You are on page 1of 154

Hazrlayan: Zeynep Direk

Dnyann Teni
Merleau-Ponty Felsefesi zerine ncelemeler

Zeynep Direk, Doktorasn 1998 ylnda University of


Memphis'ten ald. Yurt iinde ve yurt dnda yapt
editrlk almalarnn yan sra Derrida, Levinas, He
idegger, Merleau-Ponty ve Sartre stne yazd maka
leleriyle tannr. Trkiye'de felsefe tarihi ve Bat felsefe
sinin almlanmas konusunda da rn vermektedir. Ha
len Galatasaray niversitesi Fen Edebiyat Fakltesi
Felsefe Blmnde retim yesi olarak grev yap
maktadr.
Erdem Gkyaran, Katholieke Universiteit Leuvende
doktorasn yapmaktadr.
mer Aygn, Pennsylvania State University'de doktora
sn yapmaktadr.
Gl Cevahir ahin, Universit de Paris IV'de doktoras
n yapmaktadr.
Zeynep avan, Galatasaray niversitesi Yksek Li
sa n s Programnda rencidir.
Nilfer Zengin, Galatasaray niversitesi Yksek Lisans
Programnda rencidir.
Metis Yaynlar
pek Sokak 9, 80 0 6 0 Beyolu, stanbul

Dnyann Teni
Merleau-Ponty Felsefesi zerine ncelemeler
Hazrlayan: Zeynep Direk

Derleme ve Giri, Zeynep Direk, 2001


Bakas ve Aknlk, Erdem Gkyaran, 2001
Cogito, Gl Cevahir, 2001
Zamansallk Dncesi ve Dncenin Zamansall,
m er A ygn, 2001
Algsal nan, Zeynep Savan, 2001
Grlmeyi Grmek: Et Kavram zerine,
Nilfer Zengin, 2001

M etis Yaynlar, 2002


Birinci Basm: ubat 2003

Yayma Hazrlayan: Semih Skmen

Kapak Resmi: Giorgio M orandi


Kapak Tasarm: Emine Bora
Dizgi ve Bask ncesi Hazrlk: M etis Yaynclk Ltd.
Kapak ve Bask: Yaylack Matbaaclk Ltd.
Cilt: Sistem Mcellithanesi

ISBN 97 5 -3 4 2 -4 0 2 -7
HAZIRLAYAN:

Zeynep Direk
Dnyann Teni
MERLEAU-PONTY FELSEFES ZERNE NCELEMELER

KATKILAR:

Z eynep Direk
Erdem G kyaran
Gl C evahir ahin
m e r Aygn
Z eynep Savan
N ilfer Z engin

metis
ND EK LER

N SZ
7

G R
Zeynep Direk
9

B A K A S I V E A K I N L IK
Erdem G kyaran
45

C O G IT O
G l C evahir ahin
80

Z A M A N S A L L IK D N C E S
v e d n c e n in
z a m a n s a l l i Gi
m e r Aygn
95

A L G IS A L N A N
Z eynep Savan
114

GRLM EY GRM EK:


E T K A V RA M ] Z E R N E
N ilfer Z engin
138
NSZ

BU K TA P 1999-2000 ders ylnda Galatasaray niversitesi Sosyal Bi


limler Enstits, Felsefe Yksek Lisans Programnda Merleau-Ponty
stne iki dnem sren bir seminer dersinden domutur. Bu dersler,
Merleau-Ponty'nin Phnomnologie de la perception ve Le visible er
l'invisible gibi iki temel metnine ynelik hermeneutik bir abayd. Eli
nizdeki kitapta metinleri bulunan birka yksek lisans rencisi ile bir
likte btn bir sene bu iki kitab ok youn bir biimde altk. Onla
rn kurucu yaplarn ve dayandklar temelleri ne karmay denedik,
alternatif okuma nerilerini tarttk ve bunlann tutarlln snadk.
Sonu olarak, Merleau-Ponty'nin anlatt hikyeyi birlikte yeniden
kurduk. Burada toplanan metinler, bir seneyi akn bir sre boyunca
tekrar tekrar yazlm, yeniden elden geirilmi zenli bir almann
rnleridir. M erleau-Ponty'nin dncesi hakknda youn bilgi aktar
makla Ve tantmakla kalmayan, bu felsefeyi tematik bir biimde sorgu
layan bu makaleleri, ada felsefeye ilgi duyan okura sunmaya deer
buldum. Bu kitabn, Trke'de daha nce yaynlanan ve byk ilgi g
ren Gz ve Tin] ve Algnn Fenomenolojisi'nin nsz'nde2, Merleau-
Ponty'nin dncesinin temellerini tartmaya at iin k tutaca
n dndm. Giri yazs, M erleau-Ponty'yi epistemoloji gelenei ile
diyaloga sokarak, onun felsefesinde bedenin oynad rol gstermeyi
hedefliyor. Bu yazy, "bakas", "zaman", "algsal inan", "cogito" ve
"ten izleklerine ilikin be makale takip ediyor. Makaleler, ortak bir
almaya dayanld iin benzer bir yaklam ieriyorlar; ama elbet
te yazarlarn konuya yaklamlarnn kiisellii ve zgn sorgulama bi
imleri onlar btnyle bireysel metinler haline getiriyor.

Temmuz 2001, stanbul

1. Maurice M erleau-Ponty, G z ve Tin, ev. A. Soysal, Metis Yaynlar, 1996.


2. M aurice Merleau-Ponty, Algnn Fenomenolojisine nsz, ev. M. Atc, Afa
Yaynlan, 1994.
GR

Zeynep Direk

GNMZDE, dnyada "Kta Avrupas felsefesi" alannda giderek


daha ok okunan, estetik, ontoloji, evre etii, feminist felsefe alan
larnda zgn ve eletirel dnceye kaynaklk eden bir dnr ola
rak yeniden ortaya kyor M erleau-Ponty. Yaarken ad Sartre ve va
roluuluk akm ile birlikte anld; ama Sartre kadar dnya apnda
nl olmad. Ne var ki bugn, dnyada K ta Avrupas felsefesi ala
nnda yaplan alm alara baklnca Sartre'm daha az ilgi grdn,
buna karn M erleau-Ponty'nin varoluuluk akm erevesini aan
ve fenom enolojiden post-fenom enolojiye doru yol alan bir dnr
olarak okunm akta olduunu saptayabiliriz. M erleau-Ponty'nin d
ncesi kendi havasn solum aya braklr braklm az, ada Fransz
felsefesini gnm zde temsil eden Foucault ve D eleuze gibi onun
rencileri olan bir sonraki kuak filozoflarn nemli kavramlarnn
kaynaklarnn M erleau-Ponty'nin dncesinde bulunduu, dahas,
M erleau-Ponty'nin 1960ta Husserl'in Geom etri'nin K ayna1 stne
yapt alm ayla2 Derrida'nn bu esere yazd nl giri yazs ara
snda dikkat ekici paralellikler bulunduu grnr hale geldi.
H er ne kadar M erleau-Ponty ada felsefi dnceyi anlama ve
yenileme abasnda vazgeilm ez bir dnr olarak dirilm i olsa da
gnmz felsefe okuru iin artcl bundan ibaret saylamaz. D
ncesinin kuru genellem elere, soyut form lasyonlara indirgeneme-
yecek, analitik tartm alarla, eletirel metin okum alaryla tketileme-
yecek bir taraf vardr. Yaarken grlmeyeni dnm eye, anlalm a

1. Husserl, L'origine de la gomtrie, ev. ve Giri: Jacques Derrida. PUF, 1962.


2. Maurice Merleau-Ponty, Notes de Cours sur L'origine de la gomtrie de
Husserl, suivi de Recherches sur la phnomnologie de Merleau-Ponty, sous la di-
rction de Renaud Barbaras. PUF, 1998.
10 DNYANIN TEN

yan anlamaya deer veren bir dncenin sahicilii iinde, lmn


lafm bile etm eyecek kadar yaam onaylayan bir filozofla karla
ma deneyimi olduka sarscdr. Dnyann gsterisi karsnda kay
bettiimiz ocuksu dikkatin ve mutluluun yasn tutmaz Merleau-
Ponty; itenlik, g ve his ykl bir dnceyle, yaamla ilikimizin
ona bakmay pek az gerektirecek kadar anlalm ve unutulmu, m e
kaniklemi olduu saptam asn yapm akla yetinm ez, dncesinin
vaktini bu hayatn gizledikleri karsnda hayret duym aya adar. Onun
dncesinin hayat karsnda hi acelesi yoktur. Zihnim izi Merleau-
Ponty'nin dnce servenine kaplm aya teslim ettiim izde, katla
m, mekaniklemi, zam anszlam , dncesizlemi, heyecandan
ve meraktan temizlenmi, saydam lam , kendisinin msvettesi olu
vermi bir hayatn gerisini grebileceim iz, dnyayla bedenimizin
ilikisine ait organik bir arka plannn bize sunduklarn kucaklayabi
leceimiz, ksacas, dnyay ve kendim izi yeni bir gzle grebilece
imiz umuduna kaplrz.
Duyumsanr olann ve dilin zenginlii ile bylenmi, yaam
olumlayan bu felsefe ok kiiseldir ayn zamanda. M erleau-Ponty'nin
metinlerinin fenom enoloji bilgisiyle alan ve kendini veren dili, ba
zen hznlendiren km ltsna ramen, mutlu b ir ocukluu dilde ve
dncede deneyim lerle yeniden yaamaya alan mutlu bir d
nrle kar karya getirir bizi. te yandan, hayat boyunca bir mark-
sist, bir ateisttir o. Fenom enoloji ile diyalektik m ateryalizmin sentezi
M erleau-Ponty'nin de kafasn megul etm itir ve Grnr ve G rn
mez''i3 phesiz bu adan da okum ak gerekir. M erleau-Ponty'nin g
rnmez dedii ey idealitedir, grnr olan ise duyumsanrdr. Bu
son bayaptn ana hedeflerinden birisi duyum sanr olann ideal an
lamla ilikisini kurmaktr. Nietzsche'nin Putlarn Alacakaranl'nz
kendi dncesine koyduu hedefi hatrlayarak, M erleau-Ponty'yi
Nietzsche'ye yaknlatrm ak ve onun duyum sanr olann yeni bir fel
sefesini yapmaya alt sylemek gerekir kanaatimce. Eer Bat

3. Maurice M erleau-Ponty, Le visible et l'invisible, Gallim ard, Paris. 1964. Bu


kitaba yaplan tm gnderm eler ksaca VI olarak ve sayfa num arasyla belirtilecek
tir. Gerek Grnr ve Grnmez, gerekse A lgnn Fenom enolojisi Trke'de henz
yaymlanmad. Ancak bu yapdan sk sk Franszca tekrarlam am ak iin Trkesiy-
le anyoruz; metinde anlalrlk kazanmas iin genel kurallara aykn olm asna ra
men bu ikisi ve baka yapl isimleri henz Trke'ye evrilm emi olduu halde ita
likle verilmitir.
GR 11

metafizii, N ietzsche'nin ve Heidegger'in okuduu gibi platonizmin


tarihi - y a da duyum sanr olanla anlalr olan trandaki uurumun
derinlem esinin ta rih i- ise M erleau-Ponty G rnr ve G rnm ezle
bu uurumun stnde bir kpr kurabilen ilk dnr olm a onuruna
sahip olmaya adaydr. 1961'deki erken lm sebebiyle, bir bayapt
olaca kesin bir eser olan G rnr ve Griinmez'm yarm kalmas,
onun dncesinin gittii yn hakknda bir belirsizlik duygusu yarat
m tr elbette. Speklatif tartm alar besleyen im knlar ve ereve
ler ne kadar geni olursa olsun, m etafiziin tam am land bu ada,
deneycilie ya da pozitivizm e dmeden dnyaya, bedene ve tene,
ksacas duyum sanr olann ontolojisine dnerek dnceyi baka bir
balangca doru gtrm ektedir Merleau-Ponty.
Onun felsefesinde bedenin algdaki a priori rolyle nasl ortaya
ktn anlam ak, daha sonra beden ile ten arasnda nasl bir iliki
kurduunu zm enin olm azsa olmaz kouludur. Bu yzden bu yaz
da hedefim Algnn Fenom enolojisi'nin ilk okum alarda hkim olm a
s olduka zor olan ilk 80 sayfasm analitik bir biim de zm lem ek
ten teye gitm eyecek. M erleau-Ponty'nin "beden ve ten kavram la
rndan ne anladn, bunlarn arasndaki ilikinin ne olduunu bu ki
tapta bulunan dier m akaleler sorgulamakta ve kapsaml bir biimde
ele almaktadr.

Algnn Fenom enolojisi'nde4 M erleau-Ponty'nin H usseri'le ilikisi ol


duka mulaktr. Hem projesinin kklerini Husserl'in dncesinin
iinde bulur hem de onun fenom enolojisinin ana noktalarnn klasik
baz yorum larna kar bir m esafe alr. M erleau-Ponty, fenomenolojik
indirgemeyi, ynelim sellii, algy, yaayan bedeni yeniden yorum-
lay biim iyle fenom enolojiyi Husserl'in gtrebileceinden ok da
ha ileriye gtrm tr ounlukla ima edildii gibi... te yandan,
M erleau-Ponty'nin A lgnn Fenomenolojisi'nm nsz'nde taknd
tavr, btn byk filozoflar iin sz konusu olabilecek bir biimde,

4. M aurice M erleau-Ponty, Phnomnologie de la Perception, Gallim ard, Pa


ris, 1994 (ilk basm: 1945). Bu kitaba yaplan tm gnderm eler ksaca PP olarak ve
sayfa num arasyla belirtilecektir.
12 DNYANIN TEN

Husserl'de birden ok Husserl grmenin, yani fenom enolojinin gide


bilecei farkl ynleri ayrt edip kendi adna ve hatta Husserl adna
bunlardan birini sahiplenm enin mmkn ve meru olduunu varsa
yar. Buna karn M erleau-Pontynin fenomenolojinin n ak gelii
minin kendi projesi iinde m m kn olaca inanc, onun Husserl fe-
nomenolojisine kar yapt eletirinin keskinleip belirginleeme-
mesine de yol amtr. Ustasna kar ekingen bir eletiri yapar
Merleau-Ponty: Husserl'in dncesinin kavram larndan beslenirken
onunla ak bir mcadeleye girm ekten, ona meydan okum aktan ka
nr. Husserl, Algnn Fenomenolojisi'nde, ok sayg duyulan ama d
ncesinin baz eleri -a k a dile getirilmeden de o lsa - onaylan
mayan bir usta gibidir. Bu yzden M erleau-Ponty'nin "entelekt-
alizm" ya da "refleksif felsefe" (dnm felsefesi) dedii eyle Hus
serl'in ilikisi mulak kalr. Buna karn, Griiniir ve Grnmez'de
M erleau-Ponty'nin yapt eyi "fenomenoloji" olarak grmemesi
onun dncesinin katettii yolu ve gittii yn belirginletirm ekte
nemli bir iaret gibi ele alnmaldr. Bu tam am lanmam eserin bel
ki de en nemli blm olan "Sorgulama ve Sezgi" Bergson felsefe
si stne yazlm bir blm olm aktan ok, M erleau-Pontynin H us
serl felsefesiyle hesaplam asnn sahnesidir.
Bu iki temel eser arasndaki ilikiyi kabaca yle kurabiliriz: A l
gnn Fenomenolojisi, bilimi ve felsefeyi yaam dnyasnn ikincil
bir ifadesi olarak grr ve bunlarn kaynakland ilksel tem ele, zne
ve nesne ayrmnn algdaki doum anna dnm eye alr. Merleau-
Ponty'nin metninin yneldii, belki de hibir zaman ele gemeyecek
olan bu an, modem epistem oloji geleneinin bir tahribatndan sonra
yakalanabilecektir. Ksacas, M erleau-Pontynin syledii eyin yeni
liini, onu geleneksel problem lere gre konum landrarak daha iyi an
layabiliriz. Algnn Fenom enolojisi'nin uzun giriinde tamamlanan ve
M erleau-Ponty'nin dncesinin m erkezinde sonlanan tahribat, ne
Heidegger'in destrksiyonuna ne de Derrida'nn dekonstriiksiyonuna
benzer. Bu eserde dncenin hareketi yukardan aaya, algya
doru bir harekettir. Husserl'in "eylerin kendisine gidelim " ars
n, M erleau-Ponty'nin Algnn Fenomenolojisi'nde. m odem epistem o
loji geleneinin tahribat iinden yaplan bir "algya geri dn" pro
jesine dntrdn ve bunu "ben-bakas-eyler sistem inin dou
haline" doru bir yolculuk olarak grdne phe yoktur. Halbuki
G rnr ve Grnmez'de tam tersi bir yol izlenir; doal algdan, du-
GR 13

yum sanrn ontolojisinden iinde yaadm z zneler ve nesneler


dnyasnn doum unun koullarn gstermek hedeflenmitir. Tm
farkllklara ramen bu iki eser Husserl'in bilim in, "yaam dnyas"
(.Lebenswelt) tem elinden doduu tezine sadk kalr; bu yzden de si
metrik bir biim de birbirlerini varsayar ve tamamlarlar.
Grnr ve Grnmez'in takip ettii, bilimin ve felsefenin tem e
linde alg dnyasndan kaynaklanan sorgulanm am bir inan bulun
duu tezi bu terim lerle ifade edilm em i olsa bile Algnn Fenometo-
lojisi'ne de hkimdir. Alg alglayann olduu halde, alg eylere a
lrken onlara sanki kendinde bir geree gidiyorm u gibi ynelip Bu
ynelimi m otive eden ve bilim ve felsefe tarafndan sorgulanmayan
tez, yaanan tm anlarn birbirine gre dzenlenebilecei, tm eli
kilerin zlebilecei; monadik ve zneler aras deneyim in blnmez
bir btn, adeta tek bir metin olduu; daha tam am lanm bir bilgiye
doru, belirsiz olan belirli hale getirerek ilerlediimiz, dorunun
kendisinin eylerde gerekletii ya da eyin kendisi olduu tezidir
(PP, 66). Bilimsel davrann ve nesnenin dou koullar bu inanta
nvelenir nk bilginin idealini alglanan ey koymutur. Bilim bu
ideali eletirm eden kabul etm i ve buna dayanarak yntem sel ve tam
bir algnn bilimini oluturm ay hedeflemitir. M erleau-Ponty, doal
alg ile bilim arasnda kurduu bu ilikiye genetik fenom enolojik bir
yaklamla bakar. O na gre bilim, alglanan eylerin ina srecinin bir
devamdr sadece; "ey" tm bireysel duyumsal alanlarn deimezi
ise bilimsel "ey" de fenomenleri sabitletirmenin, belirlemenin ve
nesnelletirm enin bir arac olacaktr (PP. 66). A m a sorun udur: Bilim
ey kavram ile alrken kaynaksal inanca ait bir nkabulle alt
nn farknda deildir. "ey nedir?" sorusu nihai soru m udur? Alg, her
trl kuram dan nce, yaamsal gerekliliklerinde kendisini bir varln
algs olarak sunar. A m a dnm felsefesi, rnein Kant, bu varln
soykt aratrm ay aklna getirmemitir. Yalnzca onu mmkn
hale getiren koullar aratrm akla yetinmitir. A lgnn varlkbilimsel
olarak aydnlatlmas iin varln yeniden tanm lanm as gerekecek
tir. G rnr ve G rnm ezin projesi budur.
Aslnda Algnn Fenomenolojisi'ndcn beri M erleau-Ponty feno-
menolojinit elikileri stne giderek okum aktadr Husserl'i. Feno-
menolojinin bir yandan zler felsefesi olma iddias vardr, te yandan
da zleri varolua ya da olgusalla yerletirerek piatonizm e dm ek
ten kurtulm a abas. A lgnn Fenom enolojist ndc M erleau-Ponty'yi
14 DNYANIN TEN

motive eden, fenomenolojinin Skylla ile K harybdis* arasndaki, pla-


tonizmle deneycilik arasndaki salnmdr. 1945'lerde, Heidegger'in
Varlk ve Zam an ile Husserl'in ge dnem felsefesi arasnda grd
yaknlk ilikisi, yalnzca Husserl'i anlamasn deil, Heidegger'i an
lamasn da belirler. M erleau-Ponty'ye, Varlk ve Zam an, H usserl'in
"yaam dnyas" kavramn aklam a giriim inden, Husserl'in dn
cesine ikin olan yukarda andm z temel elikiyi ama denem esin
den ibaret grnebilmitir. Kukusuz sava sonras Fransasnda H e
gel, Marx ve Husserl gibi Heidegger'in de antropolojik bir bak a
syla okunmas sz konusu: Derrida'nn belirttii gibi, bu antropolo
jik bak as, Kojve'in Hegel yorum una duyulan ilgide, M arx'i
okurken 1844elyazm alannn vurgulanmasnda, Husserlin fenom eno-
lojisinin betimsellik ynnn ve "yaam dnyas" kavram nn ne
karlarak, akn (transcendanal) sorgulamann gz ard edilerek
okunmasnda olduu kadar, o zam anlar ksm en bilinen Heidegger'in
Varlk ve Zaman inin bir felsefi antropoloji sorunsal erevesinde,
D asein'in varoluunun zm lenm esi (egzistansiyal zm lem e) ne
karlarak ve Varlk sorusu ihmal edilerek okunm asnda kendisini
gsterir.5 O zam anlar Heidegger'in D asein dedii, "bizim kendisi ol
duumuz" ve "varl anlayan varolan", Franszca'ya "insan gerekli
i" olarak evrilmektedir. rnein Sartre'm Varlk ve Hilik'i bu ter
minolojiyi kullanr. nsan gereklii kavramnn heyecanla sahiplenil-
mesinin en nemli nedeni, insan bir tz olarak ele alan bir tzcle
kar kn kavramsal zem inini oluturmasdr. M erleau-Ponty, A lg
nn Fenomenolojisi'nde insan gereklii kavramn kullanm asa da,
"alg" onun iin "dnyada olmak" olduu lde tzcle kar bu
yeni zemini paylar. M erleau-Pontynin, Algnn Fenomenolojisi'nde
Varlk sorusunu gz ard ederek Heidegger'in "dnyada olmak" kav
ram n ne karmas, Varlk ve Zam an'n antropolojik bir yorumuna
iaret eder ve bu yorum H eidegger'in gznde bir yanl okum adr ke
sinlikle. Varlk veZaman'dz. M erleau-Ponty'yi en ok ilgilendiren ey,
dnya konusudur. zne ve nesne ayrm, tandk bir dnya temeline

* Bkz. Homeros'un O dysseia adl eseri. XII. Blm. Skylla korkun bir cana
var, Kharybdis ise gemilerin arpp paraland bir kayadr. Odysseus iki tehdit
arasnda kalmtr.
5. Jacques Derrida, "The Ends o f M an", Margis o f Plilosophy... "nsann Son
lan/E rekleri", ev. Zeynep D irek.felsefelogos, say 13, 2001.
GR 15

dayanr, ama Heidegger'in gsterdii gibi, m odem m etafizik dnya


sorusunu unutarak bu kavram larn iini boaltmtr. Geleneksel epis
temoloji znenin kendisinden nasl dar kp nesneye ulaaca ve
o nesneyi kendi gerekliinde bilebilecei sorunuyla megul olm u
tur. M erleau-Ponty'nin, bu tr bir bilme abasnn bedensel/zihinsel
ynelimlerim izden dokunm u olan bir dnyadan kaynaklandn
vurgulamas, dnyada hayat megalesi iinde ilkin bilen zneler ola
rak varolm admz, yaptm z ie bal olarak eya, alet vs. kullana
rak, bunlarn birbirine gnderdikleri bir anlam a iinde pratik bir ba
kla ve bilmeyle hareket ettiim iz olgusunu vurgulayan Heidegger'i
dndrm elidir bize. Epistem olojik sorun, dnyann dnyasallnn
ontolojik zm lem esi hesaba katld anda meruiyetini btnyle
yitirm ese bile etkisinden ok ey kaybeder.
M erleau-Ponty ile Heidegger arasndaki byk farkllk, M er
leau-Ponty'nin Heideggerin fenom enolojisinin at dnya temasn
"beden" stnden okumasdr. M erleau-Ponty, Heidegger'in Dasein'
m temel bir hali olarak grdiiii "dnyada olmak" "alg" ile zde
letirmi, "yaayan beden" ya da "kendi bedenim" kavram n alg
zm lemesinin m erkezine koymutur. Oysa ki Heidegger, "yaayan
beden" gibi bir kavram , "ruh" ve "beden" kartln radikal bir sor
gulamaya tbi tutm adan kullanmaktan kanr. Alg kavram, bir yan
dan ontolojik olarak Heidegger'in dnya tartm asna, ynelim leri
mizin ufku olarak dnya kavram na yaslanrken, te yandan da Var
lk ve Zaman'daki dnya zm lem esinde bedenin ihmal edildiini
ima eder. Buna karn, Heidegger'in talep ettii eyi yapp da felsefe
tarihinde beden kavramn incelikli bir biimde sorgulam aya giri
m ez Merleau-Ponty. rnein Aristoteles'le hesaplatna dair pek
bir ize rastlanm az Algnn Fenomenolojisi'ndc. Eski Yunan felsefesi
ne temel bir nem verir gibi grnmez. O, alg ve beden kavram lar
n Husserl'e yakn bir biim de yeniden dnm eye alrken, dne
minin Fransz felsefesi iin klasik saylabilecek bir jestle Heidegger'i
Husserl'e kar kullanm aya, Husserl'i Heideggerci bir biim de yeni
lemeye kalkar. Halbuki bunu yaparken, Heidegger'i okuyuu ironik
bir biimde. Varlk ve Zam an'm bir tr felsefi antropoloji olduu ko
nusunda pek tereddt etmeyen ve onu akn sorgulama alann terk
etm ekle sulayan Husserl'in yorum una dayanr.
M erleau-Ponty, Algnn Fenomenolojisi'nin nsz'nde, Husserl'
de tek bir fenom enolojik indirgeme bulunamayacan, onun srekli
16 DNYANIN TEN

olarak bu konuya geri dnm ek suretiyle balang noktasn hep ye


niden dndn belirttikten sonra fenomenolojik indirgemenin
btnsel olamayaca konusunda srar ettiinde, fenomenolojik in
dirgemeyi Heidegger'in dnyada olm ak kavram stnden dn
mektedir. Ona gre, fenom enolojik indirgeme hibir zaman btnsel
olam az nk "dnyada bulunuruz". Doal tavr btnyle askya
alan, baka tm dnceleri kapsayan bir dnce imknszdr. A k
tr ki M erleau-Ponty fenom enolojiye dnyay, kendi ikinliini ku
bak seyreden ve kuran akn bir bilincin alan olarak bakmay red
deder. Aksi ynde bir yorumun kaynan Husserl'de bulmak m m
kn olduu halde, ona gre Husserl'i ille byle okumak gerekmez.
Bylece M erleau-Ponty o dnem Fransz dncesini belirleyen se
imi yapar ve kendisini belli bir Husserl'in -doal tavr, dnyada ol
may fenomenolojik olarak incelem eye ve anlamaya alan Hus-
serl'in-takipisi olarak sunar. Dnrn Heidegger'le ilikisi. G r
nr ve Grnmez de "dnyada olmak"tan ok "Varlk" sorusunu cid
diye almas sayesinde bu fenomenolojik ereveyi aar. Ama bu kez
de M erleau-Ponty'nin, "Varlk" kavramn Heidegger'in yine m uhte
melen tereddtsz reddedecei bir ekilde Varlk tarihinden tamamen
soyutlayarak, kendi projesi balam nda bir ten ontolojisine'doru ye
niden yorumladn sylem ek mmkndr.
G rnr v<? G rnmez in projesini imdilik bir yana brakarak,
M erleau-Pontynin Algnn Fenomenolojisi'nde feomenolojiyi nasl
anladna geri dnelim: M erleau-Pontyye gre fenomenolojinin ne
olduunu tanmlam aya alm ak, onu felsefi bilincin bir mlk hali
ne getirm ek yerine, fenom enolojik pratie girerek fenomenolojinin
urat sorunlarn hayatn iinde nasl aldklarn ve birbirlerine
nasl balandklarn grm eye alm ak gerekir. Fenomenolojinin ne
olduu soyut tanmlarla deil, fenom enolojik yntemin hayata gee
rek bak "eylerin kendisine doru" yneltmesiyle anlalabilir.
M erleau-Ponty ye gre fenom en, bilincin bir hali, psiik bir olgu ol
mad iindir ki fenomenal alan d dnyann i dnyada yansmas
gibi bir ey deildir. Bu yzden fenomenin deneyimi, igr (intros
pection) ya da Bergsoncu bir sezgi yoluyla da gereklemez. Feno
menin deneyimi dolayszdr ama bu dolayszlk deneyciliin kurgu
lad gibi duyanla duyulann izlenimde akmas deildir. Merleau-
Ponty'nin, fenomenin deneyim lenm esinden anlad ey, anlam par
acklarnn bir araya gelm esiyle oluan ve dolayszca bilinen du-
GR 17

yum sanr bir ekillenmedir. Dolayszca bilinirlik, anlamn oluum un


daki ikin, teleolojik dzene balanr.
Bu tr bir fenom en anlaynn fenom enolojik indirgeme ile ne il
gisi olabilir peki? Merleau-Ponty, Husserl'in fenomenolojik yntemi
tanm lam a giriim lerinin "fenomenolojik indirgemenin" anlatmnda
kilitlendiinin altn izer. Fenom enolojik yntem in balang nokta
s olan bu kavram Husserl'in dnce serveninde geliim iinde bu
lunur ve dolaysyla onu tek bir tanm a indirgemek de zordur. Feno
menolojik indirgeme "dnyann askya alnm as"dr; Husserl'e gre
bu, "doal tavrn" askya alnmasdr. M erleau-Ponty'ye gre doal
tavr askya almak demek, dnyada olm ann ya da algnn, belli bir
varlk anlayyla gizliden gizliye belirlenm i olduunun farkna var
maktr. Bu varlk anlay, algnn Heidegger'in Vorhandesein dedi
i varlk trnn hkimiyeti altnda olduunu, yani bir zne-nesne
ontolojisine bal olarak dnldn gsterir. Fenomenolojik in
dirgeme yoluyla Husserlin yapmaya altnn olgusall devre d
brakmak olduunu dnmek, kayna H usserlin bir bilin felse
fesi yapm a giriim inde bulunabilecek bir yanl anlamadr. Fenom e
nolojik indirgemenin "akn ben"e bir indirgeme olduunu reddeder
M erleau-Ponty. Fenomenleri kuran akn ben deildir. Zaten feno
menleri kuran akn zneye varmakla sonulanan btnsel bir indir
geme "biz dnyada olduum uzdan" im knszdr (PP, x).
Fenom enolojik indirgemenin asl grevi, M erleau-Ponty'ye gre,
doal alg ile onu belirleyen bilimsel ve felsefi tezlerin ilikisini gs
termek; algy belirleyen sradan varlk anlayn deifre etmek ve
aklanmas gereken bir ey olarak devre d brakmaktr. Merleau-
Ponty'nin bir tercih yapt ve byk bir ihtim alle de akn beni ve
onun nda bir bilin felsefesini dlayan bir yorum a saparak Hus-
serlin onaylam ayaca bir Husserl'i setii aktr. Am a fenom enolo
jik indirgem enin bu yn de Husserl'in fenom enolojik indirgeme be
tim lem elerinde olduka youn olarak vurgulanr. Fenom enoloji, bizi
eyleri arptm adan betim lem eye davet ederken, eylerin tenine artk
onlardan kolayca ayrt edilem eyebilecek kadar sk bir biimde ya
pm olan teorik arptm alarn rtsnn kaldrlabileceini, eyle
ri olduklar gibi, plak verililerinde grebileceim izi vaadeder. H at
ta fenom enolojinin ilkelerinin ilkesi, ancak etten ve kemikten haliyle
grye (intuition) mevcut olarak verilen eyin apak olarak kabul
edilebileceidir. Dnce kariyerine bir Husserl yorumcusu olarak
18 DNYANIN TEN

balayan Derrida, Ses ve Fenomen adl eserinde, kendisinin Heideg-


ger'i takiben "m evcudiyet metafizii" dedii eye, Husserl'i de bu il
keye dayanarak dahil eder. Ne var ki M erleau-Ponty'nin dncesini
byle snflandrmak imknszdr; Algnn Fenomenolojisi'nden G
rnr ve G rnm eze kadar fenomenolojinin ilkelerinin ilkesine kar
M erleau-Ponty'nin "belirsizlik", "mulaklk", "akmama", "m e
safe" gibi srekli izleklerle alttan alta polemik yrttne hi phe
yoktur. Derrida'nn Husserl stne verdii ilk eserlerindeki baz ar
pc vurgulan M erleau-Ponty'de de bulmak mmkndr, zellikle
Derrida'nn Husserl stne yazd ilk m etinler hesaba katldnda
Merleau-Ponty ile arasndaki paralellik olduka ilgintir.
M erleau-Ponty, bizim burada ele aldm z iki byk eserinde, d
nm ile dnyann tartm asz oradal arasndaki gerilimi ne ka
rr; bu gerilim, dnmn dnyay yabanclatrabilm esinden, arp
tabilmesinden kaynaklanr. Yabanclamay, basit bir biimde, dnya
ile naif, ilksel temasn kayb olarak anlayabiliriz burada. Dnmn
salad dolaymn felsefi olm asna karn, bu ilksel temas felsefi de
ildir. M erleau-Ponty'nin Algnn Fenonenolojis nck\ projesi d-
nm'e (dnm felsefesine) kar, "radikal dnm" yntemini ne
srmek yoluyla felsefi olm ayan bu temas felsefenin iine almak gibi
grnyor (PP, ). Dnya dnm den nce oradadr ve oradalnm
da "doal tavr" iinde yaayan bizlerin elinden alnamaz, kaybedile-
mez bir taraf vardr. Ama bundan dnyann m evcudiyetinin hibir za
man yabanclatrlam az olduu sonucunu karm am ak gerek. Biz
doal tavr iindeyken, birlikteliklerini hi sorun haline getirmeden
sahip olabildiim iz ve bylece davranlarm za temel olan inanlar,
teorik tavr iinde tezletirildiinde elien kartlar haline gelirler.
G rnr ve Grnmez dnm felsefesinin bu elikilerden kaynak
landn vurgularken, Algnn Fenomenolojisi'ndc deneyciliin bu
elikiden beslendii olduka ak bir biim de ortaya koyulmutur.
M erleau-Ponty'nin G rnr ve G rnm ezde "algsal inan" adn
verdii ey aslnda iki eilim den olumutur: 1) Algmn eylerin ken
disine gittiine, yani bana bir gereklii verdiine inanrm. A lglad
m ey algma etiyle, kem iiyle verir kendisini. Hayal kurarken ya
da gemi bir olay hatrlarken zihnim de beliren bir grntye ya da
imgeye kyasla, alglanann somut, duyum sanr nitelikte bir m evcudi
yeti vardr. Hatta bakmdan nce de orada olan ve ben alglamadan
nce de algladm gibi olan bir gereklik olduuna inanma eilimi
GR 19

ikindir algm a. Birbirine dokunan iki el rneinde olduu gibi kendi


kendim in deneyim lendii durum lar da alg kapsam na soktuum uz
halde algy "his"ten (sentim ent) ayrt ederiz. A lg, his gibi benim bir
ruh halim e, kendi kendim i deneyim lem em e indirgenem ez, zira algda
zaten orada olan bir dsal'a almaktaymdr. B una karn: 2) alg du-
yum sand iin benim algmdr, alglayann, bir duyum sayann alg
sdr her zaman. E er alglayan organlarm olm asayd hibir ey alg
ma verilemeyecekti. Kulaklarm tkadm zam an ses duyam am ,
gzlerimi kapadm zaman hibir ey grem em . H er ne kadar algla
dm zn bizden bam sz bir varoluu olduuna inansak bile, algnn
btnyle bize bal olduuna da ayn derecede inanrz. Alg hem
orada dnyada hem de bizde, alglayanda olup bitm ektedir ve dolay
sz deneyim de bu iki apaklk elimez. Ta ki bunlar u an bizim yap
tmz gibi, dile getirilip teorik tavnn incelem esi iin karm za ko-
yulana kadar. Bu eliki, kartezyen zne (res cogitans) ve nesne (res
extenso) ayrm diliyle ifade edildiinde Locke tarafndan ortaya ko
yulduu haliyle m odem epistem olojinin klasik sorusu kar ortaya:
Nasl olur da znenin zam ana, m ekna, iinde bulunduu farkl koul
lara bal olarak deien alglan, yaantlan, zihinsel durum lan ona
btnyle yabanc olan, znel zihin halleri gibi greli olm ayan u
uzaml eye, m ekndaki nesneye dair kesin bilgi verebilir? Bu soru,
alglamann "znenin bir hali, alglanann "uzam l bir ey" olduunu
varsaymtr. Bu varsaym larla alglayann ve alglanann varl, al
gnn ne olduunu anlamay (17. yzyldan M erleau-Fontynin dn
cesine gelene dek tm m odernlik boyunca) im knsz klacak kadar
vahim sonulara yol aan varlkbilimsel bir yorum a tbi tutulmutur.
Merleau-Ponty'nin modernlii belirlemi olan znelik metafizi
iyle polemiinin kaynaklan Heidegger'in felsefesine uzanmaktadr.
Algy anlamak istiyorsak, ncelikle onu zne ile nesne arasndaki bir
iliki gibi anlamay bir yana brakmalyz. Kartezyenizmin bize sa
lam olduu bu kategoriler algy aklamak bir yana, onun modem
bir varlk anlayyla stn rtmekten baka ie yaramazlar. Duru
mun vahametinin en nemli yan ise udur: Her ne kadar deneycilik
tarafndan inceltilmi ve gelitirilmi olsa da znde kartezyen kate
gorileri kullanan modem epistemoloji gelenei, algy nceden kabul
edilmi bir gereklik anlayna tbi hale getirmitir. Gnmzde
zellikle analitik felsefe alannda yaplan epistemoloji tartmalarnn
ana kavramlarn hl kartezyen paradigmann problemati belirle-
20 DNYANIN TF.N

mektcdir. Bu paradigm a algnn belli bir varlk yorumuyla dnl


mesini ierir. Algy bir varlk yorum uyla dnm ekte ne saknca ola
bilir peki? En byk saknca, M erleau-Ponty'ye gre, "gerekliin
kaynana ilksel eriim im i/in alg olduunu," ve dolaysyla "algnn
gerekliin anlamn bize verebilecek ey" olduunu unutmaktr.6 A l
gy bir varlk anlayna tbi tutm ak, varln anlamn algnn bize if
a edeceini unutmak demektir. Bu ilk bakta son derece naif, Kant
ncesi bir iddia gibi iitilebilir. Alg ancak zaman ve mekn formlar
iinde verilen duyu verileri, anlam a yetisinin kategorileri tarafndan
ekillendirildiinde alg olur, der Kant. Bu, belli bir varlk yorumunun
algnn koulu olduu eklinde anlalabilir. Kant bu varlk yorumunu
hipotetik (varsaymsal) bir zorunlulukla zneye ikin klmtr: Eer
bu dnyay deneyim lem ekte olduum uz gibi deneyim liyorsak alg
mzn bizdeki birtakm yaplarca ekillenmi olmas gerekmektedir.
Algy aratrdm zda ona kattm z eyi bulacaz yleyse. Ama
nereden kaynaklanm tr bu kategoriler? Kant'ta onlarn bizde a pri-
ori (deneyden bamsz) olarak bulunduklar yantndan daha ileriye
gidemeyiz. Kategorilerin bir ya, bir kayna, bir tarihi yoktur
Kant'ta. Felsefi dncenin tarihi iinde bunlar ylesine dam tlm
lardr ki kendi kaynaklaryla ilikileri neredeyse tamamen silinmitir.
Ama eer M erleau-Ponty'nin dnd gibi, olanla ve olann anla
m yla alg yoluyla tanyorsak, yapm am z gereken ey algy nce
den (tarihsel olarak) bize verili kategorilerle yeniden ina etm ek yeri
ne, bunlar sorgulayarak kendimizi fenom enolojik bir yntemle alg
ya brakmaktr. M erleau-Ponty algmzn dilin ve dncenin katego
rileriyle ekillenmi olduunu reddetmez. Varsaymlardan arndrl
m algya ancak bu varsaymlar sorgulayarak ve tahrip ederek ula
labilir ve bylece yeni bir varlk anlayna alm a imkn doar.7

6. Renaud Barbaras, La perception: E ssai sur le sensible. Hatier. Paris. 1994,


s. 5.
7. Bu strateji de Heidegger'i akta getirecektir hemen. Ama Heidegger'lc M erle
au-Ponty arasndaki byk farkll da grmek gerek. M erleau-Ponty hibir zaman
varln anlamnn kaynan tarihsel olarak Eski Yunan dncesinde aram aya ve
bulmaya almamtr. O bu adan sonuna kadar Husscrlcidir; Eski Yuan'n var
lk deneyimini deil, deneyimi imdi ve burada sorgular. Ama Merleau-Ponty'nin
bu sorgulamay m odem epistem oloji geleneinin hem deneyci hem de aklc kana
dyla eletirel bir iliki kurarak yaptn da gzden karmam ak gerek.
GR 21

II

Algnn Fenom enolojisi'nm yapsn izleyerek, M erlea-Ponty'nin de


neyci epistem olojiye kar getirdii eletiriye ksaca deinelim . Bi
lindii zere, deneycilie gre tm bilgim iz deneyden gelir. Locke da
Descartes gibi "fikir" terim ini kullanr. A m a Descartes'm doutan
bizde bulunan baz fikirler olduu tezine kar, Locke nsan Anla
stne B ir D enem e'de tm fikirlerimizin deneyden geldiini ama
doru ya da yanl olan, dnerek ya da kendiliinden bir biimde
dile getirdiim iz nerm elerde bulunan tm fikirlerin deneyde iki
kayna bulunduunu syler.8 Birinci grup fikirler, etrafm zda bulu
nan uzaml eylerden duyu organlarm z araclyla etkilenm em iz
sonucu zihnim izde beliren duyum fikirleridir (ideas o f sensation).
kinci grup fikirler, bilincinde olduum uz zihinsel ilemlerden kay
naklanan dnm fikirleridir (ideas o f reflection). Dnm Fikirle
rine rnek olarak kendi tzm zn deneyimlerinden doan istemek,
dnmek, phe etm ek gibi fikirler gsterilebilir. Hem somut eyle
re dair hem de bunlardan soyutlam a yoluyla oluturduum uz bileik
fikirleri zm lediim izde yaln duyum ve dnm fikirlerine var
rz, nk tm bileik fikirler nihai olarak yaln fikirlerin bir araya
gelmesiyle olum ulardr. Lockea gre dnyann algs duyum fikir
lerinden ina edilm itir ve "naif realizm" olarak adlandrlabilecek bir
tutumla Locke bir nerm enin ancak d gereklie tekabl edip etm e
dii ltne bakarak dorulanabileceim ya da yanllanabileceini
ne srer.
Locke uzaml tz bir zellikler toplam olarak anlar. Bu zellik
lerin altnda yatan ve bunlar bir arada tutan bir substratum varsa bi
le bunu deneyim lem ediim den ne olduunu da bilemem. ekil, uzam
gibi birincil fikirler bize uzaml eyde bulunan zellikleri verirken,
renk, koku, tat gibi ikincil zellikler uzaml eyin beni etkilem e bi
imlerine indirgenir - yani bu nitelikler nesnelerde deil, znededir.
Ama algmn benim algm olm asnn bir sonucu olarak, hem nesnede
bulunan zelliklerin hem de nesnede aslnda bulunmayan zelliklerin

8. John Locke, An Essay Concerning Human Understanding. Dover Publica


tions, New York. 1959. Bkz. Cilt 1. kinci kitap.
22 DNYANIN TEN

bana ait fikirler yoluyla bana veriliyor olmas gerekmektedir. Berke-


ley'in Locke'a yapt eletiri bu tem elde ok hakldr ve Merleau-
Ponty'nin diliyle ifade edersek algsal inancn temel elikisinden
domaktadr. Fikirlerimizi onlardan bamsz olarak varolduuna
hkmettiimiz bir d gereklikle karlatranlayz; eer d gerek
lie eriim im iz duyum yoluyla edindiim iz fikirler yoluyla oluyorsa
ancak bu fikirleri baka fikirlerle karlatryor olabiliriz. Algsal
inancn tezletirilen iki kutbu birbiriyle eliir ve bu elikiyi tutarl
bir biimde aan ontolojik ereve, algsal inanc, saduyunun bak
asn btnyle reddeden Berkeley'inkidir. Berkeley'in idealizm ine
gre, ancak zihinlerle onlar alglayan fikirlerin varolduunu ve hat
ta varolmann alglanm aktan baka bir ey olmadn (esse est per-
cipi) kabul etmeliyiz. Berkeley'in Locke eletirisi kartezyen ikiliin
bir ucunu, res extensa'y tahrip ederken, dier ucunu, yani dnen
tz olduu gibi brakr. Tahribat bu uta tam am layacak ve deneyci
lii doruuna tayacak olan Hume'dur. Hume'un bu tartmann kav
ramlarm incelterek Locke'un atom ist duyumculuunu bir izlenimler
diline dkt de vurgulanmaldr. Yalnzca deneyciliin zn olu
turmakla kalmayan, aklcln epistem olojisinin de vazgeilm ez bir
paras olan bu atomist duyum culuu, M erleau-Ponty Algnn Feno-
menolojisFnde Getalt psikolojisinin kefettii yaplar zemininde
eletirmektedir. Alg fenom eninin klasik bir biimde gzden karl
masnn balca sebeplerinden biri, algnn "duyum" kavramndan
balanmak suretiyle aklanabildiinin sanlm olmasdr.
znelci duyum culua gre, duyum znel bir etkileni halidir.
M erleau Ponty nce duyum culuun (Hume'da da bulunan) znelci
kavrayn eletirerek ie balar. znelci anlaya gre duyum nok
tasal. anlk bir etki, saf bir izlenim dir ki onda duyanla duyum lanan
arasnda bir "akma" gerekleir (PP, 9). M erleau-Ponty bu tr bir
duyum kavrayna, algda saf izlenim ler gibi m utlak terimlerin deil,
yalnzca ilikilerin bulunduu grn ne srerek kar kar. Bu
ilikilerin balcas Getalt psikolojisi tarafndan kefedilen figrle
zemin arasndaki ilikidir. Bir zemin stnde beliren bir figr, zne
nin tekil, atomik duyum lar vastasyla duyumsayabilecei renk, ekil
gibi baz niteliklerinin tayabileceinden ok daha fazla anlam ie
rir. rnein, renkli bir kuman stndeki bir ya lekesini ele alalm,
bu lekeye bakan bir kii onun zem inden konturlan sayesinde koparak
ne ktn, zeminin lekenin altndan hareketsiz devam ettiini sy
GR 23

leyebilir. Atom ik duyum lara dayanan bir alg teorisi algdaki bu an


lam lan aklam akta yetersiz kalr. Eer algnn yapsn bu iliki be
lirlemekteyse, alglanann anlam noktasal duyum larn ya da saf izle
nimlerin birbirine balanmas sonucu kurulan bir ey olamaz; algnn
daha en bandan, bize veriliinden itibaren anlam ykl olduunu
kabul etmek gerekir. Zem in-figr ilikisi iinde her para ierdiin
den ok daha fazla anlam ilan eder (PP, 9). Bu ilan etm eyi aklamak
iin, gnderm e ilikilerinin ilkin ynelmi bulunduum uz bir btn
sellik tem elinde gerekletiini belirtmek gerekir. Fenom enolojinin
ynelim sellik (intentionnalit) tezi, duyumun saf izlenim olduu te
zini reddetm ek iin yeterli zemini salar.
te yandan M erleau-Ponty duyumun nesnelci (ya da realist) bir
biim de kavranm asn da reddeder. Nesnelci yaklam da duyum , nes
nenin belirli zelliklerinin duyumu olarak ele alnr. M erleau-Ponty'
ye gre duyumun nesnenin belirlenmi zelliklerine indirgenmesi de
neyimin bize belirsizlii verdii gereinin stn rter. Mller-Lyer
deneyinin gsterdii gibi, bir deneyimin anlam ift ya da ok anlam
l olabilir (PP, 12). znelci yaklamn nesnelci yaklam la paylat
temel zaaf bilincin hep bir eyin bilinci olduu gereini, ynelim sel-
lii grememektir.
M odem klasik epistem oloji, algy olup bittikten sonra (aprs co
up) analitik bir biim de zm leyerek yeniden ina etm e abasnda
duyum kavram na dayanrken. Husserl'in "doal tavr" dedii tavr
iindedir, yani ina ettii dnyay varsaymaktadr. Klasik epistem olo
jide, dnyann algda beliriine tanklk eden bir bilin yoktur (PP. 11 ).
Duyum kavram , bilim in geliiminin ge dnem ine ait, deneyimden
uzaa dm , nesneye ynelm i bir dncenin rn olan bir kav
ram olduundan aklktan fazlasyla uzaktr (PP, 18,19). Bilginin nes
nenin belirli zelliklerinin derlenip toplanm asyla ina edileceini sa
vunan bilimsel anlayla beraber domutur. Evren tasarm m zn de
imesinin bir iaretidir belki de o, nk bize sunduu dnya, tm
mulaklktan syrlm , saf ve mutlak bir nesneler dnyasdr. Bu nes
neler, alg kaynakl bir bilginin gerek nesneleri deil, ideal nesnele
ridirler aslnda ve dolaysyla duyum kavram algy anlam a abasn
tamamen yanl yola sokar. M odem bilimin temeli olacak bir biim
de, doann m atem atiksel bir biim de kavranm asyla birlikte, znelik
de yapay bir biim de kurgulanm , nesneler duyum lar temelinde ina
edilm eye allm ve bylece fenom enler dnyas bilime uygun ka
24 DNYANIN TEN

tegorilere sdrlm aya allm tr (PP, 18). Bunun sonucu ise Hus-
serl'in yaam dnyas dedii dnyann gerekliini kaybetmesi ol
mutur.9 Deneyimin tamamen belirli, belirlenmi, belirlenebilir olm a
sn ister bilim. Oysa alglanan dnya ift anlaml, muallak, kayp gi
den, balam tarafndan belirlenm eye ak fenomenlerin dnyasdr.
M erleau-Ponty davranln nesnelci duyum anlayn, yani
duyumun bir uyarmn sonucu olduu fikrini de reddeder. Davran
lk duyumu sabitlik varsaym na dayanarak aklamaya kalkr. Bu
varsayma gre, duyular kendinde, bizden bamsz olarak varolan
bir dnyadan gelen mesajlar almaya yarayan aralardr. Alg bu m e
sajlarn alnmas sonucu m eydana gelir. Basit algda etki (stim ulus)
ile tepki (rponse) arasnda her noktada srekli bir balanm a bulunur.
Ancak bilincin bir etkiye verdii tepki sabitlik varsaymyla aklana-
mad zaman, balamn bu tepkide bir rol oynad iyice grnr ol
maktadr. Sabitlik varsaym nn balam kavramna bavurularak
eletirilmesi olduka nemlidir, nk bu eletiri bizi Merleau-Ponty
iin algnn anlalmasnda anahtar rol oynayan "fenomenal alan"
(champ phnom nal) kavramnn tartlmasna gtrecektir. Merle-

