20082202 Tusi

BÜYÜK TÜRK DÜ ÜNÜRÜ NASREDD N TUS ’DE DEAL TOPLUM ANLAYI I

Reha YILMAZ
Qafqaz Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Bakü / AZERBAYCAN yilmazreha@yahoo.com

ÖZET Azerbaycan Nak îli inin ikinci Devresi diyebilece imiz XIX yüzyıl, aynı zamanda Azerbaycan tasavvuf tari hinde önemli bir dönemdir. Bu devirde büyük Nak i eyhi Ba dat’lı Mevlana Halid’in talebesi Kürdemirli smail irvani ve Kutga ınlı Yahya ile bunların yeti tirdi i birçok Nak ibendî mür idinin faaliyetleri Kuzey Azerbay can’dan ba layarak Kafkasların genelinde ve Anadolu’da büyük bir dini tasavvufi ve siyasi hareketlili e sebep olmu lardır. Türk milletinin gurur duydu u birçok alim gibi Hoca Nasreddin Tusi’de Türk slam medeniyetinde büyük izler bırakmı tır. Onunla ilgili birçok ey söylenilmi , bir çok ey yazılmı tır. Bununla birlikte söylenenler ve yazılanların bazen hakikatten uzak, bazen ihtilaflı bazen de bilinçli olarak yanlı lar içerdi i görülmektedir. Ula tı ımız eserlerde umumen onun matematikçi oldu u ve astronomiyi iyi bildi i ifade edilmektedir. Ancak Ahlak ı Nasiri ve Evsafü’l E raf kitapları sayesinde onun, aslında iyi bir toplum bilimci oldu unu görme imkânı mız olmu ve Tusi’nin bu yönünün, yani, ideal toplum ve ideal topluma giden yollarla ilgili görü lerini ara tırma iste i do mu tur. Ancak bunun için öncelikle onun ideallik anlayı ını bilmenin gereklili i gözümüzden kaçmamı tır. Bundan dolayı bu ara tırmada onun ideallik anlayı ı, bu anlayı içinde ideal topluma giden kamil insan ve sa lıklı aile dü ünceleri analiz edilmi tir. Anahtar kelimeler: Nasreddin Tusi, kamil insan, sa lıklı aile, ideal toplum THE IDEAL SOCIETY OF GREAT TURKISH SCHOLAR NASREDDIN TUSI ABSTRACT Hoca Nasreddin Tusi has a remarable place in the Turk Islamic civilization like many others who became the pride of the Turkish nationality. He became the subject matter of many writers and discussions. Since he was written and talked by many people, the things attributed to him contained mistakes and false information. The reason of launching this research is to clear the wrong attributions about Hoca Nasreddin Tusi. According to the documents we have found, he was known as a mathematician and had a deep knowledge of astronomy. However his books Ahlak ı Nasiri and Evsafü’l E raf showed us that he was also a careful sociologist. His ideas on ideal society and the ways which will lead the man to the ideal society make the center of our research.First of all , it is essential that we should know what his idealism was. This research covers the following areas; idealism, the virtous man on the way to the ideal society, the healthy family and ideal society. Key words: Nasreddin Tusi, virtous man , healthy family, ideal society.

Giri
Hakkında efsaneler yazılan Nasreddin Tusi, gerek hayat tarzı, gerekse ilmi görü leri açısından farklılıklara sahiptir. Onun hak
Number 22, 2008

kında yazılanlar, söylenenler; bazen abartılı övgüler, bazen ise a ırı derecedeki a a ıla malar sebebiyle zıtlıklarla doludur. Bu ise Tusi’nin ahsiyetine ve bilimsel ö retisine gölge dü ürdü ü izlemi verse de aslında
13

Reha Yılmaz

onun dünya görü ünün zenginli ini ve ge ni li ini göstermektedir. O, kendinden önce bir türlü barı tırılama mı bir çok ilim dalını uyum içinde ele al mı , bir bakıma uzla tırmı bir filozof, top lumu pe inden sürükleyebilecek bir edip ve ahlakçı, uygulamalarıyla halkı zalim hü kümdarların zulmünden kurtarabilecek yet kinli e sahip bir devlet adamı, yeti tirdi i alimlerle yüzyıllara damgasını vuran ger çek bir muallim, yıldızlarla konu acak ka dar astronomi bilimini iyi derecede bilen bir astrologdur. O çalı tı ı tüm alanlarda ba arıya ula mı sayılı bilim adamlarından biridir. Daha çok Ahlâk ı Nasiri eseriyle tanınan Tusi hakkında bazı ara tırmalar yapılmı , eserler yazılmı olmasına kar ın, onun top lumcu dü ünceleri yeterince ele alınmamı tır. Tusi’nin ideal toplum anlayı ı bugünün toplumuna ı ık tutacak, toplumsal prob lemlere çözüm olacak tavsiyeleri içermek tedir. Özellikle, ideal toplum için öncelikle insanın mükemmellik vasfını kazanması gerekti i üzerinde duran dü ünür, bir son raki a amanın sa lıklı aile oldu unu ileri sürmektedir. O eserlerinde, kamil insan, ve sa lıklı ailenin vasıflarını ve artlarını ele alarak, ideal topluma ula ılma yollarını da belirlemi tir. Matematik ve astronomi sahasında hayret verici ve benzersiz bulu lara ve fikirlere sahip oldu u bilinen Tusi’nin ideal toplum konusundaki fikirleri de aynı seviyede zen gindir. O ideal toplum anlayı ını herhangi bir mezhep veya fikir okuluna ba lı kal maksızın geli tirmi tir. Yeri geldi inde ii, yeri geldi inde Sünni inanca müracaat et mi tir. Bununla birlikte Eflatun ve Aristo’ nun dü üncelerini de kendi görü leri için de eriterek istifade etmesini bilmi tir. Yeri geldi inde Farabi, yeri geldi inde bn i Sina gibi slam Medeniyetinin me hur ilim adamlarının eserlerinden ve halk arasın daki rivayetlerden ve atasözlerinden yarar
14

lanmı tır. Bununla toplumun kabul edece i ve sahiplenece i bir ideal toplum anlayı ına ula mı tır. Bu nedenle Tusi’yi zamana ve mekana sı mayan, slam toplumunun bütün gruplarınca büyüklü ü ve ula ıl mazlı ı kabul edilen bir filozof olarak ka bul etmek mümkündür.

Nasreddin Tusi’nin Hayatı
Di er birçok Türk alimi gibi Tusi’nin haya tı, görü leri hakkında birbirini tutmayan bilgiler mevcuttur1. Öncellikle Onun do um yeriyle ilgili fikir ayrılı ı vardır. ranlı edebiyatçı Celaleddin Hümai Tusi’nin “Tus” erinde do du unu iddia ederken2, Azer baycanlı ara tırmacı H. Mehmedbeyli ise Onun Hemedan yakınlarındaki “Bahar” kasabasında do du unu ileri sürmü tür. Bunun yanısıra “Cehruh”, “Kum” ehirle rinde dünyaya geldi ini ileri sürenler de olmu tur3. Tusi hakkındaki bir ba ka ihtilaflı konu ise gerek kendisinin gerekse yakınlarının isim leridir. Feteli Ahundov, Molla Vidadi gibi Azerbaycan yazar ve airleri onu Nesir Tusi olarak adlandırmı tır. Ancak bu tanımla manın, ünlü dü ünürü dönemin siyasal baskılarıyla dini olgulardan uzakla tırma gayretiyle yapıldı ını söylemek mümkün dür. Zira onun eserlerinde ismini “Nasred din” olarak yazdı ı açık ekilde görülmek tedir. Adı konusundaki tartı malara, Tusi hakkında derin ara tırmalar yapan H. Mehmedbeyli, onun adı ve lakabıyla bir likte “Ebu Cefer Muhammed ibn Hasan Nasreddin Tusi” oldu unu ileri sürmü tür4. Bazı eserlerde ise bu isme “Hace”, bazılarında ise “Ebu Bekir” ilave edilmek tedir. Bu konuda tüm eserler dikkate alına
1 2

H. Mehmedbeyli, Nasreddin Tusi, Bakü 1957, s. 45 54 Rahim Sultanov, “Nasreddin Tusi ve Onun Ahlaki Nasiri Kitabı”, Ahlak ı Nasiriye, Bakü 2005, s. 5. A. K. Rzayev, Nasreddin Tusi, Siyasi Hukuki Dü ün celeri, Bakü 1993, s.9. Sultanov, “Nasreddin Tusi ...”, s. 4
Journal of Qafqaz University

3

4

Büyük Türk Dü ünürü Nasreddin Tusi’de deal Toplum Anlayı ı

rak yapılacak bir tanımlamada onu, “Ebu Cafer Hace Nasreddin Tusi Muhammed bin Hasan Ebu Bekir” olarak ifade etmek mümkündür. Do umu hakkında farklı görü ler bulun makla birlikte N. Tusi 17 ubat 1201 Cuma günü Tus ehrinde do mu tur. Tusi’nin ço cukluk yılları Tus ehrinde geçmi tir. O dö nemde Tus ehri bir çok alimi barındıran, tarihi zenginli e sahip büyük bir ilim ehri olup, halkın büyük bir kısmı ilimle i tigal etmektedir5. Bu nedenle Tusi’de çocukluk yıllarından itibaren ilimle ilgilenmi , çalı kanlı ı ve gayretiyle ö retmenlerinin be e nisini kazanmı tır. lkö renimini iyi bir hukuk ve ilahiyatçı olan babasından alan Tusi, ondan çok etkilenmi tir6. Tusi’nin ba bası tecrübeli, insanlarla iyi ili kiler kura bilen, iyi ahlaka sahip ve ilimle me gul olan sıra dı ı bir insandır7. Taceddin ehris tani’nin müridlerinden olan Firuz ah Ceh rudi lakabıyla tanınan Muhammed bin Hasan Tusi, o lunun da ilimle i tigaline özen göstermi ve kendinden sonra, Tus’da ya ayan ünlü alimlerden ders almasını sa lamı tır8. Tusi’nin babasından sonraki ilk hocası dö nemin me hur dü ünürlerinden Ferideddin Damad olmu tur. Ferideddin dünya görü üyle di er alimlerden oldukça farklılık arz etmektedir. Zira o, sadece dini hükümlerle de il, aynı zamanda Yunan ve Hint felse fesi, Fars kültürü ve Azerbaycan sanatıyla yakından ilgilenmi ve bu ö retileri kendi dünya görü üne ta ımasını bilmi tir. Onun fikirlerindeki zenginli in temelinde özgür dü üncenin halkaları olan Serahsi, Gilani ve Ebu Abbas Logeri gibi dü ünürlerin fi
5

kirlerinin yattı ını söylemek yerinde ola caktır9. Tusi’nin dünya görü ü bu silsile ile Behmenyar’a, ondan bn i Sina’ya kadar uzanmaktadır. Tusi’nin dünya görü ünde, bir ilim silsilesi te kil eden bu alimlerin hep sinin az çok tesirini görmek mümkündür. Tusi hakkında yazılan eserlerde, Onun he nüz genç ya larda büyük bir ilme, geni malumata, sa lam bir hafızaya, özgür fikre ve cesaretli muhakemeye hevesli, ihtiraslı bir aktarıcı oldu u ileri sürülmektedir. Tusi’nin küçük ya larda büyük alimlerin meclislerinde dini, felsefi tartı malara, Kur’an, Sünnet ve be eri ilimlerin kar ılıklı mukayesesine ahit olması, hiç üphesiz, onun ilmi görü ünün de geli imine do ru dan tesir göstermi tir. Tus ehrinde ilmi geli imini tamamlayan Tusi, Horasanın Mo olların istilası üzerine Kuhistana gelerek, smaili hükümdarı Muhte em’in yanına yerle mi tir. Bazı ya zarlar bu olayı farklı ekilde anlatmakta dırlar. Onlara göre smaili hükümdarının o lu hastadır. O lunu iyile tirebilecek ye gane alimin Tusi oldu unu i itti i ve Onu Buhara’da yakalattırarak gizlice Kuhistana getirtti i iddia edilmektedir10. Önceleri smaililer Tusiye büyük hürmet göstermi , ah Muhte em onun bilgi ve ka biliyetlerine hayran kalarak, kendisine mü avir tayin etmi tir. Tusi Kuhistan’da iken bu bölgenin valisi Nasreddin Ebulfet ebu Mensur, bir ahlak kitabı olan Ebu Ali Ahmet ibn i Muhammed bn i Yagub’un et Tahare adlı eserini tercüme etmesini iste mi tir. Ancak Nasreddin Tusi bazı yönle riyle eksik buldu u bu eseri tercüme et mektense bu eksikliklerin giderildi i yeni bir eserin yazılmasının uygunlu unu usu lünce valiye anlatır. Bunun üzerine ona it hafen Ahlak ı Nasiri kitabını yazar11. Kitaba
9 10 11

A.Rzayev, Nasreddin Tusi, Hayatı, lmi, Dünya Gö rü ü, Bakü: r ad, 1996, s. 12. Vahab Ta tan, “Nasreddin Tusi: Hayatı, Eserleri, Din ve Toplum görü ü”,
http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_ 11_08_Tastan_1.pdf

6

Sultanov, “Nasreddin Tusi ...”, s. 7 Sultanov, “Nasreddin Tusi ...”, s.8. Nasreddin Tusi, Ahlaki Nasiri, (Azerbaycan diline tercüme: Rahim Sultanov), Bakü 2005, s. 35.

7 8

Sultanov, “Nasreddin Tusi ...”, s. 14. Rzayev, Nasreddin Tusi, s. 14.

Number 22, 2008

15

Reha Yılmaz

genel olarak bakıldı ında toplumun ahlaki de erlerinin nizamlanmasının öncelikli bir de er olarak ele alındı ı görülmektedir. Ancak smaililerin gerek dü ünce, gerekse uygulamalarını kabul etmeyen Tusi, onları ele tirmeye, görü lerini çekinmeksizin söy lemeye ba lar. Ayrıca Mo olların istila or dularının önünden kaçan müslümanlara sahip çıkılması için bölge valiliklerine tesir etmesi nedeniyle merkeze ikayet edilir. Bu ise Onunla smaili emiri Ebu Mansur’un ve smaililerin arasını açar12. Bunun üzerine Tusi Alamut kalesinde ev hapsine alınır ve ciddi kısıtlamalar getirilir. Burada dikkat edilmesi gereken olay ah Muhte em’in, smaililerin çok önem verdikleri yıldızları, yani astronomi bilimini iyi bilen Tusi’den vazgeçemeyerek onu öldürmemesi, hem de ele tirilerini halka aktarmasına engel olmak için ev hapsine tabi tutmasıdır. Bazı dü ünürler bu hapsi, onun dönemin halifesi Muhteseb’e yazdı ı kasideye ba la maktadırlar. Onlara göre Tusi, smaililerle arası açık olan Halife’yi öven bir kaside ya zarak, ona gönderir. Bu kaside Halifenin veziri bn i Algam’ın eline geçer. O, Tusi’ nin kabiliyetini görerek, onun Ba dat’a da vet edilmesinden ve kendisinin koltu un dan olma korkusuyla, Tusiyi Muhte em’e ikayet eder. Bunun sonucunda öfkelenen Muhte em, Tusiyi Alamut’a gönderir13. Bu iddianın do rulu u daha akla yatkın gel mektedir. Zira Tusi’nin Mo olları Ba dat’a saldırması için cesaretlendiren, Halifenin öldürülmesinin akıl hocalı ını yapan ki i oldu u dü ünüldü ünde, onun Halifeye kar ı ciddi bir öfke ve kin besledi ini gör mek mümkündür. Bu öfkenin kayna ı ara tırıldı ında, “Tusi’nin yirmi iki yıl a ır artlarda manevi sınırlamalar ve inançsız bir ortamda ya amasına Halifenin sebep oldu unu” dü ünmesinin yattı ı kabul edi
12

lebilir. Hiç üphe yok ki, Halifenin olup bitenden haberi olmadı ı gibi, Tusi’nin de onun ba ına gelenlerden Halifenin sorumlu olmamasından haberi bulunmamaktadır. Bu nedenle bn i Algam’ın yaptıklarını Tusi Halife’ye mal ederek, öfkesini de ona yöneltmi olması mümkündür. Bu konuda bir ba ka iddia da, Tusi’nin danı manlı ını yaptı ı Kuhistan vilayeti nin valisi Ebu ihabeddin’in slam’ı müda faa etmesi, smaili mezhebine kar ı müca delesi ve etrafına müslüman ilim adamla rını toplaması üzerine halk Alamut’taki hükümdar Alaaddin’e onun hakkında ikâ yette bulunmu tur. ikayette özellikle Tusi’ nin bu organizeyi te kil etti ini ve müslü manların korunmasının onun yönlendir mesiyle gerçekle ti ini bildirmi lerdir. Bu nun üzerine gerek vali, gerekse Tusi vazife lerinden alınarak, Alamut’a gönderilmi ve hapsedilmi tir14. Tusi, inanılmaz yenilikçi yapısı ve pratik zekası ile Alamut kalesinde ilmi mesele lerin yanı sıra toplumsal ve siyasal hayata, devlet i lerine müdahale etmi tir. Çok zor artlarda bulunan Alamut’da Tusi, smaili lerin son hükümdarı Rükneddin Hur ah’ı Mo ol hanı Hülagu’ya teslim olmaya ikna ederek, kalede kan dökülmesini engelle mi tir. Bununla birlikte Tusi’nin bu ekilde smaililerden intikamını aldı ını ve alınma sı zor olan bir kaleyi bir damla kan dökül meden Hülagu Han’a hediye etti ini de söylemek mümkündür. Zira Hülagu Han ileriki dönemlerde smaililere kar ı acıma sız olmu ve Hasan Sabbah’ın slam dünya sına korku salan Ha ha ilerini tarihe karı tırmı tır. Hülagü Han, Tusi’nin Alamut hediyesini iyi de erlendirmi ve onu ahsi danı manı yapmı tır15. Bazı tarihçiler onun Hülagü’ nün vezirli ini de yaptı ını iddia etseler de
14 15

efiyeva, “Önsöz”, Övsafül –E raf, (Azerbaycan Türk çesine tercüme: Ef an efiyeva), Bakü 2005, s.6. Sultanov, “Nasreddin Tusi ...”, s.8.

Rzayev, Nasreddin Tusi, s. 34. Hilmi Ziya Ülken, slam Dü üncesi, Ülken Yayınları, 1995, s. 264. stanbul:

13

16

Journal of Qafqaz University

Büyük Türk Dü ünürü Nasreddin Tusi’de deal Toplum Anlayı ı

buna ili kin resmi bir belge henüz bulu namamı tır. Bununla birlikte Hülagü’nün Tusi’nin fikirlerine önem verdi ini göste ren bazı örnekler de mevcuttur. Bunun en önemlisi Ba dat seferine Tusi’nin tavsiye leri do rultusunda çıkılmasıdır. Hülagü Han, halifelik ve halife hakkında söylenen rivayetlerden korkarak, Alamut’tan sonra stanbul’a sefere çıkmaya hazırlanırken, Tusi’nin tavsiyeleri ile bundan vazgeçmi ve 1258’de Ba dat’a yönelmi tir. Bu sefer sonucunda Abbasi halifeli i sona ermi ve slam dünyası büyük bir karga anın içine dü mü tür. Hatta Tusi, tavsiyeleriyle Hüla gu’nün Halife Muhteseb’i öldürmesine vesile olmu tur16. Tusi’nin Mo ollar arasındaki yüksek itibarı sayesinde, o dönemdeki bir çok tanınmı alimi ölümden, binlerce nüsha el yazması de erli eseri yok olmaktan kurtarmı ve onları Maraga ehrine götürmü tür. Bugün bir çok ilmin temelini olu turan kitapları barındıran me hur Maraga Kütüphanesi ve ark biliminin zirveye ula tı ı Maraga Rasathanesinin kurulu u Nasreddin Tusi tarafından gerçekle tirilmi tir. Bu nedenle ele tirilen bir çok yönü olsa da, bilim adına yaptı ı bu çalı malar onu ölümsüzle tir meye yetmi tir17. Maraga ehrindeki bu ilim oca ı sadece bir kütüphane veya rasathane olmamı , birçok me hur ilim adamına ocak olmu , bir çok alim adayına ise mekteplik yapmı tır. Ba dat seferi ve sonrasındaki idari mesele lerde gösterdi i performans nedeniyle Tusi’ye, çoktan beri arzuladı ı Mara a Rasathanesini kurma izni verilmi tir. Tusi, Hülagu’nun deste iyle bugün Kuzey Batı ran’da bulunan Mara a ehrinde, tüm dünyaya nam salacak en büyük rasatha

nesini kurmu tur. Tusi, bu rasathanenin plan ve projesinden, yapılmasına ve i leyi ine kadar her a amasında aktif olarak i ti rak etmi tir. Rasathanenin kurulmasıyla siyasetten tamemen uzakla an Tusi, ken dini ilme vermi ve o dönemin bilinen dün yasına onun bilimini ve adını ta ıyacak bir çok ilim adamı yeti tirmi tir. Ancak ömrünün sonlarında Mo ol idareci ler onu rahat bırakmamı , Hülagu’den son ra tahta çıkan Abaga Han’la birlikte devlet i lerini yürütmek için 1274’ün kı ında Ba dat’a gitmek zorunda kalmı tır. Ba dat´a geldi i günden itibaren yo un ekilde ça lı mak zorunda kalan Tusi, öncelikle vergi sistemini yenilemi , ülkenin problemleriyle ilgili yönetim, askeri, e itim ve dini temsil cilerle görü erek problemlerini dinleyip çö zümler bulmaya çalı mı tır. Vergi sistemi ne dair yeni kanunlar hazırlayarak uygula maya koymu , Ba dat kütüphanelerini kontrol ederek, yeni eserleri Maraga’ya göndermi tir. Ba dat’ta bulunan iilerin yedinci imamı Musa Kazım’ın mezarını ziyarete gittikten sonra fenala an Tusi, tüm müdahalelere ra men iyile emeyerek 25 Temmuz 1274’te hayata veda etmi tir18. Onun defin merasimi büyük bir törene dö nü mü , Ba dat’ın me hur alimleri, devle tin yüksek rütbeli komutanları ve halk kit leler halinde onun cenazesini kaldırmı tır. Kaderin bir tecellisi olarak onun nefret etti i Halifeli in merkezi Ba dat, onu ba rına basmı tır. Vasiyeti üzerine Ba dat’a 30 km. uzaklıktaki Kazimiye’deki mam Musa Kazım’ın türbesine gömülmü tür19. Onun ii ya da Sünni olması konusundaki tartı malara bu husus nokta koymu tur. Zira onun mam Kazım’ın yanına gömülmek istemesi, inanı larının hangi istikamette ol du unu gösteren önemli bir veridir.

16

Geni bilgi için bakınız. H. M. Ahmedov, Nasreddin Tusi (1201 1274), Bakü 1992, s.4 vd. Ziya Bünyadov, “Önsöz”, Nasreddin Tusi Hayatı, lmi, Dünya Görü ü, Bakü 1996, s. 4.
18 19

17

Rzayev, Nasreddin Tusi, s. 257 261. Ferman Eyvazov, Nasreddin Tusi, Bakü 1980, s.3.

Number 22, 2008

17

Reha Yılmaz

Tusi’nin nesli ve ilmi, o ulları Sedreddin Ali, Asileddin Hasan ve Fahreddin Ahmed tarafından gelecek nesillere ta ınmı tır. Halen Hemedan, Nahçıvan ve Mara a’da Tusi’nin neslinden insanların ya adı ı bi linmektedir.

Tusi’nin Dünya Görü ü
Geni kültürel gelene e sahip Tusi, hem Yakın ve Orta Do u’da, hem de Avrupa ülkelerinde büyük öhrete sahiptir. Onun kaleme aldı ı Ahlak ı Nasiri, Ahlak ı Muhte em, Evsafu l E raf, Risale i Felsefe, Mi’yarul E ’ar, Mecmua i Resail gibi eserleri onun dünya görü ünü açık bir ekilde ortaya koymaktyadır. Tusi’nin ilmi, edebi anlayı ı oldukça geni ve büyüktür. O devrinin en tanınmı âlimi kabul edilmi “allame”, “muhakkik”, “hekim”, “hace”, “üstad”, “son filozof”, “on birinci akıl” gibi lakaplarla anılmı tır. Onun yüzden fazla eseri oldu u bilinmektedir. Bazı ara tırmacılar bu sayıyı iki yüz yirmi’ye kadar yükseltmektedir ler20. Eser sayısının yan ısıra dünya görü ü de geni bir alanı kapsamaktadır. Kaydetmek gerekir ki, Tusi’nin dünya gö rü üne Do u dü ünürlerinin yanı sıra Yu nan filozoflarının da büyük tesiri olmu tur. Onun eserlerinde Platon, Aristo gibi Yunan filozoflarının görü ve dü üncelerine sık sık rastlamak mümkündür. O, Aristo’nun varlık ve yaradılı , hareket ve inki af, tabi atın yorumlanması gibi dü üncelerinden istifade etmi tir21. Bununla beraber O, sa dece Yunan dü ünürlerini de il aynı za manda bn i Sina, Behmenyar gibi Do u dü ünürlerinin gelene ini devam ettirmi , din ve akıl uzla ısını sa lamaya çalı mı tır. Onun eserleri arasında en etkileyicisi Ahlak ı Nasiri’dir. Bu büyük eser üç bölümden olu
20

maktadır. “Tehbiz i Ahlak” olarak adlan dırılan birinci bölümde, insan nefsi ve ter biyesi üzerinde durulmu tur. kinci bölü mü olu turan Tedbir i Menazil’de insan dan insaniyete, fertten cemiyete geçi in özellikleri anlatılmaktadır. Kitabın finali olan üçüncü kısım, “Siyaset i Müdün” ola rak bilinen bölümde ise cemiyetin idare edilmesi, medeniyetin tesisi gibi konular incelenmi tir22. Onun, iili in büyük alimlerinden oldu u söylense de, smailiye mezhebinin a ırılık larını ortadan kaldırmaya çalı tı ını, eser lerinin ço unda Sünni bir alim gibi hareket etti ini ve ilmi eserlerinin ço unda her iki mezhebin hükümlerine de yer verdi ini görmekteyiz. Bu husus bazen smaililerin, bazen de Sünnilerin tepkisine sebep olmu tur. Eserlerindeki farklı yakla ımlar sebe biyle dönemin di er slam alimleri tarafın dan da ele tirilmi tir. Bunun yanısıra akıl ve mantı a yönelmesi dönemin artları çer çevesinde ciddi bir muhalefetin ortaya çık masına sebep olmu tur23. Bununla birlikte onun felsefe sahasındaki çalı maları, ona “on birinci akıl” isminin verilmesine sebep olmu tur. Ele tirildi i bir ba ka husus ise, dönemin artlarının zorlamasıyla Mo ollarla i birli ine gitmesidir. Özellikle Halifeli e kar ı yürüttü ü politika nedeniyle ciddi ele tiri almı tır. Ancak onun hayatını inceleyen ara tırmacılar, uzun yıllar hapiste kalma sına Halifeli in sebep oldu unu söylemek te ve bundan dolayı Halifeli in yıkılmasını ve Halifenin öldürülmesini istedi ini iddia etmektedirler. Bütün bu olumsuzluklara ra men büyük zekaya ve uzak görü lülü e sahip olan Tusi, hiçbir zaman ahsiyetinin ve bilimi nin herhangi bir grup ya da ilmi okulun
22

Zakir Memmedov, “Nasreddin Tusi, Hayatı ve Yaradıcılı ı”, Azerbaycan Felsefesi Tarihi, Bakü 1994, s.242. Eyvazov, Nasreddin Tusi, s. 4.

Ülken, Türk Tefekkürü Tarihi, stanbul: Yapı Kre di Yayınları, 1982, s.186 187. efiyeva, “Önsöz”, s. 7.
Journal of Qafqaz University

21

23

18

Büyük Türk Dü ünürü Nasreddin Tusi’de deal Toplum Anlayı ı

dar çerçevesiyle sınırlandırılmasına izin vermemi tir. O kelam, felsefe ve tasavvuf biliminin taraftarlarınca kendi ilimlerinin banisi kabul edilmi tir. Bununla birlikte O, bu üç ilim dalı arasındaki ihtilafları orta dan kaldırmak için büyük gayret sarf ede rek, aslında üç ilminde büyük alimi oldu unu ispatlamı tır. O, Tecridü’l tikad isimli eserinde Kelam, Ahlak i Nasiri’de felsefe, Evsafü’l E raf’da ise tasavvuf sahasındaki fikirlerini ortaya koymu ve bu yolla üç il mi belirli noktalarda uzla tırmaya gayret göstermi tir. Evsafü’l E raf eserinde bu hu sus kendisini özellikle göstermektedir24.

tahliller yapmı , sosyal içerikli, kar ıla tır malı, toplumsal yardımla maya dair dü üncelerini, ideal toplum anlayı ına monte etmi tir. Bu maksatlardan en önemlisi, hiç üphesiz ideallik anlayı ının gereklerini ve ona ula ma yollarını göstermesi olmu tur. Onu buna iten en önemli sebebin, her ne kadar smaili hükümdarın te viki oldu u iddia edilse de, içinde ya adı ı toplumun ahlaki yapısının bozuklu u ve dinden uzakla ması kar ısında onları ıslah edebil me dü üncesi oldu unu ileri sürmek müm kündür. Zira Tusi’nin beraber ya amak zorunda kaldı ı smaililerin ba kenti olan Alamut, aynı zamanda Ha ha iye olarak bilinen sa pık bir mezhebin de merkezidir. Hasan Sabbah’ın müritlerinin tüm slam dünya sına, saldı ı korku ve kullandıkları metot lar, ayrıca hayat tarzları dü ünüldü ünde halkın içinde bulundu u ahlaki seviyeyi de tespit etmek mümkündür. Kaldı ki, Alamut yönetimi ile Halifelik arasındaki gergin münasebetler de bu durumun bir neticesi olarak kendini göstermi tir. Bu nedenle Tusi, ideallik dü üncesini kendisine bir he def olarak belirlemi ve bu amaç do rul tusunda hem dü ünsel eserler vermi , hem de bir devlet adamı olarak uygulamasını gerçekle tirmi tir. Onun ideallik anlayı ı nın temelinde ideal insan bulunmaktadır. Bu ideal insanlar ideal aileyi kuracaklar, bu aileler ise ideal toplumu olu turacaklardır. Kâmil nsan Anlayı ı Tusi, ideal topluma ula abilmek için önce likle insanın kemale ermesinin gerekti ini ileri sürmektedir. Ona göre, cemiyetin inki afında insan önemli rol oynadı ı gibi, insanın ekillenmesinde de toplum olumlu tesir göstermektedir. Bunun gerçekle tirile bilmesi için öncelikle insanın nefsinin kö tülüklerden arındırılması gerekmektedir25. O, insan nefsinin bir cevher oldu unu, ak
25

Tusi’nin deal Toplum Anlayı ı
Tusi’ye göre, toplum temelde fertlerden olu ur. Fertler ise öncelikle aileyi, aileler toplumu meydana getirir. Fertlerin duru mu, aileyi, ailelerin durumu ise toplumu etkilemektedir. Türk dü ünürleri bu husu su özellikle dikkate almı ve toplumun ideal hale gelebilmesi için öncelikle fertle rin olgunla ması gerekti ini savunmu , böylelikle ailelerin sa lıklı hale getirilece ini ve bu silsile neticesinde de toplumun kâmille ece ini ifade etmi lerdir. Özellikle Orta Ça Türk filozoflarında (Farabi, bn i Sina, Behmenyar vd.) bu dü ünce kendisini açık ekilde göstermektedir. Bu silsilenin devamcısı kabul edilen Tusi yazmı oldu u eserlerde ideal insan, ideal aile ve ideal toplum kavramlarını ele alarak, bunlar ara sında organik bir ba oldu unu ileri sür mü tür. Bu dü ünce özellikle Ahlak ı Nasiri eserinde açık ekilde ifade edilirken, ideal insan anlayı ı Evsafü’l E raf kitabında geni olarak ele alınmı tır. Tusi, özellikle smailiye devletinde ya adı ı dönemde bütün sınırlamalara, sınıfsal çatı malara ra men Kur’an ve Sünnet ile kendinden önceki alimlerin eserlerinden ayrıca halk arasındaki rivayetlerden isti fade etmi tir. Bunun yanı sıra diyalektik
24

Geni bilgi için bakınız. Tusi, Övsafül E raf, s. 20 vd.

