You are on page 1of 16

Ücra

38

Ýki Aylýk Þiir Dergisi Kasým - Aralýk 2010
ISSN: 1309-145X

ADRENALÝN
bir þerit olmayan beyaz gelindir infilak etmemiþ beyin zarýnýn zararsýzlýðýnda ceylan derisi baldýrýn dehþetengiz salgýlarýnda deþiyor beni deþiyor birçok yerimden iðneler olmayan, fýrça bir kundaklanmýþ arazisinden olmayan yapraktýr tüylü olmayan yapraðýn çayýdýr tüylü gýcýk yapan olmayan gýrtlaðýn iniltileridir iltihabýndan ötürü týrnaðýný etime geçirip envayi çeþit çýðlýklar çýkartýyor o gök kuþaðýnýn sörf yapýlan sývý noktasýnda ben korkusal kurgusal bir filistin askýsýyla seviþiyorum bilinçsizlik salgýyorum kurgusal olmayan terlerimi sana verdim tuzunu kurut da yediðine ek. buðdayýn senin, berberlerdeki yaðlý saçlardýr fýrýnlarýn senin tarih öncesi hamamlarýn, dizanteri yüklü tozlu odunlarýyla sývanmýþ sobasýdýr. beni buruþturur sevin buna sinir uçlarýna yapar baskýný plütonyumlu mandal

SEZEN SONU ÝNDÝRÝMÝ
!. edilmeme1 safhasý duraklýyorum da ne demek edim yaþ bitmiþse iþ yetmiþ mi yoksa yemeðin tuzu mu eksik hayat böyle eksi hadi kapat gözlerini de esemesimiz bitmesin edim gerçi beþ bindi ama sende binebilirsin edim trenin nereye gideceði de hiç mi hiç önemli deðil o bizi sizi ilgilendirmez iklemez edim iplemez o sizi bizi de ilgilendirmez itlemez üstelik itoðlit duymadýn mý kampanyalar uçuruyor adamý cinsinden uçaklar -cok ucma dusersin guzelim posterlerin yirtilir-bana Ferrari almazsan vermem sana edim cinsinden hakem görmedi pardon hocam pozisyonlarý tarifi kolay olsun olay kolsun rehberde -ilk soldan dönüp bayrak asarsan odana sen de alýþabilirsin ultrahýz edim hatalarýna edim edim edim edim ah! edim pardon sevgilim sik bu þiiri gözüm görmesin !!.artýk çiþimi yapabilirim safhasý

Ozan YILDIZ

dönence
karaciðerimden muzdaribim dünyayý yutuyor karadelik karada tuz kalmadý mineraller köþe baþýndaki karartý karanlýk örtüyor þalýný kara günlerden arta kalan defin geleneði yedisi kýrký el-hamd diþil kaplýkara eril elliiki gölge asuri fidye uçak tutmalarý son gördüðü avamýn havada dal uçunda kýsýr ak boynu bükük peþtamal imam-ý duvaz þelpe saz Yallahlayarak geldik bu günlere çoþunbilig adýna çarkýfelek dediði dönenceler hazýrladý bizlere Mitat ÇELÝK

duraklýyorum ne demek hala duraklýyorum otobüs gelsin sinemada Ç tiþörtlü karlý havada E o arada sen bütün ekibi topla bir derede bir moro lafýný keserken yatak ucunda bombatlasýn kim demiþ fakyu dersen hiçbir kadýn aðlamazmýþ sanat için sanat üstüne de soyun bir sýtar ve bir baðcan 2 anne an ne nolor söyle demirele sezon finali bizim sokakta yapýlsýn reytingler çýldýracak: þarap bira esrar patlak at avrat silah partilerde elim sende oynayacak kýçý fýçý oluk oluk kan +18 +16 +13 +10…+3 +2 +1=0 bOmBB intihara teþebbüs mafya anasýna Petro baretta pipi vajina hadi durma! yiyosa bunlarý bizim kanalda da yap duraklasýn otübüs: annen mahallede boþ karakter in sevgilim sana demiþtim ocak bu yýl aha bu þiire yazýyorum- bizim yatak ödül alacak. !!!.the son yakýnda bütün pijamalarda…

1. basýlanýn bastýrana sövmesi (tabi o arada dili sürçüyor).Ýþte buna edim hatasý diyoruz 2. Patlýcan

Servet TURAN

KORKAK KÖPÜK
8. Gellan biraz isyan Bulaþtýrayým sana Yalnýz yaþamak bana göre deðil Baþýma aðrýlar giriyor yalnýz kaldýðým günler Gel biraz isyan Bulaþtýrayým sana Her taraf bana dik dik Kara kaplý kitap tombul yanak Keçi sakal dik dik devlet surat Beþ aylarý doðarken patlayan bahar Otuz orucu tutan bahtiyar Dik dik Gel bana biprovokasyon yap Hayatýn anlamý çýksýn Yoksa boþa gideceðim Oyun bozmada kaos çýkarmada Üstün bir yeteneðim var piyon Toplamada çýkarmada Hâkimiyet kralda Þahta deðil Her taraf polis Çoklar polis Rapor tuttular osman ankarada Þiir sanatýnýn üssü Ýnsan deðil taþ bina Zayýflýðýmý sakladým babacýðým taþ bina Aydýnlýðýn karanlýðýn içinde taþ bina Zor zamanda sýký dur dedim taþ bina Önümüz bayram Ýçimde senden kalma Büyük bir hýnç dünya Ziyaretine geleceðim babacýðým Gerisingeri Taþ bina Gellan biraz isyan Bulaþtýrayým son sayfalara varmadan Þurda bir divan kuralým çoklar polis 4 gazel 3 kaside Atalým içine çoklar polis Annem 24 saat büyüttü beni abiler Kafam almýyor bu hareketleri Rüzgârý, yaðmuru, topraðý, sularý Atalým içine çoklar polis Güven nedir ki karanlýðýn içinde Korkma dedim Arzuya Gideriz Yunusun sarý çiçeði Göðsümüzde topraðýn içeceði 4 kaside 3 isyan Güven nedir ki Karanlýðýn içinde Taþ bina Dünya dört köþedir bana yuvarlak deðil Yuvarlanamam ben öyle esnek deðil

Canýmdan özge armaðaným yoktur Caným da sizinkinden Deðiþik durur göð dedede deðil Güven nedir ki Karanlýðýn içinde Sevgilim deðil Sen okumuþ adamsýn Oku üfle beni dedi Arzu Vaize git dedim Sen oku Vaize git Korkma dedi sen oku Ben okuma bilmem dedim Karþýki daðlarý Yýkmak görevi verildi bana Vaiz de bir zaman Karþýki daðlarda kalan Bulutlarýn muhafýzý Aþaðlara koþan Yaðmurun Yemin billah Dedim Allah Tek dur osman Dek dur osman Yek dur osman Allah! Allah! Ýllallah! Osman Hubben lillâh Bana kýlýk yapma Arzu! Bir gün tak Takýþtýr gel Cennetim o gün sana Yunusun sarý çiçeði Parla karanlýðýn içinde Aldanma bütün hareketleri Madem þiiri Getirip dile baðladýlar Aðrýyan diþe gider dil Dik Dik VAAZ ETMEK ÝSTÝYORUM BEN ARZU GÖZLERÝMÝ KARANLIÐA DÝKÝP KONUÞMAK Korkak Köpük derdi Arzu bana Son sayfalara varmadan hýzlýyan Bilmek istiyorum 4 kaside 3 gazelsan Hýzlý yanmak istiyorum birden bitsin Kader bana millî piyango Cehennem de büyük ikramiye Sessizliðin ele geçmez Hiçbir müzikte geri gelmez Arzu Derdi bana âþýk oðlanlar, birden bitsin

2

Birden biten müzikti Arzu Kýble ve lodostan Yýldýzlar ve poyrazdan Estikçe içinde dolaþan isyan Pýrýl pýrýl Gerisingeri divan Kafam gelmiyor Gerisingeri Ekmek gelmiyor Ben çaðýrýnca devlet Gelmiyor Allah bir gözyaþlarýmýn içinde Serçelerin içimden alýndýðý yerde sürüyor babacýðým Bakma sen Memet de arada bir Beni süzüyor – Erkekler çoðunu ister Kadýnlar birini Sen kimi istiyorsun Arzu – hEPpisini! Osman ÖZBAHÇE

ÝMDAT ÇEKÝCÝ--MANEVRA AÞÝNA
Umut gemisi yaptým yerdeki kaðýtlardan Dert dört yanýmý dürter Ýðneli fýçý içinde dolduðum dünya Hem nefret;hem sevgiyle münemiç Sapa yollara sopa zoruyla dolanýyorum Alýk Akýlýn alacakaranlýðýnda… Koku küflenir çatý aralýðýnýn son aldanýþ kertesinde Yýllýðýn yalaðýna yapýþýk kendine kabulleniþler! Ruh þuh hayallere gergef atmýþ… Ýstekli kuzeyi mutluluk gafýndan! Susturucu yayýnda takýlýp kalmýþým Doðrularýma çivilenerek… Çivit mavi hayat siyaha tonlaþýr böylece Regresyon yavaþlýðýnda çýkrýklarý çürük soymuklarýna aðýrlaþarak. SEferberliðim ulaþtý Nihayet tükeniþe mikrobum beyaza çalýmlý, Kendimden beklediðim sahi acýya diþ geçire geçire. Ya bulunacak ya bulanacak ikinci hayat Kýrdýðým pencereler kurduðum hayallerle,raptiyeler birbirini! Ýmdat imbatý bekler düzgün yol almak için. Sanat sonatýný bitirdiðinden gururlu binalandýrdýðý lentolarýna karþý Hayat hoyrat gemlerinde yeni çekiçler bekliyor Rüzgar gemilerinde kurduðu yeldeðirmenlerinde Yeni yetme bir saðanak bekliyor kireçleyen gözler Sakýnmak lazým yakýn iðnelenmelerden!!!
Hasan KARAYEL

3

baþ-lýk-sýz, teklifsiz binbir iliþmeyle dolu
yine geldim bu kez bütün þiirlerimi yarým býrakarak umarsýzca geldim ümitsizim bitkin halk oyunlarýndan býkarak halktan uzak halkla bütünleþmekten korkup halkýn þiirden ayrý durduðunu iyice bilelim diye kendime fazla güvenmeden sana dair bütün küsûratýmý toplayýp kusursuz bir akþamla mehmed âkif'in geldiði yerde el-uksur'da havâ aðýrdý ona dokunmuyordu sýcak ama ben periþandým benim ömrüm bu eksende bir küçük sapmadan ibaretti böylelikle felsefenin bizimkilerin dýþýnda kalan dinlere haram olacaðý bilfiil isbat edilmiþti benim üzerimden. sana geldim maalesef senin sokaðýna saptým nefes nefese yarým kalmýþ bir su þeklinde donuk çözülmeyi bekleyen öylece hiçbir dizeyi mutlak sezginle sýnamadan ortamýn þiire müsait olup olmadýðýna pek aldýrmadan garip imgeler baþka bir þeyi söylüyormuþ olsun aldýrmadan meþhur bir þair kimliðinde bana dair üç beþ izlek bile olsa küfre delalet dallarýn kuru yerlerinden kýrýldýðý herhangi bir mevsimde. çocuksu bir ümitle tuttum bu akþam günlük virdimi erteledim gönlüme sinmedi ne yapsam boþ eþiðinden itibaren þaþkýn göze batan bütün taþlarý þüphe uyandýrmasýn diye belli bir görgüyle eðilip öptüm bir bir posta kutusundaki bütün kâðýtlarý gülümseyen reklam panolarýný kapýdaki begonvilin bütün yapraklarýný belki gözlerin takýlmýþtýr diye öptüm öptüm de bidat oldu bana inat bendeki takatsizliðe inat hem de çocuksu bir ümitle mahþerin ortasýnda kalan o çocuk neden kaybolursa birdenbire neden kaybolursa mahallenin altýncý delisi? yüzeyi dönük yüreðimden öfkeden iyice kabaran yüreðimden aklýma takýlýp duran esaslý bir kabaradýr aþk artýk sakýnmýyorum halktan uzaðým çok uzak epeyce sessiz takdir edilmiþ erzaðým bitse de þehre çýkmayý düþünmüyorum uygun deðil vasat ayný fikirde olduðum aðaçlar beni þimdilik býrakmak istemiyor ne yazýk ki bütün çivilerim sýzlýyor bütün çivilerimden ter sýzýyor kaçýncý unsurum olduðunu bilmediðim topraða yüzümü sürdüðüm secdeye kapandýðým özenerek içtiðim suda bile havada ter kokusu tuhaf bir çatýþma bir gerilim kapanmayan yaralarda bütün toplumsal ayraçlarda kýrýlgan esmer ýstýraplarla. elem neþrah leke sadrak aklýma vurdukça özensiz gecenin son üçte birlik bölümü yakýn göðe inerken rabbülalemîn ben geldim eþiðinde durdum gökle yerden doðan çocuk bana meftûn benimse bütün fiillerimin çatýsý çökmüþ olabildiðince karamsarým hoþgörüsüz bir dine mensubum þair olarak aþaðý konya'da bulduðum birçok þairle kavgalýyým tevfik fikret nazým hikmet orhan veli bindokuzyüzotuzsekiz bindokuzyüzelli. hiçbiri nedâmet duymuyor âkif hariç artýk nefes durdu hayvan-ý nâtýksa sustu diyecektim olmasý gereken buydu oysa þairler konuþtukça konuþtu coþtukça coþtu dere çay ýrmak ark kanal hepsi birbirine karýþtý aþaðý konya'da yani biraz istanbul biraz ankara biraz izmir herkes taþradan sormakta birbirinin ahvalini vesselam. Ömer AKSAY 4

aksinya
Suzan SARI

AYNA SENÝN ÝÇÝN
Kaç mevsimim gelse harcardým senin için bir bir yitip eksilse yakýnmaz uðurlardým kaç ekinim göverse biçerdim senin için tane sebil saçýlsa rüzgâr dinsin derdim kaç harfim çözülse senin için dererdim hece esip dilim uçsa yazardým güzelliðine kaç çiçek halin sýcak ev ezel rahmi doðanýn zamanýn, insanýn þavký sýzardým sonsuzluðuna eskir kalbi dünyanýn cömertlik en yüce dil çok sevmenin esenliði ilk oksijen iksir nefes senin Mey, senin için.

/

SENÝN ÝÇÝN AYNA
Kaç hüsran görsem senin için karþýlardým kamburum çýkasýya yýkýlmaz sus kalýrdým kaç hasadým açýlsa harmaným senin için tohum sabýr topraða düþ beller ekerdim kaç hayalim çýnlasa bezerdim senin için kumul olur serabýna yalnýzlýðýna sýzardým kaç anlam tatlý bedel nehir bengi umut adýn evvelden akýp ebede bahar üzre bakardým haksýzlýk çileli veda can canda kalmýþsa ne çok an'ý yaþamda aþk saðalttý senin için Mey senin, senin için.

Hilmi HAÞAL 5

pardösüme kuþlar

ücra ý
noktada baþladý þehirde sadece gürültü vakýa idi þehir noktasal bir tasarý için hazýr mý deðildi n o k t a d a o noktada þu iþte . . . . böyle binlerceydi yan yana gelmeleri de söz konusu oldu alt alta üst üste iç içe dýþ dýþa yaaaaaaa bir tek cümle sonuna gelmediler. Hatýrladýðým bir cümle sonu yok Ýnandýðým nokta için Dokusal tutkulara inanýr gibi imti Big bang haline inanýrsanýz falan Hale inanýrsanýz falan Allaha inanýrsanýz Toz bulutuna inanýrsanýz hortumsulara Bizi yutan imgeye imgeyi yutan milenyuma Milenyum bir nokta olamadý fekat takatým çoðaldý fakat im tarafýndan Ýmlere tabi elde diyemezsiniz tabii Ýmge demek için bir ge eki için ooooo Ýmge elde etmek için ooooooooooooo Natürel noktalar gerekli mortant deðil Ücra noktalar gerekli rantlabl deðil Limited by gerekli company gereksiz Kompanze gerekli komplekssiz gerekli Dergiler falan gerekli mi Bilmiyorum (gerekli mi sizce) limitsel bir bakýþ gerekli icabýný düþünen akýþ gerekli bence akýþ bir imtiyaz imsiyaz noktalar çok hareketli ayný zamanda yerlerinde durmuyorlar Kitaplarý saymýyorum nokta olmayanlarý saymýyorum Nokta olmayan þeyleri saymak gerekirse onlar da çok tabii Noktasý þeyleri saymak gerekirse natürel olmak gerekir Noktasý olmayan þeyleri durumlarý türsel þeyleri Benim noktalarýmý metinleþtirmek gerekli Noktalarýn metinleþmesi noktanýn aralanmasý sonrasý Bana baðlý gadre baðlý kadere baðlý Nasip nasip nasip nasip nasip nasip nasip nasip nasip Þiir de noktasal bir nasip! Bülent KEÇELÝ

kýymetli bir harita aradýmýz naber naber tabi ta ki toki meraba marabamýz sýnýrlý yok öyle kimse kimseyi anlayamaz kimsn kadar meramet : merhaba ahmet merhamet dileme nerde gömülü olduðuna delalet eder -pek'ey kiþi kendini ayaklarýndan havaya kaldýrabilir mi oðlu mu kýzý anahtarý cebimde üstüme kilit çekmece karasularý inen ayaklarýma kirliliðim yýrtýlýncadýr kaðýdýn sahiciliði yüzünü kanla boyayýp dön baþkalarýnaca ise yücesin kulaklarýmýn biriken kir arkada.þ inceruh sezin sinekleri görürce baþka bir evreni bir daha bir gözönümde s önünde t atlahop iç pasý esneterek alan futbolcu atýyorum zago aksine ben kapýlarý sektirerek kaptýrýrým hoþgörü: soluk boruma düþen çýð '' yanýmda aðlarsan aklýmý kaçýrýrým ecinniler ýrmakta yalnýz yakalar bizi '' orda dur sýkýþtýmda aclarýmý doyur sonra seni bana unuttur çekinik genlerimi oyalayan tevatür kýsadevre: güercinler püþöpüþ fazda ve nötrde aralarýnda kat sayýlý bir göðü indirip tellerin gölgesi kuþboklarý bulanýk >>GROUND Münir YENÝGÜL

6

RÖVANÞ
anayasayý anlaþýlmamakta zorlanýyorum olacak þey gibi deðil türkiye'yi rövanþýmýz ucuna yapýp paketlemiþler kuþbakanlar sanýldýðý kadar kimseler varsa iþsizlikte bence þimdilik iþ yok içinde bit yeniði olmayabilir iki gözümüz malum halka yan bakanlarýn dileyeceði günler hayalimiz olabilir ama anlaþtýrmakta el ayalarým titriyor özür devrim hakkýnda diyeceklerimi bilmemekten geliyorum anlaþýlmaktan istemekten þimdilik yokum büyük hayalleri oturup yani kurmasak mý halkýn saatini paket paket uykudan uyandýrsak bak iþte hiç emin deðilim burasý epey su götürür karnýmýza epey hala derrida kaçýyor çünkü þeytanýn bacaðýný kýrmak için eðer yine de büyük saatlere kaçaklar yapýlabilir kaçak elektrik kullanmak þartlar gereðiyse kanýmca caizdir hayýr sandýklarýmýzda saklý gizli teþrifat þer sandýklarýmýzda mor zembereðin olmadýðýný ne bilelim paniði saymayýn derin atakta hemhal görüþgelelim ilerde þimdiden bir iþsizlik cenneti hayal ediyor dahi olabilirim kaydýrak günlerim geçti geldi halbuki iþte rövanþtan yaðma yok geçmem deli miyim ki lili'den vazgeçip gitmem anlaþýlmakta kendimi çok zorlatýyorum dünyayý sol þeride doðru ne demekse evet anayasayý medet umabilirim ne vakit hatta karýþtýrýp ellemekten kime kimbilir söylüyorum bakalým bir yeri mi deðil mi komünizme yüreðimi yapyalnýzca deðil atlarýmý bakarsýn allah'ýn emriyle kolaylýðýna veririm feleðin tekerine çomak sokacak kadar kimse buraya ümit ediyorum aslýn varsa görüþürüz sevgilim Ali K. METÝN

7

Y

A a B D ir K A ö y V K a r Ö U

a m d

4

a

DADA’NIN ELEÐÝ
“Ölülerin anýlmasý gelenek yaratmaz” Jan Assman

dapdar bir sokaðýn köþesinden dönerken.. önce karþýma bir fýrýn çýkýyor, aslýnda karþý çaprazýnda bir fýrýn daha var, biliyorum, orda.. ama yanýmdakine karþýdakini göstermek istiyorum.. “ötede, bak dada fýrýný” diyorum, sanki fýrýnýn içindeki ekmekleri her gün tekrar tekrar ben piþiriyormuþum gibi. Aslýnda dadanýn fýrýný, konu dýþý, orada eski bir fýrýnýn olmasý yeterli, göstermelik.. birkaç adým daha atýyorum, yanýmdaki umrumda deðil, fýrýný gösterdim mutluyum, fýrýn benim deðil, ama ben gösterdiysem de biraz benim ya da öyle sanmam içindi bütün bu sekiz onbir ondört onyedi yýllýk zorunlu eðitim.. “savcý mý, hakim mi vurmuþ” olarak beynimde iþlenen bir erkek sesi duyuyorum, dönüp baktýðýmda bir kýraathane.. dýþarýya çýk arýlmýþ masasýz üç dört tahta sandalye, gri mi haki mi kahverengi mi hangi renk olduðunu hiçbir zaman anla yamayacaðým hep gördüðüm bir renkte giyinmiþ gürbüz adamlar politika yapýyor.. yanýmdakine dönüyo rum, o bana “vatandaþ da her þeyle ilgili..” diyor, ya da öyle bir ses iþte, yarý “aslýnda hiçbi bok bilmiyorlar” alaycýlýðý, yarý her þeyi ben bilirimci narsist bir halk adamý sesi. Öyle diyorum, boþvericiliðime kýzacaðým sonra. Neyse, cep telefonlarýmýz eþitler bizi, bir þiirde okuduydum. Aslýnda ben bir yazý yazmalýyým, burda Dada Köyü'nde, bir kitap çantamda, yanýmdakine ayýp etsem, kýraathaneden içeri girsem, boþ bir masa bulsam, kýraathanede bir kadýn, elinde kitabý.. bir bellek kitabý. Sen eski sen deðilsin, kýraathaneler için söylenen kýraathanelere eskiden de hiç gitmemiþlerin diyebileceði yegane saçmalýk. “içerde mi, dýþarda mý” kimin umrunda! Okuyorum. Baðlayýcý yapýlarýn yapýtaþýnýn tekrarlama olduðunu. Neden yapýtaþý deniyor diye düþünmeyeceðim. Neden taþ gibi deðiþmez görünen katý bir þey seçilmiþ ki? Aþýnabiliyor ama o da. Hayýr, aþýnanlar aþýlabilir mi, diye bir þey sorma. Yazýna dön, bu yer köy kahvesinde. Dada, evet dada. Dada bütün baðlardan baðýmsýz bir þeyse, yani bunu hedefliyorsa.. Ne hedeflemesi ya, hiç bir þey için hiç bir þey, sok bunu kafana. O zaman neden bu ses tekrarý? Da'nýn öldürülmesi için deme bana. “Hatýrla ve öldür” mü yani? Hatýrla ve öldür, bu bir merkez parçala kuvveti. Yeni merkezler oluþursa demeyeceðim, hiçbir parça bütünü temsil etmiyor iþte. Merkeze kazandýrýlan momentum ne oluyor o zaman? Eylemsizlik momentinden iyidir deme, öyle bir an yok merkez için, belki var. Peki, bu konuþmada kim Can, kim Arp? Senin bir kimliðin yok Can ve Arp. Yazamýyorum. “Bloom diye bir þey yoktur.” Diye hatýrlýyorum. “üsün gag olum, gün telemize çýkdý, okula giç galcan” Kültürel belleðin ögelerine ayýrmaktan ne anlamalýyýz?

D O

8

r d

8

z

“sorma aþam gayvede fazla gamýþým garýda bende uyumuþ gamýþýk didi.” Girdiðimiz sokaktan geri dönerken tahammülsüz adýmlarla, geniþ bir yola çýkmýþtýk, çýkýyorduk. Hýzlandým. Kimse bana yetiþemesin istiyordum, o kadar hýzlý ki, burada bir abartma kullanýlsýn, (mole)küllerine ayrýlmak diye saçmalamayacaðým. Ne kadar hýzlý yürüyorsun? Yavaþ yürümem için sebep? Ve o anda durdum, o an deðildi herhalde geri kalmýþtým çünkü, arkana baksana dedim. Orda durup, o manzarayý göstermeyi dünden belletmiþtim kendime. Hatýrlamak için neden seçtin ki bu aný? Ne biçimde göstergeleþtiðini merak ediyorum. Öldürelim. Simonides*'i de. Öldürelim.

Senin dadanýn köyünden yazman korkutuyor beni. Onu da mitleþtirirsen sen. Mit motoriðine çomak sokma. - Dada bir mit deðildir mi demek isteyeceðim yani, hangisi sen deðilsin Can ve Arp? Yok, motora fazla yakýt yüklersen çalýþmama ihtimalý var de, bir ihtilaf daha varmýþ iþte. De ki, Dada'nýn devrimciliði kimseye bir kahraman üreteci saðlamayacak, de ki Dada bir kahraman deðil. Bunu anla artýk. (Artýk sözünü sevmiyorum. neden inanabileceðine deðiþmiyor musun? ( evindin gýzým.)) Dada bir kültür deðil, bir kültür yýkýmý. Efsane kurucu yok, efsanenin korunumu ilkesi yok, taþýyýcý yok, dada külttür de deme, kültürdür de. Dadadan bir geçmiþ yaratamazsýn, kurumlarýn üzerinde yükselen geçmiþ de dadanýn yýkým alanýndadýr, yarattýðýný sandýðýn dadanýn geçmiþinden bir öteki de bulamazsýn, hele ki o öteki gözüne kestirdiðin iktidara ulaþmak için sana bir direniþ bölgesi saðlýyorsa.

-

Dada = Dada
Geçmiþi, soluklaþtýrabileceðin bir þimdisi, geleceði yok. Çünkü zamaný birden fazla parçaya bölecek bayramý yok dadanýn.

(dir,dir, gün ola bayram ola)

* Bellek sanatý kavramýný ilk ortaya atan M. Ö. 6. yüzyýlda yaþayan Yunan þairi

C

a

n
9 9

a

r p

sen Sen deðilsin

4 kýsa bir uzun
cak cak cak cak cak cak lama
yittiði yerde yazýyý baþ-lýyor-lama-k ve bundan ötürü yazmýyor olmak baþ-lanmakta bak yine delirme temize inat sesi gidende bütünleþiyor kelimelerin, tütüyor temiz duvar siz, çit siz, çitlembik fillaha da geçmiyor hani ama dönüyor düzenlerimiz tedavisi sittikus topal hayat kaçýyor ve bir yürüyen merdiven yamacýnda kaya tabanlarý etimin ayaklar altýnda ezilen derilerimiz bu iki adým bir kaþýk sisifus birliktelik benim sifon þizofreni yok-yokluyor cak cak cak cak cak cak lama

öyle izle kendini tekrar tekrar esmer esmer kendini insan girsin býrak kaynanasý güzel, kýr kendini, kýrýklarýn, kurularýn kýzý bol hamurunda hahamlarý zart arabesk elinden tutulmaz böceði ham çocuklar hababam! hababam! hababam! iþte seni orda cýmbýzýnda gürbüz godoþlar gibi çitleterek geçecek koltuðumun altýndan baþý, sýrtüstü bir göbeðin el degmemiþ tüyü bu kýyma millet yaðlý bebelerin aðda çaðrýlý götleri hani pürüzüne dahi daha o kadar kaçýlmýþ deðil henüz hayatýn oysa nerenin klarneti gelmiþse yerleþmiþ nerenin cambazý silahþör, gelmiþ nerede düþünce bizi kesmiþ liðme liðme ama hiç gelmemiþ orada sözümde gözümün bilmem neresinden ibaresi gelmiþ de geçiyor olacak iþte hababam! hababam! hababam! ~çakýr tucker tucker var iþte bir de takýr takýr kuru ekmek gibi diyor dillenmem helal etmek icin ~ayrýlýþ adnan

sidik sesi çocuklar
sidik sesi çocuklar sidik sesi çocuklar yazýnýn da bir süreçsiz akýþý var ya da aný gösteren sidik sesi çocuklar sidik sesi çocuklar

týrnaða davet
bazen bunu yazmak için elimdeki kavunu banka býrakarak þalala þalala þalala boþlarý dolduracak adamdaki baston yürümek için davet bekliyor þeytan týrnaðýndan bana ne diyemezsin

beni fýrlatan þeyin yazýmýdýr
beni fýrlatan þeyin yazýmýdýr udun tokluðunda suratý olsa kazacaðým takibi yok arkasýndan yönünü yazsam önemi yok beni fýrlatanýn nasýl olsa þeysiz gece kafasý mýhlanýyor

kendimi daha ne kadar türk'üreyebilirim kaptýrdým gidiyorum ayrýlma vaktidir köþe baþýndan üç ay, üç kýta, üç kara vatan kendimi üçlüklerle bölüyorum köþemi kimse bilmesin de bir teyzenin elindeki beyazlýktan izlensin et þiþesi sütlü kanadý geçirgen bir sinek gibi deliklerim yaban kaldýrdýðý ayak ayný toz toprak ha bhabha'm gel melezleþ o halde zaman dördüncü ayakta hep ölmekte atlar Cem KURTULUÞ

hababam! (es) hababam! (es) hababam!
kendini bu kuru aynadan niye izlersin bre ismini veremeyeceðim bu bana kontaksýz politika git þu sokaðýn baþýndan bir yerinden olmadý karnýndan gel beri beeeerry 10

DIVINE POET (hulâsa)
Sinan ULAKCI
Yaratýlýþ teorisinden uzam: perva; bir sonraki korku için 'öncesini tanýmlama': yarýný, her þeyden önce farklýlýklaþtýracaðýmýz olduðundan: biz olsak böyle kurgulardýk diyebileceðimiz dinsel metinlerin merkeziyetçi dile getirilmesi de, biz olsaydýk 'þeyler' derdik bildiriþiminden köksüzdür… Þeylerin farklý dile getirilmesi; sözsel deðil ama, söylemin öteki olma hakkýný merkez leþtirir… Sezai Karakoç, dinsel söylem üzerinden poetika oluþturmuþtur: daha çok eklemlenen 'kurgu' pragmatiði. Halbuki dinsel söylemi metaforlaþtýrmýþtýr. Süleymaniye kürsüsünden seslenen Mehmet Akif in / tersi kendi / ne: Karakoç, diriliþ için daðýndan [daðýna] çaðýrmýþtýr… Merkez ötekileþmenin ardýlýdýr. Bir diðer þair: George Herbert, sunaðýndan ötelemiþtir: sunak; mihrap kurban, merkezin ötekileþmediðindedir.

Easter-wings
Lord, who createdst man in wealth and store Though foolishly he lost the same, Decaying more and more, Till he became Most poore: With thee O let me rise As larks, harmoniously, And sing this day thy victories: Then shall the fall further the flight in me. My tender age in sorrow did beginne: And still with sicknesses and shame Thou didst so punish sine, That I became Most thinne. With thee Let me combine And feel this day thy victorie: For, if I imp my wing on thine, Affliction shall advance the flight in me.

The Altar
A broken A L T A R, Lord, thy servant reares, Made of a heart, and cemented with teares: Whose parts are as thy hand did frame; No workmans tool hath touch'd the same. A HEART alone Is such a Stone , As nothing but Thy pow'r doth cut. Wherefore each part Of my hard heart Meets in this frame, To praise thy Name: That, if I chance to hold my peace, These Stones to praise thee may not cease. O let thy SACRIFICE be mine And santifie this A L T A R to be thine

Seventeenth Century Poetry, The Schools of DONNE and JONSON, edited by Hugh Kenner, Third Printing, November 1966 11

nesneler sürreal
içimizin kabuðuna mý güveniyorduk ayaksýzlýðýna mý masanýn, uyaksýzlýðýna? hýzýydý seviþmelerin belki, dramatik olan sandýktaki fotoðraf: katil bellek yokuþ aþaðý bir yangýn, bekleyiþse tastamam olmamalý oysa her þey lunaparkta aniden patlayan minyatür silah! - gözlerimle kokladým amirim; ölüm kokusuyla geliyordu ve yerleþiyordu þiire, yitiyordu aura (aurasýzlýk avangarddýr!) belkemiði biçem. sökülen çatý devriliyordu nesneler üzerine... - kýsa kes! (eksilti miydi þiir?)baþka bir þey? - çok utanýyorduk sevmekten, palyaçolara yasaktý. suretimiz : sallanan ayaðýna masanýn sýkýþtýrýlan eski gazete parçalarý. atlý karýncalarý tanýmýyorum! küller, Ü dönüþü daðýnýklýðýn mezarlýðýnda kaknus, mastara teðet motif, iç kan ama. içimizin kabuðuna mý çekiliyorduk, yokþiirde kývranan gövdeye mi yoksa. yeni, her þeydi ve iþte bir üçüncüsü (çýkmaz sokaklar, köprü altlarý mý demeli?) bir keþke gibi azalýyordu yüzüm, etobur aynada! A. Emre CENGÝZ

ben biy baþkasýdýy
Rubber Johnny'e ben biy baþkasýdýy evet bu sözümona bitiyiyoy beni ben biy baþkasýnýndýy ölü þaiy numayasý çok yazýyoy ben biy baþkaldýyýyoyum sevgilim payam biteyse anlaþýyýz biy ben vay benden üstelik kapýma dayanýyoy içiyoyuz ben biy aya biy baþkasýdýy yeyi gelince anlatýyýz bence ben biyalayý söylüyoyum baþka biy yeye ayyýlmayýn öyle ben biy baþkasýyla üzeyimi öytüyoyum süytük þu bu oluyoyuz biy ben vay ya geliysem oyaya bana kalýysa fena filan yapayýz ben bir baþkasýdýy anlaþalým.. Öktem TEPE 12

OKU OKU OKU
Bülent KEÇELÝ Ömer Þiþman ve benleþen þair kimliði
Ömer þiþmanýn bitkiben þiiri þairin þair karakterine deðinmemizi, daha doðrusu mizacýný çözmemizi gerektiren bir þiir. Ömer Þiþman'ýn yetenekli bir þair olduðuna kuþku yok lakin bu yeteneði ören iç yapýsý, manevi mekanizmasý ne kadar izin veriyor içeriye sýzmamýza. Bir þair olarak çok kolay kendini ele vermek istemiyor, þair olarak bu ketumluk bazen doðal kabul edilebilir. Ama doðal kabul edilmediði durumlar da vardýr. Ömer Þiþman þiirini okurken kliþelere rastlarsak onu affetmemiz gerekiyor, bu þair mizacýndan dolayý. Yeteneðinin baþka bir yansýmasý oluyor bu kullanýlan kliþeler, bu doðal olmuyor, yapýlan bir iþ oluyor þiir. Ömer Þiþman bundan ne kadar kurtulursa þiiri de o kadar yeteneðini açýða çýkaracak. Þair bu þiirde daha ilk dizelerden itibaren içeriye davet halinde fakat bu davet bir tuzak biçiminde beliriyor. 'bitkinliðimden yararsýz bir bitki çektiler//bitkiben yerlerde bir rastladým' dizelerinde davet halinde cesur ve cüretkarken 'elegeç midyeli kabuk' dizesiyle bunu kolaya getiriyor. 'niye dürüp düþünmeme' diyerek yine düþünme için bu içe kapanmanýn gerekli olduðunu sanýyoruz. Bunun þair mizacýyla daha çok ilgisi olduðunu düþünüyorum, bir belirsizlik durumu yansýtarak ikibinler þiirinin karakteristik bir yanýna gönderme yapýyor. Benin çözümünün aslýnda ne kadar zor olduðunu duyumsatýyor; hezeyan diye de nitelenen bu hal ben ve þair kimliðinin ne kadar zor çözülebileceðinin de bir göstergesi, bu yapýdan da bu anlamda zor þiirler çýkmasý olaðan. Zor þiir biçim anlamýnda da sentaks anlamýnda da ayný. Bu içe geçiþe izin vermeme hali kimi zaman hezeyan halinde belirirken kimi zaman da 'beni de sarsmayýverin gidiyora' dizesiyle þair mizacýnýn kýrýlganlýðýna da bir gönderme niteliði taþýyor, aslýnda baþtan itibaren üzerinde durduðumuz Ömer Þiþman'ýn kendine dair ben kargaþasý bu dizede de sürüp gidiyor. Kaos halini Ömer Þiþman'ýn sevmesi diðer þiirlerinde de rastladýðýmýz bir þey. Ömer Þiþman'ýn kaosu biçimde deðil þiirin anlamýný götürmeye çalýþtýðý yerde, bir çeþit modern tartýþma gerçekleþtiriyor içinde, haklý olarak kendisi tartýþmayý sonlandýrmadan kimseyi bu tartýþmaya dahil etmek istemiyor. Þair beninin ikibinlerdeki bir yansýmasý da bu tartýþmanýn ben tarafýndan yeterli hale getirilmesi. Ömer Þiþman beni çok yeterli ve kimliðinin de bir yansýmasý ancak kusur þiirde beliriyor ve her zaman ayný verimi gösteremiyor. Hayatla mücadelesine bir þekilde yansýyor bu 'hadi gel ödeþelim olum' dizesindeki ödeþme kendine dair yukarda bahsettiðim gecikmenin ödeþmesi halinde beliriyor. Güncel hayatýn çeliþkilerinden kurtulmanýn yolunun bu içe çekilme hali ve istihareye yatýþ olduðu düþünülebilir. Bu çekilme bazen çakýlma olarak da gözlenebilir Ömer Þiþman'da. 'gel benim çocukluk tiklerim//dur yanýmda dur bitkiben böyle//gergin ve gevþek' dizeleriyle bitirilen þiir ipucu veriyor sanýlmasýn, þair hala kendini muhafaza etmekte ve çocukluðunun tiklerden ibaret olduðunu söylememektedir. Kendisinde hala görülen, sahip olduðu tikler (týrnak içinde) kendi mizacýnýn bir yansýmasý da olmaktadýr. Þair belki de bu yüzden hem gergin hem de gevþektir, içinde gevþek dýþýnda gergin ya da tam tersi içinde gergin dýþýnda gevþek. Ýçine karþý hem gevþek hem gergin, güncel hayata karþý da aynýsý. Sizce hangisi.

Ah Muhsin Ünlü ve þiirin bir kuralý mý hafiftir
Bizi imgelerle buluþturmak isteyen bir þair yok karþýmýzda, imge diye konuþlananlar da pek imge deðil. Bu þiir (yaþasýn! ne kadar da ideolojik yaklaþýyoruz birbirimize) kendi havasýný büyüleyen þiir havasýyla kurtarmak mý istiyor, sanýrým öyle. Oysa þiirden istenen ki birçok þiirde de istenen budur, þiirini yazmandýr. Okuyucuya çoðu zaman müdahale
133 1

edemezsin ne yazýk ki. Þairin þairliði okuru bir þekilde! yanýna almakla mükelleftir, bu okur yarým okur! dahi olsa. Böyle bir okur dahi aranmýyor bu þiirde. Bu baðlamda sadece göze, görüntüye -ki görüntü bazen felsefik bir açýlýmý da beraberinde getirir- dayanan þiir kiþinin þiiri es geçmesini gerektirecek hadde durursa burada anti bir durumdan söz edilebilir ancak. Anti yani þiir dýþýnda bir þey, þiir yazmak için de þiir yazýlmamýþ olur böylece. Bir yani daha diyecek olursak okura müdahale dýþýnda þiir yazmak düþünülmüyor. 'ama bu; aslanlarýmý açýklamama engel olmuyor' dizesinde aslanlarýmý cümlesi aslarýmý cümlesiyle çok kolay yer deðiþtirecekmiþ gibi geliyor bana. aslanlarýmý ve aslarýmý sözcüklerinin baðlýlaþýklýk anlamýnda yakýnlaþtýðý bir durum görünmüyor. Þair sadece ve sadece zihnindeki deðiþikliðe maðlup olmuþ, bu durumun önüne geçebilmek için açýklamama kelimesi yerine daha kliþe olmayan bir fiil tamamlayýcý gelebilirdi, bu bölümde en anlamlý, absürdden uzak dize ' ki ben devletin taþ kestiðini en baþýndan bilirdim ' olarak sýrýtýyor. Aþaðýdaki dizelerde isa ve kilise baðlantýsý çok kliþe bir baðlantý ve burayý tamamlamak için el imgesini tabiri caizse el dýþýnda bir þeye dönüþtüremiyor. Bize on iki havari hakkýnda bir yorumda bulunacaksa bunu da orijini dýþýnda anlayabiliyoruz. Bu durumu kendi modern uzamýnda bir yere yerleþtirmek istiyor. Bir þiir ve imge anatomisine uzaklýk yansýyor dizelerde. Kendi baðlamýnýn kiþisel bir baðlam olmasý nedeniyle ortak baðlamda kotarýlamýyor þiir. Þu dizeler ise artýk ipin çözüldüðünü gösteriyor. 'annem meç yaptýrmazsa iftara geç kalýr haz// ey sýkýntýnýn sevgilim aritmetiði// söyle banabana söyle; bir kere bir kabz!' her þeyin zihninde çözüldüðünü diüþünebilir insan fakat her þey gözde, görüntüde çözülmüþ deðildir. Ýnsan þair olsun ya da olmasýn gördüðünü okumak ve yormak zorundadýr. Gördüðünü sadece görünen olarak aktaramazsýn. Þiir içi mýsralarda boþ dize düþünebilir þair fakat zihnini boþ býraktýðýný hissettirecek dize bir þiirde gitmez. Bir dize önünde sonunda bir þey anlatýr elbet bu anlattýðý bir anlama sahiptir ve elbette þairin karnýndadýr; fakat
14

þair þiir yapmasýný becerebilmek zorundadýr. Yeteneðinin þiirde bir þeye karþýlýk geldiðini çözmek zorundadýr. Bu yazýnýn sahibi anlamsýz þiir yazýyor eleþtirisine çok sýk rastlamýþtýr kendi adýna fakat þiiri þiir dýþýnda bir þeye yani anlama veya biçime götürmeyi amaçlamamýþtýr. Þiiri hiçbir zaman hafife almamak gerekir en kýsa anlamýyla. Yani kýsa açýlýmýyla baþka bir þeye dönüþmez sadece þiire dönüþür þiir. 've fakat 'dil'e raðmen bütün bunlar sevgilim’

ELLER YUKARI
Hendekten bozma mezarýmýzda Gecemle gündüzüm arasýnda Kurduðum hamakta sallana sallana Eller yukarý emrine ulak aradým uykularýmda. Eller yukarý'yý gündüzüm teslim alýyordu Gecem de gündüzüme teslim oluyordu Ayný hücrede eller yukarý'yý dinleyen gecem Düþümde, eller yukarý yukarý uzuyordu. Derken hendek askerle doldu Düþüm kâbusa dönerken Hamak hemzemin oldu Hemzemine yatacaksam gecemde Gündüzüm dedi ki ray kafadan yenmez Daha çok piþmeli kafa tavanda. Uyandým derken, Nedense hep derken uyandým. Baþýmda bir kovboy tetik çekerek tespih etmekte Altýpatlar çarpý beþ, sonra üç üç. Düþten bile uyanýyorsam her þeyim yalan Ayakta uyumaksa hep bana kalan Ýki maddelik listelerden rulolar sal olur Kibrit suyu göllerimde kapalý havza lal olur. Diyetten kurtulma listesi: Önce teslim oldum Sonra, eller yukarý! Bünyamin DEMÝR

Bülent KEÇELÝ Murat ÜSTÜBAL

M.Ü.: Aslýna bakýlýrsa hiçbir zaman Beat Generation þiiri yazmaya çalýþmadýk. Elbette halkýn görünmeyen kesimlerinin de kabul edilebilir marjinallerinin -ki bunun içinde eþcinseller, feministler, çevreciler var- de savunduklarý bir dünya var. Bu topraðýn þiirini yazýyoruz dendiðinde veya halkçýlýktan bahsedildiðinde sadece 'Beat Generation' ýn toplumun görünür kesimlerinin sözcüsü olmasý deðildir ki mesele! Orada iktidarlaþma ve popülerleþme kaygýlarý baþlar. Aslolan o görünmeyen kesimlerin, ezilen kesimlerin ezilmek sadece maddi emeðin sömürülmesi demek deðilyani mikro ötekilerin farkýna varmýþ bir Beat Generation. Yani Beat Generation'un yaptýðý hamleler bir nevi demokratikleþme hamleleridir. Ama günümüzdeki bazý epik anlayýþlar bu gücü faþizme ve iktidara çevirme telaþýndalar. Görünür olmayý halkçýlýk üzerinden saðlama derdindeler. Þimdi burada öyle bir kesime köklülük atfedip iktidarýn oyununu temelden çözmeye çalýþan þiir anlayýþlarýný köksüzlükle itham edip bu iþin içinden çýkmak mümkün deðil. Köksüzlüðün ethos-pathos iliþkisi içinde incelenmesi gerekir. Ama büyük ethos'a yaranmaya çalýþan bir devþirme Beat þiiriyle buna ulaþmamýz mümkün deðil artýk. Köklülük ve topraða aidiyet meselesini daha derinde incelememiz gerekiyor. Bazen aidiyetler psikolojik motivasyonlar saðlayabilir. Psikolojik motivasyonlarla yazýlmýþ, üretilmiþ sanat eserlerini es geçmememiz açýsýndan bu iþi sosyalle psikolojik arasýndaki sýnýrlarý yýkarak birleþtirmemiz ve gidiþ geliþleri hýzlandýrmamýz lazým. Türk þiirinin en büyük eksikliði, ya þiirleri salt toplumsal ya da salt bireysel açýdan deðerlendirmesi. Bunlarýn hepsinin birbiriyle baðlantýlý yapýlar olduðunu söylemek zor deðil.

kiþinin böyle bir yapýya, bir topluluk ya da kuruma aidiyet hissetmesi de akla yatkýn bir þey deðil. Þair bu yapýlara dahil olabilecek mizaçta deðildir. Örgütsellik her zaman için þaire karþýdýr. Þiir örgütleri, þiir topluluklarý, sendikalar hatta þiir günü dediðimiz falan þiirin karþýsýnda þeyler. Dahil olma ve aidiyet isteklerinin karþýlýðý bu örgütlenmeler deðildir. M.Ü.: Her siyasi güce karþý konumlanmýþ yapý ister þiir olsun ister baþka bir þey- ayný damarlardan beslenir. Belki birinin gücü azaldýðýnda diðerinin gücü artabilir ama her ikisi de ayný yolun yolcusu anlayýþlardýr. B.K.: Eninde sonunda iktidara hizmet ediyorlar. Bizim iktidarla olan sorunumuz doðrudan þiirle alakalý. Þiirin dinamik noktalarýný kaçýracaðýmýzý bildiðimiz için iktidardan uzaklaþýyoruz. Ýktidarýn etki alanýndan çýktýðýmýz anda iyi þiire ulaþacaðýmýzý düþündüðümüz için bu þekilde davranýyoruz. Böyle düþünmeyenler olabilir, buna da saygýlý olmak zorundayýz. Bunun dýþýnda da bir þiir anlayýþý var.

Örgütsellik her zaman için þaire karþýdýr. Þiir örgütleri, þiir topluluklarý, sendikalar hatta þiir günü dediðimiz falan þiirin karþýsýnda þeyler. Dahil olma ve aidiyet isteklerinin karþýlýðý bu örgütlenmeler deðildir.
M.Ü.: Evet yani, hegemonya belki yok edilemez bir mefhum ama onun elini kolunu baðlayabiliriz. Gücünü bu þekilde nötralize edebiliriz. B.K.: Böyle bir gücümüz yok. Yavuz Altýnýþýk'la yaptýðým söyleþide anti-modernist'im demiþtim. O da bana cevaben böyle bir kavramýn olmadýðýný söylemiþti. Ben bunu kuramsal çýkýþ adýna söylemiyorum. Ama iktidara elini verip de kolunu kaptýrmayacaksýn! M.Ü.: Kendini kaptýrdýðýn zaman kimyaný, genetiðini bozuyor. Genetik kodlarýn yýkýmýna maruz kalýyorsun sanki. Çünkü hemen kendi kodlarýna uyum saðlayacak hale getiriyor seni. Bir yerden bir iliþki kurmaya görsün. Þair burada bu biçimsel, þekilsel yanaþmadan ve uygunsuzluktan kurtulmak için kelimeleri, harfleri kullanýyor. B.K.: Þu da var, tanýmlama gereði hissediyorlar, tanýmlayýn ama doðru yerden tanýmlayýn. Biçimci demek tanýmlama isteðidir. Çok modern bir istek. Modernlik tanýmlama ihtiyacýdýr. Ama bakarsýn yazýlan þiire dersin ki bu þiir biçimci bir þiir. Buna da bir þey demem. Doðru tanýmlama isterim demek istiyorum. Biçimci derken sen o yapýya dair analitik çözümlemeler ve okumalar yapmalýsýn önce. Donelerimizi vermiþiz ve þiirimiz de ortada, buna yönelik okumalar yapmalý eleþtiren, tanýmlayan. Üsturuplu üslubu beklemek eleþtirilenin hakkýdýr. Her türlü olumlu, olumsuz eleþtiride bu hakkaniyetli üslubu kuracaksýn. Zihinsel okumalarýný göstereceksin. Ancak o zaman ciddi bir karþýlýk bulabilirsin. M.Ü.: Biçim dediðin zaman akýþkanlýk iddiamýzýn tam tersi bir þey ortaya çýkýyor. Bir de bize salt-biçimci diyenler var. B.K.: Ýlelebet! M.Ü.: Ýlelebet payidar! Ýlelebet o paye de bize veriliyor!! Ama oradaki payenin veriliþinden çok akýp giden anlamýn ve özün ilelebetliði üzerinde durulmasý lazým. Bu anlamda biz bu kadar harfe ve kelimeye yaslanýrken deðiþen anlamýn ilelebetliðini kaygý ediyoruz kendimize. Türk þiirinin istenildiði gibi manüple edildiði düþünülürse farklý noktalara gidildiði de bir gerçek. Fakat burada yine görünürlük devreye giriyor; Türk þairi de okur da bu anlamda uyanýk olmak zorunda. Her þeyi doðru yere oturtmak zorunda. Türk þairinin burada misyonu simulasyonlarý yani sahte görüntüleri ayýklamak. Bunun için de derine inmek zorunda. B.K.: Çok iyi eleþtirmenler gerekiyor, Türk þiiri eleþtirmenlerini bekliyor aslýnda. Bir eksiði de bu herkesin bildiði gibi. Yani objektif bakabilecek, klasik tanýmlamalardan (epik-lirik ve biçim vesaire demeden) sýyrýlmýþ iyi bir eleþtirmen gerekiyor.

Ama günümüzdeki bazý epik anlayýþlar bu gücü faþizme ve iktidara çevirme telaþýndalar. Görünür olmayý halkçýlýk üzerinden saðlama derdindeler. Þimdi burada öyle bir kesime köklülük atfedip iktidarýn oyununu temelden çözmeye çalýþan þiir anlayýþlarýný köksüzlükle itham edip bu iþin içinden çýkmak mümkün deðil. Köksüzlüðün ethos-pathos iliþkisi içinde incelenmesi gerekir.
B.K.: Çok kapsamlý bir bireysel deðini görmüyorum ben aslýnda. Toplumsal deðiniler elbette oluyor çünkü Türkiye öyle topluluklardan oluþuyor. Ama bireyselliðe hala tam manasýyla geçebilmiþ deðil. Türkiye'nin kendi halk yapýsýyla da alakalý bu. Keþke bireyselliði saðlasa. Kitlelere yönelik þiir, halka yaranan þiir -hadi halka dönük þiir diyelim kýrmayalýmoluþmazdý yoksa. M.Ü.: Þu var tabi, bireyselleþmeyi savunmuyorlar doðrudan ama Ahmet Oktay'ý örnek gösterirsek bir anlamda bireyselleþmenin tamamlanmadýðýndan bahsederken bu bireyselleþmeyi kitlenin toplumsallaþmasý, saðlýklý bir toplum oluþmasý anlamýnda kullanýyor. Yani bireyselleþme kaygýsý olan insanlar bireyselleþmenin kendisinden deðil bireyselleþme yoluyla elde edilecek etkiden yararlanmak istiyorlar. Bir tür komün topluma geçmek için bireyin saðlam birey olmasý isteniyor. B.K.: Burada þiir yapýlarýnýn politikaya angaje olmasý açýsýndan politik sürece dahil olmasý istenen þiirsel yapýlarýn bireyselliðe ne kadar izin vereceði de gözardý edilmemeli. Burada da bir engel var. Þairi tek baþýna ele aldýðýmýzda o

15

M.Ü.: Varolan eleþtirmenlerle nereye kadar gidilebilir daha bilmiyorum ama Milenyum þairleri de kendi içlerindeki putlarý yýkmak zorunda. Erhan Altan bir bakýma bu iþi gördü. Kendisine saygý duyuyorum ama hala o da böyle bir mantýðýn içinden bakabilen bir eleþtirmen deðil bence. Ýþte bu yüzden günümüzde þairin ve eleþtirmenin Mehmet Âkif'in sözüm odun gibi olsun da hakikat olsun tarzýnda yaklaþýmlarýndan çok uzakta bir noktadayýz. Günümüzde bunun karþýlýðý kapitalist yararcýlýk ve acele tüketimdir estetik ve sanattan bihaber. Estetiði süreðen bir geliþim olarak algýlayan þiirden bihaber bir yapý oluyor o zaman. Sözün gerçek yerine oturtulmasý için Mehmet Âkif'in de eleþtirilmesi lazým.

Toplumsal gerçekçiliðin bir tür süperego otomatizmiyle hareket ettiði doðru. Buna böyle diyebiliriz: süperego otomatizmi. Aslýnda Ýkinci Yeni bu süperego otomatizminin karþýsýna egonun dünyasýný çýkardý. Varoluþçulukla ve varoluþsal anlamda egonun dünyasýný geniþleterek süperegonun dünyasýný tartýþýlýr kýldý. Tabii ki egonun alanýnýn da tartýþýlýr kýlýndýðý yeni bir dünya vizyonu var.
B.K.: Ama günümüzde bu gerçek bir þiir eleþtirisi olur mu bilemeyiz, çünkü daha çok politik bir eleþtiri halini alýyor her çaba. M.Ü.: Türk þiiri biraz da böyle bir saplantý içinde, doðru. Mesele Âkif'te buluþmak ya da Modern Türk þiirini Ahmet Haþim'e dayandýrmak deðil. Günümüzde Âkif'te buluþmak ancak politik karþýlýðý olan bir þey, yoksa yeni þiirin dünyasýna faydasý yok. B.K.: Politik anlamda tercihimiz olabilir onun söyledikleri ama þiirsel anlamda tercihimiz olmasý mümkün deðil. M.Ü.: Bunu savunanlar bile kendi þiirlerine dönüp baktýklarýnda istedikleri cevabý ve karþýlýðý bulamayacaklarýný görecekler. B.K.: Mehmet Âkif'in de estetik yüklü þiirleri var ayrýca. Ama sonuçta yazdýklarýný saygýyla karþýlýyoruz kendi politik tercihidir. M.Ü.: Tartýþtýðýmýz nasýl bir politik görüþe sahip olduðu deðil. Elbette bir referanstýr politikasý. Ama Ece Ayhan'ýn siyasi görüþü de bir referanstýr. Burada belirleyici olan þiirin hangi teknik imkan ve imkansýzlýklar gösterdiðidir. B.K.: Veya Sezai Karakoç'un Diriliþ Partisi'ni kurarkenki amacý neydi acaba? Buna yeniden bakmakta yarar var. Þiirin kendi dili olmak zorunda. Þiir kendi diliyle tüm bu yaþamlara bakabilir. Þiirin bu anlamda akýþkanlýðý ve topluma dönüklüðü tartýþýlabilir. M.Ü.: Kaldý ki þiirin öyle bir iþlevsel, araçsal veya toplumsal tarafý da olabilir. Fakat bu toplumsal yönünü fetiþleþtirdiðin zaman þiirin diðer yönünü sakatlamýþ olursun. Bunu yok saymak, istismar etmek bir anlamda þiirin hareket eden

tarafýný baltaladýðý için kýsýr döngüye düþüyor olay. Toplumsal Gerçekçilerin þiirlerini çok ilerilere taþýyamamalarýnýn ya da bir noktada kesilmelerinin hatta bir tür Beat ve epik þiir yazan þairlerin de bu kýsýrlýða saplanmalarýnýn nedeni zannedersem þiirin bu canlý hayvanlýðýnýn istismar edilmiþ olmasý. B.K.: Yani toplumsal þiirin kendini evrilecek bir noktaya getirememesinin bir sebebi de toplumun da farklý bir yere kanalize olmasýyla alakalý. Nispeten baskýcý toplumdan kurtulmayla alakalý. Hala bunda diretmenin de manasý kalmýyor. Toplumsal þiir zaten bir þekilde evrildi. Ama ileri bir düzeyde mi evrildi bunu bilemiyoruz. Çünkü arada bir Ýkinci Yeni var. Esas toplumsalý çözen yapý Ýkinci Yeni. Çok analitik davranýyor, Toplumsal Gerçekçilerin ise öyle çok analitik taraflarý yok. Ýkinci yeni ne yapýyor? Tarihe, psikolojiye bakýyor. Bilimlere þiirin tarafýndan objektif bir bakýþ atýyor. Buradan aslýnda Ýkinci Yeni çaðdaþlýðýnýn eseriyiz diyebiliriz. Ücra oradan kendi akýþýný yakaladý. Buna hayýr demiyorum ben kendi adýma. M.Ü.: Toplumsal gerçekçiliðin bir tür süperego otomatizmiyle hareket ettiði doðru. Buna böyle diyebiliriz: süperego otomatizmi. Aslýnda Ýkinci Yeni bu süperego otomatizminin karþýsýna egonun dünyasýný çýkardý. Varoluþçulukla ve varoluþsal anlamda egonun dünyasýný geniþleterek süperegonun dünyasýný tartýþýlýr kýldý. Tabii ki egonun alanýnýn da tartýþýlýr kýlýndýðý yeni bir dünya vizyonu var. Bu yeni dünya vizyonunu deneyimleyecek Toplumsal Gerçekçi anlayýþlardan çok toplumsallýkla egoyu önce kendi zihninde ve þiirinde çarpýþtýracak yeni bir þair neslinin ortaya çýkmasý gerekiyor. Ýkibinler þiirinin bazý isimleri içkin olduklarý oranda da politiktirler ayný zamanda. B.K.: Toplumsal þiire dönersek, toplumsal þiirin en son açýlýmý Yenibütün. Tam Berlin Duvarýnýn yýkýlýþ zamanlarýna rastlýyor. Aslýnda tam da tezat gösteriyor benim düþünceme göre. Yani toplumsal þiire yeni bir açýlým saðlamak belki bir adým daha attýrmýþtýr ama þiirdeki yapýlar anlamýnda ne kadar baþarý getirmiþtir. Ýyi þiirler ve þairler çýkmýþtýr elbette, hala da devam ediyorlar, ama sonuçta oturulan yapýlara ters þiirler de oluþturulabiliyor bazen. Çünkü ona dair bir toplumsal taban kalmamýþ artýk. Her þey alt yapýdaki deðiþimlerle alakalý sonuçta.

Biçimci derken sen o yapýya dair analitik çözümlemeler ve okumalar yapmalýsýn önce. Donelerimizi vermiþiz ve þiirimiz de ortada, buna yönelik okumalar yapmalý eleþtiren, tanýmlayan. Üsturuplu üslubu beklemek eleþtirilenin hakkýdýr. Her türlü olumlu, olumsuz eleþtiride bu hakkaniyetli üslubu kuracaksýn. Zihinsel okumalarýný göstereceksin. Ancak o zaman ciddi bir karþýlýk bulabilirsin.
Erdoðdu Ofset Yeni Matbaacýlar Sitesi 1. Blok No: 12 - Tel: 0.332.342 07 95 KONYA

Sayý: 38 Kasým - Aralýk 2010

Office Dizgi & Grafik