You are on page 1of 61

Anadolu / Anatolia 36, 2010 F.

Iûık

ANADOLU-LYKùA UYGARLI÷I
Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Türk Arkeolojisinin Lykia’daki öncüsü


Hocam Cevdet Bayburtluoølu’nun
Arykanda’daki 40. yılı anısına saygıyla

*
Fahri IúIK

Anahtar sözcükler: Lykia, Anadolu, Hellenleûme, Akkulturasyon


Özet: Lykia Uygarlıøı’nın “Hellenliøi”, 19. yüzyıldan günümüze eskiçaø biliminin, bu baølamda
arkeolojinin de hep gündeminde olmuûtur. Bu yabancı “kimlik” önce sanatın ve sanatçının
“Hellenliøine” baølanmıû; Hellenistik Dönem’le birlikte yazının da “Hellence” oluûuyla süreç “ta-
mam” sayılmıûtır. Bu yapılırken ne Lykia’nın sanat ve sanatçılarının Anadolu-ùon okulu kökeni ve ne
de yazısının Anadolu-Milet kökeni fark etmiûtir; hatta yazının Makedon soylu ùskender süreciyle bu
topraklarda yaygınlaûtıøı da göz ardı edilmiûtir. Arkaik ùonia’da kültür ve sanat Anadolu özlü olmasına
karûın, yazı ve dil “Hellence” diye kimlik “Hellen” olmuûtur; fakat Arkaik ve Klasik Lykia’da yazı ve
dilin yerli olmasına karûın, bu kez de sanat “Hellen” diye aynı kimlik yakıûtırılmıûtır. Kimliøi yazı mı
belirler, yoksa sanat mı ? sorusu ise hiç önemsenmemiûtir. “Yazı Hellence, dil de öyle” sayılırken ve
soylu sınıf üzerinden varılan buna iliûkin “deøiûimi” tüm Lykia toplumuna genelleûtirirken de bu çe-
liûkiler sorgulanmamıûtır; örneøin Luvice ve Phrygce’nin yüzlerce yıl “yazısız” konuûulabildiøi anım-
sanmamıûtır. Ve tüm bu sözde “kanıtlar” Lykia uygarlıøını tartıûmasızca “Hellen” yapmaya yeterken,
“düûünce”nin gündemde hiç olmayıûı, sanat yapıtlarında okunmayıûı ise düûündürmemiûtir. Çünkü
düûünce, “kimlik”te asıl belirleyici olandır; sanatı içeriøinde biçimlendirendir. Makalenin içeriøinde
görülecektir ki Lykia’da konuların seçiminde, tarihsel içeriøinde, doøal ve gerçekçi betiminde “Hellas”
yoktur, Anadolu vardır; “Hellenizm” yoktur, Doøululuk vardır. Lykia soylusu bile “Hellenleûmiû”
olamaz, çünkü onun mezarı kent içindedir, agora’dadır, halkın yaûamından kopmaz; çünkü o ölünce
tanrılaûır, “heros”laûmaz. ùnancı Anadolu kökenlidir; bu nedenle yerel kültlerin Hıristiyanlıøın baûlan-
gıcında bile öne çıkması ûaûırtıcı deøildir. Lykialı genelde doøada tapınır, sunakları kayadır. Tapınakla-
rı da mezarları da Anadolu geleneøinde biçimlendirilmiûtir. Yazıtlı Dikme Mezar’da belgelendiøi gibi,
tanrı ve tanrıçaların yazıtlarda okunan Hellence adları, yazının Hellence oluûunun, çevirinin, bir gereøi
olmalıdır. Kralın adı Perikle olsa da, o, Perikles’in aksine tanrılaûmıûtır; portresi Hellen sanatına özgü
ideal güzellikten nasibini almamıû, Doøu gerçekçiliøiyle ve “Hellen olmayan” anlamında “barbar” bi-
çemde betimlenmiûtir. Yani Atinalı’nın adını almıûtır, düûüncesini almamıûtır. Sonuçta eskiçaø bilimi,
kültürler arası hep varolan ve “etki” olarak tanımlanan sanatsal biçim ve biçeme yönelik iliûkileri, söz
konusu Hellenler olduøunda “akkulturasyon”a dönüûtürmede ödünsüz olmuûtur. Bilimde dogma
yoktur, “ödünsüz” olunmaz; aklın izinde sorgulama vardır. Yirmi yıl boyu Lykia’da yaptıøımız budur
ve “Patara Okulu” olarak vardıøımız, yazdıøımız “Anadolu” özlü sonuç, komûu Ksanthos’ta gün yü-
züne çıkan Geç Hitit etkili orthostat kabartmalar ıûıøında varılan ve araûtırmacılarının da ûimdilerde -
sanki bunlar bizler tarafından önceden “hiç yazılmamıû” gibi- yazdıkları sonuçtur.

* Prof. Dr. Fahri Iûık, Akdeniz Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs, TR-07058 / ANTALYA.
e-posta: patara88@gmail. com

65
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

A CRITICAL APPROACH TO THE THESIS OF LYCIA BECOMING “HELLENIC”

Keywords: Lycia, Anatolia, Hellenization, Acculturation


Summary: Lycian Civilization, considered to be “Hellenic”, has been an issue in prehistoric
science and archeology since the 19th century. This foreign identity attributed to Lycia was first based
on the art of the region (and the artists), called “Hellenic”; then the ‘Hellenization’ of Lycia was
deemed complete when the Greek script and language was adopted in the Hellenistic period. How-
ever, neither the Anatolian sources of the art and artist, nor the Anatolian sources of the writing
were taken into consideration in this thesis. Moreover, the fact that the Greek script and language
was disseminated in this territory by the Macedonian Alexander the Great was ignored. Although
culture and art in Archaic Ionia were endemic to Anatolia, Archaic Ionia was deemed Hellenic be-
cause the script and language was Greek. On the other hand, in Archaic and Classical Lycia, although
the writing and language was local, Hellenic identification was ascribed due to the art, deemed to be
‘Hellenic’. “Which identifies origin, writing or art?” This question was never raised. It has been con-
sidered that “where the writing was in Greek, then the language should also be Greek”. This induc-
tion (of the Greek language) by a noble minority was disseminated to all the people of Lycia. How-
ever, there were contradictions, such as the fact that the Phrygian and Luvian languages were spoken
for centuries without usage of writing, and this was ignored. All this “evidence” was deemed satisfac-
tory to make Lycian civilization “Hellenic”; no discussion took place about the “thought” of the Ly-
cian people or their works of art. However, “thought” is the main identifier of origin and it formu-
lates art according to its content. In the context of this article, it will be seen that there is no “Hellen-
ism” either in the themes selected for the works of art, or the historical content, natural and realistic
description of Lycia, but that there is the “Anatolian” and there is the “truth” in an oriental way. Fur-
ther, a Lycian noble may also be said to be ”un-Hellenic” in that, his tomb may be located in the city,
in the Agora and not separated from the people’s lives, and because when he dies, he will become a
god, not a “hero”. His beliefs are of Anatolian source, thus it should not be surprising that the local
cults flourish even at the beginning of the Christianity. The Lycian worshipped in nature; his altars
were the rock. His temples and tombs were formed in an Anatolian fashion. As documented on the
“Inscribed Pillar”, the Hellenic names of the gods and goddesses in inscriptions should be because
of the requirement of the writing and translation into Greek. Even if the name of the king was Pe-
ricles, he became a god, unlike Pericles. His portrait does not reflect the ideal beauty of Hellenic art.
On the contrary, it describes a “barbarian”, in a non-Hellenic, but a realistic oriental manner. In oth-
er words, he has taken the name, but not the thoughts of the Athenian. Finally, classical studies have
not converted the notion of “influence”, which refers to the impact on artistic forms between cul-
tures, to “acculturation”, when the subject matter is the Hellenes. There is no place for dogma, or
resistance in science, but there should be intelligent questioning and examination. This is what we
have been doing in Lycia for 20 years… We, the “School of Patara”, have raised awareness of the
consequence of “Anatolian” sources, and this is a consequence which researchers are now writing
about, as if we have never written before, in view of the orthostat relief in the vein of late-Hittite art,
which came to light at our neighbor, Xanthos.

66
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

-I- M.Ö. 2. binyılda Demirçaø Karia’sını


Günümüz Teke Yarımadası’nın An- da içine alan daha geniû bir coørafyada,
tik Çaø’daki adıdır Lykia (Res. 1). Akde- Parha (Perge) ile Millavanda (Miletos)
niz vardır güneyinde; daølık kuzeyde, arasında, Hititlerin Lukka Ülkesi dediøi
Ksanthos Irmaøı’nın küçük kollarıyla bes- topraklarda (Res. 2) baøımsız yaûardı on-
lenen Kabalis Bölgesi ile Milyas’ı içine alır lar; kuzeyindeki Arzava Ülkesinin dörde
ve Söøüt düzlüøüne dek uzanır Klasik bölünen halkları gibi Hitit Büyük Krallı-
Dönem’de; doøu sınırını çevresiyle Alakır øı’na baøımlı olan uydu devletlerden fark-
Çayı ve batı sınırını -sorunlu Telmessos’a lıydı. “Lukka”dan uyarlanarak “Lykia”
karûın- Dalaman Çayı (ùndos) çizer. Ku- oluûu ilk M.Ö. 8. yüzyılda Homeros’un
zey Lykia’nın Elmalı Yaylası’nda ùlias’ında okunur ki Troia’da Lykia asker-
Milyaslılar, Doøu Lykia’nın Beydaøları lerinin de Sarpedon önderliøinde bir yiøit-
üzerindeki yerleûimlerinde ise Solymler lik destanıdır o (Res. 65). Ve ùlias aynı
yaûar; her iki halk da Lykialılar’la yakın zamanda bir “tarih” ise eøer, “Troia savaû
akrabadır, aynı topraklar içinde sayılır. ortaklarının en ünlüsü ve en insanı”5 olma
Lykia’ya özgü mezarlar, sanki ülkenin ayrıcalıøında kiûileûtirilen o yiøidin, hep
kimliøi gibidir. ùz onlarla sürülür ki etnik yazıldıøı gibi, vadiye kapalı Ksanthos
kimliøiyle de farklılaûan doøuda en son Kenti’nde deøil, kanımca Ksanthos Vadi-
kaya mezarı, biri kabartmalı ve diøeri ya- si’ne egemen bir yerde oturmuû olabile-
lın, iki örnekle Asartaû’tadır1; Lykia tiple- ceøi de orada okunur; bu bilgiden de ül-
melerinden farklı mezar biçimlerine koûut kesini büyük olasılıkla tüm Vadi’ye ve su
olarak Phaselis gibi Lykialı olmayan hal- kaynaklarıyla onu besleyen Kragoslara
kıyla da ülkeden soyutlanan Olympos’un2 bakan bir yerden, Tlava Kalesi’nden (Res.
batısındaki daø köyü Yazır’da küçük bir 3) yönettiøi anlaûılır. Çünkü Vadi, tüm
bey kalesi kayalıøında konumlanır onlar; zamanlar içinde Lykia’nın “yüreøi”dir;
kuzeyde ise Milyas’ta görkemli Tlos gibi Pinara, Ksanthos ve Patara, ül-
Hacımusalar Höyük’e bakan Kızılca’da ve kenin bu en eski ve en önemli dört büyü-
Gölhisar Yaylası’nın doøu ucunda Erken øü, o bitek toprakta doømuûlardır tarihe;
Demirçaø mezarlarıyla tanınan Uylupınar ve Tlava bu özel yurtla, M.Ö. 15. yüzyıl
yakınlarındadır3. Vadilerinin yamaçlarında sonu Hitit metinlerinde “Dalava” Ülkesi
önemli yerleûimleri de besleyen ırmaklar; adıyla “Lukka” Ülkesi’nin yerine geçebi-
doøuda antik adı bilinmeyen Alakırçay ile lecek denli özdeûleûmiûtir6.
Limyros ve Arykandos, Orta Lykia’da Luvice’ye akraba olan ve Hititler’e de
Myros ve batıda Ksanthos, Glaukos ve yabancı gelmeyen Hint-Avrupa kökenli
ùndos’tur4. kendi öz dillerinde “trmmis” halkın adıydı;
yurtlarına da “trmmili” derlerdi. Patara Yol
1
Kılavuz Anıtı bloklarından biri üzerinde
Iûın 1994, 68-77.
2 Dinç 2010, 3, 11. okunan “Balboura’dan Kibyra’ya Trimilin
3 Kızılca: Çevik 1996, 64, Res. 3., 4; Uylupınar
Gâvurdamı: Dörtlük 1977, 11, Res. 9, Çiz. 6-8; Gay
– Corsten 2006, 47 vdd, Lev. 2-5.
4 Lykia coørafyası için ayrıntılıca bkz. Bayburtluoølu 5 Erhat 1972, 340-342, bkz. “Sarpedon”.
2004, 24 vdd. 6 Lykia tarihçesi için bkz. Bayburtluoølu 2004, 35 vdd.

67
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

üzerinden 126 stadia”7 yönlendirmesin- Hacımusalar Höyük ve Sema Höyük’le


den belli ki günümüzde Dirmil odaklı ola- örneøin, Demir Çaøı öncesinde de
rak Seki ve Gölhisar çevresine de geniûle- “Trmmili”nin bir parçası mıydı?, olabilir.
diøi düûünülen bitek yaylalar anayurduydu Çünkü Lukka sınırları Lykia’yı çok aûan
onların. Bu durumda, yüzeyden çömlek bir coørafyaya yayılmıûtır. Parha’dan
buluntularıyla bile M.Ö. 4. binyıl Geç Millavanda’ya dek uzandıøına göre (Res.
Kalkolitik Çaø’ına dek iz verebilen yerle- 2), Halikarnassos Yarımadası ucunda bu-
ûimlerde, yani Çaltılar, Ece ve Sorkun’un gün Dirmil adıyla yaûayan
yayvan höyüklerinde, Orta Anadolu’nun “Protogeometrik Dönem” yerleûimini9
Hatti Ülkesi ile Akdeniz ve Ege kıyılarına bile erken bir zamanda kuranların onlar-
daøılmıû olan akraba Luvi halklarıyla ben- dan bir boy olma olasılıøı tam dıûlanamaz.
zer kültürü paylaûarak yaûayanlar onlar Ve çünkü Trmmililer, soy ataları Luvi ile
olmalıydı. Seki Yaylası’na ve Karabel onlara akraba Hitit ve Pala halkları gibi
Geçiti’ne egemen bir daø yerleûimi olarak yine olasıdır ki dıûardan göçle gelmemiû-
tarihi Hellenistik Dönem’le birlikte yazıl- lerdir, belki de Anadolu’da doøanlardır10.
maya baûlanan geç zamanların güçlü kenti Miliarium Lyciae ile artık kesinlikle bi-
Oinoanda’nın Geç Tunç Çaøı Hitit me- linen; Herodotos’un dediøinin aksine,
tinlerinde geçen Viyanavanda ile örtüû- Trmmili halkının Girit kökenli olmadıøı,
mesi, bu baølamda önemlidir. ilk oradan gelmediøidir. Mitosların dilinde
Viyanavanda’nın -Oinoanda yüzey araû- Sarpedon’la da güçlendirilmek istenen bir
tırmalarını sürdüren M. Bachmann tara- baø kurulacaksa eøer, M.Ö. 2. binyıl ilk
fından da- akılcı gerekçelerle daø kenti yarısı içinde Anadolu, Mısır ve Mezopo-
aûaøısında, yani yakınındaki bir baûka yer- tamya ile yarıûabilir düzeydeki gücü, kül-
de, aranması olgusu; adları aynı Hitit me- tür ve sanatıyla göz kamaûtıran ve konu-
tinlerinde Dalava, Pina ve Avarna olarak muyla özel olan bu Doøu Akdeniz adasıy-
okunan Tlos, Pinara ve Ksanthos’un he- la; ancak Anadolu’dan oraya gidenler ve
nüz bilinmeyen Demir Çaøı öncesi yerle- Minos Uygarlıøı’nı yaratılmasında pay sa-
ûimleri için de yol gösterici olabilir. hibi olanlar olabilir Trmmililer. Phaistos
Patar’da ise yer, deøiûmez; çünkü Tunç Diski üzerindeki okunamayan resim yazı-
Çaøı sonrası Patara’sı da içliman kıyısın- sının11 Lukkalılarla olası baølantısı doø-
dan yükselen bir “höyük” görüntüsündeki ruysa eøer12; bu baølantı, oraya göçen
Tepecik’tedir; eskinin üzerine temellen- Trmmili halkıyla da iliûkili olabilir; çünkü
miûtir. Anadolu-Girit baøı kültürel ve sanatsal
Seki Yaylası’na Güøü Beli’yle baøla- anlamda, inançta, çok yönlü olarak var-
nan ve Demir Çaø “Daølık Lykia”sının
batı yarısını oluûturan Elmalı Yaylası da
barındırdıøı tarihöncesi höyük yerleûimle-
riyle8, kazılarla araûtırılan bir görkemli 9 Iûık 2007, 98; Protogeometrik Dirmil için bkz. Boy-
sal 1969, 31; Özgünel 1978, 69 d.; Iûık 1990, 19.
10 Bu konudaki genel tartıûma ve ilgili literatür için bkz.
7 Iûık – ùûkan – Çevik 1998-1999, 35, Lev. 26, b, e; Iûık 2007, 229-236.
Iûık 2000a, 97, Res. 78. 11 Marinatos 1959, Lev. 72. 73.
8 Özgen 2006, 538; Mellink 1976, 377 vdd. 12 Friedrich 2000, 164, d.

68
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

dır13. Lykia’da “belki M.Ö. 2. bin yılın Lykia’yı “Hellenleûtirme” amaçlı bu


Lukkaları ile Girit’ten gelenlerin katılımıy- “masal”, Herodotos’un Atina sevdası uø-
la oluûtuøunu düûündüøümüz Trmmili runa gerçeøinden saptırarak aktardıøı tek
topluluøunun birleûmesi sonucunda M.Ö. olay deøildir; O’nun, çaødaû Batı’nın da
1. bin yılın Likyalıları’nın oluûtuøunu söy- iûine gelen Atina merkezci yaklaûımı,
leyebiliriz”14 görüûü bu baølamda kabul Lykia-Pers iliûkisine de vurmuûtur dam-
edilebilir gözükmez. Onların Anadolulu- gasını ve Persler düûman ve Atinalılar
øu salt Sema Höyük’ten gaga aøızlı bir sanki dost gösterilerek Lykia halkına, ta-
M.Ö. geç. 3. binyıl testisinin biçim ve be- rih burada da yanıltılmıûtır. Çünkü: M.Ö.
zemede eûcesine benzerini Alaca kral me- 540 dolaylarında Harpagos önderliøindeki
zarlarında bulmasında15 deøil, ustalıøını güçlü Pers ordusuna karûı koyulamayaca-
“Lykialı Kykloplar”ın yaptıøı Geç Tunç øını anlayınca, en deøerli varlıklarıyla, yaû-
Çaø “Tiryns kalesi sur” örgüsünün bir lılarıyla ve çocuklarıyla, birlikte kalelerini
Hattuûa suruna benzerliøinde de16 gösterir ateûe veren ve son nefese dek süren acı-
kendini. masız bir savaûla efsaneleûtirilen “yiøit”
Herodotos’a, genelde yapıldıøı gibi, Ksanthos halkının, izleyen süreçte kendi
kayıtsız ve ûartsız inanılacak olursa, ülke- hanedanına can düûmanı Harpagos’un
nin “Lykia” adının da Anadolu ile bir ilin- adını vermesi18 bir çeliûkidir; ve zaten an-
tisi yoktur; çünkü O’na göre: Girit’e ege- latıldıøı ölçüde acımasız bir yıkımdan bek-
menlik üzerine Minos, kardeûi lenen izlere de Ksanthos Bey Kalesi’nde
Sarpedon’la kavgalıdır; Minos kazanır rastlanmamıûtır19. O anlatımdan ayrıca,
mücadeleyi, Sarpedon kurtuluûu yandaûla- Ksanthos Vadisi’nin Araksa, Tlos, Pinara,
rıyla Anadolu’ya geçmekte bulur ve Sidyma ve Patara gibi büyük yerleûimle-
Lykia’ya yerleûir. Bu ara Atina Kralı rinde yaûayan çoøunluøun Perslere karûı
Pandion oølu Lykos da kardeûi Aegeos’la sanki teslimiyetçiliøi gibi ters bir sonuç
tutuûtuøu ve de kaybettiøi taht kavgası çıkar ki bu, dıû düûmana karûı hep dayanı-
ardından ülkesini terk ederek Lykia’ya ge- ûan, baøımsızlıkta ödünsüz bir halkın ta-
lecek ve orada Sarpedon’la buluûacaktır; rihe kazıdıøı tasada” Birlik” karakteriyle
iûte ülkenin “Lykia” oluûu, Atinalı çeliûir; kent devletlerine ortak simge olan
“Lykos”un adıyla baølantılıdır17. triskeles’in (Res. 64) misyonuyla çeliûir.

13 Girit’e Anadolu kültür göçü için bkz. Schachermeyr anlatımın içerdiøi çeliûkiyi salt, “Minos’un M.Ö. 15.
1967, 12, vdd.; Alkım 1968, 67, vd.; Alexiou 1991, yüzyıl, Pandion’un ise M.Ö. 13. yüzyıl” gibi -sözde
19; ùnançta Anadolu-Girit iliûkisi için bkz. Iûık 1999, de olsa- farklı zamanlarda yaûamıû olmalarında gör-
28, (lit. ile). meleri, yani “mitos”u “tarih” sayarak hüküm verme-
14 Dinç 2010, 6; Bu konuda çeliûen yorumlar için ayrı- leri düûündürücüdür. Mitos’un tarih olamayacaøı
ca bkz. Efendioølu 2010, 4, vdd. konusunda bkz. Iûık 2008, 571-585.
15 Iûık 2007, 230, Res. 5a, b. 18 Ksanthos’taki tanınmıû Yazıtlı Dikme Tapınak Me-
16 “Tiryns Kalesi’ni Lykialı Kykloplar’ın ördüøü” ko- zarı üzerindeki yazıtta adı geçen mezar sahibi
nusundaki antik kaynaklar için bkz. Strabo (VIII Ksanthos Beyi, “Harpagos oølu” dur; Bean 1978,
6,11), Pausanias (II 25,8), Bakchylides (X 77-81). 177; Kolb-Kupke 1992, 19.
Duvarların karûılaûtırması için bkz. Iûık 2006, 440 19 Bryce 1986, 34. Buna karûın bkz. Efendioølu 2010, 6
vdd., Res. ile. dipnot. 6: “Ksanthos kenti bu büyük yenilgi sonucu
17 Bu konuda bkz. Bean 1978, 20; Dinç 2010, 5. G.E. harap olmuû, fakat bu yıkımı gerçekleûtiren Persler
Bean’in ve onun izinde S. Dinç’in, bir masala dayalı tarafından tekrar inûa edilmiûtir”.

