You are on page 1of 356

TURKiYE TARim

2

OSMANLIDEVLETi 1300.w1600

MEliN «UNl HUSEViN G. VURDAYDIN AVLA ODEKAN

Yaym'Vo.netmeni:

stNA AKSIN

Tmu<iYE T ARiHi

2

OSMANLI DEVLETi 1300N1600

MEliN KUNT HUSEYiN G. YURDAYDIN AYLA ODEKAN

Yaym Yijnetmeni:

SiNA AK~IN

Kuruelltu:

OQUZAKKAN

cem yaYlnevl

tC1NDEK1LER

OnSQZ (Sina Aksin) METIN KUNT

Siyasal Tarih (1300 -1600) ." ,' , .

Osmanhlar'm Ortaya Clkl~l ' , '" .

Osmanh Beyligi'nin Gelismesi (Osman Bey) .

Osmanh Toplumundan Osmanh Devletine (Orhan Bey) .

Tuna'dan Krzihrmak'a .

(:o,zliUi~ ve Yeniden Dirilis : Devlet ve Toplum .

Temkimli Buyurne Donemi ., '" .

tmparatorluk (:agmm Baslamasi ..

Osmanh Dogu Siyaseti . ., .

Suriye ve Misir'in Almmasi .

Diinya Sahnesinde Osmanh Imparatorlugu .

Osmanh Siyasal Diizeni ve Degisim ..

1

(15-144) 17 27 33 43 55 67 76

102 111 119 130

HOSEYtN G. YURDAYDIN

Diqiince ve Bilim Tarihi (1300 - 1600 (145·210)

Diisilnce Hayatt : Giris ... ... .•. ... 147

Seyh Bedrettin ve Diisiinceleri 150

Mercimek Ahmet ve Kabusname cevirisi 151

KemalPasazade " '" .. ' 153

CiviogIu Muhyiddin Mehmed Efendi 155

Ebussuud Efendi ... ... ... ... 156

Bostanzade Mehmed Efendi 157

Lutfi Palla ... '" ... ... ." ... 158

SUnni AnlaYI~1 Giiclendirrne Cahalan 162

Molla Kaabiz ... .... ... ... 164

:;:eyh Muhyiddin Karamani 169

$eyh Harnza Bali ... ... ... 171

Nadajh San Abdurrahman Efendi 172

Bllim Hayatt ,". 175

Osmanh Devletinin Kurulnsundan Fatih Donemine

kadar ... 175

Fatih ve BHim 180

XV. Yuzythn Sonu ve XVI. Yuzyilm Basi (II. Bayezid

ve I. Selim Donemleri) ... ... ... 187

XVI. Yiizyil ve Deniz Cografyacilan ... ... ... 191

AYLA ODEKAN

Mlmarlik ve San at Tarihi ...

... (2Il-340) 213 216 216 220

220 237 249

Girls '" '" " .

Mimari , , .. , .. ' , ...

Yapi Toplulugu : Kiilliye , , , .. , .

Camiler ve Mescitler .., .

XIV. Yiizyrl .. ' , , ..

XV, Yiizyll , .. , , , .

XVI. YUzytl , , ~ ..

Tarikat Yapilan .. , .. , ... ... ... ... ... .., ... 264

Mezar Amtlan .., .. , .. , ..' '" .. , .. ' .., .., 265

Egitim Yapilan ' , , , 271

Sag-Ilk Yapilan .., '" .., .., 278

Konaklama Yapilan , , '" 281

Suyla Ilgili Yapilar .., .. , .., 284

Ashaneler ... ... ,.. '" 289

Savunma Yapilan 290

Mimari Bezeme 291

~ini '" '" 299

Tugia Bezeme .., ... . c. 303

Al<;l Bezeme '" ... '" ". 305

Duvar Boyama : Kalem i$i 307

Duvar Boyama ; Malakari 309

Ahsap ..... ' '" ,.. 309

Maden '" ." '" ,.. 311

Cam .. ' 313

Mimarlar ... ... 312

EI Sanatlan '" '" 316

Dokuma ... '" 318

Ahsap Esya 334

Madeni Esya '" 334

Seramik ... 336

Cam Esya " 337

Kaynakca ... '" 339

DUnya Tarihi Kronolojisi (1300 - 1600) 341

1300 He 1600 Yillan Arasmdaki Osmanh Padisahlan 347

Dizin '" ...... ~.. ... ... ... ... ... ... ... ... 349

ONSOZ

Bu ciltte Osmanlt tarihinin ilk iif yuzytlrm ele alacagtz. Bununla ilgili olarak soylenebilecek ban §eyler var. Bir kez Osmonli Devletinin Tiaklerin ilerlemesinde ve geli§meslndeki hiiyiik rolUnii vurgulcmak - ve bunun ifin ozellikle onu onceki biiyilk: Tiirk devletleri, Buyilk Selcuklu ve Anadolu Selcuklu Devletleriyle kar§Ila§llrmak yerinde olur. Y iizeysel bir baktsla dahi cok onemli [arklar goze rarpmaktadrr. Selfuklu devletleri, hanedanlart ve kuvvet aldtklan tabanlan itibariyle Tlirk devletleri olmalanna ragmen, resml dilleri Farsraydl. Demek ki bunlar, her gUn konustuklan, ana dilleri olan Tiirkcenin. bir yonetim dil! olabilecegini pek dil§ilnemiyorlardl. Ya Tiirkceleri boyle bir isleve elverisli degl/di, yani henii; ilkel bir durumdaydt, ya da dilleri resmi dil olmaya eiveri§/iydi [akas onlar bunun [arktna degilkrdi, yanl bir hilinrsizlik soz konusuyduo Oysa Kamman Beyinin tarihi (1277) karariyle birlikte Anadolu'nun ve bu aroda Osmanl; Beyliginin resml dill Tiirkce olmustur, Ikinci bir . [ark, Selcuklu devletlerinin gOfebelige daha yakm olU§larlndon kaynak-

lantyordu. NizamU1miilk'iln Siyasetname'sinde bunun pek rok izlerine rastllYoruz. Selcuklu baskentlerinin degi§kenUgi de belkl buna isaret saydabilir. Aym §ekilde Anadolu Selcuklularmtn. esas yurt olarak Anadolu yaylasznl kabul ettiklerini, klYllardan sanki uzak durduklartns, ve d~a acilan birer 'pencere' olarak Sinop ve Antalya ile yetindiklerini gorilyoruz. Osmanlilann ise yayla kadar kiytlara da onem verdikleri roylenebilir. Gerci Osmanlt Devletinde de Tiirk halktmn. onemll bir bOliimil gorebeydi ve bunlartn varlzgl Devletin yapumda belirleyici 'bir rol oynuyordu. Eaka: Osmanlt bey ve padisahlart gOferlerin gem tammayan. dinamizmini, diizenli [etihler, akin ve saV{qlarla 1,§a yoneltiyorlardl. Boylece Tiirk halkmm yerle§iklige gefi~ siirecinin gOfebekrce [azla aksattlmadan. devleti parralayarak altilstliiklere pek ugramodan geli§mesine 010- nak tanmmts oluyordu. Silrekli fetih ve. istila siyasetinin gildilsii bir 01- rude bu olmak gerekir. Denebilir ki, Osmanlt'da Oflk serik gam len ve devletre ozdendirilip yonlendirilen yerle§iklige geri§ sarect, daha erken a§amodaki Selcuklu devletlerinde o denli belirgin degildi. Demek ki Tiirkfey; resml dil yaparak ki§iligini bulmus olan ve yerle§iklige gef¥ sarecini daha belirginle§tiren Osm an II Devletinin kurumsoliasmasi fok daha

1

ileri derecededir. DolaYlslyla Osmanlt tarihinin Tiirkiye baktmmdan bi· rinci derecede buyuk onemi vardtr .

• ••

Uzerinde durulabilecek bir baska nokta, Tiirklerln yurtlan ile ilgili~ dir. Tiirklerin ilk yurdu Orta Asya idi. (:inIiler Turk aktnlartni iinlemek icin (in seddini insa etmislerdi. Birinci cildin onsoziinde degindigim gibi, Turkler, (in seddinin otesinde, Orta Asya'da, fok felin iklim ve arazi §artlannda g~ebe hayvancdtkla gefinmege ralt§lyorlardl. Tiaklerin. bundan sonraki yurduolan, Hazer Denizinin dogusundaki MaveraUnnehir ve Horasan Migesi de bUyuk ol~iide ro1den ibaretti. Derken Tilrkler Ana· dolu'ya geldiler. Burantn cograll ozellikler! Tiirklerin toplumsol geli§me· sinde biiyilk bir paya sahiptir. Anadolu'nun imeml! olrilde yayla ve dag· Ilk olusu hayvanctltk yapan gorebelere bildikleri ve ihtiy~lart olan bir ortamt sagltyordu. Fakat bu yaylanm pek fOk yerinde tanma elveri§li ova ve vadiler de vardt -ornegin, Konya, Eskisehir, Ankara gibi bayuk ovalar. YaylaYl fevreleyen daglarm otesinde de bereketli ktyt ovalan $1- ralantyordu-s- Karadeniz, Akdeniz ve ozellikle Ege ile Marmara bOlge· lerinin ovalan gibi. Anadolu'nun fok onemli diger bir ozelligi, hicbit: yerinin foi olmayis«, arazinin elverisli oldugu her yerde tartma lmkdn verecek derecede yagmur yagmoslydl. Bu, Anadolu'yu hem Orta Asya'dan, hem Maveratinnehir'den, hem Orta Dogu ve Kuze» Airika'dan aytran fok onemli bir ozelliktl. Baska bir deyille, Tiirkler, bu kttada tedricen, a111· ttra ab§tlra -bu sayede toplumsal ve ki§iliksel rok biiyilk bunaltmlara [azla dii§meden- yerle§iklige, fiftfilige geri1in ideal kosullartnt buldular. Yaylamn, dagm yam bastnda ova ve vadi verdi. Gikebe, fit/fiyi gore gore kendisi de gUn geldi, filtfi oldu. Anadolu'da nidus yogunlugunun [atla olmamast, genellikle bu gefi1in nispeten kavgasr; giiriiltiisiiz olmastni saglad,.

.. ••

Metin Kunt'un yazml1 oIdugu siyasal tarih bOlilmii okununca anla§lIacagl uzere, «klasik», yani en giirlii donemindeki Osmanlt Devletinin dogu istibdadi (1Ofk despotizmi) niteligi hayti belirgindir. Bu niteligin hangi usul ve mekanizmalarla saglandlgml gorelim.

1. Kul Sistemi : Saraym olaganastii gilcana, mutlakiyetini sagta· yan mekanizmalardan birincisi kul sistemiydi. Osmanlt idkesinin ulemadan olmayan butan yijneticileri kul statiisiindeydiler. Kul demek, kamu koled, devlet koles! demekti. Bunlartn boyunlart kildan inceydi. Yani,

2

padi§ah, bunlan mahkemeye vermeden idam ettirebilirdi. Bunun irin, bazen §eyhulislamdan jetva allmyordu ama, san da degildi. Esasen padi§ah veya sadndzamtn siyaseten kaiil gerekip gerekmedigi sorusuna olumsuz [etva vermek pek garUiebilen §eylerden degildi.

Mumcu, Siyaseten Katl eserinde idam kararlannm genellikle sUlciinetle kar§llandlgml, direnme ya da karma gibi tepkilerin. rok nadir 01- dugunu kaydetmektedir. Bask« bir deyi§le, «Ya devlet bQ§a,ya kuzgun lese» atasozuyle de iiade edi/diti uzere, idam cezast yoneticilik mesleginin adetd 'olagan' bir meslek riski gibi karsdantyordu, (Topkapi Saraymda Yasam, s. 111) Tavernier de, Istanbul'dan yOzlerce kilometre uzakta bir pCl§amn idam emrinin nastl dmlnstz yerine getirildigini anlaur. Onun anlatl~na gore, karma, yo do direnme ihtimallerini iyice azaltmak irin lstanbul'dan gelen gore vii kaptctbast veya bostanct, pasantn divam top. lam astn t 'istermi§. Katl [ermantnt divan huzrunda sunarmts: «(Poya bu mektubu buyuk bir saygr ifinde altr, Uf ke; alnma stirdukten sonra afar ve okur. Veri/en aliim emrini §u sozlerle yamtlar: 'Padisahsmtn emri yerlne getirllecektir. Bona sadece, dua etme (namaz olacak) zamanim toni» Resad Ekrem Kocu, (Topkapr Sarayi, s. 33), padijah istibdadmm. sadnalom ve vezirlerde ne gib; duygular uyandlrmlj olabilecegini §oyte canlondlTlyor:

«Padi§ahln sonsuz saldhlyetli vekili sifatlyle diledigini bir emri, isareti ile yok ediveren Sadruizam Pasa, goz kamasttran bir hapnet iiade eden maiyetiyle B4bl Humliyundan at ile glrip Orta Kapu bniinde aundan inerek ayagzm Orta Kapunun e§iginden iceriye aUI mt, 0 anda Meta bir hif oluverlrdi. Saray protokolu icabt fevkalMe hiirmetkdrane karstlamr, kubbealttna 1anma idYlk izzetle goturiiliir, orada toplanan Divdm Hiimdytlnda riyaset makamma oturur, Divdntn. sair dzasiyle beraber Padi§ah adtna koea bir lmparatorlugun mukadderatma miaeollik emirler verirdi. Fakat - her an kendlsini Hilkiimdartrun pencesinde hissederdi. Pddi§ah: «Koldsrm 1MU!» dedi mi, 0 sonsuz saldhiyetU makammdan koldmhr, koynundan Sodaret aIdmeti, ttlstmt olan. ve 01 atlastan bir kese irinde bulunan «muhrt; hiimayUn» altntr ve oelldt kemendi boynuna geririverirdi. Kimse «nicin?» diye soramazdt. lnsani ne dogruluk, ne sadfikat, ne iffet, ne namus, ne hizmet, ne celddet, ne vekar ve asalet, hirbir ksymet ve fa:';Jet kurtaramazdt.

Sadtrazaml basta bulundugu icin misal olarak oldtm. Orta Kapudan ireriye giren diger devlet erktiru irin de hal aymdlT, bir SOf teline bag .. lanmu Demokles'in kilia baflarmm iizerindedir. Onun irindir ki Saraya gelen bir Sadlrdzam ayagml Orta Kapunun eiiglnden dl§arlya dogru atn mt; genij bir nefes altr, yeniden dogmu§ gibi olur ve elinin comertligi oZfusUnde sadaka dagzttrdr.»

Kul olmantn diger bir sonucu miisaderevdi. Katledilen veya eceliyle

3

olen kulun malt ve miilkii olduKU gibi devlete yani Saraya kalirdt, Boyieee Saray dl~mda biiyuk bir serve! blrikiminin. olusmast onemli o/fade onlenmi~ olurdu. Bu da biz; istibdadin ikinci mekanizmastna getiriyor.

2. Servet Birikimine Karll Olumsuz Tavir : Herhalde padilahm goziinde yoneticilerin buyUk servetleri ya devletten kaynaklamyordu, ya da devletin verdigi vetkilerin kotfiye kullanilmast sonucuydu. Ustelik kolelik hukukunda, kolenin mirasctst onun sahibi oluyordu =ejendisi onu O/umunden once azad etmis oIsa bile. Bu baktmdan olen yoneticilerin malvarlihno elkonmasi Saray bakimtndan hakli gibi gorfiniiyor oimallydf. Ama buyiik servetlere kar!t olumsuz tavrt astl, Saraytn. daima gelenekc! loncalara arka flkarak, kapitolizme yOnelik geli~meleri oniemesinde gorebiliyoruz: Saraym bu tutumunda Sabri Olgener'in incelemis o/dugu ortafag zihniyet ve ahldk: kadar, kendi istibdadtna rakip olabilecek servet birikimlerini yasarmamak. gudiisii de rol oynamts olabilir. Biiyuk ulema aileleri dtstnda buyuk sermayeye ancak onsuz olmaz alanlarda -yani sehirler, bolgeler, iilkeler arasi ticarette ve sarraflskta-« tahommid ediliyordu. Ulema ailelerinin servet biriktirmesine tahammiil edilmesi ise herhalde dine ve din adamlartna olan saygmm bir geregi saylltyordu. Bsasen bunlartn yiirutmeyle ilgili yetkileri (yerel nitelikte kodtltk dikey; dl/mda) asgaride oldugu ifin. iktidara kars: bir tehdid olusturmuyorlardt.

3. Hanedanla tlgili Yontemler :

a. Kardes Katili : Osmanlt istibdad: istibdadm ~ahikalarmdandl denebilir santyotum. Amac padisah: idkenin biricik zirvesi haline getirmekti. Bunun ifin Fatih Sultan Mehmet iinlii Kanunnamesinde kardes katline eevaz vermisti: «Ve her kimesneye evladtmdan saltanat miiyesser ola kanndaslartnnizam-t diem ifin katletmek miinasiptir ekser ulema dahl teeviz etmistir antnla ami! olalar» Boylece Osmanlt hanedant kendi kendini 'yedigi' lcin (hattd Kanuni iki kez III. Mehmed bir kez evlat katili dahi olmuslardt), neslinin tiikenmemesi !fin bir yandan da olaganilstu bir gayret sarjetmesi gerekiyordu. Bol kadinli harem hayatz bir olfUde bunun icin vardt herhalde. Her cidustan sonra yapilan kiifuk rapta OsmanII katliamlannt bu ~ekilde dengelemek gerekiyordu. Demek ki kardes katlinln onemli bir amOC1, padi,ahm istibdadtru kuvvetlendirmek, onu onsuz olmc; duruma getirmekti.

b. Haremi Yalnrzca Cariyelerden Olusturmak : Yine istibdads pekiltirmek amactna y(jnelik bir ,uygulama. II. Beyazit'e kadar, kismen de olsa padi§ahlar, prensesler, bey ktzlan, aile kizlan ile evlenirlerken, II. BeYazlt'tan sonra yalntzca cariyelerle evlenmi#erdir. Ulueay bunu iki sebebe hagllyor (Harem II, s. 40). Birl, «zaferden zaiere kosan» Osmanli padi~ahlarlmn kendilerini baska hanedanlardan fok ilstun saymalan, di-

4

ger; de fok evlilik yaptlklart ifin dugUn masraitanndan kactnmakur, Bu iki neden de inandtnct goziikmuyor. Osmanlilarin hanedan begenme~ mekten otiirii kolelerle evlenmeleri diiyiincesi «papoza klZIP oruf bozma» ya benziyor. Dugiln masrailartndan kacmmak gibi bir tasarrui giidiisii ise belki [arla fagdQ§ bir diiyiince olup, bunu Osmanli hilkumdarlartnm her itrsatta para sacan, hediye veren davranli oriintiileriyle bagdaitlrmak zor goriiniiyor.

Bana oyle geliyor ki, padisahlann kolelerte evlenmesini bizzat istibdat sisteminin mantlgl emretmisti, zira padisahin bilinen, mevki sahibi bir kimsenin damadt Dimasi -ya da madalyonun Miff yilzii- padisahtn bir kaynatast olmasi bile padi§ch mutlakiyetine golge dii§iiriicu bir durum olarak kabul edilmisti. Evlenme diyoruz ama, bu, yantlttct bir nitelendirmedlr -padiiahler cariyelerle niklihlanmlyorlardl. Yalnzz cariyeler kadtn, haseki, ikbal gibi ~rl hukuk dl~l bir taktm stiatlar, statider kazanxyorlardt. Kanuni He Sultan Ibrahim'Ia, biri Hurrem, obaru Hilma~h'la nikdhlanmalari istisnai idi. Hele II. Osman'zn $eyhiilisldm Esat Efendinin, kizr Akile Hammi nikdhla almasi ortailgt birbirine katmts, Harem; kendislne diliman etmlsti. (Siyasetname 1981, s. 246). Kadmlara bakts tarzi da, cariyelerle yetinmeyi saktncastz gorilyordu. Nizamidmidk dahi « ... kadtnlar tesettiir ehli olup kdmil aktllart bulunmamaktadtr. Onlardan maksat sadece neslin giize! olarak devam etmesi oldugundan. asil olduklart derecede takdir edilir, ortiindiikleri derecede begenilirler.» diyerek asalet ararken, belki bir baktma Osmanltdan daha ileri bir ~izgide bulunuyordu.

Demek ki padisahtn kadmlan cariye, yani kiile, yani koken olarak blrer 'hi{ idiler. Kardes katli kurumu kardesleri 'hirle1tiriyordu.' AmcaIan ise, daha onceki padisah, karde§ katli kurumu ile zaten yok etmis oluyordu.

c. Sehzadeleri Kafese Koymak : Padisahlartn focuklarma, yani sehzadelere gelince. On/arm sancaklara sancak bey; olarak gimderilmeleri adell II. Selim zamaninda yalnt; en biiyiik §ehzadeye uygulandt. III. Mehmet zamantnda biiyiik sehzade de gonderilmez oldu. Yavuz Selim'in, babast II. Beyazit'r tahttan indirmis olmast, evlatlartn da ne denli tehlikeIi olabileceklerini gOslermi1ti. DolaylSlyla sehzadeler haremde Kales denen. yald/zlz bir hapishanede ya;atrlzyorlardt. Sehzadelerin her birinin ayn birer dairesi, emirlerlnde 10 ~ 12 cariye vardt. Dtsardan kimse ile gorusemez ve haberlesemezlerdi. Boyle bir temast saglamaya cesaret eden idam edillrdi. Gebe kalan ceriyenin focugu dii,urtiiliir ya da dogdugunda 01- diiridiirdii. Cariyeler ve Mtll itikatli harem agalarml iirkiitmek, vaklasttrmamak icin olacak, Kaiesin (digar adt $imlir1ik) oniindeki koridora Cinlerin M esveret Yeri adt veril,!,ilti.

5

'Y. Padisah Kizlan, KIZ Kardesleri : Bir de padi~ah kizlan ya da ktz karde~leri. yani sultanlartn durumundan so; etmek gerek, Osmanlt kadtnlartnm toht iizerinde iddialan olamayacagma gore, bunlartn nispeten serbest olduklan akla gelebilirse de, bu derece ileri bir mutlakiyette onlann da bir fok kayttlar altmda olmalart beklenmelidir. Bunlann evlenme yoluyla mutlak iktidara bir tehdit olusturabilecekleri di1§uneesiyle olacak, daima kul yijneticilerle evlendirilmislerdir. Nitekim Ulucay, bir istisna dtstnda sultanlartn hif bir zaman ulemadan biriyle evlendirilmemis (nedense) olduklartru hayretle sapttyor. Evlendirme isi tamamen padisahlartn arzusuyla oluyordu. Anlastlan, genellikle ne sultana, ne de damat aday: yoneticiye dantsmak pek soz konusu degildi. Sultan, be#ginde uyuyan bir bebek, damat ise ak sakallt bir vezir olabilirdi. Bu durumda nisan ve nikdhum sonra, evlenmek icin sultanin buluga ermesi beklenirdi. Damat, iermant ahr almaz, mevcut kart veya kanlanm bosamak zorundaydt. Sultanin her turlii nazuu fekmek zorundaydt, sultani da bosayamazdt. Yabanes bir yazara gore, padi§ah, bir payamn [azla niduzlu veya fOlia zengin olmast halinde, onu zaytflatmak amaciyle damat yaparml§. Zira nisan, nikdh, dutiin dolaymyla pasa muazzam servetler harcamak zorunda imis. Ulucay bu actklamuun geferligine pek lhtimal vermiyorsa da, birfok hallerde bu amacla, ya da hif degilse POfayl daha stk: denetim altmda tutmak amaciyle bu yola basvuruldugu soylenebilir. Tobit, bunun tersi de vdrir olsa gerekir. Y ani, bircok pasalar damatltk sayesinde durumlannt peki§tirmeyi ummus olmaltdtrlar (akla Riistem, Makbul Ibrahim, Nevsehirli Ibrahim Pasalar geliyor].

Sultanlann kudretli siilale kurmalartru onlemek ifin esasli baz: tedbirler aluurdt. Olen sultanlann servetlerlne Saray elkoyardt. Sultanlartn oguila" Fatih Kanunnamesine gore en cok sancak beyi olabilirlerdi. Oysa sultan focutu olmayan, baska bir deyi#e damat olmayan pasalann. ogullart miiteferrikahk yoluyla vezirlige kadar yiikselebilirierdi. Sultan cocuklanna konan bu ktsttlama bunlartn niduzlu siildle olusturmalart ihtimali dolaylslyla olsa gerekir.

Yolmz Sarayda bir kadtn vardt ki, ,ok kudretliydi. Bu da padisahm. annesi, valde sultandi. Padisahm. kadtnlart evlai, bzellikle erkek \evlat dogurmadlkfa, ya da Hurrem Sultan gibi padi§aht kendisine hayran etmedikce, birer hif durumundaydtlar, Dolaytsiyla, gercek anlamda, kurum olarak, yani Battdaki kralicelik kar~tllgl olan bir kadm yoktu, Ama sebzade anneligi, hele padi~ah anneligi bambaska bir durum yarattyordu. Haremi yoneten valde sultandt. Bir anlamda hatun ya da kralice oydu. Yardtmctst ise zenci ktzlar agasl (dariissaade agast) idi. II. Beyazrt'zea sonra padi§ah kadtnlanmn hep cariye olmast valde sultanlan (genellikle) haremin biricik kadmt ve hakimi durumuna yiikseltmi§tir. Valde sultan-

6

larui bu giicii ktzlar agasmm, yani zencilerin de, Sarayda kuvvetlenmelerine yol Ofmf§tll'.

Valde sultantn onemini Saraym mimarl plantndan izleyebilmek miimkiindiir. Valde sultan dairesi Topkatn ol~iilerine gore geni§ yatak, yemek odalan, sojast, hamamt lle onemli blr yer i§gal etmekteydi. Ilstelik hem padi§ah dairesine bitisikti, hem de -pek ilginftir- cariyeler dairesi ile padisah. dairesi arasmda, sanki bir engel, bir trajik polisi gibi duruyordu.

4. Mesafe Koyma : Mutlakiyeti peklstirme mekanizmalanndan bid de padiiahla diger insanlar arastna mesaie koyan Met ve uygulamalardt. F atih'in bu konuda onemli iki kural koydugunu goriiyoruz. Biri -Kanunnamesinde yer almaktadtr : «Ve cenab-t ~ri/im ile kimesne taam etmek kanunum degildir meger ehl-i iyalden ola ecdad-i azamtm viizerasiyle yerleimi~ ben ref etmisimdir,» Yani padi§ah tek basma yemek yemektedir. Fatih'in getirdigi bir uygulama ile padisahlann Divan-t Hiimayun baskanbgmdan da ~ekildikleri bilinen bir husustur. Muhtemelen II. Murat doneminde blJflayan padi§ahm Divan bcqkanlIgmdan yavo§ yava§ fekilmesi durumu, ancak Kanuni zamaninda, bu padi§ahm arttk Divana hi~ gelmez olmast ve Divans kaiesi! pencereden (Kasr-t Adil veya Kales) izlemeie (tabU cam isterse) baslamast ile noktolanmtsur. Demek ki, her nastl olduysa, padisahlar tek basma vemek yer ve devlet islerinin gOrii*iildiigii Divana kaulmaz; oldular. Divans yiiksek bir pencereden izleme uygulamastrun Abbasllerde de bulundugu goze ~arplyor. Fatih Kanunnamesinin genel havast padisahla sair ki§iler arastna mesaie koymak yoniinde oldugu {fin, buna baska bmekier de bulunabilir. Mesela: «Cenab-t Jeri/1m seier-i zajerrehbere miiteveccih olsa ycnasmak viizeramtn ve kazaskerlerimin ve deiterdarlanmtn kanundur mazul beylerbeyler ve bevier dahi davet edersem yana1mak konunumdur,» Bir rivayete gore, padisahlar haremde dolastrken gorevli olmayan biriyle kar111Q§mamak icin iri giimii~ civtleri olan ve ses r;lkaran pabuclar giyerlermis. Bu sesi duyan harem halkt padisahm yolundan fekilir, bir ko§eye sinerlermis. lstenmeyen. bOyle bir kar$llo1ma padisaha saygtsttltk: saytltr ve buna hiinkdra t;atmak denirmis.

5. Padisahm Kutsallastrnlmasi : Mutlaklyeti pekistiren mekanizmalardan bid de padisahtn Meta kutsallasttrtlmastydt. Bunun cok carptct ban ornekleri vardtr. Mesela hazinedarbasi adtndaki yuksek saray gorevlisinin bir iJi de, Cumalan padisahtn. namaz ktlacagl camiye gitmek ve namaz seccadesini yaydlktan sonra, yanagml seccadeye siirerek padi,ahm alruna batobilecek bir leyin bulunup bulunmadtgmt denetlemekti. Herhalde Topkapi Saraytnda da §u Met vardi: II. Abdtilhamit'in camastrlan 9amO§tr Ustanin gozetiminde kaljalar taraitndan yedi giimiq legenden

7

gefirilerek Ylkomrml/, Podisahm sOf ve ttrnaklarma yaptlan muamele de ilginfti, Muayyen giinlerde tras olan padisalun. kesilen saclar, gumiq bir legende ylkamp sO(' sandtgma konurmus. Sandtk mtihiirlenirken dualar. okunur, surre alayt ile Medine'ye gotiiriiJiip Peygamber mezan civartna 'gomiiJiirmul' Ttrnaklan da ttmakctbast taraitndan Persembeleri kesilip aym muameleye tdbi olurmus.

Torenler de dikkate deger orneklerdir. Fatih Kanununnamesinde padilah, eli opiderek kutlandtg: halde ve Uzuncarsih Enderun Tarihi'ne dayanarak bir bayramlasmayt ayru bicimde tori! ederken, Tesrifat-i Kadime ve Tesrifatcilrk Defteri, Ata Tarihi gibi kaynaklar sadruimnun iki kez yer optUkten sonra, diz rokilp once padilahm sag, sonra da sol ayatm, optilgiinii kaydediyorlar. 19. ve 20. yilZYllda bayramlarda sGfak opiildugiinii gorilyoruz. Leyla Saz, 19. yUzyrl sonlannda 11. Mahmut'un km Adile Sultaru ziyarete gittiginde yer opmiq ve Met iaere, odada bulunan ianedandan olmayan. diger klsilere selam vermemis. Dikkati reken bir husus, sadndzamm iki kez yer ve ayak optugii tiirende, rutbeleri daha kiirilk olan vezirlerin yalmzea bir kez yer iipmelerl ve bundan baska padIiahm etegini opmekle yetinmeleriydi. Bunu yorumlamak zor. AnlaII/an, daha Yilksek riabeli olan sadruizamm, daha ('Ok dalkavukluk etmekle (muhakkak ki on/or buna dalkavukluk degil, 'gereken saygl' nozariyle bakryorlardtt sadruizamltk sanma halel gelmiyordu. Zira sadridzamltk sam ancak padisabtan baskastna karsi soz konusuydu. lhtimal, daha yilksek riltbeli olanlann daha [azla dalkavukluk etmek imtiyazma sahip olduklan, hattd dolaYlSlyla daha [azla dalkavukluk edebilmenin baskalarma karst bir Ian vesilesi oldugu dii~iinilliiyordu. ,Bafka bir deyi,le padi§aha vakmlsklann: gosterdigi iein, bu karmastk dalkavukluk (veya saygt) usulii belki onlan yiikselten bir fey o/arak gorilluyordu. Bir anlamda, padisahm kolesi, malt olan kimsenin padisah. karststnda hangi dalkavuklugu yaparsa yapstn, alralmosl soz konusu degildi, runkil hie olarun daha da alcalmast sOt konusu olamazdi. Biaiin bu omekler birkutsalltia isaret etmektedir. Nitekim Fatih _ kendisi ifin «cenab-t ,ed/im» diyebilmekte, II. Abdiilhamit «Allahm golgesi» olabilmekte, Kanun-u Esasl padi§ahl «mukaddes ve gayr: mesul» (md. 5) saymaktadtr. Ovsa Uzuncarsib'ya gore (Osmanh Devleti Teskilatma Medhal, s. 5) Selcuklu Sultam mutlak hdkim olmakla birlikte, emirleri biiyiik Divan taraftndan verilir, mukaddes ve gayrr mesul degildi. Ibni Haldun (Mukaddime 1954, I, s. 448), kutsallasmayt ar1kra tannlasmak olarak aflkltyor: «B~bakanltga taayyiin edip asabiyyetlerln bastna geftikten sonra hayvani tabiatm sevkiyle 0 kimse bilyilklenmege kaptltr ve. hamiyeti kaynar, ba§kalarmm hilkiim ve idare islerine kansmasuu istemez, beserin tabiatmda mevcut 01- dugu gib; kendisinde tannhk hulk ve tabiatr (a.b.c.) husule gelir.»

8

Simd! de Saraytn hang; alanlarda merkez oldugunu tek tek gorelim: 1. Asker! Merkez : Bilindigi iizere, Osmanli ordusu iki ana boliimden olusuyordu. Bir tarafta eyalet ordusu vardt ki, umar sistemine dayallydl. Timarli sipahi ve zaimlerin basltca gerimkaynagl dirliklerlnderi topladtklan aynl vergilerdi. Ordunun en kalabaltk bjjlUmunu bu eyalet ordusu olusturuyordu. Bunun yantnda kaptkulu ordusu bulunurdu ki, HIrlstiyan kokenli saves esirleri ve devsirmelerden de rleniyordu. Admdan da anlasilacag: uzere. kul statiisiindeydiler. Devletten maas aliyorlardt. Cogun/ugu yo da onemli bir bOIiimu lstanbul'da dururdu. Kaptkullarmm bir boliimi; siivari, bir bOliimii yaya Mi. Siivariler, 6 hOWkten olusan kaptkulu sipahllerlydi. Siivari olmayanlar ise acemi, yeniceri, cebeci, topcu, top arabactlart, humbaraci, laglmcr ocaklan ~eklinde orgiulenmislerdi. Eyalet ordusunun say: baktmtndan aglr basan, onemli bir yeri vardt. Ne var ki bunlar hep atlt askerlerdi. Silahlan ok, yay, kllmr gibi geleneksel silahlardt. lnalctk'tn deylmiyle, bu bir orta rag ordusuydu ve atesli silah to§Iyan Alman piyadesiyle karJtlaflllt giln, devri arttk germi§ bulunuyordu. Oysa kaptkulu ocaklanntn isimlerinden de anlastlacag: iizere, ate$li silahlar, yani en son ve en etklli teknoloji, kaptkulu askerindeydi ve uzun taman da bunlar bunun tekeline sahip olacaklardt. Bu tekelin Saraytn durumunu kalan herkes kar§l nastl giirlend;rdigi ortadadtr, zira kaptkullart ulujelerini her ifr ayda bir torenle Sarayda alan, padisaha kisise! bagllltk icinde olen kuvvetlerdi. Vlufe altrken bunlann yedik» leri rorba, pilav, zerde kisiee! bagll1lg1 simgeliyordu.

2. Mali Merkez : Padisahsn kendi hazinesinin, (i9 hazine, enderun hazinesi) Sarayda bulunmast dogaldt. Amtz devlet hazinesinin (dl~ hazine, birun hazinesi, maliye hazlnesi) de burada bulundugunu ve sayet Yll sonunda [azlaltk olursa bu lazlallgm ir hazlneye aktanldlgml, buna mukahi! dl$ hazlnede para kalmamastndan a/uru ir hazineden para fekildigin· de, bunun dl~ hazinenin ir hazineye borclanmasi olarak kabul edildigini goruyoruz. Bundan anlostlryor ki, ir harine esasur.

3. Devlet Yoneticilerinin Egitim Merkezi : Saray bir egitim merkeZiydi ve bu ~ yalmz Topkapt Saraymda degil, birkac sarayda birden yiiriltilluyordu. Edirne, Galatasarayt, Ibrahim ve lskender Pasa Saraylannda da egitim isleri goriiUiyordu. Bunlara hanrhk saraylan diyebllirir, En onemli okul ise Topkapt Saraytndaki Enderun Mektebiydi. Yialerce icoglanl adteecen saraylarda ve Topkapt Saraytntn Enderun Mektebi odalarmda Osmanlt yaneticilig; irin haurlamyorlardt. Burada ir oglanlartna 1) Turkce (okumast, yazmas: ve bununla iliskil! olarak Arapca ve Earsfa), 2) lslamiyet, 3) Askerlik (ki#sel savas ve kumandanltk), 4) Yonetim usulleri ve hukuku, 5) Bir Osmanli centilmeninde bulunmast gereken mu-

9

siki, §iir gibi bir sanau icroeetmek ya da en azindon bundan anlamak, 6) Sa[li yonleri dahil, padisaha ve saraytna hizmet ogretilirdi.

Sa ray, rok onemli bir egitlm merkezi olmakla birlikte, tek detildi, zira bir de biaiin Ulkeye yayllml1 olen ve bir anlamda mahalle mekteplerine kadar uzanan medrese sistemi verdi. F akat buna ragmen, santyorum ki Saray, egitimin niteligi acismdan onde bulunuyordu. Zlra maalese] medresenin egitsel yarart hayll strurltyd«. Her seyden once, ogre tim dili Arapcaydt, fakat Arapqayt dogru diirust ogretemiyorlardl. Anlayabilditim kadariyle, bunu ogretememelerinin basltca sebebi, once ana dil olan Tiirkcenin okuma vazman ogretilmesi gerekirken, bunu daha ogrenmemis ogrencilere Arapca ogretilmege rall§llmasl, hattd daha kotiisii, Arapca ogretmege dahi rab§madan (zaten mahalle mekteplerinin hocalart genellikle AraPra bilmivorlords: ezbere dayali bir Arapcalan vardt), Arapca biliyorlarm1§ gibi, Arapca metinler ezberletilmesiydi. Bu durumda medrese sistemi, bir o[riide, sonuf alamayan. bir kurum manzarass arzediyordu. $iiphesiz bu bir genellemedir, biaiin genellemeler gibi biraz ciiretlidir ve hemen her zaman oldugu gibl, bunun da istisnalart vardt. Sir! medreseden aldltl ogretimle Arapcay: ogrenebilen ve iyi yeti/en degerli ilmiye mensuplart olmustur. Ama santyorum bu istisnolar kaideyi bozmamaktaydt.

Ogretim dili ile ilgili sorun medresenin kusurlanndan yalmzca biriy-

di. lkincisi, do gal, miispet ve beseri bilimler zaman zaman, ktsmen baz» medreselerde okutulurken, 16. yiiZyzl sonlarmdan itibaren bunlar dine ayktrt diye tamamen kaldtrtldt. Medrese ogretimi din bilimleri ve dine dayal: hukuktan (flklh) ibaret kaldt. Oriinciisii, ogretim yontemleriyle ifgiliydi ki, bunu -kotii anlamiyle- skolastik diye ozetleyebiliriz. Yani, elestlriye, tarttsmaya kapalt, basmakaltp bir bilgi ve bunun ezbercilige dayalt ogretimi.

Genellememiz dogruysa, fok elestirilmis olan bir ustll de ayn bir anlam kazantyor. Bu usul besik ulemallgl usuliidiir. Eger medreseler 0 denIi basanstz idiyse, medreseden kolay kolay iyi ulema rlkmayacagt, buna kar~lltk yuksek ilmiye mensubu ailelerin. cocuklanmn. etraflannda gordiikleri, aile btiyiiklerinden aldtklart dersler, evlerinde bulunan kitaphklor sayesinde iyi dlim yeti§meleri ihtimalinden daha yiiksek oldugu soylenebilir. 0 zaman besik ulemaltgtru yalmzca bir yolsuzluk olarak degil, ktsmen de zaruretin icobi, 'ehven-i ser' mahiyetinde bir uygulama olarak degerlendirmek gerekir.

Burada akla gelebilecek bir husus §udur. Madem medreselerde ogrenim dili Arapcaydt, Araplann, Arapearun ana dilleri olmastnm iistiinliigiinden yararlanarak medreselere rok saytda girmi§ olmalan gerekmez miydi? DolQYistyla, ilmiye mensuplan. arastnda cok saYlda Arap olmast gerekirdi. Goriiniil€ baktltrsa boyle olmamqttr, zira, once medreselerin biiyiik rogunlugu Arap iilkelerinin dl§tndaydt. Cahid Baltaci'mn (XV.-

10

, .. '

..... ".- _, .. ~. , .. :;.-

XVI. Asirlar Osmanh Medreseleri) 15 ~ 16. YUZYll medreseleri iaerine yapt,l, incelemeye gore, 324 medreseden yalrnzea 12 tanesi Arap kentlerinde bulunuyordu. lklnclsl, medrese mezunlartnm kamu gorevi (balta kadtlik} yapabilmeleri irin =medrese dilinin Arapca olmastna ragmendevlet dill oIan Turkreyi bilmeleri gerekiyordu. Medresede Tiirkce okutulmadlgmdan, Araplar irin kamu gorev; yapabilme ihtimali zaYlltl. Turkrey; ve bilimleri medreseye sokmak yolunda ilk cidd; giri~im 1909'da, II. Mesrutivette oldu. 1914'de lslah-t Medaris Nizamnamesiyle nihayet bu hedeie ul<qllabildi.

Buna karsthk: Enderuna bakaltm. Orada da Arapca ogretiliyordu.

Ama amac, burada devlet yonetidsi yetillirmek gib; pratik ve hayati bir mahiyet t~ldlgl ictn, olretim esas itibariyle Turkve yiiruliilUyordu. Arapcadan baska Parsca, tarih, matematik, musiki ve edebiyat dersleri var~' d,. Gevmi, olaylardon ders ve ibret ohnmas: ifin herhalde tarihin -ama Turkre yaZzlmII tarihin- onemli bir ver! vardt. Esasen Osmanlt tatihri~ lerin biiyuk fogunlugunun vakaniivis, yani saray gorevlileri olmalan, Saraytn. tarihe verdigi onemi gosterir. Avnca, iVQglanlarmdan ilme merakli olanlar para loplaYlp ozel hoca tutabilirlermis. lhtimal Enderundaki og~' retimi medreseden aytran ozellikler. ktsaca, 1) ogretimin onemli olvude Tiirkve olmon, 2) tarih okutulmast, 3) edebiyal ve sanaun aglrilkll yer tutmasi, 4) daha az skolastik. olmaszydl.

ilginrtir ki, Osmanli dilsiuice tarihinin iki zirvesi, Katip Celebi (1609 ~ 57) ve Evliya «;elebi (1611 - 82) medreseli degillerdi. $iiphesiz medreseden ya do mensuplanndan fok iey ogrenmi,lerdi, ama daha ziyade Sarayll Miler. Kdtip {:elebinin babast Enderunlu, muhtemelen bir devsirme idi. Ollu da Sarayda kdtip olarak fallltl. Evliyamn babast Saraytn kuyumcuba§lSlydl ve padilM muhasipligi yapmlltl. Evliya 7 Yll medreseye gittikten sonra egitimine Enderunda devam etti. 4 ytl pOOilohm hizmetinde faltlll. Y iiksek; dereceli yoneticilerin yantnda seyahatlere "ktl.

4. Kutsalbk Merkezi : Topkapt SaraYl hemen her alanda oldugu gibi, kutsalltk alanmda do biricik kalmaya ozen giistermi,tir. Yukarda anlatlimll olan, pad/100m kutsalltk kazanmast silreci, tabii, Sarayt da kutsa/ilk merkezi holine getirmi,tir.

Bir de hi/aiel ve kutsol emanetler sorununa deginelim. Yavuz Sultan Selim'in M,szr seferi sonucunda, ve I. Abdiilhamit'e kadar, Yavuz'dan sonraki pad;,ahlarm hllaiet stfattm iistlendikleri ,ok luphelidir. Gerci hilaiet, padilahlara zaman zaman yazorlar taraitndan yakl1tlfllml1 bir srlat olmakla birlikte, resmi belgelere, kitabelere, sikkelere bu, ya da bunu hattrlatan emiriil miiminin IIeya imam gibi sllotlar germemiltir. Bu da, onlann en azindan resmen halile olmadiklaruun. kanut saydmal: dir. Bu hususta anlastlan, Osmanltlar, Selcuklulan ve Memluklart takip ederek, hilaie! ifin Kurey{e mensubiyet lartl tarttsmalt olmasma ragmen, belki

11

........ --_. --_ .. __ ...• -- -_ .. _-< ••

bu makam Araplara ozgiidiir diye diiiiinerek, yine de hilafet stfaum almaktan ~ekiniyorlardl. Muhtemelen bu gibi gMiilerle Yavuz hilaiet st[attnt benimsememis olmakla birlikte, mukaddes emanetleri Istanbul'a getirmeyi ihmal etmedl. Mukaddes emanetlerin Eyup'te, ya da oze! olarak yapttrtlacak bir cam ide saklanmast akla geliyor. Oysa Yavuz bunion Saraya koydurdu ve bOylece Saraym mevkiini, bu sejer de bir kutsalltk merkezi olarak blr kez daha vurgulamts oldu. Siiphesiz ki, burantn kutsalllgi boyiece padisahlartn Jahlslarma yanslyarak onlann kutsalllgmi da pekiitlrmis oluyordu,

5. Sanat ve Dtlstmce Merkezi : Topkapi Sarayi minyatiu; hat, oilteilik, musiki, siir, mimarltk, tarih gibi onemli dallarda bir sanat ve d~iince merkeziydi. Saray bircok divan salrlerini, muslkisinaslart, nakkaslan korumost alttna almtsu. Kamu binalanntn yapuru Saraya bagil mimarbasuun. yetki alanma girerdi. Mimar Sinan yeniceri ocagtnda yeti~mi~ bir mimorbast idi. Bircok padisahlartn JUr ve musiki ile ilgilenmekle kalmaYIP, bizzat Jolr, bested olduklart m alum dur. Osmanlt tarih~iliginde Saraym. roliine yukarda deginildi.

Osmanlt Saraytrun. nastl her yoniiyle yaman bir mutlakiyet kumkumast oldugunu gordiik. Bu durumu, onun. adeta klasik bir dogu istibdads (despotizmi) omegi oldugunu gosteriyor. Haremi, cariyeleri, kullariyle ibn Haldun, Nizamiilmulk tip; tam bir dogu istibdadt ... Ne var kl, Saray: ve siyasetlerini inceleyince, gu~lii bir A vrupa - Rumeli, yani ban egitimi sezlleblliyor. Sancak ve ttmar sistemi, Mtstr dahil, Afrika'ya, lrak'a, Hicaz; ve daha giineylere uygulanmiyordu. Filistin ve Suriye'de ise nadirattan oldugu anlastltyo», Fakat Ejlak, Bugdan, Erdel imtiyazl: beylikler olmakla birlikte, Orta Avrupa demek olan Macaristan ttmar ve sancak sisteminin icindeydi. Rumeli Beylerbeyi, Rumeli Kazaskeri, Anadolu Beylerbeyi ve Anadolu Kazaskerine gore ktdemliydiler, 11: Abdiilhamit donemine kadar Rumell valileri ktdemliydiler ve daha cok maas altyorlardi. Osmanli Devletinin Iran 'a, Orta A sya'ya, ya da Rusya'ya dogru yaytlmak hususunda [azla heves gosterdigi soylenemez. Amp iilkelerinin [ethinin ise salt bunlart ietbetmek arzusundan ziyade, Orta Dogu'dan ge~en uluslararast ticaret yollanna yonelik Hint Okyanusundaki Portekiz tehdidini kargtlamak ihtivactndan kaynaklandrgl anlCI§tl:yor. Nltekim bizzat Memluklar, denizcilikte geri olduklart irin, Kizildeniz'de Osmanlt donanmastntn yardtmmi istemek zorunda kalmtslardt. Tlcaret yollannm ve Kinldeniz'in giivenligi Dogu Araplart icin bir hayat mamat meselesl 01- dugundan, bunlar Osmanlt egemenligini adeta davet eder durumdaydtlar. Osmanltlann Araplarla mesaiesinin gostergesi olarak iki oiaYI anabiliriz. Danismend'er (Izahli Osmanh Tarihi Kronolojisi, IV, s. 566) saptamastna gore, 131 Osmanlt §eyhulislammdan aneak bir tanesi Arap'tt, 0 da Vahdettin doneminde bu mevkie gelmisti. lkincisi, hicbir Osmanii padlsa-

12

hi Racca gitmemlstir. ($eyhiilislam kl'l.lyla evlenen. ve rivayete gore Hacca gitmek ve baskenti Anadolu'ya tC§lmak isteyen Gene Osman's sistem las/iye etmistir.) Buna kar~lllk ltalya'ya, Viyana'ya kadar hep goziinu Battya diken Osmanltlann, bereketli Balkan ve Orta A vrupa topraklartru 'arzu ve i~tiyak/a' [ethettikleri soylenebilir. Devletin iskdn siyaseti bu yonde olmakla birlikte, Tiirklerin de, Anadolu dl§mda yurt edinmek soz konusu oldugunda Rumeli'yl tercih ettikleri anlastltyor.

Saraym hayatuula do bu Bauya yoneli§i gorebiliyoruz. Orhan Beyin kadtnlartndan Niliifer Hatun tekjur km, Asporca Hatun ile Teodora Bizans imparatorlarmm ktzlartydtlar. I. Murat'm kadmlartndan Giil~i~ek Hatun Rumdu, Tamara Bulgar krahntn. ktz karde§i veya kraydt. Beyazit' tn kadtnlarmdan Maria Sir» kraltntn k'Zlydl. II. Murat'm kadtniarmdan biri olan Hiima Hatun yobanctydt ve Fatih'in annesiydi. Diger kadtnt Mara, Sup kraltnm kiziyd», Fatih'in de koken olarak Miisliiman olmayan kadtnlan vardt. II. Beyazirm cariye olan kadmlan muhtemelen koken olarak Miisliiman degillerdi. Ondan sonra da padi§ah kadtru olan cariyelerin pek rogunun Avrupalt veya Rumelili, sonradan MiisIUman olmus kimseler olduklan anlastlreor. En iinliileri ise A vrupallydllar. Hurrem Sultan (Kanuni) Rustu, Safiye Sultan (Ill. Murat) Venedikliydi, Turhan Sultan (Ibrahim) Rustu, Giilnus Sultan (IV. Mehmet) ltalyandt, Kosem Sultan (I. Ahmet) ise Rum veya Bosnaktt. Bu genel tablonun bir fe#t Battya yjjneli~ olarak yorumlanobilecegini santyorutn .

• • *

Burada son olarak dogu istibdadt iizerinde biraz durmak isterim. Osmanltlartn daha onceki modellerden de esinlenerek nasd miikemmel bir istibdat kurduklanm anlatmaga fall~tlm. Belki §u soylenebilir. Herhalde bu durumun. bir i#evselligi vardt. Yani dogu lstibdadt keyi! olsun diye, veya ~u ya da bu kavim demokrasiye yatkm degil diye ortaya flkmaml~ur. Ibn Haldun'un terimleriyle meseleyi koyarsak, bedevUlgin, yani gOfebeligin egemen oldugu toplumlarda medeniyet, yani yerlesiklik. adalarmm 0 azgtn denize korn bannobilmesi, hele hele hiikmu oltmdaki go~ cebeleri yerle~iklige gefirebilmesi rok kez zorlu, ceberrut bir diizen gerektirir. Yukarda degindigim gibi, Osmanlt iktidart, elindeki geli~mi§ istibdat ararlariyle gOfebe saldlrgattltgml dtsartya, yani /elih ve aktnlara kanalize edebilms, zaman zaman da 0 araclarla garebenin kafasma vura vura onu yerle*iklige zorlomtsur. 1865 tarihinde bile devlet PITka-Yl Islahiye adt alttnda bir tilmen piirsilah asker gondererek Cukurova bOIgesindeki A vsarlan ve diger asiretleri zorla iskdn etmege ral!~maktaydl.

Sina Aqin Ankara, Subat 1987

13

SIVASAL TARtH (1300 - 1600)

METIN KUNT

I. O&MANLILARIN ORTA YA ~IKI~I

A. Giti/

Osmanh devletinin 1300 yihnda ortaya ~lkml~ oldugu kabul edilir, Anadolu'nun kuzey-batismda, Sogtit adh kti~li.k bir kasaba ve civannda Osman Gazi'nin baskam oldugu bir topluluk aslmda 1300 yihndan daha once de vardi, hatta Osman Gazi'nin babasi Ertugrul Gazi de bu toplulugun baskam idi. Ertugrul Gazi 1281 yihnda oldiikten SOnIa baskanhg; Osman Gazi devralmisn. 0 halde neden Osmanh tarihi 1300 yihndan baslanhr? Neden daha Ertugrul Gazi zamanmda bir devletten soz edilmez? Neden gel~n devletin adi "Osmanh" olur da "Ertugrullu" denmez1 Dahasi, 1300 yrlmda "Osmanh" ne demektir? Ilk bakista basit gibi gonmen bu sorulann cevabt Osmanh devletinin ortaya cIktlgJ, bir siyasal birim olarak belirdigi zamandaki niteligi ile yakmdan ilgilidir. Osmanh devletinin ilk donemlerindeki niteligini inceledigimizde basta siraladigumz sorular da cevaplanrms oIacak.

Fakat once daha baska sorular C;lklyor onumuze: kimlerdi kendilerine "Osmanh" diyen bu kisiler? "Osmanh" toplurnu 13. yiizyilm sonlannda ne gibi ~lar icinde ya~lyordu ki, 14. yilzytl boyunca Anadolu ve Balkan .. larda hizla yayihp onemli bit devlet haline geldi? Dikkatimizi sadece SOgUt kasabasma, bu kasaba cevresinde yasayan ve Ertugrul Bey oglu Osman Bey'in adryla amlan kUCiik topluluk iizerine cevirirsek, Osmanh devletinin gelismesini Iayikiyla aciklayamayiz. Croce, 13. yiizyilm sonlarmda Anadolu' daki ve Anadolu'yu iceren genel bolge olarak Bati-Asya'daki siyasal, toplumsal ve ekonomik durumu tekrar gozden gecirmek gerekir ki, 1300 Yllinda Osmanlt toplumunun daha genis bir ~er~eve icindeki yerini saptayabilelim.

B. Anadolu Vt' Bau Asya'da Siyasal Durum

Mogol imparatoriugu

Genel olarak Batt Asya, ya da sadece Anadolu tarihi acrsmdan 1300 yihmn hiebir onemi yoktu. Daha sonraki yuzy11larda Osmanh devleti sadece Anadolu, BalkanIar ve Ban Asya'da degil, biitiin diinya tarihi sahnesinde cok onernli bir rol oynayacakti; fakat 1300 yilmda Osman Bey'in Sogu,t civannda bir- iki kiiCiik kasabayi ele gecirmesi 0 donemin hatin sayihr merkezleriade kimsenin dikkatini cekmemisti. 0 yillarda Ban Asya'

17

ninsiyasal aglrhgJ Cengiz Han'in kurdugu Mogel tmparatorlugu'nun Iran, Irak ve Dogu Anadolu'daki uzannsiolan Ilhanh devleti He, Suriye ve MIsir'da Eyyubi devletini yeni bir bicimde siirdiiren MemIuklann (Kelemenlerin) elindeydi. 0 devrin onemli siyasal gelismeleri, Ilhanh merkezi olan Tebriz'de ya da Memluklann bassehri Kahire'de pI a nlamyordu.

Mogollar ilk defa 13. yuzyihn baslannda Cengiz Han devrinde Batt Asya'ya sokulup Turkistan'i ele gecirmislerdi, Daha sonra gerci Mogol kolordulan Iran'm kuzeyinden Azerbeycan'a, hatta Anadolu'ya kadar uzandr, fakat 13. yuzyihn ilk yansmda asrl Mog-ol yaydma bolgesi Karadeniz'in kuzeyindeki Avr-Asya stepleri idi. Ban Asya'da Mogel hakimiyeti, 1250'lerde Cengiz'in torunu HUldgU Han'in ordulanmn Iran'i, Irak'r, Azerbeycan'i ve Dogu Anadolu'yu isgali ile yerlesti, Hiilagil Han, Pekin'de hiikiim suren biiyiik han Kubilay'in bu bolgedeki temsilcisi olarak, BaU Asya'da Ilhanh devletini kurup Azerbaycan'daki merkezinden yonetmeye basladi, TUm Bah Asya'da Mogol isgaline ancak Suriye'de Memluklar karst koyabildi. Memluk direnmesini krrmayr bir-iki defa denedikten sonra Ilhanh Mogollar, Suriye ve Misir'da rakiplerinin giicilnii tammaya mecbur oIduIar. Batt Asya'nm diger yorelerinde ise Mogel hakimiyeti ya dogrudan dogruya, ya da ornegin Anadolu'yu Selcuklu sultanlanrun elinde birakmalan gibi, dolayh olarak, fakat her iki haIde de kesin bir sekilde yerlesti.

Bau Asya'da otuz Tiirkleri

Yiizyildir suren Mogol yayilmasr iC Asya'da Altay halklanmn birlesmesi ve birIikte hareketi iIe saglannusti. Mogollann onderligindeki bu yaydma sirasinda diger Altay halklan da Cengiz Han imparatorlugunun gittikce genisleyen simrlarma dogru ilerlediler. Bu srrada if Asya'daki cesitli TUrk gruplan da kah Mogel baskismdan kacarak, kith Mogel ordulan ile be raber, batiya yonelmislerdi, Ashnda Oguz Turkleri'nin batiya dogru hareketi cok onceden baslayip 11. yiizyilda Selcuklu devletinin kurulmasryla giiclenmisti. Selcuklu devleti zamanmda cok sayida Oguz Tiirkleri Iran'a, Azerbaycan'a, Anadolu'ya ve Suriye'ye yayihp siyasal hakimiyetlerini kurmuslardr, Selcuklu devIeti ve onun Anadolu'da, Suriye ve Mistr'da Irak ve Iran'daki cesitli uzantilan alan TUrk - Islam devletleri ortak bazi ozelliklere sahiptiler. Bah Asya'da siyasal hakimiyeti ele geciren Oguz TUrkled miisliimandilar; devletlerinin ideolojik yonelimi ve yonetim bicimi Bati Asya'mn Arap ve Iran - islam geleneklerine dayamyordu, Gerci ordulann cogunlugunu hayvancihga dayah, hatta yan-gocebe yasam bicimlerini surdiiren Oguz Tiirkleri olusturuyordu, fakat sivil ve mati yonetimde Iranh vezirler ve katipler, kiiltiir hayannda tranh ve Arap sair ve yazarlar, medreselerde Arapca'yi benimsemis ulema agtr basryordu. Askerl gticiin bilyuk kismnn meydana getiren Oguz oymaklan gerci Selcuklu devletinin SInirlan icinde yayilrmsn; fakat bir yandan il[; bolgelerde tanmla u~~an

18

yerlesik halkm huzurunu saglamak icin, diger yandan rakip devletler uzerindeki baskryi arturmak maksadryla, Oguz oymaklannm u~ boylanna yiinimesi ve yaytlmasi isteniyordu,

Biiyiik Selcuklu Imparatorlugu'nun yoresel bir uzannsi olan Anadolu Selcuklu devleti de benzer sartlar icinde gelismisti, Konya'daki sultanlar Arap - Fars kiiltiir ve yonetim gelenegine baglr olarak devlet1erini yonetirken, Oguz - Tiirkmen oymaklan Anadolu 'yu cevreleyen siradaglar ve yaylalarda u~ boylarma yerlesmisti. Hem merkezdeki yOnetim, hem de uclardaki Turkmenler, 12. ve 1.3. yiizyillar boyunca Anadolu halklanmn Tiirklesmesine ve Islamlasmasma yardrmci oldular, Fakat Anadolu'da mtisliimanlar yavas yavas ~ogunluga gecerken ve Tttrkce en yaygm dil haline gelirken, saray ve merkezi yonetim He uclara, cevreye yayt1ml~ Tiirkmenler arasmdaki kiiltiirel farkhlasma devam etti. Merkezde giinliik hayatrn dili Turkce oldugu halde yonetim ve edebiyat alanlannda Farsca, medreselerde Arapca yerlesmisti, Siyasal alanda sultan Tiirklerin yanmda diger unsurlart da iceren diizenli bir merkezi ordu He giiciinil saglayrp yogu Iranlt olan kAtipler eliyle iilkesini yonetiyordu. Merkezi yonetimin esas geliri yerlesik, tanmsal diizenin vergilerinden saglamyordu. Aynca ticaret hayatrm canh tutup giimriik geIirlerini arttirmak da devletin bashca hedefleri arasmdaydi, Ticaret kervanlanmn rahat ve emniyetini saglamak icin Anadolu'nun belli-bash ticaret yollan tizerinde saYlSIZ kervansaraylar yaptJnbyordu. Devletin ve toplumun hukuksal temelini ise seriat olusturuyordu. Medreselerde yetisen kadrlar, illkenin ~e~itli yorelerinde seriat hiiktimlerine gore dava gorilyorlardr.

Uo; boylannda ise, islamlasmis olmakla beraber i~ Asya geleneklerini surdiiren Ttirkmen hayat bicimi ve toresi yaygmdr, Asil ugraslan hayvancrhk olan Tiirkmenler, kism ovalarda, yazm yaylalarda otlak arayarak yan yerlesik hayatlanm siirdiiriiyorlardi. Ayrica siradaglann denize bakan eteklerindeki Bizans koylerine ve kasabalarina yaptiklan akinlarda elde ettikleri ganimetleri de uclardaki oymaklann gelirini art tmyordu. Tiirkrnenler, merkezi yonetirnin otoritesinden ~ok oymak baslannm soziine uyarak, medresede okumus kadrdan ~ok Tiirkmen "baba"Janru dinleyerek, kendi torelerince yasryorlardi,

Oniiciincil yiizyrl boyunca Mogel yayilmasi He beraber i~ Asya'dan crkarak banya dogru ilerleyen Oguz Tlirkleri bir defa daha Ban Asya'mn cesitli yorelerine ve bu arada Anadolu i~lerine yayilmaga basladrlar, BoyIeee yiizyil ortalanna dogru Anadolu Selcuklu devletinin i!r diizeninde ~ehirli - koylli yerlesik halkla yari gO!rebe Tlirkmenler arasinda saglanmis olan denge sarsmtiya ugradr, Saytlan gittikce art an Ttirkmen gruplan ile Konya'daki Selcuklu merkezi yonetimi arasindaki catrsma kendini "babai" isyanlan seklinde gosterdi, Bu donemde devletio amacr, iilkenin ticarl ve tanmsal ekonomisinin Tiirkrnenler elinde milmkiin oldugu kadar az zede-

19

lenmesini saglamakn. Bir kere daha, Anadolu iclerine dolan Tiirkmenlerin hie olmazsa uc boylanna ytgIlmasma ~ah~mak bu amaci gerceklestirecek bir adim olarak goruldii,

Anadolu Beylikleri

Yuzyil sonlanna dogru Tebriz'deki tlhanh hiikiimeti Anadolu iizerindeki siyasal baskismi arttirdi. Konya'daki Selcuklu sultanlan Mogel gucu karsisrnda gittikce zayif duserken, u~ boylanndaki Tiirkmenler iizerindeki otoriteleri de sarsiltyordu. Boylece bu donemde u~ boylannda yasayan halk daha basma buyruk hareket etmeye basladi. HatUt Toros srradaglarmdaki yaylalarmdan inen Karaman Tiirkrnenleri, 1273'de Selcuklu bassehri Konya'yi bir sure isgal etmeyi bile basardilar, Karamanoglu Mehmet Bey'in Kouya'ya girdikten sonra Farscasmi anlamadrgi katiplere, Arapcasuu anlamadigi ulemaya kizarak, bundan boyle herkesin heryerde Turkcc konusmasiru ve yazmasim buyurmasi, Selcuklu merkez kiiltiiril He uc boyu Tiirkmenleri arasmdaki farkhlasrnarun onemli bir belirtisidir,

Karamanogullari, bir yandan Cukurova'daki Ermeni kalelerine akmlar yapip, bir yandan Konya ovasim ele gecirmeyi gozlerken, diger uc yorelerindeki yigrlma ve Bizans direncinin zayiflamasma yol acti. Oniicilncii yuzyihn sonlarmda, hem Konya'daki Selcuklu yonetiminin, hem bah ve kuzey Anadolu sahil bolgelerinde Bizans savunmasmm zaytflamasr He Uy boylanndaki Tiirkmenler yerli halkt da yanlanna alarak bir dizi uc beyligi olusturdular. Bu beyIikler artik Konya'ya bagh olarak degil, dogrudan dogruya Tebriz'deki Ilhanh otoritesini tarnyarak siyasal dilzenlerini gelistirdiler, Uc beyliklerinin baskanlan bazen Selcuklu komutanlan, bazen de yorenin ileri gel en, giiclil kisileri idiler, Fakat beylerin kimligi ne olursa olsun, beyliklerin toplumsal yapisi birbirinden cok farkh degildi, Hemen hepsinde hakim unsuru Tiirkmenler olusturmakla beraber, her beyligin halki arasmda yerli Bizanshlar da bulunuyordu.

Beyliklerin cline gecen yorelerdeki kdylii ya da sehirli, tiiccar, yiftyi, ya da denizci halk, hakim dil olan Turkce'yi ogrenerek, kimi de miislumanlasarak beyligin hayatina katihyordu. Her beylikte yogunlugu olustuTan Turkmenler hayvancihga dayah hayat bicimlerini siirdiiriirken, iy bolgelerin siyasal calkannsi uzadikca sehirli - koylii milsliiman Tiirkler de uc bolgelerine gelip beylikIerin halkina katilryorlardr.

Orta Anadolu'da Selcuklu yonetiminin cokmesiyle iy bolgelerde de boluk-porcuk beylikler olusuyor, ya da Karamanhlar gibi bazi u~ beylikleri ii; bolgeleri de kendi topraklanna katryorlardr. Arnk 1300 yilrna geldigirnizde, dogrudan dogruya Mogol yonetiminde kalan Dogu Anadolu'nun dismda, her yorcde kucttk beylikler olusmustu. Uclarda kalan beyIikler Bizans topraklanna akinlanm siirdurdiikce i<; bolgelerin kargasasmr birakIP hayatim Uy yorelerinde arayan kisiler de buralara gelmekte idiler. Kisa

20

bir sure sonra U9 beylikleri kiyilara kadar inip denizlere ulasmca, bunlardan bazilan yerli denizcilerle birlesip deniz akrnlanna pkmaya basladilar. Ege kryilannda Mentese, Aydin, Saruhan beylikleri deniz akmcihgmda onde geliyorlardt, Karada ise once bu beyliklerin en kti~iiklerinden alan Osmanhlar yavas yavas akmcilrgt en basanh uygulayan grup olarak tin salmaya basladrlar.

Osmanlt Uc Beyligi

Osman Bey gerci Sogtit civanndaki kiiciik Turkmen grubunun liderligini babasi Ertugrul Bey'den 1281 yilmda devralmisu. Fakat bu siralarda baskam oldugu grup tarih sahnesinde tanmmayacak kadar kii~iik ve onemsizdi, Ancak Osman Bey'in baskanhgmda yirmi yil yasadrktan sonra bu kiicuk toplum cevresine yaptlgl akmlan yogunlastirmis, il; bolgelerden gelen kisilerin de kanlmasiyla Bizansli komutanlar elindeki kale ve kasabaIan bile alabilecek kadar gii~lenmi~ti.

ilk defa 1298 yihnda Sogiit drsmda Bilecik, Yarhisar, inegOl kasabaIan almdi. Iki yil sonra, 1300'de Yenisehir de Osman Bey'in topraklarma katildi, Hele Osman Bey'in akmcilan Koyunhisar'da iistlerine gonderilen bir Bizans birligini de yenip savmca artik kendilerini bir beylik saymaya basladrlar. Ustuste gelen bu basartlardan sonra il< bolgelerden, hatta diger beyliklerden gelen kisiler de Osman Bey'in akmlanna kattlmaya. "Osmanli" olmaya basladilar. Boylece diger beyliklerde oldugu gibi baskanin adiyla amlan bu kuciik akincr toplumu, 1300 yilmda belli bir toprak parcasmr yoneten bir uc beyligi haline ddniistil,

Bu erken donemde Osman Bey'in halkmm, kendilerine "Osmanh" diyen toplumun yaprsi hakkrnda bildiklerimiz pek az. Ancak ondorduncii yiizyilm sonunda, Osmanh beyligi hatrn sayilir bir devlet haline geldiginde Osmanlilarm tarihi yazdmaya baslandi, Hatta bugiin elimizdeki en erken Osrnanh tarihleri, genellikle onbesinci yuzyilrn ikinci yansmda, yani Osman Bey devrinden neredeyse iki yiizytl sonra yazilmis eserlerdir, Fakat genel olarak Anadolu toplumu hakkrnda bildiklerimiz Osmanh toplumu icin de gecerli go rtiniiyor,

C. Anadolu'nun Toplumsal Gelismesi-

Ekonomik Hayat

Once belirtmek gerekir ki Mogel baskisr ve Tiirkmen YIgdmasl Anadolu'da siyasal blrligin ve diizenin dagtlmasina ve parcalanmasma yol a~~ makla beraber, aym zamanda ekonomik hayatm canlanrnasim da sagladr, Oniiciincil yiizytl boyunca Anadolu'da Tiirkrnen niifusunun artmasi sayesinde hayvancihk da onceki donemlere oranla luzlr bir gelisrne gosterdi,

21

Bu gelismenin sonucunda gerceklesen ekonomik iiretim arttsr, yan gocebe Tiirkmenlerin koyliilerin ekinine verdigi zarardan ~ok daba onemliydi. Hayvanciligin gelisrnesi yiinlii dokuma, hahcihk, kececilik, dericilik gibi el sanatlannm da giiclenmesini destekledi, Ontlcuncu yiizytl sonlannda Anadolu hahlan, kece kiilahlan ve dokumalan dl~ pazarlarda bilinir ve aramr rnallar haline gelmisti.

Anadolu'nun ekonomik hayati, Mogel yonetiminde birlesen Asya'mn ticaret yollannm cananmasmdan da yararlandi, Batt Asya, yiizyillardir Hint ve giiney-dogu Asya baharattmn, Cin ipeginin Roma ve Bizans imparatorluklanna, daha sonralan Orta ('ag Avrupasma ulasmasma aracrhk etmisti, Asya'mn bu degerli mallan, ya Hint denizinden Basra korfezine ve Krzrldeniz'e gemiJerIe, ya da i9 Asya iizerinden kervanlarla getirilip Batt Asya'mn cesitli ticaret merkezlerinde satihyordu. Gilney'den deniz yoluyla gelen baharat ve kiymetli taslar, Hint kumaslan Basra ve Bagdat iizerinden Firat nehrini izleyerek Halep'e ve Bizans bassehri Konstantiniyye'ye, ya da Kahire ve tskenderiye yoluyla Akdeniz'e ulastmhyordu. t~ Asya' dan gecen kervanlar ise Cin mallarmm, porselen ve ipegin Tiirkistan, Azerbaycan ve Anadolu'ya, ya da Hazar Denizi'nin kuzeyinden Karadeniz'e ve Dogu Avrapa'ya ulasmasuu saghyordu,

Asya'mn cesitli yorelerindeki siyasal sartlar bu yollardan Uh birinin, Uh otekinin onem kazanmasma yol aciyordu. Abbasi doneminde Bagdat, dillere destan zenginligini, imparatorlugun cesitli yorelerinden halifelere gonderilen vergilerin yam SIm, deniz yoluyla C;in'e kadar uzanan miisluman tiiccarlann odedigi giimruk resimlerine de borcluydu. Hatta Abbasi doneminde miisliiman tiiccarlar giiney Cin'de, Katon'da, siirekli bir topluluk bile olusturmuslardi. Aym sekilde Misir'in da zenginligi Nil'in suladlgl bereketli topraklarla beraber Kizildeniz'den Akdeniz'e uzanan ticaretten de kaynaklamyordu.

Mogol imparatorlugu cagmda, oniiciincii yiizyil boyunca Asya'mn siyasal birliginin saglanmasi, i9 Asya'mn kervan yollan iizerindeki bolgeler arasmdaki cansmalan yatrsnrrms, Mogol yonetimi, Asya'mn bir ucundan obiir ucuna kurdugu siyasal egemenlik sayesinde kervanlann giivenlik ve esenlikle yiiriimesine zemin hazrrlamrstr, Bolgelerarasr ticaretten saglanan gelirler ozellikle hUkUmdar1anD has hazinesine aktigrndan ve hdkiimdarlann kendi toplumlan icinde de yiicelmesine yaradigmdan, Mogol imparatorlugu da Asya ticaretini miirnkiin oldugu kadar gelistirrneye ~~lyordu. GUney'den Kizildeniz'e gelen mallar Mrsrr'daki Memluk devletini zenginlestirdiginden, Mogel yonetimi i~ Asya'dan kendi denetimi altmdaki kervan yollanmn giivenlik ve siirat bakimmdan tercih edilir halde olmasmi hedef alrrusti.

Batt Asya'da ister Bizans'a, ister Suriye ve Misrr'da Memluk devletine ulasan Asya mallanmn Avrupa'ya tasmmasim ise Italyan, ozellikle

22

Venedikli ve Cenovah tiiccarlar Ustleniyordu. Meshur Venedikli tiiccar Marko Polo'nun Kubilay Han'i ziyareti, Mogollarm Avrupah tiiccarlan kendi bolgelerine cekmeye cahsmasi sonucudur.

Mogol yonetimi sayesinde iy Asya kervan ticaretinin gelismesi, Tiirkistan'da Semerkant ve Buhara, Azerbaycan'da Tebriz gibi Anadolu'da da bircok sehrin canlanmasina yardimct olmustu. Mogol denetirnindeki ticaret BaH Asya'ya ulastiginda, Mernluk yonetlmlndeki Halep yerine Anadolu'ya, Bizans'a yoneliyordu, Bu kervanlarm zenginligi Anadolu ~ehirIerinde gilmruk gelirlerinin artmasma ve saraclrk gibi el sanatlanmn gelismesine yo! aciyordu.

Demek ki onucuncu yUzy:il sonlannda Anadolu'nun durumuna baktiglmlzda bir celiski cikiyor karsrmiza. Bir yandan Konya'da Selcuklulann ve Konstantiniyye'de Bizanshlann zayiflamasr, ote yandan Mogol egemenIik rnerkezinin uzakta, Tebriz'de olmasi dolayistyla siyasal bakrmdan bir dagimkhkla karsrlasiyoruz. Daha once de degindigirniz gibi, merkezlerin siyasal gUcUntin zayiflamasi yer yer yeni, kticiik siyasal birimlerin, beylikIerin olusmasrna yol acmistr. Halbuki Anadolu ekonomisi siyasal dagunkltg-a ragmen gUcUnii koruyordu. Tanmsal iiretim, hayvanciligrn da gelismesi ile artmaktaydi, Sehirlerde ise canlt bir ticaret ve zanaat hayati surmekteydi,

Toplumsal Atlar

Oniicilncti yuzyrl Anadolu'su, Musliimanhk ve Hristiyanhk gibi dinlerin, gocebelik ve yerlesik diizen gibi hayat bicimlerinin, irr bolgelerin divan ;ldAbl He uc bolgelerinin kendine has gelenegi ve Tiirkmenlerin toreleri gibi kiiltiir bicimlerinin karsrlastrg}, kaynasngi ve rrarpl$hgl bir bolge idi. Boyle bir bolgede, hele iistiin ve etkin bir siyasal yapt da yoksa, toplumun kendine birlestirici, uzlastmci, diizenleyici yeni yollar aramasi ve yaratmasi sasilacak bir sey degildir. Nitekim Anadolu'da onucuncii yiizyihn sonlannda, bir yandan tarikatlann, bir yandan esnaf birliklerinin gittikce onemli mir toplumsal rol oynamaya basladigi gorulmekte.

Sufilik, yani ulemanrn ve seriann yonlendirmesinin otesinde, kisinin kendini Tannya yaklastiracak, Tanrryt icten duymasuu saglayacak, duygularmi gelistirecek denemelere bas vurmasi, Islamlyet'in ilk donemlerinden beri goriilmekteydi, Daha sonralarr, Abbasi siyasal egemenliginin ciirlidilgil ve dagJldlgl donemlerde, sufiler iin yapmis seyhlerin etrafrnda kiimeleserek gruplar olusturmaya basladilar, Her sufi grubunun amacr aymydi: Genel islam kelsm ve fik'h gelenegi ~er~evesi icinde, fakat sadece seriatm ibadet kurallan He sintrlanmadan, cesitli zikir yontemleriyle, yani Tannyi anarak, onu icten duymayi ve bu yaratici giicle btitiinlesmeyi sagIamak. Buozlem icinde olan sufinin giinliik ibadetin otesinde nastl davranmast gerektigi, Tannya yaklasma ~baslntn nasil olabilecegi seyhlerin

23

ogretileri ile yonleniyordu. Oniietincu yiizytla gelindiginde Bagdadli ~eyh Abdillkadlr Geyiani, Tiirkistanh ~eyh Ahrnet Yesevi, Horasan'dan Konya'ya gocen Mevlana Celaleddin Rumi gibi tasavvuf onderlerinin takipcileri tarikatlar halinde orgutlenmislerdi,

Her tarikat adryla aruldigt seyhin diisiince ve zikir yontemlni silrdiiruyor ve onu, geli~tig-i bolgenin otesine tasiyordu. Mog-ol yayilmast done. rninde, ce~itli diger toplumsal gruplar icinde oldugu gibi, sufi dervisler ve tarikat ehIi arasmda da yerini yurdunu terkederek nisbeten sAkin yorelere gO'7 edenler coktu. Oteden ben sufiler, duygu ve diisiincelerini tekkede toplu zikrin yamnda siir yoluyla da dile getiriyorlardi, Tannya yaklasma ~baslDlD duygusal giicii bu yoldan bazen sakin, '7o~n1ukla coskun bir tasavvuf edebiyatma can vermisti. Tarikatlann dogduklan yorelerin otesine tasmalan ve tasmmalan, boylece hem dervislerin go~Ieri, hem de tasavvuf ~jirlerinin agrzdan agrza dolasmasiyla saglaniyordu.

Tarikatlar Islam diinyasmda yayilmakla beraber, ieinde gelistikleri ortamtn ozelliklerini de siirdiiriiyorlardr, Kadiri ve Mevlevl gibi tarikatlar Bagdat ve Konya'da, gelisrnis sehir kiiltiiriiniin inceligini ve kivrakhgiru .iceren bir diinya gorii~U ve siir zevkini, Arap ve Fars edebiyannin geleneksel kahplanyla ifade ediyor, buna karst Tiirkistan'da kok satan Yesevi tarikan Turkce kosmalarla Tann duygusunu dile getiriyordu.

Onucunctt yilzyil Anadolusu'nun siyasal kargasasi icinde Konya'da Celaleddin Rumi sehirli halki cezbederken, Yesevl gelenegini Anadolu'ya tasryan Tiirkmen dervisleri, hele iclerinde devlesen Haci Bektas ve Yunus Emre, kirsal yorelerde halkin gtindelik Tiirkcesi'ni Farsca He yansan bir tasavvuf dili olarak isliyorlardr. Hem sehir ki.iltUriinde gelisen Mevlevllik, hem kirsal yorelerde yeseren Bektasilik siyasal dagilma doneminde Anadolu halkma bir toplumsal orgiit, bir dayanak noktasi vazifesini iistlendiler, Aynca sufiligin duygusal yaklasrmi, Miisliiman olmayan halka da Cekici geliyordu. Tannnm birligini, tabiatm ve evrenin her bucagma yayuan varhgtrn vurgulayan tarikatlar boylece Anadolu halkmm lsIamiyet icinde butiinlesmesine de yardimci oldular,

islAm dlinyasrmn merkez bolgelerinde gelisen sufiligin Anadolu'da tarikatlar olusturup kok salmasi gibi, gene daha once Bagdat, ~am, Kahire gibi sehirlerde gelisen fiitiivvet anlayisi ve esnaf dayanismasr da oniiciincii yiizytl Anadolusu 'nun ahi birliklerinde degi~ik bir tiir toplumsal ag haIinde kendini gosterdi, islam dtinyasinda sehirli halkm 6zellikle siyasal otoritenin gevsedigi ya da halka yabancd~t1gl donemlerde eskiden beri kendine gore bir ahlak ve dayanisma anlayisi gelistirdigi ve bu anlayis icinde davramslanm yonlendirdigi goriiluyordu, Anadolu'da da ahilik, sehirli tuccar YC esnaf halkm mesleklere ya da i~ kollanna gore loncalara dagilmasr degil de, biitiln sehri ya da kasabayt iceren bir birlik halinde butunlesmesi olarak gelisti.

24

Siyasal gliclin yetersiz kaldlgl zamanlarda ahiler, kasa ba pazarma, ~ar· srsina hakirn oldular; sehirli halkin dayamsmasmi, hatta tehlikeli anlarda orgutlenerek savunma ve korunmasim bile sagladilar. Aynca, kasabadan kasabaya, sehirden sehire haberleserek ve birbirlerine destek olarak siyasal dagrmkhk 'Ie kargasa donemlerinde Anadolu'nun toplumsal buttlnluguniln korunmasrna yardimcr oldular. Ondordiincu yiizyilda Anadolu neredeyse sayisrz siyasal birimler arasinda bclundugttnde, siyasal gilcii kapan beyler, hakirnler, valiler kim olursa olsun bir yandan tarikatlar, bir yandan ahiler, sehirli ve koylti halkm benzer kiiltiirel, dinsel ve toplumsal degerler ve davramslar icinde uyumlu bir hayat surdiirmesinde bashca rolii oynadilar.

Giinliik hayatta oteden beri Anadolu'nun bashca dili haline gelmis bulunan Turkce, AnadoIu'nun fogu yoresine hakim olan beylerin Konya' daki Selcuklu sultanhgina gore halka daha yakm olmasiyla devlet dili olarak da gelisti, Bir de kiiltiir ve edebiyat alaninda Yunus Ernre ve o;agda~1 ozanlann cabalan sonucunda Turkce'nin giiqlii 'Ie kesin bir sekilde zihinlcri de zaptettigini gozonune aldrginuzda, 1300 yilt dolaylannda Anadolu' nun diliyle de biittlnlesme yolunda oldugu ortaya cikar,

25

II. OSMANLI BEYLtCiNtN GELt$MESt (OSMAN BEY)

A. Osmanltlar, Bizans ve Katalan Sejeri

Osman Bey'in yonetiminde, onun etrafmda kiimelenmis ve onun adiyla bilinen Osmanh toplumu bir beylik haline doni.i.~tUgiinde, dogusu ve giineyi diger gazi beylikleri ve u~ toplumlanyla ~evriliydi. Kuzeyinde ve batismda ise Bizans topraklan uzamyordu. 1300 yilmm Bizans devleti, bir zamanlann gi.i.~lti imparatorlugu olma niteligini ~oktan kaybetrnisti. Uzun siire Iran'm Sasani Imparatorlugu He ~arpl~an Bizans, yedinci yiizyilda Islamiyet'in parlayisinda Suriye ve Misrr'r kaybetmis, -fakat Arap ordulanm giiney ye dogu Anadolu'da durdurmayi basarmrsu. Hatta onuncu yiizyd sonunda Abbasi halifeliginin gii~i.izltigunden faydalantp suurlanm Suriye'ye dogru genisletmeyi bile denemisti, Fakat Bizans onbirinci ytizyd sonundan bed dogudan gelen Selcuklu akinlan ve battdan bosanan Hacli seferleri karsismda gittikce gucsttzlesmisti. Hele 1204'de Venedik onderliginde bir Hacli donanrnasr Konstantiniyye'yi ele gecirince, Bizans devletinin merkezi Iznik'e tasmmis, iilkenin diger yoreleri iizerindeki otoritesi de zayiflamisu. Bizans 1261 'de Hach kahntilanm kovup Konstantiniyye' ye dondiikten soma devlete ~ki diizen verilmis, fakat bu da oniiclincii yliZYII sonunda batr Anadolu sirnr boylanna yiiklenen Tiirkmen dalgalanm durdurmaga yetmemisti.

