You are on page 1of 224

John Berger

BULUTUUMUZ YER
BURASI
John Berger 1926'da Londra'da dodu. ngilizce ya-
zan en etkili sanat eletirmenlerinden biri olan Ber-
ger, ayrca senaryo yazar, romanc ve belgesel yazar
olarak da tannyor.
Metis Yaynlar yazarn klasiklemi yapt Grme
Biimleri'nin (1986) yan sra, Picasso'nun Baars
ve Baarszl (1988), Dne (1997), Alain Tanner
ile birlikte yazd 2000 Ylnda 25 Yana Basacak
Olan Yunus (1997), Grnre Dair Kk Bir Teoriye
Doru Admlar ( 1 9 9 9 ) , Fotokopiler (1999) ve Kral
(2001) adl kitaplaryla, zellikle grsellik zerine de-
nemelerini bir araya getiren O Ana Adanm (1988)
adl sekisini yaymlamtr.
Metis Yaynlar
pek S o k a k 5 , 3 4 4 3 3 Beyolu, stanbul
Tel: 2 1 2 2 4 5 4 6 9 6 F a k s : 212 2 4 5 4 5 1 9
e-posta: info@metiskitap.com
www.metiskitap.com

Metis Edebiyat
B U L U T U U M U Z YER
BURASI
John B e r g e r

ngilizce Basm: H e r e is Where We Meet,


Bloomsbury, 2 0 0 5
John Berger, 2005
Metis Yaynlar, 2 0 0 5

lk Basm: K s m 2 0 0 6
kinci Basm: ubat 2008

Yayn Ynetmeni:
Mge Grsoy Skmen

Kitapta yer a l a n yklerden "Lizbon", "Krakow" ve


"81/2" Cevat a p a n ; "llerin Hatrladklar Kadaryla
Baz Meyveler" ve "Madrid" Gnl a p a n ; " C e n e v -
re", "Islington", " L e Pont d ' A r c " ve " S z u m ve C h i n g "
Mge Grsoy Skmen tarafndan evrilmitir.

Kapak Resmi:
John Berger

D i z g i ve Bask ncesi Hazrlk:


Metis Yaynclk Ltd.

Bask ve Cilt:
Yaylack Matbaaclk Ltd.
Fatih Sanayi Sitesi N o : 12/197-203
Topkap, stanbul Tel: 212 5 6 7 8 0 0 3

ISBN-13: 978-975-342-590-2
John Berger
BULUTUUMUZ YER
BURASI

evirenler:
CEVAT APAN
GNL APAN
MGE GRSOY SKMEN
Chloe
Lucy
Dimitri
Melina

Olek ve
Maciek

iin
indekiler

1. Lizbon
07

2. Cenevre
60

3. Krakow
75

4. llerin Hatrladklar Kadaryla


Baz Meyveler
100

5. Islington
106

6. Le Pont d'Arc
124

7. Madrid
136

8.Szum ve Ching
151

81/2
222
1

Lizbon

Lizbon'daki bir meydann merkezinde Luzitanya (yani


Portekiz) servisi denen bir aa var. Dallar ge doru
deil de, da doru, yatay olarak geliecek ekilde yetiti-
rildii iin, ap yirmi metre uzunluunda, su geirmez
dev gibi bir emsiye oluturuyor. Y z kii kolayca sna-
bilir bu emsiyenin altna. Aacn boum boum ktlesel
gvdesinin evresinde daire biiminde dzenlenmi metal
ubuklar tayor dallar; aa en az iki yz yanda. A a -
cn yannda da zerine geenlerin okumas iin bir iir ya-
zlm, resmi bir ilan tahtas var.
Durup zmeye altm iirin bir-iki dizesini:

... Ben senin apann sapym, evinin kapsym, bei-


inin de, tabutunun da tahtasym...

Meydann baka bir yerinde tavuklar bakmsz otlarn


arasndaki solucanlar gagalyorlard. Masalarn bana
oturmu adamlar da sueca oynuyorlar, setikleri ktlar
bilgelik ve uysallk karm bir ifadeyle masaya brakyor-
lard.

7
Burada kazanmak sessiz bir hazd.
Mays sonunda hava scakt belki de 28C. Bir-iki
hafta iinde, bir anlamda Tagus'un kar kysnda balayan
Afrika, uzaktan da olsa varln belli lde duyuracakt.
emsiyeli yal bir kadn parktaki banklardan birinde hi
kmldamadan oturuyordu. Hareketsizliinde dikkatleri s-
tne ekmek isteyen bir hava vard. Orada parktaki bankta
otururken varln fark ettirmeye kararl grnyordu. Ba-
vullu bir adam her gn verdii bir randevuya gidercesine
meydan utan uca geti. Daha sonra kucanda kk bir
kpekle, kpei de kendisi gibi zgn grnl bir kadn,
Avenida da Liberdade'ye doru yrd. Banktaki yal ka-
dn gsterii hareketsizliini hl srdryordu. Acaba ki-
min grmesini istiyordu bu hareketsizlii?
Birden, ben kendime bu soruyu sorarken, kadn ayaa
kalkt, dnp emsiyesini bir baston gibi kullanarak bana
doru gelmeye balad.
Yzn grmeden ok nce tandm bu yry. Gi-
decei yere bir an nce varp oturmay dnen birinin y-
ryyd bu. Gelen annemdi.

Bazen dlerimde annemle babamn oturduklar eve tele-


fon edip aktarma yapacam arac kardm iin ge kala-
cam kendilerine bildirir ya da bu bilgiyi bir bakasna
iletmelerini isterdim. O anda olmam gereken yerde olmad-
m konusunda uyarrdm onlar. Sylediklerimin ayrnt-
lar dten de deiirdi, ama onlara sylemem gereken
eyin z hep aynyd. Ayn olan baka bir ey de adres def-

8
terimin yanmda olmay ve onlarn telefon numaralarn
hatrlamak istememe ve birok numaray evirmeyi dene-
meme karn doru numaray bir trl bulamaymd. Bu
da gerek hayatmda onlarn yirmi yl boyunca oturduklar
ve benim bir zamanlar ezbere bildiim numaray unutmu
olmamla balantlyd. Ne var ki, benim dlerimde asl
unuttuum ey onlarn lm olduklaryd. Babam yirmi
be yl nce ld, annem de ondan on yl sonra.

Meydanda buluunca annem koluma girdi, ikimiz de anla-


arak kar sokaa getik ve yava yava Me d'Agua'nn
bana doru yrdk.
B a k John, unutmaman gereken bir ey var ok unut-
kansn. Bilmen gereken ey u: ller gmldkleri yerde
kalmazlar.
Annem konumaya baladnda, bana doru bakmad.
Byk bir dikkatle birka metre nmze bakyor, aya-
nn bir eye taklmasndan korkuyordu.
Cennetten sz etmiyorum. Cennete bir diyeceim yok,
ama ben baka bir eyden sz ediyorum!
Sustu, sanki azndaki kelimelerden birinin kkrda
varm da, yutulmadan nce biraz daha inenmesi gereki-
yormu gibi azndakini inedi. Sonra devam etti:
ller ldkleri zaman Yeryz'nde nerede yaamay
srdrmek istediklerini seebilirler, yeter ki Yeryz'nde
kalmaya karar versinler.
Yaarken mutlu olduklar bir yere mi dnerler demek
istiyorsun?

9
O anda merdivenin bana gelmitik, annem sol eliyle
merdivenin parmaklna tutundu.
Sen her eyin yantn bildiini sanyorsun, her zaman
yleydin sen. Oysa baban daha ok dinlesen iyi olurdu.
Birok eyin yantn biliyordu o. Bugn bunu daha iyi
anlyorum.
Merdivenden basamak indik.
Sevgili babann birok konuda kukular vard, bu yz-
den her zaman onun arkasnda durmam gerekiyordu.
Srtn svazlamak iin mi?
Biraz da onun iin, evet.
Drt basamak daha indik. Annem elini trabzandan ek-
ti.
ller kalmak istedikleri yeri nasl seiyorlar?
Annem karlk vermedi, bunun yerine eteini toplayp
merdivenin bir alt basamana oturdu.
Ben Lizbon'u setim! Sanki ok bilinen bir eyi syler-
mi gibi syledi bunu.
Buraya hi gelmi miydin duraksadm, gemile im-
diki zaman arasndaki ayrm daha arpc gstermekten
ekiniyordum daha n c e ?
Gene sorumu duymazdan geldi. Sana daha nce syle-
mediim bir eyi renmek istiyorsan, ya da unuttuun bir
ey varsa, bunlar bana sormann zaman da, yeri de bura-
s, dedi.
Bana o kadar az ey anlattn ki, dedim.
Herkes bir ey anlatabilir! Anlat! Anlat! Ben baka bir
ey yaptm. aret edercesine uzaklara, Tagus'un kar k-
ysna, Afrika'ya doru bakt. Hayr, daha nce buraya hi
gelmedim. Baka bir ey yaptm dedim ya sana.

10
Babam burada m ?
Ban sallad.
Nerede?
Bilmiyorum, sormuyorum da. Belki de Roma'dadr.
Papa yznden mi?
lk kez dnp bana bakt, gzlerinde muzip bir prlt
vard.
Yok canm; masa rtleri yznden!
Kolumu omuzuna doladm. Yavaa elimi omuzundan
kaldrd ve brakmadan kendi eliyle ta basaman stne
gtrd.
Ne zamandan beri Lizbon'dasn?
Bunun byle olacan sana sylemitim, hatrlamyor
musun? Sylemitim byle olacan. Gnlerin, aylarn,
yzlerce yllarn, zamann tesinde.
G e n e Afrika'ya doru bakyordu.
Demek zaman deil, yer nemli? Bunu onu kzdrmak
iin sylemitim. Yetikinlik ana geldiimde onu kz-
drmaktan holanrdm, o da sesini karmaz, ikimize de
gemi bir hzn yaatt iin buna raz olurdu.

ocukluumda annemin kendine gveni (aramzdaki tar-


tmalar bir yana) beni ldrtrd. Bu hi deilse benim
gzmde btn o kuru sk gzpekliin gerisinde onun
krlganln ve ekingenliini gizleyen bir gvendi; oysa
ben onun hi yenilmez olmasn isterdim. Bu yzden de,
onun emin olduu h e r konuda kendisine kar kar, by-
lece paylatmz b i r gven duygusuyla sorgulayabilece-

11
imiz baka bir ey bulacamz umardm. Oysa, aslnda,
bu kar klarm onu olduundan daha incinebilir bir du-
ruma sokar, ikimiz de aresiz bozgun ve znt burgacna
srklenir, bir melein gelip bizi kurtarmas iin sessizce
yakarrdk. Byle bir melek hibir zaman gelmedi.

Annem on basamak aada gnelenen bir kedi sand


eye bakarak, Hi deilse burada bize yardm edecek hay-
vanlar var, dedi.
O kedi deil, dedim, krk bir balk, bir apka.
te bu yzden etyemezin biriyim ben, dedi.
Balk seversin ama! diye kar ktm.
Balklar soukkanldr.
Ne fark eder? lke ilkedir sonunda.
John, hayatta her ey bir snr e k m e sorunudur; snr
nerede ekeceine de ancak kendin iin karar verebilirsin.
Bakalar iin deil. Elbette bunu deneyebilirsin, ama bir
ie yaramaz. nsanlarn bakalarnn koyduu kurallara uy-
malar hayata sayg duymakla ayn ey deildir. Hayata
sayg duymak istersen, bir snr belirlemen gerekir.
Demek zamann nemi yok, ama yerin var? diye sor-
dum yeniden.
Bu herhangi bir yer deil, John, bir buluma yeri. Ar-
tk tramvaylar olan ehirler pek kalmad, deil mi? Bura-
da, gecenin birka saati dnda, tramvaylarn sesini hep
duyabilirsin.
Uyumakta bir skntn var m?
Lizbon'un merkezinde tramvay sesi duyamayacan

12
hemen hemen hibir sokak yok gibi.
194 numaral tramvayd, deil mi? Her aramba Dou
Croydon'dan Gney Croydon'a gider gelirdik. nce Surrey
Caddesi'ndeki arda alveriimizi yapar, sonra Davies
Palas Sinemas'na giderdik, hani adam aldka renk dei-
tiren elektronik orgun olduu yere. 194 numaral tramvay-
d o, deil mi?
Org alan o adam tanyordum, dedi annem, kereviz
alrdm ona pazardan.
Etyemezsin, ama bbrek de alrdn.
Baban severdi kahvaltda bbrek yemeyi.
Leopold B l o o m gibi.
Bilgilik taslama! Burada etkilenecek kimse yok. Sen
her zaman tramvayn st katnda, nde oturmak isterdin.
Evet 194 numaral tramvayd bindiimiz.
s t kata karken de hep szlanrdn: Ah bacaklarm,
zavall bacacklarm!
st katta oturmay severdin, nk orada tramvay sen
srerdin, benim de seni srerken seyretmemi isterdin.
Kelere baylrdm!
Lizbon'daki raylar da ayn, John.
Kvlcmlar hatrlyor musun?
Evet, o nalet yamurda.
En gzeli de sinemadan sonraki dnt.
Senin kadar ciddi birini de hi grmedim, yle koltu-
unun ucuna oturmu.
Tramvayda m?
Hem tramvayda, hem de sinemada.
S e n de ou zaman alardn sinemada, dedim ona. Eli-
ni gzlerine bir gtrn vard senin de.

13
Ama ok gemeden senin tramvaydaki o hallerin y-
znden vazgetim o alkanlktan.
Yok yok, sen gerekten alyordun, ou haftalar.
Sana bir ey syleyeyim mi? Sanyorum, u aadaki
Santa Justa kulesine dikkat etmemisindir sen? Lizbon
Tramvay irketi onun sahibi. inde bir asansr de var, ama
asansrn kimseyi bir yere gtrd yok aslnda. nsan-
lar alp yukar karyor bu asansr. Oradaki platformdan
evreye bakyorlar, sonra aa iniyorlar. Tramvay irketi-
nin kulesi. Bak John, bir film de ayn eyi yapar. Seni alr
karr, sonra da ayn yere geri getirir. nsanlarn sinemada
alamalarnn bir nedeni de bu.
Ben sanyordum ki...
Brak sanmay! Bilet alan ne kadar insan varsa, sine-
mada alamann da o kadar nedeni vardr.
Annem alt dudan diliyle slatt, ruj kullandktan son-
ra hep yapard bunu. Me d'Agua merdivenlerinin st tara-
fndaki at katlarndan birinde kurutmak iin araflarn
asan bir kadn ark sylyordu. Kadnn kederli bir sesi
vard, araflar da bembeyazd.
Lizbon'a ilk geldiimde, dedi annem, Santa Justa'daki
o asansrle aa indim. Onunla hi yukarya kmadm
anlyor musun? Aa indim. Hepimizin yapt gibi. Onun
iin yaplm o. i birinci mevki tren vagonlar gibi ahap
kaplama. Yz kii vardk iinde. Bizim iin yaplm o
asansr.
Yalnzca krk kii alyor, dedim.
Bizim hi arlmz yok. Biliyor musun ilk ne gr-
dm ayam asansrden dar atar atmaz? Dijital fotoraf
makinas satan bir dkkn!

14
Annem ayaa kalkt, yeniden merdivenden yukar k-
maya balad. Nefes almakta biraz glk ektii iin, her
adm atta kendini rahatlatmak amacyla dudaklar arasn-
dan slk sesi karr gibi bir soluk karyordu. Bana slk al-
may reten de oydu. Sonunda merdivenin bana ulatk.
imdilik Lizbon'dan ayrlmyorum, dedi. imdilik bek-
liyorum.
Bunun zerine dnp daha nce oturduu banka doru
gitti. Meydan da hissedilir derecede sessizlie brnd, o
kadar sessizleti ki, sonunda annem de gzden kayboldu.

Ondan sonraki birka gn annem hi ortaya kmad. Ben


de ehri dolatm, etraf izledim, desen izdim, okudum,
insanlarla konutum. Onu aramyordum. Ancak, zaman za-
man yarm yamalak grdm bir ey bana onu hatrlat-
yordu.
Lizbon'un grsel dnyayla baka hibir ehre benze-
meyen bir ilikisi vardr. Bir oyun oynar Lizbon. Meydan-
lar ve caddeleri beyaz ve renkli talarla denmi desen-
lerle ssldr, yle ki, bunlar yol deil tavan sanrsnz.
Nereden bakarsanz bakn, duvarlar hem ierden, hem d-
ardan nl azulejos inileriyle kaplanmtr. stelik bu
iniler dnyada grlmeye deer, dillere destan eyleri an-
latr: kaval alan bir maymun, zm toplayan bir kadn,
dua eden azizler, denizlerdeki balinalar, gemilerine binmi
hallar, kilise bitkileri, kavga eden saksaanlar, sarma
dola sevgililer, evcil bir aslan, leopar gibi benekleri olan
bir mren bal. ehrin bu inileri dikkatleri grnene,

15
grsel olana ekiyor.
Duvarlardaki, yerlerdeki, pencerelerin ve merdivenle-
rin evresindeki bu ssler ayn zamanda baka bir eyi, g-
rnenin tam tersini de sylyorlar. Bu inilerin ince izgi-
li beyaz seramik yzeyleri, canl renkleri, onlar birletiren
har izgileri ve tekrarlanan desenleri, btn bunlar arka-
larnda ya da altlarnda sonsuza kadar ortaya kmayacak
bir eyi gizledikleri gereini dile getirmi oluyor!
Dolatka bu iniler ne olduunu aklamaktan ok
gizleyen bir kt oyunu oynuyorlarm gibi grnd bana.
Her elden, her partiden sonra dolap merdivenleri trma-
nrken annemin pasyans a geldi aklma.
ehrin zerine kurulduu tepelerin says konusunda
anlalan kimse fikir birliine varamyor. Kimileri yedi te-
pe, diyordu, Roma gibi. Bakalar buna kar kyordu. Bu
tepelerin says ka olursa olsun, ehir merkezi her yz
metrede alalp ykselen sarp, kayalk bir arazi zerine ku-
rulmutu. Yzyllar boyunca da bu inili yokulu sokaklar
ba dnmesini nlemek iin merdivenler, snlacak zel
boluklar, sahanlklar, kmaz sokaklar, perde gibi inen a-
marlar, yere kadar inen pencereler, kk avlular, par-
maklklar, pancurlar gibi akla gelebilecek her areyi bul-
mulard. Bunlarn hepsi sizi gnee ve rzgra kar koru-
yor, ierisiyle dars arasndaki ayrm anlamay gle-
tiriyordu.
Hibir ey annemi bir uuruma elli metreden fazla yak-
lamaya ikna edemezdi...
Alfama mahallesindeki merdivenli yokular, taraalar
ve kurutulmak iin aslm amarlar arasnda yolumu
o k kaybettim.

16
B i r keresinde Londra'dan kmaya alrken yanl yola
sapmtk. Babam arabay durdurup bir harita at ok,
ok fazla batya doru gidiyoruz, dedi annem. Benim ok
iyi yn duygum vardr; bir frenolojist ka kere sylemiti
bana. Buraya dokunup anlamt bunu. Annem bann ar-
kasn gsteriyordu. Salar ok inceydi, bundan da hi
memnun deildi. Benim yn duygumun burada olduunu
sylemiti.
Hi kimse artk frenolojiyi ciddiye almyor, diye sert bir
sesle kar ktm anneme arabann arkasndan. Bir avu
kriptofaist onlar.
Neden yle sylyorsun?
B i r insann yeteneklerini pergelle lemezsin ki. Hem
sonra nerden almlar o lleri? Elbette Yunanllardan.
Onlar Avrupal bile saylmaz. Irk bunlar.
Benim bam inceleyen inli'ydi, diye mrldand an-
nem.
Btn insanlar sadece iki kategoriye ayrd bunlar, de-
dim, safkan ve soysuz diye!
A m a benim hakkmda syledikleri doruydu! Benim
yn duygum iyi! Fazla gittik bence, o k daha nce, o za-
vall topal adam grdmz yerde sola sapmamz gere-
kiyordu. Artk byle devam edelim, geri dnmenin bir an-
lam yok ok ge artk. Bundan sonraki ilk dnemete
sola saparz, sapabilirsek.
ok ge a r t k ! onun en ok kulland szlerden biriydi.
Bu sz duyunca her zaman fkelenirdim. nemli nem-

17
siz herhangi bir olay yznden kverirdi azndan bu keli-
meler. Oysa bu szn o olayla bir ilgisi yoktu; daha o k za-
mann katlanarak geiiyle ilgiliydi. Buna da aa yukar
drt yandayken dikkat etmitim. Zaman akp giderken ba-
z eyler korunuyor, bazlar da kaybolup gidiyordu. Annem
bu kelimeyi yavaa, duygusuzca, neredeyse bir eyin fi-
yatn sylermiesine telaffuz ederdi. Benim fkem bir l-
de de onun bu dinginliinden kaynaklanrd. Belki de
onun bu dinginlik rnei davranyla benim fkemin bir-
lemesi daha sonra benim tarih almamn bir nedeni oldu.
Bunu Alfama mahallesinde karavan byklnde bir
barda bir ac kahve ierken dndm. Oradaki br adam-
lara baktm. Hepsi de ellisinin stnde, ayn ekilde yp-
ranm insanlard. Lizbonlular sk sk saudade dedikleri bir
duygudan, bir ruh halinden sz ederler. Genellikle nostalji
diye evrilir bu kavram, ama yanltr bu karlk. Nostalji'
de bir rahatlk, hatta Lizbon'un hibir zaman sefasn sre-
medii bir eit tembellik vardr. Viyana'dr nostaljinin
bakenti. Bu ehirse hl, her zaman olduu gibi, nostaljik
olamayacak kadar pek ok rzgra ak bir ehirdir.
kinci fincan kahvemi ierken ve orada hikyesini bir
deste zarf dzenlermi gibi eksiksiz olarak anlatan sarho-
u seyrederken saudade'nin ok ge sznn fazla dingin
bir ekilde syleniini duymann yaratt bir fke olduu-
na karar verdim. Fado da bu duygunun unutulmaz mzi-
iydi. Belki de Lizbon ller iin zel bir durak yeriydi,
belki de ller burada kendilerini baka bir ehirde oldu-
undan daha ok gsterebiliyorlard. Lizbon'u byk bir
tutkuyla seven talyan yazar Antonio Tabucchi de burada
llerle koca bir gn geirmiti.

18
Ertesi pazar o geni Praa do Comrcio'dan geerek B a i x a
mahallesine gittim. Baixa eski ehrin dz ve alak olan tek
blgesi. yan nl tepelerle evrili bu blgenin drdn-
c yz, sular belli bir kta altn gibi parlad iin Ha-
sr Denizi diye bilinen Tagus'un halicine bakyor. On be-
inci yzylda Lizbon'un denizcileri, tccarlar, kle tacir-
leri buradaki iskelelerden Afrika'ya, dou lkelerine, daha
sonra da Brezilya'ya gitmek zere yola karlarm. Liz-
bon Atlas Okyanusu'na meydan okuyarak altndan Kongo'
dan getirilen klelere, ipekten elmas ve baharata kadar her
trl ticareti yapan Avrupa'nn en zengin bakentiymi.
Her elmaya iki karanfil sokutur, derdi annem, sonra
frnda onlar e s m e r ekerle piiririz.
Onun bakmad bir anda ben elmay daha lezzetli ya-
par diye nc bir karanfili de sokutururdum.
Annem bu nc karanfili grrse, hemen karr, onu
yeniden kavanoza koyard. Bunlar Madagaskar'dan geli-
yor, diye bir aklama yapard. Sakla saman, gelir zaman!
Bu da onun nakarat gibi kulland deyimlerinden bir
bakasyd. Ama "Sakla saman, gelir zaman!" "ok ge
artk" gibi bir hayflanma deil, bir uyaryd. Praa do Co-
mrcio'da yrrken bunun naslsa buras iin geerli bir
uyar olduunu dndm. Bu alann boyutlar ve yanstt-
geometrisi gerekletirilemeyecek bir dle ilgiliydi.
1 7 5 5 Kasm'nn ilk haftasnda lmcl bir deprem,
onun ardndan gelen byk dalgalar ve k a n yangnlar
Lizbon'un te birinin yanp yklmasna, orada yaayan on

19
binlerce insann lmne yol am. Ardndan ktlk, has-
talk ve yamaclk ba gstermi. Yangnlar srp gider-
ken, insanlar yrtk prtk giysiler iinde dolarken, birta-
km apulcular da kller ve ykntlar arasndan yamala-
dklar elmaslar alp satmlar. Lizbon'un zerindeki mavi
ge ve Hasr Denizi'nin altn parltsna karn her yerde
bu gnahn cezasnn ekildiinden sz ediliyor.
Ve ertesi yl Marqus de Pombal yeni bir Saduyu ve
Simetri ehrinin dn kurmaya balam. Btn Avrupa'
daki filozoflarn iyimserliini ve adalet duygusunu sarsan
bir ykmdan sonra yeniden kurulacak Lizbon ehri yalnz-
ca oraya akan zenginliin garantiye alaca bir refah ve
gvenlik vaat edecekmi! B i r bankerin dledii caddele-
rin dzeni, saydaml, koutluu ve gvenilirlii, elifi eli-
fine tutulan hesaplara denk decek, usuz bucaksz Praa
do Comrcio bu ehri btn dnyann ticaretine ak tuta-
cakm...
Oysa on sekizinci yzyln ikinci yarsnda Lizbon ne
Manchester olabildi, ne de Birmingham. Sanayi Devrimi
ise baka yerde balamt. Portekiz'in Bat Avrupa'nn en
yoksul lkesi durumuna dmesine yol aacak k daha
o dnemde kendini gstermiti.
Praa do Comrcio'da ne kadar ok insan olursa olsun,
bu alan her zaman yar bo grnyor.

Annem czdannda az para bulundururdu. Kendisi para


alp verirken hareketleri yaln ve belirgindi. Belli amalar
iin ayrd bir paray baka bir yere harcamamak iin ya

20
deiik zarflara ya da ifoniyerindeki ekmecelerden biri-
ne koyard. Bir keresinde alan bir kadnn aylk creti-
nin te biri saylan bir on ilinlik banknot kaybetmiti.
Gitti! diye inledi annem. Gitti! Sanki kt para gitmeye
karar vermi, sanki annem ona iyi bir yuva salamken, o
nankr bir hayvanm gibi kamt. Gitti!
Annem alad zaman, yzn benden baka bir yana
evirmeye alrd. Belki beni korumak iin yapyordu
bunu, ama gzyalar ayn zamanda onu baka zamanlara,
benim doumumdan ncesine gtrd iin de byle ya-
pard. O alarken ben beklerdim, uzun bir trenin hemze-
min bir geitten geip gitmesini beklediin gibi.
Bir sre sonra gzlerini kurutup, dare ederiz, dedi.
Yapmamz gereken tek ey elimizdekini arur etmemek.
Artk Rua Augusta'ya, bankerin dledii o geni cad-
delerden birine gelmitim. Gnlerden pazar olduu iin
gzlkler, berberler, seyahat acenteleri, deniz sigorta b-
rolar kapalyd. nsanlar aileleriyle, arkadalaryla le
yemeine gidiyorlard. Biroklarnn ellerinde gittikleri
yerlere gtrdkleri ekerleme paketleri, zenle sarlp fi-
yonklu kurdelelerle balanm pazar hediyeleri vard.
Rua da Conceio'nun kesinde toplanan bir kalabalk
kaldrmda durmu Madalena kilisesine bakyordu. Ben de
beklemeye karar verdim. Grnrde trafik yoktu. Tram-
vaylar bile durmutu.
Derken caddenin tesinde baran insanlarn sesini
duydum. Sonra Madalena ynnden gelen 150 koucu be-
lirdi. Birbirlerini gemeye almadan, grltszce birbir-
lerini destekleyen bu insanlar bir arada dzenli olarak ko-
uyorlard. Kadn, erkek, yeniyetmeler, yetmilikler, hepsi-

21
nin ba dik, bazlar soluu kesilen at gibi kineyerek ko-
an bir kalabalk. Geni admlarla, tramvay raylar arasn-
daki kaldrm talarnda yava ve dzenli bir ritimle kou-
yorlard.
Koanlar daha iyi grmek isteyen bir ocuk beni ar-
kamdan itti, ben de hafif yana ekildim. Kouculardan ba-
zlarnn yumruklar sklm, tekilerininkiler ise akt.
Kadnlar ellerini aa yukar kalalar dzeyinde tutuyor-
lar, erkeklerse daha ok gs hizasna kadar kaldryor-
lard. Beni arkamdan iten ocuk bir de baktm annemmi.
Hemen elimden tuttu. Annemin elleri hayat boyunca hep
souktu.
Kimse bu yar maratonu tamamlayp tamamlayamaya-
can bilmiyor, diye fsldad annem. Bunu denemeye
kalkmamalar da onlarn gizlerinin bir paras! Sihirli say
on yedi. Hepsinin u anda kendi kendilerine syledikleri
u: On yedinci tura kadar ko!
K a tur yaptlar imdiye kadar?
On. Bu onuncu tur. On yediye varmak iin daha yedi
turlar var. On yedinci turdan sonra drt tur daha var ki, i-
te o zaman midelerinin altna kramp girme tehlikesiyle
karlayorlar. Son drt turda balarnn aresine bakma-
lar gerekiyor! Sen onlar dnme, onlar seni am du-
rumdalar. Bak u adamn yzne, bak harcad aba y-
znden surat nasl gerilmi.
Gerginlik bir glmseyie dnm sanki.
O glmseyii de adnn bir gstergesi!
Ad ne adamn?
Costa. Bravo, Costa!
Kadnn ad ne?

22
Madalena!
Hepsinin adlarn biliyor musun?
B a k Madalena'nn yz de gergin. O da glmsyor!
Bravo, Madalena!
B i r adamn tirtnn zerinde Luiz yazyordu. Altta
kalmamak iin ben de Luiz! diye bardm.
J o s , Dominique! diye bard annem.
Hepsi glmsyor! dedim.
Buras kendi kendinin canna okuyan bir ehir deil,
evlat. B e n onun iin buradaym.
Anneme baktm. O da glmsyordu, gzlerinin ev-
resinde o kadar ok krk vard ki, yal kadn yz bu-
ruturulmu bir kt parasna benziyordu. Sonra az nce
sylediklerini yineledi: Kendi kendinin canna okuyan bir
ehir deil, bunu bilir bunu sylerim.
Sesi deimiti. On yedi yanda birinin sesi olmutu
sesi. O yata olmann bedensel gveni ve arszl vard bu
seste. Byle bir arszlk dille balar. Bunun insann ne sy-
leyip ne sylemedii, utanga ya da pikin olmasyla bir
ilgisi yoktur. Dilin kstahl kendi ucuyla, kendi beyaz
dileriyle hibir ey sylemeden de belirir. Ya da hi bek-
lenmedik bir anda olmadk bir nerinin arszl bir baka-
snn azndan, bir erkek ya da kz ocuunun azndan
dklverir.
Anneme baktm. Onun on yedi yandan bu yana yz
yl gemiti.
Chiado ynne doru yrdk, birden o anda, "Cennet
Pastrmas" denen bademli ve kremal bir tart olup olmad-
n sormak iin kendimi bir frnda buldum. Tatl, badem
ezmesine benzeyen ve pastrmayla ilgisi olmayan bir tart

23
bu. Toicino do Ceu. Annem darda bekliyordu. stediim
tart varm. ki porsiyon aldm. Frncnn kars da Hasr
Denizi renginde bir kurdeleyle balayarak hediyelik bir
paket yapt. Dar ktm.
En sevdiim ey. Nerden bildin bunu? diye sordu an-
nem on yedi ya sesiyle. Her leden sonra bir tane Toici-
no do Ceu yerim, diye ekledi.
Praa de Luiz de Cames yaknlarnda mavi ve beyaz
azulejos'la sslenmi bir kahve bulduk.
Bu inilerin zerindeki mavi, Reckitt'in mavisiyle ay-
n, dedi annem. Her kk paket bu mavi renk ktla sa-
rlmt.
araflarn suyunu skmak iin amar mengenesini
skarak sana yardm ettiimi hatrladm imdi.
amarlar sktktan sonra her yer sular iinde kalrd.
Ama yer bezleri vard.
Okula balamadan nce bana epeyce yardmn olurdu.
Okula daha balamadm yllarda hibir eyin sonu
gelmezdi. Biliyor musun ocukluumdaki en olaanst
ey neydi?
zyaamyksn yazan biri gibi konuuyorsun. Yap-
ma bunu!
Neyi yapmayaym?
ster istemez yanllar yapacaksn.
ocukluumdaki en olaanst eyin ne olduunu bil-
mek istemiyor musun?
Syle bakalm.
Senin barometren!
Babann masasnn yanndaki mi? Nereye tansak onu
da yanmzda gtrrdk. Baban alet kutusunu karr, ba-

24
rometreyi duvara vidalard. Kimbilir k a kere yapt bunu.
Unuttum imdi. B i r evlilik hediyesiydi o.
yle olduunu yazan metal bir plaket var zerinde.
zciler zel olarak yazdrmlar.
6 ubat 1926'da evlenmisiniz, ben de ayn yln 5 Ka-
smnda domuum!
Plakette bu yazmyor! Bunu nerden bilsinler? Ben se-
nin ana rahmine dn saniyesi saniyesine biliyorum.
Herhalde Paris'te nikh gecenizde peydahlandm ben.
Aradaki zaman tam dokuz ay oluyor!
Baylyordum Paris'e. lk grdmden beri Paris'i o k
sevdim.
Biliyorum.
Yastk klflar, Moliere'in heykeli!
Neden imdi orada deilsin, yleyse? Paris'i seebilir-
din.
Btn hayatn boyunca balayn yaayamazsn ki!
Haklsn, anne, ama btn lmn boyunca yaayabi-
lirsin belki!
Bu szm onu yaaran gzlerini kurutmak zorunda ka-
lana kadar gldrd. Gm bir kahkahayd bu, Elhamra'
daki ssl fskiyeden ykselen su gibi.
Barometre hl alr durumda, dedim.
yi bir markayd. Daha birka m r boyu dayanr.
Her gn gider ona bakar, camna yumruunla vurur,
yeniden bakp, Ykseliyor! ya da ertesi gn, Alalyor! di-
ye bize haber verirdin.
Hi olduu yerde duran bir barometre grdn m?
Evet, Afrika'da.
Biz Afrika'ya gitmedik, deil mi?

25
Biliyor musun anne, ben neye inanyordum?
Annem alt dudan burnuna doru kararak yeniden
gld.
Barometreyi silip parlatrken seyrederdim seni. Sonra
vururdun barometreye, hem de bir kere deil, , drt, be,
alt kere. Sonra yzndeki glmsemeyi grrdm. Bilir-
dim ki, havann nasl olaca konusundaki bilgileri dei-
tirmisin! Barometrenin ibresi kayacak, tahmin deiecek-
ti. bre AIK yazsna daha o k yaklaacak, DEKEN'den
uzaklaacakt. Baka gnlerde de, beklediin mektup gel-
memise, ya da genel ktphaneden alp okuduun kitap
houna gitmemise, barometrenin camna hzla vurur, ibre-
nin FIRTINA yazsna yaklamasn salardn. Bu tahmin
de hi amazd. bre FIRTINA'y gsteriyorsa, hava da fr-
tnal olurdu.
Demek havann denetimim altnda olduuna inanyor-
dun?
Evet.
Birok ey denetimim altndayd. yle davranmam ge-
rekiyordu.
Ben hi deildim ama!
Sende denemedim denetimimi.
yle m i ?
nsan denetimden kma tehlikesi olan bir eyi denetim
altna almaya alr, diyeceim nceden denetim altnda
olan bir eyi. Seni iin bandan yalnz braktm.
Ben de yalnz hissettim kendimi.
Beni o k artan bir ey ama, evlat, zgrdn sen.
Ama hep beni korkutan eyler oldu. Hl da korkuyo-
rum.

26
Elbette. B a k a nasl olur? Ya korkusuz olursun, ya da
zgr, ikisi birden olmaz.
Ama anne, ikisi birden olmak elbette btn felsefelerin
amac.
Seni o yere getiren felsefe deil ki.
Annem en sevdii tart azar azar kemirmeye balad.
Pek ender olarak sevgi getirebilir insan oraya, diye ek-
ledi.
Sen sk sk ulaabildin mi oraya?
Bir-iki kere.
Bunu syledii zaman glmsedi. Bu glmseyiin
yan sra sylenmemi bir de parola vard.
Biliyorsun, deil mi? dedim. Senin cenazenden sonra
hepimiz senin babamla karlamadan ok nce evlenip
boandn renmi, ok da armtk.
Temizlik iinde her ey aa kar! dedi annem. Birbi-
rimizi ok sevmitik, ilk kocamla ben.
yleyse neden boandn?
nk ben ocuk sahibi olmak istiyordum! Kremal
parmayla beni gsterdi. kinizin de nasl bir ey olaca-
nz bilmiyordum, ama ocuk istiyordum.
O da istemiyordu?
Onunla yldzlara bakardk biz. Benim de acelem yoktu.
Ancak on yedi yandaydm. Aslnda on alt yandaydm
ona rastladmda 1909'da, Maeterlinck'in Mavi Ku'unu
okuduum yl. Ona Tate Gallery'de rastladm. Her pazar
oraya Turner'n suluboya resimlerini grmeye gidiyordum.
Beni birlikte ay imeye davet etti o gnlerde pek kahve
bulunmuyordu- sonra bana Turner'n yal bir adam olarak
gizli hayatn anlatt. Ben onu da yal biri sanyordum

27
oysa o imdi senin olduunun yar yandayd. Onun da
gizli bir hayat olup olmadn merak ediyordum. Ertesi
pazar bana Miriam'n hikyesini anlatt.
Kutsal Kitap'taki hikyeyi mi?
Her ikisini de. Hem Kutsal Kitap'takini, hem de benim
hikyemi. Biliyor musun? Bana Miriam diyen ilk insan oy-
du! Evde bana hep Mim derlerdi. Babamn gzetimindeki
ahr ve ambarn atlarn brakp Mim olmutum. Vauxhall
Kprs n getim, Thames'in br kysnda beni karla-
d yerde birden Miriam oldum.
Onunla ne zaman evlendin?
Hindistan'dan dnmt, onunla evlenirsem, bu onu tut-
mann da yollarndan biri olabilir diye dndm. Dokuz
yl da tuttum onu. Dokuz yl boyunca ok mutluydu Miriam'
yla.
almyor muydu?
Her eyi merak eden biriydi, sorular sorard. Onunla
konuabilmek iin okudum, rendim. Bazen btn gece
konuurduk. Beni uyandrr, baheye karrd. Byk bir
bahemiz vard, bahenin dibinde de Seneca'nn bir bst.
Bizi kimse gremezdi. Orada Adem'le Havva gibi durur,
gnein domasn seyrederdik.
Adem'le Havva gibi?
rlplak.
Ev nerdeydi?
Croydon'da
Croydon'da m! diye bardm aknlkla.
Susss! Barma, herkes bize bakacak, insanlar bar-
maz bu ehirde. Hl hatrlyorum o heykelin altnda otu-
rup ezberlediin o szleri: "Jpiter'e meydan okumak isti-

28
yorsan, onun hibir ey istemedii gibi, sen de hibir ey
istememelisin!"
Jpiter hibir ey istemiyordu, ama sen artk ocuk is-
tiyordun!
Bayalama. Alfred tapyordu bana. Anlyor musun?
Benim kendimi o k gzel hissetmemi salad o. Baban da-
ha erkeksi bir erkekti. Charles uzaktan tapard bana.
Babam karlat m onunla?
Boanmamzdan sonra Alfred evini terk etti ve serseri
oldu.
Senin iin zor olmu olmal bu.
O byle istemiti.
Onu grmeye devam ettin mi?
Hl gryorum onu. imdi seni grdm gibi.
Burada, Lizbon'da m o da?
nsanlar iinde doruca cennete gidecek biri varsa, o
Alfred'dir. Bir azizdi o. Azizlerle birlikte yaamak kolay
deildir. Ama o bir azizdi. Hayr, o Lizbon'da deil.
Sanrm onu bir kere grdm ben.
Olamaz!
Bir gn Croydon'da beni byk bir maazaya brak-
mtn.
Kennards'a!
Kennards'n oyuncak blmne brakmtn beni.
Trenleri seyretmeye baylrdn. O yeni elektrikli trenle-
ri, kurulanlar deil.
Beni oyuncak blmne gtrm, John, demitin, bu-
rada bekle, ben fazla uzaklamayacam. Ben de beklemi-
tim. Trenler sanki gittike yavalyorlard. Fazla merak et-
memitim, ama e p e y c e vakit de gemiti. aretlerin renkle-

29
ri belki de bin kere deimiti. Sen dndnde, ok heye-
canl grnyordun; sanki koarak gelmitin. Hemen asan-
sre binip alt kata indik. Darda, maazann arkasndaki
sokakta, bir adam kaldrmda durmu, yolumuzu kesmiti.
Sen mendilini yzne gtrmtn. Adamn stndeki el-
biseler iplerle tutturulmutu. Uzam bir sakal vard. Ya o
baklar! Gzm yznden bir trl ayramyordum.
Alfred! diye fsldad annem mavi, beyaz azulejo'lu
kahvede.
Senin iki katn kadar iri biriydi, dedim, o hrpani hali
onu daha da iri gsteriyordu. Daha sonra ne oldu, hatrl-
yor musun? Sana bir paket iinde bir ey verdi.
Birtakm mektuplard onlar. Artk sokakta yaad iin
onlar koruyabilecei bir yeri olmadn sylemiti. Onla-
r yok etmeye de gnl raz deilmi, bu yzden bana ge-
ri verdi.
Hl duruyor mu o mektuplar?
Annem ban sallad.
Yaktm onlar. Eve dner dnmez yaktm.
Adam daha sonra kirli elini uzatp sam okad ve sa-
na, Baklmas gerek bu ocuun, dedi.
Annem azulejo'lu kahvede alamaya balad.
Bir eyin gitmesi gerekiyorsa, diye hkrd, hi dn-
mem.
Hl ktn ona, deil mi?
nsan yakp geen gzleri vard, diye mrldand an-
nem.
Onu grdm an, o leden sonra nereye gitmi olur-
san ol, onunla birlikte olduunu anlamtm. Bunu da kim-
seye sylemeyeceime sz vermitim kendi kendime.

30
Ksa bir sre sonra ld. Yolda bir araba arpm. S-
rc arabay durduramam. Onu bir sokak serserisi san-
mlar.
Annem yzn gizlemek iin ellerini yzne gtrd.
Yalnzca erdemle ya da Seneca'nn dedii gibi bilgelik-
le yaamak tehlikeli bir ey, dedi kelimeleri yutarak, bu
gerek erdem olsa da, tehlikeli. ki gibi bamllk yarat-
yor insanda. Grdm ben bunu.
Neden baklmas gerek bu ocuun dedi benim iin?
Annem ellerini yznden ekti.
Sana bakp anlamt seni. On yandaydn ve azn
hep ak bakyordun.
Senin ocuklarn olduunu biliyor muydu?
Ondan hibir ey saklamazdm.
yle acl bir yzd ki, dedim.
Bu konumamzn ardndan uzun bir sessizlik oldu. O
arada ikimiz de pencereden bakp gn maviliine kar
evlerin gz alan beyazln seyrettik. Annem sonra yle
dedi: Alfred bana, ben de sana rettim. Bir de unu syleye-
yim sana, Alfred'in yznde grdn yalnzca ac deildi.
Yalnzca ac deildi. Ben imdi biraz dinlenmek istiyorum.
Annem ayaa kalkt, yavaa tuvaletlere doru yrd.

Tabaklara patates presi datyor. B a k ne gzel, yumua-


ck, diyor, preyi atalla kartrarak. Bana bir earp ba-
lam. O yllarda oturduumuz ayhanenin mutfanda b-
tn gn alrd. Sobalarn scandan rahatsz olurdu,
ama parmana bulaan ev yapm ekerli k r e m a y e m m e k

31
iin elini azna gtrd zaman glmsemeden de ede-
mezdi. Tatll pastaclk gururuna yedirirdi, nk iyi bir
ah olduunu bilirdi. Onu imdi gnln yazarken g-
rr gibi oluyorum. Her yl kendine bu cep takvimlerinden
bir tane alrd annem; ou zaman da bu defterlerin daha
ucuz satld ubat ayn beklerdi. Setii gnlklerin
hepsinde sayfalarnn yaldzl ucunda, bir halkaya geiril-
mi bir de kk, ince kurunkalem olurdu. B i r sigaradan
daha kk ve daha ince bir kalem annem o zaman Du
Maurier marka sigara iiyordu bir ey yazmak iin aran-
dmzda genellikle bulabildiimiz tek kalemdi. Bazen bu
kalemle resim de izerdim. Sakn kalemi geri vermeyi
unutma. Kalem her zaman zenle gnlkteki halkaya gei-
rilirdi. Ve annem o kalemle her gn gnlk tutar, ender
randevularn ve hava durumunu dzenli olarak yazard.
Sabah: yamurlu. leden sonra: yar ak.

Annemi bir sonraki grmde gneli bir sabah vaktiydi.


Lizbon'un merkezindeki tramvaylar Croydon'daki iki
katl, krmz tramvaylara hi benzemiyor; bunlar kk
balk kayklar kadar dar ve limon sars renginde. Bu
tramvaylarn vatmanlar tek ynl dik yokular bir boaz-
dan geermi gibi aarken ve kr virajlar dnerken sanki
manivela ya da fren ark deil de halat ve gemi dmeni
kullanyorlar. Ama tramvaylarn birden sarsntyla yoku
aa inilerine, silkinilerine karn, ou yal olan yol-
cular sanki bir komularnn oturma odasndaymasna
istiflerini bozmuyor, dnceli dnceli oturduklar yerde

32
oturuyorlar. Baz yerlerde de bu tramvaylar ak pencere-
leriyle bu oturma odalarnn o kadar yaknndan geiyor
ki, insan kolayca balkonlarn birinde asl duran bir kafese
dokunabilir ve kk bir darbeyle o kafesi sallayabilir.
O gn 28 numaral tramvaya binmi, Prazeres (Hazlar)
ynne doru gidiyordum. Prazeres eski bir mezarln
ad. Buradaki mozolelerin n kaplar ve pencereleri var.
Pencereden ieri, llerin yattklar yere baktnzda, o-
unda alak bir masa, bir sandalye, st yatak rtl ran-
zalar, hallar, fotoraflar, Meryem Ana heykelcikleri ve
yastklar grebilirsiniz. Bunlarn birinde hal zerinde bir
ift bale pabucu var. Bir bakasnda ise bir bisikletle duva-
ra dayal bir olta kam, onun karsnda da zerinde k-
k bir tabut olan bir ranza...
Tramvaya mezarla giden hattn br ucunda bulunan
Gracia mahallesindeki kilisenin nnden binmitim, tam
bir sonraki Bairro Alto mahallesinden geiyorduk ki, gene
annemi grdm. Dar sokaktaki br yayalar gibi, a n a-
lan tramvayn geebilmesi iin bir maazann cephesine
yaslanyordu. Gene de beni grd ve tramvayn durduu
bir sonraki kede, tahta perde gibi katlanp grltyle
alan kapdan muzafferane bir havayla tramvaya bindi,
antasndan bir bilet kard, her zamanki emsiyesini bir
baston gibi kullanarak gelip yanmda durdu ve koluma gir-
di. Baka bir yal kadnn ayaklarnn dibinde oturan bir
kpek kuyruunu sallyor, sallanan kuyruk tramvayn d-
emesine arpyordu. Tramvayn tahta kaplar kapand.
Tramvayn kalkp hz kazanabilmesi iin elektrik motoru
inler gibi bir ses kard. Annem sesini karmadan durdu,
yalnzca bana zerinde "Colombo Shopping Centre" yaz-

33
l bir naylon poet verdi.
Bir sonraki durakta, tramvayn tahta kaplar yeniden
aldnda, Sanrm arya gidiyoruz, dedi.
Evet, dedim, niyetim buydu.
Benim evet dediimi duyunca, on yedi yandaki gl-
yle gld.
Bir dakika sonra iniyoruz, dedi, bundan sonra Merca-
do da Ribeira'ya kadar yoku aa gideceiz.
erden baklnca M e r c a d o da Ribeira bir pagodaya
benziyor, oyma ta, cam ve metalden yaplm bir pagoda-
ya. Bu binann yapmnda zlmesi gereken sorun ieri-
ye hem k girmesi, hem de bu alann yazn scandan
korunmas olmu olmal. Binay yksek yaparak, n da
yandan girmesini salayarak byle bir zm bulunmutu.
Kasaplk etlerin engele asl olduu yerde bile ala-
cak kadar az sinek var burada. Annem hafife sekerek, em-
siyesini neredeyse yere hi dedirmeden, sebze ve meyve
tezghlarnn yanndan geip beni balklarn blmne
gtrd.
Lizbon'a Mercado da Ribeira yznden gelmeyi seti-
i geiyor aklmdan.
Byk balk pazarlar garip yerlerdir, nk bunlardan
birine girdiinizde kendinizi bambaka bir lemde bulur-
sunuz. O zeri tal denizkestaneleri, stakozlar, ylan ba-
lklar, kalamarlar, morinolar, kalkanlar, burada, zaman ve
meknn, uzun mrllkle acnn, aydnlkla kararln,
uyanklkla uykululuun, bir eyi tanmakla ona kaytsz
kalmann llerinin bambaka olduunu size durmadan
hatrlatrlar. Szgelimi balklarn bymeleri hi bitmez;
ne kadar yalanrlarsa, o kadar irileirler. ki metre boyun-

34
da altm yanda bir trpana ou zaman bizim iin t-
myle karanlk bir dnyada yaar. Balklar hormonlar su-
yun iinde kokularndan tanrlar. Ayrca, fazladan bir altn-
c duygular vardr ki, bu da her trl titreime, sese ve a n i
sarsntya duyarl, yatay olarak solungalarndan kuyruk-
larna kadar uzanan bir eit gz kapann salad b i r
zelliktir. Kabuklu hayvan trlerinin says 45 000, bunla-
rn hepsi birbirinin yiyecei, hepsi de birer yiyici. Bu t e -
ki lemin a, grece deimezlii ve karmakl insana
bir eit aalk duygusu veriyor.
B e n i burada iyi tanrlar, diyor annem, en ufak bir al-
akgnlllk gstermeden.
Alakgnllle zaten inanmazd annem. Ona g r e
alakgnlllk sahte bir tavrd, insann gerek niyetini
gizlemek iin karsndakine kar kulland bir yanltma
taktiiydi. Belki de haklyd.
Annem imdi de bir sepet yengecin nnde duruyor.
Bunlarn koyu renkli kabuklar kahverengi kadife gibi h a f i f
tyl. Dokunduunuzda kskalar ne kadar keskinse, bu
tyl kabuklar da o kadar yumuak. Bacaklarnda da s a n k i
sv yan iinden kp gelmiler gibi mavi lekeler var.
Yengelerin en iyisi bunlardr, diyor annem. B u r a d a
bunlara naralheira felpuda diyorlar. Felpuda "kll" d e m e k .
B e l i n i dorultuyor ve daha n c e grmediim bir i f a -
deyle gzlerimin iine bakyor.
ldkten sonra epeyce ey rendim. Buradayken ya-
rarlanabilirsin benden. Szle bakar gibi llere bavura-
bilirsin.
Yznn ifadesinde mutlu bir yaramazlk var, n k
artk kendisine ulalamayacandan emin.

35
Pagodadaki tezghlarn arasndan pisilere, ton balkla-
rna, dlger balklarna, uskumrulara, sardalyalara, hamsi-
lere, kl balklarna bakarak geiyoruz
Kl, diyor annem, gzlerini tavandaki uzak bir nokta-
ya dikerek, kk burnu havada, kl yalnz geceleri gk-
te dolunay olduu zaman derinliklerden su yzne kar!
Btn balk satclar kadn. Geni omuzlar, gl kol-
lar olan kadnlar. Ayaklarnda lastik izmeler, buz kalpla-
rn kzgn demir ubuklar tutar gibi tutuyorlar. Boyunla-
rna baladklar earplar ve yar alayc baklaryla ok
kadns grnyorlar. Sattklar balklara sanki biraz can
skc, uzak akrabalarym gibi davranyorlar. Bu can s-
knts biraz da eskisi kadar atik olmamalarndan kaynak-
lanyor!
Annem gri bir karides alp kokluyor. O srada bir bal-
temizleyen satc kadn anneme glmsyor.
ki yz elli gram al undan, diyor annem. Andreas'a
syle tartsn, ad Andreas onun, kocas Kba'da, bir de k-
z var uaklarda hostes.
Andreas temizledii bal bann ucuyla yavaa
gsteriyor, baln temizlenen karnnda yumuak bir balk
yumurtas var. Parlak, pembe beyaz, kvr kvr tpk
almadan nceki bir ykskotu.
Merlanos, diyor annem.
Ban ucu zenle baln karn boluuna doru ini-
yor, orada turuncu, tanecikli bir torbaya dokunuyor. O da
turuncu, kurumu bir kays byklnde bir torba. Sert,
dii bir balk yumurtas.
Hermafrodit! diye aklyor Andreas glmseyerek.
Sonra gene, iyice anlayalm diye yineliyor, Hermafrodit!

36
Paray verip yolumuza devam ediyoruz, karidesleri yi-
yip balarn ve kuyruklarn yere atarak.
Baka tezghlarn arasndan geerken birden bir tez-
ghta daha n c e grmediim krmzlkta bir dzine balk
gryorum. Hibir iekte, tropikal ieklerde bile, rast-
lanmayan kzllkta ate krmzs balklar.
Bunlar Atlas Okyanusu'nun balklar, diye mrldanyor
annem. Onlarn da garip iftleme yntemleri var. Bir kere
bunlar on yana kadar olgunlamyorlar. Bu da epeyce ge
saylr. Sonra, erkekleri iki ay oru tutuyor. Sonra iftlei-
yorlar, br hayvanlarda olduu gibi, tohumlar dii bala
giriyor. Dii balk da saylar otuz, elli ya da yz bini bulan
kendi yumurtalar hazr oluncaya kadar bu tohumlar iin-
de tutuyor. Ondan sonra tohumlarn yumurtalarn dlle-
mesini salyor. Bir sre sonra yumurtalar baln iinde
kk trtllara dnyor. iftlemeden dokuz ay sonra da
balk bu trtllar Atlas Okyanusu'nun dibine brakyor.
Benim iin yaamak her zaman yazmaktan nce gel-
mitir, diyorum.
vnme!
Gerekten.
yleyse sus.
Diyelim ki, u anda not ettiim eyleri anlamyorum.
Anlayan kar.
Somon balklar olan bir tezghn nnde duruyoruz.
Somon babamn en sevdii yemekti, deil mi?
Evet, diyor annem, ama ldkten sonra kl baln
daha ok sever oldu. Espadarte! st gagas ustura gibi kes-
kin, uzun mu uzun, neredeyse kendi boyunun te biri ka-
dar uzun kl bal. Bu ustura gibi keskin azyla da sa

37
solu bierek bir vuruta ardna dt avlarn ldryor.
Hemingway'in hikyesinde denize alan yal adamn bo-
utuu da bir kl balyd, deil mi? O kitap bana hep
baban ve Byk Sava'ta, cephedeki gnlerini hatrlatm-
tr. Ne ilgisi var? diyeceksin. Her eyi de aklayamam ki.
Hikye bana baban ve sava hatrlattyd. Nedenini ak-
layamam ite.
Korkusuzlukla ilgili bir ey mi?
Onaylayarak ban sallyor annem.
Hi baban kadar sk alayan bir adam grmedim, ama
onun kadar korkusuz birine de rastlamadm.
Annem gene ban sallyor. Koluna giriyorum.
in garibi, John, bu espadarte'nin eti o br gm
renkli klla kartrmamak gerekir bunu bu koca baln
eti zeytinyal salamurada yumuatlp piirildi mi, ok
yumuak, ok lezzetli, dnyann en beyaz eti oluyor. nsa-
nn aznda eriyor inemiyorsun onu sufle gibi bir ey.
Her piiriimden sonra bir pck gibi koyarm babann
tabana.
Onu yemeye buraya m geliyor?
Yok canm. Neredeyse, orada yiyor, beni dnyorsa
eer. Tpk benim bu yemei hazrlarken onu dndm
gibi.
imdi bizim de bir espadarte bulmamz m gerekecek,
yoksa imdi yaptmz gibi onu sadece dnecek miyiz?
Sen ne diyorsun? Sana syledim ya, nce limon suyu
ve zeytinyada yumuatmamz gerekiyor! Onun iin im-
di limon, yeil biber, bir tane sar biber, bir de krmz bi-
ber bulmak zorundayz. Biberleri dorayp tavaya ataca-
z, onlar suyunu koyverince hemen tavaya bal ataca-

38
z. Yalnz bir dilim, 3 0 0 gram kadar bir dilim, fazla da in-
ce olmasn, kl balnn yumuak karnndan yanlamas-
na kesilmi suluca bir para. Pimesi ok ksa sryor.
Hibir zaman fazla piirmemeli. En iyisi tavaya bir de ka-
pak koymal. Bazlar kaperi de koyuyorlar yanna, ama
ben koymuyorum. Bal ben alrm, sen git limonla biber-
leri al.

Annem birka gn ortaya kmad. B e n de vapurla Ta-


gus'un kar kysndaki Calilhas'a getim. Vapurdan d-
np Lizbon'a baknca, her byk bina tannabiliyor, her
mahalle haritada gsterildii gibi kolayca seilebiliyor ve
adlar hatrlanabiliyor, gerideki tepeler sanki ehri sulara,
neredeyse denizin kysna iterek yaknlatrm gibi gr-
nyordu. En garibi de, bu uzaklktan baknca, sanki Liz-
bon btn giysilerinden soyunmu, rlplak kalmt.
Bunun bulutlarn glgelerinden mi, Hasr Denizinden
yansyan gne nlarndan m, yoksa benim de denizcile-
rin ve balklarn yzyllardr sevgili Lizbon'larna ya tek-
rar kavutuklar ya da son bir kez baktklar bir blgeye
girmi olmamdan m kaynaklandn bilmiyordum.
Ertesi gn Atlas Okyanusu'ndan gelen souk dalgas
yznden yamurlu ve frtnal bir hava vard. Bam ano-
ramla rterek Campo dos Mrtires da Ptria'dan geiyor-
dum. Yamur aralkl saanak halinde yayor, yadnda
da yakalananlar srlsklam ediyordu. Bu meydana ad ve-
rilen anavatan ehitleri ise burada 1817'de aslarak idam
edilmiler. dam sehpalar imdiki yuvarlak kavan oldu-
u yere kurulmu. Aslanlarn on ikisi de masonmu. dam

39
emrini ise Mareal Beresford vermi, nk o yllarda,
Wellington'un ber Yarmadas Sava'ndan sonra bu lke-
yi ngilizler ynetiyormu. Aslan on iki kiinin suu cum-
huriyeti ve suikast olmakm. Aslmak zere gzleri
balandnda ehir iin dua ediyorlarm.
Bu meydan, yuvarlak kava, tramvaylar ve ard ara-
s kesilmeyen trafiiyle hl garip dualarla dolu. B i r hay-
van pazarnda srlar arasndan geip kendinize nasl yol
aarsanz, burada da dualar arasndan yle yol ap gei-
yorsunuz. ehitlerin dualar. Meydann kuzeyinde, Adli
Tp Enstits'nn yanndaki ehir morgunu ziyaret etme
gereini duyanlarn dualar, yuvarlak kavan orta yerine
heykeli dikilen adamn, Dr. J o s Thomas de Souza Mar-
tins'in hayrduasn almak iin buraya gelenlerin dualar.
Bu heykelin evresinde kk mezar talarn andran
ta tabletler var. Bunlardan bazlar heykelin kaidesine, ba-
zlar da birbirlerine dayanyor. Aslnda bunlar mezar ta
deil, zerlerinde bir ara birinin sirozunu, birinin broniti-
ni, birinin basurunu, birinin iktidarszln, bir ocuun
astmn, bir kadnn bunalmn, bir bakasnn kolitini iyi-
letiren doktora kran dualar yazl... Bu tedavilerin ba-
zlar doktorun salnda, bazlar ise lmnden sonra
gerekletirilmi.
Meydanda birtakm yal kadnlar doktorun fotorafla-
rn satyorlar. Bu ereveli ya da erevesiz fotoraflarda
Dr. Martins biraz benim Edgar Amcama benziyor. Baba-
mn aabeyi olan Edgar Amcam, renmeye hi ara verme-
yen bir bilgin, umutsuzlua kaplmayan bir idealist, herke-
sin, bu arada annemin bile baarsz sayd bir adamd.
Sa elinin orta parmanda bir siil vard. Bu parmakla tut-

40
tuu kalemiyle yazd yzlerce sayfalk kitab da ne kim-
se okumu, ne de kimse yaymlamt.
Bu iki adamn yzlerindeki ortak zellik azlarnn o
garip kararszl bir z a a f deil de srmaktan ok pme
istei belirten bir kararszlk bu. Alnlarnda da bir benzer-
lik var, belirgin bir zeknn deil de, snrsz bir dinginli-
in gstergesi olan alnlar. Bugn, lmnden yzyl son-
ra, Lizbon'da Dr. Martins'i Gklerin ve Yeryznn Dok-
toru olarak anyorlar. Edgar Amcam da benim iin hl
gsterisiz sevginin simgesi.
Sert ve nemli bir rzgr esiyor, martlar damlarn ze-
rinde alaktan uuyorlard. Sanki denizde kimse yokmu
gibi herkes srtn denize dnmt.
Yuvarlak kavan ortasnda kadnlar koyu renk emsi-
yelerin altna melmi mum satyorlard. Fiyatlar belir-
tilmemi de olsa, boylarna gre fiyatlar olan boy mum
vard. En bykleri otuz santim uzunluunda, tire rengin-
de mumlard. Doktorun heykelinin yaknndaki iki demir
masann zerine yanan mumlar dikilmiti. Masalarn st
eriyen mumla kaplyd ve yeni mumlarn dikilebilmesi iin
ucu sivri ubuklar, bunlarn gerisinde de rzgr kesmek
iin metal bir levha vard. Durup alevleri seyrettim. Eriyen
mumlar akyor, alevler titreiyor, bir ejderhann azndan
kyormu gibi dalgalanyor, ama hibiri yamurun ve fr-
tnann saldrsna boyun emiyordu. Yaknda duran siyah
apkal, ingene yzl bir adam koruyucu bir edayla mum-
lara bakyordu. Belki rzgr yn deitirdiinde, alevleri
korumak iin masalarn ya da metal levhann yerini ona
gre ayarlyor, belki de kt havalarda stlendii bu i iin
mum satan kadnlardan kk bir cret istiyordu. Yoksa o

41
da benim gibi yalnzca alevlerin direnii karsnda by-
lenmi, durmu onlara m bakyordu?
Az sonra ben de birka mum alp yaksam diye dn-
dm. Bunlar kimin iin yakacam biliyordum. Aklmda
o an deiik nedenlerle denizde olan arkadam vard.
En uzun sre yanacaklar iin byk mumlardan al-
d m masalardan birine gittim, en yakn ubuklarn stne
mumlar birer birer diktim. n c e mumlardan birini yanan
mumlardan yakp elimdeki br iki mumu onunla yakabi-
leceim ancak sonra aklma geldi. imdi bu rzgrda dik-
tiim mumlar bir kibrit akp yakmak zor olacakt, stelik
kibritim de yoktu.
Ben yaptm yanln farkna varrken, arkamdan ufak
tefek bir kadn bana yanan kk bir mum uzatt. Arkama
bakmadan ve kim olduundan bir an bile kukuya dme-
den mumu aldm. Sonra orada titreen yeni muma b-
ylenmi gibi bakarak durdum.
Sonunda arkama dndmde oradaki emsiyeli, ufak
tefek kadnn annem olmadn grnce byk bir akn-
la uradm.
ok, ok zr dilerim, diye kekeledim, sizi annem san-
dm! Franszca sylemitim bu szleri kadna. Kafam ka-
rnca o dil kar azmdan.
Sanrm sizin kznz olacak yataym, dedi kadn ya-
vaa, Portekiz aksanyla Franszca konuuyordu. Hl yan-
makta olan mumunu kendisine verdim ve bam eerek te-
ekkr ettim.
B i r kere yakldlar m, ne ie yaryorlarsa, biz olmadan
da o ii yaparlar, dedi kadn.
Elbette, elbette, diye fsldadm.

42
Ne yapacan bilmeyen bir haliniz vard.
ok iyi Franszca konuuyorsunuz.
Paris'te alyordum. Temizlikilik. Geen yl elli be-
ime gelince, Lizbon'a kesin dn zaman geldi, dedim
kendi kendime. Kocam da dnd.
Size bir kahve smarlayabilir miyim, u yamurdan kur-
tulmak iin?
Hayr, mumumu dikip evime gideyim ben.
Gl ama korunmasz yznde mavi gzleri vard.
Kocam iin bu mum.
Hasta m?
Hayr, hasta deil. Bir kaza geirdi. alt damdan
dt.
Kt m yaraland?
Uzaktaki Hasr Denizi'ne bakarm gibi gsme bak-
t. O zaman adamn lm olduunu anladm.
Siz de benim gibi bir emsiye alsaydnz yannza, de-
di kadn. Sonra ekledi, Mumlarmz biz olmadan da yana-
cak, ne yapabileceklerse yapacaklar.
Yuvarlak kavaktan ayrlp trafiin arasndan glkle
geerek bir kahve buldum. eri girip anoram kardm,
tuvalette bir havluyla yzm kuruladm, kendime scak,
sulu bir rom smarladm. K a h v e kalabalkt, mterilerin
ou da klk kyafeti yerinde kimselerdi. Scak ikimi yu-
dumlarken evremde Almanca ve ngilizce konuulduu-
nu duydum. Buradaki mteriler oraya yakn eliliklerde
alan grevliler olmalyd.
Demek bu sabah Dr. Martins'i grmeye gittin. Bak ite
o iyi bir adamd! Bazlarmz hl ona gidiyor salk so-
runlar iin.

43
Onu duyuyorum, ama gremiyorum. Tek bama otu-
ruyorum masada.
Nasl ona gidiyorlar, arkadalarn?
Doktorun muayene saatleri uyuduu zaman.
Ama Dr. Martins yz yl nce ld.
llerin de uyuma haklar var, deil mi?
Ne gibi sorunlar oluyor, muayene iin ona giden arka-
dalarnn?
ounun sknts umutluluk. Bizde umutluluk, yaa-
yanlardaki bunalm kadar yaygn.
Umutluluu siz hastalk olarak m gryorsunuz?
Son evrelerindeki belirtilerinden biri hayata yeniden
katlma istei, bu da bizim iin lmcl bir ey.
Peki bir aresi var m bunun?
Dr. Martins ehitlerle ilgili bir by neriyor!
Sylendiine gre kendisi kadnlara dknm, diyo-
rum anneme.
Sana bir hikye anlataym, diyor annem. Bir gn zengin
bir kadn kendisini grmesi iin gsterili evine arm
onu. Dr. Martins kadn muayene ettikten sonra hizmeti-
den kendisine bir bardak su getirmesini istemi, ama bu su
zellikle kilerdeki musluktan doldurulmalym. Kendisi
kilerin epeyce uzak olduunu biliyormu. Hizmetinin
yokluunda gereken tedaviyi uygulam. Hizmeti bardak-
la suyu getirdiinde de, suyu imi. Zengin kadn hasta ya-
tandan, Doktor, beni grmeye gene ne zaman geleceksi-
niz? diye sorunca, Doktor Martins yle bir dnm,
sonra hastasna hemen gz krpp, Susadn zaman, Sen-
yora, demi ve evden ayrlm.
Annem glyor. n n nlayan bir gl, sanki kahve-

44
dekilerin hepsi kadeh tokuturuyorlar. Kimse bu sesi duy-
mu gibi davranmyor.
Doktorun Groucho Marx tarafndan nasl canlandrla-
can hayal edebiliyorum, diyor annem.

Davies Palas sinemasnda ikimiz Operada Bir Gece ile


rdek orbas filmlerini grmtk. Annem sinemada
dikkatleri stne ekmemek iin grltszce glmeye a-
lrd, nk sinemaya gidiimiz bile neredeyse gizlice
yaplan bir iti. Gizli ve yasad, nk Davies Palas'a git-
tiimizi ikimiz de kimseye sylemezdik. Bu yasad giri-
imin daha dolaysz bir yan da annemin sinemaya bilet al-
madan girmeyi denemesi ve ou zaman da bunu baarma-
syd. Halsz dar merdivenlerden ve yangn merdiveni -
klarndan yararlanarak yapard bunu.
Btn kitaplarm senin hakknda, dedim birden.
Samalama! Belki de ben orada olaym, sana elik ede-
yim diye yazdn onlar. B e n de seni yalnz brakmadm.
Ama benden baka dnyadaki her eyle ilgiliydi o kitap-
lar! Benim hakkmdaki bu kck hikyeyi yazman iin
u ana, senin Lizbon'da yal bir adam olmana kadar bek-
lemem gerekti.
Kitaplar ayn zamanda dille de ilgilidir; dil ise benim
iin senin sesinden ayr dnemeyeceim bir ey.
Zeki grnmeye alyorsun. Yapma. Sadece beni d-
n. O zaman anlarsn dayanma gcnn ne olduunu.
Ancak bir kadndan renebilirsin bunu, asla bir erkekten
deil.

45
Ya Gney Kutbu'ndaki Scott?
Scott'un karsn dn. Kathleen'di ad. "Kocamn ek-
tiklerinden baka hibir eye zlmyorum," demiti Kath-
leen.
Neden benim kitaplarmdan hibirini okumadn?
Beni baka hayatlara gtren kitaplardan holanrdm
ben. Okuduum kitaplar bu yzden okudum. o k okudum
hem de. Her biri gerek hayatla ilgiliydi o kitaplarn, ama
kaldm yerden okumaya baladmda, benim bama
gelenleri anlatan kitaplar deil. Ben okurken, her trl za-
man duygusunu kaybederdim. Kadnlar hep baka hayat-
lar merak ederler, erkekler bunu anlamayacak kadar iddi-
aldrlar. Baka hayatlar, daha nce senin yaadn, ya da
yaam olabilecein baka hayatlar. Senin kitaplarnnsa,
benim yaamak deil de, ancak dlemek isteyeceim, tek
bama, kendi kendime, hi kelime olmadan dleyeceim
baka bir hayat hakknda olmasn umuyordum. Onun iin
iyi ki okumamm. Ama cameknl kitaplkta grebiliyor-
dum onlar. Bu bana yetiyordu.
Bugnlerde sama sapan eyler yazmay gze alyo-
rum.
Bir eyler yazarsn, ne olduunu da hemen anlayamaz-
sn. Bu hep byle olmutur, diyor annem. Bilmen gereken
tek ey, yalan m sylyorsun yoksa dorular sylemeye
mi alyorsun. Bu ikisi arasndaki ayrm konusunda ya-
nlmay gze alamazsn bundan byle.

46
Annem btn dilerini ektirmek zorunda kaldnda on
yandaydm. Onu eve taksiyle getirmilerdi. Yatak
odasnn kapsnda durup bekledim. Srtst yatyordu, e-
nesi ne doru km, aznda di kalmad iin yanak-
lar kmt. ki ey arasnda bir seim yapmam gerekti-
ini biliyordum, o anda yapabileceim yalnz iki ey ara-
snda. Ya bir lk atacaktm ya da gidip yanna uzanacak-
tm. Gidip yanna uzandm ben de. Bundan ne kadar ho-
landn hemen gstermeyecek kadar kurnazd. kimizin
de beklemesi gerekiyordu. Birka dakika sonra yorgann
altndan kolunu uzatt ve bileimi souk elinin iine ald.
Gzlerini amadan yle durdu. nsanlarn ou, dedi, ger-
ekle yz yze gelemez. Bu kt bir ey, ama byle; ou
dayanamaz geree. Sense, John, sanrm gerekle yzle-
meyi beceriyorsun, greceiz. Zaman gsterecek. Karlk
vermedim. Orada yatan zerinde ylece kaldm.
ou zaman ne yapacam bilemiyorum, diyorum an-
neme, eliliklerde alan grevlilerin gittikleri kahvede.
Bu yzden ak seik gryorsun.
ok az.
Benden daha iyi!
Gene glyor.
Yatandan taan bir akarsu gibi alayan bir gl.
Dansa davet gibi geliyor kulama bu gl, ykntlar ze-
rinde dans etmeye bir davet, bu yzden sandalyemden kal-
kp dans salonlarndaki bir kavalye gibi kolumu uzatarak
onun olduunu sandm yere doru bir adm atyorum. El-
ilik grevlileri azlar ak bakyorlar. Yerime oturuyorum.
Herkes yeniden konumaya balaynca, ona fsldyorum:
Peki seni nerede greceim bundan sonra?

47
Su kemerlerinin orada. guas Livres su kemerlerinin.
Kemerler o k uzun. On drt kilometre, yanlmyorsam.
Kemerlerin Alcntara vadisinden getii yerde. O nok-
tada ykseklikleri altm metre. Oradan neredeyse Ameri-
ka'y bile grebilirsin! Seni on altnc kemerin zerinde bek-
leyeceim.
Hangi noktadan sayarak on altnc kemer?
Hangi noktadan olacak? Me d'Agua'dan. Sal sabah
seni orada bekleyeceim.
Daha nce deil mi?
Hepimizin haftada bir uurlu gn var.
Benimki hangisiydi?
Sal. Herhalde sen de bir sal gn leceksin.
Seninki hangisiydi?
Cuma. Anlamadn m? Ak olsun, senin gznden ka-
maz sanmtm.
Sen her zaman orada olmuyordun ki.
Senin sandndan ok daha sk oluyordum. Her zaman
orada deildim, biliyorum sen bunu isterdin. Ama ben hep
orada deildim.
Belki de cumalar daha mutlu grnyordun, diyorum.
Bu daha mutlu olma sorunu deil, daha ok korundu-
umu bilmek, bu yzden de kendimi daha zgr hissetmek
sorunuydu.
Uurlu gnnn cuma olduunu ne zaman kefettin?
On yandayken, cuma gnleri ark sylediim zaman
hep istenilen perdede kyordu sesim. Hi amadan.
Cuma hl uurlu gnn m?
Hayr. Artk uurlu gnm sal, nk ben senin iin
buradaym.

48
Gene glyor. Sezgi dolu bir gl bu. kimizin de bir a-
kann tadn karmaya yaklatmzn habercisi bir gl.

Lizbon bir sabr ehri, karlksz sorularn ve takma adla-


rn ehri. guas Livres su kemerleri 1748'de tamamlan-
m. Bundan yedi yl sonra ehri yerle bir eden depremden
hi etkilenmeden ayakta kalm. Acaba bu kemerleri tasar-
layan askeri mhendisler tehlikeli fay hatlarndan uzak
durmaya almlar mdr? Bu bilinmedii iin kemerlerin
zarar grmemi olmas aklanamayan bir giz. Daha sonra
guas Livres kemerlerinden gelen suyu artrmak iin ek
kemerler yaplm. Aslnda pheci kimselerin ta iin ba-
ndan beri uyardklar gibi su hibir zaman ehre yetecek
kadar bol olmam.
On dokuzuncu yzylda bu kemerlere Passeio dos Ar-
cos, Kemerler Yolu, denirmi, nk batdan rnlerini
satmak ya da almak iin ehre yryerek gelen kyller
buray kestirme yol olarak kullanrlarm. Bu kemerler sa-
yesinde artk Alcntara vadisine inip suyu gemek, oradan
yeniden yokuu trmanmak gereini duymuyorlar, sadece
kemerler zerinden bir kilometre yryorlarm. Sylendi-
ine gre Alcntara'nn otuz kadar kemerine bu yzden se-
vimli adlar takmlar. Lia, Adila, Carolina, Sandra, Iracena
gibi adlar. Bugn de hl dnyadaki en yksek ta kemer
olan ortadaki sivri kemere de Maira adn vermiler.
ehre kemerlerle su getirme konusunda ilk modern
neri daha nce bunu Romallar denemilerdi ynetici-
lerin salk kaygsyla ya da buradaki nfusun i m e suyuy-

49
la ilgilenmelerinden deil, yangn korkusundan kaynak-
lanmt. nk her yl birok mahallede art arda kan
yangnlar yznden mal mlk zarara uruyordu.
Kemerlerin yapm tamamlannca, Marqus'le banker-
ler bu byk kemerlerden su ekmek iin kendi zel ke-
merlerini yaptrmlar. Bu arada yaadklar mahallelerde
sular olmayan yoksullar da, ya kuraklk olduunda sular
kesilen halk emelerinin suyuyla yetinmek, ya da deye-
meyecekleri kadar ok para isteyen sakalardan su almak
zorunda kalyorlarm. Sonunda Bedava Su demek olan
guas Livres ola ola byle bir kaynak olmu.
Sen her zaman her eyi ister misin? Sesi, dnmemi
yarda kesiyor.
Onun pimi pancarlar soyup dilimleyiini hatrlyo-
rum, bir elinde pancar, brnde kt bak, lekeli parmak-
lar ve dilimlerin parlak mor krmzs, bu rengin younlu-
u ile annemin o anda gn gnne yaplmas gereken ii
yapma konusundaki youn inadnn tutarll.

Su kemerlerine nasl kabileceimi aratrmaya balar


balamaz, annemin neden kurnazca ertesi sal gnne ran-
devu verdiini anladm. Bu epey zaman isteyen bir iti.
Btn giriler kapalyd, oraya gidebilmek iin de Su le-
ri'ne zel izin iin bavurmak gerekiyordu. zin istemeni-
zin inandrc bir nedeni olsa bile, iznin verilmesinde b-
rokratik bir gecikme olaca kesindi. Bunun zerine Liz-
bon'la ilgili bir yaz yazdm ileri srmeye karar verdim.
Halkla likiler sorumlusu bayan bana, ehri iyi biliyor

50
musunuz? diye sordu. Kendisi retmen deildi, ama ok
sayda snav kd dzeltmesi gereken bir retmen gibi
kayglyd. K e k e ona biraz Toicino do Cu verseydim di-
ye dndm. Bir yandan dalgn dalgn onlar yerken, bir
yandan da bilgisayarnda iini yapard.
Hayr, dedim, ehri ok seviyorum, ama yeterince tan-
myorum. Bu yzden sizden yardm istedim.
Belki siz de biliyorsunuzdur, guas Livres birka yl
ncesine kadar ehrin suyunu salyordu. Artk salam-
yor. Ama biz gene de suyunu kesmedik nasl derler bir
eit sayg gsterisi. sterseniz pazartesi sabah Fernan-
do'yla gidebilirsiniz. Kendisi su kanallarnn bakm sorum-
lusu. Pazartesi saat 8:30'da burada!
Sal olamaz m?
Olur, siz acil olduunu sylemitiniz de.
Sal benim iin daha iyi.
yleyse sal gn gelin.
Fernando altml yalarnda, emeklilii yaklam biri
kt. Hayat boyunca Empresa Portuguesa das guas Liv-
res'te almt. Gzleri ksk, yana gre dik duran ve
kalabalklardan uzak, oban ya da baca temizleyicisi gibi
yalnz kalmaya alkn havas olan bir adamd. Beni gr-
kemli bir tapna andran ve 5 0 0 0 metrekp su alabilen
depo binasnn iinden aceleyle geirdi. Fernando'nun bu
tapna sevmedii belliydi buras ok sayda insan iin
yaplmt ve burada ok nutuklar atlmt.
Fernando'nun zel tutkusu kaynandan kp uzun,
yapayalnz, allmadk, beklenmedik bir yolculuk yapan
suydu. Yeraltndan, yerstnden, gn iinden geen bir
yolculuktu bu. Yukarda, kanallarn iindeki suyun kabar-

51
mamas iin serin tutulmas, karmnn dengeli olmas,
durgun ve saydam akmas, ll oranda k almas gere-
kiyordu. Depodan su kemerine kmak iin basamaklar
trmanmaya balar balamaz, Fernando yavalad.
Su kemerinin st be metre geniliindeydi, h e r iki
yannda grnte sonu olmayan ta bir tnel, tnelin iki
yannda da insanlar dmesin diye korkuluk duvarlar olan
ak, dz bir yol vard. Fernando su kemerindeki suyu, ko-
runmas, beslenmesi, temizlenmesi neredeyse hayvanat
bahesindeki bir hayvan gibi baklmas gereken canl bir
varlk olarak gryordu. Belki de bir susamuru. Haftada
bir, on drt kilometre yryp suyun Cavenque'deki kay-
nana gidiyor, her eyi gzden geiriyordu. Sanrm o
yaklatnda suyun da bir susamuru gibi onu tandn
hissediyordu. Emekliliini dnmek bile istemiyordu.
Geen zaman iinde epeyce yol alm, Alcntara vadi-
sinin tepelerine kmtk. Fernando eliyle korkuluktan aa-
lar gstererek orada kalabaln, ineklerin, o amatann
arasnda taklp kalmaktan nasl nefret ettiini anlatmak is-
tedi. in kts kendisinin hl zinde olmasyd! B a n a ya-
m sordu. Syledim. Siz anlarsnz! dedi. Voc e n t e n d e !
Anlamtm.
Sonra bana tnelini gstermek istedi. Suyun iinde ak-
t yarm daire eklindeki iki kanaln nasl bazalt tandan
teker teker elle oyulduunu, bloklarn birbirine zvana de-
likleri ve geme paralarla nasl tutturulduunu, aradaki
boluklarn da ince yanmam kire, kireta tozu ve i-
lenmemi zeytinya karm bir harla nasl svandn,
bu sva kurudu mu, bazalttan daha sert olduunu uzun
uzun anlatt. Fernando ta ustas olarak yetimiti.

52
Randevum yznden ona daha fazla elik edemeye-
cektim. Ayrca annemle bulutuumda, onun orada olma-
sn da istemiyordum. Baka zamanlarda bakalarnn var-
l beni fazla rahatsz etmiyordu. Belki burada, bulundu-
umuz yerin yksekte olmasnn da bir etkisi vard. Belki
de bunun nedeni buluacamz yeri annemin ilk kez nce-
den kararlatrm olmasyd.
Fernando'ya manzaray izmek istediimi, bunu yapa-
bilmek iin de sessizlik gerektiini syledim. Ban salla-
d ve tnele giden bir kapy at, o kapy ak brakaca-
n, iim bitince, gidip onu orada bulabileceimi syledi.
Gne ndan ekilip kemerli karanln iine adm
atnca, yz gevedi ve gzleri ald. Tnelin ii dard.
Kollarm iki yanma atmda duvarlara kolayca dokuna-
bilirdim. ki yandaki yarm daire kanallarn ap iki kar
kadard. Kanallar yar dolu bile deildi, ama suyun ak
dzenli ve kesintisizdi. Kilometrelerce aktktan sonra yk-
selme ve alalma deiiminde tam ly bulmutu.
Aadaki merkezde, kemerlerin stnde, gz alabildi-
ince uzanan, kaldrm ta deli, dmdz bir yol vard.
Bu da dar bir yoldu. ki kiiden birinin brn yolun d-
na itmeden geemeyecei bir yol. Fernando lambasn
yakt ve yoluna gitti.
Biraz sonra, onun ak brakt kapnn karsndaki
korkuluk duvarna yaslanrken, konutuunu duyar gibi ol-
dum. Birtakm aklamalar yapar gibi ksa cmlelerle ko-
nuuyordu. Oysa yannda kimse yoktu.
Kemerin dz oluundan yararlanarak dtaki yolda hz-
la aa doru yrmeye baladm. Vieira da Silva'nn btn
resimleri, bir bakma, Lizbon ve Lizbon'un g ve gkte-

53
ki yollarla ilgilidir. Vadinin br yakasna ulatmda, d-
np on altncy buluncaya kadar arkamdaki kemerleri say-
dm. On altnc kemer Fernando'nun ak kapsndan pek de
uzak deildi.
ok aalarda bir-iki tamamlanmam yol, iinde otu-
rulan ama yapm daha bitmemi baz evler vard. B i r fave-
la deil de, daha ok yoksul bir kenar mahalle. Baktmda
tekerlekleri olmayan bir otomobil, mutfak iskemlesi b-
yklnde bir balkon, yalnzca bir ipi aaca balanm
bir ocuk salnca, Atlantik rzgrndan umasnlar diye
zerine beton paralar konmu krmz kiremitler, iinden
iki kiilik bir dek sarktlan erevesiz bir pencere, g-
nete havlayan zincire bal bir kpek gryordum.
Gryor musun? dedi annem birdenbire. Her ey krk
dkk, bir fabrikann yar fiyata satt defolu mallar gibi
uras buras arplm eyler. Tam skarta deil de, iade
mallar. Her ey; tepeler, Hasr Denizi, uradaki ocuk saln-
ca, otomobil, kale, her ey iade, ta bandan beri de yle.
Annem benden birka metre tede tanabilir bir tabu-
rede oturuyordu. Alr kapanr, ayakl ok hafif bir ta-
bureydi bu; herkese ak yerlerde oturabilmek iin yann-
da tard annem. Banda an biiminde bir apka vard.
Balangta her ey eki, sonra tatllayor, sonra da
aclayor.
Babam kl baln beendi mi? diye sordum.
Ben hayattan sz ediyorum, ayrntlardan deil.
Byle konumasna karn, glmsyordu, omuzlar
bile glmsyordu. Onun 1935'te bir plajda mayosuyla
dururken de byle glmsediini hatrlyorum, nk ma-
yo giydii zaman almak zorunda olmadn dnrd.

54
Balangta bir yanllk vard, diye devam etti. Her
ey bir lmle balad.
Anlamadm.
B i r gn, benim durumuma geldiinde, anlarsn. Yarat-
l bir lmle balad.
apkasnn zerinde iki beyaz kelebek dnenip duru-
yordu. Belki onlar da annemle gelmilerdi, nk kemer-
lerin stnde, o ykseklikte bir yerde kelebekleri ekecek
bir ey yoktu.
Balangcn bir doumla olmas akla daha yakn deil
mi? diye sordum.
Herkesin yanld nokta da bu ite, sen de dnd-
m gibi bu tuzaa dtn!
Demek her ey bir lmle balad diyorsun!
Kesinlikle. Sonra bunu doumlar izledi. Doumlar ol-
du, nk balangtaki lmden sonra hasara urayan
eyleri onarma olana yaratt doumlar bu yzden do-
um var. Biz bu yzden buradayz, John. Onarm iin.
A m a sen gerekten burada deilsin, deil mi?
Ne kadar aptalsn! B i z hepimiz hepimiz buradayz.
Tpk senin ve yaayan varlklarn burada olduunuz gibi.
Siz ve biz, krlan bir eyleri onarmak iin buradayz. Bu
yzden var edildik biz.
Nasl var edildik?
Ola geldik.
Sanki kimsenin bir seim yapma hakk yokmu gibi
konuuyorsun!
Neyi istersen se. Yapamayacan ey her eyi birden
ummak.
Hl yz sevin iindeydi.

55
Elbette.
K o c a bir bytetir umut bu yzden fazla ileriyi gr-
meni nler.
Neden glmsyorsun?
Yalnzca baarlabilecek eyler iin umut besleyelim!
Birka ey onarlsn yeter. Birka ey az deildir. Onarlan
bir ey binlerce baka eyi deitirir.
Yaa?
uradaki kpein zinciri ok ksa. Onu deitir, uzat
biraz. O zaman glgeye kadar gidecek, orda yatp havla-
maya son verecek. Bu sessizlik de mutfaktaki anneye ora-
ya kafeste bir kanarya istediini hatrlatacak. Kanarya a-
kd zaman anne daha ok t tleyecek. Yeni tlen-
mi bir gmlekle ie giden babann omuzlar daha az ar-
yacak. Bylece eve dndnde belki bazen, eskiden ol-
duu gibi, yeniyetme kzyla akalaacak. Kz da fikrini
deitirip bir kere olsun bir akam sevgilisini eve getire-
cek, baba da delikanlya birlikte bala kmay nerecek...
u k o c a dnyada bunu kim bilebilir? Sen sadece u zinci-
ri gevet.
Kpek hl uluyordu.
yle eyler vardr ki, bunlar onarmak iin en azndan
bir devrim gerekir, diyecek oluyorum.
Sana yle geliyor, John.
Bana yle gelmiyor, koullar byle.
Bana sorarsan sana yle geliyor.
Niin?
nk ylesi daha az kaamakl. Koullarm! Her tr-
l zr rter bu kelime. Syledim ya, ben onarma inan-
yorum, sonra bir ey daha var.

56
Neymi o?
Arzunun kanlmaz oluu. Arzuyu durduramazsn.
O an taburesinden kalkt, korkuluk duvarna yasland.
Arzu durdurulamaz. Geen gn iimizden biri akl-
yordu bunun nedenini. Ama ben daha nceden de biliyor-
dum. Dipsiz bir kuyu dn, bir hilik dn. Mutlak bir
hilik. Orada daha o anda bir ar vardr beni dinliyor
musun? Bir ey iin ardr Hilik. B a k a trl olamaz.
Var olan da yalnzca o ardr, yaln bir ar l. B i r
zlem. Bylece hibir eyden bir ey yaratma denen o son-
suz bilmeceye geliyoruz.
Bana doru bir adm yaklat. Mayosunu giydii za-
manki glmseyiiyle fsldayarak konuuyordu, kahve-
rengi gzlerini uzakta bir noktaya dikmiti.
O yaratlan bir ey baka hibir eye destek o l a m a z ,
yalnzca bir arzudur o. Hibir eye sahip deildir, ona hi-
bir ey verilmemitir, onun iin bir yer yoktur! Ama g e n e
de vardr o! Vardr. Sanrm bir kunduracyd btn bunla-
r syleyen.
Jacob Boehme' hatrlatyor bu bana.
Bilgilik taslama!
On yedi yann arsz glyle gld.
nllerin adlaryla bilgilik taslama! diye yineleyip
kkrdad. nsan ldrr senin bu yksekten atlarn, bu
bilgiliin!
Aaya, evdeki krmz kiremitlere ve penceredeki i k i
kiilik dee baktk. Kpek ulumay kesmiti. Annem g-
lne ara verince, onun souk elini elime aldm.
Ne bulursan onu yaz yeter, dedi annem.
Ne bulduumu hibir zaman bilemeyeceim.

57
Doru, bilemeyeceksin.
Cesaret istiyor yazmak, dedim.
Cesaret gelir. Sen bulduunu yaz, bizi gzden rak tut-
mama cmertliini de esirgeme bizden.
Artk burada deilsin ki!
te bu yzden esirgeme cmertliini, J o h n !
Bunu syledikten sonra kalkt, taburesini bana verdi ve
Fernando'nun kilidini ak brakt kapya yneldi. Orada
kapy iyice at ve sanki hayat boyunca her sabah ayn
eyi yapyormu gibi suyun zerindeki kaldrm ta de-
li dar yola atlad.
Tnelin ii daha serindi sanki yukarda, gkte deil
de, yeraltndaydk. Ik da deiikti. Darda, gn
parlak ve saydamd, tnelin iine girince deiiyor, altns
bir renk alyordu. Her elli metrede tonozlu tavan, gn-
nn girebilmesi iin tatan bir fener gibi yaplan kk bir
kuleye alyordu. leri doru art arda gelen bu fenerlerin
her birinden szan k yaldzl bir perde gibi iniyor ve
uzaklatka klyordu. Ses de deiiyordu. Bu sessiz-
lik iinde iki bazalt ta kanaldan Me d'Agua'ya doru
akan suyun hafife dalgalan diliyle su ien bir kedinin
kard ses kadar llyd.
Orada yz yze ne kadar durup baktmzdan emin
deilim belki de lmnden beri on be yl.
Annelerin lmnden sonra, genellikle zaman iki kat
hzlanr ya da hzn artrr.
Sonunda dnd, alt dudan srd ve yrmeye bala-
d. Yrrken arkasna bakmadan, Cmertlik, John! diye yi-
neledi.
lk ta fenerden taan a yaklat. ki yanndan akan

58
suda, sanki yzen mumlarn inip kan parltlar yansyor-
du. Yaldzn iine girdiinde, o parlt onu bir perde gibi
gizledi. Daha tede n dna kncaya kadar onu yeni-
den gremedim. Uzaklat iin klmt. Gittike ar-
tan bir kolaylkla yryor gibiydi, uzaklatka daha da e-
vikleti. Bir sonraki yaldzl perdenin arkasnda kayboldu,
yeniden ortaya ktnda neredeyse onu seemiyordum.
Eildim, elimi onun ard sra akp giden suya braktm.

59
2

Cenevre

Jorge Luis Borges'in byk ihtimalle 1980'li yllarn ban-


da, Buenos Aires'ten ayrlp Cenevre'de, "anayurtlarmdan
biri" dedii bu ehirde lmeye gelmesinden bir-iki yl n-
ce ekilmi bir fotoraf var. Fotorafta neredeyse tmy-
le krlemi olduunu grebiliyorsunuz ve krln nasl
bir hapishane olduunu hissediyorsunuz iirlerinde de
sk sk deindii bir ey bu. Ayn zamanda fotoraftaki y-
zn birok baka hayatn mesken tuttuu b i r yz olduunu
da grebiliyorsunuz. Ele dostla dolu bir yz bu, grme
yetisini neredeyse tmyle kaybetmi gzlerinden nice ka-
dnla adamn itah sesleniyor bize. S a y s z arzular barn-
dran bir yz. Yzyllar, binyllar boyunca "Anonim" diye
snflandrlarak airlere iletilebilecek bir yz.
Cenevre ehri canl bir insan kadar elikili ve bilme-
cemsidir. Kimlik kartn dolduracak olursak, Milliyet: Ta-
rafsz. Cinsiyet: Kadn. Ya: (sylemek yakk almaz) Ya-
ndan gen gsterir. Medeni durum: B o a n m . Meslek:
Gzlemci. Ayrt edici fiziksel zellik: Miyoplua bal ha-
fif kamburluk. Genel gzlemler: ekici ve gizemli.

60
Doal gzellii bu kadar nefes kesici olan tek dier Av-
rupa kenti Toledo. (Bu zellik dnda iki kent birbirinden
tmyle farkl.) Ancak Toledo'yu dnrken El G r e c o '
nun kenti resmedi tarznn etkisindeyim; oysa Cenevre'yi
kimse etkili bir biimde resmetmedi; tek simgesi de gln
zerindeki, halojen lamba gibi ap kapad u oyuncak
elale.
Cenevre'nin gndeki bulutlar rzgra bal ola-
rak, ki en kt hretli iki rzgr bise ve fn- talya'dan,
Avusturya'dan, Fransa'dan ya da Ren vadisini geerek Al-
manya'dan, Benelks lkelerinden ve Baltk'tan geliyor.
Bazen ta Kuzey Afrika ya da Polonya kadar uzaklardan ge-
liyor bulutlar. Cenevre bir buluma yeri, kendisi de bunun
farknda.
Yzyllar boyunca buradan geen gezginler arkalarnda
mektuplar, talimatlar, haritalar, listeler, mesajlar brakm,
Cenevre kendilerinden sonra gelen gezginlere iletsin diye.
Bunlarn hepsini merakla gurur karm bir duyguyla oku-
yor. Bizim kantonumuzda doacak kadar ansl olmayan-
lar, diye karar veriyor sonunda, anlalan btn tutkularn
bir bir doyurmak zorunda hissediyorlar kendilerini; oysa
tutku krletirici bir bahtszlktr. Cenevre'nin merkez pos-
tanesi, katedrali kadar grkemli olacak ekilde tasarlan-
mt.
Yirminci yzyln banda Cenevre Avrupal devrimci-
lerle suikastlarn daimi buluma noktasyd imdi de
yeni ekonomik dnya dzeninin buluma merkezlerinden
biri. Daha srekli olarak da Uluslararas Kzlha, Birle-
mi Milletler, Uluslararas alma rgt, Dnya Salk
rgt, Ekmenik Kiliseler Birlii'ne evsahiplii yapyor.

61
Nfusunun yzde krk yabanc. Yirmi be bin kii resmi
evraklar olmakszn orada yaayp alyor. BM'de yakla-
k yirmi drt kii sadece evraklarla mektuplar blmden
blme tamak zere istihdam ediliyor.
Cenevre devrimci suikastlara, endieli uluslararas
pazarlklara ve bugnn mali mafyzlerine sknet, fo-
sillemi deniz kabuu tadnda beyaz arap, gl gezileri,
kar, gzel armutlar, suya yansyan gnbatmlar, ylda en
az bir kere kraya brnen aalar, dnyann en gvenli
asansrleri, glden avlanm Kuzey balklar, stl ikola-
ta, bir de bitmez tkenmezlii, gizlilii ve tamamlanml-
yla zehirli hale gelen bir konfor sunmutu ve sunmaya
devam ediyor.
1914 yaznda, Borges 15 yandayken, Arjantin'den gez-
meye gelen ailesi savan patlamasyla Cenevre'de skp
kald. Borges Collge Calvin adl okula devam etti. Kz kar-
dei sanat okuluna gitti. Byk bir ihtimalle oturduklar
Rue Ferdinand-Hodler ile Collge Calvin arasnda gidip
gelirken yazd ilk iirlerini Borges.
Cenevrelilerin kendileri de sk sk kentlerinden sklr-
lar; sevecen bir sklmadr bu, kurtulup tamamen terk et-
meyi dnmezler de uzaklara seyahat etmekte heyecan
ararlar. Giriimci, genellikle sebatkr gezginlerdir. Gezgin
ykleriyle dolu bir kent, kentin her zamanki kusursuz
zeniyle kurup ssledii sofralarda anlatlan ykler, tek
bir yazm hatas olmakszn, her bir y e m e k tam zamannda
hazrlanm, mesafeli bir glmsemeyle sunuluyor...
Cenevre dorudan Kalvin'in torunu o l s a da, duyup ta-
nk olduu hibir ey onu artmyor. Hibir ey de k-
krtmyor, daha dorusu bariz olan h i b i r e y . G i z l i tutku-

62
su (nk elbette gizli bir tutkusu var) iyice gizlenmi, sa-
dece birka kiinin malumu.
Cenevre'nin gney yakasnda, Rhne'un glden kt
yerin yaknlarnda, zerinde on dokuzuncu yzylda apart-
man olarak yaplm drt katl binalar bulunan bir dizi dar-
ca, ksaca, dz cadde var. Binalarn bazlar zaman iinde
broya dntrlm, gerisi hl ev olarak kullanlyor.
Bu sokaklar geni bir ktphanenin raflar arasndaki
koridorlar gibi uzanyor. Sokaktan baknca, her kapal pen-
cere dizisi bir sonraki kitap rafnn cam kapa gibi. Cilal
ahaptan kapal cmle kaplar ktphane katalounun ek-
meceleri. Bu duvarlarn ardnda her ey okunmay bekliyor.
Cenevre'nin ariv sokaklar diye adlandryorum onlar.
Bu arivlerin komite raporlar, unutulmu notlar, aln-
m kararlar, milyonlarca toplantnn tutanaklar, ne id
belirsiz aratrmaclarn bulgular, umutsuz kamu bavuru-
lar, kenarna kalpler izilmi konuma taslaklar, gml-
mesi gerekecek kadar hakl km kehanetler, evirmen-
lerden ikyetler ve sonsuz yllk btelerden oluan resmi
arivlerle uzaktan yakndan bir ilgisi yok tm bunlar
Uluslararas rgtlerin ofislerinde bir yerlerde depolan-
m. Ariv sokaklarnn raflarnda okunmay bekleyen ey
ise zel, emsalsiz ve neredeyse arlksz.
Arivler kitap ktphanelerinden farkldr. Ktphane-
lerde ciltlenmi, her bir sayfas tekrar tekrar okunup dzel-
tilmi metinler vardr. Arivlerse genellikle terk edilmi ya
da bir yana braklm ktlardan oluur. Cenevre'nin tut-
kusu da ite byle bir kenara braklm eyleri kefetmek,
kataloglamak ve kontrol etmektir. Miyop olduuna ama-
mal. Kendisini uyurken bile acma duygusuna kar si-

63
lahlandrmasna amamal.
Mesela, bir masa takviminden koparlm, 1935 yln-
da 22 Eyll Pazar'la 5 Ekim Cumartesi arasndaki iki haf-
tay kapsayan kk sayfay nasl kataloglamal? ki hafta-
nn kolonlar arasna not almak iin braklm kk alan-
da on szck yazlm. Elyazs yatk, hzl ve zensiz.
Belki bir kadnn yazs. ngilizce olarak yazlm olan ke-
limeler yle: btn g e c e , btn gece ve bir kartpostalda
geriye ne kalyor.
Cenevre'nin tutkusu ona ne katyor? Doymak bilmez
merakn doyuruyor biraz. Burnunu sokmakla ya da dedi-
koduculukla pek alakas olmayan bir merak bu. Kapc ya
da yarg deil Cenevre. Bir gzlemci, tecellinin ve tesel-
linin eitliliiyle bylenen bir gzlemci.
Ne kadar korkun grnrse grnsn bir durumla yz
yze kaldnda "Anlyorum," diye mrldanmay baar-
yor, sonra da nazike ekliyor: "Gel otur yle, bakalm sa-
na ne getirebilirim."
Getireceinin ktphane rafndan m, ila dolabndan
m, mahzenden mi, elbise dolabndan m, baucundaki ko-
modinin ekmecesinden mi kacan bilmeye imkn yok.
in tuhaf, onu ekici klan tam da neyi nereden getirece-
inin belirsizlii.
On yedi yandayken Borges Cenevre'de kendisini de-
rinden etkileyen bir deneyim yaad. Bundan, ok sonrala-
r, sadece bir-iki arkadana bahsetti. Babas, olunun ba-
kirliini kaybetme zamannn gelip getiini dnyor-
mu. Oluna bir fahieyle randevu ayarlam. kinci katta
bir yatak odasnda. Bahar sonlarnda bir akamst. Aile-
nin evinin yaknlarnda. Belki Place du Bourg-de-Four,

64
belki Rue du Gnral-Dufour'da. Borges iki ismi kartr-
m olmal. Ben R u e du Gnral-Dufour'u seeceim n-
k ariv sokaklarmdan biri o.
Fahieyle yz yze kalan on yedi yandaki Borges r-
keklik, utan ve belki babasnn da ayn kadnn mterisi
olduu phesiyle fel olmu. mr boyunca Borges'in
vcudu ona ac vermitir. Sadece, ayn zamanda giysileri
de olan iirlerde soyunmutur.
Rue du Gnral-Dufour'daki o akamst, kadn gen
adamn rahatszln hissedince beyaz omuzlarna bir al
atm ve hafife kamburunu kartp kapya doru yr-
m.
Gel otur yle, demi nazike. Bakalm sana ne getire-
bilirim.
Getirdii, arivlerden birinde bulduu bir eymi.
Yllar sonra, Borges Buenos Aires'teki Ulusal Ktp-
hane'nin yneticisi olduunda, imgelemi kenara atlm
nesnelerin, ok ey eleveren yrtk notlarn, kayp frag-
manlarn yorulmak bilmez koleksiyoncusu olmu. Byk
iirsel eseri byle bir koleksiyondaki maddelerin katalou
gibidir bir anlamda: kendisini otuz yl nce terk eden ka-
dnn bir adamn zihnindeki ans, bir anahtar destesi, bir
paket iskambil kd, kitap yapraklar arasnda kurutul-
mu bir meneke, kurutma kdna tersten yansm bir
mektup, dier ciltlerin gzden gizledii dm bir cilt, bir
olann kaleyideskopundaki simetrik gl, dar galeride
klar sndnde bir Turner resminin renkleri, trnaklar,
atlaslar, ular krlaan bir byk, Argus'un krekleri...
Gel otur yle, bakalm sana ne getirebilirim.

65
Geen yaz Bush ve ordusu, petrol irketleri ve danman-
lar Irak' mahvederken ben Cenevre'de kzm Katya ile
bulutum. Kzma Lizbon'da annemle olan karlamam
anlatmtm. Annem saken Katya ile aralarnda zel bir
anlama vard, szn etmeleri gerekmeyen hayli derin bir
ey paylayorlard nk. Her ikisi de, hayatta bir anlam
bulmak iin insanlarn bakmalar sylenen yerlerde aran-
mann beyhude olduuna inanyordu. Anlam sadece srlar-
da bulunabilirdi.
Lizbon'da olanlar dinledikten sonra Katya yle dedi:
Cmertliin Borges'le balayabilir! Neden olmasn? Ondan
alnt yapyorsun, aramzda onu tartyoruz, sk sk mezar-
la ziyaretine gitmekten sz ettik ve hi gitmedin, haydi
birlikte gidelim!
Cenevre Byk Tiyatrosunda alyordu Katya; moto-
rumla onu almaya gittim. Konta kapatp ayam yere ba-
sar basmaz scak beni bodu. Eldivenlerimi k a r t m . He-
men hi trafik yoktu. Yaz ortasnda ehir merkezindeki her-
kes bir yerlere gitmi oluyor. Etraftaki ou yal birka
yaya, uyurgezerlerin gvenli yava temposuyla ilerliyordu.
Evde oturacaklarna darya kmay yelemiler, nk
bylesi scaklar yalnzken daha da boucu oluyor. Ama-
szca geziniyor, oturuyor, yelpazeleniyor, dondurma yal-
yor, kays yiyorlar. (On yln en gzel kayslar bu y a z -
kiler.)
Kaskm kartp eldivenlerimi iine koyuyorum.
Motorcular en scak yaz gnlerinde bile belli bir ne-
denle hafif deri eldivenler takarlar. Eldiven dtnzde

66
koruma salamaya ve gidonun yapkan kauuundan el-
leri korumaya yarar. Ancak esas olarak scakta ok hou-
nuza gitse de temasn duyarln ortadan kaldran serin
hava akndan elleri koruma ilevi grr. Motorcular ke-
sinlik kazanmak iin eldiven takarlar yazn.
Sahne kapsna gidip Katya'y sordum. Resepsiyoncu
teneke kutudan buzlu ay iiyordu (eftali aromal). Tiyat-
ro bir aylna kapalyd, sadece gnlk ileri yapan perso-
nel kalmt.
yle oturun, dedi nazike resepsiyoncu, bir bakaym
onu bulabilecek miyim.
Katya'nn grevi Collge Calvin dahil okullardaki
renciler iin opera ve bale aklamalar yapan program
notlar yazmak. Ofisinden koarak aaya geldiinde, k-
mr karas ve beyazdan basma bir yazlk elbise var stn-
de. Borges olsa sadece isli gri bir bulanklk grebilirdi.
Bekletmedim ya?
Asla.
Sahneyi grmek istiyor musun? En tepeye kadar trma-
nabiliriz, mthi yksek, sonra da oradan aadaki bo ti-
yatroya bakabiliriz.
Bo tiyatrolar, nasl desem...
Dolu oluyorlar, deil mi?
Bina dlarndaki yangn merdivenlerine benzeyen me-
tal merdivenlerden yukar kmaya balyoruz. stmzde
iki- sahne iisi klarn mekanizmasn kontrol ediyor.
Katya onlara el sallyor.
Beni davet ettiler, diyor, seni de getireceimi syle-
dim.
Glerek el sallyor iiler de.

67
Daha sonra, biz de onlarn seviyesine geldiimizde adam-
lardan biri Katya'ya, "Yksee iyi dayanyorsun bakyo-
rum," diyor.
Hayatmda ka kere erkeklerin kadnlara yaptklar iin
zel kk tehlikelerini gsterdikleri bu ritelin paras
oldum acaba, diye dnyorum. (Tehlike byk olduun-
da gstermiyorlar.) Kadnlar etkilemek, hayran etmek is-
tiyorlar. Nereye basacaklarn nerede eileceklerini gster-
mek zere kadnlara dokunmak iin bir bahane bu. Bir
zevki daha var. Ritel kadnlarla erkekler arasndaki fark
abartyor ve bu genileyen farkn iinde umutlar uuuyor.
Ardndan bir-iki saat iin rutin hafifliyor.
Ne kadar yksekteyiz?
Yaklak yz metre, tatlm.
Uzaktan uzaa, alma odalarndan birinden sesini s-
tan bir sopranonun tiradn duyuyoruz. Kslm klarn
ulaamad her yer karanlk; ta aada, sahnenin arkasn-
da epi topu bir kulbe kaps byklndeki ak kap d-
nda. Kapdan gn szyor. Biraz hava almak iin
alm olmal kukusuz. Sahne iileri ort ve fanilayla
alyor, biz de terliyoruz.
Soprano bir arya sylemeye balad.
Sahne iilerinden en genci, Bellini'nin I Puritani'si,
diye bildiriyor. Geen sezon seksen gsteri yapld!

O rendetemi la speme
O lasciatemi morir...

Ah izin ver yine umut edeyim


Ya da brak leyim...

68
Sahne kuru havuz byklndeydi, Katya ile birlikte
kprlerden birinin zerinde yrdk. Sezonun repertuar-
nn boyanm dekorlar kprye paralel aslmt ve sahne
demesine kadar uzanyordu.
Sahne klarndan bir huzme demeye vuruyordu; ses,
her nedense, arknn ortasnda duraklad; ite tam o anda ta
altmzda bir kuun ak kapdan ieri utuunu grdk.
Birka dakika iin karanlk alanda dnendi. Sonra a-
rm bir halde bir kablonun zerine kondu. Srck ku-
uydu. Gnna kavuacan zannederek klara doru
yneldi. inden getii kapy unutmutu ya da bulam-
yordu.
Arkada asl olan Deniz, Da, spanyol Han, Alman
Orman, Kraliyet Saray, Kyl Dn panolarnn nn-
den utu. Uarken skp kaldn giderek daha kesin bir
ekilde anladka daha keskin bir sesle Ciiiik! Ciiiik! diye
barmaya balad.
Kslp kalan kularn kurtulmalar iin, k yollar
dnda her yerin kararmas gerekir. Bu gereklemedii
iin srck duvarlara, perdelere ve panolara arpmaya
balad. Ciiiiiik! Ciiiiiik! Ciiiiiik!
Eski bir opera hurafesine gre, eer sahnede bir ku
lrse o bina yanacak demektir.
Prova yapan soprano, pantolon ve tirtle sahneye gel-
di. Belki birisi ona kutan sz etmiti.
Ciiiiik! Ciiiik! diye taklit etti Katya. arkc yukarya
bakt ve oyunu srdrd. O da kuun ln taklit etme-
ye balad. Ku yant verdi. arkc sesini ayarlad, kula
kadnn sesleri neredeyse ayrt edilemez oldu. Ku ona
doru utu.

69
Katya'yla ben hzla metal merdivenlerden aa indik.
Set iilerinin yanndan geerken gen olan Katya'ya,
"Senin diva olduunu bilmiyordum," dedi.
Darda, tiyatronun kk kapnn ald kesinde
soprano ellerini nnde kavuturmu arka arkaya sesleni-
yordu: Ciiiiik! Ciiiiik! Yallar, ellerinde dondurmalar ve
kayslaryla arkcnn etrafna toplanmlard, akn bir
halleri yoktu. Byle bir scakta, terk edilmi bir ehirde,
her ey olabilirdi.
n c e bir espresso ielim, sonra mezarla gidelim, de-
di Katya.
Tamamen gne alan bir yer buldu. Ben glgeye otur-
dum. Uzaktan alk sesleri duyduk. Herhalde ku dar u-
mutu. Bu hikyeyi anlatacak olsak, dedi Katya, kim ina-
nr bize?

Mezarlkta geni imenlikler ve yksek aalar vard. Ye-


ni biilmi otlarn zerinde bir saka igzar bir tavrla se-
kiyordu. Bosnal bahvana yol sorduk.
Nihayet mezar uzak bir kede bulduk. Basit bir me-
zar ta, zerine ii toprak ve kaln, kk yaprakl, krm-
z meyveli ok koyu yeil alyla dolu bir hasr sepet kon-
mu dikdrtgen bir mezar. Bu alnn adn renmeliyim,
nk Borges kesinlik severdi; kesinlik sayesinde yazar-
ken tam olarak setii noktaya konma olana bulurdu. Ya-
am boyunca politika konusunda skandal yaratacak ya da
acnacak lde yolunu yitirdi; ama zerine yazd sayfa-
da asla kaybolmad.

70
Debo justificar lo que me hiere
No importa mi ventura o mi desventura
Soy el poeta.

Beni yaralayan eyi aklayabilmeliyim


Bahtm bahtszlm deil nemli olan
airim ben.

Bosnal bahvana sorarsanz bu alnn ad buxus sem-


pervivens'mi. Doru, hatrlamalydm. Haute-Savoie ky-
lerinde bu bitkinin bir daln kutsal suya daldrp son bir
kutsama iin yataa uzatlm sevgili lnzn zerine
serpersiniz. Ktlktan tr kutsal bir bitki saylmaya ba-
lamtr. Paskalya'dan nceki pazar gn blgede bulunan
st dallar yetmediinden burallar onun yerine bu al-
y kullanmaya balamtr.
Mezar tann bildirdiine gre 14 Haziran 1986'da l-
m.
kimiz sessizce durduk mezarn banda. Katya'nn
omzunda antas aslyd, ben de elimde, iine eldivenleri-
mi tktrdm siyah kaskm tutuyordum. Mezar tana
bakmak zere eildik.
Tan zerinde ortaa teknelerine benzer bir eye bin-
mi adamlar gsteren bir kabartma vard. Yoksa karaday-
dlar da sava disiplinleri nedeniyle mi byle sk dzen
bir arada duruyorlard? Kadim grnyorlard. Mezar ta-
nn arkasnda da savalar vard, ellerindeki oklar ya da
kreklerle karlarna kan her kara ya da su parasn
gemeye kararl, gvenli grnyorlard.
Borges lmek zere Cenevre'ye geldiinde, yannda Ma-

71
ria Kodama vard. Altml yllarn banda Kodama, Bor-
ges'in Anglosakson ve skandinav edebiyat okuyan ren-
cilerinden biriydi. Yar yandayd. Borges'in lmnden
sekiz hafta nce evlendiklerinde, Rue de la Tour-Matresse
adl ariv sokandaki otel odalarndan kp kadnn bul-
duu bir daireye tandlar.
Bu kitap, diye yazmt bir ithaf sayfasnda, senindir
M a n a Kodama. Bu ithafta alacakaranlklar, Nara geyikle-
ri, yalnz geceler ve kalabalk sabahlar, paylalan adalar,
denizler, ller, baheler, unutmann yitirdii ve hafzann
dntrd eyler, mezzinin tiz sesi, Hawkwood'un
lm, baz kitaplar ve gravrler olduunu sylememe ge-
rek var m?... Ancak bize verilmi olan verebiliriz. Sade-
ce zaten tekine ait olan verebiliriz!
Katya'yla ben kaznm kitabenin hangi dilden olduu-
nu anlamak iin mezar tana eilmi bakarken olunu pu-
sette gezdiren gen bir baba geti yanmzdan. Olan sar-
saka ilerleyen bir gvercini parmayla gsterip kahkaha-
lar att, kuu hareket ettirenin kendisi olduuna emindi.
Kitabenin n yzndeki drt szcn Anglosakson
dilinde olduunu kefettik: And Ne Forhtedan Na. Kork-
mamal.
Mezarlktaki patikann ilersindeki bo banka bir ift
yaklat. Biraz tereddtten sonra oturmaya karar verdiler.
Kadn yz erkeine dnk onun kucana oturdu.
Arka taraftaki szckler skandinav dilindeydi. Hann
tekr sverthit Gram ok leggr i methal theira bert. Adam, kl
Gram' alyor ve knndan syrp aralarna koyuyor. Bu cm-
le Borges ile Kodama'nn sevdikleri ve yllar iinde oyun-
larna konu ettikleri bir skandinav destanndan geliyor.

72
Kitabenin en altnda, otlarn yaknnda yle yazyor:
Ulrike'den Javier Otrola'ya. Ulrike Borges'in Kodama'ya
takt add, Javier de Kodamann ona takt ad.
Yazk, dedim kendi kendime, yanmzda iek getirme-
dik. Sonra aklma bir ey geldi: iek yerine deri eldiven-
lerimden birini brakacaktm.
im bime makinesini sren bahvan giderek yakla-
yordu. ift devirli motorun sesini duyuyor, yeni biilmi
imenin kokusunu alyordum. Baka hibir koku imen
kokusu kadar balanglar artrmaz: sabah, ocukluk,
bahar.

Bir sabahn ans.


Vergilius ve Frost'tan dizeler.
Macedonio Fernndez'in sesi.
Tek tk birka kiinin sevgisi ya da sohbeti.
Kukusuz tlsmdr hepsi de, ama yararszdrlar
adlandramadm karanln karsnda,
ad sylenmez karanln karsnda.

Sonra kukuya dtm. Eldiven sanki yanllkla d-


rlm gibi duracakt. Drlm buruuk siyah bir eldi-
ven! Manasz olacakt. Bover. En iyisi daha sonra bir de-
met iekle tekrar gelmek. Ne tr iek?

Ah bitimsiz gl, mahrem, snrsz,


Sonunda Tanr'nn l gzlerime gsterecei.

Katya soru sorarcasna yzme bakt. Onaylayarak ba-


m salladm. Gitme zamanyd. Kapya doru yava ya-
va yrdk, konumadan.

73
Bosnal bahvan, Aradnz mezar buldunuz mu? di-
ye sordu.
Sayenizde, diye yantlad Katya.
Ailenizden biri mi?
Ailemizden, dedi Katya.
Tiyatronun dnda her ey ok sakindi ve srcn
kt kap kapatlmt. Motorumu Katya'nn scooter'nn
yanna park etmitim. Katya kaskn almaya gitti. Kendi-
minkini takmak iin iinden eldivenlerimi ektim. Tek bir
eldiven vard. Tekrar baktm. Sadece bir tane.
Ne oldu?
Eldivenlerimden biri yok.
Drdn herhalde, gidip bakalm, bir dakika bile sr-
mez.
Mezarn bandayken aklmdan geenleri syledim
ona.
O n u hafife almsn, dedi suorta tavryla, ok ok
hafife almsn.
B i z glerken, kalan eldiveni cebime tktrdm, Katya
da arkama oturdu. Trafik klarnn ou yeildi, ksa s-
re sonra Rhne'u gemi, ehri arkamzda brakm geide
doru tehlikeli virajlardan kvrlarak gidiyorduk. Scak ha-
va plak ellerime arpyordu, Katya dnlerde eiliyor-
du. Geenlerde bana yollad bir SMS mesajnda Eleal
Zenon'dan yapt alnt geldi aklma: Hareket halindeki
ey ne bulunduu mekndadr ne de bulunmad mekn-
da; benim iin mziin tanmlarndan biridir bu.
C o l de la Faucille'e varana kadar bir tr m z i k yaptk.
Burada durup motordan indik, aadaki g l e , Alplere
ve n i c e mr katmanyla Cenevre'ye bakmak i i n .

74
3

Krakow

Oras bir otel deildi. En ok drt-be mterinin kald


bir eit pansiyondu. Sabahlar ekmek, tereya, bal ve y-
renin nl salamnn birka diliminden oluan kahvalt,
tepsi iinde koridordaki bir rafa braklrd. Tepsinin ya-
nnda da neskafe ve elektrikli su stcs olurdu. Oray i-
leten ciddi ve sakin gen kadnlarla iliki en az dzeyde
srdrlrd.
Yatak odalarndaki mee ya da cevizden yaplm b-
tn eya eskiydi ve herhalde kinci Dnya Sava ncesin-
den kalmayd. O savata binalar ciddi zarar grmeden
ayakta kalan tek Polonya ehriydi buras. Bu pansiyonda
da her odada, tpk manastrlarda olduu gibi, sokaa ba-
kan iki pencereden birok kuak uzun uzun dary seyret-
mi gibi bir hava vard.
Bina, Krakow'un eski Yahudi mahallesi Kazimierz'de,
Miodowa Caddesi'ndeydi. Kahvaltdan sonra resepsiyon-
daki gen kadna en yakn bankomatn nerede olduunu
sordum. Gen kadn elindeki keman kutusunu isteksizce
yere brakt ve bana ehrin turist haritasn uzatt. Haritada
gitmem gereken yeri kurun kalemle iaret etti. Sanki beni

75
dnyann br yarsna gndermek istermiesine iini e-
kerek, uzak deil, dedi. Bam hafife eerek teekkr et-
tim, n kapy ap ktm, saa dndkten sonra gene sa-
daki ilk sokaa saptm ve kendimi ak bir pazar yeri olan
Nowy Meydan'nda buldum.

Daha nce buraya hi gelmemitim, ama buray, daha do-


rusu buradaki satclar ezbere biliyorum. Kimilerinin mal-
larn gneten korumak iin tenteli, sabit tezghlar var.
Hava imdiden scak, Dou Avrupa ovalarna ve ormanlar-
na zg bulank bir sivrisinek sca bu. Yapraklardan yan-
syan bir scak. Akdeniz scaklnn o kesinliini tama-
yan, eitli armlarla dolu bir scak. Burada hibir ey
kesin deil. Burada kesinlie en yakn ey bir bykanne.
Tezgh sahibi satclarn dnda hepsi kadn olan br
satclar kendi yetitirdikleri rnleri sepetlere ya da kova-
lara koymu, evredeki kylerden gelmiler. Onlarn tez-
ghlar yok; kendi getirdikleri taburelerde oturuyorlar. Bir-
ikisi de ayakta. Ben de aralarnda dolayorum.
Salatalar, turplar, yabanturplar, dantel gibi kesilmi
dereotu, bu scakta gnde byyen kk yumrulu sa-
latalklar, ince kabuklarndaki ince toprak kk torunlarn
dizlerinin rengini andran yeni patatesler, di fras koku-
lu kereviz saplar, votkac erkeklerin erkekler kadar kadn-
lar iin de etkili bir afrodizyak olduuna yemin ettikleri se-
lamotlar, ak sak akalara konu olan krpe havu de-
metleri, ou sar, demet demet gller, bahelerindeki as-
klara astklar bezlerden kokusu hl gitmeyen szme pey-

76
nirler, ocuklara ky mezarl yaknndan toplattklar ku-
konmazlar.
Meslekten satclar byle bir frsatn ele gemeyecei
konusunda alverie gelenleri inandrmann btn incelik-
lerini doal olarak edinmilerdir. Taburelerinde oturan ka-
dnlarnsa, tersine, syleyecekleri bir ey yok. Onlar kml-
damadan, bir ey sylemeden yle duruyorlar; kendi bah-
elerinden satmak iin getirdikleri mallarn niteliinin ga-
rantisi yalnzca kendi varlklar.
Bir toprak parasn evreleyen tahta bir it ve a a
ktklerinden yaplm iki odal bir ev, o iki oda arasnda
da tek kat inili bir soba. Bu kadnlar ite o trden ata'lar-
da oturuyorlar.
Aralarnda dolayorum. Deiik yata, deiik yapda,
gzlerinin rengi deiik kadnlar. Ayn renk barts olan
iki kadn yok aralarnda. Her birinin de demetinden soan
koparmak, alp lalesinin otunu karmak ya da krmz turp
toplamak iin eildiinde, srt arlarndan korunmak iin
kendine gre bulduu, benimsedii bir yol var; bylece
arada bir ektikleri bu arlarn kalc olmasn nlemi
oluyorlar. Genliklerinde bu trden olaylarn ykn k a l -
alaryla karlarken, imdi bu ii omuzlar gryor olmal.
Oturacak taburesi olmad iin ayakta duran bir kad-
nn sepetine gz atyorum. Sepet soluk altn rengi kk
turtalarla dolu. Oyma satran talarna benziyor bu turta-
lar, daha ok da atolara, pencerelerinin pervazlar hep yu-
kar doru gelen, altnn ya da stnn yere gelmesi fark
etmeyen atolara. Her birinin boyu on santim.
Bir tanesini elime alnca, yanldm anlyorum. Ha-
mur ii iin fazla ar.

77
Bam kaldrp kadna bakyorum. Altmnda, mavi-
yeil gzleri var. Gene bir ey unutmu budala birine ba-
kar gibi sert sert bana bakyor. Oscypek, diyor yavaa,
da koyunlarnn stnden yaplm ve iki oda arasndaki
ocakta ttslenmi peynirin zel adn yineliyor. tane
alyorum bu peynirden. Sonra, kadn hafife ban salla-
yarak yoluma gitmemi neriyor.
Meydann ortasnda kk yuvarlak dkknlara bln-
m alak bir bina var. Bunlardan biri de iine ancak bir
sandalye sacak kadar kk bir berber dkkn. Birka
kasap, bir de ierdeki tek fdan lahana turusu satn alabi-
leceiniz bir bakkal. Dkme demir sobal bir aevi, nn-
deki kaldrm zerinde de tahta masayla oturulacak s-
ralar var. Masalarn birinde omuzlar hafife kk, uzun
parmakl, dklen salar yznden aln giderek daha da
genilemi bir adam oturuyor. Gzlnn camlar kaln.
Kendisi Polonyal deil, ama bu sabah sanki buras eviy-
mi gibi bir hali var.
Ken Yeni Zelanda'da domu. Orada da ld. Ben onun
karsndaki srada oturuyorum. Bu adam altm yl nce,
bildii her eyi bana retmiti, ama bildiklerini nasl -
rendiini hi aklamamt. ocukluundan ya da anne-
siyle babasndan da hi sz etmemiti. Sanrm genken,
yirmi yana gelmeden, Avrupa'ya gelmek iin Yeni Zelan-
da'dan ayrlm. Acaba anas babas varlkl m, yoksa yok-
sul muydu? Ona byle bir soru sormak, u anda bu pazar-
daki insanlara ayn soruyu sormak kadar anlamsz olmal.
Uzaklklar hi yldrmazd onu. Wellington, Yeni Ze-
landa, Paris, New York, Bayswater Caddesi, Londra, Nor-
ve, spanya, bir ara da sanrm Birmanya ya da Hindistan.

78
Gazetecilik, retmenlik, dans retmenlii, filmlerde fi-
granlk, jigololuk, sokaklarda kitap satcl, kriket ha-
kemlii gibi eitli iler yaparak kazanmt hayatn. Bel-
ki de sylediklerimin hepsi doru deil, ama Nowy Mey-
dan'nda karmda otururken kendime gre onun byle bir
portresini iziyorum ben. Paris'te bir gazeteye karikatr
izmi, bundan eminim. Ne trden di fras sevdiini ok
iyi hatrlyorum uzun sapl di fralarn, ka numara
ayakkab giydiini de, krk drt numarayd ayakkablar.
nndeki bor ksesini bana doru itiyor. Sonra pan-
tolonunun sa cebinden bir mendil karyor, kan silip
bana veriyor. Bu siyah ekose mendili tanyorum. orba
koyu krmz renkli bor, pancarn doal tatlln krmak
iin Polonya usul biraz da elma sirkesi konmu bir sebze
orbas. orbadan biraz iip kseyi ona itip ka da geri
veriyorum. T e k kelime gemiyor aramzda.
Dn Czartoryski Mzesi'ndeki Leonardo'nun Krkl
Kadn tablosundan kopya ettiim bir deseni ona gstermek
iin srt antamdan bir resim defteri karyorum. Burnu-
nun ucuna doru kayan kaln c a m l gzl gznde ince-
liyor resmi.
Pas m a l ! A m a sence biraz fazla dik durmuyor m u ? K-
eye doru daha ok eilmesi gerekmiyor mu aslnda?
Onun byle, bu tartmasz kendine zg konumasn
duyunca ona olan sevgim canlanyor: yolculuklarna, kar-
ln aramaya kt ve asla bastrmad isteklerine;
bkknlna, hznl merakna.
Biraz fazla dik, diye yineliyor. Bo ver, her kopya ister
istemez bir eyler deitirir, deil mi?
Kendini hayale kaptrmayna duyduum sevgi de ye-

79
niden canlanyor. Kendini hayallere kaptrmad iin ha-
yal krklna da uramazd.
Onu ilk tandmda ben on bir yandaydm, o da krk.
Ondan sonraki alt-yedi yl iinde hayatmdaki en etkileyi-
ci insan oldu. Snrlar amay ondan rendim. Franszca-
da ou zaman kayk ya da kaak anlamnda kullanlan
passeur szc var. Bu szcn dalarla ilgili olarak bir
eit klavuz anlam tad da sylenebilir. te o benim
passeur'md.
Ken resim defterinin sayfalarn geriye doru eviri-
yor. Ken'in ok becerikli parmaklar vard ve iskambil k-
tlarn da ok ustaca saklard. Bana "Bul karoyu, al para-
y" oyununu retmeye almt; bu numarayla kolayca
para kazanrsn, derdi. imdi parman defterin iki sayfa-
s arasna sokup ayor.
Baka bir kopya? Messinal Antonello m u ?
Melein kucaklad l sa, diyorum.
Hi grmedim o tabloyu, yalnz rprodksiyonlarn-
dan biliyorum. Portremi yapmak iin tarihten herhangi bir
ressam seebilecek olsaydm, onu, Antonello'yu seerdim,
diyor. Szck basar gibi resim yapyordu o. Resimlerinde-
ki her eyde yle bir tutarllk ve etkileme gc var. lk
matbaa makineleri de onun yaad yllarda bulunmutu.
Yeniden resim defterine bakyor.
Melein yznde ve ellerinde acmann izi bile yok,
diyor, yalnzca yumuaklk var. O yumuakl yakalam-
sn, ama arball deil, matbaada ilk baslan szckle-
rin ciddiyeti yok burada. O bsbtn yok olmu.
Geen yl Prado'da yaptm bunu. Bekiler beni dar
atncaya kadar!

80
Orada herkesin izim yapma hakk yok mu?
Var, ama yerde oturarak deil.
yleyse neden ayakta izmedin!
Ken Nowy Meydan'nda bu szleri sylerken onu bir
uurumun kenarnda uzun boyuyla ne doru eilmi deni-
zi izerken grryorum. Brighton yaknlarnda, 1939 ya-
znda. Cebinde her zaman Kara Prens dedii, yuvarlak de-
il de, bir marangozunki gibi drtgen byk siyah bir gra-
fit kalem tard.
Artk uzun zaman ayakta durarak izim yapamayacak
kadar yalym, diyorum ona.
Birden bana bakmadan resim defterini elinden brak-
yor. nsann kendine acmasndan nefret ederdi. Birok ay-
dnn zaaf bu, derdi. Sakn bundan! Benden uymam iste-
dii tek ahlak kural bu olmutu.
Aldm peynirlerden birini eliyle yokluyor.
Oscypek'i bana satan kadn gstererek ad Jagusia, di-
yor, Podhale'deki dalardan geliyor. ki olu Almanya'da
alyor. Kaak ii. alma izni almalar zor, yasad
almak zorundalar. Nanmoins, bir ev yapyorlar, Jagu-
sia'nn hayal bile edemeyecei kadar byk bir ev, tek de-
il katl, iki deil, yedi odal bir ev!
Nanmoins! Cmlelerinin arasnda byle Franszca sz-
cklerin kvermesi zppelikten deil, Londra'ya, Bays-
water Road'a gelmeden nce, Paris'te geirdii yllar haya-
tnn en mutlu dnemiymi de ondan. Arada bir siyah bir
bere giymesi de bundan.
Gene de Jagusia bahesinde peynir bezleri asl ata'
sndan ayrlmay reddedecektir, diye kehanette bulunuyor.
Dnyann hangi ehrinde olursa olsun birlikte mzik

81
bulabileceimize beni inandran bu adamd ite.
Bir biraya ne dersin? diyor imdi Krakow'da, pazar bi-
nasnn uzak ucunda, dkknnda, evresindeki giysiler
arasnda bir koltua oturmu sigara ien iman kadnn
olduu noktay gstererek.
Kalkp ona doru yryorum. Kadn sigarasn ierken
Nowy Meydan'na geldiinde neler olduunu anlatyor; her
sabah yapyor bunu kadn, kurutulmu mantar satan adam
da her sabah anlamsz bir yzle dinliyor kadn. Kadn ser-
giledii btn giysileri katlayp kk dkknndaki yer-
lerine yerletirince, dkknda kendisine yer kalmyor. Ka-
pnn i tarafnda bir boy aynas var, mteriler bazen bu-
ray stlerini deitirme yeri olarak kullanyorlar. Kadn
her sabah dkknn atnda, kendisini bu aynada gr-
yor ve her sabah kendi iriliine ap kalyor.
Bir tezghn zerinde bira kutular, kuru fasulye, Leh
hardal, krikkraklar, ball ekmek ve konserve etler gzme
iliiyor. Bir de satran tahtas ve devam eden bir satran
partisi. Tezghn arkasndaki bakkal siyah, yoldan geen
birine benzeyen adam da beyaz talarla oynuyor. Birok
piyon, bir at, bir de fil imdiden alnm.
Bakkal satran tahtasn uzaktan yle bir szp uzak-
layor ve karsndaki oynayncaya kadar iine bakyor.
teki gzlerini oyuna dikmi, sanki kendisi de dev bir
oyuncunun parmaklar tarafndan hafife kaldrlm filler-
den biriymi ve oyuncu kaybetmeyeceine emin olaca bir
hareket yapmak iin dnrken onu hafif hafif oynatyor-
mu gibi ayaklar zerinde bir ne, bir arkaya sallanyor.
ki bira smarlyorum. Beyaz vezirini diyagonal olarak
sryor ve a h ! diyor. Siyah verdiim paray alyor ve bir

82
at sryor. Vezir geri ekiliyor. Bu arada bir kadn mte-
ri iinde portakal ekeri olan ball ekmek istiyor. Siyah bir-
k a dilim kesip tartyor. Beyaz dikkatsiz bir ta sryor ve
i iten getikten sonra yanln anlyor. Boaznda bir
asit tad olduu iin glkle yutkunuyor. Siyah rakibinin
kalelerinden birini alyor.
Krakow'un Yahudi gettosu Vistl'n br kysnda, es-
ki ehrin dnda, buradan Most Powstancw kprs ze-
rinden yryerek on dakikadan daha az uzaklkta. 6 0 0 m x
4 0 0 m ' l i k bir alan kaplayan bu getto yksek duvarl yap-
lar, barikatlar ve tel rglerle kapatlmt. 1941 ylnn son-
baharnda, d dnyadan soyutlandktan alt ay sonra, bura-
da 1 8 0 0 0 kii mahpus kald. Bunlardan binlercesi her ay
hastalktan ve alktan ld. Ancak Almanlarn silah ve ku-
m a fabrikalarnda kle gibi alabilecek durumda olan-
lara kendilerine uygun grlen ileri yapmak iin oradan
k m a izni veriliyordu. Kurallara uymayarak getto dna
kan btn Yahudiler ve onlarn Aryan Krakow'a geme-
lerine yardm eden ya da onlar gizleyen Polonyallar kur-
una diziliyorlard.
Tyskie! diye alklyor Ken masaya dndmde. En
iyi biray semisin!
Erken rendim! diyorum.
Seyrettiin satran oynayan adamn ad Zedrek, diyor
K e n . Kendisi Bakkal Abram'la oynamak iin haftada en az
bir kere buraya gelir. Votka imeye bu kadar erken bala-
masa, daha iyi oynayacak. Ama bundan vazgeebileceini
sanmyorum. Abram sava yllarnda ocuktu, gizlenerek
hayatta kalmay baard.
Bildiim oyunlarn ounu bana Ken retti: satran,

83
dart, bilardo, poker, masa tenisi, tavla. Satranc onun kal-
d kiralk odalarda, br oyunlar ise publarda oynardk.
Onunla tanmadan nce rendiim brii ise annem ve
babamla birlikte ya da ender olarak davet edildiimiz biri-
nin evinde oynardk.
Ken'i 1937'de tandm. Ailemin beni postalad o l-
gn yatl okulda yedek retmendi. Okul toplantsna ka-
tlan, her biri kimsenin yardm olmadan hayata bir anlam
bulmaya alan elli dizleri plak ocuun nnde inmeli
okul mdr Latince retmenine bir sandalye atmt da,
o srada aralarnda olan Ken sandalyeyi tek eliyle havada
tutmutu. lk yle dikkatimi ekmiti. Sandalyeyi podyu-
ma koymu, ayaklarn da stne uzatm, mdr de fke-
li tiradna devam etmiti.
O dnemin son gnnde Ken'i annemle babamn Sus-
sex'te Selsea Bill kysndaki karavanna davet ettim. Ne-
den olmasn? dedi. Bir haftalna oraya geldi.
Babam da, bylece drt kii olduumuz ve bri oyna-
yabileceimiz iin memnundu.
Parasna oynayalm m? diye sordu Ken. Yoksa dekla-
rasyonun anlam olmaz.
Tamam, ama konan para fazla olmasn, ne de olsa ara-
mzda John da var.
Yze iki peni?
Ben gidip czdanm alaym, dedi annem.
Ken ktlar kartrmaya balad ve birbirinden uzak
tuttuu iki eli arasnda ktlar bir alayan gibi akmaya
balad. Zaman zaman bu kt alayan bir merdiveni, y-
ryen ya da kttan bir merdiveni andryordu. Daha son-
ra bir ara, ona kolayca uykum gelmediinden yakndm-

84
da, bir deste iskambil kdn kartrdn dn! dedi.
Ben hep yle uyuyorum.
Datmak iin ktlar kesiyoruz.
Babam yalnzca iyi bir bri oyuncusu olduu iin de-
il, daha ok aklndan bir trl karamad llerle ge-
irdii mutlu anlar ona hatrlatt iin bu oyundan ok
zevk alyordu. Selsea'de drdmz oynadmz zaman,
babam iin "konturlu alt karo" "kaybedilen be havan to-
pu"nun nne geiyordu hep. Bizimle oynuyordu, ama bir
yandan da Vimy Ridge ve Ypres yaknlarndaki siperlerde
drt yl birlikte askerlik yapt ve ilerinden yalnz kendi-
sinin kurtulduu bir grup piyade subayyla da oynuyordu.
Annem Ken'in de kendince "Paris'i sevenler" dedii bir
snftan olduunu hemen anlamt.
mz kumsalda demir halka oyunu oynarken sey-
rettiinde, bu klavuzun beni epeyce ileri gtreceini tah-
min etmi, eninde sonunda kendi bamn aresine bakabi-
leceimden de phesi kalmamt. Bu yzden amar g-
n olan pazartesi gn Ken'e, ykayp tlemek iin ama-
rlarn getirmesini nerdi, o da anneme bir ie Dubonnet
ald.
Ben Ken'le publara da gidiyordum, yam tutmad
halde kimsenin kar kt yoktu. Bunun nedeni, yam-
dan daha byk gstermem deil, kendimden emin olmam-
d. Sakn arkana bakma, derdi K e n ; bir an iin bile kukuya
kaplma, sadece onlarn kendilerine gvendiklerinden daha
ok gven kendine.
Bir keresinde, bulunduumuz pubda iki ienlerden bi-
ri bana kfretmeye, ek u nalet azn gzmn nnden,
diye barmaya balad; birdenbire gzyalarna boul-

85
dum. Ken kolunu omzuma atp hemen beni dar kard.
Sokakta hi k yoktu. Bu dediim sava zaman Londra'
snda oluyordu. Ses karmadan epeyce yrdk. Eer a-
lamak zorunda kalrsan, dedi nk bazen baka bir ey
yapmak elinden gelmez eer alamak zorunda kalrsan,
asla o anda deil, daha sonra ala! Bunu unutma. Ancak
yannda seni sevenler varsa, yalnz seni sevenlerin yann-
daysan, ite o zaman talihli saylrsn, nk hibir zaman
fazla seveni yoktur insann eer seni sevenlerin yann-
daysan, o zaman o anda alayabilirsin. Yoksa hep daha son-
ra ala.
Bana rettii btn oyunlar iyi oynard Ken. Miyop
oluunun dnda (bu satrlar yazarken birden dndm
de, sevmi olduum ve halen sevdiim btn insanlar mi-
yoptu) miyop oluunun dnda bir atlet gibi hareket eder-
di. Onlarnki gibi dengeli bir atiklik.
Ben yle deildim. Sarsak, aceleci, korkak, neredeyse
eline koluna hkim olamayan biriydim. Ama bir baka zel-
liim de vard. Bir eit kararllk; yama gre de olduk-
a artcyd bu. Gzm budaktan saknmazdm! te bu
gzkara g yznden gerisine aldrmazd Ken. Ona ver-
gi sevginin zellii de bildiklerini, neredeyse bildii her
eyi, benim ve kendi yana bakmadan, benimle paylaa-
bilmesiydi.
Byle bir paylamn olabilmesi iin de verenle alann
eit olmalar gerekir, biz de, o uyumsuz ve aykr ift olan
biz de, eit olmutuk. Herhalde ikimiz de bunun nasl ol-
duunu anlayamamtk. Ama imdi anlyoruz. Bu an n-
ceden grebiliyorduk; imdi Nowy Meydannda nasl eit-
sek, o zaman da eittik. Benim yal bir adam, onun da l-

86
m olacan nceden grmtk, bu da eit olmamz sa-
lamt.
Ken iri eliyle masann zerindeki bira kutusunu kavr-
yor ve benimkine vuruyor.
Frsat bulduka, hareketlerle konumay kelimelerle ko-
numaya yelerdi Ken. Belki yazl sessiz kelimelere duy-
duu saygnn bir sonucuydu bu. Daha ok ktphaneler-
de alm olmalyd, ama onun iin bir kitabn ilk akla
gelen yeri yamurluk cebiydi. Ne kitaplar karmt o
cepten!
Gene de o kitaplar dorudan doruya bana vermezdi.
n c e yazarn adn syler, kitabn baln aklar, sonra
da kitab yatak-oturma odasndaki minenin st kesine
brakrd. Bazen st ste birka kitap olurdu, ilerinden bi-
rini seebilmem iin. George Orwell. Paris ve Londra'da
Be Parasz. Marcel Proust. Swann'larn Semtinden. Kat-
herine Mansfield. Garden Parti. Laurence Steme. Trist-
ram Shandy'nin Yaam ve Grleri. Henry Miller. Yenge
Dnencesi. kimiz de, deiik nedenlerden, edebi akla-
malara inanmazdk. Ben ona bir kere bile anlamadm bir
eyi sormadm. O da, yam ve deneyimime bakarak, bu
kitaplarda kavramakta glk ekebileceim konulardan
bana hi sz etmedi. Sir Frederick Treves. Fil Adam ve Di-
er Hatralar. James Joyce. Ulysses. (Paris'te yaymlanm
ngilizce bir bask.) Yaamay bir lde kitaplardan -
renme ya da renmeye alma konusunda aramzda
gizli bir anlama vard. renmek ilk resimli abece kitab-
mza bakmamzla balar, biz lnceye kadar da srp gi-
der. Oscar Wilde. De Profundis. San Juan de la Cruz.
Ona bir kitab geri verdiim zaman, kendimi ona daha

87
yaknlam hissederdim, nk uzun hayat boyunca ne
okuduu konusunda biraz daha ok bilgi edinmi olurdum.
Kitaplar birbirimize yaklatrrd bizi. ou zaman bir ki-
tap bir baka kitaba gtrrd. George Orwell'in Paris ve
Londra'da Be Parasz'ndan sonra Katalunya'ya Selam'
okumak istiyordum.
K e n spanya Sava konusunu benimle ilk konuan
insand. Kanayan yaralar, demiti. Hibir ey kapatamaz o
yaralar. Kapatamaz szcnn hi bu kadar gl s y -
lendiini duymamtm. O srada bir barda bilardo oynu-
yorduk. stekan tebeirlemeyi uunutma, d i y e eklemiti
sonra.
B a n a drt yl nce kuruna dizilen Garcia Lorca'nn bir
iirini okumutu spanyolca, iiri evirdii zaman da, on
drt yandaki aklmla birka ayrnt dnda hayatn
neyle ilgili olduunu, neleri gze almak gerektiini anla-
mtm! Belki bunu ona sylediim iin, belki de dn-
meden sylediim baka bir sz zerine, Ayrntlar iyice
incele! nce onlar incele, bu ii sonraya brakma, dedii-
ni hatrlyorum.
Bu szleri sylerken sanki kendisi de ayrntlar konu-
sunda bir yerde, naslsa pimanlk duyduu b i r yanl yap-
m gibi bir ton vard sesinde. Hayr, yanlyorum. O yapt-
hibir eyden pimanlk duymayan bir insand. Yapt
yanllarn bedelini demi bir insan. Hayat boyunca pi-
manlk duymad birok eyin bedelini demi bir insan.
Dantel ssl, uzun beyaz giysileri iinde iki kz Nowy
Meydan'nn br ucundan geiyorlar. On ya da on bir ya-
larnda, ikisi de yalarna gre uzun boylu, ikisi de Onur-
sal Kadn aday, meydann bir ucundan brne doru y-

88
rrken ikisi de ocukluktan kmak zere adm atyorlar.
La Semaine blanche, diyor Ken. Geen pazar Polonya'
daki btn ocuklar ilk Aai Rabbani ayinine katldlar. Bu
hafta boyunca da her gn ellerinden geldiince kiliseye gi-
dip zellikle kzlar, bir kez daha o ayine katlacaklar. Er-
kek ocuklar da, ama onlar daha az gze arpyorlar, say-
lar da daha az. zellikle kzlar, bu beyaz tren elbiseleriy-
le ortaya kmaya hevesliler.
Meydandaki iki kz kendilerine ynelen baklar bi-
mek iin yan yana yryorlar.
inde ince altn varaktan yaplm nl bir Meryem
Ana olan Corpus Christie Kilisesi'ne gidiyorlar, diyor Ken.
Krakow'daki btn kzlar, annelerinin bu tren iin ken-
dilerine oradan aldklar giysiler en iyi biilmi, boyutlar
en dzgn olduu iin, ilk Aai Rabbani ayinine Corpus
Christie Kilisesi'nde gitmek isterler.
slubun nasl deerlendirileceini, eletirinin ilkeleri-
ni ilk olarak Edgeware Yolu'nda, Old Met Mzikhol'nde,
Ken'in yannda otururken rendim. Ruskin, Lukcs, Be-
renson, Benjamin, Wolflin daha sonra geldiler. Ben ilk ei-
timimi Old Met'te st balkondan aa tuluat komikleri,
telasz cambazlar, arkclar, vantriloklar acmaszca
deerlendiren grltc seyircilerle evrili gen sahneye
bakarak edindim. Tessa O'Shea'nin alktan salonu nasl
yktn da, gene onun yuhalanarak ve salar gzyalary-
la slanarak sahneyi nasl terk ettiini de orada grmtk.
Sahnedeki bir gsterinin slubu olmas gerekirdi. Se-
yircilerin bir gecede iki kere fethedilmesi gerekirdi. Bunu
baarmak iin de ard arkas kesilmeyen esprilerin daha gi-
zemli bir sonuca, hayatn kendisinin bir doalama numa-

89
ras olduu gibi fesat ve arsz bir neriye dnmesi gere-
kirdi!
Max Miller, yaldzl giysili, patlak gzl "Yzsz He-
rif", gen sahnede zaptedilemez bir denizaslan gibi oy-
nuyor, her kahkahay birer balkm gibi yutuyordu.
"Brighton'da bir stdyom var, pazartesi sabah oraya
bir kadn geldi 'Max,' dedi, 'dizime bir ylan resmi yap-
man istiyorum.' Birden betim benzim att, namussuzum ki
att. Hayr, hayr, ben yle fazla dayankl biri deilimdir.
Hemen frladm yataktan, durun canm, dinleyin bir daki-
ka... baladm dizinin biraz stnden bir ylan resmi yap-
maya, tam oradan baladm. A m a ii yarda brakmam ge-
rekti kadn bir tokat indirmez mi suratma ben ne bile-
yim ylanlarn o kadar uzun olduklarn hem syler misi-
niz bana sradan bir ylan ne kadar uzundur?"
Her komedyen bir maduru oynard, bilet alp oraya
gelen ve kendileri de birer madur olan herkesin kalbini
fethedecek bir maduru.
Harry Champion bir faciann eiindeymi gibi avucu-
nu ap dilenerek kard sahneye: "Hayat ok belal bir
ey eninde sonunda cann karyor insann!" Salonun
dolu olduu bir akam bu szleri syledi mi, btn seyir-
cileri avucunun iine alrd.
Flanagan'la Allen sanki ok acele bir ileri varm da
ge kalmlar gibi koarak girerlerdi sahneye. Sonra byk
bir hzla, dnya ilerinin byk bir yanllk yznden na-
sl arapsana dndn gsterirlerdi. kisi de genti.
Flanagan'n, duygulu, ocuksu gzleri vard; ciddi olan
Ches Allen ise k ve normaldi. Ama ikili olunca dnyann
btn rezilliini ortaya koyuyorlard!

90
"Taksimi satabilsem, Afrika'ya dner, eski iimi yapar-
dm''
"Neydi eski iin?"
"ukur ap iftilere satmak!"
Mikrofon ldrecek bunlarn sanatn, diye kulama
fsldad Ken st balkonda. Ne demek istediini sorunca,
seslerini nasl kullandklarna kulak versene, dedi. Koca sa-
lona konuuyorlar, ama biz sanki yan balarndaymz gi-
bi duyuyoruz onlar. Mikrofon kullanrlarsa, bu sona ere-
cek, seyirciler de onlar yanlarnda hissetmeyecek. Mzik-
hol sanatlarnn gizi savunmasz olmalardr, hepimiz gi-
bi. Mikrofon kullanan bir oyuncu silahlanm saylr. O da
baka bir oyundur.
Ken haklyd. Mzikhol sanat ertesi on yl iinde ne-
mini kaybetti.
Bir kadn elinde bir sepet kuzukula ile Nowy Meyda-
n'ndaki masann nnden geiyor.
Kuzukula orbas yapabilir misin bize? Yarn bor
yerine onu ieriz.
Yapabilirim herhalde.
Yumurtal?
Onu hi denemedim.
Bak imdi, gzlerini kapyor, orbay hazrlarsn, ma-
saya korsun, her kseye de scak bir kat yumurta korsun.
Her ksenin yanna kakla birlikte bir bak koymay sa-
kn unutma. Yumurtay dilimler, sebze orbasyla yersin.
Yeil sebzenin ekiliiyle yumurtann yumuak rahatlatc
tad insana olaanst, uzak bir ey hatrlatr.
Yurdunu mu?
Hi ilgisi yok, Lehler iin bile sz konusu deildir bu.

91
Neyi peki?
Belki de hayatta kalmay.
Ken sanki her zaman ayn tek kiilik odada yayormu
gibi gelirdi bana. Aslnda sk sk bir yerden baka bir yere
tanrd, ama bu tanmalar ben okulda, ondan uzaktayken
olduu iin, dnlerimde onu grmeye gittiimde, ayn
eyalarn ayn karyolann ayakucunda, sahanla alan bir
kapnn arkasndaki ayn masada st ste yl olarak bu-
lurdum. Ev sahibi kadn da hep Ken'in klar sndrmeyi
unutmasndan yaknrd.
Ken'in odasnda bir havagaz oca ve byk bir pence-
resi olurdu. minenin zerindeki rafa kitaplarmz dizer-
di. Pencerenin nndeki masada ise sk sk dinlediimiz
byke tanabilir telsiz dururdu (radyo szc o za-
manlar nadiren kullanlrd). 2 Eyll 1939: Wehrmacht'n
Panzer tmenleri bu sabah afak skerken aniden Polonya'
y istila ettiler. Daha sonraki be yl iinde, yars Yahudi
olan alt milyon Polonyal hayatlarn kaybedeceklerdi.
Ken odasndaki dolaba yalnz giysilerini deil, yulafl
biskvi, kat yumurta, ananas, kahve gibi yiyecekler de ko-
yard. Havagaz ocanda arada bir su staca sapl tence-
resi de pencere eiinde dururdu. Oda sigara, ananas ve
akmak benzini kokard. Tuvalet ve lavabo ya st kata -
kan ya da alt kata inen merdivenin sahanlnda olurdu.
Ben nerede olduunu unuttuum iin Ken, Aada deil,
Yukarda! diye arkamdan barrd.
Yerde ak brakt iki bavulunu hi bsbtn boalt-
mazd. O dnemde hibir ey, insanlarn kafalarndakiler
bile, boaltlp yerli yerine yerletirilmezdi. Her ey geici
olarak hazr bekletilirdi. Dler eya dolaplarnda, takm

92
antalarnda ve bavullarda saklanrd. Ken'in yerde ak du-
ran bavullarndan birinde Bretanya'dan bir kavanoz bal, ko-
yu renk bir balk kaza, Baudelaire'in Franszca iirleri-
nin bir cildi, bir de masa tenisi raketi vard.
Sana on be say avans veriyorum, servis de sende!
derdi K e n . Hazr msn? B a l a ! On be, sfr. On be, bir.
On be, iki. On be, . 1940'ta beni hep yle yenerdi.
1941'de oyundan ikisinde beni gene yeniyordu, ama
artk avans vermiyordu.
O yl BBC'de ne olduunu hi aklamad bir grevle
yabanc bir serviste alyordu. ou zaman eve sabahn
ilk saatlerinde dnyordu. G l rengi bir yatak rts vard.
Sabahlar genellikle Gloucester Yolu yaknnda s-
nakl bir kahvede kahvalt ederdik. Yiyecek karneyleydi.
Tatl dkn olmayanlar e k e r karnelerini bakalarna ve-
rirlerdi. Ken'le ben kahve yerine kullanlan svdan daha iyi
olduu iin ay ierdik. Kahvalt srasnda da gazete okur-
duk. Gazeteler o zaman drt, en fazla da alt sayfa olurdu.
9 Eyll 1 9 4 1 : Leningrad'n balantlar Alman birlikleri ta-
rafndan kesildi. 12 ubat 1 9 4 2 : Alman kruvazr hi-
bir engelle karlamadan D o v e r Boaz'ndan geti. 25 Ma-
ys 1942: Wehrmacht Harkov'da 2 5 0 0 0 0 Sovyet askerini
esir ald. Naziler de Napolyon'un yapt yanl yapyorlar,
diyordu K e n , General K'n gcn fazla kmsyorlar.
Haklyd. Kasm aynn sonunda General Paulus ve 6. Or-
dusu Stalingrad'da kuatldlar, ubatta da General Zhu-
kov'a teslim oldular.
1943'te, nisan aynn ortasnda bir sabah Ken bana Lon-
dra'dan srgndeki Polonya Babakan General Sikorski'
nin yapt bir radyo yaynndan ve onun Polonya'daki Po-

93
lonyallar Varova gettosundaki ayaklanmaya destek ver-
meye ardndan sz etti. Varova gettosu dzenli ola-
rak yok edilmeye allyormu. Ken ar ar konuarak
ekledi: Sikorski, "nsanlk tarihinin en byk cinayeti ile-
niyor," diyormu.
Olan bitenin korkunluu ancak unutkanlk anlarnda,
insann hibir ey dnmedii zamanlarda kendini hisset-
tiriyordu. Bu korkun durum o zaman havada, ilkbahar g-
nn altnda varln duyuruyor, hl ad veremediim
yedinci bir duyguya sesleniyordu.
11 Temmuz 1943. Sekizinci ngiliz Ordusu ile Yedinci
Amerikan Ordusu Sicilya'ya kyor ve Siracusa'y e l e ge-
iriyorlar.
Ken Krakow'daki masaya eilerek, Seni bir acemi ola-
rak gryorum, diye fsldyor, korkarm bugn seni okur-
sam hayal krklna urarm.
Ustalamakta hzn verici bir ey var, diye karlk ve-
riyorum, anlatlmas g bir hzn.
Ben seni bir acemi olarak gryorum.
Hl m?
Her zamankinden daha ok!
retmenim sen olduun halde mi?
Ben retmedim. Sen rendin. Arada bir ayrm var.
renmene olanak saladm! Ben de senden bir-iki ey
rendim!
Ne gibi?
abuk giyinmeyi.
Baka?
Yksek sesle okumay.
Sen yksek sesle zaten iyi okuyordun, diyorum.

94
Sonunda senin bu ii nasl becerdiini rendim. u yk-
sek sesle okuma ustaln. Sen cmlenin sonuna gelmeden
son blm okumuyordun, senin srrn buydu. Daha sonra-
sna bakmaya kalkmyordun.
Yeterince grdn ve konutuunu dnerek gz-
ln kard. Beni iyi tanyordu.
Koyu pembe yatak rtsnn altnda hava aknlarn
haber veren sirenlerin yrtt gecelerde, bazen Ken'in di-
kilmi kamnda bir yanma hissederdim. Kabarma isten-
meden balar, sanc gibi, dindirilmesi gereken bir sanc gi-
bi uzun gvdesinin alt tarafnda beklerdi. Az sonra, bel-
suyunun ve gzlksz gzlerinden akan yalarn slatt
yatanda, uyku ikimizi de hzla iine ekerdi. Gelgitte su-
lar ekildiindeki kum gibi, dalgal bir uyku.
Hadi gidip gvercinlere bakalm, diyor Ken, gzl-
nn kaln camlarn ekose mendiyle silerek.
Pazarn kuzey ucuna doru yryoruz. Gne scak.
Yzyln masasndaki yna bir erken yaz sabah daha ek-
leniyor. ehrin ortasna sebzelerle gelen iki kelebein dne-
nerek uuunu seyrediyoruz. Katedralin saati 11'i alyor.
Her gn yzlerce Polonyal katedralin an kulesine
kmak, Vistl'e bakmak ve 1520'de dklm on bir ton
arlndaki Zygmunt anna dokunmak iin bu sarmal
merdiveni trmanyor. Sylendiine gre bu ana dokun-
m a k akta insana uur getirirmi.
Sa kurutucusu satan bir adamn yanndan geiyoruz.
Tanesi yz elli zloti olduuna gre bunlar alnt olmal.
Adam sa kurutucularndan birini gsterip yoldan geen
bir kz ocuuna sesleniyor: G e l gzelim, gel! Gel de se-
rinleteyim seni! Kz glerek yaklayor, salar dalgalana-

95
rak uuuyor. Slicznie, diye baryor.
Ben gzelim, diye eviriyor Ken glerek.
Az ilerde birbirine sokulmu bir insan kalabal gr-
yorum. leri uzanm balar ve havadaki sessizlik olmasa,
mzik dinlediklerini sanacam. Biraz daha yaklatmz-
da, yuvarlak bir masann evresine toplanm, masann
zerinde her birine be-alts konmu tahta kafeslerdeki
yz kadar gvercine baktklarn anlyorum. Kularn ty-
lerinin rengi ve byklkleri deiiyor, ama hepsinin ty-
lerinde maviye alar bir kurun rengi parlts var. Bu parl-
t da Krakow zerindeki gkten bir para gibi. Masann
zerindeki gvercinler yere indirilmi gk paralarna ben-
ziyor. Belki de bu yzden oradaki adamlarn mzik dinle-
diklerini sandm.
Posta gvercinlerinin yuvalarnn yolunu nasl bulduk-
larn kimse bilmiyor, diyor Ken. Ak havada uarlarken,
otuz kilometre ilerisini grebiliyorlar, ama bu da aklam-
yor ynlerini nasl armadklarn. 1870 Paris kuatmasn-
da, ehirde oturanlara bir milyon ileti ulatrlmt elli g-
vercinle. Mikro-fotoraf teknii ilk kez bu lekte kullanl-
mt. Mektuplarn hepsi yzlercesi bir ya da iki gram ar-
lnda bir filme sacak kadar kltlmt. Gvercinler
gidecekleri yere vardklarnda, filmler bytlyor, kopya
edilip datlyordu. Tarihte deiik eylerin bir araya gel-
mesi ne garip kolodyum filmiyle posta gvercinleri!
Kulardan bazlar kafeslerinden karlp gvercin me-
rakllar tarafndan uzmanca inceleniyorlar. ki parmak ara-
sna aldklar gvdeleri hafife yoklanyor, bacaklarnn
uzunluu llyor, balarnn dzl baparmakla usul-
ca bastrlyor, kanatlar alyor, btn bunlar yaplrken

96
de kular deerli birer ganimetmi gibi adamlarn gsle-
r i n e yakn tutuluyor.
Ken koluma girerek, Byk bir felaket haberini posta
gverciniyle iletmek ne kadar zor, deil mi sence, diyor.
leti bir yenilgi haberi olabilir, ya da bir yardm istei, ama
o gvercini yuvaya dnsn diye havaya frlatma hareketin-
de ister istemez biraz umut da yok mu? Eski Msr'da gemi-
c i l e r ak denizdeyken dnmekte olduklarn ailelerine ha-
b e r vermek iin salverirlermi gemideki gvercinleri.
Gvercinlerden birinin krmz gzbebekli boncuk gibi
gzlerine bakyorum. O birisi tarafndan tutulduunu ve
uamayacan bildii iin hibir eye takmyor.
Acaba satran partisi ne durumda, diyorum. kimiz de
pazarn br ucuna yneliyoruz.
Satran tahtasnn zerinde on alt ta kalm. Zed-
rek'in ah, fili ve be piyonu var. Sanki ilham beklercesi-
ne ge bakyor. Abram saatine bakarak, Yirmi dakika!
diyor.
Satranta acele olmaz, diyor bir mteri.
Doru hamleyi yapabilecei bir ta var, diye fsldyor
K e n , ama eminim onu gremeyecek.
Fili C5'e mi srsn?
Hayr, sersem, ah F1'e.
Syle yleyse.
ller satran ta sremez ki!
Ken'in bu szlerini duyunca, onun lmnn acsn e-
kiyorum. Bu arada o, ban iki elinin arasna alyor ve ba-
n bir projektrm gibi bir saa, b i r sola eviriyor. Son-
ra da her zamanki gibi bu palyaoluk gsterisine glmemi
bekliyor. ektiim acy grmyor. Ben de glyorum.

97
Sava bitip de askerden dndmde, Ken ortadan
kaybolmutu. Elimdeki son adresine bir mektup yazdm,
yant gelmedi. B i r yl sonra annemle babama bir kart gn-
derdi kart zlanda ya da Jersey gibi olmayacak bir yer-
den geliyor, Noel'i birlikte geirip geiremeyeceimizi so-
ruyordu. Noel'i birlikte kutladk. K e n sava fotorafs,
sanrm ek bir kadnla geldi. Noel oyunlar oynadk, epey-
ce gldk, anneme de btn yiyecekleri karaborsadan al-
dn syleyerek onunla epeyce akalat.
kimizin arasnda ayn su ortakl sryordu. Bu ko-
nuda ikimiz de geri adm atmyor, bundan vazgemiyor-
duk. Birbirimize duyduumuz sevgi aynyd, yalnz koul-
lar deimiti. Klavuz emanetini yerine teslim etmi, s-
nrlar geilmiti.
Yllar geti. Onu son grdmde, arkadam Anant'la
birlikte btn gece araba srerek Londra'dan Cenevre'ye
gitmitik. Chtillon-sur-Seine yaknlarndaki ormandan ge-
erken radyodan Coltrane'in "My Favourite Things"ini din-
lemitik. Ken Yeni Zelanda'ya dneceini bana bu yolcu-
lukta syledi. O zaman altm be yandayd. Nedenini sor-
madm, nk "lmeye" demesini duymak istemiyordum.
Bunun yerine Avrupa'ya dneceine inandm syle-
dim. O da buna karlk olarak, Orada, Yeni Zelanda'daki
en iyi ey, John, otlar! dedi. Oradaki otlar kadar yeil ot
dnyann hibir yerinde yok. Bu szleri krk yl nce sy-
lemiti. Ne zaman, nasl ldn tam olarak hi rene-
medim.
Nowy Meydan'nda, alnt sa kurutucularnn, por-
takal ekerli ball ekmeklerin, durmadan sigara ien ve el-
biseleri satmay uman kadnn, artk sepeti neredeyse bo-

98
alm Jagusia'nn, satlp yenmezlerse ryecek olan vi-
nelerin, salamura ringa fsnn, Ewa Demarczyk'in CD'
den gelen ve isyankr arklarndan birini syleyen sesinin
yanndan geerken Ken'in lmnn acsn ilk kez duyu-
yorum.
Ken'in durduu tarafa bakmyorum bile, nk artk
orada olmayacan biliyorum. Tek bama berberin, yok-
sullara yemek datan aevinin, taburelerinin zerinde otu-
ran kadnlarn yanndan geiyorum.
B i r ey beni gvercinlere doru ekiyor. Oraya vard-
mda, bir adam, iimdeki acy hissetmi gibi dnyada
bu duyguyla uzlamaya bu kadar alm baka bir lke var
m ki? bana dnyor, glmsemeden elindeki posta g-
vercinini bana uzatyor.
Gvercinin tyleri hafif nemli saten gibi. Gsnde-
ki ksa tyler bir baykuunki gibi ikiye ayrlm. Bykl-
ne gre hi de ar saylmaz. Onu gsme yaslyorum.

Nowy Meydan'ndan ayrldm, yoldan g e e n bir-iki kiiye


sorduktan sonra da bankomat buldum. Oradan Miodawa
Caddesi'ndeki pansiyona dndm ve yatama uzandm.
Hava ok scakt, dou ovalarnn o belirsiz sca. Artk
alayabilirdim. Daha sonra gzlerimi yumdum ve bir des-
te iskambil kdn kartrdm dledim.

99
4

llerin Hatrladklar Kadaryla


Baz Meyveler

Kavun

Kavun hatrladmz kadaryla bizim iin hep kurakln


meyvesi olmutur. Kuraklktan yarlm vadilerde yrd-
mzde, ya da tozlu ovalarn atlam topraklarnda yol
alrken kavunlarla karlar, onlar bir vahada su ekip
iermiesine gvdeye indirirdik. nanlmaz eylerdi o ka-
vunlar. Bizi rahatlatrlard. Ama aslnda susuzluumuzu da
gidermezlerdi. Kesmeden nce bile kavunun iinde tatl
bir suyun kokusunu duyarsnz. Ar, her eyi sarmalayan,
keleri olmayan bir koku. Oysa susuzluunuzu gidermek
iin daha keskin bir eye gereksinmeniz vardr. Bunun iin
limon daha iyidir.
Kk ve yeil renkte bir kavun genlii hatrlatabilir
bize. Ama ksa bir sre sonra meyve garip bir biimde ya-
sz grnmeye balar bir ocuun gznde annesi nasl-
sa yle. Kabuktaki lekeler bu lekeler her zaman vardr
bir tr doum lekesine ya da benlere benzer. br meyve-
lerdeki lekeler tazeliin yitiriliini hatrlatsa da, k a v u n d a

100
bu byle deildir. Bu lekeler kavunun her zaman, hem
imdi, hem de gemite yalnz kendisi olduunu gsterir.
Hi kavun tatmam biri iin meyvenin d grn
iinde ne olduu hakknda en ufak bir fikir vermez. Kavu-
nun kesildii andan nce orada olduunu bilmediimiz ye-
ile alan arpc turuncu renk. Kavunun gbeinde bol bol
ekirdek grrz. Bu uuk alev renginde slak ekirdekle-
rin bulunduklar yer ve beklenileri her trl dzen duy-
gusundan uzaktr. Ve her yerde o parlt.
Kavunun tad hem karanl, hem de gn n ierir-
di. Bylece baka trl hibir zaman bir araya gelemeye-
cek kartlklar mucizevi bir biimde bir araya getirirdi.

eftali

eftalilerimiz gnete kararrlard. Koyu krmzya alan


bir renkti bu elbet, ama krmzdan ok siyah ierirdi; ate-
te kpkrmz oluncaya kadar kzdrlan, sonra da suya so-
kulan, ama sourken de hl koruduu scakl belli et-
meyen demir gibi. Nallarn eftalisi.
Siyah renk pek ender eftalinin btn yzeyini kaplar-
d. Baz blmler, meyve aatayken glgede kalr, bu b-
lmler de beyazms bir renk alrd. Bu beyazln iinde,
onlar glgede brakan yapraklar sanki bir parmak dokunu-
uyla kendi renklerinden bulatrm gibi biraz da yeil
olurdu.
Bizim zamanmzda, varlkl Avrupal kadnlar yzleri-
nin ve bedenlerinin ite o soluk rengi almas iin olaans-

101
t bir aba gsterirlerdi. Oysa ingenelerin asla byle bir
kaygs yoktu.
eftalilerin bykl, avucunuzu dolduracak irilikte
olanlardan bilardo topu kadar kk olanlara kadar deiir-
di. Kk eftaliler daha ince kabuklu olduklarndan, mey-
ve ezildiinde, ya da ar olgunlatnda, kabuklar belli
belirsiz krrd.
Bu krklar ou zaman bize esmer bir kolun bou-
mundaki lk deriyi hatrlatrd.
Meyvenin ortasnda dokusu koyu renk aa kabuunu
andran, gkta gibi kkrtl bir ekirdek olurdu.
Bu asz eftaliler Tanrnn hrszlar iin yaratt mey-
velerdi.

F r e n k Erii

Her yl austos aynda frenk eriinin peine derdik. o-


u zaman aradmz bulamazdk. Ya neredeyse kuru, etle-
ri sert, ham, ya da gereinden fazla yumuak ve sulu olur-
lard. ou srlmaya bile demezdi, nk parmanzla
dokunduunuzda, doru sda olmadklar anlalrd. Bu
s ne Celsius ne de Fahrenheit olarak aklanabilir, ancak
gnnn sard belli bir serinliin ss olarak tanmla-
nabilir. Kk bir olan ocuunun yumruunun ss.
ocuk sekiz ile on buuk yalar arasnda, zgrlk a-
nda, ilk genliin basksndan nceki yatadr. Frenk eri-
ini eline alr, azna yaklatrr, srr. Meyve dilini ocu-
un boaznn arkasna frlatr, o da meyvenin vaat ettii
eyi yutar.

102
Peki o vaat edilen ey nedir? Henz ad konmam,
ama ocuun yaknda adn koyaca bir ey. eker tady-
la ilgisi olmayan, uzayp giden ve sonu gelmeyen bir dal-
la ilgili baka bir tatllk duyar ocuk. Bu dal ancak ocu-
un gzlerini yumduu zaman grebilecei bir gvdeye
aittir. Bu gvdenin daha uzants, bir boynu ve ayak bi-
lekleri vardr. Tpk kendisininki gibi, ama tersyz edilmi
bir gvdedir bu. Sonsuza uzanan daln iinde akp giden
bir zsuyu vardr ocuk bunu dilerinin arasnda tadabi-
lir. Bu zsuyun adsz, rengi soluk aacna ocuk kz-aac
adn takar.
Yz frenk erii iinde bir tanesinin bize bunu hatrlat-
mas yeterince bir mutluluktu.

Kiraz

Kirazda baka hibir meyvede olmayan bir ekime tad


vard. Aacn dalndan koparldnda, kirazlar gnei em-
mi enzim tadndaydlar. Bu tat da kabuklarnn o zel par-
laklyla uyum iindeydi.
Kiraz yediinizde toplandktan bir saat sonra bile ki-
razn tad kendi rmlnn tadyla i ie gemitir.
Kiraz ister sar, ister krmz olsun, o renkte her zaman
kahverengi bir ton vardr. Sonunda yumuayp ryecek-
leri renktir bu.
Kiraz insana serinlik verir, ama bu elmannki gibi safl-
ndan deil, ekimesinin kprmesiyle dilimizi ok az,
neredeyse hissedilmeyecek kadar hafif gdklamasndandr.

103
Kiraz kk bir meyve olduundan, etinin azl ve ka-
buunun inceliinden tr, ekirdei insana hep aykr
gelmitir. Kiraz yediiniz zaman iinden yle bir ekirdek
kacan beklemezdiniz. ekirdei tkrp attnzda,
iinden kt meyvenin etiyle ok az bir ilikisi olduu-
nu dnrdnz. Bu daha ok gvdenizde birikmi bir
tortuyu, kiraz yemeniz sonucu anlalmaz bir biimde
olumu bir tortuyu andrrd. Her kiraz yedikten sonra,
aznzdan kirazdan bir di tkrp atardnz.
Dudaklar yzn br blmlerinden deiik olarak, ki-
razlarda grdmz parlakla ve yumuakla sahiptir.
Her ikisinin de derileri bir svnn yzeyi gibidir. Yzeyleri-
nin dokusuyla ilgili bir zelliktir bu. Belleimizin bizi ya-
nltp yanltmadn, ya da llerin bu konuyu abartp
abartmadklarn anlamak iin bir deneme yapn. Aznza
bir kiraz aln, ama srmayn, imdi bir saniye gemeden,
bakn bakalm kirazn younluu, yumuakl ve esneklii
onu kavrayan dudaklarnznkine tam tamna nasl benziyor.

Mrdm E r i i

Koyu renkli, kk, insan gznden daha uzun olmayan


yass bir erik. Eyllde olgunlatklarnda, aacn stnde,
yapraklarn arasndan size bakarlar. Mrdm erikleri.
Olgunlatklarnda, siyaha bakan morumsu bir renkleri
vardr. A m a stndeki kabukta, e e r siz onu tutarken sil-
memiseniz, bir buu olur, mavi odun duman renginde bir
buu. Bu iki renk bize ayn anda h e m boulmay, hem de

104
umay dndrr.
Bu eriklerin soluk sarmtrak-yeil etlerinin tad hem
tatl, hem de buruktur, y l e ki prtkl bir tattr bu san-
ki kk bir testereyi dilinizle yavaa yalyormu gibi
hissedersiniz kendinizi. Mrdm erii frenk erii gibi ba-
tan karc deildir.
Mrdm erii aalar her zaman eve yakn dikilirdi.
Kn, pencereden dar bakarken her gn minicik kula-
rn gelip yiyecek aradklarn, toplanp dallara tnedikleri-
ni grrdk. spinozlar, nar blblleri, batankaralar, ser-
eler, arada bir de avlanan bir saksaan. lkbaharda, aa-
lar iek amadan, ayn kk kular gelip mrdm erii
aacna konar, orada terlerdi.
Mrdm eriinin bu arklarn meyvesi olmasnn bir
baka nedeni daha var. Mrdm erii dolu flarda mey-
veler mayalandnda, gnle, erik raks, slivovitz dedii-
miz yasak ikiler damtrdk. Bu ikileri itiimiz kk
kadehlerin parlts bizlere ister istemez ak, yalnzlk ve
ilekelik arklar syletirdi.

105
5

Islington

Islington ilesi, son yirmi be ylda rabet kazand. Ellili


ve altml yllarda, Islington ad Londra'nn merkezinde
ya da kuzeybatdaki banliylerde telaffuz edildiinde uzak
ve hafife aibeli bir blge gelirdi akla. Yoksul ve bu yz-
den huzursuz blgelerin, corafi olarak kent merkezine
yakn olduklar zaman bile, mreffehleen kesimin zihnin-
de olduklarndan daha uzaklara itilmeleri ilgintir. Bir di-
er bariz rnek New York'taki Harlem'dir. Bugn Londra-
llar iin Islington eskiden olduundan ok daha yakn.
Uzak olduu zamanlarda, krk yl kadar nce, Hubert
oradan taraal, kanala doru eimli dar bir arka bahesi
olan kk bir ev ald. O dnemde Hubert de kars da sa-
nat okullarnda yar zamanl ders veriyorlard ve kazanla-
r onlara ancak yetiyordu. A m a ev ucuzdu, tam kelepir.
Islington'a tanmlar! demiti o zaman bir arkadam.
Bu haber, gnlerin belirgin bir ekilde ksalmaya balad-
sonbahar sonu ikindilerini getiriyordu akla. B i r tr ka-
panma, dlanma artryordu.
Ksa sre sonra yurtdna tandm. Yllar iinde Lon-
dra'y ziyaret ettiimde Hubert'e bir arkadan evinde rast-

106
ladm oluyordu ama gn ncesine kadar Islington'
daki evine hi gitmemitim. 1943'te Londra'da ayn sanat
okuluna gitmitik. O tekstil tasarm okuyordu bense re-
sim, ama ortak derslerimiz de vard: Canl izim, Mimari
Tarihi, nsan Anatomisi.
Bende iz brakmasnn nedeni srarl titizliiydi. Hi
amadan kravat takard. On dokuzuncu yzyldan kalma
bir mcellite benzerdi. Tekrarlanp duran modern apal-
lklardan mutsuz bir hayret duyuyor gibiydi ve trnaklar
her zaman temizdi. Bense uzun siyah Romantik bir palto
giyiyordum ve arabacya benziyordum yine on dokuzun-
cu yzyldan kalma. Bulabildiim en siyah kmrle yap-
yordum resimlerimi, sava zamanysa kmr bulmak hi
kolay deildi 41 ya da 42 ylnda kimin kmr yakma-
ya gc vard? Bazen retmeninkilerden birini yrt-
yordum; mubah olan iki tip hrszlk vardr: alar iin Ye-
mek, sanat iin Temel Malzemeler.
Elbette ikimiz de birbirimize kukuyla yaklayorduk.
Hubert herhalde benim ar gsterii ve tehircilik sevi-
yesinde boboaz olduumu dnyordu; o ise bana du-
daklarn bzm bir sekinci gibi grnyordu.
Yine de birbirimizi dinliyorduk ve bazen birlikte bira
iiyor ya da bir elmay paylayorduk. kimiz de rencile-
rin byk blm tarafndan kak addedildiimizin far-
kndaydk. Her dakikamz almaya adadmz iin ka-
ktk. Hemen hibir ey dikkatimizi datamyordu. Hu-
bert aletini akort eden bir kemancnn dikkatli tutuk hare-
ketleriyle canl modele bakarak iziyordu; bense frna gi-
recek pizzann zerine domatesle peyniri atveren ah ya-
ma gibi iziyordum. Yaklamlarmz ok farklyd. Yine

107
de saat ba mola verildiinde ve model dinlenmeye ekil-
diinde sadece ikimiz stdyoda kalp almaya devam edi-
yorduk. Hubert genellikle resmini mkemmelletirip bir
dengeye getiriyordu. Bense kendiminkini bsbtn bozu-
yordum sklkla.
gn nce Islington'daki evin kapsn aldmda,
geni bir glmsemeyle geldi n kapya. Sol kolunu ho-
geldin, selam dercesine ya da svari komutannn adamla-
rna ileri derken yapaca bir jestle bann zerine kaldr-
mt. Askerlikten Hubert kadar uza az bulunur. Yine de
bir komutan o.
Yz zayf ve kemikliydi, adeta kazrcasna tra edil-
diinden tahri olmutu. zerinde bollam bir fitilli ka-
dife pantolon vard, kaln siyah deri kemeri gevemi, ne-
redeyse ceplerine kadar sarkmt.
Zamanlaman mkemmel, dedi, su imdi kaynamt.
Sonra durup bir yorum yapmam bekledi.
Uzun zaman oldu, dedim.
Bu srada ilk alak sahanla varmtk.
Hangi aydan istersin: Earl Grey, Darjeeling, Yeil ay?
Yeil ay.
En salkls o, dedi, her gn ondan iiyorum ben.
alma odas kilimler, yastklar, nesneler, ayak des-
tekleri, porselenler, kuru iekler, koleksiyonlar, gravrler,
kristal srahiler, resimlerle doluydu. Yeni herhangi bir e-
yi, kartpostal boyutlarn aan herhangi bir eyi odaya koy-
may dnmek gt, hi yer yoktu. Yer amak iin her-
hangi bir eyi dar atma ihtimalini de hayal etmek gt,
nk her ey yllar iinde ayn sevgi ve ihtimamla bulun-
mu, seilmi, yerletirilmiti. Yerine yakmayan ya da tu-

108
haf kaan tek b i r deniz kabuu, mumluk, saat, tabure y o k -
tu. minenin bandaki Regency koltuuna oturmam ia-
ret etti eliyle.
Kapnn yannda asl olan soyut suluboyann kimin
resmi olduunu sordum.
Gwen'inkilerden, dedi. Bunu o k severim.
Gwen, gravr hocas olan kars, on iki yl n c e lm-
t. ekingen, ufak tefek bir kadnd, spor ayakkablar gi-
yer, kelebekbilimciye benzerdi. Nerede olursa olsun hat-
ta sava zaman bir Londra otobsnde bile elini yle b i r
havaya kaldrsa bir kelebein gelip stne konacan d-
nrdm.
Hubert kapnn yanndaki bir masann zerinde duran
Derbyshire fincanna gm bir aydanlktan ay koydu
ve bana getirmek iin odann iindeki bir sr mobilyann
arasndan manevralar yaparak geti. Acaba kafasnn iin-
de evdeki her odann seyrsefer haritas var m diye merak
ellim. Giri katnda yemek odasnn da ayn ekilde tklm
tk olduu ekmiti dikkatimi.
Salatalkl sandvi yapmtm, ister miydin? diye sor-
du.
ok teekkr ederim.
Bir teyzem vard, dedi, ay davetlerinin iki altn kura-
l olduunu sylerdi. Birincisi mutlaka salatalkl sandvi
ve pandispanya ikram edilmeli, ikincisi konuklar mutlaka
altdan nce kalkmak konusunda srarl davranmal ve bu-
nu baarmaldr...
Arkamdaki rafta bir sarkal saatin tiktaklarn duy-
dum. Odada en az drt saat bulunuyordu.
Sana sanat okulu gnlerimize dair bir ey sormak isti-

109
yorum, dedim. Tiyatro Kostm okuyan, hani bizimle ay-
n dnemden o kz hatrlyor musun? Hep Colette'le dola-
rd.
Colette! dedi Hubert, acaba o ne oldu? Her hafta yeni
bir elbise giyip gelirdi, hatrlyor musun? ou zaman da-
ha ineleri stnde olurdu.
Guilford Place'teki odasnda Colette'le birlikte kalrd
bu kz, dedim. Odalar birinci kattayd, Coram's Fields'e
bakard. Ksa boylu, kalkk burunlu, byk gzl bir kz-
d, biraz tombuldu. Hi konukan deildi.
Coram's Fields, dedi Hubert, geen gn bir sergide on-
larn resmini grdm. Arturo di Stefano diye gen bir res-
sam yapm. ok, o k scak bir gn bir havuzun yannda
suyla oynayan ocuklar. ocukluun nasl desem son-
suzluuyla dolu!
O zamanlar havuz falan yoktu, dedim. Sadece tahtadan
aklm bir orkestra platformu, bir de sabahlar pencere-
den baktmzda tepeden bize bakan yksek aalar.
Hatrladm kadaryla ben hi Colette'in oraya gitme-
dim, dedi Hubert.
Ama kimden bahsettiimi anladn, deil mi?
ereveci Joe'yla ilikisi olan Pauline'den mi bahsedi-
yorsun?
Hayr, hayr, koyu renk sal, ksa koyu sal. Dileri
bembeyazd. Biraz havalyd, burnu havada dolard hep.
Hani o ad iki n ile yazlan Jeanne' m diyorsun?
Jeanne uzun boyluydu! Bu ksa boylu, topluca, ufak te-
fek. Hafta sonlarnda Newbury falan gibi haval bir y e r e
eve kard. Newbury miydi acaba? Neyse, atlara o k d-
knd.

110
Adn niye bilmen gerekiyor?
Uzun sredir adn hatrlamaya alyorum ama bir
trl gelmiyor aklma.
Priscilla myd?
o k yaygn bir isimdi, onun iin hatrlayamamam tu-
haf.
Muhtemelen evlenmitir, o zamanlar sanat rencileri-
nin o u evlenirdi, o zaman da soyad deimitir.
B a n a sadece ilk ad lazm.
zini mi bulmaya alyorsun?
Haziran aynda pazartesileri krdan ilek getirir, btn
snfa datrd.
Unutma, lm olabilir.
Sorabileceim ok az insan kald artk, onun iin sana
geldim.
Ya, ne yazk ki yle. Pek kimse kalmad. i nasld?
Donuk. Yine de odadan ieri girer girmez bir slup duy-
gusu olduunu anlardn. Parlard. Hibir ey demezdi, par-
lard.
slup bana hep bir dizi yetenein miras gibi gelmitir.
Ne kadar byk olursa olsun tek bir yetenek slup duygu-
suna yol amaz. lalarmdan birini aldm m ben? Fazla
konuuyorum.
la aldn grmedim.
Keke kim olduunu kartabilsem. Korkarm bulama-
yacam. km aklmdan.
O gnlerde kimse apka takmazd, o takard. Sanki at
yarlarna gidecekmi gibi apka takard! Bann gerisin-
de hafif yana yatk...
Hubert bir ey demedi. Braktm dnsn. Sessizlik

111
srd. Hubert hep sessizlie yatknd sanki hayat bir pa-
muk ipliiyle balyd da bo konuma kopartacakt bu ip-
lii. Gwen'in lmnden beri karsyla birlikte burada ku-
rup srdrdkleri dzenin hi deimemi olduunu hisse-
debiliyordum. Bu odann holand ey hl aynyd.
Hadi yukar kalm, dedi sonunda, sana St. Pauls'u,
odamn penceresinden grnen harika St. Pauls manzara-
sn gstereyim.
Yava yava ktk merdivenleri. Dimdik duruyordu.
lk sahanlkta durup yle dedi: Bu taraa 1840'l yllar-
da yaplm, belediyede alan memurlar iin. Tam Kral
George tarz yoksul evi, grebilecein gibi. Ama yrme-
mi. Bir nesil iinde hepsi pansiyona dntrlm, her
katta bir ya da bir ift kirac yaamaya balam. Y z yl
kadar byle srm. Krk yl nce biz geldiimizde, soka-
n br tarafndaki evlerde elektrik bile yoktu. Sadece
gaz ve parafin lambalar.
Trmandmz merdivenin yanndaki duvarlara kuma
deseni taslaklar ve pahal grnen, bazlar ran ii gibi
duran kuma rnekleri aslmt.
Biz satn almadan nce ev kerhane olarak alyor-
mu, kuzeyden Londra'ya mal getiren kamyon ofrlerine
hizmet veriyormu. Banyoya gel. u denizkzl aynay g-
ryor musun? Eski kiraclar alt kattaki banyoda brakm-
lard karken, Gwen de ille kalsn istedi. Bazen iinde Be-
atrice'i gryorum, derdi Gwen glerek, bana el sallayan
Beatrice'i! Beatrice fahielerden biriydi, ad oturma oda-
sndaki pervazlardan birine kaznmt.
Hubert banyo duvarndaki aynay dzeltirken aynada
bir an iin yznn yansmasn grdm ve genliini ha-

112
trladm. Belki ayna beneklenip kararm olduundan, ay-
naya yansyan gzlerindeki ifade daha prltlyd.
Tandmzda hi paramz yoktu, bu yzden kendi-
mize evi yapmann tpk bahe yapar gibi uzun sreceini
syledik. Oda oda restore ettik evi, yedi oda var, kat be
kat, yl b e yl.
st katta Hubert beni yatak odasndaki terasa alan
kap yksekliindeki kanatl pencereye gtrd.
Sardunyalara dikkat et, dedi. Her sabah sulayabilmek
iin burada tutuyorum onlar.
Ne kadar keskin bir kokular var!
Kanl sardunya, dedi, Latincesi: Geranium s a n g u i n e -
um.
Yapraklardan birini kopartp kokladm. Bana onun sa-
n hatrlatt.
Sava srasnda sabun bulmak zordu, karaborsadan al-
mazsanz ampuan da yoktu. Bu yzden yeni ykanm s a
kendisi gibi kokard. Sabah yataktan kalkp san ykay-
n hatrlyorum. Yazd, hava scakt, camlar akt. Ema-
ye bir srahiyle su koyduu emaye bir lavaboda ykamt
salarn. Colette'in dairesinde scak su yoktu. Sonra geri
gelmiti, zerinde sadece bana sard havlu, yanma
uzanm ve sann kurumasn beklemiti.
St. Pauls gibisi yok! dedi Hubert. stelik rekor srede
ina edilmi, sadece otuz be yl! almalar 1666'daki b-
yk Londra yangnndan dokuz sene sonra balam, 1710'
da tamamlanm. Christopher Wren hl hayattaym, ba-
yaptnn aln grebilmi.
Neredeyse kelimesi kelimesine Mimarlk Tarihi dersin-
de ezberlemek zorunda kaldmz bilgileri tekrarlyordu.

113
Gidip katedrali izmemiz de beklenirdi bizden. Nice hava
saldrsndan hasar almadan kurtulmu, byk bir yurtse-
verlik antna dnmt. Churchill onun nnde konu-
urken filme alnmt. Mimari detaylarn izerken arka-
sndaki gn zerine sava Spitfire uaklar kondur-
mutum.
lk defasnda karar veren ne o ne ben olmutuk. B i r
akam dersinden sonra Colette'i ziyarete gitmitim. orba
itik. mz konumaya daldk, vakit ge oldu. Hava
saldrs alarm verildi. Iklar sndrp Coram's Fields'in
aalarnn zerinden gzyzn tarayan ldaklar izle-
mek iin pencereleri atk. Grne gre saldr pek ya-
knlarda deildi.
Burada kal, diye nerdi Colette. Dar kmaktan iyi-
dir. Hep birlikte bu yatakta yatabiliriz, drt kii bile alr.
yle yaptk. Colette duvar kenarnda yatt, o ortada,
ben d tarafta. zerimizdekilerden bazlarn kardk ama
hepsini deil.
Uyandmzda Colette ekmek kzartyor, fincanlara
ay koyuyordu; kzla bense kollarmz bacaklarmz birbi-
rine dolanm, sarlm durumdaydk. Bu duruma arma-
dk, nk ikimiz de bundan daha artc bir eyin farkna
varmtk: gece boyunca birbirimizin cinselliini yattr-
mtk, doyurarak ya da inkr ederek deil, bugn bile ad-
landrmas zor olan baka bir arzunun peine derek. Kli-
nik tanmlarn hibiri bu arzuyu tarife yetmiyor. Belki de
sadece 1943 baharnda, Londra'da vuku bulmas mmkn-
d. Birbirimizin kollarnda birlikte yola kmak, baka bir
yere sevkolmak iin bir yol bulmutuk. Vcutlarmz san-
ki kzak ya da kaykay ina ediyormuasna birbirine biti-

114
tirmi, ayarlamtk. ( A m a kaykaylar kmamt o zaman-
lar.) Hedefimizin bir nemi yoktu. Her hareket e r o j e n bir
blgeye doru olacakt. nemli olan ardmzda brakt-
mz mesafeydi. Her dil darbesiyle birbirimizi mesafeyle
besledik. Tenlerimiz her dediinde bir ufuk umudu dodu.
Terastan Hubert'in yatak odasna dndm ve burann
evin kalanndan deiik olduunu fark ettim. K e d e iki
kiilik bir yatak vard a m a Gwen hi burada uyumamt.
reti bir odayd buras, sanki son on yldr Hubert burada
kamp yapyordu. Duvarlar tmyle bitki ve iek resimle-
riyle kaplanmt erevelenmemi basklar, izimler, fo-
toraflar, kitaplardan koparlm sayfalar ve o kadar sk-
k aslmlard ki duvar kd gibi grnyorlard. ou
resim ivisiyle aslmt, yerlerini srekli deitirdii izle-
nimine kapldm. Yatan altndaki terlikler ve yatakucun-
daki ilalar bir yana, renci odas gibiydi.
lgilendiimi fark edip izimlerden birine iaret etti.
belki kendi resimlerinden biriydi: Tuhaf iek, deil mi?
Deminin doruundaki minik bir ardn gs gibi! Kke-
ni Brezilya. ngilizcede doumotu deniyor. Latincesi: Aris-
tolochia elegans. B i r yerlerde Lvi-Strauss bitkilerin La-
tince adlaryla ilgili bir ey sylemi. Latince adn bitkiyi
kiiselletirdiini sylemi. Doumotu, topu topu bir tr
ad. Aristolochia elegans ise bir kii, tek ve biricik. Bah-
ende bu ottan olsa da kurusa, eer Latince ismini biliyor-
san yasn tutarsn. O y s a doumotu diye biliyorsan yasn
falan tutmazsn.
Terasa alan kanatl pencerelerin nnde duruyordum.
Kapataym m? diye sordum.
Evet, kapat.

115
Hep pencereler kapal m uyuyorsun?
Bunu sorman tuhaf, nk bu yaknlarda mesele olma-
ya balad. Eskiden basitti: btn gece ak brakyordum.
imdi, tam yataa girerken, pencereleri ayorum. Ev o ka-
dar dar ki pencereler kapanr kapanmaz havasz oluyor.
Geen gece ev yeniyken burada yaam olan memurlar
dndm. Bizimle kyaslandnda, hayatlarnda ok az
alan vard. Tklm tk brolar, tklm tk atl-otobsler,
tklm tk caddeler, tklm tk odalar. Sonra, sabaha kar-
, daha tan aarmadan kalkp pencerelere gidiyorum ve
kapatyorum ki sabah sokak uyandnda grlt gelmesin.
Ge mi kalkyorsun?
Erken kalkyorum, ok erken. Sanrm pencereleri ka-
patmamn sebebi her yeni gnn balangcnda biraz ko-
runmaya ihtiya duymam. Epey bir sredir gn karlaya-
bilmek iin sabahlar biraz sknete ihtiya duyuyorum.
Her gn yeniden yenilmez olmaya karar vermen gerekiyor.
Anlyorum.
Acaba, John. Ben yapayalnz bir adamm. Gel, sana
baheyi gstereyim.
Daha nce hi byle bahe grmemitim. Hepsi canl-
ln koruyan allar, iekler, makilerle doluydu ama y-
le yakn ekilmilerdi ki baheyi bilmeyen birinin aralarn-
dan geecek yol bulmas imknszd. Kanala doru tek bir
patika uzanyordu ve yle dard ki ancak yanlamasna y-
rnebilirdi patikadan aaya. Ancak yapraklarn younlu-
u bir cengeli deil, kapal bir kitab hatrlatyordu, sayfa
sayfa okunmas gerekiyordu. Saraypat, k yasemini, p o n -
ponlu hatmiler ve patikann kenarlarnda hanm danteli di-
ye bilinen erit otlar grdm; bir de dil biimindeki yap-

116
raklar, byrken aldklar ekille birbirinin alann igal
etmi bir sivrisinek otu vard. Yapraklardan her biri evre-
sindeki yapraklarn yannda, altnda, stnde, arasnda ya
da evresinde k alacak, rzgrla eilebilecek, doal y-
nn arayabilecek ekilde gelimiti. ine girmesi imkn-
sz hale gelmi olan bahenin tm de bu haldeydi.
B i z geldiimizde burada hibir ey yoktu, dedi Hubert.
ot bile. Uzun yllar terasa alan btn dairelerin pl
vazifesi grmt. Kerhanenin arkasndaki plk. Eski
kvetler, bir gaz sobas, paralanm bebek arabalar, hur-
da tavan kafesleri. u zmlerden tatsana.
Baheyi komununkinden ayran tula duvarn zerin-
deki asmaya doru kt. Her zm salkmnn zerine ku-
larn yemesini engellemek iin naylon torba geirmiti.
Uzun elini bu torbalardan birinin iine soktu ve parmakla-
ryla birka kk beyaz zm kopartt, buulu bal rengi
zmler, avcuma koydu.
Colette'in Guilford Place'teki dairesine bir sonraki gi-
diimde, geceyi orada geireceim batan belliydi. Colette
teki odadaki bir yataa yatt. Ben zerimdekilerin hepsini
kardm, o ilemeli bol geceliini giydi. Yine geen sefer-
ki eyi kefettik. Bir araya geldiimizde, yola kabiliyor-
duk. Kemikten kemie, ktadan ktaya seyahat ettik. Bazen
konuuyorduk. Cmlelerle, gzel szlerle deil. Beden par-
alarnn ve yerlerin adlarn syleyerek. Tibya ve Timbuk-
tu, Labya ve Laponya, Kulak delii ve Bitek arazi. Beden
paralarnn isimleri sevgi szckleri oldu, lkelerin isim-
leri parola. Hayal grmyorduk. Bedenlerimizin Vasco de
Gama's olmutuk sadece. Birbirimizin uykusuyla son de-
rece yakndan ilgileniyor, birbirimizi asla unutmuyorduk.

117
Derin derin uyurken nefesi atlayan dalgalar gibiydi. Beni
ta en dibe gtrdn, dedi bana bir sabah.
Sevgili olmadk, arkada bile saylmazdk, pek az or-
tak ynmz vard. Ben atlarla ilgilenmiyordum, o da z-
grlk basnla. Sanat okulunda karlatmzda birbiri-
mize syleyecek sz bulamazdk. Umursamyorduk bunu.
Birbirimize hafif pckler verir omuz ya da enseden, as-
la dudaktan deil ve kendi yolumuza devam ederdik, ay-
n okulda tesadfen birlikte alan yalca bir ift gibi.
Hava kararr kararmaz, frsat bulduumuz her seferinde
buluup ayn eyi yapardk: geceyi birbirimizin kollarnda
geirir ve bylece yola kar, baka bir yere giderdik. M-
temadiyen.
Hubert sar iekli bir demet dal rafya paralaryla bir
kafese balyordu, elleri hafife titriyordu.
Hava souyor, dedi, gel ieri girelim.
Kapy arkamzdan kapatp kilitledi.
Buras alma odam nnde sandalye duran byk
bir ahap tezgh gsterdi bayla bu hafta baheden ald-
m tohumlar her birinin zerinde hem yaygn adlar hem
Latince adlar yazl kk paketlere koyacam. Ara ara
bitkilerden birinin Latincesine bakmam gerekiyor, haf-
zam artk eskisi gibi deil, ama neyse ki pek de sk gerek-
miyor.
Bu paketler ne olacak? diye soruyorum.
Yolluyorum. Her sonbahar yapyorum bunu. B a k un-
lara. Siste-ak. Nigella damascena. ki dzine paket.
Yani satyor musun?
Hediye ediyorum.
Hepsini mi! Yzlerce paket var!

118
Kendisine "Canlan" adn veren bir dernek var, ihtiya-
c olan kiilere huzurevlerine, yetimhanelere, bekleme
odalarna, mlteci kamplarna tohum datyorlar, nor-
malde ieksiz kalacak yerlerde iek olsun diye. Pek bir
ey deimiyor elbette, bunun farkndaym, ama hi yok-
tan iyidir. stelik benim iin de bahenin keyfini payla-
mann bir yolu. Zevk alyorum.
Sabkal ereksiyonlarm nceleri dikkatimizi datyor-
du ama sonra onlar adlandrd onlara Londra diyelim!
dedi bylece yerlerini buldular ve onun terinin slak ma-
ya kokusundan, yuvarlak dizlerinden, makatndaki kvr-
ck siyah tylerden daha acil olmaktan ktlar. Battaniye-
nin altndaki her ey bizi baka bir yere gtrd. Ve o yer-
de, hayatn boyutlarn kefettik. Gn nda hayat genel-
likle kk grnyordu. Mesela Antikite snfnda Roma
heykellerinin al kalplarn kartrken hayat ok kk
grnyordu. Battaniyenin altnda kz tabanlarma ayak
parmaklaryla dokunuyor ve "am" diye gs geiriyor-
du. Ben dilerimle onun salarn taryor ve "Kafaderisi"
diye tslyordum dilerimin arasndan. Derken bunlar ve
buna benzer dier hareketlerimiz giderek uzayp yavalar
ve tek bir uykuya birlikte teslim olurken, bedenlerimiz bir-
birlerine sunduklar akla hayale smaz mesafeleri fark
ediyordu ve yola kyorduk. Sabahlar hibir ey demi-
yorduk. Cmle kuramyorduk. Ya o gidip salarn ykard,
ya da ben yatan ayak ucundaki pencereye gidip Coram's
Fields'e bakardm, o da bana pantolonumu atard.
Esas derdim, dedi Hubert, uradaki ekmecelerin iinde.

B i z e doru sessizce alan metal bir ekmeceyi ekti.

119
i f t emperyal boyda, mimari planlar saklamak zere ya-
plm. e k m e c e kk soyut eskizler ve suluboya resim-
lerle doluydu, sanki belli meknlardan tretilmi gibiydi-
ler. Belki mikroskobik, belki galaktik meknlardan. Yollar.
Yerellikler. Almlar. Engeller. Hepsi de slak boya ve
gezgin izgilerle izilmi. Hubert ekmeceyi hafife itti,
ekmece rayna oturarak kapand. Bir ekmece daha at
bir dzine kadar ekmece vard bu kez iinden resimler
kt. Sert kurun kalemle, bulutlarda ya da akarsuda gr-
len hzl uucu hareketlerle izilmi ayrntl resimler.
Ne yapacam bunlar?
Gwen'in ileri mi?
Bayla onaylyor.
Burada brakrsam, ben ldkten sonra atlr. Eer
ayklayp bence en iyi olanlarn saklarsam, kalanlar ne ya-
pacam? Yakacak mym? Sanat okuluna ya da ktpha-
neye mi vereceim? lgilenmezler ki. Hayattayken Gwen
h i adn duyurmaya almad. Sadece tutkuyla izmeye,
kendi deyiiyle "yakalamaya" balyd, o kadar. Hemen her
gn izerdi. Kendisi de epeyce att. Bu ekmecedekiler
saklamak istedikleri.
nc bir ekmece at, biraz kararsz kald, sonra
hafife titreyen eliyle bir guva seip havaya kaldrd.
Gzel, dedim.
Ne yapacam? Srekli erteleyip duruyorum. E e r bir
ey yapmazsam hepsi atlacak sonunda.
Zarflara koymalsn, dedim.
Zarflara m?
Evet. Onlar bir dzene sok. stediin gibi dzenle. Yla
gre, renge gre, tercihe gre, boyutlarna gre, havalarna

120
gre... Her bir zarfn zerine Gwen'in adn ve hangi kate-
gori olduunu yaz. Biraz uzun srecek. Tek bir resim bile
yanl zarfa girmemeli. Resimleri zarflara srasyla yerle-
tir; her resmin arkasna ok hafife sra numarasn yaz.
Neye gre sralayacam?
Bilmiyorum. Kendin bulursun naslsa. Baz resimlerin
daha nce gelmesi gerekir, her zaman da en son gelecek
bir resim vardr, yle deil mi? Sra oluur, merak etme.
Ne olacak byle zarflara koyunca?
Kimbilir? Her halkrda daha iyi durumda olacaklar.
izimler mi?
Evet. Daha iyi durumda olacaklar.
Yukardaki oturma odasndaki saatler almaya balad.
Gitmem lazm, dedim.
Beni n kapya kadar geirdi. Kapy atktan sonra
dnp sorarcasna bana bakt.
Audrey deil miydi ad?
Audrey! Audrey'di ya!
Kk komik bir eydi, dedi Hubert. Sanrm birka
smestr sonra ayrld, bu yzden gelmedi hemen aklma.
Uzun kalmad bizimle birlikte. Doru, apka takard.
Dalgn dalgn glmsedi, sevindiimi anlamt. Veda-
latk.
Audrey ile paylatmz adsz arzu, balad kadar an-
lalmaz bir ekilde bitti: Anlalmaz, nk ikimiz de bir
aklama bulmaya almamtk. Son yattmzda (adn
unutmu olsam da aylardan haziran olduunu ve gn boyu
sandalet giymekten ayaklarnn tozlandn gayet net ha-
trlyorum) yataa nce o girdi; ben de ieri biraz hava gir-
sin diye pencereyi amak zere karartma perdesinin ahap

121
erevesini skmek iin pervaza trmandm. Darda ay
vard, Coram's Fields'in etrafndaki aalar aka se-
iliyordu. Her bir ayrnty iinde beklenti de barndran bir
hazla iime ektim, beklentimin nedeni birka dakika iin-
de gecenin yolculuuna koyulmadan nce ikimizin de bir-
birimizin gvdesinin her ayrntsna dokunacak olmamzd.
Yatakta yanna szldm, tek kelime etmeden arkasn
dnd. Yatakta arkan dnmenin yzlerce yolu vardr. o-
u davet edicidir, bazlaryla ruhsuz. B i r de yanlgya pay
brakmayacak ekilde refze etmeyi ifade eden bir srt
dnme vardr. Srt kemikleri zrh gibiydi.
Uykuya dalamayacak kadar zlemiyle dolmutum, o
ise, sanrm, uyuyormu gibi yapyordu. Onunla tartabilir
ya da ensesinden pmeye balayabilirdim, a m a bizim tarz-
m z byle deildi. Yava yava aknlm geti ve kendi-
mi mteekkir hissettim. Ben de srtm dndm ve bozuk
yayl yatakta tm olup bitenler iin kran duyarak yattm.
O esnada bir bomba dt. Yaknmza dmt, Fields'in
teki tarafnda camlarn sarsldn, uzaktan barmalar
geldiini duyuyorduk. kimiz de konumadk. Srt geve-
di. Eli elimi arad, ikimiz de kran dolu yattk ylece.
Ertesi sabah giderken kahve fincanndan kafasn kal-
drmad bile. Birka dakika nce, yapmas gerekenin bu
olduuna ve geleceimizin tamamen buna bal olduuna
karar vermiesine dikmiti gzlerini fincann iine.
Hubert kapnn eiinde duruyor; sol kolunu bann
zerine kaldrm, birliklere dalma emri veriyordu. Yz
krlgan ve yenilmezdi. Hava kararyordu.
Zarflarla ilgili nerini dinleyeceim, diye seslendi ar-
kamdan.

122
Tek bama taraal evlerin nnden yolun aasna
doru yrdm.
Uykunda bana pek ok ad taktn, dedi Audrey koluma
girerken, en sevdiim Dakar'd.
Dakar! diye tekrarladm, Yukar Cadde'ye doru dner-
ken. Ban omzuma yaslay eklinden ldn anladm.
lk Kar ile kafiye yapyor derdin, dedi.

123
6

Le Pont d'Arc

ubat ay. Gece hafif don yapyor. len 21C. Ardche'in


dou yakasndaki Vogu kynn stnde bulutsuz gk-
yz. Taan, talar cilalayan, kaydran suyun sesi. Girdap-
larla dolu, hzl akan, gnete metalik bir grnm alan
nehrin eni yirmi metreden az. nsann hayalgcn bir k-
pek gibi ekitiriyor, yrye kmaya aryor. saat-
ten ksa bir srede alt metre kadar ykselebilen, kt h-
retli bir nehir. Sylediklerine gre iinde turnabal var
a m a sandre bulunmuyor.
Nehrin yukarsna doru gm yzey boyunca dal
yapan kular izliyorum. Sabah kireta kayalarnn altn-
daki kilisede Anne iin dua etmeye gittim. Anne, arkada-
m Simon'un annesi, Cambridge'de baheli evinde lmek-
te. Elimden gelseydi ona Ardche'in tereddtsz ama mu-
lak bir vaatle dolu sesini gnderirdim.
Ardche'in sular Bas Vivarais platosunda birok ma-
ara oymu, ezelden beri bu maaralar nice yiide snak
olmu. Buraya gelirken yoldan "hi paras olmayan ama
bol zaman bulunan" bir adam alyorum. Sanrm iini
kaybetmi. Ocak ayndan beri blgede dolayor, akamla-

124
r bulduu bir maarada yatyormu. Yarn akntya kar
otuz kilometre aadaki Chauvet maarasn ziyaret ede-
ceim, son buzul andan sonra ilk kez 1994'te yeniden
kefedilmi. Orada dnyann bilinen en eski maara resim-
lerine, Lascaux ve Altamira resimlerinden en az 1 5 0 0 0 yl
daha eski olan resimlere bakacam.

S o n buzul anda, nispeten scak bir dnemde buras im-


dikinden 3 ila 5 derece soukmu. Aalar hu, sko am
ve ard aacndan ibaretmi. Faunada imdi nesli tken-
m i olan ok sayda tr yayormu: mamutlar, megaseros
geyikleri, yelesiz maara aslanlar, yaban kzleri ve
metre boyunda aylar, ayrca ren geyii, da keisi, bizon,
gergedan ve vahi atlar. Gebe avc-toplayclardan olu-
an insan nfusu seyrekmi ve yirmi-yirmi be kiilik grup-
lar halinde yayormu. Paleontologlar bu insanlara Cro-
Magnon diyorlar, mesafe yaratan bir ad bu, oysa aramzda-
ki fark muhtemelen sandmzdan ok daha az. Ne tarm
varm ne metalrji. Mzik ve ziynet eyas varm ama.
Ortalama yaam sresi yirmi bemi.
Hayattayken bir arada yaama ihtiyac imdiki gibiy-
m i . Ancak Cro-Magnonlarn insann ilk ve ebedi sorusu
olan "Neredeyiz biz?"e verdikleri yant bizimkinden fark-
lym. Gebeler hayvanlarn yannda hayli aznlkta ka-
lan bir tr olduklarnn ac bir ekilde farkndaym. Onlar
bir gezegene deil, hayvan yaamnn iine domular.
Cro-Magnonlar hayvanlara sahip deilmi: Hayvanlar dn-
yann ve etraflarndaki hi durmayan evrenin sahipleriy-

125
mi. Her ufkun ardnda hayvanlar kyormu karlarna.
Bununla birlikte hayvanlardan farklymlar. Ate yaka-
biliyorlarm, karanlkta klar varm. Uzaktan ldrebi-
liyorlarm. Elleriyle birok ey yapabiliyorlarm. Mamut
dileriyle dik tuttuklar adrlar kuruyorlarm. Konuuyor-
larm. Sayabiliyorlarm. Su tayabiliyorlarm. lmle-
ri farklym. Aznlkta olduklar iin kendilerini hayvan-
lardan ayr tutabiliyorlarm, hayvanlar da onlarn bu ayr
duruunu balayabiliyormu.

Ardeche vadisinin banda Pont d'Arc var, nehir tarafndan


oyulmu, neredeyse simetrik 34 metre yksekliinde bir
kpr. Kprnn gney yakasnda, ypranm silueti kp-
ry gemek iin yaklaan pelerinli bir devi anmsatan
yksek bir kireta katman var. Siluetin arkasnda, kaya-
nn yzeyinde, yamurun boyad sar ve krmz l e k e l e r
aboyas ve demir oksit. Dev gerekten kpry geme-
ye kalksa, cssesi sayesinde hemen hemen annda kendisi-
ni kar yarda, tepesinde Chauvet maaras olan ykselti-
de bulurdu.
Cro-Magnonlar zamannda kpr de dev de buradayd.
u farkla ki 3 0 0 0 0 yl nce, resimler henz izilmektey-
ken, Ardche kvrlarak uurumun dibine kadar geliyor,
benim u anda trmanmakta olduum doal patikadan i s e
trlerine gre toplam hayvanlar nehrin suyundan i m e k
iin aaya doru iniyorlard. Maara ok stratejik ve si-
hirli bir konumdayd.
Cro-Magnonlar bir Var kltrnde korku ve hayret

126
iinde yayor, pek ok gizemle yz yze kalyorlard. Kl-
trleri 2 0 0 0 0 yl kadar srd. Biz ise imdilik iki- yzyl
kadar srm olan bir biteviye Ayrl ve lerleme kltrn-
de yayoruz. Bugnn kltr, gizemlerle yzlemek ye-
rine srekli onlar yenmeye alyor.

Sessizlik. Kask lambam sndryorum. Karanlk. Karan-


lkta sessizlik bir ansiklopedi niteliine brnyor, o za-
mandan bu yana olmu bitmi her eyi sktrarak iine
sdryor.
nmdeki kayada bir kme karemsi krmz benek var.
Krmznn tazelii artc. Bir koku kadar, ya da haziran
gecesinde gn batarken ieklerin brnd renk kadar
mevcut ve orackta. Bu lekeler avu iine krmz oksit
pigmenti srp kayaya bastrarak yaplmt. Kk par-
mandaki hafif kklk sayesinde ellerden biri tehis edi-
lebilmi, ayn elin izi maarann baka yerlerinde de bu-
lunmutu.
Baka bir kayadaki benzer lekeler, bir bizonun yandan
grnne benzer bir ekil iziyor. Elin izleri hayvann
gvdesini dolduruyor.
Karanlk.
Kadnlar, erkekler ve ocuklar gelmezden nce (maa-
rada on bir yalarnda bir ocuun ayak izleri var) ve on-
lar ayrlp gittikten sonra maarada aylar kalyormu. Bel-
ki kurtlar ve baka hayvanlar da varm, ama gebelerin
maaray paylamak zorunda olduklar evsahipleri aylar-
m. Duvardan duvara baktka ay penelerinin izleri g-

127
rlyor. Ayakizleri bir aynn yavrusuyla birlikte, karanlk-
ta yolunu bulmaya alarak ilerlediini gsteriyor. Maa-
radaki odacklarn yaklak on be metre yksekliiyle en
byk ve merkezi olannda, aylarn k uykusuna yattkla-
r topran balnda ok sayda ukur ya da knt bu-
lunuyor. Burada yz elli ay kafatas bulunmu. Bunlardan
biri muhtemelen bir Cro-Magnon tarafndan trensi bir e-
kilde maarann en dibindeki ta bir kaidenin zerine yer-
letirilmi.
Sessizlik.

Sessizlikte meknn boyutlar ve genilii giderek daha ok


nem kazanmaya balyor. Maara yarm kilometre uzun-
luunda ve baz yerlerinde genilii elli metreye kadar va-
ryor. Ancak geometrik lmlerin pek bir anlam yok n-
k gvdemsi bir eyin iindesiniz.
Jeolojik diyagenez srecinde olumu olan sarkt ve
dikitler, stndeki yumrularyla kapanan duvarlar, geitler,
boluklar artc bir ekilde bir insan ya da hayvan gv-
desinin organlarna ve boluklarna benziyor. Hepsinin or-
tak zellii akan suyun yaratt ekillere benzemeleri.
Maarann renkleri de anatomik. Karbonat kayalar ke-
mik ve ikembe renginde, dikitler kzl ve bembeyaz, kal-
kit (kalsiyum karbonat) sarkt ve talar turuncu ve smk-
s. Yzeyler sanki balgam kapl gibi slak.
Dev bir sarkt bir tr barsaa benzeyecek ekilde b-
ym (sarktlar bir yzylda bir santimetre hzyla byr)
ve bir noktada minik bir mamutun bacaklar, kuyruu ve

128
gvdesini artran bir biim alm. Bu benzerlik kolayca
gzden kaabilir, onun iin bir Cro-Magnon ressam drt
ksa krmz izgiyle minik mamutu daha grnr klm.
zerine resim yaplmaya msait birok duvar dokunul-
madan braklm. Maarada izilmi olan 4 0 0 ksur hay-
van tpk doadaki gibi gze batmayacak ekilde dalm.
Lascaux ya da Altamira'daki gibi resim sergileri yok bura-
da. Daha fazla boluk, daha fazla gizlilik, belki karanlkla
daha fazla su ortakl var. Yine de, daha sonrakilerden
1 5 0 0 0 yl kadar eski olan bu resimlerin ou, onlar kadar
hnerli, gzlemci ve zarif. Anlalan sanat hemen ayaklar
zerine dikilebilen bir tay gibi douyor. Sanat yapma yete-
nei sanat ihtiyacna elik ediyor ikisi birlikte geliiyor.

Alak, fincan eklinde drt metre kadar apnda bir k-


k maaraca emekleyerek giriyorum; ve maaracn
dzensiz kvrml kenarlarnda krmzyla izilmi ay
buluyorum: erkek, dii ve yavrular, binlerce yl sonra an-
latlacak masalda olduu gibi. melip seyretmeye koyu-
luyorum. ay, arkalarnda da iki kk da keisi. Res-
sam kmr mealesinin kprdayan nda kaya ile ko-
numu. Duvardaki bir knt, sallanarak yryen aynn
n penesinin mthi bir arlkla darya doru savrul-
masna yol am. B i r atlak, da keisinin srtn mkem-
melen izlemi. Sanat bu hayvanlar mutlak ve yakn bir
bilgiyle tanyormu; elleri karanlkta grebiliyormu onla-
r. Tan sanatya syledii, hayvanlarn varolan her ey
gibi tan iinde olduklar ve sanatnn, parmandaki

129
krmz boyasyla, hayvanlar tan yzeyine, zarms y-
zeyine kmaya, bu yzeye srnp kokularyla onu leke-
lemeye ikna edebileceiymi.
Bugn, havadaki nem yznden resim yaplan yzey-
lerin ou zar kadar hassas bir hale gelmi, bir bezle ko-
layca silinebilirler. Hrmetin nedeni bu.

Maaradan k ve akan zamann rzgr gibi acelesine ka-


tl. Yeniden adlar takn. Maarann iinde her ey anlk ve
adsz. Maarann iinde korku var, ama korku bir korunma
duygusuyla mkemmelen dengelenmi.
Cro-Magnonlar maarann iinde yaamyorlard. Hak-
knda pek az ey bildiimiz baz trenlere katlmak iin gi-
riyorlard maaraya. Bir ekilde amanist olduklar varsa-
ym akla uygun geliyor. Her defasnda maarada bulunan
insan says muhtemelen otuzu gemiyordu.
Hangi sklkta geliyorlard? Burada sanatlar nesiller
boyu alm myd? Yantsz sorular. Belki de buraya teh-
like ile kurtulu, korku ile korunma duygusu arasnda m-
kemmel bir dengeye vardklar zel anlar yaamak iin, bu
anlar hafzalarna kaydedip gitmek iin geldiklerini var-
saymakla yetinmeliyiz. nsan bundan fazlasn umabilir mi
bir andan?
Chauvet'de resmedilen hayvanlarn ou gerek hayat-
ta korkutucu hayvanlard; ancak resmedili tarzlarnda
korkudan hi iz yok. Sayg var, evet, kardee, yakn bir
sayg. Bu yzden de her hayvan imgesinde bir insan varl-
mevcut. Hazla kendini gsteren bir varlk. Buradaki her

130
varlk insanda kendini rahat hissediyor tuhaf bir ifade
bu, ama su gtrmez.

En dipteki odada siyah kmrle izilmi iki aslan. Nere-


deyse gerek boyutlarda. Yan yana profilden grnyorlar,
erkek arkada, dii olan erkee paralel, ona boylu boyunca
dokunuyor ve bana daha yakn.
Tek, tamamlanmam (n ayaklaryla arka peneleri
eksik, sanrm hi izilmemi) ama btnlkl bir varolu
olarak buradalar. Doal olarak aslan renginde olan etrafla-
rndaki ta yzey, aslana dnm.
Bu iki aslan izmeye alyorum. Dii aslan hem erke-
in yannda, ona srtnyor, hem de onun iinde. Bu ikili-
lik son derece kurnazca bir eksiltme sonucu ortaya km,
iki hayvan ayn d hat izgisini paylayor. B e l i , karn ve
gs izgisini gsteren hat iki hayvana birden ait onlar
da bu hatt hayvani bir zarafetle paylayorlar.
Vcutlarnn kalan ksmnda hatlar ayrlyor. Kuyruk-
larn, srtlarn, enselerini, alnlarn ve burunlarn belir-
ten izgiler ayr izilmi, ara ara birbirlerine yaklayor,
ayrlyor, birleip sonra farkl noktalarda sonlanyorlar, ne
de olsa erkek aslan diiden ok daha uzun.
Ayakta duran iki hayvan, erkek ve dii, karnlarndan,
en hassas olduklar ve tylerinin en az olduu noktadan
tek bir hatla birlemiler.
Emici Japon kd zerine iziyorum; bu kd se-
tim nk siyah mrekkeple zerine izim yapmann zor-
luunun, beni sert kaya yzeyine kmrle (maarada yak-

131
lp elde edilmi olan kmrle) izmenin zorluuna biraz
yaklatracan umuyorum. Her iki durumda da izgi sz
dinlemiyor. Biraz zorlayp boyun edirmeniz gerekiyor.

ki ren geyii ters ynlere doru adm atyorlar douya


ve batya doru. Ortak bir hat paylamyorlar, daha ziyade
st ste izilmiler yukardakinin n ayaklar alttakinin
gvdesi zerinde iri kaburgalar gibi duruyor. Ve birbirle-
rinden ayrlmalar mmkn deil, iki gvde ayn sekizgen-
de birbirine kilitlenmi, yukardakinin kk kuyruu aa-
dakinin boynuzlaryla kafiye yapyor, yukardakinin
hakkk kalemi profilli uzun ba alttakinin arka bacanda-
ki ayak tarana slk alyor. Tek bir iaret oluturuyorlar
ve ember eklinde dans ediyorlar.
Resim tamamlanmak zereyken sanat kmr para-
sn brakm, parmayla alttaki hayvann karn ve gerda-
n boyunca koyu bir siyahlk (yzdkten sonra san ald-
renk gibi) boyayp yaym. Sonra stteki hayvan da ay-
n ekilde boyam, boyay kayadaki beyazms tortuyla
birletirip biraz yumuatm.
izerken, kendi kendime, geyiin dansnn gzle gr-
nr ritmine boyun een elim belki de bu hayvanlar ilk i-
zen elle birlikte dans ediyordur, diyorum.
Bir izgi ekilirken krlp yere dm bir kmr par-
asna rastgelmek hl mmkn burada.

132
Chauvet'yi benzersiz klan maarann bir tarihte d dn-
yaya kapanm olmas. Esas giri odasnn tepesi ki bura-
s genimi ve gne alyormu 2 0 0 0 0 yl nce k -
m. O gnden 1994'e kadar sanatlarn, ulaabilecekleri
en u noktada olduu iin seslendikleri karanlk, arkadan
girip yaptklar her eyi gmm ve korumu.
Sarkt ve dikitler bymeyi srdrm. Yer yer kalkit
tabakalar baz ayrntlar katarakt gibi kapatm. Ancak i-
zilenlerin olaand tazelii byk lde korunmu. Bu
tazelik de her trl izgisel zaman anlayn sabote ediyor.

Pankreas ucuna benzeyen kk bir kaya sarktna rastge-


liyorum; zerinde iki krmz resim var, byk ihtimalle
iki kelebek.
Aklma Cambridge'de lmekte olan Anne geliyor. Ko-
cas, Simon'un babas arkeoloji profesryd. ok eskiden
her yaz arka arkaya paleolitik kaz alanlarnn yannda kamp
yapard.
O halde, eer tarihleme doruysa, baktn izimler Wil-
lendorf'un oyma kadnyla ayn zamandan kalma?
Evet.
Eer hafzam beni yanltmyorsa krmzms kireta-
ndan oyulmu.
Yanltmyor.
Morfin insann kafasn bulandryor. Ta balta bul-
mular m ok?
Tam bilmiyorum. Galiba on iki kadar.

133
Ta baltalar simetrik olarak yapmak sanatn balang-
c saylr.
Ben de onu demeye alyorum.
Anne'in u anda, tam u anda, yatandan krmz kele-
bekleri grebilmesini istiyorum.

Batya ynelmi birka sr. Aralarnda, kck izilmi


yakn hayvanlar, uzaktaki devasa hayvanlara deiyorlar.
Kuru mevsimde iyi hazrlanm bir ate tututurulduu
anda o kadar hzl yaylr ki seyredenler havann sprlp
alndn hisseder.
Cro-Magnon resimleri snrlara nem vermiyordu. Ne-
reye gitmesi gerekiyorsa o yana doru akyor, orada zaten
bulunan resimleri dolduruyor, akyor, ilerine giriyor-
du; tad eyin boyutlarn srekli deitiriyordu. Cro-
Magnonlar nasl bir hayali uzamda yayordu?
Gebeler iin gemi ve gelecek mefhumu baka bir
yer deneyimine baldr. G e i p gitmi ya da beklenen bir
ey baka bir yerde gizlidir.
Avc iin de av iin de gizlenmek sa kalmann n ko-
ulu. Hayat gizlenecek yer bulmaya bal. Her ey sakla-
nyor. Ortadan kaybolan gizlenmi demektir. Bir yokluk
llerin ekip gitmesinde olduu gibi kayp olarak yaa-
nyor ama terk olarak deil. ller baka bir yerde gizle-
niyor.

134
Gvdesi uzunluunda kvrml boynuzlar olan bir e r k e k
da keisi beyazms bir kayaya kmrle izilmi. i z g i l e -
rinin siyahln nasl tanmlamal? Karanl gven v e r i c i
klan bir siyahlk bu, ezelden ebede hat eken bir siyahlk.
Hafif bir yoku trmanyor, admlar nazik, gvdesi yuvar-
lak, yz dz. Her izgi iyi atlm bir halat kadar gergin,
resmin mkemmelen paylalan ifte bir enerjisi var: mev-
cut olmu bir hayvann enerjisi ile koluyla gz hayvan
meale nda izen insann enerjisi.

Bu kaya resimlerinin burada yaplmalarnn nedeni, karan-


lkta varolsunlar diyeydi. Karanlk iin yaplmlard. Ka-
ranlkta gizlenmilerdi ki ierdikleri ey grnr her ey-
den uzun yaasn, hatta sa kalma vaadi tasn.

Resmettikleri ey bir harita gibi, diyor Anne.


Ne haritas?
Karanlktaki ahbaplk.
Neredeler?
Burada, baka bir yerden gelerek...

135
7

Madrid

Arkadam Juan' bekliyorum, ama sanrm gecikecek. Oy-


sa yapt heykeller hi ge kalmaz; her zaman anlalmaz
bir biimde oktan szleilen yerde olurlar. Juan kk bir
garajda arabann altna yatan oto tamircisi gibi srtst ya-
tarak alr. Ancak iine ara verip ayaa kalkt zaman
saatine bakar. Kendisiyle Madrid'deki Ritz Otelinin giri
salonunda bulumak zere randevulatk.
Bu salonda uzun palmiye aalar ve salonun dibinde
Velsquez'in adn verdikleri bir bar var. (Adamn fazla i-
ki itiini de sanmyorum dorusu.) Duvarlar, stunlar, li-
monluun tavan, her ey beyazms bir sarya boyanm.
Boya reticilerinin fildii dedikleri renk deil, fillerin di-
lerinin gerek rengi daha ok yallarn dilerini hatrla-
tan bir renk bu. Tavann ykseklii st ste bindirilmi
fil kadar var.
nsan sokaktan otele girip ardndan ift kanatl cam
kaplar kapanr kapanmaz, burada parann sarlnn far-
kna varyor; bir okyanusun derinlii gibi bo bir sessiz-
lik olarak deil de bir eit tenhalk gibi hissedilen bir ses-
sizlik.

136
Geni, hal deli merdiven, ve st katta, grnty
birka kat bytse de her zaman olduundan gzel g s t e -
ren tra aynalaryla kimbilir hangi optik laboratuvar bu
sonucu alabilmek iin ka ay altrlmtr sitler ve ya-
tak odalar elle tutulurcasna sessiz. Salonda birtakm in-
sanlar kendi aralarnda konuuyor olsalar bile, sesleri sus-
turulmu, tpk tepsilerinde ngrdayan ampanya dolu ka-
dehleri tayan iki garsonun eldivenli elleri gibi. Garsonla-
rn ellerinde beyaz eldivenler var.
Akamki davetin ilk konuklar gelmeye baladlar. Bu
davetin amac yeni Venezella ekonomisini tantmak; an-
laldna gre bu yeniliin dayana da spanyol yatrm-
clar olacak.
Burann bu gzlerden uzak havas bana nedense gece-
kondu mahallelerinin ve hapisanelerin bitmez tkenmez
vzltsn hatrlatyor.
Davete katlan konuklarn ou otuzlu yalarda, ykse-
len dalgay yakalayanlara zg glmseyileri ve kontroll
baklar olan ve eskiden gemilerin pruvalarnda rastlanan
figrler gibi gvdeleri ne eik duran kimseler. Kimsenin
konumad bu kslm sessizlik iinde kameramanlar ve
gazeteciler, ellerinde mikrofonlar, gelmeye sz veren yl-
dzlar bekliyorlar.
Benden uzak olmayan bir noktada, otelde kalan ve bes-
belli davetle hi ilgisi olmayan mteri iki kanapeyle
bir byk koltua yaylm, evlerindeymi gibi oturuyor-
lar. Belki evlerinden hi ayrlmyor, salyangozlar gibi srt-
larnda tayorlar: uzun yllar yaayan ve eski zamanlardan
kalma adlar olan salyangozlar gibi.
Garsonlar da, kameramanlar da onlarn bu yayllarn

137
saygyla karlyorlar. ki kanapenin arasnda, yerde, b-
yk bir in hals var. l grubun iindeki adam, yaa
da en gen olan, bu in halsnn evresinde ar admlar-
la yryor ve bir Kba purosu iiyor.
Yeni ekonomiyi tantmak iin oraya arlanlarn hep-
si, kadn erkeiyle, promosyon uzmanlar; belki byle ne
eilmelerini gerektiren de promosyonun yaratc abas.
Belki de, uzun bir gnn sonunda, ilerinden biri b i r
an kendi grntsn yakalayverir bir aynada, ite o za-
man bu ne eili elini ayana dolatran bir panik y-
zst ne decei korkusu yaatabilir ona! (Benzer bir
panik bazen Parkinson hastalarnn yzlerinde de grlr.)
Ama bu akam beyaz eldivenli garsonlarn kendilerine
tepsi iinde sunduklar ampanya kadehlerini almak iin
ne eilirken kendilerinden eminler.
Kba purosu ien adam iin puro imek ilerin srekli
olarak ktye gitme srecini hi deilse bu srecin fark-
na varmasn bir eit geciktirme yolu.
Karmda, arkas dik bir sandalyede oturan gen bir ka-
dn, kitap okuyor. O da benim gibi g e kalm birisini bek-
liyor, ama benden daha sk kapya bakyor. Sanrm sevdi-
i birisini bekliyor, ama bu akam gelip gelmeyeceinden
de emin deil. Hayal krklnn gittike artt okuduu
kitaba gittike daha az gz atmasndan anlalyor. Birden
kitab at diye kapatyor, ayaa kalkp yldzlar iin hazr-
lanm kamera klarnn arasndan kp gidiyor.
Elinde sallanan oda anahtaryla geni merdivenden in-
diini gryorum onun. Elinde anahtar deil de, bir ku tu-
tuyor sanki. Banda ekose bir kep, srtnda tvit bir c e k e t ,
ayanda golf pantolon, yn oraplar ve spor ayakkablar

138
var. Ad Tyler. lk ad aklma gelmiyor belki de ok an-
laml olduunu hatrladm iin. lk ad her ne idiyse
kendisiyle ilgili gizi, zellikle de yaad yenilginin gizi-
ni artrrd. Ben ona hep Efendim, derdim.
Tyler u anda merdivenden indi, kepini kard ve salo-
na giriyor. Ben onu baklarmla izlerken, o da b a k a bir
yne bakyor. Her zaman gzlerini baka yne evirip so-
rular cevapsz brakmakta ok yetenekliydi. Artk sevgili-
sini beklememeye karar veren kadnn boaltt sandalye-
yi seiyor. Orada iki ve sandvi mensn alp alnna
yaklatrarak kaln caml gzlnn arkasndan inceliyor.
ou zaman kk bir eyi yarlanm bir kalemi, ya da
bir silgiyi yere drdnde, yere eilip ben arardm,
nk o yere iyice eilmeden gremezdi. Bir keresinde
gzlnn erevesi krlmt ok souk bir kt er-
eveyi eczaneden aldmz bir flasterle ben tamir etmi-
tim. 1932 ya da 1933 ylnda. Ben alt yandayken. Tyler
imdi setii sandalyeyi beni gremeyecei bir yne evi-
riyor ve garsona bir eyler smarlyor.
lnn oturduu kanapelerden birinde, iskeletten
farksz bacaklarn st ste atm, kavisli ayann birinde
pabucu sallanan, platin sal, seksenini gemi bir kadn
uzanm oturuyor. Puro ien adamn annesi olabilir. O da
sigara iiyor, sigaras uzun bir azla takl bylece i-
lerin srekli ktye gitmesini geciktirmeye alyor. Bu
arada gen adamdan daha yal ve b e l k i de onun annesi ol-
duundan, daha beterini grecek kadar uzun yaamayaca-
ndan da emin.
Pek ok ameliyattan sonra yznn ve boynunun deri-
si krepdin kdna dnm. Bann, sigarasnn du-

139
mann frrken, bir yasta dayal olduunu gryoruz.
S o l kolunu kanepenin arkas boyunca uzatm, kolunun et-
leri de kol kemiinden ylece sarkm. Koluna yarm
dzine altn bilezik, boynuna da bir inci kolye takm.
ncilerin sahici olup olmadklarn anlamak, kadnn
bir sirkten mi, yoksa bir atodan m geldiini anlamak ka-
dar g. Her iki yer de, onun hl yitirmedii ve tatmin et-
meye kararl olduu itahnn gurur ve kmseme dolu
kstahlna uyar.
Belki de Aeaea adasndaki Kirke, yzyllar sonra R-
nesans dnemi tablolarnda gsterildii gibi deil de, daha
o k bu kadn gibiydi.
Bu lnn nc yesi, hi deilse bu akam iin
kimbilir, belki de mr boyu, Kirke'nin srda. Belki de
onun kz kardei Pasiphae'dir, hani u Girit'teki Boa'yla
yaad ak sonucu Minotaurus'u douran. Yan tahmin
etmek olanaksz. Kanepenin yanndaki koca koltua irilii
yznden taarcasna oturmu. Kocaman gvdesi sanki za-
mann ta kendisi. Yedi parmanda da yzk var. Boynu
ince bir kadnn beli kadar kaln. Arada bir Kirke'ye koru-
yucu baklar frlatyor. evredekiler onun stne o kadar
dmedikleri iin baklarnda kz kardeininki kadar k-
mseme yok. Yalnz kendisine yaklaanlarn farkna var-
yor, bu yzden kalabaln iine ktnda kendisine az
ak bakanlarn merakndan kurtulmu oluyor.
Kendisini korkutan soruya nasl cevap vereceini de
artk rendi: Ben neredeyim? Artk bunun cevabn ezbe-
re biliyor: Buradaym. Kendi kendimin merkezindeyim.
Bu da onun dnyaya tepeden bak.
Garson Tyler'a bir buz kovas iinde bir ie beyaz a-

140
rap ve stlerine maydanoz serpilmi sandviler getiriyor.
adamn elik ettii, srt ak elbiseli bir kadn oyun-
cu salona giriyor. G z alc derecede gebe. Oradaki gaze-
tecilerden birisinin sorusuna, yumuack karnna parma-
yla yavaa bastrp bir gamze yaparak, Hazirann orta-
snda, diye karlk veriyor. Seyirciler alklyor bu sz.
Bir garson bana bir ey isteyip istemediimi soruyor.
Sipariimi veriyorum. Biraz sonra Tyler'n sesini duyuyo-
rum: zlerek gryorum ki, telaffuzunu dzeltememi-
sin. Eskiden ngilizceyi doru drst konuamazdn, im-
di de spanyolcan o kadar parlak deil.
Elimden geleni yapyorum, efendim.
Bakalarnn nasl konutuunu dinlemiyorsun ki. Ken-
dine hi, bak, bu adam ne gzel konuuyor, ben de onu din-
leyeyim de, onun gibi gzel konumay reneyim demi-
yorsun.
B e n hep birilerini dinliyorum, efendim.
Yeterince sabretmiyorsun dinlerken.
Saatlerce dinleyebilirim ben.
yleyse telaffuzun neden bu kadar kt?
Ben konuulan szckleri dinlemiyorum, efendim.
Ben de bunu sylyorum ite.
Bu konuma sresince Tyler bardandaki arab yu-
dumluyor ve bir saniye bile benden yana bakmyor. Kirke
ise belli bir ilgiyle Tyler' szyor. Herhalde onun kendisi-
nin yar yanda olduunu, ama aka tam bir beyefendi
olduu iin bu fark gz ard edeceini dnyor.
Yeil Kulbe'de Tyler bize eer bir topu yakalamak is-
tersek, bunu havadayken tutmaya alarak deil, geliini
izleyerek ve elimizi ona gre uzatarak baarabileceimizi

141
anlatmt. Kulbe, dam oluklu demir levhalardan yapl-
m, sonra da yeile boyanm bir binayd. Doru drst
almayan bir kaps ve kk penceresi vard. Binay
stacak bir sistem olmad gibi, akar suyu da yoktu. Su-
yu Tyler'la ben her gn onun arabasyla getirirdik. Tuvalet
sorununu nasl hallettiimizi hatrlamyorum. Belki de d-
arda bir yerde toprak bir hela vard. yle bir yere bir ke-
re kustuumu hatrlar gibiyim. Bir tarlann kenarndaki bu
kulbe bizim okulumuzdu. Ama kimse buraya okul de-
mezdi, nk Tyler kesinlikle bir okul retmeni deil, bir
eitmen olduunu sylerdi. Yeil kulbedeki eitmen.
Otelin salonuna gen bir bakan geldi. Salonda baka
kimlerin olduuna bakyor. Bir dakikaya kadar, hemen ie-
ri girsin mi, yoksa Velsquez barnda biraz beklesin mi diye
karar verecek. Korumalar da salondaki, otelin giriindeki
ve resepsiyondaki herkesi tek tek inceliyorlar. Onlar iin bir
yz tanmak, bir kiinin kimliini saptamak o an tehlikeli
bir vakit kayb olabilir, nk kurun, darbe dnyann her-
hangi bir yerinden, herhangi bir kimseden gelebilir.
Ben yaz yazmay ilk olarak ite u anda Madrid'de,
Ritz Oteli'nin salonunda maydanozlu sandvilerini yemek-
te olan Tyler'dan Yeil Kulbe'de rendim. Daha nce yu-
vada A'dan Z'ye btn harflerin nasl yazlacan ren-
mitim. Bu harfleri k olduum mark, sevimli, tombul
retmenim Lilles'in yzndeki benlere ve lekelere benze-
tirdim. Ama Yeil Kulbe'deki ilk gnmde Tyler'n akla-
d gibi, harfleri yazmak yaz yazmakla ayn ey deildi.
Yaz yazmak demek kelimelerin yazmn harf harf bilmek,
dz izgi stnde yazmak, kelimeler arasnda boluk b-
rakmak, onlara doru eimi vermek, sayfa kenarnda bo-

142
luk brakmak, harflerin bykln bilmek, okunakl ol-
masn salamak, kalemin ucunu temiz tutmak, hibir za-
man ktta leke yapmamak ve altrma defterine terbiye-
li bir ocuk olduunu yanstmak demekti.
eitli ailelerden gelen alt erkek ocuuyduk. Wood.
Henry. Blagdon. Bowes-Lyon. Bir de adn unuttuum bir
ocuk. Her derste ayn kk masaya otururduk. Tyler omuz-
larmzn zerinden yaptklarmza bakmad zamanlar,
haftada iki kere marangozluk dersi yaptmz tezghn ar-
kasnda dururdu.
ou eitim kurumlar gizemli yerlerdir, bu belki de
renimle lgnln ortak bir yan olduunu gsterir. Ye-
il Kulbe de bu kuraln dna kmazd. Ben bugn bile
orann ne zaman baladn, ben oraya gitmeye balama-
dan nce ne zamandr var olduunu, Tyler'n oraya nere-
den geldiini bilmiyorum. ocuklar iyi okul saylan okul-
lara girebilsinler diye hazrlard Tyler. Annemle babamn
br ocuklarn aileleri gibi oraya para verdiklerini sanm-
yorum. Kendisinin annemin ilettii kahvede bedava ye-
mek yediini, buna karlk da ngilizcemi ilerletmeme
yardm ettiini ve kk bir centilmen saylmam iin beni
yetitirmeye altn sanyorum. kimiz de bunun umut-
suz bir tasar olduunu biliyorduk. ki buuk yl onunla
ders yaptm, bu da bizim srrmz oldu, bizi garip bir ekil-
de bir eit su orta klan bir sr.
Hayatn berbat edeceksin.
Niin, efendim?
nk testereyle dz bir ey kesemiyorsun.
Tutmas zor da, efendim.
Zor, nk sen testerenin dilerinden korkuyorsun da

143
ondan. Baparman koparacandan m bu korku?
Hayr, efendim.
yleyse dmdz kes unu.
Marangozluk dnda aritmetik, geometri, Latince, re-
sim, Kraliyet Ailesinin Tarihi, corafya, fizik ve baheci-
lik dersleri alyorduk.
Smbl nasl yazlr?
Z ile deil, S ile efendim.
Evet ama S'den sonra ne geliyor? ok acelecisin, ok.
nce soruyu iyice dn. y l e bir tart bakalm.
K aylarnda Yeil Kulbe'de biz alt ocuk souktan
donardk. Oradan oraya gezdireceiniz bir gaz sobasndan
baka bir ey yoktu. Baz gnler gaz sobasnn deposu bo
olurdu. Parasz deil de dalgn olduunu sanalm diye gaz
almay unutmu gibi yapard. Burunlarmz kzarr, par-
maklarmz souktan morarr, ortlarmzn ceplerine slak
mendillerimizi tktrrdk. Ocak ve ubat aylarnda Tyler
ou zaman gevek rlm, renkleri bizi artan bir at-
kyla gelirdi: zerinde kk pembe lekeler olan, beyaz ve
leylak rengi burnunuzun kanamas durduktan sonra sm-
krdnzde, mendilinizde greceiniz renkler.
Kulbede leden sonraki dersler bitince, onun araba-
syla evine gider, oradan da bizim eve gitmek iin otobse
binerdim. Arabasnda onun yannda otururken atksnn
yarsn bana verirdi.
Nereden aldnz bunu, efendim?
ok soru soruyorsun. Kendine dikkat e k m e k iin ya-
pyorsun bunu.
Merak ettim, efendim.
Senin meraknn da sonu gelmiyor. Bann beladan kur-

144
tulmamas da bu yzden. Atknn u ucuna sarn, eneni
kapa, eldivenlerini de giy.
Kirke oturduu yerde doruluyor, ban yle bir sal-
layp salarn arkaya doru savuruyor.
Senyor, burdaki sandviler hounuza gitti m i ? diye so-
ruyor Tyler'a.
Ekmek dilimleri biraz fazla ince kesilmi, onun dn-
da fena deil, Senyora.
Kadn Tyler'a arszca bakyor; Tyler'n cevabnn ince-
lii ve ackll ona bu hakk veriyor.
Tyler'n Austin 7 model bir arabas vard. Bu arabann
katranl muambadan st gerektiinde alp kapanabili-
yordu. K sabahlarnda Tyler arabay krank koluyla al-
trmak zorunda kalrd. Bunun iin ben motor altnda
sa ayam gaz pedalna uzanabilsin diye ofr koltuu-
nun ucuna otururdum. Bazen bu i on dakikamz alrd.
Ben titrerken onun da byklar buz tutmaya balard.
Tyler byk bir evin alt katnda kiralad iki odada
otururdu. Evin bir gl bahesi vard, ama Tyler'n o bahe-
ye girme hakk yoktu. Evin sahibi dul bir kadnd. Arada
bir onu krk mantosu ya da iekli yazlk elbisesiyle ge-
erken grrdm. O da Tyler gibi Katolikti ve Tyler'a o iki
kk oday bu nedenle kiralamt. Tyler'n arabasn ga-
raja koyma izni vard, ama hep belirli bir yere, evin arka-
sndaki mutfak kapsnn yannda duran p tenekelerinin
nne.
Biz yarn gidiyoruz, diyor Kirke, Tyler'n tvit ceketinin
omuzuna dokunarak, Huesca'ya gidiyoruz. Bana yle geli-
yor ki, Senyor, Aragon'a baylacaksnz. Belki siz de bi-
zimle gelirsiniz?

145
Puro ien adam eer gerekten sarn kadnn oluy-
sa, Telegonus imdi Pasiphae'nn koltuktan syrlp ayaa
kalkmasna yardm ediyor. ok zor bir i bu. Kadnn aya-
a kalkabilmesi iin iki koltuk deneinin de dirsek altla-
rna yerletirilmesi gerekiyor. Ayaa kalknca Tyler'a d-
nyor kadn.
Atlarmz grmek sizin de hounuza gidecektir san-
yorum, diyor.
B i r kez daha bu insanlar acaba bir sirkten mi, yoksa bir
atodan m geliyorlar diye merak ediyorum.
Tyler'n kiralad iki oda tpk Yeil Kulbe gibi siga-
ra kokard. De Resque Minor marka sigara ierdi. ki oda-
nn da pencere ilerinde tahta kutularda iek yetitirirdi.
minenin stnde ou zaman su bardaklarna konmu,
zerlerine titiz el yazsyla adlar yazl birer etiket iliti-
rilmi bitki ubuklar olurdu: Kzl Karanfil. Tatl Sultan.
Phlox. Hezaren iei.
Bu ieklerden birinin bile Latince adn bilseydim,
herhalde ok sevinirdi. A m a evinde ders yapmak sz ko-
nusu deildi. Bu yzden hezaren iei hezaren i e i ola-
rak kald. Yeil Kulbe'de Tyler alkan olmamz ve sz
dinlememizi beklerdi bizden. En kk kaytarmada cet-
vellerle altrma defterlerimizi koyduu dolabn yannda
asl duran bir porsukaac dalyla skl yumruklarmza
vurarak bizi cezalandrrd. ki odalk evinde kaytarmam-
za gz yumard, orada yalnzca sessiz durmamz ve ona
dostluk etmemizi isterdi.
Evindeki havagaz ocanda kzartt bir dilim ekme-
e arclk yapan b i r arkadann kendisine verdii baldan
srer, bunu elle boyanm bir tabakta bana i k r a m ederdi.

146
Bu taba bir arkadam boyamt, demiti, bitkiyi ta-
ndn m?
Daha kartamadm, efendim.
ilek aac dedikleri bir aacn iei.
ilek aata m oluyor, efendim?
Tyler bu soruma cevap verme gerei bile duymad.
Tyler'n kendisi de resim yapard. Her zaman HB sert-
likte bir kalemle. Tudor dnemi kulbeleri, kiliseler, bah-
e girileri, st aalar, koyunlar, hezaren iekleri i-
zerdi. Bunlarn bazlarn kartpostallar zerine izmiti.
Bunlar satyor musunuz, efendim?
Bunlar dostlarm iin yapyorum, bylece onlara k-
k bir armaan vermi oluyorum.
Gaz ocann nnde, atein karsnda hasr sandalye-
ye oturmu bir yandan donmu bacaklarm outurur, bir
yandan da kzarm ball ekmeimi yerken, kimse bu ada-
ma yardm edemez, derdim kendi kendime. ok yalyd
ve her yanndan kllar fkryordu.
Pasiphae iki koltuk deneiyle resepsiyona doru gidi-
yor. Herkes ona yol ayor ve soluklanmak iin durduun-
da, bir doa olayym gibi evresinden dolayorlar Onla-
ra bu rahatl veren Pasiphae'nin dnyaya tepeden bak.
Bu kadn ld m?
Sen kimden sz ediyorsun? diye sordu Tyler.
Bamla yatann yanbanda duran fotoraf gster-
dim.
Hi, ama hibir zaman bir kimsenin yatann yannda-
ki masada grdn bir ey hakknda konuma, dedi. s-
tersen, al incele ereveli fotoraf alp elime tututurdu
istersen hafzanda tut, ama sakn bir ey syleme, nk

147
sylenecek bir ey yoktur zaten. Hibir ey.
Sonunda TV yldz geliyor. Otelin dndaki i n s a n l a r
onun yzn bir an iin bile olsa grebilmek uruna bir
saattir sokakta bekliyorlard. Kck bir kadn bu, d n -
dklerinden de kk, kusursuz, kabark siyah s a l a r , g-
m payetli bir giysisi var. Fotoraflarn flalar h e r yan-
dan patlyor. Hepimiz bu hazrlksz ve ekranda y a y n l a n -
mayan anda yldzn nnn tesinde bizi onunla e i t k-
lan bir ey bulmay umuyoruz. rnein onun da b i z i m gi-
bi yellendii gereini. Bu arada, bunun tam kart b i r e-
yin olmasn da bekliyoruz: kendisi o kadar m k e m m e l ki,
onda tek bir insana gerekenden o kadar fazla m k e m m e l -
lik var ki, birazn da bize savursun istiyoruz!
Tyler cebinden bir bloknot karp otelin salonundaki
palmiye aalarndan birinin desenini izmeye b a l y o r .
te tam bu deseni izmeye balad anda, o n u n yal-
nzlnn younluunu hatrlyorum. Belki de b e n i m l e ol-
duu zaman, yam da dnecek olursak, bunu g i z l e m e
gereini duymuyordu. Aslnda gzl, gzlerindeki yal-
nzl daha da bytyordu. Bana yazmay reten adam
ayn zamanda hayatta onulmaz kayplarn ne olduunu da
anlamam salayan ilk kiiydi.
Pasiphae koltuk denekleriyle Velsquez barndan d-
nyor. A c a b a orada bir iki imi midir? Koltuuna yak-
latnda, eilip oturmas byk bir sorun oluyor. Telego-
nus orada hazr, ama her iki yannda da birer erkek olmas
daha iyi olacak, bu yzden kadn Tyler'a bir bak frlat-
yor. O da hemen kadnn yanna gelip kocaman ellerinden
biriyle kadnn hatr saylr irilikteki dirseini tutuyor.
Ressam msnz, Senyor?

148
Hayr, Senyora, oyalanmak iin yapyorum bunlar.
TV yldz bir gitarc eliinde ark sylemeye bal-
yor. Ezgisi hem ok yeni, hem ok eski bir ark bu. Ya-
ln bir syleyii var, gzleri neredeyse kapal, gm kal-
alar neredeyse hareketsiz, dudaklar neredeyse mikrofo-
na deecek.

Bir aacn gvdesine


sevin iinde bir gen kz
adn kazd
sensin benim kabuumu bayla izen...

Tyler elli yalarnda, kinci Dnya Sava'ndan az son-


ra ld.
lmyle ilgili olarak evdeki gaz ocandan, evin ya-
np kl olmasndan, ya da kaplar kapal bir garajda moto-
ru alan bir arabadan sz edenler oldu. Ayrntlar hatr-
lamyorum. nk ayrntlar ne olursa olsun, dnyada her
eyden ok nitelie nem veren bu dzenli, titiz, huysuz,
utanga adam umursamazlk ve dikkatsizlik yznden l-
mt ya da kendi hayatna son vermiti. En iyisi ayrn-
tlar unutmak.
Biz birazdan yola kyoruz diye fsldyor Kirke, Ty-
ler'n dirsei dibinde. Araba byk, bagajnz iin bol bol
yerimiz var.
Fazla bir bagajm yok, Senyora.
Demek bizimle gelip atlarmzn resimlerini yapacak-
snz? diye soruyor Pasiphae.
Bir resmi glgelerken, kargack burgack izgiler iz-
me. Anlald m? Resme glge vermek zen ister. izgi-

149
ler birer birer yan yana getirilir. Sonra yukardan aaya
ekersin izgileri, bylece izgiler deseni rerek tamam-
lar. Fiil: rmek. Di'li gemiin hikyesi?
rdyd, efendim.
Juan arkamdan yaklap elleriyle gzlerimi kapatyor
ve soruyor: Bil bakalm kimim?

150
8

Szum ve Ching

Vardk eer yanmdaysan. Daha fazla ilerlemeyeceiz.


Kk Polonya denen yerdeki girii basamaksz eve ula-
tk.

Yol iaretlerinin bir masal anlattn dnrdm sk sk:


ifte Kavak, Srayan Geyik, Drtyol Az, Hemzemin
Geit, Dner Kavak, Heyelan Tehlikesi, Dik Yoku, Ba-
bo Sr, Tehlikeli Dn.
Hayatn rizikolaryla karlatrldnda, bu uyarlar
gven verici bir basitlikte geliyor insana.
Berlin'den sonra douya doru yol alrken gkyznde
deienin ne olduunu anlatmak kolay deil. Ovann dz-
l karsnda dikey duran her eyi farkl bir adan gr-
meye balyorsunuz: tahta itler, tarlada durmu bir adam,
ara sra karnza kan bir at, ormandaki aalar... Gky-
znde grdnz mesafe artk ayn eyden dem vurmu-
yor; burada, birka bin kilometre sonra, ovann stepe d-

151
neceini bildiriyor stepte mesafeler dalardaki yk-
seklik kadar tehlikeli ve meydan okuyucudur.
Stepte aalar daha direnli ve daha ufak olur, tpk
da tepelerindeki rnein gneydeki Karpatlar'daki ka
dayankl kimi aalar gibi. Stepte bir kpekten daha yk-
sek olmayan hu aalar vardr. Dalardaki korkun sou-
un nedeni yksekliktir; stepte ise mesafe, ktann yatay
yaylml.
Oder'i getikten sonra henz bagstermese de bu me-
safe, bu yaylma kendini hissettirmeye balyor. Gkyz
yeryzne yeni bir teklifte bulunuyor.

Varova ile Moskova'y balayan ana yol boyunca douya


doru motorumla ilerliyorum. ki yne doru da youn bir
trafik var. Birka yl iinde buras otoyol olacak. Yol eit-
li ormanlarn kysndan ya da iinden geiyor. inde yaz
yeil yeil parlayan kuzey ormanlar; ladinlerin gv-
deleri uzadka giderek daha tyl bir turuncu renk alyor.
Balklar iin mercan neyse, krmz ladinlerin tepesi de
kular iin ayn ey olmal.

152
Hayatmza giren hayatlarn says hesap edilemez.

153
Yolun dnemecinde iki dirhem bir ekirdek giyinmi gen
kadnlar duruyor, kalalarn kartm, batdan gelen o-
frlere el ediyorlar. Eski, harap bir Mercedes 123 kullanan
bir adam durmu. Polonyallar bu arabalara beczka, f di-
yorlar. Ukraynal ofr de fya benziyor. Kzlarn ou
Romanyal. Hizmetleri dolar banknotlaryla deniyor.
Pekl, diyor kz, paray almak iin elini uzatarak.
Sonra, diyor adam, batan para vermeyi reddederek.
Adn ne senin?
Srt ak elbisesiyle, omuzlarn silkiyor kz.
Adam baparmayla gsne vurarak kendisini iaret
ediyor. Mickhail, diyor, benim adm Mickhail. Seninki?
Kz ban sallayp dikiz aynasnda yzn inceliyor.
Adn ne?
En iyisi geri ekilmek diye dnd her seferinde
kulland ngilizce cmleyle yantlyor kz: I dunno (bil-
miyom).
Usanan ofr kapy ayor, kz mecburen kyor.
Adam hemen, hzla yola atlyor, lastikleri patinaj yaparak
toz kaldryor.
Aalarn arkasndan bir baka kadn kyor yrye-
rek. Banda tyl bir kadife apka olan yalca bir adamn
elinden tutuyor. ki kz bu kk orman parasnda birlik-
te alyorlar.
Hey, Lenuta, diye sesleniyor yal adamn yanndaki
kz, Ukraynalyla ans yaver gitmeyen arkadana. Peze-
venkler ne yapm, biliyor musun?
Ne?
Arabasn almlar. Adam ormana gtryorum, geri
getiriyorum, bir bakyoruz araba gitmi. Yepyeni BMW 525.

154
Seni mi suluyor?
Adam Alman, kalp krizi geirecek diye k o r k u y o r u m .
Paran dedi mi? diye soruyor Lenuta.
teki bayla evet diyor
E brak o zaman!
teki suratn asp o m u z silkiyor.
Bana ver o zaman, diyor Lenuta, git Janey'i g r bel-
ki Evgen arabaya ne oldu biliyordur.
Adam makilerin zerine oturuyor. Gzlerini izmeleri-
ne dikip elini kalbine bastryor. Lenuta a d a m n zerine
t y takl apkasn karyor ve kenarndan t u t u p adam
yelpazelemeye balyor. Hava scakl 4 0 C .

Ormandan yannda k k bir ocukla yal b i r kadn k-


yor. Parmaklar olduu gibi mora b o y a n m . Olan bir
n a y l o n torba tayor. Brtlen toplamlar. B i r a z sonra
o l a n topladklar siyah meyveleri doldurduklar drt tane
litrelik kavanozla yolun kenarna oturacak.

E t o l o g bir arkadam var. ok uzun olmayan b i r sre nce,


buradan 2 0 0 kilometre kadar douda kalan B i e l o w i e z a or-
mannda uzun yllar kurtlarla alt. Aylar b o y u n c a , kurt-
larn merak temkinliliklerine galebe alp da onu kabul
e d i n c e y e kadar, sabrla ve korkusuzca k u r t l a r a yanamak
i i n urard. Arkadamn ad Despina. B i r defasnda, sa-
b a h erken vakitte a r k a d a n n S i b e r adn v e r d i i srba

155
yanna gelip kendisini takip etmesini istediini belli etmi.
Despina peinden gitmi. Siber arkadam a r ar, takip
ettiinden emin olmak iin arkasna baka b a k a ormann a-
llndan geirip yavrulayan einin bulunduu ine gtr-
m. Yavrular o srada iki haftalk olmular ve o sabah ana
kurt yavrularn ilk kez srnn geri kalanyla, Despina'nn
nnde bekleyen dier kurtla tantrmak iin inlerin-
den karmaya hazrlanyormu. Siber ve diisi yavrular
darya armlar: Auuuu... auu... uuu. Yavrular tek tek
km, gzleriyle etraf aratryorlarm. Kurt yavrular
haftalk olduktan sonra srlerine dahil olmayan her-
kesten phelenmeye balarlar, dolaysyla tanmak iin
en uygun zaman buymu. Siber, Despina'nn da bu ana ta-
nk olmasn istemi.

Kzlara fazla yaklama, diye uyaryor ninesi brtlen sa-


tan torununu. Romen kzlardan uzak dur, yoksa arabadaki
kadnlar kocalarnn durmasna izin vermez.
Bu memleketteki herkes bir ey satyor ya da satmaya
alyor, Altml yalarn sren adamlar akama doru
byk kentlerdeki kaldrmlara kp zerine POKOJE yaz-
dklar bir kartonu kaldryorlar. Oradan g e e n bir yolcuya
kk dairelerindeki ya da evlerindeki misafir odasn bir
geceliine satmaya alyorlar.
Her bir brtlen kavanozu sekiz zloti.
BMW bulunmu. Yal Alman birka yz zloti karyor
cebinden. Ty takl apkasn yine geirmi bana, lastik-
leri inceliyor byk ihtimalle deitirilip deitirilme-
diklerini anlamak iin.

156
Yollar dmdz, kentler arasndaki mesafeler uzun. Gky-
z yeryzne yeni bir teklifte bulunuyor. Yz elli yl nce
Kalisz ile Kielce arasnda tek bama yolculuk yaptm
hayal ediyorum. ki isim arasnda mutlaka bir nc isim
olacaktr: atnn ismi. Atnn ismi geride braktn kentle
yaklatn kentin ismi arasndaki sabit.
Gneye Tarnow'a iaret eden bir levha gryorum. On
dokuzuncu yzyln sonunda, ilk modern Rembrandt resim-
leri koleksiyoncusu Abraham Bredius buradaki bir kalede
bir tablo kefetmiti.
"Otelimin nnden geen harika drt atl arabay g-
rp kapcdan arabann birka gn nce kendisine ykl
bir drahoma getiren gzeller gzeli Kontes Potocka'yla ni-
anlanan Kont Tarnowski'ye ait olduunu rendiimde,
bu adamn ayn zamanda byk ustamzn en stn yapt-
larndan birinin ansl sahibi olduu hakknda en ufak bir
fikrim yoktu."
Bredius otelden ayrlp kontun atosuna kadar trenle
uzun ve zahmetli bir yolculuk yapm trenin miller bo-
yunca yry hzyla ilerlediinden ikyet ediyormu.
atoda hemen Rembrandt'n olduunu tahmin ettii bir at-
l tablosu dikkatini ekmi, bunun bir yzyldr unutulmu
bir bayapt olduunu dnm. Tabloya Polonyal Sva-
ri adn vermiler.
Bugn kimse resmin ressam iin kimi ya da neyi tem-
sil ettiini tam olarak bilemiyor. Svarinin ceketi tipik Po-
lonya ii bir kontusz. Bandaki apka da yle. Muhteme-

157
len bu nedenle resim Amsterdam'dan bir Polonyal soylu
tarafndan alnp on sekizinci yzyln sonunda Polonya'ya
gtrlmt.
Resmi ilk kez sonunda gtrld New York'taki Frick
Koleksiyonunda grdmde, Rembrandt'n sevgili olu
Titus'un portresi olabileceini dnmtm. Resim bana,
evden ayrlmayla ilgili gibi gelmiti hl da yle gelir.
D a h a akademik bir yorum, resme esin verenin, Rem-
brandt'n zamannda Amsterdam'da muhalif evrelerde bir
tr asi kahraman saylan Polonyal Jonaz Szlichtyng oldu-
unu ne sryor. Szlichtyng on altnc yzylda sa'nn
Tanr'nn olu olduunu reddeden nk olu olsayd din
tektanrl olmaktan kard Sienal teolog L e b o Sozznisi'
yi izleyen bir tarikata dahildi. Eer resim Jonaz Szlichtyng'
den esinlenmise, savari bir figr gsteriyor; bir adam,
sadece bir insan, atna binmi, kaderiyle yzlemek zere
yola kyor.

Benden kaabilecek kadar hzl gittiini mi sanyorsun, di-


ye soruyor bana, arabasn Kielce'deki ilk trafik nda ya-
nma ekerek.
Ayakkablarn karp atm, arabay plak ayak kul-
landn fark ediyorum.
Senden uzaklamaya almyorum, diyorum, srtm
dikletirip iki ayam birden yere basarak.
Bu hz niye yleyse?
Cevap vermiyorum, cevab biliyor naslsa.

158
Hzda unutulmu bir sevecenlik vardr. Araba kullanrken,
ban bir santimetre bile oynatmak zorunda kalmadan ek-
randaki gstergeleri grebilmek iin sa elini direksiyon-
dan belli bir tarzda kaldrrd. Elinin bu kk hareketi or-
kestra karsndaki byk bir efin hareketleri kadar temiz
ve kesin olurdu. Bu kendinden emin halini ok severdim.
Hayattayken ona Liz derdim, o da bana Met. Ona tak-
tm ismi severdi, nk hayatnn o anna kadar byle
kaba saba bir takma ada karlk vermesi akla hayale s-
maz bir eydi. "Liz" bir yasann inenmesi anlamna ge-
liyordu ki yasa inemeye baylrd.
Met, Saint Exupry'nin romanlarndan birindeki hava-
cya verilen isimdir. Galiba Gece Uuun'nda. O benden
ok daha fazla kitap okumutu ama ben de daha hayat ada-
mydm; belki bu nedenle bana bir seyrsefercinin adn
takmt. Bana Met demek aklna bir defasnda Calabria'
dan arabayla geerken gelmiti. Arabadan her ktmz-
da bana geni kenarl bir apka takyordu. Gnete yan-
maktan nefret ederdi. Cildi Velsquez"in zamanndaki s-
panyol kraliyet ailesininki kadar beyazd.
Bizi bir araya getiren neydi? Yzeysel bir bakla, me-
rak yamz dahil her konuda birbirimizden apak bir e-
kilde farklydk. Birlikte pek ok ilk yaamtk. Ama daha
derinden bakldnda, bizi bir araya getiren ayn hznn
szsz kabulyd. Kendimize acmyorduk. Bende en ufak
bir kendine acma sezmi olsayd bunu hemen kesip atard.
Bana gelince, sylediim gibi, onun kendinden emin olu-

159
unu severdim, kendine acmayla bir arada olmaz bu zel-
lik. Bizimkisi dolunaydaki bir kpein lgn ulumas gibi
bir hznd.
kimiz de farkl farkl nedenlerle, birazck umutla yaa-
mak iin mutlaka slup gerektiine inanyorduk, ya umut-
lu yaardn ya da umutsuzluk iinde. Aras yoktu.
slup? Belli bir hafiflik. Belli hareketleri ya da tepkile-
ri devre d brakan bir utan duygusu. B i r zarafet teebb-
s. Her eye ramen bir melodinin aranabileceine ve bel-
ki de bulunabileceine dair inancn korumak. Ancak s-
lup belli belirsizdir. nsann iinden gelir. Gidip bir yerden
alamazsnz. slup ile modann ortak bir ryas olabilir,
ama farkl yaratlmlardr. slup grnmez bir vaade da-
irdir. Bu yzden de dayankllk ve zamanla uzlama yete-
nei gerektirir ve bu yetenei gelitirir. slup mzie ok
benzer.
Gecelerimizi konumadan Bartk, Walton, Britten, os-
takovi, Chopin, Beethoven dinleyerek geiriyorduk. Yz-
lerce gece. 33'lk plaklarn zamanyd, arka yzn elle e-
virmeniz gerekenlerin. Plan arkasn evirip elmas ulu
pikap inesini yavaa zerine indirdiimiz anlar, kran
ve beklenti dolu, sanrl bolluk anlaryd; bu anlar ancak
birimiz dierinin zerinde, yine tek kelime etmeden sevi-
tiimiz anlarla karlatrabilirim.
O halde neden uluyorduk? slup insann iinden gelir
ama gvenini baka bir zamandan alp bugne dn ver-
melidir, dn alan da o zamana bir rehin brakmaldr. Tut-
kulu bugn, slup iin hep ok ksadr. Aristokrat olan Liz
gemiten dn alyordu, ben ise devrimci bir gelecekten.
sluplarmz artc derecede benzerdi. Giyim ku-

160
amdan ya da markalardan bahsetmiyorum. Yamurda s-
rlsklam bir ormann iinden yrrken, ya da sabaha kar-
Milano'nun merkezi tren istasyonuna varrken nasl ol-
duumuzu hatrlyorum. ok yakn.
Yine de birbirimizin gzlerinin derinliklerine, bunun
ierdii riskleri bal gibi bildiimiz halde inkr ederek bak-
tmzda, dn aldmz zamanlarn kuruntudan ibaret
olduunu fark etmeye balardk. Hzn buydu. Kpein
ulumasna yol aan buydu.

Trafik yeile dnyor. Onu geiyorum, arkamdan ge-


liyor. Kielce'yi geride braktmzda, duracam belirten
bir iaret veriyorum. Bir ncekinden daha karanlk bir or-
mann kenarnda aralarmz saa ekiyoruz. Arabasnn
camn indirmi bile. Kulann arkasna doru att a-
kaklarndaki incecik salar narin bir ekilde karm. Na-
rin bir ekilde nk parmaklarmla bu salar amak iin
nazik davranmam gerekecek. Torpido gznn etrafna
farkl renklerde tyler yaptrm.
Met, diyor, hatrlyor musun, gnler boyunca Tarih'in
bayalndan azade kalrdk. Bir sre sonra, sen beni terk
edip giderdin, tekrar tekrar. Mptelaydn.
Neye?
Mptelaydn -tylerden bazlarna parmaklaryla do-
kunuyor- tarih yapma mptelasydn, tarihi yaptklarna
inananlarn ta bandan iktidara el koyduklarn, ya da
koyduklarn hayal ettiklerini gz ard etmeyi seiyordun,
oysa bu iktidar, gn gibi ak ki Met, onlarn ban dnd-

161
recektir. Bir-iki yl iinde ne yaptklarn bilmez hale gele-
cekler. Elini bacann zerine brakyor.
Tarihe tahamml etmek gerekir, diye devam ediyor,
kendisi de Tanr bilir neden yenilmez olan bir gururla,
tuhaf bir gururla tahamml etmek gerekir. Avrupa'da Po-
lonyallar bu tahammln yzlerce yllk uzmandrlar.
Onlar bunun iin severim. Savata 303. Hava Filosu'ndan
pilotlarla tantmdan beri severim onlar. Onlar hi sor-
gulamadm, sadece dinledim. Davet ettikleri zaman da
dans ettim onlarla.
Taze tomruk yklenmi bir yk arabas ormandan da-
r kyor. Atlar kpk ve ter iinde, nk arabann teker-
lekleri orman yolundaki yumuak topraa saplanyor.
Burann ruhunun atlarla ok alakas var, diyor glerek.
Ve sen, u mehur tarihsel yasalarnla sen, bir atla nasl ba
edeceini Troki'den daha iyi bilmiyordun! Belki bir gn
kimbilir? belki bir gn u nl tarihsel yasalarn olmak-
szn kollarma dnersin.
Tanmlayamayacam bir el hareketi yapyor. Sade bir
tavrla ban yatryor, yle ki san ve ensesini grebili-
yorum.
Kendine bir mezar kitabesi seecek olsaydn? diye so-
ruyor.
Kitabemi seecek olsaydm, Polonyal Svariyi ister-
dim.
Kitaben iin bir resim seemezsin!
Seemez miyim?

162
nsann ayandan izmelerini kartacak birinin olmas
harika bir ey. "Kadn adamn izmelerini nasl kartaca-
n iyi biliyor", atasz haline gelmi bir R u s iltifatdr.
Bu akam izmelerimi kendim kartyorum. ktklarn-
da, motosiklet izmeleri olduklarndan, farkl duruyorlar.
Farkl olmalarnn nedeni korunma salamak iin belli yer-
lerinde metal olmas deil; gaz pedalna basarken oluan
ypranmay engellemek iin burna doru eklenmi olan de-
ri paras ya da src arkadaki aratan far klar vurdu-
unda rahat grnsn diye bilek hizasna konmu fosforlu
erit de deil farkll yaratan; kardmda birlikte kat
ettiimiz binlerce kilometrenin yanna adm attm his-
settiim iin farkllar. Sanki ocukluumda beni byle-
mi olan yedi arn izmeleri bunlar. Yanmda her yere g-
trmek isterdim o izmeleri, nk daha o zamandan yol-
lar dlemeye balamtm, oysa dm patlatrd yol.

Polonyal Svari tablosunu bir ocuun sevecei gibi sevi-


yorum, nk bu tablo pek ok ey grp geirmi ve asla
yataa gitmek istemeyen yal bir adamn anlatt hikye-
nin balangc.
Svariyi bir kadnn sevecei gibi seviyorum: cesareti,
kstahl, krlganl, bacaklarnn gcyle. Liz haklyd.
Burada dlerden pek o k at geiyor.
1939'da kl kuanm Polonyal svari birlikleri lke-
lerini igal eden panzerli birliklerin tanklarna saldrd. On
yedinci yzylda "Kanatl Svariler" dou ovalarnn inti-
kamc melekleri olarak korku salard. Ancak atn askeri

163
gten te anlamlar da vardr. Polonyallar yzyllar bo-
yunca seyahate ya da ge zorlanmtr. Doal snrlar bu-
lunmayan topraklarnda yollar bitip tkenmeden uzar.
Polonyallarn gvdelerinde ve giyini tarzlarnda at-
lktan kalan alkanlklar hl kendini belli ediyor bazen.
Varova'daki bir pizza tezghnda oturup pepsi k o l a ien,
mrlerinde hi ata binmemi, hatta ata dokunmam in-
sanlara bakarken aklma sa aya zengiye atp solunu
atn zerinden artma hareketi geliyor.
Polonyal Svari'nin atn kendi atn kaybetmi de ye-
rine yenisi verilmi bir atnn sevecei gibi seviyorum.
Hediye atn dileri biraz uzun Polonyallar bu aksakla
szkapa der ama sadakati kantlanm bir hayvan.
Ve son olarak, manzarann arsn seviyorum yolu
nereye karsa ksn.

Yol, Ukrayna snrnn yirmi kilometre berisinde, Kk


Polonya denen blgenin gneydousundaki Grecko k-
yne kyor.
Ky yolu toz ve tatan olumu. ki dkkn var, orma-
nn iinde alm bir yolun sonunda da bir kilise. Kyn
merkezine doru, Meryem'e adanm bir tapnan yakn-
larnda, baharda yaban kukonmazlarnn bittii yerde ye-
il suyla dolu kk bir depo var. Kyller 1960'l yllarda
kye elektrik getirmek iin yerel papazn yapt minyatr
hidroelektrik plan uyarnca bu su deposunu kazp am-
lar. Plan almam, ama Kilise'nin Sovyetler + Elektrik =
Komnizm formlne burnunu sokmas yetkilileri, muhte-

164
melen normalde yapacaklarndan ok daha hzl bir ekil-
de kye ulusal ebekeden elektrik vermeye mecbur brak-
m. imdilerde, dolap beygirlerinden biri azdnda ky-
ller hayvan su deposuna sokup sakinleene kadar birka
saat bekletiyorlar.
Evlerin ou, bacas atnn ortasna dikilmi, iinde
tek bir soba yanan (kn scaklk -20C'lere kadar iniyor)
iki odadan mteekkil ahap ata'lar. Drt kk pencere
ift caml genellikle iki camn arasna sevgiyle bir saks
bitkisi yerletirilmi oluyor. Baheler tahta itlerle evre-
lenmi, ilerinde pancar, lahana, patates, prasa yetitirili-
yor. ata'lardan bazlar geniletilip yeniden yaplm, i-
lerine kalorifer yerletirilmi, ahap direkli revaklar eklen-
mi. Paylarna den toprak miktar deimeden kalm
ama; dedelerinin ninelerinin evlerini iyiletirmek iin ge-
reken para ise Almanya'da ya da ikago'da kazanlm.
Arkadam Mirek'in evi ana yolun teki yannda, k-
yn biraz uzanda. Getiimiz yedi yl boyunca Mirek,
kaak gmen olarak bulunduu Paris'te inaatlarda al-
t. Orman mhendislii eitimi alm. Ormanda ondan ok
ey rendim.
Normalde hzl yrr, tpk arabay da hzl srd gi-
bi. Tehlikeli kullanmaz, zaten yeterince tehlike olduunun
farkndadr. Byk elleri, geni omuzlaryla itip gemeyi
dneceiniz biri deildir. Ama gzleri, sizi artr; ile-
rinde dnceli, neredeyse mtereddit bir sorgulama var-
dr. Kadnlarla ansnn bu kadar yaver gitmesini acaba bu
sorgulamaya m borlu? Vaatlerde bulunmamz gerekir,
demiti bana bir gn, vaatler olmazsa hayat hepimiz iin
o k zordur; ama inanmadn bir vaatte bulunursan, sayl-

165
maz. Belki de bu yzden eylemi sze tercih ediyor. Dedi-
im gibi, normalde hzl yrr.
O sabah, admlarn yavalatmt ve ara ara topraa
melip am aalarnn arasndaki topra inceliyordu.
Sana Karnca Aslan'n gstermek istiyorum, dedi, buralar-
da olmal. Bir tr karnca m? Hayr kurtuk, larva. Trnak
kadardr. Kanatlar ktnda yusufua benzer, saten gibi
ipeksidir. amlarn arasnda arand toprak kumlu ve g-
neliydi. Bulamad.
Bir aa gvdesine yaklap yapkan, kesik yzeye
dokundu. Tam oprinka miodowa'lk bir yer. Derin ormann
tadn tayan mantarlar bunlar, dedi. Piirmesini bilseler-
di yaban domuzlar yerlerdi bu mantarlar. Ac tadndan
kurtulmak iin bir dakika kadar halayacaksn saplarn
katma, ince ama ipliksidirler sonra taze kremayla servis
et! Bunu sylerken glmsyordu. Mirek'i en ok glm-
seten gnlk hayatn rutinlerinden ve skc kurallarndan
kurtulmann hazzdr, glmsemesi geniledike sonunda
glmeye balar. Bir kaak avcnn gzne ve hayal gcne
sahiptir.
Yarm saat kadar sessizce ilerledik. Aniden durdu, diz
kp kumda alm fincan taba apndaki kk krate-
ri gsterdi. Giderek daralan bir huni eklindeydi.
Bayla kskalarn grdn m? Kumlara gizlenmi,
tnelden kayp azna decek karncay bekliyor! Karnca
aslan! nce yerde bir daire izer, diye aklad Mirek, ge-
ri geri giderek izer daireyi, arka ayaklar kazc olacak e-
kilde evrimletiinden ne doru ilerleyemez. kard
kumu bann hzl bir hareketiyle yana atar. Sonra daha
kk ve daha derin bir daire daha izer. Bu ekilde gide-

166
rek daha dar ve derin daireler ize ize en dibe ulap bura-
ya sotalanr. B i r karnca bu kayan topraa dtnde kur-
tulamaz. Eer gnler boyunca bir ey yiyememi de ok
ackmsa karnca aslan ayn anda birok karncann ieri
dmesini salayacak kadar geni bir ember izer. ok a
deilse daha kk bir ember. Mensn kuma yazar!
Mirek'in glmsemesi kahkahaya dnyor, sonra
sanki nasl olup da her eyin bu ekilde olup bittiinin sr-
rn zmek istermiesine gkyzne bakyor.

Mirek'inki gibi bir ev daha grmedim. Belki de yeterince


yakndan tandnz her ev iin ayn eyi syleyebilirsi-
niz. Neyse, neyle karlaacam biliyorum. Yolun yann-
daki ot brm patikay izliyorum, ayn zerindeki ka-
laslardan yaplm kpry geiyorum, kapnn solundaki,
zerindeki elmalar kiraz boyutlarnda ve renginde olan
(son derece aclar) aac geiyorum ve cebimde anahtar
aranyorum. n kapya kmak iin basamak yaplmam
beton bir platformdan elli santim kadar yukarya adm at-
manz gerekiyor. Ahap kapda amam gereken iki kilit
var, anahtar eviriyorum. Kap almyor. Kapnn kabart-
masndan tutup hafife yukar kaldryorum. Kap bel ve-
rip alyor. eri giriyorum. Ev toz, odun atei ve erelti-
otu kokuyor. Odadan odaya geziyorum alt oda var. Her
odada en az bir kelebek ya da gve var; kh sakin sakin
uuyor kh para sayma makinasnn hafif ve seri sayma se-
siyle bir pervaza arparak kanatlarn rpyor.
Ev ina edileli bir yzyldan fazla olmu. Sekiz yemek

167
sandalyesinden sadece tanesi zerine oturduunuzda
kmyor. Her odada Meryem resmi var. Kimse evin tari-
hini tam olarak bilmiyor, belki de herkes bu tarihin farkl
bir blmn unutmak istiyor. Besbelli eitli iler iin kul-
lanlm. Telleri, prizleri, balantlar, sigortalar ve d-
meleriyle ortalkta duran elektrik balants sanki krk yl
kadar nce telala, acil bir ii halletmek iin geliigzel
ekilmi gibi. Belki de kye ilk elektrik geldiinde?
Elektrii bala! nmzdeki haftadan itibaren ileri
buradan yrteceiz gece gndz, yaz k, tamam m?
Her gn burada sadece birimiz olacak. Bala hadi, pazar-
tesiye kadar hallolsun.
Belki de ev uzaklarda yaayan yal bir kadna aitti;
kye elektrik geldiinde burada oturan yeenlerinden biri
elektriki numaras yaparak kadndan evine elektrik bala-
ma karlnda bir mobilet alabilecek paray kopartmak
iin bu frsattan yararland?
Elektrii ayorum. Yanmda getirdiim pastrmayla
smietanie'yi mutfak masasnn zerine brakyorum. Gel-
diklerinde orbay hazr edeceime sz vermitim. Bir bu-
uk saat iinde su da snm olur.
Aa yukar elektrik tesisat ekildii srada pencere-
ler de deitirilmi. Ev ilk yapldnda konanlardan ok
daha fazla ve ok daha byk pencereler yaplm. Bu pen-
cere meraknn ardnda yatan neydi acaba?
Modernlie doru atlm bir adm m, yal kadna ye-
eninin kabul ettirdii bir yenilik mi? Elektrik ekmenin
tersine, pencereleri yapp yerletirmek aylarca sren bir i
olmutur, adam da ikinci el bir araba alacak kadar para ka-
zanmtr.

168
Yoksa bu bir Komite Karar myd?
Eer eve bol k girerse, daha az elektrik harcarz. Pen-
cere pervaz bulmak sorun deil, dorudan fabrikasndan
getirtiriz. Sen odadan odaya al, bu srada biz dierlerin-
de kalrz! Tamam m?
imdi ift caml yirmi pencereden sadece alabi-
liyor. Bazlarnn camlar boyanm, k geirmiyor; bir-
ka tanesinin de cam krlm, zerine naylon kaplanm.
Hi perde yok.
Mutfaktan bir kapyla geilen penceresiz bir hol olan
kilerde (buzdolab yok) bir ie bira buluyorum. Buradan
on iki kilometre uzaktaki Zwierzyniec kynde yaplm,
"hayvanlarn yeri" anlamna geliyor kyn ad. ieyi alp
iinde koltuk olan n odalardan birine gidiyorum.
Duvarda bir ift geyik boynuzu asl, karsnda da t-
fekli ve kpekli bir avcnn eski bir ereve iindeki foto-
raf var. Fotorafn tarihini anlamak g. Mirek adamn
kim olduunu bilmiyor. Belki de bir zamanlar bu evde ya-
yordu.
Aslnda boynuzlar bir aka: boynuz etkisi yaratacak
ekilde duvara yerletirilmi bir ift ladin dal.

Liane Romanyal bir ressam. Bana Berlin Doal Tarih M-


zesi'nde yapt bir resmi gndermi. Resimde kocaman
bir aa gvdesi var, iki yanndan gerek boynuzlar uzan-
yor. Sylediine gre bir zamanlar muhtemelen bir geyik,
gen bir aacn kklerinin yannda lm, aa byrken
kafatasn da ykseltip korunmasn salam. Berlin'e gi-

169
den arkadalara mzeye gidip bakmalarn syledim, onla-
ra resmi gsterdim. Hepsi de byle bir ey gremedikleri-
ni bildirdiler dnlerinde. En sonunda Liane'a sordum. E
tabii, dedi glmseyerek, sadece ben bulabilirim onu. M-
zeye birlikte gitmemiz lazm, belki de kaldrmlardr.

Fotoraftaki avc bir kasket takm. Bugn dnyann her ye-


rinde genlerin siperliini arkaya vererek giydikleri beyz-
bol kasketleri, perdahlanm tepesi ve kendine has iddia-
syla geleneksel kasketin yerini ald. Polonya kasketlerinin
ne srd iddialar unlard: yenilmez bir vatanseverlik;
kumanda etme hakk; hizmet ak; doayla ve onun tm
arlklaryla ainalk; sr saklama ve pazarlk becerisi; ok
uzun bir tarih deneyimi.
Her isteyen byle bir kasket alp takabilirdi. Pasaport
almaktan bin kere daha kolay bir eydi. On dokuzuncu yz-
ylda, igal altndaki Polonya bir ulus olarak mevcut deil-
ken, bu kasketi takmak tuhaf bir otorite salyordu. Foto-
raftaki avc, boynuzlu aa gizemini aklayabilirdi belki de.

Evden birka dakikalk yry mesafesinde bir gizem da-


ha kyor karnza. Ormanda, zeri otlarla kaplanm, yo-
lu olmayan bir blgede bir mezar var zerinde yapma i-
eklerden bir buketle, iyi baklm bir mezar. Altm yl n-
ce buraya Alman Wehrmacht'ndan bir asker gmlm.
Buket birka ayda bir tazeleniyor.

170
Asker 31 Aralk 1943'te bu evde vurulmu. Belki de as-
lnda elmalar kiraz byklnde olan aacn altnda vu-
rulmutur, ama vurma karar bu evde alnmt. Eyleme yol
aan itki bu odada balamt karar laf belki fazla kesin
kayor. Alman on sekizinde var yoktu. On altsnda askere
alnm, birka aylk eitimden sonra bu blgedeki igal
birliklerine yollanmt. Ad Hans't. Birka ay sonra gizli-
ce bulutuu bir ormancya Alman ordusundan ayrlp Po-
lonyal partizanlara katlmak istediini syledi. Bazlar
askerin kyde, imdi ikinci dkknn olduu yerin yann-
daki evde yaayan kza k olduunu sylyor. Yaland-
nda kza Hans' sorduklarnda kafasn yle bir biimde
sallyormu ki hikyeyi doruluyor mu yalanlyor mu anla-
lmyormu. Hans ormancyla konutuktan sonra birok
hafta g e m i . Birka kere Ruslara deil de Londra'daki sr-
gn Polonya hkmetine bal gizli partizan Ordusu
A.K.'nin iki subay tarafndan apraz sorguya alnm. Par-
tizan komutanlar askerden phelenmiler. Sonunda ni-
formasn, silahn ve belgelerini teslim ederse ormandaki
sahra hastanelerinde hademe olarak alabileceini syle-
miler. Hans kabul etmi. Hastanedeki yarallardan biri ona
gndelik Leh dili retmeye balam.
O gece Hans, 1944 ylban kutlamak iin kye, daha
dorusu bu eve gelen bir A . K . albayyla birka blk ko-
mutannn birlikte ylba kutlama teklifini kabul etmi.
B i r k a votkadan sonra ne olduu mehul. Acaba Hans
kendini kaybedip Almanca arklar m mrldanmaya ba-
lad? Kzdan bir mesaj ald da kimseye bir ey sylemeden
mutfak kapsndan svmaya m kalkt? Lehesini epey ge-
litirmiti. Yoksa albay aniden bir ihanet kokusu mu almt?

171
O bizim hakkmzda, bizim onun hakknda bildiimiz-
den ok daha fazlasn biliyor. Ona gvenip gvenemeye-
ceimizden bile emin deiliz.
O zamanlar cinayetler birbirini kovalyor, ayn anda
binlerce lm gerekleiyordu. 1 Haziran'da buradan on iki
kilometre tedeki bir kydeki tm nfus, bebekler ve nine-
ler dahil, Alman SS'i tarafndan katledilmiti. B i r nceki yl
4 0 0 0 0 0 Yahudi temerkz kamplarna gnderilmek zere
toplanm ve Varova gettosuna konmutu. ubat 1943'te
ngiliz hkmeti "dmann sivil nfusunun moralini boz-
mak iin" dman ehirlerine ate bombas atmaya ncelik
verme karar almt.
ldrme belki anlk bir geri ekilme, bir saniyelik ka-
fa karkl yaratyordu, ama kolay kolay pimanla yol
amyordu. imdi ac meyveli elma aacnn yetitii yer-
de ensesinden vurulduu zaman Hans'n bana ne geldii-
ni anladndan bile emin deilim. Mcadele olmam.
Drt adam onu ormana tayp gmm. Dman olmaya-
bilecei ihtimalini gz nne alp lsn gmmler.
Ancak gizem, lmyle deil mezaryla ilgili. 1950'le-
rin banda aniden mezara tahta bir ha konmu. Ne isim,
ne de tarih. Yllar sonra ha bir arada tutan pasl ivinin
yerine paslanmaz elik bir ivi taklm. Ve mezarn st-
ne her daim bir buket yapma iek konmu oluyor; yirmi
metre kadar uzakta, otlarn zerinde, eskiyip atlm buket-
lerin dkntleri konfeti gibi yaylyor.
Kydeki herkes bunu kimin yaptn biliyor. Ban
sallayan yal kadn lm. Ama hl mezarlklardaki o-
u mezardan daha iyi baklyor bu mezara. Acaba bunun
nedeni gsterilen ilginin hem sr olmas hem de hatrlayan

172
herkes tarafndan onaylanmas m?
Bir keresinde yal bir kylye mezar sordum. Kaa-
mak bir yant verdi. Orada bir adam lmt, mezarn ia-
retlemekten doal ne var?
Paradoksal olarak, bir kafa karkl nnn ans ok
net olabilir. akadan boynuzlarla kasketli avcnn resmi
arasndaki koltukta otururken aklma byle bir an geliyor.
Bana ait bir an deil bu, altm yl nce bu odada Hans'
ldrme itkisinin ans. Kalkp yapacam orba iin kuzu-
kula toplama zamannn geldiine karar veriyorum.

Ak havada lemler arasndaki ayrm maden, sebze,


hayvan birbirine karyor. Kprnn ahap korkuluklar-
nn kuruluunda kvrlm yapraklar kaplumbaaya benzi-
yor. Ayieine konmu bir eek ars, ekirdeklerden biri
sanlabilir tavanarasnda bir eek ars kovan var. Ba-
caklarm suya sarktarak kprnn kalaslar zerine otu-
rup nehri seyrediyorum. Su her zamankinden biraz daha
s nk nehrin yukarsndaki deirmen alyor. Akam
ya da le molasnda deirmen durduunda su yirmi san-
tim kadar ykseliyor. Deirmen, am aalarndan keres-
teler kesen eski bir hzar altryor. nmzdeki on yl
iinde, kuzeydeki ormanda, Despina'nn bir zamanlar kurt-
lar tarafndan sahiplenildii yerde, planlanan o ki bir bu-
uk milyon aa kesilip hzl bir kr uruna satlacak. Su-
yun sadece ykseklii deil rengi de deiebiliyor. Bu ak-
amst berrak. Baka zamanlar nehir kabark ve karanlk
oluyor, iine kuru mantarlar bastrdnz suyun rengi gi-

173
bi. Suyun iinden grdmz kumlar niye o kadar cezbe-
dicidir? Nehir iki kysnda byyen aalarn saysn et-
kilemi, aalardan bazlar evden ok daha yal. Nehrin
yzeyinde akntnn izleri ile, ta ya da dm bir dalla
su engellendiinde oluan girdaplar bana sa rgs moti-
fini artryor: dz, ters... Aklma iler geliyor.
lem arasndaki ayrmlar bulanklat gibi, ge-
mile bugn arasndaki ayrm da bulanklayor. Burada
nehre Szum deniyor, orada ise Ching denirdi.

Ching benim alt yana kadar yaadm, Liverpool Cad-


desi'nden trenle yirmi dakika mesafedeki yoksulca bir do-
u Londra banliys olan Highams Park'taki kk varo
evinin bahesinin dibinde akard. Bahede uzun sapl sar
iekler ve pskll otlar vard. Bir de bektai zmyle
annemin en sevdii iek olduklar iin ektii kadife iek-
leri. spanyolcada kadife ieine maravilla, yani mucize
denir; Meksika'da byk lm karnavalnn ieidir. Tp-
k Szum gibi metre geniliindeki Ching'in zerinde,
babamn benim iin ina ettii bir alr kpr vard. Baba-
mn ie gitmedii her cumartesi ikindisi birlikte bizim ya-
kada dik olarak duran kprye gider, makara ve ip dzene-
ini kullanarak kpry kar kyya deene kadar indirip
yatay hale getirirdik. Bylece ayamz slanmadan kar
kyya geebilirdik. imdi zerinde oturduum kpr gibi
Highams Park'taki kpr de kalaslardan yaplmt, arala-
rndan suyu grebilirdiniz, ama o kpr ok daha dard,
be yandayken alm iki kolumun olduu kadar geniti

174
sadece. Kpr hibir yere varmyordu. Kar kyda sadece
etrafna it ekilmi bir tevzi alan vard. Karya geme-
mizin tek nedeni karda olmak ve geriye bakmakt.
Ching babamn nehriydi. Birka yl boyunca bu nehir
babamn hayatndaki en iyi eydi, onu benimle paylamak
istiyordu. Nehir hatrlad, hi iyilemeyecek yaralar te-
mizliyordu. Hardal gazn datyordu. Szum'unki gibi
nemli dudaklarla isimler fsldyordu. (1918'de sava sona
erdiinde, drt yl boyunca piyade yzba olarak grev
yapan babam iki yl daha Hollanda'da Sava Mezarlar K o -
misyonu'nda almt.) Ching saysz ly geri getire-
mezdi, ama babam asma kpry geip kar tarafta bir-iki
dakika boyunca sanki 1913'teki, gelecekteki drt yllk s-
per savann tek bir saatini bile hayal edemeyen yirmi be
yandaki hali gibi durabilirdi.
Kpry indirdiinde benim masumiyetimi dn alr,
bylece o cumartesi akamstleri dnda ebediyen kay-
bettii masumiyetini hatrlayabilirdi.
Drt buuk-be yalarnda, yzst yatp Ching'in sula-
rnn bileklerimin etrafndan akmasn izlerken, btn bun-
lar kanmn iinden bilirdim. Koyu kanmn iinden.
O cumartesi haftasonlar babam lene kadar birlikte
srdrdmz bir iin balangcyd; imdi de ben srd-
ryorum bu ii.
On yama bastm zamandan o yetmi yana gelene
kadar, babamla hemen hemen srekli attk. Arada her
ikimizin de geri ekildii atekes dnemleri olurdu, ama
ender ve ksayd bunlar. Yaptm her ey babamn gelece-
im iin endielenmesine yol aard. Ben de onun inand-
her eyi ykmak isterdim. B a b a m beni kurtarmaya al-

175
yordu, sszln ortasnda bir siperden yzst srne-
rek kp beni grece gvenli bir yere doru ekmeye; ben
ise, genliin kibri ve korkusuyla, babama zgrlk dedi-
im eye ulamann mmkn olduunu ispatlamaya al-
yordum.
Kavgalar bazen sert ve acmasz olurdu, ikimiz de per-
vaszdk. O benden daha sk alard, nk benim atm
yaralar eski yaralar deerdi; oysa onun bende at yara-
lar genlik isyanna oklukla elik eden koruyucu fkeyi
kkrtrd. Bununla birlikte, Ching zerindeki alr kp-
ryle sz edilmeden balayan ve ad hi konmayan ortak
giriimimiz, bu uzun mcadele boyunca hi gzden ka-
rlmad ve varln srdrd. (Bunlar eskimi bir kurun
kalemle yazyorum, kalemin izi yle silik ki yazdklarm
gece nda yeniden okumam mmkn olmuyor; nk
babamn lmnden yirmi be yl sonra bile bu syledik-
lerim ancak fsldanarak sylenebilir.) Peki neyden oluu-
yordu giriimimiz? Drt yllk siper savana dair, kimse-
lerle paylaamad o hayalet yaam benimle paylaabile-
cei yolunda bir anlama; bunu yapabilmesinin nedeni be-
nim bu yaantlar zaten bilmem, onlara yakndan aina ol-
mamd...
Geleceim hakknda kendimizi hi tutmadan ve hibir
iletiim kurmaya almadan tartrdk, ama ikimiz de bu
kavga srasnda bununla kyaslanamaz baka bir savan
gizlerini paylatmz bir saniye bile aklmzdan kart-
mazdk. Kendisi olarak, babam bana dayankllk retirdi.
Kendim olarak, ben ona yalnz olmadn hatrlatrdm.
Cumartesi ikindileri ok uzundu. Sanki zaman merha-
met gsterip, duruyordu. imdi Szum'un zerindeki geni

176
kprnn kalaslar zerine uzanp gzlerimi kapadmda,
iki nehrin sesi sineklerin, uzaktaki havlayan kpein, yk-
sek aalarn yapraklarnn sesiyle birlikte birbirine kar-
yor. Her iki nehrin aknda ayn umursamazlk var.
Kpryle ilgilenmek iin suya girdiinde babam aya-
na kalaya kadar kan uzun izmeler geirirdi. Benim
boyumu aan su, babamn kalalarna kadar kard. An-
nem nehrin kar kysna sadece bektaizmleri olgunla-
nca, reel yapmak istediinde gelirdi. Bunun dnda tp-
k publar, bahis oynatan yerler ve bilardo salonlar gibi, on
metreye drt metrelik bu alan sadece erkeklere mahsustu.
B i r cumartesi babamn izmelerinden birinin iine iki
ayamla birden girdim, izme bamn stne kadar kp
beni tmyle gizledi; nehrin kysnda glerek hoplamaya
baladm. Babam da glyordu. Tek izmesinin iine t-
myle smtm. Ve onun baka izmelerle bir zamanlar
nerede olduunu biliyordum. Birlikte glerken bunu bildi-
imi babam da biliyordu.
18 Mart 1917'de babasna yazd bir mektupta yle
demiti: Bir an durup otuz adam byle bir cehenneme sok-
mal mym diye dndm; o srada avuum siperden -
kp tfek sesleri ve bomba patlamalar arasnda sesini du-
yurabilmek iin kulama avaz avaz bararak yle dedi:
"Kusura bakmayn, efendim, biz sizinle cehenneme bile
gideriz, efendim, eer bizim iin tereddt ediyorsanz." O
zaman kararm verdim. Gidecektim. Siperden kp ilerle-
meye baladk balangta anslydk zerimize makine-
li atei atlar, bir sipere atladk belimize kadar suya bat-
tk tm cephanelerimiz sland yine de bata ka ilerle-
meyi srdrdk tfekler bir saniye bile durmad.

177
Geri dnen artlarla karlatk kimi kayp, kimi ya-
ralyd, ou lm yatyordu. Dman yarp geebilece-
imizden emin olmadmdan, avuuma yetkiyi devralp
mmkn olduunca hzla ileriye bastrmasn syledim;
ben de nden gidip nmz ak m diye bakacaktm. Emi-
rerimle bir asker daha benimle birlikte geldi. Yolda akln
karm bir topu subayyla karlatm; anlalan piyade-
lerle temas kuramyor ve att toplarn bizim siperlere mi
Hunlarnkine* mi isabet ettiini anlayamyordu. Gzleri-
mizin nnde tabancasn ekip beynini datt.
Adamlarm killi bala saplandlar, kartmak bir bu-
uk saatimi ald. Suyumun son damlasn on yerinden ya-
ralanm bir adama iirdim.

Beyaz bartl bir kadn, elinde topraktan taze karlm


patates dolu iki kovayla Szum zerindeki kprye yakla-
yor. Patatesler topraktan ilk alndklarnda parlar. Tavuk
yumurtas gibi parlarlar. Kadn terliyor. Onu daha nceki
gelilerimden tanyorum. Mirek'in bahesine bakan, kar-
lnda da ihtiyac olan sebzelerle iekleri alan Bogena
bu. Nehir sayesinde toprak burada yolun karsndaki ky-
dekinden daha verimli. Bu yzden Bogena kendi bahesin-
de tavuk besleyip Mirek'inkini ekiyor. Uyuyacam odada,
hava henz aydnlanmadan uzaktan Bogena'nn horozunun
ttn duyacam.
Ayaa kalkp Bogena'ya, Be-alt patates alabilir mi-

* ngilizlerin aalamak iin Almanlara taktklar ad. (.n.)

178
yim, diye soruyorum. Aklmda orba var. Bogena kovalar-
n yere koyup ellerimi tutuyor, nme getirip ayor. Sonra
ellerim dolana kadar bir bir patates koymaya balyor. Ya-
m onunkinin yaklak iki kat, ama patatesleri koyuu bir
ekilde iimdeki ocua hitap ediyor.

Babama mutluluk veren Gordon Bulvar'ndaki bahenin


dibindeki nehirse, benim mutluluumu salayan da yanda-
ki evdi. Sokaktaki dier evler gibi bir n kaps yoktu bu
evin; bunun yerine bizim evin d duvarndan iki metre
uzaklkta bir yan kapdan giriliyordu ieri. Bu kap pek ki-
litlenmezdi. n kaplar tanm gerei kilitlenir. Her canm
istediinde gizlice yan eve girerdim.
Kavisli ahap tavanl, ahap kapl kk bir odaya a-
lrd kap; oda muhtemelen mtemilat olarak yaplm, bir
zamanlar amar kurutmak iin kullanlmt. imdiyse
biimi, ahap oluu, iinde alak bir masayla bir sradan
baka bir ey bulunmay ters dnm bir kaya benze-
mesine yol ayordu. Duvarda k tarafta iinde bir ar-
mut aac bulunan baheye bakan bir pencere vard. Ka-
sm aynda, ters dnm kayktaki alak masa, evin erkei
tarafndan teki bile tekine demeyecek ekilde zenle s-
ralanm armutlarla dolu olurdu.
Srann zerinde yllar iinde yava yava benim olan
bir minder dururdu. Mutfaklar hemen kayk odann yann-
dayd, aradaki kap sklkla ak brakldndan oturup
kendi dillerinde konumalarn dinlerdim. Bazen omzuma
erien teriye kpekleri yere uzanm olurdu, onu okardm.

179
Sert kllar vard, bir tr ttn kokard. Adn unuttum. Ha-
trlayabilsem, odaya tekrar girebilirdim. Baz gnler de s-
raya braklm gazetelerin ya da kitaplarn resimlerine ba-
kardm. ocuk kitaplar da vard ama evde ocuk yoktu.
Uzun boylu, simsiyah sal kzlar ergenlik andayd ve
okulunu bitirmek zereydi.
Evin annesi ieri girdiimi fark eder, sesini karmaz-
d. Bazen isiz babann gazete okuduu oturma odasnda-
ki evirmeli gramofonda mzik alnrd. Svabildiim
her defasnda beni yan eve girmeye kkrtan, bekleme
hazzyd. Sonunda unutulmayacan bilinenin kesinliiy-
le, ok, ok uzun bir sre boyunca beklemenin hazz.
Sonunda, bann tepesine balad rtsyle evin an-
nesi bana mutfaktan, eer ikindiyse, tarnl kekle kakaolu
st getirirdi. Sabahsa, bir tas ev yapm yourt. O zaman-
lar, otuzlu yllarn banda, yourt salkl yiyecek me-
rakllar dnda Londra'da hi bilinmeyen bir yiyecekti.
Beni hi pmezdi. Belli bir mesafeden sevecenlikle bakar-
d. Bana sanki hayatta onun bildii ve gerekletirmem
iin dua ettii bir grevim varmasna davranrd. Belki
de grevim byyp adam olmaktan ibaretti.
Sadece kzlar Camellia ngilizceyi rahata konuabili-
yordu. Beni Epping Ormannda keif gezilerine kartrd.
Hayvanlarn nasl ldn gsterirdi bana: Dm, artk
hi ayrlmayacak topraktan. kimizin de kesmek iin ba-
vard: asmalar, sarmaklar, otlar... Bana gsterdikle-
ri srd. Sorulunca nerede olduumuzu aklayabilirdik
belki, ama ne grdmz asla sylemezdik.
Bir bayku resmi izdim, birlikte yldrmn yard bir
mee aacnn kovuuna yerletirdik. B i r hafta sonra dn-

180
dmzde resim gitmi, kovuk tylerle dolmutu. Tyle-
ri topladk, Camellia yazmak iin kullanabileceimizi sy-
ledi. Tylerin alfabe olduunu sylyor zannettim. Belki
de u anda bu tylerle yazyorumdur.
Camellia'nn ailesi Avusturya-Macaristan mparatorlu-
u'nun bir blgesinden geliyordu, imparatorluk Birinci
Dnya Sava'nn sonuna kadar Szum nehri zerindeki kp-
ry de kapsyordu. Hangi felaket yznden g etmek zo-
runda kaldklarn hi renemedim. Tek fark ettiim sla
hasretleri ve bununla mcadele etmek iin bulduklar yn-
temlerdi hlamur, kurutulmu lavanta torbacklar, Liszt
plaklar, peynirli turta, kurutulmu mantarlar, oraplarn
belli bir tarzda ekileri... Hikyeleri her ne idiyse bir Ya-
hudi hikyesi deildi babann bir ekilde gururu krlm-
t, bunu hissedebiliyordum; bu yzden uzaklara bakyor ve
nadiren konuuyordu. Hatay dzeltecek mesajn gelmesi-
ni bekliyordu. Mesaj, elbette, hi gelmedi.

Yabani kuzukulaklarnn yetitii tarlaya doru yryo-


rum. Bogena'nn patateslerini kprnn zerine kk bir
yn halinde braktm, orada yumurta gibi parlyorlar. Ku-
zukulaklarn cep bamla biiyorum. Aa yukar k-
k hindibalarn boyundalar, a m a yapraklarnn yeili, tp-
k tatlar gibi hem daha tatl hem daha eki. Demetler ha-
linde yetiiyorlar, oturup mendilimi yere yayyorum, kes-
tiim yapraklar zerine yerletiriyorum.
Cinsel organlar gizlemek iin resimlerde hep incir yap-
ra kullanlmas ok sama incir yapraklar fazla parlak

181
ve fazla terifatl. Yabani kuzukula o k daha uygun olur-
du; ellediinizde yapraklar yeil ten gibi. Tpk yeil ten
gibi. Tpk. Yeterince topladm, oturup kalyorum.
Etrafta hi ku yok. Ara ara duyulan yksek tler et-
raftaki aa ve allarn dallar arasndan geliyor. Sanki
ten yeilliin ta kendisi! Gordon Bulvar'nda da bu izle-
nime kapldm hatrlyorum. Bu iki izlenim onyllarla
ayrlmyor birbirinden; ayn mevsimin ayn saatine aitler.
Bam silip kapatyorum.
Bir tr badnmesine tutuluyorum. Kelimelerin bir an-
lam yok artk. Her ey sreklilik iinde.

Juan, benden aklar, aklar ve olan ocukluu zerine


bir ey yazmam istedin. Sana aklarn yanna cep fener-
lerini yaktrdm sylemitim. Bir cepte ak, tekinde
cep feneri! Sz verdiim yazy bir trl yazamadm. Der-
ken hi beklemezken sen ldn.
Alayc alayc bakyorsun bana, tam umduum gibi.
Dinle, ite bir ak hikyesi!
Bu aky elime aldm, Josefow kynde yaplmt.
aky yapan adamn mezarn grdm. Dediklerine gre
ok gururlu bir adamm. Zanaatkrm, belki koumcu ya
da sara.
ocuu varm, iki olan, en kkleri de kz. Muh-
temelen en sonuncu ocuu olacan bildiinden, ya da
belki ateli mavi gzleri ve koyu salar nedeniyle, ya da
srf kendi bildii bir nedenden en ok kzn severmi.
Yllardan 1906'ym, Polonya'da herkesin bir nceki

182
yln ayaklanmalarndan ve grevlerinden sonra bakalm ne
olacak diye bekledii bir zaman. Tarihiler daha sonra bu
dneme devrim adn verecekler.
lke apndaki ayaklanmalarn sebebi yoksulluk, a-
lk, alma koullar ve en nemlisi de okullarda retilme-
si ya da resmi amala kullanlmas yasak olan Leheydi.
lkeyi igal eden Ruslar, Prusyallar ve Avusturyallar dili
bastrmak istiyorlard. Kendi kelimelerini kullanma hakk
iin mcadele eden nice kadn ve adam kan glleri iinde
ldler. Belli bir isim ekimi iin lmek. Bir isim ekimi ve
belli isimler i i n ! Kzn ad Eva'yd, maysta domutu.
Uzun uzun dndkten sonra, babas kzna doum
gn hediyesi olarak atlyesinde zel olarak yapaca bir
aky vermeyi kararlatrd. Aabeylerinden birinin a k -
sn almak iin nasl srekli yalvardn fark etmiti.
Eva'nn a k s kk olacakt; kapalyken sadece do-
kuz, alnca on yedi santim. Sap ko boynuzundan yap-
lacakt, bal grisi, hafife effaf. Aleksandrow'da, Romek'in
dkknndan bulabilirdi boynuzu; ikiye yarp drt pirin
perinle hafife eimli, dibe doru kalnlaan elik bak
omurgasna raptedecekti sap. e l i k bak da kvrlacak,
en uta bir nokta olana kadar daralacakt.
B a b a aky yapt. Ufak ve hanm hanmck bir bak
olmutu kabark siyah salar iin yaplm bir bere gibi.
Kapattnzda, sa elinizde tutarsanz bak ksm son
drdndeki hilal gibi parlyor. K k bir ak, ama onunla
alabalk temizleyebilir, armut soyabilir, yabani kuzukula
kesebilir, mektup aabilir, bir keinin tabanna batm bir
ta kartabilirsiniz kei sakin durursa tabii. A n c a k a-
knn bir zellii var.

183
Kimbilir yapmnn hangi aamasnda baba bu karar
verdi. Acaba ilk tasarladnda m? Yoksa bitirmeye yakn,
sap yapt ama tek bir b a l a m a vidasyla tutturduu ba-
henz takmad srada m ?
aknn zellii, ban kesici kenarnn da srt kadar
kt ve yuvarlak olmas. Mkemmelen kesmemek zere ya-
plm bir ak bu. Ba iptal edilmi. Yirminci yzyln
balarnda, orta ve dou Avrupa'da devrimlerin ve halka
ate aan birliklerin vakayi adiye haline geldikleri 1906 y-
lnda, adamn biri sevgili Eva's parman kesmesin diye
byle bir ak retmekle uramt.
aky atnda, Juan, elindekinin bir Hamlet nesnesi
olduunu anlyorsun. Hem ayrdna varlm bir arzu, hem
de buna kout olarak arzunun dourduu korkuyu barnd-
ryor. Kararszlk ba. Akken de kapalyken de bak
hayflanmaya dair.
Ama bundan m ibaret? Her eye karn yirminci yz-
yl kartabilmi olan bu Hamlet nesnesi, baka bir eyden
daha dem vuruyor: sevdiinizin her eyi ama her eyi elde
edebilmesi dileinden...

Sebze bahesinden iki prasa toplamaya karar veriyorum.


Toprak scaktan sertletii iin bel kullanmam gerekecek.
Revakta, baltayla kazmann yannda bir de bel olmal. Bu-
luyorum, prasalar topraktan karp beyaz kklerindeki
topra silkeliyorum. Prasalar meneke ve nikel kokuyor.
Eve dndmde, avcyla boynuzlarn bulunduu oda-
nn yanndaki odaya gidip oradaki saatleri ayarlayarak ku-

184
ruyorum. Odada buraya gelene kadar eini benzerini hi
grmediim bir mobilya var.
Herhalde yaklak bir yzyldr yapl amacna uygun
olarak kullanlmamtr. Belki ender bir sarholuk gecesin-
de, kadnlar erkekleri kztrmak iin kullanmtr. Belki
bir keresinde plak bir kadn stne trmanm, gitgide
daha yukarlara ktka seyreden adamlar nefeslerini tut-
mutur. Bunun dnda kullanlmadan, ellenmeden ylece
yerinde durmutur. Epeyce bir yer kaplad halde bir
metreye metrelik bir alan kaplyor, ykseklii de iki
metrenin stnde kimsenin aklna skp atmak gelme-
mi. Bir dzine kadar civatay geveterek kolayca sklr-
d oysa.
Bir tr hayret uyandryor; byk bir zenle tasarlanp
ayrntl izimler kullanlarak sabrla ina edildiini gste-
ren bir kesinlii ve hafiflii var. nce, cilal kayn plakala-
rndan yaplm, A eklinde ama boyutlu sallanma rit-
mini de sayarsanz drt boyutlu.
Bir salncak bu, ev iinde kullanmak zere tasarlanm
bir salncak. Cilal oturma yeri (A harfinin yatay izgisi)
yerden epey yksekte. Bir ocuk iin deil, bir kadn iin
yaplm, belki bebek beklediini syledii zaman. Bir
taht, sallanan sandalye, emzirme koltuu, salncak, tnek.
Bal ipleri zp salnca hafife sallyorum. Gidiyor,
geliyor, yine gidiyor... Saatin tik taklarn duyuyorum. Bu-
raya ilk geldiim seferi, Mirek'e salnca yemek yedii-
miz odadan iinde yatak olan bu odaya tamak iin yar-
dm ediimi hatrlyorum. Salnca yeni yerine yerletir-
diimizde Mirek'in ona nasl baktn hatrlyorum. Kut-
sal bir emanetmi gibi bakmt.

185
Mirek'te hem kaak avcnn hem de hancnn yetenekleri-
ni grmek mmkn (ince ve iyi beslenmi adam); Paris'te
kaak iler bulup yrtmekte o k iime yaryor bu zellii:
Parisliler iin bacalar yapmak, karo demek, verandalar
ina etmek, at tamiri, merkezi stma sistemi, dubleks
daireler yapmak ya da bir yatak odasn zenle seilmi bir
renge boyamak gibi... K e s k i n gzleri ve mhendislere
zg yntemi zeksyla gl. Bir zellii daha var, her
bir ii ayr ayr planlyor nk hibir i bir dierine ben-
zemez.

Okula gittii ve annesinin Zamo'taki kk evinde kal-


d zamanlar days Zanek de onlarla birlikte yayordu.
Zanek neredeyse tmyle felliydi. Konuamazd ama her
eyi fark ederdi!
Her eyi onu sevmemin nedeni buydu. Okuldan son-
ra gidip onunla konuurdum, aramzda baka hibir dile
ne Leheye, ne Rusaya, ne Litvanya diline, ne Fransz-
caya ne de Almancaya benzemeyen bir dil icat etmitik,
baka kimsenin sylemedii eyleri konuabileceimiz bir
dildi bu; belki her sevgi bir szlk daarc icat eder, al-
tna snlacak bir snak. Onunla birlikte hi unutamad-
m bir ey kefettim.
Kz kardei ie gittiinden Zanek Zamo'taki evde yal-
nz kalyordu. Gitmeden nce kardei gnlk gazeteyi oku-

186
yabilecei ekilde nne koyuyordu. Her eyi okuyup bitir-
dikten sonra sayfay eviremiyordu Zanek. Aralk 1970'te
Gdansk'taki Polonyal askerlere, zamlar ve ktl protesto
etmek iin greve gitmi olan Polonyal iilere ate ama
talimat verildi; o sabah Zanek kz kardeinden radyoyu
ak brakmasn istedi. Genelde gnleri sessiz geiyordu.
Mirek okuldayken akl bunlara taklyordu. Baz i-
zimler yapmaya balad ve sonunda daysnn yatanda
hareketsiz yatarken burnuyla altrabilecei bir kumanda
sistemi olan bir radyo gelitirdi.
Hibir i bir dierine benzemez.
Paris'te Mirek dikkat ekmeden almay rendi
yanl bir anda bir boyac merdivenini arabadan kartmak
ya da sokak plne moloz torbalar atmak sorulara ve
hzla snrd edilmeye yol aabilir. Malzemeleri nereden
almas gerektiini, her eyi nakitle demeyi rendi. Kar-
lk vermeden yarm yamalak Franszcasyla srar etmeyi,
dinlemeyi, beklemeyi ve vaat edilen paray mutlaka alma-
y rendi. Kazanp bir kenara saklad parasyla memle-
ketinde bir gn yapaca evin hayalini kuruyordu. Paris'te
geen be yldan sonra, Varova'da iki odal bir daire satn
ald. Baka hayalleri de vard. Daha yal bir Polonyal S-
vari olmutu. Bu arada iki bavula san eyas ve birka
dzine Polonya arksyla yetindi, arklardan bazlar da-
ysnn radyoda dinlemeyi sevdiklerindendi.
Salnca bir kez daha ittiriyorum. Ykseliyor ve geri
dnerken bamn stne kadar ykseliyor.
Paris'te kadnlar k oluyordu Mirek'e nice sknt-
lardan sonra bamsz yaamak iin ya da kariyerlerini
ilerletmek iin yurtdna yerlemi Polonyal kadnlar.

187
Bazlar ikinci kez k oluyordu ona, nk renciyken
de tanmlard Mirek'i. Geceleri bu kadnlar Marne'da ba-
lk avlamaya gtryordu. Bor orbas yapyordu onlara.
Btn bir pazar gnn yatakta geiriyorlard. Uydudan
Polonya televizyonunu izliyorlard. Onunla birlikte olduk-
larnda, Mirek sanki tehlikeleri uzaklatryordu.
Hepsi de srasyla Mirek'i kendileriyle birlikte Alman-
ya'ya, svire'ye, ABD Houston'a gelip temelli yerlesin di-
ye ikna etmek iin ellerinden geleni yaptlar. ikago'da,
Varova hari dnyann herhangi bir ehrindekinden fazla
Polonyal vard. Bu kadnlar cesaretlerini tek balarna sr-
drmlerdi ve geriye bakmamalar gerektiini biliyorlar-
d: yalnzca ileriye bakmalyd! Hl dondurma yemeye
baylyorlard. Ve her biri, kendi yordamnca, Mirek'in ya-
nnda olmasn deli gibi istiyordu. Ama hibiri, Mirek'le bir-
likte Polonya'ya dnp orada okula gidip k olacak, son-
ra da zaman geldiinde vedalap memleketten ayrlmak
zorunda kalacak ocuklar dourmaya yanamyordu. Mi-
rek, dedi her biri kendi szckleriyle, sen benim hayalim-
deki adamsn, ama kadnlar hi anlamyorsun!
Bylece, iki yl nce, Mirek salncaa bir tr kutsal
emanet gibi bakmaya balad.

Kap alyor. Araba sesi gelmedi. Krk camlarna koyu


muambalar taklm sundurmadan geip sallanan kapy
ayorum. B o g e n a bir kse yumurta uzatyor. Kuzukula
orbas iin, diyor. Bogena, baz ileri halletmek iin Za-
mosc'a gitmek ve arada bir Lublin'i ziyaret etmek dnda,

188
kyden hi kmam. Hayat boyunca bildii bu evin ka-
psnda durup beni gzleyi biiminden anlalyor bu. Bo
ama ziyaret edilen ev. lk basama olmayan ev. Teekkr
ediyorum, dnp yllardr deimeyen bir hzla yryerek
uzaklayor.
Patatesleri soyup dilimliyorum, pastrmay kk k-
k doruyor, prasalar ykyorum. D yapraklar saten
kolluklar gibi soyuluyor, iinden kan ksm parlyor. P-
rasalarn ba ksmnda toprak, hep olduu gibi, derinin ii-
ne ilemi; bu yzden kk yatay bir kesik atyorum ve
katmanlar sayfa evirir gibi evirip rahatsz edici topra
ykyorum. Prasalar halkalar halinde dorarken bak
kastanyola sesi karyor, hatrladm en eski seslerden
biri bu.

Drt gn nce Mirek Danka ile evlendi. Bir saat iinde bu-
rada olacaklar.

Danka Galiya'daki Nowy Targ'da domu. Sosyalist re-


jim srasnda kk kasabada bin ii istihdam eden bir
ayakkab fabrikas varm. lkenin en byk ayakkab
fabrikasym, kasabada ok uzun bir zamandr yaknlarn-
daki Karpat dalarndaki srlarn derisini ileme gelene-
i bulunduundan buraya kurulmu fabrika. imdi fabrika
kapanm, kasaba yoksullam. Nowy Targ'da kimse Mi-
lano ya da Paris'te olduu gibi alk ekmiyor, ama artk

189
tartacak proje kalmad iin zerine kasvetli bir sessiz-
lik km. Kasaba, toz gibi, gnden gne yayor. Alt-
yedi taksi, ana meydann hemen yaknlarnda, sessizce -
kacak tek tk yolcuyu bekliyorlar, ou zaman bir yaban-
c oluyor mterileri. Danka be ocuun en k. Ba-
bas fabrikada alyordu. Halasnn iki inei var.
Nowy Targ'dan dokuz yl n c e , on sekiz yandayken,
sonunda hizmeti olarak i bulduu Paris'e gitmek zere
ayrlm. Aslnda temizliki maa ald halde, ona araba-
larn koyduklar garajn zerinde kk bir oda kiralayan
ev sahiplerinin iki ocuunu bytm. Danka bu odada
uyuyor, yeteri kadar bydklerinde ocuklar masal din-
lemek iin bu odaya gelmeye balamlar gizlice. Birka
yl iinde Danka artk akc bir Franszca konuuyormu.
Mirek Danka'ya bir cuma akam, ortak bir Polonyal
arkadalarnn Paris'teki doumgn partisinde rastlam.
Prasalar, pastrmay ve patatesleri bir tavada eviri-
yorum, bir yandan da ak hikyelerini uyduruyorum ka-
famdan.
Daha ilk geceden birbirlerini fark etmiler Mirek Dan-
ka'dan on be ya bykm. Danca'nn ilgisini Mirek'in
konuma tarz ekmi. Uzak bir niversitede eitim gr-
m bir svari gibi konuuyormu, ama Danka'y rktme-
mi bu. Mirek kzn omuzlarn, boynunu ve azn fark et-
mi; bir tr srar paylayorlarm, uan kazlarnki gibi bir
srar. Bir ara elini Danka'nn omzuna atm, kz tek sz-
ck etmeden yantlam. Danka az konuuyor, dncele-
rinin okunmasn istiyormu. Gecenin sonunda Mirek onu
arabayla eve brakmay nermi, yolda Danka bakt o-
cuklar anlatm, Mirek de Varova'daki dairesini. Araba-

190
nn diskalarna Varoval Budka Suflera (Suflr Locas)
grubunun bir CD'sini koymu.
vereninin evine geldiklerinde araba durmu ama
Danka arabadan kmam; araba dnp Paris'in te yaka-
sndaki Mirek'in odasna doru yol alm.

Kzl gelincikler am
Sevgili beden szlam
Alnmza koymal
Wieliczka'nn serin tuzunu

Bir sonraki bulumalarnda birbirlerine fotoraflarn


gstermiler, Mirek kza yemek yapm.
Bu kadar iyi yemek yapmay nereden rendin?
Yirmi yldr kendi kendime reniyorum.
Danka birlikte kendi odasnda yatarlarsa daha iyi ola-
can, o zaman sabah o kadar erken kalkmak zorunda kal-
mayacaklarn sylemi.
Ya p a t r o n n e ? diye sormu Mirek.
Oda iin kira dyorum onlara, demi Danka, istersen
btn gn yatabilirsin yatamda.

Tavadaki her eyi kaynayan tuzlu su dolu tencereye boal-


tyorum.

191
ki hafta sonra Danka ideal olarak en az iki ocuu olma-
sn istediini bildirmi.
ki mi?
Arka arkaya iki tane, hemen, sen fazla yalanmadan!
Ben yal mym!
imdi deil, a m a on sene sonra ocuklara balk avla-
may retirken ya da Trzy Korony dana onlarla birlikte
ilk kez trmanrken...
Sen trmandn m hi o daa?
ocukken, aabeyimle birlikte. Muflon koyunlar gr-
mtk. Ay! Erkekler de hi kopa aamaz. Brak, ben ya-
paym.

akmla kuzukulaklarn kesiyorum. ncecik ve daha az


ince olacak ekilde. Yeil konfetilere benzemeli.

Danka'nn bir buuk aylk hamile olduu anlaldnda,


ocuk dounca evlenmeye karar verdiler.
Birka hafta iinde kz m erkek mi olacak anlarz, de-
di Mirek.
Nowy Targ'da dn yaparz! dedi Danka. Yoo, asla
Paris'te evlenmeyi dnmyordu.
Paris'ten gelinlii alrlard.

192
Gelinlik semek baka bir kyafet semeye benzemez. Ge-
lin, zerinde gelinliiyle imdiye kadar kimsenin gitme-
mi olduu bir yerden gelir gibi grnmelidir, kendi adnn
olduu yerden. Evlenecek kadn, bir yabancya dnt
anda Gelin olur. Evlenecei adam sanki onu yeni tanm
gibi olsun diye, bir yabancya dnmelidir; evlilik yemin-
lerini ettikleri anda evlendii adam onu artsn diye. Ge-
linler neden hep trenden nce gizlenirler? Gelinin bir uf-
kun tesinden geliyormu gibi grnecei dnm daha
kolay gereklesin diye. Duvak, o mesafenin duvadr.
mr boyunca ayn kyde yaam olan bir kadn, ky ki-
lisesinin koridorundan aa bir gelin olarak yrr; onu
seyreden herkes iin, bir anlna, tanmadklar biri olur
kim olduunu saklayan bir kyafet giydii iin deil, var-
dnda selamlanan bir ziyareti olduu iin.
Danka, epey bir tatl kararszlk ektikten sonra, var
kyafetini seti. Ak bir yakas vard, plak omuzlarn
dantelli bir ssleme saryordu; vcuduna smsk oturan st
ksm bin gm iplikle rlmt ve farbalal saten etei-
ne bir dzine beyaz organze gl dikilmiti. Drt aylk ma-
ana denkti fiyat. Hi tereddt etme, dedi Mirek. Paris'ten
alnm dantelli, satenli, yatak kadar geni farbalal bir el-
bise Varova'da bunu satmak bebek ii olacak!
Olek bile becerebilir mi yani? diye sordu Danka. Artk
doacak ocuun olan olacan biliyorlard.
Planlar Varova'daki daireye tanmakt, daha sonra
biraz daha byk bir daireye geeceklerdi. Mirek banyo,
jakuzi, sauna vb. tesisat yapan bir i kuracakt. Artk ina-
atlarda katr gibi almak istemiyordu; banyo tesisat uz-
man olmutu. Daha geni bir daire bulup tandklarnda

193
da Danka kendi bebeinin yan sra baka bebeklere de ba-
kaca bir kre altracakt.

Yumurtalar halanmaya koyuyorum. S mutfak lavabo-


sunun stnden mutfak sobasnn arkasnda dizilmi k-
tklerin zerine doru amar kurutmak iin bir ip geril-
mi. Ev aylardr bo kald iin ipte amar yok; sadece
anak ksm dkmek iin bir boaz ve dudak oluturacak
ekilde bititirilmi bir kepe asl ipte; bylece hem orba
veya krema datmaya, hem de yeni pimi kaynar reeli
kavanozlara dkmeye yarayacak tuhaf ok ilevli bir gere
haline gelmi. Bu kadnsz evin benim bilmediim hikye-
lerinden birinde, evdeki erkekler de reel yapm olmal.

Olek doduunda 4 , 2 kiloymu. Paris on dokuzuncu bl-


gedeki bir hastanede dnyaya gelmi. Danka'nn iverenle-
ri yerini alacak gvenilir birini bulmadan onlar brakma-
sn diye, gerekli belgeleri ve i iznini salamlar. Danka'
nn yeri doldurulmaz! demi adam. Herkesin yeri dolduru-
labilir, demi kadn.
Danka garajn stndeki odasna dndnde, yzn-
deki bolluk ifadesi kaybolmam. Kendini dinlemek yeri-
ne, gece gndz olundan gelen sesleri dinliyormu. Bir
hafta iinde yeniden ie balam, Olek'i de her yere yann-
da gtryormu. Evin be yandaki kz, bir bebek istedi-
ini bildirmi. Olek gibi bir bebek. Danka'nn Olek'i emzir-

194
mesini seyrediyormu. Bebek istediini syledikten sonra
ban, anneliin dertlerini paylarcasna Danka'nn omzu-
na yaslam.
Olek Paris'teki Polonyal arkadalar arasnda kucaktan
kucaa, elden ele dolayormu; erkeklerin imentoyla sert-
lemi, ou zaman i ve bereli ellerinden, kadnlarn s-
rekli amar ykayp t yapmaktan bazen ar ypran-
masna crtlak pembe olan ellerine. Herkes bebein Mi-
rek'e benzedii konusunda hemfikirmi; ayn geni eller,
ayn gri-mavi gzler. Hem bakn! Bakn! Kulaklar da ay-
n. Belki de Mirek, babalk gururuyla, olu gibi grnme-
ye alyordu.
Baka bir hayatta baka bir ktada dosaydm bile, bel-
li tarz bir toplanty grr grmez hi tereddtsz bir ara-
ya gelenlerin Polonyallar olduunu anlardm, Polonya'nn
nerede olduunu bilmesem dahi.
Kk bir oda. nsanlar srtlarn duvara verip sandal-
yelere, bir tabureye, portatif bir yataa oturmular. Kala-
balk kk odann ortasnda, yerde, portatif bir karyolada
bir bebek uyuyor. Odadakiler konuuyor, rg ryor, hi-
kyeler anlatyor, salam doruyor, zamlardan bahsediyor-
lar ama hepsinin gz srekli beie kayor, sanki orada
alevleri gz alan bir ate yanyormu gibi. Sk sk ilerin-
den biri kalkp bebee yakndan bakyor. Ate ancak ka-
merann vizrnden, yaknlap seyredebilecekleri, evde
ekilmi bir film adeta. Bebek uyanksa, kucaklarna alp
gslerine bastryorlar. Erkekler de kadnlar kadar g-
venli bir ekilde yapyorlar bunu, koca nasrl ellerinden
biri bebein kundaklanm st bedenini olduu gibi kapl-
yor. talyan Meryemleri muhteemdir, bambino'larna hay-

195
ran olunur. Buradaki kutlama farkl. Arkalarn duvara ver-
mi oturan yasad gmenler halkas uzak bir zaferin
hayranlyla dolu. Bebein douunda artc bir yan yok
elbette, bekleniyordu bu. Ama her defasnda, hayat hayat
olduu iin zaferi kazanana kadar ona kesin gzyle baka-
mazsnz. Henz imemi olanlar bu vesileyle iiyorlar,
gzleri nemlenmi. Hepsi de uzaklardan gelen zaferin ha-
beriyle ayn ekilde aknlam.

Kk elini Danka'nn gsne dayayan Olek, stn i-


tike kilo ald. Annesiyle babas da kilo ald. Beslenmek
her naslsa iin de bir vaat halini almt.
Bir gn Mirek yle dedi: Seninle benim rejime girme-
miz lazm!
Neden?
Gelinliine sabilesin diye!
Danka kzard, nk Mirek'in doru sylediini bili-
yordu.
ay zaman tan bana, dedi.

Sebzeler piti, mikserden geiriyorum el mikserinden.


Mikseri yemek odasndaki dolapta, orba kselerinin arka-
snda buldum. Aygtn ayak ksmn sol elimle sk sk mut-
fak masasna bastryorum, sa elimle de sapn eviriyo-
rum. Bana bu teknii ellerim henz kkken, ilem hayal
ettiimden ok daha zor ktnda annem retmiti. B-
yyene kadar bekle, demiti.

196
Dnlerde konuklar genellikle takndr, bu nedenle ol-
duklarndan daha kalabalk grnrler; cenazelerdeyse tam
tersi olur. Sonu olarak Nowy Targ'da yz konuk vard.
Danka sakin ve huzurluydu. Sanki banyodan kp el-
bisesini zerine geirmi, dosdoru kiliseye gelmiti. Ta-
zelik yaylyordu stnden, elde etmesi gnler alm olan
aldatc bir tazelik. Salar uzun yapraklarla rlm, r-
glerin kk sivri ular otlar zerindeki tarla kuu yuva-
sna benzer bir ta oluturacak ekilde bititirilmiti. Kili-
seye girdiinde hali tavr ayrlar hatrlatyor birka sa-
at iinde deiecek bu durum.
Mirek Hint stili dik yakal o k ak renk bir takm giy-
mi, gnein tadn karmak iin kumarhaneden km
bir krupiyeye benziyor.
Koridor boyunca yrrlerken, yzyl ve yeri ne olursa
olsun acaba bu andan ka dn geiyor diye dndm:
kuyudan su ekilme anndan... (siz kent Nowy Targ'dan
geen iki nehirin adlar Siyah ve Beyaz Dunajca.) Kuyu-
dan su ekmi olan gelin, testiyi omzunda tayor. Damat
belki bunun farknda, ama kesinlikle bakmamas gereki-
yor. Testi asla dn resimlerinde kmyor; nk sadece
arkadan ve bir saniyenin be yzde birinde grnyor. Sa-
nrm bir an iin Danka'nn omzundaki testiyi grdk.
Papaz genti. Kasabann nfusu 4 0 0 0 0 , on papazlar
var. Mecbur kalmadka iftler Noel ya da Paskalya'dan
nceki ay evlenmiyorlar; uursuzluk getirecei sylendi-

197
inden kasm aynda evlenmekten de kanyorlar. G e l e -
neksel olarak dnler cumartesi gn yaplyor ki kutla-
malar ge saatlere kadar srebilsin. Tahminime gre gen
papaz ylda otuz otuz be nikh kyyor.
Konutuunda sesi akll kyor. Keskin bakl gzle-
ri var, ayn eyi tekrarlaya tekrarlaya gevememi. Kyd
her nikhn karmak bir hesap, arzu, korku, rvet ve sev-
gi ayla kararlatrldn biliyor; evlilik kontrat byle
bir eydir nk. Her defasnda kendisine verdii grev bu
ada neyin s a f olduunu bulup kartmak. Ormana giren
bir avc gibi, safln ardna dmek, ikna edip rtsnn
altndan kartmak ve orada bulunan herkesin, zellikle de
evlenen iftin bu safln ayrdna varmasn salamak.
Kolay bir i deil bu, hele adamla kadnn birbirlerine
delice k olduklar, baka hemen hibir karlar olmad-
ender durumlarda hi kolaylamyor; nk byle du-
rumlarda papaz, karlkl ve tutku dolu olduunda arzu-
nun, ounlukla iki kiinin Tanr'nn besbelli terk ettii dn-
yann zalimliine kar su ortakl olduunu gryordu
gznn ucuyla. Arad saflk paralar her zaman mevcut
oluyordu elbette; ancak iini zorlatran, aa kartlan
safln mutlaka tekrar saklanmaya almasyd. Despina'
nn kurtlarla yapt gibi safla yanamak zordur. Chopin
baz mazurkalarnda becerir bunu, Sappho da birka dize-
sinde.
Geen cumartesi Nowy Targ'daki gen papaz grevini
tamamlad; bir an iin l ld. Belki saptad saflk, ka-
p saklanmayan saflk, on aylk Olek'ti. Annesiyle babas
gibi beyazlar giymi olan Olek, uzun tren boyunca Dan-
ka'nn kilisenin arkasnda sunaa glmseyerek bakarak

198
oturan ablasnn kucanda, uyank ve son derece sakin bir
ekilde yatmt.

Souk su musluundan halanm yumurtalarn zerine su


aktyorum ve kabuklar kolay ksn diye ellerimin arasn-
da yuvarlyorum.

Kortej hareket ediyor, anteninden ve kap kollarndan fla-


malar dalgalanan ilk arabada gelinle damat var. Arkada ya-
nnda Mirek, kucanda Olek'le oturan Danka, biraz hava
almak iin pencereyi ayor. Arkadaki arabalarn ofrleri
bir an nce mzik ve dansa kavumak iin sabrsz, korna
alyorlar. Mirek'in arkadalarnn ou evleneni yirmi yl
oldu, evlilik hayatnn zorluklarna, sessizliklerine aina-
lar. Ksa sre sonra mzik onlara evliliin vaatlerini hatr-
latacak.
Tren nceden ayakkab fabrikasnn kantini olan bir
salonda yaplacak. Baz konuklar yryerek gelmek istedi,
ne de olsa sadece bir-iki kilometre uzakta, hava gneli,
kimsenin acelesi de yok. Yryenler arasnda siyah gzl
zayf bir kadn var, ad Jagoda, yani Da ilei, genliin-
den, on yl ncesinden kalma bir ark mrldanyor. Arka-
dalarndan biri bir dal kopartp denek gibi sallayarak Ja-
goda'ya elik ediyor.
Krmz beyaz izgileriyle gmrk noktasna benzeyen
bir bariyerin nnde arabalar duruyor. Snr nbetilerin-

199
den nn yal alkoliklere zg kuklams tavrlar var;
dier isiz, nasl kaaklk yapacaklarn renen gen
adamlar. Balangta yol kesmeyle akalama arasnda faz-
la bir fark yok.
Mirek arabadan kp iinde seksen votka iesi bulu-
nan bagaj ayor, adamlara iki ie uzatyor. Bir tane da-
ha! Pekl. ki taraf da srtyor. Srtmalarn ardnda, her-
kesi yutabilecek bir uurumun farkndal.

Doradm kuzukulaklarn orbaya katyorum, orba ye-


ile dnyor.

Yeni evli iftle ilk konuklar geldiinde mzisyenlerden iki-


si almaya balamt. Mekn bir ambar byklndeydi,
salonun bir ucunda at nal eklinde on iki kadar masa sra-
lanm, br ucunda drt mzisyen piyano, bateri, gitar
ve arkc yerlerini almlard. Aralarnda harman yeri bo-
yutlarnda bir dans alan vard. Pantolon giymi, omuzlar
ak arkc, i harfi kadar ksa ve inceydi; sesinin ufuklar
kadar geni olmasyla nlyd. Konuklardan bazlar salo-
na girer girmez arkcya bir bak atyor, sonra gece bo-
yunca kendilerine elik edeceini umduklar flemeli bir
algnn kamn gizlice dener gibi, azlarn amadan
dillerinin ucunu dudaklarnn arasndan yle bir karyor-
lard. arkcya Nowy Targ'da taktklar ad Klarnet'ti. An-
c a k btn konuklar geldikten sonra ark sylemeye bala-
yacakt titreen sesiyle, asla daha nce deil. u srada Tat-

200
ra dalarndan gelen bateristle dans ediyordu. Baterist iri
biriydi, dans ettike boyutlarn dei toku ediyorlard;
Klarnet byk harf kadar uzuyor, iri baterist inceliyordu.
Onlarn bu halleri akamn ilk dnmnn belirtisiydi.

ki olarak ampanya vard. Krk be derece evrildiklerin-


de arabn grl grl akmasn salayan tapalaryla yan
yatm eyerler gibi duran polietilen torbalar vard. Hayvan-
lar kynde mayalanm olan bira, garsonlara smarlanyor
ve byk bardaklarda getiriliyordu. Her masada alm
drt ie votka duruyor, biri boalacak olsa hemen yenisi
konuyordu. Her ienin iine az az atlm olan koyu yeil
bizon otu, ikiye mine ieimsi bir tat katyordu. Mirek
dnde sunulacak votkayla bir haftadr urayordu.
undan bundan biraz lafladktan sonra gzlerimiz Dan-
ka'ya kayyor; dikkat ekmeye altndan deil kyafeti-
nin beyazl ve genilii gz aldndan. Doan bir ay gi-
bi. Belki st ksm zerine oturan gelinliindeki gm ip-
likler sayesinde. Ama ayn zamanda masada otururken par-
layan elleri ve soluk kollar nedeniyle. Elleri bu yaknlar-
da iki dizi hareket rendi; sevgilinin ve annenin hareket-
leri. Her ikisi de sevecenlikle dolu, ama birbirlerinin tam
tersi. Ana hareketleri gven verici ve sakinletirici, sevgi-
lininkiler kkrtc, uyarc. Masa rtsnn zerinde gev-
emi duran elleri sanki daha bir nceki ikindi brek yap-
maktaym gibi grnyor! Ama parmaklar oyunu bozu-
yor. Parmaklar ay-gm ipliklerden de ok prldyor,
Danka'ya ltsn veren de parmaklar zaten.

201
ocuklar dans etmeye balyor, sahip olmadklar bir
masumiyet havas taknyorlar. Mzik eliinde dans eden
kimse masum deildir. ocuklar izleyen orta yallardan
bazlar genken arzuladklarnn nasl belli bir uzaklkta
olduunu hatrlyorlar; oysa imdi, elde edilemez olduun-
da bile arzulanan ok yaknda. Bu mesafeyi deitirmek
iin mziin ritminin bitmez tkenmez kkrtmas da bu
ynde bu mesafeyi deitirmek iin tek yapmanz gere-
ken ayaa kalkp dansa katlmak. iftlerden bazlar da
byle yapyor.
Yemek servisinin balad masalardaki konuma, Po-
lonya Krallna yapacaklar ksa bir ziyaret iin eve dn-
m olan seyyahlarn konumas. Bir-iki kadeh votkadan
sonra, darda, ormann kysnda yz kadar svarinin at-
larn balanm olduu izlenimine kaplyorum.
lerinden, gnl krklklarndan, ikago'daki kuzen-
lerden. Papa Karol Wojtyla'nn salndan, fiyatlardan,
aalardaki hastalklardan, yalanmaktan, hi unutmaya-
caklar arklardan sz ediyorlar. Herhangi bir konu oyuna
dndrlebiliyorsa, hemen dndrp oynuyorlar.
Yemekler iyi haberler gibi, birbiri ardna geliyor. Her
tabaktan sonra imek, dans etmek ve bu kadar ok iyi ha-
berin nasl ihtimal d olduunu tartmak iin bir ara veri-
liyor. Orada toplanm herkes felaket haberinin nasl ani-
den geldiini biliyor.
Klarnet ark sylyor. Dnyadaki arklarn ou h-
znldr. Hepsi bitmi, sonlanm hikyelere dairdir. Yine
de ark sylemek kadar huzurda ve bakaldrc hibir ey
yoktur.

202
Son pee, sa,
her eyin nnde,
kl kadar mesafe,
hiliin nnde.

Sa, elveda
n nnde
sonsuz karanlk
beyazn nnde

Bul iimde
bul kendin iin
parlaklm.

Klarnet sustuunda ilk konuanlar, sessizlie en az


katlanabilenler oluyor.

orbay tadyorum, biraz tuz katp yumurtalar soyuyo-


rum. Kabuklar kahverengi palyao burunlar gibi kyor.

Mirek'le Danka'nn ba baa dans etme zaman gelmiti.


Olek beiinde uyuyordu. Dn ancak fotoraflardan
hatrlayacakt. Kimbilir? Anababas, ba baa harman yeri
byklndeki dans pistine doru yrdler. Herkes sey-
rediyordu. Danka'nn omuz asklarndaki saten gller omuz-
larndan kaymaya alyordu; kabark eteindeki gller

203
dnlerindeki hava akmyla uuuyordu. Herkes seyredi-
yordu. Dans eden iftin grnts pek ok any canland-
ryor, genellikle ayn soruyu getiriyordu akla. Zamann de-
itirmi olduu ey bir yanlsama m y d ? Mzik kendi ce-
vabn veriyordu. Gevezelik eden seslerse bir baka cevap.
Gelin artk ayrlar hatrlatmyordu. Boynu dosdoru
dolgun gslerinden ykseliyor, ak kanatlar yerleri s-
pryordu. Kar kaz olmutu artk. Beyazl oalmt.
Sonunda dans etmeyi brakp ter iinde parlayarak lene
devam etmek zere masalarna dndklerinde, konuklarn
ou mzik yeniden balasn da kendileri de dans edebil-
sin, bylece geveze seslerinkini deil de mziin yantn
duyabilsinler diye sabrszlanmaya balamlard.

Bir ara masadan kalkp ambarn br ucuna doru gittim.


Mzisyenlerin nnden geerken vurmallarn ritmini his-
settim, dar kp ormann ucundaki aalarn arasndan
yrdm. Balanm atlar yoktu etrafta. Elinde saksofonla
bir adam yanma yaklat.
yi akamlar yolda, dedi.
Bu szleri duyunca kim olduunu karttm Felix
Berthier.
Yaadm kydeki flemeli alglar bandosunun bir
yesiydi. Serbest badanac olarak alyordu. Rastlad
herkese yolda derdi papaza, belediye bakanna, faist-
lere oy veren frncya, mteahhite, okuluna giden bir o-
cua... Bu selama bir glmseme elik ederdi, alayc ol-
mayan, karlat kimseyi adeta yerinden kaldrp bu hi-

204
tabn yakaca baka bir zamana ve yere tayan bir g-
lmseme...
Her mays aynda, sa'nn ge ykseldii perembe
gn, flemeli alglar bandosu kyn dndaki ev kme-
lerinden birinin nnde almaya gider. Belli bir rota vardr,
bylece her ev kmesine be-alt ylda bir sra gelir, evle-
rin sakinleri konser bittiinde mzisyenlere sunmak iin
ikramlar hazrlar. Aalar henz tamamen yapraklanmad-
iin mziin sesi tarlalarn zerinden uzaklara kadar ta-
nr. alnan paralar geleneksel, bilindik paralar olur.
Konser bittiinde Felix iki bardak gnle'u kafasna di-
ker, mzisyen kepini daha oyuncu bir eime ayarlar ve
ambarlarla ahrlar arasnda, ya da kk bir kilisenin etra-
fnda yryerek Duke Ellington tarznda almaya koyulur-
du. Uyurgezer gibi ar ar ilerlerdi; insanlar m ona yol
ayorlar, o mu aldka alan geitlerden kendine yol bu-
luyor anlalmazd. Baka bir zamandaki o baka yerde y-
rr gibiydi. Bu yzden glmsyordu gzleri. Hi kuku-
suz, kendi tarznca, oradakiler iin alyordu. Bandodaki
dier yeler kendilerini ondan ayrt etmeye gayret gste-
rirlerdi. B a n d o efi ileden karak gzlerini devirir, ama
kutsal bir gnde olduklarndan msamaha gsterirdi.
Felix, diye sordum ona, arkadamn dnnde alar
msn bu akam?
Yolda, niye geldim sanyorsun? Saksofonunun zeri-
ne eilmeye balamt bile.
On be yl nce, bir cumartesi akam Felix eve giden
yolda saksofonunu alarak ilerlerken komu kyn ana
caddesinde bir araba ona arpp ldrmt.
Yllar iinde boyad baz evlerle kt kaplad baz

205
odalarn yeniden elden gemesi gerekmi, onun ekledii
katlar soyulmutu. Bylece pek ok defasnda, kt kap-
lamaya ya da lambri demeye balamadan nce duvarla-
ra byk badana frasyla yazlar yazd kmt ortaya:
KR BOKTUR. YOKSULLAR CENNETE GDER. VIVE LA JUS-
TICE!*
Geceyarsndan sonra Felix'in alto saksofonunu duy-
dum.

Mzik de, tpk birka saat nceki gen papaz gibi, saflk
arayndayd. Ayn safl aramyordu elbette. Mzik ar-
zunun safln, zlemle vaat arasnda geenlerin safln
aryordu: yaamann ezasndan daha uzun srecek ya da
onunla ba edecek bir teselli vaadinin.

Seni vurmak iin


nce beni
Vurup gemeleri gerek

Klarnet'in sesi d uzama dokunuyor, mzik yaralar


dalayan safla ulayor.
imdi ambardaki herkes yarasz bir hayatn nasl yaa-
maya demeyeceini hatrlyor.
Arzu ksadr birka saatlik olsun, bir mr boyu ol-
sun, ikisi de ksadr. Arzu ksadr, nk daimi olann in-
kryla oluur. lmne bir kavgada zamana meydan okur
arzu. te dans etmek bu meydan okumaya dairdir.

* Yaasn adalet! (.n.)

206
Orada yalnzca bir gelinle bir damat vard, ama hatrla-
nan birka yz dn vard, gerek, hayflanlan ya da ha-
yal edilen birka yz dn.

Sabahn erken saatlerinde dnn sesleri deiti gen-


leti. Yal konuklar daha da yal grnmeye baladlar
keza ben de. ocuklardan bazlar duvar diplerindeki sra-
larda uykuya dalmlard. Olek beiinde kmldamadan
yatyordu, parmaklar zkt. Bo votka ielerinin kon-
duu kasalar arlamt. stleri balar dalm mzis-
yenler gecenin hkimiydiler artk. Mutfaa gitmekte olan
bir garson oyalanp dans etti biraz.
Her yerde daha ok beyaz gze arpyordu. Erkekler
ceketleriyle kravatlarn karmlard. Kadnlardan bazla-
r ayakkablarn atm, plak ayak kalmlard. Lekesiz
gmlei ve inci rengi takmyla Mirek tertemiz grnyor-
du. Danka ayaklnn zerinde kendi boyuna ulaan kre-
mal dn pastasnn nnde dikilmiti. Sonra, Paris'te her
sabah iverenlerinin yatak odasndaki perdeleri ap ko-
modinlerine kahve koyarkenki becerikli tavryla kendi d-
n pastasndan ilk dilimi kesti. Konuklardan her biri n-
lerindeki dilimleri yerken, etraftaki beyazlar daha da par-
laklat.
te tam bu anda ellerini uzatm on iki adam Danka'ya
yaklat ve Mirek'i yakalad. Tatra dalarndan tknaz adam-
lar olan Guralilerdi bunlar. Kimbilir, belki de onlar yzn-
den Danka isizliin hkm srd Nowy Targ'da evlen-
mek istemiti ille de. Hep birlikte ark sylemeye bala-

207
dlar; ayn anda mzisyenler almay kesti. Adamlar h e p
birlikte, pes bir sesle ark sylyorlard.

Ardnda brak zntleri


imdi kucaklama zaman

arky sylerken Mirek ve Danka'nn ayaklarn y e r -


den kesip kollarna yatrdlar, sanki omuz yksekliinde
bir rafa uzatr gibi.

imdi zamandr...

Bu szlerle ve kollarnn sert bir hareketiyle ifti yuka-


rya doru frlattlar. Boyunlarmz arkaya atp baktk.
Gelinle damat yan yanayd. Elleri birbirlerinin cinsel or-
ganlarna ulap dokunabilirdi. Danka'nn etei bir nim-
bostratus bulutu gibi kabarp Mirek'in ayaklarn rtt. M i -
rek'in ellerinden biri bann gerisinde mzii kapatmak
istercesine arand. Nasl olduunu anlamadan ift Gurali-
lerin kendilerini bekleyen kollarna indi, yumuaka kar-
lanp tekrar yukar frlatldlar. Her frlatllarnda havada
biraz daha uzun kalyorlard.

Birka saat sonra, sabah 11:00'de yeni evli ift ve otuz d-


n konuu ana meydanda bulutu. oumuz Nowy Targ'
n nl dondurmasn yiyorduk. Sonra Denizin Gz ad
verilen gle bakmak zere yola ktk. Morskie Oko.
Olanlar uydurulanlardan her zaman daha ilgintir.

208
Nowy Targ'da seksenlerin banda iki arkada ayakkab
fabrikasnda alyorlard. Adamlardan birinin soyad Bi-
eda'yd, yani yoksul; dierininkiyse Bocacz'd, zengin. Bir
gn, bir sendika toplantsndan sonra Solidarnosc yeni
yeni balyordu bir Zomo devriyesi tarafndan alndlar.
Zomo ayaklanma kart polisin adyd. simleri soruldu.
Bieda kendisininkini sylediinde kstahlk ettii sanlp
kafasna bir yumruk yedi. Sra Bocacz'a geldi. Adm m?
Benim adm yok. Adn yok demek, yle mi? Onun da ka-
fasna kstahlk ettii iin bir darbe geldi. Adn syle ba-
na! Bocacz. Yaa, demek bu ite birliktesiniz ikiniz, pekl,
dedi Zomo komiseri. Zenginle yoksul! Ve gerei syleye-
ne kadar hcreye atldlar.

Gle kadar orman iinden yry saat tuttu. Yaz oldu-


u iin, her yatan birok insan ayn yolda yryordu. G-
le varnca, gln kenarndaki kayalara oturup kprtsz su-
yun zerinden tepelere doru seyre koyulduk. Baktmz
ynde insan eliyle yaplm hibir ey yoktu. Etraftaki bin
kadar insan son derece sessizdi sanki bir gsteri seyreder
gibiydiler. Sandvilerimizi yedik. Danka Olek'i emzirdi.
Mirek alabalk avlanabileceini dnd bir blgeyi
iaret etti. u kayalarn ardnda, dedi o kaak avc fslt-
syla. Herkesin stnde grmeye geldikleri eyin verdii
mutluluk havas vard. Peki ne grmeye gelmilerdi tam

209
olarak? Jura andan kalma da silsilesiyle gle vuran
yansmasn m? Yoksa kylarda asla titremeyen dudakla-
ryla suyun durgunluunu mu?
Mutfakta smietanie'yi, yani eki kremay bir kseye
boaltrken kendi kendime bunu soruyorum. Ekiliinden
tr smietanie st tadndan ziyade cinsellik tad tayor.
Sanrm hepimiz Morskie Oko'ya zamann bizsiz neler
yaptn grmek iin gitmitik.

Ertesi gn Beyaz Dunajca'nn otluk kylarnda bir ate ya-


kp, piirmek iin patatesleri topraa gmdk, tpk yzyl-
larca dayanan toprak kaplarn piirildii gibi. Patatesleri
scak scak, Wieliczka'dan gelen tuz ve Danka'nn annesi-
nin bahesinden gelen karaturpla yedik.

Hava kararyor. Gecikmelerinin bir nedeni olmal. Mirek'i


cep telefonundan arayabilirim ama aramyorum. Bekleme-
yi tercih ederim, tpk bu basamaksz evin yapt gibi.
inde salncak ve koltuk olan odaya geiyorum.
Odann uzak kesindeki okuma lambas kk bir
pssst! sesi kararak snyor, muhtemelen ampul yand,
deitirmem mmkn deil. Masann stnde bazlar 1970'
lerden kalma eski gazeteler, Mirek'in herhalde orman m-
hendisi olarak alt srada kulland el pusulas, bir de
iinde iviler olan teneke bir kahve kavanozu var. Masann
ekmecesini, okuma lambasnn yanan ampulnn yerine

210
takabileceim bir ampul bulma bo umuduyla ayorum.
ekmecede sadece kitaplar, Lehe romanlar var. Altlarn-
da, ekmecenin dibinde kapanda bir kadnn resmi bulu-
nan ince bir kitapk buluyorum. Kadn hemen tanyorum,
effaf olmayan bir duvara ardnda ne yattn anlamak is-
tercesine bakan gzleri, hayrete dm bir ac ve inat
bir kararllkla dolu gzleri... Yryndeki hafif aksa-
may gryor, Lehe, Almanca, Rusa konuan sesini du-
yuyorum; arn polisi tarafndan gzaltna alnmamak iin
Varova'dan kaan on sekiz yandaki kadnn sesi, sz-
ckleri saygdeer bir peygamberinki gibi alglandnda
bile deimeyen, hi yitirmedii gen sesi. Rosa Luxem-
burg. lk kez on alt yandayken, lmnn stnden yir-
mi yldan fazla zaman getiinde tanmtm onunla. Bo-
gena'nn babasnn emeklilii iin yetkililerle (bou bou-
na) tartmaya gittii Zamo yaknlarnda domutu.
Merkeziyetilik ve Demokrasi balkl bu bror bura-
ya kimbilir nasl gelmi? stelik Franszca oluu iin tu-
hafln artryor. Ama Rosa, Rosa'nn yazlar ve hayal
gc gizlilie, gizli yolculuklara alkt. Gizli ekmece-
lerde saklanmalar beklenirdi.
1904'te yazlan bildirinin son paragraf yle bir sav
ileri sryor: Rusya'daki ii hareketi tarihte ilk kez ger-
ekten halkn iradesine araclk etme frsatn ele geiriyor.
Ama hale bakn! Rus devrimcileri egolar yznden akl-
larn kaybediyor, bir kez daha yce katlarda oturan her e-
ye kadir tarihsel nderlikten, Merkez Komite'den dem vur-
maya balyorlar. Her eyi tepetaklak ediyor ve bugn her-
hangi bir devrimci nderlik iin meru tek znelliin, ken-
di hatalarn yapma ve tarihin diyalektiini kendi balarna

211
renme hakk isteyen ii snfnn egosu olduunu fark
etmiyorlar. Bu konuda net olalm. Bir devrimci ii hare-
ketinin y a p a c a hatalar, Merkez Komite denilen herhangi
bir organn yanlmazlndan bin kat daha deerli ve ve-
rimlidir tarihsel adan.
Dars kapkaranlk, uzaktan bir obanaldatann t-
n duyuyorum. Salncaa oturmu, ayanda ince deri-
den, belki k e i derisinden, dz topuklu olmayan yksek
backl siyah ayakkablar baz Alman yoldalar ayakka-
b seimini yadrgyorlar Rosa salnca bir duvar saati
sarkacnn dzenli vurular gibi sallyor, ileri geri ayn
yirmi santimlik asgari salnm yapyor, ne eksik ne fazla.
lmnn artlarn hatrlamak, tekrar tekrar hatrla-
mak... Aralk 1918'in son gnlerinde Karl Liebknecht'le bir-
likte Alman Komnist Partisi'ni kurmulard. ki hafta son-
ra Berlin'de tutuklandlar ve Hotel Eden'e gtrlp sorgu-
landlar, dvldler ve atl nbeti subaylar tarafndan
szde Moabit hapishanesine sevk edilmek zere bir araba-
ya sokuldular. Aslnda Berlin Hayvanat Bahesi'ne gtr-
lp katledildiler. Darbelerle kafatas krld, gvdesi Land-
wehr kanalna atld.
Salncaa ve gr kaln salarna bir gz atyorum.
Berlin Hayvanat Bahesi, Botanik Bahesinden fazla
uzak deildir. lmnden yedi ay nce Rosa, Wroclaw'da-
ki bir hapishane hcresinden Sophie Liebknecht'e mektup
yazmt.
Sonitka, mektubun beni ok sevindirdi, hemen yantl-
yorum. Botanik Bahesi'ne gitmenin verdii mutluluu ve
keyfi biliyorsun artk! Daha sk yapmalsn bunu! zlenim-
lerini bylesine canl anlattn iin aldn keyfi paylayo-

212
rum. Evet, amlarn ieklenme mevsiminde yakut krmz-
sna dnen o muhteem ieklerini biliyorum. Krmz i-
ekler kozalaklarn iinden doduu dii ieklerdir, dalla-
r aaya indirecek kadar arlaan o kozalaklarn... Yanla-
rnda uuk sar renkli, daha az dikkat ekici erkek iekler
olur, buradan da altn renkli polenler gelir. Ne yazk ki bu-
radaki penceremden sadece baz uzak aalarn yapraklar-
n grebiliyor, duvarn te yanndakilerin tepelerini seebi-
liyorum. Renklerinden ve azck grebildiim kadaryla bi-
imlerinden her birinin cinsini tahmin etmeye alyorum
ve sanrm, genel olarak, pek yanlmyorum tahminlerimde.
u anda salncak tamamen durmu durumda, gevek
oturma yeri sanki hi hareket etmemi, stne hi oturul-
mam gibi yere belli bir a yaparak ylece duruyor.
Yarn evin arkasndaki armut aacna trmanan yaban
asmasnn resmini yapacam. Aacn armutlar olgunla-
tklarnda krmzms bir renk alyor, etli ksmnn tad
uzaktan uzaa kara ard yemiini, kabuu ise yamurda
kalm arduvaz artryor.
Rosa kular ok severdi zellikle de kentlerde so-
kaklarn ve damlarn zerinde sr halinde uan srckla-
r. Rosa'nn kendisi de bir ketenkuuydu. Almancada Ha-
enfling. Akla sevecenlik ve keskinlik getiren bir ad. Yaban
asmasn birka saat nce, nemli yorgan arkadaki amar
ipine asmaya ktmda fark ettim. Asmann iekleri
hayli kocaman, siyaha yakn bir mavi, hafife mora al-
yor. izimi siyah mrekkep, tkrk ve mrekkebi kzl-
latran tuzla yapacam. Eer resim bir eye benzerse, bi-
raz nce ekmeceye, romanlarn altna geri koyduum bro-
rn sayfalar arasna yerletireceim onu.

213
B i r k huzmesi yolun teki yanndaki baheyi aydnlat-
yor, nce fasulye srklarnn oradan, yukardan balayp
pancarlara kadar iniyor. Sonra azalp snyor. Karanlk da-
ha da koyulayor. Derken k huzmesi, daha parlak bir e-
kilde yeniden beliriyor: araba far. Geldiler!

eve girdiklerinde, ev derhal geniledi. at kanatlarn


at. Evler ilerinde yalnz yaandnda klrler, kimse
yoksa iyice klrler. Danka Olek'i kucanda tayordu;
gcrdayan revaktan yemek odasna alan eii geerken
her ikisi de sorulsa ne olduunu syleyemeyecekleri ortak
bir duyguyu ifade edercesine birlikte glmsediler.
Mirek'le ben arabay boaltmaya baladk. Karton ku-
tular, alveri torbalar, katlanm bir bebek arabas, bir
bebek yata, bavullar, bir termos, bir kasa kays, ve en
nihayet naylon torbas iinde askyla aslm gelinlik var-
d. Arabann tepesine bir kayak tama kutusu tutturulmu-
tu, tabutla kayk aras bir ekli vard. Paris'te sokaa atl-
m, Mirek de bulup almt.
Hadi ona da kartalm, dedi Mirek, boaltmayacam
ama, Varova'ya gtreceimiz vr zvrla dolu ii.
Basamaksz evde uzun bir hafta sonu geirdikten son-
ra Lublin zerinden araba srerek planladklar gibi yeni
evli hayatlarna balayacaklar Varova'ya gitmek niyetin-
deydiler.

214
Danka kucanda oluyla evin iinde dolat. Ev ona
hi yabanc gelmiyor gibiydi. Ardan alyordu. Pencere-
lerden birini amaya alt, beceremedi. En nihayet avc-
nn fotoraf bulunan odaya dndnde gr bildirdi:
Kocamanm!
Olek yere braklmak istiyordu. Yere iner inmez anne-
sinin elinden tutup birka adm att, her sarsak adm bir
var noktasym gibi keyifle kkrdyordu. Bir gve kele-
bei grdler. Olek tkezledi, annesi tutmasayd dyor-
du. Yava yava, diye mrldand Danka, yava, bir adm,
yava, bir adm daha...
Olek yere oturduunda Danka gveyi avcuna alp n
kapdan dar salmadan nce oluna gsterdi: Cma! dedi,
Cma!
Dnden beri Danka farkl bir zaman duygusu edin-
miti. Birka gn ncesine kadar imknszca uzak gibi g-
rnen bir gelecekten, nasl geri dnp bugne bakacan
hayal edebiliyordu artk. Olek'in baba olduunu, kendisiy-
le Mirek'in dede ve nine olduunu hayal edebiliyordu.
Kendisine gelecekteki bir noktadan dnp geri bakabiliyor
ve bir soru soruyordu. Kime, emin deilim.
Unutmadn, deil mi? Hatrlyor musun? Mirek'le d-
nmzden be gn sonrayd. Taa Nowy Targ'dan arabayla
geldik, daha nce hi grmediim bir eve vardk. Mirek bu
evden, sanki benim doumumdan nceki baka bir hayata
aitmi gibi sz ederdi, vardmzda ev karanlkt, John
orba yapmt, Mirek hasr bir sepette devekuu yumurta-
s bulunan odada byk yatamz hazrlyordu, Mirek'le
ben on gndr ilk defa ba baa kalacaktk. nmde yaa-
nacak ne kadar ok eyin uzandn fark ettim, o k mut-

215
luydum, ifte bir mutluluktu bu, gelinlii giyerken tek bir
kadndm, gelinlii kartrken iki kadn olmutum hatr-
lyor musun, sam kestane rengi, kvrckt Mirek'i hak
ettii gibi sevecektim, nasl da hak ettiini ok iyi biliyor-
dum, o zamanlar ta iimden bildiim birka eyden biriy-
di bu, Olek de salkl ve ok glyd, onunla gurur du-
yuyordum, bir sabah onu giydirirken yanllkla bana bir
yumruk att, gzm morard, daha on aylkken byle gr-
bzd ite, gsm kabaryordu, hayatmda ilk kez grd-
m bu evde dolarken kendi kendime umurumda deil,
ne kadar uzun srecei ya da ne kadar ok almak zorun-
da kalacam umurumda deil, dedim, yllar boyunca oda-
dan odaya tanmak zorunda kalsak da, ev en sonunda bi-
tene kadar oda oda almak zorunda kalsak da, hi fark et-
mez bir ev biter mi hi? bildiim tek ey derhal ve her
zaman bu evde yaamak istediim. Hatrlyor musun? O
gece kendimi bylesine gvenli hissetmemi salayan ney-
di, bilemiyorum, belki sen bana her eyin yoluna girecei-
ni syledin, belki bana gven veren o oldu.
Altn deitireyim, dedi yksek sesle ve Olek'i kucak-
lad.
Ben sofray kuraym, dedim.
Masa ok uzundu, yemek deil de komite toplantlar
iin uygundu. Masann te ikisi ev terk edilirken rasgele
braklm ya da eve girince hzla konuvermi nesnelerle
kaplyd: kyafetler, el aletleri, bir bobin ip, leenler, kese-
ktlar, bir kasket. Mutfaa yakn olan ksm daha botu
ve tozla kaplyd. stn sildim, Mirek'in getirdii sarm-
sakl ekmei, i ringay ve mantar turusunu sofraya yer-
letirdim. Mutfaktan kepeyle duman tutan tencereyi al-

216
dm, bir de yumurtalar. Sonra kepeyle kselere orba
koydum, her kseye iki yarm yumurta ekledim.
Polonyallar Ken'in orbasna szczawiowa diyorlar.
Dnyann en basit orbalarndan biri, belki de bu yzden
besleyici olduu kadar hayal gcn de altryor. Mese-
la dyseniz iinizi styor ve tazelenmenizi salyor.
Asitli kuzukula sebzelerin tadnn uucu ve keskin olma-
sna yol ayor. orbalara genelde konan malzemelerden
daha kocaman olan yumurtalarn yuvarlak, kat bir tad var.
Son dakikada eklenen eki krema ikisine de szyor. On ye-
dinci yzylda Varova'nn biraz batsnda yaayan, ynl
eldivenler satan ayakkab imalats Jacob Boehme, dn-
yann srekli yedi aamadan geerek varolduunu ne sr-
m. lk aama Ekilik, ikincisi Tatllk, ncs Aclk,
drdncs Scaklk'm; Scaklk'tan sonra, Boehme'ye
gre Sevgi gelirmi, ardndan da Ses ve Dil. Zupa szcza-
wiowa'y Scaklk ile Sevgi arasnda bir yere koyardm, ba-
na kalsa. orbay yudumladnzda, bir yeri yuttuunuz
duygusuna kaplyorsunuz. Yumurtalarn tad bu yerin top-
ra gibi, kuzukula bitki rts, krema da bulutlar...
Bir dakika iin sessizce yiyoruz. Danka bakalm seve-
cek mi diye Olek'e tattrmadan nce sousun diye ka-
na flyor. Olek orbay seviyor. Her kaktan sonra bira-
zn geri kartyor, annesi azn siliyor. Sonra Mirek y-
le diyor: Nicedir neyin hayalini kuruyorum, biliyor mu-
sun? Paris'te kurmaya baladm bu hayali, genellikle bir
inaattan tekine giderken trafikte taklp kaldmda. Ba-
zen bir tavan boyarken gelirdi aklma. Hayalim kk bir
lokanta iletmekti. yle byk bir ey deil, bir dzine
masa, Zamo'ta kemerlerin altnda, geleneksel yemekler

217
bulunacak, bir de benim icat ettiim yemekler, bu bahede
yetitirilmi sebze meyveyi kullanacaz, baheyi bytp
tavuk ve tavan da yetitireceiz. Trafik skklnda ka-
famdan menler hazrlardm. Ne lgnlk!
Danka kan brakp tm o kar kaz otoritesiyle M i -
rek'e doru dnd: Eer o hayali derhal gerekletirmeye
balamazsan, dedi ar ar konuarak, koyu yeil gzleri-
ni ksarak, asla gerekletiremezsin!
Mirek yantlamad. orbay bitirip sadan soldan ko-
nutuk. Sustuumuzda teki odadaki saatin sesini duyabi-
liyordum.
Olek mama sandalyesinden kalkmak istedi, Danka onu
kucana alp kays paralar verdi azna. Mirek mama
sandalyesini masadan kartp salncan bulunduu odaya
gtrd, kapy ak brakmt. Olek'in sandalyesini ora-
daki iplere, kayn plakalardan daha yksek bir yere tuttur-
du. Eliyle denedi, dmleri biraz sktrd, olan almak
iin dnd.
Salncaa oturtulunca Olek minik elleriyle iki yandaki
iplere yapt, Mirek kendi koca eliyle hafife itti salnca-
. Sallanyordu. Salncak daha daha ykseklere ktka
Olek'in de neesi oald.
Masadan kalkp seyretmeye gelen Danka'nn duruu,
ileri geri sallanan olunu seyredii, bana iki- ay iinde
yine hamile kalacan fsldad.
Salncak ona doru her geldiinde Mirek bir an iin
eliyle tutuyor, biraz daha ykseltiyor ve brakyordu. Ev,
Mirek'in mr boyunca hi grmedii ekilde deimiti.

218
Tuvalete gitmek iin dar kyorum, obanaldatan kuu-
nun tn duyuyorum. Kutak-kutak-kutak. Sadece gece
kular hi durmadan bu kadar uzun ter. Kuun sesi im-
di ok daha yakndan geliyor, belki de kprnn oradaki
aalardan birinden. Oraya doru yryorum, nk haya-
tmda hi obanaldatan grmedim, sadece sesini duydum.
lk duyduumda Camellia ile Epping Orman'ndaydm.
Btn gece bcek yer demiti bana Camellia, gagasn y-
le kocaman aar ki tren tneline benzer! Penesindeki par-
maklardan biri testere dilidir, kimbilir neden.
G e c e olsun, gndz olsun Camellia'yla her dar kt-
mda bir sr eyin adn renirdim. u tyl ey ne? Be-
yaz Amiral larvas. u yosun? pek aac. u dm? Ka-
zk ba. Ya u ne? Pekl biliyorsun ne olduunu gbek
deliin!
Adlandrlamayan ok ey vard. Ters dnm kaya
benzeyen odada, kendime cilal duvarlarn ahap lekeleri-
nin adsz eylerin haritas olduunu syler, bir gn iime
yarar inancyla bu haritay ezberlemeye alrdm. Adsz-
lar diyar ekilsiz deildi. inde yolumu bulmam gerekir-
di kapkaranlk bir odada mobilyalarla sivri kenarl nes-
neler arasndan bulur gibi. Her halkrda, bildiklerimin
ou, sezdiklerimin ou adszd, ya da adlar henz oku-
madm kaln kitaplar kadar uzundu.
Kutak-kutak-kutak...
obanaldatann zerinde bulunduu aacn altnda o
kadar sessiz duruyorum ki tekrar tmeye balyor. Aacn
altnda byle sessiz dururken, sezgilerimden bazlarn ha-
trlamaya balyorum.

219
Her yerde ac var. Acdan daha srarl ve keskin olan
ise, her yerde beklenti dolu bir bekleyi olmas.
Aataki obanaldatan susuyor, nehrin aasndan bir
dieri yant veriyor.
Saymak, saydnzdan baka bir eye gizlice yakla-
mann bir yoludur.
Szum'un sesi Ching'inkiyle ayn.
zgrlk merhametli deildir.
Hibir ey tamamlanm, hibir ey bitmi deildir.
Kimse sylemedi bana bunu, ama Gordon Bulvar'n-
dayken biliyordum.
Bamn zerindeki obanaldatan arkadayla bulu-
mak iin aatan havalanyor, szlerek gelen aynda
kuyruk tylerinin beyaz eridini bir an iin gryorum.
Glmsemeler mutlulua davet eder, ama ne tr bir
mutluluk olduunu ak etmezler.
nsan hasletleri iinde krlganlk ki hi eksik olmaz
en deerli olandr.
Gkyznde, obanaldatann umu olduu yne do-
ru uzatyorum parmam. Ya u? diye soruyorum.
Andromeda o, diye yantlyor Camellia, k a kere sy-
ledim sana!

Yavaa yryerek eve dndm. Panie kaplm deilse-


niz, karanlk tela azaltyor. Zaman oalyor. Pencerede
hi k yoktu.
Beton platforma kp gcrdayan revakl girite yolu-
mu buldum. I amadm.

220
Yatak odasnn kaps aralkt. Pencereden szan hafif
k yatan zerine gri bir balk a gibi yaylmt.
de uyuyordu. Olek babasnn gsnde yatyordu, eli a-
zndayd; Danka da arkadan Mirek'e sarlmt. Karanlkta
bir gve elime dokundu. Cma! Yalnzca insan bedeni p-
lak olabilir, yalnzca insanlar btn gece tenleri birbirleri-
ne deerek birlikte uyumay arzular, gereksinirler. Cma!

Bir hafta iinde Olek, tm o azmiyle burada yrmeyi -


renecek, Danka da Mirek'ten kapya bir basamak yapmas-
n isteyecek.

221
81/2

Neden benim kitaplarmdan hibirini okumadn?


Beni baka hayatlara gtren kitaplardan holanrdm
ben. Okuduum kitaplar bu yzden okudum. o k okudum
hem de. Her biri gerek hayatla ilgiliydi o kitaplarn; ama
kaldm yerden okumaya baladmda, benim bama
gelenleri anlatan kitaplar deil. Ben okurken, her trl za-
man duygusunu kaybederdim. Kadnlar hep baka hayatla-
r merak ederler, erkekler bunu anlamayacak kadar iddial-
drlar. Baka hayatlar, daha nce senin yaadn, ya da ya-
am olabilecein baka hayatlar... Senin kitaplarnnsa,
benim yaamak deil de, ancak dlemek isteyeceim, tek
bama, kendi kendime, hi kelime olmadan dleyeceim
baka bir hayat hakknda olmasn umuyordum. Onun iin
iyi ki okumamm.
Bugnlerde sama sapan eyler yazmay gze alyo-
rum.
Ne bulursan onu yaz, yeter.
Ne bulduumu hibir zaman bilemeyeceim.
Doru, bilemeyeceksin. Bilmen gereken tek ey, yalan
m sylyorsun yoksa dorular sylemeye mi alyor-
sun. Bu ikisi arasndaki ayrm konusunda yanlmay gze
alamazsn bundan byle...

222
Teekkr

"Sadece zaten tekine ait olan verebiliriz!" Jorge Luis Borges.


Bu kitap iin u kiilere yrekten teekkr ederim: Alexandra,
Andres, Anne, Arturo, Beverly, Bill, Bogena, Colum, Dan, Ga-
reth, Geoff, Gianni, Hans, Iona, Irene, Jean, Jitka, John, Katya,
Leticia, Liane, Libby, Lilo, Lisa, Lucia, Maggi, Manuel, Maria,
Marisa, Michael, Mike, Nella, Paul, Pierre-Oscar, Pilar, Piotr,
Ramon, Robert, Sandra, Simon, Stephan, Tonio, Victoria, Wi-
tek, Wolfram ve Yves.

Kitapta Borges'in iirlerinden yaplan alntlar, J. L. Borges, Se-


lected Poems'den (yay. haz. Alexander Coleman, Allen Lane,
The Penguin Press, 1999) alnm ve Penguin Books Ltd.'nin
izniyle yaymlanmtr.

s. 76: "Debo justificar lo que me hiere...", "El cmplice"den


dize (s. 448), Maria Kodama, 1999.

s. 77: "Bu kitap senindir, Maria Kodama...", "Inscription"dan


(s. 461), Maria Kodama, 1999.

s. 78: "Bir sabahn ans...", "Talismans"dan alt dize ( s . 365),


Maria Kodama, 1999.

s. 78: "Ah bitimsiz gl...", "The Unending Rose"dan iki dize


(s. 367), Maria Kodama, 1999.

Trke eviriler ilgili blmn evirmeni tarafndan yaplmtr.

223