69
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Çünkü ayrıca: M.Ö. 5. yüzyıl baûla- kolonizasyon hareketi” olarak çarpıtma-


rında Milet önderliøinde Perslere karûı sından da çok zarar görmüûtür23.
baûlatılan ùon ayaklanmasına, özgürlükçü Herodotos’un tarihi gerçekleri bu
Lykialı’nın sessiz kalıûı; az zaman sonra- boyutta saptırmasının özünde bilinir ki
sında gerçekleûen Pers-Atina arasındaki Halikarnassos’u Pers hükümranlıøı altında
en belirleyici bir savaûta, Salamis’te, tiran olarak despotça yöneten
Lykialıların Persleri yeøleyerek Atinalılara Lygdamis’in zulmü vardır. O’nun zorba
karûı Kserkses’e 50 gemiyle destek ver- yönetimine dayanamayarak çareyi doødu-
mesi20; Atinalı Kimon’un M.Ö. 468 øu toprakları gönülsüzce terketmekte
Eurymedon Savaûı öncesi Persler’e karûı bulması ve tirana karûı ayaklanmaya katı-
aradıøı desteøe Lykia kentleri tarafından lan amcası, Homer sonrası epik ûiirin ün-
dirençle karûı durulması; Atinalılar’ın lü ismi, Panyassis’in idam edilmesi gibi
ùonia, Karia, Lykia ve Pamphylia kentle- dramatik olaylar vardır; ve dolaylı olarak
rini sözde Perslere karûı koruma amacıyla Persleri de sorumlu tuttuøu tüm bu acıla-
kurdukları Attika-Delos Deniz Birliøi’ne rın tersine, Altın Çaøı’nı yaûayan Perikles
katılımın kısa süreli ve belli ki isteksizce Atina’sında gördüøü ilgiye karûı duyduøu
gerçekleûmiû olması ve hemen ilk fırsatta, ûükran ve onlara hayranlık vardır.
Peloponnes Savaûları ile birlikte, Pers ta- Lykia, büyüleyici yabanıl doøası ve
rafında saf tutulması21; ve de vergi topla- özgün kaya kentleriyle Batılı gezginlerin
mak için gelen Atinalı Melesander’in ilgi odaøında olmuû; 19. yüzyılın baûların-
M.Ö. 430/29 yılında aøır bir yenilgiye uø- da, 1811 yılında, ùngiliz kaptan F.
ratılması22; özlücesi M.Ö. 5. yüzyıl
Beaufort ile uyanan ilgi 1836’da Fransız
Lykia’sının Atina egemenliøi sürecinde Ch. Texier’le birlikte yoøunlaûan bir süre-
yaûanan tüm olaylar, Herodotos’a göre
ce girmiûtir. Çünkü ardından, 1838’de,
Pers-Lykia “düûmanlıøı”, diøer bir deyiûle
yöreye gelen ùngiliz Ch. Fellows’un özel-
“Atina-Lykia dostluøu” ile baødaûtırılması
likle Ksanthos keûifleri, yüzeyden gözü-
olanaksız tarihsel gerçeklerdir. Herodot
ken benzersiz sanatsal deøerlerin tümü-
Tarihi’ni bu yaûanmıû doørular ıûıøında
nün 1842’de Londra’ya götürülmesi ey-
sorgulayarak deøerlendirme zamanı artık
lemiyle sonlanırken; bir yıl önce Alman J.
gelmiû olmalıdır. Çünkü eskiçaø bilimi yi-
A. Schönborn tarafından görülen
ne bu Atina merkezci tarihçinin, Akha Trysa’daki muhteûem Temenos Tapınak
Hellenleri’nin M.Ö. 12. yüzyılda Dor sal- Mezar da 1882 yılında, baûını O.
dırısı ardından kurtuluûu Anadolu’ya sı-
Benndorf ve G. Niemann’ın çektiøi
øınmada arayan bir umut göçünü bile,
Avusturyalı bir ekip tarafından sökülerek
“Atinalı ùonların önderliøinde bir
özel döûenen bir daø yolu üzerinden Ke-
kova’ya ulaûtırılmıû ve oradan Viyana’ya
taûınmıûtır24. Bu talan döneminin sonra-
20 Herodot VII, 92. sında, yazık ki yarım yüzyıllık bir gecik-
21 Lykia adı M.Ö. 446/45’ten sonra Attika vergi listele-
rinde okunmaz; Thukydides II 9,4’te verilen üyeler
arasında da yoktur, Bean 1978, 25; Kolb-Kupke 23 Bu konuda bkz. Iûık 2009, 53-88; özellikle ve ayrıntı-
1992, 14; Efendioølu 2010, 7 dipnot 8. lıca: Iûık ve diø.
22 Bean 1978, 177 vdd.; Efendioølu 2010, 7, dipnot 9. 24 Bayburtluoølu 2004, 207 (Trysa); 252 (Ksanthos).

70
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

meyle gelen Osman Hamdi Bey Döne- Gelemiû Köyü; Elmalı Yaylası’nda kaya
mi’nde, “Türkiye’de bilcümle asar-ı atika-i mezarlarıyla donanmıû bir Lykia daø yer-
menkule ve gayrimenkule Hükümet-i leûiminin topuøunda konumlanan ve adı
Osmaniye’nin malıdır” kararlılıøıyla 1906 sonradan ùslamlar’a deøiûen Dereboøazı27
yılında çıkan Asar-ı Atika Nizamname- yörüklerinin kıûlaøı, bir konar-göçer ye-
si’nin de etkisiyle, ve zaten yüzeyde de riydi. Yamaçlara seyrekçe daøılmıû yirmi
doøduøu topraøa hasret bırakılacak pek kadar tek göz taû ev bulunurdu ki, antik
bir ûeylerin kalmadıøı bir zamanda, ilginin kentin Ksanthos Ovası’na açılan tek do-
azaldıøı bir sürece girilir. øal kapısı Kısık’ın dar geçiti bir kapıyla
Lykia sanatına iliûkin belirli bir konu- kapatılsa, Patara bütünüyle korunabile-
da ilk bilimsel çalıûma, hocası G. cekti. Bu umutla yapılan kazı baûvuru-
Rodenwaldt’ın izinde, E. Akurgal tarafın- sunda hiç umulmadık bir tavırla karûıla-
dan yapılmıû ve 1941 yılında yayınlanmıû ûılmıû; o zamana dek hiç duyulmamıû, uy-
olsa da25, arkeolojik kazılar dönemi ilk ya- gulanmamıû olan bir yöntemle ve kalıbına
bancılarla baûlar. “Beylikler Dönemi” ola- uydurulmuû bir gerekçeyle, “yöreyle ilgili
rak adlandırılan Arkaik ve Klasik evreler- iki bilim insanı ve bir müzecinin olumsuz
de -ùonlar gibi- kent devletleriyle yöneti- raporları”nın arkasına sıøınılarak, izin
len Lykia’da, ülkenin “yüreøi” sayılan ve çıkmamıûtı ve tam 7 yıl bekletilmiûti. Al-
tüm tarihi boyunca en erken ve en büyük tan Akat’ın Genel Müdürlüøe atanıûıyla
yerleûimleri barındıran, Homeros’ta tek birlikte, 1988 yılında, oraya gidildiøinde
baûına “Lykia” olan Ksanthos Vadisi’nin görülmüûtü ki yedi yıl öncesinin, Sybille
aynı adlı güçlü kentiyle baûlar bu süreç; Haynes’in yakıûan deyimiyle, “Uyuyan
1950 yılında Ksanthos’la baûlar ve Fran- Güzel”i; Patara Kuzey’de özellikle dıû
sızlar bu çalıûmaları 1962’de Lykia ulusu- kaynaklı parasal desteøin gücüyle tez za-
nun dinsel merkezi önemindeki Letoon’a manda türeyen, yasaklı olduøu için de
geniûletir. 1965’te Almanlar tarafından plansız, çarpık yapılaûmanın en somut
gerçekleûtirilen geniû kapsamlı bir Myra örneklerini sergileyen pansiyon ve otelle-
ve çevresi yüzey araûtırmaları sonrasında, rin ve o ara kurulan üç büyük konut koo-
1969 yılında, aynı ekip baûkanlıøında peratifinden birinin beton soøuøuyla
Avusturyalılar adına Limyra kazısında ka- uyanmıûtır uykudan (Res. 4).
rar kılınır. 1989 yılında ise Almanlar çok ùnce Burun’da uygulama aûamasında
yönlü ve kapsamlı bir yüzey araûtırması bulunan apart villalı yazlıkların ve pharos,
için on yıl süreyle Kyaneai ve çevresinde granarium, stadion ile anıt mezarların ko-
odaklanmıûlardır. Ve Türkler ilk kez numlandıøı Haliç’in batı yakasında ise ya-
1971’de C. Bayburtluoølu’nun Arykanda kın bir gelecek için öngörülen bir tatil kö-
kazısıyla Lykia’da olmuûlardır26. yünün tehdidi altında, tükeniûin eûiøin-
Bu baølamda Patara özel bir konum- deydi kumsal. Hedefin, görkemli devlet
dadır. Kazı baûvurusunun yapıldıøı 1981 anıtlarının temellendiøi antik kent odaøı
yılının yazında kuzeyi üzerine oturan üzerinden deniz kıyısına dek uzanacak bir
talan olduøu görülünce ve “Side” özentisi
25 Akurgal 1941.
26 Bayburtluoølu 2003; Bayburtluoølu 2004, 124-148. 27 Çevik 1996, 61 vvd.

71
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

ve bencilliøiyle hızla yokedilmek istenen baûkentlerini kazı çalıûmalarıyla


bir mirasa sahiplik öncelikli olunca, de- günyüzüne çıkarmaya baûlayan bilimsel
øiûmiûtir gündem. ùûgalcilerin her yolu ekibin baûkanları da yine çekirdek kadro-
mubah sayan çirkin ve tehditkâr davranıû- larıyla birlikte bu Okul’un ürünüydüler.
larına karûın ve Patara Kuzey bir oy farkla Çok amaca hedefliydiler onlar. Yöre
üçüncü derecede kalmıû olsa da; antik halkını, “cavır” diye ötelediøi kendi geç-
kent merkezi ve onu çevreleyen akarbakar miûiyle barıûtırarak üzerinde oturduøu
tepeler birinci derecede arkeolojik ve do- kültürel mirasa sahiplik bilincini aûılamak
øal site dönüûtürülerek insanlıøa miras bir ve geleceøe olan umutlarını kültür turizmi
tarih ve doøa hazinesi geleceøe koruna- baølamında diri tutmaktı amaçlardan biri;
bilmiûtir (Res. 4). Ve kent, Lykia karanlı- özellikle de Panhellenizm’in burgacında
øını aydınlatmaya baûlayan kazı sonuçla- Hellenleûtirilen Lykia uygarlık tarihini bi-
rından da öte, “destanlaûan” bu koruma limsel bulgu ve verilerin ıûıøında doøru-
mücadelesiyle simgeleûmiû, öyle düûül- suyla yeniden yazmaktı. Akdeniz ve Ege
müûtür tarihe. genelinde olduøu gibi Lykia’da da önemli
ùûte bu tarihi özveriyle yazan arkadaû- tüm kentlerin adını mitosların diliyle
larımız, ûimdilerde H. ùûkan ve ú. Aktaû’ın Hellen soylu “kent kurucu heros’lar”ın
emanetinde olan baûkent Patara’da ka- adına baølama yoluyla hedeflenen, eskinin
zandıkları özgüven ve deneyimle yola çı- yöre halkını ve ûimdi de çaødaû insanı
karak Lykia’nın sorunlara çözüm umulan Lykia’nın “Hellenliøi’ne inandırma” ma-
bilinmeyenlerine doøru daøılmaya baûladı- salları altında yatan politik gerçekleri göz-
lar. ùlkin Hitit metinlerinde “Lukka Ülke- ler önüne sermekti amaç; Hititçe
si” ile özdeûleûtirilen çok özel bir yerde, “Lukka”dan uyarlama bir “Lykia”nın,
önce H. ùûkan ve sonra T. Korkut ile, Atina Kralı Pandion’un oølu Lykos tara-
Tlos odaklı Akdaølar’da ve Ksanthos Va- fından kurulduøu ve yöreye adını verdiøi
disi’nde (Res. 3) oldular; Beydaøları’na gibi belleklere kazınmıû yerleûik yargının
egemen Solymler Ülkesi’ni yüzeyden araû- masal olduøunu anlatmaktı28. Arkaik ve
tırmanın ardından Doøu- ve Orta Klasik Dönemleri içine alan uzunca bir
Lykia’ya yöneldiler: ù. Kızgut ile bir süreçte Lykia Yeni Hititler gibi, belli ki o
“Hellen kuruluûu” olduøu kaya mezarla- gelenekte, kent devletleriyle yönetilir.
rının ve Likçe yazıtların ıûıøında hiç inan- Atina demokrasisi etkilemez yerel feodal
dırmayan ve bir Lykia kentinde aranan beylerin yönetimini. Ksanthos’ta, bastıøı
her yapıyı tepe üzerindeki küçük yerleûi- sikkelerle tanınan ve M.Ö. 4. yüzyıl baûla-
minde en güzeliyle barındıran rına dek yaklaûık yüzyıl boyunca yöneten
Opramoas’ın Rhodiapolis’ine (Res. 5); N. ve de Kuprlli’den soy soyluyan beyler
Çevik ve S. Bulut ile, kalın Myros örtüsü Kheriga, Kherei ve Erbbina’dır; sikkeleri
altında uykuya yatmıû “altı büyük saptanabilen diøer beylikler doøudan ba-
kent”ten biri önemindeki Myra’ya (Res. 6) tıya: Limyra, Myra, Trysa, Hoyran,
ve onun “Limanı”ndan fazlasını barındı- Kyaneai, Avûartepe, Apollonia, Tüse,
ran Andriake’ye geçtiler. Komûu ùsinda, Phellos, Antiphellos, Patara,
Kibyratis’te ve Pisidia’da bölgenin antik
28 Iûık 1996a, 28. Özellikle krû. için bkz. dn. 17.

72
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Pinara, Tlos, Telmessos ve yazı yerine Hellence’nin toplumun iradesi


Kadyanda’dır29. dıûında, Makedon ùskender buyruøuyla
Eskiçaø Bilimi’nin yüzelli yıldan bu yazdırıldıøı unutularak ve bunu arkeolojik
yana “Hellenliøini” sorgulama gereøi bile bulgularla birlikte deøerlendirme gereøi
duymadıøı bir uygarlıøı kendi “Anadolu” bir yana bırakılarak, bu etkiyi “Pers ege-
köküne baølamanın kolay olmayacaøı bel- menliøi altında çift dilli yazıtlarda fark
liydi. Çünkü Anadolu arkeolojisinin dün- etmeye”31 dek indirgemiûlerdir. Sanki
yaca tanınmıû saygın adı Akurgal ayrıca resmi dili ve yazısı Farsça olan Selçuklu
doktora çalıûmasının baûlıøına taûımıûtı Türkleri, bununla “Persleûmiû”lerdir!!!
Lykia sanatının “Hellenliøi”ni, “M.Ö. 6.
yüzyıl Lykia Yunan Kabartmaları” diye. -II-
Karûı bir görüûü öncelikle kendi halkımı- Lykia’da oluûumuzdan bu yana, sor-
za inandırmak kolay olmayacaktı. Ayrıca, gulamaya bu terslikten baûlanmıû ve Lykia
bir taraftan ùonlar baølamında, “sanatı ve sanatının kökeni her yönüyle yenibaûtan
kültürü Doøu/Anadolu olan ve Anadolu araûtırıldıøında özetle görülmüûtür ki:
mayasıyla yarattıkları Batı Uygarlıøı’nı Akurgal’ın çalıûmasının içeriøini oluûturan
Ege’nin batı yakasındaki ‘anayurda’ aûıla- Arkaik Dönem mezar kabartmalarının
yan sömürgeciler Atinalılar’dır, çünkü ya- savaû, av ve ûölen olan ana konuları, dü-
zı ve dil Hellence’dir” denecekti. Öte zenlemesi, bunların iûlendiøi kaya mezar-
yandan, her nasıl oluyorsa, “yazısı ve dili larının türü ve iûleyen ustaların biçemi
yerli olan” bir halkın, Lykia’nın, uygarlıøı hep Anadolu kültür coørafyası içinde sı-
da “Hellen” olabilecekti, çünkü bu kez nırlıdır; Hellas, bu uygarlıøın yaratılıûında
“sanatları Hellen etkili” olacaktı. Karûıt ve biçimleniûinde belirleyici olmamıûtır.
iki gerekçeyle aynı hedefe varabilme mu- “Doøulu hükümdarlara benzer bir yaûa-
cizesini(!) içeren bu görüûler Batılılar gibi ma özen gösteren Lykialı beylerin bu is-
Akurgal’ındır da. Bir uygarlıøın kimliøini temi sanat eserlerine yansımıû” ise eøer,
yazı ve dil mi belirler, yoksa sanatın, dü- baûkası da beklenmemelidir. Yine
ûüncenin niceliøi mi?; bunu anılan mantık Akurgal’ın32 doøru saptamasıyla
temelinde anlayabilmek mümkün deøil- Lykia’daki yontucuların, “öøretmenleri
dir30. Anlaûılan tek ûey, Batı Anadolu’da olan Hellen heykeltıraûların örneklerinde
her uygarlıøın her durumda mutlaka görülen ideal tasvir türünün tersine, canlı
“Hellen” olması gerektiøidir (!). Acıdır ki ve hareketli bir görünüm sergilemeleri…
genç kuûak eskiçaø bilimcilerimiz de Hellenlerin Klasik Çaø’da ideal güzellik
Lykia’da Hellen etkisini yazı temelinde kuramına uygun çalıûma eøilimine deøil,
görme kolaycılıøından sıyrılamamıû; yerli canlı ve hareketli eserler ortaya koyma
çabasına önem vermeleri”, yani gerçekçi
29
betimlemeler (Res. 7a-b), ùon yontu oku-
Lykia’da Dynastik sistem ve sikke basımları konu-
sunda ayrıntılıca bkz. Özüdoøru 2008, 18, vdd., 29, lunun özellikleridir. Yerli ustaların yapıtla-
vdd. Antik Lykia kentlerinin tümü için öncelikle
bkz. Bayburtluoølu 1982; Bayburtluoølu 2004, 47
vdd. 31 Efendioølu 2010, 7 vdd.
30 Sorun, ùonia baølamında özellikle önemlidir; tara- 32 Bu paragrafta “tırnak içinde” verilen alıntılar için
fımdan tartıûmaya açılmıûtır: 2009, 53-72. bkz. Akurgal 1998, 299 vdd., “Lykia Uygarlıøı”.

73
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

rıysa eøer Lykia’nın bu kabartma resimle- M.Ö. 8. yüzyıl sonlarında Protoattik ya da


ri, öøretmenlerinin Hellen olmadıøının da Protokorinth biçemle canlı betimlemelere
kanıtıdır uyguladıkları doøal betimleme bırakan geometrik bezeklerin Lykia’da
tarzı; diøer bir deyiûle, “Lykia beylikleri- ùon geleneøinde ve Phryg etkisiyle M.Ö.
nin yontu sanatında yoøun Hellen etkisi 6. yüzyıla dek gelenek sürmesi olgusu, bu
altında” olmadıøının kanıtıdır. Arkaik konuda Lykia’nın Anadoluluøu için belir-
Kızılbel (Res. 8) ve Erken Klasik Karabu- leyicidir35. Yazıda da öyledir. Alfabenin
run tümülüslerinde oda duvarlarını beze- toplam 29’dan “Hellence’den alınmıûtır”
yen resimlerin “albenili çekiciliøi” de usta- denilen 19 harfi de (Res. 12), Hellence’de
larının ùon kökeniyle açıklanır çünkü. yazılan Fenike kopyası harflerden farklı
“Hayali yaratıkların Hellen sanatına Geç olarak, M.Ö. 402’de Atina’da Hellen dün-
Hitit örneklerinden geldikleri” saptanmıû- yasına ortak bir alfabeye dönüûtürülen,
sa Akurgal tarafından; bu durumda, ilk özgün Milet alfabesinin bir ürünüdür
kez M.Ö. 540-30 arası süreçte Kızılbel çünkü (Res. 11)36. Ve ùonların Atina’dan
mezarı içindeki duvar resimlerinde ve bir göçle gelmedikleri, yarattıkları uygarlık gi-
nesil sonrasında, M.Ö. 500 dolaylarında bi Anadolu’da yerli oldukları görüûünün
Milet Torsosu ile Klasik Döneme geçiûin artık eskiçaø biliminin gündemine otur-
hemen ardından, Ksanthos “Harpy” maya baûlaması, eskiçaø biliminde konu-
Dikmesi kabartmalarında karûımıza çı- lara tek yanlı “Hellas/Atina” önyargısıyla
kanların kökende Doøu/Anadolu baølan- deøil, “Anadolu/Milet” seçeneøiyle de
tısından da kuûku duyulmamalıdır. çok yönlü yaklaûımın doøal sonucu olarak
Hellenler’le iliûkilendirilen Ksanthos ûaûırtmamalıdır37.
ve Letoon’un erken çömlekleri; Patara’da, Lykia Uygarlıøı mimaride de “Hellen
özellikle Tepecik Bey Konaøı kazılarıyla etkili” olamaz. Öncelikle yükseklerde ko-
günyüzüne çıkarılan çok sayıda örnekle numlanan yerleûimleri; Tunç Çaø’da bir
(Res. 9) artık bellidir ki ùon etkilidirler Troia ve Hattuûa ile Erken Demir Çaø’da
(Res. 10) ve kazıcısının verdiøi sözlü bil- bir Tuûpa, úamal (Res. 14) ve Gordion’da
giye göre uzmanların genel kanısı, yeri uygulandıøı gibi, örneøin bir Pinara’da da
ûimdilik tam saptanamayan Lykia ya da -sanki Lykialılar öyle dermiû gibi
Karia yerel çömlek atölyelerinde üretilmiû Hellencesiyle “Akropolis” olarak tanımla-
oldukları yönündedir33. Akurgal’ın dile ge- nan- bir bey kalesi vardır en yüksekte ve
tirdiøi, “zengin Lykia beyliklerinin çanak bir de bu küçük içkale ile birlikte tüm
çömlek gereksinimlerini de Hellen kentle- kenti kuûatan bir dıûkale vardır (Res. 13).
rinden yaptıkları ithalat ile karûılıyorlar-
dı”34 görüûü de bu yeni bulgularla geçerli- 35 Buna karûı, Dinç 2010, 8: “Likya’da Hellen etkisi,
øini yitirmiû olmalıdır. Ve boyalı çömlek Ksanthos’ta Hellen seramiøinin kullanılmasına da-
sanatında Ege’nin doøusunu batısından yanılarak, Arkaik Döneme kadar geri götürebilmek-
tedir”.
ayıran köktenci bir fark, Hellas’ta yerini 36 Krû. Bryce 1986, 56 (Likçe) ile Wachter 2001, 78
vdd., Res. 83 (Fenike – Hellas – ùon alfabesi).
Lykialıların alfabeyi Hellenler’den öørendikleri ko-
33 Iûın 2010, 93-104; Erken Ksanthos çömlekleri ile nusunda dilbilimciler arasında ortak bir görüûe varı-
krû., Metzger 1972, 21 vdd. lamadıøı konusunda bkz. Marek 2010, 143 vd.
34 Akurgal 1998, 302. 37 bkz. dn. 23.

74
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Urartu’da baûlayan, mezarı kendi evi bi- Örneøin Thomsen’ın Avûartepe’de de


çiminde kayaya oyma zanaatı Phrygia ara- belgelediøi Leto ve çocuklarına özel üç
cılıøıyla (Res. 15) ulaûmıûtır Lykia’ya (Res. cella’lı tapınaøın (Res. 20) Ksanthos’ta Bey
16)38. “Her ülkenin kaya mimarlıøının de- Konaøı’na yanaûık tanınmıû ilk örneøi de,
øiûik bir özellik taûıması”39, onların kaya kutsal bir yapının “yerleûim içindeki biti-
mezarlarını öykündükleri yerel serbest ûik konumu” nedeniyle, “tapınak olamaz”
yapıların farklılıklarından kaynaklanan denmiûtir41; konuya Anadolu baølamında
doøal bir sonuçtur. A. Thomsen’ın, Arka- yaklaûılmadıøı için, yani Yeni Hititler’in
ik ve Klasik Dönemlerin Avûar Tepe- “tapınak-saray” kavramıyla bir baølantısı
si’nde titiz bir araûtırmayla saptadıøı mi- kurulamadıøı için, salt Hellas’ta kural sayı-
mariye deøgin hemen her biçimin, bunlar labilecek bir gerekçeyle öyle denmiûtir.
arasında toplum yaûamının odaklandıøı Lykia Uygarlıøı inançta da
kent meydanının, yani “agora”nın (Res. “Hellenleûmiû” olamaz. Cl. Bosch, daha
17); içinde barındırdıøı bey sarayı, seyirli- Türk Tarih Kongresi’nin ikincisinde,
øi, tapınaøı ve tapınak mezarlarıyla komûu “tümü Anadolu Anatanrıçası’ndan türe-
Karia’daki Alazeytin Leleg yerleûimi ör- miûtir” dediøi -sözde- “Hellen” tanrıçaları
nekliøinde (Res. 18) yerli Anadoluluøu40 arasında Leto da vardır, kızı Artemis de42.
bile, bilimsel üyesi olduøu F. Kolb ekibi- Likçe’de “kadın” anlamında “lata”yla ör-
ni, Lykia’yı “akkulturation” deyimiyle tüûür adı Leto’nun; Hellence olmadıøı bi-
“Hellenleûtirme” misyonundan geri adım linir; adını taûıyan tek antik yerleûim
attıramamıûtır. Lykia’dadır: Letoon. Delos’da tapınaøına
Tübingen Lykia Projesi bilimcilerinin; giden kutsal yol kenarında sıralı aslanlar
açıkhava kaya kutsal alanlarında, yani do- (Res. 41), binlerce yıl boyunca bu yabanıl-
øada, tapınımın Anadolu geleneøinde la simgelenen Anadolu Anatanrıçası ile
yaygınlıøı nedeniyle Orta Lykia’da da sayı- özdeûliøinin gereøi olarak oradadır43. Kızı
sal azlıkta saptadıkları sekos, oikos, ante ve oøluyla birlikte betimlendiøi bir fildiûi
gibi yalın planlı tapınakların (Res. 19b) heykelciøin (Res. 21) yüksek tanrısal baû-
Arkaik Dönem ùon öncülleri görmezlik- lıøında, üzerine çarûafın geçiriliûinde ve
ten gelinirken; yine kendi doøru saptama- onun geniû bir bez baøla tutturulmasında
ları baølamında, tapınak önünde beklenen ve de küt kesimli kısa saçında
bir sunaøın yerine basamaklardan ve ça- Gordion’dan Phryg Anatanrıçası Kybele
naklardan oluûan kaya döûemlerinin geç- (Res. 22) ile aynı olan biçim benzerliøinin
mesinde (Res. 19a) ve de yapının güneye nedeni de özde aynı oluûlarındandır44.
yönelmesinde okunan özgünlükler de ön- “Matarkubileya” der Phrygialı Daø
yargılarını “parçalamaya” yetmemiûtir. Ana’sına45; Lykia’da da varlıøı, daø tanrılı-
38 Iûık 1996b, 53.
39 Akurgal 1998, 300. “Yerli sivil mimariyle baølantıyı” 41 Bu konuda ve erken Lykia tapınakları konusunda ay-
görmesine karûın, “kayayı oyma tekniøinin mutlaka rıntılıca bkz. Iûık 2011a.
birilerinden öørenilmesinin de gerekmediøi”, yani 42 Bosch 1937, 6, Genel olarak bkz. Iûık 2008b, 33-68.
arkeoloji biliminin özüne aykırı düûen “etkileûimsiz- 43 Iûık 2001, 146 vd.
lik” konusunda bkz. Çevik 2000, 103 vd. 44 Iûık 2003a, Kat. “Antalya C” ile iliûkin metin; krû.
40 Thomsen 2002, genel; bu konuda özellikle bkz. Lev. 8, 1 (Leto) ile Lev. 11, 3 (Gordion Kybelesi).
ùûkan-Iûık – Iûık 2005, 398-415. 45 Iûık 2008b, 56; Efendioølu 2010, 36. 41 vd.

75
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

øını simgeleyen boøanın salt boynuzdan orada baûlar, Hatti ve Phryg (Res. 31)
oluûan tepe akroteri ile Pinara’nın bir ka- üzerinden binlerce yıl özde hiç deøiûme-
ya mezarında somutuyla algılanır (Res. den gelenek sürer49.
23) ve Phryg etkisi bir baûka kaya meza- Letoon’da bulunan yerel taûtan ya-
rında (Res. 24), Kybele kaya tapınakları- pılmıû insansı bir yarım gövde heykelcik
nın ya da onların öykünmesi olan (Res. 35), yerli dilde “eni mahanahi / tan-
dikmetaûların tepe akroterlerindeki gibi rının anası” denilen Anatanrıça’nın kendi-
(Res. 25), aynı simgenin hilal benzeri so- si midir, Leto mudur?, tam bilinmez olsa
yutlaûmıû deøiûiøiyle belgelenir46. da; resim tiplemesinin Geç Kalkolitik
Likçe adı Ertemiti olan kızının Kuruçay’a dek indiøi (Res. 33) ve
Letoon’daki kült “heykeli” sanki tapına- Keskaya’daki gibi Phryg Kybele resimleri
øının ortasındaki doøal kayanın kendisidir aracılıøıyla (Res. 34) Lykia’ya sürgün sür-
(Res. 26), çünkü o da Anadolu düøü bellidir50. Ksanthos “Harpy” dikme-
Anatanrıçası’ndan “doøma”dır ve gücü si mezar odasının batı duvarı kuzey kena-
kayalarda algılanır. Mihraplar da aynı ge- rında taht üzerinde oturan ve Likçe adı
lenekte onun evidir; Kybele neyse bilinmeyen “Demeter”in Anatanrıça özü
Phrygia’da kaya evinde oturan (Res. 27), de göøüslerinin abartılı taûkın iûleniûinden
o da o’dur. Artemis Ephesia geleneøinde- anlaûılır51. Kökeni Hitite dayanan ve kent
ki Perge ve Kaunos’un soyut Artemis ta- tanrıçası olarak büyük saygı gördüøü Ege
pınma yontuları nasıl biçimlenmiûlerse, kentlerinde Ergane lakabıyla iø taûıyan
Eleuthera özel adıyla tanınan Myra Anadolu Athena’sının52 adı Maliya’dır.
dikmetaû resmi de (Res. 28) özde öyle bi- Aphrodite’ye Padrita, su tanrıçaları
çimlenmiûtir ve de kökü Neolitik Nevali Nymphelere Eliyana der Lykialı53.
Çori’ye dek iner47. Tanrıça’nın Tunç Çaø Özellikle kuzeyin kırsalında ve daølı-
Beycesultan’ından bilinen, özünde yaûam øında bir Tanrı Kakasbos vardır, at üs-
gizeminin algılandıøı bir aøaç gövdesinde tünde eli topuzlu resmiyle hemen tanına-
simgeleniûi olgusu, Myra kent sikkeleri bilen, Lykia’da özellikle saygı gören ve
üzerindeki kült heykeli resminde sanki Hellen dünyasına kökten yabancı olan54.
yapraklı dallar arasında evinden doøarca- Lykia Göktanrısı’nın adı Trqqas’tır
sına somutuyla vardır (Res. 29)48. Roma Ksanthos Yazıtlı Dikme Tapınak Meza-
Çaøı Finike’sinden olan “tek gövdede iki rı’nın Likçe yazıtında; Luvice Tarhunt’tan
baûlı” tanrıça resminin (Res. 32) ilki ise deøiûmedir. Yerli dildeki bu ana metnin
Geç Neolitik Çatalhöyük’tendir (Res. 30); kuzey yüzdeki oniki satırlık Hellence çevi-
risinde Trqqas yerine “Zeus” yazmasın-
46 Bu konuda bkz. Iûık 2011b, “Hilal ya da Yalınlaûtı- dan, Maliya yerine “Athena” denmesin-
rılmıû Boøa Boynuzu. Pinara Mezarları Iûıøında
Kybele Anıtları Tepe Akroterinin Yorumu Üzerine”.
Boøa’nın Lykia’da da Eski Anadolu geleneøi izinde 49 Artemis için bkz. Iûık 2008b, 50 vdd. Lev. 24-26.
öncelikle Baba Tanrı’yı, burada Trqqas’ı, simgeleme 50 Iûık 2001, 143 vdd. Res. ile; Iûık 2008b , 50 Lev. 24,
olasılıøı dıûlanamaz, bu konuda bkz. ùûkan 2004. 2a-c.
47 Iûık 1999, 8, 18 vd. Res. 24, 25, 43; Iûık 2008b, 56 51 Iûık 2008b, 64 d. Lev. 28, 2. 3.
Lev. 25, 2; 26, 1. 52 Iûık 2004, 507-518.
48 von Aulock 1974, 69 Nr. 165-167 Lev. 10. Dipnotu 53 Lykia tanrıçaları için bkz. Bryce 1986, 174 vd.
Afûin Aygün’e borçluyum 54 Delemen 1999; Efendioølu 2010, 83 vd.

76
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

den belli ki55 tüm Hellence yazıtlarda nüûmüû olması usa yatkındır. Homeros
okunan tanrı ve tanrıça adlarının sözde ùlahileri’nde anlatılan “Delos’taki doøu-
Hellenliøi, yabancı bir dile çevirinin gere- mu” sırasında anası Leto’nun kollarıyla
øidir, Lykialının inançta “akkulturasyona baølandıøı kutsal “Hurma Aøacı”60 M. P.
uøramıûlıøının” deøil. En geç Çatalhö- Nilsson’a göre “kayalık Delos’ta yetiû-
yük’ten baûlayarak (Res. 36) Roma Dö- mez”, “belki Letoon’dadır” der bu ta-
nemi içlerine dek, yedibin yıl boyunca, nınmıû eskiçaø bilimcisi61. Lykia’da çok
her kültürde baûka bir adla fakat aynı tan- eskiye giden kökleriyle salt Patara’da var-
rısal kiûilik olarak çıkar karûımıza o; ve dır (Res. 39). Apollon’a kutsal sayılan
simgesi hep boøadır Anadolu “Tekerlek Gölü”62 de, kehanet ocaøının
56
Babatanrı’sının . H. ùûkan’ın, Phellos bey Delphi ve Delos’takilerle eûdeøer sayıldıøı
soyunun tanrılaûtırıldıøı Temenos Tapınak bu ünlü Apollon kentinde, kuûatıldıøı ka-
Mezarı kaya duvarındaki görkemli boøa ra parçasıyla bir çember oluûturan kendi
kabartmasından (Res. 38) yola çıkarak içine kapalı içlimanın adıdır bugün ve an-
belgeleriyle ortaya koymaya çalıûtıøı gibi57, tik kaynaklarda anlatıldıøı gibi Leto Hur-
Lykia’da da öncelikle Trqqas’ı simgeleme- malıøı’nın çok yakınındadır (Res. 39). Ta-
si beklenir; Ankyra’dan kabartmalı baûka nınmıû Karatepe ortostatı üzerinde tanrı
orthostatlarla birlikte bir temenos’u kuûat- çocuøu emziren Yeni Hitit Kubaba’sının
mıû olduøu düûünülen Phryg tanrısal bo- bir hurma aøacı altında betimi (Res. 40),
øası gibi (Res. 37) ve Pinara mezarların- bu mitosun bilinmeyen Anadolu kökeni-
daki gibi (Res. 23-24) Daø Anayı simge- ne iz mi verir?, düûünülebilir.
leme olasılıøı da vardır58. Lykialı olmasaydı eøer, Delos’un
Baûtanrı Apollon’un Lykialılıøı, O’nu Patara’yla paylaûması, tanrının “kı-
Homeros’un ùlias Destanı’nda “Lykia ûın altı ayında Patara’da oturması”63
soylu” anlamındaki “Lykegenes” lakabıyla mümkün olabilir miydi? O’nun, biri
söylenmiû olmalıdır; bu deyimi “ıûık soy- Delphi (Res. 42) diøeri Naukratis’te bulu-
lu”, “kurt soylu” gibi asıl anlamından sap- nan ùon ürünü iki heykelciøinde aslanla
tırma çabaları, illa ki O’nu “Hellen” gör- birlikte betimi, yukarıda gördük ki bu ya-
me isteøinin ürünüdür, maksatlıdır59. banılın Delos’taki Temenos’una giden kut-
Lykialılar gibi Luvi soyundan gelmesi ola- sal yol üzerinde (Res. 41) Leto Ana’ya
sı gözüken Troialıların üç büyük tanrısın- simge olması nedeniyledir. Hitit’in Yazılı-
dan birinin Appaluinas olması bu nedenle kaya’sında ya da Yeni Hitit’in Tell
ûaûırtmaz; Likçesi henüz bilinmeyen an- Halaf’taki tapınak-saray giriûinde tanrı
cak Luvicesini çaørıûtırması beklenen adı- oøulun, anası gibi bir aslan üzerinde du-
nın oradan Hellence’deki Apollon’a dö-
55 Bryce 1986, 177 vd.
56 Iûık 2000b, 117 vd.
57 ùûkan 2004, 393 vd.
58 Phellos’ta “Anatanrıça’yı” simgelediøi konusunda 60 Dierichs 2002, 39.
bkz. 1998a, 167, vd., Res. 9, karûı y. dn. 46 ile baø- 61 Nilsson 1992, 210, dn. 6.
lantılı metin. 62 Huxley 1972, 58.
59 “Lykegenes” konusunda bkz. Treuber 1887, 70; 63 Bu konudaki antik kaynaklar için: Bryce 1986, 237
Taûlıklıoølu 1992, 536, 562. (bkz. Patara).

77
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

ruûu ne ise burada da o olmalıdır64. Bu Akurgal tarafından “kendilerine öz


baølamda “Pataralı kadın yurttaû” Vilia dinsel inançları ve mitolojileri vardı” de-
Procula’nın temelden yenilediøi tiyatro nilen bir Lykia, nasıl olur da tüm bu ger-
sahne binasını M.S. 147 yılında çekler ıûıøında, “M.Ö. 5. yüzyıldan itiba-
“Augustus tanrıları”ndan önce “Patara ren bu alanda da yoøun Hellen etkisi al-
kentinin soy tanrılarına” adaması65, inanç- tında kalmıû”68 olabilir; anlayabilmek zor-
ta geçmiûine baølılıøın bir kanıtı sayılma- dur. Çünkü düûüncede de Hellenleûme-
lıdır. O geçmiûte özellikle Apollon vardır miûtir Lykialı. Anatanrıça ile özdeû sayılan
ki, Patroos lakabıyla Lykia Birliøi’nin or- Artemis gibi bir Anadolu Bacısı’nın gü-
tak tanrısı olarak O’nun onuruna dört yıl- cünün kayanın derinliøinde algılanması
da bir oyunlar düzenlenirdi “Apollonia” gösteriyor ki kaya mihrapları O’nun da
adıyla66; belki de “doøduøu” kentte, izle- evidir. Bu nedenle Letoon Artemis Tapı-
rine yenilerde Batıyaka’da rastlanan, algı- naøı tapınma odası içinde doøal yapısıyla
lanabildiøi kadarıyla Lykia’nın yaygın tek öylece bırakılan kayanın özünde de, yuka-
taraflı örneklerinden farklı, belki rıda deøinildi ki, Anadolu geleneøinde
Kadyanda’daki gibi67 Pamphylia tipinde tanrıçanın kendisi düûünülmüûtür; tapınak
görkemli bir stadion’da düzenlenirdi. yapılmadan önceki zamanların tanrı evidir
o (Res. 26). Bu nedenle mihraplardan
(Res. 43), basamak ve çanaklardan (Res.
64 Apollon’un “Lykialılıøı” konusunda bkz. Taûlıklıoølu 45) oluûan Lykia açıkhava kaya tapınakları
1954, Nilsson 1992, 210 dn. 6, 536, d, 559 vd.; Iûık
1999, 31 d.; Iûık 2008b, 57 vd. (lit. ile). hep Anadolu’ya özel tanrı evleridir;
65 Bean 1978, 88. Phrygia’nın Urartu Ülkesi’nden sürgün
66 Dinç 2010, 25.
67 Tek taraflıya örnek: Bayburtluoølu 2004, 132, vd. süren bir Küçük Kapıkaya Kybele mihra-
Plan Nr. 9; 139 vd. Res. ; Bean 1978, 138 Fig. 16, bı (Res. 44) ve Fındık basamaklı sunaøı
Nr. E (Arykanda); Bayburtluoølu 2004, 289, 286 Nr. (Res. 46) geleneøinde yaratılmıûlardır69.
3; Bean 1978, 44, Fig. 3, Nr. B (Kadyanda). Yıllardır
aradıøımız Patara Stadionu’nun güney uçta tonozlu Ve tapınakların Beylikler Dönemi’nde
mekanlarla korunmuû yan giriûleri, soru iûaretiyle de gözlemlenen sayısal azlıøı belli ki doøada
olsa, “anıt mezarlar” biçiminde tanımlanmıûtı, Iûık
2000a, 147, önyaprak, kent haritası, Nr. 50. Büyük
tapınıma yine aynı gelenekte verilen önem
oranda kumun da gizlediøi güneydeki spendone’nin nedeniyledir.
geniû bir yay çizerek doøu tonuzundan batıdakine
doøru yönleniûi, 2010 yılı Bahar’ında Antalya Müze- “Kakasbos, Oniki Tanrılar, Vahûi
si’nin antik kent genelinde gerçekleûtirdiøi bitki te- Tanrılar ve Ana Tanrıçalar’a sunulan
mizliøi ardından fark edilebilmiûtir. Halic’in batı kı- adakların birçoøu, Hristiyanlıøın yaygın-
yısının böylesi bir kalıntıya iz veren belirleyici bir
dolguyla farklılaûmaması nedeniyle yapı, Alman eki-
bin yaptıøı kent planına da iûlenememiûti, Bruer –
Kunze 2010, bkz. arka kapak cebi, plan; Iûık 2000a, denmesi bir eksikliktir. Kum ve toprak altından gün
172, plan. (Nr. 49’un hemen üst saø çaprazından ku- yüzüne çıkarıldıøında konumu, büyüklüøü ve biçi-
zeye doøru uzanan alan). Orada, Granarium ile miyle etkileyeceøi anlaûılan bu anıt eser; iki yıl gibi az
Pseudoperipteros Tapınak Mezar’ın uzantısında, ticari bir zamanda verilen çok emekle kente boyut deøiûti-
liman yapılarının düûünüldüøü ve ilerde kuzeye doø- ren Havva ùûkan baûkanlıøındaki yeni ekibe, Batı ya-
ru çift katlı oda mezarların konumlandıøı bir dokuda ka’da halâ bitki ve kum örtüsü altında “Uyuyan Gü-
(Iûık 2000a, 147 vd. Plan Nr. 51-54, Res. 111-113) zel”in sunduøu, fazlasıyla hak edilmiû bir çok özel
bir stadion’un hiç beklenmeyiûi de, düûülen bu yanıl- armaøan niteliøindedir.
gıyı haklı çıkaracak gerekçeler olamaz. En azından 68 Akurgal 1998, 299.
“tonozlu mekanların Patara’da biçimsel örneksizli- 69 Bu konularda bkz. Iûık 1996b, 51-64; Iûık 1999, ge-
øi”nin farkında olarak, onlara “anıtsal mezarlar” nel.

78
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

laûtıøı dönemlere tekabül etmektedir. Bu bunun sadece bir ‹‹biçim deøiûikliøi›› ol-
adakların, özellikle geç dönemlerde, Lik- duøu düûünülmektedir”71.
ya’da kayda deøer derecede çoøunlukta Hellen düûüncesinde ölümlüler tanrı-
olması acaba Hristiyanlıøa karûı gösterilen laûamaz; Atina’ya altın çaøı yaûatan bir en
bir tepki olarak yorumlanabilir mi? Pa- ünlü Perikles bile M.Ö. 429’da sıradan bir
ganların Hristiyanlıøa karûı gösterdikleri insan gibi ölür ve “ölüler kenti” anlamın-
bu tepkilerin yanı sıra, Likyalıların, o par- daki “nekropolis”e öyle gömülür. Tarih, bir
lak eski dönemlerdeki yaûamlarına dön- ayrı soydan, Makedon soyundan bir dün-
mek için, özellikle yerel kültlere karûı eøi- ya fatihinin, Büyük ùskender’in, bile ken-
lim gösterdikleri de düûünülebilir. disini Mısır’da Zeusoølu ve ùran’da Büyük
Kakasbos ve Oniki Tanrılar gibi yerelliøi- Kral olarak görme isteøinin Hellenler ara-
ne ûüphe bulunmayan ve köklerinin sında nasıl sarsıcı bir tepkiyle karûılandı-
Bronz Çaø Anadolusu’na kadar dayandıøı øını, sözde “Doøu Hellen” olan ùonlar ta-
düûünülen bu kültlere özellikle yoøun ilgi rafından ise hemen kabul gördüøünü ya-
gösterilmiû olmasının nedeni de gene bel- zar72. Peloponnes Savaûları’nın Spartalı
ki Hristiyanlıøa karûı tepki olarak görüle- muzaffer komutanı Amiral Lysandros’un
bilir”70. T. Efendioølu’nun bu yorumun- Samos halkı tarafından tanrılaûtırılması
dan çıkan tek sonuç, onun kitabının gene- da73 bu baølamda, Hellen ve ùon halkı
linde öne çıkardıøının aksine, Lykialı’nın arasındaki düûünce farkını ortaya koyması
Doøu Roma Çaøı içlerine dek hiç unut- yönünden, önemlidir. Smyrna tyran’ı
madıøı kendi öz tanrılıklarıyla birlikte ya- Tantolos’un Yamanlar Daøı’nda ve adı
ûadıøı, inançta ve düûüncede bilinmeyen bir Ephesoslu soylunun
“Hellenleûmediøi”, kendi öz kültürüne Belevi tepesinde konumlanan görkemli
yabancılaûmadıøıdır. Bu gerçeøi kendisi tümülüsleri, ancak kendilerini bir Lydia,
de, kitabın bittiøi bir sonraki paragrafta ûu Phrygia ya da Leleg hanedanları gibi, belli
tümcelerle kabullenir: “Likya gibi Hellen ki örneøin Phellos’ta Leleg benzeri
kültürüne açık olan bir uygarlıkta, dinsel tümülüslerde yatan Lykia bey soyu gibi74,
yaûamda yerel kültlerin daha belirgin ol- bir tümülüs tapınak mezar içinde tanrılaû-
ması; coørafi yayılımın oldukça geniû, za- tırma isteklerinin bir ürünü olabilir75. Bu
mansal daøılımın ise Roma ùmparatorluk nedenle bir büyük Makedon egemen tan-
Çaøı sonrasına kadar uzanması dikkat rıya özgülüøü somutuyla gösterecek bir
çekmektedir… Likya’nın geleneksel kül- tapınak mezar için Belevi Tümülüsünün
türel yaûamının dinsel öøeler üzerindeki
etkisinin yanı sıra, dinsel yaûamın da gele- 71 Efendioølu 2010, 175.
72 Bengston 1950, 332 vd., 340 vd.
nekleri oluûturduøu ve çok uzun bir za- 73 Jeppesen 1994, 84.
man dilimine yayılarak devam ettiøi gö- 74 Iûık 2003, 220; Midas’ın tanrılaûması konusunda
rülmektedir”. Zaten yine Efendioølu’na bkz. Roller 1999, 111; Diler 2006, 113, 116 vd.
75 Bu konuda bir makale tarafımdan hazırlık aûamasın-
göre, Hellenlerle kültürel alıûveriû baøla-
dadır. Adı geçen ùon tümülüsleri için bkz. Bean
mında da: “ne bir tümden kopya, ne de 1967, 59 vd., Fig. 5, 6, Res. 5 (Smyrna); 183, Fig. 35,
bir asimilasyon yaûandıøı anlaûılmakta; Res. 43, (Belevi). Belevi Tümülüsü için bkz. Kasper
1978, 387 vd. Mezar beyinin sanki bir Hellenmiû gi-
bi ya da Hellas’ta böyle bir gömü geleneøi varmıû gi-
70 Efendioølu 2010, 182. bi “Heros” olarak yanlıû yorumu için bkz. 395.