Osman Bey'in karsismdaki Bizans, bu kiiciiciik uc beyliginden kat kat biiyiik olmakla beraber siyasal bilesimini kaybetmekte olan bir devIetti, Sogiit'e yakm Bizans kasabalan her biri kendi basina buyruk tekfurlar elindeydi, Osmanh beyliginin ilk donemlerini anlatan tarihler, ~~itli tekfurlar ve us: beylikleri, u~ toplumlan arasmda uyusma - bozusma, carprsma - bansma hikayeleri ile doludur. U~ bolgesinde dostluk - diismanlrk sadece din aymrm iizerine kurulmus degildi, Bir Bizans tekfuru gecici bir sure icin bir gazi beyi He anlasabiliyor, etrafrndaki diger tekfurlara ya da beylere karst ortak hareket edebiliyordu. Siyasal birirnlerin simrlan da kesinlikle cizilmis degildi. Bazi yorelerde yaylalarTiirkmenlerin, ovalar Hiristiyan ya da Miisliiman koyliilerin, kasabalar Bizansh komutanlann e1indeydi. Resmen degi~ik siyasal birimlere bagh kisilerin ve gruplann belirli zamanlarda aympazarda ya da panayrrda ahsveris ederek, hatta bazen surekli j~icye yasadiklan bolgeler de olusuyordu boylece.

Ondordiincil yiizyrlm ilk yillarmda kuzey-bati Anadolu'nun siyasal

27

karmasrkhgina bir unsur daha katildr. Bu yeni unsur - 1303'de Bizans'in ~agrlSl He Miisli.iman gazilerle ~arpl~mak iizere Akdeniz'in obiir ucuna tspanya'dan kalkip parah asker olarak Bizans'a gelen sekiz bin kisilik bir Katalan ordusuydu. GUya Bizans devletinin emrinde olan Katalan askerler Bizans'taki diger askeri giiclerin aczini gorimce komutanlan Roger de Flor'un pesinde kendi baslarma buyruk harekete basladilar. Konstantaniyye'de karisikhklar ylkardlktan sonra nihayet gucliikle asil amaclanna donmege razi oldular ve Musliiman ur; toplumlarr ile r;arpl~mak iizere Marmara denizinin giiney sahiline crknlar, Sonraki donemlerin Osmanh tarihlerinde bahsi gecmeyen bu iicretli asker gtlruhunun bu yillarda Bahkesir yoresini elinde tutan Karesi beyligi giicleri ile r;arpl~tlgl anlasihyor. Bir sure kuzey-bati Anadolu'da r;e~itli ur; toplumlan ile Savasan Katalan ordusu kesin bir sonuc elde etmeden, yani ur; beyliklerine agir bir darbe indirmeden Bizans'a geri dondii. Anlasilan komutan Roger de Flor Bizans emrinde savasmak yerine ur; bolgesinin siyasal kargasasi icinde kendine bir bagrmsiz devletcik koparmak sevdasrna dtismti~tli. De Flor'un faydasmdan cok zararr olabilecegini farkedeh Bizans yoneticfleri ertesi yrl, 1304'de, Edirne'de kendisinin ortadan kaldinlmasim sagladilar. Fakat bassiz kalan Katalanlar dagilmak yerine Bizans topraklannda 'etrafa ates sacarak ilerleyip yillar sonra yurtlartna donene Kadar Yunanistan'da Atina'ya Kadar uzamp bazi yoreleri ellerinde tuttular.

B. Osmanlt T oplumu ve Biiyiime

Katalan ordusu kuzey-bati Anadolu'da, Osrnanh toplumunun yerlestigi uc boyunda onemli bir iz birakmadan gecip gitti, Zaten bu yillarda Osmanh toplumu yeni ele ger;irdigi kasabalarda yerlesmeye baslamtsti. 1300 yih dolaylarmda, Osmanlitoplumu uc boyunda yeri-yurdu, koyii-kenti olan bir beylik haline geldiginde Konya'daki Selcuklu sultanlanmn saw gecmez olmus, aruk Ilhanli hiikilmeti Anadolu'yu - dogrudan yonetir hale gelmisti. Hem iclerde, hem uc boylanndaki diger beyler gibi Osman Bey de Ilhanh valilerinin sozilne uymaya dikkat gosteriyordu, Fakat uc boyla-

- nnm dagmlk havasmda kii\riik Osmanlt toplumu tamamen bagrrnsiz 01- masa bile kendi ken dine r;eki-diizen vermek zorunda idi.

. Uc bolgesi halkimn bernen hepsi, asil ugraslan ne olursa olsun eli silah tutar, akina ya da savunmaya katihr kisilerdi. Hatta uclarda kadmlarm bile catismalara girdigi anlasihyor, Fakat Osmanh toplumu belli bir bolgeyi yonetim bir beylik haline donustiikce toplum icindeki farklrlasmalar da artmaktaydt, Bazi kisiler artik sadece ciftllkle, ya da kasabada ticaretle veya zanaatla ugrasiyorlardr, Buna karsm savasa katilanlar hftlft sadece askerlikle gecinir hale gelmis degillerdi,

Diger uc toplumlannda oldugu gibi Osmanhlarda da bir beylik ailesinin varhgi kabul ediliyordu; yani bey herhangi bir aileden degil, ancak

28

Ertugrul soyundan seciliyordu. Fakat siilalede beyligin kimden kirne ge~ gecegi saptanmis degildi, beylik ailesinden birisi toplumunun destegini kazanmakla bey olabiliyordu. Mesela Ertugrul Bey i:ildiigiinde, kardesi Diindar Bey'in beylikte gozii oldugu halde topIum, daha dogrusu toplumun soztl gecer kisileri, Ertugrul ogiu Osman Bey'i desteklemislerdi, Buna ragmen Diindar Bey'in beylik lursmdan vazgecmedigi, yegeninden kurtulmak icin hatta Bizansh tekfurlarla anla~t1.£l, bunun iizerine Osmen Bey'in tetik davranarak amcasnu kendi eliyle oldUnnek zorunda kaldtgr Osmanh ta- , rihlerinde anlatihr. Osmanh siilalesinde beyligin, ya da daha sonralan saltanatm kime kalacagi ancak yiizyillar soma bir kurala baglanabilmisti,

Ashnda biitun i9 Asya toplumlan icin gecerli olan bu durum, Anadolu'da da Oguz- Tiirkmen toresinin ne kadar gii9It.i bir sekilde yerlestigini gosteriyor. Gene aym beylik anlayisma gore bey ailesinin biitiin f'ertleri iilke iizerinde soz sahibi olabiliyorlardi; asil alan bir kisinin degil, bir ailenin beyligi idi, Ailenin basi herkesin beyi olmakla birlikte, ailenin diger Uyeleri de iilkenin birer kosesini yonetiyorlardr. Hatta aym beylik icinde oldugu halde, ayn ayn sikke (yani para) kestiren, kendi kendine dl~ iliskiler gelistiren aile iiyelerine bile rastlarur zaman zaman. Diger Anadolu beyliklerinde bu anlayis siyasal parcalanmaya kadar uzandigi halde, Osmanh beyliginin ilk zamanlannda, Diindar Bey'in oldiirillmesi olayi dismda onemli aynliklara rastlanrrnyor, Mutlu bir tesadiif mii demeli, yoksa Ertugrul soyunun ferasetine mi vermeli, bilmek kolay degil,

Beylik ailesi drsinda toplumun icinde sivrilmis diger kisiler de vardt tabii, Bu gibi kisiler ve bey ailesi iiyeleri bey'in damsmanlan olarak gorlismelere ve kararlara katihyorlardt. Bey mutlak br hakim olarak degil, toplumun en sozii gecer kisisi olarak hiikiim yurutiiyordu. En onemli islevi akmda ve savunmada komutanlik olmakla beraber, toplumun esenligini gozeten, adaletin yerini bulmasmi saglayan bir onder de olmasi bekIeniyordu, U9 toplumunda bu donemde savasma dismdaki konularda bUgiyi, tecriibeyi temsil edenler medrese gQrmii~ ulemadan ~ok, ahi seyhleri idi. Osman Bey'den baslayarak ondordimcu yiizyil boyunca Osmanh bey" lerinin Anadolu ahilerine ve dervis seyhlerlne saygiyi eksik etmedikleri gorilliiyor, Hatta Osman Bey zamanmda kasaba kadisi olarak medrese ulemast degil, ahi geleneginde yetismis fakihlerin secildigini de kaydedelim.

Osmanh tarihlerinin bu donemleri anlansma bakmca, Sogiit ucunun en saygideger kisisinin ahi seyhi Edebali oldugu anlasihyor. Bir kent grubu olan, carst-pazar toresini temsil eden ahilerin en onde gelenlerinden Seyh Edebah'mn neden Sogiit ucunda kosesine cekilmis ya~dlgl meraka deger. Belki de Edebah Anadolu 'nun geleceginin uc boylannda gelisecegine iriannusn. Kizim Osman Bey'e verrnesi de aym dtisilnce He olmus 01 abilir, Bu evlenme sayesinde Osman Bey sadece Sogiit civarmda degil, Anadolu iclerine kadar ilnii duyulrnus Edebah'nm ve dolayisryla ahilerin destegini

29

kazamyordu; ahiler ise Osman Bey'i ve soyunu kendi iclerine ~ektiklerine inanmislardi.

Osman Bey ilk defa Soglit dismda kasaba ve toprak eIe gecirince, bu yerlerin yonetimi icin ahnan kararIar yukanda anlattiklanmrza ornek olusturuyor. Bu kasabalar beylik ailesi mensuplanna ve diger komutanlara yonetrnek ve vergi gelirini toplamak uzere verildigi gibi, Bilecik'in hasilan da ,<;;cyh Edebah'ya birakrhyordu. Bu siralarda Osman Bey'in ne kadar temiz ve acik kalpli, hatta sat yiirekli oldugunu, ne kadar halktan sebepsiz bir§ey almaya karst r;lkttgml gostermek icin bir olayt hiUy~ eder Osmanh tarihleri. Hikayenin dogru oldugu inancmdan degil, bazi noktalara dikkati cektigi icin tekrarlayahm.

GUya Germiyan Iilkesinden, yani Osmanb'ya gore iy bolgeden biri 91- kagelmis, kasabamn pazar bacmi (toplamak hakkim) sann almak istemis. Osman bey "bac" lafim duymamrs, ne oldugunu bilmez. Germiyanli demis, pazara satacak mal getirenlerden akce almak hakkt, Osman Bey kizrms, pazara mal getirenler ne diye sana - bana akce versin. Germiyanh idettir diye aciklarms, her vilayetin hakimi pazardan bie ahr, Osman Bey busbiitiin kizrp adami kovmaya kalkinca, danl§tlgl kisiler araya girip anlatnuslar ki pazar yeeini koruyamn bac almasi sagladig; guvenligin karsihgldlr. Bunun uzerine Osman Bey'in de akh yatmrs, pazarda mal satandan akce almmasma ruhsat vermis,

Bu hikayede gecen bazr noktalan vurgulayahm. Birincisi, Osmanh toplumu ilk gelistiginde kent hayatma dair en basit kurallan bile yoktu hikayeye gore. Ikincisi, toplum dallanrp budaklandrkca, yeni durumlar ortaya cikip careler gerektikce, coziimler i9 bolgelerden, yani oteden beri yerlesik deviet ve topium diizeninin isledigi yorelerden ulasiyordu Osman Bey'in uc toplumuna, Lr9tincU nokta da su: bu yeni topium kurallan i9 bolgelerden gelip Osmanh toplumuna katilan kisilerce tasmryordu. Tekrarlayalim .onemli olan Osman Bey'in bac almaga razi gelmesi hikayesinin dogrulugu degil, hikayenin cesitli ogelerinin tarihi gergegi yansrtmasi.

Ondordiincil yiizyilm ilk ytIlannda Osmanli toplumunun biiyumesinde, bac hikayesinde gordUglimliz gibi, Anadolu iclerinden kalkip Osmanli ucunda yerlesen kisilerin payi onemliydi, Boyle yeni Osmanhlann bir kisnu akmci, bir kisrm ise koylii ve sehirli idi. Diger yandan Osmanh beyligi elindeki topraklan biiyutmegi de siirdtiriiyor, insanlann sayrsi bu sekilde de artryordu.

Firsat dti~ttik~e komsu Bizans tekfurlanna kalll gerceklestirilen akinlar genislemenin yollanndan biriydi, Fakat hele ilk ytllarda savasm ve akinm dismda diger genislerne sekilleri de goze carpryor. U9 bolgelerinin siyasal dagmikhg: icinde beylik: sayilamayacak kiiciik toplumlar da vardi, Ertugrul Bey'in U9 toplumu Osman Bey'in beyHgi haIine donustttkce, civardaki bu gibi daha kti9iik TUrk - Mtisltiman U9 toplumlannin bazilan

30

Osman Bey'le birlesmeyi, Osmanli olmayi tercih ettiler. Osmanh beyligi~ run ozellikle kuzey-doguya, Mudumu, Tarakb, Goyniik yorelerine dogru genislemesi, boyle kiiciik u\( toplumlannrn bazen kendilik Ie rinden , bazen ~aresizlikten Osman Bey'e uymalanyla saglandi. Kendiliklerinden Osmanlt olan komsular arasmda sadece TUrk uc halkma degil, Bizanshlara da rastlamyor. Bunlann en meshuru Kose Mihal Bey, Osman Bey'in ilk onemli basanlanna katkida bulunmus, daha sonra bu iki miittefik birlikte girisimlerini surdurmtislerdi, Bir sure sonra Tekfur Mihal Miisluman oldugunda Osmanhlasmasi tamamlandi, Artik Mihal Bey ayn bir siyasal gU\( olmayi birakip Osman Bey'in onernli yardimcilanndan bid haline gelmisti. Osman Bey'i hakim bilerek onun emrine uyrnak i\rin Miisliiman olmak da sart degildi. Bazi Bizans koy ve kasabalan Osmanh eline gectikten sonra da kendi komutanlanmn yonetiminde btraktlabiliyordu. lleride aynnttlan He gorecegimiz gibi, Osmanb devletinde yiizyillarca Hiristiyan timarhlara rastlamr, Bu gelismenin kokeni, Osman Bey doneminde U\r toplumunun serbest ve acik diizeninde aranmah,

Mudurnu yoresinde Samsa Cavus ve Harrnankaya tekfuru Kose Mihal gibi kisilerin ve bunlara bagh gruplarm Osmanlilasmasrm kolaylastiran uc bolgesi halkmm benzerligi idi. Samsa Cavu~'un onderi oldugu u~ toplumu dil, din, gelenek ve yasam bicimi bakimmdan Osmanlt toplumundan farkh degildi, Bizansli Htristiyan halk bile elli - altnus yildir neredeyse i~i\(e ya~adtgl TUrk - Miisliiman u~ halkma kolayhkla uyabilecek kadar yakrnlasmistr, Bir yandan uc boyu akrncrlanmn Bizansli kadmlarla evlenmesi, bir yandan kasaba pazarlannda alis-veris, halkin ister istemez kaynasmasim saglryordu. Osmanh eline gecen topraklarda yasayan halkm ahsageldigi yasantisrm, hatta eskisinden daha srkmtisiz siirdtirebilmesi Osmanhlasma siirecini kolaylastmyordu,

Osman Bey'in sagitgmda kuzey-bati Anadolu'nun Bursa ve lznik gibi birinci derecede kentleri degil, nisbeten onemsiz kasabalan ele gecirilmisti. Gene de Osmanh topraklan Mudanya'da Marmara'ya ulasmis, Sakarya vadisinde ve Bolu yonunde onemli bir genisleme saglarms, Osrnanli beyIigi cok daha yaygm bir buytlmeye hazir hale gelmisti. Osman Bey 1324'de oldUg~nde Bursa iizerinde Osmanli baskisr gittikce artmaktaydi. Nitekim Orhan Bey doneminde sade Bursa, lznik ve lzmit degiJ, kuzet-bati Anadolu'nun tiimii ele gecirilmis ve Osmanh kuvvetleri Trakya'da ilerlemeye baslamisn. Osman Bey'in oliimii ve Orhan Bey'in onun yerine gecmesi sadece beyligin el degistirmesi olarak degil, Osmanlt toplumunun yasammda yeni bir donemin i~areti olarak onemlidir.

31

III. OSMANLI TOPLUMUNDAN OSMANU DEVLETtNE (ORHAN BEY)

A. Osmanlt Kurumlarmtn Gelismesi

Osman Bey'in, son yrllannda beylik mesuliyetinin biiyuk kismim ogiu Orhan Bey'e biraktrgi izleniyor. Belki babasmrn bu acrk tercihinden dolayi, fakat herhalde toplumun sozti gecer kisilerinin destegini de kazanarak, Osman Bey'in olumunde Orhan Bey onun yerini aldi. Orhan Bey'in beylige gecisinde herhangi bir tarnsma pkmadlgl, Ertugrul soyunun diger iiyelerinin Orhan Bey'i itirazsiz destekledikleri anlasihyor. Bu noktaya isaret etmekten maksat aile beyligi toresine gore beylige gecmekte kesin bir kural olmadigiru hatrrlatrnak. Hatta diyebiliriz ki, diger Avrupa - Asya stepleri halklannm da paylastigr bu toreye gore, beylige geciste kesin bir kural olmamasi, ozellikle korunan bir devlet anlayismm geregi idi, Beyligin en buyuk evlada ya da ailenin en yash iiyesine kalmasi gibi bir kural olmaymca, ulkenin cesitli yorelerini yoneten beylik ailesi iiyeleri kendilerini gostermek, adiI,akdh ve cesur olduklanru halka, toplumun ileri gelenlerine ve savascilara kabul ettirmek zorundaydilar, Ancak bu sekilde ailenin hangi iiyesinin beylige en yarasir aday oldugu saptanabiliyordu. Tarihin ge~it1i donemlerinde gorlildiigU gibi, bu devIet anlayisi taht kavgaJanna, hatta i9 savaslara yol a cabiliyordu. Beylik adaylarimn cekismesi, hatta carprsmasi diger Anadolu beyliklerinde kargasalar dogurdugu gibi, Osmanli devletinin sonraki gelismesinde de onemli bir siyasal gercek olarak kendini gosterecek. Gene de bu i9 Asya toresinin yUzytUar boyunca slirdiirillmesi, toplumun basmm belirlenmesinin, meseta en biiyi,ik ogul 01- mak gibi, kor tesadiife birakilmayacak, hatta gecici bir kargasaya degecek kadar onemli oldugu gorii~iinUn sonucudur.

Orhan Bey'in ilk siyasal girisimleri daha babasrmn zamamnda hedef alman yonlerde ilerlemeyi sagladi. Uzun bir asked baski sonunda Bursa, 1326'da ahndr, Bunu takip eden yillarda Kocaeli yanmadasmda imparatorun kumandasmda bir Bizans ordusu maglub edilip Marmara'nm giiney ve dogu kiyilan, bolgenin Gernlik, lznik ve Izmit gibi en onernli sehirleri de dahil olarak, ele gccirildi. Boylece Orhan Bey, beylikte ilk on yilmm sonunda civanndaki kiio;iik uc toplumlanm ve Anadolu'da Bizans sehirlerini tamamen kendisine katnus oluyordu, Banda ise simrlar onemli bir Uif beyligi olan Karesi topraklanna kadar gelip dayanmisn.

33

Osman Bey Uli boyunda bey oldugu halde Anadolu'da egemen olan tlhanh iistunliigiinii tammak zorunda idi. Orhan Bey de ilk yillannda Teblu:'e bagimh oldugu halde, arnk Ilhanh giiciinii daha az duydugundan babasina gore daha serbest beylik silrebildi, Beyliginin ii~ijncii yilmda Orhan Bey kendi adma sikke kestirip siyasal egemenligin en onemli sirngelerinden birine_ sahip oldu, Bununla beraber Orhan Bey'in Ilhanh hakamni kendinin ustunde saydigmi gosteren diger sikkeleri oldugunu da belirtelim. Ancalc Ilhanh devletinin 133S'de dagilmasryla Osmanh beyligi kesin bir egemenlik kazanrms oldu,

Gene aym siralarda, yani 1330 civannda, artik epey gelismis ve genislemis alan beyligin i~ diizenini Osman Bey ddneminin bash kayitlan otesinde kurallar ve kurumlarla pekistirmek ve yeni bazi idari ve askeri kurumlan yerlestirmek gereg! duyuldu. Bu yeni toplumsal diizenlemenin en onemli unsuru bir savasci grubunun ortaya ~lkmasldlr.

Osman Bey donerninde toplumun biitiin iiyeleri akm ya da savunma gerektiginde savasa kosuyorlardi, yani toplum tiimiiyle savasciydi, Tabii onde gelen komutanlar ve bey ailesi iiyelerinin hayatlartru kazanrna gereginden soz edilemez, Gerci Osman Bey'in, hatta Orhan Bey'in koyun suriileri oldugu biliniyor, yani Tiirkmen gelenegi bu ~eki1de siirdiiriiliiyordu anlasilan. Fakat hie olmazsa Orhan Bey'den itibaren bu siiriilerin ve diger mallann bey konagi gereklerini saglamaktaki onemi fazla degildi, Beyler ve komutanlar ye~itli sehir ve kasabaIann yonetimlni tistlenmislerdi; bu gorevin kallihgmda da hakimi olduklan kentin vergi ve resimlerini topIamak hakkma sahiptiler, Komutanlann gecimi bu vergilerle saglanryordu. Hatta kentlerin vergi geliri komutanlara verildig! gibi, kirsal alandan toplanan tanmsal vergilerin de koylerin asayisini ve diizenli yasanum saglayan ath savascilara, sipahilere, timar olarak verildigi tahmin edilebilir. Daha ileride aynnnlan ile gorecegimiz gibi, bu sekilde vergi ve resim gelirlerinin komutan, subasi ve sipahilere aynlmasma "dirlik" diyordu Osmanhlar; yani savascilann gecimini, dirligini saglayacak gelir.

Fakat 1330 yih civannda subasi ya da timarh olarak dirligi saglannus kisilerin saYISI cok azdr, Orban Bey savasa gittiginde savascilanmn biiyiik bir yogunlugu haIa dirlik sahiplerinden degil, eli silah tutan i.i1ke halkmdan olusuyordu. Beylik kucuk bir uc toplumu iken mesele yoktu, ama iilke genisleyip savas daha uzun ve agtr, hatta daha ciddi bir ugr~ haline geldiginde, halkm isini-gticiinti brrakrp savasmasi da gii~le~iyordu. Artik Osmanh beyliginin savaslan, ister sehir kusatmasinda olsun, ister dUzenli Bizans orduIan He carpismakta olsun, sadece askerlikte ugra~n savaserlar gerektiriyordu.

Bu durumda dirlik sahiplerine ek olarak ve riitbece onIann altmda yeni askert gruplar olusturuldu, Bir kismi yaya, bir kismi "miisellem" denilen atlr savascilardi bunlar. Akma katilan halktan farkh olarak yaya ve

34

miisellem askerlere savas zarnanmda bir iicret odendigi gibi, diger zamanIarda gecinmeleri icin ciftlikler de veriliyordu, Sade haIk ekip- bi~tiginde devlete, yani devletin temsilcisi oIan timarh sipahiye ya da subasrya pay vermekle yUkUmIil oldugu halde, yaya ve musellem birlikleri vergilerden muaf olarak, dordu- besi bir ciftlikte tanmla ugra~lp iiriinleri iIe gecinebiIiyordu. Yaya ve miisellemler gecinmeleri icin koyiii hayanm tamamen tcrketmedikleri icin daha tam anlarmyla bit iicretli Osmanh ordusundan bahs edemiyoruz. Fakat dirlik sahiplerinin yanmda boyle ozel durumda asker! birliklerin ortaya Clkl~I, diizenli bit ordunun baslangicr sayilmalr.

Aym siralarda biitun asked birliklerin komutam olarak bir beylerbeyi rutbesinin de ortaya t;lktlgl goruluyor: beylerbeyi, yani biitiin beylerin, komutanlann beyi. Daha sonralan Osmanh devletinde birden fazla beylerbeyi oldugunu gdrecegiz ki buniar eyalet vaIileri olarak gorev yapacaklar. Orhan Beydoneminde ise bit tek beylerbeyi vardr; belli bir yorenin valisi oIarak degil, Osmanh beyligindeki biitiin askeri kuvvetlerin baskomutam olan bir beylerbeyi. Tabii Gazi Orhan Bey asil baskornutan sayihyordu: fakat onun gdrevi askeri yonetimin iistlinde, gelisen devletin ve toplumun genel yonetlmini iistlenmekti.

Gerci Osmanlr beyleri, daha sonralan padisahlar, yiizyrllarca ordulanm hele 5nemli savaslarda dogrudan dogruya yonetmeye devam ettiler, Fakat Orhan Bey ~agmda bir beylerbeylik makamma gerek goriilmesi Orhan Bey'in artik sadece asked islerin otesinde ve ustiinde bir islevi olduguna isaret ediyor, Boylece Orhan Bey, nitelik yoniinden toplumdaki diger beylerden, komutanIardan aynhyor ve onem kazamyordu. Gene de gozoniinde bulundurmak gerekir ki Orban Bey MIa sadece "bey" idi, Daba sonraki nesillerde og-Iu Murat Gazi "hudavendigar" (hiinkar), torunu YIIdmm Beyazit "sultan" diye bilinecek Osmanh devletinde. Orhan Gazi ise daha Unvan bakimmdan diger komutan ve beylerden ayn degildi, Osmanb toplumunda bey'in sultanlasmasr, padisahlasmasi, siyasal giicii kesinlikle kendi elinde toplamasi yiizyrl siirecek bir gelisme olarak crkacak karsirmza. Orban Bey'in kendi emrinde bir beylerbeyi yaratmasi ve bu gelismenin ilk arum I sayilmah.

Beylerbeyi makamrmn ortaya t;lkmaslOa _paraIel diger bir gelismeye daha isaret edelim, Beylerbeyi nasil asked islerde sorumlulugu yiiklendiyse, yonetimi biitiinUyle cekip cevirecek bir vezir de tayin edildi, Osman Bey doneminde biitiin toplum asked giicii olusturdugu gibi, siyasal ve asker! islevleri birbirinden ayirmak da miimkiin degildi, Orhan Bey cagJ_nda ise ordu toplumdan ayn gelistikce askerlik ve yonetim de ayn kurumlar haline donii~meye basladi. Bu aymm gerci yiizyillar boyunca kesinlige kavusrnadi Osmanh devletinde; askeri meslekten gelenler iistiinliiklerini korudular. Hie olmazsa onyedinci yiizyJJa kadar devletin basi, bey ya da sultan, asker! kimligini, komutanhgim sUrdiirdiigU gibi, viIayet yoneticileri de

35

asker! kistler olarak kaldilar. Gene de Orhan Bey zamamnda bir beylerbeyi ve bir vezir tayiniyle Osmanh beyliginin asked diizenive yonetimi ayirarak gecmis ve ~gd~1 islam devletlerinin klasik yapisina ulasmayi amacladigi anlasihyor, Diger islam devletlerinde oldugu gibi, Osmanh beyli~inde de vezir bu donemde sivil yonetimden yetismis kisiler arasmdan seciliyordu, Ilk defa vezir olarak tayin edilen Alaeddin Pasa'mn kimligi kesinlikle bilinmiyor gerci, fakat ondordiincii yiizytlm diger vezirleri medresede okumus, kadihk yapmis kisilerdi.

Osman Bey doneminin basit u~ toplumundan Orban Bey doneminin u~ devletine geciste gelisen ve biiyiiyen toplumun ve devletin diger gereklenni karsilayabilmek icin yeni tayin olunan vezirin yonetimde ilim ve kalem islerini ~ekip cevirebilecek, frkih ve seriat bilir, beylik yazismalanrn yilriltebilecek eli kalem tutar kisilerin onerni de artiyordu. Yukanda gordtigUmuz gibi Osman Bey !;agmda boyle kisiler i<; bolgelerden gelip Osmanh hizmetine giriyorlardi. Orhan Bey ise ulemantn ve katiplerin Osmanh topraklannda da yetisebilmesini saglamak amaciyla egitim kurumlarmm gelismesine onayak oldu. islam toplumunda egitim devletin sorumlulugunda olmasa bile egitim kurumlan devlet yoneticilerinin, beyierin ve esraftn kurdugu vakiflarla destekleniyordu. Iznik ahndiktan hemen sonra bu eski Bizans kiiltiir ve bilim sehrinde ilk Osmanli medresesi kuruldu, Bunu Bursa'da diger bir medrese takip etti. if bolgelerin yerlesik kiiltilninde yetismis alimler bu yeni gelisen toplumun egitim kurumlannda hocahga davet edildiler,

Ban kiliselerin camiye cevrilmesi, yeni medrese ve imaret gibi toplumsal dayarusma kurumlannm acilmasiyla, Osmanh eline gecen ~ehirler zamanla toplumsal yapilan ve mimarileri He de Islamt bir gcrilnum almaya basladilar. Osmanh iilkesinde ulemanm, kalem erbabrmn artmasi, islami kururnlann gelismesiyle ll~ boyunun akmcilan arasmda da miicadelenin din ugruna, Musliiman egemenligini yaymak, tslam kulturiinun ufuklanm genisletmek amacma doniik oldugu bilinci yerlesmege basladi. Turkce "akmci" teriminin Islami kaf§illgl Arapca "gazi" keIimesi idi, Gazi, yani gazaya kosan, katilan kisi, Osmanh oncesi islam tarihi siiresince "gazi" lafr her savasciya degil, ozellikle uc boylanm koruyaniara rnahsus bir terirn haline geldigi gibi Islami, dint, bit mahiyet de kazanmaya baslamisti, We 1330 yillannda, Orhan Bey doneminde halk agzmdaki "akmci" terimine karst resmi yazi yazitlarda "gazi" kelimesi kullamhr oldu, Biitiin ll(;: toplumu "gazi" oldugu gibi Orban Bey de Arapca yazrtlarda "gaziler sultaru Gazi Orhan bin Osman" diye adlandi.

Osmanh u~ toplumunda Islam] bilincin artisun sadece akmci yerine gazi gelimenin yaygmlasmasmdan degil, toplumdaki Miisltimanlar arasmda kullamlan kisi adlannm degismesinde de izlemek mtimkiin. Osman Bey Islam iimmetinin Iiciincii halifesinin ismini tasiyordu, fakat hem ba-

36

basi Ertugrul Bey, hem halefi Orhan Bey Islamiyet oncesi Turk adlan ile arulryorlardi. Ertugrul Bey'in kardesleri Sungur Tekin, Giindogdu, Diindar Alp; Osman Bey'in kardesleri Savel Bey ve Giindiiz Alp'in isimleri de saf Turkce idi, islam oncesi Tiirkce adlarm kullamlmasi Osman Bey doneminde de siirdiiriildii, Osman Bey'in ogullarmdan bazilan Alaeddin, Melik, Hamit gibi Arapca'dan ahnma Islam! isimler tasirken, selefi Orhan ve diger ogullan Pazarli, Coban, Savel; yegenleri Bayhoca, Aktimur, Aydogdu Turkce adlandmlmislardi. Orhan Bey neslinde ise islam geleneginden isimler secilir oldu. Osman Bey doneminden sonra Osmanh sulalesinde Savel, Yahsi, Korkut, Orhan, Oguz gibi oz Turkce isimlere pek seyrek rastlanmasi, hie olmazsa toplumun yonetici-bey tabakasmda Islam] benligin Turk geleneginin yerini almaga basladigmm belirtisi sayilmahdrr,

8. Uc Boyunun. Trakya'ya Gecmesi

Orhan Bey'in beylikte ilk on - oniki yilt icinde Bizans'a karst arnk gaza denilen akmlanm siirdiirdiigtinii, Marmara 'run kuzey-dogu ve giiney sahillerindeki Bursa, Iznik, Izmit, Gemlik gibi sehirleri ele gecirerek Bizans'in kalbi Kostantiniyye'nin dogu ucuna yakla~tlgml yukanda belirtmistik, Aym zamanda Marmara'run giineyinde daha batrdaki Karesi beylig-i He Orhan Bey arasmda kalan Kirmastr, Ulubad ve Mihalic de Bizanshlardan almdi. Boylece 1340 yihna gelirken Osmanlr u~ devletinin uc olma sifatim kaybetmeye yaklasng; goruluyor, Kuzey'de Konstantiniyye'ye hiicum etmek daha Orhan Bey'in gent; devletinin basararnayacagi kadar zor idi. Diger sinrrlarda ise Orhan Bey'in ~vresinde hi~ olmazsa Osmanhlar kadar gii~1ti diger Tiirkmen-akmci beylikleri yer ahyordu. Kuzey-dogu'da Candar Ogullan, gimey-dogu'da Germiyan, batl'da Karesi beylikleri Orhan Bey'in cevresini sarmrslardr, Gene Osmanh devletinin kaderi, gelisiminin bu noktasinda Selcuklulann 90ku~li He ortaya !r1kan diger beyIiklere benzeyebilirdi. Akin sahasmin kisitlanmasr He bir i~ bolge devletcig! halinde kalabilirdi Osmanhlar da,

Osmanh devletinin kiiciik bir bolgesel devletten ondordiincii ylizyd sonunda hahn sayihr bir sultanliga dogru gelismesinde Canakkale Bogazi'na ulasmasi ve Trakya'ya gecis yolunu acmasr en onemli bir adim olarak go.. riiniiyor. Fakat 1340 yrh civannda Anadolu'nun kuzey-bati ucunu ve dolayisiyla Trakya yolunu elinde tutan Karesi Beyligi idi. t;>te bu yUzdendir ki Osmanh tarihinin onemli doniim noktalanndan biri 1335·1345 arasmda Karesi Beyligi'nin Orhan Bey tarafrndan ele gecirilmesidir. Yoksa Osmanhlardan once Karesi akmcilan Trakya'ya gecip tutunabiIselerdi, 600 yd surecek imparatorlugun ad! belki Karesi diye bilineeekti. Tarihcilikte "su ~oyle olsaydi" diye hayale dalmamn yeri yok tabii. Maksat Karesi Beyligi' nin cografi konumunun onemine isaret etmek.:

37

Osmanh Beyligi'nin biiyiimesinde Bizans'tan ahnan topraklann yamnda, ozellikle kuzey-doguda Bolu yoresine dogru uzanan ve akincilikla gecinen TUrk uc toplurnlanrun bazen goniillii olarak, hazen \iaresizlikten Osman Bey'e katildiklarmdan soz etmistik, Bu Uli toplumlan, daha beylik denemeyecek kadar kti~iik gruplar olusturuyordu, Karesi Beyligi'nin Orhan Bey'in eline gecmesi ise daha bUytik Ii8pta bir olay; gene de olaym aynntilan ilk donem Osmanh tarihinin karanhgi icinde kahyor. Anlasilan Karesi Bey ailesinde taht liatl~masl boliinmeye ve Osmanh miidahalesine yol acmisn. Tiirkmen toresine gore beylik ailesi Uyeleri iilkenin lie~itli bolgelerinde hiikiim stiriiyorlardi. Fakat 1335 civannda .Aclan Bey oldiigUnde ogullan anlasamadilar, Beylik Demirhan Bey'in eline gecince, kardesi Dursun Bey beylikte iddiasim siirdiirebilmek icin Orhan Bey'den destek diledi; bu destek karsihgmda Orhan Bey'e bir miktar kasaba ve toprak birakmaga da razi oldu, Orban Bey ordusu ile Dursun Bey'in yantnda Karesi topraklanna girdi. Dursun Bey, kardesi Demirhan Bey tarafindan oldtirtiiliince de bu defa kendi adma Demirhan Bey'le liarpl~tt ve onu yendi. Bundan sonraki on yd i\iinde Karesi iilkesinin geri kalan kisimlan da parca parca Orhan Bey'in eline gecti,

Karesi Beyligi, yapisr, dili, halki, diinya goril§ii bakrmmdan Osmanh toplumundan hili farkh degildi, Beylik kavgasma diisen kardesler de halk goziinde saygrnlrklarmi kaybettiler anlasilan, Bey ailesi ortadan kalkinca, Karesi halkmrn Osmanlrlasmasi kolay oldu. Osmanh Beyligi'nin v~ devIetinin genislemesinde yuzyillarca siirdtiriilen bir tutumu tekrar hatrrlatahrn, Osmanh egemenligini kabullenene dokunmamak, ona Osmanh diizeni icinde de gecmisine yarasir bir yer saglamak diye ozetlenebilir bu tutum. Halk, Osmanh egernenligine direnmezse, Osmanh beylerinin gozetiminde gunliik hayatmi siirdurebiliyordu bu tutuma gore. Ele gecirilen koy, kasaba ve iilkelerin yonetici tabakasi ise Osrnanh diizeninde yonetirne ve komutanlrga gecebiliyordu, Bu sekilde, hatta MiislUman olmaksizm kasabalanmn basmda yerlerinde birakrlan Bizansh tekfurlar oldugu gibi, Karesi yonetici ve komutanlan da Osmanhlasnlar. Hatta sonraki donemlerin lin1ii Osmanlr kornutanlarrndan Hacr Ilbeyi ve Evrenos Bey once Karesi iilkesinde sivrilmis kisilerdi, Karst durmaya yeltenenlerin ise, mevkilerini siirdilrmeleri bir yana, mallan ve canlan da tehlikeye giriyordu.

Osmanlt Beyligi biiytidiik\ie TUrk, Miisliiman, gayri-Miislim biitiin komsulara aym tutum uygulandi, Ozellikle, Karesi'de oldugu gibi, taht kavgasmdan, ya da yonetici tabakanm baskismdan sonra Osmanh egemenHginde diizenli, adaletli bir siikiina kavusan halk, eski beylerinin ya da krallannm yerine Osmanh yoneticilerinin gelmesine karst durmaya hevesli degUdi. Osmanlt diizenine baghlIgml gosteren timarh timannda, komutan askerinin basmda kalabildig! icin, Osmanh genislemesi genellikle !):ok fazla tepkiyle karsilanmadan yiizyillar boyu siirdii.

38

Karesi uc beyliginin Osmanh toplumundan pek farki yoktu demistik ama, bir ozelligine isaret edelim. Hem Marmara, hem Ege kryilanna u1asan Karesi iilkesinde, Ege Denizi iistiindeki Saru han , Aydm, Mentese beyliklerinde oldugu gibi gemiciIik yapan, hattA deniz akinma ~Ikan, deniz gazisi denen sahil halki da yer ahyordu. Gerei Osmanh akrncrlan da Marmara'ya ulasmislar, gemiye biner olmuslardiama, Karesi'nin deniz akincilan Osmanh oldugunda Osmanh devletinin denizdeki gticii de hahn sayihr ol~ijde artmis oldu.

Karesi beylerinin ve halkimn Osmanhlasmasr siireci boyunca Orhan Bey'in Bizans'Ia iliskilerinde bans hiikiim siirtiyordu. 1345'ten sonra ise Orhan Bey gittfkce Bizans'm i9 siyasetine kansmaya basladt, Tiirkmen uc beyliklerinde beylik postu yeki~meleri oldugu gibi, Bizans'ta da tabt kavgalan eksik degildi. Hatta Tiirkmen toresinde beylik cekismesi bey ailesi iiyelerine mahsus iken, Bizans'ta tahta goniillU olanlar deg:i~ik ailelerden de crkabiliyordu. Ondordiincii yiizyilm ortalannda, 1341 He 1356 arasinda onbes yrl siiresince Bizans, Paleologos ve Kantakuzinos ailelerinin saItanat cekismesine sahne oldu. Bu rniicadele srrasmda Orhan Bey Bizans He yakm iliskiler icinde idi.

Orban Bey delikanhhgmda bir komsu tekfurun sonradan Niliifer Hatun adt He bilinen kiziyla evlenmisti. Gene babasrmn sagligmda, 1320 CIvannda, Bizans imparatoru In. Andronikos Paleo1ogos'un kizi Asporca Hatun'u da e~ olarak alnustr, Bu olay daha 0 yillarda Bizans'm Osmanhlari onemli bir komsu olarak gordiiklerinin bir isareti sayilmah. Fakat yukanda gordiigiimUz gibi, imparatorun kizrm Orhan Bey'e vermesi Bizans'a karst Osmanh genislemesini durdurmaya yetmemisti,

Osmanlrlann Karesi Beyligi'nin taht c;eki~mesinden yararlanarak Bahkesir civanm ele gecirip Karesi beylerini ve halkmi Osmanhlastirmakla ugra~tlgl yillarda Bizans'la catisma yansmrsn. Bu siralarda Asporca Hatun'un babasr III. Andronikos 1341'de oldUgiinde, oglu V. Yuannis Paleologos kiiC;iik: bir cocuktu. Bizans'm onde gelen ailelerinden Kantakuzinos'lardan saray nazm Yuannis Kantakuzinos, once kiiC;iik imparatora naip olup az sonra tahtt kendi adma isgal etmeye kalktsti. Paleologos sillalesi He Kantakuzinos ailesi arasrnda bu cekisme birkac yrl siirdiikten sonra, 134S'de Yuannis Kantakuzinos Orhan Bey'in destegini diledi. Ertesi yil anlasmalanm pekistirmek i~in kizi Teodora'yi Orhan Bey'e verdi ve Osmanh yardirm ile Konstantiniyye'ye girmeyi basardr, Bunu takip eden on ytl siiresince V. Yuannis Paleologos ve VI. Yuannis Kantakuzinos Bizans' m musterek imparatorlan olarak hiikiim siirdiiler,

Kantakuzinos'a Orhan Bey'in yardirm sadece taht kavgasma kansmakta smrrli kalmadi, daha genis bir Bizans - Osmanh isbirliginin baslanglCI oldu. Bu donernde Balkanlarda en onemli siyasal gUC; Sirbistan Kralhgr idi, 1331'den beri Srrp krah olan Stefan Dusan, basanh bir kumandan ve

39

parlak bir devlet adami olarak iilkesini bilyiltmiis, hatta "imparator" sarum kullanmaya baslamisn. Kantakuzinoslar ve Paleologoslar Bizans tahti icin "atl~lrken, Stefan Dusan Balkanlardaki Bizans topraklan iizerindeki basktsiru arttrrmaktaydi. Stefan Dusan, Bizans'la miicadelesinde Osmanhlan onemli bir rakip olarak gormiis olmah ki, 0 da kizi Teodora'yi Orhan Bey'e vererek Osmanli Beyligi'nin tarafsiz kalmasim saglamak istedi. Ayru siralarda Bizans da Sirp tehlikesine karst Osmanh destegini kazanmaya "allsryordu, Orhan Bey Yuannis Kantakuzinos'un Kostantiniyye'de imparatorIuk artagl olmasim sagladrktan sonra Bizans-Osmanlr anlasmasi daha giil1- lenrnis, 1347'de Orhan Bey ve ailesi Uskiidar'da torenlerle agirlanmislardr.

Orhan Bey'in iiy koseli Osmanh - Sirp - Bizans siyasal iliskilerinde kendine sel1tigi yol, oncelikle Balkanlarda Bizans topraklanmn baska bir devlete kaptrnlmasim onlernekti, 19 durumu ve smrrh askeri giieii pek iyi bilinen Bizans yerine, giiney-dogu Avrupa'da giiclil bir SlCP imparatorlugunun gelismesi Osmanhlann uzun vadeli goruslerine aykm olacakti. Bu durumda Orban Bey'in Sirp - Bizans _siyasal terazisinde aglrhgml Bizans'tan yana koydugu gortlliiyor.

Sirbistan'a karst Osmanh - Bizans isbirliginin ilk sonucu 1349'da Selanik'te almdr, Balkanlann bu onemli limam Stefan Dusan'm ordulannea kusatrldiginda, Bizans donanmasmm destekledigi bir Bizans - OS-IT,anb ordusu Step kuvvetlerini geri itrneyi basardi, o-~ yrl sonra bu defa Bulgar krali He birleserek Dimetoka ve Edirne'ye yiiklenen Sirp ordulannin karstsma gene bir Bizans-Osmanh ortak giicu cikn. Sup kuvvetlerinin boylece tekrar geri piiskiirtiilmesi Bizans'r OsmanhIara bir defa daha borclu birakn.

Osmanlt giiclerinin Trakya'daki bu savaslarmdan once gerci Anadolu' daki Tiirkmen akrncilan bircok defa Avrupa yakasma gecmislerdi, Kah Bizans'a destek olarak, kah akm amaciyla Anadolu akmcilan ondordiincii yiizyilm basindan beri Avrupa kryilanna ~lkml~lardl. Bu akinlarda donanma sahibi olup deniz seferlerine alisik Aydinh, Saruhanh, Karesili akincilar onciiliik etmislerdi. Fakat bu akmcilar Trakya'ya siirekli yerlesmeyi diisiinecek giicte degildiler. 1350 civarmda Bizans'a destek saglayan Orhan Bey'in ordulan ise cok daha degisik bir durumdaydi. Orhan Bey artik Balkanlann giiy dengesinde onemli rol oynayabilecek bir devletin basmdaydi. Bizans'in miittefiki olarak Canakkale Bogazi'ndan Trakya'ya gecmeye alisan Osmanh kuvvetleri, nihayet 1355'de Gelibolu'ya yerlesmeye karar verdiler. Aym yilda on yildir siiren Bizans - Osmanh anlasmasma onayak olan Kantakuzinos, imparatorIuk ortagi Yuannis Paleologosa yenilmis ve Kostantiniyye disma surulmttstu, Orhan Bey'in Gelibolu'yu ele gecirmesi He Kantakuzinos'un taht ortaklrgim kaybetmesi birbiri He 'iliskili iki olay olarak gortintlyor,

Artrk epey yaslanmrs Orhan Bey'in yerine u~ boyunun yonetimini ve kumandasim bir siiredir bUytik oglu Slileyman Bey yiiklenmisti. 1349 ve

40

1352'de Bizans'a yardim eden Osmanli giiclerinin basmda Slileyman Bey bulunuyordu. 1355'de Gelibolu'ya yerlesen Osmanh kuvvetleri de Siileyman Bey'in kumandasindaydr. Bu sebeple Siileyman Bey Osmanh tarihciliginde A vrupa 'ya ge~i~i saglayan kumandan olarak bilinir, Suleyman Bey Gelibolu'yu ils edindikten sonra doguda Tekirdag'a, banda Ipsala'ya, kuzeyde Liileburgaz'a karst akinlara basladi. Boylece Anadolu'da 1330'lardan beri sonmeye yiiz tutan uc boyu hayati ve akincilrk bu defa Trakya'da tekrar canlanmis oldu, Gerci Siileyman Bey 1359'da, yash Orhan Bey'in saghgmda, bir at kazasmda hayatim kaybetti, Fakat Trakya'da Osmanh akinclhgl bu sefer kardesi Murad Bey'in kumandasmda surdilriildu. U¥ boyunun Balkanlarda dalga dalga ilerlernesi Osmanb tarihinde yuzyillarca onemini koruyan bir temel unsur olarak kalacaknr, Bu ilerlemeyi incelemege baslamadan once Osmanhlann Anadolu icine dogru girisimlerini de ihmal etmemek gerek.

Osman Bey'in uo; boyu toplumu ilk ortaya cikuginda Anadolu'da gUo;lti Mogel- ilhanh devleti hiikiim siiriiyordu, 14. yuzyihn ortalanna geldigimizde ise ilhanh devleti ortadan kalkrmsti. Batt Anadolu'da en buyiigu arnk Osmanh beyligi olan cesitli uc devletleri, doguya dogru ise lIhanh devletinin o;okli~Unde ortaya crkan kirni Tiirkmen, kimi Mogel agrrhkh devletler yer ahyordu. Orta-dogu Anadolu'da tlhanh komutanlanndan Ertena Bey, Sivas- Amasya yoresinde kendi adma bir siyasal birim olusturmustu.

Daha Osman Bey'in ilk donemlerinden beri Osmanh beyliginin, bir yandan Bizans topraklanna ydklenirken, bir yandan civar uc boyu toplumlanrn da kendine katngina yukanda deginmistik, We Orhan Bey'in son yillannda da Osmanh devleti bir yandan batiya doniik girisimlerini siirdiiriirken, Anadolu'nun durumunu da goz oniinde tutmaya devam ediyordu. tIhanh hukmiinun zayiflamasi siirecinde olusan siyasal birimlerin simrlan dalgalanmaktaydi, Bu sirada Anadolu'nun onernli sehirlerinden Ankara'mn durumu gaze batiyordu. Selcuklulann ~okii~U .ile Toms eteklerinden is: Anadolu 'ya inip K.onya 'Y1 merkez edinen Karamanh beyleri bir ara Ankara'yi de ele gecirmeyi denemislerdi. Daha sonra Ankara Ertena Bey'in hiikrniine girmisti, Fakat Ankara iizerinde bu siyasal ~eki~me surerken sehrin gUCHi esnaf kurumlan ve Ahi seyhleri kendi yaglannda kavrulmamn caresine baktyorlardi, Osman Bey ve kaynatast Seyh Edebah doneminden beri Ahi seyhlerine yakm bilinen Osmanhlar, belki de bu yakinIigm diirtiisii He 1355'de Ankara'yi Ertena hiikmiinden ¥ekip almak iste-

- diler. Bu Osmanh girisimi ilk adimda basansiz kalmis goruntiyor. Bunu izleyen birkac yil boyunca Ankara tekrar o;e~itli Anadolu beylerinin cekismelerine sahne oldu, Ankara'nm kesinlikle Osmanh eline gecirilmesi, Trakya'daki uc boyunun yeni bir anhmla ilerlemesi gibi, yash Orhan Bey'in 1360'da oliimtinden soma yerine gecen Murat Bey doneminde daha ciddi

bir sekilde ele ahndr, .

41

rv. TUNA'DAN KIZILJRMAK'A

A. Fetihler - Araclar, Sorunlar, Ybntemler (Murat I)

Osmanh devletinin yiizyrllar boyunea genislemesi, siirekli toprak kazanci ile ugrasmasi olagan sayihr, Fakat tarihte bir siyasal birimin, bir devletin neden topragim genisletmeye ~ah~tlglm bir kere daha gozden geij:irmek yararh olacak, Yakin zamanlara kadar bir devletin gilcii topragirun geni~1igj ile orantih idi, Sanayi ve teknoloji devrimi ij:agma gelinceye kadar, yani yaklasik 1800 yihna kadar toplumlann bashca gelir kaynagmi tanmsal, bir dereceye kadar da ticari faaliyetler olusturuyordu, Devletin askeri ve sivil gilciinii, yonetim kadrosunu besleyen vergileri de tiiecarhk, ~ift~ilik, ya da hayvancilikla ugrasan halk odilyordu. Toplumun genel ekonomik sagitgmda olson, devletin vergi geIirIerinde olsun, tiearetin rom cok onernli oimakia beraber topraga, tanma dayah vergiler sanayi ve teknoloji devrimi oncesi devietlerin baslica gelir kaynagrm olusturuyordu, Bu yuzden Venedik ve Cenova gibi tieareti temel ugra~ ve kazanc kaynagr haline getirmis sehir devietlerinin disinda, her devlet icin gecerli kural, toprak ne kadar genis ve iiretken ise devletin de 0 kadar gU\rlti olmasrydiv Ustelik oncelikle ticaretle ugrasan Venedik bile, yiyecek maddelerinin ve diger bazi ham UrUnlerin kesintisiz saglanmasi amaciyla toprak fethine girismekten geri kalmryordu. Giicti topraga ve tanma dayah devletIer de zaman zaman tieari onemi onde gelen limanlan ve tiearet yollanmn kilit noktalanm ele gecirmege cahsiyordu. Tarihte her devIet gilciinii art tirrnayr amacladigi ve bunu saglamak icin toprak fethine ,cah~tlgl icin, tarih yazrmmda da savaslar, fetihler, zaferler, yenilgiler ve bunlann sonueunda imzalanan andlasrnalar 'asIan payrru ahyor.

Osmanlt tarihinde ve tarih yazrmmda savaslann ve fetihlerin payi diger devlet ve toplumlara gore daha da fazla sayilabilir, Osmanh devletinin bir uc boyu toplumundan baslayarak bilyiimesi, akmcihgr gazilige donustlirerek gelismesi, Osmanhlann kendine ozgti bir yayilma siyaseti ve yontemi olusturmasina yol actio ilk gelisme donemlerinde, yani ondorduncii yiizyil boyunca bat! Anadolu niifusunun dogudan gelen ve cogunlugu sehirli, koylti, ya da gocebe Tiirklerden olusan insan dalgalanyla beslenmesi de Osmanh gelismesinde onemli bir unsur olusturdu,

Osmanhlar akmcihgm onde geldigi bir u~ toplumundan gelisti demistik, Akmcihk her zaman genislemege, toprak kazancma yol acmaya-

43

bilir. Fakat Osmanli u~ toplumu olustugu siralarda hem onlerinde Bizans, hem arkalannda Anadolu Selcuklu devIetierinin zayif diismesi, hatta Selcuklu devletinin tIhanh - Mogo! baskisina dayanamayarak ortadan kalkmasr, Osmanh akmcilannm belli bir simr boyunda tutunmanm otesinde surekli genislemeye yonelmesini kolaylastirdr, Anadolu'nun siyasal ~ozi.i1mesinin yam sira, dogudan gelen go~ler de u~ toplumlanna dinamik bir karakter kazandinyordu. Bu yiizden de Anadolu u~ toplumlan duragan degil, canh, karsi tarafr devamh bask. altmda tutan akmcihga donmiislerdi.

Anadolu Selcuklu devleti ~okiip ban Anadolu'da Bizans savunmasi zaytfladlgl stralarda Osman Bey He be raber, hatta ondan daha once, diger ~ beyleri de cesitli akinci toplumlanm u~ devletleri haline getirmislerdi. Osman Bey'in ~agdaSI on - oniki uc beyi vardi Anadolu'da. Orhan Bey zamanmda Osmanlr topiumu nasil sivrildi bu ~eSitii u~ devletleri arasmda?

Bu sorunun cevabt Anadolu'nun cografyasmda bulunabilir. Daha ondorduncii yiizyilm baslannda Osmanhlar dismdaki diger u~ beyliklerinin genisleme alanlan neredeyse tam amen kalknusti ortadan. Gerci Kastamonu yoresindeki Candarogullan Karadeniz kiyilarindaki Bizans kasabalanna, orta Anadolu'yu ele geciren Karamanogullan ~ukurova'daki Ermeni kralhgma akmlanm surduruyorlardi, Hatta Ege kiyrlannda Mentese, Aydin, Saruhan akmcilan deniz gazasma da crkiyorlardr, Fakat biitiin bu beyliklerin akmlan duragan bir goriiniim almisti artik. Canlr, dinamik bir akmci beyligi icin genisleme sahasi artik Marmara otesinde, Trakya'daydi, Cografl konumu yonilnden bu gecisi basarmaga aday Karesi beyligi idi, Fakat yukanda gordiigiimiiz gibi, Karesi beylik ailesi Trakya'da siirekli ve etkili akmlan diizenleyebilecek ic biitiinliigii gerceklestirernemisti. Ondorduncu yiizytl ortalannda Karesi beyligi Osmanh devletine kansip Osmanh toplumu icinde eridikten sonra, Osmanh akincilan Trakya'ya gecis yolunu ele gecirdiler. Orhan Gazi'nin son yillannda ogul1an Suleyman Bey ve Murat Bey Trakya'ya gecen akmcilann basinda uc boyunu AnadoIu'dan Rumeli'ye tasidilar.

Arnk 1350 yiltndan sonra uc boylannda akmcihga hevesli savascilar icin en verimli yore Rumeli olmustu. Anadolu'ya yeni gelen, ya da diger beyliklerde akincihgm sonmege yiiz tutmasiyla yeni uc boyu arayan delikanhlar icin Rumeli yolu Osmanlilasmaktan geciyordu. Yani once Osmanh devletine katilacaklar, ondan sonra akm sahasma ulasacaklar, Karesi toplumunun Osmanhlasmasi siirecinde g6rdiigiimiiz gibi, r;e~itli devletcikler, beylikler arastnda bolilnmiis Anadolu insam icin siyasal kihf degistirmek zcr degildi. Germiyan, Saruhan, Karaman topragmdan kalkip Osmanh iline gecen kisi dilini, dinini, toresini degistirmek zorunda kalmadan, Orhan Gazi'yi bey tammakla Osmanhlasmamts oluyordu. Bu yiizden uc boyu Osmanh yonetiminde Trakya'ya gectikten sonra Osmanh toplumu sadece fetihler yoluyla degil, diger beylikler halkimn da katilmasryla siirekli biiytimekteydi.

44

Belki 1350 yihnda bile mesela Karaman beyligi Osmanhlara gore daha biiyiik, daha gtlclil sayilabilirdi. Fakat tarihin akisi, zaman Osmanh'dan yana idi. Bu gelisme siirdiikce, Anadolu Tiirkleri Osmanh buyruguna girip Rumeli'ye gectikce Osmanh beyliginin diger Anadolu beyliklerine gore gU!):Ienmesi de siirmekteydi.

U~ boyunun Trakya'ya gecrnesi bir baska acidan da onemli, Anadolu' daki beyliklerin siyasal boltinmeye karsi toplumsal btttunluge sahip olmasi, kisilerin bir siyasal birimden digerine gecisini kolaylastmyordu demistik, Bu oigu iki yonde isleyen bir duruma yol acryordu, Siyasal boliinmelerin bir dereceye kadar yapay olrnasi, yani topluma degil beylik ailesine dayanmasi, birlesmeyi oldugu kadar bOliinmeyi de kolaylasnrabiliyordu, Bazi orneklere bakahm. Onti~tincli yiizyihn ikinci yansmda en erken olusan ve gelisen beylikler arasmda Germiyanh beyligi yer aliyordu. Fakat Germiyan EskisehirKtitahya yoresinde, yani nisbeten icerlek bir alanda kurulmustu, U9 -boyu Anadolu yaylasmdan a~agl, Ege sahillerine dogru indikce Germiyanh akincilart KUtahya'da kalan beylerin degil, diger komutanlann ydnetimine girdiler. Zamania akmcilann basmdaki komutanlar Genniyan'a olan baglanm kopanp kendi baslanna beylik haline geldiler. Karesi, Aydin, Saruhan beylikleri bu sekilde, Genniyan icinden ~lklP gelistiler, Germiyan'in sorunu hem icerlek bolgenin beyi olup, hem u9 boyunu elden brrakmarnaktr; basaramadilar bu iki diizeni gelistirmeyi, Akrncilar da KUtahya'ya bagh kalmaktansa daha yakindan bildikleri, tanrdiklan akrnci beylerinin buyrugunda savasmayi tercih ettiler.

Germiyan'm basrna gelenler neden Osmanhlar icin de sorun olmadi?

Uc boyunun kendilerinden kopmamasrm, akincilann yeni beylerin buyrugunda toplamp Rumeli'nde yeni beylikler olusturmamasmi nasil saglayabildi Osmanltlar? Bir kere sunu soylernek gerekir ki, Trakya'ya geciste komutanlar beylik ailesinin beyzadeleri idi, Osmanhlar miimkiin oldugu kadar uc boyunun yonetimini beylik ailesi icinde tutmaya dikkat ettiler. Fakat Osmanli biitiinluguniin saglanmasi bundan da onemlisi, gene cografyaya dayamyor. Rumeli'ndeki uc boyuna ulasmamn tek yolu vardi: <;anakkale Bogazi'm gecmek. Bu yol kolayhkla goz altmda tutuIabilen bir gecit olusturuyordu, Murat Bey zamanmda Rumeli Uy boyu gelisip ~e~itli yonlere uzandigmda, iinii biiytik akinci beyleri ~1'kml~tI ortaya. Bu beyleri sonraki donemlerin sancakbeyleri He bir tutmamah, Mihalogullan, Evrenosogullan gibi Rumeli akmci beyleri, hatta bey siilaleleri, zenginlik ve siyasal gUs: bakrrmndan bagimsiz beyliklerden pek farkh degildi, Fakat U9 boyu ilerledikce Mihalogullarr ya da Evrenosogullan gibi bagrmsiz beyliklerin ortaya cikmamasmm sebebi, bu beyJerin Aydm Bey ya da Saruhan Bey'den daha sadik olmasmda degil, Uy boyunu - besleyen Anadolu akmcilanmn Rumeli'ye ancak Osmanlt izniyle gecebilmesinde aranmahdrr. Canakkale gecidini elde tuttukca Osmanh beyleri u~ boyunu yoneten akmci

45

beylerine sOZ gecirrneyi de siirdiirebiliyorlardl; ~iinkii Rumeli'ndeki uc beyleri akin alanlanrn genisletmek icin Osmanh izniyle Trakya'ya gecen yeni goniillulere muhtacn,

Nihayet Osmanh birliginin korunmasi bir diger sebebe daha dayamyor ki, bu da Osmanh beyinin toplum icindeki yerini pekistirmesi, gti~lendir· mesi. Daha Orhan Bey zamanmda baslamisn bu gelisme; Orhan Bey iyice sivrilmisti diger beylere, komutanlara kiyasla. Fakat gene de Orhan Bey miitevazi sayilabilecek bir hayat siirmekteydi. Murat Bey doneminde ise bey kapisr, yani Murat Bey'in saray halki diger beylerinkinden I;ok daha fazla btiyiimti~tti. Murat Bey cagmda Rumeli'ndeki akmci beyleri hizla zenginlestiginde akmlarda elde edilen ganimetin bestebirinin bey konagina verilmesi kural oldu. Mal ganimetinin yam stra, akm bolgelerinde ele gecirilen esirleri de kapsiyordu bu kuraI. Boylelikle kendisi akma ~Ikma· dlgl zaman bile beyin ganimet mahsulimden mahrum kalmamasi saglanrmstr, Toplanan esirlerin beste biri bey kapisma teslim edildikce, Murat Bey'in kapi halki kisa siirede luzla biiyiidii, Bu esirler "kul" idi, yani mutlak olarak beye bag]l kisilerdi, Bey kendi kaprsi halkimn yiyecegini, icecegini, hatta giyimini- kusanum, silahlanru, zirhlanm kendisi saglamakla yiikiimliiydii. Yani timarh ya da yaya-miisellem savascilann durumunda 01· dugu gibi, kapt kullanna vergi gelirlerinin tahsisi soz konusu degildi.

Osmanogull an , iilkenin gelirIerini haslar, zeametler, timarlar, yani dirlikler halinde beylik ailesine, komutanlara ve savascilara dagrtmtslardr. C;ogu tirnarh cebeli besledigi gibi, daha yiiksek gelirli beyler ve komutanlar da "kapi" beslernekle yirkumliiydti. Murat Bey donerninde bey kapisrrun artarak "yeniceri" diye bilinen yeni bir diizene kavusmasi ise, diger bey ve komutanlann kapilanna gore sultanm saray halkirun daha da gii~lenmesinin isaretiydi, Bu gelismeyi ve dirlik/umar diizeninin onemli noktalanm ileride tekrar ele alacagiz, Burada vurgulamak istedigimiz, Murat Bey yagmda sultan kapismm diger beylerin kapilanna gore ~ok daha gii~· lendigi. Bu sayede Osmanlt beyleri uc boylanndaki akinci beylerinin merkeze bagrmh kalmasmi sagIayabildiler.

Rumeli, Osmanh kuvvetIeri icin sadece u~ boyu, akm alani degil, genisleme yontiydii aym zamanda. Akrnlann fetihlere doniismesi akmcrlarla devletin diizenli gii~lerinin birbirlerini desteklemesi He saglandl. Akmcilann u~ boyundaki baskisi son yuzyillann savaslanndaki topeu barajlanna benzetilebilir, Ca,gd~ topcu atesinin rolii karst tarafin savunmasmr zayrfIatmak ve bunaltmak oldugu gibi, akmcilar da u~ boylannda kars; tarafm savunmasmi siirekli akmlarla bezdiriyorlardi, Bunun arkasmdan diizenli ordunun ilerlemesi ve Osmanli yonetiminin yerlestirilmesi kolaylasrms oluyordu. Ele gecirilen bolgelerin Osmanhlastmlmasinda ise asked ve sivil yoneticilerin ho~goriilii, aym zamanda disiplinli davramslan onemliydi,

Rumeli'nin Osmanlilastmlmasmm yonetim acismdan nasil gercekles-

46

tirildigikonusuna daha sonra egilecegiz, Asked ve idari gelisrnelerin otesinde toplumsal onlemlerin onemini belirtelim simdilik. Bashca iki onemli toplumsal yonelim gaze carpiyor: siirglinler ve vakiflar, Siirgiin, giiniimtizdeki kisinin ceza amacryla siiriilmesi anlammda degil, devlet siyasetinin cesitli bakimlardan pekistirilmesi amaciyla kutlelerin, topluluklann ozendirilerek ya da buyrukla, zorunlu olarak yeniden yerlestirilmesi demek Osmanli kullarnmmda. Anadolu'dan Rumeli yakasma gontinG olarak, uc boyunda akma kattlmak istegiyle gecen savascilar oldugu gibi, uc boyu Balkan yanmadast iclerine ilerledikce i~ bolge haline gelen yorelerin Osmanhlasmasrm hizlandirmak icin koylii ya da gocebe aileler ve topluluklar da gonderildi siirgiin olarak. Rumeli'nin sadece savascilan ile degil, hi~ 01- mazsa bir rnikdar sade halkryla da Osmanhlasmasi saglamyordu boylece.

Ikinci toplumsal onlem ise vakiflarla ilgili, Valof, kisinin topluma yararh bir kurumu meydana getirip bu kurumun siirekli yasamasina yetecek parasal ve ekonomik kaynaklan ayirrnasi olarak tarnmlanabilir. Topluma hayirh bir hizmet yaratmarun amacr da kisinin Tann katmda yerini pekistirmesi olmah. Yani vakif kisisel bir girisim sayilabilir bu tamma gore, hem amaci acismdan hem kisisel kaynaklann aynlmasi bakrmmdan. Fakat Osmanh tarihinde en bGyiik, en gii~Ii.i vakiflar en biiyiik ekonomik kaynaklan elde tutan sultanlar, vezirler, beyler, pasalar tarafmdan kuruldu. Bu vaktflar c;:aglmlzda devletin gorevi sayilan egitirn, kiiltiir, saghk, toplurnsal yardim gibi islevleri karsrladilar, Hatta bu islevlerin otesinde devIet siyaseti sayilabilecek gelismeleri de desteklediler. Kisaca, kisisel gorunilmlerine karsm, vakiflar devletsiyasetinin uygulanmasmi saglayan kurumlar da sayilabilir, Osmanh devIetinin ilk donemlerinden ben beyler cami, medrese, hamam gibi din, egitim ve saghk kururnlan olusturmakla kalmadilar, Arnacladiklan toplumsal gelismeleri gerceklestirmek i~jn de vakiflar kurdular. Bunlann en onemlileri hem kasabalarda, hem kirsal bolgelerdeki dervis tekkelerini destekleyen vakiflardr. Yani ele gecirilen, halkinm biiyiik c;:ogunlugu Hrristiyan olan yorelerde beylerin adadigi kaynaklarla kurulan tekkeIer, cevredeki halka maddi - manevi destek saglayan toplumsal ve killtiirel merkezler olarak gelisti, Daha once Anadolu'nun Miisltimanlasmasmda oldugu gibi Rumeli'nde Turkce'nin ve lsIamiyetin yaytlmasmda dervis tekkeleri ile Mevlevilik ve Bektasilik gibi Anadolu tarikatlan onemli bir rol oynadtlar.

Simdiye kadar Osmanhlann Rumeli'ndeki fetihlerinden sOz ettik. Murat Bey caginda AnadoIu'da da Osmanh yonetimine gecen bolgeler oldugunu hatirlatahm, ve Osmanhlann Anadolu'da genislemesinin bazi ozelIiklerine isaret edelim. Birincisi, Anadolu'da toprak kazanci ~ogunlukla savasla degil, ban~~l yollarta oldu. tkincisi, bu banscil genlslemenin gerceklesmesinde Osmanhlann Balkanlar'daki basanlannm yankilanru gormek miimkGn.

47

Murat Bey'in akrncilan ve diizenli ordusu Balkan yanmadasimn onemli bir kismim ele gecirdikten sonra Osmanh devleti AnadoIu'daki diger gazi beylikleri ile kiyaslanamayacak kadar giiclenmisti - hem paraca hem askeri gU,< bakimmdan. Bu durumda anlasilan Anadolu'nun bazr ileri gorU~1li beyleri bir nesil once Karesiogullannm Osmanlrlasmasmin kendileri icin de kacimlmaz bir akibet oldugunu kestirerek Osmanhlara kendi nzalan ile katilmanm en hayrrh yol olacagma karar verdiler. 1380 yihnda Murat Bey'in oglu Bayezid, komsu Germiyan beyinin kiziyla evlendiginde, Kiitahya - Simav civanndaGermiyan arazisinin onemli bir parcasi "gel in ceyizi" namiyla Osmanb beyligine devredildi. Hemen arkasmdan Hamid Beyi, Isparta, Beysehir ve Aksehir dahil topraklannrn buyuk bir kisrmm Murat Bey'e satu, Anadolu gazi beyliklerinde siyasal amach evlilikler de olsa, gelin ceyizi diye toprak vermek gibi bir gelenek yoktu, Nitekim aym yillarda Murat Bey'in kizi Karaman beyi ile evlendiginde Osmanhlann Karaman'a toprak vermesi soz konusu olmadi. Osmanhlar komsulanndan para kar~lhgl ya da sehzade diigunii miinasebetiyle toprak kazancirn Anadolu'nun en giis;lii ve en zengin devieti olmalan sayesinde sagladilar. Nihayet tekrar hatirlatahm, bu donemde Anadolu beylikleri arasinda toplumsal ve kiiltiirel farklilasma olmamasr, hepsinin az farkla benzer topJumsal ogelerden olusrnasr Anadolu'da Osmanh siyasal genislernesini kolaylasnrdi.

B. Fetihlerln Saihalari (Bayezid 1)

Murat Bey'in Orhan Bey'in yerine gecmesinden 1402'de Timur'un Anadolu'yu istilasina kadar DIan 40 yilhk siireyi Osmanh devletinin f'etih siyaseti bakimmdan yaklasik yirmiser yilhk iki safhada ele almak miimkiin, Birinci safhada Murat Bey Trakya'da kesin oIarak yerlestikten sonra Edirne, Dimetoka, Filibe gibi iic onemli sehri ele gecirip Bulgaristan'a ve Makedonya'ya yonelik akmlanm siirdiirdii. Bu safhada Osmanlrlar once Trakya'daki Bizansh, Bulgar ve Sirp kuvvetlerinin birlesik hareketlerini onlernege cahsnlar, sonra bu komsulannm ie ceklsmelenaden faydalanarak yavas yavas iisttinliiklerini kabul ettirmeyebasladilar, Osmanh ilerlemesi kesintisiz degildi, Ozellikle yaklasik 1360 - 1380 arasindaki bu ilk: safhada Balkanlar'daki kuvvet dengesindeki dalgalanmalar srrasmda bir ara Osmanh e1inde olan bazi yorelerin tekrar eski sahiplerine ges;tigi de gdriiliiyordu, Balkanlar'daki hasimlar birbirleri ile ya da cesitli Italyan devletleri ile anlasabildiginde Osmanhlar savunmada kahyordu. 1364'deki Sirp Sindlgl ve 1371'deki Cirmen savaslan, birlesik Balkan ordulanna karst Osmanblann savunma basanlan olarak gorulmelidir, Diger taraftan Bizans, 1365'de Papa'dan ve katolik Italyan devletlerinden yardim sagladigmda Gelibolu Osmanltlar'dan geri almmrs, 1379'a kadar Bizans elinde kalrmsu.

48

Ikinei safhada ise yeni ve cok daha gUylii Osmanh atilrrnlan ile karsilasiyoruz, Bu safhada Bizans ve Bulgaristan Osmanh iistiinliigtine bas egmek zorunda kaldilar. Bizans artik Osmanhlara karsi planlanan girisimlerin dismda kalrnak dururnundaydi. Bulgaristan ise 1371'den bed kralhk ailesi uyeleri arasmda boliinmiis haldeydi, Bu durumda npki kirk yil once Karesi beyliginde oldugu gibi, Osmanhlar Bulgaristan'm tabt kavgasma' taraf oldular, Bir sure sonra, 1376'da bir Bulgar prensesinin Murat Bey'le evlendirilmesi dolayisryla Osmanhlann Bulgaristan uzerindeki hakimiyeti pekistirildi, Bunun arkasmdan gUneyde ve banda bir kisim Bulgar toprakJan da Osmanlt eline gecti,

Murat Bey iste bu ikinci safhamn baslannda Germiyan ve Hamid'den ceyiz adryla veya sann alarak Anadolu'da da arazisini genisletrnisti. Bu genisleme sonucunda Osmanhlar Anadolu'nun en gii~lii devleti Karamanogullan ile komsu olmuslardi. Bu komsulugun sulh i~inde devam etmesi, rekabete ve cansmaya donmemesi icin Murat Bey kizi Nefise Sultan Hatun'u Karaman sehzadesi Alaaddin Ali Bey'e vermis ve iki beylik siilalesi arasmda evlilik bagt kurulmustu. Anadolu'da boylece olumlu bir durum olusturduktan sonra Murat Bey tekrar Balkanlar'a dondu. Bulgaristan'm biiyiik bir krsrm artik Osmanh eIinde oldugundan u~ boyu bir yandan Arnavutluk daglanna, diger taraftan Sirbistan, hattd Bosna vadilerine ilerleyip dayanrmsti. Akmci cephesinin gerisinde kalan Selanik, Sofya, Nis gibi onemli merkezler ise bu safhada Osmanli kuvvetlerince kusanlmis ve almmisn.

Murat Bey'in Balkanlar'daki mesguliyeti sirasmda damadi Karaman beyi Alaaddin Ali Bey Hamidogullarindan satin ahnan toprak uzerinde hak iddia ederek Osmanhlar'a karst bir Anadolu ittifakt olusturmaya ,.ah~lyordu. Bu tehlike karsisinda Murat Bey Rumeli'nde kendisine bagimh Bizans, Bulgar, Srrp kuvvetlerini da yanma aIarak Konya iizerine yiirUdu ve A1i Bey'in yenerek Osmanh iilkesinden el cekmesini sagladi,

Murat Bey Karaman'la ugrasirken bu sefer Rumeli'nde bu frrsattan faydalanmak icin bir Sup - Bosna ittifaki olustu. Osmanh kuvvetlerinin biiyiik kisrm hala Anadolu'da iken hizla toparlanan Sirp - Bosna ordusu, 1387\1e Beylerbeyi Timurtas Pasa'mn y6nettigi bir Osmanh ordusunu Makedonya'da neredeyse toptan kilrctan gecirecek derecede feci bir yenilgiye ugrattr, Balkanh miittefiklerin bu zaferi, Osmanhlar'a karst yeni ve daha gii~lii bir ittifakm olusmasma yol acn. Cesitli Bulgar ve Amavut prensleri, Eflak beyi, Mora'yt elde tutan Venedikliler, hatta Tuna boyundaki Macar kuvvetleri Balkanlar'da hepsi icin ortak tehlike olusturan Osmanhlar'a karst Sirp ve Bosna krallanrun cevresinde birlestiler.

Htzla gelisen bu ittifak Osmanh topraklarma sefer duzenlemege ftrsat bulmadan, Murat Bey once bir siiredir kendine tabi olan Bulgaristan'i eze.. rek saf dl~l birakmag; amacladi. Once vezir Candarhoglu Ali Pasa komu-

49

tasmda bir Osmanh ordusu Bulgar krahm kuzeye, Tuna iizerindeki Nigbolu'ya kadar siirerek tilkeyi kuzey-dogu kosesi dismda tamamen Osmanh hakimiyetine soktu, Arkasmdan Murat Bey kendi ordusu ile Nigbolu iizerine yGriidii ve Bulgar kralmm son direnisini de kirdi, 1388'deki Bulgar seferi boylece Balkan ittifakimn daha da giil;lenmesini onledi ve 51 rbistan'a dogru yiiruyecek Osmanh kuvvetlerinin sag kanadim emniyete alnus oldu. Bu Osmanh basansmdan sonra iki taraf da b~l ertesi bahardaki biiyiik s:atl~maya hazirhkla gecirdiler, 1389 yihnm yazbasmda Anadolu ve Rumeli savascilanmn birlesmesiyle olusan Osmanh ordusu, Trakya ve Bulgaristan'i gecerek Sirbistan'in dogusunda Kosova'da toplanan Balkanh mtittefiklerin iizerine yiirildii.

Kosova'daki meydan savasi ve Osmanb zaferi ~e~it1i bakimlardan onemli sayilir. Gerci Murat Bey savas alamnda bir Sirp savascismm hancerine kurban oldu, fakat Osmanh ordusu Sirbistan ve miittefiklerini 0 kadar aglr bir yenilgiye ugrattr ki, Kosova'yi izleyen yillarda Balkanlar'da Osmanh iler1emesine direnis iyice giicstizlesti. Bu zaferden sonra Murat Bcy'in yerine tahta oturan Bayezid Bey doneminde Rumeli'de olsun, Anadolu'da olsun yevre beylerini itaate davet yerine bu beyleri bir kenara koyup iilkelerini dogrudan kendi yonetirnlerine almak siyasetini secti Osmanhlar.

Bu yeni siyasetin, Bayezid Bey'in savasta "Yildmm" samm almasma yol acan atikliginin bir sonueu oldugu s6ylenir tarihlerde. Ama daha Murat Bey'in sagbgmda olusan durumlarda Bayezid Bey'in siyasetinin ilk belirtilerini gormek miimkiindtir.

1380'Jere kadar Osmanh devieti iki cephede birden savasmaktan dikkatie kacmmisn, Savas Rumeli'de ilerlerken Anadolu'da bansci bir yol izlenmisti, Fakat bu Osmanh siyaseti Karamanoglu Ali Bey'in savasi tercih etmesiyle terk edilmisti meeburen. Murat Bey'in son ydlan bir yandan Anadolu'da, bir yandan Rumeli'nde, Osmanhlar'a karst olusan birlesmeleri 6nlemeye calismakla ge¥mi~tj. Once Ali Bey'in Konya'da yenilmesi, arkasmdan Sirp krah Lazann Kosova'da ezilmesi zaman kazandtrdi Osmanhlar'a, Fakat eninde sonunda Osmanh hakimiyetine girmek durumuyla karst karsiya kalan Anadolubeylerinin tekrar birlesmeleri kacimhnazdr.

Nitekim Bayezid Bey beylige gecer gecmez Germiyanhlar on )'II once gelin \(eyizi diye verdikleri topraklan, Hamid beyi de Osmanhlar'a satngr yoreleri . geri almak hevesine kaplldtlar. Bu beylere Ege kiyilarmdaki Saruhan, Aydm ve Mentese beyleri de katildr. Tabu hepsinin arkasmda Karamanoglu Ali Bey vardi. Osmanh tarihlerinin bu iddias; dogru ise, Germiyan ve Hamid'in Murat Bey'e toprak vermesi g6niil rtzast ile olmamisn dernek, Ya da 15. yiizyrl Osmanh yazarlan, Bayezid Bey'in Anadolu fetihlerine gerekce sunmak istediler.

Bayezid Bey, "Ytldmm" samoa yakrsrr bicimde hrzla hareket etti;

50

1390 yilrnda Anadolu'daki hasrmlarmm birlikte toplanmasma firsat birakmadan Balkanlar'i akmci beylerine emanet edip geri kalan ordusu ile Anadolu'ya gecti. Hazirhksiz yakalanan Anadolu beyleri Bayezid Bey'e direnemeden iilkeleri isgal edildi, Germiyan, Saruhan, Aydin, Mentese ve Hamid birer birer Osmanh eline gectiginde Karamanoglu Ali Bey yeni muttefikler aradi kendine; Sivas ~ Amasya - Kayseri yoresinde hiikUm sliren Kadi Burhanettin ve Kastamonu'daki Candarogullan ile anlasmaya ~1~t1. Fakat daha bu yeni ittifak olusamadan ertesi yd Bayezid Bey Karaman topragma girdi, Ali Bey'i sulh istemeye mecbur etti,

Bayezid Bey'in "yildinm" harekatiyla ele.gecirdig! Anadolu toprakIan uzerine yeni. bir beylerbeyi tayin edildi, Orban Bey ~a~nda Osmanli beyliginin ilk diizenlenmesinde bir savasci srmfimn olusmasryla biitiin tasra askerinin kornutaru olmak iizere bir beylerbeyi makammm kurulrnasmdan soz etmistik e , Anadolu'daki onemli fetihlerden sonra ise Balkanlar'da ve Anadolu'da iki cephede birden savasma geregi yliztinden beylerbeylik rnakann ikiye boliinrntis oldu. Biri Rumeli ask eri nin , digeri Anadolu askerinin kornutaru olan iki beylerbeyi r,:lktl ortaya.

Bayezid Bey'in kisa saltanati hemen hemen siirekli iki cephede de savasmakla gecti, Fakat Rumeli'deki cansmalar u~ beylerinin akmlan drsmda genellikle savunma amacli oldugu halde, Anadolu'da Osmanh siyaseti kisa siirede yeni bolgelerin fethine yonelikti, Balkanlar'da Bayezid Bey'in amaci Kosova zaferi ile elde edilen iistiinlilgti korumakti. Kosova' dan sonra Osmanlt devletine bagrmh olan Srrbistan, Anadolu'daki Osmanli seferlerine yardrmci kuvvetler gondererek itaati siirdiiriiyordu, Makedonya'daki akmci gU~leri ise Bosna ve Arnavutluk iizerine akmlara devam ederek bu uclan emniyette tutuyordu. BalkanIar'da Osmanltlar'a en onemli rakip olarak beliren Macaristan, Eflak voyvodasi ve Bulgar krah ile anlasarak Bulgaristan iizerindeki Osmanh egemenligini ktrmaya niyetlenmisti, Fakat 1392'de EfIak'tan Tuna'yi asarak Bulgaristan'a giren Macar ordusu geri aulmrs, 0 ana kadar Bulgar kralmin elinde birakilmis Tirnova, Nigbolu, Silistre ve Vidin de Osmanh eline gecince Bulgaristan kralhg; ortadan kalkmrsn, Bunu izleyen yillarda Macaristan - Osmanh rekabetinin sahnesi Eflak oldu. Tuna'yi asan Osmanh kuvvetleri Macaristan'a yanasan voy~ voda yerine yeni bir prensi Eflak hakimi olarak brraktilar. Biri Macaristan, biri Osmanb desteginde iki prensin cekismesi asil rakip olan iki devletin dogrudan karsilasrnasim 13%'daki Nigbolu savasma kadar ertelemis oldu,

Balkanlar'daki durum boylece duraganlasmca Bayezid Bey Anadolu' daki genisleme siyasetini surdurmege frrsat buldu. Once 1392 Karaman seferinde hasrm olan Kastamonu Candaroglu beyligi zaptedildi. Bunu izleyen yillarda Osmanli hedefi Amasya- Sivas yoresini, orta ve dogu Anadolu' nun giiclii hakimi Kadi Burhanettin'in elinden almakti, Bu cephede Amas-

51

ya ele gecirildikten sonra Osmanh - Kadt Burhanettin 'iatt§mast daha sonuclanmadan Balkan cephesinde bu defa aeredeyse Avrupa capmda denebilecek bir milUefik ordusu Osmanb iilkesi iizerine yilrildii.

Kosova savasmdan beri Macaristan krab Sigismund o;:e§itli yollardan Balkanlar'da Osmanh egemenligini krrmagi denemekteydi. Sigismund'un Bulgaristan seferi basansiz olmus, ~h~ma Tuna'nrn kuzeyine, Eflak'a 510;:rarmsn, Osmanhlar'm lehine siiren bu dururn karsismda Sigismund, bu defa Papa'nm hach seferi ilani ile Avrupa'nm o;:e~it1i yerlerinden yardim alarak Bayezid Bey'i altetmegi amacladr. 1396 yilmda basta Fransa olmak iizere bah, orta, dogu Avrupa'dan binlerce savasci Sigismund'un Macar ordusuna katildi. Bu muazzam kuvvet Tuna boyundan ve Ef1ak icinden ilerleyerek Tuna'mn giiney kiyisinda, Bulgaristan'daki Nigbolu iizerine vardr, Fakat hach ordusu daha Nigbolu hisanrn alamadan Bayezid Bey Anadolu ve Rumeli'deki biitiln kuvvetlerini toplayarak kusatilan sehre ulasti ve birlesik Avrupa ordusunu dehsetli bir yenilgiye ugratti.

Nigbolu zaferi, Osmanhlar'm, Balkanlar'dan anlmasi bir yana, ilerlernelerine direnmenin gilo;:lilgilnU ortaya koymus oldu, Bu zaferden sonra Eflak, Arnavutluk, Bosna iizerine akmlar siirerken Bayezid Bey tekrar Anadolu cephesine ve Bizans yonune dondii. Bizans .gerci Murat Bey o;:agmdan beri Osmanli tistilnlilgilnti tamrmsn. Fakat Bayezid Bey Anadolu ya da Bulgaristan'da mesgul iken Bizans bu baskidan kurtulmarun yolunu aramaktan geri kalmiyordu. Bayezid Bey ise Bizans'i sib kontrolde tutmak icin ara sira asked baskryi artnnyor, hatta bunu kusatmaya donustuniyordu. Nihayet Nigbolu seferinden sonra Karadeniz Bogazi'mn dogu yakasmda bir hisar yapnrdi.

Nigbolu bozgununun sarsmtismdan sonra Balkanlar'da ciddi bir dircnme kalmadigi bir sirada Osmanh ordusu ve akincilan gUneye, Tesalya' ya ve Mora'ya inerek Yunanistan'in biiytik bir kismrm isgal etti, Fakat Bayezid Bey'in asrl hedefi Anadolu'yu ele gecirmekti, Balkan cephesinin ~e~itli u~ boylanm akmcr beylerine brrakrp ordusunu tekrar Anadolu 'ya gecirdi,

Herhalde Tuna boyundaki biiyilk basansmm da etkisiyle Bayezid Bey Anadolu'da siiratli bit fetih hareketine giristi, Once 1397'de Karaman illkesi zaptedildi, arkasindan Osmanlt kuvvetleri Karadeniz sahilleri boyunca Trabzon - Bizans topragina kadar ilerledi. Arada kalan Kadi Burhanettin devleti zaten daha dogusundaki Tiirkmen oymaklanyla o;:arpl~rak glicUnU kaybetmisti, Bu durumda Sivas, Kayseri, Niksar gibi onemli merkezler de Osmanh iilkesine katildi, Sivas yoresinde ii~tincii bir beylerbeylik kurularak yeni ele gecirilen bu topraklann siiratle Osmanh yonetimine uymasi sa~dl.

Bu htzJ.l fetihlerin sonucunda Osmanh ordulan Maras - Malatya yoresinde Dulkadir beyligi smirlanna dayanmistr. Dulkadir beyleri MlSIr ve

52

Suriye'de hiikiim siiren ve bu yag-da bah Asya'run en gU~lij devleti olan Memluk sultanlanna tabi olduklanndan, Elbistan ve Malatya iizerine yapilan Osmanh seferleri Bayezid Bey'in Memluk sultaru Berkuk'u da karsisina almasma sebep oldu. Isre Bayezid Bey bir yandan Dulkadir beyligi He, bir yandan Konstantaniyye kusatmasi He musgul iken Asya'mn kudretli hakimi Aksak Timur'un istiIaSl ile karsilasn ve gene Osrrianb devleti ornriiniin bahannda parcalamp yok olmak tehlikesini yasadi,

53

V. COZOLO-~VE YENIDEN DiRtL1$: DEVLET VE TOPLUM

A. Daltlma

Osmanogullan ondordimcii yiizytl boyunca kii9iik bir uc toplumundan baslayarak hosgorulil ve adil bir yonetim sayesinde, ve uc boyunun dinarnizmini surdiirerek Tuna'dan_ Kazilmnak'a uzanan giiclii bir devlet yaratmislardr. Devlet biiyiiyiip guclendikce Murat Bey "hiidavendigar" yani hiinkar diye amlir olmus, hatta Bayezid Bey "sultan" iinvaruru kullanmaya baslamisn. Bayezid Bey'in sultanhgi sadece kitabelerin siislu dilinde de gil, halkuun ve komsulanrun agzmda da yer etmisti, Anadolu'nun cogunu kisa siirede ele geciren Bayezid Bey "Sultan-l Rum" diye biIiniyordu, Rorna (Bizans) iilkesinin sultam, Bayezid Bey'in Nigbolu'dan SOnIa Avrupa'da yankilar yaratan giicil batr Asya'da, islam dilnyasmda da tanmmisu.

Fakat ondordiincii ytizyilin sonlannda Marmara ve Ege bolgelerinin bu gi.io:;li.i devleti, tslam diinyasmt ve biitiin Asya'yi ele gecirmeye niyetlenen cihangir (yani diinya fatihi) Timur'un kudreti karsrsinda onemsiz sayilabilirdi, Timur, Cengiz Han ve ogullanmn kurdugu muazzam Asya imparatorlugunu yeniden canlandirmak iizere yola koyulmustu, Gerci Timur Cengiz Ban soyuyla iliskisini one si.iriiyordu, ilk parlayisr da Mogel imparatorlugunun dort ana kolundan bin olan <;agatay yurdunda gorii1mii~tii. Fakat Timur cogunlukla Turklesmis ve Miisllimanlasmrs bir ortamda yetismisti. Hedefi sadece Cengiz Han devletini diriltmek degil, Asya fetihlenni tslam kiiltiirii icinde gerceklestirmekti,

Bayezid Bey Tuna ve Kizilrrmak boylarrm fethe cab§lrken bah Tiirkistan'daki ~Ikl~ noktasmdan diinyaya bakan Timur'un ufku, AvrupaAsya steplerindeki Altmordu yurduna, i1hanh devletinin kalmulanmn hukum siirdilgi.i lean ~ Irak ~ dogu Anadolu bolgesine, Hindistan'a, nihayet Cin'e kadar uzanryordu, Semerkand'daki merkezinden binlerce fersah uzaktaki fetihIerini planlayan Timur'un goziinde Bayezid Bey biraz gelismis bir akmci devletinden baska bir ~ey degildi. Kafir icine gazaya ~lkacagma, kendine "sultan" diye bu akmci bey irisi, yoldasi olmasi gereken diger gazi beylerine saldrnp Anadolu'nun iclerini fethe kalkisiyordu. AItmordu, c.'agatay, Ilhanh ellerini birlestiren ve Hindistan'in Miisliiman hU-

55

ktimdarlar elinde bulunan kuzey bolumiinii de alan Timur, ~in'e sefer acmadan once batr Asya'daki Memluk ve Osmanh devletlerine hadlerini bildinneye karar verdi.

Tam bu srrada Bayezid Bey guney-dogu Anadolu'da Memluk devleti He s:atI~ml~tl. Batr Asya'nin bu iki onernli devleti yoresel ~eki~melerini unutup birlikte hareket etmeye davranmadan, Timur, Memluk ordulanm e_zip Suriye'yi isgal etti, Arkasmdan bir zamanlar Ilhanli devletine baglr olan dogu Anadolu merkezlerini ele gecirdi. Bayezid Bey amansiz bir sekilde iizerine gelen bu muazzam giicii durdurabilmek icin iilkesinin her bucagmdan topladigi ordusuyla 1402 yazinda Ankara'da Timur'un online 9JtH, fakat bu kudretli cihangire karst koyamadi, Ankara'da sultan ve ogullanndan bazilan, tinlli komutanlanndan !j:ogu Timur'a esir dti~ttigu gibi, kacan Osmanh sehzadelerlnin pesine diisen Timur ordulan Osmanh bassehri Bursa dahil, biitiin Anadolu'yu ele gecirdi,

Timur'un goziinde bau Anadolu, islam dtinyasmm bit U!j: boyundan baska birsey degildi demistik. Sanki esiri Bayezid Bey'e gaziligin gereklerini ogretir gibi, Rodos sovalyelerinin elinde bulunan izmir limarnru da aldi Timur. Niyeti bu uc diyanm ulkesine katmak degil, kendi muazzam Asya imparatorluguna basegen, Rumeli'nde gazaya cikan akmci beylerine brrakmakti. Bu nedenle, Bayezid Bey'in kisa saltanatt srrasmda yerlerinden ettigi beyleri tekrar beyliklerine dondiirdii. Anadolu ve Balkanlar'da bir tek gii!i=lii devlet degil, kii!i=Uk kuctik beylikler brrakmak isteyen Timur, esiri iken olen Bayezid Bey'in sebzadelerinin bile ayn ayn yorelerde beylik siirmesine goz yumdu. Ankara yenilgisinde savas alanmdan kacan sehzade Siileyman Celebi kendini Rumeli'ne atrms, Mehmet Celebi Amasya'ya, tsa Celebi Bahkesir'e cekilmisti. Diger Anadolu beyleri gibi bu ii~ sehzadeyi de ken dine bath U9 beyleri olarak tanidi Timur, Bu U9 diyanna ceki-duzen verdikten, yani tekrar birlesip gticlenmesini onleyecek tedbirleri aldiktan sonra, bu defa Asya'nm obiir ucuna, Cin'e sefer hazirhgr icin irnparatorIugunun merkezi Semerkand'a dondii.

Anadolu seferinden az sonra, 1405'de olen Timur'un muazzam iilkesi ogullanmn ve torunlannin elinde Tiirkistan'da ve iran'da bir yiizyJ.l daha devam etti, Timurogullan tarih sahnesinden gekilmeye yuz tuttugu bir SI· rada torunlarmdan Babiir, TUrkistan'dan Hindistan'a gecti ve orada Timur soyunu tekrar parlak, giiclil, zengin bir imparatorlugun tahtina yiikseItti. Hint - Mogel devIeti diye de bilinen bu Timurogullart imparatorlugu, 16. ve 17. yuzyrllarda islam dunyasmm li~ bilyilk devletinden biri olarak hiikiim siirdukten sonra, 19. yuzyrlda ingiliz emperyalizminin elinde omrlinU tamamladr, Osmanh tarihinin daha sonraki donernlerinde Babtir Sah' In kurdugu Hint Timurogullan devletinin sozti gene kececek, Biz simdi tekrar 15. yiizyil basmdaki Anadolu ve Balkanlar'a donelim.

56

B. Toparlanma

Timur istilasr Anadolu siyasal hayatrm neredeyse bir yi.izyd oncesine, Rum Selcuklu devletinin cokusundeki durumuna dondurmustu. Fakat Timur'un arkasinda biraktrgi Osmanh sehzadeleri kendi aralannda hesaplastiktan sonra beyliklerini birlestirdiler. ve Osmanh devleti tekrar kurulmus oidu. Onbesinci yuzyilda Timurogullanmn atesi kullenirken, OsmanogulJan tarihin en biiyiik ve en uzun omiirlu imparatorluklanndan birini olusturmaya devam ettiler, Osmanh devletinin dogus ve kurulusu kadar, bu yeniden birlesmesinin de nasil basanldigi tarihin ilginc sorunlanndan birisi.

On yrl kadar siiren parcalanma donerninin olaylanru anahatlanyla gozden gecirelirn. Timur, Bayezid Bey'in devletini dagitrms, i.i~ sehzadesine li9 kiicuk parca brrakmrsu. Bunlardan Mehmet Celebi Amasya yoresinde beylige geldikten sonra cevresinde beliren boluk-porcuk devletcikleri itaate alrnakla ugrastr, Diger bir sehzade, Isa ~elebi, Bursa - Bahkesir yoresinde, Siileyman Celebi Edirne'de hiikiim siiriiyordu. Bayezid Bey ile beraber Timur'a esir diisen Musa Celebi ise babasmm oliimiinden sonra Timur'un izniyle AnadoIu'da kalmisu. Musa Celebi once Isa Bey'in elinden Bursa'yi almaya cahsn, bunu basararnaymca Balkanlar'a gecti, Amasya ve gevresinde giictinti isbat eden Mehmet Celebi az sonra Isa Bey'in ilzerine yiirilyerek Anadolu'daki Osmanoglu topraklanru birlestirdi, hatta babasina tabi olmus diger beylikleri tehdide basladr, Mehmet CeIebi'nin boylece giiclenmesi i.izerine Si.ileyman Celebi 1406'da Edirne'den ~lklP Anadolu'ya gecti ve Ankara'ya dogru ilerledi. Bu strada Musa Celebi Eflak i.i.zerinden Rumeli'ye ulasrmsu. Geriden sanImak tehlikesi He karsilasan Siileyman Celebi Anadoiu'yu brrakip Edime'ye donmek zorunda kaldi. Musa Celebi ilk agizda yenilmesine ragmen, tekrar toparlanarak 1410'da Edime'yi Siileyman Celebi'nin elinden almayi basardr, Bu durumda Osrnanogullan iki ayn yoresel devlet gortinumtine girdi; Anadolu'da Mehmet Celebi'nin i9 bolge dcvleti ve Rume1i'de Musa Celebi'nin uc boyu devleti. Fakat birkac YII icinde Mehmet Celebi ustuste iki defa Trakya'ya gecerek Musa Celebi'yi yendi vc 1413'de Osrnanh devleti tek sultanm buyrugunda birlesmis oldu.

Bu olaylann ve gelismelerin boylece siralanmasi sorunu cozmeye, birlesmenin nasil degil de neden saglanabildigini aciklamaya yetmiyor, Dev- 1etin ve toplumun yapisma egilmemiz, bu yaprda birlestirici rol oynayan ogeleri saptamamiz gerekiyor,

Ilk adimda Osmanogullan'nm o;lkl~ noktasma d6nelim. Devletin bir U9 boyu toplumundan gelistigini, uc boyunun yanm yiizyil Rurneli'nde ilerledigini -okuyucuyu biktirmak pahasma- bir defa daha hatirlanhm. Fakat bu us: boyu, kendini besleyen bir i~ bolgeye dayanmadikca canhligmt, atakhgmt siirdilremez. Balkanlar'da ilerleyen akmcilar heniiz Rume-

57

Ii'nde bu ueu beslerne gorevini tistieneeek bir i~ bolge yaratamarmslardr. Rumeli akmcilanru destekleyen Anadolu idi MIa. Murat Hudavendigar cagmda akmci beyleri Osmanogullan'run buyrugundan kopamadiklan gibi, dagilma doneminde de Edirne'de Suleyman ~e1ebi'nin ve daha sonra Musa Celebi'nin etrafrnda toplanan gazi beyleri ergec Anadolu Be tekrar birlesmenin geregine inannuslardi. Bu birlesrneyi 1406'da Anadolu'ya gecerek Siileyman Celebi'nin yonetiminde gerceklestirmeyi denediler, olmaymca, 1413'de Mehmet {:elebi'nin Edirne'yi almasina uzun boylu direnmediler, hatta el altindan yardim bile ettiler.

Rumeli i~ bolgeye muhtac oldugu gibi Anadolu da u~ boyuna muhtacn. Yoksa sadece Anadolu'da sikrsip kalan bir beylik, degil Timur gibi bir cihangirle, Memluk sultanlarr gibi bat! Asya'mn gll~Hi devletleri ile de basedemezdi, Nitekim daha sonraki yuzyillarda Osmanhlar Safevi ve MemIuk devletIerini ancak Balkanlar'i tilmii ile ele gecirdikten sonra maglub edebiIdiler. Bir zamanlar Bizans imparatorlugunda oldugu gibi, Osmanhlar icin de Anadolu ve Ba1kanlar birbirini destekleyen, tamamlayan kanatlardr, Demek ki Osmanh devletinin iki bolgede birden gelismesi, iki cephede carpismayi gerektirmesi bakimmdan zayifhk olarak goriilse bile, ashnda guclenmege yardim ediyordu.

C. Osmanlt Diizeni

Devletin ve'toplumun yapisma daha yakmdan bakngrmizda, Osmanh devletinin Balkanlar'da olsun, Anadolu'da olsun ~evresindeki diger devletlere gore llsti.inWkleri sapt ana biliyor. Osmanh yonetiminin yurnusak ve Mil oldugu, halkiru hos tutmaga ~ah~tJgl soylenegelmistir, Ozellikle Bizans'tan ya da Balkanlar'da devletlerden ahnan yorelerde Osmanh devletinin koydugu kural1ar ve getirdigi yiikiimllilukler halki rahatlatiyordu. Vergi diizenini aciklayan en eski Osmanli belgeleri onbesinci yiizyildan 01- makla beraber, daha eski Bizans kaynaklan bu iddiayi dogruluyor, Mesela Selanik sehri ve yoresi bir siire Osmanh elinde kaldtktan sonra Ankara yenilgini izleyen dagilma doneminde tekrar Bizans eline gecmisti, Bizansh yoneticiler Selanik'te ahsilagelen Bizans vergilerini uygulayamadilar, ciinkii kisa silreli Osmanh yonetiminde halk daha diisiik bir vergi yiikiine ahsmisti, Halkm tepkisini goz oniine alan Bizans da Osmanh usulii vergiler He yetinmek zorunda kaldr,

Osmanh yonetimi acismdan ti~ degisik yore saptanabilir. Birincisi uc boyu . ve akin alanr, Akm alanr dii~man elinde olan, akmlarla direnci krnIan, ileride Iethedilmege aday bolgeler; Osmanh yonetimine degil, akmci beylerinin keyfine bagh yerler. tkinci grup yoreler ise Osmanh iistiinliigtinti kabullenmis, Osmanhlar'a karst askeri ve mali yiikiimli.iltikleri olan yerler, 1340 civannda Karesi, Orhan Bey ~gllldan beri zaman zaman Bi-

58

zans, Murat Hiidavendigar doneminde Bulgaristan ve Sirbistan bu durumda idiler. Bayezid Bey'in saltanatmda bir ara Eflak da Osmanhlar'a bagnnh hale gelmisti, Bu yerler Osmanh seferlerine katilma ve ydhk vergi verme yiikiimlilliigiine ragmen kendi is: duzenlerini koruyorlardr, Osmanh tarihinin akismda bu yanbagrmsiz durum genellikle gecici idi, yani eninde sonunda mi.inasip bir firsatta boyle bolgeler dogrudan Osmanh yonetimine ahmyordu, Bulgaristan, Sirbistan, Arnavutluk, Bizans srrayla bu evreden gecerek Osmanh egemenligine girdi. Buna karst, siirekli isgali gii~ olan daghk bolgeler, mesela Eflak, Bug-dan, Erdel, ya da harac karsihg: bagrmSIZ kalmasi tercih edilen Ragusa (Dubrovnik) hie bir zaman dogrudan dogruya Osmanh yonetimine girmedi.

Osmanh yonetimine girmek ne demekti? Daha once degindigimiz gibi fazla direnmeden Osmanh eline gecen yorelerin yoneticileri Osmanh diizeninde de onemli riitbelere gelebiliyorlardi. Hiristiyan prensler ve asiller miisliimanlrgi kabul ettiklerinde Osmanh saneakbeyi, pasasi, veziri olabiliyorlardi, Daha alcak riitbeli komutanlann ve savascilann Miisliiman 01- masma bile gerek yoktu. Bunlar kendi yorelerinde ttmarh sipahi ya da zeametli olarak kahyor ve boylece Osmanh asked snufina girebiliyorlardi,

Osmanh eline gecen yoreler sancak denen yonetim ve komuta birimlerine ayn1tyordu. Yaklasik olarak simdiki Tiirkiye'nin vilayetlerine kryaslanabileeek boyda olan bir saneak, kendi icinde yonetim butiinliigime sahipti. Osmanh yonetimi, once her sancakhk bolgenin geleneksel kurallanm, halkrnm devlete karst yilkiimliililklerini ineeliyordu. Sonra bu geleneksel yi.ikiimliiliikler, bazen oldugu gibi, bazen biraz yumusatrlarak bir "sancak kanunnamesi" olarak saptamyor ve Han ediliyordu, Saneak kanunnamesi 0 sancakta hangi ilriinden ne oranda vergi almacagim: ~ar~l, pazar, panayirda almacak tiearet resimlerini; sinai iiretimden almacak payi; hangi suclann nasil cezalandmlacagmi ve ne gibi para cezalan ahnabilecegini saptayan bir beIge idi. Yani Osmanh diizeninde her sancagm .. mali, idarl ve eeza kanunu, kendine gore, geleneklerini ve daha onceki yonetimin seklini goz online alarak hazrrlamyordu.

Sancak kanunnamesi Osmanlt yonetiminin ilk adimi. lkinci adim ise sancagm sayimr, ya da Osmanh dilinde "tahriri". Tahrir, sadece , nUfusun degil, torenin ekonornik giiciiniin sayrrm aym zamanda. Osmanh sancak tahririnde her kent, kasaba ve koy tek tek srralaruyor, her birinin niifusu, topraklan, iiriinleri ve odenmesi gereken vergileri yazrlryordu. tnsan gilciinii ve ekonomik iiretimi sayan belgelere "mufassal defter" diyordu Osmanlilar,

Bundan sonraki adim ise muf'assal defterde belirtilen iiretim giictinden kanunnamelerde saptanan oran ve olciilerde ahnacak vergilerin kimin tarafmdan toplanacagimn saptanmasr, Kent ve kasabalarda ticaret ve smai

59

iiretim onemli oldugundan, nakit olarak ahnan vergiler ~ogunluktaydl. Koylerde ise arazi vergisi Osmanh yonetiminde genellikle nakde donii~ti.iriilmekle beraber, iiretirnden ahnan vergiler mahsuliin belli oranlarda payi olarak odeniyordu - mesela ~u kadar koyundan bir koyun, ~u kadar kile bugdaydan ya da arpadan su kadar kile. Boyle ayni vergilerin iiretimin yaplldlgl yoreden cok uzaga tasrnmasi hem 90k gii9, hem 90k pahah idi. Bu sebeple Osmanh vergi sisteminin temeli, toplanacak gelirin kaynagmda belirli kisilere aynlmasi idi, Bu devIet gorevlileri nakit ayhk ya da yrllik maas almak yerine gorevli olduklan yerlerde, 0 yorelerin gelirlerinden pay ahyorlardi,

GiinUmiizde memura odenen ayltk paraya "maas" diyoruz, Maas,

_ Arapca yasama, gecinme parasi demek, maiset He aym kokten. Aym kavrami, yani kisiye gecinmesi icin gelir aynlmasmi "dirlik" diye ifade ediyordu Osmanhlar. Osmanh savasci, komutan ve beylerine aynlan gelir kaynaklanna da dirlik, ya da timar deniyordu. Trmgr daha sonralan nispeten kU~iik dirlikler icin kullanrhr olmustu, hatta onaltmci yiizyrlda timarlann yillrk gelirinin 20.000 akcenin altmda kalmasi kurah kondu. Koylerde odenen vergi geliri genellikle kii9iik dir1ik sahiplerine dagttihyordu. Vergi geliri daha yiiksek olan ve yonetimi daha gii~ olan kasabalar ise "zeamet", yani komutanltk adiyla subasr (zaim, komutan) riitbesindeki gorevlilere aynhyordu. Daha da yiiksek vergi gelirine sahip ve yonetimi daha onemli kentler ise en yuksek riitbeli beylere, pasalara, vezirlere ve sultanin kendisine "rnahsus", yani bu kisilere "has" idi. Sultana aynlan haslara ise sultan haalan demek olan "havass-i humayun" deniyordu. Bu baglamda sultan da diger dirlik sahiplerinden farkh degildi denebilir.

Genellikle yanhs anIamalara yol acari bir noktayi vurgulayahm. Dirlik demek toprak, arazi demek degil, devlet geliri dernek, Tnnarh sipahi de ciftlik ya da koy sahibi degil, koytin vergilerini alan kisi demek.

Dirlik gelirleri sadece iiretimden alman paylardan degil, aym zamanda 'tar~l- pazar riisumundan ve para cezalanndan olusuyordu demistik, Yani dirlik sahibi kendine ayrilan vergi, resim ve cezalan toplarken aym zamanda 0 yerin yonetimini de iistlenmis oluyordu. Demek ki dirlik dagitma yonterninin ii't islevi birdan var: dirlik, bir vergi toplama yontemi olduguna gore bir islevi mali; dirlikler genellikle savasci ve komutanlara verildiginden ikinci islevi asked: dirlik sahibi yoresindeki halkm yonetimine kanstigmdan ii9iincii islevi de idari.

Dirlik yontemi Osmanh yonetiminin ternel tasi oldugundan bu duzenin ozelliklerini i1eride tekrar ele alacagiz. Simdi ele gecirilen yorelerde Osrnanh diizeninin uygulanmasmin ii~iincii admuna donelirn. Kanunnameler belli bir sancakta Osrnanh yonetim kurallanru sirahyor, nUfus ve iiretim sayimi olan tahrir sonuclan mufassal defterlere isleniyor demistik, Son olarak tahrirlerde saptanan vergi, resirn, ceza gelirleri ~e~itli dirlik sa-

60

hiplerine dagiuhyordu. Her sancaktaki dirlik sayrsi degi~ik olmakla beraber, ne fazla zengin ne fazla fakir, siradan bir sancak:ta ortalama 80 - 100 nmar, 10 - 15 zeamet ve en ~gl bir has bulunuyordu. Bir sancaktaki dirliklerin kimlere, hangi gorevlilere aynldigrm gosteren Iistelere de "iemal defteri" deniyordu. lcmal ozet demek, mufassahn aksi,

Her sancakta en a~agl bir has vardi dedik, aciklayahrn. Her sancakta sancakbeyine aynlan gelirler sancakbeyi haSSI idi. Nispeten zengin sancaklarda, 0 sancagin bagh bulundugu beylerbeyine aynlmis gelirler de olabildiginden, boyle saneaklarda saneakbeyi hassi yamnda beylerbeyi baSSI icinde saytlan has gelirleri de vardi. Nihayet belli bir sancagm ya da bolgenin yoneticisi olmayan, devletin biitiiniiyle yonetimini siirduren sultan ve merkezdeki veziriere aynlan haslara da ~e~itli sancaklarda rastlanabiliyordu, En zengin, vergi gelirleri en yuksek sancaklardi bunlar. Ya ~ok onemli ticaret merkezleri, ya da maden, tuzla gibi yogun gelir Ureten kaynaklar havass-i humayuna katrhyordu genellikle.

Osmanh yonetiminin bir ozelligine daha isaret edelim. Gerci dirlik sahiplerinin yonettikleri bolge halki iizerinde bUyiik otoriteleri vardi, Fakat dirlik sistemine paralel bir diger yonetim sekli daha vardi. Her sancak merkezine ve diger kasabalara kadilar tayin ediliyordu. Kadilann asil islevinin Osmanh kanunlanm ve seriati uygulamak oldugu muhakkak. Os- ' manli kanunlan devletin halkiyla iliskisini, halkin yiikUmliiliiklerini belirledigi icin kadilar yonetime de kauhyorlardr, ()zellikle ceza kanununun uygulanmasmda dirlik sahibi, savasci ve komutanlar suclulann yakalanmasryla gorevlendirildikleri halde suclulara ceza bicmek, para cezasi almacaksa miktanm saptamak kadrlann isiydi, Demek ki asker1ikten yetisen dirlik sahibi yoneticiler He medreseden yetisen ve ayn bir devlet kurumunu ve islevini temsil eden kadilar, isbirligi yapmak ve birbirlerinin diizgiin ve Mil cahsmasmi denetliyerek saglamak zorundaydrlar.

Bu akilci, etkili ve Mil yonetim bicirni Osmanh cline gecen halkm ra~ hatlamasinda, emniyet ve guven icinde yasarnun siirdiirebilmesinde en oncmli unsur sayilabilir, Gerci diger Anadolu beyliklerinde de hemen hemen aym diizen uygulanmaktaydt, fakat ozellikle Rurneli'nde, yani yanfeodal Balkan devletlerinden alman yorelerde Osmanli yonetirninin sikica yerlesmesi, Timur istilasmda bile Osmanhlar'm bu yorelerde tutunabilmesi, uykuladiklan yonetimin tutarhhgi ve giiveni He actklanabilir.

9. Kaptkullan

Dirlik yontemi devletin vergi toplamasmi kolaylastmyor, duzenli bir orduyu besliyor, aym zamanda iilkenin asayi~ ve giiven i~inde yasamasirn saghyordu. Dirlik yonteminin askeri islevine egildigimizde bir baska ozelIigine daha rasthyoruz, Savasci ve komutanlara aynIan vergi gelirleri, ordu

61

mensuplanmn kendi biitun masraflanm karsilayarak seferlere kanlmalan icin veriliyordu, Her' sava~~l, her nmarlr sipahi kendi atmr, silahlanni ve diger gereklerini kendi temin edip sefer ilanmda bath bulundugu sancakbeyinin yanmda toplamyordu. Bu dedigimiz en dli~iik derecede timarhlar icin, ZamanIa yavas yavas degisen biraIt smmn iistiinde gelire sahip trrnarlilar, kendilerinden baska "cebeli" denilen savascilarr da sefere getirmekle yiikiimhiydiiler, Onbesinci yiizyllda en diisilk gelir1i trmarlann yilhk hasilati 1.000 - 1.500 akce dolaymdaydi. Bu miktann iki misli yrlltk geliri olan ttmarli icin cebeli (yani silahh) asker getirmek yGkUmHiHigU bashyordu.

Trmar geliri artukca timarhmn beslemekle, atim - silahmi saglamakla yiikiimlU oldugu cebeli sayrsr da arnyordu. Daha sonralan en dU~Uk trmar gelid 2.000 akce olarak saptandigmda, cebeli sayisi her 2.000 akcelik arus icin bir tane olarak belirleniyordu, Mesela 10.000 akce yrlhk geliri olan trmarh, 4 cebeli i1e beraber katiliyordu sefere. YIIbk has geliri 100.000- 150.000 akce dolayinda olan bir sancakbeyi ise 50 - 75 cebeli getirmekle yukiimluydii, Yiiksek ge1ire sahip beylerio, pasalann, vezirlerin ve nihayet sultamn yrlhk gelirleri ile orantih olarak beslemekle yUkUmlU olduklan savasci saytsi ise yUzleri, hatta binleri bulabiliyordu.

Demek ki Osmanh ordusu sadece dirlik sahiplerinden degil, bunlann bakmak ve gereklerini saglamakla y{ikiimlU olduklan cebelilerden olusuyordu. Kimlerdi bu cebe1iler? Bir nmarh sipahi yamnda bulundurdugu, sefere gotiirdtigi.i iiy - bes cebelisini herhalde 0 yijrenin delikanhlanndan, yigltlerinden seciyordu. Daha biiyiik sayida cebeIi bes1eyen beyler ve pasalar ise 9~itli kaynaklardan, meseta esirlerden saghyordu konak, ya da Osmanli tabiriyle kapi halkmi. Hatta ~ogu komutan, vezir ve sultanin kendisi kapilanru kullardan, yani dogrudan kendilerine bath kisilerden olusturmayi yeg1iyordu.

Kapikulu terimi genellikle sadece sultamn kullan icin kullamltr. Osmanh devletinde en onemli, en bUytik kapi, sultamn kapisrydi ~i.iphesiz. Fakat en kU~Uk timarh dismda dirlik sahibi herkesin kendine gore bir kapisi oldugu unutulmamali. Sultamn kapi halkmin sayisr binlere ulasiyordu, vezirlerin pasalann kapilan ise yUz1ere. Hem i9 Asya siyasal- askeri geleneginde, hem Islam devletlerinde kuUardan, kolelerden ozel asker beslemek cok uzun bir gecmise dayamyor, islam tarihinde ozellikle Abbasi halifeleri "rnemluk", yani rniilk olan, sahip olunan kisilerden ordu kurmuslardr. Daha sonraki biitun islam devletlerinde aym yonteme rastlamyor, Ailesinden yerinden - yurdundan kopmus memlukIardan, kullardan ordu kurmak bu askerlerin dogrudan d~ya sahiplerine baglanmasnu saglamak icin bulunmus bir yi:intem. Ama bu memluklann, efendilerini altettikleri, hatta oniiciincii yiiZY1lda MlSlr'da ve Hindistan'da kendi kendilerine devlet kurduklan da goriilmiistll lsUim tarihinde.

62

t~ Asya gelenegi ise biraz daha degisik, Avrupa - Asya steplerinin siyasal geleneginde hakanlar kisinin dinine, diline, irkina gore degil, yararhbgma gore riitbe veriyorlardi, Orta Avrupa'yi fetheden Atilla'mn Hun imparatorlugunda olsun, Gdktiirk, Hazar gibi Turk devletlerinde olsun, her dinden ve cinsten sava~~l ve komutan bulunuyordu. Hatta hakan cinsi ne olursa olsun en usta, en yigit savascilardan kendi ozel bir maiyyet de besliyordu.

Osmanlt kul sistemi j~ Asya ve islam siyasal - askeri geleneklerinin yeni bir birlesimi saytlabilir, Yukanda degindigimiz gibi akmlarda ele gecirilen esirlerden bazilan mlislUman olarak sultamn, pasalann, beylerin kapi halkmi olusturuyorlardr, Sultan, kendi kapisindaki savascilara "yeniceri" admi vermisti. BUylik bir ihtimalle Bayezid Bey ~agmda sultamn kapisma seckin kullar saglamak icin yeni bir yontem. bulundu. "Devsirme" denen bu yontemle sultan, ulkesi dismdan, akmlardan elde edilen esirlerin yam srra, kendi ha1kmdan da kul topluyordu, Miisliiman ha1ktan kul devsirilmesi seriata aykm oldugundan sadece mlislliman olmayan halktan toplamyordu devsirme, Aslmda milsluman olmayan halktan sultana kul 01- mak iizere delikanhlarin devsirilmesi de seriata aykm ama, devsirme yonteminin gelistig! siralarda Osmanh kanunlan ve kurallan her zaman seriata uymuyordu.

Akm!arda bot sayida esir toplanndigma gore neden acaba Bayezid Bey devsirme yonternini cikardi ortaya? Once tekrar hatirlatahm, memluklan ya da Osmanh kapikullanrn, donanmada kurege konan ya da ciftliklerde calrstmlan irgat esirlerle, veya konakta ev hizmetinde kullamlan kolelerle bir tutrnamah. Memluklar ve kapikullarr ozel olarak talim ve terbiye gormus, askerlikte usta kullardt. Hatta iclerinde en akilli, en becerikli, en vararlr olanlar yiiksek rlitbelere getiriliyordu, Mrsir Memluk sultanligmm kolemen athlan ve Osmanh yenicerileri tarihin en zorlu savascilan arasmda sayihr. Kullann bu ozel egitim ve terbiyeye gene yasta basmalan tabii tercih edilecek bir seydi. Dstelik aktn alanlannda gelisi giizel toplannus esirler yerine secerek kul devsirmek cok daha akil kart. Devsirme yonteminin ortaya ~tkmaslDm sebebi bu olsa gerek,

Devsirme belli kurallara gore uygulamyordu. Akmlarda ele gecirilen esirlerden beste biri sultanm sarayma aynldigi icin bunlara Frasca pencyek (beste bir)'ten bozma pencik deniyordu. Devsirme yonteminde ise 40 delikanhdan biri ahndigrndan, ilk zamanlarda gene Farsca ~ihil-yek (kirkta bir)'den bozma cilik dendigi goruliiyor. Krrkta biri devsirmek icin sultarun kapi halkinrn, yenicerilerinin subaylanndan biri gorevlendiriliyordu. Bu subay miisliiman olmayan ha1km yogun oldugu koyleri dolasryor, delikanhlan karsisma ahp gi.i~Hi - kuvvetli, gliler ylizlU, iy{ buylu, akilh goriinli~lii, icinin giizelligi disma vurmus, 12 - 18 ya~ arasmda gencleri sultan namma

63

topluyordu, Universite secme ve yerlestirme smavi kadar gecerli bir yon. tern dcg-il belki, ama Osmanhlar "ilrn-i kifaye"ye, yani dl~ goriinii~ijnden kisinin cevherini kesfetmek usuliine inanmislardi. Bir aileden birden fazla, bir koy ya da kasabadan ktrkta birden fazIa gene almmiyordu. Dul ana. sma bakan, ailesinin gecimini sag-Iayan delikanhlar da evlerinde brrakrhyordu,

Bu ilk secim. Devsirilen gender tekrar inceleniyor, iclerinde en se'r· kinleri sultarnn saraymda yetistirilmek iizere aynhyordu. Diger devsirme gencler Anadolu'da TUrk ailelerinin yanmda Turkce'yi ve Musliimanhgt ogrenip gii~lii· kuvvetli yetistirildikten sonra acemioglam olarak yenicerilige adrrn atarken, ikinci elemeyi kazarup saraya alman seckinler usta savascrlann ve degerli hocalann nezaretinde ~ok saglam bir egitim gorilyorlardi. Bu kadar iyi yetismis gencler daha sonra yeniceri subayi olarak gene sultanm kapikullari arasmda hizmet gordiikten sonra, subasi ya da

bey olarak tasrada dirlik ahyordu, _

Devsirrne, sadece sultana mahsus bir kul saglama yontemiydi. Pasalann ve beylerin iilke ifinden devsirme toplamasma izin yoktu. BununIa bcraber iilke halkmdan kimisi kendi istegiyle, geniillil olarak bey kapilanna yanasiyor, beylere "bende" oluyordu.

Her dirlik sahibi kendi kaprkullarma bakmakla yiikiimItiydU demistik.

Sultan da kendi havass-i humayun ve pencik gelirinden kapikullannm at· lannr, silahlanru, zirhlanm, giyimini- kusamrm saghyor, aynca bunIara "ulufe" denen bir iicret qdiiyordu. Kapikullanrun biitiin masraflan efendileri tarafmdan karsrlandrgi icin uhife oranlan 90k yiiksek degildi,

Kul bulundurma usulii, dedigirniz gibi, Osmanlr icadi degildir. Osmanh icadt olan devsirme, Daha Osman Bey zamarunda bile beylerin kulIan vardi. Osman Bey'in kullarindan bazilan da onemli komutanlar arasmda sivrilmisti, Fakat Bayezid Bey cagmda Osmanhlar, kaprkulu usulunii en geni~ ve diizcnli bir sekilde uyguIamaktaydIlar. Timur sarsmtrsmdan sonra. Osmanh konak ve saraylannda yet~mi~ yuzlerce yeniceri ve kapikulu icin devletin bir an once kendini toplamasi cok onernliydi. Makedonya'da u~ boyundaki akrnct beyleri, Amasya ve Bursa'daki ulema ve TUrk asilh beyler Osmanh birliginin gerceklestirilmesini ne kadar istiyorlarsa, sultarnn kullan ve kulluktan yetisme bey ve pasalan da en az onlar kadar istiyorlardi bunu, Ulema ve TUrk beyler baska beyliklerde de hayatlanm siirdtirebilirlerdi, Osmanh kapikullan ise ancak Osmanh devleti dirildiginde, sult_an giiclendiginde tekrar eski riltbelerine, mevkilerine kavusacaklardi.

Kisaca tekrarlayabm: Osmanh devletinin Timur istilasun kisa siirede atlatabilmesinde, kendini toparlayabilmesinde hem halkm, hem kapikullannm, hem akmci beylerinin hevesi ve istegi onemli rol oynadr,

64

D, $ehzade <;eki~meteri

Tarihin akisma donmeden once simdiye kadar ihmal ettigimiz bit konuyu ele alalim. Ondordiincti yUZYll boyunca Osmanhlar komsulannm taht kavgalanndan faydalanrmslardi. Karesi, Bizans, Bulgaristan, Sirbistan iizerinde Osmanli hakimiyeti kurulmasmda bu devletlerin i\,; \,;eki~meleri O~ manhlar'in ekmegine yag surdii. Osmanogullan'mn kendilerine baktrgirmzda, Timuristilasma kadar onemli bir taht kavgasi He karstlasmryoruz, Bu, Osmanb sehzadelerinin komsu iilkelerdeki prenslere gore daha uysaJ, daha itaatli olmasmdan degil. -Ostelik Osmanh siyaset anlayist da diger Anadolu beyliklerinden farkh degildi bu bakimdan. Osmanb i.ilkesinde de memleket sadece beyin degil, beylik ailesi iiyelerinin ortak hakimiyetinde sayrhyordu

Bu hakimiyet anlayisuun geregi olarak ilk zamanlar iilke topragmm yonetimi sadece bey ailesi Uyelerine, sehzadelere veriliyordu. U\,; boyu bunun dl~mda idi; uclarda akmci beyleri hukum surmekteydi. Ama i~ bolgelerde sancak bey~i ~ehzadelere mahsustu uzun sure . Sehzade kti~iik yasta olsa bile yamna bir lala katihp sancakbeyligine go nderiliy or, kii~iik yastan beylige ahsmasi, bey olarak yetisrnesi amaclamyordu. Her ~ehzade bey olmak iizere yeti~tirildigi halde ancak bir tanesi beylige gececekti, Hangi sehzadenin bey olacagmi saptayan bir kuraI da yoktu.

