You are on page 1of 400

DEFİNE PEŞİNDE

9
GÜNDE
KÖŞEYİ
DÖNME
-1-
DEFİNE PEŞİNDE

e-kitap2018

YAZAR

RESUL ÇITA
-2-
DEFİNE PEŞİNDE
İÇİNDEKİLER

-ÖNSÖZ.......................................................................................................................................................................5
-ARKEOLOJİ İLE İLK TANIŞMA.................................................................................7
-KRAL YOLU.....................................................................................................................................................9
-ARKEOLOJİ NEDİR ?...........................................................................................................16
-TARİHİ ESER NEDİR ?........................................................................................................18
-SİKKE NEDİR ?................................................................................................................................22
-KAZI İÇİN ARAŞTIRMA......................................................................................................31
-YERALTI ŞEHRİ NEDİR ?...........................................................................................37
-İLK KAZI..............................................................................................................................................................39
-DEFİNE ( GÖMÜ ) NEDİR ?....................................................................................51
-DEFİNECİ NEDİR ?..................................................................................................................51
-DEDEKTÖRSÜZ DEFİNECİ OLMAZ...................................................52
-METAL DEDEKTÖRÜ NEDİR ?......................................................................53
-DEĞİRMEN ALTINDAKİ GÖMÜ.....................................................................59
-MEZAR STELİ NEDİR ?...................................................................................................71
-100 DEFİNECİ BİR ARADA.......................................................................................75
-BEŞ MİLYONLUK HAZINE...........................................................................................80
-3-
DEFİNE PEŞİNDE
-ZENGİN OLMANIN YOLU...........................................................................................93
-ALAN TARAMA NEDİR ?.................................................................................................99
-BİR GEDECE ÜÇ KAZI..................................................................................................105
-ORGANİZE DEFINECILER....................................................................................118
-POLİSE TARİHİ ESER SATARSAK.....................................................151
-JANDARMA KOM ŞUBE............................................................................................156
-HIRSIN SONU....................................................................................................................................172
-BILANÇO.......................................................................................................................................................181
-YASAL KAZI............................................................................................................................................186
-TÜMÜLÜS NEDİR ?..............................................................................................................196
-4-
DEFİNE PEŞİNDE

ÖNSÖZ

Her kesin hayalidir kısa yoldan zengin olmak,


bu yolların en başında da definecilik gelir. Toprağı
kazıp çil çil altınlara sahip olmak
birçok kişinin rüyalarını süsler. Öyleki dünya
genelinde bir çok kişinin, ülkemizde tahmini 3 milyon
kişinin rabet gösterdiği işlerin başında gelir. Her
köyde muhakkak bir tane
defineci vardır. Bizlerden önce bu
topraklarda yaşamını sürdürmüş ve bu
topraklarda yaşamı son bulmuş
milyonlarca insan arkaların da bir çok ganimet
bırakarak hayatları son bulmuştur. Peki bu iş
gerçekten zengin edermi ?
Define hakkında tüm merak ettikleriniz bilmeniz
gerekenler gerçek olaylar, abartı olmadan Türkiyede
sadece bu kitapta.
-5-
DEFİNE PEŞİNDE

◇ Tüm Yayın Hakları Saklıdır ◇


-6-
DEFİNE PEŞİNDE

ARKEOLOJİ İLE İLK TANIŞMA

Temmuz ayı çocukluk dönemim 9 yaşlarındaydım,


babamla pancar tarlamızı sulamak için evden çıktık.
Sıcak bir gün ortası ekinlerin hasat zamanı yaklaşmış
köyde hummalı çalışma sezonunun tam ortası, yaz
tatilinde babama yardım ediyorum. Tarlanın sulanması
gerekiyordu, öğlene kadar tarlayı suladık öğlen yemeği
için mola verdik. Zeytin, peynir, yeşil soğan, yufka
termosta çay yemeğimizi yediğimiz sırada
babam biraz uzağımızda bulunan tepeyi 3
kişinin kazdıklarını gördü, ırmağın kenarında yüksek
sivri bir tepenin tam üzerindeydiler. Bulunduğumuz
alan köye 3 km uzaklıkta köyün verimli topraklarının
olduğu biryerdi.
-7-
DEFİNE PEŞİNDE
Köy; Kızılırmak kenarında ovaların ortasında 1800’lü
yıllarda kurulmuş, hemen kenarından akan Kızılırmak
köye hayat vermiş, eski çağdan günümüze önemini
hiç yitirmeden günümüze gelmiştir. Bulunduğumuz
tarlaya yaklaşık 1 kilo metre mesafede Kızılırmak
üzerinde yapım tarihi bilinmeyen tarihi taş köprü
ayakları hala ayakta durmaktadır. Bu köprü ayakları
Kral yolu; İran'daki Susa kentinden başlayan
Manisa'daki Sart Harabelerine uzanan ticaret yolu
üzerinde bulunması, şimdi sessiz olan bu toprakların
geçmişinde hareketli günlerinin geçtiğine, zengin
kalıntıların bu topraklarda olduğuna adeta kanıttır.
-8-
DEFİNE PEŞİNDE

KRAL YOLU

Adını Herodotos vermiştir. 2.250 km uzunlukta ve her


25 km’de bir konaklama yerleri vardı. M.Ö. 547’de
Perslerle Lidyalılar arasındaki savaşı kazanan Persler
kendi iç yol ağlarını Hititler’ in Anadolu’da bıraktığı yol
ağlarıyla birleştirdiler, yol ağına da Kral yolu dendi. Yol
güzergâhında şu kentler vardı; Perse polis, Basra,
Susa, Hemedan, Arbela, Feshabur, Nizip, Amida,
Malatya, Sivas, Amasya, Ankara; burada yol ikiye
ayrılır, birinci yol İzmit üzerinden İstanbul’da son bulur
öteki yol Yalvaç, Burdur Gölü, Sardesi, Bergama,
Troya, İntepe’de (Çanakkale) biterdi.
-9-
DEFİNE PEŞİNDE

SARDES ANTİK KENTİ ( MANİSA )

Lidya Devleti’nin başkenti olan Sardes Antik Kenti’nin


kalıntıları Salihli İlçesi, Sart Kasabası’ndadır. Sart ve
yöresinin 5000 yılı aşkın bir süredir çeşitli yerleşimlere
sahne olduğu, Roma ve Bizans dönemlerinde de
önemli bir yerleşim merkezi olduğu kazı
çalışmalarından anlaşılmaktadır. Ayrıca Sart'ın
yaklaşık 5 km kuzeyinde "Bin Tepeler" ismiyle anılan
yaklaşık olarak 85 tane mezardan oluşan Lidya kraliyet
- 10 -
DEFİNE PEŞİNDE
mezarlığı bulunmaktadır. Sart kasabasında Batı
Anadolu'nun Hristiyanlığın 7 kutsal tapınağından biri
olan Artemis Tapınağı yer almaktadır. Antik Sardes,
Lidya Devletinin başkenti durumunda olup, ilk altın
paranın yapıldığı bir yerdir. Bozdağlar'ın altın madeni
yönünden önemli bir saha oluşu ve buradan akan
Sard Deresi'nin beraberinde altın cevheri taşıması
şehrin burada kurulmasına yol açmıştır.
BİNTEPELER
- 11 -
DEFİNE PEŞİNDE

Hemen babamla traktöre binip tepeye doğru


ilerlemeye başladık, tepenin diplerine gelinceye kadar
defineciler hiç bir tepkime yapmadılar.
“Hey !!! Ne yapıyorsunuz orda ?”diye babam bağırdı,
adamlar alel acele yerden bir şeyler toplamaya
çalışıyor babamla ben tepeye tırmanıyorduk, oldukça
dik bir tepe olması biz çıkana kadar adamların diğer
tarafa doğru kaçmalarına yol açmıştı. Tepeye
çıktığımızda adamlar epey uzaklaşmıştı, tepenin orta
noktasını kazmışlar, kazı yaptıkları alan yaklaşık 2
metre çapında 1,5 metre derinlikte kazılmış etraf küp
kırıkları ve kemik parçaları ile doluydu babam
çukurun içine girdi eliyle toprağı karıştırmaya başladı.
Ben merakla onu izliyor acaba ne arıyor diye sadece
bakıyordum. Babam tam o sırada bir tane bozuk
paraların büyüğü şeklinde üzeri yeşillenmiş bir
şey buldu.
Babama ; “Bu ne ?” dedim.
“Para edecek değerli bir şey olabilir” deyince hemen
bende aramaya başladım eğer gerçekten değerli bir
şeyse bakkaldan istediğim kadar çikolata, dondurma
ala bilirdim “ahh çocukluk”. Çok geçmeden babam bir
tane daha buldu bunun üzeri okuna biliyordu arka
yüzünde kocaman bir m harfi ve ön yüzünde bir kadın
- 12 -
DEFİNE PEŞİNDE
figürü kucağında çocuk hiç bizim Atatürk’lü paralara
benzemiyordu.
“Bu kimin parası
baba ?” “Bilmiyorum”
Büyük bir heyecanla bende toprağı elimle kazmaya
başladım, bende bulmak istiyordum ama yok hiç bir
şey yok. Babam;
“Kazılan toprağı attıkları yere git sen, paralardan
toprağın içinde kalıp görmeden oraya toprakla birlikte
attılarsa orda olabilir” deyince hemen çukurdan çıkıp
toprağı attıkları yere gittim alt tarafına geçip ellerimle
toprağı karıştırmaya başladım, parmaklarımı tırmık
gibi kullanıyordum, köstebek gibi kazıyorken bir anda
parmaklarımın arasına metal bir şey değdi onu
hissettim hemen toprağı daha detaylı eşeledim. Yeşil
şeklinde üzeri figürlü daha önce hiç görmediğim bir
şey bulmuştum o an öyle çok sevindim ki “Babaa !!!
Babaa !!! buldum buldum” diye bağırdım babam
elime baktı;
“Onu cebine koy ve biraz daha ara” dedi. Cebime
koydum daha büyük bir heves ve umutla toprağı bir
kepçe gibi kazıyordum. Babam; “Git sen tarladaki
küreği getir biraz derini kazalım” dedi.
Hemen tarlaya koşa koşa gittim heyecandan ayaklarım
bir birine dolaşıyordu biraz koşup durup cebimdeki
- 13 -
DEFİNE PEŞİNDE
parayı çıkarıp ona bakıyor “bu gerçek hayal değil”
deyip koşmaya devam ediyordum, mükemmel bir
şeydi bu gerçek bir heyecan. Tarlaya vardım küreği
aldım ben dönene kadar babam 7 tane daha
bulmuştu. Babam elimden küreği aldı “Hadi bismillah”
deyip kazmaya başladı. Zemin kül ile toprak karışımı
yumuşak olduğu için kolaylıkla kazıla biliyordu. Kemik
parçaları oldukça fazlaydı, ya burada birilerini yakıp
üzerlerine bu paraları atmış olmalıydılar, yada biri
yıllar önce paraları buraya savaş veya yağmalama
döneminde saklamış günümüz define avcıları tesbit
edip sağa sola dağılmasına neden olmuştu. Babam 1
metre daha zemini kazdı kül ve kemik parçalarından
başka bir şey arıyorduk ama henüz başka bir şey
yoktu. Babam; “Toprağı attığım yere geç, attığım
toprağı takip et içinde dikkatini çeken bir şey olursa
hemen dur diye seslen” dedi.
Ben büyük bir dikkatle babamın kürekle attığı toprağı
takip ediyor, toprağın içinden çıkacak bir şey
arıyordum. 1 saat kadar kazdık 15 tane farklı şekillere
sahip paralar bulmuştuk. Babam; “Buradan daha bir
şey çıkmaz” deyip oradan ayrıldık, ben bulduğum
parayı cebimde saklıyordum o parayı babama
vermedim akşam yatarken hep orayı düşündüm
acaba toprağın altında daha değerli bir şey kaldı ise,
ya biz çok yakınında kazmayı bıraktıysak, sabaha
kadar o tepeyi düşündüm. Babam
- 14 -
DEFİNE PEŞİNDE
sabah ilçeye gitti bu paraların ne olduğunu maddi
değerinin olup olmadığını öğrenmek için, ben kendi
bulduğum parayı vermedim onu saklıyordum çok
ilgimi çekmişti. Babam akşam üzeri eve döndü;
“Ne oldu ?” diye sordum.
“Bir halt etmiyormuş” deyip konuyu kapattı.
Kimin parası ?, Kaç yıllık ?, Oraya kim koymuş ?
Üzerinde ne yazıyor ? bunları ben merak ediyordum
ama hiç birinin cevabını alamamıştım. O
yıllarda arkeoloji diye bir terim bile bilmiyordum ama
adeta tutkum olmuştu. Yıllar önce yapılmış bir
nesneye dokunmak bana çok büyük heyecan ve
haz vermişti. Kimseye bahsetmedim bu konudan hep
aklımda fakat kimsenin bilmediği bir
merakım olmuştu. Keşfetmek istiyordum, herkesin
sahip olmak istediği hazinelerin izini
sürmek, geçmişteki zengin kralların hazinelerine
ulaşmak istiyordum.
- 15 -
DEFİNE PEŞİNDE

ARKELOJİ NEDİR ?

Eski medeniyetleri, yapı ve eşya kalıntıları yoluyla


inceleyen bilimdir.
- 16 -
DEFİNE PEŞİNDE

ARKEOLOG NEDİR ?
Eski çağlarda insanlar tarafından yapılmış toprak
üstünde, toprak altında veya su altında bulunan,
gözle görülen, elle tutulan her eseri dikkatle ve
titizlikle ortaya çıkaran, bunları inceleyen, açıklayan
ve yorumlayan ve bu doğrultuda eski insanların nasıl
yaşadığını bilen arkeoloji bilimi uzmandır.
- 17 -
DEFİNE PEŞİNDE
TARİHİ ESER NEDİR ?
Tarihi eser geçmiş uygarlıklardan kalan kalıntı ve
eserlere verilen genel bir addır. Eski uygarlıklardan
kalan her kalıntının bir değeri vardır. Tarihi eserler
eski uygarlıkların kültürü, yaşantısı, inanışları ve ilgili
dönemin dokusu hakkında bilgiler verir.Tarihi
eserlerle yüzyıllar öncesine kadar gidip, yaşamları,
dinleri, giyim şekillerini , şehirleşme özelliklerini
görebiliyoruz. Bu yüzdende tarihi eserlerin ortaya
çıkması bizlerin geleceği için büyük önem taşıyor.
- 18 -
DEFİNE PEŞİNDE
Aradan 4 yıl geçti 13 yaşlarım orta
okulda tarih dersinde bu gibi eski
paraların olduğu bir konu geçti hocamız çok bilgili
bir bayandı hemen aklıma o tarihi para geldi ama
hocaya söylemem doğru olur muydu köy yerinde
başka kime sora bilirdim ki ?, merakımı kim gidere
bilirdi ? Hiç kimse. Cesaretimi topladım;
“Hocam bunun gibi yolda bir para buldum yarın size
getirsem ne olduğunu bana açıklarmısınız ? ” dedim
“Tamam getir bir bakayım”dedi. Aslında para o an
cebimdeydi ama vermek istemedim. Aklımdanda “ya
geri vermezse” diyor bir taraftansa “açıklasın bana kim
nasıl yaptı bunu ?, ne zaman
yapmış, aklımdaki soruları çözsün” diyordum.
Ertesi gün direk hocanın yanına gittim avucumun
içinde parayı sıkıca tutarak odasına girdim;
“Hocam dünkü bahsettiğim para” eline aldı
bir altına bir üstüne baktı
“Tamam bende dursun bu yarın ben sana geri veririm
akşam araştırayım bunun hakkında sana bilgi
vereceğim” dedi.
Tüm merak ettiklerimi söyleyecekti, ben dahada
heyecanlandım bir an çok önce söylese diyordum.
gün sonra bana parayı 1 verdi.
- 19 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Bu roma dönemine ait bir sikke 1000 yıllık bakırdan
yapılma”
“Maddi değeri ?”
“Bilgim yok” dedi.
Artık elimdeki paranın ne olduğunu biliyordum bir
sikkem olmuştu, gerçekten bilmek kadar güzel bir
şey yoktu, daha çok mana kazanmıştı bu metal
parçası benim için öyleki 13 yıl boyunca onu
sakladım. Şans param olmuştu benim,
farkında olmadan arkeoloji aşığı olmuştum, her
şeyin tarihini, ne zaman,
nasıl yapıldığını araştırır oldum. Çocukluk yıllarında
böyle heyecanlı, macera dolu bir hobi, merak,
araştırma, bilgi, adını siz koyun hayatımın bir
parçası oldu.
Zaten öyle değilmidir ? Yedisinde insan neyi görür,
neyi sever, neyi isterse yaşam boyu onun peşinden
gider.
Hepimizin hobileri vardır futbolu seven birine bundan
ne anlıyorsun dersen pek mutlu olmaz çünkü odur
onu heyecanlandıran odur ona tat veren. Kimilerine
göre topun kaleye girmesi gol deyip geçmekse de
kimine dünyayı fethetme hazzını yaşatır.
Yada balık tutarken oltaya balığın takılıp, ipi çektiğin o
anki heyecan, suyun içerisinden balığın çıkış anında
- 20 -
DEFİNE PEŞİNDE
ki mutluluk, yosun kokusu herkes anlayamaz bunu.
Doğa yürüyüşü; tabiatın sonsuz güzellikleri arasında
insana verilen huzur, zindelik saati.
- 21 -
DEFİNE PEŞİNDE
SİKKE NEDİR ?

Eski metal paralar sikke biçiminde adlandırılırlar.


Kazılarda, temel altında veya çeşitli toprak zemin
içinde bulana bilir. Bulunan bu sikkeler geçmişte
bilmediğimiz devlet şeklini, bölgesini bildirir. Hatta
onların incelenmesinde sayısız tarihi olaylar ve
gerçekler ortaya çıkar. Ortadan kalkmış şehirlerin
isimlerini, kaybolmuş bir heykeli, yıkılmış bir binayı, o
zaman var olan ancak bugün yetişmeyen bir bitkiyi,
sikkelerdeki tasvirler sayesinde öğrenebiliriz. Sikke,
M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu'da Lidyalılar tarafından icat
edilmiştir.
- 22 -
DEFİNE PEŞİNDE
- 23 -
DEFİNE PEŞİNDE
Macera dolu bir anı olarak kalacağını sanmıştım bu
paraları bulmamızın fakat maceraların yeni
başladığını bilemezdim.
Aradan yıllar geçti ailecek televizyonda haberleri
izliyoruz Yunanistan’da yeni bulunmuş bir mezar ve
mezar hediyelerini gösteriyor, spiker Milattan
öncesine ait eserlerin iyi korunmuş şekilde ele
geçtiğini, mezar odasının bu zamana kadar
soyulmamasının büyük şans olduğunu söylüyor. O an
sanki kendim bulmuş gibi heyecanlandım. O kadar
dikkatle dinliyordum ki alıp götürdü beni içimden;

“Bende böyle bir yer bula bilir miyim?”


diye düşünmeye başladım. Fazla bir bilgim yoktu bu
konularda nerde ne var, nasıl bulunur tanıdığım biri
de yoktu bu işlerle uğraşan ama
çok istiyordum böyle bir keşif yapmak.
Aklıma dedemlere bir sorayım “tarihi bir şey var
mı?” köyümüzün çevresinde eskiler ne varsa yine
onlarda vardır dedim. Dedemin yanına gittim
odasında sobayı yakmış oturuyor biraz muhabbetten
ettikten sonra konuya dolaylı şekilde girdim. “İlk bizim
köye kim gelmiş, bizden önce kimler yaşamış?”
dedim bana ilk söylediği köprü oldu.
- 24 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Eskiden kervanlar buradan geçermiş” dedi. Söylediği
yer köyün kuzey doğusunda yaklaşık olarak 5 km
mesafede kalıntıları hala duruyordu “başka varmı ?”
dedim biraz düşündü;
“Mağara var birde” ben 20 yıldır yaşadığım köyde ilk
defa bir mağara olduğunu duymuştum;
“Nerede ?”dedim
“Köyün alt tarafında” ben hayretle;
“Tam olarak neresi?” dedim
“Gürek boğazında harmanların altında” dedi aslında
söylediği yeri çok iyi biliyordum çocukken sürekli top
oynadığımız bir alandı ama ben hiç öyle bir yer
görmemiştim.
“Beni kandırma” dedim gülümsedi ve anlatmaya
başladı.
“1950 yılları daha ben 18 - 20 yaşındaydım bol
yağmurlu mayıs ayının başları, köyün muhtarı Kazım
ahır inşa ediyor. Ahırın duvarları tamamlanmış,
üzerinin kapatılması için ağaçlandırılması
gerekiyordu, ahırın boyu uzun olduğu için tavana
konacak ağaçlar kısa gelmiş tam ortasına direk
dikmek gerekti, direk vardı fakat ağacın çürümemesi
için yerle temasının kesilmesi gerekiyordu,
zemine düzgün bir taş lazım oldu, muhtar
- 25 -
DEFİNE PEŞİNDE
sağda solda dere kenarlarında böyle bir
taş arıyordu. Ahırın yapıldığı alanın 1 km
çevresi tamamen kayalık düz bir zemin
yapısına sahipti ahırdan yaklaşık 500 metre ilerde
muhtar yürürken tesadüf gözüne zeminde dörtgen bir
kaya çarpar tam da ahırın direğinin altına olacak
dörtgen şeklinde, 50 cm çapında, küçük düzgün bu
taş parçası hoşuna gider. Eve gider kazma, murç,
kekiç, balyoz ne lazımsa taşı sökmek için getirir.
Muhtarın amacı ana kaya zannettiği kayanın dört
kenarını burç ile boşaltmak alttan levye yardımı ile
taşı düzgün bir biçimde kaldırıp, parçalanmadan
sökmekti. Taşın üzeri diğer kayalardan biraz farklıdır.
Taşın sağını solunu biraz boşaltınca bunun sanki
buraya oturtturulmuş olduğunu fark eder. Biraz
uğraştan sonra taşın kenarlarını iyice
boşaltır, levyeyi taşın kenarına takar fakat
taş yukarı doğru çıkmaz uzun
uğraşlar sonunda taşı oynatmayı başarır, son bir
gayretle taşı kaldırıp yan tarafa devirir ki birde ne
görsün aşağı doğru inen merdivenler. Muhtar
gözlerine inanamaz neye
uğradığını şaşırır önce korkar “bura nereye iniyor ?”
köyün etrafında ve çevresindeki köylerde
hiç böyle bir yerin olmaması onu korkutmuştur,
hemen çevresindeki komşularına haber verir.
- 26 -
DEFİNE PEŞİNDE
( Eminim ben olsam hemen tekrar kapatır gece gelir
açar sabaha kadar havalandırır sabaha karşı kimse
yokken içine girerdim )

Beş altı kişi derken epey bir


kişi toplanır merdivenlerin başına o gelenlerin
arasında bende vardım ;
“Ne bura ?, İçinde ne var ?”. Ali çavuş merdivenlerden
indi ve zemine yavaşça ayak bastı korku ile heyecan
bir arada “görüyor musunuz kemerleri” dedi.
Mağaranın üst kısmı kemer şeklinde yapılmıştı. 3 kişi
içine indik odadan odaya geçiş tünelleri vardı, 30
metre kadar yerin altında ilerledik birden gaz lambası
söndü kimse anlam veremiyordu lambanın sönmesine
ilk aklımıza gelen 3 harfliler oldu. Aslında gerçek
oksijenle alakalıydı, ateş yeterli oksijen seviyesine
ulaşamayınca yanma gerçekleşmemiş ve gaz lambası
- 27 -
DEFİNE PEŞİNDE
sönmüştü. İçerde ne var ne
yok yanımıza alıp geldiğimiz yerden
çıktık. Dışarı çıkınca hepimiz derin derin nefes
alıyorduk içerde epey daralmıştık. Köylü;
“İçerde ne var ?, Bunlar ne, kimin eşyaları ?” diye
sordu. Faruk;
“İçerisi çok büyük , hatta devasa sonsuz gibi git git
bitmiyor , bölüm bölüm odalar ve çok dar alanlar var
sonuna kadar gidemedik”
“Neden ?”
“Lamba kendiliğinden sönüyor” deyince köylü
görünmeyen canlılardan ( 3 harfliler) birinin lambayı
söndürdüğünü düşündü. Tabi köy yerinde bu
olay yayıldı.
“Mağara bulundu içine girdiler içinde bir çok
eşya, kazanlar çıkardılar içinde birileri var gözle
görünmeyen canlılar lambayı söndürüyor”
diye. Gerçek ile hurafe bir birinekarışmıştı herkes
merak içerisindeydi.
“Sonu nereye devam ediyor ?”
Bu sorunun cevabını Ali çavuş yarın çözecekti. Ertesi
gün Ali çavuş üç dört arkadaşı ile anlaşmış,
buranın gizemini çözmek için kararlıdır. Sabah 5
kişi buluşur mağaranın girişine gelirler kapak
- 28 -
DEFİNE PEŞİNDE
açıktır içine merdivenlerden inerler, ilk odadan sonra
dehlizden geçip ikinci geniş odaya, sonra diğer
dehlizden geçip , üçüncü eşyaları buldukları
odaya, sonra uzun olan dehlizden yürüyüp en son
kaldıkları alana varırlar tam burada gaz lambası
sönmüştür. Bu sefer ellerinde fenerler vardır buranın
sonuna kadar gitmekte kararlıdırlar 20 metre daha
ilerlediklerinde ufak bir alana çıkarlar tam
önlerinde üst kısmı oval tunç veya demirden
yapılma bir kapı durmaktadır.
“Yerin metrelerce altında ne işi vardı bu kapının ve en
önemlisi kapının arkasında ne var?”
İyice heyecanlanırlar mağaraya gireli 20 dakika
olmuştur havalandırma olmadığı için zor nefes
almaktadırlar kapıyı ne yapıp ettilerse bir
türlü oynatamamışlar kalın ve duvarlara iyice
sıkıştırıldığından hiçbir şekilde açılmıyormuş. Otuz
dakika olmuş içeri gireli oksijen çok az olduğu ve
kapıyı açma uğraşları onları boğulma noktasına
getirmiş meraklarınıarkalarında bırakıp canlarının
derdine düşmüşler hemen
dışarı çıkmaları gerekiyor yoksa ölmeleri içten bile
değil, hızla çıkışa doğru ilerliyorlar, nefes almak
istiyorlardı sonunda merdivenler gözüktü
merdivenlerden dışarı çıkan dünyaya ilk gelmiş gibi
“Ohhhh beee !! dünya varmış kurtulduk” diyormuş.
- 29 -
DEFİNE PEŞİNDE
Sonra “Burayı çözmek bizi aşar” dediler ve bir daha
o kadar ilerleyen olmadı bir hafta
açık kaldıktan sonra mağaranın girişini
çocuklar içine düşer diye Ali çavuş kapattı.
Bunları duyunca inanamadım;
“Demir kapının arkasında ne olduğunu bilen yok
mu açmadınız mı?”
“Hayır öylece kaldı ne sonra açan oldu ne merak
eden”.
Bu benim için mükemmel bir keşif olabilir di. Hemen
bir plan yaptım öncelikle mağaranın olduğu alanı tam
öğrenmem lazımdı, en
önemlisi kapağının olduğu yer bana gerekliydi
sonrası kolaydı, 1. içeriyi havalandırmak, 2.
aynı şekilde merdivenlerden inip odalardan
geçip uzun dehlizde ilerleyip demir kapıya kadar
ilerlemek, 3. balyoz, hilti, artık ne gerekirse duruma
bakıp kapıyı açmak, 4. arkasında ne var
ise keşfetmekti. Gerçek bir varsayımdı bu, elimde
yıllar öncesine ait bir yer vardı iyi şekilde
değerlendirmek ve sağlam adım atmam
gerekiyordu. Akşam odama geçtim mevsim sonbahar,
düşünmeye başladım.
- 30 -
DEFİNE PEŞİNDE

KAZI İÇİN ARAŞTIRMA

Hayatımda ilk defa


bir keşif yapacaktım düşündükçe o
mağarayı yerimde duramıyordum bir an
önce içini açmak ne varsa
gün yüzüne çıkarmak istiyordum. İyi bir plan
yapmam gerekiyordu düşünmeye başladım bu olay
1950’lerde olmuş, üzerinden 50 yıl geçmiş dedem
içine girmiş yani gerçek, böyle bir alan var, demir kapı
olsada olmasada yerin altında yerleşim yeri
var. Bana biraz daha bilgi lazımdı 50 cm çapında bir
kapağı bulmam için alanı iyi öğrenmem gerekiyordu,
hemen yan odaya babaannemin yanına geçtim.
“Böyle bir şey duydun mu ?” diye sordum
“Evet ben 18’li yaşlarımdaydım kız kardeşimle
- 31 -
DEFİNE PEŞİNDE
içine girdik basamaklardan indik tavandan şıp şıp su
damlıyordu bizde korkup geri çıktık”
“Peki tam nerede bu yer ?”
“Harmanların ortasında”
dedi. “Tam yeri nerede ?”
“Ben ne bileyim 50 yıl oldu oralarda ev falan yoktu
şimdi evler yapıldı değişti oralar o zaman boş alandı.”

