You are on page 1of 140

MODERN GÜNEYDO U AVRUPA TAR!H! Ö RET!M!

Alternatif Eğitim Materyalleri

Güneydo"u Avrupa'da Milletler ve Devletler

01-04 Nations_01-TITLOI.indd 1 9/23/08 1:43:06 AM


Özgün başlık: Teaching Modern Southeast European History, Alternative Educational Materials,
Nations and States in Southeast Europe, Thessaloniki 2005.
Dil Editörü: Dr. Selçuk Erez
Düzeltmen: Niyal Akmanalp
Tasarım (Türkçe Uygulama): APA Tasarım Yayıncılık ve Baskı Hizmetleri A.Ş., İstanbul Türkiye
Baskı: Petros Ballidis and Co., Atina, Yunanistan
Baskı adedi: 1000
Ortak Tarih Projesi Yönetim Kurulu’na karşı sorumlu CDRSEE Raportörü: Costa Carras
İcra Direktörü: Nenad Šebek
Program Direktörü: Corinna Noack-Aetopulos
Proje Koordinatörleri: George Georgoudis ve Biljana Meškovska
Ortak Tarih Projesi’nin Türkçe basımın yayına hazırlanmasındaki düşünsel ve mesleki katkılarından dolayı
Dr. Selçuk Erez’e en içten teşekkürlerimizi sunarız.

Türkçe basımın sponsorları:

Özgün İngilizce basımın sponsorları: ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Uluslararası Gelişme Kurumu (USIAD),
Almanya Dışişleri Bakanlığı, Güney Avrupa İstikrar Paktı (SPC).

Yasal Uyarı: Bu kitapta kullanılan tanımlamalar ve materyalin sunuluşu, yayıncı (Center for Democracy and
Reconciliation in Southerast Europe – Güneydoğu Avupa Demokrasi ve Uzlaşma Merkezi) ya da sponsorlar
(ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Uluslararası Gelişme Kurumu, USIAD, Almanya Dışişleri Bakanlığı, Güney Avrupa
İstikrar Paktı ve UNDP) tarafından bir görüş bildirimi anlamını taşımamaktadır. Kitapta yer alan görüşler yazarların
kendilerine aittir ve her zaman CDRSEE ve sponsor kuruluşların görüşleriyle örtüşmeyebilir.

Yayın hakkı: Center for Democracy and Reconciliation in Southeast Europe - Güneydoğu Avrupa Demokrasi ve Uzlaşma
Merkezi (CDRSEE)
Krispou 9, Ano Poli, 54634 Selanik, Yunanistan
tel.: +30 2310 960820-1, fax: +30 2310 960822
email: info@cdsee.org, web: www.cdsee.org

ISBN SET: 978-960-88963-2-1


ISBN: 978-960-88963-4-5

01-04 Nations_01-TITLOI.indd 2 9/26/08 12:36:41 PM


MODERN GÜNEYDOĞU AVRUPA TARİHİ ÖĞRETİMİ
Alternatif E itim Materyalleri

Ç A L I Ş M A K İ TA B I 2

Editör: MIRELA-LUMINITA MURGESCU


Dizi Editörü: CHRISTINA KOULOURI
Türkçe Editörü: HAYRETTİN KAYA, MUTLU ÖZTÜRK
Türkçe'ye Çeviren: SAADET ÖZEN

Center for Democracy and


Reconciliation in Southeast
Europe
w w w. c d s e e . o r g

Selanik 2008

01-04 Nations_01-TITLOI.indd 3 9/26/08 12:57:00 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ ........................................................................................................................................................................................ 13
KRONOLOJİ ......................................................................................................................................................................... 17
Harita 1: Modern Balkan devletlerinin doğuşu .............................................................................................................................25

I.BÖLÜM: Ulus-Devletleri Yaratmak: Hedeflenenler ve Elde Edilenler ......................................... 26


I-1. Iosipois Moesiodax’ın gözünden Yunanistan’la Avrupa arasındaki ilişkiler (1761) ...................................27
I-2. Paisiy Hylendarski’nin kaleminden Bulgar ulusunun tarihsel temelleri (1762)..........................................28
I-3. Evgenios Vulgaris bir Yunan devletinin kurulması gerektiğini savunuyor (tahmini 1770) ........................28
I-4. Dimitrios Katartzis, Yunanların bir devletleri bile olmamasına rağmen neden bir ulus
oluşturduğunu açıklıyor (1783)...........................................................................................................................29
I-5. Rumenlerin Transilvanya’da ulusal eşitlik için dilekçesi - Supplex Libellus Valachorum (1791) ..............29
I-6. Fransız Devrimi hakkında bir Osmanlı layihası (1798) ..............................................................................30
I-7. Fransız Devrimi’nin Güneydoğu Avrupa’daki entelektüeller üzerindeki etkisi – Adamantios
Korais’ten Savaş Şiiri (1800) ..............................................................................................................................31
I-8. Aleksandros İpsilanti’nin manifestosu: İnanç ve Anavatan Uğruna Savaş (1821) ...................................32
I-9. Bosna’nın önde gelenlerinin muhafazakâr talepleri (1826)........................................................................32
I-10. Gülhane Hatt-ı Humayun'u (1839) (Günümüz Türkçe'siyle)....................................................................33
I-11. Ion Codru-Drăguşanu’nun ulus-devlet lehindeki görüşleri (1844) ...........................................................33
I-12. Ilija Garašanin’in bir Sırp-Slav İmparatorluğu kurma planı (1844)...........................................................34
I-13. 1848 Devrimleri’nde ulusal talepler ...........................................................................................................35
A. Slovenlerin talepleri
B. Hırvat Meclisi tarafından Zagreb’de kabul edilen Halkın Talepleri
C. Rumen Milli Meclisi tarafından Transilvanya, Blaj’da kabul edilen ulusal dilekçe
I-14. Fransisken keşişi Ivan Frano Jukic’in kaleminden Bosnalı Hıristiyanların Osmanlı
idaresinden duyduğu hoşnutsuzluk (1850) .......................................................................................................36
I-15. Dine bakılmaksızın bütün Osmanlı uyruklarına (tebaasına) eşitlik getiren Osmanlı
Hatt-ı Hümayun’u (1856) (Islahat Fermanı, günümüz Türkçe’siyle) ................................................................37
I-16. İki odaklı bir Bulgar-Osmanlı devletinin kurulması planı hakkında farklı görüşler (1867).......................38
A. Gizli Merkezi Bulgar Komitesi’nin Sultan Abdülaziz’e muhtırası
B. Hristo Stambolski’nin anılarında anlatıldığı şekliyle Fuad Paşa’nın tepkisi
I-17. Bulgarlarla Sırpları, Sırp prensi Mihail Obrenoviç’in hükümranlığındaki bir Güney Slav
çarlığında birleştirme projesi (1867)...................................................................................................................39

05-11Nations_02-periexomena.indd 5 9/26/08 12:35:49 PM


İÇİNDEKİLER

I-18. Ortak bir Rumen-Bulgar devleti kurma planları konusunda Ruslar tarafından yazılmış
bir rapor (1867)....................................................................................................................................................40
I-19. Siyasi özgürlükle ulus arasındaki ilişki hakkında 19. yüzyıldan bir görüş – Svoboda
gazetesinde Ljuven Karavelov imzasıyla yayımlanmış bir makale (Kasım 1869) .........................................40
G1. Slovenya: Tabor Hareketi (1869) ................................................................................................................41
I-20. Bulgar Eksarhhanesi’nin Kuruluş Fermanı (1870) (Günümüz Türkçe'siyle)...........................................41
I-21. Üsküp ve Ohri Episkoposlukları’nın bağlanacağı yerin belirlenmesi için yapılan halk
oylamasının sonuçları (1874) .............................................................................................................................42
I-22. Bulgarların ulusal bağımsızlık için savaşmaları gerektiği konusunda Hristo Botev’in görüşleri (1875).42
I-23. Merkezi Bulgar Hayır Cemiyeti’nin siyasi programı (Bükreş, Kasım 1876) ............................................43
I-24. Berlin Kongresi (1878) sırasında bir Arnavut tarafından yazılmış olan bir şiir .......................................43
I-25. Berlin Barış Konferansı (1878) ..................................................................................................................44
Harita II: Berlin Balkanları, Temmuz 1878 .........................................................................................................46
G2. Yunanistan, Türkiye’yle Avrupa arasında. Aristophanes gazetesinden bir karikatür (1882) ...................47
I-26. Bir Arnavut’un ayrı bir Arnavut devletini savunan görüşleri (1886) ..........................................................48
I-27. Ivan Hacı-Nikolov’un anılarında, 1892’de, Dahili Makedonya Devrimci Örgütü’nün
(DMDÖ) kurulmasıyla sonuçlanacak olan tartışmalar (1893) ..........................................................................48
I-28. Dahili Makedonya Devrimci Örgütü’nün (DMDÖ) silahlı bir ayaklanma başlatma
kararını Büyük Güçler’e duyurduğu bildiri (1903) ............................................................................................49
I-29. Krste Misirkov’un Makedonya meselesine Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde siyasi
çözüm getirilmesi gerektiği konusundaki görüşü (1903) .................................................................................50
I-30. Aurel C. Popovici’nin Avusturya-Macaristan’ı “Büyük Avusturya Birleşik Devletleri
adıyla federal bir devlet halinde yeniden yapılandırma projesi (1906).............................................................51
I-31. Arnavutların kendi ulus-devletlerine erişmek için verdikleri mücadelenin İngiliz elçisi
tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na takdimi (1912) .......................................................................................52
G3. Vlora’da, Arnavutluk’un bağımsızlığının ilanı (1912) – o dönemden bir gravür ......................................52
I-32. Cemal Paşa’nın Türklerle Araplar arasındaki ilişkiler hakkında Şam’da yaptığı konuşma (1913) ........53
I-33. Dimitrija Čupovski’nin bir Federal Demokratik Balkan Cumhuriyeti kurma projesi (Saint
Petersburg, 1917) ...............................................................................................................................................53
I-34. Sırp, Hırvat ve Sloven birliğinin ilkeleri üzerine Korfu Beyannamesi (1917) ...........................................54
I-35. Başkan Woodrow Wilson’un 14 Maddesi (1918) – Güneydoğu Avrupa’yla ilgili hükümler ...................55
I-36. Alba Iulia Millet Meclisi’nin Transilvanya’nın Romanya’yla birleşmesi yönündeki kararı (1918) ............56
I-37. Iuliu Maniu’nun Alba Iulia Rumen Millet Meclisi’nde yaptığı konuşma (1918) ........................................57
Harita III: Versay ve Lozan’dan sonra Güneydoğu Avrupa, 1923....................................................................58
I-38. Makedonya devletinin, İsviçre’nin kanton modelindeki gibi örgütlenmesi yolunda bir öneri (1919) ......59
I-39. Yunanistan’la Türkiye arasında Kıbrıs’la ilgili Zürich Antlaşması (1959) .................................................61
I-40. Franjo Tudjman her ulusun kendi devletine sahip olma hakkını savunuyor (1982) ..............................62
Harita IV: I. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa..................................................................................................62

05-11Nations_02-periexomena.indd 6 9/26/08 12:57:37 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

II. BÖLÜM: Ulus-Devleti Örgütlemek ................................................................................................................63


IIa. Devlet Örgütlenmesinin Genel Özellikleri ........................................................................................................63
II-1. Rigas Velestinlis’in kaleme aldığı anayasa taslağı (1797) ........................................................................63
II-2. Sırp Konseyi’nin ilk oturumunda Boza Grujeviç’in konuşması (1805)......................................................64
II-3. Vuk Karadziç’in Prens Miloş Obrenoviç’e mektubu (1832).......................................................................65
II-4. 1835 tarihli Sırbistan Anayasası’na göre iktidarın yapısı...........................................................................66
II-5. 1866 tarihli Romanya Anayasası’nda genel hükümler .............................................................................66
II-6. İstanbul’daki Britanya elçisi, Osmanlı’nın Anayasa’ya karşı tavrını anlatıyor (1876)...............................67
II-7. 1876 Osmanlı Anayasası (Kanun-i Esasi) .................................................................................................67
II-8. Karadağ Anayasası’nın kabulü nedeniyle Prens Nikola’nın yaptığı konuşma (1905).............................69
II-9. Jöntürk Beyannamesi (1908)......................................................................................................................69
Tablo 1: Güneydoğu Avrupa Devletlerinde Anayasalar ...............................................................................................71
Tablo 2: Güneydoğu Avrupa’da Genel Seçim Hakkının Kabul Edilmesi ....................................................................72
G4. Atina’da Anayasa Meydanı (1863)..............................................................................................................73
IIb. Yurtta lõk .................................................................................................................................................................73
II-10. Epidaurus’ta kabul edilen Yunan Anayasası’nda yurttaşlığın tanımı (1822) ..........................................73
II-11. Troezene’de kabul edilen Yunan Anayasası’nda yurttaşlığın tanımı (1827) ..........................................74
II-12. 1835 tarihli Sırbistan Anayasası’nda yurttaşlık tanımı.............................................................................74
II-13. Karadağ ve Brda’da I. Danilo’nun Yasaları ..............................................................................................75
II-14. Romanya Anayasası’nın 7. Maddesi’nde yurttaşlığın yeniden tanımlanması (1879) ...........................75
II-15. Romanya ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Azınlıklar Anlaşması (1919) ......................................76
II-16. 1923 Romanya Anayasası’nda yurttaşlığın yeniden tanımlanması .......................................................77
IIc. Uluslar ve Kiliseler ................................................................................................................................................79
II-17. İstanbul Ortodoks Patriği, çocuklara Hıristiyan adları yerine antik Yunan isimleri
verilmesi âdetini kınıyor (1819) ..........................................................................................................................79
II-18. İstanbul’daki Ortodoks Patrikhanesi’ne karşı Yunan Kilisesi’nin özerkliğinin tesisi
hakkında farklı görüşler (1833) ..........................................................................................................................79
A. Bir taraftar: Theokletos Farmakides
B. Bir muhalif: Konstantinos Oekonomos
II-19. Romanya’da Ortodoks Kilisesi’nin ruhani otoritesinin tesisi üzerine karar (1864) .................................80
II-20. Fransız gazeteci Charles Yriarte’ın, Ortodoks ve Katolik din adamlarının Bosna’da din
ve ulus ilişkisi üzerine görüşleri hakkında yorumları (1875-1876) ...................................................................80
II-21. 1879 Bulgar Anayasası’nda Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin konumu.........................................................81
II-22. Nikola Pasiç’in Sırp ulusuyla Ortodoks Kilisesi arasındaki ilişki hakkındaki görüşleri (1890) ...............81
IId. Ulus-devletlerin Altyapõlarõ..................................................................................................................................82
II-23. Küçük bir ulus için endüstriyel gelişmenin önemi üzerine bir Yunan tezi (1841) ...................................82
G5. Bir ülkenin ekonomik durumuyla ulusal temsiller arasındaki ilişkiyi gösteren nakit para:

05-11Nations_02-periexomena.indd 7 9/26/08 12:57:37 AM


İÇİNDEKİLER

Yunanistan Ulusal Bankası’nın çıkardığı ilk 500 drahmi’lik kağıt para (1841) .................................................82
II-24. Ulus-devletin güçlenmesinde demiryollarının rolü üzerine bir Rumen’in görüşü (1870).......................82
II-25. Bulgar prensi (1879-1886) Alexander Battenberg’in demiryollarının önemi hakkındaki görüşü ..........83
II-26. 19. yüzyıl sonlarında bir Bulgaristan demiryolunun durumu ...................................................................83
II-27. Bulgaristan Ölçü Birimleri Yasası (1889)..................................................................................................84
G6. Yeni teknolojiler ve ulusal semboller: Dikiş makinesi reklamının yapıldığı bir poster
(Yunanistan, 19. yüzyıl sonları) ..........................................................................................................................84
IIe. Ulus-kuruculu!u....................................................................................................................................................85
II-28. Ivan Kukuljevic, Hırvat dilinin yetersiz kullanımın nasıl acınası bir şey olduğunu belirtiyor (1843).......85
II-29. Ulusal kimlik için dilin önemi üzerine bir Sloven görüşü (1861) ..............................................................86
II-30. Rumen kimliğinde dilin önemi üzerine Titu Maiorescu’nun görüşleri (1866)..........................................86
II-31. Hırvat Parlamentosu’nun İmparator-Kral Francis Joseph’e Yugoslav Bilim ve Sanat
Akademisi’nin kuruluşuna onay vermesi için yazdığı dilekçe (1867)...............................................................87
G7. Ön yüzünde Bükreş’teki Ulusal Tiyatro’nun yer aldığı bir kartpostal (1890’lar) ........................................87
II-32. Devletlerin gelişmesinde dilin ve edebiyatın önemi- Arnavutça yazıların basılması için
kurulan derneğin tüzüğünden bir madde (1879)...............................................................................................87
II-33. Saint Petersburg’taki Makedon öğrencilerin Makedonca edebi dili hakkındaki
memorandumları 1902) ......................................................................................................................................87
II-34. Transilvanya’da Rumenlerin ulusal duygularını yeşertme planları- Dr. I. C. Dragescu’nun
Emilia Ratiu’ya mektubu (1874) .........................................................................................................................88
II-35. Arnavut ulusal hareketini yapılandırma planı- Gazeteci Faik Konitza’dan Baron
Goluchowski’ye mektup (Brüksel, 1897) ...........................................................................................................88
II-36. Yunanistan’da tarih öğretiminin temel amaçları (1881) ...........................................................................89
G8. Tarihsel giysiler içindeki çocuklar (Yunanistan, tahmini 1875) ..................................................................90
II-37. Romanya’da ulusal sporu yaratma hamlesi (1898).................................................................................90
G9. “Gazeta Sporturilor” gazetesinin erkek çocuklar için düzenlediği bir liseler arası spor
müsabakasında verilen sertifika (Romanya, iki dünya savaşı arası dönem) ..................................................91
II-38. Arnavutluk Kralı I. Zogu’nun, zorunlu askerliğin ulus inşasındaki rolü hakkındaki görüşleri (1928) .....91
G10. Asker kıyafeti giydirilmiş Rumen çocuğu (1916) ......................................................................................92
II-39. Ziya Gökalp’e göre Türk eğitiminin amaçları (1914)................................................................................92
II-40. Bir muhalifi, Atatürk’ün tarih ve dil politikasını eleştiriyor (özel günlük, 1932) ........................................92
II-41. Mahmud Esad Bozkurt’un “Atatürk Devrimi”nin milliyetçi özü hakkındaki anıları .................................93

III. BÖLÜM: Milliyetçi "deolojiler..........................................................................................................................94


IIIa. Ulus Nedir? ...........................................................................................................................................................94
III-1. Şair ve siyasetçi Dimitrie Bolintineau’nun tanımıyla Rumen ulusunun hakları ve görevleri (1869) .......94
III-2. Ulusların temel özelliklerine ilişkin bir Sırp ders kitabı (1870) ..................................................................95

05-11Nations_02-periexomena.indd 8 9/26/08 12:57:37 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

III-3. Ziya Gökalp’in ulus tanımı (1923) ..............................................................................................................96


III-4. Mustafa Kemal Paşa’nın ulus tanımındaki değişimler .............................................................................96
A. Savaş sırasında dinin öne çıkarılması (1920)
B. Kültürün eklenmesi (1922)
C. Birliğin vurgulanması (1924)
D. Tanımın genelleşmesi ve sadeleşmesi (1929)

IIIb. Benlik tanõmlarõ ....................................................................................................................................................97


III-5. Bulgar olmak – Yordan Hacıkonstantinov’un The Tarigradski Vestnik gazetesi editörlerine
mektubu (1851) ...................................................................................................................................................97
III-6. Arnavut olmak – Paşko Vasa’nin görüşü (1879).......................................................................................97
G11. Resimlerde ulusal benlik – Sloven kartpostalları (20. yüzyıl başları) ......................................................98
G12. Resimlerde ulusal benlik – Rumen kartpostalları (20. yüzyıl başları) ....................................................98
III-7. Türk olmak - Rıza Nur’un görüşü (1932)...................................................................................................98
III-8. Sloven olmak – Dimitrij Rupel’in Slovenlerin karakteri hakkındaki görüşleri (1987) ...............................99
III-9. Rumen köylülerinin gayrimilli benlik tanımı – George Ionescu-Gion’un hatıralarından (1889)..............99
III-10. Makedonya’da gayrimilli benlik tanımı –H. N. Brailsford’un gördükleri (1905) .................................. 100
G13. Uluslararası Paris Sergisi’nde Bosna-Hersek Pavyonu (1900) ........................................................... 100
IIIc. Ulusal Semboller............................................................................................................................................... 101
III-11. Rigas Velestinlis, hayalindeki Yunan Cumhuriyeti’nin bayrağını ve sembollerini tarif ediyor
(1797) ............................................................................................................................................................... 101
G14. Bağımsızlık Savaşı sırasında bir Yunan adası olan Psara’nın bayrağının üzerinde “Ya
özgürlük, ya ölüm” sloganı, haç ve “Filiki Etaireia” adlı gizli örgütün sembolleri yer alıyor. ........................ 102
G15. Üzerinde “Birlikten kuvvet doğar” yazan, Bükreş Şehir Muhafızları’na ait Rumen bayrağı (1867) ... 102
G16. Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı’nın / Yugoslavya Krallığı’nın bayrağı ve arması (1929) ...................... 103
III-12. Piskopos Fan Stylian Noli, Faik Konitza’nın cenazesinde yaptığı konuşmada Arnavut
bayrağının anlam ve öneminden bahsediyor (1942) ..................................................................................... 103
G17. Güneydoğu Avrupa’daki devletlerin bugünkü bayrakları...................................................................... 104
III-13. Milli marşlar ............................................................................................................................................ 104
A. Yunan Milli Marşı (1823) .................................................................................................................. 104
B. Hırvat Milli Marşı (1835) .................................................................................................................. 105
C. Arnavut Milli Marşı (1912) ................................................................................................................ 105
G18. Bulgar armasının evrimi (1741’den bugüne)......................................................................................... 106
G19. Pavao Ritter Vitezoviç’in tasarladığı Sırbistan arması (1701) ............................................................. 106
G20. Sırbistan Krallığı’nın arması (1880’ler) .................................................................................................. 106
G21. Karadağ arması ...................................................................................................................................... 107
G22. Monarşi ve devlet – Romanya’dan Kral I. Carol’un (1866-1914) tasvir edildiği kartpostal ................. 107
III-14. Yunanistan’da bir milli kıyafet yaratma girişimi (1843)......................................................................... 107

05-11Nations_02-periexomena.indd 9 9/26/08 12:57:37 AM


İÇİNDEKİLER

G23. Milli kıyafetleri içinde Sırp köylü kızı (1865)........................................................................................... 107


Tablo 3: Bugünkü Güneydoğu Avrupa Devletlerinde Belli Başlı Milli Bayramlar ..................................................... 108
IIId. Ulusal Mitoloji .................................................................................................................................................... 109
G24. Ulus”un görsel tasviri ............................................................................................................................. 109
A. Hür Bulgaristan – Georgy Danchov imzalı taşbaskı (1879)
B. Sırbistan ve Karadağ’ı resmeden Fransız kartpostalları (1917)
III-15. Makedon ulusunun tarihi kökenleri – Gjorgji Pulevski, Makedonlar İçin (1879) .................................110
G25. Bugüne model olarak sunulan tarihi kahramanlar .................................................................................111
A. Antik Sparta kralı Leonidas, Perslere teslim olmayacaklarını bildiriyor: “Μολών λαβέ” ..
(“Gel de al”) – bir Yunan ders kitabından (1901)
B. Vasa Čarapiç’in 1806’da, Belgrad Kalesi’nin alınışı sırasındaki ölümü – Anastas
Jovanoviç imzalı tablo (1817-1899)
III-16. Dr. Rıza Nur’un halk destanlarının etkisi hakkındaki anıları.................................................................111
G26. Siyasi olayların sembolik olarak tasviri ...................................................................................................112
A. Karadağlıların isyanı – Dura Jakšiç imzalı resim (1832-1878)
B. Birleşik Bulgaristan – Nikolay Pavloviç imzalı resim (1885)
III-17. Kadın savaş kahramanı Ekaterina Teodoroiu’nun anılması için Romanya’da çıkarılan yasa
(1921) ................................................................................................................................................................113
G27. Romanya’dan modern devletin 70. yıldönümünü kutlamak üzere hazırlanmış afiş (1929) ................114
G28. Üzerinde ünlü basketbol oyuncusu Drazen Petrovic’in resminin yer aldığı bir Hırvatistan
pulu (1994) ........................................................................................................................................................114
III-18. Çağdaş bir tarihçinin ifadesiyle, Arnavutluk armasının tarihsel kökeni (2000) ....................................115

IV. BÖLÜM: Çatõ an Milliyetçilikler ..................................................................................................................116


IVa. Çatõ ma "çin Seferberlik Ça!rõsõ Yapan "deolojiler .....................................................................................116
IV-1. Hırvatistan’da Almanlara karşı ulusal önyargı (1866) ............................................................................116
IV-2. Dr. Rıza Nur’un yabancı bir kızla evlenmeyi reddetmesi hakkındaki anıları (1910).............................117
IV-3. Yunan Megali Idea’sı hususunda fikir ayrılığı: Profesör Nikolaos Saripolos’la Kral I. George
arasında bir tartışma (1877) .............................................................................................................................117
IV-4. Tarihçi Alexandru D. Xenopol, Rumen milli uzamını tanımlıyor (1888).................................................117
IV-5. Osmanlı meclisinde ulusal bölünmeler (1908-1914)..............................................................................118
IV-6. Kıbrıslı Rumlardan, sömürgecilik-karşıtı mücadele bildirileri (1955) .....................................................119
IVb. Somut Çatõ malar ............................................................................................................................................. 120
IV-7. Stjepan Radic: Hırvat Ülkesini Yugoslav Birliği içinde görmek istiyoruz (1918) .................................. 120
IV-8. Bosnalı Sırpların, Hırvatların ve Müslümanların Bildirisi (1943) ........................................................... 121
IV-9. Makedon Halkının Kurtuluşu İçin İlk Antifaşist Meclisi’nin Bildirgesi (1944) ........................................ 121

10

05-11Nations_02-periexomena.indd 10 9/26/08 12:57:37 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

IV-10. EOKA’nın lideri George Grivas (Dighenis)’ın, Kıbrıs’ta sömürgecilik-karşıtı mücadelenin


zorluklarına ilişkin analizi (1955-1959) ............................................................................................................ 122
G29. Kıbrıs’ın Birleşmiş Milletler’e müracaatı (1950’ler)................................................................................ 122
IV-11. Kıbrıs Rumlarının solcu partisinin (AKEL) bakış açısı, 1955 .............................................................. 123
IV-12. EOKA karşıtı Kıbrıslı Türkler, 1960 ...................................................................................................... 124
IV-13. Yazar Vlado Gutovac’ın anılarından, 1970’ler başındaki “Hırvat Baharı”nın hedefleri...................... 125
IV-14. Sırbistan Sanatlar ve Bilimler Akademisi’nin (SANU) Memorandumu (1986)................................... 126
IV-15. Bir Sloven’in Komünist Yugoslavya’daki dil meselesine ilişkin tavrı (1987) ....................................... 127
IV-16. Sloven Demokratik Birliği’nin Mayıs Duyurusu (1989)........................................................................ 128
IV-17. Futbol ve milliyetçilik- Fanatik bir Hırvat taraftar, Partizan Belgrade - Dinamo Zagreb maçına
gidişini anlatıyor (1989).................................................................................................................................... 129
IV-18. Yazar Dubravka Ugresic 1990’lardaki bölünmeler ve savaşlardan duyduğu üzüntüyü anlatıyor .... 129
IV-19. Hırvat ve Sırp dilleri arasındaki ilişki hakkında Hırvat dilbilimci Stjepan Babic’in (2003) görüşleri ... 130
IV-20. Bir Sırp filminin Hırvatistan’da Hırvatça altyazılarla gösterilmesine tepkiler (1999) .......................... 130
IV-21. Hırvatistan’da bir genç kızın bölünmüş kimliği .................................................................................... 131
IVc. Milliyetçili!i Alt Etmek? ................................................................................................................................... 132
IV-22. Bosna ve Hersek’te Barış'ı sağlamak için Genel Çerçeve Anlaşma (1995)..................................... 132
IV-23. Macaristan Cumhuriyeti ve Romanya arasında, Anlayış, İşbirliği ve İyi Komşuluk Anlaşması
(1996) ............................................................................................................................................................... 133
IV-24. Nüfusun karma olduğu bölgelerde yaşayan Rumenler ve Macarlar arasındaki ilişkiler
deneyimi temelinde bir değerlendirme (2001)................................................................................................ 134
IV-25. Milliyetçiliğin üstesinden gelmenin bir yolu olarak spor. Kıbrıslı Türklerden oluşan mahalli
bir futbol takımını tutan Kıbrıslı Rumlar (2003)............................................................................................... 135
G30. Lefkoşe’yi ayıran sınır çizgisi (“Yeşil Hat”) ............................................................................................. 135
IV-26. Kıbrıs’ın Rum ve Türk bölgelerini ayıran Yeşil Hat’ın açılışı üzerine iki görüş (23 Nisan 2003) ....... 135
A. Nicos Anastasiou’nun internetten yolladığı değerlendirme
B. Magosa’dan bir Türk öğretmen Kıbrıslı Rum bir ailenin ziyaretini anlatıyor (2003)

KAYNAKÇA ............................................................................................................................................................. 137

11

05-11Nations_02-periexomena.indd 11 9/26/08 12:57:37 AM


GİRİŞ

Uluslar, modern Avrupa’nın, ayrıca Avrupa dışındaki dünyanın büyük bir kısmının temel bileşenlerindendir.
19. yüzyıldan beri milliyetçi ideolojilerin gücü gerek geniş kitlelerin eylemlerine gerek devletlerin işleyişine yön
vermiştir. Bu bakımdan Güneydoğu Avrupa da bir istisna değildir. Bölgede 19. yüzyıl boyunca beş ulus-devlet
doğdu. Bunlardan bazıları, önceden doğrudan Osmanlı idaresinde olan topraklarda ortaya çıkmış olan yep-
yeni devletlerdi: Sırbistan (özgürlük mücadelesine 1804’te başladı; 1815 ile 1830 arasında kademeli olarak
muhtariyet, 1878’de resmen bağımsızlık kazandı), Yunanistan (1821’de özgürlük için savaşmaya başladı;
1830’da bağımsızlığına kavuştu) ve Bulgaristan (1876’da Osmanlı’ya isyan etti; 1878’de özerklik, 1908’de ba-
ğımsızlık kazandı). Diğerleri, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı Hıristiyan devletlerden doğan ulus-devletlerdi,
sözgelimi Romanya (Eflak ve Boğdan’ın 1859’da birleşmesiyle oluştu, 1877/1878’den itibaren bağımsız oldu)
ve Karadağ (18. yüzyıldan beri din adamı-prensler tarafından idare edilen özerk bir bölge olan Karadağ
1852’de hükümdarlığın babadan oğula geçtiği bir prenslik haline geldi; 1878’te bağımsızlığa ulaştı). 20. yüz-
yılın başında iki ulus-devlet daha sahneye çıktı: Balkan Savaşları’nın bir sonucu olarak 1912/1913’te kurulan
Arnavutluk ve Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne bağlı olarak ortaya
çıkan Türkiye (1919’dan itibaren fiili olarak ulusal hükümete kavuştu; 1923’te Türkiye Cumhuriyeti resmen
ilan edildi). 1960’da İngiltere Krallığı’nın bir sömürgesi olan Kıbrıs bağımsız bir devlete dönüşürken, 1991’de
de Yugoslavya’nın dağılması pek çok yeni devletin ortaya çıkmasına neden oldu: Slovenya, Hırvatistan, Eski
Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti, Bosna-Hersek; ve -2002’de reorganize edilen ama sürüp sürmeyeceği
bugünlerde bir soru işareti olan – Sırbistan-Karadağ federasyonu.
Elbette, geçmişte de bugün de Güneydoğu Avrupa’daki yegâne devlet türü ulus-devlet değildir. Çok uluslu
imparatorluklar ve pek çok etnik grubu barındıran başka devlet biçimleri de mevcuttu; çeşitli uluslar ise uzun
süre kendilerine ait bir devletleri olmaksızın varlıklarını sürdürdüler. Bununla birlikte, uluslarla devletler arasın-
daki karmaşık ilişki bölgenin tarihine yön verdi ve ulus-devlet Güneydoğu Avrupa’nın temel özelliklerinden biri
haline geldi. Her ne kadar bu ulus-devletler Fransa, İspanya ya da İngiltere gibi kimi başka Avrupa devletleri-
ne kıyasla gençse de (fakat ilginçtir ki, Sırbistan ile Yunanistan, İtalya ya da Almanya’dan önce ulus-devlete
dönüşmüştür), sarsıntılı geçmişleri ve bunun getirdiği milliyetçi temeldeki çatışmalar, Güneydoğu Avrupa’nın
son iki yüzyıldaki bütün tarihsel gelişimi için can alıcı öneme sahip kabul ediliyor.
Güneydoğu Avrupa’da yaşayanların çoğu için, etnik köken üzerinden tanımlanan ulus-devlet, devlet ya-
pılanmasının “normal” şekline dönüştü. İnsanlara kendilerini “kendi” uluslarıyla özdeşleştirmeleri, kendi ulus-
devletlerini kurmak/korumak için savaşmaları öğretildi. Güneydoğu Avrupa’daki ulus-devletler yakın sayıla-
bilecek bir zamanda ortaya çıktığı için, gerek tarihçiler gerek politikacılar onlarla antik ve/veya Ortaçağ’a ait
devletler arasında bağ kurarak meşruiyetlerini pekiştirmeye çalıştılar. Böylece, rakip ya da rakip olma potan-
siyeli taşıyan uluslara karşı ideolojik yarışta “daha eski olmak” gibi bir gerekçe edinilmiş oluyordu (sözgelimi
“kronolojik olarak ilk önce biz vardık…”). Bu durumda çoğu zaman, bölgedeki her halkın bütün bir tarihi, ulusal
idealler uğruna yürütülen (ve teleolojik olarak, ulus-devlete varacak) bir mücadele olarak ele alındı; tarihin bü-
tün karakterlerine, anlarına ve süreçlerine, ulusal ideale ulaşmaya olan katkılarına bakılarak değer biçilir oldu.
Bu türden çarpıtılmış söylem kalıpları, tarihi büyük-anlatılar, hem toplumu modernleştirme girişimlerini güçlen-
dirmek hem de ulusal birlik ve bütünlüğün inşası için kullanılıyordu. Bu modernleştirme çabalarının tarihinde
önemli başarılarla, tartışmasız başarısızlıklar yan yanadır ve Güneydoğu Avrupa’nın ulus-devletleri, bu ta-
rihsel bilançodaki bütün kalemlerin sorumluluğunu üstlenmek zorundadır. Öte yandan, bu tarihsel kurguların
kimi zaman halkı düşmana, içerideki ve/veya dışarıdaki gerçek ya da bir hayalden ibaret çeşitli düşmanlara

13

13-16 Nations_03-EISAGOGI.indd 13 9/23/08 1:45:35 AM


GİRİŞ

karşı harekete geçirmek adına kötü yönde kullanılmış olduğu da açıktır. Kısa süre önce eski Yugoslavya’da
yaşanan tecrübenin de gösterdiği gibi, tarihin politikaya bu şekilde alet edilmesi savaşlara yol açabilmiş, farklı
uluslar ve etnik gruplar arasında düşmanlıklar yaratabilmiştir.
Son zamanlarda milliyetçilik üzerine çalışmalarda kayda değer bir ilerleme görülüyor. Tarihçiler ve sosyal
bilimciler hem ulus-devletlerin yapısını oluşturan öğeleri, hem bunların tarihsel gelişimini mercek altına aldılar.
Ulusların ve milliyetçiliğin niteliği hakkında, özcü etnosantrizmden, ulusların oldukça yakın bir zamanda “icat
edilmiş” zihinsel kurgulardan ibaret olduğunun ileri sürüldüğü konstrüktivist yaklaşımlara dek uzanan pek çok
teori ortaya atıldı. Konu hâlâ yoğun bir biçimde tartışılmaya devam etmekteyse de, akademisyenler arasında
“ulusların” ve ulusal kimliklerin “ebedi öğeler” değil, tarihsel olarak gelişmiş, özel bir tarihsel bağlamda ortaya
çıkmış olgular olduğu ve zaman içinde geliştikleri, kesintilere uğradıkları, inşa, çözülme, yeniden inşa edilme
süreçlerinden geçtikleri görüşü, giderek daha çok taraftar buluyor. Modern milliyetçilikler çoğunlukla eski etnik
hassasiyet ve simgeleri, yeni unsurlarla harmanlayarak ve bunlara yeni anlamlar yükleyerek kullanmış ve
ortaya çıkan bütünü yeni bir zihinsel ve ideolojik iskeletin içine oturtmuşlardır. Bu bakımdan modern uluslar
gerçekten de Benedict Anderson’un formüle ettiği gibi “hayali cemaatlerdir” (“hayali”nin “uydurma” anlamına
gelmediğine dikkat edelim). Bu şablon salt Güneydoğu Avrupa’ya özgü değildir; modern dünyanın ortak bir
özelliğidir.
Tarihçiler modern ulusların “yaratılmış olduğu” konusunda temelde fikir birliğine varmanın yanı sıra, çeşitli
ulus-devletleri şekillendiren genel unsurlar ve özel durumlara dair pek çok yeni bilgiye de ulaştılar. Güney-
doğu Avrupa özel örneğinde, ulus-devletler Avrupa’nın kimi başka yerlerine kıyasla daha geç ortaya çıkmış
ve özgürlüklerini kazanmak için hem mevcut çok uluslu imparatorluklara, hem de rakip ulus-devletlere kar-
şı uzun, karmaşık savaşlar vermeleri gerekmiştir. Dolayısıyla bu bölgede, çeşitli biçimleriyle milliyetçilikler,
ulus-devletlerin yaratılmasından önce ortaya çıkar. Ancak yeni politik ve kültürel elitin mensupları, mevcut
ulusal değerler setini yeni devletlerin işleyişi için yetersiz bulacak ve yurttaşlarını milliyetçi değerlere göre
yeniden şekillendirmek üzere harekete geçecektir. Bu “ulusun devlet önderliğinde inşa edilmesi” durumu da
Güneydoğu Avrupa’ya özgü değildir. Tam tersine, Batı Avrupa’nın bazı yerlerinde, daha erken dönemlerde
ve çok daha büyük bir acımasızlıkla aynı politikalar uygulanmıştır. Eugen Weber’in ünlü kitabı Peasants into
Frenchmen, Fransa’da bile, kırsal kesimdeki nüfusun büyük çoğunluğunun ancak 19. yüzyılda, ilköğretimin,
mecburi askerlik hizmetinin ve modern iletişim yöntemlerinin etkisiyle kendini ulusalcı bir söylemle tarif etme-
ye başladığını ortaya koymuştur.
Uluslarla dinler arasındaki ilişkinin de son derece karmaşık olduğu bilinir. Güneydoğu Avrupa’da yaşa-
yanların pek çoğu için dini bağlılıklar son derece önemliydi. Hâlâ da öyledir; sözgelimi Yunanlarla Sırpların
Ortodokslukla, Hırvatların Katoliklikle olan bağları. Arnavutlar gibi daha başkalarının gözündeyse din o kadar
önemli değildi ve ulus, farklı dinlere mensup insanları çok büyük zorluklarla karşılaşmadan kucaklıyordu.
Uluslarla dilsel aidiyetler arasındaki ilişki gibi daha başka özgün sorunlara da elinizdeki kitapta kısaca açıkla-
ma getirilmiştir.
Bu yardımcı ders kitabının temel hedefi hem öğretmenlere hem de öğrencilere, Güneydoğu Avrupa’da,
uluslarla devletler arasındaki ilişkinin ne kadar karmaşık olduğunu anlamalarına yardım edecek tarihsel ka-
nıtlar sunmaktır. Öte yandan, kitabı makul sınırlar içinde tutabilmek, ayrıca öğretmenlere, öğrencilere ve
akademisyenlere kolay kullanabilecekleri bir araç sunabilmek için birtakım konulara öncelik vermeyi uygun
bulduk. Temel olarak ulus-devletlerin yaratılmasına, ulusun inşasıyla ilgili meselelere, milliyetçi ideolojilere
ve milliyetçiliğin beslediği çatışmaların bir kısmına odaklanmaya karar verdik. İçerikle ilgili bu tercihler aynı
zamanda konuyla ilgili olarak hangi tarihler arasındaki kaynaklara bakacağımızı da belirledi. Kitabın temel
olarak 19. yüzyıla yoğunlaşması düşünülmüştü; fakat Güneydoğu Avrupa’da ulusal hareketlerin yükselişini
etkilemiş olduklarından, 1800 öncesi Aydınlama’yla ve Fransız Devrimi’nin buralardaki yankılarıyla ilgili birkaç
tarihsel kaynağa da yer verdik. 20. yüzyıla ait bazı tarihsel kaynakları ise, yeni ulus-devletlerin ortaya çıkışını,
uluslarla devletler arası ilişkilerdeki değişimi, milliyetçiliğin bazı çatışmaların baş göstermesine nasıl katkıda

14

13-16 Nations_03-EISAGOGI.indd 14 9/23/08 1:45:36 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

bulunduğunu ve bir de, milliyetçiliği alt etmeye yönelik yeni eğilimin bazı bileşenlerini belgelemek amacıyla
dahil ettik. Öte yandan, bu projenin, Balkan Savaşları’nın ve İkinci Dünya Savaşı’nın derinlemesine ve ay-
rıntılı olarak ele alındığı diğer iki kitabıyla çakışma olmamasına da dikkat ettik. İkinci Dünya Savaşı sonrası
dönem için dikkatimizi özellikle eski Yugoslavya’ya ve 1990’larda yeni “Eski Yugoslav” ulus-devletlerin ortaya
çıkmasına neden olan çatışmalara yönelttik. 20. yüzyıldaki milliyetçi hareketlerin gelişiminin bazı yönlerinin
yeterince anlatılmadığının ya da kitapta hiç yer almadığının farkındayız. Milliyetçi ideolojilerin ve ayrımcılı-
ğın zirveye çıktığı iki dünya savaşı arasındaki dönem veya Yugoslav, Arnavut, Rumen ve Bulgar nasyonal-
komünizmlerinin kendilerine has özellikleri, hiç bahsedilmeyenler arasında en önemlileri olsa gerek. Ne var ki,
konular çok boyutlu olduğu için çok fazla ek kaynağı işin içine katmak gerekecekti; kitabın proje kapsamındaki
diğer üç kitaba göre zaten fazla hacimli olduğunu göz önüne alarak, sözkonusu meseleleri bir başka sefere
bırakmaya karar verdik.
Güneydoğu Avrupa’daki bütün ülkelerden kanıtlar sunmanın, bölge halklarının birbirlerine ilişkin bilgi da-
ğarcıklarındaki boşlukları da dolduracağını umuyoruz. Aslına bakılacak olursa, Güneydoğu Avrupa’da yaşa-
yanların büyük çoğunluğu daha ziyade kendi ulusları ve dünyanın (Batı dünyasının) “ana” ulusları hakkındaki
bilgilere itibar ederken, komşularını tanımayı ihmal etmiş ya da onlar hakkında sadece önyargılı bilgiler edin-
mişlerdir. Arzumuz, bu kitaba dahil edilmiş olan malzemenin üzerinden, öğretmenleri ve öğrencileri kendi
ülkelerinin tarihini Güneydoğu Avrupa’daki diğer ülkelerin tarihiyle karşılaştırmaya, kimi ülkelere ya da bazı
tarihsel dönemlere özgü yapıları ve unsurları keşfetmeye ve tarihsel değişimin ne kadar karmaşık olduğunu
görmeye teşvik etmektir. Son iki yüz yıl boyunca uluslarla devletler arasındaki ilişkinin her boyutu hakkında,
bütün ülkelerden malzemeyi buraya alamayacağımız açıktır. Birtakım seçimler yapmak zorunda kaldık; kimi
seçimlerimizde konuyla ilgili kaynakların ulaşılabilir olup olmaması, kimilerinde ise belli bir dengeyi koruma
ve kitapta Güneydoğu Avrupa’daki bütün ulusların ve devletlerin adının geçmesini sağlayabilme isteği etkili
oldu. Bütün çabalarımıza rağmen şunu da kabul etmek zorundayız ki, bu kitabı okuyacak olanlar arasından,
“ben olsaydım şu şu metinleri de çalışmaya katardım” diyecekler çıkabilir; eğer bu gerçekleşirse kitap hedef-
lerinden birine ulaşmış, öğretmenleri, öğrencileri ve meslekten tarihçileri de Güneydoğu Avrupa’da, uluslar ve
devletler arasındaki tarihsel ilişkilerin karmaşıklığına yeni bir gözle bakmaya yüreklendirmiş demektir.
Güneydoğu Avrupa ulus-devletlerinin tarihine daha dengeli ve belgelere dayanan bir bakışın, genç kuşa-
ğın diğer uluslara ve/veya etnik gruplara daha hoşgörülü olmasına, günümüzde yaşanan gelişmelere daha
açık fikirlilikle yaklaşmasına yardımcı olacağına inanıyoruz. Yükselmekte olan ve birey, cemaat, ulus-devlet,
uluslar üstü teşkilat ve kurumlar arasında daha şimdiden yeni ilişkiler şekillendiren tarihi süreçlerin karşımıza
çıkardığı meselelere göğüs germek ve çeşitli seçenekler içinden bilgiye dayanan akılcı seçimler yapmak da,
onlara -ve bizlere- düşüyor.

15

13-16 Nations_03-EISAGOGI.indd 15 9/23/08 1:45:36 AM


13-16 Nations_03-EISAGOGI.indd 16 9/23/08 1:45:36 AM
GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

KRONOLOJİ

Paisiy Hiledarski ulusal özbilince ulaşmak için çağrıda bulunduğu Slav-Bulgar Tarihi’ni
1762
yazdı.

1768-1774 Rus-Osmanlı savaşı; Rusya’nın desteklediği Yunan İsyanı (1770-74).

Rigas Velestinlis “Helen Cumhuriyeti”nin anayasası için bir taslak kaleme aldı.

1797 Fransızlar Venedik’i işgal etti; Venedik, Campo Formio Antlaşması’yla Fransa ile
Habsburglar arasında paylaşıldı: Habsburglar Dalmaçya’yı alırken, Fransa İon Adaları’nı
elde etti (Fransız hâkimiyeti 1799’a kadar sürdü).

Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir vasal devlet olarak “İon Cumhuriyeti” kuruldu. 1807’de
1800-1807
İngiltere tarafından işgal edildi ve 1864’e kadar da İngiltere’nin himayesinde kaldı.

1804-1813 Karacorci’nin önderliğinde başlayan Birinci Sırp İsyanı, Osmanlılar tarafından bastırıldı.

Dalmaçya, Hırvatistan ve Slovenya (İlirya eyaletleri)’nın büyük bir bölümü Napolyon’un


1805-1813 egemenliğine girdi; Napolyon’un yenilgisinden sonra ise söz konusu topraklar
Avusturya’nın eyaletleri haline getirildi.

Rus-Osmanlı savaşı; Bükreş’te imzalanan barış anlaşmasıyla Doğu Moldavya


1806-1812
(Besarabya) Rusya’ya bağlandı.

Odessa’da Yunanistan’ı Osmanlıların elinden kurtarmayı hedefleyen gizli “Filiki Etairia”


1814
Derneği (Dostluk Derneği) kuruldu.

Miloş Obrenoviç’in önderliğinde İkinci Sırp İsyanı patlak verdi; 1815 Aralık’ında Sultan,
1815
Miloş’u Belgrad paşalığındaki Sırpların yüce knez’i (prensi) olarak tanıdı.

Ulahlar Tudor Vladimirescu’nun önderliğinde ayaklandılar; Moldavya’nın Aleksandros


İpsilanti önderliğindeki küçük bir Yunan ordusu tarafından istila edilmesiyle Yunan isyanı
1821
başladı ve bunu Peloponnesos’tan (Peloponez, Mora) başka yerlere yayılan bir isyan
hareketi izledi.

Epidauros’taki Yunan Milli Meclisi Yunan Cumhuriyeti’ni ilan etti ve ilk Yunan anayasası
1822
için oylama yaptı.

Sultan II. Mahmut yeniçerileri ortadan kaldırdı ve böylece Osmanlı İmparatorluğu için
1826
reformların önünü açmış oldu.

Britanya, Fransa ve Rusya'nın Yunanlara açık desteği; müttefik kuvvetlerden oluşan bir
1827
filo, Navarin’de Osmanlı-Mısır donanmasını bozguna uğrattı.

1828-1829 Rus-Osmanlı savaşı; Ruslar Eflak ve Boğdan’ı işgal etti.

Edirne Barış Antlaşması imzalandı; Sırbistan başında Miloş Obrenoviç’in olduğu, özerk
1829 bir prenslik olarak tanındı. Eflak ve Boğdan Osmanlı’ya bağlı kaldı fakat Rusya’nın da
himayesine girdi.

17

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 17 9/23/08 1:46:23 AM


KRONOLOJİ

Londra Protokolü imzalandı; İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ortak garantörlüğü altında


1830
Yunanistan bağımsız bir krallık olarak ilan edildi.

Eflak ve Boğdan’da Rusya’nın gözetiminde “Yapısal Düzenlemeler” (Organic Regulations)


1831-1832 kabul edildi; prenslerin ve boyarların gücüne dokunulmayan bir “muhafazakâr
modernleşme”.

Londra Konvansiyonu’yla Yunanistan’ın sınırları çizildi ve Bavyera Kralı I. Ludwig’in ikinci


1832 oğlu olan Otto’nun, unvanını aileden birine bırakmak üzere Yunanistan Kralı olmasına
karar verildi.

1834 Atina, Nafplion’un yerine Yunanistan’ın başkenti oldu.

Sırp Anayasası (Sultan tarafından 1838’de onaylandı); prensin gücü seçilmiş bir meclisce
1835
sınırlandı.

1837 Atina Üniversitesi ve Arkeoloji Cemiyeti kuruldu.

Gülhane Hatt-ı Hümayunu okundu; Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat Dönemi resmen


1839
başladı.

1841 Yunanistan Milli Bankası kuruldu.

1843-1844 Yunanistan erkeklerin hemen tamamının oy kullandığı meşruti bir krallık haline geldi.

Avusturya İmparatorluğu’nda milliyetçi hareketlerin, özellikle de milli diller için resmi


statü elde etme mücadelesinin yoğunlaştığı dönem. Bu çerçevede, Hırvat Ulusal Uyanışı
1830-1848
(İlirya Hareketi) Hırvat dili ve Avusturya İmparatorluğu içinde özerk bir Hırvatistan için
savaşırken, Rumenler de Transilvanya’da milli temelde Macarlarla karşı karşıya geldiler.

Avusturya İmparatorluğu ve Rumen Prenslikleri de dahil bütün Avrupa’da ihtilaller


patlak verdi; ihtilalciler politik, toplumsal ve milliyetçi talepleri birlikte ileri sürüyorlardı;
1848-1849 ulusal temeldeki ayrılıklardan ötürü Macar, Hırvat ve Rumen ihtilalciler arasında
çatışmalar meydana geldi; ihtilaller Rusya tarafından desteklenen Avusturya ve Osmanlı
İmparatorluğu tarafından şiddetle bastırıldı.

İstanbul Ekümenik Patrikliği Yunan Kilisesi’ne (1833’te zaten ilan edilmiş olan) otosefallik
1850
mertebesini bahşetti.

I. Danilo Petroviç (1851-1860) Karadağ’ı bir piskoposluk olmaktan çıkarıp laik bir prensliğe
1852
dönüştürdü ve bir modernizasyon programı uygulamaya başladı.

Kırım Savaşı; Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Fransa ve Sardinya’nın birleşik kuvvetleri


1853-1856 karşısında Rusya yenildi; Paris Barış Antlaşması’yla Eflak, Boğdan ve Sırbistan Büyük
Güçler’in ortak himayesi altına girdi.

Paris Konvansiyonu yapıldı; Büyük Güçler Eflak ve Boğdan’ı ayrı devletler olarak fakat
1858
“Birleşik Prenslikler” adı altında yeniden düzenledi.

Aleksandru Yoan Cuza iki kez Eflak ve Boğdan prensi seçildi ve 1862’ye dek iki prenslik
1859
kademeli olarak kurumsal açıdan birleşti. Modern Romanya devleti kuruldu.

18

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 18 9/23/08 1:46:24 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

1860 Yaş Üniversitesi kuruldu (onu 1864’te Bükreş Üniversitesi izledi).

1862 I.Otto bir ihtilalin sonucunda Yunanistan’ı terk etmek zorunda kaldı.

Danimarka Prensi Jorge von Holstein-Sonderburg-Glucksburg, I. Yorgo (1863-1913)


adıyla Yunanistan kralı seçildi; yeni bir anayasayla (1864) halk Krallığın ve egemen
1863
devletin uyruğu haline geldi; İyon Adaları İngiltere tarafından Yunanistan’a bırakıldı.
Romanya’da kilise mallarının büyük kısmı kamulaştırıldı; İstanbul Patrikliği’yle sürtüşme.

Aleksandru Yoan Cuza tahtından feragat etmeye zorlandı; Alman prensi Karl von
Hohenzollern-Sigmaringen Romanya prensi oldu (1866-1914 yılları arasında yaşadı ve
1866 1881’de kral ilan edildi); 1866 Anayasası’yla meşruti monarşi kuruldu, yurttaş hak ve
özgürlükleri güvence altına alındı fakat (mülkiyeti esas alan) nüfus sayımına dayalı, kısıtlı
bir oy hakkı tanındı.

İki yönlü bir anlaşmaya varıldı: Avusturya-Macaristan kuruldu; Slovenya ve Bukovina


Avusturya’nın parçası olarak kalırken, Transilvanya ve Hırvatistan Macaristan Krallığı’na
1867 dahil edildi; özel bir anlaşmayla (1868) Hırvatistan Macaristan’ın içinde belli ölçüde
özerkliğini korudu; bununla birlikte Macaristan’ın merkeziyetçiliği ve asimilasyon
politikasından ötürü Rumenler ve Hırvatlarda büyük bir hoşnutsuzluk baş gösterdi.

Giritliler, Osmanlı reformlarının uygulanması için ayaklandı; fakat nihai amaç


1866-1869, 1889
Yunanistan’la birleşmekti.

1869 Bulgar Devrimci Merkez Komitesi, Lyuben Karavelov’un önderliğinde Romanya’da kuruldu.

Osmanlı devletinin kararıyla Bulgar Eksarhlığı kuruldu; Bulgarlar henüz ayrı bir devlete
1870
değilse de, İstanbul Patrikhanesi’nden ayrı bir kilise teşkilatına sahip oldular.

Kıdemli Ortodoks patrikhaneleri olan İstanbul, İskenderiye ve Antakya kiliseleri


1872 milliyetçiliğe karşı karar alarak, kiliselerin yetki alanlarının etnik temelde tanımlanmasını
ayrılıkçılık olarak ilan etti.

1875 Bosna Hersek’te Osmanlı karşıtı ayaklanma; 1875-1878 Doğu Buhranı başladı.

Bulgarların Nisan Ayaklanması, Osmanlılar tarafından şiddetle bastırıldı; Sırbistan


Karadağ Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan ettiyse de yenildi; giderek artan uluslararası
1876 baskı ve ülke içindeki karışıklıkların sonucunda Osmanlı makamları Kanun-i Esasi’yi kabul
ettiler. Bu ilk anayasa bütün Osmanlı tebaasına eşit haklar tanıyor; fakat imparatorluğun
“bölünmez bir bütün” olduğunu ilan ediyordu.

Arnavut Halkının Haklarını Savunmak İçin Merkezi Komite İstanbul’da kuruldu.


Rusya Osmanlı İmparatorluğu’na savaş açtı ve Bulgaristan’ı işgal etti. Romanya
1877
bağımsızlığını ilan ederek Ruslarla birlik oldu. Osmanlı ordusu olağanüstü bir direnişin
ardından Plevne’de yenildi.

19

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 19 9/23/08 1:46:24 AM


KRONOLOJİ

Ayastefanos (Yeşilköy) Barış Antlaşması imzalandı (3 Mart). Britanya’nın ve Avusturya-


Macaristan’ın araya girmesinden sonra Berlin Kongresi yeni bir barış anlaşmasıyla sona
erdi (1 Temmuz): Romanya, Sırbistan ve Karadağ’ın bağımsızlığı tanındı; Bulgaristan,
vasal Bulgar Prensliği ve özerk Doğu Rumeli Vilayeti olarak bölündü; Romanya Rusya’ya
teslim edilen Güney Besarabya’ya karşılık Dobruca’yı aldı; Sırbistan ve Karadağ’ın
1878 toprakları çok az büyüdü; Bosna-Hersek, Avusturya-Macaristan’ın idaresi altına girdi;
Osmanlılarla İngilizler arasındaki ayrı bir anlaşmayla Kıbrıs Osmanlı devletine bağlı
kalmak kaydıyla, İngiliz idaresine verildi (4 Haziran 1878).
Sultan II. Abdülhamit (1876-1909) Aralık 1876 tarihli Kanun-i Esasi’yi askıya aldı, Meclis’i
dağıttı ve 1908’e kadar otokratik bir tarzda hüküm sürdü.
Prizren Arnavut Birliği milli programı belirledi.

Bulgaristan’da Tırnova Meclisi meşruti bir monarşi kurdu; ilk prens, Battenberg’li
1879
Alexandre (1879-1886) oldu.

1880 Romanya Milli Bankası kuruldu.

Berlin Antlaşması uyarınca, Epir’in Arta bölgesiyle Tesalya, Osmanlı İmparatorluğu


1881
tarafından Yunanistan’a bırakıldı.

Doğu Rumeli, Bulgar Prensliği’yle birleşti; Sırbistan tazminat elde etmek için girişimde
1885
bulunduysa da, Sırp-Bulgar savaşından dolayı (1885-1886) bu gerçekleşmedi.

Bulgaristan’da politik kriz yaşandı; Prens Alexander Battenberg tahttan feragat etti.
1886
Rusya Bulgaristan’la diplomatik ilişkilerini kesti.

Bulgarlar Ferdinand von Sachsen (Saksonya)-Coburg-Gotha’yı prens seçtiler (1887-


1887
1918).

1893 IMRO (Makedonya İç Devrim Örgütü) kuruldu.

1896 Atina’da ilk Olimpiyat Oyunları düzenlendi.

1897 Osmanlı-Yunan savaşı; Yunanistan yenildi.

1898 Girit yarı-özerk bir vasal devlete dönüştü; Yunan Prensi Yorgo valiliğe atandı.

Sırbistan’da darbe oldu; Kral I. Aleksander Obrenoviç ve ailesi öldürüldü; I. Petar


Karacorceviç (1903-1921) kral oldu; Sırbistan politikasında milliyetçilik ağırlık kazanmaya
1903
başladı.
Makedonya’da çıkan İlinden Ayaklanması Osmanlı devleti tarafından bastırıldı.

1907 Romanya’da büyük çaplı bir köylü ayaklanması yaşandı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda Jöntürk devrimi; 1876 tarihli Kanun-i Esasi tekrar yürürlüğe
kondu ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı için seçimler yapıldı. Bulgaristan bağımsızlığını ilan
1908
etti. Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek’i ilhak etti (Sırbistan ve Rusya’yla “Bosna Krizi”
yaşandı).

20

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 20 9/23/08 1:46:24 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Osmanlı-İtalya savaşı (Trablusgarp Savaşı) yapıldı; İtalya Oniki Adaları (Dodekanesos


1911-1912
Adaları) ve Libya’yı ele geçirdi.

1912 Arnavut isyanı; İsmail Kemal ile Luici Gurakuqi’nin önderliğinde silahlı ihtilal hareketi.

Balkan Savaşları; Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’daki topraklarının çoğu Bulgaristan,


Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ’a geçti; Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti (28 Kasım
1912-1913
1912); Makedonya Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan arasında bölündü; Romanya,
Güney Dobruca Bulgaristan’dan ilhak etti.

Prens Wilhelm von Wied, Büyük Güçler’in (Düvel-i Muazzama) önerdiği üzere tahta
1914
geçerek Arnavutluk kralı oldu.

Bütün Osmanlı Ermenileri'nin göç ettirilmesinin başlaması (Nisan). 6 Ekim 1915'te Lordlar
Kamarası'nda konuşan Vincent Bryce "800.000 civarında" Ermeni'nin de bu süreçte
1915
katledildiğini söyledi. O tarihten bu yana soykırım meselesi, özellikle Türkiye'de bir
tartışma konusudur.

Birinci Dünya Savaşı; Arşidük Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da, Sırp milliyetçileri


tarafından öldürülmesi savaşın bahanesi oldu. Savaşa girmeyen fakat gene de işgale
uğrayan Arnavutluk ayrı tutulursa, Güneydoğu Avrupa’daki bütün devletler savaşa
1914-1918 katıldılar: Avusturya-Macaristan, Osmanlı İmparatorluğu (1914’ten itibaren) ve Bulgaristan
(1915’ten itibaren) İttifak Devletleri safında; Sırbistan, Karadağ (1914’ten itibaren),
Romanya (1916’dan itibaren) ve Yunanistan (Kral Konstantin’in muhalefetine rağmen,
1917’de ) İtilâf Devletleri safında.

Sırbistan hükümeti ve (çoğu sürgünde olan) Hırvat hükümetinin Londra Komitesi, Korfu
1917
Deklarasyonu’yla, ortak bir Yugoslav devleti kurmak konusunda anlaştılar.

Rusya’daki Ekim Devrimi’nin devamında Besarabya’da demokratik cumhuriyet ilan edildi


1917-1918
ve Meclis, Romanya’yla birleşmek yönünde oy kullandı (27 Mart 1918).

İttifak Devletleri yenildi. Bulgaristan ile Osmanlı İmparatorluğu teslim oldu. Avusturya-
Macaristan dağıldı. Slovenlerle Hırvatlar Sırplarla birleşerek Sırp, Hırvat ve Sloven
1918
Krallığı’nı kurdular (1929’da adı Yugoslavya olarak değişti); Bukovina ile Transilvanya
Rumenleri Romanya’ya katıldılar.

Paris Barış Konferansı; imzalanan Sen Jermen (Avusturya’yla), Nöyyi (Bulgaristan’la) ve


Trianon (Macaristan’la) anlaşmalarıyla Güneydoğu Avrupa’da yeni sınırlar çizildi: Banat
Romanya ve “Sırp, Hırvat, Sloven Krallığı” arasında paylaşıldı; Batı Trakya Bulgaristan
1919-1920
tarafından Yunanistan’a bırakıldı; Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya, daha sonra da
Bulgaristan ve Türkiye, sınırları içindeki azınlıkların haklarını güvence altına alan özel
antlaşmalara imza attılar.

21

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 21 9/23/08 1:46:24 AM


KRONOLOJİ

Fransa, İngiltere ve ABD’nin, İtalya’nın bölgedeki yayılışını dengelemek maksadıyla


verdiği izinle Yunanistan Küçük Asya’nın batısını (İzmir’i) işgal etti; Kürtler ve Ermenilerin,
1919
kendi ulus-devletlerini kurma girişimleri; Mustafa Kemal Paşa’nın (sonradan Atatürk
soyadını alacaktır) önderliğinde, Küçük Asya’da Türk milli direnişi başladı.

Sevr Barış Antlaşması; Sultan VI. Mehmet Osmanlı İmparatorluğu’nun fiilen dağılmasını
kabul etti (Arap ülkeleri, Ermenistan ve Trakya İmparatorluğun elinden gidecekti; İzmir
1920 beş yıl Yunan idaresinde kaldıktan sonra referandum yapılacaktı; bağımsız bir Kürdistan
seçeneği olacaktı; İngiltere, Fransa ve İtalya’nın Küçük Asya’da nüfuz bölgeleri olacaktı);
Türk milliyetçileri Sevr'i reddettiler; Ermeni ve Kürt isyanlarını bastırdılar.