Orban Bey Osman Bey'in yerine ge~tiginge agabeyinin beylikte gozii olmadrgi soylenir, Orban Bey oldilgtinde ise Si.i1eyman Pasa'nm bir kazada olmii~ olmasi sebebiyle Murat Bey en tecrubeli, en bilgili ~hzade olarak babasuun yerini aldi. Bu donemin tarihi epey karanhk olmakla beraber, anlasilan kii~tik kardesleri bunu kolay kolay kabullenemediler. Murat Bey'in ilk. yillarda iki kti~tik kardesiyle ~arpl~t1~ ve onlan oldiirttiigti samhyor. Daha sonra kendi oglu Saver Bey'in isyana ka1kI~t1gl ve agabeyi Bayezid Bey tarafmdan yakalanarak ortadan -kaldlflldl~ biliniyor. Bayezid Bey'in kendisi, babasi Kosova'da sehit dii~tiigiinde, kardesi Yakup Bey'i beylik tahtmda hak. iddia etmesine firsat birakmadan ~bucak oldtirttii. Yaui, ondordiincil yiizytl boyunca Osmanh sehzadelerinin beylik cekismelerinin uzun boylu i~ savasa donusmeden halledilmls olmasi biraz da tesadiiHerin eseriydi diyebiliriz.

t~ Asya siyasal geleneginde hangi bey ailesi mensubunun beylige gececeginin saptanmamis olmasi biraz garip sayilabilir, Step devletlerinde hakan i:ildiikten sonra mirascilannm hesaplasmast sonucunda en degerli, en cesur, beylige en layik olam ortaya ~lkml~ oluyordu diye savunulabilir bu belirsizlik. Fakatbeylik adaylanmn ~eki~mesi diiello gibi sadece kendi aralarinda kalrmyor, i~ savasa bile donliljebiliyordu. Bu siyasal geleneg!

65

siiidiiren devletlerin ~gu uzun omiirlii olmuyor, bir - iki nesil il(inde parcalamp dagihyordu.

Osmanhlar ilk defa Timur'un e1inde boliindiiklerinde bu tecrubeyi get;ird]er. Nihayet Celebi Sultan Mehmet kardeslerini maglub edince dagdrna tehlikesini atlatabildiler. Fakat sehzade kavgalan daha iki ytizyll Osmanli tarihinin onemli gerceklerinden biri olarak karsmuza I(lkacak. Ancak 17 yiizyJlda Osmanhlar'm yeni bir tahta gel(i~ usuliinii benimsemeleriyle sehzade cekismeleri sona erebildi.

66

VI. TEMKtNLt BOYOME DONEMt

A. if Diizenin Saglanmasl

Taht Kavgalan

(;elebi Sultan Mehmet 1413'de devleti ele gecirip tek basma sultan olduktan sonra Osmanhlar'm i~. duzenle ilgili sorunlan ortadan kalkmadi. Bundan sonraki on yrl suresince, bern Mehmet I'in geri kalan saltanatinda, hem ogIu Murat II'nin ilk yillarmda, Osmanli devletinin bashca derdi i~ durumu yansnrmak, siikun ve huzuru saglamakn. Bir onceki boliimde Osmanh yonetiminin tutarbhgim.rbeylerin ve halkm devletin yeniden kurulmasi i~in gosteI:digi. hevesi ovmli~tiik. Ne var ki, 1413 -1423 arasmdaki on yl1 icinde Mehmet I ve Murat II ij~ onemli saltanat kavgasma kansmak zorunda kaldiklannagore, Osmanlt toplumu icinde bu i~ ~atl~malan destekleyen ~e~kiler ve dalgalanmalar ol4ugu da muhakkak.

Celebl Sultan Mehmet, Timur istilasmdan sonra Osmanh topraklannda beylik. davasma girisen kardeslerini altetmeyi basardi, fakat arkasmdan diger kardesi Mustafa ~elebi ~tktl ortaya. Mustafa Celebi,Musa (:eIebi gibi Timur'a esir dij~mi.i~tU. Fakat Musa Celebi Timur'un izniyle Anadolu'da ka1dlgt halde, nedense Mustafa Celebi Semerkand'a kadar gitmisti. Bir sure sonra Mustafa Celebi'nin Anadolu'ya dOndligii ve Karaman i.i1kesinde kaldlgl anlasilryor. Daha sonra Mustafa Celebi Eflak'a ge~ip otadan Osmanh topragma girdi ve 1419'da Rumeli'nde saltanat iddiasim ortaya koydu .• Bu sirada Mustafa Celebi onemli bir kuvvet toplamaya firsat bulamadan, c;elebi Sultan Mehmet'in ordusu ile Rume1i'ne g~ mesi tizerine Selanik'te Bizans'a slg11lmak zorunda- kaldi, Mustafa ~lebi' ain beylik iddiasi fazla parlamadan bastmldiysa da Bizans, sultanin kardesini onemli bir koz olarak elde tutuyordu, Gerci Osmanh tarihleri Mustab Celebi oldugunu soyleyerek ortaya ~lkan . bu kisinin sahte oldugunu, «diizmece» oldugunu ileri surerler, fakat ~elebi Sultan Mehmet'in durumu ciddiye aldigr, kardesinin sabverilmemesi kin Bizans'a ytlhk para Odemeyi kabul etmesinden anlasihyor.

tki ytl sonra Celebi Sultan Mehmet nisbeten gene yasta oldugu hal-

67

de aniden sAlr hastalandl ve Edimo'de oldii. Osmanb vezirleri, biiyUk ~bzade uzakta, Aroasya'daki sancaS1_nda iken sultamn oliimiiniin duyulmasiyla kartsrkhk j(lkabileceginden l(ekindikleri ij(in Murat Bursa'ya ulasana kadar durumu gizlediler, Murat II Bursa'da sultan oldu, fakat tahtma saglam oturabilmesi kolay olmadi. Gene Sultan Murat babasmm Bizans'la )'aptlgl zorunlu anlasmayi kabul etmediginden, amcasi Mustafa Celebi scrbest birakildi ve Rumeli'nde tekrar saltanat davasi bayragmi ajj:u. Mustafa (,elebi 1419'da Rumeli'nde fazla destek bulamamisken iki ytl sonra ~ok daha basanh oldu, Balkanlar'm meshur akmci beylerini etrafma toplayabildi, AkInCI beyleri acaba yegenine gore daha ~, daha tecrubeli oldugu ij(in mi Mustafa Celebi'yi desteklediler bu sefer? Sebep ne olursa olsun, belh ki Mustafa Celebi'Din tahttald Iddlascn Sultan Murat'tan daha hakh gorenler az degildi,

Rumeli beyierinin destekledigi Mustafa ,eIebi, ye~eninin tisttine gonderdigi orduyu Edime yalonlannda dag.ttl, hattA bu askerleri kendi tarafma cekmeyi basardi. Arkasmdan kendisi Anadolu'ya gecip yegeniDi Bursa'dan cikarmaya niyetIendi. Mustafa Celebi'nin RumeIi ordusu He .Sultan Murat'm Anadolu ordusu Ulubad dolaylarmda, herbiri nehrin bir yakasmda, karst karaya geldi. Daha iki ordu arasutda j(atl~ma cikmadan Sul.tan Murat Rumeli ordusu beylerini kendi tarafma ~kmeyi, hil( olmazsa Mustafa <;elebi ordugahmda belirsiz ve kararsiz bir hava esmesini saA;ladi, Bu durumda ordugahJ dagLlan Mustafa C;elebi tekrar Rumeli'ye ~ekildi, nihayet arkasmdan yetisen Sultan Murat'm askerleri tarafmdan yakalanarak, 1422'00 Edime'de idam edildi.

Sultan Murat, Mustafa Celem Ola}'1OIO pac1amasmdan Bizans'l mesul tuttugundan, amcasmi ortadan kaldirdiktan sonra derhal Kostantiniyye uzerine yUrUdti ve silo bit muhasaraya ~. Bu srrada ikinci bir saltanat davasi He karsilasn Sultan Murat; kij~tik karde~i ~hzade Mustafa Celebi' Din beylik. iddiasryla, Murat II babasmm olUmii ilzerine Bursa'ya k~p tahta Clkugmda Hamid'de sancakbeyi olan ~hzade Mustafa caruru emniyete almak icin Karanian'a slltnml~. AJabeyi ordusu ile Trakya'ya gecip once amcasi lie, arkasmdan Bizans'l mubasara ilo. mewu iken ktij(iik sehzadenin lalasi, Karaman ve Germiyan beyleri. Bizans'la anlasarak durumdan faydalanmaya ~llar.

Once Bursa iizerine ytiriidU ~hzade Mustafa, sonra tmik.'i alarak sattanatim ilan etti, Fakat sehzadenln destekleyicileri. Sultan Murat'm Anadolu'ya gecen kuvvetleri kaqtsmda lutunamayacaklanru kestirdiler; Mustafa Celebi'nin lalasi, sehzadeyi tmi'k tizerine varan Sultan Murat'a teslim etti Amcasmdan bir y1l sonra kardesi Mustafa Celebi'yi de idam ettiren sultan, nihayet babasmm OlUmUndeo in ytl sonra tahtmda rahat oturabildi, Bu konuyu btrakmadan, Sultan Murat'in daha k;uj(frk. sao-

68

cakbeyligine bile ytkmiUUl~ iki karde,ini de her ihtimale kar~ kor ettirdi~ini belirtelim.

Celebi Sultan Mehmet'i ve og-lu Sultan Murat'i ugrastiran bu saltanat kavgalanndan da anlasihyor ki Osmanh tahti, beylerin, komutanlann destegini kazanabilen rakiplere aelktl. Bu durumda sultamn da devletin ileri gelenlerini hos tutmasi, vezirlerini ve beylerini onemli bir denge unsuru olarak kabullenmesi gerekiyordu. Her bid namh bir siilalenin ternsilcisi olan bu beylerin giiciinii kisitlayabilmek iein Sultan Murat'm daha sonraki yillannda, ozellikle o~u Fatih Sultan Mehmet'in doneminde, kulluktan yetiserek sarayda torbiye gorm~ bendelerin onemli mevkilere getirildikleri, sultan kapismm gU.ylondirildigi gorUluyor,

Ankarabozgunundan '~yJp 1423 Ylhna kadar siiren saltanat kavgalannm bir sonucu da, tahti ele gecirmeye u~a~n rakiplerin komsu devlet1ere odilnler vermek zorunda kalmasiydr, t;;evreden destek bulabilmek icin ce~it1i sehzadeler Bizans'a, Srrbistan'a, Eflak'a, Arnavutluk beylerine Yildmm Bayezid devrinde ele gecirilmi~ arazi ve kentleri geri vermeye mecbur oldular. Nihayet Celebi Sultan Mehmet, kardesi Mustafa' t;;elebi' nin serbest birakilmamasr iein Bizans'a para -odemeyi de kabullendi. Gene bu saltanat ceki~meleri sirasmda Osmanh deniz gUciiniin eksikligi de kendini hissettirdi, Sultan Murat'm, amcasi Mustafa Celobi ile cansmasmda, ordulann Canakkale Bogazi'm ge~meSi ancak yabanCl donanmalarm deste~i ile saglanabiliyordu. Once 8mcasIDID Anadolu'ya gecmesini onleyebilmek iCin, Ulubad'daki karalasmadan sonra da kendisi Trakya'ya yilrii-

, yebi1mek iein, Sultan Murat Foca'daki Ceneviz kolonisinden yardrm istedi. Ceneviz valisi Sultan Murat'a gemi sa~mak:la kalmadi, Edime'ye yiiriiyen orduya da kendi askerleri ile katildi. Bu yardJ:m karsihgmda ise Cenevrzliler'in odemekte oldugu ytlhk harac affedildi. Taht kavgalan bOy'Ieee sultamn sadeee i~te vezir ve beylerine ka~l degil, disarda komsulanna gore de zayiflamasma yol aen,

$eyh Bedrettin Dlayl

Celebi Sultan Mehmet, bir baktma saltanat rekabetinden de daha onemll sayrlabllecek bir ayaklanmayla cia u!ra~mak zorunda kaldi. Bu ayaklanmamn onderi olan $eyh Bedrettin ashnda bu donemde Osmanli iilkesinde yetisen en deger1i atimlerderi biridir, Osmanh ue boyunun Rumeli'ye gecmesinden sonra Edime ya:kmIannda kadihk yapan bir alimin oglu olarak yetisen $eyh Bedrettin, Bursa'da ve Konya'da Anadolu'nun ileri gelen medreselerinde okuduktan sonra tahsilini 0 devrin en onemli ilim merkezi olan Kahire'de siirdiirdii. Mlsu'da medrese egitiminin yam srra tasavvufa da daldi,

Osmanh iilkesi Timur'un Anadolu'dan aynlmasmdan sonra sehzade-

69

lerin .;eki~mesine sahne olurken, $eyh Bedrettin de Anadolu'ya dijnrn~, ,¥e~itli sehirlerde ilminin derinligi yanmda h~goriiIU, esitlikci fikirleri ile de kendini tamtnusti, Nihayet Edirne'ye donen Seyh Bedrettin'in UnU arttikca kendisine uyan miiridleri de gogaldl. Musa Celebi 1410'da Edirne'yi ele gecirdikten sonra seyhikendlne kadiasker (kazasker), yani devlet kadisi yapti. Seyh Bedrettin hakkmda Osmanh yazarIan din sinmm asngmi esitlikci gortislerinin devlet ve toplum diizeninibozucu, hatta ahlak dl~l oldugunu ileri sUrerler. Basansiz bir ayakianmamn dogal sonueu sayilabilir bu hiicumlar. Seyh Bedrettin'in gorU~leri ve tutumu bu kadar asm 01 saydi , kazaskerlige gelmesi ,¥ok garip kacardi, Bununia beraber seyhin din ve toplurn goriislerinin tasavvuf yoluyla esneklestigi, ulemanm kesin ve katr kurallan yerine dinier ve toplumsal bolunmeler arasmdaki farklan gidenneye yonelik bir sekilde geli~tigi anlasihyor.

Ashnda uc boylannda, bu arada Osmanh iilkesinde din anlayisi topIumun niteligi dolayisryla zaten esnek sayilabilirdi, Ondordtincii yiizytl boyunca Osmanh toplurnunda dinler arasmda pek fark olmadtgi, fakat miisliimanhk en son gelismis din oldugundan hiristiyan ve yahudilerin de ergee miisllimanhk icinde birlesecegi gorii~U agrr. basryordu, Bu donemlerde hem Osmanh toplumunda, hem diger Anadolu beyliklerinde en sik kullamlan isimler de bu hosgorulu tutumun bit belirtisi sayilabilir, Mesela Murat Hudavendigar ogullarma bashca peygamberlerin adlanni vermisti. Mehmet ve Mustafa Celebiler'in yamnda Siileyrnan, tsa ve Musa <;elebiler'in isimleri Murat Bey'in ogullanna bilincli olarak hep tek tannh dinlerin peygamberlerinin adlanm sectigini gosteriyor. Anadolu ve Balkanlar'daki miisliimanlar arasmda bu donemde Yahya, Yakup, Yusuf gibi yahudiligin ve hiristiyanligm kutsalkitaplanndan gelen isimlerin yaygml1g1 da ue boylannda dinlerin kaynasmasi ile aciklanabilir, Ustelik hem Osmanh bey ailesi mensuplan, hem akincilar ve diger miisliiman halk arasmda luristiyan ailelerden kiz almak cok olagandi. Seyh Bedrettin'in annesinin de Rum asrlh oldugu soylenir,

Uc toplumunun esnekligi icinde Seyh Bedrettin'in 'esitlikci tutumuna sasmamak gerek. Fakat anlasilan Musa Celebi ve kazaskerinin, Rumeli' nin iinlii beylerine karst belki de bu esitlikci goriiperrlen kaynaklanan davranislan sonucunda ~elebi Sultan Mehmet Rumeli'ni ele gecirmeyi basarmisn.

Musa Celebi'nin oliimiinden sonra Bedrettin'in miiridleri iizerindeki etkisi tehlikeli goriildUgUnden, seyh tznik'te gcz hapsinde oturmaya gonderildi, Bedrettin'in kendisi . Iznik'te oturadursun, UnU ve gorii~leri Osmanli toplumunun !re~it1i yorelerinde, ozellikle yeni miisliimanlasmrs ya da miisliiman olmayan halk arasmda, bir de toplumun yamaemda kalan alevi TUrkmen gruplan i~inde yayilmaya devam ediyordu. Seyh Bedrettin'in halifeleri, yani temsilcileri, Aydin ve Saruhan'da ayaklanmalan bas-

70

lanrken ~eyhin kendisi Iznik'ten Isfendiyar Bey'in iilkesine, oradan Karadeniz'i ~IP Rumeli'ne ge!rti ve burada taraftarlanm yanma topladi. ~elebi Sultan Mehmet ise once Ege bolgesindeki ayaklanmalann uzerine ordu gonderdi, soma 1419'da Seyh Bedrettin'i de yakaIattp idam ettirdi. Yeni bir toplurn diizeni yaratmak iizere gelisen bu dinl - siyasi hareket boylece fazla dallamp budaklanmadan bastmlnus oldu,

SaItanat kavgalanmn bir ozelligi, gereginden fazla kanli olmamasiydi. Garip gorunebilecek bu sozU aciklayahm, Taht rakipleri dogal olarak miimkiin oldugu kadar !rOk bey, komutan ve askeri kendi taraflannda bulundunnaya gayret ediyorlardi, Fakat hem beyler, hem asker icin hangi rakibin saltanati kazanacagindan cok, sarpl~mayl ve kayrplari en azmda tutabilmek onemliydi, Rakiplerin ordulan kar~Ila~tIgmda, iki taraf bir-birini tartiyor, bir ordu obilrilnden gii~lU gortlntirse karst tarat catismaktan kacrmp gUj(lU tarafa katilabiliyordu. Sultan Murat ve amcasi Mustafa ~elebi'nin ordularmm iki defa karsilasmasmda da aym sey olmus, siddetli bir i!t savastan kacirulmrstr. ~eyh -Bedrettin ve halifelerinin ayaklanMalan ise oyle degil, Bunlar !tok siddetli bir sekilde bastmldi, Nitekim daha ileride de dini- siyasi hareketlerin en abr, en kanh !tatl~malara yol actlgJ gortilecek.

Musliimanligm 9k.J~ noktasmdan beri timmet hem devleti, hem toplumu ifade eden bir kavram oldugundan, yani miisliiman iimmeti hi¥ 01· mazsa Medine'ye hicretten sonra siyasal bir birim olarak gelistiginden, Islam tarihinde toplumu diizeltmekv degistirmek iddiasryla ortaya cikan hareketlerin dini gortislerle pekistirilmesi, ya da tersine dini goriisler ileri suren hareketlerin siyasal amaclara yonelmesi oldukca sik rastlanan durum lardrr, Osmanh tarihinde de Seyh Bedrettin olayi son 01 mayacak , Safevi dini hareketinin siyasal ve toplumsal etkileri, onaltincr yiizyilm bashca sorunlan arasmda yer alacaknr,

B. Genisleme Siyasetlne DonD.~

Anadolu Beylikleri ile1li~kiler

C;elebi Sultan Mehmet ve oglu Sultan Murat ~~Iannda bir yandan' i~ kargasa siirerken, bir yandan Osmanli sultanlarirun Tiirkistan - tran· Azerbaycan'da hiikiim siiren Timurogullan'na karst ba§l egikti MIa. Bu donemde komsulan He iyi gecinmek neredeyse zaruret olmustu Osmanhlar'a. Daha once Siileyman Celebi'ye tabi olup Rumeli'nde sancaga gonderilen Aydinoglu CUneyt Bey, Celebi Sultan Mehmet'in Musa ~Iebi He cansmasi sirasmda tzmir'e kendi beyligine donmtls oldugu halde affedilmis, tekrar Nigbolu sancakbeyligi verilmisti kendisine, Boylece Yildmm

71

Bayezid doneminde j~gal edilen Anadolu beyIiklerinden sadece Saruhan ve Aydin Osmanh eline girmis, digerleri He banscr iliskiler siirdUrii1mij~tij.

Gene 1413'te Celebi Sultan Mehmet Rumeli'nde iken KaramanogulIan Osmanlr topragina girmis, Bursa'ya kadar ilerlemisti. Bu durumda sultan Karaman'a sefer acmaya mecbur oldu, iistiiste iki Yll Konya'ya yi.i~ riidii. 'Fakat Karamanoglu iilkesinin zapti gii~tU Osmanhlar i!rin. Konya ovasi isgal edilse 'bile Karamanogullari, en biiyiik askeri guclerini olusturan Tiirkmen asiretlerinin yogun oldugu Toms yaylalanna ~kiliyordu. Bu sarp, daghk yerlerde ~evik: Karaman savascilanm izlemek miimkiln degildi, Bu yiizden daha Murat Hiidavendigar doneminde baslayan OsmanII ~ Karamanoglu ~atl~maIan, Osmanh ordulanmn ~e~it1i seferler Konya' yt almasrna karsm, Karaman ordulanm ezememesi yiiztinden yiizyildan fazla ~Urmii~tU.

Murat II 1423'de devIetin i~ durumunu duzelttikten, yani taht rakiplerini ortadan- kaldtrdrktan sonra Anadolu'ya !;evirdi dikkatini. Bir siiredir OsmanhIar Kastamonu ~ Sinop yoresindeki kornsulan Candaroglu Isfendiyar Bey'in, oglu Kasim Bey'le ~eki~mesine tara! olmuslardi, Bu ~e~ kisme !rah~maya donusiince, Murat II tsfendiyar Bey'in iizerine yiiriidU; yeniden tsfendiyar Bey Osmanhlar'a tabi olmak zorunda kaldi,

142S'de, Sultan Murat'm amcasi ile carprsmasmdan faydalanarak ii~ yil once 1zmir'e donmiis bulunan Ciineyt Bey iizerine sefer yapihp Aydinoglu ve Mentese beylikleri bu defa kesin olarak Osmanh ii1kesine kanldi, 1429'da ise Germiyarrbeyi Yakup Bey iilkesini Osmanogullanna vasiyet edip oldiigiinde, Kiitahya yoresi savassiz ele gecirilmis oldu. Boylece Yildmrn Bayezid'in fetihlerinden otuz ~ kirk ytl sonra Anadolu' da Osmanh top, aklan Ankara bozgunu oncesindeki duruma donmiis oldu, Karamanogullan ise 141S'den bed kendi aralannda beylik kavgalan icinde oldugundan Anadolu cephesi bir siire sakin kaldr, Anadolu'daki durumun duraganlasmasi iizerine Osmanhlar kac zamandrr ihmal ettikleri Balkan uclanna dondiiler.

Bolkanlar'da Rekabet

t;;eIebi Sultan Mehmet ~agmda komsulara odlin verme zorunlulugu YU.l.Unden Balkan cepheleri genellikle durgun kalmisn. Balkanlar'in iki onernli devleti Macaristan ve OsmanhIar arasindaki rekabet dogrudan bir yatl~maya donusmeden, Eflak uzerinde iistlinliik kurmak cekismesi halinde siirdtiriildil. Diger u~ boylan arasmda sadece Arnavutluk'ta akinlar canhhgiru korudu, 1430 siralannda Sultan Murat Rumeli'ndeki girisimlerini yogunlasnrdr, 1430'da Bizans'm Venedik'e birakmis oldugu, Makedonya'mn onemli limam Selanik, 1431'de ise kuzey Yunanistan'm bas-

72

Iica sehirlerinden olup giiney Arnavutluk cephesine iis vazif'esi gorecek Yanya almdi,

Murat II doneminde Balkanlar'da egemenlik i!;in Macar - Osmanh rekabeti gittikce Srrbistan iizerinde toplandi. Eflak gibi iki giiC;Iii devlet arasmda tampon oIan Sirbistan prensi Stefan Lazarevic gerci uzun sure Osmanlilar'a tabi olrnustu, Fakat 1427'de olilmilndendnce Belgrad'i Macaristan'a birakarak Kral Sigismund'a guney hududunda c;ok sag-lam bir kilit noktasi saglaml~ oldu. Buna karsi Osmanlrlar da Sirbistan'm Krusevac (Alacahisar) ve Giivercinlik gibi iki onemli kalesini ele gecirince, yeni Sirp prensi Coree Brankovic'in elinde Semendire kaldi sadeee. Macar1ar' '10 Osmanh elinden Giivercinlik'i alma girisimleri de basarisiz oldu.

1437'de Macar krah Sigismund oliip yeni kral secimi uzaymca, Osmanlrlar yeni bir hamleye giristi, Ertesi ytl Osmanhlar'a Hibi Eflak ve Stril birliklerinin de katilmasiyla Maearistan'm Erdel vilayetine onemli bir akin diizenlendi. Nihayet 1439'da Murat II Semendire'yi ahp Sirbistan'r dogrudan dogruya ulkesine katti ve Macaristan'a yeni akrnlar saldr,

1441'de OsmanWar Strbistan'daki durumlanm daha da giiclendirmek ve Macaristan'm direncini kirmak icin Belgrad'i almaya ~h~tIlar. Saglam BeJgrad kalesinin uzun siiren muhasarasi basansrz oldugu gibi Osmanh talihi de donmege basladi birden. Ertesi yrl Erdel'in yeni voyvodasi Yanos Hunyadi. vilayetine gonderilen iki Osmanh ordusunu pespese perisan etti.

Yanos Hunyadi'nin, birkac ytl once Avrupa'dan yardrm istemeye gitmis DIan Bizans imparatorunun ca~nlanndan hemen sonra gelen bu biiyiik basanlan, orta Avrupa'da Osmanlrlar'a karst yeni bir hach seferi projesinin ortaya atilmasma yol actr, Macaristan'm yeni krali Ladislas'm etrafmda toplanan savascilar 1443 sonbahannda Sirbistan'a girdiler, Osmanhles , bu biiyiik orduya Nis'te karst koymak istediler,fakat yenildiler, Ladislas'm onderliginde fakat Yanes Hunyadi'nin komutasmdaki Macar - Avrupa ordusu Nis'ten Sofya'ya ilerledi, Rodop daglanm tutmaya cahsan Osmanh ordulanm bir daha yenerek Filibe'ye kadar geldi. Hach ordusu kl~ yilzUnden geri ¥ekiIdiginde, iki yildir pespese gelen yenilgiler Edirne'de bezginlik ve telas dogurmustu. Osmanhlar'm Rumeli'nde tutunabilmeleri bile gii~le§ecekti hach ordusu ilerlemesine devam etse. Sultan Murat bu zor durumda Macaristan'la bans yapmaya karar verdi.

1444 ilkbahannda Edime'ye gelen Macar elcileri ile anlasabilmek icin Sultan Murat Semendire ve Giivercinlik kalelerini Coree Brankovic'e brrakarak Srrbistan'm yeniden ayn bir prenslik olarak devammi kabul etmek zorunda kaldi. Anlasma saglandrktan sonra Macar kralmm onaylamast iCin bu sefer Osmanh elcileri Segedin'e yollandilar. Banda bans yolu acumca Si.ltan Murat iki yrldrr Osmanhlar Balkanlar'da zor durumda iken Anadolu'daki topraklanna saldiran Karamanoglu Ibrahim Bey'j cezalandirmak iCin Karaman iilkesini isgal etti, 1444 yazmda Sultan Murat'in

73

ordusu Ibrahim Bey'in halkim ezip iilkesini yikti, Karamanoglu'nu kendint'; tabi krldi.

Sultan Murat 1443 ~ 1444'de pek act bir kl~ gecirmisti, Erdel, Srrbistan ve Bulgaristan'daki yenilgiler birbirini izlerken, bUyiik oglu Amasya sancakbeyi Alaaddin Bey'in gene yasmda zamansiz oli.imii haberini de almisn. 1444 yazmda bir yandan Macaristan'la MUn kar~lbgt bansi saglamrs ote yanmdaki Karamanoglu'nu da cezalandirmrstr. Aglr uziintiilerden sonraIilkesinin nisbeten huzura kavustugu bu sirada tahti 12 yasmdaki oglu Mehmet Bey'e birakrp kendi Bursa'da kaldr,

Tarihte ender goriilen olaylardan biri bu, bir hiikumdann yash ya da hasta degilken tahtmdan cekilmes! Sultan Murat'm 0 yillarda iistiiste gelen bUyUk iiziintti ve sikmtilanrun sonucu olmah, Fakat oglu Mehmet Bey Edime'de tahta oturduktan sonra Sultan Murat kendi kosesinde fazla kalamadi. 0 sonbahar, daha once Edirne'de ve Segedin'de yapilan baT1~ anlasmasma, Osmanhlar'm Sirbistan kalelerini bosaltmasma karsm, ordusunun bir kisrru ile beraber Anadolu'da kalan sultanm tahtim kU-;iik yastaki ogluna birakmasim frrsat saydt Macarlar ve miittefikleri. Zaten gecen yihn basanlanndan sonra, Osmanhlar'la bansa karst olan, Osmanlt egemenligini Balkanlar'dan temizlemek heveslisi az degildi.

EylUl'de toplamp yola koyulan Macar - Avrupa ordusu bu sefer BuIgarlstan'in kuzeyinden, Tuna'mn giiney kiyisim izleyerek tekrar Osrnanh topiaklanna girdi. Bu ordunun miittefiki olan donanmalar da (:anakkale Bogazi'ru kapatmis, Anadolu'daki Osmanh kuvvetlerinin Rumeli'ye geemesini onlemek icin tedbir almisn, Osmanhlar'm denizdeki zaYJfltgl bir kere daha ortaya !rtkml~ oldu. Macar - Avrupa ordusunun ilerleyisi Edirne'de telasm canlanmasma sebep oldu. Gen~ Sultan Mehmet bu bi.iyUk tehlikeyi karsilayacak tecrUbeye sahip olmadigmdan babasi Murat II ordunun basma gecrnek iizere davet edi1di.

Canakkale Bogazi hach gemilerince tutulmus oldugundan Murat II Istanbul Bogazi'ndan, Ceneviz gemilerine bUyUk Ucret odeyerek Trakya' ya gecebildi, Kral Ladislas ve Erdel Voyvodasi baskomutan Yanes Hunyadi'nin yonetimindeki ordu, Bulgaristan'm kuzeyini isgal ederek miittefik donanma iIe bulusmak iizere Karadeniz sahiline, Vama'ya ilerlemekteydi. Osrnanh ordusu komutam Murat II de Trakya'ya gecirdig! orduyu Rume1i kuvvetleri iIe birlestirerek Vama'ya yiirUdU.

Son yillann yeni1gilerinden sonra Varna'daki karsilasma Osmanhlar icin cok onemli bir savunma savasrydi, Varna'da Kral Ladislas'in bile hayatint kaybetmesine yol acacak derecede a~1T bir yenilgiye ugrayan Yanos Hunyadi ve ordusu, Os m anltlar' I Balkanlar'dan pkannak hiilyasrm unutmak zorunda kalarak ve aglr kayiplar vererek kactilar savas alamodan. Ulkesini biiyiik gayretle savunarak o~una rahat bir taht biraktrgma ioanan Murad n ise tekrar Anadolu'ya d(indU, Manisa'ya ~ekilerek siya-

74

sal dertlerden uzak, tasavvuf, edebiyat, ilim aleminin daha geni~ ufkuna daldi

Gene Sultan Mehmet gerci babasmm Varna'daki zaferi iizerine nisbeten kaygisiz bir hukiimdarhk devralrmsti. Fakat ozellikle Amavutluk'ta Osmanh egemenligine ka111 uzun zamandir suren direnis bir turlii basnnlamarms hatta gittikce alevlenmisti, Bir ara Osmanh iistunliigiinu kabul etmis, hatta miislliman olarak tskender Bey adryla sancakbeyligine yiikselrnis bir Arnavut beyi, Balkanlar'da 1442 -1443'de Osmanh yenilgilerinden sonra yurduna donerek Osmanhlar'a karst savasin onderligini ustlenmisti. 1445'de Arnavutluk'daki direnisi kirmak Uzere gonderilen bir orduyu da yendi tskender Bey.

Varna zaferinden sonra Manisa'da kalan Murat II, ne kadar devlet islerinin dismda kalmak istese oglunun dururnunu izlemekten, gerekirse nasihat etmekten geri kalmiyordu. Belk:i de 1443 -1444 yillannm bunahmindan kurtulduktan sonra kosesinde oturmaktan sikildi, Nihayet 1446' da Edirne'de kapikullannm aglu Sultan Mehruet'e karsi ayaklamr olmasi iizerine Edirne'ye gelerek tahta tekrar oturdu, bu sefer Mehmet Bey dondii Manisa'ya,

Murat II ikinci defa sultan olunea Mora'yi ve Arnavutluk'u kesin olarak Osmanli hakimiyetine almakla ugrastr. Fakat ozellikle Arnavutluk -daglannda ltatl$ma daha siirerken 1448'de yeni bir Macar ordusu hiicuma gecti. Gene Y anos Hunyadi'nin komutasmda, yeni Macar kralmin da kattldtg. bu orduyu Sultan Murat, biiyiik dedesi ve adasi Murat Hiidavendigar'in son zaferini kazandigi Kosova'da karsiladi. i.'Jg giin siiren zorlu bir savastan sonra Kosova'da zafer bir defa daha Osmanhlar'rn, Sultan Murat'm oldu.

Kosova'daki basandan sonra kuzey smmndan emin olarak tekrar Amavutluk'a donen Sultan Murat, 1450'de lskender Bey'in merkezi alan yalym Akcahisar't muhasara etti, fakat kisa kadar uzayan kusatma so-. nuclandmlamadan seferden vazgecildi. 0 kl~, 1451 baslannda Sultan Murat Edirne'de 6ldii; sehzade Mehmet Bey bu defa yetiskin ve cok daha tecriibeli olarak Osmanh tahtina oturdu. .

75

VII. iMPARATORLUK <;AGININ BA$LAMASI

A lstanbul'un Alinmos:

Osmanogullan Yildmm Bayezid Bey ~agtnda birden u~ boyu devletinden Rum topraklan sultanhgma srcramayi denediklerinde Timur'un istilasi sonucunda parcalamp dagilma tehlikesine diismiislerdi. Onbesinci yuzyihn ilk yansmda Osmanhlar bu bUyUk sarsmtryi atlatip devleti sag-lam bir sekilde tekrar ortaya ~lkarmaYl basardilar, 14S1'de babast Sultan Murad'm oliimu i.izerine ikinci defa tahta oturan Sultan Mehmet ~gmda ise Osmanh i.iIkesi yeni yonlere dogru bUyi.idi.i; devlet ve toplum yepyeni bir gOI iiniim aldi. KOhne Bizans'm sontik alevini biisbiitiin sondUrUp «Fatih» ilnvarum kazanan Sultan Mehmet, saltanannrn geri kalan otuz yilmda da hem fetih siyasetinde, hem i~ dUzenlemelerdeki basanlan ile biiti.in Osmanh tarihinin en onemli hiikiimdarlan arasinda yer aldi, tstanbul'u almasryla «Fatih» diye amlan bu padisahm, ogullanna ve torunlanna kalan diger bir unvam ise «sultan til-berreyn ve hakan iil-bahreyn.» Istanbul'un fethi Osmanlogullan'nm gercekten iki kttamn sultam ve iki denizin hakaru olmasmi sagladi, bu yolda ilk adrrm olusturdu. Istanbul'u ele gecirip burayi baskent olarak gelistiren Fatih Sultan Mehmet, siyasetinin bu temel tasmi yerine oturttuktan sonra iilkesinin Rumeli ve Anadolu kanatlannda uzun siiredir direnen bolgeleri kesin olarak itaate abp iki kuamn sultam oldu, daha tahta ge~r gecmez donanmasun guclendirmeyi bashca hedefleri arasmda sayip Karadeniz'in ve Ege'nin sahillerini ve adalanm mutlak egemenligine aldi, iki denizin hakam olmayi da basardi bOyIece. Osrnanh elinin uzandigi yoreleri kesin olarak eline g~irdi~i gibi i.ilkesinin icinde de sultanligmi, hiikmlinli kayitsiz sartsiz kabul ettirerek Osmanh topragmda gli!rlti bir merkezci devIet geleneginin yerlesmesini sagladr, Bu bakimdan Asya'da ve Avrupa'da gli~lli merkez devlet kurumlanm olusturmaya cahsan diger hiikiimdarlara ornek olmasryla sadece Osmanhlar'm degil, dlinya tarihinin en onemli kisileri arasma girdi denebilir.

Kostantiniyye'den Istanbul' a

Sultan Mehrnet Osmanh tahtma oturdugunda iiIkenin iki kanadim

76

daha siki birlestirmek geregi cokran meydana ctkml~tt. Kuvvetli bir donanmaya sahip olmadikca Osmanh hukamdanmn ve ordulannm bir yakadan digerine gecmesi bile sorun olabiliyordu. Ustelik Anadolu ve Rumeli kanatlan arasinda Bizans gibi, ne kadar yaslannns ve zayiflamis olursa 01· sun, bogazlarda ve Marmara'da hali gemileri dolasan, hatta hala uluslararasi giiC dengesinde etkisi olan bir devletin bulunmast da zedeliyordu Osmanli iilkesinin hiitiin1iigiinii. Sultan Mehmet, yedi yll once babasinm Anadolu'dan Varna'ya kosarken cektigi giicliikleri biliyordu zaten. Kendisi de 1451'de tahta gecer gecmez deniz giiciiniin eksikligini ve Bizans'm aradaki hayirsiz roliinii bir kere daha hissetti.

Bizans'm elinde Osmanh soyundan bir ~hzade vardi, Osmanh devleti btl $ehzade Orhan'in masraflanna karp odedigi yillik 300.000 akceyi bir misli artnrmazsa caresiz Bizans, Orhan Bey'i sahverrnek zorunda kalacakti Bizans elcilerinin bu nazik tehdidine kulak asmadt Sultan Mehmet. Aym ytl Karamanoglu Ibrahim Bey'in ii1kesine saldirmasi yiiztinden Anadolu'ya gecen sultan, Karamanoglu kuvvetlerini bir kere daha Toros daglanmn ardma silrilp Edirne'ye donerken Rumeli yakasma Karadeniz bogazmdan gecti. Biiyiik dedesinin Anadolu sahilinde yaptrrdigr hisann hill kiyrsmt inceledi ve bogazi srkica elde tutmak iizere bir hisar dahs; yaptlrmaya karar verdi.

Anadolu'daki krpirdanrnalan basnrdiktan sonra batt cephesinde Ve· nedik'e, Macaristan'a, Sirbistan'a karst da ban~Cl bir siyaset izleyen-Sultan Mehmet'in arnk biitiin gticiinii ve imkanlanm Bizans'i almak jcin kullanmaya niyet ettigi anlasihyor. 1452 yazmda Karadeniz bogazmdaki heybetli Bogazkesen hisan biiyiik bir gayret ve h1Z1a insa edildi. Aymyil donanmasun miimkiin oldugu kadar gii~lenmeye ~h~tl Sultan Mehmet; Gelibolu'daki tezgahlarda yeni gemi yapmuna hrz verdi. Bizans imparatorlugunun bin yilhk bassehri Kostantiniyye'nin dillere destan saglam surlanm yikabilmek icin 0 zamana kadar gorulmemis biiyiikliikte toplann yapimma !falt~t1dt. Gene padisah, Bogazkesen hisanrun bes - alti ayda bitirilmesi j~in hem kendi gayretiyle herkese ornek olmus, hem pasalarmm dostca bir rekabet icinde canla - basla ~1~maslDl saglaml$ti. Edime'de top yapimt isinde de Osmanh illkesinden ve disardan usta dokiimciilerin hesaplan ve denemeleri ile yakmdan ilgilendi Sultan Mehmet.

K.ostantiniyye'nin alrnmasinda sultanm tutumunun, komutanlan, gemi yapimcilan, top ustalan, insaat i~cileri, nihayet biitiin ordusunun arasinda estirdigi havamn onemi biiyiik. Bizans'm fethi kolay 4 degildi. Deniz gUcUniin kara gticiinii desteklemesi, ~n teknik bilgisinin elverdigi en ge- 1~tJJ4 silahlann ve araclann yapimi gerekiyordu. Iki aya yakm silren kusatma sirasmda da goriildiigii gibi, onceden goriilmemi~, denenmemls risklere girmekten ~ekinmeden siiratle karar vermek, kararlarm aym hizla

77

uygulanmasi i~in insan gtici.inii diizenIi, ahenkli veetkHi bir §ekilde i§e kosmak gerekiyordu.

Bu girisimlerin herbiri teker teker basanh oldu denemez. Mesela stiratle gelistirilen Osmanh donanmasi bir - iki yrl icinde Avrupa gemileri ile boy ol~ii~ecek dereceye getirilemedi. Kusatma strasmda yardtma gelen gemileri geri atmayi basaramadi Osmanh denizcileri, Ama Marmara kiyismdaki sur1ara hiicum ettiler, hatta akil durduracak sekilde bir gecede Beyoglu smlanndan asarak Halic'e indirildi Osmanh gemileri ve orad an kusatmamn sikilastmlmasma yardimci oldular, Macar top ustasi Urban' In meshur dey topu da basanh olmadi; Edirne'den ttirlii gi.i~li.ikle ve biiyuk bir ~abayla getirilen bu top, kusatmamn baslannda havaya uctu. Osmanhlar'm gene bir gecede inarnlmaz hizla insa ettikleri yiirtiyen hticum kulesini de bir gUn sonunda yakmayi basardi Bizanshlar. Ama yilmadan, gayretle, kararh bir sekilde, her akilcr ~areye basvurarak siirdtiriilen kusatma zaferle sonuclandi,

Nisbeten az sayida savascmm yi.irlitttigli Bizans savunmasi da canla baela siirdiiruldil. Sehrin heybetli surlannda acilan gedikler gayretle doldui uldu. Giinlerce, haftalarca Avrupa' dan gelecegi soylenen yardtm beklendi. Nitekim Sultan Mehmet'in ordugahma iki defa gelen Macae elciIeri, kusatma kaldinlmazsa Kral Ladislas'm ve meshur komutan Yanes Hunyadi'nin Osmanh ulkesine yiiriiyecegini bildirdiler, Denize a~lldlgl duyulan bir Venedik donanmasi da bekleniyordu Bizans'ta. Sonunda ne Macar ordusukimildadt, ne Venedik donanmasi geldi. Son Bizans imparatoru Konstantin Dragazes de sadece tahnni degil, canmi da kaybetti sehrin ahndigi 29 Mayis 1453 gtinit. Sultan Mehmet ise iilkesinin dogal: merkezini ele gecirmis oldu.