Mağaranın gerçeklik payı doğru ama net yerini bilen


yoktu, biraz daha düşündüm en iyisi yarın sabah gidip
alanı önce bir gözlemlemen en doğrusu olacaktı. Biran
önce sabah olsun diyerek yatama yattım.
Öğlene doğru söyledikleri alana gittim zaten bizim
çocukken top oynadığımız yer olduğu için kimse
şüphelenmezdi. Bu alanda yağmur yağdığı günlerde,
zemininin kaya olmasından
dolayı çamur olmuyorv bizde yağışlı günlerde
burada top oynuyorduk. Tam dedikleri alanın ortasında
durdum, 2 dönüm ( 2000 m2 ) büyüklüğünde bir alan
içerisindeydi giriş, tarif ettikleri yerin toplam büyüklüğü
25 dönüm (25,000 m2) alana sahipti.
Anlatılan yıllara göre değişim fazla yoktu en
azından girişin olduğu alanda, 50
- 32 -
DEFİNE PEŞİNDE
yıl önce anlatılan alan ve şuanki halini zihnimde
canlandırdım, 4 adet yeni ev yapılmış, 2
adet ahır yapılmıştı bu alanın üzerine, tabi o yıllarda
sahibi var mıydı bilmem ama alan şuan toplam 5
kişiye aitti. Benim için sadece
giriş kısmının olduğu arazi önemliydi.
Anlatılanlara göre 2 arazi içinden birinin
içinde olmalıydı giriş, biri o günden bu
güne olduğu gibi boş üzerine hiçbir
yapı yapılmadan gelmişti, bu arazinin
üzerinde olması işimi kolaylaştırırdı. İkincisi üzerinde
bir ahır 3 noktada hafriyat bulunmaktaydı.
Bulunduğum alan ırmak seviyesinden 50 metre
yükseklikte, geniş bir alana hakim, hemen dibinde
Kızılırmak ile yaşam için elverişliydi. Uçurumun
kenarına oturup hayale daldım burada yaşayan eski
insanları, ne amaçla yerin altına böyle bir
şey inşa ettiklerini, ne amaçla burayı seçtiklerini
düşünüyordum ki bir anda;
“Heyy ne yapıyorsun orda ?” diye biri seslendi.
Arkamı döndüğümde bahsettiğim arazi sahiplerinden
5’inci arazinin sahibiydi.
“Hiç öyle oturuyorum gel” dedim.
Yanıma oturdu bastonunu yere uzattı
- 33 -
DEFİNE PEŞİNDE
70 yaşlarında olan Adem amca ile biraz hal hatır ettik
sohbet etmeyi seven bir insan olması her
şeyi konuşmasını sağlaya bilirdi, aradığım girişi
biliyor olabilirdi de.
4. arazi haricinde hepsinin sahibi üzerinde yaşıyordu.
Oradan buradan derken konuya girdim;

“Adem amca buralarda sizden önce Ermeniler mi


varmış ?” dedim bunu demem yetti Adem amca
hemen girdi konuya “kalk” dedi 100 metre ilerdeki
kendi evinin önüne götürdü anlatmaya başladı;
“Burada ben çocukken su kuyusu vardı, içinden
babamlar bakır kaplar çıkardı sonradan üzerini
kapattık” dedi.
Benim gözlerim biranda açıldı bu bilgi çok önemliydi
daha sonra evinin arkasına götürdü;
“Buranın temellerini kazarken insan iskeletleri çıktı”.
Duyduklarıma inanamadım evi höyügün üzerindeydi,
heyecandan kalbim küt küt atıyordu evin az ilerisine
vardık;
“Burada benim amcamın kızı çocukken
oynardı altın para buldu”
“Ne ? !!!” dedim altın mı gerçek olamazdı.
“Nasıl bir şeydi ?”
- 34 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Hatırladığım kadarıyla büyüktü oldukça da kalındı
babasına verdi evleri bak hemen burasıydı sonra
İstanbul’a taşındılar”.
Adem Amcanın anlattığı bilgiler beni çok etkilemişti,
yürüdüğüm toprağın altında daha neler neler vardır
diye aklımdan düşünüyor bir yandan Adem amcanın
daha başka ne anlatacağını bekliyordum. Tekrar
oturduğum yere geldik Adem amca;

“Burada ben çocukken 17 veya 19 yaşlarımdı


mağara açıldı, içine girdik kazan ve ev
eşyaları vardı herkes aldı evine götürdü hala
Kazım’da duruyor oradan çıkan kazan,
altın bakır karışımı çok değerlidir satmıyor mezara
götürecek” dedi.
Gülümsedim dediği kişi komşusuydu.
“Nerde peki giriş ?” dedim.
“Orta alanlarda bir yerdeydi kenara 15 metre anca
uzaklıkta, tam noktasını bulmak zor üzerine
toprak döktüler eskiden bu alanda hiç toprak yoktu”.
Ali amca beni epeyce aydınlatmıştı, mağaraya bir
adım daha yaklaşmış yeni bilgilerle o yeri
açma isteğim iki katına çıkmıştı, biran
önce içine girmek istiyordum. Eve gittim
mağaranın artık girişinin olduğu alanı tahmini
- 35 -
DEFİNE PEŞİNDE
biliyordum, 50 metre kare alan içinde bir yerde
olmalıydı tam girişini bulmak için daha fazla
mağaranın açıldığı yılda yaşayan ihtiyarlarla
konuşmalıydım.
Köyde hangi ihtiyari bulsam bu konuyu
açıyor bildiklerini anlattırıyordum. Yaklaşık 12 kişi ile
bu konuda görüştüm, bu konuyu kendi aralarında da
bazen konuştukları için bana anlatmaları zor
olmuyordu. Benim yaşımın genç
olmasından bildiklerini bana anlatmak onları mutlu
ediyordu.
- 36 -
DEFİNE PEŞİNDE

YERALTI ŞEHRİ NEDİR ?

İlk ve ortaçağlarda insanların sürekli savaşlar


sırasında düşmandan korunmak için yeraltında
oydukları şehirler. Örnek olarak Kapadokya yöresinde
insan eliyle kolayca işlenebilen kayaların oyulmasıyla
meydana getirilen Derinkuyu yeraltı şehri yedi katlıdır.
En alt kat 85 metre derinliğe kadar iner. Dıştan belirsiz
dar bir kapı ile girilen yeraltı şehrinin katları eğimli ve
- 37 -
DEFİNE PEŞİNDE

basamaklı, dar koridorlarla birbirlerine bağlanmış, bu


koridorlara giriş, gerektiğinde kapatılan yuvarlak taş
kapılarla emniyet altına alınmıştır. Binlerce kişiyi
barındırabilecek büyüklükte olan yeraltı şehrinde
depo, mutfak, salon, sarnıçlar, hava bacaları gibi
hayat için gerekli bölümler ve ibadet yerleri vardır.
- 38 -
DEFİNE PEŞİNDE

İLK KAZI

Karar verdim burayı açacaktım girdikleri yeri tam


noktalayamasamda girişi tahmini biliyordum. “Burayı
kazmam artık şart oldu” dedim. Hem kimseye de
ihtiyacım yok tek başıma açabilirdim. Gece kazı
yapmak için kazma kürek ayarladım karanlık
çökünce dereden kimseye görünmeden alana çıktım
kalbim küt küt atıyordu.
Kazı yapmak için kendime bir yer
belirlemem gerekiyordu bir bilgim
olmadığı için sağa sola baktım “söyledikleri
alanın tam ortasını kazıyım şansıma” dedim.
Kazı yapacam alanın sahibi 20 metre ilerimde evinde
TV izliyordu, önce gittim camdan evlerine baktım
herkes TV’ye bakıyordu, saat 23:00 gösterdiğinde ilk
kazmayı vurdum biraz kazıyor sonra biri geliyor mu
diyede arada etrafı gözetliyordum 40 cm kazdım ki
kazma sert bir taşa değdi içimi heyecan kapladı.
Sağını solunu boşaltmaya başladım kapak bu
olabilirdi. Köşesini temizledim kenarı gayet düzgün
görünüyordu, etrafını biraz daha genişletip temiz hale
getirdim insan yapımı işlenmiş bir taş gibi duruyordu
“buldum mu acaba ?” dedim kendi kendime bu kadar
kolaymış demek ki. Hemen taşın
- 39 -
DEFİNE PEŞİNDE
üzerini temizleyip çukuru daha genişlettim, hafif hafif
yağmur atıştırmaya başladı hiç sırası değildi tam
bulmuşken kapağı. Dahada hızlandım biran
önce kapağı açıp o merdivenleri görmek istiyordum
ondan sonra isterse dışarda sel seli
götürsün içerde ben işimi hallederim diye
düşünüyordum.
Ben hızlandıkça yağmurda hızlanıyordu taşın üzerini
15 dakikada iyice temizledim 1 metre genişliğinde 1
buçuk metre uzunluğunda dik dörtgen bir
taş bulmuştum. Yağan yağmurda
taşın üzerini temizliyordu sırılsıklam olmuştum,
üzerim çamur içindeydi ama yerin altını düşününce o
heyecan tüm bunları unutturuyordu. Cebimden feneri
çıkardım taşın üzerine tuttum üzerinde yazılar ve
şekiller vardı dahada heyecanlandım bu neydi ?.
Kenarlarını boşaltmaya başladım dört kenarınıda
boşalttım taşın sağından denedim solundan denedim
ama bir türlü kaldıramadım hiç yerinden oynamıyordu,
yorulup oturdum taşın üzerine “bu ne ola bilir ?” dedim
ki o anda yanımdaki evin balkon ışığı yandı biri dışarı
çıktı hemen yere yattım aramız 20 metre ancaktı ,
baktım bana doğru geliyor “ahaa !!!” dedim beni gördü
hemen sol tarafımda evin tuvaleti vardı “inşallah oraya
gidiyordur” dedim içimden kendi kendime, yaklaştı
yaklaştı yerde nefes almadan yatıyordum ve beni geçti
tuvalete girdi derin bir
- 40 -
DEFİNE PEŞİNDE
“ohh” çektim sonra çıkıp eve gitti ışığı kapattı o an
dedim “yakalansam ya ne olurdu ?” hemen taşın
altına bakmaya çalıştım. Taşın altı yine topraktı “bu
kapak taşı olamaz” dedim kazdığım alanı tekrar
güzelce kapattım, gündüz kazıldığını kimse
anlamasın diyede üzerine ot ve saman döktüm iyice
çığnadım. Eve doğru yola koyuldum
giderken düşünüyordum “nasıl bulamadım, nerde
yanlış yaptım” diye, “ ilk seferde olmaması
normal herhalde” dedim.
50 yıl öncesinde kapatılmış biryerdi aradığım elimle
koymuşgibibulamazdım. “Tekrar denerim”
dedim eve vardım duşumu aldım saat 3’ü geçmişti
hemen yatağıma yatar yatmaz o
yorgunlukla uyumuşum rüyamda yine
orayı kazıyordum uyandığımda sanki sabaha kadar
kazı yapmış gibi yorulmuştum. Kalkıp elimi yüzümü
yıkadım kahvaltımı annem hazırlamış taze köy
peyniri, sıcacık çörek, haşlanmış yumurta, bahçeden
yeni koparılmış roka, tere, yeşil soğan miss gibi çay,
çayımı yudumlarken dün geceyi düşünüyordum “Şimdi
ne yapmalıyım ?” diye. Kahvaltımı bitirip evden çıktım
köyün içine doğru ilerledim her suçlu olay mahaline
döner sözü gerçekten doğru merak ettim “kazıldığını
fark ettiler mi acaba ?”, ya beni gören olduysa
duramadım meraktan o tarafa doğru gittim hava çok
güzeldi gece yağan yağmurdan sonra her
- 41 -
DEFİNE PEŞİNDE
taraf toprak kokusu tatlı bir sonbahar güneşi. Gece
kazdığım alana doğru yürüdüm gece yağmur epey
şiddetli yağmış olmalıydı benim kazdığım alan
hiç belli değildi yağmur suyu çöl çöp ne bulduysa
oraya toplamıştı. “Ohh bee kimse anlamadı daha
tedbirli gelmem lazım bu işler tek
başına gelecek işler değilmiş” dedim. O günden sonra
bana yardım edecek biri lazımdı. Aradan 1 hafta
geçmişti kazı yaptığım arazi sahibinin ağır hasta
olduğunu öğrendim. Kazdığım arsayı oda 2 yıl önce
satın almıştı ilk sahibi yurt dışındaydı. İçime sinmedi
habersiz arsasını kazmam. “Gidip ziyaret edeyim
hemde helallik alırım” adamın arazisini
habersiz kazdık nihayetinde dedim. Vardım evlerine
“Selamın aleyküm” deyip odaya girdim
oturdum yanına;
“Geçmiş olsun Allah şifa versin
Mehmet amca” biraz hırıltılı kısık sesle;
“Sağol” diyebildi konuşmaya gücü yoktu biraz
yanında durduktan sonra fazla rahatsız etmeyim
dedim hakkını helal et deyip odadan çıktım. Aradan 4
gün geçti Mehmet amca vefat etti bu hem iyi hem
kötüydü, ilk defa o arsa
boş kalacaktı çocukları şehirde kalıyordu yani
artık bu evde kimse oturmayacaktı. Mehmet amcanın
eşi aynı tahmin ettiğim gibi 2 ay sonra taşınıp şehre
- 42 -
DEFİNE PEŞİNDE
gitti. Kazı için uygun zaman gelmişti, yanıma birini
ararken aklıma vefat eden Mehmet
amcanın oğlu geldi ona söylesem beraber
burayı aça bilirdik, benden 2 yaş büyüktü hemen
aradım oradan buradan muhabbet ettik bir
türlü konuya giremedim, hem konuşuyor hemde
aklımdan “ya yok derse burayı bir daha
hiç mi hiç açamam, buraya el süremem hatta ben
değil bir başkasıda burayı açsa isim benim olurdu,
başka birini bulmam lazımdı yanıma, açınca çıkacak
altınlardan arsa onların olduğu için paylarını verip
helalleşiriz diyordum, sadece bir kişi yanıma yeterliydi
ama kim ?”
Yakın arkadaşlarıma üstü kapalı böyle bir yer olsa
ne yapardınız diye bahsettim fakat hiç biri
umursamadı “boş işlerle uğraşma” diyorlardı ama
benim için çok önemliydi bu mağara, büyük bir
heyecan, hatta hayatımın en büyük başarısı bu
olabilirdi. Köyden bir kaç ay sonra bizde
şehre taşındık, mağara yalan olmuştu artık, ne
gidebilirim, ne elimden bir şey gelirdi iyice uzaklaştım
diye düşündüm. İşe girdim güzel bir işim vardı
işten eve evden işe günler geçiyordu, bir gün
işyerinde öğlen yemeği yiyoruz iş arkadaşım Akif; “İyi
bir define yeri olsada kazsak” dedi.
- 43 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Ne dedin anlamadım” ben şakasına diyor zannettim
önce
“Sen hiç kazı yaptın mı Akif ?” dedim anlatmaya
başladı; “Bizim köyde Davut ve Ferhat isminde iki
kardeş var arabalarının arkasında kazma, kürek, hilti,
kırıcı, murc, kekiç, ip, gaz maskesi ne ararsan var
ben onlarla bir sefer kazı yaptım” dedi
“Ee çıkmadı mı bir
şey” “Yok” dedi.
Hayatımda ilk defa bir defineci bulmuştum yanıma
aradığım kişi bu olabilirdi fazla bilgilide değil, hiç
bilgisizde, hem Akif sağlam sözünün eri güvenilir
biriydi yaşıda benle denkti.
“Akif beraber köşeyi döne bileceğimiz iyi ve kolay bir
yer var”.
“Sus biri duyar akşam iş çıkışı cafeye gidelim
konuşalım” dedi. Mesai bitimi beraber her zaman
gittiğim güzel bir yer vardı oraya gittik . Hemen
konuya girdi Akif;
“Nasıl bir yer?” dedi ben anlatmaya başladım;
“1950’lerde açılmış bir hafta kadar sonra üzeri
kapatılmış yer altı şehri”
“Kim dedi bunları sana?”
- 44 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Dedem” deyince
“Yalan olma şansı yok değilmi ?”
“Yok gerçek”
“Ne varmış bunun içinde ?”
“Belirli kısımlarına gitmişler ama içinde bir demir kapı
ile karşılaşmışlar açamamışlar arkasında
çok değerli şeyler olma şansı yüksek, yoksa yerin
altına biri niye böyle bir sağlam kapı yapsınki ?”
Akif'in gözlerinin içi parlıyordu;
“Tam bize göre, peki girişi bulmak zor olmaz mı?”
“Tahmini biliyorum girişin olduğu yeri”
“Kaç metre kazacaz tahmini ?”
“Ne metresi 30, 40 cm toprak anca zemin ful
kayalık o toprağıda köylü girişi bulmalarını
önlemek için yaymış”
“Tamam o zaman bu iş kafama yattı her halukarda
burayı buluruz dua et içi boş çıkmasın, ne zaman
gidelim peki ?”
“İlk fırsatta gidelim” dedim.
Artık oraya gitmek için fırsat kolluyorduk, adeta
yerimizde duramıyor her zaman bu
konuyu konuşur hale geldik. Mevsim kıştı
- 45 -
DEFİNE PEŞİNDE
şubat ayının sonuna doğru kar yok ama kuru
soğuk bol, durmak bizim için zaman
kaybından başka bir şey değildi. Akif;
“Gidelim artık ben duramıyorum gece gider
kapağı açarız zaten içerde bizi kimse görmez,
soğukta olmaz demir kapıyı kırar arkasında ne varsa
alıp çıkarırız”. Akif
anlattıkça sevgilimle buluşacak gibi kalbim güm
güm atıyor içerime sevinç doluyordu, dinlemek bile
böyle mutlu edebiliyorsa defineyi bulunca kim
bilir nasıl sevinirdim. Cumartesi günü işe gitmedik
plan basitti gündüzden alana varıp keşif yapıp gece
kazıya başlayıp, kapağı açıp sabaha malzemeleri
boşaltıp sorunsuz şekilde pazar günü işimiz bitecekti.
Otobüse binip köye gittik, alan köyün kenarında
kaldığı için mağaranın olduğu yere kimseye
görünmeden köyün arkasından geçtik. Akif;
“Burada mı ?” dedi
“Evet”
Akif; “Sağımızda ev, solumuzda ev, bura köyün içi
yakalanırız”.
“Boş çoğu sade bir ev var bizi görecek 200 metre
ilerde bu soğukta gece kimse dışarı çıkmaz merak
etme” dedim. Akif bana güveniyordu “tamam” dedi
gelirken kazma kürek ne varsa nalburdan
- 46 -
DEFİNE PEŞİNDE
almıştık küreğin sapını da fark edilmemesi için kesip
kısalttık. Saat 22:30'u gösteriyordu ben;
“Hadi başlayalım birimiz gözcülük yapsın diğerimiz
kazsın” hava - 7 derece toprak yüzeyi don tutmuştu
kazmak oldukça zordu ama bu bizi durdurmaya
yetmezdi. Sırayla değişerek kazı yapıyor yorulan bir
diğeri ile değişiyordu. Öyle bir kazıyorduk ki
soğuk falan etki etmiyordu hatta öyle terledik ki
üzerimizde üşürüz diye ne giydiysek tek tek çıkarmaya
başladık, 1 saat içinde 10 metre kare alanı tertemiz
ettik, toprağı boşalttığımız alanın yüzeyini
süpürüyor kapağı arıyorduk. Benim gözcülük
yaptığım esnada Akif; “Buldum buldum kapağı” dedi
ben duyduklarıma inanamadım hemen
koşup sevinçten Akif’in boynuna sarıldım. Akif ;
“Sen ne yapıyorsun?” deyip gülümsedi
çok şaşırdı benim bu hareketime “Hani
göster nerde?” dedim. Görmek istiyordum kapağı Akif
düz zemine oturtturulmuş kenarı gözüken bir
taş bulmuştu. Akif elini taşın altına uzattı
altı boştu “gerçekten bu kapak” dedim. Kazmayı
küreği unutmuştuk elimizle kazıyorduk,
üstünü yanına boşalttık Akif’e;
“Getir kazmayı boşluk olan yere takalım kaldıralım
şu kapağı” dedim. Kazmayı alıp boşluğa taktık,
zorluyorduk kayayı ama hiç bana
- 47 -
DEFİNE PEŞİNDE
mısın demiyordu, ikimiz bir denedik yerinden bile
kıpırdamıyordu.Galiba sıkıca oturtturulmuş olmalıydı.
Her tarafını boşaltmamız
gerekiyordu hiç soluklanmadan her
yanını açtık “tamam şimdi deneyelim” dedim kazma
ve levye ile kaldıracaktık ki bir anda yan tarafımızdaki
evin ışığı yandı biz hemen olduğumuz yere yatı
verdik, evden biri dışarı çıktı etrafına bakınıyordu
acaba bizi gördü mü diye Akif’e sordum “Bilmiyorum”
dedi sonra adam çaprazımıza doğru yürümeye başladı
feneri yaktı biz “Ahaaa vallahaa geliyor” derken, adam
yürüdü yürüdü 100 metre ötemizde durdu
aşşa tarafa doğru baktı feneri hafifçe gezdiriyordu
bir şeyler aradığı belliydi, oldukça dikkatliydi bize
doğru dönüp feneri tutması içten bile
değildi açık alandaydık sadece bizi kapatan gecenin
karanlığıydı.
“Sürünerek dereye inelim Akif adam bu tarafa
gelirse yakalanırız” dedim adamın
arkası bize dönükken sürünerek derenin yamacına
yattık, adam kazdığımız alana
doğru yaklaştı kazdığımız yeri farketmesi bizim
işimizi mahvederdi.
“Tüh” dedim tamda kapağı bulmuşken, adam 20
metre kadar daha geldi biz hemen yan
tarafında aşağıdaydık, kazdığımız yere feneri tuttu
- 48 -
DEFİNE PEŞİNDE
eğer orda olsak kesin yakalanmıştık adam bir şeyler
mırıldanıyordu ;
“Allah Allah burada bir gariplik var” deyip tam
kazdığımız alana yöneldi ben hemen yerden bir
taş alıp ters yönündeki ağaçlara doğru attım.
Taş çalıların içine hışırtı ile girince adam o
tarafa doğru koşmaya başladı son anda
kurtulmuştuk az kalsın kazdığımız yeri görecekti.
Adam sesin nerden geldiğini ararken biz
olduğumuz yerde hareketsiz yatıyorduk. Yer buz
gibiydi terimiz soğumuş üşümeye başlamıştık biraz
daha durursak soğuktan ölüp gidecektik adam biraz
daha sağa sola baktı en sonunda evine girdi.
“Şimdi napalım Akif ? ” dedim
“Devam edecez böyle bir yeri bırakmak enayilik olur”
dedi. Yattığımız yerden kalktık eğilerek kapağın
olduğu yere geldik soğuktan elimiz ayamız
tutmuyordu kayayı sökmemiz lazımdı ama ne yaptık
ettikse kaldıramadık. Akif;
“Şu boşluğun olduğu yere bakalım nereye gidiyor”.
El sığacak kadar olan
boşluğun kenarlarını kırarak genişlettik. Birde ne
görelim ufak bir kaya boşluğundan başka bir
şey yok, taşın altının boş olması bizi yanıltmıştı.
- 49 -
DEFİNE PEŞİNDE
Büyük bir hayal kırıklığına uğradık Akif; “O zaman
nerde bu kapak ?” dedi
“Bilmiyorum” dedim hem sinir, hem hırs, hem hayal
kırıklığını bir arada yaşıyorduk. Akif; “Buradaki
dolgu toprağı tamamen temizleyip bulmak en
doğrusu alan 30 metre kare ancak,
aslında köy dışında olsa bir günlük iş ama
köy içerisinde olduğumuz için 4 metre kare alan
ancak bu gece kaza bildik”.
“Kazdığımız alanı kapatalım Akif
gündüz kazıldığı anlaşılmasın daha burada
işimiz bitmedi toprağın altında neler vardı kim bilir”
Pazar sabahı eve döndük sıcak bir duş alıp odama
geçtim kemiklerimde hala soğuğun etkisi vardı. En
başından düşündüm nasıl olmadı diye biraz
dinlenmek iyi gelecekti, yatama uzandım güzel bir
uyku çektim ertesi gün işe gittim Akif’le
kazı yaptığımız geceyi konuşuyorduk neler yapa biliriz
diye Akif; “Keşke kapağı bulacağımız bir alet olsa
uğraşmadan bulsak” diyordu bu sözü kafama takıldı
ama kolay iş yoktu, en kötüsü orayı tamamen
temizlemek fikri vardı. Kesin o alanda
olmalıydı çünkü başka bir yerde toprak yoktu, ilk
fırsatta tekrar bir operasyon daha
düzenleyelim diyerek konuyu kapattık, ben bu sefer
elektronik define arama cihazlarına yöneldim.
- 50 -
DEFİNE PEŞİNDE

DEFİNE (GÖMÜ) NEDİR ?


Toprak altına saklanmış madeni para, külçe altın,
gümüş ve kıymetli eşyalar.

DEFİNECİ NEDİR ?
Define bulmak umuduyla kazı yapan kişi.

KAÇAK KAZI NEDİR ?


Kendine ait olmayan her hangi bir alanda veya
korunması gerekli sit alanında izinsiz kazı yapan kişi
veya kişiler.
- 51 -
DEFİNE PEŞİNDE

DEDEKTÖRSÜZ DEFİNECİ OLMAZ

İyi bir tespit yapmam gerekiyordu bunun


için araştırmaya başladım nasıl yerin
metrelerce altındaki defineleri,
bilinmeyen binlerce yıllık eserleri bula bilirdim ?
İlk olarak internetten araştırmaya başladım
metal tespiti, boşluk tespiti gibi özellikli dedektörler
olduğunu görünce “bu iş kolay olacak” dedim.
- 52 -
DEFİNE PEŞİNDE

METAL DEDEKTÖRÜ NEDİR ?

