You are on page 1of 12

 

TURKISHLEAKS.ORG

Kod Adı: HIZBULLAH

İçindekiler:

 Hizbullah Örgütü Yapısı


 Hizbullah Lübnan
 Tarih 13 Ocak 2000
 Hard Diskler ve FBI
 Hizbullah Gerçeği ve Davası
 Yıl 2010 ve 2011
 Hizbullah Seçimlerde
 Kısaca ve Özetle
 Fotoğralar

BİLİNMESİ GEREKENLER:
Dosyanın içeriği uzun araştırmalar sonucunda özetlenerek TURKISHLEAKS.ORG tarafından bir araya
getirilmiştir. İçerikte yer alan isimler ve olaylar günün yerel ve ulusal basınından toplanmış olup, tamamen
bilgilendirme amaçlı kullanılmıştır. Bu durum yanı sıra, çeşitli kaynaklardan edinilen bilgilerde dosya içerisinde
yer almıştır.
Dosyanın çoğaltılması veya isim verilmeden dağıtılması, ayrıca para ile satılması gibi durumlar tamamen yasak
olup, tarafımızca bu durumlar tespit edildiğinde hakkınızda yasal takip başlatılacaktır.

TURKISHLEAKS.ORG:
Hazırladığımız dosyaların içeriğini oluşturmak için ilgili kurum veya kuruluşların arşivlerine karşı herhangi bir
siber saldırı veya benzeri uygulamalar gerçekleştirilmemektedir. Tamamen araştırma ve kaynaklarımız
tarafından bilgi toplanmaktadır. Amacımız tamamen bilgilendirmedir.

GERÇEKLERI KARANLIKTAN ÇIKARMAK TEK AMACIMIZ !!

 
 

Türkiye Hizbullahı, Lübnan'daki Hizbullah ile organik bir bağı olmayan radikal İslamcı,
silahlı, yasadışı bir örgüttür.

Hizbullah, "Allah'ın partisi" (Allah taraftarı) anlamına gelir.

Liderliğini Hüseyin Velioğlu'nun yaptığı silahlı örgüt, daha çok Sünni Kürtler arasında
faaliyette bulundu. 2000 yılının başlarındaki yoğun polis operasyonlarıyla önemli ölçüde
çökertildi. Terörle mücadelede bu operasyonlar çok önemli birer örnek olarak
gösterilmektedir. Türkiye Hizbullahı, döneminde yaygın marksist leninist çizgideki kürt
muhalefetine karşı bir "panzehir" olarak sol örgütlere karşı bir alternatif olarak da
görülürken, anti-komünist görüşü nedeniyle derin devlet tarafından gelişmesine engel
olunmadığı, göz yumulduğuna dair iddialar ortaya atılmaktadır. Örgüt özellikle 1991-1995
yılları arasında PKK ile önemli silahlı çatışmalara girmiş, bu çatışmalarda 200 ile 300
kadar Hizbullah üyesi buna karşılık da 800 kadar PKK militanı ya da sempatizanı
ölmüştür.

Tarih 13 Ocak 2000

Beykoz Kavacık'ta Hizbullah'ın hücre evi olarak kullandığı tespit edilen lüks bir villaya
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis birimlerinin iki günlük bir takipten sonra
gerçekleştirdiği operasyonda tarihler 13 Ocak 2000’di, belki de bu kadar tüyler ürpertici
bir operasyon olacağını bilmiyordu..
O meşhur yeşil villada ve etrafında militanlarla polisler arasında tüm Türkiye'nin
televizyonlardan canlı yayında izlediği, hafızalara kazınan tam 5 saatlik bir silahlı çatışma
yaşanmıştır.

Giriş kapısının üstündeki pencereden elinden vurulmuş halde çıkan ve arkadaşları


tarafından alınan o polis memuru da hafızalardadır, bu operasyona katılan güvenlik
güçleri sivil giyimli ve çelik yelekliydi. İl Emniyet Müdürü oradaydı. Saatler ilerledikçe ve
silah seslerinin yoğunluğu da arttıkça özel harekattan kar maskeli, M16A2 taşıyan
personeller de operasyona destek vermeye başlamıştı. Villanın hemen yakınında bulunan
bir kreştende küçük çocuklar çıkarılmıştı. Çıkarılmış çıkarılmasına ancak, boylarından
büyük olan M16A2’lerin yanında ağlayan manzalarla hafızamıza yer etmiştir.

