Max Scheler

İNSANIN KOSMOS'TAKİ YERİ

Dizgi Baskı

: Eslek Matbaası/511 7537 : Gümüş Basımevi/512 8193

MAX SCHELER INSANıN KOSMOS'TAKT YERI Çeviri: Tomris Mengüşoğlu YAPRAK Kitap Yayın Pazarlama Ankara Cd. 60/21 Sfrk«cf-İSTANBUL m Tel = 526 83 13 .

Geist Kategorilerine Örnekler : Substanz. Obje Olma. Boşluk Formu Olarak Zaman ve Mekan 3. îdeleştiren Özbilgisi 2.. Olumsuz Teori ve Eleştirisi 2. Geist ve Güç Arasındaki Bağlılık: Doğada. Naturalist Görüşlerin Eleştirisi. Çağrışımsal Bellek 4. İnsanda. Descartes'a Eleştiri 2..Tepki (Bitki) 2. Özgürlük. Zeka II — İnsanla Hayvan Arasındaki Fark 1. Tarihte ve Dünyanın Temelinde V — Ruh ve Bedenin Özdeşliği 1.İ Ç İ N D EK İ L E R İnsan İdesindeki Problem I — Psikofizik Varlık . Ben . Naturalizmin Formal Mekanist Türü İle Vitalist Üç Türü 3. Geistin Özyapışı.Alanının Basamakları . İçgüdü 3. Metafizik ve Din 11 15 15 22 28 34 39 39 39 46 50 52 52 54 56 58 59 64 66 72 72 81 85 89 . Ludwig Klages'in Antropolojik Teorisinin Eleştirisi VI — İnsan Metafiziği.Bilinci 3.Bilinci 2. Saf Bir Aktiflik Olarak Geist III — Geistin Temel Akdi: İdeleştirme 1. Duyusal . Klasik Teori ve Eleştirisi 3. Fenomenolojik Reduksiyon: Direnci Ortadan Kaldırma Tekniği (Gerçeklik Direnç. İnsan hayattan Vazgeçebilen Bir Varlıktır IV — İnsan Hakkında Olumsuz ve Klasik Teoriler 1. Ben . 1.

Scheier'in bu yapıtına gelinceye kadar insan. önsözün tarihi 28 Nisan 1928). çeviren. Yazık ki Scheler bu yazısında ileride yazmayı düşündüğünü söylediği felsefî antropolojiyi yazamadan ölmüştür (1875. insan varlığı ile onun kosmostaki yerini kendisine araştırma konusu yapmıştır. insan felsefesini. sanat ve tarihteki rolü ile ilgili problemlerle birlikte ve dolaylı bir araştırma alan! olarak ele alınmıştır. İlk olarak bu kitapla felsefî antropoloji.1928). Bu bakımdan bu çeviri bir çok güçlükleri önünde hazır yenilmiş buldu. bu yapıtındır.. öze! bir araştırma alanı olarak ele alan ilk yazıdır.ÖNSÖZ Bu kitap ilk olarak 1947 de Takiyettin Mengüşoğfu tarafından dilimize çevrilmiştir. O zaman. ethik ve hukuk. Max Scheler ve yapıtları hakkında geniş bilgi vermiştir. . din ve bilgi. Bu kez bu geniş yazıdan kitabı ve Max Scheler'i tanıtmak için sadece bazı kısımlar alıyoruz: «Türkçeye çevirdiğimiz bu küçük kitap. kitabın başına koyduğu uzunca bir yazıda. Bu bakımdan İlk kez felsefî antropolojinin problemlerini ortaya koymak ve bu problemlerde temelli düşünceler ileri sürmek onuru. kitap. ölümünden pek kısa bir süre önce yazılmıştır (ölüm tarihi 19 Mayıs 1928. felsefî antropolojiyi. Bu kitabının önsözü.

onun güç anlaşılmasındaki nedenlerin en önemlilerindendir. henüz doğmakta bulunan bir düşünceyi. Scheler'in araştırdığı problemlerde. özellikle Scheler çapında dilde yaratıcı olan bir düşünürün anlaşılması. aşağıdan yukarıyadır. bu çeşitli görüşleri bir eleştiri süzgecinden geçirerek. okuyucuyu ağır koşullar karşısında bırakır. «Yaşadığımız dünyada güç ve etki akımının yönü. kendisine uygun gelen ya da karşıt olan düşünceleri kısaca fakat özü ortaya koyarak ele alması. "varlık basamakları arasındaki determinasyon düzeninin alışılagelmiş olan yönünü tersine çevlrmesidir. Yeniyi görmek. çeşitli bilimlerin görüşlerine yer vermesi. Fakat onun insan varlığı alanındaki fenomenlere aydınlık getiren önemli görüşü. Zaten her felsefî yapıtın. onun yirminci yüzyıl felsefesine yepyeni bir problem olarak getirdiği içerikli değer etniği ve felsefî antropolojidir. çok açık ve inandırıcı bir şekilde ortaya koyar. onları ortaya koyar. aynı zamanda güçlüğü bizi çok uğraştırdı. Bu yüzden o. problemi arasında bağlar kurması. yaratılışı gereği. bugünün felsefesine zengin bir problem kompleksini miras olarak bırakmıştır. sezmek ve işlemek onun bir özelliğidir. Bu yazının problem zenginliği. bunlarla kendi görüşü. Scheler'in asıl büyük başarısı. onlar için yeni perspektifler verir ve onları felsefî tartışma alanına sürerdi. yukarıdan aşağıya değii. bu küçük yazı.» Yukarıda bu kitabın birinci çevirisinin önsözünden alınan parçalarda da gösterildiği gibi.Scheler'in bu kitabı küçük fakat problem bakımından çok yüklüdür. Scheler'in düşünce dünyasında daima en yeni olanla karşılaşılır. O. Scheler bir sistemci değildir. dilinin güzelliği. fakat onun elinde herşey sistematik bir nitelik kazanır. problem bakımından çok zengin ve yeni görüşlerle doludur. Gerçekten Scheler. Bunun için de anlaşılması kolay değildir.» «Aşa- . problemleri sonuna kadar götürmez.

gözle görülür hale getiriyor. çabuk kırılır. kendikendinedir. onun kosmostaki yeri ve bütün «varlık basamaklarım kendisinde toplayan vartıkyapısı tarafından bir ödev olarak verilmiştir.. Bu kitabın kapağına figürlerinden birisini koyduğumuz Alberto Giacometti. zayıf ve dayanağa muhtaç insanlar için bir sigorta kurumu değildir. her şeye gücü yeten tanrılarının arkasında saklanan. İnsan olmak. kendisi ile savaştığı kaynaktır. İnsanın v a r l ı k . insana.» Metafizik ve dinle kendisini kandırmak. hep yalnız yaptığı insan figürlerinde. insanın. bunun için de ender ve süreksizdir. aldatmak istemeyen insan.. insanın korkusu ve bir nihilizmdir.» «İnsanın kendisine dayanabileceği ancak bir şey vardır.y a p ı s ı n d a k i dishar- . Kendi aktlvitesi ile insan olmayı başarmak.ğıda olan güçlü» en yüksek olan da en güçsüzdür.» İnsan» olmakta olan bîr varlıktır. insanın dayanak arayan korku ve zayıflığının onu yanıltmastdır. yapayalnızdır: güzel ve yüksek olanın kısa «analarını gerçekleştirmek için yenilmesi gereken varlık öğeleri karşısında. hazır ve tamamlanmış bir şey değildir. İnsanın güç alacağı kaynak ise. Metafiziklerin varlığa şekil veren idenin her şeyden önce geldiği teleolojik görüşleri de. sanki Max Scheler'in felsefî düşüncelerini elle tutulur. kendi gücü ve istemesiyle. insandan peşin olarak güçlü ve cesur bir anlayış ister. Halbuki «metafizik. kendisini ortaya koyduğu aktlarda gerçekleşen. Aslında dinlerin her şeyi yaratan. metafizik. o da tarihteki insan başarılarıdır. İnsan olmak yolunda çok alçak gönüllü olmak gerekir. olmakta olan bir oluştur. çünkü bu en yüksek variık-alanı çok narindir: «Güzel olan incedir.» Metafizik ve dinler bu dünyanın yapısını tersine çeviriyorlar.

inceliğini gösteriyor. yüksek olanın zayıflığını. zayıf olanın güçlü olana şekil verme amansız çabasına çevrilmiş görünüyor.mortiyi. güçsüz bir hayai varlığına dönüyor. kuvvetli ve kaba madde yükseldikçe ağırlıksız. insana !hem destek. hem de köstek olan aşağı varlık basamaklarının gücünü. TOMRİS MENGÜŞOĞLU . Figürün bütününde madde. ağır.

Fakat günümüzde. o zamana kadar geien düşüncelerden süzülen insan görüşlerini ele aiıp incelediği bu yapıtla başlayan insan araştırmaları (felsefi antropoloji). Ve görüldü ki. yüzyılımızın başlarından beri. bir insan anlayışı vardır. bu çalışmalara. bütün keskinliği ile ortaya çıkan çelişkiler içinde oyalanıyor. bu kitapla. insanın özgürleşmesinin bir tarihi İse. kalakalmışa benziyor. Scheler'in sorduğu «ben kimim?» sorusundaki varoluşsai korku öylesine derinleşmiş ki.İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ Yüzyılımızın başında. bugünün felsefesi. binlerce yıllık sanatsal . felsefe yorgun düşmüş görünüyor. Çünkü. «insan nedir?» sorusuna doğrudan yanıt arayan bir felsefî araştırma yolu açıldı. 19. Bu anlayışlar. felsefe çalışmalarının odak noktası oldu. insanın ne olduğu konusunda.teknik başarı birikimine karşın. bilim ve tekniğin inanılmaz atılımına ayak uyduramıyor. eğer İnsanlık tarihi. insan felsefesinin. her düşünse! çabanın temelinde. herkesin katılacağı bîr görüşe varılamamıştır. yeryüzünde insan hayatını yakedici boyutlara varmasıyla. Belki de bu yüzden. eğer özgürlük. sistematik çalışmalara hız verdi. yüzyılın sonuna yaklaşırken. ontolojik temellere dayanan insan araştırmaları iie katıldı. Bizde de onu iik kez ditimize çeviren Takiyettin Mengüşoğlu. içerdiği yoğun problemlerle. insan ancak kendisinde olduğunu ilan ettiği değerlere gerçekten sahipse kurtulabilecektir. Max Scheler'in. tohlike o kadar yakın ve büyük ki. Bilim ve tekniğin önüne geçilmez İlerlemesinin. Artık çelişkiler o kadar derin. yüzyılın gururla ileri sürdüğü gibi.düşünsel . düşünce sistemleri kadar çeşitlidir. Bu konuda kapsamlı çalışmalar yapıldı. insan ol- . Bu kitap. insan düşüncesi nefesini tutmuş. insan nedir sorusunu doğrudan sormasa da.

gerçek bir yokoluş korkusuna dönüştü.ma onurunu yüceltme yerine. Bu kitapta Scheler'in tanrısallığa kadar yücelttiği değerleri. Onu yokoîuştan ancak kendi değerlerine oian inancı kurtarabilir. İnsanı yok edecekse» bütün tarthln ne anlamı kalır? Bugün insanın vardığı yalnızlığın varoiuşsai korkusu. 6 Ocak 1988 Tomrîs Mengüşoğlu .

cennetten kovulmadır. İkincisi. ratio. birbirini hesaba katmayan. phronesis.G İ R İ Ş İ N S A N ÎDESÎNDEKİ PROBLEM Aydın bir Avrupalıya insan kelimesinden ne anladığı sorulsa. onda bulunan «akıl». temelini AntikGrek düşünce-dünyasında bulur. onun kafasında birbiriyle uzlaşmayan üç ayrı d üş ünce-dünyası birbiriyle çarpışmaya başlar. yaratılış. Üçüncüsü. cennet. dünyada ilk kez. Logos burada hem söz. Havva. Böylece elimizde. insanın kendi hakkındaki bilgisi. Âdem. Varlık bütününün temelinde insan üstü bir «aklın» bulunduğu ve bundan yalnız insanın pay aldığı teorisi. Yeryüzü adını alan gezegendeki oluşun en son basamağıdır. logos. kendi altındaki bu doğa parçasından. insan hakkında üç antropoloji. dir. Buna göre insan. Bu teze göre insanı insan yapan. modern doğa bilimleriyle gelişme psikolojinin artık gelenekleşmiş olan düşünce-dünyasıdır. kendisinin ön formları olan hayvan dünyasından. hem de şeylerin «neliğl»ni kavrama yeteneği anlamına gelir. hemen daima. insana özel bir yer kazandırmıştır. Bu varlık. mens vb. Bu üç avrı düşünce arasında bir birlik yoktur. doğabilimlerine dayanan ant- . Bunlardan birincisi. Yahudi-Hristiyan geleneğinin düşünce-dünyasi. yetenek ve enerjisinin daha karmaşık olmasıyla ayrılır. Burada. bu görüşe sıkı bir şekilde bağlıdır.

—kaldı ki bu da kavram olarak ve objektif bakımdan çok tartışma götürür— durum değişmez. İnsan kelimesi önce insanı morfolojik bakımdan omurgalı memeli hayvanlar sınıfına sokan özelliklere işaret eder. karartıyor. felsefî antropoloji ve teolojiye dayanan antropoloji bulunuyor. Hatta Linne gibi.yapısı ile ilgili bazı noktaları ortaya koymak ve şimdiye kadar vardığım bazı sonuçlara işaret etmek istiyorum. onu ayakta dik tutan organ . Kuşkusuz bu kavram bu şekilde ele alındığında. Çünkü bir şeyin en yükseği de. insana «omurgalı hayvanların tepe noktası» gözüyle bakılsa bile. însanla uğraşan bilimlerin gittikçe çoğalıp uzmanlaşması —bu bilimler ne kadar değerli olurlarsa olsunlar— insanın varlık-yapısını aydınlatacak yerde. kafası dengesini sağlayan.ropoloji. Fakat henüz insan hakkında üzerinde birleşilen bir düşünceden yoksunuz. insanın. hem de hayvanlar dünyasının pek küçük bir köşe çiğin i tutar. Daha insan kelimesi ve kavramında tehlikeli bir iki anlamlılık saklıdır. tarihin hiçbir çağında bugünkü kadar kendisi için problematik bir nitelik kazanmadığı söylenebilir. İnsan sözcüğü yüksek bir kültüre sahip ulusların günlük dilinde. beyni çok gelişmiş. yeni bir felsefi antropoloji yazmak istiyorum. insan adı verilen canlı varlık sadece hayvan kavramı içine girmekle kalmaz. Bundan başka. eğer gelenekleşen bu üç görüşün bugün oldukça sarsıldığı. hele özellikle insanın kaynağı probleminde Darwinist görüşün temelinden sarsıldığı gözönünde bulundurulursa. insanın. bu insan kavramından —yani bel kemiği olan. en sonunda o şeydendir. Şimdi bu yazıda. Bu yüzden çok geniş bir temel üzerinde. hayvan ve bitki ile karşılaştırıldığında ve özel metafizik yeri gözönünde bulundurulduğunda ortaya çıkan varlık .

Bu yazı. insanı omurgalı hayvanların küçük bir köşesine yerleştiren birincisinden apayrı bir anlam ve kaynağı olduğu açıktır. . öyle ki. başka hiçbir canlımnkîne benzemeyen özel bir yer sağlayan bu ikinci insan kavramını ileri sürmekte haklı olup olmadığımızı göstermeye çalışacaktır. Halbuki insanın. yani burada insanla şimpanze arasındaki karşıtlık. hayvan kavramına tümden karşıt olan şeylerin bütününü içine alır. doğabilimlerinin kavramına karşıt olarak» insanın «öz kavramı» adını veriyorum. insana. Bu ikinci insan kavramının. Bu ikinci anlamda insan sözcüğü. çene kemiğinin. Bu ikinci kavrama ben. hiçbir dilde birbirinden bu kadar apayrı iki anlama gelen ikinci bir sözcük bulmak olanağı yoktur. dişlerin gerilemesi gibi) bir hayvan kavramından— tümden başka olan bir anlam taşır. kökten karşıt bir anlam taşır.değişikliklerine uğramış (örneğin başparmağın öteki parmaklarla karşılaşmasıyla elin yakalaması. tıpkı bir infusoriuma olduğu gibi. morfolojik. memeli-omurgalı hayvanlara karşı da. İşte insan kavramının bu ikinci anlamında insan. psikolojik ve fizyolojik bakımdan şimpanzeye infusoriumdan çok daha fazla benzediği açık bir gerçektir. insanla infusorium arasındaki gibidir.

.

çok içten bir varlık-birliği vardır. Objektif bakımdan (dıştan) «canlı-varlık». genel olarak canlılığın sınırlarıyla birdir1. Gösterilmesi kolay olan bu özellikle hayatın objektif fenomenleri arasında. Bunun için ben burada. yapı ve akış şekli bakımından. Canlı adını alan varlığın özünün. kendisiiçin varlığa sahibolmasıdır. ya da insanda (Descartes) ortaya çıktığı görüşünün yanlışlığı bugün artık kanıtlanmıştır. değişme. biyopsışik varlık-alanının yapısını gözönünde bulundurmamız gerekir. . onun ayrımında olduğu.tepki (bitki) İnsanın özel yerini görebilmek için.. sübjektif bakımdan (içten) «ruh» olarak ortaya çıkan psişik-alanın en alt basamağı. kendikendisine biçim verme. fenomenal objektif nitelikleri yanında (örneğin kendiliğinden devinme. bilimin yavaş yavaş ortaya koyduğu psişik güçler ve yeteneklerin basamaklarından hareket edeceğim. zaman ve mekân bakımından kendisini sınırlandırma gibi. Psişik-varlığm sınırları. PSİKOFİZÎK VARLIK-ALANININ BASAMAKLARI 1. bildiği bir içvarhğa. bilinçten duygu ve imge1) Psişik alanın ancak çağrışımsal bellek i!o başladığı. onun sadece dışardan yapılan gözlemlerin objesi olmakla kalmaması. İlk kez hayvanda.I. Duygusal . fakat ben burada bunları ele almıyacağım) kendisine has önemli "bir özelliği de.

ışığa ve yere doğru büyümesine göre düzenlenmiştir. Duygusal tepki. kuvvet-alanlarmdan kesin bir şekilde ayrılır. cinsel doyurulmaya karşı. bitkide «duyumsama. örneğin besine. «duyumsama» ve «bilinci» psişik varlık-alanının en temel öğesi olarak kim görürse. objesiz bir haz ve objesiz bir acı. Sadece bir «yaklaşma» —örneğin ışığa— ve «uzaklaşma». —aslında bunda. Fechner gibi. Fakat bu Fechner'in yaptığı gibi.tepki» dir. Gerçi bitkideki duygu s al-tep ki onun mediumuna (ortamına). fakat bu düzenlenme. —ki tepki daima bir şeye «karşı». ancak mediumun özell i Bitkinin bir iç-varlığı olmadığını sanmamızın nedeni. . Daha kelimenin kendisinde. iyiliğin en aydınlık akılarına kadar her akta gerekli olan enerjinin sağlanmasında itici bir güç olan — «duygusal . hattâ en saf düşünme aktlanyla. haksızdır— bitkilerdeki canlılığı yadsımak zorundadır. onun hayat-olaylannm yavaş olup bitmesidir.» ve «bilincin» varolduğunu ileri sürmek değildir. tümüyle kaybolur. «tepki» kelimesinde. Zaman-büyütecl altında bu etkilenme. Duygusal-tepki şeklinde ortaya çıkan ruhsal varlık oluşumunun bu ilk basamağı ile daha bitkiler alanında1 karşılaştığımızı söyleyebiliriz. özel bir yön ve amaçlılık gösterir— «duygu» ve «itilme» birbirinden ayrılmamıştır. duygusal-tepkinin iki durumudur. Çünkü bunlarda bîr iç-varlığı olduğundan hiçbir anlamda söz edilemez. bitkinin bu medium içinde «yukarı» ve «aşağı» yönlere. özel duyu nitelikleri ve imge öğelerine bağlı belli çevre öğeleri ve uyarımlarına göre değil. hattâ söylemek zorundayız. bilinçdışı imgelerin yeraldığı ve anorganik cisimler admı alan kuvvet merkezleriyle.Ismeden yoksun olan — düşünsel akların her alanda en parlak yüksekliklere kadar götürülmesinde.

buna göre bitkide. bitkilerde bir «duyu organı» bulunduğundan hiçbir şekilde sözedilemez. Şimdi biz duyumsamanın en genel kavramının ne olduğunu sorarsak : Duyu —yüksek hayvanlarda gövdenin salgı bezlerinden çıkan salgıların beyin üzerinde yaptıkları uyarımlar. hatta refleksin en küçük bir başlangıç işareti. hem organ duyumlarının hem de dış olaylardan gelen duyumların temelidir— canlının bir andaki organ ve hareket hallerinin bir merkeze geri bildirilmesi. bitkilerde şartlı-refleksler ve belli bir öğrenme olanağı üzerinde yapılan çalışmaların yanıldığım sanıyoruz. «duyumsama»nın en ilkel şekli olarak ortaya çıkarlar. Bundan dolayı da Haberlandt'm inceden inceye yaptığı araştırmalarda sınırlamağa çalıştığı gibi. onlara has olabilecek hiçbir tropism. bitkilerde. Duyum kavramı bu anlamda belirlenirse. bitkinin sadece genel büyüme hareketlerinden başka bir şey olmadıkları anlaşılmıştır. . bu.. Bundan dolayı. bundan sonra gclecek bir anda hareketlerin değiştirilmesini sağlamak için uyarımın özel bir şekilde geri getirilmesidir. Örneğin bitki ışığın şiddetine karşı tepkide bulunur. Uyarımlar karşısında ortaya çıkan ve önceleri bu gibi şeylerle ilgisi bulunduğu sanılan devinim olaylarının da. duyum hayatının daha önceki zamanlarında olup bitenlerle ilgili hiçbir özel bellek ve öğrenme yeteneği yoktur. Halbuki bu gibi şeyler. Hollandalı botanikçi Blaauw'un yaptığı araştırmalara göre.leşmemiş bütününe. en basit infusorium'larda bile ortaya çıkar. hiçbir duyumsama. fakat ışığın rengini vo yönünü ayırmaz. hiçbir çağrışım ve şartlı-refîeks bulunamaz. bu bütün içinde ortaya çıkan (organizmin yaşaması bakımından önemli olan) dirençler vc gerçekliklere göredir.