9. Analitik gelenek iinde yazan bir dnr olal Hillary Putnan yaam dn
yasnn gerekliini kaybetm esinin hikyesini yle anlatyor:'"Bilim sel realizme
gre naif realizmin gerek sayd m asalar ve koltuklar gibi lamdk nesneler dn
yas ksmen bir yanstma'dan ibarettir. Bilimsel realizm ile naif realizm arasndaki
tartma on yedinci yzylda nesnenin birincil zellikleri ile ikincil zellikleri ara
snda yaplan ayrm la balar. Nesnenin birincil nitelikleri, rnein yer. katlk, ekil
nesneyi olduu gibi yanstrlar. Halbuki ikincil nitelikler, renk, tat, koku, nesnenin
baz eilimlerinin, glerinin bizi etkilem e biim leridir ve onlar dnyay olduu gi
bi yanstmazlar. G ler dilini kullanan Locke'a Hume'un yapt hakl eletirilerden
biri de deneyciliin glerden bahsetm esinin problematik oluuna dayanr. Hune
bu tarz konuma biiminin ortaan bir miras olduuna ve yeni dnya anlayna
uymadna iaret eder gibidir. Galileo'dan kaynaklanan yeni dnya anlaynn can
alc noktas, evren anlaymz deitirm esi ve tzsel formlarn, eilimlerin idare
ettii Aristotelesci evren anlayn sona erdirmesidir. Dnya, Newton'un yasalar
na benzer kesin yasalarla idare edilen bir yerdir artk. te nesnelerin zelliklerinin
birincil nitelikler ve ikincil nitelikler olarak ayrlmasn motive eden eydir bu. Ma
salar. koltuklar vs. gibi saduyu nesnelerinin gerek nesneler olmad grn
Husserl Galileo'ya dayandrr. Batnn modern dnya anlay ve bu anlayn d
mzdaki nesneleri kavrama biimi, m atematiksel fizik tarafndan belirlenmitir.
Nesnenin birincil nitelikleri denen yer, ekil, katlk D cscancs'n analitik geom etri
sinin dilinde gsterilebilen zelliklerdir. Birincil ve ikincil zellikler ayrm Descar-
tes'ta da bulunabilir ama onun dnya anlay kark olduundan, hem m odem fi
ziin hem de ortaan eilim ler diline dayal aklama biimleri kullanldndan.
GR 25

au-Ponty'nin davranla ynelttii bir baka eletiri de, davrann


bir btn olduu ve onu anlamak iin "angaje olm ak", "mdahil ol
mak", "motive olmak" gibi durumlarn ontolojik bir biim de (yani
dnyada olm ak tem elinde) aklanmas gerektii fikrine baldr.
Fenom enin algdaki m ulakl ya da ok anlam ll stne yap
t vurguya ramen, algnn nesneye ynelm esi, nesne olarak belir
lenmesi, kanlm az bir sre gibi grnm ektedir M erleau-Ponty'ye:
u an algladm z belirsiz, muallak, kayp gitm ekte olan fenomen,
kendisini hep kesin m eknsal boyutlar olan, dncenin yakalayp
kendi kendisine sunabilecei, temsil edebilecei b ir nesnede tam am
layacaktr. A m a bu yazg sayesinde bilimsel duyum anlay hakl
karlamaz, nk algda nesnenin algs olm aya indirgenemeyecek
bir taraf kalr. Bir eyi bizim iin ifade ettii anlam la alglarz nce
likle. rnein, duyum sam ann (/e seuir) yaps bir organizmann
iinde bulunduu durumun biyolojik anlam na baldr ki bu katego
rideki anlam lar fiziksel matematik deikenlere indirgenemezler.
Bilginin geliimi igdsel, yaamsal olandan tinsel ya da mantksal
olana doru, belirsizden belirliye doru "kanlm az" bir yol izler. Al
g. ilkel bir ilev deildir; bir yne sahiptir. Davrann anlam tara-

bu ayrm gerek anlamda Locke'un yapt kabul edilir genel olarak. Neden renk
gibi ikincil nitelikler birincil nitelikler kadar gerek saylm azlar? Renk, bir nesne
nin ya da yzeyinin n baz dalga boylarn em ip bazlarn yanstm as eilim i
ne balanr. Yanstma olaynn ise tek bir Fiziksel aklam as yoktur, sonsuz sayda
farkl fiziksel koul farkl yanstm a eilimlerini aklar. Bunlar m atematiksel dilde
temsil etm ek de olanakszdr. Yani m atematiksel dilde tem sil edilmeyen zellik bi
rincil zellik saylamaz. Ancak bugn katlk da renkle ayn durumdadr. N aif bak
n sand gibi nesnelerin renkleri yoksa, maalesef, naif inann tersine, m atema
tiksel fiziin nesneleri olarak katlklar da yoktur. O zam an, eer bilimsel realizm
haklysa, yaam dnyamz dolduran saduyunun nesnelerini (kat ya da sv ve
renkli eyler) gerek nesneler olma anlam nda tamamen kaybetm i durumdayz. Bir
yanda m atematiksel fiziin nesneleri te yanda da bizim alglarm z var ve bu iki
sinin arasnda byk bir uurum bulunmakta. Galileocu dnya grnn bizi ge
tirdii yer buras. Bu bir paradoks gibi ele alnabilir, zira realizm bu noktada kar
tna dnm ekte ve yaamsal gereklii dnsel bir yanstm a haline getirerek bizi
idealizmin gtrd yere gtrmekte. Husserlin Lebeswelt adn verdii, iinde
yaadm z yaam dnyas, realist yaklam radikalletike nesnel gerekliini ta
mamen yitirmitir. G ariptir ki, masalarn ve koltuklarn duyum lar ve elektronlar ka
dar gerek olduunu iddia edenler, m etafizik gerekiler deil, Neo-Kant' gelene
e ait sayabileceim iz dnrler, yani James. Hsserl ve W ittgcnstein'dr." Hillary
Putnam, "s There Stili Anytling to Say About Reality and Trutl?", The M any Fa-
ce. o f Realisn, Open Court. LaSalle, Illinois, 1987, s. 3-5.
26 DNYANIN TEN

fndan, grnende gizli kalan tarafndan ynlendirilen bir oluum dur


alg. Eer anlam n ne olduunu aratrm ak istiyorsak "nesneler dn
yas/nesnel dnya n y arg sn d an kurtulup nesnellik ncesi alana
geri dnmem iz gerekir. M erleau-Ponty bilginin altyaplarn diyalek
tik geliimleri iinde incelem ek istemektedir; bu aratrmann hipote
zi alglanann anlamn dnyada oluum uzun, dnyadaki durum lara
angajmanm zn belirlediidir. Ancak Merleau-Ponty dnyada olm a
y, organizmac, vitalist, biyolojik bir dil kullanarak anlatmaya do
ru kayacaktr. Heideggerin Varlk ve Zaman daki dnya analizlerine
dayanmak yerine bu dili kullanmay tercih etmi olmas olduka an
lamldr.
Sonu olarak, M erleau-Ponty'ye gre "duyum" klasik epistem olo
jinin nyargsdr. Enteleklalizn ya da aklclk her ne kadar algy
btnyle deneyden gelen elerle aklamay yeterli bulm am ve
deneycilikten farkl olarak bilincin zne ilikin olan ve deneyimle
ilerlie geen birtakm a priori yaplar ya da eilimlere iaret etmi
olsa da noktasal, anlk bir etki gibi tasarlanm bir duyum anlayn
da deneycilikle su ortadr. Entelektalizm de deneycilik kadar
"duyum" kavramna baldr ve bu ballk onun da algnn verileri
arasnda isel bir ba bulunmadn onaylam asna sebep olmutur.
Duyum lar arasndaki iliki, deneycilikte biin tarafndan kurulan
dsal bir balam a (associaio) ilikisi olarak grlmtr. Deneyci
liin znesi, aklcln znesi gibi kurucu olm ayan, kendini benzer
lik ve bitiiklik temelinde duyum lar balamakla snrlam , memur
ruhlu bir znedir.
M erleau-Ponty'nin deneyciliin balam a kavram na yapt ele
tiriye gemeden nce, bu kavramn nemli bir skntsna iaret ede
lim. Deneycilie gre nesne duyum lardan kurulur, rnein bu krm
z elma, ona dair baka duyum larn yan sra krmzlnn duyum un
dan kurulmutur. Soyut "krmz" fikrini, bu elmann krmzlndan
ve dier tekil nesnelerin krmzlklarndan yola karak oluturmu-
uzdur. Bu elmann krmzln duyum sam ak iin onun alg alan
mzn iinde bulunmas gerekir, nk bu tekil renk ancak bu tekil
nesnenin rengidir. Ama peki bu tekil nesne, bu elma nedir? Bu krm
z renge, bu arla, bu ekle sahip olan ey... O zaman rengin tekil
liini nesnenin tekilliine, nesnenin tekilliini de (dier zellikleri
nin yan sra) rengin tekilliine bal olarak tanmlamann dngsel-
liine dm oluyoruz (PP, 24). Bu dngnn ortaya kmasnn se
GR 27

bebi, bu tekil krmz rengi krmz renk gibi, bu tekil elmay elm a gi
bi deneyim iediim izi grmezden gelm eye almaktr. Krmznn,
elmann anlam nn bir ekilde nceden verilmi olm as, yani soyut fi
kirlerin basit duyum fikirlerinin anlamn kurucu bir biim de belirle
mesi gerekm ez mi? Deneycilik, yalnzca nesnelerin duyum lardan na
sl olutuunu ve dier soyut kavramlar nasl edindiim izi akla
mak iin bavurm az balam a kuramna; algnn anlam nn tekil du
yumlarda verili olan amasn aklamak iin de bu kuram a dayan
mak zorundadr. rnein iinde ne olduunu bilm eksizin elim de tut
tuum bir kutuyu salladm da kutuya ve birbirine arpan madeni pa
ralarn sesini duyuyorum ve kutunun iinde madeni paralar olduunu
syleyebiliyorum . Bunun deneycilikteki aklam as, iittiim sesi
zihnimdeki madeni para fikriyle baladmdr. Baz duyum larn hep
dierleri ile birlikte bulunmas, deneyle edindiim baz zihinsel al
kanlklarm olduuna iaret eder. yleyse, btnsel deneyim lere ia
ret eden bu alkanlklar olmakszn bir duyumun bir bakasn ar
mas da imknszdr. E er kutuyu salladm da duyduum ses baka
duyumlar deil de m adeni paray oluturan duyum lar aryorsa
bunun nedeni, sesi madeni para sesi gibi iitmi olmamdr. Yani m a
deni para kutunun iinden kard seste tezahr etm itir oktan.
Ama eer iki duyum un birbirine balanm asnn ya da birbirini ar
masnn koulu buysa ya balama kuram kendi kendisini varsaym
olduu iin hibir ey aklanm am olur, ya da duyum nesneyi zaten
sunduu iin byle bir balama aklamas zaten gereksiz hale gelir
(PP, 27). Eer duyum nesneyi sunuyorsa nesnenin btnsel algsndan
bamsz olan ve onun kuruluunun en kk paras, atomu olan bir
duyum fikrinden yola karak algy aklam ak da zorlar.
M erleau-Ponty'nin deneyciliin balama kavram na getirdii
eletiriye deinebiliriz imdi. Balama, ancak bir anlam ufku ile
mmkn olur. Algnn anlam ufku, yani deneyim in alanna ait btn
sellik duyum lardan nce gelir. Baka bir deyile, algda birincil olan
duyum lar deil, btnler ya da alanlardr. Bu alan ya da btnsellik
iinde bir niteliin duyum sanm as alg alann blp ayrabilir ve hat
ta bir figrn bir arka planda belirmesine yol aabilir ve ortaya kan
ey bylece periferide kalan baka eylerden ayrlr. K sacas, algsal
alann btnselliinde, nesneyi nceleyen ikin bir dzen vardr ve
algda belirsizden belirli olana gei bu ikin dzen uyarnca olur.
Kendinden menkul bir duyum baka bir duyum u uyandracak gce
28 DNYANIN TEN

sahip olmad iindir ki ikin bir dzen olmadan hibir duyum bir
bakasyla balanamaz. Bu ikin dzeni anmsama temelinde akla
mak nihai bir zm olmayacaktr, zira herhangi bir izlenimin daha
nceden algladm z bir eyleri antrabilm esi iin ncelikle an
lalm olmas gerekecektir (PP, 30). imdi aldm bir izlenim in ge
mi bir algyla balanabilmesi iin imdinin belli bir biim kazanm
olmas gerekir. Dahas, deneyci balanm a, imdiye ait algyla ge
miteki algnn ayn anlam a sahip olduklann varsayar. Deneycilik,
algdaki anlam fazlalnn hesabn verebilm ek iin yalnzca im di
ki izlenimin hafzadaki any arm akla kalmayp hafzadaki annn
da imdiye bir katkda bulunduunu ne srerek bu a kapatmaya
almtr. Bu sefer, imdideki deneyim tamamlanmak iin hafzay
gereksinir hale gelir. M erleau-Ponty buna kar, hafzann imdiki de
neyimle bir ilikisinin olabilm esi iin imdide yaanan deneyimin
kendisini bir "resim" haline getirmesi gerektiini, gemiteki bir de
neyimin kendisini ancak bu resimde tanyabileceini vurgular. Eer
imdide yaanan deneyim bir kaos olsayd gemi bir deneyimi de
aramazd.
Deneyciliin algy aklam ak iin hafzaya bavurm asnn sebe-
bi, algda verili olann anlam nn duyum larn sunduunu amas ve
bu fazlal duyularn saladna dnm ek suretiyle aklam a zorun
luluudur. Deneyciliin temel hatas, algnn btnnden balamak
yerine retinadaki izlenim den balamasdr. Bu balang yznden,
halihazrda grnenin hesab bir trl verilemedii iindir ki hafza
iin iine katlmak zorunda kalnmtr. stelik, bu durum hafzann
ne olduunun doru bir balam da tartlamam asna yol amtr. Fe-
nomenolojik yaklam, hafzay anm sam a edim ine bal bir biim de
dnr. Anmsam a edimi gemii tematize eder. Bu tematizasyon
ncelikle, gemi deneyim lerde birbirine kilitlenmi perspektifleri
birbirinden ayrr. M erleau-Ponty'nin yaklam na gre, deneycilerin
kulland hafza kavram bir yana braklmal ve hafza, "algsal bi
lincin etrafnn yapsnn deitirilm esi olarak anlalmaldr. G e
mi deneyimlerimiz, imdideki deneyimin "ufku"durlar, bu ufuk bir
anmsama edimiyle alabilir ya da imdi deneyim lediim izin ky
snda kalabilir. Gem i deneyim ler ufku, imdideki deneyim e bir at
m osfer ve anlam kazandrr: bu anlam zamansal bir durum un anlam
dr (PP, 22). Ama alglam ak hatrlam ak deildir. Alglamak, bir veri
demetinden, ona ikin bir anlam n ne ktn grmektir. Bu anlam
GR 29

yoksa hafzaya bavurulm as da anlam szdr zaten. M erleau-Ponty'


nin bu aklam asnn ikna edicilii algdaki "ikin dzen"in ne oldu
unu ve nasl belirlendiini aklayabilm em ize baldr. G rnen o ki
M erleau-Ponty bunu ynelim sellik temelinde anlar; ynelim sellik ise
bir anlam verm e, durum a angaje olmaktr. Bu ifadeleri daha fazla
aklayabilm ek iin M erleau-Ponty'de ynelim selliin zihnin temel
bir zellii olm akla snrlanam ayacan, bedene taln vurgula
mak gerek. Dnya ynelim lerim izden dokunmu bir btndr zaten;
bu yzden alg tek tek duyum larn balanmasndan nce ikin bir d
zenin ne kn ierir.
Algnn Fenom enolojisi'ndeki deneycilik tartm as iinde Mer-
leau-Ponty'nin algnn baz a p riori yaplarn ortaya koym akta oldu
unu gryoruz. B unlar figrle zemin ilikisi, alglam ann zamansal
yapsna ilikin gem i ufkudur. Deneycilik bu yaplar yaln ve indir
genemez yaplar olarak deil, tremi anlamlar olarak grmektedir,
nk duyum larn bize sunduu niteliklerden baka indirgenemez
eler yoktur ona gre. Sz konusu yaplan tretilm ezliini gre-
meyii, deneyciliin algdaki anlam fazlasn aklam akta baarsz
kalmasna yol amtr. Bu yaplar izlenimlerden tretm eye alm a
giriimi, alg olgusunun reddinden baka bir ey deildir. Sz konu
su yaplarn apakln reddeden deneycilik M erleau-Ponty'nin g
znde rtlebilir, m cadele edilebilir bir gr olm aktan kar (PP.
3i). Deneycilik, M erleau-Ponty'ye gre, eyden kaynaklanan bir d
ncedir, ama kendisinin bilincinde olmayan, bilin olduunun bilin
cinde olm ayan bir dncedir bu; deneyim le megul olduu halde de
neyimi anlamayan kapal bir cinnet sistemidir. D eneyciliin kurgula
r algy doal dnya, kltr dnyas, heyecanlar gibi kaynaksal feno
menlerden syrarak tamamen bir bilgi sorunu olarak ele alr. Deney
cilie gre kuramsal bilgi, zelliklerin eylerde, olaylarda ve sre
lerde nasl daldklarn saptayp, kaydn tutmak ve birlikte bulu
nularndaki dzenlilikleri belirlemektir. Deneycilik alglayan dn
yaya bilimsel bak asndan bakan zneyle kartrr. D oann, de
neycilikte olduu gibi dzenlilikler de ieren bir etkiler toplam ola
rak grlm esinde m odem kltrel bakn etkisi gzden karlamaz.
Algy yeniden dnm e projesi, bizi dnyay ve doay yeni bir gz
le grm eye davet eden bir kltr eletirisidir ayn zam anda. Bu yol
daki ilk adm, M erleau-Ponty'ye gre, eyin algdaki m evcudiyetini,
figrle zemin arasndaki ilikiden ve ufuk yaplarndan yola karak
30 DNYANIN TEN

dnm eye almaktr. Algnn Fenomenolojisi'nde M erleau-Ponty'


nin alg stne pozitif tezleri, deneyciliin olduu kadar aklcln
-M erleau-Pontynin diliyle entelektalizm in- eletirisiyle i ie su
nulduundan, dnrn algdan ne anladn daha ak bir biimde
belirleyebilm ek iin bu gelenei nasl okuduunu da tartmamz ge
rekli kukusuz.
Entelektalizm ile deneycilik bilginin kayna ve yaps sorular
na verdikleri yantlarda birbirine zt yaklamlar temsil ederler. Ne
var ki bu ztlk, zt kardelerin ztl gibidir; ortaklk ilk bakta gz
den kasa da, kurucu varsaym larn zemini bakmndan aikrdr. Bu
zemin, M erleau-Ponty'ye gre, her iki gelenein de hem zanansal
olarak hem de anlam bakmndan birincil olmayan bir nesnel dnya
nyargsna bal kalmalarnda bulunm aktadr (PP, 34). Deneycilik ile
entelektalizm in ortak hatas, algy bir bilme sorunu, epistemolojik
bir sorun gibi ele alm olmalardr. Bu yaklam yznden algnn i
gdsel ve duygusal varoluun zem ini olduu unutulur, tinin algdan
yola karak kurduu ideal anlam lar ile alg arasndaki ba yeniden
kurulamaz hale gelir. Ne deneycilik ne de entelektalizm algsal bilin
cin ileyiini anlamaya m uktedir deildir, zira yaptklar zm lem e
dnyada hazr bulunan, algsal bilincin oktan kurmu olduu bir nes
neden yola kmtr. Unutulmu olan algsal deneyimi ve onun ier
dii dnlmemileri ortaya sermek iin M erleau-Ponty'nin ynte
mi, fenomenal alann snrlarn izm eyi, orada yaanan dorudan de
neyimi betimlemeyi ve onu bilim sel, felsefi, psikolojik deneyimlerle
iliki lendimeyi hedefler.
Descartes'n balmumu rneinin de sezdirdii gibi, entelektaliz
min alg teorisi gerek bir alg teorisi deil, bilimin motive ettii bir
teoridir; entelektalizm de algsal dnyaya tanklk etm ek yerine, de
neycilik gibi, aslnda batan beri matem atiksel olarak okunan bir dn
yay kurgulamaya kalkr. Entelektalizm in dnm e dayal alg
zmlemesi de kurulu bir dnyadan yola kar ve algy bilin tara
fndan kurma projesi iinde onu kendi dnyasndan koparr. Descar-
tes'n ak seik bir biimde kavrandnda "doru" olduundan p
he edilem eyecek fikirlerimiz olduuna inanmas, eletirinin szgecin
den geirilm em i bir algya inanm ak deil midir? Alg, varl nce
den belirlenmi bir varolan m m kn klacak ekilde kurgulanmtr
ve bu varlk, algnn belirsizliine, if-anlam llna ya da ok-an-
lamllna, mulaklna kolay kolay tahamml edemez.
GR 31

M erleau-Ponty deneyciliin, kart olan entelektalizm e dn


n neredeyse diyalektik bir biim de anlatr: Alg zm lem esi du
yumsal atom lardan baladnda, duyu atom larnn neye, hangi ilkeye
gre baland ve dzenlendii sorusu kar ortaya. Bu soruyla bir
likte etkinlik ile edilginlik, alg ile kavram arasndaki ayrm ele ge
mez bir hale gelm eye, anlam a yetisi duyumu igal etm eye balar. A l
gsal yaam ile kavram, edilginlik ile anlam a yetisinin kendisinden
kaynaklanan etkinlii arasndaki ayrm entelektalizm in dnmsel
zm lem esinin temeli olduu halde onun tarafndan boa karla
caktr. Duyumsal atomizm in algy aklam akta baarsz olduu orta
ya knca, anlama yetisinin, anln da farkl kavranm as gerei do
ar. Deneycilik algnn yapsn zellikle zihnin balam a yapma g
cne dayanarak aklam t; entelektalizm ise bunun, algnn zm
lemesini yapm aya yetm edii, yargnn da iin iine katlmas gerekti
i iddiasndadr (PP, 40). Entelektalizm in deneyci tezleri rtrken
"yarg" kavram na dayanm as, onun bilincin dorudan ilemleriyle te
masa getiini gstermez; hatta bu kavram n entelektalizm in algya
dorudan bakm asnn nnde bir engel tekil ettiini sylem ek yanl
olmayacaktr. Duyum, entelektalizm e gre, bilincin hakiki bir esi
saylmaz, ama i algnn yapm aklam aya gelince o da deneycilik
gibi noktasal duyum lardan balar.
Grmeyi ele alalm: rnein Lockc'a gre, bir elm ann krmz ol
duunu grm ek, grm e organ zerinde oluan bir etki yoluyla zihin
de beliren bir izlenime sahip olm akla balar. Ama algda retinadaki
izlenimlerin toplam ndan daha fazla bir ey bulunur; entelekaliz-
min "yarg" kavram bunu aklamak iin iin iine sokulmutur. ki
gzm var, eer deneycilik hakl olsayd eyleri ift grmem gerekir
di. Ama normal koullarda eyleri ift grmem. yleyse zihnim iki
grntden tek bir grnt oluturuyor olmal diyor entelektalizm .
stelik, eer deneyci alg aklam asnn nclleri doruysa, en ufak
bir yanlsam a bile algnn arlkl olarak yarg olduunu ispatlam a
ya yetecektir (PP, 42). Yanlsama, bedenin ald etkilere uygun olarak
duyarlkta belirenin yanl anlalmasdr. Ama yanlsam a olsun ol
masn yarg, grmeyi ve duym ay aklayc bir ilke olarak kullanl
dnda, saf izlenimi aan her gr her duyu da "yarg" olarak snf-
lanacaktr. Bylece, saduyunun yarg ile hissetm ek arasnda yapt
ayrm; yargnn bir konum al, hissetm enin ise bir kendini brak
olarak grlmesi, entelektalist sylemin etkinlik-edilginlik ayrmn
32 DNYANIN TEN

sahiplenmeye alm asna ram en kaybolm aya yz tutar. Zira, yarg


olmadka saf izlenim de bulunam az olur. Gr, duyu, hissedi de
"yarg"nn damgasn tayacaktr. Saf izlenim, alg aklamasnn ku
ramsal bir k noktasndan ibaret hale gelm itir artk. zm lem e
ye duyum dan balanr nk aksi halde algdaki her eyin bana indir
genmesi ve algnn btnyle bilincin kendi eseri olarak grlmesi
tehlikesi vardr (PP, 46). Eer alg btnyle bilincin eseriyse o zaman
bedenin etkilenmesine dayal bir saf duyum olduu karm na da ge
rek kalmayacaktr. Zaten byle bir saf duyum, bilimsel bilin tarafn
dan varsaymsal olarak ina edilmitir. Algy "yorum" ya da "yarg
olarak kavradmz anda, her duyumsal verilite algsal bilincin za
ten batan beri orada olduunu kabul ettiim iz iindir ki duyumu bir
kaynak olarak grmeye alm ak inandrc olmaktan kar, yapay
olur. Eer duyum bilgiye ncel deilse onu baa koymann bir yanl
sama olduu reddedilemez. Kuran bilin duyumun nceliine dayan
mad halde kurulmu bilin bu varsayma dayanyorsa eer, du
yum, bilincin tarihini temsil ederken kendisini aldatmak zorunda kal
m asdr (PP, 47). Halbuki bilincin zgn tarihi, gereklik fikrinin,
dnya fikrinin bilince douunu aratrm akla balamalyd. Bu unu
tulmu tarih, bilincin eylerde dnm eden yaad hayata geri d
nldnde aa kar. Kant'n anla ykledii balama yapma ii
ynelimsel hayatn her yanna yaylm aldr ve bu yzden de yalnzca
anl tanmlayan bir ey olamaz.
Entelektalizmin deneycilik ile paylat sorun, algy kurgula
maya alyor olmasdr. Halbuki, algnn nasl ilediini bulmak
iin "duyumsanr olan anlam la dlleyen ilk ilemin ne olduunu sap
tamak" gerekir (PP, 43). Bu ilk ilem, "ne nesnesine kaytsz olan
mantksal bir dolaym" ne de "sonularndan belli olan psiik bir ne-
denselliktir. Entelektalizmin anlamad ey, bu ilksel ilemin her
trl mantksal dolaym ncelediidir. Alglam a yarglama deildir;
nk algda, her trl yargdan nce, duyumsanr olana ikin olan
bir anlam n yakalanm as sz konusudur (PP. 43-4). Algnn duyum sa
nr fenomenleri bize anlam ykl iaretler sunarlar. Yarg, anlam a ye
timizin bunlar ifade etmesidir. "Nesnel ilikilerin altnda, algsal bir
sentaks kendi kurallarna gre eklem lenm i olarak bulunmaktadr"
(PP, 45-6). "Eski ilikilerin bozulm as, yeni ilikilerin kurulm as gibi
derin bir ilemin sonucunun saptanp ifade edilm esidir yarg" (PP, 47).
"Konfgrasyon" kavramn H usserlin Deneyim ve Yarg10 ve Avrupa
GR 33

Bilimlerinin Krizi ve Akn Fenom enoloji11 gibi ge dnem eserlerin


den dn alarak, unu dem eye alm aktadr M erleau-Ponty: Doru
ya da yanl alg, duyum sanr olann konfgrasyonunun doru ya da
yanl bir biim de yakalanm as balamnda ele alnm as gereken bir
eydir; doru ya da yanl algnn kurulmas, yargda nesneye bir
zelliin atfedilmesi iini nceler. O, Descartes'n M etafizikM editas-
yonlar mda verdii balm um u rneini tartarak duyum sanr olann
algdaki konfgrasyonunu "zihnin teftii" ile kum ladn ne srer.
Buradaki "tefti" deyim i, bizi dorudan "dikkat" kavram na gtr
mektedir; bu da neden M erleau-Ponty'nin entelektalizm i tartt
blme "Dikkat ve Yarg" adn verdiini ve ie dikkati tartarak ba
ladn aklar.
Entelektalizmin dikkat anlayna gre, zne, dikkat ederse eer,
nesnenin nesnel konfigrasyonunu aa karr ve bu konfigrasyo-
nun bilgisinin kaynann deney olmadn, zihnin kendisinde bu
lunduunu kefeder. Zihnin dikkati ile almas gereken ey Bat d
ncesinde neredeyse "metafizik bir ilke" olarak grebileceim iz
"bedenin bir rahatszlk kayna" olmasdr. Bedenin duyu organlar
nn etkilenmesi yoluyla balayan duyum da, sonuta bir rahatszlktr
ve nesnenin nesnel konfigrasyonu hakknda bir ey sylem ez bize.
Descartes'n II. M editasyon'undaki balmumu rneinin de gsterdii
gibi, eilip bklebilir, hareket ettirilebilir bir uzam paras olarak
balm um u, deneyin bandan beri orada, balm um undadr aslnda.
Descartes'n sunduu, entelektalizm in tarihi iin son derece nemli
olan bu deneyin stnde biraz duralm. Ele ald "u" balmumunun
nce nitelikleri saptar Descartes. inde tad baln yum uakln,
o baln topland ieklerin kokusunu sanki kaybetm em itir, iinde
tam aktadr hl; rengi, ekli, katl, stne vurunca bir ses kar
mas gibi zellikleri vardr ve onun baka nesnelerden ayr olarak ta
nnmas bu tekil niteliklere baldr. Bu balm um unu atee yaklatr
dmzda tm bu grnr zelliklerin yava yava yok olm aya ba
ladklarn fark ederiz; bir eriyik kalmtr geriye am a biz yine de ge

10. Edmund Husscrl, Erfahrung m d Urteil: Untersuchungen zur G enealogie


der Logik. Yeni bask: Felix M einer Verlag, Hamburg, 1972.
11. Die Krisis der europischen Wissenschaften und die transzendentale P h
nomenologie: Eine Einietung in die phnomenologische P hilosophie, yaym layan
Waller Biemel. 1954, Martinux Nijhoff. The Hague.
34 DNYANIN TEN

riye kalann ayn balmumu olduunu biliriz. Bu bilgiyi balmumunun


niteliklerinin yokolduunu gsteren duyularm araclyla edinm i
olamam. Balmumunu baka nesnelerden ayrt etmemi salayan tm
nitelikleri deim ise, ortadan kaybolmusa, onun nceden bildiim
balmumu olduunu duyularm n verdii bilgiye dayanarak ne sre-
mem. Balmumunun geirdii deiim onun duyum sanr niteliklerin
bir toplam olduunu gsterm ektedir; ancak bu eyin atee yaklam a
dan nceki nitelikler toplam yla atee yaklatktan sonra sahip oldu
u nitelikler toplam birbirinden ok farkldr. Acaba bu niteliklerin
altnda yatan ve koullara gre farkl nitelikleri giyinebilen, m ein
sonsuz sayda biim alabilen bir cisim m idir aslnda balm um u? D es
cartes der ki, bu cismin znn ne olduunu onun alabilecei tm de
iik biimleri temsil etm eye gc yetmeyen hayalgcmle bilmeme
imkn yoktur. Yalnzca zihnim bu cism in znn, hangi biimi alrsa
alsn ayn kalan uzam olduunu bilebilir. Balmumunun ayn balm u
mu olduunu nihai olarak ne deneyle, ne de hayalgcm yoluyla,
ama zihnimin bir teftii ile bilirim. A ka sylemedii halde, zihni
me ait 'uzam" fikrinin balmumu deneyinin bandan beri iin iinde
bulunduunu iddia eder gibidir Descartes. Uzam fikrinin kayna de
ney olmadna gre, deneycilie radikal bir biimde kar bir gr
tr bu. Daha da belirleyici olan tez udur: Zihin bir bedenle birlikte
olduu iin, uzaml eyleri bedenim izin onlardan etkilendii gibi, u
ya da bu duyusal niteliklere sahip olan eyler gibi deneyimleriz. Du
yum, dnyayla yalnzca zihin araclyla deil, beden yoluyla iliki
kurduumuz iin kark bir idrakten baka bir ey deildir. A lglanan
ey bir nesne, m ein beyaz bir iek olduu anda alg bir idraktan
baka bir ey deildir am a bir rengin algs sz konusu olduu kada
ryla, alg bize nesne ile deil kendim izle ilgili bir ey sylem ektedir
nk beyaz iei bedenim izin onunla kurduu ilikiye bal olarak
"beyaz" gibi alglarz.12
Balmumunun atee yaklatrldnda geirdii deiimden sonra
da o bataki balmumu olduunu herkesin teslim edeceini dnyor

12. Bkz. Renaud Barbaras. "Bu alg anlayyla, Descartes gerekte kendisini
Pam enides'c kadar giden bir varlkbilim gelenei iinde konum landrmm 'Bir
ey, 'olan' ancak bir nesne olarak, yani kendiyle zde ve deimeyen bir gereklik
olarak belirlenebilir... Bize yalnzca oluu veren duyumsama byle bir gereklie
eriem ez, ona ancak dnce eriebilir. Parmenides'in nl forml 'olmak ve d
nmek ayn eydir' bu anlama gelir." La perception, s. 20.
GR 35

Descartes. Ancak eer M erleau-Ponty'nin ne srd gibi kavra


makla alglam ak arasnda bir fark varsa alglam a iin geriye kalan
eriyiin "ayn balm umu" olduu phelidir. Algya gre, duyum sanr
nitelikleri kaybolduunda balmumu da kalmaz artk, ancak bilime
gre geriye kalan ey ayn balm um udur (PP, 41). Renaud Barbaras bu
rada Descartes'n dilin bir tesadfnden yararlandm da ileriye sr
mekten ekinmiyor. Dom ates ezilip de sala haline geldiinde "do
mates sala oldu" diyoruz; "bu sala ayn domatestir" dem iyoruz.13
Ya da buz eriyip de su olduunda "bu su ayn buz" dem iyoruz. Bal
mumu eridiinde ona yine de "balmumu" diyorsak bu olanak dilsel
bir tesadften baka bir ey deildir.
M erleau-Ponty'nin D escartes'a yukarda anlattm z balmumu
deneyiyle ilgili itirazlar unlar; ncelikle Descartes, balmumu "iin
de tad baln yum uakln, o baln topland ieklerin kokusu
nu sanki kaybetm em itir, iinde tam aktadr hl," derken virtel
dzlemde yakalad eyi gerek algda grm ezden gelm i ve balmu-
munu tarif ederken onun zelliklerini birbirinden ayr, birbiriyle ili
kisiz eyler olarak tanm lam tr: Balm um unun m at bir rengi, yle
bir kokusu, bir katl vardr am a onun mat rengi bizi katlna, par
m aklarmla tklattm da ses karp karm ayacana da gnderm ek
tedir. Birbirini im a eden ya da zel bir konfigrasyon iinde bulunan
bu nitelikler bu halde ele alnm am lardr, zira zne/yklem m ant
na dayal bir dilin dzlem inde ifade edilebilecek belirlenim lere ihti
ya vardr. Balm umu atee yaklatktan sonra D escartes bu duyum sa
nr zelliklerden sz etm ekten de vazgeer tam am en, nk nitelik
deiimini niteliin kaybolm as olarak ele alm aktadr. Zaten deneyi
min dala banda Descartes'n kulland betim lem elerden bellidir
bu: rnein, balmumu "iinde tad baln yum uakln, o baln
topland ieklerin kokusunu sanki kaybetm em itir hl," diye ya
zar Descartes; bu anlatda zelliklerin yerini bakalar almayacaktr,
yitip gitm ek onlarn yazgsdr. Niteliksel deiim b ir niteliini kay
beden nesnenin yeni bir nitelik kazanmas olarak dnlm ez. Dene
yin bandaki balm um unun mat rengi kaybolmutur; erim i balmumu
"renksizdir; artk bir kokusu yoktur, ses karm az, katln kaybet
mitir vs. Geriye kalan hareket edebilir bir uzam olduundan Descar
tes biimden sz etm eye balamtr. Sanki algnn mal olan balmu

13. A.g.e., s. 20.


36 DNYANIN TEN

mu tamamen kaybolmu, fizikinin nesnesi olabilecek bir ey k


mtr ortaya (PP, 41).
Algnn "algnn dncesi" haline gelm esinin, her algnn kark
bir idrak (intellection) gibi grlm esinin ontolojik zemininin kartez
yen beden-zihin ikilii olduu gzden karlm am aldr (PP, 47). Ba
tan bu ikiliin kurduu bir ereve iinde bulunuruz; tm varolanlar
ya dnen tzlerden ya da uzaml tzlerdendirler. Alg bu ereve
iinde problem yaratmaktadr: "Bir bedenle evrili olduumu" syler
kendimin algs. Alglayan kimdir, uzaml bir tz olan beden mi yok
sa ben mi? kisinde birden algladm sylemek yanl olm ayacak
tr, zira her ne kadar alglayan, dnen tz olarak ben olsam bile du
yumlar alabilmem iin de bir bedenim in olmas gerekir. Buna karn
Descartes, algyla dgili tm nem li sorunlarn stn, algy ondaki
"idrak"n kayna sorusuna indirgeyerek rter. "Uzam" da doutan
gelen fikirlerden birisidir. D outan gelen fikirler olduu tezinde al
gsal bilincin sonluluu, belli bir konuma, duruma, bak asna ba
l olduu gzden karlm aya balanm , bilincin soyut, "sonsuz bir
dnce" haline gelmesi ynnde nemli bir adm atlm tr (PP, 48).
Bu "idrak"n kayna, yargnn algdaki gerek ilevi nedir? Mer-
leau-Ponty bu soruya yant da Descartes'm metninde arar: "B alm u
mu parasna ilikin zm lem e, doann arkasnda bir akln gizli ol
duunu sylemeye almaz; akln kklerinin doada bulunduunu
sylemek ister; 'zihnin teftii'nden anlalmas gereken ey kavramn
doaya inmesi deil, doann kendini kavrama ykseltmesidir. Alg
sebeplerini grmezden gelen yargdr. Alglanan nesnenin kendini,
bizim onun akli yasasn yakalam am zdan nce bir btn olarak, bir
birlik olarak verdii ve balm um unun ilksel bir biimde hareket ede
bilen bir uzam olm ad sonucu kar bundan." (PP, 52). Yargda, al
glanann anlam nn kuruluu sz konusudur, ama bu kurulu algya
ncel deildir ve algdan kaynaklanr.
Descartes'ta felsefi bir gerilim vardr aslnda: Doal eilim (incli
nation naturelle) ile lhi doruluk (vracit divine) arasndaki geri
limdir bu (PP, 52). M erleau-Ponty'nin Descartes' dekonstriiktif oku
masnn anahtar da burada bulunur. Duyularnm bana gerekten va
rolan bir d dnyay verdiine doal bir biimde inanma eilim i du
yarm. Doal k -y a n i a k l-ru h ve bedenin birbirinden ayr olduu
nu bana gstermi olduu halde, doal eilimim beni onlarn birlii
ne inanmaya zorlar. D dnyann gerekten varolduunu ve ruh ve
GtR 37

bedenin birliine inanm a eilim im in beni yanltm adm ne srmek


iin Tanr'nn yanltc bir Tanr olm adn hatrlatr Descartes. Am a
lhi doruluun garantisi dem ek ak seik olan bir fikrin doru ol
mas demekse, lhi doruluk ancak apak dnceleri gvence alt
na alacaktr, doal eilim lerim izi deil (PP, 52). Descartes bir yandan,
doal eilim tartmas iinde yargnn kayna olan algy ancak al
gnn bilebileceini onaylam , te yandan da bu bilginin doruluu
nun gvencesinin Tanr olduunu syleyerek algnn doruluu ile
bir fikrin isel aklndan kaynaklanan doruluk arasndaki m esa
feyi silmitir ki bu, M erleau-Ponty'ye gre bir adm geri atmaktr. Bu
geriye admla alg idrak kavram na balanarak indirgeyici bir biim
de dnlr ve onun ilksel bir bilgi olarak anlalabilecei grm ez
den gelinir (PP, 53). Algy byle bir bilgi olarak grebilm ek iin "son-
luluumuza m spet bir anlam vermeli" ve "IV. M editasyonun, ben'in
Tanr ile hi' arasnda bir varlk olduu yolundaki ifadesini ciddiye
almalyz," diyor M erleau-Ponty (PP, 54). Bende Tann'dan gelen bir
eyler olduu kadar li'ten gelen bir eyler de olmaldr. Bu anlam da
hiin "hibir ey olm adn" syleyerek pozitif bir yan olabilecei
ni yadsyan M alebranche'a ve Descartesn V. M editasyon'una ters
dmek gerekiyor belki de. M erleau-Ponty bunlar stnden Sartre'n
"hi" kavramn da eletiriyor olabilir elbette, ki bu G rnr ve G
rnmezde. olduka kapsam l bir biim de yaplmtr. Hi ile olum lu
luun kesiim indeki nemli m esele, dnyadaki bedenli varoluum u
zu, bak asna m ahkm iyetim izi, oigusallm z ciddiye almak ol
duu kadar, zam an'dr da ayn zamanda. Alg ile zaman arasndaki
iliki nedir? Her ne kadar bu sorular Descartes'n felsefesinin ufkun
da almak zere bulunsalar da, Descartes bunlarn stne gidip bir
izlekletirme abas gstermem itir. Eer gsterseydi, felsefesi ger
ek bir dnm geirirdi (PP, 54).
Deneyciliin ve entelektalizm in bylece tartlm asnn ardn
dan M erleau-Ponty'nin algy dnm em izi tem elden dntren
nerileri nelerdir? Psikologlarn sabitlik varsaymnn eletirisi, yar
gnn alg teorisinin aklayc bir etkeni olarak kullanlam ayacan,
algnn anln bir edim i olm adn gsteriyor (PP, 57). Yukars ve
aas anlam a yetisi iin ancak greli anlam lar tad halde bir
manzaraya baaa bir konum dan bakmam ondaki hibir eyi tan
yamamama yetecektir (PP, 57). Alglananda yle bir anlam bulunabi
lir ki bunun anlam ann evreninde bir edeeri olm ayabilir; alglanan
38 DNYANIN TEN

varlk henz anlama yetimiz tarafndan belirlenmemi bir varlktr.


M erleau-Ponty'nin entelektalizm e getirdii eletirilerin asl hedefi
entelektalizmin algnn belirlenm em iliini, saydamszln, mu
lakln kabul etmemesidir. Sabitlik varsaym nn eletirisi bir tala
iki ku vurabiliyor; hem deneyciliin hem de aklcln alg anlay
zedeleniyor bu eletiri sayesinde. Yine de bu eletiriyi yapan psiko
loglarn, yntemlerinin felsefi getirisini gremediklerini dnyor
M erleau-Ponty (PP. 58). Sabitlik varsaym na kar yaplan ve algsal
deneyime radikal bir biim de geri dnm ekle sonulanan bu eletiri
nin gerek bir fenom enolojik indirgeme deerini kazanmas an mese
lesidir; zira yaanan alg zerine dnm , gerekiliin tm biim
lerini, hatta bilimsel bilinci ve onun belirli evrenini verili olarak alan
her dnceyi askya alm aya m uktedirdir (PP, 58). Ancak getalt ku
ram, neden sonu ilikisiyle m otivasyon ilikisini ayrt edem ediin
den ve bu ayrm yapabilecei felsefi tem eller zerinde bulunm ad
ndan sabitlik varsaymnn eletirisinin at ufku grememitir.
Getalt, algy neden sonu ilikisiyle dnd srece bilimin dn
ya anlaynn ve doal tavrn esiridir (PP, 61).
Bilim, alg anlaynda belirli bir eyi ne sren veya ortay_a ko
yan (thetique) bir bilince dayanrken, bedenin ve d dnyann algs
bize nesnelerinin tm belirlenim lerine sahip olarak onlar ortaya koy
mayan (non-thetique) bir bilincin varlna delalet eder. Onu tanm
layacak ekilde ne olduu belki de hibir zaman sylenemeyecek
olan bu kaygan, kendi kendisinin farknda olmayan (bedensel) bilin,
algdaki ikin anlam yaanm bir m antkla yakalar. rnein grm e
de, vcuda gelmi, tene brnm bir gren ile onun grsel alannn
ya da manzarasnn paralar arasnda rlm ekte olan dokuyu olutu
ran tekil ilikileri hesaba kattm zda ve grmenin bilim ya da epis
temoloji tarafndan izlenim lerle ya da yarglarla kurgulanmadan n
ce zaten anlam dolu olmasn bu dokuda grleni tetikleyerek ileyen
bir akla baladmzda, grm enin dnyann gsterisinde nasl bir i
leve sahip olduu belirginleecektir. Biz bir nitelii ncelikle bizim
iin ifade ettii anlam la kavrarz nk grm e, bedenimizin dnyay
la kurduu yaamsal iletiimdir. A lglanan eyde bir yaam paras
younlamtr, bu yaantlar olm asayd benim iin dnya hibir za
man o tandk mekn haline gelem eyecekti. Algladm z fenom en
leri doal algda ileyen ve tanan bir tr akl tetiklemektedir; beden
sel ynelim lerim de "doaya inen bir akl deil, akla doru ykselen
GR 39

bir doa" bulunur (PP, 52). Bu "doal akl", zihinsel olarak bilincinde
olduumdan ok daha fazla ey bilen bedcnimdedir. Bedenimin dn
yayla ilikisinde kurduu zamansal ve meknsal sentezlerde, kazan
d bedensel alkanlklarda ve yapabilirliklerde, dnya ile arasnda
dokuduu ynelimsel ada iler bu akl. Byle, felsefe tarihinde n
cl bulunm ayan bir bilinci dnebilm ek iin yeni bir cogito'dan
sz etmek gereini hisseder M erleau-Ponty (PP, 62). Yaanann hibir
zaman tam kavranr olm am asna paralel bir biim de, bu cogito da
hep saydam lktan uzak kalm aya m ahkmdur; phe edilem ez bir ke
sinlikle kavranm az. Algnn znesi anonim bir ortam dan, bir dokudan
baka bir ey deilse, M erleau-Ponty'nin yeni cogito'su "kim" soru
suna cevap verebilecek, btn alglarnn sahibi olan bir znelik m ev
kiini yeniden oluturm ay hedeflemez. Buna karn, tem ellerine nihai
olarak zam ansallkta ulatm z bu bedensel ilek akln "cogito" ad
n almas olduka artcdr. M erleau-Ponty'nin buna "cogito" deme
tercihi Algnn Fenom cnolojisi hakknda verilen son karar etkileye
cektir: Bu, ten ontolojisine doru ileri bir admn bnyesinde, zne
lik m etafiziine doru atlm bir geri adm olarak deerlendirilm eye
aktr.

III

Algda belirsizden belirliye doru bir gei sreci olduu halde, alg
sal yaam dnyasnda indirgenem ez bir belirsizlik kalr her zaman.
Ama sz konusu belirsizlik sadece yaam dnyas iinde indirgene
mezdir ve bilimin nesnesinin belirliliine doru gei onu btnyle
grmezden gelinebilir klacaktr. Elbette algnn nesnesinin ortaya
k ile bilim in nesnesinin ortaya k, her ne kadar ikisi de bir be
lirsizden belirliye gei sreci olarak tarif edilse de ok farkl sre
lerdir.14 Buna karn fenom enolojik yaklam, bilim sel dncenin

14. Bilimin nesnesinin giderek daha fazla belirlenm i hale gelen bir ey oldu
u gr, Heisenberg'in belirlenemezlik ilkesi akla getirildiinde eski moda bir id
dia gibi grnebilir. M erleau-Ponty Grnr ve Grnmez'de H eisenberg deneyi ile
balantl olarak, bilim adam lannm belirsizliin temel karakterini ierecek bir onto
loji kurmak yerine, onu ontolojik bir biimde aklam ak gerektiinde klasik zne-
nesne ontolojisi diline doru gerileyerek ifade ettiklerini vurgular.
40 DNYANIN TENt

nesnesinin koullarnn algdaki kaynaklarn gstermeyi umar. N es


nel dnce nesnesine, znel olm ayan, yani bir bak asna m ah
km olmayan bir bakla yneldiini farzeder. Nesnel olmak demek
bir eyi tm bak alarndan grebilm ek demektir. Ama her yerden
bakan bir bak, hibir yerden bakm ayan bir baktr aslnda (PP, 81).
Nesnellik faraziyesinin nasl m mkn olabildiini sorgulamak d
ncenin algyla ilikisini anlam ak asndan ufuk ac olacaktr.
M erleau-Ponty'ye gre, algm zn nesnelerde sonlanmas ya da alg
nn bizi ister istemez gereki gre, yani zneden bamsz eyler
ve greli olm ayan dorular olduu fikrine gtrmesi kanlmazdr.
ncelikle algnn ilksel, kaynaksal inanc, bu fikre varmay mmkn
klan bir yola k noktasdr. A m a yine de gerekiliin yerlemesi
ve arln koymas iin byk bir adm atlmas gerekir. nsanln
belki de en cretkr dnsel adm , insan zihninin kendinde doru
yu bulabilm eye m uktedir olduu fikriyle atlmtr. Kendinde nesne
yi elde etm ek iin perspektifsiz bir konum edinm em iz gerekir, halbu
ki bedenli olduum uzdan, bir olgu olarak algda hibir zaman bula
mayz bu perspektif yokluunu. nsan, bedenli bir varolan olarak bir
yerden bakmaya m ahkm dur hep. yleyse soru udur: Nasl oluyor
da bir yerden bak, herhangi bir perspektife aklp kalmadan hibir
yerden bak haline gelebiliyor? Bize nesnel dnyann oluumunun
kapsn aralayan bir bak fenomenolojisi alr bu soruyla birlikte...
Bakn fenomenolojik betimlemesi M erleau-Ponty'de iki aamadan
oluur, bunlarn ilki meknsal, kincisi /am ansaldr.15
Bakn meknsallnn zm lenm esi ilkin belirlenm em i bir et-
kilenim alan olarak tahayyl edilebilecek bir fenom enal alandan yo
la kar. Bu alan ilkin bir fgr-zem in yaps iinde belirlenim kazanr.
eklin bir zem inde ne kmas ve belirlenim kazanmas dem ek ayn
zamanda zem inin belirsizlem esi demektir. ekle bir bak asndan
baktmz iin, fgr-zemin yapsn bir nesne-ufuk yaps olarak ele
alabiliriz. Bak nesneyi sabitleyince, onu daha iyi grebilmek iin e t
rafndaki her eyi bir yana brakr. Bylece eyin i ufku alr ve onu
tm perspektiflerden kefetm e imkn doar. Bir eyi mmkn tm
prespektillerden kefedebilm ek iin bedenin hareket edebilm esi, yer
deitirebilm e yetisine sahip olmas gerekir. Nesnenin birliini birbi
rini izleyen eitli profilleri sentezleyerek kuran "dnyorum" de

15. Bkz. PP. "Le corps". s. 81-6.


GR 41

il, "yapabiliyorum"dur. Bu "yapabiliyorum "da baknm , bedeni


min hareketlilii sz konusudur. Fenomenal alann m erkezine koyu
lan nesnenin etrafnda, onu alann periferisinde kalm olan eylerin
sisteminden ayran bir de d ufuk vardr. ufuk ile d ufuk, grm e
nin hep birlikte bulunan iki yz gibidir. Bu ufuklar sayesinde her
grm e bir grm em eyi ierir. G rm enin grm em e ile oyunu, i ve d
ufuklarn birbirinden ayrlm azl, benim kefim boyunca nesnenin
zdeliini korum asn salar. Bir d ufkun varl, yani alann peri-
feride kalan eylerle m erkeze koyulmu olan eyden ayrlm as, m er
kezde olan nesne zerinde younlaabilm em in kouludur. M erkezde
ki nesnede younlam am periferideki her eyi saklar ama d ufukta
bulunan eyler de bak tarafndan m erkeze koyulup kefedilmeye
ak bir halde bulunurlar. Dahas, sanki onlar da m erkezdeki eyin se
yircisi olma potansiyeline sahiptirler. Tuali kaplayan bir iek dem e
tini dnelim , m erkeze aldm ve i ufkunu kefettiim beyaz bir l
lenin etrafndaki dier iekler de benim ona bakan bakm kadar
onun seyircisi gibidirler. Bakm, nesnelerin birbirine baktn var
sayar nk onlarn yerine geebileceini dnr. A slnda, belli bir
bak asn at iin hibir yerden grnm eyen eyin, yani kendin-
de-eyin ya da nesnel dorunun her yerden sonsuz sayda bakla g
rlen bir ey olduunu dnm e eilim im , bakn m eknsallm dan,
bakmn kendini her yere koyabilm esinden, tm nesnelerin yerine
geebilm esinden beslenm ektedir. Sanki m mkn h er yerden bakabi-
lirlik, kendinde-ey kurgum da fiili hale gelmi, tm baklar onun de
rinliinde birlem itir. K endinde-ey kurgusu, bedenin hareket edebi
lirliinin salad tm perspektifleri, tek bir im diye tayabilecei
miz hissini douran bir zam ansal sentez varsaym aktadr.
Bakn zam ansallnn temel yaps bir geri-ynelim ve ileri-y-
nelim (retention-protention) yapsdr. Her im dinin geriye ynelerek
gemii tutmas ve ileri ynelerek gelecei ummas ve ngrmesi sa
yesinde alg ierii zam ana gmlr. Zam ann ufuksal yaps saye
sinde algm uup giden, olgusal bir imdi olm aktan kar ve nesnel
zamann sabit ve zdelie sahip bir noktas haline gelir. Ancak bu
sentez alg ieriinin srekliliini kurmakla kalm az, ayn zamanda
ona her zam andan grlebilirlik, kurgusal bir ebedilik de kazandrr.
Kendinde-ey, yalnzca h er yerden grlen bir ey olm akla kalmaz, o
her zamandan da grlebilir bir eydir. Bu meknsal ve zamansal be
timleme sayesinde belirsizlikten belirlilie gei sreci de aydnlatl
42 DNYANIN TEN

m olur. ey tarafndan arlm , kkrtlm olarak, onun zerinde


younlar ve nesnenin i ufkunu mmkn tm zamansal ve m ekn
sal perspektiflerden kefederim. Buna karn nesnellik eer zneler-
arasl varsayyorsa, bakalarnn keifleri de onu kurucu bir neme
sahip olacaktr. M erleau-Ponty iin bakas ile iliki bir dnyada ol
ma meselesi olarak ve ncelikle bedensel duygulanm lar ve ynelim
ler dzlem inde kavrand iindir ki ncelikle meknsal bir ilikidir.
Bakas ile ilk nce baka bir ben olarak karlarm, ve o orada ben
burada olduumuz halde, onun yerinde olabileceimi bilirim. Baka
s ile ilikim "sanki ben oradaym m gibi" olan bir ilikidir. Bu du
rumda bakn meknsal zm lem esi balam nda unu syleyebili
riz: Bakasnn da, benim gibi, eyin bir seyircisi olduunu varsaya
rm. Bununla birlikte, M erleau-Ponty'de zaman salglayan beden ol
duu iin, bedenlerarasLm kendisi znde zamansaldr.
Meknsal ve zamansal senteze ramen, nesnenin kendi doluluu
iinde elde edilem ediini, ufuklarn sentezinin ancak farzedilen bir
sentez olduunu vurgulamak gerekiyor. Ufuklar sonsuz olduundan
nesnenin tzsellii de elden kayp gitmektedir. ne srlen nesne bir
kendinde-ey olarak, mutlak bir tz olarak ele alnmay talep etm ek
tedir. Ama mutlak olabilm esi iin sonsuz sayda perspektiften alm a
s ve mmkn tm baklarn onun karsnda mevcut olmas gerekir.
M erleau-Ponty nesnel dncenin bu zorluu ya da tkankl "zel
lik" kavramnn kefi sayesinde atm ima etmektedir. Evi yalnzca
bir yanndan grm em e ramen, ev "kendinde ev" olarak dnlebil-
nek iin bir zellikler setine dntrlm eyi talep eder; bu zellikler
de hibir yerden kaynaklanm ayan bir bakn karsnda m evcut olan
eyler gibi dnlrler. Perspektiflerin zelliklere dntrlmesi
bize "im diki algmz unutturur. yleyse, nesnelerin zelliklerinin
ve nesneler arasndaki ilikilerin aratrlm as anlam nda bilimin yo
lunu aan ey, bizim iin abucak bir saplantya dnen kendinde-
ey kurgusudur. Bu sre bir nesnenin ileri srlmesi (joser) ya da
yaratlmas edim iyle balar. M erleau-Ponly'ye gre, nesnenin yaratl
mas edimi algsal deneyim i aar ve fikir {idde) dzlem ine geer.
Eer M erleau-Ponty bunu Heidegger'i anarak aklam olsayd, so
run belki de ok daha kolay anlalr olacakt. A lgda bir nesne gr
mek demek oktan bir varlk yorum u ile bakmak demektir. Nesneyi
yaamsal kayglardan bamsz, saf bir bakn betimsel nesnesi ola
rak grmektir. Ancak byle bir bak karsnda nesnenin varl s
GR 43

rekli bir m evcudiyet olabilir. M erleau-Ponty bu srekliliin, algda


kurulan birliin yukarda akladm z meknsal ve zamansal be
densel sentezlerin rn olduunu ve bedenin olgusallnn bir an
lamda alm asn ierdiini ima ediyor. Bu bakm dan Platon'a geri
dnd ak: Platon'da idealletirm e sreci bedene m ahkm bakn
alabilecei fikrine dayanr. Tam da bu nedenle Platon, duyumsan-
ra ynelmi bakn yerine ideal varl gren bak geirm ek gerek
tii stnde srar etmitir. M erleau-Ponty, dnyada-olm a haliyle z
deletirdii doal algdan yola karak bir bak fenom enolojisiyle
bilimsel nesneye varmaya alr. Ama bilimsel tavrn nasl ortaya
ktn aklama abasna girmez. Fenom enolojik yntem bakm n
dan bu bir eksikliktir. K anm ca Varlk ve Zam an'da da bu konuda ba
arl bir aklam a yaplam am tr ama Heidegger de Husserl kadar
sorunun arlnn bilincindedir.
M erleau-Ponty'ye gre bedenin bak asna m ahkm iyetin gz
ard edilm esi, bedenin bir nesne olarak kurgulanm as, nesnel dn
cenin, alglayan zne ve alglanan nesne kutuplarnn oluumunun
belirleyici bir andr. Eer idrakin nesnesi bilimsel yntem lerce belir
lenmi olan bilimsel nesne ise, yani ideal bir birlii olan, zellikleri
nin birlikte bulunuuyla tanm lanm bir ey ise, yaayan vcut ks
men dnlemezdir. Yaamakta olduum beden ancak fenom enolo
jik olarak ele alnabilir; bilimsel anlamda deneyimin nesnesi olamaz.
Yaadm bedenim , dnyada nesneyi nesne yapan belirlenimlerle
kurulmu bir deneyim sistem i iinde bir yere sahip deildir. Bunu
sylemek, bedenin tbbn, anatominin yapt gibi, nc tekil ahs
diliyle ifade edilebilecek srelerle bilimsel olarak incelenem eyece-
i anlam na gelmez. Yaayan vcut, kendini bu dnyadaki olu bii
miyle, jestleriyle, glyle, konum asyla, davranyla ifade eder.
Bunlar sabitlik varsaym na dayal m ekanist fizyoloji tarafndan ne
densel ilikilere ya da nc tekil ahs diline ait srelere indirgen
diinde vcut da iletken bir kabua dntrlm olur. Bu kabuk,
dnyay iindeki bolua zevk ve ac uyandracak ekilde yanstan
bir sinir sistemidir. Duyum sam a bir niteliin alm lanm as olarak g
rlp duygulanm ve devinim den koptuka, yaayan beden de nesne-
leir ve rnein ampirik ben'in, somut egonun ifadesi olarak kendine
zel bir ontolojik stat kazanam az. yle diyor M erleau-Ponty: Bi
lim stne dnce ve felsefe, kurucu znenin tinsellii ile determ i
nizmi ikici bir yaklam la bir arada tutabilmi am a bu ikilikte am pi
44 DNYANIN TEN

rik ben'i bir yere koyamamtr. Ampirik ben deneyim in iinde ele
alndnda zneliini kaybetmi, zne olduunda ise ii boalp a
kn ben'e dnm tr (PP, 68). Belki de M erleau-Ponty'nin felsefesi
nin en heyecan verici yan, bedenli-ampirik-ben'i k noktas olarak
ele almasnda ve onun nesnellem e srecindeki a priori roln gs-
termesindedr.
BA KASI VE A K I N L I K

Erdem Gkyaran

MAURICE MERLEAU-PONTY'nin balca iki yapt, A lgnn Fenom e-


nolojisi (1945)1 ve G rnr ve Grnmez (1964)2 zerinde odaklan
dmz bu yaz, onun bu iki yaptta "bakas" sorununu nasl ele al
dn, bu soruna yaklam nda her iki yaptta ne t r benzerlikler ve
farkllklar bulunduunu serim lemeyi, ve bylelikle M erleau-Ponty'
nin dncesinin genel erevesi iinde "bakas" sorununun nasl bir
yer tuttuunu ortaya koym ay amalamaktadr.

