You are on page 1of 223

. . _,, --,.

Evrenin Alternatif Tarihi


Tasarm
Wethersfeld Enstits'nn dzenledii
bir konferansta sunulan metinler

New York, 25 Eyll, 1999

Michael ). Behe
William A. Dembski
Stephen C. Meyer

eviri: Orhan Dz

1 i
1'
GELENEK YAYINCILIK / 11 O
ALTERNATiF BlL!M / 15

Tasarm

YAZAR Michae ]. Behe, Wil!iam A. Dembski, Stephen C. Meyer


EV1Rl / Orhan Dz
oz EDiTR / Seyyit Erkal
KAPAK TASARIMI / Sabahattin Kana
TASARIM / Ercan Yavuz

BASKI / Kuni Matbaas


BiRiNCi BASIM/ Eyll 2004
ISBN / 975-8861-75-1

,1
Gelenek Yaynclk San. ve Tic. Ltd. ti.
Adres: Hasan Halife Mh. kszce Hatip Sk. No: 15 Fatih/lSTANBUL
Tel, (212) 531 41 40 (10 hat) (pbx) Faks, (212) 531 43 34
e-mail: gelenek@gelenek.com.tr
M!CHAEL J. BEHE, Biyokimya dalnda
ki doktorasn 1978'de Pennsylvania ni
versitesi'nden ald. Pennsylvania'daki Le
high niversitesi'nde biyoloji bilimleri profe
srln yrtmektedir ve Discovezy Ens-
tits'nn akademik yesidir. Da&in 's
Black Box (The Free Press, 1996) adl kita
b, "indirgenemez lde kannak" dedii
biyokimyasal sistemlr iin evrim teoremi-
nin ifade ettii anlamlan ele almtr.

WlLLlAM A. DEMBSKh Chicago ni


versitesi'nden matematik dalnda ve tllinois
niversitesi'nden felsefe alannda dokto
rasn tamamlad. En son yaymlad kitap
lar arasnda Intelligenc Design (InterVarsity,
1999) ve The Design Inference (Cambridge
University Press, 1998) yer almaktadr.
Baylar niversitesi'ndeki Michael Polanyi
Merkezi'nin yneticisi ve Discovery
Enstits'nn akademik yesidir.

STEPHEN C. MEYER, Tarihsel bilimle


rin metodolojisi ve yaamn kkeni biyolojisi
zerinde yapt incelemelerle tarih ve bilim
felsefesi alanlarnda Cambridge niversite
si'nden 1991 'de doktora ald. Halihazrda
Whitw'O[th Koleji'nde yardmc felsefe profe
srdr. Aynca Discovery Enstits'ne ba
l, bilim ve kltrn yenilenmesi merkezinin
yneticisidir. Bir dizi kitaba katkda bulun
mu olup imdilerde biyolojik tasarmn bi
limsel bir teoremini gelitiren bir kitap yaz-
maktadr.
NDEKLER
TASARIM

William A. Dembski
nc Tr Aklama: Bilimlerdekl
Zekl Tasann Kantlarnn Saptanmas 1 7

Stephen C. Meyer
Fizik ve Biyolojide Tasann Kantlan:
Evrenin Kkeninden Hayatn Kkenine 53

Michael J. Behe
Yaamn Temelindeki Tasarmn Kant 113

EKLER 129

Michael J. Behe
Zeki Tasarma Ynelik Bilimsel
Eletirileri Yantlamak 131
Stephen C. Meyer
Zeki Tasanmn Bilimsel Konusu 149

William A. Denbski & Stephen C. Meyer


Verimli Fikir Alverii Mi Yoksa
Nazik Bir Sohbet Mi?
Bilim ile Teoloji Arasndaki Diyalog 209

i
nsz

J 'ki bin yldan fazla bir sredir, Platon'dan Aquinas ve Newton'a


kadar nde gelen pek ok Batl dnr, tabiatn, nceden mev
cut olan bir zihnin veya zekann -bir Yaratcnn, tasanmn sergiledii
ni savunmulardr. Ne var ki 19. yzyln sonlannda ok sayda bilim
adam bu gr reddetmeye balad. Charles Darwin'in "doal ayklan
ma"ya dayal evrim teoremi ve hayatn, gne sisteminin ve kainatn
kkenine ilikin dier materyalist teoremler, tabiat, kendi kendini yara
tan ve ayakta tutan bir makine -ynetici bir fail veya zekann tasanm
na ilikin herhangi bir kant ortaya koymayan- olarak betimliyordu.
Kukusuz, Darwinistler bile biyolojik organizmalann tasanmlanm "g
rndklerini" uzun sre kabul ettiler. nde gelen bir Darwin szcs
olan Richard Dawkins'in de belirttii gibi, "Biyoloji bir ama iin tasa
nmlanm olduklan izlenimini veren karmak eylein incelenmesidir.''1
Yine de Darwinistler, doal ayklanma mekanizmas canl varlklarn
gzlemlenen karmakln kendince aklayabildiinden, bu grnn

1. Richard Dawkins, Kr Saati, TBTAK Yaynlan.


12 TASARIM

yanltc olduunda srar ettiler. Bylece, 20.yzyln byk bir ksmn


da, bilim tasann savnn altn oydu ve klasik teist gr iin pek kant
sunmad.
Ancak bu durum, deimeye balad. Geen 50 yl boyunca, sade
ce biyoloji deil, aynca fizik, astronomi ve kozmoloji alanlarnda yap
lan keifler de yaam ve kainatn salt grnr deil gerek tasarmn
iaretlerini sergilediini salk vermektedir. Dahas, pek ok evrimci bi
yolog, karmakln ve canl organizmalarn grnr tasarmnn bir
aklamas olarak Darwinci mekanizmann temel sorunlarn kabul et
mitir. Bu iki gelimenin sonucunda, giderek artan sayda bilim adam,
hayat ve kainatn salt grnrde tasarmlanm olduu dncesini
reddetti. Bunun yerine, pek ok bilim adam ve flozof arnk hayat ve
kainatn gerekten yle olduu iin tasarmlanm grndn d
nmektedir.
Bu bilim adamlarnn pek ou, bilinli tasanm veya basite tasarm
teoremi diye bilinen, biyolojik ve kozmolojik kkenlerin alternatif bir te
oremini savunmaktadr. Her ne kadar bu teoremin zengin bir gelenei
olsa da, onun savunucular, ada kken tartmas iinde yeni ve
farkl bir konum igal etmektedirler. Yeni-Darwinistler ve dier evrimci
teorisyenlerden farkl olarak, tasann teorisyenleri, ynlendirilmemi
doal sebeplerden ziyade zekay ieren sebeplerin hayat ve kainatn
pek ok yann en iyi surette akladn savunmaktadrlar. ok sayda
yaratldan farkl olarak, tasarm teorisyenleri, dnyann gen oldu
una inanmadklar gibi, teoremlerini kutsal metinlere de dayandrma
maktadrlar. Tasarmn ancak "inan gzyle" grlebileceini dnen
pek ok teist evrimciden farkl olarak, tasarm teorisyenleri, bilimsel ka
ntn gerekten bilinli tasarm iaret ettiini, onlarn deyiiyle bilinli
tasarmn "ampirik yolla saptanabileceini" dnmektedirler.
1999 Eyll'nde, Wethersfeld Enstits, "Bilim ve Evrendeki Ta
sarmn Kant" balkl konferanstan nce tezlerini sunmalar iin, a
da bilinli tasanm teoreminin savunucularn -William Dembski, Step
hen Meyer ve Michael Behe- Manhattan'a davet etti. Bu kitap, onlarn
sunumlannn dayand makalelere yer vermektedir. Bir ek bu yazarla
rn dier makalesini iermektedir. Bu makaleler, zeki tasarma ilikin
NSZ 13

yrtlen tartmann dier yanlann incelemekte ve teoremleine y


neltilen eitli bilimsel ve felsefi eletiilere cevap vermektedir.
Matematiki ve olaslk teoisyeni William A. Dernbski'ye ait olan ilk
makale, zeki tasann "saptamas"na ilikin genel bir teoremi okuyucuya
sunmaktadr. Dembski, ilk olarak, don aktl yrtmenin, insanlan, ge
nelde, zeki faillein peleinde braktklan sonulardan onlann faaliyeti
nin karsanabilecei sonucuna gtrdn belirtmektedir. lnsanlann,
kimi sanat ve zanaat eserlerinin ve olaylarn kkeninde zekann rol oy
nam olduu sonucuna rutin bir eklide vardklann gstermek iin e
itli rnekler vermektedir -arkeoloji, kiptografi ve sahtekarlk tespitin
den-. Dembski'nin almas, bu karmlarda bulunmak iin kulland
mz ltleri aikar klmamzn nedenini gstermektedir. "Bir hayli ihti
mal d" (yani karmak) ve "spesifik" olaylan gzlemlediimizde, tasa
nn kanmlannda (adamakll donlanan) bulunuyoruz. Dembski'nin
almas, zekann etkinliini saptamann bilimsel bir metodunu gelitir
mektedir.
2. Blmde, bilim felsefecisi Stephen Meyer, tabiattan kaynaklanan
kant gzden geirmek iin Dembskl'nin metodunu kullanmaktadr. il
kin fizik yasalannn "uyum"u diye adlandnlan olguyu incelemektedir.
Meyer, kainatn bu zelliinin Dembski'nin tasann ltnn rneini
tekil ettiini gstermektedir. Bu ve baka nedenlerden tr, tasta
mam uygunluun kkenini en iyi ekilde bilinli tasanmn akladn
savunur. Daha sonra, canl bir hcreyi oluturmak iin gereken bilginin
kkeni hakknda da benzer bir sav gelitiir. Meyer, genetik molekl
DNA zeinde yaplan almalann, onun ilevlerinin, bir bilgisayar if
resinin veya yazl metrtln ilevleine ok benzediini aa kardn
belirtmektedir. Nitekim, Meyer, DNA'nn, Dembski'nin teoremine gre
bilinli tasanm iaret eden ilevin spesifikliine ve karmaklna sa
hip olduunu ortaya koymaktadr. Nihayet Meyer, DNA'nn bilgi iei
inin -bir bilgisayar programnda veya eski bir parmen tomanndaki
bilgi gibi- zeki bir kaynaa sahip olduu sonucuna varr.
3. Blmde, biyokimyac Michael Behe (Darwin 's Black Box [Free
Press, 1996] kitabnn yazan) dier tasann kantlann -hcrelerde bu
lunan karmak motorlar ve gzdeki k duyarllndan sorumlu Rube
14 TASARIM

Goldberg benzeri "grme elalesi" - anlatmaktadr. Bu biyokimyasal sis


temleri "indirgenemez lde karmak" diye nitelemektedir, nk i
levde bulunmak iin pek ok ayn protein paralannn bir arada al
malamu gerekli klmaktadrlar. Behe, bu tr sistemlerin, yeni-Darwinci
mekanizmayla ortaya kmalarnn mmkn olmadm savunur. Do
al ayklanma, sadece, organizmalann hayatta kalmasna yardm eden
ilevleri yerine getiren sistemler zerinde etkili olur. Ancak "indirgene
mez lde karmak" sistemler, sistemdeki tm paralar mevcut olma
d srece hibir ilevi yerine getinnez. Yine de doal ayklanmann
destei olmadan bu tr sistemlere kar kendi bana ortaya kan aca
iplikler engelleyicidir. Bundan dolay, Behe, indirgenemez lde kar
mak sistemlerin ve motorlarn kkeninin en iyi aklamasnn yeni
Darwincilik (veya ans) deil de bilinli tasarm olduuna karar verir.
Sonraki (eklerdeki ilk) makalede, Michael Behe, tasarm savna y
neltilen bilimsel eletirilere cevap vermektedir. Her ne kadar Behe'nin
savna ynelik yaymlanm eletirilerin ou (aaya baknz) nitelik
itibanyla felsefi ve metodolojik olsa da, baztlar bilimseldir. Bu son b
lmde, Behe, Brown niversitesi'nden biyolog Kenneth Miller de dahil
sk eletirilerde bulunanlara dorudan cevap vermektedir. lerleyen sa
trlarda, Behe, indirgenemez lde kannak sistemlerdeki zeki tasarm
hakknda ada bilimsel savnn konumuna ilikin okuyucularna
gncel bilgiler sunmaktadr.
Eklerdeki 5. Blmde, zellikle tasarm konusuna dnlmektedir. Bu
blm, zekl tasanmn bilimsel veya ampirik savlarna kar sk sk ynel
tilen bir itiraz ele almaktadr. Michael Behe'nin Darwin 's Black Box ad
l kitabn eletirenler, genelde, Behe'nin savna bilimsel temellerde kar
kmamaktadrlar. Bunun yerine, eletiride bulunanlar, oklukla, Be
he'nin almasna metodolojik temellerde itiraz etmektedirler. Behe'yi
eletirenler, bilinli bir neden karsamann (Behe'nin yapt gibi), "bili
min ilkeleri"ni ihlal ettiini ve "bilimin tesi"ne gittiini sk sk ne sr
mektedirler. Onlara gre, bilimsel aklamalar, kat doac sebeplerle s
nrl kalmaldr. Stephen Meyer'in "Zeki Tasarmn Bilimsel Konumu" ad
l makalesi, bu itiraz ele almaktadr. Meyer, bilimi bu ekilde tanmlama
nn kesin metodolojik bir hakllnn olmadn ve aksine bu giriimin
NSZ 15

kanlmaz olarak bilimin gerei arama ilevini kstlayacan gster


mektedir.
Son blmde, tasann hakkndaki halihazrdaki tartmay, daha ge
ni kapsaml, bilim ile din arasndaki iliki tartmasnn iinde konum
landnyoruz. Bu blmde, William Dembski ve Stephen Meyer, bilimsel
kantn teist inanc nasl destekleyebileceini apak ortaya koymakta
drlar. Bu bilim adanlan, akn bir Tann'nn varlna dair tmdenge
limsel savlann vaad ettikleri kesinlii ortaya koymada sk sk baansz
kaldklann kabul etmektedirler. Yine de, tmdengelirnsel kesinliin ek
sikliinin phecilik veya kr inanc tek alternatif olarak brakmadn
savunmaktadrlar. Tabiattan elde edilen fiziksel kant (kainatn snrl
olduunu gsteren halihazrdaki astronomik kant gibi) "en iyi akla
maya bir gnderme" olarak teizmi hakl karabilir, byle bir kant,
Tann'nn varlnn kesin delilleri iin temel salamasa bile.
William A. Dembski

nc Tr Aklama: Bilimlerdeki
Zeki Tasarm Kantlarnn Saptanmas
I. Giri

G ndelik hayatmzda, aklama trn, zorunluluk, ans ve


tasanm birbirinden ayrt etmeyi nemli buluruz. Kz dt m
yoksa itildi mi? Eer dtyse bu d kaza eseri midir veya kanl
maz mdr? Onun itildiini sylemek dne tasann atfetmek de
mektir. Dnn kaza eseri veya kanlmaz olduunu sylemek d
ne ans veya gereklilik atfetmek demektir. Daha genelde, herhan
gi bir olay, nesne veya yap sz konusu olduunda, unu bilmek iste
riz: Olmak zorunda myd? Kaza eseri mi oldu? Zeki bir fail mi onun ol
masna yol at? Baka bir deyile, zorunluluk, ans veya tasanmla m
oldu?
Bu inceleme dzeyinde, zorunluluk, ans ve tasann teorem nce
si unsurlar olarak kalmakta ve bu yzden bilimsel bir tasann teoeni
ni kurmaya yetmemektedir. Dolaysyla, bu aklama trlerini birbirin
den ayrt etmenin temel bir yolu var mdr sorusu yerinde bir sorudur.
Filozoflar ve bilim adanlan, yalnzca, bu aklama trlerinin birbirin
den nasl ayrt edilebilecei hususunda deil, onlann geerlilii husu
sunda da fikir aynlna dmlerdir. Sz gelimi, Epikrcler, en
20 TASARIM

yksek konumu ansa verirken, Stoaclar ans reddedip zorunluluk


ve tasarm vurgulamlardr. Ortaada, Moses Maimonides, Aris
to'nun mslman yorumcularyla hemfikirdi. o yorumcular gkleri,
Maimonides'in deyimiyle "doa yasalarnn zorunlu sonucu"1 olarak
gryorlard. Mslman filozoflarn zorunluluk olarak grdkleri eyi,
Maimonides tasarm olarak gryordu.
Guide for the Perplexed adl kitabnda, Maimonides, gkyzndeki
yldzlarn dzensiz dalmna bakar. Ona gre, bu dzensizlik ihtimali
(yani, gereklemi bir olay gereklemek zorunda deildi ve dolays ile
gerekli de deildi) yanstmaktadr. Ama bu ihtimal ansn m yoksa ta
sannn m sonucuydu? Ne Maimonides ne de Aristo'nun mslman yo
rumculan Epicurus'u ve onun ans hakkndaki grlerini benimsiyor
lard. Onlara gre, ans asla temel olamazd, en iyi ihtimalle cehaletin
gstergesi saylabilirdi. Bu yzden Maimonides ve onun mslman
yanllarna gre soru, zorunluluk ile tasann arasnda esasl bir ayrmn
yaplp yaplamayaca idi. Aristo'nun saf teolojisini savunan mslman
filozoflar bu soruya hayr cevabn vermilerdi. Doada gzlemlenen ih
timallerden yola kan Maimonides ise evet cevabn vermiti. Onun sa
v, gece gkyznde grlen yldzlarn dalmna dayanyordu:
"Kk bir parann [geceleyin gkyznn paras] on tane yldz,
dier parann da yldzsz olmasn belirlemi olan ey nedir? ... Eer
Aristo gibi, onlann tmnn kesin kalc yasalarn zorunlu sonucu
olarak tmnn (bilinemez bir biimde) Tann'dan kaynaklandn
kabul edersek, buna benzer basit sorularn cevabn bulmak ok zor
ve neredeyse imkansz olur. Fakat eer tm bunlann tasarmn so
nucu olduunu kabul edersek, o zaman tuhaf ve imkansz bir ey
kalmaz; sorulmas gereken tek soru udur: Bu tasarmn sebebi ne
dir? Bu sorunun cevab, tm bunlarn, her ne kadar o amac bilme
sek de belli bir ama iin yaplddr; ans eseri veya bou bouna
yaplm hibir ey yoktur... O halde hangi akl banda insan yl
dzlarn konumunun, byklnn ve saysnn amasz ve ans
1 Mosses Maimonides, The Guide for the Perplexed, ev. M. Friedlander (New
York, Dover, 1956), s. 188.
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 21

rn olduunu ileri srebilir? Kukusuz, bu varlklarn her biri ...


belli bir tasarma uymaktadr; ve bu varlklarn tasarmn deil de
doa yasalarnn zorunlu sonucu olmas son derece ihtimal ddr. "2
Modern bilim de zorunluluk, ans ve tasarmn birbirinden nasl ayrt
edileceini bulmaya almtr. Bir dizi determinist fizik ::asalanndan
oluan Newton mekanii sadece zorunlulua izin vermektedir. Yine de
Newton, Principia adl kitabnn General Scholium'unda, gezegenler sis
teminin kararllnn sadece evrensel ktle ekimi yasasnn dzenli i
lemesine deil, ayn zamanda gnee kyasla gezegenlerin ve yldzlarn
kesin ilk konumlarna da bal olduunu savunur. yle diyor Newton:
"Her ne kadar bu cisimler gerekte salt ktle ekimi yasalarna gre
yrngelerin kararl halde hareket etseler de, ilk bata, o yasalar sa
yesinde yrngelerinin dzenli konumunu elde etmi olamaz
lar... [Bu yzden] gne, gezegenler ve yldzlanr bu en gzel siste
mi, yalnzca, zeki ve gl bir varln tasarrufundan ve planndan
donu olabilir. ..3
Maimonides gibi Newton da zorunluluk ve tasarm makul akla
malar olarak grp, ansa yer vermemilerdir.
Newton, Principia'y 17. yzylda yaymlad. Ne var ki, 19. yzyl
da, zorunluluk hala revatayd, ans devre d kalmt, tasann ise al
benisini byk lde yitirmiti. Napolyon, Laplace'ye, Tanr gkyz
mekaniinin denklemlerinin neresinde yer almaktadr diye sorduunda,
Laplace u nl cevabn vermiti: "Baym, bu hipoteze ihtiyacm yok
benim." Laplace, nceden semavi cisimleri konumlandrm tasarmc
zekann yerine, doal ktle ekimi yasalarna sk skya bal kalarak
gne sisteminin kkenini aklayan, nebula hipotezini ne srmt.4
Laplace'nin zamanndan beri, bilim tasarmdan byk lde uzak
lat. Elbette bu noktada, biyolojiden tasarm karan Darwin ok

2. A.g.e.
3. Isaac Newton, Mathematica/ Principals of Natura/ Philosophy, ev. A. Motte
ed. F. Cajort (Berkeley, Calif.: University of Califomia Press, 1978), s. 543-44.
4. Pierre Siman de Laplace, Ceiestia/ Mecianic, cit 4, ev. N. Bowditch (New
York: Chelsea, 1966).
22 TASARIM

nemli bir rol oynad. te yandan, bilim tasarmdan uzaklarken ayn


zamanda Laplace'nin determinist kainat grnden de uzaklayordu
(paracklarn imdiki konumlar ve momentumlan bilindii takdirde,
gemi ve gelecein de dosdoru tahmin edilebileceini ileri sren Lap
lace' nl eytan olarak anyordu). 5 istatiksel mekanik ve sonra ku
antum mekaniinin ortaya kmasyla birlikte, fizikte ansn rol gz
ard edilemez hale geldi. Bu noktada zellikle ikna edici olan gelime,
Beli eitsizliinin baarszldr.6 Sonuta, determinizme, zorunlulua
dayanan bir kainat, olaslklara dayal bir kainat dourdu. Bu kainat
ta ans ve zorunluluk hem temel bilimsel aklama biimleri, hem de
birbirine indirgenemez olarak deerlendirildi. zetlersek, ada bilim
zorunluluk ile ans arasnda esasl bir ayrma izin vermekle birlikte, ta
sarm, doal olgularn muhtemel bir aklamas olarak grmemektedir.

2. Onarc Tasarm
Fakat bilim tasarm reddetmekte hakl myd? The Design lnference
adl kitabmda, en az ans ve zorunluluk kadar, tasarmn da bilimsel
aklamann makul ve temel bir biimi olduunu ileri srmekteyim. 7 te
yandan bu sav ileri srerken, tasarmn bilim iin ne anlamlara gelebi
lecei konusunda nyargda bulunmaktan kanyorum. Hususen, yara
tlln garantisini vermek benim amacm deil. Benin anladm ha
liyle tasarm, biyolojide tasarmn ok yaygn olduunu gstererek, ya
ratll kantlamak veya rtmek iin onu kullanmann nn kes
mektedir. Benim amacm herhangi bir yerde tasarm bulmak deil, tasa
rmn olabilecei veya olmayabilecei ihtimallerini gndeme getirmektir.
O halde amacm, bilimsel bir aklama biimi olarak tasarm onar
maktr. Bu ama dorultusunda, ncelikle bilimden tasarmn neden

5. Bkz giri ksm, A Philosophical Essay on Probabilities, Pierre Simon de Lap


lace, ev. F. W. Truscott ve F.L. Emory (New York: Dover, 1996).
6. Bkz. John S. Beli, Speakable and Unspeakable in Quantum Mechanics
(Cambridge: Cambridge University Press, 1987).
7. William A. Dembski, The Design nference (Cmabridge, Cambridge Univer
sity Press, 1998).
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANlTLARlNIN SAPTANMASI 23

kovulduuna gz atmak faydal olacaktr. Aristo'nun biimsel ve nihai


sebepler formundaki tasann, hereyden nce, doa felsefesi ya da
imdiki adyla bilim iinde tamamen geerli bir rol oynamt. te yan
dan modern bilimin douuyla birlikte, bu sebepler reddedildi.
Francis Bacon'u ele alarak bunun nasl gerekietiini grebiliriz.
Kendisi bir bilim adam olmasa da, Galileo ve Kepler'in ada olan
Bacan, mthi bir bilim yanlsyd. Bacan, daha ok, bilimin doru e
kilde yaplmas, deneysel gzlemler iin aynntl ltlerin salanma
s, verilerin kaydedilmesi ve onlardan yola klarak kanmlar yapl
masyla ilgilenmiti. te yandan burada bizi ilgilendiren husus, onun,
Aristo'nun drt sebebini nasl deerlendirdiidir. Aristo'ya gre, her
hangi bir olguyu doru anlamas iin kiinin, sz konusu olgunun
drt sebebini anlamas gerekir. Bu sebepler, maddi, etkin, biimsel ve
nihai sebeplerdir.
Aristo'nun drt sebebini aklamak iin filozoflann kullandklan
standart rnek, heykeldir -diyelim Michelangelo'nun Davud'u-. Maddi
sebep, heykelin yapld madde, yani mermerdir. Etkin sebep heykeli
ortaya karan dolaysz faaliyet, yani Michelangelo'nun eki ve kes
kiyle mermer parasn fiilen yontmasdr. Biimsel sebep heykelin ya
psdr; o, salt bir mermer yn deil, Davud'un bir semboldr. Ve ni
hayet nihai sebep, onun amacdr; muhtemelen bir Florentine sarayn
gzelletirmek.
Aristo'nun sebepleriyle ilgili iki nokta bu tartmada nemlidir. Birin
cisi, Aristo tm sebeplere eit nem vermektedir. Hususen, Aristo, bu se
beplerden birini gz ard eden bir aratrmay temelde eksik bulurdu.
ikincisi, Bacan bilime biimsel ve nihai sebebi soknaya kat ekilde kar
knt (bkz. Eseri, Advancement of Learning). 9 Bacon'a gre, biim
sel ve nihai sebepler bilime deil, metafizie aittir. Ona gre bilim, maddi

8. Bkz. Aristotle, Metaphysics, 5. Kitap, 2. Bl., The Basic Works of Aristot


le'da, ed. R. McKeon (New York Random House, 1941)., s. 752.
9. Francis Bacan, The Advancement of Learning, Great Books of the Western
World dizisinin 30. Bl. ed. R.M. Hutchins (Chicago: Encyclopedia Britannica,
1952).
24 TASARIM

ve etkin sebeplerle snrlandmlmaldr, bylece bilim ile metafizik birle


tiinde kanlmaz olarak ortaya kan ksrlktan bilim, kurtarlm olur.
Bacon'un izgisinin gnmzde hem ateistler hem de teistler tara
fndan el stnde tutulduunu gryoruz. Nobel dl sahibi biyolog
Jacques Monod, Clance and Necessity adl kitabnda, ans ve zorunlu
un kainatn her vehesini aklamaya yeterli olduunu savunmaktadr.
Bu durumda, ans ve zorunluluk hakknda ne sylersek syleyelim, en
iyi ihtimalle, Aristo'nun biimsel sebeplerinin indirgemeci bir aklama
s olacak ve Aristo'nun nihai sebeplerine yer vermeyecektir. Aslnda,
Monod, bilimde amaca yer vermeyi aka reddetmektedir.10
Monod iten bir ateistti. Yine de iten bir teist olan Stanley Jaki, bi
limin bu yan konusunda Monod'la hemfikir olacaktr. Jaki, bilim tari
hinde teolojik adan muhafazakar ve iyi bir Katolik papazdr. Ne var ki
yaymlanm kitabnda, amacn tamamen metafiziksel bir kavram oldu
unu ve bilimde geerli olamayacan aka belirtmektedir. Jaki'nin
"amac" ve daha genelde "tasarm" bilimden dlamasnn pratik so
nulan vardr. Sz gelimi bu tavr onu, indirgenemez lde karmak
biyokimyasal sistemlerden biyolojik tasanm karsamaya ynelik Mic
hael Behe'nin projesini yanltc bulmaya sevk etmektedir.11
imdi Aristo'nun sebeplilik teoremine geri dnme taraftan olduum
izlenimini vermek istemiyorum. Aristo'nun teoreminin sorunlu yanlan
vardr ve deitirilmesi gerekir. te yandan benim vurgulamak istedi
im husus, onun neyle deitirileceidir. Bacan, bilimsel aratrmay
maddi ve etkin sebeplerle -ki bunlar ans ve zorunlulukia mkemmel
derecede uyumaktadr elbette- snrlandrarak, sadece tasarm hesap
d tutma noktasna varabilecek bir bilim grn savundu.

1 O. Monod yle yazmaktadr, "Bilimsel metodun keta maddenin nesnel ol


duu savdr. Baka bir deyile olgular nihai nedenler, yani 'ama' asn
dan yorumlayarak 'doru' bilginin elde edilebileceinin sistematik reddidir.",
)acques Monod, Chance and Necessity (New York, Vintage, 1972), s. 21.
11- Jaki unu yazyor: "Bilimin, nihayetinde metafiziksel ama meselesini ak
lamann bir arac olduunun gizlice kabul edildii tarafta yer almyorum.",
Stanley Jaki, Chesterton, A Seero[Science (Urbana, Ill., University ofllli
nois Press, 1986), s. 139-40, n.2.
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 25

Fakat varsayalm ki, tasarma kar a priori yasaklan bir kenara b


raktk. Bu durumda, bir eyi zeki bir fail taraf1dan tasarlanm olarak
aklamann yanl olan taraf nedir? Kukusuz tasarma bavurarak
akladmz gndelik pek ok olay vardr. Dahas, gnlk hayatmz
da kazay tasarmdan aynnak mutlak surette nemlidir. O kz dt
m yoksa itildi mi sorusu gibi sorulara cevap bulmak isteriz. Bir! kaza
eseri mi ld yoksa intihar m etti? Bu ark bamsz ekilde mi beste
lenmiti yoksa intihal miydi? Biri borsada ansl myd yoksa ierde
baka eyler mi dnyordu?
Bu sorulara sadece bizler cevap bulmaya almayz, kapsaml a
lma alanlan, kaza ile tasarm birbirinden aynnaya baldr. Bu nok
tada bir ka rnek vennek gerekirse, hukuk, dnsel rn yasas, si
gorta irketleri, kriptografi ve rastgele say retme ve zmleme arac
saylabilir. Bilim saygn kalabilmek iin bu ayrm yapmak zorundadr.
Science dergisinin Ocak 1998 saysnn aklad gi.bi, intihal ve veri
tahrif etme bilimde sandmzdan ok daha yaygndr.12 Bu suiistimal
leri kontrol edecek olan, onlar saptama kapasitemizdir.
Eer tasarm bilimin dnda kolaylkla. saptanabiliyorsa ve eer
onun saptanabilmesi bilim adamlarn saygn klan kilit faktrlerden bi
riyse, o zaman niin tasarm, bilimin geerli ieriinin dnda tutulsun?
Burada bir sorun vardr. Sorun u ki, insan sanatn dar alanndan kp,
doal nesnelerin snrsz alanna girdiimizde, tasarm ile tasarm olma
yan arasndaki ayrm gvenilir bir ekilde yaplamamaktadr. Sz geli
mi, Darwin'in Trlerin Kkeni adl eserinin son blmnde yer alan u
tespite bakn:
"Bir ok saygn doa bilimci, her cinsin iinde varsaylan trlerin
ounun gerek tr olmad, dierlerinin gerek tr olduu, yani
ayn yaratld grn savunan eserler yaymlad sonradan...
Yine de onlar, hangilerinin yaamn yaratlm fonnlan, hangileri
nin de ikincil yasalarla meydana getirildiini belirtemiyorlar veya
tasavvur edemiyorlar. Bir durumda tremeyi geerli neden (vera

12. Eliot Marshall, "Medline Searches Tum Up cases ofSuspected Plagiarism",


Science 279 (23 Ocak 1998): 473-74.
26 TASARIM

causa) olarak kabul ederlerken, dierinde keyfi olarak reddediyor


lar, iki olay arasnda hibir ayrmda bulunmadan."3
Burada Darwin, baz trler salt doal srelerin sonucunda ortaya
kmken, dierleri zel olarak yaratlmtr grn savunan, zama
nnn biyologlann eletirmektedir. Darwin'e gre, bu biyologlar, zel
olarak yaratlm yaam formlarn, doal srelerin (veya Darwin'in
deyiiyle "ikincil yasalar"n) sonucunda ortaya km olanlardan ayrt
etmek iin nesnel bir metot sunamamlardr. Bu ikisini ayrt etmeye
yarayacak bir metot olmadan tasarma yaptmz atflarn geerli oldu
undan nasl emin olabiliriz? Bir eye yanl ekilde tasann (burada
yaratl diye anlalan) atfetme abas, ii sonradan tersine evirmi ve
tasarmn bilimdeki yerini almasna engel olmutur.
Bu aba her ne kadar gemite hakl kanlm olsa da artk srdr
lemez. Gerekte, bilinli tasanmla ortaya kan nesnelerle dier nesnele
ri birbirinden ayrmak iin kesin bir lt vardr. Pek ok zel bilim dal
(rnein hukuk, yapay zeka, kriptografi, arkeoloji ve dnya d zeka
aratrmas) kuram ncesi biimde de olsa bu lt zaten kullanmakta
dr. Tle Desig Jferece adl eserimde, bu lt tanmlayp kesinliyo
rum. Onu karmaklk-belirtme lt diye adlandnyorum. Zeki unsur
lar etkinlik gsterdiinde, arkalarnda karakteristik bir iz veya iaret -be
nin belirtilmi karmaklk dediim- brakrlar. Karmaklk-belirtme l
t tasarlanm nesnelerin bu izini tantlamak suretiyle tasarm saptar. 4

3. Karmaklk-Belirtme lt
Karmaklk-belirtme ltnn ayrntl bir aklamas ve kant
tekniktir ve Tle Design lnferece'de bulunabilir. Yine de, temel d
nce yaln ve kolay anlalrdr. "Contact" fminde, radyo astronom
larnn dnya d bir zekay saptamalarn dnn. Car! Sagan'n bir

13. Charles Darwin, On tle Oigin ofSpecies (1859; yeni basm, Cambridge:
Harward University Press, 1964), s. 482.
14. Dorusu, The Design Inference adl kitabmda, bir "belirtme/dk ihtimal
lt" gelitirdim. Bu lt burada bahsettiim karmaklk-belirtme l
tyle ayndr.
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 27

romanna dayanan bu film, SET! -the Search for Extraterrestrial Intelli


gence (dnya d zeka aratrmas)- aratrma programnn propagan
dasnn elenceli bir parasyd. Filmi daha ilgin klmak iin filmdeki
SET! aratrmaclar gerekten de dnya d bir zekay bulmulard (kur
gusal olmayan SET! aratrmas bylesine ansl olmak zorunda).
O halde fmdeki SET! aratrmaclan dnya d bir zeka buldukla
nna nasl ikna olmulard? Dnya d bir zeka bulma ansn artrmak
iin, SET! aratrmaclan, uzaydan gelen milyonlarca radyo sinyalini iz
lediler. Uzaydaki pek ok doal nesne (pulsarlar gibi) radyo dalgalan
yayar. Tm bu doal yolla retilen radyo sinyalleri arasnda tasanmn
izini aramak, samanlkta ine aramaya benzer. SET! aratrmaclan sa
manl incelemek iin, model-eletirme programlanm bilgisayarlar
araclyla izledikleri sinyalleri incelediler. ok uzun bir sinyal n grup
modellerle elemeyince, model-eletirme eleinden geecekti (zeki bir
kaynaa sahip olsa bile). te yandan eer o, bu modellerden biriyle e
leirse, o zaman eleilen modele bal olarak, SET! aratrmaclanm
kutlamak iin bir neden kacaktr.

"Contact" filmindeki SET! aratrmaclan kutlamaya deer bir sin-


yal buldular. Sinyal uydu:
IIOIIIOIIIIIOIIIIIIIOIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIIIO
IIIIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIJIIIIIIIIIIIIIIIIIIOII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIJIIIIIOIIIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIJIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
IJIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIOJIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
28 TASARIM

IIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIJIIIIJIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
OIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIJIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIJIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIJIJIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIOIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII

Filmdeki SET! aratrmaclar bu sinyali 1126 arpma ve durakla


malardan oluan bir dizi olarak aldlar. Sinyaldeki 1 arpmaya O ise du
raklamaya karlk geliyordu. Bu dizi 2'den 101 'e kadar olan asal say
lar temsil ediyordu. Herhangi bir asal say mtekabil arpmalarn (ya
ni ! '!erin) saysyla temsil ediliyor ve asal saylar birbirlerinden durak
lamalarlar (yani, O'larla) ayrlyordu. Filmdeki SETi aratnnaclan bu
sinyali, dnya d bir zekann kesin onay olarak deerlendirdiler.
Bu sinyal tasarmla ilgili olarak neyi gsteriyordu? Tasarm karsa
masnda bulunurken, eyi tespit etmemiz gerekir: ihtimal, karmak
lk ve belirtme. ihtimal -bundan kastmz, bir olay eitli ihtimallerin bi
ridir-, nesnenin otomatik ve dolaysyla zeki olmayan bir srecin sonu
cu olmadn kesinler. Karmaklk, nesnenin ansla kolaylkla akla
nabilecek kadar basit olmadn kesinler. Nihayet belirtme, nesnenin,
zekann model karakter trn sergilediini kesinler. imdi bu arta
daha yakndan bakalm.
Pratikte, bir nesne, olay veya yapnn muhtemel olduunu tespit
etmek iin, kiinin, onun, bir doa yasasnn (veya algoritma) sonu
cu olmadn gstermesi gerekir. rnein, bir tuz kristali, kimya ya
salanyla aklanabilen kimyasal zorunluluk kuvvetlerinden dolay
meydana gelir. te yandan, bir sofra takm byle deildir. Hibir fzik
ve kimya yasas ataln solda, kak ve banda sada olmas gerek
tiini sylemez. Dolaysyla sofra takmnn yerleim dzeni muhte
melken, tuz kristalinin yaps fiziksel zorunluluun sonucudur, Micha
el Polanyi ve Timothy Lenoir, ihtimal tespit etmede kullanlacak bir
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 29

metottan sz etmektedirler. s Metot olduka genel lekte uygulan


maktadr: Bir scrabble tahtasnn zerindeki talann konumu, o tala
nn hareketini yneten doa yasalanna indirgenemez; mrekkebin bir
kat paras zerindeki ekli, kat ve mrekkebin fizik ve kimyas
na indirgenemez: DNA bazlannn dizilimi, bazlar arasndaki balanma
eilimlerine indirgenemez ve benzeri. "Contact" filmindeki radyo sin
yali rneinde, bir asal say dizisi oluturan 0'lar ve 1 'lenn modeli
radyo sinyallerinin gnderilmesini yneten fizik yasalanna indirgene
mez. Bu yzden diziyi muhtemel diye deerlendiririz.
Tasann karsamasnda bulunmakta karmakln niin kilit rol
oynadn grmek iin u diziyi ele alalm:

110111011111

Srayla 2, 3 ve 5 asal saylann temsil eden bu dizide, ilk 12 birim


bulunmaktadr. imdi, hibir SET! aratrmacs, bu 12 birimlik diziyle
karlatnda, New York Times'n bilim editrn arayp, bir basn
toplants dzenleyerek, dnya d bir zekann bulunduunu ilan etme
yecektir elbette. "Uzayllar ilk asal sayy ele geirdi!" eklinde bir
manet de atlmayacaktr.
Sorun, bu dizi, rettii asal saylann bilgisiyle dnya d bir zekann
tespitine imkan tanmayacak kadar ksa (ve dolaysyla basittir). Rasge
le arpan bir radyo sinyali ans eseri bu diziyi verebilir. te yandan
2'den l0l'e kadarki asal saylan temsil eden 1126 birimlik bir dizide,
durum deiir. Bu durumda dizi, sadece dnya d bir zekann onu
retmesine imkan tanyacak kadar uzundur(ve dolaysyla yeterince de
karmakhr).

15. Michael Polanyi, "Life Transcending Physics and Chemistry", Chemical


and Engineeing News, 21 Austos 1967, s. 54-66; Michael Polanyi, "Li
fe's Irreducible Structure", Science 113 (1968): 1308-12; Timothy Lenoir,
The Strategy of Life: Teleology and Mechanics in Nineteenth Centuy Ger
man Biology (Dordrecht, Hollanda, Reidel, 1982), s. 7-8. Aynca bkz. Hu
bert Yockey, Infonnation Theoy and Molecular Biology (Cambridge:
Cambridge University Press, 1992), s. 335.
30 TASARIM

Burada benim tanmladn haliyle karmaklk, bir ihtimal biimi


dir. Bu makalenin ilerleyen sayfalannda daha genel bir karmaklk
kavramn gerekli bulacan. Ancak imdilik bir ihtimal biimi olarak
karmaklk bize yetmektedir. Karmaklk ile ihtimal arasndaki ba
lanty anlamak iin kilit kombinasyonunu delin. Muhtemel kilit
konbinasyonlan ne kadar fazla olursa, mekanizma o kadar karmak
ve buna gre mekanizmann ans eseri almas da o kadar ihtimal d
olur. ifresi O ile 39 arasnda nunaralandnln ve farkl ynde
dnebilen bir kilit, 64.000 (= 40 x 40 x 40) muhtemel kombinasyona
sahip olacaktr ve dolaysyla bu kiliti ans eseri ama ihtimali de
1/64.000 olacaktr. ifresi O'dan 99'a kadarki saylarla numaralandnl
m ve be farkl yne dnebilen daha karmak bir kilit ise 10.000.000
muhtemel kombinasyona sahip olacak ve dolaysyla bu kiliti ans ese
i ama ihtimali de 1/10.000.000 olacaktr. Bu nedenle karmaklk ve
ihtimal ters orantldr: karmaklk ne kadar bykse, ihtimal o kadar
kk olur. Dolaysyla bir eyin bir tasann kanmnda bulunmaya el
verecek denli karmak olup olmadn belirlemek, onun yeterince k
k ihtimale sahip olup olmadn belirlemek demektir.
Byle dahi karmaklk (veya ihtimal dlk) ans ortadan kaldnp,
tasanm oluturmaya yeterli deildir. Eer madeni bir paray 1000 kez
havaya atarsam, hayli karmak (yani, hayli ihtimal d) bir olaya ka
tlm olurum. Aslnda paray atma deneyinin sonunda elde edeceim
dizi, trilyonca trilyonca trilyonca .... trilyonda birdir. ..bu dizide turalar
22 fazla "tilyon"u gerekli klmaktadr. te yandan bu para atna dizisi
bir tasann karmnda bulunmaya elverili deildir. Bu dizi karmak
olsa da uygun bir model tekil etmeyecektir. Bunu, 2'den 101 'e kadar
olan asal saylan temsil eden nceki diziyle karlatnn. Bu dizi sade
ce karmak deil, ayn zamanda uygun bir model iermektedir.
"Contact" filminde bu diziyi bulan SETI aratrmaclan onu u ekilde
ifade etmilerdi: "Bu bir parazit deil, bir yaps var."
Tasann kannnda bulunmak iin uygun model nedir? Herhangi
bir model bunu yapamaz. Baz modeller tasann karmada geerli bir
ekilde kullanlabilirken, dierleri kullanlamaz. Bu aynn nasl yapa
bildiimiz kolaylkla aklanabilir. Bir okuyu dnn. Varsayalm ki,
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 31

oku, elinde yay ve okuyla geni bir duvardan 50 metre uzakta dur
maktadr. Diyelim ki, duvar ylesine geni ki, okunun duvar skala
mas mmkn deil. imdi varsayalm ki, oku her seferinde duvara bir
ok isabet ettiriyor. Oku okun etrafna bir hedef iziyor, bylece ok he
def tahtasna dosdoru oturuyor. Bu senaryodan ne karabiliriz? Ku
kusuz okunun okuluk kabiliyeti hakknda hibir ey. Evet, elenen
bir model vardr; ama bu model, ok atldktan sonra kararlatrlmtr.
Bu yzden model kurmacadr veya "yapaydr" (bkz.aaya)
te yandan varsayalm ki, oku duvara sabit bir hedef izdi ve
sonra ok att. Varsayalm ki, oku yz kez ok att ve her defasnda he
defe tam isabet kaydetti. Bu ikinci senaryodan nasl bir sonuca vara
biliriz? Bunu birinci senaryoyla karlatrdmzda, ikinci rnekte,
dnya apnda bir okunun, isabetleri ansa deil de, ustalna ve ye
teneine dosdoru atfedilebilecek bir okunun sz konusu olduu
karmnda bulunmak zorunda kalrz. Yetenek ve ustalk elbette tasa
rm trleridir.
Bir okunun nce hedefi belirleyip, sonra atta bulunduu modelin
tr, istatistikte yaygndr ve bir deneyden nceki red alann tespit et
mek diye bilinir. istatistikte, bir deneyin sonucu, bir red alannn iine
dyorsa, sonutan sorunlu olduu varsaytlan ans hipotezi reddedi
lir. Bir deneyden nce red alan oluturmann nedeni, istatikilerin "ve
ri karmas" ya da "kiraz toplama" dedikleri olguyu nlemektir. Eer
yeterince yakndan bakarsak grebileceimiz gibi, herhangi bir veri k
mesi tuhaf ve ihtimal d modelleri ierecektir. Deneyden nce deney
cileri bir red alan oluturmaya zorlamak suretiyle, istatiki, pekala
anstan kaynaklanabilecek sahte modelleri deneyden karr.
imdi, ksa bir dnceden sonra, ans ortadan kaldrmak ve tasa
rm ima etmek iin, modelin olaydan nce gelmesinin gereknedii an
lalacaktr. Aadaki ifle metni dnn:
nfuijolt ju jt mjlf b xfbtfm
ilk bata bu harfler ve boluklardan oluan rasgele bir dizi gibi g
rnmektedir. llk bata, ans reddedip, tasarm karsamasnda bulun
ma amacna dayanarak herhangi bir model tespit edilmemektedir. Fa
kat varasayalm ki, bir kii yannza gelip, bu dizinin bir Sezar ifresi
32 TASARIM

olduunu, her harfi alfabede kendinden bir nce gelen harfle deitire
rek okumanz syledi. Bu durumda dizi u hale gelir:

Methinks it is like a weasel


Her ne kadar model (bu durumda, deifre edilmi metin) olaydan
sonra verilmi olsa da, yine de, ans ortadan kaldrmak ve tasann
kanmnda bulunmak iin doru trden bir modeldir. Her zaman model
lerini deney yaplmadan nce tanmlayan istatistie zt olarak, kript a
naliz olaydan sonra modellerini bulmak zorundadr. te yandan her iki
durumda da, modeller tasann karsamasnda bulunmaya uygundur.
Her ne kadar oku rneinde, model (hedef), ona uyan olaydan
(yani, ok atndan) nce kararlatrlm ve "methinks it is like a we
asel" dizisi rneinde, model olaydan sonra tannm olsa da, her iki
model de bir zekann n tasanmn aka iaret etmektedir. Ama ne
den? Dier modeller (okun, atldktan sonra etrafna hedefin izilmesi
rneindeki gibi) bir zekann etkinliini gstermezken bu iki modelde
ki hangi unsur bunu yapabilmektedir? Kilit kavram "bamszlk" kav
ramdr. Belirtmeyi, bir olayla.ondan bamsz ekilde verilmi bir mo-
del arasndaki eleme olarak tanmlyorum. Hem hayli karmak hem
de belirtilmi (yani, bamsz ekilde verilmi bir mode1le eleen)
olaylar tasarm gsterir. Birinci durumda oku oku atmadan nce var
olan bir hedefi vurur, model olaydan aka bamszdr. Olay olma
dan nce model vard ve var olduu biliniyordu. Ok hedefi vurduun
da, bir olay (okun atlmas) bamsz ekilde verili bir modele (hede
fe) uygunluk tayordu. Okunun okun etrafna modeli izdii dier
durumda, olay, bamsz ekilde var olan bir modele (hedefe) uygun
luk gstermez. Bunun yerine, model (hedef) sz konusu olaya uydu
rulur (veya ondan karsanz). Bu tr bamsz olmayan modeli ben
uydurma diye adlandnyorum. Uydurmalar sz konusu olayn tasarla
np tasarlanmad konusunda hibir eyi iaret etmezler.16
16. Yine de uydurmalar, okunun ok saplandktan sonra kasten modeli izme
sinde olduu gibi, olan biteden sonra bir olay gzlemleyenlerin tasarmn
dan neet edebilir.
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 33

"Methinks it is like a weasel'' dizisi rneinde ise, model (ngilizce


harflerin anlaml dizilimi) olaydan sonra tannd halde tasarm iaret
etmektedir. Niin? Cevap yine modelin sz konusu olaydan bamsz
olmasdr. Bu durumda, sz konusu olay (ifre metin) ngilizce szlk
ve gramerin nceden var olan bir dizi uylamna ve aslnda Shakespe
are'nin bir oyuiunun belirli bir cmlesine uygunluk gstermektedir.
Model, metnin anlalmasndan (sz konusu olay) bamsz ekilde
gereklemez, her ne kadar modeli bir sre dndkten sonra anlaya
bilsek de. Aslnda, metni inceledikten sonra, metnin, ngilizce szlk ve
gramerin bamsz eklide mevcut olan uylamlanna uyduunu fark
ederiz. Bu nedenle ifre metninde sakl olan model onu okuma ve an
lama olayndan bamszdr. Bu nedenle bir uydurmayla deil, bir be
lirtmeyle ve dolaysyla (dizinin karmaklyla birlikte) zeki tasarma
dair bir kantla kar karyayz teknik eitim alm okuyucular uydur
mayla (yukarda tanmlanp aklanan) belirtme arasndaki farkn, ko
ullu bamszlk kavram kullanlarak tastamam doulanabileceini
bilmek isteyeceklerdir. 7

17. Belirtme, tasarm saptamada merkezi bir rol oynadndan, bu konu zeri
ne eilmek durumundayz. Bir modelin belirtme olduunun kabul edilme
sinde nemli olan nokta, onun ne zaman tanmland deil, belirli bir an
lamda, tanmlad olaydan bamsz olmasdr. Duvara saplanm bir okun
etrafna hedef izmek, okun yrngesinden bamsz deildir. Sonuta by
le bir model, okun yrngesine tasarm atfetmekte kullanlamaz. Belirtme
olan modeller, tasarm sz konusu olan olaylan basite kaydedemezler -
yani, basite bir olay gzlemleyip onun zelliklerini "kaydederek" bir mo
deli tanmlamak yetmez. Modelin belirtme saylabilmesi iin, olaydan uy
gun ekilde bamsz olmas gerekir. Bu bamszlk ilikisinden aynlabilir
lik diye sz ediyorum ve bir modelin ancak ve ancak bu ilikiyi saladn
da ayrt edilebilir oldunu sylyorum.
Aynlabilirlik, u soru sorularak anlalabilir, Tasanm sz konusu olan bir
olay ve onu ifade eden bir model verildiinde, hangi olayn vuku buldu
konusunda hibir bilgimiz olmasayd o modeli olururabilir miydik? Olay
aklayan model verilmi. Olay bir dizi olas olaydan biridir. Eer hangi
olayn gerekte vuku buldu hakknda hibir spesifik bilgiye sahip oirna
dan olas olaylar yelpazesini biliyor idiysek (yani, yarn havann yanurlu
veya gneli olacan biliyoruz, ama hangisi olacan bilmiyoruz) olay
34 TASARIM

Bylece modeller iki ksma aynlr: kannakln varlnda, bir tasa


rm kanmn salayanlar ve kannakln varlna ranen tasann
karmn salamayanlar. ilk model trn belirtme, ikincisini ise uydur
ma diye adlandnyorum. Belirtmeler, ans ortadan kaldnnak ve tasa
nn kanmnda bulunmak iin geerli ekilde kullanlabilecek dzenli

aklayan modeli yine oluturabilir miydik? Eer evetse o zaman model


olaydan ayrlabilir.
Konuyu daha iyi anlamak adna, bir rnek vennek istiyorum. Bu rnek, be
nim, basitletirici bir modelin bir belirti olan modele nasl dntn an
lamam salamtr. O halde u olay dnn. E olaynn tm ihtimalleri
sahte olmayan bir parann 100 kez havaya atlmasndan elde edilmitir:

YTYYYTIYITYYYYY
TY1TIYTITYYYYYY
YTYYYTY'JYITYYTITIYYYTYYTI
YTYlYITITYYTTYT

E
E ansm rn mdr yoksa deil midir? istatistik hocalanmn istatistie
giri dersinde rencilerle oynad tipik oyun, snf ikiye aynp, birinci
ksma bir paray 00 kez havaya attmp yaz ve turalan kada yazdnnak,
ikinci ksma da bir parann 100 kez havaya atldn zihinlerinde canlan
drp "rasgele grnen" olaslk zincirini kada yazdnnaktr. renciler
katlann hocaya verdiinde, hangi kadn zihnen yazldm hangisinin
de gerek para atnn sonucunu ierdiine tespit etmek hocann iidir ar
tk. istatistik hocalannn katlan yzde yz dorulukla birbirinden ayra
bilmesi rencileri artr.
Burada bir gizem yoktur. istatistik hocas, basite, gerek olasla dayal
zinciri sahte olaslkl zincirlerden ayrt etmek iin bir srada pepee gelen
6 veya 7 yaz ya da turay arar. Para 00 kez havaya anldnda, byle 6
veya 7 tekrarn grlmesi hayli muhtemeldir. te yandan, sahte olaslk
zincirlerini zihnen yazan insanlar yaz ve nray sk sk deitinneye ei
lim gsterirler. Oysa havaya para atma deneyinden elde edilen gerek bir
olaslk zincirinde, bir atn sonrakinden farkl olma ihtimali %50'dir. in
san psikolojisinin bir zellii olarak insanlar, bir atn %70 ihtimalle son
rakinden farkl olacan beklerler.
O halde istatistik hocas yukanda bahsedilen E olayyla karlarnda na
sl bir karara varacaktr? E ansa m atfedilecek yoksa ans taklit etmeye
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANl'(LARININ SAPTANMASI 35

alan birinin zihni hayal gcne mi? Hocann kaba ihtimal kstasna g
re, E olay tamamen ans eseri olduu kabul edilen zincirler kmesine gir
mektedir. Nitekim E bir srada pepee gelen 7 adet yazy iermektedir. ilk
bakta herey bizi E'nin tamamen ans eseri olduunu kabul etmeye sevk
etmektedir. Yazlarla turalar arasnda tastamam %50 deiim (ans takiit
etmeye alan insanlardan beklenen % 70 deiime kart) sz konusudur.
Dahas yaz ve turalann grece sklklar da dorudur: 49 tura ve 51 yaz
vardr. Dolaysyla E olayn meydana getirdii sanlan parann bir yam
aleyhine dier yam tuttuu dnlemez.
te yandan varsayalm ki, istatistik hocamz, acemi bir istatistik renci
siyle deil de kendisine ta kartabilecek bir meslektayla kar karya.
Meslekta, hocamzn problemini dzenlemeye yardmc olmak iin onu
dikkatlice inceleyip, bilgisayara ykledi. Sonra, para atlanmn sonularm
temsilen O ve 1 'lerden oluan mtekabil zincirleri elde etti. Bu zincirlerde
o yazya 1 de turaya kartlk gelmektedir. Bu durumda u D modeli E ola
yna kartlk gelecektir,

0100011011000001010011100
1011101110000000100100011
01000101011001111100010011
0101011110011011110111100

imdi E olaynn D modeline uymas gerei E'nin ans eseri gerekleme


diini dnmeyi gerektinnez. Grld gibi D modeli basite E olayn
kaydetmektedir.
Ancak D'nin E'yi kaydetmi olma zorunluluu yoktu. Aslnda D, E'ye ba
vurulmadan da oluturulabilldi. Bunu anladktan sonra, D'yi aadaki gi
bi yeniden yazalm,

00
01
10
il
000
001
010
011
100
36 TASARIM

101
110
111
0000
0001
0010
0011
0100
0101
0110
0111
1000
1001
1010
1011
1100
1101
1110
1111
00 D

D'nin bu ekilde gren biri, ikili sistem aritmetiini fazla bilmese de, he
men, D'nin basite, tek haneli saylardan (yani, O ve ! 'den) balanp, iki
haneli saylarla (yani, 00, Ol, o ve 11) devam edilip 100 hane kaydedi
lene kadar sren ikili saylarn alt alta yazlmasndan olutuunu fark ede
cektir. Dolaysyla D'nin tamamen ans eseri olan bir olay (yani sahte ol
mayan bir parann havaya atlmasyla elde edilen bir olay) deil de, bir
miktar ikili sistem aritmetii yaplarak elde edilen, szde rastlantsal bir
olay tanmlad sezgisel olarak aktr.
imdi her ne kadar ansn E'yi dosdoru aklayamayaca sezgisel olarak
aksa da, bunun niin byle olduuna daha yakndan bakmamz gereki
yor. Bir paranm yz kez havaya atlmasndan meydana geldii va'rsaylan
szde bir E ans olayyla baladk. Yaz ve nrann gelme ihtimali 1/2 ol
duundan ve bu ihtimal her para atlnda katlandndan, E'nin ihtimali
2 100'de 1 veya yaklak 1030 'da 1 'dir (yani, bin milyar kez milyar kez mil
yarda 1'dir). Aynca, E'nin uyduu bir D modelini oluturduk. Balangta
D'nin, E'nin aklamas olarak ans ortadan kaldrmaya yetmedii kant
land, zira oluumu iinde D basite E'nin bir kaydyd. O halde ans orta
dan kaldrmak iin, D'nin E'den bamsz bir model olma zellii sergliedi
ini anlamak zorundaydk. Bu rnekteki bamszlk, D'nin, iki saylarla bir
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARINlN SAPTANMASI 37

miktar basit aritmetik yaptlarak kolaylkla elde edilebildii anlamna gel


mektedir. Dolaysyla ans ortadan kaldrmak iin, ilave yan bilgiyi kul
lanmamz gerekiyordu ki, bu rnek de sz konusu bilgi, ikili say aritmeti
i bilgisiydi. Bu yan bilgi, D"yi E'den bamsz oluturabilmemiz! salad.
Oku rneini hatrlarsak, orada, model, okun yrngesinden bamsz,
sabit bir hedef ilevi grilyordu. Sonuta bu yan bilgi D modelini E olayn
dan ayrd ve bylece D"yi bir belirtme kld.
Yan bilginin bir modeli olaydan ayrabilmesi iin, iki koulu salamas ge
rekir, artl bamszlk kculu ve modellenebilme koulu. artl bamsz
lk kouluna gre, yan bilgi, E olayndan artl bamsz olnaldr. artl
bamszlk olaslk teoreminin ok iyi aklad bir kavramdr. Anlam
ise, E'nin olastlmn yan bilgi hesaba katldnda deimediidir. artl
bamszlk, epistemik bamszl ortaya karmann standart olaslksal
yoludur. Eer bir ey hakkndaki bilgi (bu rnekte yan bilgi) dier ey
hakkndaki bilgiyi (bu rnekte E'nin gereklemesi) etkilemiyorsa o iki
ey epistemik adan bamsz demektir. Buradaki durum da budur, n
k ikili sistem aritmetiine dair bilgimiz para atlarnn ihtimallerini etki
lemiyor.
ikinci koul olan modellenebilme koulu, yan bilginin E"nin uyduu D mo
delini oluturmamz salamasn gerekli klmaktadr. Buradaki durumda
tam da budur, nk ikili sistem aritmetiine dair bilimiz, ikili saylan
aaya doru dizmemizi ve bylece D modelini oluturmamz salar. An
cak yan bilgiye dayanarak bir model ina etmeye dnk bu yeti tam ola
rak nedir? Belki de felsefedeki en kaygan kelimeler "edebilmek"" ve "yapa
bilnek"dir. Allah'tan bir olayla yan bilgi arasndaki epistemik bamszl
nitelendirmek iin tam bir teorem elimizde mevcut. Bu sayede, yan bilgi te
meline dayanarak bir model tesis edebilme yetisini nitelendirmek iin tam
bir teoreme sahibiz. Bu teorem karmaklk teoremidir.
Burada salt bir olaslk rilri! deil de olduka genel bir ekilde ele alnan
karmakik teoremi, ileri yapmak iin eldeki kayna-Jar verildiinde o i
lerin zorluunu deerlendirir [Bkz. The Design Inference adl kitabmn 4.
blm]. Hesapsal karmaklk teoreminin bir genellemesi olan karmak
lk teoremi, ileri zorlua gre snflandrr ve hangi ilerin yeterince yapla
bilir, stesinden gelinebilir veya modellendirilebilir olduunu belirler. rne
in imdiki teknoloji nda, bir kiiyi aya gndermenin mmkn olduu
nu dnrz, ama o kiiyi en yakn galaksiye gndem1ek mmkn deil
dir. Modellendirme koulunda, baanlacak i, bir modelin ina edilmesidir
ve o ii baarmak iin gerekil kaynak yan bilgidir. Bylece, modellendirme
koulunun salanmas iin, yan bilginin sz konusu modeli olutunnak
iin gerekil kaynakian temin etmelidir. Tm bunlar, tam birkarmakik-
38 TASARIM

modellerdir. Oysa uydurmalar, tasarm karmnda bulunmak iin ge


erli ekilde kullanlamayacak dzensiz modellerdir. Uydurma ile belirt
me arasndaki bu fark tam bir istatistikle kesinlikle ortaya koyulabi!ir.18
zetlersek, kannaklk-belirtme lt eyi tespit ederek tasarm
karmnda bulunur: ihtimal, karmaklk ve belirtme. Bir olay, nesne
veya yapnn aklamamz gerektiinde, u karar vennek zorundayz:
Onu zorunlulua m, ansa m yoksa tasanma m atfedeceiz? Kanna
klk-belirtme ltne gre, bu soruya cevap vermek, daha basit olan
u soruya cevap vennek demektir: O muhtemel midir? O kannak
mdr? O belirli midir? Sonu olarak karmaklk-belirtme lt, ka
rar evresini ieren bir ema olarak gsterilebilir. Bu emay aklayc
filtre diye adlandryorum. [Bkz. ema, s.]

5. Yanl Olumsuz nermeler ve Yanl Olumlu nermeler


Her tr ltte olduu gibi, kannaklk-belirtme ltnn nenne
lerinin gereklikle uyutuundan emin olmaya ihtiyacmz var. Tbbi
testleri dnn. Herhangi bir tbbi test bir lttr. Tastamam gvenilir
bir tbbi test, ne zaman gerekten bir hastalk varsa onu saptamal, ne za
man yoksa da hastal saptayamamaldr. Maalesef, hibir tbbi test tas
tamam gvenilir deildir ve bu yzden yapabileceimiz en iyi i, yanl
olumlu nermelerle yanl olumsuz nenneleri olabildiince azalttnaktr.
Yalnzca tbbi testler deil, tm ltler yanl olumlu nenneler ve
yanl olumsuz nermeler sorunuyla karlar. Bir lt bireyleri hedef

kuramsal formlasyonun doruluunu gsterir ve "yan bilgi temelinde bir


model olutunna yetisi" diye adlandrdm eyi kesinler.
Birlikte ele alndnda, modellendinne ve artl bamszlk koullan, yan
bilginin fiili olaya bavurmadan olayn uyduu bir modeli olutunnamz
salad anlamna gelmektedir. Bu hayati bir noktadr. Yan bilgi artl ve
dolaysyla epistemik olarak olaydan bamsz olduu iin bu yan bilgiden
kaynaklanan herhangi bir model olaya bavurulmadan elde edilmitir. Bu
yolla, yan bilgiden oluturulan herhangi bir model geliigilzel olma sula
masndan kurtulur. O zaman bunlar ayrlabilir modellerdir. Bunlar belirtme
lerdir.
18. Dembski, Design Inference, 5.bl.
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 39

bir gruba (tbbi testler rneinde, belirli bir hastala sahip olanlar) g
re snflandrmaya alr. Eer lt, hedef grubunun iine orada olma
mas gereken birini koyarsa, yanl bir olumlu nermede bulunmu
olur. Dier trl, eer lt, hedef grubunun iine orada olmas gereken
birini koymamsa, yanl bir olumsuz nermede bulunmu olur.

Bala

-Hayr-(:

Evet

Hayr

Evet

Hayr

Evet

Aklayc Filtre
40 TASARIM

imdi bu tespitleri karmaklk-belirtme ltne uygulayalm. Bu l


t tasanm saptama savndadr. Gvenilir bir lt mdr bu? Bu lt
iin hedef grup zeki nedene sahip her eyi iermektedir. eyleri bu he
def gruba sokmakta ve ondan karmakta sz konusu lt ne derece
isabetlidir? Aklamaya altmz eylerin nedensel hikayeleri vardr.
O nedensel hikayelerin baztlannda zeki nedensellik zaruri iken dierle
rinde deildir. Bir mrekkep lekesi zeki nedensellie bavurulmadan
aklanabilir: anlaml metin oluturmak zere mrekkep dzenlendii
sylenemez. Karmakik-belirtme lt bir eyi hedef grubuna atfe
derken, onun gerekten zeki nedensellie sahip olduundan emin ola
bilir miyiz? Eer olamazsak, yanl olumlu nermeler sorunuyla kar
larz. te yandan, bu lt bir eyi hedef grubuna atfetmeyi baara
mazsa, onun temelinde hibir zeki neden bulunmadndan emin olabi
lir miyiz? Eer olamazsak, yanl olumsuz nermeler sorunuyla kar
lanz.
nce yanl olumsuz nermeler sorununu ele alalm. Karmaklk
belirtme lt bir eyde tasarm saptamay baaramazsa, onun teme
linde hibir zeki nedenin yatmadndan emin olabilir miyiz? Cevap;
Hayr. Nitekim, bir eyin tasarlanmadn tespit etmekte bu lt g
venilir deildir. Yanl olumsuz nermeler sz konusu ltn bir soru
nudur. te yandan yanl olumsuz nermeler sorunu zeki nedenler sap
tamaya mndemitir.
Bir glk, zeki nedenlerin zorunluluk ve ans taklit edebilmesi,
dolaysyla onlarn etkinliklerini zeki olmayan nedenlerin etkinliklerin
den ayrt edilmez klmasdr. Bir mrekkep iesi raftan dp bir say
fa yaprana dalabilir. Alternatif bir ekilde, bir insan bilerek bir m
rekkep iesini raftan alp, bir sayfa yaprana serpebilir. Her iki durum
da da ortaya kan mrekkep lekesi ayn grnebilir, ama birinde ans
dierindeyse tasann sonucunda olumutur.
Dier bir glk de, zeki nedenlerin saptanmasnn bizim amzdan
temel bilgi edinmesini gerekii klmasdr. Zeki bir nedeni bilmenin zeki
bir nedeni olmaldr. Ama eer onun hakknda yeterli bilgiye sahip ol
mazsak onu kannz. ifreli mesajlarla iletiimin kurulduu bir kanal
dinleyen bir casusu dnn. Casus, kulak misafiri olduu taraflann
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 41

kulland ifre sistemini zmeyi bilmedii srece, iletiim kanalndan


geen mesajlar anlatlmaz ve aslnda anlamsz olacaktr.
Dolaysyla yanl olumsuz nermeler sorunu, ya zeki bir fail ey
lemlerini gizlemek iin edimde bulunduunda (ister bilinli ister bilin
siz) ya da tasanm saptamaya alan zeki bir fail, tasanmn gerekten
olup olmadn anlamak iin yeterli temel bilgiye sahip olmadnda or
taya kar. Dedektifler bu sorunla her zaman karlarlar. Bir cinayetle
karlaan bir dedektifin ilk ihtiya duyduu ey, gerekten bir cinaye
tin ilenip ilenmediini belirlemektir. Eer katil zekiyse ve cinayete ka
za ss vermise, o zaman dedektif hatal bir ekilde cinayetin kaza ol
duu karanna varacaktr. Ayn ekilde eer dedektif aptalsa ve kimi
aikar ipulann karmsa, yine hatal bir ekilde cinayetin kaza oldu
u sonucuna varacaktr. Dedektif hatal ekilde cinayetin kaza olduu
yargsna vardnda, yanl olumsuz bir nermede bulunur. te yan
dan bunun tersine, dedektifin, intikam almak amacyla cinayet ilemi
ve kurban ldrmeye niyetli olduu hususunda hibir phe brakmak
istemeyen bir katille kar karya olduunu dnelim. Bu durumda
yanl olumsuz nermede bulunma sorunu pek sz konusu olmaz (her
ne kadar, ba dedektif Clouseau gibi inantlmaz aptal bir dedektifn ai
kar cinayeti kaza sanma olasl bulunsa da).
Zeki nedenler, zeki olmayan nedenlerin yapamadkian eyleri yapar
ve edimlerini aikar klabilirler. Her ne sebepten olursa olsun zeki bir
neden edimlerini aikar ktlmay baaramadnda, onu fark edemeyebi
liriz. Ancak zeki bir neden eylemlerini edimlerini aikar klmay baar
dnda onu fark ederiz. Bu yzden yanl olumsuz nermeler karma
klk-belirtme ltn geersiz klmaz. Bu lt, edimlerirtl aikar kl
ma niyeti tayan zeki nedenleri saptamaya tamamen yetkindir. Varlk
lann aikar klma niyeti tayan, gizli ilerin ustalan bu ltten yaka
y baanyla syrabilirler. Fakat zeka kapasitelerinin hakkyla takdir
edilmesi niyetini tayan, kendirtl kantlama ilerinin ustalar, karma
klk-belirtme ltnde hazr bir yanda bulabilirler.
Ve bu bizi yanl olumlu nermeler sorununa getirir. Her ne kadar
belirtilmi karmaklk tasarm hesap d tutmak iin gvenilir bir l
t olmasa da, tasarm saptamada gvenilir bir lt olduunu ileri
42 TASARIM

sryorum. Karmaklk-belirtme lt bir adr. Tasarlanm eyler


yer yer adan geeceklerdir. An yakaladndan daha fazlasn yaka
lamasn, tasanmlanm hibir eyi karmamasn tercih ederiz. Ancak,
tasanmz zeki olmayan nedenleri taklit edebildii ve bilgisizlikten dola
y tasarlanm eyleri es geebileceimiz ihtimali gz nne alnrsa, bu
sorun zlemez. Yine de, an yakalad eylerin, sadece onun yaka
lamasn istediimiz, yani tasarlanm eyleri ierdiinden kesinlikle
emin olmak istiyoruz. Eer bu durum salanrsa, o zaman, karmak
lk-belirtme ltnn tasann atfettii her eyin gerekten tasarlanm
olduundan emin olabiliriz. te yandan, eer adaki eyler tasarlanma
msa, o zaman lt deersiz olacaktr.
u halde belirtilmi karmakln tasanm saptamada gvenilir bir
lt olduunu savunuyorum. Alternatif bir ekilde, karmaklk-belirt
me ltnn yanl olumlu nermelerden baanl bir ekilde kand
n da ileri sryorum. Bylece, bu lt neye tasann atfederse etsin,
bunu doru bir ekilde yapmaktadr. imdi bunun sebebine gz atalm.
iki sav ne sryorum. Birincisi, dpedz kanmsal bir savdr: Karma
klk-belirtme ltnn tasann atfettii ve temelde yatan nedensel
hikayenin bilindii (yani, srf evresel kantla. deil de, video kamera
nn alt ve varsanlan tasanmcnn sust yakaland) her du
rumda, tasanmn gerekten var olduu ortaya kar; dolaysyla karma
klk-belirtme lt ne zaman tasanmdan sz ediyorsa o zaman ger
ekten de tasarm vardr. Bu savn sonucu clpedz kanmsal bir ge
nellemedir. Bu genelleme de, imdiye kadar gzlemlenmi tm kuzgun
lar siyah olduu saptand iin tm kuzgunlar siyahtr kanmyla ay
n mantksal konuma sahiptir.
Naturalizme nsel bir balklkla bal herkes muhtemelen bu nok
tada itirazda bulunacak, tasarlanm olduunu bilebileceimiz eylerin
sadece zeki varlklann rettikleri eylerden, yani sonuta kr evrim s
relerinin (rnein insanlann) rnlerinden ibaret olduunu savuna
caktr. Dolaysyla bu rnlerin tesinde tasanmn bulunduu kan
mnda bulunmak iin karmaklk-belirtme ltn kullanmak geer
sizdir. Bu sav ilemez. Zekann evrimci bir aklamasn elde etmek iin
naturalizme bavurmak ve sonra bu aklamay, naturalizmi eletiriden
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARJNIN SAPTANMASI 43

muaf tutmada kullanmak ksr dngsel bir akl yrtmedir. Naturalizm


ispata dayal bilimsel bir teorem deil, metafizik bir savdr. Bu yzden
tad zeka aklamas kukuludur ve bamsz eletirilere tabi tutul
mas gerekmektedir. Karmaklk-belirtme lt bylesi bir eletiriyi
salamaktadr.
Zekann naturalist evrimci aklamasn bir kenara koyarsak, geriye
daha ciddi bir itiraz kalr. Karmaklk-belirtme ltnn tasanm sap
tamada gvenilir bir lt olduu kanmnda bulunuyorum. Bu savn
sonucu; lt neye tasann atfediyorsa onda tasann gerekten vardr.
Bu savn ncl, ne zaman lt tasann atfediyorsa ve temelde yatan
nedensel hikaye doUlanyorsa o zaman tasann gerekten vardr.
imdi, her ne kadar sonu nclden karsanan bir genellemeyi izliyor
sa da, ncln kendisi yanl grnmektedir. Tasanma bavurmadan
pekala aklanabilecek pek ok rastlant vardr. Sz gelimi Shoemaker
Levy kuyruklu yldzn dnelim. Bu yldz Apollo 2'nin aya indii
gnden tam 25 yl sonra Jpitere arpt. Bu rastlanty nasl aklayaca
z? Gerekten tasann asndan aklamak ister miyiz? Bu rastlanty
karmaklk-belirtme ltne havale edip, azmc,dan tasann lafn
kanrsak ne olur? Sezgilerimiz, kuyruklu yldzn yrngesiyle NA
SA'nn uzay programnn birbirinden bamsz ilediini ve en iyi ihti
malle bu rastlantnn ansa -kesinlikle tasanma deil- atfedilmesi ge
rektiini avaz avaz barmaktadr.
Bu itiraza cevap verilebilir. Gerek u ki, karmaklk-belirtme l
t tasanma bu kadar kolay yoldan ulamaz, zellikle karmaklk
lar fazlaysa (veya buna mukabil ihtimaller dkse). Olaan d ve
arpc rastlantlann o dorudan tasanma iaret etmesi sz konusu de
ildir. Martin Gardner, "Bir ayda veya hata bir haftada banzdan ge
en olaylar o kadar fazladr ki, artc bir korelasyonu fark etme ih
timaliniz ok yksektir, zellikie de keskin bir baka sahipseniz"19
derken kukusuz haklyd. te yandan varmak istedii sonu, yani
artc rastlantlar/korelasyorlann muntazaman ansa atfedilebilecei

19. Martin Gardner, '"Arthur Koestler: Neoplatonism Rides Again", World,


Atstos 1972), s. 87-89.
44 TASARIM

gr yanltr. Evet, Shoemaker-Levy kuyruklu yldznn, Apollo


2'nin aya indii gnden tam 25 yl sonra Jpitere arpmas hadisesi
ansa atfedilmesinin en doru olaca bir rastlantdr. Ancak, Hristi
yan Bilimi hakknda May Baker Eddy'nin yazdklannn, Phineas
Parkhurst Quimby'nin zihinsel tedavi hakknda yazdklanna arpc
bir benzerlik tamas ansla deil de, Quimby'nin Eddy iin bir kaynak
olduunu gstermekle yerli yerince aklanabilecek bir rastlantdr.20
Karmaklk-belirtme lt salamdr ve Shoemaker-Levy trn
den kart rneklere kolaylkla cevap verebilir. Sz gelimi, Apollo 2'nin
aya inmesinin Shoemaker-Levy'nin jpitere arpmas iin bir belirti i
levi grdln (cmert bir ayncalkla) ve kuyruklu yldzn yln her
hangi bir zamannda arpm olabileceini ve aya initen tam da 25 ytl
sonraki anda arptn varsayalm. Dosdoru bir ihtimal hesab, bu
rastlantnn ihtimalinin IO''de ! 'den daha kk olmadn gsterir.
Astronomlann gne sisteminde gzlemledikleri tm olaylar gz nne
alndnda bu, o denli kk bir ihtimal (yani yksek karmaklk) de
ildir. Kukusuz bu ihtimal, The Design Inference kitabmda ne srd
m O'"'de 1 oranndaki evrensel ihtimal snrna hibir surette yakn
deildir.2 Ne var ki. en mnasip ekilde ansla aklanan ama tasan
ma atfedilen rastlantlarda karmaklk-belirtme ltnn ikna edici bir
uygulamasn gryorum.
Ele almamz gereken son bir kart rnek vardr. Bu da belirtilmi
karnaklk reten, evrimci bir algoritmann ihtimalidir. Evrimci algorit
madan kastm, bir ans ilemiyle ihtimal yaratan ve sonra yasa benze
ri (yani gerekirci) bir ilemle yaratlan ihtimali inceleyen, aka tanm
lanm her tr prosedrdr. Bu evrimci algoritma tanmnn iine, Dar
winci mutasyon-ayklanma mekanizmas, sinir alan ve genetik algo
itmalann tm girer.
Gnmzde, evrimci algoritmalann, tasanmdan ayn belirtilmi kar
maklk retmenin aralan olduu gr yaygn kabul grmektedir.

ZO. Wa!ter Manin, The Kingdom of the Cults, ed. (Minneapolis: Bethany Ho
use, 1985), s. 127-30.
2 1. Dembski, Design Inference, 6.bl, 5.ks.
BlLlMDEKl ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 45

Ne var ki bu gr yanltr. Sorun, evrimci algoritmalarn karmaklk


retemeyeceidir. Bu sezgilerimize ters gelebilir, ama Richard Daw
kins'in, ansa dayal olarak ileyen birikimsel bir ayklama srecinin
belirtili karmakl nasl retebileceini gstermek iin kulland nl
rneini ele alalm. 22 Hedef dizi olan

METHINKN .IT.!S.LIKE.A WEASEL


ile ie balyor (sadece byk Roma harflerini ve burada noktalarla
gsterilen boluklar hesaba katyor -bylece sembol bir dizi iindeki
her konumda 27 ihtimal sz konusudur).
Salt ansla bu hedef diziyi elde etmeye alrsak (rnein, scrabble
talarm rasgele kartrp ta ekerek), ilk denemede bu diziyi elde et
me ihtimalimiz, .1 0"'da 1 civarndadr ve bu durumda onu ans eseri el
de etmek iin muhtemelen ortalama 1 O" denemede bulumamz gereke
cektir. Dolaysyla bu hedef diziyi elde etmek salt ansa gvenirsek,
muhtemelen baarsz kalacaz (kukusuz bu l0"'da 1 ihtimal,
1 0"''de 1 deerindeki benim evrensel ihtimal smnmdan dk olsa da,
pratik amalar dolaysyla, l0"'da 1, ans hesa p d tutmak ve tabi ta
sarm ima etmek iin yeterince kktr. Salt ans meselesi olarak
Dawkins'in hedef dizisini elde etmek, bir belirtilmi karmaklk retme
denemesidir ve salt ansn bu iin altndan kalkamayaca aklk ka
zanmtr.
imdi Dawkins'in sonradan soruna yeniden temellendirmesini ele
alalm. Salt ansn yerine u evrimci algoritmay koyuyor: ( 1) Rasgele
seilmi, Roma alfabesindeki byk harfler ve boluklardan oluan 28
karakterli bir diziyle balayalm, rnein unla:

WDL.MNLT.DT)BKWIRZREZLMQCO.P
(Fark ettiyseniz, Dawkins'in hedef dizinin uzunluu harfler ve bo
luklarla birlikte toplam 28 karakterden olumaktadr -tpk MET
H!NKS.!T.IS.LIKE.A.WEASEL dizisinde olduu gibi-); (2) Bu rasgele olu-

22. Richard Dawkins, The B/ind Watchmaker (New York: Nonon, 1986), s. 47-
48.

1
46 TASARIM

turulmu ilk dizideki tm harfleri ve boluklar rasgele deitir; (3) Hedef


dizideki mukabil harfe karlk gelen bir deiiklik olduunda, onu ylece
brak ve sadece hala hedef diziden farkl kalan harfleri rasgele deitir.
ok ksa bir sra iinde bu algoritma Dawkins'in hedef dizisine yak
lar. Tle Blind Watcfnaker adl kitabnda, Dawklns, bu algoritmann
aadaki bilgisayar taklidini sunmaktadr: (23)

(1) WDL.MNLT.DlJBKWIRZREZLMQCO.P
(2) WDLTMNLT.D1JBSWIRZREZLMQCO.P

( 1 0)MDLDMNLS.ITJISWHRZREZ.MECS.P

(20) MELDINLS.IT.ISWPRKE.Z.WECSEL

(30) METHINGS.IT.ISWLIKE.B.WECSEL

(40) METHINKS.IT.IS.LIKE.I.WEASEL

(43) METHIKNS.IT.IS.LIKE.A.WEASEL

Bylece Dawklns'in hedef dizisini tretmek iin salt ansla ortalama


1 O" deneme yapmak yerine, evrimci algoritma kullantlarak bu ortala
ma sadece 40 denemede baarlabilmektedir. Her ne kadar Dawklns bu
rnekle baya bir mesafe katetmi olsa da, rnein tantlad ey,
Dawkins'in ve evrimci evrenin sandndan ok farkldr.24 ncelikle,
bir hedef dizisi semek derinlerde amasal bir harekettir (hedef, evrim
ci algoritmay iletmekten nce geliyor ve evrimci algoritma iten ie

23. A.g.e.
24. Cf. Bemd-OlafKppers, "On the Prior Probability ofthe Existence of Life",
The Probabilistic Revolution, 2. cilt, ed. L. Kger, G. Gigerenzer ve M.S.
Morgan (Cambrtdge, MiT Press, 9879, s. 355-69. Kppers, Dawkins'in
METHINKS.IT.IS.L!KE.A.WEASEL rneinin Darwinci mekanizmann te
mel bir zelliini kavradn dnyor.
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 47

hedefle son bulmak zere programlanm). Bu bir sorundur, nk ev


rimci algoritmalarn amasallktan uzak olduu varsaylr. Ancak savn
hatrna, Darwinizm rneinde kendi hedeflerini semek zorunda olan
doaya karlk gelen bu amasallk sorununu paranteze alalm.
Geriye daha ciddi bir sorun kalmaktadr. u soruyu ne srerek bu
sorunu fark edebiliriz: Dawkins'in evrimci algoritmas hedef dizisinin d
nda ne elde edebilir? Onu bu eklide dnn. Dawkins'in evrimci al
goritmas bozuk sesler karyor; bu algorirtmann olas nihai noktalan
nelerdir? Akas algoritma her zamai: hedef dizisine (% 100 ihtimalle)
ulamaktadr. Bir evrimci algoritma ihtimal byteci olarak iler. Daw
kins'in hedef dizisini salt ansla elde etmek iin ortalama 040 deneme
nin yaplmas gerekirken, onun evrimci algoritmas, hedef diziyi salt
ansla yaplacak deneme saysnn logaritnasyla, yani ortalama 40 de
nemede (ve birka yz denemede kesinkes) elde etmektedir.
Ancak bir ihtimal byteci ayn zamanda bir karmakik azaltc
sdr. Karmakik-belirtme ltndeki "karmakik"n ihtimalsizlikle
birletiini hatrlayn. Dawkins'in evrimci algoritmas hedef diziyi elde
etme ihtimalini byk lde artrmaktadr. Yalnz bunu yaparken,
hedef dizi iinde sakl olan karmakl da byk lde azaltmakta
dr. Scrabble talarn sargele ekerek salt ans eseri elde edilecek he
def dizi, son derece ihtimal d olacaktr ve elde edilmeden nce de
vasa sayda tekrar gerekli klacaktr. Fakat Dawkins'in evrimci algo
ritmasyla, hedef diziyi elde etme ihtimali sadece bir ka tekrarla ol
duka ykselmektedir. Aslnda Dawkins'in evrimci algoritmas ihti
malleri arptmaktadr, bu yzden ilk bakta hayli ihtimal d veya
karmak grnen ey aslnda yle deildir. Grnen o ki, evrimci al
goritmalar, gerek karmakl deil sadece karmaklk grnts
retiyor. Ve karmakl retemedikleri iin belirtilmi karmakl da
retemezler.

6. lt Niin iliyor?
Belirtilmi karmakln gvenilir bir eklide tasarm saptadn gs
termek iin bavurduum ikinci savm zeki failin doasn ve zellikle de
48 TASARIM

onu saptanabilir klan hususu ele almaktadr. Her ne kadar tmevanm,


belirtilmi karmakln tasanm saptamada gvenilir bir lt olduu
nu dorulasa da, bu lyn niin ilediini aklamaz. Karmaklk-be
lirtme ltnn tasanm saptamann niin doru arac olduunu anla
mak iin, ncelikle, zeki failleri saptanabilir klan hususu bilmemiz ge
rekiyor. Zeki failin balca zellii tercihtir. "Intelligent" (zeki), kelime
si, Latince inter ve /ego kelimelerinden tremitir. inter arasnda, !ego
ise tercih yapmak semek anlamna gelir. Bu nedenle kelimenin etimo
lojisine gre zeka eyler arasnda tercih yapmay iermektedir. u halde
zeki bir failin hareket etmesi demek rekabet halindeki bir dizi ihtimal
arasnda tercih yapmak demektir.
Bu gerek insanlar gerek hayvanlar gerekse dnya d varlklar iin
geerlidir. Labirentteki bir fare eitli noktalarda saa m yoksa sola m
gideceine karar vermek zorundadr. SET! aratrmactlan, kaydettikleri
dnya d radyo sinyallerinde zekay bulmaya alrlarken, dnya d
bir zekann olas radyo sinyallerinden herhangi bir sayda seebile
ceklerini varsaymlar ve sonra aldklan sinyalleri belli modellerle ele
tirmilerdi. insanolu anlaml bir sz ederken, dile gelebilecek olas bir
dizi ses dzeni arasnda bir tercih yapar. Zeki fail her zaman aynn ya
par, kimi eyleri seer, kimilerini de danda brakr.
Zeki failin bu zellii gz nne alndnda, hayati bir soru ortaya
kmaktadr: Onu nasl tanyacaz? Zeki failler tercihte bulunarak ha
reket ederler. O halde zeki bir failin tercih yaptn nasl anlayabiliriz?
Bir ie mrekkep kaza eseri bir kat sayfasnn zerine dkld; biri
si bir dolnakalem alp sayfann zerine bir mesaj yazd. Her iki durum
da da mrekkep sayfa zerinde kullanld. Her iki durumda da neredey
se sonsuz ihtimal arasndan biri gerekleti. Her iki durumda da bir ih
timal gerekleti ve dierleri devre d kald. Ne var ki bir duruma faili,
dierineyse ans atfediyoruz.
Burada sz konusu olan farkllk nedir? Sadece bir ihtimalin gerek
letiini gzlemlememiz deil, aynca o ihtimali belirtebilmemiz de gere
kiyor. Dier bir deyile, olmak zorunda olmayan ama olmu bir olayn
oluunu (yani bir ihtimali) gzlemlememiz ve bu olayn, ondan bam
sz olarak tesis edilebilecek bir modele uyduunu (yani bir belirtmeyi)
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI 49

gstermemiz gerekiyor. Dolaysyla zeki faile atfetme hem ihtimali hem


de belirtmeyi tantlamay gerekli klmaktadr. Rastgele olumu bir m
rekkep lekesi muhtemeldir, ama belirtili deildir, mrekkeple yazlm
bir mesaj hem muhtemel hem de belirtilidir. Kukusuz kaydedilen ger
ek mesaj belirtilmi olmayabilir. Ancak ortografk, sentaktik ve se
mantik kstaslar yine de onu belirtecektir.
eitli rakip ihtimaller arasndan bitini gerekletirmek, geri kalanla
n devre d brakmak ve gerekieen ihtimali belirtmek zeki faili nastl
tanyacamz ve tasanm nasp saptayacamz gsterir. Hayvanlann
renme faaliyetini ve davranlarn inceleyen deneysel psikologlar, bu
nu ok iyi bilirler. Hayvann bir ii renmesi iin, hem o ie uygun dav
ranlan gerekletirme hem de o ie uygun olmayan c!avranlan devre
d brakma yetisini elde etmesi gerekir. Dahas bir psikolon, hayva
nn o ii rendiini anlayabilmesi iin, hem hayvann uygun aynnda
bulunduunu hem de o aynn belirtebildiini gzlemlemesi gerekir.
u halde, bir psikoloun, farenin labirentten baarl bir ekilde ge
meyi rendiini teslim etmesi iin, ilkin fareyi labirentten kmaya y
neltecek saa ve sola dnler zincirini belirtmesi gerekir. Kukusuz,
labirentte rasgele dolaan bir fare de saa ve sola dnleri ayrt eder.
Ancak rasgele dolaan fare, labirentten kmak iin uygun saa ve so
la dnler zincirini ayrt edebildiinin iaretini vermez. Sonuta fareyi
inceleyen psikolog, farenin labirentten kmay rendiine kanaat ge
tirmesi iin geerli bir nedene sahip olmaz.
Ancak eer fare psikoloun belirttii saa ve sola dnler zincirini
takip ederse, psikolog, kedinin labirentten kmay ip:endiine kanaat
getirir. imdi tam da bu renilmi davranlar hayvanlarda zekayla bir
tutuyoruz. u halde hayvanlann renimi iin kullantlan emann ge
nelde zeki faili tanmada da geerli olmas artc de:1ildir. Sz konusu
ema udur: eitli rakip olaslklar arasndan birini gerekletirmek, di
erlerini devre d brakmak ve gerekeleen ihtimali belirtmek.
Karmakln burada da yer aldn kaydedelim. Bunu grmek iin,
labirentten geen fare rneine tekrar bakalm. Ancak imdi saa iki kez
dnn fareyi labirentten karmaya yettii, basit bir labirenti dne
lim. Fareyi inceleyen psikolog, onun labirentten kmay rendiine
50 TASARIM

nasl karar verecek? Fareyi alp labirente koymak yeterli olmayacaktr.


nk labirent ylesine basit ki, fare ans eseri iki kez saa dnp, la
birentten kolaylkla kabilir. Dolaysyla psikolog, farenin labirentten
kmay sahiden mi rendiinden yoksa ans eseri mi onu baardn
dan emin olamayacaktr.
imdi bu basit labirenti, farenin, labirentten kmak iin bir dizi do
ru saa ve sola dnler yapmas gerektii labirentle kyaslayn. Varsa
yalm ki, fare, toplam yz tane uygun saa ve sola dn yapmak zo
runda olsun ve her hata onun labirentten kmasna engel tekil etsin.
Farenin hatal dn yapmadn ve ksa bir sra iinde labirentten k
tn gzlemleyen psikolog, farenin labirentten kmay gerekten
rendiine ve bunun kr ansn ii olmadna kanaat getirecektir.
Zeki faili tanmaya ynelik bu genel ema karmaklk-belirtme l
tnn hafif deiik bir biimidir. Genelde, zeki faili tanmak iin, e
itli rakip ihtimaller arasndan birinin gerekletiini gzlemlememiz,
hangi ihtimallerin devre d brakldn kaydetmemiz ve sonra gerek
leen ihtimali belirtmemiz gerekir. Dahas devre d braklan rakip ih
timaller gerek ihtimaller olmal ve yeterince fazla sayda bulunmaldr
ki, gerekleen ihtimali belirtisi ansa atfedilemesin. Karmaklk asn
dan bu, ihtimaller yelpazesinin karmak olduunu sylemenin dier
bir yoludur. ihtimal asndan bu, gerekleen ihtimal kk bir ihtima
le sahipti demenin baka bir yoludur.
Zeki faili tanmaya ynelik bu emadaki tm unsurlar (yani, ger
ekleme, devre d brakma ve belirtme) karmaklk-belirtme l
tnde elerini bulur. Bu lt, zeki faili tanmaya alrken yaptmz
eyleri dorular. Karmaklk-belirtme lt tasarm nasl saptayaca
mz gsterir.

7. Sonu
Albert Einstein, bir seferinde, bilimdeki hereyin daha basit deil de
olabildiince basit klnmas gerektiini sylemiti. 19. yzyla ve 20.
yzyln byk bir ksmna hakim olmu mateyalist bilim felsefesi,
tm olgulann salt ans ve/veya zorunlulukla aklanabileceinde srar
BiLiMDEKi ZEKi TASARIM KANITLARININ SAPTANMASI Si

eder. Ne var ki bu makale, materyalist felsefenin gereklii aslnda ok


basit resmettiini ortaya koymaktadr. Materyalist nedenselliin bu ikiz
eidiyle aklanamayacak ve aslnda aklanmayan bir takm varlklar
ve olaylar mevcuttur. zellikle, hem karmaklk hem de belirttne zel
likleri sergileyen varlkiar ve olaylarla kartlatmzda, onlan ans
ve/veya fiziksel/kimyasal zorunlulua deil de, yerinde bir tutumla ze
ki tasarma, yani maddeye deil de zihne atfederiz. Akas karmak
lk-belittme ltn, dier insan zihinlerirtln tasarlad nesnelerde bu
luruz. Ne var ki bu makale, sz konusu ltn, doal dnyada, yani,
canl organizmalar veya evrenin temel yaps gibi, insartlann tasarla
madklarn bildiimiz eylerde nsel bir zeki zihnin faaliyetini gveni
lir bir ekilde gsterip gstermedii sorusuna cevap aramamtr. Ksa
cas insan rn teknoloji dnyasna kar doann da zeki tasanmn
kantlann tayp tamad ekiindeki amprik soruyu ele almadm. Bu
soruyu bilim camiasndan arkadalarm Stephen Meyer ve Michael Be
he ele alacakiardr.
Stephen C. Meyer

Fizik ve Biyolojide Tasarm Kantlar:


Evrenin Kkeninden Hayatn Kkenine
1. Giri

O.. nceki makalede, matematiki ve olaslk teorisyeni William


Dembski, insanlarn, geride brakn sonulara bakarak rasyo
nel failin nsel faaliyetini genelde tespit edebildikierini belitmektedir.1
Sz gelimi arkeologlar, rasyonel faillerin Rosetta Tann zerindeki ya
ztlan yazdklarn kabul ediyorlar; sigorta sahtekarli mfettileri "do
al" felaketler deil de koullarn kastl maniplasyonunu iaret eden
kimi "aldatma biimlerini" saptarlar; ve kriptograflar geliigzel sinyal
leri ifreli mesaj tayan sinyallerden ayrrlar.
Daha nemlisi, Dembski'nin yazs, rasyonel faillerin sonularn ta
nmamza ve onlar doal nedenlerin sonularndan ayrt etmemize ya
rayan bir lt sunmaktadr. Ksaca, o, hem "hayli karmak" (veya pek
muhtemel aln.ayan) hem de "belirtilmi" sistemler ya da dizilerin, her
zaman, ans ve/veya fizik-kimya yasalar deil de zeki faiiller tarafn
dan retildiini gstermektedir. Karmak diziler, basit bir forml veya

1. W.A. Dembski, The Desing Inference: Eliminating Chance through Small


Probabilities, cambridge Studies in Probability, Induction and Decision The
ory (Cambridge: cambridge University Press, 1998), s. 1-35.
56 TASARIM

algoritmayla tanmlanmay reddeden dzensiz ve ihtimal d bir yap


sergilerler. te yandan bir belirtme, bir olay veya nesneyle, ondan ba
msz olarak verilmi bir model ya da ilevsel koullar kmesi arasn
daki tekabliyet veya elemedir.
Karmaklk ve belirtme kavramlannn bir aklamas olarak, u
sembol dizisini dnn:

"inetehnsdysk] idmhcpew ,ms.s/a"


"Time and tide wait far no man." (Zaman ve mevsim insan bekle
mez)
"ABABABABABABABABABAB"

Yukarda gsterilen birinci ve ikinci diziler karmaktr, nk her


ikisi de basit bir kurala indirgenmeyi reddetmektedir. Her ikisi de hayli
dzensiz, aperiyodik ve ihtimal d bir sembol dizisini temsil etmektedir.
nc dizi karmak deildir, aksine hayli dzenli ve tekrarldr. iki kar
mak diziden sadece ikincisi, bamsz bir ilevsel koullar kmesine r
nek tekil etmektedir. -Yani, sadece ikinci dizi belirtilidir-. ngilizce birdi
zi ilevsel koula sahiptir. rnein, bir eyin ngilizcede anlam tamas
iin, mevcut szlk (sembol dizilerinin belli nesneler, kavramlar ve fikir
lere karlk gelmesi), sentaks ve gramer ("her cmle bir zne ve fiil ie
rir" gibi) kalplarn kullanmas gerekir. Sembollerin dzeni, mevcut sz
lk ve gramer kalplarn (yani ilevsel koullan) kullanyorsa veya "kar
lyorsa" iletiim olabilir. Bu dzenler "belirtme" sergiler. ikinci dizi ("Ti
me and tide wait far no man"), nceden mevcut olan ngilizce szlk ve
gramer koullar ile kendisi arasnda bir elemeyi aka sergilemektedir.
Dolaysyla yukardaki diziden sadece ikincisi, Dembski'nin te
oremine gre tasarlanm bir sistem karmnda bulunmak iin bize su
nulmas gereken karmaklk ve belirtmeyi sergilemektedir. nc di
zi basit bir model, bir tr belirtme sergilese de karmaklktan yoksun
dur. ilk dizi ise grdmz gibi karmak fakat belirtili deildir. Hasl
yalnzca ikinci dizi hem karmaklk hem de belirtme sergilemektedir.
Bylece, Dembski'nin teoremine gre, sadece ikinci dizi zeki bir nedeni
iaret etmektedir. -Sezgilerimizin de syledii gibi-.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 57

Yukardaki rnein aa kard gibi, Dembski'nin kannaklk ve


belirtme lt belli bilgi kavramlaryla yakndan ilikilidir. Anlald
zere, birleik kannaklk ve belirtme lt (veya "belirtilmi kanna
kik") sk sk kullanlan "bilgi ierii"2 ifadesiyle etir veya ayn yap
dadr.3 Dolaysyla, Dembski'nin yazs, "zengin bilgi ierii"nin zeki bir
failin etkinliini iaret ettiini ileri srmektedir. Yaygn deneyimlerin ya
n sra bilimsel deneyimler de bu teorik gr dorudur. Sz gelimi ok
az sayda rasyonel insan hiyeroglif yazlarn kaynann zeki faaliyet de
il de rzgar ve erozyon gibi doal kuvvetler olduunu dnr.

2- Bilgi ierii kavram hem belirtili (zellemi) karmaklk hem de belirtili ol


mayan karmakl ifade etmek iin eitli eklllerde kullanlmaktadr. Bu
makale karmaklk ve zelliin birlikte varlm ifade etmek iin bu kavra
m kullanacaktr. Bu, makalemizin sav asndan nemlidir, zira salt karma
k olup belirtili ya da zellemi olmayan bir sembol dizisi ("wnsgdtej3
dmzcknvcnpd" gibi), Dembski'nin teoremine gre, tasarmc bir zekann fa
aliyetini gstermek zorunda deildir. Dolaysyla bilgi ieriinin varlna da
yal tasann savlannn, rastgele doal srelerden kaynaklanabilecek bir bil
gi ttnden (yani belirtili olmayan bilgiden) tasann karmnda bulunarak
ift anlaml bir hataya debilir. te yandan bu belirsizlik, bilgi ieriinin,
karmaklk ve belirtme zelliklerini birlikte banndrdi kabul edilerek orta
dan kaldrlabilir. Her ne kadar sz konusu kavram klasik bilgi teoreminde
(bilgi kavramnn belirtmeyi ima etmek zorunda kalmadan ihtimal dla ya
da karmakla gndermede bulunabilecei) genelde bu ekilde kullantlma
sa da, biyologlar l 950'lerden beri onu hem karmaklk hem de belirtmeyi
ifade etmek iin kullanagelmilerdir. Aslnda Francis Crick ve dierleri, "bi
yolojik bilgi"yi sadece karmaklkla deil aynca "belirtme" -belirtmeyle kast
ettikleri ilev iin gerekli olandr- diye adlandrdklar zellikle bir grmler
di. (A. Sarkar, "Biological Information: A Sceptical Look at Some Central
Dogmas of Molecular Biology", The Philosophy and History ofMolecu/ar Bi
ology, New Perspective ed. S. Sarkar, Bostan Studie:; in the Philosophy of
Science [Dordrecht, Hollanda, 1996], 191 ).
3- te yandan belirtili karmaklk, klasik bilgi teoreminin tanmlad ekliyle
"Shannon bilgisi", "bilgi tama kapasitesi" ya da "sentaktik bilgi"de olduu
gibi izomorfik (ebiimli) deildir. Her ne kadar Shannon'un teoremi ve denk
lertleri, bir kanaldan aktanlabilecek bilgi miktann lmek iin yetkln bir yol
sunsa da, nemli snrlamalara sahiptir. Hususen o, salt ihtimal d sembol
dizilerini bir mesaj ya da ilevsel adan belirtili bir dizi. tayanlardan
58 TASARIM

Dembski'nin almas aynca doal nedenlerle zeki nedenler! birbi


inden ayrmak iin kyaslamal bir akl ytmenin nasl kullanlaca
n da gstermektedir. Bizler genelde olaylan u rakip aklama bii:
minden bitini kullanarak aklanz: ans, zorunluluk (fizik-kimya yasa
lannn sonucu olarak) ve/veya tasann (yani zeki bir failin faaliyeti ola
rak). Dembski "aklayc filtre" diye adlandrd biimsel bir deerlen
dirme modeli gelitirmitir. Bu filtre, bir olayn en iyi aklamasnn onun
olasklksal zelliklei veya "iaretlei" ile belirlendiini gstermektedir.
ans kk veya orta olaslkl olaylan en iyi ekilde aklarken; zorun
luluk (veya fizik-kimya yasalan) yksek olaslkl olaylan en iyi akla
makta ve zeki tasann ise, ayn zamanda belirtme (rnein ilevi) sergi
leyen kk olaslkl olaylan en iyi ekilde aklar. Onun aklayc filt
resi gerekte zekann faaliyetini saptamak iin bilimsel bir metot olutu
rur. Olaylar hem hayli muhtemel hem de belirtilmi (bamsz bir model
le) olduunda, zeki faillein etkinliini gvenilir bir ekilde saptayabili
iz. Byle durumlarda, tasann ieren aklamalar, tamamen ansa
ve/veya determinist doal srelere dayanan aklamalardan daha iyidir.
Dembski'nin almas, zeki failin etkinliinin tespitinin ("tasann
kanm"nn) rasyonel etkinliin tartlmaz lde ortak bir formunu tem
sil ettiini gstermektedir. almas aynca karmaklk ve belirtme zel-

ayr(a)mamttr. Warren Weaver'm 1949'da belirtii gibi: Bu teoremdeki bil


gi szc sradan kullanmyla kanttnlmamas gereken, zel matematiksel
bir anlamda kullanlmaktadr. Hususen bilgi anlamla kanunlmamaldr."
(C.E. Shannon ve W. Weaver, The Mathematical Theory of Communication
[Urbana, III.: University of Illinois Press, 1949], s. 8). Bilgi teoremi, verili bir
sembol dizisinin "bilgi tama kapasitesi"ni ya da "sentaktik bilgi"sini lebi
liyordu, ama sembollerin anlaml ya da ilevsel dzeninin varln geliig
zel bir diziden (rnein "bu gereklertn aikar olduunu savunuyoruz" cm
lesini "ntnyhiznlhteqkhgdsjh"den) ayrt edemiyordu. Bylece Shannon bilgi
teoremi, verili bir sembol ya da karakter dizisinde bulunabilecek anlaml ya
da ilevsel bilginin miktarn lebilirdi, ama ilevsel ya da mesaj tayan bir
metnin konumunu geliigzel bir samalktan ayramyordu. Shannon'un te
oremi, bir karmaklk ya da ihtimal dlk lt salamu ama bir sembol
dizisinin ilevsel adan belirtili ya da anlaml olup olmad ynndeki nem
li soru karsnda sessiz kalmt.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 59

liklerinin, zeki bir nedenin nsel etkinliini gvenilir eklide iaret ettii
ni de ileri srmektedir. Benim makalem bu gre dayanarak baka bir
konuya iaret edecektir. u soruyu soruyorum: Zeki tasanm gsteren l
tler, insann yeryznde beliriinden apak nce var olan doann
zelliklerinde bulunmakta mdr? Tasanmlayc bir zekann etkinliini
gsteren zellikler, evrenin fiziksel yapsnn iinde mi yoksa canl orga
nizmalarn zelliklerinde mi bulunmaktadr? Eer byleyse, zeki tasann
hala bu zelliklerin en iyi aklamasn oluturur mu yoksa ans ve/veya
fiziko-kinyasal zorunlulua dayal naturalist aklamalar m daha iyi bir
aklama sunabilir? Bu makale, fizik ve biyolojideki gelimeler ve Denbs
ki'nin "tasarm kann" zerine yazs nda tasarm savnn ieriini
deerlendirecektir. Fizik ve biyolojideki kantlara gre, ans, zorunluluk
ve tasarmn rakip aklayc glerini deerlendirmek iin Dembski'nin
kyaslayc aklama metodunu ("alayc filtre"yi) kullanacam. ans,
zorunluluk ve/veya bu ikisinin birleiminin deil de zeki tasarmn bu ol
gularn en iyi aklamasn sunduunu savunacam. Dolaysyla tasann
savn diriltmek iin amprik ve kuramsal bir temel ne sreceim.

2.1 Fizikte Tasarmn Kant: Antropik "uyum"


Bat dncesinde tasarm savnn uzun sre revata kalmasna
ramen, ou bilim adam ve filizof, 20. yzytln balarnda tasarm sa
vn reddetmeye balad. 18. yzylda felsefedeki gelimeler ve 19. yz
ylda bilimde gelimeler (rnein Laplace'nin nebula hipotezi ve Dar
win'in doal ayklanmayla evrim kuram) ou bilim adam ve dn
rn, doann zeki tasarma ilikin phe gtrmez bir kant sergileme
diine kanaat getirmelerini salamtr.
te yandan geen krk ytl boyunca, fizik ve kozmolojideki gelime
ler "tasarm" kelimesini bilimsel lgata yeniden sokmutur. 1960'lar
dan itibaren, fizikiler, insan yaamna bariz bir ekilde uygun bir ev
renin perdelerini araladlar. Evrendeki hayatn varlnn fiziksel faktr
lerin hayli ihtimal d ama kesin bir dengesine dayandn kefettiler. 4

4. K. Giberson, "The Anthropic Pinciple", Joumal of/nterdisciplinary Studies 9


(1997): 63-90 ve Steven Yates'in cevab, s. 91-104.
60 TASARIM

Fizik sabitleri, evrenin ilk koullan ve onun dier pek ok zellikleri,


hayatn olanakl olmas iin hassas bir ekilde ayarlanmt. Evrenin
genileme oran, ktle ekimi ve elektromanyetik ekimin gc ve
Planck sabitinin deeri gibi pek ok faktrn deerindeki en ufak bir de
iim hayat imkansz klacakt. imdi fizikiler bu faktrlerden "antro
pik rastlantlar" (hayat insan iin olanakl kldklarndan) diye sz
ederler. Ve tm bu rastlantlarn talihli birlikteliini "evrenin uyumu"
olarak grrler. Bu sabitlerin temsil ettikleri deerlerin yerli yerince bir
araya gelmesinin imkanszl ve onlann, hayat srdren bir evrenin
ihtiyalarna zg olmalar gz nne alndnda, pek ok fiziki, uyu
mun nceden var olan bir zekann tasarmn gl ekilde gsterdiini
belirtmektedir. Tannm bir ngiliz fiziki olan Paul Davies'in de belirt
tii gibi, "Tasarn izlenimi baskndr". 5
Bunun nedenini anlamak iin u rnee bakalm. Varsayalm ki siz,
az nce evrenin kontrol odasna girmi bir kozmik kaifsiniz. Orada her
birinin pek ok muhtemel dzenee sahip olduu sralarca kadranlara sa
hip tefernatl bir "evren-yaratma makinesi"ne rastla(lnz. Makineyi ince
lerken her bir kadrann, hayatn var olabilecei bir evrenin yaratlmas
iin belirli bir deerle ayarlanan bir parametreyi temsil ettiini reniyor
sunuz. Bir kadran gl nkleer kuvvet iin muhtemel dzenekieri tem
sil ediyor, dieri ktleekimi sabiti iin, bir bakas Planck sabiti iin, yi
ne bir dieri ntronun ktlesinin protonun ktlesine oran iin, bakas
gl elektromanyetik ekim iin vb. Siz kozmik kaif olarak, kadranlar
incelerken, onlarn kolaylkla farkl dzeneklere uyum salayabildiini
tespit ediyorsunuz. Dahas, dikkatli lmle, bu kadran dzeneklerinden
herhangi birinde en ufak bir deiimin yaam sona erdirdiini saptyorsu
nuz. Yine her nedense her bir kadran evrenin devinimini srdrmesi iin
gerekli tam deere gre ayarlanm. Bu tastamam uyumlu kadran dze
neklerinin kkeni hakknda nasl bir karmda bulunurdunuz?
Tahmin edebileceiniz gibi, fizikilere de bu soru sorulmutu. Ast
ronom George Greenstein u yorumda bulunmutu, "Doast bir

5. P. Davies, The Cosmic Blueprint (New York: Siman and Schuster, 1988), s.
203.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 61

unsurun daha dorusu Failin sz konusu olmas gerektii dncesi


hakl olarak ortaya kar. Niyetimizde yokken birdenbire stn bir
Varln bilimsel kantna rastlam olabilirmiyiz? Sahneye kp, ev
reni bizim faydamz iin zenle ina eden Tanr myd?"6 Pek ok bi
lim adamna gre 7 tasarm hipotezi, bu soruya en ak ve sezgisel a
dan en akla yatkn cevab salamaktadr. Fred Hoyle'nin belirttii gi
bi: "Olgularn saduyulu yorumu, zekast bir varln fizik, kimya
ve biyolojiyle uratn ve doada sz edilmeye deer kr kuvvet
lerin bulunmadn ortaya koymaktadr. "8 Artk pek ok fiziki bu
gre katlmaktadr. Onlar, kadran dzeneklerinin ihtimal dl ve
buna karn kesinlii gz nne alndnda, tasarmn antropik uyu
mun en makul aklamasn sunduu grnde hemfikirler. Aslnda
tam da dzeneklerin ihtimal dl (karmakl) ve yaam barnd
ran bir evren iin gerekli koullara zg olular, tasarmn "saduyu
lu" kabuln ne karmaktadr.

2.2. Antropik Uyum ve Aklayc Filtre


Yine de bundan baka eitli yorumlar ileri srlmtr:(!) Uyu
mun aklamaya gereksinim duyduunu reddeden zayf antropik il
ke; (2) Doa yasalarna dayal aklamalar; (3) ansa dayal aklama
lar. Bu yaklamlarn tm evrenin uyumunun zeki bir failden kaynak
landn reddeder. Dembski'nin "aklayc filtre"sini kullanarak bu b
lmde antropik uyumun kkenine ilikin rakip aklama biimlerinin
aklama gcn karlatracaz. Aynca 1. kkn aksine uyumun
aklamay gerektirdiini savunacaz.

6. G. Greenstein, The Symbiotic Universe: Life and Mind in the Cosmos (New
York: Morrow, 1988), s. 26-27.
7. Greenstein tasann hipotezini desteklemiyor. Bunun yerine o, "katlmc ev
ren ilkesi"ni destekliyor. Sz konusu ilke, fizik sabitlerinin uyumunun ai
kar tasanmm var olmalar iin gzlemlenmesi gereken evrenlere (varsay
lan) atfeder. Greenstein, ""Evrenin var olmak iin yaam, dourduu, yle ki
Evrenin gzlemlenmedii srece var olmadn" sylemektedir.
8. F. Hoyle, "The Universe: Past and Present Reflections", Annual Review as
Astronomy and Astrophysics 20 (1982): 16.
62 TASARIM

Yukardaki seenekten belki de en azndan balarda en revata


olan "zayf antropik ilke idi. Ne var ki bu ilke son zamanlarda fizik ve
kozmoloji felsefecileri tafanndan ciddi eletirilere tabi tutuldu. Zayf ant
ropik ilkenin savunucular, evren yaama uygun ekilde olmasayd, o
zaman insanlar onu gzlemlemek zere burada olmazlard diyorlard.
Bylece uyumun aklamay mecbur klmadn savunmulard. Ne
var ki John Leslie ve William Craig, uyumun kkeninin aklamay ge
rekli kldn savundular. 9 Her ne kadar biz insanlar, yaama uygun
(tanm gerei) bir evrende kendimizi yayor halde bulmaktan dolay
aknla dmesek de, yaam iin gerekli koullarn son derece ihti
mal d olduunu renince aknla dmeliyiz. Leslie bizim duru
mumuzu, her tr ihtimale karn, yz tane usta niancnn ate bom
bardman arasnda hayatta kalm, gzler! bal bir adamn durumu
na benzetir. O Her ne kadar onun varlnn srmesi, kukusuz, ska
layan tm nianclarla ilintili olsa da, nianclarn niin skaladklarn
aklamaz. zde, zayf antropik ilke, yanlgya derek, bir olayn ge
rek koulunun ifadesinin, o olayn nedensel aklamasna duyulan ih
tiyac ortadan kaldrdn ne srer. Oksijen atein yanmas iin ge
rekli bir kouldur, ama bunu sylemek San Francisco yangnnn ne
densel aklamasn salamaz. Ayn ekilde, evrenin fizik sabitlerinin
uyumu yaamn varl iin gerekli bir kouldur, ama o, uyumun k
kenini aklamaz ve byle bir aklamaya duyulan ihtiyac ortadan
kaldrmaz.
Baz bilim adamlar, uyumlu rastlantlarn aklamay gerekli kld
n reddetmise de, dierleri onlarn eitli naturalist aklamalarn bul
maya almlardr. Bu aklamalar arasnda doa yasalarna bavur
mak basit bir nedenden dolay en az ilgiyi ekmiti. eitli fizik sabitle
rinin uygun "kadran dzenekleri" doa yasalarnn spesifik zellikleri
dir. Sz gelimi, ktle ekimi sabiti G, bilinen bir mesafeyle birbirinden

9. W. Craig. "Cosmos and Creator"", Origins and Design 20, no.2 (Bahar
1996), 23.
10- J. Leslie. "Anthropic Principle, World Ensemble, Design", American Philo
sophica/ Quarterly 18, bo.2 (1982), 150.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 63

ayrlm, ktleleri bilinen iki cisim verildiinde, ktle ekiminin ne kadar


gl olacan belirler. G sabiti, ktle ekimini ifade eden denklem iin
de bir terimdir. Ayn ekilde, temel fizik yasalarnn tm sabitleri yasa
larn zellikieridir. Bu yzden, yasalar bu zellikleri aklayamaz; onlar
bizim aklamamz gereken zellikleri ierir. Davies'in gzlemledii gibi,
fzik yasalar "son derece hnerli bir tasarmn rnleri olarak grn
mektedir" .1 Dahas tanm gerei doa yasalar dzenli veya tekrarl
modellere uyan olgular ifade ederler. te yandan fizik sabitlerinin zel
deerleri ve evrenin balang koullan hayli dzensiz ve tekrarsz bir
tertibi iermektedir. Bu yzden, herhangi bir yasa, tm temel sabitlerin
niin sahip olduklar deerlere sahip olduklarn -sz gelimi, ktle eki
mi sabitinin tastamam 6,67 x 10" Newton m'/kg', Coulombs yasasn
daki izin sabitinin, 8,85 x o" Coulombs'/Newton metre', elektron y
knn ktleye orannn 1,76 x 10" Coulombs/kg ve Planck sabitinin
6,63 x 10" Joule-saniye deerinde olduunu- aklayamaz.12 Bu deer
ler hayli karmak bir dzenei belirtir. Onlar bir grup olarak, prensipte
doa yasalaryla akianabilecek veya snflandnlacak dzenli bir mo
deli sergiliyor gzkmemektedir.
Antropik rastlantlar ansn rn olarak aklamak daha reva bul
mutur, ama bunun da eitli ciddi kusurlar vardr. Birincisi, uyumun
_son derece ihtimal d oluu ansa dorudan ynelimleri tutarsz kl
maktadr. Fizikiler, yaam barndran bir evreni meydana getirmek
iin, tam ayar gerektiren otuzdan fazla fiziksel ve kozmolojik parametre
bulmulardr.13 Michael Denton, Nature's Destiny (1998) adl kitabnda,

1 !. P. Davies, The Superforce, The Search fora Grand Unifi.ed Theory of Na


ture (New York, John Wiley and Sons, 1997), s. 243.
12. D. Halliday, R. Resnick ve G. Walker, Fndemantals of Physivs, 5.bask
(New York, John Wiley and Sons, 1997), s. A23.
13. J. Barrow ve F. Tipler, The Anthropic Cosmological Principle (Oxford, Ox
ford Universty Press, 1986), s. 295-356, 384-444, 510-56; J. Gribbin ve
M. Rees, Cosmic Coincidences (London, Black Swan, 1991), s. 3-29, 241-
69: H. Ross, "The Big Bang Model Refned by Fire", W.A. Dembski, ed.
Mere Creation: Science, Filith and Intelligence Design (Downers Grove, III.:
ntervarsity Press, 1998), s. 3 72-81.
64 TASARIM

zellikle insan yaam iin gerekli olan dier pek ok koulu kimya, je
oloji ve biyolojiden karsamaktadr. Dahas ok sayda tekil parametre
olaanst yksek lde bir uyumu iaret etmektedir. Evrenin geni
leme oran !0"'da 1 birime ayarl olmaldr.1 4 Bundan ok hafif hzl bir
genileme -!0''da 1 birim gibi- yldz oluumuna imkan tanmayacak
denli yaylm bir evreni ortaya karr.s Hafif daha yava bir genile
me ise -ayn oranda- aniden ktle ekimi kne yol aar. Ktle e
kimi kuweti, !0''da 1 birime uymaldr.6 Bu yzden evrensel kaifi
miz, ayn kadran dzeneklerinden oluan byk bir tertibatn yan sra
sadece ok aznn yaam barndran bir evreni olanakl kld, olas d
zeneklerin muazzam tertibatn ieren ok byk kadranlarla karlar.
ou dunmda, brakn tm doru dzenekleri, tek bir doru dzenee
ans eseri ulama ihtimali gerekte neredeyse sfrdr. Oxford fizikisi
Roger Penrose'un belirttii gibi, tek bir parametre, "balang uzay-za
man hacmi" ylesine kesin bir uyumu gerekli klyordu ki, "Yaratcnn
amac oomde (on milyar kendisiyle 123 kez arplmakta) 1 birim
dorulukta [kesin] olsa gerekti" Penrose yorumuna devam ediyor: "n
san sayy tam olarak yazamyor bile... [zira] bu say, ! 'den sonra 10"'
tane 0' ieriyor!" Bu kadar sfr says, tm evrendeki temel parackla
rn saysndan fazladr. Bu yzden o, "kesinlik evrenin seyri srasnda
dzenlemi olmal" sonucuna varmaktadr.l 7
Bylesine byk ihtimal dlklar atlatmak iin baz bilim adanlan,
yan-sonsuz sayda paralel evrenler nermesini ortaya attlar. Bylece,
yaam barndran bir evren meydana getirmek iin olas denemelerin

14. A. Guth ve M. Sher, "Inflationay Universe: A Possible Solution to the Ho


rtzon and Flatness Problems", Physical Review23, no.2 (1981): 348.
15. stel ifadeye aina olmayanlar iin syleyelim: 1060, 1 'den sonra 60 tane
sfrn yer ald bir sayya ya da oun kendisiyle 60 kez arplmasna kar
lk gelir.
16. P. Davies, God and the New Physics (New York: Simon and Schuster,
1983), s. 188.
17. R. Penrose, The Emperors New Mind (New York: Oxford, 1986), s. 344.
(Bu Kitap TBTAK yaynlan arasndan Kraln Yeni Usu adyla km
tr..n.)
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 65

saysn ve zamann miktarn artrmakta ve dolaysyla byle bir evre


nin ans eseri oluabilme olasln ykseltmektedirler. Bu "ok dnya
lar" veya "olas dnyalar" senaryolar -ilk bata, kuantum fiziinin
"Everett yonmunun ve Andre Linde'nin ien byk patlama kozmo
lojisinin bir paras olarak gelitirilen- iinde, ne kadar ihtimal d olur
sa olsun gerekleebilecek her oay baka bir paralel evrende de gerek
leiyor olmaldr.18 Yaamn ortaya kmas ihtimali pozitif (sfrdan b
yk) bir deer tad srece, onun olas bir dnyada ortaya km ol
mas gerekir. Bu yzden er ya da ge, bir evren yaam barndracak
zellikleri kazanm olmalyd. Clifford Longley ok dnyalar yorumuna
gre u aklamada bulunmakta:
"Her birinin, temel sabitler ve oranlarn farkl kadran dzeneklerine
sahip olduu milyonlarca deiik evren olabilirdi. ylesine ok sayda
olabilirdi ki, doru dzenein ortaya k salt ansa balyd. Bizler sa
dece ansl varlklarz." I 9
ok dnyalar teoremine gre, evrendeki varlmz, son derece ih
timal d grnmektedir, nk ans eseri oluan antropik rastlantla
rn ihtimal dlna ilikin hesaplar, sadece evrenimizdeki mmkn
"olaslksal kaynaklan" (kabaca, zaman miktarn ve olas denemelerin
saysn) gz nne almakta ve paralel evrertlerden elde edilebilecek
olaslksal kaynaklan gzard etmektedir. ok dnyalar teoremine gre
ans, hereyden nce, evrendeki hayatn varln aklayabilir.
ok dnyalar hipotezi gnmzde antropik uyum iin en revata
naturalist aklama konumundadr ve bu yzden ftrsuzca ayrntl yo
rumlarda bulunmaktadr. Her ne kadar akas ustaca hazrlanm olsa
da, ezici bir sorunu vardr: Bizimkinden baka bir evrenin bulunduuna
dair hibir kanta sahip deiliz. Dahas olas dnyalar tanm gerei ne
densel adan bizim dnyamzdan kopuk olduklarndan, onlarn varl
kantlanamaz, son derece ihtimal d olaylan muhtemel klmadklar s
rece. Kukusuz, hi kimse, bir tasarmcy da dorudan gzlemleyemez,

18. A. Linde, "The Self-Reproducing nflationary Universe, Scientific Ameri


can 271 (Kasm, 1994), s. 48-55.
19. c. Longley, "Focusingon Theism", London Times, Omk21, 1989, s. 10.
66 TASARIM

her ne kadar teistik tasarmc -yani Tanr- dnyamzdan nedensel a


dan kopuk olmasa da. Byle olsa bile, Richard Swinburne, John Leslie,
Bil! Craig,20 Jay Richards 2 ve Robin Vollins gibi bilim felsefecilerinin
yakn zamanlarda kan eserleri, teist (tasann) savn naturalist ok
dnyalar savndan daha tercihe ayan olmasnn eidi nedenlerini or
taya koymaktadr.

2.3. Teist Sav: Daha lyi Bir Aklama M?


Birincisi, ok evrenleri ieren halihazrdaki tm kozmolojik model
ler, evrenleri yaratmak iin bir mekanizmaya gereksinim duyarlar. Ne
var ki byle bir "evren yaratcs"nn kendisi tastamam tasarlanm fi
ziksel dummlara gereksinim duyacak, dolaysyla kendisinin balang
taki tasannu somnunun zldn farzedecektir. Collins bu amaz
yle ifade ediyor:
"Bu evren yaratcsnn ne olabileceine ilikin yakn zamanlarda
ortaya atlm tm nerilerde -salnan byk patlama ve vakum dalga
lanmas modelleri gibi-, "yaratc"nn kendisi, evrenleri retebilmek iin
bir karmak dizi yasa tarafndan ynetilmektedir. Bu yzden, eer bu
yasalar azck farkl olsayd, yaratc, muhtemelen, yaam barndran
bir evren retemeyecekti diye dnmek mantkldr. "22
Aslnda deneyimlerimizden bildiimiz kadaryla, baz makinalar (ya
da fabrikalar) baka makinalar retebilmektedir. Fakat yine deneyimle
rimiz, bu makina reten makinalarn da zeki tasarma gereksinim duy
duklarn gstermektedir.
ikincisi. Collins'in savunduu gibi, her ey eit olduunda, eitli
trlerdeki varlklarn nedensel glerine ilikin "halihazrdaki bilgimize

20. w. Craig, "Barrow and Tipler on the Anthropic Principle v. Divine Design",
British Journal far the Plilosophy o[Science 38 (1988): 389-95.
21. J. W. Richards, "Many World Hypothesis: A Naturalistic Altemative to De
sign", Perspectives on Science and Christian Belief49, no.4 ( 1997): 218-27.
22. R. Collins, "The Fine-Tuning Oesign Argument: A Scientifc Argument for
the Existence of God", M. Murray, ed., Reason far t/e Hope Within (Grand
Rapids, Mich.: Eerdmans, 1999), s. 61.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 67

dayanan doal tahminler olan" hipotezleri tercih etmeliyiz.23 Ne var


ki, antropik rastlantlan aklama sz konusu olduunda, ok dnya
lar hipotezi bu testten geemezken, teist-tasanm sav gemektedir. Bu
nu daha iyi aklamak iin. Collins, okuyucusundan, fosillemi byk
kemiklerin kkenini aklamak iin gerek dinozorlarn yerlne, elekt
romanyetik bir "dinozor-kemii-reten-alan"n varln :e sren bir
paleontolou hayal etmesini ister. Her ne kadar byle bir alan, fosil
kemiklerin kkeninin olas bir aklamas olma niteliine sahip olsa da,
bu tr alanlara veya onlann fosillemi kemikler nttiklerine ilikin
hibir deneyime sahip deiliz. te yandan eitli bozulma evrelerinde
bulunan hayvan kalntlann ve onlann tortularda ve tortul kayalarda
ki muhafaza edilmi olduklann gzlemlemi bulunuyoruz. Bu yzden
ou bilim adam, fosillerin kkeninin bir aklamas olarak, sanal di
nozor hipotezi (yani "dinozor- kemii-reten-alan" hipotezi) yerine
gerek dinozor hipotezini hakl olarak tercih eder. Ayn ekilde, Col
lins'in belirttii gibi, bizler, tamamen uyumlu sistemler veya olaslk
larn sonsuz ve son derece rasgele birlikteliklerini reten bir "evren ya
ratcs"nn (kendisi tasarlanmam. bkz. yukan). deneyimine sahip
deiliz. Oysa bizler, !svere saatleri gibi gayet uyumlu makineler re
ten zeki faillere ilikin kapsaml deneyimlere sahibiz. Dolaysyla, Col
lins'in vard noktaya gre, evrenin uyumunu aklamak iin "bir
stzihin" (Tann) savn gelitirdiimizde, bilinen varlklarn (yani, ze
ki insanlarn) nedensel glerinin deneyiminden yola karak tahmin
de bulunmu oluyoruz. Oysa sonsuz sayda ayn evren savn gelitir
diimizde byle bir tahminde bulunmuyoruz.
ncs, Craig'e gre, ok dnyalar hipotezinin antropik uyu
mun bir aklamas olabilmesi iin, fiziksel parametrelerin hayli rast
lantsal bir dalmn -ve dolaysyla sonsuz sayda paralel evrenleri
sunmas gerekir ki, hayat reten etmenlerin bir toplam neticede or
taya ksn. Ne var ki oklu evren yorumuna -Everett'in kuantum
mekanii yorumu veya Linde'nin ien kozmolojisi gibi- izin veren

23. A.g.e.. s. 60-61.


68 TASARIM

hibir fiziksel model, byle hayli rastlantsal ve sonsuz sayda paralel


evrenlerin var olduuna inanmaya ikna edici bir gereke salamamak
tadr.24 Sz gelimi, Everett'in yorumu, her biri, bizim evrenimizle ayn
fizik yasalar ve sabitler kmesinine sahip bir paralel evren iinde var
olan maddi drumlann bir toplamn retmektedir sadece. Fizik sabit
leri "evrenlerde" deimedii iin, Everett'in modeli, ans eseri evreni
mizde ortaya kan sabitlerin tam uyumunun ihtimalini artrmak iin
hibir ey yapamaz. Her ne kadar Linde'nin modeli, onun tekil "balon
cuk cvrenler"inin her birinde fizik sabitlerinin deiken bir toplamn
tasavvur etse de, ya bu koullarn hayli rastlantsal bir kmesini ya da
evrenimizin yaam barndnc uyumunu muhtemel klmak iin gerekii
sonsuz sayda evreni retmekte baarsz kalmaktadr.
Drdncs, Richard Swinburne, teist tasarm hipotezinin, ok dn
yalar hipotezinden daha basit ve daha planl bir hipotez olduunu sa
vunur. 25 Swinburne, grnrde ok dnyalardan yana tek kantn, hi
potezin, onu aklamak iin tasarland antropik uyum olduunu kay
detmektedir. te yandan her ne kadar dolaylk kantlarla destekiense
de, teist tasann hipotezi, ok dnyalar senaryosunun aklayamad,
evrenin pek ok farkl ve bamsz zelliini aklayabilmektedir. Bu
zellikler arasnda, evrenin kkeni, fizik yasalarnn matematiksel g
zellii ve incelii ve kiisel dini deneyim saylabilir. Swinburne, Tann
hipotezinin, hem daha yaln hem de daha kuatc bir akiama olduu
nu zira ok dnyalar hipotezinin gerekli kld ok varlk -tam uyum
lu evren yaratcs ve nedensel adan ayn, sonsuz sayda evren de da
hil- yerine sadece tek bir aklayc varlk nermesine gerek duyduu
nu ileri srer.
Swinburne ve Collins'in savlan, ok az sayda akll insann, ok
dnyalar hipotezi gibi yalnlktan uzak ve zorlama bir aklamay haya
tn herhangi bir alannda kabul edeceini iaret etmektedir. Baz bilim
adamlarnn ciddi tartmalar yrterek ok dnyalar hipotezine nem

24. Craig, "Cosmos", s. 24.


25- R. Swinburne, "Argument from the Fine Tuning of Universe", J. Leslie, ed.,
P/ysical Cosmo/ogy and Philosophy (New York, Macmillan, 1990), s. 154-73.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 69

vermeleri, hipotezin herhangi bir ikna edici esasna ball deil, daha
ziyade naturalist felsefeye duyulan kesin inanc gstermektedir. Clifford
Longley'in 1989'da the Landon Times'da26 belirttii gibi, teist tasann
savndan kamak iin ok dnyalar hipotezinin kullanlmas genelde
bir tr yakar ve metafiziksel mitsizlii aa vumaktadr. Longley
bunu yle aklanmaktadr:
"Antropik tasarm sav ve onun iaret ettii ey, dier herhangi bir
bilim alannda kurulu diye kabul edilecek bir kesinlik dzenidir. Bu
nun alternatifi zerinde diretmek, Shakespeare'nin Shakespeare ta
rafndan deil de bir milyar daktilonun bana oturmu birmilyar
maymunun bir milyar yl boyunca sren yazma ileminin sonucun
da yazldnda srar etmeye benzer. Bu olabilir. Ama bylesine
mitsiz arelere bavuran bilimsel ateistlerin bak,; as teistlerin eli
ni glendinnitir."27
Gerekten de yle. 20. yzyla gelindiinde, tasarm sav, 19. yz
yldaki biyologlarn elinde yaad acemi inziva dneminden kurtulup
yeniden gnna kmtr. Fizik, astronomi, kimya ve kozmoloji, ha
yatn, evrenimizi oluturan hayli kesin tasann parametreleri kmesine
dayandn aa karmtr. Uyum kant, Tann'nn varlnn formel
tmdengelimsel bir kantn oluturmasa da, tasann hipotezinin ikna
edici ekilde yeniden formle edilmesine yol amtr. Fiziki John Pol
kinghome, sonu olarak unu yazmt: "Doal teolojinin byk canla
nnn yaand bir adayz. Doal teolojinin bu canlan, bu alana
olan ilgilerini kaybetmi teologlar arasnda deil, bilim adamlar arasn
da gereklemektedir. "28 Polkinghome aynca bu yeni doal teolojinin

26. Balangta ok dnyalar hipotezi fizikteki kuanturn lm sorununa bir


zm olarak salam bilimsel nedenlerle ne srlmt. Her ne kadar sz
konusu hipotezin bir akiarna olarak fizikteki yetkinlij(i tartmal olsa da,
fizik sabitlerinin uyumunun teist olmayan, alternatif bir aklamasn sun
ma ilevini srdrmektedir. ok dnyalar hipotezinin bu ekilde kullanl
mas metafiziksel bir aresizlii aa vurmaktadr.
27. Longley, "Focusing", s. 10.
28. J. Polkinghorne, "So Finely Tuned a Universe of Atoms, Stars, Quanta and
God", Commonweal, Austos 16, 1996, s. 16.
70 TASARIM

genelde ortaan doal teolojisinden daha mtevazi hrslannn olduu


nu da belirtmektedir. Aslnda, antropik uyum kantna dayanarak tasa
rm savunan bilim adamlar, Tanr'nn varlnn formel tmdengelim
sel bir ispatn yaparak deil, zeki bir nedenin "en iyi akiama" oldu
unu karsayarak bunu yapmaktadrlar. (Bkz. Ek, s.213-14, "Verimli
Fikir Alverii ya da Nazik Diyalog: Bilim ile Din Arasnda Diyalog".)
Aslnda, antropik uyumun rakip nedensel aklama trlerinin sregelen
analizi, zeki tasanm, onun kkeninin en iyi akiamas olarak gster
mektedir. Hasl, uyum kant, Tanr'nn varlna inanc destekleyebi
lir, her ne kadar onu, tmdengelimsel adan kesin bir yolla "ispatlama
sa da".

3. 1. Zeki Tasarmn Biyolojideki Kant


Fizikiler ve kozmologlar arasnda tasarma duyulan canl ilgiye
karn, ou biyolog hala bu tr kavramlarn zerine eilmeye gnl
szdr. Gerekte, 19. yzyln sonlanndan beri ou biyolog, biyolojik
organizmalarn zeki tasanmn kantn sergiledii grne kar k
mtr. Her ne kadar ou biyolojik sistemlerde tasanmn varln kabul
etse de, geliigzel deiimler zerinde etkili olan doal aykianma gibi
salt doal ileyilerin canl varlklarda tasarmn varln tastamam
aklayabildii hususunda srar ederler.

3.2. Molekler Makinalar


Yine de tasarma ilgi, biyolojide yaylmaya balamtr. rnein,
1998'de nde gelen dergi, Celi, "makromolekler makinalar" hakknda
zel bir say kard. Molekler makinalar, tm hcrelerin, bilgileri ile
mek, protein sentezlemek ve maddeleri zarlanndan ieriye ve darya
geirmek iin kullandklar inanlmaz lde karmak aralardr. Ulu
sal Bilimler Akademisi Bakan Bruce Alberts, "Protein makinalannn
bir toplam olarak hcre" adl makalesiyle bu konuyu gndeme getirdi.
Sz konusu makalede unlar yazmt:
"Hcrelerin ieriini hibir zaman tam olarak anlamamzdr... Bir
btn olarak hcre, her birinin bir dizi byk protein makinasn ierdii,
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 71

birbirine bal hatlardan oluan geni a ieren bir fabrika olarak grebi
liriz .... Hcrenin almasnn temelini oluturan byk protein gnplann
niin protein makineleri diye adlandnyonz? Tam da, makroskopik dn
yayla etkin ekilde ilgilenmek iin insanlann icat ettikleri maklnalar gibi
bu protein gruplan da hayli koordineli hareket eden paalardan olutuu
iin."29
Alberts, grnrdeki tasarma karn, fiili tasanmn bu sistemlerin
kkeninde hi bir rol oynamadn savunan ortodoks bir yeni-Darwin
ci olmasna ramen, molekler makinalarn, mhendislerin tasarlad
makinalara epey benzediini belirtir.
te yandan son yllarda, bu gre kar biyoloji alannda mthi bir
meydan okuma gndeme geldi. Darwin s Black Box adl kitabnda, Le
high niversitesi biyokimyacs Michael Behe, yeni-Darwinistlerin, canl
sistemlerdeki karmak molekler makinalann kkenini aklayamadk
larn gsterdi. Sz gelimi, Behe, kimi bakterilerin kamya benzer yap
larnn dndren, iyon enerjisiyle alan dnme motorlarn ele alr.30 Bu
molekler motordaki karmak mekanizmann -dne, duruk, O-halkala
n, kovanlar ve evirme milini ieren- krk tane karmak protein para
snn koordineli etkileimini gerekli klar. Nitekim bu proteinlerden biri
nin yokluu motorun ilevinin tamamen ortadan kalkmasna yol aar.
Bylesine "indirgenemez lde karmak" bir motorun Darwinci sre
iinde yava yava ortaya ktn savunmak safdillik olur:3 Darwin te
oremine gre doal ayklanma ilevsel adan faydal sistemleri seer. Ne

29. B. Albers, "The Cell asa Colleciton of Protein Machines: Preparing the Next
Generation of Molecular Biologists", Ce/l 92 (ubat 8, 1998): 291.
30. M. Behe, "Danvin's Black Box (New York: Free Press, 1996), s. 51-73.
31. Yeni Darwinci evrim teoremine gre, organizmalar geliigzel genetik mu
tasyonlar zerinde etkili olan doal ayklanmayla evrim geirirler. Eer bu
genetik mutasyonlar organizmann daha iyi yaam mcadelesi vennesine
yardm ederse, sonraki nesillerde muhafaza edilirel r. te yandan bu tr
mutasyonlara sahip olmayanlar hzla yok olur. Sz gelimi bir Darwinci,
uzun boyunla dnyaya gelmi bir zrafann aalarn yapraklarna daha
kolay uzanabileceini ve dolaysyla ksa boyunlu zrafalara nazaran da
ha fazla yaam sansna sahip olacan varsayar. Zamanla zrafalann
72 TASARIM

var ki motorun almas, tm gerekli paralarn bamsz olarak kendi


ni tertip etmesinden sonra ancak mmkn olmaktadr -astronomik l
de ihtimal d olan bir olaydr bu-. Bu nedenle Behe, Darwinci mekaniz
malarn, ok sayda bamsz protein parasnn koordineli etkileimini
gerekli klan molekler motorlarn ve dier "indirgenemez lde karma
k sistemler"in kkenini aklayamadn savunur.
Behe, konuyu daha iyi vurgulamak iin, ilgili teknik dergileri tara
mt. 32 Sonuta ele ald sistemlerin ve motorlarn kkenine ilikin hi
bir evrimci Darwinci aklamaya rastlamamt. Bunun zerine Behe, ye
ni:Darwincilerin, "indirgenemez lde kanuak" sistemlerde tasarmn
doal olarak nasl ortaya ktn aklamadklar, hatta bu ynde bir a
ba dahi sarf etmedikleri kanaatine vard. levsel adan birbirine bal,
indirgenemez lde karmak sistemleri retmeye yeten tek bir nedeni
bildiimizi, onun da zeki tasarm olduunu kaydeder. Aslnda ne zaman
indirgenemez lde karmak sistemlerle kartlarsak karlaalm ve
onlann nasl ortaya ktklarn bilirsek bilelim, onlar kesinlikle zeki bir
fail tarafndan tasarlanmtr. Dolaysyla Behe, hcrelerde gzlemledii
miz molekler makinalar ve karmak sistemlerin de zeki bir kaynann
olmas gerektii sonucuna (hayli muntazam temellere dayanarak) varr.
Ksaca molekler motorlar tasarlandklar iin tasarml grnrler.

3.3. Hcredeki Yaplarn Karmak zellii


Dembski'nin baka bir makalesinde gsterdii gibi,33 Behe'nin "in
dirgenemez karmaklk" kavram, zeki tasarm saptamamz salayan

boynu adm adm ilerleyen bir sre iinde giderek daha fazla uzamtr, n
k doal ayklanma uzun boyunlan desteklemitir. Fakat hcredeki karna
k makinaya benzeyen sistemler byle bir tedrici srele seilmi olamazlar,
nk molekler bir makinanm tertip edilmesi sreci iinde her adm hcre
nin daha iyi yaamasn salamaz. Molekler makina tamamen tertip edildi
inde ancak hcre ilev grebilir ve bylece sz konusu molekler makina,
ona sahip olan hcrenin olmayana oranla daha iyi yaamasn salayabilir.
32. Behe, Danvin 's, s. 165-86.
33. W.A. Dembski, Intelligent Design, The Bridge between Science and The
ology (Downers Greve, III.: InterVarsity Press, 1999), s. 146-49.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 73
"karmaklk" ve "belirtme" ltnn zel bir rneini oluturur. te
yandan Dembski'nin ltnn biyolojiye daha doudan uygulamas,
Behe'ni inceledii, hcre iindendeki molekler makinalann makrome
lkeler paralarnn, proteinlerin analizi yaplarak gerekletirilebilir.
Proteinler, motorlar ve dier biyolojik yaplan oluturmann yan sra,
hcresel yaam meydana getirmek ve srdrmek iin gerekli, hayati
neme sahip biyomolekler ilevleri -bilgi iletimi, metabolik dzenle
me; sinyal iletimi -yerine getirirler.
Dawin'in zamanndan l 930'lann sonlarna kadar biyologlar, pro
teinlerin, matematik yasalaryla aklanabilecek basit ve dzenli yap
lara sahip olduunu dnyorlard. Ne var ki 1950'lerden itibaren, bu
basit protein grnn deimesine yol aan bir dizi keifler yaptlar.
Molekler biyolog Fred Sanger, protein molekl inslindeki yaplarn
dizilimini saptad. Sanger'in almas, proteinlerin, bir iplikteki renkli
boncuklarn geliigzel dizilimine benzeyen, amino asitlerin uzun ve
tekrarsz dizilimlerinden olutuunu gsterdi.34 Daha sonra, 19S0'ler
de, John Kendrew'in protein myoglobinin yaps zerine yapt bir a
lma, proteinlerin aynca artc bir boyutlu kamaklk sergiledii
ni ortaya koydu. Kendrew'in almas, biyologlarn dndkleri basit
yaplardan uzak, son derece karmak ve dzensiz boyutlu bir ekli -
amino asitlerin bklen, dnen ve dolak zincirini- aa kard.
Kendrew 1958'de u aklamay yapmt: "Byk srpriz uydu; yap
ylesine dzensizdi ki, birinin igdsel olarak katlaca trden bir d
zenlilikten tamamen yoksun grnyordu. Ve protein yapsna dair
tm teoremlerin tahmin ettiinden daha karmakt. "35

34. F. Sanger ve H. Tuppy, "The Amino Acid Sequence in he Phenylalanyl Cha


in oflnsulin, and 2"', Biochemical Joumal 49 (1951): 463-80: F. Sanger ve
E. O. P. Thompson, "The Amino Acid Sequence in the Glycyl Chain on Insu
lin, : The ndentifcation of Lower Pepctdes from Partial Hydrolysates, Bioc
hemical Joumal 53 (1953): 353-74: H. Judson, Eighth Day of Creation (New
York: Siman and Schuster, 1979), s. 213, 229-35, 25S-61, 304, 334-35.
35. J.C. Kendrew, G. Bodo, H. M. Dintzis, B.G. Parrish ve H. Wyckoff, ""A Three
Dimensional Model of the Myoglobin Molecule Obtained by X-Ray Analy
sis", Nature 181 (1958): 664-66; Judson, Eighth Day, s. 562-63.
74 TASARIM
1950'lerde, bilim adanlan, proteinlerin baka bir arpc zellie
daha sahip olduunu hemen anladlar. Karmaklklannn yan sra
hem tek boyutlu dzenekler hem de boyutlu yaplar olarak zellik
sergiliyorlard. Proteinler amino asitler diye bilinen hayli basit kimya
sal yap talanndan olusa da, ilevleri -ister enzim, ister sinyal tay
c, isterse de hcredeki yapsal para olsun- bu yap talannn karma
k ve zel dizilimine dayanr. 36 Francis Crick gibi molekler biyolog
lar, proteinlerin bu zelliini, dilsel bir metine benzettiler. Nasl ki ngi
lizce bir metnin anlam (veya ilevi) metindeki harflerin dizilim dze
nine balysa, ayn ekilde bir amino asit zincirinin de ilevi onun zel
dizilimine baldr. Dahas, her iki durumda da dizilimdeki en ufak bir
deiiklik hemen ilevin kaybolmasna yol aar.
Biyolojik durumda, amino asitlerin zel dizilimi zel boyutlu ya
plan dourur. Bu yap veya ekil sonuta amino asit zincirinin hcre
iinde varsa hangi ilevi gerekletireceini (byk lde) belirler. i
lev gren bir proteinin boyutlu ekli, hcredeki dier molekllerle
"eldiven iindeki el" uyumu gerekletirmesini, hcre iinde onun zel
kimyasal tepkimeleri katalize etmesini ve zel yaplar oluturmasn
salar. Bu zellikten dolay, bir aletin bir bakasnn yerini almas gibi
bir protein genelde bir bakasnn yerini alamaz. Bir el baltasnn hav
yann iini yapmas gibi topoisomerase, polmerase enziminin iini ya
pamaz. Proteinler, ancak, hcre iindeki dier zellemi ve karmak
molekllerle boyutlu uyum zellikleri sayesinde ilevlerini yerine ge
tirebilirler. Sonuta boyutlu zellik, proteinleri oluturan amino asit
lerin tek boyutlu zincirinin zelliinden kaynaklanr.

3.4. DNA'nn Zincir zellii


Proteinler zel ve karmak oluunun kefi, nemli bir soruyu gn
deme getirdi. Bylesine karmak ve zel yaptlar hcre iinde nasl
olumutu? Sanger bulduu sonulan 1950'lerin balarnda aklayn
ca bu sorunun cevaplanmas aciliyet kazand. Akas proteinler "ans

36. B. Alberts, D. Bray, ). Lewis, M. Raff, K. Roberts ve J. D. Watson, Molecu


lar Biology of the Cell (New Yorb Garland, 1983), s. 91-141.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 75

eseri" ortaya kamayacak kadar ilevsel zellikte ve karmak yaplar


d. Aynca dzensizlikleri gz nne alndnda, genel bir kimya yasa
snn veya dzeninin onlann olumasn ynetebilecei pek muhtemel
grnmyordu. Bunun zerine Nobel dl sahibi Jacques Monod, mo
lekler biyologlan, bu son derece spesifik yaplarn oluumunu ynete
bilecek, hcre iindeki bir bilgi kaynan aramaya davet etti. Mo
nod'un sonradan belirtecei gibi, proteinlerin spesifik dizilimini akla
mak iin "kesinlikle bir koda ihtiyacnz vard" 37
1953'de, James Watson ve Francis Crick DNA moleklnn yaps
n aydnlatt. 38 Kefettikleri yap, sayesinde zinciin bilgisinin veya
"zelliinin", DNA'nn eker-fosfat omurgas boyunca kodlanabildii
bir arac ortaya kanyordu.39 Modelleri, nkleotid bazlann diziliminde
ki deiimlerin, proteinleri oluturan amino asitlerin diziliminde ifadesi
ni bulduunu ortaya koyuyordu. Francis Crick bu gr 1955'de ileri
srp, "zincir hipotezi" diye adlandrd.4
Crick'in hipotezine gre, DNA moleklndeki nkleotid bazlann
zel dizilimi proteinler iinde amino asitlerin zel dizilimini ortaya ka
nyordu. 4 Zincir hipotezi, DNA'daki nkleotid bazlarn bir alfabedeki
harfler gibi ya da bir makina ifresindeki karakterler gibi ilev grd
n ileri sryordu. Crick'e gre, yaz dilindeki alfabe harfleri nasl ki di
zilimlerine bal olarak bir iletiim ilevi gryorsa, ayn ekilde,
DNA'daki nkleotid bazlar da zel dizilimlerine bal olarak ilevsel bir
proteinin retilmesini salyordu. Her iki durumda da ilev can alc e
kilde dizilime baldr. DNA'daki nkleotid bazlar, bir makina ifresin
deki semboller ya da bir kitaptaki alfabetik karakterlerle tpatp ayn e
kilde ilev grr. Her iki durumda da karakterlerin dizilimi bir btn

37. Judson, Eighth Day, s. 611.


38. ). Watson ve F. Cick, "A Stncture for Deoxyibose Nucleic Acid", Nature
171 (1953):737-38.
39. A.g.e.: J. Watson ve F. Crick, "Genetical Implications of the Structure of De
oxyribose Nucleic Acid", Nature 171 (1953): 964-67.
40. Judson, Eighth Day, s. 245-6.
41. A.g.e., s. 335-36.
76 TASARIM

olarak zincirin ilevini belirler. Dawkins'in belirttii gibi, "Genlerin ma


kina ifresi aka bilgisayar ifresine benzemektedir".42 Yahut yazlm
yenilikisi Bili Gates'in deyiiyle "DNA tpk bir bilgisayar programna
benziyor, ama bizim imdiye kadar yazdmz programlardan kat be
kat gelimi bir programa. "43 Bilgisayar ifresi rneinde, yalnzca iki
semboln (O ve !) spesifik dizilimi bilgiyi tamaya yeter. ngilizce bir
metin rneinde, ayn ii alfabenin 26 harfi yapar. DNA rneinde ise,
drt nkleotid bazn -adenin(A), guanin(G), timin(T) ve sitozin(S)
karmak ve zel dizilimi genetik bilgiyi, spesifik proteinlerin yapmn
da ifadesini bulan bilgiyi depolar ve tar. Bylece zincir hipotezi sade
ce karmakl deil ayn zamanda DNA baz zincirinin ilevsel zellii
ni de ortaya koymutur.

4.1. Hayatn Kkeni ve Biyolojik Bilginin (ya da belirtili karma


kln) Kkeni
Mokekler biyolojideki gelimeler, bilim adamlann, gerek DNA
gerekse proteinlerdeki zel zincirin -bilgi ierii ya da belirtili karma
klk- nasl ortaya kt sorusunu sormaya tevik etmitir. Bu geli
meler, aynca, hayatn kkenine ilikin tm kat naturalist teoremler
iin ciddi sorunlar dourmutur. 1920'lerin sonlanndan itibaren, na
turalist bilim adamlar, ilk hayatn kkenini, "kimyasal evrim"in ta
mamen geliigzel srecinin bir sonucu diye aklyorlard. nde ge
len bir kimyasal evrimci teorisyen olan Alexander I. Oparin, The Ori
gin ofLife (1938) adl kitabnda, hayat, ilkel dnyadaki basit kimya
sal maddelerden balayan yava bir deiim sreci olarak tasavvur
ediyordu. Yeni ve karmak yaam biimlerini kkenini ve eitliliini
nceden var olan daha basit biimlere dayandran Darwinizmden
farkl olarak, kimyasal evrim hipotezi, ilk hcre yaamnn kkenini
aklamaya alr. Ne var ki 1950'lerin sonlanndan itibaren natura
list kimyasal evrimci teoriler, canl bir hcreyi oluturmak iin gereken

42. R. Dawkins, RiveroutofEden (New York, Basic Books, 1995), s. 10.


43. B. Gates, Tle Road Ahead (Boulder Col, Blue Penguin, 1996), s. 228.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 77

DNA baz zincirinin karmaklnn ve zelliinin kkenini aklama


y baaramadlar.44 Bu blm, Dembski'nin aklayc filtresinin kate
gorilerini kullanarak, ilk canl hcre iin gereken belirtili karmakln
veya bilgi ieriinin kkenini aklama amal rakip naturalist yakla
mlan ele alacaktr.

4.2. ans Alannn tesinde


Yaamn kkenine dair belki de en yaygn ve popler gr, onun
ans eseri ortaya kt grdr. Birka bilim adam da kariyerleri s
rasnda eitli zamanlarda bu gr desteklediklerini dile getirmitir. Sz
gelimi, 1954 'de, fiziki George Wald, ok geni zaman sresi boyunca fa
al olan ansn nedensel yeterliliini savunmutu. yle diyordu: "Asln
da zaman romann kahramandr. .. ok uzun zaman verildiinde, imkan
sz olan mmkn olur, ihtimal d olan muhtemel olur ve muhtemel olan
da kesin olur. "45 Daha sonralan Francis Crick genetik kodun kkeninin -
yani eviri sisteminin- "donmu bir kaza" olabileceini syledi. 46 Dier
teoremler, oklukla prebiyotik doal ayklanmayla birlikte ans genetik
bilginin kaynann bir aklamas olarak ileri srdler (bkz. Blm 4.3)

44. Farkl naturalist modellerin iyi bir zeti ve eletirisi iin bkz. K. Dose, "The
Origin of Life: More Quesitons than Answers", Interdisciplinary Science Revi
ew 13, no.4 (1998): 348-5; H. P Yockey, Infonnation Tleory and Molecular
Biology (Cambridge: Cambridge University Press, 1992), s. 259-93; C. Thax
ton, W. Bradley ve R. Olsen, The Mystery of Lifes Oigjn (Dallas: Lewis and
Stanley, 1992): C. Thaxton ve W. Bradley, "Infomation and the Origin of Li
fe", The Creation Hypothesis: Scientific Evidence for an Intelligent Design.er,
ed. J.P. Moreland (Downers Grove, m.: nterVarsity Press, 1994), s. 173-210;
R. Shapiro, Oigjns (London: Heinemann, 1986), s. 97-189; S. C. Meyer,
"The Explanatory Power of Design: DNA and the Origin of nformation",
Dembski, Mere Creation, s. 119-34. Kart bir teorem iin bkz. S. Kauffman,
The Oigjns of Order (Oxford: Oxford University Press, 1993), s. 287-341.
45. G. Wald, "The Origin of Life", Scientilic Ameican 191 (Ausros 1954):
44-53; Shapiro, Origins, s. 121.
46. F. Crick, "The Origins of the Genetic Code", Journal of Molecular Biology
38 (1968): 367-79: H. Kamminga, Sutdies in tle History ofldeas on tle
Origin of Life (Ph.D. diss., University ofLondon, 1980), s. 303-4.
78 TASARIM

Baz bilim adanlan "ans" bir aklama olarak hala deerlendirse


ler de, yaamn kkeni aratrmasnda uzmanlam ou biyolog, an
sn, DNA ve proteinlerdeki bilginin kaynann bir muhtemel aklama
s olarak grmeyi artk reddetrnektedir.4 7 Molekler biyologlar, 1950
ve 1960'larda, proteinlerin ve nkletik asitlerin dizilim zelliini be
nimsemeye baladklarndan beri, ilevsel proteinler ve nkleik asitlerin
rastgele olumas ihtimalini belirlemek iin eitli hesaplar yapld. Mo
rowitz, 48 Hoyle ve Wickrarnasinghe, 49 Caims-Srnith, so Prigogines ve
Yockey52 ihtimalleri hesaplamak iin eitli metotlar nerdiler. Savn
hatrna bu hesaplamalar, son derece elverili prebiyotik koullan (ger
eki olsun ya da olmasn), ilkel dnyada gerekte var olmu olandan
ok daha uzun zaman ve bileen rnonornerler (yani, DNA, RNA ve
proteinleri oluturan paralar) arasnda kuramsal olarak en yksek tep
kime oranlarn varsayd. Sz konusu hesaplamalarn tm, ilevsel
olarak dizilmi biyornakrornoleklleri rastgele elde etme ihtimalinin,
Prigogine'nin deyiiyle "milyarlarca yl leinde bile sfra yakn" ol
duunu gstermitir.53 Cairns-Srnith'in 1971 'de yazd gibi:
"Kr ans ok snrldr. Dk lekli ibirliinde [kr ans] denk
harfler ve kk szckleri olduka kolaycana retebilir, ama dzenin

4 7. C. De ouve, Blueprint fora Celi, The Nature and Origin ofLife&Bur/ington,


N. c., Neil Patterson Publishers, 1991 ), s. 112: F. Crick, Life Itself (New
York: Simon and Schuster, 1981); s. 89-93; H. Quastler, The Emergence
ofBiological Organization (New Haven: Yale University Press, 1964), s. 7
48. H.J. Morowiz, Energy Flov in Bio/ogy (New York, Academic Press, 1968), s. 5-
12.
49. F. Hoyle ve C. Wickramasinghe, Evoludon fi'om Space (London, J.M. Dent,
1981), s. 24-27.
50. A.G. Cairns-Smith, Tle Life Puzzle (Edinburgh: Oliver and Boyd, 1971), s. 91-
96.
51. I. Prigogine, G. Nicolis ve A. Babloyantz, "Thennodynamics ofEvolution",
Physics Today, Kasm 1972, s. 23.
52. Yockey, nformation Theoy, s. 246-58: H.P. Yockey, "Self Organization,
Origin of Life Scenarios and Infonnation Theory", Joumal ofTheoretical Bi
o/ogy 91 ( 1981), 13-31: aynca bkz. Shapiro, Origins, s. 1 1 7-31.
53. Prigogine, Nicolis ve Babloyantz, "Thennodynamics", s. 23.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 79

oran ykseldiinde hemen yetersiz kalr. ok gemeden, uzun bekle


me sreleri ve bol madde kaynaklan gerekten elverisiz hale gelir. "54
Uzunluk bakmndan yz tane amino asitten oluan ksa bir pro
tein molekln bile oluturmak iin stesinden gelinmesi gereken
olaslksal engelleri dnn. (Tipik bir protein yaklak yz amino
asitten oluur ve pek ok nemli protein bundan ok daha uzun
dur.)55
Birincisi, tm amino asitler, protein zincirindeki dier amino asitlerle
birlemek iin peptid ba denilen kimyasal bir ba kurmak zonndadr
lar. te yandan doada amino asitler arasnda kurulabilecek baka pek
ok kimyasal ba tr de vardr; aslnda peptid balar ve dier balar ka
baca eit ihtimalle kurulur. Dolaysyla, uzayan bir amino asit zincirinin
herhangi bir yerinde peptid bann olmas ihtimali kabaca 1/2 dir. Dtt
peptid bann bulunmas ihtimali ise 1/2 x 1/2 x 1/2 x 1/2 = 1/16 ya
da (l/2)''dr. Tm balarn peptid ba olduu, yz amino asitlik bir zin
cirin olumas ihtimali ise (1/2)", yani kabaca lO"'da 1 'dir.
ikincisi, doada her amino asit kendine zg bir ayna grntsne
sahiptir; sol el grnts, L-ekli, sa el grnts ve D-ekli. Bu ayna
grnts yaplarna optik izomerler denir. ilevsel proteinler sadece sol
el grntl amino asitleri kullanrken, sa el ve sol el grntl izomer
ler doada kabaca eit sklkta bulunur. Bunu hesaba katmak, biyolojik
adan ilevsel olan bir proteini elde etme ihtimalini iyice drr. Yz
amino asit uzunluundaki varsaymsal bir zincirde sadece L-amino asit
00
lerinin rastgele bulunmas ihtimali ]' yani yine yaklak -k- 'dir. Tm
,

balarn peptid ba ve tm amino asitlerin L-eklinde olduu yz amino


. asit uzunluundaki bir zinciri rastgele elde etme ihtimali yaklak i 'da
1 'dir.
Son olarak, ilevsel proteinler hepsinden nemli olan nc bir
bamsz koula sahiptirler: Amino asitleri belirli, zel bir dizilim d
zeninde birbirine bal olmaldr, tpk bir cmlenin anlaml olabilme
si iin iindeki harflerin belirli bir dizilim iinde olmas gerektii gibi.

54. Caims-Smith, Life Puzzle, s. 95.


55. Alberts et al., Molecular Biology, s. 118.
80 TASARIM

Baz durumlarda bir yerdeki tek bir amino asidin deimesi bile prote
inin ilevini kaybetmesine yol aabilir. Dahas, biyolojik olarak mev
cut bulunan yirmi amino asit olduundan herhangi bir yerde spesifik
bir amino asidin bulunmas ihtimali 1/20, yani kktr. (Aslnda do
ada proteinlerde yer almayan pek ok amino asit bulunduundan sz
konusu ihtimal daha da dktr.) Protein zincirindeki her yerde belli
bir amino asit bulunmas gerektii varsaymna dayanarak, yz amino
asit uzunluunda belli bir protein elde ihtimalinin (1/20)' 00, yani yak
lak !0'"'da 1 olduunu syleyebiliriz. te yandan zincirdeki baz yer
lerde, proteinlerde yer alan yirmi amino asitten birka tane bulunabile
ceini biliyoruz. MIT'den biyokimyac Robert Sauer, eitli proteinlerin
herhangi bir yerinde ka tane farkl amino asidin bulunabileceini he
saplamak iin "kaset mutagenez" diye bilinen bir teknii kullanmt.
Bulduu sonular, farkllklar da hesaba katlsa bile, bilinen eitli pro
teinlerde ilevsel bir amino asit zincirini56 rastlantsal olarak elde etme
ihtimalinin yine "sfra yakn", yaklak !O"'de 1 -astronomik lde
kk bir ihtimal- olduunu gstermitir.57 (Galaksimizde 10" tane
atom vardr.)58
56. aslnda Sauer, kararl boyutlu ekiller alan zincirleri ilevsel diye nite
lendirse de, byle olmayan pek ok zincir vardr. Bu nedenle sonulan ola
slksal gl gerekte yeterince fark edememitir.
57. J. Reidhaar-Olson ve R. Sauer, "Functionally Acceptable Solutions in Two
Alpha-Helical Regions ol Lambda Repressor", Proteins, Stncture, Functi
on, and Genetics 7 (1990), 306-1 O; J, Bowie ve R. Sauer, "Identifying De
tenninants of Folding and Activity for a Protein of Unknown Sequences:
Tolerance to Amino Acid Substitution", Proceedings ofthe National Aca
demy of Sciences, USA 86 (1989), 2152-56: J, Bowie, ). Reidhaar-Olson,
W. Um ve R. Sauer, "Deciphering the Message in Protein Sequences: To
lerance to Amino Acid Substitution", Science 24 7 (1990), 1306-1 O: M.Be
he, "Experimental Support for Regarding Functional Classes of Proteins to
Be Highly solated from Each Other", J, Buell ve G. Heams, ed., Dawi
nisn, Science or Plilosophy? (Dallas, Haughton Publishers, 1994), s. 60-
71; Yockey, Information Theory, s, 246-58.
58. Aynca bkz. D. Axe, N. Foster ve A. Ferst, "Active Bamase Variants with
Completely Random Hydrophobic Cores", Proceedings ofthe National Aca
deny of Sciences, USA 93 (1996), 5590.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 81

Dahas, uygun ba kurma ve esimetri iin gerekli faktrler (ilk ikl


faktr yukarda ele alnmt) de hesaba katldnda, hayli ksa boylu
ve ilevsel bir proteini rastgele elde etme ihtimali daha da klr
(lO "' 'de 1) ve evrensel ihtimal snn olan lO'"'de 1 'e yaklar. Bu nok
tada tm evrenin "olaslksal kaynaklan" gz nne alndnda ansa
bavurmak samalar.59 stelik nispeten daha uzun proteinler iin bu
hesaplar yapldnda saylar snn aacaktr. Sz gelimi, 150 amino asit
uzunluundaki bir proteini yukarda sz edilen metotla 60 elde etme
ihtimali, lO'"'de 1 'dir. Bu say, milyarlarca ytl yandaki evrenimiz gz
nne alndnda, dk ihtimal snn iin yaplan en mutedil tahmin
lerin bile tesindedir.61 Baka bir deyile, proteinlerin karmakl gz

5 9. W. Dembski, The Design Inference: Eliminating Chance through Small Pro


babilities (Cambidge: Cambridge University Press, 1998), s. 67-91,175-
223. Dembski'nin evrensel ihtimal snn gerekte evrendeki ihtimal kay
naklann deil "belirtme" kaynaklarn yanstr. Dembski'nin hesab snrl
zaman iinde olas belirtmelerin saysn belirler. te yandan o, kk ih
timalli herhangi bir belirtili olayn kkenini aklamak iin eldeki "ihtimal
kaynaklan"n snrlandrma etkisine sahiptir. Canl sisbemler tam da kk
ihtimalli belirtili(zellemi) sistemler olduundan, evrensel ihtimal snn,
belirtili biyolojik bilginin kkenini aklamak iin mevcut ihtimal kaynak
lann etkin ekilde snrlandrr (A.g.e., 1998, s. 175-229).
60. Kaset mutagenez deneyleri genelde yaklak yz aminoasit uzunluUnda
kl proteinler zerinde yaplmtr. Ne var ki bu sonulardan karsanan
tahminler, daha uzun protein molekllerinin ihtimal dln hakl olarak
ngnnektedir. rnein, lambda repressor(?) ve arc repressor(?) protein
leri hakknda Sauer'in elde ettii sonular, ortalama olarak, bir yerde ilev
sel dizilimi(daha dorusu boyutlu bklmeyi) sa/ayacak amino asit
bulunma ihtimalinin 1/4'den az oldunu gstermiti .r 1/4 kendisiyle
150 kez arpnmzda (150 amino asit uzunluUndaki bir protein iin)
yaklak l0"'de ihtimalini elde ederiz. Ancak bu uzunluktaki bir protein
iin hem zel peptid ba kurmay hem de homochirality (?)i elde etme ih
timali de yaklak l0"'de 1 'dir. Hasl 150 aminoasit uzunluUndaki bir
proteinin ilev gnnesi iin gereken tm koullarn salanmas ihtimali
I0'"'de ! 'den daha kktr.
61. Dembski, Design Inference, s. 67-91, 175-214: cf. E. Borel, Probabi/ities
and Life, ev. M. Baudin (New York: Dover, 1962), s. _28.
82 TASARIM

nne alndnda, olas tm amino asit zincirler! arasnda yaplacak ge


liigzel bir aramayla, dnyann yan bir kenara brakn evrenin ba
langcndan bu yana geen zaman iinde nispeten ksa boylu tek bir i
levsel proteini elde etmek bile son derece ihtimal ddr. Aksine, byle
bir aramayla ksa boylu bir ilevsel protein bulma ihtimali gerek kozmo
loji gerekse jeolojinin izin verdiinden ok ama ok uzun bir zaman ge
rektirmektedir.
Daha gerekci hesaplar (proteinlerde yer almayan amino asitlerin
muhtemel varl, polimer sentezlemek gibi belli ilevleri yerine getir
mek iin devasa uzunlukta ilevsel proteinlere olan ihtiya ve uyum
iinde ilev gren ok sayda protein ihtiyac gibi faktrleri gz nne
alan), bu son decece dk ihtimalleri -gerekte hesaplanabilirliin te
sine gemi- sadece daha da drmeye yarar. Muhtemel en basit can
l organizmann yaamas iin gereken "asgari karmalk" zerine ya
plan son kuramsal ve deneysel almalar, 250-400 genin ve bunlara
karlk gelen proteinlerin alt snnn iaret etmektedir. 62 Byle bir pro
tein sistemine karlk gelen nkleotid zinciri alan, 4""'""'0'y amakta
dr. Bu molekler karmaklk oranna karlk gelen ihtimal ise yine
!0'"'de 1 'i ve dolaysyla tm evrenin "olaslksal kaynaklan"n a
maktadr. 63 Hasl asgari hcre ilevini ve yaamn srdrmek iin ge
reken ilevsel biyomolekllerin tm gz nne alndnda, ansa da
yal yaamn kkeni teoremlerinin niin iflas ettii anlalabilir. Mo
ra'nm l 963'de syledikleri hala geerlidir:
"statiksel hesaplar, ihtimal, karmaklk vb. ilkelerin mantksal so
nulan, yaamn kkeninin ve devamnn bu tr ilkelerle ynetil
mediini gsteriyor. Bunu kabul etmek, karsanm sonucu elde

62. E. Fennisi, "Seeking Life's Bare Genetics Necessities", Science 272 ( 996):
1998-99; A. Mushegian ve E. Koonin, "A Minimal Gene Set for Cellular
Life Derived by Comparison of Complete Bacterial Genomes", Proceedings
of tle National Acadeny ofSciences, USA 93 (1996): 10268-73; C. Bult
"Commplete Genome Sequence ofthe Methanogenic Archaeon, Met
etia.,
hanococcus Janaschi", Science 2 73 ( 1996): 1058-72.
63. Dcmbski, Desig lnference, s. 67-91, 175-223.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 83

etmek iin pratikte sonsuz olan bir zaman dilimini kullanmak de


mektir. Ne var ki bu mantkla hereyi kantlayabiliriz."64
Salt ansla ilevsel bir biyomolekl ya da hcreyi oluturma ihti
mali son derece dk olsa da, yaamn kkenini aratranlar, srf bu
olaylarla ilikili son derece dk ihtimaller yznden ans hipotezini
reddetmeye genelde yanamamlardr. htimal d olan pek ok ey
gndelik hayatla ans eseri gerekiemektedir. Herhangi bir iskambil eli
ya da zar dizisi olduka ihtimal d bir olay temsil eder. Yine de gz
lemciler bu olaylan genelde hakl olarak ansa yorarlar. ansn geersiz
liini hakl karan ey ise, olduka ihtimal d bir olayn gerekleme
si deil, olduka ihtimal d bir olayn gereklemesinin, bamsz ekli
de verili olan ya da ayrt edilebilir bir modele uymasdr. Eer bir! iki za
n pepee atp, 9, 4, 11, 2, 6, 8, 5, 12, 9, 2, 6, 8, 9, 3, 7, 10, 11, 4, 8
ve 4 gibi bir dizi elde ederse, herkes bunun ans esed olutuunu d
nr, her ne kadar, bu uzunluktaki bir diziye karlk gelen birleik olas
lklar says gz nne alndnda, bu dizi olduka ihtimal d bir olay
temsil etse de. te yandan yirmi (ya da iki yz) tane 7'nin pe pee gel
mesi durumunda, anstan baka eylerin iin iinde olduu phesi
uyanr. istatikilerin, bir model ya da "red blgesi"ni nceden belirten
ans hipotezinin ne zaman geersiz olduunu saptamak iin uzun sre
dir kullandklar bir metot vardr. 65 Az. nce verdiimiz zar rneinde,
sz gelimi hileli bir zann kullanldn tespit etmek iin zikredilen ekil
de 7'nin tekrarlanmas olay nceden belirtilebilir. Yukarda ele alnan
Dembski'nin almas, bir olayn gzlemlenmesinden zamansal adan
nce olsun ya da olmasn, herhangi bir koullu bamsz modelin varl
nn, ans hipotezini reddetmeye nasl yardmc olabileceini (kk
ihtimalli bir olayla birlikte) gstermek iin bu metodu genelletirmitir. 66
Yaamn kkenini aratranlar, byk lde ansa dayanan senar
yolar geersiz klmay haki gstermek iin bu trd_en bir istatiksel akl

64. P.T. Mora, "Urge and Molecular Biology", Nature 199 (19 63): 212-19.
65. . Hacking, The Logic of Statisdca/ Inference (Cambridge: cambridge Uni
versity Press, 1965), s. 74-75.
66. Dembski, Design Inference, s. 47-55.
84 TASARIM

yrtmeyi gizliden gizliye bazen de aka kullanmlardr. Sz gelimi


Christian de Duve, ansn niin yaamn kkenini aklayamadn
gstermek iin bu mant tm plaklyla yakn zamanda ortaya koy
mutu:
"Tek bir sapma, hayli ihtimal d bir olay makul bir ekilde gerekle
ebilir. ok sayda ihtimal d olay -!otoda kazanmak ya da bri elin
deki oyun kartlannn gzel dalm- her zaman gerekleiyor. Ancak
ihtimal d olaylar dizisi -ayn !otoyu bir daha kazanmak ya da bri
te ayn gzel ele tekrar sahip olmak- doal olarak gereklemiyor. "67
Yaamn kkenini aratranlar ve de Duve, hcrenin sadece hayli ih
timal d bir olandeil aynca ilevsel adan zellemi bir sistemi tem
sil ettiini uzun sreden beri kabul etmektedirler. Bundan dolay,
l 960'lann ortalarnda ou aratnnac, ansn, bir hcreyi ina etmek
iin gereken zelleni(belirtili) karmakln ya da bilgi ieriinin k
keninin akla yatkn bir aklamas olmadn benimsemilerdir. 68 okla
r dier naturalist aklamalara (aada ele alnacak) eilln gstennitir.

4.3. Prebiyotik Doal Ayklanma: eliik Bir Sylem


Kukusuz eski kimyasal evrim teoremleri bile nedensel bir mekaniz
ma olarak ansa tamamen dayanmyordu. Sz gelimi ilkin l 920'ler ve
l 930'larda yaymlanan A.1. Oparin'in evrimci abiyogenez teoremi ans
etkileimlerine ilave olarak prebiyotik doal ayklanmay savunuyordu.
Oparin'in teoremi, basit kimyasal ana maddelerden doal yolla adm
adm kendini dzenleyecek karmak bir hcrenin olumas iin bir di
zi kimyasal tepkimeleri tasavvur ediyordu.
Oparin, kimyasal evrimin ilk adm olarak, amonyak (NH3), metan
(CH4), su (H20), karbondioksit (C02) ve hidrojen (H2) gibi basit gaz
larn yeryzndeki ilkel okyanuslara yadn ve yerin znden kan
67. C. de Duve, "'The Beginnings of Life on Earth", American Scientist 83
(1995), 437.
68. H. Quastler, Tle Emergence of Biological Organization (New Havem,
Comn.: Yale University Press, 1964), s. 7.
EVRENiN KKENiNDEN HA)'ATIN KKENiNE 85

metalik bileiklerle birletiini ne srmt. 69 Gneten gelen morte


si mann yardmyla gerekleen tepklmeler zengin enerjiye sahip hid
rokarbonlu bileikler retecekti.7 Sonuta bunlar da amino asitler, e
kerler, fosfatlar ve canl hcreler iin gerekli olan kamak molekllerin
(proteinler gibi) dier "yap talan"n oluturmak iin dier eitli bile
iklerle birleecekti. 71 Bu bileenler sonunda basit htredeki ilkel meta
bolik sistemler -Oparin'in koaservat dedii sarmlar gibi- halinde kendi
lerini ans eseri dzenleyeceklerdi.72 Oparin daha sonra koaservatlar
arasnda hayatta kalmaya dnk bir tr Darwinci rekabeti ne srd.
ans eseri giderek artan karmaklkta molekller ve metabolik ilemler
gelitirenler daha karmak ve etkin hale ulamak iin hayatta kalacak
lard. Bunu yapamayanlar ise yok olacaklard.73 Bylece Oparin, artan
karmaklktaki varlklan muhafaza etmek, dolaysyla salt ansa daya
l hipotezlerin sorunlannn stesinden gelmek iin bir mekanizma olarak
aynmc yaam mcadelesini ya da doal ayklanmay savundu.
Ne var ki 1950'lerde molekler biyolojideki gelimeler bu teoremin
zerine phe drd. Balangta Oparin, hcrelerin, bir kez ortaya k
tktan sonra ilkel metabolizmay nasl gelitirdiini aklamak iin doal
ayklanmaya bavurmutu. Bu yzden onun senaryosu, herhangi bir
hcre metabolizmasnn bal olaca biyomakromolekllerin (proteinler
ve DNA gibi) ilk oluumunu aklamak iin byk lde ansa bel ba
lamt. 1950'lerde bu molekllerin son derece karmaklklnn ve zel
liinin kefedilmesi onun savnn kabul edilebilirliini ortadan kaldrd. Bu
nedenle Oparin 1968'de teoreminin yeniden gzden geirilmi bir versiyo
nunu yaymlad. Buna gre, abiyogenez srecinin balannda doal ayk
lanma rol oynuyordu. Yeni teoreme gre, doal ayklanma, geliigzel

69. A. . Oparin, The Origin of Life, ev. S. Morgulis (New York, Macmillan
Co., 1938), s. 64-103: S. C. Meyer, Of Clues and causes, A Methodologi
ca/ Interpretation ofOrigin ofLifeStudies (Ph.D. diss., cambridge Univer
sity, 1991), s. 174-79, 194-98, 211-12.
70. oparin, Origin, s. 107-8.
71. A.g.e., s. 133-35.
72- A.g.e., s. 148-59.
73- A.g.e., s. 195-96.
86 TASARIM

polimerler oluurken ve ilk koaservat hcreler iinde deiirken, onlarn


zerinde etkili olmutu. 74 Daha karmak ve ilevsel molekller biriktik
e, onlar hayatta kald ve daha verimli ekilde retildi.
Byle olsa bile, balangtaki cansz kimyasal maddeler zerinde et
kili olan doal ayklanmaya ilikin Oparin'in yaklam (yani prebiyo
tik doal ayklanma) sorunlu halde kald. ncelikie o, kendi kendine
oalmann nceden var olan bir mekanizmasn ngryordu. Halbu
ki gnmze kadar gelmi tm hcrelerde kendi kendine oalma i
levsel ve dolaysyla zincir-spesifik proteinlere ve nkieik asitlere daya
nr. Oparin'in aklamas gereken nokta, ite tam da bu molekllerdeki
zelliliin kkeniydi. Christian de Duve'nin de yazd gibi, prebiyotik
doal ayklanma teoremleri, "balangta aklanan eyi ngrmek zo
runda kaldklarn ima eden bilgiye gereksinim duyarlar". 75 Oparin, ilk
polimerlerdeki monomer zincirlerinin yapsnn spesifik olmas gerek
mediini savunarak bu sonnu amaya alt. Ancak bu sav da, geer
li bir kendi kendine oalma (ve dolaysyla doal ayklanma) meka
nizmasnn gerekten ileyip ilemedii ynnde pheler uyandrd.
Aslnda Oparin'in senaryosu, ilevsel adan gerekli dizilimden ufak
"sapmalar"a ya da hatalarn sonraki kopyalarda hemen byd "ha
ta facias" diye bilinen olguya dayanmyordu. 76
Bylece biyomakromolekllerdeki belirtili kanmakln kkenini
aklama ihtiyac Oparin iin alamayan bir sorun karmt. Bir
yandan, eer senaryosunun sonlarndaki doal ayklanmaya bavur
duunda, hayli karmak ve zellemi biyomolekllerin (kendi ken
dini oaltan bir sistem iin gereken) kkenini salt ansa atfediyordu.
Ne var ki matematiki Von Neumann'n 77 da belirttii gibi, kendi

74. A.I. Oparin, Genesis and Evolutionary Development of Ufe (New York:
Academic Press, 1968), s. 146-4 7.
75. De Duve, Blueprint, s. 187.
76. G. Joyce ve L. Orgel, "Prospects for Understanding the Origin of the RNA
World", R.F. Gesteland ve J.F. Atkins, ed., RNA Wor/s (Colds Spring Har
bor, N.Y., Colds Spring Harbor Laboratoy Press, 1993), s. 8-13.
77. J. Von Neumann, Theoy of Se/f-Reproducing Automata, ed ve tamamla
yan A. Berks (Urbana, III., Unversity of!llnois Press, 1966).
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 87

kendini kopyalayabilen herhangi bir sistemin, tm hcrelerde bulu


nan bilgi depolama, kopyalama ve iletim sistemlerine ilevsel adan
karlk gelen alt sistemleri iermesi gerekmektedir. Onun ve Wig
ner, 78 Landsberg 79 ve Morowitz'ins 0 benzer hesaplamalar, molekl
lerin rastgele deiimlerinin her halkarda ilkel bir kopyalama siste
mi iin bile gereken asgari karmakl retemediini ortaya koy
mutur.
Dier yandan, Oparin, eer kimyasal evrim srecinin banda, biyo
makromolekllerde ilevsel zelliin ortaya kmasndan nce doal
ayklanmaya bavurursa, bu kez de, kendini kopyalama ve dolaysyla
doal ayklanmann nasl ilemi olabileceinin bir aklamasn suna-
myordu. Doal ayklanma bir kendini kopyalama sistemini nceden
varsayyordu, ama kendini kopyalama ilevsel nkleik asitler ve prote
inleri (ya da onlarn zellik ve karmaklklanna yaklaan moleklleri)
-Oparin'in aklamas gereken- gerekli klyordu. Bu nedenle, evrimci
biyolog Dobzhansky "prebiyotik doal ayklanma sylem asndan bir
elikidir" derken haklyd. 81 Esasnda bu amazn sonucunda, ou
aratrmac, ya ansa dayal ve makul olmayan hipotezlerden ayrt edi
lemedii ya da meseleyi zlm farzettii iin prebiyotik doal ayk
lanma savn reddetti. s2

78. E. Wigner, "The Probability of the Existence ofa Self-Reproducing Umt,


The Logic ofPersonal Knowledge: Essays Presented to Miclael Polanyi on
His Sewentieth Birthday (Landon, Roultledge and Faul, 1961), s. 231-35.
79. P.T. Landsberg, "Does Quantum Mechanics Exclude Life?", Nature 302
81964),928-30.
80. H.J. Morovitz, "The Minumum Size ofthe Cell", M. O'Connor ve G. Wols
tenholme, ed. Principles ofBiomo!ecular Organization {London: Churchill,
1966), s. 446-59; Morovitz, Energy, s. 10-1 .
81-. T. Dobzhansky, G. Schrammm makalesinin incelemesi, S. W. Fox, ed. The
Origin of Prebiological Systems and of Their Molecular Matrices (New
York, Academic Press, 1965), s. 31 O; ayrca bkz. H.H. Pattee, "The Prob
lem of Biological Hierarchy", C.H. Waddington, ed. Toward a Theoretical
Biology, cilt. 3 (Edinburgh, Edinburgh University Press, 1970), s. 123.
82. P.T. Mora, "The Folly of Probability", Fox, Origins s. 311-12; L.W. Berta
lanffy, Robots, Men and Minds (New York, George Baziller, 1967), s. 82.
88 TASARIM

te yandan Richard Dawkins 8 3 ve Bernd-Olaf Kpper,84 biyolo


jik bilginin kkeninin bir aklamas olarak prebiyotik doal ayklan
may yakn zamanlarda diriltmeye altlar. Her ikisi de salt ansa y
nelmenin apak abesliini kabul etmekte ve Kppers'in "Darwinci
azami kullanm ilkesi" diye adlandrd ilkeye bavurmaktadr. Her
ikisi de prebiyotik doal ayklanmann yeterliliini gstermek iin bil
gisayarlar kullanmaktadr. Her ikisi de istenilen ilevsel polimeri tem
sil eden bir hedef zincir seiyorlar. Rastgele oluturulmu zincirler k
mesi yaratldktan ve onlar arasnda yine rasgele deilimler meydana
getirildikten sonra, bilgisayarlar, hedef zincire e n yakn olan zincirleri
semektedir. Daha sonra bilgisayarlar o zincirlerin retimini oaltr
ken, dierlerini (seici oalmay taklit etmek iin) ortadan kald
rmakta ve ilemi tekrarlamaktadr. Kppers'in belirttii gibi, "anlaml
ya da referans zincirle bir para daha fazla uyuan her mutant zinci
rin ...daha hzl oalmasna izin verilecektir. "85 Bu durumda, 35 nesil
sonra, bilgisayan hedef zincir olan "DOGAL AYIKLANMA"y yazma
y baarmaktadr.
Yzeysel olarak etkileyici sonulara ramen.bu "simlasyonlar" ak
bir kusuru gizlemektedir: Doadaki molekllerin "zihninde" hedef bir
zincir bulunmaz. Ne de onlar, ilevsel adan faydal bir yap iinde bir
leene dein herhangi bir seici avantaj hcreye kazandnrlar ve dola
ysyla seici ekilde oalrlar. Nitekim doadaki hibir ey, bilgisaya
rn, oynad role karlk gelmez. "NORMAL SEM" zinciri "BAYAN
HATA"'dan ziyade "DOGAL AYIKLANMA" zincirine uyabilir, ama bu
ikisinden hibiri iletiim balamnda dierinin stnde bir avantaj sa
lamaz, eer "DOGAL AYIKLANMA" hakknda bir bilgi iletmeye al
yorsak. Bu durumda her ikisi de eit lde ie yaramazdr. Ayn ekil
de, ilevsel olmayan bir polipeptid varsaymsal bir ilk hcreye seici bir

83. R. Dawkins, The Blind Watchmaker (Landon: Longman, 1986), s. 47-49.


84. B. Kppers, "The Pctor Probability ofthe Existence ofLife", L. Krger, G.
Gigerenzer ve M.S. Morgan, ed., The Probabilisdc Revoludon (Cambctdge:
MiT Press. 1987). s. 355-69.
85- A.g.e., s. 366.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 89

avantaj kazandrmaz, onun zinciri, olumam bir hedef proteine dier


baz ilevsel olmayan polipeptidlerden "bir para daha iyi uysa" bile.
Ve aslnda hem Kppers'in86 hem de Dawkins'in87 yaymlanm si
mlasyonlarnn sonulan, deiik evrelerin ilk nesillerinin anlamsz
szlerle dolu olduunu gstermitir. 88 Dawkins'in simlasyonunda,
. tekrara kadar tek bir ilevsel lngilizce szck ortaya kmamaktadr
(gerel ama hatal szcklerle balayan, evvelce bahsettiimiz daha ge
nel rnekten farkl olarak). te yandan ilevi olmayan zincirler arasn
da ilev temelinde ayrmlar yapmak son derece olanaksz grnmekte
dir. Byle bir belirleme, olas bir ileriki ileve yaknlama fikri sz ko
nusu olduunda ancak yaplabilir, ancak bu da doal ayklanmann sa
hip olmad bir ngry gerektirir. Ne var ki insan tarafndan prog
ramlanm bir bilgisayar bu ilevleri yerine getirebilir. Molekllerin de
bunu yapabileceini ima etmek yanl ekilde doay kiiletirmek de
mektir. Dolaysyla bu bilgisayar simlasyonlar herhangi bir eyi gs
teriyorsa o ey de, baz tercihleri dierlerinden ayklamak -yani bilgi
yaratmak- iin zeki faile duyulan ihtiyatr.

4.4. Kendi Kendini Dzenlemeye Dayal Senaryolar


Prebiyotik doal ayklanmaya dayal olanlar da dahil olmak zere
ansa dayal teoremlerin sorunlar yznden, yaamn kkenini aratran
bilim adamlarnn ou, 1960'lann ortalarndan itibaren biyolojik bilginin
kkenini tmyle farkl bir yolla aklamaya altlar. Aratrmaclar,
DNA ve proteinlerdeki belirtili karmakln ya da bil!, ieriinin kkeni
ni aklayabilecek, kimyasal ekimin "szde" kendi kendini dzenleyen
yasalarn veya ilkelerini aramaya baladlar. Bu teoremlerde ans yerine
zorunlulua yneldiler. Aslnda eer ne ans ne de ansn zerinde etkili
olan prebiyotik doal ayklanma byk miktardaki zellemi biyolojik
bilginin kkenini aklamaya yetmiyorsa, o zaman, yaamn kkenine

86. A.g.e.
87. Dawkins, Watchmaker, s. 47-49.
88. P. Nelson, ""Anatomy of the Stili-Bom Analogy"', Ojgins and Design 17,
no.3 (1996):12.
90 TASARIM
ilikin naturalist bir aklama bulmaya alan bilim adanlan fizik ya da
kimya ilkelerine bel balamak zorundayd. Snrl sayda aklama see
nei (ans ve/veya zorunlukluk ya da tasarm) olduundan, ansn ye
tersizlii, ou bilim adamna gre geriye tek bir seenek brakmt.
Christian de Duve bunun mantn syle izah ediyor:
"ihtimal d olaylar zinciri -ayn !oto saysn iki kez tutturnak ya
da bir srada ayn bri elini iki kez amak gibi- doal olarak gerek
lemez. Tm bunlar, yaamn artlar elverili olduunda maddenin
zorunlu bir tezahr olduu kanaatine beni ulatrd. "89
1960'larda yaamn kkeniyle ilgilenen bilim adamlar, de Du
ve'nin anlatt kendi kendini dzenleme yaklamn dnmeye ba
ladlar. O zamanlar eitli aratrmaclar, belirleyici kuwetlerir (yani
"zorunluluk"un) yaamn kkenini yalnzca muhtemel deil ayrca ka
nlmaz kldn ileri srmlerdi. Bazlar, basit kimyasal maddelerin,
proteinler, DNA ve RNA'y oluturan paralar onlarn imdiki spesifik
yaplarna dntrecek ekilde dzenlemeye yetkin "kendi kendini
dzenleme" ilkelerine sahip olduunu ne srmlerdi.90 Sz gelimi
Steinman ve Cole, belli amino asitler arasndaki kimyasal ekimin fark
l ba kurma eilimlerinin ya da kuvvetlerinin proteinlerin zincir zelli
inin kkenini aklayabileceini savunuyorlard.9 Nasl ki, elektrosta
tik kuvvetler sodyum (Na+) ve klor (Cl-) iyonlann bir araya getirip,
kristal bir tuzun (NaCl) iinde son derece dzenli yaplar oluturuyorsa,
birbirlerine kar zel eilimleri olan amino asitler de kendilerini dzen
leyip proteinleri oluturabilirlerdi. Kenyon ve Steinman bu gr,

89. De Duve, "Beginnings", s. 437.


90. Morowiz, Eergy, s. 5-12.
91. G. Steinman ve M.N. Cole, "Synthesis of Biologically Pertinent Peptides
under Possible Primordial Conditions". Proceedings of the National Aca
demy ofScieces, USA 58 (1967): 735-41: g, Steinman, "Sequence Ge
neration in Prebiological. Peptide synthesis", Archives ofBiochemisty and
Biophysics 121 (1967): 533-39: R,A. Kok, J.A. Taylor ve W.1.Bradley, "A
Statistical Examination of Self-Ordering Amino Acids in Proteins", Origins
ofLife and Evolutio o[the Biosphere 18 (1988): 135-42.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 91

1969'da, Biochemical Predestination adl bir kitapta gelitirdiler. Yaa


mn, onu oluturan kimyasal paralar, bilhassa proteinlerdeki amino
asitler arasnda var olan ekimin zellikieri tarafndan "biyokimyasal
olarak nceden belirlenmi olabileceini" savundular. 9 2
l 977'de Prigogine ve Nicolis canl organizmalann termodinamik
zelliine dayal baka bir kendi kendini dzenleme teoremini ortaya
attlar. Self-Organization in Nonequilibrium Systems adl kitaplannda,
Prigogine ve Nicolis, canl organizmalan, evreye byk miktarlarda
enerji ve madde "yayma" kapasitesine sahip dengede olmayan, ak
sistemler diye snflandrdlar. 93 Dengeden uzak olan ak sistemlerin
sk sk kendi kendini dzenleme eilimleri sergilediini ne srdler.
rnein, yerekimi enerjisi suyu eken lavaboda hayli dzenli gir
daplar oluturur. Bir s havzasndan akan s enerjisi deiik konvek
siyon akmlan ya da "spiral dalgalanma" retir. Prigogine ve Nicolis,
canl sistemlerde gzlemlenen dzenli yaplann da ayn ekilde bir
enerji kaynann yardmyla "kendi kendine ortaya km" olabile
ceini ileri srdler. Hasl, basit yap talarnn normal denge koul
larnda hayli dzenli yaplar halinde kendilerini dzenleyebilmeleri
nin ihtimal d olduunu benimsediler. Ancak, harici bir enerji kay
nann bulunduu, dengeden uzak koullarda, biyokimyasal yap
talarnn kendilerini hayli dzenli yaplar iinde dzenleyebilecekle
rini ne srdler.
Daha yakn zamanda Kauffman9 4 ve Duve95 zellemi genetik bil
ginin kkenini aklamak iin daha az ayrnt ieren kendi kendini d
zenleme teoremlerini ortaya attlar. Kauffnan "otokatalitik zellikler" di
ye adlandrd zelliklerin, zengin "kimyasal bir orba" iindeki basit mo
lekllerin ok zel bir gnplamasndan domu olabileceini ne srd.

92. D. Kenyon ve G. Steinman, Biochemical Predesination (New York:


McGraw-Hill, 1969), s. 199-211, 263-66.
93. I.Prigogine ve G. Nicolis, Self-Organization in Norequilibrium Systems
(New York: John Wiley, 1977), s. 339-53, 429-47.
94. Kauffman, Origins, s. 285-341.
95. De Duve, "Beginnings", s. 428-37: C. De Duve, Vita/ Dust, Life asa Cos
mic Imperative (New York: Basic Bookds, 1995).
92 TASARIM

De Duve, ilkin genetik bilgiyle ortaya kp sonra basit metabolik etkinli


in bir yan rn olarak beliren ilk-metabolizmay tasawur etti. Mole
kler karmakln ortaya kn daha makul klmak iin "kozmik zo
runluluk" diye adlandrd kant gerektirmeyen bir ilkeye bavurdu.

4.5. Dzen Versus Bilgi


Gnmzde yaamn kkenini aratran pek ok bilim adamna g
re, kendi kendini dzenleme modelleri artk zellemi biyolojik bilginin
kkenini aklamakta en ikna edici yakiam sunmaktadr. Yine de
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 93

eletiride bulunanlar, sz konusu modellerin kabul edilebilirliini ve


uygunluunu tartmaya amaktadr. ironik bir ekilde, kendi kendini
dzenleme yaklamnn nde gelen eski savunuculanndan biri olan
Dean Kenyon, bu teoremleri hem ampirik bulgularla uyumadkian
hem de kuramsal adan tutarsz olduklan iin reddetmitir.96
ncelikle, amprik almalar eitli amine asitler arasnda baz fark
l eilimlerin bulunduunu (yani, belli amino asitlerin dierlerinden ok
daha abuk ba kurabildiini) gstermitir. 97 Ne var ki bu farkllkiar
bilinen proteinlerln byk snflannn iindeki gerek dizilimle ilintili de
ildir.98 Ksaca, farkl kimyasal eilimler doal yolla oluan proteinler
de var olan amino asit zincirlerinin okluunu ve herhangi bir protein
deki amine asitlerin zincir dzenini akiamamaktadr.
DNA rneinde, bu nokta daha da arpc ekilde gzlemlenir. Eli
mizdeki resim DNA'nn yapsnn eitli kimyasal balara dayal oldu
unu gstermektedir. rnein eker ve fosfat moleklleri arasndaki
balar DNA moleklnn sarmal eklindeki iki omurgasn oluturur.
Tekil nkleotid bazlan, molekln her bir yannda eker-fosfat omur
gasna balayan balar vardr. Aynca moleklde yatay ekilde uzanan,
nkleotid bazlar arasndaki hidrojen baian elenik iftleri oluturur. Bu
baiar, DNA mesaj metninin iki elenik kopyasn bir arada tutar, gene
tik komutlann kopyalanmasn mmkn klar. te yandan en nemli
nokta, sarmaln merkezindeki dikey dzlemde bazlar arasnda kimya
sal ban olmamasdr. Ne var ki DNA'daki genetik bilgi tam da bu ek
sen boyunca depolanr. 99
96. D. Kenyon, C. Thaxton, W. Bradley ve R. Olsen'e nsz, The Mystey of
Life's Origin (Dallas: Lewis and Stanley, 1992), s. v-vi: D. Kenyon ve G.
Milis, "The RNA World: A Critique", Origins and Design 17, no. (1996):
12-16; D. Kenyon ve P.W. Davis, Of Pandas and People, The Central Qu
estion ofBio/ogica/ Origins (Dallas: Haughton, 1993): S.C. Meyer, "A sco
pes Trial for the '90's', The Wall Street Joumal, Aralk 6, 1993, s. Al 4:
Kok, Taylar ve Bradley, "Examination", s. 135-42.
97. Steinman ve Cole, "Synthesis", s. 735-41; Steinman, "Seq uence Generati
on", s. 533-39.
98. Kok, Taylar ve Bradley, "Examination", s. 135-42.
99. Alberts et al., Molecular Bio/ogy, s. 105.
94 TASARIM

Dahas, nasl ki manyetik harfler her surette tekrar tekrar birleip,


metal yzeyinde eitli dizilimler oluturabiliyorsa, A, T, G ve S'den
oluan drt bazn her biri de ONA omurgasndaki herhangi bir yere eit
kolaylkla balanp, tm zincirleri eit lde muhtemel (ya da ihtimal
d) klabilir. Aslnda drt bazdan herhangi biri ile eker-fosfat omur
gas zerinde uzanan balanma yerleri arasnda nemli oranda farkl
eilimler sz konusu deildir. Hangi baz balanrsa balansn, omur
gayla baz arasnda ayn trde ba ("n-glikosidik") kurulur. Drt bazn
her biri kabul edilebilir, hibirine ncelik tannmaz. Kppers'in belirtti
i gibi, "Nkleik asitlerin zellikleri, bir DNA'nn olas tm nkleotid di
zilimlerinin kimyasal bak asna gre birbirine eit olduunu gs
tennektedir" _ oo Bu yzden "kendi kendini dzenleyen" balanma
farkllklar DNA'daki nkleotid bazlann dizilimsel adan spesifik dze
nini a,klayamaz, nk: ( 1) molekln mesaj tayan ekseni boyun
ca, bazlar arasnda hibir ba yoktur ve (2) omurga ile spesifik bazlar
arasnda, dizilindeki deiimleri aklayabilecek farkl eilimler sz ko
nusu deildir. Ayn ey RNA molekl iin de geerli olduundan, ya
amn "RNA dnyas"nda balad teoremi de dizilim sorununuo -i
levsel RNA molekllerindeki spesifik dizilimin ilk bata nasl ortaya k
m olabileceini aklama sorununu- zememektedir.

100. Kppers, "Prior Probability ... s. 364.


101. "RNA dnyas" senaryosunun biyomakromolekllerin zincir zelliinin
kkenini aklamakta kullanlmadn not edelim. Daha ziyade bu, hc
resel bilgi iletim sistemindeki proteinlerle amino asitlerin birbirlerine kar
lkl olarak bal olmalannn kkenini aklamak iin ne srlmt.
Tm hcrelerde proteinlerin sentezi DNA'dan gelen talimatlarla gerekle
ir, ama DNA zerindeki bilgi ok sayda spesifik protein ve protein komp
leksi olmadan iletilemez. Bu "yumurta-tavuk" amazn dourmaktadr.
RNA'nn (bir nkleik asit) snrl oranda katalitik zelliklere sahip olduu
nun (modern p roteinler gibi) kefi, bu a maz amak iin bir yol nermi
tir. "ilkin RNA gelir" grnn savunucular, RNA'nn hem modern pro
teinlerin enzim ilevini hem de modern DNA'nn bilgi depolama ilevini
yerine getirdii ilkel bir yeryz ortamn ileri srerek, proteinler ve
DNA'nn ilevsel adan birbirlerine karlkl bamllm ilk canl hcre
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 95

Canl sistemleri oluturan maddelerde bulunan, kendi kendini d


zenleme zelliklerinin sonucunda yaamn doduunu syleyenler iin,
molekler biyolojinin bu temel gereklerinin kesin anlamlan vardr. Ge
netik bilginin kkenini aklamak iin kendi kendini dzenleme zellik
lerinin aranaca en bariz yer, sz konusu bilgiyi tayan moleklleri
oluturan paralann iidir. Ancak biyokimya ve molekler biyoloji,
DNA, RNA ve proteinleri oluturan paralar arasndaki ekim kuvvetle
rinin, bu byk bilgi tayc biyomolekllerin dizilim zelliini akla
madn ortaya karmaktadr.
Az evvel bahsettiimiz nedenlerin yan sra, doada var olan ve la
boratuvarda sentezlenebilen deiik polipeptidler ve gen zincirlerinin
okluundan tr de bunu syleyebiliriz. Nkleik asitleri ve proteinle
ri oluturan monomerlerin zellikleri brakn bildiimiz yaam tek bir
geni bile kesinletirnez. te yandan eer biyolojik bilginin kkenini
aklamakta kendi kendini dzenleme senaryolan kuramsal bir anlam

iin gereksiz klan bir senaryo tasarladlar. Bunu yaparken, kimyasal ev


rimci bir bak asndan yaamn kkenini daha sistemli bir mesele hali
ne getirmeye altlar. te yandan son yllarda RNA dnyasyla ilgili pek
ok sorun gndeme geldi (Shapiro, Origins, s. 71-95; Kenyon, "RNA
World", s. 9-16). Bu sorunlardan bitini belirtmek gerekirse, RNA, DNA
zerindeki genetik bilginin ifade edilmesini hzlandrmaya yarayan spesi
fik katalitik zellikledn ok azna sahiptir. Her halkarda, RNA dnyas
ayn bir soruna iaret ederek, zincir zelliini ya da bilgi sorununu zme
mi sadece zdn varsaymtr. "RNA dnyas" senaryolarndan bir
kopuu haber veren, yakn zamanda yazlm bir makale bunu apak or
taya koymaktadr. Bilim yazan John Horgan, nceden bilinmeyen baz
katalitik zelliklere sahip RNA molekllednin baanl sentezini gerekle
tiren, RNA aratrmacs Jack Szostak hakknda bilgiler verdikten sonra u
kanya vanyor: "Szostak'm almas nemli bir soruyu cevapsz brak
yor: Kendi kendini katalize etsin ya da etmesin RNA ilk bta nasl orta
ya kt?" Q. Horgan, "The World according to RNA", Scientiflc American,
Ocak 1996, s. 27; R. Shapiro, "Prebiotic Ribose Syithesis, A Critical
Analysis", Origins of Life and Evolution ofthe Biosphere 18 [1988], 71-
95; A. zaug ve T. Cech, "The Intervening Sequence RNA of Tetrahyme
na Enzyme", Science 231 [! 986], 4 70-75; T. Cech, "FUbozyme Self-Rep
lication?", Nature339 [1989] 507-8; Kenyon, "RNA World", s. 9-16).
96 TASARIM

ifade edecekse tam tersi gr savunmalar gerekir. Aslnda fazla zel


lemeden sk sk bunu yapmaktadrlar. De Duve'nin belirttii gibi, "Pre
biyotik yeryznde mevcut koullar altnda yaam ortaya kann s
reler 'son derece belirleyici' idi, bildiimiz yaam 'kanlmaz' klm
t" _102 Ne var ki en elverili prebiyotik koullan -drt DNA nkleotidi
nin tm ve gerekli tm ekerler ve fosfatlann bulunduu bir havuzu
ve hayal etsek dahi herhangi bir genetik zincir oluabilir miydi? Tm
gerekli monomerler bulunduunda, spesifik bir genetik kodu, kopyala
ma sistemini ya da mesaj tama devresini bir kenara brakn tek bir i
levsel protein veya gen ortaya kabilir miydi? Akas hayr.
Yaamn kkeni sylemine gre monomerler "yap talan"dr. Ve
yap talar saysz yolla tekrar tekrar dzenlenebilir. Yap talarnn
zellikleri yapnn yaps iindeki dzenierini belirlemez. Ayn ekllde
biyolojik yap talarnn zellikleri de ilevsel polimerlerin dzenini be
lirlemez. Bunun yerine, monomerlerin kimyasal zellikleri baskn o
unluunun hibir surette biyolojik ileve sahip olmad, olas pek
ok dzene izin verir. "Yap talan"nn zellikleri verildiinde, ilevsel
genler ve proteinler kanlmaz olmazlar, tpk Versailles saraynn ya
psn oluturan tulalar ve talarn zellikleri vetildiinde sz konusu
sarayn kanlmaz olmayaca gibi. Ne tulalar, ne talar, ne bir me
tindeki harfler, ne de nkleotid bazlar nasl dzenlendiklerini "umur
samazlar". Her halkarda yap talarnn zellikleri, onlarn alabile
cekleri ok sayda spesifik dzene ya da dizilime byk apta kaytsz
kalr. Ayn ekilde, nkleotid bazlar ve amino asitlerin zellikleri de,
kendi kendini dzenleme yanllannn syledikleri gibi herhangi bir
spesifik zinciri "kanlmaz" klmaz.
Bilgi teoremi bunun salam bir nedeninin olduunu ortaya koy
maktadr. Eer DNA'daki paralar arasndaki kimyasal eilimler bazla
rn dzenini belirlemi olsayd, sz konusu eilimler DNA'nn bilgi ta
ma kapasitesini arpc ekilde ortadan kaldrrd. rnein, bir DNA mo
leklndeki tekil nkleotid "bazlar"n (A, T, G, S) kimyasal zorunluluk
sonucu birbirleriyle etkileime getiklerini dnelim, bu durumda ne
102. De Duve, "Beginnings", s. 437.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 97

olurdu? Her seferinde byyen genetik zincirdeki adenin (A), timini (T)
kendine ekerdi.13 Sitozinin (S) her beliriinde guanin (G) onu izlerdi.
Sonuta, DNA, A'lan izleyen T'ler, S'leri izleyen G'lerin yer ald tek
rarl dizilimlerle dolard. Bu durumda DNA, gerekte snrsz yenilie ve
tahmin edilemez ve periyodik olmayan dizilime sahip olan bir molekl
olmaktan uzakiap, tekrar ya da fazlalkia dolu dizilimleri -kristallerde
ki dizilimler gibi- ieren bir molekl olurdu. Bir kristalde karlkl kim
yasal ekim kuwetleri onu oluturan paralarn dizilim dzenini byk
lde belirler. Sonuta kristallerdeki dizilimler son derece dzenli ve
tekrarl olup, karmakla ve bilgiye yer vermez. Sz gelimi, bir tuz
kistalinde "Cl"nin izledii "Na" grldnde olas dizilimin ierii g
rlm demektir. Oysa DNA'da, bir nkieotidin bir bakasn takip ede
bilecei bir yerde ok eitli yeni dizilimler olasdr, bu da ok eitli
amino asit zincirlerini ortaya karr.
Kimyasal zorunluluk kuwetleri karmaklk ve dolaysyla yeni bil
gi tama kapasitesi deil de fazlalk ya da monoton bir dzen retir.
Kimyac Michael Polanyi bunu yle izah etmekte:
"Bir DNA moleklnn gerek yapsnn bazlalinn balarndan dola
y bazlarn baka trl dalmndaki balarn salayacandan daha
gl olduunu farzedelim. O zaman byle bir DNA hibir bilgi ieri
ine sahip olmayacakt. Koda benzeyen yaps baskn bir fazlalkla bo
zulacakt... Bir DNA'nn dzeninin kkeni ne olursa olsun, sz konu
su dzen potansiyel enerji kuwetlerinden kaynaklanmad srece
DNA kod olarak ilev grebilir. O, yaztl bir sayfadaki szcklectn s
ralan kadar fiziksel adan belirsiz olmaldr [vurgu bana ait]."104
103. Bu gerekte DNA moleklnn mesaj tayan ekseni boyunca elenik baz
ifilemesi iinde adenin ve timinin kimyasal olarak etkileime getii yer
de vuku bulur. Son zamanlarda yaplan deneyler, polimerleme, DNA po
limeraz gibi bir polimerleme enzimi taralindan hzlandnlsa bile, deoksiri
bonkleosid s ttifosfatlann (gerekli eker ve fosfat moleklleriyle birleen
nkleotid bazlar) zeltide tekrarl zincirler oluturduunu gstermitir (N.
Ogata ve T. Miura, "Genetic Infonnation 'Created' by Archaebacterial DNA
Polymerase", Biochemistry Joumal 324 [19979: 567-71 ).
104. M. Polanyi, "Life's Irreducible Structure", Science 160 (1968): 1308-12,
zl.1309.
98 TASARIM

Baka bir deyile, eer kimyaclar DNA'daki nkleotidler arasndaki


balanma eilimlerinin nkleotid dizilimini belirlediini bulgulam ol
salard, DNA'nn bilgi tama zellikleri konusunda yanldklann da
gstermi olurlard. Daha ak bir ekilde ifade edersek, bir zincirdeki
paralar arasndaki ekim kuvvetleri zincirin dzenini ne lde belir
lerse, sistemin bilgi tama kapasitesi o lde ortadan kalkar (fazlalk
yznden).'05 Dretske'nin aklad gibi:
"P (si) [bir olay ya da durumun ihtimali] 1 'e yaklarken, si'nin olu
umuyla ilgili bilginin miktar da O'a yaklar. Snr durumunda, bir olay
ya da durumun ihtimali 1 [p(si) = 1 J olduunda, si'nin oluumuyla ilgi
li ya da onun ortaya kard bilginin miktar O olur. Baka bir deyile,
olas alternatifleri olmayan olaylarn oluumu hibir bilgi retmez."06"
Ba kurma eilimleri var olduklar lde bilginin en st dzeye k
masna engel olurlar, 07 nk byk olaslkla spesifik koullan izle
yecek spesifik sonulan belirlerler. Bilgi tama kapasitesi, tam da bu
nun tersi durum elde edildiinde, yani n koullar pek ok ihtimal d
sonuca izin verdiinde en st dzeye kar.
Kukusuz DNA 'daki baz zincirleri, sadece bilgi tama kapasitesine
ya da sentaktik bilgiye veya klasik Shannon bilgi teoreminin ngrd
bilgiye sahip olmakla kalmaz. Bu zincirler ilevsel olarak zellemi bil
giyi ya da belirtili karmakl tarlar -yani onlar, hem zellemi hem
de karmaktrlar-. te yandan bir zincir en azndan karmak deilse
hem zellemi hem de karmak olamaz. Bundan dolay, fazladan d
zen retip karmakla engel olan, kendi kendini dzenleyici kimyasal

105. Bir dizilimdeki herhangi bir semboln bilgi tama kapasitesi onun oluu
mu ihtimaliyle ters orantldr. Bir btn olarak dizilimin bilgi kapasitesi
dizilindeki her bir enin tekil ihtimallerinin arpmyla ters orantldr.
Paralar ("semboller) arasndaki kimyasal eilimler biri verildiinde die
rinin oluma ihtimalini artrdndan (yani, zorunluluk ihtimali artrdtn
dan), bu eilimler sistem iindeki gleri ve greceli sklklan orannda bir
sistemin bilgi tama kapasitesini azaltr.
106. F. Dretske, Know!edge and the Flow of nfonnation (Cambridge: MiT
Press, 1981), s. 12.
107. Yockey, "Selfrganization", s. 18.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 99

zorunluluk kuvvetleri, belirtili (zellemi) karmakln (veya bilgi ie


riinin) ortaya kmasnda da engel olur. Kimyasal eilimler karmak
zincirler retmez. Bu yzden onlar, zellemi karmaklk ya da bilgi
ieriinin kkenini aklamakta kullanlamazlar.
"Dzen" ve "karmaklk" arasnda niteliksel aynmlarda bulunma
eilimi, kendi kendini dzenleme aratrmas abalannn belirleyici ni
telii olmu ve bu aratrmann yaamn kkeniyle ilgisini tartlr kl
mtr. Yockey'in de belirttii gibi, yapsal veya kimyasal dzenin
olumas biyolojik karmaklk veya genetik bilginin kkenini akla
maz. os Yockey, bir sistemde akan enerjinin son derece dzenli yap
lar retebilecei sonucuna vanr. Gl rzgarlar dnen hortumlar ve
kasrga "gzler"i retir; Prigogine'nin s kvetleri ilgin "konveksiyon
akmlan" oluturur; ve kimyasal elementler birleerek kristaller olu
turur. Kendi kendini dzenleme grnn teorisyenleri aklama ge
rektirmeyen hususu ok iyi aklamaktadr. Biyolojide aklama ge
rektiren husus ise, dzenin (simetri ya da tekrar diye tanmlanan)
kkeni deil, bilgi ieriinin -biyolojik ilevi mmkn klan son dere
ce karmak, tekrarsz ve fakat zellemi zincirlerin- kkenidir. Yoc
key'in belirttii gibi:
"Dzen grn biyolojik organizasyon ya da zellikle ilikilendir
me abalan dikkatli bir incelemeyi yanstmayan salt bir kelime oyunu
olarak grlmelidir. Bilgi tayan makromolekller genetik mesajlan
kodlayabilir ve dolaysyla bilgi tayabilirler, nk bazlann dizilimi ya
da fazlalklar [kendi kendini dzenleyici] fziko-kimyasal etmenlerden
hi deilse bile ok az etkilenirler:o9
Bu sorunlarla karlaan baz kendi kendini dzenleme teorisyen
leri, biyolojik bilginin kkenini aklamak iin yeni doa yasalannn

108. Orgel, cansz kimyay nitelendiren dzen ya da raslantsallk ile bilgi ta


yan biyomolekllerin "zellemi kanmaklk" arasnda benzeri bir ay
nn yapar (A.I. Orgel, The Origins of Life on Earth [New York: Macmil
!an, 1973], s. 189ff.; Thaxton, Mystey, s. 130ff.).
109. H.P. Yockey, "A Calculation of the Probability os Spontaneous Biogene
sis by Infonmation Theoy", Joumal of Theoretica/ Biology 67 (1977):
380.
100 TASARIM

bulunmasn beklememiz gerektii iddia ettiler. Manfred Eigen'in belirt


tii gibi, "Bizim grevimiz bilginin kkenine gtrecek bir algoritma, bir
doa yasas bulmaktr".110 Ancak bu gt iki bakmdan eliki ie
rmektedir. Birincisi, bilimsel yasalar doal olgulan genelde aklamaz
lar ve onlann olumasna yol amazlar; onlan tanmlarlar. rnein
Newton'un ktle ekimi yasas gezegenler arasndaki ekimi aklama
m tanmlamtr. kincisi, yasalar n koullar ve anlan takip eden
olaylar arasnda hayli belirgin ya da tahmin edilebilir ilikileri tanmlar.
Yasalar, her ardl olayn ihtimalinin (nceki olay ve yasann ierii ve
rildiinde) kanlmaz olduu yaplan tanmlar. te yandan ihtimal d
kllar oaldnda bilgi de artar. Bundan dolay bilimsel yasalann kar
mak bilgi yaplarn tanmladn sylemek, temelde, sylemsel a
dan bir elikidir. Dorusu bilim yasalar (tanm gerei) hayli tahmin
edilebilir ve dzenli olgular -yani karmakl (belirtili olsun ya da ol
masn) deil artk dzeni- tanmlar.

5. . Tasarm Hipotezinin Dn
Eer, ne ans ne fiziksel-kimyasal zorunluluk yasalar ne de bu iki
sinin birleik etkinlii DNA'daki bilgi ieriinin ya da zellemi karma
kln nihai kkenini aklamyorsa, bunu ne aklayabilir? Byk
miktarlarda zellemi karmaklk ya da bilgi ierii meydana getirmek
iin nedensel glere sahip herhangi bir varlk tanyor muyuz? Evet, ta
nyoruz. Bilgi teoreminin molekler biyolojiye uyarlanmasna nclk
edenlerden biri olan Heny Quastler'in belirttii gibi, "Yeni bilginin ya
ratlmas teden beri bilin etkinliiyle ilikilidir." 11 I
Gerekte deneyimler, zellemi karmaklk ya da bilgi ieriinin
rutin ekilde ortaya kmakla kalmayp, her zaman zeki zihinlerin faali
yetinden doduunu gsteriyor. Bir bilgisayar kullancs ekrandaki bil
ginin kaynan merak ediyorsa hep bir zihne -bir yazlm mhendisine

110. M. Eigen, Steps Toward Life (Oxford: Oxford University Press, 1992), s.
12.
111 Quastler, Emergence, s. 16.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 101

ya da programcya- bavurur. Bir okuyucu bir kitaptaki ya da gazete


stunundaki bilgi ieriinin kaynan merak ettiinde bir yazarla ka
lar -yine, maddi deil zihinsel bir neden-. Deneyimlerime dayanan bil
gilerimiz, byk miktarda 2zellemi karmakik ya da bilgi ierii
ne (bilhassa kodlar ve dillere) sahip sistemlerin her zaman zeki bir kay
naktan -yani, zihinsel ya da kiisel faillerden- doduunu onaylar. Da
has, bu genelleme, sadece doal dillerdeki zellemi karmakik ya da
bilgi ierii iin deil, aynca gerek makinlarda gerekse sanat eserlerin
de yer alan dier zellemi karmakik trleri iin de geerlidir. An
laml bir metin parasndaki harfler gibi, alan bir motordaki paralar
da hayli ihtimal d olan ve ilevsel adan zellemi bir dzeni tem
sil eder. Ayn ekilde Amerika'daki Rushmore Da'ndaki kayalarda yer
alan hayli ihtimal d ekiller bamsz ekilde verili bir modele -kitap
lardan ve resimlerden tandmz Amerikan bakanlarnn yzne- uy
gunluk sergiler. Dolaysyla, bu sistemlerin her ikisi de byk miktarda
zellemi karmakla ya da bilgi ieriine sahiptir. Bunlar aynca ans
ve/veya fiziksel-kimyasal zorunluluktan deil zeki tasanmdan do
mutur.
zellemi karmaklk veya bilgiye dair bu genelleme, ironik bir e
kilde, yaamn kkeni aratrmasndan onay almtr. Geen krk ytl bo
yunca sunulan her naturalist model (bkz s.44) canl bir hcreyi olu
turmak iin gereken zellemi genetik bilginin kkenini tam olarak
aklamay baaramamtr. Bundan dolay, zihin veya zeka ya da flo
zoflann "nedensellik faktr" dedikleri ey , artk byk oranlarda zel
lemi karmaklk ya da bilgi ieriini (biyolojik olmayan kaynaklar
dan) meydana getirme kapasitesine sahip tek neden olarak durmaktadr.
Gerekte byk miktarlardaki zellemi karmaklk ya da bilgi ie
riinin, bir zihin ya da zeki tasann tarafndan meydana getirilmi ol
mas gerektiinden, nedenin kendisi dorudan gzlemlenemese bile ze
ki bir nedenin gemi eylemi, zengin bilgiye sahip sonucun varlndan

112. Bu nitelendinne, ansn, alt dzeylerdeki (500 birimden kk) zelle


mi bilgiyi retebileceini kabul etmek demektir (bkz. Dembski, Design
/nference, s. 175-223).
102 TASARIM

yola klarak saptanabilir.113 rnein, Kanada'daki Victoria bahesini


ziyaret edenler, "Victoria'ya Hogeldiniz"yazsn oluturan krmz ve
san ieklerin dzenini grdklerinde, dikilmi ve dzenlenmi iekle
ri grmemi olsalar dahi, bunun zeki faillerin etkinlii olduu sonucu
na varrlar. Ayn ekilde, DNA'daki spesifik ekilde dzenlenmi nk
leotid zincirleri -karmak ve ilevsel adan zellemi zincirler- zeki bir
zihnin gemiteki etkinliini yanstr, sz konusu zeki fail dorudan
gzlemlenemese dahi.
Dahas. bu kanmlann temelinde yatan mantksal hesaplama tm
tarihsel ve adli bilimlerde kullanlan geerli ve yerleik bir metodu izler.
Tarihsel bilimlerde, eitli varlklar ve srelerin halihazrdaki nedensel
glerine ilikin bilgi, gemiteki olas nedenler hakknda kanmda bu
lunma imkann bilim adamlarna tanr. eitli olas nedenler zerine
yaplan kuatc bir aratrma belli bir olayn iin tek bir nedenin yeter
li olduunu ortaya kardnda, tarihiler ve adli bilimciler gemi hak
knda olduka kesin kannlarda bulunabilirler.114 Gerekii nedenlere
ilikin bilgiye dayal karmlar ("ayrt edici tehis") tarihsel ve adli bi
limlerde ortaktr ve genelde doal nedenlerle birlikte zekann saptanma
sna yol aar. X sulusunun parmaklan, X sulusunun parmak izlerinin
bilinen tek nedeni olduundan, cinayet silahndaki X'in izleri byk bir
kesinlikle onu sulu yapar. Ayn ekilde, zeki tasann, byk miktar
lardaki zellemi karmaklk ya da bilgi ieriinin bilinen tek nedeni
olduundan, bu bilginin varl zeki bir kayna iaret eder.
Deiik alanlardaki bilim adanlan, zellemi karmaklk ile zeka
arasndaki balanty kabul eder ve buna uygun karmlarda bulunur
lar. Arkeologlar, Rosetta Ta zerindeki yazlan bir zihnin yazdn
varsayarlar. Evrimci arkeologlar, yontulmu kimi akmaktalarnn do
al nedenlerle oluamayacak kadar zellemi olduunu gstererek, ilk

113. Meyer, Clues, s. 77-140.


114. A.g.c.; E. Sober, Reconstmcting the Pas (Cambridge, MiT Press, 1988),
s. 4-5; M. Scriven, "Causes, Connections, and Conditions in Histoy", W.
Dray, cd. Phi!osoplica/ Analysis and History (New York, Harper and
Row, 1966). s. 249-50.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 103

hominidlerin (insanslar) zekasna iaret ederler. NASA'nn dnya d


zeka aratrmas (SET!), uzaydan gelen elektromanyetik sinyallerde
sakl ilevsel adan zellemi bilginin (asal say dizisi gibi) varlnn
zeki bir kayna iaret edeceini nceden kabul etmitir.! s te yandan
radyoastronomlar d uzaydan bu tr bilgiye sahip sinyallerin geldiini
henz saptamamlardr. Ancak molekler biyologlar, ayn mantkla
zekl bir nedene iaret eden zellemi karmaklk ya da bilgi ierikli di
zilimleri ve sistemleri hcrede tespit etmilerdir. Ayn ekilde, fiziki
lerin "antropik rastlantlar" dedii ey, tam da, karmak ve ilevsel ola
rak zellemi bir deerler dizgesini oluturur. Evvelce bahsettiimiz
ans ve yasaya dayal kozmolojik aklamalarn yetersizlii ve zelle
mi karmakln bir nedeni olarak zekl etkinliin yeterlilii gz nne
alndnda, antropik uyum verileri de zeki nedene atfta bulunularak
en iyi surette aklanabilmektedir.

5.2. Cehaletten Kaynaklanan Bir Sav M?


Kukusuz pek oklar, tasanma dayal savlarn cehaletten kaynaklan
dn ileri srebilirler. Nitekim bu itirazclar, fizik ve biyolojideki zellemi
bilginin nasl ortaya ktn bilmediimizden dolay, zeki tasann diye gi
zemli bir kavrama bavurduumuzu sylyorlar. Bu gre gre, zeki ta
sann bir aklama deil cehaletin boluunu doldurma ilevi grmektedir.
Buna karn, bizler, sk sk, olaylar ve olgulann en iyi aklamas
olarak zeki faillerin nedensel etkinliini karsanz. Dembski'nin belirtti
i gibi, 116 bizler bunu apak kuramsal ltlere gre rasyonel ekilde
yapanz. Zeki failler doann sahip olmad biricik nedensel kuvvetlere
sahiptir. Deneyimlerimize dayanarak yalnzca zeki faillerin yol aabile
ceini bildiimiz sonulan gzlemlediimizde, sonutan sorumlu failin
eylemini gzlemlememi olsak dahi117 nsel bir zekann nce gelen var
ln karsanz. Canl sistemlerde ve fizik yasasnn tutarl zelliklerinde

115. T.R. McDonough, The Search for Extraterrestrial Intelligence, Listening


for Life in Cosmos (New York, Wiley, 1987)
116. Dembski, Design Inference, s. xi-xiii, 1-35.
117. A.g.e., s. 1-35, 36-66.
104 TASARIM

olduu gibi bu ltler var olduunda tasann, ans ve/veya determinist


doal srelerden daha iyi bir aklama sunar.
Tasann gnn bir ispat (amprik gzleme dayal) salamad
kabul edilirken, cehaletten kaynaklanan bir sav olmad da apak or
tadadr. Aslnda biyolojik bilgiye dayanan tasann sav, "en iyi akla
maya ynelik bir karsana"dr. 118 "En iyi aklamaya ynelik kar
sama" metodu zerine son zamanlarda yaplan alma, 119 rakip ak
layc unsurun nedensel glerini deerlendirmek suretiyle, bir dizi ola
s rakip a,klamalar arasndan en iyisini bulmay ngrmektedir. Sz
konusu kant, douran nedenler dourmayan nedenlere oranla daha
iyi aklamalar sunar. Bu makalede ben, geni aklama kategorisi
nin -ans ve/veya zorunluluk ve tasann- byk miktarlarda zelle
mi karma,klk ya da bilgi ierii retebilme asndan nedensel yeter
liliini deerlendirip kyaslad,m. Grdmz gibi, ne ansa ne zorun
lulua ne de (biyolojik durumda) her ikisine birden dayanan aklama
lar, gerek yaamn kkenini gerekse antropik uyumun kkenini ak
lamak iin gereken byk miktarlardaki zellemi karmaklk ya da
bilgi ieriini retme kapasitesine sahip deildir. Bu sonu bizim sra
dan ve zde insani tecrbemize uymaktadr. Kaba madde -ister rast
gele isterse zorunlu olarak hareket etsin- yeni bilgi ierii ya da zel
lemi karmaklk retme kapasitesine sahip deildir.
te yandan zellemi karmaklk ya da bilgi ieriinin nasl orta
ya ktn bilmediimizi sylemek yanl olur. Tecrbelerimizden
rendiimiz kadanyla, bilinli zeki failler zellemi zengin bilgi ierii
ne sahip dizilimler ve sistemler yaratabilmekte ve yaratmaktadr. Daha
s,, tecrbelerimiz, nedensel hikayesi bilinen bir eserde ya da varlkta ne

118. P. Lipton, Jnference to the Best Explanation (New York: Routledge,


1991), s. 32-88.
119. A.g.e.; S.C. Meyer, "The Methodological Equivalence of Design and Des
cent: Can There Be a Scientifc Theory ofCreation?", J.P. Moreland, ed.,
Tle Creation Hypothesis: Scientiflc Evidence far an Intelligent Designer
(Downers Grove, .: InterVarsity Press, 1994), s. 6 7-1 12; E. Sober, The
Philosophy of Biology (San Francisco: Westview Press, 993), s. 44;
Meyer. Clues, s. 77-140.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 105

zaman byk miktarlarda zellemi karmaklk ya da bilgi ierii bu


lunursa, o zaman, yaratc zekann -tasanmn- o varln kkeninde ne
densel bir rol oynadn bizlere retmektedir. Bundan dolay, yaam
iin gerekli biyomakromolekllerde ve fizik yasalannn uyumunda bu
tr bilgiyle karlatmzda kurulu neden-sonu ilikilerine dair hali
hazrdaki bilgimize dayanarak zeki bir nedenin, yaamn kkeni iin
gereken bilgi ieriini ya da zellemi karmakl retnek zere ge
mite faaliyette bulunduu kanmn yapabiliriz.
Hasl tasanm cehalleten deil, srasyla doal varlklann ve fa
aliyetin kantlanm nedensel kuvvetleri hakkndaki bilgimizden yola
karak karsyoruz. Tm tarihsel bilimlerde kullanlan, standart z
de akl yrtme metodunu kullanarak tasann karmnda bulunu
yoruz. Bu karmlar, jeoloji, arkeoloji ve paleontolojideki yerleik
karmlardan daha fazla cehalete dayal deildir. Zik-edilen bilim dal
larnda, imdiki tecrbelerimizden elde edilen, neder-sonu ilikileri
hakkndaki koullu bilgi nedensel gemie dair karmlarda bulun
maya nclk eder. Bilgi bilimlerindeki son gelimeler, bu ilikilere
dair bilgiyi biimlendirmeye yardm etmekte, eitli eserler, varlklar
ve olaylarn nedensel tarihleri hakknda, onlarn sergiledikleri karna
klk ve bilgi-kuramsal iaretlere dayanarak karmda bulunmaya
izin vennektedir.120 Her halkarda cehalet deil, kurulu neden-sonu
ilikilerine dair halihazrdaki bilgi, tasarmn, fizik ve biyolojideki
zellemi karmakln kkeninin en iyi aklamas olduunu onay
lamaktadr.

5.3. Zeki Tasarm: Geerli Bir Neden Mi?


Kukusuz pek oklan, gerek biyolojik organizmalann gerekse fizik
yasalanrn tutarl zellikleririr karmaklk ve zellik sergilediini ka
bul eder. Yine de onlar, insanlarn kkeninden daha eskiye dayanan
nesnelerdeki karmaklk ve zelliin varlndan tasarm karsayama
yacamz savunurlar. Bu eletiride bulunanlar, srf zeki insan faillerin

120. Dembski, Design Inference, s. 36-66, zl.37.


106 TASARIM

varln bildiimizden dolay zellemi ve karmak (yani zengin bilgi


ieriine sahip) bir eser ya da olaydan, (beeri tarihin alan iinde) ile
mi, gemiteki bir insani zekay hakl olarak karsayabileceimizi sa
vunurlar. te yandan bu kimseler, insanlardan nce zeki bir failin var
olup olmadn bilmediimizden dolay, apak insann kkeninden n
ce var olmu, zellemi zengin bilgi ieriine sahip sonulann bilsek
bile, insann ortaya kndan ncesine rastlayan tasanrnc bir zihnin
faaliyetinin karsanarnayacan savunmaktadr.
Oysa tastamam kabul edilen tasann karmlarnn pek ou sz ko
nusu sonuca uzaysal ya da zamansal adan yakn olan bir tasarmc ze
kaya ilikin nsel bilgiye dayanmaz. rnein, SET! aratrrnactlar, dn
ya d bir zekann var olup olmadn bilmemektedir. Buna iarnen,
byk miktarda bir zellemi karmakln (sz gelimi ilk yz asal sa
ynn diziliminin) varlnn byle bir zekann varlna iaret edeceini
kabul etmektedirler. SETi tam da bilinmeyen bir yerdeki dier zekalann
varln saptamaya almaktadr. Ayn ekilde, antropologlar, beeri
tarihin ya da medeniyetin balangcna ilikin tahminlerini sk sk dei
tirmektedir, nk insann kkenine ilikin nceki tahminlerinden daha
eskilere dayanan, karmak ve ilevsel olarak zellemi eserler bulun
maktadr. Tasann kanrnlannn ou, varlnn nceden bilinmedii
bir zaman ,eya mekanda faaliyet gsteren zeki bir failin varln ya da
faaliyetine iaret eder. Bundan dolay, yeryznde Hama sapiensin (in
sann) beliriinden ncesine dayanan tasanrnc bir zekann faaliyetini
karsarnak, eletiride bulunanlann geerli diye kabul ettikleri dier ta
sarm karmlanndan niteliksel adan farki bir episternolojik konumda
gereklemez.
Yine de bazlarna gre, basit rnakinalar deil de canl sistemler ve
organizmalar insan faillerin tasarlad sistemlerin karmaklnn ok
tesinde olduu iin, yaamdaki zellemi karmakln kkeninin
bir aklamas olarak bylesi bir faili hakl olarak benimseyemeyiz.
Bylece bu eletiriyi getirenler, insanlann sahip olduuna benzer bir
zekay kullanmann biyolojik sistemlerde bulunan tasanrnn ince kar
makln aklamaya yetmediini ileri srmektedirler. Karmakln
derecesini aklamak, Fred Hoyke'nin deyimiyle bir "stzeka"y gerekli
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 107

klmaktadr. Ne var ki byle bir stzekaya ilikin herhangi bir bilgiye


ve tecrbeye sahip olmadmz iin yaamn kkeninin olas bir nede
ni olarak onu gremeyiz. Aslnda byle bir varsaymsal failin nedensel
kuvvetlerine ilikin hibir bilgiye sahip deiliz.
Bu itiraz_ geerli neden (vera cansa) ilkesine-tarihsel bilimlerde
nemli bir metodolojik ilke- dayanr. Geerli neden ilkesi, uzak bir ge
miteki olay (yaamn kkeni gibi) aklamaya alan tarihsel bilimle
rin, ancak sz konusu sonucu dourmaya yeterli ve imdi yaplan gz
lemle varl bilinen nedenleri savlamas (veya savlarnda tercih etme-.
si) gerektiini syler.121 Sz gelimi Darwin'in, zel yaratl yerine do
al ayklanma teoremini tercih etmesinin nedeni bu metodolojik ilkedir.
Ona gre, bilim adanlan biyolojik deiimi douran doal ayklanmay
gzlemleyebilmekte, fakat yeni trler yaratan Tann'y gzlemleyeme
mektedirler.22
Buna ramen Darwin, doal ayklanmann, teoreminin gerek duy
duu byk lekli morfolojik deiimleri rettiini gzlemleyemedii
ni itiraf eder. Bundan tr Darwin, yaamn tarihi boyunca morfolojik
yeniliin kkenini aklamak iin doal ayklanmann bilinen nedensel
kuwetlerinin tesinde tahminler yrtmek zorunda kalmt. Doal
ayklanmann ksa zaman diliminde kk lekli deiimler rettii bi
lindiinden, uzun zaman dilimlerinde de pekala byk lekli deiim
ler retebileceini dnd.123 Tarih bilimcileri, bu tahminleri, geerli
neden ilkesine uygun ekilde muhtemel bir aklayc hipotez olutur
mann meru bir yolu olarak grdler.124
te yandan eer bu tr akl yrtme evrimci savlar iin geerli ne
den ilkesinin meru bir alm olarak grlrse, ayn mant kullanan

121. M.J.S. Hodge, "The Strucure and Strategy of Darwin's 'Long Argu
ment"', British Journal for t/e History o[Science 10 (1977): 239.
122. v. Kavalovski, The Vera Cause Principle: A Historico-Philosophica/ Study
ofa Meta-deoretical Concept /rom Newton through Darwin (Ph.D.diss.,
University of Chicago, 19749, s. 104.
123. Meyer, Clues, s. 87-91.
124. Kavalovski, Vera Cause, s. 6 7.
108 TASARIM

tasarm hipotezinin savlann -teist tasarm savn dahi- dlamak g


leir. insanlar nedensel varlk olarak zeki faaliyetin bilgisine sahiptir.
Dahas zeki failler zellemi karmaklk retme yetisine de sa
hiptirler. Bu yzden, zeki faaliyet, aklama ihtiyacn karlayan spe
sifik bir sonu (esasen DNA'daki zellemi karmaklk) dourmaya
yeterli, bilinen nedensel glere sahip bilinen bir neden olarak nitelen
dirilebilir. Kukusuz uzak bir gemite faaliyet gstermi insan d bir
zekann (en azndan bizimkinden daha byk bir kapasitedeki zeka
nn) dorudan bilgisine sahip deiliz. Ne var ki Darwin de ne gemi
te faaliyet gstermi doal ayklanmann dorudan bilgisine ne de im
diki zamanda byk lekli morfolojik deiimler meydana getiren do
al ayklanmann dorudan bilgisine sahipti. Dorusu Darwin, imdiki
zamanda gzlemleyebildiine benzeyen ama etkinliinin bykl
asndan imdiki zamandakinin ok tesinde morfolojik yeniliin k
kenine dair bir nedeni savlamt. Ayn mantk kullanlarak, rasyona
litesi asndan insan zekasna benzeyen ama tasarm kapasitesi a
sndan ondan daha gelikin bir zekann gemiteki faaliyeti, biyolojik
sistemlerde bulunan tasarmn karmakln ve son derece ayrntlar
la dolu oluunu aklamak iin ne srlebilir. Byle bir nerme, Dar
win'inki gibi. bu durumda insan zekas olan nedensel bir varln kuv
vetleri hakkndaki dorudan bilgimizden yola klarak yaplm bir
tahmini iermektedir. Ancak bu tahmin geerli neden ilkesini Dar
win'inin tahmininden daha fazla ihlal etmez.

5.4. Ama Bu Bilim Midir?


Kukusuz pek ok kimse, tasarm hipotezinin "bilimsel" olmad
n syleyip basite reddedebilir. 2 s Bu eletiriler "metodolojik natura
lizm" diye bilinen kant st bir ilkeye dayanmaktadr. Metodolojik na
turalizme gre naturalist ya da mateyalist nedenlere dayanmayan bir

125. M. Ruse, "Witness Testimony Sheet: McLean v. Arkansas", M.Ruse, ed.,


But Is it Selence? (Buffalo, N.Y.: Prometheus Books, 1988), s. 301: R. Le
wontin, "Billions and Billions of Demons", The New York Review of Bo.:.
aks, Ocak 9, 1997, s. 31; Meyer, "Equivalence", s. 69-71.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE 109

hipotez, teorem ya da aklama "bilimsel" olarak nitelendirilemez.


Akas bu tanma gre tasann hipotezi "bilimsel" olarak nitelendiri
lemez. Ne var ki bu tanm kabul etsek bile, bu, bilimsel olmayan (me
todolojik naturalizme gre) ya da metafizik bir hipotezin daha iyi, ne
densel adan daha yeterli bir aklama sunamayaca anlamna gel
mez. Gerekte bu makale, nasl snflandmlsa snflandmlsn tasann
hipotezinin, fzik ve biyolojideki zellemi karmakln kkenini
akiamakta naturalist rakiplerinden daha iyi bir aklama sunduunu
savunmaktadr. Kukusuz tasann hipotezini basite metaflziksel diye
snflandrmak onu rtmez. Her halkarda metodolojik naturalizm
bilimin normatif bir tanm olarak ikna edici bir hakltla sahip deildir
artk. ncelikle metodolojik naturalizmi, metafiziksel adan ntr (yani
meselenin zldn varsaymayan) snr ltlerine gndermede
bulunarak hakl karma abalan baansz olmutur.126 (Bkz Ek,
s.000, "Zeki Tasanmn Bilimsel Konumu") !kincisi, metodolojik natura
lizmi tm bilimlerin normatif ilkesi olarak grmek, kimi bilimsel disiplin
lerin uygulanmas zerinde olumsuz bir etkiye yol amaktadr. Yaanun
kkeni aratrmasnda, metodolojik naturalizm yzeysel bir ekilde
aratrmay daraltnakta ve bilim adamlannn en don, en iyi, hatta
amprik adan en yeterli aklamay aramalanna engel olmaktadr. Ya
amn kkenine dair sorulmas gereken soru, "Hangi materyalist senar
yo en yeterli grnyor?" sorusu deil, "Yeryznde yaamn doma
sna gerekte ne sebep olmutut?" sorusudur. Akas bu ikinci soruya
verilebilecek olas cevaplardan biri udur: "Yaam insann ortaya kma
sndan nce var olmu zeki bir fail tarafndan tasarlanmtr." Ne var ki
metodolojik naturalizm normatif olarak kabul edilirse, bilim adanlan bu

126. Meyer, "Laws", s. 29-40; Meyer, "Equivalence", s. 67-112; S.C. Meyer,


"Demarcation and Design: The Nature of Historical Reasoning", Jitse van
der Meet, ed., Facets of Faith and Science, cilt 4, nerpreting God's Acil
on in the World (Lanham, Md.: University Press of Amertca, 1996), s.
91-130; L. Laudan, "The Demise ofthe Demarcation Problem", Ruse, Sd
ence?, s. 337-50; L. Laudan, "Science at the Bar -Causes for Concem",
Ruse, Science?, s. 351-55; A. Plantinga, "Methodological Naturalism",
Origins and Design 18, nol (1997): 18-27 ve no. 2 (1997): 22-34.
110 TASARIM

olas doru nedensel hipotezi gz ard edebilirler. Byle bir dlayc


mantk geiye kalan tm hipotezlein kuramsal stnlk iddialann or
tadan kaldrr ve en iyi "bilimsel" (metodolojik naturalizmin tanmna
gre) aklamann aslnda en iyisi olmayabilecei ihtimalini gndeme
getiir. Artk pek ok tarihi ve bilim taihisinin kabul ettii zere, bi
limsel teoremleri deerlendirmek doal olarak bir kyaslama abasdr.
Yzeysel olarak snrlandnlm rekabet iinde kabul grm teoremler
ne "olas en doru" ne de "amprik adan en yeterli" teorem olma iddi
asnda bulunumaz. Bunun yerine en iyi ihtimalle onlar, "yzeysel ola
rak snrlandnlm bir dizi seenek arasndan olas en yeterli ya da do
ru" teorem olma iddiasnda bulunabilirler. Hasl tasarm teoremine ka
p aralamak, tam bir rasyonel taihsel biyoloji -yani "yasaklanmam"
gerei arayan bir bilim- iin gereklidir.127

5.5. Sonu
Neredeyse 50 yldr pek ok bilim adam, birlikte "ans ve zorun
luk"un -rastlant ve yasann- yaamn kkenini ve onu srdrmek iin
gereken evrenin zellikleini aklamaya yettiini savundular. Halbuki
mateyalist dncenin -ansa ve zorunlulua dayal- gerek fizik yasa
larnn uyumlu zellikleinin gerekse yaamn dayand biyomakro
molekllein karmakln ve zelliini aklamakta baarsz kald
n artk anlam bulunuyoruz. Bu durumda bile ok sayda bilim adam,
baka bir ihtimali dnmenin bilim ve akldan uzaklama olacanda
srar ediyor. Ne var ki sradan akl ve mateyalist gtn onayndan
gemi bilimsel akl yttme biimi, zeki faillerln nedensel faaliyetini
benimsememizi gerekli klmaktadr. Michelangelo'nun heykelleri, Mic
rosoft irketinin yazlmlar, Asur krallarnn ta yaztlar, bunlarn her
biri zeki faillerin nsel bir faaliyetini iaret etmektedir. aslnda yksek
teknolojiyle dolu evremizdeki her yerde, dier zihinierin-iletiim ku
ran, planlayan ve tasarlayan zihinler- faaliyetini kabul etmeye bizleri

127. P.W. Bridgman, Reflections ofa Pyhsicist, 2. bask (New York: Philosop
hical Liibrary, 1955), s. 535.
EVRENiN KKENiNDEN HAYATIN KKENiNE
zorlayan, karmak olaylar, eserler ve sistemlerle karlayorz. Fakat
zihnin varln saptamak, dourduu sonulann nda zekann faali
yetini tespit etmek, bilimin en azndan resmi biyolojinin uzun sredir
dlad bir dnme tarzn -aslnda bir bilgi trn- gerekli klyor.
Nitekim bilgi bilimlerindeki son gelimeler, bu bilgi kaybn telafi etme
nin bir yolunu sunuyor. Belki de bundan nemlisi, biyoloji ve fizikten
elde edilen kantlar, salt maddenin deil de zihnin evrenin ve onun ier
dii yaamn kkeninde nemli bir rol oynam oldui,'unu ortaya koy
makta.
Michael J. Behe

Yaamn Temelindeki Tasarmn Kant

re ve Ama
1828'de Alman kimyac Friedrich Whler, laboratuvannda amon
yum siyanat stt ve renin ortaya ktn hayretle grd. Niin bu
na hayret etmiti? nk amonyum siyanat organik olmayan -canl or
ganizmalarda bulunmayan- bir kimyasal maddedir. Ancak renin biyo
lojik artk bir rn olduu biliniyordu. ilk kez Whler, cansz bir mad
denin canl organizmalann rettii bir maddeyi ortaya karabildiini
gsterdi. Yapt deney;o zamana dein varlna inanlan canl ile can
sz arasndaki aynn paralad. Dahas, tm yaam bilimsel aratrma
konusu yapt. Nitekim eer hayat kayalar gibi sradan maddelerden
oluuyorsa bilim onu inceleyebilirdi. Ve Whler'in deneyinden beri ge
en 1 70 yldan uzun bir srede bilim yaama dair pek ok ey ren
di. DNA'nn yapsn kefettik, genetik ifreyi zdk, genleri, hcrele
ri ve hatta tm organizmay klonlamay rendik.
Bilimin ilerlemesi evren ve yaamn nihai doas hakknda bize ne
syledi? Kukusuz bu konuda pek ok gr vardr, ama sannn on
lan iki zt kutba ayrabiliriz. Birinci kutbu en iyi temsil eden belki de
114 TASARIM

Oxford niversitesi'nde kamusal bilim anlay alannda profesr olan


Richard Dawkins'dir. Profesr Dawkins unu ifade etmiti: "Gzlemle
diimiz evren, temelde ne tasann, ne ama, ne iyi ne de ktnn bu
lunmad, sadece usuz bucaksz bir umursamazln yer ald bir ev
renden bekleyebileceimiz zelliklere sahiptir." 1 Elbette kasvet verici
bir gr bu, ama ciddi ekilde savunulmaktadr.
Kart kutbun grn de Papa il. John Paul'un danmas olan Jo
seph Cardinal Ratzinger temsil edebilir. Yakiak on yl nce Cardinal
Ratzinger, I Tle Begiig: A Catholic Uderstadig of de Story of
Creatio and tle Fall adnda kk bir kitap yazd. Kitabnda unlar
sylyordu:

"Gelin evrim ve onun ileyileri konusuna dorudan girelim. Mikro


biyoloji ve biyokimya bu noktada devrimci grler ileri srmtr. ..
Yaam aacnn nasl bydn ve onda yeni dallarn nasl filizlen
diini aklamak, hususen doa bilimlerinin iidir. Bu bir inan mesele
si deildir. Ancak canl varlklarn byk projelerinin ans ve hatann
rn olmadn sylemek iin gerekemiz vardr. .. Onlar yaratc bir
Akl iaret etmekte, yaratc bir Zekay bizlere gstermektedir ve aynca
bunu, gnmzde, eskisinden ok daha ak ve aydnlatc bir ekilde
yapmaktadrlar. Bundan dolay gnmzde yeni bir gven ve neeyle
insann ilahi bir proje olduunu, yalnzca yaratc Zekann onu idrak
edebilecek lde gl, byk ve yetkin olabileceini syleyebiliriz.
insan bir hata deildir, bilakis takdir edilmitir. "2
Cardinal'in savyla ilgili olarak noktaya deinmek istiyorum. Bi
rincisi, profesr Dawkins'den farkl olarak, Ratzinger, doann ama ve
tasann sergilediini sylyor. ikincisi, savn destekiemek iin fiziksel
kant -"yaratc bir Akl iaret eden", "canl varlklarn byk projeleri
ne"- gsteriyor. Ne "felsefi ne teolojik ne kutsal metinsel savlan deil

1- Easterbrook, "Science and God: A Warning Trend?", Science 277 (1997):


890-93.
2 J. Ratzinger, in the Beginning: A Cadolic Understandingoftle Storyo[Cre
ation and tle Fall (Grand Rapids, Mich.: Eerdmans, 1986), s. 54-56.
YAAMIN TEMELiNDEKi TASARIMIN KANITI 115

somut yaplan gsteriyor. ncs, Ratzinger biyokimya biliminin -


yaamn molekler temelinin incelenmesi- kendi kanmyla hususen
ilintili olduunu belirtiyor. Benim bu makaledeki amacm, niin Cardi
nal Ratzinger'in daha gl bir nermeye sahip olduunu ve niin pro
fesr Dawkins'in zlmesinin gerekmediini gstermektir.

Gz Aklamak
Kukusuz yaamn doas hakkndaki bu tartma, byk lde,
Darwin'in Trlerin Kkeni adl kitabn yaymlad 1859 'da balad.
Darwin kitabnda kendinden nce hi kimsenin yapamad bir eyi
yapmay nerdi -yaamn zengin eitliliinin ve karmaklnn salt
ynlendirilmemi doal srelerle nasl ortaya ktn akiamak-.
nerdii mekanizma elbette geliigzel deiim zerinde etkili olan do
al ayklanmayd. Ksacas Darwin, tm trlerde bir deiikiik olduu
nu kabul ediyordu. Bir trn baz yeleri dierlerinden daha byk, da
ha hzl veya daha koyu renkliydi. Darwin, bir trn tm yelerinin o
almak iin hayatta kalamayacan biliyordu, zira onlann tmne ye
tecek kadar yiyecek yoktu. Byle olunca, ans eseri meydana gelen de
iimlerin kendilerine yaam mcadelesinde avantaj salad bireyle
rin hayatta kalaca ve oalaca sonucuna vard. Ej;er deiim kalt
sallaabilirse, zamanla trn zellikleri deiebilirdi. Ve uzun zaman
sreleri iinde byk deiimler gerekleebilirdi.
Darwin'in teoremi ok zarif bir dnceydi. Ne var ki 19. yzyln
ortalarnda bile biyologlar, baz biyolojik sistemlerin, Darwin'in tasav
vur ettii gibi adm adm ilerleyen bir sre iinde meydana gelemeye
ceini biliyorlard. Bunun zel bir rnei gzd. O zamann biyologlan,
gzn ok karmak bir yapya sahip olduunu, mercekler, retina, gz
ya bezleri, okler kaslar ve benzeri ok sayda para tadn biliyor
lard. Onlar, eer bir hayvan bu paralardan birinden yoksun halde do
acak kadar talihsizse, sonucun ciddi lde gr kayb ya da dpe
dz krlk olacan biliyorlard. Bu yzden byle bir sistemin doal
aykianmann ngrd pek ok evre iinde tertip edilebileceinden
kuku duymulard.
116 TASARIM

te yandan Charles Darwin de gz tanyordu. Ve Ttein Kkeni


adl kitabnn "Ar Mkemmellik ve Karmakln Organlan" adl bl
mnde, gzden sz ederek, gzn nastl evrim geirmi olabileceini ger
ekten bilmediini belirtir. Yne de modem organizmalarn gzlerine bak
tnzda nemli deiiklikler grebileceinizi sylemiti. Baz organizma
larda aslnda "gz" deil de sadece a duyarl bir hcre paketi bulunur.
imdi bu organ, organizmann aydnlkta m yoksa karanlkta m bulun
duunu bilmesini salamaya yetse de, n hangi ynden geldiini be
lirlemesine yetmez, nk herhangi bir adan gelen k, a duyarl
hcreleri uyaracaktr. Darwin devam ediyor; eer a duyarl hcre pa
ketini alp kk bir kaseye koyarsak, baz modem organizmalarda g
rld gibi, bir taraftan gelen k a duyarl noktann zerine glge
drp, kalan yerleri aydnlatacaktr. Teoride byle bir dzenek orga
nizmann, n hangi ynden geldiini anlamasna imkan verir. Ve bu
bir gelimedir. Eer kase jelatin maddesiyle doldurulursa bu kaba bir
mercein balangc olabilir. Bu da ikinci bir gelimedir. Buna benzer sav
lar ne srerek Darwin, adalarnn ounu, a duyarl bir nokta ka
dar basit bir eyden modern omurgal bir canlnn gz gibi karmak bir
organa doru adm adm ilerleyen bir evrim srecine ikna etmiti. Ve eer
evrim gz aklayabiliyorduysa, neyi aklayamasnd ki?
Ne var ki Darwin'in emasnn sz etmedii bir soru vard: Ia kar
duyarl nokta nereden gelmiti? Bu artc bir balang noktas ola
rak grnmektedir, nk ou nesne a kar duyarl deildir. Yine
de Darwin, bu konudan hi sz etmemeye kararlyd. "Bir sinirin a
kar nasl duyarl halde geldii konusu, yaamn nasl ortaya kt
konusundan daha fazla ilgilendirmiyor bizleri" diye yazmt. 3
te yandan geen yann asrda bilim, grmenin mekanizmas ve ya
amn kkeni meseleleriyle ilgilendi. Darwin sorundan sz etmemekle
haklyd, nk zamannn bilimi, gz aratrmaya elverili fiziksel ve
kuramsal aralara sahip deildi. 19. yzyln ortalarnda bilimin nasl ol
duunu anlamak iin o dnemde atomlarn -tm kimyann temeli olan-

3. c. Darwin, on the Oigin o[Species (1876; yeni bask, New York: New York
University Press, 1988), s. 15 .
YAAMIN TEMELiNDEKi TASARIMIN KANITI l l 7

kuramsal varlklar olarak grldn hatrlamak yeter. Onlann varl


ndan kimse emin deildi. Yaamn temeli olduunu artk bildiimiz
hcrenin basit bir protoplazma kresi olduu, Je!l-O'nun mikroskopik
bir parasndan teye gemedii dnlyordu. Hasl Darwin sorunu
ele almaktan uzak durmu ve ileriki keiflerin teoremini hakl karaca
n umarak onu kara bir kutu olarak brakmtr.
"Kara kutu" bilimde ilgin bir ey yapan ama nasl alt bilin
meyen bir sistem ya da makinay ifade etmek iin kullanlr. Onun me
kanizmas bilinmiyor, nk onu grebilmek iin kutunun iine baka
myoruz ya da ne olup bitriini anlayamayacamz kadar karmak i
leyileri grebiliyoruz. oumuza (ve elbette bana) gre kara kutuya
verilecek iyi bir rnek bilgisayardr. Szckleri iletmek ve oyun oyna
mak iin bilgisayan kullanyorum, ama onun nasl altna dair hi
bir fikrim yok. Ve kapan karp iindeki devrelere baksam bile onun
nasl altn syleyemem. Darwin 'in zamanndaki bilim adamlanna
gre de hcre bir kara kutuydu. ok ilgin eyler yapyordu, ama kim
se onlann nasl yapldn bilmiyordu.
insanlar alan bir kara kutu grdklerinde, basit bir mekanizma
nn onu altnyor olmas -kutunun iinin basit olmas ve kolaylkla
anlatlabilen bir ilkeye gre almas- gerekriini dnmeye eilimli
lerdir. Bu eilimin gzel bir rnei deniz amurundan hcre yaamnn
kendiliinden ortaya kna duyulan inantr. 19. yzylda iki saygn
bilim adam ve Darwin hayran -Ernst Haeckel ve Thomas Huxley- bir
keif gemisinin toplad amurun canl hcreler olabileceini dn
yorlard. Buna inanabiliyorlard, nk Haeckel'in ifadesiyle "hcrenin
kk ve basit bir karbon birikintisi yumrusu" olduunu dnyorlar
d.4 Kukusuz bu asrda biyolojinin katettii devasa ilerleme sayesinde
bunun byle olmadn artk biliyoruz. Artk modern bilim hcrenin
kara kutusunu am olduundan, Darwin'in gzard ettii soruyu gn
deme getirebiliriz: Ia duyarl bir noktay yapmak iin neye gerek var
dr? Bir k fotonu retinaya arptnda ne olur?

4. J. Farley, The Spontaneous Generadon Controvesy [rom Descartes to Opa


rin (Baltimore: John Hopkins Universiy Press, 1977), s. 73.
118 TASARIM

Bir foton retineya arptnda 11 cis-retinal diye adlandnlan kk


bir organik moleklle etkileime geer. s Retinalin ekli hayli bklm
ldr, ama fotonla etkileime getiinde dzleir, trans-retina! eklini
alr. Bu, gnneyle sonulanan tm olaylar dizisini balatan bir sinyal
dir. Retina! eklini deitirdiinde, ona bal olan rhodopsin proteinin
de eklini deitirir. Rhodopsin'in eklindeki deiiklik, transducin pro
teinin ona yapmasn salayan bir balanma yeri aar. Artk transdu
cin kompleksinin bir paras ayrlr ve fosfodiesteraz diye adlandnlan
ir proteinle etkileime geer. Bu gerekletiinde, fosfodiesteraz, cyclic
GMP diye adlandnlan kk organik bir molekl kesmek ve 5'
GMP'ye dntrmek iin kimyasal bir yeti kazanr. Hcrede bol mik
tarda cyclic-GMP vardr ve onlann bir ksm iyon kanal diye adland
nlan baka bir proteine yapr. Nonnalde iyon kanal sodyum iyonla
rnn hcreye ginnesine izin verir. te yandan fosfodiesterazn faaliye
ti sonucunda cyclic-GMP miktar azalr, bu da kanaln kapanmasna
yol aan bir ekil deiimini dourur. Sonuta sodyum iyonlar artk
hcreye giremez, hcredeki sodyum miktar azalr ve hcre zarndaki
voltaj deiir. Bu da sonuta optik sinirden beyne ulaan bir elektrik
sel kutuplama dalgasna yol aar. Bu dalga beyin tarafndan yorum
landnda grme gereklemi olur. Hasl Darwin'in a kar duyar
l "basit" noktasnn nasl ilev grdne dair modern bilimin kefet
tikleri bunlardr.

Darwin'in lt
Her ne kadar ou kimse grsel mekanizmann yukardaki izahn
karmak bulsa da, bu izah, ileyen bir gnne sisteminin aslnda gerek
duyduu bir dizi eyi gz ard eden, grmenin kimyasnn salt kk ve
kabataslak bir izahndan ibarettir. Sz gelimi ben sistemin yeniden na
sl ortaya ktndan -sistemin, sradaki fotonun gelmesine hazrlk ola
rak balang noktasna nasl tekrara geri dndnden- sz etmedim.
Yine de yukardaki izahn, Darwin ve adalarnn basit bir balang

5. T.M. Devlin, Textbook of Biochemistry (New York, Wiley-Liss, 1997),


bl.22.3.
YAAMIN TEMELiNDEKi TASARIMIN KANITI 119

noktas olarak grdkleri eyin devasa karmaklkta -Darwin'in tasav


vur ettiinden ok ama ok karmak- bir ey olduunu anlamaya ye
teceini dnyorum.
te yandan gzn ve dier organizmalarn Dawin'in teoremiyle
aklanamayacak kadar karmak olduunu nastl syleyebiliyoruz?
Darwin teoreminin deerlendirilmesi iin bir lt sunmutu bizlere.
Trlerin Kkeninde unlar yazmt: "ok sayda ardl kk deiim
lerle muhtemelen olumam herhangi bir karmak organn varl ka
ntlanrsa, benim teoremim kesinkes geersizleir. "6 fakat ne tr organ
ya da sistem "ok sayda ardl kk deiimlerle" olumu olamazd?
ncelikle indirgenemez lde karmak olan. "ndirgenemez lde
karmak" ifadesi hayali bir ifade olmakla birlikte ok basit bir anlay
yanstr. Darwin 's Black Box: The Biochemical Challenge to Evoluti
on adl kitabmda da belirttii gibi, indirgenemez lde karmak bir
sistem: "Temel bir ileve katkda bulunan, hayli uyumlu, etkileim
iinde olan paralardan olumu ve herhangi bir parann karlmas
durumunda sistemin ilevinin fiilen sona erdii bir sistemdir" 7 Daha
genel bir ifadeyle, "indirgenemez lde karmak" bir sistem, birbirle
riyle etkileim iinde olan ve herhangi birinin kanlmas durumunda
sistemin artk almayaca elerden oluan sistemdir. ndirgenemez
lde karmak bir sisteme gndelik hayatmzdan verilebilecek iyi bir
rnek, basit mekanik fare kapandr. Nalbur dkkanndan alnan bir fa
re kapan, genelde tm paralarn bal olduu bir tahta platforma sa
hiptir. Aynca birinin platforma, dierininse bir eki adl metal bir par
aya sktrld iki uzatlm uca sahip bir yay vardr. ekice aa
ya doru basn uygulandnda, fare gelene kadar bu konumda sabit
letirilmesi gerekir, bu da tutma ubuunun iidir. Tutma ubuunun
ucunun sabitletirilmesi gerekir. Bu da onun kilit dili adlandrlan me
tal bir parann iine yerletirilmesiyle salanr. Tm bu paralar. eit
li tellerle birbirine tutturulur.

6. Darwin, Origin, s. 154.


7- M.J. Behe, Darwin s Black Box: The Biochemical Challenge ta Evoludon
(New York: Free Press, 1996), s. 39.
120 TASARIM

imdi eer fare kapannda yay ya da eki veya platform olmazsa


bir farenin yansn hatta eyreini bile yakalayamaz. Hatta hi fare ya
kalayamaz. Bundan dolay fare kapan indirgenemez lde karmak
tr. Anlalan indirgenemez lde karmak sistemler, Darwin teoremi
nin baansdr, nk bunlar, Darwin'in tasavvur ettii ekilde tedrici,
adm adm ilerleyen bir yolla olumaya diren gsterirler. rnein, eer
bir fare kapann evrim yoluyla elde etmek isteseydik nereden balaya
caktk? Srf platformla balayp, verimli olmayan bir ekilde birka fare
yakalamay umabilir miydik? Daha sonra tutma ubuunu ekieyip ve
rimlilii bir para artrabilir miydik? Sonra da dier tm paralan bir se
ferde ekieyip, tm dzenei tastamam gelitirmeyi umabilir miydik? El
bette hayr, bunu yapamayz, nk fare kapan bsbtn tertip edil
medii srece almaz.