Eyvazov, Nasreddin Tusi, s. 12.

Number 22, 2008

19

Reha Yılmaz

lın anlayabildi i ne varsa, hepsinin onun sayesinde oldu unu, insanın hislerinde ve bedeninde meydana gelen de i ikliklerin hepsinin onun gücü ve tesiri neticesinde meydana geldi ini savunmaktadır26. Tusi´ye göre: “ nsanın güzel ahlak ve güzel hususiyetlerindeki eksikliklerin kendi ma rifetiyle ortadan kaldırılması ancak onun kamille tirilmesiyle mümkündür27. Her var lı ın özüne mahsus, hususiyetleri vardır. Bunlar naziklik, kabalık, temizlik, kirlilik gibi sınırlandırmalara tabi tutulabilir”28. n sanında her varlık gibi kendine has özel likleri vardır. Bunlardan konu mak, dü ünmek gibi bazıları sırf insana has iken, ehvet, hırs gibi bazıları da di er varlık larla birlikte ortaya çıkmaktadır. Dü ünme hususiyeti insana iyili i kötülükten, güzel li i çirkinlikten, erefi erefsizlikten ayırt etmeye, irade gücünü kullanarak, bunları de i tirmeye imkan vermektedir. Neticede kim bu hususiyetten do ru istifade ederek, gayreti ve iradesi neticesinde arzu edilen erdeme ula sa, mutlulu a da ula abilecek tir. Kim de bu güçten do ru istifade etmese ya da yanlı kullansa mutsuzlu u tada caktır. Ona göre insanın idealle mesinin kar ısın daki en büyük engel ise onun hayvani arzu ve isteklere yönelmesidir29. O insanı kamil lik vasfından uzakla tıran halleri ehvete, öfkeye ba lamaktadır. O, a k, i ret, zevk sefa meclisleri, mala dü künlük, kadın dü künlü ü gibi hususların ehvetin; hırs ga zap, intikam gibi halleri ise öfkenin neticesi oldu unu ifade ederek aslında imanı ka millikten uzakla tıran halleri bir nevi tas nifata tabi tutmu tur. nsanın kamille erek ideal insan haline ge lebilmesi için öncelikle dahili temizli in ta
26 27 28 29

mamlanması gerekti ini ifade eden Tusi, insanın nefsini, onu zayıflatan ve kirleten sebeplerden koruması durumunda, gayri ihtiyari nefsin dahili gücü harekete geçe cek, özellikle ona has olan, ilim ö renme, hakikati anlama, e itime yönelme gibi fa aliyetlere ba layarak mutlulu a eri ece ini iddia etmi tir30. Ona göre: “ nsanın fıtratında iyilik ve kö tülük yönleri oldu undan, peygamberler, filozoflar, imamlar, rehberler, terbiyeciler, mürebbiyeler ve muallimlere ihtiyaç var dır. Bunlardan bazıları lütuf ve hikmetle riyle, bazıları zulüm ve hakimiyetleriyle insanın dikkatini lüzumsuz i lerden, onu idealle tirecek faydalı ve gerekli i lere ira de, faaliyet, bilgi, e itim, benimseme, talim ve terbiye yoluyla yönlendirerek, seviyesi ni yükseltmektedirler”31. Tusi insanın kamilli ini ikiye ayırmaktadır: lmi ve ameli. lmi kamillik, insanın ilmi ö renmeye, bilgilenmeye yönelmesi, bu a k ile varlı ın derecelerini muayyenle tir mek, hakikatin mahiyetine nüfuz etme yo luyla kalbin sakinle mesi ve rahatlaması dır. Ameli kamillik ise, insanın davranı la rını birbirine mani olmayacak, birbirini ta mamlayacak ekilde düzenlemesidir. Böy lelikle insan davranı larında da kamilli e ula ır. Bu yolla ahlak fıtrata uygun ve be enilecek ekilde e itilmektedir. Bundan sonrada kamilli in di er dereceleri aile ve toplumun kamille mesi a amalarına geç mek mümkün olacaktır32. Sa lıklı Aile Anlayı ı Tusi’nin aile anlayı ının temelinde sosyo ekonomik unsurlar bulunmaktadır. Zira insanın hayatını devam ettirebilmesi için öncelikle sosyo ekonomik ihtiyaçlarının kar ılaması gerekmektedir. Bunu tek ba ına
30 31 32

Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 44. Tusi, Övsafül E raf, s.16. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 56. Tusi, Ahlak, Nasiri, a.g.e., s. 57. Tusi, Ahlaki Nasiri s. 59. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 59. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 60.
Journal of Qafqaz University

20

Büyük Türk Dü ünürü Nasreddin Tusi’de deal Toplum Anlayı ı

kar ılaması ise mümkün de ildir. Bu ne denle insanın i bölümü temelinde sosyal bir birlik kurması ve bu ihtiyaçlarını bu birlik içerisinde, di er üyelerle payla ması zorunlu hale gelmektedir33. deal aile için önemli olan hususlardan birisi aile üyeleri arasındaki ili kileri dü zenlerken bütün aile menfaatinin üstün tutulmasıdır. Dikkat edilmesi gereken bir di er konu ise, aile üyeleri arasında uygun bir i bölümü yapılmasının gereklili idir. Ayrıca ailede sıkı bir disiplin sa lanması da ideal ailenin artlarındandır. Ve son olarak Tusi, aile için ev, yani bina ve yer seçiminin de ailenin durumuna göre ya pılması gerekti ini ifade etmektedir. Ona göre ailenin, ideal toplumun gerekleri ne cevap verebilmesi için kadın ve çocu un önemli yeri vardır. Tusi’ye göre çocu un sosyal yönlerinin inki af etmesi ve toplu mu dü ünen, ahlaklı, giri imci ve lider tipli bir insan olarak yeti mesi için: Çocuk, onun karakterini bozabilecek insan ve e yadan uzak tutulmalı; ahlakını bozabilecek oyunlara yakla tırılmamalı; çocu u mala mülke yönlendirebilecek parasal eyler ifa de eden ödüller verilmemeli; çocuklar akla, mantı a uygun delillerle terbiye edilmeli; çocuklara bol bol sevgi gösterilmeli; onlara pahalı, süslü püslü elbiseler giydirilmeme li; haddinden fazla ve zorla yedirilerek mi desine dü kün hale getirilmemelidir34. deal Toplum Anlayı ı Tusi, “kamil insan” ve “sa lıklı aile”yi ta nımladıktan sonra, “ideallik” anlayı ını “ideal toplum”la tamamlamaktadır. Ona göre toplumu idealle tirmek için öncelikle sosyo ekonomik ve siyasi problemlerin hal ledilmesi gerekmektedir. Toplumun ideal hale getirilmesini sa layacak bir ba ka hu sus ise toplumda adaletsizli in, haksızlı ın
33 34

ve ho nutsuzlu un ortadan kaldırılması dır. Ona göre aksi takdirde toplumun par çalanması ve da ılması kaçınılmazdır. Zira gayrimemnunluk sa lıklı bir toplumun önündeki önemli problemlerden birisidir35. Tusi toplumdaki ahenk ve düzenin bozul maması i bölümünü tanzimlemek, üre timde keyfili i ortadan kaldırmak ve top lumsal uzla ıyı temin etmeyi siyaset olarak adlandırmı tır. O siyaseti açıklarken Efla tun ve Aristo’nun görü lerine müracaat ederek Yunan felsefesinden istifade etmi tir36. O, güç sahiplerinin zayıfları ezme ar zusunu yok ederek, insanların ba kasının haklarına el uzatmaya izin vermemesini, toplumsal i birli inde herkesin kendi vazi fesini yerine getirmeyi sa layabilmek için yöneticiler tarafından zorunlu tedbirler al mak gerekti ini, bu tedbirin de bir nevi siyaset oldu unu ileri sürmektedir. Tusi’ye göre toplumda iyi bir siyaset yürü tebilmek için iyi bir idareciye ihtiyaç var dır. Ancak bundan her zaman bir ah veya hükümdara ihtiyaç oldu u sonucu çıkartıl mamalıdır. Ona göre: “Her zaman yöneti ciye ihtiyaç yoktur. Ahali arasında belirli bir düzen olsa, bu uzun müddet onlara yetecektir. Lakin bütün devirlerde müdrik bir rehbere, tedbir sahiplerine ihtiyaç var dır. Tedbir olmasa, nizam intizam aradan kalkar, gerekti i gibi inki af sa lanamaz”37. Tusi’ye göre toplumu bir arada tutan hu suslar sosyal olgulardır. Bunların en önem lisi de ailedir. Daha sonra ise ailelerden olu an mahalle, mahallelerden olu an e hir, ehirlerden olu an büyük halklar ve halklardan olu an dünya toplumu bu olgu nun di er unsurlarıdır. Ona göre küçükler büyüklerin kapsamına girerek bir üst olgu yu olu turmaktadırlar. Bunun anlamı fert le, dünya toplumu arasında yakın ve sıkı
35

Eyvazov, Ahlaki Nasiri, s. 19. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 189. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 190.

Tusi, Ahlak, Nasiri, s.155. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 168 169.

36 37

Number 22, 2008

21

Reha Yılmaz

bir ili kinin bulunmasıdır. Bu nedenle top lumun kaderine dikkat eden bir insan, on dan ayrılması mümkün olmayan ferdin kaderine de dikkat etmesi gerekir. Aksi takdirde fert toplumun menfaatleri kar ı sında yalnız kalacak ve genellikle de top lum tarafından ezilecektir. Bu da fertde topluma kar ı so umayı beraberinde geti recektir38. Tusi ideal toplumu, ideal yöneticilerin ida re etmesi gerekti ini ileri sürmektedir. Ona göre ideal toplumu yöneten idareci, toplu ma zarar vermek yerine, onları yüceltmeli ve hayırlı i lere yönlendirmelidir. Bu i leri yapabilmek için yöneticide bir takım hususiyetlerin bulunması zorunludur. Ona göre ideal yöneticide: “Büyüklük, alicenap lık, metinlik, tam azim, sabır, malvarlı ı, salih ve hayırlı yardımcılar” bulunmalı dır.39Yöneticiler toplumu idare ederken “faydalı siyaset” uygulamalıdırlar. Bu tür siyaset, herkesin hakketti ini vermek, ba kasının hakkına el uzatmaya izin verme mek, sosyal i bölümünde ona verilen vazi feyi yerine getirmek gibi hususları yerine getirmekten ibarettir. Bunları yerine getirir ken yöneticinin namuslu siyasete, adil yar gıya ve sa lam ekonomiye ihtiyacı vardır. Bunları sa layan yönetici, gerçekle tirdi i her ıslahatı ideal toplumun hayrı için yap sa, bu yolla insanın inki afını sa lasa, yani ilahi siyaseti yerine getirmesi durumunda ideal bir yönetici olmak durumundadır40. Tusi’nin ideal toplumunda uyumun olabil mesi için, dört sınıf arasında kar ılıklı den genin bulunması kaçınılmazdır. lim adam ları, askerler, esnaf ve köylüler olarak belir ledi i bu dört sınıfın birlikte hareketi sonu cunda toplumda ahengin sa lanaca ı ve böylelikle, medeniyet, fazilet ve mutluluk sisteminin olu aca ını iddia etmektedir41.
38 39 40 41

Sonuç
Bütün Orta ça dü ünürlerinde oldu u gibi Türk dü ünür, air ve devlet adamla rının her birinin kendine has hayatları, tar tı malı, birbirine zıt yönleri vardır. Birço unun do du u yer ve yıl belli de ildir. Onlardan bugüne kadar ula abilmi bil giler, de i ken oldu undan sık sık onlara atfedilen siyasi, felsefi görü lerde farklı istikametlerde kendini göstermektedir. Bi lim adamı ne kadar ünlüyse, zıtlıklarda o derece fazlala maktadır. Bu durumun en önemli sebepleri olarak, güvenilir belge ek sikli i, lakap ve isimlerin yakınlı ı, bu bi lim adamlarının orijinal eserlerinin zaman la yok olması, halklar arasında yayılan ri vayetler, elyazmalarını ço altanların hata ları veya bilinçli sahtekarlıklarını göster mek mümkündür. Bu sebeplerin biri veya bir kaçının varlı ı, tarihe mal olmu Türk dahilerinin gerçek yönleriyle tanınmasını engellemektedir. Azerbaycan Türkünün gurur duyaca ı bir çok alim gibi Hoca Nasreddin Tusi’nin de Dünya Medeniyetine büyük katkıları ol mu tur. Onun büyüklü üyle do ru orantılı olarak bir çok ey söylenilmi , bir çok ey yazılmı tır. Gerek söylenenler, gerekse ya zılanlar bazen hakikatten uzak, bazen ihti laflı bazen de bilinçli olarak yanlı larla do ludur. Ama bir gerçek var ki, “O zamana ve mekana sı mayan, slam dünyasının her bir kesiminin takdirini kazanmı büyük bir mütefekkir ve devlet adamıdır.” Fakihler Onu “Hoca Tusi”, filozoflar “Be erin üstadı–On birinci akıl”, “Üçüncü muallim” olarak adlandırmı lardır. Tusi, özellikle smailiye devletinde ya a dı ı dönemde bütün sınırlamalara, sınıfsal çatı malara ra men, Kur’an ve Sünnet’ten, kendinden önceki alimlerin eserlerinden, halk arasındaki rivayetlerden istifade ede rek, diyalektik tahliller yapmı , sosyal içe rikli, kar ıla tırmalı, toplumsal yardımla maya dair dü üncelerini, ideal toplum an
Journal of Qafqaz University

Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 187. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 225 226. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 189. Tusi, Ahlaki Nasiri, s. 228 229.

22

Büyük Türk Dü ünürü Nasreddin Tusi’de deal Toplum Anlayı ı

layı ına katarak arzu etti i dü ünceleri yazmı , kar ıya koydu u maksatlara ula mayı ba armı tır. Bu maksatlardan en önemlisi de, hiç üphesiz, ideallik anlayı ı nın gereklerini ve ona ula ma yollarını gös termesi olmu tur. Onu buna iten en önemli sebebin, her ne kadar smaili hükümdarın te viki oldu u iddia edilse de, içinde ya adı ı toplumun ahlaki yapısının bozuk lu u ve dinden uzakla ması kar ısında on ları ıslah edebilme dü üncesi oldu unu ileri sürmek mümkündür. Zira Tusi’nin ya amak zorunda kaldı ı smaililerin hayat tarzları dü ünüldü ünde halkın içinde bulundu u ahlaki seviyeyi de tespit etmek mümkündür. Kaldı ki, Alamut yönetimi ile Halifelik arasındaki gergin münasebetler de bu durumun bir neticesi olarak kendini göstermi tir. Bu nedenle Tusi, ideallik (insan aile toplum) dü ünce sini kendisine bir hedef olarak belirlemi ve bu amaç do rultusunda hem dü ünsel eserler vermi , hem de bir devlet adamı olarak uygulamasını gerçekle tirmi tir. Onun ideallik anlayı ının temelinde ideal insan bulunmaktadır. Bu kamil insanlar sa lıklı aileyi kuracaklar, bu aileler ise ideal toplumu olu turacaklardır. Ona göre, cemiyetin inki afında insan önemli rol oy nadı ı gibi, insanın ekillenmesinde de top lum olumlu tesir göstermektedir. Bunun gerçekle tirilebilmesi için öncelikle insanın nefsinin kötülüklerden arındırılması gerek mektedir. Çünkü Ona göre insan nefsi öyle bir cevherdir ki, aklın anlayabildi i ne var sa, hepsi onun sayesinde olmalı ki, halkın ço unun insan adlandırdı ı bir hissin be dende meydana getirdi i de i iklik ve faaliyetin hepsi onun gücü ve tesiri netice sinde meydana gelmektedir. nsanı kamille tirdikten sonra bu insanlar dan olu an sa lıklı ailelerin kurulması ge rekti ini savunan Tusi, aileyi ideal toplum ile kamil insan arasında bir köprü olarak görmektedir. Farabi, bn i Sina ve Behmen
Number 22, 2008

yar’ın dü ünce okulunun temsilcilerinden olan Tusi’nin aile anlayı ının temelinde sosyo ekonomik unsurlar bulunmaktadır. Zira insanın hayatını devam ettirebilmesi için öncelikle sosyo ekonomik ihtiyaçları nın kar ılanması gerekmektedir. Bunu ise insanın tek ba ına kar ılanması mümkün de ildir. Bu nedenle insanın i bölümü te melinde sosyal bir birlik kurması gerek mektedir. Bu birlikte baba ailenin reisi, kadın evine ba lı ve ailevi terbiyenin temel ö esi, hizmetçilerde aile fertlerinin prob lemlerinin ortadan kaldırılması, e itimi ve terbiyesinde yardımcıdır. Tusi, “kamil insan” ve “sa lıklı aile”yi tanımladıktan sonra, “ideallik” anlayı ını “ideal toplum”la tamamlamaktadır. Ona göre toplumu idealle tirmek için öncelikle sosyo ekonomik ve siyasi problemlerin hal ledilmesi gerekmektedir. Kamilli i sa laya cak bir ba ka husus ise toplumda adalet sizli in, haksızlı ın ve ho nutsuzlu un or tadan kaldırılmasıdır. Ona göre aksi tak dirde toplumun parçalanması ve da ılması kaçınılmazdır. Zira gayrimemnunluk sa lıklı bir toplumun önündeki önemli prob lemlerden birisidir.
KAYNAKÇA
1. Ahmedov, H. M., Nasreddin Tusi (1201 1274), Bakü 1992. 2. Bünyadov, Ziya, “Önsöz”, Nasreddin Tusi Hayatı, lmi, Dünya Görü ü, Bakü 1996. 3. Eyvazov, Ferman, Nasreddin Tusi, Bakü 1980, s.3. 4. Mehmedbeyli, H., Nasreddin Tusi, Bakü 1957. 5. Memmedov, Zakir, “Nasreddin Tusi, Hayatı ve Yaradıcılı ı”, Azerbaycan Felsefesi Tarihi, Bakü 1994. 6. Rzayev, A. K., Nasreddin Tusi, Siyasi Hukuki Dü ünceleri, Bakü 1993. 7. Rzayev, A., Nasreddin Tusi, Hayatı, lmi, Dünya Görü ü, Bakü: r ad, 1996. 8. Sultanov, Rahim, “Nasreddin Tusi ve Onun Ah laki Nasiri Kitabı”, Ahlak ı Nasiriye, Bakü 2005. 9. efiyeva, Ef an, “Önsöz”, Övsafül –E raf, Bakü 2005.

23

Reha Yılmaz

10. ükürov, A ayar, Bakı 2005.

ark Felsefesi ve Filozofları,

11. Ta tan, Vahab, “Nasreddin Tusi: Hayatı, Eser leri, Din ve Toplum görü ü”, http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_11_08_Tastan _1.pdf 12. Tusi, Nasreddin, Ahlaki Nasiri, (Azerbaycan diline tercüme: Rahim Sultanov), Bakü 2005. 13. Tusi, Nasreddin, Övsafül –E raf, Bakü 2005. 14. Ülken, Hilmi Ziya, Türk Tefekkürü Tarihi, stanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1982. 15. Ülken, Hilmi Ziya, slam Dü üncesi, stanbul: Ülken Yayınları, 1995.

24

Journal of Qafqaz University

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful