik hallerle bir ve ayna oldu~unu;
nin mutlak olarak ozde~ oldu~unu, onla- bu ozde~ligin, mantaksal degil de, empi-
nn ayn1 ttoziin gorunum ya da teza- rik ya da olu1nsal bir ozde~lik oldugu-
hurlerinden ba~ka bir ~ey olmad1g1n1 nu dile getiren maddeci zihin anlaya~1,
soyleyerek a-;Uclar. Bircilik, 19. yUzydda, zihnin veya duyumlann, algdann, genel
kar~uruza, tiim fenomenleri tek bir ilke-
olarak bilincin beyinsel sure-;lerle, mer-
ye indirgeyen ya da tum fenomenleri tek kezi sinir sisteanindeki fiziko-kimyasaJ
olaylarla bir ve ayna oldugunu savunan
bir ilkeyle a-;rklamaya ~ah~an anlaya~
anlaya~ olarak zihin-beden ozde~ligi kurn-
olarak -;akmaktad.Jr.
un verilebilir.
1ki ayn bircilikten saz edilebilir: Bun 4 W. tJames, kimi yeni-realist du~u
lardan birincisi, evrende ka-; tozun va-
nurler ve B. +Russell tarahndan benim
rolduguyla ilgili olan 2-a) tozsel birci-
senen, zihinsel ve fiziki fenomenlerin
lik 'tir. Bu tur bir bircilik, birbirlerinden
ayn1 ~ekilde, kendileri ne zihinsel ne de
ba~ms1z olan tozlerin gorunu~teki -;ok-
fiziki olan birtakJm nihai bile~enlerden
lugunun, ger-;ekte tek bir tozun tezahu-
hareketle kuruldugu ogretisi ise, notr
ri1 ya da ifadesinden ba~ka hi-;bir ~ey bircilik olarak tanunlanmaktadu.
olmadgn ve yaln1zca tek bir tozun va- 5 Bircilik terimi daha ozel bir anlam
roldugunu one surer. Buna kar~1n, bir- i-;inde, 19. yuzyahn sonlanna dogru sa-
cili~in ikinci turii, hangi toz turlerinin
dece tek bir hakikat bulundugunu one
varoldugu konusuyla ilgili olan ve varo- suren ogretiyi tanlmlamak i-;in kulland-
lan tum tozlerin tek bir turden oldu~u ml~tlr. tHegel ve tBradley gibi idealist
nu one suren birciliktir. Bu tur bircilige filozoflann sistemlerini tan1mla yan soz
ise, 2-b) srfatsal bircilik ad1 verilir. konusu bircilige gore, Bu tune dair bu-
Evrende yalruzca tek bir toziin varoldu- tunsel hakikatin d1~1nda hi-;bir ~eyin
gunu, geri kalan her~eyin bu tek tozun dogru degildir.
tezahurleri, gorunu~leri, tav1r ve de~ 6 Bircilik yine a yn1 donemde, modem,
~ilnleri oldugunu savunan goru~ olarak bilimscl dunya gorii~une uygun du~en
ger-;ek bircilige, yani tozsel bircilige, yal- ontoloji olarak notr birciligi one suren
ruzca Spinoza'n1n sisteminde rastlarur. Ernst tHaeckel ve Wilhelm Ostwald gibi
Bwtun d1~anda, bircilik, yine idealisl bir- du~uniirlerin, geleneksel din ve speku-
cilik ve dogalcr bircilik olarak ikiye ayn- latif felsefeyi reddeden laik ve toplum-
hr. Ozellikle tSchelling'in ozde~lik fel- sal refonn amaca guden felsefi bak1~ a-;a-
sefesinde ortaya -;1kan idealist bircilik, lannl tanamlamak i-;in kullanllml~hr.
150 birey

birey [Os. fert, ~nhrs; ing. indiviudal; Fr. i1tdi~ yiiksek amac1n1n bireyin, ki~inin hakla-
Pidu; Al. individuwu]. 1 Ayn bir birlik ya nru korumak, bagunsazhgant guvence
da birim olarak varolan ve aktuel ya da aluna almakve geli~ianini h'zlandarmak
kavra1nsal olarak, ancak ve ancak kendi~ oldugunu savunan anlay1~.
sine ozgu kim1igi yitinnek pahasma bo- Esasen 18. yiizyalda, kJasik ekonomi
lunebilen tck varhk. Tek tek saydabilen, politigin yukseli~iyle anlam ve onem
kendisinden 1nanttksal olarak soz edilebi kazanan bir ogreti olarak bireycilik, bi-
len varhk. 2 Ayn tutulabilen, bag1msaz reylerinin d1~andaki bir ger-;ekJik ola-
bir varbga olan, bireyle~tirilebi)en, bir rak toplu1nun varolu~unu . yadsayan,
dii~unce ya da tiimcenin oznesinin da~ ozgiir bireylerin ekonomik alandaki
diinyadaki kar~ahga yapalabilen ~ey. 3 rekabetlerinin yararh sonu-;lanru vur-
Kendisini gosteren, beJirleyen karakteri, gulayan, i~boliimiiniin geli~hniyle bir
telnel ozelJikleri ortadan kaldtnnakslzln likte, rollerde soz konusu olan -;e~itlen
bo1unemeyen, boliinecek olursa da, par- meyle, bireysel farkJllakJara ozel bir
~alanna biitunun ad1 verilemeyen canh onem atfcden gorii~ tur. Bireycilige gore
insan varhg1. devlet, bireylerin kendi ama-;larana ula~
Buna gore, bir ta~ bir birey degildir, mak i-;in kullatunak durumw\da olduk-
~unku ta~an bir par-;asa yine bir ta~br.
lan bir ara-;br ve hi-;bir zaman kendi
Fakat bir insan bir bireydir, -;unku insan i-;inde bir am a-; olamaz. T opltun bireysel
bolundu~unde, par-;alara aynld1g1nda,
uyeleri i.;in varolur.
elde edilen ~y bir insan de~ildir. Bu ne- 4 Metodolojide, sosyal ara~hrma ve te-
denle, felsefede birey kavrarru daha -;ok orinin, sadece bireylerin ger-;ek bir varo-
canJ1 varhkJar i~in kullarularak, cans12
lu~a sahip oldugunu varsayarak ilerle-
varbklar soz konusu oldu~da, onlar
Inesi gerektigini one suren goru~. Cr-
bir turiin ornekleri diye adlandmhr.
ne~in, sosyolojide, tiim sosyolojik at;tk
4 Birey kavrmu, mant:lk alarunda ise, bir
lamalann, bireylerin ozellik ya da karak-
tiiriin kapsmu ifjinde yer alan somut var-
teristiklerine indirgenebilir oldu~unu
hgl; yuklemlerin ya da fonksiyonJann
kar~1b olan ~eyi gosterir.
savunan yakla~am. SOz konusu bireyci
yakla~1m, sosyolojik a-;aklamalarda bi-
bireycilik [Os. ferdiyye; lng. individualism;
Fr. individualisme; Al. individualismus]. 1 reylerin ozelliklerin goz ard1 edilecek
Genel olarak, bireylere, bireysel insan kadar onemsiz oldu~unu, toplwnsal ol-
varhklanna onto)ojik, mantlksal, meto- gulann bagunslZ bir varolu~u olup, bi-
dolojik ve aksiyolojik bir oncelik veren, reylerden bagamsu olarak ara~hnlabile
so1nut olan ger-;ekligini vurgulayan go- cegini soyleyen holist goru~un tam kar-
ru~ ya da anlay1~. 2 Ontolojide, sadece ~asanda yer almaktadar.
bireylerin ger-;ek oldu~unu, bu tunlerin, 5 Ahlaki anlamda da, ulusal adet ve ge-
kendilerini meydana getiren bile~enle lenekleri el~tiren, ahllli yukiimlulu-
rin ve soz konusu unsurlann birbirle- gun bireyin bilincinde dogu~tan var ol-
riyle olan kar~ahkh ili~ki ve etkile~im du~unu, ahHiki odevlerin kaynagan1n,
lerin iistiinde ve Otesinde ba~lmSlZ toplum ya da ba~kaca kurumlar alma-
hi-;bir ger-;ekligi olmadag1n1 one suren yap, bireyjn kendisi oldu~unu, bireyin
gorii~. geli~mesinin, ahlald ya~amm en yuksek
3 Siyaset felsefesinde, devletin birey amao oldu~nu savunan anlaya~; aksi-
i-;in varoldugunu iddia eden, bireyin oz- yolojide, asli, temel ve hakiki degerin bir
gurlu~e buyuk onem veren ve kendi- insan varh~1n1n bireyselliginde, onun
sine yeten, kendi kendisini yonlendirebi- bireyselli~i i-;in ozsel olan etkende, or-
len bireyi, toplum ve devlet kar~as1nda negin bireyin biricikliginde, kendi ken-
6n pl~na -;akartan ak1m; tum siyasf orgut disini belirleme gudinde, v. b. g., bu-
ve toplumsal olu~umlann temel ve en lundugunu one suren goru~.
birinci dereceden toz 151

6 Ekonomi a]antnda, serbest rekabeti, te- i~te bu ba~lamda, madde ya da fonn


~ebbi.is ozgiirli.i~i.inti temele alan liberal ya da T ann benzeri bir nedene, bireyin,
anla y1~. 7 Dini bir c;c:n;eve i-;inde ise, bire- ayn1 ti.iri.in ti.i1n di~er i.iyelerinden aynl-
yin Tanrl'yla olan ili~kisinin, devlet ya da maslnl sa~layan ilke ya da nedene [Jirey-
ba~ka kururn1ar taraf1ndan de~il de, bire- le~im ilkesi ad1 verilir.
yin kendisi taraflndan belirlendigini, bi- birinci dereceden toz [ing. prima'y subs-
reyin dini konularda ozgtirce di.i~i.inme tance; Fr. substa1tce printaire; AI. printaer
ve tartl~Jna hakk1n1n bulundu~unu, bire- sul,stanz]. ilkc;a~ Yunan felsefesinde, o-
yin diledi~i dine ya da dini toplulu~a gi- zellikle de t Aristoteles'te, '~u' diyerek
rebilece~ini savunan o~reti. gosterdi~imiz, bireysel varhk.
b ireyle~im [Os. te~ahh us; lng. iridividuati- Bir isimle gosterilen ve bir yarg ya da
0,1; Fr. individuation; Al. individuation] 1 ti.imcede, yi.iklen konumunda de~il de,
Tikel y a da bireysel bir ~eyin ilgili ti.itnel her zrunan ozne konumunda bulunan
ya da fonndan -rkmas1 d urum u; tikel ya ~ey ic;in toz deyimini kullanan Aristote-
da bireysel olan1n, tiimel y a da genel les, birinci dereceden tozi.i, varohnak ir;in
ti.iri.i tarahndan belirlenmesi hali. 2 En kendisinden ba~ka hi-;bir ~eye ihti ya-;
yi.iksek noktas1na, en i.ist di.izeye bagtln- duymayan, ba~ka ~eylerle goreli olarak
s1z ki~ilikle eren geli~me si.ireci. 3 Nes- ba~tms1z bir ontolojik ili~ki i-;inde bulu
nelerin birbirlerinden farkhhk gosteren nan somut varhk diye tanunla1n1~hr.
ayn tikeller, tek ba~lanna varhk ta~1yan Onda toz, bir madde ve formdan Iney-
bireyler olmalan durumu. dana gelen somut, bile~ik nesneyi, bir
Buna gore, nesnelerin olduldan bireyler ~eyin, bir ozellik ya da niteli~in kendi-
olarak varolmalanrun hangi ilkeye gore sine yi.iklenebildi~i, fakat kendisinin
oldu~u, nesnelerin hangi ilkeye gore bi- ba~ka bir ~eye yi.iklenemedi~ varh~1
reyle~tigi, bir nesnenin evrenin geri kala- ifade eder.
rundan hangi ilkeye gore ayud edildi~i, Buna gore, birinci dereceden toz, kendi-
bir nesnenin ba~ka nesnelerden aynlma- sine birtak1m ozelliklerin atfedilebildi~i,
SlnJn ne oldu~u konusu, felsefede birey- belirli bir ili~ki i-;inde bulunabilen, ~u
le~im terimiyle ifade eclilir. ya da bu durumda olabilen, ancak ken-
Bireyle~im konusunu ilk kez olarak ele disi bir ozellik, bir ili~ki, bir durum, v. b.
alan Aristoteles'e gore, varhktaki bireyle- g., olmayan ~eydir. Toze ornek olarak,
~im iJkesi maddedir. Buna gore, Ahmet sotnut, bireysel ~eylerin di.inyas1ndaki
ve Mehmet, Platon ve Sokrates form ba- '~u' masa, '~u' sandalye, '~u' kitap, '~u'
knundan ayrud1r, yani onlar ayru insan insan verilebilir. Tozlerden farkh olarak
formuna ya da ozi.ine sahiptirler, fakat bir ~eye yuklenebilen ozellikler ve yine
Aristoteles'e gore, ~ekil alan form kaza- belirli nesneler, durumlar, v.b.g., arasn-
nan farkh mad de sayesinde farkhla~1r, da soz konusu olabilen ili~kiler, tozi.in
farkh bireyler haline gelirler. tam kar~1s1nda yer ahr.
Aristoteles'i bir-;ok konuda oldugu gibi, Aristoteles ve Skolastik filozoflar, ozel-
bu konuda da izleyen, Orta-;a~1n en liklerin, ili~kilerin, d urumlann, v. b. g.,
onemli di.i~i.ini.irti Aquinah Thomas ise, kendinden-kaim, yani kendinden varve
bir nesneyi bir dem.ir, bir a~a-;, bir kopek kaho olmayJ~lanna kar~1hk, tozi.in ken-
yaparak, onu ait oldu~u suufa ya da dinden var ve kahe1 olu~una bi.iyi.ik bir
ti.ire yerle~tiren ti.imel oge olarak for- onem venni~lerdir. Ome~in, knm1zthk
m un, ~u tikel tozi.in fonnu olabihnek ozelligi, bu ozelli~e sahip olan bireysel,
i-;in, bireyle~mek ihtiyac1nda oldu~unu somut bir toz d1~1nda, kendi ba~1na va-
soylemi~tir. Aristoteles gibi hilomorfik rolamaz. 0, ancak bir tozi.in, ome~in bir
bir varhk gori.i~i.i benimseyen tThomas gi.ili.in bir ozelli~i olarak varolabilir.
da, formu bireyle~tiren ~eyin, madde Fakat, k1nn1Z1hgm kendisinin bir ozelli-
oldu~unu soylemi~tir. ~i oldu~u ~u ya da bu gi.il, varolu~u
!52 birincil ve ilcincil nitelikler

i~in kendisincien ba~ka bir ~eye gerek gllayan oznenin ic;inde bulundugu ko-
duy1naz ve kendi ba~1na varolur. ~ullar degi~tikc;e degi~1ne gosteren ni te-
birincil ve ikincil nitelikler [Os. keyfiyatr liklerdir. Onlar bundan dolay1, nesnelere
zfitiye ue Mliye; ing. primanJ arrd secondanJ ait olmayan, dunyada, 'orada' olmayan
qualities; Fr. qualites primaires et secondaires] niteliklerdir. Aynma gore, d1~ dunyada-
Nesnelcrin ya da maddenin nitelikleriyp ki nesneler aktuel olarak birincil nitelikle-
le ilgili olan teJnel ay1nm. re sahiptirler; onlar yalruzca, kendilerini
~ Ay1nma gore, 1 a) hareket, siikunet, bu- alg1layan oznelerde, ikincil niteliklerin
yukluk, ~ekil, kanhk, say ve yap1 gibi dogu~una neden olurlar. Bundan dolay1,
nitelikler, 1nadde ya da varhg1n birincil birinciJ niteliklerin nesnede old uklan
nitelikleridir. Bu nitelikler, b) maddenin yerde, birindl niteliklerin dogurdu~
kendisinde varolur, yani onlar, varolu~ ikincil nitelikler alg1layandan alg1layana
lan i~in bilince, insan zihnine bagh degil- degi~ebilmektedir.
lerdir. Bunlar, d1~ dunyada bulunan ~ey Aytnm, ilk kez olara~ ilkc;ag Yunan
lere her ne yaparsaruz yap1n, bu ~eylerin felsefesinde atomcu filozoflar Leukip-
yine de sahip olmaya devam edecekleri, pos ve tDemok.ritos taraflndan one su-
hangi konum ya da durumda bulunur- rulmu~tur. Ayru aynun daha sonra,
larsa bulunsunlar, kendil~rinden ayrLI- ozellikle modern bilimin dogu~u Slra-
maz olan niteliklerdir. Omegin, ya~ Slnda, tGalile, +Newton, +Boyle gibi
dondurun ya da odunu yakm. Onlann, bililn adamlan ve du~unurler taraf1np
hie; ku~ku yok ki, renkleri ve kutieleri de- dan benimsenmi~tir. Bununla birlikte,
gi~ecek, fakat onlar yine de belli bir birincil ve ikincil nitelikler ayanm1, fel-
~ekle, belli bir kahhga, belli bir agarhk ya sefede genellikle lngiliz empirist filozo-
da kutleye sahip olacaklardu. fu tlocke'un ad1yla birle~tirilir. Birincil
Bun a kar~m, 2 ikinril nitelikler, a) renk, ve ikincil nitelikler ayllUIU Locke'un ar-
ses, koku gibi duyumlanan niteliklerdir dindan fngiliz tempirizminin en temel
ve b) onlara, bizde, maddede varolan bi- kavramlanndan biri haline gelmi~ ve
l'incil niteliklerin neden olduguna inaJu- tBer keleye, tmaddesizcilik goru~une
hr ve c) bu nitelikler, varolu~lara ic;in, giden yolda onemli bir destek sagla-
zihnin bilme, duyumlama ya da algda- ml~hr. Nitekim, yalnlZca ikincil nitelik-
ma faaliyetine baghd1rlar. Birincil nite- lerin degil, fakat birincil nitelik.Jerin de
likler, gerc;eklikte, alg1layan ya da goz- zihinde varoldugunu, yani ozneye bap
lemleyen ozneden bag1mslz olarak va- g1mh oldugunu one suren Berkeley,
rolurlar. Onlar nesneldirler, y ani kendi- buradan hareketle oznel idea)ist bir fel-
sini algilamad1guruz zaman bile, algda- sefe geli~tirmi~tir.
diguniZ nesneye aittirler. Oysa ikincil ni- Felsefesinde ~ekil, buyukluk ve hare-
telik.Jer, yalnlZCa bilince, ozneye bagh ket gibi birincil niteliklerle, renk, ses,
olarak varolur. Yani, onlar ozneldirler. koku ve tat gibi ikincil nitelikleri birbi-
Ba~ka bir deyi~le, ikincil nitelikler yal- rinden ayuan tDescartes'1n yapttg1 ay-
ruzca degi~en ko~ullara, bedendeki de- rurun temelinde ise, birincil niteliklerin
gi~lnelere bagh olarak farkhhk goster- zihnin sezgisiyle bilindigi yerde, ikincil
mekle kalmay1p, belirli dununlarda niteliklerin bilgjsinin duyulara bagh ol-
tiitnuyle yok olup giden niteliklerdir. masl ger~egi yer ahr. Ote yandan, birin-
Buna gore, 1~1k yoksa eger, nesneler cil niteliklere ili~kin idelerimiz ac;1k ve
renk.Ji olmayacaklard1r. ikincil nitelikler, sec;ik olduklan i~n, nesnelerin bu nite-
nesnel varolu~u olmayan, fakat nesnenin lik.Jere sahip olduklanndan emin olu-
bir ozneyle temas1 sonucunda ortaya ruz, yani, bu konuda bir guvencemiz
c;lkan, bir oznenin u~ubnesi durwnun- vard1r. Bundan dolay1, birincil niteliklep
da, hic;bir koku alamamas1 omeginde ol- rin nesnel bir varolu~a sahip olduklan
dugu gibi, tumuyle ozneye bagh olan, al- soy lenebilir.
biyo 153

Oysa, ikincil nitelikler soz konusu ol- an1~ ve ya~an1da sevginin onemi buyuk
d ugunda, nesnelerin bu nitelik.lere sa- bir guc;le vurgulamt~hr.
hip olup olmadJklan kesin olarak biline- birlikte deAifme yontemi [ing. method of
mez. Ba~ka bir deyi~le, ikincil nitelikler concomitant variations]. Onlu Ingiliz em-
soz konusu oldugunda, zihin hic;bir ~e pirist filozofu J. S. t Mill tarahndan one-
kilde i~e kan~maz; duyular, Descartesa rilen deneysel yontemin ad1mlanndan
gore, yalruzca ya~amln surdurulmesi ve biri.
korurunas1 amactna hizmet ettiginden Mill'in yonteminin bu adnn1na gore, ol-
dolayt, ikincil niteliklere ili~kin ideleri- gulara iii~ kin bir ara~tuma soz kon usu
Inizin, nesne)erin aktuel niteliklerine old ugunda, ilgili diger ko~ullarda hic;-
kar~d1k gelip gelmedikleri hususunun bir degi~me gozlerunezken, bir onculle
pek buyuk bir .Qnemi yoktur. Birincil ni- bir sonuc; ayru zamanda de~i~irse, bu
teliklerle ikindl nitelikler arasandaki takdirde onculun soz kon usu son ucun
ba~ka onemli bir farklthk da, ikincil ni- nedeni oldugu neticesine ula~1hr. Bunu
teliklerin ol~lenemedikleri yerde, bi- sembolik olarak ~oyle gosterebiliriz:
rinctl niteliklerin olc;Umlenebilir olmala-
ndtr. a. b, c., dJ,. a, b, ~ dl,. a, b, c. d),. oyleyse, d
birlefik uyu,ma ve farkhhk yontemi w,x.. y, z 1, a, b, c, Z2J a, b, c. ZJ, z
[ing. the joint methode of agreement and dif-
ference}. J. S. tMill tarahndan onerilen Birlikte degi~me, dogrudan ya da ters
deneysel yontemin adtmlanndan biri. olabilir. Bun a gore, on cui ve son uc; bir-
Mill'in ttiimevarun yonteminin bu adt- likte artar ya da azahrsa, bu dogru
mtnda, bir tfenomenin ortaya -;tkh~ bir oranbh, fakat, biri artarken digeri aza-
dizi duruln, belirli bir oncul dt~mda hrse, buna da ters oranhh degi~me ad1
ortak hi~bir ~eye sahip olmad&gt, ve fe- verilir.
nomenin ortaya c;tkmadag1 benzer bir birlikteki ~okluk [ing. variety in unity;
dizi durumda, soz konusu onculun yok- Fr. divasite dans l' unite]. Bir butunun ni-
lugu d1~1nda, ortak hic;bir ~ey buluruna- teliksel olarak ayn ya da farkh olan, bu-
dtgt zaman, oncul soz kon usu fenome- tune ya da butunun butiinselligine ken-
nin nedeni olarak gorulur. Bu, sembolik disine ozgu bir tarzda katkida bulunan
olarak ~Oyle gosterilebilir: parc;alann ontolojik durumunu ifade
Pozitif grup, etmek i~in kullantlan terim.
biyo. Batl dillerinde, 'ya~am', 'hayat anla- 1

a, b, c, d,... b, d, f, g,... d, r, k, l, mma gelen Yunanca 'bios'tan tureyen ve


W, X, y, z, X, z, S, t, Z, S, p, r, canhhk, ya~am bildiren onek.
Bu baglamda canh varhklara ili~kin
N egatif grup ara~tum.alannda fiziki bilimlerin yon-
b, C, f,... b, g. ~ C:, [,a, oyJeyse, d temlerini kullanan bilimsel disipline, bi-
:v:, y, s, x, t, p, y, r, w, z yolojik sure~lere ili~kin a~amalanyla,
biyolojik problemlerin c;ozumunde 6zi-
birlik~ilik llng. unitarianism; Fr. unitaris- gin ilke ve yontemlerini kullanan bilim
me ]. 1 t Bircilige e~deger olan bir ogreti dahna biyofizik; buna kar~m, canh varh-
olarak, gerc;ekligin, 1nadde ya da zihne gln kin1yasuu ara~hran bilimsel disipli-
indirgenecek ~ekilde, bir oldugunu sa- ne, canhlann yap1smda ic;erilen kim ya-
vunan anlaya~. sal maddeleri ve ya~a1n boyunca ortaya
2 Daha ozel olarak da, 16. yuzy1lda Hris- c;akan kim yasal surec;leri konu alan bilim
tiyanhk i~de geli~en ak1m ya da mez- dahna biyokimya denmektedir.
hep. Teslisi ve lsarun tanrahguu redde- Yine aynt baglamda, canb varhklann
derek, Tannnm bir oldugunu one suren yap1s1 ve smlllanmas1yla me~gul olan
l:u Hristiyan mezhep, ebedi hayata inan- doga ya da ya~m bilimleri; canl1 varhk-
154 biyo-il<tidar