Darwinizme Biyokimyasal Meydan Okumalar


Fare kapanlan ile biyolojik sistemler farki eylerdir. Sahiden bil
mek istediimiz husus, indirgenemez lde karmak bir biyolojik
sistem, hcre sistemi ya da biyokimyasal bir sistemin var olup olma
ddr. indirgenemez lde karmak olan bu tr ok sayda sistemin
olduu ortaya kmtr. ki rnei ele alalm. ilki siliadr. Silia, eitli
hcre trlerinin yzeyinde bulunan tye benzer kk bir organeldir.
ileri geri frlayp, svy hcrenin yzeyinde hareket ettirme ekiinde il
gin bir netiye sahiptir. Akcierlerdeki baz dokularda her bir hcre,
ezamanl olarak hareket eden yzlerce siliaya sahiptir. Silial hcre
lerin arasnda, kadeh eklinde goblet hcre ad verilen daha byk
hcreler bulunur. Goblet hcreler, akcierlerin i yzeyine mukus sal
glar. Mukus boaza arpan silialar tarafndan, akcierlere girebilecek
toz parackian ve yabanc maddelerle birlikte toplanp, ksrk yo
luyla dan atlr. Ancak tye benzeyen kk bir organelin ileri geri
hareket etmesini salayan ey nedir? Geen ytllarda yaplan alma
lar, siliann aslnda ok karmak bir molekler makina olduunu gs
termitir.
YAAMIN TEMELiNDEKi TASARIMIN KANITI 121

J..,..-'Oa, -
\--
sutfll*II

l

- -
...-

/
_.--..._,__

Siliann temel yaps dokuz tane ift iplikii ierir. 8 ift iplikiin
her biri, tubulin proteinin srayla on ve on tane lifinden oluan iki
halkay ierir. Siliann ortasnda tek halde iki tane iplikik vardr. Tm
iplikikler eitli trlerde balayclarla birbirine baldr. Komu ift ip
likikler neksin adl bir proteinle birbirine baldr. Dtaki ift iplikik
ler iteki tek iplikiklere radyal 'ubuklarla baldr. Ve iteki tek iplik
ikler kk bir kpryle birbirine baldr. Aynca her ift iplikikteiki
tane uzant vardr: d dynein kprs ve i dynein kprs. Her ne
kadar tm bunlar kannak gibi grnse de, bylesine ksa bir anlatm,

8. D.Voet ve J.G. Voet, Biochemistry (New York: ). Wiley and Sons, 1995), s.
1252-59.
122 TASAR!!v1

siliann tm kannakln dile getinneye yetmez. Nitekim kapsaml


biyokimyasal almalar siliann deiik trlerde yaklak iki yz tane
protein paras ierdii ortaya koymutur.
Peki silia nasl alr? Aratrmalar, onun "kayan iplikikler meka
nizmas "yla altn gstennitir. Kayma ilemini komu iplikikler
gerekletirirken, dynein "motor protein" olma ilevi grr. Silia alr
ken, bir life bal olan dynein st tarafa uzanr, komu bir iplikie ba
lanr ve onu aa iter. Bu gerekietiinde, iplikikier birbirlerine gre
kaymaya balar. Birbirlerinden aynlana dein kaymaya devam ederler.
Yalnz balayc protein neksin sayesinde balantl halde kalmay sr
drrler. Balangta hayli gevek olan neksin, iplikiklerin kayd s
rada giderek daha fazla gerginleir. Neksin ve iplikikler zerindeki ge
rilim belirli bir noktay getiinde iplikikler bklmeye balar. Bylece
kayma hareketi bklme hareketine dnr.
Silia hakknda yeterince dnldnde onun indirgenemez l
de karmak olduu kolaylkla anlalabilir. Eer iplikikler olmasayd,
kayacak ey de olmazd. Eer dynein olmasayd, tm dzenek sert ,e
hareketsiz kalrd. Ve eer neksin balayclan olmasayd tm dzenek,
dynein iplikikleri itmeye baladnda paralanrd. Nitekim neksin
balayclannn karld deneylerde bu gzlemlenmitir. Tpk bir fare
kapan gibi silia da ilevini yerine getinnek iin bir dizi paraya gerek
duyar. Ve yine fare kapan gibi, onun, adm adm ilerleyen Darwinci bir
sre iinde olutuunu dnmek son derece gtr.
indirgenemez lde kannak biyokimyasal sisteme baka bir r
nek de, hareket organeli olmas bakmndan siliaya benzeyen, ama ba
ka bakmlardan ondan tamamen farki olan bakteri kamsdr. Bakteri
kams, baz bakterilerin yzmesini salayan, kelimenin tam anlamy
la bir d motordur. 9 Motorbotlarn enerji kayna olan makinalar gibi,
kam da dner bir organdr. Dnen yzey, sv ortam iter ve bakteri
nin ilerlemesini salar. ilerletici olarak ilev gren, kam ksm flagel
lin adndaki proteinden oluan, uzun kamya benzeyen bir yapya sa
hiptir. ilerletici, hareket miline hook proteiniyle baldr. Hook proteini

9. A.g.e.. s. 1259-60.
YAAMIN TEMELiNDEKi TfSAR!M!N KANm 123

HOOk (univ,cr,,.1 oinl)


\ Fament (p,opel:)

Oue, membfure


"'
- Pepidoglycan re,
Pnptasmk: :sp&:e

'"' roet jptasma


mo,mbran-0

evrensel bir oynak yeri olarak ilev grr, ilerletici ve hareket milinin ser
beste dnmesini salar. Hareket mili dnen motora baldr, bakterinin
dndan iine don akan bir asit akmn kullanarak, onun dnmesi sa
lar. Hareket mili, bakteri zann ileri iter ve eitli trlerde proteinler bu
nun gereklemesini destekler. Her ne kadar bu anlatm bakteri kams
n karmak gsterse de, onun tm karmakln gzler nne sermeye
yetmez. Kapsaml genetik almalar, ilevsel bir bakteri kams iin, ge
rek kamnn kendi paralan olarak gerekse bu maklnay hcre iinde in
a eden sistemin paralan olarak yaklak krk tane farkl proteine gerek
olduunu ortaya koymutur. Ve bu proteinlerin ounun eksiklii dun
munda kam normal dn hznn yansn hatta eyreini bile sahip
olamaz. Bu dunmda ya kam hi olumaz ya da olusa bile almaz.
Silia ve fare kapan gibi kam da almak iin bir dizi paraya gereksi
nim duyar. Bu nedenle o indirgenemez lde karmaktr ve kkeni,
Darwin teoreminin nnde engelleyici bir duvar temsil eder.

Darwinci Hayal
Silia ya da bakteri kamsn ben kefetmedim. Onlarn alma dze
nini ben ortaya karmadm. Bu i, geen yllarda dzinelerce laboratuvar
124 TASARIM

tarafndan yaplan almalann rndr. Ancak eer bu yaptlar, ileri sr


dm gibi, Daf\vin teoremiyle aklanamyorsa, dier bilim adanlan mo
lekler makinalann kkeniyle ilgili olarak ne sylemektedirler? Bu soru
nun cevabnn bulunabilecei bir yer, Joumal ofMolecularEvolution (Mo
lekler Evrim Dergisi) 'dir. isminin ifade ettii gibi, bu dergi, yaamn mo
lekler dzeyde nasl doup eitlendiini aratnmak amacyla kurulmu
bir dergidir. ilgin sk makaleler yaymlayan bir dergidir. Yaym kurulun
daki yaklak krk bilim adamnn on bee yakn Ulusal Bilimler Akade
misi (The National Academy Of Sciences) yesidir. te yandan son say
larndan birini elinize aldnzda, makalelerin ounun "zincir analizi" di
ye adlandrlan olguyla ilgili olduunu grrsnz. Ksacas, molekler
makinalann eleri olan proteinler birbirine bal amino asit "zincirler"in
den oluur. imdi, bir proteindeki (ya da onun genindeki) amino asit zin
ciri bilindiinde, bu zincir farkl trdeki bir canlnn benzeri bir proteiniy
le karlatrlabilir ve iki zincirin ayn m yoksa farkl m olduu grle
bilir. rnein, varsayalm ki, kpek ve attan oksijen tayc molekl olan
hemoglobin proteinin zincirleri alnd. Bu durumda, iki proteinin ilk yerin
deki amino asitlerin ayn olup olmad sorulabilir. kinci yerdekilere ne
demeli? nc? Drdnc? Ve bylece srp gider. Bu sorulann cevab
n bulmak, ilgin olacaktr ve iki canl trnn ne kadar yakn olduunu
gsterebilir. Bu da bizim iin ilgin bir bilgi olur.
te yandan bizim amacmz iin nemli olan nokta, zincirleri kar
latnmann, silia ve kam gibi karmak molekler makinalann, Dar
winci admlarla nasl ortaya km olabileceini saptamamza imkan
tanmaddr. Herhalde bir rnek bunun nedertlni aklamaya yardm
eder. Varsayalm ki, bir kpein n ekiemindeki kemikierlerle atn n
eklemindeki kemikleri karlatnyoruz. Ve kemiklerin ayn sayda ol
duunu ve ayn dzen iinde bulunduunu gzlemledirtlz. Bunu bilmek
ilgin olur ve iki trn birbirine ne kadar yakn olduunu saptamanza
yardm eder. Bu da nemli bir bilgidir. te yandan bir atn n eklemin
deki kemikleri kpeinkilerle karlatnmak, kemiklerin balangta na
sl ortaya ktn size sylemez. Bunu renmek iin modeller olutur
manz, deneyler yapmanz ve daha baka eyler gerekir. Geen on yl
da Joumal of Molecular Evolution degisinde yaymlanan makalelerin
YAAMIN TEMELiNDEKi TASARIMIN KANITI 125

hibirinin bu tr deneysel almalar ve model oluturmalar iermedii


ortadadr. 10 Makalelerin nemli bir ksm zincir analiziyle ilgilidir. Yine
belirtiyorum, zincir analizi ilgintir ve ok ey syleyebilir, ama tek ba
na, karmak molekler makinalann Darwinci sre\; iinde nasl orta
ya kn olabileceim syleyemez.
Proceedings of the Nadana/ Academy ofSciences, Celi, The Joumal
ofMolecular Biology gibi dier dergilere baktnzda hikayenin ayn ol
duunu grrsnz. Zincirleri karlatran ok sayda alma var, ama
bunlarn ok az karmak molekler makinalarn Darwinci tarzda reti
miyle ilgilidir. Bunu yapan az saydaki alma, Darwinci evrimin sorun
larn tam anlamyla test edilemeyecek kadar geni kapsaml olduunu
dnmekte. Eer bilimsel literarr -dergiler- Darwinci srelerin bylesi
karmak molekler makinalar nasl retebilecei sorusuna cevap vermi
yorsa, o zaman niin ok sayda bilim adam sz konusu srelerin on
lar retebileceine inanmaktadr? Bu soruya ayrntl bir yant vermek
g olsa da, bilim adamlarna, eitimlerinin bir paras olarak Darwin'in
hakl olduunun retilmesinden dolay bu inann yerletiini syleye
bilir. Buna iyi bir rnek, Voet ve Voet'in yazdklar mkemmel ders kita
b Biochemistydir. Kitabn ilk blmnde, rencilere biyokimyasal
dnya gr anlatlr, muhteem renkli resimler yaamn nasl doup
eitlendiine ilikin ortodoks gr aklar. stteki resimde, bir volka
na, imek arpmalarna, kk gne nlarna ve evrede yzen baz
gazlara yer verilir -rencilerden bu resimden yaamn nasl doduunu
karsamalan istenilir-. Ortadaki resimde, yaamn kkeni denizinden
kp bir bakteri hcresine giren bir DNA moleklnn resmine yer verilir
-bu yaamn nasl gelitiini bizlere gstermektedir-. (Bakteri ty gibi g
rnen, ok geri planda kalm bir kamyla resmedilmitir.) Alttaki resim
de ise, evrim deirmeninin tt bir dizi hayvanla birlikte Cennet
Bahesi resmedilmitir. Ortada plak halde (kukusuz rencilerin ilgisi
ni ekecektir bu) bir kadnla bir erkek vardr. Yakndan baktnzda ka
dnn erkee bir elma sunduunu gryorsunuz. Ve bylece rencilere
yaamn nasl doduu st kapal bir ekilde anlatlm oluyor.

1 O. Behe, Darwin 's, bl.8.


126 TASARIM

Bu srelerin nasl gerekletii sorusuna ciddi bilimsel yantlar bul


mak iin kitaba baktnzda, anlan bulamyorsunuz. Trlerin Kkenlnde
Darwin okuyucularn hayal gcne bir dizi noktay sunar. Ama hayal
kurmak iki ucu keskin bir baktr. Hayal kuran biri bir bakasnn kar
d noktalan yakalayabilir. Veya gerekte olmayan eyleri grebilir. Bi
lim literat incelendiinde, Darwinizmin hayal dnyasna sk skya
bal olduu glr.

Tasarm Anlamak
Darwin teoremine getirdiim eletiriler aslnda yeni deildir. eitli
bilim adamlar, yaamn biyokimyasnn sahiden son derece karmak
olduunu ve Darwin'in ngrd tedrici ileyie uymadn nceden
belirtmilerdir. Dahas bakalar da, bilimsel literatn, yaamn mole
kler temellerine ilikin o az aklamay ierdiini ortaya koymutu.
Santa Fe Enstits'nden Stuart Kauffman, Chicago niversitesi'nden Ja
mes Shapiro ve Massachusetts niversitesi'nden Lynn Margulis, doal
ayklanmann yaamn baz yanlarn iyi aklamadn belirtmilerdi.
Benim dier eletirmenlerden farkm sunduum alternatif bakmn
dandr. Silia, kam ve dier molekler maklnalara baktnzda, onla
nn tasarlanm -zeki bir fail tarafndan bir amaca binaen- gibi gn
dklerini yazmtm. Bu fikrim bir para dikkat ekti. Beni eletirenlerin
bazlar Roma'ya bal bir katolik olduumu ve dolaysyla zekl tasarm
nerisinin bilimsel deil dinsel olduunu ifade ettiler. Buna katlmyo
rum. Bu rneklerde zeki tasarm karmnn tamamen amprik olduu
nu dnyorum. Yani benim savm, bir nesnenin tasarlanm olduu
sonucuna nasl vardmzn aklamasyla birlikte, btnyle fiziksel
kanta dayanmaktadr. Gndelik hayatmzda bilinli ya da bilinsiz
olarak baz eylerin tasarlandna dierlerinin ise tasarlanmadna ka
rar veririz. Bunu nasl yapyoruz? Bu karmlara nasl ulayoruz?
Bir nesne ya da sistemin tasarland sonucuna nasl vardmz
anlamak iin ormanda bir arkadanzla ydnz varsayn. Ani
den arkadanz bir sarmak tarafndan ayak bileinden eklldi ve ha
vada asl kald. Onu yere indirdikten sonra durumu deerlendirmeye
YAAMIN TEMELiNDEKi TASARIMIN KAN!T 127

baladnz. Sarman aaya doru eilmi bir aa dalna bal oldu


unu ve yerdeki bir kazkla tutulduunu fark ettiniz. Sarmak yaprak
larla rtl olduu iin onu fark edemediniz. Paralarn dzenleni bi
iminden yola karak bunun bir rastlant olmad -bunun tasarlanm
bir tuzak olduu- sonucuna vardnz. karmnz dinsel bir inanca de
il tastamam fiziksel kanta dayaldr.
Sarmak tuzayla ilgili birka soru daha soralm. ilkin, onu kim ta
sarlad? Bir sre dndkten sonra, bu soruya cevap vermek iin ye
terli bilgiye sahip olmadmz anlarz. Belki sizin ya da arkadanzn
bir dman; yahut bu bir oyun olabilir. Daha fazla bil,1ye sahip olma
dan onun kimin tasarladn bilemezsiniz. Yine de tuzan paralarnn
birleiminden onun tasarland sonucuna varabilirsiniz. !kinci soru; tu
zak ne zaman tasarland? Yine bir sre dndkten sonra, bu soruya
yant vermek iin yeterli bilgiye sahip olmadnz anlarsnz. Daha
fazla veriye sahip olmadan, tuzan bir saat nce mi,. bir gn nce mi
yoksa daha uzun bir zaman nce mi tasarlandn bilemezsiniz. Ama
yine, tuzan paralarnn birleiminden yola karak tasann olgusunu
karsayabilirsiniz. Temel nokta, tuzan kim tarafndan, nerede, ne za
man, niin ve nasl tasarlandn renmek iin ilave bilgilere ihtiyac
nzn olduudur. Ancak tuzan tasarland gereini, sistemi gzlem
leyerek dorudan anlayabilirsiniz.
Her ne kadar tasarm kolaylkla ve sezgisel olarak anlasak da, aka
demik adan salam bir yolla bu anlay dile getirilebilir. Tasarm soru
nuna felsefi ve bilimsel adan geerli bir yaklamn mkemmel bir ba
langc, matematiki ve dnr William Dembski'nin The Design Infe
rence: Eliminating Chance through Smalf Probabilities adl eseridir.
Son sz olarak, bu makalenin banda yer verdiim alntya dnmek
istiyorum. Bana gre, salam amprik gzleme dayanarak, Joseph Car
dinal Tarzinger'le birlikte u sonuca varmak iin geerli nedenlerimiz
vardr:

11. w. Dembski, The Design Inference: Eliminating Chance through Sma/1 Pro
babi/ities (cambridge: cambridge University Press, 1998).
128 TASARIM

"Canl varlklann byk projeleri ans ve hatann rnleri deildir...


Onlar yaratc bir Akl iaret eder, yaratc bir Zekay bizlere gsterir
ler ve bunu, gnmzde eskisinden ok daha ak ve aydnlatc bir
ekilde yaparlar."
EKLER
Michael J. Behe

Zeki Tasarma Ynelik Bilimsel


Eletirileri Yantlamak
Giri

1 859'da Darwin byk eseri Trlerin KkenPi yaymlad. Bu


eserinde, doann zengin eitlilii ve karmaklnn salt kr
fiziksel srelerin ileyiiyle nasl meydana geldiini aklad. nerdii
mekanizma elbette rastgele deiim zerinde etkili olan doal ayklan
mayd. Ksaca, Darwin, ans eseri meydana gelen deiimlerin, yaam
mcadelesinde avantaj tand, bir trn yelerinin hayatta kalmaya
ve oalmaya eilim gstereceklerini ileri srd. Eer deiim kaltsal
olabilirse, zamanla trn zellikleri deiecekti. Ve uzun zaman srele
ri boyunca belki de byk deiimler gerekleecekti.
Bu zarif bir dnceydi. Lakin Darwin, ne srd mekanizma
nn lereyi aklayamadn biliyordu ve Trlerin KkenPnde, teore
mini yarglamak iin bir lt ileri srmt: "ok sayda ardtl kk
deiimlerle muhtemelen olumam herhangi bir karmak organn
varl kantlanrsa, benim teoremim kesinkes geersizleir.''1 te yan
dan, "byle bir rnee rastlayamadn" ekleyerek, kendince hakl

1. C. Danvin, The Origin ofSpecies (1856; yeni bask, New York, Bantam
Books), s. 154.
134 TASARIM

olarak teoreminin kolaylkla rtlmesinden onu korumaya alm


ve kantlama ykn, "muhtemelen olumam" bir eyi gsterme ii
ni rakiplerinin zerine ykmt -ki bilimde bu ykn altndan kalkmak
esasen imkanszdr-. Yine de unu soralm: Darwin'in ltne en
azndan potansiyel olarak ne uyabilir? Ne tr bir organ ya da sistem,
ok sayda ardl kk deiimlerle olumam olabilir? iyi bir balan
g noktas, indirgenemez lde karmak olan bir organ ya da sis
temdir. Danvin 's Black Box: Tle Bioclenical Challenge to Evolution
adl kitabmda, indirgenemez lde karmak olan sistemi yle tarif
ettim:
"Temel bir ileve katkda bulunan, hayli uyumlu, etkileim iinde
olan paralardan olumu ve herhangi bir parann kanlmas du
rumunda sistemin ilevinin fiilen sona erdii bir sistemdir. "2
indirgenemez lde karmak bir sisteme gndelik hayatmzdan
verilebilecek iyi bir rnek, basit mekanik fare kapandr. Sradan bir fa
re kapan, tahta platform, kntl ulan olan bir yay, eki, tutucu u
buk ve kilit dili gibi eitli paralardan oluur. Eer fare kapannda e
ki ya da yay veya platform olmazsa, bir farenin yansn hatta eyre
ini bile yakalayamaz. Aslna bakarsanz hi fare yakalayamaz. Bu
yzden fare kapan indirgenemez lde karmaktr. indirgenemez l
de karmak sistemlerin Darwin teoreminin baans olduu ortaya
kmtr, nk onlar Darwin'in tasavvur ettii ekilde, yava, adm
adm ilerleyen bir sre iinde olumaya direnirler.
Geen yarm asrda biyoloji gz kamatne bir hzla ilerlediinden,
yaamn temeli olan hcrede fare kapan gibi indirgenemez lde kar
mak ok sayda sistemin bulunduunu kefettik. Bu noktada tek bir
rnei, bakteri kamsn dile getireceim. Kam baz bakterilerin yz
mek iin kullandklar, kelimenin tam anlamyla bir d motordur. Mo
torbotu gibi dnen bir organdr, svy ileri itmesi iin ilerleticiyi dnd
rr, zamanla bakterinin ileriye doru hareket etmesini salar. ilerletici

2. M.J. Behe, Darvin's Black Box: Tle Biochemica/ Challenge to Evoludon


(New York: Free Press, 1996), s. 39.
ZEKi TASARIMA YNELiK BiLiMSEL ELETiRiLERi YANITLAMAK !3S

olarak ilev gren uzun kuyruk, ilerleticiyi hareket miline balayan ho


ok blgesi, dnme enerjisini karlamak iin danndan bakterinin iine
akan asit akmn kullanan motor, ilerletici dnerken yapy zar dzle
minde sabit tutan sabitleyici, hareket milinin bakteri zann ileri itmesi
ni salayan destekleyici madde gibi paralardan oluur. Motor, ilerleti
ci, hareket mili ya da hook blgesinden biri eksik olduunda kam a
lmaz. Genetik almalar, kamnn olumas ve faaliyete gemesi iin
krk farkl protein trne gerek olduunu ve bunlardan birinin eksikli
inde, kamnn eskisinin yans hatta eyrei kadar bile hzl i greme
yeceini gstermitir. Bu durumda kam almaz, hatta hcre iinde
oluamaz. Fare kapan gibi kam da indirgenemez lde karmaktr.
Yine fare kapan gibi onun da "ok sayda ardl kk deiimlerle" ev
rim sonusu olutuunu hayal etmek son derece zordur. Aslnda bilim
sel literatre bakldnda, kamnn Darwinci evrim sreci iinde nasl
ortaya km olabileceine ilikin ciddi aynntl bir modeli kimsenin ile
ri srmedii grlr. Byle bir modeli test etmek iin deneyler yapmak
ise kimsenin aklndan gemez. Hasl kam, Darwin'in ltn kar
layan ciddi bir adaydr. "ok sayda ardl kk deiimlerle" olumas
pek muhtemel olmayan bir sistem var elimizde.
Kamnn kkenine ilikin alternatif bir aklama var mdr? Sannn
var ve bunu grmek gerekte hi de zor deil. Lakin bunu grmek iin
biraz allmadk bir eyi yapmamz gerekiyor: Bir kural ihlal etmek zo
rundayz. Sz konusu kural aka pek dile getirilmez. Ancak Christian
de Duve, 1995'de yazd Vital Dust adl nemli eserinde bu kuraldan
sz ediyor: "Bir uyan: Bu kitap boyunca, yaamn doal bir sre oldu
unu, onun kkeni, evrimi ve insan tr de dahil tezahrlerinin, can
sz srelerde olduu gibi ayn yasalar tarafndan ynetildiini ngren
baskn kurala uymaya altm. " 3
Bilimsel dergilerde bu kurala hep uyulur, bazen ruhen ihlal edilse de
hi deilse kat zerinde ona uyulur. rnein birka yl nce Brandeis
niversitesi'nde biyoloji profesr olan David DeRosier, bakteri kams

3. C. de Duve, Vital Dust: Life asa Cosmic Imperative (New York: Basic Books:
1995), s. xv.
136 TASARIM

hakknda bir inceleme yaynlamt. Bu makalede unu dile getirdi: "Kam


, dier motorlardan ok daha fazla lde, bir insan tarafndan tasarlan
m bir makinaya benzemektedir. "4 Ayn yl Ce// dergisi "Makronolekler
Makinalar" zerine zel bir say kard (say, ubat 6, 1998). Derginin
kapanda, arka planda bir saatin (belki de Willian Paley'e ait) bulundu
u, hayvan eklinde bir protein resmedilmiti. Dergideki makaleler, "Pro
tein Makinalarnn bir Toplam Olarak Hcre", "Polinerazlar ve Replizon:
Makinalar iindeki Makinalar" ve "Splisozomun Mekanik Aralar: Motor
lar, Saatler, Yaylar ve Nesneler" gibi balklara sahipti. iindekiler sayfa
snda giri babndan u ifadeye yer verilmiti: "Makroskopik dnyayla et
kin ekilde ilgilenmek iin insanlarn icat ettikleri nakinalar gibi, protein
topluluklar da hayli dzenli ekilde alan paralan ierir."
o halde ayet kam ve dier biyokimyasal sistemlerin, "bir insan
tarafndan tasarlanm" ya da "insan tarafndan icat edilmi nakinala
ra" benzedii izlenimini bilim adamlarnda uyandrmsa, niin bu bilim
adamlar, onlarn belki de sahiden zeki bir varlk tarafndan tasarlanm
olabilecei fikrini fiilen gz nne almyorlar? Bunu yapmazlar nk
bu, kural ihlal eder. Ama bazen biri kendini neeli hissettiinde, uya
ry iplemeyip birka kural ihlal edebilir. Aslnda Darwin 's Black Box
adl kitabn da ben de tam da bunu yaptm. Darwinci evrim yerine,
hcrede bulunan indirgenemez lde karmak molekler makinalann
daha ikna edici aklamasnn, David deRosier ve Ce/1 dergisinin editr
lerinin de kavradklar gibi, onlarn tasarland -zeki bir fail tarafndan
bir amaca binaen tasarland- gr olduu ileri srdm. Tasarm
nasl kavradmza burada deinmeyeceim. Bunun iin okuyuculara
Willian Denski'nin Tle Design Inference adl kitabn neririm.s
Zeki tasarmn hayli ak bir hipotez olduunu dnmeme ramen,
kitabm pek oklarn hayrete drd ve etrafl ekilde incelendi. Tle
New York Times, Tle Washington Post, The Allentown Morning Cal/

4. D.J. DeRosier. "The Turn of the Screw: The Bacterial Flagellar Motor", Celi
93 (1998): 17-20.
5. W.A. Dembski, Tle Design nference: Eliminating Chance tlrough Small
Probabilities (Cambidge, Cambidge University Press, 1998).
ZEKi TASARIMA YNELiK BiLiMSEL ELETiRiLERi YANITLAMAK 137

gibi tm byk medya kurulular kitabm ele ald. Beklenildii gibi


herkes benimle ayn grte deildi. Gerekte benim savma karlk,
baz bilim adanlan, onlara gre zeki tasarm savn ya glgeleyen ya
da dorudan rten deneysel sonulan gsterdiler. Bu makalenin ge
ri kalan ksmnda, bu kart rnekleri ele alacam. Onlarn Darwiniz
mi desteklemediklerini, aksine zeki tasarm teoremiyle daha iyi rt
tklerini gstereceim. Bundan sonra yanllanabilirlik meselesine
eileceim.

"Evrilmi" Bir Operon


Brown niversitesi'nde hcre biyolou olan Kenneth Miller yakn
zamanda Finding Darwin 's God adl bir kitap yazd. Bu kitabnda, ben
de dahil baztlannn eletirilerine kar Darwirtlzmi savundu. Darwin 's
Black Box adl kitabm rtmeye adad bir blmde, Darwinizmin
indirgenemez lde karmaklkla baa kp kmadnn "hakiki bir
test"inin, "molekler genetiin aralarn kullanarak mevcut ok para
l bir sistemi ortadan kaldnp, evrimin onun yerini baka bir sistemle
doldurup doldurmayacan grmek" olduunu hakl olarak dile getirir. 6
Daha sonra Miller, Rochester niversitesi'nden Bany Hall'n geen yir
mi be yl boyunca, E.coli'deki laktoz-kullanm sistemininin deneysel
evrimi zerine yapt dikkatli almalarndan sz eder.
Lac operon adndaki bu sistemin nasl altna ksaca bakalm.
E.coli'nin lac operonu, laktoz adndaki eker trnn metabolizmasn
da yer alan eitli proteinleri kodlayan genleri ierir. Lac operonun per
mease adndaki bir proteini laktozu hcre zarndan ieri tar. Dier
protein de galactosidase adndaki bir enzimdir. Bu enzim laktozu iki bi
leenine, galaktoz ve glukoza aynr. Daha sonra hcre bu bileenleri
kullanr. Laktoz ortamda nadir bulunduu iin, bakteri hcresi laktoz
elde edilene dein genleri altrmaz. alma konta repressor adn
daki baka bir protein tarafndan kontrol edilir. Bu proteinin geni ope
ronunkinin hemen yanndadr. Genelde repressor lac operona balanr,

6. K.R. Miller, Finding Dawin 's God, A Scientist's Search far Common Ground
between God and Evolution (New York: Cliff Street Books, 19999, s. 145.
138 TASARIM

ona fiziksel olarak mdahalede bulunarak almasna engel olur. te


yandan doal "inducer" allolaktozun ya da yapay kimyasal inducer
IPTG'nin varlnda, repressor, inducere balanr ve operonu serbest brakr.
Bylece lac operon enzimlerinin hcre tarafindan sentezlenmesine izin verir.
Kenneth Miller, Barry Hall'n deneylerine ilikin yorumlann belirt-
tikten sonra heyecanl bir ekilde u tespitte bulunur:
"Bir an dnn: Eer yeniden evrilmi bir laktoz sisteminin ba
lantl biyokimyasal kannaklyla karlasaydk, onun tasanm
nn zekiliinden etkilenmez miydik? Laktoz dzenleyici bir zinciri
altm. Zincir bir enzimin sentezini balatr. Enzim de laktozu me
tabolizmaya katar. Bu ardl laktoz metabolizmasnn rnleri lac
permease iin geni altm. Bylece munzatam miktarda laktoz
hcreye girer. indirgenemez lde karmak. Galaktosidaz olma
sayd permeasenin ne faydas olacakt? ... Elbette hibir faydas ol
mayacakt.
"Michael Behe kulland mant dier sistemlere de uygulayp, sis
temin tasarland sonucuna varabilirdik. Onun tasarlanmadn
bilmeseydik. Onun evrildiini biliyoruz, nk onun tam da labora
tuvarda gerekletiini gzlemledik. Hi kukusuz, biyokimyasal
sistemlectn, hatta karmak ok paral olanlannn bile oluumu ev
rimle aklanabilir. Bebe yanlyor. "7
Miller'in izdii ema fena halde ve yanltc ekilde abartldr. Ger
ekte, Miller'in Darwinci cesarete bir rnek olarak gsterdii alma,
tasarm iin bir glk karmaktan ziyade Darwinizmin snrlarn ve
tasarm ihtiyacn gstermektedir.
u halde Barry Hail gerekten ne yapmt? Hail, 1970'lerin ortala
nnda laboratuvarda bakterinin geliimini inceleyerek, bir E.coli tr
retti. Bu trde lac operonun galaktosidaz enzimini kopyalayan gen
karlmt. Hail daha sonra unlan yazd:
"Laktoz permease ve glukoz ve galaktozun metabolizmasnn yolla
n da dahil laktoz metabolizmasnn dier tm ilevlectnde laktoz
hidrolizinin rnleri bozulmadan kalr, bylece laktoz kullanmnn
7, A.g.e., s. 147-7.
ZEKi TASARIMA YNELiK BiLiMSEL ELETlRlLERl YANITLAMAK 139
'

yeniden gereklemesi, yeni bir P-galactosidase ilevinin evrimi ge-


rektirir. "8
Grld gibi, Miller'in "hakiki bir test" ltnn aksine, ok
paral bir sistem "ortadan kaldnlmayp", sadece sistemin tek bir bile
eni kanlmtr. Lac permease ve repressor bozulmam halde kalr.
Dahas, greceimiz gibi, yapay inducer IPTG bakteri kltrne eklen
mi ve alternatif gizli galactosidase bozulmadan braklr.
Galactosidase olmazsa, Hall'n hcreleri, besin kayna olarak sa
dece laktozu banndran bir ortama konulduunda byyemezler. te
yandan alternatif besinlerinde bulunduu bir ortama konulduklannda
baktei kolonilei oluur. Dier besinler tkendiinde, kolonilein b
ymesi durur. Ne var ki Hail birka hafta getikten sonra baz koloni
lerde hyapnann(hyphae) yetitii gzlemledi. Hiicrelei hyphaeden
ayrdktan sonra, onlann genelde iki mutasyona sahip olduunu gz
lemledi. Bunlardan biri, "evrilmi p-galaktosidaz" ("ebg") diye adlan
dnlan bir proteini kodlayan gende yer alyor ve onun etkin bir ekilde
laktozu metabolizmaya katmasn salyordu. Ebg geni, lac operondan
uzaktaki baka bir operonda bulunuyordu ve kendi repressor proteini
nin kontrol altndayd. Hall'un bulduu dier mutasyon, ebg repres
sor proteinini kodlayan gende yer alyor ve repressorun laktoza yete
rince gl balanmasn salayarak, ebg operonun almasna imkan
veriyordu.
Farkl genlerde iki ayn mutasyonun -hibirinin tek bana hcre ge
liimine imkan tanmad9- bulunmas gerei, Hall' artt. Zira Hali,
mutasyonlann rastgele ve bamsz ekilde belirmesi ihtimalinin buna

8. B.G. Hali, "Experimental Evolution ofEbg Enzyme Provides Clues about the
Evolution of Catalysis and to Evolutinary Potential", FEMS Microbio/ogy
Letters174 (1999), 1-8.
9. B.G. Halt, "Evolution ofa Rugulated Operon in the Laboratory", Genetics
101 (1982), 335-44.
10. B.G.Hall, "Evolution ona Petri Dish, The Evolved -Galactosidase System
as a Model far Studying Acquisitive Evolution in the Laboratory", Evolu
tionay Biology, ed. M.K. Hecht, B. Watlace ve G.T. Prance (New York
Plenum Press, 1982), s. 85-150.
140 TASARIM

engel olduunu biliyordu. 10 Hall'n sonulan ve dier laboratuvarlardan


elde edilen sonular, "uyum salayc mutasyonlar" diye bilinen alanda
aratrmalarn yaplmasna yol at.11 Hali sonradan unlar yazmt:
"Uyum salayc mutasyonlar, uzun sreli, lmcl olmayan ayk
lanma srasnda, yavaa blnen ve blnmeyen hcrelerde ger
ekleen mutasyonlardr. Bu mutasyonlar, ortaya kan mutasyon
lann, hcrenin gelimesine faydal olan mutasyonlardan ibaret ol
duu ynndeki anlay bakmndan ayklanmaya meydan okuyan,
zel mutasyonlar olarak gzkmektedir. zellik meselesi tartmal
olagelmitir, nk hcre zerindeki etkilerine gre mutasyonlarn
geliigzellii hakkndaki en temel varsaymlarmz uymamakta
dr. "12
Uyum salayc mutasyonun ileyi(ler)ini imdilik bilmiyoruz. On
lar henz snflandrlrken, Miller'in yapt gibi, "mutasyonlarn gelii
gzellii hakkndaki en temel varsaymlarmza uymayan" srelerin
sonularnn Darwinci evrim lehinde olduunu belirtmek en azndan sa
mimi olmayan bir davrantr.
Uyum salayc mutasyonlarn doas bir yana, Bary Hall'n so
nularnn olduka mtevazi olduunu dnmek iin gl bir ne
den, ebg proteinlerinin -repressor ve galaktosidaz- E.coli lac protein
leriyle homolog olmas ve etkinlik srasnda o proteinlerle st ste gel
mesidir. Mutasyona uramam proteinlerin her ikisi de zaten laktoza
balanr. Laktozun mutasyona uramam ebg repressoruna balan
mas bile ebg operonunun sentezinde 100 katlk bir arta neden
olur.13 Hatta mutasyona uramam ebg galactosidase laktozu, hc
renin geliimini destekleyen "2. snf' mutant galactosidaseinkinin
yaklak %10'u orannda hidrolize edebilir.14 Bu etkinlikier E.colinin
11. P.L. Foster, "Mechanisms of Stationary Phase Mutation: A Decade of
Adaptive Mutation", Annual Review of Genetics 33 {1999): 57-88.
12. B.G. Hail, "On the Specifcity of Adaptive Mutations", Genetics 145
(1997): 39-44.
13 .Hail, "Regulated Operon".
14. HalI, "Experimental Evolution".
ZEKi TASARIMA YNELiK BiLiMSEL ELETiRiLERi YANITLAMAK 141

laktoza bal olarak gelimesi iin yeterli deildir, ama varlklar yads
namaz. Hall'n kaydettii mutasyonlar, sadece proteinlerin nceden
var olan etkinliklerini pekitirir. Profesr Hall yakn zamanda yazd
bir makalede, s lac ve ebg galaktosidaz enzimlerinin, hayli korunan
bir galaktosidaz ailesine ait olduunun alttm izdi. Bu ailenin on be
tane aktif amino asit yerinin on ayndr ve iki milyar yldan daha
uzun bir zaman nce gen kopyalanmasyla tremitir. Ebg galaktosi
dazda bulunan ve onun laktozu hidrolize etme kapasitesini arttran iki
mutasyon, ayn olmayan amino asitleri deitirerek, dier galaztosi
dazlannkine benzetir, bylece onlann aktif yerleri ayn olur. Hasl -
herhangi bir deney yaplmadan nce- ebg aktif yeri zaten dier galak
tosidazlannkinin hemen hemen bir kopyasyd ve tam kopya haline
gelerek sadece daha fazla aktifleti. Hall filogenetik analizle, bu iki mu
tasyonun, laktozu hidrolize etme kapasitesini salayan E.colideki tek
mutasyonlar olduu -yani E.colideki dier hibir proteinin, hibir mu
tasyonun bunu yapamad- sonucuna vard. Hail unlan yazmt:
"Filogenetik kantlar, ya Asp-92 ve Cys/Trp-977 bu yerlere kabul
edilebilir tek amino asitler olduunu ya da bu yerlerde dier amino
asit yer deitinnelerine yol aabilecek tek bazl yerine gemelerin
tmnn, ok zararl olduu, yle ki, bunlarn, o proteinlerin ortak
bir atadan tremesinden sonra geen iki milyar yl iinde kar tara
fa geemeyecek kadar hayli seici bir havzay oluturduunu gs
tennektedir. "16
Bu sonular Darwinci srelerin yarattctlna dair abartl iddialan pek
desteklemiyor. Kenneth Miller'in belirttuedii dier nemli bir husus da,
balangta ayn tutulan mutantlann doada laktozu kullanamamalandr -
geliim ortamnda yapay IPTG'ye gereksinim duyarlar-. Bany Hall'n
apak belirttii gibi,17 IPTG'nin yokluunda, hibir kaydadeer mutant
grlmez. Bunun nedeni laktozu hcreye tamak iin bir penneaseye
ihtiya duyuluasdr. te yandan ebg sadece galactosidase etkinliine

15. A.g.e.
16. A.g.e.
17. Hail, "Petri Dish".
142 TASARIM

sahiptir, pennease etkinliine deil. Bu yzden deneysel sistem nce


den var olan lac permeaseye dayanmak zorundayd. Lac operon allo
lactose ya da lPTG'nin yokluunda ilevsizletii iin, Hal! hcrelerin
gelimesine imkan tanyacak miktarda yapay induceri tm ortamlara
eklemeye karar vermiti. Bylece sistem yapay yoldan zeki mdaha
leyle desteklenmiti.
Miller'in kitabndaki yazlar, deneyler baladnda, laktoz sisteminin
byk lde zaten hazr bulunduu, sistemin IPTG ilavesiyle geersiz
evrelerden geirildii ve nceden mevcut alan eler almaynca siste
min almayaca gibi gerekleri gizlemektedir. Kukucu bir bak a
sndan bakldnda, Barry Hall'n hayranlk uyandrc titiz almas
nn, zeki mdahaleyle birletirilmi bir dizi miktamutasyon ierdii g
rlr. Sistemden kartlm bir enzimin etkinliinin, yalnzca mutas
yonlarla hemen hemen ayn aktif yere sahip ikinci bir homolog protein
tarafndan stlenilebildiini gsterdi; ve ancak ikinci repressor laktoza
bal bulunduunda ve ancak sistem IPTG tarafndan yapay yoldan te
tikiendiinde; ve yine ancak sistemin nceden var alan bir permeaseyi
kullanmasna izin verildiinde, bu gerekleir. Benim grme gre,
bu sonular, zeki mdahaleye gerek duyan indirgenemez lde kar
maklk ve Darwinci srelerin snrl kapasiteleri beklentileriyle tama
men uyumaktadr.

Kann Phtlamas
Zeki tasanma kar ne srlen dier bir rnek de kan phtlamas
sistemiyle ilgilidir. Kann phtlamas pek ok protein parasn gerekti
ren ok ince bir biyokimyasal olaydr. Darwin 's Black Box adl kitabmn
bir blmn kan phtlamas sistemine adadm, bunun indirgenemez
lde kannak olduunu ve dolaysyla Darwinci bak asnda uyma
dn savundum. te yandan Ulusal Bilimler Akademisi'nin yesi, say
gn biyokimyac ve kan phtlamas zerine uzman biri olan Russell Do
olittle, bana katlmad. 1997'de Bostan Review'de yazd bir makalede,
kan phtlamas sisteminde yer alan proteinlerin benzerliini ele alrken,
"yeni proteinleri kodlayacak genlerin eski proteinleri kodlayan genlerden
ZEKi TASARIMA YNELiK BiLiMSEL ELETiRiLERi YANITLAMAK 143

gen kopyalanmas yoluyla elde edildiini" belirtti.18 Doolittle'nin gen


kopyalanmasn ileri sr, kitabm inceleyen pek ok bilim adam ta
rafndan da tekrarland. Ancak bu yaygn bir kankl/; yanstmaktadr.
Benzer dizilimlere sahip genler sadece ortak bir kkeni iaret eder, evri
min ileyiinden sz etmez. Bu nokta benim savm asndan ok nem
lidir ve "ortak kken kant doal ayk/anmann kant rfeildit' vurgusu
nu tar. Organizmalar veya proteinler arasndaki benzerlikler, deiimle
tremenin kantdr, evrimin deil. te yandan doal ayklanma evrimin
nasl gereklemi olabileceine -onun ileyiine- dair ne srlen bir
aklamadr ve dolaysyla eer mesele rtbas edilmeyecekse baka ka
ntlarla desteklenmelidir.
Daha sonra Doolittle, "Fibrinogen eksiklii fareyiplasminogen ek
sikliinin pleiotropik sonularndan kurtarr" adl bir makale yazd. 9
Ksaca aklamak gerekirse, fbrinogen pht maddesinin kaynadr;
plasminogen ise phty bozan proteindir." Doolittle unlar yazmt:
"Son zamanlarda plaminogen [sic] geni fareden karld ve bekle
nildii gibi fare, phtlama olaynda glkler yaad, nk fibrin
phtlan tenizlenememitir. Bundan ksa bir sre sonra, ayn ara
tnuaclar baka bir fareden fibrinogen genini kardlar. Yine bekle
nildii gibi, fare hastaland, geri bu sefer sorun kanamayd. Ve bu
iki kare iftletirildiinde ne oldu dersiniz? Her iki genden de yok
sun olan yavru fare nonualdi! ndirgenemez lde kanuaklk id
dialarnn aksine, tm protein kompleksine gerek yoktur. Mzik ve
ahenk kk bir orkestradan kabili r."20
Burada kast edilen sav, daha basit bir phtlama sisteminin plasmi
nogen ve fibrinogen gibi elerden yoksun olabilecei ve belki gen kop
yalanmas yoluyla modem phtlama sistemine doru evrilebileceidir.

18. R.F. Doolittle, "A Delicate Balance", Boston Review, ubat/Mart 1997, s.
28-9.
19. T.H. Bugge, K.W. Kombrinck, M.J. Flick, C.C. Daugberty, M.J. Danton ve
J.L. Degen, "Loss of Fibrinogen Rescues Mice from the Pleiotropic Effects
of Plasminogen Defciency", Cell 87 (1996): 709-19.
20. Doolittle, "Delicate Balance".
144 TASARIM

te yandan bu yorum Bugge ve arkadalannm dikkatlice okunduunu


gstermiyor.2
Bugge ve arkadalan, makalelerinde, farede plasminogen eksiklii
nin lm, lser, iddetli tromboz ve yaralarn iyilemesinin gecikmesi
gibi ok sayda soruna yol aabileceini belirtiyorlar. te yandan fibri
nogen eksiklii phtlamann gereklememesi, sk sk kanama ve ha
milelik srasnda diilerin lmesiyle sonulanr. Bugge ve arkadalannm
altn izdii nokta, eer iki eksik zincir aprazlanrsa, ortaya kan
plasminogen ve fbrinogen eksikliinin, yavru fareyi, sadece plasmino
genden yoksun farenin yakaland hastalklann oundan kurtaraca
dr. Makalenin bal farenin baz lmcl sonulardan "kurtulduu
nu" vurgulad iin, insan, yanlarak, iki genden yoksun farenin nor
mal olduu izlenimine kaplyor. Normal deildir. Bugge ve arkadala
rnn zet ksmda belirttikleri gibi, "plasminogen ve fibrinogenden yok
sun fare sadece fbrinogenden yoksun fareden fenotip adan ayrt edi
lemez. " 22 Baka bir deyile, iki genden yoksun fare, sadece fibrinogen
den yoksun olan farenin sahip olduu tm sorunlara sahiptir: Pht
oluturamazlar, kanama geirirler, hamile diiler lr. 23 Bunlar kuku
suz evrimsel ara yaplan sunmazlar.
Muhtemel aklama aktr. Sadece plasminogenden yoksun farenin
patalojik hastalk belirtilerine akas temizlenmemi phtlar yol aar.
Lakin fbrinogenden yoksun fare pht oluturamaz. Dolaysyla temiz
lenmemi phtlardan kaynaklanan sorunlar gerek fbrinogenden yok
sun farede gerekse hem fbrinogen hem de plasminogenden yoksun fa
rede gzkmez. Yine de fbrinogenden yoksun farede gzken phtla
ma eksikliine elik eden ciddi sorunlar her ikl genden de yoksun fare
de ortaya kmaya devam eder. Hamile diiler yine lr.

21. Bugge ve arkadalar., "Loss".


22. A.g.e.
23. T.T. Suh, K. Holmback, N.J. )ensen, C.C. Daugherty, K.Small, D.I. Siman,
s. Potter ve J.L. Degen, "Resolution of Spontaneous Bleeding Events but
Failure of Pregnancy in Fibrinogen-Deficient Mice", Genes and Deve!op
ment 9 (1995): 2020-33.
ZEKi TASARIMA YNELiK BiLiMSEL ELETiRiLERi YANITLAMAK 145

te yandan indirgenemez lde karmaklk konusuyla ilgili


nemli nokta, her iki genden de yoksun farenin daha basit ama hala
alan bir phtlama sistemine sahip olmamasdr. Sz konusu ilevsel
bir phtlama sistemine sahip deildir. Bu kan phtlamasnn Darwin
ci evriminin kant deildir. Dolaysyla sistemin indirgenemez lde
karmak olduuna dair benim savm bu rnekle rtlmemektedir.
Ayn laboratuvann yapt dier bir alma, kan phtlamas siste
minin indirgenemez lde karmak olduu gryle uyumaktadr.
Doku faktr ve prothrombin adl dier phttlama elerirtl kodlayan
genlerin "kanld" farelerle yaplan deneyler, bu elerin phtlama
iin gerekli olduunu ve yokluklannda organizmann ciddi lde so
run yaadn gstermitir.24

Yanllanabilirlik
imdi de yanllanabilirlik konusunu ele alalm. ncelikle belirtme
liyim ki, ou bilim felsefecisi yan!lanabilirlii, geerli bir bilimsel te
oremin zorunlu bir zellii olarak grmez. Ne var ki. yanllanabilirlik
hesaba katlmas gereken nemli bir faktrdr, nk. bir teoremin ger
ek dnyayla irtibat kurularak yanl olduunun gsterilebildiini bil
mek sevindiricidir.
Zeki tasanma kar sk sk yaplan sulama onun yanllanamaz ya
da test edilemez olduudur. rnein, Ulusal Bilimler Akademisi yakn
zamanda kard, Science and Creationism adl bir kitapkta unu
yazyor: "Zeki tasanm...bilim deildir, nk bilimsel metotlarla test

24. T.H. Bugge, Q. Xiao, K.W. Kombrinck, M.J. Flick, K. Holmback, M.J. Dan
ton, M.C. Colbert, D.P. Witte, K. Fujikawa, E.W. Davie ve J.L. Degene, "Fa
tal Embryonic Bleeding Events in Mice Lacking Tissue Factor, the Cell-As
sociated Initiator of Blood Coagulation", Proceedings of the National Aca
demy of Sciences of the United StEtes of America 9:, (1996): 6258-63:
W.Y. Sun, D .P. Witte, J.L. Degen, M.C. Colbert, M.C. Burkart, K. Holmback,
Q. Xiao, T.H. Bugge ve S.J. Degen, "Prothrombin Deficiency Results in
Embryonic and Neonatal Lethality in Mice", Proceedings of the Nadonal
Academy of Sciences of the United StEtes pf America 95 (1998): 7597-
760 2.
146 TASARIM

edilemiyor. "25 Bu iddia, imdiye kadar dile getirdiim eletirilerle eli


mektedir. Akas, Russell Doolittle ve Kenneth Miller, zeki tasanm
rtme maksatl bilimsel savlan savunmulard. Eer Bugge ve arka
dalannn elde ettikleri sonular,26 Doolittle'nin bata dnd gibi
ksayd ya da Barry Hall'nalmas, Miller'in ifade ettiini sahiden
gsterseydi, onlar, indirgenemez lde karmakla dair savlanmn
ciddi bir darbe aldna inanacaklard.
Her iki durum ayn anda geerli olamaz. Bir kimse hem zeki tasan
mm yanllanamaz (ya da test edilemez) olduunu hem de onun aley
hinde kantlann bulunduunu syleyemez. O ya yanllanamazdr ve
deneysel sulamann tesinde huzur iindedir ya da gzlemlerimiz te
melinde eletirilebilir ve dolaysyla test edilebilir zellie sahiptir. Ele
tirel inceleme yapanlann zeki tasarma kar savlar (bilimsel olsun ya da
olmasn) gelitirmesi gerei, zeki tasarmn aslnda yanllanabilir ol
duunu gstermektedir. stelik, zeki tasann, Miller ve Doolittle'nin
iaret ettikleri dpedz laboratuvar deneyleriyle yanllanabilmeye son
derece aktr.
imdi madalyonun br yzne bakp, soralm: Belli bir biyokim
yasal sistemin Darwinci bir srele olutuu iddias nasl yanllana
bilir? Kennetl Miller, doal ayklanmann indirgenemez lde kar
maklk retme kapasitesini lmek iin bir "test" ne srmt. Da
ha sonra zeki tasarmn testten getiini ve kukuya yer brakmaya
cak ekilde yanllandn ilan etmiti. Ancak eer E.coli, benim ke
sinkes grdm gibi, laktoz-sistemi "test"inden geemezse, Miller,
Darwinizmin yanllandn dnecek miydi? Elbette hayr. Barry
Hall'n yanl bakteri tryle deneye baladn ya da yanl seici
basky kullandn veya buna benzer eyleri syleyecekti. Hasl an
lalan onun "testi" Darwinizmin bir testi deildir; o yalnzca zeki ta
saom test etmitir.

25 National Academy of Sciences, Science and Creationism: A View from the


National Academy of Sciences (Waashington, D.C.: National Academy
Press, 999), s. 25.
26. Bugge ve arkadalar., "Loss".
ZEKi TASARIMA YNELiK BiLiMSEL ELETiRiLERi YANITLAMAK 147

Ayn tek tarafl testi Russell Doolittle da kullanmt. Bugge ve ar


kadalarnn sonularn zeki tasarma kar kullanmt. Ancak sonu
larn onun bata dndnn aksini gsterdii an!atlnca, profesr
Doolittle Darwinizmden vazgemedi.
O halde grnen o ki, bazlarnn dndklerinin aksine, zeki ta
sann en azndan tarttmz noktalar temelinde yanllanabilmeye
hayli aktr. te yandan Darwinizm yanllanabilmeye olduka kapal
grnmektedir. Bunun nedeni, belli bir biyokimyasal sisteme, diyelim
bakteri kamsna ilikin ikl grn temel savlan incelendiinde anla
labilir. Zeki tasarmn sav, "zeka ienneyen bir srecin bu sistemi
retemeyecei"dir. Darwinizmin sav ise, "zeka ienneyen bir srecin
bu sistemi retebilecei"dir. llk sav yanllamak iin, en azndan zeka
ienneyen bir srecin sistemi retebildiini gstennek yeterlidir. kinci
sav yanllamak iin, sistemin, potansiyel olarak sonsuz saydaki zeka
iermeyen olas srelerden herhangi biriyle oluam;yacan gster
mek gerekir ki, bunu yapmak fiilen imkanszdr.
Fillen yanllanamayan bir teoremi kabul etmenin tehlikesi, bilimin,
sz konusu inancn gereklie tekabl edip etmediine .arar vennek iin
hibir yola sahip olmaydr. Bilim tarihi iinde, bilim camias, evrensel
esir maddesi gibi aslnda doru ve gerek olmayan pek ok eye inan
mtr. Bu inanlar snamann bir yolu olmasayd, bilimin ilerleyii
nemli lde ve olumsuz bir ekilde bundan etkilenirdi. Bizim rnei
mizde, Darwinizmin kapsaml savlan gerekten doru deilse, onun
yanllanamazl bilimin baarszla uramasna yol aar ki, ben de
atna inanyorum.
u halde ne yaplabilir? Cevabn, yanllanamaz bir teoremi hi ele al
mamak olduunu dnmyorum. Hereyden nce, her ne kadar yan
llanamaz olsa da, Darwinizmin savlan potansiyel olarak mspet bir e
kilde kantlanabilir. rnein, eer baz bilim adanlan, Darwinci sreler
le bir kamnn (ya da onunla eit lde kannak baka bir sistemin)
retildiini gsteren bir deney yaparsa, o zaman Darwinci sav onaylan
m olur. Sorun sadece olumsuz sonular nezdinde ortaya kmaktadr.
eitli admlarn tarif edilebileceini dnyorum. ncelikle, bir te
oremin ne zaman yanllanamaz olduunun farkna vannak -bilincinde
148 TASARIM

olmak- gerekir. kincisi, yanllanamaz bir teoremin savunucusunun, te


oremin savlarn mspet ekilde kantlamak iin olabildiince aba sarf
etmelidir. ncs, Darwin'in "ok sayda ardl kk deiimlerle
muhtemelen olumam herhangi bir karmak organn varl kantla
nrsa, benim teoremim kesinkes geersizleir" eklindeki ltnn,
"eer ok sayda ardl kk deiimlerle byk olaslkla olumam,
karmak bir organ varsa ve eer onun ya da ona benzer yaplarn by
le oluabileceini gsteren hibir deney yoksa, o zaman herhalde bizler
yanl kapy alyomzdur. O HALDE GELN BAZI KURALLARI GNE
YELM!" eklinde gevetilmesi gerekir.
Elbette insanlar hangi noktada kurallarn ineneceine karar ver
mekte farkl eilimlere sahip olabilirler. Ancak en azndan realist bir l
tle yanllanamazla kar bir kant elde edilebilir. En azndan ondan
sonra Doolittle ve Miller gibi insanlar, dndklerinin aksini gsteren
bir deneyi dile getirdiklerinde risk altna girmi olurlar. En azndan on
dan sonra bilim yanllanamazlk alkanlndan kurtulup, yeni dn
celeri tasavvur edebilir.
Stephen C. Meyer

Zeki Tasarmn Bilimsel Konusu

Naturalist Olan Kken Teoremleriyle Olmayan Kken Teoremleri


Arasndaki Metodolojik Denklik
Trlerin Kkeni boyunca Darwin, kabul edilen "yaratl teore
mi"nin bilimsel konumuna srekli kar kar. Yaratl rakiplerini, sk
sk sular, sadece kesin bilimsel verilere dayal aklamalarda buluna
madklan iin deil, aynca bilimsel aklama sunmay baaramadklan
iin. Aslnda Darwin'in deiimle, tremeyle ilgili baz savlan, zel ya
ratltlann bilmedikleri, baz yeni kefedilmi gereklere deil, fosil di
zisi, homoloji ve biyocorafik dalm gibi, pek ok yaratly ne a
rtm ne de zor duruma sokmu, ancak Darwin'e gre, yaratllann
yerli yerinde bilimsel yolla aklayamadklan olgulara dayanyordu_!
Darwin'in eletiride bulunurken sorgulad husus, o zamanki yaratl

1. Sz gelimi Louis Agassiz gibi yarattltlar, fosil kaytlannda stratigrafik ko


londa yukan doru ktldka grlen, artan karmaklktaki organizmalarn
silsilesini aklamak iin ardtl (zaman iinde kopuk) yarattn edimleri kavra
mn benimsemilerdir.
150 TASAR iM

teoremlein modern bir deyile "ampik yeterlilii" deil, daha ziyade


yaratl programn metodolojik (ve dolaysyla bilimsel) geerliliiydi.
Bylece Darwin, "lakin bu bilimsel bir aklama deildir" diyerek homo
lojinin yaratl aklamasn gzard etmiti.2
Darwin'in yaratlln geerliliini reddetmesinin altnda, on
dan nceki naturalistlein sahip olduundan bsbtn farkl bir bilim
anlay yatar. 3 Darwin'in yaratl ve ideliast raklpleine saldnlan,
yeni yeni beliren bir pozitivist4 "episteme"i ksmen ifade ediyor ve

Homoloji eitli organizmalarn yapsal zelliklerinde gzlemlenen benzerlik


tir. rnein, yarasa, yunusbal, kstebek ve insan be ulu ekleme sahip
tir. Darwin bu tr benzerliklerin bu organizmalarn her birinin ortak bir ata
dan geldikleri gereini yanstta inanyordu. te yandan Louis Agassiz ve
Richard Owen gibi yarattlt ve idealist biyologlar bu benzerliklerin bir Ya
ratatcnn ayn tasann plann kullanmaktan kaynaklandn dnmekte
dirler.
Biyocoraf dalm, corafi bir blgede organizmalann dalm ekli demek
tir. Dawin, organizmalarn corafi dalm eklinin, onlarn ortak bir atadan
geldiklerini gsterdiine inanyordu, Danvin, Galapagos adalarndaki ispi
nozlarn gaga bykl ve ekli gibi eitli fiziksel zellikler bakmnda ser
giledikleri farklllklarn derecesinin farkl trler arasndaki mesafelerle ilikili
olduunu kaydetmiti. Onun bu sav ou biyoloun ispinozlarn sahiden
ortak bir atadan geldiine inanmalarn salamt. Darwin'in gzlemleri, tr
lerin mutlak sabitliine inanan 19. yzyl biyologlarna meydan okumusa
da, snrl lde baz deiimlerin olabileceine inanan ve farkl corafi bl
gelerde ayn yaratl olaylarn ne sren yaratl biyologlar zor duruma
sokmu deildir. Bkz. W.M. Ho, Methodological Issues in Evolutionary The
oy (Ph.D. diss., University ofOxford, Oxford, England, 1965), s. 8-68.
2. Charles Danvin, The Origin ofSpecies by Means ofNatura! Selection (1859,
yeni bask, Harmondsworth: Pneguin Books, 1984), s. 334: N.C. Gillespie,
Charles Danvin and the Problem with Creation (Chicago: University of Chi
cago Press, 1979), s. 67-81.
3. Gillespie, Danvin, s. 1-18, 41-66, 146-56.
4. Burada kullanlan "pozitivizm" kavram, 1920'lerden sonra ortaya kan,
A.J. Ayer ve Viyana evresinin "mantksal pozitivizm"i deil, 19. yzyln
byk bir blmnde bilim adamlarn etkilemi genel bir pozitivizrridir. Bir
bilim felsefesi olarak 9. yzyl pozitivizmi Auguste Comte ile ilikilendirilir.
Gillespie (Danvin, s. 41-66, z!. 54, 167) ve Darwin'in pek ok defteri ve
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU ISI

yerletiriyordu. Bu syleme gre, "ilahi takdir"in ya da "yaratl pla


n"nn kantlanamaz fiillerinin beyan, teoremlerin bilim d diye nite
lendirilmesine giderek daha ok hizmet etmektedir. Bu ekilde teoloji
nin bilimden aynlmas ve bunun temelinde bilimin yeniden tanmlan
mas, bir savlamadan ziyade tm bilimsel teoremlerin ayrt edici zel
likierine dair rtk bir varsaymla hakl kanlmtr. Sz konusu zel
liklerin dpedz bilimsel (yani pozitivist) tarafn teoremlerini istenme
yen metafizik ya da teolojik inanlardan ayrt edebilecei farzediliyor
du. Nitekim gerek Trlerin Kken'nde gerekse sonraki yazlannda
Darwin, yaratl teoremleri doalan gerei "bilim d" diye nitelen
dirmek iin adamakll bilimsel bir teoremin nelerden olutuuna ilikin
bir dizi fikir ileri srd. Darwin'e gre, prensipte yarattlln geer
sizlii, onun aratrma metodundaki hatalarla kantlanabilirdi. Bu ha
talar arasnda, doa yasalanna gnderme yaparak aklamada buluna
mamas5 ve zihin, ama ve "yaratl plan" gibi gzlemlenemez ne
denleri ve aklayc unsurlan nermesi yer alyordu. 6

mektubunun (rnein, Asa Gray ve Charles Lyell'e gnderdii Temmuz 20,


1856 ve Austos 2, 1861 tarihli mektuplar, srasyla,!'. Darwin ve A.C. Se
ward, ed. More Letters of Charles Darvin [Landon, Joln Murray, 1903]: 1,
190), gsterdii gibi Darwin'in bilim anlay Comte'den etkilenmisti. Dar
win, gerek bilimin Tann'ya referanslarn (teolOjik evre) ve gzlemlenemez
varlklarn (metafizik evre) dnda ilerlemelidir ve yasalara indirgenebilecek
gzlemlenebilir olgulara dayanmaldr (pozitif bilim). Dolaysyla Darwin'i
pozitivist diye nitelendirmek anakronik olmaz.
5. Darwin belirttii gibi, "Her bir trn ayn yaratld ynndeki sradan gr
erevesinde bu olgularn hibirinin - bilimsel bir aklamasn elde edemeyiz.
Yaratcnn, dnyann gemi ve imdiki sakinlerinin belli bir dzende [fosil
silsilesi] ve belli blgelerde [corafi dalm] ortaya kmalann emrettiini; en
srad benzerlikleri [homoloji] onlara verdiini ve altgruplar ieren gruplar
halinde anlan snflandrdn syleyebiliriz sadece. Ama bu sylem bize ye
ni bilgi sunmaz; bu ekilde olgular ve yasalar ilikilendiremeyiz; hibir eyi
aklayamayz." Alnt iin bkz. Gillespie, Darwin, s. 76, vurgular benim.
6. Darwin, Origin, s. 201,430,453; V. Kavalovski, The Vera Cause Principle,
A Historico-Philosophical Study ofa Meta-Theoretical Concept /rom Newton
through Darwin (Ph.diss, University of Chicago, Chicago, Illinois, 1974), s.
104-29.
152 TASARIM

Darwinizmin sonraki savunucular bu stratejiyi genilettiler.7 20.


asr boyunca, naturalist kkenli olamayan herhangi bir teoremin mey
dan okumasna kar naturalist evrim teoremlerini savunmaya alan
lar, bilimsel pratiin eitli normlarna sk sk bavurdular. Bu normlar,
tipik ekilde bilim felsefesinden, zellikle mantk pozitivistlerden ve
yeni pozitivistlerden (Sr Kari Popper ve carHempel gibi) devirilmi
ti. Hem geerliliin pozitivist lt ve yanllanabilirliin yeni poziti
vist ltleri hem de yasa benzeri aklama, tm yaratl teoremlerini
hatta zeki tasann teoremlerini de deerlendirip hatal bulmak iin kul
lanlan "snr lt" ya da metodolojik mihenk ta ilevini grd. Bu
teoremler, pek ok felsefi ve metodolojik temelde "tanm gerei bilim d
" diye ilan edildi.

7. M. Ruse, Danvnism Defended: A Guide to the Evolution Controversies (Lon


don, Addison-Wesley, 1982), s. 59, 131-40, 322-24: M. Ruse, "CreationSci
ence s Not Science", Science, Technology and Human Values 7, no.40
(1982), 72-78: M.Ruse, "A Philosopher"s Day in Court, Butlt Is Science? The
Philosophical Question in the Creation/Evolution Controversy, ed. M.Ruse
(Buffalo. N.Y., Prometheus Books, 1988), s. 13-38; M.Ruse, "Witness Testi
mony Sheet, McLean v. Arkansas", Science?, s. 287-306, zl.301; M.Ruse,
"They're Here! Bookwatch Reviews 2, no.1 (1989): 4: M.Ruse, "Danvinism:
Philosophical Preference, Scientific and Good ResearchStrategy", Danvinism:
Sciece or Philosophy, ed. J.Buell ve V.Heam (Richardson, Tex.: Foundation
for Thought and Ethics. 19949: S.J. Gould, "Genesis and Geology", Sceince
and Creatioism, ed.A.Montagu (New York: Oxford University Press, 1984, s.
126-35); G.S. Stent, "Scientifc Creationism: Nemesis ofSociobiology", Mon
tagu, Science, s. 136-41; R.Root-Bernstein, "On Defning aScientific Theoy:
Creationism Considered", Montagu, Science, s. 64-94: P.L.Quinn, "The Philo
sopher ofScience as Expert Witness", Ruse, Science?, s. 367-86; L.Laudan,
"Science at the Bar- Causes far Concern", Ruse, Science?, s. 351-55. A.D.Kli
ne, "Theories, Facts and Gods, Philosophical Aspects of the Creation-Evoluti
on Controversy", Did the Devil Make Darwin Do lt?Ed.D.B.Wilson (Ames: Io
wa State University Press, 1983), s. 37-44; D.J.Futuyma, Science onTrial:
The Case far Evo/ution (New York, Pantheon Books, 1983), s. 161-74: G.
Skoog, "A Vicw from the Past", Bookwatch Reviews 2 (1989): 1-2: S.J. Go
uld, "Evolution as Fact and Theory", Montagu,Science, s. 118-21; P.Kitcher,
Abusing Science: The Case against Creationism (Cambridge: MIT Press,
1982), s. 45-54, 126-27, 175-76.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 153

Evrimci biyologlarn, snr lt savlarn -yani, bilimi yalanc bi


limden, metafizikten ve dinden ayrt etmek iin ileri srlen savlar- kul
lanm, bilim felsefesinin bak asndan hem ironik hem de sorunludur.
Naturalist olmayan kken teoremlerine kar kullanlan snr ltlerinin
ounun, eit lde, naturalist evrimci teoremlere kar da kullanlabi
leceinden dolay ironiktir. Aslnda halihazrda mevcut bir literatr kl
liyat, yeni Darwinizmin, onun kendine zg olaslksal ve tarihsel bo
yutlaryla birlikte, eitli bilimsel kavramlar kstasnda bilimsel olup ol
madn sorgulamaya adanmtr.8 Bazlar evrimci biyoloji iinde hika
yesel aklamann kullanlmasnn doa yasalanna sk bir ballktan
kopuu ierip iermediini merak etmitir. Dierleri, yeni Darwinizmin
yanllanabilir olup olmadn ya da geerli veya reskli tahminlerde bu
lunup bulunmadn sorgulamtr. 1974'de, Sr Kari l'opper, yeni Dar
winci evrim teoreminin "test edilemez" olduunu ilan etti ve onu "me
tafiziksel bir aratrma program" olarak snflandrd. Daha sonra bu ka
nsn dzeltti, ancak bunu, yanllanabilirlik kavramn, bilimsel konu
mun iareti olarak "prensipte yanllanabilirlik" eklinde daha zayf bir
kavrama izin verecek ekilde esnekletirdikten sonra yapt.
Kkenler meselesini neticelendinmek iin snr ltnn kullanl
mas aynca sorunludur, nk snr belirtme abas artk itibar gnme
mektedir. Gerek bilimi sahte bilimden aynmak iin bir dizi gerek ve ye
ter artlan salayan metodolojik "sabitler" tayin etme abalan baar
szlkla sonulanmtr.9 Artk ou bilim felsefecisi, ne dorulanabilir
lik ne test edilebilirlik (yanllanabilirlik) ne de yasa benzeri aklama
larn (ya da baka ltlerin) kullanlmasnn bilimsel pratii tanmla
maya yetmediini kabul etmektedir.o

8. M.Scriven, "Explanation and Prediction in Evolutionay Theory", Science


130 (1959): s. 477-82: P.T. Suaunders ve M.W. Ho, s Neo-Darwinism
Falsifable?-And Does it Matter?" Nature and System 4 (1982): 179-96:
K. Popper, UnendingQuest (Landon: William Collins and Sons, 1974), s.
167-75.
9. L.Laudan, "The Demise of the Dernarcation Problem", Ruse, Science?, s.
337-50.
10. A.g.e.
154 TASARIM

Yine de bilimi neyin oluturduu ya da oluturmad ynndeki


felsefi savlar, biyologlan, biyolojik ekil ve yapnn kkenine ilikin
alternatif bilimsel aklamalann (naturalist veya materyalist olmayan)
olmadna ve olamayacana inandrmakta kilit rol oynamaya devam
etmektedir. Gerekte, snr ltleri, modern biyologlar tarafindan, ze
ki tasarmn biyolojik kkenlerin teoremi olma imkann bertaraf et
mek iin kullanlmaya devam edilmektedir, 11
Bu makale, zeki tasarmn bilimsel konumuna kar ne srlen
prensipteki durumu ele alacaktr. Naturalist evrim teoremlerin bilimsel
statsn, zeki tasann, zel yaratl, ilerlemeci yaratl ve teist evrim
gibi naturalist olmayan teoremlerden ayrmann aralar olarak geliti
rilen eitli metodolojik ltleri ele alacaz. Metodolojik temellere da
yanlarak a priori bilimsel konum ayrmlannda bulunma abalarnn
kanlmaz ekilde baarszlkla sonulandn ve bunun yerine, k
kenlere iki rakip kapsaml yaklamn arasnda genel bir metot denkii
inin bulunduunu savunacam. Bunu yaparken, bilimsel bir zeki ta
sarm teoremi kuramsallatmlabilir mi ve Ruse, Stent, Gould ve dier
lerinin (en azndan bilimsel yaratclk balamnda) savunduktan gibi,
metodolojik itirazlar bu imkan prensipte "kendi kendiyle elien sa
malk" yapar m trnden spesifik sorular aydnlatmaya alaca
m.12 Bu makalede, biyolojik yap ve karmakln kkeninin akla
mas olarak zeki bir failin (ilahi olsun ya da olmasn) etkin nedensel
eylemini savunan teoremleri, ayn aklama iin srf naturalist srele
re bavuran teoremleri (Darwin'in deiimle treme teoremi gibi) bir-

11. Ruse, Danvinism, s. 59, 31-40, 322-24; Ruse, "Creation Science", s. 72-
78; Ruse, "Philosopher's Day", s. 13-38; Ruse, "Witness", s. 287-
306.zl. 301; Ruse, "They're Here!"; Ruse, "Darwinism", s. 21-28; Stent.
"Scientific Creationism", s. 136-41: Root-Bemstein, "Creationism Consi
dered", s. 64-94; Quinn, "Phi!osopher", s. 367-85; Laudan, "Science";
Kline, "Theories", s. 37-44; Futuyma, Science, s. 161-74; Skoog, "View",
s. 1-2; Gould, "Evolution", s. 118-21; Kitcher, Abusing Science, s. 45-54,
126-7, 175-76.
12. Ruse, "Creation Science", s. 322-24; Stent, "Scientifc Creationism", s.
137, Gould, "Evolution", s. 118.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU. ss
birinden ayrmak iin elverili bir ksaltma olarak "tasann" ve "tre
me" kelimelerini kullanacam. 13
Bu arada, okuyacanz makale, zeki tasarmn bilimsel ve medo
lojik geerliliini savunmak suretiyle, ne pek ok 19. yzyl biyolou
nun amprik adan yetersiz biyolojisini ve trlerin mutlak sabitliine
olan inanlarn iyiletirme ne de modern-gen yeryz jeolojisini
onaylama niyeti tamamaktadr. nnzdeki analiz, yukanda tanm
land gibi "tasanm"n prensipteki metodolojik geerliliiyle ilgilidir.
Baka amprik savlar gelitirme sreci iinde zeki tasarma bavurabi
lecek spesifik teoremlerin amprik yeterlilii bu makalenin kapsam d
ndadr.
Naturalist treme ile zeki tasanmn metodolojik denklii, aama
iinde savla ileri srlecektir. Birincisi, bilim felsefesi iinde snr l
t savlannn baanszlnn nedenleri, genel olarak incelenip, yeni
den dile getirilecektir. Bu inceleme, tasann ve tremenin bilimsel ko
numunu ayrma abalannn ncelikie felsefi temellerde pheyle kar
lanacan ileri srecek. ikincisi, sray, tasanma kar kullanlagelen
spesifik snr lt savlannn ele alnmas izleyecek. Bu savlann, ka
bul edilen doru bilimsel pratiin eitli zelliklerine gre tasann ve t
reme arasnda bir denkliin bulunduunu iaret edecek ekilde boa
kt gsterilecektir. Baka bir deyile, farkl snr ltleri tarafsz bir
ekilde uyguland takdirde, zeki tasann ve tremenin bu ltleri eit
derecede karlayabildii veya karlayamad ortaya konulacaktr.

13. Bu aynn yaparken, eitli teist evctm teoremlerini bilim d bularak dla
myorum -tam tersi geerli-. Bu teoremler ierik bakmnda eitlilik arz eder
ve tasarm ya da treme teoremleri diye snflandnlmalan ok daha zor ola
bilir. Yine de u snflandnna yardmc olabilir. Aklamas atlarnn par
as olarak ilahi failin nedensel glerine bavuran (yani, Tann'nn bir e
kilde evrim srecini ynettiini savunan) teoremler makul ekilde tasarm
teoremleri olarak grlebilir. te yandan aklama atlarnda Tann'ya ba
vunnayan {yani Tann'nn hibir surette evrim srecini ynetmediini, en
fazla tespit edilemeyen bir yolla doa yasalann desteklediini savunan) te
ist evrim teoremleri ilevsel adan naturalist diye tanmlanabilir ve dolay
syla treme teoremi diye saylabilirler.
156 TASARIM

ncs, tasann ve treme, tarihsel aratrmann mantksal ve meto


dolojik nitelii hakknda yaplan son almalarn nda kyaslana
caktr. Bu inceleme de, gerek tasann gerekse treme taraftarlarnn kul
landklar aratrma biiminin dier pek ok tarihsel disiplinde kullan
lanlara yakndan benzedii gsterilecektir. Bylece tasann ve treme
arasnda daha esasl bir metodolojik denklik, tarih bilimlerinin meto
dolojik adan incelenmesinin sonucunda ortaya kacaktr.

1. Blm, Snr lt Savlarnn Genel Baarszl


Biyologlar ve dierleri, tasanmn "bilimsel bir aba olarak asla d
nlemeyeceini" gstermek iin,4 tasanmn bilimsel metot ya da
pratiin kesin nesnel ltlerine uymadn belirtmilerdir. Ksaca, bi
yologlar, kkenlere bilimsel bir yaklam (!remeyi), bilimsel olmad
kabul edilen yaklamdan (tasanmdan) ayrmak iin snr lt savla
nn kullanmlardr. Bu savlarda kullanlan belli bir ltn incelenme
si bu makalenin ilk blmnn kapsam iinde yer almasa da, genel s
nr lt pratii bizleri ilgilendirmektedir.
Bilim felsefesinin bak asndan bakldnda, snr lt savlannn
kullanm genelde sorunludur. Gerek bilimi sahte bilimden ayrmak iin
gerek ve yeter koullar kmesini salayan metodolojik "sabitler"i bulma
abalan tarih boyunca fiyaskoyla sonulanmtr. s stelik, en yakn za
manl snr lt savlarnn ou, mantksal pozitivizm diye bilinen bir
bilim felsefesinin etkisini yanstan, bir bilim anlayn varsaymaktadr.
Ne var ki 1950'lerden itibaren, bilim felsefecileri ileride ele alacamz
gayet makul nedenlerden dolay pozitivizmi reddetmilerdir. Sonuta, s
nr lt giriimi bilim felsefecileri arasnda genelde itibar grmemitir.
Bilim felsefecisi Larry Laudan, "Snr Sorununun Sonu" adl makale
sinde, bilim tarihi boyunca bilimi bilim dndan ayrmak iin gelitiril
mi farkl esaslarn ksa ama titiz bir incelemesini yapt.6 Laudan, bu

14. James Elbert at la., Science and Creationism: A View !rom the National Aca
demy ofScience (Washington, DL National Academy Press, 1987), s. 8.
s. Laudan, "Demise", s. 337-50.
16. A.g.e.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 157

tr ilk esaslarn bilimsel bilgiye ilikin kesinliin derecesiyle ilgili oldu


unun kaydeder. Bilimin bilim dndan ayrlabileceine, nk bilimin
kesinlik retirken, felsefe gibi dier aratrma trlerinin fikir rettiine
inanlyordu. Ne var ki snr ltne ynelik bu yaklam, bilim adan
lan ve felsefecilerin bilimsel disiplinlerin ve teoremlerin yanllanabilir
yapsn yava yava fark etmeleriyle birlikte glklerle kartlat. Ma
tematikilerden farkl olarak, bilim adamlar teoremlerini ispatlamak iin
kat mantksal kantlan (tmdengelimsel deliller) pek sunmazlar. Bunun
yerine bilimsel savlar, hi birinin kesinlik dourmad, tmevanmsal
kann ile tahmin edici testi genelde kullanr. Owen Gingerich'in de ne
srd gibi, Galileo'nun Vatikan'la elikiye dmesinin balca nede
ni, Galileo'nun skolastik tmdengelimsel kesinliin ltlerini -bilimsel
akl yttmeyle ne elde edilebilecek ne de onla ilgisi olduunu sand
ltler- karlayamamasndan kaynaklanmt. 17 Buna benzer hikaye
ler, bilimin,' stn bir epistemik konuma sahip bulunmasnn zorunlu ol
madn sonradan akla kavuturdu; bilimsel bilgi dier bilgiler gibi
kesinlikten yoksundur.
19. yzytlda, bilimi bilim dndan ayrma abalan deiti. Snr l
t savunucular, bilimi, bilimsel teoremlerin stn epistemik konumu
temelinde deil, teorem oluturmak iin bilimin kulland stn metot
lar temelinde nitelendirmeye alyorlard artk. Bundan byle bilim,
ieriine deil metoduna gnderme yaplarak savunuluyordu. Snr l
tleri epistemolojik deil metodolojik olmutu. s
Ne var ki, bu yaklam da glklerle kartlat. Bunlardan en nem
lisi bilimsel metodun gerekte ne olduuna dair yaygn fikir ayrlyd.
Eer bilim adanlan ve filozoflar bilimsel metodun ne olduu konusunda
fikir birlii iinde olamyorlarsa, onu kullanmay baaramayan disiplin
leri bir kenara nasl atabilirler? Bu makalenin nc blmnde tarih
sel bilimler bahsinde belirtildii gibi, birden ok bilimsel metot pekala
olabilir. Eer byleyse, tek bir metodolojik ltler kmesini kullanarak

17. o.Gingerich, "The Galileo Alfair", Scientific American, Austos 1982, s.


133-43.
18. Laudan, "Demise".
158 TASARIM

bilimi bilim dndan ayrma abalan byk olaslkla baanszla ura


yacaktr. eitli bilimsel metotlann varl, bilimin tek bir metodolojik ni
telendirmesinin bilimsel pratiin eitliliini kavramaya yetmeyebilecei
ihtimalini dourur. Bu yzden bilimsel konumu deerlendirmek iin tek
bir metodolojik ltler kmesini kullanmak, halihazrda bilimsel olduu
dnlen baz disiplinlerin bir kenara atlmasyla sonulanabilir. 9
Metodolojik konularla ilgili sorunlar bymeye baladnda, snr
lt yanllar odaklarn bir kez daha deitirdiler. Bilim felsefesi
1920'lerden itibaren dilbilimsel ya da semantik bir dnm geirdi.
Mantksal pozitivist gelenek, bilimsel teoremler, biricik ya da stn me
totlar yoluyla oluturulduu iin deil, bilimsel olmayan teoremlerden
daha anlaml olduu iin bilimsel olmayan teoremlerden ayrt edilebile
ceini savundular. Mantksal pozitivistler, tm anlaml ifadelerin ya
amprik adan dorulanabilir ya da mantksal adan reddedilemez ol
duunu savundular. "Anlamn bu dorulamac lt"ne gre, bilimsel
teoremler, felsefi ve dinsel fikirlerden daha anlamlyd, nk bilimsel
teoremler, gezegenler, kular ve mineraller gibi gzlemlenebilir varlk
lara gnderme yaparken, felsefe ve din, Tanr, hakikat ve ahlak gibi
gzlemlenemez unsurlara gnderme yapyordu.
Ne var ki imdi ok iyi bilindii zere, pozitivizm ok gemeden
kendi kendini ykt. Felsefeciler, pozitivizmin dorulamac anlam l
tnn kendi standartn salayamadn anladlar. Yani, pozitivizmin
nermelerinin ne amprik adan dorulanabilir ne de mantksal adan
reddedilemez olduu ortaya kt. stelik pozitivizmin dorulamac ide
ali bilimsel pratiin ounu yanl sunmutu. Pek ok bilimsel teorem,
kuvvetler, alanlar, molekller, kuarklar ve evrensel yasalar gibi gz
lemlenemez unsurlara gndermede bulunuyordu. Bu arada gzden
dm ok sayda teorem (dz dnya teoremi gibi) de "saduyulu"
gzlemlere apak ba vuruyordu. Akas pozitivizmin dorulanabilir
lik lt istenilen snr ltn salayamad.
1950'lerde pozitivizmin lmyle birlikte, snr lt yanllar
farkl bir yola saptlar. Sr Kari Popper'n yanllanabilirlik kavram

19. A.g.e.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 159

gibi baka semantik ltler ortaya kt. Popper'a gre, bilimsel te


oremler, yalnzca amprik olarak yanllanabilir unsurlara gndermede
bulunduu iin bilimsel olmayan teoremlerden daha anlamldr. 20 Ne
var ki bunun da sorunlu bir lt olduu ortaya kt. ncelikle yan
llanabilirlik ltnn salanmasnn zor olduu anlald. Teorem
lerin esas savlan nadiren tahmin yoluyla dorudan test edilmiti. Bu
nun yerine, esas kuramsal savlar yardmc hipotezlerle birletiinde
tahminler yaplyordu, bylece esas savlann deil de yardmc hipo
tezlerin yanl km tahminlerden sorumlu olma ihtimali her zaman
iin geerliydi.
Sz gelimi Newton mekanii, esasen tane hareket yasasn ve
evrensel ktle ekim teoremini ngryordu. Bu temelerde, Newton
gne sistemindeki gezegenlerin konumlan hakknda bir dizi tahmin
. de bulunmutu. Yaplan gzlemler tahminlerinin bazLlanyla uyuma
ynca, esas varsaymlann terk etmedi. Bunun yerine, teoremle gz
lemler arasndaki uyumazlklan aklamak iin yardmc hipotezleri
nin bazlann iyice gzden geirdi. rnein, gezegenlerin tastamam
kresel olduu ve sadece ktle ekimi kuvvetinden etkilendii ynn
deki geerli varsaymn gzden geirdi. Imre Lakatos'un da belirttii
gibi, Newton'un anormallikier dorultusunda esas savlann deitir
meyi reddetmesi, teoremini dzeltmesini ve sonunda mthi baans
n elde etmesini salad.21 Newton'un yanllayan sonulan kabul et
meyi reddetmesi kukusuz ktle ekimi teoreminin ve hareket ya
sasnn bilimsel konumunu tartmaya amad.
Bilimsel testte yardmc hipotezlerin ilevi, mspet bilimlerdekiler
de dahil pek ok bilimsel teoremin kesin olarak yanllanabilmesinin
imkansz olmasa bile ok zor olduunu gstermektedir. te yandan
bilim camiasnn ortak kansyla yanllanm pek ok teorem, yanl
lanabilirlik ltne gre bilimsel diye snflandnlmaldr. Bunlar

20. A.g.e.
2 !. . Lakatos, "Falsifcation and the Methodology of Scienifc Research Prog
rammes", Criticism and the Grpwth of Knowledge, ed.I. Lakatos ve A.
Musgrave (Cambctdge: cambctdge Univesity Press, 1970), s. 189-95.
160 TASARIM

yanlland iin aka yanllanabilirdirler ve yanllanabilir olduk


lar iin de bilimseldirler.22
Ve bylece snr ltlerinin hikayesi devam etmitir. Kant temelin
de pek ok teoremin reddedilmesi, gerek bilimi nitelendirdii kabul edi
len, epistemik ve metodolojik ltleri (test edilebilirlik, yanllanabilir
lik, gzlemlenebilirlik ve benzeri) ifade eder. Byk itibar gren pek ok
teorem, gerek bilimin gerek ve yeter artlarndan bazlarndan yoksun
dur. Sonuta,23 az sayda istisnayla birlikte,24 ada bilim felsefecileri
nin ou, "Gerek bilimi sahte bilimden ayran metotlar nelerdir?" soru
sunu etin ve banal bulmaktadr. Hereyden nce bu ne adna yapla
cak? Elbette dondan epistemik yetki ya da otorite adna deil. Hasl
bilim felsefecileri, asl meselenin, bir teoremin bilimsel olup olmad de
il de, kantla dorulanp dorulanmad olduunu giderek daha iyi
fark ettiler. Bylece Martin Eger'in zetledii gibi, "Snr ltleri savla
r kt. Bilim felsefecileri artk anlan savunmuyor. Onlar popler dn
yada hala kabul ediliyor olabilir, ama bu farkl bir dnyadr. "25
Laudan'n adlandrd gibi "snr sorununun sonu", evrimcilerin pozi
tivist snr lt savlann en azndan grnte ok kaygan bir zeminde

22. Laudan, "Demise"; Laudan, "Selence", s. 354.


23. Spesifik amprik savlan deerlendinne gibi zor bir ii atlatmak iin felsefi bir
bilim tanmna an ballk, ironik bir ekilde, bilim felsefesine sahip oldu
undan daha fazla bir g kazandrmaktadr. Felsefi mlahazalara bu tr
eilimleri, "felsefe"yi ana tema olarak gren pozitivist bilim adanlan tara
fndan tipik ekilde sergilenmektedir. Bu durum snr lt yanls abann
sergiledii ironiyi artrmaktadr. Eer herhangi bir snr konulacaksa, bu,
bilimin tanma ilikin ikinci snf meselelerde uzmanlam bilim felsefeci
leri tarafndan yaplmaldr. Ne var ki belirttiimiz nedenlerden dolay billn
felsefecileri bu abay giderek daha fazla reddermektedirler.
24. Bu snr lt savlarm savunanlarn ou uygulamac bilim adamlardr.
Ne var ki sz konusu savlar bilim felsefecisi Michael Ruse'nin kitaplarnda
da yer almaktadr: Danvinism, s. 59, 131-40, 322-24; "Creation Science",
s. 72-78; "Philosopher's Day", s. 13-38; "Witness", s. 287-306, zl.301;
"They're Here!", s. 4; "Darwinism", s. 1-6.
25. M. Eger, alntlayan J. Buell, "Broaden Science Curriculum", Dal/as Mor
ning News, Mart 10, 1989.
ZEKi TASARlMlN BiLiMSEL KONUSU 161

kullandklann iaret etmektedir. Laudan'n analizi, bu savlann, treme


nin bilimsel konumunu tasanmnkinden veya baka herhangi savnkin
den ayrmakta baanl olmadn ortaya koymaktadr. Laudan'n deyi
iyle, "Eer akl temelinde konuursak, 'sahte bilim' gibi ifadelerden vaz
gememiz gerekir. .. Bunlar bize,gre srf duygusal ilerdir. "26
Laudan gibi bilim felsefecileri hakiysa, tasann ve treme hakkn
daki incelememizde bir pat durumu sz konusudur. Hi biri ne doru
dan bilim diye nitelendirilmekte ne de bir kenara atllabilmektedir. Bu
savlarn deerlerini saptamakta kullantlabilecek, zerlerinden uzlal
m ltler yoksa, tasann ve tremenin a priori metodolojik deerleri
birbirinden ayrt edilemez.
te yandan kesin bir lt olmasa da, tasann ve tremenin meto
dolojik adan kayda deer anlamda denk olduu sylenemez. Bu ka
nda bulunmak iin, tasann ve tremeyi baz spesifik ltlerle kyas
lamamz gerekir. Gelin, tasarma kar ne srlen spesifik snr lt
savlarn ele alalm. Her ne kadar, snr lt savlan bilim felsefecileri
tarafndan genel anlamda gzden drlmse de, nmzdeki b
lmde de apak ekilde greceiniz gibi, bilimsel ve "popler dn
ya"da27 hala revatadrlar.

2. Blm: Tasarma Kar Spesifik Snr


Bilim felsefecileri arasnda, snr meselesinin stesinden gelinemez
ve yanl anlalm bir mesele olduu noktasndaki uzlaya ramen,
pek ok bilim adam, arlatanlar, sabit fikirlileri ve entelektel rakiple
ri altetmek iin snr ltlerine ba vurmaya devam ediyorlar. te yan
dan ortalama bir uygulamac bilim adamna gre snr ltlerine kar
Laudan'n ne srd savlar en iyi olastlkla sezgisel gzkebilir. Y
zeysel baklnca, fizik, kimya ve astronomi gibi yerleik bilimleri, parap
sikoloji, astroloji ve frenoloji gibi pheli abalardan ayrmak iin baz
kesin ltlerin bulunmas gerektii izlenimine kaplabilirsiniz. ou

26. Laudan, "Demise'", s. 349.


27. Ruse, "Witness", s. 287-306: W.R.Overton, "'United States District Court
Opinion: McLean v. Arkansas", Ruse, Sdence?, s. 307-31.
162 TASARIM

bilim felsefecisinin bu tr ltlerin bulunmadn sylemesi, ok say


da bilim adamnn bilim felsefecilerine kar besledii pheleri onlayla
maktan teye gitmez. Hereyden nce baz bilim felsefecileri, bilimsel
gerein toplumsal ve kltrel balamla belirlendiini sylemiyorlar
m? Hatta bazlan bilimin nesnel gereklii ifade ettiini inkar etmiyor
lar m?
Laudan ve dierlerinin snr lt sonnu hakknda sylediklerini
kabul etmek iin, izafiyeti ya da antirealist bir bilim grn benim
semeye gerek olmad ottaya kmnr. Aslnda bu iki yaklam man
tksal adan ilikili deildir. Laudan, tm bilimsel teoremlerin eit ge
erlilie sahip olduunu (tam tersini sylyor) ya da bilimsel teoremle
rin gerek varlklara asla gnderme yapmadn savunmuyor. Bunun
yerine o, srf "gerek bilimi" nitelendirdii varsaylan zellikleri sergile
dii iin desteklenen teoremler zerinde dondan epistemik bir otorite
kuracak ekilde bilimin tanmlanamayacan sylemektedir. Teoremle
rin doruluk iddialann deerlendirirken, amprik deerlendirmenin ye
rine bilimin doas hakkndaki soyutlamalan koyamayz.
Ne var ki Laudan'n genel tezini erevelendirmek bu makalenin
temel amac deildir. Bu makale, genelde snr lt koymann im
kanszln kantlamay deil, zeki tasann ile naturalist tremenin
metodolojik denkliini gstermeyi ama edinmitir. Bazlan, snr l
tnn her zaman baansz ktndan kuku duysa da, nmzde
ki blm, treme yanllannn tasanma kar ne srdkleri spesifik s
nr lt savlannn bazlann ele alacaknr.28 Gelecek blm, sz ko
nusu savlann, zeki tasanmn metodolojik esasn tremeninkinden
ayrt etmek iin hibir temel sunmadn, aksine, bu savlar zerinde
yaplacak dikkatli bir incelemenin, tasann ve tremerln metodolojik
adan denk olduunu kabul etmek iin geerli nedenler sunduunu
gz nne serecektir. Nitekim nmzdeki inceleme, benzer temelle
re dayanarak treme savlann bir kenara atmadan tasann savlann
28. Duane Gish gibi yaratllann snr lt savlarn tremeye kar kullan
dklann kabul etmek gerekir, D.Gish, "Creation, Evolution and the Histo
rical Evidence", Ruse, Science?, s. 267.
ZEK TASARIMIN B1L1MSEL KONUSU , 163

bir kenara atmaya izin verecek ekilde bilimi dar bir balamda tanm
layabilecek, metafziksel olarak tarafsz ltlerin bulunmadn ileri
srecektir.
Maalesef bunu kesin surette tespit etmek, tasannia kar kullan
lan tm snr lt savlannn incelenmesini gerekli klmaktadr. Ve
aslnda evrimci polemik hakknda yaplacak bir inceleme bu tr pek
ok sav aa karacaktr. Tasann veya yaratl savlann kesin
kes bilimsel olmad varsaylmtr, nk (a) onlar doa yasalan
na gnderme yaparak aklamada bulunmuyorlar, 29 (b) gzlemlene
mez eylere ba vuruyorlar,30 (c) test edilemezdir,"1 (d) tahminde
bulunmuyorlar,32 (e) yanllanamazdrlar,33 (f) hibir mekanizma
sunmuyorlar,34 (g) kesinlikten yoksundurlar,35 (h) problem-zme
kapasitesine sahip deillerdir.36
Yerimizin snrl olmasndan dolay, sadece ilk savn aynntl bir
analizini yapabileceiz. Bu nn seilmesinin nedeni, her birinin bu ya
da u ekilde Trlerin Kken'nde yer almasdr. Birincisi (a) zel bir ne
me haizdir, nk dierleri ondan tremektedir. Belki de dnyann en
ateli evrimci snr ltcs Michael Ruse bu noktay vurgulamt.37

29. Ruse, "Witness", s. 301; Ruse, "Philosopher's Day", s. 26: Ruse, "Darwinism",
s. 1-6.
3 0 . Skoog, "View"; Root-Bemstein, "Creationism Considered", s. 74.
31. Gould, "Genesis", s. 129-30; Ruse, "Witness", s. 305; Elbert et la., Science, s.
8-10.
32. Root-Bemstein, "Creationism Considered", s. 73; Ruse, "Philosopher's
Day", s. 28; Elbert et la., Science, s. 8-10.
33. Kline, "Theories", s. 42; Gould, "Evolution", s. 120; Root-Bemstein, "Cre
ationism Considered", s. 72.
34. Ruse, Danvinism, s. 59; Ruse, ''Witness", s. 30 5; Gould, "Evolution", s.
121: Root-Bemstein, "Creationism Considered", s. 7 4.
35. A.Kehoe, "Modem Anti-evolutionistn: The Scientific Creationism", What
Dawin Began, ed.L.R Godfrey (Baston: Allyn and Bacon, 1985), s. 173-
80; Ruse, "Witness", s. 305; Ruse, "Philosopher's Day", s. 28; Elbert et
la., Sceince. s. 8-1 O.
36. Kitcher, Abusing Sceince, s. 126-27, 176-77.
37. Ru se, "Philosopher's Day", s. 21, 26.
164 TASARIM

Sonu olarak (a) savnn analizi bu blmn en byk ksmn olutu


racaktr.38 Aynca, (d), (e) ve (f) savlan da ksaca tartlacak ve (g) ve
(h) savlarrn rten literatre atfta _bulunulacaktr. Bylece burada
tm snrc savlarrn kapsaml bir analizini sunmasak da, tasarma kar
kullanlan balca savlarn meseleyi rt bas etmeden ya da tremenin
konumunun da altn oymadan tasarmn bilimsel konumunu yalanla
may baaramadklar sonucuna vannamza izin verecek kadar akla
ma yapacaz.
Doga yasalanyla aklamak. imdi bilimsel bir tasann teoremi im
kanna kar birinci ve Michael Ruse'e39 gre en temel sav ele alalm.
Bu sav, "Bilimsel teoremler doa yasalaryla aklama yapmaldr. Ta
sann ya da yaratl teoremleri bunu yapmad iin kesinlikle bilimsel
deillerdir" diyor.
Bu sav, 1981-1982 Arkansas yaratl-bilim davasnda bilim fel
sefecisi Michael Ruse'nin tankln dinledikten sonra hakim William
Overton'un benimsedii balca bilim ltlerinden birine dayanmak
tadr.40 Mart 1992'de Ruse, Philip Quinn ve Larry Laudan gibi ba
ka bilim felsefecilerinin eletirilerine ramen, "doa yasalaryla ak
lanmal" savn bir snr lt olarak gnneye devam etti. Ruse, bi
limsel bak asn benimsemek iin, evrenin doa yasalarna tabi ol
duunu ve dahas olaylar aklamak iin mdahaleci bir faile bavur-

A.g.e. Bu konuya aklk kazandnnak iin birka noktann aydnlattlmas


gerekiyor, A maddesinde H maddesine kadar kullantlan belirleyici kriter
ler ayn zamanda yntemsel kriterler olarak benimsenmitir. Laudan'nn
almas zerine yaptm tartmada gsterildii gibi, baz kriterler
anlamn balamn belirler. Buna ramen bu anlam balam, bilimsel
teorinin snrlann izer. rnein, bilimsel teorinin yanllanabilir olmas
gerektiini sylemek, bilimsel teorinin iki ekilde ortaya konmas gerek
tiini sylemektir: Bilimsel teori ya tahmine dayanacaktr ya da yanllan
abilir bir ekilde sunulacaktr. Planlama ve kkenine inme metotlannn bir
birine eit olduklanm sylemek; bu iki yaklamn yntemsel, epistemik ve
semantik olarak tanmlayc kriterleri yerine getirmek konusunda ayn
derecede yeterli ve yetersiz olduunu sylemektir.
Ruse, "Philosopher's Day", s. 21-26.
A.g.e., s. 26; Ruse, "Witness", s. 301.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 165

mamak gerektiini ileri srmt. 41 Bunun yerine, olaylan bilimsel


bir yolla aklamak iin her zaman "bozulmaz yasalar"a bavurmak
gerekiyordu.
Lakin Ruse'nin benimsedii bu fikir ve bilim anlayyla ilgili baz
sorunlar vardr.42 Hususen Ruse, bilimsel yasalar aklamalarla bir g
ren bir bilim grn benimsemi grnmektedir. Bu grle ilgili iki
sorun vardr ve buna mukabil "doa yasalaryla aklama" grnn
bir snr lt olmadnn iki ana nedeni sz konusudur.
ncelikle pek ok doa yasas aklayc deil tanmlaycdr. Pek
ok yasa dzenlilikleri tanmlar, ama onlarn niin gerekletiini ak
lamaz. Buna bilim tarihinden verilebilecek iyi bir rnek, evrensel ktle
ekimi yasasdr. Newton'un kendisi, bu yasann ekim hareketini ak
lamadn, sadece tanmladn kabul etmiti. Principia adl eserinin
ikinci basksnn "General Scholium" blmnde unu belirtmiti: "Ben

41. Ruse, "Darwinism", s. 1-6; Quinn, ''Philosopher", s. 367-85; Laudan;


"Science", s. 351-55.
42. Ruse, bilimin doa yasasyla aklama yapmas gerekti,ini kabul ederken,
"kapsayc yasa" ya da bilimsel aklamann "tmdengelimsel-yasal" g
r diye adlandrlan bir eyi nceden varsayar. Kapsayc yasa modeli
1950 ve 1950'lerde ok revata olan bir bilim kavramyd. Esasen neopo
zitivist felsefeci car Hempel tarafindan ilk kez ortaya attlmt. Maalesef
kapsayc yasayla ilgili bir hayli zlmem!, sorun vardr. C. Hempel, "The
Function of General Laws in Hlstory", Joumal of Philosophy 39 ( 1942):
35-48; G.Grahan, Historica/ Explanation Reconsidered (Aberdeen: Aber
deen University Press, 1983), s. 17-28; Meyer, Of Clues and Causes: A
Methodological Intepretation of Origin of Life Srudies (Ph.D.diss., camb
ridge University, 1990), s. 40-76; W.P. Alston, "The Place of the Expla
nation of Paticular Facts in Science", Philosophy of Science 38 (1971):
13-34; M.Scriven, "Explanation", s. 477-82; M.Scriven, "Truisms as the
Grounds for Historical Explanation", Theories of Histoy, ed.P.Gardiner
(Glencoe, lll.: Free Press, 1959), s. 443-75; M.Scriven, "auses, Connec
tions and Conditions in History", Philosophica/ Analysis and Histoy,
ed.W.Dray (New York: Harper and Row, 1966), s. 238-64; M.Mandelba
um, "Historical Explanation: The Problem of Covering Laws", Histoy The
oy 1 (1961): 229-42; P.Lipton, Inference to the Bes Explanation (Lon
don: Routledge, 1991), s. 43-46.
166 TASARIM

hipotezleri taklit etmiyorum", baka bir deyile "Ben aklama simmu


yorum".43 Bilimin doa yasalanna gnderme yaparak aklamada bu
lunduu noktasnda srar etmek, "ierdikleri" olgulan aklamayp salt
matematiksel yolla tanmlayan tm temel fizik yasalann, tastamam bi
limsel alandan kanr.44 Snr lt yanllan iin bu, olduka paradok
sal ve istenmeyen bir sonutur, zira snr l program byk lde
bilimsel olduu iddiasnda bulunan disiplinlerin fen bilimlerinin meto
dolojik kesinliine sahip olduunu kantlama arzusuna dayanr. Bu so
nu pek ok sosyoloun "fizik zentisi"ni hafifletse de, snr l yan
llannn abalarnn asl amacn boa karmaktan teye gemez.
Yasalann aklamalar ya da nedenlerle birgrlemeyeceinin ikinci bir
nedeni sz konusudur. Bu da sonuta bilimin sadece doa yasalanyla
aklamada bulunan disiplinlerle zde klnamayacann baka bir nede
nini ortaya kanr. Yasalar aklamalarla zde klnamaz, sadece pek ok
yasa aklamada bulunmad iin deil, aynca tekil olaylann pek ok
aklamasnn, zellikle uygulamal veya tarihsel bilimlerde yasalan kul
lanmayabilecei iin.45 Her ne kadar bilim adanlan, tekil olaylann ak
lamalannn kabul edilebilirliini artrmak ya da salamlatrmak iin doa
yasalann sk sk kullansa da, aklamann mantksal gerekleri zerinde
yaplacak bir inceleme, bu tr pek ok aklama iin yasalarn dile getiril
mesine gerek olmadn akla kavuturmutur.46 Dorusu, tekil olay
lann ya da olgulann pek ok aklamas, zellikle tarihsel billnlerde, esa
sen, hatta tamamen, gemi nedensel koullarn ve olaylann belirtilmesi
ne baldr, "aklama ii" iin bavurulan yasalara deil. Yani, gemi ne
densel olaylar belirtmek genelde tekil bir olay daha iyi aklar ve bazen
bir yasaya ya da doadakl bir dzenlilie bavurmadan bunu yapar.47

43. Latince metnin ad: "Hypothesis no fingo" l.Newton, Isaac Newton 's Pa
pers and Letters on Natura! Philosophy, ed. I.Bemard Cohen (cambridge:
Harvard University Press, 1958), s. 302.
44. Laundan, "Science", s. 354.
45. Scriven, "Truisms", s. 450: Meyer, OfClues, s. 40-76.
46. Alston, "Place"; Meyer, OfC/ues, s. 40-75.
4 7. Meyer. Of Clues. s. 48.
ZEKi TASARIMJN BiLiMSEL KONUSU 167

Ek ok tarihsel aklamada yasalarn hi rol oynamamasnn ya da


ok az oynamasnn nedenlerinden biri, pek ok tekil olayn, dzenli ola
rak tekrarlanmayan bir dizi olayn sonucunda meydana gelmesidir. Bu
durumlarda yasalar, gereklemi olayla olaan ekilde gereklemesi
beklenebilen olay arasndakl farkll aklamaya elverili deildir. Sz
gelimi Himalaya Dalarnn olaan d yksekliini aklamaya alan
bir tarihi-jeolog dier da oluumu hikayelerinde yer almayan, ama Hi
malaya'nn oluumunda rol oynam klmi n faktrleri dile getirecektir.
Dan oluumuyla ilgili cotafi yasalar bilmek, Himalaya'nn oluumu
ile dier oluumlar arasndaki farkltl aklamaya genelde pek yardmc
olmaz, nk bu yasalar kabul edildii zere tm da: oluumlarna uy
gulanabilir. Bu durumda jeoloun aklama aray iinde gerek duyduu
ey, genel bir yasann bilgisi deil, gemi koullardan oluan biricik ya
da farkl bir dizinin kantdr.48 Nitekim jeologlar, Himalaya'nn kendine
kendine has yksekliini, Hindistan ve Asya ktalannn ktlelerinin (ve
levhalarnn) gemi konumuna ve onlar arasnda sonradan meydana
gelen arpmalara gndenne yaparak aklamlardr.
Jeoloun durumu genelde tarihilerin durumuna ok benzer. 1. Dn
ya Sava'nn niin baladn aklamaya yardm edecek u etmenleri
dnn: Kaiser Wilhelm'in generallerinin hrs, Fransz-Rus savunma
pakt ve veliaht Ferdinand'n sikaste utamas. Bu olas aklayc et
menlerin tmnn yasalarn deil de, gemi olaylarn, koullarn ya da
fiillerin belirtilmesini ierdiinin altn izelim. Sonraki olaylan ya da im
diki kantlan aklamak iin nedenler diye gemi olaylara bavunnak,
hem tarih hem de tarihsel jeoloji gibi doa bilimi disiplinlerinde grlen
ortak bir uygulamadr. Michael Scriven'in de ortaya koyduu gbi, ne
denler ve sonular yasann biimsel ifadeleri iinde birbirleriyle ilikilendi
rilemese dahi bir eye neyin yol at genelde bilinebilir. 49 Ayn ekilde,

4 8. Ag.e., s. 51-56; M.Scriven, "Causation as Explanation", Nous 9 (1975):


14; Lipton, Inference, s. 47-81.
49. Scriven, "Truisms", s. 446-63, 450. rnein, belli bir depremin bir kpr
nn yklmasna yol at hakl olarak savunulabilir, blgedeki dier tm
kprler yktlmam olsa ve tm depremler kpr ykmasa bile.
168 TASARIM

Willaim Alston, tek bana yasalarn genelde tekil olaylan aklayamad


n gstenmitir. so "Oksijen yanma iin gereklidir" yasas, belli bir bina
nn belli bir zaman ve mekanda niin yandn aklamaz.51 Byle belli
bir olay aklamak iin, yangndan nceki koullarn bilgisine sahip ol
malyz. Bilimsel yasalar bilmek bu durumda pek iimize yaramaz: ii
mize yarayan ey, sz gelimi bir kundaknn olup olmad, binann g
venliinin yeterli olup olmad ya da binada su serpme sisteminin bulu
nup bulunmad hakkndaki bilgilerdir. Hasl Alston, yasay aklamay
la ya da nedenle zde klmann en ktsnden "bir kategorik hata ile
mek" olduu sonucuna varyor. s2
Sanrm baka bir rnek konuyu aklamaya yardmc otur: Bir kimse,
dnyada elmalar yere derken astronotlarn aya nasl gidebildiklerini
aklamak istiyorsa, ncelikle yerekimi yasasn dile getinmez. Bu ba
lamda sz konusu yasa, aklamayla birincil lde balantl olamayacak

50. Alston, "Place", s. 17-24.


51. Alston, belli bir sonu iin yeterli koullan belirterek, yasalar yakknda ay
n noktaya temas ediyor. Alston (a.g.e., s. 24) "hidrojen ve oksijen kan
rndan geen bir elektri akmnn suyun olumas iin yeterlidir" yasasn
ele alyor. Bunun yeterli bir koul yasasna rnek gsterilebileceini syl
yor. Alston tek bana byle bir yasay bilmenin, su oluumunun bir rne
ini aklamak iin bilim adamm yeterli bilgiye donatmadn, nk su
yun oluumu iin dier yeterli koullarn da sz konusu rnekte rol oyna
yabileceini sylyor. Hereyden nce, su, hidrojen ve oksijenle alp
elektrik akm veren bir cihazda, hidrojenle oksiyenin birlemesini sala
yan elektrik akm olmadan oluur .. Bir yeterli koulu bilmek, sonutan
(bu rnekte suyun oluumundan) yeterli koulun (bu rnekte uygun gaz
karmndaki elektrik akmn) nceden var olduunu karsamaya izin
vermez, ncln, sonucun bilinen tek yeterli koulu -yani ncln, sonu
cun hem yeter hem de gerek art- olmad srece. Suyun oluumunu
aklamak, olaydan nce elektrik akmnn uygun gaz karmndan ger
ekten getiine dair ayn bir kant gerekli klar. Alston'un da belittii gibi,
"yasadan yola karak hangi yeterli koulun belli bir olaydan sorunlu ol
duunu" syleyemeyiz. Dolaysyla ilave bilgi olmadan yeterli koul yasa
s olgularn aklamasn salamaz. Hasl yasalar ve aklamalar mantk
sal adan zde grmek yanltr.
52. A.g.e., s. 17.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 169

denli geneldir, nk bu yasa, balang ve snr koullanna bal olarak


ok sayda olas sonuca izin vermektedir. Ktlesinin karesiyle ters orant
l ekilde tm maddelerin yer ekimine tabi olduunu belirten yasa bir el
mann yeryzne dmesiyle ve bir astronotun aya gitmesiyle uynur.
Bundan dolay elmalann hep derken astronotun umasn aklamak
yasay dile getirmekten daha fazlasn gerektirir, nk yasann her iki
durumda da iledii kabul edilmektedir. Farkl sonulan-elmann dme
sini ve astronotun umasn- aklamak iki durumda farkllk arzeden n-
sel koullara ve olaylara gndermede bulunmay gerektirir. Aslnda bu
durumda aklama, dnyadaki nesneler zerinde olaan ekilde etkili
olan yerekininin koyduu snrlamalar amalan iin astronotlann etki
leyen koullan deitirme amacyla mhendislerin teknolojiyi kullanma
tarzlarn aklamay kapsar.
Bu mekier, tekil olaylarn ou aklamas -kozmoloji, arkeoloji,
tarihsel jeoloji, uygulamal fizik ve kimya, yaamn kkeni aratrma
lan ve evrim biyolojisi gibi halihazrda bilimsel diye kabul edilen alan
larda rastlanlan aklamalar- Ruse'nin "doa yasasyla aklama" l
t, tm bilimsel pratiin lt olarak kabul edildiinde bilimsel ko
numunu yitirir.
Konumuzla dorudan ilintili olan, evrim biyolojisinden alnm bir
rnee bakalm. Stephen Jay Gould ve Michael Ruse, byk lekli bi
yolojik deiimin genelde nasl gerekletiini tanmlayacak ya da
aklayacak , yetkin bir teorem henz kuramsallatnlmam olsa dahi,
"evrim olgusu"nuns3 gvenilir olduunu savunmaktadrlar. Darwin

53. Ruse, Danvinism, s. 58; Gould, "Evolution", s. 119-21; M.Ridley, The


Problems ofEvolution (Oxford: Oxford Univesity Press, 1985), s. 15. Ev
rimin farkl anlamlan ve ortak ata teoremi ile ara dnmlerin nasl ger
ekletiine dair eitli mekaniki teoremler arasndaki mantksal bam
szlk hakknda ikna edici bir inceleme iin aynca bkz. K.S. Thomson,
"The Meanings of Evolution", American Scientist 1'0 (1982): 529-31.
Dorusu ortak ata tarihsel bir kanndr. Nitekim Ruse "tarihsel filogenez
leri karsamak"tan sz ederken bunu kabul eder ("Darwinism", s. 7).
C.S. Peirce'nin tanmlad haliyle tarihsel karmlar, sonularn ya da
170 TASARIM

gibi modem evrimci teorisyenler de, evrimin vuku bulup bulmad


meselesinin, 54 doann biyolojik dnmleri gerekletirmek iin
bavurduu yollar meselesinden mantksal olarak ayn ele alnabile
ceinde srar etmektedirler. Evrimin bir anlamda -tarihsel sreklilik
ya da ortak ata- salam bilimsel bir teorem olduu kabul edilmekte
dir, 55 nk o tek bana eitli kategorilerdeki mevcut verileri (fosil
dizileri, homoloji, biyocoraf dalm ve benzeri) aklamaktadr, her
ne kadar biyologlar evrimin dier anlamda -genel bir sre ya da de
iim mekanizmas- nasl vuku bulduunu henz aklayamasalar
da. Bazlar, ortak ata ve doal ayklanmann mantksal bamszl
n, kta kaymas ve levha tektoniklerinin mantksal bamszlna
benzetmitir. Her iki durumda da -jeoloji ve biyoloji- imdi gzlemle
diimiz ou gerei aklayan, ne olup bittiine ilikin teoremler ile
grnd kadaryla eylerin nastl gereklemi olabileceine ilikin
ayn teoremler vardr. Birinci gruptaki salt tarihsel aklamalar, onay
lanmak iin ikinci gruptaki yasal56 ya da mekaniki aklamalara ge
rek duymazlar. Ortak ata baz gerekleri pekala aklayabilir, onun
gerektirdii dnmlerin nasl gereklemi olabilecei henz ak
lanamasa da.

etkilerini incelemek suretiyle gemi nedenleri tespit etmeye al.r. Byle


olunca ortak atadan olgular hakkndaki bir teorem -gemite ne olup bitti
ine dair bir teorem- diye sz etmek daha doru olur. Maalesef bu tarihsel
teoremlerin ve onlar kurmak iin kullanlan kanmlann "neticesiz" oldu
u ynnde yaygn bir kan vardr. Gould'un da belirttii gibi, "Sonular
nadiren sebeplerini kesin bir ekilde belirtir." ("The Senseless Signs of His
tory", Tle Panda s Thumb [New York Norton, 1984], s. 34). Ho, Jssues,
s. 8-60; E. Sober, Reconstmcting the Pas (Cambridge: MiT Press, 1988),
s. 1-4.
54, "Evrim" ile burada kastettiimiz, tm organizmalarn (ya da byk ksm
nn) ortak bir ata dolaysyla akraba olacak ekilde, zaman iinde meyda
na gelen srgit morfolojik deiimdir.
55. Ruse ve Gould ortak ata teoreminin bir "gerek"ten sahiden ayrlamaya
cak ekilde kantlanm olduu kansndadrlar. Ruse, Darwinism, s. 58;
Gould, "Evolution", s. 119-21.
56. Yunanca logos kelimesinden.
ZEKl TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 171

Bu rnek, tarihsel aklamalarn niin yasalara gerek duymadn


aydnlatmaktadr.57 Daha nemlisi, o, Ruse'nin snr ltnn, savun
maya alt Darwinizme niin lmcl darbe vurduunu da gster
mektedir. Trlerin Kken'nin temel tezi olduu sylenen ortak ata, do
a yasasyla aklama yapmyor. Ortak ata, eer doruysa, gzlemle
nen veriler dizisini aklayan, tarihsel olaylann varsaymsal bir modeli
ni ileri srerek aklamada bulunmaktadr. Darwin'in kendisi ortak ata
dan biyolojik gzlemlerin zengin eitliliinin vera cause (geerli nede
ni ya da aklamas) si diye sz eder. ss Darwin'in ortak atayla ilinrili ta
rihsel savnda, genelde tarihsel aklamalarda olduu gibi, savlanan es
kl nedensel olaylar (ya da onlarn modelleri) asl aklama iini yerine
getirir. Yasalar getirmez. 59
Bu noktada evrimci snr lt yanllar, nsel olaylarn aklayc
ilevini kabul ederken, bilimsel aklamalarn doast olaylara bavu
rabileceini reddederler. Doal yolla oluan gemi olaylan savlamak,
bir eydir, doast olaylan savlamak baka bir ey. Birincisi, doa ya
salarn bozmazken, iklncisi bilimin snrlarnn dnda yer alr. Ruse ve
Richard Lewontin'in belirttikleri gibi, mucizevi hadiseler bilim ddr,
nk onlar doa yasalaryla eliir ya da onlar ihlal eder, bu yzden
bilimi imkansz klar. 60

S7. Aslnda yeni Darwinizmin ayklanma-mutasyon mekanizmasnn bir yasa


sistemi (yani nomolojik) olup olmad da tartlabilir, her ne kadar Willi
ams ve Lloyd gibi aksiyomcular onun yasa sistemi olduunu savunmu
larsa da. Benim burada vurgulamak istediim nokta, ayklanma-mutasyon
mekanizmas ister yasal bir teorem isterse de mekaniki bir teorem olsun,
ortak atann bilimsel konumu bakmndan ona bal olmaddr. Treme
nin ayklanma-mutasyondan mantksal ve epistemik bamszl, baz te
oremlerin yasa ya da mekanizma yokluUnda aklamada bulunabilecei
ni gstermektedir.
58. Darwin, Origin, s. 195.
59. Ruse'nin savnn savunulamaz yaps, evrim teoreminin snr ltlerine
uymadm itiraf etmesinde kendini gstriyor. rnein nfus genetiini
ele ald kltabna bkz. Darwinism Defended, s. 86.
60. Ruse, "Darwinism", s. 1-6; Ruse, "Witness", s. 301; Ruse, "Philosopher's
Day", s. 26. Ruse'nin belirttii gibi, "Bilimsel yaratllk bilim olarak
1 72 TASARIM

Bilim tarihi boyunca ortaya km bir dizi iyi bilim adamyla -Isaac
Newton ve Robert Boyle gibi- birlikte ok sayda ada felsefeci bu kon
uda Ruse ve Lewontin'le fikir ayrl iindedir. Bir failin (ilahi olsun ya
da olmasn) eyleminin doa yasalarn ihlal etmesi gerekmez; ou du
rumda o, doa yasalarnn onlara binaen ilev grdkleri balang ve s
nr koullarn deitirir. 61 Ancak bu konu imdilik bir kenara konulma
l. Snr ltnn rtk bir ekilde deitiini sylemek imdilik yeterli
dir. Snr lt yanllar tasarm, "doa yasasyla aklama" yapmad

tamamen baarl bir ekilde argmann sunmu olsayd dahi, kkenle


rin 'bilimsel' bir aklamasn salayamazd. Yaratllar dnyann mu
cizevi bir ekilde baladna namrlar. Ama mucizeler, tanm gerei yal
nzca doal, tekrarlanabilir, yani yasayla ynetilen olgularla ilgilenen bi
limin dnda yer alr." (Danvinism, s. 182). Richard Lewontin de benzer
bir tespitte bulunmaktadr: "Ya olgular dnyas, bilinen fizik yasalar
uyarnca ileyen, tekrarlanabilir nedenler ve onlarn tekrarlanabilir so
nularnn dzenli ileyiinin bir sonucudur ya da her an tm fiziksel d
zenlilikler kesintiye urayabilir ve kesinkes ngrlemeyen bir olaylar di
zisi gerekleebilir.. Hem doal nedensellik dnyasnda hem de mucize
ler dnyasnda ayn anda yaayamayz. Nitekim eer mucize olabiliyor
sa, ona snr koyulamaz." [New York: Norton, 1983], s. xxvi.
61. "Bozulmaz yasa" ile failin eylemi arasndaki bu ikililik, Ruse ve dierlerini
bilimin her zaman doa yasalaryla aklama yapt ynnde srar etme
ye sevk eden kanklktan baka bir ey deildir. Ruse rneinde, ikililik,
onun, ilahi bir failin eyleminin "doa yasasnn ihlali" olaca ynndeki
kansnda kendini gsterir. Buna katlmyorum. Faillerin eylemini (gzlem
lensin ya da gzlemlenmesin) doa yasasnn karsna koymak hatal bir
kartlk yaratr. Bunun nedeni basittir. Failler balang ve snr koullar
n deitirebilirler, bunu yaparlarken yasalan ihlal etmezler. ou bilimsel
yasa u yapya sahiptir, "X koullan alunda A' y B izler." Eer A deiti
inde ya da elde edilmediinde, B'nin gereklemediini sylemek doa
yasalarna aykr deildir, oun gereklemesi beklense dahi. Failler, doa
yasalarn ihlal etmeden, olaylarn seyrini deitirebilir ya da beklentileri
mizle elien yeni olaylar yaratabilir. Bunun aksini iddia etmek ncl ko
ullarla yasalar arasndaki aynn yanl anlamak demektir. C.S. Lewis,
God in the Dock (London, Coilins, 1979), s. 51-55. Bkz. R.Swinbume,
The Concept of Mirac/e (London, Macmillan, 1970), s. 23-32 ve G. Col
well, "On Defining Away the Miraculous", Philosophy 57 (1982), 327-37.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 73

iin bilim d diye nitelendirmiyorlar artk; imdi onlarn zeki tasarma


kar kmalarnn nedeni, onun "naturalist yolla aklama" yapmamas
dr. Bir teoremin bilimsel olmas iin naturalist olmas gerekir.
Ancak neden byle olmas gerekiyor? Kukusuz tartma konusu,
naturalist olmayan olaylara -fail rnekleri ya da zeki tasann gibi
bavuran teoremlerin -bir kenara atlmas iin bamsz ve metafizik
sel adan tarafsz temellerin bulunup bulunmaddr. Srf naturalist
olmadklar iin bu teoremlerin bir kenara atlmas gerektiine karar
vermek zikrettiimiz konuyu tartmaya amaktadr. Elbette zeki ta
sarm tmyle naturalist deildir, lakin bu onu niin bilim d klsn
ki? Bu kany hakl karacak, ksr dngsel olmayan hangi sebep ile
ri srlebilir? Hangi bamsz metot lt, naturalist olmayan bir
aklamann dk bilimsel konumuna kaynak tekil edebilir? "Doa
yasasyla aklama" ltnn bu ileve sahip olmadn grdk. O
halde hangisi?
Gzlemlenemez/er ve test edilebilirlik. Bu noktada evrimci snr l
t yanllar dier snr ltlerini sunmallar. Konumalarda ve yaz
larda sk sk dile getirilen bir lt, yle ifade edilebilir: "Mucizeler
amprik yolla incelenemedii iin bilimsel deildir". 62 Tasann mucizevi
olaylara bavurur, bu yzden bilim ddr. Dahas, mucizevi olaylar
amprik yolla incelenemedii iin test edilemezdirler. 62 Bilimsel teorem
lerin test edilebilir olmas gerektiinden, tasann bilimsel deildir. Sz
gelimi molekler biyolog Fred Grinnell, bir ey "llemez, saylamaz
ya da fotorafa alnamaz ise o ey bilim olamayaca" iin zeki tasan
mm bilimsel bir kavram olamayacan savunmutu. 64 Gerald Skoog bu
62. Darwin'in gzlemlenemez olduuna kanaat getirdii yaratl aklamala
r bertaraf etmek iin bavurduu (Darwin, Oiigin, s. 201, 430, 453), 19.
asr metodoloji ilkesi olan geerli neden (vera causa) hakknda bir incele
me iin bkz. Kavalovski, Vera causa, s. 104-29.
63. Skoog, "View"; Gould, "Genesis", s. 129-30: Ruse, "Witness", s. 305.
64. Grinnell, "Radical Intersubjectivity: Why Naturalism s an Assumption Ne
cessary for Doing Science", "Darwinism: Scientific Inference of Philosophi
cal Preference?" konulu konferansta sunulan metindir bu. (Southern Met
hodist University, Dallas, Mart 26-28, 1993).
174 TASARIM

noktay amlyor: "Yaamn zeki bir neden tarafndan meydana getiril


mi bir tasarmn sonucu olduu sav test edilemez ve bilimin sahasnn
iinde yer almaz. "65 Bu mantk, 1993'de, San Francisco Devlet niver
sitesi'nde profesr Dean Kenyon'un snftan atlmas davasnda gereke
olarak kullanld. Kenyon kimyasal evrim zerinde ytllarca alma yap
tktan sonra zeka tasarm benimsemi bir biyofizikidir. Ayn niversi
tede, onu eletirenlerin bazlan, onun teoreminin, test edilemez ve gz
lemlenemez bir Tasanmcya gnderme yapt iin bilimsel nitelie sa
hip olmadn savunmulard. Eugenie Scoot bunu yle izah etmiti:
"Doast aklamalar kullanamazsnz, nk her eye gc yeten bir
tanry deney tpnn iinde koyamazsnz, Yaratltlar bir "tann-l
er" icat ettikleri zaman belki mucizevi mdahaleyi test edebiliriz. "66
Bu savlarn znde u yatar; tasarmlayan bir failin gzlemlenemez
olma zellii, onu amprik aratrmaya elverisiz klar ve herhangi bir
tasarm teoreminin test edilmesi imkann ortadan kaldrr. Dolaysyla
burada kullanlan snr lt "gzlemlenebilirlik ile test edilebilirlik"i
birletiriyor. Bilimsel konum iin her ikisinin de gerekli olduu kabul
ediliyor ve birinin zddnn (gzlemlenemezlik) dierinin (test edilebilir
lik) imkann ortadan kaldrdna inanlyor.
te yandan bu formln her iki ksmnn da yanl olduu ortaya k
mtr. Birincisi, her ikisi birden gzlemlenebilirlik ve test edilebilirlik bi
limsel konum iin gerekli deildir, nk kuramsal fzikilerin sk sk or
taya koyduklar gibi en azndan gzlemlenebilirlik bilimsel konum iin
gerekli deildir. Pek ok varlk ve olay dondan gzlemlenemez ya da
incelenemez -teoride ya da pratikte-. Bu durumda sz konusu varlklarn
savlanmas bilimsel aratrmann tn olmaktan kar. Esasnda pek
ok bilim adam gzlemlenebilir olandan gzlemlenemez olan karsa
makla sulanr. Kuvvetler, alanlar, atomlar, kuarklar, gemi olaylar,

65. Skoog, "View".


66. s.c. Meyer, "A Scopes Trial for the '90s', The Wall Stree Joumal, Aralk 6,
1993, s. A14: S.C. Meyer, "Open Debate on Life's Origin", Insight, ubat
21, 1994, s. 27-29. Eugenie Scott, "Keep Science Free from Creationism",
Insight, ubat 21, 1994, s. 30.
ZEKl TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 175

zihinsel haller, yeraltndaki corafi zellil$ler, molekler biyolojik yaplar,


tm bunlar gzlemlenebilir olgulardan karsanan gzlemlenemez olgu
lardr. Yine de ou kesinlikle bilimsel aratrmann rndr.
ikincisi, gzlemlenemezlik test edilebilirlii ortadan kaldrmaz; gz
lemlenemez eyler hakkndaki savlar gzlemlenebilir olgular karsnda
dolayl olarak her zaman bilimde test edilmektedir. Yani, gzlemlene
mez varlkiann varl, verili bir varsaymsal varlk (gzlemlenemez bir
ey) gerek diye kabul edildiinde, ortaya kacak aklama gc test
edilerek kabul edilmektedir. Bu ilem, genelde, verili bir gzlemlenemez
varln kuramsal adan makul ya da kabul edilmi nedensel gleri
hakkndaki bir deerlendirmeyi ierir. Her halkarda, ;ok sayda bilim
sel teorem, rakip hipotezler karsnda aklama gleri karlatrlarak
dolayl yoldan deerlendirilmelidir.
Genetik molekln yapsnn aydnlatlmas yar srasnda, hem
ift sarmal hem de l sarmal modeli ileri srld, zira her ikisi de X
n kristalograf tekniiyle ekilen fotoraf grntlerini aklayabili
yordu.67 Her ne kadar hibir yap gzlemlenemediyse de (mikroskopla
dolayl yoldan bile), Watson ve Crick'in ift sarmal modeli sonunda ya
r kazand, nk bu model l sarmaln aklayamad gzlemleri
aklayabiliyordu. Gzlemlenemez bir yapya -ift sarmal- dayal ka
nn kabul edilmiti, nk onun, bir dizi ilintili gzlemler erevesinde
rakiplerinden daha fazla aklama gcne sahip olduna kanaat geti
rilmiti. Aklamann gzlemlenemez bir varl nceden kabul ettii, en
iyi aklamaya ynelik karsama abalan bilimsel olduu kabul edilen
pek ok alanda sk sk kullanlr. Bu alanlar arasnda, fizik, jeoloji, je
ofizik, molekler biyoloji, genetik, fiziksel kimya, kozmoloji, psikoloji
ve elbette evrim biyolojisi yer almaktadr.
Bu alanlarda gzlemlenemez eylerin hakimiyeti, gzlemlenebilirlik
ltn tasarm bir kenara atmak iin kullanan treme yanllar iin
zorluklar ortaya karr. Darwinciler, rakiplerine, bahsettikleri yaratl
srelerinin gzlemlenemez lde yava ilediini hatrlatarak kendi

67. H.Judson, The Eightt Day of Creation (New York, Siman and Schuster,
1979), s. 157-90.
176 TASARIM

kuramsal savlarnn rtlemez doasn uzun zamandan beri aka


savuna gelmilerdir. Dahas, evrim teoreminin temel tarihsel sav -im
diki trlerin ortak bir atadan geldii- imdiki pek ok tasarm savyla
ayn epistemolojik nitelie sahiptir. Darwin'in dallanan yaam aacn
daki dmleri igal ettii grlen ara yaam formlar gzlemlenemez
dir, tpk bir Tasarmcnn ne srlen gemi faaliyetinin gzlemlene
mez olduu gibi. 68 Ara yaam formlar imdiki biyolojik verilerin olas
evrimci aklamalarn salayan kuramsal nermelerdir. Ayn ekilde
gzlemlenemez bir tasarmc fail de yaamn bilgi ierii ve indirgene
mez karmakik zellikierini aklamak iin ne srlmtr. Darwin
cileri ara formlar, yeni Darwincilerin mutasyon olaylan, sramal ev
rimcilerin "ani dallanma" olaylan, tasarlayan bir failin gemi eylemi,
bunlarn hibiri doudan gzlemlenemez. Dorudan gzlemlenebilirlik
ltne gre bu kuramsal varlkiann her biri edeerdir.
Her biri test edilebilirlik ltne gre de birbirine denktir. Kken te
oremleri genelde evrenin imdiki zellikierini (ya da kendisini) gemi
teki hangi olaylarn kardna ilikin deerlendirmelerde bulunurlar.
imdiki ipular ve kantlardan yola karak gzlemlenemez nedensel
olaylan yeniden tesis ederler. Dolaysyla, direkt doulamaya ya da
neden-sonu ilikilerinin tekrar tekrar gzlemlenmesine dayanan pozi
tivist test metodu, Darwin'in kendisinin anlad haliyle kken teorem
leriyle pek ilintili deildir. Her ne kadar o, yarattl savn geerli l
t -gzlemlenmi nedenleri savlayan teoremleri destekleyen, 19. yz
yl metodoloji lt- salayamadndan defalarca ikayet etse de, ka
t pozitivist ltlerin kendi teoremine uygulanmasndan tedirgin ol
mutur. Joseph Hooker'e serzenite bulunurken unlar sylemiti: "Bir
trn bir baka tre dntne ilikin dorudan kanta sahip olma
dm insanlara anlatmaktan yoruldum, ama bu grn douluuna
inanmamn balca nedeni, bu grle pek ok olgunun snflandnlabi
lip, aklaabilmesidit' 69 (vurgular eklenmitir).
68. Meyer. Of Clues, s. 120: Darwin, Origin, s. 398: D.Hull, Dar.vin and His
Critics (Chicago: University of Chicago Press, 1973), s. 45.
69. C.Darwin, More Letters of Charles Danvin, ed.F.Dawin, 2.cilt. {London:
Murray, 1903). U 84.
ZEKl TASARIMIN BiLMSEL KONUSU 177

Aslnda Darwin.dorudan test yapmann kken teoremlerinin deer


lendirilmesiyle tamamen ilgisiz olduu noktasnda srar etmiti. Yine de
o eletirel testlerin, dolayl yollarla yaptlabileceine inanyordu. Baka
bir yerde yle yazyor: "Bu hipotez [ortak ata], organik varlklann je
olojik soylan, gemi ve imdiki dalmlar ve kartlkl ballklar ve
homolojileri gibi eitli geni ve bamsz olgu gruplarn aklayp ak
lamadna baklarak test edilmelidir."70 Darwin'e gre gemi olaylarn
ve srelerin gzlemlenememesi, kken teoremlerinin test edilemez ol
duu anlamna gelmiyordu. Dorusu bu teoremler sz konusu eitli ve
riler ya da "olgu gruplan"na gre aklama gleri dei(erlendirilerek do
layl yoldan deerlendirilebilir ve test edilebilirdi.
Yine de bu doru olsa bile, bir Tasarmcnn gzlemlenemez olmas
nn byle bir savlama imkanna niin engel tekil etti,ini anlamak zor
dur. Her ne kadar Darwin ayn grte olmasa da, tremeyi medolojik
savunusunun temeli, test edilebilir bir tasarm teoreminin imkann ima
etmektedir, nk gzlemlenemez bir failin gemi eyleminin imdiki
zamanda amprik sonulan vardr, tpk organizmalar arasndaki gz
lemlenemez balantnn sonulan gibi. Aslnda Darw.in, rakip yaratl
teoremlerin amprik adan yetersizliini aa karmaya alarak,
tasarmn test edilebilir olduunu rtk ekilde kabul etmitir. Her ne
kadar Darwin pek ok yaratl aklamay prensipte bilim d diye
reddetmise de, dierlerinin, kimi biyolojik olgular aklama kapasite
sine sahip olduunu gstermeye almtr. 71 Bylece o, yaratll,
bazen, aklama gcnden yoksun ciddi bilimsel bir akip olarak bazen
de tanm gerei bilim d niteleyip bir kenara att bir inan olarak gr
mtr.