Kendilerinden onceki miislumanlar gibi Osmanhlar da Bizans'm bassehrini Rumca Konstantinopolis'ten Arapcalasnnlrms Kostantiniyye diye biliyorlardr, Fakat Rum halkin agzmda sehre Istanbul da deniyordu. Osmanb eline gectikten sonra da bu iki isim siirdiiriildii. Devletin sonuna kadar sehrin adi resmi yazilarda, mesela paralann iisuinde Kostantiniyye seklinde gecti ~ogu zaman, giinliik hayatta, edebiyat ve tanh yazimmda ise istanbul ismi yer etti. Tabii Osmanh dilinde ve yazmnnda padisahlann sehrini ifade eden cesitli terimler de kullamldi «asitane-i saadet» , «der-i devlet» gibi, Ama, ikisi de Bizans'tan kalan Kostantiniyye ve istanbul adIan icinde ikincisi gittikce yaygmlasti Osmanli ku11arununda.

'Bar~hir Istanbul

istanbul ahnana kadar Osmanogullan'nm belli 'bir merkezi, bassehri yoktu t~ Asya stepierinin siyasal geleneginde hakan neredeyse merkez orasidir. Osmanhlar'da da siirduriildil bu gelenek, Komsu Tiirk - iran dev-

78

letlerinde oldugu gibi, sultanlar sefere gittiklerinde hazinelerini, katiplerini, devlet yazismalanru, hatta bazen haremlerini de goturiiyorlardi, Yani merkezi olusturan ogeler de padisahlarla yiirtiyordu. Diger yandan pad'sahin bir merkezi de yard! tabii. Ama bu merkez, donemlerin degisen gereklerine gore degistirllebiliyordu. Osmanogullan da once Y enisehir'i rnerkez edinmislerdi; Bursa ahndrgmda bu onemli ~ehre yerlesti Orban Bey. U¥ boyu Rumeli'ne gectikten sonra gerci Edirne'de daha cok oturur oldu beyler, fakat Bursa da bey sehri sifatim siirdiirdu. Baska kentlere, yorelere sancakbeyi g5nderildi ama Bursa, hudavendigar'in (hiinkar' 10) kendi has ~hri olarak kaldi, Edirne'ye de sancakbeyi atanmadi, burasi da sultanm kendi ~hriydi. Rumeli beylerbeyligi olustugunda Sofya merkez oldu, Edirne sehri, Bursa - Hiidavendigar sancagi gibi, sultanm yonetfminde kaldi,

istanbul almdtktan sonra da Edime ve Bursa'mn bu ozel durumu surdUrUldti gerci, U~ sehirde de sultanm saraylan vardi; fakat istanbul, Anadolu ve Rumeli'yi birlestiren dogal merkez oldugundan Fatih Sultan Mehmet'in bashca ~ehri oldu. Saraylann, camilerin, medreselerin, c~t1ann en bUyUgli lstanbul'da insa edildi, Sadece padisah degil, vezirler, pasalar, beyler de katildrlar istanbul' un bir Miisliiman - TUrk sehri olarak gelismesine. Her biri, sonradan kendi adiyla amlacak bir mahaUeyi ele aldr ve orada vakiflar kurdu.

Bir defa daha gozden gecirelim, Her vakfm iki ana unsuru var. Cami, medrese, hastane, imaret gibi dini, toplumsal, egitim kurumlan para harcamayi gerektiren ve vakfm asil gayesini olusturan binalar, Ote yandan her vakfin gelir kaynagi da bulunmasi gerek ki, ortaya konan kurumlar yasatilabilsin. Cogu vakfin gelir kaynagi arasrnda koylerin tanmsal gelirleri yer ahyordu, Yani krrsal alanlardan kentlere bit kaynak aktannu soz konusuydu. Fakat bircok vakfin, ozellikle en bUyiik vakiflann hemen kendi yakmlannda yapilan dukkanlar, hanlar, depolar da vakfa gelir getiriyordu,

islam tarihinde ozellikle Osmanli mimarisinde vaktf olarak meydaDa getirilen binalan ve bunIara gelir getiren diger binalan uyumlu bir biitim olarak ele aImak ve planlamak gittikcc yaygmlasan bir uygulama oldu. BOyle binalar topluluguna «kiilliye» deniyordu Osmanlr deyimiyle, yani «biitiinleme, btitunlestirme». Osmanb kiilliyelerinde merkezi cami olusturuyordu; onun etrafmda medreseler, hastaneler, hamamlar, diikkanlar diizenli bir sekilde yer ahyordu. Bazen onemli kUlliyelerde vakfrn kurucusunun tUrbesine de yer verilmisti, Hatta bUyUk Mimar Sinan, Kanuni Sultan Siileyman icin Istanbul'da planlayip insa ettigi Si.i1eymaniye ktilliyesi i~inde kendine de miitevazi bir tiirbe yaptr,

Vakif yoluyla meydana getirilen Osmanh kUlliyeleri c~itli bakim'lardan onemliydi, Kiilliyenin binalan arasmda uyumlu bir mimari diize-

79

nmm gelismesi islam medeniyeti icinde Osmanhlar'm kendilerine ozgti bir mimarhk ve sehircilik anlaytsmm olusmasmda onemli rol oynadi, Ay~ nr zamanda Bursa, Iznik, Edime, Usup, Filibe gibi, istanbul'un ve Osmanlt eline gecen her ~ehrin tipik islam ~ Osmanh goriinUmlinli kazanmast saglandi, Kulliyelerde yer alan kurumlar halkm yuksek bir toplumsal kultiir seviyesine ulasmasma yardrmci oldu, Nihayet vakiflann gelir getiren kanadmi olusturan dukkanlar, hanlar ve depolar Osmanh sehirlerinin canh bir tiearet hayatiylabeslenmesini sagladi.

Sehirlerin ticaret, gUmriik, sinal uretim gelirlerinin yUksek riitbeli Osmanli gorevlilerine verilen haslara kanldigim, en onemli sehlrlerin vergilerinin havass-i humayun i~inde yer aldiguu belirtmistik, Osmanh iilkesinde uluslararasi ve yoresel ticaretin canh olmasi, sadece toplurnun genel ekonomik durumunu diizeltrneye degil, aym zamanda padisahlann gelir kaynaklanmn zenginlesmesine ve boylece sultarnn devlet icindeki yerini pekistirmesine de yanyordu. Vaktflann ve kulliyelerin sehir hayatim canlandrrmasr, toplumsal, kiilturel, ekonomik: yararlan yamnda dolayh olarak siyasal hayata da etki yapryordu denebilir bu bakrmdan,

1453'ten itibaren, Selirn H'nin Edirne'deki Selimiye'si dismda en onemIi Osmanh kulliyeleri tstanbul'da olusturuldu. Fatih Sultan Mehmet ~agtnda padisahm onderliginde vezirlerin ve pasalann da katkisiyla yiiriitUlen gelistirme cabasr sayesinde istanbul kisa siirede mamur, canlt, hareketli, yiiksek bir kiiltiir seviyesine sahip bir sehir oldu yeniden. Sehrin Bizans ~gmda gittikce azalan nlifusunu takviye icin diger Osmanh ellerinden, ya da Fatih Sultan Mehmet doneminde ele gecirilen yorelerden siirgiin yoluyla her dinden binlerce kisi getirildi. Ozellikle hiinerli ya da ticarette becerikli, ilim - irfan sahibi, sanatci kisilerin Osmanh bassehrine yerlesip yeni yapilmakta olan binalara can vermesine ozen gosterildi,

B. Padisah l'e Devleti

Saray ve Yonetim

Bassehrini imara ve canlandirmaya gayret eden Fatih Sultan Mehmet, bir yandan da padisah sarayIan yaptirarak Osmanh devlet diizeni icinde saray kururnunun V\! sultamn mevkiini yiiceltmeye de gayret sarfetti. Sultan ilk once, sehrin daha sonra Bayezid diye bilinecek semtinde bir saray yapttrdi, Bu «eski» saray sultarun haremini bartndirdigi icin «evi» say ilabilir, Birkac yil sonra Saraybumu'nda, sehrin en goz alan rnevkiinde «yeni» sarayim da yapnrdi padisah. Zamanla Topkapi Sarayi diye bilinecek bu yeni saray bir yonetim ve eg'itim merkezi olarak yapildi,

Topkapi Sarayi'nm plaru, bir kurum olarak saraym ce~itIi islevlerini ~ok acik bir sekilde ortaya koyar. Saraym birbirini izleyen U~ avlusu ve

80

her avluyu ~evreleyen binalan ayn ayn boliimler olusturuyor, Uk: avlu sultanm kapikulu askerlerine ve ~e~itli saray hizmetcilerine rnahsus; mesela bu avlu icinde kalan Aya Irini kilisesi, kapikullannm silah deposu olarak kullaruldi. Sarayin aSII onernli kapisi ikinci avluya acilan kapi, Ba.busselam ya da Ortakapidir (gunumiizde de Topkapi Sarayi Miizesi'ni gezmek isteyen girili iicretini bu kapida odiiyor). ikinci aviu ve bunu cevreleyen binalara «birun» deniyor; bu donemin ~ogu yonetim terimi gibi Farsca bir S02, «dis» demek. Birun, saraym deviet yonetimine aynlrms dl~ kismi. Padisah, vezirleri, pasalan, kazaskerleri, katipleri ve kapikullanmn subayIan He iilkesini saraymm birunundan yonetiyor, Devletin en yiiksek kuruIu oIan 'padisah divam, ya da tam tabiriyle «divan-a humayun» burada Kubbealti denen divan salonunda toplamyor. Padisahm, en onemli islevi olan halkma adaleti saglama gorevinin sembolli olan adalet .kulesi, divan odasmm hemen yam basmda, Devletin en onemli belgeleri, devlet gelirlerinin kimden toplandignu ve kimlere dagltl1dlgt1ll gosteren mufassal ve icmal defter-i hakaniler (padisahhk defterleri) divan odasmm biti~igindeki defterhanede sak.lamyor. Gerekirse divan toplanti halinde iken defterhanedeki defterlere bakilabilsin diye, hem de yonetimin temel ta~l olduklan icin bu tahrir defterleri birunda saklamyor.

Ballissaade ya da Arz kaptSl (Taht kapismdan) girilen saraym ti~tin· eli avlusu «enderun»u olusturuyor, Enderun birunun aksi, «ic» demek. Padisah kulluguna girenler arasmda ister devsirme yoluyla almrms, ister baska bir ~kilde (mesela hediye olarak verilmis, ya da esir pazannda satm almrms) kul olmus genclerin en seckinleri, en yiiksek bir egitim ve ogrenim gormek tizere enderunda yasiyordu. Saraym k boliimunde egitilen delikanhlara «gulam» ya da {d~ oglam» deniyordu Osmanh dilinde, Yakisikhbgt, boyu - posu, gozlerinden okunan zekasi ve iyi huyudolayisryla secilen i~ oglanlan bir yandan ogrenim ve egitim gorurken, bir yandan padisahm kisisel hizmetinde ~all~lyordu. Bir grubu padisahin giyim - kusarm, giysilerinin temizligi ve bakmn He gorevlendirilmisti (seferli OdaSI); baska bir grup padisahm yiyecegi - h;;eceginden mesuldti (kilerli odasi). O~ii.nci.i ve daha kidemli bir grup padisahm en kiymetli esyalanmn, kumaslannm, muhevherlerinin bakum ve saklanmasmdan rnesuldu (hazine odasi). 1~ oglanlanmn arasmda en seckin, en yetiskinleri ise padisahm en yakm hizmetkfirlan, en giivenilir gencleri olarak «hasodasyi olusturuyordu. Yavuz Sultan Selim ~agmda Kahire'den getirilen mukaddes emanetler hasodahlann mesuluyetine brrakilnusu,

Topkapi Sarayi, yasamak icin degil egitim ve yonetim icin yapildigmdan harem kismi yoktu. Yiiz ytl sonra, Kanuni Sultan Siileyman donemiude pad'l~htn kadmlan Topkapi'da oturabilsin diye, padisahm devletin basi niteligi ile kisisel yasami birlestirilebilsin diye Topkapi Sarayr'na harem dairesi eklendi. Sarayin plamna bakihrsa, harem boliimiiniin sonradan

81

eklendigi, asil binalara yamandigr iCin igreti durdugu goriiliir. Demek ki enderun/ic ve birun/dis, konaklardaki harem - selamhk gibi kadmlarla erkekler arasinda bir aymm degil, padisah saraymda iC oglanlanmn egitimi He boyle egitilmis ya da baska yollardan yukselmis devIet gorevlileri ve padisah tarafmdan devletin yonetilmesi i§levlerinin ayinmi. Devlet yonetiminin en onemli yonlerlnin padisah saraymm birununda yiiriitiilmesi, yani yonetimin padisah kapismm bir parcasi sayilmasi, padisahm tilkesi icindeki mutlak hakimiyetinin en aClk belirtisiydi diyebiliriz.

Bnderundan Biruna

Topkapi Sarayi'na bakarken dismdan iCine dogru geldik. $imdi bir de tersinden, icinden disma dogru, enderundan biruna dogru bakarsak padisah kapisi ile devlet yonetimi arasmdaki iliskiye daha yakmdan egilebiliriz,

Padisah kulluguna ahnanlann en seckinlcri Bursa'da, Edirne'de, daha sonraki donemlerde lstanbul'da Galatasarayi'nda ve Atmeydam'nda Ibrahim Pasa sarayinda egitiliyordu, Bunlann arasmda da en g6z.de olanlar; ise Topkapi Sarayi'nm enderununa gelebiliyordu, Saraylara alman iC oglanlan egitimlerini, ortak bir temel ogrenimdl§mda kendi heves ve kabiliyetlerine gore secebiliyorlardi, Enderun oglanlan arasmda ressam, sair, tarihci, ruim, yazrcz (katip) olarak yetisenler goruliiyordu, Fakat cogu, komutan - yonetici olarak gorevlendirilecekti. Usta hocalann elinde ogrendikleri silah kullanma ve ata binmenin yanmda, siyaset sanati hakkindaki bilgi ve anlayislanm da uygulamali olarak, yani padisah hizmetinde sefere gittikce ya da ava clkttkya gozlerini - kulak1anm acrp olup biteni izleyerek gelistiriyorlardi,

19 oglanlanndan bazilan, daha gene gulamlara nezaretle gorevlendirilmeden once hadim ediliyorlardi. Haremde hizmet goren siyah agaj hadimlardan ayirmak icin ak aga/hadlm denen bu oglanlar onaltmci yi.izyil ortalanna kadar diger gulamlarla ayru ogrenimi goriip egitildikten sonra saray yonetimini ustleniyor, daha sonra san cakbeyi olabiliyorlardi, Onbesinci ve onaltmci yUzyillarda isminin basmda «hadim» sifati olan, ak agahktan yiikselme pasa ve vezirler coktur. Daha sonraki donemlerde ise ak hadimlar enderundan cikmadan saray gorevlisi olarak kullamldilar, tasrada gorev almadilar,

Belirli araliklarla, tiC - be~ yilda bir, enderun oglanlanndan ogrenecegini ogren~ sayilanlara birunda, yani asil padisah kapismda veya tasrada gorev veriHyordu. Bir grup iC oglanrnm dl~ gorevlere dagttrlrnasrna «cikma» diyordu Osmanhlar, yani mezuniyet gibi birsey, Fakat enderun egitimi, ~imdinin ogrenimine benzemiyordu. Belli bir siiresi ve programi yoktu Her iC oglanl hem hevesine gore yoneliyor, hem ogrenebildigi ka-

82

dar ogreniyordu. C;lkma oldugunda kidemli ya da krdemsiz, r;e~it1i seviyelerde guIamlar disarr gonderiliyordu, Enderunda daha uzun kalmts, dabs onemli hizmetler gonnu~. hatta hasodaya yukselmis olanIar ciknklannda nisbeten onemli gorevlere getiriliyordu; mesela kapikulu askerlerine subay. ya da il yonetiminde subasi olabiliyordu, Daha azokumus, ogrenmi~ olanlar ise kapikulunda ath, ya da tasrada timarh olabHiyordu.

~imdiye kadar kapikulu askeri olarak sadece yenicerilerden soz ettik, Aslmda kapikulunun ~e~it1i boliikleri vardi, Bir kismi cebeciydi, yani silahci, Silahlann, tUfeklerin bakmu, tamiri, saklanmasiyla gorevli olanlar. Osmanhlar yaklasik 1400 yihndan beri hem kusatmalarda, hem meydan savaslarmda top kullanmaya basladiktan sonra kapikullanmn bir kisrm topcu olarak yetistirildi. Padisahm toplanmn sayisi artnkca, toplann ulasnnlmasryla gorevli top arabactlart boliigti de pktl ortaya. Kapikullanmn icinde en biiyiik grup yenicerilerdi, ama en niifuzlu olanlar kapikulu athlan idi, Altt boliikten olustugu i\rin «altr boluk halkn diye de amlan kapikulu sipahilerine saraylarda egitilmi~ i~ oglanlan ya da odullendirilen yeniceriler katihyordu. Kaprkulu sipahilerine tasrada dirlik - verildiginde yenicerilerin alabileceginden daba biiyiik oluyordu bu dirlikler,

Daha once sultan kapisi, Osmanh iilkesindeki kapilardan sadece bir tanesiydi, her Osmanb beyinin kendi kaprsi yard! demistik, Ama padisah kapisi iilkedeki en biiyiik, en gii~;}ii kapi olmasmm yanmda, top ve tiifek ~ gibi atesli silah kullanmak sadece sultarun kaprkullarina mahsustu, Diinya tarihinde, bu donemde, atesli silahlar kullanma sayesinde hiikiimdarlann yoresel ya da feodal beylere iistiinliigti belirginlesmekteydi, Osmanb li1kesinde de padisah, kendi has ordusunun, kapikulunun en etkili, en gelismis silahlan kullanrnasryla komsularma karst oldugu kadar, iilkesi icinde de kendi durumunu pekistirrnis oluyordu,

Devletin tiimiine baktigmuzda, sultanm kapikullarmdan baska ~~itli yollardan yeti~m~ pek cok onemli kisi oldugu gorultiyor, Uclardaki akinci beyleri ~k onemli siilaleler olusturmuslardi. Bu ailelerin mensup1an

"\ nesilden nesile Osmanh iilkesinde list tabakayi olusturmustu, .Sadece u~ beyleri arasmda degil, rnerkezde bile boyle sulaleler vardi, Murat Hiidavendigar donerninde parlayan Candarli ailesi Uyeleri yiizytl boyunca vezirlige yukselmislerdi. Bu onemli bey ailesi iiyeleri ya da diger i1 yoneticileri i!;in yiikselme yolu sancakbeyliginden geciyordu. Sancakbeylerinin en tecriibeli ve seckinleri beylerbeylik riitbesini kazandiktan sonra sultamn yamnda vezirlige bile yukselebiliyorlardr, Vezirlerin en kidernlisi ise bUyUk vezir (vezir-i azam) sifatryla yonetimde padisahm vekili sayilryordu

83

VezirIer, kazaskerler, nisancr ve defterdar, devletin btitiin islevlerinino gorevlerinin en yiiksek yoneticileri olarak padisah divanim, divan-i humayunu olusturuyordu. Yonetimi yUriittUgii icin giiniimiiziin hiikumetlerine benzetilir bazen divan-i humayun; kanunnameleri duzenledigi icin millet rneclisine; adaletin uygulanmasmda en yiiksek organ oldugu i~in anayasaya mahkemesiyle ya da ytiksek temyiz kurulu ile kiyaslandrgr da olmustur, Ama ashnda bunlann hicbirine beenzemez divan-i humayun, ~iinki.i tamamen degisik bir siyasal anlayisa gore olusan bir kuruldur, Onsekizinci yiizyll Avrupasi'mn aydmlanma ~gmda beliren ve yayginlasan, guniimuzde de demokratik siyasal hayatm ternelini olusturan anlayisa g5- re, devletin ii~ ana gorevinin ve bu gorevleri yiirUten kurumlann birbirinden tamamiyla aynlmasi gerekir (kuvvetler aynhgi), Yiiriitme gorevi hiikumettedir; yasama meclisin isidir; adaletin uygulanmasi mahkemelere

, birakilmisnr, Bu kurumlann ayn olmalan, birbirlerini denetlemeleri, birinin .digerlerine baskin olmamasi ve devlet giici.intin tek kurumda toplanm .. .masr istenir.

Osmanh siyasal anlayisi ise bunun tam tersi. Bi.itiin gii~ padisahta toplanrnrs sayrlzr, ~e~itli gorevleri 0 dagrnr en yiiksek gorevlilere. Divan-i humayun da devletin biitiin gorevlerinin toplandigi, birlestirildigi bir kuruldur Padisah toplantiya katilmasa bile onun adma, padisahm divam olarak biitiin islevleri yiiriitiir. Fatih Sultan Mehmet vezir-i azanun kendisinin mutlak vekili oldugunu belirtmistir, bu sifatla vezir-i azam yonetir divan-t humayunu, Diger vezirler de genellik1e asked iI yonetimi kanadmm temsilcisi olarak hazir bulunurlar, Pasahk - vezirlik gorev degil, riitbe oldugu i~in, Candarhoglu Ibrahim Pasa gibi kazaskerlikten, KaramanIt Mehmet Pasa gibi nisanciliktan vezir-i azamliga kadar yukselenler de go riiliir,

Devletin yargic - yoneticisi olan kadilarm en ust amirleri Anadolu ve Rumeli kitalan icin birer tane olmak uzere, iki kazaskerdir, ~eriatJ, ozellikle Osmanh iilkesinde uygulanmasini en iyi bilen kisiler olarak divan-s humayuna gelebilecek davalan sonuclandmrlar, Seriatm temsilcisi olan kazaskerlerin yanmda, padisahm iradesiyle olusan orn, yani gelenekselhiikiirndarhk kanunlannm uzmam ise nisancrdir. Nisanci, padisahm tugrasmr yazdrran ki~i demek, yani padisah adrna, padisahm tugrasi He ~lkanlacak fermanlann, kanunnamelerin devlet kanunlanna (seriata degil), orff bukuka uygunlugunu saglayan kanunname uzmam. Divan salonunun hemen yanmdaki defterhanenin basmdaki defter ernini ile divan katiplerinin basmdaki reis ul-kuttap nisancmm altinda yer ahr. Nisanci ve emrindeki defter emini dirliklere aynlmis gelirlerin hesabmi tutariar.

Padisahm havass-i humayununda toplamp nakit olarak merkezi hazineye gonderilen gelirlerin, ya da padisahm kendi hazinesinin dl~mda

84

de vlet hazinesi denebilecek beyt iil-mal gelirlerinin defterlerini tutan ve hesaplann- ytiriiten ise defterdardrr, Nakit hesaplan He ugra~h~ icin defter emininden ayirmak Uzere mal (para) defterdan, hazine defterdan da denir, Kazaskerler gibi nisanci ve defterdarlar da medreseden yetisir genellikle, fakat devlet biirokrasisi i~inde uzmanhk alanlan aynlrmstrr.

Devletin her konudaki gorevlerini padisah ve onun adma vezir-i azam He baskanhk ettigi divan-i humayun ytiriitiir boylece, Fakat vezir-i azam her ne kadar padisahm mutlak vekiIi olarak gosterilmisse de, aslinda defterdarlann, nisancrlann, kazaskerlerin isine kansamaz, Biitiin yetki gero;ekte padisahta toplanmis ve onda kalmtstrr, Fatih Sultan Mehmet bu devlet diizenini bir yonetim kanunnamesi ile saptamistrr. Gerci kanunnamesinde padisah bu kura11ann aWI- dedesi kanunu oldugunu soyler, yani Otedenberi Osmanogullan'nda uygulanagelen usulii saptadigi anlasrlir: fakat ashnda Sultan Mehmet de~i~iklikler yaparak saptarmstrr yonetim diizenini, padisahm yonetimin temel tasr, mutlak yetkilisi oldugunu belirtmistir.

Fatih Sultan Mehmet, devlet icinde padisahm yerini yticeltmek icin baska bir yol daha secmisti ki, bu da vezirlige daha cok padisah kullugundan yetismis, devsirme ya da esirlikten gelerek padisah saraymda enderunda ve birunda hizmet gormii~ kisileri getirmesiydi, Divan-i humaytinda gerci devletin ~C¥it1i yetkileri ayn ayn geleneklerden yeti~mi~ ve her biri sultana karst mesul olan yoneticiler tarafrndan temsil ediliyordu. Fakat ashnda askeri-il yonetimi kanadim temsil eden vezirler a~r basiyordu 11 yonetiminde ve komutanhktakoklu bey aileleri iiyeleri hilla sancakbeyligine, beylerbeyligine gelebildigi halde vezirlerin, ozellikle vezir-i azamlann biiytik cogunlukla kullardan seeilmesi, padisahm yonetimi baskalanna odiin vermek zorunda kalmadan sikica kendi elinde tutmasim saglryordu Fatih Sultan Mehmet saray diizenini, kapikullanm giiclendirdig: gibi, yonetim diizeninde en onemli mevkileri kul1anna birakrnakla da Osmanh padisalunrn iilkesindeki mutlak: hakimivetini saglamis oldu.

Devlet Gelirlerinde Diizenleme

Fatih Sultan Mehmet'in iilkesinin i~ siyasal diizenlenmesinde yaptig; diger bir degisiklik de, devletini askeri- siyasal acrdan gii!rlendirmek amacma yonelikti, Ulkede ticaretten, sanayiden ve en onernlisi tanmdan alinan vergi gelirlerinden soz ederken bunlarm dirlik sistemi ifinde sultandan baslayarak devlet gorevlilerine aynldrgrm sdylernistik. Bunlar mid gelirler, yani dogrudan padisahin, devletin kontroliinde olan gelirler, Bir kisrm gelirler ise vakiflara brrakihyordu. Vakif kurmak kisisel bir i~ 01- duguna gore vergi gelirleri nasilbir vakfa aynlabilir?

85

Devletin vergi gelirlerinin hepsi padisahin tasarrufunda sayihyordu, Sultan vakif kurdugu zaman kUl1iye binalanm kendi parasiyla yaptmyor, vakfa gelir getirecek binalar bulunmasina da ozen gosteriyordu. Aynca devletin vergi gelirlerinden bazilanm da kimseye damsmadan, izin aImadan vakfma birakabiliyordu. Padisah dismda her kim olursa olsun, vaktf kurdugu zaman vakfettigi gelir kaynaklarma sahip olmasi gerekir. Ancak padisah vezir ve pasalanna, vakfetmek iizere devlet geliri kaynaklann.n sahipligini verebilir. Padisah, her hangi bir vergi geliri kaynagmi, mesela bir ya da daha fazla koyi.i bir kisiye temlik edebilir, yani mUlk olarak verebilir,

Padisahin temliknamesiyle miilk edinilmis vergi kaynaklan arnk tamamen kisinin tasarrufundadrr, Tekrar belirtelim, 'dirlik sisteminde oldugu gibi mUlk olarak verilen topragin sahipligi degil, vergi gelirini toplarna hakki, Bir koy, timar, zeamet, has gibi bir dirlik icinde de olsa, padisah tarafrndan bir kisiye temlik edilmis de olsa, topragm sahibi _ ekip - bicen koyliilerdir. Dirlik sahibi, miilk sahibi ya da vakif, koylillerden veigileri toplamak hakkina sahip, Padisahm temlik etmesiyle miilk olmus gelir kaynaklanmn sahibi artik kendimiilkti sayilan geliri vakfedebilir, Osmanh tarihinde genellikle ancak kisilerin vakif kurmalan icin gelir kaynaklan temlik edilmistir,

Osmanh devletinin ilk donemlerinde muhakkak vakif kurmak niyeti ile olrnasa da gelir kaynaklanmn temlik edildigi olmustur, Ozellikle Anadolu'da baska beyliklerden, devletlerden alman yorelerde, yani AnadoIu'nun ~ogunda, ta Anadolu Selcuklulan doneminden ben temlik edi1- mis vergi geliri kaynaklan onemli miktarlara ulasmisn. AnadoIu'nun bircok bey ailesi devlete karst yUkiimliiliikleri olmadan miilk geIirleri ile yasiyordu, Yukanda Osmanh tahrirlerinden ve sayim defterlerinden soz ederken dirliklerin iema1 defter1erine islendigini soylemistik. tcmal defterleri, her saneakta vakif ve miilk olan gelir kaynaklanm da belirtiyordu. Padisah saraymm birunundaki defterhanede toplanan defterlere goz anldigmda, nerede ne kadar miilk ve vakif oldugunu saptamak zor degildi.

Temlik edilen gelirler vakfedilse bile bey ailelerinin, siilalelerinin devletin, yani padisahin kontrolii dismda zenginligini siirdiirmesine yaradigi da oluyordu. Dint ve toplumsa1 amach da olsa vakfrn, vakfr kurankisinin ailesine gelir saglamasmm \<e~it1i yollan vardr, En basiti, vakifnamede vakfm \<e~itli hizmetleri icin aynlan masraflarm yaninda aileye de para verilmesinin belirtilmesi, lkinci bir yol ise, vakfa dahil kururnlara yapilacak masrafIar sayildrktan sonra arta kalan gelir olursa aileye verilmesi. Bir vakfa yilda 20.000 akcelik gelir vakfedilse, vakif camiin imamma, miiezzinine, hizmetkarlarina, mektebin hocasma verilecek giindelikler ve bakim giderleri 10.000 akce tutsa, vakif kuranm ~ocukIatl11a ytlda 10.000 akce

86

gelir saglanmis dernektir, Nihayet U!rUncli bir yol, vakfa yonetici (nazir, miitevelli) olarak aile tiyelerinin atanmasi ve bunlara zahmetleri karsihgr giindelik verilmesi.

DIke gelirleri miilk ya da vakif oldukca dir1ik sistemine kalan, deviet gorevlilerini ve bunlann kapilarmi besIemek iizere Ms, zeamet, timar olarak verilebilecek miri gelir1er de azahyordu. Vakrflarrn ve miilklerin artmasma karsi miri gelirleri ve dirlikleri cogaltmarun tek yolu, ulke topraklanrn genisletrnekti, Gerci a~aglda anlatilacagi gibi Fatih Sultan Mehmet donerninde dirlik olarak verilebilecek yeni topraklann alrnmasi basanyla silrdiiriildii. Bir yandan da padisah, saltanatmrn son yillannda vakif ve miilk olarak devlet kontro1iinden !rlkmt~ gelir .kaynaklanru gozden gecirtti; zamanla asil amact kaybolmus, ancak koklil bazt ailelerin zenginligini silrdiirmekte olan bircok vakif ve miilk gelirleri bu defa miri olarak kaydedildi. Vakif ve mUlk gelir1erini kaybeden esraf aileleri bu .. durumdan hie de memnun kalmadtlar, ama yetkisini bilyiitmils, hakimiyetini giiclendirmis padisahm girisimine karst koyamadilar. Bir !r1rplda padisahtn dirlik olarak verebilecegi miri gelir1er onemli olciide artrms 01· du Bu da dogal olarak Osmanh ordusunun, siyasal gUeUnUn artmasi sonucunu dogurdu,

C. Fetih Siyaseti

Simdiye kadar Fatih Sultan Mehmet'in lstanbul'u bassehir yapismdan sonra siyasal yapidaki gelismeleri ve padisahin mutla:k hakim olmasim saglayan diizen1emeleri ele aldik, Bir yandan iC diizen gelistirilirken sultanin gene yasinda sevkle baslattigr fetih girisimleri de etkili bir plan icinde siirdiiriildil, Sultan Mehmet tahta gelinceye kadar Osmanh iilkesi Balkanlar'da ve Anadolu'da epey biiyUmU~ olmasma ragmen gene sultan 14Sl'de onemli sorun1arIa karsi karsiya gelmisti.

Bu sorunlann basmda iilkenin iki kanadi arasrndaki kopukluk geliyordu ki bu durum Bizans'm ortadan kaldmlmasi ve Istanbul'un bassehir olarak gelismesi ite halledilmis oldu, Diger taraftan Anadolu'da Karaman beyligi, Rumeli'de ise Iskender Bey'in komutasmdaki Arnavutluk beyleri, iilkelerinin sarp daglanndan faydalanarak Osmanb ordulanru ugrastmyor, Osmanh hakimiyetinin kurulmasim onleyebiliyordu, Nitekim Fatih Sultan Mehmet'in saltanati boyunca Osmanhlar'a karst Arnavut ve Kamman direnisi siirecekti. Sultan Murat doneminde Sirbistan'i ele gecirme girisimi de basansiz olmustu, Diger onemli bir sorun ise Osmanh deniz giicuniin eksikligi yiiziinden iilke sahillerinin korunamamasi ve denizlerdeki iistiinliigiin j(e~itli yabanci ellere birakrlmasr dolayisiyla ticaret gelirlerinde ve genisleme siyasetinde beklenen gelismelerin saglanamamasi idi.

87

Ege VIS' Karadeniz

Fatih Sultan Mehmet, saltanati sirasmda en cok bu son saydignmz deniz giicii sorunu ile ilgilendi denebilir. Zaten padisahin topyekun savas anlayisr kara giiciiniin deniz giicii He desteklenmesini gerektiriyordu, tstanbul'un alrmsr icin hazirlanan donanma bu anlayism ilk belirtisi sayilabilir. 1kinci hamlede gene sultan donanmasmi Ege denizindeki en onemIi adalar olan Sakiz ve Rodos'a yolladr, Bu adalarrn meshur kalelerini almak, yeni yeni gelisen Osmanh donanmasi icin miimkiin olmadi, SakIZ ve Rodos'un alrnmasi cok daha fazla hazirhgt ve tecriibeyi gerektiriyorduo Bu basanstzhk iizerine Ege denizinin Osmanh eline gecirilmesi daha yavas ilerleyen bir plan icinde ele, almdr, I456;da Ege'nin en kuzeyinde, Osmanh kiyilarma ve Canakkale bogazma en yakm Imroz, Limni ve Semadirek adalan He Merle nehrinin Ege'ye d6kiildiigii noktadaki Enez almdi. Bunlan 1462'de Midilli'nin alinmasi izIedi.

Kuzey Ege'deki bu girisimlerde ozellikle Cenova ile carprsilmist» 1460' da dogu Anadolu'da Akkoyunlu devletinin onderliginde Trabzon Rum devleti ve lsfendiyar beyligi arasmda anlasma saglamp bu ittifak A vrupa iilkelerinden destek aramaya girisemeden, 1461'de kuzey Anadolu sahillerine sefer aftl Sultan Mehmet. Once gene Cenova'mn elindeki Amasra Iimant almdi, arkasmdan Isfendiyar beyligi Osmanh iilkesine kanldr, 00- go Anadolu'ya ilerlerken bir Akkoyunluordusunu da yenen Sultan Mehmet, Akkoyunlu padisahi Uzun Hasan'm bansa taraftar olmasr dolayrsiyla gilney kanadmdan emin olarak Trabzon iistiine yiiriidii. Amasra ve Sinop'ta oldugu gibi Trabzon'da da Osmanh donanmasr, karadan yUriiyen padisahin ordusu He birlikte kusatmaya kanldi. Hem denizden, hem beklenmedik bir sekilde daglarr asan orduyla karadan kusatrlan Trabzon kayttsiz sartsiz teslim olmak zorunda kaldi, Bu yihn ortak donanma - ordu seferi sayesinde biltlin kuzey Anadolu sahili Osmanli eline girmis oldu.

Istanbul ahmp Bizans devleti sona erdirildikten sonra Trabzon'da 01- dugu gibi Yunanistan'm giineyinde, Mora yanmadasmda da Bizans kalmtisi bir Rum devleti bulunmaktaydr, Saltanatmm ilk yillannda Fatih Sultan Mehmet Mora'yi da hedefleri arasma aldi. Trabzon'la bir1ikte Mora'nm fethiyle hem biitlin Rumlar Osmanli hakimiyetine ahnacak, hem giiney Ege sahilleri karsrliklr Osmanli topragi olacakti, 1458 ve 1460'daki iki seferle Mora'mn tamarm Osmanh eline girdi gerci, fakat Mora sahillerinde onemli liman ve kalelere hakim "olan Venedik'le karst karsiya geldi Osmanhlar, Btl ana kadar iki devlet de catismaktan kacmmisn. Osmanhlar basks yonlerde mesgul oldukca Venedik'in Ege'de ve Osmanh iilkesinde alisilagelmis ticaretini ylirlitmesini engellememislerdi. Fakat Osmanh deniz giicliniin artmasi, Osmanlilar'm Ege adalannda ve Mora'-

88

daki Ietihleri iizerine Venedik, siramn kendisine gelmekte olduguna kanaat getirmisti,

1463'de Venedik, Osmanhlar'm Rumeli'deki hasimlan Macar krah Matyas Korvinus ve meshur Arnavut prensi Iskender Bey ile anlasarak, hatta ittif'aka Akkoyunlu hdkiimdan Uzun Hasan Padisah'i da katmaya cahsarak Osmanhlar'la savasa giristi. Hem Mora'da, hem de Midilli adasmda hiicuma gecen Venedik, Osmanh ordusunun ve donanmasinm yetismesiyle Midilli'den cekildl. Ikinci hamlede Venedik kuvvetleri OsmanIt clindeki kuzey Ege adalanna ve Atina'ya saldirdi. Venedik bu hiicumlarla ele gecirilen yerlerde tutunmayi basaramadan geri ~ekildi gerci, ama Osmanh kentlerini yikmayi, Osmanh halkim huzursuz birakmayi basardi.

Venedik'in vurkae saldinlanm onlemek icin Ege'de Venedik'in en onernli topragi ve iissU olan Egriboz adasma sefer acu Fatih Sultan Mehmet. 1470'de Yunanistan'm dogu sahiline degecek kadar yakin bu ada, gene ordu ve donanmarun miisterek seferi He ele gecirildi, Egriboz'un kaybi Venedik'te biiyiik bir korkuya yol actr, Venedik'in yeniden Uzun Hasan Padisah'la ittifak aramasma sebep oidu. D~ yrl sonra OsmanliAkkoyunlu savasmda Venedik gemileri Hasan Padisah'a atesli silahlardan ibaret savas malzemesi ulastirmaya cahsuysa da basaramadilar. Buna kar~l aym yil Napoli krallrgi ve diger Avrupa devletIerinin de Venedik'e kanlmasiyla olusan gii~lii donanma Antalya ve izmir dahil, Akdeniz ve

Ege'deki Osmanh limanlanni basti. '

OnaHI yil siiren Osmanlt - Venedik savasmm son safhalannda, Osmanhlar'tn 1477'de Yunanistan'm Korint korfezindeki Venedik limam lnebahn'y. alma girisirnleri basansiz oIdu, fakat ertesi yil Hirvatistan'i asan Osmanh kuvvetleri Venedik topragma akin yapttlar.Bu safhada Venedik savunmada kalmis, Osmanlrlar savas alarum Ege'den Adriyatik denizi sahi1erine aktarmislardr. 1478'de Arnavutluk'ta elinde tuttugu iki onernli ka.eyi de kaybeden Venedik'in bans istemesiyle 1479'da iki devlet arasindaki savas sona erdirilmis oldu.

Bu cansmamn sonucunda Osmanhlar Ege'de en onernli gii~ haline gelmislerdi. Venedik'ie bans yapildiktan sonra denizlerdeki hakimiyetin gilclendirilmesine hiz verildi, 1479'da hem Yunanistan'm ban sahilindeki Yunan adalan almdi, hem Rodos'a bir kesif sef'eri gonderildi, Rodosun 1480'de gerceklestirilen siddetli kusatmasi sonuc vermedi, fakat aym yrl Yunan adalanndaki basanh hareket Italya'ya sicratildr. 1481'de pidisahm ollimU Iizerine Rodos ve ttalya seferleri terkedilmis oldu. Buna ragmen FatihO Sultan Mehmet'in Anadolu ve Yunanistan sahillerini tartismasiz Osmanh kontroliine almak hedefi gerceklestirildi. 1461'de Karadeniz'in giiney kryrlannr ele gecirrnis olan Osmanhlar, 1475'de bu sefer kuzey Karadeniz sahillerine lrlkmak ftrsatnu buldular. Karadeniz kiyilanrun, Anadolu sahilinde oldugu gibi, Kmrn ve Kafkasya sahillerinde de

89

Cenova'nin ticaret kolonileri vardi. Kmm'da ise Altmordu hanlrginm dagllmasmdan sonra Giray ailesinin elinde ayn bir hanhk olusmustu, Daha 1454'de Kefe'deki Ceneviz kolonisine karst Giraylar He Osmanhlar ortak bir harekete girismisler, Osmanhlar Kinm'a donanma gondermislerdi, Yirmi yil sonra, hem Kinm hanhgnun i~ isleri kansik, hem Kefe He Kmm iliskileri belirsiz bir haIde iken Osmanh donanmasr tekrar Kefe'ye sefer acn. Bu basanh sefer sonueunda Kefe ve Azak dahil, biitun Ceneviz kolonileri Osmanli eline ge~tigi. gibi, Krnrn hanhgr da Fatih Sultan Mehmet'in himayesine girmis oldu. Karadeniz sahilinde sadece Bugdan, Lehistan'in destegine dayanarak Osmanb isgaline direniyordu. 1474 ve 1476' da Bugdan'a karst Osmanh sef'erleri sonuc vermeyince Tuna'mn kuzeyindeki bu kiymm fethi daha sonraki donemlere kalmis oldu.

Rumeli Cepheleri

Arnavutluk'ta Osmanh hakimiyetine karst daha Sultan Murat donemir.de baslayan direnme, Iskender Bey'in onderliginde uzun yillar stirdii, lskender Bey 1468'de olene kadar Osmanlilar iki - ii~ yJldabir sefer diizenlediler Arnavutluk iizerine, haua 1465 ve 1467'de Fatih Sultan Mehmet kendisi de yiiriidii bu bolgeye, Fakat her defasmda ya yenildi OsmanIi kuvvetleri, ya da sultanm kendisi sefere p'ktlgmda gii~IUkJe elde edilen basanlar sonuea ulasamadi. Iskender Bey'in oliimiinden sonra onun meshur kalesi Akcahisar ve tskodra'da Venedik direnmeyi surdiirdii. 1478' de Anadolu'daki catismalan sonuclandmms olan sultan tekrar kendisi sefer acn: Akcahisar nihayet ahnabildi 0 yd. Ertesi YII t$kodra da Osrnanlt eline diistiigilnde Venedik'le bans yapildi ve Amavutluk'ta kesin Osmanh hakimiyeti yerlesmis oldu.

Fatih Sultan Mehmet'in gene babasmdan devraldigi sorunlardan diger bid Sirbistan'm durumu idi. Istanbul'un ahnmasmdan hernen sonra Osmanhlar Srrbistan'i ilhaka ~a11$tIlar. 1454'deki sefer basansiz oldu, Ustehk Yanes Hunyadi komutasmdaki Macar kuvvetleri Sirbistan'da birakrlan Osmanh ordusunu yendi. 1456'da Fatih Sultan Mehmet bir hamlede Belgrad'i ahp Sirbistan sorununu kokiinden ~ozmeyi amacladi. Siddetli Belgrad kusatrnasmda Yanes Hunyadi yaralamp oldli, padisah bile hafif bir yara aldi: fakat sehrin almmasi mtimkiin olmadr, Tuna iizerin-

. deki Osmanh gemileri Macar donanmasma yenildikten sonra, sehre taze Macar askerinin girmesi onlenemedi ve kusatma kaldmldi. Buna karst ayru yihn souunda Sirbistan prensi Coree Brankovic oliince cikan i~ anlasmazhktan yararlanan Osmanhlar, 1459'da Semendire'yi ahp Srrbistan'i padisahin iilkesine katmayt basardilar,

Maearlar Belgrad'i elde tuttukca geri kalan Sup topraklannm OsmanIt yonetimine girmesine karst koymadilar. Iki taraf da Tuna'yi asmadilar

90

bir sure, Fakat 1463'de Fatih Sultan Mehmet ordulanm batiya, Bosna icine yilriittli, Osmanli ordusu Bosna'nin onemli sehirleri olan Yayca, tzvornik ve Travnik'i ele gecirince Macar krah Matyas Korvinus Sirbistan' da durduramadigi Osmanli ilerlemesine Bosna'da karst koyabi1mek icin o klJi Bosna'ya girdi ve Yayca'yi Osmanlt elinden aldi, 1464 yilmda Bosna gene Macar - Osmanh ordulanrun ~arpl~masma sahne oldu. Macar kuvvetleri tzvornik'i, Osmanh ordusu Yayca'yi sarrmstr, Bu durumda Yay~a'yl alamadan tzvornik'i kurtarmaya t;ab~tl ve Osmanlilar ve Macar orduSURU Sava'mn kuzeyine atnlar.

Bundan sonraki yillarda Osmanh - Macar catismasr zaman zaman alevlenerek devam etti, Catisma genellikle Sava nehri boyunca siirdiiriiluyor iki taraf da nehre yakin yeni kaleler insa ederek Sava hattmi tutmaya 9ah~lyordu, Zaman zaman, ozellikle 1473 ve 1475'de Sirem ve Erdel'de Macar illerine yapilan Osmanli akmlanna karst Macarlar 1476'da biiytik bir saldinya ge9ti, Sirbistan'a girerek Semendire'yi kusattrlar, Fatih Sultan Mehmet Bugdan'dan luzla donerek Macar saldmsini pilsktirttli. Buna karst 1479'da Osmanh Ut; beylerinin Erdel'e yaptiklan biiyiik akin da Erdel voyvodasi Stefan Batori tarafindan bozuldu; yenilen Osmanh kuvvetleri biiyiik kayiplarla geri ~ekildiler. Osmanli - Macar ~ah~masl sonuclanmadan siiredursun, Bosna'da Osmanh egemenligi yerlesmis, hatta Hersek'e de uzanrmstt, Bosna esrafinm kisa siirede Islamiyet'i kabul etmesiyle bu yore daha sonraki yuzyillarda Balkanlar'da Osmanb yonetiminin temel tast oldu.

Akkoyunlu Rekabeti

Karaman beyligi, Murat Hiidavendigar doneminden beri Rumeli'de ilerleyen Osmanhlar'a karst Anadolu'da direnmenin basnn ~ekmekteydi. Diger batt Anadolu beylikleri nisbeten kolayhkla Osmanlt egemenligine girdikten sonra bile Karamanlilar hem i~ yapilanndaki farkhlik, hem cografi konumlan dolayrsiyla Osmanh isgaline karst koyabilmislerdi. Karaman beyleri, strtlanm giiney Anadolu'nun heybetli Toros daglanna yaslayarak, hem bu daglann eteklerinde ve yaylalannda konaklayan TUrkmen boylanrun asked gUciinden faydalaniyor, hem de Osmanli ordulan Konya ovasina girdiginde Toroslann sarp yamalcanna cekilip Osmanh saldmsrm atlatabiliyordu,

l463'de Ibrahim Bey oldliglinde ortaya 91kan beylik cekismesinde Karaman sehzadeleri bir yandan Osmanlt, bir yandan Akkoyunlu devIetlerinden yardim aradilar, Rakip sehzadelerden Pir Ahmet Bey Osmanh dcstegi He Karaman tahnna oturdugu halde, bir siire sonra tekrar ahsrlagelmis Karaman siyasetine dondu. Dogu Anadolu'da Osmanhlar'a asil rakip olan Akkoyunlu devleti Be t;atl~mantn gittikce yaklasngi bu sirada,

91

gilney kanadmdan emin olmak isteyen Fatih Sultan Mehmet, 1466'da Karaman iilkesini almaya giristi, Pir Ahmet Bey yenilip bashca destegini saglayan Tiirkmen oymaklan ile Toroslar'm gtineyine kadar s:ekildiginde bu sefer Osmanh ycnetimini kesinlikle yerlestirebilmek icm Karaman iilkesinde kalan Rum Mehmet Pasa komutasmdaki Osmanh ordusu halki siddetle bastirmaya, sindirmeye koyuldu. Fakat Rum Mehmet Pasa Toroslar'a tirmanmayi deneyince burada kalan Karaman - Varsak Tiirkmenlcnne yenildi.

1470'de ikinci bir Osmanh seferinden sonra Pir Ahmet Bey artik burada tutunamayarak Uzun Hasan Padisah'a slgmdl. Ertesi yrl Gedik Ahmet Pasa'mn yonettigi Osmanh donanmasi Karaman iilkesinin Akdeniz kryilarmi, Alaiye ve Silifke'yi de aldr, Fakat iki yamaci da Osmanh eline gecen Toroslar'da direnis ancak Osmanh -Akkoyunlu ~atl~maSI- sonuclandinldiktan sonra, 1474'de kuzey yamacta Ermenak, giiney yamacta Icel almarak kinlabildi .

Anadolu'da Osmanh genislemesini engelleyen, hatta Osmanh egemenligini tehdit eden asil biiyiik rakip Hasan Padisah'in Akkoyunlu devleti idi, Bu devlet dogu Anadolu ve bah tran'da yasayan Tiirkmenler'in birlesmesi He- olusmustu, Onbesinci yiizyilm ilk: yansmda kendisine benzer bir sekilde gelisen Karakoyunlular'i altetmis, Timur'un muazzam irnparatorlugu her gecen nesilde bolunup zayifladrkca egemenligini Iran'a dogru uzatmistr. Tam Fatih Sultan Mehmet'in Bizans'a son verdigi siraIarda Akkoyuniu hakimi olan Uzun Hasan, Osmanhlar Karadeniz, Ege ve Balkanlar'da egemenliklerini yerlestirmeye !rah~lfken, iilkesini Kafkas daglanna ve Iran'da Horasan'a kadar genisletmisti, Hele Horasan - Afganistan - Tiirkistan'da hiikiim siiren Timurogullan'm da yendikten sonra Uzun Hasan Bey «padisah» unvanrm kullanrr olmustu, Devletinin genisiigi bakimmdan Hasan Padisah kendini Sultan Mehmet'ten kat kat giis:lli gorliyordu

Hasan Padisah Iran'i fethe girismisken kuzey Anadolu'da Osmanli ilerlemesine ses Clkannaml~, daha sonra iki devletin rekabeti Karaman ulkcsinde yogunlasmisti. Fakat eninde sonunda, benzer siyasal gelenekler icindc idogduklan halde degi~ik gelisme yollanndan gecen bu iki giis:lii devlet birbirini tartmayi brrakip dogrudan cansmaya girecekti. Osmanhlar da Akkoyunlular gibi Anadolu'nun Ti.irkmen boylarmda yetismislerdi. Fakat Rumeli'nin U!r boylanndaki ilerlemeleri sirasmda gii~li.i merkezi yonetim kurumlan da gelistirmislerdi, Osmanh sultanlanrnn kapikulu ask ..... rleri Balkanlar'daki savasimlar sirasmda Avrupa'da gelistirilen atesli silahlan en miikemmel sekilde kullanan bir asked gli~ haline gelmisti, Akkoyunlular ise Tiirkmen oymaklanrnn birlesmesi ile i!;f Asya tarihinde cok ornegi goriilen devletler gibi, birdenbire biiyiidii ve gliclendi; becerikli bir komutan olan Hasan Padisalun yonlendirmesi ile Diyarbakir'daki

92

merkezinden doguya dogru yayilarak kisa siirede ban Asya'mn en biiyiik devleti oldu,

Hasan Padisah Azerbaycan ve Iran'daki listlinlli~ He yetinse, Fatih Sultan Mehmet belki gliney dogu Anadolu'yu da Akkoyunlular'a birakip Karadeniz, Ege ve Balkanlar'daki butunlesme .slyaserlni surdiirecekti, Fakat 1472'de Hasan Padisah egemenligini Osmanh elindeki Anadolu iclerine dogru genisletmeye girisince Osmanhlar elbet buna karst koyacakti. Ertesi bahar toplanan Osmanh kuvvetleri Sivas- Erzincan iizerinden Akkoyunlu iilkesine girdi. Nihayet Erzincan ~ Erzurum arasmda Tercan'a yakin Otlukbeli'nde iki devletin ordulan biitiin gucleri ile lIarpl~tIlar. Cok siddetli bir savastan soma Akkoyunlular'm Iran'i fetheden Tiirkmen athlan, merkezini top ve tiifek kullanarak savasan kapikulu askerierinin olusturdugu Osmanh ordusuna yenilip -cekilmeye mecbur kaldi.

Otlukbeli'ndeki karsilasma Osmanh acrsmdan savunma savasrydi. Zaferden sonra hedef Akkoyunlu iilkesinin fethi degil, Anadolu'daki Osmanh halknun dl~ tehditlerden kurtulmus, giiven ve bans il(inde yasamasmi saglamakn. Savas alamna yakm Bayburt ve ~ebinkarahisar kaleleri de ahndrktan soma amacma ulasrms oIan Fatih Sultan Mehmet baskentine ve kendi fetih siyasetine dondii,

Osmanh devletini bir imparatorluk giiciine ulastirmrs olan Fatih Sultan Mehmet, 1481'de doguda bir sef'ere crkmak iizereyken oldii. Otlukbeli'nden beri Akkoyunlu tarafmdan bir krprrti gorulmedigine, hatta Hasan Padisah 147S'de olrneden once bile iilkesi taht kavgalanna sahne 01· dug-una gore, Anadolu cephesinde Osmanhlar'm Memluk devleti iizerine yiiriimek niyetinde oldugu sanilabilir. Fatih Sultan Mehmet otuz yilhk saltanatmda belirgin bir fetih siyaseti izleyerek iilkesini butunlestirmis ve biiyiitmiis oldugu gibi, padisahin ve merkezi yonetimin gii~lenmesini de saglamisu. Kendisinden soma gelecek padisahlann cok daha biiyiik fetihlere girisebilmesi icin gerekli temel onun doneminde saglam bir sekilde olusturulmustu, Fatih Sultan Mehmet'in siyaseti, Osmanh padisahlanna iki kitamn sultam, iki denizin hakam iinvamm hakklyla kazandirdi.

{:'. if Sorunlartn Aglrllgl ve Durgunluk

T alu (.all$maSI ve Siyasal Gu~ Dengesi

Fatih Sultan Mehmet'in sefer yoluna koyulmusken oliimii gizli tutuIdu; bUyiik sehzade Bayezid aeele Amasya'daki sancagmdan istanbul'a ~agnldL Fakat bir giin icinde ordugahdaki yeniceriler durumun farkma vardilar, hizla istanbul'a donerek vezir-i azam Karamanli Mehmet Pasa ve diger ban pasalara karst bir ayaklanma ve yagma hareketine giristiler,

Sultamn oliimii neden gizlendi? Kapikulu neden boyle ayaklanma sa-

93

yilabilecek bir gii~ gosterisine bas vurdu? Ilk bakista oyle goriiniiyor ki 1481'de yetiskin iki sehzade bulundugu, aralannda saltanat ~atl~maSl ~l· kabilecegi ihtimalini goi: oniinde tutarak biiyiik sehzade tabta ~:tkana kadar Fatih Sultan Mehmet'in oliimiinii gizli tutmak istedi vezirler, Sultanm olilmiiniin saklanmasrbundan once 1421 ve 1451'de de goriilmll~tii, onaltmci yiizydda da gorulecek. Her sultan oliimiinde ve yeni padisahin tah ta oturmasmda bir saltanat kavgasi sOz konusu degildi. Mesela 1451' de Sultan Mehmet'ten baska tahta aday sehzade yoktu ortada. 1421 'de de genii Celebi Sultan Mehmet'in agabeyi Mustafa Celebi Bizans elinde bir koz olarak tutuluyordu. Fakat Bizans'm istedigi Mustafa Celebi'yi hemen serbest birakmak degil, ellerindeki bu kozu kullanarak yeni sultandan MUn koparrnaku. Yani sadece saltanat davasi !r1kmasl ihtimalinden degil gibi gorundyor sultarun olumilniin gizli tutulmaya cahsilmasi,

1451'd(; Sultan Mehmet tahta oturabilecek tek sehzade oldugu halde Manisa'dan Edirne'ye varana kadar kapikulu askerlerinin bir yagma ve taskmhga girismek iizere oldugu anlasilryor. Nitekim birkac ay sonra, Sultan Mehmet Karaman seferinden donerken ilk seferi olmasmt bahane eden yeniceriler kiistah bir sekilde bahsis istemislerdi, Gerci uygun bir frrsatta yeniceri subaylanm cezalandrrdi Sultan Mehmet, fakat ancak yeniceriler istedikleri bahsisi aldiktan sonra. Sultan Bayezid de Istanbul'a geldikten sonra kapikulunun bahsis istegini kabul etmek zorunda kaldi, Bundan sonrada yeni sultanm kapikuluna «ciilus», yani tahta oturma

bahsisi vermesi adet oldu. .

Kapikulu, belli bir sultamn has askeriydi. Fatih Sultan Mehmet'in yenicerileri, dogrudan onun kullanydi, Yeni sultan gerci babasmm tabu ve iilkesi ile beraber kapikulunu da devr ahyordu dogal olarak. Fakat ciilus bah~~i kapikullanmn yeni efendilerine kuUuk etmesinde ilk adim olarak yerlesti Osmanlt geleneginde. Bu kulluk tazeleme, kapikullarinm ~~itli siyasal ve parasal isteklerini one siirebilmeleri icin bit frrsattr, Hele bir saltanat cansmasi da bekleniyordu, kaprkullannm siyasal agtrbgt a kadar artryordu

Hassa askeri bulundurmak, tarih boyunca biitiin hlikilmdarlar i~in iki yoniU etkisi olanbir durum olmustur. Bir yandan kullanna, hassa askerine dayanarak devleti icinde giicilnii yiiceltebiliyor hiikiimdar, Bir yandan da boyle gii~lti, seckin bir askeri giicii bir arada, bassehrinde tutunea, hassa askerinin siyasal agirhgrm goz oniindebulundurmak, hesa:ba katmak gerekiyor, Tarih boyunca efendilerinebaskm ~lkan hassa askerine cok rastlaruyor. Osmanogullan'nda da onbesinci yiizytl boyunca kapisim iilkenin en bUyUk ve etkili toplu asked giicii haline sokan sultan, devlete mutlak hakim olmayi basardi. Bu basannm bedeIi ise kapi askerini hos tutmak zorunlulugu idi, ozellikle saltanat degi~imi anmda, kulluk tazeIerne srrasmda,

94

Sultan Bayezid 1481 Mayis'inda Amasya'dan lstanbul'a kostugunda, hem devletin ileri gelen pasalan arasmda bir siyasal gU~ ~atl~masl, hem bu ~atl~maya paralel kapikulu istekleriyle karsilasu. Sadece ciilus bahsisi dagitarak degil, vezirlerinin rekabetinde de yenicerilerin istekleri dogrultusunda hareket ederek tabu ve devleti ele gecirdi Sultan Bayezid. Sehzade Cem saltanat davasma kalkisugmda onernli deviet adamlanndan cok azmm destegini kazanabildi.

1474'de agabeyi Sehzade Mustafa'nm oliimunden beri Sehzade Cern Karaman'da vali idi. 1481'de Sultan Bayezid'e karst £atl~maya haztrlanmca. vilayetininaskeri giiciinden, Karaman Tiirkmenleri'nden faydalandi. Ortaya £1kan durum bir Osmanh i\i; savasmdan ~ok, Osman - Karaman cansmasim andmyordu, Karaman vilayeti askeri ile Bursa'ya ve 1znik'e yUrUyen Sehzade Cern, anlasilan Sultan Bayezid'i altedemeyecegine kanaat getirmis olmali ki, Ulkeyi Rumeli ve Anadolu kanatlan arasmda bolmeyi, kendisi Anadolu'da hUkUm surmeyi teklif etti. Fakat Osrnanh devleti gii.ylii merkezi deviet kurumlanm gelistirmisti, diger i~ Asya gelenegine uyan devletler gibi boliinmesi pek kolay degildi, Sultan Bayezid bu teklifi reddettigi gibi Anadolu'ya gecti ve Sehzade Cem'in Karaman askerini Yenisehir'de yendi. Ordusu dagilan ~ehzade Cern ilk adimda Konya'ya kacn, burada da tutunamayacagmi anlaymca Toros daglanm asip Memluk devletine srgmdi.

Sehzade Cern'in Osmanh tahti iddiasr He beraber Karamanoglu beyzadelerinin sonuneusu Kasim Bey de kendi beyligini yeniden diriltmeye ~abahyordu. Fakat 0 da Karaman'a yiirUyen Osmanh ordulan karsisinda Toros yamaclanna £ekilrneye mecbur oidu. 1481-1482 kism ~ernluk sultanmm misafiri olarak geciren ~ehzade Cern, ertesi bahar gene Kasim Bey'le ortak hareket ederek Anadolu'ya girdi. Taraftarlan bir kere daha yenildikten sonra, Sehzade Cern kendisini Rumeli'ye ulasttrmalan icin Rodos ~valyelerinden yardim istegi ile Rodos'a gitti,

Sultan Bayezid daha onceki nesillerde Osmanh sehzadelerinln tstanbul'da tutulrnasi icin Bizans'a para odendig! gibi, $ehzade Cem'e de KudUs'te Memluk topraginda sessiz - sedasiz oturmasi icin yilda bir milyon akce venneyi teklif etmisti, Bu teklifi reddeden Sehzade Cern, §imdi birden Rodes ~valyelerinin eline girmisti, Rumeli'ne £lklP orada toplayacagl taze kuvvetlerle ~atl~rnaya devarna niyetlenirken, Rodos ~ovalyelerinin komutani sehzadeyi Fransa'ya yollayip Sultan Bayezid'le yazarhga oturdu Yilda 45.000 alnn, yani yaklasik iki bucuk milyon akce He diger MUnier kaqllig., ~ovalyeler $ehzadeyi serbest birakmamaya soz verdiler. Bu - anlasma sonucunda Sehzade Cern 1495'de italya'da oltinceye kadar uzun zaman Rodos ~ovalyelerinin ve sonunda papanrn ve Fransa kraluun elinde tam on U~ ytl suren bir zoraki misafirlik hayatma mahkum oldu, Sulten. Bayezid yt./lJ.k tahsisaCI odemeye ve Rados sovalyeIeri ile iyi ge~in-

95

meye ozen gosterdi, sovalyeler de sozlerini tutup sehzadeyi ellerinden birakrnadilat

Sultan Bayezid Dbneminde Dis Siyasal Gelismeler

Sehzade Cem'in saltanan gerci ~ok siddetli bir j~ savasa yol acmadan basnnldi, fakat 1495'te oliimiine kadar Osmanli dl~ siyasetini belirleyen bir ur.sur olarak kaldr, Avrupa'da zaman zaman Sehzade Cem'i Rumeli'de i!t kargasa !t1karmak Uzere sahverip Osmanli topraklanna ortak bir sefer duzenlemek planlan tartrsildr. Bu planlar uygulanamadi ama Sultan Bayezid de Fatih Sultan Mehmet'in son yillannda Ege ve Akdeniz' de izledigi yayilrna siyasetini terketmek zorunda kaldi ve dikkatini baska alanlara ~evirdi.

Sirbistan ve Bosna'da Macar ve Osmanh u~ beyleri karsihkli akmlarla catrsmayi siirdiirduler bir ara, soma iki devlet de bansa rneyletti. Venedik'le de 1479'da baslatilan bans yenileudi. Bat! sirurlan boylece sakin bir halde iken Sultan Bayezid kendisi 1484'te Bugdan'a karst sefere ciku. Fatih Sultan Mehmet'in Karadeniz kiyrlanru ~epe~evre Osmanh eline gecirmek girisimine sadece Tuna nehri He Kmm arasmda kalan Bugdan prensligi karst koyabilmisti. Sultan Bayezid'in kendibaslattigi bir dizi sefer sonucunda Bugdan'm onemli limanlan Kili ve Akkerman Osmanh yonetimine ahndi, voyvoda Stefan da Osmanh ilsttlnliigtine bas egdi, Karadeniz'in boylece bir Osmanh i~ denizi haline .gelmesinden sonra uzun yillar Sultan Bayezid'in baslica sorunlan Memluk devleti ile olan iliskiler uzerinde yogunlasti.

Sehzade Cern'in 1481 ve 1482 Anadolu seferleri son Karamanoglu Kasim Bey ile ortak yiirtitiilrniistti. Cern Sultan gibi Kasun Bey de basanya ulasamadi gerci, fakat Taseli'ne ~eki1dikten sonra devleti daha fazla ugrastirmamasi i~in Toroslar'm her iki yamacmda Osmanh valisi gibi kalmasma goz yumuldu, Kasim Bey 1483'de oliince bu bolge artik kesin olarak Osmanh topragi oldu. o smanlilar, Yildmm Bayezid doneminden beri, bu yiizyillarda batt Asya'nin en gti~IU devleti olup Misir ve Suriye' deki egemenligi giiney - dogu Anadolu'ya da uzanan MemIuk sultanhgr He komsu olmustu, Bu iki onemli devletin cikarlan ve hedefleribaska taraflara yonelik oldukca aralannda bans silrdilriilmtistii. Aralannda kalan Maras ~ Elbistan yoresindeki Dulkadirli TUrkmen beyligi Memluk sultanIanna tabi olup tampon gorevi goruyordu. Daha Fatih Sultan Mehmet' in son yillannda Memluk devletinin i~ durumu sarsihp ozellikle Otlukbell zaferinden sonra Osmanogullannm yildizi parladikca Dulkadirli beyleri Osmanh devletine rneyletmeye baslanusn, Karaman beyligi de Osmanh iilkesine kanlmca Osmanli snun bu defa Cukurova'da Memluk devletinin u~ beyi gibi hi.iki.im suren Ramazanoglu topragma dayandi,

96

Osmanh genislemesi nihayet 1485' de Memluk smirlannr da a~tI;bir Osmanli ordusu Toroslar'i asrp Cukurova'ya girerken ikincisi Dulkadirli beyi Alauddevle'ye yardim ifin Malatya'ya ilerledi. Her iki Osmanlt ordusu da ilk anlardaki basanlanna karsm Memluk athlanna yenilmekten kurtulamadt. Ertesi yil Adana'ya yiirilyiip tekrar yenilen Osmanh ordusunun komutam Anadolu beylerbeyi Hersekzade Ahmet Pasa da Mernluklara esir dii~hL Osmanlt sultam kendisi sefere cikmadikca kendi has ordusu olan kapikulu askeri de savasa katilnuyordu genellikle, Asil 05- manu ordusunu olusturan dirlik sahipleri ve bunlann cebelileri ise dogunun TUrk - Miisliiman devletlerinin atlilan karsrsinda etkisiz kalabiliyorduo Bu nedenle savasin ii!;i.inci.i. yilmda, 1487'de sultamn mutlak vekili sifattyla sefere komutanhk eden vezir-i azam Davut Pa~'01n yamna kapikulu askeri de katildt. Boylece atesli silahlarla gU!;lendirilmi~ Osmanlt ordusu onemli bir direnisle karsilasmadan Adana ve Tarsus'u ele gecirmeyi basardi, Bu ustunlugu pekistirmek i£in 1488 yilmda tekrar yola koyulan Osmanh ordusuna bu defa donanma da yardimcr oldu; ordu Cukurova'da ilerlerken donanma Antakya ve Suriye sahillerine saldtrdi. Fakat bu defa Cukurova'da £ok daha biiyiik bir Memluk ordusu £lkt1 Osmanhlar'm karsisma ve Osmanh ordusunu geri surmeyi basardi. Daha so nrak i yillarda ustiinliigii ele geciren Memluk atlilan Osmanh topragina bile girdi. 1490'da Adana'yi elden crkaran Osmanhlar, Dulkadirli AIaiiddevle Bey'in de tekrar Memluklara yanasmasi iizerine 1491'de bans yapalar. AIt1 ytl gUI( denemis oldu iki rakip; ikisi de kesin bir ustiinliik saglayamadan savastan onceki duruma donrniis oldular,

Balkanlar'da genellikle dikkatli siirdiirulen Osmanlr siyaseti, Macar krait Matyas Korvinus'un 1490'da olumunden sonra hareketlendi, Macaristan'da yeni krahnyonetimi iistlenmesi sirasmda Belgrad'm ele gecirilmesinin miimkiin olabilecegi diisimcesiyle 1492'de sefer aj(ud1. Belki de Belgrad'rn almmasi pek muhtemel gorunmediginden padisah kendisi Arnavutluk'ta bas kaldiran beylere karst yiiriidii; Belgrad'rn kusatilmasma rnemur Hadun SUleyman Pasa ise Hirvatistan'a ve Erdel'e akinlar diizenledi. Bu iki akm kolunun da yenilmesi iizerine Belgrad kusatmasi da kaldmldi, Ertesi )'11 gene Hrrvatistan'a yonelen basanh bir akmdan sonra Osmanldar Macaristan He ban~ yapt11ar.

Fatih Sultan Mehmet £agmdan beri siirekJi gelismekte olan Osmanh den izcili gi ve donanmasi Sultan Bayezid doneminde de ilerlemesini surdiirmiistii. Osmanh donanmasmm olusmasi kara ordusuna benzetilebilir. Ordu, ue beylerinin komutasmdaki akmcilardan, dirlik sahipleri ve kapilanndan, nihayet merkez ordusu sayilabilecek, top ve tiif'ekle donanlmis sultanin kapikulu askerinden olusuyordu. Donanmada da u£ beylerine ve akmcrlara benzeyen derya kaptanlan ve deniz akmctlan vardt ki bunlar korsan diye adlandmlir tarihlerde. Nisbeten kendi baslanna hareket

97

edebilen bu deniz akincilannm yanmda dirlik sahibi denizciler de vardr, Gelibolu sancakbeyi oteden beri donanmamn en yuksek riitbeli komutam sayiliyordu. Gelibolu sancakbeyi ve diger kiyi savascilan cebeli-kapi halki beslemek yerine dirlik gelirleri ile gemi donatip denizci besliyorlardi. Yalniz gerni donatmak kara ordusu beylerinin masraflarma gore daha aglr oldugundan, gemi yapimr Gelibolu ve daha sonra istanbul'daki tersanelerde sultarun merkez hazinesinin destegi ile yliriitilltiyordu. Nihayet padisahm kapikulu askerine benzer, hassa reislerinin (yani dirlik geliri He degil, gundelik iicretle gorev yapan kaptanlann) yonettigi gemiler de dor .anhyordu. Yalmz ordu He donanma arasindaki benzetmeyi fazIa ileri goturmeyelim. Kapikulu asked sadece sultan veya vezir-i azam ile sefere l(t.klIgl halde, hassa reisleri - padisahm deryaya a!?IlmaSl soz konusu olamayacagt i~in - kendi baslanna akrna ~lklyor, ya da kaptan-i derya sayilan Gelibolu sancakbeyinin komutasmda sefere kanhyorlardt.

Sultan Bayezid doneminde Osmanh tersanelerinde batt Akdeniz'in Avrupa gemilerine benzer bUyiik yelkenli gemiler, kalyonlar yapilmaga baslanrmstr, Aynca u~ boylanmn meshur akmci beylerine benzer, deniz akmcisi derya beyleri de iin salmaya baslanusn. Hatta ispanya'da EndiiJUs'Un kii\?Uk bir kosesine, Grrnata'ya slkl~IP kalmis miisliimanlar Akdeniz'de iinii gittikce yaydan Osmanh deniz guctinden yardim bile istediler. Bn donemde Osmanh deniz akmcilannm en meshuru Kemal Reis'in yonettigi bir filo Ispanya sahillerine kadar uzanan akmlara crku, Bu basanit akmlardan sonra Gelibolu'da yetisip Egriboz adasmda, yani deniz us: boyunda parlayan Kemal Reis'in gundelik Ucret alarak hassa reisi oldugu goriilUyor.

Osmanh donanmasmm bu donemde boylece giic;lenmesi sayesinde SuI· tall Bayezid Mora yanmadasmda ve Yunanistan'm batt sahillerinde tutunabilen Venedikliler uzerine sefere giristi, 1499 ytlmda bir yandan Hirvatistan'i asan akmci kuvvetleri dogrudan Venedik topragma akma giderken kuvvetli bir donanma da Mora'mn batt kiyilanna dogru yola ciku, Sultan Bayezid kendisi de karadan Mora iizerine yiirildii. Boylece kapikulunun, dirlikli savascilann ve donanmanm katilmasi ile gerceklestirilen sefer Uc; yrl surecek bir savasm baslangrci oldu. 1502'de OsmanlrVenedik bansi imzalandigmda Osmanlilar Korint korfezindeki Inebahti' yl, Mora'mn saglam kaleleri Modon, Koron ve Navarin'i, Amavutluk kiyismda Drac'i ele gecirmislerdi; Yunan adalarmdan Kefalonya ise Venedik elinde kalmisn. Osmanli derya kaptanlan her cansmada Venedik amirallerini altedemese bile orduya destek gorevini basanyla yiirtitmils, savasin Osmanhlar lehine gelismesini saglarmslardi, Bu cagda, onaltmct yuzYII boyunca Osmanlr denizciliginin iini.ini.in Ege'den Akdeniz'in her kosesine, hatta Ktzildeniz ve Basra korfezi yoluyla Hint denizine ulasmasi icin gerekli temeller saglannus oldu.

98

Sultan Bayezid'in son on yih nisbeten bans i~inde gecti, Memluk devleti ve Venedik ile yapilan bans si.irdi.irUldUgu gibi, kuzeyde Bugdan'a kansmak isteyen Lehistan'a, kuzey-batida Sava ve Drava nehirleri boyunca uzanan akmlar da durdurulmus, U!; boylannda sakin bir hava olusmustu. Yash Sultan Bayezid'in son yillannda en onemli gelismeler ulkenin kendi i~inde yer aliyordu.

Saltanat Degiflmi

Padisahm hayatta kalan ogullan, babalanmn her an bu di.inyadan gocebilecegi ihtimali karsrsmda ya tahta gecebilmek, ya da taht baska bir kardesin eline gecerse canlanru kurtarabilmek derdine dusmiislerdi. Tahta gecmek i¥in bir kural olmadtgina, ya da tek kural yeteri derecede kapikulu ve dev1et adami destegi kazanabilmek olduguna gore lstanbul'u, yani hazineyi ve devletin defterlerini ele gecirebilmek, bunlan taraftar toplamakta kullanabilmek, saltanata gelmenin ilk ve en onemli admu sayihyordu. Bu nedenle her §ehzade miimkim oldugu kadar lstanbul'a yakm bir yerde bulunmaya gayret ediyordu. Gerci bilindigi gibi, Sultan Selim tahtt babasi Sultan Bayezid'den 1512 bahannda zorla devraldi, fakat asil saltanat s:atI~maSI 1509'da baslayip cesitli safhalardan gecerek 1513'e kadar si.irdii.

Saltanat davasmda ilk adimm Istanbul'a yakm bir yer kapmak 01- dugunu soylemistik. Aynca istanbul yolunun a~lk olmasi da gerekiyorduo Mesela ~ehzade Ahmet, Amasya sancakbeyi iken yolunu kesmemesi icin Sehzade Selim'in otlu Siileyman'in Bolu'ya tayin edilmesine karst cikmisn. Ilim ve edebiyat merakhsi olarak tamnan Sehzade Korkut ise taht konusunda en kararsiz kardes gibi gorunilyor. Korkut once Manisa'da sancakbeyligi yaprms, Saruhan'm hii~ gelirinin yeterli olmadrgindan ~ikayet edince 1502'de daha bol gelirli Antalya'ya gonderilmisti, Kardesi Senzade Ahmet'in babasmm gozdesi oldugu hissi He 1508'de tekrar Manisa' ya donmek istedi; bu istegi reddedilince de arnk tahta gecmek umudunu birakarak Osmanh iilkesini terketti. Antalya'dan gemiyle Misir'a gecen Korkut'un orada da huzursuz oldugu, tekrar Osmanh eline donmek istedigi gori.ili.iyor. Affedilen Korkut, i5ll'de gene Antalya'da Teke sancakbeyligine dondil, fakat bir yandan saltanatta gozi.i olmadignu belirtmesine karsin tekrar Manisa'ya, orasr olmazsa Aydm'a gecmesine izin istemekte direnmekteydi. Sehzade Selim ve Ahmet'in tahti kapmak icin gosterdik1eri acele i.izerine Korkut da babasmdan izinsiz Manisa'ya gecti,

Sultan Bayezid'in nzasrru almadan kendi basins harekete kalkisan sadece Korkut degildi. Sehzade Selim de Trabzon'daki - sancagmdan istarrbul'a daha yakm bir vllayete, rnesela Rumeli'ye gecmek istiyordu. Korkut'un Antalya'dan ~lkmastndan once Selim Trabzon'dan Kefe'ye gee-

99

mis, 1511 bahannda Kmm hanmdan da destek alarak Karadeniz kryismdan Rumeli'ne inmeye baslamisn. Sultan Bayezid yash ve hasta haliyIe kendi ordusu ile Edirne'ye, Selim'in ilerleyisini durdurmaya pktt. Ordular daha ~att~madan padisah oglunun Rumeli'nde sancak istegini kabul edince, Selim Silistre'ye, padisah da 1stanbul'a dogru Edirne'den aynldi.

Bu siralarda Anadolu'da kizrlbas Sahkulu isyanuu bastirmakta vezir-i azama yardrmia gorevlendirilen Sehzade Ahmet ise ordugahtaki kapikulu askerini kendi tarafrna cekmeyi denemis, fakat basaramamisu. Selim Rumeli'ne indiginde Ahrnet de Istanbul's yi:ineldi. Silistre'ye gitmeyi kabul etmis goriinen Selim vazgecip Edirne'yi alnus, 0 da lstanbul'a yiiriimekteydi. Sultan Bayezid 0 yaz ordusu ile tekrar Trakya'ya S;:lktl, Selim'in kuvvetlerini yendi. Selim ise hizla Corlu yakmindaki savas alamndan uzaklasti; kendi gemiyle K.efe'ye giderken ordusu da kiyidan kuzeye dogru s:ekildi.

Selim sindirilmisken padisahm tahtnu Sehzade Ahmet'e devretmesi bekleniyordu. Nitekim Ahmet lstanbul'a girmek uzere iyice yaklastigmda bu defa padisahm kapikulu, Ahmet'in sultanhgma razi olmadiklanm gostermek icin ayaklandilar; Sehzade Ahmet taraftan bilinen devIet adamlanmn konaklanm yagmaladtklan gibi, Uskildar'dan Istanbul'a gecise mani oldular. Yenicerilere ragmen tahtr e1e geciremeyecegini anlayan Ahmet Anadolu'ya s:ekildi; bir yegeninin valilik yapmakta oldugu Konya'yi zorla aldi; Anadolu hakimi olarak harekete basladi.

Sultan Bayezid'in tahtuun kime verilecegini boylece padisah ya da vezirleri degil, kapikulu askeri kararlastrrrms oldu. 1511 - 1512 kismda beIki Sehzade Ahmet'ten cekinerek, belki de saltanat umuduyla Manisa'dan gelen Sehzade Korkut'u hiirmetle karsiladi yeniceriler, misafir ettiler sehzadeyi, fakat ancak Selim'in padisahhgma razi olacaklanm belirttiler, Bir oglu Anadolu'da bayrak acmis, bir oglu yenicerilere slgmml~, bir oglu Rumeli'nde ken dine karst savasa tutusmus yash padisah, 1512 bahannda kapikulunun isteklerine bas egdi, Nisan aymda Istanbul'a gelen Selirn bir hafta sonrababasuun yerine tahta pktl.

Yeni padisah Sultan Selim, babasmi Dimetoka'da oturmaya genderdi, saltanatta gozii olmadigrm s6yleyen kardesi Korkut'un da Manisa beyligine donmesine izin verdi. Sultan Bayezid'in tahti biraknktan bir ay sonra Dimetoka yakmmda olmesi He Osmanh tahtmda soz sahibi bir kisi eksilmis, Sultan Selim'e ciddi rakip olarak sadece Sehzade Ahmet kalmrs oldu,

1511 sonbahanndan beri Anadolu'da kendi basma buyruk hi.ikiim siirmekte olan Ahmet, Selim'in 1512 bahannda tstanbul'da tahta oturmasmi kabuletmedi. Amasya ve Konya'dan sonra Bursa'yi da ele gecirdi, Selim ise oglu Siileyman't Kefe'den tstanbul'a ~aglrdl, bassehrini ogluna ema-

100

net edip kendi Anadoluya gecti, Sultan Selim'in Anadolu'da ilerlernesi uterine Ahmet geri ~ekildi, fakat ordusunu dagJlmadan bir arada tutmayl basarrmsti. 0 k~l Sultan Selim Bursa'da, Ahrnet Amasya'da son ~atI~maya hazirlanarak, Anadolu'da miimkiin oldugunca destek arayarak gecirdiler, 1513 bahannda Sultan Selim Anadolu'da ele gecirmis oldugu yegenlerini ortadan kaldrrttr: goriinilste sessiz sedasiz Manisa'da oturmakta olan Korkut'u da oldtirttii. Nihayet Nisan'da iki rakip savasa tutustular, Ahmet once iiste cikar goriindtiyse de sonunda kesinlikle yenildi ve padisahin emriyle idam edildi, Ancak boylece tahtma saglam oturabildi Sultan Selim: oteden beri ihmal edilmis, geri btrakilrnts onemli sorunlara egilebilmek frrsatrm buldu.

101

VIII. OSMANLI DOdU StYASETt

A. Safevi Devleti ve Anlamt

Tiirkluk ve Osmanltltk

Tarih biliminin niteligi He ilgili olarak «her tarihci kendi ~agmln, kendi cevresinln tarihini yazar» denmistir. tlk bakista yadirganacak bu sozun anlarm su : her tarhci kendi ~agrnda kendince, kendi ki~iligi geregi onemIi gordligli konulan ele alir tarihle ugrasirken, bu konulara deginen sorulann cevabrm bulmaya ~ab~lr gecmiste. Diyelim bir tarihci sosyal adaletin onemli bir konu olduguna inanmis olsa, ister Roma tarihi He ugrasSID ister Osmanh, ele aldlgt toplum yiiz1erce ya da binlerce yJl oncesinin toplumu da olsa, dl~ siyasal iliskiler yerine i~ siyasal ve toplumsal yapt He iIgilenecektir. Kendi ~a~nda dlinyanm gidi~ine bliylik adamlann yon verdigine inanmissa, tarihte halkla ya da kurumlarla degil, bliyUk hiikumdarlar ve komutanlarla ilgilenecek, hatta tarih degil biyografi yazacaknr,

Tarihcinin kendi ~agIDt, kendi cagmm sorunlanm, ele aldlgl tarih kesitine yansrtmasi kacimlmaz. Fakat dikkatle kacmmasi gereken sey, tarihcinin aym zamanda kendi ~agmm anlayismi ve kavramlanm inceledigi tarih donemine mal- etmesi, tarihin degi~im demek oldugunu hanrdan pkarmasldlr. Yani belirli bir donem icin gecerli olan terimler; kavramlar, anlayislar baska bir donem icin gecerli olmayabilir. Sadece simdi He gecmis arasmda degil, gecmisin ~e~itli donemleri arasmda da farklar var Bu dediklerimiz basit olmasma basit, fakat aym zamanda unutulmasi, goz ardr edilmesi dekolay olan seyler,

A~gtda ele alacagrrmz konulara girrneden once bu hatirlatmayi yapmaktan kastt, Osmanhlar'm onaltmci yiizyil basinda ozellikle dogu siyasetindeki gelismeleri ele ahrken sik srk diisiilen ban yanhslardan kacmabilmek. Osmanlilar'm Yavuz Sultan Selim ~agmda Safevi ve Memluk devletleri He olan cansmalan, milliyet ve din konulanm on plana cikanyor. Bu konulann hassashgi glinlimlizde ozellikle belirgin oldugundan, ele alacagirmz konulara da titizlikle yaklasmamiz, kendi glinlimlizlin kavrarnlan ve anlayislanm bir kenara koyup onaltmcr ylizyilm kavramlanm saptamarmz gerekiyor. Daha acikcast, onaltincr yiizyihn baslannda Os-

102