Hizbullah'ın kurucularından olan ve o dönemki liderii olan Hüseyin Velioğlu ölü ele
geçiriliyor, hem de cesedinde 34 kurşun deliği ile..
Buna karşın yanındaki Edip Gümüş ve Cemal Tutar isimli militanların burnu bile
kanamıyordu. Evde bulunan cd, yazılı belge, videonun yanı sıra bilgisayarlarda örgüt
hakkındaki pek çok sırrı içeren hard-disklerin de çoğu militanlar tarafından kurşunlanmış
olarak ele geçiriliyor, hasarlı olan diskler çözümlenmeleri için ABD'ye FBI'ın
laboratuvarlarına yollanıyor, ve çözümleniyordu.

Hizbullah'ın derin devletle de içli dışlı olduğu, öldürülen Hüseyin Velioğlu'nun Jitem
kurucularından Cem Ersever ve yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım gibi "derin" isimlerle
defalarca kez görüştüğü, MİT ile de bağlantılı olduğu ve devletin 1990'larda
Güneydoğu'da Hizbullah'ı PKK'ya karşı kullandığı ortaya çıkıyordu.
Hatta kentlerde Hizbullah "dinsiz" gördüğü PKK'ya büyük kayıplar verdirmişti. Bu ordudan
üst düzey bir komutan tarafından da dile getirilmiştir. Abdullah Öcalan'ın Şubat 1999'da

 
 

yakalanmasından sonra da 2000'lı yıllara girilirken PKK artık etkinliğini neredeyse


tamamen kaybedince "çok şey bilen" Hizbullah'a da darbe indirilmekte gecikmiyordu.

Beykoz operasyonunun hemen sonrasında Kartal'da bulunan bir "mezar evde" İbrahim
Sarıaltun ve Nezir Aslan isimli kişilerin olduğu belirtilen cesetler bulunuyordu. Devlet bu
baskının hemen sonrasında 44 ayrı ilde Hizbullah'a karşı ülke çapında çok büyük bir
operasyon başlatıyordu.

Sonrasında ise, aralarında HADEP üyeleri ve tarikatlara yakın zengin iş adamlarının da


bulunduğu 100'den fazla gömülü ceset değişik illerdeki mezar evlerden bir bir ortaya
çıkarılıyor, maktullerin kimisi kolu bacağı kesilmiş halde, kimisi de domuz bağı yapılmış
ve kafasına beton çivisi saplanmış halde bulunuyor, Türkiye gündemini aylarca
"hizbullah", "domuz bağı", "mezar ev" üçlüsü kaplıyordu.
İnsanın kanını donduran işkence yöntemleri, domuz bağı yapılarak çırılçıplak bir şekilde
buz gibi bodrum katlarının zifiri karanlığında ölüme terkedilenler..
Ana haber bültenlerinde ise kurbanların öldürüldüğü ve ancak kamera ışıklarıyla
aydınlatılabilen mekanlar ekranlara yansıyor, sorgu görüntüleri derken bu manzaralar da
insanın kanını donduruyordu.

Neredeyse bir yıl boyunca Hizbullah bütün gündemi işgal ediyor, akabinde örgütün
1000'e yakın üyesi tutuklanıyor, bütün materyallerine el konuyor ve çok ağır kayıplar
veriyordu. Zaten Beykoz'daki bu operasyonun üstünden 1 yıl 1 hafta geçmişti ki
Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan Diyarbakır'da uğradığı çapraz ateşte şehit
düşüyor, bu da Hizbullah'ın üstüne kalıyordu. Sonrasında ise, bir olayı örtmek için farklı
olaylar yarıtılır stratejisi ve kriz ile birlikte unutuldu gitti.

17 Ocak 2000 tarihinde gerçekleşen Hizbullah operasyonundan çok değil,


yaklaşık 6 yıl sonra ele geçirilen 24 hard disk FBI tarafından çözümleniyor..

Yapılan bilgisayar çözümlerinde örgütün işlediği cinayetler, iç ilişkileri ve istihbarat


faaliyetleri konusunda çarpıcı bilgiler ortaya çıkıyor.

Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu

Bu baskında örgütün arşivi de ele geçirildi. Ancak operasyonda yakalanan Cemal Tutar İle
Edip Gümüş, örgüte ait bilgilerin polisin eline geçmemesi için, bilgisayar hard disklerini
kurşunlayarak tahrip etmişlerdi.

