You are on page 1of 163

NNLP PRACTITIONER

New NLP diploma ve Practitioner içerikleri

AŞKIM KAPIŞMAK-NNLP Tranier

www.askimkapismak.net

İÇİNDEKİLER
1-NEDİR New NLP™
2-NEDEN New NLP™ ?
3-KİMLER İÇİN New NLP™ ?
4-NASIL BİR New NLP™ ?
5-NLP’ NEDİR
6-NLP VE TARİHÇESİ
7-NLP İLKELERİ
8-NLP İLETİŞİM MODELİ
9-NLP NİN KLASİK STRATEJİLERİ
10-BEDEN ZİHNİN UZANTISIDIR
11-FİLTRELEME
12-İNANÇ
13-DIŞ MESAJ
14-İÇ MESAJ
15-ZENGİNLİK, BAŞARI VE SEVGİ –HİKAYESİ:
16-İLETİŞİM
17-İLETİŞİM İLKELERİ
18-İLETİŞİM STRATEJİLERİ
19-İLETİŞİM STRATEJİLERİ-2
20-KENDİMİZİ GELİŞTİRMEK (BALTAYI BİLEMEK)
21-GÖRMEK İÇİN GÖZ ŞART DEĞİL
22-TEMSİL SİSTEMLER
23-ALT-MODELLER
24-İŞİTSEL TİPLER
25-DOKUNSAL TİPLER
26-GÖRSEL TİPLER
27-TEMSİL SİSTEMLERİ ÜZERİNE BİR DENEY
28-DEĞERLER(İŞ VE EĞİTİM DÜNYASINDA)
29-İKNA
30 SIRRI İKNA ETMENİN ON BÜYÜK
31-PSİKOLEJİK VE SOSYOLOJİK ROLLER
32-EN ÖNEMLİ DERS *–insanlar arasında sınıf ayrımı olmamalı*
33-NLP BİR MODELLEME TEKNİĞİDİR
34-KÜLTÜR
35-EMPATİ
35-EMPATİ NEDİR?
36-Sen misin Haklı? Ben mi? Yoksa Hepimiz mi?
37-SENİN YERİNDE OLSAYDIM
38-EMPATİ SİZE NE KATAR?
39-TELAPATİ
40-METAPROGRAMLAR
41-KİŞİLİK BOZUKLUKARI
42-İÇ ALGI
43-DIŞ ALGI
44-ALGI
45-ÇAPALAMA
46-Çapa Tekniği Veya Çağrışım Tetikleyicisi
47-ÇAPA ATMAK
48-HEDEF
49-YENİ BİR DÜNYA-hikaye
50-BEŞ MAYMUN hikaye
51-HEDEF BELİRLEME STRATEJİLERİ
52-MOTİVASYON VE İPUÇLARI
53-KAVANOZ(hikaye) (hedeflerimizi sıralamalıyız)zamana karşı-sabır-acı-
haz
54-BAŞARI STRATEJİLERİ
55-BAŞARI VE BAŞARININ TEMEL İLKELERİ-SDP-NLP
56-BAŞARININ AŞAMALARI
57-ÖĞRENMENİN ve BAŞARMANIN AŞAMALAR
58-KRALIN YOLU-başarı hikayesi
59-DÜŞÜNÜRLERDEN SÖZLER
60-FARK NEREDE? :) HİKAYE
61-BAŞARININ TEKNİKLERİ
62-GENEL BAŞARIYA NASIL ULAŞILIR
63-DEĞİŞMEK VE GELİŞMEK VE BAŞARMAK İÇİN 5 (İ) KURALI
64-TEK KOLLU JUDOCU –HİKAYE
65-EFSANEVİ YAZILAR (BAŞARIYA YOLCULUK AZMİ VE SONUCU
66-ADİDAS'IN DAS'I
67-BİLGİNİN YOLCULUĞU
ÇÖZÜM TEKNİKLERİ
68-2 Lİ GÖRÜŞMELERDE UYULMASI GEREKENLER
69-BİLİNÇ
70-5 TEMEL DEĞER
71-BEDEN DİLİ
72-SAHNEDE DURUŞ-sahne sunum
73-ÜÇ PARA KURALI-tekniği
74-KONUŞMALARIN PLANLANMASI
75-4 MAT TEKNİĞİ
76-ETKİLİ SUNUM TEKNİKLERİ
-EİNSTEİN VE ŞOFÖRÜ hikaye
77-BAŞKA BİR ARZUNUZ... Mercedes otomobillerinin hikâyesidir
78-ACIMI HABER YAPTIM –duyguları dengelemeye örnek bir hikaye.
79-DENGE TABLOSU
80-BAKMAK ,GÖRMEK VE YAKALAMAK
81-BEYNİMİZİN HER İKİ YANI
82-LOPLAR ARASI MONOLOG puhahahaha
83-SUNUM İÇİN ÖRNEK__LOPLAR
84-DÜNYANIN İLK İKİ BEYİNLİ İNSANI- (KORPUS KALLOSUM) yogun
sinir liflerinden oluşan bağ
85-YENİDEN ÇERÇEVELENMEK
86--BİREYSEL FARKINDALIK HARİTASI
88-FARKINDALIĞINIZI ARTTIRIN –KENDİNİZİ KEŞFEDİN
89-RUH SAĞLIĞINIZ İÇİN
90-KENDİNİZİ POZİTİF OLARAK GÜDÜLEYİN
91-EN BÜYÜK KORKUN “KORKMAK “OLSUN
abece
Eğitim Danışmanlık ve Organizasyon

NEDİR New NLP™ ?

• N NLP, Tüm dünyada kişisel gelişim eğitim sektöründe bilimselliğiyle,


uygulanabilirliğiyle, faydacılığıyla, rakipsiz bir markadır.

• N NLP Practitioner; bireylerin iş ve özel yaşamlarında daha başarılı


olabilmeleri için, kendileriyle ve başkalarıyla daha iyi iletişim kurabilmeleri
için hazırlanmış üst düzey bir kişisel gelişim programıdır. Herkese tavsiye
edebileceğiniz ve hayatınız boyunca olumlu etkisini görebileceğiniz, uluslar
arası sertifikalı bir seminer programıdır.

NEDEN New NLP™ ?


• Hedefleri belirleyebilmek için
• Hedeflere ulaşmak için
• İş ve özel yaşamda daha başarılı olmak için
• Deha diye nitelendirilen insanların deneme-yanılma yoluyla öğrendikleri
10’larca yılın deneyimini 10 günde elde etmek için.
• Motivasyon ve performansı artırabilmek için
• Ahenkli, etkileyici ve stratejik iletişim becerilerine sahip olmak için
• Güçlü ikna becerisine sahip olmak için
• Problemlere daha hızlı çözüm üretebilmek için
• Olayları üç boyutlu düşünebilmek için
• Kısa sürede daha verimli sonuçlar elde etmek için
• Liderlik becerilerini geliştirebilmek için
• Stresli bir yaşamı pozitif bir yaşama dönüştürebilmek için
• İstenmeyen davranışları değiştirebilmek için
• Özel ilişkileri geliştirebilmek için
• Aile içi ilişkileri geliştirebilmek için
• Hayata karşı farkındalığı artırabilmek için
• Kendimizi daha iyi tanıyabilmek için
• Başkalarını daha iyi tanıyabilmek

KİMLER İÇİN New NLP™ ?


• Kendine yatırım yapmak ve her zaman kendini yenilemek isteyenler için
• Ne kadar bilirse bilsin, öğrenmeye açık olanlar için
• Kişisel gelişim alanında kariyer yapmak isteyenler için

NASIL BİR New NLP™ ?

25 FARKLI KONU

• Pozitif Yaşam Becerileri


• Öz Güven
• Konsantrasyon
• Değişim Stratejileri
• Hedef Belirleme
• Başarının Sihirbazları
• Bireysel Başarı Stratejileri
• Motivasyon
• Duygusal Zeka
• Bilinç Dışı
• Performans Yönetimi
• Kişisel İmaj
• Zaman Yönetimi
• Stres Enerjisini Olumlu Kullanma
• Modelleme Teknolojisi
• İnsan Tanıma Sanatı
• Beden Dili
• İletişim Stratejileri
• İkna Stratejileri
• Sihirli Sorular
• Hipnotik İletişim
• Sunum Stratejileri
• Karar Verme Teknikleri
• Topluluk Önünde Konuşma
• Sahne Becerileri

KENDİMİ MÜKEMMEL OLMAKTAN ALIKOYAMIYORUM  )))


NLP(practitioner)
N---nöron-sinir-düşünceler
L---linguistik-dil davranış
P---programig-proglamlama
NLP’ NEDİR

Nöro linguistik Programlama - Neuro Linguistic Programming

Nöro : Yaşamdaki deneyimlerimizin beş duyumuz aracılığı ile algılanması ve

işlenmesi.

Linguistik : Sözlü - sözsüz iletişim ve davranışlarımız aracılığı ile düşüncelerimizi

yansıtma tarzımız.

Programlama : zihnimizin iç programlarını kullanarak düşüncelerimizi ve

iletişimimizi belirlediğimiz ve arzuladığımız hedeflere ulaşacak şekilde

düzenlemek.

NLP VE TARİHÇESİ
Nöro Linguistik Programlama (NLP), beynin ve zihnin çalışma sistemlerini
inceleyerek, düşünme, dil ve davranış süreçlerini araştıran ve vardığı sonuçlarla
kişilerin hedeflerine ulaşmalarını sağlamak üzere şahısların özgün zihin
haritalarını yine kendilerinin oluşturmasına katkıda bulunan etkili teknikler
bütünüdür. Hedefe ulaşmak için gereken mükemmelliği irdelemenize ve yeniden
oluşturmanıza imkan sağlayan bir yöntemdir.(nlp, kişisel gelişim, koçluk,
danışmanlık)
*NLP, düşünme, dil ve davranış süreçlerini araştırarak, hedeflere ulaşmak için bu
unsurların en etkin kullanımını öğreten bir çalışma sahasıdır. Bu süreçler, kişide
doğal olarak bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yerleşmiş olabilir. NLP, başarıya
(başarıdan kastedilen, herkesin kendi değerlerine uygun olarak ulaşmak istediği
noktadır) ulaşmak için, bu süreçler üzerinde kontrol sağlama yeteneklerinin
geliştirilmesine yönelik sistemler, teknikler ve modelleri vermektedir

*Nöro, beş duyuyu kullanarak, hayatımızı bilinçli ve bilinçdışı düşüncelere


dönüştüren süreçleri kapsar. Yapmaya çalıştığımız, bu süreçleri en etkili şekilde
kullanmayı öğrenmek ve bunu hayatımıza adapte etmektir
*Linguistik, dilin hayatımız üzerindeki etkisini kullanarak yaşamımızı daha bilinçli
bir şekilde anlamlandırma süreci ile ilgilenir. Yapmaya çalıştığımız, dili
hayatımızda bize daha faydalı olacak şekilde kullanabilmektir. Dilimizi,
duyularımızı fark edecek şekilde zenginleştirmek yaşamı daha dolu yaşamımıza
imkan tanır,
*Programlama, hayatımızı inceleyerek kendimizi yeni ve daha etkin bir yola
yönlendirme sürecidir. Yapmaya çalıştığımız, başarılı olmak için bu süreci en
yararlı şekilde biçimlendirmeyi öğrenmektir. Zihnimizi, çok yüksek kapasitesi olan
bir bilgisayara benzetebiliriz. (nlp, kişisel gelişim, koçluk, danışmanlık)Ancak bu
bilgisayar çoğu zaman üstün performans gösterebilecekken, üzerindeki eski
sürüm sebebiyle istediğimiz etkinlikte çalışmaz. İşte biz zihni yeniden
programlayarak bilgisayarın üzerindeki eski sürümü daha iyi model bir sürümle
değiştirip etkinliğinin artmasına katkıda bulunabiliriz

*NLP kavramının oluşturucuları, dilbilimci John Grinder ve matematikçi-bilgisayar


programcısı psikoterapist Richard Bandler'dır. Grinder ve Bandler, 1970'lerin
başlarında, üç önemli psikoterapist olan Milton Erickson, Fritz Peris ve Virginia
Satir'in insanlar üzerinde olumlu değişiklikler yapan yöntemlerini incelemeye
başladılar. Antropolog Gregory Bateson ve psikanalist Paul Watzlawick'in çalışma
ve tecrübelerini araştırdılar, derlediler. (nlp, kişisel gelişim, koçluk,
danışmanlık)Alanlarında çok başarılı başka isimler için de benzer çalışmalar
yaptılar. Bulmak istedikleri, bu insanların neyi farklı yaparak bu kadar başarılı
olabildikleriydi. Böylece, NLP'nin temelleri atılmış oldu. Aradan geçen yıllar
boyunca, Grinder ve Bandler, büyük başarılarıyla tanınan insanlarla iletişim
halinde olmuşlar, çalışmalarını zenginleştirmek için onların tecrübelerinden
faydalanmışlardır. Giderek zenginleşen ve etkinliği kanıtlanan NLP, 35 yıl içinde
bir bilim, sanat ve teknoloji olarak kabul edilmiş, dünyanın her tarafında
yararlanılan bir gelişim tekniği olarak yaygınlaşmıştır

*Hızla değişen iş ortamında ve özel hayatta karşılaşılan çeşitli zorluk ve


sıkıntılarda, yöntemlerle çalışanların kendilerini değerlendirmeleri ve içlerindeki
potansiyeli ortaya çıkarmaları oldukça zordur. Geleceğin anahtarı kişilerin içinde
saklıdır. Onların düşünce davranış ve iç çatışmalarını yönetmedeki kabiliyetleri,
parlak, üreticiliğe ve işbirliğine dayalı bir geleceğin kapılarını açacak; çağa ayak
uyduranlar ile yarışı terk etmek zoruna kalanlar arasındaki farkı oluşturacaktır,
işte NLP, içinde bulunduğumuz modern çağın bizlere sunduğu en etkili, en pratik
ve en işe yarar teknolojilerden biridir. Günümüzde pek çok büyük kuruluş ve
binlerce insan, NLP'nin gücüne başvurmakta, NLP büyük üniversitelerde ders
olarak verilmektedir

*NLP önce sizin gayretinizle baslar. Kendinizi yönetmek, yönlendirmek kolay


değildir. Yine de bunu başardıktan sonra çevrenize de etki etmeye başlayabilir,
yani "etki alanınızı" artırabilirsiniz

*NLP teknikleri, öğrenme sürecinizi çabuklaştırır. Böylece değişimlere ayak


uydurmanın ötesinde, değişim yaratmanızı, kendi davranış ve iletişim şeklinize
göre yaşamınızı yönetmenizi sağlar

* İletişim ve uyum becerilerinizi çok önemli ölçüde geliştirir. Potansiyelinizi


kendinizden beklemediğiniz seviyede artırır. Motivasyonunuzu geliştirir

* İnisiyatif sahibi, proaktif bir insan olmanızı sağlar.


* İş çevrenizde ve özel yaşamınızda yapıcı iletişimler kurmanıza yardımcı olur.
* Duyarlılığınızı artırarak, davranış ve tutumlardaki titreşimleri sezinleyip
yorumlamanızı sağlar. Seçeneklerinizi çoğaltır, etki alanınızı genişletecek
esnekliğe ulaşmada sizi destekler.
* Çevrenizi işbirliğine yönlendirip, bağlılık, coşku gibi hisler uyandırmanızı sağlar.
* Duygu ve düşüncelerinizi yönlendirerek iç dünyanızın sahibi ve geleceğinizin
mimarı olmanıza imkan verir. Bilinçaltını harekete geçirerek onun gücünü ve
kaynaklarını kendi lehinize kullanabilirsiniz. Çünkü bilinçsiz süreçler, bilinçli
süreçlerden daha güçlüdür. NLP, bilinçdışını güçlendiren ve yönetmemizi sağlayan
teknikler sunar

NLP ilkeleri:
NLP, bazı ana varsayımlara dayanır.
1. Harita, bölgenin kendisi değildir
Gerçeklerle alakalı tüm bilgi, düşünce ve inançlarımız iç temsillerden, başka bir
deyişle "harita"lardan meydana gelir. Bir haritanın nasıl gerçeğin yerini almaya
hakkı yoksa, bir bilgi ya da inancın da gerçekliğin yerini almaya, hakikatin kendisi
olduğunu iddia etmeye hakkı yoktur

Bu varsayımı daha iyi kavrayabilmek için, NLP'nin tanımında yer alan "düşünce, dil
ve davranış arasındaki i1işki"den söz etmek gerekir.
Bu ilişki, sekiz temel adımdan oluşur:

* Dış dünyadan beş duyumuzla kavrayabileceğimiz veriler gelir ve kaydedilir.


* Bu veriler algı filtrelerimizden geçerken genelleme, çarpıtma ve silme gibi
bozulmalara uğrar. Bu mekanizmanın nasıl işlediğine daha sonra değineceğiz.
* Bozulmalara uğrayan veriler iç filtrelere ulaşır, îç filtreler, inanç sistemlerimiz,
değerlerimiz, ihtiyaçlarımız ve meta programlarımızdan meydana gelir

*İç filtrelerden geçerken, çağrıştırıcılar, alt sistemler ve stratejilerle alaka


kurularak, meta model ve Milton model ilişkisine göre derin yapı veya yüzey yapı
arasında değişim geçirir.
* Bu dönemlerden geçen veri, temsil sistemine göre tanımlanır. Bu, kişi de hangi
temsil sistemi ağırlıklı ise, ona göre yapılır.
* Bu tanımlama işlemi gerçekleştirilirken, aynı zamanda nörolojik olarak sinir
hücrelerinde tanımlanan benzer verilere de ulaşılır.
* Yeni temsil: Düşünce haline gelen veri, yeniden iç filtrelerden geçirilerek
davranış oluşturulur
* Bütün bu işlemler tamamlandıktan sonra dış dünya ile ilişkiye geçilir ve davranış
meydana konur.

NLP İLETİŞİM MODELİ

2. İletişim senin ne anlattığın değil, karşındakinin ne anladığıdır


Anlattığınız herşey, dinleyenlerin algı kanalından geçer ve düşündüğünüzden
farklı şekilde algılanır. Tek bir iletişim tarzı benimser ve iletişiminizi bu tarzın
üzerine gerçekleştirirseniz, çevrenizdeki kişilerle iletişim tıkanıklığı yaşarsınız

*Bunu önlemek için, insanların algı tarzlarını öğrenmek, kavramak ve buna göre bir
yaklaşım geliştirmek gerekir. Bir kişinin "birkaç gün" kavramından anladığı üç gün
iken, diğeri bunu iki hafta olarak değerlendirebilir ve ortada anlaşmazlık
oluşabilir. Karşımızdakinin aklını okuyamayacağımıza göre, öncelikle bu hakikatin
bilincinde olmalı, sonra da bu bilginin yardımıyla karşımızdakinin algı dünyasına
göre iletişim gerçekleştirebilmeyi öğrenmeliyiz.(nlp, kişisel gelişim, koçluk,
danışmanlık) îletişim hatalarımızdan ders almanın yanında, başarılı iletişim
kurduğumuz zaman ve ortamlarda kullandığımız yöntemleri de hatırlayarak onları
tekrar işe yarar biçimde kullanmayı akıl etmeli ve bunu alışkanlık haline
getirmeliyiz. Biz hep kapıyı kendimize çökerek açan biri olabiliriz ve karşımızdaki
hep kapıları iterek geçmiş bulunabilir. Ya da, iki tarafın da kendine doğru açmayı
tercih ettiğini düşünün)
3. Her insan değerli, manalı, eşsiz ve onurludur
İnsanların birbirinden farklı algılama ve iletişim biçimleri olduğunu, her insanın
farklı dinamiklere ve ifade biçimlerine sahip olduğunu anımsayın. Her insanın
diğerinden birbirinden sadece farklı olduğunu, daha iyi ya da kötü olmadığını bilin.
Bu sayede, etrafınızdaki insanların tepkilerini daha rahat ve objektif bir gözle
değerlendirebilirsiniz

4. Başarısızlık yoktur, sadece sonuçlar vardır


En önemli varsayımlardan biri budur. Bu anlayış kavranırsa, "başarısızlık" olarak
algılanan şeyin kişiye göre değişen bir kavram olduğu, önemli ve yararlı olan şeyin
ise, bu sonuçlardan bir mana çıkarmak olduğu anlaşılacaktır. Eğer istediğiniz
geribildirimleri anlayamıyor ve yeteri kadar anlaşılmadığınızı, kısacası başarısız
olduğunuz kanaatindeyseniz, bu anlayışı devreye sokmanız size büyük fayda
sağlayacaktır

5. Her davranışın olumlu bir sebebi vardır


Bir diğer NLP varsayımına göre, her davranışın altında, kişinin kendi algılayışı
alanında olumlu bir niyet yatar. Burada anlatılmak istenen, niyet ve sonuç
toplumca olumsuz olarak değerlendirilse bile, kişiyi bir davranışa iten gücün
kendine göre olumlu bulunduğudur. Bu yaklaşım benimsendiğinde, karşınızdakiler
ile ilişkilerinizde daha az yargılayıcı davranabilir, hedef ve ideallerin insanları
olumlu anlamda nasıl etkilediğini bir kez daha görebilirsiniz.(nlp, kişisel gelişim,
koçluk, danışmanlık) Davranışlarımız, bizim için değerli olanı gerçek kılma
yönündedir. Çok içen adama sormuşlar neden sarhoş olacak kadar fazla içtiğini, o
da "unutmak için" demiş. Sonuçta yöntem yanlış olsa da, amaçlar kişinin kendisi
için olumludur. Bu bilinçle yaşadığınızda, var olanı kabullenebilir ve onu
değiştirmek için bir şeyler yapabilirsiniz

6. Bilinçdışı bizim iyiliğimiz için çalışır


*Burada bilinçdışının gücüne dokunmadan geçemeyeceğiz. Bilinçdışı, genel güzellik
ve doğruluk için çalışır. Siz farkında olmasanız da, bilinçdışı gece gündüz çalışır.
Onun kendine özgü hayatı hep uyum, sağlık ve huzura yöneliktir ve sizi de bunları
karşıt olan olumsuzluklardan korumak ister.
*Biz, bilinçli zihnimizle neyi ne için yaptığımızı bildiğimizi düşünsek de,
bilinçdışımız ayrı bir amaç taşıyor olabilir. Elimizdeki bardağı mutfaktan oturma
odasına götürmek istiyor olabiliriz. Ancak bilinçdışı zihin, sevmediğimiz birinin
vermiş olduğu bu bardağı saf dışı bırakmak istediği için, zemindeki halının
kenarına takılıp bardağı kırabiliriz. Bu bilgiye dayanarak, kendi gücümüzü daha
derin bir şekilde kullanmaya çalışabiliriz.(nlp, kişisel gelişim, koçluk, danışmanlık)
Aslında olumlu bir nedene dayanan bilinçdışı mesajların farkına varmaya
başlayabilir ve kendimizle alakalı olumlu değişiklikler yapma yolunda bunlardan
faydalanabiliriz. Nasıl bedenimizin herhangi bir verinin ağrıması, doktora
gitmemiz için verilen bir mesaj ise, kendimizi tanıyamamamıza sebep olan
davranışlar da bilinçdışımızın içinde bulunduğumuz psikolojik durumla ilgili
yolladığı mesajlardır. Niçin bu biçimde davrandığımızı araştırabilir ve sorunumuzu
çözmeye bu şekilde yaklaşabiliriz

7. Alaka neredeyse enerji oradadır


NLP'nin en çok kullandığı gerçeklerden biri de, alakayı kullanarak enerjinin
yönlendirilebileceğidir. Örneğin sağ ayak başparmağınızı düşünmenizi isteyene
kadar, bedeninizin bu parçasını hissetmediğinizi söyleyebiliriz, değil mi? Çünkü
dediğimiz gibi, alaka neredeyse enerji oradadır

8. Zihin ve beden birbirini etkiler


NLP'nin belirttiği pratik gerçeklerden biri de budur, insanlar güldüklerinde tüm
bedenleri rahatlar ve zihinleri daha aydınlık, daha açık hale gelir. Bunu şöyle
açıklayalım: Bilinçli zihin, istemli sinir sisteminde titreşimlere yol açan bir
düşünceyi kavradığında, istemsiz sinir sisteminde de benzer bir akım yayılır

*Böylece fikir, yaratıcı ortam olan bilinçdışına verilmiş olur. İşte düşünceler
böyle biçimlenir. Bilinçli zihinde oluşan ve gerçek olarak kabul edilen her düşünce,
beyin tarafından bilinçdışı zihne gönderilir, burada şekillenir ve bir gerçeklik
olarak yaşadığınız dünyada karşınıza çıkar. Dolayısıyla kendinizi iyi hissettiğiniz
bir zamanda içinde bulunduğunuz beden durumda kötü olduğunuz bir zamana
kopyalamak, tahmin edeceğinizden çok daha büyük olumlu ruhsal değişim
sağlayacaktır

9. Herkes yeterli kaynaklara sahiptir


Herkes, herhangi bir şeyi yapabilmek için gerekli duygusal ve zihinsel kaynakları
barındırır. Doğru ve etkili sorularla kaynaklarınızı yaşama geçirebilirsiniz.
Böylelikle cevapların kendiliğinden geldiğini görebilirsiniz. Bilmeliyiz ki, aptal
insan yoktur, yanlış soru vardır

10. Yaptığın şey işe yaramıyorsa, başka bir şey yap


Hayatta karşılaştığınız sorunları çözmeye çalışırken, mutlaka tek bir yöntem ve
tarza bağlı kalacaksınız diye bir kural yok. Kendi yollarınızı oluşturmalı ve biri işe
yaramadığında diğerine geçiş yapabilmelisiniz. Esneklik bu manada en büyük
yardımcınız olacaktır. Örneğin, bir insanla iletişim kurmakta zorlanıyorsanız, bir
bakın, hep aynı yöntemi kullanıyor olabilirsiniz. Belki de bir değişiklik yapmanın
zamanı gelmiştir. Bu değişikliği sağlayan en önemli iki yöntem, şaşırtmak ve
güldürmektir. Karşınızdakini şaşırttığınız ve güldürdüğünüz anlar, en büyük
değişikliği yapabileceğiniz, tıkanıklıkları geçebileceğiniz zamanlardır

11. Anlamak istiyorsan harekete geç


Yeni bir meseleyi veya durumu kavramak ve öğrenmek için en etkili yol, kısa
zamanda uygulamaya geçmektir. NLP, değişikliklerin lafta kalmamasını, gerçek
uygulamalarla yaşama geçirilmesini sağlar

NLP ' nin Klasik Stratejileri

Çoğu NLP kitaplarının içerisinde aşağıda yazılmış olan stratejiler mevcuttur.

1 -İletişiminizin anlamı almış olduğunuz tepkilerdir,


2 -Başarısızlık diye bir şey yoktur. Sadece geri bildirim ( feedback ) vardır,
3 -Her İnsanda ihtiyacı olan kaynaklar mevcuttur,
4 -Her davranışın altında pozitif bir neden vardır,
5 -Güç, amaçlanan hedeflere ulaşabilmektir,
6 -İnsanlar algılayabildikleri arasında en iyi seçimi yaparlar,
7 -Harita sahanın kendisi değildir,
8 -Her zaman bir seçenek daha vardır,
9 -İnsan yaşantısının bir yapısı vardır,
10-Eğer bir insan bir işi başarabiliyorsa bunu herkes öğrenebilir

Yukarıdaki stratejiler NLP' nin temel felsefesidir. Bunları kısa cümleler veya
örnekler ile açılıyorum:

1- İletişimin anlamı almış olduğunuz tepkilerdir.

ÖRNEK:

Ali bu pazar pikniğe kız arkadaşı ile gitmek istiyor. Almak istediği tepki bir
'evet' cevabıdır. Telefon açıyor ve " sakın bu pazar bir yere söz verme benimle
pikniğe geliyorsun " bu itici konuşma kızın canını sıktığı için o da sert bir cevap
verip gelmeyeceğini belirtiyor. Bu örnekte anlaşıldığı gibi Ali umduğunu bulamadı
yani iletişiminin ne kadar negatif olduğu ortada.. Belki şöyle söyleseydi olumlu bir
cevap alabilirdi " Merhaba canım, Sana bu hafta sonu ciğerlerinin bayram
edeceği,şehrin tüm sıkıntılarından kurtulacağın ve başbaşa yemek yiyebileceğin
bir sürprizim var ne dersin."
2- Başarısızlık diye birşey yoktur sadece geribildirim vardır. Yukarıdaki örneği bu
başlıkla ele alalım. Ali başarısız olduğunu düşünürse bir iletişim krizinin devamı
sıkılmaya başlar. Ama bunun kendisinin kurmuş olduğu iletişimin negatif olduğunu
algılar da bu geri bildirimi yeniden değerlendirerek telefon açarsa geribildirimi
olumlu olan bir sonuç alabilir.

3- Her insanda ihtiyacı olan kaynaklar mevcuttur. Yaradılışımız itibariyle akıl,


duygu ve duyu organları ile donatıldığımızdan gerekli motivasyonu,
konsantrasyonu, iş geliştirmeyi ve sair davranışları sonsuz sayıda üretebilir ve
geliştirebiliriz.

4- Her davranışın altında pozitif bir neden vardır. Bir katil düşünün onun cinayet
işlemesinde kendi dünyasında mutlaka olumlu bir nedeni vardır ve cinayeti bir
fayda için işliyordur. Sorduğunuzda ise belki kendisinin dünyanın en iyi insanı
olduğunu ve dünyadaki kötü insanları ortadan kaldırdığını savunabilecektir.

5- Güç amaçlanan hedefe ulaşabilmektir.İnsanları güçlü kılan özelliklerinden en


önemlilerinden biriside başarıya olan inancıdır.
Yani bir işe giriştiğinde başaracağına olan kesin tavrı ve sonucun tutması o kişiyi
diğer bireylerden daha güçlü kılar. Ve Başardıkça kendini daha güçlü hisseder..
Eğer siz ufak yada büyük hedeflerinizi olumlu feedback ile sonuçlandırarak
bunların sayısını arttırırsanız kendinize olan güveninizin geldiğini
hissedebilirsiniz. Bir oyunda 10 kez kazanan kendini başarılı sayar 50 kez kazanan
kendini 'GÜÇLÜ' hissede ama 500 kez kazanan kendini yenilmez olarak ifade
eder.

6- İnsanlar algılayabildiklerinin arasından en iyisini seçerler. Bu strateji bizi hiç


durmadan öğrenme kabiliyetimizi geliştirmemizi, zengin bir kelime ve bilgi
hazinesine sahip olmayı sağlar. Bir çoban cam parçası zannettiği bir şeyi bir
dereye sırf sudan ses çıkartmak için veya stres atmak için atarsa gerçekte elmas
olan bir serveti atmış olabilir. Eğer kendini geliştirip algı zenginliği için
uğraşsaydı daha farklı bir hayat yaşardı.

7- Harita sahanın ( bölgenin) kendisi değildir. İletişim kurduğumuz insanların


kendi hayat tarzları, ait oldukları kültürleri ve hayat tecrubesi çerçevesinde bu
stratejiyi ele alırsak dünyadaki yaşayan insan sayısı kadar farklı fikirler,
duygular ve vücut dilleri ile karşılaşırız. Bu da bir kelimenin esas anlamını yitirip
onun dünyasında bir takım anlam kaymaları veya bozulmalarına uğrayarak değişik
bir ifade tarzına hatta değişik bir anlama gelebileceğini gösterir. Birine "muz
nedir?" dediğimiz zaman kimi sarı renkli bir meyve, kimi çok tatlı bir gıda, kimi
kabuklu bir yiyecek, kimi ticaret maddesi olarak algılayabilir. Bir bölgenin haritası
nasıl ki gerçeğinin kağıt üstündeki tarifi ise aynen iletişim kuran kişilerin
kullandıkları kelimelerde onların dünyasındaki manaların birer tarifleridir.

8- Her zaman bir seçenek daha vardır. Bu strateji bana hepimizin sürekli duyup
örnek aldığı EDİSON'u hatırlattı hiç vaz geçmeden başka seçenekler üzerinde
durarak binlerce deney sonucu Lambayı bulması bu gün tüm insanların idolü haline
gelmesine sebep olmuştur.

9- İnsan yaşantısının bir yapısı vardır. İnsanlar duygu, fikir ve akıl gibi
oluşumların bileşimi olarak bunları kullanırken hangi sistemi kullandığı çok
önemlidir. İnsanların hayatlarında mutsuz olması kafasındaki duygu, akıl ve fikir
gibi objelerinde olumsuzluklarla dolu olduğunu gösterir. Örneğin bir davranışta
bulunacaksak önce akıl ile dış dünyayı içerisine duygu katarak sentezleriz sonra
kafamızda hareket tarzına ilişkin bazı fikirler oluşur ve bunu bir sabite haline
getirerek harekete geçeriz. Sonuç olumsuz bir feedback ( geribildirim ) ise
kendimizi başarısız ve mutsuz olarak görmeye başlarız. Oysa yaşantımızın
belirleyici unsurlarından olan fikirlerimizi, akıl yürütme yeteneğimizi ve
duygularımızı değiştirir ve ona göre hareket edersek daha güzel sonuçlar
çıkarabiliriz. Yani yaşantımızı oluşturan bu yapıları değiştirerek hayatımızı
değiştire biliriz.

10- Eğer bir insan bir işi başarabiliyorsa bunu herkes yapabilir. Harry ALDER bir
kitabında İnsanları bilgisayara benzetmiştir. Donanım (kafa, kol, beden,beyin vs )
herkeste aynıdır. Farklı olan sadece yazılımdır. Bir bilgisayara muhasebe
programı yüklerseniz muhasebe yeteneği olur. Bir kişide, başarılı birinin
davranış,düşünüş ve duygularını aynen modellersek aynı yeteneğe sahip olur.
Mesela karbon atomunu elmasın oluştuğu şartlara ( modellemelere) tabi tutarsak
oda elmas olma şansına sahip olur. Mesele bu kadar basittir.

BU STRATEJİLER YENİ HAYAT FELSEFEMİZ OLACAK

ve bu rotada ilerledikçe kendimizi iletişim ustası, başarma teknikleri


geliştirebilen, kendi yaşamsal kaynaklarının farkında olup bunlara yön verebilen,
insanların davranışlarındaki olumlu yönleri bulup uzlaşabilen,kendine küçük büyük
demeden hedefler seçerek başarıya olan inancını pekiştirip güçlü kılan, algı
yeteneğini geliştiren, bir kelimenin söyleyen kişinin dünyasında farklı anlamlarının
olduğunu bilerek hareket eden, her olumsuz geri bildirimde başka seçenekler
araştırıp ısrarla uygulayan ve başarılı insanların başarılı oldukları yönlerini
modelleyebilen biri olacağız.

O HALDE TÜM BENLİĞİNİZİ HAREKETE GEÇİRİP KENDİNİZİ YENİLEYEREK


BU STRATEJİLER IŞIĞINDA HAYATA HAYKIRIN.
*BEDEN ZİHNİN UZANTISIDIR*
HUY__doğuştan gelen
KARAKTER__sonradan kazanılan
KİŞİLİK__her ikisinin birleşimi

• TEMA:İletişimde düşüncenin başarıya programlanması dil ve davranış


değiştirebilmek için insanın önce zihni değişmelidir.
• İnsanlar kendileriyle deği davranışlarıyla ilgilenirse davranış değişebilir.
• Harita sahanın kendisi değildir
• Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.zihnimizde haritayı gercekmıs goruruz
algılarız.
NLP İLKESİ=> inandığımız gerçek değildir ama neye inanıyorsan o senin
gerçeğindir.Hayatta imkansızlık yoktur,kişinin imkansızlıkları vardır.Beynimiz
olumsuz ekleri almaz
BEYİN MESAJLARI;
GÖRSEL
İŞİTSEL
DOKUNSAL
ALIR ve FİLTRELER

FİLTRELEME
Beyin gördüğünü ,işittiklerini ,hissettiklerini filtrelerden geçirir.

.)SİLME=Beyin olumsuz ekleri almaz, hoşuna gideni almaz, hoşuna gideni alır,
işine gelmeyeni almaz ve siler. Beyin ego merkezlidir.
Örn= 2 çocuğun uzun kıyasıya kavgası nın =anneye tek bir son olayın aktarılması
Hafızamıza takılan TEK bir kelime örneğin:bana aptal dedi,tembel dedi
Aslında hiç düşündüğün gibi değil? hangisi gerçek ?
 Küçük şeylerin sonuçları büyük olur.

.)KIYASLAMA=(zamanda geçmiş ve bu gün)


Kıyaslama yapanın bir deneyimi olması gereklidir.olaylar nört dür pozitif yapan
tepkilerimizdir.
Örn =çocuk doğurmak,iş değiştirmek ,ayrılma,kırılmak
Örn=eşim o adama göre çok huysuz.
Olaylar değiştirilemez ama tepkiler kontrol edilebilir.
Örn :ölüm gerçeğinde Amerikalı annenin soğuk tepkisi ,Anadolu kadınının agıtı.
 Beynimiz gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemez

.)ÇAPALAMA=Yaşanan an ve olaylarda önceki benzerlikleri kodlamadır. Ani duygu


ve düşünceleri hissetmektir.
Örn :kol saati bana erkek arkadaşım hediye etti,kim aldı her gördüğünde
hatırlamak .
*kişilerin kokuları çapalanır.
*fobiler çapalanır(örümcek fare şeftali vss)
*bebeklerin başı okşanır=ilk okul öğretmeni unutulmaz oda siz küçükken başınızı
okşadığı için.

.)YARGI=Herkesin gerçeği kendisini ilgilendirir.


Örn :Kastamonulular ayıdır-hitler canidir-kırmızı güzeldir.
Yargıya gelene kadar 3 aşamayı da yaşamak zorundasın.
Örn : insanlar beni anlamıyor denir,halbuki şu kişi beni anlamıyor dense problem
hemen çözülür.

İNANÇ
İnanç nasıl geliştirilir?

İnancınız Net-Kesin Olsun

Şüpheli olduğunuz bir konuyu savunurken şüphe yayarsınız. Siz inandığınızdan


emin misiniz? Yani neye inandığınızı biliyor musunuz? İnsan birbiriyle çelişen
inançlarla kimseyi ikna edemez. Örneğin yeni bir dil öğretim tekniğini duydunuz ve
çok etkili bir teknik olduğunu defalarca duydunuz. Sonra birileri size bu tekniğin
hiç de sanıldığı gibi etkili olmadığını söyledi. inancınız sarsıldı mı? Küçük bir şüphe
oluştu mu? Oluştu ise inancınız kesin ve net değildir.

İnancınız Güçlü Olsun

İnandığınız konu hakkında şüpheniz yoktur ama kolay şüpheye düşebilecek


konumdasınızdır. Bu durumda inancınız zayıftır. İnancınızın en güçlü olduğu
noktada aksini görseniz bile inancınızdan vazgeçemezsiniz. Çünkü inancı o kadar
çok tekrar ettiniz ve o kadar onu destekleyen tecrübe aldınız ki o inanç tüm
hücrelerinize işledi.

İnancınızın Hedefi Belli Olsun

İnandıktan sonra bu inancınızı kime anlatmak istiyorsunuz. Bu hedef kitleyi


inancınızla birlikte sürekli düşünmelisiniz. Onlara vermek istediğiniz mesaj sevgi
sayesinde tüm problemlerin hallolabileceği inancı mı? O zaman onları tüm
kalbinizle sevin, sanki ayni sevginin hepsini kuşattığını ve aralarındaki tüm
problemleri hallettiklerini duyun. ama bunu yaparken hangi kitleye hitap
ettiğinizin mutlaka farkında olmalısınız.
İman Derecesinde İnanç Geliştirin:

1. İnancınızın net ve kesin olmasını sağlayın. Yani neye inandığınızı tam olarak
bilin.

2.İnancınızdan doğan bir fikri anlatırken kimleri hedef seçtiğinizden duygusal


olarak emin olun.

*bireyde inanç geliştiren içerden ve dışardan gelen mesajlardır.*

DIŞ MESAJDış dünyadan gelen telkinler,okunan kitaplar vs..


İÇ MESAJBizim hissettiklrimizdir.olumlu yada olumsuz geliştirdiğimiz
duygularımızdır.iç iletişiminiz değişmediği sürece davranışlarınız duruşunuz
değişmez,kemikleşir ve yapamaz hale gelirsiniz.İnançlar ve denemeler sonucunda
oluşur ve gerçegimiz olur.İnaçlar çatışmaya başlayınca tartışmalat artar.İnsanı
en çok etkileyen iç mesajlardır.vazgeçilmesi en zor olan inanç “iman “ boyutudur.
.)İnançlar gerçek değil ama neye inanırsanız o sizin gerçeğinizdir.Neyi çok
düşünüyorsanız o oluyor ,o sizin inancınız oluyor.
***sağ lop –duygusal zeka( çocuklarda çok gelişmiştir)
Eger çocuk birisinin yanında çok aglıyorsa ve tepki veriyorsa o kişiden uzak tutun
-Beyin ma-me—almaz (olumsuz ekleri)
-Beyin yap-gel—alır(olumlu ekleri)


Beyinsilme/genelleme/kıyaslama/yargıbeyin filtreleme
Beyin düşündüğünü yaşatır(İnsan 5 milyar msj alır sn yede )
Beyin bu mesajlardan istediğini tutar ,istediğini siler.
Kişilerden ayrıldıgımız nokta,silme aşamamızda neyi sildiğimiz
-
ZENGİNLİK, BAŞARI VE SEVGİ –HİKAYESİ: )

Bir kadın evinden çıktı , evinin önünde beyaz, uzun sakalları olan 3 yaslı adam
gördü.
Onlara:
- "Sizi tanımıyorum ama aç olma silisiniz. Lütfen evime buydun ve birseller yiyin."
dedi.
- "Kocanız evde mi?", diye sordular.
- "Hayır", dedi,kadın. "Dinarda."
- "O zaman giremeyiz", dediler.
Aksam kocası eve geldiğinde kadın olanları ona anlattı.
Kocası:
- "Onlara eve geldiğimi söyle ve onları eve davet et", dedi.
Kadın dışarı çıktı ve yaslı adamları davet etti.
- "Biz bir eve hep beraber girmeyiz", dediler.
kadın:
- "Neden?" dedi.
Yaşlı adamlardan biri cevap verdi:
- "Onun adi 'Zenginliktir", dedi, arkadaşlarından birini göstererek. Ve bir diğerini
göstererek "Onun da adi 'Basari'dir, ve ben de 'Sevgi'yim." Ve ekledi:"Simdi
eşinle konuş ve hangimizi evinize davet edeceğinize karar verin", dedi.
kadın eve girdi ve olanları kocasına anlattı. kocası çok sevindi.
- "Ne kadar harika", dedi. "Zenginliği davet edelim, gelsin ve evimizi zenginlikle
doldursun", dedi.
Kadın:
- " Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi.
O sırada onları dinlemekte olan kızları:
- "Sevgi'yi davet etsek daha iyi olmaz mi?",diye sordu. "O zaman evimiz sevgiyle
dolar."
Adam:
- "Bence kızımızın tavsiyesine uyalım", dedi. "dışarı çık ve Sevgi'yi davet et,
Sevgi bizim misafirimiz olsun", dedi.
kadın dışarı çıktı ve Sevgi'yi seçtiklerini söyledi ve Sevgi'yi evlerine davet etti.
Sevgi kalktı ve eve doğru yürümeye başladı. Diğer iki arkadaşı ayağa kalktı ve onu
takip ettiler. kadın büyük bir şaşkınlıkla:
- "Ben sadece Sevgi'yi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?" , diye sordu.
Yaşlı adam cevap verdi:
- "Eğer siz Zenginlik veya Başarıyı davet etmiş olsaydınız, diğer ikimiz kalacaktık,
ama siz beni (Sevgi'yi) davet ettiğiniz için, Ben nereye gidersem, Basari ve
Zenginlik de benimle gelir.”

EK BİLGİ
İLETİŞİM
***her insan iletişime değer***
***herkes düşünür ama herkes iletişim kuramaz***
***siz paspas olursanız üzerinize silen çok olur***
***iletişimde güçlü olmanız için saklı kalmanız gerekir***

İLETİŞİM İLKELERİ

1-Ne kadar anlatırsanız anlatın, anlatabildiğiniz karşıdakinin algılayabildiği


kadardır. Karşıdakinin algılama yelpasesine göre aktarmıyorsanız sorumluluk da
size aittir.

İletişim üç unsurdan oluşmaktadır:


İLETEN

SİZ

İLETİ İLETİLEN

KONUNUZ KARŞINIZDAKİ KİŞİ

İletişimin üç unsurunda önemli olan nokta, sadece konunuzun aktarılması


değildir, aynı zaman anlatabilmelisinizde. Unutmayın, aktarmak anlatmak
değildir, anlatmak ise anlamlandırmak değildir. Etkin bir iletişim için
aktaracağınız bilgiyi iyi anlatmalı, anlattığınızı ise karşınızdaki kişinin zihninde
anlamlandırabilmelisiniz.
2-İletişimsizlik diye bir şey yoktur, sadece iletişim kopukluğu vardır.
İletişim kurmamak imkansızdır, en sessiz olduğunuz anlarda bile bir iletişim
vardır. Mesala, iki arkadaşın küs olduğu bir ortamda bile bir iletişim
mümkündür, iletişimin mutlaka sözlü olması gerekmez, sözsüz iletişimde
olabilir, beden dili, jestler ve mimikler sözsüz iletişimin elemanlarıdır.
3-Ekin iletişim zihindeki haritaların benzeşmesi ile olur.
Karşınızdaki kişinin zihinsel haritasını (duygu, düşünce, bilgi) keşfettikçe, ve
kişinin zihin haritasına uyum sağladıkça iletişim kaliteniz artar.
4-İletişimde ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğinizde önemlidir.
İletişimde önemli olan noktalardan biriside kelimelerin ihtiyaç duyduğu
vurgulamaları yapabilmektir. Mesala bir komutan ürkek bir şekilde arkadaşlar
ileri derse inandırıcılığını kaybeder.

5- Güç gerektiğinde hayır diyebilmektir.


Unutmayın kimseyi mutlu etmek zorunda değilsiniz, kimsenin sizi üzmesine
müsaade etmeyiniz, inanlara bizler üzmeleri yada mutlu etmeleri için fırsat
veririz. bunu engeller isek farkımız olur. kişi kendi gerçekleri ile yaşamalıdır.
6-Konuşmak iletişim değildir….
İletişimde saygı kazanmanız için anlatacaklarınıza çok dikkat etmeniz gerekir..
Her zaman gizemli bir yönünüzün olması gerekir. Konuşmak için kendinizi güçten
düşerecek bilgileri karşınızdaki kişiye aktarmamalısınız, unutmayın kendinize
verdiğiniz deger kadar değerli görülürsünüz.
Örneğin, iş saatleri içinde çalışanlar sizi ilgilendirir, iş dışındaki saatleri saklı
tutabilirsiniz. Aynı şekilde kendi zayıf noktalarınız hiçbir şekilde
anlatmamalısınız. İletişimin ilk evrelerinde kendinizi espri konusu yapmamalısınız.

ÖZET

Olumsuz Duyguların Önünü Kesin:

1. Konuştuğunuz insanları asla eleştirmeyin. kendinizi bile eleştirmemelisiniz.

2. Eğer varsa hatalarınızı savunarak örtbas etmiyorsunuz. Hatayı hemen kabul


etme fazileti sayesinde hem hatanızı yok edersiniz hem de zannedilenin aksine
daha yüksek bir onura kavuşturulursunuz.

3. Tartışmalarda kaybeden de kazandığını sanan da kaybeder. Eğer bir insanı


kazanmak istiyorsanız onunla asla tartışmayın.

4.Katılmadığınız bir fikre doğrudan ”hayır” demiyorsunuz. bunun yerine fikre


saygı duyup bildiğiniz farklı hususları açıklıyorsunuz. Karşınızdaki insanlara
“hayır” diyeceklerinden emin olduğunuz konuları doğrudan söylemeyin.

5.Siz çok büyüksünüz. Ama herkes büyük. Ve siz dahil herkes büyük olmak
istiyor. Şu halde kendinizi başkalarının önünde büyülterek veya başkalarını
önünüzde küçülterek dengeyi bozmayın. Aksi halde her iki durumda da gerçekte
siz küçülürsünüz.

İLETİŞİM STRATEJİLERİ

1.)KALİBRE ETMEK:Gözlemlemek

İletişim esnasında kişideki değişiklikleri ve belirtileri


gözlemleyerek,gerçekleşmekte olan iletişim faaliyetinin kalitesi hakkında bilgi
sahibi olunabilir.En basit şekilde bir gülümseme yada kaş çatış bile karşımızda
kişinin ne hissettiğini bize çıkarabilir. Kişiyi kalibre ederken beden dili
nasıl,ses tonu nasıl,oturuş sekli nasıl, farkındalığı nasıl tespit
etmeliyiz.karşımızdaki kişinin algı kanalını bulup ona göre uyum
sağlamalıyız.kişi görsel mi ?,dokunsal mı? İşitsel mi? çözümlemeliyiz.
Temsil sistemlerini özetleyecek olursak;
 GÖRSEL TİPLER

 İŞİTSEL TİPLER

 DOKUNSAL TİPLER

Mesela dokunsal biri bir olayı anlatırken görsel bir kişi derhal lafa girerek onun
cümlesini tamamlayabilir.dokunsalların ağır konuşmaları görselleri deli eder.bir
diğer örneğimiz..görsel bir erkek işitsel olan eşine çok pahalı bir hediye almakla
her şeyin çözümleneceğini düşünür fakat eşine bir gün bile onu ne kadar çok
sevdiğini söylememiştir.işitsel bir bayan hediye değil de sözlerle daha çok mutlu
olur.
Kişiyi kalibre edip temsil sistemini anında belirledikten sonra artık eşleşme vakti
gelmiştir..