Toprak içinde veya su içindeki metalleri bulmaya ve


türünü saptamaya yarayan cihazlara verilen genel bir
addır.
- 53 -
DEFİNE PEŞİNDE
İyi bir seçim yapmam gerekiyordu yoksa
param boşuna gidecekti 2 ay kadar
sürede incelemediğim dedektör kalmadı kafamda
karışmadı değil en sonunda yabancı bir firmada
karar kıldım ücreti de makuldü yaklaşık 1,000 TL civarı
özellikli bir şeye benziyordu. Firma sahibi de bu
fiyata bu ürünü kaçırma diyordu. Bulunduğum ilde
dedektör satan yoktu bu yüzden internetten
bulduğum dedektörü İzmir’den sipariş verdim,
artık her şey farklı olacaktı yerin altını gören bir
cihaz sahibi olacaktım. Sipariş verdikten 3 gün sonra
dedektörü almak için kargo şirketine gittim. Siyah bir
kutunun içinde ne olduğu görünmeyecek şekilde
paketlenmiş bir biçimde dedektörü teslim aldım.
Sanki uzaktan benden bir parça gelmiş gibi
heyecanlıydım, seviniyordum yerin
kapalı kapılarını bana açacaktı bu cihaz. Paketi
alıp eve gitmek için
otobüs durağına doğru yürümeye başladım. Sanki
çok tehlikeli bir şey taşıyor gibi insanlardan saklamak
istiyordum, ya biri görürse diye korkuyordum aslında
bu işleri kimsenin bilmemesi en doğrusuydu, gömüyü
bulunca sorun çıkmaması için gizlilik şarttı. Otobüse
bindim tıka basa doluydu sanki bir hazine var gibi
kutunun içinde saklıyor polis, jandarma, istihbarattan
biri fark etmesin diye gizlene saklana eve vardım.
Evde kimsenin haberi yoktu dedektör
- 54 -
DEFİNE PEŞİNDE
aldığımdan, kimseye hissettirmeden hemen evin üst
katına çıktım evde kimsede görmemeliydi. Alel
acele kutuyu açtım dedektörün parçalarını kutudan
çıkardım kurulumunu yaptım. Üzerindeki
yazılar İngilizceydi Amerikan malı bir dedektördü.
“Şimdi seni bir test yapayım” dedim dedektörü
çalıştırdımdemir çiviyi tuttum tok bir sesle “dıttt” ikaz
verdi ekranda değersiz iron yazıyordu, bakır bir
kase tuttum biraz daha ince sesle “dıttt” dedi
ayrımı ekrandada gösteriyordu, en önemlisi altın bir
şey bulup tutmam lazımdı hemen annemin
yanına gittim alyansını istedim odahiç
kuşkulanmadan verdi dedektöre tuttum incecik bir
sesle bu sefer “dıttt” dedi ekranda değerli gold
olduğunuda gösteriyordu felaket bir şeydi bu dedektör
altın, gümüş, demir hepsini seçe biliyordu ve
dedektörü elime aldım “sen benim hayatımı
değiştireceksin” dedim.
Hafta sonu dedektörü alıp çocukken para bulduğumuz
yere gittim tepeye çıktım dedektörü kurdum aramaya
başladım çok geçmeden 10 cm derinlikten tek para
aldım, biraz sonra bir daha, iki, üç derken 15 dakikada
20 tane para topladım mantar gibiydi paralar
dağıtılmıştı adeta buraya. Dedektör canavar gibi
çalışıyordu, sesli ikaz vermeye başladı mı içime
büyük bir heyecan doluyor hemen kazmayla toprağı
kazıyor tekrar dedektörü tutup tam noktalama
- 55 -
DEFİNE PEŞİNDE
yapıp elimle koymuş gibi buluyordum.
Gündüz vakti olması gözükmemi sağlıyordu ama o
kadar zevkliydi ki bu bırakmaya hiç niyetim yoktu.
Dedektör tam tepenin ortasında birden ince bir sesle
ötmeye başladı, ekrana
baktım değerli gösteriyor hemen toprağı kazmayla
biraz kazdım sonra dedektörü tekrar tuttum,
aynı noktada ötüyordu yani daha derindeydi, biraz
daha kazdım, dedektörü tuttum bu sefer
çukurun sağ tarafında öttü yani yerinden çıkmıştı,
tam yerini dedektörle noktaladım elimle
toprağı karıştırmaya başladım hiçbir
şey görünmüyordu. Tekrar dedektörü tuttum
dedektör yumruk kadar bir toprağa ötüyordu
hemen o tezek parçasını ikiye ayırdım içinden 5 cm
uzunluğunda kılıç benzeri ufak tutma yeri olan bir şey
çıktı bu mükemmel bir şeye benziyordu ona
dokunmak bana öyle çok mutluluk vermiştiki
anlatılmazdı. Elime aldım çok güzel görünüyordu
kaç yıllıktı ?, buraya ne zaman gömüldü diye
düşünüyordum kimseye görünmeden aramayı
sonlandırsam iyi olacaktı, bu günlük maceram son
bulmuştu dedektörü toplayıp arabaya doğru yürüyor
gerçek değerli bir obje bulmanın mutluluğunu
yaşıyordum. Eve vardım kurt gibi acıkmıştım yemek
yerken arkadaşım aradı “Balık tutmaya gidelim işin
yoksa ?” dedi keyfim yerindeydi “tamam” gidelim
- 56 -
DEFİNE PEŞİNDE
deyip 5 kişi çıktık yola güzel bir yerimiz vardı sakin,
balığın bol olduğu. Daha öncedende gittiğimiz yere
gittik balığımızı tuttuk, güzelce mangalda kızarttık
semaver çayımızı da üzerine içtik sohbet muhabbet
derken hava karardı bu güzel gün sona ermişti, eve
döndük yatama yattım günü düşünürken aklıma o kılıç
benzeri bulduğum obje geldi elimi sağ cebime artım
yok, sol cebime attım yok “Allah Allah bu nereye
gitti ?” dedim. Sağıma soluma baktım ama
bulamadım düşmüş olmalıydı ama nereye ?,
aklıma balık tuttumuz yer geldi büyük ihtimal oraya
düşmüş olmalıydı. Bir hafta sonra dedektörle aramaya
gittim ama nafile yok orada da bulamadım,
çok üzüldüm, belki daha güzel bir şey
toprağın altında bulurum umuduyla bu sefer başka
yerlere gitme zamanı gelmişti.
Eski köprü ayaklarının olduğu yere gittim 1 saat
boyunca metre metre arama yaptım 40 tane çivi , 1
tane bıçak, 1 tane koyunların boynuna takılan kelek
buldum, başka bir şey yoktu.
Oradan ayrılıp dorak dedikleri yere gittim orada da
hiçbir şey bulamadım , sonra aşasında terre denilen
yere vardım eskiden köy varmış bu alanda, sulama
için yaptıkları toprak boru şebekesi hala ayaktaydı. O
zaman yerleşim yeri olan alan şimdi tarım arazisi
olarak kullanılıyordu. Burada çivi , traktör civatası,
teneke kola buldum oradan karga tepesi dedimiz
- 57 -
DEFİNE PEŞİNDE
tepesi oyuk alana gittim orada da teneke kola, gazoz
kapağı buldum iyice sinir olmuştum dedektöre 20 cm
den derini görmüyor değerli değersiz ayarını
yapsamda yine değersiz şeyleride değerli görüyor
toprak içinde ne varsa ötüyordu canım iyice sıkıldı
“daha fazla sinirlenmeden eve döneyim” dedim.
Akşam oldu yatama yattım ama uyumak
istemiyordum “bu dedektöre verdiğim para boşuna”
dedim. Bana daha derini gösterecek bir cihaz lazımdı
ve en önemlisi bulduğum şeyler para etmiyordu.
Derini gösteren cihazlar vardı internette ama 50 bin
100 bin TL fiyata satılıyordu bende o para olsa zaten
define peşinde ne işim var ufak bir iş kurardım.
- 58 -
DEFİNE PEŞİNDE

DEĞİRMEN ALTINDAKİ GÖMÜ

Ne yaptıysam dedektörle değerli bir şey bulamıyordum,


dedektörü aldığım günden buyana elime kayda değer
hiç bir şey geçmemiş, moralim iyice bozulmuş,
motivasyonum bitmişti. Birgün Balıkesir’de yaşayan
arkadaşımla telefonla görüştüğümüz sırada “buraya gel
adam lazım” deyince teklifini geri çeviremedim. Hem
değişiklik olsun hemde biraz para görür cebimiz diye
işimden ayrıldım Balıkesir’e gittim. Balıkesir merkeze 40
km uzaklıkta Çanakkale tarafında olan şantiyeye vardık
her taraf orman yeşillik, oldukça güzel gözüküyordu
etraf. İşimiz taş ocağı olduğu için ücra bir noktada
yerleşim yerlerine uzaktı. İş biraz ağırdı fakat maaşı
güzeldi, neredeyse önceki işimin iki katıydı. İşe
başladım aradan 3 ay geçti, içimdeki define aşkı beni
yine yakaladı hiç bilmediğim bu topraklarda nerede
arama yapıp, ne bula bilirdim ki ?
Bir gün etrafı keşif edeyim diye sabah 10 gibi
şantiyeden çıktım, belki kimsenin farketmediği izler
bula bilirdim. Orman yolluna girdim hem yürüyor hem
türkü söylüyor bazen yol kenarında gördüğüm çiçekleri
topluyor hemde araziyi göz ucuyla süzüyordum. 4 km
- 59 -
DEFİNE PEŞİNDE
falan yürüdüm az ilerde çiftlik gözüküyordu “tek başına
bu alanda ne işi var acaba” dedim, en yakın köy 7 km
uzaklıktaydı çiftliğin yakınına vardığımda ala bir köpek
çıkı verdi “aldık mı başımıza belayı” dedim.

Hemen yerden taş topladım köpek yaklaşınca atmaya


başladım köpeğin gitmeye niyeti yoktu, attığım taştan
biri köpeğin ayağına isabet edince köpek uzaklaştı
bende geri dönüp geldiğim yere doğru yürümeye
başladım, şantiyeye dönmek en iyisiydi. Biraz
ilerleyince arkamdan bir ses “Hey!!! dur kimsin?” diye
seslendi duyumsamazlığa verdim içimden “hay aksi
şimdi uğraş dur kesin çiftlik sahibidir” dedim. Çiftlik
sahibi daha güçlü sesle;
- 60 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Dur diyorum sana” dedi ben yürümeye devam
ediyordum adam koşmaya başladı ben de en iyisi
durmak dedim yanıma hızlıca geldi;
“Ne işin var burada ?” “Öyle
dolaşıyorum” deyince
“Seni buralarda daha önce hiç görmedim nerelisin ?”
dedi bende
“İlerdeki şantiyede çalışıyorum ormanda dolaşırken
senin çiftlik dikkatimi çekti bu tarafa geldim sonrasını
biliyorsun”
“Baştan söylesene gel eve gidelim çay içiyordum
bende buyur misafirim ol çay içelim” dedi tanıştık eve
vardık çay muhabbet güzeldi kafa dengi biriydi Kadir
1 saat kadar muhabbet ettikten sonra ben gitmek için
dışarı çıktım birden gözüme merdivenlerin altındaki
dedektör çarptı içimden “buda defineci herhalde”
dedim. Biraz Kadir’le yürüdük yolun yarısına kadar
bana eşlik etti, ben define konusunu açacak bir şey
arıyordum.
“Buralar el değmemiş gibi duruyor malzeme çok olur
buralarda” dedim Kadir anlatmaya başladı.
“Sen ne diyorsun neler var neler”
(Kadir 35 yaşlarında uzun boylu,zayıf hayvancılıkla
geçimini sürdüren biriydi.)
- 61 -
DEFİNE PEŞİNDE
Evlerinin 1 km ötesindeki tarlaya beni götürdü.
“Bak burada ben çok domuz parası topladım buralar
da neler var neler” sohbet yeni başlıyordu.
“Kadir bu işlerde yalan dolan çok sen gerçekten bir
şey buldun mu ?” dedim. Kadir;
“Zaten gerçek bir hazinenin peşindeysen şurada şu
var burada bu var hikayelerine bakmayacaksın , iyi
dinle anlatacaklarımı ben 7 yılı aşkındır bu işin peşinde
koşuyorum, bu dağları karış karış bilirim, eski su
değirmeni altı, roma mezarlığı kesin olabilecek burada
ki yerler” dedi ben aklımdan olabileceğini biliyorsa niye
çıkarmıyor diyordum. Kadir;
“Kalk sana ne göstereceğim”. Kadir’le tarlanın
ilerisine doğru yürüdük ormanın açık alanına gelince;
“Bak şu karşı yüksek gerilim hatlarını görüyor
musun?” “Evet” dedim
“Biz 5 kişi yıllardır ekip olarak kazı yaparız 2005 yılında
TEDAŞ’ta çalışan arkadaştan bana bir telefon geldi;
“Çabuk gelin burada bir boşluk buldum” diye ben
hemen 3 arkadaşımı daha aradım, 4 arkadaş arabaya
bindik elektrik hattı için kazılan direğin olduğu
tepenin altına arabayı park ettik, tepeye
çıkınca Mesut bizi orda bekliyordu
- 62 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Ne oldu ?”
“Elektrik direği için kazılan çukurun içinde ufak bir
delik açıldı 4 beş metre boşluk aşağı iniyor”.
Söylediği çukura indik dediği doğruydu taşı bırakınca
üç dört metre aşağı düşüyordu, aşağısı boştu hemen
plan yaptık;
“Bu gece buraya inmemiz lazımdı
yarın diğer işçiler jandarmaya veya polise falan
bildirmeden biz patlatmalıydık.”
Hemen köye dönüp kazma kürek , ip, fener, murç ,
kekiç ne lazım olacaksa topladık gece arabayı
ormanın içine gözükmeyecek şekilde bıraktık, arabanın
üzerini her ihtimale karşı ağaçlarla kapattık, gece 1 gibi
kazmaya başladık, deliğin olduğu alanı iyice genişlettik
iki buçuk metre sonra Ali; “şuraya bakın
!!!” dedi gözlerimize inanamadık, mezar odasının tam
üstünden kazmıştık ben boşluktan aşağı kafamı
uzattım “feneri verin” dedim aşağıda maket gibi bir
cenaze taş sedirin
üzerine uzanmış duruyordu sağ ve sol
tarafında eşyalar “Malı bulduk!!! Malı bulduk !!!diye
herkes bağırmaya başladı boşluğu bir insan girecek
kadar genişletip içeri girip ne var ne yok toplayıp
çıkacaktık plan basitti, kesin köşeyi dönmüştük,
hızlıca genişlettik 3 metreden
fazlaydı yüksekliği belime ip bağlayıp beni
- 63 -
DEFİNE PEŞİNDE
aşağı indirdiler sonra Mesut’ta
aynı şekilde aşağı geldi 2 kişi aşağıya indik 2 kişi
yukarda kaldı 1 kişide gözetleme yapıyordu. Aşağıda
gözlerime inanamadım 40 cm yüksekliğinde bir
taş yatakta, sadece kemiklerinin ufak kalıntıları
kalmış, başında altın taç yanlarında küpler, sağ
baş ucunda altın heykel çeşitli bakır kaplar, adeta
şok olmuştum yukarıdakiler;
“Nee var aşağıda ?” diye sordular ben heyecandan
konuşamıyordum
“Bura bura inanılmaz” diye bildim ancak birden
“Geliyorlar kaçın !!!! geliyorlar kaçın !!!!!”
diye yukardan sesler gelmeye başladı Mesut bana
“Kim geliyor ?” dedi ben daha şoku atlatamamıştım ki
yukarıdakiler
“Çabuk yukarı gelin !!” demeleriyle alel acele ipe
tutunup yukarı çıktık. 300 metre ilerimizde fenerleri
yakmış geliyorlardı o an kaçmaktan başka bir
şey gelmedi aklımıza hemen aşağı ormana indik,
çıt çıkarmadan yere uzandık, tepeye çıktılar saat gece
yarısı geçmişti 3 buçuk civarıydı, tepenin sağ ve
solunda bizi arıyorlardı, 800 metre ilerde ormanın
arasındaydık aradan 10 dakika geçti benim kafa yeni
yerine geliyordu “Altınlar” dedim içerdeki altınlardan
çıkarken bir tane bile almamıştık. Gelenler sabaha
- 64 -
DEFİNE PEŞİNDE
kadar tepeden ayrılmadılar biz hala aynı yerde belki
giderler diye bekliyorduk ama nafile sabah oldu gün
aydınlandı, saat 8 gibi 10 kişi daha alana geldi çukura
indiler ben “gitti altınlar hay salak kafam insan bir
tane alır çıkarken en azından” diye kendi kendime
kızıyordum. Olay her tarafa yayıldı hadi kaçalım
buradan biri fark ederse yakalanmayalım. Ormandan
dolaşıp eve vardık içimde öyle bir hayal
kırıklığı vardı ki ne yemek, ne su hiç bir
şey istemiyordum. Duş alıp dışarı çıktım kahveye
doğru vardım hemen ne çabuk duyuluyor
“Domuz harmanında hazine bulundu” diye herkes
konuşuyor yakalanmadığımıza mı sevineyim, giden
altınlara, hazineye mi üzüleyim bilemedim. Aklıma
arabayı ormanın içine bıraktığımız geldi o kadar ki
arabayı orda unutmuştuk hemen arabanın sahibi
Gökhan’ı aradım “Araç nerde ?” dedim.

“Bıraktığımız yerde”
“Eee ya bulurlarsa arabayı jandarma”
“İnşallah bulunmaz” dedi arabayı almak için 6
gün bekledik sonra ormana gittik üzeri toz
toprak olmuş Gökhan;
“Tepeye çıkalım mı? merak ettik geldik deriz biri ile
karşılaşırsak” ben;
- 65 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Yok artık orada çöp bırakmamışlardır” dedim başka
da define falan bulamadım üzerinden yıllar geçti hala
aklımda, hala üzülüyorum.
Ben duyduklarıma inanamadım aklıma. Büyük
keşifler tesadüfle bulunur sözü geldi.
“Peki keşfedilmemiş daha bu topraklarda neler var
aramaya devam ediyor musun ?”
“Çok yer var sizin şantiyede şoför Önder abi var o
yıllardır kazı yapar onla aran nasıl ?”
“Aram iyi fakat bu tür konuların hiç muhabbetini
yaptığına şahit olmadım”
“Gidince Kadir’in selamı var de o bu konuda
yardım eder, sağlam yerleri var adam
lazım olursa seni de götürür bu işler ekip işi” dedi.
Kadir’le vedalaşıp ayrıldık şantiyeye
vardım hemen Önder abiyi aradım ama
yoktu aşçıya sordum;
“Balıkesir merkeze yiyecek almaya gitti” dedi
“İyi o zaman ver bir yemek bari aç karnımızı
doyuralım” dedim. Hem yemek yiyor hem
aklımdan, aradığım hazineyi burada bulabilir miyim?
diye düşünüyordum. Burada insanlar bu işlerle daha
çok uğraşıyorlardı. Akşam Önder abi geldi
hemen onun yattığı koğuşa gittim;
- 66 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Selamın aleyküm” dedim
“Aleyküm selâm” dedi biraz havadan sudan
muhabbet ettikten sonra
“Bugün Kadir’in çiftliğe gittim
selamı var değirmenin orayı ne yaptın diye sor dedi”
ben öyle deyince gülümsedi
“Tuzak var tuzak mala çok yakınım, tek
başıma kazıyorum eski su değirmeninin altını”.
Defineci olurda bir konuda kalır mı anlatmaya başladı
Önder abi “Orada çok mal var tepesinde koca
mezarlık, oralar hep malzeme dolu az
kaldı patlatacam”.
“Var mı gerçekten sağlam bir yer kazalım” dedim

“Değirmenin ora var sabah gidelim.”


Ben gece çalışıyordum gündüzleri boştum bu bana
etrafı keşfetme şansı veriyordu. Ertesi gün Önder abi
ile şantiyeden çıktık 1 km alt tarafımızdaki çeşmeye
kadar yürüdük.
“Bak sağına burada patika yol var hadi bul” dedi öyle
sık ormandı ki her taraf meşe çam ağaçları ile kaplı
“Yok hani nerde ?” dedim.
“Buralarda iyi bak ağacın kırık dalını görüyor musun?”
- 67 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Evet” dedim
“Bu benim işaretim buradan içeri gireceksin” dedi
Önder abi önde ben arkasında ilerledik 200 metre
sonra dereye vardık karşıya geçip aşşa doğru
yürüdük hemen sağ köşede büyük bir kaya dikkatimi
çekti yanına vardık tam dibi kazılmıştı.
“Burada bir şeyler aramışlar” dedim Önder abi ;
“Evet bura benim mekan neler yatıyor burada
kayanın tam altında olduğunu tahmin ediyorum cihaz
olsa yerini noktalarız” dedi benim aklıma
memleketteki dedektör geldi.
“Bende var getirtirim kargoyla”
Önder abi; “Varsa cihazın niye getirmedin yanında ?”
“Ne bileyim buralarda böyle yerler olacağını” az daha
ilerledik topraktan yapılmış su boruları toprak
yüzeyinde gözüküyordu hemen elime birini aldım
“Vayy canına adamlar ne yapmış” dedim. Önder abi;
“Bura böyle işte gel tepeye mezarlığa gidelim
birde orayı gör” dedi oldukça dik
yamaçtan tırmanmaya başladık 25 dakika
tırmandık sonra Önder abi; “Benden bu kadar daha
bir adım atacak halim kalmadı oturalım biraz” dedi 20
dakika dinlendik ben;“Devam edelim” deyince
- 68 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Yok daha yol var sen çık ben burada bekliyecem
seni”. Ben mezarlığı görmek istiyordum.
“Peki çıkınca gözüken bir yerde mi ?”
“Evet çık sol tarafa doğru ilerle çukurları görürsün”.
Tepeye tırmandım nefes nefese çıktım gerçekten
sağlam bir rampaydı. Üst tarafı devasa bir düzlüktü
sol tarafa doğru ilerledim bir anda siyah köpek belirdi
hemen yerden bir odun parçası buldum köpek
çılgınca bana saldırıyordu hoşt
!!! kışt !!! derken biri uzaktan
“Korkma !! korkma !!” diye bağırdı
“Dayı tut şu köpeğini” diye bende ona seslendim
adam köpeği uzaklaştırdı
“Ne işin var burada” dedi bende açık açık söyledim
“Burada bir mezarlık varmış oraya bakmaya geldim
sen ne arıyorsun peki burada ?”
“Az ilerde keçilerim var onları otlatıyorum
nerelisin sen, burayı nerden öğrendin ?”
“Önder abiden” dedim

“Soy ismi ne bu adamın orta boylu hafif kilolu birimi”


“Evet” deyince
- 69 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Onunla ben burada bir yere makina ile
baktım kazı için gelecez dediler
kaç zaman geçti gelmediler” dedi. Ben; “Sen
mezarlığı göster bir bakalım”
“Tamam 500 metre ilerde”. Hem
yürüyor hem sohbet ediyorduk
“İsmim Adem yıllardır define peşinde koşuyorum
hem hayvanlarımı otlatır hem kazı yaparım “dedi
“Buldun mu kayda değer bir şey ?”
“Yok” dedi mezarlığa vardık her taraf
köstebek yuvası gibi kazılmıştı. Adem abi;
“Mezar stellerini ben köye götürdüm iki yıl oldu
şimdilerde burada bir
şey kalmadı aşşada değirmenin orda yüklü mal
varmış.”
“Önder abinin gösterdiği yer anladım”.
- 70 -
DEFİNE PEŞİNDE

MEZAR STELİ NEDİR ?


Yüksekliği eninden uzun, dik bir biçimde zemine
yerleştirilen taştan levhaya verilen addır. Her çağda
ve her bölgede ayrı tip özellikler gösterirler. Stel
kabartmaları ölüyü tanıtan sahneler gösterirler.
Çoğunlukla üzerinde yazıt vardır. Bunların yardımıyla
geçmişte yaşamış insanları, onların kültür ve
gelenekleri, ekonomik yaşamları hakkında bilgiler
edinebiliyoruz.
- 71 -
DEFİNE PEŞİNDE

Biraz durup “bana müsaade” deyip tekrar


geldiğim yerden yola düştüm, hem gidiyor hem
düşünüyordum mezarlıkta bir şey bırakmamışlardı
ama Önder abinin söylediği yerde bir
şeyler olabildirdi belki. İçimden
“yarın burayı kazmalıyız zaten nokta belli” dedim.
Önder abinin yanına vardığımda gölgede
otların üstüne yatmış ohhh miss keyfi yerindeydi.

“Kalk Adem abinin sana selamı var”


“Hangi Adem ?”
“Keçi çobanı”
“Nerden gördün ?”
“Tepede karşılaştım”
“İyi bakalım onunda güzel yerleri var” dedi.
Ertesi gün için ben kazma kürek ayarladım.
“Önder abi şurayı sonuçlandıralım artık” dedim.
“Ben yarın yokum sen tek hallet”
- 72 -
DEFİNE PEŞİNDE
“İyi oda olur” dedim.
Sabah hemen eski değirmenin oraya gittim
“bismillah” deyip kazmaya başladım zaten 1
buçuk metre kazılmıştı 2 buçuk metre derinliğe kadar
kazdım birşey yok su çıkmaya başladı, bu

sefer kayanın altında mı acaba dedim. 1 metrede


yana doğru kazdım kayanın altına doğru kazdığım
için altı boşalıyordu az daha kazarsan kayanın
üzerime yuvarlanmasına sebebiyet verecektim, adeta
tuzak gibi konmuştu. Kazayım mı ? Kazmayayım mı ?
derken “burada bir terslik olursa kurtulma şansım yok
mecbur kazıya son vermem
- 73 -
DEFİNE PEŞİNDE
lazım”dedim kazmayı küreği yakın bir noktaya
saklayıp şantiyeye döndüm. Önder abi akşam geldi;
“Ne yaptın adamım ?” dedi anlattım durumu
“Ora tuzak bende o yüzden devam edemedim, ne
yapalım orayı ? öylece defineye yaklaşmışken bir
kaya mı bize engel olacak” dedim. Aradan iki hafta
geçti ben memleketten dedektörü istedim kargoyla
yolladılar. Dedektörün geldiği gün kazı yaptığım yere
gittim taşın altına tuttum, dedektör tek bir noktada
kuvvetli bir sinyal veriyordu ekrandada değerli
gözüküyordu bu beni heyecanlandırdı, ama nasıl 2
metreye, 3 metrelik dev kayanın
altına girip kazı yapa bilirdim ki üzerime
gelmesi benim ölümüme bile sebebiyet vere bilirdi.
Şimdilik elimden bir
şey gelmiyordu kayayı patlatacaktım yada
kıracaktım, iki seçenek vardı öylece bırakmak
zorunda kaldım.
- 74 -
DEFİNE PEŞİNDE

100 DEFİNECİ BİR ARADA

Şantiyeye döndüm aradan 3 hafta geçti mayıs ayının


sonları, gündüz vardiyasında çalışıyorum, o dönemde
pek define aramaya fırsat bulamıyordum. Kendi
kendime plan yapıyor hayal kuruyordum bir gün gece
23:00 civarı Önder abinin dışardan sesi geliyordu
beni arıyordu birden koğuşa girdi;
“Adamım gelsene dışarı senle bir işim var”
“Hayırdır abi” dedim gülümsedi
“Hayır hayır” dedi dışarı çıktık
“Malzeme bulmuşlar telefon geldi
Balıkesir’le ilçe arası yol yapımı vardıya haa
işte gavurun bayırda küpler neler neler acil
dedektörü alıp gitmeliyiz” dedi
“Tamam gidelim” dedim
- 75 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Bende kimseye çaktırmadan kazma kürek atayım
arabanın arkasına”
“Önder abi bende yatağın altından dedektörü alayım
gidelim” şantiyede kimseye çaktırmadan çıktık yola
Önder abinin dediği yere vardık arabayı 1 km
öteye bıraktık. Kazma, kürek, dedektörü
alıp ormanın içinden alana vardık kimsenin bizi
görmemesi lazımdı, alan 30 metre genişlikte 500 metre
uzunlukta bir alanı kaplıyordu. Dedektörü
açtım aramaya başladık hemen bir
sinyal aldım dakka bir göl bir bilezik gibi metal bir şey
bulduk, az daha ilerledik misket gibi bir şey daha
buldu. Önder abi;
“Bu tarafa bu tarafa tut” diyordu oldukça zengin bir
noktada olduğumuz kesindi bir sinyal daha aldım bu
sefer kapı kilidi gibi bir şey bulduk ne acayipyerdi çok
hoşuma gitmişti böyle kolay şekilde antika şeyler
bulmak oldukça zordur.Zifiri karanlık saat 01:00
geçiyordu Önder abiden biraz uzaklaştım
gözümdedektördeyditoprağın içinden çıkacak değerli
bir şey arıyordum, dedektörünkulaklığıtakılı olduğu
için çevredeki sesl eri fazla duymuyordum, biri bana
seslendi gibi geldi kulaklığı çıkardım hemen yan
tarafımda yeri kazan biri vardı
- 76 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Önder abi yine ne buldun” dedim
yanına yaklaşınca bir baktım Önder abi değil bir
başkası “hadi buda kim” dedim şimdi sırası mı hemen
uzaklaştım.
“Önder abi” diye seslendim

“Efendim buradayım gel” diye sesi geliyordu sesin


geldiği tarafa doğru ilerledim yanına vardığımda 3 kişi
daha yanında vardı.
“Haydabu adamlar nereden çıktı ne güzel tek başımıza
topluyorduk ?”Önder abi tanıyordu bu adamları
definecilermiş onlarda zatenBalıkesir’dekim bu
işlerle uğraşıyorsa nerelerde, hangi ekip
çalışma yapıyorsa birbirlerini biliyordu. Az daha ileri
gittim ki yine birileri dedektörle arama yapıyor “bura
ne böyle burayı duyan tanıdığına haber vermiş, o
ona, o ona derken
Çanakkale’denManisa’dan,Bursa’dan kim duydu ise
gelmiş” saat gece 3’e geliyordu 150 kişi olmuştuk
inanılmaz bir şeydi bu benim
hayatımda tanıdığım defineci toplam 4 kişi iken bu
işlerle bu kadar çok ilgilenen olduğunu ilk defa
görüyordum ordu gibiydi.
“Bu define aşkı insanı çekip getiriyordu işte”1 saat
kadar daha arama yaptık boş küpler, çeşitli ev
- 77 -
DEFİNE PEŞİNDE
eşyaları her tarafta doluyduburayı
çok sevmiştim korkmadan bu kadar insanla beraber
arama yapmak çok güzeldi keşke serbest olsa define
arama ülkemizde , kanunlarda arama yapacak
cihazı alıp satmak serbest, araştırma yapmak yasak,
vatandaşlar alıp dedektörün turşusunumu vuracak
sanki. Bir anda siren sesi gibi bir ses hemen arkasından

“alanı çabuk boşaltın”bu neydi diye arkamızı döndük


birde baktık jandarma bu kadar kişiyi tutuklayacak
değildi her dakika çoğalıyorduk araba galerisine
döndü yolun kenarı sonra bir el silah sesi geldi “yine
ne oluyor” dedik.Bir amca sağa sola rast gele ateş
etmeye başladı jandarma hemen o tarafa yöneldi
amcayı yakaladılar bizde yanlarına gittik 70
yaşlarında biriydi bu alanın kamulaştırılmadan önceki
sahibiymiş;
“Burada hazine olduğunu biliyordum yıllardır ben bu
tarlayı bekledim size yedirmem” diyordu
çıldırmış gibiydi jandarma adamı arabaya bindirdi
götürdü ne biçim bir geceydi.
“Önder abi başımız belaya girmeden hadi gidelim
buranın suyu çıktı “ dedim ama aslında benim hiç
ayrılmaya niyetim yoktu toprağın altında daha
- 78 -
DEFİNE PEŞİNDE
kim bilir neler vardı. Sabaha karşı 04:30’da şantiyeye
vardık.
“Ne geceydi ama Önder abi iyi uykular” deyip yattım.
Sabah 08:00’de zor uyandırdılar,rüya mıydı acaba
diye düşündüm “o kadar kişiyle aramamı olur” sonra
bir baktım yatağın altına bulduklarımız poşetin içinde
duruyor.Bir kaç gün sonra soruşturduk para edecek
bir şeyler olmadığını öğrendik.

“Tüh yine kayda değer bir şey bulamadık” dedim.