79
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

aûaøısındaki kayalıøı seçmiûtir; çünkü o, Kolb için “temenos ve mezar kültü yapısı
üstteki Korinth tapınaøı biçimli görkemli ve sunak birlikteliøindeki bu heroon’lar,
yapının kutsal odasına deøil, dipte tanrısal bey kültünün hizmetinde”79 ise, bu yoru-
gücün simgesi bir kaya odası içine gö- muyla o, mezar beyine bir tanrı gibi yak-
mülmek istemiûtir ve, aûaøıda da deøinile- laûıldıøını da görüyor olmalıdır. Ve
ceøi gibi, Urartu ve Phrygia (Res. 15) üze- Ege’nin iki yakasındaki iki kültürü de iyi
rinden Anadolu’ya yayılan, Paphlagonia tanıyan bir eskiçaø bilimcisi olarak bu
(Res. 49), Lykia (Res. 48) ve Karia’da ta- yaklaûımın Lykialı’yı düûüncede
pınak cephesine de öykünen bir kaya Hellenler’den ayırdıøı sonucunu çıkarması
odasına gömülerek tanrılaûma isteøinde aslında zor olmamalıdır.
Maussollos’u izlemiûtir76. Bu olgu “Nereidler” anıtında çok da-
Hellen dünyasında ise tarihsel anlam- ha çarpıcı bir yöntemle; hem mezarı bir
da bir “kral kültü” deøil, Klasik Çaø’a dek ùon tapınaøı, yani tanrı evi biçiminde ta-
destansal anlamda bir “heros kültü” vardır, sarlayarak ve hem de mezar beyini -
bir tür “kahramanlar kültü”. Tanrılıøa olasılıkla Erbbina’yı- ve karısı Beyceyi
yaklaûanlar bir Herakles ya da Hellenler’de salt tanrılara özgü bir biçim-
Dioskurlar’dır; “kent kurucu” olarak da de alınlıøın ortasında karûılıklı oturtarak
yaygındırlar77. Eskiçaø bilimcilerinin Lykia yansıtılmıûtır (Res. 47)80. Yüz yıl kadar
tapınak mezarlarını, sonraları sıradan me- önce, “Harpy” Dikmesi mezar odası du-
zarları da, Hellence yazıtların diliyle varları üzerinde ise Kuprilli ve karısının
“heroon” deyimiyle tanımlamalarındaki kuzey ve güney yüzde, tanrı ve tanrıçala-
terslik78; çift dilli yazıtların çevirilerinden rın doøu ve batıda, bir mezar üzerinde bir
bilinir ki, bu kez o düûünceye kökten ya- arada, betimleniûiyle vurgulanmıûtı bu dü-
bancı olan “tanrılaûma” ve “tapınak me- ûünce. H. Froning’in, E. Berger tarafın-
zar” kavramlarının kendi Hellen inancın- dan ortaya atılan ve tarafımdan destekle-
daki karûılıøının “heros” ve “heroon” olma- nen bu savı81, “çok sayıdaki Lykia mezar
sının bir sonucudur. Bu açık gerçeøin kabartmaları arasında, bilindiøi kadarıyla,
görmezlikten gelinmesinde, Lykia halkını hiçbir tanrı resmi iûlenmemiûtir”82 gibi
yüzyılı aûkın zamandan beri Hellenleûtir- akılcı bir gerekçeyle sorgulaması; cephe-
miû olma geleneøinde düøümlenen ön- lerde betimlenen tanrıça, tanrısal simgeler
yargının, yanlıûtan dönme güçlüøünün ve insan resimleriyle mezar beyinin tanrı-
payı vardır. Bu açmazda direnenlerden F. laûtıøına götüren Phrygia ve Paphlagonia
(Res. 49) kaya mezarlarında83 bulur yanı-
76 Bu konuda bkz. Iûık 1995, 166 vd. 172; Iûık 2003b,
183-208; Belevi kaya mezar odası : Iûık, age. Res. 16; 79 Kolb-Kupke 1992, 19.
Bean 1967, 182, Res. 45, Krû. a. dn. 87- 89 ile iliûkin 80 Iûık 1995, 170 vd.
metin. 81 Berger 1970, 138 vd.; Iûık 2001-2002, 107 vd., Res.
77 Der Neuae Pauly 5 (1998) 476 vd., bkz. 1, 2 (lit. ile).
“Heroenkult” (F. Graf). M.Ö. 5. yüzyıldan baûlaya- 82 Froning 2004, 316 vd.
rak “vatan için can verenler, politik ya da toplumsal 83 Iûık 1995, 168. Krû. Prayon 1987, Aslantaû: Kat. Nr.
hayırseverler, komutan ve krallar da heroize edilme- 35, 89 vd., Lev. 13a; Hamamkaya: Hamamkaya, Kat.
ye ve kültsel olarak saygı görmeye baûlarlar”, Nr. 37, 94 vd., Lev. 14a-c; von Gall 1966, 65 vd.,
Oberleitner 1994, 19. Res. 7 (Evkayası); 73 vd., Res. 8, (Gerdek Boøazı);
78 Cormack 2004, 147 vd. 82 vd. Res. 11a-b, (Terelik Kayası); 88 vd., Res. 13,

80
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

tını. Çünkü mezar sanatında Phrygia’nın kanı olarak gösterir”86. Buradan da ayrıca
Lykia ile iliûkisi, Paphlagonia ile olduøun- belli ki gelenek Urartu krallarının gömül-
dan daha az deøildir; bu sıkı baøların dü- düøü baûkent Tuûpa’nın görkemli kaya
ûünceye de yansımıû olması beklenmeli- mezarlarından87 ve bir Phryg beyinin gö-
dir. Hellen dünyasında ise tanrı ne bir müldüøü Göynüû’teki ünlü Aslanlı Me-
ölümlünün mezarı üzerinde betimlenebi- zar’dan ya da Hamamkaya’dan sürmüûtür
lir ve ne de ölümlülerle bir arada olabilir. sürgününü88. Halikarnassos’ta bir Karialı
Ksanthos beyi Kherei’in, Yazıtlı satrap ve Ephesos Belevi’de bir Makedon
Dikme’nin mezar odası damında bu kez soylu kral “Nereidler” Anıtı geleneøinde
aslanlı bir taht üzerinde oturuûu (Res. 51), yaptırdıkları tapınak tipli o görkemli yapı-
bunu bir Trysa beyinin Temenos Tapınak ya karûın neden tabandaki kaya odasına
Mezarı batı duvarı ortasında iûli kent ku- gömülür89, ûimdi daha iyi anlaûılır. Ve
ûatması sahnesinde yinelemesi, bey soyu- Lykia beyi ölümsüzleûtiøi bu “evlerin”
nun Yeni Hitit geleneøinde (Res. 52) üzerine, yaûadıøı zamanın iûlerini, özellik-
ölünce tanrılaûtıkları anlamınadır. Çünkü le savaûı, avı ve ûöleni, resimlendirir ki
kralların heykel ve kabartma resimleri tanrılaûma düûüncesi gibi bu tarihsel içe-
orada da aslan ya da boøa gibi yabanıllar, rikli gerçek betimlemeler de Hellenlere
sifenks gibi karıûık yaratıklar üzerinde du- yabancıdır; onlar savaûları bile tanrıların
ruyorlarsa eøer, bilinir ki onlar tanrılaû- da içinde olduøu mitosların diliyle anlatır.
mıûtır84. Amazonomakhi, Hellenler’in dıû düûman-
larla ve Kentauromakhi, Hellen halkları-
Bey mezarlarının “tapınak-mezar” adı
nın kendi aralarında yaptıkları savaûları
altında tanımlanan bir Telmessos (Res.
simgeler örneøin90. “ùstisna” gibi gözüken
48) ya da Myra örneøinin kaya içine bir
ùon tapınaøı biçiminde oyulma nedeni Parthenon firizlerindeki Panatheneia úen-
de85, içinde yatanın tanrı ile özdeû kılındı- likleri’nde Olympos tanrılarının, hal ve
duruûlarıyla törenden soyutlanmıû olsalar
øını en somutuyla göstermekten öte yo-
rumlanamaz. Bu gerçeøi H. Lauter ûu da, ön yüzde olayın içine çekilmeleri aynı
nedenledir; illa ki gerçek mitosla iliûkilen-
tümceyle açıklar: “Lykia gibi Hellen Uy-
garlıøı’nın uç bölgelerinde tapınak cephesi dirilecek, örtülecektir.
örgesi erken bir zamanda kaya mezarları- Kral bile olsa nekropolis’e gömülür
na uyarlanmıû, bir tapınaøın o iz bırakan Hellenler; Lykialı beyler gibi kent içine,
etkili görünüûünün anlamsal bileûimi günlük yaûamın odaøı agora’ya deøil. Kla-
bunda büyük rol oynamıûtır. Sütunlu ve
alınlıklı cephenin tapınaøa eûbiçimde kul- 86 Lauter 1986, 200.
lanılması, mezarı, tanrılaûmıû kiûinin me- 87 Iûık 1995-1996, 211-234.
88 Iûık 2003b, 183-208.
89 Jeppesen 1992, 63 vd., Lev. 22, 29; Praschniker –
(Hambarkaya, Kybele resmi yerine O’nun simgeleri Theuer 1979, 55 vd., Res. 42, 45, 48; Iûık 1995, 171
kuû ve aslanlar) vd. Krû. y. dn. 76.
84 Bu konuda bkz. Iûık 2001-2002, 109 vd., Res. 5, 6. 90 Oberleitner 1994, 23, “Troia Savaûı’nda Amazonlar
85 Akurgal 1961, 129 vd., Res. 81, 82; Kolb 1992, 50, Kral Priamos’u Helenlere karûı desteklemiûti”, 24,
Res. 68 (Telmessos); Borchhardt 1975, 102, “IIIb. “Kentauromakhie, iyilerin kötülere karûı savaûının,
Grab-Tempel”; 129 vd., Nr. 69 Lev. 69, Res. 29, 30 uygarlıøın barbarlıøa karûı mücadelesinin simgesi-
(Myra). dir”.

81
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

sik Çaø’da Atina Akropol’ü Parthenon, øululuøu”nu en somutuyla belgeleyen bir


Erechtheion ve Athena Nike tapınaklarıy- yapıt üzerine Kolb’un “Lykien” kitabında
la tanrılara özel iken (Res. 54); bir yaptıøı yorumlarda tüm açıklıøıyla izlen-
Ksanthos “Lykia Akropol’ü”nün, barın- mektedir93. Arkeolojiye yönelik çalıûmala-
dırdıøı F, G ve H anıt mezarlarıyla tanrı- rıyla da ilgi çeken bu tanınmıû eskiçaø ta-
laûmıû beyler için özel oluûu (Res. 55) iûte rihçisi, “Lykia için özgün olan Pers ve
bu köktenci düûünce farkındandır. Ve na- Hellen kökenli ikonografik örgelerin ve
sıl ki bir Klasik Dönem’in tapınak biçimli sanat biçemlerinin alaûımını özellikle
bey mezarı çaødaûı ùon tapınaklarına öy- Ksanthos’un -anıt mezarları ile lahitleri-
künür (Res. 47); tanrılaûma ile birlikte ya- belirginleûtirir ve bu durum Lykialı soylu-
pı biçimi de varsıllara geniûleyerek ve ço- ların ‘uluslararasılıøı’na da uyar” yorumu-
øalarak, bu kez çaødaûı bir Roma tapına- na “örnek” olarak öne çıkardıøı Yazıtlı
øına tıpatıp benzeyerek, özellikle baûkent Dikme Anıtı’nın mezar odası dıû duvarla-
Patara’da Roma Çaøı’na gelenek sürer rındaki kabartmalara deøgin der ki: “Sa-
(Res. 50)91. Ve sonra Myra’da Aziz vaûçının düûüû biçimi Parthenon Kalka-
Nikolaos’a bir tapınak kilise, Elmalı’da nı’ndan aktarılmıûtır; aslan protom’ları
Abdal Musa’ya bir kümbet olarak ad de- Pers’tir; Doøu tarzında koûut yürüyen as-
øiûtirir. kerler, Hellen çıplaklıøıyla betimlenmiû-
lerdir; bunlara, muzaffer savaûçının bir
-III- dizi kalkanla verilmesi ve beyin (?) oturan
19. yüzyıl ortalarında Lykia bilindik- heykelinin anıtın tepesindeki konumu gibi
ten bu yana varolan tüm bu somut bilim- yerel öøeler de karıûır. Yapının utku anıtı
sel verilere karûın Lykia Uygarlıøı’nın ve gömüt iûleviyle bir aradalıøı
“Hellenliøi”92 en son Kolb ve bilim ekibi- Hellenler’de heros’lara saygı geleneøinin
nin Orta Lykia’da yürüttükleri baûarılı yü- bir yansımasıdır”.
zey araûtırmalarında da “akkulturasyon” Sanatta da Ege’nin Altın Çaøı’nı yara-
kavramı altında sanki “hedef”tir. Sorun tan Ionialı heykeltıraûların Pers egemenli-
ayrıca, “Lykia’nın akkulturasyonu” baûlıøı øi ardından Geç Arkaik Çaø’da kendi sa-
altında o sürecin kanıtlarının arandıøı nat merkezlerindeki atölyelerini kapatarak
“beyler”le birlikte, sanki -büyük çoøunlu- antik dünyaya daøıldıkları ve özellikle
øu o dünyanın uzaøında kendi gelenek ve Atina’ya göçerek orada “Atina Klasi-
görenekleriyle mütevazı bir yaûam sürdü- øi”nin yaratılıûında büyük pay sahibi ol-
ren- Lykia halkının da bütünüyle dukları bilinir94. Klasik Çaø boyunca deøi-
“Hellenleûmiû” olduøu izlenimi verilme- ûik yörelerden gelen ve erken evresinde
sinden kaynaklanır ki o zamanın koûulla- özgün olan kabartmalı “ùon mezar taûla-
rında ve o coørafyada bu mümkün gö- rı” onların ürünleridir95. Lykia’da Atina
zükmez. Ve bu “hedef”, hem de -aûaøıda etkisi bir Olympia Zeus Tapınaøı’nın
tek tek sıralanacaøı gibi- Lykia’nın “Do-
93 Kolb – Kupke 1992,19, Res. 23, Yazıtlı Dikme Me-
zar için bkz. Demargne 1958, 79 vd., Lev. 26-42.
91 Iûık 1995, 160, 164, “Patara A-I”, Res. 1-16; 94 Iûık 1998b, 13-35 (lit. ile).
Cormack 2004, 256-267, “Patara A-I, Res. 138-155. 95 Hiller 1975; Pfuhl – Möbius 1977,19 vd., Kat. Nr.
92 Efendioølu 2010, 11; Keen 1998, 1’e göre. 32-101, (Klassische Grabreliefs).

82
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Athena’sı örnekliøinde (Res. 56) ilk kez bir çeûit üç boyutlu tasvir türü olan savaû-
Ksanthos G-Anıtı genç kız heykellerinin çıların yan yana olduøu gibi arka arkaya
peplos giymelerinde görülür (Res. 57); an- da sıralanması”100, Erken Demir Çaø’dan
cak o kalın Hellas giysisi bir ùon khiton’u beri gerçekçi ve doøal betim sanatıyla
inceliøinde ve yumuûaklıøında, farklı do- Hellas’tan ayrılan ùonia’nın bir geleneøidir
kuda iûlenmiûtir ve eteøi kendi Arkaik ge- (Res. 7a-b)101. Unutulmamalıdır ki salt
leneøinde saø eliyle yana çekilmiûtir96. Bu Akropolis’inin ùon düzenindeki tapınakları
deøiûime karûın “ùonluk”, Milet ve Samos ile deøil, fakat ayrıca Parthenon’un alınlık
okullarının yokluøunda Atina’nın “veren” heykelleriyle birlikte giysinin
konumuna geçtiøi ve sanat biçim ve bi- ıslakmıûcasına gövdeye yapıûmaya baûla-
çemine yön verdiøi Klasik Çaø içinde öz- dıøı “Zengin Biçem” yapıtlarında peplos’un
de hep kalmıûtır ki bir “Nereidler” Anı- bir khiton dokusunda ince veriliûi ile de
tı’nda ùon ustalarının eli arkeolojide tar- Atina, Altın Çaøı’nda bile, sanatta “karan-
tıûmasız kabul görmüûtür97. Ve hemen lıøı” yaûayan bir Anadolu’dan kopama-
ayırt edilebilen biçem farkı, çaødaûı mıûtır. Satraplar Ayaklanması sonrası
Athena Nike Tapınaøı korkuluøu üzerin- Lykia’nın da sahibi Maussollos’la gelen
deki Nike kabartmaları ya da erken “ùon Rönesansı”102 ile birlikte Anadolu
Paionios Nikesi (Res. 58) ile mezarın - Ege’si yeniden dirilecek ve adı sözde
belki de su perisi Eliyana’ları simgeleyen- “Hellenistik” olan, aslında Doøu gerçek-
genç kız heykelleri (Res. 59) arasında ya- çiliøinin ve düûünce yapısının öne çıktıøı
pılan karûılaûtırmalarla ortaya konmuûtur; 300 yıllık dönemde sanat ve kültür, eski-
Atina’dan Dexileos mezar taûı ile nin göz kamaûtırıcılıøıyla tekrar buradan
Sidon’dan Lykia Lahdi üzerindeki atlılar- sürecektir sürgünü. Bu “yeniden diriliû”le
da da ortadadır98. Bu fark, giysilerin içi Hellenistik sanat biçim ve biçemlerinin
hava dolu yalın kıvrımlarla özgünleûtiøi heykelde ve mimaride yaratıcıları duru-
M.Ö. 4. yüzyılın erken evresinde bir munda olan bir Batı Anadolu’da nasıl
Trysa Temenos’unda (Res. 7), fakat özellik- olur da Lykia’nın “Ptolemaioslar Döne-
le Satrap Lahdi kabartma resimlerinin bü- mi’nde Hellenleûme süreci hız kazan-
yüleyici dinginliøinde çarpıcı boyutlara ta- mıû”103 olabilir, anlayabilmek zordur.
ûınmıûtır99. “Akkulturasyon” baølamında belirleyi-
Akurgal’ın da Lykia yontu sanatı baø- ci olan gerçek, ûu sorunun yanıtında yat-
lamında belirttiøi, “Hellen örneklerinde maktadır: Ege’nin çaødaû Batı’yı temel-
görülen ideal tasvir türünün tersine, canlı lendiren Altın Çaøı’nda ùonia yaratısı sa-
ve hareketli bir görünümün sergileniûi… natsal biçim ve biçemlerle Klasik Döne-
me çaø atlayan Atina, “ùonlaûmıû mıdır”
96 Pryce 1928-1931, 147 d. Kat. Nr. B 316-318 Lev. ki, Atina etkisinin yine salt biçim ve bi-
32-33; Tölle-Kastenbein 1980, 98 vd., Kat. Nr. 13a- çemde sınırlı kaldıøı, düûünceye inemediøi
c, Lev. 59-63.
97 Bruns-Özgan 1987, 51 d.
98 Dexileos mezar steli: Lippold 1950, Lev. 80, 1; Lykia
Lahdi: Schmidt-Dounas 1985; Bruns-Özgan 1987, 100 Akurgal 1998, 301.
51 vd. 101 Akurgal 2000, 113 Nr. 13.
99 Bruns-Özgan 1987, Lev. 9, 10 (Trysa); Akurgal 102 Isager 1994, genel.
1987, Lev. 113-116a, (Satrap Lahdi). 103 Efendioølu 2010, 8 vd.

83
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

izleyen Klasik Dönem’de Anadolu sinde bilinen Lykia bey mezarlarında sa-
“Hellenleûmiû” olabilsin? “ùonlaûma- vaû, Doøu geleneøine baølılıkla gücün gu-
dıkları” içindir ki doøa felesefesine akıl rur simgesi olarak hep vardır.
kavramını getiren Klazomenaili Kolb, “aynı eklektik anlayıûın -yak-
Anaksagoras ve “insan her ûeyin ölçüsü- laûık 250 satırlık Likçe yazıtın bir özeti
dür” diyen koloni kenti Abdera’dan olarak anıtın kuzey yüzünün aûaøısında
Protagoras gibi ùon düûünürler, umutla kazılı- oniki satırlık Hellence yazıtta bel-
göçtükleri Perikles’in göz kamaûtıran Ati- gelendiøini” savlar ve buna deøgin yo-
na’sında mitolojiyi eleûtirdikleri ve tanrıla- rumlarını yazıtın Almanca’ya çevirisinin
rın varlıøını sorguladıkları gerekçesiyle ardından yapar107; Türkçesiyle denir ki:
“dinsizlikle suçlanmıû ve oradan sürgün “Denizin, Avrupa’yı Asya’dan ayırdıøı za-
edilmiûlerdir”104. ùnsan resminin biçim ve mandan beri, Lykialılar’dan hiçbir kimse her-
biçeminde, duruûunda yansılanan benzer- hangi bir zaman, agoranın kutsal alanında
likler, yazı “etki”dir; “akkulturasyon” için Onikitanrı’ya böyle bir taû dikemedi; bu onun
tüm benliøiyle baûkalaûmak gerekir. savaû eylemlerinin(?) ölümsüz bir anıtıdır. ùûte
Klasik Dönem’in özlüce deøinilen ta- Harpagos oølu (..)r(.)is güreûte bilek gücüyle
rihsel ve sanatsal koûullarında, M.Ö. 400- zamanının delikanlı çaøındaki Lykialıları’na
390 arası zamanın Ksanthos’undan bir karûı benzersiz üstünlükler saøladı; kentleri yı-
anıtsal bey gömütü üzerinde Atina köken- kıp geçen Athena ile birlikte o, birçok kaleyi
li biçimlere rastlamak doøaldır. Ancak bu, yerlebir etti ve akrabalarına krallıøından pay
yukarıda belirtildiøi gibi, Lykia’nın deøil, verdi. Bunun için ölümsüzler ona hak ettiøi
orada bey emrinde çalıûan ùonialı usta- ûükrü sunmayı bildiler: tek günde o, yedi hopliti
nın105 sanatta “Hellenleûtiøi”, yani etki- öldürdü, Arkadialı adamları. Zeus adına tüm
lendiøi, anlamınadır. Kolb tarafından106 ölümlüler arasında en fazla tropaionu dikti o,
“Pers” etkisine baølanan aslan (ve) Karikas soyunu en parlak eylemlerle taçlan-
protomları, beyi “tanrılaûtıran” taht altlıøı dırdı”.
simgeler olarak oradadır. Askerlerin Anlatılan olay tarihseldir.
“Hellen çıplaklıøı”, ùonialı yontucunun Thukydides’ten biliyoruz ki Melasender
gerçekçi anlatımının bir gereøidir; çünkü M.Ö. 430-429 kıûında vergi toplamak
onlar giysili Lykia Beyi’nin öldürdüøü amacıyla altı gemiyle Atina’dan Lykia’ya
“Arkadialı yedi hoplit”tir, yani Hellen as- gönderilir. Demirledikten sonra tayfalar-
kerleridir, “Helen çıplaklıøı”nda verilme- dan ve baølaûıklardan oluûan ordusuyla
leri doøaldır. Yapının hem “zafer anıtı” kara içlerine sokulur ve yapılan savaûta
ve hem de ”mezar” oluûu, Lykia bey me- yenilerek öldürülür108. Kolb’e göre: geç-
zarlarının genel özelliøidir; “griechische miûte yaûanan bu olayın anlatıldıøı
Heroenverehrung” geleneøi ile bir iliûkisi Hellence “yazıtın baûlangıcı Keoslu
olamaz. Çünkü M.Ö. 6. yüzyıl ilk yarısın- Simonides’e atfedileni ansıtır; kendini öv-
dan bu anıta gelene kadarki süreç içeri- gü biçimi ise Hellen deøildir. Ksanthos
Agorası’ndaki Onikitanrı Kutsal Alanı,
104 Akurgal 1998, 335.
105 Bruns-Özgan 1987, 55 vd. 107 Kolb – Kupke 1992, 19.
106 Kolb – Kupke 1992, 19. 108 Bean 1978, 177.

84
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Atina’nın benzer kült alanından bir alıntı- kökenli tanrılar” kümesinde irdeler110.
dır. Özellikle boks ve güreûe deøgin atle- Anadolu Anatanrıçası ve Babatanrı dü-
tik baûarıların vurgulanarak öne çıkarıl- ûüncesinin Neolitik Çaø’dan Roma Dö-
ması Hellen’dir. Doøu modeline uyan nemi içlerine gelenek sürdüøü düûünülür-
Lykia beylerinin yönetim biçimi, krallıøını se, Onikitanrı düûüncesinin resimsiz ya-
akrabalarıyla paylaûmayı hedefler. Kalele- ûanan binbeûyüz yıl gibi uzunca bir za-
rin yıkımı üzerine düzülen methiyeler man dilimi içinde unutulmamıû olabilece-
Doøu’dur; öldürülen savaûçıların yedi sa- øini anlamak da kolaylaûacaktır. Çünkü
yısı hem Doøu ve hem de Hellen’dir; Hattuûa Yazılıkaya’da betimlenenler de
Beylik sikkelerinde sıklıkla betimlenen sa- Roma Çaøı’nın Lykia kabartmaları gibi
vaûçı Tanrıça Athena, -Likçe metnin gös- benzer silahlar kuûanmıû Onikitanrı res-
terdiøi gibi- yerel Tanrıça Maliya’nın minden oluûmaktadır111.
Hellen yorumudur. Tropaionların, Atletik baûarıların bir mezar kabart-
Tropaios lakabını kullanabilen Zeus’la ması olarak betimi, hem de güreû olarak,
baølantısı da Hellen’dir”. Arkaik Lykia’nın bey mezarlarının da se-
Yazıtın baûlangıcında “Keoslu vilen konusudur; ùsinda’da, Ksanthos’ta
Simonides”in yazıtı ile olan “Hellen” iliû- ve Kızılbel’de vardır112, Doøu’nun beylere
kisinin niceliøini bilemem; ancak bu “iliû- özgü “ûölen” geleneøi baølamında yorum-
kinin”, “Hellen olmayan kendi özünü öv- lanır. Hititler’den sürgün süren bir Ana-
gü” olgusuyla aynı satırda biraradalıøını dolu Athena’sının varlıøı, onun Anadolu
anlamakta zorlandıøımı söylemeliyim. Anatanrıçası özünü Eøirici Kybele ve Ar-
Lykia kabartmaları üzerindeki temis Ephesia ile baølantılı olarak Athena
Onikitanrı’nın “Hellen Dodekatheon’u ile Ergane ve Athena Nikephoros tiplemele-
hiçbir iliûkisinin bulunmadıøı, eski Hitit- riyle Ege’de113 ve narlı tiplemesiyle Si-
Luvi kökeninden sürgün sürdüøü”, baû- de’de belgelemesi olgusu, yani Luvi kö-
kaları yanında, B. Freyer-Schauenburg ta- kenli halklarda, aynı kökten gelen
rafından bu konuda yapılan tek kapsamlı
monografik araûtırmanın da bilimsel so-
nucudur109. Ksanthos’ta onlara adanan 110 Bryce 1986, 179 vd.; T. Efendioølu’na göre ise,
Efendioølu 2010, 141, “yazıtta geçen söz konusu
Yazıtlı Dikme, bir mezar anıtıdır ve Oniki Agora Tanrıları’nın birer Hellen tanrısı oldu-
Onikitanrı’nın yeraltıyla baølantısı hem øunu düûünebiliriz”.
111 Freyer-Schauenburg 1994, 75. Bu konuda somut bir
Hattuûa Yazılıkaya’sında vardır ve hem de
sonuç çıkaramadıøım kökene yönelik açıklamalar
Lykıalılarla dil akrabası Luvilerin yemin için bkz. Efendioølu 2010, 137 vd. 143, “Güçlü bir
ritualinde vardır. T. R. Bryce da o tanrılı- Hellenizasyon sonucu mu Likya’da benimsendiøi
veya Yazılıkaya’da yer alan Hitit Yer altı Tanrıları’nın
øı, “Lykialıların Tunç Çaøı atalarından al- Luviler aracılıøıyla mı Likya’ya geldiøi tam olarak an-
dıkları bir miras olarak” görmeye yatkın laûılamaz” gibi örneøin… Buna karûın s. 182, “…ve
bir yaklaûımla, “olası Tunç Çaø Anadolu Oniki Tanrılar gibi yerelliøine ûüphe bulunmayan ve
köklerinin Bronz Çaøı Anadolusu’na kadar dayandı-
øı düûünülen kültlere…”
112 Özhanlı 2001-2002, 89, Res. ile (ùsinda); Demargne
109 Freyer-Schauenburg 1994, 75 vd., 78, Özet olarak 1958, Lev. 8, (Ksanthos); Mellink 1998), Lev. 22b
“kabartmalarımız üzerindeki Oniki Tanrı Hellen (Kızılbel).
Dodekatheon’u ile iliûkisizdir; eski Hitit-Luvi köke- 113 Iûık 2004, 507-518 (lit. ile); Iûık 2008b, 61 vd.;
nine dek iner”. Mansel 1978, 5 vd., Res. 6.

85
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Lykialıların Maliya’sını da114 bir Hellen “parlak bir yenginin ardından gelen utku-
Athena Parthenosu gibi deøil, “Anadolu nun simgesi” olarak tanrıya da sunulmuû
Bacıları” arasında sayılan bir Athena bi- olması beklenir118.
çiminde yorumlamayı öncelikli kılar. Kolb Yazıtlı Dikme’de
Lykia egemeni Pers Arttumpara’nın Si- “Hellenleûme” arayıûını, yukarıdakileri iz-
de’de bastırdıøı Likçe yazıtlı bir gümüû leyen ûu satırlarla tam perçinlediøi kanı-
sikkenin Anadolu Anatanrıçası kökenli sındadır119: “-yazıtın Hellence’sinde oku-
Side Athena’sı ile özdeûliøi bunda yön- nan- bu mısraların yazarı bir Hellen idi ya
lendiricidir115. Yerel tanrısal adların da Hellenleûmiû bir Lykialı. ùlk olasılık
Hellence’ye çevirilerinin düûündürdüøü özellikle de M.Ö. 400 dolayları ve sonrası
bir gerçek, bir Lykia beyinin Luvilerin için ûaûırtmamalıdır. Peloponnes Savaûları
Tarhunt geleneøinden gelen Trqqas’a Hellen dünyasının kenar ülkelerindeki
sunduøu tropaionun, bir Hellen’in Zeus’a kral saraylarına çok büyük bir Hellen sa-
sunduøunun aynısı olup olmadıøında da natçı göçünü de birlikte getirmiûti. Hellen
düûündürmelidir116; ortak nokta onun bir mimarlar ve heykeltıraûlar Ksanthos,
utku simgesi olduøudur. Kherei’in Trysa ve Limyra’da iû baûındaydılar”.
Trqqas’a sunuları olarak ilk usa gelen, Yukarıda da deøinildiøi gibi sorunun
yendiøi düûmanlarından aldıøı kalkanlar- özünde, “kültür deøiûimi” kavramıyla
dır117. Lykia’ya özgüdür, bilinen en erken Lykia halkının soylulardan öte bütünüyle
bey mezarından baûlayarak gelenek sürer; “Hellenleûmiû” olduøu izleniminin uyan-
114
dırılması da vardır ki tüccar sınıfından bir
Yazıtlı Dikme Mezar’da Likçe metnin yirmibeûte biri
kısalıøında özetlenen Hellence yazıttaki “Athena”, Lykialı bile salt Hellence konuûmak ve
ana metindeki Maliya’dır; yani “Athena” oluû bir çe- belki yazmakla “Hellenleûmiû” olamaz120;
virinin doøal gereøidir, “akkulturasyon”la ilgisi yok-
tur, krû. y. dn. 55. Bu gerçeøe karûın, Doøu Roma
Dönemi’nde kutsal kitabın Hellence olması sonucu 118 Yorumu konusunda bkz. Akurgal 1941, 62 vd.
yeni dinle birlikte baûlayan deøiûim sürecine dek Akurgal 1941, 65 vd., “ganimet olarak ele geçirilen
kendi dilini konuûtuøu anlaûılan kırsaldaki Lykialı’nın silahların tanrıya sunulmasını” bir Hellen uygulaması
ya da, tıpkı günümüzde olduøu gibi, ticaret gereøi olarak açıklar ve Lykia’da ùsinda örneøini bu “Hellen
ikinci bir dil olarak Hellence’yi de konuûtuøu düûü- geleneøinin en eski resimsel kanıtı” olarak deøerlen-
nülen bir zenginin, o tarihten bin yıl önce “Tanrıça dirir.
Malija’dan aman dilemekten çok, Malija’nın Hellen 119 Kolb – Kupke 1992, 19. Arkeolojik verileri sorgu-
olmuû hali olan Athena’dan dileklerde bulunması lamadan ve Bryce’tan bir alıntıyla, “ülkelerinde zul-
kaçınılmaz olmuû”, Efendioølu 2010, 175 d., ola- me uørayan veya tutunamayan sanatçıların, henüz
maz. Kilikia ve Lykia’da yerel dillerin ve kültürlerin Hellen kültürü bakımından bakir olan bu topraklara
hemen ortadan kalkmadıøı konusunda bkz. yerleûmiû olabileceøi varsayımları” için bkz. ayrıca
Casabonne 2007, 117. “Anadolu’da yazılı belgelere Efendioølu 2010, 7.
dayalı yerel kalıntıların tamamen ortadan kalktıøı son 120 Buna karûın bkz. Bruns-Özgan 1987, 217-222. Bu-
evre ise Hristiyanlıøın yaygınlaûmasıdır”, Tekoølu rada özetle: Pinara Bey Mezarı alınlıøında oturan er-
2006, 161. Karû. dn. 121, 122. kek betisinin, age. Lev. 18, 1, elinde tuttuøu kitap ru-
115 Mansel 1878, 8, Res. 7. losuyla kendisini okumuû, kültürlü, “barbar olma-
116 Düûündürmelidir, çünkü T. Efendioølu’nun doøru yan” bir Lykia Beyi olarak gösterdiøi, yönetimde
saptamasıyla, Efendioølu 2010, 25, “örneøin “Doøulu despotluk” ayıbından soyutladıøı ve de
Küçükasya’da herkesçe Hellen tanrısı olarak bilinen Hellen kültür dünyasının bir bireyi olarak görülme
Zeus’un, aslında, tebcil edildiøi bölgenin Helenleûme arzusunu dile getirdiøi, yorumu yapılır ki; en az
öncesi tapılan yerel bir tanrısının Hellen giysisi için- üçyüz yıl önceki bir zamanda Yeni Hititler’de
deki halidir”. Gurgum/Maraû eûrafından ailelerin mezar taûları
117 Demargne 1958, Lev. 30, 31; Kolb – Kupke 1992, üzerindeki kabartmaların konuları arasında “okur-
Res. 23. yazarlıøa” iliûkin benzer simgeler içeren betimleme-

86
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

o zamanlar Lykia ile ticaret yapan baûka dur”123. Kaldı ki Likçe’nin özgün olmayan
halklar da, Hellenler de, olmalıydı, iûi ge- harfleri de -soldan saøa yazılıû biçimiyle
reøi Likçe konuûtukları için kültürel kim- birlikte- ùon alfabesinden alınmadır (Res.
lik deøiûimine uøradıklarını usunun ucuna 11-12); Ksanthos’un Hellence yazıtını bir
bile getirmeyen. Çünkü M.S. 2. yüzyılda yabancı yazmıûsa eøer, o “Hellen”den
devlet baûkanlıøı da yapmıû bir en ünlü önce bir ùonialı olmalıdır124; tıpkı heykel
tüccar Lykialı halâ Likçe adını taûıyorsa ve kabartmaları biçimlendiren yontucular
Opramoas olarak, dilini de konuûuyor ve bir “Nereidler” Tapınak Mezarı’nı bir
olmalıydı121. “Lykia toplumunun varlıøı, ùon tapınaøı düzeninde inûa eden mimar-
M.Ö. 300’den sonra dilin yazılarda kaybo- lar gibi (Res. 47). Yukarıda deøinildiøi gi-
luûu ardından, sonlanmıû olamaz; Roma bi, Lykia’da, ùonia sanat okulunun el izleri
ùmparatorluk Dönemi’nden bazı feno- hep varken, “Peloponnes Savaûı sonrası
menler halâ Lykia’ya özgü olarak kavra- da göçle gelen Hellas göçmeni sanatçıla-
nabilir” der Ch. Marek122. Gerçekten de rın”, yabancıların, el izine henüz rastlana-
“Likçe’nin yerini ne zaman Hellence’ye bilmiû deøildir.
bıraktıøının belirlenmesi oldukça güç- Burada yinelenecek olsa da, konuya
tür…Yerli ûahıs adlarının Roma egemen- iliûkin belirleyici önemi nedeniyle
liøinde de devam etmiû olması Likçe’nin Ksanthos Yazıtlı Dikme mezarın
ömrü açısından dikkat çekici bir durum- Hellenler’e tümden yabancı olan, bazısı
ùonialı heykeltıraûın tarzıyla baølantılı olan
ve genelinde Lykia’ya özgü olan öøeleri
lerin bulunduøunu belirtmek, Akurgal 1966, 127 vd.,
bir arada sıralamak isterim. Mezarın tipi,
Res. 29, Fig. 101; Özyar 2005, 15. 30, bu yorumdaki agora’da konumu, bir tanrılıøa adanması
gereksiz zorlamayı görmeye yetecektir sanırım. ve mezar sahibi beyin tanrılaûması yanı sı-
121 “Hellence-Likçe çift adlar içeren, ya da baba adı
Likçe oøul adı Hellence’ye dönüûmüû mezar yazıtları ra, mezar odası duvarlarını kuûatan ka-
için bkz. Kolb – Kupke 1992, 22; Efendioølu 2010, bartmalar baølamında (Res. 53): yazıtında
12, “Pers egemenliøi Devri’nde yerini giderek okunan tarihsel, gerçek bir olayın resimsel
Hellence yazıtlara bırakan mezar yazıtları…aynı za-
manda Helenistik Çaø öncesi Hellenleûme’nin bariz anlatımı; olayın geçtiøi yerin Lykia’ya öz-
bir belirtisi olarak ortaya çıkmıûtır. Le Roy’a göre gü kayalık doøasında ve hoplitlerin çıplak,
söz konusu durum, Likya toplum dilinin artık deøiû-
tiøinin de en açık göstergesiydi… ùskender döne- beyin giyimli oluûunda yansıyan gerçeøe
minde bu deøiûim Hellence açısından artık bir zafere uygun betimleme tarzı; üç boyutlu, derin-
ulaûmıûtır”. Efendioølu devamla “Likçe’nin etkilerini likli tasvir biçimi; yenen ve yenilenin be-
yalnızca yerel isimlerde, Roma ùmparatorluk Çaøı
sonlarına kadar muhafaza ettiøini bilmekteyiz” der- lirtilmesi; yazıt içeriøindeki Kherei’in “tek
ken, bu dilin konuûulmadıøını ima etmektedir. Buna günde öldürdüøü Arkadialı yedi
karûın bkz. y. dn. 114, a. dn. 122.
122 Marek 2010, 143, Karû. Tekoølu 2006, 158
“…Ancak ùS 2. ve 4. yüzyıllarda Phryg dili oldukça 123 Dinç 2010, 9 vd. Bu tümcenin öncesinde, ùsken-
sınırlı bir ûekilde yeniden doøar. Bu durum belirli bir der’den sonra “kuvvetli bir Hellenizasyon sürecine
yazı modeli olmaksızın konuûma dilinin dörtyüz yılı girildiøi” savlanır; daha önce ise, Dinç, 2010, 8,
aûkın bir süre devam edebileceøinin en iyi örneøi- M.Ö. 4. yüzyılda Perikles gibi adların alınması
dir”; 157 “Hiyeroglif yazısı ùÖ 7. yüzyılın ikinci yarı- “Hellenizasyonun ilk kesin kanıtı” olarak görülür.
sından itibaren kaybolmakla birlikte, Luvice’nin dil 124 Buna karûı Dinç 2010, 9 vd.: “Likya’nın ùsken-
etkisi Helenistik devirde dahi tespit edilir”. der’den sonra öncelikle dil ve polis’leûme açısından
Luvice’nin hatta “M.S. 6. yüzyıla dek kullanıldıøı” kendisini gösteren kuvvetli bir Hellenizasyon süre-
konusunda bkz. Starke 1999, 528; Karû. y. dn. 114. cine girmiû olduøu görülür”.

87
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

hoplit”ten altedilmiû olan altısının üstte ruma gitmek mümkün olamaz127; ve ayrı-
asılı kalkan sayısıyla ve yedincisinin de et- ca -yukarıda Yazıtlı Dikme’de de gördük
kisiz duruma getirileceøinin, kalkanın bey ki- bir Lykia beyi tarihsel bir olayın beti-
tarafından çekilmesi yoluyla simgelenme- minde mitosların arkasına sıøınmaz, ger-
si; Bey’in -tanrısallıøın da gereøi olarak- çeøiyle anlatır (Res. 7a-b). Demek isterim
Hellen savaûçılarından yaklaûık iki boy ki bey o konuyu burada bir Hellen gibi ta-
büyüklüøünde verilmesi; ve anıtın mezar rihsel bir “simge” olarak deøil, neyse öyle,
beyinin heykeliyle taçlanması. bir “mitos” içeriøinde, algılamıû olabilir.
Ve konu “akkültürasyon” olunca, bu Kutsal çevre duvarını bezeyen sahnelerin
baølamda Trysa Temenos Tapınak Meza- Lykialı bey için anlamı yalnızca onu yücel-
rı’na deøinmeden olmaz (Res. 60)125. ten savaûtır ve avdır. Soylu ve yiøit kimli-
ùçinde bey lahit-mezarının konumlandıøı øi, güney duvarının iç tarafında ve kapının
(Res. 61) kutsal alanın çevre duvarı üze- hemen doøu yanında üç ayrı blok üzerine
rinde toplam uzunluøu 211 m ölçülen ve betimlenen üç kabartmayla yansıtılır128.
600 betiden oluûan kabartma kuûaøında Üstteki ilkinde bey, yiøitliøinin bir yansı-
iûli zengin içerikli konular arasında ması olarak savaû arabası içinde gösteri-
Hellenlerin sevilen ve tapınaklarını da be- lirken; altındaki bloklardan saødaki üze-
zeyen mitoslarına -ve hem de birkaç kez rinde soyunun Bellerephontes’ten
yinelenerek- yer verilmesi ile kabartma re- soylandıøının, soldakinde ise bu soyu,
simlerin biçim ve biçeminin çaødaûı Ati- Lykia’da gelenekten olduøu anlaûılan,
na’dan esinlenmesi, bu Lykia beyinin de sanki zorlanarak kaçırdıøı karısından sür-
“Hellenleûmesi” için yeterli görülmüûtür. dürdüøünün resimsel anlatımı vardır.
Ve hatta, F. Eichler’e göre, “bu anıtın sa- O’nun Hellenleûmediøi, Hellas’a yabancı
hipleri, Atina’nın Peloponnes Savaûları olan bu anlatım tarzında, bir resim yazısı
sonunda yaûadıøı politik felaketin ardın- gibi çizilen “kimliøi”nde de okunur. Ve
dan anayurt Hellas’tan Hellen ve Pers Temenos’un içinde güneydoøu köûede ha-
kültürlerinin kesiûtiøi bu ıssız sınır bölge- zırlanmıû kült döûemi, Bey’e bir tanrı gibi
sine göçen soylular olarak da düûünülebi- tapınmak içindir (Res. 62); oradan oku-
lir”126. Ancak “Hellenleûme” Trysa’daki nur.
bu Temenos Tapınak Mezar’da da salt “ûe- Gömüt bugün arkeolojide 1889 yılın-
kilde” sınırlıdır; halk bir yana, Bey’in bile daki ilk yayınının baûlıøıyla tanıtılır ve
düûüncesine indiøini savlayabilmek zor- “Gjölbaschi-Trysa Heroon’u” adıyla da
dur. Çünkü örneøin iki kez iûlenen “Hellenlik”ten nasibini alır129; Anadolu’ya
Amazonomakhi Hellen düûüncesinde ken- özgü “tapınak mezar” yerine Hellas’a öz-
dilerinin dıû düûmanlara -özellikle de gü “heroon” sözcüøü kullanılarak varılır bu
Perslere- karûı savunma savaûlarını simge- hedefe. Lykia beylerinin Hellen geleneøi-
ler; Lykia’nın Pers egemenliøi altında bu- nin tersine ve Anadolu geleneøinde ölün-
lunduøu bir süreçte burada böyle bir yo-
127 Iûık 1995, 176, dn. 128.
128 Eichler, age. 58 vd., Lev. 10, (C1. A8. A9);
125 Eichler 1950, genel; Oberleitner 1994, genel. Oberleitner 1994, 28 vd., Res. 47-52.
126 Eichler 1950, 43. 129 Benndorf – Niemann 1889; Karû. y. dn. 125.

88
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

ce “tanrılaûtıkları”; Hellas’ta ise ilk Klasik Hellaslı’nın modele göre yapabileceøi iû-
Çaø’la birlikte çok özel kiûilerin lerden olsa bile, zaten özellikle bir kent
“heros’laûarak” en fazla çok özel bir insan, savunmasının gerçekçi anlatımıyla bütün-
bir “kahraman”, düzeyine yüceltildikleri lenen (Res. 7a-b) bu özgün betimleme
ve özel mezarlarına da “heroon” denildiøi; tarzında ve düûünce biçiminde de “yerli
Anadolu’daki bey mezarları için -bir kıs- el” daha yatkın olmalıdır; çünkü ayrıca
mının mimari biçimde tapınaøa öykün- firizlerin üst üste yerleûtirilmesi, aynı du-
mesiyle de- “tapınak mezar” tanımının varda farklı konumlarla asimetrik olması
uygun düûtüøü; Hellence yazıtlarda oku- ve farklı konular içermesi Hellen resim
nan “heroon” sözcüøünün, yabancı dile çe- geleneøine terstir. J. Borchhardt’ın “Pers
viri baølamında anlaûılması gerektiøi etkisi”134 görmesinin aksine, Lykia’da bel-
kezlerce yazılmıû olsa da130; bu köktenci ki de tipinin en erkeni olan Trysa Dikme
iûlev ve düûünce farkına karûın ve de karûı Mezarı temenos’unun Erken Arkaik gele-
bir eleûtiri getirmeksizin, Anadolu tapınak neøini süren “temenos mezar” tipi135 ile bey
mezarları için Hellas’a özgü “heroon” ta- soyunun orada tanrılaûması, yani temel
nımlaması da Panhellenizmin burgacında öøeler, tek baûına gösteriyor ki burada ne
dogmalaûmıû bir kavram olarak ve inatla Lykia ve ne de Trysa Beyi
sürdürülmektedir131; bizde de öyledir. “Hellenleûmiû”tir; düûünce yerlidir çünkü.
Yukarıda deøinildi ki Kolb’e göre “Akkültürasyon”da aslolan “giysinin
Trysa “Heroon’u”nda da “Hellen mimar Hellen biçimi” deøil, içindekinin Doøulu
ve yontucular iû baûında”dır. Sayısal çok- düûünce biçimidir. “Hellen Lykia”nın sa-
lukları kabartma zenginliøinden de bekle- vunucularından Efendioølu’na göre de,
nir; Geç Arkaik Dönem’den bu yana artık iki halk arasındaki kültürel alıûveriû baø-
gezgin olarak çaørıldıkları her yerde olan lamında “ne bir tümden kopya, ne de bir
ve az zaman önce Erbbina’nın çaørısıyla asimilasyon yaûandıøı anlaûılmakta; bunun
Ksanthos’ta “Nereidler” Tapınak Meza- sadece bir «biçim deøiûikliøi» olduøu dü-
rı’nı bezeyen yontu okulunun ùon kökeni, ûünülmektedir”136.
Lykia’da ilk kez bu anıtla deøiûmiû ola- Yukarıda da yer yer deøinildi ki bir
maz. Ustaların, Lykia beylerinin hizme- insan resminde gövde yapısı gibi duruû ve
tinde çalıûan Ionlar olduøu sahnelerin devinim gibi ve giysinin biçim ve biçemi
canlı ve hareketli, doøal, üçboyutlu ve de- gibi örgelerle sınırlı kalan özdeksel ben-
rinlikli ve de doøal ortamında ve kent ya- zerlikler kültürlerarası sanatsal “etkileûim”
pılarıyla132 veriliûinde; giysilerin ince, kıv- kapsamındadır; özde baûkalaûabilmek,
rımların, özellikle de içi hava dolu olanla- “akkültürasyon”a uøramak, o baûka kültü-
rın, özenli iûleniûinde okunur133. Bir rü yaûam biçimiyle özümsemeden, içsel-

130 Özellikle bkz. Iûık 1998a, 157-172. 134 Borchhardt 1975, 63.
131 Iûık 2001/2002, 114, dn. 65. 135 Iûık 1998a,163, Res. 5a; Oberleitner 1994, 58 Res.
132 Betimlemede Lykia gerçekçiøinin bir baûka yansıma- 117 (karû. sur dıûında ve sol alt kenardaki temenos’la
sı olan özgün “kent kabartmaları” için bkz. Childs çevrili Arkaik Dönem Dikme Tapınak Mezar ile yine
1978. sur dıûında ve üst saø köûedeki Klasik Dönem
133 Bruns-Özgan 1987, 80 vd.; Oberleitner 1994, 60: Temenos Tapınak Mezar: Iûık 1998a, Res. 5b.
“Lykialı yerel ustalar”. 136 Efendioølu 2010, 175.

89
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

likle benimsemeden olmaz. M.Ö. 380-360 leyen ve hatta yaratan biz Türkleri aynı
arası zamanda Lykia’nın baøımsızlık sa- gerekçe ile, “düûüncede Doøulusunuz”
vaûçısı ve tek kralı olarak farklılaûan diye, kendilerinden kabullenmeyerek Bir-
Limyralı Perikle’nin, adını ünlü Atinalı lik’leri içinde görmek istemeyenler de aynı
devlet adamı Perikles’ten aldı diye Avrupalılar deøil midir?
“Hellenleûtiøi” hep yazılır. Bu nasıl “baû- ùki yüzyıl gibi çok uzun bir sürecin
kalaûma”dır ki sikkeler üzerindeki portre eskiçaø biliminde yıødıøı çeliûkileri çok
resmi, Atinalı’nın ünlü baûında yansıyan137 yönlü görmeden, tabulaûtırdıøı “Atina
Hellen ideal güzelliøinden hiç payını al- merkezci” önyargıyı sorgulamadan, dog-
mamıû, sergilediøi -“Hellen olmayan” an- malaûtırdıøı Hellen odaklı kuramları yeni
lamındaki- “barbar” görüntüsüyle138 Do- bulgu ve veriler ıûıøında tartıûmaya açma-
øu gerçekçiliøinde nasılsa öyle betimlen- dan bilimde çaødaûlıøı yakalamanın ve
miûtir? Ölünce tanrılaûmıûtır Perikle139; Batı Uygarlıøı’nı da yaratan “Anadolu Ege
Erechtheion Tapınaøı’nın Karyatid’li me- Uygarlıøı” gerçeøini bilimin gündemine
kanı altında Atinalılar’ın mitolojik soy ata- oturtmanın mümkünü olamaz.
sı Kekrops’un sanal mezarı olduøu varsa-
yılırken140, o etkide yapılan Limyra Tapı- -IV-
nak Mezarı’nda bir gerçekten yaûamıû ta- Bu baølamda, yüzyılı çok aûkın uzun
rihsel kiûilik olarak o yatar141. Besbelli ki bir zaman dilimi içinde sorgulama gereøi
adının Hellenliøi de, mezarındaki Hellen duyulmayan ve sonuçta tek hedefe kilitle-
etkisi de salt “ûekilde” kalmıûtır; düûünce- nen Lykia Uygarlıøı’nın “kimliøi” de
ye ve maksada iûleyememiûtir. Aynı olgu, 1950’li yıllarla birlikte, bu kez kazılarla
Perikle sonrası Lykia’yı da yöneten alınmaya baûlanan -sözde- “bilimsel so-
“Hellenleûmiû Karia Hanedanı”142 içinde nuçların Hellenliøi” temeline oturtulmaya
en etkin olan Maussollos için de geçerli- çalıûılmıûtır. Daha on yıl kadar öncesinde
dir; o da “barbar” portresi ve tapınak bi- bile konunun uzman ismi Akurgal’a göre,
çimli muhteûem mezarının kaya odasında “Lykialıların M.Ö. 13. yüzyıldan beri Gü-
tanrılaûmasıyla Anadoluluktan kurtara- neybatı Anadolu’da yurtlandıklarını bil-
mamıûtır özünü143. “úekilde”, yani giyim memize karûın, onların M.Ö. 1200-700
kuûamda çaødaû modayı Batılı tarzıyla iz- yılları arasındaki yaûamları konusunda
herhangi bir bilgiden yoksun bulunmak-
137 Perikles için bkz. Buschor 1963, 111 vd. Res. 30.
taydık, çünkü söz konusu beûyüz yıllık sü-
138 Perikle için bkz. Kolb – Kupke 1992, 15, Res. 19. re boyunca Lykia Bölgesi’nde hiçbir arke-
139
140
Borchhardt 2005, 39 vd. olojik buluntuya rastlanmamıûtı”144. Ge-
Gruben 1980, 196, d, Res. 162, 168.
141 Borchhardt 1976, 40 vd. Res. 15. 16; Bruns-Özgan nelde kazılarda ele geçen en erken bulgu-
1987, 81 vd., 255 vd., Kat. M1. Anıtın, benim de ka- ların M.Ö. 700’den önceye inmemesi,
tıldıøım, Bruns-Özgan tarafından biçem yoluyla ula- böylece Tunç Çaøı’nın Lukka halkı ile
ûılan “M.Ö. 4. yüzyılın erken 2. yarısı” tarihi,
Perikle’nin tarih sahnesinden çekildiøi 360 dolayları Demir Çaøı’nın Lykia halkı arasında tüm
tarihiyle çeliûse de, ûimdilik o görkemde bir yapıyı kültürel ve sanatsal baøların koptuøu ve
bilinmeyen bir baûka “Limyralı” soyluya maletmek
olası gözükmez; krû. Bruns-Özgan 1987, 82 vd. 90.
142 Kolb – Kupke 1992, 16.
143 Iûık 1995, 171. 144 Akurgal 1998, 299.

90
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

her ûeyin Hellen etkisiyle yeniden baûladı- bi, höyüklerde sürdüøünün kanıtlarıydı150.
øı, düûüncesi egemendi eskiçaø bilimin- Ve bu durum, yine Ksanthos Vadisi kent-
de145. “Lykia Yarımadası’nın en doøu lerinden Patara’da bir “höyük” görünü-
ucunda, Phaselis’te, M.Ö. 700 dolayların- mündeki Tepecik’te rastlantısal olarak
da bir Hellen sömürgesi kurulmuûtu; geri günyüzüne çıkan, Tlos buluntularıyla aynı
kalan Lykia eskiden beri Hellen dünyasına zaman ürünü olması olası birkaç çömlek
sınırdı. Sonuçta Hellen etkisi Lykia’ya er- parçası ve iki taûbaltayla151; Orta Lykia’da
ken girmiûti”146. Çünkü zaten kıyı Geç Kalkolitik-Erken Tunç Çaøı’na veri-
Lykia’da M.Ö. 2. binyıl genelinde ve ön- len Avûartepe çömlek buluntularıyla152
cesinde birilerinin yaûadıøına yönelik bir güçlenmekteydi. Hellas’tan farklı bir be-
iz de yoktu. Bu durumun arkeolojik araû- zeme geleneøi sürdüøü için, oradaki ben-
tırmaların eksikliøinden, yani bilimsel ”ka- zerleriyle örtüûtürülmesi zamansal olarak
ranlık”tan, kaynaklanmıû olabileceøini sorunlu olan içiçe çember bezekli çöm-
öngörmeye ve beklemeye gerek bile du- leklerden bazılarının olasılıkla M.Ö. 10.
yulmamıûtı. yüzyıl Geç Protogeometrik Dönem ürün-
Patara’dan Lykia’ya daøılan bilimciler leri olabileceøi (Res. 9-10), Patara’da153 ve
ilkin Tlos yakınlarında Erken Kalkolitik Limyra’da154 gelmiûti arkeolojinin günde-
Çaø’dan Gebeler ve Karankılı maøaraları- mine. Bu türden parçaların tarihlemele-
nın147 ve sonra Gagai’da ùlk Tunç Çaø rinde bitmeyeceøi anlaûılan kuûkulara kar-
II’den bir baûkasının148 varlıøına tanıklık ûın155, Lykia’da “kopuk” denilen Lukka
ettiler. Buluntu yerlerinin konumu, bura- geçmiûli Anadolu baøları, kanımca, ku-
ların maøara yerleûimleri olduøunu gös-
termekte149, buluntuların biçim biçemi de 150 Przeworski 1939, 30, 40, 49, Lev. IX, 8.
151 Iûık 2000a, 5, Res. 3, 5; des Courtils 2003, 19, “Sa-
kıyı Lykia’da iç kesimlerdeki çaødaûı yer-
dece Patara kentinde Erken Bronz Çaøı’na (M.Ö. 3.
leûimlerle ortak bir kültürün varlıøına iz bin yıl) ait bronzdan bir balta ele geçmiû, ancak bu
vermekteydi. Tlos’dan götürüldüøü söy- bulgu tamamen münferit kalmıûtır”. Taûbalta burada
lenen M.Ö. 3. binyıl sonlarından yassı ve yanlıûlıkla “bronz” olarak yazılmıûtır; bir ikinci
taûbalta 2008 yılı kazılarıyla Tiyatro sahne binası
çiftaøızlı iki balta ile bir kamadan oluûan önündeki dolgu topraøı içinde günyüzüne çıkmıûtır.
üç tunç alet de, kıyı kesimindeki yaûamın Sözlü beyanına göre: Tepecik prehistorik kazılarını
yürüten R. Becks’in, güney açmasının kayalıkla son-
o erken zamanlarda, belki Kuzey lanan tabanında kaya oyuøu içinde bulduøu iç içe
Lykia’nın yayla yerleûimlerinde olduøu gi- çemberli çömlek parçalarının “Protogeometrik Dö-
nem” ve erken dokusal özellikler içeren birkaç kaba
çömlek buluntunun “Tunç Çaø” ürünü olduklarında
kuûkusu vardır. Karû. a. dn. 153-155.
145 Bu konuda genel hatlarıyla bkz. Iûık 1994, 1-11. 152 Thomsen 2002, 5, vd., Lev. 59, 1-6.
146 Akurgal 1941, 111. 153 Kahya 2001-2002, 38-41, Nr. 98, 70, 42, 43, Res. 2-
147 Köktürk 1996-1997, 39-45. Arsada yakınlarındaki 5. Karûı görüû için bkz. a. dn. 155.
Karankılı Maøarası duvar resimleri H. ùûkan tarafın- 154 Borchhardt 1993, 39, “en alt dolgu katmanı çömlek-
dan yayımlanacaktır. leri M.Ö. 7. yüzyılı belgelerken, birkaç parça da san-
148 Çevik – Bulut 2008, 65, Res. 48. ki M.Ö. 10. yüzyıla dek ulaûıyor gözükür”.
149 Gebeler’de kazı çalıûmalarına bu yıl, 2010 kazı mev- 155 Patara baølamında G. Iûın, Tepecik Bey Konaøı kazı
siminde, R. Becks yönetiminde baûlanmıû, verdiøi buluntuları ıûıøında, R. Becks gibi, y. dn. 151, iç içe
sözlü bilgilere göre, ilk bulgular onu maøara önünde çemberli parçaların “Protogeometrik Dönem” çöm-
bir höyük yerleûiminin varlıøı sonucuna götürmüû- leklerinden olabileceklerini kabul etmez. Krû. y. dn.
tür. Karankılı ile Gagai inlerinin konumları, yerleûimi 153. Genel anlamda bu sorunu zaman içinde Tepe-
bir höyükle baølantılı görmeye uygun deøildir. cik kazıları çözecektir.

91
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

rulmaya baûlamıûtır. úimdilik kesin olan, Çaøı’nda ve sonrasında doøu-batı güzer-


Atina’da M.Ö. 1050-900 arası süreç için- gahı üzerinde yaûamsal önemdeki Lykia
de sınırlandırılan aynı bezeklerin Ege’nin kıyılarında seyretmesi olanaksızdı da159.
doøu kıyısında üretilen yerli çömlekler Tüm bu baølar, ûimdilerde Pisidia
üzerinde ayrıntısal deøiûikliklerle M.Ö. 7. Antiokheia’sı ve Kibyra gibi çok önemli
yüzyıl sonlarına dek gelenek sürdüøü- iki antik kentte kazı çalıûmalarını üstlenen
dür156; bu temel farklılıøın, çömleklerin baûarılı iki araûtırmacının da dahil oldu-
“Anadolu’ya Hellen göçünün kolonizas- øu160, Patara Okulu’nun “Batı ne der”e
yon amaçlı olduøunun baû kanıtını oluû- aldırıûsız özgüvenli bilimcilerinin tüm
turduøu” savını köktenci bir biçimde çü- yönleriyle sorgulayarak ulaûtıøı Lykia Uy-
rüttüøüdür157 ve sonuçta Hellas ile Ana- garlıøı’nın Anadolu mayasıyla yoørularak
dolu halklarının “özde aynı” olamayacak- yaratıldıøına yönelik bilimsel görüûleri,
ları görüûünü doøruladıøıdır. yerli ve yabancı dilde yayınlarla bilim
Ve aslında, M.Ö. erken 14. yüzyılda dünyasının tartıûmasına sunulmuûtu. Bu
yazılan Madduwatta metninden baûlaya- yazılanları tüm Batılılar gibi suskunlukla
rak, yazıtbilimcilerin son çeyrek yüzyılda karûılayan Ksanthos’taki Fransız meslek-
okuduøu IV. Tuthaliya zamanının Yalburt taûlarımız haklılıøımızı 2004 yılı kazılarıyla
ile Hattuûa yazıtları, yukarıda da yer yer günyüzüne çıkarmaya baûladıkları ortostat
deøinildiøi gibi, Parha/Perge ile kabartmaların (Res. 62) Yeni Hitit yapıtla-
Millavanda/0Milet arasındaki geniû Lukka rıyla (Res. 63) olan biçim ve biçem ben-
coørafyasını özellikle Ksanthos Vadi- zerlikleri temelinde belgeleyeceklerdi161.
si’ndeki önemli kentleriyle ve Likçesine Onlara göre de Lykia sanatı ve kültürü,
benzer adlarıyla; yani Tlos’u kendilerinin de o güne dek savladıøı gibi
(Dalava/Tlava), Pinara’yı (Pina/Pinale), “Helen kökenli” deøil, -inanmak isteme-
Ksanthos’u (Avarna/Arnna) ve Patara’yı dikleri- “Anadolu” etkisinde biçimlenmiû
(Patar/Pttara) biçiminde vererek, olmalıydı162. Artık onlar da bu konuda,
Lykialı’nın en geç Geç Tunç Çaøı içinde
varlıøını da belgelemekteydiler (Res. 2). 159 Matthaeus 2006, 359: “Ana deniz yolları … Kıb-
Bitek Kasaba Vadisi’ne bakan ve Likçe rıs’tan sonra Anadolu kıyıları boyunca uzanırdı. Bu-
rada bulunan ve Lykia kıyılarındaki Gelidonya Bur-
adı Xakbi olan Kandyba’nın Hititçe nu ile Uluburun’un da dahil olduøu bazı ön sıra daø-
Hinduva ile örtüûtürülmesi158, doøuda lar zaman zaman artan, tuzak halindeki rüzgâr ve
Myra ile sınırlanan Orta Lykia’nın da bu akıntı koûulları nedeniyle tehlikeli noktalar arasında
yer alırdı”. Rota için bkz. Res. 32; krû. 97, Res. 52,
çaøda yerleûilmiû olduøunu -Avûar- (Uluburun Gemisi’nin Doøu Akdeniz’deki olası ro-
tepe’nin daha erkene inen arkeolojik bu- tası).
160 Özhanlı 2001-2002, 73-106; Özüdoøru 2008.
luntuları yanında- yazıyla da kanıtlaması 161 des Courtils 2005, 43, vd. Res. 5; des Courtils 2006a,
yönünden önemliydi. Çünkü ayrıca, 33 d. Res. 2; des Courtils 2006b, 145-152 Res.4-7.
162 des Courtils 2005, 43: “Boøa, yakınlarında buldu-
Andriake ve Patara (Res. 4) gibi limanlar
øumuz diøer iki aslanla tamamen aynı stildedir. Bun-
olmaksızın ticaret gemilerinin ùlk Tunç ların hepsi Anadolu sanatının geleneksel Geç-Hitit
ve Frig etkisinin damgasını taûımaktadır”. Kabart-
maların -bence de doøru olan- “M.Ö. 7. yüzyıl” tari-
156 Akurgal 1983, 33. hi için bkz. des Courtils 2006, 34. Bu son bulgularla
157 Bu konuda Aiolia baølamında, Rose 2008, 399 vd. orthostatın bir parçası olduøu anlaûılan aslan ka-
158 Tekoølu 1999-2000, 51; Bryce 2003, 73 vd. bartması daha önce M.Ö. 6. yüzyıl ortalarına tarih-

92
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

“sonuç olarak bu yeni keûif çerçevesinde, Pamphylia’nın Anadoluluøu gerçeøi baø-


Ksanthos kentinin yerleûim kronolojisi ve lamında ise Hattuûa Büyükkaya ile Perge
Demir Çaøı Likyası’ndaki kültürel etkile- Akropolü’nün Alman kazıcılarından yaûa-
rin yeniden ele alınması gereøi gündeme dık da, artık alıûtık166.
gelmiûtir”163 diyecek; ne var ki bunları yıl- Bu konuda son somut örnek
lardır komûu Patara’da dile getirenlerden Gordion’un kültürel ve sanatsal kimliøiyle
hiç söz edilmeyecekti. iliûkilidir: K. DeVries bilimsel üyesi oldu-
Bilim adına olmaması gereken di bu øu Phryg baûkenti kazılarının son bulgula-
davranıû. Çünkü görüûümüzün doørulu- rını anlatırken, “dahası -M.Ö. 900-850
øunu perçinleyen bu çok önemli buluntu- arasında inûa edilen- yapılardan birinde,
larla sanki ilk kez kendileri bilimin gün- üzerinde kabartmalar bulunan uzun taû
demine taûımıû ve ilk kendileri görmüû- bloklar (ortostat) bulunmuûtur.
lerdi Lykia kültür ve sanatının Doøululu- Ortostat’ların, Anadolu’nun güneydoøu-
øu gerçeøini. “Demir Çaøı Likyası’ndaki sunda görülen, çaødaûları Hitit-Suriye ka-
kültürel etkilerin yeniden ele alınması ge- bartmalarından esinlenerek yapıldıøı açık-
reøi”nin yirmi yıldan bu yana Lykia’nın tır… Hitit-Suriye mimarisinden esinleni-
Pataralı araûtırmacıları tarafından, özellik- len baûka bir öøe ise sur duvarından kente
le ikonografi baølamında H. ùûkan’ın Yeni giriûi saølayan kapının ûeklidir”167 der; ve
Hitit etkisini öne çıkaran son araûtırmaları bununla Phryg sanatının Yeni Hitit etki-
ve ú. Özüdoøru’nun yenilerde tamamla- sinde yaratıldıøını açıklıkla beyan eder.
nan doktora çalıûmasıyla164, yerine geti- Ancak, bu iki çaødaû ve komûu kültür
rilmiû olduøunu unutmuû gözükmeleri; arasındaki iliûkileri çeyrek yüzyıl önce çok
bizlerden tek satırla ve bir dipnotla da ol- yönlü olarak ilk bu satırların yazarının
sa bir alıntı verme gereøi duymamıû olma- belgelemiû olduøundan168; öncesinde ise,
ları bilim ahlâkına yakıûmamıûtı165. Belli ki Akurgal’ın “Phrygische Kunst” kitabıyla
Batılı meslektaûlarımızın bizzat saptaya- birlikte, “Phryglerin yüzlerini Batı’ya
madıøı “bilimsel gerçek” gerçekten sayı- döndükleri ve sanatlarını Hellenlere borç-
lamazdı (!). Belki de ilk kendileri çıkarmıû lu oldukları” savının arkeolojide -kendileri
olacaklardı ki bilimi, yüzyılı aûkın zaman- de dahil- tartıûmasız kabul görmüû olduøu
dır sürükledikleri “panhellenizm” açmazın- gerçeøinden söz etmez. “Assur kayıtlarına
dan, tarafsızlıkları (!) bilinsin. Bu “ancak göre Midas, Geç Hitit Dönemi yöneticile-
biz biliriz” tavrının aynısını Phryglerin ri ile yakın iliûkilerde bulunmuû, böylece
Anadoluluøu baølamında Gordion’un Phryg Krallıøı’nın yönünü Suriye-Hitit
Amerikalı araûtırmacılarından gördük; bölgesine çevirmiûti”169, derken de söz
Karanlık Çaø’ın olmadıøı baølamında ve etmez.
Salt bizlerin yaûamadıøını düûündü-
lenmiûti, bkz. Courtiles 2003, 24, Res. 5; Marksteiner øümüz ve inanmakta zorluk çektiøimiz bu
2002, 245, Res.155, Lev. 168.
163 des Courtils 2006, 34, vd.
164 Iûık-ùûkan 2004a, 393, vd.; Iûık-ùûkan 2004b, 151- 166 Iûık 2009, 61, 63 vd.
175; Özüdoøru 2008. 167 De Vries 2006, 44.
165 des Courtils 2005, 43; des Courtils 2006, 34; des 168 Iûık 1986, 42 vd.; Iûık 2003a.
Courtiles 2003, 24; Marksteiner 2002, 245. 169 DeVries, age. 48.

93
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

bilim dıûı davranıû biçimini, en çarpıcı Lykia beylerinin tanrılaûmasını da


olanıyla noktalamak isterim. Erken “Hitit/Luvi geleneøi” ve doørudan “Yeni
Demirçaø Anadolu kültür ve sanatlarının Hitit etkisiyle” deøil, sanki ancak
yerli kökten filizlendiøi, kral ve beylerin “Harmodios ve Aristogeiton’un Atina
Hitit geleneøinde tanrılaûmıû olmalarının Devleti’nin kurucu heros’ları olarak saygı
Phryg ve Lykia uygarlıkları ile Hellenler görmeleri”ne baølanması ûartıyla kabul-
arasında kurulmak istenen baøları düûün- lenme çabası içinde gözüken bu tanınmıû
ce de bile kopardıøı gibi görüûler içeren bilimci, J. Borchhardt, M.Ö. 167 yılında
bir sempozyum bildirime yönelik yaûa- kurulduøu bildirilen, fakat temellerinin
nanları demek isterim: Çünkü konuyu daha önce atıldıøında kuûku duyulmayan
bildirimin ardından tartıûmaya açmak du- “Lykia Birliøi”ni de doøaldır ki
rurken, sempozyum sonrasında, önemli “akkültürasyon eyleminin artık doruøa
Lykia araûtırmacılarının bulunduøu bir or- vurmuû en yüksek bir zaferi olarak” yo-
tamda bu görüûlerim nedeniyle beni “ulu- rumlayacaktır173.
salcılık” yapmakla suçlayan çok bilinen Batılı, Birlik konusuna da
bir Batılı Lykia uzmanı; aynı sempozyu- “Panhellenizm” burgacının açmazında yak-
mun bildiri kitabında yayınlanan makale- laûsa da; yani bu yönetim biçiminin yine
sinde Ksanthos, Phellos, Trysa ve Anadolu’da “mükemmele” geliûtiøi olgu-
Limyra’da egemen Lykia beylerini, tıpkı o sunu da doøal olarak(!) “Lykia’nın yasa
sempozyumda söylediøim ve daha önce babalarının Atina egemenliøi zamanında
de yazdıøım gibi170, temenos ya da tapınak kurduklar yapıya”174 dayandırmak istese
tipli anıt mezarlarında “Vergöttlichung” de; Lykia için hep örnek gösterilen
deyimiyle “tanrılaûtırmıû”tır171. Ne var ki - “Akhaia Modeli”nde175 Birliøin baûında
bu nedenle de- “milliyetçilik” gibi bir bi- bir komutanın bulunuûunda ve onların
limcinin içine hiç sindirebilemeyeceøi aøır danıûtıkları bir kurulun yine askerlerden
bir ithamdan yana özür borcunu yerine oluûmasında176, ya da Lykia’da birlik baû-
getirmek bir yana; o meslektaûının - kanı olan lykiarkh’ın -Eski Anadolu gele-
kendisinin de onaylamak durumunda kal- neøinde- aynı zamanda arkhiereus olarak
dıøı-172 aynı doørultudaki görüûlerini içe- baûrahipliøi de üstleniûinde177 hemen öne
ren önceki yayınlarını bir dipnotta verme çıkan köktenci farklar gözardı edilse de;
gereøi bile duymamıûtır. açıkça dendikte her durumda bir “Hellen
etkisi” ûart (!) olsa da178, ûimdi gündemi-

170 Iûık 1994, 6 d; Iûık 1995, 164 vd., 169 vd.; Iûık 173 Borchhardt 1990, 171, 29 vd.
1998a, 157-172. 174 Borchhardt, 1990, 172, 32.
171 Borchhardt 2005, 29-48, 37 dn. 46, “H. Çambel’e 175 Lehmann 2001, 18, 77 vd. Buna karûın: “Nirgendwo
Armaøan kitabında, Festschrift H. Çambel, 165, - laest sich der Weg zur mittelbaren, repraesentativen
yani 1998 yılında- ben, tanrılaûmayı kabul etmiûtim”. Demokratie auf der Ebene der Bundesinstitutionen
172 Bu konuda daha önce yazdıøı bir makalesinde so gut verfolgen wie im hellenistischen Lykien”, age.
Lykia’nın tapınak mezarlarına “heroon”, içinde tanrı- 18.
laûan beylerine de “heros” demiûtir; ve de Lykia bey- 176 Dinç 2010, 19.
leri Hellen geleneøinde “heroize” olmuûlardır, kültleri 177 Engelmann 2006, 183 vd.
de “Heroenkult” tur; onların öldüklerinde, Hellen dü- 178 Dinç 2010, 21, vd., “Larsen Likyalıların, Karya’daki
ûüncesinin aksine, “tanrılaûtıkları” yönünde açık ve köylerin birleûmesi ile oluûan Khrysarios Birliøi ve
kesin bir ifade yoktur, bkz. Borchhardt 1990, 33 vd. Kibyratis Tetrapolisi’nden etkilenmiû olabileceklerini

94
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

mizde Lykia’nın “hakça yönetimlerin ana- “lykiarkhissa ve arkhiereia adıyla bayanla-


yurdu” olduøu gerçeøini tüm dünyaya ka- rın da üstlenebildikleri veya eûleri bu gö-
bul ettirmek vardır. Çaødaû demokrasinin revleri üstlenen bayanların onlardan dola-
temel öøelerini oluûturan “birlik” ve “ba- yı unvanını taûıdıkları görevler”181 olabile-
øımsızlık”, “özgürlük” ruhunun Lukka ceøinin bile bilimin gündeminde olduøu
geniyle Erken Demir Çaø’a taûınan bir bir sözde “barbar” Lykia’yı. J. Latacz gibi
vazgeçilmez düûünsel miras olduøu ger- tanınmıû bir eskiçaø bilgini daha yeniler-
çeøini bilim adına ortaya koyma görevidir de, “Avrupa’nın ana kenti Atina deøil, Mi-
bu. let’tir” sonucuna varmıû olsa da182 zordur
Montesquieu’nün, “eøer mükemmel bir Batılı’nın “Atina’sı”nı arka plana itmesi.
konfederasyon cumhuriyet örneøi vermem gerekir- “Önyargıları parçalamak, atomu parçala-
se Lykia’yı gösteririm” saptamasını ve bu maktan da zor” olsa, bilimin gücüyle ve
söylemiyle Lykia Birliøi yasalarının Ame- özgüvenle aûılamayacak bir zorluøun dü-
rika Birleûik Devletleri anayasası gibi çaø- ûünülemeyeceøi artık bilinmiû olmalıdır.
daû dünyaya etkilemesi gerçeøini179, o ta- Patara’nın baûkentliøinde kurulan
nınmıû Aydın’ın Ksanthos’taki kazıcı hakça bir yönetimin beslediøi ulusal Bir-
yurttaûlarının bile kabullenmeleri pek ko- lik’le önce kendi halkını kucaklamıûtı
lay gözükmez; çünkü bu Fransız düûünü- Lykia183. Doøaldır ki toplantıların da,
rün, devlet sistemleri üzerine yaptıøı ve Pinara, Arykanda, Rhodiapolis, Mnara ve
günümüzde bile konusunda “el kitabı” Trebenna’dan bilinen küçük boyutlu yerel
deøerinde önemsenen bilimsellikteki araû- meclis yapıları yanında görkemiyle öne
tırmalarla ortaya koyduøu sonucun özün- çıkan ve Ephesos’taki benzeri gibi sonra-
de, bir sözde “barbar” Lykia’yı180 tek çaø- dan Odeion iûlevini de üstlenen bir baûkent
daû yönetim biçimine iliûkin olarak Ati- meclis binasında yapıldıøında kuûku du-
na’nın önüne çıkarması gerçeøi yatar; hem yulamazdı (Res. 64)184. Dıû güçlerin saldı-
de birlik baûkanlıøı ve baûrahipliøi
181 Marek 2010, 521; Jameson 1980, 847 vd.’den alıntıy-
yazar. Biz ise, Likya’da böyle bir birlik ister M.Ö. 5. la, bkn. Dinç 2010, 23.
yüzyılda isterse Helenistik Çaø’da kurulmuû olsun, 182 Latacz, bkz. Frankfurter Allgemeine Zeitung, 9
Likyalılar’ın birlik fikrini Hellenler’den aldıøını dü- Ekim 2001.
ûünüyoruz. Çünkü bu iki oluûumu da etkileyenlerin 183 “Lykia halkı” ve “Lykia Birliøi” sözcüklerinin eûan-
yerli kültürler kadar Hellenler olduøu, bu sebeple lamlı olarak kullanıldıøı konusunda bkz. Marek
Likya Birliøi’nin köklerinde Küçük Asya’nın yerli 2010, 518. Birliøe üye kentlerin sayısı Strabon’a göre
halklarının etkileri kadar Hellenler’in ve elbette yirmiüç’tür; Pilinius, eskiden yetmiû olan sayının
Helenizasyon öncesindeki Likyalıları’nın da etkileri kendi zamanında, M.S. 1. yüzyılda, otuzaltı olduøu-
olduøuna inanıyoruz”. Lykia Birliøi’nin tartıûmalı nu yazar. M.S. 2. yüzyıl ortalarından Opramoas Ta-
baûlangıcı ve bunda “ilk önemli kanıt olarak Larsen pınak Mezarı yazıtlarında okunan kent adı otuzdur;
tarafından aûaøı yukarı M.Ö. 2. yüzyılın baûlarına ta- Bean 1978, 27 vd.; Dinç 2010, 33 vd.; Efendioølu
rihlenen”, Dinç 2010, 21; Araksa Yazıtı’nın tartıûma- 2010, 9.
lı tarihi konusunda bkz. ayrıca Kolb – Kupke 1992, 184 Korkut – Grosche 2007. Baûkent Ephesos’ta bulu-
23, vd. nan ve Patara’dakinden az biraz büyük boyutta olan
179 Montesquieu 1748, Kitap 9, 1-3: “…s’il fallait Asia Eyaleti Meclis Binası’nın da “Odeion” olarak ta-
donner un modéle d’une belle république fédérative, nımı için bkz. Bean 1967,169, Fig. 33, Nr. “O”.
je prendrais la république de Lycie”. Bu konuda bkz. Kibyratis’in baûkenti Kibyra’daki meclis/odeion bina-
ayrıca, Lehmann 2001, 9, dn. 1 ile. sının alıûılmıûın dıûında büyüklüøünün akılcı nedeni,
180 Hellenler’in Lykia’ya karûı bu bilinen bakıûı için en ú. Özüdoøru’nun da dediøi gibi, 1400 m’de konum-
son bkz. Bruns-Özgan 1987, 221. lanıûın zorlu kıû koûullarında teatral etkinlikler için

95
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

rılarıyla Anadolu baøımsızlıøı tehlikeye deøiûtirdiøi bir en kötü zamanda bile,


girdiøinde, yine o “Birlik” ruhuyladır ki M.Ö. 4. yüzyıl baûlarında, Atinalı
M.Ö. 1285’te Kadeû’te Muvattalli ile bir- ùsokrates onlar için, “Lykialılar üzerine
likte Hititlerin yanında Mısır’a karûı ve - henüz hiçbir zaman hiçbir kimse bey
ùlias destan bile olsa- Dardanel aøzında olamadı”186 diyebilmiûti.
Hektor ile birlikte Troialıların yanında Putperestliøe karûı Hıristiyanlık uøru-
Akha Hellenleri’ne karûı Anadolu halkla- na can verenler ve tüm insanlıøı sevgiyle
rını kucakladı ve o uøurda can verdi onlar kucaklayanlar ve bu Meryem Ana’dan
(Res. 65). Sarpedon’un Hektor’a haykırı- sonra en büyük saygıyı görenler de
ûında “birlik ve beraberlik” baølamında Lykialıydı: Methodios ve Nikolaos,
günümüz Anadolu’su için de alınacak çok Lykia’nın ilk piskoposu olan
büyük dersler vardır; A. Erhat’ın o güzel Methodios’un 20 Haziran 312’de
çevirisinden okuyalım185: Patara’da ve olasılıkla Roma ùmparatoru
Nereye gitti senin eski gücün? Maksiminus Daia’nın da hazır bulunduøu
Ordusuz, yardımcısız koruyacaktın ûehri hani bir sorgulamanın ardından baûı vurulmuû,
sanki “düøün” olarak gördüøü din ûehidi
kayınlarınla, kardeûlerinle tek baûına?
mertebesine eriûmiûti (Res. 66). Diøeri,
Ama ûimdi göremiyorum onların hiçbirini, çok büyük olasılıktır ki, o vahûeti çocuk
Sinmiûler aslan karûısında köpekler gibi. gözleriyle görmüûtü de bir “Nikolaos”
Biz nasıl döøüûüyoruz, baksana bize, olabilmiûti (Res. 67); çünkü Patara’da
biz ki yardımcınızdan baûka bir ûey deøiliz. doømuûtu O ve benzer bir öøretiyle piûti-
øinde piskopos olarak gittiøi Myra’da öl-
Ben ta uzaklardan geldim yardıma, anaforlu
müûtü. Bu iki Lykialı ulu kiûiyi, tasavvuf
Ksanthos’tan geldim, uzak Lykia’dan.
özlü yaûam biçimleri ve erdemli olmayı
Sevgili karımı, yavrumu kodum orada, öøütleyen öøretileriyle Selçuklu’nun Ana-
yoksulların göz dikeceøi bir sürü mal, mülk dolu Erenleri’nden ayıramazsın; inandıøı
kodum. bir hak peygambere itaat uøruna, insana
Savaûa sürüyorum Lykialıları gene de, sevgi ve Tanrı’ya teslimiyet içinde putpe-
kendim de en öndeyim iûte bak. restliøe karûı can verenleri “baûka din-
den” diye dıûlayamazsın; dıûardan gelme-
Çünkü özgürlük ve baøımsızlık
yen, Anadolu’da doøan, soy soylayan bir
Lykialılar için her ûeydi ki Pers öncesi sü-
yerli Lykialı’yı, Hellence yazılmıû kutsal
reçte Lydia, egemenliøi altına alamamıûtı
kitabı okumak ve dinini öørenmek için
onları; Pers ve Atina egemenliklerinin el
konuûtuøu “baûka dil” nedeniyle yabancı-
layamazsın. Açıkça dendikte; O iki ulu
kapalı bir mekana gereksinim duyulduøundan, yani Ereni, aynı topraøın son hakdin insanına
tiyatro iûlevini de üstlenme zorunluøundan olmalı- “ûefaatçi” olan yaklaûık binyıl sonranın
dır. Lykia Birliøi, Birliøe katılan kentler listesi ve
Patara’da “kent meclisi için çok büyük olan ve Lykia bir baûka ulu Ereni’nden, Abdal Mu-
kentlerinin adak heykellerini içeren tiyatronun he- sa’dan, koparamazsın.
men kuzeyindeki yapının “Lokal der lykischen
Bundesversammlung” olarak tanımı için bkz. Brandt
– Kolb 2005, 27 v.; Marek 2010, 520.
185 Erhat 2006, 266 bkz. “Sarpedon”. 186 Isokrates, Panegyr. 161.

96
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Tıpkı tarihin binbeûyüz yıl boyunca


hiç yazmadıøı, bir köklü halkın adını bile
deøiûtirmeyi özüne hak görebilen bilmiû-
likteki Batılı’nın 19. yüzyılda yazdıøı ve
acıdır ki üzerine yapıûtıøı, uyduruk “Bi-
zans” kimliøinden habersizce, kendini
hep “Romalı” diye adlandırmıû olan187; bu
nedenle de adına doørusuyla “Anadolulu”
anlamında “Rum” dediøin188 ve Ege’nin
öte yakasındaki “Yunan”dan kesin bir dil-
le ayırdıøın, putperestlikten hak dine
geçmiû Lykialının Ortodoks torunlarını
senden koparamayacaøın gibi…

187 Niehoff 1996, 871.


188 Babinger 2001, 766; Umar 1998, 7 vd.; Iûık 2009, 60
vd.

97
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim Listesi: Resim 21. Elmalı D Tümülüsü, Leto (Iûık


2000).
Resim 1. Lykia Haritası (Kolb-Kupke 1992). Resim 22. Gordion Kybelesi (Akurgal 1961).
Resim 2. Lukka Haritası ( Troia. Traum und Resim 23. Pinara, Aûaøı Kale kaya mezarı
Wirklichkeit 2001). (LAM, Arûiv).
Resim 3. Tlos, Bey Kalesi ve Ksanthos Va- Resim 24. Pinara, Aûaøı Kale kaya mezarı
disi (Kazı Arûivi). (LAM, Arûiv).
Resim 4. Patara, Kuzey’den kent merkezine Resim 25. Midaskent, Kaya mihrabı (LAM,
bakıû (Kazı Arûivi). Arûiv).
Resim 5. Rhodiapolis, Kent genel (Kazı Ar- Resim 26. Letoon, Artemis Tapınaøı (LAM,
ûivi). Arûiv).
Resim 6. Myra, Tiyatro ve Kaya Mezarları Resim 27. Kütahya/ùnlice, Kaya mihrabı
(Kazı Arûivi). (LAM, Arûiv).
Resim 7a-b. Viyana, Trysa Temenos’u kent Resim 28. Myra, Tiyatro, Artemis Eleuthera
savunması (Oberleitner 1994, Abb. 81). (Kazı arûivi).
Resim 8. Kızılbel Mezar Odası, Duvar resmi Resim 29. Myra, Kent sikkesi (Kazı arûivi).
(Mellink 1998, Pl. XIVa).
Resim 30. Çatalhöyük, Tek gövdeli çift tan-
Resim 9. Patara, Geometrik Dönem çömlek rıça (Woman in Anatolia, ùstanbul Sergi
parçası (Kazı Arûivi). Kataloøu, 1993).
Resim 10. Theangela Protogeometrik Dö- Resim 31. Midaskent, Basamaklı sunak ve
nem ùon çömlek parçası (Iûık 1990). tek gövdeli çift tanrıça (LAM, Arûiv).
Resim 11. Fenike-Hellas ve ùonia’da erken Resim 32. Finike, tek gövdeli çift tanrıça
yazı (Troia. Traum und Wirklichkeit 2001). (Woman in Anatolia, ùstanbul Sergi Kataloøu,
Resim 12. Likçe yazı (Bryce 1986). 1993).
Resim 13. Pinara, Kent planı (Wurster 1978). Resim 33. Kuruçay, Anatanrıça (Woman in
Resim 14. úamal, Kent planı (Naumann Anatolia, ùstanbul Sergi Kataloøu, 1993).
1975). Resim 34. Keskaya, Anatanrıça (Naumann
Resim 15. Midaskent, Kaya mezarı odası ???).
(LAM, Arûiv). Resim 35. Letoon, Anatanrıça (LAM, Arûiv).
Resim 16. Pınara, Kaya mezarı (LAM, Ar- Resim 36. Çatalhöyük, Kutsal oda duvar
ûiv). resmi, tanrısal boøa (Mellaart 2004).
Resim 17. Avûartepe, Kent meydanı Resim 37. Ankara ortostatlarından tanrısal
(Thomsen 2002). boøa.
Resim 18. Alazeytin, Kent meydanı (Radt, Resim 38. Antiphellos, Temenos Tapınak Me-
IstMitt. Beih 3). zarı, tanrısal boøa (LAM, Arûiv).
Resim 19. Asarcık, a) Kaya sunaøı; b) tapı- Resim 39. Patara, Leto Hurmalıøı ve Teker-
nak planı (Iûık 2010). lek Gölü (Kazı arûivi).
Resim 20. Avûartepe, Üç kült odalı tapınak Resim 40. Karatepe, Kubaba ve Tanrı Oøul
(Thomsen 2002). (Akurgal 1961).
Resim 41. Delos, Leto Aslanlı Yolu (Hampe-
Simon 1981).

98
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 42. Delphi, Apollon (Akurgal, Die Resim 63. Sakçagözü orthostat, aslan (Bittel
Kunst Anatoliens, 1961). 1976).
Resim 43. Limyra, Basamaklı mihrap (LAM, Resim 64. Patara, Lykia Birlik Meclisi (Saudi
Arûiv). Aramco World 2007).
Resim 44. Küçük Kapıkaya, Basamaklı Resim 65. Sarpedon betimli çömlek
Kybele mihrabı (LAM, Arûiv). (Ausstellungskat. Wien, 1990).
Resim 45. Antiphellos, Basamaklı sunak Resim 66. Methodios’un Patara’da ölümü.
(LAM, Arûiv).
Resim 67. Pataralı Nikolaos.
Resim 46. Fındık, Basamaklı sunak (LAM,
Arûiv).
Resim 47. Ksanthos, “Nereidler” Tapınak
Mezarı (Kolb-Kupke 1992).
Resim 48. Telmessos, Kaya Tapınak Mezarı
(LAM, Arûiv).
Resim 49. Kastamonu, Evkaya Tapınak Me-
zarı (E. Dökü’den).
Resim 50. Patara, Akdam Tapınak Mezarı
(Kazı arûivi).
Resim 51. Ksanthos, Yazıtlı Dikme Tapınak
Mezarı (Ausstellungskat. Wien, 1990).
Resim 52. Kargamıû, Tanrı ya da Tanrı Kral
Heykeli (Akurgal 1961).
Resim 53. Ksanthos, Yazıtlı Dikme Tapınak
Mezar firiz (Bruns-Özgan 1987).
Resim 54. Atina, Akropolis (Gruben 1980).
Resim 55. Ksanthos, Bey Kalesi (FdX II,
1963).
Resim 56. Olympia ZeusTapınaøı, Athena
(Tölle-Kastenbein 1980).
Resim 57. Ksanthos G Tapınak Mezarı, Ko-
re (Tolle-Kastenbein 1980).
Resim 58. Olympia, Paionios Nikesi.
Resim 59. Ksanthos, “Nereid”.
Resim 60. Trysa, Temenos Tapınak Mezarı
(Oberleitner 1994).
Resim 61. Trysa, Temenos Tapınak Mezarı
kült alanı (Oberleitner 1994).
Resim 62. Ksanthos orthostat, aslan (ú.
Özüdoøru).

99
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

KAYNAKÇA

Akurgal 1941 E. Akurgal, Griechische Reliefs des VI. Jahrhunderts aus Lykien
(1941).
Akurgal 1961 E. Akurgal, Die Kunst Anatoliens (1961).
Akurgal 1966 E. Akurgal, Orient und Okzident (1966).
Akurgal 1983 E. Akurgal, Alt-Smyrna I. Wohnschichten und Athenatempel
(1983).
Akurgal 1987 E. Akurgal, Griechische und römische Kunst in der Türkei (1987).
Akurgal 1998 E. Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi (1998).
Akurgal 2000 E. Akurgal, Ege. Batı Uygarlıøının Doøduøu Yer (2000).
Alexiou 1991 S. Alexiou, Minos Uygarlıøı (Çev. E. T. Tulunay 1991).
Alkım 1968 U. B. Alkım, Anatolien I (1968).
Babinger 2001 F. Babinger, “Rum”, ùslam Ansiklopedisi 9 (2001), 766.
Bayburtluoølu 1982 C. Bayburtluoølu, Likya (1982).
Bayburtluoølu 2004 C. Bayburtluoølu, Lycia (2004).
Bean 1967 G.E. Bean, Aegean Turkey. An Archaeological Guide (1967).
Bean 1978 G.E. Bean, Lycian Turkey. An Archaeological Guide (1978).
Bengston 1950 H. Bengston, Griechische Geschichte von den Anfängen bis in die
römische Kaiserzeit (1950).
Benndorf – Niemann 1889 O. Benndorf – G. Niemann, Das Heroon von Gjölbaschı-Trysa
(1889).
Berger 1970 E. Berger, Das Basler Arztrelief (1970).
Borchhardt vd. 1975 J. Borchhardt – O. Feld – G. Neumann, Myra. Eine lykische
Metropole in antiker und byzantinischer Zeit, IstForsch 30
(1975).
Borchhardt 1976 J. Borchhardt, Die Bauskulptur des Heroons von Limyra,
IstForsch 32 (1976).
Borchhardt 1990 J. Borchhardt, “Kulturgeschichtliche Betrachtungen”, bk.
Götter, Heroen, Herrscher in Lykien, Ausstellungskat (1990).
Borchhardt 1993 J. Borchhardt, Die Steine von Zemuri (1993).
Borchhardt 2005 J. Borchhardt, “Zum Kult der Heroen, Herrscher und Ge-
folgsleute in Lykien zur Zeit der Klasik”, içinde: H. ùûkan –
F. Iûık (derl.), Güneybatı Anadolu’da Mezar Tipleri ve Ölü Kültü,
Uluslararası Kolokyum, Antalya 1999, Lykia VI, 2001/2002
(2005) 29-48.
Bosch 1937 Cl. Bosch, “Das Anatolische in der Geschichte”, II. Türki-
scher Geschichtskongres (1937) 801-811.
Boysal 1969 Y. Boysal, Katalog der Vasen im Museum in Bodrum I. Myke-
nisch-Protogeometrisch (1969).

100
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Brandt – Kolb 2005 H. Brandt – F. Kolb, Lycia et Pamphylia. Eine römische Provinz
im Südwesten Kleinasiens (2005).
Bruer – Kunze 2010 S. Bruer – M. Kunze, Der Stadtplan von Patara und Beobachtun-
gen zu den Stadtmauern, Patara I.1 (2010).
Bruns-Özgan 1987 Ch. Bruns-Özgan, Lykische Grabreliefs des 5. und 4.Jahrhunderts
v. Chr., IstMitt Beih 33 (1987).
Bryce 1986 T. R. Bryce, The Lycians I. The Lycians in Literary and
Epigraphic Sources (1986).
Bryce 2003 T. Bryce, “History”, içinde: H. C. Melchert (derl.), The
Luwians (2003) 27-127.
Buschor 1963 E. Buschor, Von griechischer Kunst. Ausgewaehlte Schriften
(1963).
Bayburtluoølu 2003 C. Bayburtluoølu, Arykanda. Anadolu’nun Aykırıçay’ı (2003).
Casabonne 2007 O. Casabonne, “Büyük ùskender. Mit ve Gerçek”,
ArkeoAtlas 6, 2007, 117.
Çevik – Bulut 2008 N. Çevik – S. Bulut, “The rediscovery of Gagae/Gaxe in
the south-east corner of Lycia. New finds from the total
surface surveys”, Adalya XI, 2008, 65
Çevik 1996 N. Çevik, “Yeni Bulgular Iûıøında Elmalı Yaylası”, Adalya I,
1996, 61-72.
Çevik 2000 N. Çevik, Urartu Kaya Mezarları ve Ölü Gömme Gelenekleri
(2000).
Childs 1978 W. A. P. Childs, The City-Reliefs of Lycia (1978).
Cormack 2004 S. Cormack, The Space of Death in Roman Asia Minor (2004)
Delemen 1999 ù. Delemen, Anatolian Rider Gods: a study on stone finds from the
Regions of Lycia, Pisidia, Isauria, Lycaonia, Phrygia, Lydia and
Caria in the late roman period, AMS 35 (1999).
Demargne 1958 P. Demargne, Les piliers funéraires, FdX I (1958).
des Courtils 2003 J. des Courtils, Ksanthos ve Letoon Rehberi (2003).
des Courtils 2005 J. des Courtils, “Ksanthos-Letoon Kazı ve Araûtırmaları
2004”, Anadolu Akdenizi Arkeoloji Haberleri (ANMED)2005-
3, 2005, 41-45.
des Courtils 2006a J. des Courtils, “Ksanthos Kazı ve Araûtırmaları 2005”,
Anadolu Akdenizi Arkeoloji Haberleri (ANMED)2006-4,
2006, 31-35.
des Courtils 2006b J. des Courtils, “Nouvelles découvertes a Xanthos”, içinde:
K. Dörtlük – T. Kahya (derl), III. Uluslararası Likya
Sempozyumu, Bildiriler I, Antalya 2005 (2006) 145-152.
DeVries 2006 K. DeVries, “Phryg Krallıøı. Midas’ın Ülkesi”, ArkeoAtlas 5
2006, 44.

101
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Dierichs 2002 A. Dierichs, Von der Götter Geburt und der Frauen Niederkunft
(2002).
Dietrich – Loretz 2004 M. Dietrich – O. Loretz (derl.), Alter Orient und Altes Testa-
ment, Bd. 23 (2004) 151-175.
Diler 2006 A. Diler, “Pedasa Geç Protogeometrik Tümülüsü ve
Leleglerde Ölü ùnancı”, içinde: T. Takaoølu (derl.), Abdullah
Yaylalı’ya Armaøan (2006) 109-131.
Dinç 2010 S. Dinç, Hellenistik ve Roma Çaølarında Likya’da Kent Birlikleri
(2010).
Dörtlük 1977 K. Dörtlük, “1975 Uylupınar Kazı Raporu”, TürkAD 24.2,
1977, 9-15.
Efendioølu 2010 T. Efendioølu, Hellenistik ve Roma Çaølarında Likya’da Yerel
Tanrı ve Tanrıçalar (2010).
Eichler 1950 F. Eichler, Die Reliefs des Heroon von Gjölbaschı-Trysa (1950).
Engelmann 2006 H. Engelmann, “Zur Lykiarchie”, ZPE 158 ,2006, 183.
Erhat 1972 A. Erhat, Mitoloji Sözlüøü (1972).
Freyer-Schauenburg 1994 B. Freyer-Schauenburg, Die lykischen Zwölfgötter-Reliefs, AMS
13 (1994).
Friedrich 2000 J. Friedrich (R. Tekoølu, çev.), Kayıp Yazılar ve Diller (2000).
Froning 2004 H. Froning, “Das sogenannte Harpyien-Monument von
Xanthos”, içinde: T. Korkut (derl.), 60. Yaûında Fahri Iûık’a
Armaøan (2004) 315-320.
Gay – Corsten 2006 K. A. Gay – Th. Corsten, “Lycian Tombs in the Kibyratis
and the Extend of Lycian Culture”, AnatSt 56, 2006, 47-60.
Gruben 1980 G. Gruben, Die Tempel der Griechen (1980).
Hiller 1975 H. Hiller, Ionische Grabreliefs der ersten Haelfte des 5. Jahrhunderts
v. Chr, IstMitt Beih. 12 (1975).
Huxley 1972 G.L. Huxley, The Early Ionians (1972).
Isager 1994 J. Isager (derl.), Hekatomnid Caria and the Ionian Renaissance,
Halicarnassian Studies I (1994).
Iûık – Iûkan – Çevik 1998-1999 F. Iûık – H. ùûkan – N. Çevik, Miliarium Lyciae: Patara Yol
Kılavuz Anıtı, Lykia IV, 1998/1999 (2001).
Iûık 1986 F. Iûık, “Die Entstehung der frühen Kybelebilder Phrygiens
und ihre Einwirkung auf die ionische Plastik”, ÖJh Beibl. 57,
1986, 42-107.
Iûık 1990 F. Iûık, “Frühe Funde aus Theangela und die Gründung der
Stadt”, IstMitt 40, 1990, 17-36.
Iûık 1994 F. Iûık, “Pttara, im Land vom hethitischen Lukka und ho-
merischen Lykia”, Lykia I 1994, 1-11.

102
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Iûık 1995 F. Iûık, Tempelgraeber von Patara und ihre anatolischen


Wurzeln, Lykia II, 1995, 160-186.
Iûık 1995-1996 F. Iûık, “Das Felsgrab von Köseoølu und Totentempel
Urartus”, AMI 28, 1995-1996, 211-234.
Iûık 1996a F. Iûık, “Pamfilya ve Anadolu Gerçeøi”, Adalya I, 1996, 23-
44.
Iûık 1996b F. Iûık, “Zum Ursprung lykischer Felsheiligtümer”, içinde:
F. Blakolmer – K. R. Krierer – F. Krinzinger (derl.),
Festschrift für Jürgen Borchhardt zum sechszigsten Geburtstag I
(1996) 51-64.
Iûık 1998a F. Iûık, “Zum Typus des Temenosgrabes in Lykien”, IstMitt
48, 1998, 157-172.
Iûık 1998b F. Iûık, “Yunan Mucizesi Var mıydı?”, Adalya III, 1998, 13-
35.
Iûık 1999 F. Iûık, Doøa Ana Kubaba. Tanrıçaların Ege’de Buluûması
(1999).
Iûık 2000a F. Iûık, Patara. The History and Ruins of the Capital City of
Lycian League (2000).
Iûık 2000b F. Iûık, “Der karische Bergherrscher und sein heiliger Stein
in Kbide”, içinde: C. Iûık (derl.), Festschrift für Baki Öøün,
AMS 39 (2000) 117-135.
Iûık 2001 F. Iûık, “Die anthropomorphe Halbstatue der ‘Eni
Mahanahi’ aus Letoon“, içinde: N. Birkle – R. Fleischer
(derl.), Festschrift Robert Fleischer zum 60. Geburtstag (2001)
143-151.
Iûık 2001-2002 F. Iûık, “Die Vergöttlichung lykischer Dynasten im Lichte
ihrer Graeber, Lykia VI, 2001/2002, 114.
Iûık 2003a F. Iûık, Die Statuetten vom Tumulus D bei Elmalı. Ionisierung der
neuhethitisch-phrygischen Bildformen in Anatolien, Lykia V, 2000
(2003).
Iûık 2003b F. Iûık, “Die Vergöttlichung der phrygischen Dynasten im
Lichte ihrer Graeber”, IstMitt 53, 2003, 183-208.
Iûık 2004 F. Iûık, “Zur anatolischen Athena im Lichte der Athena
Ergane von Ilion und der Athena Nikephoros von Perga-
mon”, IstMitt 54, 2004, 507-518.
Iûık 2006 F. Iûık, “Mimaride Hitit-Akha ùliûkileri”, içinde: A. Erkanal
(derl.), Hayat Erkanal’a Armaøan (2006) 440-450.
Iûık 2007 F. Iûık, “Lykia’nın Dip Tarihi ve Hint-Avrupalılar’ın
Anadolulaûması Üzerine”, içinde: G. Umurtak – ú. Dönmez
– A. Yurtsever (derl.), Refik Duru’ya Armaøan (2007) 229-
236.

103
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Iûık 2008a F. Iûık, “Mopsos Mitosu ve Bilimsel Gerçekler. Perge ve


Karatepe’nin Kuruluûu Üzerine”, içinde: ù. Delemen (derl.),
65. Yaûında Prof. Dr. Haluk Abbasoølu’na Armaøan I (2008)
571-585.
Iûık 2008b F. Iûık, “Die Anatolisch-Altphrygische Muttergottheit vom
Neolithikum bis zur Klassik”, içinde: E. Schwertheim – E.
Winter (derl.), Neue Funde und Forschungen in Phrygien, AMS
61 (2008) 33-68.
Iûık 2009 F. Iûık, “Anadolu-ùon Uygarlıøı. ‘Kolonizasyon’ ve ‘Doøu
Hellen’ Tanımına Eleûtirisel Bir Bakıû”, Anadolu/Anatolia
35, 2009, 53-88.
Iûık 2011a F. Iûık, “Das Leto-Heiligtum in Asarcık am Xanthostal. Zur
sog. ‘Akkulturation’ in Lykien bezüglich seiner frühen
Tempelbauten”, IstMitt (baskıda).
Iûık 2011b F. Iûık, “Hilal ya da Yalınlaûtırılmıû Boøa Boynuzu. Pinara
Mezarları Iûıøında Kybele Anıtları Tepe Akroterinin
Yorumu Üzerine”, M. Özsait’e Armaøan (baskıda).
Iûık ve diø. F. Iûık – M. Atıcı – R. Tekoølu, “Die nachhethitische
Königsstele von Karakuyu beim Karabel-Pass. Zur kultu-
rellen Kontinuität vom bronzezeitlichen Mira zum eisen-
zeitlichen Ionia”, AMS (baskıda).
Iûık-Iûkan – Iûık 2005 H. Iûık-ùûkan – F. Iûık, “Likya Ev Mimarisi Üzerine
Düûünceler”, içinde: O. Belli – B. B. Kurtel (derl.), 60.
Yaûında S. Genim'e Armaøan. Makaleler (2005) 398-415.
Iûık-ùûkan 2004a H. Iûık-ùûkan, “Zum Totenkult in Lykien II. Schlachtopfer
an lykischen Graebern“, içinde: T. Korkut (derl.), 60.
Yaûında Fahri Iûık’a Armaøan (2004) 379-417.
Iûık-ùûkan 2004b H. Iûık-ùûkan, “Der Einfluss des späthethitischen Kultur-
raumes auf die Grabreliefs in Lykien”, içinde: M. Novak vd.
(derl.), Akten der zweiten Forschungstagung des Graduiertenkollegs
"Anatolien und seine Nachbarn" (2004) 151-175.
Iûın 1994 G. Iûın, “The Easternmost Rock Tomb in Lycia: ‘Topal
Gavur’ at Asartaû”, Lykia I, 1994, 68-77.
Iûın 2010 G. Iûın, “The Building Complex on the Tepecik Acropolis
at Patara”, AnatSt 60, 2010 , 93-104.
Jameson 1980 S. Jameson, “The Lycian League: Some Problems in its
Administration”, ANRW II 7.2, 1980, 847.
Jeppesen 1992 K. Jeppesen, “Tot operum opus, Ergebnisse der daenischen
Forschungen zum Mausoleion von Halikarnas seit 1966”,
JdI 107, 1992, 59-102.

104
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Jeppesen 1994 K. Jeppesen, “Founder Cult and Maussolleion”, içinde: J.


Isager (derl.), Hekatomnid Caria and the Ionian Renaissance,
Halicarnassian Studies I (1994) 73-84.
Kahya 2001-2002 T. Kahya, “Patara Darg Age Pottery”, Adalya V,
2001/2002, 38-41.
Kasper 1978 S. Kasper, “Der Tumulus von Belevi”, içinde: E. Akurgal
(derl.), The Proceedings of the Xth International Congress of
Classical Archaeology, Ankara-ùzmir 1973 I (1978) 387-398.
Keen 1998 A. G. Keen, Dynastic Lycia (1998).
Köktürk 1996-1997 H. Köktürk, “New Lights on prehistorical Lycia. Finds
from Girmeler Cave near Tlos”, Lykia III, 1996/1997, 39-
45.
Kolb – Kupke 1992 F. Kolb – B. Kupke, Lykien. Geschichte Lykiens im Altertum
(1992).
Kolb – Kupke 1992 P. Demargne, Les piliers funéraires, FdX I (1958).
Korkut – Grosche 2007 T. Korkut – G. Grosche, Das Bouleuterion von Patara. Ver-
sammlungsgebaeude des Lykischen Bundes, Patara II.1 (2007).
Latacz 2001 J. Latacz, Frankfurter Allgemeine Zeitung, 9 Ekim 2001.
Lauter 1986 H. Lauter, Die Architektur des Hellenismus (1986).
Lehmann 2001 G. A. Lehmann, Ansätze zu einer Theorie des griechischen Bundes-
staates bei Aristoteles und Polybios (2001).
Lippold 1950 G. Lippold, Die griechische Plastik, Handbuch der Archaeologie
3.1 (1950).
Mansel 1978 A. M. Mansel, Side. 1947-1966 Yılları Kazıları ve Araûtırmaları
Sonuçları (1978).
Marek 2010 C. Marek, Geschichte Kleinasiens in der Antike (2010).
Marinatos 1959 S. Marinatos, Kreta und das Mykenische Hellas (1959).
Marksteiner 2002 T. Marksteiner, Trysa - Eine zentrallykische Niederlassung im
Wandel der Zeit: Siedlungs-, architektur- und kunstgeschichtliche
Studien zur Kulturlandschaft Lykien (2002).
Matthaeus 2006 H. Matthaeus, “Geç Tunç Çaøı’nda Akdeniz’de Kültürler
Arası ùliûkiler, Ticaret ve Deniz Seferleri”, içinde: Ü. Yalçın
– C. Pulak – R. Slotta (derl.), Uluburun Gemisi. 3000 Yıl Önce
Dünya Ticareti, Deutsches Bergbau-Museum Bochum 2005/2006
(Sergi Kataloøu) 2005/2006 (2006) 335-368.
Melchert 2003 H. C. Melchert (derl.), The Luwians (2003).
Mellink 1976 M. Mellink, “Excavations in the Elmalı Area, Lycia, 1975”,
AJA 80, 1976, 377-384.
Mellink 1998 M. Mellink, Kızılbel. An Archaic Painted Tomb Chamber in
Northern Lycia (1998).

105
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Metzger 1972 H. Metzger, Les céramiques archaiques et claaiques de l’acropole


Lycienne, FdX IV (1972).
Montesquieu 1748 Ch. de Montesquieu, De l’esprit des lois (1748).
Niehoff 1996 J. Niehoff, “Byzantion”, DNP 2 (1996), 871.
Nilsson 1992 M. P. Nilsson, Geschichte der griechischen Religion I (1992).
Oberleitner 1994 W. Oberleitner, Das Heroon von Trysa (1994).
Özgen 2006 ù. Özgen, “Elmalı Ovası ve Hacımusalar”, içinde: K. Dört-
lük – T. Kayha (derl.), III. Uluslararası Likya Sempozyumu,
2005 Antalya (2006) 537-555.
Özgünel 1978 C. Özgünel, Karya Geometrik Seramiøi (1978).
Özhanlı 2001-2002 M. Özhanlı, “ùsinda Dikme Anıtı”, Adalya V, 2001/2002,
73-106.
Özüdoøru 2008 ú. Özüdoøru, Arkaik Dönem Lykia Plastik Eserleri Iûıøında
ùkonografik Yerel ve Yabancı Unsurlar (Akdeniz Üniversitesi,
basılmamıû doktora tezi, Antalya 2008).
Özyar 2005 A. Özyar, “Geç Hitit Sanatı”, ArkeoAtlas 4, 2005, 10-14
Pfuhl – Möbius 1977 E. Pfuhl – H. Möbius, Die ostgriechischen Grabreliefs I (1977).
Praschniker – Theuer C. Praschniker – M. Theuer, Das Mausoleum von Belevi, FiE
VI (1979).
Prayon 1987 F. Prayon, Phrygische Plastik (1987).
Pryce 1928 F. N. Pryce, Catalogue of Sculpture in the Department of Greek
and Roman Antiquities, British Museum Vol. I.1: Prehellenic and
Early Greek (1928).
Przeworski 1939 S. Przeworski, Die Metallindustrie Anatoliens in der Zeit von
1500-700 vor Chr. (1939).
Roller 1999 L.E. Roller, In Search of God the Mother (1999).
Rose 2008 C. B. Rose, “Separating Fact from Fiction in the Aiolian
Migration”, Hesperia 77.3, 2008, 399-430.
Schachermeyr 1967 F. Schachermeyr, Aegaeis und Orient (1967).
Schmidt-Dounas 1985 B. Schmidt-Dounas, Der lykische Sarkophag aus Sidon, IstMitt
Beih. 30 (1985).
Starke 1999 F. Starke, “Luwisch”, DNP 7 (1999), 528-533.
Taûlıklıoølu 1954 Z. Taûlıklıoølu, Tanrı Apollon ve Anadolu ile Münasebeti (1954).
Taûlıklıoølu 1963 Z. Taûlıklıoølu, Anadolu’da Apollon Kültü ile ilgili Kaynaklar
(1963).
Tekoølu 1999-2000 R. Tekoølu, “Eski Pamfilya Halkları ve Dilleri”, Adalya IV,
1999-2000, 49-60.
Tekoølu 2006 R. Tekoølu, “Anadolu’nun Dilleri”, ArkeoAtlas 5, 2006, 158.
Thomas 2002 A. Thomsen, Die lykische Dynastensiedlung auf dem Avûar Tepesi
(2002).

106
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Tölle-Kastenbein 1980 R. Tölle-Kastenbein, Frühklassische Peplosfiguren. Originale


(1980).
Treuber 1887 O. Treuber, Geschichte der Lykier (1887).
Umar 1998 B. Umar , Türkiye Halkının Ortaçaø Tarihi (1998).
von Aulock 1974 H. von Aulock, Die Münzpraegung des Gordian III und der
Tranquillina in Lykien, IstMitt Beih 11 (1974).
Von Gall 1966 H. von Gall, Die paphlagonischen Felsgraeber, IstMitt Beih. 1
(1966).
Wachter 2001 R. Wächter, “Die Troia-Geschichte wird schriftlich, Ho-
mers Ilias zum Buch”, içinde: B. Theune-GroƢkopf – U.
Seitel – G. Kastl – M. Kempa – R. Redies – A. Wais (derl.),
Troia. Traum und Wirklichkeit, Ausstellungskatalog (2001) 77-
83.

107
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 1 Resim 2

Resim 3

Resim 4

108
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 5 Resim 6

Resim 7a
Resim 7b

Resim 8

109
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 9 Resim 10

Resim 12

Resim 11

110
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 13 Resim 14

Resim 15

Resim 16

111
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 17 Resim 18

Resim 19a

Resim 19b Resim 20

112
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 21 Resim 22

Resim 23

113
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 24 Resim 25

Resim 26

114
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 27

Resim 29

Resim 28

115
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 30 Resim 31 Resim 32

Resim 33 Resim 34 Resim 35

116
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 36

Resim 37

Resim 38

117
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 39

Resim 40

Resim 41

Resim 42

118
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 43 Resim 44

Resim 45 Resim 46

119
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 47 Resim 48

Resim 49

Resim 50

120
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 51 Resim 52

Resim 53

121
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 54

Resim 55

Resim 56 Resim 57 Resim 58 Resim 59

122
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 60

Resim 61

Resim 62 Resim 63

123
Anadolu-Lykia Uygarlıøı: Lykia’nın “Hellenleûmesi” Görüûüne Eleûtirel Bir Yaklaûım

Resim 64

Resim 65

124
Anadolu / Anatolia 36, 2010 F. Iûık

Resim 66

Resim 67

125