2.)AYNALAMA:Eşleşme

Karşımızdaki insanın kişisel bütünlüğüne ve inançlarına saygı duyarak,vücut


hareketlerini,ses tonunu ve kullandığı kelimeleri aynalamak ,eşleşme olarak
adlandırılır.Aynalama esnasında göz teması kurmalıyız . Eşleşme taklit
boyutunda olmamalıdır, çünkü eşleşme asla taklit etmek değildir, eşleşme
bütünlük sağlamak demektir, karşımızdaki kişiyle aramızda bir köprü
oluşturmak demektir.eşleşme çoğu zaman farkında olmadan da yapılır mesela
“düğünlerde insanların neşesine ortak olunur,cenazelerde daha ciddi ve üzgün
olunur.
Eşleşmede kendi içinde üçe ayrılır;
1.Beden eşleşmesi:

%60 oranında, kişi bedene odaklanır.karsımızdaki kişiyle taklit yapmadan


eşleşmeliyiz,o karsınızda bacak bacak üstüne atmışsa sizde bir sure sonra
atmalısınız.o sağ koluyla basını tutmuşsa bır sure sonra sizde sol kolunuzla
başınızı tutmalısınız.o kravatını düzeltmişse sizde bir sure sonra yakanızı
düzeltmelisiniz.Böylelikle karşı tarafa senle aynıyız mesajını veririz.İnsanlar
kendilerine benzeyen insanları severler.
2.Ses eşleşmesi:

%30 oranında ,kişi ses tonuna odaklanır örneğin karsınızdaki sizinle bağıra
bağıra konuşuyorsa sizde ses tonunuzu kişi gibi yükseltmelisiniz ve konuşma
devam ederken ses tonunuzu yavaş yavaş indirmelisiniz.o kişi bağırdığında
eğer ses tonunuz aşağıda kalırsa güç karsı tarafın eline gecmektedir.
Mesala, is yerinize geç kaldınız ve kapıda sizi patronunuz karşılıyor.size şöyle
diyor” nerdesin sen,saat kaç oldu,geç kalmamanız konusunda
uyarmıştım(bağırarak) sizde bu durum karsısında sessiz bir şekilde cevap
verirseniz güç patronunuz eline geçecektir fakat eşleşir sizde ses tonunuzu
aynısı gibi yaparsanız ve yavaş yavaş indirirseniz tonu ,patronunuz size
bağırmaktan vazgeçecektir.

3.Harita eşleşmesi:
%10 oranında, kelimelere odaklanır. onay vermek,
İletişimde kelimeler karşımızdakiyle aynı kalıpta kullanılmalıdır.ortak
konularda bulunmamız gereklidir,seçtiğimiz kelimeler bu kısımda çok
önemlidir.kişi size bey diye hitap ediyorsa sizde bey diye hitap
etmelisiniz.yine aynı bağlamda bireylerin kullandıkları kelime yapıları ve onları
tonlama biçimleri o kelimelerin onlar için ne kadar önemli olduğunu
göstermektedir

İLKE
“HATA DEĞİŞTİĞİNDE HATALIDA DEĞİŞİR”

3.)AHENK KURMAK:

Uyum sağlamak mükemmel bir iletişim kurmak ve insanların güvenini kazanmak


açısından önem taşımaktadır.Eğer herhangi bir ilişkide uyum yoksa o ilişki
uyumsuz ve yanlış bir ilişkidir. Çoğu zaman insanlar” ortak hiçbir yanımız yok
”paylaşacak hiçbir şey bulamıyoruz”.farklı kişilikleriz”.”sanki iki yabancıyız”
diyerek bir çok yönden aynı olmalarına rağmen uyum içerisinde olamadıklarını
ve sorunlar yaşadıklarını dile getirmektedirler.iyi bir ilişkiyi birbirinden ayıran
nedir o halde?insanlar nasıl uyum içerisinde olurlar?birbirini seven iki insan
incelendiğinde çoğu zamanki ayrı insanın “bir” imiş gibi uyum içerisinde
hareket ettikleri görülür.vücutlarını kullanma biçimleri,ses tonları,duyguları ve
davranışları hemen hemen aynı gibidir.Aralarında sanki hiçbir engel yokmuş
gibi hareket ederler,ve sanki birbirlerini yansıtırlar.Karşımızdaki kişiyle aynı
tempo ile konuşuyor ,ses tonumuzu,nefes alışverişimizi ayarlarsak ,onunla
birlikte göz kırpıp ,başımızı sallarsak aradığımız ahengi yakalamış oluruz. her
zaman karsımızdaki kişinin konuşmasının bitmesini beklemeliyiz. kişi
konuşurken asla -ama –fakat –acaba gibi kelimeler kullanmamalısıyız.eğer bu
kelimeleri kullanacak olursanız iletişim kopar.kişiyi dinlemek çok önemlidir
söyleyeceği bir kelime bile kişi hakkında size bilgi verecektir.
4.)MESAJI İLET:

Bu kısım yönetim aşamasıdır.Dinleyen kişi daha çok güce sahiptir çünkü


dinlerken topladığı bilgiyle ve sorduğu sorularla bir diyalogu yönlendiren kişi
kendisidir.Verilen mesajı değil arkasındaki duygularıda anlamaya çalışmalısınız,

Etkileyici Görünüş Oluşturun:

1.Enerjik bir insan gibi canla ve heyecanlı durun. bakışlarınız canlı olsun.

2.Her zaman yeni ve en kaliteli elbiseleri giyinemezsiniz. Ama giyindiklerinizin


temiz olmasına, vücudunuzun mutlaka temiz bulunmasına dikkat etmelisiniz. Saç,
sakal, tırnak, diş ve ayakkabı temizliğini bu çerçevede düşünebilirsiniz.

3. Uçuk hareketlerden kaçının. genel görünümünüz ve duruşunuz ağırbaşlı bir


kişilik imajı çizsin. Tükürük savururcasına bağırmak, küçük dili gösterecek kadar
gülmek gibi durumlar iletişimciyi küçük düşürtür.

4.Yapmacık jest ve mimiklerden kaçınılmalıdır. bunları öğrenebiliriz ama iletişim


esnasında tabii olarak çalışmalarına izin verilmelidir.

İLETİŞİM STRATEJİLERİ

1-Karşınızdakinin düşüncelerini algıladığı kanalı bulun ve ona göre uyum


sağlayın.
Dokunsal biri bir olayı anlatırken görsel bir kişi derhal lafa girerek onun cümlesini
tamamlayabilir.Dokunsalların ağır ve durağan konuşması görselleri deli edebilir.
Bir görsel şekiller ve grafikler çizerek bir işitsele önemli bir sunum yapıyorsa
kendine göre bu sunum çok başarılıdır.Ancak işitsel bir kişi muhtemelen şöyle
diyebilir: Bu grafikten bir şey anlamıyorum Bunu bana daha kısa bir şekilde
anlatabilirmisin.
Görsel bir erkek işitsel olan eşine güzel bir kürk veya güzel bir hediye almakla
her şeyin bittiğini sanabilir.Eşinin bir gün kendisine onunla hiç ilgilenmediğini
söylemesi onu çok şaşırtır.Eşine çok güzel bir şey almıştır ama bir defa bile onu
sevdiğini söylememiştir.
Dokunsal bir erkek sürekli dokunsal davranışlarla eşine sevgisini belli etmek
isterken işitsel olan eşi ondan sevgisini kelimelerle ifade etmesini isteyebilir.

2-Tüm insanlar kendilerine benzer insanları severler ve sayarlar.


Eğer insanlarla iyi bir iletişim sağlamak istiyorsanız önce onları olduğu gibi kabul
edin ve onların frekanslarına girin.Karşınızdaki kişinin algı kanallarını tespit
edin.Sesinizin yüksekliğini ve hızını ona göre ayarlayın.Kendi hareketlerinizi onun
hareketlerine uyumlayarak yapın buna nlp de aynalama deniyor.Ancak bunu
yaparken onu taklit etmeyin.Onlara saygı duyun ve onlarla eşleşmeye çalışın.

3-İleşiminizin kalitesi benden dili ,ses tonu ve kelimelerin benzeşimli bir


şekilde uyumuna bağlıdır.
İletişim kurma sırasında ses tonunuz beden dilinize uygun olmalı, eller bedenin en
iyi enstrümanlarıdır kelimelerinizin insanları hafızalarındaki kalıcılığını
istiyorsanız ellerinizle kelimelerinizi destekleyin.Mesela, hayatta hiçbir şey pat
diye olmaz diye bir cümle dediğinizi varsayalım buradaki pat kelimesinin insanların
bilinçaltlarında etkisini arttırmak için iki elinizi birbirine şaplatın.Beden dilini
kullanmak iletişimde önemlidir çünkü iletişimin %60 beden dili ile %30 ses tonu ile
%10 da kelimeler ile gerçekleşir. Beden dilini görsel bir malzeme olduğu için
insanların direk bilinçaltlarını etkiler bu nedenle bedenimizi ses tonumuz ve
kelimelerimiz ile uyumlu kullanmalıyız.

4-Dinleyen kişi daha çok güce sahiptir çünkü dinlerken topladığı bilgiyle ve
sorduğu sorularla bir diyalogu yönlendiren kişi kendisidir.

5-İnsanları ilgi duydukları alanda konuşturmaya çalışın çünkü her insan bildiği
ve ilgi duyduğu alanda konuşmaktan hoşlanır.

6-İlgilenin
Karşınızdaki kişiyle güven saygıya dayana bir diyalogun ilk aşaması için
karşınızdakini dikkatle dinlemelisiniz.

7-Konuşanı rahatlatın.
Karşınızdaki kişinin dikkatini dağıtacak hareketlerden kaçınmalı ve ona gürültüsüz
bir ortam sağlamalısınız.
8-Dikkatinizi verin
Dinlemek çaba ister.Bir dakikalık konuşma toplam 100-200 kelime içerir.Beynimiz
ise 800-1000 kelimelik işlem yapabilecek kapasiteye sahiptir.Bu yüzden dinlerken
sıkılıyoruz.Dikkatimiz dağılıyor.Bunu engellemek için dikkatinizi ne az ne de çok
kullanın.

9-Bilgi paylaşın ve soru sorun


Karşınızdakini soru ve bilgi bombardımanına tutmayın.Aklınıza gelen bilgiyi en az
25 saniyede aktarın.Sorularınızı karşınızdakinin kişinin ilgi duyduğu alanda kısa ve
öz olarak sorun.

10-Söz kesmeyin
Konuşmacı duraksadığında ne demek istediğini tahmin etmeyin veya onun yerine
söylemeye çalışmayın.Sözünün bittiğinden emin olun.

11-Empatik ilişki kurun


Yalnızca verilen mesajı değil arkasındaki duyguları da anlamaya çalışın Zaman
zaman onun söylediklerini kendi sözcüklerinizle tekrarlayın.Bu kaşınızdaki kişi de
anlaşıldım hissini uyandırır.

12-İlk 45 saniye önemlidir,dikkat edin.


İlk izlenim diye bir hadise vardır işte ilk 45 saniye insanların zihinlerinde ilk
izlenimin oluştuğu süredir.Bu süre içinde yapacağınız olumlu hareketler kişinin
size karşı olumlu düşünceler edinmesini sağlayacaktır.Mesala bu 45 saniyede hiç
olmadığınız kadar kendinize güvenli durun,konuşmalarınız düzgün ses tonunuz
sağlam çıksın kelimeleri kullanmada hata yapmayın.

KENDİMİZİ GELİŞTİRMEK (BALTAYI BİLEMEK)

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor,
ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün
boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Aksamları da
arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.
İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve
dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç
kestiklerini saymaya başlamışlar.
Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş:
- “Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım,
senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu isin sırrı ne?”
İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş:
- “Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı
biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.”

GÖRMEK İÇİN GÖZ ŞART DEĞİL

Adamın biri, ilk defa gittiği bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol
kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan
çocuğa:
- “Buraların yabancısıyım. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum. Çok yakın
olduğunu söylediler.”
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- “Ben de buraya ilk defa geliyorum. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor
herhalde.”
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister
istemez.
Çocuk:
- “Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz?” diye gülümsemiş. “Kuş
cıvıltıları da oradan geliyor zaten.”
- “İyi ama,” demiş adam. “Bunların parktan değil de bir tek ağaçtan gelmediği ne
malum?”
- “Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez”, diye atılmış çocuk.” Üstelik
manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsınız, fırından yeni
çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyarsınız.”—

TEMSİL SİSTEMLERİ

GÖZLE ERİŞİM İPUÇLARI

Göz hareketlerine bakarak bir insanın düşünme süreçlerini tanımak mümkündür.


Gözlerimizi kullandığımız temsil sistemine göre hareket ettiririz. Göz hareketleri
çoğu zaman bir insanın nasıl düşündüğünü anlamak için güvenilir bir göstergedir.

Görsel düşünme süreçleri kullanırken genellikle yukarı bakarız. İşitsel süreçler


için öteye/yana bakarız. Dokunsal süreçler içinse aşağı bakarız.

İnsanların farklı gözle erişim sistemleri kullanabileceğini unutmayın. Ama sağ elini
kullanan insanlar için aşağıdaki şema oldukça tipiktir.

İşitsel  konuşurken yanlara bakar.


Görsel  konuşurken yukarı bakar.


Dokunsalkonuşurken aşağıya bakar.

Görsel Görsel
kurgu hatırlanan
GK GH

İşitsel İşitsel
kurgu hatırlanan
İK İH

Dokunsal İçsel
hisler diyalog
DH İD
ALT-MODELLER

(Tat ve koku da dahil olmak üzere) görsel, işitsel ve dokunsal temsil sistemleri
içsel deneyimlerimizi oluşturur.

Duyularımızla dış dünyada yapabileceğimiz ayırımları iç dünyamızda da yapabiliriz.


Örneğin hayal dünyamızda renkleri görürüz, mesafeyi algılarız ve farklı sesler
işitiriz. NLP içerisinde bu ayırımlara alt-modeller denir. Bunlar duyuların inşa
bloklarıdır ve her resim, ses veya duygunun nasıl oluştuğunu gösterirler.

Sık kullanılan bazı alt-model ayırımları şunlardır:

GÖRSEL İŞİTSEL DOKUNSAL

İlgili (olayları kendi gözleriyle Stereo veya Yer


görüldüğü gibi) mono Yoğunluk
İlgisiz (kendini de olayları da Vurgu Sert veya yumuşak
sinemada izler gibi) Sesin yüksekliği Büyüklük
Renkli veya siyah beyaz Sesin yeri Doku
Biçimlendirilmiş veya Sözcükler veya Ağırlık
biçimlendirilmemiş sesler Sıcaklık
Yer Ton Biçim
Uzak mesafe Tını Süre
Parlaklık Uzak mesafe
Zıtlık Sürekli ve
Net veya bulanık süreksiz
Hareketli veya hareketsiz Hız
Hız Net veya boğuk
Büyüklük

Her an değiştirebileceğimiz için alt-biçemler öznel deneyimlerimiz ve iç dünyamız


üzerinde denetim kurmamıza yardımcı olur.

En etkili durumlarımızla ilgili alt-biçemleri tanımayı ve bunları daha az etkili


olduğumuz alanlara aktarmayı öğrenebiliriz. Örneğin etkili olduğunuz bir duruma
geçin ve hangi alt-biçemleri kullandığınızı belirleyin. Sonra daha az etkili
olduğunuz bir duruma geçin ve alt-modelleri kaydedin. Mutlaka farklıdırlar! Daha
az etkili olduğunuz durumlar için çok etkili olduğunuz durumların alt-modellerini
kullanacak şekilde iç deneyimi değiştirin. Farkı göreceksiniz!
Bazı alt-biçemlerin özellikle güçlü bir etkisi vardır. Bunlara kritik alt-modeller
denir. Motivasyon, doruk performans, etkili iletişim, vs açısından bu güçlü
durumlara girebilmek için kritik alt-modelleri tanımak yararlıdır.

İŞİTSEL TİPLER

ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

• Tane tane ve uzun konuşurlar
• Ayrıntıya girerler,
• Beyninin her iki tarafınıda kullanırlar
• Kızdığında” duymak istemiyorum ,sus artık” derler
• Devamlı anlatırlar
• Hafif yan oturup,kulağını uzatır görünümü verirler
• Öğrenmede aktiftirler
• Konuşurken seslerin nasıl olduğunu anlatmaya başlarlar
• Sese karşı hassastırlar
• Mide ve karın ağrıları hastalıkları çok görülür
• Kendi kendilerine konuşurlar
• Karından nefes alırlar
• Gözler yanlara gidip gelir.
• Sözel şeylere daha çok tepki verirler.
• Şiir gibi konuşular ve konuşmaktan keyif alırlar.
• Orta hızda nefes alırlar.
• Kullandıkları sözcüklere daha çok önem verirler.

İşitsel Canlandırma Yapınız:

İşitsel canlandırmada ses unsuru kullanılır. Sesin şiddeti, geliş yönü, yapısı gibi
unsurlar sesin canlandırılmasına yardımcı olan faktörlerdir. Bu arada sesleri
bilinen seslerle ilişkilendirebildiğimiz ölçüde onları kavrayabilmekteyiz. İnsanlar,
kalın, ince, titrek, düz, dalgalı, şiddetli, zayıf,kesintili, fısıltılı ses türlerini
bilirler. Bu arada uzaktan, yakından gelen, kulağının arkasından, burnunun ucundan
gelen, yansıyan şeklinde de sınıflandırmalar yapılabilir. Ayrıca sesler daha önce
duyulmuş bilinen seslerle ilişkilendirildiğinde gök gürültüsü, aslan kükremesi,
bomba patlaması gibi somutlaştırmalar da oluşturulabilir. Aşağıdaki örneklere
bakalım:

a) “Adamın sesi çok yavaş çıkıyordu--Adam sinek vızıltısı gibi konuşuyordu.”


b) “Öyle bağırdı ki hepimiz irkildik--Aslan gibi kükreyince hepimiz irkildik”

c) “Öyle gürültü yapıyorlardı ki uyuyamadım--sanki kulağımın arkasında davul


çalıyorlardı. Uyuyamadım.”

DOKUNSAL TİPLER

ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

• Diyaframdan nefes alırlar
• Beyine nefes gidene kadar “ııııı”eeee” sesleri çıkarırlar
• Ellerini başlarının üstüne koyarak(dokunarak) yere bakarak düşünürler.
• Ağır yürürler
• Otururken yayılırlar
• Koku duyguları gelişmiştir
• Rahatlık ön plandadır
• Akşam saatleri aktiftirler
• Fobileri şeftali,orlon,yün vs.. dokunamazlar
• Gözler konuşurken sağ alta bakar.
• Monoton bir tarzda konuşurlar.
• Cümleler dokunsal hissel ağırlıktadır.
• Az ve öz konuşmayı tercih ederler.
• Konuşma araları uzundur.
• Ağır ve yavaş konuşurlar.
• Yaparak öğrenirler.

Dokunsal Canlandırma Yapınız:

Dokunsal canlandırmada dinleyicinin dokunma duyusuna hitap edilir. Bildiğimiz


dokunma duyuları arasında, kesici, delici, batıcı, yakıcı, ısıtıcı, soğutucu,
dondurucu, titreşimli, yapışkan, emici, sert yumuşak, ağır, hafif, okşayıcı, üfleyici
gibi özellikler yer alabilir. Bu dokunsallık algılarına dayalı olarak insanların
zihinlerinde yerleşik somut duyular vardır. Aşağıdaki örneklerde dokunsallık
kullanımlarının kavrayışımızı nasıl desteklediğine dikkat edelim:

a) “Elleri çok yumuşaktı.-- Elleri pamuk gibi yumuşaktı.”

b) “Burnum az kalsın soğuktan donacaktı.---Burnum soğuktan donup buz gibi


dağılacak sandım.”
c) “Adam işkence altında inliyordu.--Adam öylesine işkence çekiyordu ki sanki
etleri bıçakla lime lime doğranıyordu.”

GÖRSEL TİPLER

ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

• Görme merkezi beynin arkasındadır.
• Göz hareketleri yukardadır.
• Kullandıkları kelimeler ve mecazlar görsel ağırlıktadır.
• Göğüs nefesi alırlar.
• Hızlı konuşurlar ve konuşma tarzına dikkat etmezler.
• Görüntülerle düşünürler.
• Tablolarla renklerle görsel şablonlarla öğrenmeyi tercih ederler.
• Öne doğru eğilerek otururlar.
• Soru sorulduğunda gözlerini yukarı kaldırarak sanki ekrandan okur gibi
konuşurlar.
• Beynin arkasını kullanırlar.
• Göğüsten nefes alırlar.
• Konuşurken elini ensesinin arkasına koyarlar.
• Kızdığı birine ”gözüm görmesin seni,seni görmeye tahammülüm yok” diye
bağırırlar.
• İsimleri unuturlar.
• Yapılanı asla unutmazlar,genelde “sen bunu yapmıştın ”derler.
• Sabahları aktiftirler.
• Fobileri yılan ,yükseklik vs… dir.
• Konuşmaya direk renk,şekil,ve objeyle ilgili başlarlar.
• Anlattıkları sanki bir resmi tasvir eder gibidir.
• Görerek öğrenirler.
• Gırtlak kanseri vakaları çok görülür.

Görsel Canlandırma Yapınız:

Görsel canlandırma bilgiyi resme hatta filme çevirebilme ve bu resim veya filmi
tanımlayabilme yeteneğidir. Bu tanımlama yapılırken resmin büyüklüğü,
içindekilerin renkleri, resmin hareket yönü gibi unsurlara değinilebilir. Görsel
canlandırmaya ilişkin teorik anlatımı kısa tutarak konuyu örnekler yoluyla
anlamayı tercih edelim ve aşağıdaki örneklere bakalım:
a) “İnsan vücudunda binlerce kilometre uzunluğunda bir damar şebekesi vardır.”--
(daha görsel yapalım) “İnsan vücudundaki damar ağları örümcek ağlarından çok
daha karmaşıktır.”--(daha görsel yapalım) “Vücudumuz o kadar çok damarlarla
kuşatılmıştır ki bu damarları uç uca getirip ip yapsaydık Dünyanın etrafını üç defa
sarabilirdi.”

b)”Atomun çekirdeği merkezinde bulunur. Bu çekirdeğin etrafında elektronlar


süratle dönerler. Aradaki mesafe ve boşluk ise 10-15’tir.” (daha görsel yapalım)
“Atomların merkezinde bulunan çekirdek ile çevresinde dolaşan elektronlar neye
benzer biliyor musunuz? Dünya ve diğer gezegenleri bir atomun elektronları
olarak düşünse idik Güneş bu atomun çekirdeği olurdu. Bu atomun elektronları ile
çekirdeği arasında mesafe ise Güneş ile en uzak gezegen olan Plüton arasındaki
mesafe olurdu.”

Görsel canlandırmada renkleri ve boyutları da kullanabiliriz.

Renk-- “Çocuğun yüzü kararmıştı”-- “Çocuğun yüzü kazan karı gibi simsiyah
olmuştu.”

Renk--İnanılmaz derecede güzel gülüyordu”-- “Tüm çiçeklere baksam, bembeyaz,


sapsarı, kıpkırmızı çiçeklere... Onun gülüşündekine benzer bir güzelliği
göremezdim.”

Boyut-- “Elleri çok büyüktü.”-- “Elleri bir fil kulağı gibi büyüktü.”

Boyut-- “Adamın boyu çok uzundu.”-- “Adam o kadar uzun boyluydu ki insanlara
bakarken sanki karıncalara bakardı.”

İNSANLAR ÜÇÜNEDE SAHİPTİRLER FAKAT BİRİSİ DAHA


BASKINDIR.
Görselsabah
İşitselöğlen
Dokunsalakşam
Romantik olurlar….

TEMSİL SİSTEMLERİ ÜZERİNE BİR DENEY

Bu küçük deneyi veya geliştirilecek bir benzerinin öğrencilere uygulanması ile


öğrenmenin nasıl gerçekleştiği konusuna giriş yapılabilir. İkinci sınıf öğrencileri
arasında öğrenme üzerine yapılmış bir deneyde aşağıdaki adımlar izlenmiş ve
sonuç alınmıştır.

UYGULAMA ADIMLARI
Öğretmen tahtaya aşağıdaki işlemleri yazar ;

Öğrenciler tahtadaki işlemleri defterlerine yazarken; Öğretmen sözlü olarak


"çıkartma işlemine başlamadan önce tahtadaki işlemleri büyükten küçüğe yeniden
sıralayın" talimatını verir.
Öğrenciler işlemi tamamlayıp cevapların kontrolüne geçildiğinde Öğretmen, sözlü
olarak vermiş olduğu "-işlemlerin büyükten küçüğe yeniden sıralanması"
talimatının öğrencilerin çoğu tarafından anlaşılmamış olduğunu görür.
Sonuç :
Bu olayda öğrenciler, aynı anda görsel ve işitsel olmak üzere iki farklı türde
duyumsal girdi almışlardır. Öğrencilerin aynı anda iki farklı türden duyumsal
girdiyi kısa süreli hafızaya kaydetme potansiyelleri olmasına rağmen, o sırada
tahtada gördükleri işlemleri defterlerine yazmakta oldukları için öğretmenin
sözlü olarak verdiği talimat, öğrenciler tarafından kısa süreli hafızada işleme
sokulamamıştır. Bu durumun sonucu olarak da, öğretmenin talimatı anlaşılamamış
ve yerine getirilememiştir.
DİKKAT! Çoğu insan özellikle de çocuklar, iki farklı kaynaktan gelen duyumsal
girdileri aynı anda işlemezler.
ÇÖZÜM :
Oldukça basit. Öğretmen. öğrencileri tahtadaki işlemi defterlerine geçirinceye
kadar bekleyecek ondan sonra ikinci talimatı verecektir.

DEĞERLER(İŞ VE EĞİTİM DÜNYASINDA)

BARIŞana değer
HUZURana değer
SEVGİ ve SAYGIana değer
MUTLULUK
ÖZGÜRLÜK
DÜRÜSTLÜK
HOŞGÖRÜ
SORUMLULUK
SADELİK
BÜTÜNLÜK
İŞ BİRLİĞİ
ALÇAK GÖNÜLÜLÜK

****anlık bile olsa tepkilerimiz değerlerimizi içermelidir.****


****ilk tanıdığımız insan hakkında 3sn de karar veririz****
****davranış kişinin kendisi değildirdevamlı bir şey söylersen ,o kişi o dediğin
gibi olur.

*ÖRN*tembelsin,tembelsin kişi tembel olmayı öğrenir” tembelsin değilse” bu


yaptığın yanlış denmeli,”ben tembellik” yerine “bu yaptığım davranış tembelliğe
girer “denmelidir.
****davranışları değiştirmek gerekir,kişiyi değil**

İLKE=)”HERKES İLETİŞİME DEĞER,HERKESLE İLETİŞİM


KURMAK MÜMKÜNDÜR

Kişiyi olduğu gibi kabul etmeliyiz.dinlemeyi bilmediğimiz sürece anlatmak tada


sorun yaşarız.( kişiyi değiştirmekten vazgeçin,davranışını değişin)davranış değişir
kişilik değişmez.
“BİZİ İNSANLARDAN AYIRAN TEK ÖZELLİK PARMAK İZİMİZDİR..”

İKNA
Bir insanı ikna etmek için ne yaparsınız?silahınız nedir?

1.)denetler kabul eder


2.)denetler kabul eder.
3.)denetler kabul eder.
4.)denetlemeden kabul eder.
Beyin üç kere bir şeye ”EVET” derse dördüncüde denetlemeden kabul eder.beyin
olumsuza çalışmaz(ma-me)ları atar.bir insanla eşleşmediğimiz zaman iletişim
kuramazsınız,hayal eşleşmeden ibarettir.

İKNA ETMENİN ON BÜYÜK SIRRI

1- Olumlu olun.
Başarılı satış elemanları, olumlu kişilerdir. Kendileri, temsil ettikleri firmalar,
sattıkları ürün ya da hizmetler, ikna etmeye çalıştıkları müşteri adayları ve
yaşadıkları ülke hakkında olumlu düşünce ve yaklaşımlara sahiptirler. Her şeye
olumlu bakarlar.
Coşku, bulaşıcıdır. Yaşam ve yaptığınız iş hakkında heyecan duyduğunuzda, ikna
gücünüz artar; çünkü, diğer insanları da heyecanlandırırsınız.
2- Adayınızı seçin.
Başarılı satış elemanları, ikna güçlerini, satın almak için yeterli kaynağı bulunan
ve sattıkları şeyi almak için sağlam nedenleri olan kişilere yönlendirirler.
Profesyonel satış elemanları, uzun vadede kârlılık sağlayabilecek müşteri
adayları bulurlar. Çapraz satış olanaklarını analiz ederler. Mevcut bir müşteriye
çapraz satış yapmak için 3 telefon görüşmesi gerekirken, yeni bir müşteriye satış
yapmak için 7 görüşme gerektiğini bilirler.
Kısacası, ikna gücü yüksek bir kişi, tüm gayretini, satın almak için kaynakları,
motivasyonu ve yetkisi olan; ayrıca, yeniden kârlı satış yapma potansiyeli sunan
kişiye yoğunlaştırır.
3- Hazırlık yapın.
Ortalama bir satış elemanı, randevu alabilmek için deliler gibi uğraşır. Karar
verecek kişi görüşmeyi kabul ettikten sonra da zayıf bir sunumla satış fırsatını
kaybeder.
Meşgul insanlara, 40 dakika boyunca özellikler ve faydalar hakkında konuşup
durarak satış yapamazsınız. Genellikle, böylesine kopuk sunumların ardından, ne
satış elemanı, ne de müşteri adayı, biraz önce ne anlatıldığını özetleyebilir.
Profesyonel satış elemanları, her zaman ev ödevlerini yaparlar. Ne kadar iyi
hazırlanırlarsa, sunum yaparken o kadar ikna edici olacaklarını bilirler.
Müşteri adayı hakkında bilmeleri gereken her şeyi araştırıp öğrenirler. Ne
göstereceklerini ve söyleyeceklerini planlarlar. Ve hiç durmadan pratik yaparlar.
4- Zamanınızı iyi kullanın.
Amatör satış elemanları, bir rakip tarafından bozguna uğratıldıklarında sinirli
bir biçimde şikayet ederler. Şu müşteri nasıl olur da o fahiş fiyatlı, kalitesiz malı
alır? Aptal olmalıdır!
Müşteri, aptal değildir. Yalnızca, şikayet eden taraf, daha rekabetçi bir satış
elemanı tarafından geçilmiştir.
Unutmayın: İnsanlar, satın almazlar; onlara satış yapılır. Aslında, hiçbir şey
satın alınmaz. Her şeyin satılması gerekir. Güçlü bir sunum yapmazsanız, müşteri
adayınızı satın almaya ikna edemezsiniz.
İkna gücü yüksek kişiler, tüm tiyatroya oynayan sahne sanatçıları gibidirler.
Sunumlarını yaparken oyuncudurlar. Seyretmesi ve dinlemesi çok eğlenceli ve
bilgilendirici insanlardır.
İşte başarılı olmak için, “eylem sürenizin” her saniyesini çok iyi kullanmalısınız.
5- Anlayın.
İkna gücü yüksek kişiler, müşteri adayına odaklanır ve her birinin yaşamdaki
motivasyon kaynağını araştırırlar. Söz konusu motivasyon kaynağını bir kez
bulduklarında, bu doğrultuda hareket ederler.
İkna gücünüzü artırmak için, müşteri adaylarınızın gözlerini okumayı ve satın
alma ya da almama konusundaki motivasyonlarını keşfetmeyi öğrenin.
6- İyice araştırın.
Ortalama satış elemanları, fazla konuşurlar. Aklınıza gelebilecek her konuda
30 dakikalık bir konuşma yapabilirler.
Bu yüzden sessizlik, satış elemanlarının çoğu için bir tehdit oluşturur. Müşteri
adayı, nefes almak üzere bir an durduğunda, amatör satışçı, yalnızca sessizliği
bozmuş olmak için, bir satış palavrasıyla ortaya atlayacaktır.
Oysa, yetenekli bir doktorun, hastanın sorunlarını teşhis etmek için soru
sorması gibi, ikna gücü yüksek kişiler de müşteri adayının ihtiyaç ve ilgi alanlarını
anlamak için sorulardan yararlanırlar.
Konuya nüfuz eden sorular sormada ustalaşırlar ve müşteri adaylarını satış
sürecinin içine çekecek sorular sorarlar.
7- Kişiselleştirin.
Satışta en güçlü sözcük “siz”dir.
“Siz” üzerindeki vurgu, yönlendirici satış ile yönlendirici olmayan satış
arasındaki farkı ortaya koyar.
Yönlendirici satış, bencildir. Satış elemanının ne istediğine ve neye ihtiyaç
duyduğuna odaklanır.
Yönlendirici olmayan satış, müşteri merkezlidir. Müşteri adayının ihtiyaç ve
isteklerine odaklanır.
Sunduğunuz iş önerisini inceleyen bir kişi, yalnızca tek bir şeyi bilmek ister:
Bunun bana ne yararı var?
İkna gücünüzü artırmak istiyorsanız, sunumunuzun her bölümünü, müşteri
adayınızın kişisel ihtiyaç ve isteklerini karşılayacak biçimde kişiselleştirin.
8- Memnun edin.
İkna gücü yüksek kişiler, satışı, müşterilerini memnun ederek kapatmaya
çalışırlar. Müşteri adayları, sattığınız şeye sahip olma konusunda heyecan
duymaya başladıklarında, müşteriniz olurlar.
Profesyonel satış elemanları, müşteri adaylarını satın almaya
zorlayamayacaklarını bilirler. Önlerindeki en büyük engel, adayların satın almayı
istemelerini sağlamaktır. Bu yüzden, satın alma arzusu yaratmak için pek çok
yöntemden yararlanarak adayları memnun etmeye çalışırlar.
9- Kanıtlayın.
Satış becerisine sahip kişiler, arkasında duramayacakları sözler söylemezler.
Ve söyledikleri her şeyin, müşteri tarafından görünürdeki değeriyle kabul
edilmesini beklemezler. Öne sürdükleri her iddiayı kanıtlamaya; bu iddiaları
somut veriler, test sonuçları ve performans kayıtları ile desteklemeye her zaman
hazırdırlar.
Kanıtlama yoluyla ikna etmenin en güzel yollarından biri, ürün ya da
hizmetlerinizden memnun olan kişilerin kanıt niteliğindeki sözlerini kullanmaktır.
Üçüncü tarafların onaylayıcı ifadeleri, iddialarınız ve ürünleriniz hakkında güven
oluşturmanız açısından son derece etkilidir.
Gerçekler ve destekleyici beyanlar, ikna edicidir. Bunları kullanmayı öğrenin ve
ikna gücü yüksek bir kişi olun.
10- Israrcı olun.
İyi müşteri adaylarını satış yapıncaya kadar arayın. Satışların % 80’i, beşinci
arayışta ya da daha sonra gerçekleşir. Öte yandan, çalışmalar şunları
göstermiştir:

*****Amerika’daki satış elemanlarının % 50’si, müşteri adayını bir kez arayıp


bırakmaktadır.
% 18’i, müşteri adayını iki kez arayıp pes etmektedir.
% 7’si, üç kez arayıp vazgeçmektedir.
% 5’i, pes etmeden önce müşteri adayını dört kez aramaktadır.
Yalnızca % 20’si, vazgeçmeden önce müşteri adayını beş ya da daha fazla kez
aramaktadır.
Amerika’daki satışların % 80’ini yapanlar, işte bu % 20’lik kesimdir.
Satış yapmak için, dinamik bir kişiliğe sahip olmanız gerekmez. Satmak için,
kişilere baskı uygulamak ya da onlardan daha fazla konuşarak üstünlük sağlamak
zorunda değilsiniz.
Yapabileceğiniz en etkili şey, ikna gücünüzü artırmak amacıyla sunulan bu 10
yönteme kendi satış becerinizi katmaktır.

PSİKOLEJİK VE SOSYOLOJİK ROLLER


PsikolojikAhmetönem vermeliyiz….ölünce geriye hiçbir şey kalmaz.
SosyolojikAhmet
• yönetici
• Baba
• Doktor
• Evi olan
• Arabası olan
• Bankacı
Statü ve bey hiç önemli değil bu tabloda.önemli olan Ahmet
Ne algıladığın gerçektir.iletişim çok önemlidir.ilk önce psikolojik Ahmet i
doyurun çünkü gerçek olan o….hedeflerinizi koyun,ama düşüncelerini
programlamadığınız sürece faydalı olmaz.
EN ÖNEMLİ DERS
*–insanlar arasında sınıf ayrımı olmamalı*
“HERKEZ İLETİŞİME DEĞER”

Okuldaki ikinci ayımdı, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi
öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada
çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:
- “Hergün okulu temizleyen hizmetli kadının ilk adı nedir?..”
Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün
görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50’lerinde falan olmalıydı. Ama
adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim.
Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını
sordu. - - “Tabii dahil” dedi, hocamız.. “İş yaşamınız boyunca insanlarla
karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve
dikkatinizi hakkeden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve‘Merhaba’
demeniz gerekse bile..”
Bu dersi hayatim boyunca unutmadım. O hizmetlinin adını da...

NLP BİR MODELLEME TEKNİĞİDİR!!


21 Günde değişim başlar,nöronlar etkileşmeye başlar
--değişimin başlaması için o nöronların yok olması lazım.o da 21 günde
gerçekleşir,hiçbir şey bir anda olmaz,olan her şeyde bir anda düzelmez…
İnanlar değişince davranışlarda değişir.zihninizle düşünmediğiniz bir şeye
ulaşamazsınız.
BIRAKMADIĞINIZ VE DENEMEKTEN VAZGEÇMEDİĞNİZ SÜRECE ASLA
YENİLMİŞ DEĞİLSİNİZ

KÜLTÜR
DOGU BATI
MONOGAMİ
• Doğuya doğru polijini poliandriye doğru kayma
var
• Aktifbatı
• Pasifdoğu
• Monogamitek eşlilik
• Polijiniçok eşlilik
• Poliandri1 den fazla erkekle/kadınla yaşamak.
• *****zihin haritalarında ben merkezliği yapmamak lazım*****
• -göz kapayıp açmakla beyin daha fazla öğrenme sağlar.
• Gözümüzü kapadığımızda düşündüğümüzü ????hafızaya alırız.
• Duygu yoğunluğu ne kadar fazlaysa o kadar net çapalarız.
• *çıpapsikoloji
• *çapaNLP
• Duygusallığın yoğun anlarında söylenenler çapalanır.
• Nefret ve güzel sözler beyine kodlanır.
• Nesnelerin varlığı seni üzmez veya sevindirmez,oma yüklediğin anlam üzer
veya sevinir
• Beden zihnin ötesine geçemez-zihin ne isterse beden onu yapar.
her sorun bir fırsattır
iki türlü insan var,biri şansını yaratır,diğeri şansa bırakıyorum.
• Nedenler değişmedikçe sonuçlar değişmez
• Bir şeyin nedenleri arttıysa eğer faydaları da artar.

EMPATİ
Kendini karşısındaki nin yerine koymalı,onun zihin haritasıyla bakabilmek
istersen kendi zihin haritanla bak eğer karşındakiyle bakamazsan
“ ilişkilerde ennnn önemli inanç empatidir”
ÖRN: resturant ta yemek –Ömer ve ali bey
Ömer bey Üzerine Çorba Dökünce Ali beyin aldığı tutum
1.)ayy rezil oldu(bu sempatidir)
2.)hiç önemli değil,hemen garsonu çağıralım(bu empatidir)
Sen misin Haklı? Ben mi? Yoksa Hepimiz mi?

İki öğrenci sınıfta ciddi bir biçimde tartışıyorlarmış. Durumu gören öğretmenleri,
onlara çok önemli bir ders vereceğini söyleyerek, masasının iki ucuna karşılıklı
oturmalarını rica etmiş. Aralarına, iki renkli bir vazo getirip koymuş. Öyle
ayarlamış ki masadaki vazoya, bir taraftan bakınca siyah, diğer taraftan bakınca
beyaz görünüyormuş. Sırayla vazonun rengini sorunca, bu sefer öğrenciler
vazonun rengi için tartışmaya başlamışlar. Biri “Siyah”, diğeri de “Beyaz” diye
itiraz ediyormuş. Öğretmenleri olaya bir kez daha müdahale etme ihtiyacı
hissetmiş. Öğrencilerinden bu dersin tamamlanması için bir şey daha rica
edeceğini belirterek, yer değiştirip vazonun rengi hakkında tekrar konuşmalarını
istemiş. Yer değiştirdiklerinde anlamışlar ki vazo siyah değil beyazmış, aslında
beyaz değil siyahmış.
Bu öğrencilerin kaçıncı sınıfta olduklarını düşünüyorsunuz diye sorarsak,
alacağımız cevap büyük oranda ilköğretim öğrencisi oldukları yönünde olacaktır.
Bizleri bu şekilde düşünmeye iten sebepler nedir? Acaba empati kurmak basit bir
davranış mıdır? Eğer basitse neden toplumumuzda çok az birey karşısındaki
kişiyle empati kuruyor? Empati kurmayı, ilköğretim çağındaki çocukların yaptığı
izlenimine kapılıyoruz. Peki bizler empati kuruyor muyuz? Bunlara cevap bulmadan
önce “Empati nedir?” sorusunu yanıtlamamız işimizi daha da kolay hale
getirecektir.

EMPATİ NEDİR?

Bir kişinin, kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış
açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması,
hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine empati denilmektedir. Genelde
olaylara başkasının baktığı açıdan bakarak, onun anladığı şekilde anlamak için
oturduğumuz yeri değiştirmemiz gerekmez. Ama empatinin üç öğesini göz önünde
bulundurmamız gerekir. Bu öğeler:

1- Kendimizi algısal olarak karşımızdaki kişinin yerine koymaktır. Biz artık vazoyu
siyah gören öğrenci değil, karşısında oturan öğrenciyiz.

2- Karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini doğru anlamalıyız. Vazoya o taraftan


bakınca beyaz göründüğünü kabullenmeliyiz.

3- Karşımızdakine, onu doğru bir şekilde anladığımızı hissettirmeliyiz. Vazonun


gerçekten onun için beyaz göründüğüne dair ona geribildirim yapmalıyız. Empati
terimi ilk olarak, 1897 yılında Alman psikologlardan Tpeodor Lipps tarafından
kullanıldı ve şöyle tanımlandı: “Bir insanın, kendisini karşısındaki bir nesneye
yansıtması, kendini onun içinde hissetmesi ve bu yolla o nesneyi içine alarak
anlaması sürecine einfühlung denir”.1909 yılında Titchener, einfühlung terimini
eski Yunanca’daki “empatheia” teriminden yararlanarak İngilizce’ye “empathy”
olarak tercüme etti. (Yunanca’da “em
içine, “pathheia” ise algılama anlamı taşıyordu). Böylece empatinin, “psikoloji ve
psikiyatri” literatüründeki serüveni başladı.

SENİN YERİNDE OLSAYDIM


Ben merkezci davranan biri, kendisini karşısındaki insanın yerine koyamaz. Bu
nedenle empati kuracak bireylerin, önşart olarak ben-merkezci davranış
tarzından kurtulmaları gerekir. Ben-merkezcilik ve empatiye, Microsoft ve
Wolkswagen arasında geçtiği anlatılan şu diyalog iyi bir örnektir:

Bill Gates, Microsoft’un bir seminerinde bilgisayar sektöründeki gelişmenin hızını


anlatmak için şöyle benzetme yaptı:

- Eğer Wolkswagen firması, son 25 yıl içinde bilgisayar sektörü kadar hızlı
gelişmiş olsaydı, bugün 500 dolara alacağımız arabalara 25 dolarlık benzin koyup,
dünya turu atmamız mümkün olacaktı.

Birkaç gün sonra Wolkswagen firması bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada
Gates’in sözlerine şöyle cevap veriliyordu:

- Eğer otomotiv sektörü Bill Gates’in işletim sistemi gibi gelişmiş olsaydı,
alacağımız her arabada tek koltuk olacak, diğer koltuklar için ekstra lisans parası
ödemek zorunda kalacaktınız. Arabanız sadece bizim ürettiğimiz benzinle
çalışacak, gösterge tablosundaki tüm ikaz ve uyarı ışıkları yerine üzerinde,
“Arabanız geçersiz bir işlem yürüttü, kapatılacaktır!” yazan tek bir lamba
olacaktı. Ayrıca kaza sırasında arabanın hava yastıkları açılmadan önce bir
düğmenin üzerinde “Hava yastıkları açılacak, emin misiniz?” diyen bir ışık
yanacaktı!..
Bu örnekten anlaşıldığı üzere, empatide ben-merkezcilikten kurtulmadıkca
kendimizi istediğimiz kadar başkasının yerine koymaya çalışalım, onun gibi
düşünüp anlayamayız. Gördüklerimiz hala bizim bakış açımızladır. Aşamalı empati
sınıflamasında üç basamak vardır. Ben-merkezci davranmamız, empatinin sen
basamağına yükselemediğimizi gösterir. İletişimde başarılı olmamız için sen
basamağında olmamız gerekir.
Empatik açıdan onlar basamağında bulunan birey, karşısındakinin sorununu
toplumun genel yargılarını göz önünde tutarak algılar ve değerlendirir.
Ben basamağında olan bir birey ise empati kurarak karşısındaki kişinin
durumunu anlamaya çalışmak yerine, ona öğütler vererek, “ben olsaydım şöyle
yapardım” der. Karşısındakinin bu söylediklerini düşünmediğini sanarak nasıl
hareket etmesi gerektiği konusunda yol göstermeye çalışır ya da kendisinin de
aynı durumda olduğunu söyler ve kendi sorunlarını anlatmaya başlar. Para sıkıntısı
çeken arkadaşına arabasını satmasını tavsiye edebilir ya da “Sorma bu ay benim
durumum da aynı. Nasıl getireceğiz ayın sonunu?” diyebilir.
Sen basamağında olan birey ise karşısındakinin, ne öğüte ne de çözüme
gereksinim duyduğunun bilincinde olarak, sadece onu anlamaya çalışır, çözüm
önermez ya da kendisinden bahsetmez. Karşısındakine onu anladığını hissettirir.
İnsanlar zaten kendilerini anlayacak insanlar ararlar. Siz de onlar için aranan
insan olabilirsiniz

EMPATİ SİZE NE KATAR ?


Peki empati sadece karşısındaki kişiyi anlamak için mi yapılır? Empatinin bize
faydası nedir, kendimizi başkasının yerine koyarak farklı açılardan olaylara
bakmak bize ne kazandırır?
Bir ebeveyn, çalışan, evlat ya da öğrenci olarak, kısacası toplumun içinde yaşayan
bir birey olarak, karşımızdaki kişinin, davranışlarını sergilerken hangi düşüncelere
sahip olduğunu bilebilirsek onlarla iletişim kurarken daha sağlıklı mesajlar
gönderek sorunları daha rahat çözebiliriz.
Sözgelimi, öğrencisiniz ve sınava çalışıyorsunuz. Eğer önümüzdeki kitabı bir
öğrenci gibi değil de sınav hazırlayan bir öğretmen olarak incelersek, öğretmenin
sorabileceği soruların çoğunu biz de sorabiliriz. Eğer soruları çıkardıktan sonra,
bir öğrenci gibi de sınava çalışırsak, sınav kağıdı önümüze geldiğinde soruların
çoğunun bizim çıkarttığımız sorularla aynı olduğunu anlayacağız. Bu da bize elde
etmek istediğimiz başarıyı getirecektir.
Bir örnek de iş hayatımızdan verelim. Bir işletmenin satış elemanı olarak
çalışıyorsunuz. Göreviniz, müşterilerin ürünlerinizi tercih etmelerini sağlamak.
Empati burada nasıl işimize yarar diye mi düşünüyorsunuz? Elinizdeki ürün kadar
işinize yarayacağından emin olun.
Ürünü elinizden bırakın ve onu satmak için değil, almak için orada olduğunuzu
düşünün. Siz bu ürünü almak isteseydiniz satıcının size nasıl yaklaşmasını, ürünün
hangi özelliklerini vurgulamasını beklerdiniz? Kısacası; satıcının sizi ürünü satın
almak için nasıl ikna edebileceğini düşünün. Müşteri gelmeden, siz alıcı olarak ilk
ürünü kendinize satabilirsiniz. Yani kendinizi ürünü almaya ikna edebilirseniz,
herkesi ikna edebilirsiniz demektir. Empati, her zaman karşınızda insan varken
yapılmaz, insanların önceden nasıl davranabileceklerini düşünerek, bu davranışın
nedenlerini anlayarak, ona göre kendi davranışlarımızı geliştirerek de yapılabilir.