Türk ordusu Yunan ordusuna karşı zafer kazandı; Türk birlikleri İzmir/Smyrna, İstanbul/
1922
Constantinople ve Doğu Trakya’nın kontrolünü ele geçirdi.

Lozan Barış Antlaşması; Yunanistan ile Türkiye arasında zorunlu nüfus değiş tokuşu
(mübadelesi) yapıldı.
1923
Osmanlı İmparatorluğu ortadan kalktı ve Türkiye Cumhuriyeti resmen ilan edildi.
Bulgaristan'da Stambluski ve Çiftçiler'in katledilmesi.

1924 Yunanistan’da saltanat lağvedildi ve ilk Yunan Cumhuriyeti kuruldu.

Hırvat siyasi önder Stjepan Radic Belgrad’da, Yugoslav Parlamentosu’nun bir oturumu
1928
sırasında Karadağlı Sırp milliyetçisi bir milletvekili tarafından öldürüldü.

New York Borsası Çöktü. Küresel bunalım ve ekonomik kriz. Balkan ekonomileri devletin
1929 daha büyük müdahalesine dayanan bir sistem içinde kendi ekonomik kaynaklarına
yöneldiler.

İç Makedonya Devrimci Örgütü'nün bir üyesi Hırvat Ustaş milliyetçilerinin yardımıyla


1934 Marsilya'da Fransız Dışişleri Bakanı Louis Barthou ile birlikte Yugoslavyalı Aleksander'ı
öldürdü.

1939 İtalya Arnavutluk’u işgal etti.

İkinci Dünya Savaşı; 1940’ta Besarabya ve Kuzey Bukovina Romanya’dan Sovyetler


Birliği’ne, Güney Dobruca Bulgaristan’a, Kuzey Transilvanya da Macaristan’a geçti
(sonradan, 1944’te tekrar eski konumuna döndü); 1941’de Yugoslavya ve Yunanistan
Mihver devletleri tarafından işgal edildi; “Bağımsız Hırvatistan” Hırvat, Bosna ve Hersek
1939-1945 topraklarında, kukla bir faşist devlet olarak kuruldu (1945'e dek); Yugoslavya, Yunanistan
ve Arnavutluk’ta Partizan direnişi; Bulgaristan ve Romanya Müttefiklere karşı Mihver
devletleriyle birlik oldu ve 1944’te Sovyet ordusu tarafından işgal edildiler; savaşın
sonunda, Yunanistan ve Türkiye’nin aksine Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya ve
Yugoslavya Komünist cephenin kontrolüne girdi.

22

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 22 9/23/08 1:46:24 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Yugoslavya, 6 cumhuriyet (Bosna-Hersek, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, Sırbistan


ve Slovenya) ve iki özerk eyaletten (her ikisi de Sırbistan’ın bir parçası olan Kosova ve
Voyvodina) oluşan bir federasyon olarak tekrar düzenlendi. 1946 Anayasası’na göre
1943-1946
federal liderlik çok güçlüydü; merkezileştirilmiş olan Yugoslav Komünist Partisi’nin
(1952’den sonra Yugoslavya Komünistler Birliği) can alıcı bir role sahip olması bunu iyice
pekiştiriyordu.

1946-1949 Yunan İç Savaşı.

Yunanistan’la birleşmek isteyen Kıbrıslı Rumların gayriresmi referandumu; İngiltere


1950
reddetti.

1955 Kıbrıs’ta İngiltere karşıtı silahlı mücadelenin başlaması.

1958 Kıbrıs’ta topluluklar arası ciddi etnik çatışmalar.

İngiltere, Yunanistan ve Türkiye, Kıbrıslı Türk ve Rumların ortak devleti olarak bağımsız
1959
bir Kıbrıs devletinin kurulması için anlaşmaya vardılar.

1960 Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

Yugoslavya’da yeni bir federal anayasa. Cumhuriyetlerin sorumlulukları arttı; ayrıca parti
ve devlet daireleri de ayrıştırıldı. Cumhuriyetlerdeki sorumluların eskiye göre serbestlik
ve güç kazanması milliyetçiliğin yükselmesine zemin yarattı, özellikle de Kosova ve
1963
Hırvatistan’da (“Hırvat Baharı”) ; hareket 1972’de, Tito tarafından bastırıldı.
Kıbrıs’ta topluluklar arası etnik çatışmalar, Kıbrıslı Türklerin hükümetten çekilmesine yol
açtı.

1967 Yunanistan’da Albaylar Cuntası iktidarı ele aldı.

Yeni Yugoslav anayasası; Yugoslavya’daki cumhuriyetlere daha fazla özerklik.


1974 Kıbrıs’ta, Yunanistan'la birleşmeyi amaçlayan Rum askeri darbesi; Türk birliklerinin Kuzey
Kıbrıs’ı işgali. Yunanistan tekrar demokrasiye geçti.

Tito öldü. Ekonomi bozuldu. Rotasyon sistemine rağmen Yugoslavya’da federal


1980
kurumların meşruiyeti giderek geriliyordu.

1981 Yunanistan Avrupa Topluluğu üyesi oldu.

Kıbrıs’ta, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla kınanan ve sadece Türkiye’nin


1983
tanıdığı “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” ilan edildi.

1987 Slobodan Miloseviç Sırbistan’da iktidara geldi.

Doğu Avrupa’da komünizmin çöküşü. Bulgaristan’da Todor Jivkov'un çatışmasız


1989 tasfiyesiyle, Romanya’da ise kanlı bir devrimle, çok partili demokratik siyasi sisteme ve
serbest pazar ekonomisine geçiş.

23

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 23 9/23/08 1:46:24 AM


KRONOLOJİ

Yugoslavya dağıldı ve bağımsız ulus-devletler kuruldu: Slovenya, Hırvatistan (1991);


1991-1992 1992’de Bosna-Hersek, Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti, Yugoslavya Federal
Cumhuriyeti (Sırbistan + Karadağ).

Arnavutluk’ta çok partili siyasi sisteme geçildi.


1991
Sovyetler Birliği dağıldı; Besarabya bağımsızlığını kazandı (Moldova Cumhuriyeti).

1991-1995 Hırvatistan'da Sırplarla Hırvatlar arasında savaş.

1991 Avrupa Topluluğu yeni bir düzenlemeyle Avrupa Birliği’ne dönüştü (Maastricht Anlaşması).

Bosna-Hersek’te iç savaş (Yugoslav -daha sonra Sırbistan- ordusunun yoğun


1992-1995
müdahalesi).

Avrupa Birliği, Doğu Avrupa’da, komünizm sonrasında doğan ülkelerle katılım


1994-1999
müzakerelerine başlama kararı aldı.

1995 Bosna-Hersek’le ilgili olarak Dayton/Paris Sözleşmesi imzalandı.

Romanya ile Macaristan, hem iki devlet hem de etnik gruplar arası ilişkilerin geliştirilmesini
1996
teşvik eden bir anlaşma imzaladı.

1998 Kosova’da (Arnavut) Kosova Özgürlük Ordusu ile Yugoslav ordusu arasında savaş.

NATO Yugoslavya’ya karşı savaş açtı. Başkan Slobodan Miloseviç Kosova’yı teslim etmeye
1999
zorlandı; Kosova, Birleşmiş Milletler’in idaresi altına girdi.

Yugoslavya’da Slobodan Miloseviç rejimine karşı başarıya ulaşan bir devrim; demokratik
2000
bir siyasi sisteme geçişin ilk adımları.

Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti’nde etnik çatışmalar; Birleşmiş Milletler, AGİT


(Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) ve Avrupa Birliği’nin girişimiyle savaşı sona
2000-2001
erdirecek bir anlaşma imzalandı ve anayasa, Arnavutların haklarını koruyacak şekilde
değişti (2001).

Sırbistan’la Karadağ geçici bir anlaşma imzalayarak, üç yıl içinde ayrılma olasılığının saklı
2002
tutulması kaydıyla, Federasyon’un geçici olarak devam ettirilmesine karar verdi.

Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler, iki tarafı ayıran Yeşil Hat’ın açılmasıyla, 1974’ten bu
2003
yana ilk kez serbestçe bağlantıya geçtiler.

Kıbrıs’ta birleşmeye yönelik Annan Planı için referandum yapıldı: Kıbrıslı Türkler planı
onaylarken, Kıbrıslı Rumlar reddetti.
2004 Slovenya ve Kıbrıs (fiiliyatta sadece Kıbrıs Rum kontrolünde olan alanlar) Avrupa Birliği’ne
katıldı; Bulgaristan ve Romanya 2007 takvimine alındı; Hırvatistan üyelik müzakerelerine
başladı.

24

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 24 9/23/08 1:46:24 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Harita 1: Modern Balkan devletlerinin doğuşu (1804-1862)

Osmanlı İmparatorluğu'nun Sınırı


Özerk Sırbistan, 1830
Bağımsız Yunanistan, 1830
Özerk ve Birleşmiş Romanya, 1862
Napolyon'un Fransız İlirya Eyaletleri, 1809-1813
(1814-1815'te Habsburg yönetimine geri döndü)

25

17-25 Nations_04-XRONOLOGIO.indd 25 9/23/08 1:46:24 AM


I.BÖLÜM: ULUS-DEVLETLER YARATMAK:
HEDEFLENENLER VE ELDE ED LENLER

Ulus-devletler ezeli ve ebedi değildir. Bunlar görece yakın bir zamanda, özellikle de son iki
yüzyılda yükselmiştir. Avrupa ölçeğinde bakıldığında, 19. yüzyılın milliyetçi hareketlerin yüzyılı olduğu
genellikle kabul edilir. Yüzyıl boyunca Avrupa’nın her yerinde ulusal aidiyetle siyasi süreçler arasında
sıkı bir bağ oluştu. Bununla birlikte 19. yüzyılda bile ulus-devlet ne yegâne ne de baskın siyasi
yapıydı. Ulus-üstü imparatorluklar çok daha geniş alanları ve toplulukları kontrol ediyordu. Ulusaltı,
bölgesel/yerel ya da toplumsal aidiyetler de önem taşıyordu. Din ise, her ne kadar üst tabakalara
mensup olanların davranışlarındaki etkisini kaybetmeye başladıysa da, çoğunluk için hâlâ can alıcı
bir rol oynuyordu. Ulusal kimlik konusunda da, her ulusal grubun “normalde” kendi devletine sahip
olması gerekip gerekmediği hususunda da herkes aynı fikri benimsemiş değildi. Bu türden çok farklı
görüşlerin ve siyasi seçeneklerin mevcudiyeti, 19. yüzyılın tarihinin şekillenmesinde, genellikle kabul
etmeye hazır olmadığımız kadar büyük bir oranda etkili oldu. Bununla birlikte milliyetçilik giderek
zemin kazandı; çok uluslu imparatorlukların dayanıksızlığı ve çökebileceği ortaya çıktı ve ulus-devlet
olarak örgütlenen siyasi yapılar gitgide çoğaldı.
Güneydoğu Avrupa, Avrupa’nın bu genel tarihi şablonunun içinde bir istisna değildir. 1800’lerde
bölgenin büyük bölümü ulusüstü imparatorluklar tarafından yönetilmekteyken, 19. yüzyıl boyunca
milli hareketler giderek yükseldi ve Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda ulus-devletler üstünlüğü ele
geçirdi. Görünüşte, tarih ulus-devletin nihai zaferine doğru emin adımlarla ilerlemişti. Oysa, tarihsel
evrim aslında bu kalıplaşmış milliyetçi söylemlerdeki halinden çok daha karmaşıktı. Sadece bazı
ulusal gruplar ulus-devletlerini yaratabildiler; ötekiler, başaramadı. Kaldı ki, başarıya ulaşanlar da
pek çok farklı siyasi görüş arasında gidip geldiler ve nihai sonucu da, sadece sözkonusu halkın
eylemi değil, aynı zamanda Büyük Güçler’in müdahalesi ve dünya tarihindeki süreçler belirledi.
Bu bölümde şu konular ele alınıyor: Farklı imparatorluk rejimlerinin yarattığı hoşnutsuzluğun
nedenleri; milliyetçi ideolojilerin yaygınlaşması; uluslararası ilişkiler ve Büyük Güçler’in müdahaleleri;
ulusal kurtuluş mücadelesine katılanlar, hangi nedenlerle bu mücadeleye katıldıkları ve amaçları/
programları; ulusu inşa etme mücadelesinin biçimleri; bu mücadelenin sonuçları; somut sonuçları
şekillendiren çeşitli ödünlere, uzlaşmalara da özellikle dikkat edilecektir. Bu konular gerçekte birbirine
karışmış olduğundan ve ayrıca bu kitap için seçilen tarihsel kaynaklarda da iç içe geçtiğinden
kaynakları tematik bir şema izlemeye kalkışmaksızın, kronolojik olarak sıraladık. Öte yandan,
bölümün sonunda belli kaynaklarla bağlantılı olan konuları bir tabloya yerleştirmenizi isteyeceğiz.
Seçilmiş metinlerin Güneydoğu Avrupa’da ulus-devletlerin yaratılma sürecinin her anını, buna
katkısı olan her şeyi içermesinin imkânsız olduğu açıktır. Her ülkede öğretmenlerin ve öğrencilerin
bu sürece yapılmış önemli katkıları içeren zengin listeler ekleyebileceğine inanıyoruz; ayrıca onları
yardımcı kitabımızla bağlantılı kaynakları tartışmaya teşvik etmek de isteriz. Bu bölümdeki temel
amacımız 19. ve 20. yüzyıl insanlarının ne kadar farklı siyasi çözümler geliştirdiğini göstermek.
Bunun, 21. yüzyıl insanlarına da, yapmak durumunda kalacakları siyasi tercihlere daha iyi hazırlanma
hususunda yardımı olacağına inanıyoruz.

26

26-62Nations_KEF-A.indd 26 9/23/08 1:47:10 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

I-1. Iosipois Moesiodax’õn gözünden


Olosipos Moesiodax (tahmini 1725-
Yunanistan’la Avrupa arasõndaki ili!kiler
1800) 18. yüzyılda Güneydoğu
(1761)
Avrupa’nın önde gelen entelektüellerinden-
Yunanistan1’ın kesinlikle Avrupa’ya ihtiyacı var. di. ‘Moesiodax’ soyadı değil, etnik kökeni-
Bugün Yunanistan’ın eksikliğini duyduğu en ni ifade eden bir terimdi (“Moesia’lı Daç”).
önemli bilgi kaynakları Avrupa’da fazlasıyla bu- Ailesinin Ulah, anadilinin de Rumence ol-
lunuyor […] Yunanistan şimdi Avrupa’nın hedi- masına rağmen Moesiodax, 18. yüzyılda
yelerini zarafetle kabul etmek zorunda. Avrupa, Balkanlar’daki Ortodoks Hıristiyan topluluk-
Yunanistan’a minnettar. Ne Yunanistan’ın onu lar için ortak olan Yunan eğitiminden geçti.
nasıl aydınlattığını, ne de ona olan borcunu Selânik’te ve İzmir’den sonra Moesiodax,
inkâr ediyor. Her tür bilgiyi Yunanistan’a ver- Aynaroz’daki Athonias Okulu’nda, Evgeni-
meye hazır. os Vulgaris’in öğrencisi oldu (1754-5). John
[…] Bütün Avrupa Yunanistan’a acımakta, tut- Locke’un düşüncelerini yansıtan bir ders ki-
saklığından ziyade eğitimsizliğinin üzüntüsünü tabı (1779), bir Coğrafya Kuramı (1781) ve
paylaşmaktadır. Peki ya bütün kâinata örnek Savunma’yı (1780) yazdı ve Eflak Beyi Alek-
ve ölçü olmuş Yunanistan’ın özbeöz evlâtları sandros İpsilanti’nin oğullarına öğretmenlik
olan sizler memleketinizin ıstırabını görmez-
yaptı. Moesiodax “Ahlak Felsefesi”nde 18.
den mi geleceksiniz? Nerede kaldı atalarınızın
yüzyıl Yunan kültürünün “Balkan boyutunu”
onuru? Nerede kaldı atalarınızın bütün zorluk-
ifade etmiştir; Aydınlanma’nın kozmopolit
ların üstesinden gelmiş olan o zekâsı? Nerede
o ince zevkiyle güzellikten başka bir şeyi gözü hümanizmini öne çıkarmış, yapıtıyla Batılı
görmeyen Yunan ruhu? Avrupa’da bilgi ve kül- düşüncelerin Yunan eğitimiyle Balkanlar’da
tür edinen ne kadar millet varsa çoğuna – hatta yayılmasına katkıda bulunmuş, duygusal ve
belki hepsine- eski Yunanlarla Romalılar bar- zihinsel açıdan “Yunanistan” kavramını ko-
bar derdi. lektif bir terim olarak benimseyerek, bu eği-
[…] Güzellik ve irfanın ilk öğretmeni olan o tim tarzının geri kalan Balkan halkları ara-
yüce Yunanların soyundan gelen sizlere ya- sında yayılması için çalışmıştır. Çalışmaları
kışıyor mu okuma yazmadan bihaber, sadece Aydınlanma’nın topluma eleştirel bakışını ve
cehaletin değil, bilginin berraklığındansa sisle- siyasi şüpheciliğini 1780’den önce Güney-
rin acısını da çeken yegâne insanlar olmak ya doğu Avrupa’ya taşımıştır.
da ataların deyişiyle, altına burun kıvırıp pirince
rağbet etmek?
Fakat hayır, hayır. Yunanistan şimdi o ateşli
azmini uyandırmalı, o katı mükemmeliyetçiliği-
ni diriltmeli ve şanlı geçmişini hatırlamalı.Diğer
bir deyişle, toprakları üzerinde hâlâ Yunanların
yaşadığını bütün dünyaya göstermeli. Moesiodax’ın görüşüne göre Avrupa’yla
Moesiodax, “Ahlak Felsefesi”
Yunanistan arasında nasıl bir ilişki var?
(1761), Kitromilides, s. 331, 338-340.
Moesiodax neden eski Yunanistan’ın mükem-
melliğini yüceltiyor?

1
Moesiodax “Hellas” ve “Helenler” terimlerini kullanıyordu; aynı dönemde başka akademisyenler ise “Γραικοί” ve “Γραικία” ya da
“Ρώµιοί”de karar kılmıştı. Çeviride modern Yunan ulusunu ifade ederken biz “Yunanistan” ve “Yunanlar” terimlerini kullanacağız.

27

26-62Nations_KEF-A.indd 27 9/23/08 1:47:10 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

I-2. Paisiy Hylendarski’nin kaleminden kında kanıtlar vardır; çünkü Bulgarlar hakkında
Bulgar ulusunun tarihsel temelleri (1762) bütün söylediklerim doğrudur.
Paisiy, s.19-20.
Dikkatle dinleyin ey okurlar ve dinleyiciler, halkı-
nı ve anavatanını seven, onları yüreğinde taşı-
yan Bulgar halkı; Bulgarlar olarak kökenleriniz Paisiy Hilendarski (1722 -1773) Ay-
hakkında, babalarınız, atalarınız, çarlar, patrik- naroz’da, Hilendar Manastırı’nda ke-
ler ve azizler hakkında tespit edilmiş olanları, şişti. 1762’de Slav-Bulgar Tarihi’ni kaleme
bir vakitler nasıl yaşadıklarını, vakitlerini nasıl alarak Bulgar milli uyanışı fikrini dile getiren
geçirdiklerini öğrenmek isteyen sizler. Köklerini ilk kişi oldu.
ve dillerini bilen, bir tarihi olan, okuyup yazabi-
len herkesin de bu tarihi tekrar tekrar anlattığı,
köküyle, diliyle gurur duyan başka toplumların
halkları gibi sizin de babalarınızın yaptıkları
Paisiy bu kitabı niye yazdı? Metni
hakkında neler öğrenilmiş olduğunu bilmeniz
bugün nasıl yorumlayabiliriz? 18.
hem gerekli, hem de yararlı.
İşte bundan dolayı sizin için, kökeniniz ve di- yüzyılda Yunanca, Güneydoğu Avrupa’da
liniz hakkında tespit edilmiş olan her şeyi kro- nasıl bir rol oynuyordu? Ulusal kimlik için
nolojik bir sırayla yazdım. Okuyun ve öğrenin din mi yoksa dil mi daha önemliydi?
ki, başka toplumlar, başka halklar size gülme-
sin ve sizi ayıplamasın. Bu incecik tarih kitabı-
nı kopya edin ya da okuması olanlara parayla I-3. Evgenios Vulgaris bir Yunan devletinin
kopyalatın ve sakın kaybetmeyin! Ne yazık ki kurulmasõ gerekti"ini savunuyor
hâlâ, Bulgar soyundan geldiklerini görmezden (tahmini 1770)
gelen, yabancı bir kültüre, yabancı bir dile kapı-
sını açan, Bulgarca’yı önemsemeyen insanlar Bugün Osmanlı devletinin zayıflamış olmasının
var. Böyleleri Yunanca okuma yazma öğrenir- tek sebebi askerlerin yeterince talim yapmaması
ler ve kendilerine Bulgar demeye utanırlar. Ey ve tecrübesizliği değildir; tebaasındaki garezin
sizi zavallı deliler! Niye Bulgarlığınızdan utanır, de etkisi vardır. Birincisi uygulamadaki bir ek-
niye anadilinizde yazıp okumazsınız? Yoksa siklikten kaynaklanıyor; ikincisinin temelinde ise
Bulgarların kendi çarlıkları, kendi ülkeleri ol- taşkın bir kin var. Bünyesindeki Yunanları, nice
madı mı sanırsınız? Bulgarlar yıllarca hüküm zamandır zulüm gören kalabalıkları besleyen
sürdüler, adlarını bütün dünyaya duyurdular, o krallık budur ve Yunanlar baskının ve ıstırabın
güçlü Romalıları, o akıllı Yunanları defalarca giderek arttığını gördükleri için, zalimlere karşı
vergiye bağladılar. Çarlar, krallar, Bulgar çar- hınçtan başka bir şey hissetmiyorlar.
larıyla barış içinde yaşayabilmek için kızlarını […] Fakat iddiaya göre, bu barbar ve zalim Os-
bizim çarlarımıza eş olarak verdiler. manlı iktidarı şimdi Tataristan’a ve Daçya2’ya,
Bulgarlar kendilerini çar ilan eden, bir patriği ezilen Yunanların sığınıp huzur bulacağı bir yer
olan, Hıristiyanlığı seçmiş ilk Slav topluluktur; niyetine, Peloponnesos’a ya da Yunanistan'ın
en geniş toprakları da Bulgarlar fethetmiştir. İlk daha başka küçük herhangi bir köşesine özgür-
Slav azizler Bulgar dı ve en güçlüler ve Slav lüğünü vermek zorunda kalsa, Avrupa’daki güç
toplumları tarafından en çok saygı görenler dengesi bir anda alt üst olurmuş! Hatta Hıristi-
de onlardı; bu tarih kitabında kronolojik sırayla yanların düşmanı her zarara uğradığında Hıristi-
yazdığım gibi, Bulgarca’nın durumu da aynıydı. yan âleminin aleyhine olurmuş!
Nice başka halkların tarihinde Bulgarlar hak- Vulgaris, s. 38, 41.

2
Sırasıyla Kırım ve Romanya.

28

26-62Nations_KEF-A.indd 28 9/23/08 1:47:10 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

da kökünün bir "aziz" e ya da bir aziz ailesine da-


Evgenios Vulgaris 1716’da Kerkyra’da yandığını bir düşünse, bu kadar büyük insanların
doğdu. Yıllarca gezgin öğretmenlik, torunlarını sevmemek elinde midir? Böyle insan-
daha sonra da Rusya’da papazlık yaptıktan ları barındıran bir toplumun içinde acı çektiği için
sonra, 1806’da bir keşiş olarak öldü. Antik sevinmez de ne yapar? Onları beslemiş olan top-
Yunanca’nın bir destekçisi olmakla birlikte, rağı nasıl olur da sevmez? Ve tutsaklığın boyun-
Voltaire’i Yunanca’ya çevirmiş, hoşgörü üze- duruğunu sürüklerken, o insanların kâh zafer kâh
rine bir denemesi yayımlanmış, liberal bir kurtuluş uğruna kan döktükleri o yeri gözyaşlarıyla
yazardı. 1768-1774’teki Osmanlı-Rus sava- nasıl ıslatmaz?
şı sırasında, Yunanların Rusların yardımıyla Katartzis, s. 44, 45.
özgürlüğüne kavuşmasından yana tavır aldı.
1772 yılında da Rus Çariçesi II. Katerina tara-
fından Saint Petersburg’a davet edildi. Dimitrios Katartzis (1730-1807) Fe-
nerli bir eğitimciydi. İstanbul’da do-
ğan Katartzis, Bükreş’te, üst mevkiden bir
yargıç olarak yaşadı. Aydınlanma fikirlerin-
Yazar, Yunan devletinin Avrupa’da üstle- den ilham alarak, Yunanlar için Diderot’un
neceği rol hakkında ne düşünüyor? Ansiklopedi’sinde ifade edilen Batılı stan-
dartlarla bağlantılı bir dünya hayal etti. Yu-
nanca eğitimde, halkın konuştuğu lehçeyi
I-4. Dimitrios Katartzis, Yunanlarõn bir temel alan ve önemli bir “milli çalışma” ola-
devletleri bile olmamasõna ra"men neden bir cağını düşündüğü geniş bir reform programı
ulus olu!turdu"unu açõklõyor (1783) geliştirdi.

Günümüzde kendi devleti olan bir ulus olmadığı-


mızı, daha güçlü başka bir ulusa bağımlı olduğu- Yazar, ulusla devlet arasındaki ilişkiye
muzu kabul etmeliyim; bundan ötürü kimi Frenkler nasıl bakıyor? Tarihsel simalara baş-
Aristoteles’in vatandaş tanımından yola çıkarak vurmasının işlevi ne?
bizi bir anavatana sahip olmamakla itham ediyor-
lar; fakat bu doğru değil. Çünkü Aristoteles (bu
tanımı), vatandaşların kölelerden, Spartalıların I-5. Rumenlerin Transilvanya’da ulusal e!itlik
ve Giritlilerin serfleri olan ve helot ya da perioekoi için dilekçesi - Supplex Libellus Valachorum
denen köleleştirilmiş halklardan farkını anlatırken (1791)
kullanır. Biz ise Tanrı’nın inayetiyle öyle değiliz ve
efendilerimizin devletinin idaresine her şekilde ka- Ey Kutsal, Ulu İmparator!
tılamasak da, bundan tam olarak mahrum edilmiş […] Rumen halkı bugünkü Transilvanya’da
de değiliz. Dolayısıyla biz bir ulusuz, bizi hem bir- yaşayan halkların en eskisidir; zira bu bilinen
birimize hem de yüksek idari makamlara bağlayan bir gerçektir. Tarihsel kanıtlar, hiçbir zaman
ve aynı zamanda pek çok yönden siyasi önderleri- kesintiye uğramamış olan bir gelenek ve dil-
miz de olan kilise önderlerimiz var. ler, âdetler, görenekler arasındaki benzerlik-
[…] Şunu da söylemek isteriz: Bir Rum3, ler, onların ikinci yüzyılın başında İmparator
Perikles’in, Temistokles’in veyahut aynı ayarda bir Trajan tarafından çok sayıda eski askerle bir-
başka Yunan'ın, veya Teodosius’un, Belisarios’un, likte eyaleti korumak üzere üst üste buraya,
Narses’in, Bulgaroktonos’un, Tzimiskis’in, daha Daçya’ya getirilmiş olan Roma kolonilerinin
nice büyük Romalı ailenin soyundan geldiğini, ya soyundan geldiğini kanıtlamaktadır.

3
Yunanca orijinal metinde “Romios” (Rum).

29

26-62Nations_KEF-A.indd 29 9/23/08 1:47:10 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

[…] SaygıylaYüce Krallarının tahtının karşı-


sına gelmiş olan Rumen halkı, en derin say- sadece “hoşgörülen” Rumenleri ise dışarıda
gılarıyla aşağıdakileri arz eder: bırakıyordu. 1791’de, önde gelen Rumen
1. Hoşgörülen, kabul edilmiş, asıl uyruktan entelektüeller Unyat ve Ortodoks kiliseleri-
sayılmayan türünden, kara bir leke gibi hak- nin temsilcileriyle birlikte, Transilvanya’daki
sızca, kanunsuzca Rumen halkının “alnına” Rumenler için eşit haklar talebiyle İmparator
vurulmuş olan nefret dolu, hakaretamiz te- II. Leopold’a bir layiha sundular. İmparator
rimler tamamen kaldırılmalı; adaletsizce ve siyasi sınıflarla herhangi bir çatışmanın önü-
utanç verici olduklarından alenen lağvedil- ne geçmek için layihayı Transilvanya mecli-
melidir. Böylece, Kutsal Yüce Kırallarının sine gönderdi. Meclis talebi reddetti.
lütufları sayesinde Rumen milleti yeniden
doğacak ve gerek medeni gerek vatandaş-
lıkla ilgili bütün haklardan tekrar faydalana-
bilecektir. […] Transilvanyalı Rumenlerin öne çıkardı-
5. Rumenlerin sayıca diğer milletlerden ka- ğı fikirler hangileridir? Metinde Fransız
labalık olduğu kazalara, sedes’lere4, nahiye- Devrimi’nin etkilerini görebiliyor musunuz?
lere ve şehirlerdeki yerlere Rumence isimler
verilsin; başka milletlerin çoğunlukta olduğu
yerler ise onlara göre adlandırılsın ya da
Macarca-Rumence, Saksonca-Rumence gibi I-6. Fransõz Devrimi hakkõnda bir Osmanlõ
karma isimler konulsun veyahut şu ya da bu layihasõ (1798)
milletten dolayı sonradan verilmiş olan isimler
tamamen kaldırılsın. Kazaların, sedes’lerin Gayet iyi bilindiği üzere, her devletin gerek
ve nahiyelerin bugüne dek süregelen nehir- düzeninin gerek birlik ve beraberliğinin esası,
lerden ve kalelerden alınmış isimleri korun- şeriatın, dinin ve dinsel inançların köklerine
sun ve Prenslik’te yaşayan herkesin millet ve ve dallarına sıkı sıkı sarılmaktır; memlekette
din farkı gözetilmeksizin, sınıfa ya da “herkes huzuru sağlamak, tebaayı kontrol altında tut-
için geçerli olan” koşullara bağlı olarak aynı mak sadece siyasetle olmaz; Allah korkusu
özgürlüklerden, aynı haklardan yararlanaca- gereklidir […]. Hem eskiden hem bugün her
ğı, hünerleri doğrultusunda aynı görevleri devlet ve halkın kendine özgü gerçek ya da
üstleneceği ilan edilsin. sahte bir dini olmuştur. Ne var ki, Fransa’da
Yukarıda söylenmiş olan her şey, taleplerin patlak veren ayaklanmanın ve şerrin önderleri,
doğal hukukun ve medeni toplumun ilkeleri- hiç görülmemiş bir şekilde, uğursuz amaçları-
nin, ayrıca karara bağlanmış olan anlaşma- na daha kolay ulaşabilmek için, üstelik bunun
ların üzerine yükseldiğini tamamıyla kanıtla- yol açacağı korkunç sonuçları tamamen göz
maktadır. ardı ederek, sokaktaki adamın kafasındaki Al-
Prodan, s. 453-466. lah korkusunu ve cezalandırılacağı inancını
sildiler; ne kadar iğrenç işler varsa hepsini ya-
18. yüzyılda Transilvanya Avus- pılabilir kıldılar; utanmak ve terbiye namına bir
turya hâkimiyetinde bir prenslikti. şey bırakmadılar ve böylece Fransa halkının
Ortaçağ’ın son dönemine dayanan siyasi tümünün sığır mertebesine inmesine zemin
sistemi üç siyasi halka temsil hakkı veri- yarattılar. Sadece bununla da tatmin olmayıp,
yor (Macar soyluları, Szekler ve Sakson- başka devletler kendi düzenlerini korumakla,
lar), sayıca daha fazla olmalarına rağmen muhtemel saldırıları savuşturmaya çalışmak-

4
Sedes: Transilvanya’nın Saxon ve Szekler bölgelerinde özel yerleşim alanları.

30

26-62Nations_KEF-A.indd 30 9/23/08 1:47:10 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

la meşgul olsunlar diye her yerde kendilerine Ve gözyaşları içinde bize sesleniyor.
yandaşlar buldular ve kendileri de o sırada, Çocuklarım, yiğit Yunanlar,
İnsan Hakları dedikleri, her dile çevrilip her Erkeğiyle, genciyle, davranın bir an evvel;
yerde yayımlanan o beyannameyle, her mil- Tek yumruk olup,
letten ve dinden insanı başlarındaki hüküm- Bağırın hep beraber,
darlara isyan etmeye teşvik ettiler. Coşkuyla haykırarak
Lewis, s. 66-67. Sarılın birbirinize.

Zulme son!
Layiha, Reis-ül-küttab Ahmet Atıf Selam özgürlüğe!
Efendi tarafından 1798’de, Divan için
kaleme alınmıştır. 1797’de Fransa’nın, Ve- (i)
Harika, cesur Fransızlar,
nediklilerin elinde bulunan İonya Adaları’nı
Kimseler benzemez size Yunanlar kadar
işgal etmesi, bunun yanında Fransa’nın
Cesur ve cefaya alışkındır onlar.
Yunanistan’da yürüttüğü propaganda faali- Özgürlüğün ve
yeti, General Napolyon Bonapart’ın önder- Yunanların kurtuluşunun yoldaşı
liğinde Mısır seferi için hazırlıkların başla- Fransızlar olduktan sonra
ması ve İngiltere’yle Rusya’nın Fransa’ya Başkasını ne yapalım?
karşı bir ittifak çağrısı yapması, Fransa’da Dostluk bağıyla bir araya geldi mi
olup bitenlere karşı Osmanlı devletinin ilgi- Fransızlar ile Yunanlar,
sini artırmıştır. Sadece Yunan ya da Fransız değildir,
Tek bir ulustur onlar o zaman, Yunan-Fransız.
Haykırırlar: Kaldıralım dünya yüzünden, silelim,
O melun esareti.
Osmanlı makamları neden teyakkuza Selam olsun özgürlüğe!
geçmişlerdi? Sizce Fransız Devrimi’ne Dimaras, s. 88-91.
ait fikirler aynı zamanda Güneydoğu Avru-
pa’daki Osmanlı tebaasını da etkilemiş ola-
bilir mi? Osmanlı devletinin onu resmen Fransız Devrimi’nden etkilenmiş bir
mâhkum etmesi, ideolojinin bu şekilde yayıl- Yunan aydını olan Adamantios Korais
(1748-1833), özgürlüğün eğitimle elde edilebi-
masını engelleyebilir miydi? leceğine inanıyordu. Eserleriyle Yunan Bağım-
sızlık Savaşı’na katkıda bulunmuş entelektüel
liderlerden biri olarak tanınır. Savaş Şiiri’yle mil-
I-7. Fransõz Devrimi’nin Güneydo"u letini zulümle mücadeleye çağırmıştır (1800).
Avrupa’daki entelektüeller üzerindeki etkisi –
Adamantios Korais’ten Savaş Şiiri (1800)

(a)
Vatansever dostlarım,
Ne zamana kadar sürecek bu esaretimiz,
Şiirde Fransız Devrimi’yle bağlantılı olan
Yunanistan’a zulmeden
ne gibi fikirler görüyorsunuz? Fransız
Alçak Müslümanlara?
Devrimi’nin fikirleri Güneydoğu Avrupa’daki
Ey dostlar, vakti geldi intikamın;
milliyetçi hareketleri nasıl etkiledi?
Anavatanımız ağlıyor,

31

26-62Nations_KEF-A.indd 31 9/23/08 1:47:10 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

I-8. Aleksandros psilanti’nin manifestosu:


İnanç ve Anavatan Uğruna Savaş (1821) Manifesto, Aleksandros İpsilanti (1792
-1828) tarafından Yaş’ta kaleme alın-
Vakit geldi Yunan erkekleri! Aynı haklar ve öz- mıştır. Eflak’ın eski Rum hospodarlarından
gürlük için mücadele etmiş olan Avrupa halkları birinin oğlu olarak dünyaya gelen, kendi de
uzun zamandır onların izinden gitmeye çağırıyor Rus ordusunda üst kademede bir subay,
bizi; onlar ki, özgür olmalarına rağmen olanca ayrıca gizli Yunan devrimci örgütü Filiki
güçlerini daha da özgürleşmek, böylece daha
Etaireia’nın üyesi olan Aleksandros İpsilanti
mutlu olmak için harcadılar.
Osmanlılara karşı özgürlük mücadelesinin
Dört bir yandaki kardeşlerimiz ve dostlarımız,
başına geçerek, 1821 Şubat’ında, küçük
Sırplar, Souliler ve bütün Epir silahlarını kuşan-
mış bizi bekliyor; gelin coşkuyla katılalım onlara! bir Yunan ordusuyla Rumen Prenslikleri’ne
Anavatan bizi çağırıyor! yürüdü.
Avrupa’nın gözü üstümüzde; niye harekete geç-
mediğimizi merak ediyor. Öyleyse yankılansın
Yunanistan dağlarında borularımızın sesleri;
çınlasın vadilerde silahlarımızın şakırtısı. Bize
Manifesto doğrudan doğruya kime hita-
zulmedenler beti benzi atmış bir halde titreyerek
kaçarken, Avrupa cesaretimize hayran kalacak. ben yazılmıştır? Yazarın vatandaşlarını
Avrupa’nın aydınlanmış halkları mutluluklarını ikna etmek ve mücadeleye katmak için kul-
yeniden kurmaya çalışıyor; onlara kazandırdık- landığı retoriği analiz edin. Sizce Avrupa’yı
larından dolayı atalarımıza duydukları minnetle, neden anıyor?
Yunanistan’ın özgür olmasını diliyorlar.
Atalarımızın ve içinde bulunduğumuz asrın de-
ğerlerine layık olduğumuzu kanıtlayarak onlar- I-9. Bosna’nõn önde gelenlerinin muhafazakâr
dan destek ve yardım göreceğimizi umuyoruz; talepleri (1826)
içlerinden nice özgürlük sevdalısı insanlar gelip
mücadelemize katılacak. Kalkın ayağa dostlar; Ömer Efendi eliyle bize gönderilmiş olan, ye-
göreceksiniz, yüce bir güç haklarımızı savuna- niçeriliğin kaldırılmasının ve yazılmış olanla-
cak! Hatta düşmanlarımızın arasından bile haklı rın yerine getirilmesinin emredildiği hünkârın
davamıza inanıp, düşmana sırt çevirerek bize fermanını aldık. Fetihten beri [Osmanlıların
katılanlar olacak; Anavatan coşkularının sami- Bosna’yı fethi] atalarımız da, biz de, Os-
miyetine inanınca onları da bağrına basacak. manlı şeriatına ve kanununa uyduk. Sulta-
[…] nın emirlerine ve fermanlarına daima boyun
Dayanılmaz boyunduruğu sarsmanın, Anava- eğdik. Hiçbir zaman onlara karşı çıkmadık,
tan’ı özgürlüğüne kavuşturmanın, hilali yerinden itaatsizlik etmedik. Gene de etmeyiz. Fakat
söküp bize hep zaferi getiren sembolü, yani Haç’ı 40 yıldır canımızı, malımızı ortaya koymuş,
yükseltmenin ve böylece Ortodoks inancımız savaşmaktayız5. Sırplarla 15 yıl süren ilk sa-
adına kâfirlerin utanç verici aşağılamalarının vaşlarda varımızı yoğumuzu harcayıp tüket-
intikamını almanın vakti geldi. […] tik; Belgrad Kalesi kurtulana dek on binlerce
Öyleyse kuşanın silahları dostlar; Anavatan bizi kurban verdik; binlerce insanımız yaralandı.
çağırıyor! Her daim sultanımızın sağlığına duacı olduk,
Aleksandros İpsilanti her daim şefaatini umduk. Şimdi yeniçerile-
24 Şubat 1821. Yaş Genel Karargâhı. rin kaldırılması bahsinde, gene sultanımızın
IEE, c. 12, s. 23. şefaatlı kollarını uzatacağını, yeni âdetlerin
5
Yazarlar 1787-1791 Osmanlı-Avusturya savaşının başlangıç tarihini ima ediyorlar; savaşın sona ermesinden sonra da Osmanlı
İmparatorluğu’nun içinde çıkan pek çok isyandan, özellikle 1804’te patlak veren Sırp ayaklanmasından ötürü savaş hali bitmedi.

32

26-62Nations_KEF-A.indd 32 9/23/08 1:47:10 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

önüne geçeceğini ve Bosna’da eski düzeni, gibi kullanacak, bunu yaparken de devlet bü-
eski askeri teşkilatı olduğu gibi muhafaza yüklerinin müdahalesine uğramayacaktır. […]
edeceğini ve böylelikle bir kere daha bize er- Yüce devletimizin tebaası Müslümanlarla öbür
demini göstereceğini umut ediyoruz. milletler bu haklardan tam yararlanacaktır. […]
Alicic, s. 166-167. Memurlara yeterli maaş bağlanmış olup, henüz
bağlanmamış olanlarınkiler de belirlenecektir.
Sultan II. Mahmut (1808 -1839) 1826’da Bu yolla da, şeriata aykırı olan ve ülkenin geri-
yeniçeri ocağını ortadan kaldırdı; lemesinde başrolü oynayan rüşvet belası güçlü
böylece, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ilk bir yasa ile ortadan kaldırılmış olacaktır.
reform hamlelerine direnmiş olan en önemli Vucinich, s. 160-161.
gücü bertaraf etmiş oldu. Bu sayede eyalet-
leri İstanbul’un kontrolüne sokma yolunda
ilerlemeye devam edebildiği gibi, Tanzimat İstanbul’da, Topkapı Sarayı’nın Gül-
devrinin reformları için de zemini hazırlamış hane Parkı’nda yeni sultan I. Abdül-
oldu. mecit (1839-1961) adına okunmuş olan fer-
man, Osmanlı İmparatorluğu’nun iç yapısını
modernleştirmeye yönelik reformların resmi
başlangıcı sayılır.
Bosna eşrafının tavrını, Osmanlı İmpa-
ratorluğu’yla olan ilişkilerini göz önüne
alarak değerlendirin. Sizce yeniçerilerin kal-
dırılmasına ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Hatt-ı Humayun’la çözüm getirilmeye
reform hareketlerine karşı tavır almalarının çalışılmış olan sorunları saptayın. Fer-
sebebi neydi? manın hedefi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Devleti modernleştirmenin bir yolu muydu
yoksa amaç sadece tebaanın hoşnutsuzlu-
I-10. Gülhane Hatt-õ Humayun'u (1839) ğunu gidermek miydi?
(günümüz Türkçe’siyle)

Yüce Rabbin yardımı ve Peygamberimiz Haz-


retlerinin bağışlayıcılığı ile, yüce devletimizin I-11. Ion Codru-Dragu!anu’nun ulus-devlet
ve ülkemizin iyi bir biçimde yönetilmesi için lehindeki görü!leri (1844)
bundan böyle bazı yeni kanunlar çıkarılması
gerekli görüldü. Sadece bir ulus-devlet bir ulus yaratabilir. Ulus-
Söz konusu kanunların başında can güvenliği; devletin olmadığı yerde ulus da yoktur. Halk
ırk, namus ve malın korunması; vergi toplan- idaresinin olmadığı yerde devlet milli bir cana-
ması; halkın askere alınıp silah altında tutul- var, ulus ise bir kaç homojen özelliğe sahip bi-
ma süresi gibi hususlar gelmektedir. Şöyle ki: reyler yığınıdır. Gerçek bir ulus ancak ve ancak
Dünyada can, ırz ve namustan daha kıymetli hükümetin halkı layıkıyla temsil edebildiği yer-
bir şey yoktur. […] lerde var olabilir. O yalnızca bütün duyguların,
Bu nedenle, bundan böyle suç işleyenlerin bütün güçlerin ve bütün emeklerin tek ama tek
durumları şeriat yasaları gereğince açıkça in- bir amaca, halkın dışarıda şan şeref ve itibar
celenip bir karara bağlanmadıkça kimse hak- edinmesine, bütün toplumsal sınıfların, bütün
kında, açık veya gizli, idam ve zehirleme işlemi bireylerin kendi içinde refaha ve mutluluğa ka-
uygulanmayacaktır. Hiç kimse, başkasının ırz vuşmasına hizmet ettiği yerlerdedir…
ve namusuna saldırmayacaktır. Herkes malı- Codru-Drăguşanu, s. 253-254.
na, mülküne tam sahip olacak, bunları dilediği

33

26-62Nations_KEF-A.indd 33 9/23/08 1:47:10 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

edeceklerdir; zira ne Avrupa memleketlerinde


Ion Codru-Drăguşanu (1820-1884) o ne de Türk Slavları arasında böylesi bir tarih-
zamanlar Avusturya’nın hâkimiye- sel hafızaya sahip olan vardır […]. İşte bu ne-
tinde olan Transilvanya, Făgăraş’ta doğdu. denle, çok büyük ihtimalle bu teşebbüsü millet
İngiltere’den Rusya’ya dek Avrupa’nın pek heyecanla kabul edecektir; ayrıca bağımsız bir
çok şehrini gezdi. Hem politikada hem de hükümetin avantajlarını ve kazançlarını anla-
kültürel hayatta aktif olarak yer aldı. maları için halkın içinde onlarca yıl çalışmak
gerekmeyecektir.
Türkiye'deki Slavlar arasında, kendi imkânları
ve güçleriyle kendi özgürlükleri için en önce
“Sadece bir ulus-devlet bir ulus yarata- savaşanlar, Sırplardı. Dolayısıyla, bu teşeb-
bilir” ifadesini yorumlayın. Bunun Ru- büsü devam ettirmek hakkı öncelikle ve tama-
menlerin o sıralar Transilvanya’nın politik men onlarındır. […] Eğer bu Prenslik hakkında
sisteminden dışlanmış olmasıyla bir ilgisi var şimdi olduğu gibi kafa yormaktan vazgeçmiş
mıydı? olsak, eğer Sırp İmparatorluğu’nun tohumu bu
Prenslik’te yatıyor olmasa, dünya Sırbistan’la
ancak Eflak ve Boğdan’la olduğu kadar meş-
I-12. Ilija Garašanin’in bir Sõrp-Slav gul olurdu. Bağımsız yaşam ilkesinin olmadığı,
mparatorlu"u kurma planõ (1844) bu nedenle de sadece Rusya’nın birer uzantısı
olarak görülen yerlerdir bunlar.
Türk İmparatorluğu dağıtılmalıdır ve bu dağıl- Güneydeki yeni Sırp devleti Avusturya ile
ma ancak iki yolla mümkündür: Rusya’nın arasında ayakta kalabilecek, güve-
1. İmparatorluk parçalanabilir ya da: nilir, mükemmel bir devlet olduğuna dair her tür
2. Hıristiyan tebaasına dayanılarak yeni baştan garantiyi Avrupa’ya verecektir. Ülkenin coğrafi
inşa edilebilir […]. pozisyonu, toprakları, doğal kaynakları ve mil-
Ne mutlu ki ilk adımlarını atmış ama daha da letinin asker tabiatlı oluşu, daha da ötesi soylu
genişlemesi ve güçlenmesi gereken Sırp dev- ve ateşli milli ruh, ortak köken, tek bir dil, kısa-
leti, kökleri ve sağlam temellerini, 13. ve 14. cası bütün bunlar, devletin kalıcılığını ve istik-
yüzyıllardaki Sırp İmparatorluğu’ndan ve zen- balinin parlak olacağını gösteriyor.
gin olduğu kadar şanlı Sırp tarihinden devral- Ljušiç 1993, s. 151-163.
mıştır. [Bu tarih öğretmiştir ki] Sırp imparator-
lar Yunan İmparatorluğu’nun gücünü kırmış,
neredeyse onu çökertmiştir. Öyle ki, düşüşteki Ilija Garašanin (1812-1874) 19. yüz-
Doğu Roma İmparatorluğu’nun yerine bir Sırp- yılın önde gelen Sırp politikacı ve
Slav İmparatorluğu kuracak hale gelmişlerdir. devlet adamlarından biriydi. Garašanin, çe-
İmparator Dusan Sinli [Sırp çarı Güçlü Dušan] şitli şeylerden etkilenerek ama en temelde
Çek siyasi mülteci (ve Paris’teki Polonyalı
Yunan İmparatorluğu’nun mührünü ele geçir-
siyasi mültecilerle de teması olan) Františeh
mişti bile. Türklerin gelmesiyle değişim yarıda Zach’ın tavsiyesiyle, 1844’te Načertanije’yi
kaldı ve çabalar uzun süreliğine engellenmiş (“Sırbistan’ın gelecekteki dış ve iç politikası
oldu. Bununla birlikte, Türk iktidarı deyim yerin- için plan”) kaleme aldı. Sırbistan’ın uzun va-
deyse çözülüp çökmüş olduğu için, şimdi aynı deli Balkan politikasının temel hedeflerinin
ruhu harekete geçirmek, yeniden haklar talep neler olmasını gerektiğini belirledi. Önerdiği
etmek ve yarıda kesilmiş olan çalışmayı kaldığı politika temel olarak, Sırpların yaşadığı -he-
yerden devam ettirmek gerekmektedir. nüz Osmanlı idaresi altında bulunan komşu
[…] Sırp İmparatorluğu’nun yeniden doğuşuna Balkan ülkeleri de dahil- bütün toprakların
bu açıdan bakılacak olursa, diğer Güney Slav- bağımsızlığa kavuşması ve birleşmesi üze-
rine şekilleniyordu.
ları bu fikri kolayca anlayacak, coşkuyla kabul

34

26-62Nations_KEF-A.indd 34 9/23/08 1:47:10 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Kendi meclisimize karşı sorumlu, bağım-


Metnin amacı nedir? Yazarın düşünce sız kendi kabinemiz üyelerinin halk tarafın-
ve inançlarını aktarmakta kullandığı ta- dan onaylanması, ayrıca modern ilerleme ve
rihsel savları bulun. özgürlük ruhuna sahip olmaları şarttır.
Hükümetimizin iç ve dış işlerinde, ayrıca her
seviyeden eğitim kurumunda kendi ulusal dili-
I-13. 1848 Devrimleri’nde ulusal talepler mizin kullanılması sağlanmalıdır.
Zagreb Üniversitesi kurulmalıdır.
A. Sloven talepleri Basın, din, eğitim ve ifade özgürlüğü sağlan-
malıdır.
1. Bütün Slovenlerin bir ulusta birleşmesi, Halkın temsilcileri sınıf farkı gözetilmeksizin
böylece ortak bir Sloven meclisine sahip ol- eşitlik ilkesine göre seçilmelidir.
ması […]. Sınıf farkı gözetilmeksizin bütün halk için ge-
2. Sloven topraklarında Sloven dili, Alman- çerli olacak bir vergi sistemi oluşturulmalıdır.
ca’nın Alman topraklarında, İtalyanca’nın İtal- Milli Banka kurulmalıdır.
yan topraklarında sahip olduğu konuma eriş- Hırvatistan’ın eski kanun ve ananelerine dayanı-
melidir […] larak, kilisede ulusal dil kullanılmalı,“evlenmeme
3. Slovence’yi Sloven topraklarındaki bütün yemini” kaldırılmalıdır.
resmi dairelerde, istediğimiz yerde istediğimiz Horvat, c. I, s. 107-108.
zaman kullanmak mümkün olabilmelidir […]
4. Sloven topraklarında görev yapacak her C. Rumen Milli Meclisi tarafõndan
resmi görevli Slovence’ye tam anlamıyla Transilvanya, Blaj’da kabul edilen ulusal
hâkim olmalıdır […] dilekçe
Prunk, s. 56.
1. Rumen ulusu, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik
B. Hõrvat Milli Meclisi tarafõndan Zagreb’de ilkelerine dayarak ve, politik ortamda Rumen
kabul edilen Halkın Talepleri ulusu olarak kendi adıyla var olabilmek, nü-
fusu oranında ülkenin diet’ine6 temsilci gön-
İçinde bulunduğumuz durumun aciliyeti göz derebilmek, idare, yargı ve askeriyenin her
önüne alındığında, ülkemizde kanunu tekrar kolunda aynı oranda kendi memurlarına sahip
tesis edecek meşru bir öndere ihtiyaç duy- olabilmek, yargı ve idare de dahil ilgili her işte
maktayız: İşte bu nedenle, Baron Josip Jelačiç kendi dilini kullanmak [kullanabilmek] için, ulu-
Bužimski’yi oybirliğiyle sivil valimiz olarak seç- sal bağımsızlığını talep eder. Yıllık genel bir
miş bulunmaktayız. Bütün halkın güvenini ka- meclis toplama hakkını talep eder. […]
zanmış bir kişi olarak, kendisine askeri hudut 3. Bireysel hakların bilincine varmış olan Ru-
birliklerinin kumandanlığı ve meclisi toplantıya men ulusu, serflik düzeninin, serflerden her-
çağırma yetkisi verilmelidir. hangi bir tazminat talep edilmeksizin derhal
Devlet meclisimiz 1 Mayıs’tan önce başkent ortadan kaldırılmasını ister […]
Zagreb’de toplanmalıdır. 7. Rumen ulusu sansür edilmeksizin konuş-
Dalmaçya Krallığı’nın –gerek kanuni gerek tari- ma, yazma, yayın yapma özgürlüğü talep
hi olarak, her bakımdan bizim olan bu krallığın- eder. […]
Hırvatistan ve Slovenya ve ayrıca bizim Askeri 8. Rumen ulusu bireysel özgürlüklerinin ga-
Tampon Bölge’mizle birleşmesi sağlanmalıdır... ranti altına alınmasını ister. Hiç kimse siyasi
gerekçelerle alıkonmamalı, baskı görmemeli-
dir. Ayrıca, toplanma hürriyetinin güvence altı-

6
Transilvanya Temsilciler Meclisi.

35

26-62Nations_KEF-A.indd 35 9/23/08 1:47:11 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

na alınmasını, sadece konuşmak, barış içinde


fikir birliğine varmak için bir araya gelen insan- Slovenlerin, Hırvatların ve Rumenlerin
lara zarar verilmemesini talep eder […] temel talepleri nelerdi? Taleplerin ço-
10. Rumen ulusu gerek içe gerek dışa karşı ğunun birbirinin aynı olmasını nasıl açıkla-
ülkeyi korumak üzere halkın silahlandırılması- yabiliriz?
nı ya da ulusal muhafızlar talep eder. Rumen Günümüzde kendi ülkenizde yerine getirilen
milis gücü kendi Rumen subaylarına sahip ol- talepleri tespit edin. Yerine getirilmeyen ta-
malıdır. lepler neler ve bunun sebebi nedir?
13. Rumen ulusu bütün köylerde ve şehirlerde
Rumen okullarının, Rumen liselerinin, askeri
ve teknik enstitülerin, ruhban okullarının açıl-
masını, ayrıca devletin vergi ödeyenlerin ora- I-14. Fransisken ke!i!i Ivan Frano Jukic’in
nına göre, idarecilerini, hocalarını seçmekte, kaleminden, Bosnalõ Hõristiyanlarõn Osmanlõ
ders programını belirlemekte tamamen özgür idaresinden duydu"u ho!nutsuzluk (1850)
bir Rumen üniversitesi kurmasını talep eder.
14. Rumen ulusu imtiyazların kaldırılmasını Bosnalı bir Hıristiyan bir Türk’ü mahkemeye
ve kamusal harcamaların herkesin [bireysel] vermeye kalksa kesinlikle haklı çıkamaz; çünkü
servetine ve mülküne göre elbirliğiyle yerine Türk’ün, hele ak sakallı bir Türk’ün aleyhine hiç-
getirilmesini talep eder. bir şeyi kanıtlayamaz! Kadı der ki: “Ey Ulah, bir
15. Rumen ulusu Transilvanya için bir kurucu Türk bin Ulah’tan daha iyi bilir! Burası Türk’ün
meclis tarafından yeni bir anayasa yapmasını mülküdür; siz tebaasınız, reayasınız. Kilise çan-
arzu eder. […] Bu anayasa adalet, özgürlük, ları çalmaz artık burada, çan değil Türk’ün inancı
eşitlik ve kardeşlik ilkeleri üzerine kurulmalı; konuşur.” İmparatorun mahkemelerinde verilen
yeni medeni kanun, ceza ve ticaret kanunları kararlar bunlardır işte. Bugün bir Hıristiyan, dev-
da aynı ilkelere uygun olarak yapılmalıdır. let katında hiçbir göreve sahip olamaz; o sadece
Murgescu, s. 191-192. Türklerin harcıdır. Bosna’daki Hıristiyanlar yeni bir
kilise inşa etmek ister ya da eskisini tamir etmeyi
talep ederlerse, onlardan bunun acısının çıkarı-
1848 yılında Avrupa’da, Habsburg İm- lacağını bilirler: dolayısıyla, zavallı halk dışarıda,
paratorluğu ve Rumen Prenslikleri’nin açık havada durup, duaları başı açık dinler!
de aralarında bulunduğu pek çok devlette Jukic, s. 307-308.
devrimler meydana geldi; fakat Sırbistan, Yu-
nanistan ve Osmanlı İmparatorluğu bunun
dışında kaldı. Habsburg İmparatorluğu’nda
Metternich’in başını çektiği mutlakiyet rejimi-
nin hızla çökmesinin ardından, her millet kendi Yazar hangi hoşnutsuzluk sebepleri
özgün çıkarlarını dile getirmeye ve elde etme- üzerinde duruyor? Sizce yazar taraflı
ye çalıştı; nitekim 1848 yılının Mart ve Nisan mı? Yazarın taraflı olduğunu düşünüyorsa-
aylarında pek çok milli meclis toplanarak milli nız, bu alıntıyı gene de tarihsel bir kanıt ola-
siyasi programları kabul etti. Ne var ki, dev- rak kullanabilir miyiz? Ya da hangi noktaya
rimcileri birbirine düşüren ulusal sürtüşmeler, kadar kullanabiliriz?
siyasi haklar ve meşruti rejim mücadelesini
kısa süre sonra sekteye uğratacak ve 1849’da,
Habsburgların Rusya’nın da yardımıyla devri-
mi bastırmasının yolunu açacaktı.

36

26-62Nations_KEF-A.indd 36 9/23/08 1:47:11 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

I-15. Dine bakõlmaksõzõn bütün Osmanlõ sabalarda, kazalarda ve köylerde dini ibadete
tebaasõna e!itlik getiren Osmanlõ Hatt-õ adanmış binaların, okulların, hastanelerin ve
Hümayun’u (1856) (Islahat Fermanõ, mezarlıkların asıl planlarına göre tamir edil-
günümüz Türkçe’siyle) mesine kimse engel olmayacaktır.
Bütün ayrımcılıklar ya da İmparatorluğum te-
Birinci sınıf Mecidiye Nişanı ve Liyakat Ma- baasının içinden herhangi bir sınıfın, din, dil
dalyası sahibi sadrazam Mehmet Emin Ali ya da ırk yönünden diğer sınıflardan aşağı ol-
Paşa’ya; Allah şanını artırsın, gücüne güç kat- duğuna dair bütün ifadeler idari kayıtlardan si-
sın!... linecektir. Gerek bireyler arasında gerek yetki-
İmparatorluğumun iradesi ve […] soylu mütte- li makamlar tarafından aşağılayıcı ya da onur
fiklerim Büyük Güçler’in yardımlarıyla buyurdu- kırıcı tabirlerin kullanılmasına yasalarla engel
ğum yeni kurumları yenileyip genişletmek şim- olunacaktır.
di arzumuzdur […]. Tarafımızdan Tanzimat’a Topraklarımda her din serbestçe icra edildi-
uygun olarak, Gülhane Hatt-ı Hümayun’uyla ğinden ve edileceğinden, İmparatorluğum te-
vaat edilmiş olan güvenceler […] şimdi onay- baasından hiç kimsenin ibadetine engel olun-
lanmış ve pekiştirilmiştir, tam olarak etkili ola- mayacaktır […] Hiç kimse din değiştirmeye
bilmeleri için ciddi tedbirler alınmalıdır. zorlanmayacak […] ve […] İmparatorluğumun
Atalarımın bütün Hıristiyan cemaatlere ve İm- bütün tebaası millet farkı gözetilmeksizin dev-
paratorluğumda himayem altında yerleşmiş let hizmetine girebilecektir. […] İmparatorlu-
bulunan diğer gayri Müslim mezheplere öte- ğumun bütün tebaası ayrım gözetilmeksizin
den beri tanıdığı imtiyazlar ve manevi doku- devletin askeri okullarına alınacaktır… Ayrıca
nulmazlıklar tasdik edilecek ve devam ettirile- her cemaatin bilim, sanat ve sanayi okulları
cektir. kurmasına izin verilmiştir […]
Bütün Hıristiyan ya da diğer gayri Müslim Müslümanlarla Hıristiyanlar ya da diğer gayrı
cemaatler belirli bir süre içinde ve kendi bün- Müslim tebaa arasındaki ya da Hıristiyanlarla
yesinden üyelerle özel olarak oluşturulmuş bir başka mezhepten gayrı Müslimler arasındaki
komisyonun yardımıyla, yüksek müsaadele- her tür ticari ve cezai davada karma mahke-
rimle ve Bab-ı Ali’nin gözetimi altında hareket melere başvurulacaktır. Bu mahkemelerde
edecek, şu anki dokunulmazlıklarını ve imti- davalar halka açık olarak görülecektir: Taraf-
yazlarını gözden geçirecek ve medeniyetin ve lar yüz yüze gelecek, tanıklar gösterecek, her
çağın ilerlemesinden dolayı ne gibi reformla- mezhebin dini kanununa uygun olarak yemin
rın gerektiğini tartışacak ve Bab-ı Ali’ye suna- ettirilecek olan tanıkların, aralarında ayrım gö-
caktır. Sultan II. Mehmet ve ardından gelenler zetilmesizin ifadeleri alınacaktır […]
tarafından Hıristiyan patriklere ve papazlara İmparatorluğumun bütün tebaasından din ya
tanınmış olan yetkiler, cömert ve lütufkâr ni- da sınıf farkı gözetilmeksizin eşit oranda vergi
yetlerimle yeni duruma uygun hale getirilecek- alınacaktır. Vergiler, özellikle aşar toplanırken
tir […]. Şu an yürürlükte olan seçim kuralları- meydana gelen yolsuzluklara karşı acilen, şid-
nın gözden geçirilmesinden sonra patriklerin detli çareler düşünülecektir. Devlet gelirlerinin
ömür boyu kaydıyla göreve getirilmesi ilkesi, her türünde iltizam sistemi kademeli olarak,
atama fermanlarının genel tabiatına uygun en kısa zamanda kaldırılarak yerine doğrudan
olarak harfiyen uygulanacaktır. vergi toplama sistemi getirilecektir.
Hangi türden olursa olsun kiliselere ödenen Vucinich, s. 161-163.
aidatlar lağvedilecek, yerine patriklere ve ce-
maat başlarına sabit maaş bağlanacaktır […].
Bütün ahalinin aynı dine mensup olduğu ka-

37

26-62Nations_KEF-A.indd 37 9/23/08 1:47:11 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

nı ve yargının başı olarak, Hünkâr’dan hemen


Bu fermanı ilan ederken Osmanlı ma- sonra ikinci sırada yer alacaktır.
kamlarının amaçları nelerdi? Ferman- Madde 7. Çar’ın vekili, milli meclis tarafından
daki somut tedbirleri, I-14 numaralı, bir seçilecek olan, salt Bulgarlardan oluşacak bir
önceki belgede dile getirilen şikâyetlerle idare heyetinin yardımıyla görevini icra edecek-
karşılaştırın. tir. Heyetin üyeleri iktidarı kendi aralarında pay-
Sizce Hatt-ı Hümayun, gayri Müslim millet- laşacaklar; böylece her biri farklı bir bakanlığın
lerin Osmanlı devletiyle bağlarını pekiştirme başına geçmiş olacak. Üyeler yasa tasarıları
hususunda etkili olmuş mudur? gündeme getirebilmeli, devlet bütçesi için plan
yapabilmelidir. Bunlar önce millet meclisinde
onaylandıktan sonra Çar’ın vekilinin onayına
I-16. ki odaklõ bir Bulgar-Osmanlõ devletinin sunulacaktır. İcraatlarının sorumluluğunu ortak
kurulmasõ planõ hakkõnda farklõ görü!ler olarak yüklenmelidirler; dolayısıyla Çar’ın veki-
(1867) linin hiçbir kararı, heyet üyeleri tarafından im-
zalanmadıkça zorla yürürlüğe sokulmayacaktır.
A. Gizli Merkezi Bulgar Komitesi’nin Sultan […]
Abdülaziz’e7 muhtõrasõ Madde 9. Doğu Ortodoks Hıristiyanlığı ülkedeki
hâkim din olacaktır.
Lütufkâr Efendimiz ve Babamız Majesteleri Madde 10. Hukuki işler, millet meclisinden geç-
Sultan Abdülaziz Han’a, miş özel Bulgar yasalarına göre icra edilecektir.
Gizli Merkezi Bulgar Komitesi’nin layihasıdır Madde 11. Bulgar Çarlığı yeni yöntemlere göre,
özel bir yasayla kurulmuş kendi bağımsız ordu-
Hünkârımız! suna sahip olacaktır. […]
Her bir insanın ve her bir milletin kaderi Kâinata Madde 13. Bulgarca çarlığın resmi dili olacaktır.
hükmeden Yüce Tanrı’nın elindedir. Dört yüz yıl Madde 14. Tüm medeni ve siyasi haklar, söz-
önce bu kader biz Bulgarları ve sevgili vatanımı- gelimi basın ve ifade özgürlüğü, siyasi ve top-
zı Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’daki şanlı lumsal meseleler için gösteri ve kamuya açık
fatihlerinin hükmü altına soktu. […] toplantı hakkı ve benzerlerinin yanı sıra bireysel
Şimdi Hünkârımızın izniyle, kendisine Bulgar özgürlük, kişinin evinde kendi kendinin efendisi
halkının hangi esaslara göre bağımsızlığının olması ve dinsel hoşgörü gibi haklar, tanınma-
ilan edilmesini arzuladığını ve nezaketle talep lıdır.
ettiğini sunmak isteriz. Хрестоматия, [Hrestomatiy], s. 400-409.
Siyasi bağımsızlık
Madde 1. Milli anayasal hükümet kurulmalıdır.
Madde 2. Bulgaristan, Bulgarların yaşadığı bü-
tün vilayetlerle birlikte bağımsız ilan edilmeli ve
Bulgar Çarlığı diye adlandırılmalıdır. Ulus-devlet yaratma hedefini belge-
Madde 3. Bulgar Çarlığı siyasi olarak Osmanlı leyen pek çok metin vardır. Bununla
İmparatorluğu’na bağlı olabilir. Zat-ı şahane Sul- birlikte, siyasi örgütlenmenin tasavvur edilen
tan Abdülaziz ve halefleri “Bulgar çarı” unvanını tek formu ulus-devlet değildi. Özgün siyasi
“Osmanlı sultanı” unvanlarına ekleyerek çarlığı koşullar dolayısıyla, aslında ulus-devlete al-
üstlenebilirler. […] ternatif olan bazı başka öneriler de dile ge-
Madde 6. Çar’ın vekili, hükümet ve yürütme tirilmiştir.
gücünün başı, Bulgar ordusunun başkumanda-

7
1861-1876 yılları arasında Osmanlı sultanı.

38

26-62Nations_KEF-A.indd 38 9/23/08 1:47:11 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

İki odaklı bir Osmanlı-Bulgar devleti için- arasında yer aldı. Rum Patrikhanesi’nden ba-
de Bulgaristan’ın oluşturulması için öngö- ğımsız, ayrı bir Bulgar kilisesi kurma hareke-
rülen yolu inceleyin. Osmanlı devletiyle nasıl tinde aktif rol üstlendi.
bir ilişki mevcuttu? Sizce Gizli Komite’nin üye-
leri neden bir başka öneriyle değil de, bununla
gelmiş olabilirler? Avrupa’da iki odaklı başka
devlet örneği biliyor musunuz? Fuad Paşa’nın tutumunu yorumlayın.
Öneriyi hangi dayanaklara göre eleşti-
riyor? Sizce Osmanlı devletinin resmi tutu-
munu temsil ediyor muydu?
B. Hristo Stambolski’nin anõlarõnda anlatõldõ"õ
Bir tartışma tertip edin:
!ekliyle Fuad Pa!a’nõn8 tepkisi
İki gruba ayrılın: Gruplardan biri, iki odaklı
bir Bulgar-Osmanlı devleti önerisini savun-
Fuad Pa!a’ya ziyaret. Gene aynı gün, bay-
mak için argümanlar bulsun; diğeri ise bu
ram tatilinin ikinci gününe denk gelen 2 Ni-
meseleyi Fuad Paşa’nın bakış açısından
san 1867’de Hristo, bayram tebriki ve kendini
ele alsın.
tanıtma bahanesiyle, bugün Hariciye Nazırı
Özgün tarihsel koşulları göz önüne alarak
olan Fuad Paşa’ya gitti… Konuşma sırasında
kendi kimliğinizin ait olduğu grubun pers-
Nazır layihadan bahsederken hükümet için
pektifinden benzer bir öneriyi de tartışmayı
“a fait sourde oreille” [duymazdan geldi] dedi; deneyebilirsiniz.
sefirlerinden hiçbirinin konu hakkında tek keli-
me etmediğini söyledi. “Bulgarlar” diye ekledi
Fuad Paşa, “eğer Bulgarlar bu layihanın mi-
marıysa çok benciller demektir. Eğer Osman- I-17. Bulgarlarla Sõrplarõ, Sõrp prensi Mihail
lı İmparatorluğu’nda salt Türklerle Bulgarlar Obrenoviç’in hükümranlõ"õndaki bir Güney
yaşasa durum bambaşka olurdu; fakat ayrıca Slav çarlõ"õnda birle!tirme projesi (1867)
Rumlar, Ermeniler, Arnavutlar, Kürtler, Arap-
lar ve daha pek çok millet var ve bu milletlerin Protokol
her biri aynı siyasi ve milli hakları, ayrıcalıkları Günümüzün koşulları, Türkiye’deki bütün bas-
haiz… Türk devletini salt Türkler, Rumlar ya da kı gören halkları özgürlük yolunda eylemle-
layihada bahsedildiği gibi Bulgarlar değil, bun- re çağırdığı için biz; Bulgaristan, Trakya ve
ların hepsi birden ayakta tutabilir. Eşit olarak. Makedonya’da yaşayan Bulgarlar, sevgili vata-
Ne var ki, bu yolda her millet makul zeminde nımızı bağımsızlığına kavuşturmak üzerine dü-
yürümelidir.” Sonra, “İşte bunun içindir ki” dedi şünmek ve bir yol bulmak, böylece özgür ülkeler
Nazır, “bu layihayı kaleme alanlar bencil ve toy ailesine katılmak ve dünyaya var olduğumuzu
insanlar olmalılar.” göstermek üzere toplanmış bulunuyoruz.
Stambolski, s. 292-293. Bu aziz mücadelede başarıya ulaşmak için,
komşu milletler arasından, yardımlarıyla -iki
Dr. Hristo T. Stambolski (1843, Ka- tarafın da çıkarına- özgürlüğümüzü kazanabi-
zancık 1932, Sofya) bir tıp dokto- leceğimiz birini seçmek zorundayız ve bu millet
ru ve tanınmış biriydi. İstanbul’da, Tıbbiye-i de ancak, milli, dini ve coğrafi konum itibariyle
Şahane’de anatomi hocasıydı. 1878’den sonra bizimle bağlantılı olan Sırplar olabilir. Sırplar
Bulgaristan’da sağlık hizmetlerini tesis edenler ve Bulgarlar, Güney Slav Krallığı adı altında,

8
Fuad Paşa (1815-1869) Tanzimat Devri’nin önde gelen Osmanlı reformcularındandır. Beş kez Osmanlı hariciye nazırlığını (dışişleri
bakanlığı) yürütmüş, iki kez sadrazam olmuştur.

39

26-62Nations_KEF-A.indd 39 9/23/08 1:47:11 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

kardeşçe bir araya gelmelidirler. Türk hâkimiyetinden kurtulmasına yardım ede-


Güney Slav Krallığı Sırp ve Bulgar Krallıkları- ceklerdir.
nı bünyesinde barındıracaktır (Bulgar Krallığı Bulgarlarla anlaşma yaparken Rumenlerin ak-
Bulgaristan, Trakya ve Makedonya topraklarını lında alttan alta, Eflak-Bulgar devletinin tekrar
içine alacak). kurulmasından çıkar sağlama ve bir Bulgar
Yeni kurulacak olan hükümetin başına şimdi- ayaklanmasının Türk devleti için yaratacağı so-
ki Sırbistan prensi Mihail Obrenoviç geçecek runları kullanma düşüncesi olduğu şüphesizdir.
ve unvanını oğluna devretme hakkına sahip Bu durumda bağımsız bir Rumen devleti ilan
olacaktır. edebilir ve tıpkı Bulgarlar gibi, kendi kaderle-
Krallığın bir tek milli bayrağı olmalı ve iki mille- rini kendileri belirleyebilirlerdi. Fakat diğer cep-
tin simgelerini temsil etmelidir. Aynı şey, gele- hede Bulgarların kafasındaki tek şey, Tuna’nın
cekteki para birimleri için de geçerli olmalıdır. ötesindeki soydaşları için elde edebilecekleri
Her ülkenin kendi dili resmi dili olacak ve çıkarlardı […]
memurlar bu dili konuşanlar arasından seçile- Документи [Dokumenti], 1, s. 436.
cektir.
Şu anda yürürlükte olan Sırp kanunları tarafı- Rus diplomatlara göre Bulgarların ve
mızdan kabul edilecek ve Bulgarca’ya çevrile- Rumenlerin gerçek amaçları nelerdi?
cektir. Güney Slav Krallığı’nın istisnasız bütün I-16, I-17 ve I-18 numaralı metinleri karşı-
düzenlemeleri her iki dilde birden, yani hem laştırın. Sizce Bulgarlara en çok hangi proje
Sırpça hem Bulgarca olarak yayımlanacaktır. yarar sağlayabilirdi?
Документи [Dokumenti], 1, s. 434-435. I-12, I-16, I-17, I-18, I-38 numaralı metinleri
karşılaştırın. Bu önerilerde hangi siyasi mo-
deller öne çıkarılmıştır?
Sizce neden Bulgarlar kendi ulusal
devletlerini talep etmek yerine Sırplarla I-19. Siyasi özgürlükle ulus arasõndaki ili!ki
birleşme yolunu seçtiler? Milli kimliklerini ne hakkõnda 19. yüzyõldan bir görü! – Svoboda
şekilde korumayı planlıyorlardı? gazetesinde Ljuven Karavelov imzasõyla
yayõmlanmõ! bir makale (Kasõm 1869)

I-18. Ortak bir Rumen-Bulgar devleti kurma Yeryüzünde yaşayan hayvanların havaya, ba-
planlarõ konusunda Ruslar tarafõndan yazõlmõ! lıkların suya ihtiyacı olduğu gibi, insanoğlunun
bir rapor (1867) da öncelikle ve esas olarak özgürlüğe ihtiyacı
vardır. Bir insan özgür değilse, kendine insan
15 Nisan tarihli, 1 Numaralı mektupta Majeste- diyemez, yarım insan diyebilir ancak. Özgürlük
leri’ne, bilinen adıyla Gizli Bulgar Komitesi’nin olmadan bir insan doğanın kendini yarattığı şe-
esas olarak gençlerden oluştuğunu, temel ola- kilde kalamaz, dolayısıyla mutlu da olamaz.
rak Avrupa’da Bulgarlar lehine kamuoyu yarat- Bir bireyin ihtiyaç duyduğu her şey ulusun ta-
ma, aynı zamanda da Avrupa kamuoyunu Türk mamına da lazımdır. Yalnızca kendine ait bir
zulmüne karşı çıkmaya teşvik etme hedefiyle tarihi olan, dışarıda ve içeride özgür, diğer bir
kurulduğunu bildirme onuruna erişmiştim. deyişle, siyasi ve zihinsel olarak bağımsız bir
Toplamış olduğum ilave bilgilere göre, komite, ulus varlığını sürdürebilir ve gelişebilir. Siyasi
Romanya’daki Kızıllar [Liberaller] Partisi’yle özgürlüğü olmayan her ulus daima –en liberal
birtakım Bulgarlar arasında yapılmış olan bir hükümetle de olsa- merkezileşmenin ve hâkim
anlaşma sonucunda kurulmuştur. Dahası, an- ulusun görünmez nüfuzu altındadır ve bunun,
laşmaya göre, Rumenler Sultan’dan kendi ba- tutsak edilmiş ulusu olumlu yönde etkilediği de
ğımsızlıklarını talep edebilmek için, Bulgarların çok nadir görülür.
Karavelov, s. 165. .

40

26-62Nations_KEF-A.indd 40 9/23/08 1:47:11 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Lyuben Karavelov (1834/1835– 1879) “Bir bireyin ihtiyaç duyduğu her şey ulu-
yazar, gazeteci, Bulgar ulusal bağım- sun tamamına da lazımdır” ifadesini ana-
sızlık hareketinin kuramcılarından ve örgüt- liz edin. Metne Dimitri Bolinteneau’nun yazdığı,
çülerindendi. Devrimci Bulgar örgütlerinin III-1 numaralı metni de göz önünde bulundu-
en büyüğünün kurucusu, örgütün gazetesi- rarak bakın ve ikisini karşılaştırın. Yazarların
nin de editörüydü. Aynı zamanda yeni Bul- telkin etmeye çalıştıkları ne? Sizce ulus dü-
gar edebiyatının kurucuları arasında da sa- şüncesinin üzerinde neden duruyorlar?
yılır.

G1. Slovenya: Tabor Hareketi (1869)


I-20. Bulgar Ekzarhhanesi’nin Kurulu!
Fermanõ (1870) (günümüz Türkçe’siyle)

İmparatorluğumuzun din özgürlüğünden ve diğer


haklardan daima ve tam olarak faydalanan bütün
itaatkâr tebaası ve vatandaşları, birbirleriyle iyi ge-
çinen hemşerilerde ve eğitimli insanlarda elzem
olması gereken, karşılıklı uyum ve dostluk için-
de yaşamaktadırlar… Bununla birlikte, büyük bir
üzüntüyle, arzumuz dışında, Bulgar Hıristiyanlarla
Rum Patrikhanesi arasında tartışmaların ve anlaş-
mazlıkların baş gösterdiğini gördük…
1. “Bulgar Ekzarhhanesi” adıyla yeni bir yetkili dini
kurum tesis edilecektir. Ekzarh aşağıda listelenmiş
olan piskoposlukları, episkoposlukları ve birtakım
Slovenska, s. 232. başka yerleri içine alacaktır. Ekzarhlık bu dinin bü-
tün kilise meseleleriyle uğraşmaya yetkili olacaktır.
2. Bu kurumun din adamları arasında en yüksek
Liberal çizgideki Slovenler, Çeklerin mertebede olan kişi, “Ekzarh” unvanını taşıyacak
izinden giderek Birleşik Slovenya ve kilise hukukuna göre, Bulgar Kutsal Sinod’unun
programına destek vermek amacıyla ‘ta- başkanı olacak. Sinod’daki idareciler daima onun
bor’ denen açık hava toplantılarını başlattı- yanında olacak. […].
lar. İki yıl boyunca, Viyana bu halk toplan- 4. Kilise kanunlarına göre beratımızla göreve getir-
tılarını yasaklayana kadar, Slovenler çeşitli diğimiz bu ekzarh, ayinlerde İstanbul’daki patriğin
mekânlarda bir araya gelerek konuşmacıları adını anmak durumundadır.
dinlediler, ulusal meselelere dair ilke karar- Kilise kanunlarına göre ekzarh olmaya layık birini
ları aldılar. seçmeden önce, hükümetimden görüş ve onay is-
tenecektir. […]
[…]
Resmin amacı neydi? Resmin merke- Yukarıda adı geçen yerlerin dışında bir yerde ya-
zindeki imgenin anlamı nedir? şayan Hristiyanların, hepsi ya da en azından üçte
Manzarayla ulusal değerler arasında ne gibi ikisi Bulgar Ekzarhhanesi’ne bağlanmak isterse ve
bir bağ var? bu kanıtlanırsa, gerekli izin verilecektir.
Xpиctomatия [Hrestomatiy], s. 268-271.

41

26-62Nations_KEF-A.indd 41 9/23/08 1:47:11 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

Bulgar Ekzarhhanesi bir Osmanlı fer- Halk oylamasının sonuçları hakkında


manıyla 1870 Şubat’ında kurulmuş, yorumunuz nedir? Sonuçları daha iyi
Ortodoks Kilisesi’nin içinde ayrı bir teşkilattı.
değerlendirebilmek için başka ne gibi bil-
1953’e dek varlığını korudu ve bu tarihte yeni-
gilere ihtiyacımız var? 19. yüzyılda sadece
den yapılandırılarak Bulgar Patrikhanesi’ne
dönüştürüldü. erkeklerin oy kullanması alışılmamış bir şey
miydi? Üsküp Episkoposluğu’nda bütün bir
haneye tek bir oy düşmesi adil miydi?

Osmanlı makamlarının otonom bir Bul-


gar Eksarhhanesi'nin kurulmasını ka- I-22. Bulgarlarõn ulusal ba"õmsõzlõk için
bul etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? sava!malarõ gerekti"i konusunda Hristo
Sizce Bulgar Ortodokslar neden İstanbul Botev’in görü!leri (1875)
Patrikhanesi’nden ayrı, kendilerine ait bir
otonom kilise teşkilatına sahip olmayı arzu Halkımızın menfur ve karanlık bir tarihi vardır;
ettiler? şimdiki durumu ise zor ve acıdır.
Başka bir deyişle, Bulgar halkı Türklerin
kölesidir, kendi kendinin kölesidir, paranın köle-
sidir ve hatta kendi eğitim sisteminin ve kültürü-
I-21. Üsküp ve Ohri Episkoposluklarõ’nõn nün kölesidir. Ağır koşullar altında çalışmaları-
ba"lanaca"õ yerin belirlenmesi için yapõlan na, öküz gibi çaba harcamalarına, çektikleri dile
halk oylamasõnõn sonuçlarõ (1874) sığmaz acılara, hatta sadece yüzlerine baktı-
ğınızda, sahiden de “öküz gibi çalışıp, arı gibi
Bulgar Ekzarhhanesi’nin kurulmasına dair toplayıp, domuz gibi yaşadıklarına” hemen ikna
fermanın 10. Maddesi’ne uygun olarak Üsküp olacaksınız.
ve Ohrid Episkoposlukları’na Bulgar başpisko- Pek çok yabancının çalışkanlığımız, yete-
poslarının atanması hakkında yapılan halk oyla- neklerimiz ve gösterdiğimiz kültürel ilerleme
masının ardından, Üsküp Episkoposluğu’ndaki hakkında kalem oynattığı ve hâlâ da bunu yap-
8698 Hıristiyan haneden sadece 567 ha- makta olduğu doğrudur. Bununla birlikte, bu
nenin Rum Patrikhanesi’ne bağlı kalmak yazarların hemen hepsi, el değmemiş güçleri-
istediği, geriye kalan 8131 hanenin ise Bulgar mizi geliştirmek ve “Güney’in Almanları” ya da
Ekzarhhanesi’nin önderliğini kabul etmek için “Doğu’nun İngilizleri” haline gelmek için barbar
oy kullandığı görülmüştür. Türk boyunduruğundan kurtulmamız, gücümü-
Selanik Vilayeti’nin 21 Muharrem 1291’de (27 zü verimsiz kılan bu insanlık dışı kölelikten azat
Şubat 1874) verdiği bilgiye göre, Ohrid ve ci- olmamız ve Boğaz bulvarında Özgür Güney
varında yapılan halk oylamasında, sadece Slavları Konfederasyonu’nu kurmamız gerekti-
139 erkeğin Rum Patrikhanesi’yle devam et- ğini matematiksel bir kesinlikle ortaya koymuş-
mek için oy kullandığı, 9387 erkeğin Bulgar lardır ve koymaktadırlar.
Ekzarhhanesi’ne geçme yönünde oy verdiği Botev, s. 85-86.
görülmüştür.
Xpиctomatия [Hrestomatiy], s. 280.

42

26-62Nations_KEF-A.indd 42 9/23/08 1:47:11 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

4. Bulgarların arasında yaşayan bütün yabancı


Hristo Botev (1847-1876), milli kah-
azınlıklar aynı siyasi ve medeni haklara sahip
raman, şair, gazeteci ve devrimcidir.
olacaktır.
Hayatının büyük bir bölümünü Romanya’da
5. Bulgar devletinde kayıtsız şartsız vicdan
geçirdi ve orada çalıştı. 1874-1875’te Bul-
hürriyeti olacaktır.
gar ulusal özgürlük hareketinin başına
6. Askerlik ve eğitim bütün Bulgar vatandaşları
geçti. 1876 Mayıs’ında küçük bir birlikte
için mecburi olacaktır.
Tuna’yı geçti ve Türk birlikleriyle girdiği bir
Xpиctomatия [Hrestomatiy], s. 609.
çatışma sırasında öldü. Sayısı yirmiyi geç-
memesine rağmen, şiirleriyle Bulgar ede-
biyatının klasik yazarları arasına girmiştir.
1876 Ağustos’unda, Osmanlı’nın Bul-
garların Nisan Ayaklanması’nı bas-
tırmasından sonra, Romanya’daki Bulgar
göçmenler Merkezi Bulgar Hayır Cemiyeti’ni
Makalede ne hedeflenmiştir? Yazar,
kurdular. Bu siyasi teşkilat Bulgarların ulusal
Bulgarların onur ve gururunu ne şekil-
de vurgulamaya çalışmıştır? bağımsızlığı yolunda temel siyasi talepleri
Sizce yazar neden Bulgarların “Güney’in içeren bir program hazırlamıştır.
Almanları” ya da “Doğu’nun İngilizleri” ola-
bileceği fikri üzerinde durmuştur? Peki sizin
ülkenizde Avrupa’ya ne türden göndermeler
yaygındı? Metinde Türklere ve Osmanlı İmpara-
torluğu’na karşı kullanılan ifadeleri na-
sıl açıklayabilirsiniz? Bu sözler sizce doğru-
dan Osmanlı’nın 1876’daki Bulgar isyanını
I-23. Merkezi Bulgar Hayõr Cemiyeti’nin siyasi bastırmasıyla mı ilgiliydi yoksa daha genel
programõ (Bükre!, Kasõm 1876) bir retorik mi oluşturuyordu? Yazarlar Bulgar
devletini hangi araçlarla kurmaya çalışmış-
Doğu’da barışın tesis edilebilmesi için ortam lardır? Yeni devletin yapısı konusunda ne
yaratmak, insan haklarının hiçbirine saygı gös- gibi tahminlerde bulunmuşlardır?
termeyen Türklerin bitip tükenmeyen gaddarlı-
ğını durdurmak ve Bulgar halkının haklı talep-
lerini yerine getirmek için, Avrupa aşağıdaki I-24. Berlin Kongresi (1878) sõrasõnda bir
programın hayata geçirilmesine yardım etme- Arnavut tarafõndan yazõlmõ! bir !iir
ye mecburdur:
1. Bulgaristan, Makedonya ve Trakya’da, hâkim Lütfen gözünü ayırma
unsurun Bulgarlar olacağı Bulgar devletinin Arnavutluk’tan
ayağa kaldırılması. Yetimmiş gibi
2. Bulgar devleti bağımsız bir hükümete ve hal- Paramparça etme onu
kın seçeceği bir yasama organının benimseye- Biz Yunan da değiliz Bulgar da
ceği bir anayasaya sahip olacaktır. Ya da Karadağlı
3. Her bir alan için anayasaya uygun olarak ta- Biz Arnavut’uz sadece
sarlanmış, halkın ihtiyaçlarını karşılayabilecek Ve isteğimiz özgürlük…
ayrı yasalar olacaktır. Brahimi, s. 62.

43

26-62Nations_KEF-A.indd 43 9/23/08 1:47:11 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

hükümeti Sırbistan’la Karadağ arasında, gü-


Tıpkı Balkanlar’daki diğer millet- neyden doğuya doğru, Mitrovitza’nın diğer
ler gibi Arnavutların da Berlin Barış yakasına uzanan Novi Pazar (Yenipazar)
Konferansı’nda temsilcisi yoktu; fakat önder- Sancağı’nın idaresini üstlenmek istemedi-
leri hem ulusal hedefleri tanımlamaya, hem ğinden Osmanlı idaresi buradaki görevlerine
de kamuoyunu bu hedeflere destek vermek devam edecektir. Bununla birlikte, yeni siyasi
üzere harekete geçirmeye çalıştılar. durumu güvence altına almak, ayrıca iletişim
özgürlüğünü ve güvenliğini sağlamak için,
Avusturya-Macaristan eski Bosna vilayetinin
bu kesiminin tamamında garnizon bulundur-
Şarkıda ne hedeflenmiştir? Yazarlar ma, ticari ve askeri yollar açma hakkını elin-
bölgede yaşayan diğer halkların isimle- de tutar. Bu amaçla, Avusturya-Macaristan
rini tek tek sayarak ne anlatmaya çalışmış- ve Türkiye hükümetleri ayrıntılar konusunda
lar? kendi aralarında anlaşmaya varacaklardır.
Madde XXVI. Karadağ’ın bağımsızlığı gerek
Bab-ı Ali gerek bugüne kadar bunu açıkça
I-25. Berlin Barõ! Antla!masõ (1878) kabul etmemiş olan antlaşmayı imzalayan
yüksek taraflarca tanınmıştır.
ngiltere, Avusturya-Macaristan, Fransa, Madde XXXIV. Antlaşmayı imzalayan yüksek
Almanya, talya, Rusya ve Osmanlõ taraflar bir sonraki maddede belirtilen şartlara
mparatorlu"u tarafõndan imzalanmõ!tõr. bağlı olarak Sırp Prensliği’nin bağımsızlığını
13 Temmuz 1878, Berlin. tanımaktadır.
Madde XXXV. Sırbistan’da inanç ya da mez-
Madde I. Bulgaristan Sultan Hazretleri’ne bağlı hep farkları sebebiyle, her nerede olursa ol-
otonom ve vergi veren bir prensliği ihtiva eder. sun, hiç kimseye ayrımcılık yapılmayacak,
Hıristiyan bir hükümete ve ulusal askeri güce herhangi bir kimsenin medeni veya siyasi
sahip olacaktır. haklarını kullanmasına, kamu hizmetlerinde
Madde XXIII. Bab-ı Ali Girit Adası’nda 1868 görev almasına, ödüllendirilmesine ya da çe-
tarihli anayasayı adil sayılacak değişiklikler- şitli meslekleri ve zanaatları benimsemesine
le, titizlikle uygulamayı taahhüt eder. Girit’e engel olunmayacaktır. Sırbistan’da yaşayan
tanınmış olan vergi muafiyeti dışarıda tutu- herkese ve ayrıca yabancılara her tür inan-
larak, bölgesel ihtiyaçlara uyarlanmış ben- cında ve ibadetinde özgürlük sağlanacak,
zer kanunlar, bu anlaşmayla özel bir teşkilat farklı mezheplerin hiyerarşik olarak yapılan-
öngörülmemiş olan Türkiye’nin Avrupa’daki masına ya da ruhani önderleriyle ilişkilerine
başka topraklarında da hayata geçirilecektir. mani olunmayacaktır.
Bab-ı Ali, içinde asli unsurun geniş bir şekil- Madde XLIII. Antlaşmayı imzalayan yüksek
de temsil edildiği özel heyetlere, her vilayette taraflar bir sonraki maddede belirtilen şartla-
yeni yasaların ayrıntılarını yürürlüğe sokmak ra bağlı olarak Romanya’nın bağımsızlığını
için vekâlet verecektir. Bu çalışmaların sonu- tanımaktadır.
cunda ortaya çıkacak olan teşkilat şemaları Madde XLIV. Romanya’da inanç ya da mez-
Bab-ı Ali’nin bilgisine sunulacak; Bab-ı Ali de, hep farkları sebebiyle, her nerede olursa ol-
yürürlüğe koyacağı kanunları resmen ilan et- sun, hiç kimseye ayrımcılık yapılmayacak,
meden önce Doğu Rumeli için kurulmuş olan herhangi bir kimsenin medeni veya siyasi
Avrupa Komisyonu’nun fikrini alacaktır. haklarını kullanmasına, kamu hizmetlerinde
Madde XXV. Bosna ve Hersek vilayetleri görev almasına, ödüllendirilmesine ya da çe-
Avusturya-Macaristan tarafından işgal edile- şitli meslekleri ve zanaatları benimsemesine
cek ve yönetilecektir. Avusturya-Macaristan engel olunmayacaktır. Romanya’da yaşayan

44

26-62Nations_KEF-A.indd 44 9/23/08 1:47:11 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

herkese ve ayrıca yabancılara her tür inancın- medeni veya siyasi haklarını kullanmasına,
da ve ibadetinde özgürlük sağlanacak, farklı kamu hizmetlerinde görev almasına, ödüllen-
mezheplerin hiyerarşik olarak yapılanması- dirilmesine ya da çeşitli meslekleri ve zana-
na ya da ruhani önderleriyle ilişkilerine mani atları benimsemesine engel olunmayacaktır.
olunmayacaktır. Hangi devletin tebaası ya da Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan herkese
vatandaşı olursa olsun, tüccarlara ve diğer- ve ayrıca yabancılara her tür inancında ve
lerine Romanya’da, inancına bakılmaksızın, ibadetinde özgürlük sağlanacak, farklı mez-
tam eşitlik temelinde muamele edilecektir. heplerin hiyerarşik olarak yapılanmasına ya
Madde XLV. Romanya Prensliği, Besarab- da ruhani önderleriyle ilişkilerine mani olun-
ya topraklarının 1856 Paris Antlaşması’yla mayacaktır.
Rusya’dan kopmuş olan, batıda Prut Neh- Türkiye’nin Avrupa’daki ya da Asya’daki top-
ri hattıyla, güneyde Kilia koluyla ve Stari- raklarında seyahat eden her milletten din
Stambul’un ağzıyla sınırlanan parçasını Ma- adamları, hacılar ve keşişler aynı haklardan,
jesteleri Rus İmparatoru’na geri verecektir avantajlardan ve ayrıcalıklardan yararlana-
[bugün Moldova’nın olduğu yer]. caklardır.
Madde LVIII. Bab-ı Ali Asya’da Ardahan, Gerek yukarıda anılan kişilerin gerek Mukad-
Kars ve Batum’u, sonuncusunun limanıyla des Mahaller’de ya da herhangi bir yerde bu-
birlikte Rus İmparatorluğu’na bırakacaktır lunan dini kurumlarının, hayır kurumlarının ve
[bugünkü Ermenistan, Gürcistan ve Kuzey- diğerlerinin Büyük Güçler’in Türkiye’deki dip-
doğu Türkiye’nin bir bölümü]. lomatik ve konsüler ajanları tarafından resmi
Madde LIX. Majesteleri Rus İmparatoru olarak himaye edilmesi kabul edilmiştir. Fran-
Batum’u temel olarak ticari bir açık limana sa sahip olduğu hakları kesinlikle korumak-
dönüştürmek arzusunda olduğunu ilan et- tadır ve Mukaddes Mahaller’in statükosunda
mektedir. hiçbir değişiklik yapılamayacağı açıkça anla-
Madde LXII. Bab-ı Ali dini özgürlük ilkesini şılmıştır. Aynaroz Dağı’ndaki keşişler, hangi
koruma ve mümkün olduğu kadar genişletme memlekette doğmuş olurlarsa olsunlar, eski
arzusunu dile getirdiğinden, antlaşmayı im- mülklerini ve avantajlarını koruyacak, istisna-
zalayan taraflar bu içten ifadeyi kayda geç- sız olarak eşit hak ve ayrıcalıklardan faydala-
mişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu’nun hiçbir nacaklardır.
yerinde din farkı sebebiyle hiç kimseye ay- Metnin İngilizce’si için:
rımcılık yapılmayacak, herhangi bir kimsenin http://www.fordham.edu/halsall/mod/1878berlin.html

Üç tane harita çizin: Birincisi 1878’den önceki durumu, ikincisi her bir etnik grubun toprak
talebini, üçüncüsü ise Berlin Barış Antlaşması’nın somut hükümlerini göstersin. Gözlemleriniz
neler?

Oyun: Kendini ba!ka birinin yerine koymak


Balkanlar’daki durum hakkında kendi önerilerinizi 400 kelimelik bir denemeyle anlatın. Şu
kimliklerden birini seçin: Rus, Alman, Fransız, İngiliz ya da Avusturya-Macaristanlı bir diplomat;
Osmanlı temsilcisi; Arnavut, Bulgar, Rumen, Sırp, Hırvat, Sloven, Yunan ya da Karadağlı bir
vatandaş. Asıl kimliğinizi seçmemeye gayret edin. Seçiminizi açıklayın.

45

26-62Nations_KEF-A.indd 45 9/23/08 1:47:12 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

Harita 2: Berlin Balkanları, Temmuz 1878

Bulgaristan Özerk Osmanlı Prensliği'nin sınırları


Özerk Osmanlı Doğu Rumeli vilayetinin sınırı
Berlin'de Karadağ, Sırbistan ve Bulgaristan'ın kaybettiği San Stefano toprakları
Avusturya-Macaristan İşgali altındaki Osmanlı toprakları

46

26-62Nations_KEF-A.indd 46 9/26/08 12:58:15 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

G2. Yunanistan, Türkiye’yle Avrupa arasõnda. Aristophanes gazetesinden bir karikatür (1882)

Louvi, s. 230.

TÜRKİYE: “Çekil önümden, bebeği yi- Neden Yunanistan yeni doğmuş bir
yeceğim.” bebek olarak resmedilmiş. Üç karakterin
AVRUPA: “Vazgeç Madam Türkiye, varlığını nasıl tasvir edildiğini kısaca tarif edin. Ne dü-
bana borçlusun.” şünüyorsunuz? Çizer, gazete okurlarına neyi
telkin etmeye çalışmış?

47

26-62Nations_KEF-A.indd 47 9/23/08 1:47:16 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

I-26. Bir Arnavut’un ayrõ bir Arnavut devletini geldi mi, bir tanesini ortalıkta göremezsin Make-
savunan görü leri (1886) donya meselesi hakkında konuşabileceğin bir
tek kişi var burada. Askeri okul öğrencisi Goce
Biz sadece her millet neyi isterse onu istiyoruz: Delcev.” Sahov’la, Goce Delcev’e10 onunla gö-
“Aynı aileden insanlar nasıl aynı evde toplanırsa, rüşmek istediğimi, Pazar günü saat 14.00’da
aynı kandan gelen insanların da aynı çatı altında Sahov’un yerinde buluşabileceğimizi haber ver-
toplandığı, bize ait ayrı bir devlet.” me hususunda anlaştık. Kararlaştırılan saatte
Kondo, s. 126. Kosta Sahov’un matbaasına gittiğimde, ikisini
gözden uzak bir köşeye çekilmiş, meseleyi tar-
Yukarıdaki alıntı, Jeronim (Girolamo) tışırken buldum.
de Rada (1814-1903) imzasıyla iki Teşkilatı kurma planı:
dilde, aylık olarak çıkan Fiamuri i Arbrit – La 1. Örgüt Sofya’da değil, Makedonya’da kurulma-
Bandiera dell’Albania (Arnavut Bayrağı) gazete- lı; zira Sofya’da kurulursa, kendileri de benzer
sinde yayımlanmış olan bir makaledendir. Aynı teşkilatlar vücuda getirmiş Sırplar ve Yunanlar
zamanda şair olan yazar, ayrıca L’Albanese ona Bulgar hükümetinin bir işi gözüyle bakar, o
d’Italia adında, gene iki dilde yayımlanan zaman da bizim örgütten sonuç alınamaz. Ör-
bir gazete çıkarmıştır. Hayatını İtalya’da geçir- güt ayrıca gizli olmalı.
miştir. 2. Kurucular Makedonyalı olmalı; böylece
Makedonya’daki halkla sürekli temas halinde
olur, yandaşlarıyla aynı tehlikelere göğüs gerer
ve bu sayede, halkın güvenini daha kolay ka-
zanırlar.
Yazar neden ulusla aile arasında pa-
3. Örgütün sloganı “Makedonya’ya özerklik”
ralellik kuruyor? Böylesi bir görüşün
olmalı. Başarı şansı olması için, taleplerimizin
kişilerin, uzun vadede aynı topraklarda ya-
Berlin Antlaşması’nın 23. Maddesi’ne uygun
şayan başka insanlara karşı tavırlarını nasıl olması gerekir. Makedonya’yı özerkliğine ka-
etkileyebileceğini tahmin etmeye çalışın. vuşturmak onu sadece Türklerden değil, aynı
zamanda Sırplardan ve Yunanlardan da kopar-
mak anlamına geliyor. Özerk Makedonya’nın
I-27. Ivan Hacõ-Nikolov’un9 anõlarõnda, sınırları bir kere çizildikten sonra Sırplarla Yu-
1892’de, !ç Makedonya Devrimci Örgütü’nün nanlar toprak isteyecek durumda olmayacaklar;
(IMRO) kurulmasõyla sonuçlanacak olan fakat Bulgaristan’la birleşme yoluna gidersek,
tartõ malar (1893) Sırplarla Yunanlar da ülkeden pay isteyebi-
lirler. Görevimiz Makedonya’yı bir bütün ola-
Temmuz 1892’de Makedonca bir gazete yayım- rak kurtarmak olmalı. Bunun da yolu özerk bir
layan Kosta Sahov’u görmek üzere Sofya’ya Makedonya’dan geçiyor.
gittim. Sahov Makedonyalı, saygın bir insandı; 4. Teşkilat özerk ve bağımsız olmalı; etki altında
Selânik’e gidecek ve Makedonya’nın özgürlü- kalmamak için, komşu ülkelerin hükümetleriyle
ğüne kavuşmasını hedefleyen devrimci teşkila- herhangi bir bağı ya da anlaşması bulunmama-
tın ön saflarında yer alacaktı. lı. Aynı zamanda, o hükümetlerden birinin kom-
Sahov beni dinledikten sonra şöyle söyledi: “Ne şu hükümetlerden herhangi birinde kışkırtma
istediğini anlıyorum; fakat uygun kişiyi burada amaçlı kullanacağı bir araç da olmamalı.
bulamazsın. Bunlar sırf konuşmayı bilir; sıra işe 5. Bulgaristan’daki Makedonlardan ve Bulgar

9
Ivan Hacı-Nikolov (1861-1934), IMRO’nun kurucularından biri.
10
Goce Delcev (1872-1903), Makedon özgürlük mücadelesinin önemli simalarından biri.

48

26-62Nations_KEF-A.indd 48 9/23/08 1:47:17 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

halkından eylemlerimize karışmaksızın sadece I-28. !ç Makedonya Devrimci Örgütü’nün


maddi ve manevi destekte bulunmalarını iste- (IMRO) silahlõ bir ayaklanma ba latma kararõnõ
yeceğiz. Büyük Güçler’e duyurdu"u bildiri (1903)
Dört saatlik bir tartışmadan sonra Kosta Sahov
ve Goce Delcev planı kabul ettiler. Goce şunları Muhammedilerin cezasız kalan zulmü ve
söyledi: “Dinleyin Bay Hacı Nikolov, geçeceği idarenin sistematik baskısı, Makedonya ve
kadar zaman geçmiş zaten; bırakın bir yıl daha Edirne bölgesindeki Hıristiyanları silahlı bir
geçsin. Bir yıl sonra askeri okuldan mezun olup kitlesel mücadeleye itmiştir. Hıristiyanlar uç
subay çıkacağım. İstifa edip Selanik’e gidece- noktadaki bu çözümü ancak ve ancak, yenik
ğim ve ondan sonra devrimci örgütü kuraca- düşen halkın koşullarını düzenlemesi he-
ğız”. deflenen uluslar arası anlaşmaların ruhuyla
Makedonium, s. 29-30. Avrupa’nın müdahale etmesi için bütün yol-
ları denedikten sonra kabul etmişlerdir. Dış
müdahale zalimi yerinden etmek, kan akma-
sının önüne geçmek için hâlâ biricik çaredir.
Berlin Barış Antlaşması’nın ardından, Türk idaresini geçici çözümlerle ıslah et-
Makedonya, Osmanlı’nın Avrupa’daki mek için bugüne dek atılmış olan verimsiz
en önemli toprağı olarak kalmıştı. Etnik açı- adımların tek sonucu, Muhammedilerin fana-
dan karma bir yer olan Makedonya, kısa süre tizminin ve devletin baskısının daha da art-
içinde Bulgar, Yunan ve Sırp milliyetçiliğinin ması oldu. Müdahale ancak ve ancak, aşa-
rekabet ettiği bir yer haline geldi. İç Makedon- ğıdaki doğrudan sonuçlar akılda tutulduğu
ya Devrimci Örgütü 1893’te kuruldu. 1903’te takdirde başarıya ulaşabilir:
Osmanlı idaresine karşı, başarısızlıkla sonuç- 1. Büyük Güçler’le uyum içinde atanacak
lanan “Illinden” Ayaklanması’nı örgütledi. Bal- hükümet başkanı hiçbir zaman Türk idaresin-
kan Savaşları sırasında Makedonya Bulgaris- de yer almamış, görevlerini Bab-ı Ali’den ba-
tan, Yunanistan ve Sırbistan tarafından işgal ğımsız olarak yerine getirecek bir Hıristiyan
edildi ve sonuç olarak bölündü. Birinci Dünya olmalıdır;
Savaşı’ndan sonra, IMRO kademeli olarak ta- 2. Geniş cezai yetkilere sahip, uluslarara-
bana yayılan bir ulusal özgürlük hareketinden, sı ve daimi bir ortak kontrol organı kurulma-
uyuşturucu kaçakçılığı yapan, terörist, faşist bir lıdır.
örgüte dönüşerek, özellikle Sırbistan’a (Yugos- İsyan eden halkların bu umutsuz eylemi-
lavya) karşı gerilla mücadelesi yürüttü ve gayrı nin altında yatan sebepleri ve sonuçlarına
resmi olarak Bulgaristan Makedonya’sının bazı engel olabilecek tedbirleri açıklayarak İç Ör-
bölümlerini kontrolü altında tuttu. Bunun yanı güt bütün sorumluluğu üzerinden atmıştır.
sıra 1934’te, Bulgar hükümeti tarafından zorla Örgüt ayrıca, bütün hedeflere ulaşılana ka-
dağıtıldığı 1934 yılına kadar, Bulgaristan’da si- dar, görevinin kabul görmesinden ve bütün
yasi hayatta ağırlığını korudu. dünyanın sempatisini kazanmış olmasından
aldığı enerjiyle mücadeleye önderlik edece-
ğini duyurur.
Odbrani, s. 484.

Metne bakın ve 19. yüzyılın sonunda, Metnin temel meselesi ne sizce? Ya-
Güneydoğu Avrupa’da siyasi bir teşki- zarların ulaşmaya çalıştığı hedef ne?
lat kurarken karşılaşılan tatbiki sorunları tes- Silahlı çatışma arzu edilen bir amaç gibi mi
pit edin. Özerklikle bağımsızlığı birbirinden yoksa başka amaçlara ulaşmayı sağlayacak
ayırmak sizce neden bu kadar önemliydi? mecburi bir araç gibi mi sunulmuş?

49

26-62Nations_KEF-A.indd 49 9/23/08 1:47:17 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

I-29. Krste Misirkov’un Makedonya meselesine ye vatandaşlığı ve Türkiye’nin toprak bütün-


Osmanlõ !mparatorlu"u bünyesinde siyasi çö- lüğünün korunması, Makedon halkı olarak
züm getirilmesi gerekti"i konusundaki görü ü bizler için Türkiye’nin tamamında vatandaşlık
(1903) haklarından yararlanmak anlamına gelir. Bu
hak bize büyük maddi kazanç getirebilir. İşte
[…] Dini propaganda Makedonya’daki en- bu nedenle Makedonya aydınları, öncelikle
telektüel kesimle Makedon halkının bütün- ve sadece kendi çıkarlarına odaklanacak ol-
leşmesini engelliyorsa, demek ki yapıla- salar bile, bütün manevi güçlerini Türkiye’nin
cak ilk şey, Makedonya’da, örneğin Ohri toprak bütünlüğünün korunması için seferber
Episkoposluğu’nda “Makedonya Episkopos- etmelidirler. Buna karşılık, lütufkâr efendi-
luğu” adıyla tek bir birincil kilise kurmaktır. mizin bize dinde ve eğitimde tam özerklik,
Dini propagandada, sırf milli görüşleri yüzün- kanun önünde tam eşitlik ve Makedonya’da
den Makedonyalı entelektüel kesimle halkın yerel özerk idare hakkı vermesi yönünde bir
kaynaşmasına karşı bir şeyler olabilir. Eğer beklenti içinde olabilir ve böylece bunu umut
öyleyse, kilise reformu talebinin yanında eği- etmeye hak kazanabiliriz. […]
timde reform istemek de tabiidir. Örneğin Ba- Makedon halkı açısından böyle barışçıl bir
şepiskoposluk okul meselesini kontrol altına program Türkiye’nin toprak bütünlüğünden
alacak, okulu mensuplarının milliyetine uygun çıkarı olan Büyük Güçler’in de desteğini ve
hale getirecektir: Yunan episkoposluklardaki onayını alacaktır.
okullarda ve kiliselerde dil Yunanca olacak- Odbrani, s. 551-552.
tır; Ulahlarda Ulahça, Slav episkoposluklarda
ise Makedonca. Krste Misirkov, Dimitrija Čupovksi’yle
Böylece bugüne kadar halkı birbirine düş- birlikte 20. yüzyılın ilk yirmi yılında
man gruplara ayırmış olan her türden mil- Saint Petersburg’da faaliyet gösteren bir
li ve dini propaganda ortadan kalkacak; Makedon öğrenci grubunun bir parçasıydı.
Makedonya’da, Türkiye’de ve Avrupa’da halk 1903’te Sofya’da yayımlanan Makedonya
barışı kucaklayacaktır. […] Meselesine Dair adlı kitabı, pek çokları ta-
Bu sonuç Türkiye için de en iyisidir. […] Bir rafından, bölgede yaşayanlara ait çok sayı-
taraftan Makedonya’da çok sayıda değil, tek da kimlik arasında Makedon milli kimliğinin
bir Slav millet olduğu, onun da gerek Bulgar- gelişmesinin temel taşlarından biri olarak
lıkla gerek Sırplıkla ilgisinin olmadığı resmi kabul edilir.
düzeyde kabul edilirse, Makedonya kendi
özerk başepiskoposluğunu seçerse, Türkiye
de üç komşu ülkenin Makedonya meselesine
karışmasından bir anda kurtulmuş olacaktır.
Milli çıkarlarımız, Makedonyalı entelektüel- Neden Krste Misirkov Osmanlı İmpa-
lerin ve Makedonya halkının, Makedonya’yı ratorluğu’nun olduğu gibi muhafaza
saran milli ve dini propaganda ile bu toprak- edilmesini Makedonyalılar için en iyi çözüm
larda çıkarları bulunan devletler yüzünden olarak görüyor? Projesinde kilisenin rolü
zor durumda olan Türkiye’nin bundan kur- ne? Yazarın Osmanlı İmparatorluğu’nu ulus-
tulmasına yardım etmesini gerektiriyor. Bul- devlete bir alternatif olarak öne sürmeye ça-
garistan, Sırbistan ya da Yunanistan’la bir- lıştığını söyleyebilir miyiz? 1903’teki Makedon
leşmeye ihtiyacımız yok. Türkiye’nin toprak ayaklanmasının bastırılmış olduğunu da göz
bütünlüğü, Rusya ya da Batı Avrupa için ol- önünde tutarak I-23 ve I-24 numaralı metinleri
duğundan çok daha önemli bizim için. En iyi karşılaştırın.
coğrafi konuma sahip ülke Türkiye’dir. Türki-

50

26-62Nations_KEF-A.indd 50 9/23/08 1:47:17 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

I-30. Aurel C. Popovici’nin Avusturya- hükümet üyelerini seçer.


Macaristan’õ “Büyük Avusturya Birle ik Her ulus-devletin kendi anayasası vardır. Ana-
Devletleri” adõyla federal bir devlet halinde yasanın etkin hale gelebilmesi için imparatorluk
yeniden yapõlandõrma projesi (1906) mercii tarafından onaylanması gerekir. O zamana
kadar ulus-devletin hükümeti bağımsız olarak ül-
Federatif bir anayasanõn temel ilkeleri kenin bütün özerk yetkilerini kullanabilir.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun bugün İmparatorluk ulus-devletin toprak bütünlüğünü ve
sahip olduğu toprakların hepsi, Bosna ve Hersek özerkliğini garanti eder; zira bu İmparatorluk ana-
hariç, üzerinde yaşayan halklara göre, aşağıdaki yasasının ve ulus-devletlerin kendi özel anayasa-
siyasi ve milli birimlere ayrılmış durumdadır: larının hükümleriyle sınırlı değildir. […]
Alman Avusturya’sı, Alman Bohemya’sı, Alman Her ulus-devlet, resmi dilinin ne olacağına karar
Moravya’sı (Silezya), Bohemya, Macaristan, Tran- verebilir.
silvanya, Hırvatistan, Batı Galiçya, Doğu Galiçya, İmparatorluğun uluslararası iletişim dili Alman-
Slovakya, Ukrayna, Voyvodina, Szeklerland, Tirol ca’dır.
ve Trieste. Bununla beraber, İmparatorluk Meclisi’nde her
Bu 15 ulus-devlet hep birlikte, Majesteleri İmpara- üye kendi dilini konuşabilir. […]
tor I. Franz Joseph’in asası altında, “Büyük Avus- İmparatorluk makamlarının çıkardığı bütün kanun-
turya Birleşik Devletler” adında, federal, monarşik lar, hükümler ve yayınlar sadece ilgili üye devletin
bir devlet oluştururlar. resmi dilinde tasarlanmalı ve yayımlanmalıdır.
Bir ulus-devletin vatandaşı olan herkes aynı za- İmparatorluk makamlarının bütün kayıtları, askeri
manda Avusturya vatandaşıdır. Hiç kimsenin bir olanlar da dahil olmak üzere, sadece ilgili resmi
ulus-devlet dışında siyasi hak talep etmesine izin dilde tutulmalıdır.
verilmeyecektir. Demir ve kâğıt paralarda üye devletlerin bütün
[…] resmi dilleri kullanılmalıdır.
İmparatorluk hükümeti ya da federal hükümet […]
ulus-devletlerin temsilcilerinden oluşur. Viyana başkenttir ve resmi ikâmetgahlar burada-
İmparator tarafından seçilen şansölye, imparator- dır.
luk hükümetinin ya da federal hükümetin başıdır. Popovici, s. 288-297.
İmparatorluk Meclisi:
Millet Meclisi
Senato’dan oluşur.
[…] Aurel C. Popovici (1863-1917) Tran-
Ulus-devletler şu oy oranlarına göre imparatorluk silvanyalı, Rumen bir yayıncıydı. Vi-
hükümetine onaylanmış temsilcilerini gönderirler: yana ve Graz’da tıp ve siyaset bilimi okumuş
Alman Avusturya’sı 7, Macaristan 7, Bohemya olan Popovici, Transilvanya Milli Rumen
5, Transilvanya 4, Hırvatistan 3, Batı Galiçya 3, Komitesi’nin bir üyesi olarak, Avusturya-
Doğu Galiçya 3, Alman Bohemya’sı 2, Slovakya Macaristan İmparatorluğu’nun içinde Ru-
2, Alman Moravya’sı 2, Ukrayna 1, Voyvodina 1, menlerin hakları için mücadele etmiştir.
Tirol 1, Trieste 1, Szeklerland 1 olmak üzere top- Avusturya-Macaristan’ın iki başlı sistemini
lam 42 oy. […] gerçek bir federal yapıya dönüştürme planı,
Her ulus-devletin bir meclisi, ayrı bir hükümeti ve veliaht Arşidük Franz Ferdinand’ın etrafın-
yargı gücü olacaktır. da toplanmış bir grup entelektüelin, çeşitli
İmparator, her ulus-devletin hükümetini yönetmek milliyetçi hareketlerin gelişimiyle tehlikeye
üzere bir imparatorluk valisi seçer. Bu vali söz ko- girmiş olan monarşiyi sağlamlaştırmak için
nusu ulusun yurttaşı olmak zorundadır. çare bulma gayretlerinin bir parçasıydı.
İmparator, valinin önerilerini göz önünde tutarak

51

26-62Nations_KEF-A.indd 51 9/23/08 1:47:17 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

Aurel C. Popovici ulusal ve federal bi- vutların çabalarını şu sözlerle özetliyordu: “Arnavut
rimler arasındaki ilişkileri nasıl kuruyor? hareketinin tamamen doğal bir hareket olduğu da
Ayrı ulus-devletler yerine federatif sistemi yadsınamaz. En az etrafındaki ırklar kadar eski ve
niye tercih ettiğini bulmaya çalışın. farklı olan Arnavutlar, komşu soyların milli unsurla-
rının çeşitli Avrupalı güçler tarafından himaye altına
alındığını gördüler ve onlar da kendilerini daha ba-
ğımsız bir hayatın özlemine kaptırdılar […] Ne var
I-31. Arnavutlarõn kendi ulus-devletlerine ki, aynı muameleyi görmediler. Bir ulus oldukları
eri mek için verdikleri mücadelenin !ngiliz görmezden gelindi; […] toprak değişimi teklif edil-
elçisi tarafõndan Osmanlõ !mparatorlu"u’na di; daha başka zorluklar baş gösterdi; fakat her şey
takdimi (1912) hâlâ Arnavutluk’un aleyhine ve Arnavutlar bir ulus
olma talebi hiç gündeme getirilmeksizin Slavların
O sırada İstanbul’da Majesteleri’nin elçisi olan ve Yunanların insafına bırakılmış durumda.”
Lord Goschen konu hakkındaki raporunda Arna- Durham, s. 72.

G3. Vlora’da, Arnavutluk’un bağımsızlığının


ilanı (1912) – o dönemden bir gravür

Bayrağın yanındaki figür


Skanderberg’i temsil ediyor.

Resimdeki tasvirde ana


unsur nedir? Sizce neden
bağımsızlığın ilan edildiği anlar
milli simgelerle bağlantılı ola-
rak resmedilir? Skanderbeg’in
resimdeki rolü nedir?
Hudhri, s. 44.

52

26-62Nations_KEF-A.indd 52 9/23/08 1:47:17 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

I-32. Cemal Pa a’nõn Türklerle Araplar


arasõndaki ili kiler hakkõnda #am’da yaptõ"õ Sizce bu konuşmayla ne amaçlanmış?
konu ma (1913)

"Size şunu belirtmek isterim ki, İstanbul'da ve I-33. Dimitrija Cupovski’nin bir Federal
Türklerin yaşadığı Müslüman ülkelerde bugün Demokratik Balkan Cumhuriyeti kurma
gördüğünüz Türklük akımı, Araplık akımına ke- projesi (Saint Petersburg, 1917)
sinlikle karşı değildir. Sizin de pekâlâ bildiğiniz
gibi, şimdiye kadar Osmanlı ülkesinin her bir Balkanlar Balkan halklarınındır,
köşesinde Bulgarlık, Rumluk, Ermenilik akımla- Her ulusa, tastamam, kendi kaderini tayin hakkı.
rı yok değildi. Şimdi buna Araplık akımı da ek-
lendi. Türk, kendisini unutmuş, hatta milliyetini Sürmekte olan Dünya Savaşı, esir edilmiş
ağzına almaktan utanır olmuştu. Millet fikrinin pek çok halka özgürlük ve kendi kaderini tayin
kaybolması, son tahlilde kesin bir çöküşle neti- imkânı sağlıyor. Makedonya yüzyıllar boyunca
celenebilirdi. Bundan ürken Türk gençliği takdir özgürlük ve bağımsızlık uğruna mücadele ver-
edilebilecek bir uyanışla ayağa kalkıp Türk'e di; fakat etrafındaki hanedanların alçakça şove-
Türklüğünü ve onun sınırsız erdemlerini an- nizmi ve tamahkârlığı yüzünden adeta ihanete
latmak üzere milli cihat ilan etti. […] Şimdi sizi uğrayarak bir köşeye itildi. Bu görülmemiş yağ-
temin ederim ki, Türklük akımı, Araplık akımı- manın tek sonucu Balkan halklarının karşılıklı
nın kesinlikle düşmanı değil, onun kardeşi ve olarak birbirlerini katletmesi değil, aynı zamanda
ayrılmaz dostudur. Türk genci, Arap’ın ilerleyip bu benzeri görülmemiş savaştır. Şimdi, Balkan
milli haklarına tamamıyla sahip olmasını canı Yarımadası’nın büyük bir kısmı harabeye dön-
gönülden ister. Türk gencinin bugünkü hedefi müşken ve üzerinde yaşayan halklardan geriye
ve çalışması, Türk milletinin milli duygularını kalanlar Avusturya-Macaristan’ın boyunduruğu-
uyandırdıktan sonra Türk'ü çalışkan kılmak, na girmişken, ıstırabı herkesinkinden büyük olan
esaretten kurtarmak, sağlığını geri kazandır- biz Makedonyalılar sizi, bütün Balkan halklarını
mak, nüfusunu artırmak, refahını yükseltmek, geçmişteki kavgaları unutmaya, tek yumruk olup
kısacası Türk'ü XX. yüzyılda yaşayan milletler elbirliğiyle savaşmak ve Federal Demokratik
arasında yaşama hakkına saygı duyulan ve Balkan Devleti’ni kurmak için bütün Balkanlar’ı
muhterem bir millet olarak dünyanın dikkatine kapsayan devrimci programı benimsemeye ça-
sunmaktır. […] Ey Arap gençliğinin seçkin tem- ğırıyoruz.
silcileri! Siz de aynı gayelerin gerçekleşmesi Devrimci Komite’mizin programı aşağıda yazı-
için çalışınız...” lanları içermektedir:
Cemal, s. 220. Bütün Balkan halkları varolan hanedanları ala-
şağı edip cumhuriyetçi hükümetler kurmaya
mecburdur.
Cemal Paşa mevki sahibi bir subay,
Federal Demokratik Balkan Cumhuriyeti, şu
aynı zamanda da Jöntürklerin önder-
cumhuriyetleri bünyesinde toplayacaktır: Make-
lerinden biriydi.
donya, Arnavutluk, Karadağ, Yunanistan, Sırbis-
1913 Ocak’ındaki Bab-ı Ali Baskını ola-
tan, Bulgaristan, Hırvatistan, Bosna ve Hersek,
rak da bilinen hükümet darbesinden sonra
Slovenya ve Trakya.
İstanbul’un askeri idaresini, ardından Bahri-
Bağımsız cumhuriyetlerle kastedilen sadece tek
ye Nazırlığı'nı devraldı. Birinci Dünya Sava-
bir halkın yaşadığı devletler değildir; aynı za-
şı sırasında Suriye'de ordu komutanı olarak,
manda coğrafi, tarihi, siyasi, ekonomik ve kültü-
İngilizlere karşı koymaya ve Arap nüfusun
rel koşullarından ötürü hayati çıkarları birbirine
Osmanlı İmparatorluğu’na sadakatını koru-
sıkı sıkıya bağlı halkların karışık olarak yaşadığı
maya çalışmıştır.
bölgeleri de kapsarlar.