ian ya cia fosilleri, canhlann ya~am sii- nu alan, biyolojinin diger doga bilimle-
re~lerin.i, hayahn fiziko-kimyasal yonle- riyle olan ili~kisini ve dolay1s!yla biyo-
rini ara~hran bilimsel disiplin; en geni~ loji biliminin kavramsal, metodolojik ve
anlam1 i<;inde, canh organizmalara ili~kin ontolojik i:izerkligini sorgulayan felsefe
sistematik ara~hrma i~iyle me~giil olan, ti.irli.
canh organizmalarm tarihlerini, yap1 ve Ornegin, biyoloji felsefesinde, canh or-
i~levlerini, ya~am tarzlan yla, iireme ve ganizmalardaki biiyiime ve iireme tti-
geli~melerini konu alan bilim biyoloji rlinden organik faaliyetlerin ayru orga-
diye tammlamr. nizmalardaki fiziki ve kimyasal siire<;-
Ote yandan, ahlak felsefesinin, bir yan- lerle olan ili~kisi si:iz konusu oldugun-
dan hbbi/biyolojik ara~bnnalar ve tek- da, bir yandan mekanist, diger yandan
nolojik ilerleme, Cite yandan da insan da dirimselci ve organizmac1 yakla~ 1m
haklan ve insanlann gelecegi konusu giindeme gelir. Buna gore, mekanist
dikkate ahnd1gmda, bu ikisi arasmda yakla~nn tiim organik faaliyetlerin can-
si:iz konusu olan kar~1hkh ili~kilerin SIZ varllklann tabi oldugu yasalan i:ir-
sonucunda ortaya ~lkan ahl8ksal prob- nekledigini savunurken, dirimselci ve or-
lemleri konu alan dahna biyoetik ad1 ve- ganizmaci yakla~Im buna ~iddetle ka~1
rihnektedir. o;lkar. Nitekim, tdirirnselcilige gore, orga-
biyo-iktidar[ing.bio-power;Fr.bio-pouvoir]. nik bir sistem kJSmen, onda mevcut bulu-
lktidar kavrammm modern yorumlan- nan fizild olmayan bir giio; tarafmdan
na kar~1 o;1kan tFoucault'nun i:inerdigi kontrol edilir.
yeni ve alternatif iktidar kavrarru. Biyoloji felsefesi, i~te bu baglamda ~u
Yonetici s1mflarda demir atttgm1 ve temel sorulara bir yarut getirmeye ~ah
dogas1 geregi bask1C1 oldugunu one ~lr: Tiimiiyle biyolojinin kapsam1 io;inde
siiren modern iktidar teorilerini redde- kalan kavramlar var rrud1r? Salt biyoloji-
den, modem iktidann teorile~tirilmesin ye i:izgii olan manbksal analiz ya da
de kullarulan iki temel modeli, hukuki ve tao;1klama modellerinden si:iz edilebilir
ekonomik modelled ~iddetle ele~tiren mi? Yoksa biyolojide, teleolojik ve tarih-
Foucault'nun one siirdiigii biyo-iktidar sel ao;1klamaya da yer olabilir mi? Biyo-
kavram1, bask1a degil de, iiretken olan lojide kullamlan kavram ve yasalar fizik
bir iktidan tan1mlar. Biyo-iktidar, giio;leri ve kimyamn kavram ve yasalarma in-
i:inleme, tahrip etme ya da tabi kuma dirgenebilir mi? Biyoloji, fizik biliminde
amao giiden bir iktidardan ziyade, giicii kullarulmayan tarihsel ya da teleolojik
yarabnaya, potansiyel gii~leri aktiiell~ a9klama tarzmdan yararlanabilir mi?
tirrne, varolan giiciin geli~imini saglama- Organik sistemler tarafmdan sergilenen
ya ve diizenlemeye egilhnli bir iktidar- fenomenlerden baz1lan inorganik sis-
d~r. temlerdeki nedensellikten farkh bir ne-
Foucault'ya gore, biyo-iktidann ilk tarz1 denselligi i:imekleyebilir rni? Organiz-
veya birinci ~kli, insan bedenine dair malarda ne tiir bir biitiin paro;a ili~ki
bir anatomi politikas1 ihtiva eden disipli- sinden si:iz edilebilir?
ner iktidard1r. Oysa, biyo-iktidann disip- biyolojik mekanizm [ing. biological mecha-
liner iktidann ardmdan ortaya o;lkan nisrn; Fr. m~canisme biologique; AI. bio/o-
ikinci tam, bireyin degil de, tiiriin bede- gisch mechanismus]. Organik dogarun
ni iizerinde yogunla~1r. Burada artlk re- olgu ve fenomenlerinin ao;lklanmas1 i~in,
jimler ukm ya~am ve beka miidiirleri inorganik dogarun ao;lklarunas! s~rasmda
hali ne gelmi~ti r. si:iz konusu olan yasalann yeterli oldugu-
biyoloji felsefesi [lng. philosophy of bio- nu, biyolojinin tiim yasalanrun fizik ve
logy; Fr. philosophie de Ia biologie) Biyolo- kimyarun yasalanndan o;Ikarsanabilece-
jinin temel kavram ve yontemlerini ko- gini savunan gi:irii~.
Blonde!, Maurice 155

Biyolojik tneka11iz1nin kar~;I51!ldi.l yer tiq!l<' d~ In Vie et rl'rme Science de In Prati-


alan gorii~, org~nik diinyamn olgul~mu ql!<' l Evlem: Hayatm Ele~tirisi ve Prati-
a<;1klamak i<;in. inorg~nik diinyayJ yii- gin Bifimi Ozerinoe Bir Deneme], L'/llusi-
neten yasalann yeter!i ohnad1jl:m ve ort i:ltialistc [idealist Yamlsama], lA Pens~e
dolayisiyla fizik ve l<imyanm yas~lan [Dii~iincc].. Principes eUmeninires d'une
nm biyolojik lenomenleri a<;Ildamak ic;in Lvgiq11e rle In Vi~ Morale [Ahlakh Hayatm
yeterli olmadJguu itldia rcden dirimsclci- M~nlr~mm Temel ilkeleri], Lulte pour Ia
liktir. Civil'saliclll e/ P!Jilosop!Jie de Ia Paix [Uy-
biyolojizm [Os. hayotiyatpl1k; ing. biolo- garhk i<;in Miicadele ve Ban~J-
.~isrn; Fr.17iologisme; Al. bin!agismus]. Ger- tPascal'm dii~i.incesinin gerektirdilli
<;eklijli yalmzca biyoloji a<;JSmdan, C<ll1- felsefey! yaratmayt ama<;layan Blonde!_
hhk baktmmdan e!e alma, OTf~anik modern felsefenin en onemli ba~ansi
ya~amm kavramlanm di~er gerc;~klik nm hareket noktas1 olarak ozneyi alma-
~lanlanna un;ulama, ve fiziki, toplum- sJ, buna kar~m en onemli probleminin
sal, v. b.g., olaylan 'Jqyat'm farkh gii- de dii~iince ile varhk arasmda yarahlan
riiniim ya da tezahiirleri olarak gonne biiyiik bo~luk ya da yank oldujlunu
tavn. Insan davram~mJ a<;1klarken vt> stijlemi~tir. DolayJstyla, Blonde), kendi-
betimlerken, bir tcmel oJJrak biyolojinin sinc <;1k1~ noktas1 olarak tozneyi alm1~
ilkelerini kullanma, sosyal geli~meyi bi- vc dii~i.inceyle varhk arasmdaki bo~lu
yolojik yasalarla a<;1klama tavn: gu, varhjl1 dii~iinceye indirge1neyecek
Bloch, Ernst. 1885-1977 ylilan arasu"ida bir ti<;kinlik veya teylem felsefesiyle ka-
ya~am1~ iinlii Alman dii~iittiir. Temel patmanm ve insamn yazg1smm ne ol-
eserleri: Geist der Utopie [Otopyan~n dujlu problernini <;tizmenin miicadelesi-
Ruhu], Das Prinzip Hoffiumg [Umnt 11- nl verml~tir.
kesi], Abriss der Sozia!en Ulopim [Sosval Onun eylem felselcsi, ozncnin dinamiz-
Otopya Taslajl1]. minin ko~ullanyla tdiyalektigine ili~kin
Gen<; ya~ta sosyalizmi benimsi:mir, ve sisrematik bir arastlrma, kendisini insa-
Georg Simmel'le Weber'in tijlrendsi ol- mn dii~iince ve eyleminde ifade eder gti-
mu~ olan Bloch, en <;ok ir:tari<; sorwiu ve riilll!11 irftdenin n pt1ol1 yapiSl iizerine
iitopya konusu iizerinde durmutur. el~tirel bir +Tefleksiyon veya aktif ozne-
Ortodoks Marksizmin b~ hedeflerin- nin ah!ak, bilim ve felsefede ortaya <;Ikan
den biri olan Bloch, iitopyalann hep va- temel yonelimi iizerine el~tirel bir dii-
roldujlunu ve varolmas1 gerekti_gmi ~ne ~iiniim olarak t~.rumlanabilir. Oznenin
siirmii~tiir. Ona gore, bir sosyal uiopya, <;ok dar bir ~er<;eve it;inde ahnrnamastru,
yabancda~ma olrnak bir Iaraia, inSamn eylemin de bil~ik insamn, ruh ve bede-
bilin<;lenmesine yard uno olan en onemli nin sentezinin yapnu olarak golillmesi-
temel olup, ona biitiinsel bir tarih golil- ni isteyen Blondel'i esas ilgilendiren ~y
~ii kazandmi'. ki(iinin bellibir hedefe dojlru olan yoneli-
0 i~te bu bajllamda, 'tarihin sonum,m rnidir.
geldijli' tezine, insanhgm mevwt dui:u- insanm bu yonelimini gereti gibi ifade
munwl olumlanmasml talep etiijli ic;in, edebilmek i~in kendisine omek olarak
bir burjuva sapkmhjlt oldujlu gei-ekr,e- ah!ak alanom sc<;en Blondel'e gtire, oz-
siyle ~iddetle kar~1 C,Ikmi~hr. Blach:'un gtirliik ancak dojlamrun detenninizmi-
buna kar~1 getirdijli alternatifbir umut ;:ilil rneyda:na getirdijli Ierne! iizerinde
ilkesi, daha iyi bir diinya, b,lSkJ ve ,;(). ortaya <;lkar. Ba~ka bir deyi~le, insan
miiriiniin olmadJjll bir diinp imk~m:u iril.desinm arzu ve ejlilimlerin etkisi al-
i<;eren bir gelecek felsefesidir. tuida kaldtjlml dile getiren Frans1z dii-
Blonde!, Maurice. 1861-1949 yiilan ara- ~iiniilil, oni.m yine de, potansiyel son-
smda ya~am1~ ola1i Frans1:1: dliiiniir. suziujlu it;inde, . olgusal diizeni a~tp
Temel eserleri: L' Action: Essai J'uneCri- ideal hedeflere yone!dijlini savunur. Bu
156 boc~rdo

ise, oznenin doganu1 tdeterm.inizminin sundaki standart el kitab1 olan isagoji


olu~turdu~ te1nel uzerinde ozgurlugu- (Aristoteles'in Kategoriler'ine Giri~) adh
nun bilindne vannas1 ve dogarun deter- kitab1 uzerine bir yorum y2zm1~hr. Bo-
minizl ninin yerine akl1n ve odevin deter- et hius'un orijinal denemeleri aras1nda
minizmini ge~i1mesi demektir. 1natematik, manhk ve muzik uzerine
iradenin zorunlu bir koyu tu ya da pos- olan ~ah~1nalan bulunmaktadu. Teoloji
tiilasl olan odevin ideal olanla gerc;ek ola- konusundaki ~ah~1nalan ise, klasik
run bir sentezine kar~1hk geldigi yerde, man t1g1n Hristiyan ogretilere uygulan
ahlak d1~andan getirilen bir bask1 ya da 1nas1 bak1m1ndan onem ta~1maktad1r.
suurlama yoluyla hi~bir ~ekilde ifade Boethius'un onemi ~k buyuk olc;ude,
edilemez. Blondere gore, ahlak oznenin onun eserleri ve ~evirileriyle, Hristiyan
kendi kendini ac;1mlayan dinamizn:Unin Orta~ag felsefesine yontem, ve teknik
diyalektiginde ortaya ~1kar. Bununla bir- bir voka buler kazand1rm1~ olmas1ndan
likte, Odev duygusu yalruzca, olgusal kaynaklarur.
olan1 a~an ozne arac1hg1yla ortaya ~lka Boethius, bu bagla1 nda, her~eyden
bilir; ozne ahlaki buyrugun bilincine, once, tilrneller konusunu Orta~ag felsefe-
ancak ve ancak davran1ru~1run temelin- sinin gundemine sol<Jnu~ olmak bakl
deki motivi ideal olanda bulmay1 ogren- IIWldan onem kazarur. 0, Skolastik felse
digi zaman varabilir. Ba~ka bir deyi~le, fenin en onemli konulanndan birini
ahlik bilinci belli bir mei:afizigi; olgusal 1neydana getiren unlu ttumeller kavgasl-
ya da dogal duzenin metafiziksel ya da nl ba~latan ki~idir.
ideal bir ger~eklik alaruna bagh oldugu- tkinci olarak, o, ozgur irade problemini
nun fark edilmesini gerektirir. dini bir ~er~eve i~inde ele ahp, Tann'run
Blondel, i~te buradan hareketle, ozne- olmu~, olan ve olacak bulunan her~eyi
nin tum faaliyetlerinin yalnLZca, a~km bilen yetkin bilgisiyle, irade ozgurlugu-
bir tMutlak'a, iridenin nihai ve en yuk- nu ilk kez olarak dddi ve akademik bir
sek hedefini gosteren soMuzluga dogru bi~imde uzla~tlrma ~abas1 venni~ olan
olan bir yonelim araohg1yla anla~dabi bir du~unurdur. Ba~ka bir deyi~le, Bo
lecegini savurunaya ge~er. Buna gore, ethius ttumbilgi paradoksunu, yani
ozne A~bn Varhga olan dinamik yone- Tannn1n her~eyi bilmesinin, gelecege
liminin ve, Tann'n1n ger~kligini tasdik ili~kin bilgiyi de kapsayan mutlak bilgi-
ya d a inkar elme tercihleriyle kar~1 kar- sinin, insarun iride ozgurluguyle uzla~
~Iya bulundugunun bilincinde olmak tlnlamayaca~uu dile getiren, gelecege
d urum undad1r. ili~kin bilgisinin, kudretli Tann'run her-
bocardo. O~uncu ~ekilden, onculleri Slra- ~eyi bildigi ve istedigi ~ekliyle yaratma-
Sly}a. tikel olumsuz, tumel olumlu ve Slna, ve her~eyin Tann'run bildigi ve is
sonucu tikel olwnsuz olan tasun kahb1. tedigi ~ki Ide ortaya ~Lkmas1na neden
Bu tas1m da, sa~1naya indirgeme yoluy- oldugunu, bunun da insarun ozgurlu
la birinci ~ekle indirgenir: Hi~bir M P ~uyle uzla~hnlamayaca~uu ortaya ko-
degildir. Tum MLer S'dir. 0 halde, hi~ yan paradoksu aQk ve se9k bir bi~de
bir S P degildir. ifade edip, paradoksa, nedensellik a951n
Boethius. 480-524 YJllan aras1nda ya~a dan degil de, manbksal bir a~1dan yak-
ml~ Romah filozof. la~mak suretiyle ~ozum getirmeye ~ah
Kral Theodrich doneminde ~ok ust d u ~an ilk du~unurdur. Onun paradoksla
zeyde resmi gorevlerde bulunmu~ ol- ilgili ~ozumu Orta~ag'da kJasik bir
maslna kar~1n, daha sonralan gozden ~ozum hiline gelmi~tir.
du~mu~ ve idam edilmi~ olan Boethius, bolevizm [lng. bolshevism;{_ Fr. bolshevis-
+Aristoteles'in manhkla ilgili tum eserle- rne ]. 20. yuzYJhn ilk ~eyreginde, bir grup
rini Yunancadan Latinceye ~evirmi~ ve Rus devrimcisi ve ozellikle de tLenin ta
tPorphyrius'un Orta~agm manllk konu- raftndan geli~tiril~ olan, ve tprole-
Hoole,. George 157

taryan1n iktidan ele ge~irmesinin, dev~ sal varhk1ann insan1 sonsuz, yetkin,
rim i~in gerekli tiim nesnel ko~ullar ger- basil, degi~1nez ve zorunlu varhga yiik-
;ekle~inceye dek ertelenemeyecegini; ik- seltebilecegini soyleyen Bonaventura'ya
tidann yasal yollarla, parlamentoda gore, sonlu ve olumsal ~ylerin eksik ve
~ogunl uk saglanarak de gil de, gii~ yo- kusurlulugu mutlak yetkinligin varolu-
tuyla ele ge'iirilmesini; proletarya dikta- ~unu kan1tlar, zira bir ~eyin eksik ve ku-
torliiliigii bir kez kurulunca, bunun yal- surlu olduguna, ancak ve ancak elinizde
nizca burjuva stn1fma kar~r degil, fakat bir yetkinlik standarh varsa eger, karar
ekonomik sistemin sosyalizasyonunu verilebilir.
h1zland1rmak i~in kullanilmasi gerekti- Yarad1h~ teorisi ve 1netafizigi a~1smdan,
gini savunan ozel Marksist ogreti. Platonun omek~iligini dini bir ~er~eve
Bolzano, Bernard. 1781-1824 y1llan ara- i~inde yeniden one siiren Bonaventura,
Sinda ya~arru~ c;ek filozof ve matema- bilgide iir; a~amah bir model izlerken,
tik;isi. Militariztnin yol a~t1g1 toplumsal d1~ diinyadaki varhklara ili~kin duyusal
kay1plar, sava~1n gereksizligine dair dii bilginin ardmdan genel olarak varllga
~iinceleri ve teoloji alan1ndaki rasyonel ili~kin rasyonel bilginin geldigini ve tiim
egilimlerinden dolay1 iiniversiteden ko- bu bilgilerin vahye dayah bilgide doruk
vulmu~ olan Bolzano, sembolik manhk noktas1na ula~hg1n1 soylemi~tir. Ba~ka
alan1ndaki ;ah~malanyla iin kazan1n1~ bir deyi~le, o insanlarm once bulazuk d u-
ve 1nanhk felsefesi ozellikle Husserl iize- yualgisl yoluyla tek tek nesnelerin bilgisi-
rinde biiyiik bir etki yapm1~hr. ne ula~hg1ru, bunu cins ve tiirlerin akla
Daha ziyadeWissenschaftleltre [Bilim Te- ve soyutlamaya dayall bilgisinin izledi~
orisi) adh eseriyle tan1nan Bolzano, soz ni soylemi~ ve bu ~emay1 .Aziz Augusti
konusu eserinde 'kendinde onermeler' nus'taki bir tiir tayd1nlanma ogretisiyle
(satz an sidt) ogretisini ac;1klanu~ ve mo- tamamla1 n1~hr.
dem semantigin kimi temel kavramlan- Boole, George. 1815-1864 y11lan aras1nda
nl orta ya koyup tanimlami~tlr. ya~am1~, iinlii 1ngiliz matematik~isi.
Bonaventura, Aziz. 1217-1274 ylllan ara~ Hi~ iiniversite ogrenimi gonnemi~ ol-
s1nda ya~am&~ Hristiyan dii~iiniirii. masina kar~1n, yayinlad1g1 ~ah~malar
Felsefesi ~ok biiyiik ol~iide Augus- goz oniine ahnarak profesorliige atan-
tinusa dayanan A2iz Bonevantura, Aris- lnl~ olan Boole, matematigin ~e~itli dal-
totelese yonelik ele~tirileriyle iin kazan- lanna onemli katkilar yapml~ olmakla
ml~hr. Ona gore, Aristotelesin temel birlikte, giintimiizde esas ondokuzuncu
yanh~1 Platon'un idealanru reddetmek- yiizy1l cebir mant1g1run ve bu yolla da
ten olu~ur. Elinde Platonun orijinal eser- sembolik manhg1n kurucusu olarak ta-
leri bulunmayan Aziz Bonaventura, Pla- ninmaktadu.
tonun tdealanru tannsal ideler, Tann'Iun Nitekiln Boole taraflndan, herhangi bir
zihnindeki dii~iinceler olarak yorumla- ozel yonnn dikkate aluunaks1zm, salt
mi~hr. Ona gore, Aristoteles Platonun temel dii~iince yasalan iizerinde yogun-
ayn tdealanru inkAr ettigi i~in, Tanr1'n1n la~Ilarak geli~tirilmi~, onermeler arasin-
inayetini inkAr etmek, diinyay1 ezeli- daki ili~kileri berunleyen sembolik mate-
ebedi kabul etmek ve ki~isel oliimsiizlii- matiksel mantJk sistemine Boole cebiri ad1
gu reddetmek gibi bir dizi yanh~a dii~ verilir. Kurallan ilk kez olarak Boole tara-
mii~tiir. flndan ortaya konan bu sistem daha
Felsefeyle teoloji aras1nda bir ay1nm sonra ba~ka matematik.;iler tarafmdan
yapmayan, teolojiden baguns1z bir felse- geli~tirilmi~ ve kiimeler teorisine uygu-
fenin ba~anstz olacag1n1 savunan Bona- laninJ~tlr. Boole cebri giiniimiizde olasl-
ventura, Tann'n1n varhguu duyusal hk kuram&, kiimeler geometrisi, di jital
diinyadan harekeUe kanttlam1~hr. Ku- bilgisayarlarda kullanllan devrelerin ta-
surlu, sonlu, bile~ik, degi~ken ve olum- sanml i~in bii yiik onem ta~unaktad1r.
158 Bosanquet, Bemard

Bosanquet, Bernard. 1848-1923 yallan ara- rafandan kabul edilen bo~lu~un varolu-
Slnda ya~am1~ ingiliz filozofu. Teme) ~u, Parmenides, t Aristoteles, tStoahlar,
eserleri: History of Aesthetic [Esteli~in Ta- tDescarles, tLeibniz ve +Kant gibi fi)o-
rihi), Tire Value and the Destiny of Indivi- zoflar larafandan reddedilmi~lir.
dual [Bireyin De~eri ve Kaderi}, The Plzi- bo tluklarn Tannsa [ing. God of tl~ gaps].
losoplzical Tlreory of State [Devlete Dair Ya~aman ya da bilincin kayna~1 gibi,
Felsefi Teori]. bi)im tarafmdan kolayhkla ve doyurucu
Hegel'den etk.ilenerek, 1ngi1tere'de He- bir bi~imde a~aklanamayan konularda
gelciligin canlanmasanda buyuk bir rol Tann kavram1na, Tanra'nan mutlak kud-
oynayan ve Hegelcili~in temel ilkelerini reline ba~vuran, ac;U<.lar gibi goriinmek-
loplumsal ve siyasi prob)emlere uygula- le birlikte, ilahiyat~llara gore, teizme
naya ~ah~an Bosanquet'in fe)sefesinin sa~)am ve ge~erli bir destek sa~)amak
1nerkezinde, somul tumel ya da kar~lt tan uzak o1an goru~ ve a~1klamalar i~in
lann bir)i~i diye tanun)anan tek bir kul1arulan lerim.
birey olarak Ger~eklik anlaya~a bulun- Bourbaki, Nicolas. 1930'lu yaUarda, Fran-
naktadu. Kendi ba~ana varolabihneye sa' da bir grup matemalik~inin '~a~da~
ve ba~nnsazh~a yalnazca, kendisinde ti.i- matemalik ve matematik~i' anlaya~ana
me11e somutu bir)a~liren soz konusu bi- si1ngelemek uzere se~tikleri ortak tak-
reyin yeli)i oldu~unu savunan Bosanqu~ rna ad.
et, boyle bir bireyse11i~in ifadesini, Soz konusu malematik9ler, malemali~i
once1ik1e ki~ilerde de~il de, ki~ilerin saki bir manhksal duzen i~inde, birka~
sanatla, dinde ve toplumda kendilerini aksiyomdan yola ~akarak geli~tirmenin
a~ma)annda ve butun bu tezahurlerin onemini vurgulama~ ve matematikte ge
birli~i o)an Mutlakta buldu~unu one leneksel ayanm1ardan uzak durarak, rna-
surmu~hir. lema ti~i yap darla tammJanan par~ alara
botluk [Os. haiti; ing. bo~luk; Fr. vide; AI. das bohnu~lerdir. Ba~ka bir dcyi~le, yapa-
leere]. llk~a~ Yunan felsefesinde, alomcu- salcab~a ciddi bir destek sa~layan, Ecole
lann, 'varhk' adaru verdikleri, ezeli- Nor1nale Superieure'iin bu eski o~rencile
ebedi, maddi ve bOiunemez atom)ann ri, matemati~i, Hilbertin goru~une gore
ic;inde hareket ettiklerini varsaydlklan manbksal ba~langa~ noklasmdan e)e
bo~ anekan. ahp, onun de~i~ik bolumlerinin aksiyo-
ilk~a~ Yunan felsefesinde, tPanneni- matik yapasaru ~akarm1~ ve bu yapalan
des'in du~unce ve aki1yuriitme1erinin Elhnenls de Mathtmatiques [Matemati~in
ard1ndan, Miletlilere ozgu bir birci)i~i L>geleri] adh eserlerinde kesin terimlerle
siirdurmek olanaks12 hale gelince, alom- ifade etmi~lerdir.
cular arkl~ bakammdan bir ~ok~ulu~a Boutroux, Emile. 1845-1921 ylllan arasUl-
yonelmi~ler ve varh~m, maddenin en da ya~ama~ Fransaz du~unuru. +Berg-
ku~uk bolunemez par~caklara olan son ve tB1ondel'in hOGlSa olan Boulro-
atomlardan meydana geldi~ini one sur- ux'nun temel eserleri: De Ia Contingence
lnu~)erdir. Atom)ann hareket edebilme- des Lois de Ia Nature [Do~a Yasalaruun
leri ve de~meyi do~urabilme)eri ic;in, Zorunsuzlu~una Dair ), De t Idee de Ia Loi
alomcu)ar aynca, bir ilke olarak bo~lu~u Naurelle dans Ia Science et Ia Philosaplaie
kabul ebni~ ve ona varhkla ayna anlam [Bilim ve Felsefede Do~a Yasasa Kavra-
i~inde var olmayan ~ey ya da yokluk minan Anlanu], Science et Religion dans la
adana vermi~lerdir. Bo~luk, her ne tur- Philosophie Contemporaine [<;a~da~ Felse-
den olursa olsun hi~bir niteli~e, hi~bir fede Bilim ve Din].
gi.ice ve hi~bir potansiyele sahip de~ildir. Boutroux, meta6zik alarunda, radikal
0, i~inde mullak olarak hi~bir ~eyin bu .. bir olumsalhk ve belirsizlik anlaya~a ge-
)unmada~a, bo~ mekandar. Alomcular ta- li~linni~ ve do~ada zorunlulu~un yal-
boliinmii~ ,;izgi analojisi 159