TELAPATİ

Telepati, düşünceler arasında doğrudan doğruya bağlantı kurulması, iki zihin veya
ruh arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan etki alış verişidir. Bilinen
duyular, ya da herhangi bir araç kullanmaksızın, her türden düşünce ve duygunun
zihinden zihin e gönderilip, alınması tarzında yapılan bir haberleşmedir.

Telepatiyi, ünlü metapsişikçi ve spirit araştırmacısı J. L’homme’nun ağzından şöyle


tarif edebiliriz: Kendisinde bir içgüdü, bir imaj, bir koku ve bazen de sesler
halinde olan, bir fikri alma kabiliyeti. Telepati mantal seviyedeki birçok psişik ve
spirit olayların, fenomenlerin esası olmasından dolayı önemlidir. Ruhsal irtibatlar,
-medyumsal celse çalışmalarında olduğu gibi- derin telepatik bir birleşmedir.
Telepati, evrensel bir bilgi iletişim aracıdır.
Telepatide, alıcı ve verici olmak üzere en az iki kişi vardır. Telepati esnasında
düşüncesini yayan, gönderen kimseye Ajan (Agent) yani verici denir. Alıcı
(Percipiant) ise telepati deneylerinde süje olarak geçer. Parapsikolojide DDA
kapsamında araştırma konusu olan telepati, insan zihninin ve psişik varlığının
zamanla körelmiş bir yeteneğidir. Devamlı çalışmak suretiyle bu yetenek
gelişebilir.

Telepati yeteneği hemen hemen hepimizde bulunmasına rağmen, daha başarılı


sonuçların alınmasında kişiler arasındaki heyecansal uyumun olumlu etkisi olduğu
saptanmıştır. Birbirlerine aşık olan insanların, anne ve çocukların, çok samimi
dostların, kardeşlerin veya buna benzer birbiriyle sempati bağları bulunan
insanların birbirlerini, konuşmaksızın daha kolaylıkla anlaşabilmelerinin bir sebebi
de budur.

Dr. I. Kogan’a göre: “Telepatik alış veriş sırasında telepatik verici, bir fikri kendi
zihninden alıcının zihnine yansıtırken daha çok bu fikri içeren bir enformasyonu
aktarmaktadır. Bu enformasyonlar, alıcının zihnine bir psi alanı vasıtasıyla
aktarılır.” Psi alanı vasıtasıyla aktarılan enformasyon özel dalgalar halinde
yayılmaktadır; telepati olayını bilimin henüz bilemediği bir güç sağlamaktadır.

Telepati zamanla ve mekanla sınırlanamaz. Telepatik tesirler zihinsel ve ruhsal


güçlerin kapasiteleri oranında, uzay ve zamansızlık içinde her yere ve her yöne
yönlendirilebilir. Örneğin, radyo dalgaları, televizyon dalgaları, eski çağlarda da
mevcuttu. Fakat her ikisi de keşfedilip ortaya çıkarılıncaya kadar yok gibiydiler.
Kulaklarımızın algılayamadıklarının bir kısmını, örneğin telsiz ve radyo gibi
araçlarla; gözlerimizin algılayamadıklarının bir kısmını da, yine örneğin televizyon
gibi araçlarla algılayabiliyoruz.

Nitekim hayvanlarda algılama sınırları insanlardan farklı olduğundan, bir araca,


bir gerece gerek duymadan, örneğin bir köpek, bizlerin kulaklarımızın duymadığı
tiz bir düdük sesini duyup, ona uyabilir. Yine çoğu evcil hayvanlarımızla, bazı diğer
hayvanlar, depremlerden önce, deprem tesirlerini algılayıp, bir takım huzursuzluk
belirtileri gösterebilirler. İşte bunlar gibi, beş duyumuzla algılayamadığınız
ruhsal tesirlerden biri de telepatiyi oluşturmaktadır.

Psişik yetenekler insanla ilgili olduğuna göre, hepsinin tarihi insanlığın başlangıcına
kadar indirmek mümkündür. Fakat yazılı kayıtların hepsinde, değişik değişik
zamanlamalar rastlanmaktadır. Örneğin 19. yüzyıla kadar telepati için “düşünce
nakli (transmisyonu), zihin okuma, zihinsel haberleşme” gibi adlar
kullanılagelmiştir.
Belki de parapsikoloji terimleri içerisinde en çok tanınan, en çok bilinen fenomen
telepati fenomenidir. Birçok kişi telepati hakkında şöyle veya böyle birtakım
bilgilere sahiptir. Farklı alanlar da bu fenomen değişik şekillerde kavramlaşmıştır.
Örneğin bu yetenek için “zihin okuma, zihinden zihne haberleşme, düşünce
transmisyonu” gibi ifadelerde kullanılmaktadır. Rusya ve eski Doğu Bloğu ülkeleri
de Bio Enformasyon terimini kullanmayı tercih etmişlerdir.

Telepati düşünceler arasında doğrudan doğruya bağlantı kurulmasıdır. İki zihin


veya ruh arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan etki alış verişidir.
Bilinen duyular, ya da herhangi bir araç kullanmaksızın, her türden düşünce ve
duygunun zihinden zihne gönderilip, alınması tarzında yapılan bir haberleşmedir.

Telepatide, alıcı ve verici olmak üzere en az iki kişi vardır. Telepati esnasında
düşüncesini yayan, gönderen kimseye ajan (agent) yani verici denir. Telepati
deneylerinde alıcı ise, süje (Pêrcipiant) olarak geçer. Deneysel olabileceği gibi,
kendiliğinden de ortaya çıkar. Parapsikolojide Duyular Dışı Algılama (DDA) ismi
altında araştırma konusu olan telepati, insan zihninin ve psişik varlığının zamanla
yozlaşmış bir yeteneğidir. Devamlı çalışmak suretiyle bu yetenek gelişebilir.
İngiliz Ruhsal Araştırmalar Derneğinin kurucularından olan F. Myers Yunanca tele
(uzaktan) ve pathos (duygu, düşünce) kelimelerinden telepatiyi türetmiştir.

Telepati yeteneği hemen hemen herkeste bulunmasına rağmen, daha başarılı


sonuçların alınmasında kişiler arasındaki heyecansal uyumun yani sempatinin
olumlu etkisi olduğu saptanmıştır. Birbirlerine aşık olan insanların, anne ve
çocukların, çok samimi dostlukların, kardeşlerin veya buna benzer birbirleriyle
sempatik bağları bulunan insanların birbirlerini, konuşmaksızın daha kolaylıkla
anlayabilmelerinin aslında bir sebebi de budur.

Ezoterik bilgilere göre telepatinin kökeni insanoğlunun başlangıcına kadar dayanır


ve o zamanlar telepati bir fenomen olarak kabul edilmezdi. Bugün modern
dünyanın sakinleri olan bizler, nedense aklımızın ermediği ve alışamadığımız her
şeye ‘acayip’ veya ‘doğaüstü’ damgasını vuruveriyoruz. Bu fenomen bir kez etüt
edildiğinde, prensiplerinin tamamen mantıksal olduğu görülür. Araştırmacılar
Avustralya’daki bazı orman kabilelerinin bir tür zihinsel iletişim metodunu
kullandıklarını bildirmektedir. Bu araştırmacılardan biri olan Alexander Markey,
Yeni Zelandalı Maoris’lerin günümüzde hala telepati kullanarak iletişim
sağlayabildiklerini yazmış olduğu bir kitabında ifade etmektedir. Ormanda bir
kabileden diğerine seyahat ederken, sözlerinin daha önce iletildiğini fark etmişti.
Gideceği yere varınca tüm kabilenin, kendisini beklediğini görmekteydi. Oysa bu
haberin kabileye fiziksel bir vasıtayla ulaşması imkânsızdı. Mistik tecrübeleriyle
tanıdığımız Hindistan halkı, telepati ve benzer psişik yeteneklere çok yabancı
değildir. Buradaki fakir, yogi ve keşişlerin kendilerini tanıma yolunda
keşfettikleri yeteneklerini kimi zaman insanlara da sergilediklerini biliyoruz. Bu
kimseler, konsantre olma üzerine hayatları boyunca çalışmaktadırlar. Dolayısıyla
birtakım fenomenleri uygulamada oldukça başarılı olmuşlardır.

Afrika da bazı kabilelerin, DDA yeteneklerini kullanarak haberleşmelerini


sürdürdükleri bilinmektedir. Büyük Sahra Çölü’ndeki vahalarda yaşayan bu
kabileler, bulundukları vahaya yaklaşmakta olan kervan konvoylarını 1000 mil
(yaklaşık 1600 km.) ötelerden, içindeki canlılar ve öteki ağırlıklarıyla birlikte
algılayabilmektedirler. Araştırmak isteyenler için bu kabilelere örnek olarak Tabu
yerlilerini söyleyebiliriz.

Gene, gizli bilimlerle uğraşanlarda (yani okültistlerde), teozofi ve tasavvufta


ustalaşmak isteyenlerde, telepati yeteneğini geliştirip kullanmak, öteden beri
yaygındır. Bu değişik ekollerin telapatları kendi bölgelerinde, “olgun ve keramet
ehli” olarak değerlendirilirler.

• Telepati deneylerinin yapılabilmesi için laboratuar koşulları şart değildir;


halk arasında veya aile içinde yapılan telepati deneyleri arasında en bilinen
yöntem şöyle açıklanır: Dış uyaranların az olduğu (sessiz, pek ışık almayan,
soğuk olmayan vs.) bir odada birkaç kişi gevşeme ve zihinsel
konsantrasyona girer. Bu kişilerden biri “verici”, diğerleri “alıcı”dır.
Deneyde herhangi bir aldatmaca olmaması için verici kişi deneyden önce
diğerlerine aktarmak istediği şey (imaj, örneğin bir elma) neyse onu bir
kağıda diğerlerinden gizli olarak yazmış olmalıdır. Beş veya on dakika süren
konsantrasyon süresince verici kişi başka hiçbir şey düşünmeden
aktaracağı imaja konsantre olmalı, yani hep onu düşünmeli ve onu zihninde
net ve berrak bir şekilde canlandırmalıdır. Alıcılar ise, vericiden gelen
tesir yayınının zihinlerinde yer edebilmesi için hiçbir şey düşünmemeye,
zihinlerini tümüyle boş tutmaya azami derecede dikkat etmelidirler.
Başarı, vericinin konsantrasyon derecesine bağlı olduğu kadar, alıcıların her
türlü kaygı ve kişisel düşüncelerden uzak bir biçimde zihinlerini boş
tutabilmelerine bağlıdır. Konsantrasyon bitiminde tüm alıcılar kendi
önlerinde bulunan kağıda zihinlerinde hangi imajın belirdiğini yazarlar ve
sonuçlar karşılaştırılır. Gözlemler her beş kişiden birinin iyi bir alıcı
olduğunu ortaya koymuştur.
METAPROGRAMLAR

(İÇ DİNAMİKLERİMİZ)

EŞLEŞEN Onay verendir. EŞLEŞMEYEN Onay


vermeyendir
İÇSELLEŞEN Depresyon DIŞSALLAŞAN Olayı dışardan
adayı(aşırıya görür
kaçarsa) etkilenmez.
İÇREFARANS Her zaman DIŞREFARANS Dışardan mesaj
kendi bildiği çok alır ve
doğrudur. dogru bulur
PROSES Dışarıdaki PROSEDUR Masa başı işinde
işlerde iyidir. iyidir.
HAZ ODAKLI Boş ver yaa !der ACI ODAKLI Ne kötü bir yer
burası der.
GELECEK ODAKLI “şunu GEÇMİŞ ODAKLI Yapma oda öyle
yaparız,bunu yaptı bak ne
yaparız der oldu der
BENZERLİKODAKLI Gibi kelimesini FARKLILIKODAKL Farklı kelimesini
çok kullanır I çok kullanır.

EŞLEŞENeşleşenler onay verirler(kafa sallarlar) çok arkadaşları vardır.


samimidirler ve sonradan kazık yiyenlerdendirler. Gençlik dönemi en çok eşleşen
gruptur.Uzmanlar eşleşmeyi çok iyi düşünmeli ve uygulamalı.çünkü bir insanla
eşleşemediğinizde iletişim kuramazsınız. Bedensel eşleşmeye örnek: anne-çocuk
ilişkisi.örn:”sen yetki haber ver gece 1 veya 2 fark etmez gelirim” der

EŞLEŞMEZOnay vermez,soğuk durur,teklifleri ters çevirir.sonradan olsun


şimdi işim var vss… der ve erteler.hataları net görür ve söyler .örk: “hayır ben bu
konuda böyle düşünmediğimi sana söylemiştim “der

İÇSELLEŞENbir film izlerken çok etkilenir,ağlar.detaycıdır.gözlem gücü çok


yüksektir.kötü bir olayı anlattığınızda sanki başına gelmiş gibi oturup seninle
ağlar.olayın taa içine girer.korku filmi izlerken sanki kendi.başına gelmiş gibi
korkar.örn:”kana bakamayacağım ben” der
DIŞSALLAŞANBir film izlerken sadece seyreder,içselleşen gibi olayın içine
girmez.bir çok şey garip görünür ona,korkutmaz ağlatmaz.dış referansa en güzel
örnek ”doktorlardır” kana ameliyat yarasına bakar etkilenmez”.

PROSESkurallar onu sıkar.saatinde istenilen yerde olmaz.evleri düzenlidir ama


en fazla 5 dk toplu durur.iş hayatındaysa iş saati bitse de gitsem diye
gözler.prosesin kurum dışı işlerde çalışması en uygunudur,karışık bir insan tipidir
proses.prosedür çalışan kişiye çok özenir onun gibi ajanda alır yazar sonra sıkılır
unutur.süreklilik geliştirmez.tatile gideceği zaman yer ayırttırmadan çıkar
gider ,yatacak yer bulmasa da sabaha kadar gezer durur.çok sık iş değişir,çantası
her zaman dağınıktır.kuralları sevmez.örn:”aman boş ver sonra toparlarız.şimdi
oradaki sinemaya gidelim “der

PROSEDURKuralları sever.hayatın tam içindedir.şirket kurallarını tek tek


öğrenir ve ona uyar.saat 08:00 geliş 20:00 gidiş saati ise bu saat dilimlerinde işte
kalır,düzenlidir.bir kuruma prosedur alınmalıdır.her ayrıntı önemlidir onun
için,ajandası ve çantası çok düzenlidir.tatile gitmeden bir hafta öncesinden
hazırlanır.otel odasında dinlenmeyi tercih eder.evlilik yaşamlarını etkiler,iş
hayatında yükselmeyi hedefler,sahip olduklarını paylaşmak istemez.örn:” evdeki
eşyaların hepsi yerinde olsun ben gelene kadar “der.

HAZ ODAKLIAraba alınca ”ohh ne güzel hava atacağım” diye söylenir ”çok
güzel olacak” vs.. diye odaklanır.örn:” saçlarımı fildişi rengine boyatınca artık çok
güzel olacağım “der

ACI ODAKLIAcı odaklı olan araba alırsa eğer” ben bu arabanın taksitini
ödeyebilir miyim acaba” diye düşünür…”ya parçalarını bulamazsam “diye
düşünür.örn:”cenazeye giderse işlerinin aksayacağını düşünüyorum” der

GELECEK ODAKLIKonuşmalarında Ecek-acak-ları fazladır Her zaman


tasarlar,eylem adamıdır.Bir şeyin kötüde olabileceğini söyle o görmek
ister.konuşmalarında” şuraya-buraya” gidelim der çoğunlukla.

GEÇMİŞ ODAKLILiderler geçmiş odaklıdır.(ama-fakat—hep bu kelimeleri


kullanır.Yeni bir şey tattığında hemen benzetir tatil yerini seçmez,hep aynı yeri
tercih eder.gar dolabında birbirine benzer birçok kıyafeti vardır.

BENZERLİK ODAKLIGibileri kelimesini çok kullanır.Yeni bir şey tattığında


benzetir.tatil yerini seçmez hep aynı yeri tercih eder.bir restaurant ta yemek
yemişse ve orayı beğenmişse hep orayı tercih eder.gar dolabında birbirine benzer
kıyafetleri vardır.örn:”pantolonun diğerine benziyormuş “der
FARKLILIK ODAKLIBir şeyleri farklı olduğu için tercih eder,mesela farklı
olduğu için daha önce hiç yemediği bir yemeği yer,farklı olduğu için içer.her
zaman farklı olanı tüketir.her sene tatil için aynı yere gitmez,giyim tarzında ani
değişiklikler yapabilir,çok sporken birden klasik giyinebilir.örn:” akşama daha
farklı bir yer biliyorum oraya gidelim,değişik mekanlar iyi oluyor”der

(ÖRNEK)

HAYAT EYLEMİNE TEPKİ VERİR

• Coca cola=pepsi
• Bill Gates=cem uzan
• Amasya elması=tadelle
• Sinop=Hatay

Bu dört maddeye bakıldığında benzerlik mi? Farklılık mı? var

Meta programlar farklıdır!!iç dinamikler anlık


tepkilerimizdir.değişebilir.örn=travma tik değişiklikler,göç ,savaş, ölüm gibi…

Meta programlarda iyi analizde bulunmamız gereklidir,kalibre etmeliyiz(iyi


gözlemlemek)

Meta Programlar-(ek kaynak)


*Meta sözcüğü Yunanca’dan gelmekte; ötesi, üstü ya da farklı bir düzeyde
anlamını taşımaktadır.
*Herkes, deneyimlerini otomatik olarak süzgeçten geçiren ve tüm davranışlarını
yöneten, oturmuş (değişmesi zor) zihinsel programlara sahiptir. Huy ve davranışın
kişiden kişiye çarpıcı farklılıklar göstermesinin nedeni de bu tür zihinsel
programlardır .
*Meta programlar dünyayı algılama filtreleridir ve insan davranışlarının temelini
oluştururlar. Bilgisayar diliyle konuşursak meta programları beyindeki
software’ler, yani bir tür davranış yazılımıdır. Bu yazılım doğrultusunda ve
genellikle bilinçsiz olarak hareket edilir.
*Meta programlar aynı zamanda kişilerin dünyayı kendi algıları ve düşünceleri
doğrultusunda algılamaları, biçimlendirmeleri ve bu yönde davranmalarını
sağlarlar.
*Meta programlar, NLP ilkesinden biri olan, “Bütün davranışların bir yapısı
vardır.” İlkesini oluşturur.
*Meta programlar motivasyon, karar verme ve kıyas oluşturmada kişilere önemli
modeller sunar. Usta iletişimciler kişiler arası iletişimlerinde çoğunlukla
kendilerinden çok başkalarının meta programlarını (dünya modellerini) kullanarak
konuşurlar ve insanları etkilerler. Liderlere bakılırsa onların konuşma ve davranış
modelleri genellikle çoğunluğun meta programlarına uymaktadır .
*Meta programlar insanların neyi niçin nasıl yaptığını anlamada bizlere kolaylık
sağlar. Nasıl ki bir bilgisayar programını bilmek onu kullanmayı kolaylaştırıyorsa
insanların kullandığı meta programları anlamak, insanlarla iletişimimizi hatta
onları yönetmeyi kolaylaştıracaktır. Meta programları kullanmak; insanın kendi
hayatında kendini anlaması ve başkalarıyla iyi iletişime girmesi, hatta başarı
konusunda en büyük yardımcısıdır.
*Aşağıda NLP literatüründe ortak olan meta programlar anlatılmaktadır. Hiçbir
meta program iyi ya da kötü değildir. Yalnızca bunlar kişilerin tercih hakkıdır ve
onlar bunlarla başarı sağlıyor ve rahat ediyordur .

EK BİLGİ
-
-
-
-
-
-
--

PROAKTİF (AKTİF) REAKTİF (PASİF)


İşitsel ve görsellerden çıkar . Dokunsallardan çıkar.
Sorumluluk alır, kendi değer ve Daima başkalarının hareketlerini
inançları doğrultusunda önce beklerler veya başkalarına
davranır. Riski sever. Birey öncelik verirler. Karar vermeleri
olarak davranışlarının uzun zaman alabilir ve çoğunlukla da
sorumluluklarını üstlenir. duruma göre hareket ederler.
Pek girişken olarak hareket
Girişkendirler.
etmezler.
Diplomatik ve pasif bir dil yapısı
“Bilgisayar öğreneceğim, kullanırlar. Örneğin; “bunu yapmak
dünyayı gezeceğim, istiyorum” yerine “bunun yapılması
sorumlulukları üstüme alıyorum” gerekiyor, bunu yapmayı arzu
gibi ifadeler kullanır ve kararlı edebilirim” gibi dolambaçlı ve ikinci
bir yapısı vardır. ya da üçüncü tekil şahıs kipleri
kullanır.
“Hadi, tam zamanı”, “vakit
geldi”, “git ve yap”, “beklediğin
“Bekleyelim görelim”, “dur biraz”,
an geldi”, “seni senden başka
“önce onlar yapsınlar hele”,
kimse bir şey yapmaya
“başkaları ne der”, “el aleme ne
inandıramaz”, “hayatın senin
deriz sonra”, “düşünürüz, belki
kontrolünde”, sen bunları
ileride” gibi belirsizlik gösteren
bilerek yapacak konumdasın”
ifadeler kullanırlar.
vb. gibi cümlelerle de motive
olurlar .
Proaktif (Aktif) – Reaktif (Pasif)
*Bu meta program kişilerin eylemleriyle ilgilidir.
*Proaktif (Aktif) insan, düşüncelerini eyleme döken ve bunun sorumluluğunu
alan insandır. Tepkide değil etkide bulunur. Proaktifliğin yolu “Ben”e
odaklanmaktan geçiyor. Kişi kendi içinde iç barışı oluşturamamışsa, etrafa pek
katkıda bulunamaz .
*Bu meta program kıyas yaparken kullanılır.
Uyuşma (Benzerlik) Ya Da Uyuşmazlık (Farklılık)
*Bazı insanlar şeyleri ortak yönlerine göre sınıflandırırken, bazıları ise
farklılıkları dikkate alırlar .
*Benzerliklere odaklananlar çoğunlukla başkaları tarafından tercih edilirler.

UYUŞMA (BENZERLİK) UYUŞMAZLIK (FARKLILIK)


Ortak eğilim yakalar. Dikkati istisna üzerine çeker.
Genelleme yapar. Özgül yanlar üzerine yoğunlaşır.
Daha çok olayların farklı yönlerine
Sorun çıkarmazlar. odaklandıklarından bazı durumlarda
kişi ve gruplara aykırı gelebilir.
Çabuk diyalog kurarlar ve Başkaları ile aynı olmaktan, başkaları
iletişimleri kuvvetlidir. Kibardırlar. ile aynı şeyi yapmaktan nefret
Diplomat ağzıyla konuşurlar. ederler.
Değişiklikten hoşlanmazlar.
Değişiklik onlar için tehdittir. Uzun
Müteşebbis ve lider ruhludurlar. sık
süre aynı işte çalışabilirler. Hatta
sık iş, ev, araba, eş değiştirirler.
berberleri, doktorları, arabalarını
Rutinliğe dayanamazlar.
götürdükleri servis bile uzun süre
aynı kalır.
Güvenlik ve sadakate önem verirler. Onları cezbeden sözcük “yeni” ve
İlişkilerde aynılık ön plana çıkar . “farklı”dır.

Hazza Yaklaşma – Acıdan Uzaklaşma


Bu meta program kişilerin motivasyon yönünü belirler.
*Herkes hazzı artırmaya, acıyı azaltmaya çalışacak biçimde davranır. Bunlara
ilişkin algılamalar kuşkusuz farklıdır; birinin tiksindiği bir şeyden diğeri zevk
alabilir. Ama bazıları istedikleri şeylere yönelik hareket etme konusunda daha
büyük bir eğilime sahipken, bazılarının istemedikleri şeylerden uzaklaşma
yönünde hareket etmeleri daha fazla mümkündür. Olumlu motivasyon daha güçlü
olmaya eğilimli olsa da, her “dürtü” son derece motive edici olabilir ve benzer
sonuçlar getirebilir .
ACIDAN UZAKLAŞANLAR HAZZA YAKLAŞANLAR
Ne istemediğini açıklar. Ne istediğini açıklar.
İşe gitmek için davranmazsa kötü Günün getireceği keyif verici ama
şeyler olacağından korktuğu için zararsız bir şeyle motive olmuş
sonunda yataktan çıkar. olarak yataktan çıkar.
Emekliliğini parasal bağımlılık ve Emekliliğin vaat ettiği yeni keyifleri
yalnızlık korkularından kaçınacak iple çeker.
şekilde planlar.
“Eğer şöyle yapmazsan.” “Eğer şöyle yaparsan.” temelinde
temelinde davranır. davranır.
“Evet, ama”, “bilmiyorum”, “bir şey
“Aynen”, “gibi”, “benzer” türü
eksik”, “farklı”, “fena değil”, “belki”
sözcükler kullanmayı severler.
sözcüklerin sıklıkla kullanırlar.
Gerçekçilik, ayakların yere basması,
Yaratıcılık, vizyon, misyon vb.
sorunların çözülmesi, detaylara
hedefleri belirleme gerektiren
önem verilmesi gerek işlere
işlere uygundurlar .
uygundurlar.

*Bu ve her şeyi kapsayan diğer stratejiler, kişinin benzersiz deneyimlerine,


özellikle de yaşamın ilk evrelerinde bağlı olunan değer ve tutumlara dayalı olarak
inşa edilir .

İç Referanslılar – Dış Referanslılar

İnsanlar farklı türden ödüllerle de motive olabilirler. Ama bir insan bir işi
kendi içsel başarı standardına göre iyi yapmakla tatmin olurken, diğer insan dışsal
bir tanınmaya gereksinim duyabilir. Bu, parasal türden gerçek bir ödül ya da yazılı
veya sözlü bir övgü ve takdir olabilir. Davranışın takdir edilmesi için bir ölçüt
içsel, diğeri de dışsaldır .

EK BİLGİ
-
-
-
-
İÇ REFERANSLILAR DIŞ REFERANSLILAR
Her şeyi başkalarına doğrulatmak
Hedefe yönelik tutumunu
zorunda kalmadan, genellikle
sürdürmek için günlük “okşamalara”
“içinden bilir” ya da “bir şeyin doğru
ihtiyaç duyabilir.
olduğunu hissedebilir.”
Ayrıntılı denetime tabi olmadan çok
daha fazla sorumluluk üstlenirler.
Kısa erimli veya somut sonuçlara Sertifikalar, “ayın satış elemanı”
sahip olmayan önemli projeleri ödülleri ve düzenli personel
takdir görmeseler bile başarıyla liyakatleri gibi her türden takdir
yürütmektedirler. İhtiyaç sembolleri önemlidir.
duydukları tüm şey belki ara sıra bir
“aferin” sözünü duymaktır.
Ağırlıklı olarak kendi değerleri, Karar vermek için kendi
kabulleri, görüşleri doğrultusunda değerlerinden çok başkalarının
hareket ederler. Seçimlerinde değerlerinden etkilenirler ve
kendileri karar verirler. yönlendirilmeye ihtiyaç duyarlar.
Motive veya ikna edilirken “yapmanı
Motive veya ikna edilirken “Hepimiz
senden başka kimse sana
bunları yapabileceğine eminiz.”,
söyleyemez. Senin bildiğin gibi.”,
“Sendeki gücün farkındayım /
“bunların senin için önemli olduğunu
farkındayız.”, “Sana inanıyorum”,
zaten sen biliyorsun”, “Sen bunun
“Başarabileceğine yüzde yüz
önemini zaten kavramıştın. Sen
eminim” ya da “bunları yapman senin
bunları yapabilirsin bundan benim
çıkarınadır” , “alırsan”, “yaparsan”
kadar sen de eminsin” gibi şeyler
gibi şeyler söylemek gerekir.
söylemek gerekir .

*Yönetim hiyerarşisinde üst kademlere doğru çıktıkça, dışsal övgü çok az


olabileceği ve bilgiler tam olmadan cesur kararlar almak zorunda kalınabileceği
için, içsel motivasyon daha önemlidir .

Bağımsızlar – Düzenciler
*Herkesin farklı çalışma tarzı vardır. Bir insan bağımsız olarak çalışmak isterken,
bir diğeri başkalarıyla yakınlık ve işbirliği içinde çalışmak isteyebilir. Bunlar,
insanın kendisini rahat hissettiği diğer çalışma programlarıdır, ama farklı bir
strateji benimsemiş insanlar için de hiçbir anlam ifade etmeyebilir .
-
-
-
BAĞIMSIZLAR DÜZENCİLER
Denetim altında ya da belirli
Kuralların baştan bilinir olmasını
kurallar içinde çalışmaktan
isterler.
hoşlanmazlar
Girişimcilik ruhuna sahiptirler. Ekip işlerinde başarılıdırlar.
Çoğunlukla bir şekilde kendi işlerini Şirketin düzeninin tıkır tıkır
kurarlar. işlemesi bunların sayesindedir.
Çalışma ortamı sıcak, güvenli ve
Bir şirket içinde ise onlara özgürlük
maaşı yeterli olduğu sürece uzun
ortamı verdiğiniz ölçüde verimleri
yıllar aynı firmada çalışır hatta
artar .
oradan emekli olurlar.

Olasılık– Gereklilik
Bazı insanlar olası olandan çok, gerekli olanla motive olurlar. Bu iki grubun her biri
sadakat, risk alma, kurallara uyma, vb. açısından çok farklı davranışlara sahiptir.
Her biri, farklı tipte görevler ya da koşullarda ortaya koyacağı güçlere sahiptir.
OLASILIK GEREKLİLİK
Yeni olasılıklara ve seçeneklere
açıktırlar. Dolayısıyla bilinmeyene sıcak Gerekli olduğu için iş yapar.
bakarlar.

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

İÇ ALGI DIŞ ALGI

İÇ ALGIGeçmiş odaklı insanlardır.depresyonda iç algı boyutunda


oluruz.unutkanlık ve hafıza kaybıda iç algıda olmaktadır.bazı şeylerin farkında
değilsinizdir.deprosyonde iç algıya çok girdiğinizde akıl hastalığı
tehlikededir.şizofrenler su sevmez,sudan uzaklaşırlar iç algıdadırlar.uyumama
hali iç algıda olur.çocuklar iç algıdayken genelde yere bakarlar ve mesajları
alamazlar Bir çocuğa mesajı vermek istiyorsanız kafasını size doğru kaldırması
gerekmektedir o zaman mesajı iletebilirsiniz.Aşırı iç algı ciddi bir
problemdir.Beyninizi siz yönetin.Dalıp giderseniz eğer bir toplulukta hemen dış
algıya geçin.bu çok önemli bir süreçtir hemen iç algıdan uzaklaşın-çıkın…

Transta geçmiş ve gelecek yoktur.İnsan karşıya bakar ve kalır.Eğitim verirken iç


ve dış algı dengede olmalı nerede hangi boyutta olduğunuzun farkında olmalısınız.
Geçmişi değiştiremeyiz ama geleceği şekillendirebiliriz.Duygularını iç algılarını
pervasızca dışarı vuranlar kontrolsüz davranışlar gösterirler.

DIŞ ALGI_____HİPERAKTİVİTE(Dış etkenler çok önemlidir)

Kitap okumak,spor yapmak,yürüyüş yapmak,alış-ver is yapmak ev temizlemek yada


yemek yapmak algımızı harakete geçirir.

iç algıda dış algıda yoksa şaşırma vardır.iç algıdaki beklentimi dış algıda
göremezsem şaşırırım.

*şaşırmanın uzmanlaşmış hali “Şok”tur.şoka giren göz kırpmaz,tepkiyi göz


kapandığı anda verir,reaksiyon vermeye başlar,Şokta geçmiş ve gelecek
yoktur.tıkanır kalırsın hiç bir şeyle ilgili dert tasada yoktur.

*dikkat eksikliği olan çocuklarda dış algı vardır.,kolay kolay odaklanamaz

*fobilerin hepsi iç algıdadır.

“İÇ ALGIDA-DIŞ ALGIDA UZUN SÜRELİ YAŞANMAMALI YOKSA SORUN


YARATIR”

ALGI

PARADİGMA(ŞABLON)

Algıladıklarımız paradigmalarımızı (değerler dizisi)oluşturur. Her kez aynı şeye


bakar ama herkez farklı bir paradigma ortaya çıkarır.İnançlar gerçekleri
yaratır.Algının toplamlarıda bizi oluşturur.İnsanlarıda şablonlarız ve bunlarda
bizim gerçeklerimiz olmaya başlar.Paradigmalarımızı değiştirebiliriz bu tamamen
bizim elimizdedir.

SABIRLI OLUN

• Zaman acıya zevke karşı sabırlı olun.


• Liderlerin hayatlarında verdikleri örneklere dikkat edin
• Gösterdikleri sabrın içeriğini,dayanma noktalarını kalibre edin

NLP ‘DE Sonuçlarla ilgilenmeyeceksiniz.Nasıl ? sorusuyla Sebepleri? Sorusuyla


Neden? Sorusuyla analiz yapacaksınız.

Örn=neden böyle oldu?olmaması için neler yapabilirim?


İLİŞKİLERİNİZDEçocuğunuza ,eşinize,arkadaşlarınıza model
olacaksınız.Alacağımız şeyi verdiğimize karşılık gelecek şekilde
beklemeliyiz.daha uyumlu sakin tavırlarla ilişkiler süper olur.Neyle –nasıl
karşılaşacağımızı bilemeyiz ama nasıl tepki vereceğimiz bizim elimizdedir.Durum
eşleşmesi yapın.Karşı tarafın tarzında konuşun .Volümü ona göre ayarlayın.

ÇAPALAMA

ÇAPALAMA EĞZERSİZİ
Çapalama egzersizi,insanın motivasyonunu daha çok şiddetlendirmesi yada
motivasyonun azaldığı noktada azalan enerjinin tekrar ortaya çıkmasını
sağlamaktadır.Sistemin amacı bizi biz yapan temel değerlerin gerektiği yerde ve
zamanda hatırlanmasını sağlamaktır.Bu temel değerler insanın hedefleri,inançları
ilkeleri,sloganları,hayalleri olabilir. Mutsuzluğun temel nedeni de buların
olamaması değil mi zaten?İnsanların enerjilerini kaybetmiş pasif bir durumda
olmalarının nedeni uğrunda koşacak tutkuyla bağlandıkları hedeflerinin
olamaması,temel inançlarının ve ilkelerinin olmamasıdır.İnsanı hayatta başarılı
yapan da zaten bu değerleri içinde barındırıyor olmasıdır.Yapılan bir araştırmaya
göre insanların yüzde 97 sinin hedefi yoktur geri kalan kesim bizim gıpta
ettiğimiz başarılı kesimi oluşturmaktadır.Önemli olan nokta insanın ihtiyacı
olduğunda kendi değerlerlerini hatırlayabilmesi ve motivasyonunu
arttırabilmesidir işler yolunda gitmediğinde bazen insanlar hedeflerinden
sapabilmekte inançlarını kaybedebilmektedir bunun nedeni bu temel değerlerini
belirledikleri gün kadar şiddetli hatırlamıyor olması beyninde güçlü
imgeleyemiyor olmasından kaynaklanır bunların bir şekilde insana an ve an
hatırlatılması gerekmektedir.Bunun içinde bu temel değerleri çağrıştıracak
kişinin kendisiyle bütünleşmiş bir simge gereklidir.Bu simge görevini yapacak olan
insan elidir.(Uygulaması yapılmadan sistem saçma gelebilir)Bu uygulama orta
beyinde bulunan hipokamp’ı uyaracak ve duyguların harekete geçmesini
sağlayacak bu hareket
insanın kedini daha enerjik hissetmesini sağlayacak işitsel olarak duyulan hedef
beynin sol lobunda görsel olarak canlandırılan hedef beynin sağ lobunda işlenerek
beyin kullanımında etkinlik sağlanacak ayrıca insan beyninin gerçek görmeyle
görsel olarak canlandırma arasındaki farkı ayırt edememesinden dolayı kişi
hedefi hayali olarak görmeyle gerçek olarak görmüş gibi olacak beynin limbic
sistemi uyarılarak kişiye heyecan ve coşku katacak sonuçta kişi pozitif olarak
motive olmuş olacak.

1-Baş parmak:Hedeflerimizi kapsamaktadır.


2-İşaretparmağı:Hedeflerin görsel canlandırmasını yapacağımız hayalleri
kapsamaktadır.
3-Yüzük parmağı:İnsanın kendisi hakkında inandığı inançları kapsamaktadır.
4-Orta parmak:Kişinin hedefleriyle ilgili sloganlarını kapsamaktadır.
5-Serçe parmak:Temel ilkeler

BU AŞAMALARIN HEPSİ ZİHİNSEL EKRANDA YAPILARAK YUMRUK


SIKILMAKTADIR.

Çapa Tekniği Veya Çağrışım


Tetikleyicisi

Size bir kaç kelime söylesem içinizde 3 saatlık bir filmin en etkilendiğiniz
gelecektir, örneğin; kuzuların sessizliği, can dostum vs... Sizinle endişeli bir
zamanınızda konuşmaya geldiğimde omzunuza ellerimle dokunup bazen sırtınızı
sıvazlasam benden sözle ifade etmediğim bir güvenlik mesajı alırsınız. Sizinle
tartışmış olsam ve yanınıza gelip bir elimle elinizi diğeriyle de omzunuza elimi
atsam içinizdeki buzları eritir.
Bir gün yaşadığınız önemli bir anın izlerinden bir ses , bir görüntü veya dokunsal
bir uyarıcı versem aklınıza yaşadığınız o an ve hisleriniz gelir. acaba neden..
İçimizde ki bu tetikleyicilerde neyin nesi?

Bir psikolok hipnoz ettiği bir danışanını ikinci seansında daha çabuk ve rahat bir
şekilde nasıl hipnoz edebilir? Bunu hayatımızın neresinde kullanabiliriz?

Çapa tekniğinin nimetlerinden anlatacağım birkaç tekniği geliştirerek uygulayarak


gerekirse uygulayanlardan öğrenerek hayatımızda başarının sistematize edilmesin
de duygusal çöküntülerden kurtulmamıza anlık tatil ve gevşeme istediğimiz
zamanlarda vs... kullanabiliriz.

Teknik basit anlamda şu şekilde kullanılır...

Daha önce anlatılan görsel işitsel ve dokunsal ifadeler kullanarak bir gevşeme
sağlanır, örneğin; Bir sahil kenarında tatil Yaptığını anlatmak veya hayal etmek
gibi. ( kişinin gevşediğini yüz kaslarından ve yüzünün renginden anlayabilirsiniz.
Yüzü gevşer ve eskisinden biraz daha geniş olur.uygulamak istenen konu seçilir.
Mesela, sigarayı bırakmak olsun. ( ... nokta olan yerlerde bekleyip kişi ile nefes
uyumu sağlamaya özen gösterin ve anlatımlarınız onun görsel işitsel veya
kinestetik yapısına uygun olsun ) Yanınızdaki kişinin içerisinde sigara içmesine
dair duygusal veya içsel bir yer vardır ne olduğu çokta önemli değil. O na " senin
içinde ki sigarayı arzulayan yönü benimle muhatap etmeni istiyorum" dedikten
sonra bir süre bekleyip " seninle ( yani sigarayı içmek isyeyen yönüyle bir kişi gibi
konuşmak) bir anlaşma yaparken sana çok keyif alacağın bir başka bir şey
vereceğim."... deyip içsel bir ilgi oluşturulur. Bu arada " ister şimdi söyle yerine
koyacağın şeyi ister daha sonra" deyip, ona sağlıklı yaşam ile ilgili ve sigaranın
zararları ile ilgili gerçekleri anlat " sigaradan her 6,5 saniyede bir kişi ölüyor "
şeklinde istatistik rakamlarda kullanabilirsin. Sağlık ile ilgili ve sigaranın
zararlarını anlatırken kişinin sol omzuna dokunun ( çapa atın ) ve bekleyin. Daha
sonra Sağ omzuna dokunarak ( çapa atarak ) " şimdi geleceğe gidiyoruz ve... canın
fena halde sıkılmış... veya için sigara çekti... şu anda olduğu gibi... elini sağ omzuna
dokundur... ve içinden en nefret ettiğin bir yemek... veya içecek düşün... bütün
iğrençliği üzerinde olsun... birden görüntü değiştir yanan bir sigarayı düşün... ve
ard arda sigara ile iğrendiğin yemeğin görüntülerini gör ( en az 6 kere )... içme
isteğinin tamamen kaybolduğunu hisset..." kişinin sağ omzundan elinizi kaldırın ve
onu tekrar yavaş bir şekilde ve telkinlerle uyandırın.. İşte size Sigara Çapası..

bir kaç uygulamadan sonra sigara içmek istediği zaman önce sol sonra ağ
omzuna dokunmak etkili olacaktır.

İlk deneme ile 25. denemenizde farklı sonuçlar elde edeceğinizi unutmayın

ÇAPALAMAYA ÖRN= Durup dururken ağlamak=çapalardan geribildirim


başlıyor.Trafikte sezen aksu’nun şarkısını duyuyorsun ve ağlamaya başlıyorsun—
bu çapalama olayıdır.Bu şarkı sizin eski bir anınızı hatırlamanıza sebep olmuştur-
sağlamıştır.

ÇAPA ATMAK

Çapa tekniğinin değişik bölümlerinden bahsederken beynimizin klişeleşmiş


davranış programlarına bir el atıp paslanmış yerlerine ayar çekip tabiri caizse
BEYNİMİZİ YIKAYAZAĞIZ

ÇAPA ( DEMİR ) ATMAK:

Çapa atmak NLP literatüründe olumlu yada olumsuz davranımları koşum altına alıp
istediğimiz an istediğimiz ( görsel, işitsel, kinestetik) bir şeye bağlamaktır.

Bir Hikaye : Bir kadın yağmurlu bir günde akşam saatinde cam kenarında
çalışırken birden bire başına feci bir ağrı vurur ne kadar ilaç alsada bir süre
sonra yeniden ağrı başlamaktadır. Doktora başvurur ama çaresiz. Yine bir şey
elde edemeyince bir psikologa gitmekte çare bulur. Bir yıl önce sevgilisi ile
ansızın ayrılmak zorunda kalmıştır o gün çok acı çekmiştir. Sevgilisini uğramak
üzere tren istasyonuna gittiğinde yağmur yağmaktadır. Sevgilisinin bineceği tren
dururken fren sesi işitir. ve acılar içerisinde iken sevgilisine veda eder... Şimdiki
baş acısının nedeni bulunmuştur. Yağmur, fren, sesi, istasyon birer çapa zinciri
oluşturup eski duygularını çağırmıştır.

Bu olumsuz durumdan neden faydalanmayalım? Çok basit bir şekilde aynen hayatı
menfaatimiz uğruna kopyalayıp beynimizin zaafından ( gücünden ) gaddarca
faydalanacağız :)))

Çok başarılı, motivasyonun zirvede, iç huzurunuzun olduğu bir gün oluşturup buna
bir çapa atın.
Ben bir gün ( ben bigün) deniz kenarında iken iş stresinden uzak gürültüden uzak
dalga sesleriyle ninni kaydettim beynime insan sesleri bir başka geliyordu
kulağıma güneş sıcaktı ama ben severek yanıyordum suyun yer çekimine aykırı
davranabileceğim bir yer olduğunu hissedip kollarımla kanat çırpıp suyun
içerisinde uçuyordum. koş koca denizin içerisinde uzaydan bakınca nokta kadar
bile gözükmediğimi hayal ettim ve o görünmeyen noktanın beyninde ki stresin bir
o kadar küçük olduğunu ve yok olduğunu hissediyordum.
Akşam ay dalgalarla sevişirken denizin uzaktaki ucuna göz gezdirirken gözlerimi
kapatıp tamamen bitene kadar derin bir nefes verip, ciğerlerim dolana kadar
yavaş yavaş nefes aldım sonra tekrar yavaş yavaş nefes verdim gözlerimi açarak
işte hayat bu dedim.

Ne zaman stres içerisinde olsam işler üst üste gelse bir ara ortadan kaybolup
nefes çapamı uygularım... İŞTE HAYAT BU dedikten sonra ise anlık bir tatil
yapmış olurum....

Beyninizi streslerden yıkayın arındırın. Onun dizginlerini çapa atma tekniği ile
elinize alın yönetin. Onu anlık tatillerle ödüllendirin insan dünyanın en
kıymetlisidir değil mi ?

Çapa atmak istediğiniz bir duyguyu veya davranışı bir gözden geçirin onu görsel
işitsel ve kinestetik olarak aklınızda defalarca bütün ayrıntılarını hissederek
yaşayın ve ona çapa atın ister derin bir nefesle, ister yumruğunuzla isterse bir
haykırışla....
Bir arkadaşınıza da bunu uygulayabilirsiniz.
Veya bir grup kurup motivasyon çapaları oluşturabilirsiniz.
Alın kendi beyninizi yıkayın :))))

EK BİLGİ

-
-

AMAÇLARIN BEYİNDE PROGRAMLANMASI


HEDEF

Amaçlarımızı beynimizde programlayabilmek için beynin üç ana algılama biçimini


hedefimize yönlendirmemiz gerekir.Bu üç ana algılama biçimine temsil sistemleri
denir.Temsil sistemlerinin kaynağı beynin akli duyularıdır.Her insanın temsil
sistemlerinden tercih ettiği bir algılama biçimi vardır yani bu temsil
sistemlerinden her insan da birisi baskındır.Etkin bir performans ve hedefimize
ulaşmak için beynimizi beynimizi üç boyutta şarlandırmalıyız.
• Beyninizin görsel merkezini şartlandırın.
• Beyninizin işitsel merkezini şartlandırın.
• Beyninizin hissetme merkezini şartlandırın.

1.Beynin üç temel algılama merkezinden en etkin olanı görme merkezidir.

Görme merkezi işitme merkezine oranla yaklaşık 20 kat daha güçlüdür.Görme


merkezini etkin bir biçimde uyarmayı bilmeliyiz. NLP’ ye göre etkileyici bir
görüntü;
• Hareketli ise daha çok etki bırakır.
• Fotoğraf değil de film gibi ise daha etkileyicidir.
• Büyük hayaller küçüklere ,çerçevesiz hayaller çerçevesi olan
hayallere göre daha etkileyicidir.
• Renkli hayaller renk unsurunu az kullanan hayallere göre daha
etkileyicidir.
• Hayali kuranın ,hayalindeki kendisinin zihnen içinde olduğu hayal
daha etkileyicidir. Hayalinizde kendinizi canlandırıyorsanız ve
kendi yüzünüzü veya ensenizi görecek şekilde yukarıdan veya
yandan bakıyorsanız hayal fazla etkileyici olamayacaktır.
Hayalinizdeki bedenin içine girin.
• Canlı,net,parlak hayaller sönük ,bulanık,mat hayallere göre daha
etkileyicidir.
2.Beyin gerçek bir görüntü ile zihinsel olarak canlandırılan hayali bir görüntü
arasındaki farkı anlayamaz iki sininde beyin üzerinde bıraktığı etki aynıdır.