53

26-62Nations_KEF-A.indd 53 9/23/08 1:47:18 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

Halkı karma olan cumhuriyetlerde, her bir halkın ne kadar bağımsız hareket etmiş olan Yugoslav
gerek anadilini kullanma hususunda gerek inan- Komitesi’nin temsilcileri, (Sırp) Parlamentosu
cında ve geleneğinde yüzde yüz özgür olacağı başkanının huzurunda ve desteğiyle bir kon-
özerk yerleşim birimleri ve belediyeler kurulabi- feransta bir araya gelerek Sırpların, Hırvatların
lir. ve Slovenlerin gelecekte tek bir devlet çatısı al-
Her bir cumhuriyetin resmi dili, çoğunluğun ko- tında yaşamasına dair fikir ve görüşlerini pay-
nuştuğu dil neyse o olacaktır. laştılar.
Her cumhuriyet Federal Demokratik Balkan […] Sırp, Hırvat ve Slovenlerin temsilcileri, ulu-
Cumhuriyeti’nin genel federal parlamentosuna sumuzun aynı kandan geldiğini, konuşup yaz-
yetkili temsilciler gönderebilir. dığı dille, sahip olduğu birlik duygusuyla, ya-
Yetkili temsilcilerin birleşimiyle, Federal Cumhu- şadığı toprağın devamlılığı ve bütünlüğüyle ve
riyet’te cumhurbaşkanının yerini tutacak bir fe- ayrıca hayatta ulusal varlığa ilişkin her mese-
deral hükümet ve meclis kurulmalıdır. leyle ilgili hedefleriyle, nihayet ahlaki ve maddi
Federal hükümet ve mecliste federasyondaki her gelişimiyle bir olduğunu özellikle ve öncelikle
cumhuriyetten eşit sayıda temsilci bulunmalıdır. vurgularlar.
Federal hükümet ve meclis, Balkan Cumhu- Zalim iktidarlardan ve adaletsizlikten ötürü çok
riyeti’nin bütün ortak iç meselelerinde ve ulusla- çile çekmiş ve kendi kaderini tayin etmek is-
rarası meselelerinde koordinasyonu sağlar. tediği için büyük ıstıraplar yaşamış olan üç
Makedonium, s. 75-76. isimli ulusumuz, bu yüce ilkeyi, bir ulusun kendi
kaderini tayin hakkının göz ardı edilmesinden
kaynaklanan bu korkunç mücadelenin ana he-
defi olarak büyük bir sevinçle benimsemiştir.
Dimitrija Čupovski (1878-1840) Saint Bunun yanı sıra Sırp, Hırvat ve Slovenlerin yet-
Petersburg’daki Makedonya Cemi- kili temsilcileri, halkımızın pazarlık konusu edi-
yeti’nin önde gelen üyelerindendi. I. Dünya lemez talebinin, yani bir ulusun kendi kaderini
Savaşı’nın ve 1917 yılındaki Rus Devrimi’nin özgürce tayin etmesinin, temelinde yatan şe-
açılımlarından cesaret alarak savaştan son- yin yabancı işgalinden tamamen kurtulup tek
ra Güneydoğu Avrupa’yı yeniden organize ve özgür bir ulus-devlette birleşmek olduğunu
etmek üzere cesurca planlar yapmıştır. tasdik etmiş; her bir devletinin bu modern ve
demokratik ilkelere göre kurulacağı konusunda
fikir birliğine varmıştır (bölüm 1).
Halkımızın kimsenin mülkünde gözü yoktur;
İlk paragrafı dikkatle okuyup I-28 ve halkımız sadece kendine ait şeyleri talep et-
I-29 numaralı metinlerle karşılaştırın. mekte, bir bütün olarak özgürlüğe kavuşmayı
Čupovski’nin neden bir Makedonya ulus- ve birleşmeyi dilemektedir. İşte bu nedenle,
devleti yerine federatif cumhuriyeti tercih etti- olanca dikkat ve kararlılığıyla halkımız ulusal
ğini tahmin etmeye çalışın. bağımsızlık ve birleşme meselesinde hiçbir
kısmi çözümü kabul etmemektedir. Avusturya-
Macaristan İmparatorluğu’nun egemenliğinden
kurtulmak ile Sırbistan ve Karadağ’la birleşme
I-34. Sõrp, Hõrvat ve Sloven birli"inin ilkeleri meselelerini, ayrılmaz bir bütün olarak görmek-
üzerine Korfu Beyannamesi (1917) tedir.
Petranoviç, Zečeviç, s. 66-68.
Eski Koalisyon Komitesi ve Sırp Kralı’nın kabi-
nesi, ayrıca merkezi Londra’da bulunan, bugü-

54

26-62Nations_KEF-A.indd 54 9/23/08 1:47:18 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

daha tekrarlanma olasılığı dünyadan kesin ola-


1917 yılında meydana gelen drama- rak kaldırılmadığı sürece kendi halkımızın ra-
tik gelişmeler, özellikle de Rusya’daki hatça yaşaması imkânsız hale gelmiştir. Bunun-
devrimci hareket ve ABD’nin savaşa gir- la birlikte, bu savaştan hiçbir maddi beklentimiz
mesi, Sırbistan hükümeti ile, (Avusturya- yoktur. Asıl önemli olan, dünyanın yaşanabilir,
Macaristan’ın Güney Slav topraklarından güvenli bir yer haline gelmesidir; özellikle de tıp-
sürülmüş siyasetçilerin kurduğu) Yugoslav kı bizim gibi kendi bildiği gibi yaşamak, kendi ku-
Komitesi'nin, aralarındaki anlaşmazlıkları rumlarını kendi belirlemek, dünyadaki diğer ülke-
aşarak dünyanın karşısına ortak bir siyasi lerle adilane bir tarzda ilişkileri sürdürmek, zora
programla çıkmasının yolunu açtı. Beyan- ve bencilce saldırılara karşı çıkmak konusunda
name 1917 Haziran’ında, Sırp hükümeti- mutabakat bekleyen bütün barışsever uluslar
nin 1915’te, Sırbistan’dan çıkarılmasından için. Bu esasen dünyadaki bütün halkların ortak
sonra yerleştiği Korfu Adası’nda müzakere çıkarıdır; biz ise kendi payımıza, başkalarına adil
edildi; 13 ana başlığının arasında, gelecek- olunmadıkça bize de adil olunmayacağını gayet
te Karacorceviç Hanedanı’nın egemenliğin- açık olarak görebiliyoruz. Dolayısıyla, dünyada
de, parlamenter, meşruti bir monarşi olarak barış planı bizim de planımızdır ve bizim gözü-
kurulacak olan devletin adı (Sırp, Hırvat ve müzde mümkün olan tek plan şudur:
Sloven Krallığı); hanedan arması, bayrak ve […]
varolan milli simgelerin eşitliği meselesi; üç X. Uluslar arasında bir yer verilmesini ve sağlama
milletin isminin, alfabesinin, dini mezhebi- alınmasını arzu ettiğimiz Avusturya-Macaristan
nin, toprağının eşitliği, vatandaşlarının devlet halklarına özerk olarak gelişebilmeleri için ala-
gözünde ve kanun önünde eşitliği vb. var- bildiğine özgürlük sağlanmalıdır.
dı. Belge, mülteci Yugoslav siyasetçiler ve XI. Romanya, Sırbistan ve Karadağ boşaltılma-
Avusturya-Macaristan’ın Güney Slav eya- lı, işgal edilmiş topraklar sahiplerine verilmeli,
letlerinde yaşayan halklar üzerinde oldukça Sırbistan’ın serbestçe denize ulaşması ve gü-
etkili oldu. venliği sağlanmalı; Balkanlar’daki çok sayıda
devletin birbirleriyle ilişkileri, tarihsel sadakat
bağlarına ve milli bağlara dayanan dostça fikir
Sırpların hem kendilerinin hem de Hır- alışverişleriyle yürümeli; çok sayıdaki Balkan
vatların ve Slovenlerin geleceği hak- devletinin siyasi ve ekonomik bağımsızlığı ve
kındaki temel önerisi neydi? Öneri hangi ar- toprak bütünlüğü de bu bağlamda sağlanmalıdır.
gümanlarla desteklenmişti? Sizce neden üç XII. Bugünkü Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk
ayrı devlet yerine ortak tek bir devlet öneri- kesimine tam egemenlik hakkı tanınmalı; fakat
si getirilmişti? Bugün size sorsalar, 1918’de şu anda Türk egemenliği altında bulunan diğer
Sırpların, Hırvatların ve Slovenlerin gelece- halklara da kesin olarak can güvenliğine kavuş-
ğiyle ilgili tavsiyeniz ne olurdu? maları ve özerk olarak gelişebilmeleri için fırsat
verilmelidir. Çanakkale uluslararası güvenceyle
her milletten gemiye ve ticarete daimi olarak
açılmalıdır.
XIV. Büyük ve küçük, bütün devletlere siyasi ba-
I-35. Ba kan Woodrow Wilson’un 14 Maddesi ğımsızlıklarını ve toprak bütünlüklerini karşılıklı
(1918) – Güneydo"u Avrupa’yla ilgili güvence altına alma imkânı sağlamak amacıyla,
hükümler özel antlaşmalar çerçevesinde genel bir uluslar-
arası örgüt kurulmalıdır. […]
Bu savaşa girdik; zira, bize de hızla sirayet eden İngilizce’si için:
hak ihlalleri olmuş, bunlar düzeltilmediği ve bir http://www.fordham.edu/halsall/mod/1918wilson.html

55

26-62Nations_KEF-A.indd 55 9/23/08 1:47:18 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

rim, eyalet ya da meclislerde 21 yaşını dolduranla-


ABD Başkanı Woodrow Wilson ra seçilme hakkı tanınacak.
savaşı sona erdirmeye yönelik 14 4. Basın, dernek kurma ve toplanma hürriyeti hiç-
Madde’yi 8 Ocak 1918’de yaptığı bir konuş- bir kayıt altına alınamayacak. Bütün insani düşün-
mada dile getirmiştir. Konuşmasında barış celerin propagandası yapılabilecek.
antlaşmasının ve Birleşmiş Milletler’in te- 5. Radikal bir toprak reformu gerçekleştirilecek.
mellerini ortaya koymuştur. Başta en büyükleri olmak üzere bütün mülkler kay-
da geçirilecek. Mirasçının toprağı üçüncü bir şahsa
tevdi etmesine yol açan vasiyetler lağvedilecek; bu
esnada mülklerin serbestçe bölünebilmesi ilkesi
Woodrow Wilson Balkanlar hakkında
temelinde, köylü en azından kendisinin ve ailesinin
ne gibi niyetler besliyordu? Bunları na-
işleyebileceği bir mülke sahip olabilecek (ekili ara-
sıl tarif edersiniz? Bu çarelerin uzun vadede
zi, mera, orman). Tarım politikasına yön verecek
Balkanlar’daki durumu olumlu etkileyip etkile-
olan ilkenin amacı, bir taraftan toplumsal eşitliği te-
yemeyeceğini düşünün.
sis etmek, bir taraftan da üretime hız vermektir.
6. Sanayi işçileri, batıdaki sanayileşmiş devletler-
I-36. Alba Iulia Millet Meclisi’nin de tanınan en ileri haklara ve imtiyazlara sahip ola-
Transilvanya’nõn Romanya’yla birle mesi cak.
yönündeki kararõ (1918) IV. Millet Meclisi, barış kongresinde, küçük ya da
büyük bütün ulusların adalete ve özgürlüğe kavuş-
I. 18 Kasım – 1 Aralık tarihleri arasında Alba-Iulia’da ması, ayrıca gelecekte uluslararası ilişkilere hük-
yetkili temsilciler tarafından toplanmış olan, Tran- metmenin bir yolu olarak savaşa başvurulmaması
silvanya, Banat ve Macaristan’da yaşayan bütün için hür milletler cemiyetinin kurulmasını diler.
Rumenlerin Millet Meclisi, adı geçen Rumenlerin V. Millet Meclisi’nde bir araya gelmiş olan Rumenler,
ve yaşadıkları toprakların tamamının Romanya’yla Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun boyun-
birleşmesine karar vermiştir. Millet Meclis yukarı- duruğundan kurtulup, anavatanları Romanya’ya
daki ifadeyle, Rumen halkının, sınırları Mures, Tise katılmış olan Bukovina’lı kardeşlerini selamlarlar.
ve Tuna Nehirleri’yle çizilen bütün Banat üzerinde VI. Millet Meclisi, bugüne dek Avusturya-Maca-
tartışmasız hak sahibi olduğunu belirtmiş olmakta- ristan İmparatorluğu’nun hükmü altında yaşayan
dır. şu ulusların bağımsızlığına kavuşmasını sevgi ve
II. Millet Meclisi yukarıda belirtilen topraklara, ge- coşkuyla selamlar: Çekoslovaklar, Avusturyalı Al-
nel oyla seçilecek karar merciinin toplanmasına manlar, Yugoslavlar, Lehler ve Karpatyalı Ruslar.
dek geçici olarak özerklik vermiştir. Millet Meclisi bu selamın bütün diğer uluslara iletil-
III. Bu bağlamda, Millet Meclisi yeni Rumen devle- mesine de karar vermiştir.
tinin şu ilkeler temelinde kurulacağını ilan eder: VII. Millet Meclisi, hayallerimizin gerçekleşmesi uğ-
1. Yan yana yaşayan bütün halklara tam ulusal öz- runa bu savaşta kanını feda etmiş, Rumen ulusu-
gürlük tanınacak. Her halk kendi dilinde, kendi so- nun özgürlüğü ve birliği uğruna can vermiş olan
yundan gelen bireyler tarafından eğitilecek, çalış- cesur Rumenlerin hatırasını şefkatle yâd eder.
tırılacak, yargılanacak; her halk nüfusuyla orantılı VIII. Millet Meclisi bütün İtilâf Devletleri’ne, onlarca
olarak devlet kurumlarında temsil edilme ve ülkeyi yıldır savaşa hazırlanan bir düşmana karşı azimle
yönetme hakkına sahip olacak. mücadele ederek, medeniyeti barbarlığın terörün-
2. Devlet bünyesindeki bütün dinlere eşit haklar ve den kurtardıkları için şükran ve takdirlerini sunar.
tam özerklik verilecek. IX. Rumen ulusunun Transilvanya, Banat ve Ma-
3. Kamusal hayatın bütün alanlarında tam demok- caristan’daki işlerini idare edebilmek amacıyla
ratik bir sistem oluşturulacak. Her idari birimde iki Millet Meclisi, Büyük Ulusal Rumen Heyeti’ni kur-
cinse genel, doğrudan, eşit, gizli oy hakkı; idari bi- maya karar vermiştir. Bu heyet, dünyanın bütün

56

26-62Nations_KEF-A.indd 56 9/23/08 1:47:18 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

uluslarıyla olan ilişkilerde, her zaman, her yerde demokratik bir idareyle güçlendirebiliriz, hele
Rumen ulusunu temsil etme ve ulusun çıkarları de modern devletin ihtiyaçlarını da hesaba kat-
doğrultusunda bütün kararları alma yetkisine sahip mamız gerekirken. Ancak ve ancak memlekette
olacaktır. haklara ve özgürlüklere dayalı bir idareye sahip
İngilizce’si için: http://www.cimec.ro/lstorie/Unire/rezo eng.htm olabilirsek, bütün dünyaya davamızın haklılığını
kanıtlayacak güce kavuşmuş oluruz.
Murgescu, s. 284.
Rumen devletinin bünyesindeki azınlık-
larla ilgili öneriler nelerdir? Sizce neden
Rumenler, Romanya’yla birleşme bildirilerine Iuliu Maniu (1873-1953) Avusturya-
bu ifadeleri de dahil etmişlerdir? Macaristan egemenliği altındaki
Transilvanya’da Rumen ulusal hareketinin
belli başlı önderlerinden biriydi. Romanya’yla
I-37. Iuliu Maniu’nun Alba Iulia Rumen Millet birleşmeyi savundu ve Büyük Romanya’yla
Meclisi’nde yaptõ"õ konu ma (1918) tam olarak birleşmesine dek, Transilvanya’yı
yöneten Büyük Millet Meclisi’nin başka-
Birliğimizi ve ulusal özgürlüğümüzü nasıl kulla- nı oldu. İki dünya savaşı arası dönemde
nacağımız konusunda yabancıların aklında uya- Maniu, Milli İşçi Partisi’nin başkanlığını ve
nabilecek bütün şüpheleri silmek üzere Rumen başbakanlığı üstlendi (1928-1930, 1932-
Büyük Millet Meclisi amacının baskıcı bir impa- 1933). 1938’den sonra Romanya’da kurulan
ratorluk kurmak olmadığını ilan eder. Ne eskiden çeşitli diktatörlüklere karşı demokratik de-
olduğu gibi baskı altında yaşamak, ne de baskı ğerleri savundu ve komünist idareye ait bir
kurmak isteriz. Herkesin özgürlüğünü güven- cezaevinde öldü.
ce altına almayı, birlikte yaşayan bütün halkla- Maniu’nun konuşması, Birinci Dünya Sa-
rın gelişmesini sağlamayı arzuluyoruz. Büyük vaşı’nın sonunda gerçek bir ulus-devlet ya-
Millet Meclisi’miz şu eski atasözümüzü rehber ratan hareketin coşkusunu ve taşkın duy-
bellediğini ısrarla belirtiyor: “Kendine yapılma- gularını yansıtıyor. Ne var ki, Büyük Millet
sını istemediğin şeyi başkasına yapma.” Büyük Meclisi’nin kararlılığında da kendini belli eden
Romanya topraklarında şiarımız herkese ulusal bu ruhu bütün Rumen politikacılar benimse-
özgürlüktür. Her bir ulusun kendi dilinde kendini miş değildi. Ne yazık ki, iki dünya savaşı ara-
geliştirebilmesini, Tanrı’ya kendi inancına göre sı dönemde Romanya’nın ulusal azınlıklara
dua edebilmesini, kendi dilinde adalet talep ede- yönelik somut politikaları, Maniu’nun 1918’de
bilmesini istiyoruz. tesis etmeye çalıştığı standartlardan fersah
Dilimizin okullardan, kiliselerden ve yargı siste- fersah uzaktı.
minden kovulduğunu görüp gözyaşları dökmüş
insanlar olarak, biz başkalarının elinden dilini
almayacağız. Biz başkalarından hayatlarının
anlamını almayacağız. Başkalarının alın teriyle I-36 ve I-37 numaralı belgeleri karşılaş-
yaşamak istemeyiz; zira kendi sanayimizle, ken- tırın. Bir konuşmayla resmi bir beyanat
di gücümüzle, kendi emeğimizle yaşayabiliriz arasında ne gibi farklar vardır?
[alkışlar]. Rumen topraklarını ancak ve ancak

57

26-62Nations_KEF-A.indd 57 9/23/08 1:47:18 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

Harita III: Versay ve Lozan’dan sonra Güneydo"u Avrupa, 1923

Versay'da "Yeni" devletlerin sınırları, (1919-1920)


Klagenfurt plebisit bölgesi, 1920

58

26-62Nations_KEF-A.indd 58 9/23/08 1:47:19 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

I-38. Makedonya devletinin, !sviçre’nin kanton Makedonya özgürlüğüne ve bağımsızlığına ka-


modelindeki gibi örgütlenmesi yolunda bir vuştuktan sonra, en başta muhteşem coğrafi ko-
öneri (1919) numundan ötürü Balkan devletleri arasında köprü
görevini görecek, onların silahsız olarak bir araya
[…] İnsanoğlunun geleceğini dert edinen dürüst, gelmesini sağlayacak, Balkan konfederasyonu-
vicdan sahibi her insan, halkların kendi kaderini nun kurulmasına katkıda bulunacaktır.
özgürce tayin edebilmesinden yanadır. Makedon- Lozano, Haziran 1919.
yalılar olarak bizler, Makedonya’ya karşı da bu İsviçre’deki Makedon Dernekleri Genel Meclisi
kurala saygı gösterilmesini talep ediyoruz. Ma- Odbrani, s. 900-901.
kedonyalılar kendi kendilerini yönetecek yeterli-
ğe sahiptir; zira pek çok yazarın bizi inandırmaya
Yazarların Makedonya fikrine destek ola-
çalıştığının aksine, Makedonyalılar ne şekilsiz bir
rak hangi gerekçeleri kullandıklarını bulun.
kitle ne de bilinçsiz bir halktır. Tam aksine, görü-
İsviçre örneğinde bir Makedon devletiyle ilgili
nürdeki bu kaosun altında, birtakım sağlam psi-
görüşleri yorumlayın. Sizce bunlar Birinci Dün-
kolojik bağlara dayanan manevi bir birlik mevcut-
ya Savaşı’nın sonundaki tarihi duruma denk
tur: Daimi, kitlesel devrimler, aynı boyunduruğun
düşüyor muydu? Bir Makedon cemiyetinin üye-
altında çekilmiş ortak acılar ve ıstıraplar. Manevi
si olsaydınız, siz nasıl bir çözüm önerirdiniz?
birliğin belli başlı birleştirici dokularından biri tam
olarak, Makedon halkının, ülkelerinin bağımsızlığı
için, Makedonya’da her devirde kahramanlar, ha-
variler yaratarak, şehitler vererek gösterdiği yüce I-39. Yunanistan’la Türkiye arasõnda Kõbrõs’la
çabalardır. ilgili Zürih Antla masõ (1959)
Yaşama hakkımıza sahip çıkacağımızı ilan edi-
yor ve son bir kez, Makedonların büyük çoğun- 1. Kıbrıs devleti, cumhurbaşkanlığı rejimine da-
luğunun dileğini vurguluyoruz: Tarafsız güçlerden yanan bir cumhuriyet olacaktır. Cumhurbaşkanı
biri olan Amerika Birleşik Devletleri’nin himayesi Rum, cumhurbaşkanı yardımcısı Türk olacak ve
altında, demokratik İsviçre örneğindeki gibi kan- genel oyla, adadaki Rum ve Türk halkları tara-
tonlara dayalı olarak örgütlenmiş bağımsız bir fından ayrı ayrı seçileceklerdir.
Makedonya. 2. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dilleri Rumca
Makedonya’yı ve Balkan devletlerinin arzularını ve Türkçe olacaktır. Kanuni ve idari belgeler iki
bilenler, bu yolla şu dört amaca ulaşmaya çalıştı- resmi dilde yazılacak ve yayımlanarak ilan edi-
ğımızı kolayca anlayacaklardır: lecektir.
Makedonya bağımsız bir devlet haline geldiğinde 3. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, cumhurbaşkanı ve
Balkan devletleri arasındaki çatışmalar kesin ola- cumhurbaşkanı yardımcısı tarafından birlikte
rak ortadan kalkacaktır; zira Makedon halkı artık seçilecek tarafsız bir desen ve renkte, kendi-
komşuları arasında çekişme konusu olmaktan çı- ne özgü bir bayrağı olacaktır ve gerek yetkililer
kacaktır. gerek halk, bayramlarda Kıbrıs bayrağı yanın-
İsviçre demokrasisi örnek alınarak ülkemizde uy- da Rum ve Türk bayraklarını da çekme hakkını
gulanmasını önerdiğimiz kantonlara dayalı idari ellerinde bulunduracaktır. Rum ve Türk halkları
sistem sayesinde bütün azınlıklar, dil ya da din Yunan ve Türk milli bayramlarını kutlama hakkı-
farkı gözetilmeksizin ekonomik ve manevi alanda na sahip olacaktır. […]
mutlak eşitliğe kavuşacaklardır. 5. Yürütme erki, cumhurbaşkanı ve cumhurbaş-
Büyük Güçler’den birinin Makedonya’yı himayesi kanı yardımcısında toplanacaktır. Bu maksatla,
altına alması, Balkan devletlerinin kokuşmuş dip- 7 Rum ve 3 Türk’ten oluşan bir bakanlar kurulu
lomasisinin ileride entrikalara başvurmasını en- oluşturulacaktır. […]
gellemek için gereklidir. 6. Yasama erki, genel seçimle 5 yıl için Türk

59

26-62Nations_KEF-A.indd 59 9/23/08 1:47:20 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

ve Rum halkları tarafından ayrı ayrı, yüzde 70’i Aynı doğrultuda, halklardan biri, bu kurumların
Rum, yüzde 30’u Türk olmak üzere seçilecek faaliyeti için gerekli sayıda öğretmen, profesör
temsilcilerden oluşan Temsilciler Meclisi’ne ve- veya din adamına sahip olmadığı inancında ise,
rilecektir. Bu oran, istatistik değerlendirmeden Yunan ve Türk Hükümetleri, kendi halklarının bu
bağımsız olarak saptanmıştır. […] gereksinimlerini tamamen karşılayabilecekler-
11. Kamuda çalışanların yüzde 70’i Rum, yüz- dir. […]
de 30’u Türk olacaktır. 26. Antlaşmaların imzalanması sonucu kurula-
Tabii bu dağılım, yönetimin bütün kademelerin- cak olan yeni devlet, en kısa sürede, bu antlaş-
de mümkün olduğu oranda uygulanacaktır. maların imzalanmasından sonra üç ayı aşma-
İki toplumdan birinin yüzde yüze yakın bir ço- yan bir zaman dilimi içinde kurulacaktır.
ğunluğu oluşturduğu bölge ve mahallerde, mer- 27. Yukarıda belirtilen bütün noktalar Kıbrıs
kezi yönetime karşı sorumlu yerel idare organ- Anayasası’nın temel maddeleri sayılacaktır.
ları, sadece bu topluma mensup memurlardan İngilizce'si için:
oluşacaktır. […] http://www.kibris.gen.tr/english/photos/documents/zurich02.html
18. Cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardım-
cısı, kendi toplumlarına mensup idam mahkûm- 1950’lerde Kıbrıslı Rumlar, 1878’den
larına ayrı ayrı, özel affetme yetkisine sahiptir- beri adaya hükmeden İngiliz idare-
ler. Suçlu ve mağdurun ayrı toplumlara mensup sine karşı özgürlük hareketine hız verdiler.
olduğu hallerde, özel af hakkı, cumhurbaşkanı EOKA11 başlattığı gerilla hareketiyle İngiliz
ve cumhurbaşkanı yardımcısı tarafından birlikte otoritesini sarsmayı başardı. Bununla birlik-
kullanılacaktır. Anlaşmazlık halinde, af lehinde- te (Türkiye tarafından desteklenen) Kıbrıslı
ki oy esas alınacaktır. Af halinde, ölüm cezası Türkler Yunanistan’la birleşme ihtimalini ka-
ömür boyu hapis cezasına çevrilecektir. bul etmeyerek bunun yerine Kıbrıs’ın payla-
19. Toprak reformu yapılırken, topraklar, kamu- şılmasını talep ettiler. Sonunda Yunanistan
laştırılan araziler ancak sahiplerinin mensup ol- Başbakanı Konstantin Karamanlis’le Türki-
duğu halkın bireylerine dağıtılacaktır. […] ye Başbakanı Adnan Menderes 11 Şubat
21. Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan, İngiltere ve 1959’da, Zürich’te karşılıklı uzlaşmayla bir
Türkiye arasında, yeni Kıbrıs devletinin bağım- anlaşmaya imza atarak, bağımsız bir Kıbrıs
sızlığını, toprak bütünlüğünü ve anayasasını devletinin esaslarını ortaya koydu. Hemen
güvence altına alacak bir antlaşma yapılacak- ardından bir anayasa benimsendi ve birta-
tır. Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan ve Türkiye kım anlaşmalarla İngilizlerin askeri üsleri ve
arasında ayrıca bir askeri ittifak antlaşması ya- Yunanistan ile Türkiye’nin müdahale hakları
pılacaktır. Bu iki antlaşma, anayasa hükmünde (kuruluş anlaşması ve garanti anlaşması) gü-
olacaktır. (Bu sonuncu fıkra anayasaya, temel vence altına alındı. Tüm bunlardan sonra, 19
maddelerden biri olarak geçirilecektir.) Ağustos 1960’da, Kıbrıs bağımsız bir devlet
22. Kıbrıs’ın herhangi bir devlet ile tamamen haline geldi.
veya kısmen birleşmesinin veya ayrılıkçı bir ba-
ğımsızlığın (örneğin Kıbrıs’ın iki ayrı devlet ola- İki toplumun siyasi olarak temsil edil-
rak taksiminin) önlenmesi kabul edilecektir.[…] meleriyle ilgili özel hükümler hakkında
24. Yunan ve Türk Hükümetleri, kendi halklarına ne düşünüyorsunuz?
ait eğitim, kültür ve spor kurumlarına ve hayır Tarihte benzer siyasi sistemlerin uygulandı-
işlerine mali yardımda bulunma hakkına sahip ğı başka örnekler biliyor musunuz?
olacaklardır.

11
Etniki Organosis Kyprion Agoniston (Ulusal Kıbrıslı Mücahitler Örgütü). IV-6 ve IV-11 numaralı metinlere bkz.

60

26-62Nations_KEF-A.indd 60 9/26/08 12:59:06 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

I-40. Franjo Tudjman her ulusun kendi dev-


Franjo Tudjman (1922-1999) tarihçi
letine sahip olma hakkõnõ savunuyor (1982)
ve siyasetçidir. İkinci Dünya Savaşı
sırasında komünist direnişe katılmış, ardın-
Hiçbir ulus kendi çıkarlarından ve amaçların-
dan bir komünist idareci olarak Tito tarafın-
dan vazgeçmez; çünkü bu yaşamaktan vaz- dan Hırvat milliyetçiliğiyle suçlanarak yıllarca
geçmek olur. Üstelik ulusların ne intihara hakkı hapishanede kalmış ve nihayet Hırvatistan
vardır ne de gizlice öldürülmeleri mümkündür: Cumhuriyeti’nin başkanlığını üstlenmiştir
Katil ya da tetikçi kimse, tarih onu gayet iyi ta-
(1990-1999).
nır. Uluslar, insanlar âleminin ya da dünyanın
toplam mevcudiyetinin yeri doldurulamaz hüc-
releridir. Bu olgu sorgulanamaz bile. İşte bu ne-
denle, bir ulusun ayakta kalmak, kendi kaderini Tudjman her ulusun “ulusal özgürlüğe”
tayin etmek ve ulusal özgürlük için verdiği sa- kavuşmaya hakkı ve ihtiyacı olduğunu
vaş bir suç değildir ve olamaz. […] İster büyük nasıl savunuyor? Ona göre insan türü uluslar
ister küçük, şu veya bu türden her ulusun do- olmadan var olabilir mi? Siz bu konuda ne
ğal ve tarihsel olarak insanlar âleminde bir yere düşünüyorsunuz?
ve egemenliğe hakkı vardır, tıpkı insanoğlunun Bu metni I-4, I-5, I-6, I-14, I-21 numaralı
toplumda haklara sahip olduğu gibi. […] metinlerle karşılaştırın. Bütün bu metinlerde
Za Hrvatsku, s. 218. ortak olan görüşleri bulun.

61

26-62Nations_KEF-A.indd 61 9/23/08 1:47:20 AM


ULUS-DEVLETLERİ YARATMAK: HEDEFLENENLER VE ELDE EDİLENLER

Harita IV: Birinci Dünya Sava õ’ndan sonra Avrupa

Birinci Dünya Sava õ'nõn Sonuçlarõ 1918-1929

1 - 1914'te Avrupa
Rus İmparatorluğu
Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu

2. Avrupa'da Anla malar Düzeni, 1919-1923


1923 Sınırları Askerden Arındırılmış Bölge
Savaş Öncesi Sınırlar 1918 Bağımsızlık Tarihi
Milletler Cemiyeti'nin yönetimindeki bölgeler

Müttefiklerle Yenilmi Devletler Arasõndaki Anla malar:


Versay Anla masõ: 28 Haziran 1919 - Müttefikler (ABD dahil)-Almanya
Saint-Germain Anla masõ: 10 Eylül 1919 - Müttefikler-Avusturya
Neuilly Anla masõ: 24 Kasım 1919 - Müttefikler-Bulgaristan
Trianon Anla masõ: 4 Haziran 1920 - Müttefikler-Macaristan
Sevr Anla masõ: 10 Ağustos 1920 - Müttefikler- (ABD ve SSCD dahil)-
Osmanlı Sultanı
Lozan Anla masõ: 24 Temmuz 1923 - Türkiye Cumhuriyeti
Berlin Anla masõ: 2 temmuz 1921 - ABD - Almanya

62

26-62Nations_KEF-A.indd 62 9/23/08 1:47:20 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

II. BÖLÜM:
ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

Yeni Güneydoğu Avrupa ulus-devletleri, neredeyse hepsinde de ortak olan ciddi sorunlarla karşılaştılar.
Bunlardan birincisi, elbette, yeni devlet yapılarının ve mekanizmalarının tanımlanmasıydı. Bu süreç açısından
anayasalar genelde hayati önem taşıyordu; ancak yasal çerçeve yanında somut kurumsal yapıyı kurma gibi
karmaşık bir mesele de vardı. Yeni politik seçkinler, yerel/milli gelenek ve çıkarlarla Batı modelini pratik
bir tarzda birleştirmeye çalıştılar. Tüm 19. yüzyıl boyunca, cumhuriyetçi girişimlere rağmen, yeni oluşan
Güneydoğu Avrupa devletlerinin tamamında, bazıları yerel prensler (Karadağ, Sırbistan), bazıları Batılı
prensler (Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk) tarafından yönetilen monarşik rejimler egemen
oldu. Ancak Birinci Dünya Savaşı’ndan sonradır ki bu kalıp değişti ve yeni ulus-devletler ve eskilerin de bir
kısmı, cumhuriyetçi yönetim biçimlerini seçtiler (ya da seçmeye zorlandılar). Anayasal, çok partili ve makul
oranda demokratik bir politik sistemin kurulmasının genellikle son derece güç bir iş ve dolambaçlı bir süreç
olduğu; esnemeye yatkın olmayan toplumsal yapılar, ekonomik ve kültürel gerilik ve otoriter geleneklerle
tavırlar tarafından engellendiği görüldü.
Yurttaşlığın tanımlanması son derece hassas bir meseleydi. Yeni ulus-devletler etnik ya da dinsel
bakımdan homojen değillerdi. Ayrıca, modern dünya, insanların sınırlar ötesi hareketliliğini ve nüfus çeşitliliğini
artırmıştı. Çeşitli önyargılar ve çıkarlar, yasal sınırlamalar koymaktan fiili ayrımcılık biçimlerine uzanan, dahil
etme/dışlama mekanizmalarına şekil verdi. Bu alandaki evrim süreçleri özellikle karmaşıktı; genellikle dış
güçler tarafından dayatılan, dinsel ve etnik azınlıklara haklarının verilmesi süreci, yabancı düşmanlığında
belirgin bir artışı, kriz durumlarında şiddetli çatışmaları ve zulmü de beraberinde getirdi.
Yeni ulus-devletler kırılgan ve savunmasızdı. Hayatta kalmak için, çalışan kurumlar oluşturmak ve
modernleşmek zorundaydılar. Bu, etkili bir yönetim aygıtı ve güvenilir bir askeri sistem kurmayı, yasalarla
uygulamaları birleştirmeyi, kiliseyi ulusal temellerde yeniden yapılandırmayı ve aynı zamanda demiryolları
inşa etmeyi gerektiriyordu. Ulus-kurma, kurumlarla ve altyapıyla sınırlı değildi. Aynı zamanda bir kültürel inşa
süreciydi de. Genel eğitim sistemi, eğitimli topluluklar ve diğer çeşitli kültürel aygıtlarla kurumlar, insanların
zihinsel yapılarını yeniden şekillendirdi, yeni politik sistemleri meşrulaştırdı ve bireylerle sosyal grupların
kendilerini yeni ulus-devletlerle özdeşleştirmelerini sağladı.

IIa. Devlet Örgütlenmesinin Genel Özellikleri

II-1. Rigas Velestinlis’in kaleme aldığı anayasa


taslağı (1797) çeşitli ırkları ve dinleri barındıran birleşik bir
bütündür; inanç farklılıklarını düşman bir gözle
görmez; bölünmez bir bütündür çünkü birbiriyle
Cumhuriyet üzerine iç içe geçmiş bölgelerini ayıran bütün nehirleri
Madde 1. HELLENİK12 CUMHURİYET, içinde ve denizleri ayrılmaz bir bütün oluşturur.

12
Burada “Yunan” yerine “Helenik” sözcüğünü tercih ettik; çünkü Rigas’ın düşüncesinde bu terim bir Yunan devletine değil, klasik çağın
politik ideallerinden esinlenmiş bir devlete gönderme yapar. Zaten, Rigas yazılarında da, dönemin diğer bazı düşünürleri gibi “Yunan” ve
“Yunanistan” ya da “Romioi” değil (bkz. metin I-4 ve I-7),“Hellen” ve “Hellas” terimlerini kullanmıştır.

63

63-93Nations_KEF-B.indd 63 9/26/08 12:59:37 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

Halkın bölünlenmesi üzerine


Madde 2. HELENİK HALK, diğer bir deyişle, dil Yazara göre, kim Helenik Cumhuriyet’in
ve din farkı gözetmeksizin bu devletin bütün yurttaşı olabilir? Yunanistan’da yaşayan
uyrukları/nüfusu, kendi yönetim güçlerini kul- Yunanlarla yurtdışında yaşan Yunanlar arasın-
lanmak üzere her yerel otoriteye bir tane olmak da, yurttaşlık açısından ilişki nedir? Yabancıla-
üzere meclislere bölünmüştür; kısacası, halk rın hakları ve yükümlülükleri nedir? Bu Anayasa
her bir sorunda fikrini beyan etmek üzere her projesindeki haliyle, yurttaşlıkla din arasındaki
bölgedeki ayrı bir mecliste toplanacaktır. […] ilişkiyi tartışınız. Fransız Devrimi’nden esinlen-
Yurttaşlık üzerine miş unsurlar hangileridir? Bu metinle, II-10 ve
Madde 4. Bu hükümranlıkta doğmuş ve yaşa- II-11’de yer alan daha sonraki gelişmeleri kı-
yan 21 yaşın üzerindeki her kişi, yurttaş sayılır. yaslayınız.
Bir yıldır bu devlet sınırları içinde yaşayan ve
çalışarak geçimini sağlayan 21 yaşın üzerinde-
ki her yabancı, yurttaş sayılır.[…] II-2. Sõrp Konseyi’nin ilk oturumunda Boza
Konuşulan ya da [eski] Helenik dili kullanan ve Grujeviç’in konu masõ (1805)
Hellas’a yardım eden herkes, (Helenik maya
yarıkürenin iki tarafına da yayılmış olduğundan) […] Şu iki ilkeyi Sırbistan’da iyice yerleştirme-
uzak diyarlarda yaşasa bile, Helen’dir ve yurt- li ve güçlendirmeliyiz: akıl ve adalet. Elimiz-
taş sayılır. den geldiğince onları güçlendirelim ki, her güç
Hıristiyan olan ve konuşulan ya da [eski] Hele- odağı ve iktidar aygıtı onlara tabi kalsın. Ve
nik dili kullanmayan ama yalnızca Hellas’a yar- bu makul ve adil yasa bizim ilk efendimiz ve
dım eden herkes, yurttaş sayılır. hükümdarımız olmalıdır. Bu yasa efendilere,
Son olarak, Yönetim’in, Anavatan’ın değerli voyvodalara13, Konsey’e, memurlara, rahiple-
bir sakini olduğuna inandığı herkese, ki bu, iyi re ve büyük küçük herkese hükmetmelidir. Bu
bir usta, çalışkan bir öğretmen ya da layıkıy- yasa bizi savunur, özgürlük ve bağımsızlığı-
la vatansever biri olabilir, Anavatan’ın kapıları mızı korur.
açıktır ve onlar bütün yurttaşlarla aynı haklara Anayasanın iyi olduğu yerde, diğer bir deyişle,
sahiptir. yasaların yerleşik ve hükümetin hukuka bağlı
Rigas, s. 45-47. olarak iyi örgütlendiği yerde, özgürlük vardır,
bağımsızlık vardır. Bir ya da daha fazla kişinin
keyfi olarak hüküm sürdüğü, hukuku gözetme-
Bu alıntılar, 1797 yılında, Yunan Aydın- diği, aksine canının istediğini yaptığı yerde,
lanması’nın en önemli temsilcilerinden devlet çöker, orada özgürlük, güvenlik ve hu-
biri olan Rigas Velestinlis (1757-1798) tara- zur yerine, başka bir ad takılmış hukuksuzluk
fından kaleme alınmış Anayasa’dandır. 1793 ve haydutluk hüküm sürer yalnızca. […]
Fransız devrimci anayasasından etkilenmiş Herkes, hatta daha doğmamış bir çocuk bile,
olan Rigas, dillerine ve dinlerine bakılmaksızın, hükümdardan can, mal ve itibarının korunma-
cumhuriyet içinde yaşayan ve ortak meseleleri sını talep etmelidir ve eğer hükümdar onların
karara bağlamak için bir araya gelen herkesi canlarını, mallarını ve itibarlarını korumayı is-
Yunan halkı olarak tanımlar. Rigas, Avusturya temez ya da bunu yapamazsa, hükümdar ol-
polisi tarafından “gizli faaliyetler” içinde olmak mayı hak etmiyor demektir.
suçlamasıyla tutuklanarak Türk yetkililere tes- Hükümdarın ikinci görevi, henüz özgürlüğü
lim edildi ve Haziran 1798'de Belgrad’da idam tatmamış olanları özgürleştirmek ve ülkenin
edildi. özgürlüğünü korumaktır; çünkü hayat özgür

13
Sırp ayaklanması süresince yerel iktidarı da kullanan askeri kumandan.

64

63-93Nations_KEF-B.indd 64 9/23/08 1:48:12 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

olunca iki katı daha değerli ve güzeldir. Öz- olanlar ise Majesteleri’nin hiç tanımadığı insanlar-
gürlük bizi hayvanlardan ayırır ve bir köle, bir dır. […]
hayvandan daha kötüdür; çünkü köle kendisini Bu memnuniyetsizliğin nedenleri pratik olarak
insan yapan şeyden yoksundur. Korkunç köle- iki ana gruba ayrılabilir. İnsanlar memnuniyetsiz
lik koşullarında yaşamaktansa, yaşamamak çünkü ya imkânlarına ve arzularına uygun olarak
daha iyidir. Özgürlük… bizi insan yapar; öz- yaşayamıyorlar ya da kimse hayatı veya şerefi
gürlük ve kurtuluş bir askere güç, voyvodalar- (namusu) konusunda güven içinde değil. Kimse-
la valilere akıl ve sağlıklı muhakeme yetisi ve- nin Tanrı vergisi olan, emeğiyle ve yasayla edin-
rir… Özgür bir ülkede, ekinler daha iyi yetişir; diği mülküne sahip çıkılmıyor da olabilir. Genelin
sığırlar daha iyi süt verir; leziz ekmekler yenir çıkarı için yeterli çaba sarf edilmiyor ya da (onlara
ve iyi şarap içilir. Tek kelimeyle, özgürlüğün ol- göre) bunun gerektiği gibi yapılmıyor ve yapıla-
madığı yerde, hayat da yoktur.” mıyor olması da mümkün. […]
Memoari, s. 295-297. Öncelikle belirtmek istiyorum ki, her şeyin değer-
lendirilebileceği bir kural olarak, her hükümdarın
gerçek çıkarı yalnızca halkın gerçek çıkarında
Boza Grujeviç (Teodor Filipoviç) Rus- yatar; halkına zararlı olan hiçbir şey onun için
ya’ya yerleşmiş, Harkov’da üniver- gerçekten faydalı olamaz. […]
site hocalığı yapan, Macaristanlı bir Sırp’tı.
1804 güzünde, Saint Petersburg’a giden ve 1) Yapılması gereken ilk şey halka adalet ya
Rusya’dan yardım ve destek arayan Sırp da şimdi Avrupa’da herkesin dediği gibi, ana-
isyanı delegasyonuna katıldı. 1805 yılında yasa vermektir. Burada Fransız ya da İngiliz
Sırbistan’a gelerek burada hükümet örgütlen- anayasasından ya da yeni Yunan anayasasın-
mesine ve yeni devletin ilk kurumlarının yapı- dan söz etmiyorum; bahsettiğim, hükümetin
landırılmasına katkıda bulundu ve Konsey’in yapısını ve hükümet üyelerinin atanma biçi-
(kurulan ilk hükümet) bir üyesi oldu. mini belirleyen; herkese yaşama, mülk edin-
me ve onurunu koruma garantisi veren; her-
kesin kimseye zararlı olmadığı sürece istediği
Yazar konuşmasında ne anlatmak iste- işi yapmasına ve istediği hayatı yaşamasına
miş? Son cümlesi hakkında ne düşünü- imkân sağlayan; herkesin yükümlülüklerinin
yorsunuz? neler olduğunu kesin bir dille belirleyen ve
kimsenin ne sizden ne de başkasından kork-
mamasını sağlayan […] bir anayasadır.
2) Bence, zavallı olan kendisini kendi halkın-
II-3. Vuk Karadziç’in Prens Milo Obrenoviç’e dan korumak için adamlar, askerler ve mu-
mektubu (1832) hafızlar tutan hükümdardır! Bir hükümdarın
ülkesindeki en iyi savunması halkının sevgisi,
Zemun, 24 Nisan 1832 yönetiminden memnun olması ve hükümdar
Majesteleri, şayet ölürse, hiçbir biçimde daha iyi değil,
Muhterem Efendimiz! […] daha kötü olacakları inancıdır. […]
a) Bugün Sırbistan’da, kelimenin tam anlamıy-
Büyüklerimizin dediği gibi, kimse bütün dünya- la, hükümet denen bir şey yoktur. Siz ken-
yı doyuracak kadar büyük kek yapamaz; ama diniz hükümetsiniz: Siz Kragujevac’taysanız
Majesteleri’nin şimdiki davranışı karşısında, ne- hükümet de Kragujevac’ta oluyor; siz Poza-
redeyse genel olarak denebilir ki, kimse memnun revac’tayken, hükümet de Pozarevac’ta; siz
değil. Bunu daha da açacak olursak, en az mem- Topcider’deyken, hükümet de Topcider’de
nun olanlar size en yakın olanlar ve çoğu zaman oluyor; siz uzaklardayken, hükümet de uzak-
Majesteleri’nin yakınında bulunanlar; en mutlu larda. Eğer Siz, Tanrı esirgesin, bir gün öle-

65

63-93Nations_KEF-B.indd 65 9/23/08 1:48:12 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

cek olursanız (ki önünde sonunda olacak bu),


hükümet de ölecek ve o zaman en güçlü olan Vuk Karadziç, sizce neden ülkenin
iktidarı ele geçirecek […] hükümdarına bu mektubu göndermiş
b) Sırbistan’da hükümet kurulursa, gerek olabilir? Yazarın, devlet politikasının ve hü-
devletler gerek şahıslar nezdinde Sırbistan kümetin ana sorunları olarak öne çıkardığı
zorunlu olarak saygı görecektir; çünkü hükü- şeyler nelerdir?
met ilk önce ne vaat ederse ve ne yaparsa iyi
olacağını düşünecek ve bir kere vaat eder ya
da bir şeyler yaparsa, vaat ettiği ya da yap-
tığı şey kendisini bağlayacaktır; tıpkı bir halk II-4. 1835 tarihli Sırbistan Anayasası’nda
hikâyesinde dendiği gibi: “İmparator’un sözü iktidarın yapısı
üzerine söz söylenmez.” […]
c) En akıllı yönetici, bütün gençliğini yönetim Madde 29. Sırbistan Prensi [Knjaz, Knez] do-
sanatını öğrenmek için harcamış bile olsa, ğuştan ya da sonradan, Doğu Ortodoks inancı-
ülkeyi tek başına yönetemez; yönetmeme- nı benimsemiş bir Sırp olmalıdır. Prenses [Knja-
lidir de. Çünkü her şeyden önce, birinin tek ginja] ve Prens ailesinin fertlerinin eşleri aynı
başına, bütün ülkeyi ve halkı bırakın, küçük dine mensup olmalıdır.
bir köyü bile layıkıyla yönetmesi güçtür; ikinci Madde 45. Sırbistan Devlet Konseyi, Prens’ten
olarak, “dört göz iki gözden iyidir” ve üçüncü sonra Sırbistan’ın en yüksek iktidar makamı-
olarak da, en akıllı ve en bilgili hükümdar bile dır. […].
sonuçta bir insandır ve bütün insani tutkular Madde 79. Adalet, Sırbistan’ın dört bir yanın-
ve zaaflarla maluldür; dolayısıyla, öfkeye ka- da, mümkün olduğu kadar kısa bir sürede açık
pılıp ya da başka bir güçlü duygunun etkisiyle olarak ilan edilecek olan ve mahkemelerin me-
birine yanlış bir şey yapabilir […]. deni anlaşmazlıklar kadar ceza davalarında da
3) Okulları bir düzene koyma mecburiyeti mev- gözeteceği Sırbistan yasalarına göre herkese
cuttur. Benim fikrime göre, bugün Sırbistan’ın eşit olarak uygulanır.
en çok ihtiyaç duyduğu ve en çok eksikliğini Madde 80. Adalet dağıtırken, yargıç, Sırbistan
hissettiği şey, ehil kamu görevlileridir […]. yasaları dışında Sırbistan’da kimseye bağlı
Karadziç, s. 652-666. olmayacaktır. Alt ya da üst kademeden hiçbir
otoritenin başka türlü davranması yönünde
onu etkilemeye ya da başka bir karar vermesi
1830’larda, gitgide artan sayıda Sırp yönünde ona emir vermeye hakkı yoktur […]
aydın ve politikacı, Miloş Obrenoviç’in Madde 82. Ulusal meclis, bütün bölgelerden
(1780-1860 yılları arasında yaşamış; 1815-1839 ve Sırbistan’ın bütün Prensliklerinden en üstün
ve 1858-1860 yılları arasında prens olarak tah- liyakat esasına göre titizlikle seçilmiş, en akıllı,
ta çıkmış) despotik yönetiminden rahatsızlıklarını en dürüst yüz kişiden oluşur.
dile getirmeye başladı. En yetkin görüşlerden biri- Joviciç, s. 48-64.

nin sahibi, 19. yüzyıl Sırp ulusal kültürünün önem-


li şahsiyetlerinden biri olan Vuk Karadziç'tir (1787- II-5. 1866 tarihli Romanya Anayasası’nda
1864) . Aktif bir dilbilimci, etnograf ve tarihçi olan genel hükümler
Karadziç, modern Sırp dilinin ilk gramer kitabını
Madde 1. Tuna Nehri’nin sağ tarafında kalan
ve sözlüğünü yayımlamış, epik ve lirik halk şiirleri
bütün bölgeleriyle Romanya Krallığı bölünmez
derlemiş ve basmış, Yeni Ahit’i eski Slavca’dan
bütünlüğü olan bir devlettir.
Sırpça’ya çevirmiştir. Bu mektubu yazdığı tarihte Madde 2. Romanya toprakları bölünemez.
Vuk Karadziç Belgrad bölgesi Adliye Mahkemesi Devletin sınırları ancak yasayla değiştirilip dü-
ilk başkanıydı. zenlenebilir.

66

63-93Nations_KEF-B.indd 66 9/26/08 12:51:27 PM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Madde 3. Romanya toprakları yabancı menşeli


bir halk tarafından sömürgeleştirilemez. […] Romanya devletinin örgütlenmesinde
Madde 5. Romanyalıların düşünce özgürlüğü, milletin yeri nedir? Anayasa güçler ay-
eğitim özgürlüğü, basın özgürlüğü ve toplantı öz- rımını ve dengesini nasıl sağlamıştır?
gürlüğü vardır.
Madde 10. Bu devlette sınıf farklılıkları yoktur.
Bütün Romanyalılar yasa önünde eşittir; aynı
oranda vergi verir ve kamusal hizmetlere aynı şe- II-6. İstanbul’daki Britanya elçisi,
kilde katkıda bulunurlar. Osmanlı’nın Anayasa’ya karşı tavrını
Yalnızca onlar kamusal, sivil ve askeri mevkiler- anlatıyor (1876)
de bulunabilirler. […] Yabancılar, yasa tarafından
belirlenmiş, istisnai hallerde, kamusal mevkilerde “Anayasa” lafı herkesin ağzında; başkentte
bulunabilirler. […] okuryazar kamuoyunu temsil eden ve milletin
Madde 12. Bütün ayrıcalıklar, muafiyetler ve sınıf kendilerini desteklediğini bilen Softalar (Med-
tekelleri Romanya devletinde bundan böyle ilele- rese öğrencileri) dahil. Hıristiyanlar kadar
bet ortadan kaldırılmıştır. Müslümanlar da, bence, onu elde edene kadar
Madde 13. Bireyin özgürlüğü teminat altındadır. çabalarını azaltmayacaklar. Ayrıca, Sultan’ın
[…] reddetmesi halinde, onu alaşağı etme girişi-
Madde 21. Düşünce özgürlüğü mutlaktır. […] mi neredeyse kaçınılmaz görünüyor: Mümin-
Madde 23. Eğitim parasızdır. lere, kitabın kutsadığı yönetim biçiminin tam
Madde 31. Devlet tüm yetkilerini milletten devra- demokratik yönetim olduğunu, Sultan’ın ha-
lır ve bunları ancak mevcut Anayasa’nın koydu- lihazırdaki mutlak yetkisinin halkın haklarının
ğu hükümler ve kurallar çerçevesinde ve milletten gasp edilmesi anlamına geldiğini ve kitapta
yetki alarak kullanır. yeri olmadığını kanıtlayan, Kuran’dan ayetler
Madde 32. Yasama gücü Kral ve Ulusal Temsilci- dağıtılıyor ve Devlet’in çıkarlarını ihmal eden
ler Meclisi tarafından ortaklaşa kullanılır. bir Hükümdar’a itaat yükümlülüğünün olmadı-
Ulusal Temsilciler Meclisi iki kısma ayrılmıştır: Se- ğını göstermek üzere teamüllere ve ayetlere
nato ve Millet Meclisi. müracaat ediliyor. […]
Yasalar, yasama gücünü elinde bulunduran bu üç Eliot, s. 231-232.
organın hepsi tarafından kabul edilerek yürürlüğe
girer. Osmanlı İmparatorluğu’nun Müslüman
Madde 35. Yürütme yetkisi Kral tarafından, Ana- nüfusu Anayasa fikrini Hıristiyan Av-
yasa’da belirtilen kurallara uygun olarak, devre- rupa’dan ithal edilmiş bir şey olarak mı görü-
dilir. yor? Size göre, Anayasa yandaşları neden
Madde 36. Yargı gücü, mahkemeler ve yetkili Anayasa fikrinin İslam’ın kutsal yasalarıyla
kurullar tarafından kullanılır. Verilen kararlar ve uyumlu olduğunu iddia ediyor?
cezalar yasalar çerçevesinde duyurulur ve Kral
adına infaz edilir.
Madde 38. Her iki meclisin üyeleri de, onları se-
çen bölgeyi ya da kenti değil, bütün ülkeyi temsil II-7. 1876 Osmanlı Anayasası
eder. […]
Madde 92. Kral dokunulmazdır. Bakanları ise so- Osmanlı İmparatorluğu
rumludur.
Bir bakan tarafından da imzalanmadıkça Kral’ın Devleti Osmaniye memalik ve kıtaatı hazırayı
kararı geçerli değildir; dolayısıyla bakan imzaladı- ve eyalatı mümtazeyi muhtevi ve yekvücud ol-
ğı karardan dolayı sorumludur. makla hiçbir zamanda hiçbir sebeble tefrik kabul
Constitutiile, s. 33-41. etmez.

67

63-93Nations_KEF-B.indd 67 9/26/08 12:51:28 PM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

Madde 4. Zatı Hazreti Padişahi hasbelhilâfe dini Madde 19. Devlet memuriyetinde umum tebaa
İslâmın hâmisi ve bilcümle tebeai Osmaniyenin ehliyet ve kabiliyetlerine göre münasip olan me-
hükümdar ve padişahıdır. muriyetlere kabul olunurlar.
Madde 5. Zatı Hazreti Padişahinin nefsi hüma- Mülkiyet Hakkõ
yunu mukaddes ve gayri mesuldür. Madde 21. Herkes usulen mutasarrıf olduğu
Madde 7. Vükelânın azil ve nasbı ve rütbe ve mal ve mülkten emindir. Menafii umumiye için
menasıp tevcihi ve nişan itası ve eyalâtı müm- lüzumu sabit olmadıkça ve kanunu mucibince
tazenin şeraiti imtiyazilerine tevfikan icrayı tev- değer bahası peşin verilmedikçe kimsenin tasar-
cihatı ve meskûkat darbı ve hutbelerde nâmının rufunda olan mülk alınamaz. […]
zikri ve düveli ecnebiye ile muahedat akdi ve Meclisi Umumi
harb ve sulh ilânı ve kuvvei berriye ve bahriye- Madde 42. Meclisi Umumî Heyeti Âyan ve He-
nin kumandası ve harekâtı askeriye ve ahkâmı yeti Mebusan nâmlarile başka başka iki heyeti
şeriye ve kanuniyenin icrası ve devairi idarenin muhtevidir.
muamelâtına müteallik nizamnamelerin tanzi- Madde 43. Meclisi Umumînin iki heyeti beher
mi ve mücazatı kanuniyenin tahfifi veya affı ve sene teşrisani iptidasında tecemmu eder ve ba
Meclisi Umuminin akt ve tatili ve ledeliktiza He- iradei seniye açılır ve mart iptidasında yine ba
yeti Mebusanın azası yeniden intihap olunmak iradei seniye kapanır ve bu heyetlerden biri di-
şartile feshî hukuku mukaddesi Padişahi cüm- ğerinin müctemi bulunmadığı zamanda mün’akid
lesindendir. olamaz.
Ki i Özgürlükleri Madde 47. Meclisi Umumî âzası rey ve mütalea
Madde 8. Devleti Osmaniye tabîyetinde bulunan beyanında muhtar olarak bunlardan hiçbiri bir
efradın cümlesine her hangi din ve mezhepten gûna vaad ve vaid ve talimat kaydı altında bulu-
olur ise olsun bilâ istisna Osmanlı tabir olunur namaz ve gerek verdiği reylerden ve gerek Mec-
ve Osmanlı sıfatı kanunen muayyen olan ahvale lisin müzakeratı esnasında beyan ettiği mütale-
göre istihsal ve izae edilir. alardan dolayı bir veçhile ithal olunamaz; meğer
Madde 9. Osmanlıların kâffesi hürriyeti şahsiye- ki Meclisin Nizamnamei Dahilisi hilâfına hareket
lerine malik ve aherin hukuku hürriyetine teca- etmiş ola. Bu takdirde nizamnamei mezkûr hük-
vüz etmemekle mükelleftir. münce muamele görür.
Madde 10. Hürriyeti şahsiye her türlü taarruz- Vilayet
dan masundur. Hiç kimse kanunun tayin ettiği Madde 108. Vilâyetin usulü idaresi, tevsii mezu-
sebeb ve suretten maada bir bahane ile müca- niyet ve tefriki vezayif kaidesi üzerine müesses
zat olunamaz. olup derecatı nizamı mahsus ile tâyin kılınacak-
Din tır.
Madde 11. Devleti Osmaniyenin dini İslâmdır. Çe itli Kayõtlar (Mevaddõ !ita)
Bu esası vikaye ile beraber asayişi halkı ve ada- Madde 115. Kanunu Esasinin bir maddesi bile
bı umumiyeyi ihlâl etmemek şartile memaliki Os- hiçbir sebep ve bahane ile tatil veya icradan is-
maniyede maruf olan bilcümle edyanın serbestii kat edilemez.
icrası ve cemaatı muhtelifiye verilmiş olan imti- http://www.belgenet.com/arsiv/anayasa/1876.html
yazatı mezhebiyenin kemakân cereyanı Devle-
tin tahdi himayetindedir.
Kanun Önünde E itlik, Devlet Memuriyeti 1876 Osmanlı Anayasası, çeşitli Gü-
Madde 17. Osmanlıların kâffesi huzuru kanun- neydoğu Avrupa ulus-devletlerinin ana-
da ve ahvali diniye ve mezhebiyeden maada yasalarına hangi bakımlardan benziyor? Bu
memleketin hukuk ve vezaifinde mütevasidir. Anayasa metninde despot bir yönetime dö-
Madde 18. Tebaai Osmaniyenin hidematı Dev- nüşü engelleyecek emniyet tedbirleri bulu-
lette istihdam olunmak için devletin lisanı resmi- nuyor mu?
si olan Türkçeyi bilmeleri şarttır.

68

63-93Nations_KEF-B.indd 68 9/23/08 1:48:13 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

yoruz. Geçmiş yönetimle bağımızı kopardığımız


1876 Anayasası’nın İslam’a Osmanlı İmpa- tarihin bu dönüm noktasında, atalarımıza bize
ratorluğu içinde neden ayrıcalıklı bir rol biç- layık gördükleri bu kutsal topluluk ve özgürlük
tiğini bulmaya çalışın. için yüreğimin derinlerinden gelen şükranlarımı
Osmanlı İmparatorluğu’nun içeriden çözül- sunuyorum. […]
mesini engellemek için anayasaya hangi Benim Anayasa konusundaki kararım iki taraf
hükümler konulmuş? 1876 yılı esas alın- için de hayırlı olmasını dilemek olacaktır. Siz ve
dığında, bu hükümlerin gerçekçi olduğunu genel olarak bütün Sırp yurtseverler onu, samimi
düşünüyor musunuz? bir inançla, başarılı olacağı ve Anavatan’a geliş-
mesi ve ilerlemesi için fırsatlar yaratacağı inan-
cıyla kabul edecektir. […]
II-8. Karada" Anayasasõ’nõn kabulü nedeniyle Crnogorski, IV, s. 34-46.
Prens Nikola’nõn yaptõ"õ konu ma (1905)

Sayın Vekiller, I. Nikola Petrovic (1841-1921) 1860-


Bugüne kadar bu ülkedeki Yüce Devlet Yönetimi 1918 yılları arasında, önce prens
biçimi bir tür otokrasiydi [samoderzavje]. Tanrı’nın olarak ve 1910’dan sonra da kral olarak,
lütfuyla, Hanedan’ımın yedinci hükümdarı olarak, Karadağ’ı yönetti. Hükümdarlığı süresin-
iktidara geçip devlet yönetimini üstlendim. Başka de, Karadağ bağımsızlığını kazandı (1878)
krallardan farklı olarak, ne benim Muhterem Se- ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan toprak ka-
leflerim ne de ben kendimizi sorumsuz gördük,
zanarak sınırlarını genişletti. Paris’te iki yıl
irademizin yasa olduğunu düşündük.
yüksek öğrenim gören Nikola, eğitime ve
Barış zamanı, Karadağlıların kardeşleriydik. On-
kurumsal modernleşmeye önem verdi. Gele-
larla aynı savaşlara katıldık; onların öldürüldüğü
yerde biz de öldürüldük, onların yaralandığı yer- neksel toplum yapısı nedeniyle, çoğu refor-
de biz de yaralandık, onların sağ kaldığı yerlerde mun tepeden inme yapılması zorunluydu ve
biz de sağ kaldık. Carev Laz’dan Vucji Do’ya14 diğer Güneydoğu Avrupa ulus-devletleriyle
kadar bu böyle oldu […] kıyaslandığında oldukça geç kalınmıştı.
Bizim yönetimimiz hiçbir şeyin olmadığı, çıplak
topraktan, açık havada ve düşmanın gözü önün-
de çıktı. Meşruydu; çünkü halkın oylarıyla kurul-
Monarşi hangi yolla kendini meşru-
du ve sevgiyle ve enerjiyle gönülden yürütüldü.
laştırıyordu? Kral neden bir Anayasa
[…]
17. yüzyılın sonunda Hanedan’ım, görkemli Or- ihsan etmeye karar vermiştir?
todoks inancımız büyük bir tehlike içindeyken,
hatta halkımız neredeyse başka bir inancın ba-
tağına gömülmüş bir haldeyken, çok zor şartlar II-9. Jöntürk Beyannamesi (1908)
altında Anavatan’ı kurdu. […].
Şimdi Anavatan’ımızın sınırları genişledi ve Bo- 1. Anayasa’nın temeli, milli iradenin önceliğine
jana Dağı’ndan Adriyatik Denizi’ne ve birleşip saygı olacaktır. Bu ilkenin sonuçlarından biri,
Drina Nehri’ni oluşturan Tara ve Piva’ya, Bijela bakanın Mebuslar Meclisi önünde sorumluluğu-
Gora’dan Cakor’a, yukarıda Pec ve Decani’ye nun gecikmeksizin sağlanması ve buna bağlı
kadar, uluslararası alanda kabul gördü. […] olarak, Meclis çoğunluğunu kaybetmesi halin-
Bugün Anavatan’ımız Anayasal Monarşi’ye geçi- de ise, çekilme ihtimalinin göz önünde bulun-
yor ve mutlulukla yeni bir politik hayata adım atı- durulması olacaktır.

14
Osmanlılarla yapılan savaşlar.

69

63-93Nations_KEF-B.indd 69 9/23/08 1:48:13 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

2. Ayanın sayısı, mebusların sayısının üçte bi- eğitim devlet okullarında ve halkın açtığı okul-
rini geçmemek koşuluyla, Ayan Meclisi seçimi larda, Türkçe olarak verilecektir. Ülkenin kay-
şu şekilde olacaktır: Üçte biri Sultan tarafın- naklarını geliştirme amacıyla ticaret, tarım ve
dan, üçte ikisi ise halk tarafından seçilecektir endüstri okulları açılacaktır.
ve ayanların görev süresi sınırlı olacaktır. 18. Ülkenin kaynak zenginliğinin artırılması ve
3. Yirmi yılını doldurmuş bütün Osmanlı tebaa- iletişim imkânlarının çoğaltılması için yolların,
sı, mal ve mülk sahibi olup olmadıklarına bakıl- demiryollarının ve kanalların açılmasına yöne-
maksızın, oy kullanma hakkına sahip olacaktır. lik adımlar atılacaktır. Ticaret ve tarımın önün-
Medeni haklarını kaybedenler doğal olarak bu deki tüm engeller kaldırılacaktır.
haktan mahrum kalacaktır. http:www.fordham.edu/halsall/mod/1908youngturk.html
4. Özgür bir biçimde politik gruplar oluşturma
hakkı, 1293 tarihli [Hicri] Anayasası’nın Birinci
Madde’sine uygun olarak, anayasada özel bir
1877-1878 savaşında alınan yenilgi-
madde içinde düzenlenmelidir.
nin ardından, Sultan II. Abdülhamid
7. Türk dili resmi devlet dili olarak kalacaktır.
Resmi haberleşme ve müzakereler Türkçe ya- 1876 Anayasası’nı askıya aldı ve despotça
pılacaktır. bir yönetim sergilemeye başladı. Asıl ola-
9. Her yurttaş, milliyetine ya da dinine bakıl- rak subay ve aydınlardan oluşan muhalif
maksızın, tam özgürlük ve eşitlikten yararlana- bir örgüt olan Jöntürkler, Anayasa’nın ye-
caktır ve aynı yükümlülüklere tabi tutulacaktır. niden yürürlüğe konulması ve İmparatorlu-
Devletle ilgili görevler ve haklar bakımından ya- ğu güçlendirmek için modernist reformların
salar önünde eşit olan bütün Osmanlılar, birey-
yapılmasını talep ediyordu. Sonunda, 1908
sel kapasitelerine ve eğitimlerine uygun olarak,
hükümet görevleri için ehildir. Gayrı Müslimler yılında, başarılı bir devrime liderlik yapan
eşit olarak askerlik yasasına tabidir. teşkilat, ele geçirdiği iktidarı 1918 yılına ka-
10. Farklı milliyetlere verilmiş olan dini ayrıca- dar korudu.
lıkların özgürce kullanılması sürdürülecektir.
14. Toprak sahiplerinin mülkiyet hakları çiğnen-
memek şartıyla (zira, yasalara göre, bu tür hak- II. Abdülhamid’e muhalefetleri süre-
lara saygı göstermek şarttır ve onlara dokunul- since Jöntürkler’in temel politik talebi
mamalıdır), köylülerin toprak sahibi olmalarına
1876 Anayasası’nın yeniden yürürlüğe kon-
izin verilecek ve makul bir faizle borç almaları
masıydı. Bununla birlikte, bu Anayasa’da
için gerekli koşullar yaratılacaktır.
[…] bazı değişikliklerin yapılmasını da talep etti-
16. Eğitim parasız olacaktır. Anayasa’da be- ler: Bu değişiklikleri sayınız ve Jöntürkler’in
lirtilen sınırlar içinde, her Osmanlı yurttaşı bu bu maddeler konusunda neden bu kadar ıs-
alandaki yasalara uygun olarak özel bir okul rarcı olduğunu açıklayınız.
işletebilecektir. 17. Madde’yi II-E bölümündeki metinlerle kı-
17. Bütün okullar devlet gözetiminde işletile- yaslayın. Ulus kurma sürecinde okulun rolü
cektir. Osmanlı yurttaşları için tek tip ve birle-
nedir?
şik bir eğitimin sağlanması için, devlet okulları
açılacak, bu okullardaki eğitim parasız olacak 18. Madde’yi analiz edin ve bunu II-D bö-
ve bu okullara her milletten öğrenciler kabul lümündeki metinlerle kıyaslayın. Ekonomik
edilecektir. Halkın açtığı okullarda Türkçe eği- gelişmede politik liderlere biçilen rol konu-
tim zorunludur. Devlet okullarında, halk eğitimi sunda dikkatinizi çeken nedir?
parasız olacaktır. Ortaokul ve lise düzeyindeki

70

63-93Nations_KEF-B.indd 70 9/26/08 1:00:23 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Tablo 1: Güneydo u Avrupa Devletlerinde Anayasalar

Ana de i"iklikler
!lk Modern İkinci Dünya
Devlet Birinci Dünya Mevcut Anayasa
Anayasa İki savaş arası Savaşı’ndan
Savaşı öncesi
sonra

1925, 1928,
Arnavutluk15 1920 14.03.1946, 1976 21.10.1998
1939

24.02.1993,
Bosna ve Hersek
14.12.1995

1879 (Târnovo
Bulgaristan 04.12.1947,1971 12.07.1991
Anayasası)

Kıbrıs 1959 (1960)

Hırvatistan 22.12.1990

Makedonya 17.11.1991

Yunanistan16 1844 1864,1911 1927 1952 07.06.1975

Karadağ 1905 12.10.1992

Osmanlı
1876
İmparatorluğu

13.04.1948,
Romanya17 1866 1923,1938 08.12.1991
1952, 1965

1838, 1869,
Sırbistan 1835 28.09.1990
1888, 1901

Slovenya 23.12.1991

Türkiye 1924 1961 07.11.1982

1921
(Vidovdan 31.01.1946,
Yugoslavya 27.04.1992
Anayasası), 1963, 1974
1931

15
Yarı-anayasal düzenleme: Arnavutluk İçin Uluslararası Komisyon’un Statüsü (1914).
16
İlk Yunan anayasaları, devlet kurulmadan önce, bağımsızlık savaşı sırasında varlık gösteren devrimci meclisler tarafından oylanıp
kabul edilmiştir: 1822 (Epidaurus), 1823 (Astros), 1827 (Troezene).
17
Yarı-anayasal düzenleme: Eflak ve Boğdan’da Organik Düzenlemeler (1831/1832); Eflak ve Boğdan Birleşik Prenslikleri (1859’dan
sonra Romanya) için Paris Konvansiyonu (1858).

71

63-93Nations_KEF-B.indd 71 9/23/08 1:48:13 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

Tablo 2: Güneydo u Avrupa’da Genel Seçim Hakkõnõn Kabul Edilmesi

Erkekler !çin Seçme ve Seçilme Kadõnlar !çin Seçme ve Seçilme


Hakkõ Hakkõ

Arnavutluk 1920 Kısıtlı-1920, Genel-1946

Bosna-Hersek 1920 (Yugoslavya) 1945 (Yugoslavya)

Bulgaristan 1879 Evli kadınlar-1938, Genel-1945

Hırvatistan 1920 (Yugoslavya) 1945

Kıbrıs 1960 1960

Makedonya 1913 (Sırbistan) 1945 (Yugoslavya)

Yunanistan 1864 Kısıtlı-1930, Genel-1952

Karadağ 1920 (Yugoslavya) 1945 (Yugoslavya)

Romanya 1918 Kısıtlı-1929, Genel-1946

Sırbistan 1869 1945 (Yugoslavya)

Slovenya 1907 (Avusturya) 1945 (Yugoslavya)

Türkiye 1924 1930

Yugoslavya 1918 1945

72

63-93Nations_KEF-B.indd 72 9/23/08 1:48:13 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

G4. Atina’da Anayasa Meydanõ (1863)


Bükreş’te, iki savaş arası dönemde “Queen
Elisabeta Bulvarı” olan caddenin adı komü-
nist rejim süresince “6 Mart Bulvarı” (ilk komünist
ağırlıklı hükümetin kuruluş tarihi), sonra “Gheorg-
he Gheorghiu-Dej Bulvarı” (1945-1965 arasında
Romanya’yı yöneten komünist liderin anısına),
1989’dan sonra da “Mihail Kogalniceanu Bulvarı”
(19. yüzyılın önde gelen politikacı, tarihçi ve yaza-
rının anısına) olarak değiştirildi ve birkaç yıl sonra
caddenin belli bir bölümü için yine ilk ada, yani “Qu-
een Elisabeta Bulvarı”na dönüldü. Bu, politik rejim-
lerin cadde ve sokak adlarını belli ideolojik tarihsel
Markezinis, s. 312-313. hatıraları meşrulaştırmak için nasıl kullandığını an-
lamamız açısından basit bir örnek sadece. Bunun
gibi başka örnekler bulabilir misiniz? Bu isim deği-
Meydana bu ismin neden verildiğini açıklayınız. şiklikleri için ne düşünüyorsunuz?
Sizin kentinizde ya da ülkenizde de benzer bir
anayasa meydanı var mı? Sizin de “Millet/Milli” adlı bir
meydanınız var mı; geçmişte olmuş mu? Aynı oyunu anıtlar için de oynayabilirsiniz.

Oyun: Caddelere verilen, tarih dersi gibi isimler


Dört grup oluşturun. 19. yüzyıldan 20. yüzyıla, şehrinizin dört tarihsel döneme ait tanıtım kitap ya
da broşürlerini alın. Cadde, sokak ve meydanların isimlerini analiz edin ve ne kadarının isimlerini tarih-
sel olaylardan ya da karakterlerden, ulusal ya da yerel kahramanlardan ve olaylardan aldığını bulun.

IIb. Yurtta"lõk
II-10. Epidaurus’ta kabul edilen Yunan Din üzerine
Anayasasõ’nda yurtta"lõ õn tanõmõ (1822) a- Yunan topraklarında geçerli olan din, İsa’nın
Doğu Ortodoks Kilisesi’nin dinidir; ancak Yuna-
KUTSAL VE BÖLÜNMEZ TESLİS ADINA, nistan Yönetimi öteki dinlere de hoşgörülü ola-
Yunan ulusu, dehşet verici Osmanlı yönetiminin cak, onlar da dinlerinin gereklerini bir engelle
ağır yükünü artık taşıyamaz hale geldiğinden, karşılaşmadan yerine getirebileceklerdir.
bu boyunduruğu büyük fedakârlıklar yaparak KISIM B
silkeleyip atmıştır ve bugün bir Ulusal Meclis’te Yunan topraklarõnda ya"ayan halkõn genel
yasal Koruyucular yoluyla, Tanrı’nın ve halkın haklarõ üzerine
huzurunda, “politik varlığını ve bağımsızlığını” b- İsa’ya inanan, Yunan topraklarının doğal sa-
ilan eder. kinleri Yunanlardır ve ayrım gözetmeksizin, bü-
Epidaurus, 1 Ocak 1822, Bağımsızlık’ın 1. yılı. tün politik haklardan yararlanırlar.
YUNANİSTAN’IN GEÇİCİ POLİTİK YAPISI c- Sınıf ya da mevki, hiçbir ayrıcalık, temelli is-
BAŞLIK A tisna tanımaksızın, bütün Yunanlar yasalar kar-
KISIM A şısında eşittir.

73

63-93Nations_KEF-B.indd 73 9/23/08 1:48:13 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

d- Dışarıdan gelip Yunan topraklarına yerleşen II-12. 1835 tarihli Sõrbistan Anayasasõ’nda
ya da bu topraklarda çalışan herkes yasalar kar- yurtta"lõk tanõmõ
şısında yerli halkla eşittir.
Vakalopoulos, s. 390. Madde 108. Sırbistan’da doğan her çocuk ya da
Sırbistan dışında Sırp ana-babadan olma her ço-
Yunan Devrimi süresince, ilk “par- cuk; mevcut anayasanın ilanı tarihinde Sırbistan’da
lamento” Epidaurus’ta toplandı ve ya da Sırbistan dışında Sırbistan’ın görevlendirdi-
Fransız Devrimi’nin benzer metinlerinin etki- ği Hıristiyan dinine inanan bütün memurlar ya da
siyle hazırlanmış ilk Anayasa’yı oyladı. Daha hizmetliler; on yıldan uzun bir süredir Sırbistan’da
devrim sürerken değişmiş olmakla birlikte, yaşayan ya da Sırbistan’da taşınmaz mülkleri olan
Epidaurus Anayasası Yunan politik kültürün- herkes Sırp olarak değerlendirilecek ve Sırp yurt-
de temel bir referans noktası ve ulusal ba- taşı olmaya hak kazanacaktır.
ğımsızlık mücadelesi ideallerinin bir sembolü Madde 109. Hıristiyan dinine inanan yabancı tüc-
olarak varlığını korudu. carlar, fabrika sahipleri, zanaatkârlar ve çiftçiler,
Sırbistan’da yedi yıl yaşama ve dürüst davranma
koşuluyla ya da Prens’in onları bir göreve layık bul-
masıyla Sırp yurttaşlık haklarına sahip olabilirler.
Epidaurus Anayasası’na göre kimler Sırbistan’a saygı gösteren yabancılar, Prens’ten
Yunan’dır? Dinle ulusal kimlik arasın- bir onay mektubu alma koşuluyla, Sırp olarak yurt-
daki ilişki nedir? Dil ulusal kimlik için bir ön- taşlığa kabul edilirler.
koşul mudur? Sırbistan yurttaşlığı hakkının nasıl kullanılacağı
Bu anayasada Fransız Devrimi’nin hangi il- ayrı bir yasayla belirlenecektir.
kelerini saptayabiliyorsunuz? Madde 111. Her Sırp, hiçbir ayrıma tabi tutulmak-
sızın, en küçüğünden en büyüğüne, bütün mahke-
melerde hem savunma hem de ceza ehliyeti bakı-
II-11. Troezene’de kabul edilen Yunan mından, Sırp kanunları önünde eşit olacaktır. […]
Anayasasõ’nda yurtta"lõ õn tanõmõ (1827) Madde 116. Her Sırp yurttaşı, yetkin ve layık ol-
mak koşuluyla, Sırbistan’daki bütün mevkilerde
6. a. İsa’ya inanan ve Yunan topraklarında do- görev alma bakımından eşit olacaktır. Yetenekle-
ğup büyüyenler; rin eşit olması durumunda, bir Sırp bir yabancıya
b. İsa’ya inanan ve mücadeleye katılmak ya tercih edilecektir.
da yaşamak için Yunan topraklarına gelmiş ya Madde 118. Sırbistan topraklarına giren her köle,
da gelecek olan Osmanlı yönetimi altındakiler; onu Sırbistan’a kimin getirdiğine ya da hangi yol-
c. Yabancı topraklarda yaşayan ve bir Yunan dan, nasıl geldiğine bakılmaksızın, hemen özgür
babadan olma insanlar; olacaktır. Bir Sırp, bir köle almakta serbesttir an-
d. Bu Anayasa yayımlanmadan önce yaban- cak onu satamaz.
cı ülkelerin vatandaşı olmuş ama şimdi Yunan Joviciç, s. 48-64.
topraklarına gelerek Yunan yemini etmiş yerli
ya da yabancılar ve onların çocukları; Bu metni II-14’le karşılaştırın; burada
e. Gelip yurttaşlık almış bütün yabancılar bilginize sunulan anayasaların madde-
Yunan'dır. lerinden hareketle din ile yurttaşlık arasında-
OEAB, s. 107. ki ilişkiyi çözümleyiniz. Kendi ülkenizdeki ilk
Anayasa’ya bakınız ve yurttaşlıkla bir dine
II-10 ve II-11 metinlerini yurttaşlık kav- bağlı olma ilişkisi konusunda belli kayıtların
ramı açısından kıyaslayınız. Dikkatinizi olup olmadığını kontrol ediniz. Yurttaşlığın dine
çeken farklar nelerdir? bağlı olması gerektiğini düşünüyor musunuz?

74

63-93Nations_KEF-B.indd 74 9/23/08 1:48:13 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Bu soruya yalnızca “evet” ya da “hayır” diye Danilo Petroviç (1830-1860), 1852’de


yanıt vermek yerine, fikrinizi destekleyecek amcası II. Petroviç Njegos’tan son-
tezler bulunuz ve kendi ülkenizde yaşanan- ra Karadağ hükümdarı olmuştur; bir rahip
lardan örnekler veriniz. Kendinize şu soruları [vladika] olmayı kabul etmeyerek prens
sorunuz: Neden bu tür bir kayıt düşülmüştür (gospodar) unvanını almış ve Karadağ’ı
hükümdarlığın babadan oğla geçtiği laik bir
ya da düşülmemiştir? Bir dine bağlılık ulusal
prenslik olarak yeniden örgütlemiştir. Eğitimli
kimliğin bir önkoşulu mudur? ve enerjik biri olan Danilo, Osmanlılara karşı
başarılı bir savaş vermiş; bir merkezileşme
II-13. Karada ve Brda’da I. Danilo’nun ve zorla modernleşme hamlesi başlatmıştır.
Yasalarõ (1855) Bu çabaları 1860’da bir suikasta kurban git-
mesiyle sona ermiştir.
Şimdiye kadar Karadağ ve Brda18 gerçekten öz-
gürdü ama Karadağlıların ve Brda halkının özgür-
lüklerini savunacak ve güçlendirecek, ilan edilmiş I. Danilo Yasası, Karadağlıları nasıl
yasaları olmamıştı; adalet ve halkın kaderi hü- tanımlıyor? Bu nitelik yeni gelenler
kümdarın ağzından çıkacak hükme bağlıydı. […] için de geçerli mi?
Birinci olarak,
Her Karadağlı ve Brda’lı mahkemeler önünde
eşittir. II-14. Romanya Anayasasõ’nõn 7. Maddesi’nde
İkinci olarak, yurtta"lõ õn yeniden tanõmlanmasõ (1879)
Miras kalmış ve şimdiye kadar korunmuş özgür-
lüğe uygun olarak onur, mülkiyet, yaşama ve öz- Madde 7. Romanya’daki farklı dinsel inanışlar ve
gürlük her Karadağlı ve Brda’lı için gelecekte de mezhepler sivil ve politik haklara sahip olma açısın-
var olmayı sürdürecek ve güven altına alınacaktır. dan herhangi bir sınırlama getirmezler.
Hiçbir Karadağlı ya da Brda’lı ve de hiçbir mahke- I. Bir yabancı, dinine ve herhangi bir harici koruma
me, kardeş Karadağlıların ve Brda’lıların bu kut- altında olup olmadığına bakılmaksızın, aşağıdaki
sal değerlerine müdahale edemez. […] koşullarda ülkede yerleşme hakkı elde edebilir:
Doksan birinci olarak, a) Kişi hükümetten yurttaş olma talebinde bulunacak
Eski Karadağ Hükümdarı Aziz Peter’in yeminine ve bu talep çerçevesinde sahip olduğu sermayeyi,
uygun olarak, özgür vatanımıza adım atan her mesleğini, işini ve Romanya’da yerleşip kalma ira-
mülteci, dürüst davrandığı ve devletimizin yasa- desini beyan edecektir.
larına saygı gösterdiği müddetçe, güven içinde b) Bu talebini beyan ettikten sonra, on yıl bu ülkede
olacaktır ve kimse ona herhangi bir zarar vere- yaşayacak ve bu ülkeye yararlı olduğunu kanıtlaya-
meyecektir. O da her kardeş Karadağlı ve Brda’lı caktır.
gibi adaletten faydalanacaktır. […] II. Aşağıda belirtilen kişiler bu süreçten muaf tutu-
Doksan ikinci olarak, labilir:
Bu ülkede Sırp’tan başka millet ve Doğu Ortodoks a) Ülkeye sanayi getiren, faydalı icatlar yapan ya da
dininden başka din olmamakla birlikte, başka bir seçkin yetenekler sergileyen ya da bu ülkede büyük
kavmin ya da dinin herhangi bir mensubu, her ticari ya da endüstriyel işletmeler kuranlar.
Karadağlı ve Brda’lı gibi, rahat bir şekilde, aynı b) Bu ülkede yaşayan ve hiçbir zaman bir harici hi-
özgürlük ve adaletten yararlanarak yaşamını sür- maye altında olmayan anne-babanın Romanya’da
dürebilir. doğmuş ve büyümüş çocukları.
Cmogorski, I, s. 167-184. c) Bu ülkeye Bağımsızlık Savaşı yıllarında hizmette

18
Karadağ’ın kuzeydoğusuna düşen Brda Dağları 1796 tarihinde bu prensliğe dahil edilmiştir ve bu bölge halkı kuşaklar boyunca özel
bir kimliği korumuştur.

75

63-93Nations_KEF-B.indd 75 9/23/08 1:48:13 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

bulunmuş ve hükümetin önerisiyle, başka formalite hiçbir yasa, düzenleme ya da resmi eylemin onla-
aranmaksızın tek bir kararla, toplu olarak yurttaşlığa rın üzerine çıkamayacağını garanti eder.
kabul edilenler. Madde 2
III. Kişiler ancak yasalar çerçevesinde ve birey ola- Romanya, doğum yeri, milliyet, dil, ırk ya da din
rak yurttaşlığa kabul edilebilirler. ayrımı yapmaksızın Romanya sınırları içinde ya-
IV. Romanya topraklarında kalabilecek yabancı uy- şayan bütün insanların hayatlarını ve özgürlükle-
ruklu kişileri belirleyecek tek bir yasa olacaktır. rini eksiksiz ve tam olarak koruma yükümlülüğünü
V. Romanya sınırları içinde kırsal kesimde, yalnızca üstlenmiştir.
Romanyalılar ve Romanya yurttaşlığına kabul edi- Romanya sınırları içinde yaşayan bütün insanlar,
lenler gayrimenkul edinebilirler. kamu düzeni ve genel ahlakla çelişmediği süre-
Bu zamana kadar kazanılmış bütün haklara saygılı ce, din ve inancını, dünya görüşünü kamuya açık
olunacaktır. olarak ya da özelinde özgürce açıklama hakkına
Bu zamana kadar imzalanmış bütün uluslararası an- sahip olacaktır.
laşmalar bütün koşulları ve maddeleriyle geçerlilikle- Madde 3
rini koruyacaktır. Bu anlaşmanın aşağıda belirtilen, özel kayıt altına
Constitutiile, s. 34-35. aldığı hususlar dışında, Romanya, bu anlaşma-
nın imzalandığı tarihte, Avusturya-Macaristan ile
1866 Romanya Anayasası, yurttaşlığı imzalanan Barış Anlaşmaları’yla ve bu anlaşma-
Hıristiyanlarla sınırlandırmış (7. Mad- dan sonra yapılabilecek bütün ek düzenlemelerle
de), dolayısıyla Yahudileri ve Müslümanları dış- belirlenen ve belirlenebilecek olan Romanya sı-
lamıştır. Berlin Barış Anlaşması’nda (1878) nırlarının tamamı içinde, bu ülkede oturma hakkı
Büyük Güçler Romanya’nın bağımsızlığının ta- olan herkesin başka hiçbir koşula ve formaliteye
nınmasını, 7. Madde’nin Hıristiyan olmayanlar tabi olmaksızın, Romanya yurttaşı olduğunu ka-
lehine değiştirilmesi koşuluna bağlarlar. Rumen bul ve ilan eder.
politik seçkinler bu talebe öfke duyarlar ama Bununla birlikte, Avuturya-Macaristan yurttaşla-
sonuna kadar da onu savunamazlar; sonunda rından on sekiz yaşının üzerinde olanlar, yukarıda
sorunlu 7. Madde’yi değiştirerek bir uzlaşma belirtilen anlaşmalarla belirlenen koşullar çerçe-
metni düzenlenir. vesinde, kendilerine tanınmış olan öteki yurttaş-
lıkları seçme hakkına sahip olacaktır. Kocaya
Romanya yurttaşlığı bakımından 7. tanınan seçme hakkı karısını ve anne-babaya ta-
Madde’de yapılan değişiklik gerçekten nınan seçme hakkı on sekiz yaşını doldurmamış
dinsel ayrımcılığı sona erdirdi mi? Romanya çocukları da kapsayacaktır.
yurttaşlığına başvurmak için bir yabancıda Yukarıda belirtilen tercih hakkını kullanan kişiler,
aranan nitelikler nelerdir? Siz yurttaşlık hak- bunu izleyen on iki ay içinde, ikametlerini seçmiş
kını nasıl düzenlemeyi düşünürdünüz? oldukları devlete taşımakla yükümlüdür. Bu kişile-
rin Romanya içindeki taşınmaz mallarını koruma
hakları vardır. Bu kişiler her türlü taşınır mallarını
II-15. Romanya ile !tilaf Devletleri arasõnda yanlarında götürebilirler. Bu tür mallarla bağlantılı
imzalanan Azõnlõklar Anla"masõ (1919) olarak herhangi bir gümrük vergisi istenmeyecek-
tir.
Madde 1 […]
Romanya, bu Bölüm içinde 2. Madde’den 8. Madde 5
Madde’ye kadar olan koşulları temel yasalar ola- Romanya, İtilaf Devletleri ile Avusturya-Macaristan
rak tanır ve hiçbir yasa maddesi, düzenleme ya arasında imzalanmış ya da bundan sonra imza-
da resmi eylemin bu koşullarla çelişmeyeceğini, lanacak anlaşmalar çerçevesinde, ilgili kişilerin
onlara müdahalede bulunmayacağını ve ayrıca Romanya yurttaşlığını seçme ya da seçmeme

76

63-93Nations_KEF-B.indd 76 9/23/08 1:48:13 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

hakkıyla ilgili hiçbir etkide bulunmamayı taahhüt Madde 12


eder. Romanya, yukarıda bahsi geçen maddelerdeki
Madde 6 koşulların, ırk, din ya da dil farklılığı nedeniyle
Başka ülkenin yurttaşı olmayan, Romanya top- azınlık statüsünde olan bireyleri etkilediği oran-
raklarında doğmuş herkes, ipso facto Romanya da, uluslararası bir yükümlülük getirdiğini ve
yurttaşı olur. Cemiyet-i Akvam’ın teminatı altında olduğunu ka-
Madde 7 bul eder. […]
Romanya, Romanya toprakları içinde yaşayan ve http://www.austlii.edu.au/au/other/dfat/treaties/1920/13.html
herhangi bir devletin yurttaşı olmayan, Yahudileri,
ipso facto ve herhangi bir formalite gerekmeksi-
zin, Romanya yurttaşı olarak tanımayı taahhüt
eder. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Rus-
Madde 8 ya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı
Bütün Romanya yurttaşları yasalar önünde eşit İmparatorlukları çöktü ve yerlerine çok sayıda
olacak ve herhangi bir ırk, dil ya da din ayrımı gö- yeni ulus-devlet kuruldu; bu arada bazı eski
ulus-devletler yeni toprakları ve önemli ulu-
zetilmeksizin aynı medeni ve politik haklara sahip
sal azınlıkları sınırları içine aldılar. Gerilimleri
olacaktır. engellemek için, Paris Barış Konferansı’nda
Bir Romanya yurttaşının din, inanç ya da mez- (1919-1920) bu azınlıklar, Doğu ve Güneydo-
hep farklılıkları, kamu işyerlerinde çalışma, mevki ğu Avrupa ulus-devletleriyle ayrıca imzalanan
edinme ve ilerleme hakkı gibi, çeşitli meslek ve uluslararası anlaşmalarla özel koruma altına
sanayi dallarında faaliyet gösterebilme hakkı gibi, alındılar.
medeni ve politik haklarla ilgili meselelerde, her-
hangi bir önyargı doğurmayacaktır […]
Madde 9 Azınlıklara ilişkin yapılan anlaşmalar
Irk, din ya da dil farklılığı nedeniyle azınlık statü-
genellikle, Büyük Güçler’in egemen
sünde olan Romanya yurttaşları yasalar karşısın-
da ve fiiliyatta öteki Romanya yurttaşlarıyla aynı ulus-devletlerin iç işlerine müdahalesi olarak
muameleye tabi tutulacak ve aynı güvencelerden algılanıyordu. Bugünkü durum hakkında ne
yararlanacaktır. Özellikle, bu yurttaşlar kendi ha- düşünüyorsunuz? Bunlar meşru anlaşmalar
yır işlerini düzenleyecek vakıflarını, dini ve sosyal mıydı? Sizce etkili miydiler?
kurumlarını, okullarını ve diğer eğitim birimleri-
ni kurma, yönetme ve denetleme, bu oluşumlar
içinde kendi dillerini kullanma ve dini ibadetlerini II-16. 1923 Romanya Anayasasõ’nda
yerine getirme hususunda eşit haklara sahip ola- yurtta"lõ õn yeniden tanõmlanmasõ
caktır.
Madde 10 Madde 1. Romanya Krallığı milleti ve devletiyle
Romanya, belli bir oranda Rumence’den başka bölünmez bir bütündür.
bir dili konuşan Romanya yurttaşlarının yaşadı- Madde 5. Etnik kökenlerine, konuştukları dillere
ğı kasaba ve bölgelerde kamusal eğitim sistemi ya da dinlerine bakılmaksızın, Romanyalılar din
oluşturacak ve bu Romanya yurttaşlarının ço- ve vicdan, eğitim, basın, toplantı ve gösteri yap-
cuklarına ilköğretimin kendi dillerinde verilmesini ma, dernek kurma özgürlüğüne ve yasalarla belir-
sağlamaya yetecek imkânları sağlayacaktır. Bu lenmiş bütün diğer özgürlük ve haklara sahiptir.
koşul, Romanya Hükümeti’nin söz konusu okul- Madde 6. Mevcut Anayasa ve politik haklarla
larda Rumen dilini zorunlu olarak öğretmesini en- ilişkili bütün diğer yasal hükümler, bir Romanyalı
gellemez. olma niteliği taşınması haricinde, bu hakların kul-
[…] lanılması için zorunlu ve yeterli koşullardır.

77

63-93Nations_KEF-B.indd 77 9/23/08 1:48:13 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

Üçte iki çoğunluk esasına göre belirlenmiş özel


yasalar kadınların politik haklarını kullanma koşu- Sizce,1923 Anayasası’nın maddeleri, yurt-
lunu belirleyecektir. taşlıkla ilgili daha önceki düzenlemelere
Kadınların medeni hakları, cinsiyetlerin tam eşitli- kıyasla, ilerici mi?
ği temelinde belirlenecektir.
Kadınların oy hakkıyla ilgili maddeler nelerdir?
Madde 7. Romanya sınırları içindeki farklı dini
inanışlar ve mezhepler, etnik gruplar ve diller, Kendi ülkenizde 19. ve 20. yüzyıldaki anaya-
medeni ve politik haklara sahip olmaya ve onları salara bakın ve kadınların oy hakkıyla ilgili
kullanmaya bir engel teşkil etmez. Politik hakla- kayıtlar bulmaya çalışın. Seçme ve seçilme
rın kullanımı söz konusu olduğunda, bir yabancı hakkından mahrum edilmenin politik uzantıları
ancak Romanya yurttaşlığını kabul ederse eşit nelerdir?
haklara sahip olabilecektir. Yurttaşlığa kabul, tek
başına, başkentteki Yüksek Mahkeme’nin birinci
başkanı ve yasal koşulları yerine getiren başkan-
larından oluşan Başkanlar Kurulu’nun yetkisinde-
dir.
Constitutiile, s. 71-72.

Genel Sorular:
Yurttaşlıkla ulusal ve dinsel kimlikler, cinsiyet ve ırk arasındaki ilişkiyi tartışın. Ülkenizdeki mevcut
anayasaya bakın ve yurttaşlık koşullarını bulun. Mevcut uygulamayı burada anlatılan örneklerle ya da
ülkeniz tarihinden örneklerle kıyaslayın. Yurttaşlık hakkından mahrumiyeti nasıl açıklayabilirsiniz?

78

63-93Nations_KEF-B.indd 78 9/23/08 1:48:13 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

IIc. Uluslar ve Kiliseler

II-17. !stanbul Ortodoks Patri i, çocuklara için herhangi bir özel eylem ya da anlaşma
Hõristiyan adlarõ yerine antik Yunan isimleri gerekmezdi; çünkü toprak parçası ve Kilise
verilmesi âdetini kõnõyor (1819) bir ve aynı şeydi. […]
Matalas, s. 49.
Hıristiyan isimlere karşı bir tür hor görme olarak
algılanabilecek […] vaftiz edilmiş çocuklara an-
tik Yunan isimleri verilmesi şeklindeki yeni âdet Bağımsızlık kazandıktan sonra Yu-
tümüyle uygunsuz bir şeydir; bu yüzden, kesin nan devleti kiliseyle ilgili sorunu da
kurallar koymanız gerekmektedir. […] halletmek zorunda kaldı. Yunanların çoğu
Dimarras, s. 364. Ortodoks’tu ama Ortodoks Kilisesi’nin başı,
Konstantinopolis Patriği, Osmanlı kontrolü
altındaydı. Osmanlı İmparatorluğu’na kili-
İnsanlar sizce neden çocuklarına an- se bakımından bağımlılığını sürdürmekten
tik Yunan isimleri vermeye başlamış- kaçınan Yunanistan’daki Ortodoks Kilisesi,
tır? Patrik’in tutumu hakkındaki fikriniz nedir? Konstantinopolis’teki Patrikhane’yle kurum-
Dinsel otoritelerin anne babalara çocuklarının sal bağlarını kopardı. Bu konuda patlak
veren tartışmalar Theokletos Farmakides
ismini seçme hususunda müdahale etmesi
(1784-1860) ve Konstantinos Oekonomos
doğru mudur? Bu konuda politik otoritelerin
(1780-1857) tarafından yazılan, burada için-
müdahalesi daha mı meşrudur? 19. yüzyılda den alıntılar yaptığımız kitaplarda aktarıl-
ülkenizde çocuklara yaygın olarak hangi isim- mıştır.
ler veriliyordu? Bugün durum nedir? Sizce,
isimler dinsel, bölgesel ya da ulusal kimliğin bir
göstergesi olarak mı kullanılıyor? Kimlik hak-
kında kararı kim veriyor? B. Bir muhalif: Konstantinos Oekonomos

Dışarıda kalan bu kardeşler özgür Yunanistan uğ-


II-18. !stanbul'daki Ortodoks Patrikhanesi’ne runa daha ne kadar acı çekecekler? Ve buna rağ-
kar"õ Yunan Kilisesi’nin özerkli inin tesisi men siz onlara ne Yunan ne de din kardeşi değil,
hakkõnda farklõ görü"ler (1833) yalnızca Türkiye’nin vatandaşları ve köleleştiril-
miş Kilise dediğiniz şeyin tebaası denmesini talep
A. Bir taraftar: Theokletos Farmakides ediyorsunuz! Böylelikle siz (mümkün olduğunca)
Yunanistan’ı Yunanistan’dan ve Yunanları birbirin-
Haziran 1833’te, Yunan Krallığı Kilisesi, özerk- den ayırıyor, milleti bölüyor ve kardeşler arasın-
liğini ve bağımsızlığını ilan etmiştir. […] Tanrı da iç düşmanlıklara ve uğursuz savaşlara neden
ve insanların huzurunda görkemli devriminin olacak dinsel uyumsuzluk tohumları ekiyorsunuz.
başladığı günden beri politik bağımsızlığını Sonuç olarak, Yunanların devletini çok dar sınır-
ilan etmiş Yunan milleti gibi […] Kilisesi de lara hapsediyor ve yüzyıllardan beri birçok Helen
özerkliğini ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu aşığı Hristiyan milletin bütün bir millet için beslediği
kutsal mücadelenin amacõ politik ba õm- umutları ve arzuları (yine, elinizden geldiğince) yok
sõzlõk kadar dinseldi de. […] Hiçbir izin ya ederek, Tanrı’nın kutsadığı Yunan devletinin iler-
da olur gerekmezdi; [çünkü] politik özerklik leyişini engelliyorsunuz. Ah kardeşler, nasıl böyle
Doğu Ortodoks Kilisesi’nin inançları uyarın- davranırsınız?
ca, dinsel özerklikle el ele gider. […] Bunun Oekonomos, s. 336-337.

79

63-93Nations_KEF-B.indd 79 9/23/08 1:48:13 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

İki metni karşılaştırın. Her iki yazar Bu kararname, Konstantinopolis Pat-


tarafından kullanılan tezler nelerdir? rikhanesi ile kilisenin taşınmaz mal-
Yunan devletinin özerk bir Kilise’ye sahip ol- larının sekülerleşmesi yüzünden çıkan ça-
ması sizce ne kadar önemliydi? tışma bağlamında, Prens Alexandru Ioan
Cuza (1859-1866) tarafından yayımlanmıştır
(1863). Bu, ulusal bir Ortodoks kilisesi örgüt-
lenmesinin ilk adımıydı. Bunu, kilisenin özerk
olduğunun resmen ilanı (1885) ve ayrı bir
II-19. Romanya’da Ortodoks Kilisesi’nin Patriklik olarak Rumen Ortodoks Kilisesi’nin
ruhani otoritesinin tesisi üzerine karar (1864) örgütlenmesi izledi (1925).

Madde 1. Romanya Ortodoks Kilisesi, örgütlen-


me ve disiplin bölgelerinde herhangi bir yabancı
kilise otoritesinden bağımsızdır ve öyle kalacak- Romanya devleti için bağımsız bir kili-
tır. se örgütlenmesi, sizce, neden bu ka-
Madde 2. Birliği bir Genel Sinod tarafından tem- dar önemliydi? Devlet kilise üzerinde dene-
sil edilen Romanya Kilisesi, kardinaller meclisi
timini nasıl sağlar? Romanya Kilisesi hangi
yardımıyla, bir Başpiskopos ve Piskoposlar tara-
fından yönetilecektir. bakımdan Konstantinopolis Patrikhanesi’yle
Madde 3. Romanya Kilisesi Genel Sinod’u, Kons- bağlarını sürdürmüştür?
tantinopol Ekümenik Kilisesi’ne danışarak, bü- Bu metni I-15 ve I-24 metinleriyle kıyaslayın.
yük Doğu Kilisesi’yle kutsal Ortodoks dininin
dogmatik birliğini muhafaza eder.
Madde 4. Romanya Kilisesi Genel Sinod’u aşa-
ğıdaki unsurlardan oluşur: II-20. Fransõz gazeteci Charles Yriarte’õn,
Başpiskoposlar Ortodoks ve Katolik din adamlarõnõn
Piskoposlar Bosna’da din ve devlet ili"kisi üzerine
Romanyalı Rahipler görü"leri hakkõnda yorumlarõ (1875-1876)
Seküler ilahiyatçıların her piskopos için, kilise
bölgelerindeki rahipler arasından ya da teoloji Ortodoks rahip kendi inancından insanlarla iç içe
bilgisine sahip, ruhban sınıfından olmayan in- yaşar ve hareketin [Bosna’daki 1875 tarihli ayak-
sanlar içinden seçtiği üç temsilci. lanmanın] liderlerinin, çoğunlukla Yunan-Ortodoks
Bükreş ve Iassy İlahiyat Fakülteleri’nin dekanla- rahipler oluşundan kaygı duymaya gerek yoktur.
rı. […] Ayrıca bu rahipler, yalnızca ayaklanmanın başla-
Madde 16. Romanya Kilisesi Genel Sinod’u, ması için işaret vermekle kalmazlar, aynı zaman-
herhangi bir gerekçeyle, din ve vicdan özgürlüğü da silahlarını kaparlar ve cemaatlerini savaş ala-
ve dini hoşgörü ilkesini değiştiremez ve uygu- nına yönlendirirler. Çünkü bu insanlar için inanç
lanmasını engelleyemez. Dini hoşgörü kuralları kavramıyla ırk ya da millet kavramı o kadar ben-
her bakımdan bilinen Yasama Meclisleri’nin yetki zerdir ki, “Sırp” sözcüğü “Ortodoks” sözcüğüyle
alanındadır. eşanlamlı hale gelmiştir. Katoliklerin bakış açısı
Ülkede yer alan kiliselerdeki Ortodoks kültünün farklıdır: Bosnalı Katolik rahipler için, din kavramı
dili ilelebet Rumence kalacaktır. millet kavramından daha önemlidir ve şimdi biz
Murgescu, s. 255-256. Roma’nın emirlerini dinleyen Katolik rahiplerin Ka-
tolik halkı ayaklanmadan uzak tutmaya çalıştıkla-
rına tanık olabiliyoruz. İçlerinden en ilerici olanlar
da komşu Katolik gücün [Avusturya-Macaristan]

80

63-93Nations_KEF-B.indd 80 9/23/08 1:48:13 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

müdahale edip baskıya ve zulme son vermesini ve öğretiyle ilgili meselelerde ekümenik Doğu
sağlamak üzere onların dilinde, Latince, dilekçeler Kilisesi’yle birlik içinde hareket eder.
yazmanın ötesine geçmiyorlar. İki dini [Ortodoks Конституция, s.6.
ve Katolik] ayıran uyumsuzluğun korunması hu-
susunda endişe duymaya gerek yoktur. Osmanlı
devleti, iyi bir nedenle, Hristiyanların eğitimlerine Dini meseleler neden Anayasa’yla hal-
karışmıyor ve bu rolü kiliselere bırakmış; bu da ledilmiş? Ülkenizin bugünkü anayasa-
doğal olarak, eğitmen rahiplerin dinler arasındaki sında din ve kilise hakkında herhangi bir dü-
uyumsuzluğu her şeyin temeli olarak aldığını akla zenleme bulunuyor mu?
getiriyor. Böyle bir sistemin sonucu da açıktır ve
vahimdir: Yunan-Ortodoks çocuklar iguman’dan
[Ortodoks keşiş], Katolik çocuklar franciscan’dan
[rahipler] ve Müslüman çocuklar ise ulema’dan,
yalnızca birbirlerinden nefret etmeyi öğrenecektir II-22. Nikola Pasiç’in Sõrp ulusuyla
ve asıl olarak, büyüyünce akıllarında kalacak tek Ortodoks Kilisesi arasõndaki ili"ki
şey bu olacaktır. hakkõndaki görü"leri (1890)
Yriarte
Ortodoks Kilisesi hakkõnda
Ortodoks Kilisesi’nin neden halkın kilisesi olduğu
Yazarın Bosna’daki Katolik ve Ortodoks gayet açıktır. Çünkü o, Katolik Kilisesi’ne kıyasla,
cemaatler/kiliseler bağlamında dinsel inançlı halkın ruhuyla bütünleşmiştir ve onlarla
kimlik ve ulusal kimlik ilişkisini anlatma biçi- daha yakından ilişkidedir. […] Bu yüzden, onlar
mini yorumlayınız. Yalnızca kendi dinlerini Sırp Kilisesi, Bulgar Kilisesi, Yunan Kilisesi, Rus
öğrenen çocukların ancak birbirinden nefret Kilisesi derler. […]
etmeyi öğrenebileceği görüşüne katılıyor mu- Bütün Slav Ortodoks Kilisesi başından beri ken-
sunuz? Böyle bir durumun nasıl önüne geçi- disine sadık kalmış Slav halklarıyla bağlantı için-
lebilir? dedir ve bu, halkların Slav vasıflarında, karakter
Sizin ülkenizde, ulusal harekette din nasıl bir özelliklerinde ve doğalarında muhafaza edilmiştir
rol oynamıştır? ve bugün bu sayede Slavlar günümüzdeki geliş-
melerin sonuçlarını kabul etme kapasitesine sa-
hiptirler. […]

II-21. 1879 Bulgar Anayasasõ’nda Bulgar Ulusal Egemenlik


Ortodoks Kilisesi’nin konumu […] Sırp halkı tek başına Sırp devletini yaratmış-
tır; hem de kendi kanıyla, çabasıyla ve beceri-
Madde 37. Bulgaristan Prensliği’nin devlet dini siyle. Bu devlet, tam bir demokratik devlet olarak
Doğu Ortodoks mezhebidir. yaratıcısının izlerini taşır. […] Halk, ulusal ege-
Madde 38. Bulgaristan prensi ve halefleri ancak menlik ve halkın gücüne dayanan devletleriyle
Ortodoks dininden olabilirler; fakat, seçilen ilk bir bütün oluşturduğunun tamamen bilincindedir.
Bulgaristan prensi, istisnai olarak, orijinal dinini […] Bu güç bütün başka güçlerin üzerindedir ve
muhafaza edebilir. demokratik hayat yolundan hiçbir büyük sapma-
Madde 39. Bulgaristan Prensliği, dini açıdan, nın mümkün olmadığının garantisidir; demokratik
Bulgar Kilisesi’nin yasama sisteminin ayrılmaz olmayan rejimler bazen halkın bilinçsizliğinden
bir parçası olarak, bulunduğu her yerde Bulgar yararlanıp ağırlık kazansalar da, kök salıp uzun
Kilisesi’nin en yüksek ruhani otoritesi olan Yüce süre varlıklarını sürdüremezler.
Sinod’a tabidir. Aynı otorite yoluyla, prenslik inanç Pasiç, s. 128-129, 137, 139.

81

63-93Nations_KEF-B.indd 81 9/23/08 1:48:14 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

Nikola Pasiç (1845-1926), 19. yüzyıl Yazarın bakış açısından kilisenin rolü
sonlarından 1920’lere kadar, önde
gelen Sırp devlet adamlarından biri olmuş- nedir? Yazar halkla devlet arasındaki
tur. Mühendislik eğitimi gördükten sonra po- ilişkiyi nasıl meşrulaştırıyor? Yazarın kendi-
litikaya atılmış ve 1881’de Radikal Parti’yi sini bu tür önermelerde bulunmak zorunda
kurmuştur. Birkaç kere başbakanlık yapmış- hissetmesinin nedeni sizce nedir?
tır.

IId. Ulus-devletlerin Altyapõlarõ

G5. Bir ülkenin ekonomik durumuyla ulusal


II-23. Küçük bir ulus için endüstriyel temsiller arasõndaki ili"kiyi gösteren nakit
geli"menin önemi üzerine bir Yunan tezi para: Yunanistan Ulusal Bankasõ’nõn çõkardõ õ
(1841) ilk 500 drahmi’lik ka õt para (1841)

Çeşitli türden endüstrilerin bir ulusun mutlu-


luğunu sağladığına kuşku yoktur. Endüstri ol-
maksızın, bir ulus asla gelişemez ve hem ka-
rada hem de denizlerde gücünü artıramaz.
Çeşitli endüstrileri kurmaksızın, bir ulus yal-
nızca doğal kaynaklara tutsak olur ve fiziksel
ya da moral olarak büyüyemez. […] Başka bir
ifadeyle, endüstrisiz uluslar ilelebet yoksul ola-
cak, devletler topluluğu içinde pasif ve önemsiz
varlıklar olarak kalacak, daha güçlü ulusların
iradelerine tabi olacaktır; o uluslar ki, doğal Kathimerini, s. 4.
güzellikleri, ılıman iklimleri, bereketli ve geniş
toprakları ya da üretim güçleri sayesinde değil,
yalnızca çeşitli endüstrilerini ve ticari ilişkilerini Kağıt paranın üzerinde hangi görsel
ilerletmeleri, genişletmeleri ve mükemmelleştir- öğeler kullanılmış? Bunların anlamı ne-
meleri sayesinde güç kazanmışlardır. Böylece dir? Bir devlet neden kendi para birimine ih-
dünün ve bugünün güçlü ulusları Avrupalı güç- tiyaç duyar? Sizin ülkenizdeki kağıt paralar
ler arasında sivrilmiş ve en öne geçmiş, zafer üzerinde hangi resimler ve semboller var?
tacını başına geçirmiş, çeşitli endüstrileri ve dış Kağıt ve metal paralar, sizce, milli terbiyeye
ticaretlerinden edindikleri servetleri sayesinde ve temsile katkıda bulunabilir mi? Bulunabi-
ihtişamı yakalamışlardır. lirse, nasıl?
S.B., “Αι βιοµηχανίαι” [endüstriler],дневниот весник Αιών [Yüzyıl]
gazetesi, 26.2.1841, no. 238; akt. Psalidopoulos, s. 55.
II-24. Ulus-devletin güçlenmesinde
Küçük bir ülkenin endüstriyel gelişiminin demiryollarõnõn rolü üzerine bir Rumen görü"ü
zorunluluğu konusunda insanları ikna et- (1870)
mek için hangi tezler kullanılmıştır? Ekonomik
tezlerin ulusal tezlerle birlikte bir bütün oluştur- Bu bölümde [şimdi] demiryollarının gümrükler,
dukları fikrine ilişkiniz görüşünüz nedir? bölgeler arası ilişkinin doğası, zenginliğin ge-

82

63-93Nations_KEF-B.indd 82 9/23/08 1:48:14 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

lişmesi üzerindeki etkisinin ne kadar büyük ol- II-25. Bulgar Prensi (1879-1886) Aleksander
duğu gösterilmekle birlikte, birçok insan kendi Battenberg’in demiryollarõnõn önemi
kendine değerli ulusal birliğin parçalanıp par- hakkõndaki görü"ü
çalanmayacağını soruyor; hatta bu insanlar
ulusal birliğin hâlâ gerçekleşip gerçekleşmedi- Veliaht Prens: “Okullar ve yasalar demiryolları
ğinden emin değiller. Onlar, açıkça beyan etme kadar önemli değildir.” Sofya’nın başkent ol-
dürüstlüğünü göstermeksizin, bu akıl karışıklı- masına karar verildi; çünkü Belgrad-İstanbul
ğını arzuluyorlar; kızgın Avrupa’nın kendilerini dünya atardamarı Sofya’dan geçiyor. Berko-
hor görmesi karşısında bazı partiler ülkenin ge- vitsa yakınındaki Balkan Dağları yoluyla sağ-
leceğini kurban ediyor. lanacak bağlantı kışın tamamen kesilebiliyor.
Milcov’un iki kıyısında da, Rumen halkına dost Prens, Avusturya’nın bu demiryolu aracılığıyla
olan, şansımıza, çoğunluğu oluşturan dürüst Bulgaristan ticaretini ele geçirebileceğine iliş-
partiler haricinde, Moldo-Romanya’nın birli- kin abartılı korkulardan bahsetti. Prens: “Biz
ğinden pişmanlık duyan ve halkın duygularını demiryollarını kimin inşa edeceğiyle ilgilenmi-
sömürmek suretiyle bu projelerini hayata geçir- yoruz. Önemli olan mümkün olduğu kadar kısa
meye çalışarak, karanlık emellerini bağımsızlık bir sürede demiryollarına kavuşmaktır.”
ve liberalizm kisvesi altında yürüten başka par- Jirecek, s. 27.
tilerin de olduğu gerçeğini kimse inkâr etmiyor.
Yine de biz, büyük Romanya ailesinin fertleri
arasındaki uzaklığın aşılacağına, akıllı bir ücret
Bu iki metni karşılaştırın. Yeni bir dev-
politikası sayesinde kişilerin ve malların dola-
let için bir demiryolu şebekesi kurmak
şımının kolaylaşacağına inanmak durumunda-
yız; bu demiryolları geriletici eğilimleri ortadan neden o kadar önemlidir? Demiryolları inşa
kaldırmanın en önemli silahlarından biri olacak etmenin hiçbir tehlikesi yok mudur?
ve Romanya halkının büyük arzusunu hayata
geçirme, eski Daçya’nın bütün kısımlarının bir-
liğini sağlama yolunda büyük bir katkı sağlaya-
caktır. II-26. 19. yüzyõl sonlarõnda bir Bulgaristan
Brătianu, s. 51-52. demiryolunun durumu

O zaman demiryolu Baron Hirsch’ün Demir-


I. Constantin Bratianu (1844-1910) as- yolu’ydu [Avusturyalı Yahudi milyoner sahipti
keri topograf, Genel Kurmay’da gö- demiryoluna]. Türk yönetimi döneminde inşa
revli bir general ve aynı zamanda Romanya edilmişti ve Jambol’u Odrin ve İstanbul’a bağlı-
yordu. Vagonlar küçüktü ve ayrı ayrı bölmelere
Akademisi’nin bir üyesiydi.
ayrılmıştı; her bölmenin iki tarafa açılan kapı-
ları vardı ve biletçiler uzun ahşap merdivenleri
kullanarak bu kapılara çıkıyordu. Bu biletçiler
kutulardan otomatik olarak fırlayan zamazingo-
lar gibi, kapı ve pencerelerden aniden kafaları-
Ekonomik modernleşmeyi güçlendir-
nı uzatıyorlardı hep ve geceleri, göğüslerinde
mesinin yanında, demiryolları ulus-
asılı, küçük gaz lambaları taşıyorlardı. Demir-
kuruculuğunun da önemli bir aracı olmuştur.
yolu görevlileri yabancı üniformalar giyerlerdi;
Bratianu’nun tezinde hangi unsur öne çıkıyor?
zaten çoğu Ermeni ya da Levanten'di ve Bul-
Neden? Demiryolları inşa etme ihtiyacı hak-
garca konuşmazdı. Demiryolu istasyonlarına
kında sizin görüşünüz nedir?
Fransızca yazılı tabelalar asılırdı ve tren, bir

83

63-93Nations_KEF-B.indd 83 9/23/08 1:48:14 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

çan üç kere çaldıktan sonra hareket ederdi… lerde ise 1 Ocak 1892 tarihinden itibaren yü-
Biri mutlaka trene kaçak binerdi ve bu oldukça rürlüğe girecektir. […]
neşeli, içinde endişeli bir bekleyişin de olduğu Madde 16. Devlet kurumlarında yeni ölçü bi-
bir oyuna dönerdi. Daha bir sürü yeni ilginç şey rimlerinin kullanılması 1 Ocak 1889 tarihinden
dikkati çekerdi: bir demiryolu istasyonu, trenler, itibaren zorunludur.
yabancılar, yabancı diller. Bu geniş, bilinmeyen Bütün devlet memurları resmi evrakta yeni
bir dünyadan bir esinti, düşler krallığına kısa bir ölçü birimlerini kullanmakla yükümlüdür.
gezintiydi. Ve Sofya’ya yolculuk hazırlığı, gün- Devlet kurumlarıyla iş yapan bütün yurttaşlar
lerce süren gerçek bir maceraydı… hesaplarını ve bildirimlerini kurumlara yeni
Константинов, s. 19-20. ölçü birimleriyle sunmakla yükümlüdür. […]
Държавен вестник, no. 7, 19 Ocak 1889.

Demiryolu istasyonlarına ilişkin tas-


virler bulun. Bu binaların mimarilerini
G6. Yeni teknolojiler ve ulusal semboller:
irdeleyin. Diki" makinesi reklamõnõn yapõldõ õ bir poster
(Yunanistan, 19. yüzyõl sonlarõ)

II-27. Bulgaristan Ölçü Birimleri Yasasõ


(1889)

Madde 1. Bundan sonra Bulgaristan Prens-


liği’nde temel uzunluk ölçüsü birimi metre ola-
caktır. […]
Madde 6. Temel hacim ölçüsü litre olacaktır.
[…]
Madde 7. Temel ağırlık ölçüsü gram ya da 4
santigrat derecede ve 0 basınç altında 1 cm3
damıtılmış suyun ağırlığıdır.

Eski ölçü birimlerinin yeni birimlere dönü-


"ümleri ya da tersi

A. Uzunluk ölçüsü
I. Eskinin yeniye dönüşümü
Madde 9. Bir mimari (inşaatçının) arşın 758
mm (0.758 m).
Bir (terzinin) arşın 680 mm (0.680 m).
Bir dirsek 650 mm (0.650m) olacaktır.
[…]

Genel Ko"ullar

Madde 13. Bu yasa yiyecek ölçümlerinde 1 Atina, Fotopoulos’taki Helenik Edebiyat ve Tarih Arşivi, s. 480.
Haziran 1889 tarihinden itibaren, öteki ölçüm-

84

63-93Nations_KEF-B.indd 84 9/23/08 1:48:14 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Yeni ulus- devletlerin ilk eylemlerin-


den birinin yeni ölçü birimleri kullanıl- Bu afişle ilgili kısa bir yorum yapın. Re-
masını zorunlu hale getirmesinin arkasında simdeki karakterleri, giyinme biçimlerini
ve yaptıkları işi analiz edin. Ticari bir afişte ne-
yatan nedenler sizce nelerdir? Ekonomik,
den ulusal semboller kullanılmıştır?
sosyal ve kültürel nedenler bulmaya çalışın.
Reklam ulusal kimliğin oluşumuna nasıl kat-
Bunun aynı zamanda devlet kontrolünün bir
kıda bulunabilir? Reklamlar öteki etnik ve dini
aracı olduğunu düşünüyor musunuz? gruplar hakkındaki kalıpyargıların yayılmasına
da hizmet edebilir mi? Reklam “biz” ve “onlar”
ayrımını pekiştirir mi? Ülkenizde günümüzde
yayınlanan televizyon ve radyo reklamları için-
Singer dikiş makinesi şirketi için ba- de, tarihsel karakterlerin kullanıldığı ya da ulu-
sılmış reklam afişi. Yunanistan’da sal özdeşlik kurmaya yönelik olanlar var mı?
dikiş makinelerinin reklamının yapılması
Ulusal, etnik ya da dinsel “ötekiler”, birer ör-
eskilere, 1874 yılına, dayanır. Yunanistan’ın
nek olarak mı yoksa karşılaştırmalı referanslar
kırsal kesiminde dikiş makinesi kullanımı
yaklaşık olarak 1900 yılında yaygınlaşmıştır. olarak mı sunulmaktadır?
O tarihte, dikiş makineleri yoksul genç kızla-
ra ve gelinlere bu makinelerden hediye eden
kraliçenin şerefine “Olga” adını almıştır.

IIe. Ulus-kuruculu u

II-28. Ivan Kukuljevic, Hõrvat dilinin yetersiz


kullanõmõnõn nasõl acõnasõ bir "ey oldu unu
belirtiyor (1843)
1830’ların milliyetçi eğilimlerine ka-
dar Hırvatistan’ın (aynı şekilde Tran-
Gayet iyi biliyorum ki, burada toplanan bizler
çoğunlukla dilimizi konuşmuyoruz ve bütün silvanya’nın) resmi dili Latince’ydi. Macar
ülkede, kadın ya da erkek, anadilde okuyup hükümeti okullarda ve devlet dairelerinde
yazma ve konuşma hususunda iyi olan insan Latince’nin yerine Macar dilini koymaya ça-
sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bunun lıştı. Almanca kullanımı da yaygındı. Bunun-
nedeni, anadilimizi kamu ve iş hayatında kul- la birlikte, Hırvat reformcular resmi dil olarak
lanmıyor oluşumuza dayandırılabilir ve bizler Hırvatça’nın yerleşmesini savundular ve niha-
dilimizle bir efendinin uşağıyla eğlendiği gibi yet 1847 yılında bunu başardılar.
eğleniyoruz. İnsanlarımızın çoğu hâlâ anadil- Bu mücadele çerçevesinde, önde gelen bir
lerinde konuşmanın verdiği huzuru ve zevki Hırvat reformcu, yazar, tarihçi, politikacı ve
tatmış değil. Bu duyguları ancak, uzun süre parlamento üyesi olan Ivan Kululjevic, 1843'te
dışarıda, yabancı insanlar arasında, yabancı Hırvat Parlamentosu’ndaki ilk Hırvatça konuş-
ülkelerde yaşamak zorunda kalmış insanlar mayı yaptı.
anlayabilir. Biz hâlâ kendi dilimizi yalnızca
dostlarımıza ve köylülerimize saklıyoruz.
Wein, s. 541.

85

63-93Nations_KEF-B.indd 85 9/23/08 1:48:16 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

Kukuljevic Hırvat dilinin yaygın olarak kul- “Ulus nedir? Ve özel olarak Sloven
lanılmasını nasıl savunuyor? Kukujevic bir ulusu nedir?” adlı makale, öğretmen
soyludur; okuduğunuz metinden bu anlaşılıyor ve edebiyat tarihçisi Ivan Macun tarafından,
mu? Bütün köylüler anadilini konuşurken (ve ülkeyi boydan boya dolaşan ve vatandaşla-
sayıları hiç de az değilken), Kukuljevic neden rını tanımaya çalışan bir çocuğun yaşadıkla-
yalnızca az sayıda insanın anadilini konuştu- rını anlatan bir hikâye biçiminde yazılmıştır.
ğunu iddia ediyor? Bu makale 1861 yılında, Ljubljana’da Novice
(Haberler) gazetesinde yayımlanmıştır.

II-29. Ulusal kimlik için dilin önemi üzerine bir


Sloven görü"ü (1861)
Ulusal kimlikte dilin rolüne yazarın yaptı-
Ve kalenin etrafını dolaşırken, bizim oğlan ben-
ğı vurgu hakkında ne düşünüyorsunuz?
zer kostümler ya da elbiseler giymiş, korkuyla
Farklı dilleri konuşan insanlar aynı ulusa ait
çığlıklar atıp birbirini çekiştiren iki adama rastlı-
olabilir mi? Örnekler veriniz.
yor; adamlardan birinin ne dediğini anlamamış
ama, bildiği dili konuşan ve yüzü hiç de yabancı
gelmeyen diğerini anlamış; bu adama katılmış
ve aynı dili kullandıkları için vatandaşı olan bu II-30. Rumen kimli inde dilin önemi üzerine
adama yardım etmiş. Dilinden dolayı vatandaşı- Titu Maiorescu’nun görü"leri (1866)
nı ve hemşerisini tanımış. İsterse yüzlerce, hatta
daha fazlası toplanmış olsun, isterse aynı elbise- Modern bir halk için, ulusal bir devlete ve özel-
leri giymiş olsunlar, isterse hepsi farklı giyinmiş likle ulusal bir dile ve edebiyata sahip olmak ge-
olsun, onu her zaman tanıyabilirdi. Dil, işaretlerin reklidir.
en iyisidir; onunla hangi ulusa ait olduğumuzu bi- […] Her Rumen bilir ki, o bir Rumen’dir ve bun-
liriz. Çocukluğundan beri sizin ulusal dilinizi kul- dan sonra ne yaparsa yapsın, zorunlu olarak ve
lanan kişi sizin ulusunuzdan biridir. olabildiğince dolaysız bir biçimde, entelektüel
Ve ulus dediğiniz nedir ki, dil değilse? Çocuk hayatını aldığı Latin geleneğiyle bağlantılandır-
yürümeyi öğrendikten sonra, bütün insanları maya çalışacaktır.
sever; bütün insanlar onun için iyidir, hoştur ve Şimdiye kadar bu gerçeğin dilimizde ve yazı-
anavatanından gelen kim olursa olsun ona yak- mızda daha çok pratik bir sonucu oldu ve bu da
laşmaya can atar. Aynı tavır ve âdetleri olanlarla yerindeydi. Çünkü Rumenlerin dili Latin atala-
kendini evindeymiş gibi hisseder. İnsanlar üzer- rından kalan en değerli hazinedir ve bu hazine
lerine giydiklerini değiştirseler bile, onları lehçe- onlara bugünlerde diğer bir geçmişi hatırlatıyor
lerinden, dillerinden tanır. Anladığı, sözcüklerini ve her zaman onlara doğru yolu gösteren, on-
kendine yakın hissettiği bütün bu insanlar onun ları Traian’ın Daçya’sında dolanan göçmen halk
vatandaşlarıdır; hepsi onun için değerlidir ve iyi- dalgalarında boğulup kaybolmaktan koruyan,
dir. Onlar da kendisi gibi aynı ulustandırlar. yegâne pusula olma özelliğini koruyor.
Maiorescu, I, s. 277.

86

63-93Nations_KEF-B.indd 86 9/23/08 1:48:16 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

G7. Ön yüzünde Bükre"’teki Ulusal


Edebiyat eleştirmeni, sanatçı, üniversi- Tiyatro’nun yer aldõ õ bir kartpostal
tede profesör, politikacı (vekil, bakan, (1890’lar)
başbakan) ve “Junimea” topluluğunun önem-
li bir üyesi olan Titu Maiorescu (1840-1917)
Giessen’de felsefe doktorası yapmış, Paris’te
de hukuk okumuştur. Başbakan olarak, Bükreş
Barış Konferansı’na başkanlık etmiştir (1913).

Yazar, dille kimlik arasındaki ilişkiyi na-


sıl açıklıyor? Bu konuda sizin görüşü-
nüz nedir?

II-31. Hõrvat Parlamentosu’nun !mparator- Devletin temel kurumlarının “ulusal” ola-


Kral Francis Joseph’e Yugoslav Bilim ve rak değerlendirilmesini nasıl açıklıyorsu-
Sanat Akademisi’nin kurulu"una onay nuz? Aynı şekilde “ulusal” sıfatı taşıyan başka
vermesi için yazdõ õ dilekçe (1867) kurumlar da biliyor musunuz?

Haşmetmehapları, kralımız ve çok değerli efen-


dimiz! Dalmaçya, Hırvatistan ve Slovenya’nın
Birleşik Krallığı Halkları […] hiçbir zaman bir II-32. Devletlerin geli"mesinde dilin ve
kişinin kendi hatasından dolayı eğitimden geri edebiyatõn önemi Arnavutça yazõlarõn
kalmasını istemez. Onların tarihleri geride kı- basõlmasõ için kurulan derne in
lıçlarıyla, kalemleriyle, zihinleriyle ve yürekle- tüzü ünden bir madde (1879)
riyle yaratılmış eserler bırakan kahramanlarla
doludur. Ama o aynı tarih insanlarımıza bugün, Bütün uluslar kendi dillerinde yazdıkları saye-
her ülkenin ana kaldıracı olan bilimde daha ileri sinde aydınlanmış ve uygarlaşmıştır. Yazılı dili
öteki uluslarla neden yarışamaz hale geldiğimizi ve kendi dilinde edebiyatı olmayan her ulus
de gösteriyor. Bu Parlamento, bilimsel ve edebi karanlıkta kalmıştır ve barbardır.
gelişmeler ışığında […] inanıyor ki, insanlarımız Myzyri, s. 40.
artık yüksek bir edebi ve bilimsel kürsünün ku-
rulduğunu görmek istiyor ve bu bizim görevimiz: Yazar neden kendi diline ve edebiyatına
Bu, onsuz bilimin eleştirel bir gelişme göstere- sahip olmanın uluslar için bu kadar önem-
meyeceği ve sonuçta başarılı olamayacağı bir li olduğunu düşünüyor sizce?
Akademi olmalıdır.
Laszowsky, s. 127.
II-33. Saint Petersburg’daki Makedon
Parlamento, Akademi’nin kurulması ge- ö rencilerin Makedonca edebi dili
reğini nasıl savunuyor? Dilekçeye göre, hakkõndaki memorandumlarõ (1902)
Akademi’nin görevi ne olmalıdır? Bugün aka-
demiler “ebedi ve bilimsel kürsüler” olarak mı Artık soru şudur: Sırpça ve Bulgarca edebi dili
görülüyor yoksa 19. yüzyılla karşılaştırıldığın- dururken, ayrı bir Makedonca edebi dili ya-
da akademilerin otoritesinde bir gerileme mi ratmak gerekli midir? Makedonca edebi dilini
söz konusu? yaratmanın iki nedeni vardır: Birincisi, Sırpça

87

63-93Nations_KEF-B.indd 87 9/23/08 1:48:16 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

edebi dilinin yaratılması sırasında, 19. yüzyıl II-34. Transilvanya’da Rumenlerin ulusal
başlarında, Doğu Sırbistan, Batı Bulgaristan duygularõnõ ye"ertme planlarõ- Dr. I. C.
ve Makedonya’da konuşulan anadillere dikkat Dragescu’nun Emilia Ratiu’ya mektubu
edilmedi ve bu yüzden, Herzegovina dili ede- (1874)
bi dil olarak geliştirilirken, Doğu Sırbistan, Batı
Bulgaristan ve Makedonya’nın ihtiyaçları karşı- […] Bir dilencinin rolü Rumen halkı gibi bir hal-
lanmadı. Doğu Bulgar lehçesini genel edebi dil ka uygun bir rol değildir. Atalarımız verip alma-
için temel alarak Bulgar edebi dilinin yaratılma- ya alışmıştır: Biz dilenemeyiz!
sı sırasında, yine Doğu Sırbistan, Batı Bulga- Köylüleri ve kadınları daha çok düşünmelisi-
ristan ve bütün Makedon lehçelere ve ağızlara niz.
hiç dikkat edilmedi. Burada yeniden doğuş başlıyor. Kadınları iyi
Bulgaristan ve Sırbistan edebi dillerinin yara- birer anne, eş ve Rumen yapın; köylüleri kendi
tılması sürecindeki tarafgirlik yalnızca Balkan şan ve şereflerinin, haklarının ve görevlerinin
Slavlarının birbirine düşman ve tam da hem bilincinde kişilere dönüştürün. Ancak o za-
Sırp hem de Bulgar dillerinin özelliklerini bir- man, ilerleme ve kurtuluş yolunda en zor ve en
leştiren temelde rekabet eden, iki kampa ay- önemli adımı atmış olacaksınız.
rılmasına yardımcı oldu. Öte yandan, eğer şu Bu iki unsurla, her şeyi elde edebilirsiniz. Okul-
ya da bu edebi dilin yaratılması sürecinde, ana lar, yazılar, konferanslar... bunlar araçlardır an-
Balkan dillerinden biri bir edebi dil katına yük- cak. […]
seltilmiş olsaydı, Balkan Yarımadası’nın çeşit- Lungu, s. 141-142.
li parçalarındaki Slavlar arasındaki uzlaşmaz
karşıtlıklardan kaçınılmış olacak ve hepsi bir- Yazar için Transilvanya’da Rumen ulusal
leşip tek bir ulusal-kültürel bütün olacaktı. Biz duygularını güçlendirmek için öngörülen
Makedonca’yı, Bulgarlar tarafından tamamen araçlar nelerdir? Köylülere ve kadınlara vurgu
Bulgar dili, Sırplar tarafından tamamen Sırp yapılması konusunda ne düşünüyorsunuz? Ka-
dili olarak kabul edilen ama aslında bugün Bul- dınlara nasıl bir rol biçilmiştir?
garistan ve Sırbistan’da konuşulan dillerin or-
tasında bir yerde duran ve bu haliyle birbirine
düşman Bulgaristan ve Sırbistan’ı birleştiren II-35. Arnavut ulusal hareketini yapõlandõrma
bir bağ özelliği taşıyan bir dil olarak kabul edi- planõ- Gazeteci Faik Konitza’dan Baron
yoruz. Goluchowski’ye mektup (Brüksel, 1897)
Bir Makedon lehçesini bir edebi dil katına çı-
karmanın ikinci nedeni, Makedonya üzerindeki A. İlk olarak, gözetilecek ve ulaşılacak amaçlar
Sırp ve Bulgar iddialarını, Makedon halkının şunlar olmalıdır:
moralini bozan ulusal propagandayı ortadan 1. Türklerle aralarındaki temel farklılıkların tam
kaldırma ve Makedonya’nın politik kaderindeki olarak bilincinde olan Arnavutların ulusal duy-
birincil önemini korumak için Makedonya’daki gularını geliştirmek. […]
Slav unsurunu birleştirme gereğidir. […] 2. Hukuktan sapmayarak ve yönetimdeki yet-
Makedonium, s. 56. kililere saygı göstererek, bütün Arnavutların
Doğu Sorunu’nun ortadan kaldırılmasını hızlan-
dıracak, önceden belirlenmesi imkânsız koşul-
Bu metnin amacı nedir? Bir Makedon- larda, ekonomik ve entelektüel gelişme özlem-
ca edebi dilinin zorunluluğu hakkında lerinin hangi yollardan gerçekleştirilebileceğini
yazarın görüşü nedir? Size göre, bir edebi anlamasını sağlayacak şekilde çalışmak.
dilin yaratılması ne anlama gelir? B. İkinci olarak, kullanılacak araçlar şunlardır:
3. Tosk, Geg19 ve Fransızca dilini kullanan ga-
19
Tosk ve Geg, Arnavut dilinin ana lehçeleridir.

88

63-93Nations_KEF-B.indd 88 9/23/08 1:48:16 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

zeteler halk şarkıları, tarihsel kronikler, yurt-


severlik şiirleri, ekonomik meseleleri ele alan o tarihteki Avusturya-Macaristan Dışişleri
yazılar, haber biçiminde politik yorumlar yayım- Bakanı Kont Agenor Goluchowski’den yar-
lamalıdır; bu yazılar ne düşmanca yorumlar ya- dım talep etmiş ve sonunda gazetesi için
parak Bab-ı Ali’ye güvensizlik tohumları ekmeli Avusturya-Macaristan mali desteğini sağla-
ne de yandaş yorumlar yaparak Arnavutların mıştır.
Bab-ı Ali’den yana tavır almalarına hizmet et-
melidir…
b. Yılda iki ya da üç kere, küçük, basit bildiri-
ler biçiminde, iki dilde de binlerce el ilanı ba- Arnavut kimliğini güçlendirmek için
sılmalıdır ve bu ilanlarla, doğrudan politikaya önerilen araçları irdeleyiniz.
bulaşmadan, sorular ve cevaplar yoluyla ulusal
duygular geliştirilmelidir. […]
f. Okullar: Bu kurumlar bizim en hayati sorun-
larımızla ilgilenmelidir. Bu ne oranda böyle ger- II-36. Yunanistan’da tarih ö retmenin
çekleşirse, Arnavutlar okulların açılmasını o amaçlarõ (1881)
oranda yürekten isteyecektir; ancak bir yanda
girişim eksikliği, öte yanda ise öğretmen eksik- İlkokullarda Yunan tarihi derslerinin amacı
liği büyük sorundur. Bu yüzden, Osmanlı hükü- çocuklara tarihi olayları, tarihleri ve tarihsel
metine her bölgeden bu okullara ihtiyaç duyul- kahramanların isimlerini ezberletmek ve ge-
duğuna ilişkin dilekçeler verilmelidir. nel olarak tarihsel bilgiyi artırmak değildir; bu
g. Dinler: Ulema sınıfıyla, özellikle, bu aşama- bir yandan çocukların ahlaki eğitimi, bu şanlı
da daha fazla yarar sağlayacak Bektaşilerle milletin değerli üyelerini biçimlendirmek için
[Müslüman bir tarikat] sıcak ilişkiler kurulmalı- milli bilincin aşılanmasıyla, bir yandan da,
dır; gelecekte olabilecekler düşünülerek, dinsel okuldaki diğer derslerde öğrenilen tarihsel
özerklik yönündeki eğilim de sonuna kadar ge- bilgiyi sistemli hale getirmek ve bu bilginin
liştirilmelidir. özümsenmesini artırmakla ilişkilidir.
C. Son olarak da, bütün eylemlerimizin ve ça- Atalarımızın –hakkaniyet, büyük gayret, kahra-
balarımızın şu iki fikir etrafında yürütülmesi manlık ve zihin açıklığı sayesinde büyük adam-
gerektiğini yeniden hatırlatalım: Hiçbir mihrak lar olmuş ve bu yüzden maddi şeyleri hor gö-
oluşturulmayacak ancak bütün herkes tek bir rüp hürriyet ve görevi uğruna ölümü göze almış
amaca uygun olarak hareket edecektir; gaze- olan atalarımızın- büyüklüğünün, şan ve şerefi-
teler, dernekler, okullar, propaganda... hepsi nin farkına varacak olan Yunan gençler hayran-
kendiliğinden oluşmuş bir hareket damgası ta- lık duymakla kalmayacak, örnekleri takip etme
şımalıdır ve bu çerçevedeki ittifaklar, dostluklar ve zaferlerle dolu bir milli tarihi sürdürme arzu-
ya da paylaşımlar bizim cesaretimizi hiçbir bi- suyla dolacaktır.
çimde etkilememelidir. Koulouri, s. 263.
Konitza 1993, s. 14-15.

Faik Konitza (1875-1942) 20. yüzyı-


lın ilk yarısında Arnavutluk kültürü-
nün önde gelen bir simasıdır. Dijon ve Paris Metni irdeleyin ve tarih öğretmenin ama-
Üniversiteleri’nde eğitim gördükten sonra, cının ne olduğunu anlatın. Günümüzde
tarih öğretmenin amaçları hakkında fikriniz
1897’de Arnavut gazetesi Albania’yı bastı-
nedir?
ğı Brüksel’e taşınmıştır. Bunu yapmak için,

89

63-93Nations_KEF-B.indd 89 9/23/08 1:48:16 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

G8. Tarihsel giysiler içindeki çocuklar II-37. Romanya’da ulusal sporu yaratma
(Yunanistan, tahmini 1875) hamlesi (1898)

Ülkemizde fiziksel egzersiz zevkini yaygınlaştır-


mak üzere Eğitim Bakanı Sayın Haret20, 10 Ma-
yıs vesilesiyle Bükreş’teki ortaokullar arasında bir
müsabaka düzenlenmesine ön ayak oldu. Yarış-
larda oina21 oynanacak, kazanan grup sembolik
bir ödüle hak kazanacak, ödül ise bir yıl boyunca,
kazanan grubun okulunda tutulacaktı; ardından,
okullar aynı gün onuruna, aynı ödül için tekrar
yarışacaklardı. Sayın Bakan’ın özgün spor müsa-
bakaları vasıtasıyla ülkemizde fiziksel egzersizin
yaygınlaşması için çaba harcaması çok olumlu-
dur. Çünkü: a) Bu sayede gençlerimiz bugüne ka-
dar yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalan oyun-
larımızın büyük bir kısmını çalışıp oynayacaklar.
b) İyi bir jimnastik sisteminin de benimsenmesiyle
birlikte gerçek, ulusal ve vatansever eğitimi almış
olacağız. Zira, güçlü olmak, saygı görmek isteyen
ve oğullarını düşünen bir ülke için olmazsa olmaz
bir ihtiyaçtır bu.
Ionescu, s. 1106.

Fotopoulos, s. 259. Ülkenizde eskiden ya da şimdi ulusal spor


olarak kabul edilmiş bir spor dalı biliyor
musunuz? Sizce neden 19. yüzyılın sonunda
Okul şenlikleri yalnızca eğlenceyi mi he- kimileri “ulusal bir spora” ihtiyaç duymuştur?
defliyor; yoksa bunlar ulusal kimliği öğ- Amaçları neydi?
renmenin ve pekiştirmenin birer araçları mı?

20
Spiru C. Haret (1851-1912) Paris’te matematik alanında doktora yaptı. Romanya’ya döndükten sonra üniversitede öğretim üyesi olarak
hizmet vermiş, eğitimde üst kademelerde görev almış, üç kere de Din ve Kamu Eğitimi bakanlığını üstlenmiştir. 1900’ler Romanya'sında
eğitimde modernizasyon hamlelerinin simgesi olarak kabul edilir.
21
Oina, Rumenlerin ulusal oyunu olarak kabul edilir. Beysbola benzeyen bu oyun 12’şer kişilik iki grup tarafından, 80x50 m. ölçülerindeki
bir alanda oynanır. Topun çapı 6-9 cm., sopa ise en fazla 95 cm. uzunluğundadır. Ulusal bir oyun olarak kabul edilse de, kurallarını bilen
ya da oynayan pek az insan mevcuttur.

90

63-93Nations_KEF-B.indd 90 9/23/08 1:48:16 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

G9. “Gazeta Sporturilor” gazetesince II-38. Arnavutluk Kralõ I. Zogu’nun, zorunlu


düzenlenen, erkek çocuklar için ortaokullar askerlik hizmetinin ulusun in"asõndaki rolü
arasõ spor müsabakalarõnda verilen sertifika hakkõndaki görü"leri (1928)
(Romanya, iki dünya sava"õ arasõ dönem)
Orduyu eğitim için son derece değerli bir ku-
rum olarak görüyorum. Memleketin en büyük
ihtiyacı eğitimdir ve asker ocağına çağrılacak
olan erkekler evlerine bakış açıları olabildiğin-
ce genişlemiş olarak döneceklerdir. Ortalama
Arnavut’un milliyet hakkında hiçbir bilgisinin
olmadığını anlamalısınız. O her zaman aşire-
tinin başını ya da Bey’i en yüce otorite olarak
görmüştür. Esasen takdire şayan olan bu yerel
bağlılığını merkezi hükümete nasıl yönelteceği
kademeli olarak ona anlatılmalıdır. İşin aslı, bir
aşiretin üyesi olarak kalsa da, aynı zamanda
devletin bir vatandaşı olduğunu öğrenmek zo-
rundadır.
ACIME, 37/2000.
Fischer, s. 23.

Ahmed Zogu (1895-1961) iki dünya


Rumen milli kıyafetleri içinde tasvir savaşı arası dönemde Arnavutluk’un
edilmiş bir kadın, kazanan çocuklara önde gelen devlet adamlarından biriydi. 1925-
taç takıyor. 1928 arasında başkanlık yapmış, 1928’den
1939’a kadar da I. Zogu adıyla Arnavutluk
tahtında oturmuştur.

Kral Zogu’nun görüşüne göre bunlardan


Romanya nasıl tasvir edilmiş? Roman- hangisi daha önemliydi: Zorunlu askerlik
ya tasviriyle yürüyen çocuklar arasındaki hizmetinin ülkenin savunma kabiliyetini artır-
görsel ve sembolik ilişkiyi tartışın. ması mı; yoksa genç Arnavutların ulusal kimli-
Bugün sizin ülkenizdeki sertifikalarda ne gibi ğinin şekillenmesindeki rolü mü? Size göre zo-
tasarımlar ve semboller kullanılıyor? İki dünya runlu askerlik bu amaçlara ulaşmak için uygun
savaşı arasındaki dönemde durum nasıldı? bir yol mu? Toplumunuzda zorunlu askerlik
hizmetine insanlar nasıl yaklaşıyorlar?

91

63-93Nations_KEF-B.indd 91 9/23/08 1:48:18 AM


ULUS-DEVLETİ ÖRGÜTLEMEK

G10. Asker kõyafeti giydirilmi" Rumen olarak Matematik, Biyoloji gibi ilimleri ve bu
çocu u (1916) ilimleri öğrenmeye yarayan yabancı [Avrupa]
dillerle elişleri, Beden terbiyesi gibi hünerler
öğretiyoruz. Bu kısa göz gezdirmeden anlaşı-
lıyor ki, terbiyede takip ettiğimiz gayeler üçtür:
Türklük, İslamlık, Çağdaşlık. Bir Türk babası,
çocuğunun Türkçe konuşmamasına, Türkçe
okuyup yazmamasına, Türk tarihini bilmemesi-
ne rıza gösteremez; aynı zamanda İslam inanç
ve ibadetlerini bilmemesini uygun göremez. Bu
baba çocuğun Türk ve İslam olarak büyümesini
istediği gibi çağdaş bir insan olarak yetişmesini
de arzu eder. O halde bizim için tam bir terbiye
üç kısımdan meydana gelmiştir: Türk terbiyesi,
İslam terbiyesi, Çağ terbiyesi. […] Bu üç terbiye
biribirinin yardımcısı ve tamamlayıcısı olmakla
vazifelidirler. Halbuki salahiyetlerinin daireleri
ve bu dairelerin hudutları akla uygun ve doğru
bir şekilde belirtilmez ve sınırlandırılmazsa biri-
birine aykırı ve düşman da olabilirler.
Vucinich, s. 157-159.

Ziya Gökalp (1876-1924) Jöntürk


hareketinin önde gelen isimlerinden
biri, Türk milliyetçiliğinin en önemli kuramcı-
sıydı.

Küçük çocuklara üniforma giydirme


âdetini nasıl açıklarsınız? Sizce bu sa- Yazarın üç farklı eğitimi dengeleme
dece bir moda mıydı yoksa aynı zamanda hedefi hakkında ne düşünüyorsunuz?
toplumsal ve pedagojik anlamlar da taşıyor İlkokullara üçünü birden sokmak pratikte
muydu? mümkün müdür? Sizin ülkenizde 20. yüz-
yılın başında durum neydi? Peki ya şimdi
nasıl?
II-39. Ziya Gökalp’in tanõmõna göre Türk
e itiminin amaçlarõ (1914)
II-40. Bir muhalifi, Atatürk’ün tarih ve dil
Bir [Türk] mektebi programına göz gezdirdiği- politikasõnõ ele"tiriyor (özel günlük, 1932)
miz zaman çocuklarımıza üç türlü bilgi öğretti-
ğimizi görürüz. Evvela milli dil ve edebiyatımızı, 17 Temmuz 1932
milli tarihimizi öğretiyoruz, ki Türk dilinden ve Mustafa Kemal, Ankara’da bir Tarih Kongresi top-
edebiyatından, Türk tarihinden başka bir şey ladı. […] Birçok saçma sapan şey söylüyorlar,
değildir. İkinci olarak Kur’an-ı Kerim, Tecvid, bütün cihanı Türk yapıyorlar. […] Mustafa Kemal
İlm-i Hal gibi dini dersler ve İslam Tarihi ile İslam sekiz yıldır, askerlik dâhisi, siyaset dâhisi, ziraat
dilleri [Arapça ve Farsça] okutuyoruz. Üçüncü dâhisi, vb… yapılmıştı. Şimdi de bu adam ken-

92

63-93Nations_KEF-B.indd 92 9/23/08 1:48:19 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

disini büyük müverrih (tarihçi ç.n.) yapmak kapri-


sinde .[…] Kongreden gaye ve hülâsa şu: Tarihte Dil ve tarih, Atatürk’ün Türk milliyetçi-
meçhul şeyleri Mustafa Kemal keşfetmiş, tarihe liğini geliştirme siyasetinin temel da-
nazariyeler vazetmiş ve kendisi büyük müverrih, yanaklarıydı. Bu entelektüel muhalifin özel
tarih dâhisi olmuştur. […] İnsan böyle bir gülünç günlüğünde eleştirdiği uç örnekler hakkında
işe teşebbüsten utanır. […] Neşrettiği tarihte ne düşünüyorsunuz? Bu tür eleştiriler açıkça
Türklerin istila ettikleri yerleri bir haritada oklarla dile getirilse etkili olabilir miydi? Ülkenizde
gösteriyor. Gitmedikleri yer yok. Yunanları “Ege” bu tür uç örneklerin yaşanıp yaşanmadığını
kelimesinden dolayı, İrlandalıları “İr” hecesinden biliyor musunuz?
dolayı Türk sayıyor. […] Mademki “İr” ile millet-
ler Türk oluyor; öyleyse İran’ın ne kabahati var?
Onun da başında “İr” bulunuyor. Evet, bu kadar
saçma bir şey olamaz. […]
II-41. Mahmud Esad Bozkurt’un “Atatürk
25 Ağustos 1932 Devrimi”nin milliyetçi özü hakkõndaki anõlarõ
[…] Gazi, Yunus Nadi’ye buyurmuş ki: “(Hülase-
ten): Şeyh Süleyman’ın Çağatay lügatinde “Kiltur- Yeni Türk Cumhuriyeti'nin devlet işleri başında
mak” var. Mak lâhikasını (ekini ç.n.) kaldır. Kiltur mutlaka Türkler bulunacaktır. Türk'ten başkasına
kalır. Bu işte Frenklerin culture kelimesinin aslıdır. inanmayacağız. Atatürk ihtilâlinin belirli yönü Türk
Bizden onlara geçmiştir. İmdada koşun, ayol! Ağ- milliyetçiliğidir. Türk olmaktır. Geçmişi bu prensip
layayım mı, güleyim mi, öleyim mi? Yahu! Bu ada- temizledi. Yeniliği bu prensip getirdi. Bütün Türk
mın safsatalarını okudukça ben utanıyorum. […] ihtilâli bütün eserleriyle bu prensibe dayanıyor.
Bu Kilturmak sadece bizim (getirmek) mastarının Bundan en küçük bir yan çizme geriliğe dönüştür.
Çağatay şivesinden ibarettir. Bunda hars (kültür Ve ölümdür.
ç.n.) manası nerede? […] Bozkurt, s. 354-355.

8 Eylül 1932
Bugün gelen Milliyet’te Mustafa Kemal Dolma-
bahçe Sarayı’nda bu ay içinde bir dil kongresi
toplamış. Yazık dilimize… […] Dil işi büsbütün
karmakarışık olacak. Yeni bir tasfiye için çok zah- Mahmud Esad Bozkurt, Atatürk za-
met çekilecek. Yapmasa daha sevab işlerdi. Bu manında içişleri bakanı olarak görev
adamın bunlar nesine lazım bilmem. İki yılda mü- yapmıştır. Kemalizm’i bir doktrin haline geti-
verrih (tarihçi ç.n.) oldu. Bütün safsatalarla dolu ren ilk fikir adamlarından biridir.
bir Türk Tarihi neşretti. Ve bunu cebren mektep-
lerde okutuyor. Yazık Türk evlatlarının ömür ve
dimağlarına! Şimdi de derhal filolog oldu.
Nur, III, s. 547.

Genel sorular:
II-34, II-35, II-36, II-37, II-38, II-39 numaralı metinlerle G8, G9 ve G10 numaralı görselleri
birbiriyle karşılaştırın: Güneydoğu Avrupa’daki yeni devletlerde ulusu inşa etmek ve ortak bir
kimlik yaratmak için ne gibi araçlar kullanılıyordu?

93

63-93Nations_KEF-B.indd 93 9/23/08 1:48:19 AM


III. BÖLÜM: M LL YETÇ DEOLOJ LER

Kültür, ulusların yükselmesi ve sağlamlaşması için temeldi. Güneydoğu Avrupa’daki ulus-devletlerin


elitleri bunun farkına vararak bütün kültürel ürünleri ulusal bir kalıba dökmeye çalıştılar. Kültürün
ulusallaştırılması salt sistematik olarak ulusa gönderme yapmaktan ya da ulusal benlik-imgesinin ve
klişelerin geliştirilmesinden ibaret değildi; bunun yanı sıra pek çok farklı türde milli simgenin yaratılmasını
da içeriyordu. Bu bölümde, bu milli simgelerden çok azının üzerinde durabileceğiz. Bayrak, arma ve marşlar
devletlerin alameti haline geldi; halklara da kendilerini bu simgelerle özdeşleştirmeleri öğretildi. Giderek her
devlet bir ya da daha fazla günü, ulusun büyük kahramanlıklarının kutlandığı ulusal tatil günleri olarak ilan
etti. Tarihin simgeler ve kahramanlar barındıran sonsuz bir kaynak olduğu keşfedildi. Aydınlar ve siyasetçiler
çeşitli tarihi simaları ve dönemleri benimseyerek, bunları o anki görüş ve çıkarlarına uygun bir geçmiş inşa
etmek için kullandılar. Milli kahramanların çoğu çok uzak bir geçmişten geldi. Kimileri ise bugünün içinden
çekilip çıkarıldı. Kahramanlar hem barış zamanı gururu beslemek, hem de savaş zamanında insanların
birbirine kenetlenmesini, kendini millete adamasını sağlamak için kullanıldılar. 19. yüzyılın sonlarından bu
yana Avrupa’daki bütün uluslar en az bir milli şair, milli ressam ya da heykeltıraş ve tabii halk edebiyatını
ve milli kıyafetleri içeren milli bir halk kültürü çıkarmayı umdular. Özgün yemekler ve spor da milli kimliği
ve gururu pekiştirmek için kullanıldı. Uluslar arasındaki ilişkiler simgeler üzerinden yürüyen rekabetle
sınırlı değildi. Modern Avrupa sık sık siyasi çatışmalara sahne olmuştur; Güneydoğu Avrupa da nazik
durumdaki devletleri ve sayısız toprak talepleriyle bu manzaranın dışında değildi elbette. Dolayısıyla,
ulusu savaşa hazırlamak milliyetçi ideolojilerin en can alıcı hedeflerinden biriydi. Ulusal panteonlar siyasi
önderlerle ve savaş kahramanlarıyla doluydu. Yetişkin erkeklerden başka, ulusal mücadelede öne çıkan
kadınlara ve çocuklara karşı da ayrı bir ilgi uyandı. Kadınlar ve çocuklar genel olarak masum ve fedakâr
olarak biliniyorlardı ve ulusal hedefler uğruna mücadeleye katılmaları, bu amaçların ve bütün bir ulusal
mücadelenin haklılığının, değerinin nihai kanıtı olarak kabul ediliyordu. Kadınlar birer ana ve çocukları
eğiten kişiler olarak, çocuklar ise geleceğin vatandaşları ve askerleri olarak, ulusun geleceğinin parlak ve
emin ellerde olduğu inancını pekiştirmek için de temel bir role sahiptiler.

IIIa. Ulus Nedir?

III-1. !air ve siyasetçi Dimitrie Bolintineau’nun hakları ve görevleri varsa, ulus da kendine ve
tanõmõyla Rumen ulusunun haklarõ ve görevleri diğer uluslara karşı aynı hak ve görevlere sa-
(1869) hiptir; hakları aynı zamanda birer görevdir. Bir
ulusun en değerli hakkı kendi kendini, kendi
Rumenler bir ulustur; ulus kanunu, dili, âdeti bildiği gibi idare etme hakkıdır. İkinci hakkı ise,
bir olan, kendilerine biçilmiş topraklarda hep varlığını koruma hakkıdır; bir ulusun dışarıdan
beraber yaşayan halkın, bu halkın bünyesin- gelen her türden haksız saldırıyı gücünü kulla-
deki sınıfların tamamıdır. Her ulusun onu bü- narak püskürtme hakkı daimidir. Üçüncüsü ise
tün diğerlerinden ayıran, kendine has bir ka- başka ulusların çıkarlarını zedeleyecek şekil-
rakteri vardır. Nasıl bir insanın toplum içinde de kullanmamak kaydıyla bütün yeteneklerini

94

94-115Nations_KEF-C.indd 94 9/23/08 1:51:28 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

özgürce, alabildiğine geliştirme hakkıdır. Ulus- den ailedir. […]


ların ilk görevi, bir ulusun bir başka ulusa karşı Baba: Ulusun ne olduğunu anlatmak için bana
olan ve diğer bütün görevleri de kapsayan ilk lazım olan buydu. Binlerce, on binlerce aile,
görevi, karşılıklı sevgi ve yardımlaşmadır… gördüğümüz gibi, dünyanın dört bir bucağın-
Bolintineanu, II, s. 501. daki tepelere, vadilere, nehir boylarına, deniz
kıyılarına, verimli ve verimsiz topraklara alabil-
diğine yayılmış. Bu kadar çok insanın herkesin
Dimitrie Bolintineanu (1819-1872) Ru- anlayabileceği tek bir dili yok. İşte bu yüzden,
men şair, yazar ve siyasetçidir. Make- dünyada yaşayanlar daha küçük topluluklara
donya kökenli Ulah bir ailenin oğlu olan Bolinti- ayrılmışlar. Her birinin üyeleri kendi bildikleri
neanu özellikle 1848’de, geçici hükümet üyesi gibi iletişim kurar, kendi dillerini konuşurlar.
olduğu ve Poporul Suveran (Egemen Devlet) Diğer bir deyişle, başka bir topluluğun anlaya-
gazetesini kurduğu sıralarda, 1840’lara yayı- mayacağı şekilde konuşan her topluluğa ulus
lan Eflak devrimci hareketinin içinde yer aldı. denir. […]
1863 ve 1864’te defalarca dışişleri bakanlığıy- Baba: Uluslar dille birbirlerinden ayrılırlar. Aynı
la din ve halk eğitimi bakanlığı yaptı. dili konuşan ve birbirini anlayan binlerce aile
bir ulus meydana getirir. Sözgelimi buradan
ayrılsan, ulusumuzun nereye kadar yayıldığını
kolayca anlayabilirsin. İster kuzeye, ister batı-
Yazara göre bir ulus hangi öğelerle ta- ya, doğuya ya da güneye; nereye gidersen git,
nımlanıyor? Bir sözlükte “ulus”un nasıl bizim gibi ya da zorlanmadan anlayabileceğin
tanımlandığına bakın ve ikisini karşılaştırın. şekilde konuşan bütün insanlar aynı ulustan-
Yazara göre bir ulusun en önemli hakları ne- dır. Fakat ulusun başka bir ayırt edici özelliği
lerdir? daha vardır. Diyelim ki buradan çok uzaklara
gittin, bizimle aynı dili konuşmamakla kalma-
yıp, Milos Obiliç’le de övünmeyen, Prens Mar-
ko hakkında şiirleri olmayan, bizim slava’mızı
III-2. Uluslarõn temel özelliklerine ili"kin bir (ailenin koruyucu azizinin yortusu) kutlamayan,
Sõrp ders kitabõndan (1870) kilise toplantılarına gitmeyen, Kosova’mız için
yas tutmayan nice halklar göreceksin. Hatta
“Ulus” kelimesi gazetelerde ve kitaplarda sık genellikle bunlar hakkında hiçbir şey bilmiyor
sık karşımıza çıkar; konuşmalarda her gün ku- olacaklar. Dolayısıyla, aynı dili konuşan, aynı
lağa çalınır. Bunun yanı sıra, bizim de bir ulus ulusal zafere inanan ve her nerede olurlarsa
olduğumuzu, adımızın da “Sırp ulusu” oldu- olsunlar birbirlerini hatırlayan, aynı kıyafetleri
ğunu kendimize sık sık hatırlatırız. Dolayısıy- giyen insanlara ulus denir.
la, “Sırp ulusu” kelimeleri Radosav’ın evinde Oğul: Dünyada bir sürü ulus var, değil mi
ilk kez telaffuz edildiğinde, oğlu, “Ulus nedir; baba?
Sırplar kimdir?” diye sordu ona. Bakalım arka- Baba: Hem de ne çok, oğlum! Her birinin ayrı
sından neler konuşmuşlar: bir adı var. Bir ulusun olduğu yerde bir dil var-
Baba: Oğlum, aile nedir, söyleyebilir misin? dır; bir dilin olduğu yerde ise bir isim! Bizim
Oğul: Söylerim, baba. Aile, çocuklar ve ana- dilimizi konuşanlara Sırp denir; öbür uluslar
babaları demektir. ise saymakla bitmez. Yakınımızda olanlar:
Baba: Ayrıca babanın erkek kardeşleri, anne- Bulgarlar, Rumenler ya da Eflaklılar, Macarlar,
nin de kız kardeşleri, onların da kendi çocuk- Slovenler, İtalyanlar, Almanlar, kısacası dün-
ları varsa, bu da bir aile değil midir? yada böyle pek çok ulus vardır.
Oğul: Evet baba, öyledir. Bunların hepsi bir- Oğul: Babacığım, demek ki, nasıl her insanın

95

94-115Nations_KEF-C.indd 95 9/23/08 1:51:28 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

bir adı varsa, her ulusun da bir adı var. […] III-4. Mustafa Kemal Pa"a’nõn ulus tanõmõndaki
Ayrıca Bulgarlar, Slovenler, Çekler, Lehler, de#i"imler
Ruslar ve bizler de dahil daha birkaç halk gibi
dil ya da gelenekleriyle birbirine hısım uluslar A. Sava" döneminde, dinin öne çõkarõlmasõ
bir aile, büyük bir kabile olarak kabul ediliyor. (1920)
İçinde bulunduğumuz bu kabileye ve akrabalı-
ğa “Slav kabilesi” deniyor. Bu kabileden bizler Suret-i umumiyede prensip şudur ki hudud-u
(Sırplar ve Hırvatlar), Bulgarlar ve Slovenler milli olarak çizdiğimiz daire dahilinde yaşayan
“Güney Slavları” ya da “Yugoslavlar” olarak anasır-ı muhtelife-i İslamiye yekdiğerine karşı
biliniyor; çünkü biz güneyde yaşıyoruz. Diğer ırki, muhiti, ahlaki, bütün hukukuna riayetkâr öz
Slavlar ise bizim kuzeyimizde ve doğumuzda. kardeşlerdir. Binaenaleyh onların arzuları hilafına
Srpska, I, s. 9-17. bir şey yapmayı biz de arzu etmeyiz. Bizce kat’i
olarak muayyen bir şey varsa o da hudud-u milli
Ders kitabındaki açıklamaya göre bir dahilinde Kürt, Türk, Laz, Çerkez vesair bütün bu
ulusun temel özellikleri nelerdir? Ders İslam unsurlar müşterekü’l-menfaadir. Beraber
kitabında sunulduğu haliyle Sırp ulusal kimli- çalışmaya karar vermişlerdir. Yoksa hiçbir vakit
ğinin özgün öğeleri nelerdir? Metinde nelerin başka bir nokta-i nazar yoktur; arzu-i vicdani ile
öğretilmesi hedeflenmiş? Metindeki yorum uhuvvetkârane ve dindarâne bir vahdet vardır.
hakkında ne düşünüyorsunuz? O yorumu, Hiç şüphemiz yoktur ki, Kürt, Laz ve diğerlerinin
vatandaşlık bilgisi kitabınızdaki çağdaş ulus reyi istendiğinde rey vereceklerdir. […]
tanımlarıyla karşılaştırın. Öztürk, s. 196-197.

B. Kültürün eklenmesi (1922)

III-3. Ziya Gökalp’in ulus tanõmõ (1923) Türkiye halkı ırkan veya dinen ve harsen müt-
tehit, yekdiğerine karşı hürmeti mütekabile ve
O halde, millet nedir? Irki; kavmi, coğrafi, siyasi, fedakârlık hissiyatiyle meşhun ve mukadderat
iradi kuvvetlere tefevvuk ve tahakküm edebile- ve menafi müşterek olan bir heyeti içtimaiye-
cek başka ne gibi bir rabıtamız var? İçtimaiyat dir.
ilmi ispat ediyor ki, bu rabıta terbiyede, harsta, Atatürk’ün, s. 52.
yani duygularda iştiraktır. […] Bu ifadelerden
anlaşıldı ki, millet ne ırki, ne kavmi, ne coğrafi, C. Birli#in vurgulanmasõ (1924)
ne siyasi, ne de iradi bir zümre değildir. Millet,
lisanca, ahlakça ve bediiyatça müşterek olan, Türk milletinin teessüsünde müessir olduğu gö-
yani aynı terbiyeyi almış fertlerden mürekkep rülen tabii ve tarihi vakıalar şunlardır: a) Siyasî
bulunan bir zümredir. […] Bu itibarla milliyette varlıkta birlik b) Dil birliği c) Yurt birliği d) Irk ve
şecere aranmaz. Yalnız, terbiyenin ve mefku- Menşe birliği e) Tarihi karabet f) Ahlakî karabet.
renin milli olması aranır. Türk milletinin teşekkülünde mevcut olan bu
Gökalp, s. 11-15. şartlar, diğer milletlerde hepsi birden yok gibi-
dir. Daha umumi bir tarif yapabilmek için diye-
lim ki; bir topluma millet diyebilmek için bu şart-
Bu metni, II-39 numaralı metinle karşı- lar, aynı zamanda bütün olarak veya kısmen,
laştırın: Yazarın ulus niteliği taşıyan bir bir arada bulunmak lazımdır.
topluluğun ayırt edici özelliği olarak üzerin- Atatürk’ün, s. 70.
de durduğu öğe nedir? Eğitime nasıl bir rol
biçiyor?

96

94-115Nations_KEF-C.indd 96 9/23/08 1:51:28 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

D. Tanımın genelleşmesi ve sadeleşmesi (1929)


Sizce bu kadar çok ulus tanımı olma-
[…] millet hakkında […] mümkün olduğu kadar sının, bir ulusu tanımlamanın pek çok
her millete uyabilecek bir tarifi biz de alalım. yolu olmasının sebebi nedir? Atatürk’ün öne
Zengin hatıra mirasına sahip bulunan,
sürdüğü farklı tanımlarla, ulusu algılayışını
Beraber yaşamak hususunda müşterek arzu
ve muvafakatte samimi olan, etkilemiş olabilecek özgün tarihi koşullar
Ve sahip olunan mirasın muhafazasına bera- arasında bir bağ kurabilir miyiz?
ber devam hususunda iradeleri müşterek olan Ulusu bir de siz tanımlayabilir misiniz?
insanların birleşmesinden vücuda gelen cemi-
yete millet namı verilir. […] Buna nazaran bir
harstan olan insanlardan mürekkep cemiyete
millet denir dersek milletin en kısa tarifini yap-
mış oluruz.
Atatürk’ün, s. 46.

IIIb. Benlik Tanımları

III-5. Bulgar olmak – Yordan Yordan Hacıkonstantinov-Cinot (1818


Hacıkonstantinov’un The Tarigradski Vestnik -1882) Veles’te doğmuştur. Doğdu-
gazetesi editörlerine mektubu (1851) ğu yerde, Samokov’da ve Selanik’te eğitim
görmüştür. Veles’te, Üsküp’te, Tetovo’da ve
Ben, yaşayan biri olarak sevgili halkımı seyret- Prilep’te öğretmenlik yapmıştır. Bulgar kili-
mekten büyük keyif alıyorum ve ne kadar iyi ol- se hareketinde aktif olarak rol almış, tiyatro
duklarını görünce içimde herhangi bir kuşkuya çalışmaları ve cemaatle ilgili etkinlikler yürüt-
yer kalmıyor. Diyelim ki biri bana bilim adamı mı müştür. Aynı zamanda bir tarihi ve etnografik
yoksa Bulgar mı olduğumu sordu. Hiç düşün- materyal koleksiyoncusudur.
meden verirdim cevabımı: “Ben bir Bulgar'ım.”
Zira Slav ve Bulgar kökenlerime sırt çevirmek,
ihanet etmek haksızlık olur. Gerçek Bulgar ya- III-6. Paşko Vasa’ya göre Arnavut olmak (1879)
lan söylemez, kıskanmaz, tembellik etmez, iki-
yüzlülük ya da şehvet düşkünlüğü nedir bilmez, Bizim fikrimize göre, ister Müslüman, ister Or-
hele inancını kızarmış tavuğa hiç değişmez… todoks ya da Katolik olsunlar, Arnavutlar üç yüz
Bulgar insanı canını dişine takıp çalışır, eker, bi- yıl evvel neyse hâlâ odur: Avrupa’nın en eski
çer, ticaret yapar, mücadele eder; adildir, misa- halkı, bilinen soyların içinde başkalarıyla en az
firperverdir, Tanrı korkusu bilir, kralına ve Tanrı karışmış olanı. Açıklanması imkânsız, mucize-
ile kralın emrettiği her şeye saygılıdır. Bütün vi bir yolla, her şeyi mahveden ve dönüştüren
bunlardan ötürü ben bir Bulgar'ım ve asil Bulgar zamana dayanabilmiş, bir edebiyatı veya ileri
köklerimden kaynaklanan en yüksek seviyedeki bir medeniyeti olmamasına rağmen kendi dilini
iyiliğe, inanca, umuda ve sevgiye sahibim. koruyabilmiş; dahası, özgün ve karakteristik dış
görünüşünü ve yüzyıllar boyunca muzafferane
yayıldıkça benimsediği dini inanç ve ayinlerini
de, dışarıya karşı hiç saklamaksızın ama içine
de kapanmaksızın, korumayı başarmış bir soy.
Vasa, s. 22.

97

94-115Nations_KEF-C.indd Sec1:97 9/26/08 1:01:32 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

G12. Resimlerde ulusal benlik – Rumen


İşkodra doğumlu olan Paşko Vasa (1825- kartpostalõ (20. yüzyõlõn ba larõ)
1892) 19. yüzyılın önde gelen yazar ve
devlet adamlarındandır. Maceralı gençlik yılla-
rının ardından (1848 İtalyan Devrimi’ne katıldı)
Osmanlı devletinin hizmetine girmiş, sonuçta
Lübnan genel valiliğine dek yükselmiştir. Os-
manlı İmparatorluğu’nun sadık bir memuru
olmakla birlikte, pek çok Arnavut kültür cemi-
yetinde çalışmış, Arnavut dili, tarihi ve siyaseti
hakkında eserler vermiştir. Siyasal hedef ola-
rak, bağımsız bir Arnavutluk'un kurulmasını
değil, Osmanlı'nın Arnavutça konuşulan tüm
bölgelerinin, belli ölçüde yerel özerkliğe sahip
olacak tek bir otonom vilayette birleştirilmesi
düşüncesini benimsemiştir.

G11. Resimlerde ulusal benlik – Sloven


kartpostalõ (20. yüzyõl ba larõ)
România, s. 55.

Bu kartpostal, özgün milli kıyafetleri


içinde ya da geleneksel işlerle uğra-
şan Rumen karakterlerin resmedildiği bir se-
riye aittir.

Bu iki kartpostalı birbiriyle karşılaştırın.


Bir kartpostal ulusal kimliği pekiştirebilir
mi? Cevabınız evetse, nasıl?

III-7. Rõza Nur’a göre Türk olmak (1932)

Türk milleti tanrının en seçme milletidir. Akıl,


kahramanlık, ilim ve sanat kabiliyetlerini Tanrı
en çok ona vermiştir. Şimdiye kadar Çin deni-
zinden Balkanlar'a, Mısır’a ve Fas’a kadar olan
koca arazide, Çin'de, Hind'de, Milâttan evvel
ve sonra birçok medeniyetler, ilim ve sanatlar
yaratan biziz. Binaenaleyh Türk kanındaki ka-
biliyet cevheri iledir ki, medeniyet evci alâsına
varabilir. […]
Nur, s. 523.

98

94-115Nations_KEF-C.indd 98 9/23/08 1:51:28 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

III-8. Sloven olmak – Dimitrij Rupel’in


Slovenlerin karakteri hakkõndaki görü leri Son 4 metne bakın ve “biz” zamirinin
(1987) denk düştüğü ismi kapatıp yerine kendi
kimliğinizi koyun. Birtakım ortak öğeler göre-
Anlaşıldığı kadarıyla, geçmişte Slovenlerin kur- biliyor musunuz? Ortak öğeleri ve farkları lis-
tuluşu için [din] değiştirmek en önemli yollardan teleyin.
biriymiş. Din değiştirmek tanrıların, azizlerin,
ahlakın ve kültürün yerine başkalarını koymak
anlamına gelir. Değerleri, fikirleri, kuralları ve III-9. Rumen köylülerinin gayrimilli benlik tanõmõ –
kanunları alt üst eden toplumsal bir karmaşadır George Ionescu-Gion’un hatõralarõndan (1889)
bu. Bir inancı bırakıp bir başkasına dönmek,
ezelden beri Sloven ulusunun bir özelliği ol- Daha düne kadar, bir köylüye “Sen kimsin?”
muştur. […] diye sorulduğunda, kafasını kaşıyıp tevek-
Büyük din değiştirme hamlelerinin hiçbiri Slo- külle gülümseyerek ne söylediğini kim hatırla-
venleri geriye götürmemiş, tam tersine, hayat- maz: “Aman efendim, kim olayım? Tanrı’nınbir
ta kalmalarını, ilerlemelerini sağlamıştır. Diğer Hıristiyan’ı işte!” Anlayacağı dilden sordum
taraftan, din değiştirmenin hayatın içinde var ona: “Pek güzel, kardeşim; ama niye sadece
olması, beraberinde özgün bir zihniyetin ya da Hıristiyan’mışsın bakalım? Hıristiyan! Bulgar
ulusal ruhun gelişimini de getiriyor. Bu zihniyet da Hıristiyan’dır… Moskof da Hıristiyan’dır…
ilk bakışta uzlaşmacı, tavizci, kabul edilemeye- Yunan da Hıristiyan’dır… Sen de Hıristiyan’sın!
cek olanı yücelten bir ruhun yansıması olarak Ama sen daha başka da bir şeysin, öyle değil
da görülebilir; mantığın ve açık fikirliliğin yan- mi? Rumen değil misin, soyunun, meşe nasıl
sıması olarak da. Siyasette Slovenler küçük yemyeşilse ylesine Rumen olan, o kuvvetli ko-
adımlarla ilerlemeyi, zorlu ittifakları, esnekliği luyla düşmanın göğsünü paramparça eden,
seçtiler; bu yüzden de bazen ahlaki yönden sert sırım gibi Rumen atalarımıza dayandığını his-
eleştirilere uğradılar. Bu zihniyet ayrıca, göç ol- setmiyor musun?” “Aman beyim!” diye karşılık
gusunda ve yüksek intihar oranlarında ifadesini verdi köylü. “Ben bu işlerden anlamam; sen
bulan bir pes etme eğilimine de yol açtı. kitap gibi konuşuyorsun…”
Ionescu-Gion, s. 16-17.
Stokes, s. 281-282.

George Ionescu-Gion (1867-1904)


Dimitrij Rupel bir Sloven aydını ve si- gazeteci ve tarihçi olarak pek çok
yaset adamıdır. 1946 doğumlu olan esere imza atmıştır. Paris’te ve Brüksel’de
Rupel edebiyat ve sosyoloji okumuş, daha eğitim gören Ionescu-Gion, Fransızca ve ta-
sonra Ljubljana Üniversitesi’nde doçent ol- rih öğretmenliği yapmış, sonradan ortaöğre-
muştur. 1980’lerde Problemi ve Nova Revija tim genel müfettişi olmuştur. Yukarıdaki pa-
adındaki muhalif gazetelere önderlik ederek saj, Bükreş’te, Athenaeum’da yapılan halka
Slovenya’nın bağımsızlığını savunmuş ve açık bir konferanstan alınmıştır.
Ocak 1989’da Demokratik Sloven Birliği’nin
başına geçmiştir. Nisan 1990’da Demok-
ratik Sloven Birliği’nin de içinde yer aldığı Yazar dini kimlikle ulusal kimlik arasındaki
muhalif koalisyon DEMOS'un ülke tarihi- farkı nasıl ortaya koyuyor? Ionescu-Gion’a
nin ilk çok partili seçimlerini kazanmasıyla, göre hangisi daha önemli? Neden 19. yüzyılın so-
Slovenya’nın önde gelen siyasetçilerinden nunda ulusal kimlik dini kimlikten daha önemli hale
biri haline geldi ve iki kez de dışişleri bakan- geldi? Ulus-devletin kurulmuş olmasıyla bu olgu
lığı yaptı. arasındaki ilişkinin ne olduğunu fark ettiniz mi?

99

94-115Nations_KEF-C.indd 99 9/23/08 1:51:30 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

III-10. Makedonya’dan, gayrimilli benlik tanõ-


mõ–H. N. Brailsford’un gördükleri (1905)
Henry Noel Brailsford (1873-1958)
yabancı muhabir olarak, Heleno-
Geçmişin anısı tamamen silinmiş ve köylüler
arasında atalarının bir zamanlar özgür olduğu- fil Lejyon gönüllüsü olarak ve 1903’te de
na dair belli belirsiz bir söylentiden başka hiçbir Makedonya’daki İngiliz yardım heyetinin
şey kalmamış. Ohri yakınlarında uzak bir dağ başkanı olarak, uzun yıllarını Balkanlar’da
köyünde, geleneksel bilgilerini ölçmek için ço- geçirmiş bir İngiliz gazetecidir. Makedon-
cuklarla konuştum: Köy o güne kadar ne öğ- ya davasına yakınlık duyan Brailsford’un
retmen yüzü görmüş, ne de köyün yerleşik bir 1905’te bölgenin kültür ve tarihi üzerine bir
papazı olmuştu; köylülerin içinde okuma yaz-
incelemesi yayımlanmıştır.
ması olan bir kişi bile yoktu. Çocukları, Bulgar
Çarı’nın, göle ve ovaya hakim, sarp ama tuhaf
bir şekilde yuvarlatılmış bir tepenin doruğuna
inşa edilmiş kalesinin kalıntılarına götürdüm. Çocukların gözünde benlik tanımının
“Kim yapmış burayı?” diye sordum. Cevap an- ana kaynağı nedir? Yazar neden köyde
lamlıydı: “Özgür Adamlar.” “Peki kimmiş onlar?” okul ya da daimi bir papaz bulunmadığını,
“Dedelerimiz.” “Tamam ama, Sırp mı, Bulgar
çocukların okuma yazma bilmediğini özel-
mı, Yunan mı, Türk mü, kimmiş ki onlar?” “Türk
değillermiş, Hıristiyan'mış onlar.” Anlaşılan bil- likle vurguluyor? Sizce koşullar farklı olsa,
dikleri de bundan ibaretti. çocukların cevabı başka olur muydu?
Brailsford, s. 99-100.

G13. Uluslararasõ Paris Sergisi’nde Bosna-Hersek Pavyonu (1900)

Bennett, s. 30.

100

94-115Nations_KEF-C.indd 100 9/23/08 1:51:30 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Evrensel/Dünya Sergilerinde her 1900’de Bosna-Hersek Pavyonu’nda öne


devletin hedefi kendi kimliğini ve ki-
çıkan öğeler nelerdir? Arkaplanı (mimari
şiliğini, bireyselliğini sergilemektir.
öğeleri), kıyafetleri, mobilyayı, karakterlerin ha-
lini tavrını ve faaliyetlerini irdeleyin. Son Dünya
Sergisi ve ülkenizin katılımı hakkında bilgi top-
layın. Devletiniz hangi özgün unsurları seçip
tanıtmıştı?

IIIc. Ulusal Semboller

III-11. Rigas Velestinlis, hayalindeki Yunan Yunan askeri kahramanlara özgü siyah külot
Cumhuriyeti’nin bayra!õnõ ve sembollerini pantolon, beyaz etek ve kırmızı çoraptan ibaret
tarif ediyor (1797) kıyafeti giyecektir.
Bütün Yunan erkeklerinin ve kadınlarının, ay-
Yunan Cumhuriyeti’nin bayrağında ve sancak- rıca cumhuriyet topraklarında yaşayacak olan
larında tepesinde üç haçla Herkül’ün sopası- herkesin miğferine ya da başlığına yukarıda ta-
nın kullanılması münasiptir. Renklerine gelince; rif edilen sopa simgesinin çizilmiş olması veya
üst kısmında kırmızı, orta kısmında beyaz, alt beyaz kumaşa ya da bronza işlenmiş olması
kısmında siyah kullanılmak üzere üç renkli şarttır. Özgür demokratlar ve eşit kardeşler bir-
olacaktır.23 birlerini bu işaretle tanıyacaklardır.
Kırmızı, imparatorluğun erguvan rengini ve Παρθενών [Parthenon], s. 555-556.
Yunan milletinin hür iradesini simgeleyecektir;
atalarımız savaşa giderken, kanayan yaralar
belli olmasın, askerlerin cesareti kırılmasın diye
kırmızılara bürünürlerdi.
Modern Yunan devleti, bağımsızlığın
Beyaz, zulme karşı haklı davamızın saflığını
kazanılmasından sonra Rigas’ın öner-
temsil edecektir.
Siyah, özgürlük ve vatan uğruna verdiğimiz ca- diği sembollerden pek azını benimsemiştir.
nın simgesidir. Bir devletin sınırları içinde yaşayan herkese
Bütün Yunan askerleri başına miğfer takacak- aynı özel kıyafetin mecbur tutulmasının lehi-
tır. ne ve aleyhine fikir üretmeye çalışın.
Bütün Yunan askerlerinin, kılıç gibi bellerine Rigas’ın önerdiği bayrakla şimdiki Yunan
taktıkları, ihtiyaç halinde veya geçit törenlerinde bayrağını karşılaştırın (G17).
tüfeklerine oturttukları birer süngüleri olacaktır.

23
Fransız Cumhuriyeti’nin bayrağında da, siyah yerine açık mavi olsa da, üç renk kullanılmıştır.

101

94-115Nations_KEF-C.indd 101 9/23/08 1:51:31 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

G14. Ba!õmsõzlõk Sava õ sõrasõnda bir Yunan adasõ olan Psara’nõn bayra!õnõn üzerinde “Ya
özgürlük, ya ölüm” sloganõ, haç ve “Filiki Etaireia” adlõ gizli örgütün sembolleri yer alõyor.

Simaies, s. 22.

G15. Üzerinde “Birlikten kuvvet do!ar”


yazan, Bükre "ehir Muhafõzlarõ’na ait Rumen
bayra!õ (1867)

İki kadın karakter, 1859’de birleşerek


tek bir devlet haline gelen Rumen
Prenslikleri Eflak ve Boğdan’ı temsil ediyor.

Yerel bir kurum için tasarlanmış bir


bayrağa özellikle ulusal bir hedefe işa-
ret eden unsurlar eklenmesindeki amaç siz-
ce neydi?

102

94-115Nations_KEF-C.indd 102 9/23/08 1:51:31 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

G16. Sõrp, Hõrvat ve Sloven Krallõ!õ’nõn/Yugoslavya Krallõ!õ’nõn


bayra!õ ve armasõ (1929)

Bayrak ve arma, ilk


Yugoslav devletinde-
ki üç hâkim ulusun sembol-
lerini bir araya getiriyordu.

Bayrakta yer alan


tasvirle ne anlatılmak
istenmiş?

Dimiç.

III-12. Piskopos Fan Stylian Noli, Faik da, varlığından kimse haberdar olmayacaktı.
Konitza’nõn cenazesinde yaptõ!õ konu mada O âlim, Faik Konitza; meydana çıkardığı bay-
Arnavut bayra!õnõn anlam ve öneminden raksa, şimdi tabutunu örten şu çiftbaşlı siyah
bahsediyor (1942) kartal armalı kırmızı bayraktı.
Konitza 2000, s. 174.
İzin verirseniz Arnavut bayrağı hakkında da
birkaç cümle eklemek isterim. Hepinizin bildiği
üzere, Balkanlar’daki komşularımızdan hiçbiri-
nin bayrağının mazisi yüz elli seneyi geçmez;
yaşı henüz bir asrı bulmayanlar da vardır. Bizim- Konuşma, II. Dünya Savaşı’nın özel
ki ise en az 500 yaşındadır, hatta muhtemelen koşulları hüküm sürerken, Arna-
birkaç asır daha eskilere dayanmaktadır. Bay- vutluk’un İtalyan işgali altında bulunduğu
rak, Arnavutluk’un milli kahramanı Gjergj Kast- sırada ABD’de yapılmıştır. Fan Noli (1882-
riot Skanderbeg'in (İskender Bey) bayrağıydı. 1965) Ortodoks bir din adamıdır; bunun yanı
Çeyrek yüzyıl boyunca Türklere karşı savaş- sıra 1924’te altı ay boyunca Arnavutluk’un
mış olan Skanderbeg, Balkanlar’da en büyük başbakanlığını ve kral naipliğini üstlenmiş-
Türk sultanlarına başarıyla meydan okumuş tir. Ahmed Zogu’ya karşı çıktığı için sürgü-
son Hıristiyan savaşçıydı. Skanderbeg’in ölü- ne yollanmış, sonunda ABD’ye yerleşerek
münden sonra Avrupalı devletlerin bir başına Arnavut-Amerikan cemaatinin en önemli
bıraktığı Arnavutluk, dört yüz elli sene boyunca siması haline gelmiştir. Din, edebiyat ve
tarifi imkânsız Türk boyunduruğu altında inledi. tarih alanında pek çok kitabı yayımlanmış-
Bu dönem boyunca Skanderbeg’in bayrağı da tır; 63 yaşındayken de (1945’te) Boston
unutulmuştu; genç bir âlim tarafından, kütüpha- Üniversitesi’nde Skanderbeg hakkındaki te-
nenin birinde bulunan bir kitabın, Barletius’un ziyle doktorasını tamamlamıştır. Her ne ka-
Latince yazılmış Skanderbeg biyografisinin dar Faik Konitza’yla kişisel ilişkileri (II-35’e
içinden çekilip günyüzüne çıkarılana kadar de bakınız), Konitza’nın Zogu’nun saltanatı

103

94-115Nations_KEF-C.indd 103 9/23/08 1:51:33 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

sırasında, Arnavutluk’un Washington elçi- III-11 ve III-12 numaralı metinleri


liğini yürüttüğü dönemde bozulmuşsa da, çözümleyin. Siz bayrağınızın ne an-
ikisi özellikle 1939’da, Arnavutluk’un işgalin- lam ifade ettiğini biliyor musunuz? Bayrağı-
den sonra sıkı bir işbirliği içinde çalışmıştır. nızın özel bir hikâyesi ya da anlamı var mı?

G17. Güneydo!u Avrupa’daki devletlerin bugünkü bayraklarõ

Arnavutluk, Bosna ve Hersek, Bulgaristan, Bayrakların ne anlama geldiğini


Hırvatistan, Kıbrıs, Yunanistan, Eski Yugoslav bulmaya çalışın. Renklerini,
Makedonya Cumhuriyeti, Romanya, Sırbistan görünüşlerini karşılaştırın. Avrupa’daki diğer
ve Karadağ, Slovenya, Türkiye bayraklarla kıyaslayın.

III-13. Milli mar lar Biz seni selamlarken tekrar


Selam sana ey Özgürlük!
A. Yunan Milli Mar õ (1823)
Uzun zaman bekledin
Seni öteden beri tanırım Yaslı halkların arasında
Ey ilahi bir kudretle dirilen Bir ses sana
Gözlerindeki ışıktan Dön artık desin diye
Ve hançerinin keskin ağzından
Gelmek bilmedi o gün
Helenlerin kutsal mezarlarından yükselen Kimse cesaret edemedi seslenmeye
Ruhun zafere ulaşsın Zira zulmün gölgesi
Kaplamıştı her yeri.

104

94-115Nations_KEF-C.indd 104 9/23/08 1:51:33 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Ama şimdi oğulların


Soluk soluğa Hırvatlar 20. yüzyılın başında bunu milli marş olarak
Koşuyor kavgaya kabul etmeye başlamışlardır. Komünist Yugoslavya’da
Ya özgürlük ya ölüm diye. Hırvatistan Federal Cumhuriyeti’nin marşı olarak
tanınıyordu ama resmen ancak Yugoslavya Milli
Halkımızın mezarlarından Marşı’nın (Ey Slavlar) ardından çalınabilirdi. 1991’den
Ruh zafere ulaşsın itibaren, halk arasında Bizim Güzel (Memleketimiz)
Biz seni selamlarken tekrar olarak bilinen Hırvat Anayurdu, Hırvatistan’ın mil-
Selam sana ey Özgürlük! li marşı olmuştur. Milli marşın ilk halinde “mavimsi
Kapsomenos, s. 93-94.
deniz” yoktur; bu iki kelime 1990’larda eklenmiştir.

Özgürlük Şarkısı başlıklı milli marşın sözle- C. Arnavutluk Milli Mar õ (1912)
ri en önemli Yunan şairlerinden Dionysios Tek bir arzu, tek bir amaçla
Solomos’a (1798-1857) aittir. 158 kıtalık Özgürlük Bayrağın etrafında birleşmişken
Şarkısı şiiri 1823’te, Yunan Bağımsızlık Savaşı sıra- Ant içelim şerefimiz üstüne
sında kaleme alınmıştır. Şiirin ilk iki kıtası Nikolaos Kurtuluş uğruna dövüşmeye
Mantzaros’un bestesiyle 1864’te Yunanistan’ın milli Sadece doğuştan hain olan
marşı haline gelerek o zamana dek söylenen, Bav- Kaçar savaştan.
yera milli marşı sözlerinin Yunanca’ya çevirisinin Cesur olan yılmaz asla
yerini almıştır. Şehit düşer dava uğruna.
Elimizde silahlarla
Koruyacağız vatanı daima.
B. Hõrvat Milli Mar õ (1835) Haklarımızı vermeyeceğiz kimseye,
Güzel vatanımız Düşmanlara yer yok burada.
Aziz, kahraman ülkemiz Çünkü bizzat Tanrı söyledi ki
Eski zaferlerden kalan miras Milletler silinecek yeryüzünden,
Mutlu ol sonsuza dek! Fakat Arnavutluk yaşayacak,
Aziz ve şanlı Çünkü onun için, onun için savaşıyoruz biz.
Aziz ve eşsiz İngilizce’si için: http://www.albanian.com/information/history/index.html
Azizdir tüm düzlüklerin
Azizdir tüm dağların
Ak ey Sava, ak ey Drava
Tuna kaybetmesin kuvvetini Şiir, Aleks Stavre Drenova ya da bilinen
Ve mavimsi deniz, sen de söyle herkese adıyla Asdreni’ye (1872-1947) aittir. Haya-
Hırvat nasıl sever vatanını! tının büyük bir bölümünü Romanya’da geçirdikten
Za Hrvatsku, s. 5. sonra Bükreş’te ölmüştür. Asıl adı Betimi mi flamur
(Bayrağa Yemin) olan şiir 1912’de, Bulgaristan,
Sofya’da, bir Arnavut gazetesi olan Lri e Shqipërisë’de
Hırvat Milli Marşı’nın sözleri Antun Mihano- (Arnavutluk’un Özgürlüğü) yayımlanmıştır. Rumen
vic (1796-1861) tarafından yazılmış, 1835’te besteci Ciprian Porumbescu’nun (1853-1883) bes-
Danica [Sabah Yıldızı] dergisinde yayımlanmıştır. telediği ilk iki kıta 1912’de Arnavutluk’un milli marşı
Zagreb’de doğmuş olan Mihanovic, Habsburg or- olarak kabul edilmiştir.
dusunda subay olarak görev yaptıktan sonra dip-
lomat olmuştur. 1840’larda, dizeleri tıpkı onun gibi
Habsburg ordusunun subaylarından biri olan Josip
Runjanin (1821-1878) tarafından bestelenmiştir. Ülkenizin milli marşı hakkında neler biliyorsu-
nuz?

105

94-115Nations_KEF-C.indd 105 9/23/08 1:51:34 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

G18. Bulgar armasõnõn evrimi (1741’den G19. Pavao Ritter Vitezoviç’in tasarladõ!õ
bugüne) Sõrbistan armasõ (1701)

Davidov, s.21.

G20. Sõrbistan Krallõ!õ’nõn armasõ


(1880’ler)

Ljušiç 2001 .

Armada kraliyeti (Bizans) temsil eden


çift başlı kartalla 4 “S”li bir kalkan bir
araya gelmiş. Bu arma tarihçi ve siyasetçi
Stojan Novakovic tarafından tasarlanmıştır.

Bütün armalarda ortak olan öğeler neler-


İki resmi karşılaştırın, aralarındaki ben-
dir? Ülkenizin armasında hangi öğeler
zerlikleri ve farkları irdeleyin. Ne düşünü-
işlenmiş? Bunların sembolik anlamlarını bulun.
yorsunuz?

106

94-115Nations_KEF-C.indd 106 9/23/08 1:51:34 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

G21. Karada! armasõ III-14. Yunanistan’da bir milli kõyafet yaratma


giri imi (1843)

Ekonomik çıkarlar ve milli gurur gereği, ayrıca ya-


bancıların şatafatından ve ahlaksızlığından kurtul-
mak için [Yunanların işlerinin bu hale gelmesinin
müsebbibi bunlardır] en iyi çare […] milli bir kıyafet
yaratmaktır: ucuz, hoş, zarif, imkânlar dahilinde yerel
malzemeden, yerli zanaatkârlar tarafından üretilmiş
[…], milliyetimizi temsil edecek, herkesi ulusal bir
bağla birleştirecek ve halen süren uluslaşma süreci-
ni destekleyecek. Yunanlar gibi hem Avrupa’nın hem
Asya’nın bir parçası olan, seçkin atalarının şanını ta-
Neden bir devlet armaya ihtiyaç duyar şıyan özel bir milletin ulusal bir kıyafetinin, eğitiminin,
ve arma neyi ifade eder? Armayı ulusal mutfağının olması şarttır. […]
Politis, s. 124.
kimliğin bir unsuru olarak mı görmeliyiz; yok-
sa sadece devlet kimliğinin bir parçası olarak
Yazarın neden halkı milli bir kıyafete ikna
mı? Çok uluslu bir devlet, armasında neyi dile
etmeye çalıştığını düşünün. Bu fikre katı-
getirmelidir?
lıyor musunuz? Sizin ülkenizin bir “milli kıyafe-
ti” var mı?
G22. Monarşi ve devlet – Romanya’dan
Kral I. Carol’un (1866-1914) tasvir edildi!i G23. Milli kõyafetleri içinde Sõrp köylü kõzõ (1865)
kartpostal

Sizce, neden üzerinde kralın resmi olan


bir kartpostal basmışlar? Hükümdar nasıl
tasvir edilmiş? Resmin karşı tarafı nasıl etkile-
mesi beklenmiş?
Todiç, s. 132.

107

94-115Nations_KEF-C.indd 107 9/23/08 1:51:35 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

Tablo 3: Güneydo!u Avrupa devletlerinin belli ba lõ tatil günleri

Ülke Tarih Anlamõ

Arnavutluk 28 Kasım Bağımsızlık Bayramı (1912)

Bosna ve Hersek 1 Mart Bağımsızlık Bayramı (1992)

Bulgaristan 3 Mart Kurtuluş Bayramı (1878)

Hırvatistan 8 Ekim Bağımsızlık Bayramı (1991)

Kıbrıs 1 Ekim Bağımsızlık Bayramı (1960)

E.Y. Makedonya Cumhuriyeti 8 Eylül Bağımsızlık Bayramı (1991)

Yunanistan 25 Mart Bağımsızlık Bayramı (1821)

Romanya 1 Aralık Birlik Bayramı (1918)

Sırbistan ve Karadağ 29 Kasım Cumhuriyet Bayramı (1945)

Slovenya 25 Haziran Devlet Bayramı (1991)

Türkiye 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı (1923)

www.seeurope.net; http://en.wikipedia.org

Milli bayramlarda, ulus-devletin gelişiminde Tabloya göre Güneydoğu Avrupa’daki dev-


dönüm noktası kabul edilen olaylar kutlanır. letler ne tür olayları bayram olarak kutluyor?
Bir devletin tarihinde milli bayramlar siyasi koşulla- Ülkenizde başka hangi tarihi günler için kutlama
ra göre değişebilir; değiştiği de olmuştur. Bununla yapılıyor?
birlikte, Arnavutluk gibi, bütün tarihleri boyunca milli
bayram günlerini hiç değiştirmemiş devletler de var-
dır. Romanya, milli bayramlarını değiştirenlere iyi bir
örnektir. 19. yüzyılın ikinci yarısıyla 20. yüzyılın ilk Kendiniz ara tõrõn:
yarısında kutlanan en önemli bayramlar şunlar ol- Ülkenizdeki milli bayram(lar) ve insanların bunları
muştur: 10 Mayıs, ki üç ayrı anlamı vardır: Hohen- nasıl anlayıp hatırladığına dair daha fazla bilgi edin-
zollern Hanedanı’ndan I. Carol’un Romanya prensi mek için siz de araştırma yapabilirsiniz; eğlenceli de
olarak taç giymesi (1866), Romanya’nın bağımsız- olur. Meseleyi evdekilerle, komşularınızla ya da kay-
lığını ilan etmesi (1877) ve Romanya Krallığı’nın nak havuzunuz için seçeceğiniz daha başka kimse-
ilan edilmesi (1881). 24 Şubat, Eflak ve Boğdan’ın
lerle tartışabilirsiniz. Onlara milli bayramın anlamı
1859’da birleşmesinin yıldönümüdür. Kral ile kraliçe-
nin doğum günleri de milli bayram olarak kutlanmış- hakkında ne bildiklerini, eskiden başka bayramlar
tır. Komünist rejimde 23 Ağustos (1944) milli bayram olup olmadığını, çocukluklarında ve gençliklerinde
olmuştur; buna ek olarak, 1 Mayıs ve 7 Kasım gibi milli bayramın resmi olarak nasıl kutlandığını, o gün-
günler de tatildi. Komünist rejimin yıkılmasından son- lerde neler yaptıklarını sorun.
ra, Transilvanya’nın Romanya Krallığı’yla birleştiği, Yukarıdakilere ek olarak, toplumunuzun dini ve ge-
dolayısıyla Büyük Romanya’nın kurulduğu gün olan leneksel tatil günlerine ne kadar önem verdiğini de
1 Aralık (1918) milli bayram olarak benimsenmiştir. araştırın.

108

94-115Nations_KEF-C.indd 108 9/23/08 1:51:35 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

IIId. Ulusal Mitoloji

G24. Ulusun görsel tasviri

Hür Bulgaristan – Georgy Danchov imzalõ ta baskõ (1879)

Bulgaristan nasıl tasvir edilmiş? Sizin ülkenizde de benzer resimler var mı?

109

94-115Nations_KEF-C.indd 109 9/23/08 1:51:36 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

Sõrbistan ve Karada!’õn resmedildi!i Fransõz kartpostallarõ (1917)

Ülkelerin ve ayırt edici ulusal özellik- Vatanımızı sevmeli,


lerinin nasıl tasvir edildiğini irdeleyin. Ve almak için elimizden geleni yapmalıyız,
Ülkelerin kadın karakterlerle temsil edilmesi Eski Makedon krallığımızdır burası.
olgusuna özellikle dikkat edin. Gelin bir olalım, gelin kurtuluşumuz için
Canımızı ortaya koyalım […]
Ortodoks imanlı Makedonyalı kardeşlerimiz;
III-15. Makedon ulusunun tarihi kökenleri – Gelin tek yumruk olalım, cesurca vuruşalım.
Gjorgji Pulevski, Makedonlar İçin (1879) Tıpkı Çar İskender zamanındaki atalarımız
gibi,
Makedonlar İçin Şarkılarımız hatıramızı yaşatsın.
Vatanımız Makedonların bu aziz toprağıdır Gelin can verelim eski tarihe
Kral Filip zamanında bir krallıktı Hemen şimdi yapalım bunu.
Çar İskender zamanında yaşlı bir imparatorluk Bizim kadim Makedon atalarımız bize güzel bir
Makedon çarımızın adını bilir bütün kâinat anı bıraktılar.
Büyük İskender olarak. Bu işi yaparsak kemikleri sızlamaz; aksine,
Balkan Yarımadası’ndaki imparatorluğunu onları kutsamış oluruz. Altın çelenklerle
Dağlarda yaşayan bütün Slavlara bıraktı. örteceğiz onları.
[…] O eski Makedon sancağını dalgalandıralım tekrar.

110

94-115Nations_KEF-C.indd 110 9/23/08 1:51:41 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Bir yüzünde Aziz Yeorgios var. Öbür yüzünde Resim ve metin hangi değerleri ve ta-
Aziz Dimitri. vırları yansıtıyor? Öbür karakterlerle
Yani kutsal alâmetlerin altında çarpışacağız kıyaslandığında Leonidas nasıl tasvir edil-
[…]
miş? Resmin uzamına ne şekilde yerleştiril-
Pulevski, s. 57-58. miş? Neden?

Gjorgji Pulevski (1838-1895) karşı- B. Vasa Carapiç’in24 1806’da, Belgrad


laştırmalı sözlükler, Makedonca dil- Kalesi’nin alõnõ õ sõrasõndaki ölümü – Anastas
bilgisi kitapları, imla kılavuzları, kısa hikâyeler, Jovanoviç imzalõ tablo (1817-1899)
şecereler kaleme almış, halk hikâyeleri derle-
miştir. Eski Makedonya’nın “Altın Çağ”ıyla
kendi devrinde ülkedeki Slav dillerini ko-
nuşan halklar arasındaki boşluğu doldur-
mak için çabalayarak ulusu inşa eden tipik
bir romantiktir. Aslında şair olmamasına
rağmen 1879’da, Sofya’da Makedonya
Şarkıları [Makedonska Pesnarka] diye bir
kitabı yayımlanmıştır.

Şiirin hedefleri ve mesajı hakkında ne


düşünüyorsunuz? Yazar ne anlatmaya
çalışmış? Neden düzyazı yerine şiiri tercih
etmiş?
Milli Müze, Belgrad.

G25. Bugüne örnek olan tarihi kahramanlar Resim nasıl bir rol üstlenmiş? Ne gibi
duygular ve davranışlar telkin edebilir?
Leonidas, eski Sparta kralõ, Perslere teslim İki resmi karşılaştırın.
olmayacaklarõnõ bildiriyor: “Μολών Λαβέ”
(“Gel de al”) – bir Yunan ders kitabõndan III-16. Dr. Rõza Nur’un halk destanlarõnõn
(1901) etkileri hakkõndaki anõlarõ
Bunları seve seve ve heyecanla okurdum. Oku-
dukça bana kahramanlık hevesi gelirdi. Anlıyo-
rum ki, Türk’ün o eski meşhur kahramanlık ter-
biyesini bu eserler veriyordu. Yazık ki, hepsi de
on paralık oldu. Şimdi asri olarak onları yeni-
den yazmak lazımdır. […] Bu eserler ne mühim
eserlerdi. Bence şüphe yoktur ki, Türk’ü kah-
raman eden, bu kadar fütühat yaptıran, yüzde
doksan, çocuklukta bu eserlerin verdiği terbi-
yedir. Zaten bunlar Müslümanlıkta Türk’ün ilk
istila eserleridir. Bunlar islah edilerek yeniden
basılsa milli terbiye için büyük yardımları olur.
Koulouri, s. 72. Nur, s. 90-91.

24
Vasa Čarapiç, 1804-1813 arasında gerçekleşen ilk Sırp ayaklanmasının önderlerinden biriydi.

111

94-115Nations_KEF-C.indd 111 9/23/08 1:51:43 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

B. Birleşik Bulgaristan – Nikolay Pavloviç


Edebiyatın ulusal ve / veya kimlikle ilgili imzalı resim (1885)
bağları güçlendirme hususundaki rolü
hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin ulu-
sal kimliğinizi fikir olarak ortaya atan edebi
eserler okudunuz mu?

 G26. Siyasi olayların sembolik olarak


tasviri

A. Karadağlıların isyanı – Dura Jakšiç


imzalı resim (1832-1878)

Resimde Bulgaristan ile Rumeli’nin


1885’te birleştiği an tasvir edilmiş.
Bulgaristan yeni topraklara karşı anaç bir rol
üstlenmiş. Arka planda ağlayan bir karakter,
başka toprakların da Bulgaristan’la birleş-
mesinin arzu edildiğini fakat bunun henüz
gerçekleşmediğini akla getiriyor.

Resmi tarif edin. Kıyafetlere bakın.


Neler söyleyebilirsiniz?
Bu resimle özgür Bulgaristan arasında ne
gibi benzerlikler ve farklar var? Bu türden ta-
Milli Müze, Belgrad.
rihi tasvirler nasıl bir işleve sahiptir?

112

94-115Nations_KEF-C.indd Sec1:112 9/26/08 1:02:07 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

III-17. Kadõn sava kahramanõ Ekaterina


Teodoroiu’nun anõlmasõ için Romanya’da Bir köylü kızı olan Ekaterina Teodo-
çõkarõlan yasa (1921) roiu (gerçek soyadı Toderoiu) (1894-
1917) 1916’da hastabakıcı olarak çalışmış-
“EKATERİNA TEODOROIU” ANITI, KULÜBESİ tır. Podul Jiu Savaşı’nda Almanlara tutsak
VE KADIN ENSTİTÜSÜNE DAİR KANUN düşen Ekaterina hapishaneden kaçmış ve
Madde 1 – Ülke için kahramanca can vermiş tekrar Valea Jiului’daki savaşta yerini al-
olan Bâkire Kahraman Ekaterina Teodoriou’nun mıştır. Her iki bacağında da kurşun yarası
anısına Targu-Jiu kentine bir anıt-heykel
olan Ekaterina’ya Kral I. Ferdinand (1914-
dikilecek ve bu, Jiu Nehri’nin vadisinde, bâkire
1927) tarafından Virtutea militara (Askeri
teğmenin adıyla başlayan şanlı savaşlarda
ölmüş bütün subayların adlarını içerecek olan erdem) nişanı ve teğmen rütbesi verilmiş-
“Jiu Zaferi” Anıtı’nın bir parçası olacaktır. tir. Yaş’taki bir hastanede çalıştıktan sonra
İnşaat, bakım ve koruma işleri Savaş Bakanlığı’nın tekrar savaşan birliklere katılan genç kadın,
denetimi altında, “Şehitlikler Derneği” tarafından bir müfrezeye kumanda ettiği Mărăşeşti
yürütülecektir. Muharebesi’nde 22-23 Ağustos 1917 gece-
Madde 2 – Bâkire’nin cenazesi Muncelul’dan si, savaşırken öldürülmüştür.
alınıp anıtın altına gömülecektir. Kraliyet’te
her yıl, kahramanları anmak için özel kanuna
göre belirlenecek olan günde anısına tören
düzenlenecektir.
Bunun dışında, Kahraman’ın doğum yeri olan
Vadeni’de –Gorj-, Jiu Zaferi’nin anıldığı 14
Ekim günü alay kurulacak ve tören yapılacak;
ayrıca, ülkedeki bütün okullarda bu konuda
eğitsel konferanslar tertip edilecektir. Sizce Ekaterina Teodoroiu adına
Madde 3 – Bakire’nin doğum yeri olan Gorj dikilecek anıta neden bu kadar önem
kazasına bağlı Vadeni köyünde tarihi eser
veriliyordu? Ekaterina nasıl bir semboldü?
olarak tescillenen kulübe ve avlusu düzenli
Ardında kalan anılardan kime, ne gibi duy-
olarak bakımdan geçirilecek ve korunacaktır.
[…] Kahraman’ın ailesi için aynı köyde bir başka gular geçiyordu? Sizce kahramanlar kültün-
ev inşa edilecek, kendilerine 2,5 dönüm toprak, de amaç sadece onları anmak mıdır; yoksa
mütevazı bir köy evine yetecek sayıda sığır ve asıl niyet eğitsel hatta siyasal çerçevede mi
aletle birlikte ücretsiz olarak verilecektir. saklı? Ülkenizde milli sembol mertebesin-
Bu yasadaki hükümler, ailenin Kahraman’ın deki en ünlü 3 kişiyi yazın. Bunların arasın-
ölmüş olan kardeşinden dolayı aldığı yardımın da erkeklerin, kadınların, çocukların oranı
kesilmesine yol açmaz. […] nedir? Bu kişiler ne gibi eylemlerle kendile-
Madde 6 – Anıt, Kulübe ve Okul için toplanan meb- rini göstermişlerdir?
lağ bakanlıklara Bakanlar Kurulu tarafından,
kurul başkanının nezaretinde dağıtılacaktır.
“Monitorul…”, s. 3112.

113

94-115Nations_KEF-C.indd 113 9/23/08 1:51:50 AM


MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLER

G27. Romanya’dan modern devletin 70.


Afişte tarihi simaların ve siyasi önder-
yõldönümünü kutlamak üzere hazõrlanmõ afi
lerin portrelerini de içeren bir Büyük
(1929) Romanya haritası var. Ortadaki resim genç
kral I. Mihail’e ait. Diğer karakterler ise Ru-
men birliği fikrini benimsemiş olanlar (kısa bir
süre için Eflak, Boğdan ve Transilvanya’nın
birliğini sağlamış olan Eflak Prensi Cesur Mi-
hail -1593-1601; 1859’da Eflak ve Boğdan’ın
ortak hükümdarı olarak seçilmiş olan Alek-
sandru Ioan Cuza; Cuza’nın saltanatı sıra-
sında başbakanlığı üstlenmiş olan Mihail
Kogălniceanu) ya da kraliyet fikrine taraftar
olanlardır (Kralı I. Carol ve I. Ferdinand).
Haritanın dışında Roma İmparatoru Trajan
ve Daçya Kralı Decebal, Rumenlerin soylu
kökenlerini simgeliyorlar. Afişin tepesinde-
ki 10 Mayıs tarihi o zamanlar Romanya’da
milli bayramdı: I. Carol’un Romanya hüküm-
darı olarak taç giydiği (1866), Romanya’nın
bağımsızlığını ilan ettiği (1877) ve Romanya
Krallığı’nın ilan edildiği (1881) gün.

Ülkenizde bildiğiniz buna benzer afişler var


mı? Herhangi başka bir türde propaganda
afişi biliyor musunuz?
Bunu G16’yla karşılaştırın. Sizce, her iki yayında
amaç neydi?

Drazen Petrovic, başarılı bir meslek


G28. Üzerinde ünlü basketbol oyuncusu hayatının ardından, 1993’te bir trafik
Drazen Petrovic’in resminin yer aldõ!õ bir kazasında, trajik bir şekilde ölmüştür. Dra-
Hõrvatistan pulu (1994) zen Petrovic büyük ihtimalle, istisnasız her-
kesçe modern zamanların milli kahramanı
olarak kabul edilen yegâne Hırvat’tır.

Neden spor yıldızları bazen milli kah-


raman olarak görülür? Nasıl bir kah-
ramanlıktır onlarınki? Savaş ya da direniş
sırasındaki kahramanlıkla nasıl bir ilişkisi
vardır? Neden Petrovic’in resmi pula basıl-
mış?

114

94-115Nations_KEF-C.indd 114 9/23/08 1:51:50 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

III-18. Ça!da bir tarihçinin ifadesiyle,


Arnavutluk armasõnõn tarihsel kökeni (2000) Neden tarihçi kendi ulus-devletinin
armasının eski ve ünlü olduğunu ıs-
Ulusal arma: Kırmızı bir kalkan üzerinde, ka- rarla vurguluyor? Bugün bunun gerçekten
natlarını açmış, çift başlı kartal. Kökeni milli önemi var mı?
kahramanımız Gjergj Kastriot Skanderbeg’in Ulusal simgelerin işlevi konusunda siz ne
(1405-1468) hanedan armasına dayanır. düşünüyorsunuz?
Arnavutluk arması ilk başta Gjergj Kastriot
Skanderbeg’in mühründeki semboldü. Mühür
kanatlarını açmış çift başlı kartaldan oluşuyor-
du. Mührün tepesinde altı yıldız bulunuyordu.
Papa II. Picolomini ile Mantova Kongresi’nin
Skanderbeg’in armasını kabul ettiği 1459’dan
kalma belgelerde bu mühre rastlanmıştır.
http://www.albanian.com/information/history/index.html

115

94-115Nations_KEF-C.indd 115 9/23/08 1:51:51 AM


IV. BÖLÜM: ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

Çok eskiden beri kullanılan bir klişe, Balkanlar'ı Avrupa’nın “barut fıçısı” olarak tarif eder. Bu
klişe tasvirin tamamlayıcı bir parçası da küçük ve açgözlü devletler arasındaki ulusal çatışmalardır.
Bu imge 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında biçimlenmiş, Balkan Savaşları ve 1914’teki
Saraybosna suikastıyla da “haklılığı kanıtlanmış” ve pekişmiştir. Oysa, bu kaba tarihsel imge büyük
oranda bir haksızlıktır. Birinci Dünya Savaşı Avusturya-Macaristan’la Sırbistan arasındaki çatışma
nedeniyle çıkmıştır; ama o hepimizin bildiği küresel katliama dönüşmesinin nedeni kesinlikle bu
bölgede yaşayan insanlar değildir. Ayrıca, Güneydoğu Avrupa 20. yüzyılda işlenen insanlık suçları
listesinde alt sıralarda yer alır. Yine de bu, Güneydoğu Avrupa milliyetçiliklerini yarattıkları gereksiz
çatışmaların ve işledikleri korkunç suçların sorumluluğundan kurtarmaz.
Bu ders kitabının amacı, Güneydoğu Avrupa’daki ulusal çatışmaların dehşetini sergilemek değildir.
Bundan kaçınmaya çalıştık aslında ve daha ziyade, ilk bakışta meşru görünebilse de, son tahlilde
insanları şiddet kullanmaya teşvik eden argüman ve ideolojileri sergilemeye odaklandık. Böylesi
kaynakların tarih derslerinde eleştirel bir gözle ele alınıp tartışılmasının gençlerin olgun ve sorumlu
yurttaşlar olmasına yardım edeceğini düşünüyoruz.
Ayrıca bu bölümdeki bir amacımız da, ulusal çatışmaların sonsuza dek sürmeyeceğini göstermektir.
Aslında, Güneydoğu Avrupa'daki ve daha çok da Avrupa’nın diğer bölgelerindeki tarihsel deneyimler
açıkça gösteriyor ki, çatışmalar bitiyor, ulusal nefret ve önyargılar yerlerini daha olumlu davranışlara
bırakıyor ve daha iyi, daha güvenli bir dünya ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği’nin doğuşu ve geçtiğimiz
elli yıldaki Fransız-Alman ilişkileri örneği cesaret vericidir. Benzer iyileşmeler Güneydoğu Avrupa’nın
da bazı bölümlerinde şimdiden görülebilir. Bu tür gelişmelerin varlığından, illa ki ulus-devletin yok
olmakta ya da anlamsızlaşmakta olduğu sonucu çıkmaz. Bütün o ulus-devletin sönüp yok olacağı
beklentilerine rağmen, en azından uzunca bir zaman diliminde, ulus-devletlerin Avrupa ve dünya
politikasında büyük bir etken olarak varlığını sürdüreceğini artık herkes kabul ediyor. Ulusal
kimlik, yaşadığımız sürece önemini koruyacak ve ulus-devletlerdeki evrimler varoluş biçimlerimizi
etkileyecek. Bu yüzden, ortak geleceğimiz açısından ulus-devletlerimizin hareket noktamız olduğu
gerçeğini akıldan çıkarmamamız çok büyük önem taşıyor.

IVa. Çatışma İçin Seferberlik Çağrısı Yapan İdeolojiler

IV-1. Hırvatistan’da Almanlara karşı ulusal başladım. Derken o, Matheson’un Bergruine’ini


önyargı (1866) okumaya başladı; ben de kestirdim. O, sarışın
kız, yedi gün boyunca, her gün yarım saat ah
Bir sarı Alman’ı asla sevemem. Bir zamanlar, edip içini çekti durdu; sekizinci gün geldiğinde
kaderin bir cilvesi olarak, güya bana sonsuz ben yoktum artık. Ben, erkeklerin uğruna kav-
mutluluk verecek bir Alman meleğiyle tanış- ga ettikleri Hırvat dişi şeytanlarını severim; ılık
mıştım. Birbirimize âşık olmuştuk ve sonra limonata gibi yavan, soluk benizli Alman Lujza
o Alman kız benim için Les cloches du bana göre değil.
monastere oynamaya başladı; ben esnemeye Senoa, s. 164.

116

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:116 9/23/08 1:53:02 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Yazar Alman kızları için ne düşünüyor?


Bu doğru mu? Siz de öteki halklara Hukukçu, düşünür ve Atina Üniver-
ilişkin, bu tür önyargılara rastladınız mı? sitesi’nde profesör olan Nikolaos Sa-
İçinde yaşadığınız toplumda hangi ulus ya ripolos (1817-1887), Memories adlı eserin-
da sosyal grupla daha çok dalga geçiliyor? de, 1877 yılında, Kral I. George (1863-1913)
Size göre, önyargıların ve kalıplaşmış fikir- ‘la aralarında geçen bir tartışmayı aktarıyor
lerin rolü nedir? Bunların gerçek bir daya- ve burada, Yunanistan’a ait olduğunu iddia
nakları var mıdır? ettiği topraklar hakkındaki görüşlerini dile
getiriyor.

IV-2. Dr. Rıza Nur’un yabancı bir kızla


evlenmeyi reddetmesi hakkındaki anıları Sizce Kral tartışmayı neden yarıda kes-
(1910) miş? Yazarın Kral’a açıklama niyetinde
olduğu şey ne?
Parlamento toplantılarına katılıyorduk. Bu ara-
da birçok evlilik teklifi de geliyordu bana. Aday-
lardan biri güzel ve çok zengindi. Kızın kendisi IV-4. Tarihçi Alexandru D. Xenopol, Rumen
de çok istekliydi; benimle evlenmeye can atı- milli uzamını tanımlıyor (1888)
yordu. Benim yüreğim de ondan yana kayıyor-
du. Kız Arnavut’tu. Sırf bu yüzden, onunla ev- Coğrafi konumumuzdan kaynaklanan ilk sorun,
lenmedim. Kendi kendime, “Mutlaka bir Türk’le Batı Avrupa’yı kıta benzeri bir bütünlüğe erişti-
evlenmeliyim. Şimdiye kadar ailemize başka ren Latin uluslarla kıyaslandığında, biz Doğulu
bir kandan kimse girmedi” diyordum. Latinlerin bir yabancı uluslar ummanında kayıp
Nur, s. 318. bir ada gibi kalmasıdır.
Ve bu yüzden, kader Rumen halkını Tuna
Yazarın bu tavrını nasıl açıklarsınız? Nehri’nin kuzeyine fırlatmış olduğundan, şimdi
Kararı hakkında ne düşünüyorsunuz? bu halk, Fransa’nın yarısından geniş, İtalya’nın
bütün yüzölçümü kadar olan, 300.000 kilometre
karelik bir coğrafyada, üç büyük nehir arasında,
IV-3. Yunan Megale Idea’sı hususunda fikir üçgen şeklinde bir ülkede yaşıyor. Bu nehirler,
ayrılığı: Profesör Nikolaos Saripolos’la Kral I. güneyde Tuna, doğu sınırında Dinyeper ve batı
George arasında bir tartışma (1877) sınırı olarak, Tuna Nehri’ne katılan Tisa’dır. Bu
bölgede, hemen her yerdeki Rumenler, yukarı-
[…] Haşmetli Efendimizin hükümranlığında, da kendilerinin olarak gösterilen sınırlar üzerin-
başkenti Konstantinopolis olan ve Girit, Trakya, deki adaların bazıları düşünüldüğünde, birbiri-
Teselya ve Epir, Trabzon’a kadar Karadeniz kı- ne sıkı sıkıya bağlı bir halk oluşturur.
yıları, Küçük Asya ve bütün Ege Adaları, benim Xenopol, I, s. 43.
ülkem Kıbrıs da içinde, tek bir devlet… “Yuna-
nistan sınırlarını çok fazla genişletiyorsun” di- Alexandru D. Xenopol (1847-1920) 19.
yerek, sözümü kesti Kral. yüzyıl sonlarında, Romanya’nın önde
Politis, s. 63.
gelen beşeri ilimler düşünürüydü. Çeşitli ko-
nularda çok sayıda eser vermiş ancak ülke-
sinde ve Avrupa’da Romanya tarihi ve tarih
felsefesi konusundaki katkılarından sonra
tanınmıştır. Romanya tarihi üzerine ciltler
tutan kitaplar yazmıştır.

117

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:117 9/23/08 1:53:02 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

Rumen kimliği ve Romanya’nın ulusal işte bu yüzden milli partiler kurulması düşünce-
uzamı nasıl tanımlanmıştır? Bu ulusal sinden ürperiyorum. Zamanında, kendisi Arna-
uzam tanımlarının ideolojik ve politik amaç- vut olan Hüseyin Cahit, Tanin’de Rumlara karşı
lar içerdiğini düşünüyor musunuz? “hâkim millet” olma üzerine makaleler yazdı.
Birçok ulusun aynı toprak parçası üzerinde Doğru, Hüseyin Cahit doğrudan Türklükten
hak iddia ettiği durumlar biliyor musunuz? bahsetmiyor ama, “hâkim millet” terimini kullan-
Örnek veriniz. mak anayasal bir rejimde kabul edilemez. Ben
bu adamın çılgın tutumuna karşı öfkeden kudu-
ruyorum ve diyorum ki: “Bu adam bunu ya bile-
rek yapıyor ya da ihtiras adamın gözlerini kalın
IV-5. Osmanlı meclisinde ulusal bölünmeler ve simsiyah bir cehalet perdesiyle kapatmış.
(1908-1914) Devlete nasıl bir zarar verdiğini göremiyor.” As-
lında birçok milletin yaşadığı bir ülkede “hâkim
Bize karşı saldırılarda bulunan İttihatçılar (Jön millet”ten söz etmek doğru değildir. Aksi halde,
Türkler) bizim Türk-olmayanlarla ve anavata- anayasal düzen diye bir şeyden bahsedilemez.
na ihanet eden yabancı unsurlarla birlik oluş- Eğer Türkiye bu bölgeleri özel yasaları olan
turduğumuzu iddia ediyorlardı. Bu, gerçeklerle sömürgeler olarak yönetecekse, bu başka bir
taban tabana zıttı ve yalandı. Muhalefetin saf- mesele. O zaman, seçilmiş temsilcilerden söz
larında Türkleri, Arapları, Arnavutları, Rumları edemeyiz. Zaten, Türkiye’nin böyle bir gücü de
ve Ermenileri barındırdığı doğrudur; ama bu yok. […] Rumlar gerçekten çıldırdılar. Onlar bu
unsurlar İttihatçılar içinde de vardı. Aslında hâkim millete karşı ayaklandılar. Bu makale-
onların çoğunluğu İttihatçı. […] Güçlü bir ör- ler barut fıçısındaki kıvılcımlar gibiydi. Keşke
gütlenmeyle, İttihatçıları yasal bir biçimde püs- hâkim millet yerine Türk deseydi. Demedi; di-
kürtmek mümkündü. Zamanında, Araplar bir yemezdi. […] Neyse, ben muhalif grupları bir
Arap partisi kurma niyetindeydiler. Bu oluşumu araya getirmeye çalıştım. Önde gelen vekillerle
bünyeye katmak için hareketi Babil Kulesi’ne konuştum. Araplar genel bir parti içinde birleş-
dönüştürmek zorunluydu. Babil Kulesi eksikliği mek istemedi. Bu grubu Abdulhamid Zohravi
de çekilmiyor zaten; çünkü İttihatçılar da farklı yönlendiriyor. Şam Vekili Şükrü Asalı’yla dost-
değil. Aslında bütün ülke böyle; ne yapabilirsi- luğum vardı. Naif biriydi kendisi. Fikirlerini açtı
niz ki? Elbette, böyle bir ülkenin parlamentosu bana. Bıraktım konuşsun. Düşüncesi, Şam’da
da kendisine benzeyecektir. Araplar çok tehli- bir Emevi devleti kurmaktı. […] Bu Arapları
keli milliyetçi fikirlerle oynuyorlar. Eğer geçmi- şöyle tehdit ettim: “Eğer siz bir Arap partisi ku-
şe dönülecek olursa, sonuç vahim olacaktır. racak olursanız, biz de bir Türk partisi kurarız
Böyle bir şey Avusturya parlamentosuna ben- ve İttihatçılarla birleşiriz. O zaman kimin zararlı
zeyecektir. Rumlar da, açıktan olmasa da, ör- çıkacağını görürsünüz.” Korktular. Benim fik-
tük olarak bu fikri destekliyor. […] Ben şahsen rimi kabul ettiler. Gümülcineli’nin kışkırtmaları
Türklük için ölmeye hazırım; ama bunu bir sır yüzünden Ahali Fırkası da bize katılmak iste-
gibi saklıyorum. Bu konuda kimseyle konuşmu- miyordu. Elimden geleni yaptım ve onları da
yorum. Eğer bundan (Türk milliyetçiliğinden) ikna ettim.
açıkça söz edecek olursak, ötekilerin de kendi Nur, s. 328-332.
milliyetçilikleri meşru olacaktır. Bu da, ülkenin
bölünmesi ve yok olması anlamına gelir. Vatan Bu metinde dile getirilen sorunları nasıl
toprakları İşkodra’dan Basra’ya, Yemen’e ka- yorumlayabiliriz? Size göre, yazarı ne
dar uzanıyor. Yetmiş iki buçuk millet yaşıyor bu tür ideolojik değişimler ve politik tavırlar ra-
topraklarda. Bu Türkiye’nin en zayıf noktası ve hatsız etmekte ve endişelendirmektedir?
karşı karşıya olduğu en büyük tehlikedir. Ben

118

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:118 9/23/08 1:53:02 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

IV-6. Kıbrıslı Rumların sömürgecilik-karşıtı verin: İLERİ! HEP BİRLİKTE KIBRIS’IN ÖZGÜR-
mücadele duyuruları (1955) LÜĞÜ İÇİN. […]
A. LİDER DIGHENIS
Tanrı’nın yardımıyla, onurlu mücadelemize duydu- Grivas-Dighenis, s. 34.
ğumuz inançla, Helenizm’in desteği ve Kıbrıslıla- B.
rın yardımıyla, atalarımızın kutsal bir emanet ola- 1 NİSAN
rak bize bıraktığı savaş sloganımız olan KARDEŞ
KIBRISLILAR. ÖLÜM YA DA ZAFER diye haykı- “YUNANİSTAN’IN EVLATLARI, ÜLKENİN
rarak, BRİTANYA BOYUNDURUĞUNU ÇIKARIP ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN AYAKLANIN!”
ATMAK İÇİN MÜCADELEMİZİ BAŞLATIYORUZ. 500 milyonluk tebaası olan bir imparatorluğa kar-
Tarihin derinliklerinden, özgürlüklerini koruyarak şı duran, MANEVİYATLA silahlanmış ve İNANÇLI
Yunan tarihini taçlandıran atalarımız; Maraton ve kuşatma altındaki bir avuç insan, maddi güçleri
Salamis savaşçıları, 300 Spartalı ve destansı Ar- arkasına almış Golyat’a art arda darbeler indiri-
navutluk Savaşı’nın erleri bize bakıyor. 1821 yı- yor. Bu, AHLAKİ GÜÇLER yaratan ve HAKSIZLI-
lında savaşan askerler, zalimin boyunduruğundan ĞA ve şiddete karşı, en asil ideallere esin kaynağı
özgürlüğün her zaman Ulusal Devletler yoluyla oluşturan bir ADALET kavgasıdır.
kazanıldığını gösteren savaşçılar bize bakıyor. [….]
[…] Ahlaki bir zafer kazandık. Bir imparatorluk sarsıldı
Bütün Helenizm bize bakıyor ve ilgiyle ama aynı ve küçük düşürüldü. Diplomatlar da dahil, birçok
zamanda ulusal gururla bizi izliyor. kişinin adını bile duymadığı Kıbrıs bugün ulusla-
Yapacağımız işlerle yanıt verelim ve onlara layık rarası gündemin ilk sırasına oturmakla kalmamış,
olduğumuzu gösterelim. Anglo-Amerikanlar için bir baş belası ve İngilizler
Bugün, bütün dünyaya uluslararası diplomasinin için bir çıban başı haline gelmiştir.
HAKSIZ, birçok bakımdan YÜREKSİZ ve Kıbrıs- […]
lı insanların ise kahraman olduğunu gösterme Teslimiyet çağı bitmiştir. Çaresizlik ve acizlik için-
zamanıdır. Eğer bugünün hükümdarları bize öz- de yaşama zamanı değildir artık. Artık ADALET
gürlüğümüzü vermeyecek olursa, biz onu kendi ve AHLAK hâkim olacaktır. Bize karşı kurulan ne
ELLERİMİZLE ve kendi KANIMIZLA almaya muk- Anglo-Amerikan ittifakı ne de iki usta fırsatçının
tediriz. zoraki bir araya gelişinden başka bir şey olmayan
Bütün dünyaya bir kere daha gösterelim ki, çağ- Anglo-Türk ittifakı bizi mağlup edebilir.
daş Yunan’ın boynu boyunduruğu reddediyor. Papageorgiou, s. 138-139.
Mücadelemiz zorlu geçecek. Hâkim güçlerin her
türlü aracı var ve sayıca fazlalar.
Bizim RUHUMUZ var. Haklı taraf biziz. Bu yüz-
den, BİZ KAZANACAĞIZ. Bu iki duyuru da, Yunan ordusuna
DÜNYANIN DİPLOMATLARI kendi işinize bakın. hizmet ettikten sonra Kıbrıs’a dönerek
İnsanların, yirminci yüzyılda, sizin saflarınızda uğ- EOKA’nın başına geçmiş ve Britanya’ya kar-
runa birlikte savaştığımız ve sizin, en azından, uğ- şı Kıbrıs’ı sömürge yönetiminden kurtararak
runa Nazizm ve Faşizme karşı savaştığınız kutsal Yunanistan’la yeniden birleştirmeyi amaçlayan
emanet olan özgürlük için kan dökmek zorunda bir gerilla savaşı başlatmış olan Albay (daha
kalmaları utanç vericidir. sonra General) George Grivas (1898-1974)
YUNANLAR tarafından yayımlanmıştır. Bu mücadelenin so-
Her nerede olursanız olun, şu çağrımıza kulak nuçları için, ayrıca bkz. I-39.

119

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:119 9/23/08 1:53:03 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

Kıbrıs lideri özgürlük mücadelesini na- I-8 ve I-22’deki metinleri karşılaştırın.


sıl gerekçelendiriyor? 1950’lerde başka Bir duyurunun genel olarak amacı ne-
sömürgecilik-karşıtı hareket biliyor musu- dir? Bir boş kağıt alın elinize ve bunu üç sü-
nuz? tuna ayırın. Her bir metin için, bir duyurunun
son tahlilde bir iletişim eylemi olduğunu hep
aklınızda tutarak, aşağıdaki sorulara yanıt
verin.
Bu duyuruyu kim yazmıştır? Kime hitap et-
mektedir? Ne zaman ve hangi koşullarda bu
bildiri kaleme alınmıştır?
Özgürlük mücadelesini gerekçelendirmek
için kullanılan savları yazınız. Dikkatinizi çe-
ken şeyler nedir? Bir duyurunun, amaçları-
na ulaşmak için belli bazı retorik kurallarına
uyması gerektiğini düşünüyor musunuz?

IVb. Somut Çatışmalar

IV-7. Stjepan Radic: Hırvat Ülkesini Yugoslav Sırplar, tersine, çektiğiniz büyük acılar yüzünden
Birliği içinde görmek istiyoruz (1918) […] ve kahramanlığa verdiğiniz değeri düşüne-
rek, kendinizi yalnızca Slavlar arasında değil,
Sizinle birlikte (Sırbistan ve Karadağ Krallıkları) bütün dünyada bile birinci millet olarak değerlen-
tek bir uluslararası devlet sınırına sahip olmak dirirsiniz. Sizin kahramanlığınızı takdir ediyoruz;
istiyoruz, […] ama buna ek olarak, aşağıdaki ne- ama sizin bu gururunuz başkalarından, özellikle
denler yüzünden, içerideki Hırvatistan devletinin de Slav halklardan bir şeyler öğrenmeniz yolun-
sınırlarını da muhafaza etmek istiyoruz: da büyük bir engel teşkil edecektir.
Birinci olarak, biz Hırvatlar, köylü halkımızın, özel Radic, s. 211.
koşullarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak, bütün
haklarının verilmiş olduğu konusunda sizi temin
etmek istiyoruz. […]
İkinci olarak, biz Hırvatlar kendi Hırvat ülkemizi
yalnızca köylü değil, Slav oluşumuz gerçeğine
göre düzenlemek istiyoruz; bu nedenle, örneğin, Stjepan Radic (1871-1928): Hırvatistan
Almanca yerine Çek dilini koymayı ve bizim için Köylü Partisi’nin bir lideri, Birinci Dün-
iyi olan bütün Çek yasa ve yönetmeliklerini alıp ya Savaşı sonrası dönemde, önde gelen bir
ülkemizde uygulamayı istiyoruz. Öte yandan, siz Hırvat politikacıdır ve egemen Sırp politikala-
(daha ilerici de olsa) yabancı dünyadan yasa ve rına karşı çıktığı için Belgrad’da öldürülmüştür.
yönetmelikleri alıyorsunuz; dolayısıyla, sizinle Bu makaleyi 1918’de, Avusturya-Macaristan
verimsiz bir tartışmanın içine girip bütün mesele- İmparatorluğu’nun çöküşünün hemen ardın-
lerde sonsuza kadar azınlık kalmak istemiyoruz. dan ve Kuzey-Slav ülkelerinin birleşmesi arife-
Üçüncü olarak, biz Hırvatlar kendi kamu haya- sinde yazmıştır.
tımızı Hıristiyanlık ve Wilson’ın insan hakları te-
melinde düzenlemek niyetindeyiz ve siz kardeş

120

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:120 9/23/08 1:53:03 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

6. Demokratik Makedonya’da seçimler, genel,


Radic, Hırvatistan’ın (“Yugoslav birliği eşit, doğrudan ve kişisel oy hakkı temelinde
içinde”) bağımsızlığını neden istiyor? gizli oyla yerine getirilir.
Radic her ne pahasına olursa olsun bağım- 7. Yasal bir engeli olmayan, 18 yaşını doldur-
sızlıktan yana mı? Radic’in ideolojisi (köylü muş erkek ve kadın bütün yurttaşlar seçimle
cumhuriyeti, Slavcılık) hakkında ne düşünü- belirlenen bütün hükümet organlarına seçilme
yorsunuz? Bütün bu ideolojiler günümüzde hakkına sahiptir. Halk kurtuluş mücadelesinin
geçerli mi? sürdüğü dönem boyunca, ASNOM’un kararla-
rına bağlı olarak, gizli ve doğrudan oy ilkesin-
den feragat edilebilir.
IV-8. Bosnalı Sırpların, Hırvatların ve Zihinsel özürlü insanlar ve ayrıca halk kurtu-
Müslümanların Bildirisi (1943) luş mücadelesinin çıkarlarına karşı olmaktan
suçlu bulunmuş kişiler, bu duyurunun 5. ve 6.
Bugün biz Bosna ve Hersek halkları, tek politik Maddeleri’ndeki haklardan yararlanamaz.
temsilcileri olan Bosna ve Hersek Devlet Anti- 8. Milliyet ve inancına bakmaksızın, Halk Kur-
faşist Konseyi aracılığıyla, tek başına Sırp, tek tuluş Ordusu ve Partizan birliklerinin safları-
başına Hırvat, tek başına Müslüman değil, aynı na asker olarak katılması, yasal yükümlü her
anda Sırp, Hırvat ve Müslüman olan ülkemizin yurttaşın hem ödevi hem de gururudur.
özgür ve birleşik Bosna ve Hersek olmasını 9. Bütün faşist ve faşizm yanlısı eylemler ya-
istiyoruz; bu ülke içinde herkesin tam olarak saklanmıştır; çünkü bunlar kardeş Yugoslavya
eşit ve benzer olması sağlanacaktır. Bosna halklarının özgürlük ve bağımsızlığına karşı
ve Hersek halkları ulusal demokratik federal eylemlerdir.
Yugoslavya’nın kuruluşuna öteki halklarla eşit 10. Her yurttaşın hükümet organlarının karar-
koşullarda katılmak istiyor. larına yasanın belirlediği yollarla itiraz etme
Colakovic, s. 17. hakkı teminat altına alınmıştır.
11. Her yurttaşın bütün devlet yetkilileri hak-
Bu metinde kurulacak devletin niteliğiy- kında dava açma ve şikâyette bulunma hakkı
le ilgili neler anlatılıyor? vardır.
Halk hükümeti herkesi okuryazar yapma, halk
kültürünü zenginleştirme, parasız eğitimi sağ-
IV-9. Makedon Halkının Kurtuluşu için ilk lama gayreti içinde olacaktır.
Antifaşist Meclisi’nin Bildirgesi (1944) St. Prohor Pchinski Manastırı, Ilinden (St. Eli-
yah günü), 2 Ağustos 1944.
ASNOM’un Demokratik Makedonya yurttaşla- Makedonium, s. 119-120.
rının temel hakları hakkındaki duyurusu:
1. Federal demokratik Makedonya devletinin
bütün yurttaşları yasalar önünde, milliyetleri- Demokratik Makedonya’nın Temel Yurt-
ne, cinsiyetlerine, ırklarına ve dinlerine bakıl- taş Hakları Bildirgesi, 2 Ağustos 1944
maksızın, eşittir. tarihinde, ASNOM’un (Makedonya Halkının
2. Ulusal azınlıklar özgür ulusal hayatlarını ya- Kurtuluşu İçin Antifaşist Meclisi) ilk oturu-
şama hakkına sahiptir. munda yayımlanmıştır. Makedonya’da Bul-
3. Her yurttaşın mal ve can güvenliği, mülkiyet gar ve Alman güçlere karşı savaşan silahlı
edinme ve ekonomik hayatta özel girişim hak- gerilla hareketinin organı olan, Komünistle-
kı garanti altına alınmıştır. rin hâkimiyetindeki bu meclis, düşünülen eşit
4. Her yurttaşın din ve vicdan özgürlüğü vardır. halkların ortak Yugoslav devleti çerçevesin-
5. Bütün yurttaşların fikirlerini özgürce söyle- de özerk Makedonya federal birimi için te-
me, yayma, toplanma ve örgütlenme hakkı vardır. mel koşulları tayin etmiştir. Genel olarak bu,

121

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:121 9/23/08 1:53:03 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

dayattılar ve korkutma yöntemlerine başvur-


gelecekteki bağımsız Makedonya devletinin dular. (b) Çocuklarının hayatlarından endişe
kuruluş anı olarak kabul edilir. Partizan liderler eden aileler. (c) Öğrencilerinin eğitiminden ve
Makedonya devletinin ilan edildiği gün olarak, okul disiplininden endişe eden öğretmenler. (d)
1903’teki Ilinden Ayaklanması’nın günü olan Parti’nin her şeyin üzerindeki çıkarları için genç-
2 Ağustos’u, St. Eliyah gününü seçmiştir. Bu leri kendi yanlarına çekmeye çalışan komünist-
şekilde, silahlı mücadelenin sürekliliğine vur- ler. (e) Silahlı bir mücadele şeklini alacak olası
gu yaparak, “İkinci Ilinden” destanı yaratılmış bir kurtuluş mücadelesinde gençlerin, özellikle
oluyordu. de öğrenci olanların ne işe yarayacağını anla-
Bu resmi ve demokratik makalelerin birçoğu, yamayan güçlü mevkilerdeki çeşitli insanlar.
yine de, duyuru olarak kalmıştır; çünkü son Grivas-Dighenis, s. 38-39.
tahlilde Yugoslavya –ve onun içindeki Make-
donya Halk Cumhuriyeti- Komünist türden to-
taliter bir politik sistem haline gelmiştir.
Sömürgecilik-karşıtı mücadelenin lideri-
nin mücadele örgütünün önünde engel
IV-10. EOKA’nın lideri George Grivas olarak gördüğü şeyler nelerdir ve bunlar nasıl
(Dighenis)’ın, Kıbrıs’ta sömürgecilik-karşıtı engel oluştururlar? Yorumlayınız.
mücadelenin zorluklarına ilişkin analizi Gençlerin politikaya karışması hususunda
(1955-1959) sizin toplumunuzdaki yaygın tavır nedir? (Ai-
leyi, öğretmenleri, arkadaşları ve sonra da
Yoluma engeller çıkaran çok sayıda güç odak- genel olarak toplumu düşünün). Gençlerin ne
ları bulunuyordu: (a) İngilizler: Temel eğitimde oranda politikaya katılmalarını doğru buluyor-
kontrolü ellerinde bulunduruyor olmalarından sunuz? Silahlı mücadeleye katılmaları hak-
faydalanarak, gençlere baskıcı uygulamaları kındaki fikriniz nedir?

 G29. Kıbrıs’ın Birleşmiş Milletler’e müracaatı (1950’ler)

Ph. Demetriades’in çizgileriyle Istoria tis Kyprou, s. 243.

122

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:122 9/23/08 1:53:03 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

ğunu kabul ediyorlar.


Çeviri: Aynı şekilde, şayet Kıbrıs meselesi BM’ye bağ-
Washington, Lord Byron ve Jeanne lıysa, neden EOKA, yabancılar tarafından “köle-
d’Arc: “Öyleyse, biz hep boşuna mı mücadele leştirilmiş” Atinalıların kendilerini terk etmelerini
ettik?” açık ve adi bir ihanet olarak görüyor?
BM’de, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, Ameri-
Sömürgecilik-karşıtı mücadele süresince, Kıbrıs kalılar bizi terk edip ihanet ederken SSCB bizim
Rum Cemaati’ni temsil eden Yunan hükümet- için oy kullandı. Bizim bir kere daha bize ihanet
leri BM’ye Kıbrıs’ın kendi kaderini tayin hakkını edenlere ve bizden askeri üsler isteyerek bizi sa-
savunan dört başvuruda bulunmuştur. 1958’de, tanlara istiridyeler gibi sıkı sıkıya bağlı kalmamız
başvuru kendi kaderini tayin etmekten “bağım- bir suç teşkil etmiyor mu?
sızlık” talebine dönüşerek tekrarlanmıştır. EOKA’nın kabul ettiği gibi, şayet Kıbrıs mese-
lesi BM’de çözülecekse, en iyi savunmanın,
EOKA’nın göz ardı ettiği, bütün Kıbrıs halkının
birlikteliği olacağı açık değil midir?
Çizer karikatüründe neden bu kişileri Bütün bu saydığımız gerekçeler gösteriyor ki,
seçmiştir? Bu kişiler hangi ulusları tem- EOKA, en iyi senaryoyla bile, politik olarak yan-
sil ediyor? Bu kişiler hangi mücadeleleri akla lış yönetilmekte ve bunun sonucu olarak da ma-
getiriyor? ceracı davranmaktadır. Biz, Kıbrıs meselesinin
çözümünün her şeyden önce Kıbrıs halkının ve
Yunanistan’ın mücadelesinden ve birliğinden
geçtiğine inanıyoruz. Birinci ve temel mesele bu-
IV-11. Kıbrıs Rumlarının solcu partisinin dur ve bütün diğerleri bunu izleyecektir.
(AKEL25) bakış açısı, 1955 2 Ağustos’ta, Kıbrıs’ta gerçekleşen ve halkın bir-
liğini herkesin görmesini sağlayan, kitlesel politik
Zaman zaman EOKA ve Dighenis, kendisiyle grev, yurtseverlerin doğru yolda olduğunu kanıt-
“mülakat” yapan Amerikalı muhabirin bildirdiği- lamıştır. Bırakalım, halk birlik için mücadelesini
ne göre, garip ve anlaşılmaz şeyler geveliyor. ve ulusal hakları için kavgasını daha kararlı bir
Muhabir ayrıca, Dighenis’in İngilizler tarafından biçimde sürdürsün. Ve zafer, bütün direnişlere,
bir komando olarak eğitildiğini de ima ediyor. muhalefete ve bölme gayretlerine rağmen, onla-
Bu yüzden, Atina Radyo İstasyonu’ndan yayım- rın olacaktır.
lanan EOKA’nın son bildirisinde, Dighenis eğer New Democrat gazetesi, 7 Ağustos 1955, Sp. Papageorgiou’nun
BM, Kıbrıs meselesini görüşmeyi kabul etmeye- AKEL kitabından.
cek olursa, Kıbrıslıların “bir soykırıma giderek
ve hem kendilerini hem de Britanyalıları yakarak
EOKA: Ethniki Enosis Kyprion Ago-
adayı havaya uçuracaklarını” iddia etmiştir. Bu
niston (Kıbrıs Savaşçıları Ulusal
bildiriyle EOKA, Dighenis ve yandaşları şu dik-
Örgütü), 1955’ten 1959’a kadar, Kıbrıs’taki
kate değer gerçekleri kabul etmiş oluyorlar:
sömürgecilik-karşıtı mücadeleye önderlik
Kıbrıs meselesinin çözümü BM’ye bağlıdır. O
eden sağcı bir gizli örgüttü. EOKA Kıbrıs’ı
zaman bu mesele etrafında koparılan onca yay-
Yunanistan’la birleştirme amacıyla Kıbrıs-
garanın ne anlamı vardır? En başta, onlar amaç-
lı Türkleri dışladı ve Kıbrıs Türk liderliği
larının tek bir İngiliz’in burnunun kanaması oldu-
Britanya’yla işbirliğine yöneldi. Türk subaylar

25
AKEL: Anorthotiko Koma Ergazomenou Laou (Çalışan Halkın İlerici Partisi).

123

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:123 9/23/08 1:53:04 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

Kıbrıslı Rumlar arasında birlik ve beraberliği


liderliğinde kurulan gizli bir Kıbrıslı Türk ör-
savunurken, bir yandan da bu terörist kam-
gütü –önce Volkan, daha sonra da 1958’de
panyayı başlatmıştır. EOKA’ya karşı çıkan ve
TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) mevcut
ihanet eden, onun büyük ideallerine inanma-
statükoyu koruma amacıyla kurulmuştu.
yan her Yunan, istisnasız ve tereddütsüz bir
EOKA’nın sağcı politik yönelimi bir süre
biçimde, EOKA kurşunlarının hedefi olacak ve
sonra Kıbrıs Rum soluyla, yani -onyıllardır
tıpkı geçmişte olduğu gibi, kaçırılacak ve iş-
Britanya kolonyal yönetiminin izin verdiği tek
kenceye uğrayacaktır.
seçim türü olan yerel seçimlerin çoğunu ka-
Türk cemaati kendisine karşı gerçekleştirilen
zanmış bir parti olan- AKEL yanlılarıyla ça-
eylemler kadar bu örgütün büyük idealine eriş-
tışmaların çıkmasına neden olmuştur.
mek için yürüttüğü terörist faaliyetleri de asla
unutmayacaktır. Bu noktadan bakıldığında,
Kıbrıslı Türkler bu terör faaliyetlerinin önemi
IV-12. EOKA karşıtı Kıbrıslı Türkler, 1960 ve gerçek amacı hakkında gayet bilinçlidir.
Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin gelece-
KIBRISLI RUMLARIN TERÖRİST ği açısından iyi işaretler olmayan bu faaliyetle-
MÜCADELESİ SÜRÜYOR. re karşı sessiz kalmayacaktır.
On günde beş kişi öldü! Makaryos26, öldürme ve korkutmayı seçen te-
Makaryos bu eylemleri kınamalıdır. röristlerin bu eylemlerini kınamalıdır. İşgal et-
EOKA’nın amacı en bariz bir biçimde açığa tiği mevki bunu gerektiriyor.
çıkmıştır: Halk korkutulacak ve terör kampan- Nacak gazetesi27, 73, 7 Kasım 1960.
yası bütün hızıyla sürecektir. Hiç kuşku yok ki,
bu planları kim yaptıysa sonuçlarına da katla- 1960 yılında, Zürih ve Londra Anlaş-
nacaktır. maları’yla, Britanya, Yunanistan ve
EOKA terör örgütü Cumhuriyet’in ilk aylarında Türkiye’nin garantörlüğü altında, bağımsız
yine ölümcül kampanyalarına hız verdi. Bu te- bir devlet olarak Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.
rör eylemleri Zürih ve Londra Anlaşmaları’nın Britanya’nın stratejik çıkarları adadaki iki ege-
ardından kesilmişti. men üsle teminat altına alınırken; adada 650
Kıbrıs’la Yunanistan’ı birleştirme mücadelesi Türk ve 850 Yunan askerinin mevcudiyetiyle
veren EOKA savaşçılarının operasyonu önce Türkiye ve Yunanistan devletlerinin adadaki
aykırı sesleri korkutup susturmayı ve sonra da varlığı da kabul edilmiş oluyordu. Kıbrıslı Rum-
Enosis’e (Birleşme) giden yolu temizlemeyi lar bu anlaşmalara karşı tutumları bakımından
amaçlıyordu. EOKA, amaçlarına ulaşmak için, bölünmüştü, ancak Kıbrıslı Türkler Anayasa’yı

26
III. Makaryos (1913-1977) Kıbrıs, Atina ve Boston’da eğitim gördükten sonra 1948’de Kıbrıs’a döndü. II. Makaryos'un ölümünden
sonra, 37 yaşında Kıbrıs’ın en genç başpiskoposu oldu (1950). Britanya yönetimi onu 1956’dan 1957 yılına kadar Şeysel Adaları’na
sürgüne gönderdi. 13 Aralık 1959 seçimlerinde, Makaryos bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk başkanı oldu ve 1961 yılında genç
cumhuriyeti Bağlantısızlar Hareketi’nin bir üyesi yaptı. 15 Temmuz 1974 tarihinde, Yunan askeri cuntasının hazırladığı darbeyle Makaryos
devrildi ve kaçarak Londra’ya gitti. Bunu 20 Temmuz ve 15 Ağustos tarihli Türk işgali ve adanın bölünmesi takip etti. Makaryos Aralık 1974
tarihinde adaya geri döndü ve 3 Ağustos 1977 tarihinde öldü.
27
Nacak, 1959 ve 1963 tarihleri arasında yayımlanan haftalık bir gazetedir. 1950’lerden beri, Kıbrıslı Türklerin “Türklüğü”nü desteklemiş,
hırslı bir milliyetçi politikacı olan Rauf Denktaş tarafından çıkarılıyordu. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk başkan yardımcısı Fazıl Küçük’ün
uzlaşmacı politikasına karşı olan Rauf Denktaş, 1960 yılında Türk Cemaati Meclisi’ne başkan olarak seçildi. Cemaatler arası çatışmalar
sürerken (1963/64-1967) Türkiye’ye kaçtı. 1968 sonrasında BM gözetiminde yürütülen cemaatler arası tartışmalarda Kıbrıslı Türklerin
temsilcisi oldu. Daha sonra Kıbrıslı Türklerin lideri oldu. Denktaş, Annan Planı'nın reddedilmesini istemiş, (ve sözgelimi planın üçüncü
versiyonunun reddinde -10 mart 2003'te, Lahey'de- rol oynamışsa da), 24 nisan 2004'te yapılan halkoylamasında bu plan Türk tarafında
kabul edilmiş ancak Rum tarafında reddedilmiştir.

124

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:124 9/23/08 1:53:04 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

desteklediler. Rauf Denktaş Kıbrıslı Rumların arzu, ancak başarıldıktan sonra ortadan kaybo-
Anayasa’ya saygı göstermeyeceği ve böylelik- lacak […] ve ancak o zaman biz yeni bir düşü,
le Kıbrıslı Türklerin haklarını tehlikeye atıp ihlal devletsizlik düşünü -[devlete karşı düş]- kurmaya
edeceği yönündeki kuşkularını dile getiriyordu. başlayacağız.
İki cemaat de birbirini, silah stoku yaptığı ve Gotovac, s. 129, 159.
yasadışı silahlı çeteler örgütlediği konusunda
suçluyordu; bir keresinde, bağımsızlık önce- 1960’ların sonunda, Hırvatistan gö-
sinde, Britanya güçleri adaya silah getirmekte rece genç Komünist yöneticiler, Sav-
olan “Deniz” adlı bir gemiye el koydu. 1963’te, ka Dabcevic-Kucar ve Miko Trialo tarafından
ciddi bir anayasal tartışma çıktı ve bu atmosfer- yönetiliyordu. Bu yöneticiler Yugoslavya için-
de Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar arasında de Hırvatistan’ın daha fazla bağımsız olması
şiddetli çatışmalar baş gösterdi. Tüm bunların için çalıştılar. Aynı zamanda bazı demokratik
sonucunda, Ocak 1964 tarihinde, Lefkoşe’de, özgürlükler de tanıdılar; ancak bunlar mevcut
yeşil hat olarak bilinen bir sınır hattı belirlendi. Komünist hükümet çerçevesi içindeydi. Bu ha-
reketin en çok bilinen adı “Hırvat Baharı”ydı;
bunun yanı sıra, “Kitle Hareketi” olarak da
Metin IV-10, IV-11 ve IV-12’yi birbiriyle kı- anılıyordu. Bu hareketin, özellikle öğrenciler
yaslayarak, sunulan üç farklı tutumu an- arasında, çok sayıda yandaşı vardı. Hareket
lamaya çalışın. Yine metin I-39 ve IV-6’yı da 1970’lerin başında sona erdi. Dabcevic-Kucar
okuyunuz. ve Tripalo, Tito’nun bir kararıyla görevden uzak-
laştırıldı. Hareketi destekleyen, özellikle ente-
lektüeller arasından, çok sayıda insan hapse
IV-13. Yazar Vlado Gotovac’ın hatırladığı, atıldı. Bunlardan biri olan yazar Vlado Goto-
1970’ler başındaki “Hırvat Baharı”nın vac, Stara Gradiska adlı, kötü şöhretli hapis-
hedefleri hanede dört yılını geçirdi.

Bir masum olarak hapse düşen biri hiçbir şey


umut etmez. Yalnızca bekler. […] Yazar, “Bana göre, devlet kaçınılmaz
Ben Hırvat devleti düşünü temsil ediyorum; bu kötülükten başka bir şey değildir” der-
düşü bir yana atıp dünyanın ortak kaderini düşle- ken, sizce ne demek istemiş olabilir? Her türlü
meye geçmemiz için, önce bu düş gerçekleşmek devlete düşman birinin Hırvatistan devleti için
zorundadır. Çünkü, bana göre, devlet kaçınılmaz savaşması çelişkisi hakkındaki fikriniz nedir?
kötülükten başka bir şey değildir ve Hırvat devleti Ulus-devlet, devletten genel olarak kurtulma-
için de geçerlidir bu. Ama bu, bir iç sorun olarak, nın zorunlu bir aşaması mıdır?
başarılmak zorundadır! Uzun yıllara dayanan bu

125

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:125 9/23/08 1:53:04 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

IV-14. Sırbistan Sanatlar ve Bilimler sayesinde, bu devletler (1960’ların kritik yıllarının ön-
Akademisi’nin (SANU) Memorandumu cesi ve sonrasında) politik ve ekonomik sistemi etki-
(1986) leyen bütün meselelerde sorumluluklar üstlenmiştir.
Bunlar, Yugoslavya’nın sosyal ve ekonomik yapısı-
Durağanlaşan sosyal gelişme, ekonomik zorluklar, nı kendi amaç ve ihtiyaçlarına uygun biçimde şekil-
artan sosyal gerilimler ve etnik gruplar arasındaki lendirmiştir. […] Mevcut ulusal ayrımcılık biçimlerini
açık çatışmalar yüzünden Yugoslavya derin bir kaygı düşünürsek, günümüz Yugoslavya’sı demokratik bir
içindedir. Ciddi bir kriz yalnızca politik ve ekonomik devlet olarak görülemez.
alanları değil, Yugoslavya’nın bütün hukuk sistemi- […] Yugoslavya kısmen, bir yurttaşlar topluluğu, ya-
ni de kuşatmıştır. Çalışma hayatındaki tembellik ve salar karşısında eşit uluslar ve etnik gruplar olarak;
sorumsuzluk, yolsuzluk ve kayırmacılık, yasalara ama daha çok, eşit sekiz toprak parçasından olu-
güvensizlik ve saygısızlık, bürokratik inatçılık, birey- şan bir topluluk olarak görülüyor. Ama bu eşitlik hali
ler arasında artan güvensizlik, birey ve grup egoiz- bile Sırbistan için geçerli değildir; çünkü Sırp ulusunu
minin giderek dikleşip haddini aşması günlük olgular sürekli gözetim altında tutan özel bir yasal ve politik
haline geldi. Bunun sonucunda ahlaki değerlere ve tutum söz konusudur. Bu politikanın arkasındaki be-
önde gelen kamu kuruluşlarının şöhretine indirilen lirleyici ilkenin “zayıf bir Sırbistan, güçlü bir Yugos-
darbeler ve karar alıcıların ehil kişiler olduğu inan- lavya” olduğu söylenebilir ve bu etkili bir düşünce
cının yokluğu halk arasında vurdumduymazlığın şekline evrilmiştir: Eğer en büyük ulus olan Sırpların
ve sertlik yanlısı tavırların yaygınlaşmasına neden ekonomik yönden hızla büyümesine izin verilirse, bu
olmakta ve beraberinde insanların hukuk ve düzen durum Yugoslavya’daki öteki uluslar için bir tehlike
gibi temel değerlere ve sembollere yabancılaşmasını oluşturur. Bu yüzden, ekonomik gelişme ve politik
getirmektedir. Yugoslav gerçekliğini tarafsız bir gözle dayanışma yoluna giderek daha fazla engel çıkar-
irdeleyecek olursak, görürüz ki, mevcut kriz, Yugos- mak için her fırsattan yararlandılar. Bu engellerin en
lav devletinin parçalanmasına kadar varabilecek bir ciddilerinden biri Sırbistan’ın halihazırda belirlenme-
felaket de dahil olmak üzere, önceden tahmin edil- miş anayasal konumudur; bu yüzden çok sayıda iç
mesi imkânsız sonuçlar doğuracak toplumsal dalga- çatışma yaşanıyor.
lanmalar yaratabilir. […] Sırbistan ile bağlı bölgeleri30 arasındaki ilişkiler
[…][Komünist Yugoslavya’da] ulusal sorunun çözü- tek başına ya da asıl olarak iki anayasal kurumun31
mü teorik olarak Sperans (Kardelj28) tarafından “Raz- biçimsel bir hukuki yorumuna indirgenemez. Bu asıl
voj slovenskoga narodnoga vprsanja” (Sloven Ulusal olarak Sırbistan ulusu ve devletinin bir meselesidir.
Sorununun Gelişimi) adlı kitabında gösterilmiş ve ge- Uzun ve kanlı bir mücadelenin ardından devletini
liştirilmişti; genel olarak bu kitap, en sonunda 1974 kurmuş, sivil demokrasisini yaratmış ve iki dünya
Anayasası’yla hayata geçirilmiş olan, Yugoslavya’nın savaşında iki buçuk milyon32soydaşını kaybetmiş bir
egemen cumhuriyetlerin ve özerk bölgelerin bir kon- ulus, bürokratik olarak kurulmuş bir parti komisyonu
federasyonu doğrultusunda gelişmesi için bir ideolo- tarafından, yeni Yugoslavya’nın kırkıncı yılında, ken-
jik model hizmeti görmüştür. di devleti olmayan tek ulus olmaya mâhkum ediliyor.
Bu Anayasa’yla ulusal programlarını başarıyla haya- Barış zamanı daha acı verici bir tarihsel yenilgi dü-
ta geçiren bu iki en gelişmiş cumhuriyet29 şimdi mev- şünülemez.
cut sistemin en ateşli savunucuları olmuştur. Politik […] Sırbistan halkının konumu sorununa, çok büyük
iktidarın merkezlerindeki liderlerinin politik tutumları sayılarda Sırp’ın Sırbistan dışında, özellikle bilinen

28
Edward Kardelj (1910-1979) Komünist harekete katılan, Komünist Yugoslavya’nın önde gelen devlet adamlarından biri olan bir Sloven
öğretmendir. Titoizmin başlıca ideologu olan Kardelj, Yugoslav federalizminin güçlenmesine de gayret etmiştir.
29
Slovenya ve Hırvatistan.
30
Kosova ve Voyvodina.
31
Federal Yugoslavya’yla Sırbistan Cumhuriyeti’nin kurumları.
32
İki Dünya Savaşında Sırbistan’ın kayıplarıyla ilgili rakamlar son derece tartışmalıdır.

126

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:126 9/23/08 1:53:04 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Sırbistan sınırları dışında, yaşıyor oluşu ve sayıları- lenmesinde rasyonel olarak temelleri atılmış ve ka-
nın bazı diğer ulusların toplam sayısından daha fazla rarlılıkla uygulanan bir reform yapılmasını ve sosyal
oluşu nedeniyle belirli bir önem veriliyor. 1981 sayı- demokrasi yoluyla, modern dünya ile hızlı ve yararlı
mına göre, Sırp halkının yüzde 24’ü (1,958,000) Sır- bir bütünleşmeye gidilmesini gerektirir. […]
bistan Sosyalist Cumhuriyeti sınırları dışında yaşıyor
ve bu sayı Sloven, Arnavut ve Makedonların toplam http://www.haverford.edu/relg/sells/reports/memorandumSANU.htm
sayısından fazladır ve tek başına alınınca, Müslü-
manların sayısına neredeyse eşittir. Tito’nun Komünist Yugoslavya’da Sırp-
[…] Sırp halkının tam ulusal ve kültürel bütünlüğü, ların etkisini sınırlamaya çalışmasının
hangi cumhuriyet ya da bölgede yaşıyor oluşlarına nedenleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
bakılmaksızın, onların tarihsel ve demokratik hakkı- Bu tutumun nedeni, iki savaş arasındaki
dır. dönemde Pan-Sırp politikaların yarattığı
[…] Sırbistan’ın meşru çıkarlarını gözetmek için, bu gerilimlerin sonucu olabilir mi? Sırbistan
kuruluş yapısında bir düzenlemeye gidilmesi kaçı- Akademisi üyeleri böylesine bir hınç bes-
nılmazdır. Özerk bölgeler Sırbistan Cumhuriyeti’nin lemekte haklılar mı? Bilgileriniz ışığında,
ayrılmaz parçaları haline gelmelidir; onlara Cum- onların yaklaşımlarının öteki Yugoslav cum-
huriyetin bütünlüğünü bozmayacak ve toplumun huriyetlerinin temsilcileri tarafından da pay-
tamamının ortak çıkarlarını gözeterek hareket et- laşıldığını söyleyebilir misiniz?
melerini sağlayacak oranda bir özerklik verilmelidir.
Sırbistan’ın can sıkıcı, devlet kurma hakkı meselesi
anayasal düzenlemelerle düzeltilmesi gereken tek IV-15. Bir Sloven’in Komünist Yugoslavya’daki
eksiklik de değildir. 1974 Anayasası Yugoslavya’yı dil meselesine ilişkin tavrı (1987)
çok istikrarsız bir devlet topluluğu haline getirmiştir;
bu yapı, yakın tarihlerde Slovenya’nın önde gelen Yugoslavya içindeki ilişkiler, eğer Slovenler Sırbo-
şahsiyetlerinin demeçlerinde ve Makedon politikacı- Hırvatça’yı, hatta ayrı diller olarak Sırpça ve Hır-
ların daha önceleri takındıkları tavırlarda açığa çıktığı vatça’yı ve hatta Makedonca’yı bilseler; eğer
gibi, Yugoslav alternatifinden başka alternatiflere de Sırplar ve Hırvatlar Slovence ve Makedonca’yı
açıktır. Böylesi değerlendirmeler ve parçalanmışlık- bilseler ve eğer Makedonlar kendi dilleri dışında
lar, Yugoslavya’nın daha fazla iç çatışmalara gebe bu dillerden birini ya da ikisini bilseler hiç kuşku-
olduğu anlayışına yol açıyor. Sırp ulusu böylesi bir suz ideal olurdu. Pratikte, Slovenler böyle bir iliş-
belirsizlik içinde, başına gelecekleri uysalca bekleye- kiyi sağlamaya ve korumaya çalışıyor. Örneğin,
mez. Bu yüzden, Yugoslavya içindeki bütün uluslara Sloven çocuklar ilkokullarda zorunlu ders olarak
kendi isteklerini ve niyetlerini açıklama imkânı veril- Sırbo-Hırvatça öğreniyor. Bununla birlikte, Sırp-
melidir. Böylelikle, Sırbistan da kendi ulusal çıkarları- lar ve Hırvatlar ilkokullarda genellikle Slovence’yi
nı tanımlama ve ilan etme fırsatını yakalayacaktır. öğrenmiyor. Bu, bizim bilinçdışı bir biçimde ilkeyi
[…] Sırbistan sınırları içindeki Sırp ulusu eşit temel- [dillerin eşitliği] tek yanlı uyguladığımız anlamı-
de bütün karar alma ve uygulama süreçlerine katıl- na geliyor. Slovence Yugoslavya’da ikinci sınıf
madıkça, Yugoslavya güçlü olamaz; ve bu durumda bir dildir; bu, üstünkörü yapılmış bir araştırmayla
Yugoslavya’nın demokratik, sosyalist bir topluluk ola- kolaylıkla ortaya konabilir ve bu konuda binler-
rak mevcudiyeti bile tartışmalı hale gelecektir. ce örnek verilebilir. Sırplar ve Hırvatlar, Sloven-
Yugoslavya topluluğunun ve Sırbistan’ın gelişimin- ce bilmelerinin kendileri için zorunlu olmadığını
deki bir dönem, tarihsel olarak yıpranmış bir ideoloji, gayet iyi biliyorlar. Slovenlerle girdikleri ilişkiler
büyük bir durgunluk ve ekonomik, politik, ahlaki ve onlara, Slovenlerin çoğu durumda onlarla kendi
kültürel alanlarda daha da belirgin bir gerileme ile ar- dilleriyle konuşmaya istekli olduğunu öğretiyor.
tık sona ermiştir. Böylesi bir durum kaçınılmaz olarak Sözgelimi, Slovence öğrenmesi gerektiği düşün-
derinlemesine düşünmeyi, Yugoslavya uluslar top- cesine kapılan bir Hırvat ya da Sırp gayet man-
luluğunun bütün yönetim yapısı ve toplumsal örgüt- tıklı bir biçimde kendine şu soruyu soracaktır:

127

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:127 9/23/08 1:53:04 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

“Daha acil bir durumda kullanabileceğim, gün- Dil sorunu […] Sloven ulusal sorununun dil soru-
delik hayatta işime yarayabilecek ve gelişimime nuyla başladığı anlamına gelmez.
katkıda bulunacak bir dil öğrenmek için harca- Stokes, s. 283-284.
yacağım bu zamanı neden Slovence öğrenmek
için harcayayım ki?”
Birçok Sloven, özellikle federal birimlerde çalı- Dışarıya karşı eşitlikçi Federal Yu-
şanlar, örnek olarak öteki yurttaşları da Slovence goslavya’da ilişkilerin asimetrik oluşu-
öğrenmeye ikna etme umuduyla, Sırbo-Hırvatça na ilişkin bir Sloven’in huzursuzluğuyla ilgili
bilmelerinin kendileri için ahlaki bir yükümlülük düşünceleriniz neler? Bu soruna, size göre,
olduğunu düşünür. Bence bu görüş yanlıştır ve pratik bir çözüm bulunabilir mi?
son tahlil de, Slovenler de başkaları gibi kendi-
lerine şu soruyu sormalıdır: “Bu zamanımı daha
önemli bir dil öğrenmek için kullanabilecekken, IV-16. Sloven Demokratik Birliği’nin Mayıs
neden Sırbo-Hırvatça öğreneyim ki? Slovenler, Duyurusu (1989)
Sırbo-Hırvatça yerine, neden İngilizce, Almanca
ya da Rusça öğrenmesin ki?” Bu duyuruya imza koyanların şu talepleri vardır:
Bin yıldır Slovenlerin hep yaptıkları gibi, bu so- 1. Biz Sloven ulusunun bağımsız bir devletinde
rular karşısında korkuyla yalan söylüyor. Yurtdı- yaşamak istiyoruz.
şında bir diplomatik görevde ya da orduda olan 2. Bağımsız bir devlet olarak, Güney Slavlarıyla
bir Sloven hayal edin. Bu kişi, ülkenin Sırbo- ya da ilerici Avrupa’nın başka ülkeleriyle herhangi
Hırvatça konuşan temsilcilerinin bir meclisi kar- bir birlik içinde var olma kararını verebilmeyi isti-
şısında kendisini birdenbire tamamen tek başı- yoruz.
na bulacaktır. Olası tek sonuç şudur: Bu kişi Sırp Sloven ulusunun politik bağımsızlık için duyduğu
ya da Hırvat uluslarının bireysel temsilcilerinin tarihsel arzuyu göz önünde bulundurarak, Slo-
değil, Sırbo-Hırvatça konuşan bir ülke [temsilci- venya devletinin şu ilkelere dayanması gerektiğini
lerinin] karşısında bulacaktır kendisini. Dil soru- söyleyebiliriz:
nu bir yurtseverlik sorunu, hatta son tahlilde bir -İnsan hakları ve özgürlüklere saygı;
vatana ihanet sorunu haline gelir. -Politik çoğulculuğu içeren demokrasi;
[…] Ve şimdi en önemli sorunlardan biri kendini -Mevcut koşullara ve Slovenya yurttaşlarının in-
gösteriyor: Eğer korku içindeyseniz, devletle yüz san kaynaklarına uygun olarak, manevi ve maddi
yüze konuşmak nasıl mümkün olacaktır? Herkes zenginliği teminat altına alacak bir toplum düzeni.
bu deneyimleri yaşamıştır. Komutanın, valinin, Repe, s. 198.
öğretmenin karşısında… er ya da geç kekeleyip
susmak zorunda kalırsınız. Slovenler Yugoslav
dilini kekeliyor. Ancak yurdunda, aile içinde, ken-
di kurumların karşısında akıcı bir biçimde konu-
şabilirsin.
Çok uluslu devletlerin halkları ancak bir ya da iki 1989 Mayıs Duyurusu, 8 Mayıs 1989’da,
dil bilirlerse eşit olurlar ilkesi bu şekilde tartışılır ilk muhalefet partisi olan ve 1990’da di-
hale geliyor. Bu ilkeye ancak tek yanlı bir tutumla ğer muhalif partilerle kurduğu “Demos” koalis-
bağlı kalınabilir ve bu tek yanlı bağlılık bile kendi yonunun bir parçası olarak seçimleri kazanan
içinde çelişkili olmaktan kurtulamaz. Bunu söyle- “Slovenska demokraticna zveza” (Slovenya
yerek, aynı zamanda Yugoslavya’nın eşit uluslar Demokratik Birliği) tarafından yayımlanmıştır.
ve diller ülkesi olmadığını ve uygulamalara ba- Mayıs Duyurusu birçok muhalefet partisi ve
karak, bunun da değişmeyeceğini dile getirmiş grubu tarafından da imzalanmıştır.
oluruz.

128

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:128 9/23/08 1:53:04 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Metni yorumlayınız. Kimlikler genellikle, belli bir spor kulü-


bünü destekleyerek ifade edilir. Komü-
nist Yugoslavya gibi, ulusal duyguların açıkça
kabulünün yasak olduğu toplumlarda, belli bir
IV-17. Futbol ve milliyetçilik- Fanatik bir Hırvat futbol takımına duyulan bağlılık o kişinin ulu-
taraftar, Partizan Belgrade - Dinamo Zagreb sal kimliği dışa vurmasının bir yolu oluyordu.
maçına gidişini anlatıyor (1989) Yugoslavya’daki dört güçlü futbol kulübünden
ikisi Hırvatistan’dan, ikisi de Sırbistan’dandı.
Bize Belgrad’da acı sandviçler hazırladıkları de- “Kötü Mavi Çocuklar” Dinamo Zagreb’i destek-
dikodusu dolaşıyor ortalıkta. Bizi yıldıramaz bun- lerken, “Torcida”lar ateşli Hajduk (Split) tarafta-
lar. Hava giderek ısınırken, viski ve konyaklar rı, Delije’ler (“delikanlılar”) Kızılyıldız (Belgrad)
tükeniyor, heyecanımız artıyor. Taşıtımız akustik taraftarı ve Grobari’ler de (“Mezar kazıcılar”)
teröre maruz kalıyor: “Zagreb’den gelen bütün Partizan (Belgrad) taraftarıydılar. Futbol taraf-
herkesin kanı mavi ve beyaz akıyor.” Ulusal marş tarları arasındaki kavgalar Yugoslavya’nın da-
da duyuluyor arada. Nihayetinde, bu bir Belgrad ğılmaya başlamasıyla çok şiddetli bir hal aldı
gezisi ve bu hararetli anlarda gayet hoşgörülü iki ve 1990’da, Dinamo Zagreb ile Belgrad Kızıl-
polisin mevcudiyeti, yakın zamana kadar kamu- yıldız arasındaki maçta zirveye ulaştı.
sal alanlarda söylenmesi düşünülemeyecek olan
bu şarkıyı söylemekten bizi alıkoyamaz: “Senin
için ölürüm Dinamo, Stjepan Radic’in Hırvatlar Futbolun ulusal kimliği ifade etmenin
için öldüğü gibi!” Havanın milli duygularla yüklü bir yolu olarak bu kadar önemli hale
olduğunu hissedebiliyorsun ve her şey Dinamo, gelmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Zagreb, Hırvatistan için artık ve bu ortamda, hali Fanatik taraftarlar neden Stjepan Radic ve
vakti yerinde bir ailenin çocuğu olan, 22 yaşın- Slobodan Miloseviç’in adını anma gereği
daki bir ekonomi öğrencisine, bana, böylesi teh- duyarlar? Yakın tarihli futbol şampiyonala-
likeli bir günde, gelmemesi yönünde telkinlerde rındaki ulusal çatışmaları anlatınız. Futbol
bulunulduğu halde neden Belgrad’a geldiği sorul- kulüplerinin ulusal kimliklerden başka, örne-
duğunda, geleceğin ekonomisti şöyle diyecektir: ğin, aynı şekilde birbiriyle bağdaşmaz olan
“Geldik; çünkü biz tek gerçek Zagreb kulübümü- yerel kimlikleri de ifade edebilmeleri hakkın-
zü seviyoruz ve bu bize büyük mutluluk veriyor. daki fikriniz nedir? Buna kendi ülkenizden
[…]” örnekler verebilir misiniz?
Stadyuma yaklaştık; tribünlerin uğultusu geliyor
kulaklarımıza., St. Sava Manastırı’nın yüksek kub-
besi bu Partizan abidesinin tepesinde parlıyor. IV-18. Yazar Dubravka Ugresic 1990’lardaki
Güneyi “mezar kazıcılar” doldurmuş; bayrakları bölünmeler ve savaşlardan duyduğu
ve flamalarıyla gelmiş bu çılgınlar topluluğuna üzüntüyü anlatıyor
cenaze kaldırıcılar da deniyor. Zagreb’ten gelen
konuklar için ayrı bir bölüm ayrılmış; iki grubun Kendi kendime, ne oranda içinde yaşadığım
birbiriyle temas etmesi imkânsız. Partizan taraf- sistemin uzun yıllar üzerinde çalıştığı bir ürün
tarları bağırıyor: “Partizan, Partizan, Slobodan olduğumu ve ne oranda kendi kendimin başar-
Miloseviç’in gurur duyduğu, gerçek takımdır bu!” dığı bir ürün olduğumu sormuş muydum? Ve
Ama bu son yıllarda alıştığımız hakaretler artık şimdi ben hiç kimseyim, kimliksiz bir sayıyım,
bizi pek ırgalamıyor. savaş beylerinin elinde adı sanı olmayan et-
www.badblueboys.hr ten kemikten bir yaratığım. Yoksa değil miyim?
Çünkü onlar, bu savaş beyleri, bana sormadan,
benim adıma, hangi ülkede yaşayacağıma,

129

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:129 9/23/08 1:53:04 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

hangi dilde yazacağıma, hangi kültüre ait oldu- najavljuju lepo i vedro vreme” diyorsa, bunun
ğuma karar veriyorlar. Onlar en yakın dostumun bir Sırp radyosu olduğunu biliriz.
hayatını almaya ya da vermeye, kasabalarımı- www.fokus-tjednik.hr
zı yıkıp yıkmamaya, sokak adlarımızı değiştirip
değiştirmemeye karar veriyorlar. Onlar geçmi- 19. yüzyılda, standart yazılı “ulusal”
şimizi siliyor ve geleceğimizi belirliyorlar. […] diller, çeşitli bölgeler ve çevrelerde ko-
Ugresic, s. 121. nuşulan çeşitli lehçelerden ortaya çıkmıştır.
Hırvatlar örneğinde, 19. yüzyıl dilcileri üç ana
Dubravka Ugresic (1949’da doğdu), lehçe olan Stokavian, Kajkavian ve Chakavian
1993’te savaş ve ulusal birlik sorunları arasından Stokavian’ı ortak standart dil olarak
üzerine kamuoyundaki ağır basan yaklaşımla seçmişlerdir. Bu lehçe Sırpça’ya en yakın ola-
barışamaması üzerine Hırvatistan’ı terk eden nıydı ve aslında standart Sırp dilinin de teme-
çok tanınmış bir romancıdır. lini oluşturuyordu. Komünist Yugoslavya döne-
minde (1945-1991) bu standart dile genellikle
Sırbo-Hırvatça (ya da Hırvato-Sırpça) denmiş
Yazarın ifade ettiği duygular nelerdir? ve sıklıkla Sırpça ve Hırvatça’nın aslında aynı
Politik değişiklikler sıradan insanların dil olduğu, yalnızca farklı alfabeler kullandıkla-
hayatlarının nasıl etkiliyordu? Politikacılar rı ileri sürülmüştür. Yugoslavya’nın dağılması
kararlarının insanların hayatlarını etkileye- ve yeni ulus-devletlerin kurulma döneminde,
bileceğini düşünmüş müydü? Bu bağlamda, Hırvatça ve Sırpça’nın birbirinden tamamen
politik propagandanın, politikacıların sıra- farklı iki dil olduğu fikri yaygın kabul görmüş ve
dan insanları politikalarının doğru olduğuna hatta bazı insanlar Bosnaca diye ayrı bir dilin
ikna etmelerinin bir yolu olduğunu düşüne- varlığını ileri sürmüştür.
bilir miyiz?

Dilbilimci Babic’in Hırvatça-Sırpça dil


IV-19. Hırvat ve Sırp dilleri arasındaki ilişki tartışması konusundaki gerçek görüşü
hakkında Hırvat dilbilimci Stjepan Babic’in nedir? İki alıntıya daha yakından bakın. İki
(2003) görüşleri tümce arasındaki somut farklılıklar hakkındaki
fikriniz nedir? Bu iki tümce karşımızda iki farklı
Hırvatça ve Sırpça’ya yakından baktığımızda, dil olduğu önermesini haklı çıkaracak nitelikte
bu iki dilin farklılığını kolaylıkla görebiliriz. Bu midir?
konuda birçok teori ortaya atabiliriz; ancak bu
kez meselenin püf noktasını göz ardı etmesek
iyi olur. Bariz bir örneği ele alalım. Radyo istas- IV-20. Bir Sırp filminin Hırvatistan’da
yonlarını dolaşırken farklı dillerde sesler duyarız Hırvatça altyazılarla gösterilmesine tepkiler
ve o dilleri biliyorsak hangileri olduklarını da se- (1999)
çebiliriz. Örneğin, İtalyanca, Fransızca, İspan-
yolca, Rusça deriz. […] Aynı şekilde, Hırvatça “Vezite se, polecemo” (Kemerlerinizi bağlayın;
ve Sırpça arasındaki farklılığı da ayırt edebili- kalkıyoruz) diyor filmin kahramanı, altında da “Ve-
riz. A radyosu istasyonunda spiker konuşmaya, zite se, polijecemo” yazıyor. Tamı tamına böyle.
“Danas je 30. kolovoza. Meteorolozi najavju- Sonra perdede Latin alfabesiyle “Beograd, jesen
ju lijepo i vedro vrijeme” (“Bugün 30 Ağustos. 1991” (Belgrad, 1991 güzü) yazısı beliriyor ve
Meteoroloji açık ve ılık bir hava tahmin ediyor”) altında yine Latince bir altyazı: “Beograd, jesen
diye girmişse, bunun bir Hırvat radyosu olduğu- 1991.” Bu, sinemada tam bir delilik hali. Daha
nu; spiker, “Danas je 30. avgusta. Meteorolozi film başlayalı bir dakika bile olmamış, kahkaha-

130

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:130 9/23/08 1:53:04 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

lar, sevinç gözyaşları ve heyecan içinde alkışlar mezarlığına gömüldü. Yüksek otların arasındaki
duyuluyor. Hiç kuşkusuz, bu, sinema tarihinin en mezar taşında Kiril alfabesiyle bir şeyler yazıyor.
çılgın filmidir; belki ancak Amerikan sessiz ko- Onların ailelerinin koruyucu melekler günü var;
medilerinin başlangıcıyla karşılaştırılabilir. Elbet- onların pederleri saçlı sakallı ve evlenebiliyor-
te, bu resmi ve egemen Hırvat film dağıtım ağı lar... Küçük bir Sırp doğduğunda, onlar Alimpi-
içindeki ilk Sırp filmi: “Yaralar ve Altyazılar.” […] je ya da Sava ya da Tanasije adını koyuyorlar
Gerisi daha şimdiden bir efsane. çocuğa. Ve küçük bir Sırp çocuk doğum yoluyla
Jurak. Sırp olduğunu bilir. Onlar için her şey açık. Onlar
bazen “Korcula’dan” olduklarını söyleyebilirler
ama değildirler. Anlatabildim mi? Ama benim için
Hırvatça-Sırpça dil sorunu hakkında var- durum bu değil; bir sorun var. Ben Sırp değilim.
dığınız sonuç nedir? Ulusal kimlik neden Ve ben “Korcula” diye eklemeliyim. Ben Sırp
bu kadar önemli sizce? Dil sorunu tek başına değilim ha! Şimdi, şu an, memnuniyetle ayağa
dilbilimcilerin meselesi midir yoksa uzman ol- kalkacağım ve boşluğa bağıracağım: “Ben Sırp
mayan kişilerin de dille ilgilenmeye hakkı var değilim.”
mıdır? Hırvatça-Sırpça dil meselesi neden Rudan, s. 14-15.
böylesine komik durumlara yol açıyor?

Bu metin, bir yazar, gazeteci ve


IV-21. Hırvatistan’da bir genç kızın bölünmüş emlakçı olan Vedrana Rudan’ın
kimliği (1949 doğumlu) Kulak, Gırtlak, Bıçak adlı
romanından bir alıntıdır. Kitabın başkahra-
Ben kaybedenleri sevmem. Yabancıları. Gü- manı, Tonka Babic adında, Hırvat bir anne
len insanları. Ve nazik olmayı. Hırvatistan’daki ve Sırp bir babadan olma bir gençtir.
Sırpları da sevmem. Ne zaman “Babic” de-
seler, her zaman “Korcula’dan” diye eklerler.
Ve onlar Korcula’dan değildir. Dalmatinska
Zagora’dandırlar. Babic’in başka bir şey olduğu
lanet ormanlardan geliyorlar. Tamam. Babic Hır-
vatlar da var; kabul. Ama Babic Hırvat hiçbir şey Tonka Babic’in kimlik sorununu anlatınız.
açıklamıyor. Ve o “Korcula’dan” diye eklemiyor Tonka’nın ulusal duyguları nedir? “Hırvat
da. […] Babic” orijini hakkında ek bir açıklamaya gerek
Yine de bazı insanlar Sırp ve onlar kendilerini duymazken, “Sırp Babic”in aksi bir tutum sergi-
bir Sırp gibi hissediyorlar. Onlar bir Sırp olmanın lemesini nasıl açıklarsınız? Ülkenizde benzer,
normal bir şey olduğunu düşünüyorlar. Bilirsiniz bölünmüş ulusal kimlik örnekleri var mı?
işte. Anne Sırp; büyükbaba Benkovac’ta bir Sırp

131

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:131 9/23/08 1:53:04 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

IVc. MİLLİYETÇİLİĞİ ALT ETMEK


Madde III
IV-22. Bosna ve Hersek’te “Barış”ı Taraflar, Anlaşma’nın Ek 2 Maddesi’nde belir-
sağlamak için Genel Çerçeve Anlaşma tildiği gibi, Bosna ve Hersek Cumhuriyeti ve
(1995) Sırbistan Cumhuriyeti adıyla iki birim arasın-
da yapılan sınır çizgileriyle ilgili düzenlemeleri
(“Taraflar”): Bosna ve Hersek Cumhuriyeti, Hır- memnuniyetle karşılar ve onaylar. Taraflar bu
vatistan Cumhuriyeti ve Yugoslavya Federal maddelerde yer alan taahhütlere sonuna ka-
Cumhuriyeti, Bölgedeki trajik çatışmanın sona dar saygı gösterecek ve bunları yerine getire-
erdirilmesi için kapsamlı bir düzenlemenin ya- cektir.
pılması gerektiğini kabul ediyor, Madde IV
Bu sonuca ulaşmayı ve kalıcı barış ve istikrarın Taraflar, Ek 3’te belirlendiği üzere, Bosna ve
sağlanmasına katkıda bulunmayı arzu ediyor, Hersek seçim takvimini memnuniyetle karşılar
8 Eylül 1995’te yayımlanan Temel Mutabakat ve onaylar. Taraflar bu takvime sonuna kadar
İlkeleri’ne, 26 Eylül 1995’te yayımlanan Ek Te- saygı gösterecek ve bu takvimi hayata geçir-
mel Mutabakat İlkeleri’ne ve 14 Eylül ve 5 Ekim mekle yükümlü olacaktır.
tarihlerinde imzalanan ateşkes antlaşmalarına Madde V
bağlılığını onaylıyor, Taraflar, Ek 4’te belirlendiği üzere, Bosna ve
Federal Yugoslavya Cumhuriyeti delegasyo- Hersek Anayasası’yla ilgili yapılan düzenleme-
nunun Sırp Cumhuriyeti adına imzalama yetki- leri memnuniyetle karşılar ve onaylar. Taraflar
si bulunan, 29 Ağustos 1995 tarihli anlaşmaya, bu maddede yer alan taahhütlere sonuna ka-
bu anlaşmanın barış planına ve sıkı çalışmalar dar saygı gösterecek ve bunları yerine getire-
sonucunda erişilen bu anlaşmanın yerine geti- cektir.
rilme yükümlülüğüne dikkat çekiyor. Madde VI
Bu anlaşmaya göre: Taraflar, Ek 5-9’da belirlendiği üzere, bir uzlaş-
Madde I ma mahkemesi, bir İnsan Hakları Komisyonu,
Taraflar, aralarındaki ilişkileri, Birleşmiş Millet- bir Sığınmacılar ve Yerinden Edilen İnsanlar
ler Sözleşmesi yanında Helsinki Nihai Bildirge- Komisyonu, bir Ulusal Anıtları Koruma Komis-
si ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü’nün yonu kurulmasıyla ilgili düzenlemeleri mem-
diğer belgelerine uygun olarak yürüteceklerdir. nuniyetle karşılar ve onaylar. Taraflar bu mad-
Taraflar, özellikle, birbirlerinin egemen eşit- dede yer alan taahhütlere sonuna kadar saygı
liğine tam saygı gösterecek; anlaşmazlıkları gösterecek ve bunları yerine getirecektir.
barışçıl yollarla çözecek; Bosna ve Hersek’in Madde VII
ya da başka bir devletin toprak bütünlüğü ve İnsan haklarının gözetilmesinin, sığınmacıların
politik bağımsızlığına karşı tehdit, güç kullan- ve yerinden edilmiş insanların korunmasının
ma ya da başka türlü herhangi bir eylemlilikten kalıcı bir barış için hayati önem taşıdığını kabul
kaçınacaktır. eden Taraflar, Anlaşma’nın Ek 6. Maddesi’nin
Madde II Bölüm Bir’de belirlenen insan haklarıyla ilgili
Taraflar, Anlaşma’nın Ek 1-A ve Ek 1-B Mad- ve yine Anlaşma’nın Ek 7. Maddesi’nin Bölüm
deleri’nde belirtilen, barış koşullarının askeri Bir’de belirlenen sığınmacılar ve yerinden edil-
yönleriyle ve bölgesel istikrar yönleriyle ilgili ya- miş insanlarla ilgili düzenlemelerini kabul eder
pılan düzenlemeleri memnuniyetle karşılamak- ve eksiksiz uygular.
tadır ve onaylamaktadır. Taraflar, Ek 1-A’da yer Madde VIII
alan taahhütlere tamamen saygılıdır ve bunları Taraflar, Anlaşma’nın Ek 10. Maddesi’nde belir-
yerine getirecektir ve yine Taraflar Ek 1-B’deki lendiği üzere, bu barış anlaşmasının, özellikle
taahhütleri de eksiksiz yerine getirecektir. sivillere (askeri olmayan) ilişkin uygulamaların
hayata geçirilmesiyle ve Anlaşma’nın Ek 11.

132

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:132 9/23/08 1:53:04 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Maddesi’nde belirlenen, uluslararası polis gö- IV-23. Macaristan Cumhuriyeti ve Romanya


rev gücüyle ilgili yapılan düzenlemeleri mem- arasında, Anlayış, İşbirliği ve İyi Komşuluk
nuniyetle karşılar ve onaylar. Taraflar bu mad- Anlaşması (1996)
dede yapılan taahhütlere sonuna kadar saygı
gösterecek ve bunları yerine getirecektir. Madde 1
Madde IX (1) Macaristan Cumhuriyeti ve Romanya (bun-
Taraflar, Bu Anlaşma’nın Ekler’inde anlatıldığı dan sonra “Anlaşmanın Tarafları” denecektir)
üzere, bu barış anlaşmasının yürütülmesiyle ilişkilerini güven, işbirliği ve karşılıklı saygı te-
ilgili olan ya da bütün Taraflar’ın savaş suçla- melinde yürütecektir.
rının ve uluslararası insan hakları hükümlerine […]
karşı öteki ihlallerin soruşturulması ve yargılan- Madde 3
masında işbirliği yapma yükümlülüğüne uygun (1) Anlaşmanın Tarafları, karşılıklı ilişkilerinde,
olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Anlaşmaya Taraf öteki ülkenin toprak bütünlü-
yetkilendirdiği bütün birimlerle eksiksiz bir iş- ğü ve politik bağımsızlığına karşı kuvvet kullan-
birliği yapacaktır. maktan ya da kuvvet kullanma tehdidinden, Bir-
Madde X leşmiş Milletler ve Helsinki Nihai Kararları’nın
Yugoslavya Federal Cumhuriyeti ve Bosna ve amaçlarıyla uyuşmayan her türlü eylemden ka-
Hersek Cumhuriyeti karşılıklı olarak birbirlerini çınacaklarını teyit ederler. Anlaşmanın Tarafları
uluslararası sınırları olan bağımsız ve egemen aynı şekilde, bu tür eylemleri desteklemekten
devletler olarak tanır. Bu karşılıklı tanımanın kaçınacaklar ve üçüncü bir tarafın Anlaşmaya
diğer özellikleri bundan sonra yapılacak tartış- Taraf diğer ülkeye karşı olası benzer eylemleri
maların konusudur. için kendi topraklarını kullanmasına izin verme-
Madde XI yeceklerdir.
Bu anlaşma Taraflar’ın imzalarıyla yürürlüğe (2) Anlaşmanın Tarafları aralarında çıkabilecek
girecektir. her türlü anlaşmazlığı sadece barışçıl yollarla
çözeceklerdir.
Bu anlaşma, Paris’te, 14 Aralık 1995 tarihinde, Madde 4
Bosnaca, Hırvatça, İngilizce ve Sırpça dillerin- Anlaşmanın Tarafları, uluslararası hukuk norm-
de, her metin eşit oranda orijinal olacak şekil- ları ve ilkelerine ve Helsinki Nihai Kararları’nın
de hazırlanıp imzalanmıştır. ilkelerine uygun olarak, ortak sınırlarının ve öte-
http://www.ohr.int/dpa/default.asp?content_id=379 ki Taraf’ın toprak bütünlüğünün ihlal edilemezli-
ğine saygı göstereceklerini teyit ederler. Ayrıca
Anlaşmanın Tarafları birbirlerinden toprak ta-
leplerinin olmadığını ve gelecekte de böyle bir
talep ortaya atmayacaklarını teyit ederler.
1992-1995 Bosna Savaşı’nı bitiren Madde 5
barış anlaşması Dayton’da (ABD) (1) Anlaşmanın Tarafları, bu Anlaşma’nın amaç-
müzakere edilmiş ancak son hali, tanık sıfa- larının hayata geçirilmesi açısından, karşılıklı
tıyla, Avrupa Birliği Özel Temsilcisi ve Fransa, çıkarların olduğu her alanda işbirliği yapmak
Almanya, Rusya, Birleşik Krallık ve Amerika için uygun bir zemin oluşturacaklardır. […]
Birleşik Devletleri temsilcilerinin huzurunda Madde 7
Paris’te imzalanmıştır. Bu anlaşmadaki so- (1) Anlaşmanın Tarafları, bölgesel ve yöresel
mut düzenlemelerin çoğu Anlaşma’nın so- örgütlenmeler de dahil olmak üzere, uluslara-
nuna eklenen 12 ek maddede anlatılmıştır. rası örgütlerle ilişkilerini genişletecek ve işbirli-
ğine gideceklerdir. Taraflar karşılıklı olarak bir-
birlerinin NATO, Avrupa Birliği ve Batı Avrupa

133

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:133 9/23/08 1:53:05 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

Birliği’yle bütünleşme amaçlı çabalarını des- Güvenlik ve İşbirliği Örgütü, Avrupa Konseyi
tekleyeceklerdir. […] belgelerinde bulunan, söz konusu azınlık men-
Madde 14 subu kişilerin haklarını belirleyen hükümleri ya-
Anlaşmanın Tarafları, yurttaşları arasında et- sal yükümlülükler olarak kabul ederler.
nik, dinsel, kültürel ve dilsel kaynaklı farklılıklar […]
konusunda hoşgörü ve anlayış ortamı yarata- Madde 19
caktır. Taraflar yabancı düşmanlığını ve ırksal, (1) Anlaşmanın Tarafları, yurttaşları arasında
etnik ya da dinsel nefret kaynaklı her türlü eyle- doğrudan ilişkileri destekleyecek ve kolaylaştı-
mi ve söylemi mâhkum eder ve bunların ortaya racaktır.
çıkışını engellemek için etkili önlemler almayı (2) Anlaşmanın Tarafları, konsolosluk düzeyin-
taahhüt ederler. deki ilişkileri genişletecek ve sınır geçişlerini,
Madde 15 gümrük kontrollerini kolaylaştıracaktır; buna
(1) a) Kendi toprak sınırları içinde yaşayan ulu- bağlı olarak, Taraflar insanların ve malların ge-
sal azınlıklardan birine mensup kişilerin hakla- çişini kolaylaştırmak için yeni sınır kapıları aça-
rını ve ödevlerini belirlerken, Anlaşmanın Ta- cak ve mevcut kapıların kapasitelerini artıra-
rafları, eğer yerel yasalar içinde ulusal azınlık caklardır. Taraflar, bu amaca uygun anlaşmalar
mensubu kişilerin haklarıyla ilgili daha uygun yapıp hayata geçireceklerdir.
düzenlemeler yoksa, Ulusal Azınlıkların Korun- http://www.htmh.hu/dokumentumok/asz-ro-e.htm
ması İçin Avrupa Konseyi Çerçeve Anlaşması
hükümlerini uygulamayı taahhüt ederler. 1996 Romanya - Macaristan
b) Bir önceki paragraftaki hükmün içeriğine iliş- Anlaşması’ndaki güvenlik ve “yüksek
kin bir önyargısı olmayan Anlaşmanın Tarafları, politika” meseleleri üzerine yapılan dü-
Romanya sınırları içindeki Macar azınlığın ve zenlemelerin bir listesini yapınız. Sıradan
Macaristan sınırları içindeki Rumen azınlığın et- insanların yaşamlarıyla ilgili koşullar da bu
nik, kültürel, dilsel ve dinsel kimliklerini koruma- anlaşmaya dahil edilmiş midir? Bu tür an-
ları ve geliştirmeleri amacıyla, bu Anlaşma’nın laşma koşulları hakkında ne düşünüyorsu-
Ek’inde sıralanmış Birleşmiş Milletler, Avrupa nuz? Bunların haklılık gerekçesi var mıdır?

IV-24. Nüfusun karma olduğu bölgelerde yaşayan Rumenler ve Macarlar arasındaki ilişkiler
deneyimi temelinde bir değerlendirme (2001)

Çatışma var İşbirliği var Anlamsız&Yanıt Yok

Etnik Rumenler (tüm) %3 %20 %77

Transilvanya’da yaşayan
%5 %46 %49
etnik Rumenler

Etnik Macarlar %6 %70 %24

http://www.intercultural.ro/carti/interculturalitate_capitol2-1.html#mirceakivu

134

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:134 9/23/08 1:53:05 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

 G30. Lefkoşe’yi ayıran sınır çizgisi


Bu kamuoyu yoklamasının sonuçla- (“Yeşil Hat”)
rına bakarak ne gibi yorumlar yapabiliriz?
Transilvanya’daki, ulusal ortalamanın üze-
rinde, karışık nüfuslu alanlarda (bu alanlara
Romanya’nın uzak köşeleri de dahildir)
yaşayan insanların durumunu göz önünde
bulundurarak, Rumenlerle Macarlar ara-
sındaki ilişkilerin iyi olduğunu söyleyebilir
miyiz?

IV-25. Milliyetçiliğin üstesinden gelmenin


bir yolu olarak spor. Kıbrıslı Türklerden
oluşan mahalli bir futbol takımını tutan
Kıbrıslı Rumlar (2003)

Afania33 hakkında söylenecek şeyler biraz daha


fazla. Kuzeyde birinci ligde oynayan bir futbol
takımı var köyün. Bu takım düşme hattının az
üzerinde ve gelecek yıl ikinci lige düşebilir. Bir-
kaç gün sonra takım birinci ligde kalıp kalamaya-
cağını belirleyecek hayati bir maça çıkacak. 29
yıldır sürgünde yaşayan Afania’lı Kıbrıslı Rumlar
hep birlikte maça gidip köylerinin takımını des-
teklemeye karar verdiler. Hatta bunlar Kıbrıs
Rum basınında da duyurular yaparak Afania’lı IV-26. Kıbrıs’ın Rum ve Türk bölgelerini ayı-
her Rum’u maça davet ettiler… ran Yeşil Hat’ın açılışı üzerine iki görüş
Report, 46, s. 27.

A. Nicos Anastasiou’nun, internet üzerin-


Bu metinde ne tür bir dayanışma den gönderilen, değerlendirmesi
görülüyor? Bunu metin IV-16’yla kıyas-
layın. Dikkatinizi çeken nedir? Dünden itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi ol-
mayacak. 2.000 Kıbrıslı Türk ve 1.000’den

33
1974’te Kıbrıslı Rum nüfusun terk ettiği, şimdi büyük oranda Kıbrıslı Türklerin ikamet ettiği bir köy.

135

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:135 9/23/08 1:53:05 AM


ÇATIŞAN MİLLİYETÇİLİKLER

fazla Kıbrıslı Rum, kendi küçük “evren”lerinde, mek istedim o evi. Hatıralarımda o ev hâlâ çok
olup bitenlerin büyüklüğünü anlamaktan aciz canlı. Büyükannem beni buraya getirirdi ve ben
bir çok politikacının gözleri önünde, karşılıklı de ağaçların altında oynardım. Şurada iki pal-
olarak hattın öte tarafına geçtiler. 1974’ten son- miye ağacı vardı.” […] Zaman acımasız yüzünü
ra ilk kez, hayatlarımıza bütün bu kısıtlamala- göstermiş ve ev ilgisizlikten yıkılıp gitmiş. Ama
rı getiren insanlar şimdi de onları kaldırmaya palmiye ağacı hâlâ orada duruyor. […]
başladılar. Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler Onları evimize davet ettik. […] Kıbrıslılar olarak
bir taraftan diğerine geçiyor, arkalarında bir bir dakika içinde kaynaşıp samimi olduk.
polis olmadan, sorgu sualden geçirilmeksi- Sonra Eleni anlattı hikâyesini. […] “Radyodan
zin istediği yere -köylere, kasabalara- gidiyor, haberleri duydum. Barikatlar kaldırılmış. İçimde
eskiden beri göremedikleri dostlarını ziyaret güçlü bir biçimde büyükannemin evini görme
ediyor. Gittikleri her yerde sevinçle ve sıcak isteği kabardı. Tatlı anılarım var o eve dair. Bü-
duygularla, gülümseyen yüzlerle ve mutluluk yükannemin evini ziyaret etmek istediğimi söy-
gözyaşlarıyla karşılaşıyorlar. Evet, her yerde! leyip, doktorlarımdan bu konuda izin talep ettim.
Yurttaşlar gerçekten politikacıları aştı. Olanlar, […]
elbette, gereken kalıcı politik çözüm değil; ama Sonra erkek [Nicolas] açıkladı: “Gösterilerinizi
çözüm için güçlü bir göstergedir. izledim. İnsanların ‘Irini’, ‘Bütün Kıbrıs’a barış’,
Report, 46, s. 26. ‘Kıbrıs Türklerin de Rumların da vatanıdır’ diye
sloganlar attıklarını, konuştuklarını duydum.
Hâlâ kulaklarımda yankılanıyor bunlar. Ben de
B. Magosa’dan bir Türk öğretmen Kıbrıslı artık duygularımı saklayamıyorum. Ağladım.
Rum bir ailenin ziyaretini anlatıyor (2003) Hepimiz için ağladım. Ağladım ve Kıbrıs’ı bölen
herkese lanetler yağdırdım. Bunu hak etmedik
Bugün öteki taraftan bir çifti konuk ettik. Görü- biz.”
nen o ki, (Kıbrıslı) birçok Rum ve Türk gibi, onlar Son sözleri yüreğimi bir ateş gibi dağladı.
da doğdukları ve hayatlarının bir kısmını geçir- Report, 46, s. 25.
dikleri yerleri görmek fırsatından yararlanmak is-
temişler. Onlar bölünmemiş bir adada yaşamayı
diliyorlardı ve yüreklerinde her zaman sıcak tut-
tukları duygularını paylaşıyorlardı. Metinde yansıyan biçimiyle, sıradan in-
Evimize girmediler ama arabalarını tam köşe- sanların politikaya ve politikacılara kar-
de park etmişlerdi ve anladığım kadarıyla, uzun şı tavrı nedir? Nicolas’ın “Bunu hak etmedik
süre önce yeni bir isim verilmiş sokaklardan bi- biz” sözünü yorumlayın. Milliyetçiliğin alt edil-
rini arıyorlardı. Ama bölgenin yeni sakinleri eski mesinde sıradan insanların rolü olabilir mi?
ismi, Mozart Sokağı ismini hemen hatırladılar. Nasıl? 20. Yüzyıl Avrupa’sında, bölünmüş
Karım ve ben de gittik yanlarına. […] Sonradan ülkelere ya da kentlere başka örnekler verebilir
adının Eleni olduğunu öğrendiğimiz hanım, “Bü- misiniz?
yükannem buradaki bir evde yaşardı; gelip gör-

Son Soru:

Eğer geçmişte milliyetçiliğin eğitim yoluyla güçlendirilmiş olduğunu düşünürsek,


gelecekte milli gerilimleri azaltmanın bir yolunu bulma konusunda neler
düşünüyorsunuz?

136

116-136 Nations_KEF-D.indd Sec1:136 9/23/08 1:53:05 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

KAYNAKÇA

■ ACIME (Arhiva concursului ISTORIA ■ Constitutille române. Texte, note, prezentare


MEAEUSTORY) [TARİHİM – EUSTORY Tarihi comparativǎ [Bulgar tarihinden derlemeler.
Araştırma Yarışması arşivi]. Bulgarların dirilişi. 19. yüzyılın ikinci ve üçüncü
çeyreği], Sofya 1996.
■ Ahmed S. Alicic, Pokret za autonomiju Bosne
od 1831. do 1832 [1831’den 1832’ye Bosna’nın ■ Crnogorski zakonici. Pravni izvori i politički
özerkliğini savunan hareket], Saraybosna 1996. akti od značaja za istoriju državnosti Crne Gore
[Karadağ Kanunları. Karadağ’da devletleşmeyle
■ Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, İstanbul 1945- ilgili yasal kaynaklar ve siyasi belgeler] (ed. Dr.
1952. Branko Paviçeviç, Dr. Radoslav Raspopoviç),
Podgorica 1998.
■ Jim Bennett, Robert Brain, Simon Schaffer,
Heinz Otto Sibum, Richard Staley, 1900: The New ■ Dinko Davidov, Stematgrafija. Izobraženije
Age. A Guide to the Exhibition, Cambridge 1994. oružij iliričeskih. Izrezal u bakru Hristofor Žefarović
i Toma Mesmer [Derleme. Illirya Armalarının
■ Dimitrie Bolintineaunu, Opere alese [Seçilmiş tasvirleri. Hristofor Žefaroviç ve Toma Mesmer
eserler], Bükreş 1961. tarafından bakıra oyulmuştur], Novi Sad 1972.
■ Hristo Botev, Toplu Eserler, Sofya 1986. ■Dqr'aven vestnik [Resmi gazete].
■ Mahmud Esad Bozkurt, Atatürk İhtilâli, İstanbul ■ K. Th. Dimaras, O Koραής και η επo-ή του [Korai
1967. ve dönemi], Atina 1953.
■ Razi Brahimi, Kënga Popullore e Rilindjes ■ Ljubodrag Dimiç, Istorija srpske državnosti.
Kombëtare [Ulusal Rönesans’ın Halk Şarkıları], Kniga III. Srbija u Jugoslaviji [Sırp devletinin
Shtëpia Botuese “Naim Frasheri”, Tiran 1979. tarihi. III. Kitap. Yugoslavya’nın bir parçası olarak
Sırbistan], Novi Sad 2001.
■ H.N. Brailsford, Macedonia. Its Races and their
Future, New York 1971. ■ Dokumenti za bqlgarskata istorix [Bulgar tarihi
hakkında belgeler], Sofya 1931, c. I.
■ [C.I. Brătianu], Missiunea Căilor Ferate Române.
Studii politice, economice, sociale şi tencice, Paris ■ Edith M. Durham, Albania and the Albanians,
1870. Selected articles and letters, 1903-1944, Centre
for Albanian Studies (Arnavutluk Araştırmaları
■ Cemal Paşa, Hatıralar, İstanbul 1959.
Merkezi), Londra 2001.
■ Ion Codru-Drăguşanu, Peregrinul transilvan,
■ Sir Henry Eliot, Some Revolutions and Other
Bükreş [1956].
Diplomatic Experiences, Londra 1922.
■ Rodoljub Colakovic vd., AVNOJ i
■ Bernd J. Fischer, “Albanian Nationalism in the
narodnooslobodilacka borba u Bosni i Hercegovini
Twentieth Century”, Peter F. Sugar (ed.), Eastern
(1942-1943)[AVNOJ ve Bosna ve Hersek’te ulusal
European Nationalism in the Twentieth Century,
kurtuluş şavaşı (1942-1943) ], Belgrad 1974.
Washington 1995.
■ Constitutiile române. Texte, note, prezentare
■ Dionyssis Fotopoulos, Athenian Fashions at the
comparativă (ed. Mona-Lisa Puchianu, Corneliu
turn of the 19th century, Atina 1999.
Lungu, Gheorghe Iancu, Ioan Muraru), Bükreş
1993. ■ Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, Ankara
[1923].

137

Nations_Vivliografia.indd 137 9/23/08 1:54:13 AM


KAYNAKÇA

■ Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, Ankara Dionysios Solomos’un Portresi ve İki Şiiri,
[1923]. http://www.helleniccomserve.com/solomos.html

■ Vlado Gotovac, Zvjezdana kuga, Zagreb 1995. ■ Vuk Stefanoviç Karadziç, Prepiska IV
(Yazışmalar IV) (1829 – 1832), Belgrad, 1988.
■ Στρατηγού Γεωργίου Γρίβα-Διγενή,
Απομνημονεύματα Αγώνος EOKA 1955-1959 ■ Lyuben Karavelov Любен Каравелов. Събрани
[General Grivas Dighenis, EOKA Mücadelesi съчинения (Tüm Eserler), cilt 7, Sofya 1985.
Anıları 1955-1959], Atina 1961.
■ Dimitrios Katartzis, “Συμβουλή στους νέους
■ Josip Horvat, Politicka povijest Hrvatske πως να ωφελιούνται και να μη βλάπτουνται απτά
[Hırvatistan’ın Siyasi Tarihi], cilt I-II, Zagreb 1990. βιβλία τα φράγκικα και τα τούρκικα, και ποια ‘ναι
η καθ’αυτό τους σπουδή” [Gençlere Frenklerin
■ Ferid Hudhri, Albania and Albanians in world art, ve Türklerin kitaplarından zarar görmek yerine
çev. Zef Simoni ve Palvi Qesku, Atina 1990. nasıl fayda sağlayacaklarına, esas neyin eğitimini
almaları gerektiğine dair tavsiyeler],
■ Θέματα Νεότερης και Σύγχρονης Ιστορίας από (ed. C.Th. Dimaras), Atina 1970.
τις πηγές [Kaynaklara Dayanarak Modern ve
Çağdaş Tarihe Dair Meseleler], Atina 2003. ■ Καθημερινή – Επτά Ημέρες [Kathimerini – Epta
Imeres], 30-12-01, [Özel makale: Drahmiye veda],
■ IEE, [Yunan Ulusunun Tarihi], cilt 12. s. 4.
■ D. Ionescu, Albina. Revista populara, I, sayı 35, ■ Paschalis M. Kitromilides, Ιώσηπος Μοισιόδαξ.
31 Mayıs 1898. Οι συντεταγμένες της βαλκανικής σκέψης τον 18ο
αιώνα [Iosipos Moesiodax. 18. yüzyılda Balkan
■ George Ionescu-Gion, Studiul istoriei nationale
düşüncesinin temel noktaları], Atina 2004.
în şcoalele noastre [Okullarımızda Milli Tarih Nasıl
İşleniyor], Bükreş 1889. ■ Ahmed Kondo, Jeronim de Rada. Flamuri i Arbrit
(Jeronim de Rada. Arnavutluk Bayrağı), Tiran
■ Ιστορία της Κύπρου Μεσαιωνική-Νεότερη (1192-
1967.
1974) (1192-1974) [Kıbrıs’ın Ortaçağ ve Modern
Dönem tarihi], Lefkoşa, Eğitim ve Kültür Bakanlığı, ■ Faik Konitza, Vepra te Zgjedhura [Seçilmiş
2001. eserler], Tiran, “Naim Frasheri”, 1993.
■ Konstantin Jirecek, Български дневник [Bulgar ■ Faik Konitza, Seçilmiş Mektuplar 1896-1942,
Günlüğü], cilt I (1879-1881), Sofya 1995. Londra 2000.
■ Miodrag Joviciç (ed.), Ustavi Knezevine i ■Konstitucix na Bqlgarskoto knx'estvo [Bulgar
Kraljevine Srbije [Sırbistan Prensliği’nin ve Prensliğinin Anayasası], Sofya 1879.
Krallığı’nın Anayasası], Belgrad 1988.
■Konstentin Konstantinov, Pqt prez vekovite
■ Ivan Frano Jukic, Putopisi i istorisko-etnografski [Yüzyılları aşan bir yol], Sofya 1997.
radovi [Seyahatnameler ve Tarihi-etnografik
Çalışmalar], Saraybosna 1953. ■ Christina Koulouri, Ιστορία και γεωγραφία
στα ελληνικά σχολεία (1834-1914). Γνωστικό
■ Dragan Jurak, “Feral Tribune”de film ve video αντικείμενο και ιδεολογικές προεκτάσεις. Ανθολόγιο
köşesi, sayı 707, 5 Nisan 1999. κειμένων. Βιβλιογραφία σχολικών εγχειριδίων
(1834-1914). [Yunan okullarında tarih ve coğrafya
■ E. Kapsomenos, Διονύσιος Σολωμός. Ανθολόγιο
(1834-1914). İçerik ve ideolojik imalar. Metin
Θεμάτων της Σολωμικής Ποίησης [Dionysios Solomos.
derlemesi. Okul kitaplarının bibliyografyası],
Solomos’un Şiirlerindeki Temalar Antolojisi], Atina
Atina, 1988.
1998; İngilizce’ye çeviren Prof. Nina Gatzoulis,

138

Nations_Vivliografia.indd 138 9/29/08 10:42:49 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

■ Bernard Lewis, The emergence of modern ■ Hysni Myzyri, Shkollat e Para Kombetare Shqipe
Turkey, Oxford 1968. [İlk Milli Arnavut Okulları], Tiran 1978.

■ Rados Ljusic, Knjiga o nacertaniju [Nacertanije ■ Nacak gazetesi, 73, 7 Ekim 1960.
Kitabı], Belgrad 1993.
■ Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım I, İstanbul 1992.
■ Rados Ljusiç, Istroija srpske drzavnosti. Kniga
II. Srbija i Crna Gora – novovekonve srpske ■ Odbrani tekstovi za istorijata na makedonskiot
drzave [Sırbistan’da Devletleşmenin Tarihi. II. narod, II del [Makedon halkının tarihi hakkında
Kitap. Sırbistan ve Karadağ – Modern dönem Sırp seçilmiş metinler], ikinci bölüm, Üsküp 1976.
devletleri], Novi Sad 2001.
■ Konstantinos Oikonomos, Коментар на кусиот
■ Lina Louvi, Перигелотос Василион; одговор од образованиот учител господинот
Сатиричните весници и националната кауза Неофит Вамвас за модерната Грчка црква
(1875-1886) (1875-1886) [Perigelotos Vassilion- [Değerli öğretmen Neophytos Vamvas’ın, modern
Hiciv Gazeteleri ve Milli Dava (1875-1886)], Atina, Yunan kilisesi hakkındaki kısa cevabı üzerine bir
Hestia, 2002. değerlendirme], Atina 1839.

■ Corneliu Mihai Lungu (koord.), De la ■ K. Öztürk, Atatürk, İstanbul, tarihsiz.


Pronunciament to the Memorandum 1868-
■ Paisiy Hilendarski, Slavonic-Bulgarian History, V.
1892. Mişcarea memorandista, expresie a luptei
Turnovo 1922.
nationale a romanilor [Muhtıraya dair. Muhtıra
hareketi, Rumen milli mücadelesinin ifadesi], ■ Spyros Papageorgiou (ed.), Архивите на
Bükreş 1993. тајната борба на Кипарците 1955-1959 1955-
1959 [Kıbrıs’taki gizli mücadelenin arşivleri],
■ Titu Maiorescu, Opere [Eserler], (ed. Georgeta
Lefkoşa 1984.
Radulescu-Dulgheru, Domnica Filimon), Bükreş
1978. ■ Партенон [Parthenon] dergisi, Aralık 1871.
■ Makedonium, Antologija na makedonskata ■ Nikola Pasiç, Sloga Srbo-Hrvata [Sırp-Hırvat
nacionalno-politichka misla [Makedonium, Birliği], Belgrad 1995.
Makedon ulusal-siyasi düşüncesi antolojisi], Üsküp
2003. ■ Branko Petravoniç, Momcilo Zeceviç (ed.),
Jugoslavija 1918-1988. Zbirka dokumenta.
■ Sp. Markezinis, Политичка историја на [Yugoslavya 1918-1988. Belgeler], gözden
модерна Грција [Modern Yunanistan’ın Siyasi geçirilmiş 2. basım, Belgrad 1988.
Tarihi], cilt B, Atina 1966.
■ A. Politis, Романтични години. Идеологии
■ P. Matalas, Нацијата и Православието. и менталитети во 1830-1880 [Romantik yıllar.
Авантурите на еден однос. Од „грчката“ до Yunanistan’da ideolojiler ve zihniyetler, 1830-
бугарската шизма [Ulus ve Ortodoksluk. Bir 1880], Atina 1993.
İlişkinin İniş Çıkışları. “Yunandan” Bulgarların
ayrılmasına], Herakleion 2002. ■ Aurel C. Popovici, Stat şi Natiune. Statele-
Unite ale Austriei Mari. Studii politice in vederea
■ Memoari prote Mateje Nenadovica [Din adamı rezolvarii problemei nationale şi a crizelor
Mateja Nenadoviç’in Anıları], Belgrad 1867. constitutionale din Austro-Ungaria [Devlet ve ulus.
Büyük Avusturya Birleşik Devletleri. Avusturya-
■ “Monitorul Oficial” [Resmi Gazete], 19 Temmuz
Macaristan’da ulus meselesini ve anayasal krizleri
1921.
çözmeyi hedefleyen siyasi çalışmalar], (ed. Petre
■ Bogdan Murgescu (koord.), Istoria Romaniei in Pandrea ve Constantin Schifirnet), Bükreş 1997.
texte [Metinlerde Rumen tarihi], Bükreş 2001.

139

Nations_Vivliografia.indd 139 9/23/08 1:54:13 AM


KAYNAKÇA

■ David Prodan, Supplex Libellus Valachorum ■ Srpska citanka za nize gimnazije i realke
or The Political Struggle of the Romanians in [Ortaokul alt sınıflar ve kraliyet okulları için Sırp
Transylvania during the 18th century, Bükreş, ders kitapları] (ed. Stojan Novakoviç), Belgrad
1971. 1870.

■ Janko Prunk, Slovenski narodni vzpon [Sloven ■ Avtobiografix, dnevnici, spomeni. [Hristo
ulusunun yükselişi], Ljubljana 1992. Stambolski Otobiyografi. Günlükler. Anıları], Sofya
1927, cilt 2.
■ M. Psalidopoulos (ed.), Документи за грчката
индустрија во XIX век. Природен развој или ■ Gale Stokes (ed.), From Stalinism to Pluralism.
државна грижа? [19. yüzyılda Yunan sanayi A Documentary history of Eastern Europe since
üzerine belgeler. Doğal olarak mı gelişti, himaye mi 1945, ikinci baskı, New York 1996.
edildi?], Atina 1994.
■ Dubravka Ugresic, Americki fikcinonar [Amerikan
■ Gjorgji Pulevski, Izbrani tekstovi [Seçilmiş kelime oyunu], Zagreb / Belgrad 2002.
metinler], Üsküp 1985.
■ A. E. Vakalopoulos, Одбрани основни извори
■ Stjepan Radic, Izabrani politicki spisi [Seçilmiş за грчата револуција [Yunan devrimi üzerine
siyasi yazılar], Opatija 1995. seçilmiş temel tarihi kaynaklar], Selanik, Vanias,
1990.
■ Bozo Repe, Viri o demokratizaciji in
osamosvojitvi Slovenije (I. Del: Opozicijia in oblast) ■ Paşko Vasa, The truth on Albania and the
[Slovenya’nın demokratikleşmesi ve bağımsızlığını Albanians, historical and critical essays, Londra
kazanması üzerine kaynaklar (1. bölüm, Muhalefet 1999.
ve otorite)], Ljubljana 2002.
■ Evgenios Voulgaris, Размисли за
■ “Report. Friends of Cyprus” (Rapor. Kıbrıs моменталната криза во османлиската држава
dostları), sayı 46, Güz 2003. [Osmanlı devletinin bugünkü kritik durumu
hakkında düşünceler], Kerkyra 1851.
■ Собрани дела на Ригас Велестинлис [Rigas
Velestinlis’in tüm eserleri], cilt V (ed. Paschalis M. ■ Wayne S. Vucinich, The Ottoman Empire: Its
Kitrolimilides), Atina 2000. record and legacy, New Jersey 1965.

■ Romania in chipuri şi vederi [Resimlerde ve ■ Martin Wein, Dodjoh, vidjeh, zapisah [Geldim,
kartpostallarda Romanya], Bükreş 1926. gördüm, yazdım], Zagreb 1966.

■ Vedrana Rudan, Uho, grlo, noz [Kulak, boğaz, ■ A. D. Xenopol, Istoria romanilor din Dacia
bıçak], Zagreb 2002. Traiana [Trajan’ın Daçya’sından bugüne
Rumenlerin tarihi], 4. baskı (ed. V. Mihaescu-Birliba
■ August Senoa, Zagrebulje [Zagreb yazıları], ve Al. Zub), Bükreş 1985.
Zagreb 1980.
■ Sarl Irljar, Putopis po Bosni 1875-1876 [Charles
■ Знамиња на слободата. Збирка на Yriarte, Bosna seyahatnamesi 1875-1876],
Националниот историски музеј [Özgürlüğün Saraybosna 1981.
bayrakları. Milli Tarih Müzesi’nden bir koleksiyon],
giriş-metinler I.K. Mazarakis-Ainian, Atina 1996. ■ Za Hrvatsku [Hırvatistan için], Zagreb 1992.

■ Slovenska kronika 19. stoletja (Slovenlerin


19. yüzyıl vakayinamesi) 1861-1883, Nova rvija,
Ljubljana 2003.

140

Nations_Vivliografia.indd 140 9/23/08 1:54:13 AM


GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA ULUSLAR VE DEVLETLER

Haritaların referansları
Harita I: Dennis P. Pupchick, Harold E. Cox, The Harita III: a.y., harita 35.
Palgrave Concise Historical Atlas of the Balkans,
New York, 2001, harita 25. Harita IV: Patrick K. O’ Brien (ed.), Philipp’s Atlas of
World History, London: George Philip, 1999, s. 220.
Harita II: a.y., harita 28.

141

Nations_Vivliografia.indd 141 9/26/08 12:39:39 PM