1uzca gorunu~te var oldu~unu


one sur- r:.iru, bir dnsi turlerine, tiiru alt-h.irlerine
nii~tur. Nitelik goru~unun niceli~i te- ay1rmaktan, cins-ti..ir ilkesine dayanan Sl-
nele alan goru~e baskin \lkmas gerekti- nflayc bir ~ema meydana getinnektcn
~ini, a1na\hh~1n mekanik hareketin olu~ur. Bolme i~lemi, en yuksek, kapla1n
i.ish.inde oldu~unu, neden sonu\ ba~lan baklm1ndan en geni~ olan cinsle ba~lar
hlannn otesinde ise olumsalhk ve ilerle- ve onu, boJmeyi, bireylerden olu~an bo-
lnenin bulundu~unu one suren Boutrcr lunemez alt ti..ire (infimae species) ula~In
ux, Maine de Biran'lil da etkisiyle, dinf caya dek surd urerek, alt snflanna, tur-
tecri.ibenin psikoiojik ve sosyolojik bir lerine ay1nr. Bu \er\eve i\inde, bir cinsi
yakla~unla ele aluunas1na ~iddetle kar~1 alt cinslerine ya da ti..irlerine ay1ran
\lkml~hr. bolme, bir butun u kendi butiinlu~u olan
Bu \er\eve i\inde, gunumuz goru~une par\alara ay1ran par\alama ya da par(Ja-
uygun olarak do~a yasalann1n, zorunlu lara ay1nnadan ayn tutulmu~tur.
de~il de, olumsal karakterini gozler Bu ba~latnda, bolmeyi mi.imkun kllan
onune seren Boutroux, do~a yasalanrun ozelli~e; fiziki, psi~ik ya da matematik-
mutlak olarak zorunlu bir ha}<jkate in- sel bir burunun par\alanna aynlabihnesi
dirgenemeyece~ini veya boyle bir haki- ya da bolunebilmesi ozelli~e bOliinebi-
katten turetilemeyece~ini savunmu~ ve, lirlik ad1 verilir. Buna gore, maddenin
insan zihnirUn birlikli ve uyumlu bir genel bir ozelligi olarak b0lunebi1irlik,
dunya goru~iine ula~ma ihtiyac1na ya- felsefede tozun en ku\uk pan;alanna ay-
Jut verecek dinsel bir metafizi~e gerek nlma durumunu ilade eder. Felsefenin
bulundu~una i~aret edecek ~ekilde, bili- ba~lang1andan itibaren tozun sonsuzca
Inin snrhhklanni ortaya koymaya \a- bolunebilir olup olmad1~1 konusunu ele
h~ml~hr. Dna gore, bilim, bize, do~ru alm1~ olan filozoflardan maddedler, an-
dan ve araas1z olarak bilemeyece~imiz tik Yunan'da fiziki ato1nu, sonsuzca bolii-
ger\ekliklerin uygun ve i~e yarayan bir nebilir olan maddenin artJk daha faEla
resim ya da tasanmlnl sa~lama gorevini bolunemez olan ilk o~esi ~eklinde du-
ustlenmi~ bir sembollcr sistemidir. Bu- ~ unmu~lerdir. Modem felsefede ise,
nunla birlikte, bu semboll~rin varolu~u once +Descartes, ardmdan da tLeibniz
ve ozellik1eri yalnlZca tinin yaratlc1 ve tozun sonsuzca bolunebilir oldu~unu
ozgur faaliyetiyle a\Lklanabilir. one surmu~tur.
bolme [Os. talcsim; lng. division; Fr. divisi- Ote yandan, bolme ~lemi soz konusu ol-
on; Al. einteilung]. Butiinu kendisini mey- du~unda, \Ok s1k kar~lla~1lan ve butun
dana getiren par\alara ya da tiir veya bi- it;in do~ru olarun zorunlu olarak buti.i-
reylere ay1nna i~lemi. nun ttim ya da bazl par\alarl i\in de ge-
iki tur butun tasarlamak mumkiin oldu- \er1i oldu~u du~unmekten meydana
~una gore, iki ayn bolmeden soz ehnek gelen yanb~a bolme yanl1~1 ad1 verilir.
gerekir. 1 Birinci anlamda butiin, birbi~ boliinmiit ~izgi analojisi. [lng. analogy of
rinden ayn duran par\alann bir sentezi, divided ligne; Fr.analogie de Ia ligne divisee].
par\alannln ya da o~elerinin ozel1ikleri- Platon'un Devlet adh diyalogunda, meta-
ni ta~lmayan, o~elerinden farkh bir .fizik goru~unun ana unsurlan, varhk
sentez oldu~undan, burada bolme, yani dereceleri anlay1~1IU a\1klamak uzere
butiin u par\alanna ay1rma, analize kar- kulland1~1 analoji.
~lhk gelir. 2 ikinci anlamda buti.in ise Buna gore, bir do~ru ahrur ve ikiye bo-
bir o~eler toplaml old u~undan, bur ada liinur. Bolunme sonunda elde edilen ke-
bollne, butunu kendisini olu~turan turle- sitlerden altta olaru, i\inde ya~ad1~1mtz
re, ya da tikellere ay1rma i~lemi olarak ve duyu organlanyla algtladt~lmtz bi-
ortaya \lkar. reysel nesnelerden olu~an duyusal dun-
Manhksal balme ad1 verilen bu bolme yay gostermektedir. Ostte olan kesit ise,
160 Bradley, Francis

ak1lia anla~alabiHr tii1nei ya da ozler- ikincil nitelilder arac1hg1yla a~Lklanabile ..


den, tiir vc cinslerden meydana gelen, ce~ ya da ger~ekligin zaman ve mekan
akdla anla~1labilir tidealar dunyas1n1 i~indeki nesneler arac1hg1 yla betimlene-
teansil eder. Var hk bakunandan, her~e bilece~ gorii~lerinin kendi i~lerinde ~e
}'in ilk omeklerinden, arketiplerinden li~ik oldugunu savunmu~tur. Bu tiir-
olu~an ldealar diinyas1, alttald kesitin den gori.i~ ve a\lklamalar, ona gore,
gosterdigi duyusal diinyanm varhk ne- ~eylerin goriinti~leri ic;in kabul edilebil-
denidir, ~nkii duyusal dt\nyadaki nes- se bile, nihai ve en yiiksek ger~ekligin
neler, ilk omeklerinden, arketiplerinden ne oldugu konusunda yard1mc1 ola-
pay alarak varhga gelirler. mazlar. Bradley, bu tiirden a~aklaanalar
Ay1u ~izgide, boliinme sonucu elde edi- yerine, 'his' ad1n1 verdigi temel bir ol-
len kesitler, ~izginin ba~langa~taki bo- gudan, varolan her~eyin biitiinlugunii
liinmesi s1ras1nda gozetilen orana gore, te1nel ve ilkel bir anlam i-;inde duyum-
yeniden ikiye boliiniir. Bu durwnda samak olgusundan yola t;~kar.
dort ayn kesit elde edilir. Bu sonuncu Bu olgu, onun metafiziginin ba~lang1~
bobne, +Platon'un 1natematiklc sofistlik noktas1dar: His, her ne kadar ilk olsa da,
vc resim ve tragedya gibi sanatlann on- bilgi aray1~1nda bir aynnhya belirleyip
tolojik temelini gosterme amacna hiz- ay1rt ettigi zaman dahi, her~eyi anla~lla
lnet etmektedir. Buna gore, matematigin bilir tek bir biitiin i-;inde yeni ba~tan kur-
nesneleri, iistteki biiyiik kesitin ikinci maya amac;layan dii~tince tarafmdan i~
par~as1nda yer ahr. Matematigin nesne- lenir ve geli~tirilir. Kapsarru i-;inde kalan
leri de ak.Jlla anla~1labilir nesnelerdir, her~yin birbirlerine tutarhhkla baglan-
fakat ldealardan, her idearun bir oldugu da~a bu tek biitiin tMutlakbr. Mutla~
yerde, ~ok olmalanyla aynhrlar. Bun~ normal, giindelik goriinii~lerden ayn ve
kar~Jn, sofistlik, ve resim, tragedya gibi farkla bir diinya, alan detildir. Mutlak
sanatlar en alttak.J dordiincii kesitle gos- tam tanuna bu goriinii~lerdir, fakat yal-
terilir, ~iinkii +Sofist ve ressaan1n iiriin- nlzca birlikli bir biitiin olarak anla~1hr.
leri ger~ekligin en az iki derece uzagan- Bununla birlikte, o yalruzca gorunii~le
da alan, golgenin golgesi durumundaki rin dt\~iiniilen toplanu degildir; ~iinkii
~eylerdir. hissin dii~iinceden once o)masa gibi,
Boliin1nt\~ <;izgide, varhk bak11n1ndan Mutlak'a ili~kin kavraya~ da dii~iince
yukandan a~agaya dogru bir ini~ soz nin otesindedir, dii~iinceyi ve dii~iince
konusuyken, yani list kesitler bir alttaki nin ~eli~kilerini a~r. Bradley'e gore, dii-
kesitin varhk nedeniyken, bilgi bakl- ~iincenin dogasa, hissin bizi kendisiyle
mlndan yukanya dogru bir ~aka~ soz tana~tud1g1 birligi par~alar; buna kar-
konusudur, ~iinkii ger~ek bilgi, degi~ ~ln, sistem bu birligi yeniden saglar. Bu-
meyen, akllla anla~llabilir varhklann rasl, onun metafizigiyle manll~anm bir-
ve ger~ek nedenlerin bilgisidir. birlerini en yiiksek ol~iide tamamlada~
Bradley, Francis. 1846-1924 y1llan arasan- ve destekJedigi yerdir. <;unkii, metafizi-
da ya~amt~ olan lngiJiz idealist filozo fu. gi, varolan her~eyin kar~1bkh bir ba-
Temel eserleri: EthiCQl Srudies [Elik lncele- gamhhk ili~kisi i~inde bulundutunu
lneler], The Principles of Logic [Manhtm ortaya koyarken, mant1g1, bir nesnenin
ilkeleri], Appearence and Reality:A Metaph- tum ili~kilerinin, o nesneyi her ne ise o
ysical Essay [Gortinii~ ve Ger~eklik: Me- yapan ozsel ili~kiler oldugunu dile ge-
tafiziksel bir Deneme]. tiren bir 'i~sel baglnhlar' ogretisi one
Ozellilde Kant ve Hegel'den etkileruni~ surer. Bradley'e gore, i~te soz konusu
alan Bradley, tdiyalektik analiz yontemi- i~sel bag1nhlardan yola ~ak1lda~1nda,
ni, bilim ve dinden tiiretilmi~ alan gele- ki~i, bu tiirden tum bagantalara hem kap-
neksel metafizik gorii~lerine uygulaya- sayan, hem de a~an zorunlu sistem ola-
rak, ornegin varolan her~eyin bilincil ve rak Mutlak kavram1na yonelmi~ olur.
Brentano, Franz 161

Brahn1an. Hinduizm evrene halti1n olan bas1 i~inde olrnu~ olan Brentano'n un fel-
yiice ruh. Hint felsefesi gelene~inde, sefeye olan en onemb katk1s1 yonelim
hem i-;kin ve hem de a~ksn olan, hem kav ramuu ortaya koyarak, bilincin yone-
evrende ve hem de kendisinde varolan llmselli~e i~aret ebni~ olmas1d1r. Bilin-
en yuksek varh~a, kendisiyle birle~me dn her zaman bir ~eyin bilind oldu~unu
nin nihai ve en yuksek hedef olarak ad- savunan Brentano'ya gore, psi~ik feno-
dedildi~i dunya ruhu. menlerde zihin her zaman bir ~eye
Hint felsefesinin, Ahnanla birlikte do~ru yonelir, orne~in bir ~eyi gorur;
temel kavra1n1 olan Brahman ozellikle ona gore, goriilen nesne gorme eylemi
Upani~adlar'da yo~un bir bi-;imde i~ i~nde varolup, bu -;en;eve i-;inde iQ<.in
lenmi~tir. Burada bireysel ruh Atman bir nesnellik ta~1r.
ile ozde~le~tirilmi~, Brahman'In ise bi~ Zihnin duyum ve imgelemeyi i~eren
ricik evren ilkesi ve mutlak hakikat ol- alg1; bilgi ya da arumsamay1 i~eren
du~u vurgulanmt~hr. Brahman'1n insa- yargt; istek ve duygulara dayanan sevgi
na ve evrene, var olan her~eye hakim ya da nefret yoluyla nesnelerle ba~ ku-
bir ilke oldu~u kabul edilirken, onun rabildigini savunan Brentano, bir yan-
nitelikleri olmadtgt soylenir; o, sadece dan zamarurun deneysel psikolojisinin
olumsuz niteliklerinden tenzih edilmek bilincin kendisine ozgu ozelliklerini or-
suretiyle ifade edilebilir. taya ~lkaramadl~Jnl one surerken, bir
Brahmanizm. Eski Hindistan'da, Vedanta yandan da bilincin bilgisini, psikologun
sisteminden tureyen ve adlJU rahipler kendi zihin hallerine ili~kin gozlemden
s1n1h Brahmanlarla ki~isel olmayan tureten i~bak1~sal psikolojiye kar~1 ~lk
dunya ruhu Brahmandan alan felsefi, te- mt~hr. Ona gore, i~ebak1~sal psikoloji
olojik ve ahlaki du~unceler butunu. v~ fiziki olaylara ili~kin gozlemle psikolo-
dalan vahiy mahsulu kutsal kitap olarak gun kendi zihin hallerine yonelik i-;eba-
kabul eden ve ruh go~une yer veren soz kt~l aras1ndaki ~ok temelli farkhl1~1
konusu diru inanca gore, Brahman kavrayamaz.
bu~un tannsal gu-;lerin ustundeki ezeU Brentano zihinsel fenomenler soz konu-
ve ebedi Tann'd1r. Brahman, e~yanm su oldu~unda, gozlemleme edi.minin
kayna~1 oldu~undan, ebedt mutluluk nesnesini zorunlu olarak ~arp1tb~1ru
Brahman'da yok obnakbr. soylemi~ ve i~ebak1~1n guvenilirli~inin,
bramantip. Onculleri tumel olwnlu oner.. d1~ dunyaya ili~kin bilgide oldu~u gibi,
melerden olu~an, sonucu ise tikel olumlu ba~kalan tarafmdan denetlenemedi~ini
bir onerme olan dorduncu ~ekilden belirtmi~tir. 0, i~te bu ba~lamda, ~a~I
tas1m; kendisinde g~en, m ve p ifadeleri nm deneysel psikolojisiyle i~ebak!~sal
ne uyannca, oncullerin yeri de~i~tirildi~i psikt:'lojisine altematif olarak, zihinsel
ve sonucun duz dondurulmesi yaplld1~1 fenomenlere ili~kin alg1yla gHzlem ara-
zaman, birinci ~ekle indirgenen tas1m ka- Sindaki bir aytnma dayanan tasvirr psi-
hbt: Tum Pier M'dir. Tum Mler S'dir. kolojiyi one sunnu~tur.
Baz1 Sler P'dir. Ba~ka bir deyi~le, alg1n1n psikologa
Brentano, Franz. 1838-1917 ydlan aras1nda konusunu meydana getiren ger~eklikle
ya~arru~ Alman psikolog ve filozof. re ili~ltin olarak do~rudan ve araos1z
Te1nel eserleri: Psychologie wom emprisc- bir kavray1~ sa~ladt~lru savunan Bren-
hen Standpunkt [Empirik bir Bak1~ A~l tano, zihinsel faaliyetleri a9klarken, sko-
Slndan Psikoloji], Won der Klassifikation lastik du~unce gelene~inden aldtSJ yo-
der psychischen Phiinomene (Fiziki Feno- nelimsellik ilkesini kullanrru~hr. llkeye
menlerin SliUflandudmas1 Ozerinel. gore, bir nesneye yonelmi~ olmalan, bir
Ruhsal olaylan, zihinde olup bitenleri i~erik ya da konuya gondenneleri, zihin-
bilimsel bir tarzda a9klamay1 ama~la sel ya da psi~ik fenomenlerin ayud edici
yan bilimsel bir psikoloji geli~tirme ~a- Ozelli~idir. 0, i~te bu tyonelmi~lik sa-
162 Brunschwig, Leon

yesinde, zihinsel edimlerin nesnelerinin bir ve ayru gerc;eklige verilen iki ayn ad
ozel statiisi.inii betimleme, biitiin bilinc; oldugunu one surerek panteist bir gorii~
fenomenlerinin ortaya c;akz~aru yoneten savunmu~tur.
yasalan inceleane iinka1u bulmu~tur. t Aristoteles'in ikiciligini birci bir dunya
Brentano, bu gorii~leri, yeni psikolojisi anlaya~ana indirgeyerek biitiin ttozlerin
ve yonelmi~lik ilkesiyle, tHusserl ve fe te1nelde bir oldugunu belirbni~ olan
noanenolojisine buyuk bir etki yapma~ Bruno, din ve felsefe ili~k.isi konusunda,
hr. dinin cahil insanlan egitlnek ve yonet-
Brunschvig, Leon. 1869-1944 yallan ara- mek ic;in bir arac;, felsefenin ise kendile-
sanda ya~a1n1~ olan c;agda~ Frans1z ide- rini egitebilen vt ba~kala11n1 yonetebi-
alist d ii~iiniirii. len se~kinlerin bir ugra~1 oldugunu
Doga bili1nleri gundeme geldiginde, ra- soylemi~tir. Ozellikle dini ve felsefi ho~
dikal bir tmateJnatikc;ilik ile gtic;lu bir goru ilkesiyle liberalizmi etkile1ni~ olan
tuzla~1mahg1n savunuculugunu yapan Bruno, du~unce tarihinin onemli adla-
Brunschvig, insan du~i.incesinin en yiik rnldan biridir.
sek d uzeye 1natematikte ula~bgana one Budizm. Hindistan'da, M. 0. 5. yuzyalda
siinnii~tiir. Bu c;erc;eve i~nde, bilginin Siddharta Gautama, yani Buda (Aydan
bizin ic;in olan bir dunya in~a ettigini sa- lanma~ ki~i) tarahndan kurulmu~ olan
vunan filozof, bunun otesinde hic;bir ~ey dinifelsefi akam. Her~eyin H\ni ve bo~
olmadagma soylemi~tir. 0, bilginin ote- luktan ibaret olduguna inanan koturn-
sinde kalan hic;bir ~eye ta.Ium geregi ula- ser ve panteist bir din.
~alamayacaglnl soylemi~ ve dolaylslyla Budizm, ba~langac;ta yalnlZca ahlaki
felsefenin dii~iincenin ele~tirisiyle s1nxr.. dii~iinceler ve bir tiir yoga hayata ya da
la1unak durumunda oldugunu dile ge~ duzenli ve disiplinli bir ya~am anlaya~1
tirmi~tir. Buna gtsre, dii~iincenin temel ile suurla~ ve daha sonra, kuiSal
konusu, tinin etkinli~dir. Dolayasayla, kast ayramlanna, Tann'ya tapmma bi-
felsefe kendi bilincine varan entellektiil -;imlerine ve kurban torenlerine dayanan
bir etkinliktir. Hinduizmden aynlarak., ayru zamanda
insan zilminin tarihi iizerine olan ara~ felsefi bir akun ~eklinde geli~mi~tir.
hrmalarmda, linin geli~irninin genel go Maddenin ebedili~ni savunan Budizme
riiniimiinii ortaya -;karan Brunschvig'e gore, varolan her~ey, Tannnln hic;bir
gore, tin, c;ocukluk c;atJ ve olgunluk dCS- m iidahalesi olmadan, mekanik yasalara
nelni olarak ilci a;;amadan gec;er. idenin uygun olarak maddeden meydana gelir.
zorunlu bir geli~irnine kar~dak gelen bu Evrende ne varsa, bu ~ekilde varhga
evrim, ileriye dogru akan bir annaga gelir. Ruh da, bu yasalara tabi olrnak d u
benzetilebilir. tBergsonun gorii~iine c;ok rumundadxr. Ba~ka bir deyi~le, Bu-
benzeyen bu gorii~uyle o, tarihin hare- dizm, varhk gorii~iinde bireylerin, canh
ket edeni, dinamik olan1, hie; donmam1~ varhklarm ezeU-ebedi bir ruhlara olma-
olanl ac;tmladlglnl one siirmii~tiir. dlganJ savunur. Bir Yarahcanan varolma-
Bruno, Giordano. 1548 y1hnda dogmu~ digana inanan Buda'ya gore, kotiiliikle
ve gorii~leri yuziinden 1600 y1hnda ya- acann varolu~u bir yarabcaya duyula-
kdarak oldiiriilmii~ olan italyan filozof, cak inancn oniinde a~almaz bir engel
astronom ve matematik-;i. olu~turur.
Bilil n alarunda, evrenin sonsuzlugunu Budizntin iki tiirii vardar: Hinayana ve
ve birden c;ok dunyarun varhguu one Mah4yana. Bunlardan birincisi, yani eski
suren kurarru c;agda~ bilime onciiliik Budizm, bireyleri bu dunyarun s1klnt1
ebni~ olan Bruno, varhk felsefesi alarun- ve ashraplanndan kurtarmaya amac;lar.
da, Tanra ve evrenin, zaman zaman her- Yani, 0 once bireyin yazglSlnl ve kurtu-
~cyin yarat1c1 ozii, zaman zaman da soz lu~unu dikkate ahr. Buna gore, aca c;ek-
konusu oziin tezahurleri olarak goriilen mekten kurtulmanm tek yolu, ya~am-
burjuvazi 163

dan el etek c;ekerek, 'Nirvana'ya ula~ Buridan, I ean. 1295-1356 ~'tllarl aras1nda
makla elde edilebilecek olan ahlak yet- ya~am1~ olan Aristotelesc;i filozof ve
kinli~idir. Buna kar~1n, Mahayana ad1 manhkc;1. Mekanik ve optik alan1ndaki
verilen yeni Budizm, bireyden c;ok tum ara~hrmalara da katk1 yapnu~ olan Bu-
insanh~1, yani buh.inu dikkate ahr. Bu ridan, felsefede hem a~1r1 Ockhamcdl-
anlaya~a gore, buyuk bore; gerc;ekte tum ~a, yani tnominalizme kar~1 c;1kml~ ve
insanh~a hizmet ettikten sonra odenmi~ hem de t Aristoteles felsefesine lslam
olacakhr ve bireyin yaln1zca kendisini du~unurleri tarahndan yapdan ek ve
kurtarmaslnut hic;bir onemi yoktur. katk1lan reddetmi~tir.
bulanak [Os. multebes; lng. co,fused; Fr. Buridan1n e~egi [tng. Buridan' s ass]. Her
confus; Al. verworren J. I<avramsal duzey- ikisi de kendisinden e~it uzakl1kta bulu-
de, ac;lk ve anla~ahr; net ve kesin olma- nan bir olc;ek yulaf ile bir kova su arasln-
ma durumu. Bir ~eyin belirgin ozellik- da kahp, bunlardan herhangi birini ~
lerinin iyi sec;ileme1nesi hali. medi~i it;in ac;hktan olen e~ek oykusu.
Orne~in, empirik kavramlann potansi- irade ozgurlu~u problemini ele alm1~
yel olarak SlnlrSJZ ozellikleri oldu~u olan 14. yuzy1l nominalisti Jean Buri-
ic;in, bu kavramlar karanbk kahr. Yine, dana atfedilen bu oyku, ozgur irade an-
sozcuk ya da terimlerin zaman zaman layl~lnl desteklemek ic;in kullandml~
birden c;ok anlam ta~1yabilmesinden d~ hr. Buradan yola c;uwarak, bir insan1n
lay1 ortaya c;1kan anlam belirsizli~i ya benzer bir durumla kar~da~ll~1 takdir-
da mu~lakh~J hali, bir kavrama verece de, kar~1t motiflerin dengesini, ozgur
~imiz x, y ve z gibi yuklemlerin hangile- iradesinin yard1m1yla a~abilece~i one
rinin do~ru, hangilerinin yanh~ oldu~u surulmu~tur.
nu, deneysel ya da mant:Jksal i~lemlerle burjuva devrimi [tng. bourgeois revtJluti-
tam olarak saptanamamas1 dwumu, bu- on; Fr. rhlolulion bourgeoise] En yahn an-
lanlkh~l ifade eder. Zihin tarafmdan laml ic;inde, tarihsel olarak 1789 Fransaz
ac;1k ve sec;ik bir bit;imde anla~tlamayan Devrimi'yle ozde~le~tirilen, ve, ekono-
ideler' d u~unceyi ve du ygulan etkile- mik etkmlikleri toprak sahibi aristokra-
mekle birlikte, zihin taraflndan ac;1kc;a sinin uygulad1~1 politik kontrol tarafln-
kavranamayan, idrak edilemeyen bilinc;- dan onemli olc;ude engellenen burjuva
siz algdar i~n de ayru c;erc;eve iQr\de bu- sm1hnm siyasi kontrolu ve iktidan ele
laruk slfah kullaruhr. ge~nne hareketi.
bulgusal [Yunanca 'k~fetmek' anlarruna Biraz daha genel bir anlam ic;inde, mo-
gelen 'heuriskD' dan; lng. heuristic; Fr. heuris- dem dunyay1 yaratan, Babda onyedi ve
tique; AI. hcuristisch ]. I<arutlamayla de~il onsekizinci yuzydlarda sivil toplum ola-
de, ke~ifle ilgili olaru gasteren; yararh bir rak bilinen ekonomik toplumu do~uran
hipotez ya da bir model tiiriinden, kendi ve dolayJslyla sacayaklanndan birinde
it;inde ne do~ru ne de yanb~ olan, fakat kapitalizm, ikincisinde modem dev let
bir ara~t:Jnna araa olarak daha once i~e ve liberal demokrasiyle, sonuncusWlda
yaram1~ bulunan ve belli bir do~runW\ bilim bulunan genel hareket, geleneksel
ortaya konmasma, belli bir k~if ya da top Iumdan modern toplu1na ge;i~i sa~
bulgunW\ gerc;ekl~tirilmesine y a da bir layan c;ok temelli donu~um sureci.
problemin c;oziimune yarayan ac;llclay1a burjuvazi [tng. bourgeoisie; Fr. bourgeoisie]
O~e(er ic;in kullanllan SLfa t. Geni~ bir c;erc;eve ic;inde, modern A vru-
Do~rulann, olgulartn ve du~uncelerin pa toplumW\un, yeni kapitalist sistem-
ke~fiyle ortaya konma surecinde kulla- de giri~imci olarak ortaya c;1kan ve boy-
nllan yontemleri, yararh hipotez, model lelikle eski ekono1nik sistemin egemen
ve ac;Jklay1cl o~eleri konu alan disipline santhn1n oldu~u kadar, yeni endustri
ise, bulgubilim ad1 verilmektedir. duzeninin i~c;i Sln1hn1n da kar~1s1nda
..
164 Burke, Edmund

yer alar. orta s1mhm; kapitalist toplmn- butavada. Hint felsefesindc, dogadaki
da, orta ya da daha ~ok yonetici s1mf 1 nesnelerde gozlenen farkhhklann, onla-
gostennek it;in kullamlan terim. rl meydana getiren maddi ogelerin
Biraz daha ozel an.lam1 i<;inde ise, bUiju- farkh bile~imlerinden meydana geldi-
vazi, ekonomik bakundan geli~mi~ olan gini savunan madded akun.
ulkelerde ya da endi1stri toplmnlannda, Butler, Joseph. 1692-1752 y1llan arasmda
i.iretim ara-;lanyla, bunlann tiretimi i-;in ya~am1~ olan ingiliz ahiAk felsefecisi.
gerekli olan hammadde ve ara-;lan, yani Hazc1hga, ve dogru davram~m enin-
makinalan ve fabrikalan mi.ilkiyetlerinde de sonunda ki~inin kendi -;Jkarlanyla
bulunduranlann meydana getirdigi sml- ol-;tilecegini ileri suren anlay1~a ~iddet
n tammlar. Buna gore, tiretim ara-;larmm le kar~1 -;1kan Butler, ahlak konusuna
sahibi ve i.icretli emegin i~verenlerinden insan dogasma ili~kin empirik ara~tlr
olu~an ve bu anlam1yla ekonomik olarak ma ve degerlendinneleri temele alarak
hakim s1mf olup, aym zamanda devleti yakla~m1~tu.
ve ktilttirel tiretimi kontrolti altmda bu- buyruk~uluk [ing. imperativism]. Ahlakm
lunduran burjuvazi, i~r;i smLfmm kar~l dilinin ozti itibariyle yonlendirici, reh-
smda yer ahr ve onunla -;ai:J~ma i~inde berlik edici ya da buyurucu oldugunu,
bulunur. ahlakm insanlardan belli ~ekillerde ey-
Burke, Edmund. 1729-1797 ylllan arasm- lemelerini, belli eylem tarzlanm sergile-
da ya~am1~ olan tinlti tngiliz devlet yip, belli eylemlerden sakmmalanm is-
adam1 ve filozofu. teyt:n buyruklardan olu~an bir sistem
Temel eseri Reflections on the Revolution oldugunu one stiren ahlaki gorti~.
in the FrmJce [Fransa'daki Devrim Dzerine buyruk tiirleri [ing. types if imperatives; Fr.
Dii~tinceler] olan Burke, insarun duygu- types des imperatifs] Unlti Alman filozofu
sal ve ruhsal ya~arrurun evrenin genel Kant'm, kendi odev ahlak.ma temel yapa-
dtizeniyle uyum i-;inde oldugunu, top- cagl emirleri belirlemek amaayla, buy-
lllln ve devletin, insarun yeteneklerinin ruklar arasmda yapt1g1 genel aymm.
eksiksizce geli~tirilmesine i.mkan sagla- Buna gore, Kant, u-; ayn buyruk ttirtin-
d1gm1, ortak ~1karlara hizmet etti~ni sa- den soz edebilecegimizi sayler: 1 T eknik
vunmu~tur. 0 muhafazakiir dti~tinti~tin
bu~1ruklar. c;~itli sanatlarda ge-;en ku-
en onemli temsildlerinden biri olup,
rallann ifadesi olan bu ttir buyruklar,
Frans1z Devrimine ~iddetle kar~1 -;1k-
bize, belirli sonu-;lara ula~mak istiyor-
m1~ ve ingiliz sisteminin erdemlerini sa-
sak eger, yapmam1z gereken ~eyleri be-
vunmu~tur. Ozellikle, Devrim hareketi-
lirten buyruklard1r. Buna gore, bir koye
nin rasyonalist ve idealist havasma
giden bir karayolu yapmak istiyorsak
kar~1 -;1kan dti~tintir, devrimin manevi
ate~iyle, siyasi yapuun yeniden kurul-
eger, teknik buyruklar bizden belli ara-;-
masma yonelik projelerin, geleneklerin lan ve belli malzemeleri kullanmamlZl
ve ge-;mi~ten miras kalan degerlerin y1p- ister. Fakat, bir patika, ya da demiryolu
ramnasma ve maddi manevr kaynaklann yapabilecegimiz, veya ba~ka bir ula~1m
tahribine yol a-;hgma soylemi~tir. tarzmdan yararlanabilecegimiz i-;in, bu
Sisteme ve soyutlamaya da kar~1 -;1kan, yolu yapma zorunlulugumuz yoktur.
somut ve belirli sorunlan tedricen ve ya- 2 insan varlrgmdaki basirete, uzgorilye da-
salara uygun bir tarzda -;ozmekten yana yanan buyruklar. Bu ti.ir buyruklar, orne-
olan Burke, liberal ve tutucu Whig aris- gin, arkada~lanm arasmda saygm biri
tokrasisiyle oldugu kadar halk kitleleri- olmak istiyorsam eger, belli ~eyleri yap-
nin ta~kmhklan ve saray entrikalanyla maml ve soylememi isteyen buyruklar-
da mi.icadele etmekten geri durmam1~ ve du. Bununla birlikte, saygm biri olmak
ya~ad1g1 donemde tngiliz siyasi hayah- benim i9n bir zorunluluk degildir. Soz
run istikrar kazanmas1 stirecine onemli konusu buyruk ttirti, yani 'eger'li yargl-
katkdar saglam1~t1r. lar, belirli bir amaca ula~mak i-;in ne ya-
biitun-par~a ili~kisi 165

pllmasa gerektigini soy~eyen yargalar ~agda~ siyaset felsefesinin bi.irokra-


olma anlamtnda ko~ullu buynaklardu. siyle ilgi1i en temel sorusu, bi.irokrasi-
Sonuna. buyruk tiirii ise, 3 altltiki buyruk- den vazget;ilip vazge~ilemeyecegi soru-
lardan meydana gelir. Soz konusu buynd< sudur. c;unki.i, gi.ini.uniiz toplumlannda
tiirii, bize akdh insan varhldan olarak yo- faaliyet alanlan, kuruanlar ve i~ boli.1mi.1
nelip, bizden her dununda, sonucu hi~ ~ok fazla artttg1 i~n, modern topltunlar
dikkate almadan, kendi i~nde zorunlu giderek artan ol~i.ilerde bi.irokratla~an
olan eylemi ger~ekle~tirme1nizi isteyen toplumlar haline gehni~lerdir. Bundan
buyruk.Jardan olu~ur. Ahlaki buyruklar, dola)ra, baz1 dii~iini.irler bi.irokrasinin
bize, ~u ya da b u sonuca ula~mak ic;in i~te bu duruanun sonucunda, siyasi bir
degil de, insani oziimi.iz, akllb insan varb- ege1nenlik sistemi olarak ortaya ~akttg1n1
gmuz ozii sozi.1 bir olmayl gerektirdigi iddia etmi~lerdir. Buna gore, bi.irokrasi
i~in, her k~ul altlnda dogruyu soyleme- arhk devletin i~leyi~indeki vazge~il
miz gerektigini belirten buynlk.lardu. Bu anez bir ara~ olmaktan c;akap, egemenli-
tiir buyruklar~ hi~ir ko~ul ve hi~bir gi elinde tutan gnap haline gelir. Yine,
sonu~ gozebneden, kategorik olarak em-
bu durum, halk ege1nenliginin temsilcile-
reden buyruklardtr. ri olan sec;ilmi~ milletvekilleri ile atanm1~
Buchner, Ludwig. 1824-1899 yallan arasan- biirokratlar arasanda bir kar~atllk dogu-
rur. Bundan ba~ka, biirokrasinin karta
da ya~ama~ olan maddeci Alman dii~ii
niirii. Dun yarun y a da dotarun nasal ol- siyeciligine, yetersizligine ve ara~larla
ama~lan birbirine kan~taran yakla~nnl
masa gerekti~ a prion olarak ortaya
na i~aret edilmi~tir.
koymaya kallo~an t Alman idealizmine
biitiin [Os. kiil, umunr; tng. wltole; Fr. tout;
kar~a ~akan Bi.ichner, doga biliminin fel-
Al. ganz, heil]. Tam ve eksiksiz olan; par-
sefeye ihtiya~ du ymad1gant, .;unkii onun
'ialardan olu~an ve hi'tbir par.;as1 eksik
kendi kaynaldanndan hareketle, empirik
bulurunayan, bir birlik ya da sistem ser..
ara~hrmaya dayanan, gene) ve 1naddf
gileyen ~ey; par~alardan meydana gel-
bir dlinya resmi ortaya koyabilecegini mekle birlikte, par~alann yahn bir topla-
soy lea ni~tir. mandan daha fazla bir ~ey olan yap1; bir
Diyalektik olmayan bir t1naddeciligin par~a y1 etkileyen bir degi~menin diger
yllmaz savunuculugunu yapma~ olan par~alarda da degi~iklige yol a~anas1 an-
Buchner, evrene ili~kin a~aklamarun lamanda, par~alan arasanda kar~llakh
temel ilkeleri olarak yalruzca gil~ ve bir bagamhhk ili~kisi bulunan nesne.
maddeyi alma~, tinsel bir ruhun varolu- Bu baglamda, birbirlerinden ayn duran
~undan hi~bir ~ekilde soz edileaneyece- par~alann bir sentezi; bu anlamdaki bi.i-
gini dile getirmi~tir. rune totum, yan.i 6geler bi.1tiini.1 ad1 veri-
biirokrasi [tng. bureaucracy; Fr. bureaucra- - lir. Buna kar~1n, ayn1 san1f i~inde yer alan
tie; AJ. burokratie]. Bir toplumda tabandan tekillerin, bireylerin toplanu anla11unda
yukanya dogru t;lktlk<;a daralan bir yap1 bi.itiine ise, omne, yani tekiller toplaan1
i~inde orgiitleruni~ olan, ki~isel olmayan denir.
gene) kurallar ve i~leyi~ ilkelerine gore biitiinpar~a ili~kisi [ing. relation of wltole-
~ah~an profesyonel gorevliler grubu. part; Fr. relation enlre le tout er Ia partie].
Siyasi iktidan ellerinde tutan ki~ilerin Par~ayla, bir bi.iti.ini.i ya da bir toplanu
se~ilmi~ olmalanna kar~an, biirokrat- meydana getiren ~ey ya da oge, buna
lar, se~ilmi~ degil de, bir i~i yapmaya kar~1n biirunle de, par~alardan meydana
1nemur edihni~, bir goreve atanma~ pro- gel en ~ey ya da yap1 anla~lldagmda, b u
fesyonel gorevlilerdir. Biirokrasiyi belir- iki ~ey arasanda saz konusu olan ili~ki.
leyen iki temel ozellik, olduk~a geli~mi~ Bir toplam, mekanik biitiin ve organik
bir i~boliimii ve gorevlerde uzmanla~ bi.1ti.1n olmak iizere, ii~ ayn biitiinden
madu. soz edilebilir. Bunlardan 1 birincisinde,
166 biitiin-par~a ilkesi

yani toplamda, biitiinii meydana getiren Biitiinpar~a ili~kisi giindeme geldigin


par~alar birbirlerinden hem fonksiyonel de, yine, biiti.inlerin par~alara, par~ala
olarak ve hem de varhk baktmtndan ba- nn bi.iti.inlere oldu~undan daha fazla
~tmsJZdtr Biitiin ise, park etmi~ olan ba~nnh oldu~unu savunan do~urucu
ara~lann olu~turdu~u park alam ome- evrim gorii~iinden soz edilebilir. S. Ale
~inde oldu~u gibi, par~alanndan ba~tm xander, Lloyd Morgan ve R. W. Sellars
SJZ olabilirken, aritmetikte saytlarla ilgili gibi dii~iiniirlere gore, yeni varhk dii-
olarak, 'bir sayt par~alanrun toplamtdtr' zeylerinin ortaya ~~t, fiziki varhk dii-
dedi~imiz zaman soz konusu oldu~u zeyinin ardtndan ya\Mlmtn ya da biyolo-
gibi, ba~1mh da olabilir. jik diizeyin ardtndan bilincin geli~i
2 Bir otomobil ya da bir saat ome~inde orneklerinde oldu~ gibi, par~alarla ilgi
oldu~u gibi, mekanik bir biitiinde par- li yeni diizenlemeleri i~erir. Omeg;n, bir
~alarm onemi biiyiik olup, par~alar bir hayvan, bir birey ya da biitiin bir varhk
birlerine fonksiyonel olarak ba~Imhy olarak fonksiyonlaruu ger~ekle~tirir; bu-
ken, birbirlerinden varhk baktmmdan nunla birlikte, onun biitiinlii~ii par~ala
ba~unsJZdtrlar. 3 Buna kar~tn, organik ra, organlara, hiicrelere, molekiillere,
biitiinde, bir insan organizmasmda oldu- elektronlara, v. b. g., ba~hdtr. Bu par~a
jt1.t gibi, biitiinle par~lar arastnda mutlak lar olmadan hayvan varolamasa bile, go-
bir ba~mhhk il~kisi soz konusudur. rii~ gore, ome~in molekiiller biitiinden
lkisi arastnda mutlak bir ba~mWtk soz ba~mstz olarak varolur.
konusu oldu~undan, ister biitiin ya da SOz konusu gorii~iin kar~tsmda ise,
ister par~alarda ortaya <an bir de~i~ik par~alann biitiine, biitiiniin par~alara ol-
lik, di~erinde de bir degi~ikli~e yo! a~r. du~undan daha fazla ba~1mh oldu~unu
Cmegin, biyolojik bir organizma olarak one siiren gorii~ yer almaktadJr. Bu
organik bir biitiin, bir kol ya da bir gozii- gorii~, yalmzca biitiiniin ge~ek oldu~u
nii, vs, yitirdiginde, farkh bir biitiin haline nu, evrendeki tikel bir olu~um ya da te-
gelir. zahiiriin ger~ek do~astru, ancak ve ancak
Par~a-biitiin ili~kisi soz konusu oldu-
evrenin ger~ek do~asuu bildigitniz tak
~unda, dii~iince tarihinde farkh teorile-
d.irde bilebilece~imizi savunur. Ome~in,
rin geli~tirilmi~ oldu~unu goriiyoruz.
Gestalt teorisine gore, davram~lart bi-
Buna gore, Leukippos, tDemokritos ve
reysel o~eleri tarahndan belirlenmeyip,
tEpikiiros gibi atomcu dii~iiniirler, bii-
tiinlerin varolmadt~tru, yalmzca par~la kendi asli do~astrun par~alan ya da sii-
re~leri belirledigi biitiinler vard1r.
nn varoldu~unu one siirrnii~lerd.ir. Var-
biitiin-par~a ilkesi [lng. principle of whole
h~t, maddenin boliinemez par~ctklan
olan atomlar araah~t yla a~tkla yan bu part). Biitiinii, kendisini meydana geti
dii~iiniirlere gore, ta~lar, a~a~lar, hay-
ren par~alann toplarnmdan daha fazla
vanlar, v. b. g., bir ~ekilde, bu par~actkla bir ~ey olarak goren, biitiiniin, par~ala
nn geo;ici ve raslantJsal toplamlan olup, rtndan hi~birinde rastlanamayan ozel-
onlarm biitiinliikleri yoktur. liklere sahip oldu~unu savunan anlayt
Bunun kar~Jstnda yer alan gorii~ ise, ~ ifade eden ilke.
yalmzca biiltinlerin varoldu~unu, pa~a Biitiine ili~kin ger~ek a9klama ya da
lann olmadt~mt one siiren gorii~tiir. Or- bilginin, biitiiniin par~alan bilind.igi, ana-
negin, Hint Vedanta o~retisine gore, ni- liz edildi~i ya da a~tklandt~J zaman
hai ve en yiiksek ger~klik olan tBrah- de~il de, ancak ve ancak birbirleriyle kar-
man, bir biitiin olup, onun par~alan yok- ~thkh bir etkil~im i~inde bulunan, ve
tur. Yine, tPlotinos'un Bir olan Varh~I yalniZca par~alann say1lmast suretiyle
mn par~alan bulunmaz. Ba~ka bir omek a~tklanamayan fonksi yonlar ya da faali-
olarak verebilece~imiz, t Aquinasb Tho- yetler iireten par~alannm kar~tbklt ili~
mas'tn ruh gorii~ii ise, ruhun basil olup, kileri ele ahnd1~1 zaman olanakh oldu-
par~alardan yoksun oldu~unu sayler. ~unu savunan gorii~iin temelinde yer
biiyiik varhk zinciri 167

alan; bir biitiiniin part;alanmn ka~1hkh la.m1~hr. Soz konusu evren modeline
bir ba~Jmhhk ili~kisi it;inde bulundu~u gore, patlama ve geni~leme siireci 1020
nu, part;alardan birinde meydana gelen milyar y1l kadar siirmii~tiir ve hala siir-
bir de~i~ikli~in, di~er pan;alarda ya da mektedir.
biittiniin ozellikleri ya da fonksiyonlann- Biiyiik patlama teorisi, evrenin, ilk
da da bir de~i~ikli~e yol at;aca~1m savu- t;a~lannda, t;ok yo~un, t;ap1 Giine~'in
nan ilke. t;apmdan 30 kat azla, kiire bit;iminde
biiyiik adam kurama [lng. greal man the- bir hacim it;ine s~m1~ olarak bulun-
ory; Fr. tl1eorie du grand homme]. Tarihle du~unu soyler. Patlama modeline gore,
ilgili ara~tumalar soz konusu oldu~un 151 t;ok yiiksek olup, bir milyar derece-
da, bir alandaki ba~an, kazamm ve iler- nin iistiindeydi ve atomlar proton, not-
lemelerin, oncelikle ve t;ok biiyiik olt;ii ron ve elektronlanndan ttimiiyle soyul-
de, yarahc1 kafalann, iistiin insanlann mu~ halde bulunuyorlard1. Bu ilk de-
eseri oldu~vnu, tarihi biiyiik adamlann virde, en biiyilk rolii, biitiin uzay1 dol-
durmu~ olan 1~1mm oynamaktayda.
yapta~uu savunan yakla~1m.
Bireylerin ya da ara~t1rmac1lann t;1~1r Madde atomlan t;ok az idi ve giit;lii
1~1k kuantumlan ile hrlahhyordu. Yak-
at;1C1 yara hcthklanm on plana t;lkartan
la~ak bir saat sonra, 151 bir milyar dere-
soz konusu ki~iselci yakla~1m, ara~tu
ceye, otuz milyon y1l sonra da birkat;
macarun etkisi altmda kald1~1 toplum-
bin dereceye dii~mii~tii.
sal, kiiltiirel ve entellektiiel ildim ya da
Evrenin olu~umunu at;1klayan bu mo-
ko~ullann onemini vurgulayan do~alc1
dele gore, patlamarwt ilk saniyelerinde
yakla~1mm tam kar~1smda yer ahr.
sacak gazlar olu~maya ba~larru~ olmak-
biiyiik onciil [ing. major premiss]. Katego la birlikte, otuz milyon ytl it;inde, belli
rik tas1mda, biiyiik terimi it;eren onciil.
bir atom partikiilii olu~mamr~h. Bu gaz-
Kategorik tasunda, biiyiik terim ise bir
kiitle so~umasmr siirdiirdii ve birkat; bin
tasunda yer alan tit; terimden, sonucun dereceye dii~tii. 1~te bu s1rada atomlar
yiiklemi olarak ortaya t;1kan terime teka- olu~maya ba~lad1. Duman halinin bu
biil eder. Aristoteles biiyiik terime, ilk ya arwtda, toz gaz bulutlan i~nde ilk ola-
da yetkin tas1m ~eklinde, orta terimi it;e- rak hidrojen ve helyum bulunmaktayd1.
ren, kaplarru en biiyiik terim oldu~u Sonra t;ekim kuvvetinin etkisiyle, belirli
it;in, biiyiik terim aduu vermi~tir. Ote toplarumlar olu~maya ba~lam1~tu ki,
yandan, buyiik terimin, yani sonucun bunlar galaksileri meydana getirecek
yiiklemi olan terimin yer ald1~1 onerme olan gaz kiitleleridir.
ye biiyuk onenne ad1 verilir. Buna gore, biiyiik varhk zinciri [ing. great chain of
'Tum insanlar oliimliidiir', 'Sokrates in- being] Varolan her~eyin tek bir t;izgi ya
sandu', '0 halde, Sokrates oliimliidiir' da zincir it;inde sm1flanabilece~ini dile
tasnrunda, 'Tum insanlar oliimliidiir' getiren tasanm.
onciilii, biiyiik onermedir. Hemen hemen tum diinya gorii~leri ve
biiyiik patlama [lng. big bang]. Evrenin bilimsel teoriler, varolanlan anlamak ve
olu~umunu at;lklamada kullamlan bir insan tecriibesini anlamland1rmak it;in,
teori tiirti. geni~ kapsaml1 smtflay1c1 ~emalara ihti-
Teoriye gore, evren giiniimitzden en az yat; duymu~lard1r. Bu sm1flay1c1 ve
on milyar yd once, t;ek yiiksek s1cakhk a~lay1c1 ~emalann en temel ve onemli-
ve yo~unluktaki bir yap1dan biiyiik bir lerinden birisi, ge9ni~ t;a~lardan giinii-
patlama sonucu olu~mu~ olup, bu yap1- miize kadar eri~en 'biiyiik varhk zinciri'
dan, soz konusu patlama :'ve geni~leme tasamn1du. Bu tasanm, tum do~al ya da
sonucunda, en hiZh hareket eden kiitle- yarahlm1~ ~eylerin, tek bir dikey t;izgi
ler en d1~ta, daha yava~ hareket edenler ya da zindr it;inde sualanabilece~ini be-
ise en it;te olmak iizere, bir yay1hm ba~- lirtir, oyle ki bu zincirin halkalannda yu-
168 biiyuk varhk zinciri

kan}'a do~ru ~lklldlk~a, her halka bir on- terilen hayvanlarda ise, aynca irade ve
ceki halkarun niteliklerinden bir fazla ni hareket yetene~i soz konusu olur. Hay-
teli~e sahip olur. vanlaran i.izerinde bul unan insanlar ise,
Buna gore, kabaca, zincirin en alhndaki ak1l ve bilin~ sergilerler. Daha i.istteki
halkayla gosterilen mineraller yalruzca halkalarda ise, en azmdan ilk ve Orta-
varolu~ ozelli~ine sahiptir; bitkilerde ~a~'ln bala~ a~1sandan tinsel varhklar
buna ek olarak, canhhk ya da ya~am ve nihayet en i.istteki halkada ise, T ann
ozelli~i vard1r. Bir i.istteki halkayla gos- bulunur.
Camus; Albert 169

~unur. Campanella, tAristoteles'a kar~1


~1k1~1 ve bilgi gorii~iiyle, tDescartes'1 bir-
~ok baklmdan oncelemi~ olmasma kar-
~m, daha ~ok lA Citta del So~ [Giin~ 01-
kesi] adb kitab1 ve bu kitapta geli~tinni~

c
oldugu iitopyasayla tanmu. Diger eserle-
ri: Philosophia sensibus dmwnstrata [Duyu-
sal Olarak Kamtlanan Felsefe] ve Athei.s-
mus Trinmphatus [Ateizmin yenilgisi].
Onalhno yiizydm doga felsefesi hare-
keti i~inde kendisine bir yer bulan Cam-
Cabanis, Pierre Jean George. Frans1z panella, dogaya ili~kin, duyu-algtsma
Aydmlanmasmm, 1757-1808 ydlan ara- dayanan deneysel ara~bnnarun diinya-
smda ya~am1~ alan iinlii dii~iiniirii. ya il~kin bilgimizin kaynagm1 meyda-
tAydmlanmarun diger dii~iiniirleri gibi na getirdigini savunmu~tur. Dogaya
bilimci ve madded bir yakla~mu benim- ili~kin ara~tumamn onemini, onun pra-
seyip, ilerleme dii~iiniine smus1z bir tik etkisinden bagunstz olarak da vur-
inan~ besleyen Cabanis, ruh ya da z.ihin gulayan Campanella'ya gore, doga canh
diye bir ~eyin olmad1gml, yalmzca i~ Tann heykeli, veya Tann'run aynas1 ya
de dii~iince saklayan beyinden s6z ede- da tezahiiriidiir. Bundan dolaya, Tan-
bilecegimizi one siinnii~tiir. Poz:itif bir n'ya ili~kin bilginin, kutsal kitap dt~m
felsefe ve pozitivist bir metodolojinin ge- daki en temel yolu, dogaya ili~kin de-
regini vurgulayan dii~iiniir, bilim ve fel- neysel ara~bnnadtr.
sefe alamnda, tfenomenlerle samrlanma- Campanella, siyaset felsefesi alarunda
run kat;:arulmaz bir zorunluluk oldugunu ise, ya~ad1~ donernin italya'smdaki bo-
ifade etmi~ ve fenomenlerin gerisindeki zukluklardan yola <arak bir iitopik
nihai ve en yiiksek nedenlerle ilgili ola- devlet anlaya~1 geli~tirmi~tir. Ba~ka bir
rak bilinemezci bir tavtr takmm1~t1r. deyi~le, o zamarurun ltalya'smdaki top-
0, ahlik konusunda, ~agm icaplarana lumsal diizenin iyile~tirilemeyecegine
uygun olarak, ahlakm metafiziksel ve te- inanma~ ve her baklmdan miikemmel ol-
olojik onkabullerden kurtarllmasl gerek- duguna inand1g1 yeni ve yetkin bir top-
tigini soylerken, insan ya~ammm birligi lumsal diizen tasarlar.arak, toplumwl
iizerinde durmu~tur. kurtulu~unun Gilne~ Olkesinin toplum-
camenes. Klasik manbkta, onciiUerinin yer sal diizeni ya~ama ge~irildigi takdirde
degi~tirmesi ve sonucun evrilmesi yo- miimkiin olacagm1 savunmu~tur.
luyla Celarent'e, birinci tasun ~ekline in- Camus, Albert. 1913-1960 ydlan arasmda
dirgenebilen dordiince ~ekilden tasun: ya~am1~ alan Frans1z dii~iiniir ve ro-
Tiim Pier M'dir. Hic;bir M S degildir. 0 mano. Temel eserleri: La Chute [Dti~ii~],
halde, hi~bir S P degildir. L 'Homme Rioolte [Ba~kalduan insan], lA
camestres. Klasik manbkta, ikinci ~ekil Peste [Veba].
den, biiyiik onennesi tiimel olumlu Dii~iinsel geli~imi iki ayn doneme ay-
kii.;\1k Bnennesi tiimel olwnsuz, sonucu nlan Camus, birinci donemde, diinyarun
da tiimel olumsuz alan tasuna verilen sa9Jlahg1 ve ya~ anlamsiZhg1 ko-
ad. Terimin ba~nda yer alan C hadinin nulan ve dolaytsayla, tsa~ma kavram1
de gosterdigi gibi, Camestres birinci ~ iizerinde, buna kar~an ikinci donemde
kilden Celarent'e indirgenebilir: Tiim Pier ba~kaldm konusu ve buna bagb olarak,
M'dir. Hi~bir S M deti}dir. 0 halde, hi~- diinyarun anlamstzh~na ba~kaldtnnak,
bir S P de#ildir. toplumu deti~tirmek, kotiiliikleri gider-
Gunpanella, T ommaso. 1568-1639 yallan mek ve daha iyi bir diizen kunnak ama-
arasanda y~ alan iinlii ltalyan dii- cyla eylemde bulunma ternalan iizerin-
170 Camus, Albert

de dunnu~tur. Ona gore, dunyan1n sa;- ~eydir. Oysa Camus'ye gore, sa;ma ya da
mahgma, ka~ulmaz yenilgiyi bile bile sa9Jlahk, dogrudan dogruya Tann"run
kotuluklere kar~ ;1kmak, ya~ama anlam yoklugunun bir sonucudur. Din olmad1
katmaktan ba~ka bir ~y degildir. g1nda, insarun istek, arzu ve idealleriyle
Felsefesi tumuyle ahlAki bir -;izgide ge- diinya aras1ndakj ;ah~ma ve uywnsuz-
li~mi~ olan Camus, felsefe tarihinin ge; luk en yuksek duzeye ul~1r. insan1n du-
mi~inde kalan spek ulatif sistemlerden rumu, ona gore, aoyla ve olumun kesinli-
hi;birinin insan ya~am1 i~ bir rehber giyle belirlenir.
olma rolii oynayamad1g1 gibi, insanan insan varhg1nJn 1nakfll ya da anla~J11r
sarup oldugu degerlerin ge;erliligi i;in bir ~ey olarak gorup kabul ede1nedigi bu
de bir telninat saglayamadlglru soyle- kader ve sa;mahk kar~1smda, Camus'ye
mi~tir. insan1n daima dunyan1n, insani' gore, Ayd tn.1anmarun evrensel akluun
degerler, ki~isel idealleri ve dogru ve soyleyecek hi;bir ~eyi yoktur. Zira,
yanl1~la ilgili yargdan i;in bir temel sag- insan, ;abalanrun hemen her a~amasln
lanasliU istedigini dile getiren filozof, da aklld1~1 olanla kar~1 kar~1ya gelir. 0,
diinyarun insana kar~1 kayts1z kah~1ru hep m utluluk pe~inde ko~ar, mutluluk
anlams1zhk ya da sa;mahk olarak deger- istegini yiireginin en derinlerinde hisse-
lendirmi~tir. derken, ka;lilllmaz olarak sa9Jlayla yiiz-
Ona gore, ge;mi~te benimsenmi~ olan yuze gelir. Sa;ma, bWla gore, insarun
ahlaki tav1rlar, ins ani' degerlerle ger.;ekli- istek ve ihtiyac1nm diinyan1n aklld1~1
gin dogas1 arasanda belli bir uygWlluk sessizligine ;arpmasuun bir sonucu ola-
ya da ahenk bulundugu inancrna bagh rak ortaya ;1kar.
olmu~tur. Buna gore, ahlill ayuunJan Camus'nun bu durwn ka~JSmdaki
ge;erli kdan d1~ destekler, ge9Jli~te din tepkisi, varolu~un sa;mahguu i;tenlikle
tarahndan saglarunaktayd1. Modem do- taruy1p teslim etmenin, biz.i ba~ka bir
'emde, dini inanc1n ~~kii~iinden sonra ya~am ve ote dunya inanandan kurta-
dogan bo~lugu, ona gore, laik dinler rarak i-;inde bulunulan aru ya~ama, gti
doldurmu~tur. Nitekim Camus tHegel zelligi hissetme ve hazZI d uyumsama
ve tMarksm tarihsidliginin insani de- olanag1 verdigini ifade eder. Ba~ka bir
gerleri ger;ekJige bir tiir tarihsel geli~me deyi~le, Camus'ye gore, bu sa;ma ya-
ogretisiyle baglama yonunde bir giri~ ~anhslna verilecek uygun kar~d1k inti-
~imden bafka hi;bir ~ey olmad1gtnl har olamaz. Sa;mahkla, gerilimi dogu-
one surer. I~te o bu ;er;eve i.;inde, l..e ran iki k utuptan birini yok ederek ba~
Mythe de Syspe [Sisyphos Efsanesi] adh etmeyi ama;layan intihar, insan onuru-
eserinde, bir yandan insan varhklanrun na uygun du~mez. Oyleyse, yapdacak
ama;h tav1rlar1yla deger bi;id olma rol~ tek ~ey, sa9Jlahm goriip benimseyerek,
lerini sorguya ;ekerken, bir yandan da ona ragmen ya~amay dene1nektir. Buna
Hegel ve Marks 'an tarih ogretileri tiiriin- gore, Camus insani ama; ve eylemin
den degeri destekleyici ger,.-eklik yorum- metafiziksel bakundan keyfi ve temelsiz
lanrun iflas ettigini sayler. Buna gore, oldugunu goriip benimsemenin, hi;;ili-
deger bi;id ve ama;h bir varhk olarak gi, pasif bir umutsuzluktan ;Lkarbp
insarun, kendisinin bu tutumuna destek dunyan1n insana kar~1 olan kayats1zhg1
saglamayan bir dunya i;indeki varolu- on tin de bir ba~kaldln ya don u~turecegi
~unu, Camus insanm durumunun sa;- ni soylemi~tir. Fakat o, burada da kal
mahgl olarak tan1mlar. may1p, varolu~un sa~ahg1ndan siyasi
Onu varolu~;u felsefe i-;inde, Sartre'dan bir ders c;1karmarun mucadelesini ver
ay1ran ~ey de i~te bu Sa9Jla ogretisidir. mi~tir. Ba~ka bir deyi~le, fa~izme oldu-
tSartre'a gore, sa9Jla, dunyan1n, bilin~iz gu kadar, komunizme de ~iddetle kar~1
varhg1n oziinde bulunan ve bilincin kav- ;1kan Camus, varolu~un sa;mahg1n1
ramsalla~hnnalanndan ya da olumsuzla- hedefleyen bireysel ba~kald1ndan kol-
yc faaliyetinden once ortaya 9kan bir lek tif bir dayan1~ma bilinci turetmenin
canhmaddecilik 171

~abas1 i~inde olmu~tur. belli bir bak1~ ac;1s1ndan, ~u ya da bu


Buna gore, Camus'ni.in sa9Jla olan kar- perspektiften do~ru ya da yanl~br.
~ISJndaki odiin vermez bir i~tenlik ve dii Ba~ka bir deyi~le, bilim tarihinde onem-
riistliikten ba~ka, ba~kald1nyla belirle- li ve ilgin~ olan~ bugiiniin bakl~ a~asm
nen ahlak1, uzla~1msal burjuva ahlak1yla dan veya giini.imiiziin ilgi/ ~1karlanna
fa~ist ve komiinist toplama kamplannda gore onemli ve ilgin~tir. Bundan dolay1-
sergilenen totalitaryanizmi ba~laca dii~ d1r ki, yanslZ bir bilim tarihinden soz
manJan olarak goriir. Bundan dola}'l, edilemez.
Camus, ama~larm ara~lan hakh k11d1~1 canhcahk [Os. ervQiziyye; ing. animism; Fr.
dii~i.incesine oldu~u kadar, tarihin sonu- animisme; AJ. anirnisnus]. Zihinsel, hatta
n u goren tarih felsefelerine de ~iddetle fiziki varolu~un kayna~uu, cisim ya da
kar~1 ~1km1~hr. bedenden ba~1msz veya en azmdan
Canguilhem, Georges. 1904 do~wnlu ~a~ ayn olan bir enerji ya da gii~te bulan an-
da~ Frans1z bilim filozofu. tvfichel Fouca- layJ~. Canh ya da cans1z her~eyin bir
ult'n un doktora tez daru~maru olan Can- ruha ya da tinsel bir toze sahip bulundu-
guilhem yap1salc bilim tarihi anlay1~uun ~unu savunan o~reti.
kurucusu ve en onemli temsilcisidir. 1 Antropolojide, h;sel bir kendili~inden
Evrimci bir bilim gorii~iini.in ya da iler- lik ya da etkinlik ilkesi olarak, her~eyde
leme olarak birikirnsel bilgi anlayt~trun ruh bulundu~nu one siiren gorii~e, do-
hakim oldu~u Fransa'da, o bilimsel faali- ~ada farkh dereceden tinler bulundu~u
yetteki siirekliliklere oldu~u kadar kesin- nu savunan ak1ma kar~1hk gelen canlJcl-
tilere de hakhru verebilecek bir bilim ta- bk, 2 biyoloji ve psikolojide, ya~am1n
rihi gorii~ii geli~tirmi~tir. Onun kar~1 temelirUn maddi bedenden ~k~ madde-
~1kb~1 bilim yorumu ve bilim tarihi anla- sel olmayan ruh oldu~u gorii~i.inii ifade
yt~l ge~mi~i ~imdinin bir temeli ve ha- ederken, 3 metafizikte, varb~m canh ol-
ZJrlayJCISI olarak goren anlay1~br. Bu go . du~unu savunan teoriyle ozd~le~ir.
rii~e gore, bilim bir kez tesis olunmaya Canhchk, 4 kozmolojide ise, evrenin
ve onun konusu belirlenmeye gorsiin, ve bu arada astronomiye konu olan gok
hemen hakikabn biricik temina b, do~ru cisimlerinin ruhlan old u~un u savunan
lann yegane iireticisi olup ~1kar. Nitekim, o~retiye kar~Il1k gelir. Ba~ka bir deyi~
onyedi ve onsekizinci yiizylllarda do~up le, canhc1hk yaln.lZca insan varhklan,
kurumsalla~an bilimler ondokuz ve yir ve insan varhklan d1~1ndaki hayvanla-
minci yiizylllann bilimi i~in bir temel nn de~il, fakat bitkilerin ve hatta canh
olma i~levi gormii~tiir. olarak gormedi~imiz ~eylerin bile ruh-
Cangulheim bu gOrii~iin, kendisinin ge- lan oldu~unu savunan gorii~ olarak
riye donii~ yarulsamas1 aduu verdi~i bir kar~1m1za ~1kar.
te1nel yarulg1ya dayand1~1 i~in, biitiiniiy- Ote yandan, canhcui~m, bir biitiin iin
le hatah oldu~unu one surer. Ge9Jli~in i~indeki par~alann, biitiin\in amac1na
~imdi i~in bir temel, atlama tahtas1 oldu- ula~abilmesi i~in, amao koyan biitiin
~unu kabul eden bu gorii~, aynca ~im tarahndan di~er par~alara uyduruldu-
dinin de~i~mez ve statik oldu~nu ima ~unu savunmas1 durumunda, bu tiir bir
eder. Oysa, ona gore, bilimi karakterize canhcll1~a teleolojik canhczhk ad1 verilir.
eden ~ey, kapai.Jhk ve siireklilik de~il, canh maddecilik [Os. heyulay1 hayvaniye
fakat daha ziyade a9khk vc siireksizlik- mezltebi; lng. hylozoism; Fr. hylozoisme; AI.
tir. Bilim siirekli olarak de~i~ti~i i~in, ka- hylozois mus] GeneI olara~ canbh~1n ve
palJ de~il de, a~Jk bir sistem meydana ya~am1n maddenin temel bir ozelli~i ol-
getirir. du~unu; madde ve hayat1n birbirlerin-
Dahas1, bilginin d1~sal ~evreye, harici den aynlamayaca~1ru; ya~am1n, ayn bir
faktorlere ba~b oldu~unu one siiren Can- ilke olmay1p, maddeden tiiredi~ini ya
gulheim'a gore, do~u ve yanll~ olan, Ni- da maddenin tinsel ozelliklere sahip ol-
etzsche'nin de gostermi~ oldu~u gibi, du~unu savunan o~reti. Her tiirlii hare-
172 Camap, Rudolph

ket ve deg~rnenin nedenini kendisinde Carr, Edward. 1892-1982 }'lllan arasmda


ta~1yan ttoz anlay1~1. ya~a1n1~ ve tarihin bir bililn olmad1g1
Canh maddecilige ilk kez olarak, 'hi;- ~eklindeki gori.i~e ~iddetle kar~1 ;1km1~
ten hi;bir ~ey ;1kmayacag1'n1, dolayt- olan ingiliz tarih~i ve tarih felsefecisi.
slyla maddenin yaratlhnama~ oldugu- Temel eseri, 8 dltlik A History of Sauiet
nu kabul eden, fakat soz konusu ezeli Russia [Sovyet Rusya'n1n Tarihird1r.
1naddeyi harekete ge;irecek bir fail Carra gore, tarih ile doga bilimleri ara-
neden ya da hareket kaynag1 soz konu- Slnda yap1lan ay1nm, s1ras1yla tarihin
su ohnad1~1 i;in, kendi degi~me ilkesi- tekil, buna kar~1n bilimin gene) olana
ni kendisinde saklayan, kendi hareketi- yoneldigi, tarihten bir ders ;~karblama
ni yine kendisinin a;1klayacag1 bir toz, yacagl, tarihin ondeyi gi.iciinden yoksun
arklte arayan tMilet Okulu filozoflann- oldugu, tarihin zorunlu olarak oznellik
da ortaya ;1km1~tu. sergiledigi ve nihayet tarihin, bilimin
Carnap, Rudolph. 1891-1970 y1llan ara- tersine, ahlak ve dini proble1nleri de
Slnda ya~am1~ olan Alman asdh ABD'Ii i~in i;ine katt1g1 fikirlerine dayanlnak-
di.i~i.inur. tManhk;1 pozitivizm ak1m1n1 tadu. Bi.iti.in bunlann temelinde ise,
geli~tirmi~ olan bir grup bilim adam1, fi- t Aristoteles'ten miras alm1~ oldugu-
lozof ve matematik;inin 1920'1arda kur- muz, bilimin genel, ti.imel olanm bilgisi
mu~ oldugu tViyana ~evresinin en se;-
old ugu yerde, tarihin tekil ve bireysel
kin i.iyelerinden biri olan Camap, manhk olam konu ald1g1 ~eklindeki yanh~ on-
ve bilim felsefesine, olas1hk teorisiyle de yarg. bulunmaktadar. Oysa, Carr'a gore,
ti.imevanmsal Qkanm konusuna onemli tariht;i tekil olanla degil de, tekJer i~in
katkalar ya pma~tlr. deki genelle ilgilenir, ;i.inki.i dilin kendi-
Camap, bilimlerin empirik verilerine si tarih;iyi, zorunlu olarak genelleme
manttksal analiz yontemini uygulamak yapmaya goti.iri.ir.
suretiyle, birle~ik ya da birlikli tek bir Cassirer, Ernst. 1874-1945 YJllan aras1nda
ya~am1~ olan Yeni-Kant;l Alman filozo-
bilim ortaya ;1kannan1n olanakb oldu-
fu. Temel eserleri: Philosophie thr SynJOO-
guna inaxun1~ olan bir filozoftur. 0, Vi-
lisclten Fonnen [Sembolik Formlar Felse-
yana ~evresinin ti.im diger i.iyeleri gibi,
fesi] ve Zur Logik der Kultuwissenschaften
ti.imcelerin ya da onermelerin, yalruzca
[Ki.ilti.ir Bilimlerinin Manttg1 Ostiine].
deneysel olarak dogrulanabildikleri tak-
Cassirer'nin yontem olarak transenden-
dirde anlamh olduklanru ve metafizigin
tal yontemi benimseyen, gene) bak1~
onermelerinin, bu ol;i.ite tabi tutuldugu
a;1s1 itibariyle de idealist olan felsefesi,
zaman, anlams1z ya da olgusal bir an- t Kant'1n el~tirel felsefesinin biraz daha
lamdan yoksun old uklaruun gosterilebi- farkh bir versiyonudur. Ba~ka bir deyi~
lecegini savunmu~tur. le, Kant felsefesinden hareket eden ve
Daha ;ok mant1k ve matematik kon u- Kant'm inzan zihnindeki a priori kav-
sunda, ya~am1n1n ikinci yans1nda da ramlann dogal di.inyaya ~ekil verme
ti.imevanm ve olasll1g1n temelleri i.ize- yollanyla ilgili temel ilkelerini geni~le
rinde ;ah~ml~, ve empirizmi, deneysel ten Cassirer, bir kavramm ;ok sayada
bilginin karutsa) temellerine ili~kin sis- tekil ornekten, bireysel varhk~an soyut-
telnatik ve manhksal bir tsgreti olarak lama yoluyla elde edildigi gori.i~une
yorumlam1~ olan Carnap, ayn1 zaman ~iddetle kar~1 ;1km1~ ve tlpka tPlaton
da manbk;1 pozitivizmin dogrulanabi- gibi, kavrarrun, bilgiyi di.izenleyen bir
lirlik Ol;i.iti.i i.izerinde durmu~ ve doga- ara; olar~ tikellerin, bireysel nesnele-
da old ugu gibi, toplumsal ve tarihsel rin sJrufland1nlabilmesi i;in daha once-
alanlarda deneysel bilimlerin terim ve den var old ugunu belirtmi~tir.
onermelerinin fizik dilindeld terim ve insarun temel etkinliginin kavramla~br
onermelere indirgenebilecegini dile geti- ma, temel ozelliginin de sembo!le~tirme
ren fizikalist gori.i~i.i benimsemi~tir. oldugunu belirten Cassirer, din, sanat,
cebnye 173

dil, tarih ve bilunin, simgeler ureten ve yuce yol' dur; do~ruy~ inanmak, do~
urettigi sembollerin dunyas1nda ya~ayan du~urunek, dogru konu~mak, dogru
insarWl meydana getirdigi se1nbollerden eylemek, dogru ya~amak, dogru kavra-
ba~ka hi!;bir ~ey olmadtk.Janru savw1 lnak, dogruya eri~mek.
m u~tur. Ozellikle k iiltiir felsefesiyle set;~ c:ausa sui. Daha t;ok spekulatif metafizikte,
kinl~en Cassirer, sembol ve anlam iii~~ omegin alalc1 filozoflann metafiziklerin-
kisj uzerinde yogunla~m1~hr. 0, bu de, kendi kendisinin nedeni olan, varolt t-
baglamda, sembol ve anlatn ili~kisinin ~u, olumsal degiJ de, zorun!u olan varbk
kendisini iki kar~1 t egilimle ifade ettigini it;in k ullanllan Latince deyiln.
seylemi~ ve bu egilimleri, tutucu bir ge Deyimin, biri olumlu, digeri olu1nsuz
lenek it;inde ortaya ~kan duraganla~br olan iki anlatnl vardu. 1 Olutnsuz anla1n1
na ve koruma egilimiyle, evrimci bir ge- i~inde causa sui, kendinden ve kendi ba~t
lenek it;inde ortaya t;Ikan, eski modelleri na varolan, mutlak anlamda ba~tms1z ve
ytktna egilimi olarak sualam1~hr. nedensiz varhg1 (yani Tann'yt) gosterir. 2
Cassirer, omegin efsane ve ilkel dinler~ Olutnlu anlam1 ic;lnde ise, causa sui, doga-
de, tutucu egilimin oldukt;a gut;lu oldu~ St ya da ozu varolu~unu i~ren varhk an-
gunu one surer. Nitekim, mitolojik at;1k~ lamtna gelir. Buna gore, Tann kendi var-
lama ~imdiyi uzak bir get;mi~ araa~ hglrun te1nelidir ve kendi varbgtntn fail
hgtyla at;Uclama t;abast it;inde olur. Yine, nedeni olarak goriilur. Yani, varolu~,
dogal dillerde, duraganla~brma egilimi kendi kendisinin nedeni olan varh&n do-
veya tuturu gelenek kendisini, bir dilin, gasJndan zorunlu olarak ~kar.
ileti~imin 1niimkun olabilmesi i-;in, uy~ caynac1hk. M. 6. 6. yi.izytlda, Hindis-
mak durwnunda oldugu kW'allarda gos~ tan'da Mahavira taraf1ndan kurulmu~
terir. Ayn1 nesnelle~tirme ve duraganla~ o!an din ve felsefe okuluna verilen ad.
hnna egilimi bilime de damgas1n1 vurur Caynacrbga gore, dunya canlt bir oz
ken, Cassirer'ye gore, bir tek sanatta, olan fciva'yla, canSlz maddelerden, aciva-
gelenegi y1k1p, yeni modeller ya da du dan olu~ur. Civalar, ruhlar, maddeyle
zenler yaratma egili.1ni ag1r basar. Bunun- kirlenmi~ oldu~u i-;in, olmast gerektigi
la birlikte, burada bile, gelenek tutnden gibi, kusursuz ve olumsiiz olamamakta-
ortadan kalkmaz, zaten ortadan kalkmast dtr. Kurtulu~, ancak maddenin kirinden
demek, sanatt da mumkun kdan ileti~i .. uzakla~makla, stla perhizlerle, t;ileci ve
min sona ennesi demektir. erdemli bir ya~am surmekle olur. Temel
Buradan da anla~llacag1 uzere, Cassirer ilkesi, verilmemi~ olant almamak, dun ya
din, bililn, sanat ve diJi, organik bir birlik nimetlerinden vazge~ek ve ozellikle de,
sergileyen surekli bir geli~menin goru~ canb olan hit;bir ~yi oldi.irmemek olan
numleri olarak degerlendirmi~tir. Bu go Caynaahk, ruhu Nirvana'ya ula~hnnayt
n1numlerden her biri, insan bilinrindek.i a1nat;larken, tit; yol onerir~ Dogru gorii~,
setnbolik tasanmtn i~levinden ba~ka, in- dogru bilgi ve dogru ahlak.
sarun, kultur olarak tarumlanan, kendine cebriye. lslam diinyastnd~ iyi ve kotuniin
ait ideal dunyayt in~a etme guci.inu goz.. bizzat Tanndan geldigi inanan1 benim-
ler onunu sennektedir. seyen ve her eylemin onc:eden Tann tara-
catvari arya-satyani. Budarun ogretisi- hndan yarahhp, takdir edildigini di!e ge-
nin ozunu olu~turan dort temel hakikat tiren kelami mezhebi dile getiren terim.
it;in kullantlan deyim. lnsanlann bir i~i, bir eylemi yap1p yap-
Buna gore, 1 ya~am aadu, uzuntudur, mamakta ozgur oldugunu kabul eden
1shrapt1r. 2 Aalann, uzuntii ve stkmh- ve dolay1styla insanlann yaphklanndan
run kaynagt, doywnsuz istekler ve tut- sorumlu olduklar1 fikrini savunan Kade-
kulardtr. 3 Kendisini tutkulara ba~nh riye mezhebinin kar~tsmda yer alan
hktan kurtaran k.i~i, ger~ek bir kurtulup Cebriye mezhebine gt>re, iyi ve kotii
erer, dogu~ t;arklntn d1~1na t;tkar. 4 Kur~ dogrudan dogruya Allah"tan gelir; olay-
tulu~a goturen yol ise, 'sekiz basamakb lann ortaya t;tkl~l ve meydana geli~i, in-
174 celarent

samn iradesine bagh degildir, zira her- Liberal gori.i~ ve bireysel ahlakla cema-
~ey Allah tarafmdan onceden, degi~ at.;i gorti~ ve erdem ahlakJ arasmdaki
mezcesine belirlenmi~tir. kar~1thgm kokeninde, bireysel ozerkh-
insaiUn ya da kulun se.;me ozgtirlugu ~ ahlakm oztinti meydana getirdigini
ahnad1g1 i~, iyi ve kotii i~lerin Tann'- savunan +Kant ile, Sittlicltkeit kavram1yla,
dan alduguna inanan Cebriye mezhebi, bireyin bir cemaate aidiyetinin almazsa
iki gruba aynhr. Cehm bin Sahva'nm on- almaz aldugunu one stiren +Hegel ara-
ctilti~inti yapbg1 ve tam cebrller alarak smdaki kar~1thk bulurunaktad1r.
bilinen birinci gruba gore, insanlarda cesare. Klasik manbkta, ikinci ~ekilden,
irade bulunmamaktadu ve insanla can- btiyiik onerme ve sanucu tilinel alwnsuz,
SIZ varhklar arasmda bu bak1mdan hi.;- kti.;tik onermesi ise tiimel alumlu bir
bir fark yokh1r. Buna kar~m, daha 1hmh onerme olan tas1m kahb1: Hi.;bir P M
bir yazgtc1hg1 savunan ikinci gruba gore degildir. Tum S'ler M'dir. 0 halde, hi.;bir
ise, kulun yapttg1 i~i Tann takdir etmek- S P degildir. Cesare tas1m kabbt, birind
le birlikte, kul i~in yapllrnas1 i.;in, belli ~ekilden celarent'e indirgenebilir.
bir .;aba ve gti.; harcar. cesaret [ing. courage; Fr. courage; AI. mut].
celarent. Klasik manhkta, btiytik onerme Ahlak felsefesinde, ki~iye bir tehlikeyi,
ve sanucu ttimel alumsuz, kti.;iik oner- si>z kanusu alabilecek karku tarafmdan
mesi ttimel alumlu alan birind dereceden alt edilmeksizin gogusleme imkaru ve-
tastm ~ekli: Hi.;bir M P degildir. Tiim ren zihin hali ya da eylem tarz1.
S'ler M'dir. 0 halde, hi.;bir S P degildir. Ytireldilik. yigitlik anlarruna gelen cesa-
cemaat,.ilik [lng. communitarianism; Fr. ret, bk.;ag Yunan felsefesinde, bilgelik,
conrmunautarisnre]. Liberal siyaset ve eko- adalet ve oh;ultiltikle birlikte, temel er-
nami gt>rti~tintin, yarara ahlak tearisi- demJer arasmda say~br. Buna gt>re,
nin oztinde varaldugunu savundugu bi- cesur bir insan. karku duymayan ya da
reyciligi reddeden, ve sadece bireysel karkusuna hi.;bir ~ekilde yenik dti~me
ozerklik ve ozgtirlugu karumay1 ve kal- yen inS<~n alarak degil de, karkusunu
lamayi gozeten bir toplwnda yak alup kantralti altmda tutabilen ve bir odev
gittiklerine inand1g1, ktilttirel veya ulusal duygusuyla ya da ahlili ve rasyanel bir
degerler benzeri, kallektif bir dagaya, yarg1ya uygun alarak eyleyebilen ki~idir.
artak bir oze sahip degerler ve ama.;lann cez.a [Os. muc4ziit; lng. punishment; Fr. pu-
onemini btiyiik bir gti.;le vurgulayan tap- nition; AI. strafe]. Yasalan bilerek ve is-
lum tearisi, siyaset gorti~ti. teyerek ,.igneyen, belli bir eylemiyle
5Hz konusu taplum ve siyaset tearisi- su.; i~leyen ki~iye uygulanan yaphnm.
nin ahlak gorti~ti, bireysel ozerklige da- Ba~kalanna bir ~ekilde, maddi ya da
yanan bireydlik ve zaman zaman da ya- manevi zarar veren, taplwna ve tap-
rarcihgm tersine, bir terdem ahlakldu. lwnsal hayata zararh eylemlerde bulu-
Bununla birlikte, cemaat.;iligin ahlak go- nan ki~inin, Hzgtirltiguntin elinden alm-
rti~ti bir erdem ahlak1yla smuh kalmaz; masi, birtak1m haklarm ktsitlanmasi ve
a si>z kanusu erdem ahlikuun ancak ve parasal kayba u~ablmas1 suretiyle yak-
ancak, bir gelenegi alan, aym inan.;, sunluk it;inde bulunmas1 durumu.
deger ve davram~ kahplanru benimse- Bu baglamda, genelin iyiligi adma ka-
mi~, i.;ten, ytizytize ili~kilerle birbirleri- nulmu~ yasalan ihlal ederek,. yasa ya da
ne baglanan insanlann meydana getir- emirlere kar~1 gelerek su.; i~leyen ki~iye
dikleri cemaatlerde geli~ebilecegi, insa- verilecek cezayt .;e~itli ~ekillerde temel-
mn tam anlamtyla ger.;ekl~mesi i.;in lendirrneyi, hakl1 k1lmay1 ama.;layan bir
gerekli alan erdemlerin, aymc1 bir ka- dizi ogretiyi belirleyen genel teariye, ceza
mtinal ya~am tarzma sahip taplumlar- kuramr ad1 verilir.
da hayata ge.;irilebilecegi kabultiyle ta~ Genel ceza teorisi it;inde, 1 cezarun ama-
mamlamr. ctrun, su.;ludan, i~ledigi su.;a, yapt1g1 ko-
Chomsky, Noam 175

ttiluge e~degerde bir oc abnak oldugunu olu~rurulabildigi za1nan mi..hnkiin olaca-


one stiren ceza anlay1~1 misilleyici ceza gma ve felsefenin boylelikle matenatik-
anlay1~r olarak bilinir. 'Goze goz, di~e sel modele ~ygun bir yap1ya kavu~tunl
di~' atasoztinde ifadesini bulan bu labilecegine inaruyordu. Bu durumda
oranhh ceza anlay1~1na gore, ceza, su-;- filozoflar, ortaya attlklan iddialan, geli~
luyu tslah etmek i-;in de~il de, soz ko- tirdikleri sistemleri, bu se1nbolik dil ve
nusu olan bir kottiltik ya da adaletsizli~ kalkul sayesinde denetleyebileceklerd i.
gi dtizeltmek, telafi etmek i-;in verilir; Bu i~ ic;inse, Leibniz'e gore, felsefe kav-
zira en buytik adaletsizlik, ki~inin ba~ ramlanru sembollerle gastennek, kav
kalanna, orantll1 kar~1hg1 ve kayb1n1 ra1nsal ili~kileri de manbksal i~lemlerle
gonneden zarar vermesinden, kottiltik ortaya koymak yeterli olacaktu.
etmesinden olu~ur. Chartres Okulu [ing. School of Chartres;
2 Cezan1n amaClJun suc;luyu tslah etrnek, Fr. Ecole th Cltartre] Orta-;ag felsefesinin,
su-;lunun davrant~uu degi~tinnek ve iyi- Fransa'da, 10. yuzylla 13. yuzytllar ara-
le~tinnek oldugLmu, salt ceza vennek, oc snda etkin olmu~ onemli okullanndan
almak i-;in verilen cezatun kotii ve adalet- biri. Aristotelesc;i ogretilerin, Platoncu og-
siz olup, cezanm ancak cezalandnlan ki- retilerle belli bir sentezini yapan okulun
~iye yarar saglad1~ zaman me~n) oldu- en onemli dti~tintirleri arasmda, Chart-
gl.lnu one stiren ceza o~etisi, tslah edici res'h Theodorik, Conche'lu William
ceza anlay1~1 olarak katcgorize edilir. 3 Chartres'h Bernard, ve hepsinden onemli-
Buna kar~1n, su-;luya, ayn su-;u i~leye si tSalisbury'li John sayllabilir.
cek ba~ka insanlar tizerindeki caydLnCI Chomsky, Noam. 1928 dotumlu iinlti
etkisinden dolay1, ceza verilmesi gerekti Amerlkah dilbilimci, dti~tiniir. Temel
gini savunan ceza gorti~ti cayd1r1C1 ce:za eserleri: Syntactic Structures [SOzdizimsel
anlayl~l olarak bilinir. Yapllar], Current I ssue5 in Linguistic The-
4 Nihayet, cezarun kendi ic;inde, ozti iti- ory [Oilbilim Teorisinde Temel KonularL
bariyle kotti bir ~ey oldugunu, bundan Ltmguage and Mind [Oil ve Zihin), Cnrtesi-
dolay1 cezarun en ytiksek say1da insarun an Linguistics [Oescarte59 OilbilimL DeqJ
en yuksek tnutluluguna katkl yapbgl sti- Structure and Semantic Interpretation (Derin
rece, caydirlCI etkisinden dolayt verilebi- Yaps, Ytizeysel Yap ve AnlamsaJ YorumL
lecegini savunan ceza anlay1~1; cezarun Problems of Knowledge and Freedom [Bilgi
olumlu sonu-;lar tiretti~ zaman me~ril, ve Ozgtirltikle ilgili Problemler].
aksi lakdirde anlams1Z ve gereksiz oldu- Oili dogu~tan getirilen evrensel bir ye-
gunu savunan gorti~ ise yarare1 can anla- tenegin tirtinti olarak goren Chomsky,
y1~ 1 olarak tarumlarur. btittin ozgtin katk.llanyla birlikte, yap
characteristica dominante. Ba~at karaktere, salc1 dilbilim gelenegi i-;inde yer ahr.
bir ~eyi her ne ise o ~ey yapan, belirleyen, Onun dilbilime ve modem dti~tinceye
o ~eye ili~kin S1n1flamada temele ahnan olan katkllan u-; ba~hk albnda toplana-
birincil ozellige venilen Latince ad. bilir: Chomsky her~eyden once, dilbi-
characteristica universalis. Onlti Alman limde dikkatleri salt betimlemesel ve
ak1lC1 filozofu Leibniz'in felsefr bilgi ve ttimevanmsal olan bir dtizeyden, yani
kan1tlama i~n gerekli gordtigti ve bir bildirimleri katologlama dtizeyinden,
boltimtiyle hayata ge-;irebildigi sembo~ dilde yarahcl bir -;gtr a-;an tiretici diize-
lik dil projesine verilen diger ad. ye, ideal beceri ve yeterlikle derin yap
tLeibniz, felsefe dilinde bir at;tkhga ka- dtizeyine -;ekmi~tir. Oil, ona gore, maddi
vu~manln, felsefi bilgiye kesinlik kazan soylem, ya da bir dilin pratik icraslndan
d1rmarun, ancak basit kavramlar i~ -;ok daha fazla bir ~eydir.
basit sembollerden ve ka~1k kavram~ ikinci olarak, o dili yeniden ele ahp de-
Jar i~n de basit sembollerin birl~imle gerlendirirken, dilsel beceri ve yeterlik
rinden meydana gelerek sembolik bir dil kazanmanln, dili kullanmay ogrenme-
176 Cicero, Marcus Aurelius

nin davranl~c;tlann ko~ulla1nac1 yakla culuga kar~1, dogrudan VE kesin olan


~unlanyla, uyan-tepki mekanizmalany- ahlak bilincinin kuru1nlanna s1g1nm1~
la, tiimevarunsal bir tarzda a~Iklana ve temel ahiAki kavra1n ve ilkelerin do-
mayacaglnl ifade ehni~tir. Dili, insanlar- gu~tan oldugunu one siirmii~tiir. 0,
da dogu~tan getirilen bili~sel bir kapasi- ayn1 c;erc;eve i~inde, erdemin mutluluk
tealin iiriinii olarak Chomsky bu gorii ic;in fazlas1yla yeterli oldugunu, kurgu-
~i1yle, onyedinci y(izyll akdohg1na c;ok sal ya da entellektiiel degil de, pratik
yakla~m1~tlr. Ona gore, dilsel ozgiirliik erdemin daha biiyiik bir deger ta~1d1-
ve yarahc1hk sonradan kazarulan bir g1nl belirtmi~tir.
~ey degildir, fa kat belirleyid bir kapasi- cins [lng. genus; Fr. genre; Al. genus, gat-
te ya da yetenek olarak insanda hep var tung]. All suuflara ya da tiirlere aynlabi-
du. Di1 ve ins an. zihni aras1nda oylesine len bir nesneler sm1f1. Aytu karaktere
derin bir bag bulunmaktadu ki, bu bag sahip olan nesnelerin, iki ya da daha
dile dair bir bilgiyi insan zihninin bilgisi- fazla alt s1n1f ya da hirden olu~an s1n1h.
ne gotiiren en onemli arac; veya yol Bir ~eyin oziiniin, ondan tiir bakmun
haline getirir. Ba~ka bir deyi~le, iiretici dan farkh olan ba~ka ~ylere de ail olan
dilbilgisinin yarahciSl olan Chomsky'ye parc;as1.
gore, dil insan psikolojisinin aynlmaz Ortak ozellikleri olan genel kavramlan
bir pare; as 1m meydana getirir. gosteren cins, ayn1 ozellige, ozde~ bir
Onun iic;iincii bir katk1s1, kendi dilsel karaktere sahip olan nesnelerden ol u~an
yeterlik ve icra, ozgiirliik ve pratik ayn- ve en az i.ki tiirii ya da alt s1n1.& buluna
lnlnln, yirminci yiizydda birc;ok disip nan suun tanunlar. Buna gore, tiim renk-
lindeki, ornegin felsefe ve sosyolojideki li dsimJer, ortak olarak renkli olma ozel-
yap1sal ara~tumalar ic;in temel ve vaz ligine sahip bulunduklan i-;in, renk
ge~ilmez bir egretileme i~levi gormesin cinsinin i~inde yer ahrlar.
denkaynakJanu. Politik dii~iinceyle de Tiimel konusunu Ortac;ag felsefesine
yak1ndan ilgilenen, dil ve siyaset ili~kisi sokan tPorphyrosa gore, cins alhnda
iizerinde d uransol egilimli bir liberal tiirlerin siraland1g1 ~eydir. Islam man-
olarak Chomsky, her siyasi dii~iincenin llkc;dan ac;IStndan da, cins, gerc;ekJikleri
politik arenada temsilini saglamarun en farkh olanlara ili~ldn olarak, 'bunJar
onemli gorev oldugunu dii~iinmii~tiir. nedir?' diye sorulunca verilen cevapbr.
Cicero, Marcus Tulius. M. 0. 106-43 yd Omegin, insan, at, ku~ nedir? diye soru-
lan aras1nda ya~am1~ olan Romah dev- lunca verilecek yarut, hayvand1r yarutl
let adam1, bilgin, haUp ve yazar. olacaktu. Buna gore, hayvan "bir cinsin
Felsefe ogreNmini, Epikiirosc;u Phaed- ifadesidir.
ros, Stoac1 Diodotos ve Akademi'ye Cinse ic;lem ac;1s1nda yakla~ddlg1nda,
bagh Philon'dan alm1~ olan Ciceronun dnsin bir ozellikler, vas1flar y1gm1 oldu-
onemi, Yunan dii~iincesini daha sonraki gu soylenebilir. Cins, Aristoteles tarabn
ku~aklara aktarmas1ndan olu~ur. Bilgi dan, bu c;erc;eve i-;inde, birc;ok tfire ortak
teorisi ac;Is1ndan, kesinlige baglanmak olan ve toz kategorisinde, onJara yiiklene
yerine olas1llklann yolunu izlemeyi yeg- bilen ~ey olarak tan1mlanm1~br. Ote
leyen, buna kar~1n ahllk alarunda, dog yandan cins, yakm ve uzak cins olarak
matik bir tavu sergileyip, Stoactlara ve bu ikiye ayr1hr; buna gOre, bir tiiriin hemen
arada Sokratese yonelen Cicero, Latince-- iistiinde bulunan rinse yakln, digerlerine
nin felsefe dili olarak gelipnesine katla uzak cins ad1 verilir. Buna ka"m, cins de-
yaprru~ ve bu arada, dinsel gorii~leri ac;1 recelenme bakurondan ele ahnd1gmda,
s1ndan daima agnostik kalnu~br. en iistte bulunan rinse iistun cins, albnda
tl<u~kuculugu c;iiriitemeyen, fakat ba~ka cinsin bulunmad1~ cinse a ~a gz
ku~kuculugun ahlak i~in yaraLt1g1 teh cins, ikisi arasmda buiWlanlara ise orta
likenin bilincine varan Cicero, ku~ku cins ad1 verilir.
circulus vitiosis 177

cinsei aymmcdtk [ing. sexism; Fr. sexis- tiiriinii dit;er hayvan tiirlerinden ayir-
me; AI. sexismus). Bir dnsin veya bir kirn- maya yarar. i~le bu sonunculara da, IUr-
senin ail oldut;u cinsin kar~1 dnslen en- se/ ayrnm ad1 verilir.
tellekliiel baknndan, ahlaken ya da cins ve liir giizelilerek yapLian tan1m [lng.
biyolojik olarak iisliin oldut;unu dii~iin genus and diffrrentio. definition). Tarumla-
mesi veya iistiin gormesi egilimi, dolayi- nan ~eyin ail oldut;u cinse ve onu ayru
Siyla cinsler arasmdaki e~itsizlit;i onayla- dns i~indeki ba~ka tiirlerden ay1ran ozel-
masi, dot;al kar~Ilamasi lavn. lik ya da ozelliklere i~aret edilerek yapi-
Terim biraz daha ozel olarak ve hemen lan tarurn tiirii.
hemen yalruua kadmlara ka~1 e~itsizli Bu tiir bir tarum, yakm ya da uzak cin-
t;i ba~lan kabul eden basmakahp yargda- sin, ayuun ya da liirsel aymrrun orlaya
ra dayah tulumlan ifade eder. Buna gore, konrnasma bat;h olarak, kendi i<;inde liir-
cinsel aymrnohk erkeklerin kadmlardan lere aynhr. Buna gore, 'varhk', 'canh' ve
biyolojik olarak, ahlaken veya entellektii- 'hayvan' dnsleri arasmda, 'insan'm yakm
el bak1mdan iisliin oldut;una inanan er- dnsi 'hayvan', uzak cinsi ise 'varhk'tu.
kegin tavnd1r. Yine, ayru ~ekilde, 'iki gozlii olmak' in-
cinssel lanlJD [lng. genetic definition; Fr. sana ail tiirsel bir ozelliktir ve insaru 'hay-
dtfinition gblitique). Cins-tiir ili~kisi goze- van' cinsi i<;inde 'iki gozlii' olmayanlar-
tilerek yapdan bir i~lemsel lanrmda, ta- dan ayuan tiir.;el bir ozellik oldut;undan,
rumlayan ya da yiiklemin, ozne ya da la- ayrnrn adrru alU". Bununla birlikte, 'iki
nunlanan konumundaki kavramm ail gozlii olma' ozelligi, 'insan'm pek ~ok
oldut;u dnse i~aret ettit;i tarurn. 6megin, hayvanla payla~llt;r bir ozelliktir. Bundan
'lnsan hayvandu' t.arununda, 'insan' liir,
dolay1, insaru dit;er 'hayvan' liirlerinden
'hayvan' da dnstir.
ay~ran ve yalruzca insana ozgii clan ozel-
cins ve aymm [lng. genus and differentia).
likler aranz. 4te 'konu~ma', 'akdhl1k',
Cins, ba~ka ~ey liirlerine yiiklenebilen
'aiel yapma' gibi ozellikler ikind liirden
ve ba~ka ~ey simflan i~in ozsel clan
ozellikler olup, bunlara tiirse.l aymm ad1
ozellikler loplamma, ayrrnn ise, yabuz-
verilir.
ca bir Simhn iiyelerine yiiklenebilen, ya
da daha ~ok bir tiirii cinsten ay1ran ozel- Buna gore, cins ve liir gozetilerek yapi-
lik ya da ozelliklere verilen addU". lan tamrn, dorde aynhr: 1 Uzak cins ve
Bir cins kavramr alhnda yer alan her liir ayrrnn gozetilerek yaprlan tamm ('lnsan
kavranu, tiiriin ozelliklerine sahip oldu- iki gozlii varhkllr'); 2 Uzak cins ve turse/
gu gibi, kendisini hem cinslen ay~ran ayrrrrn gozetilerek yaprlan tanun ('lnsan
(ayrrrm), hem de ayru dns i~erisindeki akrlh varhktir'); 3 Yakrn cins ve ayrrrnr
dit;er tiirlerden ayrran (IU~e/ ayrnm) ozel- gozetilerek yaprlan tamm ('insan iki gozlii
liklere sahiptir. Ornegin, 'lnsan ild gozlii hayvand1r'), 4Yakrn cins ve turse/ ayrrrm
hayvand1r' onerrnesinde, hayvan dnstir gozetilerek yaprlan tamm ('insan akllh
ve insan i<;in oldut;u kadar, balinalar, hayvand1r'). Bu dort larum tiiriinden en
ku~lar, kediler ve kopekler i~in de kulla- iyi ve en dot;rusu, hi~ ku~ku yok ki,
ndabilir. 'lki gozlii olma' ise, insana ai~ yakrn cins ve tiirsel aymm gozelilerek
tiirsel bir ozelliklir ve onu hayvan cinsi yap1lan lammdir. Dit;erleri en azmdan
i<;inde, iki gozlii olrnayanlardan aylflr. yamlllci olabilir.
1ki gozlii olmak' ozellit;i, bundan dolay1 circulus vitiosus. Vanlacak sonucu kendi-
bir ayinrndir. lerinde barmd1ran onciilleri i~eren akd-
Bununla birlikle, iki gozlii olrna ozelli- yiiriitrneyi, karutlanacak sonucu do~
~i, insanm pek ~ok hayvanla payla~tt; kabul eden ya da varsayan karutlarnay1,
bir ozelliklir. Oysa, akrlh olmak, konu~ dongiisel akdyiiriilrneyi, kiSir dongiiyii
mak ve giilmek gibi ozellikler, yalmzca ifade etrnek iizere kullarulan Latince
insana ozgii clan ozelliklerdir ve insan lerim
178 cisim

dsim [lng. body; Fr. corps; AI. korper]. Be~ Kelanun isa'da insana donii~mesi, tan-
duyu orgamyla algdanabilen, elle tutu- sal nitelik ile insani niteligin temel ozel-
labilen her ~ey; madde, maddi nesne; liklerinden ve imkanlarmdan hic;bir ~y
bir ~ekli olan ve mekanda ba~ka bir nes- yi tirmeden tanriSal kelamm ki~iliginde
nenin i~gal edemeyecegi bir yeri bulu- bir arada bulunmas1 olarak cisimle~me
nan maddf toz. Yer kaplama, kiitle ve gi- Hristiyanhgm en temel inanc;lanndan
rilmezligin en temel ozellikleri oldugu biridir. Bundan dolay1, bu dogmay alai
elle tutulabilir, gozle goriilebilir varhk. yoluyla ac;1klama c;abas1 birc;ok Ortac;ag
Bu baglamda, maddi olan, maddeden dii~iiniiriiniin en onemli me~guliyetini
meydana gelen, fiziksel, fiziksel boyut- olu~tunnu~tur. Ornegin, Adz Ansel-
lan olup, yer kaplayan ya da elle tutula- mus'a gore, cisimle~menin zorunlulugu,
bilir olan ic;in cisimsel s1fah; buna kar- kurtarmanm zaruretinden dogar; zira,
~m, maddi olmayan, cisimden yoksun insamn suc;u, Tann'ya kar~1 i~lenmi~
bulunan, elle tutulamaz, gozle goriile- bir suc;tur. Tann bu suc;u, iyiligine rag-
mez olan, yer kaplamayan, fiziki boyut- men, ~ere ve adaletinden fedakarhk et-
lan olmayan, mekanda bir yer i~gal et- meden bag1~layamaz. Ote yandan, ha-
meyen ic;inse cisimsel-olmayan s1fah kul- karet goren ~erefinin intikam1m, Tann
lamlu. i~te bu c;erc;eve ic;inde, cismi olan insanlardan alamaz, c;iinkii giinah son-
bir ~eyin ~ekline, cisimsel bir doganm suz biiyiik bir giinah oldugundan son-
fonnuna; bir ~eye, cisimsel, maddi yapl suz biiyiik bir kar~1hk ister.
Sim ve ozeiJikJerini kazand1ran, ondaki Yani ya insanhg1 yok etmek, ya da ona
varolu~ miicadelesinin kaynag1 olan ya- cehennemin sonsuz azaplanm yiikle-
pya cisimsel form denir. Buna mukabil, mek gerekecektir. Ancak her iki durum-
teolojik yaradh~ ogretisinde kullamlan da da, yaratmarun amaa olan, yaratlk-
bir terim olarak, maddeye, ne varhga lann mutlulugu elde edilmemi~ olacak
gelirken, ne de varhga geldikten sonra, ve yaratanm ~erefi tehlikeye dii~ecek
bag1mh olmayan forma cisimsel olmayan tir. Tann i~n, bu durumdan ~erefine
form ad1 verilir. zarar getirmeden kurtulmamn tek bir
Bu gore cisimsel olmayan form, madde- yolu vardu: Tann insamn yerine bu ke-
den ve maddi nesnelerden bagunsiZ ola- fareti Odeyecek, yani insan olmak sure-
rak varolabilen, hatta bir zamanlar varol- tiyle insam kurtaracakhr. Tann, ooyle-
mu~ olan, fakat Tann tarabndan, ozsel likle lsa'da insan olmu~ ve !sa, insamn
dogasli\1 ya da fonn unu gerc;ekl~tirme yerine azap c;ekmi~tir.
si ic;in, kendisini maddi bir nesne ya da 2 Cisimle~me ikinci olarak, zihnin bir
bedende ifade edecek ~ekilde yarahlan bedene ic;kin olmakhgm1 ifade eder.
formu, ruh ya da tini tannnlar. l~te bu baglamda, zihnin, d ii~iinme,
Nihayet, maddeden bag1mS1Z olarak va- duyumsama, algdama, ammsama, akll-
rolan, maddeyle hic;bir ili~kisi bulunma- yiiriihne, yarg1lama tiiriinden zihinsel
yan, maddeyi hic;bir ~ekilde etkilemedigi faaliyet ve nitelikleri, bir beden ic;inde
gibi, oziiniin maddi bir goriiniim araah- olmadan sergileyebilecegini dile getiren
gyla ac;1ga ~1kmasma da ihtiyac; duyma- zihin anlay1~ma cisimle~memi~ zihin
yan forma, Ilk ve Ortac;ag dii~iincesinde, anlay1~1 ad1 verilir. Buna kar~m, evre
cisimsel olmayan safform ad1 verilmi~tir. nin varolan her~eye ic;kin olan tiirnel bir
cisimle~ me [Os. tecessiim; ing. incarnati- zihnin, diizen ve degi~me ilkesi olarak
on; Fr. incarnation; AI. inkarnation]. 1 Tin- degerlendirilen kozmik bir zilinin ifade-
sel bir varhgm, bir Tann'run canh bir ya- si oldugunu dile getiren; bir bedene
rallk goriiniimii kazanmas1, bir insan ic;kin olan zihnin dii~iinme, algdama, is-
~klinc!e tecessiim etmesi. Ozel olarak da teme gibi zihinsel fonksiyon ya da nite-
Hristiyanhkta Tann'run isa Mesih klh- liklere sahip bulundugunu one siiren
gmda cisimle~erek insanla~mas1, etten zihin gorii~ii cisimle~mi~ zihin gorii~ii
kemikten bir vii cut goriiniime girmesi. olarak bilinir.
-----------------------------------------------------
coincidentia oppositorum 179

civitas soiis. !talyan filozofu Campanel- ta olsa, hatta onu aldatabilen kotii bir
la'run tasarladJgl iitopik devletine ver- cin de varolsa, ku~ku duymakta oldu-
digi ad: Gune~ Ulkesi. gundan k~J.;u duyamaz.
Hint Okyanusundaki bir adada kurul- Zira k~ku duydugu siirece, k~ku
mu~ olan Giine~ devletinde egemen duyan bir ~eyin varolrnas1 gerekir.
gii<;, hpla tPiaton'un Cumhuriyet'inde Ku~ku duymak ise, bir tiir dii~iince faali-
oldugu gibi, bilim ve felsefedir. Devle- yetidir. Buradan 'Dii~iiniiyorum, o halde
tin yoneticileri pratik ve teorik balam- varun'(cogito, ergo sum) sonucu <;1kar. Bu-
dan <;ok iyi yeti~mi~ olan kimselerdir; nunla birlikte, bu sonu<;, Descartes tara-
nitekim, devl~tin ba~mda hem filozof fmdan bir akllyiiriitme ya da ka1utla.ma
ve hem de rahip olan bir hiikiimdar siirednin sonucundan <;ok. onWl kendisi-
vard1r. Devletin istikran ve saglamhg1 nin a<;~k ve se<;ik bir bi<;imde, dii~iinen
i<;in, miilkiyet ortakhg1 uygulamr, dev- bir ~ey (res cogitans) olarak bilincine var-
let cinsler arasmdaki birle~me ve evli- maslm saglayan dog<udan, araciSIZ, zo-
Jikleri bile diizenlerken, bir yandan da runlu ve kendisinden ku~ku duyulamaz
bireylerin kendilerini geli~tirebilmeleri bir sezginin ifadesi olarak goriilrnii~tiir.
i<;in, <;ah~ma giinde dort saatle sm1r h cognitio approbationis. Hristiyan Orta-
tutulur. <;ag felsefesinde, Tann'nm yarallklanna
Clarke, Samuel. 1675-1729 yllan arasm- ili~kin bilgisine verilen ad.
da ya~am1~, Newton'un once ogrencisi, Omegin, Tann'run her~eyi, olmu~, ol-
sonra da dostu ve savunucusu olmu~ makta ve olacak olan, hem iyi ve hem
olan lngiliz filozof ve ilahiyat<;l. kotii her~eyi bildigini one siiren Aziz
Tann'run varhguu, 'matematiksel yon- Bonaventura'ya gore, Tann tiim bu ~ey
teme yakm' bir yontemle karutlamaya leri ebedi bir bi<;irnde, tek bir ezeli-ebedi
<;ah~m~ olan Clarke, ahllik ilkelerinin edimle bilir. Buna gore, tiimiiyle bagun-
matematiksel onermeler kadar kesin ol- SIZ bir varhk olan Tann, kendisinin di-
dugunu, bundan dolay1 inancm yardl- ~mdakileri, kendisindeki omek ideler
ml olmadan, yalmzca akd arac1hgyla arac1hg1yla bilir.
bilinebileceklerini one siirmii~tiir. coincidentia oppositorum. Kar~1tlann uz-
cogito argiimam [lng. cogito argument]. la~unJ, uyu~mas1 ya da ittifak1 i<;in kulla-
Modern felsefenin kurucusu tDescartes rulan Latince terirn.
tarafmdan, 'ben'in varolu~unu kamtla- Nikolaus Cusanus tarahndan kullarulan
mak iizere kullamlan iinlii akllyiiriitme terim, <;eli~kilerin sonsuzlukta ortadan
ya da argiiman. kalkllguu ve Tann'run kar~1tlarm sente-
Buna gore, ozneden hareket eden mo- zi olarak anla~llrnas1 gerektigini ifade et-
dern felsefenin kurucusu olan Descartes meye yarar. Cusah Nikolaus tarafmdan
'a<;lk ve se<;ik bir bi<;imde dogru oldugu savunulan anlay1~a gore, Tam1, yarallk-
biliruneyen hi<;bir ~eyin dogru kabul larda bulunan tiim aymrn ve kar~ltbkla
edilmemesi gerektigini' bildiren kurah- n a~ar. Nikolaus, Tann'nm bu kar~1thk
na uygun olarak, tiim bilgilerinden, ve aymmlan, kendisinde insan tarafm-
yani, duyu yoluyla kazarulm1~ bilgiler- dan anla~llmasl miimkiin olmayan bir
den, d1~ diinyaya ili~kin bilimsel bilgi- tarzda birle~tirmek suretiyle a~hg1m
den ve matematiksel dogrulara ili~kin sayler. Omegin, tiim yarab.klarda bulu-
bilgisinden (duyu yarulsamalanndan nan oz ve varolu~ aymnu, Tann'da oz ve
dolay1, uyku halini uyaruk11k halinden varolu~ bir oldugundan dolay1, O'nun
ay1racak bir !ll<;iit bulunrnad1g1, kendisi- i<;in ge<;erli olarnaz.
ni aldatan bir kotii cin olabilecegi gerek- Cusah Nikolaus, bununla, bizirn sonlu
<;esiyle) ku~ku duymu~tur. Bununla ~eyleri daha onceden bilinen bir ~eyle
birlikte, ona gore, ki~i k~ku duymakta kar~lla~llrarak ya da ili~ki i<;ine soka-
oldugu s1rada, uykuda da olsa, uyaruk rak, kar~1la~llrma, benzerlik ve aynhk
ISO Collingwood, Robin George

ara.cllig1yla bi!diginuzi, fakat sonsuz bir deyilere uia~1nay1 a1nac;jayan bir disip-
varhk olarak Tann'nnl bu yolla biline- lin de olmadtguu savunan Coilingwo-
meyecegini anlatmak istemektedir. Bu- od, 'kes yapt~hr' tiirii tarih gorii~iiyle,
na gore, sonlu yarahklar i~in ge~erli olan '1nakas ve zamk' tarihine kar~1 c;tkmi~
yiiklemleri Tannya izafe etmek, O'nu ve tarih felsefesini, tarihsel dii~iiru ne-
sonlu ~eylere benzetmek ve yaratlkla- nin ve tarihsel bilginin dogasnu a9kla-
nyla bir benzerlik ili~kisine sokmak ma yoniinde bir c;abay1, 'tarih nedir?'
olur. Oysa gerc;ekte, sonlu ~eyler ic;in sorusuna yan1t venne ahhnu olarak
kulland1guruz tiim s1fat ve yiiklemler, gonnii~ttir.
Tann'da, bizim ic;in bilirunesi miimkiin Collingwood'Wl kendi tarih gorii~iine
oh nayan bir tarzda birle~ir. ve bu 3rada tarihin dogasma ili~kin ac;tk-
Collingwood, Robin George. 1889-1943 lama, tic; temel soruya verilecek yan1tla
ylllan aras1nda ya~am1~ iinlii ingiliz fi- belirlenir. Bu sorulardan ilki, '~te
lozofu, tarih felsefecisi. Temel eserleri: ne oldugunu nasd bilebiliriz?', ikindsi
Religion and Philosoplzy [Din ve Felsefe], 'Onun nic;in oldugunu nas1l bilebili.riz?'
Speculum Mentis [Zihnin Ayna~1], Essay ve iic;iinciisii de 'Ge9ni~in ne oldugunu
on Philosophical Method [Felsefi Yontem ve ni;in oldugunu bilmernizm bizim ir;in
Ozerine Bir Deneme], T~ Idea of History degeri nedir?' sorusudur. Collingwood
[Tarih Tasanm1]. ilk soruyu, tarihin 'g~~ olaylan tasa..
Kariyerinin ilk doneminde tarih ile fel- nmsal olarak yeniden kurmak' oldugu-
sefeyi birbirine ~ok yakla~tuan ve bu nu; ikinci soruyu, tarihin 'g~~ dii~iin
donemde, 1 insan zihninin tiim yarahla- celeri yeniden yaratmak'tan meydana
nrun tarihsel a~1dan ele almmas1 gerek- geldigini; ii~iincii ve son soruyu da, tari-
tigini, 2 tarihe ili~kin bilginin miimkiin hin degerinin 'kendi kendimizin bilgisi'
olup, 3 tarihle felsefenin ozde~ oldugu- olmasindan olu~tugunu soyleyerek ya-
n u savunan Collingwood, daha sonra nltlar.
felsefeyi tarihten aytnnaya c;ah~m1~hr. Collingwood'a gore, tarihsel siirec; yal-
Doga bilimlerinin dogru tiimel hipote- nizca olaylardan olu~maz; bu siirec;
tik onennelere, tarihin ise yalnlzca diin ayru zamanda dii~iinceleri de ic;eren ve
yadaki bireylerle ilgili kategorik oner- bu nedenle i~yapllan olan eylemlerden
melere ula~ma ~abas1 ic;inde oldugunu 1neydana gebni~tir. Tarih~inin asd ara-
one siiren Collingwood'a gore, felsefe- d1g1 ~ey, bu dii~iinsel yaplard1r. 0, bu
nin onermeleri hem kategorik ve hem goru~leri dogrultusunda, 'biitiin bir
de tiimcl olmak durumundadu. tarih, dii~iince tarihidir' kabuliine ula
Ona gore, ister teorik ya da ister pratik ~arak, tarihi dii~iinceyle s1nulamt~ ol-
olsun, her bililn soru sonnaktan ve soru- maktadu. Buna gore, tarih~i ke~fetme
lan bu sorulan yanllla1naktan meydana ye ~ah~hg1 dii~iinceleri kendi zihninde
gelir. Collingwood, bilimlerde sorulan bu yeniden yaratmah ve ge~mi~e ili~kin
son1lann birtak1m mutlak onkabullere kendi resmini olu~turmahdu. Bununla
dayand1g1ru sayler. Dogruluk ya da yan- birlikte, bu resim, Collingwood'a gore,
b~bk sorulara verilecek yarutlann ozelli- tarihc;inin kanltlanntn tamamlanama-
W oldugu i;in, mutlak onkabuller ne mast yiiziinden hic;bir zaman tamamla-
dogru ne de yanb~tJr. Collingwood'a namaz. Bunun anla1n1 ise ~udur: 'Her
gore, felsefe ya da metafizige dii~en, bir ku~ak, tarihi kendi tarz1yla yeniden
toplumda neyin mutlak olarak onceden yazmahdtr.'
varsaydd1guu; bir dizi onkabuliin ba~ka Comte, Auguste. 1798-1857 ydlan arasin-
onkabullerle nasll yer degi~tirdi~ bul- da ya~am1~ olan, pozitivizmin kurucu-
makbr. s u Frans1z filozofu. Temel eserleri: Co-
Tarih felsefesinin, tarihsel olaylann ne- urse de Plrilosophie Positive [Pozitif Fel-
deni iizerine spekiilatif bir c;ah~ma ol- sefe Dersleri), Systeme de politique positi-
madtgl gibi, gelecege ili~kin dogru on- ve [Pozitif Politik Sistem).
Comte, Auguste 181

Kartezyen veya Aydmlanma gelenegi- Comte'a gore, bilimin tek amac1 olgu~
nin en onemli temsilcilerinden olan lar arasmda varolan sabit ili~kileri be-
Comte'un temel amac1, toplumun re- lirlemek, doga yasalanm bulmakhr. Bu
fonndan ge~irilmesi, toplwnun yeni ba~~ ama~, yalmzca gozlem ve deney yoluyla
tan diizenlenmesi olmu~tur. Bu amat;, gert;ekl~tirilebilir. Ba~ka bir deyi~le,
ona g6re, toplwnu yoneten yasalann bil- bilim deneysel yontemi kullarur ve bu
gisini, toplwnu konu edinen bir bilimi ge- ~ekilde, yani deneysel yontemle kazam~
rektirir. Bu bilim it;in ise, yeni bir bak1~ Ian bilgi, pozitif bilgidir. Comte, insanla~
at;tsma, yeni b~~ felsefe anlayt~ma gerek rm zihniyetlerinin degi~tirilmesinde,
duyult.ir. Bu nedenle, Comte arzulad1g1 toplwnun yeni ba~tan diizenlenrriesinde,
toplumsal reform ve diizenlemeyi bilim~ soz konusu pozitif bilginin kullam.lmas1
sel temelleri olan bir felsefe, tpozitif felse- gerektigini belirtir. Pozitif bilgi tarihsel
fe ya da tpozitivizm iizerine i~ edil- bir evrimin sonucu olan bir bilgidir ve
mi~ olan bir toplum bilimi geli~tirerek insan zihnirtin tarihsel olarak ula~ttgt en
ger~ekle~tirebilecegini dii~iinmii~tiir. 0, yill<.sek diizeyi gosterir.
pozitivizmi yalruzca yeni bir felsefe anla- Sosyolojinin bir anlamda kurucusu ola-
yt~l, bir dti~iince taiZI olarak degil, fakat
rak goriilen Comte, toplumsal yap1run,
toplum problemi it;in temelli bir t;Ozilin bir ilerleme ortammda varhklanru siir-
olarak one siinnii~tiir. diiren nitelikleri ve organlan ile kendi
ba~ma var oldugunu sayler. Toplumun
Comte'a gore, inant;larm herkest;e ortak
statik yoniiyle dinamik yoniinii birbirin-
olarak benimserunedigi, dii~iincelerdeki
den ayiian Comte'a g6re, toplwnun sta~
anar~inin toplumda anar~iye yol at;ttgt
tik yonii miilkiyet, dil, din gibi toplumun
bir t;agda kurtulu~u saglayacak tek
belirli duragan yonlerinden olu~ur. Top-
t;6ziim pozitivizmdir. 0, tarihin ak1~1m
lunun statik yonii, insarun dogal yaptst-
tersine ~evinnenin ve toplwnsal birlik ve
na baghdtr. 0, toplwnun dinamik yonii-
diizeni, Franstz Devriminden onceki
nii, toplumun ilerleme giicii olarak
dini ve manevi degerler)e saglamarun
tanunlamt~hr.
imkanstz oldugunu savumnu~tur. E~it ilerleme ise, dii~iincedeki ilerlemedir,
lik, insan haklan ve halkm egemenligi statik yaptdan en yiiksek ol~iide nastl
gibi kavramlann ise metafizikle ilgili it;i yararlanmamtz gerektigi konusundaki
bo~ soyutlamalar ve dogmalar oldu~~
kavray1~UlUZl geli~tinnekle ilgili bir hu-
nu soyleyerek, demokrasinin yontemle- sustw-. Yoksa, ilerleme toplumun statik
rini savunanlara da kar~1 ~tkan ve pozi- yoniinii olu~turan ogelerin degi~imiyle
tivizmi, bu ~rt;eve it;inde genel bir zihin ilgili bir konu degildir. Omegin, aile ku-
hali, bir ara~hnna n1hu olarak tanunla- rumu, insanlar metafizik evreden pozitif
yan pozitivist Auguste Comte'un soz ko- evreye get;erken degi~iklige ugramaz.
nusu felsefe anlay1~1, insan it;in olumlu Fakat pozitivizmin diJwnik etkisi, ka-
ve yap1a olanm yalruzca olgulan goz~ dmlara yeni bir statu kazand1nnaktan o-
lemleyerek tasvir etmek oldugunu one lu~ur. Aym ~ekilde, yeni diizende miil-
surer. Onun pozitivizminin en onemli kiyetten, tek bir insamn ~kanm degil,
ozelligi, doganm yiice ve mutlak bir fakat ba~kalanrun ~kanm da hesaba
amac1 oldugu fikrini reddetmesinden katacak bir bi~de yararlamlacakhr.
meydana gelir. Comte'un pozitivizmi, Ote yandan, biitiin sistemin anahtan
ikinct olarak varhklann oziinii ya da dindir; bununla birlikte, Comte'un yeni
varhklann gizli, iQjel nedenlerini bulma dini insanhga inanmaktan olu~acakhr.
t;abasmdan vazget;er. Bu felsefe yalruzca Buradan da an)a~dacagt iizere, o bir tiir
olgulan ara~ttnnak, varhklar arasmdaki insanllk dini kurmaya t;ah~mt~hr. Onun
sabit ili~kileri gozlemlemek gerektigini bu yeni dini, fiyin ve torenlerine kadar,
one surer. Hmstiyanltgm biitiin inant;lanna bagh-
182 conatus

chr, akat o Tann'run yerine insanhg1, er- bu duzeyde duyum alan bir varW< ala
mi~lerin yerine bilginJeri gec;irir. Bu in rak kendisini henliz bilemez. Onun ben-
st~nhk dini, devletin yonetim ~ekline de ligi, bilinci, ~imdilik yalruzca giil duyu-
yansyacakbr. Arhk, Comte'a gore, tek mundan ibarettir. Gul, heykelin yanm-
insan diye bir ~ey olmayacakhr. Tek dan uzakla~tmldgmda, heykelde algi
insan kendi ki~isel ~Lkanru degil de, top- lam~ oldugu kokunun bir izi, bir yan
lumun ;Lkanm du~unecek, onu kendi <;I k1s1 kalacakhr ki, bu da bellektir.
kanna ustun tutacak ~ekilde yeti~tirile Heykelin yamna bundan sonra bir me
cektir. Bu toplumda benciligin yerini, nek~e, bir yasemin ve pis kokan bir bitki
ozgecilik alacakhr. yakla~tmlsm. Heykelin ilk ve tek duyu-
conatus. Bilincin iradi boyutu. Felsefe lite- mu alan giil kokusu, onun ic;in ne ho~,
ratlirune tSpinoza tarafmdan annagan ne de naho~tu. Zira, ortada yalruzca tek
edilmi~ olan conatus kavram1, eyleme ve bir duyum vardt, heykelin dunyas1 gul
daha ozel olarak da ki~inin kendi varh kokusundan ibaretti ve giil duyumuyla
~1m korumast ve surdurmesi amacma kar~Ila~tmlabilecek ba~ka hi;bir ~ey
bliyuk bir gu;le yonelmi~ egilimler ve yoktu. Yeni ;i;eklerin ortaya ;tkmastyla
gti;ler butiinunu gosterir. birlikte, heykel bunlan, bellegin kendisi
Condillac, Etinne Bonno de. 1715-1780 ytl ne ammsatttg1 ilk duyumla kar~tla~tlr
Ian arasmda ya~amt~ ve John Locke'un rna olanag1 bulur. Art1k heykel, bu du-
empirizminden etldlenerek duyumcu bir yumlardan baz1lanm ho~, bazdanru
bilgi teorisi geli~tirmi~ alan FransiZ du naho~ bulur. Yani, heykelin aldag1 du-
~iiniir. Temel eserleri: LA lAngue des Cal yumlardan ve bu duyumlann kar~Ila~tl
culs [Hesap DiliL LA Logique [Mantt.k], nlmasmdan terdhler, istekler, tutkular
Essai sur I'Origine des Connnissances Huma dogar. Zira, istemek demek arzu etmek
ines [lnsan Bilgisinin Kaynag1 Ozerine demektir. Bu da, Condillac'a gore, du-
Deneme], Traite des Sensations [Duyumlar yumlann bir sonuru olarak ir&denin or
Ozerine Bir Deneme], Traite des Systbnes taya ;llo~l anlarruna gelir.
[Sistemler Ozerine Den erne]. Kar~1la~brmadan, yani birkali duyum-
Duyu-algtlanndan kaynaklanan goz- dan aynca yargt, du~unm.e, alalyurut-
lemlerin, bilginin kaynag1 oldugu ilke me, soyutlama, kasacas1 tum zihinsel faa-
sine dayah bir tduyumculugu benimse liyetler dogar. Kokulardan baz1lan ona
yen Condillac tum bilgilerin ~ekil de- haz, baz1lan ise aca vermi~tir. $u halde,
~i9tirmi~ birer duyum oldu~u savun heykel bir;ok duyumda sergilenen ortak
mu~tur. 0, bilginin de otesinde, insanda ozellikler olarak, haz ve elem duygulan-
manevi alan her~yi, insarun tum zilUn- m belleginde saklayacakhr. Haz, gul
sel faaliyetlerini d1~ dunyaya ili~kin du- duywnWlda; mene~e, yasemin duyu
yuma indirgem~ ve bu tezini karutlama- munda orlak alan bir ozellik, temel bir ni
mn yollanm aram1~t1r. teliktir; elem ya da ac1 ise, pis kokan r;Uru-
Condil1ac, ilieriden organize edilmi~ mu~ ~ylerle ilgili duyumlarda ortak
olup, bizim gibi ya~ayan, fakat mermer- alan bir ozelliktir. Heykel, bu ortak ozel-
den kabugu dolay1styla duyum alama- likleri bagll bulWlduklan ozel durwnlar-
yan bir heykel tasarlar; bu mermer ka- dan aytrt eder; onlan aymr, soyutlama
bugun ;e~itli par;alan kaldmldik;a, yapar ve boylelikle haz, aa, say, sure
heykel du~unsel ve manevi ya~ama ka- gibi soyut kavramlan elde eder. Bunlar
vu~acakhr. Mermer kabukta once, koku genel fikirlerdir.
alma orgarum orten par~Ja kaldmhyor. Condillac'a gore, bu genel fikirleri a9k
Mermerden heykel, bu andan ba~laya lamak i;in ozel bir ~etiye gerek yoktur.
rak yalmzca kokulan algdayabilir. Hey Zihnin. en yiiksek fonksiyonu alan scr
kelin yaruna bir giil yakla~tmldgmda, yutlama, ruhun tum yetilerini i;eren ve
onda giilden ald1~1 izlenimin sonucun ozetleyen duyumun bir devarru ya da
da, bir duyum meydai;~.a gelir. Heykel, yalmzca ~ekil degi~tinnesidir. 1; deney
credo quia absurdum est 183

