You are on page 1of 16

Ücra

37

Ýki Aylýk Þiir Dergisi Eylül - Ekim 2010
ISSN: 1309-145X

BELLEKSÝZ SÖZCÜK
1. yeni bir açýlmýþ eski bir ayrýntýyý çünkü tam yeni kimi hani yalnýz var bir çeþit çýlgýn: ama gördüklerini zor. 2. yeniler giderek anlatýr sözcüklerin anýmsamýþ neyse ki bakarak sevin biri öyle kendi yaþadýðýn bundan önce en güzellerinden biri birdenbire coþkuyla ve de güzel pek çok kadýn zorla ayna: sevgisini düzenleyen aðýr yük deniz ýrmak þelale aþk! Mehmet SARSMAZ

BÝN KONUTLAR
Nâda füsunlarda efsunlandýðým aðdalý kirecin Geçiþli geçiþsiz yaktým yüklemi solgun dudaklarýmda Sürdüremediðim süresiz rauntlarda rec-lamelleri Muhtaç sokak beton yýðýlý evlerin gölgesine Revan caddesinin yetenekleri kader çizgisinden geçmemiþ Bini kýrk yerinden yersiz geçtiðim konut duraðý Esrareti çekilmez avuç avuç serserileri sere serpe Kopmak iki vinç elinde lincim gelene kadar aðzýmdan Prologamyanýn delta sefilliði projektörüne salt iþler Larvalaþmaktan kaçýnmamýþ keþþþþþþþþehir görüntülü Çatýnýn çat çatan þematizmasýyla zengin sefirin iletiþimi Matematiðin bile paskalýyken n'in r'lisi

Umut AYDIN

kendime bi'hal
Az görülmüþ beden taþýdým rüyada olsam da bilirim ölü geçmiþ su baþlarýnda dul kadýnlarýn izleri ve donmuþ nehir yataklarý terk ettim onu ikindi üzeri eþdeðerini çaðýrmak aramak benzeþtiðini girmek için kapýdan içeri þaþkýn bulduðum ikizim ben ve bendim dipsiz karanlýk sonsuz fýrtýna babamýz uyansam ölü geçmiþ beden yalancýçay mazý ile payam aðaçlarýnda aðlak oðlan izleri herkes kendi suyuna Mitat ÇELÝK

Lonesomebeard'ýn hüznü üzerine bir balad
Saçlarý serin kiler gibi kokuyor ömrüne ömrünüz geçiyor hanfendi. Günün hesabý yok, izmir körfezinde konaklýyor olabilir bu ölüm dediðiniz deðneðiniz. Ne yazsak ne çizsek siz ve deðneðiniz siniz. Yani böyle beyfendi bitiveriyoruz ver du izpanyoldiniz deðneðiniz ölüm sýçan transþeksüel bir kedi. Enternasyonal algý gýdýðý yörece ve Maho'nun pijlerinin türk keþlerin keþlerinden ayrýlmadýðý sürece birileri karþýyaka'dan ev alabilir, düþünür olurlar. Evlerine cumhuriyet girerse yazar þair. Denge ESENTÜRK

ÞÝÝRDE GERÝLÝM, ÞÝÝRLE GEVÞEME (kabz makamýndan bast makamýna geçiþ)

Ömer AKSAY

ikinci yeni'de kimseler þuurunu kaybetmedi. kimseler saçmalamadý [hatta edip cansever bile].“gerçek þaraptadýr” diyen haydar ergülen gibi, yetmiþlere kadar kimse saçmalamadý. bunlarýn [dýþýnda olduðum, olmak zorunda olduðum bu kuþaðýn] bulduðu bütün “gerçek” buydu iþte: maalesef þarap, maalesef barýþ, maalesef uzlaþma, liberalizm, ve sâir ölüm. durum tespiti yapmak zorlaþtý, zorlaþýr hep. neden? þundan: bir otelin yanmasýyla bir þairin kalitesini konuþmak ayný þeyler deðildir. anadolu'da onüçüncü. yy'da çok oteller, hankâhlar, zaviyeler, iþ yerleri, mescitler yakýldý; kim hesap sordu? kim kârlý çýktý, kim kayba uðradý? [bakýnýz: mikail bayram.] yani demem o ki, metin altýok'un þiirinin güzelliðini, kalitesini mi konuþalým, ölümünün güzelliðini, kalitesini mi? ya da tam tersini. kör ölünce ba[ð]dem gözlü olmasýn yani. maðdem. olmadý, konuþulamadý. konuþan adamýn ne dediðini bile anlama kapasitesi bulamadýlar. konuþan adam ismet özel'di. faþist dediler, gerici dediler, þu bu… yani saçma sapan ideolojik saldýrganlýklar. þiir nerede? kimsenin umurunda deðil, ece ayhan dediydi ki: [mealen]: bu topraklarda þiire kapalýlýk vardýr. iþte o, budur. þiirin yerine her þey geçebilmekte burada, bugün. mezhepcilik þiirden daha ulvîyse yani yuh olsun o þiirin ikliminden beslenenlere. ideologi þiirden öndeyse yuh olsun o þaire. sevdiði tek kadýn için þiir yazýp da, bütün öbür kadýnlarý unutuyorsa yuh olsun o þaire yani. kendi intellect'inin pençesinde kývranýrken, bütün idrakleri idraksizlikle itham ediyorsa yuh… udî hrant da ikinci yeni'ye dahil midir? edip cansever orda oturuyordu siyah kalýn gözlüklü, masasý kalabalýk raký bardaklarýyla. ben hrant'ýn uduyla ilgileniyordum, edip [cansever]'in þiiriyle ilgilendiðim gibi sadece. bindokuzyüzyetmiþdokuz'un eylül'ü, neyzen'in neyi neyse, hrant'ýn udu da oydu. hiç de uysal olmayan bir marijinal anti-kemalistti [cumhuriyet'ten sonra ud çalan bir yerli bulmak hayli zordu çünkü.] týpký sait faik gibi tersten baðnaz, gayri muaf ve marjinal bir kýyýda: burgaz. hayalet oðuz'u da bir kere görmüþtüm, ödüm patlamadýysa da hemen kaçtým. elhamra sinemasýnda [soðuk pasaj] soðuk masaj iyi geldi [kýþ]; yanýmda selâmi vardý, paþakapýsý lisesinden arkadaþým, selâmi'yle gençlik kitabevinin ilk yerinde [muvakkithane caddesi'nde, baylan'dan ilerde] metin eloðlu'na kitap imzalatmýþtýk birlikte iri iri açmýþtý gözlerini eloðlu, çünkü ben defterimi uzatmýþtým, kendi þiirleriyle süslediðim defteri. o da imzalamýþtý sakin ve vakur, iliklerine kadar alkollü. bense içmiyordum, içim almýyordu, içmekle ilgili bir kaygýsal yüklem taþýmýyordum. benim içmemem yüklemimdi. lâkin içen adamlarýn içini [þiirini] de okumam lâzýmdý: yüklem. ikinci yeni ve musikî üzerinde durmakta fayda var; alaturka deðil, türk musikîsi: atonal müzik, ece ayhan, ilhan usmanbaþ, dede efendi, nota karþýtý tamburî cemil bey akordeon fikret; hava cýva deðil bütün bunlar. okul dýþý, akýl dýþý bir devlet anlayýþýnda olduklarýndan ikinci yeni'dekilerin hiçbiri tevfik fikret'i de sevmezler elbette. bugünse, bir tevfik fikret'tir gidiyor! hayret. bu iyi bir alamet deðil. bu þiirin ethos azýðý yok, çýktýðý seferden [lüfere çýkýyor akþam sularýnda] izmaritle bile dönse kâr; bunlarýn tümü þarapla mehtabý keþfediyor daha, boðaziçi üniversitesinden edindiði meþreple. bu meþrep baþýmýzý belaya soktu. bu meþrep [efendiler!] new york state'den, kanada mc gill'den elde edilemiyor. maalesef sadece buradan, istanbul'dan boðaziçi'nden, ankara'dan odtü'den elde ediliyor. ikinci yeni, somut kavramlarla islâmî [bunu yusuf kaplan'ýn anlayacaðýný sanmam] ve soyut kavramlarla da sosyalist düþünceye katký saðladý. cemal süreya'yý sözgelimi okuyup anlamakla uzun uzun meþgûl oldular; kimler: islâmî duyargalarla nefes almaya çalýþanlar. ismet özel'i anlamak için bu kadar çabayý bile göstermediler maalesef. sezai karakoç onlar için salt mona rosa'dan ibarettir. ötesine geçecek takat, irade, basiret, intellect donanýmlarý yoktur. garaudy'yi, guénon'u ondan [karakoç'tan] öðrendiler; ama onun anladýðý gibi deðil. iþte bu ikinci yeni'nin bulunduðu 'yer'dir. türkiye bu 'yer'i kaybetti. türkiye'nin þiirsel iki duruþu oldu, olmuþtur. birincisi: süleyman nazif-mehmed âkif duruþu. çok önemli bir duruþtur. oldukça geniþ bir kesim anladý. ikincisi sezai karakoç-cemal süreya-ece ayhan duruþudur. [turgut uyar-edip cansever-ilhan berk'inki duruþ deðil 'durum'dur.] bunu oldukça sýð bir kesim anladý. sorun burada. gelinen noktada geniþ kesim yok. þiir boðaza týkanýyor. türk þiir ikliminde, cumhuriyet sonrasý kültürel devinimi ikinci yeni'nin baþlattýðý nedense [k]ayýp bir yorumdur. [cumhuriyet'in ciddî, olgun, tartýþýlýr bir kültürel devinimi olamamýþtýr.]
2

meselâ orhan veli'de hiçbir düþünsel kýpýrtý yoktu. hoþ, cumhuriyet'in madrid büyük elçisi yahya kemal'de de yoktu. salt imaj, salt duygu [pathos], kavram yok, taným yok, mefhum yok. ikinci yeni fehm etmeye kalkýþmadýr; yeniden, yepyeni bir fehmle. tartýþmaya açýk bir fehmin þiiridir, ama tartýþýlacak yerde herkes suspus. bir asým bezirci, bir memet fuat, bir attila ilhan, bir de muzaffer ilhan, ee, bunlar mý? bu kadar mý? güldürmeyin adamý! sosyalist sosyalisti anlamýyor; alevî alevîyi; kürt kürdü; mümin mümini; ateist ateisti! hayret! bu ne biçim iklimdir ki, herkes kendini marjinal sanýyor, herkes absürt, herkes alýngan.. meselâ ahmet oktay'ýn sorunu ne? ahmet oktay'ýn sorununu kim anlayabilir? yani sezai karakoç'u tercih ederek, ismet özel'i pis yedili gibi görmek nedir? cahit zarifoðlu'na neden ilhan berk'ten baþkasý gerektiði gibi deðinmemiþtir? bilmediðimiz bir durum yok! her þey ortada. hilmi yavuz'la ahmet oktay ayný sorunda buluþuyor; ayný hesabý tutuyorlar. bu bir toplum mühendisliðidir. geniþ kesimi ahmak olarak niteleyen özdemir ince gibi, hilmi bey de bu cenahtan ahmaklýk seviyesini yükseltiyor. ziya osman saba'nýn mehmed âkif'ten daha müslüman bir þair olduðuna dair iddianýn altýnda belli bir þiir dayatmasý var. bu, bir kültürel derin devletçiliktir. provokasyondur. ikinci yeni'de bir dýþa vurum, ifrazat hali tespit etmek çok kolay, ama bu kronik bir hal deðildir. ikinci yeni içindeki safrayý boþaltmak için darphaneyi, maliyeyi, dpt'yi, taksim meydanýný boþuna seçmedi. bu safrayla bize anlatmak istediði bir þey vardý. önce bast olarak çýktý. içine çekildi. kabz oldu. sonra tekrar bast oldu. sosyolojik kýpýrdanma dp'nin çok fazla oy almasýyla aþikar oldu. [1948-49-50]. yirmi yedi senelik suskunluk bu kýpýrdanýþla bitti. ikinci yeni bu kýpýrdanýþýn kültürel bir sonucudur. çok yönlü ve çok karmaþýktýr. homojen deðildir. yirmi yedi mayýs 1961'den sonra farklý bir devinim evresine geçmiþtir. oniki mart'tan sonra daha farklý bir ikinci yeni. ama 1954-61 çok çok önemli. bir tarafta alevî-sosyalist asým bezirci, öbür tarafta alevî-zaza-kürt-sosyalist-islâmcý ittifaký! bir tarafta sosyalist-marksist attila ilhan, öbür tarafta onun kadar sosyalist bir muzaffer ilhan! Bir tarafta sosyalist [geçinen] melih cevdet, öbür tarafta melih cevdet'i hiç sevmeyen ece ayhan! bir de voleybol hakemi: memet fuat! önüne gelene servis veriyor. bunlar çok ilginç iþlerdir, içler dýþlar çarpýmýdýr. bu çarpýmlardan bir þey çýkaramayanlar da var elbette, yusuf kaplan ve [týpký] anna masala gibi. özdemir ince ve [týpký] hilmi yavuz gibi. ikinci yeni'yle baþlayan þiir atýlýmýnda dil uzlaþýmcý bir yapý sergilemez; daha çok keyfîlik yönü aðýr basar, direþkenlik gösteren bir dile sahiptir. þair (edip cansever, ilhan berk) caný öyle istediði için, içinden geldiði gibi söyleþir baþkalarýyla. ne ki, bu baþkalarý dediðimiz belirsiz zümre, söyleþiyi sanýldýðý gibi kolaylýkla kabullenmez. ikinci yeni'de bu 'kabullenilmeyen' dil olgusu önemli bir temel, açýklayýcý unsur oluþturur. ne iktidarla, ne bir zümre ya da toplulukla uzlaþým saðlama derdinde deðildi ikinci yeni. [karþý çýkanlarsa hep uzlaþým içindedir.] “þiir için türkiye'de, ikinci yeni'den sonra belirlenen yeni [postmodern] amaçlar[ýn], þairi müþâhededen uzaklaþtýrdý[ðýný]” söylüyor ismet özel. bu, yaþanan karmaþýklýðýn içinde nasýl isabetli bir teþhistir! bu yaman teþhis, ne hilmi yavuz'un, ne ahmet oktay'ýn iþine geldi. onlar ismet özel'in yerine sessiz bir edilginliði tercih edeceklerdir. oylarýný sezai karakoç'tan yana kullandýlar. yani hiç de farkýnda olmadan ikinci yeni'nin islamî yöndeki etkinliðinden yana. yani ziya osman'da bir islâmî tavýr olduðunu ve bu tavrýn mehmed âkif'in tavrýna göre daha deðerli olduðunu birilerine satmaya, yutturmaya çalýþan birisi, nasýl olur da sezai karakoç'un tutumunu kendince bir yere [olumsuz bir yere] çekmeye çalýþýr. ve nasýl olur da, sezai karakoç bu duruma ses çýkarmaz, tepki göstermez? demek ki herkes memnun. hayret ki hayret! “ikinci yeni þiiri içinde kemal özer, [bu ismin ikinci yeni'yle irtibatý, týpký oktay rifat'ýn irtibatý kadar geçersizdir] belli bir dille þiirlerini oluþtururken önemli sayýldý da, dilini deðiþtirip sol jargondan edindiði kavramlarla þiir yazmaya çalýþtýðý zaman pek önemsenmedi” der ismet özel. patron, bi'dakka, ikinci yeni'nin jargonu neydi? sað jargondan mý bahsediyorsun yoksa; pardon patron?

3

Tam Kadro Katýlmalýyýz, gülmekten.
Sýk bulunduðum yerlerdir böyle kalan arkadaþlarla bir araya sýkýþtýrýldýðýmýz Ve üzülmeyin Ben bu ve benzeri durumlarda öyle bir böyle taklidi yapar ki, bilemez asla kimse gerçekte beni. Þimdi demokritik bir seçimin saçýlýþýný ortaya sermek üzre denetlemeci tükürmecilerin ismigibigüzel hanýmýný saphaneye et ediyoruz; Am am am am ama, sen o bunu þöyle düþlüyor diye, elini karþý kaldýrýyorsun, dekoltekrisinin raylarýna dýþta duran bir eylem kümesi içinde, o zaman sen teröristsin, neden tel örgülerle ördüðümü anlarsýn etrafýna öylece kaldýr elini, kaldýr rengini, kaldýr þeklini ki dokumama gayretin görünsün her biri, nasýl iþgüzar, nasýl bizden deðilsen, biz ayný içlerine oturtulduðumuz büyüklükler gibi seni bile kabul ettiðimiz, seni bile sahiplendiðimiz senin içine koyduðumuz bu varýmýz yoðumuz ardýmýzda kalmayan önümüz… bu saçýlýþ oluþmasýnýn en dokunmatik yüzeylerinde birbirimizi kesebiliriz bu demokritik düzlemde birilerine ne idüðü belli olsun için gösterdikleri hayvan isimleri, t-þört baskýlarý, kadýn suretleri, estetik olarak ne güzel bu deyiþleri çýldýrýyorum bu çýlgýn tel örgü devrimini, her sene ayný kalan imaj seçimlerini, jürileri çeþitli tasarým orjileri, þimdi bu sýçýþ ordusu halka bir önemli gösteri hediye edilecek hesabý dürülmüþ diri geceler boyunca uyuyakaldýklarý, gündüzlerde b/ilimsel denklemler eþliðine onlar biliyor her bir þeyi, her biri, mutlak biri nerdeyse; mesela iþletme doktorlarýnýn verdiði resim derslerinden yüksek derecelerde müdür yardýmcýlýklarý biçimlerine dahil olan sosyologlarýn pratik yavþaklýklarýyla ünleniyor oportasý düttülen sitem. ben kendi hesabýma sürdürüyorum devletle olan mücadelemi bilhassa part-time ve geceleri, ve kimi cismiorjinal haným ve beylerin çeþitli ritüelleri tekerrür ettikleri mal pazarlarýnda sonralarý ellerinden yediðim alkol komalarý katip arkadaþlarýmýn cýlýz hayalleri, þimdiyse adlarýyla çaðrýlmaktan korkan bomboþ çocuklarýmýz var gibi, bu çocuklar büyülenecek, bu çocuklar büyülenecek efecan berk aðabey; onlarý taþ gibi bulunmaya dair telkinlerde öðüteceðiz; hareket alanlarýný hazýr söz kalýplarýyla daralttýklarýnda takdirler edeceðiz, Tut ki bu çocuklar büyüyüverdi, tut ki bu çocuklar nostaljik dönüþümlerde ele geçiverdi Ah bu çocuklar büyüleyerek içlerine büyüttüðümüz büyüleri kapýverdi, Bir bu çocuk bir müdür oluverdi; Bu bir çocuk müdür biri giyiverdi; iþte an an an anladýnýz neden geleceðimizi tek çatý altýnda bölüþtürebilecek hezeyanlara karþý saygýsýz sevgisiz bir yarýþmada bu öðütücü hayvan koþusu sanki deðilmiþ gibi gülüverdiðimizi. Yani ki yana oturmuþ boz bulanýk bir türkçede mecalsizliðimi dilegidiþimi, Seviyorum ben kainatý çeperine broþ yerleþtiren titrek seslerin geliþigüzel devinimlerini, Mesela hala sabahlarý kalkýp iþe gelip akþamlarý barlarý içiþim, dünler gibi diðer günleri de günler gibi gelecek süreçleri tel örgü devþirmeleri, birbiri ile uyumlu renkleri, çok olmuþ kýrmýzýlarý, koç burcu tasarýmcýlarý gün düþükleri, arkasý destekli iþsizlikleri, herkese bir baþka görünen saðlam kiþilikleri; ev ev ev evet anlayacaðýnýz mecalsiz kaldýðým bu uzunlara gelen dilimle yana yana oturmuþ bir kavalye yardýmý ile meramsýzlýðýmý kayýt ediyorum, Belki bir gün ben de müdür olurum Ama üzüyor beni hiçbir zaman Japon olamayacaðým gerçeði. her þey çok açýk ve net deðil mi?!
Þakir ÖZÜDOÐRU

4

karanlýkta ay lekeleri
“Bir kere daha kafalara dank etmelidir ki bir Medeniyetler Ýttifaký ya da Dinler Arasý Diyalog yok.” Sezai Karakoç [Ýkinci Yeni] hep çeyrek yüzyýlý çeyrek saatla karýþtýran öfkesiz disiplinli, orta burcuva sabrýmýz, insaflý tevekkülümüz kumun içinde sert nefesten sönmüþ külümüz kanýmý kurutan budur iþte kanýmdan bin parça kumda bir trilyon dolarlýk silah pazarýnýn olduðu bir dünyada sabah ezanýyla kafa karýþýklýðý bir anda daðýlan halkýn çürümüþ köklerden yetiþen gövdesidir elbet düþük faizli krediyi kabul eden birisi þiirden bir þey anlamaz. kemalistlerin neþesizliðinden nietzsche'ye dar bir geçitten geçilmesi güzeldir mareþal fevzi çakmak'ýn kurduðu millet partisi'nin anlamsýzlýk alanýnda soyutlanmak demek kemikleri yeni kaynaþan kavramlarla saldýrganlýðý aþýnmakta çürüyen ordularýn ertelenmiþ düþlerden ibaret namazlarýn bile kayda geçilmesi. okunulmazlýða bürünmüþ bütün yollar, bütün þoseler baþtanbaþa çabuk, akýþkan bir ýssýzlýkla kaleme alýnmýþ yol kenarlarý durgunluk verici, kaldýrýmlarsa ýsrarla milis ne yazýk ki kamyonlar içgüdüleriyle gecenin ortasýndadýr lâcivert bir bozkýrdan geçerken kaþanma yeridir her yer ilginç. barýþtan söz açmakta insanlar son damlasýna kadar kanýn aktýðý yerde, hangi derde deva bütün bunlar ne iþe yararsa, hangi barýþtan kim daha sað çýka? lânet olsun, sözüm geçmiyor, bir geçse, bir geçse sözüm boðazýmdan bir yudum su geçmediðine nasýl inandýrsam seni oysa tehlike geçmedi daha, hiç baþlamadýðýmýz fetihlerden savaþlara benzemeyen bu aþaðýlanmalardan sonra kime, hangi þifayý, hangi rýzký verebilir o kelime, kime miskin baðrýþarak üstüme geliþi bana benzemeyen bakýþlarýn karþýsýnda nasýl savunabilirim kendimi? iþte biz feodal bir romantizmle dicle'nin þiirini yazdýk kendimizce ahmet haþim'le, haþim'i yerli kýlan duygudan yahya kemal'in aidiyetsizliðini çýkardýk bir aritmetik ortalamasý olmalýydý bu þiirin biri boðazdaki mehtabý seyrederken dertsiz öteki dicle'nin üstünde kamerle dertleþmekte yani dýþa açýlýrken fatih kapanmýþtýr bir sýfatla fenâya kapanmýþtýr yüzükoyun tarih tarihin dýþýna çýkarýlmýþtýr atlar, atlar hep dýþarýda kalýr zaten. sivil bir þayia yayýlmýþ sanki, cuntayla iþmar eden türk þiirinin en büyük boðuntusunda ecevit'e karþýn saðanak yaðmur menekþelerden özet çýkarmakla meþgûl bulvarlarýn ortasýnda üç gün sýrf bu ürkek çocuk menekþelerini özetledi bize onun için menekþeler bu kadar saf ve tek heceli. Ömer AKSAY 5

kamburella
boðazýn fiber optik kablolarýný selamla! biraz turunç biraz soðuk ve eðri onlar ki ege taraflarýndan budaklanan birtakým zeytin dalý kirpiklerin dökülüyor deðil sonbahar yapraðý, egzozdan damla damla asfalta serpilen makine yaðý bu kirpiklerin kýrýk, kirpiklerin seyrek ilik bazlý bir kimyanýn þaheseri istanbulun biyokimyasý diyorlar, bu bir siluet;istanbulin biyokimya! koþuyolu köprüsünden atlayan on beþinci kaburga. bilmem kaç bin yýlýndan kalma saltanat seramik çini oyma kakma vesaire… yokuþlardan akan çamaþýr suyu mazgallardan salya sümük, köpüðü ki gökkuþaðýna üþüþür kimyanýn kazara mucizesinin intiharvari sonuçlarý; bebek gýrtlaðý yiyen tuz ruhu diyoruz biz buna ben bir e-5 üstü mahallesindenim bu arada her erittiðimiz kir, yanýk olarak u dönüþü yapýyor iskeletimize o iskeletler ki on beþinden sonra salacakta katrana bulanýyor kauçuk bir kundurasý bile yok boðazýn yýrtýk bir kundurasý bile,kundura bile,kondursak bile altýn tozu buhurlu bir portresi yok o arýðýn tuvale kolonya sürsek bile,yok kolonyalar salý deðildir bu arada ikircikli bir su kütlesi kendisi üstü arduaz tül; müstahdemler ki e-5'in üst kýsmýnda olduðundan ötürü göremezler buralarý açýortay yoktur istanbulda,büyük dilimli cüce istanbulinler dolaþýr,ciðerli bir kýyýda metan gazýyla doymuþ tabaðý ince borulu göbekli bir baba tasviri þiþer þiþer geometrik solungaçlarla dolu bu baðalar, yeryüzünün ucube bireyleri tarafýndan yenilir. bir çarþafýn tasviriymiþ gibi yapan kýrýþýk suratlý, vapur kremiyle sürünür nemlerini sterilliðini litresi yan yana iki çember olan o kadim. yama sterildir, bizim çimento fabrikasýný battaniyeyle örter. bütün bu tuzlu yaþlar ki tuzlu kirpikler tuzlu kaburgalar tuzlu köprüler; fiber optik göz pýnarýndan ötürü. Ozan YILDIZ

6

KÝBRÝTÜSTÜ

K'ader*
Damlayan týð / tarih / atonal Eskir pasajlar diri uçurum -direniþten devam edersek eðer [otomatismé;

ortalama 40 çöp-tür
ceh(d)ennemin muþtusu burada temel olarak bahsedilen?]

(b)iç(im)sel bir hata bu milletin otobüslerde uyumasýna izin vermemek lazým apolitik sözcüðü baþka anlamlara geliyor Dikkat!-nedir

sürek atlasýna yazdýrmýþtýr yoksa tanrý; errrare humanum est
Kükürtsüzdür

*Ader: Farsça'da ateþ.

Nisan 2010

Ulaþ KARADAÐ

Dýþarýsý Hiç Aklýmdan Çýkmayacak Eðer Açýkken Çaldýnsa Kapýmý
Ateþe verdiðim magma göðsümde patlayýnca Aðzý çörek otu kokan bir denize açýlýrdým Sorardým ya, çocuktum aslýnda, kelam indinde tabiatsýz Çocuk kalmýþtý yükte zaimler ehline aklým Önceleri yüklem yerlerinden yýrtýlan yüzümle Sorardým: cümbüþü ucuz oteller kadar çekmiþi var mýdýr aþktan? Nemli, ýslak vücutlarda etamin uykusunu? Ah, iki söðüt birden olsam sevdanýn gövdesiz tenine Dumrul inadýyla köprülerden kendi derdime asýlsaydým Asýlsaydým, bilirdim ki, ey derd'im, bu mevsimde Hiç aklýmdan çýkmayacak bir dýþarýsýn sen bana artýk Açýkken bir kez çaldýnsa eðer kapýmý Geldinse aþk hümasý, sarmaþýk dallar kýlýðýnda Bütün bir yaz Zerrin Özer þarkýlarýný anýmsadým Bahþiþinde uzun kaldým, yýllarýn hesabý var bakýþýn yekûnunda Dokununca bir yezidi öfkesi biriken dudaðýnda ansýzýn Deðiþtin iþte öylece deðiþtirdi evler ve hayat seni Ömür çölde bir zamanmýþ sisler içinde demek için Umardým ki, bu kederler yaylýsý, bu maça kýzlýsý hünerler her gece Alsa beni de bir deste iskambil kâðýdýna karsa tesadüfler Ýþte öyle söylene söylene alýþmaya çalýþtýðým bir kendimle Devrik cümlelerle bir sözlüye kalkmýþ gibi hazýrlýksýz Aksardým düz çýkýnca yolu kendi zihnimin kelimelerinde Aksardým ya, ey kalbim, adýna yaþamak derdim Günlük sevinciyle bir kelebek arafa uyandýðýnda Feveransýz bir gramere dayadýðýmda aðzýmý Öyle derdim kýrkýmdan sonra da aslýna bakarsan Aþk iki kiþilikse, yitikse, þimdi herkes Aðýr kalýr birbirine doðru yürümekte Hüseyin KÖSE 7

DADAKÖY
oRDA BÝR KÖY VAR UZAMDA
doð-

3
bir ev kurmak

a

a

(hiperarþ(il(k)
kopmalar baþladýðýndan beri yeni kapitone

noktalarý kurulmaya baþlamýþtý yazýnla ekoloji arasýnda. ekoloji bin sekiz yüzlerin sonunda tanýmlanmaya baþlasa da, “her þey diðer her þeyle baðlantýlýdýr.” önceliði ile disiplinler arasý bir yapý oluþturuyordu. Yunanca oikostan çýkýlan yolda, belki de …

Eve dönüþ...
dönüþtüðü o köyde, boþluða kurulan her saban için bir buðdayýn kök sap ayrýmý isteniyordu, olgunlaþan üzümlerin koruyucusuydu bu ayrým, baðbozumunda elde ettiklerini bu sökümden elde edilenler saklýyordu. saklananlar da ezilmek için gözetleniyordu, ayrýlmýþ sarý þeyler aracýlýðýyla da, gözetlenmeliydi, göz

etlenmeliydi, saklanmalýydý;

birilerinin belirleyeceði, bir zaman sonra sývýsýný akýtmasý için, her bir taneden sývýlarýn süzülmesi için derinin altýndan. Sonra iþlevsellik girmeliydi devreye kaçak olmamasý için, kologaritmalardan geçirilmeliydi her tane, en romantik sözcüklerin yanýnda içilebilir hale gelmesi için, ilan-ý kologaritma dedi bir buðday hýþýrtýlar içinde. diðeri, hep diðeri olmalýydý. ironinin de temsil kabiliyeti yok dedi kendisine. Kabiliyet esasýna göre mi yaþýyoruz lan dedi bir Ayrýlan daha. Sus dedik, insanlar duyacak.

O ambarda, o köyde, dadanýn içinde aranan bir yol olmuyordu, belki yeni bir dehliz, yeni bir söylem alaný oluþturmak için deðil, ol deyince oluyordu yoksa, hiçbir þey için. Hiçbir þey için bir þey olabileceði için belki, belki de bunu ispatlamak için, tanrýlaþmaya gerek yok.

ekoloji ile yazýnýn ekotonunda oluþan ekoeleþtirinin bir kuram olmadýðýný söyleyerek devam edebiliriz; ancak bir yaklaþým bu. Dominant doktrini olmayan bir yaklaþým. Ekoton sýnýr kapýsý sökümüne bile gerek duymayan doðanýn farklý popülasyonlara ait yaþam alanlarýnýn bittiði/baþladýðý yerler… dualiteden deðil farklýlýktan doðan bu alanlar sanýldýðý gibi kurak, siyah çizgili alanlar deðil, bitek. Doðada hiçbir þey bitip baþlamýyor, sadece farklýlýklar karþýlaþýyor, birbirine geçiyor, her þey (diðer) her þeyle baðlantýlý kalýyor ve çeþitlilik fýþkýrýyor - bu yaklaþýmda patlama, fýþkýrma gibi sarsýcý ifadeler modernliðin eril yanýna býrakýlmayacak kadar dengeli farklýlýklarýn karþýlaþtýklarý mecraya sýnýr dersek eðer, bu bölgede artan çeþitlilik için de bir sýnýr etkisinden söz etmemiz gerekir, ekotonlarýn karþýlaþmasýnda yaþanan çoklu geçiþler, doða için önemli bir verim 8

Öl- meyi

bilmekten baþla.

Karþýlaþmalardan, karþýtlýðýn doðmasý zorunluluðu olmadýðýný gösteren doða kurduðu sistemde kapalýlýða pek de yer vermez. Belki bundan dolayý ikiliklerin sürekliliði tartýþmalýdýr. Ýkilikler üzerinde yükselen hiyerarþik sistemlere karþý ekoeleþtiri ciddi bir düzen eleþtirisi getirebilmektedir. Bu eleþtiride de ikiliklerden kaçýnarak otorite olarak belirlenenin pozisyonundan çok, farklýlýklarýn arasýndaki iliþkinliðine dikkati çekmektedir. Bu, otoriteyi öldürmek olarak algýlanabilir mi bilmiyorum, ancak bunun için bir giriþim olarak kabul edilebilir. Geleneksel doða þiiri burada anlatýlanlardan tam burada ayrýlýr. geleneksel doða þiirlerinin pek çoðu insan merkezlidir. Halbuki bu, doðanýn çoðulcu özüne uygun deðildir. Ýnsan merkezli bu þiirlerde doða sadece metafor olarak yer alabilmiþ, insan öznesinin yaþamýnda bir nesne olarak tanýmlanmýþtýr. Burada dualist görüþün kültür doða ayrýmýndan söz etmeye gerek var mý bilmiyorum ama, geleneksel doða þiirlerinde insan doðayý kontrolü altýna almaya hakký olan üst benlik olarak yerini her zaman korumuþtur. Oysa ekolojik yazýn anlayýþýnda bu ayrým kabul edilmemektedir, kültürün ekosistem içinde etkileþimden doðduðu öne sürülmektedir Doðadaki çeþitliliðin zenginliðinde, otorite belirlemek mümkün deðildir. ancak otonomiden söz edilebilir. Karþýtlýklarýn olmadýðý bir otonomi. Ýliþkinlik üzerine odaklanan ekoeleþtirinin kendisi de bir etkileþimden doðmuþtur. Bir tür çevrim içinde yer alan ekoeleþtiride þiir de bu çevrimin bir unsuru olarak ortaya çýkar. Ekoeleþtirmenlere göre doðadaki enerjinin yüklü olduðu dil, hayatýn devamlýlýðýný þiirin de önemli bir parçasý olduðu enerji kanallarýyla saðlar. Doða dil tarafýndan yaratýlmamýþtýr, ancak dil tarafýndan çoðaltýlmaktadýr. Þairin bu etkileþimden doðan þiiri okurla buluþtuðunda da bu enerji dönüþümü saðlanmýþ olur, çünkü insan da doðaya dahildir. Hem bir ev kurmak okurla birlikte yeniden yeniden üretilmektedir þiir, hem de doðadan alýnan enerji yine doðaya aktarýlmaktadýr. Burada ekolojistlerin bütüncül felsefesinden hareketle ortaya çýkan, ekoloji kapsamýnýn sadece canlý organizmalardan oluþmadýðý, ayný zamanda biyotik olmayan nesneleri de içine aldýðý görüþü mevcuttur. Kuþlar nasýl ekolojinin parçasýysa, buldozerler de parçasý olabilir. Böylece öne çýkan þehir/teknoloji ve doða/doðal arasýnda da bir dikotominin kurulmasý önlenerek, bu ikisinin de baðlantýlý olduðu öne sürülmektedir. Çünkü doða ve teknoloji birbirini etkilemektedir, etkileþim içindedirler. . Belki ayný bütüncül felsefeden dolayý, ekopoesis eko ve poesis'i ayýrmadan da bir ev kurmak olarak algýlanabilir olmuþtur. Bir ev… Sayýsýz kendine ait odadan oluþan bir ev, her odanýn evin kendisi olduðu, duvarlarý olmayan kendine ait bir dünya kurmak… içinde her þey olan bir ev.
Ev

Kabuk ayrýlmamýþtý deðirmene ilerlerken, öðütülmeden sonra ekim nöbeti baþlayacak baþaklanacak ve bir sonraki bozuma kadar herþey bitecek. Bir ev kurmak En zoruydu. - bundan beklememiþtim her þeyin bitmesini 9

Can ARP
9

Can ARP

kaynaðýdýr. aritmetik kurallarýn geçerli olmadýðý sýnýr etkisinde farklýlýklarýn toplamýndan daha yüksektir çeþitlilik.

BIYIKALTI MEYHANESÝ
iyi de oldu; mort alfabesi kelim geldi yerine. hiç yoktan, nekes uzatalým mý bu filmi. iyi ki gaga müziði gençliðim bile yokmuþ yoksa burda; görecekti beni býyýkaltý meyhanesi!.. iyi ki taklitmiþ: bakýrýn etrafsýz dudaðýna altýnsesli yavuklusu tunç sözler kadayýfýný kýzartýrken þalgam mürekkebi akþamlar eve dönemeyenler adýna imtiyazlý ýslýk zýplatýp zýplatýp zurna kornasý yavaþlý bir kamyon dolusu karýnca misali simge yükçü ve damýna þýk kamaþýk ýsý yani karasalkým tanyerine karþý aksak üfleyen bir hýrhane boþboþçunun kurduðu, durul orta týknefes yaðmurlardan yine de yeniydi; delilik ilmiyle þiir yazanlar derneði. iyi ki yokmuþ can yücel sokaðýnda býyýkaltý meyhanesi iyi ki abim deðilmiþ, (ersun çayýný çýplak içerken taþmekan’da...) (...) iyi ki Cuma duymaz’ýn boynu þiirden ince... Osman ERKAN

PALUZE
Örgülü baðlarýndan kurtulduðu tuzla çözülmüþ geniz Buz birikmiþ lirik kiriþ topraðýyla arasý çalký su Nefret üfleyen zaman süzgeçleri Mabeyinde elektrik kesintileri. Rica bedesteninde doðurulan, doðrulan iðneden ipliðe Morgla mezarý ayýran ahu revire Sýfýrdanan zarif yarýyollarýný devire devire, Ruhu ozonla seyrelen sirenden suskunluða Mermere marmara törpüsü Bir kulak akýntýsýnda iç geçiriþi Dönemlik sesleri çalkanýþýndan eski Þeytandan bulaþýcý Dembeste Kalýbýma göre yer altý bir tutam Adýmla soðrulanlar korkulu odakta Kendi indisindeki alaþýmý… palaska tutulmasý Gölgesinde sürüngen süngü,intihar býçaðýndan dilim Arsýz yara kabuðuna çekilmiþ kendi içinde yaralanan Þekerlenen yüzeyindeki titreþimleri mat;kaþýklý kulaçlarýn Takvim sayýlarýndan sýð günler Güneþten sýða alan… Yüzükten geçen kurþun saçýlanýyla Suyu midede mayalayan dert Damýtýlan benliðe geçer tam saadetten!!!

Hasan KARAYEL

DOUBLE RECOMMANDÉ 3.
Bombadýr sanma bambudur bumba sanma þeytan görsün senin o iðrenç yüzünü bombadýr bumba Elastikiyetine tükürdüðümün uþaðý patladýktan sonra en aptalýmýz dahi anlar yani bombadýr bumba rumbadan cumba! Kahve telvene dökülen izmaritin küllerini sen gondollarla al da vatanýnmýþ gibi her daim kolla Yok B planýymýþta uçuyormuþ o acemilerle sabahýn körlerinde sen yanýndakine bakma öndekini solla! Çýkar kamaný kira zamaný bir moleskin cinayeti iþleyeceðin zamaný iyi iþaretleyip kapýcýyý ekmeðe aniden yolla Þaþýrsýn kelaynak kuþlarý hani bahçemize tünenler ölmesin papyonlu papaz ama ölsün içimizdeki o hain molla! Delirsin delirsin delirsin kapý komþusu al da biletleri vazodan papirüs balýklarýna çiçekleri korkma lo yol la Hiç kimseden zerre adedince bir samimiyet bekliyorsam cehennemde ebedi kalayým ki bu iþ ne sað ile ne de sol la! Düzgün bas sakin ol bak akþam sahneye çýkacaksýn yav sen bu iþi baþaracaksýn önce fa sonra re sonra da sol la Kaç kere dediðim halde sakalým yok ki sözüm geçsin sana bak hiç oturmuþ mu bu pantolon bol la! Alýþkanlýk haline getirdiðin Miryokefalon savaþýndan kalma bir hatýrayla keyfin gýcýr ne de olsa para bol la Yav kaç kere söyledim ne trigonometrisi ne sinüsü tanjantý o iþlemi çözeceksin parabolla! Ýþine yarayacaðýný sanýyorsan benchmarkingin daha maaþlarý ödeyemiyorlar bu asýrda yara bol la Gel gidip Pisa kulesi addedip Rumeli hisarýnda bir Ýspanyol kahvesi içelim hep beraber diyelim la ol ol la!

Murat SOLGUN 10

semente
þimdiki aklým gündeminde býçaklar aðzýmda bilediðim: saçlarýmý alabilmek geri havuz için slip mayo araya kaçanlardan iplerimizden insanlaþmaya çekiþtiren köpekler canlarým dutlarýn olmamýþlýðý yanýndan seyirtip hayatýma yeni mopaklar bodrumdan ýðdýra kalkan fanzinlerde öpülecek yer býrakmak fanzinler: underground does not go under ground in izmir bir türlü gramer: cenaze nevi lehçe o diliniz: sokak çýkýyorum biraz göt göreceðim yerel süreli günlük dergi ð: abece'nin kart-kurt sesi hiçbir kelimenin besmelesi deðil n'alaka fethullahçý devrimci ülkücü feminist alakasýzlar (Ýng.) kampusta fonksiyon tanýmlayalým: tünelin en karanlýk aný : '' void yerdegis (a,b) int *a , *b; /* formal degiskenler isaretci tipte */ { int g ; g = *a ; /* a'nin isaret ettigi yerdeki deger g'ye atanir */ *a = *b ; *b = *g ; } baþtan iþ-teknik derslerinde balici olmaktan kurtaran sistem dosyalarý baðýr saydým tarzanca ahulanahlarý midyatlý midyedolmacýlar kafa tasýmda biriken kurþun bir sigara daha otobüsün geleceðine dudak tiryakisi hiç dudak tadý bilmeden { bacaklarýn ve yýrtmaç ve ökçe ve ayna ve alkýþýn kökeninde çaldýklarýný geri satan tüy diken kaskat ören ve bayan nanometreler mertebesinde yýllar patinaj tek yön zýmbýr týklýmlar: bababanklarý memnun etmeye sabahlamak sýçtým mavileri anabanklarý memelilerin birbirini çekememesi þehsuvar'a yazdýðýmýz senaryoyu çekemedikmek kirli kürdanlar ve derasyonda geciken kürtajýlým insan neden tuvalette biraz (daha) fazla düþünürse mutlu bir dülger her sefasýnda yarý iletken bir balýk ellerimi tutmak bütün tanýdýklarýmýz ölsün gaz su katý ters elle yazabilir solaklar salaklar siz denemeyin yani. onu. islamýn bütün nuru yüzüne sinmiþ. bilirdim }

-iki yýl sonra- otobüslerdeki yerlerimizi aldýk yitirdik pimimizi yine: sözcük çimse aklýma solcular edebiyat laçkalaþtýk izmirde argolarý italyan

teka (kalabalýk, ekmek) m u s t a f a a r a b a c ý o ð l u : 600 + 5500
nerde bir parça kalabalýk görsem bir türlü kendimi gülmekten alamýyorum .. yeter þimdi beni iyi dinle : Münir YENÝGÜL 11

CÝ DEVRÝM CÝ
11. inançlarýmdan ayrýlmayý savundum toprak birimi nazariyeni açýkladýn kýþ uykusu uzadý tedavi edici üstün nitelikler taþýdýk toprak kaymalarý meydana getirdiniz harp gemileri çaðýnýn sonuna kadar en baþarýlý harp gemisini kullandýlar set görevimi yaptýðým için birçok efsaneye konu oluyorum çeþitli zamanlarda tamir ediliyorsun o yeni yönetimden memnun olmuyor kusurumuz oranýnda üzülüyoruz akarsu üzerindeki ince buz tehlikesini bilhassa küçümsüyorsunuz bu eserle efsaneyi tarihten ayýrmýþ oluyorlar suyun kütlesini kaybetmemiþ mohr terazisiyle sohbet edeceðim barýþ müzakerelerine giriþeceksin o hayli farklý olacak zehirli þeyleri kilitli bir yerde saklamayacaðýz halý yapýmcýlarýnca model olaral kullanýlacaksýnýz geometrik þeklin tepesinden tabanýna indirilen dikmenin uzunluðunu sikecekler 12. deðerli bir halk þairinin oðluydum fakat köle olarak öldün bir karþýt denklemde iki yandan ayný uzaklýkta bulunan terimler buldu derris eliptica ile yetiþtirildik orkestramýzda keman çaldýnýz bu kesin ahlakla birlikte saldýrdýlar harekete geçiyorum araþtýrma alanýný geniþletiyorsun o hiçbir üretim aracýna sahip olamýyor kapalý bir devreye akýyoruz jüra tabakalarýnda bulunan kolsuayaklýlar arasýnda baþta geliyorsunuz yelkeni sarmak için gönder kullanýyorlar h için tek iþaretle yetineceðim purona yüzük saracaksýn o türk alfabesinin her harfini zorba takýmýndan ayýracak zayýf ahlaklý hastalýða yakalanmayacaðýz sengin sengin gezmek isteyeceksiniz yoþimitsu tarafýndan korunacaklar 13. makam kuralý anlatýmýma uymadým baðýmsýzlýða hazýrlanmak amacýyla büyük devletlerden birine verildin cezalarý tayin olunan suçlar iþledi milli menfaatlere zarar verecek faaliyetlerde bulunan vatandaþlardan olmuþtuk daha önceleri neredeydiniz iskele gibi kullanýldýðý söylenen taþý sakladýlar kanuna aykýrý faaliyetlerde bulunmak istediðim kanaatine varýyorum 12

adanýn kuzeyine ulaþýyorsun o hareketlerini tekrarlayarak ona vekalet ediyor özel iþletmelerde çalýþtýrýlýyoruz bazý bitkileri topraða gömüyorsunuz iþkence þarkýlarýný açýklamýyorlar rivayet edileceðim barýþ simgesi sayýlacaksýn o yabani merkezinde de yok sayýlacak bolþevik devriminden sonra ilk uzun filmimizi çekeceðiz uranyum çubuk kýlýflarýnýn yapýmýnda kullanýlacaksýnýz imtiyaz sözleþmeleriyle yabancý teþebbüslere kamu hizmeti gördürecekler 14. ýrmaðýmýn bir kolu oldum teori alanýnda kusursuz oldun eski para birimi oldu dua parçalarýyla nezredildik þiddetli sancý yapaný sevmediniz gezegen yörüngelerinin deðiþimlerine konu oldular devrim edebiyatýnýn klasik metinlerinden birini yazýyorum halk hakimiyeti temasýný nazari bir açýdan iþliyorsun o sadece avuç içlerine bakarak teþhis koyabiliyor tüm kapaklarýmýzý açýyoruz dili de bu öbeðe baðlýyorsunuz önemli tedbirler alýyorlar zümre dýþýnda kalmak isteyeceðim yerli temsilciler arasýnda bölüþüleceksin o þehrin çýkarlarýný ustaca korumayý bilecek bin metreden yukarýya kadar devam edeceðiz ileri sürüleceksiniz hücum sýrasýnda vurulacaklar 15. dikroizmin terini silmedim seçilen maddenin þýrýnga edilmesiyle kabaca meydana geldin dinamit lokumuydu kuvvetlerin baðýmsýzlýðýydýk katlarýn baðlanmasýnda çýkýþ impedansý olarak ohm dirençleri kullanan yükselteçtiniz çalgý müziði de bestelediler bir iþi gayretle yapýyorum beþ bölümlük büyük bir roman yazýyorsun o ebced hesabýnda yanýlýyor bunu ebcede söylemiyoruz musandýracýbaþý iken terfi edip ortanca oluyorsunuz özellik taþýmayan makamlarýn bir zenginlik unsuru olduðunu ileri sürüyorlar sol alyuvar lehine olan bu asimetriyle arkeolojik keþiflerde bulunacaðým bir konu üzerinde konuþacaksýn

o gözlerine sürme çekecek yýlýn ilk aylarýnda parayý geriletecek önlemler almaya çalýþacaðýz eylemlerin ülke çapýnda yayýlma tehlikesini görünce kan akýtacaksýnýz dayanacaklar fakat sonra sürekli acý çekecekler 16. eyalet meclisi kalemine memur oldum müller-lyer yanýlsamasýný incelemeyi baþardýn madeni parmaðý sýrayla temas etti diþli profillerimiz bulunurdu bir fedai tarafýndan öldürüldünüz baskýlara dayanan sonsuz vida çarklarýyla sonsuz vidayý bir yay boyunca sararlardý kendimi yapayalnýz hissediyorum baðlýlýðýný ispatlýyorsun o düzgün bir yüzey elde ediveriyor sinyalin sýnýrlý yayýlma hýzýndan doðuyoruz yüksek dað kütlelerini kapsýyorsunuz yulaftan viski yapýyorlar çok iyi bakacaðým doðru olmayacaksýn o topraktan bir model yapacak siyasetin çekirdeði sayýlacaðýz ayný türden hiçbir þeye benzemeyeceksiniz aðýr bir þekilde baþlayacaklar 17. düþük seviyede tutulmamdaki amaçtým su ve zamk karýþýmý boya ile resim yaptýn daha hýzlý çalýþan makineler de yaptý yayla kesimlerinde daha serin geçerdik tarifeye uygun nakdi yardýmlarý özel bir jakar sistemi ile hareketlendirdiniz nakdi mübadele mekanizmasýna dayandýlar ammon boynuzlarýný birleþtiriyorum sikke ýslahýndan on yýl sonra basýlýyorsun okoyungözünükokluyor ýþýk izlerinin kalýcýlýðýna dayanýyoruz ýrak'a giriyorsunuz felsefi terimleri açýklýða kavuþturmuyorlar sosyalistleþtirme sürecine zaman zaman ara vereceðim motifin bir yan kasasý olacaksýn o yeni bir çekim sayýlacak burnu yaðlanmýþ mesire yeri olacaðýz öldürmek isteyeceksiniz esirgenmek isteyecekler 18. ticari muamelelerin dok kelimesiyle ilgisiydim tacirlerin faaliyetlerini tekelleþtiriyordun sertleþerek kuru çekim uyguladý aralarýnda yedi nota ve sekiz basit aralýk bulunan iki notayý ayýrýrdýk muhalif baronlar koalisyonu tarafýndan sürüldünüz doðrudan doðruya estetik akýmdan geldiler düzensiz giriþimlerimle baþarýsýzlýða uðruyorum meclisin yardýmýyla taahhütlerinden sýyrýlýyorsun

o güzel gözlü sayýlabiliyor kýzýlay'a inmeyi sevmiyoruz þehri büyük bir özenle yeniden kuruyorsunuz orospular harfleri satýr durumuna getireceðim simgesi ku olan çatýþmayý yatýþtýracaksýn o fayans tabaklar alacak yazýlmamýþ bir þiir kitabýný yazacaðýz daha sonra daha güçlü biçimlere varacaksýnýz öldürülecekler 19. kavkým köþeliydi fakat örnek tip deðildim donatmak eylemine konu oldun yumurtacýðý etkiledi cinsel münasebet dýþýnda kadýn cinsel organýna spermanýn sokulmasýydýk dönencelerarasýydýnýz yüksek varlýklarý çok sevdiler iktidarý birdenbire yýkýyorum hazinenin açýðýný kapatmak için zenginlerin gümüþ sofra takýmlarýný eritiyorsun o yeni dünya savaþýnda tekrar hasar görüyor kölelik meselesine dokunduruyoruz cemiyetle birleþiyorsunuz idealist filozoflar bazý þeyleri bilemiyorlar bugüne kalacaðým açýða vurmaya çalýþacaksýn açýk karþý koyacak karþý karþýya kalacaðýz memelilerin sütünde de bulunan bir sahile vuracaksýnýz onlarý yiyerek beslenecekler 20. göz lekelerini hafiflettim altýný yaprak haline getirdin küçük donlardan zarar gördü hesap makineleri yaygýnlaþýnca eski önemimizi kaybettik hollanda sömürgesi surinam idiniz þaþýrtýcý yönleri vardý kovuþturmaya uðradýlar kant ile ortaya çýkmýyorum yýkým gücü saðlýyorsun o ölsem de o rahatlasa diyor düzen deðiþikliðinin varlýðýný açýklýyoruz eserimi kýsmen çözüyorsunuz bu yenilgiyle baþlýyorlar devrim yapacaðým aðlayacaksýn devlet bizi soðutacak üstümüze sýcak þurup dökecek dayanma süremizi belirteceðiz paranýzý muhafaza edeceksiniz eziyet edecekler Nazmi Cihan BEKEN 13 13

OKU OKU OKU
Bülent KEÇELÝ Vural Kaya/ akranýmdýr þiirsel analizci!
Vural kaya renga þiirinde (ebabil yay./nisan 2007/syf.21) öncelikle bir dýþ dünya algýsý sunmak isteyerek öteki kavramýný barizleþtirip modern dünya eleþtirisine bir þiirsel analiz de eklemek istiyor. Burada bir muhatap arayýþý isteði hissedilse de ben böyle bir arzunun þairde olmadýðýný düþünüyorum. Buna kuvvetli bir þekilde vahþi kapitalizmin hayatýmýza etkisini imgeleþtirerek günümüz eleþtirisini yeterli ve hatta zaman zaman aþmýþ bir þekilde yapýyor. Muhatap aramayýþý 'zinhar sevmedi beni dünya// fakat sevmemeliydi yine de' dizelerinde olduðu gibi oldukça cesur bir hale de bürünebiliyor. Þair renga kavramýnýn tanýmýndan yola çýkarak modern ideolojinin insaný muhatapsýz kýlmasýný modern bir taným kullanarak yapmak istiyor. Modern tanýmý Türk halk geleneðindeki aþýk atma tanýmýyla karþýlaþtýrarak renga kavramýný bir modern soyutlamaya tabi tutmak istiyor. 'gel baþa dönelim// senle atalým bu aþýðý' dizelerinde yapýlmak istenen budur. Þair aþýk atma tanýmýný ortaya atarak modern epik biçimle yakýn iliþkisini gösterme ihtiyacý da hissediyor. Vural Kaya sanýrým modern epik þiire bir analizci edasýyla yaklaþarak farklý bir þair profilini de hissettiriyor. Analizci yaný kuvvetli þairler karþýlarýna muhatap olarak ideolojileri, düþünceleri vb.lerini alýrlar. Modern epik þiirin eleþtirel yaný da yedeklerinde olduðundan iþleri dekolaylaþýr diyebiliriz. Þair kendisi için bir muhatap aramasa da modern dünyanýn mahkûm ettiði insana muhataplar sayýyor. 'kollarý korniþlere asýlý kalmýþ erkekler için renga// silik yüzlerine biraz kan gelmiþler için' dizelerinde olduðu gibi þair hassasiyetini de ekleyerek modern dünya eleþtirisini ve analitik yorumunu da þiirin bu bölümüne ekliyor. Bu dizelerde modernlik yüzünden atýl kalmýþ insana da deðiniyor. Analizci yaný kuvvetli olduðunu belirttiðimiz þair imgesel analizleri þiire ekliyor. 'avro dünyasýndan çýkmýþ balýk þeyler// semirme seanslarý// mütedeyyin karantina// renga' dizeleri buna dair bir örnek olarak þiirde yer alýyor. Buna benzer örnekler þiirin içinde oldukça fazla yer alýyor. Þair bu örneklerden yola çýkarak modern dünyanýn kendisi ve toplum için örtülen ve kapatýlan noktalarýný çözme ihtiyacý içine giriyor. Analizcilik burada daha ön plana çýkýyor.
14

Þair aþýk atma benle diyerek moderne dâhil insanýn aþýk atma paradigmasýna dâhil olamayacaðýný düþünerek aslýnda geleneksel baðlamda karþý bir ötekileþtirmeye giriþtiði düþünülse de güç ve iktidar gelenekte deðil de modernde olduðundan bu düþünce eksik kalýr. Nitekim bir sonraki dizede þairin aslýnda bunu bir meydan okuma tavrý içinde kullandýðý anlaþýlýyor. 'fakat toz kalksýn iþte yine de kalksýn bu bir renga' dizeleriyle moderne modernin silahýyla kafa tutuyor, devamýndaki dizelerde de 'gel baþa dönelim' diyerek geleneðe de olumlu bir atýfta bulunuyor. Daha sonraki dizelerde sayarak rengaya bir muhatap aramadan bir analize giriþerek (yine) memleketin halinin rengaya uygunluðunu (olumsuzluk anlamýnda) kanýtlamaya çalýþýyor þair. Mesela þu dizeler þiir içi analize çok uygun bir örnektir: 'bir þehrin uykusunu ayartanlar için// aðalar beyler celepler hainler için' bu dizelerdeki hainler kelimesi analizin kilit kelimesidir. Þiirin son bölümünde þair 'lehçemi deðiþtirdim fakat fiyasko' dizesinde aþýk atma ve renga arasýndaki karþýlaþtýrmayý aþýk atma yönünde kullanarak moderne ait dilin kendisine ait olmadýðýný belirtiyor. 'bir destansýzlýk var bunda evet var' diyerek modern epik tavra baðlýlýðýný da gösteriyor. Bu iki tavýr þairin gelenekten yana ideolojik baðýmlýlýðýný göstermiyor yine bir þiir içi analize giriþerek modern tavrýn dünyaya yetmediðini ve sömürdüðünü göstermek için bu dize kullanýlýyor. Finalde ise renga bitti aþýk atabiliriz denilerek renganýn taným olarak eksikliðine dair gönderme de barizleþiyor. Eksiklik þu þekilde daha iyi anlaþýlabilir, renga iki veya daha çok þairin bir araya gelerek ve de her birinin sýrayla bir dize oluþturarak meydana getirdiði þiir olarak söylenebilir. Aþýk atma ise iki ozanýn birbirleriyle çatýþarak oluþturduklarý bir þiir türüdür denilebilir; iþte þiirin ana ekseni burada meydan çýkýyor. 'renga bitti' ve ardýndan gelen 'öteki þair hiç söylemedi' dizeleri þairin de bu moderne olumsuz anlamda dahil olacaðýný göstereceði gibi dizedeki öteki kelimesiyle þairin modernin yok saydýðý bir yerde olduðunun da göstergesidir. Oysa aþýk atma geleneðinde iki þairin de önem derecesi deðiþmez. Bu analizi modern eleþtirisinin nihai sonucu olarak ta okuyabiliriz. Renga'da ise bir çeþit çok seslilik halinden bahsedilebilir, eleþtiri sýrasý modern duruma gelemeyebilir.

Bülent KEÇELÝ Murat ÜSTÜBAL

M.Ü.: Þiirin içine yararcýlýk ve fýrsatçýlýk giriyorsa kapitalist ve emperyalist düþüncelerin artefaktý, artýðýdýr bunlar. Elbette iþin içine tüketim giriyor yararcýlýk girince. Fýrsatçýlýk girince metalaþma giriyor. Dolayýsýyla þiire biçilen rol, solcu bir kimlikle de islamcý bir kimlikle de liberal de olsa her zaman metaya ait bir roldür o zaman. Bir þiir modern meta halinde modernist burjuvanýn dayattýðý bir þey haline geliyor. Þiire mal olarak bakan zihniyetin rehberliðinde gidiliyor demektir bu. Dikkat edersen imgenin ölümünde en büyük sorun imgenin iþlevinin tükenmesi. Ýþlevinin tükenmesini yararcýlýkla baðdaþtýrýyorlar aslýnda. Yapýlmaya çalýþýlan bu oluyor. B.K.: Damar aslýnda burasý. Ýmge bir þekilde kamuya yönelik iþlevsel kýlýnmak isteniyor. Yani imge öyle bir hale gelecek ki mesela þurada bir trafik kazasý olsa o trafik kazasýný çözecek olan kiþi imgeden bahsedemez. Ýþte burada reklam kültürünün ve þairlerin vebali de çok büyük. Þairler buradaki vebalin hesabýný vermek zorundadýr. Reklam kültürüyle þiir kapitalizmin hizmetine sunularak imgenin iþlevselliði icat edildi. Yani anlamýný yok ettik imgenin.

Ýmge bir þekilde kamuya yönelik iþlevsel kýlýnmak isteniyor. Yani imge öyle bir hale gelecek ki mesela þurada bir trafik kazasý olsa o trafik kazasýný çözecek olan kiþi imgeden bahsedemez. Ýþte burada reklam kültürünün ve þairlerin vebali de çok büyük.
M.Ü.: Ne zamanki iþlev anlamýn önüne geçti orada kliþeler oluþmaya baþladý. Kliþe iþlevin anlamý örtmesidir aslýnda. Ve bunu tamamen kapitalist zihnin yararcýlýk ilkesiyle baðdaþtýrmak gerekir. Bizim imgeyi iþlevsiz bulmamýz onun anlamsýz olduðu anlamýna gelmiyor. Ýmgedeki anlamý ne zaman o iþlevin önünde bir þey olarak tartýþmaya baþlarýz iþte ancak o zaman imgenin ölüp ölmediðine karar veririz. B.K.: Yararcýlýk kavramýnýn dýþýnda tuttuðumuzda, kendi gerçekliðinde kullanmaya baþladýðýmýz anda imgenin de gerçek anlamlarýný bulmaya baþladýðýný göreceðiz. Kapitalizmin bir evresi içindeyiz zaten, o evre içinde bunun da oraya evrilmesi çok doðal. Þiir içinden buraya kaydýrýlarak meta haline getirilmeye çalýþýlmasý, iþ üretici ve tasarýmcý yapý haline modern anlamda getirilmesi, mesleklerin içeriðine katýlmasý modern kapitalist dönemlerle alakalýdýr. Þiirin gücünün ne kadar saðlam olduðunu görüyoruz ama reklam kültürüyle bu da etkisiz kýlýnmaya çalýþýlýyor. Þiirden yararlanýlmak istenmesi bile þiirin gücünü gösterir. M.Ü.: Aslýnda þiirden yararlanmýyorlar þiirin iþlevselliðinden yararlanýyorlar. Ýmgeyi çok konuþtuk zamanýnda belki, dilsel oyunlara ve kýrýlmalara geldiðimizde de dikkat edersen dilsel kýrýlmalarý belli bir anlam dönüþümü için kullanmýþtýk. Oysa o anlamdan beklediðimiz yararý

somutlaþtýrmamýþtýk. O herkes için deðiþebilen, çok farklý boyutlara gidebilen bir yapý. Fakat on yýl içinde gördük ki o dilsel kýrýlma ve oyunlarýn maksadý aþýlarak iþlevselliði ön plana geçirildi. Bizim de zamanýnda yaptýðýmýz dilsel kýrýlma ve oyunlarýn kliþeleþmesinin nedeni dilsel kýrýlmalarýn ve þiir içi teknik argumanlarýn yeterince tartýþýlmadan içselleþtirilmeye çalýþýlmasýnýn anlamýn üzerini örtmesidir. Böylelikle imgede ya da dilsel kýrýlmalarda anlamýn örtülmesi onlarý toplumsal iþleve mahkûm etti. Bu da giderek bir anlamda dilsel kýrýlmalarýn ideolojik olarak kullanýlma niyetiyle çakýþtý, eninde sonunda kliþeleþiyor bu da. Kalýcý þiire buradan ulaþmamýz zor görünüyor. Bu þekilde ancak moda ve metalaþmýþ þiire ulaþabiliriz. B.K.: Burada da sorun yine kapitalizm. Anlamý iþlevsellikle örten kapitalizm yani. Toplumun her alanýnda görüyoruz kelime oyunlarý ve dilsel kýrýlmalarý. Ýþlevsel düzlemde kullanýlýyor zaten. Ama bu ne Ücra'nýn ne de bizim suçumuz. Biz bunu Ücra'da gayet üsturuplu bir þekilde yaptýk. Davranýþýmýzýn köþe baþlarýný da gösterebiliriz aslýnda. Biz grameri ve dil yapýsýný çok iyi çözümlemiþ, özümsemiþ insanlarýz sonuçta. Bunlarýn yapýsýna sadýk kalarak ve bilerek bazý yapýbozum hareketlerine giriþtik. Yapýbozum hareketlerine giriþerek oradaki yapýnýn içeriðine dalmak istedik bilindiði gibi. Ýçeriðine niye dalmak istiyorsun? Ýþlevsiz kýlýnan kavram ve imgeyi harekete geçirmek için. Anlam yönündeki o sekmeyi ortaya çýkarmak için. Þiirdeki anlam bu yapýdan ve modern komplikasyonlardan dolayý neden sýkýntýya giriyor diye düþündük. Buradan Türk þiirine fayda olabilecek argumanlarý ele geçirebilir miyiz derdindeydik. Zaten her zihinselliðe ulaþabilirsin buradan, önce dili çözmek gerekiyor. Önce dili oluþturmak gerekiyor, kimse dil oluþturma derdinde deðil. M.Ü.: Dilsel kýrýlmalarýn içinde bir çok yapý var, aslýnda orada herkesin hakký var! Elimizde kalýp olarak duran topluma mal olmuþ dilsel yapýda herkesin hakký var. O herkesin içindeki özneler ne ya da kim? Gerçekleþtirilen dilsel kýrýlmalar oradaki global anlamýn içindeki özneleri ortaya çýkardý. Bu bir hakkâniyet. Buradan kendimize ait olaný da ortaya çýkarmaya çalýþtýk. Farklý bir büyükanlam'a ulaþmaya çalýþtýk. Bunun ne kadar anlaþýldýðý belirsiz. Anlaþýlsaydý böyle bir tekrara baþvurmazdý þairler.

Bizim imgeyi iþlevsiz bulmamýz onun anlamsýz olduðu anlamýna gelmiyor. Ýmgedeki anlamý ne zaman o iþlevin önünde bir þey olarak tartýþmaya baþlarýz iþte ancak o zaman imgenin ölüp ölmediðine karar veririz.
B.K.: Aslýnda deneysel olmadýðý da ortaya çýkýyor. Deneysel derken deneyin aþamalarýndan geçerek bir þeye karar kýlmak. Bu arayýþýn sonu yok, biliyoruz bunu. Ama biz sonu aramýyoruz. Biz arýyoruz. Aramak deneysel þair olmayý gerektirmez, bugün herkes arýyor. Kimisi geniþ bir spektrumda arýyor kimisi ise dar spektrumda. Biz dar olaný tercih etmedik. Kendimize sýnýr koymadýk yapýmýz gereði. 15

M.Ü.: Yani akýþkanlýk sýnýr tanýmayacaksa eðer bizim de kendimize sýnýr koymamamýz gerekiyor bu anlamda. Yaptýðýmýz tüm reddiyelerin kendi üzerimizde de tahakküm kurmasýna izin vermememiz gerekiyor. Kendine dönen bir akýþkanlýða da gerek yok. Herkes bir tür anlamsýzlýða doðru kaçtýðýmýzý söylemeye çalýþýyordu ama biz tam tersine anlamsýzlýða deðil de deðiþen anlamlarý yakalama hassasiyetine sahiptik. Bu da deneyselci gibi bir kýlýfý kabullenmememiz için yeterli bir sebep.

On yýl içinde gördük ki o dilsel kýrýlma ve oyunlarýn maksadý aþýlarak iþlevselliði ön plana geçirildi. Bizim de zamanýnda yaptýðýmýz dilsel kýrýlma ve oyunlarýn kliþeleþmesinin nedeni dilsel kýrýlmalarýn ve þiir içi teknik argumanlarýn yeterince tartýþýlmadan içselleþtirilmeye çalýþýlmasýnýn anlamýn üzerini örtmesidir.
B.K.: Üzerinde çok durmak istemiyorum, deneyselci demeleri de çok önemli deðil. Üzerimize almadýktan sonra anlamsýz. Ama bunun ýsrarla söylenmesi asýl rahatsýzlýk verici olan. Bunu defalarca belirtmemize raðmen. Deneyselcilik kabul edilebilecek bir þey de deðil. Hatta örnek de verdim, bir ülkede kýrk sene deneysel þiir yazan þair olamaz. Toplumsal þiir yazýyor demelerine bile razýyým! Bunun ne anlama geldiði belli, bu ötekileþtirmektir! Bir arkadaþýn sözü çok manidar: þiirin yan yollarýndan biridir deneysel demiþti. Þiirin yan yollarýndan birine dahil olabilir mi insan? Þairim ben ve yan yollardan ana yola çýkmaya mý çalýþmalýyým? Anayolu da sen mi belirleyeceksin? Ýlginç yani. M.Ü.: Bu anayol tespiti tamamen merkezin tespiti. Merkez tarafýndan devþirilmiþ þair zihninin sembolü. Kusura bakmasýnlar hepsi arkadaþýmýz ama nasýl bir etki altýnda kaldýklarýný görmeleri açýsýndan söylüyoruz bunlarý. Aslýnda dikkat edersen, iktidarýn kiþiler üzerindeki psikolojik etkileri yeterince araþtýrýlmamýþ. Yani, ötekileþtirmenin mekanizmasý araþtýrýlmamýþ. Þiirin burada da çok önemli bir iþlevi var. Yapbozyap sürecindeki 'yap' bir anlamda bu psikolojiye direniyor. Ýktidarýn özne üzerindeki hükmetme psikolojisini çözümlemeye çalýþýyor. Þiir burada devreye giriyor özneden baþlayan bir þey olarak. Belki kendi özneliðini bile iktidar karþýsýnda iþlemek için öznesizliðe doðru kaçmaya çalýþýyor ama, bu öznesizliðe doðru kaçmak kendini deðilleme ihtiyacýný

nereden buluyor? Belli bir psikolojiden buluyor. Bu psikoloji iktidarý savuþturma psikolojisi olabilir. Demek ki böyle bir güç var. Demek ki iktidar psiþik durumlarýmýzý esir almak için bazý yapýlar kullanýyor. Bu yapýlar içinde en önemlilerinden biri dildir. Özne kendisiyle iletiþime geçmek isteyen dille karþý karþýya kalmamak ve irtibata geçmemek için kendi iletiþimsizlik dilini yaratabilir. O dile karþý koymanýn ve reddetmenin bir tavrý olarak bu iletiþimsizlik dilini yaratabilir. Bu da þiirin dili olabilir. Mesele hiçbir zaman toplumsal ya da tekil özneler olmadý. Ama öznelerden hep tekil ve toplumsal olma arasýnda bir seçime gitmeleri istendi. Tekil oldukça kendilerine toplumsal özne dayatýlacaktý, toplumsal oldukça da slogan diliyle yönlendirileceklerdi. Ýkisinde de bir maniplasyon var. Biz tekil ile toplumsal arasýnda sýnýr koymayarak ikisi arasýndaki gidiþ geliþlerimize de bir had koymamýþ olduk. B.K.: Ýktidarýn yaratmak istediði bir özne þekli senin bahsettiðin. Ýktidar kendi öznesini yaratmak istiyor tabii ki. Bunu þiire de dayatacak elbette. Burada savunmayý oluþturmak lazým, gücünü göstermek lazým. Ama bunu göstermeyip ben de politika yapacaðým diyorsun! Ben de böyle bir özne olmak istiyorum diyorsun! Bu özne olmak istedikçe þair özneliðinden uzaklaþýyorsun. Þair öznesi daha farklý. Orada iþte hegemonik dili çözebilirsin. Bunun estetik kaygýlarý dýþýndaki faydalarýný da düþünmek lazým. Bunu çözebildiðimiz anlamda, Ücra'nýn akli tarafýna da geçiyoruz. Ücra'nýn akýþkanlýðý içinde tuttuðu bilinçli yolu da gösteriyoruz asýl. Bu akli yolu da çözmelisin. Ýþte burada polemiðe dahil olmak, þiirin dilini polemik dili haline getirmek (sokak dili ya da beat generation da deðil) onu tamamen iktidarýn gücünün bir argümaný yapmak! Ýþte bundan da kurtulmamýz gerekiyor. Modern zamanlarýn isteði bu deðil mi? Þiirin gücü farklý. Þiir, o derinlerdeki yapýyý göstererek, okuma kabiliyetini geliþtirerek aslýnda gerçekleri de görmemize neden olur. Ýkinci Yeni'nin en büyük anlamý buydu. Ýkinci Yeni sadece biçimde bir devrim deðildi. O biçimdeki devrimi yaparken anlamdaki devrimi de gerçekleþtirmenin adýydý. Ýþte bunun üzerinden gidelim. Biçimin üzerine gitmenin anlamý budur. Biçimci, yeni, farklý gibi kavramlarý kullanmak yoksa çok kolay.

Yapýbozum hareketlerine giriþerek oradaki yapýnýn içeriðine dalmak istedik bilindiði gibi. Ýçeriðine niye dalmak istiyorsun? Ýþlevsiz kýlýnan kavram ve imgeyi harekete geçirmek için. Anlam yönündeki o sekmeyi ortaya çýkarmak için.
Erdoðdu Ofset Yeni Matbaacýlar Sitesi 1. Blok No: 12 - Tel: 0.332.342 07 95 KONYA

Sayý: 37 Eylül - Ekim 2010

Office Dizgi & Grafik