You are on page 1of 16

Ücra

35

Ýki Aylýk Þiir Dergisi Mayýs - Haziran 2010
ISSN: 1309-145X

HERKESÝN ÇÝRKÝNÝ
herkesin çirkini var mýdýr haaaaaaaaaaaaaaaaaa bir sirkin yýkým günü geldiðinde aktif alýnlarda kendi yýkým alýnlarý olanlar diyorum hanginiz faalyaço benim senin herkesin bu alýn çeperi nereye kadar kader ben çirkinim belki sarih belki yüzde yüz sözün daðýlýþýyla evet türkçe korkutuluþumla bakalým evet bazý pazar yerlerinde gibi baðýrmalý bi kaç çirkin o pazar yerleri pazar dilleri gibi daðýlýyor mu ben daðýlýyorum belkim eeeeeeeeeeeee kim bu gözlerimden çýkanlar dil dil aklanmak diye bir þeyi var bu ülkenin ben bu ülkenin ülkelliðinden sýkýldým benim çirkinliðim inzivadaydý desem neye dahil neye dahil kaderler içinde süperinde neo planik belki de moderne pik beni böyle radikalleþtirir dediðim belki de ömerlütfiakadýn ayhan ýþýðý ömer kim peki -ömer sen kimsin, peki bunu rica etmiyorum epik bunu rica etmiyorum bir sirkin bozguncusu olmakta güzel benim o ooooooooooooooooooooooooooooooooooo bir hezeyan sonrasýnda heyecan yaþýyorum yo panik herkesin çirkini olmayý çok isterdim geçti çirkin olmayý kaderden bilirim Bülent KEÇELÝ

CEZZAR
Gör bak ya bayýltmadan kursak aralýyorlar Taþlýðý canlý canlý saðýyorlar taþlýða Fena daralýyorlar kan görmezlerse Aha mezbahalarda huzur buluyor ahþa Pîrimiz sekiz peri iki de huffaþ aldý Pirenin kanbir farký baðrýndaki kazýkta Kalbi kazýklanmamýþ tek cemreli kim kaldý Taygeldili mitranýn aklý pýrlant yüzükte Kontes Kuladra’nýn güngörmezleri Ölmezleri öldü diye karalýyorlar Erkime posta koydu, nerde epost. payeme? Kalýn, yaðbilmez ýrgat! yaramaz piyasama Delileri baþaltýnda aðýrlýyorlar Onlar da gelip çömüp astar edip boyuna Oyuna gelmeyelim, deliler akýllanmaz Akýl küpü assak da boyunlarýna Biz bu dört dörtlüðü palas pandýras Sepyamýzýn dört dörtlük hýzýyla yaydýk Daha seyrek sekmemiz gerek temelde Yedek bir uykuyla yaþrak kumulda Kýmýlda! diyoruz kan içmiþlere Selvisiz kaburcak, piþkin ve yýrtýk Kýzdýk, kalktýk kabirde küberaya katýldýk Þimdi cezzar kaný var ak alnýmýzda
17 Mart 2010

Mehmet Mümtaz TUZCU

DOUBLE RECOMMANDÉ
2.
Çek elini tek elini çek üstümden çek git ceketin burada kalsýn dýþarda mükemmel bir yaðmur yaðýyor Ýyi adamdý vesselam lakin ne desem de dinlemeyecek o Montepin okurken öbürü ineði saðýyor! Beni kimler öldürmek istedi biliyor musun kardeþ diye anlatmaya baþladýðý hikâyesi yalan falan deðilmiþ Bilmem kaç yýl öncesiymiþ sultanlar kayýklarýyla Haliç'ten geçiyorlarmýþ o mecburen eðilmiþ! Yok brain drain'miþ yok dandanmýþ elindeki altý patlarmýþ Mihayil Kalaþnikof'muþ Birinci Dünya Savaþý aniden bitmiþmiþ Nazilerin BirEylülBinDokuzYüzOtuzDokuzda Polonya'yý iþgal etmesiyle Ýkinci Dünya Savaþýna havuza iter gibi itmiþmiþ! Yok arbitrajmýþ kâr edeceklermiþ Kars'ta Ýstiklâl madalyasýymýþ plasmanmýþ replasmanmýþ deplasmanmýþ klasman Geçen aðzýný bozup geçiyordun ya peygamberden habersiz kayýp bürosunun yalancýsýyým bak bu senin tasmanmýþ! Kürdandaki kürdü gizleyen kurdu kürt diye gösteren senin okuduklarýn CasiyeSüresiYirmiÜçüncü ay! eti kerimesindeymiþ Kerimesi ne yapsýn Japonya Mançurya'ya Ýtalya Habeþistan'a elele verip saldýrýrken kaybettiðin yüzük Kerim Esin'deymiþ! Her gece yatmadan önce ettiði dualar ve geçirdiði ahlar tahta bir sandukada ne kadar da etkileyici olarak girdi deðil mi metnin arasýna Allah Ýtalyanlarýn cezasýný bize vermiþ dediklerime dikkat et ne derlerse desinler dokunma geç sýzlansalar da alayýnýn yarasýna! Bir numaralý düþmanýmýn ellerinden yemek yerken su içerken bunca randevuyu heba ederken vay sen misin benim canýma okuyacak Bak Ýsrafil hazretlerinin eli tetikte elbet zamaný gelince o da haminnem gibi zamanýn çarkýný acýmadan ve hiç aldýrmadan dokuyacak!

Murat SOLGUN

ÝKÝNCÝ YENÝ’YÝ AÞMAK
Þiir ortamýmýzda Ýkinci Yeni'ye dair tartýþmalarýn bu denli sarpa sarmasýnýn nedenlerinden biri Ýkinci Yeni þiirinin ve þairlerinin geçmiþte yeterince tartýþýlmamýþ olmasý ise, diðer bir neden de kuþkusuz Ýkinci Yeni þiirine yönelik fetiþleþtirme çabalarýdýr. Özellikle imgeci kanadýn bu yöndeki gayretleri Ýki bin sonrasý þiirin içinden kimi isimlerin yenilik fetiþizmi ile birleþince gerçekten de fetiþleþtirmenin yaratmaya baþladýðý 'gizli aþýnma' belirtileri Ýkinci Yeni'nin aþýlmasý mevzusunu gündeme getirdi. Öncelikle þunu belirtmek gerek, aslýnda Ýkinci Yeni diye bir akýmýn olup olmadýðý Ýkinci Yeni þairleri de dâhil geçmiþten bugüne birçok kesim tarafýndan tartýþýlmaktadýr hâlâ. Ýkinci Yeni þairlerinden bazýlarý önceleri bu tanýmlamayý reddetmiþ, sonradan kabul etmiþ ya da kabullenmiþ, kimi ise öncüsü olduðunu bile iddia etmiþtir. Fakat, bize göre de, öyle akým diye bakabileceðimiz bir durum yok ortada. Kaldý ki, adlandýrma bile kendilerinin iradeleri dýþýnda yapýlmýþken ve poetikalar arasýnda yeterli aðsal birliktelikler yokken bir akým olduðunu söylemek yeterince doyurucu bir açýklama getirmeyecektir meseleye. Bize göre, Ýkinci Yeni tanýmlamasý bir modern tavrýn sonucudur, üstelik yeni cumhuriyetin mitoslaþtýrýcý modern projeleri ve itkileri ile de gayet uyumludur. Yine de, ortada bir akým olmasa da, dilsel, estetik ve poetik bir yönelim diyebileceðimiz bir durum sözkonusu. Yönelim çünkü çaðýnýn þartlarýnýn ötesine geçmeye, içinde bulunduklarý þiir atmosferini ve anlayýþýný deðiþtirmeye yazgýlý birbirinden farklý þairlerden oluþan bir gruptan bahsediyoruz. Üstelik, bu þairlerin birtakým öncüleri, muhataplarý ve diðerlerine göre daha silik kalan üyeleri de mevcutken, planlý programlý olmasalar da doðal itkili olduklarýný söylemek zor olmasa gerek. Elbette bu doðal itki ya da yönelimin kaynaðýný dönemin somut þartlarýnda aramak zorunludur; somut þartlarýn þairin dilinde yeniden tecelli ettiðini görmemek ihanet olurdu bize göre. Þairin dilinde tecelli eden gerçeklik kendi sýnýrlarýný çizdikçe ve belirginleþtikçe onu aþma gereksinimi de kendini göstermeye baþlayacaktýr. Aþýlan aslýnda dil baðlamýnda yeni koþullara ayak uydurmaya yazgýlý gerçeklik olacaktýr. Þiirsel gerçekliðin metastazý, displazik özelliðini yitirdikçe kendine dönecek ve kendini tekrar etmeye baþlayacak, hiperplazik özellik gösterecektir. Yani sayýsal aynýlýðýn ve tekrarýn artýþý fetiþleþmenin asýl kaynaðý olacaktýr. Öyle ki, ethos ve pathos arasýndaki gerilimli iliþkiyi deðilleyen bir ethosun hâkimiyetiyle sonuçlanan bir fetiþizm salt deðerler pandemisinin sonucudur. Deðerler pandemisini bitirecek ya da onu kullanýlabilirlik koþullarýna döndürecek olan bizzat pathosun kendisidir, daha doðrusu sanat eserinin yüzeyinde ve derininde ortaya çýkacak olan pathos ile ethos arasýndaki asimetrik iliþkidir. Pathosun iþlevselliði ise yenilik fetiþizminden baðýmsýz mimetik ve poietik malzemeyi harmanlayan bir anlayýþla saðlanacaktýr. 2

Murat ÜSTÜBAL
Yenilik dediðimiz hadise olumlu ya da olumsuz anlamda gelenek þartlanmasýyla ele alýndýðýnda fetiþleþtirmeye müsait olacaðý için böyle bir þartlý refleksten kurtulmak gerekir ilk baþta þiirle hemhal olmayý anlamlandýracaksak. Donald Kuspit'in yenieski sanatçýlar diye muþtuladýðý sanatçýlar grubu böyle bir ethos/pathos iliþkisini doðal bir biçimde gündeme getirdiði için anlamlýdýr. Aslýnda pathosu bu denli güçlü kýlan ve etkinleþtiren nesnesi olmayan arzudur, sýnýrlarý aþan ve sýnýrlarý yokmuþ gibi gösteren bizzat bu sýnýrsýz ve süreðen arzunun kendisidir. Varlýk, arzunun itkisiyle þimdiye kadar algýlanmamýþ olan bir þeye doðru yöneldikçe kendi izlerini býrakýr ve süreðen arzu bu izleri yeni baþtan anlamlandýrarak algýlanýr kýlar. Lacancý anlamda arzunun geri dönüþlü bir biçimde geçmiþi yeniden anlamlandýrmasý ve yeni kapitone noktalarý oluþturmasý geleneðin ve konvansiyonel düþüncenin yeni yorumlarýný verir bize. Ýþte þiir, arzunun tecelli etmesini saðlarken statikleþen, duraðanlaþan yapýlarý dönüþtürüp yeni kapitone noktalarý oluþturarak aþar, ileriye taþýr. Arzunun hareket alaný hayatýn nesnel mekânýdýr. Þiirde ortaya çýkan arzu nesnel koþullardan ivmelenmiþ bir biçimde yeni þiirsel deðer ve yapýlarý ortaya koyarken, eski yapýlarý da yeniden anlamlandýrýr demektir bu. Ýster biçimsel olsun isterse de içeriksel tüm devrimci poetik hamleler arzunun anlýk hallerini þiirin yüzey ve derininde göstermek içindir. Eðer arzu kendi nesnel koþullarýndan koparsa eski biçimsel ve özsel deðerleri tekrarlamaya baþlar, hiperplaziyi mutlaklaþtýrýr. Arzu, þiir dolayýmýnda Lacan'ýn deyiþiyle artý-deðer gibi algýlanan ve metalaþan artýkeyif'in ortaya çýkýþýný engelleyemezse fetiþizm kaçýnýlmazdýr artýk. Tekrarlar ve ýsrarlar hiperplazik mutlaklaþmayla fetiþleþirken, þiirin (ve dolayýsýyla arzunun) nesnel koþullardan izolasyonu sonucu þizofrenikleþmesine neden olur. Dolayýsýyla, Ýkinci Yeni þiirinin fetiþleþmesi kýsýr döngüseldir; hem fetiþleþerek güncelden kopar, hem de güncelden koptuðu için fetiþleþir. Gerçekte, Ýkinci Yeni'nin artýk güncel gerçekliði yeterince yansýtamadýðýnýn ya da güncel tehlikelerle yeterince hemhal olamadýðýnýn ipuçlarýný bu þiirlerin muhtevasýna baktýðýmýzda anlamak zor deðil. Yeni bir þiirin ortaya çýkmasý gerekliliðini gündeme getiren Ýkinci Yeni fetiþistleri deðil de yine Ýkinci Yeni þairleri olmuþtur. Sözgelimi, Turgut Uyar 1977'de Türk Dili Dergisi'nin soruþturmasýna verdiði yanýtta: 'Bana kalýrsa, Ýkinci Yeni de, en az Birinci Yeni kadar gerilerde kalmýþtýr. Yeni bir þiir geliþmelidir Türkiye'de, bugün ipuçlarý bile olmayan yeni bir þiir. Durmadan Ýkinci Yeni'ye dönmek anlamsýz ve hatta yeni bir þiir geliþtirmede çorak bir yerdeymiþiz duygusunu veriyor insana.' saptamasýnda bulunurken ufku ve gönlü geniþtir. Ve ekler: 'Sonuçta, eksiði artýðý ile Ýkinci Yeni de

bir olgudur, bir dönemdir þiirimizde. Ama bana sorarsanýz bir þiirin biyografisi, bir akýmýn deðil, ozanlarýn biyografisidir.' Bu yanýttan anlaþýlacaðý gibi, Ýkinci Yeni'den baðýmsýz bakmamýz gereken þair profillerinin olduðudur ki bu þairlerin tümü süreç içinde kendi yetkin yollarýnda geliþimlerini tamamlamýþlardýr. Fakat bu þairler doðurucudur da, günümüzde birçok þairi etkilemiþlerdir. Bugün bu þairlerden etkilenen ama onlarý tekrar etmeyen bir genç þiir var ülkemizde. Zaten bu yeni þartlar gereði kaçýnýlmaz deðil midir? Köyden kente göçün ötesine geçip metropol kültürünü yaratan yeni bir kuþaktan bahsediyorsak, bu metropol kültürünün dijital devriminden, tüketim kültünden ve küresel meta birikiminden söz açýyorsak þiirdeki yeni devinim ve direniþin geçirmesi gereken dönüþümün niteliði konusunda ahkam kesmenin ne kadar zorlaþtýðýný gözden kaçýramayýz. Mesela, Ýkinci Yeni'nin bütüncül, içkinliðini ve bireyselliðini keþfeden modern insanýnýn yerine mücadeleyi kendi içindeki mikro kozmoslara ve dolayýsýyla bir parçalý hâle taþýyan kozmopolit insaný almýþsa bunun þiire yansýmalarý da çok farklý açýlardan deðerlendirilmeye müsait olacaktýr. Bu anlamda, Uyar'ýn 1977 tarihli yanýtý çok erken ve deðerli bir saptamadýr. Üstelik, çoðulcu ve parçalý þiir yapýlarý yeni çaðýn özne üzerindeki aynýlaþtýrýcý etkisini kýrmanýn da bir yolu haline geliyorlarsa daha cesaretli olmak gerekmez mi? Uyar'ýn 'Efendimiz Acemilik' yazýsýnda dediði gibi: 'Uçaklar, radyolar, sinemalar durmadan bizi birbirimize benzetmeye çabalýyorlar' ise günümüzün ultra teknoloji çaðýnda tehlikenin daha da büyük olduðunu unutmamak gerekir, þiirdeki deðiþim hayattaki deðiþimdir. Tehlikeyle mücadele için dirimsel bir meseledir deðiþim. Sözü Uyar'a býrakýrsak: 'Evet, deðiþmek. Anlamlý bir yaþama için deðiþmek. Bu bir ölüm kalým meselesidir. Ne dersiniz?' O halde deðiþim kaçýnýlmazdýr. Þiirde deðiþim þiirsel dilde ve ona içkin biçimsel-özsel yapýlarda olacaktýr. Þiirin sorunsalý dil baðlamlýdýr, özsel deðiþimi gösteren de biçimsel yapý olacaktýr. Þiirde aþýlmasý gereken temsil özelliðini yitirmeye baþlayýp hükümranlaþan poetik dildir. Ýkinci Yeni'yi aþmamýz gerektiði üzerinde durduðumuzda þiirin kendisi üzerinden deðil yaþamsal temsiliyetin gerekliliði üzerinden baktýðýmýzý söylemeye gerek duymuyorsak, bunun yalýtýlmýþ þiirsel bir fetiþizm üzerinden konuþtuðumuz anlamýna gelmediði bellidir. Söylemeye çalýþtýðýmýz sadece bu yaþamsal temsiliyetin ikamesinin her daim þiirsel dil ve yapýlar üzerinden olmasý gerektiðidir. Çünkü, ancak þiirsel dildeki deðiþim ve dönüþüm temsiliyeti teslimiyete dönüþtürecek tahakkümün önünde somut bir engel olacaktýr. Mademki Uyar'dan verdik örneklerimizi oradan devam edelim yine; baþka bir soruþturmada Nâzým'ýn þiir dili bugün için eskimiþ midir þeklindeki bir soruya verdiði yanýtta: ' Nâzým'ýn dili ve dünyasý eskimemiþtir, geçilmiþtir sanýyorum' derken dilin dirimselliði çerçevesinde bakmaktadýr meseleye Uyar (Þiir Sanatý, Sayý 10, Aðustos 1966). Þairin dili yaþamsal devinime ayak uydurmaktadýr yani. Bugün baktýðýmýzda, Ýkinci Yeni þairlerinin þiirleri çaðý anlamlandýrmada yetersiz kalmýþ, güncel gerçeklikle

arasýnda bir temsil sorunu oluþmuþtur. Bu temsil sorunu en baþta þiirle deðil deðiþen dünyalarla ortaya çýkan bir sorundur. O halde, bu denli baskýn ve etkin bir kültleþmeye neden olan Ýkinci Yeni þiirinden nasýl çýkýlabilir sorusu genç þiirin baþat meselelerinden biri olduysa bunda çaðýn gerçekliðiyle hemhal olan genç þair zihinlerindeki dönüþüm ve deðiþimin rolü büyüktür. Ýkinci Yeni zihinselliðinden çýkma ihtiyacý hissedecek yeni þiir kendi kimliðini hangi estetik ölçütlerden kuracaktýr? Dahasý, bu ölçütler þiirde nasýl tecelli edecektir? Böylesine muðlak ve göndergesiz bir zemin ilk baþta kendi saðlam zeminini ve mevcudiyet koþullarýný hazýrlamak zorundadýr. Yeni þiirin mevcudiyetini mevcut þiirsel deðerler kümesinden seçmesi ve sahip olduðu malzemeyi aþýrýlaþtýrmasý diyalektik bir çözümdür. Derrida'nýn mevcudiyet metafiziðinde belirttiði gibi var olan yapýyý speküle ederek ya da aþýrýlaþtýrarak mevcut deðerler sisteminin ötesine geçmek mümkün ve tutarlý bir yoldur. Böylece mevcut olan yadsýnmadan aþýlmýþ olur, mevcut üzerinde yeni bir deneyim ve birikim elde etmiþ oluruz. Geleneðin reddi deðil geleneðin dönüþümü mümkün hale gelir tarihsel modern avangardýn aksine. Yeni avangard tavýr böyle bir düþüncenin ürünüdür. Ýþte, biz de Ýkinci Yeni'nin aþýrýlaþtýrýlarak aþýlmasý gerektiðini söylediðimizde Ýkinci Yeni geleneðinin reddini deðil, baþka bir dinamik þiir sürecine dönüþümünü istemiþ oluruz. Zaten, Ýkinci Yeni'nin öðretici ve ders verici niteliði nasýl her daim ön planda olacaksa, böyle bir þiirsel auranýn þiir geleneðimizde klasikleþeceði (ya da klasikleþtiði) de aþikârdýr. Aslýnda, bir sanatsal ürünün klasikleþmesi onun metalaþmasýyla ters orantýlýdýr; çünkü bir sanat yapýtý metalaþýp tüketildikçe eskiyecek, aþýnacaktýr. Oysa, bir sanat yapýtýnýn aþýlmasý artýk onun daha fazla tüketilememesi demektir, bu onun fetiþleþmesini engellediði gibi sanat geleneði içindeki üretken rolünü pekiþtirir. Bu rol bir bakýma yapýtý klasik kýlan þartlarýn olgunlaþmasýdýr. Genç þiirin geçirdiði aþamalar üzerine geliþtireceðimiz her türlü tez ve düþüncenin kendisinden önceki Ýkinci Yeni de dâhil diðer þiir geleneklerinin sýnýrlarýný gösterdiði gerçeðinin ayný zamanda Ýkinci Yeni'yi klasikleþtiren þartlarýn oluþturduðu sýnýrlarla bir arada düþünülmesi þaþýrtýcý deðildir artýk.

Kaynaklar Slavoj Zizek, Ýdeolojinin Yüce Nesnesi, ç. Tuncay Birkan, Metis Y., Ocak 2002, Ýstanbul. Donald Kuspit, Sanatýn Sonu, ç. Yasemin Tezgiden, Metis Y., Þubat 2006, Ýstanbul. Turgut Uyar, Korkulu Ustalýk, haz. Alaattin Karaca, YKY, Mart 2009, Ýstanbul. Murat Üstübal, Semptomatik Þiir, Ücra-34, Mart-Nisan 2010, Konya. Nilay Özer, Þiirde 'deðer' ve 'yenilik' kavramlarý üzerine, Karayazý-9, Adana.

3

bitkin halk resmi
(kimseye diyecek bir þeyim yoktu. ben geldiðimde film bitti televizyonu açtýðým sabah mukabele, kapattýðým akþam tefsir) bense- ben artakalan dizeleri -kalmýþsa- kurmaya çalýþtým hep iki þairden, türkçeyi bileyen iki bana yakýn türk biri subaylýktan terk, diðeri polis memurunun oðlu þairler neden hep baþkasýnýn vebâliyle savaþýrdý? düþündüm, bir yüzyýlýn dörtte üçü, bu sorunu bir ülkenin 'yok'u 'var' kýlmasýna yetesi mi? burjuvazinin öcülüðünde ve ancak [(doch)] þiirde yetmiþtir þiirde, yani ikinci yeni cumhuriyet atýlýmýnda gerçekleþsin bari dedim, kimseyi ilgilendirmeyen bir güz sabahýnda, iþgüzarlýkla gerçekleþmesi pek mümkün görünmeyen demokrasi. emekleyenin alnýndaki geliþigüzel yýrtýlmýþ patiska bað üzerine geliþigüzel 'çocuklarým için' yazýldýðýnda, kar erimedi henüz, ufak tefek de olsa bu memleketin emek-deðer alýþkanlýðýna hiçbir emperyalist giriþim kâr etmedi, infak edilmeyen kâr erimeden ne uðrunda mücadele verildiði bilinse, hangi sýnýfta hangi dersi kaç krediyle aldýðý- en iyisi þiir kovuðuna çekilsin bürokrasinin vesayetinden geç de olsa kurtulsun ahýska türkleri. sýska türklerden bir arkadaþým oldu, uzun boylu kavruk, esmer bir arkadaþ, ama hayatý bana benzemez tükürür ankara'da yürürken o, menfur, yere doðru hep nedense hep ýskalar, nedense bir rüzgâr çýkar hep o anda ben hayatta tükürmem; tükrüðüme yazýk, hayatta ama kötü bir düþ görürsem o baþka. türk þiiriyle türk sinemasý arasýnda duygusal bir orantý kurmaya çalýþýyordum nice zamandýr, kimsenin dikkatini çekmeyebilir; ancak dikkatle bakýldýðýnda görülecektir, siyasî seviyenin oldukça kaygan bir zeminde tutulduðu, týpký türk sinemasýnýn seviyesi gibi, týpký türk þiirinin seviyesi gibi. bütün bunlar düþünce zemininin, düþünsel seviyenin aslýnda güvenilir olmadýðýnýn iþaretidir bir anlamda. zýrvayla zýrva olmayan arasýndaki ayrým çizgisini idrakten yoksunuz. gereksiz tevilâtla oyalanýyoruz. son planlar, oyunlar da bunun bir göstergesidir. yaþanan büyük bir sarsýntý var; hepimiz depresyon içindeyiz, farklý nedenlerle. þiirse, ah, hep kesintiye uðrayan þiir! bir hazreti ali resmi kadar kesinlikle gerçeðe mesafeli þiir. bürokrasinin vesayeti altýnda aczin þiiri yazýldý bu ülkede soyut bir burjuvazinin eleþtirel þiiriymiþçesine okudular demokratlardan daha fazla ülkeyi kalkýndýrmaya yeterli bir güç sunuyordu yeni devinim, çok sesli, çok partili, çok farklý turgut uyar sonradan dâhil- elhamdülillah turgut özal baþtan hâriç- estaðfirullah. türklerin tükrük bezi niye çok çalýþýr? bu sorunu çözemezdim tek baþýma. maraþ taraflarýndaki kahvehanelerde tükrük hokkalarý gördüðümde þaþýrdým; ot çiðniyor adamlar bir yerlerden yemen türküsü sýzýyor, umarsýz bir duadan ve sürekli tükürüyorlar hokkalarýn içine neftî hecelerle bir kez daha anladým, evet, þiir çýkmazdadýr! mûti, müttefik olmamak için vezne uyduramazdým kendimi ol þanslarýmý erteledim, mûnis bir bitki olmadým, sýrnaþýk bitki örtüsü bütün korkunçluðu örtecek, az daha durun sesimin korkunçluðunu örtecek bir þiir arýyorum ben belki bu sayede muhtaç olur bana, bekle, avrupa birliði dene dünyayý, dene arzý mev'udu, dene, indirildiðin yeri dirliði düzenliði þiirde saðlam tut, sýkýca kavra ölmeden önceki seçeneði gör; bir þansý, bir isteði zorla bak bakalým 'asrýn idrakine' nasýl sövüyormuþ âkif o zaman? heyhat! sabah akþam binlerce yýl kurtlarýmýzý dökmekteyiz her fýrsat elveriþli bir imkân, kurtlarýmýzý dökmeye uygun aðý çeken çileymiþ, vurduðumuz voliler bahâne.)
Ömer AKSAY

4

Ýsimsiz Bir Dilekçe Ýçin Mektup Biçemsiz Mazlum Denemeleri
-De+neme birÝzmir Þiir Kamusu Spor ve Lokantalar Birlik-Düzenliði Daire Federasyonluðuna Ýzmir-Ýzmirasya yirmidörtsýfýrdokuzfýrdokuz -/-/-

Uður EYMÝRLÝ

Sayýn Kamü, Bir þiir vardý önceleri, neydi adý?, ýýýýýýý?, O'nun þiiri iþte… Eksiden kýzlar görürdüm molpedli ve cetvelli elleri. Ama oryantalist etiketsizm. Kargalarýn “art” deyiþi de tamburaya dayanýr. Cahilliye dönemli þiir budaklarýnýn prizlenmesi ve sakýnmasý ve düþmek /þimdiki þeylerde saygý kalmamýþ saygý!/. Ýþte ben ellektron yüklü ambarlarýný seviþtim. /-Teyze, sonuçta ikimiz de “derinlemesine nüfusu olan paslarla” kilimcilik izdüþürüyoruz, gel beraber bir çorba içelim./ Türk çorbacýlýk tarihi bir Stockholm sendromu olarak zile basýp kaçmak gibicibiliðine bölge parsellemekte meþgul. Samsonlarýn saçlarý kesilmesin! /-Hey sen baksana bi', bu þiirin tuzu eksik!/ Tuzu olmayan þiirin tüketimi düþünülemez, düþünülmesi tevkif dahi ediplenemez. /-Ey Cemaat-i Müslimin!/. Vaat edilen enstitüleri ayarlamaya giriþ sýnavý yakýndýr.(Daha ayrýtlý bilgi için: VEAGS Bilgi Edimlenmek Büro Amir-“Saat”liði MerkEziyeti). Ben þimdiye dek Eddie Little hiç olmadým. Ansýyorum ancak Davut daha çok aðlamýþtý. -Benim geçmiþimi ne zaman düzelteceksiniz?- Ýþbu seb ve eplerden ötürü artýk yuð düðünlerine metroyla ekmekaralamak istemiyorum. /-Charles, yürü gidiyoruz./. Gereðinin yapýlmasýný hepinize arz kýlarým! /Ha, bi' de ben cenazemde þaman falan istemem./ Ýmza Belge1- MS Word//Adsýz -Den+e+eme birkiMitat ÝKÝ ÞÝÝR Ýzmir Þiyirler Arasý Ulaþtýrma ve Soruþturma Bakanlýk Baþ Ýletiþim Müdürlüðüne Ýzmirizmirizmir-Türküye otuzbeþinsanbinikipazar +/+ */* ??? Sayýn Müdürbey, “Þiir Kamusu”na yollanmýþ olduðum dilekçemin yanlýþ anlaþýlmasý korkusuna sahibiyetimden dolayý, anlamlý dilekçe yazamadýðýma kanat getirtmiþ bulunmakta oldum, baþka bir yazýnsal baðlanda derdimi anlatmak üzere yine anlamsal karmaþýksallýða yolaþacak bir metni (þiir diyin siz buna kafiye var çünkü, cidden), sizin kurumsal iþletmenizin ulaþtýrmanlýðýna ve de kamunun “okuryazardinler”liðine kötümcül sözler ve gözlerle güvenerekten adý belirtilen kamuya iletmeniz için size sunmak istiyorum. Bahsi geçen metin ektedir. Gereðinin yapýlmasýný arz olsun. Ýmza Belge1 MS Word//Adsýz /*(Bir eksikte bir yerler var gibi.)*/ Ek 1: Ben Birgün Kirli Ýki Kere Ýntihaller Kuþandým Kadýn vamplýðý teorisini mopak üzere lisanslý, müjde üçüz! Yüksük arkadaþ, defterim tek basýnçsý kelebeklenen Paramaribo'm Lar/us meydanýnda küflü otomata empatikler örgütüz Her bombam Dres'den iner gibi füller dolusu, tamam! Lusin! Kýs biraz, aztek çaðan tragedyitik aykýrýlarda triko inan Kodbýloks ve Maraton çýkýþlý esracengiz olaylar A bu Hunlar! “Ýnkaaa inkaa!” deðil baðýrýr çiftlikinde kýlavuz asansör çalan Terse alpler safaride Kýro liken, Magnon NAND tapusunda biter. Not: Dracula öldürür. Patlýcanlý yemeklerin üstüme kurbaða yüzüyorum býçaðý Dað egesi içbükey dolaylarýnda graben'ini amca salar tayfun Havuz sahiplensin kuþunu ev hukukuna tektonik ve azman ýsýrýðý Tonla balýk orkine ediyorlar niyet eþiði turp dýþýndan, soygun. Literal ciiinlerini kunduralara traktör geldim senin orasýndan/(jean) Bette Davis kuþaðý dadý geçemiyen nesli, optimum bir tundra yapalým mý? Mahreme hâkim bitki örtüsü layikmiþ stepneli kanaviçeli cirosundan Pipoladým baykuþuna apaðustos yahut kombinasyonel kurban falam. “ve uzun bir zarf “

5

DÝRÝM. SÖZLÜK.
Dirim. Öncesinde Bedensizdi .ilk tapýnma öncesinde (bir nar le ke si ni an dý rýr dý. kaðýt üzerinde. Suçluluk. a. 1. Dirim. “Öncesinde Bedensizdi ilk tapýnma öncesinde .(bir nar le ke si ni an dý rýr dý. kaðýt üzerinde. Suçluluk.” -U.Karadað. 2. esk. Bir þeylerin içinden geçmemiz. gerek, gerekli, lazým. 3. ed. Üç eklemli resimler avlamýþtý yekten, ritimsiz bir üvertürdü gençliði, tabutlara sýðmamýþtýr körkütük tabutlara! 4. Þiirim, ayný benim gibi, doðup doðmamak arasýnda kalmýþlýðý, sayýklamaktadýr. ahlaksýztýr her kekeme. 5. coð. Kani Karaca Sokaðý , birbirinin içine girip karýþmýþ*, Þimdi Burada Bir Þeyler Söylemek Lazým Sokaðý “Girift bir konudur bu, en baþta yeni þiir kavramý ile karýþtýrýlýr.” - M. C. Anday. 6. Alm . Passagen . 7. fr . Lyrque . Masal eskisi bir rüzgar þu/ yüzümde hissettiðim dokunuþ// taþa sarýlmýþ, gecenin sarkacý. 8. Güzel yazý sanatýnda boþ yer býrakmayacak biçimde iç içe istif edilmiþ (yazý)*. 9. Zihnin yeterliliði öldü, öldü. boþtu göze-nek-ler-i. 10. fel. Varlýðý yoklukla tamamlayan, nüktedan. Bir iþ sözleþmesine dayanarak çalýþan gerçek kiþiler, kamu çalýþanlarý, deliler. 11. din. imzasýz ihbar mektubu. “Geceleri Ünalan dolmuþuna sadece erkekler biniyor”12. esk. Ýnsan aklýnýn alamayacaðý, þaþýrtýcý, olaðanüstü olay, mucize. “Bir gün Oðuz Atay'ýn bir tansýk gibi edebiyatýmýzdan geçtiðini kavrayacaðýz.” -S. Ýleri.* 13. Ölülerin giyim markasý. Tanrý vergisi midir? Kul iþi mi? 14. argo Soruya soruyla karþýlýk veren kimse. “Bakmadýðýmýzda da camlar, arkasýndakileri gösterir. M-i?” - Üzüncü Tekil Þahýs 15. db. Türkçede Sayýklama dilinin alfabesi içinden geçilebilir harflerden oluþur: A,B,D,O,Ö,P,R. Biroyuk. Ocak-Þubat 2010 *Türk Dil Kurumu'nun Büyük Türkçe Sözlüðü'nden Ulaþ KARADAÐ

6

CÝ DEVRÝM CÝ
1. halep çamlarýndan meydana gelen ormanlarla örtülüydüm gücünü bütün medeniyetlerin büyük manzum eserlerinden alan bir güzellik ve sanat kültüydün anadolu enerji aðýna büyük ölçüde katkýda bulunurdu hýdrellez günüydük önceleri bu yetkiyi geceyle paylaþmayý denediniz x ýþýnlarýnýn organik dokular tarafýndan eþit olmayan derecelerde emilmesine dayanýrlardý herhangi bir etki yaratmýyorum umutsuzluða kapýlarak ediyorsun yerleþiyor tarafýndan korunuyor olduðumuzu anlýyoruz uçaklarýn deneme uçuþlarýný yapýyorsunuz adlarýný eski kasabanýn eteðinden alýyorlar kýta platformunda yapýlacaðým tek dilli iki makaranla ýsýracaksýn osmanlý devri mezar taþlarýný sergileyecek o negatif deðerli elektrikler titreþtireceðiz gözdeki sulu damarlardan akacaksýnýz farenin varlýðýný kediye haber verecekler 2. kurulan mahkemeydim kiþisel imanýn aðýr basardý çað sevgisini almýþtý sebep olduðumuz zararlar çok büyüktü bir uçaðýn deðiþen rotasýydýnýz kliþeleri bütün yüzeyleri kaplamazdý güçlükle mekke yakýnýna gelebilenlerden olmuyorum yükselmeyi devamlý bir çökme hareketiyle karþýlýyorsun destekleyeceði anlaþýlýnca alýnýyor uyan bir ek daha yapýyoruz bütün tuvaletlerde þubeniz bulunuyor bazý ayetleri okuyarak reddediyorlar sakala benzeyeceðim sürüleceksin ve sayýn azalacak bazý din bilginlerine önem vermeyecek çok eski kimyasal yapýmýzla yemeðe çýkacaðýz sahaya yerleþeceksiniz etki sahalarýný geniþletecekler 3. eserlerimin incelenmesinden çaðýmýn öðrenim gereklerine uymadýðým anlaþýlýrdý darbelere ve eðrilmelere kolayca karþý koyabilirdin resmi ordu sazýydý islam dinini incelerdik memleketinizin ovalarýný ormanlarýný kumullarýný gösteren tablolardýnýz temettü olarak daðýtýlýrlardý ya da sermayeye eklenirlerdi

savaþ ilan edilince kupon biriktiriyorum kolayca girmesine sebep oluyorsun o yavaþ yavaþ kýyýya itilmeye baþlýyor fakat ingiliz nüfuzunu azaltamýyoruz esaslarýmýzý açýk bir þekilde ortaya koyuyorsunuz ayrýntýlarý yeteneklerle algýlýyorlar theatron dimaðýnýn kutsal ormanýna bineceðim eyalet yaylalarýndan doðacaksýn verimli dönemime ait bir eser yazacak o arasýndan geçeceðiz bir hikayenin aslýný bozacaksýnýz dürüstlük þart olduðundan aðlayacaklar 4. zedelenmemiþ kapatýlmýþ ince bir deri parçasýydým saðlamdýn veya gazlýydýn zararlarý önleyecek þekilde ahenkli bir düzene sokulmuþtu yeryüzü sahýnýydýk sizden sonra gelen þairleri etkilemiþtiniz dönerken yolda gemide öldüler maaþsýz tayin ediliyorum çok iyi biliyorsun bir isyan sýrasýnda öldürülüyor yakalayýp zorla götürmek istiyoruz kýz sizi kýskandýrýyor ficus carica nedir bilmiyorlar batý kültürüne hayranlýk duymayacaðým sülfürlü buharlar titreteceksin kýça kadar uzanacak takaddüm veya takaddüm aman aðlamayacaðýz canlý maddenin yapý unsurlarýný unutmayacaksýnýz ovaya hakim sarplýklarda da öpüþecekler 5. teminatlý bir statüye kavuþtum jinekolojik muayeneden sonra kararlaþtýrýlýp uygulandýn diþi köpekleri ve kedileri de döller ve doðurabilirdi cinsel organlarda iltihaptýk ölmüþ bir müslümandan bahsederken merhum diyordunuz sekiz köþeli bir tavþan kubbeleri vardý ona bir altýn madalya veriyorum sinir elemanýnýn etkisini engelliyorsun onun soðukluðu göze çarpýyor biri için sipariþ alýyoruz mezar taþýnýz tamamen kapanýyor aþýrý davranýþlarda bulunarak ölçülü hareket ediyorlar fazla geliþmeyeceðim ishale ve kanamalara karþý kullanýlacaksýn o darý mýsýr pirinç yiyemeyecek tarihte ve bunalým içinde olabileceðiz kongre bildirisi olacaksýnýz batýda yazýlmýþ tarih kitaplarýna da baþvuracaklar

Nazmi Cihan BEKEN 7

Dada dada dada dada dada... "Fransýzca'da Liman MEHMETCÝHAT "sallanan oyuncak at", Almanca'da "hoþça kal", "sýrtýmdan in", "elbet bir gün görüþürüz", Romanca'da "evet, gerçekten, haklýsýn, iþte bu. Tabii ki, evet, kesinlikle, doðru."

DADAKÖY Orda bir köy var uzamda

Hugo Ball, manifestosunda dadanýn uluslararasý bir kelime olduðunu bu örneklerle açýklamaya çalýþmýþ, ya dadanýn Anadolu coðrafyasýndaki yeri? Ball'ýn cevabýndan habersiz olduðuna inandýðým bu soruyla birlikte, Dadaköy'e hoþ geldiniz diyorum.

Bir dada konuþmasý (ya da spoiler) (ya da mahalle kahvesi): DADA NEDÝR? Bir köy mü? DADA NEDÝR? Bir istasyon mu? DADA NEDÝR? Bir yokuþ mu? - Bilmiyorum, bildiðim sadece "bereketli topraklara demir attýðýmýz". Dada Balýkesir'de bir yer'in adý. Yaþayanlar, Dada'nýn sanattaki yerinin farkýndalar mý, onu da bilmiyorum ama yaþadýklarý yeri “baþlangýcýn ilk mekaný, bilginin fakirliði” olarak anlatmaya baþlýyorlar. Dada bir ruhsa, bu topraklara sinmiþ olduðunu hissediyorsunuz, retoriðe kaçmayan bilgelik, ince bir

ironiyle, beklentisizlikle (Dada, bu ne? Bu mu Dada len? Evet, hacý dadaniskasý). Dada, "geniþ bir yarýn ayýrdýðý iki mahalle" onlar için, ismi de bu iki mahalle arasýnda oyuna dalmýþ çocuklarý eve çaðýrýrken annelerinin kullandýðý seslenme biçiminden geliyor. Dada!, d!ada, da!!da! Hiç bir yapýya uymadýðý için midir acaba, bu sesleniþin hep geçmiþteki dillere atfedilmesi? Dada bir gürültü mü yoksa?

8

Dada istasyonu bir iþ bulma merkezidir. (Ne tuhaf, dadanýn kendisi iþi býrakmak için fazlasýyla geçerli bir sebepken, pastoralden realizme geçiþin merkezi olabiliyor. Çapadan çabaya gibi) Dada istasyonu resmi devlet memurunu tanýma yeridir. (Tanýma yeridir, tanýþma yeri deðil, bu yüzden dadalýlar edebiyat kanonunu görürler ama ahbap olmazlar pek. Gördüklerini trenin düdüðü boyunca bir uyarý olarak taþýmak isterler.) Dada istasyonu bir þehirdir. (Bu þehirliler deðil miydi Hugo Ball'ýn tiyatrosunu daðýtan Ýnfial'le birlikte? Ben öyle hatýrlýyorum, ayný þehirlilerdi Dada'þ) Dada istasyonu bir okuldur. - Neden? - Durmak yasak olduðu için mi? - Dada ruhu gibi akýþkan olduðu için mi? - Ya her deðiþiklik insana bir þey öðretiyorsa, Tzara? - Öðrenilen þey dadanýn asla dada olarak yazýlamayacaðý mý? - Evet. Devinim=Ýstasyon Dadalý Halil Pehlivan, neden öldü diyor istasyona? Ölmeyi bilmek de mi devinime dahil? - Sus, artýk daha fazla sözcük yok! - Sus, artýk daha fazla bakýþ yok!

Bir diðer anlamý, köylülerin eþkiyalarýn yaktýklarý ateþi askerlere gösterirken, "Daðda" demelerinden ileri geliyormuþ. Daðda, daðda (yumuþakgenindüþüþü), dada, dada, dada.. Dada çaðrýlan mý, gösterilenin olduðu yer mi? Türk Dil Kurumu Türkiye Türkçesi Aðýzlarý Sözlüðü dada için farklý anlamlar içerse de dadalýlar dadayý tekrarlamalardan doðan seslere baðlýyorlar. Dada tekrarlamanýn diktatörlüðüyse, zaten Bþl 19,4 cm Sat 39 Süt 1 7 45 65 74 hiç kurulmamalýydý, kurdum. Dada istasyonu Dada için ilk durak. Çünkü, ribnaloednütsünýnýþay52nügubýþayatpuloýladadriB ecelidetebhosnednirezüþýmtlailleþayubreðeniçiiþiK zamlomuyodanýdatasruloadnýsarareliþikk Ve Dada istasyonu þöyle anlatýlmýþ Dadaköye ait bir tanýtýmda;

(Devam edecek)

Dada istasyonu bir kültür merkezidir. - Neden? - Cevabý “gazete gördük”'le baþlýyor, doðrudur, gazete önemlidir, bir makasý alýp kesip, kestiklerini rastgele sýralayýp bir þiir yapabilirsin mesela kolajdaki gibi, sonra “þiir size benzedi” diyenler çýkabilir, eyvallah, aha babacýðým kültür.) Dada istasyonu bir tanýþma merkezidir. (Cabaret Voltaire olmasýn?)

an C

RP A
9

GÖZYAÞI SÝNEMASI
üç kaþ develi kulak deðiþtirmek için sapma steril kandýrmaca keçi dikici yamaca sarp yalancýlýk : sistem emik pýrt pýrt yýrtýnýþ tamah saðýndan bulanýk sýçan pankart : davlumbaz nizam týklým tavýr sobelenmekten kedi kodu týrnak levha parla parla mentol pul pul av vaat ihtiyata kiracý hikmetli koç yumurtasý : beðenildi cezasý tazý tarz it doyu standart icabýna karaca oðlak amcalarý razýlýk yarýk yuvarlak sokak cirit küspe düet otlanarak zerki terkiyesiz uyum. fon antik agade cellatlarý þimdiye üzengilsiz tekrar ninova kanýna sürgit þimdiye soysuzluk; : haz buz kazýma muhakkak sosluk lokalist alçak divan deðiþtirmek için pen his düþürücü epik kertik çýnlayan takasya çiftliði : (- kusura sil bitek çat gelecektim, ama ýhý ýhý dalmýþým. - müsait dol bir durakta ol inecektim, unuttum. - hoþ beþ kilometre akçe bahçe kop iptal inanýn herekesinde promosyon morg kapital görüþmek üzere...) çiftetelli geberen rutinkeþ kývýr eren fýtýk kentler - önce evladým saðolsun - boyna böylesi tutunuþ çükülmez ki - diyemedi gitti (diyemez gibi gittiler) : ham melez ham yatýþa mort naðme bukalemun dillidir toplumsal : yesinler seni koful kulaç uyuþkan apartman apartman vicdancýlýk görsel ruh ani taþeron duyduðuna meslek bu isyan kendine nisyan, kaþarlanmýþtý kör takvimlere edepsiz bir gözyaþý sinemasý...
Adana, Mart 2010

NÝKAH ÝÇÝN GÜN ALMAK
en olaðaný mavi tükenmezdir bahse girerim bahse bir girebilsem kollarýmý çizmem kanatmam alt tarafý bir imza zorum ne dersiniz bilseniz böyle dudak dudaða bilmeseniz daha iyi ya ikinci el kullanmam hayatta fotoðraf da çekelim tam olsun telefonla zarar yok ne fayda üstü de kalabilir sað çýkan yoksa gerek yok ölüleri saymaya bu vesikalýk benden zaten ben paraf bilmem gündüz içmem babamdan geçmem okumadan bir dua ah be kýzan görseydi seni böyle burada gözler dolacak kahrýndan ölecekti halbuki üstsüz çýkmam kýyýya üste çýkarým fakat basarým her ayaða ne gelir elimizden ölüler için haftada bir anmak ayda bir giderek yýlda pek muhterem seyirci hem saðýrým hem solak solumda durma beter ol diyeceðim her þiirde yalnýza ahlara akþamlara günbatýmý vesair tüm köhnelere veda düzenli seviþirsek belki de akþam olmaz belki yine döneriz bakarsýn üzgün filan olmaya gerek bile yoktur ha? hatalar teorisi diyoruz buna bir erkek yemin etsin mesela senden baþkasý asla az buz da deðil hem de kadar sonsuza fallar doðru çýkýyor benden söylemesi nash dengesini tam tutturunca Biricik E. DOÐAN

Bir ülkede japon çoksa orasý japonya olabilir.
Abimgilin ilahisi olan sanýrýmýn tanrýlarýyla versayýmla dünyayý kurtarabiliriz o eðilim sistemini kurtarabiriziz seçkisiz olarak yaptýðýmýz kolloidal düzeyinde adsorbe olan ne Cadar saber ssp. allahým var. L. Sürdürülebilinebilebilir ne Cadar communis ssp. trotskiys var. L. Faraday bizim kýnamýz gýnamýzý bize Tesla yaktý toplumun fiksasyonunun ýslahýnýn da ne Cadar eunemi ssp. educates var. L. topla beraber sürdürülebilir ne Cadar Cissé subspecies Djibrjil var Lan! Hiç görmedim ben Champs-Élysées izmir'e gelmiþ olsun Denge ESENTÜRK

Osman ERKAN 10

kedi
Bir kedi doðrulur her þeyi sevmekten bilgece bir kedi Kalebentine yaklaþtýkça soyunan, aþk duasýna soyunan ayaklarýma dolanan benim aç, daðýnýk ve cesur kurutulmuþ sancýyý eðer delirirse daðýnýk tüylerini aþkla þehirlendi her yer, aþkýn üzüntüden ayýklanýþý bu omzumdaki kargaþa, Tanrým! evimin direði. gökdelenim bu bizi yürüten mazot, yazdýran aþk karnýnda bile çocuklar eller birbirinin içinde baskýyla kapalýdýr. hummalý bir maceradan Anlamam Sen sustukça yorulan ýrmaklar ve çeþmeler niyedir duyulur demir yapýlý iniltiler aðzýmdan, kelimeler durdukça zehirler duvardaki resmin aðzýndaki seslerden biraz telefon biraz makedon biraz telefon biraz makedon böðrümde göçmen kuþlar unutulur, birikir tüyden ayaklarý geniþ yürekleri göz büyür aðrýmaktan, kapýnýn deliði büyür, büyürdü aþýnmýþ zýrhlar yola þarkýlar dökülür pencereden, pencereden kýzlar dökülür kanatlý aðzýnda en saðlam sesleri, en geçerli ilkesini dünyanýn büyüttüðü övgü kan tutar beni, uzuv kargaþasý, beni odanýn bekâr duvarlarýnda akrepler gözlerin sularýmdan çekildikçe odanýn uykusunda kalan akrepler benim bakýþlarým kuþlarýn uçuþlarý, bulantýlar kanýmda O tad aðzýný karýþtýran saçlarý yorgun ve simsiyah ýssýzlýk örgülerinden yarýmkalmýþ ne varsa bana düþüyor omurgalarým baltayla kesilmiþ gibi her gece tutuþup kuruyor dudaklarý, tutuþup tutuþup kuruyor cebimde bir tümsek. Ben kendim uzun zaman delirmek uzanmak isteyen bazan yanýna bayatlamýþ dudak, bayat ekmek, bayat ecza, yüklük yatak kar vakti aþk ve aþkýn benzerini terk etmeyi dener gibi, iki tavþan gibi dolaþmadan bir maðarada durarak yaklaþayým sana ne yalnýzlýk benden susuzluktan kalmýþ bir aðzýn kenarýnda kayboluþlarý beyni seslerle çevrili, beyni kadýnlarýn yýrtýk bir hatýrasý niyedir o nereden bakýlsa aþkla ayný boyda, aþkla boyun boyuna en saklandýðý cesurca eþyaya ve maddeye sürülen çýlgýnlýk neden. yataðýnda yalnýzlýk çarmýhý, karnýnýn ve göðsünün çarmýhý, kafanýn içi dýþardan bakýnca kývrýlan sokaðý ve evleri eðlenerek geçiyor her þeyi sevmekten bilgece bir kedi Emre ÖZTÜRK

galeri mavi
tropikal absürdün libidolu manevralarýnda iþte toz boyalar toz fýrçalar hareket halinde bütün bir et titriyor bütün bir yað dokusu silikon yalýtýmlý o yataklarla artýk yeni bir bedenin oluþma süreci ihya olan dikilitaþlarýn yýkýntýlarý arasýndan iþte yükselen mavi galeri' kopyalarý. titanyum aliminyum her neyse bir nevi metal jant kapaðý ayaklarýný dayadý oralara buralara,baldýrlarýný araladý(ah!o iðne izleri) pörsümüþ derisini taraçaladý 'mavi galeri' bozkýr versiyonuyum abim dedi muavine dejenere bir kadife fýrçanýn ukala banknotuna mahkumdu. Ozan YILDIZ 11

OKU OKU OKU
Bülent KEÇELÝ Celâl Soycan ve evrilen þiir
Celâl Soycan'ýn ayþe için kirkit (saptým burçlar bilgisinden, digraf yayýncýlýk, 2006 , shf.12) þiirini ilk okuduðumda aklýma Enver Gökçe'nin kirtim kirt þiiri ister istemez geldi. Bir þiiri politik ve biçimsel baðlantýlarýyla düzenlemek nereye evrilmiþtir, bir örneðini Celâl Soycan'ýn þiiri baðlamýnda sunmaya çalýþacaðým. 'çýkrýk dönünce// ödeþir// dünyayla-kuyu' üç kýsa dizesiyle açýlýyor þiir. Hemen hemen ayný biçimsel kýsa giriþ Enver Gökçe þiirinde de ayný görüntüde. Ýki þiir de ortak bir nesneye dayanýyor bu da halý kilim ören araç (kirkit) baðlamýnda görülebilir. Celâl Soycan kirkitin kendisini þiirine dolarken Enver Gökçe kirkitin çýkardýðý ses dolayýmýnda þiirini þekillendirmiþtir. Buradan iki þairin politik ve biçimsel ayrýmlarýný da görebiliriz. Gökçe oldukça coþkulu iken Soycan metafizik yaný aðýr basan bir þair kývamýndadýr. Gökçe þiiri o coþkuya býrakmýþ olmasýna raðmen, Soycan coþkuyu þiirin biçiminde tutarak metafizik göndermelerle þiirini düzenlemektedir. Soycan'ýn derdi öte ve buranýn sýrrýna dokunmaktan (belki de ermekten) geçerken, Enver Gökçe dünyayý ele alýr ve haksýzlýk baðlamýnda þiirini düzenler. Sakýn ola ki, Celâl Soycan'da bu arka plan yok sanýlmasýn, o da haksýzlýklara iliþkin meselelerin üzerine eðilir fakat dünyanýn mitsel ve mistiksel tüm rivayetlerine de yerinde dokundurmalar yaparak þiirini yazar. Haksýzlýklara dokundurmasý da bu metafizik deðinmelerde gizlidir. Sosyalizmin geldiði noktada toplumcu þiir kendi içinde büyük evrimler geçirmiþtir. 1950'lerin þairi Enver Gökçe ile 1980 ve 1990'larýn þairi Celâl Soycan arasýnda toplumcu þiir açýsýndan bir bað vardýr. Ýki þairde de bu þiirler baðlamýnda ortak söylemler mevcut ki yok, dönüþ gibi kelimeler iki þiirin de ana ekseninde yer alýr. Sanki halýnýn ilmek atýlan yerleridir bu kelimeler þiir içinde. Toplumcu þiir kendi büyük evrimini mistik ve biçimsel bir diyalektiðin içine býrakmýþtýr zamanla, bu Celâl Soycan'ýn þiirinde açýkça görülür. 'yýldýz demiþtik://unutkan ýþýk ?' dizelerinde olduðu gibi her ne kadar mistik göndermesi güçlü de olsa yýldýz kelimesinin toplumcu þiirdeki aðýrlýðý nedeniyle toplumcu yana da bir göndermedir, bu da toplumcu þiirin geliþen makasýnýn keskinliðini göstermektedir. 'göze göz deðil-//göz göze' dizeleri de bu minvalde okunarak biçimin aldýðý yolu bize gösterebilir. Toplumcu þiir mistik ve biçim yönünde büyük bir yol almýþtýr. Bunun da öze katkýsý kaçýnýlmazdýr. 'tarihinden kurtulur mu // su?' dizelerinde tarih ve su gibi baðlantýlarý kuvvetli, birbirine dayanarak giden fakat metafizik tarafý hep bir teze dayalý þiir toplumcu þiirin zamanla açmazý olmuþ olan tezsizliðe dönüþmüþtür. Tezsizliðin üzerine giden günümüzün biçim ve öz yönünde 12 geliþmiþ þiiri nedeniyle bu anlamda Soycan'a toplumcu þair demeyebiliriz. Toplum deðiþmiþtir, belki bilinç anlamýnda deðiþmemiþtir de bireysel tarafýný da keþfetmiþtir diyebiliriz. Yine de Soycan þiirinde ana karakter, yan olayýn derinlerine koyduðu þerh ile þiiri yüzeylere taþýmayarak okura göz kýrpmaz tabiri caizse. Kýsacasý halý örme makinesinin çýkardýðý sesten çýkýp halý örme makinesinin kendisine geldik, kirkitin kendisine baþtan gelebilir miydik ya da kirkitin çýkardýðý sesi sonraya býrakabilir miydik, bu sorularýn zaman aþýmýna uðrayýp uðramadýðýna bakmak lazým. Ülke þiirinin geldiði bu noktada, yetmiþli yýllarýn tezsiz ama buyurgan þiiri içinde çýkýþýný yakalayamayan toplumcu þiir, seksenlerden sonra bir tez yakalamýþ ama yeterli düzeye gelememiþtir diyebiliriz (Akif Kurtuluþ þiiri ve yeni bütüncü hareket toplumcu þiire bir hareket saðlamýþtýr ). Doksanlarda ise Ramazan Macit þiiri toplumcu þiirin son basamaðý olarak dünyayý anlatan ama buyurgan olmayan özelliðiyle þiiri ileriye taþýmýþtýr diyebiliriz. Soycan bu baðlamda þiirini örerken bunun eleþtirel boyutunu hiçbir zaman göz ardý etmeyen bir þiir de yazmýþtýr. Nazým Hikmet þiirinin son dönemlerine baktýðýmýzda bugünleri hissettiðini bile ileri sürebiliriz. Dile de zaman zaman dokunduran bir Celâl Soycan þiiriyle de karþý karþýyayýz, fakat metafizik imgeye daha çok baðlý bir þairdir Celâl Soycan. 'dili dolaþýr karanlýðýn:// bir içten ötekine'

Kirtim kirt
Can yoktu ki sevdala düþe, Kurt yoktu ki kýzýl kana üþe Yoktum ki yol geçe Yoktun ki haber ulaþa Gül yoktu ki, dal yoktu ki.. Ve döne döne ateþ Döne döne madde Gökler yarýla dürüle Daðlar savrula devrile, Kýrýla döküle yýldýz Sular evrile çevrile Döðüþe döðüþe madde Deðiþe tokuþa madde Öyle bir vakte erdi ki devran Döne döne esir Döne döne gaz Döne döne atom Döne döne madde Döðüþe çekiþe madde Vuruþa vuruþa madde Ve zaman deðiþe deðiþe Yosun titreþe, yeþilleþe Iþýk dura deðiþe

Öyle bir vakte erdi ki devran Ha dedi kýrdý zincirini Ýçerdeki adam Demir baðrýþa baðrýþa Zindan çaðrýþa çaðrýþa Þöyle buyurdu ki Yusuf Dört kitaptan daha büyük : "Demek bu hayat, Önce sana bana yük Demek su kimin Toprak kiminse Motor, elektrik, ve ýþýk kiminse Demek sultan odur. Demek insan bölük bölük. Yaþýyorsun ölüyorsun demek. Nasýl yaþýyorsan Öyle düþünüyorsun demek Demek insan En yüce mertebede hayvandýr Yeni anladým Alet kullanan ve yapan. Tilki tarlayý masallarda sürer, Manyetoyu çeviremez tavþan. Devril baþýmdaki kader Dökül dilimdeki yalan Tutuþ beynimdeki kibrit Kirtim kirt Kirtim de kirt Kirtim de kirtim Kirtim kirt" Bir yandan demirciler Demir döðe denge denk Bir yandan boyacýlar Boya vurur renge renk Bir yanda Kurtuluþ savaþçýlarý Bir yanda esaret Bir yanda termonükleer çað Bir yanda balistik þirret Evvel madde Ahir fikir Dolan göðümdeki hava Salýn yanýmdaki fakir Salýn proleterya Geber baþýmdaki bit Kirtim kirt Kirtim de kirt Kirtim de kirtim Kirtim kirt

istiyor. Bireysel kiþilik bu durumda modern içinde bir yere tekabül ederek þairin biçimsel þiirselleþmelerine de yardýmcý oluyor. Biçimsellik daha çok ironik davranmak istediðinde ortaya çýkýyor. Epik þiir bir özlemin çabasýdýr bu anlamda. 'aç benim bandolarým,// aç kapa aç kapa// anahtarlarýný' dizelerinde hem bir biçimsellik hem de ironi sezilmektedir. Özlem þiirin geliþmesi ve topluluðun istenilen yöne evrilmesi isteði yönündedir. Ýçinde yaþadýðýmýz durumu kendi gözüyle daha doðrusu bir kahramanýn gözünde anlatýyor. Tüm eleþtirilerini sýralýyor, sayýyor. Günümüz þiir yapýsýnda günümüzün gerçeklerine de hâkim olmak gerekiyor. Epik þiirde bu özellik önceliklidir zaten. Þiirde bol bol emir kiplerine rastlasak da derdi emir vermek deðil þairimizin hep bir farkýndalýk bilincine itmek istiyor okuru ki böylece okuru kendi düþüncesinin içine çekip söyleyeceklerini bir bir söyleyecek. Bunu da emir kiplerini kullanarak þiiri kontrol altýnda tutarak yürütüyor. 'Ey benim bandolarým,// hadi gel toplanalým sýk ayaklarla' bando deyince insanýn aklýna disiplin geliyor þair burada modernle bir tezat kurmak isteyerek, bandoyu sadece müziksel bir çaðrýþým aracý olarak deðil bir disiplin veya ordu sembolü olarak da alýp onu bir çaðrý aracý kýlarak kendi söyleyeceklerini nasýl ve niçin söylediðini anlatmaya çalýþýyor. Panoramatik bir ülke görüntüsünü ayaklara baðlayýp sunarak ve bunu sadece ayaklara baðlayarak topluluða bir çaðrýda bulunuyor. Bando ayrýca görsel bir semboldür moderni yansýtmak bakýmýndan. Bando demek yürümek demek ayrýca. Yürümek ayaklarla yerine getirilen bir durum. Bu çaðrý yerine ulaþmadýðýndan olacak ki 'yalpalýyosun ama bandolarým,// hiç ayak uyduramýyosun bana' diyerek yürüyememenin altýný çiziyor. Buradaki biçimsel yapý zaman zaman epiðin klasikleþen yapýsýna ters gitse de karþýtlýklarý iyi sýralayarak þiirin mesajýný veriyor. Sessel ritimde hep bir ironi müziði kulaðýmýza geliyor. 'ayak uyduramýyorsun bana' demek bir serzeniþ olduðundan aslýnda þiirin ironiye kayma ihtimali çok yüksek geliyor bana. Ýroniyle epiði kaynaþtýrarak çaðrýsýný þu dizelerle netleþtiriyor, 'geçelim yepyeni arkadaþlarla technically' diyerek farkýnda olma halini pekiþtirmek istiyor. Bundan sonra ise modern öðretinin ötesi olan noktayý belirlemek istiyor. Bunu bir ümit baðlamýnda deðil yine biçime bir ironik eleþtiri getirerek yapmaya çalýþýyor: 've pos'modernden bir ifade takýnarak,// çatalým ürperiyormuþ gibi yapanlara da// bir yürüyüþ kararý boyunca hep beraber:// derrida derrida derrida'. Hakan Þarkdemir günümüzde yazýlan þiire de þiirinde eleþtiri getirirken hiçbir çekincesi yok, bu þiire baþka yönlerden bakmak da gerekebilirdi belki fakat aslolan þiiri okutan yapýdýr diye bakýyorum meseleye, þiirin bu kadar önemsenmesinin sebebini de biçimsel yapýyý kontrol ederek ironiyi çok iyi oturtmasýna baðlýyorum. Eksik bir eleþtiri olduðunu bilerek yazýyý noktalamak istiyorum.

Hakan Þarkdemir ve ironik epik
Hakan Þarkdemir ve tadat (ey kitap, mayýs 2006, shf. 55) þiiri için diyebileceðimiz ilk söz kendi þiir geliþimini epik þiire iyi bir þekilde kanalize ettiðidir. Epik þiir malumunuz kahramaný önceleyen bir þiir yapýsýdýr. Temasý olan bir kahramaný öncelemek istiyor Hakan Þarkdemir, bunu zaman zaman þiirini ironi kýyýsýna da çekerek yapmak

13

KESÝTLER
2
Tülbent. Bir tülbendi iki elinin arasýnda çekip nasýl gerersen, öyle, öylece baðladým, gözlerime. Yine de ýþýk, ýþýk sýzýyor, batýp çýkýyor. Zihnime yerleþen kamera, birbirinden farklý, ýraksak, yakýnsak mercekler, düzmüþ, çukurmuþ aynalar. Ipýl ýpýl yaðan yaðmurda neonlar, sonra kesik kesik, çizgi çizgi atýþtýran yaðmurun altýnda bulvar, bulvar boyunca hareketli, hareketsiz ýþýklý reklam tabelalarý, statik panolar, sinevizyonlar. Daha da þiddetlenen yaðmur yan yan, yan yan, yalnýzca yaðan yaðmur! Yapraklarý saf gümüþten bir aðaç, tek tek sýra olmuþ aðaçlar, dibinde serpme gümüþ. Gümüþün karaltýsýna irice bir köpek boylu boyunca sünüvermiþ. Barut, çakmak ve bulut nasýl mýymýþ, nasýl bir arada? Çakmaðý baruta çak, barut varilleri bir bir bulutlu bir gecede, barutu gökyüzüne saç. Durma, bir iki adým, adýmla kuzeydoðudan, kuzeye, kuzeybatýdan, batýya baþýný çevir, yumma gözünü aç, aç eteklerini, iki yandan ellerinle savur havaya. Durma bir iki adým, adýmla. Göreceksin, korkma, dünya bir öküzün üzerinde düz bir tepsi, tepsi deðil! Benliðimde, benliðimle bütünleþen. Çaresizce, çaresizdim, kalktým. Çekmecelerin altýný üstüne getirdim. Tülbentlerden en koyu olanýný bulup çýkardým. Onu seçtim. Kapkara. Gözlerimi tamamen, göz çukurlarýmý bantlarcasýna baðladým. Artýk ne sýzan ýþýk, ne neon, ne bir avuç serpme gümüþ, ne de sinevizyon! Gözlerimi kýrpýþtýrdýðýmda da. Ne kadar sýrt üstü uzandým bunu þimdi bilemiyorum. Uyudum, uyandým bir sala, birinin salasý verilmekte. Yataktan hafifçe doðruldum ve neredeyse sürünerek indim. Adýmlarým saða sola yalpalayýp saða sola çarparak banyoya, klozete ilerledi. Klozeti, çerçevesini elimle, avucumun içiyle, parmaklarýmla yokladým steril, kuru. Oturdum kâsesine yayýlarak, kramp, her iki bacaðýmda da kramp, ayaklarýmý iki yana, iç kýsýmlarýný yaka yaka olabildiðince ayýrdým, iþedim, sýktým, yeniden iþedim, tekrar sýkýp býraktým, kasýklarýmda sýkýþýp kalan son damlaya kadar. Sýktým, gevþettim, sýktým, gevþettim. Þimdi daha hafif, hafifim. Sifona dokundum. Sifondan boþalan suyun þiddeti sidiði, sidikle beraber üzerimdeki bütün iç kaþýntýsýný da alýp gitti. Yüzümü yýkamayacaðým. Abdeste duran bir kadýn eðilip avucuma su aldým, aldýðým suyla aðzýmý üç defa çalkaladým. Tülbendin karaltýsýyla mutfaða geçip el yordamýyla kahvaltýmý hazýrlamýþtým bile. Süt ve mýsýr gevreði de. Teras serin, sakinim, acelem yok, önümde uzun uzun bir sonbahar, kahvaltýmý, gevrekler aðýr çekim bir film karesi gibi usulca yapmaktaydým. Her þey aralarýnda bir anlaþma varmýþçasýna sessizlik içinde. Doða ve þeyler! Böylesi kýpýrtýsýz böylesi uyum! Ýçimde yüce bir duygu, bir duygunun eþiði. Kalbim, kalbimin derinliðinde kutsal kitapta yazýlanýn ayný, açýlýveren bir oda, kitaptan bir sayfa: Rahman ve rahim olan Allahýn adýyla! Evin sandýk odasýndan, odanýn açýk penceresinden tülün salýnýmýyla naftalin, naftalinin kokusu, soluyorum, soluyorum! Ama bir ses, bebek, bir bebek, nazlý bir bebek, yalnýzca ýngalýyor. Kahvaltý henüz açmýþ bir mine çiçeðinin sükûneti, beyaz bir yaprak devam ederken.

Saba KIRER

3
Boþ bir yaprak, defter yapraðý, gözlerim üzerinde, çocukmuþum!

14

Bülent KEÇELÝ Murat ÜSTÜBAL

M.Ü.: görsel imge demiþken aslýnda imgenin imaj olarak anlamýný yok etmemiz gerekiyor. yani imgeden imajdan ve beyne fikse edilen görüntüden bahseder gibi bahsetmemiz mümkün deðil. Aslýnda metafordan bahsediyoruz imge derken sanýrým. Zihnin algýladýðý ile gözün algýladýðýný asla çakýþmamasýndan. Dolayýsýyla, kavram karmaþasýna son vermemiz gerekiyor. Zihinsel imge bir görüntünün karþýlýðý olmayabilir. O halde görsel imge nedir? Görsel imgenin tanýmladýðýmýz metafor tanýmýna uzak düþtüðünü sanmýyorum. Görsel metafor diyorsak eðer, o da zihindeki karþýlýðýyla gözün algýladýðý arasýndaki uyumsuzluðun dýþavurumu deðilse nedir ki? B.K.: Göstergeler dünyasý dediðimiz modern dünyanýn tüm idealize ettiði görüntülerin dahil edildiði bir yazma edimi içindeyiz. Bu görüntülerin içine metaforlaþan yapýlar da dahil edilmek isteniyor. Bu modern dünyanýn isteði deðil diktesiydi; bunu ortadan kaldýrmaya imgenin gücü ne kadar yeter veya zihinsel imge görsel metafora geçiþte yani o zihinsel algýlama durumunda görsel þiir mantýðýný nasýl sunar bunu göz ve zihin arasýndaki baðlantý nedeniyle çözebileceðimizi, daha doðrusu þiir olan her yapýda karþýlayabileceðimizi düþünüyorum, Açýkcasý bu baðlantý pozitivist bir baðlantý deðil tabii.

kestiðimiz düþünülebilir fakat bu kriterler bazý sebeplerden dolayý gerçekleþmeyebilir. Ben yine de þuna eminim bu kriterler meydana çýksa hiç ummadýðýmýz þairler görsel þiirin içine kendini katabilir. M.Ü: Elbette ben karagözdeki yazýmda görsel þairlerden postmodern diye bahsettiðimde bazý nedenlerim vardý. Fakat bazý görsel þairlerin de bu anlamda modern ve klasik kalacaðýný görüyorum. Böyle bir ayrým görsel þiirde kaliteyi yükseltecektir, dünyada bu iþ böyle yapýlýyor. Ayrýca, içe kapanan bir görsel þiirin muhafazakarlaþacaðýný düþünüyorum. Ýmgeyi toptan reddeden bir görsel anlayýþ olabilir mi? Halbuki, gördüðümüz ile zihinde oluþan görüntü arasýndaki mesafe ve boþluk, bir imge daha doðrusu bir metafor üreteci olarak durmaktadýr. Bu da týpký biçimi öze feda eden diðer arkaik þiir anlayýþlarý gibi yok olmaya mahkumdur. Elbette öz ve biçim arasýndaki diyalektik ikisi arasýnda bir seçim yapmamýzý engelliyor. Ýkisi de birbirini yok sayamýyor. Gözün gördüðünü zihin yorumluyor belki ama zihnin besini de tam da bu nesneler dünyasý deðil mi. Bu kadar hegelyan üst bakýþa gerek yok diye düþünüyorum.