Aradan bir kaç ay geçti ramazan orucuna bir kaç gün
kalmıştı oruçta çalışmak zor olur deyip işten ayrılıp
döndüm memlekete.
- 79 -
DEFİNE PEŞİNDE

5 MİLYONLUK HAZİNE

Dedektörü attım evin bir köşesine elime bile


almıyordum eski işime tekrar başladım.Bir gün
eniştemi ziyarete gittim, doğayı çok seviyordu
oldukça geniş ortak noktalarımız vardı biraz sohbet
ettik enişte;
“Hafta sonu bir planın yoksa babana söyle sen, ben,
baban yaylaya gidelim mangal yakar gezer geliriz”
dedi bende;
“İyi olur” dedim.Eniştenin aracı yoktu bizim araba ile
gidecektik. Enişte, babam, ben yola çıktık arabayı
ben kullanıyordum yolda babamla enişte sohbet
ediyorlar enişte askerliği konuşuyordu o dönem
bedelli askerlik çıkmıştı “biz vatanımız için her şeyi
yaparız paralı askerlik mi olur” diyorlardı. Babam
Hakkâri Çukurca’da, enişte Şırnak’ta askerliği
yapmıştı, komando olmanın zorluklarını girdikleri
çatışmaları gidene kadar konuştular. Silopi , gabar,
cudi, kuzey Irak derken yaylaya vardık saat 11’e
geliyordu. Kızıl çam ormanlarının arasında gürül gürül
akan buz gibi suyun dibine oturduk, etraf mis gibi
nane kokuyordu semaveri yaktık, marketten
- 80 -
DEFİNE PEŞİNDE
aldığımız etleri bir güzel doğradım, sacın
altını yaktım bol soğanlı biberli saç kavurmayı
hazırladım karnımızı bir güzel doyurduk. Fokur fokur
kaynayan semaverden mis gibi çayımızı yudumlarken
enişte karşımızda olan tepeye bakarak
“Adamlar nasıl bulmuş ?” dedi
“Neyi bulmuş enişte ?” dedim
“Hazineyi”
“Ne !!! anlamadım nerde ne zaman kim bulmuş ?”
“Haberin yok mu ? 6 yıl önce adamlar heykeller, altın
paralar, bir sürü eşyalar çıkardılar” ben hayretle

“Nerde bu tepede mi ?”
“Evet” dedi.
İnanmamıştım hem böyle bir şey olsa dahi bizim
enişte oraları ne bilecek dedim ama sonradan
öğrendim ki bizim enişte yılların profesyonel
definecisiymişte haberimiz yokmuş.
“Nasıl olmuş Enişte şu olayı başından anlat”. Bir
yandan taze semaver çayımızı mis gibi kızıl cam
ormanları arasında yudumluyor bir taraftan sohbet
ediyorduk enişte anlatmaya başladı;
- 81 -
DEFİNE PEŞİNDE

“2000’li yıllarda burayı tespit etmişler,


girişi bulup mezar odasına kadar açmışlar hazineye
ulaştıklarında jandarma tepelerine
binmiş içlerinde istihbarata çalışan biri varmış hepsi
yakalandı çıkan hazineyi müzeye götürdüler,
haberlerde izledim ilk bende”.
Bu bir hikayemi yoksa gerçek miydi
araştırma yapmadan bir şeye inanmak
saçmalık olurdu hemen telefondan internete
girdim dediği yılı tarihi eser haberlerini arama yaptım
sonuçlar sıralandı trilyonluk tarihi eser
bulundu haberini açtım enişte doğru söylüyordu. 16
kişinin yakalandığı yazıyordu, bulunan eserlerin
resmide haberde vardı, bu beni çok etkilemişti, tam
karşımdaki tepede bulunması bu işin bir kez daha
boş olmadığını kanıtlar niteliğindeydi. Şimdi gerçek br
hazine yeri karşımdaydı, hazine bulmanın yollarını
burayı örnek alarak bende yeni bir keşif yapabilirdim.
Derin derin nefes aldım heyecanlanmıştım içimden
“bu kişiler benden daha bilgili, hedefede
ulaşmayı başarmışlar bu kişiler ne yaptı, burayı
nasıl buldu, hangi adımları attı iseler bende kendime
güzel bir örnek edinmeliyim” dedim.
- 82 -
DEFİNE PEŞİNDE

“Hadi kalkın o tepeye gidelim bakalım nasıl bir


yermiş” dedim. Hemen eşyaları topladık arabaya
bindik tepenin eteklerine kadar orman yolu vardı alt
tarafına arabayı park ettik. Arabadan indim derin
derin nefes aldım tarih kokuyordu burası içim kıpır
kıpırdı bu duyguyu çok seviyordum. Enişte yanında
getirdiği otomatik 8 silahı hemen omzuna taktı.
“Ne yapacaksın silahı ?”
“Buralar tekin yerler değil yiğen” dedi. Tepeye
tırmanmaya başladık oldukça dik ve kayalık bir
alandı, en tepesine zar zor çıktık zirveden etrafıma
baktığımda 40 km uzaklara kadar dört tarafımızdaki
her yeri görüyordum, çevrenin en
yüksek tepesi buraydı her yere hakimdi
özenle seçilmiş bir yer olduğu belliydi. Tepenin
üzeri tamamen taş kalıntıları ile doluydu, her taraf
köstebek gibi kazılmıştı. 1 metre, 2 metre derinliğinde
çukurlarla doluydu.
“Hangi çukurda bulmuşlar enişte ?”
“Burada değil yan tarafta gel benle”. Dağın yan
tarafında adamların açtığı girişi arıyorduk dik
oldukça büyük bir tepe ve bulana olması girişi
kadar bizi yordu.
- 83 -
DEFİNE PEŞİNDE
Her tarafının kazılmış olması aha burası, aha
şurası derken bizi yanıltıyordu, kocaman açılmış bir
yer gördük enişte;
“Gel bulduk burası” dedi. Dağın tam ortasındaydı
apartman merdivenlerin inişi gibi dağın ortasına
doğru inen merdivenler gözüküyordu hemen içine
indim enişte;
“Dur girme bir şey olur içinde “ dedi ama ben durur
muyum.

( Kırmızı nokta hazinenin bulunduğu giriş)


- 84 -
DEFİNE PEŞİNDE

“Yok yok merak etme” dedim böyle bir yere gelip


içine girmeden dönmek bana ölüm olurdu. Girişteki
3 metre toprak çukurdan aşağı indim , bura girişin
dağın yüzeyine kamufle edildiği toprakla
kapatılmış alandı, telefonun fenerini hemen yaktım
tarihin derinlerinden gelen o koku, o an dünyadaki en
mutlu insan bendim belki, günümüzden binlerce
yıl öncesinde yapılmış ama hala ayakta duran
tarihi bir mezarın tam girişindeydim bir defineci başka
ne ister ki. Binlerce yıl önce burayı inşa eden
insanların dokunduğu duvarlara dokunuyordum bu
anlatılmaz ve eşsiz bir duyguydu benim için.
Üçgen şeklinde 45 derece acı eğimle yerin altına
doğru iniyordu, yavaş yavaş aşağı doğru inmeye
başladım 35 metre kadar indim evet
yanlış okumadınız tam tamına 35 metre alan iyice
daraldı yukardan atılan taşlar tüneli daraltmıştı
sürünerek ilerliyordum bir anda elime kocaman kemik
parçası geldi bacak kemiğine benziyordu ama
epeyce uzundu kendi bacağıma kıyasla, mezarda
bulunan kişilere aitti beklide o döneminin kralı yada
soylu birisiydi, alan daha ilerlemeyecek kadar
daralmıştı tünelin içine kimse girmemesi için
taş atarak tıkamışlar taşların arkası gözükmüyordu
- 85 -
DEFİNE PEŞİNDE
ama tünel hale devam ediyordu, devam etmek için
burayı boşaltmak lazımdı taşın arkasını görmek
istiyordum ama alan o kadar dardı ki imkanı yoktu zor
güç o tarafa bu tarafa derken ufak bir aradan görmeyi
başardım ilerisi geniş bir alana
çıkıyordu muhtemel mezar odası oraydı ama bu
taşları nasıl temizleyecektim hemde rampa bu
alanda, 35 metre yukarıya çıkaracaktım ki geri aşağı
yuvarlanmasın, 3 dört sağlam kişi oldu mu hallederdik
eniştem;
“Hadi nerde kaldın çık yukarı” dedi. Ben buradan
ayrılmayı hiç mi hiç istemiyordum yavaş yavaş çıkışa
doğru tırmanıyor bir yandan etrafımı bakıyor, taş
yapısını inceliyordum tünelden çıktım enişteme ;
“35 metre aşağı indim tünel tıkalı oradan geçemedim
ama arkası devam ediyor” inanamadı
“Ben hiç inmedim aşağı” dedi ben hayran kalmıştım
buraya
“Siz aşağı arabanın yanına inin ben bu tepenin
etrafını bir dolanayım” dedim hazineyi buldukları
girişin olduğu taraf doğu yönüydü, tam
tersi batı tarafına geçtim ki ne göreyim yine
aynı ora gibi ama düz alanda yeni kazı yapmışlar ve
yine aynı yapıya sahip üçgen merdivenli yerin altına
- 86 -
DEFİNE PEŞİNDE
doğru inen bir giriş daha hemen eniştemleri çağırdım.

(Resimdeki mavi alan)


“Burası 4 metre kadar devam ediyor sonra tünel
bitiyordu sahte giriş olabilir di, burada en dikkatimi
çeken zeminden yerin altına uzanan 7
basamaktan sonra 40 cm çapında 25 cm
derinliğinde dikdörtgen bir kutucuk,
merdivenlerin sağ köşesinde üzerine aynı boyutta

yapılmış kapaktı bura tahminimce Nisan


ayında açılmış en fazla 1 ay olmuştu çünkü mart
aylarında kar burada oldukça fazla olur 2800 metre
- 87 -
DEFİNE PEŞİNDE
rakım vardı. Büyük ihtimalle o küçük kutu gibi olan
alanda bir şey bulmuşlardı, içimdeki ses en
azından öyle diyordu. Daha bu alanda
keşfetmeyi bekleyen kim bilir neler vardı.
Dağın kuzey batı tarafından arabaya
doğru gitmek için yürümeye başladık,
koyunların yaptığı patikadan yürüyorduk oldukça dik
aşağısı uçurumdu biraz ilerledikten sonra gözüme
aşağımızda bir çukur çarptı, 15 metre kadar
aşağımızdaydı hemen kayalardan aşağı indim
oldukça dik ve kayalık bir yamaçtı, indiğimde 3
metreye 4 metre genişliğinde açılmış bir alan ve iki
adet biri güney yönüne höyüğün
içine doğru ilerleyen, diğeri
batı tarafına doğru ilerleyen iki tünel girişi,
burası resmen tarihi kalıntılarla doluydu beni
büyülemişti, adım attığımız yerden devasa
yapılar ortaya çıkıyordu sıradan basit bir alanda
olmadığım belliydi aklıma Mısır’daki Krallar vadisi
geldi büyük şaşalı kişilerin sonsuza gitmek
için yaptırdıkları saraylar gibi mezar odaları, “burada
acaba böyle bir alanmıydı ?” dedim.
Yapı olarak tünellerin hepsi aynı şekilde yapılmıştı,
toplam 4 adet giriş tespit edilmiş 2’si sonuna kadar
- 88 -
DEFİNE PEŞİNDE
açılmış birinden hazine bulunmuştu. Hemen
kafamda hesap yaptım.
1.ilk kazılan doğu tarafındaki hazinin
bulunup definecilerin yakalandığı alan.
2.Batı yönünde bulunup devam etmeyen kısa tünel.
3.Kuzey yönünde 2 başlıklı girişin
olduğu tüneller bura define avcıları için bulunmaz
bir yerdi ki böylesine devasa kazılar yapılmıştı.
Çukura indim tünelin ağzına vardım eniştem;
“Bekle ayı falan olur içinde” dedi ama bu ihtimal
bile içeri girmeme engel olamazdı.
Soldaki dağın içine doğru giden tünele
önce yöneldim 4 metre ilerledikten sonra
tünel taşlardan kapanmıştı, en dibine vardım taşların
arkasına doğru gözüken bir yer var mı acaba diye
ama yoktu bura muhtemelen hiç temizlenmemiş o
günden bu güne öylece duruyordu.
Oradan çıkıp bitişiğindeki
batı yönünü doğru ilerleyen tünele yöneldim bura
tamamen temizlenmişti zemindeki merdivenler net
gözüküyor özenli bir şekilde buranın
inşa edildiğini gösteriyordu. Tavanla merdivenlerin
arası 2,5 metre yükseklikte dik açıyla
aynı günümüz merdiven dairelerinin boşluğuna
- 89 -
DEFİNE PEŞİNDE
benzer bir şekilde yerin derinliklerine doğru ana kaya
oyularak inşa edilmiş gözüküyordu.
Aşağı doğru önce bir taş attım her hangi bir
zararlı veya zararsız canlı varsa kaçsın diye, sessizce
dinlemeye başladım aşağıdan bir ses, hareket
gelmiyordu yavaş yavaş aşağı doğru inmeye
başladım 30 metre kadar tünelden indim baya daraldı
çömelerek ilerliyordum ayağımın altında koca koca
taşlar vardı kaymamak için oldukça dikkatli
olmalıydım biraz daha ilerledim, ilerledikçe alan
karanlıklaştı tünelin girişinden 40 metre yerin
altına kadar inmiştir telefonun fenerini aydınlatıyordu
etrafımı. Eniştem dayanamayıp;
“Bende geliyorum” dedi
“Tamam yavaş yavaş gel dikkatli ol ben aşağı doğru
iniyorum bura hala devam ediyor sonu gözükmüyor
şimdilik”.
Aşağı indikçe heyecanım artıyor bu alanda bulunmak
beni mutlu ediyordu. Kimileri Paris’teki eyfel kulesinin
altında olmayı, kimileri Venedik’te kayıkta olmayı,
kimileri istiklalde yürümeyi ister ben ise bilinmeyeni
keşfetmeyi istiyordum, tabiî ki onlarıda yapmak
güzeldir ama fark şuki onları herkesin yapabilmesi,
buna herkesin cesaret edememesi yada
- 90 -
DEFİNE PEŞİNDE
etmek istememesi. Bilmiyorum belki tehlikeli ama
yaptığım şeyi seviyordum bana eşsiz bir haz
veriyordu. Tünelden 20 metre daha aşağı indim,
toplam 55 metreyi bulmuştu indiğim belkide daha
fazla, geri dönmem gerektiğini söylüyordu içimden bir
ses ama ilerde ne vardı ?. Merak duygum korkumdan
daha güçlüydü, feneri ileri doğru tuttuğumda
ağaçları gördüm taşların arasında ne işleri vardı ki?.
Yanlarına geldiğimde gözlerime inanamadım
önümde kocaman bir alan vardı ama bu değildi beni
şaşırtan feneri aşağı tuttuğumda gördüklerimdi.
Yerin 60 metre altında 10 metrelik bir
çukur gördüklerime inanamadım bahsettiğim alan 5
metreye 8 metre genişliğindeydi. Aşağıya
inmek doğrumuydu yoksa geri mi dönmeliydim biraz
orada oturup düşündüm arkama baktım eniştem
yolun yarısından geri döndü aşağı gelmedi, merak
ediyordum aşağısını ama “ya geri çıkamayacağım bir
yere inersem, ya bir şeyle karşılaşırsam o zaman ne
olacaktı ?” son bir arkama baktım.
“Bir şey olmaz” deyip inmeye başladım, etrafımdaki
duvarlardan aşağı doğru hafif sular akıyordu
ayağımı sağlam basmazsam yerin dibine paspas gibi
yapışmam içten bile değildi, dikkatli bir şekilde
aşağı inmem gerekiyordu 7 metre zor güç indim
- 91 -
DEFİNE PEŞİNDE
zemine 3 metre daha vardı, aynı balkon gibi bir
şey yapmışlardı oradan aşağı insem yukarı tek
başıma çıkamazdım telefonun ışığını yere
yatıp aşşa tuttum, kuzey ve güney yönüne ilerleyen
iki tünel gözüküyordu yerin böylesine derininde kazı
yaptıklarına inanamadım eniştem bana sesleniyordu;
“Hadi çık oradan çabuk” diye buranın gizemini
çözmek istiyordum içimde öyle bir heyecan vardı
ki hiç ayrılasım gelmiyordu buradan. Yavaşça
yukarı doğru tırmandım yanlış bir hareketim çukurun
dibini boylamama yol aça bilirdi, 25 dakikada anca
çıktım yukarı, tünelden çıkınca sanki bin
yıl öncesine gidip gelmiş gibi oldum. Arabaya binip
evinyolunu tuttuk amaömrümün en
unutulmazlar günüydü bu gün. Define bulmak kolay
değildi bunu anlamıştım tek başına da kolay kolay bir
şey bulmamda mümkün gözükmüyordu yerin 45 m
altında mezar odasına bulanları görünce. Ama bir
taraftansa kesin orda olduğunu bilsem her gün 1
metre kazar 45 günde ulaşırım diyordum
imkansız bir şey yoktu. Burası benim ufkumu açmıştı
çok boyutlu yapısı beni büyülemişti.
- 92 -
DEFİNE PEŞİNDE

ZENGİN OLMANIN YOLU

İlk kazı yaptığım günden bu güne 5 yıl geçti hala


elimde bir şey yoktu. Ne bir keşif, ne bir iz, ne
sağlam bir yer bulmuştum. Maddi durumum orta
seviyelerde, çalıştığım sürece cebimden param eksik
olmuyordu bir gün işyerinde sohbet
muhabbet ederken konu yine
define muhabbetine geldi. Benim define işleri ile
uğraştığımı burada kimse bilmediği için sadece
yüzeysel konuşuyor fazla konuya girmemeye
özen gösteriyordum. Kafama takıldı,
mesai bitti işten çıktım eve dönerken kendi
kendime düşünüyordum;
“Ne zamana kadar başkasının işinde çalışacaksın?,

Maddi durumun ne zaman düzelecek ?,


Maaşla kim zengin olmuş ?,
Parayı bulmalıydım ama nasıl ?,
Sermayem yok, kredi çekip iş yeri açsam ya tutmazsa
bu sefer birde kendi kendime borç çıkarırım,
parayı en kolay kimseye
- 93 -
DEFİNE PEŞİNDE
değip dolaşmadan bulacağım yol defineydi. El
değmemiş bir yer bulup kazıp çıkarmak, sonra
satmak, sermayesi yok, derdi yok temiz iş hem tarihi
eserler milyonlar değerinde nerden nasıl
başlamalıydım ?”.
Eve vardım yemeğimi yedim çayımı alıp odama
geçtim elime bir kağıt aldım birde kalem
yazmayı çok severim özellikle düşüncelerimi
kağıda dökmek büyük tat verir.
Nerden başlamalıyım ?, İlk yazdığım kelime buydu.
Elimde nereler var define olabilecek ?;

1-Gürek Boğazı
2-Demir Dere
3-Delik Tepe

Gürek Boğazı:
Köylünün tesadüf eseri bulduğu mağara; bir
takım eşyalar köylü bulmuş demir
kapıdan sonrasına giden var mı bilinmez ama
içi hala keşfedilmemiş.
- 94 -
DEFİNE PEŞİNDE
Demir Dere:
Çocukken babamla ilk sikke bulduğumuz yer
kaç kişi o yıldan beri orayı kazdı bilinmez ama bir
şey varsada şimdiye kalmaz.
Delik Tepe:

Profesyonel kişiler tarafından ilk tespit


edilmiş gerçek bir hazinenin bulunduğu muhteşem
netropol; burada yüzeye yakın bir şey bulmak
nerede ise imkânsız 45 metre yerin altında mezar
odasına bulmalarına bakılırsa oldukça bilgi ve ekip
işi. Hala keşfedilmemiş mezar odaları vardır ama
benim burayı açmaya gücüm yetmez.

Kafamda üç yer vardı peki kimle kazı yapabilirdim ?


Sağlam güvenilir birileri olmalıydı, “bu
işlerde üç kişi çok iki kişi az” derler. Sağlam bir
kişi olsa yeterdi bana, muhtemel olabilecek kişiler
Akif, Enişte, Emrah üç kişi vardı kazı yapabileceğim
hemen telefon açtım Akif’e;
“Gelemem işten izin vermezler” dedi. Emrah’ı aradım
(Emrah ailecek define merakı olan bir ailenin en
küçüğü, abisi, babası, annesi bile tarihi
eser tutkunuydu)
- 95 -
DEFİNE PEŞİNDE
düşüncelerimi anlattığımda bana ilk sorduğu;
“Nasıl bir yer müsait mi kazı için ?” dedi ben yerleri
anlattım.
“Bu bilgilerle nereyi nasıl kazacaksın ?, iyi bir cihazla
tespit edeceksin ki kazalım, yoksa boşa kazarız”
“Tamam ben sana sonra döneceğim” deyip telefonu
kapattım. Doğru diyordu rastgele kazarak bir yere
ulaşmak mümkün değildi. Teknoloji bu konuda bana
yardımcı olabilirdi. İnternetten araştırma yapmaya
başladım benim dedektörüm
vardı fakat yüzeysel olduğu için 20 cm’den derine
treni gömsen görmüyordu. Bu
cihazı büyük hayallerle almıştım fakat maddi
anlamda hiç bir işime yaramadı tek para ve yüzeyde
metal bulmak için iyiydi fakat ben hobi veya da
heyecan için define aramıyordum artık
gerçekten değerli sağlam bir
eser bulup köşeyi dönmekti amacım. İnternetten
araştırma yaparken bulunduğum şehirde dedektör
firması açıldığını görünce şaşırdım 1 yıl önce
böyle bir yer yoktu sevindim bu tür ürünleri gözümle
görmek istiyordum hemen telefon
numarasını aradım.
- 96 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Ben özellikli bir cihazla arama yapacağım,
ürünleriniz hakkında bilgi almak istiyorum” dedim.
Firma yetkilisi “tabiki” deyip yüzeysel bilgi verdikten
sonra detaylı bilgi için beni ofise davet etti bu beni
heyecanlandırdı “tamam geleceğim” deyip telefonu
kapattım. Firmanın olduğu adresi bir kağıda not
aldım, ertesi gün arkadaşım Eyüp’üde
alıp binanın girişine vardık.
(Eyüp işyerinde tanıştığım çok sevdiğim, güvenilir 2
yıllık arkadaşım )
Binanın girişinde dedektör resmi vardı “tamam
doğru adresteyiz” dedim. 3. kata
çıktık kapının girişi eski tulalarla dekoryapılmış,
gizemli bir yeri andırıyordu. Sol
köşedeki güvenlik kamerası hemen dikkatimi çekti
içeri girelim mi girmeyelim mi diye bir an
tereddüt yaşasakta Eyüp zile bastı kapıyı uzun boylu
saçları arkadan bağlı mafya tipli biri açtı “buyurun”
dedi işin doğrusu o an biraz tırstık ben;
“Telefonda görüşmüştüm dedektör için geldik” dedim.

Dedektörcü bizi içeri aldı sol taraftaki odaya geçtik


oldukça şık bir mekan yapmışlardı dekor falan tam
tarihi bir alan ve zenginlik izlenimi veriyordu.
“Ne içersiniz beyler” dedi
- 97 -
DEFİNE PEŞİNDE
“İki çay alalım” biraz sonra çaylarımız geldi konuya
girdim
“Bize sağlam iş yapacak derinliği yüksek bir cihaz
lazım elinizde mevcutmu bu gibi özellikte cihaz ?”
“Tabiki piyasadaki en yüksek özellikli istediğiniz her
türlü cihaz elimde mevcut” bu sözü beni
çok ümitlendirdi defineye bir adım daha
yaklaşmış gibi hissettim çayımızı yudumlarken
dedektörcü;

“Nasıl bir yer arama yapacağınız alan biraz


anlatırsanız size en uygun cihazı önere bilirim” dedi
ben yeri anlattım.
“O güzelmiş size alan tarama lazım dedektör
iş yapmaz” o zamana kadar internette gördüğüm
dışında alan tarama nedir ?, Nasıl kullanılır ?
bilmiyordum.
“Cihazlara baka bilirmiyiz ? deyince
“Tabiki” dedi yan odadan gümüş renkli bir
çanta aldı geldi ben gözlerimi dört açtım büyük bir
ilgiyle cihaza bakıyordum.
“Yerin metrelerce derinini bana gösterecek bu cihaz”
diye düşünürken anlatmaya başladı.
- 98 -
DEFİNE PEŞİNDE

ALAN TARAMA NEDİR ?


Belli bir bölgeyi kapsayan toprak altındaki su, boşluk,
ve metallerin konumunu ve türünü elektromanyetik
dalgalarla saptamak için kullanır.
- 99 -
DEFİNE PEŞİNDE

“Dört kazıklı bunları


cihazın dört kenarına toprağa saplayarak cihazın
ana gövdesine bağlıyoruz, sonra iki adet
bakır çubuğumuz var bunları ise cihazla frekans
bağlantımızı sağlayan telsize bağlıyoruz, cihazı
çalıştırdığımızda toprağa 360
derecede sinyaller gönderir, bu sinyaller zeminde
bulunan toprak içerisinde metal eşyalar ve
boşluk gibi alanlara çarparak yansıma yapar, cihaz
ana gövde bu sinyalleri ayırır tam hedefin olduğu yeri
noktalar, ana cihaz telsize frekansı yollar, telsiz iki
adet bakır çubuğunu bu yöne doğru hareket ettirir,
siz hangi yöne giderseniz gidin o noktaya
yönlendirir kısaca böyle”
“Vayy anasını biz boşuna uğraşıyormuşuz makinanın
alası buradaymış sen yıllardır neredesin 3 senedir bir
cihaz bulamadım” dedektörcü ile samimi olduk, bizi
zenginliğe götürecek olan şey bu dükkandaydı böyle
bir cihaza sahip olmam gerekiyordu.
“Peki bu ne kadar alanı, kaç metre derinliği, kaç çeşit
metali arama özelliğine sahip ?”
“1200 metre kare alanı arıyor, 25 metre derinlik, altın,
gümüş, bakır, boşluk tespiti yapmakta”.
- 100 -
DEFİNE PEŞİNDE
Cihaz adeta beni büyülemişti.
“Bu nere malı ?”
“Kanada üretimi montajını İstanbul’da yaptırıyoruz
son teknoloji ürünü” makinaya hayran kalmıştım o an
hayatta sahip olmak istediğim tek şeydi.
“Peki fiyatı nedir ?
“3,000 $ dolar”
“Vayy anasını güzel cihaz fiyatı bir araba parası ama”
“Evet ithal ürün bize de gelişi pahalı iç
piyasadaki ürünlere göre sonuca götürür”
“Kiralama var mı ?”
“Evet haftalık 500 TL”

“Günlük kiralasak”
“Maalesef minimum 1 haftalık”
Benim bakacağım 3 yer vardı bir günlük işti, kalan 6
gün cihaz yatacak mıydı neyse bakalım defineyi
tesbit etsinde gerisi kolaydı.
“Peki bunu biraz düşünelim size dönüş yaparız” deyip
cep numaralarını alıp dükkandan ayrıldık. Benim
kafama yatmıştı, yapmam gereken 500 TL ayarlamak,
işten izin almak sonrası kolaydı. Aradan 10 gün geçti,
her saniye o cihazı düşünür hala
- 101 -
DEFİNE PEŞİNDE
gelmiştim, altınlar yerin altında yatıyor ben burada
duruyorum, o cihazı alıp tespit edemiyorum sürekli
zihnimde o cihaz vardı ama sorun 500 TL’min
olmamasıydı. Aklıma kendi aldığım dedektörü satmak
geldi hemen internetten ilan verdim 1,000 TL verip
aldığım cihaza 500 TL veren yoktu. Bu benim canımı
sıkmıştı gittiğim dedektörcüyü aradım.
“Elimde böyle bir cihaz var sen kaç TL verirsin” dedim
“300 TL veririm” deyince
“Ne yaptın sen iyice öldürdün”
“İşine gelirse vereceğim nakit o kadar”
“Peki cihazı versem bir hafta kiralasam olur mu ?”
“Başa baş bak o olur” dedi
“Ne zaman kiralayacaksan 2 gün önceden haber
verki o güne cihazı müsait yapabileyim”.
Artık hiçbir engel kalmamıştı “bekle beni
altınlar” dedim. İş yerinden hafta sonu bir gün izin
aldım pazarda var iki gün yeterdi. Arama
yapacağım 3, 4 nokta vardı, yerlerini tespit edip,
daha sonra kazıp altınları çıkarıp hemen satmak,
zengin olma hayallerim gerçek olacaktı.
Cuma günü akşam işten çıktım dedektörcüye
gittik cihazı tekrar tarif etti ve bana bir
- 102 -
DEFİNE PEŞİNDE
sözleşme imzalattı sözleşmede cihazın yakalanması
durumunda firma hiçbir mesuliyet kabul etmiyor en
önemlisi cihazı yakalatırsam cihazın
satış ücretini tamamen
ödeyeceğini taahhüt ediyordum işim zordu cihaza
gözüm gibi bakmalıydım yoksa 500 TL’ye kiraladığım
cihaz bana 10,000 TL’ye malolabilirdi. Cumartesi
sabah kahvaltımı yaptım hemen yola koyuldum demir
deredeki ilk noktaya vardım cihaz ne boşluk, ne altın,
ne gümüşte, hiçbir tepkime yapmadı yani bir
şey yoktu.
Sonra köydeki magaraya doğru yola koyuldum,
gündüz saatleri köyde uygun olmayacağından
havanın kararmasını bekledim yatsı ezanından sonra
harekete geçtim.
Cihazı açtım kazıkları toprak zemine, cihazın
dört kenarına yerleştirdim,
telsiz bağlantısını açtım “bismillah” deyip ilk önce
altın araması için Gold arama
seçeneğine bastım. 5 dakika sinyallerin toprakta tam
temas etmesi için bekledim sonra
cihazın etrafında 360 derece olacak
şekilde yürümeye başladım, kuzey
yönüne geçince çubuklar bir anda harekete
geçti sol tarafıma doğru döndüler, çubukların kesin o
- 103 -
DEFİNE PEŞİNDE
noktayı gösterdiğinden emin olmak için ters
yönden cihazın etrafından dönmeye başladım
aynı noktaya geldiğimde sağ tarafa
döndü aynı yönü gösteriyordu o yönde devam ettim
20 m ilerledikten sonra bir anda çapraz konuma
geldiler bir iki adım daha ilerledim arkama
doğru döndüler yani hedef
arkamda kalmış diyordu. Hedef noktasının sağ ve
sol tarafından geldim, 1 buçuk metre çapında
bir yer tespit etmiştim. Hemen bakır
araması yaptım ama hiçbir tepkiye yapmadı,
gümüş araması yaptım aynı noktaya yönlendirdi
kesin dedim altın, gümüş dolu altım mağarayı
soymamışlar demekti şimdi sıra çıkarmaktaydı
defineyi. Boşluk moduna aldım her seferinde aynı
noktaya götürdü beni, “şimdi seni buldum kapak”
dedim.
- 104 -
DEFİNE PEŞİNDE

BİR GECEDE 3 KAZI

Tespiti yapmıştım ancak kimle


açacaktım aklıma eski işyerimdeki arkadaşım Akif
geldi hemen telefon açtım biraz hal hatır
ettikten sonra;
"Akif ben köydeki mağaraya cihaz tuttum hazinenin
yerini tespit ettim, odaları her şeyi gösteriyor, buraya
bir operasyon düzenlememiz lazım bu günlerde ne
dersin?"
"Ben Konya’da çalışıyorum ancak 2 ay sonra
gelebilirim şuan gelmem imkansız"
"O zaman ben başkasına bakayım malları
bulunca senin payını veririz"
"Tamam sen ayarla " dedi ama kimi bulacaktım ki?”.
Başka tanıdığım defineci yoktu kara kara
düşünürken telefon çaldı baktım asker
arkadaşım Mehmet arıyor.
"Efendim tertip"
- 105 -
DEFİNE PEŞİNDE
"Selamın aleyküm gardaşım nasılsın ne var ne yok?"
"İyiyim sağol sen nasılsın?"
"Aynı işte iş güç uğraşıyoruz" "Allah
kolaylık versin hepimiz aynıyız"
"Öyle ekmek aslanın ağzında para kazanmak kolay
değil yolunu bulan buluyor biz kafayı kullanamıyoruz"
deyince aklıma Memet’e bu konudan bahsetsem
acaba benle kazı yapar mıydı ?