ve ben, ~h ndiki d u ytu nlanm1zla belle- consequentia. Ortac;a~ 1nanhk~alannan


~in bize anmsatbklannan toplam1ndan do~ru bir ko~ul onermesine verdikleri
ba~ka bir ~ey de~ildir. ad.
conditiones sine quibus non. Obnazsa contradictio in adjecto. 'Yuvarlak kare'
olmaz ko~ullara, vazgec;ilmez ~artlara teriminde oldu~u gibi, kendi kendisiyle
veriJen ad. Bunlar, yerine ba~kalann1n c;eli~ik olan kavramlar, kendi ic;inde bir
gec;irilemeyece~i, kendileri olmada~an c;eli~ki ic;eren tannnlar ic;in k ullanalan
da, bir nedenin bir sonucu dogunnasl- Latince terim.
nul imkansaz oldu~u ko~ullar olarak or- COumculuk [ing. enthusiasm; Fr. enthou-
taya c;1kar. siasme]. Antik Yunan'da Platon, Phy-
Condorcet, Marquis de. Aydanlanman1n tagoras ve Plotinos gibi filozoflarda, ve
1743-1794 yallan arasanda ya~ama~ bu arada tektannh .dinlerde goriilen ve
olan iinhi dii~iiniirii. bireyin, uzun hazarhkJann ardandan,
insanan yetkinle~ebilece~ine ve insanh- gizemli bir esrime, kendinden gec;me ve
~ln sonsuzca ilerleyebilece~ine inanan co~um hali ic;inde Tann'ya ula~h~an1,
Condorcet, ilerlemeye duydu~u bu biitiin bir tannsal hakikati sezdi~ini ve
inanca, Esquisse d'un Tableau Historique gerc;ekli~in oziinii do~rudan ve aracl-
des Progres de l'Esprit Huurain [insan saz olarak kavrada~an1 one siiren anla-
Zekasarun ilerlemeleri Ozerine Tarihi bir
ya~.
Tablo Tasla~a] adh eserinde dile getirmi~ Couturat, Louis. 1868-1914 ylllan arasan-
tir. Ona gore, insan vah~iligin en alt ba-
da ya~am1~ Fransaz dii~iiniir ve mate-
samaklarandan h1zla yukan do~ru yiik-
matikc;isi.
selmi~ olup, aydmlanma, erdem ve
Matematigi manb~a indirgemeye ya da
1nutluluk yolunda hazla ilerlemeye
en aZJhdan tRussell ve tWhitehead'in
devam etmektedir. Ba~ka bir deyi~le, soz
bu yondeki c;ah~malann1 popularize et-
konusu ilerleme siirecinde, dokuz evr~
meye c;ah~ma~ olan Coutu rat, t Kant'an
den gec;mi~ olan insan, onuncu evreye
matematik anlayJ~lnl ve tPoincar~'nin
gehni~ bulurunaktad1r. Ge9Jli~e ili~kin
'Yeni-Kantc;a' matematik gorii~iinii, bu
beJirlemelerden gelecekle ilgili genellelne-
lere giden Condorcet'ye gore, onuncu ev- tiir bir manllksal fonnalizm ac;LSmdan
~iddetle ele~tirmi~tir.
reyi belirleyen tic; e~ili1n vardu: 1 Uluslar
aras1ndaki etilsizligin ortadan kaldanl- creatio ex nihilo. Hic;ten yaradah~. Tek
masl, 2 suuflar arasmdald e~itsizli~n kal~ tannh di.nlerde soz konusu olan tannsal
danlmasa, ve 3 insan do~as1run, her ba- yarabna anJaya~a. Buna gore, Tann va-
kundan ilerle1ne ve yetkinlemeye a-;tk rolan her~eyi yoktan varetmi~tir; her-
olrnas1. ~ey, Tann'nm 'OH' buyru~uyla varh~a
Ekonomik ozgiirliik, dini bak1mdan gelmi~tir. Soz konusu yaratma anlay1~1,
ho~gorii~ e~itim reformu ve koleli~n hic;ten hic;bir ~eyin do~mayaca~na ina-
ortadan kaldanlmasa konulannda da c;a- nan Yunanhlann, ezeli-ebedi, yarablma-
h~ml~ olan Condorcet, akhn egemenli ml~ maddeye ~ekil verme olarak yarat-
~ini toplum ya~a1n1nda da gec;erli kll- ma anlaya~ana kar~attar.
mak istemi~tir. credo quia absurdum est. Alol ya do~ru
consensus gentium yanh~a. Evrensel bir- luk kar~1s1nda, isa'run buyruklanna ve
lik yanh~1 olarak da gec;en ve bir fikir ya otoritesine duyulan giivenin sonucu
da tezin, insanlann c;ok biiyiik bir c;o- olan inancm onceli~ini ve iistiinlii~ii
~unlu~un un on a inand1gana ya da tiim savWlan tTertullianus'un sozii: 'Sa9Jla
insanlann onu tum tfun zamanlar bo- oldu~u ic;in, inaruyorum'. Zaman zaman
yunca benimsedi~ini savunarak dogru credo quia impossibile est ('imkans1z oldu-
oldu~unu iddia etmekten olu~an yanh~ ~ ic;in, inaruyorum') olarak da ifade
tiirii. edih ni~tir.
184 credo ut intelligam

cred6 ut intelligam. Ortac;ag Hristiyan d ii- ikinc:isi mantlksal bilgi ya da mannktu.


~unurii t Ansehnus'un, Tann'ya iii~ kin BunJardan sezginin i~levi, nesnenin tek-
ontolojik kan1hn1n te1nelinde yer alan ligi ile kar~1 kar~1ya gelmenin yolunu
iinlii ,deyi~: 'Anlayabilmek i.;:in inaruyo- a~ak, kavranun i~levi ise nesneleri Sl-
rum. ruflandlnnakhr. Kavramlara dayanma-
T eolojiyle felsefe aras1nda kesin ve yan sezgiler olabilirse de, sezgilere da-
a.;U< bir ay1nm yapmam1~ alan Aziz yanmayan kavramJar olamaz. Bundan
Anselmus, akda bir tavula, bir Hristi- dolay1, sezgisel bilgi ya da sanat her~e
yarun, inand1g1 her~eyi, olanakh oldu- yin temelinde bulunur. Croceye gore,
gu olc;iide anlamaya ve rasyonel bir bi- ikinci basamak ayn ayn bireyin iste-
c;ilnde kavramaya c;ah~mas1 gerektigini miyle, yani ekonorniyle biitiiniin ira-
soylemi~tir. Bununla birlikte, onun desinden, e~deyi~)e ahlaktan meydana
akllc1hg1 mutlak bir akdc1hk degildir. gelir. Bunlardan birincisini bir tiir yarar
Ba~ka bir deyi~le, ak.llc1hkla, vahyi ve ilkesi belirlerken, ikincisinde belirleyici
inanc1 inkir eden bir tavn anlad1g1mlz alan ~ey 'iyi'dir. Burada, gene) bir iyiye
takdirde, Ansehnus, inanc1n onceligini yonelen birey, ayn1 zamanda kendisi ic;in
ve otorite olgusunu kabul ettigi ve yal- yararh olan1n pe~inde ko~ar.
n1zca bundan sonra, inanc1n verileri.ni Tarih konusunda, gerc;ek tarihin, done-
anlamaya gec;tigi ic;in kesinlikle bir ras- lnin tinsel yap1s1ndan yola t;lkan ve
yonalist olamaz. tinin yarahm ve olu~uyla bagda~an
Bununla birlikte, akllc1hg1, dinin ya da ~imdiki zamaJun tarihi oldugunu one
inanc1n gizlerini, ki~inin inand1g1 her- siiren Croce, bir yandan tarihle ilgili yar
~eyi kan1tlama arzusu duydugu gerek- gdann bireysel oldugunu soylemj~tir.
t;esiyle, ak1l yoluyla kanltlamaya kalkl- Bu tur yargtlar bireysel olaru ilgilendir-
~an tavn da kapsayacak bit;irnde mekle birlikte, yalruzca tiimel yuklemle-
geni~letirsek, Anselmus'u bir akllc1 ya ri it;ennekle kalmaz, fakat onun kendi
da akllcll1ga yakla~an biri olarak gljre- nesnesi de tiimel olandu. OmeAin, ede-
biliriz. Buna gor~, o ijnce dinf ogretiye, bi yat tarihini ilgilendiren ~ey, Schil-
inanc1n gizlerine inanm1~ ve daha son- ler'den t;ok, ~iir sanahnln kendisidir.
ra da, inand1g1 bu ~eyleri kan1tlamaya Bundan dolay1, tarihle felsefenin ozde~
kalk1~1n1~hr. le~tigini ljne siiren Croce'ye gore, sanat,
Croce, Benedetto. 1866-1952 ylllan ara- felsefe ve bilim gibi insan bireyi de, fark-
Slnda ya~am1~ alan, 20. yuzythn ilk ya h ogeleri bir birlik i~inde birl~tiren biri-
ns1n1n en onemli halyan filozoflarm~ cik gert;ekliAin, yani Tin'in get;ici ugrak-
dan, estetik tarihinin en onemli dil~ii larmdan ba~ka hi~bir ~ey degildir.
niirlerinden biri. Temel eserleri: Estetica Dunya, kendisinde teoriyle pratigin, oz-
conte ScietJza dell'Espressione e Linguistica neyle nesnenin, bireysel olanla tiimel
Generale [ifadenin Bilimi ve Gene) Dilbi- olarun birle~tigi Tin'dir. Nitekim Tin,
lim Olarak Estetik}, Filozofia dello Spirito bir a~aman1n ard1ndan ba~ka bir a~a
(Tin Felsefesi], LCJgica [Manhk] ve Etica e maya ula~an, bir t1nnan1~ ic;indeki mut-
Politicn [Etik ve Siyaset). lak, sonsuz ve ezelf-ebedf evrirrun ta
KHisik Hegelci felsefenin rasyonalizmini kendisidir.
omek alan bir tin felsefesi geli~tirmi~ ve cum principia negante non est disputan-
tinin tek gerc;ek oldugunu savunmu~ dum. Mant1kta, manhkh davran1~ ve
alan Croce'ye gore, tin kendisini diyalek- tarh~mada, temel onciiller, ba~langlt;
tik bir bie;imde, dii~iince ve eylem olarak ljnenneleri uzerinde kesin ve mutlak bir
iki basamakta gert;ekl~tirir. BunJardan uzla~1m olmadan, tarh~ma diye bir
dii~iince ve eylem basamaklan da, kendi ~eyin olamayacag1nl, ya da ba~layan
it;lerinde ikiye aynlrr. Buna gore, birind bir tarh~man1n siirdiiriilemeyecegini
basamak sezgi, sezgisel bilgi ya da sanat, dile getiren kurahn La tince ifadesi.
rolan bir nesnel dlinyan1n varolu~unu
kabul eden bir felsefedir. Nesnelli~i ye-
niden yakalamaya t;ah~an ~a~da~ felse-
fe, ayru zamanda nesnel olarak varolan
bir evrenin bilgisinin mumkun oldu~u
nu savunan bir felsefe olarak ortaya
~1kar.
Kabaca ve genel olarak de~erlendirildi~
~inde, ~a~da~ felsefede tarihsel bir s1ra
i~inde ortaya ~lkan dort ayn gelenekten
soz edilebilir: Metafiziksel gelenek, ana~
litik gelenek; fenomenolojik gelenek ve
~a~dat felsefe [tng. contemporary philo- el~tirel ya da y1k1c1 gelenek. 1 Metafi-
sophy; Fr. philosophie contemporaine]. Ta- ziksel gelenek, yinninci yuzydda felsefe
rihsel olarak ondokuzuncu yuzyll1n tarihinin son ozgun metafiziksel sistem-
sonlanndan ba~lay1p gunumuze dek lerinden meydana gelen bir gelenektir.
uzanan felsefe. Bu gelene~in, felsefenin gorevinin ger-
Felsefe hi~bir zaman bo~lukta geli~me .. ~ekli~in do~as1yla ilgili problemleri bir
yip, kulturun bir par-;,as1 olarak, daima ~orumu kavu~turmak oldu~unu savu-
~a~1n siyasi ve toplumsal k~ullanyla nan du~unurleri, metafiziklerinde, di-
ili~ki i~nde ortaya ~1kb~1na gore, ~a~ namik ve de~i~en bir ger~ekli~ ifade
d~ felsefenjn de, yir minci yuzydtn ko- etmeye ~ah~m1~lard1r. Bir aya~l ondo-
~ullanndan etkilenen, yinninci yuzyda kuzuncu yiizydda olan soz k.onusu me-
ozgu bir bak1~ a~1s1 vard1r. <;a~da~ fel- tafiziksel gelene~in en onemli ii~ temsil
sefe i~inde yer alan tilin filozoflar, arala- dsi Henri tBergson, John tDewey ve
nndaki farkhhklara kar~m, i~te bu ba~ Alfred North tWhitehead'tir. Dinamik
lamda, bir pan;as1 olduklan modem ve de~i~en bir ger~ekli~i belli bir sure~
toplumun ilgi ve problemlerine ycuut felsefesiyle ifade eden bu u~ du~tinurun
vermek durumunda o)mu~lardlJ'. $u temel kavranu evrimdir.
halde, -;a~da~ felsefeyi karakterize eden 2 <;a~da~ felsefenin ikinci onemli ve
birinci ozellik, onun yinninci yiizytlda buyuk gelene~ ise, Hobbes ve Hume'a
ortaya -;lkan kimi temel dwum ve olu- mal edilebilecek olan kimi felsefi kabul-
~umlardan, ome~in modem toplumun Jeri benimseyen du~unurlerin olu~tur
bilim kar~1s1ndaki ikircikli tavrmdan, du~u analitik gelentlctir. Dunyarun ~ok
dile yonelik ilgiden, dunya sava~lannm buyuk say1da basit o~eden meydana
yarattl~t umutsuzluktan, toplumsal ko- geldi~ini, kompleks nesnelerin bu o~ele
~ullann yaratb~l giiven bunaluru ve ya- re ayra~tlrllabilece~ini ve bu basit varbk-
banala~madan, v. b. g., yo~un bir bi- larla kar~da~ddl~J zaman, onlann ko-
~imde etldlenmi~ olmas1d1J'. layhkla tarurup anla~Llabilece~ini one
<;a~da~ felsefeyi karakterize eden ildn- suren bu gelenek mensuplan, felsefenin
ci ozellik, yirminci yuzyJlda filozoflarm gorevinin sentez de~il de, dilsel ya da bi-
Ban felsefesine tKant'tan beri damgas- limsel veya manhksal anali.z oldu~unu
nl bulan kurmaal1k veya konstriikti- one surer. En onemli temsilcileri arasin-
vizm ve goreciliklen ka-;1nma ~abas1 da George Edward tMoore, Bertrand
i~ne girmi olmaland1r. Buna gore, tRussell, Gattlob tFrege, Ludwig Witt-
Ball felsefesinde tDescartes'la ba~lay1p, genstein, ve tViyana <;evresi dii~iiniirle
Kant'la doruk noktas1na ulafan ozne ~~ rini verebilecepmiz bu gelenek realist
kl~h bir felsefe anlay1~1nln ard1ndan, bir tav1r ahp sa~duyuya yakla~trken, bir
yirminci yuzyd felsefesi insandan ve in- yandan da bilimden tarafa saf tutup me-
sarun inan~lanndan batJmsLZ olarak va- tafizi~e ~iddetle kar~1 ~kar.
186 ~agda~ idealizm

3 c;a~da~ felsefenin u-;lindi gelene~i tdo~alclltk olmu~tur. Bununla birlikte,


ise, Ahnan filozofu Ed1nund +Husserl ta- 19. yuzyll1n son -;eyre~inde, do~a bilim-
rafindan kurulmu~ olan fenornenolojik ge- lerine, ozellikle de fizik ve biyolojiye,
lenektir. Bilginin oJana~1na biiyiik bir tinsel de~erleri neredeyse unutacak
gL.t-;le inanuken, Kant'1n eseri olan kons- kadar ~ok dayanan felsefe anlay1~ma
triiktiviznle ~iddetle kar~1 ~1kan feno- kar~1 bir tepki olu~m u~tur. Bu tepki yi
Inenolojik gelenek, kendinde ~eylerin bi- ifade edenler, do~a bilimlerinde birta-
lince goriindiiklerini one siirmii~tiir. Bu kun uzla~1msal ve varsa y1msal o~eler
~er-;eve i-;inde bilince donen ve bilincin bulundu~unu savunan, ve bilimin, nes-
yonelimselli~ini bilin-; iizerinde yo~un nel ger-;ekli~in tam ve eksiksiz olarak.,
la~Inanln nedeni ve hakh klluu~1 olarak ger-;ekte oldu~u ~ekliyle yans1hlmas1n-
de~erlendiren fenomenolojik gelenek, dan meydana geldigi gorii~iine ~iddetle
aynt za1nanda realist bir tav1rla, ~eylerin kar~1 -;1kan +Poincar~ ve tMach gibi fi-
kar~1hkh ba~1mhh~1 VE- ili~kisi iizerinde lozof ve bilim adamlan olmu~h.lr.
dunnu~tur. Analitik gelene~in Hume'a Diger bilim adamlan ve dii~iiniirler
yak1n oldu~u yerde, daha -;ok Hegel'e ise, bu ele~tirilerin bilimin de~erini
yakla~an fenomenolojik gelene~in en azalnnay1p, bilim adam1n1n giiciinii ve
one1nli temsilcileri aras1nda Martin yarahc1hg1n1 tarumak ve ifade etmek
+Heidegger'le Jean Paul tSartre bulun- suretiyle, artttrd1t;Jn1 belirtince, bir yan-
maktadu. dan bilimsel dii~iincenin saldu'llan sa-
4 c;a~da~ felsefenin dordiincii gelene~i vu~turulurken, bir yandan da geli~en
Frans1z dii~iiniirleri Michel Foucault ve idealist dii~iince ic;in gerekli zemin ha-
Jacques Derrida tarafmdan temsil edilen Zlrlaruru~ttr.
ele~tirel ya da yrkrcr gelenektir. Omegin, Buna gore, idealist c;er-;eve i-;inde ras-
ozdiluge, ikicilige, Descart~ felsefeye, yonalist e~limler Renouvier'in fenome.-
akll y a da lojisiz1ne, t Aydmlar1Jna felse nalizmi, Cohen ve Natorp'un Marbourg
fesiyle pozitivizme ve dolay1s1yla biitiin Okulu ve tWindelband'm de~erler fel-
bir moderniteye ili~kin olarak c;ok ciddi sefesi, ingilt ere'de Green, Caird, Bosan-
ve keskin bir ele~tiri yonelten Derri- quet, +Bradley, Fransa'da ise tLachelier
da'nm son -;oziimle1nede ozciiluge, ikici- ve Hamelin taraf1ndan temsil edilmi~tir.
li~e ve akllmerkezcili~e yonelik olan Gerc;ekli~i, do~rudan ve arac1s1Z sezgi
ele~tirisi ger-;ekte metafizi~e, Bahrun taraftndan kavranan manhkd1~1 bir ~ey
biitiin bir metafiziksel dii~iincesine yo- olarak de~erlendiren, olumsala ve sez-
nelik bir kritik olmak durumundadtr. gici egilimleri ise, tBoutroux ve Berg-
Ba~ka bir deyi~le, Bat1 dii~iincesinin son temsil etmi~tir.
yuzy1llardan beri temelinde yer alan kav .. Buna ka~m, psikolojik bilindn verilerin-
ram ve kar~tthklan yeni ba~tan ele~tirel den yola ~ ve bu veriler iizerine tinsel
bir bak.I~la de~erlendiren bu gelenek, bir metafizik kuran psikolojik yakla~un,
Bah felsefesinin temellerini sars1n1~br. en iyi ifadesini Ravaisson'da bulmu~tur.
~agda~ idealizm [1ng. contemporary idea- Nihayet, irideyi, ideal ve ahlaki bir gu-;
lism; Fr. idealisme contemporain]. 19. yuz- olarak goren ir~deci yakla~uru ise, eylem
Ylhnda sonlar1na do~ru ba~lay1p, 20. felsefesiyle Blondel sergilemi~tir.
yuzylhn ozellikle ilk yanslnda a~uh~l- ~ag1rma [1ng. interpellation]. ldeolojinin bi-
01 hissettiren idealizm hirii. reylere hitap ehnesi, bireylerin ideoloji
Do~a bilimlerinin biiyiik bir ilerleme taraf1nda in~a edilmeleri siirecine -;ag-
kaydetti~i ondokuzuncu yuzyda dam- da~ yap1salc1 Marksist dii~iiniir Louis
gaslnl vuran egilim, pozitivizmden ba~ Althusser taraf1ndan verilen ad.
laytp, maddeciligin en radikal bi-;imleri- ideolojinin ve hikim s1n1fm hegemon-
ne dek uzanan geni~ bir -;er-;eve i-;inde, yasmtn santld1~1 gibi dot;rudan bir ta-
hakkiiln yoluyla ger-;ekle~Jnedigini soy- iizere, -;agn~1m yasalanna gore birbirle-
leyen Althusser'e gore, ideoloji -;ag1rma riyle birle~tirildigini savunan anlay1~1
arac1hgyla, yani bireyleri varolan tire- ifade eder. Her tiir bilgiyi duyum par-;a-
tim ili~kileri i-;indeki rollerini sorgu)a- lanndan tiireten ve a-;klay1c1 ilkesi
madan kabul edip benimseyen bir sosyal -;agn~un yasalara olan -;agn~amc1hk,
kimlikle donatacak ~ekilde i~ler. tiimel ve zorunlu dogrulan bile aynl-
~aArJ~tm [Os. tedm; ing. association; Fr. as- anaz -;agn~amlarla ifade eden empirist
sociation]. Genel olarak,. iki ya da daha bilgi anlay1~1, ge-;mi~ deneyimi bilincin
fazla ose arasmdaki i~levsel baglnhya; halihazardaki bir nesnesiyle yeniden
bilin-;teki ogelerin ya da bile~enlerin, kunnaya ama-;layan ogreti ~eklinde or-
iradenin araahgt olmadan ya da iradenin taya -;akar.
kar~1 koyu~una ragmen, birbirlerine bag- <;agn~Jmcahgan, iki ayn kolu vardar.
larunalan ya da birbirleriyle birle~tirilme Bunlardan birincisi felsefi, digeri bilhn-
leriyle ilgili psikolojik fenomen. sel bir kuram olarak -;agn~Imc1hkt1r.
Dii~iincelerin oto1natik bir bi\imde, Bun)ardan 1 felsefl ,agn~unczlrk, insarun
adeta kendiliginden birbirine baglanma kanna~tk zihinsel ya~am1n1 salt deneyi-
s1 durumu olarak -;agn~un, idelerin, dii- me ba~vuruyla a-;aklarken, gii-;lii ilkele-
~iincelerin, dii~iinceleri ifade eden soz .. re, temel -;agn~1m ya$alanna ihtiya-;
ciiklerin ve hatta imge ve duygularm duyduklar1ru dii~iinen lngiliz empirist
birbirlerini arumsatacak ~ekilde birbirle- leri tHobbes, tLocke, +Berkeley, Hume,
rine bagh olmas olgusunu, bir bilin-; Hartley ve tMill taraf1ndan temsil edil-
halinin, biti~iklik, benzerlik, ka~1thk il mi~tir. Buna kar~1n, 2 bilimsel ,agrr~rrrr
gileriyle, kendiliginden bir ya da bir-;ok crlrk Ebbinghaus'un 1885 yll1nda ger-
-;ekle~tirdigi bellekle ilgili deneyiyle
bilin-; halini uyand1rmas1 durumunu
ba~lanu~, Pavlov'un ko~ullu tepke iize-
ifade eder.
~a~r1~1mchk [Os. tedtiiye; ing. associatio-
rine alan ara~hrmalanyla devam ederek,
nisnt; Fr. associationnisnte; AI. associatia- en sonWlda, Watson'un kendisine daya-
nisntus ]. <;agn~1m1, zihinsel ya da entel narak tdavrana~-;ahga kurdugu te1nel
lektiiel ya~am1n temel ilkesi olarak durwnuna gelmi~tir .
Bu baglamda, benzerHk, kar~1thk, sii-
goren psikoloji teorisi.
reklilik gibi, dii~iincelerin ya da bilinci
Bilgi.mizi yonlendiren nedensellik gibi
Ineydana getiren basil ogelerin kendi}e-
temel ilkelerin zihinde varolmadag1n1,
rine gore birle~tirildigi model ya da
ancak uzun bir deneyim siireci boyunca
formlara, zihindeki -;agn~unlann aneyp
yerle~mi~ -;agn~amlann iiriinii old ugu
dana geli~ tarzlanyla ilgili deneysel ve
savunan gorii~, daha yiiksek diizeyden teorik genellemelere ,agr.~rnr yasalarr
zihinsel siire-;lerin goreli olarak daha ada verilir. Bu yasalardan siirekJilik,
basit ogelerin birle~iminin sonuru oldu- zaman ve mekan i-;inde birlikte ortaya
gunu one siiren, ve bilgi gorii~iinde, bel -;akan ~eylerin, veya ard1~akhk ili~kisi
lekte, basit ogeler arasJnda, -;agn~lmlan i-;inde olan idelerin birbirlerine baglana
doguran, benzerlik, kar~athk ve siirekli cagan1 ifade eder. Buna gore, masa ve
lik gibi ii-; tiir ili~ki bulunduAunu savla- sandalye arasanda siirekJilige dayah -;ag-
yan Aristoteles'e dek geri gottirulebile- n~msal bir ili~ki vardu. Benzerlik soz
cek felsefi ve psikolojik oAretiye tekabiil konusu oldugtlnda ise, bir ~eyin res1ni
eder. ya da foto~raf1 ashru, karanllk siyah ya
Buna gore, -;agn~1mcahk, tum zihin da kara)'J akla getirir. Buna kar~an, kar
h41lerinin izlenimler, duyu verileri ve ~athk soz konusu oldugunda, ak karaya
duyumlar gibi, biricik, basit, ayra ve bir -;a~rl~hnr. Ote yandan nedensellik soz
birlerine indirgenemez ogelerden mey- konusu oldugunda, kaynamayla lSI ara
dana geldi~ini ve bu ogelerin daha kar- Slnda -;agn~amsal bir ili~kj oldugu soy
ma~lk zihin hallerini meydana getirmek lenmelidir.
188 ~arv akalar

~arvakalai'. Hint felsefesinde, madded bir bir rol yukleyen Karl Marks']a Sinunel'in
gorii~ geli~tirerek, her ttirhi duygu ve ter