Sanýrým görsel þiir yapanlar bildiðimiz klasik þair tabiatýný reddetme eðilimindeler, buna sebep imgenin bu zihinsel altyapýsýnýn farklý olduðunu düþünmeleri. Buna bir dönem izin verilebilir ama en sonunda onlar da þair olmanýn farkýna varacaklar.
M.Ü.: Sanýyorum zihin-göz iliþkisinde pozitivist bir dizge var, ama elbette bu eðitilmiþ modern tedrisattan geçmiþ bireyler için sözkonusu. Oysa þair bu baðlantýyý da sorunsallaþtýrýyor, zihin-göz iliþkisindeki mantýk hükümranlýðýný çözümlüyor. O yüzden mesela bir grafikerin bir görsel þair olmasý onun grafikçi kimliðinden baðýmsýz þekillenmek zorunda ama elbette teknik bilgisi bir içkinlik düzeyi de yaratýyor. Fakat bu içkin düzlemin sanatsal deðer olarak þekillenmesi farklý bir þey. Ýþte o yüzden mesela görsel þiir içinde de bir ayýklamaya gidilmeli ve bazý kriterler belirlenip o kriterler üzerinden bir görsel þiir sýnýflandýrmasý yapýlmalý. Bir þair olarak bunu söylemek zor gelse de, durum bu ne yazýk ki. B.K.: Sanýrým görsel þiir yapanlar bildiðimiz klasik þair tabiatýný reddetme eðilimindeler, buna sebep imgenin bu zihinsel altyapýsýnýn farklý olduðunu düþünmeleri. Buna bir dönem izin verilebilir ama en sonunda onlar da þair olmanýn farkýna varacaklar. Modernin eðip bükmesiyle yürütülen bir görsel þiir var, yapýlan iþ eninde sonunda bir yuva bulacaktýr elbette. Bahsettiðin görsel þiir sýnýflandýrmasý bizim tarafýmýzdan dillendirilince ahkam

Kaligrafi de bizim klasik hat sanatýmýzdan farklý deðil. Bir tür mimesis üzerine kurulu. Elbette o mimesisin karþýlýk geldiði bir metafizik var. Görsel þiirin böyle bir þansý da yok. Modern sanatýn ötesine geçmeye çalýþýlýyor, o halde bir arkaplan yaratýlmak zorunda, kendi deðerlerine ait bir arka plan.
B.K.: Ýmgeyi toptan reddeden anlayýþ modern anlayýþtan uzak fakat ikameci düþünce bunu ortaya koyabilir, yani kendi kendine yetebilme hissi bu iþin teknik yaný biçim olarak ele alýnarak geçiþtirilmeye çalýþýlýyor aslýnda bu da bir þekilde muhafazakar bir yapý olduðunu ortaya koyuyor. Öz ve biçim dengesi burada sarsýntýya uðruyor. Görsel þiir de bu anlamýyla imgede çok güçlü yaný algýlamamýza izin veriyor. Görsel þiirin biçim yaný güçlü gibi görünebilir aslýnda, modern dünyanýn nesneler üzerine inþasý gibi görünse de þiir yanýyla ele aldýðýmýzda imgesel baðlantýyla bir sanat görüþü ortaya çýkýyor. Ülkemizde yapýlan görsel þiir bu yönde bir eleþtiriye izin verse görsel imge modern dünyanýn boyunduruðundan kurtulup bir poetik evrene dahil olabilir; bu poetik evren senin yukarýda deðindiðin metafor bahsi ile daha çok alakalý. Yani gözün algýladýðý ile zihindeki çakýþmayabilir görselciler bunun çakýþmasý için diyalektik dýþý bir baðlantýya da giriþmesinler. M.Ü.: Okur merkezli okumalara yaslanýlýrsa ya da epik ya da popülerlik gibi kaygýlara, iþte o zaman bu metaforik baðlantý ya da mesafe kaybedilebilir. O yüzden görsel þiirin asýl meseli bu mesafeyi korumak olmalý bence. Ayrýca bu diðer þiir disiplinlerinden beslenmemek deðil elbette. Dizeli denilen þiirden alacaklarý metaforun çok boyutlu kullanýmýný da sunacak onlara. Dizelinin sese yaslanmasý algýsal dizgenin farklýlýðýný ortaya sermeyebilir.

15

B.K.: Þiirin araçlarý farklý kýlmalý þiiri elbette fakat ayrýksýlaþtýrmamalý görsel þiir denince þiir olduðu poetika yüklü metinlerden geçiyor. Bir kuruluþ aþamasýdýr bu, kuruluþunu gerçekleþtirmeli görsel þiir. M.Ü.: Sonuçta algýlar arasýndaki farklýlýk her zaman zihinmantýk arasýndaki korelasyonu bozmayabilir. Öyle ki dizeli þiir içindeki görsel metaforlar bile sessel metaforlardan ayrý bir mantýk dizgesini serimlemeyebiliyorken, görsel þiirin farklý bir dünya algýsý iddiasýný dizeli karþýtlýðýna raðmen savunmasý dizgenin dönüþümü açýsýndan bir anlamý olmayabilir de kimi kez. Ýyi örnekleri ayýrýyorum elbette. B.K.: Yine de ülkemizin içinde çýkmýþ hissi kuvvetli. Bu da bir þey tabi zaten harf dýþýnda da görüntülere yaslanan veya yaslanmak isteyen örnekler de var. Hal böyle olunca bu iþleri görüntüden kurtarabiliyoruz yani sadece kaligrafi açýsýndan bakanlar varsa bakmasýnlar diyorum.

Ýmgeyi toptan reddeden anlayýþ modern anlayýþtan uzak fakat ikameci düþünce bunu ortaya koyabilir, yani kendi kendine yetebilme hissi bu iþin teknik yaný biçim olarak ele alýnarak geçiþtirilmeye çalýþýlýyor aslýnda bu da bir þekilde muhafazakar bir yapý olduðunu ortaya koyuyor. Öz ve biçim dengesi burada sarsýntýya uðruyor. Görsel þiir de bu anlamýyla imgede çok güçlü yaný algýlamamýza izin veriyor.
M.Ü.: Öyle tabii ki. Kaligrafi de bizim klasik hat sanatýmýzdan farklý deðil. Bir tür mimesis üzerine kurulu. Elbette o mimesisin karþýlýk geldiði bir metafizik var. Görsel þiirin böyle bir þansý da yok. Modern sanatýn ötesine geçmeye çalýþýlýyor, o halde bir arkaplan yaratýlmak zorunda, kendi deðerlerine ait bir arka plan. Bunu söylerken dünya görsel þiirinden uzaklaþmayý kast etmediðimiz ortada. Ýþte bunun için bile hadi somuttan yola çýkalým ama mutlaka bir felsefi ve poetik ard-alan 'da yoðunlaþýlmalý. B.K.: Poetika kurmak iþin konvansiyonel yanýný çaðrýþtýrabilir fakat þu bilinmeli ki poetika yani arka plan o iþin temelidir. Bu iþin temeli var elbetteki görüyoruz; fakat reddiyelerle oluþturulmaya çalýþýlýyor. Görsel þiir absorbe bir yapý deðil ki ortaya çýktýðýnda tüm diðer þiir yapýlarý tükenmiþliðini ilan etsin ya da moda deðil ki. M.Ü.: Sanýyorum ki konvansiyon içi yapýlar görsel þiirden
Sayý: 35 Mayýs - Haziran 2010

faydalanacak ve farklý bir yerlere taþýyacaklar þiiri, ama görsel þiir bu sýnýr çizme duygusunda ýsrar ederse dizeli þiirden elde edeceði kazançlar ve etkilenmeler konusunda bazý sýkýntýlar yaþayacak. En azýndan kýsa vadede. Kýsa vadede çünkü nasýlsa bir sonraki kuþak görsel þairler tarafýndan aþýlacak bir sýnýr olacak bu. Görsel þiir, kopuþlarýna ters gelmeyecek baðlantýlarý da kurmak zorunda bence. Bunun somut karþýlýklarý yaþam deneyi içinde ifade bulursa ortak noktalar da yakalanabilir. B.K.: Mesela verili þiirin bakir kalan alanlarýndan biri de mistik yaný. Tercihten dolayý kimsenin yanaþmadýðý bir alan. Görsel þiirin mistik açýlmý çok yerinde bir uðraþ gibi geliyor bana bununla ilgili örnekler de çok. Görsel þiir zaten hazýr bir þekilde fizik ötesi bir yapýya dahil gibi geliyor bana, bu yaný daha kuvvetli sanki. M.Ü.: Fakat fizik ötesi yapýsýný çözümleyecek göz ve irade nerede. Bazý görsel þairlerin iþleri dýþýnda bunu bulgulamakta zorlanýyorum doðrusu. Diðer þairlerin çalýþmalarýnda bu durum daha az ortaya çýkýyor. Zaten böyle bir kaygý olduðunu da düþünmüyorum. Dünya görsel þiirinin durumu iyi tahlil edilmeli ve bir Türkiye karakteristiði ortaya konulmalý. B.K.: Görsel þiirin Türkiye karakteristiði bir anlamýyla var bence, ayrýca yazanlarýn veya yapanlarýn klasik þiir yapmayý istememe tavrý çok yerinde zaman zaman. Fakat bu kadar uzaklaþmalarý kendilerini konvansiyonel içinde bulma korkusu gibi geliyor.

Sonuçta algýlar arasýndaki farklýlýk her zaman zihin-mantýk arasýndaki korelasyonu bozmayabilir. Öyle ki dizeli þiir içindeki görsel metaforlar bile sessel metaforlardan ayrý bir mantýk dizgesini serimlemeyebiliyorken, görsel þiirin farklý bir dünya algýsý iddiasýný dizeli karþýtlýðýna raðmen savunmasý dizgenin dönüþümü açýsýndan bir anlamý olmayabilir de kimi kez.
M.Ü.: O halde, klasik ve geleneksel þiirle dizeli þiir arasýnda da bir ayrýma gidilmeli. Dizeli þiirden kastýn ne olduðu çok muðlak kalýyor. Görsel þiir dýþýnda kalan herþey dizeliyse ve konvansiyonelse görsel þiirin içinde kaldýðý yalnýzlýðý ve kendini yalýtmýþlýðý düþünemiyorum. Bence görsel þairler de konvansiyonel þiir içinden bir ayýklamaya gitmeliler. Konvansiyonun içinde kalmama kaygýlarý anlaþýlabilir elbette ama siyah ile beyaz arasýnda da renkler vardýr, yok mudur?
Erdoðdu Ofset Yeni Matbaacýlar Sitesi 1. Blok No: 12 - Tel: 0.332.342 07 95 KONYA

Office Dizgi & Grafik