You are on page 1of 25

KURAN IN TEMEL ANALIZI

İslam ve kur'anı anlamanın en iyi yolunun 6.yüzyıl bedevi arap sosyal


yaşantısı,kültür ve ibadetlerini öğrenmekten geçer.Sadece meal yada hadislerle
islam anlaşılamaz.Muhammedin gündelik yaşamını ilgilendiren kişiye özel ayetleri
her çağa uyarlamanın saçma olduğunu göreceksiniz.Kur'anın Mithra(zerduşt)
Musevilik,hristiyanlık,Saabilik(hanifler) ve o döneme ait pagan bedevilerin inanç ve
ibadetlerinden ibaret olduğunu göreceksiniz.Muhammed Pagan ibadetleri,bedevi
sosyal hayatı ve kültürünü Musa'nın tek tanrısıyla harmanlıyarak ortaya islam dinini
koymuştur.
Kur'anı okumaya başlarken mutlaka iniş sırası ve Muhammedin hayatı
eşliğinde okunmalıdır.

1-Alak
Muhammed'in Hira mağarasında cibril bana görünüp öğretti dediği ilk ayetler.
Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” dan yarattı.
Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.
O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
Muhammed bunları kendisine Cibril(cebrail) söyledi desede kimse inanmaz,yaşlı
karısı Haticenin ve yakın arkadaşı Ebu-Bekr'in Ona inandığı varsayılır.
Mekkede Hisam Ebul-Hakem(Ebu-Cehil) aşırı bir tepki verir,Hisam ebul-Hakem
mekke kent konseyinin(kabile içindeki klan temsilcilerinden oluşmuş ayan heyeti)
başkanıdır.Asıl adı Hişam el-Mugira'dır.Mekke ve çevresinde bilgisi ve adaletiyle
ünlü olduğu için kendisine hakemlerin babası anlamında "Hişam Ebul-Hakem"
denmektedir.Mekke ve çevre kabilelerin anlaşmazlıklarını giderir,söylediği söz
kanun olarak kabul edilirdi.Muhammedin yanında olmasını çok istediği iki kişden
biriydi.Öteki ise gaddarlığı,acımasızlığıyla ünlü Hattap oğlu ömer'di
Muhammed kendisine gösterilen tepkiler,alaylara alınmalar,delilikle suçlanmalar
nedeniyle bir süre susmuş.beklemiş.kendisine yapılanlardan Hişam Ebul-Hakemi
sorumlu tutmuştur.
Sonra bana Cibril vahiy getirdi diye söyledikleri sözlerin hepsi Hişam Ebul-Hakem'i
hedef alır;
9-10 Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
11-12.Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah’a karşı
gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!?
13.Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!?
14.O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
15-16Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı,
günahkâr perçeminden yakalarız.
17-Haydi, taraftarlarını çağırsın.
18-Biz de zebânileri çağıracağız.
19-Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.
"Taraftarlarını çağırsın" cümlesinde geçen taraftarlar mekke ayan meclisi
üyeleridir.Muhammed bunlara karşı Allah'ın Zebanileri çağıracağını söylüyor.Ama
Allah yinede Muhammedi sakinleştirmeye çalışıyor "-Hayır sakın sen ona
uyma"..Muhammed Taraftarlarından Hisam Ebul Hakeme "Ebu Cehil" (cahillerin
babası) denmesini istemiş,günümüzde bile bu adam islam dünyasında lanetle
anılmaktadır.
Muhammed'in doğumu,çocukluğu ve gençlik yılları hakkında kanıt sayılabilecek bir
bilgi yoktur.ama kırklı yaşlardan sonraki (Nebiliğini ilan ettiği yıllar)hayatı bir ayna
gibi karşımızdadır.
Yukarıda Kur'anın iniş sırasına göre ilk süresi bile Muhammed ve çevresi hakkında
bir zaman dilime dair mantıklı bilgiler sunmaktadır.

Muhammed bağlı olduğu hanifler(saabiler) grubundan kısmen destek almaya


başlamıştır.en önemli desteği de ona Ebu-Bekr vermektedir.Hanifler Putperesliği
kabul etmiyen, Tevrat ve İncilin tanrısını kabul etmekle beraber,bu dinlere
karşı çekimser davranmakta ve üçüncü bir yol aramaktadırlar.Muhammed'in
putperestlerin de pek karşı çıkmadıkları Al-El-İllah'ı(Allah) makul görmeye
başlamışlardır.
Mekkeliler Muhammed'den Kureyş mensubu ve Haşimoğulları ailesinden olması ve
özellikle Ebu_Talib'in yeğeni olması nedeniyle baskı yapamamaktır.ve Muhammed'en
sertliğe ve gerginliğe sebebiyet vermemesini rica etmektedirler.Birçok dini grup
arasındaki hoşgörünün devamını arzulamaktadırlar.Hisam Ebul hakem grubu ve bazı
mekkeliler Muhammedin anlatıklarını "deli saçması"olarak tanımlamaktadırlar.Bu
zaman dilimini ayetlerden öğrenelim.İniş sırasına göre 2.ayet "Kalem süresi"
1,2.Nûn.1 (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen
Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
5-6 Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
9-İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.
Ama Muhammed sertlik dozunu gittikçe artırmaya başladı.Vaazlarında eski
lahitten,tevrat ve incildeki yaradılış efsanelerinden bölümler anlatmaya başladı.Bu
vaazlar ve söylemler Mekkenin ayan meclisinde "eskilerin masalları"şeklinde yankı
buldu.Ayan meclis başkanı Hişam ebul-hakem Muhammedin çıkışlarını mekke
için tehlikeli buluyor ve onu sert bir şekilde eleştiriyordu,Muhammed de Hişam
ebul_hakemi taraftarlarına hedef olarak gösteriyordu.
10,11,12,13,14.
Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği
hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir
de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme
15.
Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der.
Evet bu adam Hişam Ebul-Hakem'dir.Bu adam korkmuyor bunu daha fazla
korkutmak gerek,
16.Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.
4.(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak. Biz onları
bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.
45.Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.
Mekkede gün geçtikçe gerginlik artmaktadır.Muhammed herkesten kendisine
inanmalarını istemektedir.Onlara "ben sizden para veya mal istemiyorum
ki"demektedir."-bana sadece inanın ve itaat edin.
46-Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü
altına mı girmişlerdir?
İniş sırasına göre ikinci süreden de Muhammedin yaşantısı ve kısa bir zaman dilimi
hakkında bilgimiz oldu.
Mekkeliler ile Muhammed ve arkadaşları arasında adeta soğuk savaş dönemi
yaşanmaktadır.Muhammed Tevratı,incili,avestayı okumamış,bu dinlerle
ilgili bilgileri tacir ve seyyahlardan almıştır.kendisinin de mensubu olduğu
Saabiler(hanifler) Musa ve İsa'nın tanrısını kabul etmekle beraber sadece
ibrahimin (Avram,Abraham,Brehme) peygamberliğini ve yaratılış destanına
inanmaktadırlar.Öte yanda putperestlerin asla vazgeçemiyecekleri birde" Al-
El-İllah" (Allah) vardı.Muhammed yeni kuracağı dinde,asgari manada hepsini
kucaklamalıydı.Bu işini daha da zorlaştırıyordu.
Mekkeliler Muhammedi ciddiye almıyorlardı ama Muhammed sabırlıydı.O zaman
dilimini iniş sırasına göre 3 süreden(Müzzemmil)
anlamaya çalışalım.;
10.Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
11.Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Kur'anın Muhammedin ölümünden sonra derlenmesi ve çok daha sonra kitap
haline getirilmesi,Aynı sürelerin içindeki ayetlerin çelişkili durumlara yol açtığını
görmekteyiz.Örneğin Muzzemmil süresi iniş sırasına göre 3.süredir.yani henüz
ortalıkta Kur'an diye birşey yoktur ama bakın Mümmezil süresinde nasıl ayetler var;
2,3.Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz
eksilt.
4.Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.
Bu ayetlerden Muhammedin" okuma yazması vardır" sonucunu çıkarabilirmiyiz?
Burada tane tane oku denen kur'an,Hangi kur'andır?
20 nci ayetten bir parağraf "-Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun"
Mekkenin en güçlü adamlarından biri de "Velid b.Mugire"dir.(635-639 yılları
arasında Kürtleri,ermenileri,farisileri ve süryanileri kılıçtan geçirip, amed kalesini
ele geçirirken öldürülen ünlü komutan Halid b.Velidin babası)
Velid b.Muğire Kureyşin Mahzum soyuna mensuptur.O dönemde çok erkek çocuk
sahibi olmak hem güç hemde şerefti.B.Mugire kureyşin en çok erkek çocuğuna
sahip ve son derece zengin adamıydı.Onun desteği Hisam ebul hakem kadar
önemliydi,Muhammed kendine biat eden birkaç adamını,vaazlarından birkaç yazılı
örnekle ona gönderir.
Velid B.Muğire Muhammedin gönderdiği vaazları okur,sonra nemi yapar?Bunu iniş
sırasına göre 4 süre olan Müddesir süresinden öğrenelim;
18.Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
19.Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!
20.Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!
21.Sonra (Kur’an hakkında) derin derin düşündü.
22.Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.
23,24.Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: “Bu ancak
nakledilegelen bir sihirdir.”
25.“Bu, ancak insan sözüdür.”
Muhammedin arkadaşları Velid.b.Muğire'nin tavrını anlatıklarında,Muhammed son
derece derece öfkelenmiştir.Öfkesini yine aynı süreden anlıyabiriz.
11.Beni, yarattığım kişiyle başbaşa bırak.
12,13.Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
14.Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.
15.Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.
16.Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı inatçıdır.
17-Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım
26.Ben onu “Sekar”a (cehenneme) sokacağım.
ben onun anasını,avradını.................................

Kur'anda iniş sırasına 5.nci süre ünlü "Fatiha" süresidir. Fatiha süresi her
bakımdan tartışmalara açık bir süredir.Günümüzde Namaz'ın bir süresi olarak
okunur,Ölünün arkasından okunur,Bazı bölgelerimizde kız istenirken,Nikah kıyılırken
vs.Müslümanlar Fatiha okumak için adeta bahaneler arar.
Fatiha süresi Kur'anı derleyenler içinde çok önemli olmalıki,onu birinci sıraya
almışlardır.
Fatiha kelime anlamıyla "Başlangıç" demektir.
Fatiha süresi başlı başlına Kur'nın gökten vahiy yoluyla değil,insan aklıyla ve sözüyle
yazıldığının bir kanıtır.
"Fatiha'ya bu adı tanrı koymamıştır,tanrı başlangıç adlı bir süre için,4 süreyi
göndermeyi beklemez.
Fatiha süresine “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) de denmektedir.Şu fatiha süresine
bakalım ne diyor? ve tanrı sözü olabilirmi?
1.Bismillahirrahmânirrahîm (Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla)
2,3,4.Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün maliki Allah’a
mahsustur.
5.(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
6,7.Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba
uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Görüldüğü gibi bir dua.ve bu duanın başında "-ey Muhammed de ki;"
veya "mim",nun,kaf"vs.vs yahut" Kul"(deki) gibi ibareler yok.sürelerin birçoğu bu
ibarelerle başlar,buda sözleri sanki Muhammed değil,başkası(Allah) söyletiyor
izlenimi veriyor.
ama Fatiha'da yok.
ne diyor başlangıçta Rahman ve rahim olan Allahın adıyla başlarım. Kim başlıyor?
Allah mı? Allah gönderdiği bir sürede Allahın adıyla başlarım dermi? Onun da mı bir
Allah'ı var?
ve devam ediyor sen şöyle büyüksün,böyle merhametlisin,bizi doğru yola ilet falan
filan.
Bir seminerde Süleyman Ateş'e fatihayı sormuştum,Bana "-Fatiha duaların en
güzelidir"demişti.Hocam ölünün arkasından?
"-Okunmaz"demişti."-sadece fatiha değil ölünün arkasından hiçbir süre okunmaz"
demişti.sebeb diye sorduğumda "-Kur'an ölüye değil canlıya okunur" demişti.Ama
hocam millet habire okuyor "-zararı yok" demişti.
Siz bir ölünün arkasından Fatiha okuduğunuzda,yukarıda görüldüğü gibi tanrının
size merhamet etmesini,nimet vermesini diliyorsunuz.eee kendinize istediğiniz
nimetler için ölüyü mü kullanıyorsunuz? Bazı imamlar "-Biz ölenin ruhuna gitsin
diyerek okuyoruz"derler.ama aynı imamlar "-Bir insan öldükten sonra sevap ve günah
defterleri kapanmıştır,miskali zerre kadar günahın ve sevabın karşılığını alır"derler.
Bu ne perhiz,bu ne lahana turşusu?
Hocam nikah kıydığınızda niye fatiha okuyorsunuz? Gelin ve damadın ruhuna mı
üflüyorsunuz?............
Okuyan arkadaşlarım sıkılmasın diye özet halinde yazıyorum,yoksa bazı müslüman
din kardeşlerimizin(!) söylediği gibi Denizler mürekkep,ormanlar kalem olsa
fatiha'nın F'sini anlatmaya yetmez.(!)
Aman din kardeşlerim,denizler ve ormanlar yerinde dursun bize mantık yeter.
Bilindiği gibi Muhammed Kur'an adında bir kitabı hiç görmedi,O öldükten sonra
Ömer,Halife Ebubekr'e "Vahiyleri derliyelim,Mushaf halne getirelim"dediğinde
Ebubekr "-Buna gerek olsaydı Muhammed yapardı,onun yapmadığı bir işi biz neden
yapalım"diyerek redetmiştir.ancak yaptıkları istilalarda birçok hafız ölünce,ve
mekkede önüne gelen kendi çıkarı doğrultusunda ben Muhammedin yanındaydım
bu sözüm vahi'dir diyerek vahi üretmelerine bir son vermek için,çeşitli nesnelere
yazılan vahiler toplanmış,Muhammedin eşlerinin sandıklarından,Muhammed'e
yakın insanların sözlerinden ve hafızlardan derlenen vahiler mushaf haline
getirilmiştir.İhtilaflı vahilerde son sözü Ebu bekr söylemiş,ve ihtilaflar son bulsun
diye tüm orjinaller yakılmıştır.
Fatiha süresinin Kur'ana bu aşamada mı yoksa yıllar sonra Halife Osman
dönemindeki ikinci derlemesinde mi konduğu meçhuldur.

Daha önce de değindiğim gibi Kur'an,Tevrat-incil-avesta-pagan inanç ve ibadetleri


ve ağırlıkla Muhammedin günlük yaşantısının toplamıdır.İniş sırasına göre
Muhammedin profili ve hayatı eşliğinde incelendiğinde bunlar açık ve net bir şekilde
görülecektir.
İniş sırasına göre 6 ncı süre "Tebet" süredir.anlamı kahrolsun,kurusun,yokolsun
manasında bir bedduadır.Allah beddua ediyor,kime ediyor? Neden ediyor? önce
ayete bakalım;
1-Ebû Leheb’in elleri kurusun. Zaten kurudu.
2.Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
3.O, bir alevli ateşe girecektir,
4,5.Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak
karısı da
İlginç değilmi? Yerleri gökleri tüm canlıları yaratan,sonsuz güç ve kudret sahibi
Allah,Ebu-Lehep adlı bir şahsa ve karısına beddua ediyor.Neden bedua edilir? Birine
gücünüz yetmeyince beddua edersiniz.Allah'ın Ebu -Lehebe gücü yetmiyormu?
Kim bu Ebu Lehep ?
Muhammed'in Öz Amcasıdır.
Karısı kimdir?
Muhammedin süt kardeşi Ebu Süfyan'ın kızkardeşidir.
Ebu Lehep aynı zamanda Muhammed'in dünürüdür.Muhammed, iki kızını Ebu
Leheb'in iki oğluna vermiştir.
Muhammed Nebi'liğini İlan ettikten sonra Ebu-Lehep'ten hem amcası hem dünürü
olması sıfatıyla destek bekler.ama tüm Mekkeliler ve diğer 15 amcası(Şarapçı hamza
dışında)gibi ona destek vermez.
Mekkede Muhammed'in grubu ile kabilesi arasında soğuk savaş başlamış,Muhammed
sertlik dozunu artırmıştır.Bu sertiğe Kureyşliler de cevap vermeye
başlamıştır.Muhammedi delilikle,Mekkede kaos ve fitne yaratmakla
suçlamaktadırlar.
Bu gerginlik ortamı ailelere de sirayet etmektedir.Ebu Lehep,Baba tarafını tutarak
ailesinde huzursuzluk çıkaran Muhammed'in kızları Rukkiye ve Ümmü-Gülsümü
çocuklarından boşttmıştır.
İki kızının aniden dul kalması Muhammedi çok kızdırmıştır.
akabinde ilgili süre nazil(!) olur...Ellerin kurusun Ebu-Lehep
Ebu-Leheb Muhammedde oldukça yardımcı olmuş,zaman zaman onu evinde
beslemiş,ona ticaretin püf noktalarını öğretmiş,onu korumuş,ona gerçek anlamda
amcalık yapmış bir adamdır.
Ebu Lehep Muhammedi çok yakından bilen tanıyan bir adamdır.En azından
Muhammedi hepimizden iyi tanıyan biridir.
Ona neden inanmamış dersiniz?
Muhammedi 6 yaşından itibaren büyüten,öksüz olduğu için onu evlatlarından fazla
koruyan bir diğer amcası daha var,Ali'nin babası Ebu-Talip.Bu amca da Muhammedi
bir babanın oğlunu tanıyabileceği kadar tanıyor.
Ebu-Talib Muhammed'e neden inanmamış dersiniz?
Muhammed'in onlarca amcası(kaynaklar 16 der) amcalarından yüzden fazla çocuk
yani Muhammedin kuzenleri,Halaları(6 tane haladan söz edilir) teyzeleri ve bunların
çocukları. Velhasıl Muhammedi çok yakından tanıyan,onunla yaşıyan insanlar.
Bunların hiçbirimi Muhammed'e peygamberlik vasfı görmedi?.İslam kaynakları
Muhammed için El-Emin (güvenilir)dendiğini yazar.Siz emin,güvenilir,dürüst bir
insandan ne kadar uçuk ve aykırı olursa olsun bir söz işittiğinizde "acaba" diye
düşünürsünüz,Lafa bakarsınız sonra söyliyene,çok güveniyor ve dürüst buluyorsanız
onu delilikle suçlamazsınız.
Ona Neden inanmadılar? O'na neden deli dediler?
Onlar Muhammedin birinci derece akranları,onlar Muhammedi benden iyi bilen
insanlar,onlar inanmadı.
Ben neden inanayım?
Daha önce de değindiğim gibi Kur'an,Tevrat-incil-avesta-pagan inanç ve ibadetleri
ve ağırlıkla Muhammedin günlük yaşantısının toplamıdır.İniş sırasına göre
Muhammedin profili ve hayatı eşliğinde incelendiğinde bunlar açık ve net bir şekilde
görülecektir.
İniş sırasına göre 6 ncı süre "Tebet" süredir.anlamı kahrolsun,kurusun,yokolsun
manasında bir bedduadır.Allah beddua ediyor,kime ediyor? Neden ediyor? önce
ayete bakalım;
1-Ebû Leheb’in elleri kurusun. Zaten kurudu.
2.Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
3.O, bir alevli ateşe girecektir,
4,5.Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak
karısı da
İlginç değilmi? Yerleri gökleri tüm canlıları yaratan,sonsuz güç ve kudret sahibi
Allah,Ebu-Lehep adlı bir şahsa ve karısına beddua ediyor.Neden bedua edilir? Birine
gücünüz yetmeyince beddua edersiniz.Allah'ın Ebu -Lehebe gücü yetmiyormu?
Kim bu Ebu Lehep ?
Muhammed'in Öz Amcasıdır.
Karısı kimdir?
Muhammedin süt kardeşi Ebu Süfyan'ın kızkardeşidir.
Ebu Lehep aynı zamanda Muhammed'in dünürüdür.Muhammed, iki kızını Ebu
Leheb'in iki oğluna vermiştir.
Muhammed Nebi'liğini İlan ettikten sonra Ebu-Lehep'ten hem amcası hem dünürü
olması sıfatıyla destek bekler.ama tüm Mekkeliler ve diğer 15 amcası(Şarapçı hamza
dışında)gibi ona destek vermez.
Mekkede Muhammed'in grubu ile kabilesi arasında soğuk savaş başlamış,Muhammed
sertlik dozunu artırmıştır.Bu sertiğe Kureyşliler de cevap vermeye
başlamıştır.Muhammedi delilikle,Mekkede kaos ve fitne yaratmakla
suçlamaktadırlar.
Bu gerginlik ortamı ailelere de sirayet etmektedir.Ebu Lehep,Baba tarafını tutarak
ailesinde huzursuzluk çıkaran Muhammed'in kızları Rukkiye ve Ümmü-Gülsümü
çocuklarından boşttmıştır.
İki kızının aniden dul kalması Muhammedi çok kızdırmıştır.
akabinde ilgili süre nazil(!) olur...Ellerin kurusun Ebu-Lehep
Ebu-Leheb Muhammedde oldukça yardımcı olmuş,zaman zaman onu evinde
beslemiş,ona ticaretin püf noktalarını öğretmiş,onu korumuş,ona gerçek anlamda
amcalık yapmış bir adamdır.
Ebu Lehep Muhammedi çok yakından bilen tanıyan bir adamdır.En azından
Muhammedi hepimizden iyi tanıyan biridir.
Ona neden inanmamış dersiniz?
Muhammedi 6 yaşından itibaren büyüten,öksüz olduğu için onu evlatlarından fazla
koruyan bir diğer amcası daha var,Ali'nin babası Ebu-Talip.Bu amca da Muhammedi
bir babanın oğlunu tanıyabileceği kadar tanıyor.
Ebu-Talib Muhammed'e neden inanmamış dersiniz?
Muhammed'in onlarca amcası(kaynaklar 16 der) amcalarından yüzden fazla çocuk
yani Muhammedin kuzenleri,Halaları(6 tane haladan söz edilir) teyzeleri ve bunların
çocukları. Velhasıl Muhammedi çok yakından tanıyan,onunla yaşıyan insanlar.
Bunların hiçbirimi Muhammed'e peygamberlik vasfı görmedi?.İslam kaynakları
Muhammed için El-Emin (güvenilir)dendiğini yazar.Siz emin,güvenilir,dürüst bir
insandan ne kadar uçuk ve aykırı olursa olsun bir söz işittiğinizde "acaba" diye
düşünürsünüz,Lafa bakarsınız sonra söyliyene,çok güveniyor ve dürüst buluyorsanız
onu delilikle suçlamazsınız.
Ona Neden inanmadılar? O'na neden deli dediler?
Onlar Muhammedin birinci derece akranları,onlar Muhammedi benden iyi bilen
insanlar,onlar inanmadı.
Ben neden inanayım?

Muhammed'in etrafında iki çember vardır,birtanesi sülalesi diğeri kendisine inanan


ve bait edenler(.Bunlar genellikle fakir,düşük tabakadan insanlardır).Birinci çember
gittikçe daralmaktadır,Sülalesi ona karşı tavırlarını sertleştirmektedir.Ona "deli"
diyorlardır.Ona biat edenler,vaazlarından çok etkilenmektedirler.Arapça
şiir dilidir,Kureyş mensupları anadan doğma şairdir ve Muhammed en
iyilerindendir.Muhammedin arapçası yayla bedevilerinin saf arapçasıdır.
Muhammed fırsat buldukça etrafına insanları toplar,onlara etkili vaazlarda
bulunurdu.Yine kalabalık bir ortamda vaaz vermektedir.Onu dinleyenler arasında
ona biat edenlerle beraber vaazlarını merak eden insanlar vardır.İniş sırasına
göre 7 Sure "Tekvir" Muhammedin vaazını,vaaza muhtemel tepkileri bu tepkilere
Muhammedin tavrını kurguluyalım.
Bismillahirrahmânirrahîm
1.Güneş, dürüldüğü zaman,
2.Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,
3.Dağlar, yürütüldüğü zaman,
4.Gebe develer salıverildiği zaman.
5.Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman,
6.denizler kaynatıldığı zaman,
7.Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman.
8,9.Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu
zaman,
10.Amel defterleri açıldığı zaman,
11.Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,
12.Cehennem alevlendirildiği zaman,
13.cennet yaklaştırıldığı zaman,
14.Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.
15,16.Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,
17.Andolsun, yöneldiği zaman geceye,
18.Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki,
19,20,21.O , şüphesiz değerli, güçlü ve arşın sahibi katında itibarlı, orada itaat
edilen, güvenilir bir elçinin getirdiği sözdür.
Muhammed etrafındaki insanlara bunları söylerken,şiir dilini mükemmel bir şekilde
kulanmaktadır.Ayı yuvarlak bir tepsi,yıldızları gökte asılı kandiller,dünyayı dümdüz
sanan bu cahil arap bedevilerin nasıl etkilenebileceğini tahmin ediniz.
"-Güneş dürülecek,yıldızlar bulanıp sönecek,dağlar yürütülecek"
"-Gebe develer bile salınacak" yani o derece...(.Gebe deve bedevi arabının en
kıymetli mal varlığıdır.).
İnanmıyormusunuz?
Andolsun sabaha,Andolsun geceye,bu sözler cibrilin(Cebrail) sözleridir.
Ona inanalar piyango kazanmış gibi mutlu,Şüpheyle bakanlar tedirgin(Ulen ya
doğruysa düşüncesinde),Hiç inanmıyanlar(genelde kureyş mensubu) rahatsız ve "-
hadi gidelim bu adam bir deli,kafadan uyduruyor,birşey bildiği yok"deyip gitmeye
kalkışıyorlar.
Muhammed fısıltıları duyuyor,kımıldanmaları farkediyor,dinleyicilerinin azalmasını
istemiyor.sürenin devamından muhammedin onlara ne söylediğine bakalım;
22.(Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir.
23.Andolsun o, Cebrâil’i apaçık ufukta gördü.
24.O, gayb hakkında bilgisiz değildir.
25.Kur’an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
26.(Hal böyle iken) nereye gidiyorsunuz?
27,28.O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.
29.Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Şaka gibi değilmi?
"-Herşey kur'anda mevcuttur,tıp,teknoloji,astronomi aklınıza gelen herşey kur'anda
Allah tarafından bize indirilmiş ama biz anlamıyoruz.batı Kur'anı incelediği için
gelişmiş,biz kur'anı bıraktığımız için geri kaldık"diyen gerzekler.
Bu ve önceki 6 süreden ne anladınız?
Hangi sürede bilim,teknoloji ve icatlar var?
Bir tarafta Muhammed diğer tarafta bedevi araplar ve onların çatışması.Bu
sürelerden Araplar,İslam ve Muhammed'in hayatı hakkında aydınlatıcı bilgiler elde
edebiliriz.
Yazdıklarımdan Muhammede düşmanlık beslediğim anlaşılmasın,Hep derinden bir ah
çekerim.ah ne olurdu Muhammed 10 yıl daha yaşasaydı.
Ne mi olurdu?
Namaz,Oruç, kökten kalkardı,Çocuklarımızı sünnet ettirmek zorunda
kalmazdık.Binlerce yıllık ilkel kavim ibadet ve uygulamalarının hiçbirini yapmazdık.
yani insan olacaktık.

Önceki yazılarda da belirtiğim gibi Kur'an başlıbaşına okunmakla anlaşılmaz.600-


650 yılları Mekke sosyal,kültürel,ticari ve inanç haritası çıkarılmalıdır.Muhammedin
peygamberliğe hazırlanışını,üyesi olduğu grubla(hanifler yada Sabiiler) ve onların
felsefeleriyle anlamaya çalışalım.
Sabiiler(Hanifler) kimdir?
Kavimlerinin putperestliğiyle tatmin olmıyan ve daha saf bir din şekli aramakla
beraber Musevilik veya Hristiyanlığı da kabule yanaşmıyan bir topluluk.
ilginç değilmi? Muhammedi tarif eder gibi...
Saf bir din şekli arıyan bu topluluk,daha önce diğer dinler, kavimlere kendi
dillerinde vaki olduğu gibi, yeni dinin Araplara arapça irşad edilmesini istiyordu.
Dikkat ediniz,Putpereslerden,müsevilerden,Hristiyanlardan,zerdüştlerden ve öteki
ilkel kabile inanışlarından çok farklı düşünen bir topluluk."sabiiler"
Sabiilerin varlığını nasıl kanıtlıyabiliriz.Buyrun kur'ana bakalım;
Mâide 69 .
Şüphesiz inananlar ile Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun
kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için
hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır”
Bu ayete bakıp da sakın yahudiler,Sabiiler ve hristiyanlar cennete gidecek filan
sanmayın,Muhammed bu grupları kendi safına çekebilmek için bu sözleri ayettir diye
söylemiştir.sonraki dönemlerde bunların öldürülmesi gerektiğini söyleyen ayetler
geliyor.
Sabiiler'in lider kadrosundan bir isim yazayaım,bakalım tanıyabilecekmisiniz?
Teyym oğullarından ,Kumaş ve iplik taciri "Abdülkâbe" (Kâbe'nin kulu)
Tanıdınızmı? birçoğunuz tanımamıştır.
Ebu Bekir(Devenin babası) desem hemen tanıyacaksınız.çünkü ilk halife
Muhammedin çocukluktan arkadaşı,onunla yaşıt,onunla aynı inanç grubundan,onunla
birçok ticari sefere çıkmış,Muhammedin peygamberliğini sorgulamadan kabul etmiş
(Muhammedin ölümünden sonra kızı fatimayı öldüresiye dövmeseydi,Muhammede
gerçekten inandığını bile söyliyebilirdim)
Abdulkâbe yani Ebubekir sıkı bir Sabii olmasının yanında Neseb ve ahbar uzmanlığı
ile ünlü.
Neseb=soy,sülale,geçmiş
Ahbar= Bir kavim, kabîle, şahıs, ülke, bölge, şehir veya bir hâdise hakkında
nakledilen bilgiler.
Yani Muhamede danışmalık yapacak kadar biilgili,çevresinde etkili olacak kadar
zengin,bir topluluğa liderlik yapacak kadar karizmatik.
Abdulkâbe (Ebubekr)'den başka Muhammedin grubundaki,ve Abdulkâbe'ini emriyle
Muhammede biat eden diğer bazı ünlu sabiiler;Osman ibn-i Affân, Zübeyr ibn-i
Avvâm, Abdurrahman ibn-i Avf, Sa'd ibn-i Ebî Vakkas ve Talha ibn-i Ubeydullah ve
diğerleri.
Gelin Muhammedin de içinde bulunduğu Sabiilerin kim olduklarını,inançlarını yakından
inceliyelim.
Arapların Sabiiler dediği bu topluluk kendilerini mandenler(bilgili-arif) olarak lanse
ederler.
Sabiiler, kendi dinlerinin Adem le birlikte başladığını ileri sürerler.
Saabilerin kutsal kitapları arasında en önemli yeri üç ayrı kitap tutar: Ginza , Draşia
d Yahya ve Qolasta . Ginza (Hazine), yaklaşık 600 sayfadır ve Adem in Kitabı diye
de adlandırılır. Çeşitli dualar, teoloji, mitoloji, ölüm ve ölüm sonrası gibi konuları
içerir.
Astroloji ile ilgili yazılı metinleir, daha çok kehanet, cin kovma, ebced
hesabına benzer yöntemlerle kişisel olayların yorumlanması konusunda bilgiler
içermektedirler. Bunların en önemlisi Sfar Malvaşia dır (Burçlar Kitabı).
Yarattığı dünyanın kötü güçlerin eline geçtiğini gören Ptahil, en azından dünyada
kendisini simgeleyecek bir varlık bulunmasını arzular ve insanı yaratmayı planlar.
Ancak kötü güçler yine işe karışırlar ve onu kandırmayı başarırlar; yaratılan sadece
bedendir; yaşam öğesinden yoksun olduğu için cansızdır. Ptahil, bedene can vermek
için türlü yolları dener ancak başarısız olur. Bunun üzerine Malka d Nhura ya
kendisine yardım etmesi için yalvarır. Bu yakarışa yanıt olarak Işık Kralı, insanın
ruhunu Işık Evreni nden yeryüzüne indirir ve Manda d Hiia aracılığı ile cansız
bedene yerleştirir. Bunun üzerine Adem ayağa kalkar.
Adem ilk inanan kişidir. Işık Kralı insanı kötü varlıkların eline bırakmamış, ruhun
bedene konuluşu ile birlikte, insanı eğitmesi için Manda d Hiia yı görevlendirmiştir.
İnsanı korumak üzere Hibil , Şitil ve Anuş adlarında üç muhafız yollamıştır. Böylece
yaratılan ilk insan Işık Kralı na bağlanmıştır. Ayrıca Adem in yeryüzünde yalnız
kalmaması için Havva yaratılmıştır. Adem ile Havva nın evliliklerinden üç kız ve üç
erkek kardeş doğmuş ve bunlar vasıtasıyla insanlık çoğalmıştır.
Sabiiler, Adem in yaratılışından kıyamete kadar dünyanın 480.000 yıl süreceğini
varsayarlar. Bu süre dörde ayrılır. Adem ile başlayan ilk dönem 216.000 yıl sürmüş
ve sonunda insanlık kılıç ve hastalık tarafından yok edilmiştir. Yalnızca bir çift insan
hayatta kalmıştır. İkinci dönem 156.000 yıl sürmüş ve insanlık bu kez ateş ile yok
olmuş; yine bir çift insan kalmıştır. Bin yıl süren üçüncü dönem sonunda insanlık su
ile yok edilmiş; sadece Nuh ve ailesi yaşamayı sürdürmüştür. İçinde bulunulan son
dönem Nuh ile başlamış olup, kıyamete kadar 8.000 yıl sürecektir.
Muhammedin bağlı olduğu Sabiiler grubunun inaçlarını,Musa ve isa'nın tek
tanrısıyla birleştirip buna Mithra(zerduştilik)söylemlerini de katın,putperestlerin
ibadetlerini(namaz-oruç-hac) katın,karşınıza yepyeni bir din çıkacaktır.İSLAMİYET

Önceki paylaşımlarda sık sık Kur'anın Arap pagan ibadetleri,tevrat-incil-


sabiilik,bedevi Arab'ın kabile ve yerleşik sosyal hayatları,kültürleri ve
Mithra(Zerduştilik) dan etkilendiğini yazmıştık.
Bu kez konumuz mazdeizm yani zerduştluk yani Mithra
Bu eski iran dini, islamiyet üzerinde nasıl bir etki bırakmış.inceliyelim.
Zerduşt, yüce tanrı olarak telkin ettiği,Ahura Mazdah ile yakın irtibatı
bulunduğunu ilan etti.
Muhammed,Allah'ın, Cebrail adlı melek ile kendisiyle irtibata geçtiğini ilan etti.
Alemlerde mücedele eden iyilik "spenta Mainyu" kötülük "Angra mainyu" adlı
ruhlar vardır.
birine Allah diğerine Şeytan mı dersiniz veya iyilik melekleri ve şeytan mı
dersiniz,tercih size kalmış.
Alemdeki maddi ve manevi nizamları yaratan,tabiat kanunlarını koyan Ahura
mazdah'tır,Kötülüklerin kaynağı Ehrimen'dir.
İslamda Allah ve Şeytandır.
Ahura Mazdah'ın yanında 6 başmelek bulunur.
İslamda başmelek sayısı 4 dür.Cebrail,israfil,azrail,mikail. ama...sorgu
meleklerini(Münker-Nekir) katarsanız altı eder.
Zerdüşte göre Bu dünyada yapılan iyilikler ve kötülükler öteki dünyada karşılık
bulacaktır
İslamda da aynıdır.
Zerduşte göre inananların ruhu 4. gün muhakeme edilir.O,Önce Cinvat
köprüsünden geçecektir.Dinsiz bu köprüden geçerken köprü kılıç kadar
keskinleşir ve dinsiz cehenneme düşer.inanan için köprü açılır ordan geçmek
rahat olur.
Şu bizim ünlü "Sırat köprüsü" hikayemiz.
Zerdüşt Alaşumul Muhakemeden bahsetti,ehrimenin gücü zeval
bulacak,hakikat,Adsalet evi kurulacaktır.Muhakeme Ateş ve erimiş maden
ile olacaktır.Bütün bu işler Şaosyant denilen kurtarıcının doğmasıyla
gerçekleşecektir.O kansava gölünde yıkanan bir bakirenin,O gölde bulunan
Zerduştun tohumuyla gebe kalması sonucunda doğacaktır.Böylece diriliş
başlıyacaktır.İlk insan gayomart'ın kemikleri hayat kazanacak,tüm ölüler
tekrar vucutlarına kavuşacak,ve hepsi biryerde toplanacaktır.iyiler,kötüler
ayrılacak,iyiler cennete kötüler cehenneme gidecektir.cehenemde 3 gün
kalınacak sonra bütün yaratıklar ateş ırmağından geçecek,ateş kötülükleri
temizliyecek,şeytanla bütünleşenler hariç herkes cennete girecektir
Bizim bildiğimiz ahiret hikayesi,hani tüm günahkar müslümanlar cezalarını çekip
cennete gidiyordu ya...Hani münafıklar ve müslüman olmıyanlar sürekli cehenemde
kalacak ya...
Yazdığım yazılar nedeniyle özelime küfür tehdit ve hakaret mesajları gönderen,çok
sevgilive muhterem Müslüman din kardeşlerimden(!) bir ricam var.
yazıyı okuduktan sonra kaynak istiyebilirsiniz,
yalnış yada eksik yazmış olabilirim,
o zaman yalnışı düzeltir sizlere teşekkür ederim.
ama karşı bir belge sunmadan,sadece kişliğime hakaret ederseniz,
sizi sizin Allah'ınıza havale ederim.onun azabı çok şiddetlidir.)))

Mut'anın kelime anlamı "yararlanmak-gıdalanmak"


Terim olarak anlamı;herhangi bir kadınla belli bir ücret karşılığı belli bir süre
yararlanmak üzere yapılan anlaşmadır.
Mut'a nikahında ilan yada şahit aranmaz.Tarafların ücret ve zaman üzerinde
anlaşması yeterlidir.
Erkeğin nafaka sorumluluğu olmaz,taraflar arasında miras hükümleri cari
değildir.süre dolduğunda nikah otomatikmen feshedilmiş sayılır.
Özellikle suni kesimlerde bu nikah şekline tepkiler olmakla beraber,mut'a gökten
zembille inmemiştir.Söylenti, hayber kalesinin işgal edildiği dönemde,va bazı
savaşlarda Muhammedin, yanında kadını yada cariyesi olmıyan savaşçılarına "Mut'a
yapsınlar"diye izin verdiği şeklindedir.
Savaş ortamında kadının ne işi var?
Savaş esnasında çarpışmak ve ölmek korku ve heyecanı varken insan aklı uçkuruna
nasıl gider? gibi sorular sormamanızı rica ediyorum.
Mut'a nın islam aile yapısına verdiği ağır tahribat,bu nikah şeklini tartışılır duruma
getirmiştir.
Artan çok sayıda boşanmalar,babası belli olmıyan sürüyle çocuklar,İslam alimlerini
bu konuda farklı fetvalar vermeye itmiştir.
Bazı fıkııh alimleri"-" savaş nedeniyle bu karar alınmıştır,savaştan sonra gerek
olmadığı için caiz değildir" demişlerdir(bkn.Hanefi fıkıfı)
Şii fakihler ise mut’anın Rasulullah döneminde mubah olduğunu iddia ederler. Hz.
Ebu Bekr döneminde de bu serbesti devam etmiş, ancak Ömer döneminin ikinci
yarısında Halife mut’a nikahını yasaklamıştır. Dolayısıyla mut’a yasağı Halife Ömer
tarafından başlatılmış peygamberin sünnetine muhalif bir uygulamadır.
İslamın Şii coğrafyasında mut'a nikahı uygulanmaktadır.
Alimler(!) arasındaki tartışmalar süredursun,kesin olan birşey vardır.Mut'a gökten
zembille inmedi,Muhammedin emriyle uygulandı.Muhammedin kararlarını tartışmak
Alimler(!) için bile olsa küfürdür.))
İslam diğer hiçbir dinde olmadığı kadar Erkeğe sex yapma özgürlüğü tanımıştır,ama
aynı özgürlüğü kadınlardan esirgemiştir.
Erkekler bu özgürlüğü tamamen Muhammed'in ilk karısı Hatice'ye borçludur.Daha
önce 2 kez evlenip dul kalmış zengin,alımlı,dominat Hatice anamız,40 lı yaşlarda
Muhammedle evlenip ilmiği boynuna geçirmiş,Muhammedin tek cariyesi Bereke'yi
de ondan alıp yerine erkek köle zeyd'i vermiş,Ölünceye kadar Muhammedin başka
kadınlara yangözle bakmasını yasaklamıştır.Öldüğünde Muhammedi 49 yaşında dul
bırakmıştır.
Muhammed tam 24 yıl kendisinden 15 yaş büyük hatice ile yaşamıştır,onun ölümü
Muhammedin adeta cinsel patlama yaşamasına sebebiyet vermiştir.Arkadaşlarının
beşer onar kadını,onlarca cariyesi varken o 24 yıl boyunca sadece bir kadınla
yetinmiştir.Haticenin ölümünden hemen sonra 6 yaşındaki Aişe ve 28 yaşındaki
Sevde ile nikah kıymış,ama Aişe anamız henüz çocuk olduğu için onunla gerdeğe
girmemiş,9 yaşına gelip olgun bir genç kız (!) olunca Aişe anamızı .........
Bu kadarla kalmamış,zeynep(zeydin hanımı)cuveyriye,safiye,meymune,..(13
daha).......................cariyeler...........
Evet Müslüman erkeğin sex özgürlü dedik.
1-Kadınlarıyla sex yapabilirler (aynı anda 4 kadın alabilir,ölen yada boşadığı varsa
her zaman sayıyı 4'e tamamlıyabilir)
2-Yabancı müslüman kadınlarla günlük,haftalık,aylık sex (Mut'a) yapabilir
3-Cariyeleriyle yapabilirler.(yakın tarihte bile cariye pazarlarları vardı)
4-Cariyelerini başka müslümanların cariyeleriyle değiştirebilirler
5-Müslüman olmıyan kadının mehrini vermek süretiyle sex yapabilirler
6-Kadınları her pozisyonda ve her tarafından( Cübelli ve bazı tarikat
şeyhleri,tarikat mensubu kadınların onlara gelip "-Kocam sürekli arkadan
istiyor"diye şikayet etiklerini,bunun günah olduğunu açıklamışlardı,ancak İmam
Humeyni Ehlibeyt sünnetidir diye ters ilişkiye fetva vermişti)
Kadınlar için varmı bu ögürlüklar;
4 kumalı bir kadın erkeğin performansına esirdir.birde cariyeler varsa,kocası arada
mut'a da yapıyorsa,seyreyle gülüm keten helvayı.Ya içine sindirip boyun eğecek yada
kocası için geyik avına çıkacak.......

Bakara-229 Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle


geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır.

bakara-230.Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında


bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı
takdirde onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine
inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte
bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.
evet Hülle denilen,insan haysiyet ve onurunu aşağılıyan islami uygulamın kaynagı bu
ayetler.
Bir erkeğin bir kadını boşaması iki dudağının arasındadır.3 defa"- boş ol" dediğinde
kadını boşamış sayılır.
Ne diyor ayet?
Bir erkek karısını boşarsa,kadın,başka bir adamla nikahlanmadıkça,ve tekrar
boşanmazsa birdaha evlenemez.
Bu onur kırıcı uygulamalar islam ülkelerinde hilei-şeriye yoluyla esnetilmeye
çalışılsada,islam alimleri boşanan kadının tekrar evlenmek için mutlaka başka bir
adamla nikah kıymasını,zifafın gerçekleşmesini,erkeğin en azından sünnet yerinin
kayboluncaya kadar kadının içine girmesi gerektiğini belirtirler.(hangi erkek bu
iradeyi gösterecek diye sormayın lütfen)
Dinin diğer tüm uygulamaları gibi bu da 6.yüzyııl arabistanına gönderilmelidir.
Onlarca kadın ve cariye sahibi erkeklerin eğemen olduğu arabistanda,seyyid
karılarından birini boşamış,o kadın başkasıyla evlenmiş,umurundamı? Herifler
çocuklarının sayısını ve bu çocukların hangi karısından olduğunu bilmez.Bu nedenle
ölen bir kimse Babasının adıyla değil,annesinin adıyla anılıp gömülür.ölen bir çocuk
ise,Baba hangi karısının çocuğu olduğunu öğrenir...sizler de öldüğünüzde,İmam
okurken ..(anne ismi)....oğlu/kızı.....filanca diyecektir.babanızın adı anılmıyacaktır..
Bu ilkel uygulamaları günümüze uyarlıyabilirmiyiz?
Uyarlıyanlar vardır.ve bunlar iktidar sahipleridir.
İslamın bu ilkel ve onur kırıcı uygulamasını savunmaya çalışan,İslamı kurtarma adına
çırpınan dinci kesim bu uygulama için "-Erkeklerin kadınları boşaması zorlaşsın,erkek
kolay kolay boşamasın,aile hayatı korunsun" vs.tarzında sözler sarfetmektedir.
Beyeh geri zekalılar,hangi aileden,hangi erkek ve kadından söz ediyorsunuz.aynı
anda 4 kadın,boşadığınızın yerine,ölenin yerine kadınlar alarak bu sayıyı
koruyabiliyorsunuz.cariyeler alabiliyorsunuz,Mut'a yapabiliyorsunuz, bu rezil yapıya
Aile mi
diyorsunuz?
Osmanlı döneminde Hülle işini meslek edinen erkekler vardı.
"-Hülleciiiii,her türlü hülle yapılırrr,garantili hülle yapılır....
Garantili hülle ne demek biliyormusunuz?
Gece gerdek,sabah boşama garantisi.
Bazı olaylarda hülleci kadından çok hoşlanmış,ve onu boşamamıştır.Bir yöremizde
vuku bulan bir olayda,12 yıl dul kalmış 60 yaşındaki adamla,25 yaşında çocuklu bir
kadını evlendirler,sabah adamdan kadını boşamasını isterler,adam kabul etmez,bunu
üzerine adama baskı yaparlar adam 3 gün daha evli kalmak şartını getirir.kolaymı 12
yıl dul kalmış bir adam bir geceyle yetinirmi?
Bu ve benzeri hadiseler işin garantiye alınması gerektiğini hülle yapanlara
öğretmiştir.
Ülkemizde özellikle Şafii mezhebine mensup imamlar(Kürtlerin çoğunluğu şafiidir)
İslamın birçok uygulaması gibi,bu uygulamayı da günün koşullarında eriterek yok
etmişlerdir(boşanan kadını,horozla,kuşlarla evlendirerek).ama Hanefi mezhebine
bağlı imamlar hala ketüm davranmakta,imamlığın yanında hüllecilik görevini de
başarıyla yapmaktadırlar.
Bu ve buna benzer ilkel uygulamalardan kurtulmanın tek yolu vardır.
Kur'anı altıncı yüzyıla, bedevi araplarına göndermek.
Sabiliğin islam üzerindeki etkileri

Saabilik çok eskilere, Sümerlere kadar dayanan Babil okulu öğretisinin halka mal
olmuş şeklidir.Tüm tek tanrılı dinlere şu veya bu şekilde kaynaklık etmiştir.
Saabilik,Şamanizm gibi, ilk Tek Tanrılı din olan Güneş Kültü dininin, yüce Tanrının
Sembolü olarak kabul ettiği Güneşi, Tanrının kendisi yerine koymuş bir inanış
biçimidir. Saabiler, başta Güneş olmak üzere, yedi yıldıza tapınırlardı. Bunlar,
en yüce tanrı olan Güneş tanrısı "Şamaş", onun dişil yönü olarak kabul edilen Ay
tanrıçası "Sin", ve diğer vasıflarının temsilcileri olan Merkür tanrısı "Nabu",
Venüs tanrısı "İştar", Mars tanrısı "Nergal", Jüpiter tanrısı "Marduk" ve Satürn
tanrıçası "Ninutra" idi. Saabiler, bu tanrı ve tanrıçaların yanı sıra, Hermes'i,
Pisagor'u, Orfe'yi de birer yarı tanrı olarak görüyorlardı.
Kur'anda Tek Tanrılı dinler arasında, Saabilik de sayılmaktadır. Bunun nedeni,
İslamiyet'in birçok söyleminin ve tapınım tarzının Saabilikten geliyor olmasıdır.
Namaz kılma, oruç tutma, kurban kesme ve kutsal yerleri ziyaret etme, yani hac gibi
ibadet tarzlarının yanı sıra, her namaz öncesi abdest alma gibi adetler, hep Saabi
kökenlidir. Saabilikte, yedi gezegenin her biri için, günde yedi kez namaz kılınırken,
bu sayı İslamiyet’te beşe indirilmiştir. Ay görününce oruca başlanması ve izleyen
ayın başında bitmesi geleneği, İslamiyet’ten önce Saabiler arasında görülmektedir.
Saabilik'te, her gezegen için her gün namaz kılınmasının yanı sıra, haftanın
günlerinin her biri, bir gezegene özel ayinler düzenlenmesi için ayrılmıştır. Pazar
günleri Güneş ayinlerine, Pazartesi Ay ayinlerine, Salı Mars, Çarşamba Merkür,
Perşembe Jüpiter, Cuma Venüs ve Cumartesileri de Satürn ayinlerine ayrılmıştır.
Latince kaynaklı batı dillerinde günlerin isimleri, bu güneş kültünün günümüze
yansımasından başka bir şey değildir. Örneğin Pazar "Sunday" Güneş günü,
Pazartesi "Monday" Ay günü ve Cumartesi "Saturday" de Satürn günüdür.
Saabilik'te de, diğer Batıni ekollerde olduğu gibi sır saklamak esastır. Saabiler,
kendilerinden olmayanlara sırlarını kesinlikle vermezler. Saabiliğin yozlaşmış bir
devamı niteliğinde olan günümüz Yezidiliğinde, aynı sır saklama prensibi olduğu gibi
korunmakta ve yabancılar, topluluk içine kesinlikle alınmamaktadır.
Saabilerin sır ayinleri, gezegenlere ithaf edilmiş mabetlerin altındaki salonlarda
yapılırdı. Bu salonlar, önce aslına tapınılan, Pisagoryen etkileşimden sonra birer
sembol haline dönüşmüş olan gezegenlerin heykelleri ile doluydu. Saabiliğin bir kolu
da Arap Yarımadasındaydı. İbrahim ile birlikte Mısır'a göç eden Saabilerin bir
kolu da, Yemen'e gitmişti. Kuran'da, bu Yemen inanışına değinilmekte ve onlardan
tek Tanrılı "Hanif Din" inanırları olarak bahsedilmektedir. İslamiyet üzerinde,
öğretileriyle etkili olan da, Saabiliğin bu koludur.
Bazı araştırmacılara göre, İbrahim ve oğulları tarafından Hicaz’da inşa edilen Kabe,
bir güneş tapınım merkezidir. Kureyşliler, kendilerinin İsmail neslinden olduklarını
söylerler. İsmail, Hicaz’a yerleştikten sonra Cürhum kabilesinden bir Sami kadınla
evlenmiş ve babası İbrahim ile birlikte Kabe’yi inşa etmiştir. İbrahim ve İsmail
Mekke’de, ‘Kabe Tarikatı’ adı altında, mabedi korumakla görevli Batıni bir örgüt
kurmuştur.
Yemen Sabaları ve Muhammed’in atalarının kökleri, bu örgüte dayanmaktadır.
Nitekim, yüzyıllarca ailesi Kabe’yi koruyan Muhammed’in de, Kabe ve civarını
emniyet altına almakla görevli bir tarikatın üyesi olduğu yolunda bilgiler, günümüze
kadar ulaşmıştır. Hılfül Füdul adıyla, İbrahim tarafından kurulan Kabe Tarikatının
amacı, mabedin düşmanlardan korunmasının yanı sıra, Tek Tanrılı din inancının
da yaşamasının sağlanmasıdır. Bu dinin inanırlarına Hicaz’da, Hanif Din inanırları
denilmiştir. Tarikat, zamanla zayıflamışsa da, Muhammed’in amcalarından Ez
Zübeyr, Hanif dinin bir gereği olan Hac ibadeti döneminde kabileler arasında
çıkabilecek çatışmaları engellemek ve ticareti geliştirebilmek amacıyla “Allah’ın
Sulhu Ayları” müessesini kurmuş, sulhu korumak için de, eski Hılfül Füdul teşkilatını
canlandırmıştır. İslamiyet’in ilanından önce kurulmuş olan “Allah’ın Sulhu Ayları”
müessesinin adından da görüleceği üzere, “Allah”, Hanif dinin tek Tanrısının adıdır
ve İslamiyet’e, bu dinden geçmiştir.
Yeniden canlandırılan Hılfül Füdul, zalimlere karşı mazlumların hakkını savunmak
için yemin edenlerden oluşmuştur. Üyelerinin tamamı, Hanif din inanırıdır. Üyelere,
savaş sanatının yanı sıra, Hanif dinin öğretileri de verilmiştir. Muhammed’in ailesi
Beni Haşim, Muhammed’in annesinin ailesi Beni Zühre, Ebu Bekir’in ailesi Beni Teym
ile, Beni Muttalip, bu teşkilatın bel kemiğini oluşturmuşlardır. Mekke halkı arasında
lakabı ‘El Emin’ olan Muhammed’in, bu teşkilata üye olmaktan gurur duyduğunu sık
sık ifade ettiği belirtilmektedir. İslamiyet’in, zor ilk yıllarında da Muhammed’e,
bu hatırı sayılır bir kuvvet olan teşkilatın, büyük yardımları olmuştur. Muhammed
ve İslamiyet karşıtlarının, onu öldürme girişimleri, bu teşkilatın üyelerinin yardımı
ile, atıl kalmıştır. Bu bilgilerden, Muhammed’in amca oğlu Ali’nin de, aynı teşkilatın
üyesi olduğu sonucu çıkarılabilir. Ali ile karşıtları arasındaki hilafet çekişmesinin
de, İslamiyet’in Hanif din yanlıları ile, ortodoks Sünniler arasındaki bir çekişme
olduğu düşünülebilir. İslamiyet’i sonradan kabul etmiş tüm Batıni ekol yanlılarının Ali
yandaşı olmalarının altında da, benzer idealleri paylaşma olgusunun yatması kuvvetle
muhtemeldir.

Enfal-1.(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De


ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. O halde, eğer mü’minler iseniz
Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Evet Muhammed ve medineliler tarafından Bedir'de mekkeliler yenilmiş,savaş araç
ve gereçleri,esirler,atlar,develer,vs.ele geçirilmiştir.Medineliler Ele geçirilen mal
ve esirlerin nasıl dağıtılacağını soruyorlar.yukarıdaki cevabı alıyorlar.“Ganimetler
Allah’a ve Resûlüne aittir.
Savaş esirleri deveden,attan,eşşekten,da kıymetlidirler.çünkü eğer varlıklı bir
ailenin bireyi ise,yüklü miktarda diyet (para) karşılığında serbest bırakılırlar.
Arap bedevileri için korsanlık,kervan soyma, deve ve koyun yetiştirmek,tarımla
uğraşmak kadar sıradan bir gelir kaynağıydı.Büyük kervanlar yüklü miktarda haraç
vermedikçe ticaret yapamazdılar,Haraç vermiyenler için soyulmamak
nerdeyse imkansızdı.Bu yüzden çok az kervan çölü geçme cüretini
gösterebiliyordu.Muhammed medinede güçlendikten sonra kervanlar
yağmalaması,ona biat eden bedevilerce makul karşılandığı gibi,Muhammede katılımın
artmasını da sağlıyordu.Çünkü soyulan her kervandan,sadece soyguna katılanlar
pay alabiliyordu,araplar da bu gelirden mahrum kalmak istemiyordu.Bedir savaşı
da Muhammedin 1000 develik büyük Mekke kervanına saldırmak istemesi yüzünden
çıkmıştır.Kimse,"-bir peygamber soygun yaparmı " diye sormasın.İllede soracaksanız
diyanete sorun.
Soygun ve yağmaya katılmıyan ganimetten pay alamaz demiştim,aslında ben
demiyorum Kur'an diyor;
Nisa/73-"Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle
kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla
beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım.”
Muhammedin adamları işleri öyle çığırından çıkardılar ki,artık nerde birkaç
hayvan, mal vs.görseler anında saldırıp o malları ele geçirmeye çalışırdılar,Onlar
için mal sahibinin dini imanı hiç önemli değildi,Öyleki kendi çetelerinden olanlara
da saldırmaya başladılar.Saldırıya uğrıyan çete üyeleri(Müslümanlar) durumu
Muhammede bildirdiler,Muhammed çetesini topladı ve onlara şunları söyledi;
Nisa/94"-Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli
araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine
(ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok
ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu
(müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah yaptıklarınızdan
hakkıyla haberdardır.
Ne diyor Ali Baba?
Dikkatli olun gerekli araştırmayı yapın...
Kendi çetenizdeki insanları soymayın....
Bizim haramiler kervanlar soyuyor,kabilelere saldırıp küçük ve büyükbaş hayvan ele
geçiriyor,altın gümüş mal ve mülk zaptediyorlar ancak kendilerine düşen hisseyi az
buluyorlardı.
Bu durum haramiler arasında tartışmalara,çekişmelere sebebiyet veriyordu.Ele
geçirdikleri güzel bir kadının birçok talibi çıkıyor bu yüzde kavga ediyorlardı.Bu
duruma Ali Baba müdahale etmek zorunda kaldı;
Enfal/-"(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De
ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. O halde, eğer mü’minler iseniz
Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Şaka değil,valla billa şaka değil,Ayet bu...
Ganimet sevdası muhammede binlerce adam kazandırmıştır.Ele geçen ganimetlerin
büyük bir kısmını Muhammed kendine ayırmaktadır.Bu durum da haramilerinin
hoşuna gitmemektedir Muhammmed buna da çare bulur;
Enfal/41Biilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka
Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara
aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun
(Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize11 inandıysanız (bunu böyle
bilin). Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Mallar arasında Allah'ın da payı varmış...
Muhammed ile birlikte payları %20...
%80 beşbin kişiye,%20 bir kişiye..(ve Allahına)
Ali baba ve haramileri için,başkasının malı mülkü,karısı,kızı helaldir.Bakın Alibaba ne
diyor;
Enfal/69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah’a
karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet
edendir.
Muhammed,kendisine biat'te en küçük teredüdü gösterenleri,veya
kendisine yaalakalık yapmıyanı yağmaya götürmezdi,bu da onun ototritesini
katlıyordu,Hiçkimse maldan mülkten olmak istemiyordu,Muhammed onlara şöyle
dokunduruyordu;
Fetih/15-"Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın
biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler.
De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah önceden böyle buyurmuştur.”
Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.
Şaka değil,ayet bu
Bu yağmalar,Malla mülkle sınırlı değildi elbette,güzel kadınlar,ve kızları kendilerine
cariye yapıyorlardı.Paylarına düşen çocukları köle pazarında satıyorlardı.Cariyeleri
her türlü fantezilerinde kullanıyorlardı.Muhammed kendi kadınlarını sayarken;
Ahzap/50 Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana
ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları;
ya...Allah peygamberine ganimet olarak kadın sunuyor.
Ganimet konusu başlıbaşına Muhammedin nasıl güçlendiğinin göstergesidir,11
yıl boyunca başta öz amcaları,teyzeleri,kuzenleri olmak üzere kimse ona
inanmamış(şarapşı hamza,ve Sabii ebubekr ve gaddar Ömer dışında)
Onu delilikle itham etmişlerdir.
Şiirsel diliyle yaptığı etkili vaazların yapamadığını ganimetler sağlamıştır.
Bazı müslümanlar ganimetleri mazur göstermek adına,"efendim savaşta ele
geçirilmiş mallardır"derler.
eeee o zaman savaşlara bakalım;
1-Bedir kuyusu gavzesi (Muhammed Mekke kervanına saldıracaktır)
2-Uhud (mekkelilerin intikamı,hamzanın ölümü.Mekkeliler müslümanların mallarına
tenezül etmemişlerdir,Esirler öldürülmemiş,Muhammede yardım eden yahudiler
sürgüne gönderilmiştir)
3-Hendek savaşı (Muhammedin artan yağmalarından bıkan mekkeliler medinede
onu kıstırmış,sonra kendi aralarında "akrabalarımızın kanını dökmiyelim"
deyip vazgeçmişler,Muhammede sadece gözdağı vermişlerdir.Hendek
saçmalığı uydurmadır.bir ordu düşünün kazma kürekle kazılan bir çukuru mu
geçemezler,mantıklımı?
4-Hayber (Muhammedin hayber kalesine saldırısı.kılıçtan
geçirilerek,mallarına,kadın ve çocuklarına el konulmuştur.
5-Huneyn (Muhammede vergi vermeyi redden arap kabilelerinin imhası)
Beni Kurayzalar ve daha neler neler...
Hangisi savaş? Muhammedin kervan yağmaları tüm din ile uğraşanların bildiği bir
konudur.