Polisin ele geçirdiği 41 hard diskten 24’ü kullanılmaz haldeydi. Türkiye’de çözülemeyen
24 hard disk ABD’de Federal Soruşturma Bürosunca çözüldü.

Yapılan çözümlerde ortaya çıkan bilgilerden biri, mezar-evde cesetleri bulunan İbrahim
Sarıaltun ve Nezir Aslan isimli kişilere dair. Aslan’ın Hizbullah tarafından öldürülmeden
önce yapılan sorgusunun kayıtları, PKK-Hizbullah ve Milli İstihbarat Teşkilatı arasında
içiçe geçmiş ilişkileri ortaya koyması açısından çarpıcı. Aslan sorgusunda, PKK içinde
Hizbullah yanlısı fikirleri yaymak için faaliyet gösterirken, MİT adına çalışan İbrahim
Sarıaltun’a da taşeronluk yaptığını anlatıyor...

Nezir Aslan’ın Hizbullah sorgusu’na ilişkin kayıtlarda şu bilgiler veriliyor: “Adım


Nezir Aslan. MİT’teki kod adım Melle. İrtibatlı olduğum kişiler İbrahim Sarıaltun ve A.H.Ç.

 
 

1988 yılında İstanbul’da arkadaşlarım vasıtasıyla İbrahim Sarıaltun ile tanıştım. Bana çok
yardımcı oldu. Onun Kürt İslam düşüncesi bana çok tesir etmişti. Bu düşünceyi
yaygınlaştırmak ve bu uğurda çalışmak için onun teşvikiyle Almanya’ya gittim. PKK’ların
içinde Dindarlar Grubu diye bir örgütlenme çalışması yaptık. Ancak pek başarılı olamadık.
1991 yılında Almanya’da yanıma gelen İbrahim, kendisinin MİT’le çalıştığını söyledi ve
gizli olarak kendisiyle çalışmamı teklif etti. Avrupa’nın çeşitli kentlerinde çalıştım. 1998
yılına kadar Hizbullah içinde görev almaya çalıştım. Bu tarihten itibaren ders görevi
verilmeye başlandı. İbrahim ile telefonlaşıyordum. En çok Avrupa ile Türkiye arasında
gidip gelen kişileri soruyordu. Hollanda’dayken aradı. Karlsruhe’de buluştuk. Avrupa’da
görevli olan militanların listesini İbrahim’e verdim.”

Nezir Aslan, bu arada Hizbullah’ın da İbrahim Sarıaltun’un faaliyetlerinden


haberdar olduğunu, hatta Sarıaltun ve arkadaşlarının Almanya’da yapacakları
toplantıyı teybe kaydetmesi için Hizbullah tarafından görevlendirildiğini
anlatıyor:

“1999 kışını tam geçmemiştik. İbrahum Sarıaltun Hohenstadt’ta kayınpederim Yusuf


Akdeniz’in evine gelmişti. Oraya gidip onları dinleyip teybe kaydetmemi istediler.
Gittiğimde İbrahim dışında 2 kişi daha vardı. Molla Süleyman ‘Bunlar Hizbullah değil,
hizbu-zulümdür. Devletle beraberler, adam öldürüp hemen karakola sığınırlar. Halk
arasında kıymetleri kalmadı. O yüzden hepsi büyükşehirlere kaçtılar. Biz büyük bir halk
hareketi başlatacağız’ diyordu. Dışarı çıktığımızda İbrahim’le benim arabama binince
durumu anlattım. ‘Beni sizi dinlemeye gönderdiler’ dedim. ‘Kim’ diye sorunca ‘Ali Demir’
ve ‘Nimet Bayka’ dedim. ‘Hiçbir şey yapamazlar’ dedi. Bu kişilerin yanına gidince teybin
kayıt yapmadığını, kendiliğinden kapandığını söyledim. Benden şüphelendiler. 2 ay sonra
İbrahim kayboldu. Bir süre sonra Ali Demir’in bilgisi dahilinde İstanbul’a gelince buraya
getirildim....”

Almanya’da işçi olarak çalışan kayınpederi Yusuf Akdeniz ile birlikte 4 Mart 1999 tarihinde
kaçırılan Nezir Aslan’ın cesedi, 17 Ocak 2000’deki operasyonun ardından, Kartal’daki
mezarevde çıktı. Kendisinden birkaç ay önce kaçırılan, hesabına çalıştığı İbrahim
Sarıaltun’un cesedi de aynı evde gömülü olarak bulunmuştu.

Hizbullah Gerçeği

Hizbullah davasının gerekçeli kararı tüyler ürpertti. Kararda örgütün kaçırdığı onlarca
kişinin akıbetinin belli olmadığı hala mezar evler çıkabileceği belirtildi.

Batman ve Adana’da 1993-2001 yıllarında 32 kişinin öldürülmesi ve çok sayıda kişinin


yaralanması eylemlerini gerçekleştirdiği gerekçesiyle yargılanan terör örgütü Hizbullah
üyesi 3’ü tutuklu 8 sanıkla ilgili gerekçeli karar tamamlandı. Diyarbakır 6. Ağır Ceza
Mahkemesince hazırlanan 765 sayfalık kararda, terör örgütü Hizbullah’ın bölgede
işkenceyle sorgulayıp öldürdüğü çok sayıda kişinin nereye gömüldüğünün tespit
edilemediği belirtildi.

Hizbullah’ın Özel Sorgu Timleri

Hizbullah’ın eylemlerinin profesyonelce gerçekleştirildiğinin belirtildiği kararda,


‘’Şahıslara yönelik bireysel silahlı saldırılarda son derece ustaca çalışan
tetikçiler kullanıldığı ve hedef şahsın ensesine ateş etme şeklinde gerçekleştiği

 
 

görülmektedir’’ denildi. Kaçırılan kişilerin kara çarşaf giydirilerek başka şehre


götürüldüğü belirtilen kararda, sorgulanıp öldürülen şahısların cesetlerinin buzdolabının
içinde hücre evlerine taşınıp gömüldüğü bildirildi. Bu kişilerin terör örgütü Hizbullah’ın
‘’sorgu timi’’ tarafından sorgulandığı belirtilen kararda, ‘Açık kimlikleri tespit edilemeyen
bu kişilerin nerelere gömüldüğü tespit edilememiştir.’’ 8 sanıklı davada mahkeme
sanıkların beşini müebbet hapisle cezalandırıken üçü de 10 yıla kadar hapis cezası almıştı.

Akıbetleri belli değil

Kararda, 1990-1995 yıllarında bölgede terör örgütleri PKK ile Hizbullah mensupları
arasında yoğun çatışmalar yaşandığı, bu çatışmalarda, aralarında gazeteci, öğretmen,
doktor, parti yöneticisi, milletvekili, sendikacı, cami imamı ve esnafın da bulunduğu
yüzlerce kişinin öldürüldüğü veya kaçırıldığı için akıbetinin tespit edilemediği kaydedildi.

Kısaca ve Özetle;

Hizbullahın müebbet sanıklarının tahliye olmasının ardından haberlere bu satırlar ile


taşınmıştı.. Tarih: Ocak 04, 2011

Hizbullah'ın müebbet sanıklarına tahliye –ULUSAL BASINDAN-

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesinin yürürlüğe girmesinin ardından,


tutukluluk süresi 10 yılı geçen terör örgütü mensubu 34 sanık daha tahliye oldu. Tahliye
edilenler arasında Hizbullah davası sanıklarından Edip Gümüş ile Cemal Tutar ve
Hizbullah terör örgütünün liderlerinden olduğu iddiasıyla yargılanan Hacı İnan da var.
MLKP üyesi olduğu iddiasıyla 13 yıldır tutuklu bulunan Muhabbet Kurt da serbest kalan
isimlerden. Tutukluluk süresini belirleyen Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 102.
Maddesi'nin yürürlüğe girmesiyle cezaevinde kanun kapsamına giren tutukluların serbest
bırakılması işlemlerine başlandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Hizbullah terör örgütünün sözde askeri kanat
sorumlusu Hacı İnan'ın da aralarında sanıkların tahliyelerine karar verdi.

Mahkeme, tahliyesini kararlaştırdığı Hacı İnan, örgütün sözde İstanbul sorumlusu İlyas
Kutulman, İbrahim Evliyaoğlu, Mehmet Bayram Eren, Emin Ekinci, Sabahattin Alkan,
Abdülsettar Yıldızbakan ve Burhan Ekineker hakkında adli kontrol hükümlerinin
uygulanmasına karar verdi.

Buna göre mahkeme heyeti, sanıkların bağlı oldukları polis ya da jandarma birimlerine
her hafta pazartesi günü giderek imza atmalarını karara bağladı.

Mahkeme ayrıca, 8 sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına hükmetti.

Mahkeme heyeti, aynı dava kapsamında tutuklu yargılanan, Üsküdar'da 10 kişinin


cesedinin çıkarıldığı evin kiracısı Cevat Işıklı'yı ise sonradan yakalandığı ve tutuklulukta
geçirdiği süre 10 yılı doldurmadığı için tahliye etmedi.

 
 

Davanın geçmişi

Beykoz'da bir villaya 17 Ocak 2000'de düzenlenen operasyonda silahlı çatışma sonucu
Hizbullah terör örgütünün elebaşı Hüseyin Velioğlu ölü olarak ele geçirilmişti. Üsküdar'da
Hasippaşa Mahallesi 2. Çıkmaz Sokak 26 numaradaki gecekondunun çevresinde 19 Ocak
2000'de yapılan kazı çalışmaları sonucu ise 10 ceset çıkarılmıştı.

Kartal'da Çavuşoğlu Mahallesi Samanyolu Caddesi Görkemli Sokaktaki villa tipi evin
bahçesinden de 8 ceset çıkarılmıştı. Tüm bu kurbanların ''domuz bağı'' yöntemiyle
bağlanıp, boğularak öldürüldükten sonra üzerlerine kireç atılıp gömüldükleri belirlenmişti.

Daha sonra düzenlenen operasyonlarda, Hüseyin Velioğlu'nun ölü olarak ele geçirilmesi
ve örgütün yöneticileri arasında yer alan Edip Gümüş ile Cemal Tutar'ın yakalanmasının
ardından yeniden yapılanma çabası içinde oldukları iddia edilen Hacı İnan'ın da aralarında
bulunduğu dava sanıkları ele geçirilmişti.

Sanıklar hakkında yapılan soruşturma sonucunda İstanbul DGM'deki bazı mahkemelerde


açılan 3 ayrı dava birleştirilmişti. Toplam 24 sanıklı davanın iddianamelerinde, Hizbullah
terör örgütünün sözde askeri kanat sorumlusu Hacı İnan ile sözde İstanbul sorumlusu
İlyas Kutulman'ın da aralarında yer aldığı 9 sanığın, ''Anayasal düzeni silah zoruyla
değiştirmeye kalkışmak'' suçundan idam cezasına çarptırılmaları isteniyor.

Ancak Türk Ceza Kanununda yapılan değişiklik, idam cezası yerine müebbet ağır hapis
cezası verilmesini öngörüyor.

İddianamelerde, diğer sanıkların ise ''yasa dışı örgüt üyesi olmak'' ve ''yasa dışı
örgüt üyelerine yardım ve yataklık etmek'' suçlarından 4.5 ile 22.5 yıl arasında
çeşitli ağır hapis cezalarına çarptırılmaları talep ediliyor.

Tahliye olan diğer Hizbullah mensupları

Yeni düzenlemeden Diyarbakır Cezaevinde tutuklu bulunan terör örgütü Hizbullah'a üye
olmak ve faaliyetlerde bulunmaktan yargılanan üst düzey yöneticiler Edip Gümüş,
Mehmet Varol, Mustafa İpek, Sinan Yakut ve Şehmus Kınay serbest bırakılırken, askerlik
sorunu olduğu belirlenen Cemal Tutar, Fuat Balca, Mahmut Demir, Kemal Gülşen ile
Abdülkerim Kaya ise Askerlik Şubesine teslim edildi.

Serbest bırakılan ve yurt dışına çıkma yasağı konulan 10 tutuklunun adli kontrol altında
tutulacakları ve her gün en yakındaki polis veya jandarma karakoluna giderek imza
verecekleri belirtildi.

Kalabalık bir grup tarafından coşkuyla karşılanan tutuklulardan Edip Gümüş, cezaevi
önünde toplanan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, herkesi selamladığını belirterek,
"Cenabı Allah sizin bu muhabbetinizi, bu sevginizi inşallah dünyada da, ahirette
de karşılıksız bırakmayacak. Bu muhabbet bu güzellikle Mevlam kıyamette de
cennette de bizleri yan yana getirecek inşallah. Allah'u Teala dünyada da bizleri
de kardeşlerimizi de aziz edecek. Bizlerin kurtuluşu bizden sonra gelenlere
hayırlı kapıların açılmasına sebep olacak. Mevlam hepinizden razı olsun.
İnşallah yarından itibaren bütün kardeşlerimle kucaklaşma imkanı bulacağım"
dedi.

Gümüş ve arkadaşları, daha sonra konvoyla cezaevinden ayrıldı.

 
 

Neden sorumlu tutulmuşlardı?

CMK 102. maddesinin yürürlüğe girmesiyle aralarında terör örgütü Hizbullah'ın üst düzey
sorumlularının da bulunduğu 10 sanık, yazar Konca Kuriş ve eski DEP milletvekili Mehmet
Sincar'ın da yer aldığı 188 adam öldürme ve 84 yaralama olayından sorumlu tutulmuştu.

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde yaklaşık 9 yıl süren, 30 Aralık 2009'da karar
verilen Hizbullah ana davasında, sanıklar Edip Gümüş, Cemal Tutar, Fuat Balcı,
Abdulkerim Kaya, Mehmet Varol, Mustafa İpek, Mahmut Demir, Kemal Gülşen, Sinan
Yakut, Şeyhmus Kinay, Yusuf Beğiç, Mehmet Veysi Özel, Rifat Demir, Mehmet Beşir Acar,
Mehmet Tahir Ak ve Mehmet Garip Özer "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut
anayasal düzenini silah zoruyla yıkarak yerine şeri esaslara dayalı İslam devleti
kurmayı amaçlama" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesine giden dosyanın karara bağlanmaması nedeniyle, yeni


düzenlemeden sonra CMK'nın 102. maddesinden yararlanan, Diyarbakır D Tipi
Cezaevinde tutuklu bulunan sanıklar Edip Gümüş, Mehmet Varol, Mustafa İpek, Sinan

Yakut ve Şeyhmus Kınay serbest bırakılmış, askerlik sorunu olduğu belirlenen Cemal
Tutar, Fuat Balcı, Mahmut Demir, Kemal Gülşen ile Abdulkerim Kaya ise askerlik şubesine
teslim edilmişti.

Serbest bırakılan ve yurt dışına çıkma yasağı konulan 10 tutuklunun adli kontrol altında
tutulacağı ve her gün en yakındaki polis veya jandarma karakoluna giderek imza vereceği
bildirildi.

Sanıklar, aralarında yazar Konca Kuriş ve eski DEP milletvekili Mehmet Sincar'ın da yer
aldığı 188 adam öldürme ve 84 yaralama olayından sorumlu tutulmuştu.

Gerekçeli karardan

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince hazırlanan bin 180 sayfalık gerekçeli kararda,
terör örgütü PKK'nın silahlı eylemlerinin terör örgütü Hizbullah'ın silahlı eylemlere
kalkışmasında etkili olduğu belirtilmişti.

Gerekçeli kararda, "Güneydoğu'da PKK'nın silahlı propagandayı çok etkili bir


yöntem olarak kullanması ve buna bağlı olarak oluşturduğu etki alanı, bölgede
var olan radikal İslami hareketlerin silahlı eylemlere kalkışmasında etkisi de
ayrıca tartışılmalıdır" denilmişti.

Terör örgütü Hizbullah'ın yabancı ülkelerden İran'la bir dönem bağının olduğu kaydedilen
kararda, "Sanıklardan Edip Gümüş, 3 defa İran'a giderek bir villada kaldığını,
orada Hüseyin Velioğlu ile görüştüğünü belirtmişti. Ancak örgütün İran
istihbaratının bizzat yönlendirmesi sonucu herhangi bir eylem yapıp yapmadığı
tespit edilememiştir" ifadesine yer verilmişti.

Kararda, yazar Konca Kuriş ve eski DEP milletvekili Mehmet Sincar'ın öldürülmesi
eylemleri de yer almıştı. Batman'da 1993 yılının eylül ayında Sincar'ın öldürülmesi
eyleminin talimatını sanık Musa Özer'in verdiği, eylem sorumlusunun Sinan Yakut,
tetikçilerin de Rıfat Demir ile "Hüseyin" kod adlı kişi olduğu belirtilmişti.

Batman'a geldiği haberi alınan milletvekili Sincar'ın çarşıda vurulduğu bildirilmişti.

 
 

Yazar Konca Kuriş'in ise 1998 yılının temmuz ayında Mersin'de evinin önünde silah
zoruyla kaçırıldığı, aynı ildeki bir hücre evinde bir süre tutulduktan sonra örgüte ait
otomobille Konya'ya götürüldüğü kaydedilmişti.

Kuriş'in cesedi, Konya'nın Meram ilçesindeki bir evde 3 cesetle birlikte bulunmuştu.

Notlarla Kısaca; -TurkishLeaks-

Düzenli Çalışma ve Bilgi Ağı

Hizbullah terör örgütü Türkiye tarihinde görülmüş olduğu en düzenli çalışma şekline ve
bilgi ağına sahip olan örgüttür. Örgüte katılmak için başvurular alabilen ve bu başvuruları
bir iş başvurusu gibi cv şeklinde değerlendirebilecek kadar bilgilere sahiptir.

İşte bu bilgiler, 2000’de gerçekleştirilmiş olan operasyonda her şeyden önce


bilgisayarlarını kurşuna dizen örgüt üyelerinin neden böyle bir tavır sergilediğini
anlıyoruz.

El-Kaide ve Hizbullah

Birçok yaşanan terör eylemlerinin altından El-Kaide adı çıkmaktadır. Bunun nedeni,
düzenli bir çalışma şekli ve El-Kaide’nin bir çok ülkeden üyelerinin olmasından
kaynaklanmaktadır.

Türkiye’de ki Hizbullah’ta aynı El-Kaide gibidir birçok ülkeden üyeleri vardır. Ancak bazı
farklılıkları yok değildir. Araştırma ve izleme ile tahmin edilemeyecek bilgilere sahiptirler.
Gerçekleştirdikleri işkencelerin veya işlenen cinayetlerin sayıları halen tam olarak
bilinmemektedir.

Hizbullah ve Derin Devlet

Hizbullah 80’lerin ortasından 90’ların başına kadar Güneydoğu’da PKK’ya karşı


kullanılmıştır. Bu dönem zarfında PKK’nın gerçekleştirdiği olaylarda azalma yaşanmış ve
büyük kayıplar vermiştir. Ayrıca, Hizbullah sanıklarının hapis süresince internet
erişimlerinin olduğu ise edindiğimiz bilgiler kapsamındadır.

İşkence, Cinayet, Mezar Ev ve Domuz Bağı

Hizbullah tarafından gerçekleştirilmiş sayısız işkence ve cinayet olduğu halde, akıbeti


halen bilinmeyen bir çok isim ve bu isimler arasında bazı askeri kanat olarak
nitelendirilen Hizbullah üyeleri de vardır.

Türkiye’nin bir çok şehrinde lüks villalarda işkence ve mezar bulunmaktadır. İşkence
evlerinden mezar evlere taşıma işlemi ise, çoğu kez buzdolapları içinde
gerçekleştiriliyordu.

Farklı bir şehirde kaçırılan bir iş adamı, çok faklı bir şehirden çıkıyordu o zamanlarda..
Taşıma işlemleri ise o zamanlarda kimsenin aklına gelmeyecek şekilde, buzdolapları
içinde yapılıyordu.

 
 

Günüm
müz

Türkiye
e Cumhuriyeeti’nin adalet düzenind deki proble
emler nedenni ile bugün
n bu isimlerrden bir
çoğu so
okaklarda geziyor.
g Üsttelik bahsi g
geçen imzaalarını atma
adan.

Meclisim
mizde terörr suçundan hüküm giy ymiş PKK yaandaşları olduğu gibi, gelecek ola an
seçimleerde Hizbullah’ın bağım
msız aday v veya bir parrtiyi destek
kler nitelikte
e meclisimiize
gireceği ise edindiğimiz bilgiler arasındı r.

Soruyo
oruz !!

Okkan suikastı ve onc


Gaffar O ca cinayetin
n sanıkları yasaların
y aç
çıklığından faydalanıp bugün
sokakla
arımızda geziyor.

Soruyo
oruz; bu in
nsanların yakınların
na ne diye
eceksiniz?

Böyle K
Karşılandılar

 
 

 
 

 
 

KOD ADI: HIZBULLAH

2011
www. turkishleaks.org