You are on page 1of 3

‫ي كالقيووم ن لزل عل كيك كالكتتاب‬ ‫الم ا ل إتله إتل ل هو كالح و‬

‫لنجتيل‬ ‫ه وأنزل ال لت كوراة وا ت‬ ‫ق مص تدقا لتما ب كين يد كي ت‬ ‫ك‬


‫بتالح ت‬
‫ن الل تذين كفر ك‬
‫وا‬ ‫وأنزل كالف كرقان إت ل‬ ‫اس‬ ‫تمن ق كبل هدى لتل لن‬
‫ت‬
‫م عذاب ش تديد وا ع تزيز ذو انتتقام *‬ ‫ا له ك‬ ‫بتآياتت ت‬
‫نزع‬ ‫ت‬ ‫و‬ ‫اء‬ ‫ش‬ ‫ت‬ ‫ن‬ ‫م‬ ‫ك‬ ‫ك ت كؤتتي كالم ك‬
‫ل‬ ‫ت‬ ‫م مالتك كالم ك‬
‫ل‬ ‫ل‬ ‫ه‬ ‫قل اللل‬
‫ت‬ ‫ت‬
‫ل من تشاء‬ ‫من تشاء وت تع وز من تشاء وت تذ و‬ ‫كالم كلك تم ل‬
‫يء ق تدير تولتج اللل كيل فتي‬ ‫لش ك‬ ‫ت‬ ‫ك‬ ‫ى‬ ‫ل‬ ‫ع‬ ‫ك‬ ‫ل‬ ‫ن‬ ‫ت‬ ‫إ‬ ‫ر‬ ‫ك‬
‫ي‬ ‫خ‬ ‫بتي تدك ك‬
‫ال‬
‫ي تمن كالم تي ت‬ ‫خ ترج كالح ل‬ ‫ل‬ ‫ك‬
‫ت‬ ‫ل وت ك‬ ‫ار وتولتج ال لنهار فتي الل كي ت‬ ‫ال لنه ت‬
‫ك‬
‫ي وت كرزق من تشاء بتغ كي تر‬ ‫خ ترج الميلت تمن الح ت‬ ‫وت ك‬
‫ب ل ي كعلمها إتل ل هو وي كعلم‬ ‫عنده مفاتتح كالغ كي ت‬ ‫حساب و ت‬ ‫ت‬
‫سقط تمن ورقة إتل ل ي كعلمها ول‬ ‫ح تر وما ت ك‬ ‫ما فتي كالب تر و كالب ك‬
‫طب ول يابتس إتل ل فتي‬ ‫ت ال كرض ول ر ك‬
‫ت‬ ‫حبلة فتي ظلما ت‬
‫ت تمن للد كن‬ ‫صل ك‬ ‫مف ت‬ ‫ت آياته ث ل‬ ‫حكتم ك‬ ‫كتتاب وم تبين الر كتتاب أ ك‬
‫ك‬
‫ن فتي‬ ‫ن يتتيم كي ت‬ ‫حكتيم خ تبير وأ لما الجتدار فكان لتغلم كي ت‬
‫حته كنز للهما وكان أبوهما صالتحا فأراد‬ ‫ة وكان ت ك‬ ‫كالم تدين ت‬
‫حمة تمن‬ ‫خ ترجا كنزهما ر ك‬ ‫ست ك‬ ‫ربوك أ كن ي كبلغا أش لدهما وي ك‬
‫م فتي غ كفلة لم كع ترضون‬ ‫م وه ك‬ ‫حسابه ك‬ ‫اس ت‬‫ت‬ ‫اقترب لتل لن‬ ‫لربتك ك‬
‫شكاة فتيها‬ ‫م ك‬ ‫ور ته ك ت‬ ‫ض مثل ن ت‬ ‫ت و كال كر ت‬ ‫السماوا ت‬ ‫ل‬ ‫ا نور‬ ‫ل‬
‫الزجاجة كأنلها ك كوكب‬ ‫صباح فتي زجاجة و‬ ‫م ك‬ ‫صباح كال ت‬ ‫تم ك‬
‫د تري يوقد تمن شجرة ومباركة ز كيتونتة لل ش كرقتيلة ول‬
‫سه‬ ‫مس ك‬ ‫مت ك‬ ‫ضيء ول كو ل ك‬ ‫غ كربتيلة يكاد ز كيتها ي ت‬
‫ا‬ ‫ض ترب ل‬ ‫ور ته من يشاء وي ك‬ ‫ا لتن ت‬ ‫نار نوور على نور ي كه تدي ل‬
‫يء علتيم‬ ‫لش ك‬ ‫ا بتك ت‬ ‫اس و ل‬ ‫ت‬ ‫كال كمثال لتل لن‬
Elif, Lam, Mim (3-1) Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm
(kayyûmu).(3-2) Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ
beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl(incîle). (3-3)
Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân(furkâne), innellezîne
keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd(şedîdun), vallâhu azîzun
zuntikâm(zuntikâmin). (3-4)
Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke
mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men
teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in
kadîr(kadîrun). (3-26)
Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul
hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve
terzuku men teşâu bi gayri hısâb(hısâbın). (3-27)
Ve indehu mefâtihul gaybi lâ ya’lemuhâ illâ huve, ve ya’lemu mâ fîl
berri vel bahr(bahri), ve mâ teskutu min varakatin illâ ya’lemuhâ ve
lâ habbetin fî zulumâtil ardı ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin
mubîn(mubînin). (Enam-59)
Elif lâm râ kitâbun uhkimet âyâtuhu summe fussılet min ledun
hakîmin habîr(habîrin). (Hud-1)
Ve emmâl cidâru fe kâne li gulâmeyni yetîmeyni fîl medîneti ve kâne
tahtehu kenzun lehumâ ve kâne ebûhumâ sâlihan, fe erâde rabbuke
en yeblugâ eşuddehumâ ve yestahricâ kenzehumâ rahmeten min
rabbike (Kehf-82)
Ikterabe lin nâsi hisâbuhum ve hum fî gafletin mu’ridûn(mu’ridûne).
(enbiya-1)
Allâhu nûrus semâvâti vel ard(ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ
mısbâhun, el mısbâhu fî zucâcetin, ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun
durriyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ
şarkîyyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem
temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men
yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâsi, vallâhu bi kulli şey’in
alîm(alîmun). (nur-35)
Elif Lam Mim. Allah (Bir'dir), O'ndan başka ilâh
yoktur. O hep diridir, kudretiyle (varlık âlemini)
tutup duran, gözetip koruyandır O.. Sana hak üzere
kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak Kitab'ı
indirdi. Tevrat ile İncil'i de O indirmişti.Daha
önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere
Furkan'ı indirmiştir. Bilinmeli ki, Allah'ın
âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap
vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç
sahibidir. Gayb âleminin, bilgi alanı dışındaki
güçlerin ve imkânların anahtarları, şifreleri
Allah’ın elindedir. Anahtarları, şifreleri ondan
başkası bilmez. Karada ve denizde ne varsa O
bilir. O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile
düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi
dahi bilir. Yaş ve kuru, canlı ve ölü ne varsa,
hepsi, her şey doğruları, hakkı ortaya koyan,
kâinatın kayıt sicilinde, kanunlar ve ilkeler
kitabında, bilgi işlem merkezinde yazılıdır.
Elif. Lâm. Râ. Bu kitap, yüce, hikmetler sahibi,
gizli-açık her şeyden haberdar ve hükümran olan
Allah tarafından, muntazam, eksiksiz, açık,
anlaşılır, sağlam, hikmete dayalı düzenlenip
indirilmiş, korunmuş muhkem Kur’ân’dır. Sonra
hayata geçirilmesi için Allah tarafından bütün
incelikleriyle ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
“Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi.
Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da
iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına
ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak
definelerini çıkarmalarını istedi. İnsanlar için
hesap vakti yaklaştı. Ve onlar, gaflet içinde yüz
çevirenlerdir. Allah göklerin ve yerin nurudur.
O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir
kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus
içindedir. O fanusta sanki inciye benzer bir
yıldız gibidir ki, ona doğunun ve batının gölgesi
düşmez. Sanki, zeytinden (çıkan yağdan)
tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş
değmese dahi ışık verir. (Bu) Nur üstüne nurdur.
Allah (sizlerden) dileyeni nuruna eriştirir. Allah
insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah
her şeyi bilir. SAMUEL LETTORE...VESA...