Vücut bu iki görüntüye de aynı tepkiyi verir.Limonu hayal ettiğimizde limonun


hayali görüntüsünü beyin gerçek gibi algılar ve beden ağız sulandırma refleksi
verir.Stresin kaynağı da budur.Başımıza geleceklere yönelik tahmin yaparız,kötü
tahminleri yarattığı olumsuz iç görüntüler de bedenimizde stres ve gerilim
yaratır.Bundan çıkaracağımız sonuç cesur gibi düşünerek cesareti mutluymuş gibi
düşünerek mutluluğu ,başarmış gibi düşünerek başarı hissini yaşabiliriz. Düşünce
gücünün kaynağı da budur.Madem ki resimler hayatımızı yönlendiriyor o zaman
doğru resimler (hayaller-iç görüntüler)seçmeliyiz.
• )Hedeflerinizi zihninizde akli duyu merkezlerinizi harekete geçirerek
imgeleyin.
• )Hedefinize ulaştığınızda içine gireceğiniz çevreyi oluşturun.
• )Hedeflerinize ulaştığınızdaki ideal gününüzü tasarlayın.
*1*)Hedeflerinizi zihninizde, akli duyu merkezlerinizi harekete geçirerek
imgeleyin.
* Hedefinize vardığınızda neler görecek, neler duyacak ,neler hissedeceksiniz?
Neler koklayacak ve neler tadacaksınız?O görüntüleri,sesleri ve hisleri daha
ayrıntılı oluşturmaya ve varılan noktanın hedefe ne kadar uzak olduğunu tespit
etmeye duyusal keskinlik denir.
* Hedefleriniz listesindeki yazdıklarınızın görsel-hayali örneklerini
bulun.Hedefiniz araba almak ise modeli ne,nasıl görünen bir araba rengi ne?
Kendiniz içinde sürerken araba dışardan nasıl görünmeli? Koltukları ne renk-
model, arabanın içindeki süs eşyaları neler?Hayalinizi süsleyen her şeyi
detaylandırarak kesinleştirin.Somut şeylerden başka soyut şeyleri de
görselleştirin.Ne istiyorsanız hepsinin görsel kaydını yapın. Örneğin mutlu olmak
istiyorsanız “Ben mutlu olduğumda nasıl biri olurum nasıl davranırım , neler
yaparım?” Diye düşünün ve tüm cevapları görselleştirin.Eğer mutlu isem
çevremdekilere daima gülerim diye bir cevap bulmuşsanız kendinizi gülümserken
canlandırın.Gülümserken dişlerinizi görün ,gamzelerinizi, gözlerinizin çevresini
görün.
* Bütün isteklerinizin için yukarıdaki görselleştirme işlemini yaptıktan sonra
çok yoğun bir şekilde hayallerin yaratması gereken hisleri yaşayıncaya kadar
tekrarlayın.
* İkinci aşamada iç konuşma merkezinin şartlanması var.Hedef listenizdeki
isteklerinizi birer birer konuşturun ve seslerini dinleyin.Arabanızın sesini
dinleyin,onu yolda gören kişilerin sizin hakkınızdaki konuşmalarını
dinleyin.Amacınız bir topluluğa başarılı bir şekilde hitap etmek ise mükemmel
sunuşunuzu dinleyin,şampiyon olmak istiyorsanız alkış seslerini dinleyin.Mutlu
olmak istiyorsanız kahkahalarınızı dinleyin.Tüm bunları kafamızın içinde
konuşarak yapın.
* Üçüncü aşamada görsel,işitsel olarak şartlandığınız hayallerinizi hissetmeye
sıra geldi.
Beyninize başarıyı hissettirin yaşatın ki sizi aynı şeyi gerçek olarak yapmaya
zorlasın.Sahip olmak istediğiniz arabaya bakınca , binince onula gezince neler
hissettiniz?Şampiyon olunca tam olarak neler hissedeceksiniz? Vücudunuzu kasılı
bir şekilde geliştirince neler hissedeceksiniz?İstediğiniz satışı gerçekleştirince
neler hissedeceksiniz? Tüm duygularınızı sınırsızca yaşayın.Hayalin ücreti
yoktur.Üniversite adayıysanız sınav sonuç kağıdının geldiği anda o günün
akşamında kendi kendinize kaldığınız anda fakülteye kayıt yaptırmaya gittiğiniz
andaki hislerinizi kafa sinemanızda önceden yaşayın. Bir üniversite
öğrencisiyseniz almak istediğiniz sonuçları başarıyla aldığınızı bunların sonucunda
aldığınız diplomayı gözünüzün önüne getirin diplomadaki başarı notunuzu görün
kendinizle gurur duyun arkadaşlarınızın yakınlarınızın ailenizin sizi tebrik edişini
size dedikleri başarı övgülerini işitsel olarak akli duyu merkezinizde duyun o
başarıyı hissetmeye çalışın,birisi size ne mezunusun dediğinde üniversite mezunu
dediğinizi duyun diplomayı elinize aldığınızda neler hissedeceksiniz cv’nize nasıl
yazacaksınız yazdığınızda neler hissedeceksiniz?bunların hepsini akli duyu
merkezlerinizde yaşayın.
* Olumlu amaçlarınıza şartlandıktan sonra biraz daha itici güç oluşturmak için
“Hayatımda hiçbir değişiklik yapmadığım zaman on yıl sonra nasıl yaşıyor
olacağım?” diye kendinize sorun ve cevapları
görselleştirin,konuşturun,hissedin.Hayatınızdaki acılara odaklanarak onların
etkisini artırabilir ve bu acı eşiği denilen katlanılabilirlik sınırını aşacak kadar
olumsuzlukları büyütebilirsiniz.Olumsuzluklar belirli bir orandan daha fazla bize
acı verirse kesinlikle onu dünyamızdan çıkartırız.
*2*)Hedefinize ulaştığınızda içine gireceğiniz çevreyi oluşturun
* İstediğiniz her şeyi gerçekleştirdiğinizde çevreniz nasıl olmalı. Eğer bunu
hayal edebiliyorsanız ve bir şekil çizebiliyorsanız o duruma ulaşmak için gerekli
yatırımı yaparsınız.Çevrenizde kimler olacak,ne yapacak ne okuyacak neler
görecek neler işitecek neler hissedeceksiniz?Bırakın zihniniz serbestçe çalışsın.
Hiçbir kısıtlama koymayın. Ne istiyorsanız oraya yerleştirin.Bir kral gibi
düşünmeyi unutmayın. Çevreyi bir insan olarak size en iyi şeyleri verebilecek
şekilde tasarlayın.Ormanda,okyanusta,büroda mı,nerede olmak istersiniz?
Bilgisayar telefon,müzik,resim gibi hangi araçlara sahip olmak istersiniz?
*3*)Hedefinize ulaştığınızdaki ideal gününüzü tasarlayın.
* Hedeflerinize ulaştığınızda nasıl bir hayat yaşayacaksınız?İdeal bir gün
tasarlayın . Bu günün içinde kimler olacak?Ne yapacaksınız? Nasıl işe
başlayacaksınız? Nereye gideceksiniz?Nerede olacaksınız?Önemli kişilerle
görüşmeler,önemli toplantılara katılmalar,
ailenizle geçireceğiniz saatler.. bunların hepsini tasarlamalısınız.Bu işlemleri
günün tamamı için tasarlayın .İdeal günün sonunda yatarken kendinizi nasıl
hissedeceksiniz? Bir kağıt ve kalem alın.Bunları ayrıntılarıyla
tanımlayın.Yaşadığınız gerçekler,eylemler ve sonuçların zihninizde yaratılarak
başladığını hatırlayınız.Onun için de en çok istediğiniz şekilde bir günü nasıl
yaşamak istediğinizi belirleyin.
* İdeal bir gününüzle ilgili açık bir temsiliniz yoksa:onu yaratma şansınız ne
olabilir?İdeal bir çevrenin ne olduğunu bilmiyorsanız onu nasıl yaratacaksınız?
Hedefinizin ne olduğunu bilmeden hedefi nasıl vuracaksınız? Beyninizin neye
ulaşmak istediğinize ilişkin açık doğru sinyallere ihtiyacı olduğunu
unutmayın.Zihniniz istediğiniz her şeyi verebilecek güce sahiptir.
Fakat bunu kendisine ulaşan sinyaller açık parlak yoğun ve net olursa yapabilir

HEDEF NEDİR?
Şimdiki benden –sonraki bana ulaşmaktır.İstekler arasında ulaşmaya karar
vermektir,hedef istektir.ulaşılması kolay veya zor olan ama sonuçta
ulaşılabilendir.

HAYEL NEDİR?
Hayal gerçek olmayandır.örn:deniz kızı gibi uzun saçlarının olmasını hayalini
,hayalde yaşamak gibi

YENİ BİR DÜNYA-hikaye

Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri her şeyden habersizmiş. Haftalar
birbirini izledikçe onlar da gelişmişler. Elleri, ayakları, iç organları oluşmaya
başlamış. Bu arada, etraflarında olup biteni fark etmeye başlamışlar. Bulundukları
rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış. Birbirlerine hep aynı şeyi
söylüyorlarmış:
- “Anne rahmine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika değil mi? Hayat ne güzel
şey be kardeşim!”
Büyüdükçe, içinde yaşadıkları dünyayı keşfe koyulmuşlar. Öyle ya, hayatın kaynağı
neymiş? İşte bunu araştırırken, karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan
kordon çıkmış. Bu kordon sayesinde, hiçbir zahmet çekmeden, güven içinde
beslenip büyütüldüklerini tespit etmişler.
- “Annemizin şefkati ne kadar büyük! Bize bu kordonla ihtiyacımız olan her şeyi
gönderiyor.”
Artık aylar birbiri ardınca geçiyor, ikizler hızla büyüyor, diğer bir deyişle 'yolun
sonu'na yaklaşıyorlarmış. Bu değişiklikleri hayretle gözlemlerken, bir gün gelip bu
güzelim dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başlamışlar.
Dokuzuncu aya yaklaştıklarında, bu işaretleri daha kuvvetli hissetmeye
başlamışlar. Durumdan telaşlanan ikizlerden birisi diğerine sormuş:
- “Neler oluyor? Bütün bunların anlamı nedir ?”
Öteki daha sakin ve aklı başındaymış. Üstelik, bulundukları bu dünya çoğu zaman
ona yetmiyor; duyguları daha geniş bir âlemi arzuluyormuş. O cevap vermiş:
- “Bütün bunlar, bu dünyada daha fazla kalamayacağız anlamına geliyor. Buradaki
hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz.”
- “Ama ben gitmek istemiyorum” diye haykırmış kardeşi. “Hep burada kalmak
istiyorum.”
- “Elimizden gelen bir şey yok. Hem, belki doğumdan sonra hayat vardır.”
- “Bize hayat sağlayan kordon kesildikten sonra bu nasıl mümkün olabilir ki?” diye
cevaplamış öteki.
- “Bize hayat veren kordon kesilirse nasıl hayatta kalabiliriz, söyler misin bana?
Hem, bak bizden önce başkaları da buraya gelmiş ve sonra da gitmişler. Hiçbirisi
geri gelmemiş ki bize doğumdan sonra hayat olduğunu söylesin. Hayır, bu her
şeyin sonu olacak.”
Bütün bunları söyledikten sonra eklemiş:
- “Hem, belki de anne diye bir şey de yok!”
- “Olmak zorunda” diye itiraz etmiş kardeşi.
- “Buraya başka türlü nasıl gelmiş olabiliriz, nasıl hayatta kalabiliriz ki?”
- “Sen hiç anneni gördün mü?” diye üstelemiş öteki.
- “O belki de sadece zihinlerimizde var. Bir annemiz olduğu düşüncesi bizi
rahatlattığı için onu belki de biz uydurduk.”
Böylece, anne rahmindeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla geçmiş.
Sonunda doğum anı gelmiş çatmış. İkizler dünyalarını terk ettiklerinde gözlerini
başka bir dünyaya açmışlar ve sevinçten ağlamaya başlamışlar.
Çünkü gördükleri manzara hayallerinin bile ötesindeymiş.
Anthony de Mello

BEŞ MAYMUN hikaye


Bir gün bilim adamlarının kafalarına esmiş, çok enteresan bir deney yapmışlar...
Önce bir kafesin tavanına bir hevenk muz asmışlar. Sonra bu kafese hiçbir
şeyden habersiz beş zavallı maymuncuğu doldurmuşlar. Muzu gören maymunların
gözleri parlamış tabii. Hemen birisi atılmış, kafesin tellerine tırmanarak muza
doğru seğirtiyormuş ki... dışarıdan tazyikli su tutarak maymunu aşağı indirmişler.
Gariban, başına ne geldiğini pek anlamamakla beraber paldır küldür yere inmiş.
Derken öbürü atılmış muza, tabii onu da ıslatmışlar hemen. Öbürü, öbürü ve hepsi
aynı şekilde ıslatılmışlar böylece. Ve sonuçta, tavanda sallanan enfes muzlar ve
onları almaya cesâret edemeden altında bekleyen beş ıslak maymundan
müteşekkil bir manzara çıkmış meydana.
Ardından ıslak maymunlardan biri kafesten çıkartılıp, yerine bir kuru maymun
koyulmuş. Yeni gelen, tavanda sallanan güzelim muzları görür görmez atılmış
hâliyle. Öbürküler tecrübeliler tabii. Hemen yakalayıp alaşağı etmişler kuru
maymunu. Sonra da belki dersini almamıştır diye bir güzel de dövmüşler. Böylece,
dördü ıslak biri kuru ama hiç biri de muzları almaya yanaşamayan maymunlar elde
edilmiş.
Bir sonraki aşamada bir ıslak maymunla hiçbir şeyden habersiz bir kuru maymun
daha değiştirmişler. Aynı şeye teşebbüs edince, üç ıslak bir kuru maymundan ve
bilhassa da kuru olanından esaslı bir sopa da o yemiş.
Bu işlemi tekrar etmişler. Sırayla önce iki kuru iki ıslak sonra üç kuru bir ıslak
maymun kafese yeni giren kuru maymunu ilk teşebbüsünde hemen
cezâlandırmışlar.
Nihâyet son denemede, kafesteki son ıslak maymunu da çıkartarak yerine bir
kuru maymun koymuşlar. Netice ibretlik olmuş. Niçin olduğunu bilmedikleri halde
dört kuru maymun niye olduğunu anlayamayan bir kuru maymunu muzu alma
teşebbüsüyle hemen yakalayıp bir güzel pataklamışlar.

“AZMİNİN HER KIRILIŞINDA GAYENİ AMACINI DÜŞÜN..

İNANDIĞIMIZ ŞEYLER GERÇEĞİN KENDİSİ DEĞİLDİR”


“NLP’ de SONUÇLARLA DEĞİL,SEBEBLERLE UĞRAŞIN DER”

ŞİMDİKİ BEN ********* HEDEFTEKİ BEN


NLP ÖĞRENCİSİ BAŞARI AŞAMASI NLP UZMANI

SÖZ:Ne istediğimizi ve inancımızı bilmemiz lazım.Çocuk suyu getirirken “bak


şimdi dökecek” dersek çocuk suyu döker:(çünkü buna inanır.
-Ne istediğini bilen beyine istediğini seçemiyoristenilenleri bir kağıda yazın!
-Görsel hafızanızla almadığınız hiç bir şeyi beyin algılamaz.60.000 düşünceden
önemli olanları yazdığınızda beyin onları önemser ve yapılması gerekeni kendisi
yapar.
BİLİNÇLİ--olarak hedef belirlerseniz hedefiniz için önce küçük bir eylem
gerçekleştirmeniz ve istemeniz gerekir.
VAZGEÇME--nin hedef belirleyememenin nedeni;ne?(%40 oranında bunu
sorar)nasıl? –niçin? Sorularına cevap vermemektir.
NE?Hedefi sorgular ,iç sesinizdir.
NASIL? Stratejinizi sorgular beyin size yol çıkarır,alternatifler gelir.
NİÇİN? Bu soruyu sormadığınız sürece başarıya ulaşamıyorsunuz.en önemli
soru budur ,başarılı insanların en çok sorduğu soru “niçin”dir.hedef belirlerken
“niçin” sorusuna cevap verin.
--İnsanlar hedeflerine ulaştıklarında mutlu olurlar pozitif düşünceyle mutluluk
farklıdır.düşünceyle hedefi ayırın
--Beyin “bana somut eylem getir,sonuçlandırayım,seni mutlu edeyim “ der
BİLİNÇLİ OLARAK SORUN!!
NE?
NASIL?
NİÇİN

HEDEF BELİRLEME STRATEJİLERİ

İnandıklarımıza göre hedef belirleriz...


• Olumlu olmalı
• Faydalı olmalı
• Kontrolümüzde olmalı
• Detaylandırmalıyız
• Somut ve ölçülebilir olmalı
• Mantıklı ve ulaşılabilir olmalı
1:)OLUMLU OLMASI GEREKLİDİR...arzu istek haz zevk ve doyum olmak
zorunda,olumlu cümleler kurulmalı,beyin daima olumlu olanı alır,olumsuzu algılamaz
(”ben bunu yapacağım,başaracağım”)
2.)FAYDASININ OLMASI GEREKİR...bize,çevremize,ailemize faydalı olduğunu
görmeliyiz.Bu motivasyonu da hızlandırır,fayda sadece kendineyse insan zalim
olur.(eğer faydası yoksa haz ve zevk vermiyorsa anında bırakmıyorsunuz)
3.)KONTRÖLÜMÜZDE OLMASI GEREKİR...yetki kimdeyse sorumluluk onda
olmalı ,sorumluluk kimdeyse yetkide onda olmalı.Kontrol daima hedefi
belirleyende olmalı.onun bunun değil hedefi belirleyen istemesi önemli,isteyecek
ve eyleme geçecek kişi.
4.)DETAYLANDIRMALIYIZ...beyin bana detayları belirle der,zamanı belirle
,bilgi ver,yoğunlaş,mutlaka cevaplandır,ne kadar*,ne zaman?,nasıl?,niçin?vs...
detaylandırmasak zaman ,emek,para,moral kaybı olur Örn=ben evleneceğim,beni
mutlu edecek birisi olmak zorunda
5.)SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR OLMALI...Örn=ben zengin olmak
istiyorum...dediniz.ne kadar zengin olmak istiyorsunuz?ölçülendirmek
zorundasın.mesela;2 sene içinde gibi...Örn=”2007 de 3 bankayla çalıştık.2008 de
5 bankayla daha çalışmak istiyorum,bu sene %20 satışlarımı arttırmak istiyorum
6.)MANTIKLI VE ULAŞILABİLİR OLMALI…Hedeflerinizi büyük seçerseniz
haz o kadar büyüyecektir acıda küçük kalacaktır.gücünüzü neye harcadığınızı
bilmek zorundasınız.ilk baştan ne istediğimizi bileceğiz,zamanı
belirleyeceğiz.zamanı gelmeden hiçbir şey yapamayacaksınız.önce küçük küçük
eylemlere başlayın ve esnek olun.
(“Esnek olmak taviz vermek demek değildir.hedefinizde asla ve asla esnek
olmayınız”)
*başarı stratejisinde ve yöntemlerinde esnek olun,yaklaşımlarınızda insanlara
esnek olun ama bire bir verin.ne eksik nede fazla olamamalı.esneklik hayatınıza
girdiğinde hedefe daha çabuk ulaşırsınız.
HEDEFTE ESNEK OLMA
Yöntemlerimizde esnek olacağız
Karar verdiğinizde hemen eyleme geçin
Eylem gecikirse her şey olduğu yerde kalır.
Kararla eylem arasındaki süreç uzarsa başarı olmaz
Neyle karşılaşacağımızı asla bilemeyiz ama vereceğimiz tepkileri bilebiliriz.
Vereceğimiz tepkiyi hedef stratejileriyle belirleyeceğiz
DİNLEALGILABAKARAŞTIRÇÖZÜMLE.

ZİHİN HARİTASI
Nereye nasıl varacağımızı bilmek en önemlisidir.Senin kontrolünde olmadığı
sürece hedefine ulaşamasın.yerli yerinde ve ne zaman olacagını bilmek hedefinize
ulaşmanızı sağlar.Herkesin bakış açısı ve vereceği tepki başkadır.zihin haritası
herkeste farklıdır.Hayatında 2.alternatif varsa o zaman hedeflerin başarıyla
sonuçlanır.Hedefimizde esnek olmayacağız ancak izlediğimiz yolda esnek olabiliriz
.
*Başarılı olmak için 2.alternatif olmalı…
Örnek:bakkalda bulamadığını 2.alternatifini değerlendirerek az ilerde olan
markete gidip alabilirsin.
“SABIRACIYA KARŞI HAZZA KARŞIZAMANLA OLUR!!”
*Nasıl sabretmemiz gerektiğini göreceğiz
*Hedeflerimizin olacağına inanmak ve istemek gerekir.
*Hayat davranışlarımıza geri bildirim verir,düşüncelerimize değil.
*İnanç ve istekler olduğu sürece hedefe daha kolay ulaşılır.
*Her zaman gerçekten ne istediğimizi bilmek gerekir,aksi halde hayat bize
istediğimizi vermez.
*Kendimizi tanıyıp karşı tarafı anlayacağız ve nasıl dönüştüğümüzü göreceğiz.
*Ne kadar çok hayal kurarsak o kadar çok hedefe ulaşmış oluruz.
*Nasıl sabretmemiz gerektiğini göreceğiz.İnanacagız
MOTİVASYON VE İPUÇLARI

Bireysel Motivasyon

Motivasyonun, ülkemiz koşullarında akla ilk getirdiği kavram para olmasına karşın,
yapılan araştırmalar göstermektedir ki, paranın motivasyona katkısı çok da
yüksek değildir. Fakat motivasyonun düşmesine neden olan temel
gereksinimlerden olduğu inkar edilemez. O halde diyebiliriz ki motivasyon
paradan daha fazlasıdır. Peki motivasyon nedir? Ne işe yarar ve özellikle bireysel
motivasyon kavramı bize neyi çağrıştırmalıdır?

Bugüne kadar Maslow'u, Herzberg'i ve diğerlerini okuyarak, onaylayarak ya da


ret ederek öğrendik motivasyon ile ilgili her şeyi. Bugün geldiğimiz noktada
bizler, onların bize ne dediğini bir yana bırakıp, neler yapabileceğimizin farkına
varmalıyız. Bir kulağımızı yine onların doğrularına açık tutalım fakat diğer
kulağımız ile kendimizi dinleyelim. Motive olmak yada etmek için kendimize
odaklanalım. Bazı şirketlerin gazete ilanlarına baktığımızda, kendi kendini motive
edebilen bireylerden söz edilmekte. Buradan şunu görebiliyoruz ki, artık şirketler
personelinin motivasyonu, demotivasyonu, saplantıları vb. ile uğraşmak
istemiyorlar. Çalışanlarından verimli olmalarını ve bunu kendilerinin başarmalarını
bekliyorlar. Bu beklentinin akla getirdiği bir kavram olarak duygusal zeka
karşımıza çıkıyor. Sözünü etmekte olduğumuz bireysel motivasyon kavramını,
duygusal zeka' dan ayırmak mümkün değildir. Çünkü, ancak duygusal zekaya sahip
bireylerin, dışsal bir etken olmaksızın kendi iç yeteneklerini ortaya çıkarmaları
beklenebilir ve bireysel motivasyon içsel harekete geçiştir.

Sıkça duyulan diğer bir kavram olarak empati'yle sıkça karşılaşmaktayız. Bireyin
kendisini karşısının yerine koyarak, onun gözüyle dünyaya bakması olarak
tanımlanabilecek empatinin yerini, bence artık *özüne empati kavramı almalıdır.
Günümüz insanının en çok sıkıntı çektiği konuların başında, kendisini tanımaması
ve dış çevreye karşı bir duruş ortaya koyamamasıdır. Duygusal zekası yüksek
olmayan ve kendini (özünü) tanımayan bireylerin empati kuramayacağı
gerçeğinden yola çıkıldığında, özüne empati'nin önemi daha çok ortaya çıkacaktır.
Kendisiyle empati kuramayan bireyler için, bireysel motivasyon'un sağlanmasından
söz edilemez. Buraya kadar sıraladığımız nedenlerden dolayı, birey kendindeki
gücü yine kendi içinde aramalıdır. Kendi gücünün farkında olmayanlar, ya başkaları
tarafında çekilmek / itilmek durumunda kalacaklar yada olağanüstü güçlerin bir
işaret vermesini bekleyeceklerdir. Halbuki, bireysel motivasyonu ve duygusal
zekası yüksek, özüne empati kurabilen bireyler, umutsuzluğa düştüklerinde, bir
noktada tıkandıklarında, engele değil, çözüme odaklanarak bunu aşabilecek gücü
hissederek, başkalarından bir şeyler beklemek yerine harekete geçerler. Zaten
tüm engeller bu kişiler için, daha iyiye ulaşma kapısıdır. Bireysel motivasyon'a
sahip olmak zor mu? Sadece olaylara sürekli olumsuz bakan, negatif düşünen
kişiler için evet, diğerleri için ise asla. Olumlu bakmayı öğrenmek ile başlayacak
her şey ve unutmayacağız ki geçmişimiz geleceğimiz değildir ve bugün geriye
kalan hayatımızın ilk günüdür. Neden motivasyonumuz yüksek olsun isteriz, çünkü
hepimiz başarıya ulaşmak arzusunu yüreğimizde taşırız.

O halde kendimizdeki gücü bilelim, başarabileceğimize inanalım ve odaklanalım.


Eğer, baştan başaramayacağımıza inanırsak, gelecek zamanda haklı olduğumuzu
göreceğiz. Başaramayacağıma inanarak, haklı çıkacağıma, başaracağıma inanarak,
haksız çıkmayı yeğlerim.

İPUÇLARI

Motivasyon kelimesi Latince "movere" , yani "hareket ettirme, hareketlendirme"


kelimesinden gelmektedir. Bu kelimenin de yardımı ile diyebiliriz ki; motivasyon,
bireyin harekete geçmesi ve belli bir hedefe ulaşabilmesi için gerekli olan arzu ve
isteğe sahip olmasıdır.
Hedefe ulaşmak üzere kendi kendimizi motive edebilme ile ilgili birkaç ipucu
sunmaya çalışacağız. Ancak, ipuçlarına geçmeden önce, motivasyonun ne olduğu ile
ilgili küçük hatırlatmalar yapmakta yarar görüyorum.

Bilindiği üzere motivasyon, bireyin hedefe ulaşmak için isteğe sahip olması kadar,
bu isteğini sürdürebilmesidir de aynı zamanda. Halk arasında söylenen "Türk gibi
başlayıp, Alman gibi bitirmek" sözü bu durumu en iyi anlatan örnek olacaktır.

Yaygın bir inanışa göre, Türkler bir işe başlarken çok istekli ve heyecanlı olurlar,
fakat işin yürümesi sırasında o heyecanları kalmaz ve bu nedenle projeler
genellikle sonuçlanmaz. Almanların ise -ki burada Batılılar kastediliyor olabilir-
işe başlarken ve işin devamındaki istek seviyeleri çok fazla değişmez. Bizim kadar
istekli başlayamasalar bile, mevcut heyecanlarını koruyabiliyorlar. Böylece
başladıkları işi sonuçlandırabiliyorlar. Bu da onlara başarıyı getiriyor.
Yukarıdaki örnekten de anlaşılabileceği gibi, motivasyonun iki boyutu var
diyebiliriz. Birincisi, hedefe yönelme isteğine, heyecanına sahip olmak ve
harekete geçmek, ikincisi bu hedefe yürürken aynı heyecanı, isteği muhafaza
edebilmek. Bu iki boyutu iyi değerlendiren ve anlayan kişilerin sürekli motivasyon
havasında olmalarında, neticesinde başarıya ulaşmalarında hiçbir engel yoktur.

Aşağıdaki bölümde hem ilk harekete geçmenizi sağlayacak, hem de


motivasyonunuzun sürekliliğine yönelik uygulanabilir 20 ipucu bulacaksınız. Bunlar,
pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamaya geçmediğiniz sürece, burada
yayınlanmış bir yazı olmaktan öteye geçmeyeceklerdir.

1. HİKAYENİZİ YAZIN
Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin
hikayesini yazın. Ne yapmakta olduğunuzu, nerede yaşadığınızı ve sahip
olduklarınızı. Bu, sizi hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.

2. GELECEĞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN


Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız,
onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler
ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri
açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile
selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.

3. GEÇMİŞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN


Geçmişi canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat
ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata
yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü
düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz
kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, şoförün dikiz aynasına bakmasından daha
yararlıdır.

4. BÜYÜK DÜŞÜNÜN
Geleceğiniz hakkında düşünürken, büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli
başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Bir engele çarptığınızda, bu
sizi durduramayacaktır. Çünkü, sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır.
Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuştuğunuzu düşünün, o anda bardaktan
boşanırcasına yağan yağmur sizi rahatsız eder mi?

5. KENDİNİZİ EĞİTİN
Özel hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve
deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer
yazarlar ile konuşun, workshoplara katılın.

6. DÜZENLİ OLUN
Temiz, düzenli, ve iyi organize edilmiş bir ev, ofis, ve hayat, motive edilmiş akıl
için şart. Fiziksel dağınıklık, zihinsel dağınıklığa neden olur. Hayatınızı organize
edin, böylece kendinizi her gün daha da zinde hissedeceksiniz.

7. EVİNİZDE VE OFİSİNİZDE MOTİVATÖRLERE YER VERİN


Evinizde, ofisinizde, arabanızda, cüzdanınızda, takviminizde, size hedef ve
hayallerinizi hatırlatacak sembollere, işaretlere, notlara ya da objelere yer verin.
Bu hatırlatıcılar, sizin motivasyonunuzun devamının garantisi olacaklar. Son model
bir araba mı satın almak istiyorsunuz, o halde hayalinizdeki arabanın resimlerini
odanızın duvarına asın, cüzdanınızda saklayın ve ihtiyaç duyduğunuz an, ondan
yararlanın.

8. GÖNÜLLÜ ÇALIŞMALARA KATILIN


Gönüllü olarak başka insanlara yardım edin. Bunu yaptığınızda, diğer insanları
mutlu etmenin ne kadar tatmin edici bir şey olduğunu fark edeceksiniz.

9. KENDİ MOTİVASYONUNUZ İLE BAŞKALARINI MOTİVE EDİN


En iyi öğrenme yöntemi, öğretmektir. Çocuklarınızın motive olmalarına,
arkadaşlarınızın daha etkili hedefler belirlemelerine, eşinizin kişisel hayallerine
ulaşmasına yardımcı olun. Onlara yardımcı olduğunuz zamanlarda, aslında
kendinize de yardım ediyor olacaksınız.

10. ÇOCUKLAR İLE ZAMAN GEÇİRİN


Çocuklar ile zaman geçirmek size perspektif kazandıracaktır. İşteki yada özel
hayatınızdaki sıkıntı yada endişeler, çocuklarınız ile oynadığınızda eriyip gider.
Çocuklar her şeye basit yollu bakarlar ve bunu öğrenmek bile bizim için kar
sayılır.

11. BADİLİK SİSTEMİ KURUN


Bir şeyleri başarmak isteyen yakın arkadaşınız var mı? Ya da eşinizin kendi
gelişimine yönelik hedefleri? Eğer varsa, onlar ile badilik sistemi kurun.
Birbirinizi motive edin, cesaretlendirin ve hedeflerinizde yardımcı olun.

12. KENDİNİZE BİR MODEL BUL


Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı
duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir
insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir. Eğer
çevrenizde böyle bir kişi yoksa, ünlü bir lideri, sanatçıyı yada bilim adamını da rol
model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkındaki tüm bilgileri edinerek,
hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.

13. YÜRÜYÜŞ YAPIN VE ARABA KULLANIN


Şöyle bir etrafı gezin yada bulunduğunuz semtte arabanızla dolaşarak,
rahatlayın, serbest zaman geçirin. Hepimizin rahatlamaya ihtiyacı var ve aslında
hızlı yürüyüşler yapmak, araba kullanmak gerçekten iyi birer çözüm. Bu şekilde
yaptığınız mekan değişikliği, üzerinizdeki olumsuz havayı dağıtacaktır.

14. BAŞARI HİKAYELERİNİ OKUYUN


Etrafınızdaki insanların başarı hikayelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size
ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı
hikayeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikayelerini anlatan
biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda
heyecanla bekliyorlar.

15. MÜZİK DİNLEYİN


Müzik sakinleştirir, heyecanlandırır, hüzünlendirir ve hatta motive edebilir.
Mesela, koşu yaparken Rocky'nin film müziğini dinlemek, müziği motivatör olarak
kullanmaya en güzel örnektir. Sizi motive edecek şarkıları belirleyin ve ihtiyacınız
olduğu durumlarda onlardan yararlanın.

16. MOTİVE EDİCİ FİLMLER İZLEYİN


Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. Örneğin;
Forrest Gump filmini izlemek pek çok kişiyi motive edebilir. Biliyorsunuz bu
filmde, IQ'su normal insanlardan çok daha düşük bir kişi, büyük başarılara imza
atıyordu.

17. MOTİVE EDİCİ ALINTILARI OKUYUN


Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek
binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve işinize yarayacak bilgileri
toplayın. Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz
farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmamızı sağlayacak hikayeler bile çok işinizi
görecektir. Bu konuda http://www.motivasyon.net adresinden de
yararlanabilirsiniz.

18. SAĞLIKLI BESLENİN


Mutlu bir yaşam sürdürmek için, sağlıklı beslenme çok önemlidir. İyi bir diyet,
sizin vücut sisteminiz için gerekli olacak tüm besin, vitamin ve mineralleri
içerecektir. Fazlası zaten zararlı olacaktır. Ne demişler, "sağlam kafa, sağlam
vücutta bulunur". Vücudunuz ve motivasyonunuz için sağlıklı beslenin. Sigara ve
alkolden uzak durun.
19. YETERİNCE UYUYUN
Bazı insanlara 6 saat uyku yeterken, bazıları için 8 saat gerekli olabilir. Ne kadar
ihtiyacınız varsa, yeterince uyuduğunuza emin oluncaya kadar uyuyun. Ancak, 8
saatten fazla olmamasına da dikkat edin. Düzenli ve yeterli bir uykuya sahip
olmanın, hem vücudunuz hem de zihniniz açısından ne kadar yararlı olduğunuz
göreceksiniz.

20. SÜREKLİ ÖĞRENİN


En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve
asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin.
Mesela, sorulan bir soruya "bilmiyorum" demenin tadını çıkarın, sonra hemen
öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır

KAVANOZ(hikaye)
(hedeflerimizi sıralamalıyız)zamana karşı-sabır-acı-haz

Zamanın iyi ve üretken olarak kullanıma konusunda zaman zaman kurslar


düzenleniyormuş. İşte bu kurslardan birinde zaman kullanma uzmanı öğretmen, çoğu
hızlı mesleklerde çalışan öğrencilerine:
- “Hadi, küçük bir sınav yapalım” demiş.
Ve masanın üzerine kocaman bir kavanoz koymuş. Sonra bir torbadan irice kaya
parçaları çıkarmış, dikkatle üst üste koyarak kavanozun içine yerleştirmiş.
Kavanozda taş parçası için yer kalmayınca sormuş:
- “Kavanoz doldu mu” Sınıftaki herkes,
- “Evet, doldu” yanıtını vermiş.
- “Demek doldu ha” demiş hoca. Hemen eğilip bir koca küçük çakıl taşı çıkartmış,
kavanozun tepesine dökmüş, kavanozu eline alıp sallamış, küçük parçalar büyük
taşların sağına soluna yerleşmişler. Yeniden sormuş öğrencilerine:
- “Kavanoz doldu mu?”
İşin sanıldığı kadar basit olmadığını sezmiş olan öğrenciler,
- “Hayır, tam da dolmuş sayılmaz” demişler.
- “Aferin” demiş zaman kullanım hocası.
Masanın altından bu kez de bir koca dolusu kum çıkartmış. Kumu kaya parçaları ve
küçük taşların arasındaki bölgeler tümüyle doluncaya kadar dökmüş. Ve sormuş
yeniden:
- “Kavanoz doldu mu?”
- “Hayır dolmadı!” diye bağırmış öğrenciler.
Yine “Aferin” demiş hoca. Bir sürahi su çıkarıp kavanozun içine dökmeye başlamış.
Sormuş:
- “Bu gördüklerinizden nasıl bir ders çıkardınız?” Atılgan bir öğrenci hemen fırlamış:
- “Şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman
yeni işler için zaman bulabilirsiniz.”
- “Hayır” demiş öğretmen. “Çıkartılması gereken asıl ders şu: Eğer büyük taş
parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız.
Ve tabii, herkesin kendi kendisine sorması gereken soruyu sormuş:
“Hayatınızdaki büyük taş parçaları hangileri? Onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor
musunuz? Yoksa kavanozu kumlarla ve suyla doldurup büyük parçaları dışarıda mı
bırakıyorsunuz?”

BAŞARI STRATEJİLERİ

BAŞARILI – BAŞARISIZLIK
Başarılı insan daima çözümün bir parçasıdır:
Başarısız ise daima sorunun bir parçasıdır.
Başarılı insanın her zaman bir programı;
Başarısızın ise her zaman bir mazereti vardır.
Başarılı insan ‘işine yardım edeyim’ der;
Başarısız ‘bu benim işim değil’ der.
Başarı hedeflerime ulaşmaktır.

“melisin-malısın- kullanılmaz,her alanda başarmayı bilmeliyiz.


K Karar ver(ecek-acak olamamalı
E Eyleme geç(hareket zamanı)
S Sonuçları değerlendir(fayda ve haz verecek mi düşün)
E Esnek ol(alternatif üret,hedefte esnek olma)
Hayatta daima esnek ol ve 2.alternatifini hep düşün.

SABIRACI ZAMAN ZEVK


SABIRZAMANA HAZZA KARŞI ZEVKE KARŞIKARALA
KARŞI EYLEM ARASINDAKİ
YERDİR BURASI.
DÜŞÜNDÜĞÜNÜ HEMEN YAP
****Hayatta sabırlı olmak zorundayız.****
*Düşüncelerini şansa bırakan insan şanssızdır,düşüncelerini hayata geçiren kişi
başarılıdır.*
*Bazıları karanlığa küfreder(soyutlar kendini)
*Bazıları karanlığa bir mum yakar(kendinin farkında lığına varır)
*Sonuçları değerlendirin hata oranınız azalır.
*Sonuç değerlendirmek –hatayı üzüntüyü azaltır(+)
*Sonuç değerlendirmesek –hayatta her şey (olumsuz) bizi bulur(-)
*Sinirli olduğunuzda karar vermeyiniz,relax olduğunuzda başarıyı
yakalarsınız*
Örnek:Çocuğunuz bir şey kırdı diyelim olay esnasında algısı kapalıdır,esnek olun 3
gün sonra konuşun.
Örnek:Neden bu eğitime geldi?
.)karar verdi
.)eyleme geçti
.)sonuçları değerlendirdibu eğitimi alırsan hayatına ne katacak?
.)esnek 100 saat boyunca biraz daha yorulacak ama sonucunda iyi şeyler
kazanacak.

EK BİLGİ
-
BAŞARI VE BAŞARININ TEMEL İLKELERİ-SDP-NLP

1. Başarısızlık yoktur sadece sonuçlar ve getirdiği öğrenme fırsatları vardır.


2. İnsanlar hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duydukları kaynaklara sahiptirler.
3. Güç amaçlanan hedeflere ulaşabilmektir.
4. Her zaman bir seçenek daha vardır.
5. Bir insan bir işi başarabiliyorsa bunu herkes öğrenebilir.
6. İnsanlar algılayabildikleri arasından en iyi seçeneği seçerler.
7. Her sorun insanların gelişmesi ve esneklik kazanması için yeni bir öğrenme
fırsatıdır.
8. Hayatımızın yönünü başımıza gelen olaylar değil olaylar karşısında verdiğimiz
cevaplar belirler ve sonuç bu cevapların ürünüdür.
9. Her sorunun bir çok çözüm yolu mutlaka vardır önemli olan yaratıcı bakmak ve
görmektir.
10. Eğer yaptığın bir işe yaramıyorsa başkasını yap
11. Düşünmek iç diyalog ve soru cevap sürecinden başka bir şey değildir.
12. Zihin ve vücut aynı sistemin parçalarıdır.Biri ne durumda ise öteki de aynı
durumda olur.
13. Her davranışın altında olumlu bir niyet yatar.
14. İnsan yaşantısının bir yapısı vardır bu yapı çözülmelidir.
15. Her işte bir hayır vardır bu unutulmamalıdır.
16. Akıl öze giren özü çıkarandır.
17. Ak l e dip de akıllanmalıyız akılsızlıktan akıllanmamalıyız.
18. Şans hazırlıklı olarak karşına çıkan fırsatları değerlendirmektir.
19. Çaresiz değilsiniz çare siz olmalısınız.
20.İlgi nerdeyse enerji ordadır.
21. Yıkıcı düşüncenin enerjinizi emeceğini yapıcı düşüncenin enerjinizi
artıracağının farkında olun.
22.Motivasyon düzeyinizi iki olgu belirler.Acıdan kaçmak ve mutluluğa ulaşmak.Acı
ve zevk çizginizde hangi acı ve zevki tadacağınızı bilin.
23.Zor olan bir işte azim varsa gelişim kaçınılmazdır.
24. Zorluğun derecesini bizim konulara yüklediğimiz negatif anlamlar belirler.
25.İnancın ve isteğin olduğu yerde mutlaka bir çıkış yolu vardır.
26.Bir işin basitini anladıktan sonra karmaşığını çözmekte sorun yoktur.
27.Yenemiyorsan yenilme, yeniliyorsan da savaşarak yenil unutma ki savaşarak
yenilenler yenilmezlerdir.
28.Harita sahanın kendisi değildir.
29.İletişiminizin anlamı karşınızda oluşturduğunuz etki ve aldığımız cevaplardır.
30.Bir şeyi kullanabilmeniz için onu anlamış olmanız gerekmez.
31. Ne olursa olsun sorumluluğu üstlenmekten kaçınmayın.
32.İstekler ihtiyaca dönüştürülebilirse gerçekleşir.İhtiyaçlar ise hedefler
belirlendikten sonra ortaya çıkar.
33.Önemli olan bir işe çok zaman ayırmak değil, kaliteli zaman ayırmaktır Kalite
güçlü bellek ve konsantrasyonda gizlidir.
34. Güçlüler takip edilir zayıflara gülünür.Güç için amaca ulaşmak gerekir
35.Yapıcı düşüncenin temeli zihni olumlunun üzerine odaklaştırmaktır.
36.Her kötüye gidiş gelişmenin tohumunu eker.
37.Potansiyel insan düşüncesinin yapısında oluşur.
38.Esnek olan kazanır.
39.Rahatlık bölgesini terk edenler gelişimin kapısını açarlar.
40.Engeller başarı yolunda küçüklü büyüklü basamaklardır.Esas olan bu
basamakları çıkmaktır.
.)Aşırı istemekbilgi gelişir
heyecan gelişir
yetenek gelişir
.)Aşırı istemesen algı açılmaz
.)Kişi kendine “ne istiyorsun” sorusunu sormalıdır
.)Eylemde bulunmadüşünce-şimdiki zamandır (örn:anılarımızı alırız şimdiki
zamanda yaşarız.)

SİHİRLİ SORULAR
1.Ne yapacağınızı biliyor musunuz?
2.Yapabilecek girişimci ruha sahip misiniz?
3.Bu konuda kendinizi yazılı ve sözlü ifade edebiliyor musunuz.?
4.Cesaretinizi yeterli buluyor musunuz?
5.Kalite ve estetik anlayışınız gelişti mi?
6.Neyi-nerede-nasıl yapacağınızı öğrendiniz mi?
7.Deneyip yapabileceğinizi gördünüz mü?
“EVET” se olmanızı istediğiniz yerdesiniz!!1
Aşırı neyi istiyorsanız odağınız oradadır.Kişilerin ana yetenekleri vardır
CÜNEYT ARKINAna hedefi doktorluk
özel yetenek oyunculuk
Düşüncenin gelişme süreciyle nöronların gelişme süresiyle ilgilidir.
Düşüncebeden zihinin ötesine geçemez.
Zihinde hedefi düşündükçe hedef detaylanır
• Çok düşün
• Konunun üstüne git
• Detaylandır.
• Eylemi başlat
Alışkanlık insanlar alışkanlıklarıyla kendilerini belli ederler ,karakterimizin bir
özelliğide budur. *****başarının yolu nerden geçiyor*****
BAŞARININ AŞAMALARI
Başarı başarısızlık her şey bizim elimizdedir
Başarılı oluşumuzda yada başarısız oluşumuzda tek sorumlu kendimiziz.Bunu iyi
anlayıp değerlendirince başarısızlık görmeyiz.
K Karar ver(ecek-acak olamamalı
E Eyleme geç(hareket zamanı)
S Sonuçları değerlendir(fayda ve haz verecek mi düşün)
E Esnek ol(alternatif üret,hedefte esnek olma)
BAŞARININ AŞAMALARI NELERDİR?
Bilinçsiz ve yetersiz Cahillik aşaması Bilmediğini bilmek
Bilinçli ve yetersiz Çıraklık aşaması Öğrenme aşamasında
olan(%80 emek %20 bilgi
var.sabır
aşamasıdır.maksimum
emek harcar-minimum
sonuç vardır.çırak
modelleyendir.
Bilinçli ve yeterli Kalfalık aşaması % 50 % 50 oranında
etkilidir.ne yapacağını
biliyordur,harcadığın
emek kadar sonuç
alırsın.vazgeçip başka bir
alana sapabilir.yaratıcı
olmaz ,verilen işi yapar,
Kalfalıkta ayrıntıyı
anlatabilirsin.
Bilinçli ve yeterli Ustalık aşaması %20 emek %80 bilgi
vardır.bildiği ile ilgili
farkında lığı yoktur.aynı
anda başka işlerde
yapar.her şey
otomatikleşmiştir
artık.yeni şekiller yeni
işler yaratırlar,üretirler
Başarı aşamalarında sorular??
1.)soru sormaz –neden sormuyorsunuz dersiniz(-)cahillik
2.)sorular bu kısımda gelir-bilmediğimiz hiçbir şey için soru soramayız.-çıraklık
3.)artık kendi sorularımız oluşmaya başlar- kalfalıkta.
4.)cevaplarımı ver aşaması-ustalıktadır.

ÖĞRENMENİN ve BAŞARMANIN AŞAMALARI


Beceriksiz insan yoktur.Becerikli durumda bulunmayan insan vardır
1-Bilinçsiz Beceri Eksikliği(Habersizlik): Bu aşamada karşımızdaki şeyin ne
olduğunu bilmeyiz.
2-Bilinçli Beceri Eksikliği(Çıraklık):Bu aşamada karşımızdaki şeyin
farkındayızdır, ama yine de beceri eksikliğimiz vardır.
3-Bilinçli Beceri Kazanma(Kalfalık):Bu aşamada kişi neyle karşı karşıya olduğunu
bilir ,ama olaya otomatik olarak değil düşünerek yaklaşır.Bir şeyi yapabilmesi için
mutlaka adım adım düşünmesi gereklidir.
4-Bilinçsiz Beceri Kazanma(Ustalık):Artık kişi otomatik hareket eder.Yapması
gereken şeyi düşünmeye gerek kalmadan büyük bir ustalıkla yapar.Bir işte ne
kadar bilincinizi devreden çıkarır otomatikleşirseniz, o işte başarınız o kadar
artar

Hikaye Alice: Hangi yoldan gideyim?


Tavşan: Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yok
Lewis
Karayı Görebilseydim...
Florence Chadwick, hem Fransa’dan İngiltere’ye, hem de İngiltere’den Fransa’ya
yüzerek Manş denizini her iki yönde geçen ilk bayan yüzücüydü. Bir ideali daha
vardı: Catalina Adası’ndan California sahiline kadarki 21 millik mesafeyi yüzen ilk
bayan olmak... Ama bu iş hiç de o kadar kolay olmayacaktı.
Yılın en sıcak günlerinden olan 4 Temmuz’da bile, yüzeceği denizin suyu insanın
bedenini uyuşturacak kadar soğuktu. Hava o kadar sisliydi ki, yüzücü kendisine
eşlik eden tekneleri zorlukla seçebiliyordu. Üstelik o bölgede köpek balıkla-rına
da rastlanıyordu.
Florence, soğuğa ve köpek balıklarına rağmen tam 15 mil yüzdü. Teknede bulunan
annesi ve antrenörü “Başaracaksın! Az kaldı!” diye bağırıyorlardı.
Televizyonlarının başında onu seyreden milyonlarca insan, başarısı için dua
ediyordu. Sonra 5 mil daha yüzdü. Hatta California sahillerine sadece yarım mil
kaldı. Teknedekilerin bütün teşviklerine rağmen kendisini sudan çıkarmalarını
istedi. Herkes hayal kırıklığı içindeydi. Sadece birkaç kulaçlık bir mesafe
kalmışken, ba-şarılı yüzücü vazgeçmişti.

Florence Chadwick, daha sonra başarısızlığının nedenini şöyle açıkladı:


“Önümde hiçbir şey göremiyordum. Karayı görebilseydim, başarabilirdim!”
Onu durduran ne soğuk, ne on altı saat süreyle kulaç atmanın yorgunluğu, ne de
köpek balıklarıydı. Başarısızlığına hedefini görememesi neden olmuştu!
İki ay sonra, Florence yine denedi. Su yine soğuktu, köpek balıkları yine vardı, sis
yine her şeyin üstünü örtüyordu. Ama bu defa, Florence sisin ardında bir yerde
kıyının olduğunu düşünerek yüzdü hep. Sahili hayal ederek attı kulaçlarını. Ve
başardı! Catalina Kanalını geçen ilk kadın unvanını kazandı. Hem de erkeklerin
rekorunu iki saat farkla geçerek!

Deneme sınavlarından istediğim başarıyı elde edemiyorum.” “İçimden bir türlü


çalışma isteği gelmiyor.” “İçimden çalışma isteği geliyor da ben mi çalışmıyorum!”
“Dersin başına oturduğumda canım sıkılıyor ve çalışma masasından kalkıyorum;
ders çalışmak için ilham bir türlü gelmiyor.”
Bu ve benzeri cümleler zaman zaman hepimizin sarf ettiği cümleler adeta. Beyaz
atlı bir prens(es) gelip bizi bu dertten kurtarsa ya da birileri öyle cümleler
kurarak bizi etkilese ki içimizdeki çalışma isteğini durduramasak... Ne güzel
olurdu değil mi?
Bu masallarda olacağına göre bizim içine düştüğümüz kısırdöngüden çıkabilmek
için kendimizi iyi tanımamız gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Gelin bu kısırdöngüden
çıkmak için ne yapmamız gerektiğini değerlendirelim.
Derslerde istediği başarıyı gösteremeyen bir öğrenci; sebeplerin (derslerde
anlatılanları anlayamama, soru çözmede yeteri kadar başarılı olamama, kavramsal
ilişki ağlarını görememe v.b.) sonuçları (deneme sınavında başarılı olamama),
sonuçların da (deneme sınavlarında başarılı olamama) sebepleri şekillendirdiği bir
kısırdöngünün içine girmiştir adeta. Başarılı olamadığımız için derslere çalışma
arzusu duyamayız; çalışma arzusu duymadıkça merak ve ilgi duymayız; merak ve
ilgi duymadığımız için de derslere çalışmak istemeyiz. Bu bir kısırdöngü değil de
nedir? Zira anlamadığımız şeylerden zevk alamaz ve ona ilgi de duyamayız. En
sonunda belki de o konuda kendimize olan güvenimizi bile kaybedebiliriz.
Derslerden uzaklaştığınızı hissediyorsanız, ödevlerinizi yapmakta zorluk
çekiyorsanız ve dahası dersler bir an önce bitse diye hapishaneden çıkacağı günü
bekleyen bir mahpus gibi günleri ve hatta dakikaları sayı-yorsanız, öğrenmenin ve
öğrenilen konuların siz de uyandıracağı zevkin tadına varamamışsınız demektir.
Peki, bu ve benzeri problemlerin ortaya çıkmasının sebepleri nelerdir? Neden
bazı insanlar daha başarılı iken diğerleri daha az başarılıdır? Başarılı insanlar ile
yaptıkları işlerde başarısız olan insanların genel özellikleri nelerdir? Bu yazının
konusu, genelde, başarılı olan insanların, özelde de, Öğrenci Seçme Sınavı’nda
hedefledikleri başarıyı yakalayan öğrencilerin başarılı olmalarını sağlayan
özelliklerdir.

Ancak isterseniz bu kez farklı bir yol izleyelim ve öncelikle “Nasıl başarısız
olunur?”, “Başarısız olmak için nasıl davranmak gerekir?” ve “Başarısız olmak için
ne tür özelliklere sahip olmak gerekir?” sorularını cevaplayalım. Daha sonra da,
eğer ilginizi çekerse, nasıl başarılı olunabileceğini birlikte görelim.

Başarısızlığa Giden Yolda Yolcu Olmak

Her durumun kendine özgü birtakım vasıfları vardır. Kişi eğer, o vasfa sahip
olmak istiyorsa o vasfa ait gereklilikleri de yerine getirmek zorunda olduğunu
bilmelidir. Başarılı olmanın temel formülleri gibi başarısız olmanın da bazı püf
noktaları vardır. Gelin şimdi başarısızlığa giden yolda nasıl davranmak gerekir?
soru-suna, yaptıkları işlerde başarılı olamayan insanların genel niteliklerini gözden
geçirerek başlayalım.
Başarısız insanların genel özellikleri şunlardır:

1.Başarabileceklerine dair özgüvenleri ve inançları yoktur. Üniversite sınavında


başarılı olmak için çalışmaya başlamış olabilirsiniz. Ancak bu çalışma işini
kararlılıkla sürdürmüyorsanız başarılı olabilmeniz zordur. Kararlılık ise
başarabileceğine dair kendinize güven duymanıza bağlıdır. Bu yüzden ÖSS’de
başarısız olmak istiyorsanız, kararlılığınızı başarılı olamayacağınıza yönelik bir
inançla balta-lamalısınız.
2.Sürekli endişeli oldukları görülür: Özgüven eksikliği insanlarda başarılı
olamama korkusunu ve endişesini de beraberinde getirmektedir.
3.Çalışma azmi ve alışkanlığına sahip değildirler.
4.Amaca değil, başarısızlıklarına odaklanırlar.
5.Hedef koyarlar; ancak bu hedefe en kısa yoldan nasıl ulaşabileceklerinin planını
yapmazlar.
6. Hedeflerine ulaşmalarını engelleyecek bir problemle karşılaştıklarında hemen
vazgeçerler.
Yukarıdaki özellikler, yaptıkları işlerde başarılı olamayan kişilerin genel
özellikleridir. Peki, bu tür insanların yaptıkları işlerde (yarım yamalak da olsa)
karşılarına çıkan en büyük sorunun ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Bu problem
“verimli olamama”dır. Verimli olamama doğrudan kişisel özelliklere bağlı bir
problemdir. Ancak yapılan işin niteliğine gönderme yapar. Daha açık bir ifadeyle
“Çok çalışıyorum; ama bir türlü başarılı olamıyorum.” diyen bir öğrencinin yaşadığı
sorun aslında verimli çalışamamaktır. Peki verimlilik probleminin ortaya çıkmasını
sağlayan faktörler nelerdir? Eğer sizde verimlilik probleminizin olduğunu
düşünüyorsanız, bunun sebebi aşağıdakilerden bir ya da daha fazlası olabilir:
Bunlar:
a. Hedefleri açık ve net olarak belirlememek:
Eğer hedefinizi açık ve net olarak belirlemediyseniz hangi işleri daha önce
yapmanız gerektiğini ve bunları nasıl organize etmeniz gerektiğini bilemezsiniz.
b. Yapılacak işleri önem ve aciliyet sırasına göre düzenlememek:
Üniversiteye hazırlanan bir öğrenci olarak hangisi sizin için daha önemli:
Arkadaşlarla sohbet etmek mi, TV’de sevdiğiniz bir programı seyretmek mi yoksa
ders çalışmak mı?
Öncelikli olanın hangisi olduğuna karar vermelisiniz. Aksi takdirde başarılı
olmak için yapma(ma)nız gerekenlerin bir listesini çıkartmanız size herhangi bir
fayda sağlamayacaktır. Doğal olarak da size daha kolay ve eğlenceli gelen şeyleri
tercih etme ihtimaliniz daha yüksek olacaktır.
c. Günlük, haftalık ve aylık bir program yapmadan çalışmak:
Bir plan yapılmadan başlanılan her iş verimlilik sorunuyla yüz yüze gelmeye
mahkumdur.
d. Çalışmayı kesintiye uğratmak ve ertelemek:
Bir plan yaptınız. Ancak yapılan plana uymuyor ve başka şeylerle ilgileniyorsanız
dönüp arkanızda bıraktığınız şeylere bir bakmalısınız.
e. Bilgi ve anlayış düzeyine uygun olmayan kaynaklardan çalışmak:
Verimsizliğe neden olan faktörlerden biri de eğitim hayatı boyunca edinilen bilgi
ve anlayış durumuna uygun bir noktadan (kolay ya da orta derece zorlukta bir
çözümlü soru bankası, yaprak test, dergi v.b.), yani anlaşılması ve çözülmesi daha
kolay kaynaklardan çalışmamaktır. Bu nokta ne ümitsizliğe ve yılgınlığa
düşürebilecek derecede zor ne de ilgi ve merakı söndürecek kadar kolay
olmalıdır.
Bu durumu bir örnek vererek açıklayalım: Araba kullanmayı öğrenmek istiyorsanız
yapacağınız ilk şey belki de bir sürücü kursuna yazılmak ve ilk önce arabanın
teknik yapısı ile ilgili bilgi edinmek, sonra da belirli aralıklarla araba kullanmayı
öğrenmek için boş bir arazide ya da yol da denemeler yapmak olacaktır.
Direksiyon başına geçtikten sonra arabanızın vahşi bir at gibi sizi üstünden atmak
istediğini düşünebilirsiniz. Bu durum, eğer araba kullanmayı yeni öğreniyorsanız
ve örneğin bunu ilk defa İstanbul’un en işlek caddelerinden birinde yapıyorsanız,
sizde hayal kırıklığı ve ümitsizlik uyandıracaktır. Hâlbuki yapılması gereken şey
trafiğe, hazırlanmadan çıkmak değil belirli bir zaman dilimini sakin ya da boş
yollarda deneme sürüşleri yaparak geçirmek olacaktır. Böylelikle araba
kullanmanın zevkini de duyacaksınız.
Şimdi de yaptıkları işlerde başarılı olan insanların özelliklerini inceleyelim.
Başarıya Giden Yol:
 Amaç Belirleme,
 Plan Yapma,
 Alınan Kararları Hayata Geçirme
 Başarı çalışmayı, öğrenmeyi ve öğrendiklerini kullanmayı kolaylaştırarak
çalışma verimini artıran kısa ve uzun vadeli amaçları belirlemek, belirlenen
amaç ya da amaçlara ulaşmak için bir plan yapmak ve alınan kararları hayata
geçirmekle birlikte gelmektedir.

Bunun anlamı ise “etkili ve verimli çalışma”dır. Günümüzde artık “çok


çalışmak” uygun bir ifade olmak-tan çıkmıştır. Başarılı olmak için gerekli
olan şey, belirlenen hedefe belirlenen zaman dilimi içerisinde ulaşmanın yol
ve yöntemlerini bilmektir. Bu da “etkili ve verimli çalışma”yı bilmekle
mümkündür.

Şimdi bunların başarı üzerindeki etkilerini inceleyelim.

A- Amaç belirleme:
Bir futbol oyuncusunun maç başladıktan sonra sahanın bir köşesinden
diğerine amaçsız bir şekilde koşma-sının kendisine ve takımına faydasının
olacağı nasıl düşünülemezse hedeflerini açık ve net bir şekilde
belirlememiş bir öğrencinin de kendisine ve çevresine faydalı olacağını
düşünmek safdillik olur. Bu yüzden bir işe başlarken kendinize bir amaç
koymalı ve bu amacı gerçekleştirmek için harekete geçmelisiniz. Ama
öncelikle amaç belirlerken kendinize sormanız gereken birtakım soruların
olduğunu da unutmamalısınız.
Şimdi de amaçlarınızı belirlerken kendinize sormanız gereken soruların
neler olduğunu gözden geçirelim.
1. Amaçlarımı açık ve net bir şekilde belirledim mi?
Amaç, bir kişinin belirli bir zaman dilimi içerisinde ulaşmak istediği noktayı
açık ve net bir şekilde belirle-iş olmasıdır. Belirsiz ya da net olarak
belirlenmemiş hedefler kişilerde rahatlık meydana getirirler ve motive
edici özellikleri de yoktur. Bu yüzden kısa ve uzun vadedeki hedeflerinizi
net olarak belirlemelisiniz.
Amacını açık ve net bir şekilde belirlememiş bir kişi gideceği limanı
bilmeyen bir gemiye benzer. Böylesi bir geminin rotası belli olmadığı için
rüzgar hangi yönden eserse gemi o tarafa gitmeye adeta mahkumdur.
2. Kazanmayı hedeflediğim bölüm hangisi?
Hangi bölümü neden kazanmak istiyorum? sorusuna cevap verebilmelisiniz.
Eğer “Puanım bir gelsin de ona göre tercih yaparım.” diyorsanız hedefinizi
açık ve net olarak belirlememişsiniz demektir. Buysa hangi mesleği severek
ve mutlu bir şekilde yapacağınızı düşünmediğiniz anlamına gelir.
3. Hedeflerimi belirlerken beceri ve yeteneklerimi gözden geçirdim mi?

Başarılı insanların özelliklerinden biri de ilgi, beceri ve yeteneklerini


geliştirmek için yeterli kapasiteye sahip olup olmadıklarını bilmeleridir. Bu
yüzden siz de ilgi ve yeteneklerinizi iyi değerlendirmeli ve yapmaktan
mutlu olmayacağınız bir alanı kendini-ze hedef olarak seçmemelisiniz. Zira
insan kendini yeterli gör-düğü alanda mutlu ve başarılı hissedebilir.
4. Belirlediğim hedefleri gerçekleştirebileceğime inanıyor muyum?
Bir işi başarabilmenin temel koşullarından biri, hedefe ulaşmak için
gereken çalışmayı zamana yaymaktır. Böylece belirlenen hedefe adım adım
yaklaştıkça başarmaya olan inanç da artacaktır. Başarmaya olan inancın en
önemli kaynağı ise, elde edilmiş başarılardır. Başarılar bireylerdeki
özgüveni ve saygıyı artırır. Özgüven ve kendine saygı da başarıyı
beraberinde getirir.
5. Amaçlarımı belirlerken yeterince gerçekçi miyim?
Hedefler belirlenirken gerçekçi olunmalıdır. Bireylerin bilgi ve
kapasitelerini aşan amaçlar, bir kişinin kendi vücut ölçülerine uymayan bir
elbise giymesi gibidir. Elbiseniz ne çok bol ne de çok dar olmalıdır.
Ulaşılamayacak bir hedef, kişinin kendine olan güvenini kaybetmesine de
neden olabilmektedir.
6. Belirlediğim hedefler motive edici bir özelliğe sahip mi?
Belirlediğiniz hedeflerin motive edici olması, ulaşılabilir olup olmamalarına
bağlıdır. Ulaşılabilir bir hedef, çalışma azmini artırır ve atalete
(isteksizlik, hareketsizlik) kapılmayı engeller.
7. Hedeflerime ulaşmak için gereken istek, gayret ve kararlılığı
gösterebilir miyim?
Başarılı insanların en önemli özelliklerinden biri de hedeflerine ulaşmak için
gereken istek, gayret ve kararlılığı gösterebilmeleridir. Ancak bu sanıldığı
kadar basit değildir. Bunları sağlayabilmek için ne yapılması gerektiğini
biraz daha detaylı inceleyelim. Çünkü bunlar yukarıda anlatılanlara
doğrudan bağlıdır.
İstemelisiniz, Gayret Etmelisiniz, Kararlı Olmalısınız!
Öğrenilecek konuya ya da derse yöneltilen dikkat, çalışma isteğinin bir
sonucudur. Böyle bir istek olmazsa öğrenmek geçmek bilmeyen saatlere
dönüşen can sıkıcı bir etkinlik halini alır. Öğrenmek kendinize güven
duymanızı, kişiliğinizin güçlenmesini sağlar ve üzerine eğildiğiniz işe hakim
olma duygusu verir.
Bu yüzden başarılı olmak için öncelikle başarılı olmayı samimi bir şekilde
istemeli ve bunun için de eliniz-den gelen gayreti göstermelisiniz. “İçimden
çalışma isteği geliyor da ben mi çalışmıyorum.” türünden sözler ne isteğin
ne de bu istek üzerinde yoğunlaşmış bir gayretin olmadığını gösteren
bahanelerden başka bir şey değildir. Bu cümleyi lise 1’de okuyan bir
öğrencim sarf etmişti. Siz de yakınınızdaki birçok öğrencinin bu cümleyi
benzeri şekillerde kullandığını duymuşsunuzdur. Kim bilir belki siz de bu
öğrencilerden birisinizdir!
Ders çalışmak bir istek ve ilhamın dışardan bize pompalanmasıyla meydana
gelmezler. İsteğin gelmesini de gelmemesini de sağlayacak olanlar
bizlerizdir.
Yanılgı şuradadır:

Başarı için isteğin olması gerektiği konusunda hemfikiriz. Ancak şekil I’deki
gibi düşünen bir öğrencinin başarıyı yakalaması son derece zordur. Çünkü bu
öğrencinin düşünme biçimi şöyledir:
Önce ders çalışma isteği gelmelidir (I). Sonra ders çalış-maya başlayabilirim
diye düşünür (II). Sonuçta da başarılı olurum (III) demektedir. Burada bizi
başarıya götüren ana faktör istektir. Oysaki istek, ders çalışmanın duygu
yönü-dür. Duygular ise akıl tarafından yönlendirilmeye ihtiyaç duyarlar. Aksi
bir durum ise başarısızlığı beraberinde getirir.
Oysaki akılcı düşünen öğrencinin izlediği yol şudur. Başarılı olmak i-çin
öncelikle ders çalışmaya başlamak (I) gereklidir. Ardından başarı (II), sonuç
olarak da çalışma isteği (III) meydana gelir.
Bir ders ya da konunun üzerine istekle eğilmediğimizde o konuda çı-kan
soruları çözmekte zorlanırız. Sonuç olarak da o derse çalışmak bir işkence
halini alır. “Sevmediğim” türünden ifadeler daha baştan o derse gereken ilgiyi
göstermeyişimizin bir sonucudur. O konulara kar-şı ilgi duymayabilirsiniz;
ancak başarının kriteri sevdiğiniz ya da ilgi duyduğunuz bir derste başarılı
olmanın yanında ilgi duymadığınız bir derste de aynı sonucu almaktır.
Hikâye
Güney Afrikalı bir roman yazarı olan John Maxwell bunu çok güzel bir şekilde
şu sözleriyle ifade etmektedir: “Başarı, sevdiğiniz işleri ne kadar severek
yaptığınıza değil, sevmediğiniz işleri nasıl bir bi-linçle yaptığınıza bağlıdır.”
İnsan birçok işin üstesinden aklını kullanarak gelir. Aklın enerjisi ise istekten
gelir. Bunu şöyle bir benzetmeyle açıklayabiliriz. Son model bir arabanızın
olduğunu, ancak arabanızın deposunda benzinin olmadığını düşünün. Bu arabayla
isteğiniz yere gidebilir misiniz? Maalesef ki hayır. Tıpkı bunun gibi, yola
çıkarken zihninizi tam anlamıyla kullanabilmeniz için, aklınızın ihtiyaç duyacağı
yakıtı koymayı unutmamalısınız. Bazen de yolda kalmamak için aklınızın ihtiyacı
olan isteği sağlayabilir; ancak bu isteği baltalayacak, zayıf düşürecek olaylarla
(sınavdan düşük puan alma, sorulan soruları çözmekte zorlanma v.b) ya da
insanlarla karşı karşıya gelebilirsiniz.
Maalesef ki olumsuz tutum ve davranışlarıyla desteklemekten ziyade
köstekleyen insanlar çoktur. Öyleki milletçe bu özelliğimiz fıkralara bile konu
olmuştur.

Acemi bir zebani “staj” yapmak için, cehenneme gider. Orada pek çok kapağı
kapalı kazan bulunmaktadır. Sadece bir kazanın kapağı açıktır. Acemi zebani,
tecrübeli zebaniye sorar: “Şuradaki kazanın kapağı neden açık?” Tecrübeli
zebani cevap verir: “O kazanda Türkler var. Kazanın kapağını kapatmaya gerek
yok. Zaten biri kazanın dışına çıkmak isterse, diğerleri onu aşağı çekiyor!”
Bu yüzden üniversite sınavına hazırlık sürecinde yapmanız gereken şey,
kulaklarınızı kapatmak ve sadece önünüze bakmaktır.
Aslında O Sağırmış...
Bir gün kurbağalar arasında bir yarış düzenlenmiş. Hedef, çok yüksek bir
kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kur-bağa da arkadaşlarını seyretmek için
toplanmış. Ve yarış başlamış. Gerçekte seyirciler arasından hiçbiri
yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş.
Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:
“Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!” Yarışmaya başlayan kurbağalar
kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar.
İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya
çalışıyormuş.
Seyirciler bağırıyorlarmış: “Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!”
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve
bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek
kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir
kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş bu işi nasıl başardın diye. O anda farkına
varmışlar ki... Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!

B- Belirlenen amaca ulaşmak için plan yapmak:

Her birey toplum içerisinde bir statüye sahiptir. Bu, bazen bir doktor, bazen
bir mühendis, bazen bir anne-baba bazen de bir öğrencidir. Belirli bir statüye
sahip bir kişinin de statüsüne özgü olan ve yerine getirmesi gereken birtakım
görevleri vardır. Öğrencinin de “öğrenci” niteliğini hak edecek şekilde
öğrencilik görevlerini yerine getirmesi gereklidir. Nasıl ki mesleğini ciddiye
alan ve hastalarının sağlığından sorumlu olan bir doktorun görev yerine aklına
estiği saatlerde gitme lüksü yoksa “Öğrenci Seçme Sınavı”nda başarılı olmak
isteyen bir “öğrenci”nin de işi şansa bırakmamak için programlı ve disiplinli
çalışmaktan başka bir alternatifi yoktur.
Birilerinin size defalarca “Başarılı olmak için programlı ve disiplinli
çalışmalısın.” dediğini duymuş olabilir-siniz. Peki, bunu söylerken neyi
kastettiğini hiç düşündünüz mü? Bunun anlamı şudur: Öğrenmek belirlenmiş
hedeflerin gerçekleştirilmesine duyulan bir istekle başlar; ancak bununla son
bulmaz. “Öğrenci Seçme Sınavı”nda istediğiniz üniversiteyi ve/veya bölümü
kazanmak için aldığınız kararı, davranışlarınızla göstermeniz gerekir. İstek ve
gayretle bir süre çalışabilirsiniz; ancak başarı, kişinin çalışmayı hedefine
ulaşana kadar devam ettirme iradesi göstermesidir.
Kısacası kişinin başarmak için yaptığı ve disiplin içinde uyguladığı çalışma
programı, ders çalışmanın irade yönüdür. Sınavlardan istediği sonucu alamayan
bir öğrenci hayal kırıklığına uğrayacak, bu da ders çalışmaktan soğuması ve
çalışma programına uymamasını beraberinde getirebilecektir.
İşte başarılı olmanın temel niteliklerinden biri de budur. Başka bir ifadeyle
zamanı iyi bir şekilde kullana-bilmek, yani programlı ve disiplinli bir şekilde
çalışmayı alışkanlık haline getirebilmiş olmak. Böylelikle ö-nemli işleri önemsiz
işlerden ayırma ve zamanı daha verimli kullanabilmek de mümkün olacaktır.

İradenin Gücü...
Birkaç yıl önce Elkhart Kansas’ta, iki kardeş bir okulda çalışıyorlardı. Her
sabah sınıftaki sobayı yakmak onların görevi idi.
Soğuk bir günün sabahı, kardeşler sobayı temizlediler ve odunla doldurdular.
Birisi, bir şişe gazı odunların üstüne döktü ve ateşe verdi. Öyle büyük bir
patlama oldu ki, eski bina sallandı. Patlama sırasında büyük kardeş öldü,
diğerinin de bacakları feci şekilde yandı. Daha sonra, şişeye yanlışlıkla benzin
doldurulduğu ortaya çıktı.
Yaralanan çocuğu tedavi eden doktor, çocuğun bacaklarını kesmenin daha iyi
olacağını söyledi. Anne ve babası yıkılmıştı. Zaten bir oğullarını yitirmişlerdi.
Şimdi de diğer oğulları bacaklarını kaybedecekti. Ama inançlarını
kaybetmemişler-di. Doktora kesme işlemini ertelemesini rica ettiler. Doktor
kabul etti. Çocuklarının bacaklarının iyileşmesi için dua ediyorlar ve her gün
doktordan kesmeyi bir gün daha ertelemesini istiyorlardı. Bu iki ay sürdü.
Doktorla her gün tartışıyorlardı. Bu arada da çocuklarını her gün tekrar
yürüyeceğine inandırıyorlardı. Çocuğun bacakları kesilmedi ama sargılar
açıldığında, sağ bacağının diğerinden altı santim daha kısa olduğu ortaya çıktı.
Sol ayağındaki parmaklar da nerede ise yoktu. Ama oğlan yinede kararlıydı.
Acılar içinde kıvranmasına rağmen, her gün egzersiz yaptı ve nihayet bir-iki
adım atmayı başardı. Bu genç adam, daha sonra koltuk değneklerinden de
kurtuldu ve yürümeye başladı. Derken koşmaya da başladı.
Bu genç adam koştu, koştu ve koştu. Nerede ise kesilmek üzere olan bacaklar
ona bir dünya rekoru bile kazandırdı. Bu genç adam Glenn Cunningham’dı.
“Dünyanın En Hızlı İnsanı” olarak tanınan gence Madison Sguare Garden’da
yüzyılın sporcusu ünvanı da verildi.

Etkili bir planın özellikleri şunlardır:

Bir plan yapılması ve zamanın bu plana göre düzenlenmesi, yangınla


savaşmaktan ziyade, yangın sebeplerini ortadan kaldırmaya benzer. Peki bu
yangının ortaya çıkmasının sebepleri nasıl ortadan kaldırılabilir.
a- Plan birçok adımdan oluşmalıdır:

Hazırlayacağınız çalışma planında yapacağınız işleri açıkça tanımlayın.


Yapılacak her bir işi küçük adımlara bölün. Konu çalışmasının, soru çözümünün,
notların tekrarının, dinlenmenin, yemek yemenin, uyumanın v.b hangi zaman
aralığında ve ne kadar bir sürede yapılacağı gibi.

b- Zaman sınırlaması olmalıdır:


Yapılacaklarla ilgili bir zaman sınırlaması koymayı unutmayın. Bu bir konuya ya
da bir etkinliğe ne kadar zaman ayıracağınız, ne zaman başlayıp ne zaman
bitirmeniz gerektiğine karar vermeniz anlamına gelir. Örneğin “Ders çalışmaya
saat kaçta başlamalı ve çalışmayı saat kaçta bitirmeliyim (16.00 – 22.00 arası
mı)?”, “Hangi derse ne kadar zaman (sayısal alan tercih yapacak bir öğrencinin
Türkçe dersine 45 dakika mı, 1 saat mi yoksa 2 saat mi zaman ayıracağı gibi)
ayırmalıyım?” türünden soruları cevaplamalısınız.
Zaman sınırlaması, planların etkililiği için önemlidir. Zira zaman sınırlaması
olmayan planlardaki adımların gerçekleştirilme oranı zaman geçtikçe azalır.

c- Yapılacakları önem sırasına koymak:

Yapılacakların önem sırasına konulması önemlidir. Ders çalışma, arkadaşlarla


sohbet, TV izleme, müzik dinleme, uyuma, yemek yeme, bilgisayarda oyun
oynama v.b. Bunların hangilerinin plana yerleştirileceği bir tarafa hangilerinin
daha acil ve önemli olduğuna da karar vermek gereklidir. Öncelik sırasına
koyma, örneğin ders çalışma programına da uygulanmalıdır. ÖSS’de puan
değeri diğerlerinden fazla olan bir derse ayırılacak zaman ile değeri daha az
olan bir derse ayırılacak zaman ya da öğrencinin çıkan soruları yapmak-ta
zorlandığı bir derse ayırdığı zaman ile daha kolay yaptığı başka bir derse
ayırdığı zaman muhakkak ki aynı olmayacaktır

Kralın Yolu-başarı hikayesi

Kral, halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka
açmadan önce, bir yarışma düzenlemeyi düşündü. İsteyenin bu yarışmaya
katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini
söyledi.
Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel
elbiselerini getirmişti. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı,
kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti. Gençlerden bazıları spor
kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu. Nihayet, tüm gün insanlar
yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerinde hepsi aynı
şikayette bulundu; yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu
moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.
Günün sonunda yalnız bir yolcu bitiş çizgisine yorgun - argın ulaştı. Üstü başı toz
toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini
uzattı:
"Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için
durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.” Kral
gülümseyerek cevap verdi:
"O altınlar sana ait delikanlı."
"Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı."
"Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan
en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan geçen en güzel kişi, ardından gelenler
için yoldaki engelleri kaldıran kişidir."

DÜŞÜNÜRLERDEN SÖZLER

Bir gün insan virgülü kaybetti... O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit
ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir
başka gün "ünlem işareti"ni kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden
konuşmaya başladı. Bir süre sonra "soru işareti"ni kaybetti ve soru sormaz oldu.
Hiç bir şey ama hiç bir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat ne dünya ne de kendi
umrundaydı. Bir kaç yıl sonra "iki nokta üstüste işareti"ni kaybetti ve davranış
sebebini başkalarına açıklamaktan vazgeçti. Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız
"tırnak işareti" kalmıştı. Kendine özgü tek bir düşüncesi yoktu. Son olarak
"nokta"ya gelindiğinde düşünmeyi ve konuşmayı unutmuş durumdaydı. Kandevski

Olgun insan güzel söz söylemesini bilen değil, söylediğini yapan ve yapabidiğini
söyleyebilen insandır.

En çok yaşamış olan uzun yıllar yaşamış olan değil, yaşamının anlamını en fazla
anlamış olan insandır. S. Kierkegaard

Elmas yontulmadan, insan da yanılmadan mükemmelleşemez. J. Jenkins

Randevuya her zaman zamanında gelmek, ötekinin gecikmesini onun yüzüne


vurma sanatıdır. Sir W. Scott

İnsan, yaşamının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir. Goethe

Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır. Montaigne


Çevremizi o kadar değiştirdik ki; şimdi bu yepyeni çevreye uyabilmek için
kendimizi de değiştirmemiz gerekiyor. A. Camus

Kendine bir anlam arayan tek varlık insandır. T. H. White

İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliğini
gösterir, paydası da kendisini ne zannettiğini, payda büyüdükçe kesrin değeri
küçülür. Tolstoy

Dünyaya gerçek bir dahi geldiğinde onu şu işaretten tanıyabilirsiniz. Tüm


ahmaklar ona karşı birleşmişlerdir. Jonathan Swift

Babam iki tür insan bulunduğunu söylerdi. İşi yapanlar ve yapılan işten kendine
kredi çıkartanlar. O, benden birinci grupta yer almam için çalışmamı istedi. Zira
bu grupta diğerinden daha az rekabet vardı. Indra Gandhi

Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür; gerçekçi
hem tünelle birlikte ışığı hem de gelecek treni görür. J.Harris

Yumuşak olma ezilirsin sert olma kırılırsın. VICTOR HUGO

Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.


Eflatun

FARK NEREDE? :) HİKAYE

Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire


götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek:
- “Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben
şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım,
kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim,
hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım... Söylesenize nasıl
oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?”
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
- “Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!”
EK BİLGİ

--

Abraham Lincoln-ABD Başkanı


31 yaşında işini kaybetti.
32 yaşında bir hukuk kavgasını kaybetti.
34 yaşında işini tekrar batırdı.
35 yaşına geldiğinde çocukluk aşkı öldü.
36 yaşında sinir krizi geçirdi.
38 yaşında eyalet seçimini kaybetti.
43, 46, 48 yaşlarında kongre seçimlerini kaybetti.
55 yaşında eyalet senatörü olamadı.
58 yaşında gene senatör olamadı.
60 yaşında ABD Başkanlığı’na seçildi.
Onun ismi, Abraham Lincoln’düğ..
Asla vazgeçmedi...
Asla vazgeçmeyin, kaybedenler yalnızca vazgeçenlerdir..
62 yaşında vuruldu, öldürüldü..
ABD Başkanı olduğu için..
Keşke vazgeçse miydi?.
*çıraklık döneminde vazgeçerler.(çıraklıkta 1gr 2gr tarife bakar
*çırak ustayı modellemelidir
*zamana karşı sabırlı olmalıdır
*ustalığa girdiğimiz aşamadır artık ustalık aşamasında bilinç dışı her şeyi
yaparsınız örn:yemek yaparken aynı anda 2-3 çeşit
yapabilirsiniz(otomatikleşmiştir)

- BİLİNÇLİ BİLİNÇ DIŞI

BAŞARININ TEKNİKLERİ
GENEL BAŞARIYA NASIL ULAŞILIR?

BAŞARI

İÇ DİSİPLİN

MOTİVASYON TEKNİK
DEĞİŞMEK VE GELİŞMEK VE BAŞARMAK İÇİN 5 (İ) KURALI
İhtiyaç Değişime ihtiyaç duyuyor mu?
İstek Değişimi istiyor mu?
İtimat Kendisini değiştirecek kişilere güven duyuyor mu?
İnanç Değişeceğine ne kadar inanıyor?
İrade Değişmek için karar verebiliyor mu?
Bu 5i kuralı insanın hayatına yön verir.Değişime ve gelişime ihtiyacınız olduğuna
inanmıyorsanız, bunun gereğini kendinize ne kadar anlatırsanız anlatın değişim
anlamsız gelecektir. “Acaba benim de kendimi değiştirmem ve geliştirmem
gerekiyor mu?Başarabilir mi yim? Diye düşüncelere daldığınız bir anda kendinize
“Ne yapabilirim neyi geliştirebilirim ve değiştirebilirim?” sorusunu
sorun.Böylelikle içinizde gelişim ve değişim için bir istek oluşacaktır.Artık üçüncü
basamağa geçebilirsiniz.Çevrenizde size bu konuda yardımcı olabilecek
değişmenizi ve gelişmenizi sağlayacak kişiler bulun.Mutlaka güveneceğiniz birileri
vardır.Yanınıza güvendiğiniz birilerini aldıktan sonra yapabileceğinize inanmanız
diğer bir adım olacaktır.İnanmak aslında kocaman bir bulmacanın anahtar sözcüğü
gibidir.En son basamak ise yapabilme gücünü kendinizde hissetmek ve iradenizi
kullanıp harekete geçmektir.
.) Uzaylı gibi ol(%90 başarılı olacağım mantığıyla yaklaşın öğrenmek için9
.)Aşırı merakımızın olduğu her şeyi daha iyi öğreniriz.
.)Israrlı sorular sorun(bunu ben yapmak istiyorum-neden-niçin-nerede gibi
sorular sorun)
Neden?
Nerede?
Ne zaman?
Kazancım ne kadardı?
Hangi psikolojide istedim?
Neyi hayal ederek istedim?
Nasıl?
Niçin?
----hedefleri ayrıntılara dökün kendinize ait bir defteriniz olsun ve bütün
ayrıntıları yazın----
*1 sene sonra 1000 kişiye sunum yapmak istiyorum (bu ayrıntıdır)
*Israrlı sorular sormaktan vazgeçmeyin
*Hayatımız yola çıktığımızda en çok isteyene ve emek harcayana veriyor
POTANSİYELİMİZYaptıklarınız değil yapacaklarınız sizi başarıya götürür.
-yaptıklarınızı düşünmekgeçmişte
-yapacaklarınızı düşünmekgelecek

BAŞARI KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİLDİR


TEK KOLLU JUDOCU -HİKAYE

9 yasındaki bir Japon çocuğun en büyük hayali günün birinde çok iyi bir judocu
olmaktır. Fakat talihsiz bir trafik kazası sonucu sol kolunu tamamıyla kaybeder.
Hem çocuk hem de ailesi yıkılır. Ailesi sırf çocuk oyalansın diye, Japonların en
unlu hocalarından birini tutarlar.
Hoca kolları sıvar, çocuğa tek kolla yapabileceği yegane fırlatma hareketini
öğretir. Gece gündüz çocukla beraber bu hareketi çalışırlar. Bir müddet sonra
çocuk hareketi gayet iyi ve hızlı bir şekilde yapmaya baslar, fakat hocası çocuğa
her gün saatler boyu ayni hareketi adeta ezberletir. Çocuk bu hareketten sikilir
ve yeni hareketler öğrenmek istedikçe hocası bu hareketi dünyada en hızlı sen
yapana dek çalışmasını ve başka hareket öğretmeyeceğini söyler. Bir müddet
sonra çocuk bu hareketi yıldırım hızıyla yapmaya alışır. Bunun üzerine hoca
çocuğa artık bir turnuvaya katılma zamanının geldiğini söyler. Olacak şey değildir.
Tek kollu bir judocu tek hareketle turnuvaya katılacak. Çocuk itiraz ettikçe
hocası;
- "Evlat; sen öğrendiğin hareketi yap, gerisini merak etme" diye öğütte bulunur.
1. tur 2. tur derken çocuk turları gayet rahat geçer. En nihayet finale gelir. Tek
hareket bilgisi ile finale kadar gelen çocuğun finaldeki rakibi bölgenin en iyi
judocusudur. Çocuk dev cüsseli rakibini görünce korkar. Hocası yine sakindir;
- "Evlat sen bu harekette dünyada teksin, kendi oyununu yap yeter" der.
Çocuk rakibine kendi hareketini simsek hızıyla uygular, rakip kalktıkça ayni
hareketi yineler. İnanılır gibi değildir, çocuk tek kolla tek hareket sayesinde
şampiyon olmuştur.

Çocuk dayanamaz ve hocasına sorar;


- "Hocam inanamıyorum,ben nasıl şampiyon oldum?" der.
Hocası yine sakin ifade ile söyle cevaplar;
"Bu zaferin iki sırrı var oğlum.Birincisi judonun en güç hareketlerinden birini çok
iyi yapabilmendir. İkincisi bu harekete karsı tek bir savunma vardır.O da
hareketi yapanın sol kolunu tutmak!...”

EFSANEVİ YAZILAR (BAŞARIYA YOLCULUK AZMİ VE SONUCU


ADİDAS'IN DAS'I

İkinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Almanya'da bir kasaba Herzogenerauch'ta


iki kardeş ayakkabı yapıp satmak üzere bir atölye açarlar; Adolph ve Rudolph
Dassler. Savaş sonrası Adolph, Rudolph'a artık birlikte çalışmak istemediğini,
kendine ayrı imâlâthane açacağını söyler.
Rudolph şaşkındır. Ufacık kasabada iki kardeş ayrı imalathanelerde rekabet
edeceklerdir. Kardeşine bunun mantıklı olmayacağını, bu ufak kasabada zaten
insanların sayılı ayakkabı satın aldıklarını, ikisinin birden iflas edeceğini söylese de
Adolph bu uyarıyı dikkate almaz ve kendine yeni bir ayakkabı imalathanesi açar.
Gerçekten de aralarında kıyasıya bir rekabet başlar. Rekabetleri doğdukları kasaba
sınırlarını dahi aşar. İki kardeş ayrıldıktan sonra birbirlerine küsmüşlerdir ve Adolph
1978 yılında öldüğünde tam 29 yıl dargınlardır.
Bugün iki firmanın genel merkezi de bu ufak kasaba Herzogenerauch'tadır. Adolph
Dassler'in ayakkabı şirketinin adı ADIDAS, Rudolph'un ki ise PUMA'dır.

NLP DERKİ ;İNSANLARI SINIRLANDIRMSAYINIZ-

BİLGİNİN YOLCULUĞU
SEZGİLEŞME(bilinç dışı) Şüphe yoktur v eminsinizdir.,iç algı
vardır.bilginin gerçekliğine inanır.
OTOMATİKLEŞME(bilinç dışı) Şüphe yok denecek kadar azdır,iç
algıdadır
HIZLANMA(bilinçli) Burada da iç algıdasın,savaştığın
acabaların oluşur,bilgi hızlanır
YENİDEN DİZAYN(bilinçli) Dış algı vardır,algıyı alırsın.beyin bir
bilgiyi dizayn etmeye başlamıştır,çok
yorulursun,kıyas yapmak zorundadır.
KARŞILAŞMA(bilinçli) Karşılama boyutu ilk aşamadır,ilk algı
yoktur.Burada şüphe var.bu aşamada
insan önce direnç
gösterir.yetişkinlerde direnç çok
fazladır çocuklarda bu yoktur veya
çok azdır.

Söz:”her şeyin yenisi,dostluğun eskisi makbuldür”

*Hayır demeyi bilmeliyiz-seçici olun-hayatınızı kendiniz seçin-yapıcı olmaya


çalışın-olumsuzluklarla uğraşırsan bir yere varamazsınız.
*küçük işerin peşinden koşarsak hedefe ulaşamayız.
*kullandığımız kelimeleri yaşarız(küçük-adi-aptal-salak vs..)

İlk öğrendiğimizi beyin kısa süreli hafızaya atar.bilgi sonrasında kullanılmasa


beyin bunu siler,beyin işine yarayanı alır yaramayanı atar,filtreleme
yapar.saniyelik bir olaydır bu.

Uzun süreli hafızaya atabilmek için ne yaparsınız?özellikle çocuklara görsel-


işitsel-dokunsal uyarı verilir.tekrarlar görsel uyaranlar,deney ve uygulamalar
yaptırırlar.beyin bu noktada hangi temsil sistemini kullanıyorsa temsil sistemimiz
neyse onu kullanır.

KARŞILAŞMADADIŞ ALGI AKTİFTİR-iç dünya çok aktifse dış dünya


pasifleşir,dış dünya aktifse iç dünya pasifleşir.Eğitimde dış algı aktif olduğunda
öğrenci iç algıdan uzaklaştırılmalı.karşılaşmada beyin bilgiyi filtreleme yöntemiyle
alır,kısa süreli hafızaya atar ve yeniden dizayn eder.

YENİDEN DİZAYNDışarıdan aldığı bilgilerle kıyas yapar.bu boyutta


şüphe,güven problem ve direnç vardır ,size o bilgi tersse bilgiyi red edersiniz ve
bilgi gerçekleşmez.
HIZLANMATekrar yaptığımız aşama dır.bilgi tekrarlanıp hızlandıkça uzun
süreli hafızaya gidecektir.dış ve iç algı aktiftir bu devrede şüphe azalmaya
başlar.tekrarlar arttıkça otomatikleşme yede başlar.

OTOMATİKLEŞMEBu aşamada şüphe minimum olur.bilgi artık uzun süreli


hafızaya alınmıştır.inanç boyutuna geçmiştir ve bilgi artık gerçeğinizdir.

SEZGİLEŞMENet yargılar vardır,şüphe yoktur.işte tüylerinizin diken diken


olduğu boyut bu boyutturşeriatçılar,seri katiller bu boyuttadırlar,refleks
verdiğimiz boyuttur.sezgileşme boyutunda insanı kurtarmak zordur ama
imkansızda değildir.bu boyutta kullanılmayanlar ,önceki boyutlardan bilinçaltına
atılır.bilinçaltına girilip şüphe sokulursa bilgi yeniden dizayn edilebilir.Uzun süren
bir değişim programıdır.bu süreç daha çok profesyonel uzmanlaşmış kişilerin
gözetiminde yapılır.

Öğrenme nasıl olur?nasıl olmaz?çatışmalar nasıl olur?,bu şekilde sezgileşme


boyutunda çocuğunuzu arkadaşından ayıramazsınız Başta içine şüphe soktunuz
soktunuz ……görüşmeye devam ediyorsa o çocuk artık bitmiştir.uzman kontrolüne
geçmesi gerekir.Ebeveyn çocuğunun tanıştığı içine girdiği toplulukları baştan iyi
gözlemlemelidir.Çocuğunuzla iletişiminiz iyi ise güvenecektir. Sezgileşme
döneminde bu çok zordur ”inanmıyorum “ der Artık bitmiştir değiştiremezsiniz,iç
algıdadır ve ciddi inanç boyutundadır.

• Hayır demeyi bilmeliyiz-seçici olun-hayatınızı kendiniz seçin,Olumsuzluğu


düşünen insan kendini olumsuzluğa çeker .Daima yapıcı olmaya çalışın
olumsuzlukları anlata anlata elimize bir şey geçmez,hiçbir şey değişmez.
• İnsanlar kullandıkları kelimeleri yaşarlar (küçük-adi-şerefsiz-aptal vss)gibi
kelimeler kullanmayınız.küçük işlerin peşinden koşarsanız hedefe
ulaşamazsınız.
• Şarkı söylerken beynimiz aynı zamanda klip çeker ya acı çeker yada
sevinirsiniz.

ÇÖZÜM TEKNİKLERİ

Büyük düşünmenin sırrı nedir?coşkuyu yakalayabilmek için ne yapmalıyız?


*Eğer çok sıkıntı çekiyorsanız büyük işlerin peşindesinizdir.
*Düşünceyi geliştirmek insanların elindedir.
*Büyük hedefte büyük sorunlar vardır.
*Küçük hedefte küçük sorunlar vardır.
*Anında faydaya ulaşmak gereklidir.
*İletişim gücünde mutluluğunda anahtarıdır.
*Daima büyük iş için büyük kelimeler kullanın(süper-mükemmel-sır-harika-canlı)
__sen süpersin
__burası harikulade
__sen bana müthiş bir enerji veriyorsun
__bu gün yine muhteşemsin vs..

SÖZ=DAVRANIŞ KİŞİNİN KENDİSİ DEĞİLDİR

2 Lİ GÖRÜŞMELERDE UYULMASI GEREKENLER

***Seansta görüşenin arkasında kapı olmamalı


***Önden giden hep danışan olsun ,siz yolu gösterin
***2. ve 3. seansta artık tanınmak ister.asla ismini ve sorununu unutmayın.
***Görsel ve işitsel hafızasını geliştirin
***Eşleşin …karşınızdaki nasıl oturuyorsa onun oturduğu gibi olun.
***Seansı görsel başlatın.
***İşitsel olarak tane tane konuşarak devam edin
***Yavaş yavaş danışanı rahatlatarak hafifçe koltuğunuzda kaykılarak oturarak
dokunsallıkla seansı bitirin.
Her kez iletişime değer bunu asla unutmayın
İnsanları kıyafetle karşılar bilgisiyle alkışlarız
İnsanlarla aranızdaki mesafe görebileceği-duyabileceği-hissedebileceği
boyutta olmalı
Koltuğunuzda daima renk-yapı-dizayn olarak farklı olmalı(gücün simgesi)
Odanız sade ve soft olmalı
Kokulara dikkat etmelisiniz ferahlatıcı kokular tercih edilmeli.

EV’DE
*Çok eşya bizi kısıtlar sahip olduğumuz popülasyon (beden popülasyonu)önemlidir.
*Her kez evimizin salonuna girebilir ama mutfağımıza yatak odamıza giremez.
*Her kez her yere girebiliyor ve eşit davranıyorsa hatalıyızdır.
*İlişkilerinizde hedefi baştan belirleyin.
*Devamlı vermeyin.
*Misafirinize oturacağı yeri siz gösterin.
*Nerde oturduğunuz önemlidir.

BİLİNÇ

BİLİNÇ DÜZEYİ ----------------------- SONRADAN ÖĞRENİLEN

Hiçbir şey ilki kadar acı veya haz vermez ve her insan düşündüğü kadar yaşar.

DÜŞÜNCEKendinle ilgili inançlarındır.En önemlisi ise niyettir.

ÖRN:niçin üniversiteye gitmek istiyorsun?niçin işini büyütmek istiyorsun?


cevaplarını verdiğinde ise onu yaşamaya başlamışsınızdır artık.

NİÇİN SORUSUNiyeti ortaya çıkarır ve bu dış dünyaya enerji ,niyet olarak


yayılmaya başlar,algılar odaklanmaya başlar,hayatta tesadüf yoktur.Beyin niyet
ettiği şeyi toplar önünüze getirir.Önemli olan onu görebilmenizdir.Daima misyonu-
vizyonu ve hedefini yüksek belirlemesiniz.

NİYETBilinç altında bilinç dışında yatandır.bilinçaltına toplanan niyetler


önemlidir,onlar sizi açan ufuklardır,sizi sınırlayanlarda orada bilinçaltındadır.

BİLİNÇLİ BOYUT DANIŞMALIK YAPARKEN BU BOYUT ÇOK ÖNEMLİDİR-


KARŞINDAKİNİ DOĞRU ÇÖZÜMLEYEBİLMEK İÇİN(BEYİNDE FİLTRELEME-
KARŞILAŞMA-YENİDEN DİZAYN-HIZLANMA BURADADIR

BİLİNÇ DIŞI BOYUTYARGI OTOMATİKLEŞME SEZGİLEŞME


BOYUTUDUR.

5 TEMEL DEĞER
İNSANLARIN 5 TEMEL DEĞERİ VARDIR.
1:) BİLMEK
2:)YAPMAK
3:)SAHİP OLMAK
4:)YAKIN OLMAK
5:)OLMAK
BİLMEK DEĞERİBilmek değeri yüksek olan insan bilmek ister,ne kadar çok
bilirse kendini o kadar güçlü hisseder.Yeterli bilgiye ulaşınca eyleme
geçer,bulundukları alanda elde ettikleri bilgi kadar güçlü ve güvende
hissederler.Araştırma geliştirme alanında olması gereken kişilerdir.Çok soru
sorarlar..nasıl yapacağım?nasıl olacak gibi?
YAPMAK DEĞERİEyleme geçmek davranışta bulunmak önemlidir,bilgi o kadar
önemli değildir.Yaparak öğrenirler,çocuklarda böyledirler,önce eyleme geçer
sonra düşünür.Hareket etmekten sıkılmaz kolay kolay yorulmazlar,motivasyon
sorunları yoktur.İyi bir koç ve liderle olurlar başarılı olurlar.Davranışa yönelik
alanlarda başarılı olurlar.

SAHİP OLMAK DEĞERİElde etmek için sahip olma duygusu gelişmiştir.Ev


araba güzel bir ofis onlar içindir.İdealden daha çok sahip olma güdüsü ön
plandadır,kiralamayı değil satın almayı severler.Kredi-taksit onlara göre
değildir.Hemen sahip olmak isterler,armağan almayı severler.

YAKIN OLMAK DEĞERİYakın ilişkileri severler,ilişkileri daima sıcak tutmaya


çalışırlar.Diğer insanlar tarafından beğenildiklerinde rahat ederler .Dış
referanslı olurlar,kolay ilişki kurarlar,kabul görmeyi severler.En sevdiği
başkalarının kendisi hakkında güzel şeyler söylemesidir.Sanatçılarda bu değer
gelişmiştir.

OLMAK DEĞERİÖnemli olmak bir titre sahip olmak onlar için önemlidir,kariyer
sahibi olduğu unvanla anılması çok önemlidir.Bu unvana sahip olabilmek için yıllarca
okuyup eğitim alabilirler ÖRN:tıpta okuyanların %90 nın da doktor olmak
önemlidir.İsminin anılmasından hoşlanırlar.,

BEDEN DİLİ

BEDEN DİLİ % 60 MODELLEYEBİLİR


SES TONU % 30 GENETİKTİR
KELİMELER % 10 MODELLEYEBİLİR
İNSAN

*MAHREM BÖLGEYüzümüzün yan alanıdır İki amaçla bu bölgeye girilir.(kavga-


cinsellik)
*KİŞİSEL ALAMOmuz bölgesidir.temas azdır,yan yana duruşlar yada kokteyl
duruşu diyebiliriz kişiseldir.
*SOSYAL BÖLGEÇok yakın insanlara açtığımz bölgedir.resmi olarak el
sıkışmak.sosyalleşmenin ilk adımıdır.
*ORTAK BÖLGEAyak bileğinden dizine kadar olan bölümdür.sunum yapan
insanları dinleyenler bu bölgesine bakarlar

SAHNEDE DURUŞ-sahne sunum


__Sahneye ilk çıktığınızda dik durun
__Eller cepte olmamalı,hemen elinizi cebinize koyarsanız heyecan gelişir.
__Karşınızdaki kişiye avucunuzun içini gösterirseniz ”iletişim kurmak istiyorum”
demiş olursunuz.Ellerinizi mutlaka açık tutunuz
__Arkanızı dönmeyin
__Tahtaya yan durarak yazı yazın
__Geri geri gidin
__Yanınızda mutlaka su olsun(ara vermek için gerekir)
__Elinize kalem –silgi almayın
__Sunum sırasında soru-cevap yapma.son 10 dk içinde soruları yanıtlayacağınızı
söyleyin.(soruyu sorana bakarak al cevabı her keze bakarak ver )
__Özgüven yüksek olmalı (dik durun)
__Görselliğiniz çok önemli ( bakımlı olun ama abartmadan sadeliği tercih ederek)
***Dinleyenler için tipiniz görünüşünüz önemlidir,tipi nasıl?na anlatacak?
anlattıklarından ne hissettim,neler öğrendim diye düşünecek.****

Etkileyici Görünüş Oluşturun:

1.Enerjik bir insan gibi canla ve heyecanlı durun. bakışlarınız canlı olsun.
2.Her zaman yeni ve en kaliteli elbiseleri giyinemezsiniz. Ama giyindiklerinizin
temiz olmasına, vücudunuzun mutlaka temiz bulunmasına dikkat etmelisiniz. Saç,
sakal, tırnak, diş ve ayakkabı temizliğini bu çerçevede düşünebilirsiniz.

3. Uçuk hareketlerden kaçının. genel görünümünüz ve duruşunuz ağırbaşlı bir


kişilik imajı çizsin. Tükürük savururcasına bağırmak, küçük dili gösterecek kadar
gülmek gibi durumlar iletişimciyi küçük düşürtür.

4.Yapmacık jest ve mimiklerden kaçınılmalıdır. bunları öğrenebiliriz ama iletişim


esnasında tabii olarak çalışmalarına izin verilmelidir.

Sizi İzleyen Duyguları Coşturun:

1.Doğru ve samimi iltifatları her fırsatta kullanın.

2.Dinleyenlerin üstün olduğu yönleri keşfetmelerini sağlayın.

3.Sürekli iyimser ve çözüme dönük yaklaşımların sergileyin.

ÜÇ PARA KURALI-tekniği
1__GÖRSEL DURUŞYüksek sesle başlayın hızlı konuşabilirsiniz kendinizi
tanıtın.Adınızı ve ne anlatacağınızı söyleyin.
2__İŞİTSEL DURUŞKonuya ve ayrıntıya gir.ses tonuna dikkat et ve
hissettirmeden ses tonunu değiş.Vurgulu ama kibar-naif-mimikli konuş.Şarkı gibi
sunuş yapın.tane tane açıklayarak üçüncü paraya geç.
3__DOKUNSAL DURUŞMesajı ver bitir.ağır ağır kesik kesik konuş,son anda
görsel bir şey söylemek istersen görsele geç ve hissettirmeden dokunsala geri
gel.Bitişiniz duygusal ve çekici sözlerle bitirmelisiniz.
__Eşleş (göz teması)dinleyenlerin alınlarına bak,göz temasını uzun süreli
tutma.Alınlarına baktığınızda” beni dikkate alıyor “ duygusu yaşar,sizi bir daha
bırakmak istemez.
__Sahnede çok fazla gezmemlisiniz
__Giyiminize özen gösterin sade ve şık olun.
__Devamlı görsel-işitsel yada dokunsal kalmayın
__Kurumdan ayrı bir oda isteyin(kişiler sizi sahnede görsün)
__Eğitim verirken iç ve dış algı dengede olmalı,hangi boyutta olduğunuzun
farkında olmalısınız.
__Olumlu bir olay anlatırken “siz” olumsuz bir olayı anlatırken “biz”
demelisiniz.karşı tarata güven oluşur.
__Duruşunuzla fark yaratın,gizli kalın ortada olmayın.
__Sabit tahtalarda sunum yapın
__Kürsü kesinlikle kullanmayın
KONUŞMALARIN PLANLANMASI

Toplum karşısında söz söylerken sözün planlı olması anlaşılmak ve etkili olmak için
zorunludur. Çok önemli bir konuşmanın en önemli bölümleri başlangıç ve sonuç
bölümleridir. Burada konuşmayı “giriş-gelişme-sonuç” olmak üzere üç bölümde ele
alalım ve bu bölümlerin ayırıcı özellikleri üzerinde duralım

KISALIK:Giriş çok kısa olmalı, bir kaç cümleden oluşmalı ve hemen konuya
girilmelidir. Konuyla doğrudan ilgili olmayan sözlerle başlamakla tüm konuşmayı
mahvedersiniz.

İLGİNÇLİK:Giriş cümlesi, ilk cümle mutlaka ilgi çekici hale getirilmelidir. Basit
bir olay bile ilgi çekici hale getirilebilir. Konuşmaya başladığınızda sizi dikatle
dinlemeyenler daha sonra hiç dinlemezler. Dinleyicilerin dinlemeye en hazır
oldukları an sizi ilk gördükleri andır.

İLGİLENDİRMEK:Söyleyeceğiniz söz dinleyicilerinizi mutlaka ilgilendirmelidir.


Bu ilgiyi ilk cümlelerinizde kurabilmelisiniz. Bunun insanların genelinin ilgilendiği
bir olayı anlatarak başlayabilirsiniz. bir tasvir yapmak, bir nesne göstermek, bir
sual sormak, büyüklerin b-sözlerini hatırlatmak, konuşu beklenmedik şekilde
canlandırmak ilk anda ilgiyi çekmeyi sağlayacak başlama taktikleri arasında
düşünülebilir.

DİKKAT ÇEKİCİLİK:İlk sözlerinizi dikkat çekecek şekilde planlamalısınız. Bunun


için söze bir tasvirle, benzetmeyle, bilinen bir büyüğün sözleriyle
başlayabilirsiniz. Bir soru sorabilir, bir nesne gösterebilirsiniz.

SAMİMİYET:Girişte fazla resmiyetten veya aşırı samimiyetten(laubalilik)


kaçınmalısınız. dinleyicilerle içten, olgun ve samimî bir dostluk kurulmalıdır.

GELİŞME BÖLÜMÜ

FİKİR UYUMU:Gelişme boyunca söyleyeceğiniz her söz ilk baştaki ana fikrinizle
uyum içinde ve onu destekleyici olmalıdır. Başından beri söylediklerinizle ilgisiz
fikirleri kesin olarak atmak gerekir.
FİKİR ORTAKLIĞI:Konuşma boyunca en sık kullanacağınız kelimeler ortak
olarak paylaştıklarınız olmalıdır. Paylaşmadığınızı düşündüğünüz fikirleri
paylaştıklarınızdan sonra vermelisiniz.

BİLGİ VERİN:Slogan ifadelerden kaçınmalısınız. Zihinleri yıkamıyorsunuz veya


kafalara düşünceleri çakmıyorsunuz. Dinleyicilerinizin sonuçları kendilerinin
bulmalarını sağlayın. Bunun için sonuca vardıracak şekilde fikirlerinizi
sıralamalısınız. Fikirleri dinleyenlere mal etmelisiniz.

SONUÇ BÖLÜMÜ

ÖNCEDEN PLANLAYIN:Son bölümü ve hatta özellikle son cümlenizi mutlaka


önceden planlamalı ve en çarpıcı cümleyi bulmalısınız. Son sözünüzü söymlediğiniz
an yeni sözler söylemeye hazır olduğunuzu, aslında çok dolu olduğunuzu
hissettirdiğiniz andır. Dinleyenlerin aklında son söylediğiniz cümle ile
kalacaksınız.

BİTİŞİ SÖYLEMEYİN:Dinleyicilere sözünüzün bittiğini söylemeyin. Uygun bir


veda ile ayrılabilirsiniz ama sözünüzün kalmadığını söyleyemezsiniz.

DORUK NOKTASINDA DURUN:Sözünüzün bittiği nokta tam bir doruk noktası


olmalıdır. Heyecanları zirveye taşıdığınız noktada son sözünüzü söylemelisiniz.
Doruk noktası bir şiir okunarak, güldürücü veya duruma göre ağlatıcı bir söz
söylenerek, kompliman yapılarak , taltif veya övgü ile, büyük bir insanın sözüyle
tamamlanabilir

ÖZETLEME YAPIN:Sonuçta söyleyeceğiniz sözler baştan beri ileri sürdüğünüz


düşüncelerin özetini taşımalıdır. Gelişme boyunca tüm anlattıklarınız sonuçta iki
cümlede özetlenebilmelidir.

HAREKETE DAVET EDİN:Sözlerinizin işe yaramasını ve daha sağlıklı şekilde


dinleyicileri etkilemesini istiyorsanız sonucunuz aynı zamanda bir eylem davetini
içermelidir. Anlattıklarınızın gerektirdiği bir eylemi onlarla birlikte yapmaya
davet ediyorsunuz.

ÖRNEK

1.Konuşmanızın giriş bölümü kısa olmalı, ilginç olmalı, dinleyenleri ilgilendirici


olmalı, dikkat çekici olmalı, samimi olmalıdır.

2.Konuşmanızın gelişme bölümü baştan sona fikir uyumu taşımalı, dinleyenlerle


ortak fikirler taşımalı, bilgi verici olmalıdır.
3.Sonuç bölümü önceden planlanmalı, bitiş söylenmemeli, doruk noktasında
durulmalı, özetleme içermeli, harekete davet içermelidir.

NOT1=Sunumlarda mutlaka atasözleriniz-metaforlarınız olmalı.


NOT2=Diyelim ki sunum sırasında anlatacağınız konuyu unuttunuz.karşınızdaki
insanlar sizin ne anlatacağınızı ve detaylarınızı bilmediği için rahat olun ,konuyu
fazlaca dağıtmadan kendinize hatırlama payı bırakarak araya bir metafor yada
bir fıkra sokun daha sonra iki elinizi birbirine çarparak-yada şirinlikler yaparak
odağı toparlayın ve konunuzu anlatmaya devam edin.

EĞİTİM VERDİĞİNİZDE EĞER HER KEZ SİZİ KONUŞUYORSA


(saçınızı kıyafetinizi takınızı vs..) BAŞARISIZSINIZ,EĞER
KONUŞTUKLARINIZI KONUŞUYORLARSA BAŞARILISINIZDIR.

4 MAT TEKNİĞİ

1 . gruptur 2.. gruptur


% 25 lik dilim % 35 lik dilim
bu kim ? Niçin yapmalıyım?
Ne anlatıyor? Niçin yapmalısın?
Öğretici Niçin yapması gerektiğini
bilmesi gerekir
Motivatör
% 18 lik dilim 3 gruptur
Yaparsam ne olur? % 22 lik dilim
Yapmasam ne olur? Nasıl?
açıklamalarını yapmak Nasıl sorusunun cevabını
zorundasınız verenlerdir.
İnsanlar burada iki Liderler
odaklıdır
Mentörler

__Sunum yaparken 4 mat tekniğini yaparsanız çok soru soran çıkmayacaktır


__Birisinin sizi dinlemediğini gördüğünüzde o kişiye soru yöneltin,kişi size
cevap vermese de onun beynini kendinize odaklamışsınızdır artık.Aslında o an
beyninde bu soruya cevapta verir .
2 PARA TEKNİĞİÖne arkaya yarım adım kadar ileri geri yaparız.Olumlu
sözlerde öne doğru adım atarız,olumsuz sözlerde arkaya doğru adım atarız.
ETKİLİ SUNUM TEKNİKLERİ
Planlama Hazırlık:
Konuşmayı yapacağınız topluluğun sizden bu bilgiyi alabilecek düzeyde bir
eğitimi, bilgi birikimi, tecrübesi olmalıdır. elbetteki sunumun konusu
hakkındaki hazır bulunuşluluklarının da yeterli olması gereklidir.Yani
prezentasyona gelenler öyle laf olsun diye değil de sunumda verilen
bilgileri almak için o sunuma katılmış olmalılar.
1- Planlamak:
Neyi sunacağınıza dair sıkıca hazırlanın. Öyleki hazırlandığınız sunumun
bilgilendirici, ikna edici, insanları harekete geçirici, sunumunu yaptığınız
konunun karşı taraf tarafından tıpkı satın alınan bir ürün gibi satın
alındığını, o bilgiyi sunum yapan kişiden adeta satın aldığını düşünün. Ve
en önemlisi hazırlamış olduğunuz sunumun öğretici ve eğitici olması sunumun
gerçek amacına ulaşmasında en etkili yönetemdir.
Kendinizi motive etmek adına sunumunuzun amacının ne olduğunu tekrar
sorgulayın ve bunun ne olduğunu iyice tanımlayın.Sonrasında bu mesajı
karşınızdaki topluluğa verdiğinizi ve onların da bunu anladığını hayal edin.
Bu sizin sunum yapmadan önce kendinizi motive etmenizi sağlar. Zira
yapacağınız sunuma önce kendinizi inandırmalısınız.
Sonra o topluluğun size değişik sorular sorduğunu hayal edin.Ve sizin o
sorulan bütün sorulara, hangi zorlukta olursa olsun, hangi niyetle sorulursa
sorulsun cevap verdiğinizi düşünün.Zira sizi köşeye yatırmaya çalışacak
insanlar olabileceği gibi, gerçekten bilgi amaçlı sorular sorabilecek
insanlarda olduğunu unutmayın.Ve son olarak ta bu sunumu başaracağınıza
inanın. Bu sizin daha ikna edici bir sunum yapmanıza yardımcı olur.
Dikkati Çekecek bir açılış yapın. Örneğin o günün esprili bir magazin konusu
ile veya sunuş yaptığınız grubun ortak bir ilgi alanını belirleyip onlara
soru sorun ve cevap isteyin. Katılımcıları bir soru üzerinde düşündürün veya
güzel bir kaç espri yapın.Hepsini seminerin başında tek tek isimleriyle ve
görevleriyle, meslekleriyle tanımaya çalışın. Gruba iltifatta bulunun
örneğin onların ne kadar özel kişiler olduğunu, mesleklerinin ne kadar güzel
olduğunu, bu seminere katılmalarının onlar için ne kadar kısmet olduğunu, ve
onların ne kadar ayrıcalıklı olduğunu vb. bir çok motive edici sözle grubu
kendinize bağlayabilirsiniz.
Buradaki temel nokta sunumun başında grupla özel olarak geçirilecek bu
zamanın yeterli seviyede ve grubun zincirini kıracak şekilde olması
gerektiğidir.Bunları planlayın.
Seminere başlamadan önce
varsa konuyla ilgili istatistiklerden bahsetmek konusunda planlar yapın.
Veya anlatacağınız konuyla ilgili benzer olaylardan.
Ayrıca sunum süresince sunumunuzun akılda kalmasını sağlayacak bir kaç
olaydan bahsedin veya bir kaç güzel söz söylemeye hazırlanın. Seminer sonuna
doğru konuyu özetsel olarak tekrar edeceğinizi ve gruba kafalarına takılan
bir konu olup olmadığından bahsedeceğinizi planlayın. Sunumunuzdan aldıkları
bilgiyle ilgili ne kadar geliştiklerine dair onları motive edici sözler
hazırlayın. Güzel sözler söyleyin.

Sunumdan önce yapacağınız antrenmanda eğer sabırsız bir şekilde hızlı hızlı
sunum yapmak gibi bir eğiliminiz varsa bunu neden yaptığınızı düşünün.Sakin
olmayı ve herşeyi kelime kelime anlatmanız gerektiğini hatırlayın. Sonra
anlatacağınız konuları, söyleyeceğiniz güzel sözleri düşünün ve bunları
söyleme gerekçelerinizi gözden geçirin.
2- Antrenman:
Seminerden önce prova yapın. Ayna karşısında çalışın ve sunumunuzu tıpkı
seminer sunacağınız zaman gibi sunmaya çalışın. Seminerinizin akılda
kalmasını sağlamak için size özel bir takım hareketler, espriler, anlatım
biçimleri, yöntemler geliştirmeye çalışın. Öyleki sunumunuz kaliteli ve
sıradışı olsun.
3- Sunmak
Sunacağınız konuya başlamadan önce o konuya ne kadar hakim olduğunuzu
hissedin. Bu sizi pozitif yapacaktır. Sunuma başlamadan önce seminerin ne
kadar önemli olduğunu ve katılımcılara ne kazandıracağından bahsedin.
Herkesle göz kontağı kurun.Güven verici bir vücut dili kullanın.Rhat olun ve
ciddi giyinin.(Dekolte veya spor olmayın)

Gruba iyi bir sunum yapmak istiyorsanız önce sunacağınız konuya siz inanın.
İçten ve samimi olun. Topluluğa hitap ederken hep biz deyin. Onlara siz
diyerek ayrımcılık yapmayın.Örneğin 'biz şu anda şunu şunu yapıyoruz deyin'.
Topluluğa sorular sorun ve cevaplarını bekleyin. Fikirlerini söylemeleri
için onları teşvik edin.

Güzel bir kaç hikaye anlatın. Grubun mümkünse ortasında gezinin. Yüksek bir
ses kullanın. Mümkünse oturmadan, doğru bir vücut dili kullanın.

EİNSTEİN VE ŞOFÖRÜ hikaye


Einstein bir çok yerde konferanslar vermişti. Bu konferanslara özel şoförün
kullandığı bir otoyla gidiyordu. O konferans verirken şoför de dinleyiciler
arasında oturarak onu dinlerdi. Bir gün yine bir yere konferansa gidiyorlardı. Bir
ara şoför;
- “Dr Einstein,' dedi, sizi o kadar uzun zamandır defalarca dinledim ki artık
yapacağınız konuşmayı kelimesi kelimesine biliyorum.” Yaşlı adam pası almıştı.
-“Pekala, şimdi gitmekte olduğumuz yerde beni tanımazlar. Palto ve şapkalarımızı
değişelim ve sen konuş.”
Şoför konuştu. Gerçekten de dersini iyi çalışmıştı. Biri çıkıp da daha önceki
konferanslarda sorulmamış bir soru soruncaya kadar sorular kısmını bile başarıyla
götürüyordu. Yine de bozuntuya vermedi:
- “Böyle basit bir şeyi sormanız gerçekten çok garip şimdi arka sırada oturan
şoförümü çağıracağım ve size cevap vermesini söyleyeceğim.”

BAŞKA BİR ARZUNUZ... Mercedes otomobillerinin hikâyesidir

Şimdi şu pazar gününde gelin sizin için bir hayal kuralım. 1900’lü yıllarda ülkelerin
birinde yıllar boyu uğraşarak çok güzel ve kaliteli bir otomobil üretiyorsunuz.
Kaliteden taviz vermeden, seri üretimi gerçekleştiriyorsunuz. Otomobilinizin ünü
neredeyse dünyaya yayılıyor. Müthiş satışlar gerçekleşiyor. Bayilerinizin siparişlerini
yetiştirmekte zorlanıyorsunuz. Kendi adınızı taşıyan otomobille gurur duyuyorsunuz.
Bu da sizin en tabii hakkınız; arabayı A’dan Z’ye düşünüp tasarlayan, üreten sizsiniz
çünkü.
Bir gün aldığınız beklenmedik bir haber sizi hayrete düşürüyor; komşu ülkelerden
hem de kültürü size çok yakın olan birindeki bayiniz arabanızı satmaktan vazgeçtiğini
bildiriyor. En büyük satışlarınızı gerçekleştiren bayiniz bu ve görünürde hiçbir
problem de yok. İşte bu en başarılı bayinizin kararını değiştirmek için harcadığınız
gayretler hiçbir sonuç vermiyor, ne yapacağınızı bilemiyorsunuz.
Atlıyorsunuz trene, o bayinin ayağına kadar gidiyorsunuz. Herkes gururunuzu
ayaklar altına aldığınız bu davranışı pek de hoş karşılamıyor. Bayinizle uzun süren
müzakerelerden de bir netice çıkmıyor. Son bir cümle olarak kendisine;
- “Bay filan, siz bizim gerçekten saygı duyduğumuz bir müşterimizsiniz. Sizi
kaybetmemek için ne isterseniz yapmaya hazırım” diyorsunuz.
Bayinizin isteği şu;
- “Arabanıza biricik kızım ....’in ismini verirseniz bayiliğinize devam ederim” diyor.
İşte bu; hepimizin bildiği. Almanya’nın sembollerinden sayılan otomobilin üreticisi
bay Gottlieb Daimler, 'Daimler-Benz' markasıyla ünlenen otomobilin ismini
Avusturyalı müşterisinin küçük kızı 'Mercedes'in ismiyle değiştiriyor. Sonrası malûm.
Dünyanın bir numaralı araba markası “Mercedes”
ACIMI HABER YAPTIM –duyguları dengelemeye örnek bir hikaye.

1964 yılıydı. Stajyer gazeteci olarak bir İtalya seyahatine gitmiştim. Dönünce
gazeteden bana;
- “Çok başarılısın, seni kadroya alacağız.” dediler.
22 yaşındayım, dış politika yazarlığı yapıyordum.
Benim için sevindirici bir durumdu. Babama müjde verecek ve onayını alacaktım.
Bir cumartesi günüydü. Eve gittim, ama hayret!.. Evde bir durgunluk var. Kimsenin
ağzını bıçak açmıyor. Tabii şaşırarak sordum:
- “Hayırdır ne var, ne oldu?”
Nihayet acı da olsa bana haber vermek durumundaydılar. Dediler ki:
- “Böyle böyle, baban Ankara'ya gitmişti. Dönüşte trafik kazası geçirmiş...”
Hemen koştum. İki tane cerrah buldum. Adapazarı'na hareket ettik. Çünkü
Adapazarı'nda kaza geçirmiş. Durumunu tam olarak bilemiyorum elbette.
Adapazarı Devlet Hastanesi'nin önüne vardığımda, helikopter, ambulânslar
mahşerî bir kalabalık vardı. Herkes bir telâş içerisindeydi.
Kapıdan içeri girdiğimde, kalabalığın arasında annemi gördüm. Koştum annemden
yana. Daha ben anneme hiçbir şey sormadan, annem boynuma sarıldı ve gözyaşları
içinde acı haberi verdi:
- “Baban öldü oğlum.”
- “Yapma anne!.. Aman Allahım.”
Ben daha olayın şokunda iken, biri geldi yanıma. Dedi ki:
- “Mehmet bey, telefondan çağrılıyorsunuz.”
Hemen telefona koştum. Kimin ne için aradığını da bilmiyorum. Baktım karşımdaki
ses Yalçın Bayer. Bana başsağlığı diledikten sonra mesleğimi yapmamı istedi:
- “Haberi yazdır bize.”
- “Ne haberini?”
- “Babanızın ölüm haberini.”
Mesleğimin ne olduğunu o zaman daha bir anlamıştım. Ve göz yaşlarıma hâkim
olarak, “Cemil Sait Barlas trafik kazasında vefât etti.” diye haberi yazdırdım.
Mehmet Barlas

DENGE TABLOSU
1-AİLEAile içinde fertler ne düşünüyor sizin için? Ne kadar mutlusunuz?
aile içinde kişilerle arkadaş olabiliyor musunuz?yoksa yaşamınızda ters giden
şeyler varsa onlarımı suçluyorsunuz?
2-PARANe ifade ediyor? Paraya sahip misiniz ? ne kadar mutlu ediyor?
birilerine borç verirmisiniz?hayır diyemiyor musunuz?siz birilerinden para
isteyebilirmisiniz-varmı?evet bu (x) kişi dediğiniz var mı?para yüzünden
tartışma yaşadınız mı?
3-SOSYAL YAŞAMİlişkiler nasıl? Çok mu sesli yaşıyorsunuz?dedikodunuz
yapılıyor mu?arkadaşlarınız sizi mutlu ediyor mu?çevrende sadece akraba ve
arkadaş gruplarınız mı var?sosyal yaşamda nerdesiniz?
4-KARİYERKariyeriniz umduğunuz yönde gelişiyor mu?doğru alanda mı
çalışıyorsunuz?ne yapmak istediğinizi biliyor musunuz?enerjiniz yüksek mi
bulunduğunuz iş alanında ?iş yeriniz ahlaki değerlere uyuyor mu?siz bu ahlaki
değerlere uyuyor musunuz?
5-AKRABAAkrabalarınızla ilişkileriniz sınırlı mı?keyif alıyor musunuz?keyif
aldıklarınız ne?eşinizin ailesiyle aranız nasıl?kavgalar var mı ?
6-EVKomşularla anlaşabiliyor musunuz?harcamalarınızı nasıl yapıyorsunuz?
parasal anlamda sorun yaşıyor musunuz ev harcamalarında*evle ilgili ihtiyaçları
karşılayabiliyor musunuz?evinizin yeri?oturduğunuz yeri seviyor musunuz? Sizi
oturduğunuz yer tedirgin ediyor mu ?eve girdiğinizde mutlu oluyor musunuz ?
evinizi paylaştığınız insanlar sizi mutlu ediyor mu? Eve karşı yeterince özel
alakanız var mı?
7-YARATICILIKGüven var mı* yaratıcılık konusunda kendinizden emin
misiniz ? Yeteneklerinizin farkında mısınız?eğitim –kurslar almak ister
misiniz ? Kendinizi ifade etmeyi becerebiliyor musunuz
8-AŞK VE ROMATİZMKendinizi yeterli buluyormusunuz ? Cinsel
duygularınızı ifade edebiliyor musunuz?aşk sizin için ikili bir ilişki yaşamaktır?
cinsellik sizin için çokmu önemlidir,partreninizle orantılımısınız?partreninizin
ihtiyaçlarını karşılayabiliyormusunuz? Eşiniz yada partnerinizle aşk ve
romantizm den bahsedebiliyormusunuz(yaşayabiliyormusunuz)?kendinizi
sevmeye layık görüyormusunuz?
-
BAKMAK ,GÖRMEK VE YAKALAMAK

GÖZ BAKAR ,BEYİN GÖRÜR,HAFIZA İLİŞKİ KURAR


Beyin haritalarında özel seçilmiş kelimeler önemli rol oynar.Bu özel seçilmiş
kelimelere anahtar kelimeler denir.
Anahtar kelimeler bir metinden ,bir konuşmadan yada bir düşünce’den
seçilebilir.Fakat anahtar kelimeleri doğru seçebilmek için onlara sadece bakıp
geçmek yeterli olmaz onları görebilmemizde gerekir.Örneğin bir metin
okuduğumuzdaki kelimelere bakıp o metindeki hangi kelimelerin anahtar
kelime olduğunu görmez isek yine bir seminerde konuşmacının söylediği
kelimelerden hangilerinin anahtar kelime olduğunu görmez isek doğru bir beyin
haritası oluşturacağımız gibi hafızada ilişki de kuramayız sonuçta bilgileri
hafıza da tutmak için gerekli olan anahtar kelimeleri yakalayamayız. Gerek bir
konuşmada gerekse bir metinde doğru kelimeleri görebilmek için alıcı gözüyle
bakmalıyız. Alıcı gözüyle bakabilmek için ise kişinin konuya karşı istek ilgi ve
ihtiyaç duyması gerekir.Bundan sonraki aşamada ise işin teknik boyutu olan
yön sözcüklere dikkat verilmelidir

BEYNİMİZİN HER İKİ YANI


SAĞ LOP SOL LOP
Duygu-gelecek Mantık-geçmiş

SOL LOP SAĞ LOP


Mantık kullanır Duyguları hisleri kullanır
Resmin detaylarını görür Resmin bütününü görür
Gerçekleri yönlendir Hayalleri yönlendiri
Kelimeler ve dil Semboller ve izlenimler
Geçmiş ve şimdiki zaman Şimdiki ve gelecek zaman
Matematik ve bilim Felsefe ve din
Kavrar Edinir
Bilir İnanır
Kabul eder Takdir eder
Düzen kalıp algılaması Uzaysal algılama
Nesne isimlerini bilir Nesnelerin işlevlerini bilir
Gerçek temelli Kurgusal temelli
Stratejiler oluşturur Olasılıklar sunar/oluşturur
Pratik Düşünmeden yapar/aceleci
Güveni sever Risk alır

% 56 kadınlar sağ lop-duygu


% 35 erkekler sol lop-mantık
***Günümüzün başarılı insanı, beyninin her iki yarısını da etkili ve dengeli bir
şekilde kullanabilen ve gerektiğinde birinden diğerine kolaylıkla geçebilen
insan olarak değerlendiriliyor. ***
Beyin Nasıl Öğrenir?
***Beynin nasıl öğrendiği konusunda son yirmi yıl içinde ilginç gelişmeler oldu.
Beyninin her iki lobundan biri alınan hastalar üzerinde gerçekleştirilen
çalışmalar hızlı öğrenme ve hafıza eğitimi metotlarında çığır açtı.
***Bunca gelişmelere rağmen beyin, hâlâ insan vücudunun çalışması hakkında
en az şey bilinen organ olma özelliğini koruyor. Konunun uzmanlarına göre
birçok kişi beyin potansiyelinin ancak yüzde 4-8 arasındaki bir kısmını
kullanıyor. Beyin gerçekleri, başarılı bir eğitimin, insanın öncelikle kendini
tanıması ve keşfetmesine; nasıl öğrendiğini öğrenmesine bağlı olduğunu
gösteriyor. İnsan beyni yaratılış itibariyle bir öğrenme programıyla yüklü
olarak gelmektedir. Ancak, bu programın yanında kullanıcı el kitabı mevcut
değildir. Zaman geçtikçe öğrenilen bilgi ve becerilerin modası geçmekte ve
kullanılmaz hâle gelmektedir. Modası geçmeyen ve hayat boyunca ihtiyaç
duyduğumuz ise öğrenmenin öğretilmesidir.
***Bu gelişmeler, Başarılı insan kavramında da değişikliğe yol açtı. Günümüzün
başarılı insanı, beyninin her iki yarısını da etkili ve dengeli bir şekilde
kullanabilen ve gerektiğinde birinden diğerine kolaylıkla geçebilen insan olarak
değerlendiriliyor. Beyin hücreleri arasındaki bağlantıları gelişmemiş insanlar,
beyinlerine ne kadar bilgi yığmış olurlarsa olsunlar, düşünce, muhakeme, akıl
yürütme becerileri gelişmemekte, bu yüzden de eğitilmiş sayılmamaktadır.
Hipokamp ve Etkili Öğrenme
**İç içe üç bölüm hâlinde bulunan beynimizin orta beyin bölümünde yer alan
Hipokamp (hippocampus) hafızanın merkezi durumundadır. Bu merkez, beynin
yazıcısı gibi faaliyet gösterir.
***Hipokamp bölgesi bilgilerin kalıcı hafızaya geçip, geçmeyeceğine karar
veren merkezdir. Çeşitli şekillerle bize ulaşan bilgiler, verdiğimiz önem
derecesine göre beyne kaydolmaktadır. Merak ve ilgi duymadığımız,
önemsemediğimiz; kısacası duyguların hareketlenmediği olaylarda gelen
bilgiler düşük frekanslı elektrik sinyalleri şeklindedir. Sonuçta, zayıf sinaptik
bağlar oluşur ve beyin hardiskine (korteks) kayıt işlemi gerçekleşmez. Çünkü
böyle durumlarda alıcılar (duygular) harekete geçmemektedir. Duyguların
uyandığı olaylarda ise hipokamp hareketlenmekte ve kortekse kayıt işlemi
tamamlanmaktadır.
Beyin Loplarının Öğrenmedeki Yeri
***Birçok test sonucunda, beynin sol lobunun, konuşma, matematiksel işlemler,
diziler, sayılar ve analiz gibi konularda çok üstün olduğu, mantıklı ve doğrusal
çalıştığı tespit edildi.
***Araştırma sonuçları beynin sağ lobunda, ritim, hayal kurma, renkler, boyut,
hacim, müzik gibi fonksiyonların yapıldığını ortaya koymaktadır. Beynin sol
tarafı bilgiyi mantıklı ve doğrusal olarak işlemekte, sağ lop ise artistik tarafı
oluşturmakta, detaydan çok resmin bütünüyle ilgilenmekte ve bilgiyi şekil ve
hayal gücüyle işlemektedir.
***Sağ lobun duygular, inanma ve hayallerin etkisinde olduğu ve fotoğrafik,
yani bütünsel öğrendiği ortaya çıktı. Bu yüzden bilgiyi sıra ile işleyen sol lobun
aksine, sağ lobun öğrenmede çok daha hızlı ve etkili olduğu anlaşıldı. Ayrıca,
insanın mucitlik ve üretkenlik kısmı sağ lop fonksiyonları arasında yer
almaktadır.
***Sadece sol lobu gelişmiş olan ve bu lobu iyi kullanan insanların üretken
düşünebilmesi sağ loplarını da geliştirmelerine bağlıdır (gerekir). Öğrendikleri
konuları ve formüllerden yeni şeyler üretebilmeleri ancak beynin sağ lobunu
işin içine katmaları ile mümkündür.
***Beynin her iki lobu birbirini tamamlayan fonksiyonlara sahiptir. Her iki lop
arasında yoğun sinir lifinden oluşan Korpus kallosum ağ demeti bulunur. Bu ağ,
beynin sağ ve sol lobu arasında sürekli bilgi alışverişinin yapılmasını sağlayan
bir köprüdür.
***Sağ beyin yaratıcılığı, duygusallığı, seslere ve renklere, hayal gücüne,
sezgilere ve soyut algılamalara daha yatkın çalışırken; sol beyin mantıklı,
sistematik ve analitik düşünmeye, yazı ve sayılara, ölçme, değerlendirme ve
eleştirmeye daha yatkın olarak çalışmaktadır. Beyinlerinin bir yarısını diğerine
göre daha iyi kullanan kişiler, diğer boyutta çalışan yarıkürenin yeteneklerine
ihtiyaç duyduklarında zorlanırlar ve başarısız olurlar.
***Hızlı ve etkili öğrenmenin yolu beynin her iki lobunu birlikte ve dengeli
kullanmaktan geçiyor. Bir kuşun uçabilmesinin iki kanatla mümkün olması gibi
etkili öğrenme için beyin loplarının her ikisinin dengeli gelişimine ihtiyaç
vardır.
***İki lobun birlikte kullanıldığı, birbirleriyle uyumun sağlandığı ve işbirliği
içinde çalışıldığı durumlarda kişisel yetenek ve etkinlikte olağanüstü artış
gözlenmektedir. Eğitimde beynin iki lobunun kullanımı, beyin kapasitesini iki
kat değil, kat kat artırabilmektedir.
***Kitap okurken genelde her iki lop birlikte koordineli bir şekilde çalışmak
zorunda kaldığından kitap okumak beyin loplarının dengeli gelişiminde en
faydalı faaliyetlerdendir. Sol lopça takip edilen ve kavranan sözel kavramlar,
sağ lopla tasvir edilir, şekil, imge ve yeni düşüncelere dönüştürülür,
canlandırılır. Halbuki, televizyon izleme sağ lobu genelde pasif durumda
bırakmaktadır. Bu yüzden de beyin gelişimine olumlu bir katkı
sağlamamaktadır.
***İnsanların yüzünü kolayca hatırlarken, ismini hatırlamada zorlanışımız sağ
lobun öğrenmede sol loptan ne derece etkin olduğunu gösterir. Bin defa
duymaktansa bir defa görmek yeğdir Çin atasözü de bu gerçeğe parmak
basmaktadır. Hafıza şekillerle, temsillerle çalışır ve bilgiyi resimlerle işler
şeklinde ifade edilen hafıza gerçeği aslında, sağ lobun şekil, resim, hareket ve
boyuta duyarlılığı; hayallerin ve üretici düşüncenin merkezi olması vesilesiyle
öğrenmede olağanüstü etki ve fonksiyona işaret etmektedir.
***Bazı insanlar okuduğu, gördüğü ve duyduğu bilgileri kolayca ve hemen
hatırlıyorlar. Bunlar fotoğrafik hafızaya sahip insanlardır. Fotoğrafik
hafızaya sahip insanlar üzerinde yıllar süren bilimsel araştırmalar yapılmıştır.
Bunların en önemli özellikleri beynin her iki lop fonksiyonlarını birlikte ve
dengeli olarak kullanmalarıdır.

LOPLAR ARASI MONOLOG puhahahaha

sağ lop: acaba ne yazsak? ne yazsak?...


sol lop: şöyle komik bişeyler... insanlar bizim ne kadar espirili olduğumuzu
düşünsün.
sağ lop: yok yok... romantik bi şeyler yazalım ki duygusal zekamız ortaya
çıksın.
sol lop: lan kaç yıl oldu bi bok öğrenemedin! duygusal oldun mu insanlar seni
ezik zanneder. karı kız kısmı kendini güldüren erkeği sever.
sağ lop: yok öğle bi şey... romantiklik her zaman işe yarar. söyle gül yağmur
filanda koyarız
sol lop: saçmalama az kıvrımlı.. sanki ilkokul çocuğu... bide kurdale takalım
istersen!!
sağ lop: hıh.. sen daha iyisini bulda görelim...
sol lop: bulurum tabii embesil... bak ne yapalım... bana geçen gün bi mail geldi.
ordan bi şeyler araklarız, yıkılır millet...
sağ lop:. sende ancak forward mailleri kopyala yapıştır... nerde yaratıcılık!
sol lop: bak bak ağzını bozma...düz fön çekerim senin nöronlarına...
sağ lop: tamam tamam... hemen kızma agresif moron... en iyisi gizemli bir hava
yaratmak...
sol lop: fena fikir değil hani... aferin lan duygusal idyot. ama nasıl?
sağ lop: bekle... bekle... evet.. tamam.
sol lop: ne tamam lan? ne tamam?
sağ lop: insanlar neyi gizemli bulur?
sol lop: neyi?
sağ lop: hakkında bi şey bilmediklerini...
sol lop: eee.. bunun bize ne faydası var?
sağ lop: merak uyandırırız salak... şey yazalım mesela... hırçın akşamların
gizemli kurdu.. acayip fiyakalı değil mi?
sol lop: oldu.. istersen bide sonuna bide asl? yazalım... arabesk kıvrımını
fönlediğim
sağ lop: ne yazalım peki bay copy past ustası...
sol lop: en iyisi boş bırakalım... düşünsün dursunlar. ne dersin?
sağ lop: aferin aferin... sonunda bi işe yaradın... tebrikler..
sol lop: ee tabi.. senin gibi saksı niyetine taşınmıyoruz.
sağ lop: gene başladı hakarate... ama ben derim ki gene de sonuna bir gül
koyalım.. duygusal olduğumuz belli olsun...
sol lop: ………. git.. gül kadar beynin yok şerefsizim...
SUNUM İÇİN ÖRNEK__LOPLAR

Beş km.'lik bir yolu kaç saatte yürürsünüz. Gelin uzlaşalım ve cevabınızın da "1
saat" olduğunu kabul edelim. Yani iki ayağınızı ve iki kolunuzu kullanarak beş
km.'lik bir yolu 1 saatte yürüyebiliyorsunuz.

Şimdi sizden birşey istiyorum. Ayağa kalkın ve tek ayağınızın, örneğin sol
ayağınızın üzerinde durun. Şimdi sağ ayağınızı dizinizden geriye doğru bükerek
sağ elinizle ayak bileğinizden tutun. Bir an arka tarafta sağ elinizle sağ ayağınızı
birbirine bağladığımı kabul edin.

Aman ne oluyor diye heyecanlanmayın. Amacım bir elinizin ve bir ayağınızın


kullanılmamasını sağlamak. Yani yürürken kullandığınız organlarınızın yarısını
kullanmazsanız, veriminizin ne kadar düşeceğini merak ediyorum.

Evet, şimdi sorumu tekrarlıyorum. "Sağ eliniz ve sağ ayağınız birbirine


bağlanmış halde iken, sadece sol ayağınızı ve sol elinizi kullanarak beş
km.'lik bir yolu kaç saatte yürürsünüz?".

Kaç saatte? 2 saatte mi? Duyamadım, yoksa 5 saatte mi? Belki 10 saatte,
belki de 20 saatte, ne dersiniz. Belki de bu işi hiç başaramazsınız. Gelin
uzlaşalım. Bunun cevabının da 10 saat olduğunu kabul edelim.

Peki, şimdi size daha önceki bir cevabınızı hatırlatıyorum; "Beynin


yarısını kullanan bir insanın verimi sadece % 50 düşüyor da, neden yürüme
organlarının yarısını kullananların performansı % 50'den çok daha kat kat
aşağı düşüyor?"

EK BİLGİ

DÜNYANIN İLK İKİ BEYİNLİ İNSANI-


(KORPUS KALLOSUM) yogun sinir liflerinden oluşan bağ

İkinci Dünya Savaşı'nda asker olan W. J. savaş sırasında düşman hatlarının


arkasına paraşütle indirilen askerler arasındaydı. İndirmeden sonra çıkan
çatışmada birçok arkadaşı ölmüş, kendisi de esir düşmüştü. Ama çatışma
sırasında kafasından yara almış ve yara beyninin bir lobuna da isabet etmişti.
Doğal olarak vücudunun diğer tarafına da felç gelmişti.

W.J.'i iyileştirme çabaları savaştan sonra da devam etmiş, fakat hiçbir tıbbi
tedavi olumlu sonuç vermemişti. Aksine felç vücudunun diğer tarafına da sirayet
etmeye başlamıştı.

Bu sonuç bilim adamlarını oldukça şaşırtmıştı. Beynin yara aldığı kısma göre
vücudunun diğer tarafına felç gelmesi normaldi. Fakat beynin diğer tarafında
yaralanma olmadığına göre, felç neden vücudun diğer tarafına da sirayet
ediyordu.

Bu sonuç beynin bir lobundaki yaranın, diğer lobunu da etkilemeye başlamasından


olabilirdi. Eğer durum böyle ise, yaranın diğer lobu etkilememesi için son çare
olarak ameliyatla iki lobun birbirinden ayrılması gerekiyordu.

Böylece W.J. ameliyatla beyninin sağ ve sol lobu ayrılan ilk hasta oldu.

Plana göre beynin sağ ve sol lobunu birbirine bağlayan "korpus kallosum" adındaki
yoğun sinir liflerinden oluşan bağ kesilecekti. Böylece beynin bir lobundaki
yaranın, beynin diğer lobunu etkilemesi önlenecekti. Sonuç olarak vücudun bir
yanında bulunan felç diğer tarafa sirayet etmeyecek ve W.J. kısmen normal bir
hayat yaşayacaktı.

Ameliyat başarılıydı ve diğer ameliyatlar bunu izledi. Artık W.J.'in her iki lobu
arasında iletişimi sağlayacak hiçbir bağ yoktu. Ancak W.J.'in hayatında
beklenmeyen birçok değişiklikler olmaya başladı.

Örneğin yapılan deneylerden birinde W.J.’e bir ekranın ortasına dikkatlice


bakması söylendi. Bu sırada aynı anda slayt filmiyle ekranın solunda bir "tavuk"
resmi, sağında ise bir "kardan adam" resmi hızla gösterildi. Bilim adamları
gösterilen bu resimlerin beyinde çapraz olarak algılandığını biliyorlardı. Yani
ekranın solundaki tavuk resmi sağ lop tarafından, ekranın sağındaki kardan adam
ise sol lop tarafından algılanıyordu.
W.J.’e ne resmi gördüğünü söylemesi istendiğinde "kardan adam" diyordu. Ama
gördüğü şeyin resmini sol eliyle göstermesi istendiğinde örnekler arasında
bulunan "tavuk" resmini gösteriyordu.

Testler devam etti ve gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Konuşma merkezi


beynin sol lobu üzerindeydi. W.J.'e "ne gördün" dendiği zaman cevap veren sol
loptu ve sol lob ne gördüğünü yani "kardan adam"ı söylüyordu. Gördüğünü sol
eliyle göstermesi istendiğinde durum farklılaşıyordu. Sol eli çapraz olarak
beynin sağ lobu idare ediyordu. Sağ lobun gördüğü ise "tavuk" resmiydi. Sonuç
olarak sol eli kontrol ederek cevap veren sağ loptu. O da kendi gördüğünü sol eli
kontrol ederek söylüyordu, "tavuk".

W.J. artık iki tane ayrı insan olmuştu. Her iki beyin birbiriyle haberleşemediği
için ayrı ayrı bağımsız çalışıyordu. Beyin loplarının bu şekilde bağımsız çalışması
şüphesiz W.J.’in hayatında beklenmeyen değişiklikler yapmıştı. Ancak bu
tesadüfi olay ve yapılan testler hangi lobun hangi fonksiyonlarda uzman olduğunu
öğrenmemizi sağlamıştır.

YENİDEN ÇERÇEVELENMEK

Bazen bazı durumlara saplanıp kaldığımızda ve duyguları yanlış


yorumladığımızda yeniden çerçevelenmek bizleri daha farklı bakış açıları
kazandıracak,dolayısıyla esneklik kazanmış olacağız.Yeniden çerçevelendirme
düşüncesiyle bazı olaylar farklı perspektiften bakarak güçlükleri yenmeyi
başarabiliriz.Ayrıca yeniden çerçevelenmek yaratıcı düşüncenin
özüdür.Örneğini,başkalarının gerçeklik haritalarını anlamak için ,olayları onların
bakış açısından görmemiz gerekir.Yeniden çerçevelenme seçenekler üretir ve
yeni olasılıkları gündeme getirir.
Yeniden çerçeveleme klasik bir pollyanna’cılık değil ,kötü bir olayın ilk darbesini
çabucak atlatıp eyleme geçmemize yarayan çok önemli bir silahtır.
Yeniden çerçeveleme ,insanı karşılaştığı başarısızlık denilen olaylar karşısında
çöküntüden kurtarır.Engeli basamağa dönüştürür.Böyle olunca da o azimle engel
ne kadar büyükse yükseğe çıkarır.
O engeller, 7 yaşında gözlerini kaybeden küçük Veysel’in büyük halk şairi aşık
Veysel olmasını engelleyememiştir.
İki yıl zindanda yatan Muhammet ali clay,zindandan çıktıktan sonra o zindan
hayatının izleri ve psikolojisi altında ezilmemmiş görünürdeki bütün aleyhte
şartlara rağmen dünya boks şampiyonluğunu yeniden kazanmıştır.
Olaylara bakışınız,dezavantajlarınızı müthiş avantajlara ,acılarınızı büyük
birikimlere çevirebilir.Size beklenmedik sıçramalar yaptırabilir.Yeter ki olaylara
bir de o yönden o gözle yaklaşın.
Bunları düşünürken gayemiz sorunlara dalmaktan çıkıp hedeflerimize ulaşmak
olmalıdır.
‘Üzülmek,yarının sıkıntısından bir şey eksiltmez.Sadece bugünün gücünü
tüketir.’(a.j.cronin)
Her işte bir hayır vardır.Bir kapı kapanınca bir kapı daha açılır.
Her sorun bizi geliştirecek bir fırsattır.Yeter ki bu fırsatları görelim.
ÖRNEKLER
1-Televizyon bozuk,(bu akşam moral bozucu haberler dinlemeyeceğiz.Kitap
okumak için harika bir fırsat)
2-Hala bir arabam yok(park problemi ,tamir ve benzin masrafını düşünmüyorum.)
3-Bu sene üç dersten sınıfta kaldım(Ne güzel İngilizce öğrenmek için harika bir
fırsat)
4-Eşime evlilik yıldönümü hediyesi alacak param yok(ona çok özel bir hediye
alacağım.)

EK BİLGİ
-
-
-
-
-
-
-
-

-
BİREYSEL FARKINDALIK HARİTASI
KENDİNİZİ POZİTİF OLARAK GÜDÜLEYİN
Durum :Önce durumunuzu değiştirin.Bakışınız kayık,omzunuz bükük ,suratınız
asıksa elbette motive olamazsınız.Başta zorlayarak da olsa gülümseyin,neşeliymiş
gibi davranın, hayatınızda en zevkli işle uğraşıyormuş gibi rol yapın, gerisi
kendiliğinden gelecektir.Bir repliğiniz olsun o hareketi yapınca moda girin.Sağ
yumruğunuzu sıkın ve uçuşa geçin.

Düşünceler:Düşüncelerinizi kaliteleştirin bunun içinde kendinize böyle


düşünmem hedeflerime hizmet ediyor mu? diye sorun.Boş negatif düşüncelerin
yerine sizi güçlü hissettirecek hedeflerinizi düşünün hedeflerinizin sizi harekete
geçirmesi içinde duygularınızı harekete geçirmeye başlayın.

Duygular:Negatif bir düşünce başlamış ise bunun sonucu olarak kendinizi


negatif duygularla donanmış olarak bulursunuz .Olayın şiddetine göre
uyursunuz ,kafanızı duvarlara vurusunuz,yemek yersiniz vs. Halbuki
düşüncelerinizde başlayan bu negatif durumu değiştirir seniz duygularınızda
pozitif duygular olacaktır.Pozitif duygular daima insanı harekete geçirir.
Pozitif duygularınızı harekete geçirmek için düşünceler kısmında düşüneceğiniz
hedeflerinizi hayalle yoğurun bu durum limbic sistemin sizin için çalışmasını
sağlayacaksınız.
Davranışlar:Durumunuzu,düşüncelerinizi,duygularınızı yani 3D’yi değiştirirseniz
davranışlarınızda otomatik olarak değişecektir.

FARKINDALIĞINIZI ARTTIRIN –KENDİNİZİ KEŞFEDİN

Zihinsel özelliklerimiz ile ilgili saptamalar yaptıktan sonra kişiliğimize ilişkin


özellikler hakkında bilgi ve farkındalık edinmemiz gerekmektedir. Aşağıdaki
tabloda yer alan özelliklerden kendinizde gördüklerinizi işaretlemeniz kişiliğinize
ilişkin önemli ip uçları oluşturacaktır.

DÜRÜSTÜM MÜKEMMELLİYETCİYİM MOTİVSYONA SAHİBİM


YARATICIYIM ÇABUK ÖĞRENİRİM BİLGİLİYİM
SORUMLUYUM ESNEĞİM SEVİLENİM
ÖVÜLEN BİRİYİM İLGİLİYİM POPÜLERİM
GERÇEKCİYİM BAĞLIYIM HASSASIM
YAPICIYIM AHLAKLIYIM ZEKİYİM
SAYGILIYIM ÇALIŞKANIM DİNLERİM
CÖMERTİM DUYARLIYIM ESPİRİLİYİM
SAKİNİM SABİT FİKİRLİYİM MERHAMETLİYİM
HEYECANLIYIM ÖNYARGILIYIM DAKİKİM
ADİLİM ELEŞTİRİLEBİLİRİM İNSAN ODAKLIYIM
KARARLIYIM YENİLİKÇİYİM TEMKİNLİYİM
OLUMLUYUM GÜVENİLİRİM MACERACIYIM
SAMİMİYİM HAK ARARIM BECERİKLİYİM
HOŞGÖRÜLÜYÜM MERAKLIYIM SAKİNİM
ANLAYIŞLIYIM DERLİ TOPLUYUM KONTROLLÜYÜM
PLANLIYIM ENERJİĞİM YENİ FİKRE AÇIĞIM
İSTEKLİYİM OTORİTEYE UYUMLU SONUÇ ODAKLIYIM
POLİTİĞİM ZORLUKLARI SEVERİM ALÇAKGÖNÜLLÜYÜM
İSTİKRARLIYIM TUTUCUYUM NEŞELİYİM
RİSK ALIRIM AYRINTICIYIM SEMPATİĞİM
TUTARLIYIM HAZIR CEVABIM

Bu özelliklerden pek çoğunu işaretlemiş olabilirsiniz.İşaretledikleriniz sahip


olduklarınız,işaretlemedikleriniz sahip olmadıklarınız olduğuna göre bunlar
üzerinde biraz çalışarak kendiniz hakkındaki farkındalıklarınızı arttırabilirsiniz.

Bu farkındalıklarınız hem güçlü yönleriniz hem de zayıf yönleriniz hakkında size


güçlü ip uçları verecektir.
genlerin depresyona neden olduğu kesin bilinemiyor. Ancak incelendiğinde,
özellikle manik depresif kişilerin aile fertlerinde de aynı bulgulara rastlanıyor.

Ruh sağlığınız için…

1. Bol su için.
2. Sağlıklı beslenin.
3. Pozitif ve sağlıklı düşünün.
4. Kendinizi her gün hayatınızda şükran ve minnet duyduğunuz şeylere odaklayın.
5. Pollyanna’yı okuyun.
6. Zamanınızı pozitif, sizi yücelten ve kendinizi iyi hissettiren insanlarla geçirin.
7. İnsanlarla sevecen ve yardımsever bir dille konuşun.
8. Bungee jumping yapmayın.
9. Kafanızla topa vurmayın.
10. Egzersiz yapın.
11. Kendi kendinize hipnoz yapmayı ve meditasyonu öğrenin.
12. Diyaframdan nefes almayı öğrenin.
13. Hayatınız için açık hedefler belirleyin (ilişkiler, iş, para)
14. Hayatınıza bir anlam, amaç, heyecan ve hedef katın.
15. Hemen hayır demeden önce, seçenekler üzerinde biraz düşünün. Kendinizi
batağa saplanmış ve sıkışmış gibi hissettiğinizde seçeneklerinizi ve çözümlerini
bir yere yazın.
16. Çaresiz hissettiğiniz zaman başkalarından yardım almaktan çekinmeyin.
17. Hafızanızı geliştirin.
18. Sesinizin nasıl olduğu önemli değil; şarkı söyleyin ya da mırıldanın.
19. Güzel ve dinlendirici müzikleri hayatınızın bir parçası yapın.
20. Güzel kokuları hayatınızın bir parçası yapın.
21. Dokunmaktan çekinmeyin. Sevdiklerinize sık sık dokunun.
22. Partnerinizle cinsel ilişki yaşayın.
23. Ritimli hareket edin.
24. Kafanıza aldığınız en küçük bir darbeyi bile ciddiye alın, doktora başvurun.
25. Sizi çok rahatsız eden halledemediğiniz bir problem üzerinde sürekli
yoğunlaşmayın. Biraz mola verin, dikkatinizi dağıtın. Daha sonra o probleme
tekrar geri dönün.

EN BÜYÜK KORKUN “KORKMAK “OLSUN


Korku, her türlü gelişimin, iyileşmenin ve değişimin daha başlangıçta önünü
keser. Hedeflerimize ulaşmamıza engel olur, hatta hedef belirlememize bile
izin vermez. Yeni ve özgün bir şey yapmak, bir şey üretmek söz konusu
olduğunda içimizi bir korku, bir kuşku sarar. Bilinmeyenle karşılaşmaktansa,
kötü de olsa her şeyi eski halinde bırakmak daha kolay gelir insana. Bu yüzden
de yeniliklere hep direnç gösteririz.

Korku belki de bizim hep yol arkadaşımız olacaktır. Önemli olan değişim
isteğinin korkudan baskın çıkmasıdır. Nlp’ deki amaç bunu başarmaktır;
isteklerimizin korkularımızdan daha güçlü olmasını sağlamak… Her yeni
atılımda içimizi biraz korku, biraz kuşku ve heyecan karışımı bir duygu kaplar.
Bu duyguyu kontrol etmek kişinin kendi elindedir. Kişi bu duyguların kararlarını
yanıltmasına ve aklını kullanmasına engel olmayacak şekilde mesafe koymalıdır.
Aksi takdirde korku bizi avuçları içine alır ve hem ruhumuzu hem de kalbimizi
felç eder. Aşırı tepki vermemize neden olur.

Korkunun sebebi sadece bizim içimizde, düşünce biçimimizde. Onu oluşturan


biziz. Bilinçaltının bir düşünce tarzından bir diğerine geçmesini sağlamak için
telkinler en mantıklı çözümlerdir. Olumsuzdan olumluya, korku salan
düşünceden güven yaratana. Korku olaylar abartarak gösterir bize, onları
imkânsızlaştırır. Hâlbuki imkânsız diye bir şey yoktur. Tecrübelerimize
dayanarak gerekli önlemleri alabilir ve olumlu bir çözüm elde edebiliriz.

Her şey bir denemeye bakar. NLP’ ye göre de korkacağımıza ve her şeyin bir
felaketle sonuçlanacağını düşüneceğimize, her şeyin daha iyiye gideceğini ve
hedeflerimize varabilmek için gerekli tüm imkânlara sahip olduğumuzu
görmeye çalışmalıyız. Yani olumlu düşünmeliyiz. Eylem düşüncede başlar çünkü.

Shakespeare’in sözcüklere döktüğü bu korku bakın nelere muktedir;

“Olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu.


Düşüncelerimizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına?
Yoksa direnip belâ denizlerine karşı, “dur, yeter” demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece.
Ama düşünün ki, uykuda düş görebilir insan!
İşte bu kötü.
Çünkü o ölüm uykusunda,
Şu fani bedenden sıyrılıp çıktığımızda, Göreceğimiz rüyalar bizi duraksatır
ister istemez.
İşte, felaketi onca uzun ömürlü kılan da bu.
Yoksa kim katlanırdı zamanın kırbaçlarına, küfürlerine,
Zorbanın haksızlığa, kibirli adamın hakaretine?
Hor görülen, aşkın acılarına, adaletin gecikmesine,
Devlet görevlisinin kendini bilmezliğine;
Sabırla bekleyen erdemli kişinin,
Değersiz insanlardan gördüğü muameleye
Yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesilecekken?
Kim katlanırdı, bu yorgun yaşamın yükü altında
Homurdanıp terlemeye,
Ölümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı!
Sınırları geçenin bir daha dönmediği,
O bilinmez ülkenin korkusu kafamızı karıştırıp
Bizleri tanımadığımız kentlere koşup gitmektense,
Başımızdakilere katlanmak zorunda bırakmasaydı?
İşte bunları düşündükçe
Ödlek olup çıkıyoruz hepimiz
Ve işte böyle karanlığın doğal rengi,
Endişenin soluk gölgesinde bozuluyor;
Bulutları hedef alan büyük ve iddialı atılımlar
Bu yüzden yörüngesinden sapıyor
Ve bir girişim olmaktan çıkıyor adları.”

Korkuyla baş etmeliyiz. Korkuyu hafifletmenin yolu en çok korktuğumuz


şeyleri bir kenara yazmak ve şu soruyu sormak olmalı; “En kötü ihtimalle ne
olur?” Bu ihtimalleri yazıp, bunlara karşıdan şöyle bir bakmak gerek. Sonra
korktuğumuz şeyler için şu soruyu sormalıyız; “Hayatımın tamamını bu şekilde
geçirmek ister miyim?” Daha sonra korktuğumuz ama yapmayı arzu ettiğimiz
şey için; “Yapamazsam neler kaybederim?” sorusu gelmeli aklımıza. Tabi ki
ölümün kıyısında iken;
“Keşke şunu da yapsaydım diye hayıflanacağım ne olabilir?” sorusu da gelmeli…

Tüm bu sorular korkunun hafiflemesine, hedef belirlemeye sebep olacaktır.


İnsanların çoğunun hedefi yoktur. Birçoğunun hedefi olduğu halde eyleme
geçmemektedir. Nlp eylem olmadan hiçbir işinize yaramaz, onca kitabı okumak
veya onca bilgiye sahip olmak… Önemli olan sizin harekete geçmenizdir. Gemi
hareket ettikçe yol alır, bekleyerek değil… Hedefi olup da bunları
gerçekleştirmek için eyleme geçenlerse %1’lik gibi az bir dilimde yer
almaktadırlar. Nlp’ de de incelenmiştir ve görülmüştür ki hedefine ulaşmış
insanlar uzun bir süreci, vazgeçmeden çalışmış, üstün bir çaba sarf etmiş,
azimli insanlardır. Başarı kolay elde edilmemektedir. Einstein’ın da dediği gibi
başarıda %1 zekâ, %99 çalışma etkilidir. Hiçbir insan çalışmadan başarıya
ulaşamaz. Başarıya ulaşmış insanların da günleri herkes gibi 24 saattir.
Herhangi bir bedel ödemeden, çaba göstermeden istediğimiz başarıyı
yakalayamayız. Rahatlık bölgemizden uzaklaşmalıyız. K. Moorleed’in dediği gibi;
“Hiç kimse başarı merdivenini elleri cebinde tırmanmamıştır.”

Eğer ki korkumuzu beynimizden atıp, hedeflerimiz için girişimde bulunursak,


azimli, kararlı bir şekilde çalışırsak bundan kazancımız “ARZU
ETTİKLERİMİZ olacaktır. Bu da dünyanın en kazançlı işidir.

EK BİLGİ
DERLEYEN
SELMA SEZER
NLP practıtoner-master
EGİTMENLER
AŞKIM KAPIŞMAK-düşünce ve iletişim uzmanı
ŞÜKRAN BERBER-NLP treaner

Sevgili hocam Sayın Aşkım Kapışmak ve Şükran Berber’e


göstermiş oldukları ilgi sabır ve destekten dolayı ,bana
kazandırmış oldukları bilgi ve becerilerden dolayı sonsuz
teşekkürleri bir borç bilirim.

ANNEMİZİ, BABAMIZI, KARDEŞİMİZİ, ÇİÇEKLERİ


SEVELİM. YOLUN ORTASINDAKİ TAŞI, AĞAÇLARI
SEVELİM. DAHA DA ÖNEMLİSİ BİRBİRİMİZİ VE
İNSANLARI SEVELİM. HAYAT SEVGİYLE DAHA
GÜZEL DEĞİL Mİ ? NE DERSİNİZ.
İÇİNDEKİLER

1-NNLP MASTER PRACTITIONER Eğitimi


2-DENEYİMSEL TASARIM
3-ON BİR YILDIZ TERAPİ
4-11 YILDIZ TERAPİ TEKNİKLERİ NE FAYDA SAĞLAR
5-MASTER
6-ETKİLEŞİM YASASI
7-DÜŞÜNCE NEDİR?
8-DUYGU
9-HEYCAN
10-BAYILMA
11-MANTIKSAL ZEKA
12-DUYGUSAL ZEKA
13-MUTLULUK NEDİR?
14-GÜÇ
15-KAYGI NEDİR?
16-KORKU NEDİR?
17-FOBİLER NASIL OLUŞUR?
18-UYGULAMALI BİR TERAPİ ÖRNEĞİ
19-SİHİRLİ SORULAR***TERAPİ SORULARI
20-İLK SEANSIN İLK SORULARI
21-SİHİRLİ SORULAR İLK SEANSTA SORULUR
22-KIYAS SORULARI ( 2. SEANSDA
23-İLKELER
24-İKİ BOYUTLU DÜŞÜNCE TERAPİSİ
25-İKİ BOYUTLU TERAPİ ÖRNEK
26-HİPNOTİK İLETİŞİM
27-ONAY SORULARI
28-SEÇENEK SORULARI
29-ODAK SORULARI
30-OLASILIKLAR
31-İŞ DÜNYASINDA
32-MEDİASYON TERAPİSİ
33-KENDİNLE YÜZLEŞMEYE HAZIR MISIN?
34-TRANS ANI ( VİZYON TERAPİ
35-VİZYON TERAPİ ÖRNEK;
36-SWİSH TERAPİSİ
37-BİR ÖNERİN OLSUN
38-KAYAN YILDIZ TERAPİSİ
39-KAYAN YILDIZ TERAPİSİ ŞÖYLEDİR
NNLP MASTER PRACTITIONER Eğitimi

Practitioner eğitiminden sonra bireylerin NLP�yi hayatlarında profesyonel bir


şekilde uygulayabilecek seviyeye gelmelerini sağlamak.Bu bölümde bireyler kişisel
gelişim, aile içi ilişkiler, iletişim becerilerini nasıl başarı için
programlayabileceklerini öğreneceklerdir. Ayrıca bu bilgileri terapi, iş, eğitim,
spor, sanat dünyalarında da kullanabilirler.
DENEYİMSEL TASARIM

Bu bölümde bireyler hayatlarında fark yaratmış kişilerin bunu nasıl başardığının


farkındalığına ulaşacak, aynı zamanda da başarısızlığa uğramış kişilerin niçin
başarısız olduklarını fark edeceklerdir. Bu farkındalıkla birlikte kendilerinin bu
başarıya, kendilerine has bir modelle, kültürel farkları göz önünde bulundurarak
nasıl ulaşabileceklerini öğreneceklerdir. Bununla birlikte de başarı kaçınılmaz
olacaktır.

ON BİR YILDIZ TERAPİ

On Bir Yıldız Terapi kişilerin hayatlarını kolaylaştırmasına yardımcı olacak


stratejileri ve terapi tekniklerini içerlemekle birlikte çevresinin de değişimine
yardımcı olacak önemli teknikleri bünyesinde bulundurmaktadır. Profesyonel
danışmanlık yapanlar için ise ayrı bir önem arz eden On Bir Yıldız Terapi, terapi
de sonuca hızlı bir şekilde ulaşmak isteyenler için vazgeçilmez bir yöntemler
bütünüdür.

insanın olduğu her yer de psikolojinin olduğunun bilincinde olan New NLP,
psikolojik süreçler göz önünde bulundurularak hazırlanmış olan uluslararası
tescillenmiş 11 YILDIZ TERAPİ TEKNİKLERİ’ne sahiptir. 11 Yıldız Terapi
Teknikleri kişilerin neyi değiştirmek istediklerinin yanı sıra, değiştirmek
istedikleri şeyin nasıl ve neden olduğuyla da ilgilenen ve bilinç dışı kayıtlı
programları etkili ve kalıcı bir şekilde değiştirip, dönüştüren bir sistemdir.

New NLP İle Terapi


“ Bir Şey Size Acı Veriyorsa, Değiştirmekte Fayda Vardır”

New NLP
Yaşantılarımız zannettiklerimizden oluşur. Bir konu hakkında, bir olay hakkında,
bir kişi hakkında kendi zihinsel haritalarımıza göre gerçeklikler çizer ve bunları
değişmez inançlarımız olarak kaydederiz. Bu inançlar olumlu veya olumsuz
programlar olarak yaşantılarımızı etkiler. Taki biz o programları ( Davranış,
düşünce, inanç, duygu durumları v.b...gibi) değiştirmek isteyene kadar…….

11 YILDIZ TERAPİ TEKNİKLERİ NE FAYDA SAĞLAR !


Fobilerimizi yenmemizi, travma boyutuna ulaşmış olan duygusal
yaklaşımlarımızdan kurtulmamızı, ( Yas, Şok durumları v.b. ) Geçmişe ait
takıntılarımızdan, yanlış inanç kalıplarımızdan, affedememeye yönelik v.b. duygu
durumlarımızdan arınmamızı, derin güvensizlik, kuşku, endişe, panik atak gibi
süreçlerden çıkmamızı,
Fizyolojimize yer etmiş olan, psikolojik ağrılarımızdan, mide bulantılarımızdan,
daralma ve sıkıntı hislerimizden, bize zarar veren kokusal, tatsal, dokunsal
hassasiyetlerimizden v.b.lerinden kurtulmamızı,
Karı- koca, çocuk- ebeveyn, iş arkadaşlığı anlaşmazlıkları gibi her türlü ilişki
sorunlarımızın ortadan kalkmasını,
Olaylara ve kişilere farklı bakmamızı, alışkanlıklarımızı terk etmemizi,
Ve daha bir çok şekilde yaşam kalitemizi düşüren, bize artık fayda sağlamayan
programlardan kurtulmamızı sağlar.

“BEDEL ÖDEYEN İNSAN EĞİTİMİNE ÖNEM VERİR.”

MASTER

İnsanlara hedeflerinizle ilgili fazla bilgi vermeyin ve paylaşmayın.sadece işinizi


yapın ,gizli kalmayı öğrenin ”insanları mutlu edin ”ondan sonra uzaklaşın ama size
ulaşabilecekleri mesafede kalın “

“hiçbir şeyi birden tüketmeyin”doyura doyura verin,hızlı vermeyin her şeyi


sindirin.
Cinsiyetlerle uğraşmayın sadece konularla ilgilenin,kimsenin özel yaşamı sizi
ilgilendirmesin,eğer karşı taraf size anlatmak isterse dinleyin,zorlamayın.Gizli
kalın ;özel hayatınızı vs..fazla sermeyin,irdelenmesine izin vermeyin.

Master 2 bölümden oluşmaktadır.

1-deneyimsel tasarımkatılımcı kişi kendi stratejilerini tasarlar

2-on bir yıldız terapisiteorik aldığınız bütün bilgileri projeye dönüştürmek


için teknikler öğrenilecek.klinik vakalarla uğraşmayın,hedef belirlemede yardımcı
olun.ilaç verilmeyen insanlara yardımcı olabilirsiniz,ikili danışmanlık,trans,aile
danışmanlığı görülecek.

Diplomayı alanlar için;

24 saatlik diploma ,2 günlük eğitim verebilirsiniz.bunlaın içinde

- beyin filtreleme

–insan tanıma sanatı

-ilkeler

-metaprogramlar

-iletişim

Başarının aşamaları

-hedef belirleme vardır.

Bu eğitimleri verirken çok fazla uzatmayın.

Diploma fiatları = minimum 250 ytl maksimum 400 ytl dir

ETKİLEŞİM YASASI

ETKİLENME
Trans *1_____________________10*buralara kayarsa
Aşırılık *2_____________________9* problem var!!
Aşırılık *3_____________________8*
*4_____________________7*
Denge *5_____________________6*ilişkiler bu boyutta
Denge *6_____________________5*sağlanmalı!!
Değişim *7_____________________4*
Değişim *8_____________________3*
Aşırılık *9_____________________2*
Aşırılık *10____________________1*

Etkilenme ve etkileme yoktur,etkileşim vardır .Dış dünyada ne olursa olsun


iki insan arasında etkileşim vardır.eşitlik diye bir şey yoktur.Bazı insanlar
vardır,mesela ADOLF HİTLER çok iyi bir stratejiyi kullanmıştır. Eşitliği savunan
insanlar ,hangisini savunduğunu bilmezler.İki insan arasındaki iletişim 5-6
boyutunda başlar.Denge boyutudur.İki insan arasında 11 birimlik etkileşim
vardır.Mesela ;ben FUNDA yı 5 birim etkilerim FUNDA’DAN 6 birimlik
etkilenirim.Bu boyut denge boyutudur.Bu boyutta heyecan yoktur. Yeni tanıştığın
bir insanla aranızda heyecan olmaz.
Mesela ; sanatçı ise farklı olur.O zaman heyecan olabilir(örn:İbrahim
Tatlıses) evliliklerini bu boyutta yaşayan insanlar dada heyecan
yoktur..tanışmadan sonra onun varlığı veya yokluğu beni etkilemez.2. gün sonra
biraz daha görüşürsem ,iş anlamında yeniden bir araya gelirsem ilişkimiz artmaya
başladığında, ben 4 birimlik etkiliyorum ,ondan 7 birimlik etkileniyorum.Hoşlanan
taraf 4 birimlik etkilenirken,diğer taraf 7 birimlik etkilemeye devam eder.Ben
onu düşünüyorum ama o beni çok fazla düşünmüyordur .Hiç bir zaman ikisi de aynı
anda olamaz.Bazı ilişkilerde hastalık boyutu olabilir.Bazen kavga olabilir,biri işine
gider hayatına devam eder,8 birimlik etkilenen daha yoğun düşünür.Kıskançlıklar
arttı diyelim 3 birimlik etkilenin çok umurunda değildir..bu durumda aile
danışmanına gitmelidir.8 birimlik etkileyen çok konuşmaz,Teke tek görüşmeniz
gerekmektedir ,bu tip danışanlarda 3 birimlik etkilenen her şeye ağlıyordur.3
birimlik etkilenen kişiyi 8 birimliğe getirmelisiniz.
9 birimlik etkilenen insanın bütün dünyası o olmuştur artık.bu durum 2
birimlik etkilenen çok saçma gelir.9 birimlik etkilenen çok koşar peşinden
.Örneğin etkilendiği kişinin ceplerini karıştırmaya başlar,telefonları kontrol
eder,hastalık boyutudur .devamlı onun hakkında konuşur.2 birimlik etkilenenin
üstüne gider.Diğeri çok kendini vermez,eve geç gelmeye devam başlar,9 birimlik
etkilenenin değişeceğine inanmaz.
Bir boyut vardır ,bu boyuttaki insan intihara kadar gider.Aşırılık
boyutudur.Mesela tecavüze uğramıştır 10 birimlik etkilenmiştir.Bu bir etkileşim
yasasıdır,doğadaki her şey bunun üstüne kuruşmuştur.
Mesela; aslan ile ceylan,statüsü düşük olan yemek yerken bile
tetiktedir.Bazı anneler çocuğu için endişelenir çocuğun umurunda bile değildir.Bu
boyutta inanç kalmamıştır.Bazı insanlar geçmişi unutama deyip kafasına bir
kurşun sıkar .
Birini günde 3 kez arasan onun seni aramasına fırsat vermezsin ,hep
düşünür 8 birimlik etkilenirsin.2 birimlik etkilenen diğerinin her gün aramasına
alışmıştır.Birinci gün aramayınca çok önemsemez.2. gün merak etmeye başlar
neden aramıyor diye söylenir.,Hep aynı konuşunca insan değişmez diye düşünür,siz
bir danışanla konuşurken (koçluk yaparken) bu denge tablosunu dikkatle
çıkarmalısınız. Kişiye bakıp eşini yada ailesini çözebilirsiniz.
Aşırılık neredeyse problem hep oradadır.Bu bir stratejidir.Kendi hayatınız
dada uygulayın bunu.Bir konuda problem çıktı diyelim,hemen bu tabloya bakın ve
nereden kaynaklandığını çözümleyin.
Mesela ; bir işyerinde patron 8 birimlik etkiliyor,ama çırak için patronun
her dediği yaptığı önemlidir,bunu dengeye getirmek gerekir.Oynayın ,her zaman
yaptığını yapmayın bakın nasıl değişecek.9 birimlik etkilenen bir anlam çıkartmaya
başlıyor” seviyor ya baksana …geçen gün bana güldü vss.” Gibi.2 birimlik etkilenin
umurunda değildir. Çocuğun senden korkuyorsa senden 8 birimlik etkileniyor
demektir.Bir bakışla korkuyorsa hemen anlarsın “çocuk annem abartıyor” der
“,hiçbir şeyden mutlu olmuyor ki “az etkilenen söyler bunu .
Farkında lığınızı sağlamak zorundasınız.
Öğretmen öğrenciden 3 birimlik etkilenmelidir.8 birimlik
etkilenmemeli.Tam tersi olursa çocuğun umurunda olmaz öğretmen .
Danışmanlık yaparken siz 7 birimlik etkileyin ,4 birimlik etkilenin
Sahnede sunum yaparken siz etkileyin ,fazla etkilenmeyin.Eğer her şeye
takarsanız olmaz işinizi yapamazsınız.Aniden telefon çeler,su dökülür,kadının biri
kötü bakar,yada sunum sırasında salonu terk eder bunlardan etkilenmemelisiniz.
Eğer ben alkolden 8 birimlik etkileniyorsam içmeden duramam,madde
bağımlıları uyuşturucudan çok etkilenir,vazgeçemez.
Bir eğitimci 8 birimlik etkiliyorsa çok başarılı olur.

SATICI TÜKETİCİ ÖRN:Tüketici çok konuşursa ben işimi yapamam onun


için birebir ilişkide de çok etkilenme,önce dinle gücü karşındakine ver sonra sazı
eline al:9gücü ele geçir.Aktifleş,doneleri toparla.Vücudumuzda hiçbir tarafta
,eşitlik yoktur.sağ lop aktifleştikçe ,sol lop pasifleşir.hiç bir zaman denge
olmaz.Sesini yükselten karşı taraftan etkileniyordur,kendisi etkilemiyordur.
Sabah akşam düşünüyorsa aşırılık boyutundadır. Her şey zararlı olmaya
başlıyorsur.9 birimlik etkiliyor,2 birimlik etkileniyorsur.bu boyutta aşırı dış
referanslı olmaya başlıyorsun.iç sesini dinlemiyorsun.herşeyi kafasına
takıyordur.herşey ona batıyordur.herşeye bir anlam çıkartıyordur .bu boyutta
terapistler çalıştığı kişilere ödev verirler.9 birimlik boyutta insan dış uyarıya
kapalıdır ,iç algıdan çıkarmak gerekir.8 birimlik etkilendiğin insanlardan hiçbir
şeyi esirgemez hata yapma boyutudur .duygusaldır,onu denge boyutuna
çekmelidir.İç dünyada ki sıkıntıyı dışarı atmasını sağlamalıyız .Bilgi alışverişinde
sohbet edersin,davranış boyutundadır.kitap oku dersin,ödev verirsin.Genelde
zengin çocukları intihar eder,fakirinse ise öldürülür.
Size bir soru sorulduğunda istesen de istemesen de cevap
verisiniz.Psikiyatri terapi bilmez,psikolog ve davranış bilimleri uzmanı yapar
terapiyi.Aşırılık boyutu zararlı boyuttur.Çok fazla uyarılmada zararlıdır .Her kez
üstüne gelir,aşırı duyarı vardır,hiç kimse ile görüşmek istemez Az uyarılmada
önemlidir,oda zararlıdır bu sefer iç ten çıkmaz .Anne ,baba ,akraba onları bu
konuda bilinçlendirmek gerekir “onu çok seviyorum “der aa zarardır.”Takma
kafana “ derler ama oda çok saçma bir yaklaşımdır.bu şekilde
davranılmamalıdır.Odağını başka şekilde değiştirmek gerekir.Anne baba çok
üzülür içselleşirler.Aşırılık boyutundaki kişiye acıdan duygulardan bahsetmemek
gerekir.Psikologa güvenmezse anlatmaz.Mesela; kokain içtiğini söyleyemez.O
zamanda psikologdan fayda gelmez.Belki mesleğinde iyidir ama o kişiye faydalı
olamamıştır.
Hapishaneden çıkan yine suç işler—neden ? çünkü 10—1 boyutunda hapse
girer ,yine aynı şekilde hapishaneden çıkar ,tedavi yapılmadığı için suç işlemeye
devam eder.Islah edip topluma kazandırmak gerekir.
Devamlı ortada olan sanatçılara bakınız dış uyarıcıları çok olduğu için
depresyona girerler.Ortada gözükmeyenler…mesela; Tarkan—sezen aksu gibi
onlar dış uyarıcı istemezler ve başarılı olurlar.
Meta programları bilmelisiniz.
Eğer kontrol sizde değilse ,dış dünyadaysa kendi içinizde değişim
sağlayamazsınız.Genelde değişim için seçeneklerinizi arttırın –alternatiflerinizi
çoğaltın.Çocukların anne-baba üstünde çok fazla etkisi vardır.Onun için “hayır”
diyemezler.Kişi 9 birimlik boyuttaysa eğer ,birinden de ayrılmışsa hemen yeni
birini sıkmamalı hayatına ,düzelttikten sonra dengeye gelince başka birine ihtiyaç
duymalı.
Çocuk lar her şeyi gözünüzden alırlar,onların sağ lopları aktif olduğu için
özsezileri çok kuvvetlidir.Bir bakış bile yeter onlara.
Kurum yada kişiye çok fazla bilgi vermeyin .Konu ile ilgili hakimiyetinizi
bilsinler Ama-lar fakat-lar gelince 4 mat tekniğini uygulamısınız.

DÜŞÜNCE NEDİR?

Düşüncenin kimyası nedir?

Düşünce iç algılarımızdır.akıl ve duygunun birleşimi ile oluşur.Mntıksal lobun


birleşiminden doğar.Düşünce durmaz .Hasta insanlarda düşünür,sağlıklı insanlarda
düşünür.Düşünce soru-cevapla gelişir.Niçin-lerin çok olursa gerekliliğinde çok
olması gerekir.Niçnleri çok sorarsan beyin nöron üretmeye başlar.Çocuklara soru
–cevapla yaklaşın!! Siz sorarsanız oda öğrenir.Bu soruları farkındalık haline getiri
beyin.Bu sorular o kişiyle ilgili yargı oluşturur.Düşünceyi çogaltmak için kendi
kendinize sorular sorun .Niçin bunu yapmak zorundayım? vb..Kendi
düşüncelerinizle hareket etmeyi örgenin .Düşüncenin bir oluşum sistemi
vardır.Akıl ve duygudan oluşur.

DUYGU

Duyguda acı ve haz vardır.Korku ,,acı,haz,mutluluk ,öfke,duygu için önemli


olan acı yada haz duymaktır.Duygunun yoğunlaştığı anlarda vücut ısınmaya
başlar .Vücut ısındıkça kan dolaşımı hızlanır.Sevişme sırasında ısınırız.Orgazm
olduktan sonra üşümeye başlarız.Duyguyu çok yaşarsınız.Olumlu yada olumsuz
olaylarda kan dolaşımı hızlanır.Düşünce olumlu ise haz verir,olumsuzsa acı
verir.Pozitif düşünmenin önemi burada çıkıyor.Olaylara bakış açısını değiştirmek
gerekir.Çerçevenin değişmesi için soru sormak lazım” bu adam beni neden
üzüyor”? mesela; “çok küfür ediyor” der.Düşüncemizin yani bakış açımızın
değişmesi için devamlı soru sorun.

HEYECAN..

Duyguların yoğunlaşmış halidir.acının yoğunlaşmasıda hazzın yogunlaşmasıdq


heyecan verir.Hazzın yoğunlaşmasındada acının yoğunlaşmasındada fizyoloji
aynıdır,duygu farklıdır.

BAYILMA..

Heyecanın uzmanlaşmış halidir.heyecan yoğunşlaştığında beyin kendini


kapatır.Resetler.
Hayatta karar alırken mantıksal karar almalı,süreci duygusal
yaşamalıyız.Örn:walt dısney
Hata yapacaksın fakat bunu tekraralamamalısın.,çok emek az sonuç işe
yaramaz.Başarısızlık diye bir şey yoktur,vazgeçme süreci vardır.Hayatını
başlatıyorsun ve sonra yeniden aynı yerden başlıyorsun .Çıraklıktan vazgeçip
ustalığa getiriyorsun.Süreyi askıya alıyorsun.
İnsanoğlunun başarılı olmasını ne engelliyor.Düşünceler duygular ve acı….
Akıl
Düşünce
Duygu

Akıl ve duygunun birleşimidir düşünce.bir lobumuz duygusal bir lobumuz


mantıksaldır.
İki lobunda özellikleri vardır..Düşüncenin kimyasında mantıksal ve duygusal zeka
diye iki bölüm var.
Koçluk yaparken bunları bilmemiz gerekir.

MANTIKSAL ZEKA
• Mantıksal zekayı kullanan insanlarda doğru ve yanlış önemlidir.
• Bir şeyin doğrumu –yanlış mı olduğunu inceler.
• Mantıksal insan eve bir şey alacağı zaman doğrumu,işe yaramı diye düşünür.
• Mantıklı olan için güç ve dayanıklılık önemli.
• Mantıksal zekayı kullanan zarar ve faydaya bakar.
• Mantıksal marketten yiyeceği kadar meyve alır.
• Mantıksal dayanıklı yavaş emin hareket eder.
• Mantıksalda abartı yoktur.duygusalın bazı yaklaşımlarında abartı vardır.
• Mantıksal geçmiş odaklıdır.
• Mantıksal zekayı kullanan ,düşük seviyeli ama uzun süreli motive olur.
• Mantıksal bir şeyi almadan önce düşünür,
• Mantıksal olayı dışsallaştırır.kelimeler mantıksaldan çıkar.
• Mantıksal zihinsel olarak daha enerjiktir.
• Mantıksal olan denetleyicidir.
• Mantıksal insanı denetleyici olarak seçerler.
• Mantıksal karar vermeli duygusal yaşanmalıdır.
• İnsanlar olaylar başlamadan önce doğruyu ararlar,.başladıktan sonrada
güzelin peşinde koşarlar.
• İş dünyasında bir liderin sol lobunu geliştirmesi gerekir,

DUYGUSAL ZEKA
• Duygusal olan önce dış dünyayı güzel veya çirkin olarak algılar.
• Doğru yanlışla başlayıp,sonra güzel ve çirkinle devam eder.
• Duygusal olan estetikmi güzelmi duracak der bir eşya alırken
• Duygusal zekayı kullananalar için acı ve haz ön plandadır.
• Duygusal çok abartır,bir markete gittiğinde yemeyecekde olsa gördüğü
her şeyi almak ister.
• Duygusal zekayı kullananlar için hız önemlidir.
• Gelecek odaklıdır.
• Duygusal zeka biraz yapaydır ,biraz abartıdır.
• Duygusal zekayı kullanan yüksek ve kısa süreli motive olur.
• Duygusal zekalı olan olayı içselleştirir.
• Şiddete başvuranlar duygusal lobunu daha çok kullanır.
• Konuşurken tonlamalar duygusal loptan çıkar.
• Bazı çocukların sol lobunda kanam olur.duygusallık yüksektir.
• Kelime önemli değil, ritmini verir.
• Duygusal daha hareketlidir,enerji olarak ,nörolojik olarak.
• Duygusal olan girişimcidir.
• İşletmelerde patron duygusal olabilir ama denetleyiciler vardır.
• Çocuklarda duygusal zeka yüksektir.hayel eder,yaratıcıdır,çocukların
hayaline yetişmek zordur.
Sağlıklı insanlarda duygusal zekada,mantıksal zekada her ikiside vardır.ama
birisi daha baskındır.moda dünyasında sağ lopun gelişmesi gereklidir.

MUTLULUK NEDİR?

Kısa süreli zevk!!


Doğrular çirkin ve zevksiz şeylerin arkasında ,yanlışlar ise güzel ve zevkli
şeylerin arkasındadır.
Sevgide huzur vardır.mutlulukta zevk vardır.ikisini ayırmak gerekir.
Mutluluk kısa süreli huzur ise uzun sürelidir.
Mutlulugun içinde zevk ,zevkin içinde heyecan vardır.
Güzel olan her zaman zordur.
Mesela; gül ve diken …Hindistan cevizi( güzel ama yemesi zordur)
Bir insanın duygularını nasıl anlarsın ??
Mutlu olup olmadıgını nereden anlarsın?(sesinin tonundan)
Mantıklı olup olmadığını nereden anlarsın?(kelimelerinden)
Bir şey satıyorsun,mantıksaldan 10 ytl dersin..gayetr ciddi bir tavırla.
Bir şey satarken duygusaldan ,kırılarak,oynayıp zıplayarak söylersen
kaybedersin.
Duygusal insan mantıksal sözleri tam giderken söyler,mantıksal baştan söyler.
Bir söze yada işe başlarken mantıksal başlayacaksınız ,sonra duygusal boyuta
geçmelisiniz.
Mantıksal insan herseyde bir fayda arar,kurallar olmalı.
Duygusal küçük şeylerden mutluluk çıkarmaya çalışır.
Mantıksal insan fayda odaklısır(yemek,içmek,sevişmek)

GÜÇ

Hedefine ulaşabilme potansiyeli,hedef neyse ona ulaşmak için sahip olduğunuz


potansiyeldir.
Erkeker ile kadınlar ayrımı
Kadınlar % 55 duygusal
%45 mantısal
Erkekler% 35 duygusal
% 65 mantıksal
Kadın duygusal zekasını geliştirmezse onu daha güçlü kılar
Erkek güçlü gözükür ama duygusal bir durum oldugu zaman yıılır.
Aklımızdaki her şey fayda yada zarar verir.
Duygu acı yada haz verir.insanların duygularında azalma olmaya başladıkça
fayda veya zarar aramaya başlarlar.duygusal lobunu kullana birine sohbet
esnasında bir anda “ arkanda biri var” deyin zıplar korkar.mantıksal olana aynı
şeyi söyleyin ..sakince döner ve bakar. İkisi aynı olayları yaşar ama tepkileri
farklıdır.duygusal lop akşamları daha çok çalışır ,üretkenliği artar.mantıksal
lop sabahsaatlerinde gündüz vakitlerinde çok çalışır.insanların tüyleri ve
saçları gece uzar.
İki insanın kaygıları nasıl olur?
Gelecek odaklıda kaygı vardır,geçmiş odaklıda korku vardır.

KAYGI NEDİR?
Olabilecek bir olayın ,olmamış bir şeyin olabilirliliğini düşünmektir.

KORKU NEDİR?
Hayal olmazsa yaşayamaz insan ,sahip olmasa da olmuş gibi düşünmek
, ayakları yere bassın derler
Mesela; koçluk yaparken karşınızdaki insanı tanırken ,Duygusal mı?
mantıksal mı? çıkarmalısınız.

FOBİLER NASIL OLUŞUR?

Korku ve kaygı fobide vardır.korkular ve kaygılar bilinçli ve yeterli boyutundadır.


Fobilere dikkat edin,fobisi olan insana fobisini hayel ettirin,edemyorsa
çözemezsiniz.Hayal güçlerini değiştirmek gerekiyor,insanlar beyinlerinin içindeki
şeylerden korku duyarlar.Bizi yöneten bilinç dışıdır.
Mesela;köpek fobisi,kişinin onu görmesine gerek yok,zihin haritasında düşünüp
,olmasa bile korkar.
Olayları zihinden çıkartıp değiştiremezsiniz ,ama duyguları
değiştirebilirsiniz..Korku kaygı ,nefret dozunda olmalı,bunları hepsinin olması
gerekir.

BİLGİLERİNİZİ BEDEL ÖDENMEDİĞİ SÜRECE PAYLAŞMAYIN…İYİ BİR


UZMAN İYİ GÖREN,,DUYAN VE İYİ HİSSEDENDİR.

En çok gördüğümüz etkilendiğimiz izleri taşıyoruz üzerimizde.en çok duygusal bağ


yaşadığımız insanı modelleriz.Duygusal olarak kimden etkilenirsek onun gibi
davranırız.Anne ve babamızı isteme sekte modelleriz.Ergenlik dönemindeyken
onların hiçbir şeyini beğenmeyiz,eleştiririz ama 35 yaşından sonra birde
bakarız,onlar gibi olmuşuz.
Mafya babaları eşlerini kimseye göstermezler,gizlerler.Uyuşturucu ve alkol
alırlar ,eşlerine tecavüz ederler.,diğer güzel kadınlar onlar için
meyvedir.Yemekten sonra alacakları bir tatlı gibidir.

****İnsanlar dinlerken sorunlar kelimelerden çıkmaz ,duygulardan


çıkar” artık onu sevmiyorum “derlerse ,inanamayın ..****

Kelimelere odaklanmayın ,duygulara dikkat edin.Duyguları değiştirirsen


kelimelerde değişir zaten.iyi bir uzaman o duyguyu verir.
***insanların geleceği kuzeydedir.
***güneyi geçmiştir.
***doğu olumlu yanlarıdır.
***batısında değiştirmek istediğimiz yönleri varıdr.
Konuşurken olumsuz yanlarım var demeyin.deiştirmek istediğim yanların var
deyin..

UYGULAMALI BİR TERAPİ ÖRNEĞİ

DANIŞMAN ___ D
DANIŞAN_____K

D – arakada bıraktığın şeylerden bahsetmek ister misin ?


K – mesela neden bahsedeyim.
D – sana kalmış neden bahsedeceğin
K – geçmişte en çok pişman olduğum olaylardan bahsetmek istiyorum .iletişimimin
bir arkadaşımdan bahsedeceğim.
D – ne hissettirdi bu sana ?
Başka ne var geçmişinde.
K – Pişmanlıklar var,10 yılımı boşa geçirdim,oğlumu büyüttüm bu arada aslında
D - Başka saymak istediğin şeyler var mı?
K – Keşke ailemle diyaloglarımı daha iyi kurabilseydim.
D – İnsanlar geçmişi düşünürler,ama acısını ,hazzını şimdi yaşarlar.
D – Geleceğinle ilgili konuşalım,biraz anlat,paylaşmak istersen anlat.
K – Mezuniyetime az kaldı,önce kendime faydalı olmak istiyorum ,sonra aileme.
D – Şimdi doğuya dön ,olumlu yönlerinden bahset bana
K – Herkezi dinlerim ,larşı taraf beni dinlemek istrese anlatırım.
D – Değiştirmek istediğin yanların var mı?
K – Sabrımı değiştirmek,denge kurmak sitiyorum .tecrübe istiyorum
D – En çok hangini konuşmak seni daha iyi hissettirdi? Galiba geçmişini
anlatmaktan bahsetmek seni daha çok etkiledi…

DUYGU MANTIK
KK

NİYET
NİYET

İYİ
İYİ KÖTÜ
KÖTÜ

Mesela;kadının birisi çocuguyla bir problem yaşamıştır.çocuk ögretmeni ile


tartışmıştır.Kadın akşam olunca bunu kocasına anlatır.Adam “tamam canım ne
olmuş yani” der.kadın eylemi nasıl yaptığını anlatır.Adam için “ne” kadın için “nasıl”
sorusu önemlidir.
İnsanlar terapiye geldiğinde “nasıl”ı anlatırlar ama prpblemi duyguda yaşarlar.
Hiçbir araç kötü değildir
Örnek; bıçak—niyeti iyi yada kötüdür.ekmek mi keseceksin ? adam mı
öldüreceksin?
*****hiçbir şey iyi yada kötü değildir.*****

SİHİRLİ SORULAR***TERAPİ SORULARI


Bu soruları bilmeliyiz.nerede nasıl ve ne soracağımızı bilerek konuşmaya
başlamalıyız.Yanlış yerde yanlış soru ile bir haftanızı boşa geçirtir.
Danışan kendini sorgular ve o soruların cevapları ile gelir size ..geldiğinde bu
sefer başka sorular sormalısınız.Terapinin amacı soru ve cevapları kendi kendine
sormasını sağlamaktır.
Diyelim ki;
insanlar size geldi danışmanlık istediğini söyledi,İçeri girdiği andan itibaren
farklılık yaratın .Oturtun,nasılsın diye sorun ,rahatlamasını sağlayın.Oturduktan
sonra önemli olan kişinin size sormasını bekleyin.Sen danışan için farklı
olmalısın .Her şey rahatsız edecektir onu .aslında anlatmak ister bunun için
bekler fakat sizden bir adım bekler aynı zamanda da.Uzman mahalle sohbeti
yapmamalı ,Gücü elinize alın,lider her zaman siz olun…gelen kişi ile eşleşmeden
önce onu dinleyip kalibrasyon yapın.
** neyi değiştirmek istiyor sun ?
**çözmeyi bilediğin konu ne*
**benimle paylaşmak istediğiniz sorununuz nedir?
İnsanlar size silmeleriyle gelirler ”çok stres yasıyorum,eşimle problemlerim
var,çok sorumsuz bir eşim var,benimle ve çocukla hiç ilgilenmiyor,iyice evden
uzaklaştı,ne yapacagımı bilmiyorum “der

İLK SEANSIN İLK SORULARI

UZMAN_***
DANIŞAN_*
***benimle ilgilenmiyor derken ne anlatmak istediniz.
*Önceden eve erken geliyordu şimdi eve geç geliyor.(ilgilenmiyor)derken
cümlesini açıp irdelemek lazım…
***Yani?
***Tam olarak nasıl?
*Çocuğum bana küfretti hiç beklemediğim bir tepkiydi..
***Olay nasıl oldu?
*Gelmek istemiyordu ama ben zorladım .ergenlik döneminde de.” On kere
söyledim ama artık burama geldi,bir tane yapıştırdım” “bize de annemiz dövdü ne
var bunda
( bu soruları içselleştirmeniz lazım..)
*İnsanlar beni anlamıyor.
***Yani tam olarak nasıl anlamıyorlar?( kim-ne var soruları)
***Kim seni anlamıyor?
***Kim böyle hissettirdi?
( ilk seansta konuşmaya ve kalibre etmeye çalış;problem çözmeye çalışma)insanlar
insanlardan üzüntü duymazlar aslında,olaylardan üzüntü duyarlar. Kim sorusundan
sonra …..
***Bunu nasıl hissettin ?
***Bu sana ne hissettirdi?
***Mesela seni aldattığını nasıl hissettin?
(yaşadığı olayları dinledikten sonra ) …
***Bunu anladığında ne hissettin ?
***Onun seni sevdiğini biliyor muydun?
***Bilseydin ne olurdu? Ne yapardın ?
En iyi uzman ses tonunu iyi kullanandır.ne yaptığını değil,nasıl yaptığın
önemlidir.duyguyu iyi kullanmalısın
-- Onun boşalmasını ağlamasını rahatlamasını sağlaman gerekiyor.
--Zaten oturma şeklinden anlarsın ,diken üstünde gibi,sandalyenin ucunda
oturuyorsa bir daha gelmek istemeyebilir.
--Arkasına yaslanıp olayın içersine girerse zamanın nasıl geçtiğini anlamaz.kendi
gerçeğini anlatır.
--Mesela; Terbiyesiz dedi(hareketle anlatır)
***terbiyesiz derken ne demek istediniz?
-- Bazende eşleşme gerekmeyebilir.
--Kişi devamlı çarpıtma yapacaktır.(silmelerden sonra)abartmalar gelecek-
yanılsamalar yaşarlar.
--Bu soruların amacı; kişinin inancını değiştirmek ve inancını yıkmaya yönelik
olmalı .
--Bu inanca nasıl varıyorlar? Kıyasları yıkacak bir soru olması lazım
--Danışanı bu sorularla eve yollayın .
--Minimum 8 seans alacaksınız bunu çalıştığınız kişiye söyleyin toplam 8 seans
çalışacağız diye .
--Seanslar çözmek istediğimiz sorunlara göre olacak .
--İlk seansın tamamı olayı anlatmakla geçer.
--Danışmanın danışanı çözme aşamasıdır.
--İkinci seansda belki haftada 2 kez alırsınız.
--Sonra haftada 1 e düşer
--Dosya tutun
--Dosyanız özel olmalı kimsenin irdelemesine müsaade etmeyin
--Kendinize ait formülleriniz olsun
--Bazı sembolleriniz olsun ,o sembollerin isimlerini yalnızca siz bilin.

1 =/ 2 >@< 3 +*+ 4 x?x 5 %/


SİHİRLİ SORULAR İLK SEANSTA SORULUR(SİLMELERDEKİ
SORULARDIR)

……………….derken ne anlatmak istiyorsunuz?


Tam olarak nasıl?
kim ve ne ?
Bunu nasıl hissettin?
bu sana ne hissettirdi?

KIYAS SORULARI ( 2. SEANSDA SORULABİLİR)

Kime göre?
Neye göre?
Kime göre sinirli?
Kime göre çirkin?
Neye göre güzel?
****sana göre sinirli olması bana göre gıcık olması herkese göre sinirli olması
anlamına taşımaz.
Neye göre çirkin?
Nereden çıkartıyorsun?
Bu hareket doğru değil?
Neye göre yanlış?
Bana göre başarılı değil.kime göre başarısız?
Ders çalışmasına göremi başarısız?
Bunlardan dolayımı bu yargıya varıyorsun ?
Kıyasları gördünüz..kişi kendi gerçeği ile size geliyor.bu gerçek onu mutsuz
ediyor.
X in anlamı Y midir? Yani nedir bu? Şu davranışı sergilemesi onun öyle olduğunu
mu gösterir.mini etek giyiyor diye ,onunla bunun lamı yatıyor ?sana bağırmışsa
seni saymadığı anlamı namı gelir?gerçeği yansıtıyor mu söyledikleri?
---Kişi “şöyle davranıyor ,böyle davranıyor,bunu söylüyor “der.bunları çıkartın
sözlerinden .
Danışman hala kendi görüşlerini söylemiyor,hala dinlemeye devam ediyor
2.seansta hala yönetmeye devam ediyor.
Danışman nötr olmak zorundadır.
Cinsiyetsiz olmak zorundadır.
Yaşsız olmak zorundadır.
Tarafsız olmak zorundadır
Takımsız olmak zorundadır.
Danışmanın bir siyasi görüşü olabilir ama bunu saklı tutmak zorundadır.
Size bir sapıkta gelebilir.hapisten yeni çıkmış bir suçluda gelebilir.nötr olmalısınız
Herkesin özgürlüğü vardır.Abdullah Öcalan’ın bile..danışmanlık ve avukatlık yapan
insanlar var.
Ayrım yaparsak işimizi yapamayız.
Taraf tutamazsınız olayda haklı olan adamsa ,kadının görmesini sağlayın.
İstemeyerek bu işi yapamayız.
İstemiyorsanız eğer” ben sizi dinledim fakat ben size yardımcı olamam ,sizi başka
bir uzmana yönelendireceğim” deyin.”bende sizin hayatınızda olayım,sizi
dinleyeyim ama sizi ŞAHİKA YÜKSELe yönlendireyim “ deyin.” Ben onu arar sizin
için randevu alırım “ deyin .çalışmak istemiyorsanız kişiye bunu belirtin.mutlaka
bu piyasadan birilerini tanıyın.

İLKELER

“Soru soran güçlüdür” yaşam koçluğunda yönlendirme yok,kişinin doğru soruları


kendisine sormasını sağlamak ,bu soruların cevaplarını bulması için farkındalık
geliştirmek ,hedefini belirlemek,kendi kişiliğine uygun stratejilerle hedefine
ulaşmasına rehberlik etmektir.
-soruya soruyla cevap verin “ anlayamıyorum bu hareketi hala bana yapıyor;
sence?
-şikayetle karşılaştığında ;”bana tam olarak ne istediğini söyleyebilir misin?
Demelisiniz.
-bilmiyorum düşünemiyorum derse “şayet bilseydin,bildiğini düşün “ demelisiniz.

GENELLEME

*insanlar beni anlamıyor


***Kimler seni anlamıyor?
***Neler seni rahatsız ediyor?
*Hep mutsuzum (genelleme yapar)
***Her zaman mı istemediğin şekilde yaklaşıyor sana ?
***Her zaman mı kızdırıyor seni,üzüyor seni?
*Mesela hafta sonları çok kızgın oluyor,onun ütün davranışları batıyor bana
***Neler bu davranışlar?
*Mesela ağzını şapırdatıyor.
*Fenerbahçeliler holigan bu iş yerinde her kez kötü(genelleme)
***Hepsi mi?
Bütün kadınlar şöyle ,bütün erkeler ldatır(genelleme)
Bu soruları sorduğunuzda haftasını düşünmeyle geçirir kişi.sizden çıktıktan
sonra evdede bunları düşünecek .kendisine soruları soracak.kendisii anlayan birini
bulucak.fikir bireyleşmeye başlar artık.hep genelleme yapılır.” Kürtler kötü
“deriz.yapılırken genel konuşuruz.o kurumdaki herkezi kötü görürüz
**** kişiyi düşünmeye sevketin ****
Beni hiç anlamıyor….
Hiç mi? seni anladığı anlar hiç mi olmadı?
__Danışmanla danışanın koltuğu aynı olmasın .
__Renk model farklı olsun .
__laka müzik olsun .
__sela; kırmızı koltuk rahatsız edebilir.
__len kişinin su içtiği bardak bile farklı olsun .
__yı başka biri getirsin,çay bardağı bile farklı bir şekilde olsun .
__zmet ve farklılık kapıdan başlar.
__num çok önemlidir.
__şiye önemlisin duygusunu yaşatmalısınız.

İLKELER

“Soru soran güçlüdür” yaşam koçluğunda yönlendirme yok,kişinin doğru soruları


kendisine sormasını sağlamak ,bu soruların cevaplarını bulması için farkındalık
geliştirmek ,hedefini belirlemek,kendi kişiliğine uygun stratejilerle hedefine
ulaşmasına rehberlik etmektir.
Gelen kişi devamlı size soru sorarsa sen ona faydalı olamıyorsundur.güç sizde
olsun danışmanlıkta yönlendirme olmaz.kişinin doğru soruları kendisine sormasını
sağlamak ,bu soruların cevaplarını bulması için
Farkında lık geliştirmek,hedefini belirtmek,kendi kişiliğine uygun stratejilerle
ulaşmasına rehberlik etmektir.
***ya soru ile karşılık verin***
*anlamıyorum ki bana niye böyle davranıyor?
***sence niye
Bir şikayetle karşılaştığınızda ona şu soruyu sorun
Bana tam olarak ne istediğini söyler misin?
“bilmiyorum düşünemiyorum derse eğer
*** bilseydin ,düşünseydin ne yapardın ?
(genellemeleri yıktığımız aşamadır bu aşama )

İKİ BOYUTLU DÜŞÜNCE TERAPİSİ


İki boyutlu düşünce tekniği de diyebiliriz.bu terapi teknikleri para ile satılır
okullarda öğretilmez.üniversitede teoriyi alırlar uzmanlık belirlerler.,onunla ilgili
bir yerden eğitim alırlar.NLP teori teknikleri mastır programında vardır.
Terapi tekniklerini kimseyle paylaşmamalısınız ama satabilirsiniz.insanlar hep
benmerkezcilerdir.olaylara öyle yaklaşırlar ,diğer kişinin zihin haritasıyla
bakmazlar .
Bu tekniği tek kişi uygulanır iki kişi alınmaz .bu boyutta gelenlere sorular
aynıdır .bu teknik aşağıdaki örnekteki gibi uygulanmalıdır.

İKİ BOYUTLU TERAPİ ÖRNEK


*** Nasılsın ?
* İyi değilim?
*** Neyi değiştirmek istiyorsun ,anlatır mı sın bana?
*** Diğer ilişkilerinde başarılı mı sın?
*** Aşk hayatında neler yaşıyorsun?
*** En son yaşadığın ilişkide problem yaşadın mı?
* Evet zor bir ilişkiydi
*** Anlatmak ister mi sin?
* Karşı tarafa ben ne kadar verdimse o ,o kadar uzaklaştı.
* Her şeyi yaptım
*** Ne yaptın her şey olarak?
*** O senin istediğin kadar dönmedi mi sana?
***Ne oldu peki?
*Ayrıldım
***Ayrıldın …o istemedimi ayrılmayı?
***Burada neyi değiştirmek istiyorsun ?
***Tam olarak ne sitiyorsun?
*Yeni birisi ile tanıştım.aynı hataları tekraralamaktan korktum.
***Korkuda yaşıyorsun,ilişkiye ilk başladığında ,ona tam olarak karşılk vermediğini
söylüyorsun,çok mu çektin kendini?
***Arkadaşların etkiler mi?
***Kimdir o ikinci kişi?
*** Ne yaptı sana ?
***Şimdi ne boyutta ilişkin?
***Kendini çok tutuyorsun heralde öyle değil mi?
***Konuşmaktan korkuyormusun ?
***Önceden böyle şeyler mi yaşasın ?
***Kazanmakmı istedin?
***Neyi kazanmak istersin?
***İlişkide başarılı olmak istiyorsun öyle mi?
***Yalnız yaşamak istemiyorsun ?
***Çok güzel hepimiz isteriz..
***Son yaşadığın ilişkide kazanmak istiyorsun,bana biraz o insanı anlatsana ?
***Bunu o insana soralım mı?
*****o kişiyi çagırıp ona FEHİMEyi sorup anlattırın,konuşturun sorular sorun
***Kıskançmıdr,mutlu bir insan mı?
***Bu ilişkide seni mutlu ediyor mu?
***Ne istiyorsun ki bulamıyorsun ?
*Güven
***Nasıl bir güven istiyorsun?
***Kadınlar beni terk etti hep
***Neden terk ettiler?
***Ben çok anlatırım karşımdaki anlatmaz,ben o sormadan anlatırım
***Sen yapıyormusun ?
*Hayır.
__sonra seni tekrar davet edeceğim.teşekkür edeim
***Emre olmak nasıl bir duygu?
***Sen o kadar açık davranmıyorsun .
 uzmanın danışanı problem yaşadığı kişinin yerine koyması lazım 2 boyutlu
terapi tekniğinde.
 bu boyuttayken onu yine kendi boyutuna getirmelisiniz.yani kendisi olsun
***Ben Emre’yim ne söylemek istersin?
***Ne sorardın ona?
 bu durum ötekinin kıyafetlerini giymesidir.onun bedeninde ruhunda olmuş gibi
davranıp düşünmektedir.
***Bu ilişkide şimdi ne yapmalı?
*Konuşmalı
***Sen konuştun diyelim ki ,o ne yapmalı?
***Bitmesinden korkuyormusun ,neden ?
***Kaybetmek hoşuna gitmiyor değil mi?
***Sen güçlümüsün ?
***9 yıllık ilişkide çok bedel ödemişsin .
***Yine bedel ödemek istermisin ?
***Öncekinin acısını şimdikine çektirmek istermisin ?
___teşekkür edip sohbeti değiştirin.
___1 haftada 2 seans yapın.
___bu Boyutta braksanız ne olur?
___kendisini yargılayacak,sorgulayacak ve emre hakkında düşünecek,onun gözüyle
bakacak.
___teşekkürler,tekrar görüşelim deyip gönderin.
Bazı insanlar sigara içmeden duramazlar.onu rahatlatmak gerekir.izin
vermeyebilirsiniz ama kişi duramıyorsa izin verebilirsiniz.içecek bir şeyler
sunabilirsiniz ama ısrar etmeyin !!!
Eşleşme yapın,yapay başlar,sonra doğallaşır…bir iki görüşme sonrası yerine
oturur.karşılıklı oturmalar daha iyidir.mekan algısı çok önemlidir.beyaz bir odada
olmanız faydalı olacaktır ,beyaz düşünün.

HİPNOTİK İLETİŞİM

Hipnotik iletişimde;mesajı bilinçaltına yolladığımız sorulardır.insanlar sorulara


direnç göstermezler,cümleleri anlatın sonrada sorular sorun.
Belli seanslardan sonra ve farkında lığını geliştirdikten sonra ben
yapamam,söyleyemem dediğinde bu sorular direkt bilinçaltına gönderdiğimiz
sorulardır.İnsanlar bu sorulara direnç göstermezler o yüzden soru sorun .

ONAY SORULARI

Seanslarda bu sorular hazineniz ,kılıncınız olsun


Cümleleri anlatın sonra sorular sorun
…………..yapabilir misin?( yumuşak) yoksa yapamaz mısın(daha net)
1.soru=bilinç altına gidiyor
2.soru=bilinç dışına gidiyor.
…………….söyleyebilir misin ,yoksa söylemez mi sin?
__bu dil kalıpları soru kalıplarıdır.
__cümlelerin anlamını ve eylemini kolay gösterip herkes yapıyor havası
geliştirip,”yoksa sen yapamaz mı sın? Deyin
Mesela;odamı toplamıyorum annemde kızıyor” derse sizde soruyu bu durumda
sorun artık
_topla bilirsin,yoksa toplayamaz mı sın?
__kişi burada kendi kendine onay veriyordur.
Onay sorusunda “şunu da yapabilirsin” diyebiliriz.bilinç altına gider.

SEÇENEK SORULARI

Genelde hedef belirlerken kişiyi önceden hazırlamasınız.


Baştan söyleyin ve şöyle yaklaşın…
• Yine o insanla aynı şeyleri yaşayacaksın
• Yine geç gelecek
• Belki ilgilenmeyecek
• Belki üzüleceksin
• Olaylara tepkisizde kalabilirsin
• Olaylara tepkide verebilirsin
• Çok sinirlenebilirsin
• Çok sakinde olabilirsin
• Hayır yapmayacağımda diyebilirsin
***Sesiz konuşmanın dil kalıbında fark budur.yapması gerekenleri sakin
yapmaması gerekenleri sesli verin.
***Aslında bütün seçeneklerin ona ait olduğunu belirtin ve öyle hissettirin.
Bilinçdışına sesiz yaklaşın,bilinçdışına sesli
***herkes hipnoz olmaz herkes transa girmez.
Evde aile toplantıları yapın çocuğunuz anne olsun siz çocuk olun.evde bunları
uygulayın ,eğlenin.psiko drama yapın .2 boyutlu düşünceyi evde uygulayın
eğlenin.
• Gerçek / Somut
• Gerçek / Somut
• Gerçek / Somut
• Mesaj / Soyut / ilet
Beyin 3 kere bir şeye” evet” derse yani denetlerse 4. sü de denetlemeden
“evet” der

ODAK SORULARI

Aklında olmayanı aklına getirirsin.Hem yapıyorsun hem de zevk alıyorsun .Şunu


da yapabilirsin; önerdiğiniz şeylerden hem yapıp ,hem zevk aldığını
hissettirin .odak sorularında önerilerin bulunduğu aşama davranışsal boyuttur.
Eşiyle dışarı çıkması ,yemek yemesi çocuğunu alıp ,şunları yapabilirsin değil
mi? zevkte alabilirsin,çıkmaktan mutluda olabilirsin değil mi? diyerek
mantığına ve duygusuna hitap edersiniz.Sorularınızda ,davranışsal boyutta
,ödevler verebilirsiniz.bunun zevkli olduğunu söylersiniz.sinemaya Tiyatroya
gidebilirsiniz.
Genelde insanlar kendilerine söyleneni yapmak istemezler Başkasından
duyduğunu dinlerler.
örnegin;çocuk bir hata yaptı ,genelde yargılarız ama onunla konuşurken ,”birisi
buna dediki”bir başkasının mesajını vermiş olursun.Şunun çocuguda böyle bir
şey yapmış babası ona şöyle demiş gibi…..
başkasının ağzından mesajı ver ,direk söylersen çok fazla dinlemez.Bu kalıbı
kullanın
(…….birisi bana dedi ki…… kalıbı ….)

OLASILIKLAR
İnsanlar seansa gelince yaptıkları hataları anlatabilirler,insanlar hayatında
kesin yargılarla direnç gösterirler.Olasılıklarla yaklaşırsanız lehinize olur.Çok
önemlidir bu kısım.
Örneğin ;…….yapmış olabilirsin………söylemişde olabilirsin……….gitmiş de
olabilirsin…….bunu o görmeden elinden almış olabilirsin….. gibi
Mesela;çocuklara yaklaşırken ;
Okula gitmekten hoşnut olmayabilirsin …
Bana açık davranmamış olabilirsin ….
Bana karşı dürüst olmamış olabilirsin….
*olasılıkla yaklaştığınızda değişme olasılığı yüksek olur.
*yargıyla yaklaştığımızda kabul etmez ideğişmez.
*yargılasanız anlatmayabilir.
…………bu yaptığın hata değil ,bunu herkez yapabilir ……… bu cümle kalıpları ile
insanlar rahatlar.

İŞ DÜNYASINDA

Mesela; saat 10:00 da gelmiş olabilirsin,bu iş yerinde bazı kurallar var onlarad
uymamış olabilirsin ,insanlar seni yanlış anlamış olabilir,bu senin yanlış
olduğunu göstermez
-olabilir tacize uğramış olabilirsin
-şiddette görmüş olabilirsin
-bu gün canım ders çalışmak istemiyor…..olabilir olabilir başka şey yapmak
istiyor.
-bu gün benimle görüşmek istemeyebilirsin .
-okula aşlamadım…….henüz okulda sağlıklı ilişkiler kurmamış olabilirsin.
-( henüz) sihirli bir kelimedir.
- .cümlenin başına henüz getirirsen o kişiye yakın davranmış olursun .
-iç referanslıysa “bunu sende biliyorsun “ diyebilirsin.
-bazı cümlelrin başına “merak ediyorum “ konmalı.
-“merak ediyorum “ 1 hafta sonra okula alıştığın zaman neler yapacaksın.

ÖRNEK:
***hoş geldiniz.
***nasıl yardımcı olabilirim?
*eşimle problemlerim var
***tam olarak nasıl problemler?
*benimle ilgilenmiyor
***ilgilenmiyor derken nasıl ilgilenmiyor?
*eve geç gelmeye başladı
***yani?
***bunu nasıl hissettin?

MEDİASYON TERAPİSİ

Kriz yönetimidir.3 boyutlu düşünce terapisi,çatışma terapisi… bu üç imside


kullanabilirsiniz.

• İlişkiler koçluğunda yapılan terapidir.


• Karı-koca arasındaki ilişkilerde kullanılır.
• Ben sen ve o vardır bu terapide
• Sadece karı-koca ilişkisinde değil farklı iki kişi arasındada
uygulanır.çatışma yönetimidir.

Mesela;
*** şimdi sizi dinleyelim
***şu an eşinizi dinliyorum,sizi sonra dinleyeceğim,
***sizin baştan beri dinlemediğiniz ortada
***hala dinlemiyorsunuz.
***eşiniz sizi anlattı,kendisini değil
***siz eşinizi anlatın
Burada her iki tarafıda dınlemek önemlidir.hakemlik yapacaksınız.
İki kişide sorun odaklı,çözüm odaklı değiller.
Ben ikinizide dinledim ,şimdi sizinle bir uygulama yapacagız
***siz kazım bey’in yerine geçin.
__bu herkezi aslına döndüren bir seansdır.uzman hakemlik yapacak burada
__eşinin yerine geçene sorular sorun .
***eşiniz sizin için dırdır ediyor diyor.anlatın bana ,eşiniz sizi anlamaya
çalışıyor ,peki siz sinirlendiğiniz zaman ne yapıyorsunuz?
*** zor olsa gerek şiddete başvurmak.
***peki eşinizin eksiği ne ? zaman ayırmadığınızı söylüyorsunuz.
***peki ne yapıyorsunuz?
***giderseniz ne olurdu?
***biraz uzaklaşıyorsunuz heralde ,bu süreklimi oluyor?

UZMANA;

*ben ve sen boyutunda kesinlikle öneri ve yargı yok


*çatışma boyutunda hakem konuşmaz.
*kocayı alıp kendi koltuğunuza oturtacaksınız.
*uzaman o olacak(adam kadın –kadında adam olsun )
*uzman gözü ile konuşturun .
*önerilerde bulunmalarını sağlayın.
*iki boyutlu terapiden sonra 3 boyutlu önerilerde bulunmasını sağlayın .
*şimdi adam uzman rolüne girecek ama ( kadınken) kadında ( adam ken)
*Uzman diğer koltukta kalacak bu sefer o önerilerde bulunsun.
*aile danışmanlığında bunu uygulayın
*bir problem sezerken ,tekde alabilirsiniz eşleri
*2. görüşmeden sonra mediasyon yapabilirsin.en sonunda herkez yerine
geçsin ,gerçek kimliklerine dönsünler.
*sizinle evliliğinizle ilgili konuştuk,ama haftaya sizinle bir ön görüşme
gerekliliği duyuyorum dersiniz.
*Eşin yanında söyleyin ,gizlilik olmasın
*genelde kadınlar ister görüşmeyi,eşler zor gider.ama bir defada sorun
çözülmez.
*iki müdür ,iki ortak,iki kardeş olabilir.hiç bir zaman 3 kişiyi bir arada
almayın.o grup terapisine girer.(önce çocugu sonra anne babayı alın)
Üçünü 15 gün sonra yeniden görmek istiyorum deyin.ama problem
kimde ise onu haftaya bir daha görmeliyim deyin.(asla istiyorum demeyin)

KENDİNLE YÜZLEŞMEYE HAZIR MISIN?

Bir binanın temelini düşünün,insanın temeli özüdür.bunu


değiştiremezsiniz.eğer klinik vaka değilseniz özüne döndürürsünüz.
Bütün insanlar özünde iyidir.kimse başkasına zarar vermek istemez.hangi
standartlara sahip olursanız olun özünde iyiyse insan hepsinin aldığı haz
aynıdır.ikiside bir şekilde eğlenir.Reinada oynayıp 10 milyar harcayanla
bağcılarda bir barda oynayan kişi aynı hazzı alır.Başkalarının hayatlarına
küfredenler özden uzaklaşıyor.Sahip olduklarıyla mutlu olmuyor ve özünden
ayrılıyor.Sahip olduklarımız ömür boyu bizle gidecek zannederiz.Özgür
insan hiçbir şeye sahip olmadığını düşünen insandır..
Sahip oldukların sonra sana sahip olur.Herkes kaç yaşında olursa olsun
,kendi içine dönecek.
Bir yolculuğa çıktık,yolun sonu aslında başladığımız nokta olacak.Aslında
yolun başında tektin sonunda da tek olacaksın
İnsan dünyada bir iz bırakmak için vardır.bazıları Atatürk gibi yaptıkları
ile iz bırakır,bazıları kitap yazar,bazıları hiçbir iz bırakmaz ama ağaca
adını kazır.Doğurduğumuz çocuklar da bir iz aslında .
Eğer bırakmaya çalıştığınız şey sadece kendinize fayda sağlıyorsa
,zalimsiniz bencilsiniz.eğer kendine ,ailene,topluma faydası olacaksa bu
sonsuz mutluluğu getirecektir insana .
Hepimizin bir yaşam alanı var.100 metre karelik bir evde de yaşasak kullandığımız
alan bırakırsanız misafir için.Evinizde her yeri kullanın ,size ait olsun.Yaşamda
her alanı kullanın .hiç bir şeye de sahipmiş gibi yaşamak ister.Eğer kendinize
güveniyorsanız etik kurallar içinde ve doğru yaptığınıza inanıyorsanız işinizi
mutlaka karşılığını alın.
Her zaman hak ettiğinizden fazlasını isteyin.o zaten düşürecektir fiyatı ve hak
ettiğinizi alacaksınız.Karşılığını istemesini bilin.

ÖZ

KÖTÜ İYİ

Kendinizle yüzleşmek ne ne demektir?Öze kadar inebilmek demek


aslında.Kendinizi hatalarınızla kabul ediyor musunuz?.Yalanlarınızla başarılarınızla
,hırslarınızla sizin doğrularınız var… çünkü; insan hiçbir şeyi kendinden
saklayamaz.izin verdiğiniz ölçüde kendinizle yüzleşin .Aynanın karşısına geç ve her
şeyi olduğu gibi kendine söyle .
İnsanlara şunu önerebilirsiniz.”evet bu hafta ayna karşısına geçip kendinizle
yüzleşmelisin “deyin.
Danışmalıkta kimseyi ikna etmeye başlamayın,ama fakat lakin cümleleri devam
ediyorsa bırakın.

TRANS ANI ( VİZYON TERAPİ)

İnsanın vücudunda sahip olduğu bir şey varsa transa giremez


Mesela;eşinin aldığı bir yüzük ,babasının verdiği bir şey yada sevdiği güvendiği
birinin aldığı bir şey varsa üzerinde trans esnasında oynar onunla ve hatırlar.Bu
olmaz.

VİZYON TERAPİ ÖRNEK;

*Şimdiki zamandan bahseder misin bize? Şu an yaşamınla ilgili ayrıntılı bir şey
anlatır mı sın ?
*birazcık geçmişle ilgili şeylerden bahseder mi sin?
* biraz kendinle yüzleşmeni istiyorum ..aileni,arabanı bırakıp kendinle ilgili
,özünde sahip olduklarını anlatır mısın?
*en çok sabrettiğin şey?
*çok sabrettiğin şeyin geri dönüşü san nasıl oldu?
*değdi mi?
*Bu saatten sonra yaşadıklarınla hedeflerinle ilgili sabrın var mı?
*geçmişte çözmek istediğin ne var?
*yaşadığın çok sabır gösterdiğin bir iki şey vardır,oraya yolculuk yapmak ister mi
sin?
*yüzleşmek istemediğin şeyler var hala!
*kaç sene öncedeydi yaşadığın olay?
__şimdi danışanın ismini değişin ,ona ne ismi olmasını sorun.GAYE mesela;şimdi
sandalyesini duvara döndürüp oranın bir sinem salonu olduğunu duvarda da bir
film oynadığını düşünmesini sağlayın.ve orada neler oluyor,seyret ,kim nerede
anlatır mısın ? deyin
*Tülin nerede orda?
Tülin ne yapıyor?
Kim ona öyle yapıyor?
Annesi nerede?
Kardeşleri yok mu?
Kim getirdi onu oraya?
ne kadar kaldı orada?
bir ay sonra Tülin de ne değişiyor?
Ailesinin yanına gidebiliyor mu?
Tülin mutlu oldu mu?
Sen başka bir kimliktesin,sen GAYE sin şimdi..
___şimdi koltuğu çevirip daha ileriye alıp danışanı tekrar oturtun ve bu makinist
koltuğu,sen şimdi makinist olarak bu koltuğa otur diyeceksiniz.
Ve şimdi filmi izleyen GAYE hanıma bu filimi eleştirmesini söyleyin.
*makinist olarak bu film kaç kere izlediğini sorun ?içsel eleştirin.
*nasıl bir filimdi? O kadar acıklımı?
Bir makinist olarak baktığında GAYE hanıma bir eleştiride bulunmak istersen ne
söylemek istersin?
Filmi eleştirirsen ne düşünürsün?
Sen makinistsin,Tülin i anlat?
Siz GAYE hanımdan daha farklı anlatıyorsunuz
__şimdi filmin kritiğini yapıyorlar,daha mantıksal anlatıyorsunuz.
*güçlü olmak zorundaydı o kadın ,yaşadığı o şartlara göre insan yaşamının
iplerini ,başkasının eline o kadar kolay verebilir mi?
*Aysel’in kocası nasıl?anaerkil bir düzen var mı?
*Anne ayrımcı mı? kültürlümü?
*çevrenin yüklediği bir misyon var anneye,Tülin i gözlemleyince annesinin ve
kızının benzerlikleri var mı?
*Tülin e faydası oluyor mu?
__Aysel den gelen ve modellediği şeylerde var
* Aysel Tülin i elde elde edebilir mi?
*mükemmeliyetçi ve her şeyi eline almaya çalışan biri zordur.!
*sonrası çekildimi bu filmin?
*ana –kız görüşüyormu?devamı çekildimi?
Bir şeyin devamlı olduğu yine olacagı anlamına gelir mi*
*etkileşim yasasında anne ile Tülin arasında kaça kaç bir etkileşim vardır?
*9__2 gibi.
* bu senin etkilenmediğini mi gösterir?
*neden böyle bir ey fark ettin?
-güçlü oldukça duygularını anlamada zalim gibi görünebilir.
__şimdi koltukta kaldır.sinemanın dışına çıkmış gibi odanın başka bir köşesine
götür.burası kafterya deyip sandalyeye oturt,karşılıklı bir sigara içmek ister
misin de? Sonra filmi o seyretmemiş başka birisi gibi,siz ona özet geçerek
yeniden anlatın.ona yorumlamasını söyleyin.kişi karşınızda olsun .
*bu kahramana ne dersiniz diye aynı kişi yi sorun.ve anlattırın kendisine .
* bu duvarlar ne kadar güçlü sizce?
• bende yorum yapabilirmiyim deyip ve analiz yapın.
 bu vizyon terapide ile neleri çözebilirsiniz?
 fobilerde çok etkilidir.
• İkili ilişkilerde kullanılır.
• İnsanların inançlarını değiştirmede kullanılır.
• Ergenlerde
• Aile içi ilişkilerde kullanılır.
• Geçmişte çözümlenmeyen ilişkilerde kullanılır.
• Doğru uygulayabilmek çok önemlidir.
• Günlük küçük sorunları çözmeye başlayın.
• Uyarıcı olmamalı.
• Uyguladığınız yer çok önemli.
• Vizyon terapide kişinin değiştirmek istediği zihin haritalarını değişitirin.
• İnsanlar zihin haritalarından acı çekerler ve haz alırlar.
 Başka bir isimle sineme filmi seyretmiş gibi onu oraya oturtun.
 Olayı orada sergiletin.
 Filmi anlattıktan sonra nerde durup nerede soru soracaksınız çok
önemlidir.
 Amaç olayı içselleştirmek
 Olaylar değişmez duygular değişir.
 Bazı sol lop lu insanlar olayın içine giremez anlatmak istemezler…o zaman
“bana güveniyor musun ? “ demeliyiz.
 Olayın ayrıntılarına giremeyebilir sol loplar.
 Kişi bazı şeyleri de fark edebilir.
 Kişi ile göz teması kuracak şekilde oturmayın bu rahatsız edebilir.
 Üzerindeki bazı eşyaları çıkartın.
 Siz çok makyajlı olmayın.
 Ses tonunuz çok yumuşak olmalı .
 Duvara dönmesini sağlayın orada bir film oynadığını düşünsün.
 Makinist koltuğuna oturduğunda ,ilk seyredişte belki ağlar ama sonra bir
çok kere seyrettiği için filmi ayrıntılarıda biliyordur.rahatlar.
 Size tamamen dışsal bir boyutta bir şeyler anlatabilir.
 Sağ loptan çıkıp sol lopa kayar.
 Dizayndan otomatikleşmeye geliyor.
 Makinist dışarıdan bakıyor.
 İçselleşmeden kendisine söylediği şeylerdir.
 Sinemadan çıkardıktan sonra film ile ilgili eleştiriler ve öneriler yapın.
 Nasıl buldunuz fil mi? gibi yorumlar getirin .
 Sen dışarıdan birisin ,sohbet etmeye başla “deyin bu kısımda insan olaya
başka yorumlar getiriyor.
 Kişi kendi oluyor sonra makinist sonradan dışarıdan biri oluyor
Bu terapiyi önce hayatınızda uygulayın.aile sorunlarına ve ergenlerde çok etkili
bir terapidir.
Sihirli sorular ve Cevaplar nerelerde gerekli.ağlatabiliriz de,güldürebiliriz
de.yine amacımıza ulaşamayabiliriz de.meraklı sorular sorulmamalı.Eğer
yüzleşmek istiyorsa ,hazırsa çıkarın.bazı ampulleri yakabilirsinizde.ilk seansta
olmamalı .çok iyi bir gözlemci olmalısınız.neler yapıp neler yapamayacağınızı
fark edin .Olaydan biraz uzaklaşıp ses tonu ile eşleş yanına gidip evet şimdi
gerçektende orada görebiliyor musun deyin .sen Tülin in yerinde olmak
istermisin ?diye sesinizi yumuşacık tutup kısın.oradaki Tülin i tam anlamıyla
görebilmesini sağlayın.
** Mastır bitince dizaynır aldıktan sonra ancak koçluk yapabilirsiniz. **
Zamanla bu yaptıklarınızı kendi üzerinizde de deneyin .Bir farkınız
olsun.kendinizi yaratın.sesinizlede hareketlerinizlede mahrem mesafeleri
korumanız gerekir.sesle eşleşebilirsiniz.size gelirken zaten soru işaretleriyle
gelir kişiler .kendi analizinizi yapmaya başlarsa ,çözüm bulamazsınız,uzar gider
Odağını değiştirin.
ÖRNEK
*Belki de acılar güçlendiriyor insanları
*Daha iyi koruyabileceğini mi düşünüyordu
*Peki;İsmail in böyle düşünmesi,senin öyle olduğunu mu gösteriyor.
*Özlem de kabul etmiş bunu galiba.
* Nasıl eğlenceliydi.
*Özlem sorunlar lamı besleniyordu?
*Özlem in hayatında bir kurtarıcımıydı İsmail?
*Beklide farkındalık geliştirdi
*Şimdi ne yapıyorlar filmin o karesi var mı?
*Özlem çocuğunu vermek istemiyor mu?
*Özlem niçin korkuyor>?
*Korkumu var kaygımı?
*Çocuğun deneyimlediği bir şey var mı?
__makinist sandalyesine alın.
* siz bu filmi izlediniz Gül hanım neden ağladı?
*Özlem ne yaptı nasıl tepki verdi?
*Nasıl tepki verdi?
*Davranışları anladımı?
*Özlem destek adlımı?
*İsmail adlımı destek ?
*Sonuç?
*Sende olumlu bir değişiklik odlumu?
*Ne zaman bitirdin bu evliliği?
*Özlem e fiziksel bir şiddet uyguladımı?
*Çocuk anneyi korumaya geçtimi?
*Ne yaptı?
*Seni neden koruyordu?
*Anne ile ogul ne kadar birbirlerine bağlı?
*Özel bir çocuk olduğunu düşünüyor mu özlem
*Belki çocuk olmasaydı özlem devam edecekmiydi bu evliliğe.
*Evliliği bitirdiler,kim nasıl yaşıyor?
Sonra filmin dışından biri gibi soru sormaya başla.makinisti dinledim
.Yaşadıkları ile ilgili sanki filmi izlediğini anlatır gibi. Dışardan biri gibi ona
filmi nasıl bulduğunu sorun .İnsanlar boşanabilir,ayrılabilir,film bunu
anlatıyor.Yarıda bırakılan bir şey var öneride bulunsanız,filmi anlattım ben
size.
*bu film hakkında ne düşünüyorsunuz?
*bazı sorunları çok iyi görmek lazım
*bedelini anında ödemek lazım
Sence Özlem ne yapmalı?
*o zaman şöyle diyebilir miyiz?sonuçlara katlanabilcek mi?
* ben sana senaryoyu vereyim,bu filmin sonunu sen çek ve biz senden böyle bir
son seyredelim.

SWİSH TERAPİSİ
• Fobilerde kullanabilirsiniz.
• İnsanlar dışarıdakilerden değil ,içerdekilerden üzülürler ve fobi
yaratırlar.
ÖRNEK TERAPİ
----Fare böcek yılan fobim var ,görünce çığlık atıyorum .
***Görünce çığlık atıyorsun.
***En çok ne kadar yakınına gelse senin için problem olur.
----Resimden bile etkileniyorum .
___Fare fobi boyutundadır burada,zihnimizdeki durum önemli.
***O zaman sana apartman yaşamı iyi gelmiştir.
___İnsanlar korktukları şeyleri gözünü kapatınca görüp
korkabilirler.çerçeve çok belirgindir.hep onu görürsünüz.zaman geçtikçe
çerçeve uzaklaşır artık duygusu da yoktur.fobi gözünün önündedir..swish
terapide gözünün önüne getirmelisiniz.
***Gözünü yavaşça kapat.dik otur.kendini nasıl rahat hissediyorsa öyle
otur.
***Gözünün önüne bir fare getir,boyutunu sen belirle.
***Şeklini bize anlatabilir mi sin?
----Siyah kocaman.
***Şu an gözünün önüne iyice getirebilirsin.
***Şimdi anlat bize
----Dişleri,bıyıkları var kokuyor çok itici.
*** Parmağıma bir mesafe göster,nerde?
***Biraz daha yaklaştırabilir misin?
***Hala gözünün önünde duruyor mu?
***Şimdi fareyi bir çerçeve içine almanı istiyorum.
***Zihninde bir çerçeve yarat.
***O görüntüyü uzaklaştırmaya çalış
***Uzaklaştıkça küçüldüğünü düşün.
***Uzaklaşıyor mu?
***En uzağa yollamaya çalış.
***Gitti mi?
***Şimdi ne hissediyorsun
----Gözümün önünde değil.
***Şimdi yine gözünün önüne getir
***İstediğin mesafeye getir.
***Şimdi biraz daha yaklaştırıp üstünde değişiklik yaptığını düşün .
***Elinde boya olduğu düşün ve boya fareyi.
***Kendine göre biraz komik hale getirebilirsin mesela.
***Eline bir sigara ver mesela.
***O kirli görüntüsü gitti mi?
----Ben bir şey yapmam ki diyor.
***Peki dokunabiliyor musun ?
***Şimdi o haliyle uzağa gönder onu.
***Yolladın mı?
***Şimdi derin nefes al.
***Senden bir kere gözünü açıp kapamanı istiyorum .
***O fareyi boyadığın haliyle gözünün önüne getir.
***Gözlerini de boya istersen
***Ne söylüyor sana şimdi?
***Elini biraz yakınına götürebilir misin ?
***Onun sana yaklaşmasına izin verir misin ?
***Senden aşağı da duruyor.
***Biraz daha çağır yanına .
***Belki de ayağına dokunup sevmek istersin.
***Peki şu hali o yakınlığı ne hissettiriyor sana ?
***Ayakkabı nın üzerine çıkmasına izin verir mi sin :?
***Tekrar uzaklaştırır mısın?
***Derin bir nefes al gözünü bir daha aç kapa.
***Yine bir fare düşün küçük bir fare.
***Anlat bize nasıl?ne renk?
***Ne kadar küçük?
***Ne mesafede şimdi sana?
***Onu da biraz yakınına almaya çalış
***Ne söylüyor?
***Biraz daha yakınına alıp onu da istediğin gibi değiştir,şekle sok.
***Onu vücudunun neresine yaklaştırıyorsun?
***Ayakkabınla oynayabilir mi?
***Oynat ayağınla.
***Ne hissettiriyor sana ayağınla oynaması?
***Bir zarar verdimi sana?
***Uzaklaştır,gönder gitsin,nefes al son kez gözünü aç.kapa
***Sana bir son sorum ,tekrar bir fare düşün istersen.
***Mavi olsun mesela boyutu nasıl olsun :?
***Bir çerçevenin içine alır mı sın?
***uzaklaştırabildiğin kadar uzaklaştır.
***Şu an nasıl hissediyorsun kendini?
***En son fareyi çok komik bir şekilde sana doğru getir.
***Ne kadar yakınına geldi?
***Ayak ucunda dolaşabiliyor mu?
***Onu da yolla
***Derin bir nefes al ,yavaş yavaş gözünü aç.
SWİSH TERAPİDE GÖRSEL HAFIZADA OYNAMA YAPTIK .
Çerçeve içine neden alıyoruz?Yoğun yapabildiğinizde onu kontrol altına alıp
uzaklaştırabilirsiniz.
Yapabildiğiniz kadar sevimli hale getirip yakınlaştırabilirsiniz.dokunsal
aşama en son aşamadır..onların oyuncak olanlarda var terapi sırasında
kullanılırsınız.kucağına alıp bacağına dokunabilmesini sağlayabilirsiniz.Bunu
alırkende “şu an ne hissediyorsun” sorusunu sormalısınız.
Görüşmek istemediğiniz insanları çerçeve içine alıp uzaklara yollayın
.vereceği anlamı değiştirmek lazım .uygulamalı swish yapmalısınız.
Zihinsel olarak görsel,işitsel,dokunsal,yapıyorsunuz.önce görselliğinizi
değiştireceksiniz.Sonra işitselliğini en son peluş bir oyuncakla
dokunsallagını düzeltmeye çalışacaksınız.
Çok öenmli bir faydası da;
Duruşunuzu sesinizi,bazı huylarını beğenmiyorsanız,onları
çağırın,çerçeveleyin,kontrol altına alın ve gönderin.Duygu larınıza
hükmettiğiniz anda düzeliyor.Kendinizi olmak istediğiniz yerde ve görmek
istediğiniz yerde yaklaştırıp kendinize getirin.İstediğiniz şeyleri
yakınlaştırın ve kendine çek önce “mış” gibi davran ,gözünün önüne
çerçevele ve getir.İnsanın korktuğu şey hep gözünün önündedir.Oresmi
görürsünüz.Zihin haritanızda uzaklaştırdığınız şeyler sizi mutlu
eder.Çerçeve içine aldıktan sonra onu film haline getirebiliyorsanız hızlı
bir şekilde kaybolur veya kendinize çekin.
Bir masal anlatın mesela; ( pamuk prenses)
Onu bu terapilerle uyarlayın.
Çocuklara özgüven aşılamak lazım.Bir insan kendisinde kötü davranışlar
sergileyip ailesinden ve değerlerinden kaçtı diyelim ki ,onu kurtaracak
kişilerin dışarıda olacağını zanneder.Sorumluluk vermiyoruz çocuklara
,Doğrulardan kaçmamız lazım.Eğer kendinde güç hissediyorsan yardım
edecek birilerini bulursun ..Hiç korkmadan cesaretle davranmalı .mesela 7
cüceyi toplasan 1 adam etmiyor-özgüvenleri eksik.Bir sihir olmuş gibi biz
yapamayız başkasından bekleriz ,7 cüce pamuk prensesi korumayı misyon
ediniyor fakat sahip olduklarının peşinden koşmuyor!!!
Hayır koşamasın kapitalist yaklaşıyorsun bunu temelde bilinçaltımıza
verdiler.
Güzellik salonları falan var ve cadı yaşlanmak istemiyor ,egolarından
vazgeçmiyor,farklı bir kimliğe bürünüyor.Sanki yaşlılar hayatta kötülük
yapamaz mış gibi.Kim bizi mutlu edecek ? bizi kurtaracak olan beyaz atlı
prensi bekleriz,sende güç ve beceri yoksa hep bir erkeği beklemek
zorundasın.Senin hiçbir hakkın yok bu konuda.Güzellik merkezleri boyalar
estetikler ne kadar çok kapitalist yaklaşım var.
AMERIKADAN ,AVRUPADAN GELEN MASALLARLA BÜYÜDÜ
ÇOCUKLARIMIZ : (
Fakat bizim dede korkut hikayelerimizi bilmezler ,Türk destanlarını bile bilmiyor
çocuklarımız .Bir önerimiz olsun her zaman çözüm odaklı olmayı bilmemiz gerekir.
BİR ÖNERİN OLSUN

Çıkış noktamız bu “bir önerin olsun”.sosyolojik sorunlarımıza ve kişisel


sorunlarımıza bir bakış açısı getireceğiz.Hiç kimse,bir başbakanı veya bir
milletvekili arayıp bir öneri getirmiyor.Arayanlar ise kendi sorunlarını dile
getiriyorlar .Sahip olduklarımızı öneri haline getiremezsek bir çözüm üretemeyiz.
Mesela; ilaç tedavi etmez,geçicidir.
Düşünce değişmediği sürece tedavi olmaz.Bir öneriniz olsun
 -kadına şiddet
 -gönüllü destek
 -eğitim sistemi
 -aile çi iletişim güçlenmesi
 Sokak çocukları
 Engelliler için yürüyüş yerleri
 -çevre kirliliği için çözüm
 -trafik
 -yaratıcılık
 -aldatma
 Boşanma

Evlilik öncesi eğitim


-deprem bilinci
-uyuşturucu
Taciz
Aile içi şiddet
Nerde yaşıyorsanız yaşayın ,ne yapıyorsanız yapın her zaman bir öneriniz olsun.
Hep bağırıyoruz,küfrediyoruz sorun çıkaranlara ama bir öneri
getirmiyoruz..İlişkilerde de bir öneriniz olsun . Batıl inançlardan kurtulun, bir
insanın bu tür korkularla büyüdüğünü düşünsenize …Karanlığa küfretmektense bir
mum yakalım .İnsanın hayatını engelleyecek kültür içinde büyüyoruz.Eğitimin
aileden başlaması gerekiyor.Ailelerin bilinçlendirilmesi gerekiyor.Önce aile sonra
öğretmen ve arkadaş.bu bir yaşam felsefesi olsun …….

KAYAN YILDIZ TERAPİSİ

Bu terapi Amerikalı bir uzaman tarafından yaratılmıştır.Bu uzman karısı


tarafından aldatılır evden kaçarak bir parka gelir.Ve ağlamaya başlar Karısının
çıplak görüntüleri gözünün önüne gelir.Adam ve karısı çıplak olarak
yataktadırlar,olay gözünün önünden gitmez.Sahne gözünün önündeyken birden
gözü parmaklaına takılır ve parmağını ileri geri hareket ettirmeye başlar.Ve
görüntü birden gider.Bu ona parmak tedavi tekniğine teşvik eder.
KAYAN YILDIZ TERAPİSİ ŞÖYLEDİR;
• Kişinin sorununu dinliyorsunuz
• Yaşadığı olayı anlattırıyorsunuz.
• Ne hissettiriyor bu sana
Önce kişiyi dinleyip sorununu anlatmasından sonra bir sandalye ye alıp onun
yanında çapraz oturun.Görsel ,işitsel,dokunsal da 3 sistemde de temizlemek var
bu terapide.bunların üçü nüde değiştireceksiniz.
• Travmalarda kullanılır.
• Gaspta uygulanabilir
• Bıçaklama olaylarında kullanılır.
• Polislerde uygulanır.
Başını oynatmadan görsel olarak parmağınızı takip etmesini sağlayın.Bugün
yaşadığı olayın seni üzme derecesini söyleyin.9 mesela, 1 den 10 a kadar iki
parmağınızı yan yana getirin .ileri geri hareket ettirin.Parmağınızı takip ederken
duygusuz anlatır.sadece görüntüyü anlatır çünkü.duygu olmaz
Hemen görsel soru sorun
---annen ne giymişti?
---ne gördün?
---ne yapıyordu?
---ne renk mont vardı üzerinde?
Ağlayan biriyse bu seansda ağlaması kesilir.
İşitsel olarak anlatmasını isteyin ve dış uyarıcı verip kulaklarının dibinde parmak
şıklatın.o zaman daha çok konuşur.
---ne duydun?
---ne söyledin?
---o ne dedi?
Bu terapinin erkekler açısından bir sakıncası vardır. Dokunsal anlamda parmağını
tutmanız gerekebilir.erkekler pek hoşlanmaz bundan.
Parmağını tutup dokunsal bir baskı verin ve ne hissettiğini sorun
Anlattığı her şeye soru sorun ,anlattığı şeylere artık olayın dışından bakmaya
başlar
Siz kendinize de uygulayın ,hırsızlıkta,ağlama nöbetlerinde de etkilidir.burada ise
duyguları yok ediyoruz.

EK BİLGİ

İÇİNDEKİLER
1-NNLP MASTER PRACTITIONER Eğitimi
2-DENEYİMSEL TASARIM
3-ON BİR YILDIZ TERAPİ
4-11 YILDIZ TERAPİ TEKNİKLERİ NE FAYDA SAĞLAR
5-MASTER
6-ETKİLEŞİM YASASI
7-DÜŞÜNCE NEDİR?
8-DUYGU
9-HEYCAN
10-BAYILMA
11-MANTIKSAL ZEKA
12-DUYGUSAL ZEKA
13-MUTLULUK NEDİR?
14-GÜÇ
15-KAYGI NEDİR?
16-KORKU NEDİR?
17-FOBİLER NASIL OLUŞUR?
18-UYGULAMALI BİR TERAPİ ÖRNEĞİ
19-SİHİRLİ SORULAR***TERAPİ SORULARI
20-İLK SEANSIN İLK SORULARI
21-SİHİRLİ SORULAR İLK SEANSTA SORULUR
22-KIYAS SORULARI ( 2. SEANSDA
23-İLKELER
24-İKİ BOYUTLU DÜŞÜNCE TERAPİSİ
25-İKİ BOYUTLU TERAPİ ÖRNEK
26-HİPNOTİK İLETİŞİM
27-ONAY SORULARI
28-SEÇENEK SORULARI
29ODAK SORULARI
30-OLASILIKLAR
31-İŞ DÜNYASINDA
32-MEDİASYON TERAPİSİ
33-KENDİNLE YÜZLEŞMEYE HAZIR MISIN?
34-TRANS ANI ( VİZYON TERAPİ
35-VİZYON TERAPİ ÖRNEK;
36-SWİSH TERAPİSİ
37-BİR ÖNERİN OLSUN
38-KAYAN YILDIZ TERAPİSİ
39-KAYAN YILDIZ TERAPİSİ ŞÖYLEDİR