Şahingâr Hanım Rencur

( Qazax, 1850 - Qazax, 1890 ) 1850'de, şimdi artık Kazak şehrinin sınırlarına girmiş Ağköynek köyünde doğdu. Babası Kâzım Ağa Giyasbeyli, Kazak'ın asilzâdelerindendi. Eğitimini ağabeyi Hacı Mehemmed Ağa'dan aldı. "Rencur" mahlası ile şiirler yazmasına rağmen, Arap ve Fars dillerini bilmesi ve Seyid Mirhemze Nigârî'nin Nakşibendî tarikatının müridlerinden biri olması münasebetiyle çağdaşları arasında "MollaHanım" adıyla tanınmıştı. "Mollahanım ziyade mö'mine ve abide, ismetli ve heyalı bir övret idi ki, vaxtmm çokuntı ibadet ve riyazetde keçirirdi" (Firudinbey Köçerli, Azerbaycan Edebiyatı, c. II, Bakı, 1981, s. 249). Şahnigâr Hanım'm yayınlanmamış bir divanı vardır. Divamndaki şiirler, tür açısından gazel, münacât, mersiye, maddeyi tarih, çarpârelerden ibaretdir. Bir tarikatın müridi ve din teb~ liğatçılarmdan biri olması nedeni ile şiirlerinde dini konular sık-sık ele alınmıştır. Mersiye türünde yazdığı şiirler ise teinin ve tek kızı Abiheyat'm ölümüne ithaf olunmuştur. Eşi Paşa Ağa Dilbazov da Kazak'ın aydınlarından ve asilzadelerinden biriydi. Şahnigâr Hanım Rencur 1890'da Kazak'ta vefat etmiş ve burada toprağa verilmişdir.
Kaynakça: Firudinbey Köçerli. Azerbaycan Edebiyatı, c. II, s. 249-253; Azerbaycan'ın Aşık ve Şair Kadınları, Bakı, 1991, s. 109- 113.

ŞİİRLERİ

(Feridun Bey Köçerli, Azerbaycan Edebiyatı, Bakı-1981, c. II. s. 250) Könül ça qesr-i şövqündür, İlâhi, beyt-i qem qılma, Dexi ol iştiyâqmdan cüda bir lehze dem, qılma. Xeyal-i şur ile, şahım, perişan etme dil şehrin, Qedim derd içre ol derd ü qemin destinde xem qılma. Üzü qara qulam bu fenâ-yi bîbeqa içre, Rehima, rehmini menden inayet birle, kem qılma. Mehebbet dürrünü hifz et demadem mehr-i kendinde, Reqîbin verme meqsûdin, elim bîcam-i Cem qılma. Cahanda durqıî bızövq olan qemlerden, emma ol Qem-i eşqinle Rencur'un üzün bîeşki nem qılma. İlahi, gönül nurunun kasrıdır, onu gam evi yapma; bir an olsun Sevim iştiyakından ayrı koyma. Şahım, gönül şehrini hayal gürültüleriyle perişan etme; dert yüklü olan belimi, dert ve gam eliyle bükme! Bu geçici dünyada, yüzü kara bir kulum; ey merhamet edici, rahmetini ve yardımını benden uzaklaştırma. Muhabbet insini, köyünün güneşiyle daima koru; rakibi amacına ulaştırma, elimi Cem'in kadehinden ayrıp_akma. Cihanda zevksiz olan gamlardan (ayrı) dur, ama; aşkının gamıyla, Rencur'un yüzünü gözü yaşsız ve nemsiz bırakma.

(c.JJ,s.252)

Âlûdeyi sermestem, bu kâr nedir, bilmem, Sâqi iîe hemdestem, serşâr nedir, bilmem. Âlûdeyi bir yârem, eşqinde bu gün zârem, Deyine ki, sızıllarem, azar nedir bilmem. Âlûdeyi hemsâyem, düşmez derine sayem, Çün şe'rdürür mâyem, göftâr nedir, bilmem. Âlûdeyi dildârem, her şam ü seher zârem, Bir çeşm-i giriftârem, xumâr nedir, bilmem. Âlûdeyi şahmârem, yalvarmada bir mârem, Zülfile günüqarem, terâr nedir bilmem. Âlûdeyi in karem, aşüfteyi bir yârem, Men talib-i dildârem, eğyâr nedir, bilmem.

Sarhoşum, kafam karmakarışık, bu iş nedir bilmem; sâkî ile elbirliği etmişim, kadehin doluluğu nedir bilmem. Bugün, aşkınla ağlamaktayım, şaşkın bir âşığım; ilişme, sızlarım ki azar (paylama) nedir bilmem. Güneşin altındayım, gölgem uzun düşmez; çünkü (benim) özüm şiirdir, söz nedir bilmem. Sevgilinin müptelâsıyım, gölgem uyur düşmez; çünkü (benim) özüm şiirdir, söz nedir bilmem. Şahmeran'ın müptelası, yalvarmakta olan bir yılanım; (sevgilinin) saçı ile günüm karadır ışık nedir bilmem. Aşk müptelası, bir perişan aşığım; sevgilinin talibiyim, rakip nedir bilmem.
(c. II, s.253)

Ne küfrüm var, ne imanım, Ne dinim var, ne edyanım, Feeamma şâhi qüfrâne, Ümidim, biimanem men. Ne dindarem, ne islâmem, Ne meynuşem, ne pürcamem, Ne Besre ehli, ne Şamem, Ne ez Hind ü İranem men. Ne şie, sünniyem pürlaf, Çahar yare könlüm saf, Ne ehl-i zülm ü bîinsaf, Ne merziye inanem men. Müavi nesline le'ni, Ederem müttesil ye'ni Bulardır küfr-i bîme'ni, Bu ehl ile yamanem men. Ne hüsn ehli kamalım var, Ne bir sahibcamalım var, Ne mülküm var, ne malım var, Deyirler bir şebanem men. Ne göf tarım heqiqqetdir, Ne râhım bir teriqetdir, Danışsam ne beligettir, Ne bir ehl-i qanem men. Ne dünya, ehl-i üqbayem, Ne sövda, ehl-i rüsvayam, Ne rahatde ferehzayem, Ne hegden bîgümanem men. Ne bextim var, ne de biqem, Ne e'ladır, ne bextim kem, Ne şad oldum, ne çemmim nem, Ne rüsvayi cahanem men. Nedir talib, nedir metlub, Nedir rağib, nedir merğub, Nedir cazib, nedir meczub, Ne zenn olsa, cinanem men.

Ne küfrüm, ne imanım var; ned dinim, ne inançlarım var; ben imansızım, ümidim de küfür şahma kaldı. Ne Müslümanım, ne dindarım; ne dolu kadehim, ne sarhoşum; ne Basra, ne Şam şehrindenim; ne Hindistan'dan, ne de İran'danım. Ne Şii'yim, ne Sünni'yim; hepsi boş laf, dört kadına ise gönlüm temizdir (razıyım). Ne zalimler, ne de insafsızlar ehilindenim; hangi illetle beraberim ben? Muaviye nesline, daima lanet ederim; küfre engel olmayanlar bunlardır, ben bunlarla düşmanım. Ne olgun biriyim, ne güzel bir yüzüm, ne de malım mülküm var. Benim bir şeban olduğumu söylüyorlar. Ne sözlerim hakikattir, ne yolum bir" tarikattir ne konuşmam güzeldir, ne de bilgi ilim ehliyim. Ne dünya, ne ahiret ehliyim; ne sevda ehliyim, ne perişanım; ne rahatım, ne de Hak'tan şüphem var. Ne bahtlıyım, ne gamsızım; bahtım ne iyidir, ne kötüdür; ne mutlu oldum, ne gözlerim nem oldu; ne de cihanda perişanım. İstek nedir, istenen nedir; rakip nedir, rekabet edilen nedir; cazip nedir, cazibeli olan nedir; ne zannolunsa, ben cennet(ler)im.