70. Alnt iin bkz. S.J.Gould, "Darwinism Defned: The Difference between
Theory and Fact", Discovey, Ocak 1987, s. 70.
71. Darwin'in yaratlla kar ne srd metodoloiik ve amprik savlar
iyice ortaya kanlmtr: Gillespie, Danvin, s. 67-81; Kava!ovski, Vera ca
usa, s. 104-29; Meyer, OfC/ues, s. 123-25; Recker, "Efficacy", s. 173;
Hull, "Darwin", s. 63-80. Darwin'in metodolojik savlarnn rnekleri iin
bkz. Darwin, Origin, s. 201, 430, 453. Darwin'in metodolojik savlannn
rnekleri iin bkz. Origin, s. 223, 386, 417-18.
178 TASARIM

Yakn dnemdeki evrimci snr lt yanllan da ayn ekilde ken


dileriyle elikiye dmlerdi. Gerald Skoog, "Yaamn zeki bir neden
tarafndan meydana getirilmi bir tasanmn sonucu olduu sav test
edilemez ve bilimin sahasnn iinde yer almaz." dedikten sonra ayn
paragrafta u satrlar ekliyor: "Doayla ilgili gzlemler de bu sylemle
ri [zeki tasann teoremiyle ilgili] pheli ktlmaktadr. "72 Ne var ki bir
ey hem prensipte test edilemez hem de amprik gzlemle rtlmeye
tabi olamaz.
Buraya kadar yaptmz tespitler, ne deiimle treme ne de tasa
rmn kesinkes test edilemez olmadn gsteriyor. Dorusu her iki te
orem de, aklama gleri rakiplerinkiyle karlatnp dolayl yoldan test
edilebilir, Darwin'in treme teoreminde yapt gibi. Yaratlla pek
iyi gzle bakmayan Philip Kitcher'in de kabul ettii gibi, teoremlerde -
gzlemlenemez bir Tasarmcy ngrenlerinde bile- gzlemlenemez
unsurlann varl, o teoremlerin amprik yolla deerlendirilemeyecei
anlamna gelmez. Kitcher unlar yazmt:
"Gzlemlenemez bir Tanny savlamak bile, gzlemlenemez para
cklar savlamaktan daha bilim d deildir. nemli olan nokta,
nennelerin nitelii ve dile getirili ve savunulu yollandr."73
Bylece, tasann ve treme spesifik snr ltlerini salama kapa
sitelerine gre deerlendirildiinde, beklenmedik bir denklik ortaya k
maktadr. Eer Kken teoremleri, test edilebilir ve bilimsel olarak gr
lecekse, onlar iin gerekli olan kuramsal varlklann dorudan gzlem
lenebilir olmas lt, evrensel ve tarafsz ekilde uygulandnda, sa
dece tasarmn deil tremenin de hesap d tutulmasn gerekli klar.
Pozitivist bir anlamda kabul edilen birleik test edilebilirlik ve gzlem
lenebilirlik lt zerinde srar edenler, evrim teoreminin aka uy
mad bir geerli bilim tanmn beyan etmektedirler. te yandan eer

72. Skoog, "View".


73. Kitcher, Abusing Science, s. 125. Her ne kadar Kitcher ilahi yaratln test
edilebilir bir teorem olabilme ihtimalini kabul ederken, yaratlln 19.
yzylda test edilip, savunulduuna inanmaktadr.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 179

test edilebilirlik lt daha esnek bir ekilde uygulanrsa tasarm he


sap d tutmak iin ne srlen bataki neden ortadan kalkar. Burada
tasanma kar snr ltlerini kullanmaya dnk zel abalar hakkn"
da yaplacak bir inceleme, tasann ile treme arasndaki metedolojik
denklii aa kanr.
Dier snr ltleri. Evvelce sralanan dier ltlerin -(d), (e), (f),
(g) ve (h)- her biri hakknda yaplacak bir incelemenin tasann ile t
reme arasnda ayn denklii ortaya koyacan savunuyorum.74 l.b
lmde belirtilen sorunlara ilaveten yanllanabilirlik, kken teoremleri
iin zellikle sorunlu bir lt olarak gzkmektedir. Ayn ey tahmin
lt iin de geerlidir. Kken teoremlerinin kanlmaz olarak tanm
lanmas imkansz yeni yaplar sunmas gerekir. Bu nedenle onlar tam
anlamyla tahminde bulunmazlar. Sz gelimi eer verili bir teorem do
ruysa hangi kamun bulunmas gerektii hakknda kken teoremlerinin
yapt bir ekilde yzeysel "tahminler"in yanllanmas ok zordur. Ni
tekim evrimci paleontologlar da sk sk "Kamun yokluu yokluun ka
nn deildir" derler.75
Ayn ekilde, bilimsel bir teoremin nedensel bir mekanizma sun
mas gerektii lt, eitli nedenlerden dolay metafiziksel adan
tarafsz bir snr lt salamay baaramaz. Birincisi, daha nce de
belirniimiz gibi, bilimdeki ou teorem mekaniksel teorem deildir.
Doada dzenli olarak gerekleen olgulan aklayan pek ok teorem,
bu olgulanr niin mekaniksel ekilde gerekletiini aklamaz ya da
buna ihtiya duymaz. Newton'un evrensel ekim yasas, Newton, bu
yasann ngrd dzenli ekim modelini iin mekaniksel bir neden

74. Bu evrimci snr lt savlarnn ayrntl ekilde snflandnlp, deerlen


dirilmesi iini halihazrda stlenmi bulunuyorum. Burada incelenmeyen
savlar, Kanada, Ontario'daki Pascal Merkezi'nin yaymlayaca gelecek
almamda ele alnacakur.
75. Bu ifade aslnda astronom Cari Sagan (cart Sagan ve Ann Druyan, Sha
dows of Forgotten Ancestors [New York, Random House, 1992] tarafn
dan kullanlsa da, fosil kaytlarnda ara yaplarn olnamas balamnda,
pek ok evrimci ilerleme ya da srama yanlsnn konumunu aka anlat
maktadr.
180 TASARIM

savlayamad iin -aslnda bunu reddetmiti- daha az bilimsel deil


di. Aynca daha nce de belirttiimiz gibi, gemite olup bitenler hak
kndaki pek ok tarihi teorem, kantlad olayn nasl gereklemi
olabileceine dair mekaniksel bir aklamadan yoksundur. Ortak ata
teoreminin genelde bilimsel bir teorem olduu dnlr, her ne ka
dar bilim adanlan, trler arasndaki ara deiimlerin nasl gerekle
tiini aklamak iin bsbtn yeterli bir mekanizma zerinde uzla
m deillerse de. Ayn ekilde, ancak levha tektoniklerinin geliimin
de sonra kta kaymas teoreminin bilimsel olduunu sylemek iin
pek de hakl bir gereke yoktur. Geri levha tektoniklerin salad
mekanizma kta kaymas teoreminin daha makul hale gelmesine yar
dm etmise de, 76 ( 1) kaymann gerekletiini bilmek ya da kuram
sallatrmak ve (2) kta kaymas teoremini bilimsel diye nitelendir
mek iin kta kaymasnn gerekletii mekanizmay bilmek zorunlu
deildir.
te yandan nedensel mekanizmalann tm bilimsel balamlarda ge
rekli olmad kabul edilip, ama kken aratrmasnn byle bir balam
olmad ileri srlebilir. Kken teoremlerinin kanlmaz olarak neden
sel aklamalar sunmaya alt ve tasanmn, yaamn kkenini ya da
belli bal taksonomik gruplan aklamaya alt kabul edildiinden,
tasanmn bir mekanizma sunamamasnn onu yetkin bir kken teoremi
kld ne srlebilir.
Ancak bu savn da baz glkleri vardr. Birincisi, tasanmn savu
nucusu, teoreminin, bilimsel konumunu yitirme cezasn ekmeden,
yaamn nasl doduunun tam nedensel bir aklamasn sunmad
n syleyebilir. Mevcut ipulan ve kantlar baz bilim adamlann, zih
nin madde zerindeki nasl etkide bulunduunu tam anlamyla bilme
den, yaamn asanmnda zekann nedensel bir rol oynadna inan
malarn salayabilir. Tm bunlarn neticesinde, tasarmn bilimsel ol
mayan (hatta bilimsel konumdan yoksun) bir sav deil de eksik bir

76. Ayn ey ortak ata teoremiyle ilgili yeni Darwinci ayklanma-mutasyon


mekanizmas iinde sylenebilir. Her iki durumda da yetkinlikle bilimsel
konum mevzular birbirine kantmlmamaldr.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 181

sav olduu ortaya kar. Ve bu eksiklikler sadece tasarm teoremlerine


zg deildir. Gerek biyolojik (bahsettiimiz) gerekse kimyasal evrim
teoremlerinin, tamamen yeterli nedensel senaryolar olmadklar orta
dadr. Aslnda ou bilimsel kken teoremi bir ekilde nedensel adan
eksik ya da yetersizdir.
Her halkarda, mekanizmann, kken teoremlerinin bilimsel konu
mu iin gerekli olduunu sylemek meseleyi rt bas etmek olur. Husu
sen bu sylem, hibir hakllk tamadan, bilimsel adan kabul edilebilir
tm nedenlerin mekaniksel nedenler olduunu benimser. Bilimdeki tm
nedensel aklamalarn mekaniksel olmas gerektii zerinde srar et
mek, tm nedensel teoremlerin sadece maddi varlklara (ya da onlarn
enerji karlklarna) gnderme yapmas gerektiinde srar etmek demek
tir. Ne var ki bu koul, grnrdeki dayatc snr l savlarndan dola
y metodolojik zorunluluu onaylanm naturalizmin baka bir ifadesidir.
"Tm bilimsel teoremler mekaniki olmaldr" nermesi bir snr lt
sav olduu srece bu koul aka bir ksr dngdr. Snr lt yanl
larnn savunduuna gre bilim mekaniki olmaldr nk onun natu
ralist olmas gerekir: naturalist olmaldr nk aksi takdirde snr lt
lerini-zellikle tm bilimsel teoremlerin mekaniki olmas gerektii l
tn- ihlal eder.
Bu sav, akas u hususu tartmaya amaktadtr: Kkenlere ili
kin tamamen materyalist nedensel aklamalar, yaratc, bir zeka, zi
hin, zihinsel etkinlik, ilahi faaliyet ya da zeki tasarm gibi maddi ol
mad varsaytlan unsurlara bavuran aklamalara tercih etmek iin
bamsz -yani metafiziksel a,dan tarafstz- nedenler var mdr? Felse
fi naturalistler sz konu maddi olmayan unsurlar gerek diye kabul
etmezken, bu unsurlarn nedensel ncller olabileceini elbette inkar
edemezler.
Bylece asl soruya dnyoruz: Bilimsel kken teoremlerinde meka
niksel olmayan (rnein zihinsel ya da zeki) nedenleri savlamaya en
gel olarak, ktsr dngsel olmayan nasl bir mantk sunulabilir? Amprik
aklamalar ne olursa olsun, bu unsurlarn hesap d, tutulmasna ka
rar vermek tamamen naturalist olan bir bilim tanmn hakl gstermez.
Teoride olas, iki neden tr vardr: mekaniksel ve zeki. Snr lt
182 TASARIM

yanllar ikinci tr dlamak iin ksr dngsel olmayan bir gerekeyi


henz gsterebilmi deillerdir.77

3. Blm, Tarih Biliminin Metodolojik Nitelii


imdi de tasarm ile treme arasndaki metodolojik denkliin daha
temel bir nedenini ele alalm. Ewelce de belirttiimiz gibi, tasarm ile
treme arasndaki metodolojik denkiik, tarih bilimlerinin kendine zg
mantksal ve metodolojik niteliinin kavranmasna dayanr. Evrim bi
yolojisi, tarihsel jeoloji ve arkeoloji gibi, gemi olaylar ve nedenlerle
ilintili bilimsel disiplinler zerinde yaplacak bir inceleme, esasen genel
olgularn kefi ve akiamasyla ilintili kimya, fizik veya biyoloji gibi ta
rihsel olmayan bilimlerden kayde deer oranda farkl bir aratrma me
todunu aa karr. Bu blm.gerek tasarm gerekse tremenin bilim
sel aratrmann bu farkl tarihsel metodunu kullabileceini ve kullan
dn gz nne serecektir. Baka bir deyile, tasarm ve treme ara
sndaki temel metodolojik denklik, tarihle -yani tarihsel sorular, tarih
sel gndermeler ve tarihsel aklamalarla- ortak bir balantdan kay
naklanr.
Bu tarihsel balanty, ilkin, ewelce incelediimiz snr lt sav
larnn niin geersiz olduuna bakarak anlayabiliriz. rnein, bilimsel
olmak iin doa yasasna gnderme yaparak aklamada bulunulmas
gerektii savn ele alalm. "Bilim doa yasasyla aklama yapmaldr"
eklindeki srar hayli karkla -bilimdeki aklamann benimsenen
evrensellii hakknda, aklamalarda yasalarn gerekli rolleri hakknda
ve yasa ile neden arasndaki ayrm hakknda- yol aar. Lakin evrimci
yazarlann gerekli bulduu bu snr lt esasen ilemez, nk sz
konusu lt, baz bilimsel disiplinlerin (benim tabirimle "tarihsel"),

77. Dinsel otoriteye dayanmayan bir tasann sav iin bkz. M. Denton, Evolu
tion, A Theoy in Crisis (Landon, Adler and Adler, 1986), s. 338-42. "Ya
ratl ya da tasarmc savlarn promlern zme kapasitesi yoktur" eklin
deki snr lt savnn incelemesi ve reddiyesi iin bkz. J.P. Moreland,
"Scientifc Creationism, Science, and Conceptual Problems", Perspectives
on Science and Christian Faith.
ZEKi TASARIMIN BILlMSEL KONUSU 183

yasalara deil de gemi nedensel olaylara ya da olay sralanna -"ne


densel tarihler" denilebilecek- gnderme yaparak olaylan ve verileri
aklamaya alt gereini gz ard eder. Bu etkinlik iin doa yasa
lanna gerek olmadndan, "doa yasasyla aklamal" eklindeki snr
lt, evrimci olsun ya da olmasn rakip iki tarih bilimsel aratrma
programn birbirinden ayrmak iin kullanlamaz.
imdi de bilimsel teoremlerin kantlanamaz ya da gzlemlenemez
varlklan savlamamas gerektii fikrini ele alalm. Kukusuz bu lt
modem fizik de dahil pek ok alanda savunulamaz bir lttr. stelik
prensipte tarihsel aratrmayla neredeyse hi ilgisi yoktur. Tm tarihsel
teoremler C.S. Peirce'nin "aklama (abductive) niteliinde gnderme
ler" dedii gndermelere dayanr. 78 Bu gndermeler genelde imdiki ol
gulan, olaylan ve ipulann aklamak iin gzlemlenemez gemi
olaylan ne srer. Tarih hakknda bir savda bulunmak, neredeyse her
zaman, dorudan incelenemeyen gzlernienemez bir olay ya da varl
savlamay, ne srmeyi ya da karsamay ierir. Bu nedenle gz
lemlenemez unsurlar temelinde rakip kken teoremlerinin metodolojik
esasn ayrt etme abas olduka yanltc ve beyhude grnmektedir.
Son olarak. bir teoremin bilimsel olmas iin test edilebilir olmas ge
rektii iddiasn ele alalm. Ewelce de grdmz gibi, ne tasann ne de
treme kesin ispat gerektiren test edilebilirlik ltn salayamaz. Yine
hibirinin tekrarlanabilirlik kavramna bal test edilebilirlik ltn de
salayamadn nceden belirtmitim. Ne var hi her ikisi de kartlatr
mal aklama gc kavramn ngren "uyuma" ya da en iyi aklama
ya gnderme yapma gibi alternatif test edilebilirlik ltlerini salayabi
lir. Bu denklik, tasann ve evrim teorisyenlerinin sunduu savlann tarih
sel doasna binaen ileri srlmt. Dier tarihi teorisyenler gibi onlar
da, dorudan ispatlanamayacak ve asla tekrarlanmayabilecek, gemite

78. c.s. Pierce, "Abduction and Induction", The Philosophy of Pierce.


ed.J.Buchler (London: Routledge , 1956). s. 150-56; C.S. Pierce. Col/ected
Papers, ed.C.Harshome ve P.Weiss, 6.cilt. (cambridge: Harward Universty
Press. I 931), 2:375; K.T. Fann, Pierce's TheoyofAbiucdon (The Hague:
Martinus Nijhoff, 1970), s. 33; Meyer. OfClues, s. 24-34.
184 TASARIM

olduuna inandklar olaylar hakknda savlar ne srerler. Ne var ki di


er tarihsel teoremler gibi bu teoremler de, olgudan sonra karlatrmal
aklama gcne gnderme yaplarak test edilebilir. Kat ltler dayat
mak tm tarihsel aratrmalarda bulunan snrlamalar gz ard eder ve
dolaysyla rakip tarihsel ya da kken teoremlerinin konumunu ayrt et
mek iin bir temel salayamaz.
Hasl imdiye kadar ele aldmz evrimci snr lt savlan, ks
men, kken aratrmasnn tarihsel niteliini gz ard eden (normatil)
bir metot lt dayatmaya altndan baarszla uramtr. As
lnda evvelce sralanan snr lt savlarnn her biri tarihsel bilimlerin
spesifik bir niteliini gzden kard iin boa kmtr. Ancak bu ni
telikler nelerdir? Ve bunlar, tasann ve tremenin bilimsel ya da hi de
ilse metodolojik konumunu ayrt etmek iin bir temel salayabilir mi?
Tarih biliminin doas. Bu sorulara cevap vermek, tarihsel bilimle
rin mantksal ve metodolojik nitelikleri hakknda yaptm doktora
aratrmasnn sonularn ksaca zetlememi gerektiriyor.79 Bu aratr
mada tarihsel disiplinlerin genel niteliini tespit ettim. Bu nitelikler,
gemii yeniden ina etmek ve gemie gnderme yaparak imdiyi
aklamakla ilintilidir. Bunlar, tarihsel balamlardan yola kan disip
linleri, doann deimeyen yasalar ve zelliklerini kefetme, snflan
drma ve aklama itkisiyle hareket eden disiplinlerden ayrr. Bu ikinci
disiplinler "tmevarmsal" ya da "nomolojik" (Yunanca nomos szc
yasa anlamna gelir) diye tanmlanabilir; birinci trdeki disiplinler
ise "tarihsel" diye tanmlanabilir.80 Aada sralayacam nitelik

79. Meyer, OfC/ues.


80. Bu nitelik tarihsel olmayan bilimlerin karsnda tarihsel bilimleri tant
lamak iin gerek ve yeter koullar kmesi olarak kullanlabilir. Yine de bu
snr ya da tanmn keyfi olduu kabul edilmektedir. Bu "snr", baz bilim
lerin, hem tarihsel hem de tmevanmsal aratrmay birletirmediini ya
da pek ok disiplinin -kozmoloji ve kozmogeni gibi- hem tmevanmsal
hem de yasal dallarnn olmadm kastetmez. Aynca bu "snr" tarihsel ni
telikler sergileyen disiplinlerin ayrcalkl bir epistemolojik konuma sahip
olduuna dair ak ya da gizli bir iddiada bulunmad iin sorunsuzdur.
te yandan yaptmz aynn hakllktan yoksun deildir, nk tarihsel
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 185

sayesinde tarihsel bilimlerin, tarihsel olmayan bilimsel disiplinlerden


ayrt edilebileceini dnyorum.

1. Uygulamaclann harekete geiren tarihsel ilgi ya da sorular: Tarih


sel bilimlerle uraanlar, genelde, "Ne oldu?" ya da "Bu olayn ya do
al zelliin ortaya kmasna yol aan nedir?" eklindeki sorulara ce
vap ararlar. te yandan tmevanmsal ya da yasal bilimlerle uraan
lar, genelde, "Doa normalde nasl iler ya da devinir?" trnden soru
lara cevap ararlar.
2. Kendine zg tarihsel gnderme trlerinin kullanlmas: Tarihsel
bilimler, kendine zg bir mantksal yapya sahip gndermeleri kulla
nrlar. Genelde tekil olgulardan yola karak genelleme yapan ya da ya
sa karsayan, pek ok tarihsel olmayan disiplinden farkl olarak tarih
sel bilimler, imdiki bir olgu ya da ipucundan gemi bir olay karsa
mak iin c.s. Peirce'nin ifadesiyle "aklama niteliinde gndermeler"
yaparlar. Bu gndermeler zamansal adan asimetrik olduu iin -yani,
imdiki olgular ve ipularndan yola karak gemi koullan ve neden
leri yeniden ina ettii iin- "gemie ynsemeli(retrodictive)" diye ta
nmlanabilir. rnein dedektifler,s gerekletikten sonra bir cinayetin
koullann yeniden tasarlamak iin aklama niteliinde ya da gemie
ynsemeli gndermeler kullanrlar. Bunu yaparlarken tarih bilimcileri
gibi alrlar. Gould'un belirttii gibi, tarih bilimcisi "gemii sonula
nndan karsayarak" ilerler.s2
3. Kendine zg tarihsel aklama trlerinin kullantlmas: Tarih bi
limlerinde, genel olgulann yasal tanmlamalan ya ela teoremleri deil
de tekil olaylann nedensel aklamalanna yer verilir. Tarihsel akla
malarda, yasalar deil gemi olaylar asl aklama iini yerine getirir.

bir bilimin gerekli koullarnn her biri kanmlar, a.klamalar ve sorular


arasndaki hakiki mantksal ya da niteliksel farkltlklan ayrt etmektedir.
81. A.C. Doyle, "The Boscome Valley Mystery", The Sign OfTlree, Pierce, Ho
mes, Popper, ed.T.Sebeok (Bloomington: lndiana Universty Press, 1983),
s. 145.
8Z. S.J. Gould, "Evolution and the Triumph of Homology: Or, Why History
Matters", American Sciendst 74 ( 1986) :61.
186 TASARIM

Himayalann oluumu ve ! .Dnya Savann balangcna dair evvelce


belirttiimiz aklamalar tarihsel aklama mekleridir.83
Aynca tarihsel bilimler dier bilim trleriyle drdnc bir nitelii
paylar.
4. En iyi aklamaya gndermede bulunmak gibi dolayl test metot
lar. nceden belirttiimiz gibi, pek ok disiplin dondan gzlem, tah
min ya da tekrarl deneylere yoluyla teoremleri test edemez. Bunun ye
rine, test, rakip teoremlerin aklama gc karlatnlarak dolayl yol
dan yaplr.
Tarihsel bilim olarak treme. Evrimci aratrma programlarnn tarih
sel bilimlerin genel metodolojik modeline yakndan uyduunu gstermek
iin yeterince izahatta -aklayc nedensel tarih olarak ortak atann ile
vi, Darwin'in ortak ata karsamasnn gemie ynseme nitelii ve
onun, evrim teoreminin dolayl metotlarn kullanmas hakknda- bulun
duk. Lakin ilave birka tespit bu balanty daha fazla aydnlatacaktr.
Yukarda sralanan tarihsel bilimlerinin niteliklerinin birincisi (tarih
sel itki ya da ama) sz konusu olduunda, Darwin akas byle bir
amala harekete gemiti. Trlerin Kkenlnde Darwin'in astl amalarn
dan biri, tarihsel bir noktay -trlerin birbirinden ayn olarak ortaya k
mad, bir ya da daha fazla ortak atadan evrilerek olutuu- vurgula
makt. 84 Gerekte Darwin, yaamn tarihini, sreen, dallanan bir aaca
benzetmiti. ilk ve en basit yaam formalarn aacn dibi temsil ediyor
du. Gemiteki ve imdiki daha karmak formlarn zengin eitliliini
ise birbirine bal dallar temsil ediyordu. Biyolojik tarihin bu resmi rakip

83. Bu yasalarn ya da sre teoremlerinin nedensel aklamay destekleme ro


l oynadn inkar etmek anlamna gelmez. Scriven, yasalar ve dier ge
nel sre teoremi trlerinin aklayc bir ncln nedensel konumunu
hakl karmada nemli bir rol oynadm kaydeder. te yandan Scriven ve
benim baka bir yer de savunduum gibi, yasalar tekil olaylan ya da olgu
lar aklamak iin gerekli deildir: ve yasalar olsa bile ncl olaylar, tarih
sel aklamalarda asl nedensel ya da aklayc unsur ilevi grrler. Scri
ven, "Ruisms", s. 448-50; Scriven, "Explanation, s. 480; Scriven, "Ca
uses", s. 249-50; Meyer, OfClues, s. 18-24, 36-72, 84-92.
84. Meyer, ofclues, s. 112-36.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 187
yaratllann resmiyle arpc ekilde tezat oluturuyordu. Yarahllar
yaam aacn birbirine paralel soy izgileri (yaknsak olmayan) eklin
de tasavvur etmilerdi. Trlerin Kken'nde Darwin'in (muhtemelen) asl
amac yaratl kartlannm kesintiyi savunan grlerinin karsnda,
yaamn tarihinin srekliliine ilikin bu gr savunmakh.
Bylece Darwin, asl ilgilendii hususun, nerdii. doal ayklanma
mekanizmasnn yetkinliini kantlamak deil de tarihsel ortak ata te
zini kantlamak olduunu gstermek iin nceliklerini defalarca apak
dile getirir. Zihnindekileri yle ifade eder: "ki farkl amacm var; il
kin, trlerin ayn ayn yarahlmadn [Yani ortak bir atadan evrildii
ni] gstermek ve ikinci olarak da, doal ayklanmanm deiimin ana
unsuru olduunu gz nne sermek"85 (vurgular eldenmitir).
Ayn ekilde kitabnn 13. Blmnn sonunda Darwin, savnn n
celiklerini yle dile getiriyor: "Ele alman eitli olgu snflan ... dnyay
dolduran saysz trlerin, takmlarn ve ailelerin tmnn ortak atalar
dan trediini ve tremenin seyri iinde deiim geirdiini dosdoru
aa vurmaktadr. yle ki hi kuku duymadan bu gr benimsiyo
rum, sz konusu gr dier olgular ve savlarla desteklenmemi olsa
dahJ"B6 (vurgular eklenmitir).
Darwin tarihsel bir amala ie koyulmakla kalmam, hususen ta
l
rihsel bir akl yrtme biimini (ele aldmz 2.nite ikle ilgili) kullan
mt. Gould'un hakl olarak ifade ettii gibi, Darwin tarihsel gnderme
leri kullanmt. Darwin, tarihsel ortak ata iddiasn desteklemek iin
"Organik Varlklann Jeolojik Nesli" zerine yazd blmn ortasnda
balayp, sonraki blm boyunca bir dizi sav ne srmt.87 Bu

85. c. Darwin, The DescentOfMan, 2.bask (Landon: A.L. Bun, 1874), s. 61.
86. Darwin, Origin, s. 434. Darwin"in sonraki sayfadaki ilk cmlesi ve son b
lmn ilk cmlesi ncelikie "deiimle treme" konusuyla ilgilendiini ve
doal ayklanmann sav iin destekieyici bir rol oynadn vurgulamakta
dr. Onun szleriyle, "Bu kitabn tamam uzun bir savdan ibaret olduu iin
okuyucular ksaca tekrarlanan belli bal olgulara ve kannlara aina ola
bilirler. Doal ayklanma sayesinde deiimle treme teoremine kar pek
ok ciddi itiraz yneltilebilir. Bunu inkar etmiyorum."
87. A.g.e., s. 331-434.
188 TASARIM

savlar gemie ynsemeli ya da aklama niteliindeki akl yrtme bi


iminin rnekleridir. Her halkarda, fosil kaytlanndan, kartlatrrnal
anatomiden, embriyolojiden ve biyocorafyadan elde edilen mevcut ka
ntlar, gemi biyotarihsel olaylann bir modelinin karsamak iin ipu
lan olarak kullanlmtr. rnein, Dawin'in artk yaptlarla ilgili savn
da kulland dile bakalm: "Artk organlar bir kelimedeki harflerle k
yaslanabilir. Bu harfler yazmda kullanlrken, telafuzda kullanlmazlar,
ama telafuzun sklmesinde bir ipucu ilevi grrler. "88
Dawin'in kulland gndermelerin her birinin zamansal adan
asimetrik niteliine dikkat edelim: "Ele aldmz eitli olgu snflan...
dnyay dolduran saysz trlerin, takmlann ve ailelerin her birinin
kendi snf ya da grubu iinde ortak atalardan trediini dosdoru gs
termektedir. "89 Gould'un da belirttii gibi, Darwin, "sonulanndan tari
hi karsama" metodu kullanmt.90
Dawin, sadece tarihsel bir gemii karsamakla kalmam, (ev
velce sraladmz 3.nitelie gre) tarihsel aklamalar da sunmutur.
Aslnda, tarihsel gndermelerle aklamalar arasnda karlkl bir ili
ki sz konusudur. Tarihsel bilimler, eer doru iseler, ilgili verilerin en
geni snfn aklayacak tarihsel nclleri karsamaya alr. Ak
lama kapasitesi temelinde karsanan nedensel gemi, genelde, ka
bul edildiinde, bir aklama ilevi kazanr. Dawin tm organizmala
rn ortak atalardan geldii ynndeki nermenin kabul edilmesi ge
rektiini, nk onun "eitli geni ve bamsz olgu snflann ak
ladn" defalarca dile getirir.91 Dahas, ortak ata (ve onun ifade et
tii gemi olaylar) Dawin iin nedensel bir aklama ilevi grm
t. "Treme yaknl"ndan "organik varlklann benzerliinin bilinen
tek neden" diye sz eder. 92 Baka bir yerde ortak ata ya da "treme
yaknl"ndan organik benzerliin geerli nedeni (vera cause) diye
88- A.g.e.. s. 432.
B9. A.g.e.. s. 434.
90. Gould, "Evolution", s. 61.
91. Alnt iin bkz. Gould, "Davinism", s. 70.
92. Darwin, Oigin, s. 399.
ZEKl TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 189

bahseder. 93 Darwin, \remeyi gemi bir neden olarak karsayarak


tarihsel bir aklama oluturur. Bu aklamada, gemi olaylann bir
modeli, biyocorafya, fosil kaytlan, homoloji ve benzeri alanlara ait
olgularla balantl olarak asl aklama iini yerine getirir. Gould'un
da belirttii gibi, Trlerin Kkeni, ".Tarihin organizmalar arasndaki
ilikiler iin dzenleyici neden olduu savn" ne srer.94
ncl olaylar ve nedensel tarihlerin aklama ilevi, ok sayda kim
yasal evrimci teorisyenin eserlerinde daha ak bir ekilde grlmekte
dir. Rus bilim adam ve modem yaamn kkeni aratrmasnn babas
olan Alexander Oparin, yaamn imdiki haliyle nasl ortaya ktn
aklamak iin bir dizi varsaymsal gemi olay ieren aynntl neden
sel tarihleri tasarlamt.95 Yaamn kkeni diye adlandnlan bu senar
yolann tasarlanmas yaamn kkeni aratrmasnn nemli bir paras
olarak gnmze kadar gelmitir.96 Bylece evrimci biyologiar sadece
tarihsel gndermeleri kullanmakla kalmayp, gemi nedensel olaylann
ya da modellerin imdiki olgulann kkenini akiama ilevi grd ta
rihsel aklamalara da bavururlar.
nceden de belirttiimiz gibi, Darwin _(evvelce sraladmz 4. nite
lie gre) teoreminin greceli aklama gcn deerlendirirken onu

93. A.g.e., s. 195, 399. Kavalovski'nin de vurgulad gibi. Darwin geerli ne


den ( vera causa} savn doal ayklanmayla snrlandumamakta, trerneyi
de buna dahil etmektedir (Kavalovski, Vera Causa, s. 104-5). '"Laws ofVa
riation" adl eserinin 5. Blmnde, bitki trleri arasndaki homolojilerin
geerli nedeni olarak '"tremi topluluk""i aka gndenmede bulunur ( Ori
gin, 2.195.) Darwin, ewelce belirtilen olgular akiamak iin genelde mor
folojik deiimin geerli nedeni olarak doal aykianmaya pek ok atfta bu
lunmakla birlikte tarihsel bir nedeni (gemi olaynn bir modelini) nenne
nin gereini de kabul eder. Darwin gemile ilgili nedensel nenmelerle im
diki olgularn akiamalan arasndaki bu ilikiyi 13. blmn bir yerinde
akiar: ""Pek ok eski yaam formunun tamamen kaybolduu inancyla
tm snflana birbirinden farkitln akiayabiliriz." (Oligin, 4139.
94. Gould, "Evolution", s. 60.
95. A.l Oparin, The Origin of Ufe, ev. S.Morgulis (New York, Macmillan,
1938).
96. Meyer, OfC/ues, s. 237-40.
190 TASARIM

dolayl yoldan test etmenin bir metodunu kullanmt. u ifadesini ha


trlayalm: "Bu hipotez [ ortak ataJ test edilmelidir...eitli geni ve ba
msz olgu snflann aklayp aklamadn grmek iin. "97 Bu do
layl ve karlatrmal test metodunu Asa Gray'a yazd bir mektupta
daha ak bir ekilde dile getirir:
"Bu hipotezi [ortak ata], bulabildiim pek ok genel ve olduka ge
erli nermeyle -corafi adam, corafi tarih, eilimler ve benzeri
alanlara ait- karlatrarak test ettim. Ve bana yle geliyor ki, bu hi
potezin sz konusu genel nermeleri akladn varsaydmzdan,
tm bilimlerdeki takip edilen ortak yol uyannca, daha iyi bir hipo
tez bulunana dein onu kabul etmemiz gerekmektedir."98 [vurgular
eklenmitir]
Tarihsel bilim olarak tasarm. imdiye kadar ele aldmz hususlar,
evrim biyolojisinin ya da en azndan onun Darwin versiyonunun, ta
rihsel adan bilimsel diye nitelendirdiimiz aratrma modeline uydu
unu gz nne sermektedir. Tasann ve tremenin yukarda ortaya
koyduumuz tarihsel aratrm a biimine gre metodolojik adan denk
olduunu gstermek iin tasann teoremi ya da savnn ayn tarihsel
aratrma modeline rnek tekil ettiini kantlalmamz gerekir.
1. nitelik asndan bu denklik gayet aktr. nceden de belirttii
miz gibi "Doa normalde nasl iler ya da devinir?" trnden sorularla
"Bu ya da u doal zellik nasl ortaya kmtr?" ya da "Bu ya da u
olayn meydana gelmesine ne yol amtr?" trnden sorular arasnda
bariz mantksal bir aynn vardr. Zeki bir Tasarmcnn gemi faaliye
tini neren teoremler ikinci trdeki tarihsel sorulara cevap ya da ksmi
cevap sunarlar. Tasann teoremlerinin kantsa! esaslan ya da yetkinlik
leri ne olursa olsun, bu teoremler kukusuz doadaki kimi zelliklerin
meydana gelmesine neyin yol atna dair sorulan cevaplandrma a
balarn temsil ederler. Tasann ve treme kkenler meselesine duyduk
lar ilgili bakmndan aka denktirler.

97. Alnt iin bkz.Gould, "Darwinism", s. 70.


98. F. Darwin, ed. Life and Letters of Charles Dawin, 2.cilt. (Landon: D. App
leton, 1896), !: 437.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 91

Tasann ve treme 2. nitelik bakmndan da denktir. Zeki tasann


kanmlan aklamadr ve gemie ynsemelidir. Bu kanmlar, DNA'da
ki bilgi ierii, molekiiler makinalann indirgenemez l\;de karmakl,
fosil kaytlarndan yukandan aaya doru beliren hiyerarik yap ve fi
zik yasalannn ve sabitlerinin uyumu gibi doada halihazrda bulunan
olgulardan ya da ipulanndan gzlemlenemez gemi bir nedeni (yara
tc zihinsel bir faaliyet rneini) karsamaya alrlar.99 Dahas, Dar
win'in pek ok olgunun ya da olgu snfnn ortak ata varsaymyla ak
lanabildiini gstererek yapt retrodictive kaimlan glendirmeye
almas gibi tasann yanllan da teoremlerinin aklama gcn gs
termek iin zengin eitlilikte ipulan toplamaya almaktadrlar.
Tasann kanmlan 3. nitelik asndan nedensel aklama ilevi de
grebilir. Treme savlarnda yer alan kann ile aklama arasndaki
karlkl ilikinin ayns tasann savlannda da bulunmaktadr. Bu ne
derle zeki tasann kann desteklenebilir, nk ayet kabul edildiin
de, ok sayda eitli olgu snflann aklayabilir. Akas zeki tasann
kabul edildiinde, mtekabil aklama kaynaklann temin edecektir.
Dahas, bir failin zel yaratc eylemini ieren tasann teoremleri, bu ey
lemi, bsbtn fiziksel deil de zihinsel nclleri ieren nedensel bir
olay olarak kavramsallatrmaktadr.oo Aslnda tasann teoremleri-is
ter gen yeryz Tekvincileri, ister eski dnyann gelitiini savunan
yaratllar, ister teist makromutasyoncular isterse de dinsel adan
agnostik biyologlar tarafndan ne srlm olsun- ncl nedensel
olaylara gnderme yaparlar ya da sz gelimi kimyasal evrimcilerin yap
t gibi bir tr nedensel senayoyu arlatrlar. Metot :meselesine gelin
ce, tasann ve treme savunuculan, benzer ekilde, imdiki olgulann
kkenini aklamak iin ncl nedensel olaylan ya da olay senayola
nn nerirler. 3. nitelik asndan da tasann ve treme metodolojik ba
kmdan denk grnmektedir.

99. Denton, Evolution, s. 338-42: C.Thaxton, W Bradley ve R. Olsen, The


Mystery of Life's Origin (New York, Philosophical Libray, 1984), s.
113-65, 201-4, 209-12.
100. Thaxton, Bradley ve Olsen, Mystery, s. 201-12.
192 TASARIM

4. nitelik asndan tasanmn tpk treme gibi dolayl yoldan test


edilebileceine dair ok laf ettik. Kukusuz tasann savunucular, d
ncelerini Darwin'in yapt gibi, hipotezlerinin aklama gcn ra
kiplerinkiyle kyaslayarak ve ilgili olgularn geni bir snf karsnda
test edebilirler. Nitekim gnmzde tasarm savunan pek ok biyo
log, savnn, tremenin aklayabildii olgularn yam sra aklaya
madklarn (DNA'daki bilgi ierii ya da indirgenemez lde karma
kln varl gibi) aklayabilme kapasitesi temelinde bu testi yap
maktadr. 101
Hasl tasarm ve treme metodolojik adan denk grnmektedir.
Her ikisi de tipik ekilde tarihsel sorulara cevap aramaktadr; her ikisi
de abductive kanmlara dayanmaktadr: her ikisi de imdiki olgularn
aklamalar olarak ncl nedensel olaylar ya da senaryolar nermek
tedir: ve her ikisi de aklama glerini rakiplerinkiyle karlatrarak
dolayl yoldan test edilmektedir.
Hereyin teoremi mi? Bu metodolojik denklie karar verilmeden
nce, tasanmn bilimsel aratrmay nemsizletirmeyen sahiden geer
li bir aklama olup olmad merak edilebilir. Tasarm teorilerine dair
endieler onlarn aklama gleriyle deil bu gc snrlandrmay ba
aramamalanyla ilgilidir. Kabul edilen "Tanr yapt" nermesi, tm bi
limsel sorulara cevap olarak kullanlabileceinden, bir tasarm teoremi
bilim adamna yapacak hibir ey brakmaz m? David Hall'n yakn za
manda yazd gibi, ""Bilim adamlarnn [bilimi tamamen naturalist di
ye tanmlamaktan baka] seenei yoktur. Yaanun ilk kkenini ya da
insan trnn evrimini aklamak iin Tann'ya ya da mucizevi olayla
ra gnderme yapmaya bir kez izin verdiklerinde, bu aklama tarzn s
nrlandrmann yolunu bulamazlar."102 Bu aynca "boluklarn Tanrs"
savlanna dair nl teist endiede de ifadesini bulmaktadr. O halde hem
101. E.J. Anbrose, Tle Nature and Origin of the Biological World (New York,
Halstead, 1982); Den ton, Evoludon; R.Augros ve G.Stanciu, The New Bi
ology (Boston, Shanblala, 987): D.Kenyon ve P.W. Davis, Of Pandas
and People, Tle Cetral Question of Bio/ogical Origins (Dallas, Haughton,
1993).
102. D.Hull, ""God of the Gallapagos, Nature 352 (1991), 485-86.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 193

teistler hem de seklerler undan endie duyabilirler: "Eer tasarmn


(tarihsel olarak) bilimsel bir teorem olmasna izin verilirse, o her yerde
aratrmaya ket vuran, her derde deva kuramsal bir ila olarak kullanl
maz m? Tasann, doann nasl ilediirl incelemeyi reddeden dn
sel adan tembel kimseler iin bir snak olmaz m?"
Yasal olanla tarihsel olan arasndaki aynn, aratrmann balamna
bal olarak tasarmn nasl hem uygun hem de uygunsuz (ve dolaysy
la zorlama) olabileceini gstermeye yardm eder. Demek oluyor ki bu
aynn, zeki bir failin gemi faaliyetinin niin tarihsel bilimlerde geerli
bir akiama olma ilevi grebilecekken, tatihsel olmayan pek ok bilim
sel balamda bu ilevi gremeyeceini anlamaya yardunc olur.
Bilim adanlan, doa normalde ne yapar ya da doann bir paras
genelde dier parasn nasl etkiler trnden sorulan dile getirdikierin
de, failierin tekil eylemlerine yaplacak her tr gnderme uygunsuz ola
caktr, nk sz konusu gnderme aratrmaya g veren soruyu ce
vaplandrmay baaramaz. u soruya bakn: "Hava basnc kristalin
oluumunu nasl etkiler?" "Kristaller yaratc bir zeka tarafndna tasar
lanmtr" (veya "Kristaller doal sreler yoluyla evrilmltir") demek
soruya yant tekil etnez. Burada doru yantlann zorunlu olarak natu
ralist ve yasal olmas gerekir, nk soru doann bir parasnn dier
parasn nasl etkilediidir. te yandan srf sorunun odak noktasndan
dolay naturalist bir yanta gerek vardr. Tmevanmsal bilimler tipik e
kilde genelde nedensel ya da tanmsal ilikiler (yasalar) kurmaya al
rken, tarihsel bilimler tipik ekilde gemi nedensel olaylan karsarlar.
Tanmlayc ya da nedensel bir yasa gerektiinde, bir failin eylemini
(uzay ve zamanda bir olay olarak) nermek yasasal aratrmann mey
dan okumasna karlk veremez. Belirli bir kaya trnn gerilim/cins
ilikisini aratran bir jeoloa ya da bir protenin normalde sitoplazma
omurgasna nasl balandn aratran bir hcre biyolouna "Onu Tan
n yaratt" demek banasal adan doru deildir. Ne ilahi ne de beeri
eylem yasa olarak nitelendirilemez. Bu cevaplar bilimin ilkelerine ters
olduu kadar balama ilikin saduyulu dncelere de terstir. Onlar,
burada belirli bir aratrma trnn sz konusu olduu noktasn bsb
tn skalad iin aratrmaya engel olmaktadr.
194 TASARIM

te yandan nedensel bir tarih yeniden kurulurken -doada belirli


bir zelliin (ya da evrenin kendisinin) nasl meydana geldiine dair
sorulara cevap aranrken- faile gnderme yapmak uygun olabilir. Birin
cisi, ilahi faaliyetin uygunsuz nermelerinin klasik rnekleri. (yani bo
luklann Tanns savlan) neredeyse tamamen tmevanmsal ya da yasal
bilimlerde sz konusudur, tpk Newton'un gezegenierin hareketlerinin
daha doru bir tanmn salamak iin fail kavramn talihsiz bir ekil
de kullanmas gibi.13 ikincisi, doadaki zelliklerin ya da olaylann k
kenini aklamakta faillerin eylemine rutin bir ekllde bavurulmakta
dr. Sz gelimi adli tp, tarih ve arkeoloji belirli nesnelerin ya da olayla
nn ortaya kn aklamak iin insan faillerin gemi etklniiini bazen
ne srer. Tarihsel bilimlerin bu tr eitli alanlan, zeki faillerin gemi
nedensel etkinliini karsamak iin ak bir ncl ileri srer. (Fran
sa' daki mara resimlerinin tzgar ve toprak kaymas gibi doal gler
deil de insanlar tarafndan meydana getirildiini ilk kez karsayan ar
keoloun bilimsel metodu ihlal ettiini savunan birinin bu savnn sa
maln dnn.)
Failin gemi eylemini ne srmenin niin tarihsel bilimlerde geer
li olabileceinin daha esasl baka bir nedeni de vardr: Tarihsel akla
malar ncl nedensel olaylann ne srlmesini gerektirir: onlar yasa
karsamaz. o4 Bu nedenle bir kken senayosunun ya da aklamasnn

103. Bu mevzu son zamanlarda gndeme getirildi: Nancey Murphy, "Phillip


Johnson on Trial: A Cridque ofHis Cridque ofDarwin", Perpsecdves on
Science and Christian Faith 45, no. [! 993]:34. Burada Murphy, ya;a
mm kkeninin olas bir aklamas olarak yaratc tasarmn dlanmas-
nm gerekesi diye ne srlen boluklarn Tann's itiraz hakknda teist
bilim adamlannn grlerine yer verir. Murphy'nin aklad gibi, pek
ok teist bilim adam bile teist aklamalann yaknda bilimsel alan terk
edeceinden, dolaysyla Tann hipoetezini gelecekteki bilimsel gelime
lerden zarar grebilecek halde brakacandan endie duymaktadr. Ne
var ki akas bu bilim adanlan, bilim iin gerekli olduu sanlan natu
ralizmi ngren bir bilim ve bilimsel ilerleme tanmn benimsemektedir
ler. Niin tesit bir aklama bilimsel gelimeye yol aamasn ki? Murphy
bu soruya cevap vermiyor.
!04. Bkz not 36.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 1 95

bir paras olarak gemi faaliyeti sunmak balamsal adan uygundur,


nk ne srlen kuramsal varlk tr tarihsel aklamalann gerektir
dii tre kartlk gelmektedir. Basite ifade etmek gerekirse, gemi fa
aliyet nedensel bir olaydr. Bu yzden gzlemlensin ya da gzlenlen
mesin faaliyet tarihsel bir aklamada balamsal adan uygun bir ku
ramsal varlk ilevi grr, bu ilevi yasal ya da tmevanmsal bir teorem
iinde yerine getiremese bile. Zihinsel faaliyet yasa olmasa bile neden
sel bir olay olabilir.
Her halkarda, tasann savlan kuramsal rekabetle snrlandrtlmak
tadr. Tarihsel teoremlerin kabul edilebilirlii, nedensel gler ve hem
doa hem de faaliyetin eilimlerine ilikin temel bilgi erevesinde l
lmelidir. os Dolaysyla, zeki tasann, ancak bilinen doal sreler
aklama retemedii ve zekann bunu retmeye elveili ve eilimli ol
duu bilindiinde gerekii veya en iyi tarihsel aklama diye sunulabilir.
Nitekim Charles Thaxton, Walter Bradley, Dean Kenyon, Michael Behe
ve Willaim Dembski gibi zeki tasannn modem savunuculan, "bilgi ie
rii" (Meyer, Thaxton ve Bradley ve Kenyon), 106 "kk olaslkl be
lirtmeler" (Dembski) o 7 ya da "indirgenemez lde karmaklk" (Be
he) os gibi olgulan neyin retebilecei neyinde retemeyecei konu
sundaki bilgilerimizden dolay ncl zeki faaliyeti _nerdiklerini srarla
belirtiyorlar. Bunun aksine, nedensel glere dair halihazrdaki temel
bilgilerimize dayanarak, tasanm ne gerekli ne de en iyi aklama ola
rak karlamayacak pek ok olgu vardr.
105. Meyer, OfClues, s. 77-136.
106. Thaxton, Bradley ve Olsen, Mystey, s. 113-65, 201-4, 209-12; Kenyon
ve Davis, Pandas; W.Bradley ve C.B. Thaxton, "lnformation and the Ort
gin of Life", The Creation Hypothesis: Scientific Evidence far an Intem
gen Designer, ed. J.P. Moreland (Downers Grove, il!.: nterVarsity Press,
1994), s. 173-210.
107. W.Dembski, "Redesigning Science", Mere Creadon: Science, Faith and
Inte/ligen Design, ed.W.A. Dembski (Downers Grove, Ill.: lnterVarsity
Press, 1998), s. 93-112; W.A. Dembski, Intelligen Design (Downers
Grove, !Il.: lnterVarsity Press, 1999), s. 122-52.
108. M.Behe, Darwin's Black Box (New York: Free Press, 1996).
196 TASARIM

Bu noktay aydnlatmak iin bir rnek verelim. Whitworth Koleji


yaknnda yaadm ormanlk blgede ok sayda am aac vardr.
Her cuma sabah, bir miktar am kozalann, komumun kaldnnun
daki p tenekesinin yanndaki mavi tentenin zerine zarif bir ekilde
yldn fark ettim. Cumann temizlik gn olduunu ve benim yal
komumun o gn am kozalaklann, ine yapraklann ve imenliinde
ki dier er p topladn biliyorum. Bu durumda onun kastl olarak
am kozalaklann tenteye ymay tasarlam olduu sonucuna van
nrn. Aalannn altnda birikmi birka am kozalan zaman zaman
grm olsam da, ok sayda am kozalann bylesine zarif bir ekil
de yldna "doada" hi rastlamadm. Ne de doa glerinin komu
mun tentesini garajndan kanp, p tenekesinin yanna (ve kozalak
lann altna) yardmsz koymu olabileceini dnrm. Rzgar, ya
mur ve yerekirni gl olabilir ama bu kadar zeki olamaz. Dolaysyla
doa ve failler (ve bu durumda komumun alkanlklan) hakkndaki
temel bilgilerime dayanarak am kozalaklannn toplanmasnda kiisel
bir faaliyetin -zeki tasanrnn- nedensel bir rol oynad sonucuna van
nrn. 09 Aslna bakarsanz, her sonbaharda, kampste yrrken, gi
zemli bir failin birinci snftaki rencilerin kald yurtlann isimlerini -
"Stewart Yurdu", "MacMillian Yurdu" ve benzeri- seslice sylediinde
de ayn sonuca varnn. Bu yurtlann irnenliklerinde de bir sr am
kozala bulunur.
Ne var ki her olgunun nedeni olarak zeki tasann sonucunu kar
samam. Benim bahem genelde dank ekilde am kozalaklanyla do
ludur. Her ne kadar bahemdeki am kozalaklannn bu eklinin kiisel
bir faaliyetin rn olmas ihtimali varsa da, bu bana pek muhtemel
grnmyor. ncelikle, hi kimsenin am kozalaklann baheme byle

109. Dikkat edilirse, zeki tasanma dair gvenilir bir karsamada bulunmak
iin komumun eilimleri, karakteri ya da amalan (bu durumda erp
ten nefret edii) hakknda bir ey bilmem gerekmiyor, her ne kadar onun
eilimleri hakknda bir eyler bilmek yaptm kanma duyduum gve
ni artrrsa da. Kimin tasarladn ya da niin tasarlandn bilmeden bir
eyin tasarlandn bilebilirim.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 197

dank bir ekilde koymak iin zamann boa harcayacan dn


mem. kincisi, kozalaklann aalardan dp, byle dank bir ekil
oluturduuna defalarca ahit oldum. Dolaysyla bah:emdeki kozalak
lann dalmnn en iyi aklamas, doal faktrlerin birleimi olsa ge
rektir: rzgar, yamur, aalann konumu, bahenin eimi, imenliin
uzunluu vb. Ayn ekilde komumun bahesindeki kozalaklarn gr
nm, iki ayn yn halinde daha dzenli grnse de, tamamen doal
nedenler! yanstyor grnmektedir, nk her bir ym, bahedeki iki
am aacndan birinin alnnda durmaktadr.
Her iki durumda -kozalaklarn basbaya dank grnd ve da
ha muntazam bir grnm sergiledii durumlarda- da zeki tasann en
iyi aklama gibi gelmiyor, her ne kadar failler bu tr sonulan retme
ye evlerili olsalar da. Bunun yerine, bu sonulan rennek isteyecek fa
illerin ve buna ahitlik etmi birisinin varlndan phe duymak iin iyi
geerli nedenlerimiz varsa, bu sonulan, kantlanm nedensel etkinlie
sahip doal srelere atfetmek daha muhtemel gibi grnyor. Dahas,
Dembski'nin de belirnii gibi, ne dk ihtimalli olaylar ne de yksek
ihtimalli olaylar zeki tasanmn kesinkes saptanmasna izin verir. Bu
nun yerine zeki tasann sadece ok kk ihtimalli zel (belirtli) olay
larda ancak kesinkes saptanabilir. 110 Tentedeki am kozalaklan ve hu
susen yurt meydanlanndaki yazl mesajlar belirtilmi kk ihtimalli
olaylara iyi rnek tekil eder. ikinci durumda kozalaklann ihtimal d
dzeni, iletiim salamak iin alfabetik bir dzen iinde belirtilmitir.
ada tasann teorisyenleri, yalnzca zeki tasanmn vuku bulduunu
sylemekle kalmayp, tasanmn sonularnn, DNA molekl boyunca
kodlanm bilgi ya da belirtili karmaklk gibi kimi doal zelliklerde
apak grlebileceini savunduklarndan, onlarn kuramsal savlan bo
ya da ket vurucu deildir.
Gerekte, eer tasarm teorisyenleri haklysa, her sonutan tasarm
karsanamaz, zeki tasarm tm sonularn olas bir nedeni olsa bile. Ze
ki failler ve inanlan ilahi Fail doann sahip olmad nedensel glere
110. Dembski, "'RedesigningScience"', s. 93-112; Dembski, Intelligent Design,
s. 127-46.
198 TASAR!lv1

sahip olduu iin, zeki tasarm her zaman muhtemel bir aklama ola
bilir. Ne var ki muhtemel aklamalarn en iyi aklamalar olmas gerek
mez. Zeki tasarm eitli nedenlerden dolay her zaman en iyi aklama
deildir. insan eylemi ya da zel (saptanabilir) ilahi eylem kimi doal
olaylarda nedensel bir rol oynamam olabilir; ister beeri ister ilahi ol
sun zeki tasarm nedensel bir rol oynam olsa dahi her zaman sapta
namayabilir; doal nesneler ve sreler, rnek bir olguda apak gr
lebilecek gerek nedensel glere sahiptir (Tann'nn doann idare etti
ine inanan teistler de bunu savunur). Dolaysyla en azndan en iyi
aklamalar arayan bilim adamlarna gre zeki tasarm hereyin teore
mi olarak kullanlamaz. Hereyin olas bir teoremi olma ilevini grebi
lir, ama sadece baz eylerin en iyi aklamas ya da teoremi olabilir. Ze
ki tasarmn ii bo ya da snrsz olmas gerekmez.
Dahas, zeki tasarm savlar, gerek beeri gerekse ilahi olsun potansi
yel tasarmc faillerin eilimleri hakkndaki temel varsaymlarla snrldr.
Hususen bu savlar, Tann'nn benimsenen sfatlar ve eilimleri hakkn
daki varsaymlarla snrldr. rnein tncil'e inanan ou teist, Tann'nm
en azndan iyi yolla hareket ettiini kabul eder: (1) grnmez gcyle te
sis ve idare ettii doa modelleri ya da yasalaryla ve (2) zamann belir
li noktalarnda sergiledii daha arpc, ayrt edilebilir ve ayrk eylemler
le. Teistler ikinci ilahi eylem trnn ok ender grldne ve genelde
insan yararna belli bir ilahi amac (rnein, yarattl ya da kurtulu gibi)
yerine getirmeyle ilikili olduuna inandklarndan, bu eylem rrnn,
ou olayn aklamas olamayaca kansndadrlar. 1987'de Londra'da
Old Bailey'in hakiminin terazisini savuran kasrga Tann'nm zel bir ey
lemi olabilir, ama ou teist -olayla ilgili farkedilir herhangi bir kurtanna
unsuru yoksa- bunun doann sradan ileyiinin (Tanr ynetse de) bir
parasn olduunu dnmeye eilimlidir. Teistler, genelde, zel ilahi ey
leme ilikin ou hipotezlerin bsbtn imkansz olmasa da pek muhte
mel olmadna onlan inandran bir dizi temel varsaymla doay inceler
ler. Byle olunca teizmin kendisi tasarm karsamalann snrlandnnak
tadr. Teist temel varsaymlar, genelde, ancak amprik olarak onayland
nda ve teolojik adan kabul edilebilir grndnde, belirli bir olayn
en iyi ya da en muhtemel aklamas olarak zel ilahi eylemin hesaba
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 199

katlmasna izin verirler. te yandan lncilsel (kitabi olmak zorunda deil


se de) yaratl anlay ve yeterli amprik onay gz nne alndnda, bu
iki koulun birden baz durumlarda salanamayabilecei inanmak iin bir
sebep yoktur. Yaamn kkeni, insan bilinci veya evrene ilikin akla
malar bu durumlara rnek tekil eder.
Tasann hipotezlerini snrlandrma ilevi gren teolojik adan kabul
edilebilirlik koulunun gzel bir rnei, Newton'un, gne sistemindeki
yrnge hareketlerini sabitlendirmek iin sunduu nl, zel ilahi mda
hale nermesinin incelenmesiyle bulunabilir. Newton, &'ne sistemindeki
d gezegenlerin Opiter ve Satrn) yrngelerinde artan apak sapmay
dzeltmek iin Tann'nn zel ve periyodik mdahalesini ileri srmt.
Her ne kadar bu hikaye ilahi eylemin ya da tasarmn bilimsel bir akia
ma olarak asla kabul edilemeyeceini gerekesi olarak sk sk dile getiril
se de, aslnda daha derin bir hususu aydnlatmaktadr: Bu karmlar te
olojik adan kabul edilebilirlik kouluyla ne lde snrlandnlmt?
Pek ok 18. asr bilim adamna gre, Newton'un midahale teoremi,
yanl ekilde tasarlanmt ve ihtimal dyd. Bunun nedeni sk sk
ifade edildii gibi, onun salam bir medolojik modelle elimesi deil
di. Newton dier baiamlarda hayli kayda deer tasann savlan ge
litirmiti ve ktle ekiminin sabit ruhani bir faaliyetin rn olduuna
inanyordu. 112 Newton'un ruhsal faaliyet savnn reddedilmesinin ne
deni, onun hem teolojik adan kabul edilemez oluu (Tann'nn doay
la nasl etkileim kurduuna ilikin hakim varsaymlar ve aratrmann
yasal balam gz nne alndnda) hem de daha sonra 1770'lerde
Laplace'rln sunduu aklamadan daha stn olmamasyd.
Newton'un zamanndaki teist aratrma program, doa yasalarnn
evrensellii ve dzenliliinin Yaratcnn dzenli zihnirl ve idare gc
n yansttn ngryordu. Hem Newton hem de Kepler bunu kant
lamak iin bilimi kullanmak istemiti. Newton'un yapt gibi, gne

111. Murphy, "Johnson", s. 33.


112. Newton'un 1692'de Bentley'e yazd gibi, "cansz kaba maddenin,
maddi olmayan bir eyin aracl olmadan kartl)-J temasa girmeden
baka bir maddeyi etkilemesi anlalmazdr." (Newtcn, Papers, 302).
200 TASARIM

sisteminin yrnge dzenini korumak iin ilahi mdahalenin gerekli ol


duunu ne srmek teist bilim adamlannn gznde plandan yoksun
ve ihtimal d grnyordu. Bunun nedeni onun ilahi eyleme kar me
dolojik bir yasa deil, o zamanki pek ok bilim adamnn teolojik a
dan temel bir varsaymn aka ihlal etmesiydi. Sz konusu varsay
ma gre, Tann'nn potentia ordinatasmn ya da muntazam dzenleyici
gcnn yeterli ve zaten iler olduu bir yerde zel ya da yan bir ilahi
eylem ihtimal d ve gereksizdir. 113 Dolaysyla, daha sonra Laplace,
yrngesel dzensizliklerin sabit nicel snrlar iinde salnm yaptn
gstermek suretiyle t4 gezegen sisteminin dzenliliini kantlam ol
du. Zemin mekaniinin dzenliliini kurtard". Bu da Kepler'in balat
t ve sonradan evrensel ktle ekimi teoremiyle Newton'un gelitirdi
i teist aratrmann bir baarsyd.
Buraya kadar deindiimiz hususlar, tasarm hipotezinin evrenin tari
hi iinde baz olaylarn en iyi aklamasn sunduunu kabul etmenin, bi
limsel aratrmay sekteye uratmayacam gstermektedir. Her ne kadar

113. Her halkarda, yasalarn dzenliliine ve sabitliine yaptklar hibir vur


gu, Boyle ve Newton'u doal olgularn kkeninin bir aklamas olarak
zelilahi eyleme bavurmalarna engel olmamtr (M.A. Stewart, ed., Se
lected Plilosoplical Papers of Robert Boyle [New York and Manchester,
Manchester University Press, 1979], s. 144}. Boyle, atom yapsnn k
keni olarak tasarm ne srmt; Newton bunu optik ve asronomide
yapmt. Bu iki bilim adamn bilim ve metafizii kantnnaya kar ha
lihazrdaki pozitivist engelin kayna olarak grenler (rnein Murphy,
"Johnson", s. 33) akas yanlyor. Bu kimselerin Darwin'in pozitivizmi
hakknda bavurrnalan gereken eser iin bkz. Gillespie, Darwin, s. 1-66.
Boyle, gerekte kken meselelerinin metafiziksel adan tarafsz olmad
n gsteren ilgin bir snflandrma emas kullanmt (Stewart, Boyle,
s. 172-75). Bu ema iinde doal felsefe ve din rtyordu. Newton ya
sal disiplinler iin doal felsefe ifadesini kullanmaktan ekinirken, amp
ctk kantn metafiziksel adan tarafsz olduunu belirttiimiz nedenler
den tt hibir ekilde kabul etmiyordu.
114. C.B. Kaiser, Creation and the History of Sciences, History of Christian
Theology Sectes, 3.cilt (Grand Rapids, Mich., William B. Eerdmans Pub
lishing Company, 1991), s. 264.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 201

tasann baz bilimsel (tarihsel) aklamalarn gerekli zelliklerini tasa da,


tm bilimsel balamlarda dosdoru kullanlamaz. Dahas, tasarmn etkin
nermeleri nedensel ncllk ve yeterlilik gibi amprik kstaslar ve basit
lik ve teolojik adan kabul edilebilirlik gibi kant st kstaslarla snrlan
drlm olduundan, "hereyin teoremi" ya da "cehaleti rtbas etme" ve
ya "bilim adamlarnn iine mani olma" gibi ilevlerin tasarma yklenme
sinin temelsiz oJduu gsterilebilir. s Tasann teoremi benimsendiinde
nemli pek ok bilimsel soru yant bulur. Aslnda, ilahi faaliyetin zel yar
dm olmakszn doann normalde nasl devindii hakkndaki tm soru
lar, hangi kken gr benimsenirse benimsensin hi deimeden yle
ce kalr. Ve bu da tasann ile treme arasndaki baka bir denkliktir. 116

Sonu: Bilimsel Bir Yaratl Teoremine Doru


u halde bu metodolojik denkliklerden nastl bir anlam karmalyz?
Bilimsel bir zeki tasann teoremi olabilir mi?

115. Sober'i izleyerek, basitlii formel ekilde izah edilemeyen ama bilimsel te
orem deerlendirmesinde nemli bir rol oynayan bir kavram olarak g
ryorum. Sober gibi ben de, basitlik, ekonomi ya da zariflik gibi sezgisel
kavramlarn zmmen kabul edilmi temel varsaymlarla ifade edildiini ya
da bildirildiini dnyorum. Bu yarglar temelinde materyalist savlar
gibi tesit akiamalannda kabul ya da reddedilebilmesi iin bir neden gr
myorum. Sober, Reconstructlng, s. 36-69.
116. Bir kken olayn ya da bir mucizeyi akiamak iin ilahi failin etkinliine
ya da zel yardmna bavuran teistler, yaygn kanaatin aksine yan deist
diye sulanamazlar. Tann'nn bir durumda ayn, zel ve belki de daha ko
lay farkna varlabilir bir yolla eylemde bulunmas, onun dier tm zaman
larda "gcyle evreni ayakta ntmak" iin faaliyette bulunduunu yalanla
maz. Ortaadakiler Tannnn iki ayn tasarrufunun bulunduunu onayla
yarak bu hatal ikilii ortadan kaldnnaya almlardr. Tann'nn bilinen
tasarrufuna potentia ordinata adn vermiler, zel tasarrufunu ise potentia
abso/ute adlandmnlardr. W. Courtenay, "The Dialectic of Omnipotence in
the High and Late Middle Ages", Divine Omniscience and Omnipotence in
Medieval Phi/osophy, ed.T. Rudavsky (Norwell, Kluwer Academic Publis
hers, 1984), s. 243-69. Tarihin gze arpan bir noktasnda Tann'nn zel
eylemini onaylayan pek ok modem teistin akinda bu tr bir aynn vardr.
202 TASARIM

En azndan, tasarm bilimden dlamak iin prensipte geerli bir


nedenle henz karlamadmz sonucuna varabiliriz. Evvelce ele
alnan metodolojik ltler erevesinde tasann naturalist rakipleri
kadar bilimsel (ya da bilim d) grnmektedir. stelik, eer snr l
t kartlar haklysa, evrensel snr ltlerinden yoksun olmamz,
tasarmn bilimsel konumuna kar olumsuz nsel (s priori) bir duru
mun sz konusu olamayacan iaret etmektedir -tam da tamamen
bilimsel bir teoremi nelerin oluturduun dair uzlalm bir lt ol
mad iin-. Baz disiplinler ya da etkinlikleri bilimsel diye nitelendir
mek, bir disiplin ya da etkinliin bilimsel konumu hakknda yargda
bulunurken bavurduumuz bir ltn varln ima eder. Eer bu tr
ltler halihazrda mevcut deilse, zeki tasarmn (ya da herhangi bir
teoremin) bilimsel konumu hakknda olumlu ya da olumsuz hibir ey
sylenemez.
Ancak zerinde dnlmesi gereken baka bir yaklam vardr.
Eer(!) hususe tarihsel bir aratrma biimi varsa ve (2) tasann te
oremine bal bir kken aratrma program, bu aratrma biimini izli
yorsa ya da izleyebiliyorsa ve (3) evrim biyolojisi gibi dier pek ok
alanlar da bu aratrma biimini izliyorsa ve (4) o dier alanlarn bilim
sel olduuna halihazrda fikir birliiyle karar verilmise, tasarmn da
bilimsel olduuna fikir birliiyle karar verilmesi pekala meru ve makul
olabilir. Baka bir deyile, tasarm ile treme arasndaki metodolojik
denklik ile treme teoremlerinin bilimsel olduu ynndeki uzlann
birlemesi, tasarmn da ayn uzla uyarnca bilimsel olarak grlmesi
gerektiini ima eder. Dolaysyla, hem tasarm hem de treme ayn
aratrma metodunu kulland iin her ikisinin de tadhsel adan bilim
sel teoremler olduu gayet haki olarak sylenebilir.
te yandan belki de zeki tasarm sahiden bilimsel bir teorem diye
tanmlanmak istenmeyebilir. Belki "gl metafiziksel vurgular olan,
yar bilimsel tarihi dnce" ifadesi tercih edilebilir. Ho. Ayn yakla
m, ayn metodolojik ve mantksal nitelie sahip dier aratrma biim
lerine de uyguland srece ne derseniz deyin, fark etmez. Hususen
hem tasarn hem de treme "gl metafiziksel vurgular olan, yari bi
limsel tarihi dnce" diye addedilirse sorun yoktur.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 203

Bu tamamen konu d grnebilir, ama bir bakma konu bundan


ibarettir. Laudan'n savunduu gibi, bir teoremin bilimsel olup olmad
sorusu aslnda bizleri konudan saptran bir mevzudur. Bilmek istedii
miz husus, bir teoremin bilimsel olup olmad deil, doru olup olmad
, ispatlanp ispatlanmad, kabul edilebilir olup olmaddr. Tm iyi
bilimsel teoremlerin nasl oluturulacan ya da genel olarak neye ben
zeyeceini peinen syleme iddiasndaki bir dizi soyut ltleri uygula
yarak, bir teoremin doruluuna ya da yeterliliine karar verilemez.
Metoda ka, m? imdiye kadar sylediimiz hibir ey, metodolo
jinin nemli olmad anlamna gelmemektedir.bu makalenin amac,
Faul Feyerabend'in yapt gibi metoda kar kmak deildir.1 7 Bilim
deki metodolojik ltler gelecekteki aratrmalann gemite baanl ol
mu yollarla yaplmasnda klavuzluk etmesi bakmndan nemlidir.
Tarih bilimlerindeki tekbiimci (uniformitarian) ve/veya aktualistik me
tot gemii yeniden yaptlandrmakta ok faydaldr, her ne kadar bu
metot gerek bilimle sahte bilim arasnda bir snr lt olarak kullan
lamasa ve onun rehberliinde gelitirilen baz teoremlerin yanl oldu
u ortaya km olsa bile.
Metot ltler! aynca baz asgari mantksal ve epistemik baan ko
ullann -sz gelimi nedensel aklamayla ilgili koullan- ifade edebi
lir.! s Baanl nedensel aklamalar, bir mantksal yeterlilik koulu
olarak, rnek bir sonucun gerekli koulundan daha fazlasn belirtmek

117. Bilim hakknda felsefi bir grecelik ya da bilim felsefecisi Paul Feyera
bend"in Metoda Kar adl kitabnda dile getirdii bir tr metodolojik anar
izm yanls olduuma dair bir izlenim olutu. Aksine ben ne bir antire
alistim ne de yetkin bir giin kavramsallatnlnasnda metodolojinin
nemini inkar ediyorum. Tam da yaygn kanyla bilimsel olduu kabul
edilen alanlar iinde yrrlkte olan ok farkb ve yerleik eitli metotla
nn nemini kabul etttiimden dolay, bilimin evrensel tek bir metodolo
jik nitelii olduunu ne srme abalarnn faydasn reddediyorum.
118. rnein, salt verili bir sonu iin gerekli nsel koullan sunan teoremle
ri o sonucun aklamas olmay mantksal adan baaramazlar. Neden
sel aklamann manuksal ve baiamsal koullan iin bkz. Meyer, O[Clu
es, s. 60-71, 84-92.
204 TASARIM

zorundadrlar.119 rnek bir patlamann niin gerekletiini aklamak


iin, havada oksijenin bulunduunu sylemek yeterli deildir. Bir has
tann lmn aklamak iin de basite onun doduunu sylemek
yeterli deildir, her ne kadar doumun lm iin gerekli olduu apak
ortada olsa bile. Bu durumlar, metodolojik ltlerin (gizli ya da aikar)
kimi yetersiz hipotezleri nasl ortadan kaldrdn aydnlatmaktadr, her
ne kadar sz konusu ltler bilimi tastamam tanmlamak iin kullan
lamasa da. Metodolojik anarizmin metodolojik snr lt savlannn
reddinden domas gerekmez.
Yine de metodolojik ltleri ve planlan (ewelce bahsettiklerimizden
herhangi birini) izlemek baka bir neden olmasa bile, eitli bilimsel me
totlann bulunmas nedeniyle ne kuramsal baany kesinletirmez; ne de
sz konusu planlar bilimi tastamam tanmlamak iin kullanlabilir. ste
lik metodolojik planlar bazen aratrmann baars iin lmcl olabilir,
eer amprik ve mantksal adan olas aklamalar ya teoremleri doru
dan eleyen bir kuramsallatrmann kabul edilmesini dayatyorsa.
Ve bunun kken aratrmasnda gerekletiini dnyorum. Geer
li kuramsal ieriklere kar kusurlu ya da metafiziksel adan tarafl snr
lt savlarnn kullanlmas, ortak treme diye tanmlanan "evrim ol
gusu" da dahil Darwinci dogmann byk bir ksmnn epistemik duruu
na haksz bir gvenirlik kazandrmtr. Eer rakip hipotezler deerlendi
rilmeden elenirse, geriye kalanlar haksz bir hakimiyet kazanm olurlar.
O halde soru bilimsel bir tasann ya da yaratl teoreminin olup ol
mayaca deildir. Soru, tasanmn, ciddi kken aratrmasnda (onu
nasl adlandnrsamz adlandnn) tremenin yannda rakip bir hipotez
olarak grlmeli midir grlmemeli midir. Snr lt meseleleri arka
mzda kald ve konudan bizi saptrd iin, bu sorunun cevab, ak
a "evet, grlmeli" olmaldr - eer kken biyolojisi, felsefi materyalist
lerin uygun bulduu kurallar uyannca oynanan bir oyun deil de tas
tamam rasyonel bir aba olarak grnecekse-.
119. Baarl nedensel aklamalarn mantksal ve epistemik koullarn ak
lamak zordur, her ne kadar onlar zmmi bir anlayla ok kolay uygula
nyor grnse de. Nedensel aklamalann mantksal ve balamsal koul
lar haknda kapsaml (ak) bir inceleme iin bkz. A.g.e., s. 36-76.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 205

Naturalizm: ehirdeki tek oyun mu? G. K. Chesterton bir seferinde


unu sylemiti: "Her ift standardn ardnda tek bir gizli plan var
d r."120 Tremenin savunuculan tasanma kar ifte standart kullan
mak iin snr lt savlarna bavurdular, kafalanndaki tek gerek
metodolojik ltn naturalizm olduunu ne srdler. Kukusuz ok
lanna gre, bilimin kat materyalizm ya da naturalizmle bir grlmesi
hi de gizli bir plan deildir. Bilim adamlar genelde "naturalist" olmay
abalarnn en nemli zellii olarak grrler.121 Akas eer natura
lizm, tm bilimsel hipotezlerin gerekli bir koulu olarak grlrse, o za
man tasarm bilimsel bir hipotez olarak nitelendirilemez.
Ancak tm bilimsel hipotezlerin tamamen naturalist olmas m ge
rekir? Hususen bilimsel kken teoremleri kendilerini materyalist neden
lerle snrlandrmal mdr? Bilimin naturalist bir tanmn desteklemek
iin gelitirilen savlarn hibiri byle bir snrlandrmann ksr dngsel
olmayan bir gerekesini salam deildir. te yandan belki de bu fikir
ler botur. Belki de bilim adamlar kendilerine sunulan bilim tanmn
kabul etmelidir. Hereyden nce doal nedenler aratrmas bilimi ok
katk salamtr. Statkoyla devam etmenin ne gibi bir zarar olabilir
ki? Bilimde naturalist olmayan aklamann nndeki engeli kaldrmak
iin hangi ikna edici nedenleri sunulabilir ki?
Aslnda eitli nedenler sunulabilir. Birincisi, kken balamnda bi
limi kat naturalist bir aba olarak tanmlamak metaf,iksel adan astl
szdr. unu dnn: Yeryznde hayatn ilk kez ortaya kmasndan
nce ahsi bir failin olmas en azndan mantksal adan muhtemeldir.
Dahas, Bill Demski'nin belirttii gibi, 122 byle bir faile dair bilginin
amprik verilerden karsanabilecei ya da elde edilebilecei bir dnyada

120. G.K. Chester1on, Orthodoxy (Landon: John Lane, 1909).


121. Basil Willey'in ifadesiyle: "Bilim ateist olmaldr yoksa kendisi olamaz."
("Darwin's Place", s. 15). Aynca bkz. Ruse, Darwinism, s. 59; Ruse,
"Witness", s. 305; Gould, "Evolution", s. 121; Root-Bemstein, "Creati
onism Considered", s. 74; Ruse, "Darwinism", s. 1-13.
122. W.A. Dembski'nin "Zeki Tasann mkan" balkl sunumu, "Bilim ve
nan" konulu, Pascal Merkezi'nin ilk uluslararas konferansnda sunul
mutur, Ancester, Ontario, Austos 11-15, 1992.
206 TASARIM

yayoruz. Bu da, byle bir failin (ilahi olsun ya da olmasn) yeryzn


de yaamn kkenini tasarlam ya da etkilemi olmasnn mantki ve
amprik adan muhtemel olduunu gsteriyor. Gemi faaliyete ilikin
nermelerin tarihsel bilimlerde (byle bir aratrmann beyan edilen
amacnn gemite ne olduunu belirlemek olduu) doal olarak bilim
d olduunda srar etmek, insandan nce hibir ahsi failin bulunama
yacan bildiimizi ifade eder. Byle bir varsaym doas gerei doru
lanamaz olmakla kalmayp, bilimin niin metafziksel naturalizmi nce
den varsaymas gerektiine dair ksr dngsel olmayan bir izahn yok
luunda bsbtn aslszdr da.
ikincisi, tarih bilimini harekete geiren, mantksal ve amprik adan
olas bir cevab varsaymla dlamak, zellikle, bilim adamlarnn tarih
sel olmayan bilimlerde nerebilecekleri, olas yasal ilikiler zerinde bu
na denk bir engelin bulunmamasndan dolay entelektel ve kuramsal
adan snrlayc grnmektedir. Biyolojik kkenlerle ilgili sorulmas
gereken (tarihsel) soru, "Hangi materyalist senaryo en yeterli senaryo
olduunu kantlayacaktr?" sorusu deil, "Bildiimiz kadaryla yaam
yeryznde fiilen nasl ortaya kmtr?" sorusudur. Bu ikinci soruya
verilebilecek mantkl ve sentaktik adan uygun cevaplardan biri "Ya
am insanlarn ortaya kmasndan nce var olmu zeki bir fail tarafn
dan tasarlanmtr" cevab olduundan, onu destekleyen en son kant
da dahil tm kantlar deerlendirilmeden tasann hipotezini dlamak
rasyonel adan ket vurucu grnmektedir.
Tasarmn peinen dlanmas kken aratrmasnn rasyonelliini
bir baka yolla da ortadan kaldrmaktadr. Bilimsel rasyonaliteye dair
pozitivist olmayan son aklamalar, bilimsel teoreme dair deerlendir
menin yaps gerei karlatrmal bir giriim olduunu belirtmektedir.
Evvelce ele aldmz uyuma 123 gibi kavramlar ve Peter Lipton'un en

123. P .Thagard, "The Best Explanation: Criteria far Theory Choice", Journal of
Philosophy75 (1978), 79; Meyer, OfClues, s. 99-109; W.Whewell, The
Phi/osophy of the Inducdve Sciences, 2.cilt. (Landon, Parker, 1840),
2,109, 242; L.Laudan, "William Whewell on the Consilience of)nducti
on", The Monist 55 (1971), 371-79.
ZEKi TASARIMIN BiLiMSEL KONUSU 207

iyi aklamaya 124 yapt gndenne, rakip hipotezlerin ya da teoremle


rin aklama gcnn kartlatnlmas gerektiini ifade etmektedir.
Eer bu ilem felsefi bir tarafgirlikle bozulursa, bilimsel pratiin rasyo
nelitesi ortadan kalkar. Yapay ekilde snrlandrtlm bir rekabet ortam
iinde kabul gren teoremler ne "olas en doru" ne de "amprik adan
en yeterli" teorem olma iddiasnda bulunabilirler. Dorusu bu tr te
oremler ancak "yapay ekilde snrlandnlm bir seenekler kmesi
iinde en olas ya da yeterli teoremler" olarak grlebilir.
Dahas, kkenlerin, sadece snrl sayda temel kken programyla
ilintili olmas mantksal adan mmkndr.12S (Ya kaba madde ken
dini daha st kannaklk dzeylerine evrilecek ekilde dzenleyecek
kapasiteye sahiptir ya da deildir. Eer deilse, ya harici bir faaliyet
maddenin dzenlenmesine yardm etmitir ya da madde her zaman
kendi dzenini korumutur.) Dolaysyla, kken aratnnasnn man
tksal adan olas programlanndan birinin varsaymla dlanmas, ge
riye kalan programnn savunuculan tarafndan kuramsal srnlk id
diasnn neminin ortadan kalkmasna yol aar. Phillip Johnson'un
belirttii gibi,126 Darwinizmi kuramsal meydan okumadan korumak
iin "metodolojik kurallar"n kullanlmas, Darwinist iddialann, meto
dolojik naturalizmin tmdengelimsel sonulann ifade eden totolojiler
olarak grlmesi gerektii bir durumu dounnutur.
Dolaysyla tasann yanls amprik savlara kap aralamak tama
men rasyonel olan tarihsel bir biyoloji iin gerekli bir kouldur. Ras
yonel bir tarihsel biyoloji yalnzca "Hangi materyalist ya da naturalist
evrim senaryosu biyolojik kannakln en yeterli aklamasn sa
lar?" sorusunu deil, bununla birlikte "Kat lde materyalist bir ev
rim senaryosu mu yoksa zeki tasann senaryosu mu ya da baka bir
teorem mi, tm ilgili veriler nda biyolojik kannakln kkenini

124. Lipton, Inference.


125. Bkz. Haeckel, Wonders, s. 1 10-11.
126. Darwin'in yaraul ya da idealist gr bilimsel alandan dlamak iin
bilimi yeniden nastl tanmladn ilikin ilgin bir inceleme iin bkz.
Johnson, Danvin. Aynca bkz. Gillespie, Danvin, 1-18, 41-66, 146-56.
208 TASARIM

en iyi surette aklar?" Sorusunu da gndemine almaldr. Bunun ka


sini iddia etmek materyalizmin metafiziksel adan ayncalkl bir ko
numda bulunduunda srar etmek demektir. Bu varsaym kabul et
mek iin bir sebep olmadndan kken teoremlerinin kat lde na
turalist olmas iin de bir sebep gremiyorum.
William A. Dembski
&
Stephen C. Meyer

Verimli Fikir Alverii Mi Yoksa


Nazik Bir Sohbet Mi?
Bilim ile Teoloji Arasndaki Diyalo

R udolf Carnap, entelektel otobiyografisinde, u tespitte bulun


mutu: "Alldk akademik aynmalara gre farkl blmlere
bal alanlar arasndaki ilikilerle ilgilenen biri, beklenildii gibi kpr
ler kuran bir kii olarak ho kartlanmayp, daha ziyade, her iki tarafn
gznde de dandan biri ve sorun karan davetsiz misafir gibi gr
lr." 1 carnap, disiplinler aras kpr kurmann bahtszlklann ac tec
rbelerle renmiti. Gnmzde felsefeciler, Carnap'n felsefe ile fizii
ilikilendirmeye dnk abalannn, 1940 ve 1050'lerde Chicago ni
versitesi'nin felsefe blmnde grev yapt srada nasl engellendii
ni hatrlarlar.
Carnap'n zamanndan bu yana ve ksmen onun abalan sayesinde
felsefe ile fizik arasndaki kprler, bilim felsefesinin ve zellikle fizik fel
sefesinin artk felsefenin geerli bir alt disiplini olarak kabul edilmesiyle
birlikte iyice salamlat. Dahas, kimi fizik felsefecileri eserleriyle fizik

1. Rudolf Camap, "Camap's Intellectual Autobiography", The Philosophy of


Rudolf carnap, ed. Faul A. Schilpp (LaSalle, ili.: Open Court, 1963), s. 11.
210 TASARIM

camiasnda kabul grd. Aklama gelenler arasnda, fizik ve felsefe alan


lannda doktora yapm Abner Shimony, genel grecelikle teknik mate
matiksel sonular kantlam David Malament ve kuantum fiziinin te
melleri zerine zgn bir alma yapm Arthur Fine yer almaktadr.
Ne var ki felsefecilerle fizikcilerin aktif bir diyalog iinde olduklarn
sylemek abartl olur. Felsefe geleneksel ekilde beeri bilimlerle snf
landnlmtr. fizik ise doa bilimleriyle. Felsefecilerin yapt ou ey
le, fizikilerin yapt ou ey kesimez. Bir ahlak felsefecisinin vazi
fenin doas hakkndaki metamatik dnceleri ile laboratuvarda lazer
lerle uraan bir fizikinin abas uygun ekilde irtibatlandnlamaz. Bu
anlay erevesinde, alann dardan ilgili birilerinin niin genelde, di
siplin iindekilerin onlardan, abalanyla ilgili bir eyler renebilecekle
ri bireyler olarak deil de, her ie burnunu sokan sinir bozucu kimseler
olarak grldn anlamak zor olmaz.
Fizik ile felsefe ve genelde beeri bilimlerle doa bilimleri arasnda
disiplinler aras bir diyalogla ilgili sorunlar, teoloji ile doa bilimleri ara
sndaki disiplinler aras diyalogda karlalan sorunlarla kyaslandn
da genelde snk kalr. Farkl disiplinler iletiim kurmada zorlanmakta
dr, felsefe ve fizik gibi iletiim kurmak istediklerini sandmz disiplin
ler bile. Kald ki, zellikle geen yzytl boyunca, sava ya da belli bir
metaforla giderek daha fazla nitelendirilegelmi teoloji ve bilimin ileti
im kurmasnn ne kadar zor olduunu vann siz dnn. Felsefe ve
bilim ya bitmeyen bir atma iindeler ya da ylesine keskin ekilde
ayrlmlar ki, aralarnda hibir anlaml diyalog mmkn olamaz.
Fakat varsayalm ki, bizler ideal rasyonel faillerin deil de, ideal
dostane faillerin dnyasnda yayoruz. Dostane faillerden kastm,
konumak, dinlemek ve birbirlerinden bir eyler renmek isteyen fa
illerdir. Byle bir dnyada teoloji ile bilim arasnda bir diyalog verim
li olur mu? Bu, aratrmay ilerletir mi? Dnyann daha iyi kavranma
sn destekler mi? Gerek teolog gerekse bilim adamnn yeni bilgiler
kazanmasn salar m? Yoksa sadece bir taraf nu diyalogdan karl
kar? Byle bir diyalog farkl entelektel camialara ait yeler arasnda
salt nazik bir sohbet olur? Onlar gnn sonunda diyalog sayesinde
hibir hakiki sonuca ulamadklan kanaatine mi varrlar?
BiLiM iLE TEOLOJi ARASIDAKI BIYALOG 211

Bilim ve teolojide iletiim kurmak ve birbirimizi dikkatlice dinlemek


istediimiz varsaymna dayanarak, u soruyu ele alalm: Bilim adam
lan ile teologlann birbirlerinin disiplinlerinden kendileri iin deerli bir
eyler renmeleri iin geerli bir sebep var mdr? Kukusuz her iki ta
raf da byle bir diyalog sayesinde baz yeni eyler renebilirler. Teolog
fizikiden, evrenin Byk Parlama denilen balangla son derece k
k bir ate topundan meydana geldiini renebilir. te yandan fizik
i de teologdan, Tann'nn dnyay ilahi bir logosla yarattn rene
bilir. Dolaysyla hem fiziki hem de teolog, kar tarafn bilgi daarcna
katabilecei, onun disipliniyle ilgili yeni bir bilgiye sahip olacaknr. An
cak bu bilgiler dnya hakkndaki bilgimizi oluturacak bilgi ana nas1
ekiemlenecektir? ve teolojik bilgi fizikinin fiziksel dnya anlayn na
sl etkileyecektir ve buna mukabil fiziksel bilgi teoloun teolojik dnya
anlayn nas1 etkileyecektir?
Bu sorularn temelinde epistemik destek meselesi yatmaktadr. Disip
linler aras bir diyalog balamnda, epistemik destek, bir disiplindeki sav
lann kabulnn dier disiplindeki savlann kabuln nasl hakl kara
bileceiyle ilgilidir. Artk felsefeciler epistemik destekle ilgili kapsaml
eyler yazmakta ve ilerinin, teoloji ile bilim arasndaki diyaloun doa
sn deerlendirmekle dorudan ilgili olduunu sylemektedirler. Yine de
onlann almasn yerli yerince deerlendirecek tecrbeye sahip deil
sek, teoloji ile bilim arasndaki disiplinler aras diyalogda bir amaza gi
reriz. Dolaysyla bu makale, teoloji ile bilim arasnda sahiden retken bir
diyalou glendiren bir epistemik destek kavrayn tarif edecektir.
u halde bilim ile teoloji arasndaki diyalogda epistemik destek na
sl bir ekil alacaktr? Bir A bilimsel (alternatif ekilde teolojik) savnn
bir B teolojik (alternatif ekilde bilimsel) savn desteklemesi ne anlam
ifade edecektir? Bu, B'nin A'nn mantksal sonucu olduu ya da A ve
rildiinde B'nin geerli olmas iin salam ve gl bir durum sz ko
nusu olduu veya A geerli olduunda B'yi reddenuenin mannksz
olaca anlamna m gelmektedir? Bu durumlann her birinde destek
ok gl bir rasyonel an ifade eder. Bu makalede savunduumuz
destek kavram nispeten zayftr ve aklama gcne anfta bulunula
rak aklanacaktr.
212 TASARIM

Epistemik destein zayf ttn gl trnden ayrt etmeyi baara


mamak bilim ile teoloji arasndaki diyalogda kargaa dourmutur. Sz
gelimi, Eman McMullin Byk Patlama ve Tann'nn evreni yaratmas
arasndaki ilikinin epistemik destekle nitelendirilebileceini reddeder
ken neyi kastediyor:
"Eer evren bir Yaratcnn eylemiyle zaman iinde balamsa, bizim
bak amzdan bakldnda, o, kozmologlarn bahsettikleri Byk
Patlamaya benzer bir ey olacaktr. Birincisi, yaratl doktrininin B
yk Patlama modelini 'destekledii' sylenemez. !kincisi, Byk Pat
lama modelinin yaratl doktrinini 'destekledii' sylenemez:z
McMullin'in aksine bizler Byk Patlama modelinin yaratl doktri
nini desteklediini veya bunun tersini savunuyoruz. Bilimsel kantn di
ni inanlan dayatmasna veya bunun tersine gerek kalmadan disiplinler
aras verimli bir diyaloa izin veren daha zgrlk bir epistemik des
tek kavramn gelitireceiz.

Rasyonel art
Rasyonel art, tipik ekilde bilim ya da teolojide -bunlann arasnda
ki diyalogda deil- grlen hayli gl destek kavramn ierir. Kii 2 +
2 = 4 gibi zorunlu dorulara inanmaya kendini rasyonel adan zorun
lu hisseder. Hatta aalar, arabalar ve insanlar gibi hacim kaplayan
varlklara inanmaya da kendini rasyonel adan zorunlu hissedebilir. 3
Yine de nispeten daha zayf rrdeki bir epistemik destek kavram bilim
ve teolojide baskndr ve bu iki arasndaki disiplinler aras bir diyalou
nitelendirebilir gibi grnmektedir.

2- Eman McMullin. "How Should Cosmology Relate to Theology?", The Scien


ces and Theology in the Tweintieth Century, ed. Arthur R. Peacocke 8Notre
Dame, Ind.: University ofNotre Dame Press, 1981), s. 39.
3. Wittgenstein anlatyor: "Bir filozofla bahede oturuyordum; yanmzdaki bir
aac iaret ederek 'Bunun bir aa olduunu biliyorum' diye defalarca sy
ledi. Yanmza baka biri gelip bunu duydu. Gelen kiiye 'Bu arkadam de
li deil, sadece felsefe yapyoruz" dedim." (Ludwig Wittgenstein, On Certa
inty, New York: Harper and Row, 1969), s. 61e, no.467).
BiLiM !LE TEOLOJi ARASINDAKl DiYALOG 213

O halde birincil iimiz, teoloji ve bilim arasndaki disiplinler aras di


yaloun bo bir laflamaya indirgenmedii, aksine derin bir anlay do
urup, ileri dzeyli aratrmalan destekledii bir epistemik destek kav
ramnn erevesini izmektir. Bilim felsefesindeki son gelimeler, by
le bir pistemik destek kavramn mmkn klmaktadr.4 Ne var ki bu
gelimelerden sz etmeden nce eer bilim ile teoloji arasnda sahiden
retken, disiplinler aras bir diyaloa kap aralayacaksa, epistemik des
tek kavramnn hangi ekli almamas gerektiini gstermek istiyorum.
Teoloji ve bilim arasndaki anlaml diyalou her yerde engellemi
olan epistemik destein bir tr rasyonel art olarak alglanmas talebi
dir. Rasyonel art bizim ifademizdir, ama teoloji ile bilim arasnda diya
log kurmaya ynelik pek ok neticesiz aba da ngrlen bir epistemik
destek kavramn ieriyor grnmektedir. Dolaysyla bu epistemik des
tek kavramndan biraz aynnnl ekilde bahsetmek yararl olacaktr. n
celikle, rasyonel artn, epistemik destein tamamen geerli bir biimi
ni oluturduunu belirtelim. Aslnda eer A rasyonel olarak B'yi art
kouyorsa o zaman A onaylandnda B'yi kabul etmemek irrasyonel
olur. Bu durumlarda A, aka B iin epistemik destek salar.
Pratikte, rasyonel artksm ya da kesin bir gerektirme ilikisi hali
ni alr. Nitekim A kesinkes B'yi gerektirir demek, A'nn doru, B'nin
yanl olmasnn mmkn olamayaca anlamna gelir. Kesin gerektir
me, tipik ekilde, insanlann kann, kant ya da ispattan sz ederken
kastettikleri eydir. te yandan, A ksmen B'yi gerektirir nermesi, A
verildiinde B'nin artl ihtimali, B'nin kendi artsz ihtimalinden daha
byktr anlamna gelir. Ksmi gerektirme, teknik isimle ihtimallilik
kavramna karlk gelir, her ne kadar ksmi gerektirme, daha klasik bir

4. Burada zellikle Imre Lakatos'un kitabn hesaba katyoruz: "Falsification


and the Methodology of Scientific Research Programmes", Criticism and the
Growth of Knowledge, ed. Imre Lakatos ve Alan Musgrave (Cambridge,
Cambridge Universty Press, 1970), s. 91-196; Larry Laudan, Progress and
Its Problems, Towards a Theory of Sciendfic Growth (Berkeley, calif., Uni
versity of Califomia Press, 1977); Nancey Murphy, Theology in the Age of
Scientific Reasoning (Ithaca, N.Y., Comell University Press, 1990); ve Peter
Lipton, Inference to the Best Explanadon (London, Routledge, 1991).
214 TASARIM

kavram olan ihtimale dayal akl yrtmeyle bir deilse de. Ksm ge
rektirme, kesin gerektirmeden daha genel bir kavramdr ve uygun ko
ulda onu ieir, nk A kesinkes B'yi gerektirir demek, A verildiin
de B'nin artl ihtimali 1 demektir. 5
Kesin ya da ksmi olsun gerektirme, nclden sonuca (yani gerek
tirenden gerektiilene) doru ilerleyen mantk ynne sahip, mantksal
bir ilikidir. Pratikte, A'y ncl olarak alan ve bir dizi mantksal ilem
le (belli karm kuralalnna gre genelde rmdengelimle) bir sonu ola
rak B'ye ulaan mantksal bir nerme kurabildiimiz zaman, A'nn ke
sinkes B'yi gerektirdiini biliriz. te yandan, A ve B'ye ilikin savlara
ihtimaller atfetmenin gvenilir yollanna sahipsek ve A verildiinde
B'nin artl ihtimalinin B'nin kendi artsz ihtimalinden byk olduu
nu bulmusak, A'nn ksmen B'yi gerektirdiini biliriz.
Gerek ksmi gerekse kesin gerekirtirmenin rasyonel art diye adlan
drdmz kavrama bizleri gtrdn vurgulamak istiyoruz. Bu, ke
sin gerektirmede hemen kendini gsterir. Aslnda A doru olduunda
B'nin yanl olmas imkanszsa, A'y onayladmzda kukusuz B'yi de
onaylamamz gerekir. Ksmi gerektirmenin de niin rasyonel art olu
turduu merak edilebilir. Kesin gerektirme, (1) yanllanabilirlie, (2)
ihtimale, (3) dereceye ya da (4) pheye yer vermezken, ksmi gerek
tirme bunlann hepsine yer veir. Eer A kesinkes B'yi gerektiriyorsa,
(1) A doru olduunda B'nin yanl olmasna imkan yoktur: (2) B zo
runlu olarak A'dan karsanr: (3) A epistemik olarak B'yi tamamen
destekler: (4) A'ya gvendiimizde B'den kuku duyamayz.
te yandan, bu zelliklerin hibiri ksmi gerektirmede sz konusu
deildir. u iki nermeye bakalm:

A. Bu gece youn ekilde kar yaacak.


B. Yarn okullar tatil edilecek.
Varsayalm ki youn ekilde kar yad her on seferin dokuzunda
ertesi gn okullar tatil edilmitir. Bu durumda bu gece youn ekilde

5- Ksm gereklilik hakknda detayl bir inceleme iin bkz. Ernest W. Adams,
The Logic of Conditionals (Dordrecht: Reidel, 1975).
BiLiM iLE TEOLOJi ARASINDAKi DiYALOG 215

kar yadn grdmzde yarn okullarn tatil edileceini ummak


iin gl bir nedenimiz olur. Yine de az ewel kesin gerektirmeyle ilgi
li sraladmz drt zellik ksm gerektirme iin geerli deildir. Dolay
syla (1) A geerli olsa bile B'si savunmakta yanlabiliriz; (2) Aile B
arasnda zorunlu bir iliki yoktur; (3) A ile B arasndaki destek ilikisi
derecelidir (rnein, gece kar yadnda ertesi gn okullar %99 oran
da tatil ediliyorsa bu iliki, okullarn %60 oranda tatil edilmesi duru
mundaki ilikiden gldr.) ve (4) A'nn doru olduunu bilsek dahi
B'denbir lde phe duyabiliriz.
Yine de ksm gerektirmeyle rasyonel art ayrlmaz lde birbirine
baldr. Bunu anlamak iin C.S. Peirce'nin yazdkiarna bakalm:
"Eer bir adam 25 tane kmnz ve 1 tane siyah kartn ya da 25 ta
ne siyah ve 1 tane krmz kartn bulunduu bir desteden, bir kart
ekmek zorundaysa ve eer krmz kart ekmesi sonsuz mutlulua
kavu masn, siyah kart ekmesi ise sonsuz zntye garkolmas
na yol aacaksa, daha fazla sayda krmz kart ieren desteyi tercih
etmesi gerektiini inkar etmek ahmaklk olur ... Ancak varsayalm ki
krmz desteyi seti ve yanl kart seti, bu durnmda onu ne tesel
li edebilir ki?"6
Sahiden de baskn ekilde krmz kartlardan oluan bir desteden si
yah bir kart ekebilirsiniz, ama dier desteyi setiinizde siyah kart ek
me ihtimaliniz ok daha fazladr. Dolaysyla amacn, sonsuz zntye
garkolmaktan kanmak ise, baskn ekilde krmz kartlardan oluan
desteyi tercih etmelisiniz. imdi "baskn ekilde krmz kartlardan oluan
desteyi tercih etmelisiniz" ifadesi kukusuz bir tr rasyonel arttr.
Grld gibi, kesinlikie deilde ihtimalle uratmz zaman ras
yonel art sz konusu olmaktadr. O halde varsayalm ki A ve B ner
meler olsun ve P de A ve Bile ilgili nermelerin ihtimalini gstersin. o
zaman P(B/A) (A verildiinde B'nin artl ihtimali), P(B) (B'nin artsz
ihtimali) den bykse, amntksal olarak, tek bana B ye duyduumuz

6. Charles S. Peirce, "The Red and the Black" (1878), The World of Mathema
dcs, ed. J.R. Newman, 4.cilt. (Redmond, Wash., Tempus, 1988), s. 1313-14.
216 TASARIM

gvenin daha fazlasn A nennesi temelinde B ye gstennek zorundayz.


Dahas, P(B/A) 1 - P(-B/A) (-B, B nin olumsuzudur) eitlii bir ihtimal
zellii olduundan, P(B/A), 1/2 den byk olduu zaman, P(-B/A), 1/2
den kk olur. Dolaysyla A'nm gerekletiini ve P(B/A)'nm 1/2 den
byk olduunu biliyorsak, bu durumda B nin gerekleip gerekleme
yeceine ilikin bir yargda bulunmamz gerekiyorsa, B'nin gerekleece
ini sylememiz gerekir. 7 Bu surette sadece kesin gerektinnenin deil ay
nca ksmi gerektirmenin de bir tr rasyonel art ierdiini gryoruz.
imdi u soruyu sormamz gerekir: Niin bilim ile teoloji arasndaki
diyalogda epistemik destein bir aklamas olarak ilev grmesin? Bu
konuyla ilgili iki sorunla kar karyayz.
Birincisi, gerektirme mant, bilim iin son derece snrlayc bir epis
temik destek anlayn iermektedir. Bilim adamlar ele aldmz her iki
iki gerektirme tr anlamnda da amprik kanttan yola karak teorem
lerini pek kantlamazlar. Matematikten baka hibir bilim dal kendini
kesin ve ksmi gerektirmeyle snrlandrd zaman ilerleyemez. Daha zi
yade ou aratrma dal eitli alternatif karm biimlerini kullanr.
Bunlar arasnda hipotez metodu, varsaymsal-tmdengelim metodu,
aklama (abduction), en iyi aklamay karsama gibi metotlarn yer
ald bilinmektedir. te yandan bilimsel tahmin ve aklamann mant
nda sakl olan snrlar, iyi teoremlerin bile sonucu onaylamann man
tksal yanllna dlmeden kesinkes dorulanamayacan gster
mektedir. ada bilim felsefesinin dilini kullanrsak, amprik veriler ge
nelde bilimsel teoremleri kesinlikten yoksun brakrlar. Eer bilim adan
lan amprik verilerden yola karak teoremlerini ispatlayamazlarsa (ya
da rasyonel adan ikna edici klamazlarsa), ayn ekilde teologlann ve
rilerden yola karak teolojik doktrinleri ispatlamalann beklemek doru
olmaz. O halde, eer rasyonel art, bilim asndan, teolojiye epistemik

7- ihtimallere ilave olarak kullanll da ne srp, bir sonucun ihtimali kar


snda onunla ilintili kullanll dengelersek, iler daha da karmaklar
(Bkz. Richard Jeffrey, Tle Logic ofDecision, 2.bask, [Chicago: University of
Chicago Press, 1983], !.bl.). Bizim bahsimiz kullan,ll gzard edip, tas
tamam ihtimal zerinde odaklanyor.
BiLiM iLE TEOLOJi ARASINDAKi DiYALOG 217

destek salamann tek yolu olarak grnyorsa, bu iki disiplin arasnda


pek verimli bir diyalog gereklemez. Esasnda, amprik kant bilimde te
oremin kabul edilmesini nadiren zorunlu kldndan (az nce bahsetti
imiz anlamda), rasyonel arta ynelik talebin, teoloji ile bilim arasn
daki disiplinler aras diyaloa genelde ket vuraca grlmektedir.
stelik rasyonel art retken bir disiplinler aras diyaloun nne
baka bir engel de karmaktadr. Gerektinme mant iinde mantk ve
epistemik destek ayn ynde ilerler. Eer A rasyonel olarak B'yi mec
bur klyorsa, o zaman A ksm ya da kesin olarak B'yi gerektirlr ve A
epistemik olarak B'yi destekler. A ile B arasnda bir epistemik destek
ilikisinin kurulmas iin, destekleyici unsurdan -bu rnekte A- emin ol
mak gerekir -A'nn verllmesi gerekir-. Fakat A verildiinde, A'nn ks
men ya da kesinkes gerektirdii herhangi bir sonucun, diyelim B'nin de
kabul edilmesi gerekir. Nitekim hereyden nce A rasyonel olarak B yi
zorunlu klmaktadr.
Bu, disiplinler aras bir diyalog iin sorun yaratr, nk diyelim bir
teolou ilgilendiren husus, verlli bir alandan elde edilen kantn sonu
landr. Ne var ki, A verildiinde B'den kuku duymak rasyonel olma
yacandan, teolog, ya tartmaya ginmeden bilimsel verilerin sonula
rn kabul edecektir ya da gerektirilen sonucun kant, dayal nclne
meydan okuyacaktr (bilim adam olmayan teolog bunu yapacak bir
konumda deildir). Sz gelimi varsayalm ki, bilimsel bir disiplin iinde
B, kanta dayal A nenmesinin sonucudur. Ve varsayalm ki, nadiren
de olsa bazen, A ksmen ya da kesinkes B'yi gerektiriyor. Ve yine var
sayalm ki bilim adamlar genelde B'ye gl ekilde inanyorlarken,
teologlar kar kyorlar. Sz gelimi bilimsel bir kurumun bir yesiyle
gen dnya inanna bal bir teolog arasndaki diyalou tasavvur
edebiliriz. Bu durumda, A, radyometrik tarihlendinme metotlarnn do
ru olduu, B ise dnyann birka milyar yl yanda olduu savn dil
lendirsin. Burada A'y kabul etmek kesinkes B'yi gerektirir. Lakin te
olog sadece birka bin yl yandaki bir dnyaya inandndan, ona g
re B kesinkes kabul edilemezdir. Bu durumda teolog ne yapacak? Ya
paca standart ey A'y, yani radyometrik tarihlendinme metotlarn
reddetmektir. Bylece teologla bilimsel kurum arasndaki disiplinler
218 TASARIM

aras diyalog zemini ortadan kalkar. Bilim adam iin temel neme
olan A, teolog iin kabul edilemez olan bir sonucu gerektimektedir.
Elbette, pek ok teolog, bilimsel kant ya da teoreme gre daha az a
tmal olan bir duruu benimseyebilir. Ne var ki, bir kant ya da A teore
minin teoloji iin olas epistemik nemi, onun mantksal olarak gerektir
dii B sonucuyla snrlysa, bilime daha hogr yaklaan teologlar bile,
-baka hibir neden olmasa dahi, gerektimenin mantksal zorunlulukla
n gz nne alndnda B'den kuku duymann rasyonel olmamas ne
deniyle- disiplinler aras bir diyaloa katkda salayacak ey bulmakta
zorlanrlar. Eer teologlara gre, bir B nemesine bal olarak hkm
sren hibir ey yoksa ve A, B'yi gerektiriyorsa, B rahatlkla kabul ede
bilirler. Ancak bu durumda onlar, ne disiplinleri hakknda sahiden yeni
ya da nemli olan bir ey renirler ne de A'nn temsil ettii bilimi anla
maya katkda bulunurlar. Bu rnekte B nemsizdir, ya da en azndan te
ologlarn inanlar asndan byledir; dier rnekte ise B teologlarn
inanlaryla kesinkes elimekte ve uzlayla neticelenemeyecek bir a
tmaya yol amaktadr. Her iki rnekte de verimli bir diyalog kurulamaz.
Dorusu, bilim ile teoloji arasndaki diyalogda sadece gerektime mant
nn sz konusu olduunu ngmek, genelde ya dmanca sulama ya
da nazik bir sohbet diye nitelendirilen bir konumaya yol aar.

Aklama GcS
Alternatif bir epismetik destek anlaynn, bilim ile teoloji arasnda
daha retken bir disiplinler aras diyaloa salayabileceine inanyoruz.
Allah'tan byle alternatif bir anlay mevcuttur. Geri bu alternatif epis
temik destek anlayna deiik yollardan yaklalabilse de, biz akla
ma gc kavramyla ona yaklaacaz. 9

8. Bu blm, yazarn doktora tezindeki ikinci aklamasn zetlemektedir


(Stephen C. Meyer. Of Clues and Causes, A Methodological Interpretadon of
Origin ofLife Studies [tez, Umversity Of cambridge, 1990]).
9. mre Lakatos, rnein, "keif gc" ifadesini kullanrken, Laudan "problem
zme kapasitesi" ifadesinden bahseder. Bkz. Lakatos, "Falsification" ve La
udan, Progress.
B!LlM !LE TEOLOJi ARASINDAKi DiYALOG 219

Aklama gcyle ne kastettiimizi aydnlatmak iin bir miktar ta


rih iimize yarayabilir. Geen asrda, C.S. Peirce, verilerden kanmda
bulunmak iin kullandmz kann trlerini tarif etmek iin hayli a
ba harcad. Verller verildii ve kanmlann doruluu verilere bal ol
duu iin, epistemik destek ilikisi hep veriden karma ynelikti. Do
laysyla eer A verileri ve B karmn ieriyorsa, A'nm B'yi kantlad
n, doruladn ya da epistemik olarak desteklediini (bu seenekle
rin hepsi ayn eye karlk gelir) syleriz.
Pierce'nin tespit ettii husus, A ve B'yi ilikllendiren mantn yn
nn, A ile B arasndaki epistemik destek ilikisinin ynyle ayn olmas
nn gerekmediidir. Son blmde grdmz rasyonel art ve gerektir
me rneklerinde, ynler ayndr. Ne var ki, epistemik destek ilikisi bir
ynde giderken, verilerle karm ilikilendiren mantk baka bir ynde
gidebilir. Peirce, mantk ve destek ilikisi ayn ynde olan kann trle
rini nitelendirmek iin tmdengelim (deduction) kavramn kullanrken,
ters ynde olanlar iin aklama (abduction) kavramn kullanmt. o
Bu karm trleri arasndaki farkitlk aadaki savlama emalany
la akia kavuacaktr_! 1

Tmdengelim emas

Veri: A verllidir ve dpedz dorudur.


Mantk: Eer A doruysa, B de dorudur.

karm: Bu durumda B de doru olmak zorundadtr.

Atklama emas

Veri: atrtc A olgusu gzlemlenmektedir.


Mantk: Eer B doru idiyse A da doru olacakt.

10. Charles S. Pierce, Collected PapeIS, ed. C. Hartshome ve P. Weiss (cambrid


ge: Harward University Press, 1931), 2: 372-88.
11. Meyer, Clues, s. 25.
220 TASARIM

kann: Bu durumda B'nin doru olduunu sanmak iin bir neden vardr.
Dikkat ederseniz, her iki emann da verisi ve kann ayndr, n
k her iki durumda da A veilidir ve B sonucuna ulalmaktadr. Ama
mantk tamamen terstir. Tmdengelim emasnda, mantk A'dan B'ye
doru giderken, aklama emasnda B'den A'ya doru gitmektedir.
Temdengelim emasnn mant gerektirme mantdr. A veildi
inde, A'nn mantksal olarak gerektirdii her ey kabul edilmelidir.
Dolaysyla tmdengelim emas iinde, geerli kanmlar A'nn ge
rektirdii kanmlardr. te yandan aklama emasnn mant, ak
lama mant diye adlandrlabilecek ok farkl bir mantktr. A veildi
inde, A'y yerli yeince aklayan her ey hayli kabul edilebilirdir.
Dolaysyla aklama emas iinde geerli kanmlar A'y aklayan
karmlardr.
Aklama mantnn tmdengelim mantyla uyumadn vur
gulamak gerekir. karsama mant gz nne alndnda, aklama
mant sonucu dorulama hatasn iermektedir. Sonucu dorulama
hatas temelde nsel koullarn belirlenemeyeceini, yani ayn gzlemi
birden fazla ncln aklayabileceini kabul etmemekten kaynakla
nan bir hatadr.
rnein varsayalm ki, Frank'n terfi ettirildiini biliyoruz. Yine var
sayalm ki, Frank'n patronuna kar itaatkar davrannca kesinkes terfi
ettiildiini de biliyoruz. Ancak bu bilgilerimize yola karak Frank'n
patronuna gerekten itaatkar davrandn mantksal olarak karsaya
mayz. Frank son derece iinin ehli biri olduu iin, itaatkarszlna
ramen patronu onu terfi ettirmi olabilir. Baka bir ihtimal; Frank'n
annesi irketin mdr olabilir ve Frank'n patronu, zaman zaman d
pedz kaba davranmasna ramen onu terfi ettirmeyi uygun bulmu
olabilir. Burada nemli olan nokta, Frank'n terfi ettirilmesinin aklan
mas (ister itaatkar davranyla isterse de annesinin irketin mdr
olmasyla ya da baka eylerle), rmdengelim mantyla yrrlemez.
Hususen, aklama mant rasyonel art iermez.
Peirce unlan yazarken ok haklyd: "Genel bir kural olarak akla
ma [abduction] zayf bir argmandr. Genelde yargmz zayf bir ekil
de karmna yneltir. yle ki, kannn doru olduuna inandmz
BiLiM iLE TEOLOJi ARASINDAKi DiYALOG 221

syleyemeyiz; yalnzca, doru olabileceini sanabiliriz. " 12 te yandan


Peirce, pratikte aklamann [abduction], genelde, tmdengelim mant
na elik eden tam kesinlikten yoksun olsalar da, kendilerinden kuku
duyulmas zor karmlar saladn kabul etmiti. Sz gelimi Peirce,
Napoleon Bonaparte'nin varl aklama [abduction] ile dorudan bili
nemese de, onun varl hakkndaki pheciliin yersiz olduunu sa
vunmutu. Peirce'nin belirttii gibi: "Saysz dkman Napoleon Bona
parte diye adlandnlan bir fatihe atfta bulunmaktadr. Geri bu adam
grmemi olsak da, onun gerekten yaadn varsaymadan grdkle
rimizi, tm bu dkmanlan ve eserleri aklayamayz." Peirce ekliyor:
"Bu tr [tarihsel] bir kann ile, izlenimlerlmize dayanarak dn olanla
n hatrladmza inanmamz salayan ey arasnda sadece derece fark
vardr."13
zetle, tmdengelim mantnda, A epistemolojik olarak B'yi destek
ler, nk A mantksal olarak B'yi gerektirir ve dolaysyla rasyonel ola
rak onu zorunlu klar. Aklama mantnda ise, A epistemolojik adan
B'yi destekler, nk B, A'nn iyi bir aklamasn salar. Perice'nin gs
terdii gibi, her iki mantk da geerli bir kann metodu sunmaktadr ve
salam bir epistemik destek ilikisini temin eder. Ne var ki bu mantklar
genelde birbiri ardna koulmu halde ilese de farkldrlar. Dahas ak
lama mant. baz bilimsel verileri, sonulan ve teoremleri anlamada ve
pekitirmede teoloji iin nemli bir rol oynamaktadr. Teolojiye, bilimin
amprik bulgularn sorgulamaktan te yapacak pek bir ey brakmayan
gerektirme mantndan farkl olarak, aklama mant. teolojinin, bili
me, onun amprik bulgulan ve sonulan iin bir hipotez ve aklama
kayna (ou durumda metafiziksel olsa da) salayabileceini gster
mektedir. Dahas bu mantk, bilimsel verileri: teolojik nermeler veya
doktrinler iin epistemik destek salamasnn bir yolunu iaret etmekte
dir. zellikle, nermelerin verileri sz konusu alternatiflerinden daha iyi
aklad durumda olduu gibi, bilimsel ven1erin teolojik nermeler iin
epistemik destek saiayabileceini iaret etmektedir.

12. Peirce, Papes, 2:375.


13. A.g.e.
222 TASARIM

ada Gelimeler
Peirce'nin zamanndan bu yana, aklama mantnda ve ona elik
eden epistemik destek anlaynda ne gibi gelimeler olmutur? Kilit ni
teliindeki gelime, aklama gc kavramyla Peircean aklamann
[abduction] genelletirilmesi olmutur. Her ne kadar Peirce, tmdenge
limi aklamdan [abduction] aka ayrmsa da, tmdengelimin Peir
cean aklamada merkezi bir rol oynad bir durum sz konusudur. Pe
ircean aklama emasn hatrlayalm:

Aklama emas

Veri: artc A olgusu gzlemlenmektedir.


Mantk: Eer B doru idiyse A da doru olacakt.

kann: Bu durumda B nin doru olduunu sanmak iin bir neden


vardr.

Bu aklama emasnn mant iinde, A'y aklayan prototip B r


nei, A'nn, B'den mantksal bir kanmla elde edildii (alternatif ekil
de, B'nin A'y kesinkes gerektirdii ya da rasyonel olarak mecbur kld
) durumdur. Aklamann basit bir rnei olarak, Peirce, u durumu
ele almt: Varsayalm ki A = Torbadan ekilen her boncuk beyazdr ve
B = Torbadaki tm boncuklar beyazdr.4 Bu durumda B, A'y akia
makla kalmaz, gerektirir de (aslnda burada B den A'ya doru giden tek
admlk bir mantksal kann vardr).
Kukusuz Peirce, bu kesin gerektirme ilikilerinin bir aklama sa
lamasnn zorunlu olmadn anlamt. Yine de rasyonel bir failin, ola
s pek ok hipotezden (aklama mantyla karsanm) hangisinin bir
A kantnn en iyi aklamas olduuna nasl karar verdiini izah etme
miti. te yandan son yllarda filim felsefecileri bu kararlann nastl ve
rildiini aydnlatmtr. B'nin A'nn en iyi aklamas olabilmesi iin
ltn salanmas gerektiini ileri srmleridir. Bu ltler unlardr:
14 A.g.e., 2,374.
BiLiM !LE TEOLOJi ARASINDAKi DiYALOG 223

Birincisi, B, Aile uyumaldr.s Aile ilgili anlaymza uyumsuz


luk ya da eliki sokmak yerine B, Ave A'nn bir paras olduu inan
lar ayla uyum salamaldr. Sususen, eer biri B'yi bir (aklama) hi
potezi olarak kabul ederse, Anm da doru olduunu kabul etmelidir. B,
A ile uyuuyor demek, A, bir hipotez olan B'yi doruluyor demektir.
Dikkat ederseniz uyuum basit bir tutarltlk artndan daha fazlasn
iermektedir. Uyuum hem uygunluun iyiliini hem de estetik ya da
kuramsal yargy ierir. Yalnzca Aile B'nin birbirleriyle uyumas yet
memekte, B verildiinde A'y karsamak iin bir neden de olmaldr.16
ikincisi, B , A'ya katkda bulunmaldr. Dolaysyla B, A'nm akian
masna yardm edecek faydal bir i yapmaldr. B, Aile ilgili, dier tr
l zlemeyecek sorunlar zmeli ya da sorulara cevap vermelidir. Bu
ikinci lt , Occam'n usturasnn doal bir sonucudur. Buna gre B'yi
inanlar haznemize katmak faydasz olmamaldr. Giderek bu lt ne
densel yeterlilik asndan akianmaya balanmtr. "En iyi akiama
karsamas" zerine yaplan son almalar.17 bir diz[ olas rakip ak
lamadan hangisinin en iyi aklama olduuna karar vermek rakip ak
lamalarn nedensel glerinin deerlendirilmesine baldr. Sz konusu
kant salama kapasitesine sahip varlklar ya da olaylar o kantn en
iyi aklamasn salarlar.
ncs, en iyi akiama olarak B, nde gelen rakipleri karsnda
izafi bir avantaja sahip olmaldr. Abartl bir ifadeye bavuracak olur
sak, A'nn mevcut rakip akiamalan arasnda B'nin ampiyon olmas
gerektiini syleye biliriz. Bu nedenle B, A'nn mutlak anlamda en iyi

15. Felsefi literatrde uyuum (consonance) e anlamllar ve yakn anm


lan boldur. Bir ka rnek vennek gerekirse, balam, tutarllk ve uyum
saylabilir. Ksmen, psikolojide geen bilisel uyumsuzluk kavramn a
nurd iin uyuum ifadesini kullanmay tercih ediyoruz. Teoloji-bilim
balaryla ilgilenen teologlar arasnda uyuum son zamanlarda nemli bir
yer kazand (Bkz. Ted Peters, ed., Cosmos as Creation, Theology and Sci
ence in Consonance [Nashville, Tenn., Abingdon, 1989]).
16. Bkz. Lipton, nference, s. 114-22, aynca John Leslie'in "zarif akiama
lar" ( Universes [Landon, Routledge, 1989]).
17. Lipton, Inference.
224 TASAR!M

aklamas deildir. B yalnzca mevcut rakiplerinkinden daha iyi olan


bir aklamay salamaldr. Dolaysyla aklama doas gerei rekabet
i, kyaslamal ve yanllanabilirdir. En iyi aklamalarn (ampiyonlar)
bile eletirel gzden geirmeye ihtiyac vardr. Bu nedenle nc lt,
aklamann ilerlemeci ve z-eletirel olduunu ortaya koyar.
Her ne kadar bu izah, B'nin, A'nn en iyi aklamas olmasnn ne
anlama geldiine ilikin kaba taslak bir izah olduysa da, amacmz ye
rine getirmitir. Dahas, Perice'nin dncesinin modern takipilerinin
eliyle nasl gelitirildiini de yerli yerince zetlemektedir. Bu modern ta
kipilerin neredeyse tamamen bilim felsefecilerinden olumas ilgintir.
Rakip "aratrma programlan" ve "kahramanlk gc" kavramlaryla
Imre Lakatos, 18 Lakatos'un bilim felsefesini teolojiye uyarlayan Nan
cey Murphy,19 rakip "aratrma gelenekleri" ve "problem zme kapa
sitesi" kavramlaryla Larry Laudan20 ve "en iyi aklama kann" kav
ramyla Peter Lipton,21 tm bu ahslar bilimsel rasyonaliteye ilikin
programlannda rastladmz temel ltlere katlmlardr.
Rasyonel art deil de aklama gc epistemik destein temeli ol
duunda sz konusu destek nasl grnr? Cevap artk ak. A rasyo
nel olarak B nin kabul edilmesini zorunlu kldndan, epistenik olarak
B yi destekliyor olmasnn yerine, B, A'nn halihazrda mevcut en iyi
aklamas olduu iin, A, artk epistemik olarak B'yi desteklemektedir.
Ve bu sonuta B'nin Aile uyutuu, Aile ilgili kavraymza katkda
bulunduu ve A'nn rakip aklamalar arasnda hali hazrdaki ampi
yon olduu anlamna gelmektedir.

Byk Patlama ve ilahi Yaratl


Epistenik destei, rasyonel artn deil de aklama gcnn nite
lendirmesiyle birlikte, byk patlama ile, ilahi yaratla ilikin doktrin

18. Lakatos, "Falsifcation".


19- Murphy. Theology.
20. Laudan, Progress.
21 Lipton, Inference.
BiLiM iLE TEOLOJi ARASINDAKi DiYALOG 225

artk karlkl epistemik destek ilikisine girebilirler. Bunu aynntlanyla


gstermek, bu mtevaz makalenin kapsamn amaktadr. Yine de bir
ka tespit, byk patlama ile ilahi yaratln birbirlerine nasl epistemik
destek salayacan gz nne serecektir. Burada epistemik destek
aklama mantna gnderme yaplarak yeniden kramsallatnlmtr.
Eman McMullin, byk patlama modeliyle ilahi yaratl arasnda
epistemik destek ilikisinin kurulabileceini reddettii blmde, aslnda
bu tr ilikilere kap aralamaktadr. McMullin bir blmde yle diyor:
"Sylenebilecek ey, eer evren bir Yaratcnn eylemiyle zamanda
baladysa, bizim bak amza gre, o, kozmologlann bahsettii
byk patlamaya benzese gerektir. Sylenemeyecek eyse, ilk ola
rak, yaratl doktrininin byk patlama modelini 'destekledii' ve
ikinci olarak byk patlama modelinin, yaratl doktrinini 'destek
ledii' dir. "22
Ne var ki aklama gcn epistemik destein temeli yaparsak, bu
alntnn ikinci ksmnda McMullin'in reddettii hususu, aslnda birinci
ksmda dorulad grlr.
Nitekim u ifadesinin ne anlama geldiine bakalm: "Eer evren bir
Yaratcnn eylemiyle zamanda baladysa, bizim bak amza gre, o,
kozmologlann bahsettii byk patlamaya benzese gerektir. "23 Bu,
eer hristiyan yaratl doktrininin bir tr metafizik hipotez olduunu
kabul edersek, byk patlamann da bir tr kozmolojik teorem olmas
n umabiliriz demek deil midir? Bu aynca ilahi yaratl doktrininin b
yk patlamayla uyutuu anlamna da gelmiyor mu? Bu sorulam her
ikisine de evet yantnn verilebileceini dnyorum.
imdi varsayalm ki byk patlama veri olarak bize verildi ve b
yk patlamann metafiziksel adan en iyi ekilde nasl aklanabilece
i sorusu nmze getirildi. Oyun sahas potansiyel olarak olduka ge
ni. Metafizik, maddi evrenin doas ve kkenine ilikin pek ok rakip
aklama sunmaktadr, s_olipsizmden (tekbencilik), idelaizm, naturalizm

22. McMullin, "Cosmology'', s. 39.


23. A.g.e.
226 TASARIM

ve teizme vanncaya dein. Yine de pratikte yalnzca tartmadaki taraf


lann sunduu rakip aklamalan gz nne almalyz. McMullin'in kar
t bilimsel naturalist olduu iin, rekabeti hristiyan teizmiyle bilimsel
naturalizmle snrlandralm.
Eer ilgimizi bu iki seenekle snrlandrrsak, yaratl doktrini, b
yk patlama iin, bilimsel naturalizmin sunaca herhangi bir akia
madan nedensel adan daha yeterli bir aklama sunabilir. Naturalist,
Car! Sagan'n "Evren imdi ne ise gemite de yleydi ve gelecekte de
yle kalacaktr" 24 kansn paylaaca iin, naturalizm, bir btn ola
rak evrenin kkenini aklama kapasitesine sahip herhangi bir unsunn
varln reddeder. Byk patlama (genel izafiyetle birlikte) madde,
uzay-zaman ve enerji iin tekil bir balang nerdiinden,2s bu tekil
olay aklama kapasitesine sahip herhangi bir unsurun bu drt boyutu
ya da alan amas gerektii ortadadr. Teizmin ngrd Tarn tam da
bu akn nedensel glere sahip olduundan, teizm byk patlama
kozmolojisinin onaylad farazi tekillik iin naturalizminkinden daha
iyi bir aklama sunar.
Bu dnce sk bir naturalist iin kukusuz kabul edilemezdir. Ve
aslnda byk patlama tekilliini ve onun aikar metafiziksel anlamla
rn atlatmak iin pek ok hnerli naturalist kozmolojilere bavurulmu
tur. Bunu anlamak iin, akrobat bilim adamlarnn, sadece metafiziksel
dnceleinde deil aynca bilimsel kuramlarnda da byk patlama
kozmolojisinin naturalist bir dnya gr iin yaratt uyumsuzluk
tan nasl katklarn hatrlamak yeter. Einstein, duraan bir evreni
muhafaza etmek iin nl bir kozmolojik sabiti ileri srdnde bu
uyumsuzluu kabul etmiti. Daha sonra bu kararn kariyerinin en b
yk gaf sayarak reddetti. Fred Hoyle sonsuz bir evreni savunmak iin
enerjinin korunumunu bariz ekilde ihlal eden duraan durum hipotezi
ni ileri srdnde, bu uyumsuzluu kabul etmiti. Kukusuz en sadk

24 Cari Sagan, Cosmos 8 (New York Random House, 1980), s. 4.


25 Stephen Hawking ve Roger Penrose, "The Singularities of Gravitational
Collapse and Cosmology", Proceedings ofthe Royal Society ofLondon, se
ries A 314 (1970), 529-48.
BiLiM iLE TEOWJI ARASINDAKi DiYALOG 22 7

naturalistler bu iki teoremi ank reddediyorlar. Ve ou eksik bir akla


ma mantnn byk patlama ile naturalizm arasnda uyumazlk ya
ratacan kabul etmektedir. Yine onlar, byk patlama kozmolojisinin
daha speklatif kuantum kozmolojileriyle ya da ok dnyalar hipotez
leriyle birletirilmesinin uyumsuzluu ortadan kaldracana inanmak
tadrlar. Ne var ki, ironik bir ekilde, bu kozmolojiler geerli olduklar l
de, kendi gizli teist anlamlarna sahip olabilirler.26
Her halkarda, yaratl doktrini daha standart bir byk patlama
modeliyle uyumaktadr ve byk patlamann, naturalist rakiplerinden
daha iyi bir aklamasn sunduu sylenebilir. stelik, byk patlama
varsaymsal bir bilimsel olgu olduundan ve bu olgunun metafiziksel
bir aklamasn aradmzdan, yarattl doktrini, byk patlama anla
ymza faydasz bir katk sunmamaktadr. Yaratl doktrini, byk
patlamann nedensel bir aklamasn sunmak suretiyle onun metafizik
sel adan anlalmasna sahiden katkda bulunmaktadr. Bundan t
r, teizm en iyi aklamalarn az nce sralanan iki ltn saladn
dan, naturalizmle kyaslandnda byk patlamann daha iyi bir ak
lamasn sunduu sylenebilir. Epistemik destei rasyonel art deil de
aklama gc asndan izah ettiimizden, byk patlamann, teizmi
ne ve onun yaratl doktrinine epistemik destek salad sylenebilir.
Byk patlamann yaratl doktrinine epistemik destek salad
sav daha ayrntl bir ekilde gelitirilebilir elbette. Yalnz, teoloji ve bi
lim arasnda verimli bir disiplinler aras diyaloun nasl yrtlecei
hakknda genel bir fikir olutu sanmm. Dikkat ederseniz, byk patla
ma ve yaratl doktrinini ieren rnekte, teolojik bir sava (yarattl
doktrini) epistemik destek salayan bilimsel bir savn (byk patlama)
asndan duruma baktk sadece. Elbette bunun aksini. de yapabilirdik.

26. Jay Wesley Richards, "Many Worlds Hypotheses, A Naruralistic Altemati


ve ta Design", Perspectives on Science and Christian Belief 49, noA
(1997), 224-26; Alvin Plantinga, TheNature ofNecessity (Oxford, Claren
don Press, 19809, s. 213-17; Willian Lane Craig, "Barrow and Tipler on
the Anthropic Principle v. Divine Design", British Joumal far the Philo
sophyofScience 38 (1988), 389-95; ve William Lane Craig, "Cosmos and
Creator", Origins&Design 17, no.2 (1996), 26-27.
228 TASARIM

Yani yaratl doktrinini veri olarak kabul edip, evrenin kkenine ilikin
hangi kozmolojik teoremin, yaratl doktrini tarafndan en iyi surette
desteklendiini sorabilirdik. Bu sorunun cevab bir egzersiz olarak oku
ra kald.