You are on page 1of 16

Wiccalığın Tarihçesi

Wicca ismi ile ilk olarak 890’li yıllarda,Kral Alfred’in yasalarında karşılaşırız.Wicca(vika
olarak okunur)kelimesinin kökünde,Hint-Arupa weik kelimesi bulunur.
Eski-ingilizce’de,Wiccan kelimesi,İtaat etmek anlamındadır.Bu ise,Wicca kelimesi ile eski
anlamında Wiccan arasında yaratılan bir kurnazlık olarak da açiklanabilir.
Wicca nereden çıkarsa çıksın,cadılıkla ilgili tanımlar kaldı.
20.yy.ortalarına kadar,cezalandırmalar devam etti.Cadı ve Cadılık için tarafsız bir isim
gereksinimi meydana geldi ve bu gereksinim Wicca olarak karşımıza çıkdı.
Günümüzde,Cadılık ve Wicca arsında bir ayrım meydana geldi.Cadılar için başka bir ad
kullanma gereksinimi kalmadı.
Wiccada,Cadılığa nazaran,daha fazla inanış şekli vardır.Gardner ve Alexandr en
bilinenleridir.Bu gelenklerin gizlilikleri ve engelleri,wicca ve cadılık arasında kesin bir fark
olmasına katkıda bulunsa da bu fark,artık meselede yer almamakdadır.
Wicca veya Cadı,öylesin veya değilsin,olmayabilirsin,çünkü insanlar sadece isterlerse wicca
olabilirler.

Yakılmalar Zamanı(The burning Times)


Yakılmalar zamanı(the burning times)kelimesi,önyargıların en yoğun olduğu hatta aslında bu
yargıların yönetimde olduğu bir dönemdir.Bu dönemde cadılar,yasa
koyucular,politikacılar,dinsel gruplar tarafından damgalanmış,takip ettirilmişdir.
5.yy’ın başından 8 yy.’a kadar insanlar,cadıları,şeytana inanan kişiler olarak göstermiş ve
onları korkunç biçimde işkence yaparak ölüme göndermişlerdir.
Şu sözlerin Sint Augustinus(354-430)’un sözleri oldu iddea edilir:”pagan,yahudi ve
dinsiz,katolik kilisesine inanmdıkca yüzyıllarca sürecek olan bir ateşde yanacaklardır”
Cadıların,kadınlar kadar erkeklerin de,şeytanın müritleri olduğu ve onun komplocuları
olduklari iddea edilmişdir.
Cadıların büyü yapabildiklerine,gorünmez olabildiklerine,geceleri süpürgeleriyle
uçabilidiklerine.Vaftiz olmamış bebekleri yediklerine ve komşularına,köylerine veya
şehirlerinin üzerlerine hastalık,ölüm,sefalet,fakirlik salacaklarına,bunları yapmak için
şeytandan ve ev hayvanlarından yardım aldıklarına kadar bir yığın hikaye uydurulmuşdur.
Suçlanan kişiler,ölüm cezasına çarptırılmışdır,asılarak,yakılarak,boğularak veya canlı olarak
gömülerek.
Mahkemeler,pek çoğunu duruşmalardan sonra,yeniden serbest bırakma kararı almalarına
rağmen,büyük bir çoğunluk kilise tarafından mahkumiyetden kurtulamamışlardır.Kiliseye
göre,Ateş,arındırıcı bir elementdi ve dinsizin günahlarını,kötülüklerini ateşden başka
hiçbirşey bozamazdı.
Telkin edilmelerle,cadılıkla ilgili bu masallar yüzünden,insanlar asildılar.
Yakilmalar zamanının haricinde,uzunca bir süre kimse yakilma cezasına çarptırılmamışdı.
İngiltere ve Amerika kolonisinde,insanlar asılmışdı,Fransa,İskoçya ve Almanya’da insanlar
önce boğulmuş ve daha sonra asılarak öldürülmüşdü,daha sonra daha fazlası yapılamış ve
yakılmışlardır.Hollanda’da insanlar,bir sandalyeye bağlanarak ya da ayaklarına taş bağlanarak
suya atılmışlardır.Başka bir metod da,gene bağlanarak fağrelerin cirit attığı bir yere
bırakılmalarıydı.
Kiliseye göre,kişiler,son dakikaya kadar günahlarını kabul edebilir veya günahlarını kabul
etmeksizin kaderlerini kabul ederlerdi.İnfazları bölgenin otoriteleri yerine getirirdi çünkü
kilise,sivillerin öldürülmesi gibi bir sorumluluğu taşımak istemiyordu.
Yargılamadan önce,kişiler,hapishanede tutuluyor ve idam için bir ödenek
ayarlanıyordu.Örnegin İrlanda’da,bir yargı olayı pahalıya mal oluyordu.Alınacak
odun,kömür,dökümanlar.Bunların hepsi de masrafdı ve bu borç birilerine yüklenmeliydi.
Bu mahkum veya ailesi olacakdı.Borç mahkum ve ailesi için fazla olduğu zaman
çocuklarına,torunlarına geçiyordu.
Cadıavı 18.yy.’ın başına kadar devam etti,ama İngiltere,Avrupa ve Latin-Amerika’da
19.yy.’ın sonuna kadar,dağınık olarak idamlar yerine getirildi.Asla bu konu hakkında
güvenilir kaynak bulunamadı,bu nedenle de,toplam nekadar insanin öldüğüne dair kesin bir
kanıt da yok.Sadece Almanya’da,ki orada cadı takiplerinin en şiddetlisi gerçekleşmiş.İdam
edilen kişi sayısının 30.000 ila 100.000 arasında bir rakam olduğu tahmin ediliyor.
İdamlar inanılmayacak kadar çokmuş,Kasabalarda oturanların büyük çoğunluğu bir araya
gelerek karar vermiş.Küçük köylerde ise genellikle insanlar şüphelendikleri kişileri şikayet
etmiş.Bu,günümüzde büyük şehirlerde yaşayan insanların, komşularından şüphelenmeleri
gibi.Burada,aslında,köylülerden birinin,kendinin suçlanmasından korktuğu için,bir başka
köylüsünü şikayet etmesi olmuşdur.
Yasa suçluları ve onların infazını elinde bulundurmak istiyordu ve halkın yapacağı linç
partilerini engellemek için suçluları şehre naklediyordu.Yalan yere bir başkasını suçlayanlara
da para cezası getirilmişti,yani biri bir şikayetde bulunacaksa,
kişinin,şeytani uygulamalarını da ispat etmeliydi.Elbetdeki bu mümkün değildi.Bu
uygulamadan dolayı,isbat için iftiralar oluyordu.Eğer suç belirsiz yada yeteri kadar kanıt
yoksa,yargıç,ilahi adalete sığınıyordu.Suçlu bağlanarak suya atılıyordu.Eğer suçsuz ise,suya
batmıyordu ve batmadığı takdirde,suçlayan,suçlu duruma düşüyordu.
Su geçirmezlik kanıtında,eğer kişi vaktiyle vaftiz edilmişse ve duygularını şeytana
satmadıysa,su,onu,yeniden istemeyecekdi ve su yüzünde kalacaktı.Eğer batmazsa Tanrı
vaftizi onaylıyor demekti.
Nezaman çevrede biri hasta olsa veya ölse hemen cadılık akla geliyordu.Eğer bir kadın düşük
yaparsa,bunun,dinsizlikden dolayı olduğu düşünülüyordu,düşük,şeytanla ortaklığa bir işaretti.
Suçlu olduğu düşünülen kişinin cezai hareketini ispat için iki görgü tanığı veya kendisinin
şahit olduğu kesin bir olay olması gerekiyordu.Genellikle görgü tanığı bulunamıyordu,büyü
ile ilgili,nadiren kanıt bulunsa da genellikle cezai hüküm gerektirecek birşey yapdığı tesbit
edilemiyordu.Bu nedenle itiraf ettirmek için şiddetli işkenceler yapılıyordu.
Başlangıçda işkence,kurallara göre yasakdı.Suçlu,bir defadan fazla işkence odasına
götürülemezdi ve imalı veya telkine yönelik sorular sorulamazdı.Eğer bir itiraf
gerçekleşirse,bu güvenilir bir delille,dışarıda birkez daha tekrar ettirilmeliydi ama cadıların
serbest kalacağına dair korku vardı,yakalanmaları gerekliydi şeytandan arındırılmalı,sihirli
güçleri zayıflatılmalıydı.Bütün yakalananlar,ispiyon edilenler,kesin emin olmak için
yargıçların karşısına çıkarılıyordu ve eğer işkence odasında dayanıp da çıkabilirse Tanrı,o
kişiye dayanma gücü verdi demekti.Bazen işkence odalarından kurtulmak için intahar olayları
bile görülüyordu.Genellikle,önce bir tur attırılıp,işkence odasına girmeden önce,insallara
gönüllü olarak itiraf etmeleri için bir şans verilirdi.Bu işe yarayan bir yöntem
oluyordu.Genellikle idamdan önce,suçlanan kişi uzunca bir süre bekliyordu,zira idam,belli bir
kalabalığın önünde gerçekleşmeliydi,ayrıca masraflıydı.
Joan of Ark,genellikle bilinen tanınmış bir cadıdır.Vizyonunu,Tanrı’dan aldığı ileri
sürülür,savaşı nasıl kazanacağını da Tanrı’dan gelerek öğrendiği söylenir.ve başarmışdır
da.Ödül olarak da dinsizlikle suçlanıp yakılarak cezalandırılmışdır.500 yıl sonra kutsal ilan
edilmiştir.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Wicca

Dallanip budaklanmis pagan inanc sistemlerinden biridir. tarikatlasmaya oldukca uygun bi


yapi sergilemesi itibariyle "new age" paganlarla tartismalar yaratmistir bu hususta. genelde
irlanda kokenli paganlar wiccayı benimsemislerdir ama baska bi ad koymuslardir bu seferde!
witta da derler.

wicca, eski paganizme dayanan bir dünya dinidir. wicca, tek başına, eski dinin ve erken
büyücülüğün yeniden inşasıdır. köklerinin nereye dayandıgı kaynakların zulüm sebebiyle
gizlenmesi veya yokedilmesinden dolayı tam olarak bilinmemektedir.
genellikle wiccanlar tanrı ya da tanrıçaya taparlar. bunlara, farklı kültürlerde verilmiş
milyonlarca isim vardır. mitolojide tanrı ve tanrıçalara, belirli karakteristik özelliklerine göre
isim verilirdi. günümüzde ise onları amaclara en uygun biçimde adlandırıyorlar.
wicca, dogal ve aslen dengesel kavramlar üzerine kurulmuştur. herşeyin ruhsal bir hayatı
vardır; insanların, hayvanların, bitkilerin hatta bir taşın bile. herşey aydınlık ve karanlık,
gündüz ve gece,iyi ve kötü,erkek ve dişinin zarif dengesinin bir parçasıdır. tanrı ve tanrıça
bile hem yaratıcı hem yokedicidir.hayat verir,büyütür ve geri alırlar..

gerald gardner tarafından 1940 yıllarında bir dünyevi din olarak adlandırıldı. çeşitli yazarlar
ve kültürlerle büyüsel pratiklerle karıştırıldı. pagan dinsel törenlerinin görüşleriyle
birleştirildi. bunun sonucunda birçok efsane ve olay coven'ların kişisel uygulamaları ile
eklendi. bu durumdan dolayı mezhep (denomination) olarak adlandırılmışlardır

kendi içinde değişen çeşitli yolları vardır. (path);

*eclectic wiccan
*solitary wiccan (bir coven'den bağımsız olarak yaşayıp kendi inançlarını oluşturur ve kendi
book of shadows'unu yazar)
*celtic wiccan
*solitary eclectic wiccan

gereksiz seyler butunu


aklın ve bilimin yolunda ilerlemeyen bir tür sacmalık. ancak iyi makyaj yapılıyo benim bile
hoşuma gidiyo semboller kavramlar falan.

farkındalıkla gelen edit: sacmalık değil, gereksiz mi bilemeyeceğim.wiccan öğretiler şaman


öğretisinin avrupa topraklarındaki tezahürüdür. doğanın gizlerine dalmaktır. biraz bayanlara
hitap ediyor gibi bence. toprak ananın dişilliğindendir.

wicca (bkz: witchcraft)'ın modern bir formudur... geleneksel olarak wicca gerald gardner'in
öğretilerine dayanır.. ve kovan tabanlıdır... her bir kovanın kökeni kendi öğretmenleri ve
onların öğretmeleri aracılığıyla gerald gardner'in kendisine kadar gider...ve boylelikle döngü
orijininde tamamlanmış olur..gardner geleneksel wiccasına alternatif olarak alexandrian
wicca, seax wicca gibi değişik pek cok inanç sistemleri kurulmuştur. ..geleneksel wicca
genellikle bir muamma din olarak anılır...çünkü her bir üyenin daha önce kurulmuş bir kovan
tarafından üyeliğe kabulünü(initiation) gerektiren, kendi içinde çeşitli rütbe ve seviyeleri olan
bir inanç sistemidir... sadece üyeliğe kabul edilmiş (initiated) olanların görebildiği, kendi
çalışmalarının ve araştırmalarının toplandığı bir (gölgeler kitabı) (book of shadows) vardır...
geleneksel wiccanlar ,aktif kovan görevlerinden ayrılmış yaşlıların dışında pek solitary olarak
görülmezler...

1970 lerde wiccanın yapı ve uygulamalar itibariyle daha serbest bir formu daha günyüzüne
çıktı... bu inanç sisteminin izleyicileri genellikle çeşitli pagan inanç sistemlerinin
karışımlarıyla kendi inançlarını kurmuşlardır... bazıları da kendi tradition ya da kovanlarını
kurup kendi inançlarını anlatan gölgeler kitabı'nı yazar... çogu ise kendi inanç sistemlerini
kendileri sürdüren, kendi ayinlerini (ritual) kendileri belirleyen solitary'ler olarak yaşarlar.

mistik ve mitolojik konularda aşmış, şu aralar kafayi iskandinav mitolojisi ile bozmus, ateşi
kullanmadan da 3 element ile dumani yakalayan*, ara ara kendi mitolojimizi olusturmak icin
kastigimiz* kadim dost..

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Wicca Dalları

Gardnerian: Çağdaş Cadılığın babası olarak söz edilen Gerald Gardner tarafından
kurulmuştur.Gardnerci cadılık,katı bir şekilde Gerald Gardner’in kendi yazdığı Gölgeler
Kitabı’na dayandırılır.O’nun rituellerine bağlı kalınır.

Alexandrian: Alex ve Maxine Sanders tarafından kurulmuştur.Gardnerian ‘lara göre daha


ılımlı ve esnektir.

Miras: Aileden gelip,kuşaktan kuşağa aktarılan cadılıktır.

Geleneksel: Geleneksel cadılar,cadılığı içgüdüsel olarak uygulayanlardır.Genellikle cadılığı


daha keşfetmeden,maji uygular ve yönergeleri öğrenirler.

Hedgewitch: Çalışmaları tamamen toprak ve doğaya dayanan cadılardır.Hemen hemen


sadece,otlar ve bitkilerle çalışırlar.

Cadılar bu geleneklere bağlı kalarak Münzeviler ya da Cadılar Meclisi denen gruplar halinde
çalışırlar.

Cadılar Meclisi,belirli aralıklarla buluşan ve birlikte çalışan bir cadı grubudur.Cadı Meclisi 13
kişiden oluşmak zorunda değildir.Ama 3 ‘ten fazla kişi barındırmalıdır.

Kendi başına çalışan cadıya , Münzevi Cadı denir.

Aynı cinsiyette bile olsa,birlikte çalışan iki cadının ilişkisine de Ortaklık denir.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Wicca Güç Kanunu:

1-Güç asla zarar getirmek yaralamak veya başkalarının kontrolünü ele geçirmek için
kullanılmamalı
2- Güç yalnızca prensipler çerçevesinde kullanılmalı
3-Güç, kendi kazanımlarınız için kullanılabilir ancak bu kazanımlar asla başkalarına zarar
getirmemeli.
4-Güçler, asla para için kullanılmamalı. Para kendini alanı kontrolüne alan bir olgudur. Bu
yüzden bunu yapmak aptallıktır. Asla “diğerleri”nden olmayın.
5-Gücünüzü asla gurur için kullanmayın. Bu kadar ucuz bir hareket büyünün doğasına
aykırıdır.
6-Hiçbir zaman unutmayın ki; güç, Tanrı ve Tanrıça’nın bize hediyesidir. Asla kötü amaçlı
olarak veya çarpıtılarak kullanılmamalı
7-Tüm bu kanunlar “Güç Kanunu”nu oluşturur.

---------------------------------------------------------------------------------------------------,
High priestess/priest nedir?

Yüce/baş rahibe, Wiccada ve bazı cadı geleneklerinde 3. derece inisiyasyona sahip mevkideki
kişiye verilen ünvandır. Pagan dinlerin rahibelik makamında da bulunur. İnisiyasyon ritüeline
great rite adı verilir. Çoğu kez matriyarkal bir yapıya sahip Wicca geleneğindeki en yüksek
otoriteyi temsil eder. Ritüellerde tanrıçanın representasyonudur ve ayı aşağı çekme gibi özel
ritüellerde tanrıçanın enerjisini çağırmaktan sorumludur.

Kült yapılaşmalarının tersine, gelenekteki diğer inisiyelerin eğitimlerinden sorumlu bir


danışman görevi vardır ve oldukça zorlu bir mevkidir. Bunu herhangi bir iş bölümünde
yönetici mevkide bulunan bir kimseninkiyle kıyaslayabiliriz, zira özünde kişilerarası
dayanışmaya ve grup içi iletişime dayanan bir oluşumda organizatör görevini üstlenmiştir ki
ezoterik tarafı da düşünüldüğünde uzun yıllar pratik gerektiren ve bunun büyük
sorumluluğunu etik çerçevede yerine getirmekle yükümlü olan kişilerin alabileceği bir
mevkidir. Coven içerisinde elderların (deneyimli, üst dereceye sahip kişiler ve yaşlılar) aldığı
kararların sözcüsü durumundadır.

Yüce/baş rahip de aynı pozisyondaki erkek bir inisiyeye verilen ünvandır. Görevi yüce/baş
rahibeye yardım etmek ve coven çalışmalarında ona destek vermektir, covendeki diğer erkek
inisiyelerle eşit konumda bir mürşittir. Ritüellerde tanrı formunun temsilcisidir ve genellikle
grup içi düzeni sağlamaktan ve standart grup işleyişinin sürdürülmesinden sorumludur.

Bu unvanlar, bazı geleneklerde 3. dereceyi almaya hak kazanmış uzun yıllar birlikte çalışan
kişilere verilir, ki bu da yine pratik amaçlıdır.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Three fold law nedir?

Üçler kuralı olarak çevrilebilir. Wicca öğretisine özgüdür ve metafiziksel veya fiziksel bir
prensipten çok herhangi bir eylemde bulunan kişiye bu eylemin sonuçlarının 3 katı olarak
döneceğini bildiren etik bir kavramdır.

Karmayla benzer gözükse de aslında epey farklı bir kuraldır, kısaca açıklamak gerekirse,
karma her eylemin -hangi sıfatla olursa olsun-kaçınılmaz bir sonucu olacağını
kabul eder, three fold law ise bu sonucun üç katıyla geri dönmesidir ki tamamen Wicca'ya
özgü bir doktrindir ve karmadan ayrılır. Bir başka ve en önemli nokta, karma kişinin tüm
yaşamları boyunca sürer; 3 fold law, sadece içinde bulunduğumuz yaşam süresince uyulması
önerilen bir kuraldır...

Karma'da enerjinin geri dönüşümü three fold law'daki gibi "3 katı" şekliyle değil, her eylemin
doğası gereği bir bedeli, nihayetinde bir sonucu olacağı yönündedir.

Karma tüm yaşam süreleri boyunca devinen evrensel ve evrimsel bir doktrindir -tabii kişi eğer
buna inanıyorsa-, three fold law sadece içinde bulunduğumuz bu yaşam süresini kapsar -tabii
gene eğer kişi buna inanıyorsa-.(Gerçi kadim yasalar gereği kişinin inancının dışında işleyen
kurallardır ama gene de eklektik yaklaşımı izleyelim)

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Büyü Bitkileri

Dini kült faaliyetleri, büyü uygulamaları veya kehanet için kullanılan bitkiler ya da mantarlar
bu kategori altında toplanır. Bu bitkilerin bir sınıflandırılması botanikçi Unger (Botanische
Streifzüge auf dem Gebiet der Kulturgeschichte 1858) yapmıştır.

Cadı ve büyücülerden koruyan büyücülük bitkileri

Şimşek, dolu ve ateşten koruyan mevsim bitkileri

Mucize anahtarları.

Bu tip bitkilerin yardımıyla buluntu ya da defineler keşfedilebilir.


Zenginlik,aşk mutluluğu,güç ve itibar sağlayan şans bitkileri
Almanyada ki en önemli büyü bitkileri solanazeen, adam kökü, güzelavratotu, beyaz tatula
dır.

Kullanılışları:

Tütün olarak (ot piposu) Bunun için özellikle beyaz tatula yaprakları kullanılırdı. Eski tıbbi
litaratürde bu bağlamda bir tür "beyaz tatula müptelalılığı" tanımlanır.
Tütsü olarak : Büyü malumatlarında kömür veya tütsü tavalarında aşağıdaki karışımlar
yakılırdı.

a)Büyük baldıran, banotu, safran, aloe, afyon, mandragora,siyah haşhaş


tohumu ,patlıcangiller,asa foedita ve laden ağacı.

b)Banotu,kişniş,eppig ve siyah haşhaş tohumu.

c)Keten tohumu,pireotu tohumu,menekşe ve eppig kökü.

d)Kişniş,eppig,banotu,büyük baldıran.

3. sarhoşluk veren içki olarak(cadı içecekleri) Mısır ve babilde henüz İ.Ö III.yy. da içinde
adam kökü meyveleri bulunan bir tür bira yapılırdı.Almanya da biraya katkı maddesı koymak
yaygın bir alışkanlıktı(1649 yılında Bavyera polisi ce Eyalet yasası nca yasakladı)

4. Merhem olarak(cadı merhemi): Denenmiş olan karışımlar:

a)Del porta: Eppig,güzelavratotu,pelesenk kavağı ve kurum ya da Wassermerk,sarı


süsen,beşparmak otu,itüzümü.

b)Hartlieb: Gazel dili, mineçiçeği, yerfesleğeni, acı damkoruğu, kara baldır, Cichorie.
c) Papa III. Julius un ozel doktoru,Andreas de Laguna(1499-1560): Büyükbaldıranotu,
itüzümü, mandragora, banotu.

d)Paracelsus:Kinderfett, haşhaş, itüzümü, Cichorie ve büyük baldıran.

e) Wier: Wassereppig, sarı süsen, beşparmakotu, yarasa kanı, banotu.

f)Cardano: Kinderfett, eppich özü, itboğan, beş parmak otu ve kurum.

g)Tom Laibach: Beşparmakotu, banotu, wassermerk, eppich,itboğan ve tarla baharı.Bu


maddeler yağ ile ezilir veya domuz yağı ile karıştırılır ve işlenerek bir merhem haline
getirlir.Bu merhem kalp bölgesine,mide boşluğuna,koltukaltına ve şakaklara sürülürdü.Bu
otları işleyerek merhem yapmak yerine küçük torbacıklar halinde koltukaltında da konulurdu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------

Elfler... Cadılık, Wicca, Paganizm

Wicca öğretisi ve kökleri panteist pagan inanışlarına dayanan, doğa tabanlı bir inanç
sistemidir. 20. yyın başlarında, eklektik yapıda yeniden bir araya getirilen bir pratikler bütünü
olarak Gerald Brosseau Gardner tarafından oluşturulmuştur. Çoğu kişi Gardnerın yazdığı
Witcraft Today in 1954te yayınlanışını esas tarih olarak ele alsa da, önemi daha yakından
incelemek gerekir. Gardner, İngilterede cadılara karşı konulan kanun hükümlerini belirleyen
ve ilk örneği 15. yy.a dayanan witchcraft act in resmi olarak 1951de kaldırılmasından önce (ki
XIX.yy. sonlarından itibaren artan spiritüel akımların ve ezoterik oluşumların bunda katkısı
büyüktür.) çok tartışmalı New Forest Covenine 1939 yılında kabul edilmiş ve 1948te ayrılarak
kendi covenini kurmuştur.

Wicca hakkında pek çok şey yazılıp çizilmektedir, inisiyatik sistem dışında yalnız (solitary)
pratiğe de yer verdiği için kişisel deneyime dayalı yorumlara da bir yere kadar açıktır ancak
bu çoğul seslilik ve eklektik yaklaşım bir yere kadardır, Wicca bir inanç sistemi olarak bazı
temel prensiplere sahiptir:

* Tanrı ve Tanrıçalara inanç, bu bazen tek bir tanrı ve tanrıça kavramından hareketle
yaratılışın eril ve dişil bütünselliğini kutsamak ve kabul etmek anlamında olabileceği gibi,
belirli bir panteondan yola çıkarak politeist bir şekilde de açıklanabilir. Panteist veya
panenteist bir yapılaşmadan da anlaşılabileceği gibi atheist bir uygulayıcı Wicca sisteminin
dışındadır fakat bir cadı olarak adlandırılabilir.

* Wiccan Rede i kabul etmek. (bkz. Wiccan Rede nedir?)


* Three fold law (Üçler kuralı) veya Law of return e inanmak. (bkz. Three Fold Law nedir?)
* Doğa tabanlı anlayışı ve doğa yasalarıyla bağlantı kurma kavramını kabul etmek .
* Maji kavramının varlığını kabul etmek ki pratik etmek buna dahil değildir. Kavramın
varlığını kabul etmekle birlikte uygulama yapmayan Wiccanlar mevcuttur. Özünde, Wicca
öğretisinin büyük kısmını majikal uygulamalar dışındaki derin anlayış ve adanma gerektiren
içrek çalışmalar oluşturur. Buna, Rede in üzerine yoğun çalışma, derinlik psikolojisinin ve
ritüel çalışmalarının getirdiği farkındalıkla öğretinin farklı perspektif ve aspektlerini kavrama
gibi örnekler verilebilir. Kişisel farkındalık ve self disiplinin yeri büyüktür ve özsel gelişimi
ön planda tutar. Bu bakımdan, Wicca dogmatikten uzak ve doğrudan deneyime dayalı bir
inanç sistemidir, bir takım önergesel talimatlar kullanmaktansa yaratıcı enerjiyi birebir
deneyimlemeye dayalı yaklaşımı felsefesinin özünü oluşturur.
* Ritüel formu, panteon, kullanılan gereçler gelenekten geleneğe ve uygulayıcıdan
uygulayıcıya değişir, dolayısıyla başvurulan kaynaklar (kitap, internet vs.) dikkatle
araştırılmalı ve sorumluluğun uygulayıcıya ait olduğu unutulmamalıdır. Eklektik ve yalnız
çalışan bazı wiccanların rede i veya three fold law u kabul etmediği de görülmüştür ve
tartışılan bir konudur, farklılık inisiyatik geleneğin asıl uygulayıcılarıyla kişisel çalışma
yapanların sübjektif yorumları arasındadır. Günümüzde batıda artan ilgi sayesinde bir çok
kitap yayınlanmakta ve bazen bu abartılı yaklaşım gerçek öğretiye gölge düşürmektedir,
ancak her konuda olduğu gibi, burada da eğreti olarak yazılıp çizilenle asıl ve gerçek olanı
görebilmek hem bireysel dikkat hem de görünenin ardını kavrama ve derinlemesine araştırma
yetisi ister. Ne kadar yazılıp çizilirse çizilsin, -günümüzde bilginin kolay ulaşılabilir hale
gelmesi bizi bilginin kendisinin ne olduğu sorusuna geri döndürür.- gizem öğretilerinin en
önemli kısmı daima daha geride kalan ve dile getirilmemiş ifadelerden oluşmaktadır.

* 3 aşamalı bir inisiyasyon sürecine sahiptir.

Wicca bir gizem geleneği olarak kişisel transformasyonu ve ezoterik terbiyenin gerektirdiği
içrek ve içsel çalışmaları içerir. Gardner ilk oluşturduğu sisteme doğu ezoterizmi, batı
geleneği ve folklorik uygulamalarını, şamanik kavram ve pratikleri, kabalistik ve ceremonial
majiye ait bazı çalışmaları dahil etmekten çekinmemiştir. Daha sonra, beraber çalıştığı ilk
başrahibesi Doreen Valiente bu ceremonial ve kabalistik öğeleri yeniden düzenleyerek ve bazı
yönlerini öğreti dışına atarak daha pagan kökenli bir sistem geliştirmiştir ve günümüzde de bu
yaklaşım varlığını sürdürmektedir. Özünde karma bir felsefeye sahip görünse de, geçmişin
pagan inanç ve pratiklerinin revizyonel bir şekilde biraraya getirilmesine dair yoğun çabası ve
bunu diğer kaynaklarla örneğin ceremonial bazı çalışmalar- desteklemesi gözardı
edilmemelidir.

Etimoloji:

Eski ingilizcede yönlendirmek, şekil ve biçim vermek, gücünü bir tarafa yöneltmek anlamına
gelen; hint-avrupa kelime kökü "wic-" veya "weik- "'ten türeyen kelime. Wicca "bilge erkek"
kelimenin masculine formudur, "bilge kadın" manasına gelen ve feminine form olan kelime
"wicce" dir. Bu yüzden Wicca'nın Dianic kolunu oluşturan geleneğin uygulayıcıları
kendilerini "Dianic Wicce" olarak adlandırırlar. İlginç olan Wicca'nın kurulmasına ön ayak
olan Gerald B. Gardner'ın bu kelimeyi hiçbir zaman kullanmamış olmasıdır, etimolojik olarak
kullanmak adına sadece "wica" (İlk kez 1959da, The Meaning of Witchcraft) derdi ki bu
kullanım saxon dilindeki "wych" sözcüğüyle yakınen alakalıdır, "bilmek" anlamına gelen
germen dillerindeki "wit-" köküyle birlikte "wych" kökü, cadı anlamına gelen "witch"
kelimesinin iki etimolojik açıklamasını oluşturur. Zaten "wicca" orijinalde "witchae" ya da
"witcha" olarak telaffuz edilir ki bu da fonetik bakımdan "witch" sözcüğüne oldukça yakındır.

Bir örnek vermek gerekirse, erken latin dönemine ait Halitgar penitensiyalinin 11.yyda
yapılmış eski ingilizce çevirisinde orijinal metinde olmayan ancak 11. yy. çevirmeninin
eklediği swa wiccan tæcaş kısmına rastlarız, bu kasıtlı bir ekleme olsa gerek; zira bu ek
tartışmasız olarak 11. yy.da hala pagan geleneği sürdüren wiccan öğreticilerin bulunduğunu
ve hristiyan ruhban sınıfı tarafından bilindiğini kanıtlar. Böyle olmasaydı, orijinal metne
ekleme yaparak yasağı tekrar ilan etmelerine gerek kalmazdı. Wicca bir yere kadar pagan
dinin öğreticilerine verilen addı, witch kelimenin daha sonra bu anlamı genişleterek ve
hristiyanlığın eklediği formlara uygun olarak yeni çevirilerde ve dilde yerleşmiş halidir.
Böylelikle, Gardnerdan çok önce wiccan olarak adlandırılan pagan din uygulayıcılarını
görmek bu sayede olası denebilir. Leland da bu sözcüğü Gardner öncesi eserlerinde
kullanmıştır.

Cadılık nedir? (witchcraft)

Yakın zamana kadar wicca ve witchcraft yani cadılık birbiriyle oldukça içiçe geçmiş görülen
kavramlardı oysa günümüzde pek çok temel kavramında olduğu gibi burada da büyük
farklılıklar söz konusudur ve birbiriyle karıştırılması hatalıdır.

Cadılık bir inanç sistemi değil bir pratikler bütünüdür ve tüm kültürlerde,coğrafyalarda ve
topluluklarda kendisine uygulama alanı bulmuştur.Bu bakımdan teolojik olarak da bir din
değil, bir yaşam biçimidir. Bir cadı Hristiyan, Müslüman ki bu dinler bu tarz uygulamaları
kesinen yasaklamıştır- veya ateist olabilir. Wiccadaki etik kuralları, wiccan rede i ve three
fold law u kabul etmezler. ( Wicca öğretisine dahil bir kişi, kişisel pratikleri doğrultusunda
kendini bir cadı olarak da tanımlayabilir ancak tersi doğru değildir.)

Cadılıkta enerjiyi irade doğrultusunda yönlendirip odaklayabilme yani maji uygulamanın


özünü oluşturur. Dolayısıyla teorik olarak bir inanca dahil olmayabilir. Cadı kelimesi sırf
kadınları temsil ediyor görülse de aslında her iki cins için de kullanılan bir sözcüktür. (Erkek
cadılara yanlış olarak atfedilen isim konusunda bkz: warlock nedir?)

Cadılığın hereditary (nesilden nesile geçerek devam eden) adı verilen kısmı, kuşaklar boyunca
devam eden bir aile geleneğinden uygulamaları öğrenerek devralmış kişilere verilen
isimdir.(Anadoluda buna el verme geleneği olarak bakabiliriz.) Özellikle 60larda ve
Witchcraft Act İngilterede yürürlükten kaldırıldıktan sonra bu tarz bir söylemi kullanan pek
çok uygulayıcıya rastlanmıştır ancak gerçekliği son derece muğlaktır. Cadılık günümüzde ırsi
olarak geçen bir sıfat değil, kişinin yetisine bağlı olarak geliştirdiği bir kavram olarak kabul
görmektedir.

Burning times; Avrupada ortaçağ boyunca engizisyon mahkemelerince kovuşturmaya uğrayıp


yakılan, asılan veya herhangi bir şekilde öldürülen tüm kurbanları anmak için günümüz
modern cadıları ve wiccanlarınca bu döneme verilen isimdir. Toplam sayı oldukça tartışmalı
da olsa, resmi araştırmalar ikiyüzellibin civarında kişinin öldürüldüğünü bildirmektedir.
Öldürülenlerin ne kadarının suçlandıkları üzere cadı olup olmadığı konusu muğlaktır, genelde
ağır işkence altında alınan itirafnameler de bu yüzden sağlam bir referans oluşturmamaktadır.
Ortaçağ Avrupası'nda çoğunluğunu kadınlar oluştursa da erkekler, çocuklar hatta ev ve çiftlik
hayvanları da kovuşturmaya uğramış ve öldürülmüştür. Suçlamalar veba başta olmak üzere
çeşitli salgın hastalıklar sebebiyle ve kilisenin dönem dönem heretik olarak da adlandırdığı
sapkınlara karşı yürüttüğü mücadele yanında, çoğu kez komşusuyla arasında husumet bulunan
bir köylünün diğerini ihbar etmesi kadar basit bir nedene de dayanabiliyordu, bazı köylerde
bu yüzden yaşayan hiç kimse kalmamıştı. Ebeler ve yaşadıkları kırsalda bitkilerle bazı ilaçları
yapabilen kadınlar da cadı olarak suçlandı, oysa kilise ortaçağın başlarında cadıların doğa
olaylarını yönetebileceğini ve hastaları iyileştirebileceğini kabul ediyordu. Tüm bu dönemi
politik, ekonomik ve sosyo-kültürel açılardan değerlendirmeden yargılara varmak zordur,
gerçekten de pek çok dinamik ve etkileşim sonucu oluşmuş pek çok öğe mevcuttur.
Günümüzde hala Hindistanın ve Afrikanın bazı bölgelerinde cadılıkla suçlanarak öldürülen
kişilere rastlıyoruz, aslında sırf belirli bir döneme atfedilen tarihsel gerçeklik kadar süregelen
toplumsal değişimler ve kısıtlamalarla da devam eden bir olgudur denebilir.
Anadoluda cadı lık hiçbir zaman Avrupadakine benzer bir gelişim süreci izlememiştir. Cadu
ya da cazu/cazı olarak da geçen yöresel söylencelerde bu kavram genelde gulyabani gibi
yaşayanların peşinden giderek onlara zarar veren bir hortlak betimlemesine sahiptir. Anadolu
toplumunda aynı anlama gelebilecek kelime belki şifacıları temsilen ebeler olabilir, ki genelde
toplumda saygı gören ve yardımına başvurulan kimselerdi.

Warlock nedir?

Günümüzde yanlış olarak erkek bir cadıyı tanımlamak için kullanılır. Ortaçağda, engizisyon
tarafından erkek bir büyücü veya cadıyı tarif etmek için kullanılmış olsa da ( Bu bakımdan
witch kelimesi nasıl negatif bir anlam kaymasına uğradıysa aynı şey warlock kelimesi için de
geçerli olmuştur denebilir.) modern Wiccada oath breaker (inisiyatik yeminini bozan) veya
öğretiyi kötüye kullanan kişilere verilen ve hem erkek hem de kadınları kapsayan isimdir.

Warlock , kelimesinin kökeni konusunda iki görüş vardır:

İlki, kelimenin anglo-saxon kökenli olduğunu ve orta ingilizcede warloghe (aldatan, hain,
ihanet eden) ve eski ingilizcede waerloga (ihanet eden- waer:antlaşma, loga-,:yalancı) dan
geldiğini söyler.

İkinci görüşse; sözcüğün iskandinav kökenli olduğunu ve anglo-saxon dağarcığa Britanya


adalarına gelen iskandinav istilacılar ve göçmenler döneminde girdiğini söyler. Buna göre,
kelimenin anlamı varlokkur dan (varpirit, lokkurong ya da ruhlarla konuşan, büyücü)gelir.14.
yy.a tarihlenen Kızıl Erikin sagasında bu şekilde betimlenmiştir.

Tartışmalı bir kavram olsa da, çağrıştırdığı negatif anlam dolayısıyla genede birinci görüş
kabul edilerek bu şekilde kullanılmaktadır.

Cowan nedir? (Çoğulu: Cowen)

Geleneksel olarak, cowan öğretinin dışında, inisiye olmamış , kabileden olmayan gibi
anlamlara gelir ve negatif amaçlı kullanılmaz, sadece inisiyatik bağın dışında kalan kimseleri
tanımlamak için kullanılır. İskoç kökenli bir sözcük olduğu kabul edilir ve anlamı herhangi
bir konuda yetkinliğe ulaşmamış kimse demektir. Bir yapıyı formal bir eğitim almadan inşa
eden kimse anlamını da verdiğinden, masonlarca da kullanılmış metaforik bir sözcüktür.

Coven nedir?

Wiccada ve cadılıkta kişilerin bir araya gelerek pratikleri uyguladığı grubun adı. Günümüzde
mutlak bir otoriteye bağlı olmadan bağımsız gruplar olarak oluşum göstermektedir.

Coven, üyelerinin saygı ve sadakatle bir arada olduğu bir topluluktur. Hem psişik hem de
karmik bağlar kurduğundan, bir covene katılmak meşakkatli ve ciddi bir iştir, genelde tüm
üyelerin ortak onayıyla hareket edilir. Kişi sayısı arttığında geleneğe göre inisiyatik üst
derecelerde bulunan kişilerce yeni coven oluşumları başlatılabilir, bu durumda ana coven e
bağlı kalabilir veya ondan bağımsız bir yol çizebilirler. Bazı geleneklerde ana kovenin
yüce/baş rahibesi 3 veya daha fazla kez böyle yeni bir oluşuma zemin hazırlarsa witch-queen
olarak adlandırılır. Coven genellikle 2. ve üst derece inisiyasyona sahip elder (deneyimli, üst
dereceye sahip kişiler ve yaşlılar) denen kişilerin önerilerileriyle kararlar alır, ki Wiccanın
geleneksel kollarının daha bütüncül ve sistemi oturmuş çalışma biçimini bu oluşturur.

Coven le ilgili son olarak; yazdığım bir diğer yazıdan alıntı:

Coven kelimesi latince convenire sözcüğünden türetilmiş biraraya gelmek anlamında


kullanılan bir sözcüktür, genel bir betimleme yapmak için büyük oranda kabul görmüş bu
terim kullanılır ancak gelenekten geleneğe gruplara farklı adlar verildiği de olur. İskoç
geleneği ve Asatru örneğin, coven kelimesini kabul etmezler vs.

Türkçede bunun ilginç bir şekilde kovan olarak geçtiğini bir kaç yerde gördüm ve açıkçası
oldukça da hoşuma gitti , Anatanrıça dininin Artemis ile birlikte en uzun süre yaşadığı yer
olan bu topraklarda Artemise ve büyük anneye verilen en son sembol kraliçe arıydı ve İzmirin
de simgesi olduğu şekliyle betimlemelerde ve Artemis heykelinin süslemelerinde de arı figürü
bol bol geçmekte . Kovan tanrıçanın topraklarında bir araya gelen gruplar için eğer kullanımı
kabul de görüyorsa bence anlamına tam oturan bir tabir...........

Gölgeler kitabı ( Book of Shadows BOS- nedir?)

Gölgeler Kitabı, geleneksel olarak bir covene ya da geleneğe ait majikal ve ritüel günlüğüne
verilen isimdir. Yüce/baş Rahibe veya rahip tarafından himaye edilir ve initiate/dedicant
tarafından el yazısıyla kopya edilmesine izin verilir. Belirli bir geleneğe ait olarak; o geleneğe
ait kuralları, pratikleri, etiği, çeşitli konulardaki öğretici materyali, ritüel formları vs. yazılıdır.
Günümüzde yalnız uygulayıcılar da tuttukları günlüğe bu adı verir ve aynı şekilde kişisel
deneyimlerini ve notlarını, pratiklerini, ritüellerini yazdıkları deftere gölgeler kitabı adını
verirler. Wiccada ana gölgeler kitabı ancak el yazısıyla birebir kopya edildikten sonra
inisiyenin kişisel materyalini eklemesine izin verilir. Bazen bu kişisel majikal günlüğe
grimoire adı verilir ve gölgeler kitabından ayrı tutulur.

İsminin çağrıştırdığı görece ilgi çekici betimlemeye rağmen, tamamen kişisel veya gruba ait
bir günlük formundadır ve deneyimle pekiştirildiği için, genelde bir kişinin öğretideki
olgunlaşma ve transformasyon sürecini anlatan eşsiz bir dökümandır, bu bakımdan dışardan
biri ki gerçek bir dökümanı görmesi neredeyse imkansızdır- için bir şey ifade etmez . Kişi
öldüğünde onunla beraber yakılması yönünde bir inanç vardır. (ancak örneğin Gardnerınki
Doreen Valienteye geçmiştir.1954-1957 yılları arasında Gardner ve Valiente tarafından
yeniden oluşturulmuş ve Alexandrian geleneği başlatan Alex Sanders tarafından da
kullanılmıştır, günümüzde hala pek çok geleneğin kökeninde bu etkileşim mevcuttur.)

Drawing down the moon nedir?

Ayı aşağı çekmek olarak çevrilebilecek bu kavram, özellikle dolunayda yapılan esbatlarda
(bkz: esbat ve sabbat nedir?) Yüce/baş rahibe tarafından gerçekleştirilen özel ritüele verilen
addır ve tanrıçanın enerjisini bedenleştirerek çağırmak veya lunar çalışmalarda ayın
enerjisinden faydalanmak için kullanılır. Aynı şekilde bazı geleneklerde rahibin
gerçekleştirdiği drawing down the sun-güneşi aşağı çekmek formu da mevcuttur. Ayı aşağı
çekmek, standart bir esbattan ve uygulamadan farklı içeriğe sahip bir çalışmadır, gerekli
vizüalizasyon ve bilinç durumuna geçiş, özel jest ve gereçlerle saf iradenin odaklanmasını
gerektirir

Wiccan rede nedir?

Versiyonları farklılık gösterse de, ana noktası kimseye/hiçbirşeye zarar vermediğin sürece
istediğini yap - An it Harm None, Do as Ye Will olan en temel Wicca öğretisi. Rede bir
wiccana kimseye/hiçbirşeye zarar vermemesini ki bu kişinin kendini de kapsar- emretmez,
sadece herhangi bir eylemin hiçbirşeye ve hiçkimseye zarar vermediği sürece kabul edilebilir
olduğunu söyler ve bu kesinlikle pasifist bir söylem değildir, tersine uygulayıcıya kişisel ve
etik sorumluluk yükler.

Rede bir kanun olmaktan çok bir tavsiyedir. Çoğu kez Aleister Crowleyin law of thelemasıyla
karıştırılsa ("Do what thou wilt shall be the whole of the Law.")ve bunun değişik bir
versiyonu olduğu söylenirse de, gerçekte aralarında hiç bir ilişki yoktur ve çok farklı iki
sistemin etik kurallarıdırlar.

ZeaZ:
Esbat ve Sabbat nedir?

Esbat, sekiz büyük döngüsel şenliğin dışında Wicca ve cadılıkta her dolunayda tekrarlanan
ritüel içeren kutlama toplantılarıdır. Bazı gelenekler yeni ayda, ay büyürken, ay küçülürken ve
ay gökyüzünde gözükmediğinde de bu toplantıları tekrarlarlar.

Sabbat, İsrail kavminin dinlenme ve tapınma zamanı olan ve Cuma günbatımından Cumartesi
günbatımına kadar devam eden süreden farklı bir kavramdır. Ortaçağda engizisyon tarafından
katolik kilisesinin dogmalarını kabul etmeyen herkes bu diğer tek tanrılı dinlerin mensuplarını
da kapsıyordu- sapkınlıkla suçlandığından, sabbat terimi de böyle bir yanlış
ilişkilendirilmenin ürünü olarak yanlış tanımlanmıştır.

Sabbat, Doreen Valienteye göre (An ABC on witchcraft,1973) Dionysian ayinlerde söylenen
Dionysosun Sabadius olan sıfatından- sabai veya evoi sabai seslenişinden türemiş bir
kelimedir ve mevsimsel döngüleri inançlarının ana eksenine oturtan pagan inanışlarındaki
kutlama şenliklerine verilen addır.

(Burada kişisel bir not olarak şunu eklemeliyim:

Dionysostan ayrı olarak, Sabazios bir Phrygia tanrısı olarak kabul edilmiştir ve yunan
panteonuna sonradan Dionysosla bağdaştırılarak girmiştir. Yunanlıların bu tanrının Phrygia
anatanrıçası Matar (Kybele)ın kültüne bağlı olarak kutlanan şenliklerini betimleyen pek çok
açıklaması vardır ve kültün kendisi de oldukça tartışmalı olsa da, su götürmez şekilde
Anadolu kökenlidir. Eğer Valientenin teorisi doğruysa, Anadolu bağlantısı ve Anadolunun
pagan gelenek üzerindeki tartışmasız etkisi bir kez daha karşımıza çıkar. Gerçekten de, daha
ayrıntılı araştırıldığında, Anadolu daima ilksel olarak bir çok öğretiye kaynaklık etmiştir ve
tüm bu bahsedilen konular aslında bizlere ve yaşadığımız topraklara yabancı değil, tersine
aşina olduğumuz ve aynı kökten beslendiğimiz pek çok ortak nokta bulunduğunu belirtir. Bu
konuda daha ayrıntılı yazdığım bazı makaleler için bkz: Anadolu Uygarl )

Bu şenlikler sekiz tanedir, isimleri ve tarihleri şunlardır:


* Samhain/Halloween 31 ekim

* Yule/kış gündönümü 21 aralık

* Imbolc/Candlemas 2 şubat

* Ostara/ilkbahar ekinoksu (nevruz) 21 mart

* Beltane/Mayday (bazen 30 nisan gecesi walpurgisnachtla birlikte) 1 mayıs

* Litha/yaz gündönümü 21 haziran

* Lughnasadh/Lammas 1 ağustos

* Mabon/sonbahar ekinoksu 21 eylül

Bu tarihler astronomik olarak hesaplandığından birkaç günlük sapmalar yaşanabilir,


kutlamalar ritüel amacı taşıdığından göksel saatle uyum içinde olmalıdır.

Sabbatlar genelde büyük ve küçük olmak üzere ikiye ayrılır, "lesser sabbats" ekinoks ve
solstisleri gündönümü- kapsayan ostara, mabon, litha ve yule; greater sabbats" da dört ana
kelt festivali olan imbolc, beltane, lughnasadh ve samhaindir. Astronomik olarak güneşe
odaklı olan "lesser sabbat" lar Margaret Murraye göre Keltler hiç bir zaman tamamen güneşe
odaklı bir sistem geliştirmedikleri için çok daha geç dönemde geleneğe girmiştir ki Murray
bunu "solstitial invaders" dediği Romanın baskısından kaçan Saxon'ların ve diğer kabilelerin
Keltlerle etkileşimine bağlar. Gene de, ekinokslar Britanya'da hiçbir zaman gözlenmediği için
sadece solstis'leri kabul etmişlerdir diyerek savını sürdürür ki yoğun tartışmalara yol açan bir
konudur. Diğer pagan geleneklerinin çoğu "lesser" ve "greater" tarzı bir ayrım yapmaz ve
örneğin akdeniz kuşağındaki gelenekler için bu saçma ve gereksiz bir ayrımdır.

Bunun dışında üçüncü bir tür olarak; doğum ve ölüm, ergenliğe geçiş ve handfasting yaşamı
birleştirme/pagan evlilik kavramı- uygulamaları da esbat ve sabbatlar gibi önemli yere
sahiptir.

Sekiz şenlik hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse: ki ayrıntılı ve derin sembolizme
sahiptirler-

Mabon, sonbahar ekinoksuna verilen addır ve son hasat zamanıyla birlikte ölerek yeraltına
çekilen tanrının baharda yeniden dirilene kadar sonsuzluk ülkesinde geçirdiği dönemi başlatır.

Samhain, 31 ekimde kutlanır ve ölüm-yeniden doğum ve yaşamın sonsuz döngüsü


gizemlerinin tecrübe edildiği bir şenliktir. Tanrıça yeraltına inerek tanrının yeniden doğumu
ve ölülerin ruhlarına yeniden doğum için rehberlik eder.

Yule, yeraltına inen tanrının yeniden doğup yeryüzüne çıkmasının şenliğidir.

Imbolc, bir ışık şenliği olarak tanrıçanın yaşamı yeniden başlatan gücünün ve kışın bitişinin
habercisidir.
Ostara, ilkbahar ekinoksunda kutlanır ve baharın geri gelişini, doğanın canlanışını haber verir,
Tanrıça burada yaşam veren anne aspektindedir.

Beltane, en önemli ritüeli hieros gamos olan bir bereket şenliğidir, tanrı ve tanrıçanın ilahi
birlikteliğini ve bundan doğan kozmik uyumun kutlanmasıdır.

Litha, yaz gündönümünde kutlanır ve yaratılışın eril formunun yüce şenliğidir. Gücü bugün
doruk noktasına çıktıktan sonra mevsimsel döngü içinde zayıflamaya başlar.

Lammas, ilk hasat şenliğidir ve kadim yasaların, karma ve üçler kuralı gibi kavramların
şenliğin ana noktasını oluşturduğu kutlamalardır.

Pentagram nedir?

Pentagram daire içindeki 5 köşeli yıldız sembolüne verilen isimdir. Majikal bir sembol olarak
kullanılmasının nedeni, 4 element toprak, hava, ateş ve su- ile bunları birleştiren ana gücü
(ether/aether) betimlemesi dolayısıyladır. Bir köşesinin yukarıda kalacak şekilde çizilmesi, bu
tamamlayıcı anlayışa tekabül eder. Pentacleda; çember içindeki yıldız motifi (kozmik
yumurta) insan ve evren, mikrokozmos ve makrokozmos bütünlüğünün metaforudur.

Elmayla ilişkilendirilen bir diğer pagan betimlemede, tanrıça için kutsal sayılan elma bilgelik
ağacı- nın içindeki sırlardan biridir. Ceremonial çalışmalarda kullanılmasının dışında da en
önemli özelliği çoğu popüler bilginin aksine pek az kişinin bildiği şekilde 5 köşeli yıldız
sembolünün tıpkı güneş ve ayda olduğu gibi İştar ki anlamı bir yerde batı diline star olarak
geçer zaten- ve Venüs ile alakalı olarak Anatanrıça'yı temsil etmesidir. 4 element+quinta
essentia tamamlayıcıdır ve tanrıçanın kadim yaşam veren gücüne işaret eder, simya
uygulamalarında da sembolizm bu yöndedir. Anadoluda tanrıça Kibelenin Matar-ideogramı
küp, mührü 5 köşeli yıldızdır.

Sembol, folklorik gelenekte Anadoluda nazar boncuğunun sahip olduğu özellik gibi koruyucu
ve negatif enerjiyi uzakta tutma anlamını taşır. İbrani geleneğinde ahdi atikin ilk beş kitabını
torah- temsil eder ve ceremonial uygulayıcılarca Star of Solomon olarak da tanınır.-Yanlış
olarak 6 köşeli yıldızla, hexagramla karıştırılır.- Druidlerce Tanrıçanın kutsal sembolü
sayılmıştır. Hristiyanlık döneminde de aynı koruma amacıyla kullanılmaya devam etmiş ve
engizisyon dönemine kadar kiliselerin süslemelerinde motif olarak kullanılmıştır.
Engizisyonla birlikte sembolün anlamı büyük değişime uğramıştır ancak hermetik gelenekte,
rönesans ve tarot simgeciliğinde, masonlukta, simya çalışmalarında ve pek çok ezoterik
topluluk tarafından da kullanılmıştır ve daha ayrıntılı bir incelemenin konusu olacak kadar
kapsamlı, derin etüt edilmesi gereken bir semboldür.

Pentagramın ters kullanımı, bazı geleneklerce üst derece inisiyasyonu belirtir ve pozitif anlam
taşır. Neo-platoncu düalist görüşü temsilen pagan inancın monist yaklaşımının dışında da
kullanılabilir.

Pentacle, üzerine pentagram sembolü çizilmiş bir disktir ve uygulayıcılar tarafından toprak
elementini ya da tanrıça ve tanrı formunu, makro ve mikrokozmos uyumunu temsilen
kullanılan bir gereçtir.

Geleneksel olarak, 4 element ve elemental çalışmalardaki ritüel yapısı çeşitli şekillerde ele
alınır ve kullanılacak gereçler vs. gibi konular ayrıntılı olarak işlenir. Çember oluşturma
(casting a circle) sürecinin bir parçası olarak, ritüel çalışmalarında önemli birer öğedirler.

Kullanılan çeşitli gereçler de geleneğin veya uygulayıcının inisiyatif veya pragmatik


kullanımına dayalı öğelerdir gene farklı bir yazıda ele alınabilirler.

Bir yıl ve bir gün neyi temsil eder? (one year and a day)

Geleneksel olarak initiate/dedicante one year and a day (Bir sene ve bir gün) ya da 13 ay 28
günlük bir süre verilmesidir, bu takvim ay döngüleriyle doğrudan bağlantılıdır ancak
kullanıldığı yerler çok farklıdır ve genelde hazırlık aşaması olarak geçirilen evreyi
betimlemek üzere sembolik olarak kullanılır. Günümüzde bazı Wiccan tradisyonları bu ön
süreyi baz alarak bittiği tarihte inisiyasyon seremonisini gerçekleştirirler ve adaya bu süre
boyunca yoğun bir hazırlık eğitimi verilir. Ancak bir sene ve bir gün deyimi belki de başına
en azından eklenerek kullanılmalıdır, zira biçilmiş kesin bir tarih herkeste birbirinden farklı
oluşan kişisel gelişim sürecinden çok bağımsızdır, bu süre tamamen kişisel ilerlemeye göre
seneler de alabilir, çok kısa bir zaman dilimi içerisinde de gerçekleşebilir; tekrardan özellikle
belirtiyorum ki böylesi bir kesin saptama semboliktir......

Bir de, zamanla ilgili son olarak şunun ayırdına varmak gerek ki, tabii ki araştırma yapma,
bilgi edinme ve öğrenme bir süreçtir ve zaman alır sadece bu süre kısıtlı ya da kurallara bağlı
değildir. İnisiyasyon sürecini tecrübe edenler demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır;
paganizm deyince eğer kişisel tercih değilse bir bekleme süresi yoktur, ancak gelenek veya
order deyince vardır. Bu konuda güzel bir laf söylenegelir, eclectic oluşumun Hpsslerinin The
Lord and Lady make you Priest or Priestess, but I make you an Initiated One anektodunu
geçmeleri anlamlıdır.

Şeytana inanıyor musunuz?

Şeytan tek tanrılı dinlerin getirdiği mutlak iyi-mutlak kötü düalizminin bir ürünüdür. Pagan ve
Wiccan inanç sisteminde yer almayan bir kavramdır. İnanç sistemimizde yer almayan bir
kavrama da haliyle öğreti olarak yer vermeyiz.

Wiccada kişi kendi eylemlerinden bizzat sorumludur ve kötülük ya da iyilik insana özgü
olgulardır, tanrılara veya başka varlıklara ait değil; kaldı ki kimse bireyi isteği ve iradesi
dışında bir eylemde bulunmaya da zorlayamaz.

Karanlık ve ölümle ilgili çeşitli gizemler de yanlış olarak gene bu düalist düzlemde
tartışılmaktadır. Karanlık, sembolizm olarak biliçaltını -analitik psikolojinin tanımıyla
gölgeyi, kollektif ve bireysel biliçaltını- yokluğu ve boşluğu, ilksel ve ezeli evrenin kaynağını
temsil eder. Ezoterik gelenekte kişinin bununla yüzleşmesi ve tanıması, uzlaşması gerekir ve
öğretilerin ileri aşamaları bunun üzerine yoğunlaşan çalışmalar içerir.

Wicca ve cadılık kült müdür?

Kült; tanımı gereği kendini kutsal/tanrısal vs. addeden ve taraftarlarınca bu niteliği aynen
kabul görmüş bir lideri kayıtsız şartsız takip eden topluluklara verilen isimdir. Hem
paganizmde hem de Wiccada böyle bir liderlik kurumu olmadığı gibi felsefe olarak da daima
çoğulseslilik ön plandadır.

Cadılar uçabilir mi?

Uçağa bindikleri veya yamaç paraşütü vs. yaptıkları zaman evet! Genelde bu inanç, bazı
uygulamalardaki bitkisel karışımlar yüksek miktarda halisünojen madde içerdiğinden ortaya
çıkmıştır ve ortaçağ folklorik abartılı hikayelerinin de bu resmin tamamlanmasındaki rolü
yüksektir.

Günümüzde, astral planda yapılan çalışmalar için bu tarz tabirler metaforik anlamda
kullanılır.

Beyaz ve kara maji nedir?

Sıklıkla tekrarlandığı gibi: "Maji irade doğrultusunda değişiklik yaratmanın sanatı ve


bilimidir." Dolayısıyla irade doğrultusunda odaklanan enerjinin de rengi yoktur. Sadece
uygulayıcının kendisi ve niyeti görece iyi ya da kötü olabilir. Bunun dışında renk tayfındaki
bütün tonları ele alabiliriz, ancak böyle bir tanım yoktur.