Bitki gereksindiği besini. itkisel itiş ve hareket edebilme olanağı olmadan varolamıyacağı için. «Bitkisel». genel olarak her yerde bir dereceye kadar bulunan anorganik maddeden kendisi hazırladığından. Eğer bitkide bunlardan birisi bulunsaydı. rüzgâr.Bizim hayvanlarda itki hayatı dediğimiz şey. ne de döllenmede aktif hareket edebilir. bitkilerde sadece büyüme ve çoğalmayı içine alan «duygusal-tepki» genel bir tepkidir. o. tamamiyle açık ve seçik bir şekilde görülür.refleksden.yapısı bakımından. kuşlar ve böcckler tarafından pasif olarak döllenir. özel bir itkiden. yapabilme sisteminin eksik olduğu yerde (aktif olarak avlanma ve eşini kendi seçme). bir eksiklikler bütünü olduğu. Hayatın aslında bir güç isteme olmadığını (Nietzsche) bitki en açık şekilde gösteriyor. Bir hayvan organizminin sahip olduğu duyu nitelikleri. bitkide «kendilini bilmeyen» bir duy- . «vejetatif» sözcüğüyle adlandırılan hayatın özsel yönü. onun bütün ötekilere de sahip olması gerekirdi. —bununla biz empirik kavramları gözönünde bulundurmuyoruz. onun besin aramak için hayvan gibi belli yerlerde dolaşması gerekmez. Bitkinin. Hiçbir duyum. Bitki ne besinini kendisi seçebilir. Bu yüzden. onun kendiliğinden yapabildiği hareketlerin türlerinden ve işlevlerinden hiçbir zaman fazla olamaz. kendisine has bir kuvvet ve sinir merkezinden yoksun olmasıyla. nitekim Aristoteles'in bile bildiği gibi. Çünkü o besinini hiçbir zaman kendisi aramaz. bitki ve hayvan arasında birçok geçit noktaları vardır— bütünüyle dışa çevrilmiş bir tepkidir. çoğalmasında eşini aktif bir şekilde seçmez. hayvan gibi kendi başına hareket edebileceği bir hareket alanından. duyu sisteminin de bulunmaması gerekir. kendisine has bir duyumdan. çağrışım ve şartlı . varlık .

duyunun ilkel bir şekilde geriye dönmesiyle doğar1. solgun. bilincin yükselen basamakları da temelini çoğalan «acısda bulur. zaman ve mekân bakımmdan kapalılık gerektiren indivıdualite. hayvandaki organ durumlarının bir merkeze bildirilmesinin. duyulara dayanan. V. Çünkü bilinç. büyüme. Bununla. ancak kendiliğinden olan bir hareketin önüne çıkan dirençler karşısında. atavist amaçlı davranışların genel bir kavramı değil. hayvanlar arasındaki bağları kurduğu gibi. duyulardan yoksun kalabiliyor. hayatın ilk fenomenidir. Bu işlev. «bekçilik» işlevinden de. kendisinin organik yapı malzemesini anorganik maddeden kendi hazırladığı için. çoğalma ve ölümle (özel bir hayat süresi olmadan) sona erer. «Anlatım». onun hayvan hayatında bulunan bir şeyden tam anlamında yoksun olduğunu. beslenme. bağımsız yapar. gibi ifadeler görülür. yoksun kalmıştır. Daha sonra göreceğimiz gibi. Bununla beraber daha bitkisel varlıkta anlatımın ilk fenomenleri. onları. güçlü.gnsal-tepkiden sözediyorum. onda. gür. cılız vb. anlatım ve bildirme işlerinin temeli üzerinde. hayatları bakımından önemli olan şeylere doğrudan doğruya bağlı kalmaktan kurtarır. . Buna karşılık bitki. bitkinin iç-hayaLmm bir tür fizyonomisi olarak. ilk kez insanda. hayatın içindeki bu geri dönmenin . Böylece onun varlığı. Bitki duyusal bilinçten yoksun olmakla. Her bilincin temeli «acı»dır. hayatın korunması. cn ilkel bir geri dönmeye (re-flexio) dayanan iç-halin zayıf bir bilincinin bile bulunmadığını söylemek istiyorum. hayvanlarda* karşılaştığımız bildirme işlevinden yoksundur. Bundan başka. Darwin'in sandığı gibi. Canlılar içinde en büyük kimyager olan bitki. bütün. işaretlerle adlandırma ve betimleme işlemleri ortaya çıkar.

birisinin önceden yaptığını ötekilerin öykünmesi katlı ilkesiyle bitkilerde karşılaşmıyoruz. onun organlarıyla organ işlevleri arasındaki bağ. sinir sisteminin merkeze bağlılığı çoğaldıkça. Lamarckçılarm durumu da aynıdır. insanda da vardır. bitkinin ne formunu ne de davranış biçimlerini açıklayabilir. Bitkide her uyarım. Bitki yapraklarının biçimleri. Darwinistlerle theistlerin ölçüsüz derecede değer verdikleri yararlı olma ilkesi. belli madde ve enerji komplekslerinden hayatın her türlü şekil kazanmasının yavaş yavaş oluşunda. onun hayatını hayvandan daha çok değiştirir. hayatın bilinmeyen köklerinde hayal dolu bir oyunun. hayatın metafizik anlamda birliği bakımından. özellikle hayatın basamaklarını kendisinde toplar ve bü- . genel olarak varlığın bütün basamaklarını. hayvana göre en büyük yükü taşımaktadır. sadece estetik bakımdan düzen veren bir ilkenin varlığını. Bitki hayatında bir merkezin bulunmaması. bu sistemin parçalarındaki işlevlerin bağımsızlık kazanması da artar —yani hayvan bedeninin bir tür makinaya benzerliği de çoğalır. bitkinin özellikle sinir sisteminden yoksun olması yüzünden. hayvanı anlamaktan (genel olarak) daha kolay değü. Daha sonra göreceğimiz gibi insan. daha güçtür. bitki. Fakat duraksamadan söylenebilir ki. Çünkü hayvanların basamaklı sıralanmasında.— Hayatın iç yanının bu ilk basamağı. hayvanmkinden daha sıkıdır. bu uyarımı ileten doku sisteminin yapısı bakımından. hayvanlarm şekil ve renk zenginliğinden daha açık bir şeküde gösteriyor. Gruplar halinde yaşayan hayvanlarda gördüğümüz «öncü» ve sürünün onu izlemesi. duygusal-tepki.bitkide hayvana göre çok zayıftır. Bunun için mekanist bir hayat görüşünden kalkarak bitkiyi anlamak.

Bu bakımdan uyku. Bundan başka. bize ancak bir korku ile birlikte duyulan genel bir dirençte. direnç-yaşantısında verilmiştir. aynı zamanda insanın çok zengin çeşitli olan itkilerinin ve heyecanlarının birliğini gösterir. bize gerçeğin nasıllığmdan ve başkalığından başka bir şeyini veremez. İmgeleme ve araçlı düşünme. Fakat asıl gerçeklik. biraraya getirilmiş en yoğun varlık birliğini bulur. fakat asla sadece bir uyarımın sonucu değildir. duygusal tepki. direnç yaşantısına dayandığım. En yalın bir duyum bile. tepkinin insan bedenindeki yerinin. adının da söylediği gibi. insanda bitkiselliğin henüz bulunduğunu gösterir. Tepki. Hayvansal enerjinin harcanmasında periyotların bulunması. . insanın bir çeşit bitkisel durumudur. etraflıca göstermiştim. —insanda beden ve ruh olaylarını birbirine bağlayan endokrin salgı bezinin işlevlerinin de yer alması olası olan— beynin soğancık kısmı olduğu gösterilebilecektir. birincil olan direnç yaşantısının süjesidir. uyku ve uyanıklık zamanında bile onun ateşi ile beslenmemiş olan ne bir duyum. vejetatif sistem yararına kuvvetin dış hayatta kullanılmasını düzenleyen sistem. gerçek olanın «gerçekliği». Organ bakımından. ne en yalınından bir algı. 'Arkasında karanlık bir tepki bulunmayan.tün doğa onda. Başka bir yerde. en azından öz-alanlan bakımından. belki de uyku ve uyanıklığın ritmindeki temel koşuldur. daima itkisel bir dikkatin işlevidir. ne de bir imge vardır. Yeni araştırıcılara göre. besinin dağılmasını sağlayan «vejetatif» sinir sistemi. realite ve gerçekliği elde etmenin kökünün ve özellikle onun birliğinin ve bütün imgeleme işlevlerinden Önce gelen gerçeklik izleminin.

hem fizyolojik hem de aynı zamanda psikolojik bakımdan açıklanması olanağı vardır. «içgüdü» adım alır. Böylece de bir anlam taşıyan. bir bütünlük halinde olan. böyle bir davranış bir anlam taşımalıdır. Bu davranış. onun psikofizik kavramlar arasında ayrım yapm a ması dır. İçgüdü. Bu. Bu yapılmalıdır da. yani her davranış daima bir ıç-durumu da dile getirir. Biz bağımsız olarak ve bütün nedensel açıklamalardan önce. bir kez dıştan yapılan gözlemlerin ve olanaklı betimlerin objesidir. olumlu bîr . Davranış kavramında asıl önemli olaıı. değişik çevrelerde ve davranışı oluşturan fizyolojik hareket şekillerinden bağımsız olarak saptanabilir. Bir canlı varlığın davranışı. Bu anlamda şu nitelikleri taşıyan bir davranışa» içgüdüsel davranış adını veriyoruz t Birinci olarak. yorumu ve anlamı çok tartışılmış olan karanlık bir sözcüktür. onu oluşturan fizyolojik olayı da katıyorlarsa. Eğer *be~ haviourist>ler. İçgüdü (hayvan) Hayatm objektif basamaklar düzeninde. nitelikleri belirtilirken de fiziksel ve kimyasal uyarım kavramlarına yer verilmez. bir amaca yönelmiş bulunan yasal bağlantılar elde edebiliriz. davranışın birlik ve değişikliklerini.2. Bu yüzden onun daima çifte açıklamasının yapılması. Biz kavramın birlikte getirdiği bu anlam karışıklığından ancak psikolojik kavramlarla yapılacak bütün tanımlardan peşin olarak kaçınmak ve içgüdüyü canlının «davranışı» olarak tanımlamakla kurtulabiliriz. değişen çevre öğeleri içinde saptayabiliriz. ruhvarlığının ilk şekli olan ve kendini bilmeyen vital-tepkiden sonra gelen ikinci şekli. davranış kavramına. bu onların bir hatasıdır. Psikolojik yahut fizyolojik açıklamalardan birisine üstünlük tanımak yanlıştır.

davranışın anlamı. bu davranışdaki anlamın hayvanı tek olarak ilgilendiren özel denemeler bakımından değil de. Halbuki bu hayvanın tek olarak böyle bir durumu henüz yaşamadığı. Çağrışım. canlının ya kendi bütünü ya da öteki canlıların bütünü için bir amaç taşımış olsun (ya kendisine ya da başkalarına yararlı olabilsin). Örneğin bir hayvan kış için ya da yumurtalarını bırakmak için anlamlı bir hazırlık yapar. parçaları birbirini karşılıklı gerektiren böyle bir ritm. İkinci olarak. yani bu davranış. aynı zamanda anlamlı olan hareketler. Öyle ki. alıştırma ve alışkanlıklarla —Yennings'in «deneme ve hata»nın ilkesi adını verdiği ilkeye göre— kazanılan. öykünmenin ve örnek almanın da olası olamıyacağı. bitki- . yalnız tipik bir şekilde yinelenen durumlarla ilgilidir : İçgüdü daima türe hizmet eder? bu tür ister hayvanın kendi türü. zaman ve mekân bakımından çok uzakta bulunan durumları da hedef edinmiş olabilir. kendi türünden olan hayvanlardan aya bulunduğu için. böyle bir davranışın bir ritmi olmalıdır. İçgüdü davranışlarını. İçgüdüdeki anlamın şimdi ile ilgili olması gerekmez.— İçgüdüsel davranışın üçüncü bir niteliği de. bir bildirmenin. geleneğin. isterse de hayvanın kendi türü ile önemli bir bağlılığı olan başka bir tür olsun (karıncalar ve konukları. kanıtlanabilir. hatalı yahut aptalca bir anlam da olabilir.anlam olabileceği gibi. öyle bir şekilde ortaya çıkmalıdır ki. ister yabancı bir tür olsun. Hayvan «sanki» gelecekteki bir halı önceden görüyormuş gibi" davranır —tıpkı Quantlar teorisinde elektronların davrandıkları gibi. böyle bir zaman geştaltı göstermezler. gibi). hayvan türü bakmamdan önemli olmasıdır. Bu anlam. tek ya da zincirleme reflekslere ve tropisme götürmenin olanağı olmadığı da artık kanıtlanmıştır. (Yennings. Alverdes vb.

Türe yararlı olma. «Souvenirs Entomologique» adlı büyük yapıtında böyle bir davranışın bir çok türlerini bütün incelikleriyle gösterdi. Doğuştan olması. anlayış. hatta hayvanların çeşitli formlarına göre (polimorfik hayvanlarda) düzenlenmiş olması demektir. çevrenin tek hayvandan tek hayvana değişen özel durumlarına karşı değil. içgüdünün dördüncü niteliğine. Çünkü bunların her ikisi de birinci derecede türe değü. hayvanın belli büyüme ve olgunlaşma evrelerine. bitkilerde döllenmenin kuşlar ve böceklerle sağlanması vb gibi). onun. Böylece o. ikinci olarak da hayvanın anlayış yeteneğini kullanmasından kesin olarak ayırır. Bu nitelik. içgüdüsel davranışı bir kez hayvanın yaptığı deneme ve aldanmalarla kazandığı «kendini alıştırmamdan ve her türlü «öğrenmemden. Çevredeki özel haller. genel bir davranış şekli kazanma yeteneği değildir. Nasü hayvan- . Fabre. ancak onun. içgüdüsel adım alan davranışın hayvan doğar doğmaz hemen ortaya çıkması gerektiği anlamına gelmez. Bu anlamda içgüdü baştanberi «tam» dır denebilir. bir hayvanın bir durumla karşılamak için yaptığı denemelerin sayısına bağlı olmamasıdır. geniş ölçüde değiştirilebildiği halde. sadece çevrenin tür için tipik olan türe has özel düzenine karşı bir tepkidir.lerde urların oluşması. içgüdü aldatılmadan ve hayvanın yanlış hareket etmesine neden olmadan. alışma ve alıştırmada olduğu gibi. hayvan teklerine yararlıdır. hatalara neden olur. Bu bakımdan içgüdüsel davranış. onun temel çizgilerinde özelleşmiş bir davranış yeteneği olarak doğuştan ve kalıtsal olmasına karşılıktır. En sonunda. çevrenin yapısındaki en küçük bir değişiklik. içgüdünün en önemli niteliği de.

Kuşkusuz içgüdü. Beyin zan. bir melodinin variyasyonlarına benzer. alışkanlık ve alıştırmaya dayanan davranış biçimlerinin kalıtsal olarak aktarılması değildir. onun anlamını izlerler. başarılı hareketlerin birleştirilmesiyle ortaya çıktığı düşünülemez. İçgüdü. Ancak yapılan hareketin yinelenmesi. genel olarak onun içgüdüsüyle çevresinin yapısı arasındaki ilgiler tarafından. Bir hayvanın imgeleyebileceği ve duyumsayabüeceği şeyler. apriori olarak. çağrışım yasalarına göre olup biten psişik olayların akışının sinir sistemindeki yerinin. içgüdüsel davranışın sinir sistemindeki yerinden oldukça yüksek bir basamak üzerinde bulunduğunu gösterebilecek bir durumdayız. belirlenmiş ve düzenlenmiştir. Fakat avlanmada başarıyı sağlayan ustalık. bu hayvanların belli bir avı avlamaları doğuştandır. Çağrışım bağlarının yinelenmesi. çağrışım yoluyla belirlenen ruhsal komplekslerinden daha ilkel olan bir şeklidir. ancak hareket sinirleri ve hareketi yapan organlardan sonra oluşur. örneğin avcı hayvanlarda olduğu gibi. doğuştan değildir. içgüdünün de. Bugün. basamaklı olarak kurulduğu düşünülemezse. Spencer'in sandığı gibi. daima hayvanın baskın içgüdüsüne düşen işlerin çerçevesinde kahr. Kuşkusuz içgüdü. Gerçekten. biyolojik bakımdan birlik gösteren ve daha aşağı bir basamakta yer alan davranış .larda. onların kendilerine has olan organizasyonlarının ilerleyen adımlar halinde. yoksa yeni bir melodi yaratmaz. ikinci derecede önemlidir. psişik varlık-alanı ve olaylarının. Hayvanın belleğinin yeniden canlandırdığı şeylerde de durum aynıdır: Bunlar. bütün duyu sinirleri. şartlı-refleks ve davranışın yinelenmesi. Hayvanın gelişme tarihinde. deneyim ve öğrenme yoluyla daha da Özelleşebilir.

yoksa bir association organı olarak değil. Genel olarak bütün bunlar. ilk kez memeli hayvanlarda değil. Zekânın hayatın ancak yüksek bir basamağı üzerinde. gerekse birbirlerine göre. canlı varlığın ulaşabileceği bireysel. tersine daha infusori- . mekanizme gittikçe benzeyen şekiller ortaya koyar. yaratıcı bir dissociationdur. Fakat organizmin kendisi. gerek canlı varlığın bireyleşmesinde Cindividualisierung) canlının tek olarak türünün dışına çıkmasında. (fenomenal olarak). Fakat zekâ. Son zamanlarda Alverdes ve Bytendyk'm gösterdikleri gibi. fizyolojik bakımdan bir mekanisme benzemekten uzaklaşır. içgüdüsel bir davranış. anlayışa dayanan bir davranışın otom ati aşması da olamaz. ölüm ve dokuların şekil değiştirmesine kadar. Aynı şekilde. Hayatın gelişmesinin temel fenomeni. aynı gelişme adımlarıyla ilerlerler. davranışın içgüdüye bağlı olan anlamından. özel durumanıı çeşitliliği ile de aynı gelişme adımlarını atarlar. Kari Bütıler'in zannettiği gibi çağrımsal ruh hayatı basamağında meydana çıkmadığı gösterilebilir. onlar. Bundan başka. anlamını yitirmiş bir otomatizmi yeniden «yapay» olarak anlamlandırmak isteyen zekânın başlangıçları. gelişme basamakları üzerinde. doyurulma isteyen belli vital-itkilerin çıkması. çağrışım ya da tek parçaların birleştirilmesi değil. Fizyoloji alanında da durum aynıdır Organizm sadeleştiği ölçüde.şekillerine karşılık» bir dissociation organı gibi görünüyor. Biz ancak şuııu söyleyebiliriz : Karışık komplekslerden oldukça ayrılmış duyu ve imgelerin meydana çıkışı Cve tek fek kuruluşlar arasındaki çağrışımsal bağlılık). —genetik bakımdan— içgüdüsel davranışın gelişme ürünleridir. çağrışımsal ruh hayatı ile aynı ölçüde ve ona paralel olarak ortaya çıkar ve gelişir.

öyle görünüyor ki. tersine sadece bir ! duyumsama. Reimarus'uıı yaptığı gibi. öyle ki. fakat aynı zamanda çok çeşitli şekiller alabilme yeteneği kazanıyor. . morfolojik bakımdan organ yapılarının temeli çok katı olan eklem bacaklıların içgüdünün yetkinine sahip oldukları halde. değer taşıyan ve değerlere göre ayrımlaşan itici ve çekici dirençleri duyumsamadır. çağrışım ve şartlı-reflekste mekanik bir kuruluş haline geliyor. plastik bir memeli hayvan olan insanda. fakat özel olan öğelerine yönelmiştir. davranışın sadece gelecek adımını ilgilendiren ve bu adımla birlikte giden bilgiden fazlası içgüdüye verilmemiştir. O halde içgüdüde kesin ve türe bağlı olan şey. ne de düşüncelerle varılan bir bilgidir. neden içgüdülerin bulunması gerektiğini de gösterir. içgüdü çevrenin türe has olarak sık sık yinelenen. yani ilk kez oldukça anlamdan soyulmuş. Duygusal ' tepki ile karşılaştırıldığında. içgüdüde «doğuştan imgelerin» bulunduğundan söz etmek anlamsızdır. zekâda hareket kazanıyor ve bireye bağlanıyor.um'da da zekâ vardır. ne imgeleme ve imgelerle. birbirinden ayrılmaz bir önceden bilme ve yapma birliğine varılır-. buna karşılık zekâsı en yüksek derecede gelişmiş. O halde. Bu bize. İçgüdüsel davranış. içgüdüde otomatik olan ise. anlayışa dayanan herhangi bir davranışın en küçük bir işaretini göstermemelerinin nedenini anlattığı gibi. Bundan başka. çağrışımsal belleği de bundan geri kalmayan. İçgüdü. duygusal-tepkinin ve onun kalitelerinin artan bir özelleşmesidir. ruhsal bakımdan yorumlanmak istenirse. çok geri kalmış olsa da. içgüdünün bilgisi.

yerine göre yinelemeden.3. Aristoteles'in de doğru olarak söylediği gibi. yavaş fakat durmadan değişen canlılara yükleyebiliriz. Burada. Bu yetenek. yapılan denemelerin ya da deneme davranışı denen davranışların sayısına sıkı sıkıya bağlıdır. Bir hayvanın genel olarak deneme davranışları yapması (kendiliğinden yapılan oyun hareketleri böyle sayılabilir). sonucu haz yahut acı olsan. bitkiler bundan yoksundur. Çünkü bitki organ durumlarının geri bildirüeceği bir duyu . doğuştan gelen bir itki bulunur (yineleme itkisi). davranışları. yani alışkanlık ve zekâya dayanan davranışlardan alışkanlığa dayananı —ruhsal varlığın üçüncü şekli olarak— bizim çağrışımsal bellek adını verdiğimiz ruhsal varlık şeklidir. belleğe dayanmaz. bundan başka. Daha önce de gösterdiğimiz gibi. olamaz da. Fakat bir itkinin doyurulmasında. Hering ve Semon'un sandığı gibi. olumlu anlamda yararlı olan davranışlar sonradan sık sık yinelenmek istenirse ve başarıya ulaşmayanlar değil de. ulaşanlar hayvanda «yerleşirse» işte bu bizim «başarı ve yanılma» ilkesi adını verdiğimiz temel olaydır. Bu yeteneği ancak. yerine göre alışkanlıkların kazanılmasından. Her yinelemenin. başkalarının öğretmesinden sözederiz. bitki hayatında bunların hiçbirisinin yeri yoktur. davranışları yineleme eyilimi. davranışın anlamlı oluşundaki ölçü. daha önceki benzer davranışların temeli üzerinde. yani anlamlı bir şekilde. bütün canlı varlıklarda bulunmaz. hayata yararlı olarak. Çağrışımsal bellek Kaynaklarım İçgüdüde bulan iki davranış biçiminden. Bu davranışla karşılaştığımız yerlerde. aynısını yapmanın temelinde. eğer insan işe karışıyorsa. kendisim alıştırmadan. sadece davranış çokluğu önemliyse.

yani önceki imge kompleksinden bir parçanın aynı olması ilkesine göre. Bellek temelini. Örneğin bir köpeğin midesi sadece belli bir yiyecek maddesi mideye girdiği zaman salgı çıkarmaz. aynı zamanda bir işaret de verilirse ve bu birçok kez yinelenirse. değişen itkiler ve bellek malzemesinden bağımsız olarak. canlı aynı davranışta bulunur. köpek yemek yendiğini görürse ya da kendisine her zaman yemek getiren kimsenin ayak seslerini işitirse de salgı çıkarmağa başlar. tıpkı fiziğin genel olarak olaylar hakkındaki doğa yasalarında olduğu gibi. o sırada ko- . Şartlı-refleksin psişik alandaki benzeri. Fakat yanyana olma ve benzeme ilkesine. uyarıma tam uygun gelen bir duyum da olanaklı değildir. çağrışımsal refleks) sadece belli bir tür psişik yahut fizyolojik değişmelerin yönüne işaret eden sımr kavramı niteliği gösterirler. uyarım olmadan sadece işaret verildiği zaman da. Saf çağrışım hallerine hemen hemen ancak belli hastalık hallerinde düşünceyi yöneten faktörler ortadan kalktığı zaman rastlanır. duyu ya da davranış olarak yeniden yaşanırsa. çağrışım yasalarıdır. Eğer bir imge kompleksinin bir parçası. o zaman bu yasalara göre. Bu yüzden bütün bu kavramlar (duyum. örneğin düşünceler arasındaki bağlar koptuğunda. Aynı şekilde belli bir organın tamamen ayrılmış ve daima aynı kalan bir refleksi olmadığı gibi. Bu olaya «şartlı-refleks» adı verilir. Belki de çağrışım yasalarında da.merkezinden yoksundur. tek tek imgeler arasında tam bir çağrışım olanağı yoktur. eksik bölümler tamamlanır ve imge kompleksi bütün olarak yeniden .refleks» adını verdiği fenomende bulur. sadece istatistiğe dayanan bir düzen vardır.kurulur. Canlıda bir uyarım yoluyla bir davranış meydana getirilirken. Pawlow'un «şartlı .

salt alışkanlığa dayanan. tek tek imgeler arasındaki çağrışımlar izler. nasıl ki. resimlerinin ve dillerinin geçirdiğini gördüğümüz değişiklikte gösterilebilir. Bundan başka yaşlanmada imgelerin akışının. yaşlı kimselerin yazılarının. Nasıl olayların hayale yer verilmeden olduğu gibi algılanması. ölümde son bulur. önce ortaya çıkıyor. mitosların işlenmesinden daha geç meydana çıkan bir fenomonse. . Yani bu çevrilmeyi gösteren grafik eğrileri. düşünsel bir etkiden tamamen yoksun olan hiçbir çağrışımın bulunmadığı da. bir tepkiye çevrilmesinin. bulunan çağrışım komplekslerini. asla görülmemiştir. Buna paralel olarak ihtiyarlamada. Bundan başka. gittikçe bir yığın niteliği kazanırlar. çağrışım örneklerine gittikçe yaklaştığı. artık meydana çıkmıştır. hayatın oluşunda organizm de gittikçe artan bir mekanizm kazanır. duyularla uyarımlar arasındaki uygunluk artar.nuşulan belli kelimelerin seslerinin ahengine dayanan çağrışımlarda olduğu gibi. Böylece insan ihtiyarlığında alışkanlıklarının esiri olur. Bundan başka genetik bakımdan içgüdüye yakın. Bunların hepsi de bütünlüklerini kaybeder. ölüme kadar sürer. Bu. deneme ve yanılma il* kesinde olasılık kurallarının gösterdiğinden biraz daha. Psişik hayatımızda da imgelerimiz ve davranışlarımız arasında. hemen daima kesinti gösterirler. zaman geçtikçe sıklaşan bağlar kurulur. öyle ki„ raslantmm anlama çevrilmesi. Raslantısal tepkinin çağrışıma dayanan anlamlı. teklerde de çağrışımsal bağların kurulması fenomeni. yapılan denemelerin sayısına göre ve buna sıkı bir şekilde bağlı olarak çoğaldığı. ruhvarlığının gelişmesinin geç bir fenomenidir.

duyu sinirleriyle hareket sinirlerinin birbirinden ayrılmasının. işaret.Bellek ilkesi belli bir dereceye kadar bütün hayvanlarda ortaya çıkmaktadır. «Öykünmek». öncünün yaptıklarım «öğrenir» ve bunu gelecek kuşaklara İletebilir. Bu olayla. yani refleks-çemberinin ortaya. Fakat belleğin hayvanlar arasında dağılışında çok büyük başkalıklar vardır. Daha az katı. gelenek hayvan sürülerinde ve hayvan topluluklarında da ortaya çıkar. «öykünme» ve «aynı şeyi yapma»mn birleşmesiyle «gelenek» denen önemli olay ortaya çıkar. . ortaya çıktığı her yerde. Bellek. çıkmasının doğrudan doğruya olan bir sonucudur. Ancak bu ikisinin. Fakat bu tür gelenek. davranış ve hareketlerle öykünmelerine sıkı bir şekilde bağlıdır. hayvan davranışının belirlenmesi yepyeni bir derinlik kazanır: Aynı türden olan hayvanların geçmişte yaşadıkları hayat biyolojik kalıtım yoluyla hayvanın davranışını belirler. yani plastik bir organ yapısına sahip olan ve tek tek davranışları birleştirerek yeni davranışlar yapabilen hayvani arsa (memeli omurgalı hayvanlar) en keskin belleği gösterirler. yinelemek itkisinin özelleşmeğidir. Gelenek yoluyla belli bir ölçüde ilerleme de olasıdır. «aynı şeyi yapmak». Geçmişten gelen şeyler arasında bu sonuncular. Bir zencirin halkaları gibi bağımsız ve kapalı bir yapıları olan tipik içgüdü hayvanları en az bellek gösterirler. hayvanların kendi türünden olanların işaret ve heyecan ifadelerini. Hayvanlarda sürü. kaynaklar ve belgelerden kesin bir şekilde ayrılmalıdır. sadece insana özgü oldukları halde. önce hayvanın kendi davranış ve yaşayışında harekete geçer ve sanki yineleyen belleğin işleticisidir. Bu itki. Bellek ilkesi. geçmişin özgür bir şekilde isteyerek anımsanan anılarından ve geçmişten kalan şeylerden.

doğdukları zaman bilinmeden. İnsan tarihinde geleneğin güçten düşmesi. bir bütün olan geçmiş içinde bir yığın anımsama aktmm benzerliklerinin hiç durmadan yoklanma. artan bir hızla ilerler. Belki de ilk kez dişiyi letharji haline sokmağa yarıyordu. daha hayvan dünyasında çok yaygın olan bir fenomendir. Akıl. Schilder'e göre belki de hipnos. Telkin. Kastedilen bir şeyi. «bildirme» nin —bir yargıdaki «anlamaya» dayanan «bildirme» nin karşıtı olarak—• ilk şeklidir.Fakat insanda her gerçek gelişme. sadece insanda vardır. Çağrışım ilkesinin psişik dünyanın yapısını etkilemesi. öz bakımından.sı. böylece de yeni görüş ve buluşlar için yer hazırlamış olur. geleneğin hareketlerimiz üzerinde bilinmemekten doğan baskısı. öte yandan bir merkeze bağlanma ile organik hayatın mekanikleşmesinin ilerlemesi şeklinde olur. geleneğin çoğalan bir ayıklanmasına dayanır. Bu aklın bir başarısıdır. hatta P. bizim için obje haline gelmeden etkilerler. bir yandan içgüdünün ve ona bağlı anlamın yıkılması. bir kez yaşanmış anıların bilerek anımsanması. —bu belki de sadece insana özgüdür— geleneğin yıkılmasına. Telkin. onun telkin edici bir etkisi vardır. onların doğdukları tarih belli değildir. Tarih boyunca. Çünkü gelenekle gelen şeyler. hatta gerçek ölümüne neden olur. Bir kez olup bitmiş. bize daima bir «şimdi» olarak verilirler. Bundan başka bu. bu şekilde onu doğduğu geçmişe geri atar. Bizim şimdimizdeki hareketlerimizi. dille anlatan bir tümcedeki yargıyla «anlama». daima aynı aktla bize aktarılan geleneği objeleştirir. tarih biliminin ilerlemesi ölçüsünde gittikçe azalır. Geleneklerde geçmiş bilinmez. Hipnos çiftleşmeye yardımcı bir işlem olarak doğmuş olabilir. organik teklerin türe ve uyma yeteneği az olan içgüdüye .

Burada itki. Çağrışım ilkesi teknik zekâya göre katı ve alışkanlığa bağlı bir ilke. sadece davranış tarzı olarak değer taşıyan şeylere yönelmesi gereken itki-hayatınm. Aslında duygu olarak hazza değil. İçgüdünün harmonisinden çözülen cinsel-itki. yavaş yavaş kendi başına bir haz kaynağı olur. vital işlevlerle geistm işlevlerinden doğan sevinci . üst veya alt basamakta bulunan ruhsal işlevlerdeki sevincin.bağlılıktan kurtulması demektir. Ancak sadece cinsel itki. yani tür için tipik olmayan durumlara kendilerini uydurabilir. ilke bakımından —her türlü hedonizmde olduğu gibi— haz kaynağı olarak kullanıldığı yerde. Çünkü tekler. içgüdüden çözülür. bu doyurulmadan doğan hazzm. «tutucu» bir ilke olsa da. Aynı şekilde. özellikle ev hayvanlarında. biz hayatın geç ortaya çıkan bir çöküntü fenomeni ile karşı karşıyayız demektir. tıpkı «her damlayı tadan» ihtiyar akşamcı ve erotik alandaki Örneklerde olduğu gibi. Bu ilke hayatın zenginleşmesi olanaklarına yepyeni bir derinlik kazandırır. hayatın sadık bir hizmetçisi olmayı sürdürür. ve böylece bir ölçüsüzlük alanı olarak ortaya çıkar. ancak çağrışım ilkesinin ilerlemesi yoluyla yeni olana. biyolojik çoğalma olayının sadece bir geçit noktası olmaktan kendilerini kurtarabilirler. köpeklerde görülen onanism gibi) . varlığındaki biyolojik anlamın dışına taşar (örneğin maymunlarda. Salt hazza yönelmiş bir hayat tarzı. içgüdüye göre çok özgürdür. çiftleşme zamanının ritmi içinde. hayatın gereksinimlerinden ayrılarak bir haz kaynağı şeklini alır. yüksek hayvanlarda. itkinin doyurulması halindeki hazdan ayrılması. doğadaki harmoniye uyarak. Aynı şey itki için de söylenebilir. bireylerde ve ulusların hayatında ihtiyarlığın en tipik işaretidir. îtki pek yüksek olmayan bir basamak üzerinde bulunan hayvanlarda bile.

onun tehlikelerinin önüne geçebilecek düzeltici bir şeyi de bu yeteneğe eklemiştir. ya da çoğalma olayında türün bireyleri arasında birisini ötekinden üstün tutma yeteneği (erosun başlangıçları) de zekaya sıkı bir şekilde bağlıdır. Biz buna. İşte bu düzeltici yetenek. daima aynı zamanda. Doğa —yukarıda işaret edildiği gibi— çağrışımsal belleğin yeni ruhsal formunu ortaya çıkardığı yerde. Zeka. hatta «delice». değer taşıyan eşya arasında. 4. fakat belli bir şekilde bir amaca ulaşmaya çaba gösteren bir davranışta bulunur. tür ve tek canlı bakımından tipik olmayan bir durumda. bir canlının. Bundan başka biz. Zekâya dayanan davranış. daha öncc yapılan denemelerin sayısına bağlı kalmadan. birdenbire ve anlamlı bir şekilde davranmasıdır. bir itki etkisiyle ve bir gereksinimi karşılamak içinse. yeni denemelere girişmeden ve herşeyden önce. işlev vo durum hazlarının birbirinden ayrılması. ruhsal varlığın dördüncü şeklidir. Burada canlı ister -akıllıca-. Canlı varlığın bir davranışı. seçme hareketi. Seçme yeteneği. bir ihtiyarlık işaretidir. fakat asla hayvan olamaz.aşıp taşması da. Zekaya dayanan davranışları peşin olarak psişik olayları gözönünde tutmadan tanımlayabiliriz. insan hayvandan daha ileri veya geri olabilir. Bundan dolayı haklı olarak denebilir ki. biz burada organizme bağlı bir zekâdan sözedebiliriz. herhangi bir denemeye baş vurmadan. bu zekâya aynı . ister amaca ulaşmayan. bir itkiyi igilendiren bir problemi çözmek için. Fakat itkinin içgüdüsel davranıştan çözülmesi. ilke bakımından organizme bağlı olan pratik zeka adını veriyoruz. ancak ilk kez insanda korkunç şekiller alır.

. önceden kestirmeye dayanan düşünmenin bir özelliğidir (zekâ. ne doğrudan algılanabilir bir tarzda verilmiş. Fakat bu kompleks. 1) Aynı zekâ insanda özel düşünse! amaçların gerçekleşmeslno de yarayabilir. gözlerin parlaması şeklinde dile gelir. Zeka. temellerinin bir bölümü deneyim ile verilmiş. bu fenomene somut bir şekil kazandırdı. önceden görme. Reproduktif olmayan. Çünkü onun en son anlamı. Köhler buna -Aha-Erlebnis» adını vererek. sadece tür için tipin olmayan yeni bir durum olmakla kalmaz. yani hayvan için bu durumda bir yineleyerek üretme olanağı olmamalıdır. zekâ.zamanda pratik zeka' adını vcreceğiz. W. no de daha önce algılanmış olmalıdır. kurnazlık. zekayı şu şekilde betimleyebiliriz: Zeka çevredeki birbiriyle ilgili objteler ve değerler kompleksini bir anda. produktif olan düşünme. özellikle gözlerde. Bu noktada. zekâ ile çağrışımsal bellek arasındaki başkalık. bu davranış organizmi amaca ulaştırsın ya da ulaştırmasın bu zekâ bakımından önemli değildir. birdenbire kavramaktır. Bu birdcnbirclik. bir bölümü de oplik algılamanın belli bir basamağında imgelerle önceden kestirilerek tamamlanacak olan bir bağlılıklar sisteminin içindekileri içten kavramaktır. Davranışa yararlı olan ve kavranması gereken durum. birdenbire ve tam zamanında. Ancak bundan sonradır ki. hile ve kurnazlık derecesini» yükselebilir. hile). apaçık bir şekilde ortaya çıkar. o herşeyden önce o birey için de yenidir. organizmi itkinin amacına götüren bir davranıştır. Eğer psikoloji alanına geçersek. Bundan başka bu şekilde objektif bir anlam taşıyan davranış. daha önceki denemelerin sayısına bağlı kalmadan yepyeni denemelere baş vurulmasına yol açar. Olumlu dile getirilirse.

Köhler. ancak. zekanın insanın tekelinde bulunduğunu. bugün pek karışık ve henüz sonuçlanmamış olan bilimsel bir tartışma sürüp gitmektedir. çevre parçaları arasından seçtiği objektif bağlar doğurabilir: Eşit. gibi bağlar. Hayvanların. bir şeye erişmek için araç işlevi. X'e benzer gibi. deneme yaptığı hayvanlara düşük bir derecede zekaya dayanan davranışlar yüklüyor. ya da ilerde hayvana araç hiz- . hatta çevrenin şekil bakımından katı. W Köhlor'in Teneriffa adasındaki Alman deney istasyonunda şaşılacak bir sabırla şimpanzeler üzerinde yaptığı deneylerin sonuçlarının. hemen hemen bütün psikologların katıldıkları bu bilimsel tartışma susmamıştır. itkinin amacının. Başka araştırıcılar bunu kabul. Yeni imgelerin. problemle aynı zamanda verilmiş olan yaşantılar doğuramaz-. özellikle yüksek basamak üzerindeki hayvanların. uygun. Ben buna burada ancak kısaca dokunabileceğim. Prusya Bilimler Akademisi'nin dergisinde yayımlandığı tarihten beri. zekânın hiçbir derecesine (işaretlere dayanmayanına bile) sahip olamıyacağını. ileri sürüyorlar. eski inancı destekliyorlar: Hayvanın bellek ve içgüdüden başka bir şeye. çoğaltılan engeller. her biri başka nedenlerle.Bundan başka. gittikçe karışık bir şekil alarak güçleştirilen yollar. en ilkel bir sonuç çıkarma şeklinde de olsa. ruhsal varlığın yukarıda sözü edilen basamağına ulaşıp ulaşamadıkları üzerinde. Köhler denemelerini şöyle yapıyor: Vital-itkinin hedefi (örneğin bir meyva. bir muz) ile hayvan arasına. bir şeyin nedeni vb. benim görüşüme göre tamamen haklı olarak. zekâ probleminin çözülmesi için gerekli olan yeni imgeleri. etmiyorlar-. tipik ve yinelenen yapısı da zekaya dayanan davranışı ortaya çıkaramaz.

dinamik bir nitelik kazanırlar. optik alanda hayvanın gözlerini alacak bir şekilde. bir tel parçası. hayvanın nasıl ve hangi psişik işlevlerle vitalitkinin amacına ulaştığı veya ulaşamadığı gözleniyor. hayvanın çevresindeki bütün eşya. objeler arasındaki bağlar özel bir yapı ve oldukça soyut bir anlam kazanır. sopalar. hayvanın vital . öyle ki. Hayvanın . içgüdü ve buna katılacak çağrışımsal bellek olaylarıyla anlaşılamıyacağını. özellikle hayvanla çevresi arasındaki optik alan. -oynanacak bir şey».meti görmesi olası olan eşyalar (sandıklar. Bundan sonra. «uzanabilmek soyut imgesini doldurabilecek her şey. üzerinde meyvalar asılı duran dallara benzeyen sopalar değil —bu içgüdü olarak da yorumlanabilirdi—. garip bir şekilde değişir. Şimdi organizmc bağlı pratik zekanın kendisinde taşır göründüğü özellikleri kısaca özetleyelim : Vitalitkinin hedefi olan şey. bulunup getirilmesi gereken sopalar) konuluyor. Sadece hayvanın normal hayatından tanıdığı. ya hiç ilgi çekmeyen ya da «ısırılacak bir şey». ipler. içiçe sokulmuş çubuklar. hayvanların elde ettikleri başarıların. meyvayı almak için bir obje haline gelir. başarısının sınırlan araştırılıyor. tersine bazı hallerde hayvanlarda gerçekten zekaya dayanan davranışların bulunduğunu kanıtlamıştır. Bence bu denemeler. çevreden ayrılıp bağımsız bir nitelik kazandığı anda. kısacası. bir örtü. örneğin bir meyva. Burada obje karakteri kazanan. hayvan tarafından algılandıklarında. bu niteliğe çevrilir. hasır şapka kenarları. çevrenin öğelerinin içine kadar uzanmaya başlayan şey. -hareket edebilme». «uyku için bir şey» (örneğin bir meyvaya ulaşmak için hayvanın yattığı yerden getirdiği bir örtü) olan objeler.itkisinin kendisidir 2 İtkinin gücüdür. kamış sapları. ilk önce hazırlanması.

kullandığı eşya, dinamik bir işlev değeri kazanarak «meyvayı yakalamaya yarayan bir şey» oluyor. Halatın, sopanın kendisi hareket etmese bile, hayvana, optik olarak kendisine verilen hedefe cloğru uzanıyor gibi görünüyor. İşte burada, nedensellik ya da etki fenomenini, olup-bitenlerde sadece düzenli bir birbirini izlemeden ibaret olmayan neden-sonuç fenomenini, kaynağında görebilecek durumdayız. Etki fenomeni, canlı varlığın itkisel davranışının çevresindeki nesneleri objeleştirmesine dayanır ve burada, «araç olma» ile aynı şeydir. Kuşku yok ki, burada betimlenen yapının değişmesi fenomeni, bilinçli düşünmeye dayanmaz; çevredeki verilerin kendilerini obj'ektif ve somut olarak bir tür «değiştirmeleridir.» Bu gibi davranışlarda hayvanlar arasında görülen büyük yetenek farkları da, bu davranışların zekâ karakterini doğrular. Seçmede ve seçme hareketlerinde de aynı şey görülür. Hayvanlarda seçmenin olmadığını söylemek, hayvanı, o anda hangi itki «güçlüyse, onun harekete getirdiğini sanmak yanlıştır. Hayvan bir itki mekanizmi değildir. Onun itkileri sadece yönetici ve yönetilen itkilerle yardımcı itkilere ayrılmakla kalmaz; genel ve özel başarılara göre de sınıflanmıştır. Bundan başka hayvan, itki merkezinden itkilerin durumuna spontan olarak karışabilir. Belli bir dereceye kadar da, zaman bakımından daha uzak olan, dolambaçlı yollardan elde edilebilen, fakat sağlayacağı yarar büyük olana erişmek için, yakınında bulunan yararlı bir şeyden vazgeçebilir. Hayvanda bulunmadığı kesin olan şey, değer taşıyan şeylerden bağımsız olarak, değerlerin kendileri arasında —örneğin yararlı ile hoş arasında— bir seçme yapabilmektir. Hayvanlar, hatta heyecanlar alanında bile insana çok yaklaşırlar: Dostluk, armağan, uzlaşma vb. gibi şeyler hayvanlarda da vardır.

II.

İNSANLA I I A Y V A N ARASINDAKİ FARK

1. Geistın özyapışı, özgürlük, obje olma, ben-bilinci Bu noktada bizim problemimiz bakımından çok önemli olan bir soru ortaya çıkıyor: Eğer hayvanda zeka da varsa, hayvanla insan arasında bir derece farkından başka ve bundan fazla bir fark bulunabilir mi? Artık bundan sonra bir özsel ayrılık, apayrılıktan söz edilebilir mi? Yoksa insanda şimdiye kadar anlatılan basamakların üstünde bulunan bambaşka bir şey, seçme ve zekû ile genel olarak karşılanamıyacak bir şey, yalnız ona özgü olan bir şey var mıdır? Bu noktada yollar en kesin şekilde birbirinden ayrılıyor. Bazıları zeka ve seçmo yeteneğinin insana özgü olduğunu, hayvanda bulunmadığını söylüyorlar Bunlar gerçi hayvanla insan arasında bir apayrılık bulunduğunu ileri sürüyorlar; fakat benim görüşüme göre, bu apayrılığı, onun bulunamıyacağı bir yerde sanıyorlar. Bazıları da özellikle Lamarck ve Darvvin okuluna bağlı evrimciler, Schwalbe hattâ W. Köhler, Darvvin'le birlikte, hayvanda da zeka bulunduğuna göre, hayvanla insan arasında bir apayrılık bulunabileceğini kabul otmiyorlar. Böylece onlar, insan hakkındaki büyük birlik teorisinin bir türüne, -homofaber» adı verilebilecek bir teoriye bağlanıyorlar. Bundan sonra da doğal olarak, ne metafizik bir varlık, ne de bir

insan metafiziği tanıyorlar. Yani insanla dünyanın temeli arasındaki özel bağlılığı yadsıyorlar. Bana gelince, ben bu her iki düşünceye de hayır demek zorundayım, insanın özü, onun özel yeri, zeka ve seçme yeteneğinin üstünde olan bir yeteneğe dayanmaktadır. Hatta zeka ve seçme yeteneği nicelik bakımından istendiği kadar çoğaltılsa, derecesi sonsuza kadar çıkarılsa bile, ona ulaşılamaz1. Fakat insanı insan yapan bu yeni şeyi, şimdiye kadar anlatılan duygusal-tepki, içgüdü, çağrışımsal bellek, zeka ve seçme yeteneği gibi araştırılması psikolojiye düşen, psişik ve vital alana giren işlev ve yeteneklere eklenecek yeni bir psişik-varlık basamağı olarak düşünmek doğru değildir. insanı insan yapan bu yeni ilke, iç bakımından psişik, dış bakımından vital olarak isimlendirdiğimiz her şeyin; geniş anlamıyla hayatın dışında bulunur. İnsanı insan yapan bu ilke, hayatın karşıtı olan bir ilkedir. Böyle bir şey olarak da, doğal hayat evriminin hiçbir şekline götürülemez. Fakat eğer bir şeye götürülmek isteniyorsa, ancak şeylerin en yüksek nedenine; kendisini göstermesinin sadece bir yanı «hayat» olan temele götürülebilir. Daha Grekler böyle bir ilkenin var olduğunu söylemişler ve ona «akıl» adını vermişlerdi. Biz bu X için daha geniş anlamlı bir sözcük kullanmak istiyoruz. Bu sözcük akıl kavramını içine aldığı gibi, ideleri düşünmeyi; bunun yanında temel fenomenlerin, varlığın özünün algılanması gibi belli bir algılamayı; bundan başka ilerde nitelikleri gösterilecek olan bir tür emosyonal ve istemeye dayanan aktlan, örneğin iyilik, sevgi, pişmanlık, saygı vb. gibi aktları içine almalı. İşte bu sözcük geist sözcüğüdür.
1) Zekî bir şimpanze ile bir teknikçi olarak Edison arasında —çok büyük de olsu— sadece bir dorece farkı vardır.

onu bütün işlevsel hayat merkezlerinden. Bundan dolayıdır ki. «hayatın». vital-itkiyu dayanan zekanın başkı yapan bağlarına karşı özgürdür. Onun varlık merkezi. hayvanın kendisini bunların içinde kaybederek erimesine karşılık.bütün şeylerin. içten bakıldığında «ruh merkezleri* adını verdiğimiz merkezlerden. Biz bu duruma dünyaya açık olma diyoruz. Böyle bir varlığın artık «dünyası» vardır. ancak gerçeklikle bağlan. hayvanların her davranışı. nasıllıklarım ilke bakımından kavrayabilir. pek az kimse bu sözcükle belli bir şey düşünmüştür. kesin bir şekilde ayırıyoruz. îster kompleks. «objelerin. en yüksek noktasında onun özel bir bilgi işlevi. her tepkisi. «hayatla ilgili. geist objektiflik ve şeylerin nasıllıklan tarafından belirlenebilmedir. geista sahip bir varlığın temel özelliği. çünkü. O. Böyle bir geist varlığı. hayvanınkinin tam tersi olan bir varlık geista sahip olabilir. Eğer geist kavramının. Bunu yaparken o. organik olanın.Aktlann sonlu varlık alanında görünen merkezine kişi (Person) adını veriyoruz. «obje» haline getirebilir. Fakat bu geist. çevresindeki «direnç» ve karşı koyma merkezlerini. itki sisteminin. çözülmüş. ister yalın bir organizme sahip olsun. onun her türlü bağdan kurtulmuş. buna öncülük eden duyu organlarının ve bu organların işlevlerinin objeler dünyasında ve verilmiş şeylerde meydana getirdikleri sınırlamalara bağlı kalmadan. artık itkiye ve çevreye bağlı değildir: Çevrenin bağlarından kurtulmuştur. Bunun için. özgür olmasıdır. bu kadar önemli olan bu yeni ilke nedir? Bir sözcükte bunda olduğu kadar saçmalıkların yapıldığı pek enderdir. hatta ze- . sadece ona özgü olabilecek olan bir bilgi biçimi varsa. ilke bakımından.

hareket noktasını hayvanın sinir sisteminin fizyolojik hallerinden alır. Hayvanın çevresinin yapısı. O halde böyle bir davranışın akış şekli. Ç. kişilik merkezi tarafından özgür olarak dizgınlcn- . Bu fizyolojik hallerin psişik yönü. bundan başka işlev bakımından bir birlik halinde bulunan itkilerinin ve duyularının yapısına tümüyle uygundur. bu şekilde hayvanın fizyolojikpsişik durumunda olup-biten değişikliktir. Bu yeni dramın. onun fizyolojik ve dolayısiyle morfolojik özelliklerine. Üçüncü perde. Dramın ikinci perdesi. hayvanın ön planda bulunan vital-itkisinin hedefi yönünde gösterdiği tepkiyle çevresinde oluşturduğu real değişmedir. Hayvanın çevresinde farkedip kavrayabildiği her şey. sadece onun ulaşmak isteğine. bu davranış şeklinin tam tersine hareket edebilen bir varlıktır. Vital-itkiyi ilgilendirmeyen bir şey. Hayvan davranışı dramının ikinci perdesi. hareket noktasını hayvanın fizyolojikpsişik hallerinden alır. insan dramının ilk perdesi şöyledir: Obje yapılan bir algı kompleksinin nasıllığı hareketin başlangıç noktası olur.> H. Hayvana verilmiş olanlar. ilke bakımından. Geista sahip olan bir varlık. ona verilmemiştir.kaya dayananları bile. Bu. yahut tiksintisine karşı duran şeylerdir. ilk önce geri çevrilen bir itkinin. daima şöyle olup biter: . çevrenin herhangi bir şekilde —optik ya da akustik olarak— algılanan dış yanından bağımsız olan bir nasıllıktır. insan orgaııizminin fizyolojik hallerinden ve vitaJ-itkilerinden. çevre yapısının güvenli sınırlan içine alınmıştır. itki ve duyulara dayanan algılardır. O halde çevre karşısında hayvan davranışları dramının ilk perdesi.

Salyangozun kabuğunu beraberinde taşıdığı gibi. bitkinin duyu.. Aynı şekilde. hayvanın bağlı olduğunu. organizminin içinde bulunduğu durumları bir merkeze götürmeden. sanki kendi kendisine geri verilmiştir. Üçüncü perde. yukarda da gördüğümüz gibi. yapısı gereği. hayvan da kendi çevresini. duyum ve hareket merkezlerinin birbirinden ayrılmasıyla ve sürekli olarak beden ve duyum hallerinin bir merkeze bildirilmesi yoluyla. geistuı mantıksal yanının en biçimsel bir kategorisidir. «çevreyi. «dünyaya» çeviremez. gittiği yero beraber götürür. Kuşkusuz hayvan. O halde insan. Onun. Hayvan içinse obje yoktur. fakat çevre karşısında zekice davrandığı zaman bile kendinde değildir. — » D. Bu «dünyaya açılma* mesi ya da serbest bırakılmasıdır. o kendi çevresi içinde kendinden geçmiş bir halde yaşar. biı nm şeması şöyledir: «— î. sınırsız bir şekilde dünyaya açümış olarak davranabilen bir X dir.-». «dünya»da varolan şeyleri son sınırına kadar genişletmek olanağı vardır. Bir kez ortaya çıkan böyle bir davranışın... imge ve bilinçten yoksun olan duygusal-tepki hayatında olduğu gibi. Hayvan araya uzaklık koyarak ve adlandırarak. Objektif olmak. . objeleşmesidir. kondisine has bir yapı olarak. bedeni hakkında bir şeması vardır. fakat objektif olarak kavrayamadığı bir hayat gerçekliği içinde yaşadığını söylemek istiyorum. Hayvan. organik durumuna uygun gelen.şeyin kendi başına değer taşıyan ve kesin olarak yaşanan değişmesi. duygu ve itkilerinin karşısındaki «direnç-merkezlerini» de «objeleştiremez.» Ben bununla. çevresinin içinde mutlak bir kendinde olmama halinde yaşamaz.

ona karşı koyan şeyleri obje yapmakla kalmaz. o kendisine egemen değildir. kendisini bilmez. «ben-bilinci» adını veriyoruz. O halde hayvanın bitkiye göre kendisi hakkında bir bilinci vardır. bu şey «ta- . «ben» bu şeyden tiksiniyorum demez. varlığını bir nokta etrafında toplama. ben-bilinci yoktur. kendi vital-ıtkisini. o aynı zaman kendi özel fizyolojik ve psikologik yapışanı ve her psişik olayı obje haline getirebilmek gibi şaşılacak bir başarı gösterir. Hayvanda ben-bilinci olmadığı içindir ki. O halde «kendi hakkında bilinci olma-. insanın onu hayvandan apayrı yapan özünün ikinci özelliğidir. vital-itkiye karşı koyan dırenç-merkezlerini obje yapma yeteneği. İnsan sadece «çevreyi» genişleterek ona bir dünya varlığı boyutu kazandırmak. hipnotizmadan normal hale dönme durumunu.İnsanın gerçekleştirdiği geist aktı ise. fakat onda Leibniz'in de görmüş olduğu gibi. Hayvanın normal halini bir dereceye kadar düşünebilmek için. birbirinden ayrılmayan bir yapı birliği gösterirler ve sadece insana özgüdürler. bu «kendinde olma»mn hedefine geistin akt merkezinin kendisi hakkındaki bilgisi. kendisinin itkisi olarak yaşamaz. Bu yüzdendir ki. uyuşturucu maddelerin alındığı halleri gözönünde bulundurmalıyız. ancak insan kendi isteği ile hayattan ayrılabilir. Hatta hayvana bazı bakımlardan yakın olan ilkel insan da. çevresindeki şeylerden gelen çekici ve itici güçler olarak yaşar. Bundan başka hayvan. Biz bu aktı ve amacını birleştirip. insanda çok ender olan kendinden geçme hallerini. Geistin bir başarısı olan insandaki bu kendisini bilme ve bu yeni geriye dönme. ben-bilinci. varlık-yapısı bakımından ikinci ve yüksek bir basamak üzerinde bulunan bir tekrar geriye dönme aktıdır. hayvandaki bu beden durumlarının bir merkeze yalın bir şekilde bildirilmesinin karşıtı olarak.

ken- . Anorganik cisimleri. zaman içinde etkisi görülen güç-mcrkezleri. genel olarak canlılığı vardır. Aslında bütün cisimler. Fakat bitkinin bir iç-varlığı. itkilerinin değişmeleri arkasında bulunan. değişen psikofizik hallerinin akışındaki sürekliliği sağlıyacak olan. Canlı varlığın birliği. Hayvan. elektron ve atom diye gerçek olarak ya da düşüncemizde bölmemiz. Anorganik cisimlerin temelinde olduğunu söylediğimiz mekânda yer tutmayan.bu»dur der. hayvan istediği yere değil. kendisine ikinci kez verilmiştir. Nietzsche'nin şu sözünün hem doğru hem de derin bir anlamı vardır: «İnsan söz verebilen bir hayvandır. Denebilir ki. iç-varlığı ile ben-varlığı bakımından özle ilgili dört basamağa ayrılır. birey olmayı. bir «irade»den yoksundur. bir ortamı vardır. kendisinin zaman ve mekân bakımından olan birliğini. bir alanın kuvvet doğrultularının birleştiği noktalardır Bitkinin duygusal-tepkisinin ise bir merkezi. Fakat insan. Bitki bu ortam içinde kendi durumunu bir merkeze bildirmeden ya§ar. Anorganik cisimlerin böyle bir iç-varlığı ve ben-varlığı yoktur. Bu noktalar. böylece organik durumlarını bildireceği bir merkez vardır. canlı bir varlık daima ontik bir merkezdir. göreceli olarak bir takım birliklerdir. kendisi taşır. bu yüzden ontik bakımdan bir merkezleri do yoktur. Hayvanda bir duyu ve bilinç. belli yasalara göre başka cisimlere etkileri bakımından. bütünüyle bize bağlıdır. kendisi hakkındaki ben-bilincinde ve kendisindeki psişik olayları obje yapabilmesiyle.» Şimdiye kadar söylediklerimizden şu sonuç çıkıyor: Varolan her şey. Buna karşılık. bizim biyolojik bilgilerimize bağlı bir birlik değildir: O. birbirlerini etkileyen güç noktalarıdır. başka bir yere varır. kendi kendisini sınırlayan bir Xdir. yani o. molekül.

Halbuki tamamen soyulmuş bir muzu yer. dokunma. Örneğin doğuştan kör olan bir kimsenin ameliyatla gözleri açıldıktan sonra öğreneceği şoy. birbirinden ayrı «mekan» parçalarını —hareket. görme. hiç soyulmamışı da. kendisi soyarak yer. dokunulan. Ben burada bunların bir kaçını ele alacağım. en sonunda insanda tamamen kendisi olmak. bundan korkarak kaçar. her basamakta biraz daha kendisine dönerek. hayvan için «değişmemiş».dişine üçüncü kez verilmiştir. duyulan tadılan ve koklanan şeyleri. insan birleşmiş tek bir mekana sahiptir. Sadece insan ilk kez tam olarak somut bir şey ve substanz kategorisine sahiptir. görülen. görme. sanki dünyanın yapısında bir basamaklar sistemi varmış gibi görünmüyor mu? Sanki her şeyin kaynağı olan varlık. Burada bu şey. başka bir şey olmuştur. işitme. koklama psikofizik işlemleri yoluyla ortaya çıkan. İkinci olarak. gibi mekan parçalarını— bir mekan . boşluk formu olarak zaman ve mekân İnsanın varlık-yapısmın bu özelliği. Hatta en yüksek hayvanlar bile bu kategoriye tamamen sahip görünmüyorlar. organizm ve çevre karşıtlığının çok üstünde bulunan bir merkez olarak düşünülmelidir. Geist kategorilerine örnekler: Substanz. yakalanan. Eline yan soyulmuş bir muz verilen maymun. O halde insandaki kişilik. Hayvan. Gerçekten. «realite nüvesi» olarak ona kavratabilecek olan bir merkezden yoksundur. insanın bir çok özelliklerinin anlaşılmasını sağlıyor. kendisini kavramak için. işitme vb. bir ve aynı somut şey. yani onun kendi kendisine verilmiş olması. kendi içine dönmede yeni boyutlar kazanarak yükselmiyor mu? 2. dünyanın yapısındaki basamaklarda.

Hayvanda tek şeyler vo onların algılanmasından önce. kendi duyu verilerini simgesel olarak saptayıp birleştirmektir. bizim kalbimizin boşluğudur. merkezde bulunan bir işlev yoktur. hareket duyuları kurar.algısı halinde birleştirmek değil. birleşmiş tek mekâna değişmez bir şekil verecek olan. belli bir düzen içinde organik ve spontan olarak hareket etme ve yapma olanağında bulur. ancak onun doyurulmamış itkilerinin doyurulmuşlarını kat kat aşmasıyla açıklanabilir. Bu da gösteriyor ki. bununla. Bunun için ilk «boşluk-. duyu verilerini. dolaysız olarak optik mekana göre düzenlenmemiştir. bunlarla ilgili vital-itki ile birleştirerek. ancak doyurulmayan vital-itkileri. dokunma mekanı. «boş» diye. kökünü. sadece bir yerde bulunan bir objede. Bu iki mekan arasındaki düzeni. duyulardan gelen bilgiden önce bir yapabilme ve hareket edebilmenin ya- . Aslında biz. Yukarda da gösterilip söylendiği gibi. mekan boşluğunu. Aslında böyle bir imge. insana. İnsanın bütün dış dünya ile ilgili duyulardan önce gelen zaman-mekân algısı.arasında bağlar kuramaz. itki türünden olan yerine gelmemiş beklemelerimize deriz. gerçek bir dünya mekânı imgesi yoktur. zaman ve mekânın bütün şeylerden önce var olan bir boşluk olarak görünmesindeki gariplik. değişmez bir arka plân olarak kalabilen. Her şeyden önce o. substanzlar halinde düzenlenmiş bir -dünya. hayvanda kendisinin yer değiştirmelerine bağlı olmayan. Onda aynı zamanda insanın içinde şeyleri ve olayları kavradığı boş mekân ve boş zaman formları da yoktur. doyurulanlardan daima çok olan bir varlık için olasıdır. Çünkü onda kendi kendisini bir nokta etrafında toplama yeteneği eksiktir. Doğal dünya görüşünde. yani henüz şekil kazanmamış bir «mekan imgesini». Bazı algı bozukluğu olaylarında açığa çıktığı gibi.

bahçenin her tarafında birçok kez bulunmuş olsa bile. Çünkü hareket duyularını birinci derecede meydana getiren hareket itkileridir. çeşitlilik içinde kesintisiz br «yayılma-nın verildiği optik mekan tamamen ortadan kalktığı zaman bile varlığını sürdürür. kendi beden durumlarından bağımsız olarak. O. zaman ve mekan bakımından boşluk ve doluluğun tam tersine döndüğünü görüyoruz. eşyanın dışında ve ondan bağımsız bir mekân ve zamanın var olamıyacağını öğretir. diye bir şeyin bilinmesi. daha az miktarlarından ayıramazsa-. Bir köpek senelerce bir bahçede yaşamış. kendi kalbinin boşluğunu —sanki hiçbir şey olmadan da boşluk olabilirmiş gibi— zaman ve mekanın «sonsuz boşluğu» olarak görür. Ancak çok sonraları bilim. her türlü duyu verileri ve bütün objeler dünyasından önce var olan. bahçenin ağaçları ve çalılıklarının düzeni hakkında. «her şeyin temelinde bulunan. boş formlar olarak. çevresindeki eşyanın «doluluğundan boşaltamaz. durumu ve sıralanması olanağından başka bir şey olmadığını. eşyanın düzeni. Ancak insanda. Bu ilkel hareket mekanı. Hayvan nasıl «sayıları». zaman vc mekânı. —itkinin doyurulması algı ya da duyu yoluyla olur— görülmemiş garip bir fenomen ortaya çıkar • İnsana mekân ve zamandaki boşluk. o andaki şimdisinin somut gerçekliği içinde yaşar.şanmış olması oluşturur. doğal dünya görüşünün bu büyük yanılgısını düzeltir. «çevre.bir şey olarak görünür. Daha önce söylendiği gibi. Böylece insan farkında olmadan. onun. hayvanda dünya mekânı imgesi de yoktur. harekete geçen bir itkinin beklemeleri ağır bastığı zaman. eşyanın daha çok. zaman-mekânıo. O halde hayvandan insana geçerken. bahçe ne kadar büyük ya da .

kendi beden durumlarından bağımsız. Bunun nedeni. objelere karşı bu gereksinmelerden doğan ilgilerine hiçbir şekilde bağlı kalmadan. Bu başarı. kendi durumlarının rastlantısallığım içgüdüsel bir şekilde hesabetmeyi bilemiyor. insanın bilimde ilerlettiği başarıların ancak bir başlangıcıdır. İnsan biliminde büyük olan. bunu yapabiliyor. bedeninin durumlarını. kendi bedenini ve ruhunu objeleştiren aktlannm bu merkezi. Fakat bu merkez. duyularının sınırlılığına. Onun için sadece kendi hareketleriyle değişen çcvremekanları vardır. bunları. sanki kendisi zaman-mekan dünyasının ötesindeymiş gibi. onun kendi bedenini ve hareketlerini obje haline getirememesidir. Öyle ki. O. •—yani kendi yerinin. Ancak böyle bir varlık olduğu içindir ki. bilgisinin objesi yapabilir. herhangi bir yeri ve zamanı da yoktur. bu arada kendisini de. böylece. kendi mekân algısının içinde hareket eden bir öğe olarak görüp. insanda. Onun bu dünyada. kendisine ve dünyaya üstün olan bir varlıktır. o. genel bir imgesi olamıyacaktır. bilime baş vurmadan önce de. Halbuki insan. Onun yeri ancak en yüksek varlığın temeli olabilir. kendi fizik ve psişik yapısını. . herşeyi. durumunun ve duyu algılarının değişmesine karşın— değişmeden kalan kendi başına bir dünya imgesi kazanmasıdır. kendi gereksinmelerine. Yalnız insan. bir merkezden. duyularına. gittikçe daha fazla hesaba katmayı öğrenmesi. kişi olduğu ölçüde— bir canlı varlık olarak— kendi kendisini aşabilir. İmmanuel Kant. bir bahçe mekânı halinde bütünleyip. Böylece insan. sanki bu başka objelerle kesin nedensel bağlarla bağlı yabancı bir şeymiş gibi ele alıp. insanın dünyayı. kendisini aşmayı gerektiren şaka ve ironi vardır. insanın bilimle kendisini. psikofizik organizasyonuna. artık bu dünyanın bir «parçası» olamaz. birleştiremez.küçük olursa olsun.

ne obje. O. sonradan ve onlarla birlikte gerçekleştirebiliriz. «kendi kendisini» gerçekleştiremez. kendisi obje haline getirilemeyen biricik varlıktır. ilke bakımından bakabilir. Kendi kişi varlığımız karşısında ise. kendimizi toplayıp yoğunlaştırabiliriz. Böylece Kant ilk koz geistı ruh varlığının üstüne çıkarmış oldu. geistin aktüel birliğini objeleştirmeğe kalkmıştır. kendimizi onların irade ve sevgileriyle. Teklerin üstünde olan bir geistin aktlarını anlayabilmek . iç algı ve gözlemlerle bilgimizin objesi yapabiliriz. varlıkları bakımından belli olan aktların) bir düzenidir. Biz ona. kendi aktlarını özgürce gerçekleştirmesine dayanır. Bununla biz. sadece dış deneyimin değil. Ruh varlığı. geiftımızın merkezinden. Biz yabancı kişiler karşısında. aynı zamanda kendi iç-hayatımızı bize gösteren iç-deneyimin de koşuludur.transcendental apperccption teorisinde. Saf bir aktiflik olarak geist. geistin ruh cevherinin bir işlev grubu olduğunu kesin şekilde yalanladı. ne de eşya gibi bir varlıktır-. 3. o ancak kendi içinde. onları anlayabilmek için. İşte geistin ruh cevherinin bir işlev grubu olduğu hayali teorisidir ki. bundan dolayı da deneyimin bütün objelerinin koşuludur». Geistin merkezi olan kişilik. Kant'a göre bu birlik. böylece de kişilikleriyle «özdeşleştirebiliriz_. ancak onların özgür aktlarını. geistin üçüncü ve önemli bir tanımını daha yapmış oluyoruz : Geist. «olanağı olan her deneyimin. o zaman içinde yer alan bir olaylar dizisidir. kendi kendisini gerçekleştiren akıların (özleri. düşünmenin yeni bir birliğini ortaya koydu. Yabancı kimselerin kişilikleri de obj'eleştirilemezler. saf ve halis bir yapıp etmedir. Onun varlığı. fakat onu objeleştiremeyiz.

için. ebedî sevgi idesinin karşılığı olan değerleri. o zaman ide ile akt arasında tam bir varlık bağı kabul ediyoruz demektir— onun aktlarını ancak birlikte gerçekleştirmemiz gerekir. bir önceden görmenin. birlikte meydana getirmektir. kendi kendisini gerçekleştiren bir ideler düzeni kabul ediyorsak ve bunda varlığın temeli olma özelliği görüyorsak. bir birlikte oluşturmak. onlarla beraberdirler. Bunun içindir ki bizim bu aktlan birlikte yapmamız. «ide»leri düşünebildiğimiz ölçüde —bizden bağımsız olan bir varlığı ve özü keşfetmek değil—. Augustinus'tan beri sürüp giden eski ide felsefesi. «ideae ante res»i (eşyadan önce olan ideyi) kabul ediyordu. ne şeylerin içinde. şeylerden ne önce. —eğer biz bu dünyada. birlikte yapmaktın şeylerin kendi kaynaklarında ideleri. bir yaradılış planının. Fakat ideler. dünyanın gerçekleşmesinden önce var olduğunu ileri sürüyordu. genel olarak insana bağlı kalmadan. sürüp giden dünyanın gerçekleşmesi aktmda (crcatio continua). ebedi geist'ta oluşurlar. . ne de sonradırlar.

işte bu gibi sorulardır. genel olarak dünyanın varlık-yapısı hakkında. çok garip bir şekilde. babasının sarayında yıllarca her türlü olumsuz izlenimden uzak yaşadıktan sonra. bir gün bir yoksul. bîr hasta. Bunun nedeni nedir ve nasıl geçirilebilir? Bunu yüzmek pozitif bilimlerin işidir. Geistin geist olarak sorduğu sorular. İd e leştir en öz bilgisi. ideleştirme aktım ele almalıyız. dünyanın ağrı. Bir prens olan Buddha. Descartes. Eğer biz. Zekanın problemi şöyle olabilir: Şimdi. GEİSTİN TEMEL A K T I : İDELEŞTİRME 1. kötülük ve acılarla dolu olduğuna bir örnek olarak kavrayabilirim. Fakat ben bu aynı ağrıyı. Bu tür sorulara cn iyi örnekleri matematik verir. böyle» olup-biten olayı. O. «şimdi. İnsan. burada. Bu akt. maddenin essentiası ile varlık-yapısını. kolumun şurasında bir ağrı var.III. geistin bir aktım. bu üç raslantıya bağlı. teknik zekâdan apayrı olan bir akttır.. üç . «geist» adım verdiğimiz şeyin kendine has özelliklerini ayrıntılarında aydınlatmak istiyorsak. örneğin üçlüğü. bir ölü görür. dünyanın onlarda açığa çıkan özsel varlık-yapısı için birer örnek olarak kavrıyor. bir parça balmumunda açıklamaya çalışmıştı. ağrının kendisi nedir? Şeylerin temel yapısı nasıl olmalı ki. O zaman soru sorma tarzım değişecektir: Şimdi kolumun şurasındaki ağrı değil. «genel olarak ağrı» olabilsin? Böyle bir ideleştirme aktı için on iyi örnek. Buddha'nın çok bilinen dönme öyküsüdür.

Nitekim Goelhe de bunu açık bir şekilde kabul eder. induksiyon ve deduksiyonuna yol gösteren aksiyomları verirler. Biz felsefe dilinde bu tür bilgilere «apriori. onların uyanhna yeteneklerinin tarzına ve dercccsine bağlı olmadan. İkinci olarak da. sonlu empirik nedenlere götür ütebilirler. onun bütün öteki özelliklerini temellendiren bir özelliğidir. o öz alanmda var olması olası olan bütün objeler için geçerliği olan bir bilgidir1. Bu öz bilgilerinin birbirinden çok ayrı iki işlevi vardır. objelerin sıralanmasındaki düşünce yasalarına göre işlemler yapabilir. Ens a se'ye. geçerliği sonsuz olan bilgi. kendi başına varlık olma özelliği olarak verilebilir. duyularımızın raslantılara bağlılığına. insan geistının.şeyin «sayı»sı olarak bu objelerden ayırır. induktif sonuç çıkarmalardan bağımsız olarak dünyanın özsel yapı şekillerini.bilgiler adını veriyoruz. . o öz alanı ile birlikte. Öz ve varolmayı birbirinden ayırma yeteneği. tekler üstü bir varlığa. ne de bunlarla ilgili şeylerin varlıkları. yaptığımız gözlemlerin sayısından. sayılarla. duyulara bağlı algılarımızın sınırlarını aşarlar. Bu. «mutlak olana açılan pencere»dirler. Çünkü aklın bu dünyada karşılaştığı bütün saf özlerin ne kendileri. Hayvan böyle bir şey yapamaz. Bir kez bütün positif bilimlerin aksiyomlarını. üç sayısına kendi başına bir şey gibi bakar. ancak teklerin üstünde bulunan bir geista. son amacı mutlak varlığın bilgisi olan felsefi metafizik için. bir örnekte kavramaktır. Hegel'in çok doğru olarak söylediği gibi. O halde ideleştirme. İnsan 1) O halde insan. Bizim bu şekilde elde ettiğimiz. Bizim bu şekilde kazandığımız bilgiler. zekânın ve mantıksal düşünmenin verimli gözlemlerine. Kant'ın sadece bir sınır kavramı olarak görüp insanda varlığını kabul etmediği «intellectus archetypus»a sahiptir.

fakat eşya olmanın korkunç bir şey olduğunu söylediği zaman. Husserl de ideler bilgisinde. însan olmak demek. Gerçoklik demek. eşyaları seyretmenin çok güzel. eşyanın . raslantıya bağlı olan nasıllığı demektir. Hayvan somut gerçeklik içinde yaşar. değişmeden kalır. ruhun kendisini duyu verilerinden çevirmesi ve kendi içine dönmesi gerektiğini söylerken de aynı şeyi görmüştü.olmanın özü ilo ilgili olan şey. Leibniz'in do dediği gibi.ya da «ayraç içine almak-la. buna deneme maksadı ile gerçeklik karakterinin kaldırılması denebilir. değişmez bir akıl organizasyonu yoktur. Kant'ın kabul etiği gibi. eşyanın «asıllarını» görmek için. Platon. bu türden realiteye kuvvetle «Hayır. bunu anlamıştı. Akıl organizasyonu. yahut böylo bir bilgiye sahip olabilmek olanağıdır. ideleri seyretmek. ikinci olarak da varlığın duyularla algılanması yoluyla kavranan belli bir yanı. İnsan bilerek veya bilmeyerek öyle bir teknik kullanılır ki. apriori bilgi sahibi olması. yani oşyanın rastlantıya bağlı yanını «silmek. Sadece aklın kendisi. direnç. mekân ve zamanda yer almak.diyebilmektir. Burada. ben-bilinci) Eğer insanın özüne daha derinden bakmak istiyorsak. sevgi ve değer formları oluşturmayı sağlayan bir yetenek olarak aklın kendisi. insanın bilgi sahibi olması cleğil. şimdi vo burada olmak. Fenomenolojik reduksiyon: Direnci ortadan kaldırma tekniği (gerçeklik. şimdi de bizi ideleştirme aktına götüren aktların yapısını incelemeliyiz. Buddha. böyle bir öz bilgisinin işlemesiyle. ilke bakımından tarihsel değişmelere bağlıdır. «fenomenolojik reduksiyon-la. daima yeni düşünmo ve görüş formları. 2.

her türlü bilme. şeylerin sadece nasılhğıdır. imgeleme ve algılamadan önce gelir. anımsamak. bu ister isteme. vital-itki hayatımıza. M. Direnç. direnç. sinir sisteminde olup-biten normal bir olay değildir. hay at-itkisi merkezimize karşıdır. önce verilmiştir. Gerçeklik izlenimi için özel olarak gösterilebilecek bir duyu (mavi. her türlü algılamanın koşulu oldukları için. Algılamak. sadece bizim bir şey için çabalamamıza.«essentia. en yalın bir duyuda bile yeralır. daha algılanan şeyin bilinmesinden önce yaşanacaktır. Sonuncular dar anlamdaki bilgi aktîarıdır. O hall i Scheler iki türlü akt ayırır: 1. bize. Bu yüzden. gerçekliği yaşamanın ne olduğunu bilmek gerekir. Gerçekliğin yaşanması. bize gerçeklik duygusunu veremezler. fakat bu teoride insan geistmın çok iyi betimlendiğine katılıyorum. —duyulardan gelen imgeler tam anlamında yetkisizdirler— oluşmakta olan her algının herhangi bir anında. Gerçi Husserl'in reduksiyon teorisinin ayrıntılarını kabul etmiyorum. çevredeki cisimlerin kuvvet-merkezleri ve alanlarının hayat-topkimiz üzerine yaptıkları karşı koyma. Bize varolmayı veren.) . ister nefret etme şeklinde olsun. henüz önümüzde açılan dünyadan gelen direnci yaşamamızdır. yoksa varlıkları değil. realite yaşantısı. (T. sert gibi) yoktur. Vital-itkiden gelen bir yönelme. Bizdeki hayat-tepkisinden gelen itkiler. Perceptiv aktlar. Hatta en içe işleyen. bizim dünya hakkındaki «imge»lerimizden sonra değil. duyulara dayanan biı* algılama bile. 2.sının elde edileceğini söylemekle. sadece bir uyarım. «dünyanın bizim karşımızdaki direncinin» yaşanması olarak. düşünmek ve bütün olası olan diğer perceptiv1 akt'lar. Emosyonal aktlar. aynı şeyi düşünüyor. Onların verebildikleri. Bu reduksiyon aletinin ne başardığını görmek için.

Fakat bu aktı ancak «geist» adını verdiğimiz varlık gerçekleştirebilir.de. Schiller'in derin anlamlı sözündeki gibi: «Saf formların bulunduğu alanlara girmek»tir. İnsan hayattan vazgeçebilen bir varlıktır. Çünkü dünya bize. «hayattan vazgeçebilen-. biraz önce sözünü ettiğim kuvvetle söylenen «Hayırcın anlamı nedir? Dünyayı gerçekliğinden soymak. saf bir «isteme» olarak. onların algılar ve imgelerle beslenmesine engel olarak. aslında asketik bir akt olan gerçeklikten soyma aktı. hayat-tepkisine karşı bir «direnç» olarak görünür. çıplak gerçeklik karşısında ebedî bir protestant'dır. insan. O. yani bu dünya karşısında duyulan «korku» ile birlikte yok etmek. Bunun anlamı. objelerin raslantısal olan. yeni olana karşı tutkulu bir hayvan (bestia . hayat-tepki ve itkilerinin ortadan kaldırılmasıyla olanak kazanır. Hayat-tepkisi aynı zamanda. 3. ebedî bir «Faust»tur. kendisini şiddetle sarsan hayattan ilke bakımından vazgeçebilen bir canlı varlıktır. ya da dünyayı «ideleştirmek» nedir? Bu HusseıTın sandığı gibi. şimdi ve burada bulunan nasıllıklarını bize veren duyulara bağlı algılamanın da koşuludur. varlığı günlük kaygılardan başka bir şey olmayan hayvana göre. O halde insan kendi vital-itki ve tepkilerini iterek. Tiksindiği vc kaçtığı zaman bile gerçekliğe «Evet* diyen hayvanla karşılaştırıldığında. «Hayır diyebilen». bölünmez ve çok güçlü olan realite izlenimini affektiv karşılığı ile birlikte. realite öğesinin kendisini. Eğer varolma bir karşı koyma ise. bastırarak. varoluş hakkında yargı yürütmekten vazgeçmek değildir. bizi realitenin realitesine sokan vitalitki merkezini susturabilir. deneme maksadı ile ortadan kaldırmak. Ancak geist.

«çevresinin» hatta kendi gerçekliğinin sınırlarını yıkıp aşmak için istek dolu bir varlıktır. kendisini çevreleyen gerçeklikle hiçbir zaman dinginliğe ulaşmayan. bir varlık olarak görür. İnsan ancak böyle bir varlık olduğu içindir ki. insanı. bastırılan itkilerde uyumakta olan enerjiyi geistın hizmetine veriyor. Öte yandan.cupidissima Crerum nevarum). varlığın şimdi-burada-böyle sınırlarını. «itkilerini bastıran. «Jenseits des Lustprinzips» (Haz ilkesinin Ötesi) adlı kitabında. . Freud. algı dünyasının üstünde bir düşünce dünyası kurabiliyor. yani insan itkilerinin enerjisini düşünsel başarılara yükseltiyor. S.

İNSAN HAKKINDA OLUMSUZ VE KLASİK TEORİLER Fakat bu noktada çok önemli bir soruyla karşılaşıyoruz: Acaba geist. onun kişiliğinin merkezinde «kendisini toplayarak» bir birlik halinde kendisini açığa vuran bir varlığın niteliğidir. Bu görüşlerin ikisi de insanlık idesinin tarihinde önemli roller oynamışlardır. Bu teorilerden birincisi. daha önce de söylediğimiz gibi. «saf. en sonunda varlığın kendisinin bir niteliğidir. onun kuvvet ve gücünün en yüksek kuvvet ve güç olduğunu ileri sürer. insan hakkındaki «klasik teori adını veriyoruz. Bu teori dünya hakkındaki bir teorinin . insanda. Fakat geist. geistin varlığını oluşturmaz. Greklerin kurdukları teori.IV. yukarıda anlatılan vazgeçme aktı. itkilerin bastırılması ve yükseltilmesi gerekmektedir. itkilerin bastırılması ve itki enerjisinin tinsel alandaki başarılara yükseltilmesi sayesinde mi doğuyor? Yoksa o zaten var da. Ulaştığımız bu sonuçlara dayanarak geist hakkında ortaya atılmış ilk iki önemli görüş hakkında bilgi sahibi olabiliriz. oruı enerji ile besler ve kendisini göstermesini sağlar. bir form olarak. Biz bu teoriye. En küçük bir harekette bulunabilmek için bile. hayattan vazgeçme. kaynağında her türlü «güç». «kuvvet» ve «aktiflik»ten yoksundur. Geistin kendisi. geistta sadece kuvvet ve güç görmekle kalmaz. gerçeklik karşısında «Hayn*» diyen olumsuz tutum. bu yolla sadece enerji mi kazanıyor? Benim görüşüme göre.

tanrısal olandan. ancak yukarıda anlatılan «Hayır» sayesinde ortaya çıkar. Onun yapısı varlığın en yüksek formlarından. en yüksek kuvvet ve güçten. cansız maddeye. kuşku yok ki. Olumsuz teori ve eleştirisi İnsan hakkındaki teoriler için birbirinden çok farklı birkaç örnek vermek ve Buddha'nın «kurtuluş» teorisiyle.bir parçasıdır. —eğer genel olarak bu kavrama yor veriliyorsa— ya da hiç olmazsa.» 1. Dünya hakkındaki bu teoriye göre. bu aktlar sayesinde «meydana gelmez. Alsberg'in «İnsanlık Bilmecesi »adını taşıyan dikkate değer kitabı ile Freudun. Bu teoriye göre. her şeye gücü yeten. sadece bir takım saf «intention»lardan (yönelmelerden) başka bir şey olmayan geista başarı sağlayan olumsuz aktlardır. Ben bu iki teoriyi do yanlış buluyorum. «dünya» (kosmos) başlangıçtanberi varolan. geistın kendisi. sanat yaratmaları. buna uygun olarak. Gerçi aslında kuvvetsiz olan. fakat o. estetik alanındaki aktları. yani ahlâk. Böyle bir dünyanın tepe noktasında. Fakat bu teorileri uzun uzun anlatmıyacağım. bunun tam tersini ileri sürer. son zamanlarında ortaya attığı düşünceleri. tarihsel oluşla değişmeler geçirmeden hep aynı kalan bir varlığa sahiptir. bizim insan hakkındaki «olumsuz teori» adını verdiğimiz teori ise. mantık. insa- . insanın «kültür yapıtları ortaya koyan» aktivitesi. yani neden olan varlık tarzlarından zayıflara doğru uzanır. Bu teorinin karşıtı olan. geist sahibi olan tanrı bulunur: Gücü geistdan gelen tanrı. özellikle «Haz İlkesinin Ötesi» adlı kitabını ele almak istiyorum. Buddha için insanın varlığının anlamı. Schopenhauer'in «hayat iradesinin kendi kendisini yok etmesi» teorisini.

onun terimleriyle. Ona göre akıl. sanatta. yüksek örneklerinde. olumsuz bir aktta. hayvanın hayatı istemeyi susturamamasında.nin bir tutku süjesi olarak sönüp kaybolması. isteklerin -susadıkları» şeylerin. organlarını. insanın içindeki istekleri susturarak. metafizikte. Schopenhauer'm teorisini genişleterek. «kurtuluş» aktım gerçeklcştirememesindedir. zaman ve mekân bağlarının. O. Halbuki insan. Schopenhauer'm öğrencisi olan Alsberg. aklı yanlış bir şekilde. gerçeklikten soyma tekniğini. şekillerinin. dilin kaynağı değil. nedensel düzenden. O. dil ve kavram kurmak için geriletmesini bildi. alet. yani hiçliğe. duyu organları ve işlemlerinin azaltılması olarak tanımlar. özellikle kavram kurma olarak görür. sadecc mantıksal düşünme. «in- .parça nasıl terkedileceğini derin bir şekilde kavramıştı. bunu gerçekleştirebilir. hocası Schopenlıaucr gibi. Alsberg insanı akıl ve geıstla tanımlamaya kesin bir şekilde hayır der. bağlılıklarının. duyu organlarının işini azaltan. bilinç ve bilginin «yüksek formları» nin kaynağıdır. Fakat o. Schopenhauer'e göre insanla hayvan arasındaki öz farkı. duyu dünyasının kalitelerinin. ne morfolojik. Alsberg. çok doğru olarak gördü ki. «insanlaşma ilkesini» şunda görür : İnsan yaşama savaşında. sonucudur. ne fizyolojik. Alsberg. tek olarak ve türün sürmesi için. Dil. «maddesel olmayan bir alet»tir. Nirvana'ya. parça . Hocası Boutervveck gibi Schopcnhauer'e göre de. merhamet ethosunda. ulaşmada son bulur. Mach'ın duyu verilerinin «ekonomisi» ilkesine göre. ya da seyredilen bir öz dünyasına. Buddha'da. bu olumsuz akt. insanla hayvan arasında kültür dünyasının var olduğuna inandığı öz farkını. ne insandaki ne do dünyanın temelindeki geist hakkında olumlu bir düşünce vardır. ne de empirikpsikolojik bir özellik sağlayabilir. kavram kurmayı.

sonradan ortaya çıkarak organ eksikliklerinin yerine geçer. geist. tırmanmaya yarayan ayaklar. libido ve ölüm itkileri hakkındaki dualist teori- . İnsan kültürünün en değerli yapıtları. itki ve heyecan «bastırılması» deyimlerini kullanmıştır. her tür kültür başarıları için gerekli yeteneği. bir yandan ruh hastalıklarına neden olurken. Freud'un son zamanlarındaki düşünceleri de.sarılaşma i!kesi»nin. Freud'un son zamanlardaki düşüncelerinde. yani hayatın canlı organ işlevleri yerine «âletler» ve «işaretler»i geçirmek için organları geriletme eğilimi ve bunun sonunda insanın morfolojik ve fizyolojik anlamda artan «beyinleşmo» sinin nedeni olarak. tüylerin eksikliği) kendisine yakın bulunan maymunlara göre eksiklikler göstermesini görmektedir. Alfred Adler anlamında denebilir ki. 40). İnsan bireylerinin küçük bir bölümünde görülen yetkinleşmeye karşı dinmek bilmeyen çabanın. belli «delilik şekillerini açıklamak için. öte yandan bastırılan enerji «yükseltilirse». pençelerin. Schopenhauer bile. hayvanlarınkinden başka olan bir açıklamayı gerektirmez. insanın beden yapısının özelliğini meydana getirir. kopancı dişlerin. kolaylıkla anlaşılır. Alsberg için «geist» denen şey. iki temel itki. Freud'un kesin deyimiyle. insan hakkındaki olumsuz teori çerçevesi içine girer. «Haz İlkesinin Ötesi» adlı kitabında Freud şöyle der: «Bana öyle geliyor ki. kendi deyimi ile. ruh hastalıklarının ortaya çıkışını açıklamak için nasıl ilerlettiğini herkes bilir. insan türünün yapı bakımından olan organ eksikliklerini gideren bir eklentidir. bunun üzerinde kurulmuştur» (S. Freud'un. insanın organlarının çevresine uymak bakımından (yakalamaya. S. Fakat Freud için bu aynı itkilerin bastırılması. bu düşünceleri. vital-itkinin bastırılmasının sonucu olduğu. insanların şimdiye kadar geçirdikleri gelişme.

oradan «kutsal bilgi. doğrudan doğruya Buddha ile de garip bir birlik gösterdiğine pek dikkat edilmemiştir. «uyarımdan kaçma.itkisinin göreceli başarısını. çoğalma sistemlerino eklenen bir kuvvet sistemi. «kendisini doyurma nede- . Ona göre. bir kez ruh hastalıklarına. (bitkinin aksine). insana. yanlış olarak. yalnız Schopenhauner'la değil. başka bir kez de yükseltilerek kültür başarılarının oluşmasına neden oluyor? Yükselme nereye? Varlık ilkesiyle. İnsan hakkındaki bu olumsuz teorilerin hepsindo bulunan asıl eksiklik. her şey. yükseltilmenin nedeni nedir? Hayatı istemekten niçin vazgeçilir? Hangi son amaçlar. büyüme. hayvanda beslenme. organizmde genel olarak bir durumunu koruma. onlarda aşağıdaki şu sorulardan hiçbirisinin yanıtının bulunmamasıdır: Acaba insanda vazgeçen şey nedir? Acaba hayatı istemeye karşı «Hayır» diyen nedir? İtkileri bastıran nedir? Hangi derin nedenlerden dolayı bastırılan itkilerin enerjisi. sahibi bilge kişiye kadar. geistin ilkelerinin bir bölümünün birbirine uygunluğu neden? En sonunda: Bastırılmanın. ebedi ölüme giden. hedefler için? Alsberg'e de şu soruları sormak gerek: Acaba organları gerileten nedir? Maddesel ve maddesel olmayan aletleri bulan kimdir? Daha Lamarck'ın organların yeniden oluşması için gerektiğinden fazla önem verdiği. en sonunda. hayatın «anorganik varlığa geri dönme. maddesel eşyadan bitkiye. hayvana. Her ikisine göre de aslında. sanki gruplar halinde sessizce bir hiçliğe. Bence Freud. aslında yıkıcı ve sadist olan ölüm .sinde.eğilimi görüyor. geistin bütün şekilleri. «uyarımdan korunma-. dinginlik eğilimi. temel özlemi oluşturuyor. çevre ile bu sistemler arasına giriyor. kaskatı bir tören alayıdır.

Burada itkiler. acılar içinde kıvranan hayvan. yem olarak. Geist sayesinde ideler ve değerler tarafından yönetilen irade. Başka yüzlerce tür yok olduğu halde. «dizginlenip» «gevşetilerek». pusuda bekleyen itkilerin gözleri önüne koyar ki. İnsan hakkındaki teori. Fakat bu itki fazlalığı. İtkilerin yöneltilmesinden de. varlığın ilkeleriyle geistm ilkelerinin bir bölümü arasındaki özdeşliği. kendisinden açıklanması beklenen sorulan. ama- . nasıl oldu da bu korku dolu davranışı ile «insanlık ilkesine». ö t e yandan isteme. onların savının tam tersine. yoksa nedeni değil. korumak olan bu yaratık. İşte bundan dolayı insan bu itkileri bastırmak zorundaydı. neden çevresine bu kadar kötü uyan bu tür göçüp gitmedi? Hemen hemen hakkında ölüm yargısı verilen hastalıklı. geri kalmış. ya da yok etmektir. herhangi bir vital-itkinin enerjisini meydana getirmek. uygarlık ve kültüre vararak. idelere karşı koyan vital-itki hayatının tepkilerine. Halbuki itkilerin bastırılmasını sağlayan gcisttır-. itkilerin bastırılmasının bir sonucu olabilirdi.ni» dediği neden buna yetmez. kendisini kurtarabildi? İnsanın kendi türüne has bir özelliğe. geistı. bir itkiler fazlalığına sahip olduğu söylendi (A. ana davranışı. ide ve değerlere uygun gelen imgeleri. geistm ortaya koyduğu isteme planlarını bu işbirliği içinde gerçekleştirebilsin. itkilerin harekete geçmesi için gerekli olan imgelere engel olarak karşı koyar. yönlerinden çevriliyorlar. Geistm başaramıvacağı şey. korku içinde saklamak. kendisine bir ön-koşul olarak alıyor: Aklı. çevresine uygun olmayan narin organlarını. kendisini. idelerin ve değerlerin vital-itkiler tarafından gerçekleştirilmek için kendilerini öne sürmelerini anlıyorum. geistm kendi yasalan olmasını. Bu olaya biz çevirme olayı diyoruz. Sadece geistm bastırması olumlu bir anlam taşımaz. Seydel).

Hegel'in panlojisminde. hem de her şeye gücü yeten bir isteme de bağlanır. prima materia'nın «olanaklar varlığından. Daha önce de söylendiği gibi. Bu teori kaynağını. onların ideler ve formlar hakkındaki görüşlerinde ortaya çıkar. bu teori de. kuvvetlerdir. aynı zamanda bir sınıf ideolojisidîr: Üst tabakanın. Fakat bu teori hemen hemen bütün Batı felsefesinde yer aldığından. Grekler tarafından ortaya atılan bu teori. saf bir geist varlığı olan tanrıya. İşte bu. aktifliğe. etkileme yeteneğine sahip oldukları düşüncesine dayanır. dünyadaki şeylere şekil veren. Klasik teori J. İnsan ise. hayatın geista yükselmesi adını haklı olarak alabilir. sonraları Batı burjuvasının büyük bir kısmının temel görüşü haline gelmiştir1.cin kendisi de olumlu bir anlam taşır. tanrısal ide. kısaca söylersek: Geistin canlandırılmasıdır. Bu anlam. insan tarihinde diyalektik yasalara göre kendisini ortaya koyar. iç bakımından özgür ve bağımsız olmak. burjuvanın idcolojisidir. Klasik teori. Platon ve Aristoteles'te. yalnız yön verme vo yönotme değil. onun hatası bizim için daha tehlikelidir. gevşetme). Yahudi Hristiyan dinindeki teist görüşte. Fichte'de panteist bir şekil alır. kuvvete. tıpkı olumsuz teori gibi yanlıştır. Onlara göre. G. . «henüz varolmayan-dan (mesu) ya da daha doğru bir deyişle. yoksa. «idelerin kendi başına bir güçe». güç vo aktivlik kazanmak. (dizginleme. 2. yaratıcı olan. tanrıya. Grekçe geist ve ide kavramlarında bulur. sadece geista has yeni nitelikler ortaya koyacak olan mistik bir olay değil. Klasik teori ve eleştirisi Şimdi yine «klasik teori»ye dönelim. iç-var- 1) Sosyolojik bakimden klâsik teori.

öteki bütün tek tek geistların da bunun varlığının birer tarzı ya da hareket merkezleri olduğu teorisinde (İbni Rüşt. hayat karşısında bilinç. ebedi geist olan tanrının kendisini içinde bulduğu. monarşi'sidir. içlerinden birinin yahut ötekinin yönetimi ele aldığı bir aktlar düzeni. değil. Bu hata. İnsan varlığı merkezine kosmolojik kategorilerin her iki uygulanma şekli de amacına ulaşamıyor. aynı hataya. tanrının oluş halindeki kendileşmesidir. temelli bir hatadır. temel bir güçe sahip olduğu hatalı düşüncesine saplanmıştır. İnsan hakkındaki «klasik» teorinin hatası. İnsan hakkındaki klasik teori başlıca iki şekilde karşımıza çıkar: İlk olarak. Spinoza). En eski şekillerinde ise. İnsanın kişiliği bir «substanz. insandaki ve insan dışındaki yalın bilinç karşısında geist gibi— aşağı varlık şekillerinden oluş- . onların sadece değer ve anlam bakımından değil. Ruhun bir substanz olduğu teorisi. Hegel. dış dünyadaki eşya kategorisinin tamamen haksız bir şokildo ruha uygulanmasına dayanır. derin. beden ve ruh arasındaki bağlılığa. Fakat biz burada bu teorilerin teker teker eleştirisini yapmıyacağız.lığı bakımından. varlık şekilleri yükseldikçe. İşte böylece ortaya çıktığı her yerde klasik teori. bütün bir dünya görüşü ile ilgili olan. Bizim için daha yüksek varlık şekillerinin —örneğin anorganik varlık karşısında hayat. bir tek geistm varolduğu. içinde yaşadığımız dünyanın baştanberi detişmez bir şekilde düzenlenmiş bulunduğunu. ikinci olarak da. tıpkı organizmde olduğu gibi «madde» ve «şekil» kategorileri birbirinden ayrılarak uygulanmıştır (Thomas von Aquino). geistm. insan ruhunun geistla ilgili bir substanz olduğu teorisinde. kuvvet ve kudret bakımından da güçlendiklerini kabul etmesindedir.

yığın. tarihte görülen hareketlerinin kendine özgü. bitkinin beslenmesinde olduğu gibi. kendisine özgü yasalarıyla bağımsızlığın gururu içinde karşımızda duruyor. yani aşağı varlık şekillerinin nedeninin yüksek varlık şekilleri olduğu —örneğin bir hayat gücü. klasik teori de. Batının bütün teist felsefesine egemen olan «teleoloj'ik» bir dünya görüşünün sınır tanımayan anlamsızlığına ulaşır. Hayvanın hayatın oluşu yönünde bitkiye göre aldığı yel. herşeyi yapabilen güçlü ve kuvvetli bir geist olduğu (vitalizm. sadece bir kazanç değil. aşağıdan yukarıyadır! Pek küçük bir alanında «canlı» denen varlıkların yer tuttuğu anorganik dünya. bir bilinç eylemi. anorganik varlıkla doğrudan doğruya olan ilgisini artık kaybetmiştir. bunun tersi. dikilir. Geist vo güç arasındaki bağlılık : Doğada. Fakat burada hayvanın varlığı bitkiye —bitkinin hayvana olduğundan— daha çok bağımlıdır. yukarıdan aşağıya değil. İnsan tarihinde kül- . insanın karşısına bağımsızlığın gururu ile dikiliyor. insanda. Kendi «Ethik» kitabımda ortaya koyduğum bu düşünceyi.tuğu (materiyalizm. aslında daha zayıf olan kategorilerdir. yasalarıyla. Bitki ve hayvan da. Hartmann'da çok doğru olarak şöyle anlatır: «Yüksek olan değer ve varlık kategorileri. N. Çünkü hayvan. naturalizm) düşüncesi yanlış olduğu gibi. aynı zamanda bir kayıptır. idealizm)— düşüncesi de yanlıştır.» 3. Buna benzer bir bağımsızlıkla insan varlığının yüksek şekilleri karşısına. tarihte ve dünyanın temellinde Yaşadığımız dünyada varlığı ve varlığın raslantıya bağlı nasıllığını meydana getirebilecek olan güç ve etki akımının yönü. Nasıl olumsuz teori herşeyi açıklayan mekanist bir teoriye varırsa.

realiteyi yaratan. yükseltilme ile güç kazanabilir. ister tarihte olsun. kendisine göre alçak olandan göreceli olarak daha güçsüzdür. bunları gerçekleştiren güç ve kudretlerle olan bağlılığının düzeni şöyledir: «Aşağı olaıı güçlü. bunun için de ender ve süreksizdir. dünyanın raslantıya bağlı yanının örneklerini yöneten ilke. Geistla hayat arasındaki bağlılık da buradakinin aynıdır. ister teklerde. Gerçekten geist.merkezleridir. en yüksek olan da güçsüzdür. anorganik dünyanın idelere. ontik yasalara değil. geist tarafından yönetilerek kendilerine gösterilen yasalar. zaman içinde şekil kazanmış bir olaydır. Yüksek ve aşağı varlık formlanyla. Onlar bu katılma.türün çiçeklenme çağlan pek seyrek ve kısadır: Güzel olan incedir. formlar ve şekillere «kör olan» kuvvet . geista güç sağlamış olurlar. ikinci ve aslında ana-varlığa has olan bir ilke tarafından gerçekleştirilirler • Bu ilke. kendisine özgü yapısı sayesinde. varlık şekillerinin özlerini ve öz alanlanm «yönetirler-. Hayatın oluşu. . ancak istatistik olasılık yasalarına bağlı . değer kategorilerinin. fakat onlar başka bir şey. Fakat o. Gerçi yüksek varlık formlan. çabuk kınlabilir-. durmadan yeni örnekler yaratan hayal gücüdür. kendisini kendi güçleriyle değil. O halde dünyada varolan şeylerin en güçlüsü.» Her yüksek form. Yoksa geistm kendi başına ve aslında hiçbir enerjisi yoktur. daha aşağıdakilerin gücü ile gerçekleştirir. içiçe girme olayında. kuvvet-merkezleri biı birleriyle ve birbirlerine karşı bağlılıklarında. ancak anorganik dünyanın madde ve güçleri tarafından gerçekleştirilebilir. «tepki» adını verdiğimiz. ide ve anlam yapılarına katılabilirler yahut katılmazlar. Bugünkü teorik fiziğin gittikçe kuvvet kazanan ve yayılan görüşüne göre. aslında. Hayat-itkileri. bu tepkinin en aşağı etki noktaları.

güzel olan kuvvet-birliklorinin karşılıklı etkileşimleri sonucu oldukları görüşü kendisini kabul ettirseydi. . maddesel varlığın belli istatistik geştaltlarının bağlanması demektir). Baslantı ve gelişi-güzellik kaosunun arkasında bulunan şey. gerçek ontik yasalar olarak yer alacaklardı (geştalt yasaları. Fizyolojik ve psişik hayat alanında (yalnız fiziğin madde alanındaki yasaları değil) sadece geştalt yasaları geçorlikte olacağından. formal mekanik türden olan yasanın arkasında bulunan şey.bulunuyorlar. yüksoltilme her temel fenomende yer alacak. doğadaki yasalılık bu görüş sayesinde yeniden tam bir birlik kazanacaktı. O zaman yükseltme kavramının şekil bakımından. bizim doğa görüşümüzün büyük bir değişiklik geçirmesi gerekecekti. ta nıdığımız en karışık olaylar sonunda. dünyanın düzensiz olmayan. Ancak ilk kez canlı varlık. bejin zarının gittikçe daha çok uyarılmasında kullanılması ve vitalitkinin yükseltilmesi psişik olayında. organizm tarafından dışarıdan alınan enerjinin. içinde olup-bittiği belli bir zaman ritmine. sahibolduğu duyu organları ve işlevleriyle. o zaman geştalt yasaları. O zaman insan olma ve geist olmayı. itki enerjisinin «geist» başarılarına çevrilmesi demek olacaktı. doğadaki en son yükseltilme olayı olarak görmek gerekecekti. olup-bitenin. anorganik dünyanın kuvvetleri. Bu olay (insan olma). hayatın yapısının hizmetine gireceklerdi. ontolojik anlamda bir yasa değil. Eğer formal mekanik yapıda olan bütün doğa yasalarının son temellerinde sadece istatistiğe dayanan bir önem taşıdıklarıbütün doğa olaylarının (mikrosferdekilerin de) gelişi . bütün dünya olaylarına uygulanması olanaksız olmıyacakti. kaostur. düzen içinde akıp giden olayları da olduğunu gösterir ve anlayış yeteneğinin bulduğu «doğa yasalarını» dünyaya getirir.

arkalarında hiçbir ilgi ve tutku —yani insanın vital . bunu kendi deneyimlerinden biliyordu. böylece imgelerden öylelerini ileri sürer ve öylelerini geri çeker ki. gerçekleştirilmesi kötü olan bir şeyi unutturan ve insanın enerjisini kendi üstünde toplayan yüksek bir şeyin gerçekleştirilmesine çevrileceği yerde. sırf idelerin karşılıklı bir çatışması değildir. «WissenssozioIogie-« de etraflıca gösterdiğim gibi. zaten varolan vital-itkiler karşısına da iradeyi koyar.itki sferinden doğan güçleri— taşımayan idelerin kendilerini dünya tarihinde kaçınılmaz bir şekilde «maskara. Kari Marx'ın. Son zamanlarda VVilliam James bu noktada derin düşünceler ortaya koydu. Bununla beraber tarih. «yasa insanı günahkâr yapmak için. bir itki ile doğrudan . çok alçak gönüllü olmak zorundayız. Fakat bu ancak grupların itkilere dayanan eğilimleri ve bunlar arasındaki çıkar çatışmalarında. Bunun anlamı şudur : Geist itki güçleri karşısına ideleri. aklın gittikçe güç kazandığını gösteriyor. kükreyen bir arslan gibi etrafı dolaşıyor» dediği zaman. İrade. idelerin somut olarak gerçekleşmesi olanağı olur. Fakat saf bir iradenin itki güçleriyle doğrudan doğruya savaşması olanaksızdır. böyle bir savaşa giriştiği zaman istediğinin tam tersi olur: İtki güçleri kendi gidişlerinde daha da ileriye varırlar. insan vicdanının «kötü» dediği bir şeyle. Paulus. o. ettikleri düşüncesi çok doğrudur. insan geistı ve insan iradesinin —daha önce de söylediğim gibi— yöneltme ve çevirmeden başka bir şey elinden gelmez. Kuşkusuz tarih. İnsanin geistı ve iradesinin tarihin gidişindeki önemi konusunda. Hegel'in tezinde olduğu gibi. ideler ve değerlerin benimsenmesinin güç kazanması temeli üzerinde olanak kazanır.Geistla hayatın hesaplaşması olayının başka bir şekli ile insanlık tarihinde de karşılaşıyoruz.

kendisinin de yapabileceği değerli işlerde kullanmalıdır. Spinoza'nın ethiğinde ortaya koyduğu «kötüye karşı koymamak» düşüncesinde büyük bir gerçeklik saklıdır. onları başka yönden yenmeyi öğrenmeli.doğruya savaşa girişirse. herşeye gücü yeten. O. onun ikinci bir attributu. kendisinden evvelcc söz ettiğimiz «natura naturans». dünyanın «teleolojik» yahut «mekanik» bir görüşle açıklanması arasındaki karşıtlık. kendisinde kötü ve yıkıcı bulduğu itkilere karşı sabır göstermeyi öğrenmelidir. Kuşkusuz. bu düşünce yolu. dünyanın temeli karşısında durup kalmıyacaktır. Yükseltilme kavramı altında. Eğer bütün sonlu varlıkların en yüksek nedenine saf bir geist attributu verir ve ona «deitas» dersek. bunlara karşı doğrudan doğruya savaşa girişmemeli. geist onun attributu olduğuna göre. aynı zamanda doğanın bütün öz alanlarının en içten bağını kavrıyoruz. Herşeyin kendisinden çıktığı «kendi başına varolan» varlık da. o . sonsuz örneklerle dolu olan. öz yasaklan ve ideler tarafından yönetilmeyen. istediği şeyin tersini elde eder. Çünkü bu düşüncenin mantıksal sonucu. Eğer «kendi başına varolan» varlıkta. Bu yüzden insan. «dünyanın hiçten yaratılması» düşüncesinin olanaksızlığıdır. enerjisini vicdanının iyi ve doğru bulduğu. en yüksek varlık. raslantıya bağlı yanına egemen olan tepkidir. aslında hiçbir güç ve kuvvete sahip olamaz. Böyle bir dünya anlayışı karşısında. eriyip kaybolacaktır. Buna sahip olan. bizce bilinen en yüksek yükseltilme olarak insan olmayı. realitenin. bir geist varlığı alanı olarak. geist vo tepki arasında bir temel gerginliğin bulunduğu kabul edilirse. geist ve tanrıya asla olumlu yaratıcı bir güç tanımış olmayız. aynı zamanda yüzyıllardan beri süre gelen bir karşıtlık.

fakat kendisini sınırlı yaşantılarda. zaman içinde ortaya koyan bu oluş içinde dünya. olan bu çok amansız fırtına içindo. sonlu varlık ve olayların amacı ve sonucudur. gerçekten etkili olan güçlerle denge kurması. insanda ve insan yoluyla ebedi deitas'ı gerçekleştirdiği ölçüde. dünyanın oluşu olayını. eğer herşeyin temeli olan varlık. yanlış olarak. ve «kendi başına varolan» varlık. alçakların daha güçlü olması düzeni— tersine dönebilir. bu oluş. . yani o. Ancak kendisi «dünya. kendi varlığını gerçekleştirebilmek için göze almak zorundadır. ebedi geista ve tepkiye en uygun gelen bir beden olduğu ölçüde. geistm bütün idelorine ve değerlerine karşı kör olan tepkinin daymonca varlığının birbirlerini karşılıklı etkilemeleri sonunda. tanrısallığın kendisini gerçekleştirmesi amacına yaklaşabilir. bambaşka bir şekil alır. bunu kendisine hareket noktası yapmaktadır. başlangıçtaki düzen —yüksek varlık şekillerinin zayıf.zaman bu varlıkla dünya arasındaki bağ. dünyayı yaratan tepkiyi dizginlerinden boşaltmalı ki. Buna göre. ancak dünya tarihindeki tepkide. kendisinde bulunan ide ve değerleri gerçekleştirmek istiyorsa. Aslında zamana bağlı olmayan. tanrısal varlık adını almağa hak kazanabilir. başlangıçta kuvvetten yoksun olan geist ile. Belki de bu gelişmenin oluşu içinde. İşte teizm. ya da bunun tersinin olup-bitmesi beklenebilir. şeylerin görüntülerinin arkasında saklanan tepkinin yavaş yavaş ideleşip. zaman içinde olupbiten dünyanın oluşu da kendi varlığını gerçekleştirebilsin. Başka türlü söylersek. geistlaşması ve geistm güç yani canlılık kazanması. varlık formlarıyla değerlerin düzeninin. kendi deitas'ını.

bu düşünceleri ancak çok yakın bir geçmişte sarsmağa başlayabildik.substanzlar olarak ikiye ayırmakla. Bu teoriclo değerli olan sa- . kendisi de. Kendisinden önceki zamanların bir gerçeklik olarak kabul ettikleri hayvan vo bitkideki canlılığın görünüşten başka bir şey olmadığını ileri sürüp. Descartes için dünya. öyle ki. insana dönelim. aynı zamanda hayatın temel kategorileri ve fenomenleri de bir anda dünyanın dışına atdıvordi. sadecc insanın özel yerinin anlamsız bir şekilde yükseltilmesi ve onun doğa ananın kucağından koparılıp alınması olmadı. Bu ayırmadan dolayı. düşünen noktalardan ve geometrinin inceleyeceği çok büyük bir mekanizmden başka bir şey değildir. Descartes'a eleştiri Biz biraz fazlaca yükseldik. yaşama duygumuzun organik doğa görüntülerini insanlaştırması olarak açıklamak zorunda kaldı. İnsan hakkındaki klasik teori. RUH VE BEDENİN ÖZDEŞLİĞİ 1. insan bilinci vo düşüncesi dışında bulunan herşeyi. Öte yandan. tekrar deneyim alanına yakın bulunan problemimize. saf «mekanist» bir teoriye göre açıklamaya çalıştı.V. Batı dünyasının insanın öz hakkındaki bilgisine. Descartes. Yeniçağda Descartes'm teorisinde en etkili şeklini aldı. hayvan ve bitkilerin psişik varlığını yadsımak anlamsızlığına düştü. bir sürü ve çok ağır hataların yerleşmesine neden olmuştur. bunu. Bunun sonucu. substanzları «düşünen» ve «yer kaplayan.

onun kendisinin bütün organik ve sadece canlı olan varlıklardan daha üstün olduğu hakkında bir bilgiye varmasıdır. gittikçe aynı temel görüş etrafında birleşiyorlar.beden probleminin bizim için eski metafizik yerini kaybettiğini söyleyebiliriz. gerekse insan bedeninin herhangi bir yeıinde. Çünkü gerek beyinde. böbrek üstü bezi) işlevleri. belki ırk özelliklerini de belirlerler. Psikiyatrinin etraflı araştırmaları bize gösterdi ki. organizmin bütünü ile . cinsellik. bir kısmı da duygularla vital-hayatın bağlılığını sağlayan Thalamus'da bulunurlar. tamamen yanlıştır. psişik olanın «bilinçten» başka bir şey olmadığı. Bu görüş. özellikle bizim psişik varlığın ön ve temel formları olarak gördümüz itki ve duygu hayatı ile ilgili bütün psişik olayların fizyolojik paralellerinin beyinle bir bağlılıkları yoktur: onlar beynin soğancık kısmıyla ilgilidirler.Geistm yeni bir özerklik ve haklılık kazanması. şişmanlık. ruh hayatının küçük bir olayı olan uyanık olma adını verdiğimiz durumda. bütün duyarlı sinirlerin birleştiği. bir kısmı üçüncü beyin odacığmda. dev ve cüce olmayı.. Descartes'ın kabul etiği gibi. vital-itki ve duygu hayatını etkilediği gibi. doktorlar vo doğa araştırıcıları. Bugün artık. yüzyıllar boyunca düşünürlere nefes aldırmayan ruh . Bundan başka bunların. uzun boylu olma. bütün sinir olaylarının toplandığı bir merkez yoktur. hipofiz. Descartes'ın. Bundan başka. yoksa bu teorideki bütün öteki düşünceler yanlıştır. insan «karakteri»nin temeli bakımından önemli olan ruhsal işlevlerin. yeri belli bir ruh cevherinin bulunmadığı görüşüdür. bunun da büyük beyin kabuğuna bağlı bulunduğu düşüncesi. Bu soru ile uğraşan filozoflar. dışarıya açılmayan salgı bezi sistemlerinin (tiroid.dece şudur.

bedeninse karmaşık bir -hücreler devleti» olduğu ileri sürülemez. orada. Descartes ve onu izleyenlerin yaptığı gibi. sinir sisteminin isteklerinin summativ oldukları. «İç-varlığı» bakımından bir ruh-varlıgına. bundan sonra da yanlış olan şu karşıtlığa varılır : Burada. . Bugünkü fizyoloji. Buna karşı olarak. « ben»in bir vo yalın. ruh ile bedenin Descartes'ın zannettiği gibi bir dış-bağla bağlı olacağından ciddi bir şekilde konuşulamaz. hücreler devleti imgesini tümden terketmiştir. «bilinçli» kurulan imgelerden önce gelen vital-itki ve duygu hayatının bağımsızlığı ve önceliği gözden kaçırılır. Ni tekim. Bugün artık. bütün vücuttur. sonradan birbirine bağlanmış parçaların bir çokluğu ve temelini bu parçalar çokluğunda bulan olayın akışı. bütün ruh hayatı uyanık olma halinden ibaret sayılır. bilincin beninde ortaya çıkan çatlaklarda olduğu gibi. bir ve aynı hayattır. ruh olaylarının paralel alanı beyin değil. yani bir bütünlük göstermedikleri. sadece bir yere bağlı olarak birlikte meydana çıktıkları ve morfolojik bakımdan çıkış noktaları tarafından belirlendikleri görüşü de bugün artık terkedilmiştir. birlik ve temelli bir sadelik. bilincin benine ait ruh olaylarının birbirine bağlı işlev grupları arasındaki büyük çatlaklar görülmez. bazan bir hayat evresi ile ilgili olan bellek bozuklukları da gözden kaçırılır.onun organizasyon şekilleri arasındaki bağlılığı kuran merkezler oldukları da ortaya çıktı. Bundan başka duyguların bastırılması yadsınır. başkaları" için olan varlığı bakımından da bir beden şekline sahip olan. Eğer Descartes gibi fizik organism bir tür makina olarak görülürse —hem de bugünkü teorik fizik ve kimyanın çoktan terkettiği Galilei-Newton zamanının katı mekanik doğa teorisi anlamında—.

ve organların. Her iki olay da. özel hayat olayına kadar ilerler. bu işlevler ilk kez. Fakat unutmamalıdır ki. dokulara. her iki olayda da bir hedefe yönelme ve bütünlük vardır. fizyoloji alanında çalışan E. organ olarak işlevlerinden başka. Ileidelberg'li ana* tom Braus'la. fakat fenomen olarak da yapı yasaları ve akışlarının ritmi bakımından özdeştirler. mekanik olmayan hayat olayının sadece iki ayrı yüzüdür. organizmin form yapısının bilgisinden. bundan kesin bir şekilde ayrılması gereken «şekil verici işlevleri» vardır ki. Her iki fizyolojik vc psikolojik olay da mekanik olmayan olaylardır. şekilleri ve işlevlerinin oynadığı rol bakımından.Böyle bir ruh imgesi. araştırmalarında çok haklı olarak bu görüşten hare- . Yukarıdaki teorilerin tam tersine. Gerçi biyolojinin dış yanla uğraşanı. ruh olaylarının da ilkel oldukları ölçüde amaca bağlılıkları ve bütünlükleri çoğalır. Fizyolojik olayların bu niteliği. bir ve aynı hayat olayına iki ayrı yönden bakmamızdandır. şunu söyleyebiliriz : Kant'ın da tahmin etmiş olduğu gibi. her canlı formun birbirinden ayırdedilebilen en son hücre öğelerinden. hayat olayı tarafından her an aktif bir şekilde taşınmakta ve yeniden form kazanmaktadır. fiziksel-kimyasal «durumun» birlikte etkilemesi sayesinde organik maddenin statik şekillerini oluştururlar. ontolojik bakımdan tamamen özdeştirler. Tschermak. Bir «iç biyolojisi». organlara oradan organizmin bütününe kadar herşey. Onlar sadece fenomen olarak birbirinden ayrılırlar. fizyolojik ve psikolojik hayat olayları. bir de «dış . eski fizyolojinin fizyolojik olaylar hakkındaki düşüncesi kadar yanlıştır. O halde bizim «fizyolojik» ve «psikolojik» adını vermemiz.biyolojisi» vardır. bağlı oldukları sinir sisteminin yapısı (yüksek değil) aşağı olduğu ölçüde artar. Aynı şekilde.

ruhtan bütün itki ve duygu hayatını dışarıya atan.ket etmişlerdir. kendi temel kavramına göre. bütün hayat fenomenlerini fizik ve kimyanın yasalarıyla açıklamaya çalışan Descartes için tam bir tansıktır. Bir parça et gören bir köpeğin midesinde derhal mide salgısının çıkması. gerçek yemeğin yapacağı etkinin aynını. sadece bunun şimdi-burada algılanmasının —ne olduğunun «bilinmesine» bağlı olmayan— bir koşuludur. ya da ruhu bir «forma corporitatis» olarak kabul eden skolastik teoriler. yendiği telkin edilen bir yemeğin de yaptığı olayı Descartes'a gösterilseydi. bir yandan iştaha vital-itkisini ortadan kaldırdı. Descartes'm sandığı gibi. kökü fizyolojik işlev birliği ve yapısında bulunan halis bir hayat fenomeni olarak görmediği için. halis hayat hareketleri arasındaki bağı ve birliği. bunu merkezi sinir sisteminden bağımsız olan fiziksel-kimyasal bir olay olarak görür. yemekle ilgili optik algının yapılabilmesi için dış uyarıcı kadar gereklidir— bundan başka bu et parçası. bu sistem sağlar. Niçin? Çünkü o. Descartes'm beden ve ruh arasında açtığı uçurum. değerlerini kaybederek terkedilmişlerdir.teorisi. Fakat Ileyders'in saptadığı olay. iştahanın bir anlatımı olarak mide salgısının çıkmasını. Bugün bu ünlü problemle ilgisi olan bütün bilimlere bu görüşün yerleştiği söylenebilir. Fizyolojik «işlev». Öteyandan Descartes. Bugün artık eski «psiko-mekanik paralelizm» teorisiyle. Halbuki canlının bildiği şeylerle. Lotze tarafından yeni baştan tazelenen «karşılıklı etki. . algılanan şeyin koşulu değil. hayatın birliğinde hemen hemen elle tutulurcasma kapanmıştır. —halbuki bu itki. insan ve hayvandaki vital-itki sistemini görmemesidir. o zaman ne diyecekti? İşte Descartes'm asıl hatası.

bir zaman geştaltıdır. Denemelere göre. Böyle bir tepki.kendine özgü ritmi olan bir olayın geştaltı. Bu işlev. ötekini aynı ölçüdo çoğaltabiliriz. ruhsal nedenlerle de oluşabilir. (buna birçok hastalıklar bağlı olabilir) gibi— meydana getirmek. organik olay kadar «anlamsız. bir kez de aynı davranış tarzlarını. Organ izmdeki fizyolojik olay. fenomen olarak bilinen olaylar kadar -anlamlı». ya da vücudun dışarıdan uyarılmasıyla— miktar bakımından öyle düzenleyebiliriz ki. her türden psikoterapi. Belli ve statik türden olan summativ bir organ tepkisi. Yalnız sinir hastalıklarının değil. daha çok.. organik hastalıkların da belli psişik karşılıkları vardır. bilinme korrelatma sahip olmayan fizyolojik işlevlerde bile yoktur. aslında bür yere katı bir şekilde bağlanmış değildir. bir kez dıştan fizikselkimyasal uyarımlarla meydana getirmek. ve nelerin değiştirilebileceğini saptamak. içten fiziksel uyarımlarla —telkin. çok yalın bir refleks olan patelarreflekste bile yoktur. fizikselkimyasal etkilerle meydana gelebileceği gibi. olabilir. şu yöntemin uygulanması gerekiyor: Organizmdeki davranış tarzlarını. bir uyarım kompleksini azaltıp. son zamanlarda gösterildiği gibi. bir mide çıbanı. hatta ona ilk önce şekil kazandırabilir. bilinen olaylar da. . mevcut olan hücrelerde kendi işlev alanını kendisi ayırabilir. hipnotize etme. sosyal çevrenin değiştirilmesi. Fakat burada sırf «psikolojik» açıklamalar yapmak yanlışlığına da düşmemelidir. Bence bugün incelemelerin daha etraflı yapılabilmesi için. Ölüm ad mı alan önemli hayat olayının nedeni. Hatta bir birlik ve bütünlük gösteren hayat olayları üzerindeki etkimizin her iki türünü de —yani içerden bilme koridoru yoluyla. bir heyecan şoku olabileceği gibi.

bizim teorimize göre de. ortaya çıkamazlar. kendimiz için bile gizli kalır. «yaratıcılık» ve «ölümsüzlük. insanı. ruh ile fizik-yapı arasındaki gerçek bağlılığa dayanması gerekmez. Bunun nedeni. ruh alanına çevrilmiştir. Cinsel duyguların uyarılması. Çünkü bu aktlar. geistin aktlannm daima fizyolojik-psişik paralel bir karşılığının bulunması gerekir.. Bu yollan biz kendi deneyimlerimizden do bilir ve yönetebiliriz. genel olarak Batı tekniğinin hor yerde çok tek yanlı olan ilgisinin bir sonucudur. Eğer bizi hayat olayına dış taraftan götüren yol. içerden bilme yolundan daha elverişli görünüyorsa. belli ilaçlarla sağlanabileceği gibi. Bu yolların hepsi. doğabilimleriyle tıbbın. Böyle bir enerjiden yoksun oldukları sürece. örneğin daha az tek yanlı olmayan Hint tıbbı. Süregelen ve teist bir görüş olan. bunun tam tersine. Bu teoriyi burada felsefe bakımından daha da derinleştirmeye girişmiyorum. açıksaçık yazı ve resimlerle de yapılabilir. insanın ruh ve bedenine özel bir geçmiş. onu dış koridor yoluyla etkilemeye çalışmaları. ruh hayatı bakımından hayvandan derece farkından daha büyük bir farkla ayırmak. En sonunda. teorisinin kabul ettiği gibi. bütün canlılarda hatta insanlarda da kesin olarak geçerliği olay bir olaydır. O halde psikofizik hayat bir bütündür. « enerj Merini canlı vital-itki alanından alırlar. herşeyden önce insanın sadece bedeni ile uğraşmaları. özel bir gelecek tanımak . yüzyıllar boyunca sürüp gelen tek yanlı ilgi olabilir. İnsanla uğraşan Batı biliminin.bir tabanca kurşunu da olabilir. -Bağlar kuran düşünme» gibi en yüksek ruhsal işlevlerin bile fizyolojik paralelleri vardır. bir ve aynı ontik bütünlük olan hayat olayına ulaşan türlü yollardır. Fizik ve psişik işlevler arasındaki bu birlik. bunun.

bizim psikoloji dilinde «bastırılma» ya da «yükseltilme» dediğimiz olayın fizyolojik karşılığıdır. organizmin bütün geçmişini. Bu olay.için. beyinde de özümlemenin durması. Genel özümleme bozukluklarında. fakat fizyolojik ayrılık. yapı öğeleri her an yenilenir. ruhsal karakterin yapısında. Çünkü insan beyninde. geçmişin bütün yaşantılar zinciri açıklayabilir. İnsan beyninin zarı. aynı olay fizolojik bakımdan yinelenmez. göze çarpacak ölçüde azdır. Mendel yasaları. bütün uyarım sistemini değiştirdiği için. İnsanda hayvana göre sindirim maddelerinin çok büyük bir bölümü sinirlerle ilgili maddeler için kullanırlar. pekçok fazladır. insanla hayvan arasındaki morfolojik ayrılıktan çok. çok yoğun ve çok yanh enerji yükseklikleri vardır ve uyarılması yer bakımından daha az sınırlıdır. Çünkü bu malzemenin büyük bölümü. Bir ruh olayını. Bu bakımdan hayallerin aşırı derecede ço- . Bu olay. Beyin zarındaki uyarımlar ardıarkası kesilmeden. Psişik işlevler bakımından insanla hayvan arasındaki başkalık büyüktür. Fakat bu sindirim maddelerinin anatomik bakımdan gözle görülebilir kısımların form ve yapıtlarında kullanılması. Beyindeki her uyarım. beyin enerjisine çevrilir. beden özelliklerinde olduğu kadar geçerliktedir. onda enerjinin beyin ile organ sistemleri arasmda dağıtılması bambaşkadır. ruh alanındaki nedensellik yasasına tam olarak uygundur. salt işlevlere. bütün hayat tarihini kendi üstünde saklar ve taşır. hiçbir neden yoktur. İnsan beyninin besinlerden yararlanma bakımından hayvan beynine göre çok büyük bir üstünlüğü vardır. sadece zaman bakımından kendisinden önce gelen ruh olayı değil. en soıı ve öteki organlara göre en az olur. İnsan organizminin duygu ve hareket işlevleri bakımından hayvandan önemli bir üstünlüğü olmadığı halde. uykuda bile sürer.

Eğer biz. başka bir yazımda gösterdiğim gibi. bu her iki «bakış tarzı»nı gerçekleştiren X. hayvana göre daha kuvvetli olduğundan. iki ayrı bakış tarzı olarak görürsek. geisttan başka bir şey değildir. beyni çıkarılmış bir köpek. temelli bir olaydır. uyku ve uyanık olma ritmi içinde kesilmeksizin sürüp gider. yahut bir at. beyne bağlanması. fizyolojik olayların akışı gibi. Yennigs haklı olarak «or- . Ruh olaylarının akışı. O halde insandaki ontik karşıtlık. zamanımızda H. artık beden ve ruh karşıtlığının üstündedir. fakat herşeyi «obje yapan. İnsanda bütün hayat olaylarının bir merkeze. insanın kendinde olmasının ve bunun yaptığı kontrol ortadan kaldırıldığı an (Freud). hemen ortaya çıkarlar. kendisi hiçbir zaman obje olmayan. hayallerin hiç durmadan birbirine eklenmesi. Drisclı'in yanlış olarak daha da çoğalttığı anorganik varlıkla hayat arasındaki karşıtlıktan çok daha derindir ve şeylerin temeline kadar inebilir. bu sonuç beklenebilirdi. Bu karşıtlık. Bundan başka. ya da bedenle ruh. aynı hayat olayının iki ayrı yüzü. İnsanda beyin. fakat onlar tarafından oluşturulamazlar. beyinle ruh arasında bulunmaz. Bizim insanda karşılaştığımız ve sübjektif olarak da yaşadığımız karşıtlık daha yüksek olan ve derinlere giden bir düzenden gelir. duyulara dayanan algılama tarafından sınırlanabilir. ruhla beden. hayat ve geist arasındaki karşıtlıktır. biliyoruz ki.çalmasının fizyolojik bir karşılığının olması beklenebilir. Bu. Yapılan birçok araştırmalardan. Hayaller. Bu X. psişik olanla fizyolojik olanı. aynı durumdaki bir insanda bulunmayan birçok başarılara sahiptir. bir dış uyarım olmadan da akışlarını sürdürürler. hayvandan daha yüksek bir derecede ölüm organı olarak görünüyor.

hayatın zaman akışı ile kesişirler.der.ganizm bir olaydır. bu yüzden de geistı yanlış aıı- .kategorisinin özelliğini gözden kaçıran. Batı dünyasının düşünce tarihinde geist ve hayat arasındaki bağları formal . Görünüşte dingin form. geist adını verdiğimiz şey. Geistm yönelmeleri. önemsenmemiştir. kendisinde yüksek bir değer gördüğümüz bir yapı tan gerçekleştirilmesine kadar— harekete getiren ve başarıya götüren ancak hayattır. her an bu hayat olayı tarafından taşınmakta ve beslenmektedir. 2. ve bu olay ona sanki yataklık eder.mekanist bir görüşle ele alan ve daha ilk adımda lıayat . Geistm aktiflik kazanma bekleyen bir aktı. Naturalist teoriler başlıca ikiye ayrılırlar: İnsanın davranışlarını tek yanlı ele alan formal . ancak dolaylı bir şekilde zaman içinde geçen bir hayat olayına bağlanır.mekanist görüş ve yine tek yanlı olan vitalist görüş. fakat geistı —Onun en yakın bir aktının harekete geçmesi anından. Böylece hayat mekansız fakat zaman içinde geçen bir varlık olduğu halde. Geist ile hayat arasında bulunduğunu gösterdiğimiz bu bağlılık. Burada ilk önce «naturalist» admı alabilecek teoriler kısaca anlatılacak. insan hakkında ortaya konulan bir grup felsefi teori tarafından gözden kaçırılmış. bizim görüşümüze göre. insandaki bu iki ilke yine de birbirine muhtaçtırlar ! Geist hayatı ideleştirir. Fakat öz bakımından -hayat» ve «geist» birbirinden ne kadar farklı olurlarsa olsunlar. aynı zamanda zaman üstüdür de. Naturalizmin formal mekanist türü ile vitalist üç türü. Naturalist görüşlerin eleştirisi. yalnız mekân üstü değil.

imgelerin çağrışım yasalarından (substanz ve nedensellik kavramlarının etkisiyle) çıkartılırlar. böylece de geist hakkındaki görüşünün temel kategorisi yapar. Bunlardan birincisi İlkçağ'dan gelir. insanın bütünü hakkındaki görüşünün. «hayat» kategorisini. organik doğa bilimlerinin ana kavramları. verilen şeylerin en son öğeleri olarak kabul edilen. Formal-mekanist görüşün ikinci şekli İngiliz sensualizminde en keskin anlatımını buldu. duyular yoluyla elde edilen dünya öğelerinin özel bir yoğunlukla birleştikleri bir düğüm noktasıdır. tam şeklini Lamettrie'nin «L'homme machine» adlı kitabında bulur. Epikur ve Lucretius Carus'un düşüncelerine dayanır. hayatın özelliğini ve özel yasalar içindeki özünü gözden kaçırmaktır. Son zamanlarda Ernst Mach'ın insan hakkındaki görüşü de bu teoriye çok yaklaştı. hayat ilkesine kaldırabileceğinden fazlasını yükler. birinci şekilde. Hume'un «İnsan Doğası Hakkında. yalnız bir farkla: İkinci şekilde duyularla ilgili olaylar. Her iki teoride de. Ona göre «ben». mekanist teorinin tersine. insanın vital-itki hayatından doğmuştur ve geist. orada olduğu gibi burada da. Demokrit.adlı kitabı bu görüşe en açık şeklini kazancürdı. formal-mokanist ilkeler en sonuna kadar ilerletilmişlerdir. Burada kitabın isminden de anlaşılacağı gibi.layan formal-mekanist teorinin iki şekli vardır. Naturalist teorinin bozulmuş ikinci bir şekli olan vitalist teori. D. Her iki tip formal-mekanist teorinin de hatası. ruh olayları geisttan ayrılmaksızın organizmde egemen olan fiziksel-kimyasal yasalarla birlikte ortaya çıkan olaylar olarak görülüyorlar. duyu-verilerinden. fiziğin formal-mekanik ilkelerine göre olup bittikleri halde. vital-itkilerin en son «ge- . Ona göre insan geistı.

Zamanımızda. tarihi yapmaz. Macchiavelli. sanat-. Nietzsehe de «Will© zur Macht»ta. bunlardan birisini itki-sistemleriniıı temeli ya da yöneticisi saymalarına göre. hayat için çok önemli. Marx'a göre bu alanlardaki başarıların sürmesi ve gerçek nedenlerini ekonomi biçimleri belirler. geistm başarıları. için kendisine özgü bir mantık ve süreklilik tanımaz. Özellikle Kari Marx buna benzer bir görüşü. bir «üst-yapı» olarak oluştururlar. felsefe. Vogt kabaca. «maddesel üretim ürünleri arasındaki ilişkiler»in tarihidir.üşme ürünü» olarak anlaşılabilir. F. bilim.Amerikan pragmatizmi ortaya atıyor. Bu tarih özellikle ekonomi tarihi. C. düşünce şekilleriyle düşünce yasalarını. Böyle bir savı. kendisini kabul ef. hukuk vb. her çağa özgü geist dünyasını. hayatın kudret-itkisi ile açıklamağa çalışıyor. Sebiller ve Dewey. bunların. İngiliz . «insan. Ekonomi şekilleri. tersine. tarihte hareket noktasını. Onu biraz değişik bir şekilde Hans Vaihinger izliyor. İnsanı herşeyden önce bir kudret . çoğalma ve kudret itkisi-sistemlerinden birisine verdikleri öneme. bu . (homo faber). üçe ayrıldıkları görülür.itkisine. insana her çağdaki değişik şekillerini veren. İnsan hakkında naturalist-vitalist bir ideye dayanan bu teorilere genel olarak bakılırsa. Buna göre insan. araştırıcıların beslenme. tarihtir. Thomas Hobbes ve devletin mutlak olduğu görüşünü benimseyen büyük politikacılardan alır. Önce Pierce sonra William James. insanın o sıradaki iş şekillerinden çıkarıyorlar. ne yerse odur» der.tirme-itkisine bağlı bir varlık sayan görüş. gerekli işlevler olarak. tarihsel formun karakteristiklerini. düşünme şekillerini. Bu tarih görüşü. fakat Hegel'in tarih hakkındaki teorisi ile işlenmiş ve derinleştirilmiş bir görüşü benimser.

«hayat iradesinin merkezi.itkisinin herşeyden önce geldiği görüşünde buldu. bu da. Spi- .düşünce devamını. ruhun karanlık büinç-altı itkilerinin güçleri olduğunu öğretmesi ve insan kaderinin ister tok.olarak göstermişse. ister vitalist olsunlar. ister toplum halinde olsun.teoride Batının idealist görüşü geista olduğundan fazla değer veriyorsa. bu idelerin kendilerini. ister mokanist. idelerinin ve değerlerinin aktiflik ve güç kazanmasını değil. Freud da gençliğinde. bundan başka geist yasalarını ve gelişmesini de bu itki-güçlerinden çıkarmak istediler. herşeyden önce bu olayların kesintisizliğine ve bunların karşılığı olan simgesel örneklere bağlı olduğunu göstermesidir. Bu yüzden de bütün insan kültürünü ve kültür başarılarını. düşünce hayatını libidonun yükseltilmiş bir formu. insanda gerçek anlamda yaratıcı ve güçlü olan şeyin geist (ve bilmenin yüksek formları) değil. taşıdıkları anlamı. Biz bütün bu naturalist teorileri. kabul etmemek zorundayız. Friedrich Nietzsche'nin kudret teorisinde. tarihin bir ürünü olmadığı halde ulusların tarihlerinin gidişini büyük ölçüde yönetmiştir. bu insan görüşünü en son sonuçlarına kadar götürmüştür. simgesi ve gevşek bir üst-yapısı olarak görür. bastırılmış ve yükseltilmiş libido olarak kavrar. Schopenhauer naturalist olmadığı halde —insan hakkındaki olumsuz görüşü buna engeldi— cinsel sevgiyi. Eğer «klasik. nitekim karanlık olan mithos. şu noktada aldandılar: Onlar sadece geistin. Gerçi «vitalist» türden naturalist görüşlerin insan anlayışlarının bir hizmeti olmuştur. Fakat bütün bu teoriler. daha çok tıb alanına yönelmiş bulunan Alfred Adler'in kendini kabul ettirme . Bu çerçeve içinde olası üçüncü bir görüş şekli. henüz kendi başına bir ölüm itkisinden sözetmediği sıralarda.

Ludwig Klages'in Antropolojik teorisinin eleştirisi İddialı düşünceler ileri süren fakat derinlikten yoksun olmayan yeni bir yazar. Jung. fakat pozitivistlerde ve pragmatistlerde 1) Ancak Klages için. 3. baskısının 28. geist = zekâ. bugün çeşitli bilimlerle uğraşan birçok araştırıcıda karşılaşıyoruz: örneğin Th.noza'nm. sayfasındaki şu sözleriyle teorisinin temel düşüncesini anlatmıştır: Geist dünyasının ve onun normlarının. naturalist adını alan teoriler de geistın kendisine özgü varlığını ve bağımsızlığını tümüyle yadsıdılar. bilime bakarak büyüklük sanısına kapılan yırtıcı bir maymun için bir kurtuluş aracından başka birşey olmadığı hakkındaki temel düşüncem. Burada uzun uzun incelemiyeceğim bu görüşün özelliği başlıca iki noktada toplanır : Bu görüşe göre gerçi geistın kendisine özgü bir varlığı vardır. 2) Th. Frobenius. geistın. Dacgue ve belli bir yönde O. düşüncesindeki derin hakikati görmüyorsa. Bundan başka. insanda hastalanmış olan' hayalın vazgeçilmez bir yedek dünyası olduğu. insanı (bizim görüşümüze benzer bir şekilde) 1 berşeyden önce başka bir şeye götürülemeyen iki temel kategoriden. istemedir. insanın öz yapısı hakkındaki panromantik düşünme tarzını Almanya'da felsefe bakımından temellendiren de odur. . Prizhorn. kendi kendisi için şüpheli bir varlık olan. Spengler'de. Ludwig Klagcs. akim kendisi tutku şekline girmedikçe —bugünkü deyimiyle güçler yükseltilmedikçe— onun gücü tutkuları düzenlemeye yetmez. Bu tür düşünme tarzıyla. Lessing «Geschichte als Sinngebung des Sinnlosen» (Tarih : Anlamsız olana anlam vermek) adlı kitabının 4. ben. kısa süren bir uyanıklıktan sonra tekrar iz bırakmadan batan bir tür. «hayat ve geist» tan hareket ederek anlamağa çalışıyor. Lessing2. bütün bu teorilerin tersine. gittikeo güc kazanıyor.

aslında bambaşka bir olaya. garip bir şekilde hareket ederek. geistı ilk kez insanlaşma fenomeninden sonra. Tersine bunlar. benim aşın yükseltilme adını verdiğim olaya . zeka ve seçme yeteneği ile bir tutulmuştur. çünkü o. Klages'in ince gözlemler bakımından zengin olan yazılarında tarihteki kültürlerin son çağlarında ortaya çıkan gerçekten acınacak olaylar geista suç olarak yüklenemez. onların aralarında hiçbir Lamamlayıcı bağlılık yoktur. insan tarihinin akışı boyunca hayatı ve ruhu daima derinden kemiren yıkıcı bir ilke olarak ortaya çıkar. eğer Bachofen'in gözüyle görülürse. öyle ki.olduğu gibi. hayat ve hayatla ilgili herşeyle. insan olmaya kadar geri götürmesi gerekirdi. Hayatla goist arasında böyle dinamik ve düşmanca bir çatışma kabul etmeye. dünya gerçekliğinin terkedilmesi gerektiğini de kabul etmiyor. insan tarihi. sadece geistin obje haline getirilmemesini yadsımakla kalmıyor. aktif olmak için enerjisi yoktur. hatta ilerleyen bir hastalık fenomenidir. homo sapiensin tarihinden önce koskoca bir tarih öncesi çağı geçip gitmiş oluyor— o zaman «hayatın bu trajedisi»nin başlangıcını. Eğer Klages tutarlı olsaydı -—halbuki değildir. Bu çatışmada geist. aynı zamanda ildeler ve özlerin görülebilmesi için. Böylece kendi özel özünden yoksun bırakılan geist. bu trajedi onun için insan olduğuna göre. Bundan başka Klages. temelli bir çatışma halindedir. tarihin belli bir yerinden «başlatıyor». ruh hayatının en yalın otomatik anlatımlarıyla bile. insanda ortaya çıkan hayatın bir çöküntü. geistla hayat hakkında yukarıda açıklanan görüşümüze göre şu olay engeldir: Geistin aslında bu "yıkıcılığı" gerçekleştirebilecek hiçbir "kuvvet ve gücü". Klages'e göre geist. onda değerini tümden kaybediyor.

bağlanmalıdır. tarihin herhangi bir çağında bulunduğu sanılan bir duruma. dikkatin yoğunlaşması nedeniyle bozulması. şiddetle savaştığı çok önemli bir noktada. aslında. Her türlü pozitivist insan anlayışına. vital-itkiye doğrudan doğruya karşı çıktığı hallerde ortaya çıkan bozukluklar gibi. aslında bunlar bambaşka olaylardır. Klages şu noktayı da görmüyor: İnsan varlığındaki diyonizik yan. —buna tam anlamı ile olanak yoktur. buna tepki olarak romantik bir görüşe bilerek sığınılır. bundan başka. Bu durumda herşey o kadar aşırı dereccdc zihinleştirilmiştir ki. iradenin yeni değerlere yöneleceği yerde. Alman Romantizmi de Ortaçağ'a bu gözle bakmışlardı. tarihteki bu tür örneklerin geniş ölçüde ve sadece intellektualizmin son sınırlarına ulaşmasından doğan bir "gençlik ve ilkelliği" özlemeye dayandığını gözden kaçırmakta ve bunun tarihin gerçeklerine uymadığını görmemektedir. temelli ve naiv olduğu zamanlarda bile. Geistın aktiflik kazanması. gerektiğinden fazla yükseltilmenin. Grek Klasik Çağ'ına. böyle bir kaçış hareketiydi. kendisini iyi ölçemeyen bir öğrencisi oluyor. insanın bir "homo faber" olarak anlaşılmasına karşı olanKlages. diyonizik form. kendi kendisinin. özellikle aşırı derecede diskursiv bir düşünsel gelişmenin henüz bulunmadığı bir hale kaçış başlar. Biz öyle sanıyoruz ki. vital alanın "otomatik olarak olup biten olaylarını" geniş ölçüde aksatır. Klages'in burada geist dediği şey. Çok kez. Klages. daha önce anlattığımız anlamda karmaşık teknik zekâdır. bundan başka Helenist dogmatizm. Yunanistan'daki Dionysos hareketi. kalb atışlarının. örneğin en yalını. Klages'in geistin yıkıcılığı olarak gördüğü bir grup fenomen vardır ki. çünkü vital-itkilerin başı-boş bırakıl- . nefes almanın ve tam yahut yarı otomatik olan hareketlerin.

tıpkı rasyonel olarak itkilerin dizginlenmesinde olduğu gibi. yani terkedilmek istenen aynı "geist" tarafından yönetilir. hayvan.masını geist yönetir-. en canlı olanı sever" (Hölderin). Onlar arasında temelli bir düşmanlık ve savaş hali görmek çok büyük bir yanlıştır. . itkilerin böyle başı-boş bırakılması halini tanımaz— diyonizik durum bilerek uygulanan karmaşık bir irade tekniğine dayanır. "En derin olanı düşünen. Geist ve hayat birbirlerine göre ayarlanmışlardır.

METAFİZİK VE DİN Felsefi bir antropolojinin ödevi. kendi altındaki varlık tabakalarının üstüste gelmesiyle oluştuğu görüşünün en verimli sonucu şudur: Buna dayanarak. bilim. fakat yazımızın bu son bölümünde.vr. silâh. o. kendi psikofizik doğasını obje yapmasıyla —bu. insan arasındaki metafizik bağlan ele almak istiyorum. mitos. onun insan olması ve bu dünyayı aşan sonsuz ve mutlak bir varlığın en formal idesini de kavraması gerektiği gösterilebilir. insanın dünyayı ve kendisini bilmesi. di]. insan varlığının. tarihsellik ve toplum hayatı gibi insana özgü başarıların ve insanın yarattığı yapıtların. din. devlet ve yönetme sanatı. kendi kendisine dönerek dehşet içinde sorar: -Neredeyim? Benim yerim neresi?» . İNSAN METAFİZİĞİ. sanatların işlevleri. İnsan kendisini doğanın bütününden ayınp —bu. Gerçi burada bunlar ele alınmıyacaktır. şimdiye kadar ortaya koyduğumuz düşüncelere dayanarak. geistm bir özelliğidir— aynı anda. hak ve haksızlık idesi. vicdan. herşeyin temeli olan varlıkla. araç. onun özü ile ilgili insan olma aktıdır— doğayı kendisine -obje» yaparsa. onun varlık yapısından (yukarıda a n l a t ı l a n yapısından) nasıl çıktığını eksiksiz olarak göstermektir. Şimdiye kadar göstermeye çalıştığım gibi.

O. bu alanın birtakım inanç ve kabul etmelerle doldurulması değil de. sanki hiçliğe bakmaktadır. Bu mutlak varlık . «kendisinin varolduğu ve tersinin olamıyacağı» olayındaki raslantıyı. neden 'ben' varım?» Dünya . «kendi başına varolan varlık». o zaman bu kaynakla insan olmanın birleştiği görülür. «İnsan dil sayesinde insan olduğu için. bu alanın kendi kaynağı anlaşılırsa.alanı. İnsan «dünya»yı ve kendisini bildiği anda. «genel olarak dünyanın varolduğu ve tersinin olamıyacağı».ben . böylece mantık yoluyla mutlak varlık sferiııe varmak istemek. Bu çevrilme ile o. binlerce türden şekle bürünür. sınırlı deneyim verilerini. ya da olmasın. . artık: «Ben. ister yaşamaya. «Ben'im. insanın varlığını aşan ve korkulu bir saygı duygusu uyandıran «kendi başına varolan varlığın. «Metafizik ve dinin kaynağı» sözlerinden. Çünkü onun geistmın gerçek varlığı. (Descartes) ya da «Dünya vardır» (Thomas von Aquin) gibi peşinen kabul edilen genel cümlelerinden «Mutlak bir varlık vardır» cümlesini mantık yoluyla çıkarmak. von Humbold'un dil hakkında söylediği. bu çok garip raslantıyı elle tutulur bir gereklilikle kavrar. tıpkı onun benbilinci ve dünya bilinci gibi bağlıdır. varlığın temelinden gelen kesin gerekliliği bir kez kavransın! Burada artık sadece «kutsal» niteliği verilebilecek olan tanrı. ister bilgiye açık olsun. beni çevreleyen dünyanın bir parçasıyım. kişiliği.tanrı bilgisi arasındaki bu bağın.diyemez. dili 'icadetmiş' olamaz» cümlesi. W. «mutlak hiçliğin» olanaklarını bulur ve yeniden sorar: «Neden bir dünya var? Niçin. tamamen yanlıştır. insanın varlık-yapısına. Bu yüzden.formal varlık alanı için de aynı kesinlikle geçerliktedir. bu zaman-mekâna bağlı «dünya-nm varlık şekillerinden çok üstündür. Bu bakışta o.

geistm aktüel varlık-alanının. önünde bulunan hayvanın çevreyi kedisine. yeni keşfedilen dünya katlarına sınır tanımadan girildiği ve elde edilenle hiçbir zaman yetinilmediği anda. doğayı kendi egemenliği altına almak. yalın bir -parçası. insana. olmakta olan insanın. kendi merkezini bu dünyanın dışında ve ötesinde bulunan bir yere demirlemesi gerekirdi. Çevrenin somut gerçekliğine «Hayır.Dünya. onun kendisini. O. ben hakkındaki bilgi ilo objelerin transcendent yanının aynı anda verilmesinde olduğu gibi. içinde yaşadığı toplumu da korumak için. kendisini elbette bu kadar cüretle üstüne çıktığı bu dünyanın yalın bir «organı». şimdi garip bir şekilde dünyanın dışma atılan kendi varlık . Artık o.aktında. hayır» dendiği. kendisinin. kendisini çevreye uyduran yöntemlerini kırıp ters yöne döndüğü. Fakat insan kendisindeki önüne geçilmez korunma-itkisi tarafından da hareketo getirilebilirdi : O zaman yalnız kendi tek varlığını değil. bir kez buna hayret edebilir. tarihte pek geç ve pek az ulusta ortaya çıkmıştır. ona katılmak için kendi geistını harekete getirebilirdi. insanın kendisini doğanın dışına attığı aynı anda. . dünyaya açılan ve dinmeyen güçlü bir tutkunun doğduğu. ben ve tanrı hakkındaki bilgi. parçalanamaz bir yapı-birliği gösterir: tıpkı «üçüncü düşünme. bu alanın ideel objelerinin kurulduğu anda. yeni keşfettiği «dünya»ya ve organik bakımdan katı bir şekil kazanmış olan hayata uyduğu anda-. mutlak olanı kavramak. onu birtakım yeni teknik ve simgelere dayanan ilkelerin objesi yapmak için. İşte her türlü metafiziğin kaynağı budur.çekirdeğinin raslantıya bağlılığım keşfettikten sonra ancak iki türlü hareket edebilirdi.olarak göremezdi! İnsan dünyanın raslantıya bağlılığıyla.

sonraları kendisini mitostan ayıran din aynı şeyi yaptı— bu yeni keşfedilen alandaki çeşitli düşünce ve imgelerin. insan tann ile bir anlaşma yapıyor (Eski Yahudilik). bir bilgi objesi olmadan önce. kendisiyle şeylerin en yüksek temeli arasında kurduğu bağlan. birinci derecede bir insan grubunun. ancak çok sonradır. direnç olarak verildiğinden kuşku duyulamazsa. hayattaki pratik varlığımız için. Batı Avrupa ile Küçük Asya'daki monoteist dinleri ele alalım. sadece hakikate yönelmiş olan bilgiden ve -metafizik. yabancılaşma ve doğayı obje yapma temel aktıyla. İşte bu nihilizmin yenilmesine. Din. Onun devletle birleşmesi. İnsanın doğaya.alanını sayısız şekillerle doldurabilirdi. ona güç kazandıran —insanlığa bu yardımı birinci derecede mitos yapıyordu. Burada şöyle bir imgeyle karşılaşıyoruz : Tanrı. dua ve törenlerle.gücünü harekete geçirir. bize. yani kendi kendisi olma vo kendisi hakkındaki bilinçle içine yuvarlanır göründüğü hiçliğe düşmemek için başvurduğu korunma.hayvanın tersine olarak. Şimdi biz.türünde denemelerden. sırtını kendisine yardım edecek bir güce dayamaya çalışabilirdi. bu güçte kendisine bir sığınak bulmaya. kendisinde baştan beri bulunan aşırı hayal . «kurucuların dini» halini alması. aynı şekilde insanı bir şey olduğuna inandıran. insanın. ilk olarak. ya da: insan içindo yaşadığı toplumun yapısına göre «tanrının kölesi» olarak orta- . biz -din» adını veriyoruz. bir karşı koyma. bu varlık . tarih bakımından önce olduğundan da kuşku duyulamaz. Nasıl dünyanın. bir -ulusun dinindir. sığınma şekillerinin arkasında bir nihilizm saklıdır. belli bir ulusu kendisine kendi ulusu olarak seçtikten sonra. bu bağların ana örneklerini.

ya çıkıyor; hile ile, kendisini küçülterek, onun önündo yere kapanıyor; yalvarmalar, korkutmalarla, ya da sihirle onu harekete getirmeye çalışıyor. Bu tipin daha yüksek bir şeklinde insan, yüksek ve adil olan bir •efendinin, «sadık hizmetçisi, şeklini alıyor. Monoteism, kendi sınırları içinde olanağı olan en yüksek ve halis imgeye, bütün insanların bir baba olan Tanrının çocukları olduğu idesinde varmıştır. Burada tanrı, aralarında öz birliği olan «oğlu- yoluyla insanlara sesleniyor; «oğul» kendi iç varlığında insanlara tanrıyı gösteriyor; tanrısal bir otorite ile, dinsel inanç ve buyrukları gösteriyor. Biz, bütün bu tür idelere hayır demek zorundayız. Çünkü teizmin ön koşulunu, tanrının «bir geist var. lığı olarak kişiliğinin sonsuz kudret sahibi» olduğu düşüncesini kabul etmiyoruz. Bizim için insanla dünyanın temeli arasındaki bağlılık şu şekildedir: Bu temel, kendisini, hem geistın taşıyıcısı, hem de bir canlı varlık olarak insanda; sadece, «kendi başına varolan varlığın» tepki ve geistın bir parçasının merkezi olan insanda, evet insanda diyorum, doğrudan doğruya kavrar ve gerçekleştirir. İnsanın kendisini tanrıda temellenmiş gördüğü anda, insanın bu aktmda, temel varlık da kendi kendisini insanda bilir, düşüncesi; Spinoza, Hcgel ve daha birçoklarının eski bir düşüncesidir. Fakat şimdiye kadar çok tek yanlı ele alınan ve kavramlara bağlı kalan bu düşüncelere biz yeniden şekil vermeliyiz; öyle ki, insanın kendisini tanrıda temellenmiş görmesi, Deitas'ın bizden gerçekleştirmemizi beklediği ideler için kendi varlık merkezimizi ortaya atmamızın, bu ideleri gerçekleştirmeye çalışmamızın bir sonucu olarak anlaşılsın-, olmakla olan «tanrı», ilk kez bu gerçekleştirmede, tepki ve geistın içiçe girmesinin gittikçe çoğalmasında oluşturulmuş olsun.

O halde, kendi başına varolan varlığın kendi kendisini gerçekleştirmek —tanrılaşmak diyelim— için aradığı yer, insan, insanın kendisi, onun kalbidir. Bunu bulmak için O, dünya «tarihini» göze almıştır. İnsan kalbi, tanrılaşmanın bizim bilebildiğimiz biricik yeridir; o, transcendent oluşun gerçek bir parçasıdır. Çünkü, her ne kadar herşey, sürüp giden bir yaratılma içinde, her an, kendi başına varolan varlıktan, tepki ile geistin birlikte rol oynadıkları bir işlev sayesinde meydana geliyorsa da; kendi başına varolan varlığın bizce bilinen her iki niteliği, ancak ilk kez insanda canlı olarak birleşirler: İnsan onların birleştiği noktadır. Dünyanın kendisine göre şekil kazandığı Logos, insanda birlikte gerçekleştirilmesi olanağı olan bir akttır. O halde bizim görüşümüze göre, insan olma ve tanrılaşma baştanberi karşılıklı birbirine muhtaçtırlar : Ne insan, bu en yüksek varlığın, kendi başına varolan varlığın iki niteliğini kendisinde taşıdığını bilmeden insan olma amacına ulaşabilir; ne de Ens a se, insanın birlikte çalışması olmadan kendi amacına varabilir. Geist ve tepki, varlığın bu iki niteliği, —onların olup durmakta olan içiçe girmeleri bir yana bırakılırsa— ulaşmak istedikleri hedef bakımından, kendi içlerinde tamamlanmış değildirler; onlar, kendilerini ortaya koydukları insan geistmın tarihinde ve dünyadaki hayatın gelişmesinde gelişip, oluşmaktadırlar. Buna karşı, insanın, tamamlanmamış, olmakta olan bir tanrıyı kaldırmasının olanağı olmıyacağı söylenecek; gerçekten söylendi de! Benim onlara verilecek yanıtım şudur: Metafizik zayıf ve dayanağa muhtaç insanlar için bir sigorta kurumu değildir. Metafizik, insandan peşinen güçlü ve cesur bir anlayış ister. Bunun içindir ki, insan ancak kendi kendisini ta-

nımasında «tanrısal varlık»la olan savaş birliğinin, etki birliğinin bilgisine ulaşır, insanın insan üstü, dünya üstü, herşeye gücü yeten, aynı zamanda iyilik ve bilgeliğin kendisi olan bir güce sığınmak, dayanmak gereksinimi o kadar büyüktür ki, bunun, insanın daha özerk olmadığı çağlarda, onun anlayış ve düşünme yeteneğinin bütün setlerini parçalayıp yıkmamasına olanak yoktur. Halbuki biz, kontemplasyon, dua, yalvarma gibi, insanla tanrısal varlık arasındaki bağlan objektivleştiren, bu yüzden de onları birbirinden ayıran; yan çocukça, yarı zayıf, araya uzaklık sokan bir bağlılık yerine; insanın kendisini, kendi kişiliğini tanrı için ortaya koyması aktım, geist aktları yönünde tanrı ile insanın her anlamda birleşmesini koyuyoruz. Kendi başına varolan varlığın en son «gerçek» varlığı obje yapılamaz: Tıpkı yabancı kişiliğin objeleştirilememesi gibi. Onun hayatından, onun mânevi varlığından sadece pay alınabilir: Bu da ancak onunla birlikte yapmakla, kendisini onun için ortaya atma aktında ve aktif bir birleşme ile olasıdır. İnsanın durup dinlenmeden obje yapmaya çalıştığı mutlak varlık, insan için bir destek, onun zayıflıkları, gereksinmeleri için bir dayanak değildir. Belki bizim «dayanacağımıza bir şey vardır. Bu dayanak, şimdiye kadar ki dünya tarihinde, «tanrının tanrı oluşunu» ilerlettikleri ölçüde gerçekleşen değerlerin, yapıtlann bütünüdür. Fakat bu alanda, insanın, kendi kendisini ortaya koymasından önce, teorik kesinlikler araması boşunadır. Ancak ilk kez kişinin kendi kendisini ortaya koymasıyla, kendi başına varolan varlığı -bilme» olanakları ona açılacaktır. Bu metafizik temel imgelerin özünde daha da derinleşmek, bu yazının sınırları dışındadır.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful