Esma-ül Hüsna

Esma-ül Hüsnâ

file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_...

Esmâ-ül Husnâ

ESMÂ-üL HüSNÂ
Esmâ-i Husnâ, Allah'ın güzel isimleri demektir. Bir âyet-i kerîmede: "En güzel isimler O'nundur (Allah'ındır)" (Haşr: 24) buyurulmaktadır. Diğer bir âyette de; en güzel isimlerin Allah'a ait olduğu belirtildikten sonra, bu isimlerle dua edilmesi tavsiye olunmaktadır (A'râf: 180). Allah'ın isimleri tevkifîdir. Yâni, Allah hakkında ancak âyet ve hadîslerde zikri geçen ve söylenmesine izin verilmiş olan isimler kullanılabilir. Rastgele isim izafe edilemez. Esmâ-i Husnâ ile ilgili olarak Buhârî ve Müslim'de: "Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse (îman eder ve ezbere sayarsa) Cennete girer" buyurulmuştur. "Kim bunları (Esmâ-i Husnâ'yı) mânâlarını anlayarak sayar, bunlarla Allah'ı zikrederse Cennete girer." Şâh-ı Nakşıbend Hz.leri bu hadîsle ilgili olarak buyurur ki: "Bu hadîs-i şerîfteki Ahsâ kelimesinin bir mânası, saymaktır. Diğer bir mânası ise, bu ism-i şerîfleri öğrenip bilmektir. Bir mânası da, bu esmâ-i şerîfin mûcibince amel etmektir. Meselâ: Rezzâk ismini söylediği zaman, rızkı için asla endişe etmemeli. Mütekebbir ismini söyleyince, Allahü Teâlâ'nın azametini ve kibriyâsını düşünmelidir." Allah'ın 99 İsmi Hadîslerde zikri geçen 99 isim şunlardır: Allah, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli, el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikü'l-Mülk, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi', el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd,

1 -> 22

23-11-2010 19:50

Esma-ül Hüsnâ

file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_...

es-Sabûr.

ALLAH Bu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakk'ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu isim, Allah'tan başkasına ne hakikaten ve ne de mecazen verilemez. Diğer isimlerin ise, Allah'tan başkasına isim olarak verilmesinde bir mahzur yoktur. İnsanlara Kadir, Celâl ismini vermek gibi. Yalnız bu isimlerin başına, insanlara izafe edildiklerinde, "kul" mânâsına gelen "abd" kelimesinin ilâvesi güzeldir. Abdülkadir ismi gibi... er-RAHMÂN Ezel'de bütün yaradılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran; Sevdiğini, sevmediğini ayırdetmiyerek bütün mahlûkatını sayısız nimetlere garkeden... Hayatları için lüzumlu olan bütün rızıkları veren...

er-RAHÎM Pek ziyade merhamet edici; Verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî nimetler vermek suretiyle mükâfatlandırıcı... Rahmân ism-i şerîfinden Allah Teâlâ'nın ezelde bütün mahlûkatı için hayır ve rahmet irade buyurduğu anlaşılır. Rahîm ism-i şerîfi ise, mahlûkatı arasında irade sahipleri, hususan mü'minler için rahmet-i İlâhiyyenin tecellisini ifade eder. el-MELİK Bütün mahlûkatın hakikî sâhibi ve mutlak hükümdârı... Allah'ın, ne zâtında ve ne de sıfatında hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur. Bilâkis herşey zâtında, sıfâtında, varlığında ve varlığının devamında O'na muhtaçtır. Bütün kâinatın hakikî sâhibi, mutlak hükümdârıdır.

2 -> 22

23-11-2010 19:50

fikrin tasarladığı her vasıftan münezzeh ve müberradır. vehmin tahayyül ettiği. aczden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz. kuvvet ve galebe mânâsına gelen İZZET kökünden gelir. İzzet sıfatı. İnsan su'-i ihtiyârı karışmadığı müddetçe kâinatta fıtrî olarak bulunan umumî temizlik hakikatı da. Kendine sığınanlara aman verip onları koruyan. rahatlandıran. ecellerini bilip muhafaza eder. Allah. el-MÜ'MİN Gönüllerde îman ışığı yakan.. O hatâdan. uyandıran. Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran.. Bunun mânası: Allah Teâlâ'nın kudreti galibdir. Fakat bu ism-i şerîfin yine birçok defa Hakîm ism-i şerîfi ile birleştiği görülür. bir za'fa uğramaktan münezzehtir. Onun bu lûtuf ve âtıfetinden boş değildir. gerek sıfatı ileride en ufak bir tegayyüre. yarattığı mahlûkatının amellerini.. Hiçbir zerre.. Cennet'teki bahtiyar kullarına selâm eden. hayâlin tasavvur ettiği. hiçbir lâhza. Bu bakımdan her türlü takdîse lâyıktır.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. gafletten.. Kendine sığınanlara aman verip korumuş. Allah. kötülük edip durmakta olan insanları 3 -> 22 23-11-2010 19:50 . rızıklarını.. Kuddûs ismi ile yakın bir mânâ ifade etmekte ise de Selâm ismi. Bütün varlığı görüp gözeten. el-KUDDÛS Hatâdan. kalblere îman ve hidâyet bağışlayarak oralardan şübhe ve tereddüdleri kaldırmıştır. es-SELÂM Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan. gafletten. Kur'an'da birçok yerlerde azab âyetleri bahsinde gelmiştir.. Allah Teâlâ. Bu ism-i şerif. O... bir değişikliğe. emniyetle rahatlandırmıştır. yetiştirip varacağı noktaya ulaştıran ancak O'dur. acizden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz olandır. Cenâb-ı Hakk'ın gerek zâtı. el-MÜHEYMİN Gözetici ve koruyucu. ezelde nasılsa ebedde de öyledir. hissin idrâk ettiği. fakat hikmeti ile kötülerin cezasını te'hir eder. el-AZÎZ Mağlûb edilmesi mümkün olmayan galib. Cenâb-ı Hakk'ın KUDDÛS isminin tecellîsidir. Bu ism-i şerîf. Allah Teâlâ mutlak sûrette kuvvet ve galebe sâhibidir. daha ziyade istikbale aittir. Yani..

. eksiği bütünlemek" mânasına geldiği gibi. "zorla iş gördürmek" mânasına da gelir. ancak Allah'a mahsustur.... eksikleri tamamlayan. Dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan.. "kırık kemiği sarıp bitiştirmek.. Bu mânaya göre Allah Teâlâ Cebbâr'dır. hizmeti ve faydası da umumî âhenge uygun yaratılmıştır. el-HÂLIK Herşey'in varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan. Bir şey'in nasıl olacağını tayin ve takdir etmek. "icbar etmek". Cebbâr'ın ikinci mânasına göre de. hayat cihazları ve aslî unsurları keyfiyet ve kemmiyet bakımından birbirine münasib olarak yaratıldığı gibi. Allah Teâlâ kâinatın her noktasında ve her şey üzerinde dilediğini yaptırmağa muktedirdir. bir özellik vermiştir. Herşey'in kendisine göre şekli. eksikleri tamamlar. demektir. el-BÂRİ' Eşyayı ve her şey'in âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir halde yaratan. el-MÜTEKEBBİR Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren. yani.. Büyüklük ve ululuk. kırılanları onarır. Meselâ: İnsanlar arasında tamamiyle birbirinin aynı iki insan yoktur. Bu ism-i şerif cebir maddesindendir. Hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali yoktur. yani. varlığı ile yokluğu Allah'ın bir tek emrine ve iradesine bağlı bulunan kâinattan hiçbir mevcut. el-CEBBÂR Kırılanları onaran. Allah Teâlâ herşey'e bir sûret. el-MUSAVVİR Tasvîr eden. Bu ism-i şerîfin mânasında iki husus vardır: 1. Her şey'in vücudu mütenasib. âzası.. Yani. 4 -> 22 23-11-2010 19:50 . yoluna kor. bu sıfatı takınamaz. başkalarına benzemez. O takdire uygun olarak o şey'i îcad etmek. cezalandırmakta acele etmez.... her türlü perişanlıkları düzeltir. Cebir. dıştan görünüşü vardır ki. herşey'e bir şekil ve hususiyet veren.. 2. yoktan vâr eden.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_.

Feth ise. parmak uçlarındaki çizgilerdir.. Allah Teâlâ'nın bilhassa yaşayan mahlûkatına faydalanmalarını nasib ettiği her şeydir. Kuvvet ve kudretiyle her şey'i içinden ve dışından kuşatmıştır.. Maddî rızık. Kendisinden faydalanılan herşey'e rızık denir. korur.. insanların sayısı kadar değişik gidiyor ve hiçbiri ötekine uymuyor. giyilecek ve kullanılacak eşya. onlar için en büyük nimetlerden biridir. çoluk-çocuk. servet v. vücudun çalışma kudreti.. Dilediği kullarını da günahlardan sıyânet eder. onu hor ve hakîr kılacak veya mahv ve helâk edebilecek sûrette galib olmaktır. Rızık yalnız yenilip içilecek şeylerden ibaret değildir. her vechile üstün ve daima galibdir. İşte bunlar. bir şey'e. para. bilgi. Başta îman olmak üzere insanın mânevî hayatına ait bütün duygular ve o duyguların ihtiyacı olan şeyler. örtmek ve sıyânet etmek (korumak) mânâsınadır.. el-VEHHÂB Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. "kapalı olan şey'i açmak" mânasınadır. 5 -> 22 23-11-2010 19:50 . Kahr. hep mânevî rızıktır. her yerde ve her şey'i çok çok ve bol bol veren ve karşılık beklemeyen" demektir. Gafr. Bu çizgiler.. Allah Teâlâ Kahhâr'dır. feth'den gelmektedir. her istediğini yapacak surette galib ve hâkim. Fettâh kelimesi. mal-mülk. el-ĞAFFÂR Mağfireti pek bol olan. Vehhâb kelimesi hibe kökünden gelmektedir. Kahr ile nice azıp sapmış ümmetleri ve milletleri mahv ve perişan etmiştir. Vehhâb ise. Mânevî rızık ise. el-KAHHÂR Herşey'e.. Ona karşı herşey'in boynu büküktür. her türlü yiyecek ve içecek.. Rızık. Bundan daha garibi. "herhangi bir karşılık ve menfaat gözetmeden birine bir malı bağışlamak" mânasınadır. Bu. gibi şeylerdir.. bastığı parmak izidir. Hibe. er-REZZÂK Yaratılmışlara.s. faydalanacakları şeyleri ihsân eden. "Her zaman.. Bu isim. Allah mü'minlerin günahlarını örter. Şu halde insanın hiç taklit olunamayacak imzası.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. ruhun ve kalbin gıdası olan şeylerdir. Kahrına yerler. Hiçbir şey O'nun bu ihâtasından dışarı çıkamaz. Allah Teâlâ'nın MUSAVVİR isminin tecellîleridir... gökler dayanamaz. mücevher. el-FETTÂH Her türlü müşkilleri açan ve kolaylaştıran.

. içini. bu da Bâsıt isminin tecelliyatıdır. Şan ve şeref sâhibi iken. emirlerini dinlemeyen âsiler. rızık bolluğu verir. Olmuşları bildiği gibi. kalbden tasaları. Allah Teâlâ.. açıklığını. yahut hayat zevkini. Bütün varlıklar Allah Teâlâ'nın kudret kabzasındadır. daraltan.. gizli . başkalarını beğenmiyen mütekebbirler ve hak. İşte bu haller. yahut evlâd acısına boğulur. genişleten. inceliğini.zâtî'dir.. Maddî olur. Allah'ın bilmesi ise. yahut iç sıkıntısına. neş'e verir. el-ALÎM Her şey'i çok iyi bilen. Her şey'in. el-BÂSIT Açan. insanlar hakkında geçerli olan mefhumlardır. el-HÂFID Yukarıdan aşağıya indiren.. Allah.. her şey'i tam mânasıyla bilir.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_.. başlangıcını. Bitkilerin çiçek açması. rezîl ve rüsvây eder ve bu muamelesi çok defa. evlâd ve iyâli. Kapalı bir şey'i açmak: a. hukuk tanımayan zâlim zorbalar hakkında tecellî eder. İnsanların bilmesi nisbî ve ârızîdir. dışını. bir kapıyı. tohum ve çekirdeklerin sünbül vermesi. Bunlar.olacak. 6 -> 22 23-11-2010 19:50 . O adam zenginken fakir olur. gönül ferahlığını alıverir. İstediği kulundan. Allah. Onun için. Mânevî olur. istediği kuluna da yepyeni bir hayat verir.açık söz konusu değildir. bir kilidi açmak gibi. rızık ve rahmet kapılarının açılması hep Fettâh ism-i şerifinin tecellîsindendir. önünü. istediği kulunu yukarıdan aşağı atıverir.. Kâbıd isminin tecellileridir.bütün isim ve sıfatlarında olduğu gibi . kendisini tanımıyan. kederleri atıp gönlü açmak gibi. bitimini çok iyi bilendir O. el-KÂBID Sıkan. b. ihsân ettiği servet ve sâmânı... olmuş . alçaltan.. Onun için O'nun bilmesinde dereceler bulunmaz. ıstırap ve huzursuzluk içine düşer. olacakları da aynı şekilde bilir. sonunu.

. Allah Teâlâ Hâkim'dir... el-BASÎR İyi gören. hakkı yerine getiren. ötekilerini işitmesine mâni olmaz. insanların ayıplarını. tatlı dilli.. Bâzı gönülleri îman ve irfan ışığı ile parlatır. er-RÂFİ' Yukarı kaldıran. Şan ve şeref verir.. Kalblerimizdeki sözleri ve işitilmek şânından olan her şey'i işitir. kusurlarını örtüp eksiklerini tamamlayan. yakınlık . hor ve hakîr eden..uzaklık. Mesafeler. Karanlık gibi. el-MÜZİLL Zillete düşüren. el-HAKEM Hükmeden. Allah Teâlâ herkesin gizli açık yaptığını ve yapacağını görüp durmaktadır. nasihatiyle yardım eden nâzik. İzzet kelimesinde "şeref ve haysiyet". bedeniyle. Karanlıklar O'nun görmesine mâni olamaz. yükselten. Zillet kelimesinde ise "alçaklık" mânası vardır. çok defa melek huylu.küçüklük gibi insanların görmelerine engel olan şeyler de O'nun görmesine mâni olmaz. bilgisiyle.. Onlar bu istikametten ayrılmadıkça Allah da bu nimeti kendilerinden almaz. Allah Teâlâ işitir.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. Allah'ın yükselttiği insanlar. es-SEMİ' İyi işiten. İzzet ve zillet. Birini işitmesi. Her hâdiseyi aynı derece açık olarak işitir. onun işitmesine perde olamaz. birbirine zıd mânalardır. Allah Teâlâ. istediği kulunu indirdiği gibi.. kibar insanlardır. her şey'in hükmünü O verir ve hükmünü 7 -> 22 23-11-2010 19:50 . büyüklük .. istediği kulunu da yükseltir. mahlûkatı üzerindeki tasarrufları cümlesindendir. yüksek hakikatlardan haberdâr eder. ağırlayan. onlara malıyla. el-MU'IZZ İzzet veren.. Bunlar hep Allah Teâlâ'nın.....

bütün varlık içinde mutlak ve ekmel büyüklük.. incitme.. kudreti yettiği halde. Çünkü onları yaratan O'dur. Onun haberi olmadan hiçbir hâdise cereyan etmez. zulmün zıddıdır. el-LÂTÎF En ince işlerin bütün inceliklerini bilen. ancak O'nundur ve herşey O'nun büyüklüğüne 8 -> 22 23-11-2010 19:50 . Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayana halîm denmez. hüküm artık kendisine kalmıştır.. Allah Teâlâ Âdil'dir. Israr edenler hakkında. Hakikî büyüklük Allah'a mahsustur. Yerde... Azamet. gizli taraflarından haberdar olan.. Hâkimlerin hâkimliğine. gizli olan en ince şeyleri yapar. geri bıraktıracak. O'nun hükmü olmadan hiçbir şey... En ince şeyleri bilir. büyüklük mânasınadır. mühlet verir. Zâlimlerle düşüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez. İnce ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ulaştıran. Nasıl yapıldığı bilinmiyen. hiçbir hâdise meydana gelemediği gibi. hiçbir hükûmet. Adalet. hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir. Allah Teâlâ Lâtîf'dir. Hışım ve gazabda acele etmez. Halîm. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. el-AZÎM Bütün büyüklüklerin sâhibi. En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün eşya ve hâdiselerden Allah haberdardır. nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan. el-ADL Tam adâletli. can yakma mânası vardır. gökte. eksiksiz icra eder. el-HALÎM Hilm. onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır. suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak. hükümdarların hükümdarlığına hüküm veren de ancak O'dur. bir hikmete binaen cezalandırmayana denir.. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şey'i akıl ve mantığa. hiçbir makam da yoktur.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_.. Allah Teâlâ Halîm'dir. el-HABÎR Her şey'in iç yüzünden. Zulüm kelimesinde. infazına mâni olacak hiçbir kuvvet. Zâlimleri sevmez. O'nun hükmünü bozacak.

2. zâtın kemâli demektir.. daha ziyadesiyle karşılayan.. el-ĞAFÛR Mağfireti çok.. Birincisi. Kusurları insanların gözünden gizlediği gibi. kusurların onların gözünden de gizlenmesini ifade eder. melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. meydana çıkarıp da sâhibini rezîl etmez. şâhiddir. el-ALİYY Her hususta. her şey'i belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklıyan.. 3. sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden demektir. Bu mânaya Allah'dan başka hakikî sâhip yoktur. varlığının kemâline hudut yoktur. el-KEBÎR Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen. Her bakımdan büyük. eş-ŞEKÛR Kendi rızâsı için yapılan iyi işleri..Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_.. hükümde. Şu halde Aliyy. Bu sıfatta da Allah'a herhangi bir denk bulunması muhaldir. yüksektir. Bu koruma iki şekilde olur. iyilikle karşılamak demektir.. muhafaza etmektir. el-HAFÎZ Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan. Allah Teâlâ'nın mağfireti çoktur. Gafûr ism-i şerîfi. Allah Teâlâ'ya karşı kulun yapması gereken bir vazifesidir. Allah Teâlâ yücedir. korumak. 9 -> 22 23-11-2010 19:50 . Allah'tan daha üstün bir varlık düşünülmesi imkânsızdır. az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren. Bütün büyüklükler O'na mahsustur. Şükür. Kudrette. emrinde ve hükmü altında olan Zât demektir. 4.. Hıfz. iradede ve diğer bütün kemâl sıfatlarında üstündür. Yüksekliğin hakikî mânası şudur: 1... Şükür. varlıkların devamını sağlamak. Şekûr ise. Allah Teâlâ kibriyâ sâhibidir. Şânına yaraşmayan her şeyden uzaktır. her şey kendisinin dûnunda. Bir kulun kusuru ne kadar büyük ve çok olursa olsun onları örter. İnsanların görmediği bâzı şeyleri melekût âlemi sâkinleri görürler. Kibriyâ. Bir benzeri veya ortağı veya yardımcısı yoktur. bilgide. iyiliği. demektir. herşeyden yüce olan...

Kulların amellerinin yazılması. Bu kifâyet. Yalnız Mukît. Allah her mahlûkuna.. Bu mânaya göre Mukît. sıfatları da büyüktür. İkincisi. Onun zâtı da büyük. er-RAKÎB Bütün varlıklar üzerinde gözcü. kendine zararlı olan şeyleri bilecek bir his ilham buyurmuştur. Zamanla ölçülmez. Allah Teâlâ. Bir hayvan kimyevî tahlil raporuna muhtaç olmadan kendine zararlı otları bilir ve onları yemez. mekânlara sığmaz.. cisimlerdeki gibi hacim veya yaşlılık itibarı ile değildir... O'nun varlığının devam ve kemâlini gösterir.. verdiği zaman son derece bol verir. Rezzak. Bu Hafîz ism-i şerîfinin tecelliyatındandır.. neticesi hesapla bilinecek ne kadar miktar ve kemmiyet varsa hepsinin neticelerini hiçbir ameliyeye (işleme) muhtaç olmadan doğrudan doğruya ve apaçık bilir. lütuf ve ihsânı bol. yekdiğerlerine saldırmasını önlemek. Bir şey'i koruyan ve devamlı kontrol altında bulundurana rakîb 10 -> 22 23-11-2010 19:50 . birbirlerinin şerrinden onları korumaktır. Celâdet ve ululuk. herkese her ihtiyacı için kâfidir. Fakat bu büyüklük. ululuk ve heybet sâhibi. bütün işler murakabesi altında bulunan.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_.. Allah'a mahsustur. Rezzak mânasınadır. celâl sıfatları ile muttasıf. el-MUKÎT Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden. Allah vaad ettiği zaman sözünü yerine getirir. Rezzâk'tan daha hususîdir. el-KERÎM Keremi. muktedirken afveder. el-CELÎL Celâdet. zâyi olmaktan korunması da Hafîz isminin iktizasıdır. azıkları beden ve kalblere gönderen.. Bu bakımdan âhirette yeniden dirilme ve yaptıklarından hesaba çekilme ile Hafîz isminin yakından alâkası vardır. azık olanı da olmayanı da içine alır. Allah Teâlâ... el-HASÎB Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin... birbirlerine zıd olan şeylerin. bütün tafsilât ve teferruatiyle hesabını iyi bilen. Her şey'e ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen.

afv ve mağfireti geniştir ve her şey'i kaplamıştır. her türlü övgüye lâyık bulunan.... 11 -> 22 23-11-2010 19:50 . Vedûd'un iki mânası vardır: 1.. bir nâzırdır.. el-HAKÎM Bütün işleri hikmetli. ef'âli güzel olan. el-VEDÛD İyi kullarını seven. Âyet-i kerîmede. dünyada neticesi görülmez. Allah Teâlâ. her yaptığı iş bütün kâinat nizamı ile alâkalıdır.. kudreti. Allah'ın ilminden hiçbir şey gizlenemez. Allah'ın ilmi. el-VÂSİ' Geniş ve müsaadekâr. Fakat kabûl edileceği va'dedilmemiştir. el-MECÎD Zâtı şerefli.. 2. Allah Hakîm'dir. Hikmeti iktiza ederse istenenin aynını.. boş ve tesadüfî bir işi yoktur. İkincisi: Yüksek huylarından. Zira kabûl edip etmemek Cenâb-ı Hakk'ın hikmetine bağlıdır. Dilerse istenenin daha iyisini verir.. Hiçbir şey'i kaçırmaz.. bir mahlûk. Faydasız. kullarını çok sever.. Dilerse o duâyı âhiret için kabûl eder. Sevilen. kabûl etmek ayrıdır. onları lütuf ve ihsanına garkeder. derler. bütün varlıkları her lâhza gözetip duran bir şâhid. Dilerse de kulun menfaatine uygun olmadığı için hiç kabûl etmez. Seven. rahmeti.. Her emir ve filinin her yönüyle sonsuz fayda ve maslahatları vardır.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. Burada bir hususu iyi bilmek gerekir: Cevab vermek ayrıdır. sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya biricik lâyık olan. onları rahmet ve rızasına erdiren. Her birini görür ve herkesin yaptığına göre karşılığını verir. Sevilmeye lâyık ve müstehak olan da ancak O'dur. Allah tarafından her duaya cevab verileceği va'dedilmiştir. Her yarattığı mahlûk. bu da bilgi ve muhafaza ile olur. Bu ism-i şerîfin mânasında iki mühim unsur vardır: Biri: Azamet ve kudretinden dolayı yaklaşılamaz olmak. ikram ve ihsanına bir nihayet yoktur. onları cevabsız bırakmayan. Allah Teâlâ. el-MÜCÎB Kendine dua edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren. güzel işlerinden dolayı övülüp sevilmek.. bir iş yoktur. aynı zamanda kabûl eder.. Kâinatın umumî nizamı ile tenâkuz teşkil eden hiçbir hâdise.

Hakikaten vâr olan yalnız Allah'tır... Allah Teâlâ. kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştırır. Yani. el-HAKK Varlığı hiç değişmeden duran.. iç yüzünü bilmesi yönünden Habîr'dir... varlığı daima sâbittir. el-VEKÎL Usûlüne uygun şekilde.. sonra da yine ruh ve cesedleri birlikte olarak mükâfat veya cezalarını verecektir.. Allah. el-BÂİS Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran. el-KAVİYY Çok kuvvetli.. onlar ölüp toprak olduktan sonra âhiret günü dirilterek kabirlerinden kaldıracak ve ruhları ile cesedleri birlikte olarak hesaplarını görecek. Dış yüzünü bilmesi yönünden de Şehîd'dir. el-METÎN Çok sağlam. Allah Teâlâ insanları... gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran.. eş-ŞEHÎD Her zamanda hâdiselerin dış yüzünü bilen ve her yerde hâzır ve nâzır olan... varlığı hakikî bulunan zâtın ismidir. Fakat kendisi hiçbir işinde vekîle muhtaç değildir. İşlerin hepsini tedvîr. tedbîr ve idare eden O'dur. Allah Teâlâ'nın zâtı. 12 -> 22 23-11-2010 19:50 . mutlak surette herşey'i bilmesi bakımından Alîm'dir. kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren. Hakk. Allah Teâlâ en güzel ve en mükemmel vekîl'dir. Hâdiselerin esrarını. yokluğu kabûl etmediği gibi. Kendisine iş ısmarlanan zâta vekîl denir.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. herhangi bir değişikliği de kabûl etmez..

ölçüye gelmez. Sıkıntılarını. Artık onlara korku ve hüzün yoktur. el-VELİYY İyi kullarına dost olan. yani... ferahlık verir.. Bütün hamd ü senâlar O'na mahsustur. Hamd. bütün varlığın diliyle biricik övülen. gevşemez. bir mânada îcad demektir. Herkesin korktuğu zaman. Onlara yardım eder. Bir yaprağı yaratmakla kâinatı yaratmak birdir. medhedilen. iâde. Allah'ın kudreti bahsinde zorluk . hudut içine sığmaz. zerrelerini birer birer saymış gibi gayet açık görür ve bilir.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. Her mevcûd. nev'ilerini. tâzim fikri ve teşekkür kasdiyle medh ü senâ etmektir.kolaylık söz konusu değildir. Allah. kâl diliyle olsun. bütün mevcûdatı toptan bir yığın hâlinde birbirinden seçilmez karışık bir şekilde değil... İcadın bir benzeri daha evvel yaratılmış. meydana getirilmiş ise. Allah Teâlâ'yı tesbih ve takdîs etmektedir. sevdiği kullarının dostudur. darlıklarını kaldırır. Kuvvet.. hâl diliyle olsun. Allah'ın kuvveti de öteki sıfat ve isimleri gibi nâ-mütenâhîdir. Muîd ism-i şerîfi de îcad mânasına gelir. cinslerini. Allah Teâlâ tam bir kuvvet sahibi olmak bakımından.. herşey'i olduğu gibi görür ve bilir. maddesi olmayan yeni bir şey ise ibdâ denir. el-MÜBDİ' Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. İlmi herşey'i ihâta eden ve herşey'in miktarını bilip eksiksiz tastamam sayabilen Allah'dır. el-MUHSÎ Herşey'in sayısını bir bir bilen. gücünün çok şiddetli olması bakımından Metîn'dir. ihsan sâhibi büyüğü övmek. yardım eden. Mübdi. yani. el-HAMÎD Ancak kendisine hamd ü senâ olunan. onlar korkmazlar. tükenmez. ferdlerini. Kaviyy.. Her çeşit karanlıklardan kurtarır. tam bir kudrete delâlet eder.. Hamd ve şükürle kendisine tâzim ve ibâdet olunacak veliyy-i nimet ancak O'dur. sınıflarını. Metânet ise. değilse. benzeri. kuvvetin şiddetini ifade eder. 13 -> 22 23-11-2010 19:50 . Allah Teâlâ. İyi işlere muvaffak kılar. nurlara çıkarır..

yok oluş. Buna ihyâ. her şey'i bilen ve her şey'e gücü yeten. Bunun mânası "Bir şey'in kıyâmı. her saat. can bağışlayan. yeri. Bütün bunlar. her şey'in mukadder olan vaktine kadar durması için sebeblerini ihsân etmiştir. sağlık veren. istediğini. "Her şey üzerinde kâim" demektir. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. Allah'ın emr ü fermaniyle. el-MUHYÎ Hayat veren. kâim'in mübalâğasıdır. Ancak bu ölüm. diri demektir.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. onu veren" demektir.. Allah Teâlâ. Her an Alîm. 14 -> 22 23-11-2010 19:50 . ölüyü de tekrar canlandırabilir. el-MUÎD Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. Hayatı yaratan Allah olduğu gibi. el-MÜMÎT Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan. Onun için herşey Hak ile kâimdir. Allah Teâlâ ölmez. yani. her şey'i ayakta tutan. el-KAYYÛM Gökleri.. Sonra da dünya hayatlarında yaptıkları işlerden hesaba çeker. zevalden.... daima hâzır ve nâzırdır.. el-HAYY Diri.. bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise. her an Habîr. Her gün. her an Kadîr'dir. O daima fenâdan. ölülere yeniden hayat verip diriltmesi elbette son derece kolaydır. Allah Teâlâ.. yaratmasıyle ve müsaadesiyle olmaktadır. yani. fakat varken yok olan bu insanları âhiret günü Allah Teâlâ diriltip yeniden hayatlandırır. cansız maddelere hayat ve can verir.. yeniden yaratır. Hayatı hiç yoktan veren zâtın.. Allah yoğu var edip hayat verdiği gibi. Allah'tan başka kimse kalmaz. ölü mânasına gelir. Yaşayan mahlûkatın hayatını veren de O'dur.. Kayyûm. O olmasaydı hayattan eser olmazdı.. Canlı varlıklar için ölüm mukadder ve muhakkaktır. istediği vakit bulan. hiçliğe gidiş değil. yarattığı her canlıya muayyen bir ömür takdîr etmiştir. diriltme denir. bil'akis fâni hayattan bâkî hayat geçiştir. hatâdan münezzehtir.. her saniye yeryüzünde milyonlarca varlık hayat bulup dünyaya gelmektedir. bunun zıddına meyyit denir ki. el-VÂCİD Hiçbir şey'e ihtiyacı olmayan. ölümü yaratan da yine O'dur. Herşey mukadder olan ömrünü tamamlayıp öldükten sonra. Allah. Hayy..

. Zâtında. Gök boşluğunun ölçülmesi mümkün olmayan genişliği içinde... dilediği şey'i yaratır ve isterse onda dilediği kadar kuvvet ve kudret de yaratır. şânı yüce olan Allah'ın zâtında mevcuddur. Meselâ: Onları temiz ahlâk sâhibi olmaya. Allah Teâlâ her şey'e karşı mutlak ve ekmel surette Kâdirdir.. sıfatlarında. sonra yaptıkları o güzel işleri. arzu ve bütün istekler kendisine sunulan.. el açarak yalvarmalarını O'na arzetmektedirler.. sitayişlerde bulunur. sayısı belirsiz âlemleri birbirine çarpmadan koşturmak. işlerinde. Kusurlarını afveder. Ulûhiyet sıfatları ve bunların kemâli hususunda kendisine gerekli olan herbir şey. el-VÂHİD Tek. isimlerinde.. el-KÂDİR İstediğini. Her şey'e kâdir olduğu içindir ki. Allah Teâlâ'nın kendisiyle âşinalığı olan kullarına kerem ve semâhati ifadeye sığmaz.. 15 -> 22 23-11-2010 19:50 . Yerde. birbirine temas etmeden hesapsız hayvanatı yüzdürmek Kâdir isminin tecelliyatındandır. kerem ve semâhati bol. el-MUKTEDİR Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden.. kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yaratmıştır. ölçüye gelmez.. hâiz oldukları seçkin vasıfları sebebiyle onları över.. istediği gibi yapmağa gücü yeten.. iyi işler yapmaya muvaffak kılar da.. Allah Teâlâ. kötülüklerini mahveder. es-SAMED Hâcetlerin bitirilmesi... akıllara hayret ve dehşet verecek derecede birbirlerine uzak mesafelerde milyarlarca güneşleri yandırmak. Bir damla suyun içinde.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. her dileğin biricik merciidir. Allah Teâlâ. ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen. ızdırapların giderilmesi için tek merci'.. gökte bütün hâcet sâhipleri yüzlerini O'na döndürmekte.. gönüllerini O'na bağlamakta. Fezalarda. Buna lâyık olan da yalnız O'dur. el-MÂCİD Kadr ü şânı büyük.. hükümlerinde asla şerîki (ortağı) veya nazîri (benzeri) ve dengi bulunmayan.

. hâsılı. el-MUAHHİR İstediğini geri koyan.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. başlangıcı olmayan. Herşey biter. İnsanların bâzısını dince. dilimizin tattığı her şey. istediğini geri aldığı gibi. onların bekledikleri zamanda semerelendirmez. el-EVVEL Her varlıktan mukaddem olan.. kemal sıfatlarına şâhiddir. Varlığının sonu yoktur. dünyaca bâzısı üzerine derece derece yükseltmiştir. "Bir lâhıkı yok" demektir. Allah Teâlâ istediğini ileri. Allah Teâlâ bütün varlıklar üzerine mukaddem olup kendi varlığının evveli yoktur. Bu hikmetleri araştırmalı. fikirlerimizin üzerine çalıştığı her mâna. Bunda birçok hikmetleri vardır. Onun için Ona EVVEL demek. Evveliyetine bidayet olmadığı gibi. Gözümüzün gördüğü her manzara.. ancak seçtiklerini ileri almıştır. kat'î delillerle bilinen. Fakat bu yükseltme ve seçme. maksadlarını arkaya bırakır. duyu organları ile idrâk edilemeyen... "ikincisi var" demek değildir. ancak O kalır. 16 -> 22 23-11-2010 19:50 . ez-ZÂHİR Âşikâr olan. Onun için Ona "Âhir" demek.. bâzan da kullarının teşebbüslerini. Allah Teâlâ bütün mahlûkatı yaratmıştır... âhiriyetine nihayet yoktur. Kendisi için asla başlangıç tasavvur olunamaz... birliğine. kendisinden evvel bir varlık sâhibi yok" demektir. elimizin tuttuğu. Allah Teâlâ'nın varlığı hem âşikardır. el-ÂHİR Sonu olmayan.. Allah Teâlâ'nın varlığı herşeyden âşikârdır. Fakat. gerek dışımızda şimdiye kadar anlayıp sezebildiğimiz her şey O'nun varlığına. kulağımızın işittiği her nağme. "Bir sâbık'ı yani. gerek içimizde.. arkaya bırakan. sezmeğe çalışmalıdır. kendisinden evvel bir varlık sâhibi var" demek değildir. kulların kendi amelleri ile ona lâyık olmaları neticesinde olmuştur. hem gizlidir. öne alan.. "Sâbık'ı. el-MUKADDİM İstediğini ileri geçiren.. el-BÂTIN Gizli olan. yani. helâk ve fenaya gider.

Tevbenin asıl mânâsı dönmektir. zâlime cezasını eksiksiz verir. zorluk çıkaranları da sevmez. Bu muazzam kâinatı ve her an biten hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden. günahları bağışlayan. onu yapmamış olsa bile. Sebebler. Herşey'i bilir. zorluk istemez. sadece izzet ve haşmetini gösteren birer perdedirler. eşyanın umumî şehadetini sağırlar bile işitmiştir. Çünkü biz Onu künhüyle bilemeyiz. yapmış gibi kabûl edip mükâfat verir. Amma varlığını kat'î surette biliriz.. Her şey emri ve iradesi altındadır.. zaaf. örter. Ondan habersiz mülkünde hiçbir şey cereyan etmez. Yapılan kötülükleri bağışlar. el-BERR Kulları hakkında kolaylık isteyen. Bu ism-i şerîf. Gizlidir... İsteyenler çoğaldıkça ihsanı artar. el-MÜNTEKIM Suçluları.. herkese hikmet ve iradesine göre verir. tevbe'nin mübalâğa sîgasıdır. Allah'ın velâyet ve tedbiri ise sınırsız. Meselâ. Allah Teâlâ kulları için daima kolaylık ve rahatlık ister. et-TEVVÂB Tevbeleri kabûl edip... Âdile mükâfatını. adaleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. her türlü noksanlık. O'nun izni ve müsaadesi iledir. iyilik ve bahşişi çok olan.. O. çünkü varlığını bildiren delil ve nişanları gözsüzler bile görmüş ve bu hakikatler hakikatı yüce varlığa. el-MÜTEÂLÎ Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden. Ve onların velâyet ve idaresi. Fakat Allah Teâlâ hakkında. Bir iyiliğe en az 10 mükâfat verir. Kul gönlünden iyi bir şey geçirmişse. "Bu adam yarın fakir düşebilir". âcizlik. Âsîlerin belini kıran. cânilerin 17 -> 22 23-11-2010 19:50 . bu gibi ihtimallerin düşünülmesi mümkün değildir. Âşikârdır... gerçek ve hakikîdir. O'nun icraat ve idaresinde yardımcı değil. hatâ ve kusurdan münezzehtir.. el-VÂLÎ Mahlûkatın işlerini yoluna koyan. her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. biricik ve en büyük vâlidir.. Verdikçe hazîneleri tükenmez. bir zengin hakkında.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. O'nun kudretindendir. Hakikî te'sir... son derece nâkıstır. Kulun isyan yolundan dönmesi demektir. denebilir ve adam da zenginken fakir olabilir. Allah Teâlâ'nın intikamı vardır.. Allah Teâlâ bütün varlığı idare eden. eksiklik. Diğer vâliler ve hükümdarların idaresi. Aksine kötülükleri ise yapmadıkça cezalandırmaz..