(Memet aslen Erzincan’lıydı Çanakkale taraflarında


bir kafede garson olarak çalışıyordu.)

“Memet sana bir şey diyeceğim bilmiyorum bu


konularla ilgilenip ilgilenmediğini"
"Neymiş tertip söyle bakalım"
"Ben de aynı senin gibi maddi olarak
zayıf durumdayım düşündüm nasıl parayı bulurum
diye sermayesiz yapacak bir iş bulamadım illaki para
olacak ki bir mal alıp satasın"
“Öyle tabii"

"Aklıma define geldi ilk başta nasıl yaparım nereyi


kazarım diye düşünürken iyi bir yer buldum, kesin
sayılır cihazlada tespitini yaptım, altın ve gümüş var
- 106 -
DEFİNE PEŞİNDE
burayı açacak biri lazım yanıma eğer
düşünürsen işten 3 gün izin al gel"

"Tertip öyle bir şey varsa neden olmasın, ben


anlamam ama o işlerden, bizim enişte var İstanbul’da
o çok uğraşır böyle işlerle"
"Benim umudum var orayı açtık
mı köşeyi döndük demektir".

Memet’le anlaştık teklifimi geri çevirmedi bana


güveniyordu yeni bir definecinin oluşmasına
sebebiyet vermiştim. Aradan iki gün sonra Memet
geldi otogardan aldım.
"Hoşgeldin dinlenmek ister misin yoksa direk gidelim
mi ?"
"Direk gidelim tertip kazma, kürek var mı orda?"
"Var istediğin her ekipman"
Tamamdı her şey yiyecek, içecek her şeyi aldık ilk
gün açamazsak gerekirse arabada yatıp ikinci gün
açacaktık. Gündüz uzaktan keşif yaptık etrafta kimse
görünmüyordu, her şey istediğimiz gibi giriyordu saat
22:00 civarı el ayak iyice çekildi.
"Hadi Mahmut başlayalım" dedim kazıya başladık
bulunduğumuz alanın kuzey doğu ve
- 107 -
DEFİNE PEŞİNDE
batı kısımları boştu yalnızca güney yönünden biri
gelirse ancak bizi göre bilirdi. Mahmut;
"Nereyi kazacaz her taraf kaya burada?"
"Aynen 30 cm’yi geçmez toprak, makina kapağı tespit
etti bak tam ayağımın altı kapak burada olmalı
buranın altı boş gözüküyor"
“Bismillah” deyip kazmayı vurduk
cihazın gösterdiği noktayı delik deşik ettik ama yok,
zemin ana kaya kapak falan yok. Mehmet;
"Bu cihazın gösterdiği yere ben " demeye başladı. 2
saat kadar çevresini genişleterek kazdık ama yok
Memet;
"Gardaşım burada kapak falan yok, nerden
girmiş sizinkiler cihazı boşver orayı kazalım ?"
"Tam noktasını bilmiyorum ama bu alanda bir yerde
olmalı giriş". Saat gece yarısını geçiyordu Mahmut;
"Burada böyle bulamayız, başka yer yok mu buranın
sahibi ile konuşup anlaşıp alanı komple kazıyıp temiz
yaparsak o kapağı ancak bulabiliriz".
"Doğru söylüyorsun galiba tertip böyle
bulamayacağız, o zaman ilçenin mezarlıkta bir taş var
1 metre uzunluğunda 50 cm genişliğinde üzerinde
haç işareti, çevresinde halka, dört kenarında yazılar
var bence altında bir şeyler olabilir, o zaman
- 108 -
DEFİNE PEŞİNDE
oraya gidelim sende boşuna gelmiş olma, belki
nasibimiz ordadır".
Kazdığımız yerleri doldurup kazmayı, küreği topladık
bu sefer hedefte mezarlık vardı ilçenin tam merkezine
saat 02:00 civarı ilçeye vardık arabayı mezarlığın 500
metre ilerisine bıraktık. Hava bir garipti her taraf sis,
bu bizim için avantajdı görünmememiz için uygun bir
ortam sağlıyordu. Mezarlığa doğru girerken aniden bir
araç bize doğru gelmeye başladı hemen Memet'e;
"Yere yat tertip araç geliyor”
“Haydaaa !!! kazmayı küreği sakla görürse polisi
falan arar"
Araç geçti biraz ilerdeki evin önünde durdu
hiç sırası değildi.
"Sürünerek devam edelim siste bizi fark etmez".
Şehrin merkezinde gece yarısı sürünüyorduk Memet
gülerek;
"Ulan tertip askerde sürünmedik senin sayende
burada sürünüyoruz Allah senin iyiliğini versin"
"Hazineye ulaşmak kolay değil taşın altında bir şey
varsa o zaman köşeyi dönünce
sıcak villalarımızda şömineyi yakar bu
anıları hatırlayıp güleriz" dedim.
- 109 -
DEFİNE PEŞİNDE
Derken mezarlığın bahçe duvarına ulaştık duvardan
içeri atladık dikkatli olmamız gerekiyordu fener
yakamıyor gecenin karanlığının ve sisinde etkisi ile
kazayla görmeden bir çukura düşmeniz kolaydı,
bastığımız yerlere çok dikkat etmemiz gerekiyordu.
“Bir sorun var tertip bu karanlıkta sen o taşı bula
bileceğinden emin misin?"
“Buraya kadar geldik Memet bulmadan gitmem sen
merak etme" dedim ama tam 45 dakka taşı aradık
artık umudumuz kalmamışken taşın az ilerisindeki
yeşil çitli mezar aklıma geldi bu sefer yeşil mezar
aramaya başladık ora bura derken en
sonunda bulduk yeşil çitli mezarı.
"Memet buna yakındı iyi bak buralarda olmalı taş"
derken 15 metre ilerisinde taşı bulduk saat 3:30’u
geçiyordu. Zamanımız az
kalmıştı taşın üzerini temizledik. Memet;
"Vay anasını aynı anlattığın gibi, tertip bu
taşı buradan sökelim inşallah altı doludur,
dedektörü bir tutsana" dedi ben dedektörü açtım taşın
üzerinde gezdirmeye başladım dedektör yarı değerli
bir şey yakaladı "hemen altını kazalım" deyip koyulduk
kazmaya heyecanlanmıştık taşın yapısı
oldukça farklıydı beyaz renkli burada pek
rastlanmayan türde. Sağını solunu tertemiz yaptık 1
- 110 -
DEFİNE PEŞİNDE
metreye, 50 cm genişlikte, 30 santim enindeydi.
Kazmayı altına taktım Memet küreğin sapını
altına taktı, ikimiz taşı yana çevirmek için tüm
gücümüzle gayret gösteriyorduk aradan yarım saat
geçti, biz hala taşı oynatamadık, kenarından
köşesinden derken gayretimiz sonuç verdi taşı ters
çevirdik canımız çıkmıştı. Memet;
"Ohhh bee ne taşmış anamızı ağlattı"
"Evet bende öldüm kollarım tutmaz hale geldi"
"Altına feneri tut bakalım ne var ?"
Taşın altına baktığımızda toprak bir zeminden başka
bir şey yoktu.
"Biraz kazalım belki daha alttadır"
"İnşallah öyledir yoksa tüm emek boşa gider
dedektörü bir daha tutsana"
Cihaz aynı noktada yine yarı değerli sinyal verdi bir
sefer daha heyecanlandık ben;

"Toprağın arasında demek ki” dedim. Kazmaya


başladık 30 cm kadar kazdık birde ne çıksın 2001
sigara paketi dedektörü tuttum çukura hiç bir tepkime
yok.
"Sigara paketinin jelatinine ötmüş olmasın" dedim.
Tuttum sigara paketine korktuğum başıma geldi cihaz
ona ötüyor .
- 111 -
DEFİNE PEŞİNDE

"Memet bu taş buraya büyük ihtimalle başka yerden


hafriyatla veya da başka türlü gelmiş, taş oynamış
yani asıl yeri bura değil yoksa altından böyle bir şey
çıkmaz”.
Bir yerden daha eli boş ayrılıyorduk üşümüş ve aç
"Hadi gidelim Memet" dedim. Mezarlıktan ayrıldık
arabaya vardık klimayı açtık arabanın içi ısınır ısınmaz
uyumuşuz, uyandık saat 09:00’u geçiyor
"Memet kalk saat epey olmuş biri bizi
görmeden buradan ayrılalım"
Arabayı ilçeden kenara çektim. Memet;
"Şimdi ne yapıyoruz tertip ?, Bitti mi ?, Eli boş ben
dönmek istemiyorum"
"Tertip iki yerde de bir şey yapamadık sende
gördün " dedim.
"Başka yer yok mu ?"
"Bir yer daha var ama bir şey var mı bilmiyorum"
"Nere ?"
"Şahin kayalıkları"
"Nasıl biryer ?"
"Büyük yüksek kayalık bir alan uçurum, tam ortasında
bir mağara ne aşağıdan çıkıla biliyor, ne
- 112 -
DEFİNE PEŞİNDE
yukarıdan inile biliyor o mağaranın altında bir peri
bacası gibide taş var mağaraya çıkarsak hazineye
ulaşırız"
"Hadi gidelim sadece tırmanacaksan orası kolay "
Bu sefer hedefimizde mağara vardı 45 km
sonra mağarayanın olduğu uçuruma vardık. Memet;
"Dediğin kadar varmış şu görünen siyah yer mağara
olmalı altında da peri bacası valla görünüyor" "Aynen
öyle"
"Bu sefer bura kafama yattı bir
şey saklamak için uygun bir yer" deyip
mağaraya tırmanmak için hazırlıklara başladık kazı
yapmayacağımız için yanımıza kazıcı bir alet almadık
sadece ip , bıçak, çakmak, eldiven, ufak kekiç
tırmanmaya başladık. Yan
tarafından mağaranın altına kadar 30 metre kolaylıkla
çıktık kaldı mağaraya 25 metre bu alan dik kayalıktan
ve hiçbir şekilde tutunacak yerin olmadığından
oldukça zor ve tehlikeliydi.
(Önceleri burada ip merdiven olduğu o zamanın din
adamları (papaz, rahip) buradan istediği kişileri
buraya merdiveni uzatarak kabul ettikleri
söyleniyordu)
- 113 -
DEFİNE PEŞİNDE
Tırmanmaya başladık zar zor ayak basacak ufak
kaya araları bulabiliyorduk 15 metreyi zor güçte olsa
tırmanmayı başardık, son 10 metre kaldı ben;
"Memet iyi tırmandık burayıda çıktık mı tamamdır"
Burası en zor kısım çünkü tutunacak yer falan yok
işin kötüsü yanlış bir harekette düştün mü kurtulma
şansı sıfır, buraya kadar çıktık geri dönmek olmaz
"devam edelim" deyip tırmanmaya başladık ben
kayalara yaşama tutunur gibi yapışıyordum, bir adım,
bir adım daha derken mağara tam tepemin
üzerindeydi, son bir gayretle elimi uzatıp ufak bir
kayadan sıkıca elimle tuttum, kendimi yukarı çektim
mağaraya çıkmayı başardım hemen gerimdeki
Memet;
"Ne görüyorsun ne var içinde ?" dedi
Mağara 2 m’ye, 5 metre bir oda büyüklüğündeydi,
doğal mı kazılarak yapılmış mı bilemedim. Memet;
"Bir şey yok mu içinde ? "dedi
"Görünürde bir şey yok sadece mağaranın ortasında
taştan masa gibi bir şey var"
"Ben çıkamıyorum burada kaldım"
"Tamam geri in o zaman sen"
- 114 -
DEFİNE PEŞİNDE
Memet mağaraya tırmanmada yetersiz kaldı ve geri
dönmek zorunda kaldı, ben içerisini iyice inceledim
fakat hiçbir ize ulaşamadım. Dört kenarı kaya “burada
bir şey olsa nereye saklayacaklardı ki ?”. Mağaranın
girişine oturdum önümde muhteşem bir
manzara vardı ama eli boş olmanın yarattığı hayal
kırıklığı, mutsuzluk bu manzaradan zerre
keyif almama engel oluyordu. Memet;
"Hadi aşağı gel" dedi.
Aşağı inmek için yöneldim ama hiç inebilecek gibi
hissetmiyordum kendimi, bir şekilde çıkmıştım ancak
geri nasıl ineceğim bende bilmiyordum.
"Memet ben burada kaldım"
"Saçmalama gel aşağı orda kalacak değilsin ya"
Derin derin nefes aldım inecektim ama nasıl ? 50
metre aşağıya düşersem sonum olurdu.
"Çıktık bir kere mecbur inecegim artık”
deyip geri geri inmeye başladım 30
dakikada çıktığım yeri 1 buçuk saatte indim, ama bir
daha böyle bir yere çıkmaya tövbe ettim. Memet;
"Açlıktan öleceğiz , soğuktan kemiklerim titriyor"
18 saattir yemek yemiyorduk dünkü yediğimiz yemekle
duruyorduk, mağaradansa bir sonuç alamamıştık, eli
boş eve vardık yememizi yedik üst kata çıkıp saat
19:00 civarı uzandık yorgunluk, açlık, soğuk bizi
- 115 -
DEFİNE PEŞİNDE
mahvetmişti sıcağı bulunca uyku bastırdı Memet bir
tarafta ben bir tarafta yattık, ertesi gün akşam
21:00’da uyandık 26 saat boyunca uyuduk ben
inanamadım ömrümde en çok uyuduğum gün 10
saati anca bulurken bu kadar süre uyumama hayret
ettim. Memet;
"Gardaşım kaç gündür yatıyoruz kutup ayısını geçtik"
"Bilmiyorum valla ben ömrümde böyle uyumadım"
"Benle takılırsan işte böyle yatan ".
Sonra annem seslendi “yemek hazır gelin”
Kalkıp elimizi yüzümüzü yıkadık, annem;
"Bir ara öldünüz mü diye geldim baktım odaya
yatıyordunuz uyandırmadım"
"Bizde şaşırdık anne acayip uyumuşuz"
Yemeğimizi yedik çayımızı içtik
Memet; "Bana müsaade tertip beni otogara bırak ben
eve gideyim 3 gün izin aldım birde işten
kovulmayayım yarın eve varırım bir gün dinlenirim yol
yorgunluğumda gider"
“Sen bilirsin gardaşım şuan yapacağımız bir şey yok
zaten"
Memet’i alıp otogara bıraktım otobüse valizi verdim
yolculuk zamanıydı.
- 116 -
DEFİNE PEŞİNDE

"Buradan seni eli boş göndermek istemezdim Memet


ama olmadı”
"Nasip kardeşim ama benim hayatımın en maceralı 2
günüydü, anı olarak kalsın ilk gittimiz gürek boğazı
varya dedenlerin girdiği mağara oranın girişini bula
bilirsen oradan bir şey çıkar "
"Bilmiyorum bu işler zor, bilgi gerektiriyor, maddi güç
gerektiriyor, zaman gerektiriyor nasıl olur bilmiyorum
ama bir yolunu bulacam inşallah”.
Otobüs hareket saati geldi muavin “aşşada yolcu
kalmasın” diyordu, vedalaşıp Mahmut’u Çanakkale’ye
yolladım bende eve döndüm.
- 117 -
DEFİNE PEŞİNDE

ORGANİZE DEFİNECİLER

"Nerde yanlış yapıyordum ?, kazı yaptığım yerler mi


boş ? , yoksa ben mi doğru tespit edemiyordum ?”
Bir yer kalmıştı elimde oda gürek boğazındaki
mağara, varlığı kesin sadece girişi tesbit edip girmem
gerekiyordu. Kiraladığım alan taramadan hiç
sonuç alamadığım gibi elimdeki
güzelim dedektörde gitmişti. Aradan 6 ay geçti bir
gün işten eve dönerken tesadüf iş hanının birinin
duvarında bir tabela gözüme çarpı .........
dedektör şirketi yine aklıma gelmişti o mağara hemen
telefonunu aldım burada
böyle bir firmanın olduğunu bilmiyordum yeni
açılmış olmalıydı. Akşam dayanamayıp aradım,
ellerindeki cihazlar hakkında bilgi almak istediğimi
belirttim karşımdaki firma sahibi “gelin yüz yüze
konuşalım bu işler telefonda olmaz”
deyince tamam deyip buluşma için randevulaştık.
Ertesi gün saat 14:00 civarı anlaştık ama bana
buluşma adresi olarak tabelayı
gördüğüm dükkanın değil de, başka bir adres
- 118 -
DEFİNE PEŞİNDE
vermesi kuşkulandırdı. Sabah yine bin bir
ümitle dediği adrese gittim dedektör firmasının ziline
bastım kapıyı uzun boylu 65 yaşlarında biri açtı
"Selamın aleyküm Murat beyle görüşecektim”

“Murat yok neydi konu ben yardımcı oluyum"


"Dedektör ve alan tarama cihazlarına bakacaktım"
"Tamam anladım gel içeri birazdan gelir".

İçeri girdiğimde 3 defineci daha içerde vardı, onlarda


cihazla test yapıyordu. O sırada o kadar kendilerini
kaptırmışlardı ki beni fark etmediler bile. Ben hemen
geçtim köşeye oturdum izlemeye başladım cihazı
beğendiler önce satın almak istediler “fiyatı ?” dedi
2,500 TL deyince “çok muş kiralasak” dedi
“günlüğü 150 TL” adamlar hemen kendi
aralarında hesap yapmaya başladı 50’şer dedektör,
20’şer arabaya gaz parası, gidecekleri yere
alacakları yiyecek falan 100 tl kişi başı hesap.
İçimden dedimki; "Bunlar işi biliyor keşke benim de
böyle hevesli tanıdığım bir kaç kişi olsa ne
güzel olurdu".
Dedektörcü bunlara "Çıkarsa bana getirin çok değerli"
falan diyor ben iyice heyecanlanıyor hevesleniyordum,
ortam tam benim hayallerimdeki gibiydi herkes benim
- 119 -
DEFİNE PEŞİNDE
gibi boş gelmiyordu dağlardan elbette bir şeyler
bulanlar vardı. Defineciler gitti dedektörcü ile ikimiz
kaldık.
"Sen nasıl bir cihaz arıyorsun?"
"Ben daha önce tek para dedektörü
aldım yüzeysel olduğu için değerli bir şey denk
getiremedim, daha sonra alan taramalarının derini
tespit ettiğini duydum, dedektörü verip xxx
dedektör firmasından bir haftalık alan
tarama kiraladım, cihazın tespit ettiği yerlerden hiç
bir sonuç alamadım"
“Hmm anladım peki tespit yapacağın alan
nasıl bir yer?"
"Kayalık, yer altı şehri, giriş kısmını arıyorum"
“Nerden biliyorsun öyle bir yer olduğunu ?"
"Dedemler girmiş içine 1950 yıllarında "
“Eeee o zaman makina ile ne işin var deden
girdiği yeri bilmiyor mu ?"
"Arsa başkasının, dedemde vefat etti içine giren
birini daha buldum, bana gösterdiği noktayı kazdım
bir şey çıkmadı muhtemelen yalan söyledi"
“Arsa sahibi ile konuş o biliyordur arsasında
böyle bir yapı varsa"
"Oda bu konularla hiç ilgilenmiyor alanın sit
- 120 -
DEFİNE PEŞİNDE
alanı olup evine el konulmasından korkuyor"
“Arsa senin olsa makina istemez ama anladım senin
yapmak istediğini, cihazla tespit yapıp kimseyi
uyandırmadan burayı boşaltmak, bende boşluğu
tespit edecek cihaz var iki türlü "
" Aynen öyle tamda öyle düşünüyorum sonunda beni
anlayan biri oldu"
“Murat sana bir cihaz önerdi mi ?"
"Gelince görüşürüz dedi başka bilgi vermedi"
“Tamam o zaman ben sana anlatayım bak ×××× isimli
alan tarama boşluk, altın , gümüş tespiti yapa biliyor"
"Var mı elinizde cihazı göre bilir miyim ?"
“Tabi"

Cihazı raftan indirdi benim kalbim yine küt küt atmaya


başladı “bana hazineyi bulduracak yerin kapalı
kapılarını açacak bu diyordum” dedektörcü
anlatmaya başladı.
“Bu insandaki manyetik enerji ile çalışan bir cihaz iki
adet kalem pille çalışıyor, iki adet anteni var bunların
içerisinde civa var özel bir üründür"

"Vay nasıl kullanacağım ?, tespit


ettiğinde nasıl tepki veriyor ?"
- 121 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Cihazı açıp kalp hizanda tutacaksın böyle ayakta
sonra dönen aksamını terazileyeceksin,
hareket etmemesi için bir şey yapmana gerek yok,
kendi kendine cihaz bu dengeyi sağlar sağlamaz
hemen çevredeki metalin sinyalini yakalar, o yöne
doğru döner sen gösterdiği hedef noktası
yönünde ilerleyeceksin, seni tam üzerine götürecek,
hedefe vardığında cihazın sana yön gösteren aksamı
360 derece kendi etrafında döner, alttaki metalin
yoğunluğuna göre hızlı veya yavaş , bu dönmeyi
farklı noktalardan deneyeceksin ve hep aynı noktayı
sana gösterirse malı buldun demektir "
"Bu kadar kolay mı, tv kumandasından büyük bu cihaz
tüm bu işlevleri yerine mi getiriyor iki kalem pille ?"
“Evet ne sandın bu canavar ben bununla askeriyede
kaç yıllık mağarayı tespit ettim girişine kadar,
müzeden müdür yardımcısı bile bu cihazı kullanıyor "

"Allah Allah neymiş bu böyle satılık ve kiralık fiyatı


nedir? Pahalı ise ben alamam”
“Satılık 1,500 TL, kiralık günlük 150 TL"
"Hadi beee uygunmuş ben 10 bin TL üzeri
bekliyordum nere malı ?"
- 122 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Türkiye ben buna civa koymasam bu iş yapmaz
kimse bilmiyor ama"
"Ben 20 cm derinliği gören dedektörü 1,000 TL ye
aldım kaç metre derinlik var bunda ?"
“8 metreyi gözün kapalı bulur affetmez, 1000 metre
kare alanı saniyede tarar”
"Demek ki ben boşa 1,000 TL verip işe yaramaz cihazı
aldım bilseydim böyle özellikli bir şey alırdım"
“Aynen milleti çarpıyorlar o dedektörlere o kadar para
verilmez"
"Kafama yattı Mustafa abi seni de sevdim keşke seni
önceden tanısaydım bu define işlerinden anlıyorsun"
dedim ki kapı çaldı Mustafa abi kapıyı açtı içeri bir
bayan girdi, geldi karşıma oturdu Mustafa abi çay
ikram etti biraz hal hatır ettiler ben içimden "Bu kim
bir bayanın burada ne işi var ? " diye düşünüyordum”.
Kadın;
"Sağlam bir yeri açtık açacaz piyasada var mı doğru
düzgün bir şey" dedi.
Ben bu ne ayak definecimi yoksa diye
düşünürken kapı tekrar çaldı bu sefer Murat gelmişti
yanında iki müşteri daha odanın içerisi definecilerle
doluydu ben “ne biçim yer ortam müthiş” diyordum
benim gibi define avcıları olduğunu görünce;
- 123 -
DEFİNE PEŞİNDE
BU SAATTEN SONRA DEFİNE AVIMIN FARKLI
BOYUTA GEÇECEĞİNİ BEN BİLE BİLEMEZDİM.
Gelen iki kişiye cihazları tanıttılar adamlar
beğendi, tamam deyip biraz kapora verip 2 gün
sonrasına cihazı kiraladılar bu
benim beğendiğim cihazdı içimden “keşke ben
hemen alsam” diye düşünüyordum çünkü çok
beğenmiştim. Adamlar gitti Murat (dedektörcü);
“Kusura bakma seni beklettim şimdi sana gelelim
nasıl bir cihaz arıyorsun ?"
"Ben Mustafa abi ile konuştum o bana gerekli bilgiyi
verdi xxxx alan tarama tam benim aradığım" “Tamam
o zaman kiralamamı satın almayı mı düşünüyorsun ?”
"Kiralama bir günde tespit ederim zaten "
“İyi o zaman cihaz 5 gün sonra müsait istersen o
tarihte gel"
"Tamam" deyip oradan ayrıldım. Dört
gün sonra tekrar aynı dedektör firmasına gittim,
kapıyı çaldım dedektörcü beni görünce hemen
hatırladı;
"Hoşgeldin geç içeri otur" dedi. İçeri girdim kimse
yoktu.
- 124 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Çayım taze ikimizede birer bardak doldur"
"Bugün kimse yok hayırdır abi"
“Evet hava yağışlı bu günlerde defineciler gelmez".
"Ben cihazı hafta sonu kiralamak için geldim ama
havalar malum bu hafta yağmazsa kiralıyacağım"
“Sen bilirsin belli olmaz havanın durumu"

Burayı çok sevmiştim, define muhabbeti etmek, bu


konuda bilgilerinden faydalanmak istiyordum.
"Napalım ayarlıcağız bir şekilde bu işler zor ama
bulursam malı ondan sonra rahatım ".
“Ne yapacaksın parayı bulunca evli misin? "
"Yok evli değilim "
“İyi bir düğün yaparsın, birde ev,
kalırsa birde araba"
"Aynen öyle bulacam kafaya koydum"
“Nerden biliyorsun peki orda bir şey olduğunu?"
"Daha önce bulan oldu bizim orda 5 milyon
liralık hazine"
“Ne diyorsun ciddi misin ? "
"Evet hatta dur sana haberini göstereyim internetten"
“Hadi bee yiyemediler yani"
- 125 -
DEFİNE PEŞİNDE
"Evet maalesef adamlar iyi
keşif yapmışlar buldukları yeri bir görsen hayran
kaldım"
“Senin peki bu gideceğin yer nasıl ?, eli
boş dönen çok büyük umutlarla gidipte".
Ben anlatmaya başladım 1950’de ilk girdiklerini ne
gördüklerini, o bölgede eskiden kalma yerleri,
dedektörcü hayran kalmıştı.
“Gittiğinde bu yerlerin özellikle o hazine çıkan yerin
videosunu çeksene belki yardımcı olabilirim sana"
sonra tekrar kapı çaldı.
“Merhaba Mustafa abi" dedi içeri girdi geçen ki kadındı
farklı biri olduğu kesindi, dik duruşlu kendinden emin
tavırları ile dikkat çekiyordu.
Karşıma oturdu "Merhaba" dedi. Ben biraz şaşkınlıkla
hafifçe kafamı sallayarak
"Merhaba” dedim. Kadın dedektörcüden bir
miktar para aldı
"Benim acelem var daha sonra görüşürüz" deyip çıktı,
kadın gidince dedektörcüye sordum.
"Bu kadın kim değişik biri defineci mi ?”
“Şenel ismi, bir zamanlar neydi ne oldu, 15
yıldır tanırım eskiden görecektin"
"Ne iş yapar?"
- 126 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Bu gördüğün kadın 10 sene evvel tarihi bir kitap sattı
130 bin dolar para aldı, sonra emlakçılığa başladı
zenginlere villa alıp satıyordu, altında jip erkek gibi
kadındır gözü pektir"
"Şimdi ne iş yapıyor ?"
“Düzgün malzeme denk gelirse alıp satar, bir kaç
yerdede kazı yapar, güçlü bağlantıları vardır"
"Vay canına böyle biriyle çalışmak isterdim
malı bulursam satış için bana lazım olur"
“Sen git tespitini yap önce bulursan kolay satış işi "
"İnşallah şu havalar bir düzelsin hemen gideceğim "
deyip dükkandan ayrıldım. İçimde
fırtınalar kopuyordu yer beni bekliyor, dedektör
hazır, kiralayacak param var, arabada var
altımda hemen gider hallederim şu yağmur kesilsin
yeterliydi. Aradan 4 gün geçti hava düzeldi hemen
dedektör firmasının yolunu tuttum “cihaz inşallah
kirada değildir” dedim firmaya vardığımda yine 3
defineci vardı biraz onları dinledim onlarda bir evin
altında altın dolu kazanın peşindelermiş biri Almancı ,
ikisi yılların definecisi bu altınları bulup fabrika
kurmayı konuşuyorlardı dedektörcü Mustafa bana;
"Alan tarama için mi geldin?"
"Evet kirada değildir inşallah"
- 127 -
DEFİNE PEŞİNDE
"Yok değil burada hemen gidecek misin?"
"Aynen kaç gündür zaten bekliyorum benim
işlemi hallet hemen gideyim"
Cihazı raftan aldı yeşil bir çantada yerden aldı”
"Nasıl kullanacağını tekrar tarif etmeme gerek var
mı ?"
"Gerek yok tarif etmiştin hepsi aklımda" dedim
cihazı paketledi, “kimliğini ver " dedi kimlik fotokopimi
çekti sonra bir kağıt çıkardı kira sözleşmesi
“Şuraya bir imza at cihazı jandarmaya kaptırırsan
1,500 TL ödersin, 150 TL alayım"
Ben cüzdandan çıkarıp 150 TL
uzattım imzayı attım cihazı bana uzattı
“Hadi rastgele göreyim seni" dedi.
Hemen yola çıktım önce delik tepeye gittim ve tüm
alanın videosunu çektim, oradan akşam üzeri gürek
boğazında mağaranın olduğu yere vardım, kendi
kendime “bu son şansın kafanı çalıştır tespit et kapağı
ve patlat bu iş bugün bitsin fazla uzadı” diyordum.
Cihazı açtım boşluk moduna aldım aramaya başladım
dedemlerin tarif ettikleri alana götürdü beni, bir anda
cihaz dönmeye başladı boş odanın üzerine gelmiş
olmalıydım farklı yönlerden arama yaptım, aynı yere
geldi mi firıl fırıl dönüyordu.
Buranın planını çıkarmam lazım bunun için ne yapa
- 128 -
DEFİNE PEŞİNDE
bilirim diye düşünmeye başladım odanın enini, boyunu
bu cihaz sayesinde tespit ede biliyordum. Zihnimde
odaları kaydetmeye başladım hem yürüyor hem
ayağımın altındaki kayanın içine yapılmış odaları
tespit ediyordum, boşluğun başladığı yere bir
çizgi çekip nerde bitiyorsa orayada bir çizgi çekerek
arasını ölçüyordum. Sonra yan taraftan
boşluğun başladı yeri işaretledim, boşluğun bittiği
yeri de işaretledim, 5 metreye, 3 metre büyüklüğünde
bir oda olduğunu rahatça tespit edebiliyordum. Sonra
aynı yöntemle diğer odalarıda tespit ettim, toplam 3
oda vardı bulunduğum alanda, diğer alanlarda ev
olduğu için tespit etmediğim, başka
bölümlerde olma şansı çoktu. Şimdi malzeme nerde
ona bir bakayım cihazı gold ( altın ) moduna
getirdim beni aldı götürdü 2. odanın köşesine, yani
alttaki mağara boş değildi hemen büyük bir
heyecanla malzemeleri toplayıp evin yolunu tuttum
plan basitti sabah dedektörcüye gider cihazı teslim
ederim, akşam tekrar gelir burayı açarım diye
düşünüyordum. Dönerken yolda bir baktım polis yol
kontrolü yapıyor önce stres yapmadım sonra
aklıma cihaz geldi. “Vayy anasını şimdi alırlarsa ne
yapacam” demeye başladım inşallah beni durdurmaz
diyerek kontrol noktasını girdim polis demesin mi
- 129 -
DEFİNE PEŞİNDE
sağa çek aldık başımıza belayı ehliyet ruhsat derken
polisin bir tanesi arabayı aramaya başladı ben
tedirgin olmuştum, alan tarama koltuğun tam
önündeydi görmemesi imkansızdı çantayı eline aldı
ağzını açtı.
"Bu ne?" dedi.
“Komiserim su arama cihazı”
"Hmm anladım iyi hadi yolun açık olsun "deyip beni
bıraktı o an ecel terleri döktüm sanki büyük bir suç
işlemiş gibi korkuya kapılmıştım. Ertesi gün alan
tarama cihazını teslim etmek için dedektörcüye gittim
içeri girer girmez;
"Ne yaptın tespit ettin mi ?" dedi
"Kaçar mı senin cihaz canavar odaların hepsinin
planını bile çıkardım bak kağıda "
"Vayy canına buranın altında şehir var resmen helal
olsun sana hadi şuradan birer çay doldur da içelim”
Ben çayı doldururken dedektörcü Mustafa abi
çizdiğim planı inceleniyordu definecinin halinden
defineci anlar ikimizde aynı duyguları yaşıyorduk.
(Mustafa abi yıllarca define peşinde sayısız kazı
yapmış, bakmış sonuç hep sıfır, biraz elektronik bilgisi
olduğu için bu alanda cihaz satışı işine yönelmiş.)
- 130 -
DEFİNE PEŞİNDE
Biraz muhabbetten sonra
"Videoda çektim sen birde orayı gör"
“Aç bakalım sen yamansın bu gayretle bulursun
malı yakında " dedi. Videoyu açtım izlemeye başladı
tarihi mezarın girişindeki merdivenleri görünce
“Vayy canına” deyip bir sigara yaktı 10 dakika
boyunca gözünü hiç ayırmadan izledi
"Dediğinden fazlası var bu alanda burada o devrin
zengin ve soylularına ait mezarlar bulunuyor
gördüğüm ve senin anlattıklarına göre
burayı açmak güç ister sen tek başına yapamazsın
senin burayı nasıl edelim biliyor musun ?
“Nasıl yapalım abi benim tanıdığım defineci yok
maddi gücümde yok zaten"
“Dur düşünüyorum bir sponsor bulsak ama kimi
nasıl bulacağız ? ....... Şenel" dedi.
"Şenel kim ?"
"Dünkü sorduğun kadın dur arayım bakalım ne
diyecek”. Kadını aradı aynen şu kelimeyi kullandı
"Şenel dünkü çocuk vardıya anlattıkları yerler aynen
doğru tek başına halledemez senin için ideal bir yer
gel dükkana ayrıntıları konuşalım".
Kadın 3 saat sonra akşam üzeri geldi
"Bana anlat birde ne var orda neyi tespit ettin ?". En
- 131 -
DEFİNE PEŞİNDE
başından kimin bulduğunu, kimin oraları bildiğini
anlattım kadının ilgisini çekti birde
telefondan videoyu izleyince
“Tamam bura bende ablam kimseye haber etme bura
hakkında kimseyle konuşma ben orayı açarım "
"Gerçekten bunu yapa bilirmisin ?"
"Ben ne yerler açtım sen bana güven ilk fırsatta beni
oraya götür özellikle video çektiğin yere, görmem
lazım, sonra ben gerekli her şeyi ayarlıcağım şuan
biraz işlerim var sen 4 gün sonra beni ara” .
Telefon numaralarımızı aldık ilk fırsatta gitmek
istiyordum, kadını dört gözle bekliyordum. 4 gün
sonra aradım müsait olmadığını bir kaç gün sonra
gidebileceğimizi söyledi. Ben kadını bir an önce
oraya götürmek istiyordum. Aradan 2 gün geçti bir
daha aradım “Tamam bugün olur araç var mı ?” dedi
“Evet var kaçta gidelim ?”
“Saat 3 gibi olur”
Söylediği saatte yola çıktık 1 saat sonra define
buldukları dağa vardık, akşam olmak üzereydi elimizi
çabuk tutmalıydık.
Karanlık çökmeden alanı görmeliydi önce define
buldukları yerin girişine götürdüm kadın görür
görmez; “Vayy canına helal olsun Türkiye’de
- 132 -
DEFİNE PEŞİNDE
böyle kazı yapacak baba yiğit az vardır çok emek
vermişler ablam ama maalesef yiyememişler”.
Oradan ayrıldık tepenin arka tarafına geçtik orda
bulunan girişi gösterdim basamaklara hayran kaldı
“Burada müjdesini almışlar girişin oraya bak” dedi
Arka taraftaki çift girişin olduğu alana götürdüm
buranın içine biraz indi duvarları inceledi “Burada ne
kadar malzeme bulundu bilgin var mı?”
“Benim bildiğim kadarıyla iki adet heykel , takılar,
sikkeler başka bilmiyorum”
“Buradaki malzeme imkansız bu olamaz, burada çok
daha fazlası olmalı bura özel olarak yapılmış bir alan
öncelikle burayı çözmek için yakalanan ekibin hazineyi
buldukları odaya inmemiz lazım sonrası kendi
kendine çözülür zaten, hadi gidelim
burayı inşallah halledeceğim sen merak etme birde
köyün içindeki yere gidelim oraya da bir
bakayım sonra şehre döneriz”.
Oradan köye geçtik hava
kararmış yatsı ezanı okunuyordu, köye girdik
arabayı ters yöne bırakıp mağaranın olduğu yere
vardık kadın sağını solunu inceledi.
“Bura yapı olarak anlattıklarına müsait ama köy içinde
olduğu için buradan ekmek yiyemeyiz en iyisi mi sen
- 133 -
DEFİNE PEŞİNDE
burayı unut, diğer yer daha garanti çünkü ora
netropol birçok mezar orada açılmayı bekliyor, bir
tane bulunmuş bu diğerlerinin habercisi hadi dönelim
şehre beni bekleyenler var sağlam bir malzeme düştü
sahte değilse iyi para eder”
“Vayy canına ciddi misin senin yerinde olmak isterdim”
“Seninde çok gayretin varbir gün sende benim
yerimde olabilirsin” dedi. Sohbet muhabbet ede ede
eve dönüyorduk, kadın ilk bu
işlere nasıl girdiğini ondan sonra 2
yıl geçtiğini birinden bir telefon geldiğini tarihî bir
kitabın ellerinde olduğunu, onu satmak
için aracılık edip 130 $ bin dolar para aldığını anlattı.
“Sonra bu kadar parayı ne yaptın ?” soruma ise
“Ahhhhhh akılsız kafam ben çıldırdım o yıllarda önce
emlak işine girdim, paraya para demiyordum, param
arttıkça artıyordu sonra baktım yemekle bitmiyor para
kumara düştüm Kıbrıs’a buradan kumar oynamaya
gidiyordum 5 yıl sonra tek bir kuruş para kalmadı
cebimde, aradan 7 sene daha geçti yine bulurum
dedim ama yok denk gelmedi bir daha, o gün bu
gündür de bu işlerin peşine koşarım”
“İnşallah şurayı açarsında kurtuluruz abla, belki ikinci
bura olur” derken evine vardık.
- 134 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Ben seni arayacağım benden haber bekle” dedi ve
ayrıldık aradan 10 gün geçti hala kadından ses
çıkmıyor ben kadının boş çıktığını düşünmeye
başlamıştım.
Cumartesi günü öğleden sonra telefonum
çaldı baktım Şenel arıyor şaşırdım.
"Alo"
"Ablacım ben Şenel"
"Tanıdım abla nasılsın ?"
"İyiyim sağol acil senle görüşmemiz lazım müsait misi
?”
"Tamam görüşelim neredesin sen ?"
"Çaycı Orhan var surların içinde oradayım oraya gel"
"Tamam" deyip tarif ettiği adrese vardım daha önce
hiç gitmediğim bir kahvaltı salonuydu tarif ettiği yer.
İçeri girdim sağa sola baktım yok, dediği yer buraysa
bu kadın nerde dedim tekrar telefon açtım.
“İçerideyim” diyordu bakıyorum yok “benimi kekliyor”
dedim kendi kendime tekrar aradım yine “içerideyim”
dedi.
“Abla bende içerideyim ama yoksun ben
göremiyorum seni”
"Orhan var ona sor" dedi kasaya vardım
- 135 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Orhan kim ?” dedim
“Benim” dedi
“Şenel Abla ile görüşecektim burada mı ?"
“Aşşagıda köşedeki merdivenden in" alt kata indim
baktım ihtiyar biri ile konuşuyor "Hoşgeldin ablam geç
otur çay içermisin ?"
"Olur" çay geldi ben hem çayımı yudumluyor hemde
konuşmalarını dinliyordum, adam bir yer açmış iki
adet Lahit olduğunu bunları buradan çıkarmak için
Şenel’den yardım istediğini anlatıyordu çok sürmeden
adam dışarı çıktı.
"Abla alel acele çağırdın hayırdır"
“Evet şimdi beni iyi dinle ben 3 kişi ayarladım senin
oraya, sponsorumuzda var bugün
gidin gece orayı açın açtıktan sonra hemen beni ara
ben Ankara’dan iki kişi getireceğim, hazine bulunan
yeri onlara anlattım ilgilerini çekti, sana telefonlarını
vereyim bu gece bu işi bitirin"
“Vay canına” dedim kendi kendime ne kadın ama
telefon açtım verdiği numaraya
“Numarayı Şenel’den aldım nerde saat kaçta
bulaşacağız ?”
- 136 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Saat 7 gibi hepimiz toplanacağız toplam 4 kişiyiz sen
saat 8 gibi Karakum petrol istasyonunda ol oradan
gideriz” dedi. Benim hayalimde profesyonel kişilerdir
kesin bu kadının buldukları boş kişi olmaz kim bilir
nereleri açtılar diye düşünüyordum. Saat 20:00 'da
benzin istasyonuna gittim, telefon ettim buluştuk biri
50 yaşında, diğeri 30, bir diğeri 28, bir diğeri 25 .
"Şimdi ne yapıyoruz ?" dedim.
“Gidip öncelikle Muharrem abinin
çiftlikten ekipmanları alalım oradan direk alana
geçeriz" dedi 10 km ötedeki çiftliğe vardık.
Muharrem;
"Sen misin hazine bulunan yeri gören ?"
“Evet” dedim.
“Tamam bu gün orayı patlatın açınca beni arayın"
“İnşallah” dedim.
(Yol, yiyecek, araç gereç, alet edevat
Muharrem abiye aitti, 400’ü
aşkın küçük baş hayvanı, 3 adet kepçesi, iki adet
kamyonu ile maddi gücü yüksek biriydi)
Saat 21:00 civarı çıktık yola iki araç ancak aldı
ekipmanları, yorgan battaniye bile aldık kalırsak
duruma göre diye. 5 kişiydik toplam her şey tam
- 137 -
DEFİNE PEŞİNDE
teçhizattı. Jeneratör, hilti, balyoz, kekiç, kazma kürek,
yemek için tüp , sucuk , 20 ekmek.
İçimden “işte budur korkusuz ve eksiksiz bir ekip kimse
bizi durduramaz artık orayı bu ekiple bugün açacaz”
diyordum. Gece yarısını yakın delik tepeye
vardık arabadan indik zifiri karanlıktı en yakın köyün
ışıkları 3 kilo metre ötede gözüküyordu
"Beni takip edin bastığınız yerlere dikkat edin
oldukça dik bir alandan tırmanacağız" dedim.
En önde ben arka arkaya düzüldük tepeye
tırmanmaya başladık adamlar “nereye geldik böyle
der gibi” homurdanıyorlardı kısa bir tırmanıştan sonra
hazinenin bulunduğu mezarın girişinin olduğu yere
geldik.
"İşte burası gelin tünelin içine girelim". Adamlar; "Abi
bura ne!!! bize böyle bir yer tarif edilmedi biz burada
hiçbir şey yapamayız " demezmi. Hava 1
derecelerdeydi 2800 rakım, yayla havası soğuk bizi
titretmeye başlattı. “Bari arabaya gidip yatalım saat 1’e
geliyor sabah bir yoluna bakarız”. Arabada
yatıp uyuduk ama ne uyumak getirdiğimiz yorgan
battaniye soğuğa engel olmuyordu iminin itine
döndük. Sabah güneş doğunca ısınmaya başladık
hemen semaverin altını yaktım Yahya abi sucuk
yumurta getirmiş hemen iki
- 138 -
DEFİNE PEŞİNDE
taş koyup arasına ateş yaktı, tavaya iki
kangal sucuğu doğradı, üstüne köy yumurtalarını
kırdı, ohhhh misssss çayda oldu yere bir çul serdik,
domates, peynir, bal, çikolata yok yok sağlam bir
kahvaltı yaptık saat 8 buçukta çay keyfi yaparken
telefonum çaldı arayan Şenel; "Efendim abla"
"Ne yaptınız ablam ?"
"Kahvaltı yaptık çay içiyoruz "
"Gece ne yaptınız ?"
"Senin adamları girişi götürdüm içine bile giremediler
bura bizi aşar deyip arabada yattık gece hiçbir şey
yapmadık"
"Ben sizi oraya piknik yapın diye mi yolladım
kıracağınız bir taş Muharrem nasıl adamlar bulmuş ?"
"Ben bilmem Abla tanımıyorum adamları ama iş
yapacak gibi durmuyorlar bunlardan fayda yok bize".
1 iki saat daha o bölgede gezdik yaşlı olan Yahya
abiye;
“Kaç yıldır define arıyorsun bu işlerde epey deneyimli
gibi gözüküyorsun ?” dedim.
“30 senedir defineciyim”
“Kaç yaşındasın ?”
“48 yaşımdayım”
- 139 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Maşallah hala umudunu yitirmemen ilginç”
“Bu işe bir bulaşan geri zor bırakır ya
çevreyi değiştireceksin ya bir şey bulup bırakacaksın
başka türlü yolu yok”
“Şimdi ne yapalım var mı bir planınız ?”
“Sen bilirsin ama burada biz iş yapamayız”
“O zaman hadi şehre dönelim burada gezerek dikkat
çekiyoruz”.
Dönüp geldik şehre ben köydeki mağarayı yolda
gelirken anlattım.
“Oraya bizi götür boşluğu bulmak kolay toprakta azsa
bir gecede ineriz aşşağıya” demeye başladılar ben
içimden hem tam güvenemiyordum hemde
bulamayacaklarını düşünüyordum.
"Daha sonra bir gün geliriz bu gün olmaz” dedim.
Aradan 1 ay geçti beni
aradılar görüşmek istediklerini söylediler bende
akşam 8 gibi buluşalım deyip bir cafede buluştuk
hoş beş muhabbet derken konu mağaraya geldi.
“Oraya bizi götür açalım sende kurtulun bizde”
diyorlardı derken ben ikna
oldum oranın öyle kalmasının kimseye bir faydası
yoktu “tamam” dedim.
- 140 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Bu hafta sonu gidelim”
“Cumartesi günü bizim içinde uygun araç falan bizde
var”
“Köyde evde var gerekirse orda kalırız”
“O süper bu bizim için iyi” dediler.
Cumartesi akşam yola koyulduk önce köydeki eve
vardık arabayı kapının önüne park ettik sonra gece
yarısını beklemeye başladık saat 23:30 civarı evden
çıktık 5 dakka sonra alana vardık.
“İşte burada bir yerde kapak bula bilir misiniz ?”
Hemen ihtiyar çantasından iki adet
bakır çubuk çıkardı alanda
yürümeye başladı oradan buradan sağdan soldan o
tarafa bu tarafa dönüyordu.
“Ne oldu ?”dedim.
“Bir oda burada, ikinci oda şurada, üçüncü odaya
geçen iki koridor var burada” dedi.
“Nerden biliyorsun ?” dedim.
“Benim çubuklar yanılmaz” dedi.
“Malzeme nerde ?”
“Dur şimdi ona bakacağım” dedi
tekrar çubukları kaldırdı aramaya başladı 100 metre
- 141 -
DEFİNE PEŞİNDE
ilerimize gitti çubuklar çapraz olunca; “Tam burada”
dedi.
“Vay canına Yahya abi senin bu çubuklar neymiş”
“Tabi bu çubuklara zamanında 7 bin TL verdiler
vermedim” dedi.
“Eee kapak ?” dedim
“Dur şimdi onu farklı bir cihazla tespit edeceğiz”. Bir
dedektör daha getirmişler onu kurdular Cengiz cihazı
arama modu boşluk olarak seçti taramaya başladı.

“Bu dedektörü kaç TL’ye aldınız iş yapıyor mu?”


dedim.
“2 sene önce 4,500 TL’ye aldık”.
“Ne buldunuz bu zamana dek ?”
“Üç beş sikke, bronz, bakır pek para da etmiyor
onlarda”. Cengiz o tarafa bu tarafa döndü ama yok
birden sinyal yakaladı ve;
“Çok güçlü boşluk sinyali alıyorum” dedi ama
bulduğu yer, tarif edilen alanla alakası olmayacak
derecede uzaktaydı.
Kazı yapacak şekildede değildi etrafı açıktı ora
bura derken tekrar ihtiyar çubukları çıkardı bir elini
çapraz diğer kolunu kaldırmadan yürümeye başladı.
- 142 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Benim çizdiğim noktaları işaretleyin” dedi.
Yahya abi önde biz arkada çubuğun
döndüğü noktalara taş koyarak altımızdaki
yapının resmen planını çıkardık. Yahya abi odanın bir
köşesinde bir çıkıntı tespit etti girişin bura olabileceği
kanısına vardık ve başladık kazmaya, zaten 20 cm
toprak anca yarım saatte 6 m2
alanı tertemiz yaptık, hiç bir şey yoktu zeminde ne
bir kapak ne bir iz gözükmüyordu, bura olmadığına
karar verdik. Aklıma başka bir fikir geldi
“Yahya abi ben elime büyük bir taş alacağım belli
noktalara vurarak ilerleyeceğim siz kulağınızı yere
dayayın kapağı denk getire bilirsek ses çok daha net
çıkacaktır altımız boş orası kesinleşti artık”

“Akıllıca hadi başla” dedi derken başladık tan, tun taşı


kaldırıp kaldırıp atmaya 1 saat patur kütür o tarafa bu
tarafa atarken bir anda silah patlaması ile hepimiz bir
karafa kaçı verdik ilerdeki ev sahiplerinden biri taşları
yere atmamız nedeniyle evinde sesleri duymuş bizi
korkutma amaçlı silah sıkmıştı.
“Hadi gidelim bu adam bizi vurur” deyip şehrin yolunu
tuttuk. Yolda giderken bu
iş böyle olamayacak kafamızı çalıştıralım diyor hem
gidiyor hem konuşuyorduk ben kendi kendime “daha
fazla başım belaya girmeden en iyisimi
- 143 -
DEFİNE PEŞİNDE
burayı açmaktan vazgeçmeliyim” diye
söylene söylene gidiyordum. Ama nafile bir kere
define bulmaya kadar verdiyseniz vazgeçmeniz zor
hemde yıllar geçmişse bu işlerde. Artık hırs yapmıştım
işi gücü bıraktım tüm hayatım define
olmuştu “bulacağım bu yıl bu
defineyi bulacağım” diyordum. Orhan abinin çay
ocağına gittim Şenel orda ise belki birşeyler yapa bilir
umuduyla. Gittiğimde Şenel yoktu aradım 1 saat sonra
gelirim deyince bende burada oturayım bari deyip bir
çay söyledim çayımı içerken hemen yanımdaki
masadaki kişilerinde define muhabbeti yaptığını fark
ettim biraz onlara kulak verdim, çok geçmeden
masama Orhan abi oturdu.
“Hayırdır bu Şenel’le ne işin var iki dir görüşüyorsun?”
“Ufak bir iş önemlideğil”
“İyi hadi bakalım” dedi ben yan masadakilerin
konuşmalarını dinlerken Şenel geli verdi
“Naaptın ablam” deyip masaya oturdu;
“İyiyim Abla şu benim yer için seni rahatsız ettim orayı
nasıl hallede biliriz geçenki ekip boş çıktı”
“Ablam Ankara’dan yardım almadan ben birsey
yapamam onlar şuan oradan vazgeçti”
“Ankara’daki kim abla ?” deyince
- 144 -
DEFİNE PEŞİNDE
“İş adamı ben bir şey bulunca ona götürürüm o yurt
dışına satar veyada sağlam bir yer olunca maddi
yardımcı olur bir şey çıkarsa benim payımı verir bu
işler böyle benim elimden bir şey gelmez” dedi. O
sırada çaycı Orhan abi bize kulak veriyormuş ben
hiç fark etmedim geldi masaya;
“Nasıl bir yer ?” demez mi Şenel hemen
“Orhan tam sana göre, bende sana söylemeyi
düşünüyordum”
Orhan; “Anlatın bakalım”
Ben yeri anlattım Orhan abi heyecanlandı
“Tamam ben oraya adamda bulurum” yan taraf
masadan “Hakan , Ramazan , Barış gelin buraya”
dedi.
“Şimdi anlat bakalım en baştan hazineyi bulanları yeri
herşeyi ?”. Nasıl bir yer olduğunu anlattım hepsinin
hoşuna gitmiş gibi duruyordu bir birlerine
bakıyorlardı. Orhan;“Oraya beni götür”
“Olur zaten boştayım ne zaman istersen gidelim”
dedim.
“Yarın öğlen gidelim ama benim araç yok
buradakilerinde yok” dedi ben aklımdan “hazineyi siz
bulunda araba sorun değil” diye düşünüyordum.
- 145 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Bende araba var sıkıntı değil hallederiz”. Ertesi gün
11 gibi çay ocağına gittim Orhan abi; “İyi tam
zamanında geldin bizde seni bekliyorduk hadi
gidelim” dedi.
“Yanımıza bir şey almayacakmıyız kazma, kürek,
balyoz ?”
“Yok şimdi gidip önce altın olup
olmadığına bakalım ondan sonra kesin dolu
olduğunu öğrenince açmak kolay”
“ALLAH ALLAH nasıl açacaklar” diye düşünürken
ayağa kalktı Orhan abi, Ramazan’ı
dükkanı bıraktı Hakan zaten yoktu.

“Barış sen ben üçümüz gideceğiz” dedi çıktık yola 1


saat kadar sonra alana vardık. Aynı Şenel’i
götürdüğüm gibi tepeyi gezdirdim girişin olduğu alana
varınca Orhan abi telefonunu çıkardı Özdemir diye
birini aradı;
“Konum yolluyorum bir bakk” dedi telefonu kapattı
sonra whatsapptan konum yolladı 10 dakika kadar
bekledik iki adet resim geldi Orhan abinin telefonuna,
resimlerde rengarenk çizgiler jeofizik görüntüleri gibi
ama ne olduğu belli belirsiz çizgiler vardı.
“Bu ne abi ?” dedim
- 146 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Uydudan baktırıyorum buraya” dedi ben
önce nasıl olduğunu anlamadığım için biraz
garipsedim.
“Nasıl yani ?” dedim
“Ben bu alanın konumunu yolluyorum Özdemir
buraya sirrus uydusundan bakıyor yerin 100 metre
altına kadar görüyor ne var ne yok, çakmağı sakla
yerin altına onu bile çıkarıyor”
“Vayyy anasını neymiş bu” derken Orhan abi
Özdemir’i aradı konuşmaya başladı;
“Evet evet evet” deyip diyordu ben heyecanla ne
dediğini merak ederken Orhan abi;
“30metre altta ikiye ayrılan tünel var bu tünelin
sonunda sol taraf boş sağ taraftan 5 metre ilerde altın
dolu oda var kapıyı açın, tırı çekin boşaltın diyor
Özdemir” hepimiz sevinçle bir keyif sigarası yaktık
Orhan abi;
“Şehre gidelim gerekli malzemeleri alalım
burayı açacağız ” dedi. Ben “Bu sefer kesin oldu, bu
teknoloji, bu ekiple olacak bu iş” diyordum.
- 147 -
DEFİNE PEŞİNDE
(Orhan abi 45 yaşında 15 yıllık defineci; alıp
satmaya, kazıp bulmaya
çalışıyor aynı zamanda esnaf çay ocağı var )
(Barış 38 yaşında 20 yıllık defineci; bir sefer
değerli bir malzemeye aracılık etmiş o satıştan yüklü
para kalmış alım satım işleri ile uğraşır definecilerden
tanımayan yoktur, hiç bir işte çalışmaz ailesinin
yardımı ile geçinen biri )
(Hakan aslen terzi 15 yıllık defineci; çok kazı
yapmış hiçbir değerli bir şey bulamamış hala umudu
var bulacam o malı diyor)
(Ramazan özel güvenlik görevlisi, nakliyatçı ,
özel şoför 35 yaşında hiç evlenmemiş 7 yıllık defineci
hiç bilgisi olmayan işlere burnunu çok sokar)

Ekip tamamdı gitmek için gün bekliyorum her


gün Orhan abinin çay ocağına gidiyorum gidip mezar
odasını açacağımız günü, altınları
çıkarmanın hayalini kuruyordum. Bir gün, iki
gün, bir hafta, iki hafta, aha bugün aha yarın bir
türlü gidemiyorduk çay ocağının definecilerin uğrak
yeri olmasından sürekli bir konuşma, hikâyeler, çay,
tost, gözleme her gün günümü burada geçirir hale
geldimiştim.
- 148 -
DEFİNE PEŞİNDE
Bir gün Orhan abi “Kürek l, balyoz lazım” dedi
“Ne yapacaksın?” dedim
“Şehrin göbeğinde bir ev var, 15 gündür kazı
yapıyoruz oraya Halil’le gidin”.
Kazmayı küreği götürdük ev şehrin merkezinde
hemen yanında orta okul ben burada define aramanın
imkansız olduğunu düşünürken Halil kapıyı açtı evin
her tarafı odalar tavanına varıncaya kadar
taş topraklarda dolu “Lannn bu neeee ? !!! eve ne
olmuş ?” dedim.
“Gel içerdeki odaya” dedi.
İçerideki odanın tam ortasında 8 metre
derinliğinde çukuru görünce inanamadım
“Burayı ne diye kazdınız ?”
“Burada 1 metre’de mezar bulduk kemikler, gözyaşı
şişesi çıkardık”
“Eeee 7 metre daha niye aşağı indiniz”
“Uydudan Özdemir baktı 8 metrede büyük sandık var
dedi o yüzden bu kadar kazdık”
Çukurun içine indim zemin 3 metreden sonra
tamamen taş, 5 metre taş kıra kıra inmişler.
“Akıl mantık işi değil sizin yaptığınız, ben
Özdemir denen kişinin lafına güvenerek bu kadar
- 149 -
DEFİNE PEŞİNDE
yeri açmam, bize dediği yerde o zaman uyduruk
olabilir”
“Senin yerinedemi baktı ?”
“Evet düşününce pek mantıklı değil Özdemir gibi
sıradan birinin koca uyduya bağlanması, bu uydudan
bakma işini bir araştırmak lazım” dedim ve çok
geçmeden boş bir iş olduğunu Özdemir gibi sıradan
kişilerin bunu yapamayacak
olduğunu anladım, sadece devletler nezdinde
kısmı olarak kızıl ötesi taramalarla yapıldığını,
dünyada böyle bir sistem olsa saklı hiç birşeyin
kalmayacağını, anladım.
Artık uydu işi yalan olmuştu elim boştu, iştende
ayrılmış bir şekilde dolaşmam canımı sıkar hale geldi.
Kime anlatsam paran olacak ki adam bulalım
demeleri beni sinir ediyordu, ben daha çok
hırslandım, ne pahasına olursa olsun parayı bulup
zengin olmayı kafama koydum.
- 150 -
DEFİNE PEŞİNDE

POLİSE TARİHİ ESER SATARSAK

Barış ile epey samimi oldum Orhan’ın yerinin


yanı sıra başka yerlerde de takılıyordum. Bir
gün Akasya çay evinde Barış ile otururken telefonuna
her gün ki gibi tarihi eser resimleri gelmeye başladı.
“Abi sana nerden geliyor bu malzemeler birini satsan
köşeyi dönersin, benim gibi dağlarda kazma kürekle
soğukta kışta, kazı ile uğraşmanı anlayamıyorum”

“Senin dediğin gibi olmuyor çoğu sahte çıkıyor gerçek


olanlara da ben ulaşamıyorum”
Böyle sohbet muhabbet derken çay ocağının sahibi
elinde bir kase olduğunu satmak istediğini 30 bin TL
para istediğini söyledi. Bunu duyunca biz
inanamadık.
“Biz satalım getir kaseyi” dedik.
“Amcam asıl sahibi” dedi.
- 151 -
DEFİNE PEŞİNDE
“İyi o getirsin nasıl bir şey neye benziyor”.
Barış abi ile düştük bu kasenin peşine, çay
ocağının sahibi önce yanaşmamadı sonra ikna oldu,
kaseyi görmemiz gerekiyordu ama amcası buna razı
olmadı elimden alırlar diye korktuğunu söyledi. Bizde
o zaman;
“Resim yada videosunu çek nedir ?, necidir ?,
güncel mi ?, şuan elinizde mi ?” dedik. Akşam video
ve resimleri çekmiş ertesi gün bize yolladı değişik bir
şeydi üzerinde insan figürleri olan cam bir kase,
hemen alıcı aramaya başladık Barış abinin
çalıştığı kişilerin oldukça fazla olması hemen bir
alıcı bulmamızı kolaylaştırdı. Alıcılar “akşam gelip
bakalım eksper inceler orijinal tarihi eserse tık
parayı verir alırız” dedi. Biz;
“Tamam akşam gelin zaten kasenin
olduğu kişi arkadaşımız para ile gelin
alış verişi hemen tamamlayalım” dedik.
O gün saat 21:00 civarı telefon geldi “Ankara’dan
geldik nerde buluşalım” diye biz “direk çay ocağına
gelin” dedik. Yarım saat sonra 5 kişi geldiler. Barış
abi, ben, çay ocağı sahibi Halit dükkanda varız
adamlar geçti karşımıza oturdu öncelikli malzemeyi
görmek istediler.
- 152 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Nerde malzeme göre bilirmiyiz ?”
Barış abi Halit’e bakarak “getir” dedi. Halit;
“Bende yok” dedi.
“Kimde o zaman ?” Bana
sordu “Sende mi ?”
“Yok bendede değil” dedim. Adamlar para hazır
merak etmeyin diyordu. Bende bir an önce alım satım
yapılsın paramızı alalım diyordum. 50 bin TL toplam
para istiyorduk 30 bini mal sahibine 20 bini 3 kişi
aramızda bölüşecektik.
“Halit oğlum getirsene şu kaseyi” deyince
“Valla bende yok” dedi kenara çektik Halit’i
“Oğlum dalgamı geçiyorsun adamlar bak bizi bekliyor
başımızı belaya sokmayalım dalga geçmiş gibi
oluyoruz hadi çıkar şu kaseyi” derken. Adamlardan
biri kalkıp yanımıza geldi.
“Bakın paranızı vereceğiz siz malzemeyi
gösterin alıcıya sonra para hemen teslim, biz
buradan 3 yerden daha
tarihi eser aldık inanmazsanız arabanın bagajda bize
güvenin”. Halit;
“Yok bende Amcam vazgeçti satmaktan” dedi.
- 153 -
DEFİNE PEŞİNDE
Adamlar 2 saat boyunca oturdular “Getirmeden
kaseyi kalkmayız” diyorlardı.
Ben içimden “ne biçim iş adamları başımıza bela
ettik” demeye başladım saat gece yarısını geçmişti
Halit;
“Dükkanı kapatacağım artık gidin bende kase mase
yok” diyordu derken adamlar;
“İyi hadi o zaman gidelim” deyip kalktılar masadan.
Barış abi ile ben böyle işin içine diye küfür ediyorduk,
sinirle bizde kalkıp çıktık. Halit;
“Durun siz nereye gidiyorsunuz ?” desede bizi yarı
yolda bıraktığı için Halit'e kızgındık. Biraz ilerleyince
benim telefon çaldı arayan Halit'ti;
“Gelin konuşmamız lazım” dedi belki kaseyi vermeye
ikna olmuştur diye adamlar gitmeden tekrar çay
ocağına gittik. Halit;
“Siz kimi getirdiniz alıcı olarak ?”
“Biz tanımıyoruz bunları ne oldu ?”
“Polis biri sivil sürekli buralarda gezer bizi hapsemi
attıracaksınız ?”
“Biz ne bilelim Afyonda ki büyüklerimizin bağlantıları”.
Ben kendi kendime “lan birde para kazanalım derken
- 154 -
DEFİNE PEŞİNDE
hapse mi gireceğiz” diye tedirgin olmuştum ki
adamlar tekrar geldi.
“Hadi anlaşalım 10 bin TL fazla veririz şu kaseyi bir
ortaya çıkarın yeterki”
Biz bu sefer “kesinlikle bizde yok biz sadece aracıyız,
daha biz bile elimize almadık” deyince adamlar baktı
çıkarmayacaz bırakıp gittiler, kasenin peşini bizde
bıraktık.
- 155 -
DEFİNE PEŞİNDE

JANDARMA KOM ŞUBE

Aradan 1 ay geçti ben kazı işlerini tamamen


bırakmış Barış abi ile alım satım işleri ile
uğraşıyorum her gün, Allah’ın her günü en az 10
kişiden çeşitli tarihî eserlerin resimleri
whatsapptan geliyor Barış abi gerekli gördüklerini
alıcılara yolluyor, alıcıların ilgilendiklerine tekrar
dönüş yapıp ortaya çıkarmaya çalışıyor, ne fiyat
istediklerini öğrenip bir nevi
aracılık firması gibi çalışıyorduk. Satılan eserlerden
%2 alıcıdan, %2 satıcıdan yani toplam %4 payımız
vardı fiyat ne kadar yükselirse bizim alacağımız
miktarda artıyordu. Günde yüzlerce resim,
video geliyor şurada bunu çıkardık, burada bunu
bulduk gelin satalım diyorlar, siz gelin deyince
yanaşan olmuyordu. Akşama kadar çay ocağında vakit
öldürür hale gelmiştim. 1 ay bir mekanda, 1 ay başka
- 156 -
DEFİNE PEŞİNDE
yerde takılıyorduk, 3 ay kadar Barış abi ile
peşinde koşmadığımız tarihî eser kalmadı ama şans
bize gülmüyordu. Tarhi eserlerin çoğu
Suriye’den gelen mallar, onları alıcılar
kayıtlı olduğu için almıyorlar
yada daha önce bulunmuş sadece resim, video ile
para koparmaya çalışanlar,
en önemlisi gerçekten bulanlar ama bize güvenmeyip
eserleri ortaya çıkarmaktan korkanlar.Ne
yaptıysak yok 1 lira bile kazancı olmaz mı insanın
derken bir gün Neco ( Necmettin) isminde bir amca
bizi aradı elinde selenyum 74 adlı bir madde
olduğunu satamadığını bizim satıp satamayacağımızı
sordu bunun üzerine maddenin ne olduğunu
bilmediğimiz için “Gel yüz yüze bir
görüşelim” dedik. Ne olduğunu bilmediğimiz içinde
numunede getirmesini istedik. Neco amca 2
gün sonra Orhan’ın çay ocağına geldi orda
buluştuk 75 yaşlarında ihtiyar biriydi. Biraz
sohbetten sonra cebinden küçük kavanoz içinde
siyah siyah mercimek gibi selenyum 74 maddesini
çıkardı. Peçetenin üzerine bir kaç adet döktü Barış
elini uzatır uzatmaz Necodayı;
“Sen ne yapıyorsun elleme sakın tehlikeli bir madde
bu zarar verebilir”
- 157 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Nerden buldun bunu Neco dayı ?” deyince
“Orasını boş verin siz alıcı bulun sağlam gerisi kolay"
Biz hemen alıcı aramaya başladık Konya’da
Selçuk diye birini aradık Barış selenyum der demez
telefonu kapattı adam, biz ne olduğunu bile
bilmiyorduk tekrar aradı;
“Bunları telefonda söyleme” dedi.
Ben olan biteni izlemekten başka bir
işe yaramıyordum derken farklı bir mesajlaşma
programından konuşma gerçekleştirdik, kaç gr
olduğunu sordu biz de Necodayıya sorduk “2 kg”
olduğu söyleyince alıcı;
“Milyonlar eder o”demez mi biz bu kadar değerli bir
şey olduğunu bilmediğimiz için aslında Neco dayıyı
dikkate almamıştık alıcı ;
“Nerden bulmuş bunu bu kolay ele geçecek bir
şey değil sorun bakalım?”
Neco Dayı bunu polis olan yeğeninden aldığını anlattı,
onunda yol kontrolünde ele
geçirdiğini kayıtlara geçirmeden kendinin el
koyduğunu satmak için kendisine verdiğini anlattı.
“Tamam o zaman satalım bunu” dedik. Almanya’dan
müşteri bulduk ertesi gün alıcı geldi İstanbul’a, bize
- 158 -
DEFİNE PEŞİNDE
güveniyordu Selçuk, derken buluşma gerçekleşti
sadece numuneleri getirdi, 100 gr kadar
devamını bunun
parasını alınca çıkaracağını söyledi alıcı;

“Hepsini görmeden tek kuruş vermem” dedi. Biz arayı


bulmak için elimizden geleni yapsakta ikna edemedik
sonra alıcı çekti gitti biz kaldık ortada Barış;

“Bu neymiş bir bakalım internetten”


Baktığımızda Türkiye’de bulundurulmasının,
satılmasının yasak
olduğunu ağır cezaları olduğunu gördük,
haliyle korktuk sonuçta bunu satmaya
çalışmıştık polis bilmeyerek yaptığımıza inanmazdı
sonuçta. İl Merkez jandarmada uzman olan
arkadaşımı aradım durumu anlattım.
“Ben anlamam öyle işlerden gelin buraya komutan ile
sizi görüştüreyim” dedi. Barış abi biraz endişelendi
“Başımız yanmasın sonra” dedi ben ikna ettim. Gittik
il jandarma komutanlığına arkadaşım bizi bin başının
odasına götürdü komutan çok sıcak kanlıydı, önce
bize çay ısmarladı sonra “Konuyu
anlatın bakalım”dedi.
- 159 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Selenyum 74 adlı bir maddeyi satmaya çalıştık ama
ne olduğu bilmediğimizden sonra internetten baktık
zararlı bir madde olduğunu görünce sizi aradık”.
“Eee bu adamlar sizi nerden buldu siz kimsayal
madde mi satılıyorsunuz ?”.
Barış abi;
"Biz tarihi eser satmaya çalışırım açıkçası defineciyiz"
“Kim peki bu maddeyi satan ?”
“Necmettin isminde bir ihtiyar”
“O mu size getirdi”
“Evet”
“Polise niye gitmediniz?”
“Asıl bu madde polis birinde”
“Kimde?”
“Muhammed isminde polis”
“Polise iftira atıyor olmayasınız ?”
“Niye atalım adam numuneleri getirdi”
“Kaç TL ye satacaksınız?”
“2 milyon”
“O kadar parayı nerden bulacaksınız ?”
- 160 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Biz sadece aracıyız 80 bin TL bize düşüyordu
satarsak”
“Bu paradan size ekmek yedirirlermi keser atarlar sizi
80 bini kimse kimseye aracılık yaptığı için vermez”
“Hmmm doğru söylüyorsunuz”
“Siz iyi birilerine benziyorsunuz
bizimle çalışın böyle tarihî eser olsun, istihbarat verir
misiniz diğer işler olsun ?”
“Bizim çalıştığımız genelde kendi çevremiz
arkadaşlarımızı satmış oluruz”
“Defineciler mi ?”
“Evet”
“Böyle kaçakçılık işleri olursa onları bildirin”
“O zaman olur”
Derken 2 saati geçkin sohbet ettik sonra bizi
kapıya kadar yolcu etti o günden sonra ben biraz daha
dikkat etmem gerektiğini anladım herşeye atlamak
insanı belaya bulaştırır. 2 ay kadar sonra bir gün
telefon geldi arayan bizim enişte;
“Efendim”
“Ne yapıyorsun var mı işin ?”
“Yok hayırdır”
- 161 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Gel çarşıya doğru”
“Tamam 1 saat sonra görüşelim”. Bir saat sonra
enişte ile buluştum yanında Nurettin isminden biri
daha vardı.
“Şimdi beni iyi dinle iyi bir yer var malı çok kiliseye yakın
zamanında çok zenginler yaşamış kaya mezarları
her taraf, oraya gitmek için araç lazım tam
noktasını tespit edip geleceğiz mazot
paranı veririz”dedi. Saat zaten geç olmuştu ben tam
durumu anlamamıştım yinede denemeye
değer dedim.
“Tamam gidelim önce eve gidip yemek yemem lazım,
sonra araçta biraz malzeme var onları da
bırakırım eve, siz yarım saat sonra burada olun”. Eve
gidip hemen yemeğimi yedim
yarım saat sonra eniştelerden ayrıldığım noktaya
geldim, dört gözle beni bekliyorlardı. Enişte;
“Hadi gidelim Yaşar abinin oradan
çubukları alalım oradan direk gideriz”dedi.
Yaşar isminde aslen asansörcü olan birinin evine
vardık adam biraz sıra dışı hareketli biriydi. Eniştelerin
anlattığına göre kalp gözü açık yerin altındaki
hazineleri göre bilen biriydi yani bizim eniştelerin akıl
hocasıydı. Saat 23:00 civarı yola ancak
- 162 -
DEFİNE PEŞİNDE
çıkabildik 1 buçuk saat kadar sonra eniştelerin
söyledikleri noktaya vardık. Enişte dört adet igde
ağacından yapılmış çubukları çıkardı, ikisini bana
verdi kanca gibi uçlarını bir birine değdirdik, belirli
duaları okumaya başladık ne istersen sora biliyordun
bu çubuklara önce altın olup olmadığını sonra, ne
kadar derinde olduğunu, bize nasip olup olmadığını
sorduk. Eğer varsa çubuklar aşağı doğru hareket
ediyor, yoksa yukarı doğru açılıyordu 1 saat kadar
sürede tespitimizi yapıp döndük eve kapıdan
girdiğimde saat gece 04:00’ü geçiyordu. Erkesi sabah
telefonun sesiyle uyandım arayan enişteydi.
“Ne yapıyorsun bu
akşam gidip malzemeyi çıkaralım 2 metreyi 1 gece
de açarız yarın alıcılar gelir malı satar paylaşırız”.
Ben “tamam” dedim kazma kürek ne
lazım olacaksa arabamın arkasına doldurdum.
Yiyecek içecekte aldık derken yola koyulduk saat
21:00 civarı kazıya başladık. Yerin yumuşak toprak
yapısına sahip olması ve bir kaç gün öncesinde
yağmur yağmış olması işimizi kolaylaştırdı. Çok
geçmeden 1 metre derinde üzeri figürlü bir
taşa denk geldik üzerinde y harfi gibi oyma vardı ben
“kesin bunun altında define” dedim. Çünkü bu
taş buraya rast gele konmuş olamazdı. Daha
- 163 -
DEFİNE PEŞİNDE
hızlı kazmaya başladık, yorulan diğeriyle
değişiyordu. Bu sırada iki tane köpek çıka geldi.
Çoban köpeklerini görünce ben birilerimi geliyor
acaba diye stres yaptım. Enişte;
“Durun ben halledecem”. Yaşar hocayı aradı bizi
korumaya almasını söyledi.
“Sizi kimse artık göremez devam edin yaklaştınız”
demiş yaşar hoca, pek inanmadım
öyle üstün güçleri olsa ne işi var asansör
işinde dedim. Derken 2 metreye yaklaştı
kazdığımız yer ama hiç bir şey bulamadık çukur
boyumuzu aşınca ben “Şu Yaşar hocayı bir arayın 2
metre oldu hala bir şey yok” dedim.

Mal derine düştü 3 metreyi geçti demez mi “hayda o


nasıl defineymiş” dedim. Yorulduk 2 metre derinlikte 3
metre genişlikte çukur kazdık ama yok ortada.
“Bu iş yarına kaldı benim sabah yapmam gereken
işlerim var eve dönelim” dedim. Gece 2 gibi ordan
çıktık eve varıp uyumam 3’ü buldu sabah 8’de zor
uyandım işlerim vardı. Pazartesi günü postane,
banka ödemeleri derken 17:00’da ancak işlerim bitti.
Baktım telefon çalıyor arayan enişte “efendim enişte”.
“Bu gece gidiyoruz 1 metre kaldı Yaşar hoca orda
neler var neler diyor 20:00 gibi hazır ol” dedi.
- 164 -
DEFİNE PEŞİNDE
Saat 22:00’da yine aynı tepeye çıktık bıraktığımız gibi
duruyordu enişte dün gece giderken ağaç dalı ile
toprak alanı düzlemiş ayak izlerimizi yok etmiş
gündüz biri gelirse buradan ayak izlerinden bula biliriz
demişti. “Bismillah” deyip kazıya başladık bugün
buradan zengin olup ayrılacaktık
Nurettin abi;
“Malı bulduk mu kazmayı küreği atalım dereye yolda
çevirmeye yakalanırsak falan başımıza iş açmayalım”
diyordu.
(Nurettin abi eniştenin iş arkadaşı 17 yıllık defineci)
Ben altınları bulsak hiç sorun olmaz diyordum
3 metre derinliğe bir saat sonra ulaştık ama hiçbir
bulgu yoktu, taş kum başka bir şey yok. Ben;
“Ara hocayı 3 metreyi geçtik” hoca bu seferde “5
metre derinde” demez mi iyice sinir oldum.
“Bu ne biçim iş yerinde durmuyor bu define zaten
dünün yorgunluğu da var bugün de yorulduk hadi
gidelim” dedim, baktık olmayacak bıraktık. Döndük
eve ama umut insanı yine çekiyor bir hafta sonra
enişteyi aradım;
“Yarım kalan yeri ne yapalım” dedim.
- 165 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Biz şuan orayı bıraktık başka sağlam bir yer bulduk”
demez mi ben delirdim bir yere emek verip bir anda
bırakmaları bana çok saçma geliyordu hemen
Memet’i aradım.
“Durum böyle böyle atla otobüse gel senle
şurayı halledelim parayı bulacaz bu sefer bana güven”
dedim. 2 gün sonra Memet geldi kazma, kürek, kova,
ip, yiyecek içecek ne varsa aldık. Memet emin olmak
için cihazda ayarla dedi. 250 TL verip birde alan
tarama kiraladık orayı açacaktık kararlıydık. Gece
yarısı tepeye vardık başladık kazmaya çukur
derinleştikçe bizi yoruyordu sabaha kadar 2
buçuk metreyi kazdık. Biraz daha derine, biraz daha
derine inelim diyordum Memet;
“Ben yoruldum gidip eve dinlenelim gece yine geliriz”
dedi oradan ayrıldık. Yorgunluktan arabayı zor
kullanıyordum eve varıp dinlendik ertesi
gün gittiğimizde tepenin hemen altındaki
mağaranın yanında kayaların üzerine işlenmiş çiçek
figürünü gördüm bu bizi daha çok heyecanlandırdı.
Kalp ve çiçek bunun yorumunu merak ettim. Memet
İstanbul’daki eniştesini aradı durumu anlattı hemen
resmini istedi whatsapptan yolladık çok beğendi.
- 166 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Bizi 3G ile görüntülü arayın ayakkabınızı
çıkarın malzemenin olduğu yeri size cinler
vasıtasıyla göstereceğim” dedi.
Bir sorun vardı bizim bulunduğumuz alan kırsal
olduğu için görüntülü arama şansımız yoktu biz
eniştesinden yardım alamayacağımızı anlayınca aynı
yere devam etmenin
doğru olacağı kanaatinde birleşik 4,5 metre zaten
kazmıştık bismillah deyip başladık tekrar aynı yere,
sabaha kadar öyle bir aşkla kazdıkki 9 metreye
yaklaştı çukur iyice daraldı, kürek aşşağıda
çalışmaz duruma geldi. Toprağı iple çekmekten çok
çukurun içine girince yukarı çıkmaya zorlanıyorduk.
Öyle bir hala geldi ki çukur bir an göçük olsa
buradan kurtulma şansımın olmadığını düşündüm,
can her şeyden önceydi.
“Mahmut daha fazla kazmaya gerek yok burada bir
şey olsa şimdiye bulurduk hem Allah korusun bura bir
göçerse öldük gitti metrelerce toprağın altında
kalırız”.
“Doğru söylüyorsun kardeşim” dedi.
“Gel şu tepede mağara var orayı sana göstereyim iki
tane haç işareti var duvarlarında”. Oradan mağaraya
tırmandık gece gece çok tehlikeli ama define bizim
- 167 -
DEFİNE PEŞİNDE
gözümüzü adeta kör etmişti bir süre
mağarada oyalandık sonra aşağı indik. Mahmut;

“Gidip eve dinlenelim İstanbul’daki benim enişte olsa


o hallederdi yıllardır o hazine peşinde koşuyor bence
o buranın hakkından gelir ne dersin”.
Bunu duyunca bu işlerin bir sonuca varması
gerektiğini böyle gitmeyeceğini anladım.
“Tamam ara gelsin” dedim ama aradığımızda
kredi borcu 320 TL olduğunu, yol
parasınında olmadığını söylemez mi,
napalım diye düşünürken en son 600
TL hesabına yolladık trilyonlara bizi ulaştırsın da gerisi
kolaydı. Akşam otobüse binip İstanbul’dan yola
çıktı bizde gerekli hazırlanmaları yaptık. Sabah 9 gibi
terminalden aldık götürdük lokantaya karnını
doyorduk zayıf uzun boylu biriydi oradan düştük yola
yine olan yere doğru, öğlen alana vardık bu
sağa baktı sola baktı.
“Burayı boşuna kazmışsınız burda bir şey olacağa
benzemiyor” demez mi.
“Hayda 8 metreyi yani boşuna mı kazmışız?”
“Evet aynen boşuna”. Ben verdiğim emeklere
üzülürken yaşadığım hayal kırıklığı beni içten içe
mahvetti.
- 168 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Peki ilerde bir yer var oraya bir bak adamlar oradan
epey mal çıkardı yakalandılar”. Oradan yaylaya doğru
yola koyulduk, yayla sis pus içinde göz gözü
görmüyordu definenin bulunduğu yere bunu
götürdüm iki tane sigara çıkardı bir biri uçlarına
değdirdi başladı bir şeyler okumaya o tarafa bu tarafa
yönelirken en son “burada varsa bir şey derinde var”
dedi. Oradanda eli boş döndük köyün içindeki
mağarayı anlattım .
“Hahhh böyle yer varsa ne diye başka yerlerde
geziyorsunuz hadi gidelim” demez mi oradan
köye doğru yola çıktık ben bu adama güveniyordum
bir şeyler biliyor gibiydi yolda giderken
sohbet esnasında 7 yıldır define aradığını bir sefer
denk geldiğini onuda çarptırdığını anlattı.
Köye vardık, alana akşam gitmemiz lazımdı gündüz
birileri şüphelenirse yakalana bilirdik. Bizim köydeki
eve gidip yemek falan yedik saat 22:00 gibi alana
gittik, kazma, kürek, alet, edevatta götürdük açmayı
planlıyorduk. Alana şöyle bir baktı çıkardı yine iki
sigara uçlarını bir birine değdirdi başladı bir şeyler
okumaya “buranın altı boş” dedi.
“Onu biliyoruz giriş kapağı nerde ?” dedim.
“Onu söylemiyorlar “.
- 169 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Kim söylemiyor ?”
“Üç harfliler”
“Hmmm”
“Eee nasıl bulacağız ?”
“Demir bir şiş ile çivileme yöntemi ile inşallah ben
bulacam sen bana ince bir demir çubuk bul”.
Sağı solu ararken dediği şekilde bir çubuk buldum.
Bu başladı etrafı şişlemeye alt kaya olduğu için 20
cm sonra kayaya denk geliyor zemine demiri
vurdurarak sesinden kapağı bulmaya çalışıyordu.
1 saat kadar uğraştı ama bir sonuç elde edemedik.
Benim aklıma Yahya abideki çubuk geldi
anlattım istanbul’lu defineci demez mi;
“Hadi onu getir o zaman kesin bulurum”.
“1 buçuk saatlik mesafede şimdi ben nerden bulayım”
dedim.
“Yok yarına geç olur ara müsaitse gidip
alalım adamı daha saat 23:00 gidip geliriz”.
Düştük yola gece yarısını geçiyordu vardığımızda
Yahya abi;
“Bu saatte nerden aklınıza düştü gece gece ?”
“Sorma abi şurayı bir açamadık”.
Saat 03:00 civarı tekrar alana vardık
- 170 -
DEFİNE PEŞİNDE
Yahya abi yine boşlukları bir bir tesbit etti odaları.
Bizim İstanbul’dan gelen defineci başladı 1 kilo kuzu
o tarafa bu tarafa saçmaya, ben acaba ne yapacak
diye merakla bekliyordum ki;

“Burada çok üç harfi var kesinlikle burayı bize


açtırmazlar” demez mi.
“Hayda şimdi oldumu o kadar yol gidip geldik gece
gece”.
“Napalım ben bir şey yapamam yoksa
bedelini ağır öderiz”. Oradan bizim köydeki eve
geçtik, yorgun yorgun yattık uyumuşuz. Sabah
gerimize baka baka eli boş döndük, önce otogardan
İstanbul’luyu yolladık. Memet’inde biletini
alıp Çanakkale’ye yolcu edip, Yahya abiyi evine
bıraktım bende bir kez daha eli boş dönmenin
yarattığı hayal kırıklığı ile eve vardım.
- 171 -
DEFİNE PEŞİNDE

HIRSIN SONU

Aradan bir hafta geçti ben kafaya taktım orayı bir


şekilde açmam gerekiyor du, yine dedektörcünün
yolunu tuttum.
“Bu işin kesin çözümlü bir yolu yokmu ben bıktım”
“Var görüntülü ?”
“Hadiii peki ücret ?”
“Günlük 600 TL”
Cihaz alman malı bir üründü ve anlattığına göre yerin
altında ne var ne yok gözüküyordu, hoşuma gitmişti
kira ücreti özelliklerine göre hiçbir şeydi. Şimdiye
kadar define bulmak amacıyla geldiğim gittiğim
yerlerde harcamalarım 10 bin TL’yi bulmuştu. O
yüzden ben ne yapıp edip bu defineyi bulacam diye
kendimi hırslandırıyordum. 400
TL kredi kartımdan nakit avans çektim dedektörcü
Mustafa abinin yanına vardım.
“Bu kadar para var başka yok”
- 172 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Olmaz bizde tek fiyat bakkal mı bura”
deyip beni tersledi öyle böyle derken en sonunda ikna
ettim bana nasıl kullanmam gerektiğini anlattı, ben
hemen cihazı alıp ilk önce bir test yapmayım diye
mağara olan bir alana gittim. Orda test yapmaya
çalıştım ama nasıl olduysa heyecandan
kullanamadım bir türlü çekimleri leptopa aktarma
işlemini gerçekleştiremedim. Hemen dedektörcüyü
aradım durumu anlattım tekrar bana nasıl yapmam
gerektiğini anlattı bu sefer anladım ve dediği şekilde
yaptım test yerinden ayrılmıştım, tekrar geri gittim
tam çekimin yarısında laptopun şarj bitmezmi “vayy
anasını şansa bak” dedim. Mecbur cihazı şarj için
gittim köye evde şarj ettim sonra test etmeden
dedemlerin anlattığı mağaranın olduğu yere gittim
başladım çekim yapmaya burada
gayet güzel kullanabiliyordum fakat ne boşluk, ne
tünel, ne kapak hiçbir şey bulamıyordum. Saat 21:00
da başladığım çekime her saatte başı şarj bitmesi
sonucu eve gidip şarj edip gelmem toplam 2 saat
sürüyordu. Saat gece 03:00 civarı ilk net bir
bulgu yakaladım 15 metreye, 15
metre çapta yaptığım çekimde ilk defa tüneli net
bir şekilde göre biliyordum o an heyecandan
ölebilirdim. Tam programı kullanamadığım için nere
- 173 -
DEFİNE PEŞİNDE
giriş, nerde ne var anlamadım ama Yahya abinin
çubukla tespit ettiği yerle aynı alanda boşluk
eşleşiyordu. Eve gidip uyudum saat 08:00
civarı uyandım hemen arabaya binip dedektörcünün
yolunu tuttum cihazı teslim ettim ve
çekimleri gösterdim.

“Vay canına harbiden buranın altı boş ve giriş bak


tam burada 30 cm toprak var üzerinde sağ köşede bir
metal tespit etmişsin ama tam
çekmemiş yarısında kesiliyor burayı açman kolay gibi
gözüküyor” dedi. Dedektörcü anlattıkça dahada
heyecanlandım yerimde duramaz hale geldim. İlk
defa kesin gözüyle bakıyordum, o gün dinlendim
ertesi gün kimle gitsem diye düşündüm ama
insanların burun kırın etmeleri beni sinir eder hale
gelmişti, iyisimi tek başıma gitmeye karar verdim.
Kazma kürek yine ne
lazımsa aldım arabayı köyün dışına bıraktım,
köyün dışından kimseye gözükmeden alana vardım.
Tam tespit ettiğim noktayı başladım kazmaya çok
geçmeden kayaya ulaştım sağa ve sola genişletmeye
başladım ama ne kabak vardı ne başka bir şey “yine
mi hayal kırıklığı”. 2 saat boyunca orada uğraştım
fakat hiçbir sonuç elde edemedim aklıma Yahya
abinin uydu muhabbeti geldi hemen onu
- 174 -
DEFİNE PEŞİNDE
aradım benden alandan bir konum atmamı istedi ben
konumu yolladım sonra “bekle ben sana
döneceğim”dedi. 20 dakika sonra aradı 500 TL ücreti
olduğunu uydudan hemen çekim yaptıracağını
söyledi. Bende zaten para yoktu
“parasız olmaz mı bura boş değil ?” dedim ama yok
olmaz diyordu. Mustafa isminde yıllardır define arayan
birinin uydudan kesin tespit yapacağını söylüyordu.
“Yeri anlat belki parasız tamam der” dedim. Ama yok
kabul etmiyor bir türlü “neyse tamam” deyip arkama
baka baka düştüm yine evin yoluna eli boş, bitkin,
hayal kırıklığı içinde o gün umutlarımın
bittiği andı eve vardım bu işleri bırakmam gerektiği
düşünmeye başladım her yolu denemiştim artık
yıllarca maddi harcamalar yaparak her gün daha fazla
fakirleşiyor, her kazı sonrası elde sıfır ile eve dönmek
istemiyordum. Hayırlısı deyip eve vardım
duş aldım hiçbir şey düşünmek istemeyerek
yatağıma yattım. İki gün sonra Yahya abi aradı
“Napıyorsun işin yoksa benim evin o tarafa gel”
“Hayırdır abi?” dedim
“Sen gel çözeceğim senin o mağarayı”
“Yok abi hep öyle diyoruz ama olmuyor
denemediğimiz yol kalmadı”
- 175 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Bu sefer olacak sen gel”
Dayanamadım belki bu sefer olur diyerekten son bir
umutla gittim.
“Mustafa abi halledecek onun 3 harflileri var” dedi.
Ben inanmadım önce ama denemektende bir
şey kaybetmem belkide hakkaten biliyordur diye
düşündüm.
( Cinci Mustafa çok kilolu, uzun boylu yıllar önce
Yahya abi ile aynı fabrikada çalışmış şuan ne iş
yaptığı belli olmayan biri)
“Gelin ilerde çay ocağı var oraya gidelim” dedi
üçümüz vardık çay ocağına ben;
“Nasıl yapacaksın ?” dedim
“Şimdi sen zihninden o yeri düşün”. Ben zihnimde o
alanı düşünmeye başladım eline bir kağıt ve kalem
aldı başladı sayılar yazmaya, yazdı yazdı derken
kağıt hep rakamlarla doldu ben bu ne yapıyor diye
şaşkın şaşkın bakmaya başladım sonra bu sayıları
topladı çıkardı bir şeyler yaptı.
“Ne var abi ?” dedim.
“Oranın ilerisinde büyük bir kralın mezarı var 50
metre kadar ilerisinde normal zeminden 5 metre daha
yüksek bir alan var orada çok mezar gözüküyor.
- 176 -
DEFİNE PEŞİNDE
(Dediği yer aynen vardı küçük çocuk yıllar önce
dediği alanda altın bulmuştu)
Büyük bir yer altı şehri var köyün altına kadar tüneller
gidiyor, bura iki katlı en altta büyük mermer bir
sanduka var, 3 harfli bekçileri oldukça çok oraya
gidince kafanız karışıyor.
( Gerçekten dediği gibi sağ köşeyi kazmaya gittiğimiz
zaman orda karar değiştirip sol köşeyi kazıyorduk bir
dediğimiz diğer dediğimizi tutmuyordu )

“Malzeme olarak burada heykeller demir


kapının arkasında, depo yani o
dönem yaşayanların eşyaları var asıl mal alt kaltta”.
Bunları duyunca ben daha dururmuyum “hadi abi
gidelim sen bu işi biliyorsun bul şu girişi
şurayı boşaltalım”
Olurdu olmazdı derken ikna ettim.
Cinci Mustafa, Yahya abi , Cengiz , Murat abi ben
bindik arabaya aracı ben kullanıyordum
yanımda Cinci Mustafa oturuyor, 30 km kadar yol
aldıktan sonra gecenin karanlığı sol tarafımda uzun
kulaklı bir şey bize doğru yolun kenarından araba
doğru geliyor.
- 177 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Lan bu ne” demeye kalmadı ki tam yolumuzun
önüne geldi ben hemen ayamı frene attım herkes “ne
oluyor” diye seslenirken önümüzden geçti gitti.
Ben “o neydi öyle” hayalmi gördüm dedim.
Cinci Mustafa da; ”Neydi o bende gördüm” dedi.
Diğerleri;
“Biz bir şey görmedik siz neyden bahsediyorsunuz?”
dediler. Biz gördüğümüzü anlattık herkes o an
tedirgin oldu neyse deyip devam ettik. Arayı köyün
dışına bıraktık yürüyerek geçtik alana cinci Mustafa
sağa baktı sola baktı ;
“Burada üç harfi var kesinlikle bunları kaldırmamız
lazım önce 200 TL malzemeler tutuyor” demez mi.
“Hayda yapma Mustafa abi para yok bizde zaten sen
hallet çıkarsa zaten ortağız”
“Yok olmaz bu 3 harfliler oldukça buradan bir
çöp alamayız”
“Neyse tartışmaya gerek yok dönelim” dedim. Hafif
kar yağmaya başladı etrafı beyazlattı artık istesekte
zaten kazı yapamazdık bu havada. Arabaya doğru
giderken 1 metre uzunluğunda 20 cm eninde karın
üzerinde insan ayak izleri, bizim arabayı bıraktığımız
alana doğru gidiyor iyice tırstık “hemen dönelim”
dedik. Köyden ayrılıp 40 km yol gittik ki
- 178 -
DEFİNE PEŞİNDE
aracın kaputtan duman çıkmaya başladı ben hemen
yolun kenarındaki çeşmeye çektim, kaputu açtım
baktım enjeksiyonun birinin somunu çatlamış oradan
yakıt kaçırıyor.
“Hayda eve bir sağ sağlim varaydık gece gece tamirci
nerden bulacaz ?”. Saat gece 02:00 öyle yakıt
kaçırarak şehir merkezine kadar gittik sağ salim
geldik çok şükür diyordum ki sol tarafa
dönmek için şerit değiştirdim bir anda önümde
kaldırım taşları kurtarmak için manevra
yapsam arabayı yatıracak sağ tekeri vurmamla
aracın teker patladı jant yamuldu herkes uyuyordu o
anda korkuyla “ne oluyor” diye bağıra bağıra dışarı
çıktılar.
“Ne yapalım artık bir tekerle jantla kurtulduğumuza
şükür işletmeyi takalım bari” dedim.
Onu değiştirdik oradan yola koyulduk hepsini evine
bıraktım sonra ben de eve doğru gidiyordum ki bir
baktım işletmenin havası inmiş haydi hemen bizim
evin en yakınındaki lastikçiye vardım, arabayı oraya
park ettim, saat 05:00 oradan yürüyerek eve gittim
yarım saatte ancak vardım ama hava buz - 10 derece
bu hayatımın en rezil günüydü ve bu işlere bir son
vermem gerektiği anladım...
- 179 -
DEFİNE PEŞİNDE
- 180 -
DEFİNE PEŞİNDE

İlk kazı yaptığım bu güne geçen süre 9 yıl,


Kazı yaptığım bölge 13, kazılar toplamı 140,
Defineye ulaşmak için aldığım ekipmanlar;
Tek para dedektörü 1,000 TL
Alan tarama cihazı 6,000 TL
Kiraladığım cihazlar 2,000 TL
Kazma, hilti, kırıcı 3,000 TL
Yiyecek, otel 1,000 TL

+__________
13,000 TL
EN ÖNEMLİSİ 9 YIL UMUTLARIMI BAĞLADIĞIM
DEFINEDEN 1 KURUŞ KAR ELDE EDEMEMEMDİ.
Bitik hissediyordum kendimi, attığım yanlış adımlar
beni bu noktaya getirmişti düşünmeye başladım
yanlışlarımı.
- 181 -
DEFİNE PEŞİNDE

Dedemlerin anlattığı gürek boğazındaki


mağara:
Tamam vardır belki zeminde bir yer altı şehri ama köy
içerisinde böylesine bir yeri bulmak en başından
riskliydi ve zorlu olacağı da belliydi. Bile bile kendimi
riske atıp boşa kürek çekmiştim. Her hangi bir
belirtinin toprak zeminde olmaması ve köylülerin
sürekli anlattıkları beni yanıltmıştı. En önemlisi
içerisinde birşey varsa dahi 300 kişilik bir köyde
herkesin bildiği bir yerin 50 yıl içinde hiç mi merak
edeni olmamıştı. Ya tutarsa deyip kalkıştığım bu iş
tutmamıştı.

Delik Tepedeki hazine bulunan yer:


Profesyonel kişiler girişi tesbit etmiş, mezar odasını
bulmuşlar ve jandarma tarafından yakalanıp hapse
atılmışlar. Alan sit alanı olmuş, uzman ekipler
tarafından incelenmiş yüzeyde hiçbir bulgu yok yani
benim gibi amatör kişilerin birşey bulma şansı %1 .
Yani en başından belliydi benim boyumu aştığı,
tecrübe gerektirdiği ve en önemlisi el değmiş olması
olmuyacak duaya amin demek gibiydi.
- 182 -
DEFİNE PEŞİNDE
Çocukken sikke bulduğum yer:
Adamlar tam kazı yaparken biz görmüştük ve babamla
gidip çeşitli dönemlere ait değersiz sikkeler bulmuştuk.
Zaten birşey kalmayacak şekilde kazılmıştı.

Kilise üstündeki tepeyi 9 metre kaldığımız yer:


İki adet igde çubugu burayı gösterdi diye tam 9 metre
kazmış önce 2 m, sonra 3 m, sonra 5 m her seferinde
derine düşen defineyi bulmak için adeta tüm
olanaklarla buraya emek vermiştim. Şu bir gerçek akıl
ve mantığın kabul etmediği saçma şeyleri denemiş
sanki su arıyor gibi davranmamız büyük hataydı.
Denemekten birşey çıkmaz deyip denemek en
denenmeyecek şeymiş.

İlçe merkezindeki hac işaretli taş;


Belkide kazı yaptığım yerler içinde en mantıklısı sayılır
en azından tarihi bir taş olduğu kesindi, sadece asıl
yerinde olmaması belki şansımızı kaybettirdi.
- 183 -
DEFİNE PEŞİNDE
- 184 -
DEFİNE PEŞİNDE

El değmemiş bir yer bulmalıydım en önemlisi benim


aça bileceğim çapta olmalıydı. O günden sonra
önceden kazı yaptığım yerlerde kazı yapmayacağıma
ve önceden kazı yaptığım kişilerle hiçbir şekilde
define muhabbeti, kazı yapmayacağıma kendime söz
verdim. Eğer böyle devam edersem her geçen gün
cebimden daha fazla param çıkıyor, bir karış yol
alamıyordum. Yaklaşık 1 yıl boyunca hiçbir şekilde
kazı yapmadım, herhangi bir define muhabbeti bile
etmedim, birinden duysam hemen oradan uzaklaşır
hale geldim çünkü biliyordum zayıf yönümü yine
içimdeki arkeloji merakıma kanıp bir yerleri kaza
bilirdim.
İnsanların kendi hayal dünyalarında oluşturduğu
varsayımlar, sonu olmayan yollara sürüklemekte. En
önemlisi insan tek bir noktadan birşeye odaklandımı
hatalarını göremiyor. Define bulmayı yıllar önce
kafama koymuştum fakat, bulmama ihtimalini hiç
düşünmemiştim. Sonsuz bir çaba sarfedip maddi
kayıplar yaşayıp, pisikolojik olarak mutsuz olmamın
yanında, tehlikeli yönleride yok değildi. Göçük, zehirli
gaz, yaralanma sonucu ölüm olabilir ve kanunen
yasak olmasından ceza evine girme gibi riskleriylede
karşı karşıya kalabilirdim.
- 185 -
DEFİNE PEŞİNDE

YASAL KAZI

Farkli bir yol izlemeye karar verdim. Evde bir köşeye


attığım değersiz sikkeleri ve farklı yerlerden
bulduğum çeşitli objeleri alıp müze müdürlüğünün
yolunu tuttum. Müzeye vardığımda neyle
karşılaşacağımı bilmiyordum. Öğlen 14:00 civarı
müzeye vardım danışmadaki bayana;
“Ben çeşitli tarihi eserler buldum bunları satmak
istiyorum size kimle görüşe bilirim bu konuda ?”
“1. katta Semra hanım var eser kabulüyle o
ilgileniyor” deyip beni Semra hanımın yanına çıkardı,
durumu anlattım Semra hanım;
“Görebilirmiyim neler buldunuz ?”
“Tabiki”
Ben eserleri verdim bir süre inceledi bana döndü;
“Beyfendi bunların maddi bir değeri yok”
“Hiç bir ödeme yapamıyormusunuz ?”
“Malesef”
- 186 -
DEFİNE PEŞİNDE
“O zaman ben eserleri alayım”
“Bunları taşınması yasak mecburen bağış
yapmalısınız tekrar alamazsınız”
“O zaman maddi bir ödeme yapın vereyim”
“Malesef dediğim gibi maddi bir değerleri yok”
Eline bir fotoğraf makinası aldı başladı arkalı önlü
resimlerini çekmeye ben ne yapacağım diye
düşünüyordum. Sonra bana bir kağıt imzalattı ve
bunu eserlerle beraber yan odada ki müdüre
imzalatmamı söyledi. Müdürün odasına girdim ;
“Merhaba kolay gelsin ben bu tarihi eserleri buldum”
deyip durumu anlattım.
“Buyrun oturun nerden buldunuz bunları ?”
“Tarlada tesadüf buldum”
“Buraya getirmeniz çok güzel keşke tüm
vatandaşlarımız böyle yapsa”
“Müdür bey size bir kaç soru sormak istiyorum”
“Tabiki buyrun”
“Tesadüf biri arazisinde veya başka yerde tarihi eser
bulsa devlet ödeme neden yapmıyor, illa altın olması
mı lazım ?. Ben mesela bunlari size getirdim ama ne
para, ne bir teşekkür aldım. Hatta demin konuştuğum
- 187 -
DEFİNE PEŞİNDE
bayan buradan bunları alıp tekrar çıkamayacağımı
söyledi”
“Malesef kanunlar bu konuda biraz sıkıntılı buluntuları
kanunen 3 gün içinde bölgenizdeki ilgili kuruma
bildirmek zorundasınız ve en önemlisi bulduğunuz
her neyse değeri ilgili heyet tarafından incelenip
belirlenir, size bu değer üzerinden belirli bir pay verilir,
fakat devlet bu alana ödenek oldukça az bir miktar
ayırmakta bu durum bizim elimizi sıkıştırıyor”
“Peki diyelim benim arazimde veyada farklı bir alanda
bir define olduğunu düşünüyorum kaçak kazı ile
değilde bunu devlete bildirip izinli olarak kazmam için
nasıl bir yol izlemeliyim ?”
“Kısaca şöyle anlatayım 1. olarak alan sizinse bize
başvuruyorsunuz gerekli incelemeleri yapıyoruz,
bunlar alanın sit alanı olup olmadığını, bölgedeki tarihi
bulgular dikkate alarak size olumlu veya olumsuz yanıt
veriyoruz. Olumlu yani kazı izni verdik sayalım belirli
bir süre verip örneğin 1 hafta kazıya başlıyoruz. Tüm
gerekli ekipman size ait ve en önemlisi 2 adet
jandarma, bir adet memur arkadaşım gözetmen olarak
başınızda bekliyor. Bu kişilerin günlük ücretleri, yemek
ücretleri size ait yani kazı yaptığınız süreçte oluşan
maddi yükü tamamen siz karşılıyorsunuz”
- 188 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Masraflar bize onu anladım peki ya birşey çıkarsa o
ne olacak, benim mi olacak çıkan ?”
“Hayır tabiki çıkan taşınır veya taşınmaz eserler
incelenir değeri tesbit edilir, bunlardan size yine belirli
bir pay verilir”
“Bu durum çok karmaşık ne olacağı belli olmayan
bir durum değil mi ?”
“Evet öyle malesef, kanunlar bu konuda sıkıntılı
günümüzde zaten izinli olarak kazı %1 civarında,
%99 kaçak kazı”
- 189 -
DEFİNE PEŞİNDE
“Sizinle açık konuşmak isterim ben 9 yıl kazı yaptım,
malesef kayda değer hiçbirşey bulamadım son 1
yıldır kazı işlerinden uzaklaştım fakat gerçekten
değerli birşey bulursam size getirsem ödeme almam
mümkünmü ?”
“Evet tabiki mümkün benim size önerim kaçak
kazıdan uzak durmanız hem hapis cezası ile hemde
kaçakçılık yaptığınız”
“Demin sizin dediğiniz şekilde kazı yapsaydım
binlerce lira devlete ödeme yapmam lazımdı garanti
değil ki sonuçta kazı yaptığım yerler”
“Evet öyle ama kanun böyle yapacak birşey yok”
Eserleri müzeye bağışladım ve derin düşüncelerle
müzeden çıkarken;
“Beyfendi isterseniz sergi bölümündeki eserleri geze
bilirsiniz” dedi memur arkadaş.
“Öyle mi tabi ki isterim”
Başladım gezmeye çeşitli alanlardan bulunan eserleri
incelerken içimde kopan fırtınalara inat yinede hayata
gülümsemem gerekiyordu. Yarım saat kadar müzede
gezindikten sonra dışarı çıktım artık yeni bir yol
çizmem gerekiyordu, karar vermeliydim ihtimallerle
gitmeliydi hayatım. Gözümün görmediği, mantığımın
- 190 -
DEFİNE PEŞİNDE
yatmadığı, emare bulunmayan bir yerde kazı
yapmayacağıma karar verdim. Maalesefki böyle bir
yerde şuana kadar hiç denk gelmemişti, bundan
sonrada gelirmiydi bilinmez. 8 ay sonra dayım vefat
etti, cenazesini köye defnedecektik bende cenazeye
katılmak için köye gittim. Tüm akrabalar istanbul,
Ankara’dan gelmişti cenazeyi defnettik. Ertesi gün
cuma namazından sonra köyden ayrılacaktık köyde
zaman geçsin diye anne tarafından akraba Halil abi ile
köyün dışına doğru yol boyunca yürüyor bir taraftan
sohbet ediyorduk. 2 km falan yürüdük, yüksek köyü
tepeden gören manzaralı bir yere varmıştık.
Halil abi;
“Şu karşı dağda kral mezarı var iyi bir makina olsa
odayı tesbit ederiz” dedi.
Ben Halil abinin böyle birşeyi bile bileceğine imkan
vermiyordum hem olsa kendi açardı.
“Nereden biliyorsun orada ormandan başka birşey
görünmüyor ?”
“Kara yollarında çalışan şef buraya yol yaparken aynı
bu noktadaydı, ben de hayvanları otlatıyorken
muhabbet ediyorduk karşıki tepeyi göstererek;
“Kral mezarını gördünmü çok define vardır orada”
dedi.
- 191 -
DEFİNE PEŞİNDE

Yine içinden fırtınalar kopmaya başladı. 9 yıldır


aradığım yer buramıydı ?.
Söylediği yere hiç gitmemiş ve bölge hakkında hiçbir
bilgim yoktu. 3 km ötemdeki tepeye bakıyordum ama
dediği gibi hiç birşey görünmüyordu.
“Neyse Halil abi o işler boş işler herkesin dediğine
inanma” dedim konuyu kapattım. Köye döndük,
akşam köyde kalıp ertesi gün şehre döndüm. Halil abi
ile yaklaşık 5 dakika süren konuşmamızı o günden
sonra unuttum aradan 2 ay geçti ramazan bayramının
arafe günü, enişteleri arabaları olmadığı için köylerine
arabamla bıraktım. Eniste;
“İfarı burada yap 2 saat kaldı” diye ısrar edince nasıl
olduysa aklıma orası geldi, eniştede defineci
olduğundan oraya gide bilirdik.
“Enişte akşama kalırım ama bir yer var kral mezarı,
buraya 6 km iftara kadar oraya gidip bakalım”
“Tamam olur hemde zaman geçer”
Enişte, ben, kardeşi yola koyulduk gideceğimiz
tepeye ne yazıkki yol yoktu. 3 km öteye arabayı
bıraktık dağa doğru yürümeye başladık 40 dakika
- 192 -
DEFİNE PEŞİNDE
sonra gözlerime inanamadım kocaman bir toprak yığını
1 km tepemizdeydi Enişte;
“Vallaha orda yığma var bak harbiden doğruymuş
uzakta tırmanırsak bu tepeye iftara yetişemeyiz” dedi.
Malesef yanına varamadan döndük, benim içim içimi
yiyordu heyecandan yerimde duramıyordum.
- 193 -
DEFİNE PEŞİNDE

TÜMÜLÜS NEDİR ?
İçerisinde mezar bulunan üzerine toprak yığılarak
yapılmış tepelere verilen addır.
- 194 -
DEFİNE PEŞİNDE

1 ay sonra arabayı ayarladım ve yola koyuldum


yakından görmem gerekiyordu, arabayı 2 km ötesine
bıraktım yürümeye başladım. Yarım saatlik yürüyüşün
ardından tümülüsün eteklerini ulaştım. 10 dakikalık
mesafem kalmıştı kalbim güm güm atıyordu , heyecandan kalbimin
sesini duyabiliyordum. Biraz

daha yürüdüm sonunda tümülüs 9 metre


yüksekliğiyle, 13 metre genişliğiyle tam karşımdaydı.
Devasa gözüküyordu içimde tarifi imkansız duygular
vardı, olduğum yere oturdum seyre daldım.
“Seni kimler inşa etti, böylesini heybetli olman için
nerelerden toprak getirip üzerine yığdılar, sen kimsin
bu toprak zeminin altında kaç yıldır gün yüzü
görmüyorsun ?” diye düşünürken yerimden kalktım,
yaklaşmaya başladım tümülüsün batı tarafında 4 adet
aynı ölçüde ufak taş yığmalar dikkatimi çekti.
“Bunlar hiç bir şekilde el değmemiş, yapıldığı günden
beri aynı şekilde duruyor olmalı” dedim çünkü 1 taş
bile oynamamış gibi düzgün duruyorlardı. En sonunda
el değmemiş gerçek bir yer bulmuştum ve en önemlisi
binlerce yıllık tarihe sahip. Sağından, solundan, tüm
alanlardan resmini çektim hemen izmir’deki
- 195 -
DEFİNE PEŞİNDE
üniversitede arkeolok olan hocaya resimleri yolladım
ve görüşlerin ne diye sordum. Biraz sonra cevap geldi.
“Müthiş bir yer nerede burası ?”
“Ne var peki sence içerisinde ?”
“Onu bilemeyiz ama uzun balık sırtı gibi oluşu ve
büyüklüğü itibariyle zengin, soylu birine ait”
Artık elimde kesin sayıla bilecek bir yer vardı
aradığım 3 özelliğede sahipti.
◇Geçmiş insanlar tarafından en az 1000 yıl önce
inşa edilmiş, mezar ve mezarlar olma şansı %90.
◇Hiç el değmemiş, adeta olduğu gibi yapıldığı
günden günümüze gelmiş.
◇Tenhada en yakın köy 2 km mesafede, gündüz,
gece ister elle, ister iş makinasıyla kazı yapılabilir.
Sanki tüm dualarım kabul olmuş gibiydi sadece
açmak kalmıştı burayı. Elle değilde iş makinasıyla 1
gecede açabilirdik, alan herşeye müsaitti. Garanti
sayıla bilecek bu yeri sorunsuz açmalıydım sağlam
bir organisazyon ile bunu başara bilirdim.
- 196 -
DEFİNE PEŞİNDE

EĞER SİZDE PROFESYONEL BİR HAZİNE


AVCISIYSANIZ sonuca hala ulaşamadıysanız
geçmişte yaptığınız hataları öncelikle belirleyin.
Sonuca ulaşmak için oldukça sabırlı olmalı ve bu işin
bedel gerektirdiğini asla unutmayın. Sadece kazma,
kürekle çıkılan bu yolda, geniş bir tarih bilginiz olması
gerekmekte. Arama yaptığınız bölgede kimler, ne
şekilde yaşamış bunu bilmeniz sizi hedefinize bir adım
yaklaştıracaktır. Yanınızdaki kişileri iyi seçin, genelde en
yakın akraba ve arkadaş ile çıkılan bu yol sonu karanlık
şekilde biten bir duruma dönüşe bilir. İnsanlar
günümüzde 10 TL için insanları öldüre bilmekte ve
milyonlar ede bilecek bir eser sizin geleceğinizi kurtara
bildiği gibi yaşamınızın sonunada sebep olabilir. Kararlı
olun yaptığınız şeylerden emin değilseniz bırakın, hiç
bulaşmamanız en doğrusu olacaktır. Zararın neresinden
dönerseniz kardır. Can güvenliğinizi almadan kazı
yapmayın. Sizin veya arkadaşlarınızın sonunu getire
bilecek bir kazı kimseye fayda sağlamaz. Yasa dışı,
kanunlara aykırı kazı yapmayın. Değerli bir tarihî eseri
bulmak kadar satmakta zordur. Satış esnasında
yakalanmanız kaçakçılık suçundan yıllarca ceza evinde
yatmanıza sebebiyet verebilir. Dünya genelinde
milyonlarca insanın tutkusu olmuş hazine
- 197 -
DEFİNE PEŞİNDE
avcılığı sizinde tutkunuzsa bilğinizi başkalarıyla
paylaşın, bu sizi sonuca daha çabuk götürür çünkü
insanların yorumları, sizin neyi yanlış yaptığınızı
bulmanız hakkında bilgi verecektir. Son olarak size
bir kitapta okuduğum hikayeyi sizinle paylaşmak
istiyorum.
Afrikalı bir çiftçiyi elmas avcılığı merakı sarmış, elmas
bulup kısa yoldan zengin olmak istiyormuş.
Çiftliğini satıp afrikanın çeşitli yerlerine elmas bulmak
umuduyla yola koyulmuş. 12
yıl boyunca ülke genelinde aramadığı yer
kalmamış en sonunda hasta ve yanlız
şekilde yaşamı son bulmuş.
Eski çiftliğini satın alan çiftçi bir gün tarlayı
sulama yaparken ışığı çeşitli şekilde yansıtan bir
taş buldu. Araştırdığında paha biçilmez bir elmastı bu,
bunu saptayan kişi çiftçiye nerede bulduğunu, oraya
götürmesini istedi. Elmas bulduğu yerin yakında bir
tane, bir tane daha buldular adeta tarla elmasla
doluydu.
Eski çiftçi kendi tarlasına bakmadan başka yerlere
elmas aramaya gitmişti. Çiftçinin elmas aramaya
başka yerlere gitmesinin sebebi elmasların
hammadde olarak taş ve kömür parçalarına
- 198 -
DEFİNE PEŞİNDE
benzemesini bilmemesiydi. Bir elmasın elmas
olabilmesi için kesilmesi ve parlatırlası gerekir.
Hayattaki fırsatlar bize

işlenmemiş elmaslar şeklinde gelir.


Büyük fırsatlar genelde
burnumuzun dibindedir fakat biz uzaklarda ararız.
Kendi bilgimiz, kendi tecrübelerimiz
herşeyi başarmamıza olanak sağlarken
başkalarından yardım bekleriz.

Yazar iletişim : 9gundekoseyidonun@gmail.com


- 199 -