"Fenomeoloji, varln bilince beliriini aratrr, bunu verili bir ey


olarak kabul etm ez" (PP, 74). Nesnel dncenin tm verilerini bir tr
fenomenolojik indirgem eye uratarak paranteze alan M erleau-Ponty'
ye gre, ilk felsefi edim nesnel dnyann gerisindeki yaam dnyas
na dnmek olmaldr. Bu yaamsal deneyim dnyasnn, dolaysyla
algnn aslnda bir sonucu ve doal devam olan nesnel dnce, be
deni, mekn ve zam an hep birer ide olarak ele alr ve bylelikle de
algsal deneyim le balantm z koparr. te M erleau-Pontynin am a
c, radikal bir refleksiyon (dnm) yoluyla, varln bize belirdii,
Bakas'nm ve eylerin bize ilk olarak verildii bu deneyim alann
ortaya karm ak, bir baka deyile ben-bakas-diinya sistemini do
u halinde yakalam aktr. Peki bylesi bir refleksiyonla elde edece-

1. M aurice M erleau-Ponty, Phnomnologie de la perception, G allim ard, Paris.


1994 (ilk basm 1945). Bu kitaba yaplan tm gnderm eler ksaca "PP" harfleriyle
ve sayfa num aralaryla belirtilecektir.
2. Maurice M erleau-Ponty, Le visible el l'invisible. G allim ard, Paris, 1964. Bu
kitaba yaplan tm gnderm eler "VI" harfleriyle ve sayfa num aralaryla verilecektir.
46 DNYANIN TEN

iniz alanda Bakas dediim iz kii Ben karsnda nasl beliriyor?


Bakasnn alglanmas hangi koullar iinde gerekleiyor? A lgla
yan Ben kim dir ve bu Ben'in Bakas ve eyler karsndaki konumu
nedir? Bu sorulann yantn aramak iin ncelikle algnn ne olduu
nu ve alg deneyiminin nasl gerekletiini grmemiz gerekiyor.
Alg, her trlii kuramsal dnceden nce, bir varln algsdr.
Algda, alg eyleminin kendisi ile algnn yneldii ey birbirinden
ayrlamaz. Alg ile alglanan ey zorunlu olarak ayn varolu tarzna
-sahiptirler (PP. 429). Alg eylem inin kendisinde, kartezyen dnce
nin ngrdnn aksine, kesinlii iinde alglayan bir bilin ile var
l pheli bir alglanan ayrm yapamayz. Grmek, bir eyi gr
mektir. Eer bir kl tablasn grdm sylyorsam, ayn anda kar
m da bir kl tablasnn varln da kesinlem i olurum. Grm e, nes
neden bamsz bir niteliin seyredilm esi (contemplation) olarak ele
alnamaz. Nitelik bize bir varolu tarz nerir ve biz bu neriye du
yum alanlarmz dahilinde yant veririz. Alg, bir geree ya da bir
dnyaya almadr. Dolaysyla, alglayan varoluumuzun kesinlii
ile algladm z dsal nesnenin kesinlii birbirinden koparlamaz.
M erleau-Ponty'ye gre algsal sentez tamamlanmam bir sentez
dir. Bir eyin ey olabilmesi, benim iin gizli yanlarnn bulunm asy
la m m kndr (PP, 432). Algsal deneyimlerin sentezi asla nesnenin
kendiliine (ipseite) ulaamaz. Nesnenin algmza beliren her gr
n, bizi her zaman iin daha tesini alglam aya davet eder. Nesne
algsal deneyimi ve ufuklarn sentezini aar. Nesnenin kendisinin bu
elde edilemeyii, tam da onun karm zda bir nesne olarak belirm esi
ni mmkn klan eydir. N esne hem tartlm az bir buradala sahip
tir hem de srekli bir bulunm ayn ardnda gizlenm itir ve bu durum
onun aknlnn iki ynn oluturur (PP, 270).
Algsal sentezi gerekletiren, epistem olojik zne deil, bedenin
kendisidir. Fakat burada M erleau-Ponty'nin bedenden anlad, fiz
yolojinin bize tarif ettii ekliyle bir organlar toplam, kendinde (en
soi) bir mekanizma deildir. Bedeni, dier nesneler arasnda bir nes
ne olarak deerlendirem eyiz. Nesne, tanm itibaryla paralan birbi
rinin dnda (partes extra partes) bir varolutur. Kendi paralan ara
snda olsun, dier nesnelerle arasnda olsun, yalnzca dsal ve m eka
nik bir ilikiyi ngrr. Oysaki bedenin her blm dieriyle orijinal
bir tarzda balantldr: H er biri dierinin iinde zarflanmtr. Ben
bedenime blnmez bir btn halinde sahibim dir ve her organmn
BAKASI VE AKINLIK 47

konumunu, hepsinin iinde zarfland, sarp sarm aland bir beden


sel em a yoluyla bilirim . Bu emay bedenin kurulu yasas olarak
deerlendirebiliriz. Bedensel em ann birlii, deneyim lerim iz sra
snda bir araya getirilen ieriklerin birliini nceler ve hatta bu ie
riklerin birliini m m kn klar. Bu anlam da bedensel em a. Getalt
psikolojisinin bahsettii gibi b ir form 'm . Fakat M erleau-Ponty bu
form kavram na dinam ik bir zellik de ekliyor. Beden, gerek ya da
olas bir grev karsnda b ir tavr altr. Bedenin meknsal l da be
lirli bir durum iindeki b ir mcknsaliktr. Beden sz konusu oldu
unda buras kelim esi, ilk koordinatlarn belirlendii, edim halinde
ki bedenin nesnesine "dem irledii", grevlerinin karsnda bulundu
u yerdir (PP. 116). M erleau-Ponty'nin szn ettii beden, projeksi
yon halinde, kendisini dnyaya frlatan, ona ynelen bir bedendir.
Beden, dnyada olm ann, dnya ile iletiim kurm ann bir aracdr. Bir
bedene sahip olm ak, belirli bir ortam a katlmak, baz projelere sahip
olmak ve bunlar gerekletirm eye alm aktr (PP, 97).
Klasik psikolojinin bedene atfettii zellikleri ele alan M erleau-
Ponty, bu zelliklerde bedeni dier nesnelerden ayrm am z salayan
her eyi bulduum uzu belirtiyor. Klasik psikoloji, beden ile nesne
arasndaki aynm , bedenin srekli olarak alglanm asna karlk nes
nelerin algsnn vazgeilebilir olm asna dayandryordu. B ir masay
ya da lambay alglam aktan vazgeebilirim. Bedenim ise beni terk et
m eyen bir nesnedir. Fakat bu durum da onun hl bir nesne olduunu
syleyebilir miyiz? Nesneyi nesne yapan, benden uzaklaabilir ve
grsel alanm dan tm yle kaybolabilir olmasdr. Nesnenin buradal-
, onun olas yokluunu da ierir. nmde bulunduu srece, onu
gzlemleyebilir, deiik alardan ve perspektiflerden grebilir, par
maklarmla ya da baklarm la farkl ynlerini kefedebilirim. O ysa
ki bedenim , bu tr bir kefe izin vermez. Bana kendini hep ayn a
dan sunar. Bedenin sreklilii, nesnelerin grece srekliliine zemin
salayan mutlak bir srekliliktir. Beden, kendisi sayesinde nesnelerin
varolduu eydir. "Bedensel uzam, nnde varlklarn belirdii bir
varlk-olmay (non-tre) alandr" (PP, 117). Gren ya da dokunan be
denin kendisi ne grlebilir ne dokunulabilirdir. Dtaki nesneleri be
denimle gzlem leyebilirim , onlan kullanr, aratrr, etraflarnda do
lanrm. Fakat kendi bedenim i gzlem leyem em . Gzlem , nesneyi sa
bit tutarak bak alarn eitlendirm ek ise, beden byle bir gzle
me olanak tanmaz. M erleau-Ponty'nin nesne hakknda syledikleri,
48 DNYANIN TEN

burada beden iin de geerli grnyor. Nasl ki nesne ayn anda hem
bir bulunu hem de bir bulunm ay iinde beliriyorsa, beden de hem
dier nesnelerin konumlanm asna olanak salayan mutlak bir bura-
dala sahip (nk bedenim , dnyaya oradan baktm noktadr),
hem de kefedilem ez bir belirsizlikle rtl (nk bedenim, tm al
glarmn marjndadr). Bedenin bu tam am lanm am l, algsal sen
tezin tamamlanm amlyla rtyor. "Alg ve bedenin deneyimi
birbirlerini ierirler" (PP, 152 dn). Nasl dsal algda nesneyi tm yle
kuramyorsam, bedenin deneyim lenm esinde de bir belirsizlik ilkesi
vardr. Fakat bu olgusal bir eksiklik deil, bedenin kendi yapsnn bir
zelliidir. sel alg her zaman iin yetersizdir, nk beden dier
nesneler gibi alglanabilir bir nesne deildir. "Kendi kendimizle te
masmz ancak belirsizlik iinde gerekleebilir" (PP, 437). Hatta y
le grnyor ki, M erleau-Ponty iin bu mulaklk temelini bedende
buluyor ve giderek tm varolua yaylyor: "Varolu temel yaps iti
bariyle belirsizdir" (PP, 197).
Algnn bir dier zellii de kiisel-ncesi ve anonim olmasdr.
"Her alg bir genellik atm osferi iinde gerekleir ve kendini bize
anonim olarak verir" (PP, 249). A lg, verili bir durumu ifade eder. M a
vi rengi gryor olm am, renklere duyarl olduumdan dolaydr. A l
g deneyimini tam olarak yle dile getirebiliriz: Alglayan ben dei
lim, bende alglanyor ("on peroit en moi"). Her duyum bir kiisiz
letirme tohumu tar. Nasl ki ben, ne kendi doum umun ne de l
mmn gerek znesi deilsem , duyumumun da znesi deilimdir.
Doum da lm de ancak kiisel-ncesi ufuklar olarak kavranabilir.
Kendimi ancak oktan dom u ve henz hayatla olarak kavrayabili
rim. Doulduunu ve lndn bilirim, ama kendi doum ve l
mm deneyimleyemem. Ayn ekilde duyum da, kendini nceleyen
ve kendinden sonra da varolm aya devam eden bir duyarlktan ortaya
kar. Duyum yoluyla, kiisel yaam m ve eylem lerim in marjnda,
verili bir yaamn varln bulgularm. Kiisel varoluum , kiisel ol
mayan bir varolula kuatlmtr. Setiim ve stlendiim dnyann
berisinde, sanki beni nceleyen, dnyada olmay oktan semi, dn
yaya kendini am ve onunla ezam anl klnm bir baka ben bulu
nur. Bir organizm a olarak bedenim , dnyaya kiisel-ncesi bir katl
madr, anonim ve genel bir varolutur (PP, 99). Bu anlamda ben. kat
lmm olmadan dnya ile ilksel bir szleme yapm olan bedenim
dolaysyla, varolmaya mahkm um . Ama ite, eylere bu ilk alma
BAKASI VE AKINLIK 49

sayesindedir ki algn, dnyay bana iinde yaadm, aina bir yer


olarak sunar (PP, 64).
Nasl algnn tanam lanm am l temelini bedende bulduysa, al
gnn anonim oluu da bedenin bu kiisel-ncesi zelliinden kay
naklanr. Algnn bu analizinde, klasik zne-nesne ilikisinin altst
oluuna tanklk ediyoruz. A lglayan zne ile alglanan nesneyi, bir
birinden tam amen kopuk iki ayr alana ait olmak yerine, varolu dz
leminde bir araya getiren M erleau-Ponty, bu nesnel-ncesi varolua
"dnyada olma" (l'tre au m onde) adn veriyor. Bir ynelim olarak
alg, dnyada olm ann tarzlarndan biridir ve her ynelimi yine onun
tarafndan nceden belirlenm itir. Dnyada olm a ne bir refleksler
toplamna indirgenebilir ne de bir bilin edimine. D olaysyla da hem
res extensa hem cogilatio dzlem inden ayr bir varolutur dnyada
olma (PP. 95). Bylelikle M erleau-Ponty'nin her noktada am aya a
lt kendinde ve kendi-iin arasndaki ayrmn, nesnel dncenin
temelinde yer alan bir nc alanda ortadan kalkacan anlam
oluyoruz.
Buraya kadar, ben-dnya ilikisindeki alg deneyim ini ve bu alg
da bedenin oynad rol ortaya koyduk. Geriye, bu ikili ilikiye Ba-
kasn da ekleyerek M erleau-Ponty'nin szn ettii ben-bakas-
diinya sistemini bir btn halinde ortaya koymak kalyor. Bakas bu
sisteme nasl eklem leniyor? Ben'in bir nesneyi deneyim ienesi ile
Bakas'n deneyim lem esi arasndaki farkllklar ve benzerlikler ne
lerdir? Kendi bedenimi alglam am ile Bakas'n ve dolaysyla bir
baka bedeni alglam am arasndaki iliki nedir?
Bir deneyim olm ak, dnyayla, bedenle, ve bakasyla ieriden bir
iletiim kurm aktr (PP, 113). Bu nn de arasnda isel bir iliki var
dr. B akasnn belirm esi, M erleau-Pontynin kurduu bu l siste
min bir tamamlanmasdr. Bakasnn, karmda gerekten bir baka
s, indirgenem ez bir bakaln sahibi olarak belirebilm esi iin, nce
bu bakaln tem ellendii ortak varolu dzlemini ortaya koymamz
gerekiyor. Yukarda, alglayan ben ile alglanan nesne iin bunu yap
m ve algnn anonim zelliini ortaya koymutuk. Alg deneyim in
de, ibanda olan kiisel-ncesi bir yapnn varln bulgulamtk.
Nasl nesnel dnce ve refleksiyon felsefesi, "kendinde" ile "kendi-
iin" arasndaki ayrm getirerek algdaki bu "altyap"y (PP, 65) gz
den karyorsa, bakasnn varoluu da nesnel dnce ile zlem e
yecek bir sorundur (PP, 401). Nesnel dnce iin benim bedenim gi
50 DNYANIN TEN

bi bakasnn bedeni de, bilincin nnde bir nesne durumundadr. De


neyim, bir bilin ve bu bilincin dnd nesnel bir bantlar siste
minin karlamasdr. Am pirik varlklar olarak ben ve bakalar yay
larla hareket eden m akinalardan baka bir ey deilizdir.3 Deneyimin
her safhasna hkim olan bilin, burada kendisine yabanc bir baka
bilinle karlamaz. Her eyi kuran bir bilin olarak Ben'in karsn
da Bakas bir kendinde (en soi) durum una indirgenmitir. Fakat ayn
zamanda Bakas, sal bir nesne olamayacandan, bir kendi-iindir
(pour sui) de. te nesnel dncenin karlat eliki burada yat
yor: Bakasn hem kendim den ayrp nesneler dnyasna yerletir
mem, hem de bir bilin olarak dnm em gerekecektir. "Dolaysyla,
nesnel dncede bakasna ve bilinlerin okluuna yer yoktur. Eer
dnyay ben kuruyor (constituer) isem, bir baka bilincin varln d
nmem olanakszdr, nk o zaman o da bir kuran (constituant)
olurdu ve kurduu dnya karsnda ben bir kuran olma zelliimi yi
tirirdim" (PP.402). O halde bilincin bilim -ncesi yaamn zm leyip
beden ile bilincin i ieliini ortaya karm alyz. Burada yeniden ki-
isel-ncesi ve anonim bir varolu olarak bedene dnyoruz. "eyle
ri bedenim araclyla algladm gibi, bakasn da bedenim arac
lyla anlarm" (PP, 216). Nasl ki fenom enolojik bir refleksiyonla, al
gsal deneyim im de ben ile nesneyi isel bir bala birbirine balayan
ve bana ncel olan bir varolu tabam kefettiysem , bakasnn algsn
da da benim bedenimi, ynelim lerim i ve davranlarm bakasnnki-
lere balayan anonim bir varolu bulurum. Dolaysyla alg, benim
hem nesnelerle hem bakalaryla i ieliimdir. Bakasnn bedenin
de, dnyay ele alm ann tandk bir tarzn bulurum. Algda tm pers
pektiflerin birbirinin iine girmesi, kaymas ve nesnenin kendisinde
toplanmas ("Algmz nesnelerde sonlanr"; PP, 81) gibi, bakasnn
perspektifiyle benimki de, algnn anonim zneleri olarak birlikte ka
tldmz tek bir dnya iinde toplanr. Bakasnn bedeni ile benim
bedenim tek bir fenom enin tersi ve yz gibidir (PP, 406). Bu durum
da alglayan bevin hibir ayrcal yoktur. Dnya, benim algmla ba-
kasnnki arasnda blnm em i bir ekilde kalr. Tm bunlar u anla

3. "Pencereden bakp da sokaktan geen insanlar grdm de, yaylarla hare


ket eden yapma insanlarn kuand apkalar ve paltolardan baka bir ey gryor
deilimdir. Onlarn gerek insanlar olduuna yarg yoluyla varrm." Descanes,
M etafizik M editasyonlar, II. Meditasyon.
BAKASI VE AK1NLIK 51

ma geliyor: Ben, zaten en bandan, zneleraras bir dnyada konum-


lanmtr. Grme, iitme, dokunm a gibi duyu ilevleriyle kuanm
olan ben, zaten bakalaryla iletiim halindedir.
Bakasnn bedeni, bir davrann taycs olarak karm da beli
rir. Algladm beden, fizyolojinin betimledii nesnel beden deil,
davranlarn ortaya kt bedendir. Ayn ekilde bilin de, bir dav
rann znesi olan alglayan bilintir. Peki "davran" M erleau-Ponty
iin ne anlam ifade ediyor? Bir beden olmann, belirli bir durum u st
lenme, bir durum iinde bulunm a anlam na geldiini belirtm itik. Bir
beden olarak zne, eylem leri, hareketleri ve projeleriyle iinde bu
lunduu ortam yeniden kurar. Verili dnyann iinde hapsolm u de
ildir. "Verili dnyada snrlar, ynler belirleyebilm e, perspektifler
aabilme, projeler dorultusunda bu verili dnyay dzenleyebilm e,
corafi evre zerinde davran ortamlar kurabilm e, kendi isel e t
kinliini darya yanstacak bir anlam lar sistem i kurabilm e gc"ne
sahiptir (PP, 130). zne, bir projeksiyon olarak vardr. Bu sayede,
dnyay olmu bitmi bir olgu olarak kabullenm ek yerine, onu kutup
lara ayrr ve kendi eylem ine yn gsteren binlerce iaret ortaya ka-
n r - "tpk bir m zede, yazl levhalarn ziyaretiye rehberlik etmesi
gibi". Tm bu yetiler, bedenin kendisinde toplanmtr. Bedenin me-
knsall, onu grevleri karsnda konum alm aya zorlar ve bedenin
her hareketi bir nesneyi hedeflem e, kendi dndaki bir noktaya y
nelmedir. zne, hareketleri yoluyla, kendisini evreleyen ortam a bir
biim verir. M erleau-Ponty bu temel edimi yeniden ele alm a {re
prise) kavramyla adlandryor.4 nsan varoluu, olum sal ve rastlant
sal olann bir yeniden ele alm a edim iyle zorunlulua dntrlm e
sidir. Varoluumuz, nce stlenip sonra da dntrdm z olgusal
bir durum zerinde tem ellenmitir. Bu dntrm e, bedenin dnya
ya, nesnelere ve bakalarna ynelmilii sayesinde gerekleir. Yine
bu sayededir ki insan bir evre (Umwelt) ierisinde "yaam ak"la (le
ben) kalmayp, bunun zerine kendi kurduu bir dnya {Welt) iinde
"yaamak"tadr {erleben) (PP, 102, 186). Projeksiyon ilevinin ve y-

4. Re-prise ve r-flexion terimleri arasnda, yinelem e bildiren ortak latince ne


ki (re-) dolaysyla bir paralellik kurm ak mmkn grnyor. Rcfleksiyon kendi te
melinde yer alan kkensel bir deneyim i dntrrken, reprise yoluyla zne kendi
sini evreleyen ortam dntrr. Her ikisinde de balangtaki durum lemcl olu
turma niteliini kaybetmez. Fakat artk bir untu olarak mevcuttur.
52 DNYANIN TEN

nelmiliin bir tezahr olarak davran, verili olan dntrrken


bir yandan da bizi doal dnyadan kltr dnyasna tayor.
K iisel varo lu a, b en im k u rm ad m b ir zam an tara fn d a n tan m o ld u
um d an . tm a lg larm b ir d o a zem in i zerin d e belirir. A lg la d m sre
iinde, a lgm n o rg an ik k o u llarn n b ir b ilg isin e sah ip o lm a d a n d a g rm e
nin, d u y m an n , d o k u n m an n b ir b ilin cin e sah ib im . B un larn h e r biri bana n
cel ve benim k iisel y a a m m a y ab an c k alan b irer a la n a sahiptir. D o al n e s
ne, bu g en ellem i v a ro lu u n b ir izidir. H e r n e sn e n in , y a a m m a g ireb ilm esi
iin, n celik le b ir do al n e sn e o lm a s, g rse l, d o k u n sal ve iitsel n ite lik le rle
k urulu o lm as g e re k ir (PP, 399).

Kiisel-ncesi duyum lar ve alglar nlerinde bir doal dnya bu


lurken, davranlar bu dnyay dntrerek bir kltr dnyas olu
tururlar. nsann, kendi yaamna bir biim verdii eylem leri, d dn
yada "tortularlar. Bu tortulam a, insann rettii ve kulland alet
lerde gerekleir. Bu aletler artk bir doal nesne deil, birer kltr
nesnesidirler. Her biri kullanldklar, ie yaradklar insan eyleminin
izini tarlar zerlerinde. Her biri evresine bir insanlk atmosferi ya
yar. Fakat nasl ki algnn anonim bir zellii olduunu bulgulady-
sak, bu nesnelerin de anonim bir varolua sahip olduklarn gryo
ruz. "Kltr nesnesinde, bir bakasnn yakn varln bir anonimlik
rts altnda saptarm" (PP, 400). Nasl "ben alglam yorum , bende
alglanyor" dediysek, burada da "ttn imek iin pipo kullanlyor,
yemek yem ek iin kak kullanlyor" diyoruz. Alet, bir manipulan-
dum; bakas ise bir eylem merkezi olarak belirleniyor. Bakas, bi
yolojik ya da duyusal ilevlerinin tesinde, doal nesneleri birer ale
te, birer araca dntrr ve kendini kltr nesneleri olarak bir orta
ma yanstr. Bu sayededir ki ben bir kltr dnyasn, bir uygarl al
glayabilirim. K ltr nesnelerinin ilki, bir davrann taycs olarak
bakasnn bedenidir. Dier tm kltr nesneleri varlklarn bedene
borludurlar. Bedende temelini bulan bir ynelme, bir dnce, bir
proje kiisel zneden koparak kendi kurduu ortam da ve kulland
aralarda, dolaysyla kendi dnda grlr hale gelir. Bu durumda
nesne de insan varoluunun konuan bir izidir (PP, 403).
M erleau-Ponty'nin dncesini izlediimizde, belki de ilk kez bu
noktada ben ile bakas arasnda bir atm a durum una tanklk edi
yoruz. Ben eylem lerim yoluyla kendime bir dnya kurar ve bu dn
yay da dmdaki nesnelerde yanstrken, bir bakasnn da apayr bir
dnyann kurucusu olarak bu alan iine girmesi nasl bir sonu dou
BAKASI VE AKTNLIK 53

rur? Bu durum da, benim evrem de bulunan ve o ana dek yalnzca be


nim kullanmma ak olan nesneler, bir anda bir bakas iin dc bir
manipulandum nitelii kazanrlar. Bu nesneler, bakasnn davran
ile yeni bir anlam a brnrler; bir baka deyile bana yabanc bir
davrann da izini tam aya balarlar. yleyse, benim dnyam ba
kas tarafndan altst edilm i, bu dnya zerindeki tasarruf hakkm
snrlanm olm uyor m u? D aha da ileri gidersek, bakasnn belirm e
si benim zgrlm kstlayan bir olay deil midir? M erleau-Ponty
sorunu bu ekilde ortaya koymuyor. nk ona gre bu bir atm a
durumu deildir. "A lgladm baka bedenin evresinde, benim dn
yam kendine doru eken ve hatta cezbeden bir girdap oluur" (PP,
406). evremdeki nesneler nasl benim iin tandksa, bakasnn be
deni de ayn ekilde bana bir tr ainlk iinde belirir. nk ikimi
zin bedeni de kiisel-ncesi zellikleriyle ayn yapya sahiptir. Yuka
rda da deindiim iz gibi, duyu ilevlerine sahip olm ak bakm ndan
ikimiz de zaten iletiim halindeyizdir. "Bedenim, bakasnn bede
ninde kendi ynelim lerinin m ucizevi bir uzantsn, dnyay ele al
mann tandk bir tarzn bulur (PP, 406). Hatta denebilir ki M erleau-
Ponty iin, bakasnn benim dnyam altst eden biri olarak belirm e
si, onun bir bakas olm asnn gerekli kouludur. Sorunu bilin dze
yinde deerlendirirsek - k i bilincin bedenden kopuk olm ad hatr
lanm aldr- bakasnn cogito'su benim cog/o'mu hie sayarak, y
neldiim ve kurduum varla katlmamda tek bam ayken sahip ol
duum gveni bana kaybettirir (PP, 405). Ancak bu sayededir ki ente-
lekttializmin her eyi kuran ve bakasnn varlna olanak tanmayan
akn Ben'i alabilir. zgrlk asndan baktm zda da durum de
imiyor. Kiisel-ncesi varolu olarak bedenim beni dnyaya mah
km klarken, dier yandan da bana zgrlm sunuyor. zgrlk
ancak bir balanm a (engagem ent) iinde mmkndr. Verili olgular
stlenip, onlar kendi yarattm bir durum a dntrrken nasl nes
neler karsnda bir davran ediniyorsam, bakas karsnda da bir
yeniden ele alm a (reprise) edimi gerekletiririm. kimiz de "kresel
bir projenin" (PP, 496) anonim yeleriyiz. Ben, m erkezini kendi dn
da bulan bir zne olm akla nesnelere olduu kadar bakasna da bir
alma halindeyimdir. Kendinde varoluun tem elinde Bakas-iin
varolu bulunur: Bakas-iin-ben ve ben-iin-bakas. D olaysyla
varolu, zneleraras bir nitelie sahiptir (PP. 512). B unu, iletiimin
tal olanakl olduunu incelerken daha iyi anlayacaz.
54 DNYANIN TEN

Bakasn alglam ada nemli rol oynayan bir dier kltr nesnesi
de dildir. Dier tm ifade eylem leri arasnda yalnzca sz znelerara-
s bir edinim (acquis) oluturabilm ektedir (PP, 221). Bu da szn son
suzca yinelenebilir olm asndan kaynaklanr. M zik zerine bir mzik
ya da resim zerine bir resim yapm ak m m kn deilken, sz hakkn
da konumak mmkndr. G ndelik yaamdaki konumalarmz ku
rumsallam bir sz zerinde temellenir. D nr ve konuurken,
hazr bulduum uz mevcut bir anlam lar btnn kullanrz. H aliha
zrdaki kullanlabilir anlamlar, bizden nceki ifade eylemleri tarafn
dan oluturulm utur ve konuan zneler arasnda ortak bir dnya ku
rarlar. letiimi mmkn klan da budur. Her yeni sz bu ortak dn
yaya bavurur (PP. 217). Anonim bir varolu olarak bedenimin beni
nceleyen ve tm alglarm mm kn klan ilksel bir edinim olmas
gibi, her szn gerisinde, onun dile gelm esini mmkn klan dilsel
bir edinim vardr. Diyalog srasnda ben ile bakas arasnda ortak bir
zemin kurulur. Benim dncelerim ile onunkiler tek bir doku olu
turur ve ikimizin de yaratcs olm adm z ortaklaa bir ilemde bu
luurlar. Diyalogta ben ile bakas tam bir karlkllk iindedir. Pers
pektiflerim iz birbiri iine kayar ve ayn dnyada birlikte varoluruz
(PP. 407). Bu, ynelim lerim izin karlkll sayesinde gerekleir.
Kendisiyle konutuum kii, szleriyle bana belirli bir varolu tarz
sunar. Onun hedefledii, yneldii dnya ile iletiim halindeyimdir.
Diyalog srasnda karmdakinin ynelim lerini yeniden ele alp (re
prise) ayn anda kendi varolu tarzm da bir dnme uratrm.
Karm dakinin ynelimleri sanki benim bedenimde, benim ynelim
lerim ise karm dakinin bedeninde oturmaktadr. letiim benim ba
kas, bakasnn da benim tarafm dan bir onaylanmasdr. Bir nesne
yi algladm da, nesnenin btnlne beni vardran, onun deiik
grnmleri arasndaki uygunluk deildir. Tersine, nesneyi nce ken
di apakl iinde alglarm ve bu sayede onun deiik perspektifle
rini elde ederim. Bedenim yoluyla eyleri stlenirim. Ayn ekilde
bakas da diyalog srasnda bana tm apaklyla belirir (PP, 216).
zne ile nesne arasnda da bir tr diyalog vardr. zne alg yoluyla
nesneye nfuz ederken, nesne znenin hareketlerini ynlendirir. z
ne nesnedeki dank anlam, nesne de znenin ynelimlerini yeniden
ele alr (reprise). Bylelikle znenin evresinde sanki kendiliinden
konuan bir dnya belirir (PP, 154). Bakasn alglam ada da ayn ey
gerekleir: erinin dars ve darnn ierisi tarafndan yeniden
BAKASI VE AKINLIK 55

ele alnmas. zne hibir zaman tam bir kendinde bulunu (prsence
soi) deildir. Dnyada olm a, en bandan bir dnyaya almadr. A l
glarm benim periferim de olup biterler. Varolu hem merkezcil hem
merkezka bir devinimdir. "Duyum ynel imseldir, nk duyulur
olanda bana bir varolu ritmi nerilm itir - uzaklam a (abduction) ya
da yaknlam a (adduction). rnein yeil renk da ynelik hareket
leri hzlandrrken, krmz renk bunlar yavalatr. Bana nerilen bu
varolu biim ine kendimi brakarak dsal bir varlkla ba kurarm;
kendimi ona aarak ya da kapatarak" (PP, 247). Fakat bu durum da
ben, bakas ile iletiim kurmay seebileceim gibi, bu iletiimi red
detme seeneine de sahip olmaz mym?
M erleau-Ponty'ye gre iletiimin reddi de bir iletiim tarzdr.
Yalnzlk ve iletiim birbirlerini dlamak yerine, tek bir fenomenin
paralardrlar. Toplumsal dnya karsnda gzlerimi kapatabilir, ku
laklarm tkayabilir, toplum un iinde bir yabanc gibi yaayabilir ve
toplumsal olaylar tm insani deerlerinden soyutlayabilirim. Doal
dnya karsnda da dnce dnyasna ekilip tm alglarm a p
heyle bakabilirim. Fakat varlktan ancak varlk iinde kaabilirim.
Fiziksel ve toplumsal dnya benim iin her zaman -o lum lu ya da
olum suz- bir uyaran (stimulus) ilevi grr. Nasl ki dnce varlk
larn olum suzlanm as yoluyla varln olum lanm asysa, bakasnn
reddi de ayn zam anda onun onaylanmasdr. Filozofu iinde yaad
dnyadan, ulusundan, arkadalarndan, ampirik varlndan soyut
layan ve onu mutlak bir yalnzlk iinde gsteren meditasyon bile as
lnda bir eylem , bir sz ve dolaysyla bir diyalogdur (PP, 413-4). M er
leau-Ponty, tekbencilik (solipsism e) sorununun ancak byle bir yak
lamla alabileceini belirtiyor. Tekbencilik, hibir ey olmayan ve
hibir ey yapm ayan biri iin doru olabilirdi ancak - ki bu da zaten
imknszdr. Varolmak, fiziksel ve toplumsal dnya ile bir iletiim
halinde olmaktr. Tek kelim eyle, znelerarasdr.
M erleau-Ponty, bedeni cinsellik asndan ele alrken patolojik bir
duruma deiniyor. B ir gen kz sevdii adam la grm esinin annesi
tarafndan yasaklanm as zerine konuma yetisini yitiriyor. Burada
sz konusu olan, M erleau-Ponty'ye gre, birlikte varoluun bir reddi-
dir; nk "sz. bedenin tm dier ilevleri arasnda, ortak varolula
en dorudan balantl olandr" (PP. 187). Ancak sevdiini grm esi
ne izin verildiinde ya da psikolojik tedaviye tbi tutulduunda gen
kz yeniden sesine kavumaktadr. Bu durum da hastann norm ale d
56 DNYANIN TEN

np yeniden bakalaryla iletiim kurabilmesini M erleau-Ponty bede


nin kiisel olmayan ilevleriyle aklyor ve bunu da uyku ile paralel
lik kurarak yapyor:
Y atam a u z an y o ru m , g z le rim i k a p aty o ru m , y av aa n efes a ly o ru m ,
tm pro jelerim i k endim d en u z ak latry o ru m . Fakat irad em in ya da b ilin c i
m in g c bu n o k tay a kadardr. D io n y so s g ize m le rin d e tanrnn y aa m n d an
sa h n e le ri tak lit ederek onu a ra n la r g ib i, b e n d e uyuyan k iin in so lu u n u
ve d u ru u n u taklit ed erek u y k u y u a ry o ru m . n a n an lar o y n a d k la r rolle
b t n letik lerin d e, ta n n a rtk o radadr. A yn ek ild e u y k u n u n "g eld i i", o n a
su n d u u m bu y k n m ey e y e rle ti i bir an vardr. S o n u n d a , taklidini y a p t
m e y e dnm eyi baarrm : B a k sz ve n e red ey se d n c e siz, uzam n
b ir n o k tasn a iv ilen m i ve y a ln z c a d u y u larn n o rtak laa d ik k atiy le d n y a
d a o lan b ir ktle. te d u y u larn bu u y a n k l d r ki uyan m ay m m k n k
lar: e y le r bu aralk kapdan ieri g ire r v e uyuyan kii d n y a y a dner. A yn
e k ild e , birlik te varo lu la b an k o p a ran hasta, yine de bak asn a lg la y a
bilir. B u anlam da, uyuyan kii h ib ir z am an tm yle kend i zerine k a p a n
m , ta m an lam yla bir uyu yan d e ild ir; hasta, zn eleraras d n y a d an h ib ir
z am an t m yle k o pm u, tam a n la m y la b ir h a sta deildir. O n d a g e re k d n
y ay a dn m m kn klan ey k iisel o lm a y a n ilev lerd ir: D uyu o rg a n la r,
dil (PP. 191 ).5

Bir toplumsal durum a angaje olm akla birlikte zne kendi kiisel
yaamnn altndaki anonim varolua ekilerek iinde yaad dn
yaya, projelerine, uralarna srt evirebilir. Fakat beden, zneye
kendini dnyaya kapatma olana verdii gibi, onu dnyaya aan ve
bir durum iine yerletirendir de. Tpk uyku rneinde olduu gibi.
Hastann sesine yeniden kavum as, bedenin bakasna yeniden al
mas ve insanlararas dnyada yerini almasdr. Bir anlamda, zaten
oradan hi km am tr - srf bir beden olmas nedeniyle. Beden va
roluun donmu ekli ise (PP, 194,270), bedenin bakasna ynelmesi
donm u bir rman zlmesi gibidir (PP, 192). Erotik alg beden yo
luyla bir baka bedeni hedefler. Buradaki ynelmilik, "bir eyin bi
linci" eklinde bir cogitatio'aan bir cogitatum'u hedeflemesi deildir.
Erotik alg bilinte deil, dnyada gerekleir. "Arzu, bir bedeni bir

5. Bakasn anlamada yknm enin oynad rol, ayrca zerinde durulmas ge


reken bir konu. yknme, bedenin akn yann ortaya koyarken, bir yandan da ba
kasna almam salayan nemli bir etken. Algnn Fenom enolojisi boyunca birka
kez karmza kan ve yknme ile ilikilendircbileceim iz s'irrtlaliser fiili de z
nenin kendinden karak bir baka konumu stlenmesi ya da kendi dndaki bir ko
numu bedeninde iselletirmesi olarak aklanabilir - uyku rneinde olduu gibi.
BAKASI VE AKINLIK 57

baka bedene balayan kr bir anlam adr" (PP. 183). M erleau-Ponty'


ye gre cinsellik diyalektik bir ilikiyi barndrr. Fakat bu, birbirine
zt ve ayrlmaz dnceler arasndaki bir diyalektik deildir. Bir va
roluun, kendisini yadsyan fakat yine de onsuz ayakta duram ayaca
bir baka varolula arasndaki gerilim dir (PP, 195).
M erleau-Ponty'nin belirttii gibi cinsellik ile varolu arasnda bir
geililik varsa, bu gerilim in yaamn her alanna tanmas gerekir.
u ana dek sylediklerim iz, bedenden hareketle ben ile bakas ara
sndaki ortak noktalar vurgulamakla yetiniyordu. Ben-bakas-dn-
ya sistemini hep bir olum lam a ve karlkllk ilikisi iinde bulduk.
Ama acaba gerekten bakasn elde ettik mi? Ben ile bakasn, kii
sel olmayan anonim bir varolu dzlem inde birletirmekle hem Beni
hem B akasn ortadan kaldrm olm uyor muyuz? Bakasnn ba
kaln, belki de, ilksel bir edinim olan beden zerinde tem ellenen
kiisel varolula ve bilinte aramak gerekiyor. "Cogito ile, Hegel'in
dedii gibi, her birinin dierinin lm n amalad bilinlerin m
cadelesi balyor" (PP, 408). Davrana ve iletiime geri dnp, bu iki
sini bir de bu adan deerlendirelim .
M erieau-Ponty'ye gre, bakasnn ne davranlar ne de szleri
bize bakasnn kendisini vermez. Bakasnm tuttuu yas ya da kapl
d fke benim iin ve onun iin farkl anlam lar tar. Onun iin bun
lar yaanm durumlardr. Ben ise bunlar dorudan deil, ancak do
layl olarak, onun bedeninde okuduum ynelim ler ve davranlar
yoluyla anlayabilirim. Bu bakas benim yakut bir arkadam bile ol
sa, onun duyduu ac ve fke ile benim kiler asla akm az. Birlikte
ortak bir proje gerekletirdiim izde, bu proje her birimiz iin farkl
bir ey ifade etmektedir. Birbirimizle iletiim kurduum uz ortak bir
dnya yarattm z sanrken, aslnda her birimiz bu dnyay kendi
znelliinin derinliklerinde farkl farkl kurmaktadr. Demek ki ba
kas, asla ulaam ayacam z tketilemez bir bakaln da sahibidir.
Algsal sentezin tam am lanm am bir sentez olduunu belirtmitik.
Alg deneyimi nasl asla nesnenin kendiliine ulaam yor ve onu tam
olarak elde edem iyorsa, bakasn alglaym da da karm dakini tm
znellii iinde kavrayam am . Nesnenin de bakasnn da bu anlam da
bana akn bir yn vardr. "Birini tandm ya da sevdiimi syle
diimde, tad niteliklerin tesinde, bir gn gelip benim onun hak
knda oluturduum imgeyi paralayacak tketilem ez bir derinlii
hedeflemi olurum" (PP, 415). Benim iin ulalam az yanlar kalsa bi-
58 DNYANIN TEN

ie, nesneye gmlmmdr; nk onunla benim aramda, bak


mn kulland ve her zaman iin algmn berisinde kalan gizli bir bil
gi yer alm aktadr (PP, 275). Ayn ekilde, bakasnn benim asla tam
olarak ulaamayacam bir znelliin sahibi olm as, onunla iletiim
kurmam engellem ez. Bakasnn stmdeki bak, beni kendi alan
iine katp varlm n bir ksmn elim den alsa da, onunla iliki kura
rak ve kendimi onun tarafndan tannm aya aarak bu kaybm telafi
edebilirim (PP, 410). M erleau-Ponty'ye gre, ben ile bakas arasnda
karlkllk olduu ve birlikte varolu her birimiz tarafndan eit ola
rak yaand srece, bilinler dzeyinde de iletiim mmkndr. Fa
kat bu noktada, bakasnn alglanm asnda nemli rol oynayan ve
Merleau-Ponty iin de ayrcalkl bir yeri olan "grme" zerinde dur
mam z gerekiyor.
Grme, M erleau-Ponty'de, bir grm e dncesi deil, grlr bir
dnyaya ynelen ve nesneyi karsnda apakl iinde bulan bir ey
lemdir. Bu sayededir ki bakasnn bak ve bir ifadenin taycs ola
rak yz benim iin m m kn hale gelir. Grm e, duyu ilevleri arasn
daki birliin salanm asnda dierlerine oranla baskn bir konumdadr.
Tm dier duyu deneyim leri grme tarafndan yeniden ele alnrlar ve
bylelikle deneyim bir btnlk kazanr. Grme, tm deneyim ierik
lerinin bir biim kazanm asnda temel rol oynar. Bu bir tem ellendir
me (Fundierung) ilikisidir. Bilincin bir ilevi olarak "simgesel ilev"
ya da "temsil ilevi" grme temeli zerinde gerekleir (PP, 147). G r
me edimi - ve alg deneyimi - bir zam ansallk boyutu iinde yer alr.
Daha dorusu zam an kendi kurar. Grm e alanm iinde bir nesneyi
sabitleyip belirgin klm am ancak sonradan gerekleen ikincil bir i
lemdir. Hemen ncesinde, gzlerimi ilk atm da dnya henz belir
siz yansm alar ve bir renkler karmaas olarak belirir nmde. Bede
nim, burada bir potansiyel halinde bulunan nesneye ynelir ve duyu
ilevlerini onu fiili klacak ekilde dzenler. Bu anlamda, grm e as
lnda ge bir edimdir. "Gryorum" dediim de, beni nceleyen ve
olup bitmi "gizli bir bilgi"nin gerekletirdiini ilksel bir edinim ola
rak zaten varsayarm. "Dnyann duyularm zerindeki ilk hcumunu
az nceki gemie gndererek, az sonraki bir gelecee ynelircesine
nesneye ynelirim" (PP. 276). Nesnenin grlmesi, onun bir grme
edim inde sabitlenm esinden nce gelir. Algnn znesi, bir bakma, du
yumun gereklem esinin beklentisi iindedir. Nesne fiili olarak g
rlmeden nce, bedenin kendisi nesne karsnda bir tutum alr ve du
BAKASI VEAK1NLIK 59

yum a hazrlanr. "R enk, grlm eden nce, ancak kendisine uygun d
en ve kesin olarak belirledii bedensel bir tutum un deneyim i olarak
belirir... nce bedenin belirli bir dzenleniinin deneyim i vardr, ve
sonra birden duyum grsel alana yaylr" (PP, 244). rnein, bedenim
mavi renge denk den tutum u takndnda, m avinin hem en hem en
somut bir bulunuunu elde ederim . Peki bakasn alglaym iin
tm bunlardan nasl bir sonu karlabilir? Benim grm e alanm ie
risinde bir bakasnn belirm esi, bir nesnenin belirm esinden farkldr.
Ancak denebilir ki, nasl nesneyi bakm la sabitlem em ge bir edim
se, bakas da benim onu grm em den nce zaten oradadr. G rm ede
de ben ile bakasn birbirine balayan ve ikimizi de nceleyen bir ed
im ibandadr. "H er birim iz kendini, sanki birka m etre teden sey
reden bir i gz araclyla grr" (PP, 175).6 Buradan yola karak di
yebiliriz ki bakasnn bana ynelen bak, daha ben onu grm eden
zaten stm dedir ve bakas, bu bakn ete-kem ie brnmesidir.
Grme alanm daki nesnelerin, daha ben onlar grm eden benden ken
dilerine uygun belirli b ir tutum talep etm eleri gibi, bakalaryla konu
urken de onlara uygun sz, davran ve tonlam alar bende kendiliin
den oluur. Bakasnn bana ynelen bak, bana kendim zerine
ikinci bir bilgi salar. Benim kskan ya da m erakl olm am , ancak
kendimi bakalarnn gzyle grm em , kendimi bakalaryla karla
trmam halinde mm kndr. Benim doal ya da tarihsel kiiliim hi
bir zaman srf benim iin deildir; bakalar iindir de. Bakasnn ba
kyla kendim i kskan y a da merakl biri olarak tanrm ve bylelik
le bu mizacm a bir deer atfederek ayn zam anda bunu seerim. Do
laysyla bakasnn bak, bana, kendimi sem e zgrln verir
(PP. 497). C insellikte ise bak, bir bilinlerin okluu diyalektiine
alyor. Cinsel arzuda elde edilm eye allan bir beden deil, fakat
bilincin harekete geirdii bir bedendir. "Alain'in dedii gibi, bir de
liye k olunm az" (PP. 195). Bedenin b ir baka bak altnda sergilen
mesi ya utanm a duygusu dourur ya da bir batan karm a eylemidir.
Burada bir kle-efendi diyalektii sz konusudur:

Bir bedenim olduundan, bakasnn bak altnda bir nesneye indirge


nebilir ve kii olarak hie saylabilirim; ya da tersine, karmdakinin efendi

6. M erlcau-Ponty bu ilgin saptam ay Lhermite'in L'im age de notre corps adl


kitabndan alntlyor.
60 DNYANIN TEN

sine d n p o n a ben bak ab ilirim . F a k a t bu st n l k ayn z am an d a b ir k


m azdr, n k b ak asn n a rzu su tara fn d a n d e erim tannd anda, bakas
a n k k e n d isi tara fn d a n tan n m ay d ile d i im k ii d eildir: B atan k arlm ,
z g rl k s z b irid ir v e a n k benim iin b ir d eeri yoktur. B ir b ed en e sah ip o l
m am d e m e k , b ir n esn e o larak g r le b ilir o lm am ve b ir z n e olarak g r lm e
y e alm am dem ektir. B akas benim e fe n d im o lab ilec e i gibi klem d e o la
b ilir d e m e k tir (PP, 195).

Demek ki beden, bir kii olarak varolm a m cadelesinin yapld


alandr. Bakalarnn bak altndaki bedenim beni sradan bir nesne
ye indirgeyebilecei gibi, ben bakm la bakalarnn bedeni zerin
de iktidar kurm a gcne sahip olabilirim .7
Son olarak M erleau-Ponty'nin Algnn Fenom enolojisi boyunca
nemle vurgulad ve bakasn alglamay - v e genel olarak algy-
anlam am zda baat bir rol olan "refleksiyon" kavram na deinmek
gerekiyor. Bakm bir bakasnn bakyla karlatnda, karm
daki yabancnn varln bir tr refleksiyon yoluyla yeniden gerek
letiririm (PP, 404). Ayn trden bir refleksiyon iki elim in birbirine do
kunmasnda da sz konusudur. Sa elim le sol elim e dokunduumda,
sol elim sa elim iin bir nesne durum undadr - kas ve kem ikten r
l fiziksel bir nesne. Sa elim ise uzam katederek nesneleri kefet
meye ynelik bir eylem iindedir. Fakat bir anda, "olaanst bir
olay" gerekleir ve az nce herhangi bir nesne olan sol elim, sa eli
mi hissetm eye balar. Dokunan el ile dokunulan el srayla birbirleri
ni dokunan ve dokunulan olarak tanr. Bedenin, kendisine ayn anda
dokunan olarak dokunmaya alm as, bir tr refleksiyondur (PP.
109). Bedenin bu zellii, onu dier nesnelerden ayrd gibi, hem
dnyay hem bakasn alglamam zda bedenin merkezi konumunu
gsteriyor. Ayn rnei M erleau-Ponty, bir baka yazsm da8 daha ay
rntl ele alyor: Bir bakasnn elini sktm da, kendi bedenim de ta
nk olduum refleksiyonun ayns gerekleir. Bu durum da bakas
nn eli sol elim le yer deitirir ve bedenim bakasnn bedenini ken
di refieksiyonuna dahil eder. ki elim, nasl ayn bedene ait olmalar
dolaysyla birlikte varsalar, bakasnn bedeni de bu birlikteliin bir
uzants olarak belirir. kimizin bedeni de tek bir bedenselliin organ-

7. Bu m cadelenin zellikle cinsel arzuda ortaya kmas zerinde fazla durm a


yan Merleau-Ponty. sadizm ve mazoizm konularna da ksaca deinm ekle yetiniyor.
8. "Le Philosophe et son Ombre" (Filozof ve Glgesi), Siges iinde, s. 201-28.
Bu yazya gndermeler, metinde PO olarak, sayfa num arasyla belirtilecektir.
BAKASIVE AKINLIK 61

lan gibidir (PO, 212). A lglayan bir znenin karsnda beliren baka
snn kendisi de alglayan bir znedir. Dolaysyla, bakasnn alg
lanmas aslnda bir birlikte alglam adr (PO, 215).
M erleau-Ponty'nin szn ettii radikal refleksiyonun anlam tam
da burada ortaya kyor.9 Nesnel dncenin gerekletirdii reflek-
siyon, alg deneyim i ile balarm z kopararak, "kendi-iin bir bilin"
ile "kendinde bir nesne" ikilii karsnda brakyordu bizi. Fenome-
nolojik refleksiyon ise dncelerin nesneler halinde doduklar ilk
sel katman ortaya karm ay, zneyi ve nesneyi dou halinde yaka
lamay amalyor. Balangtaki deneyime geri dnerek, ne znenin
ne de nesnenin ortada bulunduu alg alann aratran fenomenolojik
refleksiyon, bu kkensel algy nesnel-ncesi ve bilin-ncesi olarak
betimliyor. Her alg eylem i, dnya ile bu kkensel birlikten bir syrl
ma olarak gerekleir. "zne", "bilim nesnesi" ve ayrcalkl bir de
neyim olarak "duyum" ancak ilksel deneyimin ufkunda belirebilir.
"Algy zm leyen ben ile alglayan ben arasnda h er zaman iin bir
mesafe vardr. R efleksiyon edimi ile bu mesafeyi katederim " (PP, 53).
Alg deneyim im , beni nceleyen bir deneyimin izini tamaktadr.
"Algmn kendisine ynelip de dolaysz algdan bu algnn dnce
sine getiim de, aslnda algm yeniden gerekletiririm , ve alg or
ganlarm da benden daha eski bir dnceyi ibanda bulurum. Alg
organlarm bu dncenin yalnzca bir izidir" (PP. 404). D olaysyla
"radikal refleksiyonun yle bir tanmn vermek yanl olmayacaktr:
refleksiyonda, refleksiyonun temelini oluturan fakat bir unutu ola
rak dnlm eden kalann (irrflchie) hesaba katlm as. Unuttuu
muz. kendisiyle tem asm z yitirdiim iz deneyim e bizi aacak olan
yine refleksiyonun kendisidir. Refleksiyon, aslnda kendisine dayan
d bu dnlm eden kalm olan, "hibir zaman im di olmam bir

9. Franszca rflexion szc Trke'de "dnm" ile karlanabilirse de,


Franszca szcn kkensel olarak ifade ettii bir kendi zerine dn olma (lal.
re-flectere) anlam n aklda tutm am z gerekir. M erleau-Ponty, birbirine dokunan iki
el rneinde olduu gibi, bedenin gerekletirdii bir refleksiyondan bahsettiinde,
asl vurgu bu kendi zerine dntedir (ancak, bedende gerekleen bu refleksiyo
nun, ayn zam anda dnyaya ve bakalarna almann olanan da kendinde tad
n unutmam ak gerekir). Ayrca Merleau-Ponty'nin eletirdii "refleksif felsefe"
karl olarak "dnmse! felsefe" gibi bir deyimi kullanm aktan da kanm ak is
tedik. Ayn ekilde, irrflchie szcn de "dnmsz" olarak evirmek yeri
ne, M erleau-Ponty'nin ykledii anlam gz nnde bulundurarak, refleksiyonda
dnlmeden kalan diye karlam ay uygun bulduk.
62 DNYANIN TEN

gemi" (PP, 280) olarak tem elinde barndrr. Byle bir yaklamn,
bakasnn alglanmas asndan nasl bir sonucu olacaktr?

R e fle k siy o n h ak k n d a s y le d ik le rim iz, bakas den ey im i iin d e g e e rli-


dir. R e flek siy o n u n , b ir ek ild e, d n lm ed e n k a lm olan v erm esi gerekir,
nk aksi tak d ird e onun k a rsn a k o y a c a m z b ir ey olm azd ve bizim
iin b ir so ru n haline gelm ezdi. Ayn e k ild e , d e n ey im im in de b a n a bakasn
v erm esi gerekir, nk byle o lm a sa y d , y a ln z lk tan sz e d em ez ve b a k a
sn u lalm az ilan e d em ez d im . B a lan g ta verili ve g erek o lan , d n l
m eden kalm olan a ak b ir re fle k siy o n , d n lm ed e n k alan n d n c e d e
y en id e n ele a ln d r {la rep rise re fle xiv e d e l'irrflch i) - ve ayn ekilde,
y a a m m n u fk u n d a varl y a d sn m a z b ir e k ild e b u lu n an b a k a sn a do ru
d e n ey im im in gerilin d ir. H e r ik isin d e d e s z kon u su olan, k endi d m a n a
sl alab ild i im i ve d n lm ed e n k a lm olann k endisini n asl y a a y a b il
d iim i b ilm e k tir (PP, 413).

Algnm beni dnyaya ve bakasna amas, bir elde etm e deil


yitirme edimidir. Benim iin bir baka benin varln mm kn klan,
benim kendi dmda olmamdr. Beni evreleyen ve algladm dn
ya, ayn zam anda bakalarnn tanklna da aktr (PO. 215). Nesnel
bir dnyann kurulabilmesi ancak bakalarnn da benim algladm
dnyay alglamalarn gerektirir. Yoksa kendi znelliim iinde sk
p kalrdm. Husserl'in belirttii gibi, nesnellik bir zneleraraslktr.
M erleau-Pontynin yaklam bu ikisi arasnda bir temellendirme
{Fundierung) ilikisi kuruyor. "M antksal nesnellik, bedensel znele-
raraslktan doar; u artla ki nesnellik, bu znelerarasln unutul
masdr" (PO, 218).
M erleau-Ponty'nin betimledii ben-bakas-dnya sistemini bir i
ielik olarak bulduk. Bu sistemi paralayp ben-dnya ve ben-baka-
s ilikilerini ele aldmzda, her iki dzlem de de alg deneyiminin
paralellikler ierdiini, hatta rttn grdk. Bedenin duyum la-
raras birliinden insanlarn zneleraras birliine, duyum lar arasn
daki iletiimden insanlar arasndaki iletiime her eyin bir geiim
halinde olduu, snrlarn belirsizletii ve yer yer silindii bir sistem.
Ancak M erleau-Ponty iin belirleyici olan, bu belirsizliin bedenden
tm dnyaya yaylmas. Bir bedene sahip olan, daha dorusu bir be
den olan zne, kendi zerindeki egem enliini yitirerek, mutlak bir
kendindelikten koparak, bir da alm a edim inin znesi haline geli
yor. Fakat bu, onun bir eksiklii deil, tersine, bir bakasnn varl
n mm kn klan en temel zellii.
BAKASI VE AKINLIK 63

II

"Kkensel olan paralanr; felsefe bu paralanm aya, bu akmazl-


a. bu farkllam aya elik etm elidir" (VI, 165). M erleau-Ponty'nin,
1959'da yazm aya balad ve lm zerine tam am lanm adan kalan
son yapt G rnr ve Grnmez'&vermeyi dnd isimlerden bi
ri de "Hakikatin Kkeni"ydi (L'O rigine de la Vrit). Neydi Mer-
leau-Ponty'yi bir kken sorununu ele alm aya iten? Daha "Filozof ve
Glgesi" adl m akalesinde fenom enolojinin, fenom enoloji dnda
kalana da bnyesinde yer amas gerektiini belirtirken, fenom eno
lojinin bir bilin felsefesi olarak kaldna ve dnya ile ilikimizi
aklam akta yetersiz olduuna iaret etmiti. Algnn Fenomenoloji-
ifn d e ynelim sellii bilinten bedene tayarak fenom enolojinin bir
adm dna, ya da daha dorusu berisine yol alan Merleau-Ponty,
dnya ile ilksel tem asm z beden zerinden betim lem eye girimiti.
Grnr ve G rnmez'de ise, onun daha radikal bir tavrla, fenome-
nolojiyi nceleyen ve onu olanakl klan kkene doru ilerlediini ya
da indiini gryoruz. Grnr ve Grnmez'de fenom enoloji ve y-
nelimsellik kavram larnn tmyle ortadan kalkm asnn temelinde,
bu fenom enolojik olm ayan kkeni betim lem e abas var aslnda. Bu
nunla ilikili olarak, Algnn Fenom enolojisi'ndeki ben-dnya-baka-
s sisteminin de bir dnm e uradn gryoruz. G rnr ve G-
rnmez'de bu l sistemi varlk sorusu erevesinde ele alan M erle
au-Ponty, A lgnn Fenom enolojisi'ndeki antropolojik betimlemeleri
bir kenara brakarak, bunlara ontolojik bir temel kazandrm aya, var
l "insani olann m askesi altnda" (VI, 179) gizli kalan ynyle
amlamaya alyor. Algnn F enomenolojis nde ben-dnya-baka-
s sistem inin terimleri arasnda grdm z eit dalmn, G rnr
ve Grnmez'de ben ve bakas aleyhine bozulduunu, dnyann
"ten"inin (chair)10 beni de bakasn da kuatarak varln bir proto

10. G rnr ve G rnmez'in kilit kavramlarndan biri olan ve Franszca'da el,


vcut, beden ya da len gibi anlam lara gelen chair szcn, Ahme Soysal'n sei
mine uyarak biz de burada len szcyle karladk (bkz. M aurice M erleau-Ponty,
Gz ve Tin, ev. Ahme Soysal, M etis Y aynlan, 1996). Ancak M erleau-Ponty'nin bu
kavrama ykledii ilevi gz nnde bulundurduumuzda, ten szcnn an-
64 DNYANIN TEN

tipi haline geldiini gryoruz. Varlk ise, bu l sistemin bir arada-


ln aan bir nitelie brnyor. Bu yeni yap ierisinde bakasnn
yerinin ne olacan grmeden nce, G rnr ve Griinmez'm bir ke
nara brakt kavram larn yan sra, getirdii baz yeni kavramlar da
ele almamz gerekiyor. Bakas sorununu bu yeni kavramsal ereve
ierisine oturtarak, M erleau-Ponty'nin bu soruna yaklam nda A lg
nn Fenom enolojisi'ne kyasla nasl bir farkllk olduunu daha iyi
grebileceiz.
G rnr ve G rnm ezde karm za kan yeni kavram lardan biri
olan "algsal inan" (foi perceptive) dnyaya alm am zn, eylere
ulamamzn temelini oluturur. A lgsal inan, bizim inanp inanma
mamza bal bir inan olm aktan ok. dnyann varlna ilikin her
tr phe ve kukuyu nceleyen, dorulama ve olum suzlam ann be
risinde yer alan, dnyann algsal mevcudiyetidir. Algsal inan, bir
bilgi de deildir; dnyann kendisi bizim dnya zerindeki etkinlii
mizden ayrlmamtr. G rm e ile grdm z eyin gereklii ara
snda bir fark yoktur. "eylerin kendisini grrz; dnya tam da gr
dmz ey olandr" (VI, 17). Husserl'in fenomenolojik indirgeme
yi nceleyen ve epokhe ile askya alman doal tavr adn verdii ta
vrla zdeletirilebilecek olan algsal inan, bize dnyann naif, sor
gulanmam apakln verir. M erleau-Ponty'ye gre algsal inan
bir yandan bizi eylerin kendisine aarken, dier yandan eyleri rte
rek bizden gizler ve bu ynyle de bir eliki barndrr. Dnyaya
alm a ancak bedenin bir deneyimi olduundan, bu eliki, yani a
a vururken gizlem e, asim da bedenin eylerle ilikisinden kaynakla
nan bir elikidir. Bu ilikidir ki bazen eylerin kendisine ulamam
za bazen de yalnzca bir grn, bir yanlsama iinde kalmamza yol
aar. Beden, bizi bir yandan dnyaya aarken, bir yandan da kendi
zel dnyamza hapseder. rnein bak, ancak belirli bir perspektif
ten, bir bak asndan ulaacaktr eylere. Algsal inancn bir dier
zellii de, bir tez, bir nerm e haline getirilememesidir. Gzlerimizin

lrd "yzey"sellik yanltc olmamaldr. Ten aksine M erleau-Ponty'de, duyum sa


nr olann kendini ele verdii bir okkatm anllk, bir derinlik, bir farkllama zem i
ni olarak dnlmelidir. "Ten ne maddedir, ne tindir, ne de tzdr... Grnr olann
gren bedene, dokunulur olann dokunan bedene sarmalanmasdr." (VI. 184, 191)
Dolaysyla ten, duyum sanr olan ile duyum sayan arasndaki farkn ortaya k
kkensel paralanmann "e"sidir ve bu e, bedende deneyim lenen dnl (ya
da refleksif) bir eylem in giderek failine dnecektir M erleau-Ponty'de.
BAKASI VE AKINLIK 65

nndeki dnya, hepim iz iin bildik bir eydir; fakat dnyann ve


grmenin ne olduunu aklam aya, ifade etm eye altm zda bir
takm elikiler iinde kalrz. Dnyaya ilikin sahip olduum uz bu
n-bilgi, ya da bilmem e, neden ve nasl sorularyla aklanm aya a
lldnda, algsal inancn apakl yerini kartlklara, iinden
klmas g bilm ecem si ifadelere brakr. "Dnya, algladm eyin
ta kendisidir; fakat onun bu mutlak yaknl, onu incelediim ve ifa
de ettiim anda nne geilem ez bir uzakla dnr" (V I, 23). fa
denin iine dt bu ikilem , tem elde algsal inancn elikisidir; ve
ite felsefe tam da bu elikinin ifadesi olm aldr M erleau-Ponty'ye
gre. R efleksif felsefe ise, algsal inancn tad kartlklar, algsal
inancn kendisini askya alarak am aya almtr. Dnya ile bala
rn koparm m utlak bir zne varsayan refleksiyon felsefesi, dnya
ya ilksel almay gz ard ederek, znenin kendi iselliine ekilip
dnyay oradan kurduu bir bilin edimi olarak kalr. Bu durumda
dnya, bilince ikin bir cogitalum ya da noema durum una indirgen
mitir. eylere inancn yitiren dnce, rnein yanlsam a gibi bir
olgu karsnda kolayca pheye kaplacandan, dnyann varlm
aklamak iin kendine nedenler bulmak zorundadr. Bu durum da al
gsal inancn apaklna ancak olum suzlam ann bir olum suzlanm a
s olarak, yani phenin ortadan kaldn masyla ulaacaktr. Fakat d
ncenin kendi iinde bir akl yrtme ile ulat bu kesinlik, dnya
ya almadaki algsal inan ile bir tutulamaz. M erleau-Pontynin be
lirttii gibi, algda sonu, nedenlerden nce gelir (V I, 74). Refleksi
yon, balangta yitirdii - ve aslnda zerinde tem ellendii - algsal
inancn kesinliini, ancak dntrerek yeniden elde edebilir dn
ceyi. Ve bu, dn olm ayan bir dntrmedir. zne, ekildii i-
sellikten asla yeniden dnyaya dnmeyecektir. Oysa dncenin ken
dinde arayp bulduu nedenleri, ite tam da nnde geriledii eyde,
dnyann kendisinde aram ak gerekir. Tm olum suzlam alarm berisin
de bir "ilk olum lam a" (V I, 76) olan algsal inanca, ancak kendinin d
nda bulunan, yani ex-stase[l halindeki bir zneden hareketle ula
labilir; yani kendi iselliine kapanmadan nce, dnyaya ve eylere
alm bulunan, kendi dnda, varlkta olan bir kendi. Dolaysyla
Merleau-Ponty'nin nerdii ey, felsefeye "bir baka hareket noktas"
bulmaktr.

11. Yun. eksiasis: Kendi dnda bulunma, dna kma, uzaklama.


66 DNYANIN TEN

M erleau-Ponty'nin refleksiyon felsefesine ynelttii tm bu ele


tiriler, Algnn F enom enolojisndeki eletirilerle byk lde rt-
yor olsa da, G rnr ve G rnmez'de M erleau-Ponty'nin refleksi
yon karsnda kendini daha farkl bir ekilde konum landrdm g
ryoruz. ncelikle, Algnn F enom enolojis ndeki "radikal refleksi
yon" ya da "fenom enolojik refleksiyon" kavram lar, G rnr ve G
rnmez'Ae. yerini bir "st-refleksiyon"a (surrflexion) brakyor. Ref
leksiyon, ham alg ile algnn dncede ele almn bir tuttuundan,
daha dorusu algnn kendisini gz ard ederek stne dnd al
gdan yola ktndan, bizi eylerin kendisine aan algy dntr
dnn farknda deildir. st-refleksiyon ise, algsal inanc hesaba
katt gibi, kendisinin de farknda olan ve bylelikle alg ile algla
nan ey arasndaki organik balar koruyan bir refleksiyondur (VI,
61). Ksacas refleksiyon, ancak kendi zerinde dnebildiinde
kendisinde dnlm eden kalana (irrflchi) ulaabilecektir; bir st-
refleksiyon adn almasnn koulu da budur zaten. Burada Merleau-
Ponty'nin, refleksiyon ve dnlm eyen arasnda kurduu dngsel
ilikiyi gryoruz. Refleksiyonu nceleyen algsal inan her ne kadar
felsefenin "teki" hareket noktas olsa da, bu noktaya ulam ann yo
lu algsal inanc ve dolaysyla yola klmas gereken noktay'rtk
bir ekilde iinde barndran refleksiyondan geecektir.
G rnr ve G rnmez'in getirdii yeni kavram lardan biri olan
"sorgulama" (interrogation), dnyaya alm ann dilsiz deneyimini
ifadeye tam ann yoludur. Bunu da, algsal inancn elikilerini gr
mezden gelerek ya da amaya alarak deil, tersine, bunlar stle
nerek yapacaktr. Dnyann, ieriden (bir bilincin ya da znenin de
il, dnyann iinden) yaplan sorgulanm as, kendisi de sorgulad
eye dahil olan bir sorgulayan tarafndan gerekletirilebilir ancak.
"Felsefe, soruyu sorann kendisinin soru tarafndan tartm a konusu
edildii sorular btndr" (VI, 47). Bilim sel sorgulama, kartezyen
ontolojinin getirdii zne-nesne {res cogitans-res extenso) ikiliini
kabullenm ekle, dnyay, kendisine aldm z deil, zerinde tasar
rufta bulunduum uz bir dnya olarak grm ve hem kendimizle
hem dnya ile ilikimizi bir bilgi ilikisine indirgemitir (VI, 35,42).
Bilgi ile varlk arasnda bir upuygunluk (adquation), bir ballak -
lk (corrlation) olduu varsaym ndan yola kan bilimler, aslnda
st rtl bir ekilde algsal inanca dayanrlar. Dnyay aklam ak
tan ziyade, onu bir nkabul olarak kullanrlar. Oysa M erleau-Ponty'
BAKASI VE AK1NLIK 67

ye gre felsefe b ir bilim deildir (VI, 47). Felsefi sorgulam a, soruyu


sorann da sorgulad eyden (en est) olduunu dikkate alarak, dn
ya ile aram zdaki ba oluturan bedenin kendinde tad elikiden
yola kacaktr. Z aten bu elikinin kendisidir bize dnm e ve sor
gulam a olanan veren. Hatta giderek M erleau-Pontynin bunu var
ln bir elikisi olarak adlandrdn ve varlk sorusunun varlktan
bize doru geldiini sylediini de saptyoruz (VI, 161). Soru, soru
nun yneltildii ey tarafndan belirlenir, ynlendirilir. Bu yolla Mer-
leau-Ponty bilincin ikinliini reddederek, bu ikinlii tm varla
yaym aktadr bir bakm a. Sorunun yapsnn bu ekilde betim lenm esi,
refleksif felsefeyi eletirirken M erleau-Ponty'nin srarla zerinde
durduu, soruyu sorann bir beden olarakdnyadanlm m , sorgu
lad dnya karsnda silinm esine yol am ayacak mdr? E er soru
nun olanan varlk kendisinde tayorsa, ve sorgulam ann amac
"dnyann kendi sessizlii iinde sylemek istediini ona syletme"
(VI, 62) ise, soruyu sorann kimliini nerede aram alyz? Bunun iin
bir tr aknla, sorunun oradan dnyaya ynelecei bir aknla
ihtiya yok m udur? Sorgulam ada, bakasnn pay ne olacaktr? Tm
bu sorular M erleau-Ponty'nin yola kt yeri, yani bedeni daha ya
kndan ele alm am z gerektiriyor.
Bedenin dnya ile ilikisini M erleau-Ponty bedenin kendi zerin
de gerekletirdii bir deneyim i temel alarak aklyor: iki elin birbi
rine dokunm as. A lgnn F enom enolojisf nde bu deneyim in, refleksi-
yonun bir m ei olarak kullanldn ve hem eylerin hem bakala
rnn alglanm asn aklam ak iin bir prototip oluturduunu gr
mtk. G rnr ve G rnm ezde ise yine ayn deneyim i bu kez ye
ni kavram larla betim leyerek, ve buradan elde ettii sonulan daha da
gelitirerek bedenin eylerle ilikisini farkl bir ereve iinde sunu
yor. eylere dokunm akta olan sol elim e sa elim le dokunduum da,
sol elim sa elim in dokunduu eyler arasnda bir ey, tpk onlar gi
bi bir dokunulur haline gelir; M erleau-Ponty'nin deyim iyle, eyler
dendir {en est) artk. B ir elim in dieri iin dokunulan olabilm esi, be
denin bylelikle kendini de bir dokunulur olarak kefetm esi, onun,
aslnda kendisinin de bir paras olduu dier dokunulurlara alma
snn olanadr. D okunan elim ile dokunulan elim arasndaki iliki
bir kesime, bir tersine evrilebilirlik ilikisidir ve bu ilikinin tay
cs ya da daha dorusu la kendisi olan beden, bu zelliiyle bir e
likiyi barndrm aktadr. Ancak bu asla tam olarak gereklem eyecek
68 DNYANIN TEN

bir tersine evrilebilirliktir. D okunan elim , dier elim iin bir doku
nulan olduu anda, eylere dokunan olmakl kesintiye urayacak
tr. Dokunan elime dokunam yor olm am , arada hep bir gecikm e, bir
fark {cart) kalmas, bu karlklln bir akmazlk olduunu orta
ya koyar. Dokunan beden ile dokunulan bedenin rtmemesi, bede
nin kendisindeki bu ikiye yarlm a ya da blnme, bir eliki olm akla
beraber, M erleau-Ponty'ye gre bir kartlk deildir. "Duyumsayan
beden ile duyum sanan beden birbirlerinin tersi ve yz gibidirler"
(VI, 182). Zaten M erleau-Ponty'yi asl ilgilendiren, bedenin bu iki saf
has, deyim yerindeyse iki kutbu arasndaki iliki. O ysa bunlara iki
kutup demek bile fazla; nk tersi ile yz arasndaki mesafe, nere
deyse bir kadn iki yz ile ifade edilebilecek kadar ksa aslnda.
Ne var ki M erleau-Ponty tm dncesini tam da bu aralktan, doku
nan ile dokunulan, gren ile grlen arasndaki bu belli belirsiz m er
kez kaymasndan, akm azlktan ekip karyor. Bedenin tm ka
lnl, derinlii bir yznden dierine geite kendini ele veriyor.
Bedenin, bir tr kendi zerine dn ile kendi dokunulurluunun
farkna varmas ve eylere alm ann olanan dokunan ile dokunu
lan arasndaki bu farkta (cart) bulm as - M erleau-Ponty'ye gre, do
kunsa! bir deneyimden elde ettiim iz bu sonu, grme deneyim i iin
de geerlidir. Tpk dokunan ile dokunulan arasnda olduu gibi, do-
kunsal ve grnr arasnda da bir karlkllk ve akm azlk ilikisi
mevcuttur (V I, 177). Grme, M erleau-Ponty'ye gre, dokunm ann bir
deikesidir. Algm n Fenom enolojisi'nde grme, dier tm duyum lar
arasnda ayrcalkl bir yere sahipti ve onlarla ilikisi bir tem ellendir
me (Fundierung) ilikisi olarak betimlenmiti. G rnr ve G rn
m ezd e ise, tersine, dokunm a grm enin tem elinde yer alyor ve gr
me de bir tr bakla yaplan bir yoklam a, yordam lama olarak tanm
lanyor. "Her grnr, dokunulur olandan yontulmutur, her dokun-
sal varlk bir ekilde grnrle adaydr" (V I, 177). G rnr olan,
dokunulur olana kaznmtr. G rm e ile dokunm a arasndaki ilikinin
bu ekilde tersine evrilm esinin tem elinde, M erleau-Ponty'nin, ken
dini dnyadan ve bedenden soyutlam ve her eyi bakyla kuatan
kubak dnceye kar ynelttii eletiri yatm aktadr aslnda. Bir
de, tm bilgi kuram larm za bulam olduunu syledii "grnrn
ontolojisi"nden kendini kurtarabilm ek (V I, 185).
Bak, eyleri kendi teniyle kuatr, giydirir. Fakat bunu yaparken,
yine de eylerin kendisini grm ektedir (VI, 173). Bakn bu ikili ile
BAKASI VE AKINLIK 69

vi -eyleri rter ve gizlerken ayn zam anda onlar aa karm as-


nereden kaynaklanm aktadr? Gren ile grlen arasnda bir tr akra
balktan sz ediyor M erleau-Ponty. Bakan, bakt dnyaya yabanc
deildir. ki elin birbirine dokunmas srasnda, dokunulan elin eyler
arasnda bir ey konum una geldiini ve bylelikle bedenin kendisini
bir dokunulan olarak kefettiini grm tk. Ayn ekilde bakta da,
gren, benzer bir deneyim le kendini grlen konum unda bulacaktr.
Bakm, beni dardan kuatan bir baka bakla ikilenmitir; "gr
nrn ortasndan beni gren bir bakas varm asna" (VI, 177). A s
lnda bir bakas deil, eyler bana bakmaktadr. Bakn kendini gr
mesi, gren bedenin de onlara dahil olduu eyler zerinden gerek
leir. yle de syleyebiliriz: Beden, grd eyde kendi grnr
lnn farkna varr. O nun eylerle akrabaln kuran da, kendinde
tad bu grnrlktr zaten. Yine bu sayededir ki bak ile eyler
arasnda nceden kurulm u bir uyum vardr. Bak, bu uyumun m i
rassdr bir bakma. Bu sylenenlerden, gren ile grlen arasnda
bir zdelik olduu sonucu karlmamaldr. Nasl dokunan elime
dokunam yorsam ve yine nasl grnr ile dokunulur arasnda bir a-
kmazlk varsa, gren ile grlen de, aralarndaki karlkllk ve ge-
iim lilie ram en, fark {cart) ile birbirlerinden ayrlmlardr. ey
lerin kendilerini grrken, ayn zam anda onlardan uzaktayzdr. ey
lerle aram zdaki bu m esafeyi oluturan da, tenin kalnldr. Fakat bu
uzaklk ve yaknlk, M erleau-Ponty'ye gre, birbirlerinin kart ol
maktan ok, eanlam ldrlar. Gren ile grlen eyi birbirine bala
yan ten, hem eyin grnrln hem grenin bedenselliini kuran
dr (VI, 178). D olaysyla ten, beden ile dnya arasnda bir engel de
il, ikisinin birbiriyle iletiimini olanakl klandr.
Bu iletiim olanakll zerinde biraz daha durm ak yerinde ola
caktr. M erleau-Ponty, duyum sayan bedenin duyum sad eyden ol
masn bir "katlma" olarak adlandryor. Peki neye katlm aktadr be
den? eyle arasnda hep bir m esafe kalacandan aktr ki bu eyin
kendisine bir katlm a olm ayacaktr, yoksa zdelik olurdu. Beden,
duyum sanr olm a zelliiyle kendisinin de bir paras ve akrabas ol
duu tm duyum sanrlar bnyesine alrken, ayn anda da duyum sa
yan olarak bir "kendinde D uyum sanr"a {Sensible en soi) eklem lenir
(VI, 182). Beden bu kendinde Duyum sanrlk'a, G rnrlk'e, Dokun-
sallk a ve onlarn genelliine katlm aktadr aslnda. rnein G r
nrlk, ne grene ne grlene aittir; fakat her ikisinin birbirlerine ai-
70 DNYANIN TEN

diyetlerini kuran ve aralarndaki ilikiyi mmkn klandr. Bedenin


dnyaya almas da bu genellik zerinden gerekleecektir; ki beden
bu genellii, doutan sahip olduu bir anonimlik olarak kendisinde
tam aktadr (VI, 183). Baka bir ekilde sylersek, zaten dnyada ol
duumuz, daha dorusu dnyadan olduumuz iindir ki dnyaya a-
labiliyoruzdur. Beden, "kendinden km aya gerek bile duym adan
(VI, 181) dnyay alglar, nk her deneyim zaten kendi dnda bir
deneyimdir.
Burada, snrlarn iyice bulanklat bir noktadayz artk. Beden
nerede bitip dnya nerede balam aktadr? Deneyim zaten kendi d
ndaysa, kendini eyler arasnda yitirm eyecek midir? Gren ve do
kunan bedenin, grd ve dokunduu eyde yitip gitmemek iin bir
tr iseli ie ihtiyac yok m udur? Algnn Fenomenolojisi'nde bedenin
algsal sentezi gerekletiren olduunu, algnn da dnya ile bir y-
nelimseilik ilikisi iinde bulunduunu grmtk. G rnr ve G-
riinmez'de ise algnn ortaya km asnn koulu, bedenin bir tr geri
ekiliinde aranyor. Alglama srasnda beden, alg karsnda kendi
ni siler; kendini bir alglayan olarak bulduunda ise alg oktan olup
bitmitir. ki el rneindeki akm azln bize gsterdii de btydu.
"Beden alglamaz, fakat kendisi yoluyla gn na kan algnn et
rafnda kurulm utur adeta" (VI, 24). Her ne kadar bedenin kendisi g
ren ve dokunan olarak tanm lansa da, "grme, dokunm a, herhangi bir
grnrn, dokunuluru, kendisinin de bir paras olduu tm gr
nr, dokunulur zerine dnm esiyle ortaya kar" (VI, 183). yleki
"dokunma, dnyada ve eylerin kendisinde gerekleir" (VI, 176). Be
den, Algnn Fenomenolojisi'neki etkin zelliini yitirerek, bir geri
ekilme ile dnyann tenine yer amakta, kendini ona maruz brak
maktadr sanki. Daha dorusu, etkinlik ile edilginlik arasndaki ayr
mn ortadan kalktn gryoruz. Bu anlamda, beden ile dnya ara
snda bu kez tersine bir ynelim sellik bulunduunu sylemek yanl
olmayacaktr. Beden, kendi grnrlnn bir grene dnm esi
nin "gizli bekleyii" iindedir. Ayrca, az nce grdm z gibi, du
yumsayan beden ile duyum sanr beden arasndaki fark da, Merleau-
Ponty'ye gre ne ontolojik bir boluk ne de bir hiliktir; tenin kaln
l ile doludur. Bu durum da, dnyann akmln ve ex-statik dene
yimi nerede aram alyz? Refieksif felsefeyi, dnyann akmln bi
lincin ikinliine indirgem ekle eletiren Merleau-Ponty, ten kavram
ile bu ikinlii tm varla yaym olm uyor mu? Bu noktada grme
BAKASI VE AKINLIK 71

deneyimini daha yakndan ele almamz ve M erleau-Ponty'nin akn-


lktan ne anladna bakm am z gerekiyor.
Grme dokunm ann bir deikesi olsa da, grm enin Merleau-
Ponty'de ayrcalkl bir yeri olduu tartlmaz. Zaten kitabna verdi
i ad bile bunu gsteriyor. Peki nereden kaynaklanyor bu ayrcalk?
Dokunma deneyim inde beden kendi kendine yetmektedir. Bir dsal-
la ihtiya duym akszn, iki eli sayesinde dokunm a deneyimini ken
dinde yaayabilir. O ysa gz, ancak dardan dolaym landktan son
radr ki kendine dnebilir. Beden kendi grnrlnn farkna vara
bilmek iin eylere ihtiya duyar. Kendi bakn ancak eylerde g
rebilecektir. te bu nedenledir ki grme, eylere alm ann ilk olana
n sunm aktadr bize.
Algnn Fenomenolojisi'nde M erleau-Ponty'nin grm e deneyim i
ni figr/zem in ilikisiyle akladn grmtk. Bir nesneyi gr
mek, grm e alan iinden onu karp sabitlemektir. "Nesneyi sabit-
lediimde... tek bir hareketle peyzaj kapatr ve nesneyi aarm" (PP,
81). Nesneyi daha iyi grm ek iin evresindekiler bir kenara brak
lr. Zem inde kaybedilenler, ekilde kazanlr. evresindeki nesneler
bir ufuk haline gelirler. Bu bakmdan grme, iki yz olan bir eylem
dir. "Nesne-ufuk yaps, nesnelerin bir yandan saklanp gizlenmeleri,
bir yandan da kendilerini aa vurmalarn salayan bir yapdr" (PP.
82). Bu yap G rnr ve Grnmez'de de bu ikili niteliini koruyor
ve dnyaya alm am zn yapsnn ta kendisi olarak betim leniyor. A-
kml da bu yap ierisinde aram am z gerekiyor. D aha nce de be
lirttiimiz gibi bak, eyleri bir yandan rterken bir yandan da aa
karr. Grnen, bakm n bir balla olm aktan fazla bir eydir.
rnein krmz renk, onu algladm da hakkndaki her eyi bilebi
leceim bir nitelik deildir. Benim, krmzy sabitlem em den nce,
bakmn da iinde yer ald, gmld daha genel ve belirsiz bir
krmzlktan belirir grdm krmz. Bakmla bir noktada sabit-
lediim krmz, evresindeki dier krm zlarla ve renklerle bir kat
lm ilikisi iindedir. Krm znn grnr dokusu, zerinde belirdii
ve algmn nesnesi haline getiremediim grnm eyenin dokusuyla
desteklenmi, astarlanmtr. Bu nedenledir ki her grnen, grnr
ln bir som utlam asdr (VI, 174-5). Grneni sarm alayan doku, as
lnda grenin de iinde yer ald tenin ta kendisidir. Grm e, ancak
yzeyde bir grmedir, ve bu yzeyin altndaki derinlik ya da ok bo
yutluluk, greni ve onun bedenini de kuatr. M erleau-Ponty'nin, A l
72 DNYANIN TEN

gnn F eno m en o lo jism kyasla, ufuk yapsn nasl dntrdn


gryoruz burada. Gren, nnde alan ufka gmlmtr. Beden
ve bu ufuksallk tek ve ayn olan bir bedensellie katlmaktadr. Uf
kun kendisi de birok boyutluluk ve derinlik kazanarak, varln de
iik "katm an"lannn. birbirlerinden farkllaarak, am a yine de bir
birlerinin iinde kalarak byk harfle Varlk ile btnletikleri bir ya
p haline geliyor. "Aknlk, farkllktaki zdeliktir" (VI. 279). Bunu
nasl anlamalyz? Gren beden, ...den olduu grnrn ktlesin
den, yani tenden, bir tr farkllama, ayrm a ile grrle gem itir
- bu arada tene katlmn askya almakszn. Tpk bir kabartmada,
kabart ile ukurlarn, birbirlerinden ayn olm akla beraber, ayn e
tarafndan kaplanm olm aya devam etm eleri gibi. Gren ile grnr
arasndaki bu farktadr aknlm m m kn hale gelii.
Ufuk yaps. Varl bize bir yandan aarken bir yandan da gizler
(VI, 238). "Her alg bir eyin algsdr, fakat ayn zamanda bu eyin
iaret ettii, ancak tem atize etmedii bir ufkun ya da arka plann ks
men alglanm am asdr."12 D olaysyla her algda bir alglam am a pay
vardr. Bu alglamama, alglayandan ziyade, alglanan eyin, iinden
kopup geldii, belirdii zeminin kendisinden kaynaklanmaktadr. A-
knlk tene ikindir. Her trl olum suzluk (ngativit) ve varlk-ol-
m am a (non-tre) Varln barnda yer alr. "Aknlk vardr demek,
(Sartre'n kulland anlamda) varln varhk-olm ayanla ya da ola
nakla dolu olduunu, yalnzca olduu ey olmakla kalmadn sy
lemektir" (VI. 234). M erleau-Ponty, Gestalt'n tam da bu trden bir a-
kik olduunu, ve "elerinin toplam olmayan" olarak tanm lana
bileceini belirtiyor. te varln bu grnr olan aan ve dorudan
bir alglamann nesnesi haline getirilem eyen ynndedir bakasnn
ilk kez bir sorun olarak karm za k.
Dokunan el ile dokunulan el arasndaki karlkllk, ayn zam an
da benim bedenim ile bakalarnn bedeni arasnda da ayn trden bir
karlkllk olduuna iaret etmektedir. Nasl ki iki elimin her biri,
birbirinden bam sz birer dokunsal deneyimin organlar olmak yeri
ne, tek bir bedenin gerekletirdii tek bir deneyimin organlar ise,
bakalarnn bedenleri de tek bir dnya karsnda sanki tek bir bede
nin organlar gibidir. Bakalar da, benim le birlikte, "kendinde Du-

12. M erleau-Ponty. 1952-1953 derslerinden; Alntlayan; Jacques Garelli. L oo


king at this am i looking by way o f that.
BAKASI VE A KNLK 73

yumsam r"n genelliine katlmaktadr. Bedenimin dnya ile iletii


mini salayan tenin anonim lii, bakalannn bedenine de alma ola
na salayacaktr bana. Ben de bakas da dnyann teni ile kuatl
m, sarm alanm zdr nk. Bu durumda, bakasna ulamak iin,
eylerin kendisine alm olmam yetecektir. "Bakasnn zel dnya
sna ulam am salayan, eyin ta kendisidir" (VI, 27). G rdm z
eyin, tam da dnyann kendisi olduu kesinliini bize veren algsal
inan, bu grdm zn ayn zam anda bakalannn da dnyas oldu
unu syleyecektir bize. Dnya, benim deneyim lerim ile bakalan-
nn deneyim lerinin eklem lendii yerdir. Ben ve bakalar, tek bir do
kuya atlm farkl dm ler gibiyizdir. Deneyimin kendi dndal,
bakalarnn deneyimi ile benimkinin bir kesiim halinde olmas so
nucunu douracaktr. Bakasnn yaantsna, benim yaantm n bir
tr ikiye katlanmasyla ularm. Nasl ki bedenim in iki yn birbiri
zerine katlanm sa, bakasnn yaants da benim i yaantm da ba
na katlanmtr. Tpk karlkl iki aynann bir grnty birbirlerin-
de sonsuzca yanstm alar gibi, ben ve bakas birbirlerinde tek bir g
rnrl greceklerdir. Bir elim le, dier elim e deil de, bir bakas
nn eline dokunduum da, aslnda ten kendi kendine dokunmaktadr.
Gren ile grlen, dokunan ile dokunulan arasndaki dngsellik,
kendi bedenim de bulguladm bu tersine evrilebilir iliki, bakas
nn bedenini de iine alarak, ben ve bakas arasnda bir tr geilili
in temelini oluturacak ve bylelikle bir bedenlerarasla ulaacak
tr M erleau-Ponty'nin dncesi. Bedenleraraslk, beni bir yandan
eylere bir yandan da bakalarna balar. Bakasyla olduu kadar, ve
hatta ondan da nce, eylerle bir Einfiihtung ilikisi iindeyim dir (VI,
234). Fakat bu durum da bakas, bakaln yitirm i olmayacak m
dr? Duyum sayan duyum sanana balayan em ber, bakasnn hesa
ba katlm asyla birlikte, tersine, krlmayacak, bir merkez kaymasna
uramayacak mdr? Ben ve bakas, tenin anonim liliinde yzleri
mizi yitirm eksizin birbirim ize nasl bakabiliriz? B edenin, kendisinde
bir eliki barndrdn, dokunan ile dokunulan arasnda karlkl
ln yan sra ayn zam anda birakm azlk, bir fark olduunu belirt
mitik. Peki ben ile bakas arasndaki fark nerede, nasl ortaya ka
caktr? ndirgenem ez ve tketilem ez bir bakala sahip olm a hakk
n nasl tanyabiliriz bakasna?
Grnm ez olan kendini, kkeninde nasl temsil edilemeyen
(Nicht-U rprsentierbar) olarak veriyorsa, bakas da kendini, bede
74 DNYANIN TEN

ninde kkensel bir bulunm ay {absence), fark (cart) ya da aknlk


olarak verm ektedir (V I, 234). Bakasnn bedeni ve szleri, alg ala
nm iinde bana dolaysz bir ekilde mevcut bulunm akla birlikte, be
nim asla dorudan tan olam ayacam bir bulunmay, bir grn-
mezlik sunar. Bakas, benim merkezimi yerinden etmeye, bana kar
kendi merkezini ileri srm eye m uktedirdir (V I, 114). Fakat onun bu
gc, M erleau-Ponty'ye gre, kendi bakalndan kaynaklanan bir
g deildir. Bakas da tpk benim gibi ayn varla ald, ikim i
ze de ortak olan ayn tenden farkllaarak belirdii iindir ki benim
karmda bir bakas olarak bel irebilmektedir. Bakas, tene ikin
olan farkn (cart) ona verdii dn bir bakaln taycsdr as
lnda. Dolaysyla bakasnn aknl, Varln aknlnn bir tre
vidir. Ben ve bakas ayn sentaksn uraklaryzdr (V I, 115). Beni
bakasnn aynas ve bakasn benim aynam olmaya nceden yazg -
layan ten, her ikimizi iki ayr grnt gibi yan yana koymak yerine,
tek bir grntde bir araya getirir. Tpk iki monokler (tek gzle gr
me) grntnn binokler (iki gzle grm e) grntde bir araya gel
mesi ve tek bir grme oluturm as gibi. ki gzle grme, tek tek gz
lerin her birinde oluan grm enin bir sentezi deildir. ki gzn bir
likte gerekletirdii sinerjik alglama, m onokler grme ile karla
trlamaz, baka bir dzlem de ele alnm ay gerektirir. Alg, bir sentez
deil, kendi elerinin toplamn aan bir btnlktr. Nasl ki her iki
m onokler grme arasndaki fark (iki gzn arasndaki mesafe, ikisi
nin grd grntnn farkl olm asna yol aacaktr) binokler gr
mede ortadan kalkyorsa, ben ile bakas arasndaki fark da tenin her
ikimizi aan btnlnde yok olacak ve ben de bakas da tek bir be
denin organlarna dneceizdir. M erleau-Ponty'nin bahsettii be-
denleraraslk anlamn tam da burada buluyor: Her bedenin kendi ti
kelliini yitirerek genel bir bedensellie katlmas... Bir bedenler ko-
inos'u - ya da daha dorusu btnl. M erleau-Ponty bize yle bir
yap kuruyor ki, bu btnl kracak, kesintiye uratacak bir akn-
lk bulmak olanaksz grnyor.
Bu durum da bakasnn bak da, bu yapnn bir tam am lanm as
na dnyor. Benim bakm, eksik bir baktr aslnda. Srtm g
remediim gibi, kendi gzlerim i de gremem. Dolaysyla kendi g
rnrlm kendi bakm la kurm a olanam yoktur. Bakmdaki
bu boluk, bakasnn bana ynelen bakyla doldurulabilir ancak.
Bakasnn baknn devreye girm esiyle "ilk kez, kendimi bir gren
BAKASI VE AKINL1K 75

olarak grrm" (VI, 189). O ysa daha nce grdm z gibi, baka
sndan nce eyler bana bakmaktadr. eylerin bak da, aslnda, be
nim onlara bakm n bir yansmasdr. "Her grm enin tem elinde bir
narsisizm vardr" (VI, 183). Baktm eyde kendi bakm , grd
m eyde kendi grnrlm grmekteyimdir. Bakasnn bak,
ben ve grdm ey arasndaki bu dngye, onu hi kesintiye urat
m akszn eklemlenir. Bakasnn bak eylerde ve onlarn grnr
lnde bir taslak, bir olanak halinde mevcuttur, ve bu durum da ey
lerin bana ynelttii bakn bir trevi olmaktan teye gitmeyecektir.
Tpk bakasnn bedeninin, hem beni hem onu kuatan tene ortak ai
diyetimizin bir onaylan olmas gibi, bakasnn bak da, benim
genel ve kendinde G rnrle katlmamn bir aracdr olsa olsa.
M erleau-Ponty'ye gre ufuk yapsnn derinlii, ayn zamanda
gizli olann boyutudur. D nyaya oradan baktm bir noktann, bir
bak amn olmas ve dolaysyla eyleri kubak bir bakla kua
tam yor olmam, dnyann benim iin gizli, grnm ez yanlarnn bu
lunmas sonucunu douracaktr. Fakat derinlik, ayn zam anda, bir e
zamanllk boyutudur. Ben onlar grmyor olsam da, eylerin birer
ey olarak kalmalarn salar. Derinlik, eylerin birlikte var olm alar
n, birbirleri iine kaym alarn, birbirlerine karp btnlemelerini
salayan bir yapdr. Aksi takdirde, baktm eyi netletirm ek iin
tm geri kalan eyleri bir kenara brakmam, bir netlikten dierine her
geite eyin zerinde belirdii zemini yok saymam gerekirdi. Nasl
ki grdm krmz renk, dier tm krmzlarla ve renklerle bir i
ielik, bir katlm iindeyse, derinlik de bakmn dorudan nesnesi
olan eyde bana verilm itir - fakat kkeninde bir tem sil edilemeyen
olarak.13 Bu yap ierisinde bakas, tpk eyin kendisi gibi, dier

13. M erleau-Ponty'de derinlik, uzamn olduu kadar zam ann da zeminidir.


Bakas ile aram daki bedenlerarasln zeminini oluturan derinlik, bakasnn de
neyimi ile benimki arasnda ortak bir zamansalln da kurucusu olacaktr. Bu nok
tada, M erleau-Ponty'nin fazla amad "zamann teni" ve ben ile bakas arasnda
ki ilikinin zamansall a y n bir sorun olarak kyor karmza. Ayrca, odak/ufuk
ya da figr/zem in ilikisinin bir benzerini, refleksiyon ile irrelldchi arasnda da kur
mak mmkn grnyor. Refleksiyon, kendisini ncelcyen irreflcM yi iinde tu
tar; fakat bunu bir bilin edimi olarak yapmaz. M erleau-Ponty'nin, bir bilince sahip
olm a ile zeminde bir figrn belirmesini ayn yap (Gesaltung) ile betim lem esi, bi
linci ve ynelimsellii nceleyen irriflcl'nin, aslnda bilincin zerinde belirdii
zemin olduunu, ve bir geri-ynelm e {ritention) ile refleksiyonda tutulduunu
76 DNYANIN TEN

bakalar ile i ieliinde, onlarla bir ezam anllkta verilmitir. Ba


kas, tm bakalarnn oluturduu zemin zerinde belirir - ki ben
kendim de bu zeminin bir parasymdr. B en-bakas-bakalan ara
snda bu trden bir ilikiyi olanakl klan ise, eylerin bir tene sahip
olmalarn salayan ve bizim hepim izin iinde yer aldm z Varln
derinlii ya da ok boyutluluudur.14
Bakasnn benden fa rk m nerede aram alyz yleyse? Anlam her
zaman iin farktr M erleau-Ponty'ye gre. Bakalarnn szlerinin be
nim iin bir anlam ifade etm esi de ben ile bakas arasndaki fark sa
yesindedir. "Bakasnn syledikleri bana anlam dolu gelir, nk
onun boluklar ile benim kiler ayn yerde deildir" (VI, 241). Baka
snn alglanmas ayn zam anda bir alglamama, bir bulunm ay oldu
unu belirtmitik. Benim kendime m evcudiyetim, kendimle temasm
da bir bulunmay, bir fark ierm ektedir (VI, 246). Fakat benim ken
dim le ilikimden ortaya kan bu fark, bakasmnki ile akm aya-
caktr. yleyse bakasnn bakalm , grnm ez olanda, sz ve d
ncede aram alyz.15

Biri konuluunda, bakalar onun szlerine kyasla bir farktan baka bir
ey deillerdir artk: ve konuann kendisi de bakalarna kyasla kendi far
kn kesinler (VI, 159).

(Rckgestalung) gsteriyor. Bu yzdendir ki M erleau-Ponty'nin bahsettii "gere


in geriye doru hareketi" bizi irreflechi olana gtrecek yoldur - ve bu, bilincin
kendi ynetimselliine ramen olacaktr. Ve yine bu yzdendir ki M erleau-Ponty
algy bir bilin-d olarak adlandrmaktadr.
14. Bakasnn m utlakln reddeden M erleau-Ponty'ye gre, bakas ile iliki
miz ancak bakalarnn dolayanndan geerek gerekleebilir. "En mkemmel ikili
bile her zaman nc tanklara sahiptir" (VI, s. 113, dipnot). Bakas ne beni yar
glayan bir yargtr,-ne de benim mutlak bir olumsuzlanmamdr. Bakas, bana t
myle yabanc, iinde kendimi yitireceim bir evrene sahip olmaktan ok, beni ba
kalarna aabilecek, onlara katlmm salayabilecek bir kapdr.
15. "Nasl duyum sanr yap ancak bedenle, tenle ilikisi yoluyla kavranabili-
yorsa, grnm ez yap da ancak logos ile, szle ilikisi yoluyla kavranabilir" (V I; s.
277). Ancak, grnr ve grnm ez arasnda da bir karlkllk ve akm am a m ev
cut. Logos'un grnm ezlii, tenin grnm ezliine dayanr aslnda. H ibir idealite,
duyum sanr olanla ban koparm deildir. Nasl tenin grnm ezlii odak ile ufuk
arasndaki farktan kaynaklanyorsa, sz ve dncenin grnm ezlii de bu farkn
bir tr ikiye katlanmasdr. Dolaysyla logos da tene ikindir ve Varln katm anla
rndan, farkllam yaplarndan biridir. Merleau-Ponty'nin grm eyi, dncenin
bir altyaps olarak deerlendirm esi, byle bir yorumu olanakl klyor.
BAKASI VE AKINLIK 77

B a k a la rn n s zleri b e n i k o n u tu ru r v e d n d r r, n k b e n d e baka
b ir ben, g rd m e y e k y asla b ir fark yaratrlar. B a k a la rn n s z le ri, k e n
di d n c e m i g rm em i sa la y a n bir p en ce red ir (VI, 278).

Dokunan elim ile dokunulan elim arasnda nasl bir fark, bir a-
kmazlk varsa, konuurken kardm ses ile bu sesi duym am ara
snda da bir fark vardr. Tenin ifade olarak ortaya km as, seslenme
ve iitmenin bu refleksif hareketinden kaynaklanr. Kendi sesimin
iitsel deneyimi ile bakasnn sesinin iitsel deneyim i de birbirinden
farkldr, ve kendim de deneyimlediim farka kyasla yeni bir farkn
ortaya km asna yol aar. Fakat M erleau-Ponty'ye gre, bakasnn
szlerinin bende ortaya kard bu yeni fark, bu ikinci m erkez kay
mas, bana yeni bir ey eklememektedir, nk kendi sesimi iitti
imde deneyim lediim farkla ayn trdendir.16 Bakas, benim bir
yankm olmaktan teye gitm eyecektir - ya da ben ve bakalar Varl
n "evrensel Sz"nn (VI, 202) birer yanklar olacazdr. Merleau-
Ponty'nin Valry'ye atfla yazd gibi, dil kim senin sesi deil, eyle
rin ta kendisinin sesidir aslnda (VI. 204).
M erleau-Ponty'nin, bakasn salt bedensel bir varolu olarak ele
almas, bakasn benden ayrann, onu benden baka klann ne oldu
unun gz ard edilm esine yol ayor. Aknln alan tm yle ano
nim, kiisel olm ayan b ir alan olarak betimlendiinden, burada hibir
znellie, hibir bireysellie yer olmad gibi, bakasna da yer yok.
Dnyaya alma, bu farkllam am zemin zerinde gerekletii gi
bi, bakas da, bu zem inin bir paras olarak deneyim lendiinden,
tm bakaln bir genellik ierisinde yitiriyor. Bu genellik, tenin ya
n sra, her biri bedenlerarasln birer paras olan bakalar'nn ge
nellii olarak kyor karm za. Beden, varln doluluuyla ylesi
ne kuatlm, ylesine i ie ki bir bireyselliin taycs olam yor.17

16. "Bakas konuurken, soluunu duym ak, canlln ve yorgunluunu his


setmek iin ona iyice yaklatm da, onda da neredeyse bende olduu gibi, seslen
menin o rktc douuna tanklk ederim." (VI, 190) Tm kitap boyunca Mer
leau-Ponty'nin bakasna bu kadar sokulduu, varln bunca yakndan hissettii
tek yer olan bu cmle, bakasnn yine kendi bedensel deneyim im e indirgenm esiy
le sonulanyor. Fakat asl zerinde durulmas gereken "neredeyse" szc, bu in
dirgemenin asla baarl olam ayacann ipularn veriyor. Bakasnn bedensel
varl bile, benim bedenim e kyasla bir bakalk barndrr - ki bu, Merleau-
Ponty'nin Grnen ve G rnm eyen'de zerine gitmedii bir konu olarak kalyor.
17. Sartre'a kar, ben'in varlk karsnda bir boluk, bir hilik olmad zerin-
78 DNYANIN TEN

Bedene zg olduunu syleyebileceim iz eliki de, aslnda Varl


n kendisine ait bir eliki.18 Bakalarnn varl, bu ayn elikinin
daha da bymesine yol amaktan teye gitmemektedir. Merleau-
Ponty'nin bedenlerarasl, insanlarn birbirlerini grdkleri, fakat
birbirlerine bakmadklar, yzyze gelmedikleri bir dnya sunuyor.
Bakas, iinde yer ald zem inden, kendi bakalna zg farkyla
deil, Varlktan dn ald fark ile belirebiliyor. Bu yzdendir ki,
M erleau-Ponty'nin ilksel farkllam a olarak ortaya koyduu blnme
ya da paralanma, bakasnn farkn aklam akta yetersiz kalyor.
M erleau-Ponty'ye gre kendim izle olan ilikimiz, dnya ile olan
ilikimizden dolaym ianarak gerekleebilir ancak. Ben zaten kendi
dnda, dnyadadr. Benin kendi zerine dnyledir ki Merleau-
Ponty'nin szn ettii paralanm a, ikiye blnm e ya da eliki orta
ya kmaktadr. B ylelikle dnya ile temasmzn farkna varrz.
Dnyaya alma, kkeninde tem sil edilemezdir. Farkn ortaya kma-
syladr ki onu bir tem sile dntrebiliriz. Sorgulamann olanan
da kendi zerine yeniden bklm edeki, ya da refleksif dnteki bu
akmazlk verm ektedir bize.19 Ben, dnyadan kendine geri dnd.
Ben, dnyadan kendine geri dndnde, yola kt yerde bulm a
yacaktr kendini. Fakat bu kendi-dmdalk, bu ex-statik ya da ek
santrik deneyim, M erleau-Ponty'nin betimledii ekliyle, bakasnn
mutlak bakal ile karlam akszn, onu tanm akszn kendine dn
d iin hep eksik bir ek-stase olarak kalm aya mahkmdur. Oysa
bakasn deneyim lem em , benim kendimde deneyim lediim merkez
kaymasnn bir kez daha yerinden edilm esiyle sonulanm ayacak m i

de srarla duran M erleau-Ponty'ye gre, ben varlkta daha ziyade bir oyuk, bir ukur
olarak anlalmaldr. Tam da bu yzden. Merleau-Ponty, bakasn olduu kadar be
ni de varla ikinlererek. bilincin ve znelliin varlktan nasl ortaya ktn a
klamakta yetersiz kalyor. Bilin, kiisel-ncesi anonimliin farkllam bir uzan
ts olarak ele alnabilir mi? M erleau-Pony'de belki de eksik olan, varln deiik
katm anlan, boyudan arasndaki farkllamann bir tr soyktnn (gnalogie)
karlmam; varlktaki kat yerleri'nin [pli) aka belirtilmemi; kkensel para
lanmay betimlemenin yan sra, her varln bu kkensellikten nasl bir farkllama
ile belirdiinin ortaya koyulmam olmas. Ancak yine de. M erleau-Ponty'nin bu son
yaptnn tam amlanmam bir proje olarak kald unutulmamaldr.
18. "Burada sz konusu olun, insann deil. Varln bir elikisidir." (VI, s. 180)
19. Bu akm azlk, daha nce de belirttiimiz gibi Varla zg bir durum dur
aslnda. Bu yzdendir ki M erleau-Ponty Varlk sorusunun kaynann biz deil.
Varln bizzat kendisi olduunu sylemektedir.
BAKASI VE AK1NLIK 79

dr? Bakas, benim eylerle ilikimi, dnyann tenine katlmm


onaylamak yerine, bu ilikiyi sorgulayan ve dntren, bu katlm
kesintiye uratan deil m idir? Bana tmyle yabanc bir bakaln
olabilmesi iin, M erleau-Ponty'nin anlatt bedenlerarasla indir-
genemeyecek bir fazlala ihtiya yok mudur? N esnel akm lk ile
bakasnn aknl bir tutulabilir mi? Bakasnn, eyleri deneyim-
lediim ufuk yaps ya da zem in iinde ele alnm as, varln yze
yinde tpk benim gibi bir kabartm a olarak grlm esi, onun aknl-
nn ve dsallm n reddi deil m idir?20 M erleau-Ponty'nin sormad
sorular bunlardr.

20. "Bakas tarafndan grldm fark ettiim de, bakasnn benim iin
dnya-tcsi (transm ondain) mevcudiyeti aa kar: Bakas, bana benim dnya
mn ortasndan bakm am aktadr; fakat dnyaya ve bana doru tm aknlyla ge
lir... (Bakas) srf bakas olm aklyla benden ayrlmtr." Jean-Paul Sartre, L'E t
re et le N ant, Editions G allim ard, Paris, 2000 (ilk basm 1943), s. 309.
C O G TO 1

G l C evahir ahin

HUSSERL, varolan felsefelerden ya da onlarn eletirisinden deil, fe


nomenlerden hareket etm eli, "eylerin kendilerine dnmeli," diyor
du. Bunu sylemekle, felsefenin kendine has alann gstermekteydi.
M erleau-Ponty'ye gre, H usserl'in alm alarndan yarm yzyl son
ra, "Fenomenoloji nedir?" sorusunu hl sormak garip grnebilir.
Ancak bu soru, henz zlm olm aktan uzaktr. M erleau-Ponty'ye
gre, fenomenoloji zler zerinde durur ve btn sorular, zlerin ta
nmlanmasna gelip dayanr; rnein algnn z, bilincin z gibi...
(PP. i). zlerin bilimi olan fenom enoloji, nesneleri, doal tavrn ve
naif deneyim in ne srd varsaym lardan ayrarak onlarn zlerini
bulmam za im kn tanr. Peki fenom enolojik tavr doal tavrdan na
sl ayrlr? Doal tavr, dnyaya kar sradan insann ald tavrdr.
Bu tavr altan zaman zaman phe etsek bile, dnyay bir btn ola
rak sorgulamakszn kabul ederiz. Husserl'e gre, fenomenolojik ta
vrla doal tavr kart tavrlardr. nk fenom enolojik tavr naif ve
doal deil, refleksiyonla kendi stne bklen bir tavrdr. zne bu
tavr alla kendisine dnm tr; kendi ikin alan iinde yine kendi
edimleri ile ba kurmaktadr. Bu tavru yneldii alan, doal tavrn
yneldii alan gibi hazr deildir, edinilm esi gerekir. Bunun iin zel
bir ynteme gereksinim vardr. Bu yntem "fenomenolojik indirge
me" yntemidir. Fenom enolojik indirgeme hem eylerin hem de z
nenin doal tavrla ilikisini kestii iin iki vehesiyle ele alnm al
dr. Bir eyi ayraca alma (fenom enolojik epokhe) aamas ile olgusal
olan varolu sorusunu bir yana brakm oluruz; eylerin zlerine
ulamak iin yaplmas gereken ilk ey budur. Herhangi bir eyin do

1. Bu almann balang fikirlerinin olum asna katkda bulunan Erdem


G kyarana teekkr burada bir bor bilirim.
COGTO 81

al tavrla ilgili yan ayra iine alnrsa onun akn zn bulmann


bir koulu salanm olur. Ancak daha nem lisi, fenom enolojik indir
gem e ayn zam anda znenin doal tavrla ilgili yann, hatta insann
bizzat kendisini, psikolojik bilinci ayraca almtr; bylece ikin z
lerin alan olan "saf bilin" alann elde etmitir. Fenom enolojik tav
rn asl alan ite budur. M erleau-Ponty'nin yorum una gre, fenome-
nolojinin btn abas, "dnya ile olan naif temas aklamak"tr. An
cak bu naif tem as, zaten orada olan dnyaya ynelim lerim iz ile ger
ekleir. Ne var ki, "ynelim" (intentionnalite) fenom enolojinin ba
lca bulgularm dandr ve ancak indirgem eye bal olarak anlalabilir.
znenin nesnesine ynelmi, ona doru alm olm asndan dolay
eylerin bilincine eriiriz. Ancak M erleau-Ponty, fenom enolojik in
dirgemeyi anlay bakm ndan Husserl'den ayrlr. O na gre tam bir
indirgeme olanakszdr. Husserl'in her zaman batan itibaren indirge
menin olanan sorgulamas da tam bir indirgemenin olanaksz oldu
una iaret eder. Eer mutlak zihinler olsaydk indirgem enin olana
sorun olmayacakt. Fakat madem ki biz dnyadayz, madem ki d-
nm lerim iz zanansal bir akn iinde bulunuyorlar, o halde btn
dncelerim izi kucaklayan bir dnce yoktur (PP, viii).
Bu m akale, Algnn Fenom enolojisi ile G rnr ve G rnm ez de
M erleau-Ponty'nin alg, beden ve bilin arasnda nasl bir iliki kur
duunu gsterm eyi hedefliyor. D escartes'm aksine, M erleau-Ponty
'de bedenden ayr bir bilin sz konusu deildir, bedenin en temel
zellii alglayan olmasdr. Peki bedenin algdaki rol nedir? Alg,
dnyann her an yeniden kurulm as ve yaratlmas olarak gerekleir
(PP, 240). Bir baka syleyile alg, btn edim lerin stnde yksel
dii tem eldir ve her edim bu temeli varsayar (PP. v). T m bilgi, alg
nn at ufuklar ierisinde yer alr. zne, duyum sam a {semir) ile
birlikte bir varolu ortam na doar. D uyum sanr olan devinsel ve ya
amsal bir anlam a sahiptir; kendini bize neren ve bedenim izin st
lendii bir dnyada olm a tarzdr. Duyumsam a, kelim enin tam anla
myla "bir birlem e"dir {communion*) (PP, 246). Bu birliktelii du
yumsamann ynelim sellii ile aklayabiliririz: D uyum sam a da tp
k bilin gibi ynelimseldir, bu sayede bana bir varolu ritmi nerir.
Bu varolu ritmine kendimi brakarak bir varlkla ba kurarm. Ona

* Kudas ayininde arap ve ekmek yeme, inan birlii, tarikat, topluluk anlam
larm da tayan communion szc, burada kutsal algya tar.
82 DNYANIN TEN

kendimi atm gibi kapatabilirim de. Duyumsayan ile duyumsanan


birbirine dsal iki e gibi kar karya deildir. D uyumsama, du
yum sanr olann duyumsayan tarafndan igal edilm esi, onun tarafn
dan kurulmas da deildir. Her alg bir genellik atmosferi iinde ger
ekleir ve kendini bize anonim olarak sunar. "Gkyznn m avili
ini gryorum ," dem em , bir kitab anladm sylememden farkl
dr. Algm verili bir durumu ifade eder: M aviyi renklere duyarl oldu
um iin grrm. Alg ve duyumsam ay birbirinden ayran D escar
tes adeta M erleau-Ponty'nin karsnda yer alr, nk Merleau-
Ponty'ye gre alg ve duyumu birbirinden ayramayz. Descartes'a
gre alg, duyu verilerinden gelen bilgilerin zihinde yorumlanmas
srecidir. Descartes duyum samann ruhla ilgili olduunu, M etod
zerine Konuma adl eserinde yle ifade eder: "Duyan ruhtur, be
den deildir."2 O halde duyum sam a znel bir yapya sahiptir. Algnn
gereklem esi iin znenin duyu verileri zerine dnmesi gerekir.
Alg ve duyumsam ay birbirinden ayrm ayan M erleau-Ponty, du
yumsam ay dnen znenin m al klm ak istemez. Bu deneyimdeki
anonimlii anlatm ak iin bir metafor kullanr: Ne doumum ne de
lmm benim deneyimlerim olarak grnm ezler; doumumu ve
lmm ancak kiisel ncesi ufuklar olarak kavrarm; yaanldn
ve lndn bildiim halde kendi doum um u ve kendi lmm
deneyimleyem em. Her duyum sam a da bir doum ve bir lmdr. De
neyimi yaayan zne duyum sam ayla balayp onda sona erer. Buna
karn, duyumsam ada bana yaam m n varln kavramam salayan
bir bilin verilidir; bu bilin kiisel yaam m n ve eylem lerim in ky
snda bulunur her zaman. yleyse duyum sam a, retleksif felsefenin
"dnen ben"i ile deil, dnyada olm ay oktan semi, dnyaya
kendini am ve onunla ezam anl varolan bir "baka benie" ilgilidir.
Gren, duyan, iiten ben bir eit iletiim de uzmanlam bir bendir,
nk duyum sam a, "dnya ile kurduum uz yaamsal iletiim"dir.
Alg her trl kuramsal dnceden nce, bir varln algsdr.
Alg dnyann bilimi deildir, hatta bir edim , kesin durumun bir da
yana da deildir. Alg, zerinde btn edimlerin birbirine baland
ve onlar tarafndan varsaylan tem eldir (PP, v). Alg bir eyin alg
sdr. A lglanan ey dnyadr. Nesne ister istemez bir zne karsn
daki nesnedir. Bedenim, sadece dier nesneler iinde bir nesne, du

2. Descartes, Discours de la M thode. Gam ier-Flam m arion, Paris: 1966, s. 125.


COGTO 83

yumsanan niteliklerin bir karmaas deildir. Bedenim btn dier


nesnelere duyarl, btn seslerin kendisinde aksettii, btn zevkler
iin titreen ve onlar kabul edi tarzyla da kelim elere ilk anlam lar
n veren bir "nesne"dir (PP, 273). Fakat eer bedenim dier nesneler
arasnda bir nesne deilse, onu dier nesnelerden ayran, adeta ayr
calkl klan nedir? Bu ayrcalk, onda alglayan, alglanan ve algla
dklarnn farknda olan bir "ben"in olm asnda bulunur. Ama bu
"ben"i nasl kavrayacaz? M erleau-Ponty'ye gre, "beden bizi dn
ya ile dorudan kar karya getiren, alglarm n alan ve doal orta
mdr" (PP, v) ve "alg bedenin dorudan bir edim idir". Bedenim za
ten orada olan dnyaya ynelir, dnya ile adeta alveri iinde bulu
nur. Her ne kadar, M erleau-Ponty algdan sz ederken zne ve nesne
terimlerinin doum anm a doru gerilem eye alyorsa da, algda ni
hai olarak nesnesi ile dorudan doruya kar karya gelen bir zne
nin bulunduunu reddetm ez. eye ynelen beden olduu kadar, on-
daki bir znedir; bilin bu ynelim sonucu gerekleir. Fenomenolo-
ji, varln bilince beliriini, grnn aratrr. zlerin bilimi olan
fenomenoloji bu zleri varoluun iine yerletirir. yleyse, dnen
ego da belirli bir perspektife sahip bireysel, bedenli zneden yola
klarak dnlmelidir.
R efleksif felsefe, dnya karsnda geriye ekilerek dnceye
dnme tutum uyla, her eyi znenin "i dnyasnda", yani "dnce
de." kurar. Bu yaklam a gre, eyler bize bilin durum larnda veril
mektedir ve zne bu bilin durumlarnn kurucusu konum undadr (VI,
75). M erleau-Ponty'ye gre, refleksif felsefe znenin ilksel bir im ge
sini sunmaz bize, nk zne kendi zerine dnp kapanm adan nce
hep dnyada, kendi dnda olan bir znedir (VI, 76). Yani znenin
dnyaya alm l, onunla oktan naif bir tem as kurm u olmas ref-
leksiyonda kendi iine dnen bir znenin olabilm esinin kouludur.
Refleksif felsefe algsal inanc dnyann birliine, dnyann aynl
nn (identit) bilincine indirgeyerek dorular; ona gre, algsal inan
denilen "ey" de bizi bilinte kurulmu bir dnyaya aar (VI, 89). Ref
leksif felsefenin bilinci, kendine ikin bulunan evrensel yasalar izler.
Bu yasalar, "bir saatinin ayn saate gre ayarlad saatler gibi iler"
(VI, 90).
Bilinci bir "kaynak" gibi ele alarak ncelii ve stnl "znel"
alana tanyan refleksif felsefede znenin kendisi hakknda bilgiye an
cak kendisi stne dnerek, kendisine ait ve yalnzca ona ak bir
84 DNYANIN TEN

alanda ulat vurgulanmaldr. Bu yaklamn temelini atnn olan


Descartes bilinci d dnyadan ayr, bam sz bir cevher olarak d
nr; bu znel varlk a la n "cogito" adn alr. M erleau-Ponty ise cogi
to' yu kltrel ve tarihsel bir varlk olarak deerlendirdiinden, onu
oluturan artlan betim lem e iiyle ve bu artlarn oluumu sorunuyla
ilgilenmektedir. M erleau-Ponty iin balca mesele cogito yu olutu
ran ilk deneyimin ne olduu meselesidir. A ktr ki M erleau-Ponty'
nin cogito anlay, D escartes'm kinin karsndadr. Bilindii gibi,
Descartes ie phe yntemini kullanarak balar, bildii her eyden
phe eder ve sonunda phe edem eyecei tek eyin phe etmesi ol
duu bir son noktaya ular. phe ediyorsam dnyorumdur; ve
"dnyorum yleyse varm" nerm esinin doruluu bu noktada
apak, kukuya yer brakmayan bir biim de kavranr. Artk, dn
cemin sona ermesi varlmn sona erm esi anlam na gelir. "Ben",
Descartes'ta dnen varlk, varolduunu fark ettii andan itibaren
zn de fark eder. Ksacas Descartes, kendi zihinsel alannn dn
da bulunan bir alana ynelm eden, d dnyaya almakszn, adeta
kendi zerine kapanarak bilincin bir "tz" olduunu yakalar.
M erleau-Ponty fenom eolojinin, her bilincin bir eyin bilinci ol
duunu vurgulayan, bilinci bir ynelm ilik faaliyeti olarak ele alan
anlayna uygun bir tavrla cogito'yu yle dile getirir: Cogito d
ncemin onu kurmaktan ok, ona doru yneldii kltrel bir var
lktr. Bu yneli, vcudumun tand bir evrede nesneleri ak bir
ekilde temsil etmeden onlar arasnda ynn bulm asna ve yol alm a
sna benzer (PP, 423). Bu szlerle kastettii ey, tarihsel ve kltrel
olarak bize verilen cogito'yu ynelim lerim izle edindiimizdir; onun
Descartesm iddia ettii gibi kendi zerimize kapanarak bulduumuz
bir tz olmaddr.
M erleau-Ponty'ye gre kartezyen cogito mantksal olarak bizi
zihnin zamandan bam szlnn dorulanm asna ve ebedi bir bilin
cin kabulne gtryor. D escartes'n bulduu cogito'da, zamansal ge
limeleri tek bir ynelimde kucaklam a ve ncelem e gc olarak an
layabileceim iz "ebedilik" zneliin tanm haline gelir (PP. 423-6).
Eer Descartes'n dedii gibi cogito bana zamandan bamsz bir va
rolu tarz sunuyorsa; eer kendimi tm varln evrensel ina edici
si ve akn bir alan olarak buluyorsam , zihnimin tanr olduunu ka
bul etm ek gerekir. Her dndnde, zne kendi kendisine dayanr
ve mutlak hale gelir, nk ebedi olarak mutlaktr. Ama Descartes
COGTO 85

baka birok m utlan nasl olabileceini, baka benleri nasl bilebi


leceimi aklamamtr. M erleau-Ponty'nin iaret ettii gibi, ayet
bilin ancak isel olarak biliniyorsa, bu durum da cogito tektir ve ba
kasnn katlm na ak deildir. na eden bilin, ilke olarak tek ve
evrenseldir. M erleau-Ponty'nin byle bir bilinci izlemeyi reddetm esi
nin altnda, onda zneleraraslk imknnn ilksel bir aklamasnn
bulunmamas yatyor gibi grnmektedir. O na gre, Descartes'n co
gito anlayn terk ederek "sonsuzluk ile deneyciliin paralanm
zaman arasnda bir orta yol bulmamz," ve cogito'yu zam ann yoru
mu ile birlikte yeniden ele alm am z gerekir. M erleau-Ponty'nin gs
termeye alt ey, cog/fo'nun olaya ve zamana kaytsz olmad,
"bizzat zam ansal ve bu dnyada" olduudur (PP, 427).
M erleau-Ponty'nin Descartes'n cog/ro'sunun asl problematiie
Platon'un M enon diyaloundaki paradokstan hareketle girmesi il
gintir: Eer Descartes nceden arad eyi bir biim de tanmasayd
ya da neyi aradn bilmeseydi, onunla (ans eseri) karlasa bile,
arad eyin o olduunu bilemeyecekti. Am a eer aradna tam a
men sahip olsa, o zam an da aramasna ve cogito'yu kefetm esine ge
rek olmayacakt.

D e sc arte s'n m etnini o k u y a n bizzat b e n im , o m etin d e y o k o lm a y a n bir


g erek li i tanyan y in e b en im ve n ih ay e tin d e k a rte zy e n c o g ito sa d e ce benim
kendi c o g ito m tara fn d a n anlam lan d rlr. E er onu k e fetm ek iin g e rek e n
h e r ey b iz z a t b e n d e o lm a sa y d onu hi d n e m ez d im . C o g /to 'n u n h a rek e
tini y e n id e n ele alm ay d n c e m iin h e d e f h alin e g e tire n b e n im , h e r an bu
h edefe d o ru d n c e m in yn elim in i d o ru lay a n b e n im ; o hald e d n c e m
bizzat k e n d isin d e n n d e gider; a rad m n c ed e n b u lm u o lm a sa o n u a ra
m azd. D n ce y i, o n a ait olan bu g arip g le , yani k e n d in in n n d e g itm e,
kendini n e frlatm a, h e r y e rd e ken d in i e v in d e b u lm a g c y le , tek k e lim e y
le z erk li iy le tan m la m ak gerekir. (PP. 425)

Descartes'n cog/f'sunu anlayabilm ek iin nce kendim izde bir


deneyim yaam am z gerektiini ifade ediyor alntladm z bu sz
ler. Bu deneyim in tem elinde bir varlk bulunur ki bu varlk kendi ken
disini dolaysz olarak tanyan varlktr. nk o, hem kendi kendisi
ni, hem de eyleri bilir. Kendi varln bir deneyim iinde aniden,
dorudan bir tem asla tanr. M erleau-Ponty'ye gre Descartes'n cogi-
to'yu bir temas deneyim i olarak ortaya kartm olm as nemlidir.
Kartezyen dnce, ruhu ve bedeni birbirinden ayrt ederek ruha d
nebilme zelliini, m addeye de yer kaplama zelliini yklyordu.
86 DNYANIN TEN

Bu ayrm la kartezyen "dnce", nesnesini aan bir dnce haline


gelir. M erleau-Ponty byle bir dncenin "nesneler arasndaki ili
kiyi" kavrayam ayacan, nesneleri ancak ayak altnda kalabalk
eden eyler olarak greceini vurgular.
Bu noktay grme deneyim i stnden rneklerle aklayabiliriz:
Descartes'n hatas, grlen eyle grme dncesinin apakln
birbirinden ayrabileceini dnm esiydi. Ancak bunlar birbirinden
ayrlmaz, nk orada bir pipo ya da kltablas olduundan em in ol
mayp da orada bir kltablas ya da pipo grdm dndm den
emin olmam m mkn deildir. Algda, alg eylem inin kendisi ile al
gnn yneldii ey birbirinden ayrlam az (PP, 429). Descartes gr
nr eylerin varlnn pheli olduunu fakat grme dncesi ola
rak grmeden phe edem eyeceim izi sylyordu. Bu M erleau-Pon-
ty'ye gre savunulur bir gr deildir. Hem dnyann benim tarafm
dan ina edildiini, hem de ina ederken onun yalnzca temel yapla
rn kavrayabildiimi sylem em birbiriyle badamaz ifadelerdir;
eer dnyay ina eden benim bilincim ise bu ilemi btnyle kav
rayabiliyor olmam gerekir. M erleau-Ponty'ye gre grme bir edim
dir; ebedi olan bir zihnin bir ilemi deildir. Grme grlen ey ile
birleir ve kendini ancak bir eit belirsizlik iinde kavrayabilir; ken
dine hkim deildir; tersine, grlen eyde kaybolur, kendini yitirir.
Burada M erleau-Ponty'nin Descartes'n cog/o'sunu dntrmeye,
onu farkl bir biim de kavram aya altna tank oluyoruz. Sanki
cogito'nan yeni ve gerek anlamn kendisi kefetmekteymi gibi bir
sylem kurmaktan ekinm iyor: O na gre cogito ile kefettiim ey
"psikolojik bir ikinlik deiPdir; "btn fenom enlerin bilin durum-
larnmda ierilmesi deiPdir. Dahas cogito, duyum un kendi kendisi
ile kr bir temas da deildir. Cogito varlmn kendisi olan aknlk
hareketidir, varlmla ve dnyayla kurduum ezam anl bir tem astr
(PP, 432).
M erleau-Ponty'nin Descartes'a ynelttii dier bir eletiri de his
ler konusundadr. Descartes, hissettiim den phe edemem diyordu.
Buna karn M erleau-Ponty sahte ve aldatc duygular sz konusu
eder. Alg beni bir dnyaya aarken, bunu ancak beni ve kendini aa
rak gerekletirir, nk algsal sentez hep tam am lanm am bir sen
tezdir; bir eyin ey olabilm esi benim iin gizli yanlarnn olmasyla
mmkndr. alg da d alg kadar upuygun olmaktan uzaktr (ina
dquate'), nk "ben" alglanacak bir nesne deilimdir. Ben kendi
COGTO 87

gerekliimi yaparm ve kendim e edim lerle ularm (PP, 438). rne


in ak ve irade kendi nesnelerini yaratrlar ve bunu yaparken gerek
lie srt evirebilirler, dolaysyla da bizi yanltabilirler. Ne var ki bu
psiik olgularn kendileri zerinde yanlm amz m m kn deilmi gi
bi gelir bize: Ak, acy, znty hissettiim andan itibaren bu ger
ek bir ak, gerek bir ac, gerek bir zntdr, bunlarn nesnesi ona
atfettiim deere gerekte sahip olmasa bile... Bir hissin bilinci, onun
bilgisini de zorunlu olarak ierecei iindir ki, istem ek ve istediini
bilmek, sevm ek ve sevdiini bilmek tek bir eylem haline gelir. Ak
sevmenin, irade istemenin bilincinden baka bir ey deildir. Fakat
daha yakndan baktm zda, btn duygularm zn gerek olm ad
n, bizde de yanl ya da yanlsam al duygularn olduunu grrz.
Tpk dm zda yansm alar, hayaller ve eyler bulunduu gibi, ken
dimizde de gereklik dereceleri vardr. yleyse M erleau-Ponty'ye
gre, gerek akn yan sra bir de yanl ya da yanlsam al ak var
dr. Bu yanlsam al ya da yanl akta yine de sevdiim kiiye o an
balydm. Bu yanlsam ay ortaya kardktan sonra olup biteni kav
ramaya altm da bu akn altnda aktan baka bir ey bulurum;
sevdiim kii aslnda bakasna benzedii iin ya da onu alkanlk
larndan dolay sevm iim dir. Yanlsamadan bahsetm em e olanak sa
layan ey, kiinin kendisini deil, onun baz niteliklerini sevmi ol
m am dr (PP. 433-4). Gerek ak znenin tm kaynaklarn harekete
geirirken, yanl ak, yalnzca kiiliklerden biriyle ilikili bir durum
dur. Ge bir ak iin krk yandaki bir adamn ak, egzotik bir ak
iin yolcunun ak rnek verilebilir. Gerek ak, ben deitiim de ya
da sevdiim kii deitiinde sona erer. Yanl ak ise ben kendime
geldiimde biter.
M erleau-Ponty'nin D escartes'm hislerin kesin bilinci ile ilgili ko
numunu eletirm ek iin kulland ikinci rnek de histeriyi ele alr:
"Histerik, nasl oluyor da hissettiini hissetm eyebiliyor: ve hissetm e
diini hissedebiliyor? Histerik kii, acy, znty ya da fkeyi tak
lit etmiyor. Yine de aclar, zntleri, fkesi gerek bir acdan, fke
den farkldr, nk bunlarn hibirinde kendisi btnyle yoktur.
Kendi m erkezinde bir dinginlik alan vardr" (PP, 435). Ayrca, birta
km deerlerin hkim iyeti altnda olduumuz iin duygularm z giz
ler bastrrz. yleyse kendim ize her an tm gerekliim iz iinde sa
hip deilizdir. H er an yaam bilgimizin ve varlm zn az ok tesi
ne geen isel bir alg, bizle kendim iz arasnda bir katalizr rol oy
88 DNYANIN TEN

namaktadr. Fakat bu ne "bilind"dr ne de Bergson'un bahsettii


"derin ben"dir. Sz konusu olan yapp etm elerim iz balamnda ak
lanabilecek bir eydir. Hep bir durum iinde yer aldm zdan, hibir
zaman kendi kendim ize effaf olam ayz. Kendimizle tem asm z an
cak belirsizlik iinde gerekleebilir (PP, 437). Yani bilincimiz kendi
kendisini, Descartesn dedii gibi ak ve seik bir ekilde kavraya-
maz. Kendi kendim izi kavram am zda her zaman m ulaklklar ola
caktr.
Bir durum a mutlak bir biim de angaje olmak mmkn mdr?
Eer angaje olan bu angajm annda kendi zerkliini koruyam yorsa
baz duygular zgn olarak nitelem em izin olana var mdr? (PP.
437). Merleau-Ponty ortaya kard yeni cogito'da ben ile kendim
arasndaki ba kopararak, bilinci kavranam az bir gerekliin basit
bir grnne indirgemi olmad m? Sonu olarak, mutlak bir bi
lin (kartezyen cogito) ile sonu gelm ez bir phe (isel algm) alter
natifleri arasnda skp kalmadk m? "M utlak bir bilinci reddetm ek
le cogitoyu da imknsz klm az myz?" diye sormak gerekmez mi?
M erleau-Ponty kendisine bu soruyu sorarak konumunu daha ak ha
le getirmeyi hedefler. Varoluum ne btnyle kendine sahiptir ne de
bsbtn kendine yabancdr. Varoluum bir eylem ya da bir yapm a
dr. Bir eylem tanm gerei, sahip olduum dan hedeflediim eye,
olduum eyden olmay istediim eye iddetli bir geitir. Her isel
alg yetersizdir, nk ben alglanabilir bir nesne deilim ve kendi
gerekliim i eylemle kurarm (PP. 438). K endim e eylem iinde ula
rm. "phe ediyorum " nermesini ele alalm: Bu nermeye kar
tm pheyi durdurm ann yolu, gerekten phe etmek, phe dene
yimini yaam ak ve bylece bu deneyim i, phelenmenin kesinlii
olarak varetmektir. Her eyden phe etsek bile, phe ettiimizden
emin oluruz, nk u veya bu eyin veya her eyin varln ve ken
di varlmz pheli olarak stleniriz (PP, 438-9). Varolduumu d
ndm den dolay var olduumu sylem ek yanltr, bunun tam
tersi dorudur, nk dncelerim de edindiim kesinlik onlarn ya
anan varlklarndan ileri gelir. M erleau-Ponty D escartes'n "D n
yorum o halde varm" nermesini tersine evirerek "Varm o halde
dnyorum" diyecektir. Benim duyduum ak, nefret, istek, arzu
bunlar birer sevm e dncesidir. N efret etm e dncesi olarak bun
lardan emin deilim. Bu dncelerim in tm kesinlii seviyor ol
mamdan, istiyor olm am dan gelir (PP, 438).
COGTO 89

Dsal algnn "tamam lanm am bir sentez" olduunu belirtm i


tik. Ayn durum isel alg iin de geerlidir. Karmda duran nesneye
her seferinde ynelirim , bu ynelim ler bana onun bilgisini verirler;
ancak her seferinde alglayam adm bir ey kalacaktr, nk nesne
yi ne ekilde ise o ekli ile bilmem imknszdr. Buna benzer bir bi
imde, isel alglarm a ram en, elim den kap giden yaam m la r-
tmem m mkn deildir. "Dnyorum, varm" nerm esinde "d
nyorum" "varm"n hareketine, bilin varolua eklenmitir. Yoksa
varoluum, bu varolu hakknda sahip olduum bilince indirgenmi
deildir.
Descartes'a gre zihnim izde birtakm dnceler oluur, biz daha
sonra bu dnceleri dil ile ifade ederiz, ancak M erleau-Ponty dil ve
dncenin ezam anl olduunu syler. Peki M erleau-Ponty'nin bu
dil anlay ile cogito anlay arasnda nasl bir iliki kurabiliriz?
M erleau-Ponty'ye gre, bilincim dili kullanan ve kelimelerle uulda
yan bir bilintir. kinci M editasyon'u okuyorum : Orada gerekten de
benden sz ediliyor; orada dnen her insann dncesinden sz
ediliyor (PP. 459). Kelim elerin anlamlarn ve fikirlerin ilikisini takip
ederek u sonuca ulayorum: "M adem ki dnyorum , o halde va
rm". Ancak burada sz stne kurulm u bir cogito sz konusudur.
Eer dncem i ve varlm sadece dilin araclyla yakalamsam
o halde bu cogito'nun gerek forml u olm alyd: "Dnlyor,
yleyse var olunuyor." Dilin harikuladelii kendini unutturmasdr.
Burada dilin kendini unutturm asn, izgili bir defter stne yazlm
bir yaznu okunm asna benzetebiliriz. G zlerim le kadn stnde
izgileri takip ediyorum , onlarn ne anlam a geldii dikkatimi ektik
ten sonra, izgileri grem iyorum . fade, ifade edilen karsnda sili
nir, bu yzden ifadenin arac rol fark edilmez. H ibir yerde bundan
bahsetmez Descartes. Halbuki onun okuyucusu, "konuan bir evren
iinde dnm eye balar" (PP, 459). Belki de, ifadenin tesinde, on
dan ayrlabilir bir geree ulalabileceinden em in olduumuzda
yerleti dil bizde. G sterilenle (ifade edilen) gsterenin (ifade eden)
ayrlabilecei yanlsamas sayesinde dil kendine bir anlam verir ve
sonra sadece basit, ifade ettiine dsal bir iaretmi gibi grnr. o
cuk konumay bilm ediinde ya da erikinlerin dilini konuam ad
nda, dilin onu sarm alayan trenselliinden etkilenm ez; o tpk ti
yatroda, yaknm zdaki kt bir yere oturtulm u bir seyirci gibidir.
Gldm z, el kol hareketi yaptmz grr, bunlarn oluturdu
90 DNYANIN TEN

u melodiyi iitir. Fakat bu jestlerin ve kelimelerin gerisinde ocuk


iin hibir ey olup bitmez. ocuk iin dil bir durumu ifade ettii za
man bir anlam kazanr. ocuklar iin yazlm bir kitapta bykanne
sinin gzlklerini ve kitabm alan ve bykannesinin ona anlatt hi
kyeleri kendisinin de bulabileceine inanan bir ocuun hayal krk
l anlatlr, hikye u iki satrla biter: "Allah kahretsin! Nerede bu
hikye? Sadece siyah ve beyaz gryorum " (PP, 460). ocuk iin hi
kye ne ifade edilen anlam lar ve fikirlerdir, ne de onun iin okumak
entelektel bir faaliyettir. Hikye, bir gzlk takp kitabn stne ei
lerek, byl bir biimde ortaya kartlabilen bir dnyadr. Dilin,
ifade edileni var etm e, dnceye yeni yollar, yeni boyutlar, yeni
m anzaralar ama gc, son tahlilde yetikin iin de, ocuk iin de ay
n derecede bulanktr.
Bedenim iz yalnzca algnn meknsal ve zamansal sentezinin de
il, tm anlatmsal ilemlerin ve kltrel dnyamz kuran tm kaza-
nm lann ve birikimlerin imknnn da kouludur. Bedende nce doal,
biyolojik, sonra da bu ilk katman stne kurulu olan kltrel katm an
lar yoktur. Bedende her ey doal ve kltreldir. M erleau-Ponty'ye
gre, dncenin doal olduunu sylediim izde, onun kendisiyle a
ktn deil, tersine kendini atn belirtmi oluruz. Sz, dnce
yi bir hakikat olarak lm szletiren eylemdir. Konuan zne, ifade
eylem iyle daha nce dnd eyi am a olanana sahip olur ve
kendi szlerinde, anlatmak istediinden daha fazlasm bulur. Sz pa
radoksal bir ilemdir: Anlam verili szckleri ve halihazrdaki anlam
landrmalar kulland halde, tm bunlarn tesine geerek ifade edil
dii szcklerin anlamn deitirm eye, yeniden saptamaya ynelir.
Merleau-Ponty "konuulan sz" ve "konuan sz" ayrmn yapar:
Konuulan sz halihazrdaki anlamlar kullanr ve bunlar hep bir jest
olarak ele alr (PP, 229). Sylenen eyler adeta belli bir anlam iinde
dnp dolar. Konuan szde ise, konuulan szn edim lerinden ha
reketle zgn ifade edim leri oluturulur. Bu edim ler sanatnn, filo
zofun ifade edim leridir (PP, 229). Konuan zne iin sz, hazr bir d
ncenin ifadesi deildir. Kendine sahip olma, kendiyle akm a, d
ncenin tanm olamaz. Tam tersine, ifadenin bir sonucudur bu ve
her zaman bir yanlsamadr. Fikir dediim iz ey, zorunlu olarak bir
ifade eylem ine baldr ve grnteki zerkliini bu ifade eylem ine
borludur. Dilin ifade ettii nceden varolan akn bir dnce yok
tur. Dnce kendini szde aknlatrr. Sz, benim kendim le ve be
COGTO 91

nim bakasyla olan uygunluum u kuran eydir (PP. 449). Dil, dilin
bir bilincini, kelim elerin ncelikle biim ve anlam kazand dnya
y evreleyen bilincin sessizliini varsayar. Bundan dolaydr ki bi
lin hibir zaman herhangi bir deneyimse) dile tbi deildir. Bir dil
baka bir dile evrilir ve diller renilir. Dil, d bir katk deildir.
Hakknda konuulan cog/o'nun tesinde bir "sessiz cogito"3 var
dr (PP, 462). Sessiz cogito, benim tarafmdan deneyim lenen, bizzat
benim deneyimim olan cog/rodur. Fakat bu reddedilm ez zneliin,
kendisi ve dnya zerinde bir etkinlii vardr. Dnyay oluturmaz,
onu kendi etrafnda, kendi kendisine vermedii bir alan gibi tahayyl
eder (PP, 462). Kelimeyi oluturmaz; m utluluk anlarnda olduu gibi,
ark sylercesine konuur. Kelimeyi ya da kelimenin anlamn ina
etm ez, onun iin kelim enin anlam dnya ile ilikisinden, bu dnya
y yaayanlarla olan ilikisinden fkrr. Kelimenin anlam, sessiz co
gito iin, birok davrann kesim e noktasnda bulunur. B ir kez ka
zanldnda bir jestin anlam kadar aktr ve o kadar az tanm lana
bilir. Sessiz cogito, kendi kendine bir varolu, bizzat varlk olarak her
felsefeden nce gelir. Fakat kendisini ancak tehdit altnda bulunduu
u durum larda tanr, rnein lm skntsnda ya da bakasnn bak
nn verdii skntda...
Sartre'a gre, bakasnn bak "ben"de henz aa kmam
olan aa kartm aktayd.4 Bakas sz konusu deilken, kendi ken-
dim eyken henz stne dnlm em i (irrflchi) bir bilin vardr.
Bakasnn ortaya km asyla "b en 'd e yeni bir bilin durumu m eyda
na gelir ama bu dnlm (rflchi) bilin deildir, nk dnl
m bir bilinte "ben bu bilincin dorudan nesnesi olacakt. "Ben"
bakasnn bak altndayken de kendine tmyle hkim deildir, s
rekli elinden kap giden bir eyler vardr. Aslnda, bakasnn bak
altnda ne dnlm eden kalan bir bilin ne de dnlm bilin
vardr; ancak bu bilin adeta ikisinin arasnda gibidir. Sartre bu bilin
durumunu "utan deneyim inde" yle aklar: Kendimden utanrm.
Dolaysyla utan kendim le aram da yakn bir iliki kurar: Utan sa
yesinde kendi varlmn bir ynn kefederim. Utan oluum unda

3. Cogito tacite kavram n "sessiz cogito" ifadesini kullanarak eviriyorum , an


cak tacite kavram u anlam lar da karlamaktadr: sylenmeden anlalan, kendi
liinden anlalan, rtk, zmni.
4. Jean Paul Sartre. Lctre et le nant. Editions Gallimard. 1943. s. 299, 300.
92 DNYANIN TEN

benden nce gelir. Sakar ya da kaba bir harekette bulunduum da bu


hareket bana yapr: onu yarglam am , ktlem em , sadece yaarm
onu. te birden bam kaldrdm da birisinin orada olduunu, beni
grdn, hareketim in kaba olduunu anlayp utanrm. Utancmn
kendi stne dnm edii kesindir, zira bakasnn bilincimdeki varl
bir katalizr rol oynad halde, benim kendi stme dnm e dav
ranm la uyum iinde deildir: Benim refleksiyon alanm da kendi
bilincimden baka bir eye rastlayamam. Utan bakasnn karsn
da kendinden ulanma durumudur, bu iki oluum birbirinden ayrl
maz.5 O halde M erleau-Ponty'deki sessiz cogito ile Sartre'daki baka
snn bak arasnda nasl bir ba kurabiliriz? H er ikisi de kendisini
tehdit altnda olduu u durum larda bulur. Sessiz bilin, dnlm e
si gereken, bulank bir dnyann nnde, yalnzca aklayabildii za
man kendisini "dnyorum" olarak kavrar; cogito olur (PP, 463).
Eer Uescartes'n ileri srd gibi, gerek bir evrenle ve baka
dncelerle ilikimiz dnce araclyla kuruluyorsa, eer Descar-
tes'n metni bizde olan dnceyi aa karyor ve bize yeni hibir
ey retmiyorsa, hatta Descartes radikal olmas gereken bir meditas-
yonda dili "okunan cogironun" art gibi bile grm yorsa, Merleau-
Ponty'ye gre bunun nedeni Descartes'n cog/ro'sunun anlatmsal bir
ileme tbi olm asdr (PP, 460). M erleau-Ponty'ye gre Descartes M e-
ditasyonlar'ini yazarken sessiz cogito'yu hedefliyordu aslnda (PP,
461): Ona gre Descartes' okurken elde ettiim iz cogito konuulan,
kelimelere dklen ve de kelim eler zerinden anlalm ve btn
bunlardan dolay hedefine ulamam bir cogito'dur. Varlmzn bir
paras olan cogito, kavramsal olarak sabitlem enin ve dncenin de
netiminde deildir. Cogito, sabitlenm ekten ve dnceden kaar. Dil
bizi erevelem ekte ve ynlendirm ektedir am a bunu olumlamak,
gerein yansm unutm ak dem ektir: "Cogito" kelim esi ile "sum" ke
limesinin statik bir anlam a sahip olduklar, onlarn benim deneyim i
mi dorudan hedeflem edikleri, anonim ve genel bir dnceyi yap
landrdklar dorudur. Buna karn her trl szden nce kendi ha
yatm ve kendi dncem le tem as iinde olm asaydm , konuulan co
gito bende bir sessiz cogito ile karlamasayd, Descartes'n metnini
bile okuyamazdm.

5. Jean Paul Sartre. Letre et le nia n t, s. 259,260.


COGTO 93

Tm sorun sessiz cogito'yu iyi anlamak ve ona iinde gerekten


ne varsa onu atfetm ek ve bilincin dilin bir rn olm ad gereke
siyle, dili bilincin bir rn yapmamaktr (PP, 461). Konuulan cogi-
fo'nun tesinde gerekte bir sessiz cogito vardr. Sessiz cogifonun
kendinde hazr bulunuu, bizzat varoluu her trl felsefeden nce
gelir. O, kendisini tehdit altnda tedirgin (angoisse) olduu u durum
larda tanr. Sessiz cogito, kendini bizzat ifade ettii zam an cogito'dur
(PP, 462).
M erleau-Ponty, cogito ile bakasnn "ben"i arasnda nasl bir ili
ki kurar? Ancak bir bakas ile ilikisinde "ben" den s.*, edilebilir.
Refleksif felsefe ise, tpk dnya sorunundan olduu gibi, bakas so
runundan da habersizdir. M erleau-Ponty'ye gre nesnel dnce bir
elikiyle kar karyadr: Eer benim bilincim dnyay ina eden bir
bilin ise, bakalarnn bilincine yer yoktur, nk baka bilinlerin
varln kabul ettiim anda benim bilincimin ina etm e niteliini
yadsm olurum. Bu durum da karmdaki bilin de beni ina eden bir
bilin haline gelir. C ogito, imdiye kadar, bakasn alglam ann de
erini azaltyordu; beni kendi kendimdeki dnceyle tanm lyor ve
bu anlamyla, benin sadece kendi kendisine ak olduunu retiyor
du. Bakasnn bo bir szck olmamas iin varoluum un asla benim
varolma bilincim e indirgenmem esi gerekir. Cogito'mn beni hep du
rum iinde kavram as gerekir ve ancak bu koulla akn znelik Hus-
serl'in dedii gibi bir "zneleraraslk" olabilir. Dnen bir ego ola
rak dnyay ve eyleri kendi kendimden pekl ayrt edebilirim , n
k kesin olan bir ey varsa eylerin tarznda varolmadmdr. Hatta
eyler arasnda bir ey, fiziksel-kimyasal bir bileim olarak anlalan
bedenimi bile kendi kendim den dlamam gerekir. Bu ekilde aa
kardm cogito, nesnel uzamda ve zamanda bir yere sahip deilse
de fenomenolojik dnyada yersiz yurtsuz deildir. Descartes'n cogi
tom eylerin ya da nedensellik balantlaryla birbirine bal sre
lerin toplam olarak dnyay kendisinden ayrr. A m a bu, dncele
rimin (cogitatio) srekli ufku iinde dnyay kendi kendim e yeniden
bulgulam am dr aslnda. Buna karn, M erleau-Ponty'nin kefettii
asl cogito, znenin varoluunu, znenin kendi varoluu hakkndaki
dncesinin kesinliine dntrmez ve anlam landrm ay (la signi-
fcation) dnyann yerine koymaz. Tersine, dncem in kendisini,
yabancs olam ayacam bir olgu olarak tanr ve beni "dnyada ol
ma" olarak kavrayarak, her trl idealizmi dlar (PP, vu , v m ).
94 DNYANIN TEN

M erleau-Ponty'nin Algnn Fenom enolojisi adl eserinde dile ge


tirdii sessiz cogito bizzat "benim" tarafmdan deneyimlenen, benim
deneyimim olan cogito'dur. D escartes'm cog/fo'sunun eletirisi iin
den bulgulanmtr (PP, 462). Fakat Merleau-Ponty Grnr ve G
rnmez adl eserinde -alm a notlarn d a- sessiz cogito'dan vazgeer,
hatta sessiz cogito olarak ifade ettii eyin imknsz olduunu belir
tir. nk dnme (grme ve hissetm e dncesi anlamnda) fikri
nin olmas iin, ayraca alabilm ek, ikinlie ve ....'in bilincine dnebil
mek iin szcklerin olmas gerekli, der (VI, 222). Descartes' sessiz
cogito yu grmedii iin Algnn Fenom enolojisi adl eserinde eletir
diini hatrlayarak onu safdil bulm akla kendisinin de safdillie dt
n kabul eder: "Sessiz cog/fodan sz ettim ancak sessiz cogito da
dili varsayar; sessiz bir dnya dili iinde barndran dnyadr" (VI,
230). M erleau-Ponty'nin G rnr ve Grnmez adl eseri bitmemi
bir eser olduu iin "sessiz cogito" kavram na ancak alm a notlarn
da birka yerde rastlamak mmkndr. Ama eer bu eser bitmi ol
sayd M erleau-Pontynin Algnn Fenomenolojisi'ndek sessiz cogito
anlayn eletirip reddedeceini dnm ek iin genel baz nedenler
sralayabilirdik. Bunlardan en nem lisi de bir ten ontolojisinin bak
asndan. Algnn Fenomenolojisi'nin arad yeni cogito anlaynn
bile znclci felsefe paradigm asna ait bir giriim gibi grlebilecek
olm asdr phesiz. M erleau-Ponty'nin son dnem dncesinin He-
idegger'e ok daha yaklat dnlrse bu ihtimal daha da g ka
zanr. te yandan, onun Algnn Fenom enolojisi'ndek cogito tart
masna u szlerle son vermesi, yeni bir cogito dnrken bile, bir
ten ontolojisinin tekiliine doru yolaldn dnm eye itiyor bizi:
B iz d n y ad ay z, e y ler g r n y o r. M u azzam b ir b irey k endini g ste ri
yor, h e r v arlk kendini ve d i erin i anlyor. B ize ise sa d e ce k e sin lik lerim iz i
y a p lan d ran fenom enleri y en id en tan m ak kalyor. M utlak b ir ru h a v e y a
k e n d in d e , b izden k opuk bir d n y a y a in an , bu ilk tem el in an c n ra sy o n alle-
tirilm e sin d e n bak a b ir ey d e ild ir (PP, 468).
ZAMANSALLIK D N C E S
ve d n c en in z a m a n sa lli i

m e r Aygn

Adm adm yer ler


Kendi revn iinde
Yunus Emre

ZAMANI dnm enin olanaksz olduu sylenmitir. Dnce, za


man nesne durumuna getirem ediine gre, zam anla dnce arasn
da iliki yok mudur peki? Var gibi grnyor: Zaman iinde dn
dmz syleyebiliriz, zaman stne dndm z de.
Zaman dnmenin olanakszln burada bir snr olarak deil
bir k noktas olarak grm eye alacaz, nk eer dnen z
ne zam an nesne durum una getirem iyorsa, zaman dnm enin ola
nakszl geleneksel olarak zne ile nesne arasnda kurulan ayrmn
eletirilm esi ve alm asnda nemli bir ipucu verebilir. Maurice Mer-
leau-Pontynin iki temel yapt olan Algnn Fenom enolojisi ile G r
nr ve Grnmez'de zam an ite bu iki bak asn -zam an iinde
dnm ek ve zaman stne dnm ek bak alarn - gzeterek ele
alacaz. Ardndan da bu iki bak asnn gerekten ayr olup olm a
dklarn, ikisini btnletirebilecek tek bir iliki biim inin bulunup
bulunmadn soracaz. ddial bir hedef, am a bir felsefecinin belli
bal konularda ne dndnn tesinde onun nasl dndn
soruyorsak, bu hedefe ynelm ek kanlm az grnyor.
Algnn Fenontenolojisi'm n yaps da bunu gerektirir nk bu ya
pt yazarnn dncelerinin dzenlenm i biim inden ok, dncesi
nin dzenleni biimidir, dolaysyla zaman konu alm adan da zam a
n iler ve zamanla kurduu ilikiyi okuruna nerir.
96 DNYANIN TEN

Zaman inde Bir D nm e Sreci Olarak


Algnn Fenomenolojisi

Algnn Fenom enolojisi, "Klasik nyarglar ve Fenom enlere Dn"


balkl giriten sonra, vcut deneyim inden algya, alglanan dnya
dan da yeni bir znelik tanm na ular. Be yz sayfalk bir kitabn
zeli olan bu tm ceye baklacak olursa Algnn Fenomenolojisi bir
konudan baka bir konuya geerek izgisel bir yol izler. Ne var ki ki
tabn blmlerinin genel yapsna daha yakndan bakldka bu izle
nim bulanklar: Kitabn blmlerinde genellikle izlenen yol, nce
fenomende btn kuruculuu nesneye ve zneye ykleyen iki kart
grn, deneycilikle entelektalizm in srayla ortaya konulup dene
yim ve rnek dzlem lerinde yetersiz kaldklarnn, dnya varsaym
na dayandklarnn saptanm as, bunun stne artk dnya varsaym
n hesaba katan yeni bir yaklamn nerilmesinden oluuyor denebi
lir, ki bu bakmdan kitabn diyalektik bir yaps olacaktr. Ancak ele
tiri ile nerinin bu almam m n da mekanik deil, organik bir diya
lektik oluturduunu gzden karm am ak gerekir:

Y azm aya balad m bu kitap, b irtak m d n c e le rin b ir a ray a g etirilm i


hali d eildir; k a rm a k fo rm l n v e rem ed i im , d n c e le rin v e s z c k le rin
ad eta m ucizevi b ir b iim d e k e n d ilik le rin d e n d z en len e c ek leri ana k a d a r kr-
lem esin e d id in e c e im ak b ir du ru m o lu tu ru y o r benim i in .1

Algnn Fenomenolojisi'nin yapsn bu organik diyalektik belirle


mektedir. Bir konudan baka bir konuya geildike dnce dzeyin
de bunlarn aslnda art arda gelm eyip i ie getikleri, bir geliim iz
gisi izlemekten ok, bir oluum iinde bulunduklar ortaya kar. K i
tabn ancak sonlarnda dile getirilebilen "btn sorunlarn emerkez-
Iilii" de (PP, 469), bu sorunlara ynelen dncenin yapsna ilikin
bir fikir verir: Alg, uzam, dil, bakas, cinsellik gibi konularn birbi
rinin balamn oluturduklar bir dnce izgisel ve tek ynl deil
de, dngsel bir yol izlediinden yinelem elere dlmesi kanlmaz,
hatta vazgeilmezdir. A m a yinelem enin anlam, izgisel dncede
olduu gibi bir vakit kayb ya da fazlalk deildir, dnceye nicel ol

1. Maurice M erleau-Ponly. A lgnn Fenom enolojisi (Phnom nologie de la


perception), Gallimard, 1945, s. 426. Bundan sonra sayfa num arasyla birlikte PP
olarak ksaltlacaktr.
ZAMANSALL1K DNCES 97

maktan te, nitel bir deer katar: Yinelenen bir konu, soru, kavram ya
da eletiri, dncenin oluum unun her hamlesinde yeni bir balam
la hem yeni bir anlam kazanm akta, hem de konuya farkl bir k tut
maktadr.
Kitabn yapsyla ilgili saptam alarm zn sonuncusu, belki de en
nemlisi, yaptn bir sunum dan ok, bir aratrm ann, soru sormann
zelliklerini tam asdr: M erleau-Ponty bir dnceyi dile getirm ek
ten ok, akd yrtm elerinin sonucuna ulamak zere, yani yukarda
sz ettii "ak durum " ierisinde dnmek zere yazar; dncenin
hkimi olduu kadar, sakinidir de. Akl yrten kiinin bildii ile bil
medii arasndaki bu zel iliki, ilk ve belki de en ak anlatm n Pla-
ton'un M enon diyalogunun nl blmnde bulm utur ve bu blm
Algnn Fenom enolojisi'nde alntlanmaktadr: "Doasn kesinlikle
bilmediin bir eyi aram ak iin ne yapabilirsin? B ilm ediin eyler
den hangisini aram aya kalkacaksn? Ya bu ey tesadfen karna
karsa. bu kez onun aradn ey olduunu nasl anlayacaksn? Onun
ne olduunu bilm iyorsun ki..." {Menon, 80, D; alntlayan PP, 425).

Zam an zerine Bir Dnm e Sreci O larak


A lgn n Fenomenolojisi

Zaman iinde byle eyleen bir dnce, zam an nasl konulatnr,


M erleau-Ponty Algnn Fenom enolojisi'nde zaman stne ne syle
mektedir? lk nce A lgnn Fenomenolojisi'nin "Zam ansallk" bl
mndeki eletirilere ksaca deinelim: Zaman, nesnelerin kendisinde
deildir. Gndelik yaam da ve nesnel bilimlerde geerli olan nesnel
zaman anlaynda zam ann akn deneyim leyen bir zne gizlidir
nk byle bir zne olm adan nesneler akmayan b ir imdiye mah
km olacaktrlar: Zam an bir ak olarak deneyim lem ek iin, rnein
bir buz parasnn sonradan su haline geldiini syleyebilm ek iin
her iki anda nesnenin ayn nesne kaldn am a bir deiikliin mey
dana geldiini gzlem leyecek bir bilin gereklidir; yoksa buz para
s buz parasdr, su ise sudur: yalnzca vardrlar. "Zam an, zamana
ynelmi bir gr gerektirir" (PP, 470). D olaysyla gem iin bilinci
de d gereklikteki nesnel bir izden ileri gelemez: o iz de ezam an
lla mahkm, ardkl devreye sokmaktan acizdir.
Buna karlk gem ii, gelecei ve imdiyi bilincin kendisi de
kurmaz, yoksa im diki zam an btn balaycln yitirip bilin iin
98 DNYANIN TEN

bir im diki zaman olm aktan kard, gem ile gelecek ylesine say
dam ve gncel olurdu ki im diye yer kalmazd. "Eer her yerde ve
her zaman varsam, asla ve hibir yerde yokumdur" (PP, 383). Kald ki
byle bir bilin zaman ne zaman kuracaktr? Zam andndan kuru
yorsa, zamandlktan zam ana nasl geebilmekledir? Oysa imdinin
im dilii, gemiin imdilii, gelecein imdilii ayn deildir.2 Z a
man eylerin kendisinde aradm zda eyler nasl imdiye m ahkm
kalrsa, zamann kuruluunu bilince yklediimizde bu bilin de za
man stnde dolamaya m ahkm dur ve bu artk bir zaman bilinci de
ildir, nk "zamann temel zellii kendini yapmak ve olm am ak,
asla btnyle oluturulm u olm am aktr" (PP, 474).
Kendini yapan, var olm ayan, asla btnyle olutum lm u olm a
yan bir zaman nasl dnlebilir? M erleau-Ponty'nin zaman anlay
nda Husserl'in fenom enolojisinin ve zellikle de sel Zaman B ilin
ci Fetomenolojisi in D ersler'inin temel kavram larnn nem li pay
olm akla birlikte, Fransz dnr bilincin zam ana maruz kalyla v
cut arasnda artk grm ezden gelinem eyecek derecede salam bir
iliki kurmutur.3
Merleau-Ponty'nin zaman anlayyla ilgili olarak sylenecek ilk

2. M erleau-Ponty'nin bu dncesinde Aziz Augustinus'a yant vardr. A ziz Au-


gustinus'a gre gemi eyler de gelecek eyler de yokturlar, zaman var demek
yanltr ama im dinin varlndan sz edilebilir: gemiin imdisi (anm sam a),
imdinin imdisi (gr), gelecein im disi (bekleme) (tiraflar, Onbirinci Kitap.
XX). Gemi ve gelecein imdiki zam an ile zel ilikisine M erleau-Ponty'nin g e
tirdii yant ileride greceiz ama im dilik Jean Greisch'e gre Aziz Augustinus'un
bu zaman anlaynn "kendinden-geili" (extatique) zamansalln bir ilk tasla
olduunu sylemekle yetinelim. (.Ontologie et temporalit, Esquisse d'une inter
prtation intgrale de Sein und Zeit [Varlikbilim ve ZamansalUk, Sein und Z eita
Toplu Bir Yonm Tasla], PUF, 1994, s. 322.)
3. Bu bakmdan M erleau-Ponty belki Bergson'a yakn grnebilir, nitekim
Bergson'un anm sam a konusunda fizyolojik kuramlar eletirmesini (M atire et
M moire (Madde ve.Beilek], A lbert Skira yaynlar, Cenevre, s. 154-5) ve vcudun
bir kayt aleti deil, bilincin "ynelim lerinin gerekletii bir "pandomim organ"
olduunu ileri srmesini ("[Beynin] grevi tinin yaamn ve tinin kendisini uyarla
mas gereken d durumlar taklit etm ektir". L'nergie spirituelle (Tinsel Enerji],
PUF. 1919. s. 47) hakl bulur (PP, 472). Buna karlk Bergson da grngbilim in
temel kavramlarndan, zellikle de "ufuk" kavramndan yoksundu ve belki de bu
yzden fizyolojik kuram savunanlarn hatasn ruhsal dzleme tamaktan teye
geememitir. (Bergson'la M erleau-Ponty'nin dncelerinin geni kapsaml bir
karlatrmas iin Augustin Fressin, L a perception chez Bergson et chez M erleau-
Ponty [Bergson ve M erleau-Ponty'de Alg], SEDES, 1967.)
ZAMANSALLIK DNCES 99

ey, bilinle zam ann temasnn bellekte deil, bir "bulunu ala
n "nda4 gerekletiidir. nk kkensel zaman deneyim i, bir istem
li anm sam a deneyim i deil, az nce szn ettiim iz "zamana y
nelmi gr"tr. G em ii ve gelecei, bulunu alanm da istemli ola
rak amam , "ufuk"5 olarak bulundururum:
Ben bugn kafamda canlandrmam, bugnn kendisi btn arlyla
stme ker, daha buralardadr, ondaki hibir ayrnty aklma getirmem
ama bunu hemen imdi yapabilirim de, gn "elde tutarm" (PP. 476).

Bulunu alanm da yakn gemii ya da gelecei dnm yorum -


dur ama dnyor olm asam bile "buralardadr, tpk bir evin grm e
diim arka taraf ya da figrn altndaki fon gibi".6 Alg deneyimi ve
zam an deneyim i arasnda ufuk yapsyla salanan bu koutluk, bulu-

4. "Alg bana geni anlamda bir 'bulunu alan' verir; bu alan iki boyutta uzanr:
buras-oras boyutu ve gem i-im di-gelecek boyutu." (PP, 307) M erleau-Ponty'nin
gene Husserl'den ald (PP, 307, 1. dipnota bkz.) bir kavram olan champ de p r
sence (Alm. Prasezfeld) deyim indeki prsence szcnn evrilm esindeki g
lkler genellikle farkl anlam larda kullanlabilm esinden ileri geldiinden, biz tek bir
karla bal kalm am akla birlikte, kavram genellikle im di-bulunu" diye evi
riyoruz. Ancak burada byle bir karlk imdiyi fazla vurgulayacandan yalnzca
"bulunu" szcn kullanmay yeledik. M erleau-Ponty'nin ele ald bulunu,
dar anlamdaki imdiden farkldr: ben bulunduum zaman henz yiiklemleyici bir
.tutum iinde deilimdir, evrem i incelemiyorumdur, tarih atm yorumdur, nnde
deilimdir, iindeyimdir, bir ey karsnda deilimdir, iindeyimdir. Bu bakmdan
bulunu szcndeki edilginlik aydnlatc olabilir.
5. Alm. Die horizon struktur. Husserl'in ve M erleau-Ponty'nin dncesinde
ufuk yaps ile ynelim sellik birbirini aran kavramlardr: "Her ynelimselliin
yapsnn bir 'ufuk' gerektirm esi feomenolojik zmlemeye ve betim lem eye m ut
lak olarak yeni bir yntem kazandrr. Bilin ve nesne, ynelim ve anlam, gerek
varlk ve ideal varlk, olanak, zorunluluk, grn, hakikat, ayrca deneyim , yarg,
apaklk vb. kavram larn akn (transcendental) problem lerin ifadesi olarak ortaya
ktklar ve znel 'oluum' problemleri olarak ele alnm alar gerektii her yerde bu
yntem iler." (Edmund Husserl, M ditations cartsiennes [Descartes' Meditas-
yonlar],ev. Emmanuel Lcvinas, 1931, s. 42) B ir zne tarafndan deneyim lenmeyen
bir zam ann olmadn savunan M erleau-Ponty iin zam ansallk elbette "bir znel
oluum" sorunudur ve bu bakmdan zam an deneyim inin ynelim scllii ufuk kavra
mn gerektirir.
6. Ufuk kavram . Algnn Fenomenolojis nin deneyim zm lem elerinin anah
tar kavram dr; figr odaklayabilmem iin dlamam gereken zem in, bir odak
uyandrmam iin uyutmam gereken evre, sahneyi grmem iin gereken salon ka
ranl. aratrmam iin sahip olmamam gereken bilgi, anm sayabilmem iin gere
ken yokluk ("non-tre", PP. 471) bu kavram da belirginlie ular.
100 DNYANIN TEN

nu alanmn m erkezinin ben deil, alg alanm olm asndan ileri gel
mektedir, nk ben zam ann "bilincinde" olmadan nce de, alg bir
ileriye-bak ve bir geriye-bak ufkuna sahiptir7. Bu durum da algla
yan vcut gem ii, gelecei ve imdiyi algda dm ledii iin "za
man salglar... zam ana m aruz kalm az, zaman yapar" (PP, 277).
Bu durum da uzam gibi (PP, 20,21) zaman da d da paralardan
deil, vcudun iki ynelim sellik biiminden oluur: "Husserl bir ev
reye demir atmam salayan ynelimsellikleri ileri-ynelim ve geri-
ynelim diye adlandrr"8 (PP, 476). Bir nceki an, bulunu alanmn
ufkunda "biem" (PP, 49,476) ya da "profil" (PP, 476,477) olarak veri
lir9 ve bir an daha getiinde artk "profilin profili" haline gelir: "ge-
ri-ynelime geri-ynelim ".
Merleau-Ponty bu durum u, H usserl'den ald ve ileri-ynelimler-
le tamamlanmas gerektiini syledii bir em ayla gstererek zam a
n bir izgi deil, bir ynelim sellikler a olarak ele alr ve bylelik
le noktasal bir im diden bulunu alanna geii biraz daha akla
kavuturur:

7. "Bak edimi hem ileriye yneliktir (iink nesne benim odaklam a eylem i
min sonundadr) hem de geriye yneliktir (nk nesne bana bcliriindcn nce de
var olan bir ey olarak kendini verecektir)." (PP, 276-7.)
8. Husserl geri-ynelim i (rtention) aklam ak iin sk sk ses benzetmesine
bavurur: "Bir ses ksldnda, nce zel bir dolgunluk (iddet) iinde hissedilir,
hemen ardndan da iddet hzla der. Ses hl oradadr, hl hissedilm ektedir ama
basit bir yank olarak. ...Geri-ynelinen ses, imdi hazr bulunan bir ses deil, im
dide 'birincil olarak anm sanan' bir sestir." (Edmund Hasseti. Leons p our une ph
nomnologie de la conscience intime du temps [Bir sel Zam an Bilinci Fcnomcno-
lojisi in Dersler], Franszca'ya eviren: Henri Dussort, PUF, 1964, s. 46.)
Protension ve rtention kavram lar iin nerdiim iz karlklar, "ileri-ynelim"
ve "geri-ynelim". intention'un "ynelim" olarak evrilm esinden hareketle ve elbet
te geici olarak verilm i karlklar olmalarna karn, zellikle rtention'un "geri-
ynelim" olarak evrilm esindeki handikap, Franszca szcn retenir (tutmak, e l
de tutmak, aklda tutmak) fiiliyle yaknlnn Trke'ye aktarlamam as ve "yne
lim" szcnn fazla bilinli bir edim fikri uyandrmasdr.
9. Alg ile zaman arasndaki ilikiyi vurguladmz iin, Husserl'in gem i ann
"profil haline gelmesi" yerine, gem i ann "derinlie ini" deyimini de kulland
n syleyelim. (Edmund Husserl, Leons pour une phnom nologie de la consci
ence intime.du temps [Bir sel Zam an Bilinci Fenomenolojisi in Dersler], Fran
szca'ya eviren: Henri Dussort, PUF. 1964, s. 43.)
ZAM ANSALLIK DNCES 101

Ge mi A B C Ge l e c e k

Yatay izgi: ardk "im di"Ier.


apraz izgiler: sonraki b ir "im di"de tanan "im di"lerin profili.
D ikey izgiler: bir "im di"nin profilleri.

Bu emay sorgular M erleau-Ponty,: A noktasnn sonradan grne


bilmesi iin A', A", A'"... noktalarnn sentezi zorunlu ise, bilincin
mutlak aknl am azna geri dnlm olur. A m a H usserl'in geri-
ynelim kavram m ortaya koymasnn nedeni, tam da gemiin ku
rulmasnn istemli olm adn, hem ok yakn iteliiyle (eccit),
hem de artk gem iteliiyle yakalandn vurgulam ak istemesidir.
Bir sentez varsa bile bu, "temel zellii kendini yapm ak ve olm am ak,
asla btnyle oluturulm u olmamak" olann sentezi olduundan,
tam amlanm am bir sentezdir, bir "gei sen tezed ir.11 Buna gre ba

10. Bu em ada im dilerin ardklnn izgiselliini eletirecektir M erleau-


Ponty Grnr ve G rnm ez'de (VI, s. 248). Paul Ricceur ise bundan baka, zaman
diyagramnn geri-ynclim de derinlikle uzakln zdeliini yanstm am asn ele
tirir, hatta yle der: "...belki de bu diyagram bir an nce unutm alyz." (Temps el
rcit [Zaman ve Anlat], /, s. 57).
Oysa M erleau-Ponty'nin hem em adaki ileri-ynelim lcrin eksikliinden sz et
mesi, hem de bu "eksii" tam am lam aya girimemesi stnde durulabilir. Gelecek,
bu emaya nasl eklem lendirilebilir? Gelecee kar taknd ikircikli tutum , acaba
M erleau-Ponty'nin gelecein Heidegger'deki ayrcalkl konum unu benim sem em e
sine balanabilir mi?
11. Gene Husserl'den alnm bir kavram: bergangssynthesis. (PP. 480.) "ka-
102 DNYANIN TEN

na nce A' ve sonra A verilm ez (bu deneyim dzlem inde nce ile
sonra var mdr ki?), btn profillerin iinden A noktasnn kendisi
profillerin saydaml ierisinden verilir, nk zamannda imdi ol
mutur. Ayrca burada nokta olarak gsterilenlerin nokta olm adklar
n, birbirine bulatklarn hesaba katmak gerekir12: "Zaman boydan
boya tek bir devinimle kmldar" (PP. 479). Geri-ynelim ile istemli
anmsamann kartrlmamas gerektiini de yineleyelim: Gemile
tek ilikimiz istemli anmsama olsayd, her an btn gemii yokla
mak zorunda kalrdk. Husserl'in "edim ynelim sellii"nden ayr ola
rak bir "ilek ynelimsellik" (Alm. fungierende Intentionalitt) ne
srmesi bundandr (PP, 478). Ufuk yapsnn belirsizliinden, geri-y-
neldiimiz ann, elde-tutulan ann zamansal konumunun bulankl
ndan ileri gelen bu elikili ileme Husserl zamann "edilgin sente
zi" adn verir.13
Bu emay bir de biz kendim izce sorgulayalm: Husserl'in geri-
ynelim emas "edilgin sentez"i gsterm eye el vermekte midir?
Husserl'in belirttii gibi, yatay izgi im diler dizisidir ama bu im di
ler "zamana ynelm i bak"tan yoksundurlar (PP, 470). Dolaysyla

met ettiim uzam ve zamanda belirsiz ufuklar hep vardr ve baka bak alar da
bunlardandr. Zam an bireimi, uzam bireimi gibi, hep yeniden balatlmas gere
ken bir bireimdir" (PP. 164).
12. Bununla birlikte Jacques Derrida. Husserl'in "kaynak-nokta", "balang",
"ilke" olarak noktasalla bal kaldn sylemitir. La voix et le phnom ne de
(Ses ve Grng, PUF, 1967). Husserl'in dolu ve kaynaksal bir grde, anlam lan
drm alara (Bedeutung) ve ifadeye ncel, tek bana, basit bir anlamn hazr bulun
masn ya da im disini bulmasn metafizikten kalm a bir "noktasal imdi" varsay
mna balar ve Husserl'in btn fenomenolojisinin tem elinde bu metafizik varsay
mn bulunduunu ileri srer: "Eer ann noktasall bir mit ise, uzamsal ya da m e
kanik bir metaforsa, gemiten m iras alnm m etafizik bir kavram sa ya da bunla
rn hepsi birdense, eer kendi-kendine-hazr-bulunun imdisi basil deilse, kay
naksal ve indirgenemez bir sentezden oluuyorsa, o zaman Husserl'in btn ispat
temelinden tehlikeye girer" (s. 68). Derrida'ya gre Husserl'dc yaantnn saf iki-
liinde bir fark (diffrance). bir atlak vardr ve bu atla ancak gstergenin gz
nne alnyla geniletmek olanakldr.
13. Bu "edilgin senez"in anlam "Zam ansallk" blmnn sonlarnda (488.
sayfada) aklanacaktr. Edilginliin anlam , bir okluu yalnzca al unlam amz, al
glam am z deil, semediimiz ve ynelm ediim iz o oklukta bulunmamzda-.
Sentez ise o okluun aleyhine ileyecek bir yolu tam da oklukta konum landrl
m olm am zda bulmamz dem ektir (rnein kendi kendime sz verdiim de ya da
bir ad verdiimde). "Bulmak" szcnn bu etkin ve edilgin ekimleri "bulunu"
kavram nda da, hem de ayrmam bir biim de karmza kar.
ZAMANSALLIK DNCES 103

bu, eylerdeki zam andr. rmak eretilem esindeki zamandr, mutlak


olarak kendiliinde zamandr, "imdilerin ardkldr" (Heideg-
ger'in sz ettii Nacheinanclcr der Jetztpunktc, PP, 471). Dikey izgi
ler ise bir imdinin profillerinin dizisidir. M utlak bilin gemii ve
gelecei istemli an ve tasar yoluyla kurduuna gre, yatay izgide
serbeste dolap urad her ann btn profillerini birden elinde tu
tar, tpk nesneyi olanakl btn alardan birden alglayan ideal bir
bilin gibi (PP, 81,237). Demek ki dikey izgi de mutlak kurucu bilin
cin zamansalln gsterebilir. te "edilgin sentez"in edilginlii (y-
nelimsellik ve ufuk yaplan gibi) ancak apraz izgiyle devreye girer.
O halde deneyim iyle ve nesnesiyle asla tam olarak rtmeyen ama
asla da nesnenin stnden szlp ona "kubak" bakamayan v
cutlu zne bu a ile tanmlanabilir: Zam ansallk, yalnzca bilin du
rumlarnn akyla ya da nesnel gerekliklerin deikenliiyle deil,
ikisinin m utlaka kesitii ama asla da rtm edii bu a ile tanm la
nabilir. A m a bu rtm enin ls deikendir: H ayvanat bahesini
gezen bir ocuun ynelimsellii ile felli bir yalnn ynelimselli-
i birbirinden ok farkldr. Varoluta aknln asla sfra indirge-
nemeyii, burada ann asla 0 olmayyla gsterilebilir; en iddetli
bastrma durum unda bile organik vcudun yaam n srdrmesi ise
ann asla 90 olam ayyla.14
Bu a, alg ile konulatrc bilincin tam rtem eyiinin, vcut
la birlikte genelliin ve anonim liin ortaya knn nedenini de
aklar (PP, 249, 250): bulunu alanmn merkezi alg alanm ise, alg
alanmdaki bir fenom ene dnp onu betim lem eye altm da hep
skalarn, nk araya profiller girm itir bile ve lam saydam la ula-
amammdr. Vcutlu olduum iin, algm la bilinli olarak kesi
mem olanakszdr ve algm a bilinli olarak yneldiim de algm ge
mie karm tr bile: Alg hep bir demin'dir, "asla imdi olm am bir
gem i"tir (PP, 280).15

14. Burada M erleau-Pontynin anozognozi ve "hortlak organ" vakalarna getir


dii yorum lar (PP, 98), kiisel zaman ile organizmann zam ansall arasndaki ay-
nm n vurguland sesyitimi vakas zmlemesi (PP, 189) akla gelmektedir.
15. Bilincin mutlak kuruculuunu sarsan bu dunm . vcutlu znenin zgrl
nn kanldr da, nk eer vcutsuz olsaydm zgr olm ak iin elim e hibir fr
sat gem ezdi. zne m utlak bilin olarak tanm lannca artk bana hibir ey g el
mez, znenin kendi kendine verdii bir frsat tan anlam yla bir frsat deildir - bir
yapbozun paralarn birletirmek iin yaratclk gerekmez.
104 DNYANIN TEN

Bunlardan baka, ann deiken olduunu gz nne almak ge


rekir: Bilmedii bir yere yolculuk eden birinin gidi yolculuu ile d
n yolculuundaki ynelim sellii ayn olmayacaktr. Algnn Feno-
menalojisi'nde rnek olarak verilen birok vaka bu ann an geni
lii (rnein 479. sayfada Scheler'den aktarlan, srekli arkasna d
nerek eyalarn hl orada olup olm adna bakan, yani ufkunu elde
tutam ayan, her an yoklayan hasta) ya da an darl (rnein "La
spatialit du corps propre et la motricit" [Vcudun U zamsall]) ve
ardndan gelen "Le corps com m e tre sexu" [Cinsiyetli Varlk O la
rak Vcut] arablm lerinde uzun uzun incelenen Schneider) ile ta
nm lanabilir mi? En azndan ann herkeste ayn kalam ayaca, her
keste de her an ayn kalam ayaca aka grlyor.
M erleau-Ponty bu noktaya kadar, vcuda verdii ayncalkl ko
numu hesaba katm azsak, H usserl'in izgisinden pek az ayrlmaktadr.
Oysa daha Algnn F enom enolojisnde M erleau-Ponty'nin gitgide
Heidegger'e yaklat, ona yapt referanslardan ve getirm eye al
t eletirilerden anlalabilir. Nitekim bizi G rnr ve G rnm eze
gtrecek temel kavram Heidegger'den almtr M erleau-Ponty:
kendinden-gei (extase) kavram .16 Bu noktadan itibaren Husserl'in
geri-ynelim emas aka yetersiz kalmaktadr: ncelikle, Heideg
ger iin temel kendinden-gei olan gelecek zamann em aya nasl

16. Heidegger iin gem i, olup bilm i ve bir depoda hazr duran bir ktle ol
mad gibi, gelecek de bo bir kat paras deildir. Gem i, imdi ve gelecek,
kendinde varolanlar gibi hazr durm ayp srekli olarak birbirlerine frlatldklar
iin, zam ann "boyutlar" olarak deil, zam ann "kendinden-geileri" olarak adlan
drlmaktadr. Kendinden-gei olarak zam ansallk, grng olarak gemiin "...e
geri" biimiyle, gelecein "...e doru" biimiyle ve imdinin "... yanbanda olma"
biimiyle ortaya kar. "[Zamansallk] yalnzca kendinden km aya koyulan bir va
rolan deildir, tersine, zam ansalltn z kendinden-geilerin birliinde zamansal-
lamaktr." (Martin Heidegger, Etre et Temps [Varlk ve Zaman], Franszcaya evi
ren: Franois Vezin, N.R.F., s. 389 [329].)
Extase kavram n."kendinden-gei" olarak evirmemizin tek nedeni, elbette
gndelik dilde extase'n "esrime, kendinden gem e anlam na gelm esi deil. Harfi
yen evrilecek olsa e.r/nsen karl "dta-durma" olabilirdi, ne var ki Heidegger
iin zaman kesinlikle bir "durma" ya da "durum" deildir ve filozofun kendisi de
zamann yapsn ortaya karmak iin ncelikle fiil ve zarflarn kullanlmas gerek
liini vurgulamtr. (Jean G reisch, Ontologie et temporalit, Esquisse d une interp
rtation intgrale de Sein und Z eit [Varlikbilim ve Zam ansallk, Sein und Zeita
Toplu Bir Yorum Tasla], PUF, 1994, s. 319.) Bu bakmdan kendindcn-gei"in
"kcndinin-dnda-durm a"dan grece daha uygun bir eviri olduunu dnyoruz.
ZAM ANS ALLIK DNCES 105

aktarlabilecei belli deildir; ayrca Heidegger'in varolusal zaman-


sallk anlay bir "zam an bilinci"ne deil, D asein'm kendi-dm da-
olmasma dayandndan ve isellikle deil, tersine mutlak bir dar-
dalkla tanm landndan H usserlin isel zaman bilincine sm az.11
Heidegger'e gre zam ansallk kendinden-geilidir. Dediim iz
gibi gemi, blok halinde bir gemi olm ad gibi, gelecek de bs
btn belirlenm em i bir gelecek deildir ve bu bakm dan, evet, He-
idegger, Husserl gibi bir "ilikiler a"ndan sz eder, ne var ki zaman-
salln yapsnn dar-ynelm iliinin vurgulanmas Heidegger'e
zgdr: Zam ansalin devinim i "kendinde ve kendisi iin kken-
sel-olarak-kendinin-dm a"dr ve bu bakmdan D asein'm dandal-
yla zsel bir iliki iindedir. Kendinin dna devinim olarak zaman
bir tz olm aktan km , srelemitir, olaylam tr, yle ki "zaman
udur ya da budur" diyem eyiz, ancak "zaman zam ansallar" diyebi
liriz, tpk "varlk vardr" diyem eyip ancak "varlk yrrlktedir" di
yebileceim iz gibi.
Zamann kendinden-gei yapsna sahip olduu konusunda
Heidegger'i izleyen M erleau-Ponty'ye gre, kendinden-gei anlarn
bireyliini ortadan kaldrp, Bergson'da olduu gibi (PP, 481), deneyi
mi btnyle ayrtrm az m? Ama geen bir ann dalp gitm esi, da
ha nce gelen bir an olarak geirdii younlama srecinin devam n
dan baka bir ey deildir. B anndan C anm a geilirken, B noktas
nn B' haline gelm esi, A anndan B anma geilirken yakn gelecekte
ki bir B 1 noktasnn B haline gelmesinin devamdr. D alm a ile to
parlanma ayn eyin iki yzdr: B noktas gittike daha az sayda
profil ierisinden, dolaysyla daha belirgin bir biim de grnr. Vu
ku bulup yerini kendisinden sonra gelen ana braktnda B noktas
nn dalm aya balam as, olgunlamasnn br yzdr yalnzca.
"Zamanda, var olmak ve gem ek ayn anlam a geldiine gre, olay,
gemie kartnda, varln kaybetmez" (PP, 480). Buna gre nes
nel zamann kkeni tam da zamann geiindedir. imdi olm ak de
mek, gemeye yazgl olmak demektir. M erleau-Ponty'nin Heideg-
ger'den yapt alnt kendinden-geiin anlamn da belirginletirir:

17. Heidegger-Husserl ilikisinin bu yn iin Paul Ricceur, Zam an ve A nlat III


(Temps et rcit III), Seuil, 1985, s. 114.
106 DNYANIN TEN

"Z am an, k e n d in d e n -g e ilerin ard ard al deildir. G elecek g e m iten


sonra, g e m i de im did en n c e d eildir. Z am an sallk , im d iy e -g e le rek -g e -
m ie-sark a n -g ele ce k olarak z a m an sallar" ( V arlk ve Z a m a n , s. 412 [350]18;
aln tlay an : PP. 480,481).

Zamann birliinin bu yaps, ayrm azlk tehlikesini ortadan kal


drr ve Bergson'un zam ann birliini kesintisizlikle aklam asn ye
tersiz klar, nk A ile B kesintisiz olsalard zaman olm azd, A nok
tas B noktasnn ncsdr, o kadar: rnein gemile im di, birer
ey deildirler ki, gem ile imdi ayn ey olsun; birbirine Dasein'm
varolusalltnca frlatlm alaryla tanm lanrlar yalnzca. imdinin
uzanm larna almas ancak byle m m kn olabilir.19
imdinin tanm lanm asyla birlikte, M erleau-Ponty gemi ve ge
lecek kavramlarn belirginletirir: gem ile gelecek, im diyle ayn
biim de var deildirler, znenin ve onun perspektifinin devreye gir
m esiyle onlara "varlk-olm ayan" bulamtr. Ayn biimde imdi de
snrlar izilmi bir an deildir: imdim bu andr, bugndr, bu yl
dr, btn yaammdr.20 H eidegger'in "bir yaamn tutarll" dedii
ey byle anlalabilir ve belki bu yolla Derridann Husserl'de buldu
u metafizik "imdi noktas" varsaym nn etkisi bertaraf edilebilir.
Bir imdiden bir sonraki im diye geiin izleyicisi deil, oyuncusu
yum, "ben kendim zam anm " (PP, 481). Bylelikle "zaman, zam ana
ynelm i bir gr gerektirir," sz en radikal anlamn bulmaktadr:
Merleau-Ponty'ye gre zam an bu grten baka bir ey deildir:

18. Bizim kaynak aldm z Franois Vczin'in Varlk ve Zam an evirisinde


(Gallim ard, 1986) bu son tmce, M erleau-Ponty'nin aktarmndan farkl olarak,
yle evrilmitir: "La tem porellit se tempore comme avenir sapprsentant en
tant t" - ki Trke'ye kabaca yle evrilebilir: "Zamansallk olmu-olan olarak
indileen gelecek biiminde zamansallar."
19. Kitabn birok yerindeki Bergson eletirisi, burada da fark edilebilecei gi
bi, Bergsonun feomenolojideki ufuk kavram na sahip olmad iin, anlar ister is
temez mutlak biimde kesintisiz bir devinim e balam olmasna yneliktir.
20. Burada u soru akla geliyor: im dim "btn yaamm" kuatabiiirse de, bu
em ber lmm kapsayamaz; yleyse Heidegger'in zaman zm lem esinden ya
rarlanrken byk nem verdii lm e M erleau-Ponty'nin neredeyse hi yer verm e
mesi, lm ancak vcudun sonluluunun bir biimi olarak grmesi (PP, 249-50)
ve ona doum la ayn varlkbilimsel staty vermesi ne lde merudur? M erleau-
Pontynin deneyim zm lem elerinde bavurduu varolu kavram ile Heidegger'in
Dasein'm "z" olarak tanmlad varolu arasndaki fark burada kendini gster
mektedir.
ZAMANSALL1K DNCES 107

"Zaman zne olarak, zneyi de zaman olarak anlam ak gerekir" (PP,


483) nk zamann bir kendinden-gei olarak ak olabilmesi iin
vcutlu bir zne (bir "gr", bir "gz krp", bir "gz at", A u
genblick) zamann her bir boyutunu kendisinden baka bir eym i gi
bi bulunu alannn ufkunda elde tutmaldr, imdiyi imdiden baka
bir eym i gibi, bir gelecein gemii gibi elde tutm aldr, yoksa s
z geen "varlk-olm ayan" pay grm ezden gelinir ve zaman bir ken-
dinden-gei (e.x-stasis) olmaktan kp durum (status) olur ve zaman
stne dnen zne zam an iinde dndn unutur.
"Z am an b ir kii iindir," d em iy o ru z: B u onu y en id en boy lu b o y u n c a se r
m ek v e d u ra an h a le g e tirm ek o lurdu. "Z am an birisidir," d iy o ru z, yani z a m a
nn b o y u tla r b irb iriy le s rek li o larak rt t n d en d o lay birb irin i d o ru
larlar. h e r b irin d e st ste k a tla n m o lan am ak tan b a k a b ir e y y a p m a z
lar, h ep si d e b ir tek p a tla m a ya d a b a sn cn d a v u ru m u d u r, bu d a zn eli in
ta k e n d isid ir (PP, 482-3).

"Kendi-dnda-duru" ya da davurum olarak varolu21 ile ken


dinden-gei olarak zam ansallk "bir yaamn tutarll" iinde bir
likte grnr. Byle bir tutarlln bir bilinci var mdr?
M erleau-Ponty dolaysz anm sam a ile dolayl anmsamay birbi
rinden ayrrken zam and bir bilincin varln kabul eder gibi gr
nyor. ncelikle unu sylemek gerekir ki any tem silden ayrm ak
tadr. Anmsam a srasndaki temsil, hazr bulunur, buradadr, temsil
ettiim eyi ve -o u k e z - temsil edim im i alglarm . Peki bu temsil
nerden gelir aklma? Eski bir deneyim i ya da olabilecek bir deneyimi
ilksel bir bilin getirir bana, "yaammn tutarll"nm bilinci: Bu
ilksel bilin "kendisinin bilincine varacak bir bilinci olm ayan bi-
lin"tir: En geni im dinin bilinci.

21. Dasein, "ontolojik olmak" gibi bir ontik ayrcala sahiptir. O, varl bir bi
im de anlar ve kendi varln mesele haline getirir; kendi varoluuna kar hep bir
tutum taknr. (Bkz. Varlk ve Zaman. 4. paragraf.) Bu varolann ayrc zellii D a
sein terim iyle ifade edilmektedir, nkii "onun varlnn yalnzca onun olm as iti
baryla, bu varolann z, her seferinde, onun kendi varln olmas gereinde ya
tar". (4) Dzelti yok: "Varln olmas".
Yazmzda um ak iindeki deyim ("kcndi-dnda-duru"). bir dipnotta Mcr-
leau-Ponty'nin Heidegger evirmeni Henry Corbin'den aldn syledii ex-sis-
tence'n karldr. Bu kavram, existence, yani "varolu" kavram ndan tretilm i
tir: ex neki dardal, danyal vurgular, sisence ise Latince'de "durmak" an
lamna gelen sistere Fiilinin adlam halidir.
108 DNYANIN TEN

imdide algm, varlm ve bilincim birdir... nk "...in bilincinde ol


mak, "...de olmak"tan baka bir ey deildir ve varolu bilincim somut "d-
anda-duru olarak varolu" jestiyle rtr (PP, 485).
Byle anlalan bir bilin betim lenebilir mi peki? Byle bir be
timlemenin rneini M erleau-Ponty birok yerde olduu gibi yine
Proust'tan alr.22 Bir adam iin bir kadna ilgi duym ak kendini bu ya
amdan dlanm hissetm ek, bu yaam a girm ek istemek ve onu b
tnyle igal etmek demekse, bu adamn aknda kskanlk en ban
dan beri var demektir. Akyla kskanll tutarldr: Adamn ak
kskanln tutmaktadr, kskanl ak tutmaktadr (yani hem ks
kanl ve ak bir "yaamn tutarlnda badar, hem de ak ks
kanln "elde tutar"), nk adam kadn zevkle seyrederken, bu
zevk kadn seyrediyor olmann zevki deildir yalnzca, kadn tek
bana seyrediyor olmann zevkidir ve tek bana seyredemedii za
man duyaca kskanlk bu zevkte hazr bulunmaktadr. te Da-
sein'm kendinden-geililiine ak bir rnek: D asein'z imdi "yan-
bamda" bulunan ey, yani "beendii kadn", daha dorusu "kadn
beenii", gelecein "...e doru olmak" kipindeki kskanlna frla
tlmtr. Adamn kskanl bu anlam da ok daha geni davran
emberleriyle ilikilidir: En geni em ber kii olarak o adamn ken
disidir, onun yaamnn tutarlldr. Heidegger'in deitirerek
Kanttan, M erleau-Ponty'nin de Heidegger'den ald "Zaman kendi
nin kendinden etkilenmesidir" tmcesi bu rnekle anlalabilir (PP,
487). Adam n akn etkileyen ve rnein kskanla dnmesini
salayan ey adamn aknn ta kendisidir. yleyse burada ak ya da
kskanlk gibi nedensellikle birbirine balanan ayr evrelerden de
sz edemeyiz. "Bu kendinden-gei, blnm em i bir gcn bu ken
dinde hazr bulunan terime yanstlm as, zneliktir" (PP, 487). Ken-
dinden-geiin anlam, zneliin zamandalm n yalnzca varlk ki
pinde deil, "kendini aa vurma" (Alm. Selbsterscheinung) kipinde
de oluudur. znenin akl yalnzca m aruz kalan bir varlk deil,
ayn zam anda "ak veren", nk bir "biemi" elan bir varlk olm a
sndandr, zorunlu olarak bakasna deilse de, bakaya ak bir var
lk olmasndandr.

22. Sz konusu rnek Sartre'n Varlk ve H ilik kitabnda alntlanm aktadr (PP,
216). Biz rnei Proust'taki anlatmdan soyutlayacaz, nk Merleau-Ponty'nin
Proust'a ve rom anclara getirdii eletiriye girmek istemiyoruz.
ZAMAN SALLI K DNCES 109

Sylediim iz gibi, M erleau-Ponty'nin Heidegger'den ayrld


asl nokta, temel zam an boyutunun gelecek deil, imdi olduunu
sylemesidir: Heidegger'de gelecekten akan ve kesin kararyla kendi
geleceine her im dide sahip olan ve dalm aktan kesin olarak kur
tulan zam an, M erleau-Ponty'ye gre kendinden-geile eliir: Za
man im dinin tarafndan grmeyi nasl brakabiliriz, asl olan gele
cein karsnda asl olm ayan imdiden nasl kurtulabiliriz? Nasl bir
gelecek yaants imdiye ve gem ie bulam am olabilir? Bu gele
cek yaantsn (diyelim verdiim bir sz ya da aldm bir karan)
gelecekte de takip etm em gerekir, dolaysyla daltan mutlak ola
rak kurtulmu deilimdir.
Biz kendiliinden (spontan) olduumuz iin ve bilin olarak kendi ken
dimize asl durduumuz iin zamansal deiliz, tersine, zaman kendiliin-
denliimizin temeli ve lsdr; "teye geebilme" ve "hi haline getirme"
gcmz bize zaman ile ve yaam ile verilir (PP. 489).

Algn n Fenomenolojisi'nde Dncenin Zam ansall


ve Zam ansallk Anlaynn Kesiim i

Algnn Fenom enolojisi'nde zaman stne dnm ek ile zaman iinde


dnmek arasnda gz ard edilem eyecek kadar sk bir ilikinin var
dndan sz edebiliriz artk: Balam sallk kavram , zam ann ufuklu
yapsnda; M erleau-Ponty'nin sz ettii "ak durum ", zam an sentezi
nin bitm em iliinde; organik diyalektik, zam ann kendinden-geili-
liinde, konularn em erkezlilii ise "bir yaam n tutarll"nda r-
neklenmektedir. A rtk zam an ile dnce arasndaki ilikinin nasl bir
iliki olduu sorusunu sormalyz.
H er dnm e zam an iinde gerekleir am a zam an da "zamana
ynelmi bir gr gerektirir. Bu iliki, b ir karlkl bam llk ili
kisidir, yleyse elerinden yola klarak betim lenem ez, elerini
kendisiyle birlikte getirir. Dem ek ki bu ilikiyi kavram ann ilk kou
lu, etkinlikle edilginlik, znelikle nesnelik arasndaki ayrm lar aar
ken bunlar tam da olanakl klan zemine ynelm ektir. Baka bir de
yile, zam an iinde dnm ek ve zaman stne dnm ek derken ne
kast ettiim izi yeniden anlamalyz. Algnn Fenom enolojisi bu so
runlar zm em i m iydi peki? Btn deneyim lerin em erkezli olduu
yeni bir znelik tanm dnyay, algy, zam an ve dnm eyi akla
110 DNYANIN TEN

m ak iin yetersiz midir? Son alm a notlarnda M erleau-Ponty bu so


rulara aka olum suz yantlar verm ektedir.23 yleyse son yllarnda
M erleau-Ponty baka bir zm yoluna m iaret etmekteydi? Mer-
leau-Ponty'nin dledii am a tam am layam ad kapsaml yaptn tas
lak ve alma notlarn bir araya getiren Grnr ve Grnmez d
nce ile zaman arasndaki ilikiyi elerden deil, ilikinin kendisin
den yola karak aklayacak bir yenilik mi getirmektedir?
Oysa G rnr ve G rnmez, M erleau-Pontynin dnce yaam
nn en bandan beri urat sorunu, alg sorununu bir kez daha di
le getirm eye alarak balar ie. D aha ilk tmce yledir: "eylerin
kendilerini grrz, dnya da bu grdm zdr" (VI, 17). Bu ner
m eler gndelik yaam dan alnm tr ve bizim doal tutumumuzda,
bir dnyann var olduuna ilikin st rtk varsaymmz, bizim
eylerin kendisine algyla ulatm za ilikin inancmz ortaya ko
yar. "Aac gryorum," derken unu kastediyoruzdur: "Darda bir
aa var, dolaysyla bir 'dars' var; ben de imdi dar kp o aa
ca bir biim de ulayorum." Bu nermeleri mantksal olarak tem el
lendirm ek de rtmek de olanaksz gibidir, nk mutlak kukucu
luk da dnyann var olm adn ileri srerken gene bir dnya varsa
ym na dayanr; algladklarm zn birer dten ibaret olduunu sy
leyebilmek iin de "asl" uyankla ilikin bir nbilgiyi, yani bir "sa
hici" alg, "gerek" alg nbilgisini gereksinir, ki bu da algsal inan
cn ta kendisidir. Peki bu "gerein" kayna nedir? Elim izdeki tas
lak ve notlardan M erleau-Ponty'nin son yaptnn temel sorusunun bu
soru olacan karsayabiliriz. uras kesin ki M erleau-Ponty G r
nr ve Grnmez'de dorudan doruya bu vahi, indirgenmesi ola
naksz dnyaya ynelmekte, bir alg fenomenolojisinden kp, feno-
menolojinin snrlarnda varlkbilim e doru yol almaktadr.24

23. Le visible et l invisible (Griinr ve Grnm ez ), Gallim ard, 1964. s. 237,


253.
24. "Fenomenolojinin sm rlar"ndan sz ederken. Renaud Barbaras'n "Feno-
m enolojinin Snrlarnda M erleau-Ponty" balkl yazsn dnyoruz (Chiasmi
International. Merleau-Ponty, lhritage contemporain, VRIN, M im esis, M enphis
niversitesi. 1999, Milano, s. 199-210). Sz konusu yazda Barbaras, Merleau-
Ponty'nin son dncesini evrenbilim ve fenomenoloji ayrmnn geriliminde yo
rum lam aktadr: Husserl'in akn (transcendantal) fenomenolojisinde gerekliin
kendisini bir Hilik zemininde verdii varsaym bulunmaktadr. Merleau-Ponty,
indirgenemez zemin olarak fenomenal dnyay temel almakla, tam da bu varsaym
ZAMANSALLIK DNCES 111

Grnr ve G rnm ezdeki temel akl yrtm eyi ksaca zetleye


rek M erleau-Ponty'nin bu "vahi dnya"dan ne anladn kavram aya
alalm : D eneyim dzeyinde hibir nesneyi tam olarak (rnein ii
ni ve arkasn) grem iyorsam , bunun nedeni elbette vcullu ve za-
mansal bir varlk oluumdur. Bana bir gr alan sunan vcudum,
hep bir grm eyi alan da brakr: nmdeki kbn birka yzn g
rebilm em le arka yzn gremem em ayn olgunun iki yzdr. H at
ta Algnn Fenom enolojisi'nde sylendii gibi, odaklam adm , odak-
layamayacam ufuk sayesindedir ki bir nesneyi odaklayabilirim.
Am a G rnr ve Griinmez'm yenilii algdaki figr-zemin ili
kisini betim lem enin tesinde, vcudun baka bir zelliini de vurgu-
lamasndadr; bu zellik vcudun bir bakma bir nesne oluudur. V
cudum hem bir gren, hem bir grlendir. Grlebiiirlii sayesinde
vcudum nesnelerle ayn kum atandr ve dnyayla aramdaki algsal
inan ilikisi bu nbilgiye dayanr: Bir zne olarak benim bakarken
hem nesnelere ulam am n, hem de algnn bende gereklem esinin
koulu bu ortak dokudur:
E e r (v c u d u m ) n e sn e le re d o k u n a b iliy o r v e o n lar g re b iliy o rsa, b u n u n
lek n ed en i o n la rla a y n a ile d en o lm ak la, g r le b ilir v e d o k u n u la b iiir o lm a k la
v c u d u m u n k e n d i v a rl n n e sn e le rin v a rl n a k a tlm a k iin b ir yol o la ra k
k u lla n m asd r, b u iki v a rlk tan h e r birin in tek isi iin a rk e tip o lm a sd r, v c u
d u n e y lerin a la n n a a it o lm a s v e d n y a n n e v re n se l ten o lm a sd r (VI, 181).

Buradaki ten kavram ndan ne anlamalyz? Ten, grmenin ve g


rlm enin, dokunm ann ve dokunulm ann, duym ann ve duyulm ann
ortak kaynadr, hem evrensel hem zel dokusudur. "Teni dile getir
mek iin eski e' terimi gerekiyor: su, toprak, hava ve ateten sz
ederken kullanld biim iyle, yani bir genel ey anlam nda, zaman-
sal uzam sal birey ile ide arasnda yar yolda, nerede bir varlk paras
bulsa, oraya bir varlk biemi getiren, ete kem ie brnm bir tr il
ke. Ten, ite bu anlam da Varln e'sidir" (VI, 184). Ten kavram bi
zim sorum uza nasl b ir k tutuyor? A lntladm z ten tanm bu ko-

bertaraf etmitir. Bu fenomenal dnya, konu durum una getirilem eyen, gncelleti
rilem eyen, ama gncelliin "asl astan" olan bir gcllk alandr. Husserle ynel
tilen bu eletirinin bir rneini G rnr ve Grnmez"deki alm a nollannda bula
biliriz: A lgnn Fenom enolojist ndeki zm lem elerin m erkezinde yer alan "bulu
nu alan" kavram nn Husserldeki biimini M crleau-Ponty son alm alarnda "ka
lnlksz. bir ikin bilin" olarak tanm larken (V I, 227), daha ileride imdiki zam a
nn "aknlksz, mutlak bir akm " olmadn vurgular (VI, 249).
112 DNYANIN TEN

nuda bize bir k noktas salyor en azndan: Ten, zamansal birey ile
ide arasnda yalnzca "yar yolda" deildir, bu ikisinin eklem idir de,
nk olgu (zamansal uzamsal birey lemi nesneler) ile z (bu nesne
lerin deneyim lenilerindeki deim ezlik) arasndaki kartln altn
da, olgusallk terim leriyle tanm lanan ten yatmaktadr: N esneler gibi
ideler de bir hilik zem ini stnden km az karsna znenin, nk
ze indirgemede (rduction eidtique) "btncl bir eitlem e dene
mesi" (VI, 149), btnyle indirgeyem ez olgusall. eitlem e her se
ferinde "bir eyleri" varsayar. Bu olgusallk boyutu, "nerede ve ne za-
rnan'm devreye girii" (VI, 184) olarak, "zamann teni"dirde: "Her ide-
letirmeyi benim sremin ve baka srelerin aac ayakta tutar; idenin
arkasnda gerek ve olanakl btn srelerin birlii, ezam anll, bir
tek Varln batan baa tutarll vardr. zn ve idenin salam l
nn altnda deneyimin dokusu, zamann teni vardr..." (VI, 150)
Alglayan ile alglanan arasndaki tersine evrilebilirlik ilkesi ve
onun at ten boyutunu M erleau-Ponty varln atomu, tem eli, z
ya da arkhe'si olarak deil, bir patlam a olarak, bir farkllam a ilkesi
olarak dnr. Nesnelerle algm n ilikisinin benden eskiye, anonim
bir Grnrle, dnyann tenine dayanm as, kkende bir kaynam
ya da akm annn bulunduu anlam na gelmez. Nitekim M erleau-
Ponty Grnr ve G rnm ezde "kken" szcn nce trnak ii
ne alr, trnaklan drd tm cede de "kkenselin p atla y n d a n
sz eder: "Kkensel olan patlar, felsefe de bu patlaya, bu akmaz-
la, bu farkllam aya elik etm elidir" (VI, 165).
Tersine evrilebilirlik ilkesi, gren ile grlenin i ieriinden sz
etm em ize olanak tanyorsa da, bu ilikiyi bir rtm e ilikisi olarak
tanmlamam za izin verm ez, nk rnein erim asla hem bir doku
nan, hem bir dokunulan olam az, konuurken kendi sesimi iitemem,
ancak son anda uultusunu yakalayabilirim , baka bir sesi iitebili
rim: Vcudum her seferinde indirgenem ez bir bulanklk, skalam a
pay barndrr (VI, 194). Ayn biim de dnce ile zamann kesitii,
ilikilendii ne kadar kesinse, dncenin zamanla akm ad da
bir o kadar ak grnyor, yoksa A ziz Augustinus'un "Zaman ne
dir?" sorusu karsndaki gl25 ortadan kalkm olurdu. "im di
ki zaman bile aknlksz, mutlak akm deildir" (VI, 249).

25. "[Zamann ne olduunu] eer hikim se benden sormasa biliyorum; ama so


ran kiiye aklamak istesem bilmiyorum" (tiraflar, Onbirinci kitap, XIV).
ZAMANSALLIK DNCES 113

Zaman iinde dnm eyi bir edilginlik olarak betim lem ek de, za
man stne dnm eyi bir etkinlik olarak grmek de yetersizdir, bu
yzden Algnn Fenom erolojisf nde srasyla dncenin zamansall-
n ve zamansallk dncesini irdelemek bizi ister istem ez G rnr
ve Grnmez'm alanna gtrr: grm e nasl her seferinde bir gr
nrlk/e olm ak ise, zaman stne dnm ek de zaman iinde d
nm ektendir. "Zamann kendi kendini oluturm as, hep zam an dan
olan birinin bak asndan grlmesi gerekir" (VI, 237). G rnr ve
Grnmez'i oluturan taslaklarn son tmcesi bu tersine evrilebilir
lii "nihai gerek" ilan etse de, unutm ayalm , eer ayn taslaklardan
bir yapt ksayd, bal Gerein Kkeni olacakt.
A L G ISA L N A N

Z eynep Savan

ALGI, M erleau-Pontynin felsefesinin balang noktasdr ve onun


eserlerinde merkezi bir kavram olm a statsn hi kaybetmemitir.
Ancak algy felsefe gelenei iinde ele alnd gibi dnm ek, M er
leau-Pontynin kurduu yeni yapy anlam ada iimizi kolaylatrm ak
tan ok zorlatrr. Bunun en belirgin nedeni ise, M erleau-Ponty'nin
felsefesinde algnn yeni bir tanm nn yaplm asndan ok, algsal ya
antnn bctim lenilerine yer verilmesidir. Alg bir aklk olarak
kar karmza: Dnyaya alm n akl olduu kadar, dnyann
alndaki aklktr bu. Alg hem eyleri bana, alglayan bedenime
tar hem de eyleri aar ve kendileri haline getirin
Dnyada ilk yaantladm ey, algm n bana sunduu bir kesin
liktir. Algm, "bir ey var", "ben varm", "dnya var" gibi inanlarmn
olutuu yerdir. Dnya ve eyler zerine dncelerim bu inancn
zerinde ekillenirler. Ben eyleri dncem le anlam landrm aya ba
lamadan nce, dokunuum ve bakm onlarla ilksel bir iliki kurm u
tur oktan. Bedenimin dnya ile olan bu tem asyla bir anlam lar a
rlm tr ki bu ilksel sentez, daha sonra benim bilincimde kurarak,
dnyaya kattm anlamlar nceler. M erleau-Ponty'nin "eylerle ses
siz temasmz" derken kastettii ey ite bu ilksel ilikidir. Anlam,
"...onlar sylenmi eyler olm adan nce...", algsal yaantda "eyle
rin sessiz dili" iinde oluur (VI, 61). Merleau-Ponty'nin hedefi alg ile
dnce arasndaki bu ba kurmaktr. Alg, bizi dnyaya balayan
gbek bamzdr. Bedenim izle dnyada bulunuumuz sonucu oluan
algsal inancmz dncem izi nceler. Merlcau-Ponty, algsal inanc
mzla uzlaacak, refleksiyon ncesi, varlkla kurduumuz temas gz
den karmayacak ve bu ilksel tem asta varln bizim iin ne olduu
sorusunu barndrabilecek bir felsefenin izini srer. Grnr ve G
rnm ezin daha ilk sayfalarnda bunu yle dile getirir:
ALGISAL NAN 115

...d n ce a k a o rta d a o lan tarih in i y a d sy am az , kendi a n la m n n d o u


u nu k en d in e d ert etm elid ir. D u y u m sa n r d n y a , z n d ek i an la m ve y a p g e
rei, d n c e e v re n in d e n "daha y a ld r", n k birin cisi g r n r ve n isp e
ten s re k liy k e n , g r n m e z ve k e sin tili o lan kincisi, ilk b a k ta b ir btn
o lu tu rm a z v e a n ca k d i erin in k a n o n ik y a p la rn a y a sla n d s re c e h a k ik a
tin e sah ip o lu r (VI, 28).

M erleau-Ponty, doal algm z sonucu oluan "algsal inan"dan


bahsederken yle der: "eylerin kendilerini grrz, dnya bu gr-
dmzdr" (VI, 17). Algsal inancm z, eylerin varlna ve dnya
da oluum uza dair inancmzdr. Yaadmz her an, dile getirm eksi
zin onaylarz onu. Ancak algm n bana sunduu bu kesinlik, karanlk
ta kalm bir kesinliktir. Yaand kadar kolaylkla sze dklem ez,
tez haline getirilemez. Onu her ifadeye dkmek isteyiim izde, eli
kiler doacaktr. ncelikle "dnya", "ey", "grmek" gibi her an kul
landm z kavram lar bulanklar; bu szcklerin, bilincinde oldu
umuzu sandm z anlam larn yakalam ak iin gsterdiim iz her a
bada, onlar hakknda aslnda hibir bilgimizin olm adn fark eder,
ne olduklarn sylem em izi salayacak hibir dayanamzn olm ad
gereiyle yzleiriz. Neredeyse, algsal inancn iinde birer inan
gibi kabullenm iizdir onlar. Algsal inancmzn bir sonucu olarak,
"algmzn nesnelerde sonlandn" ve ayn zam anda "bizim algmz
olduunu" varsayarz. Doal algda ya da pratik hayatta birbiriyle e-
Umeksizin ezam anl olarak yaanabilen bu iki kan, tez haline geti
rildiklerinde, algsal inancn paradokslarna sokar bizi. Algm eyle
re szm akta mdr, yoksa sadece benim algm m dr? Algsal inan,
dnya ile olan deneyim im izde kesinlii yaanabilen, ama sze dk-
lemeyen bir kan olarak kalr. Merleau-Ponty, dnyann bizim iin
olan kesinliini yle dile getirir: "...kesinlik, btnyle kar konul
m az olsa da tam am yla karanlk kalr, onu yaayabiliriz, ama ne d
nebilir, ne form le edebilir, ne de tez haline getirebiliriz." Dile ge
tirm eye kalktm zda algsal inanc paradoksal klan, byle bir ke
sinliin bir yandan "hakikatin bizdeki temeli" oluu, bir yandan da
karanlk kaldr (VI, 27).
M erleau-Ponty'ye gre hem bilim ler hem de felsefe balangla
rnda algsal inantan yola karlar, am a ona dayandklarn, onu te
mele aldklarn unuturlar. En nem lisi de algsal inancn paradoksla
ryla yzlemek yerine, kendi tuttuklan yolda, ya bu paradokslar or
tadan kaldrdklarna, ya da ilerledike onlar aacaklarna inanm ala
116 DNYANIN TEN

rdr. Oysa algsal inancn paradokslar, ne Descartes'dan gnmze


dek gelen refleksif felsefenin rn olan, "mutlak bir bilincin" h
km srd bir "dnce evreni"nde ortadan kalkar, ne de bilim le
rin "mutlak gzlem cisinin", "...bizim onlarla olan karlam am zn
eylere katt tm yklem leri (prdicats) dlamas..." ile alabilir
(VI, 31). Deneycilikte, alg d gerekliin kendini sunuudur, ya da
M erleau-Ponty'nin szleriyle sylersek, "nesnel dnce algnn z
nesini tanmaz" (PP, 240). Entelektalizm de ise bu tez tersine evrilir,
"...dnya, bir dnya dncesinin balla (corrlatif) haline gelir
ve bir kurucudan bakas iin varolmaz" (PP, 241). Grlyor ki ide
alizm ve realizm, her biri dierini dlayacak ekilde, algsal inancn
iki kutbunda yer alr. Ve algsal inancn iinde barndrd, algmn
bir yandan benim algm oluu, bir yandan eylere szmas gibi bir if
te olabilirlii, algsal inanc tez haline getirm ekle birbirlerinden kes
kin bir biim de ayrrlar. zne-nesne, beden-tin ve z-varolu ikilik
lerinin ortaya knn altnda yatan da bu ayrltr aslnda.
Refleksif felsefe, zellikle de M erleau-Pontynin Grnr ve G
rnm ezde ele ald ekliyle, Descartes ve Kant ile balayan znellik
zerine kurulu felsefeler, hatta Sartre'n negativist felsefesi ve H us
serl fenomenolojisi bile znenin bu dnyada bedenli varoluunu gr
mezden gelmi, felsefeyi, "doal insann kendini orada artk hi tan
mad", beni dnyaya balayan balarn koparlm olduu bir yere
tamlardr (VI, 18). Bilim in de tavr ayndr. Sonu olarak hem fel
sefede hem de bilimlerde m utlak kuatc bir seyretm e (survol abso
lu) halindeki zne, dncesinde yeniden bir dnya kurar. A m a bunu
yaparken, algsal inancm z gerei varolan bu duyum sanr dnyadan
yola karak bir dnceler evrenine ykseldiinin farknda deildir.
Kant'n "eer bir dnya m m kn olacak ise" deyiinde ierilen ihti
mal, bu dnyada oluum uzdan itibaren dnlebilir ancak. Descar-
tes'n cogito'ya dayanarak yeniden kurduu gereklik, bu dnyann
gerekliinin izlerini tar, algsal inancm zda temellenir. "Hakikatin
iinde olma gvencem iz, dnyada oluumuzla birdir," der M erleau-
Ponty (VI, 28). Bu szlerinde, onun, Heidegger'in felsefesiyle yakn
ln duym azlktan gelm ek m m kn deildir.
Heidegger'e gre, Aristoteles'ten sonra onu yorumlayan felsefe
gelenei upuygunlua (adquation) dayanan mantksal doruluk an
layyla ilksel hakikatin stn rtmtr. Ayn zam anda varolanla
rn varlnn stnn rtlmesi sonucuna da yol am tr bu. Varo
ALGISAL NAN 117

lanlarn kendilerini gsterebilm eleri iin, bir rty aan ve rts


alan olmaldr. D asein'm rty aan olmas iin, Daseir'n dnya
da alm (Erschlossenheit) olmas, dnyann ona alm olmas ge
rekir. Heidegger, Varlk ve Zam an'm ''Daseir, Aklk ve Hakikat"
balkl paragrafnda yle der: "Ancak Daseir varolduu srece ve
o lde hakikat vardr."1 Heidegger, hakikati, D asein'm varln,
onun "dnyada olma" (etre-au-m onde) yapsnn bir paras olarak
dnr. Hakikat, ncelikle D asein'm akldr. Bu aklk, dnya
iinde varolanlar rtlerinden syrr, onlar varlklarnda ortaya
karr. Heidegger hakikati, D asein'm varolanlarla kurduu ilikinin te
m elinde arar. Dnya iinde varolanlarn, felsefi dnce ya da bilim
ler onlar birer nesne olarak nm ze koym adan nceki anlamlarn,
kullanm dnyas iindeki varlklarn sorgular. G rlyor ki M erle-
au-Ponty, kendi felsefesinin temeline algy, yaayan bedeni koyarak,
Heidegger'i yeniden okumaktadr. Her ikisi iin de, varlkla temasn
yeri bu dnyadr. M erleau-Ponty, algsal inancn elikilerini feda et
m eksizin, onlar iinde barndrabilecek bir felsefenin arayna girer
ken, varlkla kurulan bu ilksel temas elden karm am ay hedefler.
Bilim ler ve refleksif felsefe ise bu ilksel temas anlam akta yetersiz
olduklar iindir ki dayandklar algsal inancn ayn zam anda zeri
ni rtmektedirler.
Bilim, kendi payna, algsal inancn paradokslaryla uramay,
tm varolanlarn srrn zecei bir gne erteler. Bilim adam iin
"gerek, nesnel olandr" (VI, 31). Nesnel olana ulam ak adna, eyler
le kurduum uz tem asta onlara kattmz anlamlar, belirlem eler bilim
tarafndan ayklanr. Bilim sel yntem, eylere "m utlak kuatc bir
bakla" yneliin yntemidir. Nesneyi her tarafndan kavrayabilece
imizi, onu tm perspektiflerinden grebileceim izi varsayan bu ba
k, temelinde bedenli oluum uza dayanr. Byle bir bakla nesnele
re yneliim, "yapabilirim "in (je p e a ), yani bedenim in m eknsall-
nn bir sonucudur (VI, 60). Nesneyi kuatan, onu her tarafndan g
rebileceimi varsayan bak, bedenim in nesne etrafndaki hareketinin
verdii bir imkndr aslnda. M erleau-Ponty, A lgnn Fenonenoloji-
s/'nde, eylerin farkl perspektiflerden grnlerini bir btnde top
lamann, yaayan bedenin (corps propre) onlarla kurduu ilikinin

1. Martin Heidegger, Elre et Temps, ev. Franois Vezin (G allim ard, 1986), s. 278
1226]. Bundan byle ET.
118 DNYANIN TEN

bir sonucu olduunu savunur. Bir kbe farkl yzeylerinden bakabi


lirim. Ancak yine de kbn kendisi bu farkl perspektiflerin topla
mndan fazla bir eydir. Yaayan bedenim ve eyler bir sistem olutu
rur. Bu sistem iinde yaayan bedenim i tandm gibi tanrm eyle
ri de. Bedenimin blmleri arasndaki "yaayan birlik"in dnya, ey
ler ve bedenim arasnda da olduunu syler Merleau-Ponty. "Dar
nn algs ve yaayan bedenin algs beraberce deiir, nk onlar
ayn edimin iki farkl yzdr" (PP, 237). Bilim ise, mutlak kuatc
bakyla bir ideal anlam lar dzeni kurarken, bu bakn bedenimin
bir imkn olduunu, ksacas algsal inancn k noktas olan be
denli varoluu unutur. Yaanan, tm yaanmlndan syrarak, onu
kendinde ey aratrmasnn konusu olan "saf nesne" haline getirir.
Bilim adam da "saf nesnesinin karsndaki Mutlak Tin" haline gel
m itir (VI, 32). Bilimin, varolan nesneye, eylerle aramdaki "geili
lik" ilikisini nedensellie dntren yaps, varl gzden karr.
Fizik alannda kullanlan kuram lar psikoloji alanna da kayar. Dnya
y ve insan bedenini inceleyen bilimlerin, bu ikisini de nesneye indir
gemesi gibi, psiik alandaki alm alar da tini, ya da Merleau-
Ponty'nin deyiiyle "insann grnm ezini" nesne gibi dnmeye
balam am za yol aarlar (VI, 37).Yapsal psikolojinin, Getalt psiko
lojisinin durum udur bu. "[Getalt] Form psikolojisi, kendi nesnellik
alann oluturmak istemi, onu, davrann formlarnda kefedecei
ni dnmtr" (VI, 38). O ysa M erleau-Ponty'ye gre, davrann
formlarnn ilevsel belirlenim lerinden yola karak algnn gerek
leme koullarnn saptanabilecei yaklam , bizi "davrann ilk
katm anna", "onun btnsel belirlenimine" gtremez (VI, 39). n
k psiizmin varl, neden sonu ilikileri iinde ya da koullardan
itibaren aklanamayacak ekilde "ayrk ve "kesintili"dir.2
R efleksif felsefede olduu gibi bilimlerde de, yanlsamalar, gr
nler hep znenin tarafna atlmtr. Gerek ve grn, bilimin
nesnel evreninde kesin olarak birbirinden ayrlr. Doal algda ise,
grnle gerek arasnda bir i ielik sz konusudur, grnten
geree gei, biri dierinden koparlam az olduu iin llem eye

2. Burada davran biim lerim izin "aynk" olmalaryla, farkl biimlerde orta
ya klar, birbirleri ile neden sonu ilikisi iinde olmaylar kastedilir. "K esin
tili" olm alarysa onlarn birbirini bir zam ansallk iinde takip em eyii, sreksizli
idir.
ALGISAL NAN 119

cek bir eydir. Bilim in ideal anlam lar dzeni iinde, bu gei nesnel
biimde betim lenir (VI, 41). "Benden ufka doru uzaklaan yol" rne
inde, yolun benden uzaklatka daral, bilim dilinde "grnr b
yklk" ve "sabitlik varsaym na dayanarak yolu koullara bal
olarak grm le aklanrken, doal alg beden yordam yla yolun
ayn yol oluunu, hibir koul ya da ltn etkisi altna girmeksizin
bilir (VI, 40).3 G rn ve gerek ayn hakikatin tezahrdr; bir ara
da alg alanm olutururlar. M erleau-Ponty'nin "fenomenal alan" de
dii, yaayan bedenin dnyadaki deneyim inin alandr bu.
G rlyor ki bilim , doal tavr grm ezden gelir, onu hesaplam a
lar ve lm leriyle kendi ontolojisinin iine sokar. Varln nesneye
indirgendii bu "nesne ontolojisi", dnya ile olan ilksel temasmza,
nesne ve zne ikiliinin henz olmad ten ilikisine srt evirir, al
gsal inanc karanlndan karmak, onun elikileriyle hesaplamak
bir yana, onu "aar ve unutur (VI, 36). Bilimler, m utlak bilgi yolun
da, "varln anlam sorusuna yabanc kalr" (VI, 3 3 ), oysa "ne kendi
leri adna ne var sorusunu kesip atmaya, ne de dnya ile olas bir te
mas reddetmeye" haklar vardr (VI, 35). Varln anlam sorusu, He-
idegger'e gre felsefi sorgulamann temel sorusudur. Sorunun ceva
bn. bu gne dek gelm i felsefeleri ters ynde, geriye doru katede-
rek arar Heidegger. nk sorunun unutuluu, her ada biraz daha
stnn rtlnden baka bir ey deildir aslnda. Varlk ile ilksel
tem asta kurulan anlam giderek elden kamtr. M erleau-Ponty ise bu
ilksel tem asn imknn, alglanan dnyada yakalamay hedefler. "Bi
lim, alglanan dnya ile ayn varlk anlam na hi sahip olm ad gibi,
hibir zam an iin de sahip olmayacaktr... bilim, alglanan bu dnya
nn belirlenm esi ya da aklanmasdr..,"4 Oysa dnya, belirlemelere
ya da aklam alara deil, betimlemelere izin verir; onun varlnn
anlam, dardan gzlem lerle deil, eylerin kendilerine geri dnerek
ancak hayatn iinden yakalanabilecektir. Bilgiden nceki bu dnya
ya dn "...idealist biimde bilince dnten kesinlikle farkldr ve

3. Benden ufka doru uzaklaan bir yol giderek daralyor gibi grnr ve ufuk
ta kaybolur. Gerekte yol daralm am aktadr oysa. Bilim bunu yolun, yaknndaki di
er nesnelerle karlatrlarak llebilirlii olarak aklar. M erleau-Ponty'de ise
bu. alglayan bedenin, onu evreleyen dnya ile kurduu ilikinin bir imkndr.
4. M. M erleau-Ponty, Phnomnologie de ta perception (Gallimard, 1945),
Avant-Propos, s. 3; A lgnn Fenomenolojisine nsz, ev. M edar Atc, bundan
byle metnin iinde "AF" harfleriyle belirtilecek..
120 DNYANIN TEN

salt betimleme zorunluluu, bilim sel aklamay dlad gibi, ref-


leksif zm lem enin yolunu da dlamaktadr" (PP, iii; AF, 27).
Refleksif felsefe, "dnya ile gbek bamz, onu yeniden olutur
mak iin koparmakszn, kurm akszm , retmeksizin anlayam ayaca
m dnr" (VI, 54). Bu yeniden oluturm a sreci, dnyann, akn
benin dnya dncesinin balla haline geliinin, znenin bilin
cine ikin olarak yeniden kuruluunun srecidir. Aknlm dan bu
syrl ile, dnyann ele geiriliinin, tanmlarn, belirlenim lerin ii
ne sokuluunun tarihi balar. D ier taraftan baklnca znenin, ama
bedensiz bir znenin snrszca tm dnyaya yaylan hkimiyetinin
tarihidir bu. Refleksif felsefe, am pirik znenin yerine akn zneyi
geirerek, dnyann gerekliinin, her an gereklemekte oluunun
yerine bir dnceler evrenini koyar. A m a bu dnceler evreninin
dzeninde yeniden kurulan, algladm dnyadan baka bir ey de
ildir aslnda. R efleksif felsefenin "dnya dncesi"nin altnda, gr
dm z dnyann varolduuna dair kanm z olan algsal inancn
kendisi yatar. "R efleksif zm lem e, dnya zerinde olan deneyim i
mizden yola kar, ondan farkl bir olanak koulu olarak zneye yk
selir", bu znenin dnyay bilincinde yeniden kurarak oluturaca
"evrensel sentezi gz nne sermek" uruna, dnya ile olan ilikim i
zi, her an gereklemekte olan o deneyim i feda eder (PP, iv; AF, 28).
Refleksif dncenin znesi, bedensiz bir znedir. Oysaki deneyim
yoluyla beni dnyaya aan, "dnya zerindeki bak am olan" alg
layan bedenim dir (PP, 85).
Merleau-Ponty'nin "kar konulmaz inan" olarak tanmlad al
gsal inan, algnn "doruya giri yolu" olduuna dair inancmzdr.
Bir inan, bir kan oluuyla dnyann olabilirlii kadar, imknszl
n da barndrr. Heidegger'in diliyle sylersek, dnyann rtlme im
kn, iinde dnyann alnn imknn da barndrr. Heidegger ha
kikati, "geri ekilme" (retrait ) ve "rtsnden syrlma" (dvoile
m ent) kavramlaryla ele alr. D asein dnde (merak, bo konuma
ve mulaklkta), ortaya kann zerini rtt iindir ki hakikat ol
mayann iinde bulunur. Ancak hakikate giri yolu, rtnn syrlma
s olduundan, rtlme imkn bir anlamda kendini gstermeyi hazr
lar, onu mmkn klar. Varln geri ekilii, Dasein'm alna dn
yann alnn elik etmesinin kouludur adeta. rtlme ve aa
kna, varla dair olabilirliklerdir ve her ikisi birden hakikate erii
mi mmkn klar. Merleau-Ponty'de dnyann geri ekilii, kendini
ALGISAL NAN 121

saklamas dnyaya bedenim in perspektiflerinden yneliim den kay


naklanr. Doal algda bak alarm dan grrm dnyay. Dnyay
btnnde grebilm em in koulu, onun dnda durmaktr. Refleksif
felsefe, znenin bu darda duruunun mmkn olduunu sanr. Oy
sa doal algda bedenin im knlar, dnyay bir bak as ynnde
aar, bu ann dnda kalanlar karanlktadr, orada dnya kendini
gizler adeta. Yine doal alg iinde, yanlglar da gerekler kadar dn
yann bir alm a kouludur. Fenom enolojik dnya bir dorunun ger
eklemesidir; yanlg da bu gereklem enin iinde bir dorudur,
dnyay alglaym n bir trdr yanlg. yle grnyor ki Mer-
leau-Ponty, yanlgy, sz geen rtlme im knna dahil etmitir. Al
gda yaanan yanlg silinm eksizin, bir dorunun onun yerini alam a
yacandan bahseder. Doal alg iinde zne, m utlak bilin olarak de
il, alglad anda alglad eye bir anlam da hapsolm u, neredeyse
o alg edim i ile tanm lanm halde bulunur. D enebilir ki her alg edi
mi, bu znenin farkl zel halleridir. Hatta alglayan ve alglanan, ara
larnda her an yeniden kurulan ba sayesinde, her alg edim inde bir
yeniden douu, bir baka alg edim ine gemek iin ba koptuunda
ise, o algda lm yaar gibidir. Bir dieri onun yerini almakszn,
yanlg bile olsa, yaanm akta olan alg silinm ez ve her bir alg iinde
bulunduum uz gerein farkl bir yzdr adeta. Bu da "...her dene
yimin ayn dnyaya aidiyetidir, ayn dnyann olanaklar olarak, onu
ifa etmedeki eit yeterlikleridir" (VI, 64). Bilim ler gibi refleksif d
nce de, kendi evreni iinde doru-yanl, yanlg-gerek ayrmlar
yaparken, bu dnyann doal algda gereklem esinde yaanan tm
zenginlii hie sayar, dnyann aa kndaki eitlilii dnce
nin i tutarll ve kendi kendine uygunluu uruna ok abuk feda
eder. Aslnda bu zenginliin kayna, algm da bir dnlm em iin
hep mevcut olmasdr. "Aktel grm n evresinde, grlmeyen
ve hatta grnr olm ayan eylerin ufkunun" oluudur (PP, 251). Dn
ya algs ya da apaklklarm z yalnzca gerekliklerinden kuku
duym adm z alglar deil, dler ve gereklerin btndr. Bilim
ve refleksif dnce bunu reddeder. Onlar, zerlerinde btn bir bil
gi evrenini kurduklar apaklklar, dncem in nesnesiyle upuy-
gunluunu, rtm ekte oluunu kaybetm ek istemezler. Oysa "ortak
duyunun ve bilimin dogm atizm inden yeniden kendim e dndmde,
bir i dorunun barnan deil, dnyaya adanm bir zneyi bulu
rum" (PP, v; AF, 32). R efleksif felsefede olduu gibi, "doru sadece
122 DNYANIN TEN

i insanda oturmaz - ya da daha yerinde olarak, i insan diye bir ey


yoktur, insan dnyadadr" (PP, v; AF, 31). zne dnyadadr ve nere
deyse ona aittir. te dnyay znesinin bilincine ikin klan, dnya
nn kesinliini, dnya dncesinin kesinliine dntren refleksif
dnce, "dnlmez" olan, bu rtlm e imknn da grmezden ge
lir. "...refleksif zm lem e bizi zgn znellie geri dndrm ez, al
gsal bilincin yaamsal dm noktasn bizden saklar, nk kesin
olarak belirlenmi varln olanak koullarn arar" (PP, 55, dipnot 2).
Bu koullan bulm utur da, am a bilim lerin ya da refleksif felsefenin
varl, deneyimin iinde her an dokunduum uz varlk olmaktan ok
uzaktr. R efleksif dnce, algsal inancmzn kendisine baland
ham varl, zleri aram a yolunda kaybetmitir. Nasl olm aldr y
leyse, yaam n iinde konum lanacak, deneyim le balann koparma
yacak bir dncenin varlk anlay?
M erleau-Ponty'nin dncesi, bedenli varoluun dncesidir.
Tin-beden ilikisinin yeniden ele alnd bu dnce iinde tinin
egemenlii yklmtr. Ancak beden de onun yerini almaz. "Tinin bir
bedeni vardr, ve bedenin bir tini ve aralarnda bir kesiim" (VI, 313).
Beden yalnzca varoluun bir ekli olm akla kalmaz, algy mmkn
klan olarak, kendisinin eylerle iletiim im in yolu olduunu da bildi
rir bana. Alglayan olduu kadar alglanandr da. Bedenimde, algnn
bu ifte varolu imknn bana kantlayan ey, dokunan elim e dokun
mamn deneyiminde, alglayann alglanana dnmesi ya da baka
snn baknn bedenli varoluum u ispatlamasna, beni eyler arasn
da bir ey klmasdr. Bedenden bahsederken yle der Merleau-
Ponty: "...o, temelde ne yalnzca grlen eydir, ne de yalnzca gren,
o Grnrlk'tr..." (VI, 181). "Ten"dir bu "Grnrlk". eylerle
aramdaki bir geililik, tersine evrilebilirlik ilikisinden ortaya
kan ve her an kurulmakta olan Ten. M erleau-Ponty grenin ayn za
manda grnr oluunu "eylerle akrabalm " olarak ifade eder. Bu
akrabalktr T eni aan. Dokunulur oluum dokunabilmemin koulu
gibidir. "Bedenin kalnl", "eylerin kalbine gitm em in tek yolu"dur
ona gre (VI, 178). Algnn Fenonenolojisi'nz, yaayan bedenimi ta
nymn adeta eyleri tanmamn koulu olduunu sylerken kastet
tii, bu geililik ilikisinden baka ne olabilir? Yaayan bedenle ey
ler arasndaki birliktir bu geililik ilikisi. Algda benden dnyaya,
dnyadan bana akann, gem ie, im diye ve gelecee yaylndan
kar Ten. Bedenim grnr alglar, bakm n dokunuunda tenselle
ALGISAL NAN 123
ir eyler, dnce -gr n m ez o la n - ben'den dolaymlanarak tene ka
tlr, sz'de beden bulur, dncenin bedenidir sz, onun grnr y
zdr. "Szn basit bir sabitleme arac ya da hatta dncenin klf
ve giysisi olduunu syleyemeyiz," der Merleau-Ponty (PP, 212). Sz
ve dnce, grnr ve grnm ez birbirinde zarfanmlardr. Teni
dz bir sath olm aktan kurtarp, onu derinliine frlatan, grnrden
aldm grnm ez klarak grnre geri veriimcb yaanan, bu s
rekli geililik halidir. eylerden bana, benden onlara geendir. Ben
dnya olurum, eyler tenselleir (VI, 178). Bu anlamda tenin kalnl
srekli bir derinlem eden ibarettir belki de. G rnir ve Grnm ezde
"Ten"i u szlerle betim ler Merleau-Ponty:
S u skun g m e s z e a k t n d a ve k a rl n d a s z, adlandrlr ve syleni
lir olann alan n a a ra k kendi h ak ik a tin e u ygun b ir ekilde bu alanda yerini
a ld n d a, k sa ca , g r n r d n y a n n yap larn dntrip kendini linin ba
k k ld n d a, bu h e r z a m a n hem sz h e m dilsiz alg/ tutan ve tenin bir
y c eltiliiy m i esin e iden in n e red e y se tensel varoluuyla beliren geililik
fenom eni g ere i o lu r (VI, 203).

Tenin betim lendii blm boyunca, alg ve dnce ya da beden


ve tin arasndaki iliki, "grnr" v e "grnm ez" terimleri zerinden
kurulur. D nyada grnr alglarm . Grnmeyesim olan dnce
den dolaynlanan algm sz iinde grnr klank yeniden dnya
ya katarm. "denin neredeyse tensel bir varolua" brnmesi budur
te. Ten'i belirleyen zellikler olarak, ayn anda tlm a ve rtlme,
gren ve grlenin evrilebilirliindeki i ie gemilik, neredeyse
ayrt edilem ezlik, bilim in ya da refleksif felsefenin kesin olarak be
lirlenmi varlnn imknlar olamaz. Ten. zne-nesne ikiliinden
syrlm bir yap iinde algsal varoluu betim ler btze. yleyse bu al
gsal varolu, algsal inancn paradokslaryla yzlecek bir felsefe
nin kaplarn aar m diye sormalyz.
M erleau-Ponty, algsal inancn yznden, gvencesinden
bahseder: G rnr dnya, onu gren ve bu grenh baka grenlerle
olan ilikileri. R efleksif felsefe algsal inancn bu yzne de srt
evirir, M erleau-Ponty'nin deyim iyle ne de sadkatsizlik eder (VI,
62). Dnyay dncede yeniden kurmak iin ylar, yaanm ln
dan syrr, linin baka gz varm asna greni bedenden ayrr;
onun grnen dnya ve gren bakalar ile tek ten as alanm elinden
alr. Bilgi, ide'nin ideatum'uyla tam uygunluu, rtim esidir artk. Bu
uygunluun altnda yatan, algsal varoluta kuruan iliki, refleksif
124 DNYANIN TEN

felsefede grmezden gelinir. O ysa M erleau-Ponty'nin dncesinde


bilgi, rtmemeden itibaren m m kn olur. Sz konusu olan, gren
ve grnr olann bir kartl ya da rtmesi deil, daha ok kesi
mesi, "mesafeli bir yaknladr. Bu M erleau-Pontynin refleksif fel
sefede bilgi tanmm reddettii anlam na gelmez. Ne var ki o, bilgi
nin olanaklarn, bir nesne karsnda znenin mutlak seyirci olarak
konumlannn ncesinde, eylerle aram da kurulan bir kesim e ili
kisinde arar.
Dnceyi nceleyen bir dnyada duru vardr. Ya da baka bir
ifade ile sylersek "cogito'yu nceleyen bir kendinin dnda olma
hali. Heidegger, bu kendinin dnda duruu tanmlarken "Dasein za
ten hep dardadr," der (ET, 96 [62]). Varlk ve Zaman'da D asein'n
varln "dnyada olma" yapsnda tem ellendirir (ET, 86 [53|). te
idealizmin ve realizmin grm ezden geldii de bu kendinin dnda
dnyada durutur. Descartes'da, "ben" kendi zerine kapannda,
dnyada oluunu unutur. dealizm de znenin bilincinden bam sz
bir d dnyann varlndan sz edilm ez. Realizmde ise, bizi dene
yimlerimiz yoluyla etkileyen bir d dnyann varl tannr. eyle
rin bizim zerimizdeki etkisi, onlarn dnyadal sz konusudur, an
cak znenin bu dnyaya aidiyeti yine unutulur. Bu nedenledir ki d
ardaki nesnenin bilgisine ulam ak iin, znenin nasl olup da kendi
dna kabildii refleksif felsefenin, temel sorusudur. Realizmin ve
idealizmin tezleri, dnceyi nceleyen yapy, algda dnya ile ku
rulan ba aklamakta yetersiz kalrlar. M erleau-Poty'ye gre, alg
da kurulan bu ba aklayacak olan, dnya ile ilksel temas mmkn
klan, znenin "kendinin dnda duru"udur, kendini evreleyen
dnyann iinde oluudur. M erleau-Ponty'nin "dnlmemi" (irrf
lchi) diye tanmlad refleksiyon ncesi dnya ile iliki bu duru
iinde gerekleir. Heidegger, D asein' kullanm dnyas iinde, kul
lanlanlarla (Zuhanden) ilikisinde betim lediinde, dnya ile ilikinin
teorik bir bilme ilikisi olm adn savunur. Dasein dnyada hep bir
meguliyet iindedir. Dnya ile "alveri" bilme tem elinde deil,
pratik yaamn iinde yakalanacak bir eydir. Pratikten teoriye gei,
eylerin bizim iin kullanm eyas olmaktan km as, onlar birer
nesne olarak karm za almz, pratik yaamn, kullanm dnyasnn
kesintiye urad anlarda olur. Bunun dnda, pratik yaam da ken
dine ait bir tr bilme biim ine sahiptir. M erleau-Ponty ve Heideg-
ger'in dncelerinin, refleksiyonun ona ncel olan bir yaantda te
ALGISAL NAN 125

m ellendii ve bu yaantnn bir bilme, anlam landrm a olduu konu


sunda birletiini grrz, her ne kadar biri bu yaanty alg, dieri
kullanm zerinden aklam olsa da...
M erleau-Ponty dnya ile kurduum alg ilikisini Ten'de temelle-
dirir. Ona gre refleksif felsefenin zne-nesne ya da z-varolu ikilik
leri dnyay, eyleri ve kendimi, duyann ve duyulurun sarma dola-
lmdan, bu kesiim ilikisinden itibaren dnm em i engelleyecek
olan eylerdir. Ten'in kavram lar, gren ve grlen ise, birbirinin kar
snda deil, kysnda yer alrlar, onlann arasndaki iliki kartlk
deil, rtmemedir. Varln kendini a, bunlarn akm am asn
dan itibaren gerekleir. Algmn hem eylere szm akta oluu ve hem
de benim algm oluu, ayn anda gren ve grlen oluum un, yani g
rnrln, Ten'deki geililik fenom eninin bir sonucudur. yleyse
algm benim algmdr, alglayan bedenim de gerekleir, am a ayn za
manda eylerdedir, onlarn kendilerini alglar ve yalnzca alglam akla
da kalmaz, onlar neredeyse yeniden kurarcasna dnyaya katar. B en
de ve eylerde yaantlam r alg. Kendimden kp, eylerin kalbine gi
debilm em in imkn Ten'de yatar. Algsal varoluun alan, dnya ze
rindeki deneyim im in alandr. Ten'de gerekleen bu deneyim i, ref
leksif felsefenin deneyim kavram ndan ayran nedir yleyse?
Deneyim , M erlcau-Ponty'de, m utlak seyretme halindeki znenin,
onu btnl iinde grebilecei haliyle deneyim deil, aktel ola-
.rak deneyimdir. D eneyim btnsel olarak katedilem ez. Bedenimizin
perspektiflerinden bakarz dnyaya. R efleksif felsefe, benim ve de
neyimim in olgusalln aar. O lgulara deil, onlarn zlerine, anlam
larna ynelir. eylere hibir yerden, am a ayn zam anda her yerden
bir bak m m knm esine, eylerin btnn grdn dnr
ve bu btnn iindeki z arar. Deneyimi de ayn ilem e tbi tutar.
Deneyimi btnl iinde yakalayacan, onun zndeki anlam
kavrayacan varsayar. zler alan kurulduunda, dnya her birimiz
ve hepim iz iin bir zdelik alan haline gelir. Husserl fenomenoloji-
sinde de varln anlam na ulam ak ze ulamaktr. Burada da, olgu
ve z ayrm ndan itibaren dnlr varlk. Husserl'de ze yneli,
zsel eitlem e (variation eidetique) ile mmkn olur. Bu, imgelem
gcnn, eylerden, geriye yalnzca onlar o ey yapan kalana dek
tm nitelikleri atdr. Olgu deneyim den dlanr. eylerin ya da de
neyimin zne bu yolla ulalacam sanmak, M erleau-Ponty'ye g
re refleksif felsefenin hatasna dmektir. D eneyim e kuatc, zam an
126 DNYANIN TEN

sz ve m eknsz bir bakla ynelm ek, bedenli varoluumu, dnyann


ve benim olgusalhm reddedile mmkndr. O ysa "...idenin arka
snda, gerek ve mmkn tm zam anlarn sredelii, birlii vardr,
bir tek Varln bir utan bir uca balan" (VI, 150). Zam anlarm zn
bu birbirine balanndan "zamann teni" diye bahseder M erleau-
Ponty. Zamann teni iinde olgu ve z ayrlam az halde bulunurlar.
Tm bir refleksif felsefe gelenei boyunca dnldnn tersine,
aktel halde olan zsel olann deil, zsel olan aktel olann bir e
itlemesi olabilir. z sorusu, dnyann bizim iin varoluundan itiba
ren mmkn hale gelir. "Ama... nereden biliriz bir ey olduunu, bir
dnya olduunu?" diye sorar M erleau-Ponty. Algsal inanla oluan
bir bilm edir bu, byle olm akla da zn nndedir. z, varl yaan
makta olandan soyutlar, bize varln ne olduunu retemez.
M erleau-Ponty Algnn Fenom enolojisi'nde fenom enolojiden
bahsederken onun algsal inanla ilikisini yle tanmlar: "Doal ta
vr almann dorulam alarn kavrayabilmek iin onlar askya alan
akn bir felsefed ir,... btn abas ona felsefi bir aama kazandrma
abasyla dnya ile olan naif temas yeniden bulmaktr" (PP, i; A F ,
22). Algnn Fenomenolojisind&, dncenin bu tavrn, dnyay in
dirgediini ve bilince ikin kldn dnd duyumculuun ve
akn idealizmin karsna koyar. Fenom cnolojinin, ynelimsellik sa
yesinde, algmn hem bende oluu hem de nesnemi hedefleyiiyle al
gsal inancn paradokslar ile yzleebileceini dnr. Husserl'in
felsefesini hedefleyerek yle der: "Fenomenoloji zler zerinde
durmaktr..." ve ekler: "Ama fenom enoloji, aym zamanda, zleri va
roluun iine yerletiren bir felsefedir; olgusallklardan yola km ak
szn insann ve dnyann kavranabileceim dnmez" (PP. i; A F ,
21). H usserlin felsefesinde, ze indirgeme (rduction eidtique) dn
yann anlamn grmek iin onu askya alr. Bu anlamda dnyann
zn aramak, onu akn bir znenin bilincine indirgemek olm am a
ldr. ndirgeme (rduction), olgusallktan zn nasl kaynakland
n kavram ak iimdoal tavra, dnya ile olan yaknlmza ara verir.
Am a indirgenen bu dnya hep orada olandr. "Her bilin bir eyin bi
lincidir," der Husserl. eyler bilincim e ikin klnmamtr. Onlar bi
lincimde kurmam deil, betim lem em dir H usserlde sz konusu olan.
"ze indirgeme... bilincin dnlm em i yaam yla refleksiyonu
denkletirm enin tutkusudur" (PP, xi; A F , 45 ). Bu anlamda da temele
ald doal alg ile onun zerine refleksiyonu beraberce barndrr
ALGISAL NAN 127

gibidir. G rnr ve G rnm ez'de ise, z ve olgu ayrmn yap y


znden, fenom enoloji de refleksif felsefeye dahil edilmitir. Mer-
leau-Pontyye gre, algsal inancn paradokslaryla yzleerek, ona
felsefi bir bak kazandrm akta Husserl fenom enolojisi de yetersizdir
artk. D escartesn yntem sel phesinde olduu gibi, fenomenoloji-
de de algsal inan askya alnr. Ancak kurucu, akn ben'in ortaya
km asyla birlikte, olgusaln apakl yerini "dncenin apakl
na", "dndm n onu dnen ben iin saydamlna" brakr
(VI, 51). Bylece de dnya deneyim inden uzaklalm , ona sadk ka
lnmam olur. Husserl'in akn ego'su da saf kuatc bir bakla y
nelm ektedir dnyaya. ndirgemeyi yapan, dnyay ya da dnya dene
yiminin btnn kucakladn zanneden saf seyircidir. Dnyayla
temas noktam olan beden bir kez daha dlanr, benim dnyay bede
nimin perspektiflerinden grmekte oluum unutulur. Merleau-Ponty
yle yazar:

B ir d e n ey im i g e r e k te n z n e in d irg e m ek iin, o n u n karsn d a... b ir m e


safe a lm a m z, o n u ve k e n d im izi b t n y le d sel (i/n a g in a ire ) o lan n sa y
d a m l n a so k m a m z , o n u h ib ir zem in in d ay an a o lm a k sz n d n m e m iz ,
yani h ili in d e rin li in e ek ilm e m iz g e re k ir (VI. 150).

Ne var ki bedenim ve bedenim in zaman ve mekn iinde oluu


buna izin vermez. Dnyann bana al, benim dnyaya alm bir
durum iinde gerekleir. Deneyimin zn aram ak, dnyay bak
mn altndaki nesne olarak grm ekten farkl olmayacaktr. Oysa dn
ya, tende her an gereklem ekte olandr. Zam ana ve m ekna yaylan
deneyimin btnsel bir grs mm kn olamaz. Ne ben bir "hi"im,
ne de dnya tam anlam yla bir doluluktur. Ben bedenli bir varolu
iindeyim, dnya ise benim bedenimin algsndan itibaren tenin de
rinliine katlr. te M erleau-Ponty'nin Sartrem negativist felsefesi
ni sorgulam as da tam bu noktada olur. Dnyann "kendinde-ey"li-
inin karsna, benim "kendisi-iin" oluumu koyan bu felsefe, bu
kez de beni yoklua ekerek, hiletirerek, bedenin yeniden unutulu
unu mu hazrlam aktadr?
Grnr ve Grnmezde "Algsal nan ve N egatif Dnce" b
lm boyunca M erleau-Ponty'yi Sartre'n felsefesiyle bir hesaplama
iinde grrz. M erleau-Ponty Sartre'n felsefesinde, refleksif felse
fenin elikilerinden bir k yolu arar. Bunu yaparken de Sartre'n
felsefesinin iine dalar; negativist felsefenin dnyayla ilikiyi ne den-
128 DNYANIN TEN

1i ciddiye aldn grm ek iin, bu felsefenin varlk ve hilik zerin


de temellendirdii yapy zm lem eye giriir.
Olumsuzun dncesi, balangcnda, "kedinde-ey" (en - s i) ve
"kendi-iin-olan" (pour-soi) ikiliinden ya da kartlndan yola
kar. Kendinde-ey, yani varlk tam bir doluluk halidir. Kendi-iin-
olan, yani bilin ise tam bir boluk. Dnen tz sfatlarndan ylesi
ne syrlmtr ki bu anlam da onu daha nceki felsefelerin tanm lary
la adlandrmak, "zne" ya da "ego" demek bile yanl olacaktr. Sart-
re varlk-hilik kartl zerine kurduu dncesinde, hilii var
ln iinde bir oyuk gibi grr. Bu kartlkta sz konusu olan her bi
rinin ayr birer tz gibi dnlm esi deildir. nk hilii varln
kart bir tz olarak dnm ek de, yine ona varlktan bir eyler atfet
mek olacaktr. M erleau-Ponty, varlk ve hiliin bu yapsn, kendi
szleriyle "ayn dncenin yz ve tersi" diye tanm lar (VI, 78). Hi
liin varolmadn sylem ek, "varlk vardr demekle ayn eydir.
Varlk ve hilik, hilikten varla ait olabilecek tm nitelikleri kart
tm z, bir anlamda onun iini boalttm z iin, birbirlerine kar
mazlar. Ancak biri dieri olm akszn da dnlemeyecektir. Hilik,
bounalndan syrlmak, boluunu doldurm ak iin varla ynelir.
Varlk ise anlam landrlm ak, olumlanmak iin hilii arr. M erle
au-Ponty G rnr ve G rnm ezde Sartre'n u szlerini alntlar:
"Kendi-iin-olan, kendini olum suzlayarak, kendinde-ey'in olum lan-
masna dnr. Ynelimsel olum lam a, ie dnk olumsuzlamann
tersi gibidir" (VI, 81). Kendi-iin-olan, kendinde-ey'i olum lam a yo
lunda kendini kaybeder adeta. M erleau-Ponty, Sartren hi'ini anla
trken, hi'in anlk alglarla doluunun, aslnda boluum un daha ok
artmas, kendi-iin-olan'n olum suzlannn daha da derinlem esi an
lamna geldiini syler. Alglam akta olduum anda algladm eyin
boluumu dolduruu, yani im dinin doluluu geicidir, her an ba
ka bir alg edim inin tehdidi altndadr, bu nedenle de boluum dedi
im "atla doldurmak, gerekte onu oymaktr" (VI, 80). Kendisi iin
olann "eksiklii, kendinde ey ile giderilebilecek bir eksiklik deil
dir. Hi, kendi kendisini bir eksiklik olarak koyar ortaya, bir eyin ek
siklii deildir; kendisi olaca eyin eksikliidir (VI, 80). Bylelikle
olum suzlam a radikal bir hal alr. Hiin, kendi kendini reddetmesi ya
da olumsuzlamas, olum suzlad eyi iinde tar. Kendi-iin-olan'n
"hiliinin olum suzlanm as", tam bir olumluluu, yani kendinde-
ey'i verir. Hi, kendinde-eyi gerekletirm enin peindeyken, oldu
ALGISAL NAN 129

u, daha dorusu olm ad (nk "hi" iin syleyebildiim iz yal


nzca onun varolm addr) eyi olumsuzlar. Kendi-iin-olan bu nok
tada varla "tek m m kn m acerasn" yaatrken, onu anlamlandrr,
ancak ona ne kendinden bir ey ekler ne de ondan bir ey karr. Bu
macera kendi-iin-oian'n kendinde-ey'in bilinci haline geliidir,
varln bilinm esidir aslnda. Ama varlk "beni her yanm dan sarar"
der Sartre (VI, 82). Dncelerim , yanlglarm , tem sillerim hatta be
denim bile varln paralandr, ona aittirler. Yalnzca varlk vardr.
M erleau-Ponty'nin sorusu bu noktada u olacaktr: N egativist fel
sefe algsal inanc tezletirdikten sonra onun paradokslanyla yzle
meyi baaramayan realizm ve idealizminin tesine gidebilm i midir?
Yoksa o da refleksiyon felsefesinin dt tuzaa derek, algsal
inancn gvencesine bir kez daha m ihanet etm itir? Merleau-
Ponty algsal inanc aklarken bu gvenceyi, grlen dnya, g
ren ben ve onun dier grenlerle ilikisi olarak tanm lam t. Sartre'n
felsefesi M erleau-Ponty'nin gznde bu gvencelerden ilk ikisini, al
gmn eylerin kendisine ulat ve ayn zam anda benim algm oldu
unu dorular. Negativist dncede "idealizm ve realizm in eliki
leri ortadan kalkar," der M erleau-Ponty. "Bilgi 'hiletirm e' (nanti
sation) o la ra k ,... eylerin kendisinden baka bir eye dayanmaz" ama
ayn zam anda varla "olduu gibi varlk" (l'tre tel qu'il est) tanm
n verir. Sartre'n dedii gibi, "Kendisi-iin-olan hem varla dolaysz
olarak m evcuttur hem de varlk ile kendisi arasna sonsuz bir mesafe
gibi szar."5 Varlktan beni hibir ey ayrmaz. Ondan beni ayran tek
ey yine kendisi olduum "hi"tir. Bu sayededir ki kendisi-iin-olan
hem eylerin kendisine gider hem de onlardan bakadr. te bu nok
tada realizmin ve idealizm in tezleri elimeksizin bir arada dn
lebilir. Burdan sonra sorgulanacak olan algsal inancn nc g
vencesidir. Sartre'n felsefesi bakalarnn da bizim le ayn dnyay
paylatn, hepim izin ayn gereklik ile tem asta olduunu onayla
makta mdr?
Hi olarak "ben, kendine tand birey olu hakkn bakasna
tanmaz. Kendisi-iin-olan ve kendinde-ey adeta kapal bir sistem
oluturmutur. Varl olum lam a, kendisi-iin-olan'n, kendi bede
ninde ve kendi konumu dolaysyla yaad bir deneyimdir. Kendi
mi hilik olarak tanm ladm ve zne iindeki her eyi boalttm

5. Alntlayan: Merleau-Ponty, VI, s. 82.


130 DNYANIN TEN

andan itibaren geriye kalan yalnzca bedenim ve durumumdur. Ba


kasnn bedenini ve durumunu kendiminki gibi ierden yaayam a
dka. nasl olup da onun da benim gibi bir kendisi-iin-olan olduu
nu anlayamam. Yine de bakasnn bak deneyim i, benim kendimi
kurucu olarak dnyann m erkezine koyuumu, dahas hiliimi sor
gulamaktadr. Bakasnn bak altnda ben de adeta varlk tarafna
allrm. yle der M erleau-Ponty: "Bakasnn eyler zerindeki ba
k ikinci bir altr." Varlkla benim dmda, yokluum da kurulan
bir baka temas. "Ben olan bu al iinde, tekbenci alana kyasla bir
soru iaretidir bu; varlk ile kendisi olduum hilik arasnda bir ara
ln imkndr" (V I, 86). Varlk ile aramda kurulan sk doku, baka
snn oyuna dahil oluuyla bozulur. Hi olarak kendine tand var-
la-mevcut-olm a imknn bakasna tanyacak mdr kendisi-iin-
olan? Refleksif felsefenin zerine kurulu olduu kubak seyretme
halindeki zneden farkl olarak, Sartren felsefesinde kendisi-iin-
olan, bir beden ve durum iinde varolur. Varln ona mevcudiyeti bu
beden ve durum dan itibaren mmkn olur. Yani varlkla ilikim ol
gusallnca baldr, ksmidir. te bu ksmilii fark ediim de baka
snn bak deneyim iyle olur. Bakasnn bak, benim varlkla olan
temasmdaki tikellii onaylar. R efleksif felsefe, algsal inancn n
c gvencesini askya almtr. Descartes'n m utlak seyretm e halin
deki "cogita"sa her eye her yerden mevcut oluunun bir neticesi
olarak herkes adna konum a hakkn tanr kendine. Sartre'n felsefe
sinde olgusalln bunu im knsz klar. Bakalarnn varla katl
lar da kendi olgusallklarndan itibaren olur. H er birim iz bir dieri
nin tikelliini, ksm iliini onaylarken, varlkla btnsel bir iliki ii
ne gireriz. "Olumsuzun dncesi sonu olarak algsal inancn n
c gereini de yerine getirir" (VI, 91). "...Herkes bakalarna karm
olarak deneyim ler kendini, her birimizin durum uyla oraya bal ol
duu, Varlkn kendisi olan bir karlam a alan vardr," der Merle-
au-Ponly ve hemen ardndan Sartre' alntlar: "Varlktan baka bir
ey yoktur" (VI, 91). Bu, hiliin ya da varlkta birbirleriyle kesien
benlerin znn de varlkta oluudur. yleyse Sartre'n felsefesi d
nceyi nceleyen yaantyla balarmz yeniden kurm aya aday bir
felsefe midir? te tam bu noktada M erleau-Ponty, Sartre'n felsefe
sini eletirm eye balar. Negativist dnce her ne kadar algsal inan
cn paradokslaryla yzlem i grnse de, M erleau-Ponty'ye gre
Ten'de kurulan ilikiyi anlam akta o da yetersiz kalmtr. Negativist
ALGISAL NAN 131

felsefeyle hesaplat blm n sonlarnda yle diyecektir: Negati-


vist felsefe "algsal inancn kendisi olan, varla al imknsz k
lar" (VI, 122). Sartre'n felsefesinin ilksel olana, dnlm em i olan
yaantya bir al olam ayacan gsterm ek iin onu yeniden ele
alr ve aslnda negativist dncenin yetersiz kald, elikiye d
t noktalarda, M erleau-Ponty'nin son dnem felsefesinin, Ten'in
kavramlaryla tanrz.
Algsal inancn gvencelerini olumsuzun dncesi iinde sorgu
larken, M erleau-Ponty'nin asl hedefi refleksiyon ile onu nceleyen
yaban varolu arasndaki ilikiyi yakalamaktr. Baka bir deyile, am
pirik ego ile akn ego arasndaki ilikiyi aa karmaktr. Oysa
Sartre'n felsefesinde, ncelikle hilik ve varlk m utlak kartlar ola
rak kar karmza. Bakasnn devreye giriiyle hilik varln iin
de konumlanr. Benim ve bakasnn kurucu oluum uzun altnda var
ln motivasyonu yatar aslnda. Sartre'n "Varlktan baka bir ey
yoktur" sz de yokluun varla dahil ediliini anlatr. M erleau-
Ponty bu yap iin unlar syler: "Hiliin 'olum suz sezgisi' (negin-
tuition), refleksiyonu ve kendindeiii bir eit denklik iine koyar"
(VI. 93). O lumsuzun dncesinde, refleksif felsefenin srt evirdii
dnceyi nceleyen yaantm n bir kez daha st rtlr. Bu kez de
refleksiyon ile arasndaki mesafe kapanm tr nk.

...d n lm e m i o lan ile re fle k siy o n arasn d a , a lg sal in an ile d n c e le


rim in d n e n b e n 'e ik in li i arasn d a yap lacak b ir se im y oktur: H i b ir ey
olm ak v e d n y a d a ik am e t e tm e k ayn eydir; k e n d in in b ilg isi ile d n y a n n bil
gisi a rasn d a d nsel b ile o lsa b ir ncelik tartm as y o k tu r a rtk (VI. 83).

Bir yandan, znellik felsefesinde olduu gibi dncem dnyay


kurmaz, ancak dnyada olu da dnceyi ncelem ez. "...Kendine
dnmek, kendinden km akla zdetir" (VI, 93). A m pirik ego ve a
kn ego, alglayan ben ile dnen ben arasndaki m esafe tamamen
ortadan kalkar. D nce, deneyim le olan balarn kurm akta ve ken
dini deneyim in iinden betim lem ekte bir kez daha baarsz olmutur.
Sartre'n varl, hiliin karsnda yer alyla mutlak bir doluluktur.
Bu durumda, hilik olarak bilin de mutlak seyirci konumunu alr.

S o rg u lay an , k esin b ir e k ild e hi olarak tan m la n d n d a , ken d in i so n su za


y erletirir, o radan h e r ey i e it u zaklktan alglar... h ili in o lu m su z sezgisi
v arl a d o la y sz m e v c u d iy e ttir z aten (VI, 96).
132 DNYANIN TEN

Bu durumda olumsuzun dncesi de, mutlak seyretme halindeki


bir zne varsaymaktadr. Benim bedenli varlm gz ard eder, onu
mutlak doluluk olarak grmekle de varl derinliinden syrr. Oy
sa varla olan mevcudiyetim bedenimden ve durumumdan dolaym-
lanr. Dnceye ncel olann bir kalnl vardr. Onu mutlak olum
luluk, mutlak doluluk olarak grmek deneyimin zamana ve mekna
yayln reddetmek, belirsizlikleri, grnmeyeni, kendini gizleyeni
varlktan syrmak, bir kez daha zler zerinde durmak olacaktr.
M erleau-Ponty Sartre'n felsefesine eletirilerini, bakas deneyi
mi konusunda da srdrr. Bu dnce iinde, bakasnn gerek bir
deneyimi mmkn olamamaktadr. Bakasnn bak fenom eni, be
nim varla dahil oluum u, onun kendisi iin olan varln onayla
maktan teye gitmez. stelik "onun ve benim ayn dnce evreni
ne" yerletiriliim "bakasnn bakal"n (l'alterite d'autr) yok
eder (V I, 110). M erleau-Ponty'ye gre, bakasnn gerek anlam da ta
nnmas, birinin dierini baknn altnda eyletirm esiyle deil, iki
mizin de ayn varlk sistem ine dahil olarak grlm eyi yaam am zla
olur. Bakasnn bak altnda saf grlen deilimdir, grlebilecei
mi grmde tanrm bakasn (V I, 115). Negativis felsefede, hi
olan benin varla dahil oluu bakasnn bak fenom eninde onayla
nyorsa, bunun altnda yatan, kendisi-iin-olann varla dolayszca
hazr bulunduunun dnlmesidir. Kendisi-iin-olan. refleksif fel
sefenin mutlak kuatc bakla dnyaya ynelen znesinden farksz
dr bu durumda. eylerin kendisine gittiine inanan zne, grm e edi
minde bu eyler arasnda bir ey olunca arr. Bu fenomeni anlam ak
iin, yaadmn saf bir grm e deil, bakla eylere dokunuum , on
lar bedenim in perspektiflerinden tm kalnlklaryla grm oldu
unu, dahas, bunun eksiklikler, boluklar tayan bir grm e olduu
nu anlamam gerekir. Bakasnn grl de ayn boluklar tar,
bakasn kendim gibi tanyam am. Dnyay eksikliklerle alglarm ,
nk ne ben kendimi dnyann dna yerletirip, onu btnyle g
recek olan bir hiim, ne de dnya tam bir doluluk, yass ve derinlik
siz bir yapdr.
Merleau-Ponty varl bir doluluk deil bir uurum olarak, bilin
ci ise mutlak seyretme halindeki zne deil, deneyimin znesi olarak
dnr. Varl aa karacak olan, deneyim ile balarn salam
kurmu bir dnce olmaldr. Gzlemcinin gzlemledii eyden
uzaa dmedii, onun iinde kalarak onu anlamlandrd bir iliki
ALGISAL NAN 133

den itibaren mmkn olacaktr varln betimlenmesi. Ten'in kavram


lar olan gren ve grlen bize varln iindeki bu hareketi salarlar.
Gren bedenim ve grnen bedenim birbirinin tersi ve yz gibidir
ler ama rtmezler. Bunun anlam udur: Algm dile getirdiim an
dan itibaren, alglam akta oluum, doal algm silinir. A lglayan ola
rak algm la akm am . Bu rtm ezlik sayesinde refleksiyon ve alg
sal inan arasndaki m esafe korunur. G rnr olarak eylerin arasn
da yer alrm ve bakm la onlar ler an gereklem ekte olan Tene
katarm. Duyulur olandan kavranlr olana gei aydnlanr bylece:
"yleyse nasl olup da hem eylerin kendilerini grdm z, ...hem
de bedenin ve bakn tm kalnlyla onlardan uzakta olduumuz
anlalr hale geliyor," der M erleau-Ponty (V I, 178). Tenin her an de
rinlemekte oluudur bu; ve M erleau-Ponty'nin neden varl bir uu
rum gibi dndne de aklk getirir. Ten zaten varolan deil, her
an varla katlm akta olandr. Peki bu derinlem ede "bakas'nn ye
ri nasl anlalacaktr? M erleau-Ponty psikolojinin konusu olan "ie-
bak" deneyim ini yle eletirir: "Kendinin yam acnda bir yaam,
kendine bir al vardr, ama bu ancak ortak dnyaya nazr olan bir
yaamdr..." (V I, 36). Benim deneyimim bir dier deneyim im e ve ba
kasnn deneyim ine balanarak her an Ten'e katlr, onu kurar. Baka
s ve ben, her ne kadar farkl deneyim lerim iz yoluyla ona ayr ayr ka
plardan giriyor da olsak, ayn varla alrz, ayn varl aarz Ten'
de. Bu tek bir ortak alanda deneyim lerim iz birbirine balanr. Ten'e
baka kaplardan szan dnyalar olarak bakasnn ve benim (i) ya
antlarm, Ten'de (yegne) dnya olurlar. Ten'in her an kuruluu ola
rak dnyann iletiimi benden ve bakasndan dolaymlanr.
Merleau-Pontynin Descartes'dan gnmze kadar gelen felsefe
ler iin yapt tm eletirilerin ana temasn bedenin unutuluu olu
turur. Ona gre bu felsefelerin algsal inanc temel aldklar halde onu
bir trl aklayamaylannn altnda yatan da bu unututur aslnda.
Algnn Fenomenolojisi'nd refleksif felsefeye kar ne srd ra
dikal refleksiyondan bahsederken felsefe iin unlar syler:

...felsefe, kendi b a la n g c n n y e n ile n m i b ir d en ey im id ir, b t n y le bu


b a lan g c b e tim le m ey e d a y a n r ve... radikal re fle k siy o n o n u n , b a la n g ta
ki, daim i ve so n d ak i d u ru m u o lan , d n lm em i b ir y a a m a b a m ll n n
b ilin c id ir (PP. ix; AF, 41).
134 DNYANIN TEN

Refleksiyon felsefesi algsal inancn ampirik egosu ile akn ego


arasndaki ilikiyi aydnlatm az. Algdan dnceye gei srasnda
tm kalnlmdan syrr beni, yaban varolula balarm koparr.
Dncemi nceleyen, zerinde yrttm her trl fikirden nce
orada olan bir dnlm em ie ulam ann imkn da yitip gider bede
nin bu ihmal ediliiyle birlikte. Beni bu dnlm emi olana bala
yan, M erleau-Ponty'nin gbek ba dedii ey, algdr. Dnyay bilin
cimin edim leriyle grm eye balam adan nce algda deneyimlerim.
Dnm nceleyen dnlm em i olan, dnlmten syrla-
maz, kopamaz bu anlam da. Algsal inanc am ak deil, onun para
dokslaryla yzlem ek olm aldr ama. D nce kendini doal alg
nn iinden kurmaldr, yaanm akta olann dncesi olmaldr. N edir
yleyse felsefenin tutaca yol? D nce, dnyann ve benim anlam
m, Ten'in sk dokusu iinde nasl yakalayacaktr?
M erleau-Ponty'nin u ana kadar adlarn andm z her iki kitabn
da da, bu sorulara verilm i farkl yantlara rastlam ak mmkn. Ama
her eyden nce fenom enolojiyi brakmak istemez elinden. Radika]
refleksiyondan bahsetm esinin anlam da budur. ndirgem enin en iyi
formlnn Eugen Fink'inki olduundan bahseder. Dnya karsnda
bir "ama"dr bu. eylerle akrabalm , onlarla olan bam, gr
mek adna duraksatm aktr ama. Bir an iin, doal algnn, dnyann
varl konusunda bizi kandrm asna izin vermemektir. yle der
M erleau-Ponty:

R e flek siy o n , ...a k n lk la n n fk rm asn g rm e a m a cy la g e riy e d o ru


gid er; b izi d n y a y a b a la y an y n e lim se l ipleri g z n n e k a rm a k a m a c y
la onlar gerer; re fle k siy o n d n y a n n tek b ilincidir, nk d n y a y ay k r ve
y ab an c o larak k a n r o rta y a (PP, viii; AF, 39).

Bu yabanc, aykr olu, bu am a eylemi, sorularm dnyaya y


neliim d en baka.bir ey deildir. G rnr ve G rnm ez'm balarn
da algsal inancn paradokslarn ciddiye alacak, onlarla badaacak
tek yntem olarak bahseder M erleau-Ponty "sorgulama"dan. Ancak
bu sorgulamann ele alnp incelenii kitabn sonlarnda gereklee
cektir: "Felsefe, btnnde, algsal inanc sorgular - am a allm
anlamyla ne bir cevap bekler ne de bir cevap alabilir... nk varo
lan dnya soru tarznda varolur" (VI, 139). "Felsefe, kendi kendini
sorgulayan algsal inantr" (VI, 139). Grdm zn ilk haliyle dile
gelmi eklidir algsal inan, "...nce baktr eyleri sorgulayan" (VI,
ALGISAL NAN 135

140). Tm suskunluunda nce baktr dnyann anlam sorusunu,


dnyann tam da iinden soran. Algsal inan, bakm n dnyaya ya
ylndan kar. nan olduu kadar phedir de. nandm kadar
kukulanrm dnyadan ve sorgularm onu. te M erleau-Ponty bu
sorgulama halinin kaybedilm em esinden yanadr. D nyann hep bir
soru kipinde varoluu bizim de hep bir soru ile varoluum uzdan ba
ka nedir ki? yleyse nasl mmkn olabilir dncem in geree
ulamas? Bu m ulakl, tanm getirem eyiim i, dncem in kav
ramlarn iine sm ayn nasl zmleyeceim?
Mulaklk belki de hi kalkm ayacak, yok olm ayacaktr. A m a ben
de o m ulakln iinde olarak anlam landrabilirim dnyay ancak.
"ndirgemenin verdii en byk ders, tam bir indirgemenin olanak
szldr," der M erleau-Ponty:

...m adem ki b iz d n y a d a y z , m ad e m k i re fle k siy o n la n m z d z en g etirm ek


istedikleri zam an sal a k n iin d e y e r alyorlar... y ley se tm d n cem izi
kucak lay an b ir d n c e y o k tu r" (PP, ix; AF, 40).

Yegne, kuatc bir dncenin olmay, varoluum uzun gere


ine ulaam ayacam z anlam na gelmez. Ancak yaam n iinde ka
larak, doal algdaki zam ansall ve meknsall kucaklayarak g
rebiliriz bu anlam. te bu noktada "diyalektik" girer devreye. M er
leau-Ponty diyalektii de Ten gibi ok girili bir yapdan itibaren d
nr. Diyalektik dnce bu ok girililiinde varln birok pers
pektifini barndrr, varln iinden deiik perspektifleri yaar, on
lar da diyalektik dnce iinde birbirleriyle kesiirler. Tendeki ha
reket, dnya ile aram daki geililik diyalektie akar adeta. Burada
dnce "nceden saptanm bir yolu" takip etm ez, "kendi yolunu
kendi oluturur" (VI, 123). Bu yol da tpk Ten gibi srekli olum ak
ta olandr. Yaam onun iinden anlam landryla, diyalektik, "hare
ketin iinde kapsanm tr, ona kubak bakmaz" (VI, 123). "Duru
mun dncesidir, varlkla tem asta olan dnce"dir o (VI, 126).
"...Filozof ortaya koyduu problem de her an kapsanmtr..." (VI,
124). Dncenin dnlm em i olan da iine ald, bylelikle al
gsal inanla yzletii nokta budur M erleau-Ponty'ye gre. Diyalek
tikle sorgulam a ortadan kalkm az, nk dnyann tensellemesine
katlrken dnce, her admnda onu sorgulayarak yapar bunu. G
ren ve grlenin birbirine evrilebilirliinde, grnrlk olarak Ten
kavramna ulalmtr. Ten, deneyimi tanmlarn, zne-nesne gibi
136

kavramlarn iine tayarak deil, onu zam ansall ve meknsall-


mda kavrayabilen, onun zne deil olgusallna ulamay hedef
leyen bir yntemle anlalmaldr. M erleau-Ponty'ye gre bu yntem
"hiperdiyalektik"tir. O nun "kt diyalektik" diye adlandrdndan
farkl olarak hiperdiyalektik kendi kendini sorgulayan, eletiren d
ncedir. Sartre'n felsefesinde olduu gibi, saf olum suzlama ya da
saf olum lam aya den bir dncede diyalektiin kart kavramlar
arasndaki fark ortadan kalkar, "...diyalektik hareket kartlarn mut
lak zdeliine dnr..." (VI, 127). te budur kt diyalektik. O y
sa kartlarn birlii deil, onlarn ayn deneyim in iinde yaantlan-
mas, anlam landrlm asdr sz konusu olan. Diyalektik, varln an
lamn kartlarn mutlak zdeliinde deil, "ama iki hareketin ke
sitii yerde" yakalar (VI, 130). Tpk algsal inancm zda olduu gi
bi, diyalektik dncenin de tezletirilm esiyle birlikte kart kavram
larn bir arada olabilirlii elden karlmtr. Bu yzden Merleau-
Ponty onu adlandrm ann bile yanl olabileceini dnr. Bu a
dan bakldnda hiperdiyalektik, bir tez-antitez ve sentez btnl
deildir. Deneyimin iinde yaantlanan kartlar aras geililii
kaybetmeyi gze alm adka buradan bir sentez karm am z da m m
kn olmayacaktr zaten.
M erleau-Ponty algsal inanc, dncesinin bylesine temeline
yerletirerek, H eideggerin "varln anlam" dedii eyi, dncemin
elinin demedii, varlkla ilikinin bir dokunma, adeta varla ak ol
ma ilikisi olduu bir zem inde aram a abasna girmitir. Dncenin,
onu nceleyen dnlm em i yaant ile olan tem asnn imknlarn
bu zeminde aramtr. Bunu yaparken de, dnlm ez olan, felsefe
geleneinin dnceye mal ettii kavram larla deil, bir sentezi olm a
yan ama belki de bizi anlamann ilk katm anna gtren bir hiperdiya
lektik iinde aklamay hedeflemitir. Dnlm em i olan yaanty
aan alg, ondan sonra gelen dncenin kavram larn izleyerek anla
lam az M erleau-Ponty'ye gre. Onun H eidegger felsefesiyle temas
en ok bu noktada kar karmza. M erleau-Ponty, "...aktr ki, alg
durumunda, sonu nedenlerden nce gelir..." der (VI, 75). Ona gre
nedenler, algmzn sarsld, algsal akl artk yakalayam ad
mz durum larda yardm m za kom ak iin oradadrlar. Algm , dn
cemin nedensellik ilkesiyle aklanamaz. Onun eylerle kurduu ili
ki ok bakadr. H eidegger'in, nesnenin bilgisine yneliin, kullanm
dnyasnn sekteye urad anlarda gerekletiini sylemesinden
ALGISAL NAN 137

farkl deildir bu. ki felsefeci iin de refleksif dnce, zerinde te


mellendii yaam dnyas ile ayn anlama sahip deildir. Mcrleau-
Fonty'nin felsefesi, bu iki ayr anlamann birbirine baland nokta
y algsal inancm z tem elinde amay, bylelikle de bedeni dlam a
yan, benim durum ve zaman iindeliimi -y a n i tarih selliim i- de ba
rndracak bir dnceye doru ynelmeyi am alam tr.
GRLMEY GRM EK:
ET KAVRAMI Z E R N E

Nilfer Zengin

ALGININ FENOMENOLOJS'nde bedeni alg zmlemesi asndan


merkezi bir yere koyduktan sonra, beden zerine konumayp sus
mak M erleau-Ponty iin bir vazgem e m iydi, yoksa baka eyler sy
lemenin bir yolu muydu? lm nden yl sonra, 1964'te yaym la
nan Grnr ve Griinmez' arlkl olarak "et"* kavram tartm as
na dayandrm olmas, sessiz kald dnem de beden zerine kurdu
u dnceleri gelitirdiini ve onlar et kavram erevesinde yo
unlatrdn gsteriyor. Katedilm i bu mesafeyi ortaya koymak
iin Algnn Fenomenolojisindeki fenom enolojik grm e ve duyma
betimlemelerinden hareketle Grnr ve Grnm ezde dilin ve gr
menin ontolojik olarak ele alnna varm aya alacam. D olaysy
la algnn fenomenolojik betim lem esinin bir et ontolojisine nasl d
ntn gstermeyi, bu ikisi arasnda uzanan alann snrlarn iz
m eyi ve bu m esafenin nasl katedildiini gsterm eyi hedefliyorum.
Bat dncesinin teslim olduu ikilikler arasnda bulunan zne-
nesne ikilii, mutlak, usuz bucaksz, kuatc bir bakmay, znenin
nesneye sahip olduu bir grm eyi varsayar; dahas yceltir byle bir
grmeyi. M erleau-Ponty cretkr bir giriim le, "seyreden-seyredi-
len", "kuatan-kuatlan ilikisini adeta mutlak klarak kendini bir
km aza sokan zne-nesnc ontolojisini bir et ontolojisine doru gt
rr. O halde sorulacak soru u olmaldr; M erleau-Ponty'nin Grnr
ve Grnm ezde et kavram zerine kurduu ontolojinin yaps nedir?

* Burada la chair iin, batan beri kullandm z "ten" yerine "et" karln
kullanmay tercih ediyoruz; ten'in dndrd "yzey" yerine "kalnla" vurgu
getirmek iin.
GRLMEY GRMEK 139

Bu soruya yant vermek Algnn Fenom enolojisi'nin en nemli konu


larndan biri olan duyumsamay anlam akla olanakldr. Duyum sam a
y znenin varoluunun bir durumu olarak deerlendirmek bizi ak
a duyum sayan-duyum sanan ikiliine drecektir. Oysa duyum sa
may dnya ile aramzdaki temas yzeyinin canll olarak deerlen
direbilecek tek zne, metafizik ikiliklerin iktidaryla belirlenmemi
bir znedir. Entelektalizm varolann bilinci ile dnyann bilincini,
yani zne ile bir "dnya dncesini" ilikiye sokm aya altka z
neyi dnyann soluundan, dnyayla bir nefeste solum aktan yoksun
brakr. Halbuki dnyada olm a algyla etir, daha dorusu, algdandr,
algdan gelir. Bu noktada, alglayan-alglanan ilikisinden, bir ikilie
dme tehlikesinden korunarak sz etm ek gerekmektedir.
M erleau-Ponty Algnn Fenom enolojisi'nin "Duyumsama" (Le
Serttir) blm nde duyum sayan-duyum sanan, alglayan-alglanan
ilikisini, uyuyan kii ile uyuduu uyku arasndaki ilikiye olan ben
zerliini vurgulayarak aklar (PP, 245). Uyku uyuyan iin, yaanan
deneyimin stne dnm eyi ieren refleksif tavrdan bsbtn uzak bir
haldir. Doal alg da bir tr uykuya benzer. Doal alg refleksif tavr
la birlikte ortadan kalkar, nk bu yaant algya inanarak gerekle
ir. M erleau-Ponty algnn izini, "algsal inan" kavram na dayanarak
ve algnn yaratclm vurgulayarak srer. Algnn refleksif tavra t
bi tutulm am as gereken ezamanlln gz ard ederek, alglamay
ve dnyada olmay birbirini takiben gelien iki safha olarak kurgula
yacak olursak, Descartes'm Tanr's misali, algnn bizi her an yeniden
yarattn, yaratm ay bir an iin olsun braksa her eyin alt st olm a
snn kanlm az olduunu, bizim de algyla dnyay her an yeniden
yarattmz syleyebiliriz. Bununla birlikte, alglayann algya sahip
olduunu dnm ek doru deildir. Algm bendedir am a bana ait de
ildir, nk dnyaya giriimiz, dnyada oluumuz anonimdir. y
leyse M erleau-Ponty'ye gre alglayan ve alglanan, greni ve gr
neni iyi konum landrm ak gerekir. M erleau-Ponty'nin asl zerinde
durduu nokta, algyan-alglanan, gren-grlen ilikisinin gerilimi-
dir. Bu gerilim , klasik ontoloji terim leriyle dile getirirsek, znenin
nesneye ynelim inde deil, nesnenin zneyi kendine ekiinde gz
lemlenir. Alg, bedenin dnyayla kurduu bir salnm ilikisidir. Be
den, nce bir durum un iinde oluuyla dnyay alglar, sonra dnya
nn algs bedene eklem lenir; bu iliki dnyay ve bedeni ayn anda
vareder. A lgda zne ve dnya ylesine i ie geerler ki, ilikinin ku
140 DNYANIN TEN

tuplarn birbirinden ayn deerlendirm ek, bir "olay" olarak algy yok
etmek demek olacaktr. Bir niteliin, rnein mavi rengin algsn be
timlerken, "bedenim mavinin tavrn taknr" dediinde, alglayan ile
alglanann, aralarnda gerekleen hareket itibariyle, birbirlerine
olan benzerliklerine deil, ikizliklerine iaret etm ek ister gibidir Mer-
leau-Ponty. Algladm ey bende bilinir ve bana dnr, ben alg
ladm eye dnrm, ite bu yzden mavinin mevcudiyeti yan
yarya bende, benim m evcudiyetim yan yarya mavidedir. Bir renk,
ses ya da ekil, alglanan her ne ise, M erleau-Ponty onu ruhbilimsel
aklamalardan ve bilincin nesnesi olarak ele alnmaktan m uaf tutarak
betim lem eye alr ncelikle. Krmz rengin benim senmeyi onayla
mas, baka bir deyile benim tekrarm olmas, onun neden fkeyi ve
iddeti iaret ettiini anlam aya alm am la ilgili deildir (PP, 245).
M erleau-Ponty iin alg, bilincin ilevlerinden ve devlerinden bi
ri deildir, nk bu dnyada olmak varolann btncl durumunu
ifade eder. Dnyann duyum sanr ve alglanr oluu dnyay bana
mevcut klar. Algya dair btn bu sylenenlerden, M erleau-Ponty'
nin. algnn fenom enolojisinden et ontolojisine doru katettii yolda
algy insana ait bir g olarak deerlendirdii dnlmemelidir.
M erleau-Ponty dncesinde alg, felsefe tarihi boyunca logos, akl
ya da baka kavramlarn oynadklar hakikati ortaya karma roln
oynamamtr. Hakikat bahsi alm ken, M erleau-Ponty iin haki-
kat'in yakalanr, ele geirilir bir yan olm adm ve M erleau-Ponty'nin
syleminin bu nedenle hep bir belirsizlik sylemi olduunu vurgula
mak gerekir. M erleau-Ponty algy sylemin kendisinden balad ve
kendisine dnecei bir merkez olarak kurmaktan kamak suretiyle
hem reddettii ikiliklere dm em i, hem de algdan et kavram na ge
ii salamtr. Alg bir g olsayd dahi, insann avucunda tutam aya
ca kadar hareketli, tehlikeli, dnya-insan snrna smayacak kadar
yaylml ve sahipsiz bir g olurdu. M erleau-Ponty algy bir g ola
rak deerlendirm ekten kanm , nasl birok kavramn belirlenemez-
lii zerinde durm usa, algnn da ele geirilem zligini vurgulamtr.
Algnn Fenomenolojisi'nde, dnyada bedenli varoluum uzu, gr
menin ve duym ann fenom enolojik betim lem eleriyle tem ellendirir
ken, dili de ayn balam da ele alr ve "fade ve Sz Olarak Beden"
adl blmde yle der: "Sz, bilincin hallerinde ortaya kan im ge
nin bir retimi ya da vcudun sinir mekanizmasnn ileyiinin sonu
cu olsayd eer, nc tekil ahs diliyle ifade edilen bir fenomenler
GRLMEY GRMEK 141

dolanm iinde kaybolup giderdi (PP, 203). Eer sz byle anlal-


sayd, nc kiiyi uzaktan seyrederken kendiliinden alnan mesa
fe konuurdu sz yerine. Konuan "ben" olm aktan kar, sz "benim"
szm olm azd. B urada M erlau-Ponty bir znellik fikrini vurguluyor
deildir; amac sz, imge ve dil izlekleri dorultusunda bir kaynak
aratrmas yapm ak da deildir. Szn ve imgenin dilden km ad
n syler. Daha sonra bam baka bir balamda, dilin dnyann gizini
zmekten aciz olduunu, hatta bu gizi ifte katladn vurgulaya
cak, dili ve konum ay rgtlemeyi sze mal etm ek iin dilin ve s
zn yaplarn ve olanaklarn ortaya koyacaktr. K onumann ve di
lin sakatland yerde szn yine sapasalam kaldn sylem ekte
dir. Sz kiinin bilincindeki bir halin ad olm ad gibi, bilin hali de
szcn anlamn tekil etmez. Konuma dilinde kar karya geli
nebilecek bir bozukluk yaz dilinde grlm eyebilir, dolaysyla dil
szn tm i olanaklarn gstermemektedir. Dil, birbirinden bam
sz ve blmlere ayrlabilir yaplarn bir araya geliiyle kuruludur.
Bedenin herhangi bir blm nde oluabilecek organik ileyi sorun
lar dilsel ilevlerin yerine gelmemesi olarak ortaya kabilir. Ancak
sz, iletilii itibariyle olmasa da, oluumu itibariyle, btnlk iinde
gerekleen akli bir itir. Sz'n gereklemesi iin akl dnda ba
ka bir eye gereksinim duyulmaz. M erleau-Ponty, alg ile beden ara
sndaki fenom enolojik dokuyu okurken, yava yava "Sz u syleyen
beden" imgesini de kurmaktadr. Yukarda birbirinden hayli farkl ya
plarndan sz ettiim "dil" ve "sz" kavramlar bedende bir araya
gelmektedirler. Bu bir araya geli, sz'n aklda dom asyla, bedenle
dile gelm esiyle olur. Merleau-Ponty, kolaylkla akl-beden ikiliine
decek bir yapdan artc bir biimde akl-beden tekliini, akl-be-
den birliini ekillendirmektedir.
Nasl G rnr ve Grnmez'de zm lem e grm eden, algdan,
bedenden balyorsa, Algnn Fenomenolojisi'nde de sz dnp dola
p sonunda bedene dayanmaktadr. Algnn Fenom enolojisi'nde fe
nomenolojik adan ele alnan dil kavramnn da G rnr ve Grn
m ezd e bir dnm e uradn gryoruz. Algnn Fenomenoloji-
s/'ndeki "sz syleyen beden", "alglayan beden". G rnr ve G-
rtnmez'de "szn sylendii beden", "dnyann etine algsyla dahil
olan beden" oluverir. Biz bedenlileri farkllatran eylerden biri ola
rak sz, bedenin tarihini yazar, her sz kendi bedenini kurar. Ancak
Merleau-Ponty, insann bedenli varoluunu, kavrayn ve akln dol
142 DNYANIN TEN

durduu bir bedensel organizasyon olarak tanm lam ann tesine ge


mek ister. Akl, kavray ve bilincin taycs olan "lml beden"
kavramn iptal ederek "yaayan beden" kavramn ortaya karr. Be
denin yetisi olan dokunm ann yolunu aar ve bununla birlikte et on
tolojisinin temeli atlr.
Algnn Fenom enolojisi'nm "Cinsiyetli Varlk Olarak Beden" b
lmnde, yalnzca bizim iin anlam olan bir deneyim ve duygulanm
dnyamz olduundan sz eder M erleau-Ponty. H er biri kendi beden
sel organizasyonunu kuran ve kendilerini bu bedensel organizasyon
la ifade eden deneyim ve duygulanm dnyalar sz konusudur. Mer-
leau-Pontyye gre zne, duygulanm dnyasn ifade edecek tem sil
lere sahip oluuyla tanmlanmaldr. Bu tem siller kendilerini dnya
ya beden araclyla aarlar. M erleau-Ponty'nin et ontolojisinin, be
denin cinsiyetli bir varlk olarak betim lenm esiyle birlikte olumaya
balad ne srlebilir. Bedenin unutuluunun bir sonucu olarak,
algnn erotik bir yaps olduu da hibir zaman dnlmemitir.
Ama eer beden yaad dnyay ynelim leriyle dokuyorsa ve bu
dokuma faaliyeti dolaysyla dnyayla ayn etin dokusunu payla
yorsak, bedenin cinsiyetlilii, algnn erotik yaps dnyaya da sira
yet edecektir. M erleau-Ponty'nin dncesinin bir mulaklk dn
cesi oluu, dnya ile insan arasnda kurduu dokunm a ilikisinden
ileri geliyor belki de; nk dokunm a zne-nesne ilikisinin getirdi
i ift kutupluluu ve kesinlii srekli olarak bozan geili bir haldir.
Bedenli oluum uz dnyada olm am zn imkndr. Dahas, dnya
nn bizde oluu da beden zerinden mmkn olur. Bu olu, kh b
zp dnyay ieriye alarak kh alp dnya iine karak gerek
leir. M erleau-Ponty bedenin dnyay canlandrdm , onu ierden
beslediini ve dnyayla birlikte bir dizge oluturduunu syler. B e
denin akml, dnyaya ikin bir aknlktr; o baka bir akmln
hizm etinde deildir. Beden duyum sam a ile dnyaya mdahil olur, bir
itme ekm e ilikisi iinde ona balanr. A m a beden btn ballkla
r iinde yalnzca kendi oluuna dnn tamamlar. Nitekim M er
leau-Ponty, dnyay ieriye alma, dnya iin e /k e n d i dna km a
hareketleriyle gerekleen bedende bedenin kendisinden baka bir
ey aramaz.
Peki bedenin nesnelerle ilikisi nedir? M erleau-Ponty G rnr ve
Grnmez'e., bir apartman dairesini dolarken, dairenin farkl b
lmlere ayrldn nceden bilmese bu blmlerin tek bir eyin pro
GRLMEY GRMEK 143

filleri olduunu asla anlayam ayaca rneini verirken, dnsel bir


kuatc bak ngrm ektedir. Sz konusu nesnenin btnlne, an
cak dncede gereklem esi olanakl bir kubakyla, bir tepeden
bakla kavuulabilir. Nesnenin btnlne erim em ize ev sahiplii
yapacak dnce alan, bedensel deneyim in rettii dnce alandr.
Eer bir nesnenin birliine, btnlne ulama yollar elde ettiysek
-rnein bir kbn btnn alt eit yzn bir arada im gelem ek yo
luyla grebiliyorsak- bu, sz konusu nesnenin paralarn, durum lar
n bir arada ezam anl olarak im geleyebildiim izden deildir yalnz
ca, onu ierisinden kurmam zdandr, tpk dnyay ieriden almz,
besleyiimiz gibi. N esneler de dnya gibi orada, nm zde durm a
maktadr, nesneleri alglam ak onlarla i ie gemektir. Yukarda sz
n ettiim beden tarihi, dokunulur olann, grnr olann -v e doku
nulas, grlesi o la n n - yanlsamal algsdr, insann algsn yontm a
sdr. Bundan, alglam ann yalnzca alglanana bal olduu sonucu
karlmamal; insan hafzas yalnzca alglarn birikim iyle belirlen
mi deildir. M erleau Ponty, algmzn bilgi evreninin nasl kuruldu
unu anlam aya davet eder bizi. Bu evrenin ne dediini, Merleau Po-
tyin deyiiyle, "onun frlatldm z boluklarnda anlayabiliriz an
cak", evrenin yaadm z boluklarnda. M erleau-Pontynin yakn
dan izledii bir filozof olan Sartrem term inolojisinde Kendi-in-Var-
lk olarak adlandrlan bilinlilik durumu, ey'in, Kendinde Varlk'n
boluklarnda, ukurlarndadr. Algnn insan, insann algs eklinde
sonsuza dek bir ters bir yz evirip durabileceim iz bir form lle alg
nn insan belirlem esine dnerek unu soracam: Bu i ie gei de
diim iz alg srecinin kaynanda arzu mu vardr? Bu soruyu yantla
madan nce, G rnr ve Grnmez'm nerdeyse en nemli ve zorlay
c blmnn konusu olan "i ie geme" (entrelacs) ve "kesiim"
(chiasme) kavram larn akla kavuturmak gerekir.1
"Bakm eyleri sarar ve onlara kendi etini giydirir. ...Nasl olu
yor da bakm eyleri sararken onlar benden gizlem iyor; nasl olu
yor da eyleri rterken onlarn rtsn ayor?" (VI, 173). Merleau-
Ponty bakn eylerle ilikisini anlatrken bu ilikinin bir akma
ilikisi olduunu, daha dorusu, ilikinin bizatihi bir akm a olduu

I. M erleau-Pom y "i ie gem e" ve "kesiim" kavramlarn kullanarak "gren-


grlen" ve "dokunulan-dokunan" ilikisindeki kesin belirlenimleri oradan kald
rr. Bkz. VI. s. 172 ve devam.
144 DNYANIN TEN

nu syler. G rlr bir ey ile o eyin rengi arasnda her ikisinin de


destekisi olan, her ikisini de besleyen ancak eyin kendisi olmayan
bir doku vardr, eyin etidir bu. Bak greni grnre eklemektedir.
Bir sayfann tersi ve yz gibidir beden ve grnr dnya; grnr
ln ise, bu birbirine eklenm i, birbirine katlm iki sayfann ara
snda yerald dnlmelidir. Her parasyla dnyaya bal beden
eyleri biimlendirdiine ve eyler de bedeni biim lendirdiine gre,
grnrlk ne biim alan bedenin, ne de biim alan eylerin kendile
rinindir. Grnrlk, onlarn biim allarnn akm asdr aslnda.
Merleau-Ponty, dokunulur olanla grnr olann kesim esinden de
sz eder. Algnn Feomenolojisi'nde yer alan fenom enolojik beden
betimlemelerinin, Griiniir ve Grnmeze, bir ten ontolojisi biim in
de aksettiini varsayarsak "kesiim" kavramnn radikalliini gzden
kaybederiz; halbuki bu geiin tesinde bir kavramla kar karya
blunmaktayzdr. M erleau-Ponty. G rnr ve Grnmez'de ilksel ve
ilkel bir varlk anlayna geri dnm e gerei duyarak, bedenin dnya
da alg ile varolmasn, eylerin etiyle bedenimizin etinin i ie gei
i olarak yeniden dnm eye balamtr. Artk, bedenin dnyayla ve
eylerle birlikte iinde bulunduu bu tuhaf ve bir o kadar cazip ili
kidir alg. Bu iliki sayesinde algnn erotik yaps iyice ne kar ve
dnya ile beden adeta bir sayfann iki yz haline gelirler.
Ama Algnn Fenom enotojisi'nde bu kadar beden-merkezcil bir
biimde ortaya konm u olan bir alg fenomenolojisinin eninde so
nunda varaca yerin bir et ontolojisi olm as kanlmaz deil midir
zaten? Bedenin deneyim ve duygulanm dnyas tarafndan ekillen
mesi, bedenin cinsiyetli bir varlk olmas bir alg erotizmini ve ete da
yal bir ontolojik yapy im a eder. Bilincin hallerinin, bilincin zam a
nnn, psiik yaklamlarn yrrlkten kalkt, ald bir et alan
na kaym oluruz. znenin nesne zerinde kurduu iktidarn imha
edilm esidir bu. M erleau-Ponty'nin felsefesi bylece bilimden bt
nyle kopmu mu olur? Felsefenin bilimden mutlak bir biim de ay
rld bir baka noktann da hafzaya yaklamda ortaya ktn be
lirtir Merlau-Ponty. Bilim in insan hafzasn alglarn toplam olarak
ele almasna ve ii adeta bir dkm e evirmesine karn, felsefe alg
nn, sahibine yeniden evrilen bir yaantlam a olduunu sylem ekte
dir. Algnn Feomenolojisi'nde "orijinal edinim ", "ilksel sentez" gi
bi kavramlar, dnyayla ilikisi ynelim sellikle kurulan bir bedenin,
bedensel hafzasna iaret ederler. "Dnya bendedir, ben dnyada"
GRLMEY GRMEK 145

derken M erleau-Ponty, dnyann bana, u anki algm n ufkunda, ha


trlan amayacak bir gemiten gnderdiklerini tayan bu hafzadan
sz etmektedir. Dnyadan alm olduum dur bu.
Algya olan inancmz sayesinde dnyann kalnlna gm l
mekteyiz. Herhangi bir nesnenin cisnani m evcudiyeti, onun apak
alglanr oluuyla ortadadr. Bedenli oluum uz, nesnenin tensel varl
nn, tm perspektiflerden nesnel bir bak asyla onaylanmas ge
reini ortadan kaldrr. rnein alt eit yz olan bir kb algla
mam, onun mevcudiyetini kantlam aya yeter, nk tensel mevcudi
yetler arasnda kurulmu bir iletiim gereklem ektedir bu algda.
Tensel mevcudiyet yok olmadan bu inan da yok olmaz. Bedenin de
eri bu nedenle kendinden menkuldr; bedenin lmnden sonra
lm sz olan bir ruh beklenem ez ondan. eyler ve dnya bedenimi
ze verilir, bedenim iz kendi paralaryla alr onlar. eylerin, birbirin
den ayr grerek sonradan birletirdiim iz paralarn, konumlarn,
durularn, onlan btnle erdirm eye yarayacak kimi perspektif
hesaplam alaryla ele aldmzda, eylerin yaplarna akl erdirmi
oluruz yalnzca, onlar alglam olmayz. Dem ek ki, nesne tensel
m evcudiyetiyle grnr bize, algmz kurar. Doluluunu ierisinden
yakalarz. " e G em eler ve Kesiim" adl blm , grlen benin,
grdklerim in, grm em in birbirinin zerine kapandn ima eder.
Grnr olan, gren beni doldurur, ortasndan grrm onu nk,
hilikten deil. Ben de, gren ben de grnrm . Dahas renkler, ko
kular, sesler onlar duyum sayan ifte katlar, aslnda duyumsayan ve
duyum sanan trdetirler; duyumsanan eyler, duyum sayanda kendi
lerine dnerler.
Duyulan eylerin duyanla trdelii, kanmca. Kendinde Varlk
ile Kendi in Varlk'n M erleau-Ponty'ye gre ortak tensel mevcudi
yetini, bunlarn birbirlerini ierden yakalatan bedensel iletiimlerinin
sonucu olan bir eitlik durumunu belirtm ektedir ve bu eitlik kesiim
kavramyla aklanabilir. "Duyumsayan beden" eylere ve dnyaya
alarak kendine dnm ektedir, eylerle kesim ektedir. Duyumsaya-
nn iftidir duyum sanan, onun etinin yaylmdr. Algsal inan saye
sinde duyum sayanla duyum sanr olan birbirinin iine gem ekledir ve
biz bu i ie geite varoluruz. Duyum sanr eylerin duyumsayana
eklemlendii bir zam andr duyum sama, duyum sayann teninin uzan
ts olur duyum sanan. Tensel m evcudiyetlerin birbirlerine iletilmele
ri sz konusudur. Grnr grmek, karmzda duran eyi seyre ge
146 DNYANIN TEN

mek deil, grnr olann grnrlyle bize gemesidir. Nesneye


bedenimizin hareketiyle mdahale ettiim izde, bunun asla hkm et
m ekle bir tutulamayacam kendi bedensel deneyim im iz zerine d
nerek bulabiliriz. eylerin tensel varlklaryla ilikiye getiim iz
de, onlarn btnlne varm ak iin gereksinim duyulan dnsel
kubakm n ilk aamas olan bedensel deneyim i edinmekteyizdir.
Bedenimizin hareketiyle eyi evreleyerek, ona dokunarak, dnce
mizle kuatacam z nesneyi kefe karz. Alg bu keif esnasnda
hep ileri frlatlmtr, am a dnce algnn stne dndnde ok
tan m elez bir eyin stne dnm tr artk, nk dncenin algla-
yan-alglanan konum landrmas doal algda bulunmaz; ilksel m elez
lik bir trdeliktir, i ie geitir, "tersine evrilebilirliktir."
te bu trdelikle ve tersine evrilebilirlik temelinde, duyan du
yulur olan iinden yakalayacaktr. Duyulur olan duyann zamansal-
lnda ve m eknsallnda kapsanr, orada, onun zam anna ve m ek
nna ait olarak bulunur. M erleau-Ponty burada, iinde bireylerin fark
llaarak olutuunu syledii zam ansal ve m eknsal ete, ortak doku
diyebileceim iz eye ular. Demek ki eyler, kendilerinde, kendi
yerlerinde, kendi zam anlarnda deil, ontolojik bir ncelikle, zam a
nn, meknn dokusundadrlar; eyleri kapsayan zamann ve meknn
dokusunda, dev bir beden olan ettedirler. Burada grnr olan ile g
ren ben birbirleriyle iletiime geerler. G rnr olanlar ilerinden
grrm ben, dolaysyla aralarmdaymdr. Onlar birbirleri iin g
rnr klm aktaym dr nerdeyse. M erleau-Ponty grenin, duyann ili
kiye getii nesneleri dile getirirken onlar birbirleriyle ilikiye sok
tuundan bahsediyor. Dnceleri daha d a anlalm az klan dil, nes
neler sz konusu olduunda bal bana bir sistem olmaktan kar,
nesneden akan, uzayan bir ey haline gelir, nesne kendi anlatm ha
line gelir adeta. G rnr olanlarn bir baka grnrde - b e n d e - yit
m eleri, ona dahil olm alar, onunla btnlem eleridir kendi ilerinde
ayrlmalarn salayan. yleyse nerededir bu gren? Tensel m evcu
diyeti nerede bulunur? Grdm o ey, grlen, benim huzurumda
deildir; beni -dnyann yarnda duran b e n i- yarar, evreler, dol
durur. Etim, btn bu nesnelerin gm ld etim , nesnelerin arasn
dadr; nesneler etim in zam ansallnda ve m eknsallnda yerleik
tirler. Kendi zam ansallklanndan ve meknsallklarndan bahsedilen
bireysel eyler de bedenin genelliine aittirler aslnda, onun merkezi
ve eksenleri zerinde ykselirler.
GRLMEY GRMEK 147

Hep vurguladm gibi, gren de bir grlendir. Aslnda grenin


yoksun kald tek .ey grlm eyi grm ek'tir. eyleri grrken, eyle
rin grln de grm ekteyizdir dnyayla ilikim izde... Bu kendi
grlm z grm enin bir provas olabilir mi? M erlcau-Ponty'nin
dncesi grlm eyi grmenin imknszln belirttiine gre byle
bir prova, bir imknszln provas olabilirdi ancak. O na gre grl
meyi grm ek varlacak nihai bir nokta deildir. Buna karn, duyulan,
duyann ifti, trdei, tersine evrilebilirliinin nesnesi, duyann za-
mansallnn ve m eknsallnn ebedi m isafiriyse eer, duyan, ken
di benzerinin duyuluunu izleyerek, benzeri tarafndan duyulduu
nun farkna varm ay isteyecektir. Kendi kendisinin griilnn far
kna varmay isteyecektir. Bu zamansal ve meknsal etin yapsndaki
eyler arasndaki iletiimi kuran bedenin, grlm eyi grm e arzusu
nun olduunu varsaym ak M erleau-Ponty'ye gre bir tutarszlk say
labilir. nk bu varsaym la birlikte, M erleau-Ponty'nin G rnr ve
G rnm ezde algsal inantan ve olumsuzluktan bahsettii sayfalarda
dile getirdii endieyi dorulayacak bir biimde, algsal inanc, onun
tabiriyle "dnyadan payn alm am bir znenin" ellerine verme teh
likesi domaktadr. H er trl "imgeyi", "dnceyi", "temsili" geride
brakmay gze alarak, bedenin dnyayla kurduu doal alg ilikisi
ni temellendiren bir kendi dnda bulunuu, ya da kendinde geii
{ex-stase) doru konum landram ayan, dnyaya bu doal iliki yoluy
la almaya rza gsterem eyen, kendinden geii dncede hep bir
kendinde olu, kendinde durua dndrmeye alan felsefeyi eletir
mitir M erleau-Ponty. Sartrem Varlk ve H ilik'teki felsefesi de bu
eletiriden payn alr. Sartre varlk ve hilik ikiliinden yola km
ve aslnda bu ikilii bir trl aamamtr.2 G rnr ve Grnmez'de,
dnyorum'un algnn sahibi olma geerliliini yitirm esine, beden
sel m evcudiyetin kendini dnyayla ve baka bedenlerle ilikilendir-
mesine, baka bedenlerle birlikte mevcut oluuna tank oluruz. Bu

2. M erleau-Ponty, Sartre'n dncesinde, eylere ilksel eriim im izin koullar


n yle aktarr: E er gerekten eylere girmek istiyorsam, beni kendim de tutacak
her eyden, "imge"den, "dnce"den, "tem sir'den, her trlii znellikten syrlma-
lym; hibir ey ikam et etm emeli bilincimde. Bilincim , dnyann btnlne
muktedir olabilmek iin, Kendinde ey'in aknl ve kaytszl karsnda hi ol
mal. yok olmal. Algmla kurm u olmadm eylerle kar karyaym . Dolaysy
la ben, ancak bir "hi" olarak eyin kendinde ve kaytsz duruuna sarlabilirim.
(VI, s. 77)
148 DNYANIN TEN

aamada, varlk ve yokluk terim lerinin birbirlerini yok ettiklerini, bu


na karn, birbirlerinin yerini almadklarm , birbirlerinin karsnda
durmadklarn grrz. te nesne-varlm algya gei yapmasnn
koulu budur. Ama algsal inanla dnyaya giriimiz, varlktaki bir
hii ya da yoku sabitletirm ez mi yine de?
Gremedii gz ukurlaryla, kendine kr noktalaryla beden
kendinden karak eylere gider. yleyse, neden griiliiiinii fa rk et
menin araynda olsun? stelik algsal inancmzn bysn yitir
mesi uruna...
Alglanan dnyay ifade etm enin tek bir yolu yoktur, dnya ise
durmadan ifade edilmeyi talep eder. Merleau-Ponty, dnyann benim
bedenimi yansttn, etim e getiini, dnya ile etim arasnda bir bir
birine geme, birbirine el koym a ilikisi olduunu syleyerek, dn
yann ifade edilme isteini et araclyla karlar. Onun anlatm nda,
dokunulur ve grnr olan da dokunm aya ve grm eye m uktedir hale
gelir. eylerle ilikimizin ifadesi, kimi zam an, onlar yeniden ret
mekle olur. Yeniden yaratm ya da tem sil yoluyla eylerle getiim iz
iliki dile gelir, her ne kadar dilin kendisi dnyann gizini katmerli bir
hale getirse de. A slnda, btn bu yeniden retim ya da algm n dn
yay bana temsil edii, bunca zam andr peine dlm sonsuzluk
dncesini de sakatlamaktadr. N icedir sonsuzluk uruna dnyann
deeri aa ekilmiti. M erleau-Ponty, akn bir ruh anlayyla ezi
len bedeni deer kaybndan kurtard gibi, dnyay da kendi yaps
iinde kendi deerine teslim etm ektedir. Sonsuzluk fikri M erleau-
Ponty'de, dnyann, bedenin iki yznn arasna girm esi, bedenin
eylerin ve dnyann iki yznn arasna girmesi olarak dnebile
ceimiz "kesiim" kavramnn yinelenip durmas srecinin addr
belki de. Varln dnyaya bu sayede kaydedilmesidir.

Bir Descartes aynada kendini grmez: bir manken grr, bir "d" g
rr: bakalarnn da bunu ayn ekilde grdkleri konusunda btn gereke
lere sahiptir, ama bu, ne kendisi iin ne de onlar iin bir ten deildir. Kendi
nin aynadaki "imgesi", eylerin mekaniinin bir etkisidir; eer kendini onda
tanyorsa, onu "benzer" buluyorsa, bu ilikiyi dokuyan dncesinden ibaret
tir, yoksa aynasaJ imge kendinden hibir ey deildir.3

3. Maurice Merleau-Ponty, G z ve Tin, cv. Ahm et Soysal, Metis Yaynlan,


1996, s. 46.
GRLMEY GRMEK 149

M erleau-Poniy aynada bir "d" grmediini ve bakalarnn da


bir "d" grdklerine dair hibir gerekeye sahip olm adm z bize
hatrlatmak istercesine Varlk' dnyaya bedenle kaydetmektedir.
M erleau-Ponty'nin Gz ve Tin gibi kariyerinin sonunda kalem e aln
m bir eserinde bile beden "kendi" ile ayn eydir. G rnr ve G-
rnmez'm balatt ve M erleau-Ponty'nin lm yle yarm kalan ten
ontolojisinin henz yeterince dnlm emi, felsefi dnce tarafn
dan snanmam olduu bir gerektir. Hakllatrm a srecinde onul
maz yaralar alm ayaca da garanti edilemez. Bu almann amac,
bu hakllatrm ann dayanaca gerekeleri aa karm ak olduu
kadar M erleau-Ponty'nin projesinin onto-erotik (emellerine iaret et
mekti. Bedenli ve tene brnm varlklar olm ak yalnzca insana mal
edilm ediinden olsa gerek, et kavram zerinden gdlen bu ontolo
jinin hayli kaynatrc ve btnleyici bir edas vardr. G rnr olan
ile grnm ez olan, dnya ile eyler arasndaki iliki kanlm az bir
erotizm alan yaratm aktadr - daha doru ifade etm ek gerekirse, ilk
sel ve ilkel anlam yla erotizm bu ilikiden domutur. M erleau-Pon-
ty, varoluun esasl bir erotik kvlcmla tutuup dalm bir alev ol
duunu dndryor bana; belki de erotizm temsillerinden bir an
iin vazgeip oraya dnm em izin mmkn olduunu im a ediyor. te
belki tam da bu sezgiyi ifade etmek iin, cinsiyetli bedenlerle varol
makta oluumuzun A lgnn Fenom enolojisi'ndzki anlatsndan yola
karak, G rnr ve Grnm ez'in, devasa bir et btnl iinde
dnyayla kurduum uz erotik ilikinin bir zm lem esi olarak okuna
bileceini ne srm eyi denedim.
METS
TARH TOPLUM FELSEFE

M aurice-Merleau Ponty

GZ VE TN
eviren: Ahmet Soysal
Gz ve Tin, Merleau-Ponty'nin iki- aylna Pro-
vence krlarna, Tholonel'ye gittii gnlerde yazd
ve hayattayken bitirebildii son metnidir. Tholonet,
Cezanne'n da ok sevdii ve birok resmine konu
olmu, insana yerleip yaamak iin yaratlm duy
gusunu veren ok gzel bir yerdir. Yazar buradaki
gnlerinin keyfini kararak, ama bir yandan da Cb-
zannc'm gzlerinin izini sonsuza dek tayan Tholo
net manzaras karsnda, resmi ve "grme"yi yeni
batan sorgulayarak bu metni kaleme almtr. Yz
ylmzn en gzel ve en zor metinlerinden biri olan
Gz ve 7/Vde filozof, balangtaki, en bataki keli
meleri aramaya koyulur: mein vcudun "gr-
me"sini, insan vcudunun aklanamaz canlln
adlandrmaya muktedir kelimeleri... ve tabii ayn
zamanda bu mucizenin krlganln dile getirebile
cek kelimeleri...
METS
SANATLAR VE NSAN

John B erger
GRNRE DAR
KK BR TEORYE
DORU ADIMLAR
eviren: Blent Somay
Bugn insanlarn iinde yaad yalnzl kim n
ceden bilebilirdi? Her gn dnyaya ilikin gvdesiz
ve sahte bir imgeler a tarafndan yeniden onayla
nan bir yalnzlk. Ama imgelerin bu sahtelii bir ha
ta deil. Eer kr peinde komak insanln kurtu
luunun tek yolu olarak grlrse, gelir elde etmek
mutlak ncelik haline gelirse, o zaman gerekten
varolann itibar grmemesi, grmezden gelinmesi
ve bask altnda tutulmas gerekir.
Bugn resim yapmak, yaygn bir ihtiyaca cevap
veren bir direni eylemidir ve umutlanmay tevik
edebilir. - John Berger