. Mahlûkat içinde bilhassa insanlar için.. hakkından gelen. Allah Teâlâ aynı zamanda büyük bir fazl-ı kerem sâhibidir de. kerem ve re'feti hiçbir ölçüye ve ifadeye sığmayacak kadar geniş ve büyüktür. ululuk mânasınadır.. o şey'i örtmekten daha iyidir. Hiçbir kimsenin O'nun bu tasarrufuna itiraz ve tenkide hakkı yoktur. O'nun kemâlinin zayıf bir gölgesi ve işaretidir. Büyüklük alâmeti olan ne kadar kemâlât varsa hepsi Allah'a mahsustur. Mülkünde hiçbir ortağa ve yardımcıya ihtiyacı yoktur. Mahlûkat üzerine akıp taşmakta olan sayıya gelmez. Gafûr ismine yakındır. Günahları kökünden kazımak. Ancak arada şu fark vardır: Gufran: Günahları örtüvermek demektir. MÂLİKÜ'L-MÜLK Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi.. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. dilediğinden alır.... Allah'ın inâyeti.. Allah Teâlâ en üstün bir adalet ve merhametin sâhibidir. el-AFÜVV Afvı çok. taşkınlık yapan azgınlara hadlerini bildiren şübhesiz ki O'dur. Allah Teâlâ. Her işi birbirine denk ve lâyıktır. Celâl. el-MUKSİT Bütün işlerini denk... er-RAÛF Çok re'fet ve şefkat sâhibi. onları hiç yokmuş gibi kabûl edendir. günahları silen. günahları kökünden kazımaktır. Afv ise. ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRÂM Hem büyüklük sâhibi. hem fazl-ı kerem. O nimetlerin zerresinde olsun hiç kimsenin hakkı yoktur..Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. büyüklük. sınır kabûl etmez nimetler hep O'nun ihsanı ve ikrâmıdır. Bu mânaya göre bu isim. hem hükümdârıdır. Zerre kadar da olsa haksızlığı tervic 18 -> 22 23-11-2010 19:50 . birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Mahlûkattaki kemâlât. Dilediğine verir. Mülkünde dilediği gibi tasarruf eder..

Ganiy. hiçbir şey'e ihtiyacı olmayan. Sıcaklık ile soğukluk.. Mesele. İnsanların birbirlerine karşı işledikleri haksızlıkları da düzelterek hakkı yerine getirir. fakirliğe ne ölçüde sabredildiği. istediği zaman. ömür boyunca zengin olarak yaşatır. toprağa dağılmış zerrelerini tekrar birleştirecek. Kullarına muamelesi merhamet ve adalet üzeredir.. çok fakir veya çok zengin olmak değil. geri çevirmek de yine Mâni' ism-i şerîfinin 19 -> 22 23-11-2010 19:50 . istediği yerde toplayan. Allah Teâlâ. Cem.." (Yahya bin Muaz) el-MÂNİ' Bir şey'in meydana gelmesine müsâade etmeyen. O zaman isteyenin yapıştığı sebebler kısır kalır... Mu'tî ism-i şerîfinin mânası budur. Yaşadığımız müddetçe bunlar ne biter. el-MUĞNÎ İstediğini zengin eden.. dilerse verir.. el-CÂMİ' İstediğini..Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. Kullarının başına gelecek felâket ve musibetleri önlemek. Biz de bu arzularımızı elde etmek için çalışır dururuz.. Her arzumuz bir takım sebeblere. zenginliğe de ne ölçüde şükredilmiş olduğu hesab edilecek. Allah Teâlâ isteyenlerin isteklerini. bazılarını da fakirken zengin yapar. herşey yanında mevcud bulunduğu için hiçbir şekilde başkasına müracaat mecburiyetinde kalmayan zât demektir. "Kıyamet günü fakirlik ve zenginlik tartılmayacak. kuruluk ile nemlilik gibi birbirine zıd unsurları bir arada tutması da yine Allah'ın Câmi' isminin tecellisindendir.. etmez. Allah Teâlâ dilediğini zengin eder. ne kadar çabalanırsa çabalansın netice vermez. el-GANİYY Çok zengin ve her şeyden müstağnî. dağınık şeyleri bir araya toplama demektir. Allah Teâlâ bâzı isteklere de müsaade etmez. o zaman isteyenin tuttuğu sebebler çabucak meydana gelir. Bâzı kullarını zenginken fakir. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır. Birbirine benzeyen. Yapılmış olan hiçbir iyiliğin zerresini bile karşılıksız bırakmaz. Allah Teâlâ birbirine benzeyen şeyleri bir araya getirip topladığı gibi. Onların iç içe birlikte yaşamalarını te'min etmektedir. benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. çok sabretmek veya çok şükretmektir. sebebler de Mâni' ve Mu'tî olan Allah'ın emrine bağlıdır. vücudlarımızın çürüyerek suya. birbirinden ayrı varlıkları da bir araya getirmektedir.. Bu da Mâni' ism-i şerîfinin tecellîsidir. havaya. bedenlerimizi yeni baştan inşa edecektir.. İyiden ve kötüden pek çok arzularımız vardır ki biri bitmeden biri ortaya çıkar. ne de tükenir.

muradına erdiren. güneşin aydınlattığı her zerre. dalâletin neticesi îmansızlık ve küfürdür.. şübhesiz ki. hayrın da şerrin de yaratıcısı Allah'tır. Her yarattığına. Hidâyetin karşılığı dalâlettir. 20 -> 22 23-11-2010 19:50 . el-BEDÎ' Örneksiz... Hidâyet. emsâli görülmemiş olan.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. Allah'ın zâtının nûrundandır. Hidâyetin neticesi îman.. Bütün eşyayı aydınlatan nûr. Mübdî. misalsiz. doğru yoldan bile bile veya iğfale kapılarak sapmak demektir. İstediği kulunu hayırlı ve kârlı yollara muvaffak kılan. İnsana menfaat ve zararlar belli bâzı sebebler altında geliyorsa da. neye ihtiyacı varsa. birer perdesidir. istediği sîmalara.. güneşin varlığına bir delildir. ne yapması gerekiyorsa onu öğreten. Çünkü göklerin ve yerin nûru O'dur. ibdâ eden. yani örneği bulunmayan bir şey'i îcad eden demektir.. sonu hayır ve saadet olacak isteklerin yollarını göstermesi veya o yola götürüp muradına erdirmesi demektir. Nasıl ki. el-HÂDÎ Hidayeti yaratan. Menfaatları ve mazarratları... hayır ve şerleri yaratan Allah Teâlâ'dır. neticeye erinceye kadar o yolda yürütmeye de tevfîk denir.. o sebebler o menfaat ve zararların sâhibi ve müessiri değil. Gerçekte zararın da faydanın da.. sıfatında... o aydınlığı yaratan varlığın mevcud olmasına bir delil teşkil etmektedir. Sadece hayır yolunu ve sebeblerini göstermeğe irşâd. Dalâlet. zihinlere ve gönüllere nûr yağdıran. en-NÛR Âlemleri nurlandıran. Allah Teâlâ'nın lütuf ve keremiyle kullarına. en-NÂFİ' Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan. mübdî mânasınadır.. kâinatın her zerresinde görünen aydınlık da. ed-DÂRR Elem ve zarar verici şeyleri yaratan... fiillerinde. Bedî'. Zâtında. tecelliyatındandır.. acîb ve hayret verici âlemler îcad eden.

el-BÂKÎ Varlığının sonu olmayan.. Allah herhangi bir kuluna peygamberlik veya velîlik vererek üstün kılmışsa. zamanının eşsiz. devam bakımından zaman mefhumu içine girmez.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. Varlığın devamı. kendi zamanındaki sair insanlara nisbetle bedî' olmuştur.. Şu halde. Kâinat yokken zaman da yoktu. hiçbir tedbîrinde yanılmayan. es-SABÛR Allah. Allah Teâlâ mülkün gerçek sâhibi olduğu gibi.. Çünkü. misilsiz âlimi mânasına gelmektedir. 2. önü ve sonu olmamakladır.bir tenbelin yaptığı gibi. Kâinat biter. fakat Allah Teâlâ vardı. gerçek vârisidir de.. Önü olmamak mülâhazasıyla Allah Teâlâ'ya Kadîm. hiçbir takdîrinde hikmetsizlik bulunmayan zât mânasındadır. o zaman yapar. sonu olmamak mülahazasıyla Bâkî denir. Bil'akis her şey'i. Kıyâmet hengâmında bütün canlılar ölecek. fakat Allah BÂKÎdir. Reşîd isminde iki mâna vardır: 1.geciktirmez. varislikleri de geçici ve muvakkattır. zaman yaratılmışlar başlamıştır ve onlarla bitecektir.. İnsanların mülk sâhibi olmaları geçici olduğu gibi. hangi zamanda yapılmasını takdîr buyurmuş ise.bir acelecinin yaptığı gibi . Allah Teâlâ'nın varlığı. Hiçbir işi boş ve faydasız olmayan. zaman da biter. Bu tâbir. .zamanı gelmeden yapmağa kalkmaz. Bu mânada Hâdî ismiyle eş mânaya gelir. Doğru ve selâmet yolu gösteren.icra eder. mülk sâhibi Allah'tır.. Mülkün gerçek vârisi.zamanı gelince . bir işi.. bütün mülk tamamıyla O'na kalacaktır.. bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran. Her şey'i yerli yerine koyan. bu üstünlükle o kul. Yapacağı işlere muayyen bir zaman koyar ve onları koyduğu kanunlara göre . Ve kezâ . . zaman denilen şey. Bu ism-i şerîf "varlığın devamını" bildiren bir kelimedir. Âyet ve hadîslerde bu 99 isimlerden ayrı olarak Allah'a 21 -> 22 23-11-2010 19:50 . vakti gelmeden yapmak için acele etmez. Bâzı âlimlere verilen Bediüzzaman lâkabı gibi. er-REŞÎD Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp. kâinatın yaratılmış olduğu andan itibaren sonsuzluğa doğru akışının derecelerini gösteren bir mefhumdur. Bu mânalara yakın Ezelî ve Ebedî ism-i şerifleri de vardır. Allah'ın Diğer İsimleri Allah'ın isimleri 99 taneden ibaret değildir. el-VÂRİS Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi. Önceden çizdiği zamandan. en doğru şekilde nizama sokan.

Belki de herbirinin hususi âlemine tecellî eden İsm-i a'zam değişik olmuştur. Hayy. Rab ismidir. el-Mennân. İmam-ı A'zam'a göre. İsm-i A'zam Nedir? Allah Teâlâ'nın Kur'an ve hadîs-i şerîflerde zikredilen isimlerinin en büyüğüdür. Bunun da hikmeti. er-Refî'. Cenâb-ı Hakk'ın Rubûbiyet Sıfatları adı da verilmektedir. el-Ekrem. Bu isimle yapılan duaların mutlaka kabûl edildiği rivayet olunmuştur. Adl.. 22 -> 22 23-11-2010 19:50 . o isim a'zamî mertebedeki tecellîsi sebebiyle İsm-i A'zam sanılır. lâfza-i Celâl yani Allah ismi olduğudur. el-Kâfi. İmam-ı Rabbânî'ye göre de İsm-i A'zam. Allah isminden sonra Kur'an'da en çok zikri geçen isim. İsm-i A'zam'ın Esmâ-i Husnâ'dan hangi isim olduğu hakkında. Zülmeâric. kullarının bütün Esmâ-i Husnâ'ya rağbetini sağlamak. Görüldüğü gibi İslâm büyükleri. Rab isminden sonra. Terbiye etmek. Çünkü İsm-i A'zam'ın Allah katında büyük bir değeri vardır. Ferd. el-Hannân. insanlar yalnızca o isimle dua ederler. Zülfadl. Kayyûm. başka isimler de izâfe edilmiştir. Büyük ekseriyetin kanâatı. el-Müdebbir. büyütmek. es-Sıddık. el-Mevlâ. her isim için de a'zamî bir mertebe vardır. Zittavl. 960 yerde zikredilmektedir. Hakem. İslâm âlimleri ayrı ayrı kanâatler ileri sürmüşlerdir. Ali Efendimize göre İsm-i A'zam tek isim değildir. el-Muhît. Hayy ismidir. Allah'a izâfe edilen diğer bâzı isimler şunlardır: el-Vâhid'in yerine el-Ehad. Hakem ve Adl olmak üzere iki isimdir. İsm-i A'zam'ı.. Kuddûs'tan ibaret 6 isimdir. el-Gâlib. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah ism-i şerîfi 2800 defa zikredilmiştir. Hz. İsm-i A'zam'ın her âlime göre değişik olmasının bir sebebi de budur. diğer isimleri terkederlerdi.. gayesi olan en mükemmele erişinceye kadar kollayan" demektir. Gavs-ı A'zam'ın İsm-i A'zam'ı. Bâzan bir ismin a'zamî mertebesi. el-Hallâk. Kayyûm'dur. Esmâ-i Husnâ içinde bir İsm-i A'zam olduğu gibi.. kendisine bütün isimleriyle dua edilmesini te'min etmektir. Rahîm ve Mâlik isimleridir. el-Allâm. el-Münevver. el-Vitr. Kur'an'da en çok yer alan isimler ise. İsm-i A'zam'ı farklı isimlerde bulmuştur. İsm-i A'zam'ın. en-Nasîr. el-Fâtır. yetiştirmek mânalarını ihtiva eden Rab kelimesinin asıl mânası: "Bir şey'i derece derece yükselterek.Esma-ül Hüsnâ file:///home/ddumrul/Belgeler/TNT/Esma-ül Hüsna_. el-Kahhâr'ın yerine el-Kâhir. Allah. Fâtiha sûresinde "Allah" isminden sonra sıra ile zikredilen bu dört ism-i şerîfe. ed-Dâim. Rahmân. eş-Şekûr'un yerine eş-Şâkir. İsm-i A'zam belli olsaydı. İsm-i A'zam. el-Karîb. isimleri içinde gizlemiştir. İsm-i A'zam ile karıştırılır.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful