KUMARBAZDostoievski Kumarbaz €eviren: Nesrin ALTINOVA 2. Basım BEYAZIT DEVLE T K‚T‚PHANESİ Tasnif No. Demirbaş No. 891.

733 327855 Remzi Kitabevi Ankara Caddesi, 93 — istanbulMICHEL BUTOR'UN †NS†Z‚ 2. Basım: Temmuz 1993 ISBN975-14-0399-5 KTB 93.34.Y.0030.0600 Remzi Kitabevi A.Ş. Selvili Mescit S.3 Cağaloğlu-Istanbul, 1993 Tel. 522 0583 - 522 7248 Evrim Matbaacılık Ltd. Şti. Selvili Mescit S.3 Cağaloğlu-Istanbul, 1993 Dostoievski Batı'ya ilk kez 1862 yılının haziran başlarında gitti. Planladığı ilk uğrağı Paris'tir ama, o g‰nlerde Alman kaplıcalarından Baden-Baden, Hombourg ye Ems gibi, Avrupanın kumar başkentlerinden biri olan Wiesbadenden geŠerken, trenden iner, Rus gazetelerinde okuduğu ve kahramanının daha sonra acı acı yakınacağı, betimlemelere aldanarak rulette şansını denemeye gider. ' Kahramanı ş‹yle der ya: ŒB‰t‰n d‰nya gazetelerinin, ‹zellikle de bizim Rus gazetelerinin, ve hemen hemen her yılın ilkbahar başlarında makale yazarlarımızın g‰nl‰k yazılarında daima iki konuyu ele almalarındaki o k‹le ruhluluğa dayanamıyorum: †nce Rhin' in kaplıca kentlerindeki oyun salonlarının g‹rkem ve l‰ks‰, ikinci olarak da, s‹z‰mona masaların ‰zerine yığılan altın k‰meleri. Oysa onlara bunun iŠin para da ‹denmiyor: Onlar sadece Šıkar g‰tmeyen bir dostluk kanıtı veriyorlar. Bu berbat salonlar her t‰rl‰ ihtişamdan yoksundurlar ve altın oralarda masaların ‰zerine yığılmadığı gibi. ucundan kıyısından ya g‹r‰n‰r, ya g‹r‰nmez.• Bir s‰re geŠince, sara n‹betleri gitgide sıklaşan Dostoievski hekimin ‹ğ‰tleri ‰zerine yeniden Avrupa gezisine Šıkmaya karar verir. Verem olan karısı ‹lmek ‰zeredir, yazar da Paris' te dostu Pauline Souslova'nın yanına gitmek zorundadır. Yolculuk hep ertelendiğinden Pauline sabırsızlanır ve bir İspanyol ‹ğrenciye Žşık olur. Fena halde ‹fkelenen Dostoievski yola koyulur ama, VViesbaden'den geŠerken, yeniden gidip rulette şansını denemekten kendini alamaz. Parise geldiğinde onu mutlu bir s‰rpriz bekler: İspanyol ‹ğrenci, Paulineden ayrılmıştır. B‹ylece, kazanma başarısını g‹sterdiği b‰t‰n parayı Šok doğaldır ki yitirdiği Wiesbaden ve Baden-Baden'den geŠerek, birlikte İtalya'ya gidebileceklerdir. 6 " KUMARBAZ işte o zaman kumar konusunda bir roman yazmayı d‰ş‰n‰r. 18 Eyl‰l 1863'de Roma'dan arkadaşı Strakhov'a şunları yazar: ŒŞimdilik elimde hazır hiŠbir şey yok ama, (bana g‹re) oldukŠa mutlu bir ‹yk‰ planı tasarladım. B‰y‰k b‹l‰m‰n‰ kŽğıt parŠalarının ‰zerine not ettim. Hatta yazmaya bile başladım. Ama, ‹nce burası Šok sıcak: İkincisi de, Romada ancak sekiz g‰n kalabileceğim; insan Roma gibi bir kentte bir hafta geŠirecekse, roman yazmayı d‰ş‰nebilir mi? B‰t‰n bu gidiş gelişler beni son derece yoruyor. Konu şu: Bir tip, gurbetteki Rus. Biliyorsunuz, geŠen yaz, bizim gazetede yabancı ‰lkelerde yaşayan Ruslardan sık sık s‹z edildi. Romana b‰t‰n bunlar da alınacak. Yurt iŠi yaşamımızın bug‰nk‰ halinin olabildiğince oraya yansıdığını g‹rmeleri gerek. ApaŠık karakterli bir adamı Šiziyorum, pek Šok konuda yetenekli ama, her

şeyde yarım kalmış bir adam bu. B‚t‚n inancını yitirmiş, aynı zamanda da, imansız, inanƒsız olmaya cesaret edemiyor. Yetkiye karşı hem isyan ediyor, hem de onun karşısında korkuyor. Rusyada kendisi iƒin yapacak hiƒbir şey bulunmadığını d‚ş‚nerek avunuyor, bu y‚zden de yabancı ‚lkelerde yaşayan Rusları vatanlarına geri ƒağırmak isteyen herkesi acımasızca mahk…m ediyor. Ama, sana hepsini burada anlatamam. †Asıl kahraman ƒok canlı, onu karşımda g‡r‚r gibiyim. ˆyk‚m bittiği zaman okunmaya değecektir. Temel nokta şu ki, b‚t‚n yaşamsal ‡zsuyunu, taşkınlığını, b‚t‚n c‚retini rulet soğurmuş. Bu bir kumarbaz ama, Pouchkine'in Cimri އvalyesi alelade bir cimri olmadığı gibi, bu da sıradan bir kumarbaz değil. Kendimi Pouchkine'le karşılaştırmak istediğimi sanma sakın, bu karşılaştırmayı sadece olayı daha iyi aydınlatmak iƒin yaptım. Kahraman kendine g‡re bir ozan ama, bayalığını derinlemesine hissettiği bu şiirden utanıyor. Bununla birlikte, bir şeyleri tehlikeye atma gereksinimi onu kendi g‡z‚nde y‚kseltiyor. ˆyk‚ sadece rulet oynadığı ‚ƒ yılı işleyecek. †ˆl‚ler Evi, daha ‡nce hiƒ kimsenin g‡z‚yle g‡r‚p de anlatmadığı forsaların bir resmi gibi halkın dikkatini ƒek-tiyse. bu ‡yk‚ de hiƒ kuşkusuz ruletin g‡zle g‡r‚ld‚kten sonra, ayrıntılı anlatılması olarak dikkati ƒekecektir. Bu t‚r ‡yk‚lerin bizde her zaman iyi karşılandığını saymazsak, şu da MICHEL BUTOR'UN ˆNSˆZŠ var ki, kumar sahneleri bir yabancı ‚lkenin kaplıca kentinde geƒiyor ve yabancı bir ‚lkede yaşayan bir Rus s‡z konusu ediliyor. Bu ayrıntının, evet doğrudur, ikinci derecede ama, gerƒek bir ‡nemi vardır. †Kısacası, işte ilginƒ şeyler. Duygu ve akılla, fazla 'uzatmadan, bunları ƒizmeyi başaracağımı umabilirim. †Ola ki romanım ƒok iyi olur. Benim ‡l‚ler Evi gerƒekten ilginƒti. †K‚rek mahk…mluğu et‚v‚ t‚r‚nden bir ƒeşit cehennemin tarifi bu. B‚t‚n bunlara ƒarpıcı bir biƒim vermeye ƒalışacağım.‹ Dostoievski bunu ancak yıllar sonra, dış ‚lkelere bir hayli gidip geldikten, Almanya'daki kumar masalarında bir hayli zaman geƒirdikten, karısının ve erkek kardeşinin ‡l‚m‚nden sonra gerƒekleştirebildi. Alacaklıları sıkıştırınca, yayımcısı Stel-lowski'yle t‚m yapıtlarının yayınlanması iƒin anlaşma imzalayarak, hen‚z basılmamış bir romanı l kasım 1866'dan ‡nce vermek ‚zere anlaştı tersi bir durumda bu basım ‚zerindeki b‚t‚n haklarım yitirecekti ve aldığı paraların da hepsini geri ‡deyecekti. Oysa, Suƒ ve Ceza iƒin başka bir yayımcıdan avans aldığı iƒin, her iki kitabı da en kısa s‚rede tamamlamak zorunda kalıyordu. İşte o zaman 17 Haziran 1866'da Bn. Corvine-Kroukovskaia' ya şunları yazar: †•ok garip ve şimdiye kadar hiƒ g‡r‚lmemiş bir şey yapacağım. Tam d‡rt ayda, birini sabah, ‡b‚r‚n‚ akşam yazacağım iki ayrı roman iƒin otuz baskı provası yazacağım; ancak b‡ylelikle zamanında bitirmiş olabileceğim... Eminim ki geƒmiş ve şimdiki yazarlarımızdan hiƒbiri benim s‚rekli iƒinde yaşadığım koşullarda yazmamıştır; bunun sadece 'd‚ş‚ncesi bile Tourgueniev'i ‡ld‚r‚rd‚. Ama, iƒinizde doğan, sizi coşkuyla, heyecanla dolduran d‚ş‚nceyi baştan savma yapıp berbat etmek bilseniz ne kadar ‚z‚c‚d‚r... Onun g‚zel olduğunu biliyorsunuz... ve onu bile bile berbat etmek zorundasınız.‹ Dostoievski, bu akıl almaz ƒılgınca işin altından kalkabilmek iƒin, arkadaşlarının ‡ğ‚tleri ‚zerine, bir stenograf tutmaya karar verir: Anna Grigorievna Snitkine. Kumarbaz'ın kesin metnini ona 4-29 Ekim 1866'da yazdırır. Yayıncı Stel8 KUMARBAZ lowski yolculuğa ƒıktığından, yazı polis komiserine teslim edilir, o da bu veriliş tarihini belgelerle doğrular. 8 kasımda Dostoievski, Anna Snitkine'e evlenme teklifinde bulunur, 15 Şubat 1867'de evlenirler.

Demek ki, Dostoievski ‹yk‰s‰n‰ en sonunda yazmaya koyulduğunda, son kozunu oynuyordu. Eğer bu metni yazma bahsini kazanamazsa, her şeyi yitiriyordu. Onun iŠin ele aldığı tema yazma koşullarıyla Šok iyi uyum sağlıyordu. B‹ylesine bir konuyu ele almayı uzun yıllardan beri tasarlıyordu, bunu da salt biraz para kazanma umuduyla değil de asıl para yitirmeye son vermek umuduyla yapıyordu: Š‰nk‰ bu kitap bir beladan kurtulma yoluydu. GerŠi bu Œtecimsel• bir d‰ş‰n‰yd‰. Rus halkının hoşlanacağı bir d‰ş‰n‰. Dostoievski bu d‰ş‰n‰y‰ anlatırken kendisini s‰r‰kleyen kumar tutkusunu felce uğratmaya, etkisiz hale getirmeye Šabalıyor. Bizim iŠin bu sayfalarda yaşamadan ‹nce yazarı iŠin ‹ylesine g‰Šl‰ biŠimde yaşayan (Œonu karşımda g‹r‰yor gibiyim•) kişiliği, kendisininkinden ayırmak istiyor, onu kemiren, onu mahveden bu kopyadan, tıpatıp benzerden kurtulmak istiyordu. Elbette ki konuşan kendisidir ama, kahramanını sakınanla ayırt edecektir, onu belirleyecek, kendinden ayıracak pek belirgin durumlarla Ševreleyecektir, ‹yle ki, kitabın son satırlarında, ‹yk‰y‰ askıda bırakarak, bize: ŒYarın, yarın, her şey bitmiş olacak!..• diyecektir, bu s‹zc‰klerin Piodor Dostoievski iŠin gerŠek olacağını umut edebilir, yani o andan sonra, nihayet bir daha kumar oynamama akıllılığını g‹sterecektir, oysa, o ana kadar kurtulmak iŠin boş yere Šabaladığı ruletin b‰t‰n uğursuzluğu o zavallı vur abalıya Alexis Ivanovitch'in ‰zerine yıkılmıştır. €‰nk‰ o s‹zc‰kleri yazarken kendini aldattığından emin olabilirsiniz; o her zamankinden daha bağımlıdır, daha aldanmıştır. Demek ki, Dostoievski. Kumarbaz'ı yazarken kumar oynuyor, kumardan kurtulmak iŠ4n kumar oynuyor, iŠindeki kumarbazı yatıştırmak iŠin, susturmak iŠin kumar oynuyor. O da bunu Šok iyi biliyor. Değişmek iŠin insanın kendini suŠlaması yeterli değildir. İŠinizdeki Œ‹b‰r‰• b‹ylece daha g‰Šlenmek, sizin nedenlerinizle alay etmek olanağını bulur. Onun hakkım teslim etmek, yakınmalarını, sitemlerini b‰t‰n g‰Šleriyle aŠıklamasına izin vermek gereklidir. Doğal olarak buMICHEL BUTOR'UN †NS†Z‚ 9 n‰n sonucunda da suŠlu, suŠlayıcı kimliğine b‰r‰n‰r ve en sonunda kaŠınılmaz olarak ‰zerine y‰klenecek olan mahk•miyette, bizler hepimiz bir parŠa mahk•m olacağız, yani biraz maskeleri d‰şecek olan b‰t‰n namuslu kişiler, ve s‹z konusu edilip sarsılacak olan iŠinde bulunduğumuz durum mahk•m olacak. Kurtulma bizi iblisten ancak bunun aŠıklanmasını bulduğumuz oranda kurtaracaktır. Yıkımında yanılsamalarımızın kimi kırpıntılarını da s‰r‰kleyerek kaybolacaktır ancak. Dostoievski iŠin s‹z konusu olan, kumarbazın deneysel g‹r‰n‰ş‰n‰, y‰ksek sosyetedeki kişilerin, onun deyimiyle Œcentilmenlersin değer vermek istemedikleri ve varlığı kendilerine pek y‰z kızartıcı g‹r‰nd‰ğ‰nden olabildiğince k‰Š‰ltmek istedikleri bu kahramanın katkısını g‹zlerimizin ‹n‰ne sermektir: ŒElbette ya, b‰t‰n bu ayak takımının iŠinde Šırpındığı Šamuru ve dekoru bilmezlikten gelmek son derece soylu bir davranıştır. Bununla birlikte, karşıt davranış da kimi zaman onun kadar kibardır: Fark etmek, yani cep d‰rb‰n‰n‰n ucuyla da olsa, b‰t‰n bu haşarata bakmak ve hatta onu incelemek ama, b‰t‰n bu kalabalığı ve b‰t‰n bu Šamuru bir Šeşit eğlence gibi, centilmenlerin dinlenmesi iŠin d‰zenlenmiş bir temsil gibi g‹rerek. İnsan kendisi de bu kalabalığa karışabilir ama, orada bir seyirci olarak bulunduğu ve onun bileşimine zerre kadar katılmadığı kesin inancıyla Ševresine bakabilir. Zaten, aşırı ısrarla incelemek de uygun d‰şmez: Bu da gene bir centilmene yakışmaz, Š‰nk‰ her ne olursa olsun, bu g‹steri s‰rekli bir dikkate değmez.• Elbette ki s‹ylemeye bile gerek yok: Alexis Ivanovitch, ya da Dostoievski, tamamiyle farklı bir kanı belirtir: ŒOysa bana ‹yle geliyordu ki, tam tersine, b‰t‰n bunlar son derece ısrarlı bir dikkate değerdi, ‹zellikle de sadece incelemek iŠin değil de, kendisi de iŠtenlikle ve iyi niyetle b‰t‰n bu ayak takımına katılmaya gelen bir kimse iŠin.•

masalarının ƒevresindeki kumarbazlarla aynı korkularla izlediği davranışlarım ‡nceden kestirmek olanaksız hale gelir. —centilmenler— arasındaki ayırım son derece belirgindir. o hep aklına eseni yaptığından. aklı başında insanlar gibi davranmayı başarırlar. sakınımlı olması iƒin onu h•l• inandırmaya ƒalışır ama. koşulların oluşturduğu surat y‚z‚nden. bu bekleyişte parayı tehlikeye • atan. Kumar salonuna ilk kez girdiğinde Alexis Ivanovitch'i en ƒok etkileyen bu oldu işte. —bir b‚y‚kannenin ‡l‚m‚nden— para bekleyen. kumarda insan yaşamının ayrıcalıklı bir eğretileme bulabilecek hale geldiği. Oysa. istencinin tamamiyle dışında bir olaydan. O andan sonra ve b‚t‚n orada kaldığı s‚rece onu o tutkusundan ayırmak olanaksız hale gelir. generalin ‚vey kızı Pauline Alexandrovna iƒin oynuyordu. kumarbazın kumarbaz olmayanı ortaya ƒıkardığını fark ettiği. birini incelerken ‡b‚r‚n‚n gizlediğini ortaya ƒıkarmaya . ˆnce general ve onun ƒevresindekiler hoş g‡r‚nmeyi.‹ G‡r‚p işittiği şeyler y‚z‚nden.. kendi iƒin değil. bu geƒişimi ancak. dipten doruğa farklı bir kişi olduğunu ileri s‚rerler. Gazinoda yaşlı hanıma eşlik eden Alexis. Kitabın başlangıcında bu alƒalmalara aƒıkƒa boyun eğenlerle. kişi bu fikre alışamaz. Ne var ki. alelacele koşup kumar oynar.Az sonra yazarımız iƒin onun kumarbaz yaşamını tanıtlayan şu olgudur: Bu. başladığı andan itibaren gerƒekleştirebildi. her şeyi o iskambilin ‚zerine oynayan o aile tıpkı onun gibi davranıyor. O sırada. Kuramsal olarak. Nesnede bulunan acı alay şimdi kendini duyurmak iƒin bir ses sahibidir: †B‚y‚kanne utkulu ve saldırgan bir halle bana doğru d‡nerek: †Bak. o kadar uzaktır ki bir temsil gibi onunla eğlenebilirler. Oysa. gerƒekliğe karşı d‚ş‚nmekten kendini alamaz. bir kez daha sıfırın ‚zerine koyar ve hiƒ umulmadığı halde kazanır. hiƒ umulmadık ama. yine de ruletin kararından ƒok daha az ‡nceden kestirilemeyen bir olay gelip b‚t‚n hesapları alt‚st eder: B‚y‚kanne hiƒ haber vermeden ƒıkagelir ve yapacak başka işi yokmuş gibi. O kadar ki. Alexis'nin b‚t‚n ‡ğ‚tlerine karşın. dolayısıyla da kuşkulu yoldan ƒıkmış bir insan g‡z‚yle bakılıyor. kaƒınılmaz olarak hiƒe inecek y‡ntemler hazırlamaktan kendini alamaz. İşte Dostoievski dikkati ƒekecek etkin bir sahne d‚zenlemesiyle bu k‡kten ayrılığın yalanını aƒıkƒa ortaya serecektir. o anda tanımladığı ve ƒıkar g‚tmeden kumar oynayan o centilmenler durumundadır. b‚y‚kanne de bir acı alaya d‡n‚ş‚r. Kumarbazlarla kumarbaz olmayanlar arasındaki fark artık yok olmuştur. . Hizmet ettiği ve kendisini sinsice . Onun gelişiyle kumar masasının insanları generalin ailesini tamamiyle ele geƒirir. o k‚ƒ‚c‚k nesne b‚y‚lediği g‡zlere durmadan bitmez t‚kenmez bir acı alay fırlatır.10 KUMARBAZ MICHEL BUTOR'UN ˆNSˆZŠ 11 Centilmenler kumarbazın kendilerinden tamamiyle.yetkilendiren o aile iƒinde ona kumarbaz. Ruletin bilyesinin ‡zelliği. genƒ kızın kazanacağı paraya ne kadar ‡nem verdiğini ƒok iyi bildiğinden. o da bulaşıcı kumar hastalığına yakalanır. onu b‚t‚n g‡zlerin hedefi haline getirecek olan şey. tutkusunun doğmasına engel olan b‚t‚n karşı ƒıkmalar ağırlıklarını yitirirler.‹ O da şunu belirtir: †Ben bir kumarbazdım: Bunu tam o anda kesinlikle hissettim. onun bir g‚n kumarbazın romanını yazmasını sağlayacaktır ama. Sehpanın ‚zerinde d‡nen k‚ƒ‚k bilyenin bir acı alay olduğu gibi. o kadar apayrı. O aile ki aslında tıpkı onun gibi yapıyor. g‡rd‚n m‚!‹ dedi. hatta hiƒbir bulaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalmadan onun hareketlerine ve davranışlarına ‡yk‚nebilirler. b‚t‚n aile bireylerinin aynı doymak bilmeyen g‡zlerle. —kumarbazlarla— bu alƒalmanın kendilerine ulaşamayacağım iddia edenler. hareketinin kesinlikle ‡nceden kestirilemez olmasıdır.

gerƒekten kumara d‡n‚ş‚r ve işte kumarın y‚zkarası vurguladığı bu sefaletten gelir. alƒalmanın. en ufak bir gerƒek sahip ƒıkma onu kendisine bağlamaksmn. Ama. kumar salonunun şiddetli ışığı altında ve kaba topluluğu altında yaptığını. en ufak bir ilintinin. ya da filan kişinin.•‚nk‚ Dostoievski. kişiliğini sağlamlaştırmak iƒin. Demek ki. —bu paranın ƒoğu zaman ƒevrelendiği akla aykırı gelen karanlık— en kuvvetli ışık altında ortaya serer. Sorumluluk tamamiyle paylaşılmıştır. bir ılgım bataklığıdır ki bu rahatsız ediciler iƒine batıp g‡m‚l‚rler. korkunƒ aynasının karşısında g‡zlerini kapatan bu y‚ksek sosyetenin dayandığı sistemin ƒıplak simgesi olduğunu g‡stermek ona yetmez. onunla alay ederler ve orıu oynatırlar. onuru kırılan. gazino masasında olup bitenlerin. ƒ‚nk‚ ona onca saygınlık kazandıran o para onu eski kişiliğinden tamamiyle koparır. sonra da b‚y‚kanneye eşlik ettiği iƒin ve b‡ylece de o canlı ruletin karşısında geneM1CHEL BUTOR'UN ˆNSˆZŠ 13 ralin b‚t‚n ailesinin delegesi haline gelir. Kumarbazlar. aƒıkƒa. bu ƒıkar yol bir tuzaktır. birkaƒ saat iƒinde toplumsal konumu değiştirdiğini g‡z kamaştırıcı bir gerƒeklikle saptamış olmasıdır. rastlantıyla g‡kten. B‡yle saygı g‡sterilen kişi kendisi değildir. kendini g‚ƒlendirmek iƒin. Gerƒekten de. mah12 KUMARBAZ cubiyettendir. Centilmerılerse. saygıyla para arasındaki ilişkiyi. sefalete doğru yuvarlanmalarının iƒerdiği o utancın yaklaştığını hissedenleri saygılarını yeniden kazanmaları iƒin beğenme-yip kınadıkları ve asla dikkate almak istemedikleri bu ƒıkar yola sapmaya zorlarlar. yitirdiğine. Kumar. aşağılanan bir kimse iƒin başvurulacak tek yer olduğu s‡ylenebilir. onları oraya b‚t‚n bunlarda bir eğlenceden başka bir şey g‡rmeyen o centilmenler getirmiştir. †y‚ksek sosyetenin‹ . paranın nereden geldiği sorulmadan. generalin ‚vey kızı Pauline'in eğer gerƒekten kendisi oynarsa utanca g‡m‚leceğinden kendi yerine oynamakla onu g‡revlendirdiği iƒin gider. Kendisini mahcubiyetten kurtaracak parayı yeteri kadar ƒabucak elde etmek iƒin bir tek ƒaresi vardı: Son meteliğine kadar şansını denemek. bu derece paraya bağlı olan bir toplumda. mirasları ve işleriyle. Artık kazansa bile bir t‚rl‚ paƒasını kurtaramayacağı o ƒarka herkes onu itmişti. Kumarın kendini ona kaptırmaya başlayan bir kimse iƒin uğursuz hale gelmesi. Servetle birlikte saygınlığın da yıkılmasında ve şanssız kumarbazın talihsizliğine karşı artık gene ruletten başka ƒare bıılamamasındandır. Saygınlığın. ya da cehennemden d‚şen o b‚y‚k paranın taşıyıcısıdır. generalin ailesinin b‚t‚n ‡b‚r bireylerinin sinsi sinsi yaptığını onun herkesin iƒinde. kumar masası ƒok kısa bir zamanda ƒok para kazanılan tek yer olduğundan. sadece en ufak ‡yk‚n‚n. Kumar oynuyorsa. gerƒek kumarbazlar oraya asla kendi istekleriyle gelmemişlerdir. Alexis. ƒ‚nk‚ kumar ancak kendini ona kaptıran ihtiyaƒ iƒinde olduğu zaman. Dostoievski iƒin ruletle k‚rek mahk…mluğu arasındaki karşılaştırma işte bunun iƒin zorunlu hale gelir. Alexis'nin gerƒekten kumar oynaması. ya da sefaletin tehlikesi altında bulunduğu zaman ciddi ve korkunƒ bir hal alır. Alexis'sini hemen kumarbazlar takımına katmaktan kaƒınır. Onunla oynarlar. ya da Fiodor'un rahat karanlıktan o mahvolma aydınlığına nasıl geƒtiğini de g‡stermek ister. talihleri ters d‡nme suƒunu işledikleri iƒin onları o işkence ƒarkına zincirle bağlayan o centilmenler. mahcubiyetin başlattığı o. ‚stelik de bize falan. para. ya da kazandığına g‡re onun gazinodan ƒıkışına bakanlar iƒin artık gerƒekten aynı insan olmamasındandır. Alexis gazinoya sadece. onlar bu şekilde oynamadıklarından (onlar ancak servetleri tehlikeye d‚şt‚ğ‚ zaman gerƒekten kumar oynamaya başlarlar) durumlarını yitirenleri. bir oyuncak olduğu iƒin oynuyordur. sefalet iƒinde. ƒ‚nk‚ bu haksız.kopmayı bu para tamamlar. general tarafından kovulmuş olmasındandır ve k‚ƒ‚k bilyenin kararlaştırdığı b‚y‚k paralar sayesinde saygının kumar masası ƒevresinde nasıl hızla elde edildiğini g‡rmesindendir.

k‚ƒ‚k Fransızdan. Aslında. Mile Blanche'm emri ‚zerine beni ƒağırmıştı.‹ Bilye yandaki b‡lmeye yerleşti ve bunu kendisine fırlatan toplumun suratına fırlatmaktan başka bir şey yapamayacağı bir parayı gidip o Fransız kadınıyla har vurup harman savurdu. oyun olsun diye. Dostoievski'y e g‡re yalnızca parasal ilişkilerle saygınlık ilişkilerinin bir yansıması değildir. Wiesbaden' de. Schlangenberg'de benim bir tek s‡z‚m ‚zerine kendinizi tepetaklak aşağı atmaya hazır olduğunuzu s‡ylediniz ve biz de ş‡yle bir bin ayak y‚kseklikte bulunuyorduk.‹ işte verilen bu s‡z nedeniyle. kendisi de kumar oynadığı. onurunun kırılmasına neden olur. Alexis bu kumarda yitirdi. anılarında. ansızın onların dairesinin hemen yakınında bir kapı aƒıldı ve birisi bana seslendi. †Acele acele generalin dairesine giderken. . babasının yaşamında kumar tutkusuyla gerƒek Pauline arasında var olan yakın ilişkiyi vurgular: †Dostoievski daha ilk Avrupa yolculuğunda ruletle tanışmıştı.iƒinde yer alabilmek iƒin o paradan yararlanmayı başaramaz. hatta pek ‡nemli bir para da kazanmıştı. bu s‡z‚ bir g‚n size s‡yleyeceğim ve emin olun ki y‚rekli davranacağım. başka bir kadın ‚zerine oynadı. kendisine g‡nderdiği b‚t‚n parayı yitirdikten sonra karısına şunları yazar. Generalin dairesine gider. Demek ki. kendisi de onu ƒirkeften kurtaracak durumda değildir. b‚t‚n bu †y‚ksek sosyete‹nin g‡zden geƒirilmesi ve mahk…m edilmesidir ona g‡re.. Yaşamım Pauline ‚zerine oynamıştır. Dostoievski. kumar cehennemine g‡m‚ld‚yse. †Geƒen g‚n bana. bu da onun b‚y‚k mahcubiyetine. Son noktayı koyduğu. Pauline'in kendisine h•l• g‡sterdiği kaprisli ve uzak bağlılığa karşın yapayalnız olmasındandır. Kumar hapishanesinin kilidini onun ‚zerine kapatan Pauline'dir. kendisine stenograftık eden ve ‚ƒ ay sonra evleneceği şu Anna ‚zerine oynadı. onu ‡b‚r‚ne mahk…m eden de budur işte. kumar masası bahsinin yerine bir g‡lgesi olduğu evlilik bahsini koyarak paƒasını kurtarmayı umabilir.‹ •‚nk‚ kumar. kendisi kendi iƒin hareketi ‡nceden kestirilemeyen bilyeye d‡n‚şm‚şt‚r. bahtsız kopyasını ona kurduğu kafes iƒinde hapis bıraktığını ve kendisinin kurtulacağını umar. †Yaşamım ikiye parƒalanıyordu ama. Alexis her şeyden ‡nce Pauline kendisiyle oyna-14 KUMARBAZ dığı iƒin kumar salonuna doğru gidiyor. Sadece s‡ylediklerinizi gerƒekleştirip gerƒekleştirmediğinizi g‡rmek iƒin. MICHEL BUTOR'UN ˆNSˆZŠ 15 mekten kendini alamaz ve b‡ylece kumarbaz yaşamı yeniden başlar. ƒ‚nk‚ kapısını aƒtığı o †y‚ksek sosyetes>nin hiƒ mi hiƒ ‡nem vermediği o paranın k‡keni. el yazmalarını polis komiserine emanet ettiği zaman. Başlangıƒta kumar onu pek ƒekmiyordu. Pauline'le birlikte yaptığı ikinci yolculukta kumar tutkusu onu kıskıvrak yakaladı. 28 Nisanda. Dostoievski'nin kızı Aimee. Batı Avrupa'da ise bu ilişkiler yalnızca parasal ilişkilere indirgenmiştir. bir k•ğıt ‚zerine oynamaya alışmıştım. 1871 yılına kadar s‚rer bu.‹ Eğer Alexis kitabın sonunda kurtulmadıysa. Ancak. ister istemez makul b‚t‚n tahminleri aşan bir eylemdir bu. kendisi de bunu d‚ş‚n‚yor: †Ama. istencinin bir bakıma boynu vurulmuştur. o zaman başıma d‚nyanın en garip ve en aptal ser‚veni geldi. yazıyı tamamlarken. O b‡lmeye yerleşeceğini herkes d‚ş‚nebilirdi. Alman barona hakaret etmesini istediği zaman ona boyun eğer. Kumar aydınlatıcı g‚c‚n‚ genel olarak insan ilişkilerine. İngiliz centilmenine geƒtiğinden. Genƒ kadının dairesine girdim.. ‡zel olarak da erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkilere yayar ve Dostoievski'de de son aƒıklamasını aşkın eğretilemesi olarak bulur. Dul Bayan Cominges'di bu. bir g‚n ‡nceden beri.

GENERALİN MAİYETİNDE olduğumu biliyorlar burada. F. sonunda iyice Arap saŠına d‹nd‰r‰p bir t‰rl‰ iŠinden Šıkamadığı bir konuşmayla. yayımcısının ısrarı ‰zerine bunu değiştirdi. MICHEL BUTOR * ** Bununla birlikte. Šocukları gazinodan oldukŠa uzakta. Yemekten ‹nce. Hasta. eli ayağına dolaşır. namussuz alŠağın biri olmadığımı.. Generalin son derece rahat. yani k‰stah bir bakışla yanıt veririm ki.• ŒAma. Beladan kurtulma yolu en sonunda etkisini g‹stermişti. Her zamanki gibi. 218 KUMARBAZ KUMARBAZ 19 bin franklık iki banknot verdi. borŠ y‰z‰nden hapisle tehdit edilince. k‰Š‰k Fransızı ve bir de İngiliz! akşam yemeğine bekliyorlardı. bunu o da isterdi ama. neden o kadar uzun zaman ortalarda olmadığımı sordu ve yanıtımı beklemeden Šekilip gitti. Onları otelin b‰rosunda bozdurdum. hani dilim varıp da s‹y-leyebilsem. hiŠ değilse. Burada herkes generali altın babası zengin bir Rus soylusu sanıyor.. sizin akıl hocanız değilsem. Œkumarda yitirebilmek iŠin insanın parası olmalı. apaŠık belli. tam merdivendeyken. tepeden bakarak. b‰y‰klenerek konuştu benimle.ŒAnia. Šocukları nereye g‹t‰rd‰ğ‰m‰ ‹ğrenmesinin uygun olduğunu d‰ş‰nm‰şt‰. Gezmeye g‹t‰rmek iŠin gidip Micha'yla Nadia'yı aldım ama. saydı ve s‹ylediklerimi sonuna kadar dinledi... on beş g‰n ayrılıktan sonra işte d‹nd‰m. Bizimkiler Roulettenbourg'a (1) geleli ‰Š g‰n oldu bile. †d‰nŠ para almanın bir yolunu buldukları aŠıkŠa belli. kendinizi kap-tırabilirsiniz. general beni Šağırttı. evlendiğinden iki ay sonra. sonra da kız-kardeşine g‹nderdi. pekŽlŽ biliyorsunuz ki param yok benim• diye yanıt verdim sakin sakin. her seferinde ona ‹ylesine ısrarlı. Me-zeıılzov'ıı. Dikkati Šekmeyi başarmışlar. Maria Philippova telaşlı. Šok huzursuzdu. Otelin d‹rd‰nc‰ katında bana k‰Š‰k bir oda verdiler. Œhen‰z pek aklınız yerinde değil de oyun sizi Šekebilir. Tumturaklı.. ‹fkelendi ve sert bir sesle bana: ŒYoksa. ellerine para geŠer geŠmez hemen onu-bunu yemeğe Šağırırlar: Moskova alışkanlığınca. Hep s‹ylerim ya. Sonra da: ŒBağışlayın beni ama. O dişten kurtulduğumu hissediyorum. soğukkanlılığını yitirir. General benim varlığımdan rahatsız oluyormuş gibi geldi bana. b‹yle bir rol‰ ‰stlenmeye de hiŠ niyetli olmasam da. zavallı ve s‰rg‰n olduğu Dresden'den Hombourg'a git-BİRİNCİ B†L‚M Neyse. bana birkaŠ s‹zc‰k ya s‹yledi. Ania. ama. €‰nk‰ y‰reğime oturdu bu. Paulinc Alexandrovna beni g‹r‰nce. kumar tutkusunun kemirdiği bir adam olmadığımı iyice aklına koy. yok olduğunu da aklından Šıkarma. Beni b‰y‰k bir sabırsızlıkla beklediklerini sanıyordum ama. bu ılgımın şimdi artık kesinlikle dağıldığını.• dedi. Her ne kadar.• GerŠekten de bir daha kumar oynamayacaktır. bu adam dosdoğru y‰z‰me bakamaz. Bununla birlikte bir hesaplaşmamız gerek. onları belki de rulete g‹t‰r‰rd‰n‰z. yanılmışım. bozdurmam iŠin (1) Dostoievski ‹nce başlık olarak: Roulettenbourg'‰ seŠmişti. Rusya'dan kaŠmak zorunda kaldı.. parkta gezdirmem gerektiğini anlattı. parantezlerle dolu.• HafifŠe kızaran general: . hemen parayı aldı. Elbette ki bunu bilerek yaptı.• diye ekledi. serbest bir hali vardı. gene de beni lekelememenizi istemek hakkımdır. Şimdi artık. ya s‹ylemedi ama. daha başka bir s‰r‰ iş arasında. tam bir hafta bize milyoner g‹z‰yle bakacaklar. En sonunda da.

sekiz bin frankları vardı.beni ƒok iyi tanır. general tanışmamızı. ya da en azından beni ona tanıtmayı aklının ucuna bile getirmeyecekti. belki gerƒekten de kont ve kontestirler. Garsonlar ona Sayın Kont diyorlar. Zaten son derece sakin huylu ve pek sevimlidir. sonra da İsviƒre'de gene g‡rd‚m: Demek ki on beş g‚nde iki kez. Bu garip adamla ilk kez Prusya'da karşılaştım. Paııline iƒeri girince adam pancar gibi kıpkırmızı oldu. yuvarlak bir hesap olur b‡ylece. dikkatleri ‚zerlerine ƒekmişlerdi.‹ Tek s‡z s‡ylemeden parayı aldım. o kadar alıngansınız ki. Zavallı Marie Philip-povna bana hemen bir yer g‡sterdi. ‡d‚nƒ almayı başardıkları aƒıkƒa belli olan parayı da ekleyerek şimdi yaklaşık yedi. beni yemeğe beklemiyorlardı. ne var ki B. Moskova'da g‡z boyamaktan pek hoşlanırdı. Marie Philippovna ve Pauline'le birlikte arabaların birindeydi. Yemekte bir araya geleceğimiz zaman Sayın Kont'un beni tanımayacağından kesinlikle emindim. Sofrada benim yanımda oturmaktan pek memnun ve ‡yle sanıyorum ki daha şimdiden beni yakın bir dostu gibi g‡r‚yor. buna da biraz hakkım vardır. bir "oııtchitel'in (1) ‹e ‡nemsiz bir kişi olduğunu bilir. Hem zaten. Yemek sırasında k‚ƒ‚k Fransız aşın derecede kasılıp kurumlandı. yabancı dilden s‡zc‚kleri italik olarak belirttik. gerisini daha sonra veririm. bunu da ƒok iyi bilir. Sayın Kont Rusya'da yaşamıştı. olayların zoruyla. kimbilir.. †Bunları "taler"e (1) ƒevirmeli. ƒ‚nk‚ hiƒ de aptal değildir. arabalı bir kafileye rastladım. bizim kaldığımız otele indi. konuşmalar yaptı. dikkatli olmanızı sağlamak iƒindi. Bizimkiler bilmem hangi ‡reni gezmeye gidiyorlardı. Mile Blanche annesiyle birlikte. ƒocuklarla d‡nerken atlı. g‡rkemli atlar! Madeınoiselle Blanche (1). Size bu uyarıda bulımdumsa. Madenıoisellc Blanche iƒin bu ƒok azdı. bir kompartımanda karşılıklı oturuyorduk. defterine baktı: Bana y‚z yirmi rubleye yakın borcu olduğu ortaya ƒıktı. şurası bir gerƒek ki. General bir-iki kez ona karşı ƒıkmaya yel(1) Oıılchitel: Evlerde eskiden genƒleri yetiştiren ‡ğretmen ve eğitici.‹ Akşam yemeğinden az ‡nce. bir s‚re ƒekmecelerini karıştırdı. Bakın.†Size hemen para veririm‹ diye yanıtladı. Sonunda. Prus-ya'daki ilk karşılaşmamızda onu konuşturmuştum. yoksa beni mutlaka otelin tabldotuna g‡nderirdi. Herkese karşı horg‡r‚yle ve saygısızca davranıyor. Ben kendiliğimden geldim ve generalin hiƒ de hoşnut olmayan bakışıyla karşılaştım. †Bu hesabı nasıl kapatacağız?‹ diye s‚rd‚rd‚. bu. Generalle nasıl ilişki kurduğunu bilmiyorum. Yazarın vurgulamak istediği kesimler b‚y‚k hamilerle belirtilmiştir. aptallığa vardıracak derecede utangaƒtır.. Paulinc'e deliler gibi •şık olduğunu sanıyorum. Rus maliyesi ve siyasası ‚zerine bitmez t‚kenme/. rica ederim. denebilir ki. İngiliz ve bizim general atla onlara eşlik ediyorlardı. Ben hesapladım: Benim getirdiğim d‡rt bin franga. •ok iyi anımsarım. k‚ƒ‚k Fransız. ben de onların toplumuna katılmak zorunda kaldım. †Sakın benim s‡zlerimden alınmayın. (•eviren) (1) Konuşmaların akışına bağlı kalarak. Bana o yaz Kuzey Burnu'nu gezdiğini ve Nijni-Novgorod fuarını g‡rmeyi pek arzu ettiğini s‡ylemişti. b‚y‚k etki yapmışlar. belli olmaz. Mile Blanche'ın annesi kendine Sayın Kontes dedirtiyor. ne var ki bu general iƒin k‡t‚ sonuƒ verecek. Ama. sonra onu Fransız sınırında. (•eviren)20 KUMARBAZ dedikleri gibi. bizim k‚ƒ‚k Fransız da orada kalıyor.. Şahane iki araba. orada (1) Eski bir g‚m‚ş Alman parası.. arkadaşlarımın yanına gidiyordum. işte şimdi de Roulettenbourg'da onu yeniden bulmuştum! Ben ‡mr‚mde onun kadar utangaƒ bir adam g‡rmedim. general hiƒ kuşkusuz emir vermeyi unutmuştu. . şimdilik şu y‚z taleri alın. Elbette ki. Yoldan gelip geƒenler onlara bakmak iƒin duruyorlardı. Astley'le karşılaşmam beni bu k‡t‚ durumdan kurtardı. (•eviren) KUMARBAZ 21 .

Beş para etmez bir Rus nasıl olur da kendini monsignor'un konuklarıyla bir tutar. avaz avaz konuşarak s‡yleşiye katıldım. sabrım taştı. †Kırk sekiz saat s‚resince. yoksa sadece bu derece kendimden geƒmiş olmama şaşması mı gerektiğini bilemiyordu. bana soru y‡neltilmeden. †Elbette ya‹ diye yanıt verdim. Paris'te. †Paris'te ‡nce bir Polonyalıyla. bir tek s‡zc‚k s‡yleme olanağını bulamazsınız bile. En sonunda. tepemin tası attı. S‡ylemeye gerek yok: Daha yemeğin ortasına varmadan kendi kendime şu alışılmış ve ezeli soruyu sormuştum bile: †Şu generalin peşinden ne diye s‚r‚klenip duruyorum. ellisine merdiven dayamış don yağı suratlı k‚ƒ‚k bir papaz karşıladı beni. son derece soğuk ve sert bir sesle beklememi rica etti. O zaman sinirlendim. bana beklememi rica etti.‹ Bunları Fransızca s‡ylemiştim. ayağa kalktım. pat. diye tepeden inme bir biƒimde. kuzum? Bit hayli zaman var ki onlardan ayrılmış olmalıydım!‹ Arada sırada Pauline Alexandrovna'ya bir g‡z atıyordum. K‚ƒ‚k Fransız kuşkulu bir g‡zle beni s‚zd‚. hiƒ bekletmeden yukarı g‡t‚rd‚ler. rahip sonsuz bir şaşkınlık haliyle d‡nd‚. birisinin yandaki odadan monsignor'un yanına gittiğini işittim. Rhin kıyılarında ve hatta İsviƒre'de. Generale doğru d‡nd‚m ve bir giriş yapmadan. herhalde?‹ diye diye haykırdı. onun benimle zerre kadar ilgilendiği yoktu. beni tepeden tırnağa s‚zd‚ ve: †Monsignor'un sizin hatırınız iƒin kahvesinden vazgeƒeceğini sanmıyorsunuzdur. Bunun ‚zerine ben de bağırdım. hem de ondan daha da y‚ksek sesle: †Bilin ki sizin monsignor'unuzun kahvesinin iƒine t‚k‚r‚r‚m ben! Umrumda bile değil! Eğer beKUMARBAZ 23 nim pasaport işini bir an ‡nce bitirmezseniz. ˆnce. birisi size bir ders vermiş olmalı!‹ dedi k‚ƒ‚k Fransız horg‡ren ve ilgisiz bir tavırla. itiraz g‡t‚rmez bir sesle mademki monsignor gelenleri kabul ediyordu. Bu arada. hemen. onu kendim gidip g‡r‚r‚m!‹ . aƒık aƒık hakaretlere katlanmalısınız. ona bu yaz Rusların hemen hemen tabldotta yemek olanağından yoksun bulunduklarını belirttim. Rusya aleyhine zehir zemberek bir eleştiriyi okumaya başladım. bizim olay iƒin belki de Roma'ya bir sıƒramam gerekeceğini sandım. onu dinledikten sonra. daha da sert bir sesle. lokanta masalarım Polonyalılar ve tıpatıp onların benzeri olan k‚ƒ‚k Fransızlar ‡ylesine kapışmışlar ki. terbiyeli ama. ˆzellikle de k‚ƒ‚k Fransızla dalaşmaya ƒalışıyordum.‹ General azametli bir şaşkınlıkla: †T‚k‚rmek mi?‹ diye sordu. işte adamın aklı bunu bir t‚rl‚ almıyordu.tendi ama. dedim. cebimden "Opinıon nationale" gazetesini ƒıkarıp. Bunun ‚zerine. bir saygısızlık yapmaya karar verdim. Acelem vardı ama. General şaşkın bakışlarını bana dikti. y‚ksek ve anlaşılır bir sesle (hatta ‡yle sanıyorum ki onun s‡z‚n‚ bile kestim). Bir s‚re sonra iƒeri bir ziyaretƒi girdi. hafta bakışlarını odanın ƒevresinde dolaştırdı. •ok garip bir ruh durumu iƒinde bulunuyordum. onun g‡z‚ndeki saygınlığını b‚sb‚t‚n yitirmemek iƒin pek ƒekinerek ve belli belirsiz bir biƒimde. eğer Rııssanız. kızması mı. benim rahibin ona kandilli temennalar yaptığını g‡rd‚m. †Eğer kendinize şu kadarcık saygınız varsa‹ diye s‚rd‚rd‚m. rahibe yaklaşıp. †kaƒınılmaz biƒimde hakaretlere uğrarsınız. elbette ki oturdum. Orada. sonra da Polonyalıyı destekleyen bir Fransız subayıyla kavga ettim‹ diye yanıt ver-22 KUMARBAZ dini. General şaşırıp kalmış bir durumda bana bakıyordu. Daha k‚stah bir sesle ve bana hakaret edebilmekten zevk alıyormuş gibi. bu nedenle de pasaportumu vize ettirmek amacıyla Paris'teki Papalık b‚y‚kelƒiliğine gittim. bu bir Avusturyalıydı. benim de işimi yapıverir. bir monsignor'un kahvesine t‚k‚rmeme ramak kaldığım anlatınca Fransızların bir b‡l‚m‚ benden yana oldu. Beni dinledikten sonra. sıska mı sıska. †Sonra da. İsteğimi yineledim. †Hiƒ kuşkusuz.

. sapkın mezhepli ve barbar olduğunuzu s‡ylemenizdir‹ dedi k‚ƒ‚k Fransız hafif bir g‚lmeyle. Bunları Timothee Petrovitch'den (1) Dorodino savaşından sonra Fransızlara tutsak d‚şm‚şt‚. Marie Philippovna konuşmayı ƒevirmek amacıyla başka bir konuya geƒti. Ben de Micha'yı havuzun yanına g‡nderdim. b‚y‚kannenin ağır hasta olduğunu. Başlangıƒta. dikilip kalan şu sizin Ruslar gibi yapamam ya. kavgamız B. †Hiƒbir şey olmadı. ailesi Moskova'dan ayrılmaya vakit bulamamıştı. Haberin doğrulanmasını bekliyoruz. †bunu24 KUMARBAZ KUMARBAZ 25 bana saygıdeğer bir emekli binbaşı anlattı. †Şurada. ƒ‚nk‚ Fransızla ben neredeyse avaz avaz bağırmaya başlıyorduk.. Paris' te elmaslarına karşılık en azından iki bin florin ‡d‚nƒ alabildiğime kesinlikle inanmıştı. Pauline bir iyice kızdı. elbette ki dut yemiş b‚lb‚l gibi duran. Pauline fıskiyenin karşısındaki sıraya oturdu. General bana fena halde ‡fkelenmişti. Astley' in pek hoşuna gitmişe benziyordu. Hiƒ değilse Paris'te. ƒam yarması Polonyalı. hemen kapıya koştu ve beni iƒeri bırakmaktansa ‡lmeyi yeğlediğini anlatmak iƒin kollarını haƒ gibi iki yana aƒtı. †Bu hiƒ de aptalca değildi. General onu desteklemek istedi ama. 1812'de Fransızlar tarafından tutsak edilen General Perovski'nin (1) Anılarını okumasını ‡ğ‚tledim ona.‹ †Ama. Pauline Alexandrovna'yla istediğim gibi on beş dakika konuşabildim. †Evet. elbette ki. yine de b‡yle bir şey oldu‹ diye yanıtladım. benim oteldeki kimseler bana daha da fazla saygı g‡sterdiler. paraya ihtiyacım var* dedi. †bir Fransız askeri bir ƒocuğa ateş etmez. †Sizi asıl kurtaran. g‡rmek ister misiniz?‹ Pasaportumu ƒıkarıp papalık vizesini g‡sterdim. mutlaka para bulmalı.. işlerden s‡z ettik.‹ †Siz de mi bunu umuyorsunuz?‹ diye sordum. b‚t‚n piskoposları. O zaman ben de sapkın mezhepli ve barbar olduğumu. yanımda. Bu adam o zamanlar on yaşında bir ƒocukmuş. sofradan kalkınca kendisiyle birlikte bir kadeh iƒki iƒme ‡nerisinde bulundu bana. yanağındaki yara izini de kendi g‡z‚mle g‡rd‚m. iki g‚n sonra da. Bir dakikaya kalmadan. Rahip bana sonsuz kin dolu bir bakış fırlattı. altı aydan beri bundan başka umudumuz kalmadı. boyun eğmediğimi g‡sterdim. Kendisine topu topu yedi y‚z florin verince. Bir Fransız avcısının sadece t‚feğini ateşleyip kurşunlan boşaltmak amacıyla 1812'de silah ƒektiği bir adamı iki yıl ‡nce g‡rd‚ğ‚m‚ s‡ylediğim zaman Fransızlar gık bile diyemediler.‹ Yokluğum sırasında nelerin olup bittiğini sordum ona. Nadia'nın da gidip biraz uzakta ‡b‚r ƒocuklarla oyun oynamasına izin verdi. Herkes parktan geƒerek gazinoya gitmişti. rahiple dalaşmalarımı kendilerine anlattığımda. vatanlarını yadsımaya hazır. monsignor'ları gecelik kavuğuma dinletmesini haykırdım y‚z‚ne karşı.‹ †Demek ki burada herkes bekleyiş iƒinde?‹ dedim. Sonunda. †Bununla birlikte. sadece Petersburg'dan iki haber aldık: ˆnce. belki ‡lm‚ş olduğunu. †Her ne pahasına olursa olsun. pasaportumu kaptı. yoksa mahvolurum.‹ diye başladı general. Gece. b‡ylece en sonunda yalnız kalabildik. bir ‡rnek olarak. Otelin lokantasında bana karşı en sevimsiz davranan kişi.‹ †Canım. Kısacası. Buna karşılık. ‡ğrendik‹ diye ekledi Pauline. kardinalleri. yukarı g‡t‚rd‚. vizemi almıştım. †yalan yanlış konuşmayan bir adamdır o. her şey ve herkes.†Nasıl! Tam da bir kardinali huzuruna kabul ettiği anda mı!‹ diye ciyak ciyak bağıran rahip dehşetle yanımdan uzaklaştı. S‡yleşimizi gezinti sırasında yaptık. arka planda kayboldu.‹ †Olmaz ‡yle şey!‹ diye patladı k‚ƒ‚k Fransız. †Ne yapıp edip.‹ Fransız ağız kalabalığıyla konuşmaya başladı. Anı-hin o sıralarda Moskova'da yayınlanmıştı. daha da olmazsa.

general ondan ‡d‚nƒ para almanın bir yolunu buldu bile.‹ dedim destekleyici bir sesle.‹ †Tahminleriniz doğru. beni ƒok severdi ama. Sadece b‚t‚n bu soruları ve varsayımları bana y‡neltmekte bir sakınca g‡rmemiş olmanızla bana bir ‡d‚n vermeniz gerekiyor. bunu hemen ona s‡yledim. Ama. eminim. yolculuk sırasında. †Bu soruyu bana soracağınıza kesinlikle emindim. sizi kudurtmak hoşuma gidiyor. vasiyetnamesinde beni unutmaz. bu g‚vence nereden geliyor. bana •şık‹ diye yanıt verdi. General d‚n bunu bana doğruladı. ˆğrenmek istediğiniz buydu. ne dersiniz?‹ †Bu sizi ilgilendiriyor mu?‹ diye soran Pauline bana soğuk ve ‡fkeli bir halle baktı. Benim de mirasa konacağımı ‡ğrenir ‡ğrenmez bana evlenme ‡nerisinde bulunacak.‹ Sorularım Pauline'in hiƒ hoşuna gitmiyordu. Astley'le. bu size yeterli mi?‹ †Sizin yerinizde olsam. oysa İngiliz d‚r‚st bir adam.‹ †Eğer b‚y‚kanne ‡yk‚s‚n‚ bilmeseydi. †Bana ‡yle geliyor ki. '†Šstelik Fransızdan da on kez daha zengin. daha ‡nceki karşılaşmalarımı ona anlattım. 26 KUMARBAZ şılık verdi ‡fkeyle. ne yakınlık!‹ †Evet. eğer yanılmıyorsam. †Elbette ilgilendirir. †Buna kesinlikle emin misiniz?‹ diye s‚rd‚rd‚m aynı tonla.†Oh! Ben onun akrabası filan değilim ki. generalin ‚vey kızıyım ben. †ƒ‚nk‚ onlara istediğiniz fiyatı ‡demeye hazırım ve ƒ‚nk‚ artık kendi yaşamıma hiƒ mi hiƒ ‡nem vermiyorum. †Doğru.‹ B. Fransız marki. markimiz sizin b‚t‚n aile gizlerinizi biliyor.‹ KUMARBAZ 27 Pauline kahkahayla g‚ld‚: . yanıtının tonu ve garipliğiyle beni ‡fkelendirmek istediğini anlıyordum.‹ †Neden?‹ diye sordu Pauline. Ne sevimli bir iƒtenlik. †Orası doğru ama.‹ Pauline: †Evet.‹ †ˆyle sanıyorum ki elinize b‚y‚k bir miktarda para geƒecek. ‚stelik de on kez daha zengin‹ dedim kesin bir sesle. †Evet. ona para verir miydi? Sofrada farkına vardınız mı? B‚y‚kanneden s‡z ederken tam ‚ƒ kez ona babou‚nka (1) dedi. hakkınız var. †Fransız daha yakışıklı bir genƒ ama. Bir şatosu var. Bir dakika suskunluktan sonra: †Bu İn-gilize nerede rastladınız?‹ diye s‚rd‚rd‚. elbette ki size de deli gibi •şık. Eh. ‡yleyse. daha da kafalı‹ diye karşılık verdi sakin sakin. soysuz kopuğun biri. İngilizle evlenirdim. Hem bakalım Fransızın gerƒekten serveti var mı? Bu hiƒ de kuşku dışı değil. kuzum?‹ †Buraya bakın‹ diye sorusunu soruyla yanıtladım.‹ Pauline: †B‡yle olmadığını siz de pek•l• biliyorsunuz!‹ diye kar(1) B‚y‚kannenin sevecen k‚ƒ‚lt‚lm‚ş‚.‹ †Kesinlikle. değil mi?‹ †Hen‚z size evlenme ‡nerisinde bulunma aşamasında mı? Uzun zamandan beri bu işe aday olduğunu sanıyordum. †•ok ƒekingen ve duygusaldır. †Kesinlikle eminim.‹ †İşte ben de istediğim b‚t‚n sorulan size sorma hakkını kendimde g‡r‚yorum‹ diye karşılık verdim sakin sakin.

oynamaya karar veremeden bir s‚re kalakaldım. Dalgındım. ayak‚st‚ geƒerken olabilirdi. kendimi b‚t‚n‚yle Pauline'e karşı olan duygularımın incelenme-30 KUMARBAZ KUMARBAZ 31 Oyun salonuna girdiğim zaman (‡mr‚mde ilk kez). umduğum buydu benim. elbette ki b‚y‚kannenin ‡l‚m‚ doğrulanırsa. İlk anda. rulette benim iƒin elinizden geldiğince kazanın. Bu gereklidir ve ‡yle de olacak. kumardan herhangi bir şey beklemeyi saƒma bulan o genellikle kabul edilen kanıyı daha da g‚l‚nƒ buluyorum.‹ Bu s‡zlerden sonra. ya da başkasından bir şey almak. Pek ‡fkelenmişe benziyordu. hatta y‚zlerce saldıran o aƒg‡zl‚ ve kaygılı suratlardan s‡z etmek istemiyorum. Blanche hiƒ kuşkusuz generalle evlenecek.†Geƒen g‚n bana. itiraf ediyorum. Durumu aƒıklığa kavuşturmadan gitmemesi isteğiyle ona: †Mile. Beni dinleyin ve şunu iyice aklınızda tutun: Şu yedi y‚z florini alın. Y‚reğim ƒarpıyordu. bu s‡z‚ bir g‚n size s‡yleyeceğim ve emin olun ki y‚rekli davranacağım. Rothschild'in g‡z‚nde aşağılık ve adi olan benim g‡z‚mde b‚y‚k zenginliktir. o akşam ‡nce iyice g‡zleyip incelemeye. yapmacıksız kin havasıyla noktalıyordu. Pauline. şaşkınlıktan bir t‚rl‚ kendimi kurtaramıyordum. s‡zgelimi ticaretten. bu sadece rastlantıyla. daha beter olacakmış? Y‚z kişiden birinin kazandığı bir gerƒek. en kısa zamanda ve olabildiğince ƒok kazanma isteğinde kirli hiƒbir şey g‡rm‚yorum. ‚st‚n doymazlık tek ve aynı şey değilmiş gibi! Bu bir orantı sorunudur. Ama. b‚t‚n bunlar benim umurumda mı. Šstelik de. Ben soldaki ilk patikaya saptım. Son zamanlarda konuşmalarımızı hep bu ‡fke ve kin. bir tek nedeni vardır: Kazanmak. Schlangenberg'de. Neden kumar para bulmanın herhangi bir başka yolundan. Sanki aşağılık doymazlıkla. Blanche'm kim olduğunu sormama izin verir misiniz?‹ dedim. kişilerin. Bu gidip rulet oynama buyruğu beni adeta ser-semietmişti. asıl oyunu incelemem gerekiyordu. Ama. sadece rulette değil ama. d‚ş‚necek onca konu varken. gidip kumar oynayın. Eğer bir şey olursa. •‚nk‚ hem Mile Blanche. Šstelik. Uzun zamandan beri inanmış ve karar vermiştim ki Roulettenbourg'a geldiğim gibi oradan gitmeyecektim.‹ Pauline ayağa kalktı. Nadia'yı ƒağırdı ve b‚t‚n bizim kumpanyanın bulunduğu gazinoya gitti. Rulete bağladığım bu umut ne kadar g‚l‚nƒ olursa olsun. kalabalık da beni durduruyordu. Kazanƒ ve . †Bunu pek•l• biliyorsunuz. Garip ama. size gene ihtiyacım var. Kendisine k‚ƒ‚k paralarla kumar oynadıklarını s‡yledikleri zaman: †Bu daha da beter. kendi g‡zlerimle g‡rmeden kullanılışından hiƒbir şey anlayamazdım.‹ †General de ona ƒılgınlar gibi •şık. kimse olmayıp da yalnız başıma kalsaydım bile. Demek ki sizin canınızı bağışlamalıyım. Doğrusu ya. Mile. kazanƒlarla yitiklere gelince de. bir de bana kaƒınılmaz derecede gerekli olduğunuz iƒin daha da nefret ediyorum. hem annesi. Yeni hiƒbir şey yok. benim bir tek s‡z‚m ‚zerine kendinizi tepetaklak aşağı atmaya hazır olduğunuzu s‡ylediniz ve biz de ş‡yle bir bin ayak y‚kseklikte bulunuyorduk. ƒ‚nk‚ bu aşağılık bir doymazlıktan gelir‹ yanıtını veren o karnı tok sırtı pek ahlakƒının fikrini hep aptalca bulmuşıtm-dur. kuzum! Her ne olursa olsun. her yerde. İşte tam da size onca şeye izin verdiğim iƒin sizden nefret ediyorum. Sadece s‡ylediklerinizi gerƒekleştirip gerƒekleştirmediğinizi g‡rmek iƒin. ciddi hiƒbir girişimde bulunmamaya karar vermiştim. Ama. Kumar masalarına onlarca. şimdi her ne pahasına olursa olsun bana para gerek. hem de kardeş torunu olduğu marki. hepsi ifl•s ettiğimizi pek•l• biliyorlar. ‡yle sanıyorum ki oyuna başlayacak yerde ƒekilip giderdim. tinsel olarak pis ve iğrenƒ g‡r‚nd‚. her şey bana pis. soğukkanlılığımı da yitirmiştim. daha k‡t‚. değil mi?‹ †Şimdi s‡z konusu olan o değil. ƒ‚nk‚ ruletin sayısız tanımlamalarına karşın —bunları her zaman ‡yle b‚y‚k bir doymazlıkla okumuşumdur ki—. yazgımda kaƒınılmaz olarak k‡kten ve kesin bir olay meydana gelecekti.

ya da ‚ƒ katına ƒıkmış olsaydı buna dayanamaz. Bizim general sağlam gerƒeklere dayanan bir g‚venle kumar masasına yaklaştı. pek ender olarak daha fazlasını oynar. b‚t‚n bu aƒg‡zl‚l‚k. sonra da yitirdi. ya da yitiriyordu ve sevinƒten etekleri zil ƒalarak. Bununla birlikte. bir ƒırpıda bin iki y‚z frank yitirdi. K‚ƒ‚k hanım kazanıyor. aşırı ısrarla incelemek de uygun d‚şmez: Bu da gene bir centilmene yakışmaz. adi bir kazanma isteğiyle değil. ya da on altın s‚rebilir. Kızlarını. on altı yaşlarında dal gibi narin. karşıt davranış da kimi zaman onun kadar kibardır: Fark etmek. İşte bu y‚zdendir ki burada k‡t‚ t‚rden kumarla. dudaklarında hep g‚l‚msemeyle ƒekiliyordu. aldırış etmedi. kahkahayla g‚lmeye. ayak takımına yaraşan aƒg‡zl‚ kumar. ciddiyet. iƒinden ağır ağır ‚ƒ y‚z frank tutarında altın alıp karanın ‚zerine koydu ve kazandı. kazanƒ. elerine birkaƒ altın sıkıştırıp* onlara kumarın gidişini ‡ğreten anneler g‡r‚yordum. Kesinlikle eminim ki y‚reği allak bullaktı ve s‚r‚len para iki. b‚t‚n bu ayak takımının iƒinde ƒırpındığı ƒamuru ve dekoru bilmezlikten gelmek son derece soylu bir davranıştır. b‚t‚n bu haşarata bakmak ve hatta onu incelemek ama. Kısacası. Elbette ya. İnsan kendisi de bu kalabalığa karışabilir ama. B‚t‚n bu ayak takımı arasında ilk bakışta en hoşa gitmeyen şey ağırbaşlılık. daha aşinaydı. ya da hatta s‚r‚len parayı iki katına ƒıkararak bir kez daha oynamaya başlayabilir ama. orada bir seyirci olarak bulunduğu ve onun bileşimine zerre kadar katılmadığı kesin inancıyla ƒevresine bakabilir. . Eğer kazanırsa. denebilir ki. sadece merak ettiği iƒin. Burada sınır ƒizgisi pek belirlidir. asıl kazanma olgusuyla zerre kadar ilgilenmez. yani cep d‚rb‚n‚n‚n ucuyla da olsa. Kazancını toplamadı. temelde o kadar da iğrenƒ ve utanƒ vericidir ki! S‡zgelimi. b‚t‚n bu kalabalığı ve b‚t‚n bu ƒamuru bir ƒeşit eğlence gibi. Yeniden kara ƒıktı. Ben kendim de kazanma isteğine en ‚st‚n derecede tutkun olduğumdan. masada bıraktı. centilmenlerin dinlenmesi iƒin d‚zenlenmiş bir temsil gibi g‡rerek. ya da isterseniz aƒg‡zl‚l‚ğ‚n b‚t‚n o iğrenƒliği. ƒevresinde bulunanlardan birine d‚ş‚ncelerini s‡ylemeye. en yersizidir. benim yanımdaki bir Fransız dingin bir y‚zle. rabıtalı bir adam iƒin sakıncası bulunmayan kumar arasında pek belirli bir ayrım vardır. kılı bile kıpırdamadan yaklaşık otuz bin frangı ‡nce kazandı. s‡zgelimi. bu sadece kumar iƒindir. heyecanım belli ederdi. Bunu burada ƒ‡z‚mleyecek değilim. insanlar konusunda bu yalın g‡r‚şler. Zaten. şansları g‡zlemek iƒin. Gerƒeğin bu kesin bilisizliği. bana daha yakın. ağır ağır para kesesini ƒıkardı.ƒıkarın kendisi iğrenƒ midir? Bu da başka bir sorun. Kendine son derece hakim. kesinlikle heyecanlanmamalıdır. kuşkusuz ki en soylu g‡r‚şler ve d‚ş‚nceler olurdu. Kendi kendini aldatmak neye yarar ki? İşte bu uğraşıların en yararsızı. Başkalarının ‡n‚nde sıkılıp rahatsız olmadan. Para centilmenin o kadar altında kalmalıdır ki bununla ilgilenmeyi hemen hemen d‚ş‚nmez bile. ya da otuz ve kırk'ia. rulette. eğer ƒok zenginse bin franga kadar ƒıkabilir ama. Zaten. alƒaklığı. İki t‚r kumar vardır: Centilmenlerin kumarıyla halk tabakasının kumarı. masum ƒocukları. on beş. aƒıkƒa ve ‡lƒ‚s‚zce davranmaktan daha g‚zel bir şey yoktur. kendisine bir sandalye uzatmak iƒin bir uşak atıldı ama. b‚t‚n kumar masalarını sadece kendi keyfi iƒin d‚zenlenmiş bir eğlence 32 KUMARBAZ KUMARBAZ 33 gibi g‡r‚r. ‡ne doğru iten. ya da yitik s‚recini izlemek iƒindir. g‚l‚mseyerek ƒekildi. bu kez de gene s‚rd‚ğ‚ parayı bıraktı ve ‚ƒ‚nc‚ seferinde kırmızı ƒıkınca. bir centilmen beş. bir tek florin iƒin tirtir titreyen b‚t‚n o cebi delik insanların kendisi gibi zengin olduklarını ve sadece oyalanmak ve vakit geƒirmek iƒin oynadıklarını d‚ş‚nmek onun iƒin ƒok şık olurdu. Hatta b‚t‚n ‡b‚r kumarbazların. Bankonun dayandığı istekleri ve tuzakları aklına bile getirmiyordur. ƒ‚nk‚ her ne olursa olsun. daha kumar salonuna adım attığım anda. eğlenmek iƒin. hesaplar yapmak iƒindir. Gerƒek bir centilmen b‚t‚n servetini yitirse bile. hatta kumar masalarını ƒevrelemekte b‚t‚n bu insanların g‡sterdikleri saygıydı.

On frederik koydum. ƒıkarken. Acılı bir duygunun penƒesinde kıvranarak. Başka bir y‡ne s‚r‚kleniyorum. Ona sert bir şekilde ƒok az param olduğunu.. kabul edin ki. Ama. kuzum? İlk olarak. bu nedenle de.. bu arada. Ayak takımı gerƒekten de pek ahlaksız biƒimde oynuyor. Pauline iƒin başlamakla kendi şansımı baltaladığım izlenimine kapılıyordum. Gene kırmızı kazandı. Ona g‡re. ben gene lekelenirdim‹ diye ekledi b‚y‚k bir ciddiyet havası takınarak. Benim on frederik ansızın seksen oluvermişti. ƒoğu zaman da ƒığlıklar kopuyor ve. sadece bu işi bir an ‡nce bitirip de ƒekilip gitmek amacıyla kırmızının ‚zerine gene beş frederik koydum.bunlar da eşsiz ahlaksızlardandır! •oğunluğu Fran-sızdır bunların.. siz siz olun sakın tanık filan g‡stererek paranın size ait olduğunu kanıtlamaya kalkışmayın. eğer b‚y‚k para yitirirsem saygınlığı ağır şekilde lekelenirdi.. Bu kez Fransız orada yoktu. Kendim iƒin oynaşanı b‡yle oynamazdım gibi geliyordu bana. bana ‡yle geliyordu ki. Sehpa d‡nd‚ ve on ‚ƒ ƒıktı. Benim en gizli tinsel inanƒlarıma gelince. Kırk frederik aldım. Bana ‚ƒ katını ‡dediler. o zaman ‡ylesine dayanılmaz garip bir duyguya kapıldım ki. general de rahat rahat keyfine bakabildi.. Hemencecik boş inanƒ salgınına yakalanmadan kumar masasına yaklaşmak gerƒekten de olanaksız mıydı. d‚ş‚ncelerimle eylemlerimi herhangi bir tinsel ‡lƒ‚te uydurmakta şiddetli bir isteksizlik duyuyordum. yitirmiştim. yani elli florin ƒıkarıp ƒift sayının ‚zerine koydum. bunlardan yirmi tanesini ne ƒıkacağını bilmeden. Hatta kumar masasının ƒevresinde en adi gizli k‚ƒ‚k hırsızlıkların sık sık meydana geldiğini d‚ş‚nmekten bile geri kalmıyorum. t‚mceyi havada bıraktı. beni kumar masasında g‡rmek istemediğini bana bir kez daha belirtmeyi gerekli g‡rd‚. İşte . sayıların ‚zerine. bunu vicdanımı rahatlatmak iƒin s‡yl‚yorum. Odama.bu g‡steri s‚rekli bir dikkate değmez. sonra karışmam haa! F. ruletin bir tanımlamasını vermek iƒin değil. tek ve ƒiftlerin ‚zerine. tanı tersine. şunu belirteceğim: Şu son zamanlarda. Bununla birlikte seksen frederikimi gene ƒift sayının ‚zerine koydum. Hani bu g‡zlemleri yapıyorsam. bundan bir an ‡nce kurtulmak istiyordum... s‡z‚n‚ ettiğim inanƒlar iƒinde elbette ki onların yeri yok. bir elin masanın ‚zerinden ansızın uzanıp sizin kazandıklarınızı kendine mal ettiğini g‡rmekten daha olağan bir şeyin bulunamayacağım fark ettim. Gene kırmızı ƒıktı. ortadaki on iki numaranın ‚zerine koydum. 334 KUMARBAZ KUMARBAZ 35 Başlangıƒta b‚t‚n bu komedi benim iƒin anlaşılmaz. Ardından 'bir kavga ƒıkıyor. Kırmızı ƒıktı.‹ Her zaman yaptığı gibi. Her an. Kabul. Bu kez d‡rt ƒıktı: Bana gene seksen frederik verdiler. kazandığı parayı . Bu son derece can sıkıcı bir duyguydu.. Masanın uƒlarında oturan krupiyeler s‚r‚len paraları g‡zetiyorlar ve hesaplar yapıyorlar. işlerinize karışmaya hakkım yok ama. Pauline'i ancak akşam yemeğinde g‡rebildim. Oysa.. †Elbette ki. Hepsi parkta geziniyorlardı. Genellikle de. b‚t‚n bunlar son derece ısrarlı bir dikkate değerdi. kumar oynamaya başlasam bile. iƒinden ƒıkılmaz bir şeydi.. Ama.. Kumara kendimden başkaları iƒin yaklaştığım d‚ş‚ncesi beni şaşkına ƒeviriyordu. O akşam Pauline Alexandrovna'nm parasından aldığım y‚z florini s‚rmeye karar verdim. sadece iyi k‡t‚ anladım ki. ‡yle g‡sterişli biƒimde yitiremeyeceğimi s‡yledim. bir centilmen iƒin fazla s‚rekli bir dikkate değer pek az g‡steri vardır. ben de y‚z altmış frederiki cebime koyarak Pauline Alexandrovna'yı aramaya gittim. †•ok kazansaydınız. S‡zgelimi. hemen oradan ayrılmaya karar verdim. ‡zellikle de sadece incelemek iƒin değil de kendisi de iƒtenlikle ve iyi niyetle b‚t‚n bu ayak takımına katılmaya gelen bir kişi iƒin.. bir de renklerin ‚zerine para konuyordu. B‚t‚n parayı bıraktım. ezici bir ƒalışma iƒindeler. beş frederik. gelecekte nasıl davranacağımı bilmek iƒin ortama uymaya ƒalışıyorum.

onun korku ve telaşlarına y‚rekten katılmanı. †Oysa.‹ Bu s‡zler ‚zerine. ben de ne kadar aptal olursam olayım. Genellikle de benimle konuşmaktan kaƒındı. ya da kendisine ciddi korkular veren bir durumdan haberim olduğunu bilirdi. olayların b‚t‚n bağlantısını hen‚z bilmiyorsam. onun sıkıntıları ve kaygılarıyla ‚z‚l‚p tasalandığımı g‡rse de dostƒa bir aƒık s‡zl‚l‚kle beni tamamiyle rahatlatma tenezz‚l‚nde bulunmazdı hiƒbir zaman. Sesinin tonundan sadece kumar oynama isteği değil de ciddi kimi kaygıları bulunduğunu fark etmiştim. şaşmaz bir biƒimde kazanma inancıma gelince. Kuşkusuz ki. hor g‡rd‚ğ‚n‚ pek g‚zel belli ediyordu. kuzum!‹ Pauline Alexandrovna o g‚n‚n kazancını benimle b‡l‚şmek iƒin direndi ve bu koşullar altında kumar oynamayı s‚rd‚rmemi ‡nererek bana seksen frederik uzattı. ƒ‚nk‚ bunu onun yapması uygun d‚şmezdi. b‚t‚n s‡ylediklerin. itirazlarımı dinlemeden. hiƒbir zaman b‚t‚n‚yle aƒık y‚rekli değildi. bana karşı duyduğu tiksintiyi gizlemeye bile uğraşmıyor. beni iƒinde tuttuğu k‚ƒ‚k d‚şme ve tutsaklık durumları ona dolaysız ve ƒekinmeden soru y‡neltme olanağını verebilirdi (sık sık da verir). Ona şaşkınlıkla bakarak: †•‚nk‚ kendim iƒin oynamak istiyorum‹ diye karşılık verdim. bana sadece ulak gibi kullanılan bir adamın bilmesi gereken kadarını aƒıklıyordu. Ben de ona b‚y‚k bir ciddiyetle. Kaygılı bir sesle: †Neden. Oysa. †hem de bu beni rahatsız ediyor. ne de merakım onu . işlerinden s‡z ederdi ama. Ama. bunun gerƒek olduğunu s‡yledim. Buna karşın. bu ilişkilerin ƒoğuna hiƒbir anlam veremiyorum. Hatta kendi yerine oynamam gerektiğini bana bildirmişti. ne kabalığım. bunu elbette ki yapacaksınız. ya da ulak olarak kullanma gereksinimini duyarsa bu olayların bir b‡l‚m‚n‚ kendisi anlatırdı bana. başkaları iƒin oynayamadığım istemediğimden değil de yitireceğimden emin olduğum iƒindi. d‚n. Karşılaştığımız zaman hor g‡ren ve kinci. beni adam yerine koymayan davranış. hatta kendisine yakıcı tutkumdan s‡z etmeme bile izin veriyor. benimle ortaklaşa oynarsınız. ayrıntılar var. †İşte bu y‚zden mutlaka kumarı s‚rd‚rmelisiniz. Kısacası. herkese karşı g‡sterdiği kendini beğenmişlik ve hor g‡rme g‡z ‡n‚ne alınırsa. Dahası. a canım?‹ diye sordu. bana olan hor g‡r‚s‚ne şu t‚rden incelikler de katardı: S‡zgelimi. benim duygularım. yanımdan ayrıldı.‹ †Demek ki ruletin sizin tek kurtuluş ƒareniz olduğuna inanmakta ayak diriyorsunuz. Ama. onun tasa ve başarısızlıklarının bana belki de onunkinin ‚ƒ katını ƒektirdiği kaygılar onun umurunda mıydı! Onun rulet oynama tasarısını ‡ğreneli ‚ƒ hafta olmuştu. bilmem nasıl bir şeyle karışık hep o aynı mutlak patavatsız. Bunun iƒinde tahmin edebileceğim ama. eğer amacına ulaşmak iƒin beni tutsak. ‡yle mi?‹ diye sordu alaycı bir halle. yaşamındaki filan olaydan. Bana karşı tutumunu değiştirmedi. kumardan bana tek s‡z bile etmedi. bunun g‚l‚nƒ g‡r‚neceğini kabul ediyordum. S‡zgelimi. bana sık sık nazik ve hatta tehlikeli g‡revKUMARBAZ ler y‚klediğine g‡re. bana ihtiyacı olduğunu ve bilmediğim bir amaƒla beni elinin altında bulundurduğunu da gizlemiyor. bana kalırsa. ona sevgimden serbestƒe ve hiƒbir engelsiz s‡z etmeme izin vermekle de beni adam yerine koymadığını. Mademki ben onun iƒin bir tutsağım. Eskiden de bana . †ama. bunu ƒok iyi g‡r‚yorum. Kesinlikle reddettim ve ona aƒıkƒa anlattım ki. †Senin duygularına o kadar ‡nem vermiyorum ki. kendisini ƒılgınlar gibi sevdiğimi ƒok iyi biliyor. benimle aƒık s‡zl‚ olmalıydı. Aslında para onu hiƒ ilgilendirmez.Pauline'e verme fırsatını buldum ve bir daha onun iƒin kumar oynamayacağımı kendisine bildirdim. b‚t‚n hissettiklerin umurumda bile değil der gibiydi. mademki onun g‡z‚nde bir hiƒim. Aramızda garip ilişkiler kuruldu. benim kesinlikle. hen‚z bilmediğim bir amaƒ. artık ruletten başka hiƒbir umudum yok‹ dedi d‚ş‚nceli bir halle.36 KUMARBAZ Š•ŠNCŠ BˆLŠM Bununla birlikte. beni rahat bıraksınlar.

ama. Uzun boylu. ansızın. bilmem ne dediğimi anlatabilir miyim? Hiƒ değilse ben. dolaylardaki at ve kır gezintilerine seve seve katılıyordu. gerƒekten de mahvoldu demektir! İnsanın elli beş yaşında b‡ylesine şiddetle •şık olması. onların aile gizlerinden bir b‡l‚m‚n‚ yakaladım: Fransız gerƒekten de. g‡rkemli bir boynu ve g‡ğ‚sleri. Belki de işlerimiz onlara o kadar k‡t‚ durumda g‡r‚n‚yordur ki. B‡ylece. şahane omuzları var. Kapkara g‡zleri. borƒlarını. oysa şimdi. Fransız bize karşı akıl almaz derecede gururlu. B. Bizim markinin uzak bir akrabası olduğu da biliniyor. yemekten sonra. B. Bundan başka. neden Mile Blanche da onu bilmezlikten geliyor? Šstelik de marki d‚n kendini ele verdi: Konuşma sırasında. esmer bir teni. bilmiyorum. abanoz gibi kapkara ve g‚r (hemen hemen iki başa yetecek kadar g‚r) saƒları vardı. insan ondan bir şey koparmayı hiƒ mi hiƒ umamaz: Yine †baş kırılır fes iƒinde. Teyzesinin ‡l‚m‚n‚ bildiren bir telgrafın şimdi onun iƒin ne ‡nem taşıyacağı iyice anlaşılıyor! Pauline'in benimle bir konuşmadan bilerek kaƒındığına kesinlikle emin olmakla birlikte. Kimi zaman da bunlara hiƒ dikkat bile etmiyor! İşte bizim ilişkilerimiz bu durumda! D‚n. Astley' in Mile Blanche'la annesine bakış biƒimini fark ettim. Bu arada. ˆnceki g‚n. gazinonun parkındaki aile gezintilerine. Astley ‡ylesine ƒekingen. insana korku veren o y‚zlerden birine sahip dersem. Anlattıklarına g‡re.. bunu ileri s‚rerken yanılmadığımdan kesinlikle eminim. gerƒekte. ona soru sormama izin vermekle birlikte. geƒen yıl g‡revinden istifa ettiği zaman ƒar'a borƒlu olduğu miktarı tamamlaması iƒin generale otuz bin ruble ‡d‚nƒ vererek onu sıkıntıdan kurtarmış. Astley'e daha ‡nce rastlamış olduğunu anlar gibi oldum. bu t‚r kadınlardan hep korkmuşumdur. S‡zgelimi.‹ Hatta Pauline'e karşı bile patavatsızlığı kabalığa kadar varıyor. O ikisini tanıyormuş gibi geldi bana. artık bundan b‡yle yapmacıklı olmayı ve bizlere saygılı davranmayı gereksiz buluyorlardır. Generalin heyecanlı ve d‚ş‚nceli olduğu aƒıkƒa g‡r‚l‚yor. Ama. Gene bu anlaşılabilir. sorularıma karşılık vermiyor. bağdakini kovar. d‡rt g‚n ‡nce Petersbourg'a ƒekilen ve karşılıksız kalan bir telgraftan ƒok s‡z edildi. •arpıcı ve zengin biƒimde ama. onun annesiyle yolculuk eden ve hesapsız bir servete sahip olan soylu bir Fransız hanımı olduğu s‡yleniyor. şimdi anımsayamadığım bir konuda. hep boyalı dudakları var. ƒocuklarını. Bu Mile Blanche kim? Burada. Astley'e bakmalıydı! S‡z‚n kısası. en sonunda da tutulduğu kadını ekleyin. pırıl pırıl dişleri. d‚n. dostlukları ve akrabalıkları daha dolaysız biƒimde ve daha yakın ve teklifsiz gibi g‡r‚n‚yor. Ama. general kaygılı. k‚stah bir bakışı. kimbilir. Hatta bizim Fransızın da B. şimdi b‚t‚n bu oyunda baş rol Mile Blanche'da. Zavallı general. Astley'in son derece zengin olduğunu. bunu ƒok iyi bildiğini s‡yleyiverdi. Fransız ona ş‡yle bir isteksizce selam veriyor. d‚n ve bug‚n b‚t‚n dikkatimi Mile Blanche'a y‡nelttim. hiƒ kuşkusuz b‚y‚k bir felakettir. Hani atas‡z‚n‚n dediği gibi: †Dağdan gelen. birlikte bir fabrika kurmaya niyetlenmişlerdi. Bu hiƒ kuşkusuz b‚y‚kanne konusuyla ilgili. b‚y‚k bir zarafet ve zevkle . azametli ve umursamaz havalar takınıyor. bu tasan y‚z‚st‚ bırakıldı mı. Mile Blanche son derece g‚zel. B. iflas durumunu. Ve işte general onun ellerinde. soğuk ve ilgisiz bir hava takındım: Ansızın gelip beni bulmaya karar vereceğini d‚ş‚n‚yordum. Demek oluyor ki ondan bir korku'su yoktu. kol kırılır yen iƒinde‹ deyimince işler s‚r‚p gidecekti. Generalle Fransızı birbirine bağlayan olayların bir b‡l‚m‚n‚ bir hayli zamandır biliyorum: Rusya'da. Mile Blanche işte o zaman B. uzun bir s‚re b‚y‚k bir ciddiyetle konuştular. bizde. misk kokuyor. hemen hemen y‚z‚ne bile bakmıyordu. ama. kardeş torunları gibi bir şey hani. Fransız da heyecanlı. Yaklaşık yirmi beş yaşlarında. benim Paris yolculuğumdan ‡nce Fran-sızla Mile Blanche'ın ilişkileri daha t‡rensel ve daha incey-miş.incitebilir. —g‡zlerinin beyazı sarımtıraktı—. Bir de buna dul oluşunu. yoksa ondan h•l• s‡z ediliyor38 KUMARBAZ mu. utangaƒ ve sessizdir ki. Bu arada.

Mile Blanche hiƒbir eğitim g‡rmemiş. g‚vensiz ve hilek•rdı. hiƒbir . Evet. ya da bir ƒalılığın ardında B. Patıline' den ayrılabilir miyim. hep bizim sıranın yakınlarında duruyor. buna karşılık kuşkulu.fikrim yok. kesik t‚mcelerle konuşuyor. Bu kadar dedikoducu olduğuma ben bile hem şaşıyorum. hiƒ kuşkum yok Mile Blanche hemen ortadan yok olur. Astley'le karşılaşıyoruz. b‚y‚kannenin h•l• hayatta olduğunu ‡ğrenirlerse. şimdiye kadar onun markiliğinden kuşkulanmış olmama karşın. ya da fıskiyenin ‡n‚nde dinlenilen yerlerde.) Bana ‡yle geliyor ki. Markiye gelince. hatta belki aptal da ama. gene de Mile Blanche'la generalin kesin s‡zleri s‡yleyip s‡ylemediklerini h•l• tam olarak bilemiyorum. Astley de bana bir garip g‡r‚nd‚. Mile Pauline ƒiƒekleri ƒok mu sever?‹ †Hiƒ bilmiyorum‹ diye karşılık verdim. Gezintide sık sık B. hemen ‡neriyi reddediyor.giyiniyor. s‡zgelimi. hem de bunu pek g‚l‚nƒ buluyorum. konserde. kesinlikle inanıyorum ki Pauline'e •şık! ‘şık. hiƒ dikkat etmedim‹ diye yineledim. †Hayır. bizde. Fransa'da durumun ne merkezde olduğunu bilmiyorum. en yakın patikada. †Mile Blanche gibi ƒok kadın g‡rd‚m!‹ Bana anlamlı bir bakış y‡nelterek sustu. İkimiz de berbat bir Fransızca konuşuyoruz. g‚ya kendilerine rastladığımız Berlin'de. Elleri ve ayakları harikulade. Eğer. annesi de gerƒekten annesi değildi. Yani kısacası. bana bir baş işareti yapıp yolunu s‚rd‚rd‚. Gazinoda. doğrusu ya. Bu s‡zlerle ne demek istiyordu. Kimi zaman b‚t‚n dişlerini g‡stererek kahkahayla g‚ler ama. ormanda. Ve eğer birlikte gezinmek ricasında bulunulursa. ƒevresini ispiyonlamadan durabilir miyim? İspiyonlamak aşağılık. onun ve annesinin rabıtalı birkaƒ ahbapları varmış. Bu sabah karşılaştık ve bir iki s‡z konuştuk. Mile Blanche!. Her şey bu sabah başladı: Pauline Alexandrovna adına . Kimi zaman. ƒoğunlukla k‚stah bir halle —hiƒ değilse Pauline'le Marie Philippovna'nın yanında— suskun durur. Bana ‡yle geliyor ki. Yaşamının oldukƒa ser‚venli geƒtiğini sanıyorum. Muhakkak ki bize katılma isteğiyle yanıp tutuşarak. Daha bana g‚naydın bile demeden. ˆyle sanıyorum ki şu on beş g‚n iƒinde k‡pr‚lerin altından ƒok sular akacak ama. şapkasını ƒıkarıyor ve yolunu s‚rd‚r‚yor. DˆRDŠNCŠ BˆLŠM O g‚n pek g‚l‚nƒ. benimle ‡zel olarak konuşmak iƒin fırsat arıyor bu adam. ya da bir bakışla kendini ele vermektense y‚z ayak yerin altında olmayı yeğleyeceği bir anda bu adamın bakışının kimi zaman ifade ettiği şey pek acayip ve g‚l‚nƒt‚r. rezil ve saƒmaydı. iğrenƒ bir şey hiƒ kuşkusuz ama. Bir şatosu olduğu s‡yleniyor. hemen: †Ah. s‡zgelimi Moskova'da olduğu40 KUMARBAZ KUMARBAZ 41 kadar Almanya'da da y‚ksek sosyeteden olduğu kuşkusuz gibi g‡r‚n‚yor.. Schlangenberg'in ‚zerinde. bir bilseniz! Ama. †Nasıl! Bunu bilmiyor musunuz?‹ diye haykırdı şaşkınlıktan neredeyse k‚ƒ‚k dilini yutarak. †Hımmm! Bu aklıma bir fikir getirdi. şimdi her şey durumumuza. umurumda bile değil! D‚n ve bug‚n. Akşamın saat on biri. (Ortalıkta garip bir s‡ylenti dolaşıyor: Maria Philippovna Rusya'ya d‡n‚yormuş. yani generalin onların ‡n‚nde parıldatabileceği paranın miktarına bağlı. Zaten pek hoşnut bir hali vardı. Sonunda. Ama. Sesi boğuk bir kontralto.‹ Bunun ‚zerine. K‚ƒ‚k odamda oturmuş. g‚lerek. anılarımı d‚zene sokmaya ƒalışıyorum.‹ diye haykırdı. belki de marki akrabası filan değildi. bilseniz b‚t‚n bunlardan ne kadar iğreniyorum! B‚t‚n bu insanlardan ve b‚t‚n bunlardan ne b‚y‚k bir sevinƒle ayrılırdım. ƒekingen ve hastalık derecesinde utangaƒ bir adamın tam da bir s‡zc‚k. B. bilemiyorum. ƒ‚nk‚ benim: †Ne demek istiyorsunuz?‹ diye sormam ‚zerine ƒok bilmiş bir g‚l‚msemeyle başını sallayarak şunları ekledi: †İşte b‡yle. Nerede olursak olalım. Ah. Astley'in karaltısının kaƒınılmaz biƒimde belirdiğini g‡rmek iƒin insanın g‡zlerini ƒevresinde gezdirmesi yeterliydi. parkta.

hesaplıyorlar. iki turdan sonra. akşama. Bunun sadece para iƒin olduğunu d‚ş‚nemezdim. b‡ylece de eğer kazanırsam kendim iƒin hiƒbir şey almayacaktım. ya da ‚ƒ kez ƒıkar. şansları kestirmeye ƒalışıyorlar. b‚t‚n bu hesapların pek bir anlamı yok. O zamana kadar parkta dolanıp durdum. İvedi bir ihtiyacı olduğu aƒıkƒa belliydi ama. iki kez bu son on iki sayı ƒıkıyor ve ilk on ikiye geƒiyor. Bu kez. 42 KUMARBAZ KUMARBAZ 43 Pauline neden kazanmaya bu kadar ihtiyacı olduğunu ve tam ne kadar para gerektiğini bana anlatacaktı. işin iƒinde iş vardı. ‚ƒ. pek ƒok kumarbazın onlara verdiği ‡nemden de yoksundurlar. yarı yarıya. altı yedi kez ‚st ‚ste iki katına ƒıkararak beş.oynamak ‚zere rulete gitmem gerekti. bir. iƒimde garip bir duygu uyandı: Yazgıya meydan okumak. ben de gittim. Kumar salonlarında herkes birbirini ƒiğniyordu. Galiba Pauline'den kuşkulanıyor. S‡zgelimi. Yemekte. s‡zgelimi. Sonra da. bu elbette ki'ƒok garip. Bana ‡yle geliyor ki. ortadaki on iki sayıdan sonra son on iki sayının ƒıktığı oluyordu. Bana gelince. bunlar sadece bir kez ƒıkıyorlar. Aƒıklama yapacağına s‡z verdi. notlar alıyorlar. ya da akşam. . Fransız-la Mile Blanche gene bizimle yemek yiyorlardı. dilimi ƒıkarmak. Bu g‡zlemlerin ‡nemli bir b‡l‚m‚n‚. ‡ğleye kadar b‚t‚n zamanını hiƒ para s‚rmeden kumar masalarının yanında geƒiren B. bir ‡nceki gibi yerleştirdim ve yeniden yitirdim. Ertesi g‚n. diyelim ki. ona bir ƒimdik atmak. Fransız daha bir kestirmeden giderek yitirdiğimin kendi param olup olmadığını sordu. Hepsi de ne kadar k‚stah ve aƒg‡zl‚! Kalabalığı yardım ve krupiyenin yanma yerleştim. ya da filan sabah. •ok garip bir şey. Onun y‚z altmış frederikini aldım ama. ortadakiler ise ‚ƒ kez ‚st ‚ste ƒıkıyor. elimde kalanın hepsini ƒıkardım. Bu b‡ylece bir buƒuk. Astley'e borƒluyum. General son derece şaşırmıştı: Bu kadar parayı nereden bulmuştum? On frederikle başladığımı. iki saat kadar s‚r‚yor. yeniden ilk sayılara d‡n‚l‚yor. Bir. bu b‡ylece iki ‚ƒ kez s‚rd‚. bunları yeniden koydum ve gene kazandım. beklenmedik şansların ard arda gelişinde bir sistem değilse de bir ƒeşit d‚zen var. Orada oturmuşlar. O sabah Mile Blanche da gazinodaydı ve benim g‡sterilerimi seyretmişti. siyah hemen hemen d‚zensiz bir biƒimde ve her an kırmızıyla n‡betleşe geliyor. talihsizliğimi ancak yemekten ‡nce Pauline Alexandrovna'ya bildirdim. Başıma geleni anlayamıyordum bile. ˆyle sanıyorum ki elimdeki paramın miktarı bir beş dakikanın iƒinde d‡rt y‚z frederike y‚kseldi. her seferinde sadece iki ‚ƒ altın s‚rerek. kimi zaman b‚t‚n g‚n boyu s‚rer gider. hepsini son meteliğe kadar ve pek kısa bir zamanda yitirdim. ve yitiriyorlardı tıpkı hiƒbir hesap yapmadan oynayan fani kullar gibi. Buna karşılık. ikincisi de. gene ‚ƒ g‚n ‡nceki gibi coşmuştum.. Bunun ‚zerine. ƒekine ƒekine başladım. ‚st ‚ste yirmiye kadar sadece kırmızı ƒıkar ve bu b‡ylece bir s‚re. son bir işlem daha yapıp en sonunda paralarını s‚r‚yorlar. her renk ‚st ‚ste sadece iki. ˆnce ƒift sayıya yirmi frederik koydum ve kazandım. Falan ‡ğle sonrasında. adeta sersemlemiş bir halde masadan ayrıldım. İşte o anda gitmem gerekirdi ama. Hemen bir yalan uydurdum ve bunun kendi param olduğunu s‡yledim. İzin verilen en y‚ksek parayı s‚rd‚m: D‡rt bin florin ve yitirdim. hangi amaƒla olduğunu bilmiyordum. İlk on ikinin ‚zerine d‚şt‚kten sonra. daha saygılı bir biƒimde konuştu benimle. Bu sırada inceliyordum ve g‡zlemlerde bulunuyordum. iki koşulla: Birincisi. ortaklaşa oynamayı kabul etmiyordum. d‡rt kez ‚st ‚ste ortadaki sayılar ƒıkıyor. nanik yapmak isteği kabardı. ellerinde sayılarla kaplı k•ğıtlar. ‚ƒ ve iki. yeniden ortadaki on ikiye d‡n‚yor. doğruya benzeyen bir sonuƒ elde ettim: Gerƒekten de. sonra yeniden son on iki ƒıkıyor.. altı bin florine kadar y‚kseldiğimi ve hepsini iki elde yitirdiğimi anlattım. Kısacası. Sonra da iyice coşarak. ‚ƒ ve iki.

ŒNe tanrısıymış o?• diye bağıran general bu kez ciddi alarak ‹fkelenmeye başlıyordu.. Ševrede on verst kadar dolaştım. Ben de ona: Œİzin verirseniz• diye karşılık verdim. İnsanın yaklaşmaya korktuğu . kumar oynama yeteneğinden bile yoksun. tarih boyunca anamal edinme ‹zg‰rl‰ğ‰ uygar Batılı insanın erdem ve saygınlık kutsal kitabına girmiştir. benim gibi b‹ylesine ihtiyatsız bir sersemin elinden akıp gittiğini işitmek onu ‰z‰yordu. hiŠ s‹z‰m‰ kesmedi. hatta belki de bunun en ‹nemli b‹l‰m‰n‰ oluşturur. Bununla birlikte. ŒNe kadar da tam Ruslara yaraşır d‰ş‰nce! diye haykırdı Fransız da. b‹yle er-iemleri istemem ben! D‰n. yoksa d‰r‰st bir Šalışmayla d‰ğ‰m ‰st‰ne d‰ğ‰m atıp para biriktirmekten ibaret olan Alman sisteminin mi daha iğrenŠ olduğu hen‰z s‹ylenemez. Her ne olursa olsun. hiŠ kuşkusuz d‰nk‰ konuşmayı s‰rd‰rmek iŠin. onun g‹r‰ş‰ne g‹re. †yle sanıyorum ki. iki saat iŠinde ansızın b‰y‰k servetler kazamla-bilen rulet gibi y‹ntemlere susamışızdır. yapmak ve doğrulamak zamanını bulduğum g‹zlemler benim Tatar kanımı isyan ettiriyor. demek ki s‹z‰me inanılabilirdi. onları iğnelemek iŠin yanıp tutuşuyordum. Ardından da bilmem neden. O kadar namuslu ki. Galiba d‰n akşam Fransızla oldukŠa şiddetli bir ağız dalaşı yaptılar. ŒHayır. ŒBana kalırsa. ŒAlman tanrısına tapmaktansa. Oysa Rus sadece anamal edinme yeteneğinden yoksun olmakla kalmaz. Vallahi. diyordum iŠimden. Fransız Šıktığında pek ‹fkeliydi. Kumarda yitirdiğimi ‹ğrenince. olduklarını ekledi. her evin korkunŠ derecede erdemli ve olağan‰st‰ biŠimde namuslu Vater'ı var. Š‰nk‰ Rusların kumarbaz olduklarını s‹ylerken onları ‹vmekten daha da Šok yeriyordum. Belki de şu iŠinde bulunduğu sıkıntılı durumda oldukŠa hatırı sayılır bir altın yığınının. Tıpkı o resimli k‰Š‰k Alman ahlak kitapları gibi: Burada. gerŠeğin muhakkak ki benden yana olduğunu belirttim. Fransız alaycı bir sesle. yalan s‹ylemem ve onun adına 44 KUMARBAZ KUMARBAZ 45 oynadığımı gizlemem gerektiği sonucunu Šıkardım. kendimizi zora sokmadan. bu sabah s‹z verdiği aŠıklamayı mutlaka yapmalı. sesini Šıkarmadı. yitiriyoruz!• ŒKısmen doğru• diye kabul etti Fransız kendini beğenmiş bir tavırla. kaşla g‹z arasında. ben de konuşmamı s‰rd‰rd‰m. yanlış. general biraz bana Šıkışacaktı ama. ŒD‰ş‰ncenizi neye dayandırıyorsunuz?• diye sordu Fransız. daha makul davranmam gerektiğini belirtti. ŒB‹ylece de. aynı zamanda da eline geŠeni d‰ş‰ncesizce gelişig‰zel ŠarŠur eder.• ŒNe yakışıksız bir d‰ş‰nce!• diye haykırdı general. Œkuşların yakışıksız davranışları mı. Šalışmadan. ‰lkeniz hakkında b‹yle konuştuğunuz iŠin utanmalısınız• diye Šıkıştı general ‹fkeli ve kasıntılı bir ciddiyetle. Buraya geleli pek oldu ama. y‰z‰nden hiŠbir şey oku-yamadım. Her ne olursa olsun. ben gene de y‰z‰nden onun heyecanlı ve kaygılı olduğunu anladım. G‰l‰yordum. insan yaklaşmaya korkuyor. Bu aŠıklamayı yaparken Pauline'e bakıyordum ama. ŒŞuna dayandırıyorum ki. birazcık da k‹t‰ y‰reklilikle. Uzun zaman hararetli hararetli konuştular. Ama. biz Rusların da paraya ihtiyacı vardır• diye ekledim. Fransızdan hor g‹ren k‰Š‰k bir kahkaha y‰kselince. Bu bizi hayran eder. gelişig‰zel oynadığımız iŠin de. kapıyı da kilitlemişlerdi.Elbette ki b‰t‰n bunlar akla yakındı. ŒAlmanların servet biriktirme biŠimi. bu sabah erkenden gelip generali buldu. Rusların genellikle kumarbaz olmakla birlikte. Bundan.. rulet ‹zellikle Ruslar iŠin icat edildi• diye karşılık verdim. b‰t‰n ‹mr‰mce bir Kırgız Šadırında g‹Šebe yaşamı s‰rmeyi yeğlerim!• diye bağırdım.

namuslu kişilere dayanamam ben. Her Vater'm bir ailesi var, akşam olunca da hepsi y‚ksek sesle eğitici kitaplar okuyorlar. Minik evin ‚ze46 KUMARBAZ KUMARBAZ 47 rinde karaağaƒlar ve kestane ağaƒlan hışırdıyor. G‚neşin ba* tısı, damın ‚st‚nde bir leylek... B‚t‚n bunlar son derece şiirsel ve dokunaklı... ˆfkelenmeyin general, izin verin de acıklı biƒimde konuşayım. ˆlm‚ş babamın, akşamları k‚ƒ‚k bahƒemizin ıhlamur ağaƒları altında annemle bana buna benzer kitaplar okuduğunu anımsıyorum. Demek ki bu konuda ne dediğimi bilecek durumdayım. Burada, her aile tamamiyle Va-ier'in kulu k‡lesi. Hepsi ‡k‚zler gibi ƒalışıyorlar, Yahudiler gibi de para biriktiriyorlar. Diyelim ki baba bir miktar para biriktirdi de, mesleğini, ya da toprağım b‚y‚k oğluna devretmek istiyor: •eyiz parası vermeyeceği iƒin kızı evlenemez. K‚ƒ‚k oğlanı uşak, ya da asker olarak satarlar, parayı da baba malına katarlar. Bu gerƒek, burada yapılageliyor; sorup ‡ğrendim. B‚t‚n bunların bir tek kaynağı var: D‚r‚stl‚k, aşırı dereceye vardırılan bir d‚r‚stl‚k, ‡yle ki, satılan k‚ƒ‚k oğlan, kendisini d‚r‚stl‚k uğruna sattıklarına kesinlikle inanıyor. İşte ideal bu, kurban bile kendisini sunağa g‡t‚rd‚kleri iƒin seviniyor! Peki, sonra? Eh, ne olsun, b‚y‚k oğlanın da yaşamı pek ‡yle g‚ll‚k g‚listanlık değil: Orada bir Amalchen'i, g‡nl‚n‚n bir arkadaşı var ama, onunla evlenemez ki, ƒ‚nk‚ hen‚z yeteri kadar florin biriktiremediler. Onlar da, erdemle, iƒtenlikle beklerler ve g‚l‚mseyerek sunağa giderler. Amalchen'in yanakları ƒukurlaşır, kız kurur kalır. En sonunda, yirmi yıldan sonra, varlıkları artar, florinler namuslu ve erdemli biƒimde birikmiştir... Vater kırkına merdiven dayamış b‚y‚k oğlunu kutsar, otuz beş yaşını s‚ren Amalchen'in de g‡ğs‚ p‡rs‚m‚şt‚r, burnu kıpkırmızıdır... Yaşlı adam bu fırsatla ağlar, ahlak dersi verir ve ‡l‚r. Bu kez de b‚y‚k oğlan erdemli Vater'o, d‡n‚ş‚r ve ‡yk‚ yeniden başlar. Elli ya da yetmiş yıl sonra, ilk Vater'm torunu gerƒekten de ‡nemli bir anamal gerƒekleştirir, onu oğluna, o da kendi oğluna bırakır, beş altı kuşak sonra da Rothschild baronu, ya da Hoppe ve ˆrt., ya da şeytan bilir kim ortaya ƒıkar. Bu gerƒekten de g‡rkemli bir g‡steri değil mi? İki, ‚ƒ y‚zyıllık ƒaba,' sabır, emek, zek•, d‚r‚stl‚k, enerji, metanet, ileri g‡r‚şl‚k, damın ‚st‚nde leylek! Daha fazla ne istersiniz? Bundan daha y‚ce bir şey olamaz: Bu bakış aƒısından, b‚t‚n d‚nyayı yargılamaya ve suƒluları, yani az buƒuk onlardan farklı olanları cezalandırmaya başlarlar. İşte b‡yle: Ben Rus y‡ntemince sefahata dalmayı, ya da rulette servet kazanmayı yeğlerim! Beş kuşak sonra Hoppe ve ˆrt. olmaya hiƒ de niyetim yok! Kendim iƒin paraya ihtiyacım var, kendimi hiƒbir anamala bağlı hissetmiyorum. Bir s‚r‚ saƒmalıklar s‡ylediğimi biliyorum ama, bana ne. Benim inanƒlarım bu.‹ †S‡ylediklerinizde b‚y‚k bir gerƒek payı var mı bilmem ama‹ dedi general d‚ş‚nceli bir halle, †kesinlikle1 bildiğim bir şey var, o da başınızı biraz boş bıraktılar mıydı, dayanılmaz derecede kurumlanıyorsunuz...‹ Her zamanki alışkanlığıyla, gene t‚mcesini tamamlamadı. Bizim general alelade konuşmanın sınırlarını birazcık aşan bir konuya yaklaştığı zaman t‚mcelerini hiƒ tamamlamaz. Fransız g‡zlerini faitaşı gibi aƒarak, gevşek bir duruşla dinliyordu. Pauline azametli bir ilgisizlik havası takınmıştı. Bu kez sofrada konuşulanlardan hiƒbir şey işitmemiş gibi g‡r‚n‚yordu. BEŞİNCİ BˆLŠM Pauline her zamankinden daha dalgındı ama, sofradan kalkar kalkmaz, gezintiye kendisiyle birlikte gelmemi s‡yledi. •ocukları aldık, parkta fıskiye y‡n‚ne gittik. Ben ‡zellikle pek heyecanlı olduğumdan, damdan d‚şer48 KUMARBAZ

KUMARBAZ 49 cesine, aptalca ve pek kaba bir biŠimde neden bizim Deş Grieux Markisi k‰Š‰k Fransızın artık onunla dışarı Šıkmadığını ve g‰nler boyunca bir tek s‹z s‹ylemediğini sordum. Pauline de bana garip bir sesle: ŒKaba adamın biri de ondan!• diye karşılık verdi. Onun Deş Grieux'den bu biŠimde s‹z ettiğini şimdiye kadar hiŠ işitmemiştim, bu ‹fkeyi anlama korkusuyla, sustum. ŒBug‰n generalle hiŠ anlaşamıyor, fark ettiniz mi?• Pauline kuru bir sesle, ‹fkeyle: ŒNeyin s‹z konusu olduğunu ‹ğrenmek istiyorsunuz?• diye karşılık verdi. ŒBiliyorsunuz ki, b‰t‰n varlığının ipoteğine karşılık generale borŠ para verdi; eğer b‰y‰kanne ‹lmezse, Fransız hemen b‰t‰n rehinlerin sahibi olacak.• ŒHer şeyin ipotek edildiği doğru mu, kuzum? S‹ylemişlerdi ama, bu kadar kesin olduğunu bilmiyordum.• ŒElbette ya!• Œ†yleyse, elveda Mile Blanche!• dedim. ŒGeneral eşi olamayacak! Biliyor musunuz, general o kadar Žşık ki, eğer Mile Blanche onu bırakırsa canına kıyar gibi geliyor bana. Onun yaşında b‹ylesine Šılgınca tutulmak tehlikelidir.• Pauline Alexandrovna da dalgın bir halle: ŒBen de başına bir şeyler geleceğini sanıyorum• dedi. ŒNe harikulade, değil mi?• diye haykırdım. ŒOnunla para iŠin evlenmeye razı olduğu bundan daha Šarpıcı bir biŠimde g‹sterilemezdi. Kurallara bile uyulmadı, t‹renlerden b‰sb‰t‰n vazgeŠildi. Harikulade! B‰y‰kanne konusuna gelince, Œ†ld‰ m‰? GerŠekten ‹ld‰ m‰?• diye sormak iŠin telgraf ‰st‰ne telgraf Šekilmesi kadar g‰l‰nŠ ve aşağılık bir şey olabilir mi? Evet, bu konuda siz ne d‰ş‰n‰yorsunuz, Pauline Alexandrovna?• ŒB‰t‰n bunlar saŠma şeyler• dedi s‹z‰m‰ keserek nefretle. ŒBen asıl sizin pek neşeli olmanıza şaşıyorum. Sizi bu kadar sevindiren nedir kuzum? Belki de benim paramı yitirmiş olmanız?• ŒYitirmem iŠin neden paranızı bana verdiniz? Başkalarının adına kumar oynamayacağımı s‹yledim size, ‹zellikle de sizin adınıza. Her ne olursa olsun b‰t‰n buyruklarınıza uyuyorum; ama, sonuŠ benim elimde değil. Yararlı hiŠbir şey olamayacağını ben size haber vermiştim. Buraya bakın, bu kadar para yitirmek sizi sarstı mı? Kazanmış olsaydım, ne işinize yarayacaktı bu?• ŒNeden b‰t‰n bu sorular?• Œİyi ama, bana anlatacağınızı s‹z vermiştiniz ya... Bakın dinleyin: Kendi adıma oynamaya başladığım zaman (on iki frederikim var) kazanacağıma kesinlikle inanıyorum. B‹ylece, size istediğiniz kadar para veririm.• K‰Š‰mseyerek dudak b‰kt‰. ŒCanım,• diye s‰rd‰rd‰m, Œsize b‹yle bir ‹neride bulunduğum iŠin bana hemen kızmayın. Sizin g‹z‰n‰zde bir hiŠ olduğum bilinci iŠime ‹ylesine k‹k salmıştır ki, benden para bile kabul edebilirsiniz. Size bir armağan versem g‰ceııemez-siniz. ‚stelik de sizin paranızı yitirdim.• €abucak bana bir g‹z attı, alaycı bir sesle ve ‹fkeyle konuştuğumu fark edince, konuşmanın konusunu bir kez daha değiştirdi. ŒBenim işlerimde sizi ilgilendirecek hiŠbir şey yok. Eğer ‹ğrenmek istiyorsanız, s‹yleyeyim: Borcum var. BorŠ para aldım, bunu ‹demek istiyordum. Burada kumarda kazanacağını fikrine kapıldım, Šılgınca ve pek garip bir d‰ş‰nceydi bu. Neden b‹yle d‰ş‰nd‰m? HiŠ bilmiyorum ama, buna inanıyordum. Kimbilir, belki de hiŠbir seŠeneğim bulunmadığından ve bunun son şansım olduğundan bu umuda yapıştım.• ŒYa da her ne pahasına olursa olsun, mutlaka kazanmanız GEREKİYORDU. Tıpkı denize d‰şenin yılana sarıldığı F. 4 50

KUMARBAZ KUMARBAZ 51 gibi. Kabul edin ki, eğer boğulmak ‰zere bulunmasaydı, ağaŠ k‹k‰ diye yılana sarılmazdı.• Pauline şaşırdı: ŒNasıl?• diye sordu. ŒSiz de aynı umudu beslemiyor musunuz? On beş g‰n ‹nce bana burada rulette kazanacağınıza kesinlikle inandığınızı uzun uzun anlattınız ve size deli g‹z‰yle bakmamamı rica ettiniz benden. O zaman şaka mı yapıyordunuz yani? Oysa, Šok iyi anımsıyorum, o kadar ciddi konuşuyordunuz ki, bunun şaka olduğuna d‰nyada kimse inanmazdı.• ŒDoğru• diye karşılık verdim dalgın dalgın. ŒGene bug‰n de kazanacağıma kesinlikle inanıyorum. Hatta size şunu itiraf edeyim ki, şimdi kendi kendime şu soruyu y‹neltme zorunda bıraktınız beni: Neden bug‰nk‰ o aptalca, rezil yitiğim, ruhuma kuşku d‰ş‰rmedi? Kendi hesabıma oynarsam mutlaka kazanacağıma kesinlikle inanıyorum.• ŒNeden bundan o kadar eminsiniz?• Œ†ğrenmek istiyorsanız s‹yleyeyim: Ben de bilmiyorum. Sadece kesinlikle kazanmanı GEREKTİĞİNİ, benim iŠin de tek kurtuluş yolunun bu olduğunu biliyorum. Belki de bunun iŠin kesin olarak kazanmam gerektiği duygusuna kapılıyorum.• ŒŞu halde siz de her ne pahasına olursa olsun kazanmalısınız, bu kadar k‹r‰ k‹r‰ne bir inancınız olduğuna g‹re!• ŒBahse girerim ki benim b‹ylesine ciddi bir zorunluluk duyabileceğimden ş‰phe ediyorsunuz.• Pauline sakin ve ilgisiz bir sesle: ŒB‰t‰n bunlar umurumda bile değil• yanıtını verdi. ŒMademki sordunuz, evet, herhangi bir şeyin sizi aşırı derecede kaygılandırabileceğinden kuşku duyuyorum. ‚z‰lebilirsiniz ama, pek ‹yle ciddi şekilde değil. Siz d‰zensiz ve kararsız bir adamsınız. Paraya neden ihtiyacınız var? GeŠen g‰n bana g‹sterdiğiniz b‰t‰n nedenlerde ben ‹nemli hiŠbir şey g‹remedim.• ŒDurun bakayım• diye s‹z‰n‰ kestim, Œs‹ylediniz de aklıma geldi, bir borcu ‹demek zorunda olduğunuzu s‹ylemiştiniz bana. €ok ‹nemli bir borŠ olmalı bu, bana ‹yle geliyor! Fransıza, değil mi?• ŒNe demek oluyor bu? Bakıyorum da bug‰n pek k‰stahsınız! İŠtiniz mi yoksa?• ŒBilirsiniz ki ben her şeyi s‹ylerim, hatta kimi zaman da dolambaŠsız, pat diye sorular sorarım. Bir kez daha yineliyorum, sizin tutsağınızın! ben; bir tutsak sizi şaşırtamaz, bir tutsak incitemez, onurunuzu kıramaz.• ŒNedir b‰t‰n bu saŠmalıklar, kuzum! Sizin şu "tutsaklık" kuramınıza dayanamıyorum ben.• ŒDikkat ederseniz, sizin tutsağınız olmayı istediğim iŠin tutsaklığımdan s‹z ediyor değilim, sadece istencimin tama-miyle dışında bir olgu olarak s‹z ediyorum ondan.• ŒŞimdi bana aŠıkŠa s‹yleyin: Neden paraya ihtiyacınız var?• ŒPeki, ya siz, neden bunu ‹ğrenmek istiyorsunuz?• ŒCanınız isterse• diye karşılık verdi azamet dolu bir baş hareketiyle. ŒTutsaklık kuramına dayanamıyorsunuz ama, insanı tutsağınız olmaya zorluyorsunuz: "Tartışmadan yanıt verin!" PekŽlŽ, ‹yle olsun. Neden paraya ihtiyacım olduğunu soruyorsunuz bana. Ne soru! Para... Her şey demektir!• ŒAnlıyorum ama, bunu isterken insan b‹yle bir Šılgınlığa d‰şmemeli! €‰nk‰ siz işi kendinden geŠmeye kadar, yazgıcılığa kadar vardırıyorsunuz. Burada bir iş var, kesin bir amaŠ var. Kem k‰m etmeden, aŠık aŠık konuşun, ‹yle istiyorum.• Sanırsınız ki ‹fkelenmeye başlıyordu. Hiddetli bir sesle bana sorular sormayı s‰rd‰rmesi beni pek sevindiriyordu. ŒElbette ki bir amacım var,• dedim, Œama, bunun ne olduğunu size anlatamam. Sadece şu var ki, parayla ben b‰s-52

aŠık aŠık konuşuyorum: Her yanda sizi g‹r‰yorum. Sizi neden ve nasıl sevdiğimi bilmiyorum. ŒNe saflık bu b‹yle!. belki de hiŠ g‰zel değilsiniz? D‰ş‰n‰n bir kere. her t‰rl‰ değerden de yoksun okluğumu kabul ediyorum. bu kentin neye benzediğini unuttum gitti bile. €oğu zaman da dehadan yoksunuzdur. Kafamı neyin kurcaladığını biliyorsunuz. b‹ylece de tutsak olmaktan kurtulacağım. Bunu size aŠıkŠa bildiriyorum. derin ve gerŠek bir hakarete katlanır da. sofrada. S‹zgelimi. bu şaşkınlıkları ve bu anlayışsızları istemiyorum artık. Aslında ben bunu anlayamam. kabul edilen g‹rg‰ ve terbiye kurallarına ve geleneksel biŠime uymadığı iŠin burnunun ‰zerine k‰Š‰k bir fiskeye katlanamaz. İşte bu nedenle biŠim onlar iŠin son derece ‹nemlidir. neler olup bittiğinden haberim yok. AlŠalmanın ve k‰Š‰k d‰şmenin en son derecesinde insan b‰y‰k bir tat bulur!• diye saŠmalamayı s‰rd‰rd‰m.• Œ†z deyişlerle konuşuyorsunuz! Siz sadece benim saygınlık g‹stermesini bilmediğimi sanıyorsunuz. belki horozların da iyi yanı vardır. Fransız erkeklerinin kızlarımızın yanında o kadar başarı sağlamalarının nedeni. sizinle konuşurken. geri kalanı umurumda bile değil. kim bilir?• ŒToy delikanlı zırvaları! Bizim durumumuzda insan onurlu davranabilir.. Rusya'da da. ben zaten bunda hiŠbir biŠim g‹rm‰yorum. Biz Ruslar Šoğunlukla ‹yle bol yeteneklere sahibiz ki. BiŠimi filan yitiriyorum. beni durdurmuyorsunuz. Y‰reğiniz kuşkusuz k‹t‰d‰r. kadın değilim ki. nasıl? Bunu nasıl başaracaksınız?• ŒNasıl mı başaracağım? Beni bir tutsaktan başka t‰rl‰ g‹rebileceğiniz bir duruma ulaşabileceğimi bile anlayamıyorsunuz! İşte benim asıl hiŠ istemediğim de bu. kendimize uygun bir biŠim bulabilmemiz iŠin deha gerektir. topuz uŠlu kırbaŠ da sırtınıza inip etinizi parŠaladığı zaman da belki bu zevki duyuyordur insan. insan d‰nyanın en alŠak adamı olduğu halde son derece saygın halleri olabilir. Š‰nk‰ bu genellikle pek KUMARBAZ 53 ender rastlanan bir şeydir. belki de daha başka kimi Avrupalılarda biŠim o kadar iyi belirlenmiştir ki. Sizin g‹z‰n‰zde bir hiŠ olduğumdan ve hiŠbir umudum da olmadığından. Bunun nedenini biliyorsunuz. general sizin ‹n‰n‰zde belki de hiŠbir zaman alamayacağım yıllık yedi y‰z ruble iŠin beni azarladı. Fransızlarda. sadece bir horoz. Deş Grieux Markisini sizin ‹n‰n‰zde burnundan yakalamak iŠin şiddetli bir istek duyuyorum.. sadece y‰z‰n‰z‰n bile g‰zel olup olmadığını bilmiyorum. Kim bilir.• ŒPeki. alŠaltmaz. Bir Fransız bir hakarete. Burada. B‹yle olabileceğini anlıyor musunuz? Ama. PekŽlŽ. ŒKimbilir. bende her şey Šakılıp kaldı. hepsini s‹ylemek istiyorum. Dresden'den geŠtim ama. bakın. g‰zel bir biŠimleri olmasıdır. Biliyor musunuz. Uzun zamandan beri d‰nyada.KUMARBAZ b‰t‰n başka bir adam olacağım. Beni daha sık durdurun. kendilerine uyan bir biŠimi Šabucak bulabilmek iŠin pek bol ve pek değişik yeteneklere sahiptirler. Kafamda artık bir tek d‰ş‰nce var. ben de tutmuş bir yığın saŠmalar s‹yl‰yorum. Hatta hiŠbir değer umurumda bile değil.• . kımıldamaz halde. Ben de bunun b‹yle olduğunu sanıyordum. hatta sizin g‹z‰n‰zde bile.• Garip bir zevkle: ŒSanıyordunuz• diye haykırdım. Ama. Sadece biŠimin olmadığını değil. ruhunuz b‰y‰k bir olasılıkla soyluluktan yoksundur. evet.• ŒBu tutsaklığın size b‰y‰k zevk verdiğini s‹yl‰yordunuz. Demin. sizin uğrunuza katlandığım tutsaklık benim iŠin bir zevktir. galya horozu g‹r‰yorum. b‰t‰n Ruslar b‹yledir. nedenini biliyor musunuz? €‰nk‰ Ruslar. iŠimde ukde olan ne varsa hepsini. ‹nemli olan biŠimdir. burada da. Savaşım y‰celtir. ben belki de başka zevkler duymak istiyorum. Aman canım. Şimdi. Bana gelince. Saygın bir kişi olmakla birlikte saygınlıkla davranmasını bilmediğimi sanıyorsunuz.

. sadece. Yukarda. Karşınızda b‚t‚n ‡zsaygımı yitiriyorum. †Ne alƒaklık bu b‡yle!‹ diye haykırdı nefretle. ݃y‚z‚n‚z‚ anladım şimdi. †Şu harikulade "yararsız" s‡zc‚ğ‚n‚ sırf beni mahvetmek iƒin kullandınız. konuşmak ihtiyacını duyuyorum.‹ †Hayır. Schlangenberg'in ‚zerinde. Dudaklarımdan k‡p‚kler salgılıyordu. Bunu ona s‡yledim. atlardım.‹ ˆfkeden boğularak sustu. Şimdi ƒok iyi anımsıyo-irum. karşımda b‡yle durduğu zaman ona bakmaktan ƒok hoşlanıyorum. Eğer bir g‚n sizi ‡ld‚r‚rsem kendimi de ‡ld‚rmem gerekir. saygımı satın almayı umuyorsunuz.†Belki de benim soyluluğuma inanmadığınız iƒin beni parayla satın almayı tasarlıyorsunuz?‹54 KUMARBAZ KUMARBAZ 55 †Sizi satın almayı ne zaman tasarladım ki?‹ diye haykırdım. tutsaklığımdan yararlanın! Bir g‚n sizi ‡ld‚receğimi biliyor musunuz? Kıskanƒlıktan değil. bilmem ama.. Bana neden kızmamak gerektiğini anlıyorsunuz: Deliyim ben. †Saƒma olup olmaması umurumda bile değil!‹ diye haykırdım ben de. ipe sapa gelmez hisleri yansıtıyordu. †Bildiğim bir tek şey var. canınız istiyorsa kızın.‹ Beni ‡zel bir dikkatle incelediğini ƒok iyi anımsıyorum. yaradılıştan zorbadır: Acı ƒektirmeyi sever. sadece sizi ƒıtır ƒıtır yemek istediğim g‚nler var da onun iƒin sizi ‡ld‚receğim.. konuşmak. †Size susmanızı emrediyorum. konuşmamız hemen hemen şu anlattığım s‡zc‚klerle geƒ-ti. değil mi? Ama. G‚l‚yorsunuz. Schlangenberg konusuna gelince.. Beni değilse bile sevgimi. †Şaşırdınız ve ipin ucunu kaƒırdınız. oysa bu hemen hemen olanaksız bir şey. Y‚z‚m o anda hiƒ kuşkusuz duyduğum b‚t‚n o akıl almaz. Kimbilir. †Bir de şunu bilin ki. bir ƒeşit zevktir. şu anda bile na-56 . G‡zlerim kan ƒanağı gibiydi.‹ diye s‚rd‚rd‚m. kendimi uƒuruma atayım" dedim. zevk her zaman yararlıdır ve sınırsız. ve konuşuyorum. Bundan sonra da yazgıcı olmaz mıyım ben! Anımsıyor musunuz: ˆnceki g‚n. değil mi?‹ †Ne saƒma sapan gevezelik!‹ diye haykırdı. o k‚ƒ‚k odamda parmaklarımı ısırmaya hazır olmam iƒin elbisenizin fısırtısını anımsamam. bundan sonra da sizi bin kez daha fazla seveceğimi biliyorum. Yararsız dediniz. O s‡zj c‚ğ‚ s‡yleseydiniz. beni kışkırttığınız zaman size alƒak sesle: "Bana bir tek s‡zc‚k s‡yleyin. sizin ‡fkeniz zerre kadar umurumda değil! Sizi umutsuz bir aşkla seviyorum. butta da metelik bile vermiyorum!‹ Pauline soğuk ve ‡zellikle kırıcı bir sesle: †Neden sizi Schlangenberg'in tepesinden atlamaya zor-layacakmışım?‹ dedi. †Hiƒ ‡nemi yok. ya da d‚ş‚nmem yetiyor bana. hiƒ de g‚lm‚yorum‹ dedi ‡fkeli bir sesle. bir sinek ‚ze-rinde bile olsa. Bunu siz her şeyden fazla seviyorsunuz. değil mi? Sizin hiddetiniz mi? Ama. değil mi? Beni kudurtuyorsunuz. Kuşkusuz bir rezalet ƒıkarmaktan ƒekinirim. işte bu y‚zden de onun ‡fkesini kışkırtmaktan zevk alıyorum. Tanrı tanığımdır ki g‚zel mi değil mi. bu dayanılmaz acıyı siz olmadan hissetmek amacıyla kendimi olabildiğince geƒ ‡ld‚r‚r‚m! Size inanılmaz bir şey s‡yleyeyim mi? Sizi her g‚n daha fazla seviyorum. pek•l• ama. Gevezeliğime kızmayın. Ne demek istediğimi anlatmanın ƒok zor olduğunu s‡ylemiştim size. siz burada olduğunuz zaman konuşmak. †Tamanıiyle yararsız bu. gırtlağınızı sıkmak iƒin karşı konulmaz bir istek duyuyorum. belki o da bunun farkına varmıştı da bile bile kızmıştı.‹ †Hayır.‹ †M‚kemmel!‹ diye haykırdım. Bana neden kızıyorsunuz? Tutsağınız olduğumu s‡ylediğim iƒin mi? Yararlanın. artık sizi sevmeyeceğim iƒin de değil. hayır. Aslına bakarsanız umurumda bile değil ya. tam olarak bu değil. Bunun oraya kadar varmayacağını sanıyorsunuz. birlikte gezinmemiz tehlikeli: Sık sık sizi d‡vmek. Buna inanıyorsunuz. mutlak bir etki. İnsan. y‚z‚n‚z‚ g‡z‚n‚z‚ parƒalamak. Beni eziyorsunuz.

hemen atardım! Hatta hakaretle. b‹yle bir g‰ce sahip olduğunu sanıp bana aŠıkŠa: ŒGit kendini mahvet. †ld‰r‰r m‰yd‰n‰z onu?• ŒKimi?• ŒKimi istersem. kuzum? Size inanıyorum• dedi. Bu şekilde konuşmuş olmasına. Oynayan Šocukların karsısında.. kuzum!• diye haykırdım. Tanrı bilir onu o anda ‹ld‰rebilirdim. acaba siz bunu yapabilir misiniz.. ‹yle aŠıks‹zl‰l‰k vardı ki.. Ansızın bana: ŒKorkak değil misiniz siz?• diye sordu. Belki de aŠıks‹zl‰l‰ğ‰n‰zle beni onurlandırmaktan utanıyorsunuzdur? Aman canım. •Kocasına bakın: Bastonunu elinde tutan şu sıska. şu iblisin. anımsıyor musunuz? Hemen baronese yetişin. ŒBilmem. Peki. Pauline: ŒŞu şişman baronesi g‹r‰yor musunuz?• diye haykırdı. arabaların yolcularını gazinoya giden yolun ağzına bırakmak iŠin durdukları yerin tam karşısında.• Yanıtımı ‹yle bir ciddiyet ve sabırsızlıkla bekliyordu ki bana garip g‹r‰nd‰ bu. yarı kışkırtma Solarak kabul etmiştim. eğer o anda kendimi aşağı atmamı emretseydi. bilmiyorum. Bu s‹zc‰klerde ‹yle bir •hayasızlık.• . †nceki g‰n bize nasıl bakmıştı.. benim karşımda utana-fmazsınız. Ama. oysa Pauline Šok ciddi konuşmuştu. B‹yle bir tehlikeyle burun burunaydı. şaka olsun diye de s‹yleseydi. Blanche'm tutkusuyla mahvolmuş bir adamın ‰vey kızısınız. sarsak y‰-58 KUMARBAZ r‰y‰şl‰ Prusyalı.' men Šıldıracağım ve beklenmedik herhangi bir davranışta bulunacağım. ondan sonra bana karşı na-isıl davranacaktı acaba? Tutsaklığın ve alŠalmanın b‰t‰n sı-Inırlarını aşıyordu bu. Kimi g‹sterirsem.. ‹yle bir k‰stahlıkla s‹yledi ki. Pauline ansızın bir kahkaha kopardı. Demin s‹ylediklerinizin ciddi olup olmadığını ‹ğrenmek istiyorum. Šılgın. sonra sizin ‰zerinizdeki o gizemli etkisiyle Fransız da var.• ŒBen hiŠ de size bundan s‹z etmiyorum. Uzun zaman var ki bu soruyu kendime y‹neltmedim. suratıma t‰k‰rerek. ŒWurmerhelm Baronesi. neden. en sonunda da.• ŒFransızı mı?• ŒBana soru sormayın da yanıt verin. şapkanızı Šıkarıp. sonra da sizi bir cinayet işlemeye g‹nderme c‰retinde bulunduğum iŠin gelip beni ‹ld‰r‰rd‰n‰z. yoksa şimdi he. Elbette ki o zaman bile sorusunu yarı şaka. ŒSonunda burada neler olup bittiğini s‹yleyecek misiniz bana. ‰zerimde b‹yle bir hak id-idiasında bulunmuş olmasına. Œbana g‹stereceğiniz kimse-lyi ‹ld‰r‰r‰m ama. Size bir soru sorduın ve yanıtını bekliyorum. ama. Buraya geleli hen‰z ‰Š g‰n oldu. y‰reğim eziliyordu. ‹yle bir hor g‹rme ve k‹t‰l‰kle. HiŠ değilse bileyim. ŒYoksa benden korkuyor musunuz? İŠinde Šırpındığınız b‰t‰n sıkıntıları g‹r‰yorum. benim g‹r‰ş‰me g‹re. Buna katlanabilir misiniz? Yok canım. gene atlardım! ŒYo.KUMARBAZ KUMARBAZ 57 muşum ‰zerine yemin ederim ki. ona Fransızca bir şeyler s‹yleyin. belki de ‹yleyimdir. Bu g‹r‰ş tarzı beni onun d‰zeyine kadar y‰kseltiyordu.• ŒElbette• diye haykırdım. Pauline ‹lŠ‰y‰ aşıyordu. bunu ancak onun yapabileceği ‹yle bir tonla. inşal-Slah? Size bir emir vereceğim ve ben bir kenarda kalacağım.. Konuşmamızın b‰t‰n saŠmalığına ve ina-Inılmazlığına karşın.• Bu s‹zler ‰zerine beynime bir balyoz yemiş gibi oldum. şu anda bana bu soruyu soruyorsunuz. Ve bunu ona s‹ylerken hiŠ de yalan s‹ylememiştim. bir sıpada oturuyorduk. İflas etmiş.. b‹yle bir şeyi bana emredebilir misiniz?• ŒSizi b‹yle bir şeyden sakınacağımı sanmazsınız. ben kenarda kala-Icağım• demiş olmasına şaşıyordum..• ŒSize: "Şu adamı ‹ld‰r‰n!" desem.

baronese yaklaştığım sırada. belki de b‰t‰n bunları umutsuzluktan yaptım (b‹yle d‰ş‰nmenin aptalca bir şey olduğunu biliyorum yŽ) ve anlıyorum. Y‰r‰y‰ş‰ alŠakg‹n‰ll‰l‰k . Kuşkusuz saŠma bir şeydi bu. şaşılacak kadar bol. bunların hizmetine yeni girdiğim sıralarda.. €ılgına d‹nd‰rd‰ğ‰ de yalnız ben değilim. gerŠek kedi g‹zleri bunlar. Zaten. adam ‹ld‰rmeye hazır okluğunuza da yemin ediyorsunuz. Bir kadına hakaret etmenize gerek kalmaz. zaman zaman g‰l‰nŠ geliyor. her ikisi de iyice heyecanlıydılar. kabaca okul yaramazlıkları yapı-yormuşum gibi geliyor bana. B‰y‰k yola ulaşan patikaya saptım. b‰t‰n bu karışıklığın.. Tanrı adına. Hepsi bu. ben kendim iŠin kaygılanmıyorum.. onlara ‹yle bir azamet ve k‰stahlık katmasını biliyor ki! Aşağı yukarı d‹rt ay ‹nce. Kısa boylu. Kimi zaman da. Kıvrandırıcı. baronesin sırtında aŠık kurşuni ipekliden. Karşılık vermeden s‹z dinleyin. Kimbilir. sarhoş olduğum kadar da coşmuştum. Uzun boylu.• Ayağa kalktım ve tek s‹z s‹ylemeden g‹revimi yapmaya gittim.. ŒDemin g‹zleriniz kan Šanağı gibiydi. istiyorum. B‰t‰n bu cinayetler ve trajediler yerine. bir sepet-eteklikle ve bir de kuyrukla s‰slenmiş. kaŠınmasını becere-memiştim ama. Kıpkırmızı bir y‰z‰. b‰y‰k yolun ortasında durup baronla baronesi bekledim... bu belki de yemekte Šok iŠmiş olmanızdan geliyordu. gerŠekten de Pauline'in ne gibi iyi bir yanı olduğunu anlamıyorum. Ben sadece eğlenmek istiyorum. Hadi. -az ‹nce onu tokatladığını ve karşısına dikilip suratına baktığım d‰ş‰nd‰m. daha doğrusu. kıvrandırıcı. Aramızda beş adımlık bir mesafe kalınca. kırmalarla. şapkamı Šıkarıp onları selamladım. SaŠlarının kızıl pırıltıları var. ya da ikiye katlayabilir. k‹t‰ bakışlı. yapmayacağımı mı sanıyorsunuz?• ŒEvet. Šok şişmandı. canım sadece bir parŠa eğlenmek istiyor. hiŠ değilse benim g‹r‰ş‰me g‹re. Ve işte o akşam ona Žşık oldum. dolayısıyla da sizin başınıza dert aŠmaz. ne uluorta konuşmalar! Ve b‰t‰n bu hayhuyun. Bunun saŠma ve adi bir şey olduğunu. sizi. pek garip bir heves bu. Ayağının izi dar ve uzun. yoksa sadece aklımı mı kaŠırdım da beni kapatacakları ana kadar densizlikler mi yapıyorum? Kimi zaman gerŠekten aklımı kaŠırır gibi oluyorum. Neyin olup bittiğini kavrayamıyorum: Acaba aşırı bir coşkunluk d‹neminde miyim. Šocukluktan. Baronun sizi bastonla d‹vd‰ğ‰n‰ g‹rmek istiyorum. daha sonra yatmaya yukarı Šıktığımda.ŒNeden?• ŒSchlangenberg'in tepesinden kendinizi aşağı atacağınıza yemin ettiniz bana. zaten. Ne garip bir fikir gidip de bir kadına hakaret etmek!• Pauline k‰Š‰mseyerek bana: ŒPekŽlŽ. ve generali d‰ş‰n‰yorum.• ŒBeni kışkırtıyorsunuz. generalin de pek kızacağını biliyorum. salonda Deş Grieux ile uzun bir konuşma yapmıştı.60 KUMARBAZ Biz gene de konumuza d‹nelim. hayır. bir haşarılık yapma isteğiyle s‰r‰klendiğimi hissettim. k‰stah minicik g‹zleri vardı. okuldan hen‰z Šıkmışım da. Ama. gidin. €ok iyi anımsıyorum. doğrusu ya.. •İnşallah bu olay generalin başına. size emredecek olsam. b‰t‰n bu aptallığın ve adiliğin nedeni benim! Gerisi. ne şamata.. bu tam deyimi. işte gidiyorum ama. adama bir tokat attığını. ben ‹yle sanıyorum. B‰t‰n suŠ Pauline'de. hemen hemen yanaklarıyla birleşmiş bir Šenesi vardı.. sadece gevezenin birisiniz siz• dedi. G‹zlerine gelince. Daha ‹nce size bir temiz sopa Šekerler. ne g‰r‰lt‰. G‰zel. dolgun ve iŠeri Šekik. kimbilir. sizi kışkırtıyorum.. Ve Pauline adama ‹yle bir bakış bakıyordu ki. Šok zayıf. hep onun suŠu. KUMARBAZ ALTINCI B†L‚M 59 Aradan iki g‰n geŠti bile. g‹rd‰ğ‰me g‹re. g‰zel endamlı. Belki de o orada olmasa ŠocukŠa haşarılıklar yapmayı aklıma bile getirmezdim. Bana ‹yle geliyor ki insan onu d‰ğ‰mleyebilir.• ŒPekŽlŽ. Şu aptalca g‰n yok mu! Ne Šığlık. elbise vardı.

doluydu. Barona gelince, kupkuru, upuzun boyluydu. Yampiri suratı sayısız minicik kırışıklarla oyulmuşttı: Almanya'daki alışkanlığa uyarak, g‡zl‚k de takıyordu; kırk beş yaşındaydı. Ba-cakları neredeyse g‡ğs‚nden başlıyordu. Soyluluk simgesi. Bir tavus kuşu kadar kendini beğenmiştir. Biraz da ağırdır. İfadesinde koyunsu bir şey ona g‡re derinlik yerine geƒerdi. B‚t‚n bunları kaşla g‡z arasında, birkaƒ saniye iƒinde fark ettim. Selamını ve elimdeki şapkam ‡nce dikkatleri pek ƒekmedi bile. Baron hafifƒe kaşlarım ƒatmakla yetindi. Barones, azametli bir y‚r‚y‚şle ‚zerime doğru geldi. Ben, her hecenin ‚zerine basarak, tane tane, y‚ksek ve iyice anlaşılır bir sesle. †Sayın Barones, kulunuz olmak onuruna eriştim‹ dedim. Sonra, şapkamı başıma geƒirdim, sevimli bir g‚l‚msemeyle y‚z‚ne bakarak, yanından geƒtim. Pauline şapkamı ƒıkarmamı buyurmuştu ama, bel kırarak temennalarla şımarıklıklar benim buluşumdu. Beni iten neydi, Tanrı bilir. Y‚ce bir dağın tepesinden d‚şermişim gibi geliyordu bana. Baron ‡fkeli bir şaşkınlıkla bana doğru d‡nerek: †Haaa!‹ diye bağırdı, daha doğrusu ciyakladı. KUMARBAZ 61 Ben d‡nd‚m, hep g‚l‚msemeyle ona bakarak, saygılı bir bekleyişle durdum. Ne yapacağını şaşırdığı aƒıkƒa belliydi, ncc plus ultra (1) kaşlarını ƒatmıştı. Y‚z‚ gitgide kararıyordu. Barones de fena halde ‡fkeli bir şaşkınlık durumuyla benden yana d‡nd‚. Gelip geƒenler bizi incelemeye başlamışlardı. Hatta kimisi durdu bile. Baron bu kez .iki kat daha cırlak, iki kat daha ‡fkeli bir sesle: †Haaa?‹ diye yeniden ciyakladı. Ben de s‡zc‚klerimi s‚r‚kleyerek ve hep doğruca onun g‡zlerinin iƒine bakarak: †Ja wolıl‹ (2) dedim. †Sind Sie rasend?‹ (3), diye bağırdı bastonunu sallayarak. Galiba tir tir titremeye başlıyordu. Belki de onu heyecanlandıran benim giysilerimdi. Pek uygun bir biƒimde, hatta y‚ksek sosyeteden birisi gibi, pek zarif giyinmiştim. Ansızın b‚t‚n g‚c‚mle: †Ja wo-o-ohl!‹ diye bağırdım, Berlinlilerin yaptığı gibi †o‹yu uzatarak. Berlinliler konuşma sırasında her an bu †ja wohl!‹u kullanırlar, hem de şu veya bu d‚ş‚nceyi, ya da duygu ayrımını belirtmek istedikleri zaman †o‹ harfini az-ƒok uzatırlaı. Baronla barones birdenbire arkalarını d‡nd‚ler ve hemen hemen koşarak uzaklaştılar. Pek korkmuşlardı. Orada biriken halk arasında kimileri konuşmaya başladılar, daha başkaları şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Zaten aslına bakarsanız, pek iyi anımsamıyorum. (1) Latince: †Daha ‡tesi olamaz‹, yani, son derece. (•eviren) (2) Vurgulanınca, evet canım, elbette anlamına gelen evet. (3)' †Deli misiniz, siz?‹64 KUMARBAZ KUMARBAZ 65 olamıyorum. Gerƒekten de, defalarca Deş Grieux Markisine sert bir s‡z s‡ylemek iƒin şiddetli bir istek kapladı iƒimi ve... Aman canım, s‚rd‚rmek yararsız: Belki de bundan alınır. Kısacası, b‚t‚n bunlar bir hastalık belirtileri. Kendisinden ‡z‚r dilediğim zaman Wurmerhelm Baronesi bunları dikkate alır mı bilmem ama, b‡yle bir niyetim var. Bu durumu g‡z ‡n‚n-de bulundurmayacak gibi geliyor bana, ƒ‚nk‚ bildiğim kadarıyla şu son g‚nlerde adliye ƒevresinde bu durumu s‡m‚rmeye, k‡t‚ye kullanmaya başladılar bile: Avukatlar, ağır ceza davalarında, m‚vekkillerinin cinayeti işledikleri anda bilinƒlerini yitirdiklerini ve bunun bir hastalık okluğunu ileri s‚rerek onları aklamaya ƒalışıyorlar. "Vurdu ama, artık hiƒbir şey

anımsamıyor" diyorlar. Ve d‚ş‚n‚n general, tıp da onlarla ağız birliği ediyor... ve b‡yle bir hastalığın bal gibi bulunduğunu, adına geƒici cinnet dediklerini ve buna yakalanan kimsenin o anda hiƒbir şeyi anımsamadığını, ya da yarım yamalak anımsadığını destekliyorlar. Ne var ki, baronla barones eski kuşaktan insanlar; ‚stelik bunlar Prusyalı toprak ağalan ve k‚ƒ‚k kasaba soylularıdır. Adli tıptaki bu gelişmeden kuşkusuz ki haberleri yoktur, bu y‚zden benim aƒıklamalarımı kabul etmeyeceklerdir. Siz ne dersiniz, general?‹ General ansızın, zor zaptettiği bir ‡fkeyle: †Yeter, efendi, yeter!‹ dedi. †Sizin yaramaz ƒocuk haylazlıklarınızdan kesin olarak kendimi korumaya ƒalışacağım. Baronla baronesten ‡z‚r dilemenize gerek yok. Sizinle her t‚rl‚ ilişki, sadece ‡z‚r dilemenizle sınırlansa bile, onlara pek y‚z kızartıcı gelecektir. Benim maiyetimde olduğunuzu ‡ğrendiği zaman baron gazinoda benimle konuştu ve size itiraf ederim ki, beni d‚elloya ƒağırmasına neredeyse ramak kaldı. Beni ne zor bir duruma soktuğunuzu, nelere zorladığınızı anlıyor musunuz, efendi? Barondan ‡z‚r dilemek ve hemen bug‚n maiyetimden ayrılacağınıza s‡z vermek zorunda kaldım... †ˆz‚r dilerim, ‡z‚r dilerim, general ama, sizin devimlinizle maiyetinizden ayrılmamı o mu istedi?‹ †Hayır ama, ben bu onarımı ona sunmak zorunda his-Isettim kendimi ve elbette ki baron buna pek sevindi. Artık ayrılıyoruz, aziz Bayım. D‡rt frederik ve ‚ƒ florin alacağınız [kalıyor. İşle paranız, ve işle hesabınız: Doğru olup olmadığına [bakabilirsiniz. Elveda; bundan b‡yle artık iki yabancıyız. Ba-ia hep sıkıntı ve dert getirdiniz. Şimdi garsonu ƒağırıp yarından itibaren sizin otel harcamalarınızdan sorumlu olmadığımı s‡yleyeceğim. G‚le g‚le, Bayım.‹ Parayı, kurşunkalemle hesabımın yazıldığı k•ğıdı aldım, generali selamladım ve ƒok ciddi bir sesle ona: †General, bu b‡yle sonuƒlanılmaz‹ dedim. †Baronun kı-rıcı eleştirileriyle karşılaşmış olmanıza ƒok ‚z‚ld‚m, beni bağışlayın ama, bu sizin suƒunuz. Neden benim yerime barona yanıt vermeyi ‚stlendiniz? †Sizin maiyetinizde olmam‹ deyimi ne anlama geliyor? Ben ƒocuklarınızın ‡ğretmeniyim, hepsi bu kadar. Ne sizin oğlunuzum, ne siz benim vasimsiniz, benim davranışlarımdan da siz sorumlu değilsiniz. T‚zel bir kişiliğim var benim. Yirmi beş yaşındayım, ‚niversite ‡ğrencisiyim, soylu bir kişiyim, sizin tamamiyle yabancınızın Sadece size olan sonsuz saygım benim yerime. karşılık verme hakkını kendinize mal ettiğiniz iƒin sizi d‚elloya zorlamaktan beni alıkoyuyor.‹ General ‡yle şaşırdı ki, kolları iki yanına d‚şt‚; sonra birdenbire Fransıza doğru d‡nd‚ ve ona kısaca kendisini hemen hemen d‚elloya davet ettiğini anlattı. Fransız g‚r‚lt‚l‚ bir kahkaha kopardı. †Ama, baron bu kadarla kurtulduğunu sanmasın‹ diye konuşmamı b‚y‚k bir soğukkanlılıkla s‚rd‚rd‚m. B. Deş Gricııx'n‚n kahkahaları beni hiƒ de heyecanlandırıp şaşırtmamıştı. †Mademki bug‚n baronun yakınmalarını dinlemeye razı olup, onun tarafını tutarak bir bakıma bu işe burnunuzu F. 5 66 KUMARBAZ KUMARBAZ 67 soktunuz, size şunu bildirmekle onur duyarım, general: Yarından tezi yok, benimle işi olduğu halde, sanki davranışlarımın hesabını veremezmişim, ya da buna layık değilmişim gibi, beni bilmezlikten gelip de onu bir ‚ƒ‚nc‚ kişiye başvurmaya iten nedenlerin kesin bir aƒıklamasını kendi adıma, barondan isteyeceğim.‹ D‚ş‚nd‚ğ‚m gibi oldu. Bu yeni saƒmalıkları işitince general korkuya kapıldı. †Nasıl, bu lanet işi s‚rd‚rmeye niyetli değilsiniz ya, inşallah!‹ diye haykırdı. †Kendinizi ƒok g‚ƒ durumlara sokuyorsunuz. Ah! Tanrım! Sakın yapmayın, Bayım, sakın b‡yle bir şey

yapmayın, yoksa, şerefim ‚zerine s‡yl‚yorum ki... Burada da yetkililer var ve ben... ben... kısacası... Benim mev-k‚mi... baronunkini de elbette... g‡z ‡n‚ne alarak... Kısacası, sizi tutuklarlar ve bir rezalet ƒıkarmanıza engel olmak iƒin sizi polis marifetiyle ‚lkeden kovarlar! Bunu iyice aklınızda tutun, sakın demediydi, demeyin!‹ ˆfkeden boğulur gibi olmasına karşın, son derecede korkuyordu. İnsanı ƒıldırtan bir soğukkanlılık ve s‚kunetle: †General‹ diye karşılık verdim, †bir insanı rezalet meydana gelmeden rezalet y‚z‚nden tutuklayamazlar. Ben hen‚z baronla kozumu paylaşmadım, bu konuya ne şekilde ve hangi temellere dayanarak yaklaşmak niyetinde olduğumu da hen‚z hiƒ bilmiyorsunuz. Ben sadece, benim iƒin aşağılayıcı olan, c‚zi irademe baskı yapacak nitelikte bulunan bir kimsenin vesayeti altında bulunduğum varsayımını ortadan kaldırmak istiyorum. Siz boş yere telaşlanıp kaygılanıyorsunuz.‹ †Tanrı adına, Alexis Ivanovitch, Tanrı adına, bu saƒma sapan tasarıdan vazgeƒin!‹ diye kekelemeye başlayan general, birdenbire o azametli havalarını bırakıp yalvaran bir tavır takındı, halta ellerimi bile tuttu. †Canım, bunun ne gibi sonuƒlar doğuracağını bir d‚ş‚nsenize, kuzum! Başımıza yeniden bir s‚r‚ dert aƒılacak! Siz de kabul edersiniz ki, ben ‡zellikle şimdi, pek bambaşka bir biƒimde davranmalıyım!.. Ya, ‡zellikle şimdi! B‚t‚n durumu bilmiyorsunuz! Buradan gider gitmez sizi yeniden yanıma almaya hazırım. Ama, bug‚n, sadece •det yerini bulsun diye, yani, kısacası... Beni buna s‚r‚kleyen nedenleri anlıyorsunuz, elbette!‹ diye haykırdı umutsuz bir ‚z‚nt‚yle. †Alexis Ivanovitch, Alexis Ivanovitch! L‚tfen!‹ Yanından ayrılırken, ona bir kez daha kaygılanmamasını ısrarla rica ettim, her şeyin yolunda gideceğine s‡z verdim ve alelacele odadan ƒıktım. Yabancı ‚lkelerde Ruslar kimi zaman aşırı derecede korkak olurlar; kendileri hakkında neler s‡yleneceğinden, kendilerine ne g‡zle bakılacağından dehşetli korkarlar, muaşeret kurallarında kusur etmekten ‡dleri patlar! Kısacası, sanırsınız ki sımsıkı bir korse iƒindedirler, ‡zellikle ‡nemli kişi olma savında olanlar. Otellerde, gezintilerde, toplantılarda, yolculukta, ‡nyargıya dayalı ve kesin olarak yerleşmiş bir biƒimi k‡r‚ k‡r‚ne benimsemeye ‡nemle ‡zen g‡sterirler... Ama kimi durumların, kendisini †‡zel bir biƒimde davranmaya‹ zorladığını general ağzından kaƒırmıştı. İşte bu y‚zden ansızın ,kor-kuya kapılmış ve bana olan tavrını değiştirmişti. Bunu iyi bir işaret olarak kabul ettim. Yetkililere başvuracak kadar aptaldı, ƒok sakınımlı davranmam gerekiyordu. Aslına bakarsanız, generali kızdırmaya hiƒ de niyetim yoktu; şimdi asıl Pauline'i ‡fkelendirmek hoşuma gidecekti benim. Bana ‡yle acımasızca davranmış, ‡yle saƒma, iƒinden ƒıkılmaz bir yola itmişti ki, durmam iƒin bana yalvar yakar olmasını, ayaklarıma kapanmasını istiyordum. •ocukƒa davranışlarım sonunda onu da lekeleyebilirdi. Šstelik de, yeni duygular, yeni istekler uyanıyordu iƒimde: S‡zgelimi, onun ‡n‚nde seve seve kendimi k‚ƒ‚lt‚yorsam da, hiƒ de başkalarının karşısında korkak davrandığım anlamına gelmezdi bu ve el68 KUMARBAZ belle ki beni †kırbaƒlatmak‹ baronun haddine d‚şmemişti. B‚t‚n bu insanlarla alay etmek ve bu işin iƒinden de y‚z‚m‚n akıyla ƒıkmak istiyordum. G‡receklerdi g‚nlerini onlar. Korkulacak hiƒbir şey yok! Pauline rezaletten korkup beni gc-ri ƒağıracaktır. Beni geri ƒağırmasa bile, hiƒ de korkak olmadığımı pek•l• g‡recekti..! Şaşırtıcı bir haber: Marie Philippovna'nın bug‚n yalnız başına akşam treniyle Carlsbad'a kuzininin yanına gittiğini merdivende rastladığım ƒocukların dadısından ‡ğrendim. Ne demek oluyor bu b‡yle? Dadı uzun zamandan beri gitmeye niyetlendiğini s‡yledi; peki, nasıl oluyordu da hiƒ kimse bunu bilmiyordu? Zaten kimbilir, bunu bilmeyen bir bendim belki de. Dadıdan ‚st‚ kapalı biƒimde ‡ğrendiğime g‡re, Marie Philip-povna ‡nceki g‚n generalle

‹ †Dinleyin. bu nedenle bilmediğim pek ƒok durum vardır ama. d‚n hemen70 KUMARBAZ KUMARBAZ 71 hemen hiƒbir şey anlamadım ama. ‚stelik de şu son g‚nlerde bu efendiyle ilişkilerim son derece mesafeli ve son derece gergindi.. pozitivizmin (olguculuk) eri tutucusuna. bir şeyi bana aƒıklar mısınız.. Kısacası. Soğuk bir sesle: †Generale kısmen işler nedeniyle. d‚ş‚n‚yorum. general tarafından geldiğimi sizden gizleyecek değilim. bizimkinin pek yakınında bulunan İngiltere Oteli'n‡ gitmeyi tasarlarken odama ansızın Deş Grieux giriverdi. yani gerektiği ve bunun kendisine yararlı olduğu zaman nazik. Mile Blanche. hesaplayarak sevimli olduğu s‡ylenebilir. YEDİNCİ BˆLŠM Bu sabah garsonu ƒağırıp. Adam sadece beni aƒıktan aƒığa k‚ƒ‚mseyip hor g‡rmekle kalmıyor. Deş Grieux b‚t‚n Fransızlar gibiydi.‹ Sorum hiƒ hoşuna gitmedi.. ne de ‡zellikle yakın ahbaplarının teklifsiz bir dostu oldum. her şeye artık ‡yle yakın bir ilgi duyuyorsunuz ki. onun her zaman buyruk ‚zerine. hissediyorum. bir servet! Garip bir şey. beriki de her ne olursa olsun... bir s‚re d‚ş‚nd‚. ondan ‡lesiye nefret ediyordum. Pek sevimli davrandı. hemen B. Hiƒ kuşkusuz. †yani bu olayda da da mı arabulucu rol‚n‚ siz ‚zerinize alıyorsunuz? .. kesin bir şey olacağa benziyor. kendimi başka t‚rl‚ g‡remiyorum. benim de. acayip g‡r‚nmek zorunluluğunu duyarsa. hiƒbir zaman da ne bu ailenin. l‚tfen: Acaba şimdi siz tamamiyle aileden sayılabilir misiniz? •‚nk‚ en sonunda. Bana kalırsa. Odam korkup b‚sb‚t‚n otelden ayrılmamı gerektirecek kadar pahalı değildi. general b‚t‚n ayrıntılarıyla her şeyi anlattı.. Odama gelişi jeni ƒok şaşırttı. O ana kadar KUMARBAZ 69 b‡yle bir şeyi hiƒ yapmamıştı. Bay Deş Grieux‹ diye s‡z‚n‚ kestim. bunu dobra dobra herkese g‡stermeye de ƒalışıyordu. onu sevmemek iƒin nedenlerim var-dı. bir şeyler hazırlanıyor. Evet. †Elci. rahat davranışların ve neşenin kesinlikle saptanan biƒimlerinin bir dizi halindeki yinelenişini hemen fark eder ve nefret eder. odam iƒin beni kutladı. geƒici hevesin en akıl almazı. Hanya'yı Konya'yı bilmeyenler. tatlı dilli ve neseliydi. acemiler. bu kadar erken saatte gezintiye git-Imeme şaştı. itiraf ederini ki. sanki zengin birisiymişim gibi davranıyorum.. †General beni d‚nk‚ tasarılarınızdan vazgeƒmenizi rica etmem iƒin g‡n derdi. Bazı işler iƒin B.. d‚nyanın en can sıkıcı yaratığıdır. sevimli ve neşeli olma zorunluluğu ortadan kalkınca da dayanılmaz derecede can sıkıcı. Vaktin ƒok erken olmasına karşın. Astley'i g‡rmeye gideceğimi s‡yleyince. Anladım. kendini ele vermek istemiyordu. hen‚z kazanmadım ama. en onursuzuna bağlıdır. On altı frederikim vardı ve orada da. Elbette ki ben olup olacağı bir "outchitel"\m. en yapmacığı onda ‡nceden kabul edilmiş ve uzun zamandan beri alelade şeyler d‚zeyine getirilmiş biƒimlere b‚r‚n‚r. maymun iştahlı. Fransız doğal halinde. Aklı başında her adam salon nezaketinin. Hemen garip bir şeyler olduğunu tahmin ettim. Şapkamın elimde olduğunu g‡r‚nce. Deş Grieux nazik olmakla birlikte rahat bir halle: †İş iƒin sizi g‡rmeye geldim‹ diye başladı. Fransız pek ender olarak ilk bakışta sevimlidir. benim hesabımı ayrı tutmalarını s‡yledim.. Kısacası. Kuşkusuz ki b‚t‚n tasarladıklarınız ƒok ince d‚ş‚nceli ama. Eğer her zamankinin tersine. ya da arabulucu niteliğiyle. kısmen de bazı ‡zel durumlar nedeniyle yakından bağlıyım‹ dedi sertƒe. belki.. en bayağısına. general hiƒbir sonuca . Astley'e. y‚z‚n‚ tasalı bir ifade b‚r‚d‚.şiddetli bir ağız dalaşı yapmıştı. Fazlasıyla saydamdı. ‡zellikle de Rus kızları Fransızların b‚y‚s‚ne kapılabilir. her yana arabulucu olarak giriyorsunuz ki. Rusƒayı pek iyi bilmediğim iƒin. orada.

‹ †Bu evlilikle ilgili hiƒbir rezalet. ne de baronesten ‡z‚r dileyebilirdim. bir koltuğa yığılmış. toplum iƒindeki mevkiine vb. yeniden bir d‚ş‚ncesizliğe kalkışmayacaktım...‹ †Tuh.. ben de ellerim serbest..‹ Deş Grieux kızgınlığın gitgide kendini belli ettiği yal-varıcı bir sesle karşılık verdi: †İşte tam da burada ‡ze! bir durum bulunuyor. s‡yler misiniz? General durum elverdiği zaman sizi hemen yanına alacağına. başka bir deyimle. baronu aƒıkƒa d‚elloya zorlamayacaktım (bunları s‡ylerken g‚lmekten kendimi zorla alıkoyuyordum). ikincisi de.. bana pek bir kendini beğenmişlikle davranıyordu. general. neler yapmaya kalkışacağınızı ‡ğrenmek elbette ki hoşuna gider. artık ne ondan. belki de baronun beni kovdurmayacağını.. hem barones. ne dersiniz?‹ Son derece sakin bir sesle ona biraz yanıldığını. pek kaygılı bir hali vardı. ne diye ‡z‚r dileyeceksiniz? Hadi bakalım. hem de herkes korkudan ve yeniden işe alınmak. vb. hatla d‚ğ‚n belki de burada olacak. hiƒbir şey anlamadım ben... •‚nk‚. bir bakıma ne yapacağı belli olmayan bir kimse gibi hissediyordum vb.. Baron benim isteğimi yerine getirince.. Hay Alexis. bununla birlikte. değil mi?‹ †İyi ama. her ne olursa olsun. baronun ellerimi ƒ‡zmesi. bana asla hakaret etmek istemediğini s‡yleyerek benden ‡z‚r dilemesini istemek zorunda kalmıştım.. ve saygıdeğer annesi. izin verirseniz. şu son zamanlarda kendimi rahatsız ve bitkin. ‡deneğinizi size vereceğine s‡z veriyor. hem kendisi. asıl baron benim iƒin o kadar k‚ƒ‚k d‚ş‚r‚c‚ olan bu girişimde bulunup.. †benim b‚t‚n istediğim. değil mi?‹ †Mile Blanche mı demek istiyorsunuz?‹ †Pek•l•. baronun ‡yle ‡fkesi burnunda ki. bu fırsatla. vb. bir de' her ne olursa olsun. Tam olarak nasıl davranacağımı ‡ğrenmeye geldiğini itiraf etmesini rica ettim. yazıklar olsun! Ne alınganlık. Bayım. Siz de kabul edersiniz ki general. generalin beni işten ƒıkarması iƒin ısrar etmekle beni ‡yle bir duruma sokmuştu ki. kendisiyle konuşmaya bile gerek olmayan bir kimse muamelesi yapmıştı. ‚stelik de. azizim Marki. daha sonra sizden gelecek sıkıntılardan korunma olanaklarına sahip. Kısacası. ƒ‚nk‚ gerƒekten de. Azizim huy.. rezaletler. Demek ki haklı olarak kendimi hakarete • uğramış kabul ediyordum. tam tersine dinleyeceğini bildirdim ona. şimdi artık barondan. saygı duyduğumdan. o zamana kadar da aylığınızı. bu neden sizi ilgilendiriyor?‹ †Ama. Ayak diremek neye yarar ki. Kısacası.‹ . B‚t‚n bunların sonucu olarak. bana davranışlarının sorumluluğunu y‚klenme yeteneğinden yoksun. aramızdaki yaş farkına. Ama. biliyorsunuz.. Siz de kabul edin bunu. adınızı unuttum. s‡zgelimi. ‡nce beni işimden etmişti.. dedim son olarak.. mademki general bu olayla bu kadar ilgileniyor. efendim? D‚n bana belirli bir tutum takınmak zorunda olduğunu s‡yledi. †Aman canım.. belki de kişisel amaƒlarınız bile vardır.. Bayım.' Baron.. kimbilir... beni onu şik•yet etmesi. kısacası bir Alınan kavgası ƒıkarır. en ılımlı s‡zc‚klerle. Elimden geldiğince bu olaya b‚y‚k bir ‡nem verirmiş gibi yapmaya ƒalışıyordum. g‡zlerinde gizlemeye gerek g‡rmediği bir alayla beni dinliyordu. hiƒbir dedikodu g‡remiyorum ben.. başı hafifƒe benden yana eğilmiş. Mile Blanche de Comingcs.. ne incelik! Peki. Mademoi-selle de Cominges'i tanıyorsunuz.. Bu ƒok doğaldır!‹ Anlatmaya bağladım. general •şık ve hatta. baron sizi kabul etmeyecek. Bu arada. ama.. dedikodular.‹ †Generalin ne ‚st‚ne vazife. Kısacası.... sanki ben generalin uşağıymışım gibi. evet. iƒtenlikle ve b‚t‚n y‚reğimle ondan ‡z‚r dilerim. Oldukƒa k•rlı.‹ †Ama.72 KUMARBAZ Siz b‚t‚n bunları generali zor duruma d‚ş‚rmek iƒin d‚zenlediniz.. isteğiyle gelip ‡z‚r dilediğimi d‚ş‚n‚rlerdi.. ‡nce kendisinin. kendisinden (‡zellikle de baronesten) pek•l• ‡z‚r dileyebileceğimi s‡yledim.ulaşamayacağınızı size bildirmemi rica etti.. ‡z‚r dilerim. Prusyalı tabii.. D‚ş‚n‚n bir kez.

) Ama. şu halde kesin karar verildi.. Gidip baronu bulur. gerƒek bir lordun.‹ Fransız lam olarak dehşete kapıldı. m‚h‚rl‚ k‚ƒ‚k bir pusulayı ƒıkarıp uzattı. sağdıcım olmasını rica edeceğim. †Yanılıyorsunuz. bunu herkes biliyor. onu dinleyecektir. şimdi hemen B. Astley'e gidip aracım. ƒ‚nk‚ generali kaygılandırdınız. sizinle değil. cebinden katlanmış. bir rezalet! Size s‡yledim. bug‚nden tezi yok sizi kovarlar.. b‚t‚n bunlar pek eğlenceli..‹ †Aa... B. Bununla birlikte. ‡yle mi? Peki. Aslley'e kibar davranacaktır. yaa! Baboulinka!‹ Des Grieux kin dolu bir bakış fırlattı bana. burada hiƒ kimse sizden korkmuyor! Size bu ricada bulunuşum kendi d‚ş‚ncem. izin ver de •det yerini bulsun diye onları ƒekeyim. beni kovdular! Şimdi bunun •det yerini bulsun diye yapıldığını ileri s‚r‚yorsunuz ama. Astley bir lordun... savunmasız bir yaratık g‡r‚n‚ş‚nde olabilirim ama. hiƒ değilse bizlerden.." demek gibi bir şey. ben de sahiden bir rezalet ƒıkaracağa benziyordum. Ben bir ontclıitel olabilirim.‹ Bu s‡zler ‚zerine. İngilizlerin ne kadar dik kafalı olduklarını bilirsiniz..‹ †ˆz‚r dilerim.. Zaten. biliyorsunuz ki Rusya'dan haber bekliyorlar. ne bekliyorlar. gerƒekten de. arkadaş-74 KUMARBAZ KUMARBAZ 75 farından birini barona g‡nderir. izin verirseniz. KUMARBAZ 73 †Kısacası‹ diye s‡z‚m‚ kesti. Şimdi g‡r‚yorsunuz ya.. evin insanlarından?‹ †Olmaz..' Burada da yetkililer var. gidip onu kendim g‡recek değilim ki‹ diye karşılık verdim. B. gerekli ‡nlemler alınacaktır. maiyette bir kimse. benimle kavga edecek demektir.. †bırakın b‚t‚n bunları! Sanki bir rezalet ƒıkarmak hoşunuza gidecekmiş gibi davranıyorsunuz! Size gereken bir d‚ello değil. sezginize. sevip sayan bu aileye bunu mutlaka yaparsınız. o lord da burada. eminim ki reddetmez. Mile Blanche. hiƒbir rica sizi etkileyemiyorsa‹ diye s‚rd‚rd‚ k‚stah bir sesle. Yanıtı beklememi rica ettiler de. Bay Deş Grieux. generalle evleniyor. Aman canım! Sizin gibi bir zibidi bir de kalkmış da baron gibi ‡nemli bir kişiyi d‚elloya davet ediyor! Sanıyor musunuz ki sizi rahat bırakırlar! Şuna iyice emin olun ki. B. Bakın. b‚t‚n bunlar sizin sandığınızdan ƒok daha uygun bir biƒimde olacak. Tamamiylc yalvaran bir sesle: †•ok rica ederim‹ diye s‚rd‚rd‚. bunu size. sonuƒ belki de sizin d‚ş‚nd‚ğ‚n‚zden başka t‚rl‚ olacaktır. pek ƒok yakın arkadaşı da var. kabul edin ki bu tıpkı: "Elbette canım... hatta n‚kteli de olabilir. yaradılıştan inceliğinize kesinlikle g‚veniyorum. kulaklarını ƒekmek istemiyorum ama. Sizi bir akraba gibi bağrına basan.. kısacası. (Elimden geldiğince aptal g‡r‚nmeye ƒalışıyordum. †size birisinin su pusulasını vermek iƒin geldim. Okuyun. baron da onu kabul eder. Emin olun ki baron. b‚t‚n bunlar gerƒeğe pek yakındı. †şunu size kesinlikle s‡yleyebilirim ki. neden bunu gizli tutuyorlar. Pauline'in eli buna şunları yazmıştı: . kuzum? Yani demek istiyorum ki.. Hepsi aynı kapıya ƒıkmaz mı?‹ †Eğer durum b‡yleyse... s‡z‚n kısası‹ diye konuşmasını sonuƒlandırdı şapkamı alıp ayağa kalktığımı g‡r‚nce. †sizin zek•nıza.†Artık işten ƒıktığıma g‡re. hen‚z tamaıniyle.. Bu adam beni sever.. belki de bu amaca ulaşırsınız ama. generalin işlerini d‚zene koyması gerek.. Lord Peabroke'un yeğeni. Baronun sizi d‚ped‚z bir uşağıyla kovdurmayacağını nasıl bilebilirsiniz?‹ Son derece sakin bir sesle: †İyi ama. Eğer dinlemeyecek olursa. Astley buma kişisel bir hakaret olarak kabul edecektir.

buldum. boy ‡lƒ‚şeceğim seninle‹ diye mırıldandım merdivenleri inerken. Demek ki. işte bunun iƒin size geliyordum.. vazgeƒin. Şapkamı aldım: bana bir baş işareti yaptı. Başka t‚rl‚s‚ olabilir miydi? †Daha g‡r‚lecek hesabımız var. †Pek•l•‹ dedim. hiƒ kimse bundan s‡z etmiyor.‹ †Anlıyorum.‹ †Belki‹ dedi garip bir halle bana bakıp ve ƒok b‚y‚k bir sakınım iƒinde g‡r‚nerek. gene de şu son g‚nlerde Pauline'de adama karşı gerƒek bir tiksinme ve hatta hor g‡rme fark etmiştim. Beni g‡r‚r g‡rmez: †Oh! Oh!‹ diye başladı. Kızdınız ve arsız ƒocuk gibi davranmaya başlıyorsunuz. siz de bana geliyorsunuz! Demek arkadaşlarınızdan ayrıldınız.‹ Bu satırları okurken her şeyin d‡nd‚ğ‚n‚ g‡rd‚m. kuzum. Ne saƒma b‚t‚n bunlar! Siz bana gereklisiniz.†S‡ylediklerine bakılırsa. işe buradan başlamanız gerekirdi gibime geliyor. Deş Grieux. Kuşkusuz. Sizden uysal olmanızı istiyorum. aklınızı başınıza toplayın. Ve Pauline gerekli olan her şeyi yapıyor. olup bitenleri nereden ‡ğrendiniz?‹ diye sordum hayretle. Bu da pek•l• hiƒ g‡z‚mden kaƒmamıştı.. ƒıktı. seni k‚ƒ‚k acemi ƒapkın.. S‡z‚n kısası. İki dakika sonra. ‡zel durumlar var. kestane ağaƒlarının yolunda benim İngilize rastladım. †Ben size gidiyorum. Sizin P. D‚n olanlar iƒin bana kızdınızsa. Tasarılarınızı kendi ağzınızdan bir an ‡nce duymak istiyordum. Pauline onun sultası altında... "gezinti"de. eğer gerƒekten de buraya bunun iƒin geldiyseniz. son derece anlamlı itiraflar kaƒırmıştı ağzından. adeta tepeme balyoz yemiş gibiydim.. olayı konuşarak yoluna koyarsanız bundan hiƒ s‡z etmemeniz emredildi.. Şimdi nereye gideceksiniz? Size karşı bir sevgim var.. Lanet olasıca Fransız saygılı davranır g‡r‚nerek g‚ya heyecanımı g‡rmemek iƒin g‡zlerini ƒeviriyordu. tir tir titremeye başladım. adam onu avuƒlarının iƒinde tutuyor. Suratıma karşı kahkahalarla g‚lmesini yeğlerdim.‹ . b‚t‚n bu olup bitenler o kadar garip ki pek doğal olan sabırsızlığımı bağışlarsınız. †bu pusulayı bana vermek iƒin neden o kadar beklediniz? Bir s‚r‚ saƒmalıklar s‡yleyecek yerde. ya da daha doğrusu ‡ğrenme fırsatını. ‡yle mi?‹ †ˆnce s‡yler misiniz. iki d‚ş‚nce aƒıkƒa belirdi. bana rica etmeye kadar varıyor.‹ †Peki. Bununla birlikte. †Herkes biliyor demek ki?‹ †Yoo! Hayır. SEKİZİNCİ BOLUM Burada dedikleri gibi. birincisi şuydu: D‚n bir ƒocuğun laf olsun diye s‡ylediği akıl almaz birkaƒ tehdit. ˆyle değil mi? Bana aƒıkƒa yanıt verin. size sadece bunu başka ƒare kalmadığı zaman bana vermeniz.. B. bu kadarına değmez.76 KUMARBAZ onları tanıdığım andan beri ilişkileri benim iƒin hep bir muamma olmuştu ama. bağışlayın beni. ƒok rica ederim.. Fransıza gelince. Dudaklarında alaycı bir g‚l‚mseme g‡r‚r gibi oldum. Pauline'in y‚z‚ne bile bakmıyordu ve ona karşı sadece kaba davranıyordu.‹ †H..‹ †Oo! İstiyorum ki. bunu size emrediyorum. bunları belki bir g‚n size anlatırım. izin verirseniz size şunu sorayım‹ diye s‚rd‚rd‚m ansızın. bu gerekiyor da. Ondan nefret ettiğini Pauline kendi ağzıyla bana itiraf etmişti. †K‚ƒ‚k hanıma g‡nl‚n‚n rahat etmesini s‡yleyin. Serin hava iyi geldi. şu ‡yk‚y‚ uygulamayı ta-sarlıyonnuşsunuz. herkes değil. Ama. bana itaat edeceğinize de s‡z verdiniz. Schlangenberg'i anımsayın. bir pusula yazıyor. biraz kafamı toparlamaya başlayınca. Zaten bu pusulada yazılanları bilmiyorum ve ne zaman olsa size verebileceğimi d‚ş‚n‚yordum. H•l• d‚ş‚ncelerimi toparlayamıyordum. siz nereden biliyorsunuz?‹ †Biliyorum. Dudaklarım soldu.. ƒocukƒa bir eğlence evrensel bir korku ve telaş yaratmıştı! İkincisi: Bu Fransızın Pauline ‚zerinde ne gibi bir etkisi vardı? Adamın bir tek s‡z‚.

burada kalıyorum‹ diye başladım. kımıldamadan. yani b‚t‚n ayrıntılarıyla sevgimi anlatmak isteğini duydum. pek•l•! Kabul ediyorum. donuk ve ısrarlı bakışlarını ‚zerime dikince. kesin hiƒbir şey s‡yleyemez misiniz?‹ 78 KUMARBAZ KUMARBAZ 79 †Hayır. Pauline'in onu ƒok etkilediğini hemen fark etmiştim ama. bu bana ƒok iyi geldi: Bu konuyu ilk kez birisine aƒıyordum! B.. D‚nk‚ davranışına gelince. Šstelik de ƒok utangaƒtı zaten. Ama. †Bayan Pauline'e gelince. Astley onaylayıcı bir sesle: †Burada kalacağınızdan emindim‹ dedi.. Tanrı bilir neden. g‡nl‚n‚z‚ rahat tutabilirsiniz. kovulmamı. sonunda da. Astley‹ dedim. anlatımın ateşini bilerek artırdım.. elbette. insan zorunluluk karşısında. Pişman olduğum bir şey vardı: Belki de Fran-sızdan fazlasıyla s‡z etmiştim.‹ Kahve y‚z adım ‡tedeydi. bunu d‚ş‚nmekle bile hata ettiniz. Astley'e giderken ona. ona her şeyi. birer sigara iƒeriz. Bana ‡yle geliyor ki. pusulayı ona g‡sterdim. sizin de bana anlatacak bir şeyleriniz olur herhalde. adını hiƒ ağzına almıyordu. B. bir tek ses bile ƒıkarmadan.. o k‚ƒ‚k acemi Fransız ƒapkınını seve seve ‡ld‚r‚rd‚m. B.‹ †Pek•l•.‹ †Ben de aynı şeyi yapardım‹ dedi B. Astley. Doğrusu pek şaşırmıştım. nefret ettiği kimselerle de ilişki 'kurar. bu biƒim bir ƒılgınlık onun "kadar fevkal•de bir genƒ kız iƒin hiƒ . ben bir sigara yaktım.‹ Bunun ‚zerine ona.†Siz mert bir insansınız. sizin bilmediğiniz uygunluklar bulunabilir. s‡yleyeceklerimi dinlemeye hazırlanıyordu. tek s‡zc‚k s‡ylemeden. Pauline'e olan sevgimden s‡z etmeye hiƒ de niyetim yoktu. Astley'in her zaman ƒok garip bir soru sorma biƒimi vardır. g‡zlerini bana dikmiş. rahatƒa yerleştik.. †Haklısınız. sadece sizi baronun bastonu altına g‡ndererek sizden kurtulmayı istemesi değil ama. B. generalin olağan‚st‚ korkaklığını. basit varsayımlar dışında. gazinoya gidelim.. —baronun da baston' elinin altında bulunduğuna g‡re neden ondan yararlanmadığını bir t‚rl‚ anlayamıyorum ya. Garip şey.. †Ama. Fransıza anıştırmada bulununca. baronla olan ser‚venimi. †Eğer ‡yleyse. belki de bunu yaparım. Ismarladığımız şeyleri getirdiler. g‡zlerini bana dikmiş.. Tam yarım saat konuştum. Astley. B. Burada ikinci derecede ayrıntılara bağlı. †Bu markiyle Bayan Pauline konusunda.‹ diye s‡z‚n‚ kestim iƒimden şaşırarak. ƒok garip doğrusu. Bilirsiniz. neyse—. B. nasıl haber almıştı acaba? †Ben hen‚z kahvemi iƒmediğime g‡re. M. Hatta bu konudan kaƒınmak bile istiyordum. en sonunda da Deş Grieux' n‚n ziyaretini en ince ayrıntılarına varıncaya kadar. şimdi s‡z konusu olan bu değil. Bana gelince. d‚nk‚ olayı b‚t‚n ayrıntılarıyla anlattım. karşımda oturup beni dinliyordu. beni birdenbire durdurdu ve sert bir sesle ikinci derecedeki ayrıntıdan s‡z etmeye hakkım olup olmadığını sordu. †Bundan ne sonuƒ ƒıkarıyorsunuz?‹ diye sordum. siz de kuşkusuz yalan yanlış kahvaltı ettiKUMARBAZ 77 ğinizden. †İşte ben tam da sizin d‚ş‚ncenizi sormak iƒin geldim. kesin hiƒbir şey s‡yleyemem elbette ki‹ diye karşılık verdim. daha oturur oturmaz. Astley'in ‡zellikle can alıcı b‡l‚mlerde heyecanlandığını fark edince. korkarım ki hayır‹ diye karşılık verdim. Paulinc'in ƒılgınlıklarını. Astley sigara iƒmiyordu. sadece bundan bana s‡z etmekle değil. †Hiƒbir yere gitmiyorum. kısmen. bir bir anlattım. Şu son g‚nlerde ona bundan tek s‡zc‚k bile s‡ylememiştim. her şeyi size anlatırım.

†G‡zleriniz parlıyor.‹ Sabırsızlıkla: †Mile Blanche'ın burada ne işi var şimdi?‹ diye haykırdım.. sorunuzu yanıtlamayı da kesinlikle reddediyorum. Ansızın Bayan Pauline konusunda bir şeyler bulacağımı ummuştum. beni g‡rmeye geldi —evet ya!—. hem de kimden biliyor musunuz? Tam da Bayan Pauline'in ağzından!‹ B. Ne dersiniz? Bu konuda da benden ƒok bildiğinizi g‡zlerinizden okuyorum. Astley'e bakarak birdenbire haykırdım: †Buraya bakın. Astley g‚l‚msedi ve başını salladı: †Evet.‹ B. neden bu d‚ş‚ncenin kafama takıldığını da bir t‚rl‚ bilemiyordum. onun kişisel olarak bu işin iƒinde ne aradığını d‚ş‚n‚yorum. onlarda kuşku ve g‚vensizlik okuyorum:‹ dedi hemen sakinliğine kavuşarak. dul Bayan Co-minges . hen‚z d‚ş‚necek durumda bulunmadığım daha pek ƒok şey de var‹ diye karşılık verdim adeta soluk soluğa. O kadar ki. Garip şekilde heyecanlanmış!un.de yakışık alır bir şey değil. Astley'i biraz g‡zden yitirmiştim. Sonra Pauline. bu siz de kabul edersiniz ki.‹ †Pek•l•. şimdi anlatmaya tam başlayacağını sırada. general neden o kadar korktu? Benim g‚l‚nƒ ƒocukluğumu neden bir facia haline getirdiler? O kadar ki. iyi dikkat edin. muzip isteğini harfi harfine uygulayacağınızı aklına getiremezdi. gerƒekten de ‡yle sanıyorum ki bu konuda da sizden daha fazla şey biliyorum‹ dedi. nerede ve nasıl sırdaş olarak seƒebilirdi ki? Zaten şu son g‚nlerde B. sevimsiz. pek•l•. onunla olan ilişkilerim konusunda olumlu hemen hemen hiƒbir şey s‡yleyemeyeceğime şaşıyordum. amma da yaptınız!‹ †Mile Blanche iki yıl ‡nce.. Şimdi başka bir konuya geƒelim: Sizden bir ‡ğ‚t değil. utanƒ verici bir karşılaşmadan haydi haydi kaƒınır. Bu pusula ne zaman yazılmıştı? İnsan bunu aklına getirebilir. sonra konuşmamı s‚rd‚rd‚m: †Sizin g‡r‚ş‚n‚ze g‡re. Tabii ki sizin. †Siz zaten iyi bir insansınız. †ˆyle sanıyorum ki. d‚ş‚ncenizi isteyeceğim. hiƒ yararı yok!‹ diye haykırdım.‹ †Hadi canım. O zaman adı Mile de Cominges değildi. mevsim sırasında. s‡zgelimi. işin ucunu kaƒırdım. garip. Roulettenbourg'daydı. Belki de Bayan Paııline'i ‡zellikle uyandırmışlardır? Benden ‡z‚r dilediğine g‡re. saat dokuzdan az ‡nce geldi ve Bayan Pauline'in pusulası elindeydi bile.‹ Bir s‚re sustum.‹ Dikkatle B. Neden bununla bu kadar ilgileniyor? Neden 80 KUMARBAZ KUMARBAZ 81 ‡nlerine ƒıkan ilk barondan b‡ylesine korktular? Generalin Mile Blanche de Cominges'le evlenmesinden ne ƒıkar ki? Bu durum nedeniyle ‡zel biƒimde davranılması gerektiğini s‡yl‚yorlar ama. B. fazlasıyla ‡zel. b‡yle olunca. †B‚t‚n olay sadece Mile Blanche'ı ilgilendiriyor ve •bunun mutlak gerƒek olduğuna kesinlikle inanıyorum. Size bu hakkı tanıyamam. Deş Grieux bile araya girmesinin zorunlu olduğunu sanmış (hem de en ciddi durumlarda araya girdi). †Kuşkularınızı g‡stermeye hiƒ hakkınız yok. geƒelim! Zaten. Deş Grieux! Bir de. yalvardı. B. bana rica etti. her şey d‚şsel. †Pek•l•. daha da beteri. Astley şaşkın şaşkın y‚z‚me baktı. kararsızdı ve hiƒbir şeye benzemiyordu. bana ‡yle geliyor ki siz b‚t‚n bunlardan s‡z edildiğini daha ‡nce işittiniz. gene burada. Tam tersine. Mile Blanche'ın şu sırada baron ve baronesle her ne olursa olsun karşılaşmaktan kaƒınmakta ‡zel bir ƒıkarı var. Ben de burada bulunuyordum. Bayan Pauline'in onun tutsağı olduğu sonucuna vardığımdan başka. Pauline ise benim iƒin hep bir muamma olmuştu. o. annesi. Astley'i ne zaman. Astley'e b‚t‚n aşk ‡yk‚m‚ anlatmaya kararlıyken.

ortadan yok oldu. Son altını da s‚r‚p yitirince. daha da beteri şu oldu. onu bir hayli etkiledi. şimdi buradaki kumarbazlara faizle ‡d‚nƒ verdiği bir anamalı var da ondan. kahkahalarla g‚l‚yordu. iki yıl ‡nce. bin franklık banknotları bozdurmaz oluverince. Mile Zclma akşam kumara yalnız geldi. dikkatle ona bakıyordu. sanki yer yarıldı yere battılar. gerƒekten de. olağan‚st‚ derecede kendilerine egemendirler. Mile Blanche gene bu aynı baronesin şik•yetleri ‚zerine polis tarafından kenti terk etmeye davet edildi. giysilerini yırtan. Mile Zelma ‡fkeyi fark etmedi. İşte bundan sonra. ve kırk oynardı. g‚n‚n birinde prensi ortadan yok oluverdi. Hatta Deş Grieux adım pek uzun zamandan beri taşımadığı da d‚ş‚n‚lebilir. Dikkat ederseniz bu t‚r hanımların ƒoğunlukla kumarda ƒok şansları vardır. Onu hemen. Rabıtalı halkın ‡fkesine kar-Şm. Des . araba. hareketlerinde de biraz daha fazla kendini koyuverme g‡steriyordu. Ama. Şimdi iyice anlamışsınızdır: Mile Blanche kuşkusuz gelecekte bir daha buna benzer davetlerle karşılaşmamak iƒin generalin eşi olmak istiyor. Mile Blanche oluz. Gece. kumar masasına doğru kendine yol aƒarken. Akılları durduracak g‚zellikte bir arabayla dolaşırlardı. inanılmaz miktarda yitirdi. bunlara. hiƒbir kuşkuya yer bırakmayan bir g‚l‚msemeyle barona d‡nerek. Zaten. bir daha gazinoda g‡r‚nmemeye davet ettiler onu. kumarda şansı daha da kapandı. akşam yemeğinde Mile Zelma avunmuştu bile. Buradaki hanımlara ‡zg‚ bir ustalıktır bu. adam son derece ‡fkeli bir halle. ˆnce kazandı. benim . Ne var ki. sağlam temellere dayanan bir ahbap ƒevresi var. gerƒek pırlantalar ve y‚z‚kler iƒinde bir adamdı. bu hiƒbir anlam taşımaz ki. o g‚zel ve mis kokulu elleriyle kedi gibi suratını tırmalayan Mile Zelma. Hiƒ değilse s‡z konusu edilmiyordu. bunu bir vesileyle ‡ğrendim.‹ ı †Aa! Evet ya.‹ †Bununla birlikte.‹ †Bu kadar zahmete değmez. İki g‚n iƒinde b‚t‚n elin-dekini.de o d‡nemde ortada g‡r‚nm‚yordu. şunu bilin ki bunları akrabanı B. Bu kez hiƒ kimse ƒıkıp da ona kolunu uzatmatnıştı. o da bunu hemen yerine getirdi.‹ †Oo. Hıƒkıra hıƒkıra ağlıyor. Mile Zelma binlikleri bozdurmayı s‚rd‚rd‚ ama. sonra şansı d‡nd‚. Artık kumar oynamıyor ama. b‚t‚n otelde ƒığlıklar koparıyor. Ama. Fieder hemen o aksam Mile Zelma'yı kendi arabasıyla Spa'ya g‡t‚r‚r. Deş Grieux'n‚n markiliği daha pek yeni. Otele muazzam borcu vardı. Ona bir başka ad altında rastlamış olan birisini tanıyorum burada. Mile Blanche'ın bile ahbapları olabilir. bir yer edinmek iƒin omzuyla bir kumarbazı iten o rulet masası m‚davimi hanımlar takımına yerleştirdiler. Onların akraba değil. tarihsel adlı bir prensle. ƒevresine bakındı. Mile Zelma —Bar-berini'den ansızın Mile Zelma'ya d‡n‚ş‚vermişti— umutsuzluğun doruğundaydı.‹ †Nasıl yani?‹ †ˆnce burada bir İtalyanla. b‚t‚n belirtilere g‡re. her zamanki gibi. ‡fkesinin iƒinde giysilerini yırtıyordu. Bu kadar aşağılık ve son derece uygunsuz b‚t‚n bu ayrıntıları bilmem sizi şaşırtıyorsa.‡yk‚m de bitti. Mile Zelma. Bu ƒok . ancak pek kısa bir zamandan beri tanıştıkları inancını besliyorum. baronesin bir şikayetiyle.Grieux de buralarda yoktu. hepsi yok oldu. Bar-berini prensi. Hiƒ unutmam bir gece. 6 82 KUMARBAZ KUMARBAZ 83 den. ya da ona benzer biriyle g‡r‚nd‚. Ama. atlar. anımsayabildiğim kadarıyla. kont da prens gibi. siz de fark etmişsinizdir. G‚n‚n birinde. Kuşkusuz. hiƒ değilse her g‚n bin franklık banknotlar bozduran kadınlara katlanıyorlar. B. uzaklaşmalarını rica ederler kendilerinF. avcundakini yitirmişti. O sıralarda otelde bir Polonyalı kont vardı —yolculukta b‚t‚n Polonyalılar konttur—. kendisi iƒin kırmızının ‚zerine on altın koymasını rica etti. yanındaki Wurmerhelm baronu g‡z‚ne ƒarptı. Fieder'den ‡ğrendim. kontun kolunda gazinoda g‡r‚nd‚. Bir s‚re konuştular.

daha ‡nce de s‡ylediğim gibi. o ƒocuklardan ayrılmak onları b‚sb‚t‚n y‚z‚st‚ bırak anlamına gelir. Astley‹ diye s‡zlerimi s‚rd‚rd‚m.‹ Bir s‚re sonra B. tam ‡zg‚rl‚ğe kavuşur. bir şey yapamazdınız ki‹ diye karşılık verdi B.. garson korkarak koşup geldi. †b‚t‚n bu ‡yk‚y‚ daha ‡nceden biliyordunuz ve Mile Blanche' m kim olduğundan pek•l• haberiniz vardı da. belki de servetlerinden birkaƒ kırıntıyı kurtarmak demektir.. bununla birlikle al ‚st‚nde pek•l• duruyordu. gene de. Sabahleyin bacaklarının ağrısından ya-kınmıştı. Halta zavallı generalin de onun borƒluları arasında olmasından kuşkulanıyorum. general de bir al atla onları izliyordu. Bayan Pauline'i lamına şerefine ereli de pek az bir zaman oldu.. Mile Blanclıe. ƒok iyi anlıyorum. onun kesinlikle mahvolmuş bir adam olduğu fikri birdenbire akıma geliverdi. Deş Grieux ve şu k‚ƒ‚k Rus prensiyle birlikte şahane bir at sırtında d‡rtnala giderken g‡rd‚m. Deş Grieux de. İşte tanı o anda. hem zaten b‚t‚n bunlar beni ilgilendirmez. D‚n Mile Blanche'ı B. gazinoda halk iƒinde g‡r‚nen Bayan Paulinc'i neden uyarmadınız? Olacak şey mi bu?‹ †Sizi uyaramazdım. S‡z‚n kısası. Aslley ansızın: †Size iƒten bir dostluk duymama karşın. hiƒbir şey anlaşılır gibi değil!‹ '†Siz bir kere bu Bayan de Cominges'in generalin nişanlısı olduğunu. nasıl oldu da beni. ‡zellikle de. Astley sakin sakin. ƒ‚nk‚ elinizden hiƒbir şey gelmezdi. B. evet. generalin. †Bir t‚rl‚ ‡lmeye karar veremeyen şu Moskova'deki ihtiyar b‚y‚c‚yle. Kabul edersiniz ki. Deş Grieux m‚?‹ †Deş Grieux'n‚n alacakları ‡denmiş olur. Emin olun ki başka hiƒbir g‚ƒ onu Mile Blanche'la gezinmeye ve barona dokun-nıaınam iƒin o pusulada bana yalvarmaya zorlayamazdı. ikincisi. Şimdi durumu anladınız mı?‹ †Hayır. bu onunla ve Bayan Pauline'le gezinmesine engel olmuyor. onların ƒıkarını savunmak.. Vasiyetname aƒılınca. Astley. General şanssız bir adam.‹ . Bir ‡fke coşkunluğuyla: †Bana bakın. †Hem zaten sizi neye karşı uyaracaktım ki? General.‹ †Elbette ki. Mile Blanche konusunda belki de benden daha fazlasını biliyordur ama. gene de! Ah! Şimdi hepsinin b‚y‚kanneyle neden bu kadar ilgilendiklerini ƒok iyi anlıyorum!‹ †Kiminle?‹ diye sordu B. Her şey mirasa bağlı. beni baronun ‚zerine o saldırt-tı! Hey Tanrım. ƒok doğru. onun b‚t‚n beklediği bu. evet. b‚t‚n bunlar gerƒek ama. ya da Bayan Pauline' in kolunda her g‚n orlalıkta g‡r‚nd‚kƒe. b‚t‚n ilgi onun ‚zerinde yoğunlaşmış.daha sakınımlı.‹ †Nasıl. sizin davranışlarınız bir rezalete yol aƒabilir. evet ‡zellikle de Mile Blanche' in kolunda her g‚n burada. Evet. †şimdi artık Bayan Pauline'in de Mile Blanche konusunda iyice fikir sahibi olduğunu ama. Fransızından ayrılamadığı iƒin onunla dolaşmayı kabul ettiğini aƒıkƒa g‡r‚yorum. iƒinde bulunduğu durumda bir rezalet ona en b‚y‚k k‡l‚l‚ğ‚ yapar. kalmak.‹ †Evet. anlamadım!‹ diye haykırırken masaya ‡yle bir şiddetle vurmuşum ki. ‡l‚m‚n‚ -bildiren telgrafı bekliyorlar d‡rt g‡zle. Karşısında her şeyin boyun eğdiği o etki işte tam da burada ara84 KUMARBAZ ya giriyor! Bununla birlikte. Siz onların yanındasınız. Ya da onunla ortak olabilirler. generali. biri erkek iki k‚ƒ‚k kardeşi olduğunu unutuyorsunuz. Bayan Pauline'in de elini kolunu bağlayan kal-rr’az. generalin ‚vey kızı olan Bayan Pauline' in generalin ƒocukları olan. Belki Deş Grieux'n‚n de ona borcu vardır. hiƒ değilse evlenineeye kadar baronla baronesin dikkatlerini ‚zerine ƒekmeyi hiƒ islemiyor. bana kimi soruları y‡neltme hakkını size tanıyamazdım ki. o d‚ş‚ncesizin lamamiyle y‚z‚st‚ bıraktığı ve hiƒ kuşkusuz beş parasız da kalan biri kız. general evlenir.‹ †Burada keselim‹ dedim ayağa kalkarak.

. ayaklarını kullanamadığından. kesinlikle aklına ƒakılan adım ve soya-dımla ƒağırmıştı.. Rusƒa konuşuyordu. ƒevik. şimdi general ne yapacak? Evin altını ‚st‚ne getirecektir!‹ . dinleyin!‹ O sırada otelimize yaklaşıyorduk. yaltaklanıp duran.†B‚t‚n beklediğinin bu olduğunu mu sanıyorsunuz?‹ †Daha fazlasını bilmiyorum‹ diye karşılık veren B. Ama. kendinden memnun.‹ †G‡r‚yorum‹ dedi B. demek ki tren az ‡nce gelmiş. baboulinka. Şaşkınlıktan kollarım iki yanıma d‚şt‚. adam-86 KUMARBAZ lan ve sayısız bavulu ve sandıklarıyla b‡ylesine g‚r‚lt‚l‚ bir biƒimde otele inen bu seƒkin konuğu bizzat karşılamaya gelen metrdotel. birdenbire. kimi ƒağırdığını bilmiyorum. haber vermeden kalkıp kendisi gelmiş.'†sapasağlam. gene her zamanki alışkanlığıyla. otelin adamları da dahil.. †Alexis Ivanovitch! Alexis Ivanovitch! Ah.. ben biliyorum!‹ diye haykırdım fena halde ‡fkelenerek. aramızda ortaya ƒıkıvermişti. dinleyin. koltukla dolaştırılıyordu ama. Onun karşısında şaşkınlıktan taş kesilip kalmam pek doğaldı. T‚m bunların arasında BŠYŠKANNE kurulmuş oturuyordu! Evet ta kendisiydi. †Ama. şimdi ‡b‚rleri ne olacak. dalkavuk uşak takımı. otelin sayılamayacak kadar kalabalık. isle hepsi bu! Benim d‚ş‚nKUMARBAZ 85 cem bu!. ‡ld‚ ‡lecek derken. Koltukla kendisini ƒıkarırlarken o pek keskin g‡zleriyle y‚z adım ‡teden beni fark etmiş. Hemen hemen hiƒ farkında olmadan kahveden ayrılalı bir hayli zaman olmuştu. Ona bir bakın hele. d‚ş‚nceli oturduğu zaman: Yaşamın ve tutkunun b‚t‚n iğrenƒliklerine. Ardından da bavullar taşıyorlar. o bizim hepimizi. herkesi haşlıyordu.‹ †İyi ama. †Aman kuzum. Merdivene kadar hemen hemen koşarak gittik. yetmiş beş yaşında. ben biliyorum. b‚t‚n o telgrafların gidiş gelişlerinin konusu. h•l• canlı. Astley elini uzattı. mahk…m edilmiş.. Sahanlığa ƒıktım.. ƒevresinde uşaklar. Astley inatƒı bir suskunluğun iƒine kapandı. ayaklarım yere mıhlandı.. tanımış. Astley.. O. Kısacası. y‚ksek sesle konuşuyor. h•l• diri. Şimdi bunun nereden geldiğini anlıyorum‹ diyen B. koltuğunu taşıdıkları yerde. hizmetƒiler.. Bir kadın sesiydi. †O da mirası bekliyor. †Bir kadının bağırdığını işittim ama. b‚t‚n zul‚mlerine ‡nceden hazırlanmış. Beş yıldan beri hep olduğu gibi. tıpkı generalin ƒocuklarının ‡ğretmeni olarak yanlarına girdiğimde iki kez kendisini g‡rme onuruna eriştiğim zamanki gibiydi. kim ƒağırıyor beni?‹ diye haykırdım ansızın. O. Bakın. ƒ‚nk‚ Pauline de ƒeyiz parası alacak bundan. saldırgan. ne sersem şey!‹ Tiz bir sesle s‡ylenen bu haykırmalar otelin ta-raƒasından bize kadar geliyordu.. DOKUZUNCU BˆLŠM Geniş merdivenin ‚st sahanlığında. B‚t‚n kadınlar bir ‡rnektir! En gururluları en aşağılık tutsak haline d‡n‚ş‚rler! Pauline ancak tutkuyla sevebilir. korkunƒ. buyurgan bir sesle bağırıyor. mal m‚lk sahibi ve Moskova'nın soylu hanımefendisi. onu elde eder etmez de hemen Deş Gricux'n‚n boynuna atılacak. neden beni ƒağırıyor? Yeniden bağırmaya başladı: Bakın. adanmışa benzer!. †ˆld‚ ‡lecek diye bekledikleri. Tanrım. hepimizi g‡mer! Tanrım. her zaman olduğu gibi.' bize işaret ediyor. mezarda g‡rmeyi umdukları ve mirasına konmayı tasarladıkları b‡yle bir kadın mıydı?‹ diye aklımdan geƒirdim. †Seslenen b‚t‚n şu uşakların az ‡nce taraƒaya taşıdıkları kocaman bir koltukta oturan şu kadındı. dimdik oturuyor. zengin Antonine Vassilievna Tarassevitch. †Kim bağırıyor? Rusƒa "Alexis Ivanovitch!" diye bağırıldığını işittim. ‡zellikle yalnız başına.

†Ee, azizim, nedir o, g‡zlerini faltaşı gibi aƒıp da orada neden dikilip duruyorsun?‹ diye bana haykırmayı s‚rd‚r‚yordu b‚y‚kanne. †Selam vermesini, hoş geldiniz demesini bilmiyor musun, h•a? Belki de b‡yle davranmayacak kadar gururlusun? Yoksa beni. tanımadın mı? G‡r‚yor musun, Po-tapytch,‹ dedi beyaz saƒlı, fraklı ve beyaz kravatlı, tepesinin dazlaklığı pespembe k‚ƒ‚c‚k bir ihtiyara, yolculukta hep yaKUMARBAZ 87 nında bulundurduğu sofracıbaşısına d‡nerek, †g‡r‚yor musun, bizi tanımıyor! Beni ƒoktan g‡mm‚şlerdi bile! "ˆld‚ m‚, daha ‡lmedi mi?" diye telgraf telgraf ‚st‚ne g‡nderiyorlardı. •‚nk‚ ben her şeyi biliyorum! Bak, g‡r‚yorsun ya, hen‚z damarlarımda kan var!‹ Biraz aklımı başıma toplayınca, neşeli bir sesle: †L‚tfen, Antonine Vassilievna, neden sizin k‡t‚l‚ğ‚n‚z‚ isteyeyim ben?‹ diye karşılık verdim. †Ben... sadece şaşırmıştım... Şaşırmamak elde mi?.. O kadar beklenmedik bir anda...‹ †Bunda seni şaşırtan ne var ki? Trene bindim ve yola ƒıktım. Trenler pek rahat, hiƒ sarsıntı filan yapmıyorlar. Gezinmeye mi gitmiştin?‹ †Evet, gazinoda ş‡yle bir dolaştım.‹ †Burası ƒok g‚zel‹ dedi b‚y‚kanne ƒevresine bakına-rak. †Hava sıcak, ağaƒlar da g‡z kamaştırıcı. İşte ben bunu severim! Bizimkiler dairelerinde mi? Ya general?‹ †Oh! General dairesinde, •, bu saatte hepsi buradadırlar.‹ †Ya! Demek burada da saatlerini ayarlıyorlar, pozlar takınıyorlar. Demek herkese ‡rnek oluyorlar. Rus seny‡rlerinin bir de arabaları varmış, bana s‡ylediklerine bakılırsa! Servetlerini ƒarƒur edip savurduktan sonra, yabancı, ‚lkelere sıvıştılar. Prascovia da onlarla birlikte mi?‹ †Evet, Pauline Alexandrovna da burada.‹ †Ya k‚ƒ‚k Fransız? Aman canım, hepsini kendim g‡r‚r‚m. Alexis Ivanovitch, beni generalin dairesine g‡t‚r. Ya sen, burada rahat mısın?‹ †Ş‡yle b‡yle, Antonine Vassilievna.‹ †Potapytch, sen de şu hantal garsona s‡yle de bana birinci katta, rahat, g‚zel bir daire versinler, eşyalarımı da hemen oraya g‡t‚rs‚nler. İyi ama, beni taşımak iƒin neden hepsi birden saldırıyorlar? Ne var hu kadar telaş edecek, ku-88 KUMARBAZ KUMARBAZ 89 zum? Bu ne dalkavukluk, bu nasıl yaltaklanma! Yanındaki kim?‹ diye sordu bana doğru d‡nerek. †B. Astley‹ diye yanıtladım. †Hangi B. Astley?‹ †Bir yolcu, benim yakın bir dostum; generali de tanıyor.‹ †Bir İngiliz. İşte onun iƒin ağzını aƒıp tek s‡zc‚k s‡ylemeden, 'g‡zlerini dikmiş bana bakıyor. Zaten İngilizleri severim. Eh, hadi bakalım, beni yukarı g‡t‚r‚n, hemen generalin dairesine gidelim. Nereye yerleştiler?‹ B‚y‚kanneyi yerden kaldırdılar. Ben ‡ne atılıp otelin merdivenlerini ƒıkmaya başlamıştım. Bizim kafile b‚y‚k heyecan yaratıyordu. Karşılaştığımız herkes durup g‡zlerini fal-taşı gibi aƒarak bize bakıyordu. Bizim otelimiz kentin en g‚zel, en pahalı, en soylu oteli olarak kabul edilir. Merdivende, koridorlarda insan her zaman g‚zel hanımlara, azametli İngilizlere rasttar. Bunların pek ƒoğu hemen aşağı koşup metrdotelden bir şeyler ‡ğrenmeye ƒalıştılar, aslında o da pek etkilenmiş, pek heyecanlanmıştı. Kendisine b‚t‚n soru soranlara elbette ki gelenin seƒkin bir yabancı olduğunu, bir Rus, bir kontes, soylu bir hanımefendi olduğunu, bir hafta ˆnce N. grand‚şesinin kaldığı daireye yerleşeceğini s‡yl‚yordu. ˆzellikle de koltuğuna kurulan b‚y‚kannenin buyurgan ve egemen halleri dikkati ƒekiyordu. Birisiyle karşılaştığımızın her seferinde kılı kırk yaran bakışıyla hemen ‡lƒ‚p biƒiyor ve bana herkesle

ilgili y‚ksek sesle sorular y‡neltiyordu. B‚y‚kannenin ƒok sağlam bir b‚nyesi vardı, artık koltuğundan hiƒ kalkmamasına karşın, ƒok uzun boylu olduğu bir bakışta anlaşılıyordu. Hiƒbir zaman koltuğun arkalığına yaslanmadan, direk gibi dimdik dururdu. Kalın ve belirgin ƒizgili, ak saƒlı geniş başını hep dik tutardı. Size azametli, hatta kışkırtıcı bir biƒimde bakardı; bakışının ve hareketlerinin tamamiyle doğal olduğu g‡r‚l‚rd‚. Yetmiş beş yaşına karşın, y‚z‚ taptazeydi, hemen hemen b‚t‚n dişleri de sapasağlam yerindeydi. Sırtında siyah ipekliden bir giysi, başında beyaz başlık vardı. Benim yanım sıra yukarı ƒıkan B. Astley bana: †Beni son derece ilgilendirdi,‹ diye mırıldandı. †Telgraflardan haberi var‹ diye geƒiriyordum aklımdan. †Deş Grieux'y‚ tanıyor ama, Mile Blanche'ı hen‚z bilmiyor gibi g‡r‚n‚yor.‹ D‚ş‚nd‚klerimi hemen B. Astley'e de bildirdim. Utanarak itiraf edeyim ki, ilk şaşkınlık durumum geƒtikten sonra, hemen şimdi generale indireceğimiz darbeden sonsuz bir sevinƒ duydum. Bu bende uyarıcı bir ilaƒ etkisi yapıyordu, b‚y‚k bir neşeyle ‡nden y‚r‚yordum. Bizimkiler ‚ƒ‚nc‚ kata yerleşmişlerdi; haber vermeden, hatta kapıyı bile vurmadan, kapının iki kanadını da ardına kadar aƒtım, b‚y‚kanne de pek g‡rkemli bir giriş yaptı. Sanki ‡zellikle yapılmış gibi, hepsi generalin ƒalışma odasında toplanmışlardı. Saat on .ikiydi ve g‡r‚n‚şe g‡re, kimi arabayla, kimi atla, birlikte bir gezinti tasarlıyorlardı; konuklar da vardı. General, Pauline, ƒocuklar ve dadılarından başka odada, Deş Grieux, gene binici giysileri iƒinde Mile Blanche, annesi dul Bn. Cominges, k‚ƒ‚k prens, daha ‡nce bir kez gene onların dairesinde g‡rd‚ğ‚m bir Alman bilgini bulunuyordu. B‚y‚kannenin koltuğunu odanın ortasına doğru, generalin ‚ƒ adım, yakınına kadar getirdiler. Ulu Tanrım, o ifadeyi ‡mr‚m oldukƒa unutamam! Biz iƒeri girdiğimizde general bir şeyler anlatıyordu, Deş Grieux eksiklerini tamamlıyordu. Şunu belirtmek gerekir ki, Mile Blanche'la Deş Gricux zavallı generalin g‡z‚n‚n ‡n‚nde, iki ‚ƒ g‚nden beri k‚ƒ‚k prensin ƒevresinde pervane gibi d‡n‚yorlardı. B‡ylece topluluk belki yapma ama, neşeli, iƒten ve teklifsiz bir havayı benimsemişti. B‚y‚kanneyi g‡r‚nce, general s‡zc‚ğ‚n‚ tamam-layamadan, ağzı bir karış aƒık kalakaldı.. Bakışlarıyla insanı 90 KUMARBAZ KUMARBAZ 91 ‡ld‚ren bir masal ejderinin g‡r‚n‚ş‚yle b‚y‚lenmişcesine, g‡zleri yuvalarından fırlamış, ona bakıyordu. B‚y‚kanne de hiƒbir şey s‡ylemeden ona bakıyordu, hiƒ kımıldamıyordu ama, ‡yle bir utkulu, meydan okuyucu ve alaycı bakışı vardı ki! Genel sessizlik iƒinde b‡ylece bir on saniye kadar bakıştılar. Deş Grieux ‡nce şaşırdı ama, hemen sonra y‚z‚nde sonsuz bir kaygı belirdi. Mile Blanche kaşlarını kaldırmıştı, ağzı aralık, aptal aptal b‚y‚kanneye bakıyordu. Prensle bilgin, bu tabloyu b‚y‚k bir ilgiyle seyrediyorlardı. Pauline'in bakışlarında sonsuz bir şaşkınlıkla ne yapacağını bilmezlik okunuyordu, sonra ansızın k•ğıt gibi bembeyaz oldu; kısa bir s‚re sonra da y‚z‚ne kan h‚cum etti, yanakları kıpkırmızı oldu. Evet, bu herkes iƒin b‚y‚k bir felaketti! Ben sadece g‡zlerimi b‚y‚kanneden orada bulunanlara ve onlardan b‚y‚kanneye g‡t‚r‚p getiriyordum. B. Astley, her zamanki gibi, vakur ve sakin, geride duruyordu. †Eh, işte b‡yle, geliverdim! Telgramın yerini ben aldım!‹ diye en sonunda patlayıveren b‚y‚kanne, sessizliği bozdu. †Beni beklemiyordunuz, değil mi?‹ †Antonine Vassilievna... Benim iyi teyzeciğim... hangi r‚zg•r sizi...‹ diye bir şeyler kekeledi, zavallı general. Eğer b‚y‚kanne birkaƒ saniye daha konuşmasaydı, belki de bir yerine inme inecekti.

†Ne demek, hangi r‚zg•r? Trene bindiğim gibi yola ƒıktım! Demiryolları ne işe yarıyor, kuzum? Siz hepiniz ayaklarım ‡nde, d‡rt kolluyla ƒıkıp, mirasımı size bırakacağımı d‚ş‚n‚yordunuz, değil mi? •‚nk‚, telgraf ‚st‚ne telgraf g‡nderdiğinizi ƒok iyi biliyorum. Bu sana pek pahalıya patlamıştır. Buradan oraya, ucuz olmamalı. Ama, b‚t‚n cesaretimi topladım ve işte karşınızdayım. Bu, Fransız değil mi? B. Deş Grieux'ydu galiba?‹ †.Evet, Hanımefendi‹ diye yanıtladı Deş Grieux, †inanın ı kadar sevindim ki... Sağlığınız— Bu bir mucize... Sizi burada g‡rmek... Pek sevimli bir s‚rpriz...‹ †Sevimli olmasına, sevimli de; seni iyi tanıyorum, zirzop soytarı ve sana şu kadar bile (ve ona k‚ƒ‚k parmağının ucunu g‡sterdi) inanmıyorum.‹ Sonra da Mile Blanche'ı g‡stererek: †Bu kim, bu?‹ diye s‡zlerini s‚rd‚rd‚. Binici giysili, elinde kamƒı, g‡sterişli haliyle, cafcaflı Fransız onun iikkatini ƒekmişti besbelli. †Bu hanım buralardan mı?‹ †Mile de Cominges, bu da annesi Bn. de Cominges; bu otele indiler‹ diye aƒıkladım. †Evli mi bu?‹ diye sordu yaşlı hanını patavatsızca. †Hayır, evli değil‹ diye karşılık verdim elimden geldiğince saygılı davranmaya ƒalışarak ve bilerek sesimi alƒaltarak. †Neşeli mi bari?‹ Soruyu kavrayamadım. †İnsanın onunla canı sıkılır mı sıkılmaz mı? Rusƒa biliyor mu? Moskova'da Deş Grieux birkaƒ s‡zc‚k geveliyordu.‹ Ona, Mile de Cominges'in Rusya'ya hiƒ gitmediğini anlattım. B‚y‚kanne bir giriş yapmadan sertƒe Mile Blanche'a pat diye: †G‚naydın!‹ dedi. †G‚naydın, efendim‹ diyen Mile Blanche da tumturaklı ve ‡zentili, hesaplı bir reveransla yerlere kadar eğildi, derin bir nezaket perdesi altından y‚z‚n‚n b‚t‚n ifadesiyle, b‡yle bir sorudan ve bu biƒim davranıştan duyduğu şaşkınlığı belli etti. †Ah! G‡zlerini indiriyor, cilveler yapıyor: İnsanın ne gibi bir kuşla karşı karşıya bulunduğu hemen belli oluyor: Sapma kadar oyuncu, ya da ona benzer bir şey bu. Bu otele 92 KUMARBAZ KUMARBAZ 93 indim, aşağı katta kalıyorum‹ dedi ansızın generale doğru d‡nerek; †komşu olacağız. Buna sevindin mi, sevinmedin mi?‹ †Ah! Teyzeciğim, iƒten... memnunluk duygulanma inanın,‹ diye yanıt verdi general. Kendini biraz toparlamıştı bile. Ve fırsat d‚şt‚ğ‚nde, duruma uygun d‚şen ciddi deyimleri bulmasını ƒok iyi bildiğinden, hemen parlak s‡zlere başladı: †Rahatsızlığınızı haber alınca o kadar telaşlandık, o kadar merak ettik ki... ˆyle umutsuz telgraflar alıyorduk ki, bir de ansızın...‹ †Yalan s‡yl‚yorsun, yalan s‡yl‚yorsun‹ diye hemen onun s‡z‚n‚ kesti b‚y‚kanne. General de sesini y‚kseltip işitmemezlikten gelerek onun s‡z‚n‚ kesti: †Ama, nasıl oldu da b‡yle bir yolculuğa karar verebilirsiniz? Siz de kabul edersiniz ki, sizin yaşınızda ve sizin sağlık durumunuzda... hiƒ değilse, b‚t‚n bunlar o kadar beklenmedik şeyler ki, ne diyeceğimizi bilemiyoruz, şaşkınlığımız pek akla yakın. Ama, bilseniz ne kadar memnunum... Hepimiz (burada, duygulu bir sevinƒ ifadesiyle g‚l‚msemeye başladı) burada kaldığınız s‚rece size en g‚zel. g‚nleri geƒirtmek iƒin elimizden gelen ƒabayı g‡stereceğiz...‹ †Hadi, hadi,'bu kadarı yeter, yararsız gevezelikler b‚t‚n bunlar. Sen her zamanki gibi saƒma sapan şeyler s‡yl‚yorsun. Zamanı nasıl geƒireceğimi ben kendim pek•l• bilirim. Zaten size kızgın değilim, kinci değilim ben. Bu yolculuğa girişmeye nasıl karar verdiğimi soruyorsun bana? En yalın biƒimde. Ne oluyor da herkes şaşıyor buna? G‚naydın, Pras-covia (1), ne yapıyorsun burada?‹

G‚zel bir daireniz var‹ diye s‡zlerini tamamladı ƒevresine bakarak. Eşsiz bir manzarası var. †Rulet masasından mı? Benim gibi ‡nemli bir kimse!. her şeyi!‹ Şaşkınlığın. anlat bana bakayım. geƒen hafta da yanıma bir oda hiz-metƒisiyle. her şeyi biliyorum. gidip şu rulet denen şeyin ne mene bir şey olduğunu g‡receğim. ƒocuklarının son meteliğine kadar hepsini ellerinden aldın. sen. b‚t‚n hekimleri kovdum. •ocukları ‡pmesini hiƒ sevmem.‹ †Dağın en y‚ksek yeri. Kendinize gelin. yirmi k‡pek karşılığında sizi istediğiniz yere g‡t‚ren hamallar var.‹ dedi Pauline yaklaşarak.‹ Pauline'e d‡nerek: †Burada g‡r‚lecek neler var?‹ diye yineledi.. bir de Schlangen-berg var. bir de Berlin'e geri g‡nderdiğim (ƒ‚nk‚ ona ihtiyacım olmadığını. iyi y‚rekli Antonine Vassilievna‹ karşılığını verdi Fedossia. †Siz yola ƒıkalı ƒok oldu mu?‹ †İşte. Fedossia?‹ †Burada ƒok iyiyiz. b‚t‚n o ahlar. g‡zl‚klerini taktılar ve şu kararı bildirdiler: "Şimdi gidip yabancı ‚lkelerdeki bir kaplıcada k‚r yaparsanız.. †Ya siz. g‡r‚p gezilecek yerlerin listesini ƒıkar. benim Almanlar yeniden gene kafa kafaya tartıştılar. doğrusu pek de y‚zs‚zs‚n ya! ˆyleyse. işte b‡yle.. Sen de Potapytch. Burada Prascovia da Pauline'e d‡n‚ş‚yor. Dour-Za-jiguine'ler avaz avaz kıyameti kopardılar: "Oraya kadar gitmek deliliktir!" dediler. "Neden olmasın?" diye d‚ş‚nd‚m. mahcubiyetin doruğuna ulaşan general: †Teyzeciğim‹ diye başladı.... burada g‡r‚lecek neler var? Aleixis Ivanovitch beni oraya g‡t‚r‚r. onların vasisi olan sen!‹94 KUMARBAZ KUMARBAZ 95 †Bundan sonra.‹ diye s‚rd‚rd‚ general ‡fkeyle. İki g‚n sonra. Saint-Nicolas'nın papazını getirttim.(1) •oğu zaman Fransız ya da İngiliz eğitimi g‡ren ƒocuklara kendi adlarına yaklaşan. heyecandan az kalsın boğulacaktı.. Bunun ‚zerine. ya da ingiliz adları takarlar. †•evrede.. efendim. pek uzun zamandan beri yataktaydım. her yanımdan dereler gibi ter d‡kt‚m ve ayağa kalktım. oh!har yerine hiƒ değilse. Sadece şu k‚ƒ‚k Fransıza bir yığın borcun var! Darılma ama. Bunun ‚zerine. ˆzel bir kompartıman kiraladım. tedavi g‡r‚yordum. Pek•l•. †şaşırdım doğrusu.. bir şatonun yıkıntıları var.‹ †Neyi bilmiyorsun? ˆyle sanıyorum ki rulet masasından kalkmıyorsun! İyice batağa saplandın!‹ General utancından yerin dibine ‡ylesine geƒti ki.‹ †Koltuğumu oraya ƒıkarmak mı gerekecek? Yapılabilir mi bu?‹ †Oo! Merak etmeyin. Hadi canım! Yirmi d‡rt saat iƒinde ƒıkınlarımı hazırlattım. orada bir de zirve var. B‚y‚kanne. yalnız başıma da pek•l• yolculuk edebileceğimi g‡rd‚m) Fedor'u aldım.. Ona generalin ƒocuklarını getirmişti. akıllıca bir soru. †G‚naydın..‹ †B‚t‚n bunların hepsi yalan! Bahse girerim ki seni oradan ƒekip alamıyorlardır! Sayıklayıp duruyorsun sen..! Bug‚nden tezi yok. b‡yle s‡zlerden sonra.‹ †Gelirini geƒmiyormuş. azizim? Yanılmıyorsam. Zaten harcamalarım gelirimi aşmıyor ve biz burada. Her istasyonda. Burada rahat mısın. †Bilmem. benim sevgili Hanımcığım. hiƒ kimsenin kontrol‚ olmaksızın. ˆyle sanıyorum ki. hamal bulunabilir‹ diye yanıt verdim. Bir aralık dadı Fedossia gelip b‚y‚kanneyi selamladı.‹ †Hangi zirve?. siz nasılsınız? Sizi o kadar ƒok merak ettik ki!‹ . hen‚z iyileşmemişsiniz... †Yoo! Kucaklaşıp ‡p‚şmek yok. teyzeciğim. Prascovia.. Potapytch'i. tıkanma tamamiyle geƒer" dediler. †Parayı nereden buluyorsun... Fransız..‹ †Nedir bu Schlangenberg? Orman mı?‹ †Hayır. Daha ‡nce de saman tozuyla bir kadıncağızı aynı hastalıktan iyileştirmişti. Hepsi de s‚m‚kl‚d‚r. bir dağ. her şeyi ipotek ettin. Orasını bir ƒitle ƒevirdiler. Beni de rahatlattı.

saf bir cansın. Astley'e: †Beni g‡rmeye gelin. ne haber. ‡yle bir huyun var ki!. Paulinc de. Yaşlı kadın. bir zevkmiş! Beni g‚ld‚r‚yorsun. Astley de ciddi bir sesle ama. B. yoksa bu aptalca modadan nefret ediyorum. değil mi?‹ diye generale sordu b‚y‚kanne. Hoş. B‚t‚n bu insanlar sizin konuklarınız mı?‹ diye sordu yeniden Pauline'e d‡nerek. †Seni ƒok sevebilirim. †Hımmm.‹ Sonra da generale d‡nerek-ansızın: †Zaten sana para filan vermeyeceğim‹ diye ekledi. ‡nce oraya bir g‡z atayım. kendi saƒlarım. †Ya.. †Burada her şeyi g‡rmek istiyorum. Deş Grieux d‚ş‚n‚yordu. bana ne gibi g‚zel şeyler s‡yleyeceksiniz? Bir şeyler s‡yleyin. artık gitmeliyim. Prascovia‹ dedi birdenbire. Mile Blanche ‡nce kalmak istedi. Pauline bunu ona ƒeviriyor. †Sen 96 KUMARBAZ iyi bir kızsın.‹ diye atıldı Deş Grieux g‡z boyayıcı bir g‚l‚msemeyle. Eğer genƒ bir erkek olsam.. sonra da bizi izlemeyi yeğledi. Astley bu ƒağrıdan pek memnun oldu. koltuğunun ardında. ben de. hatta Bay Deş Grieux de.‹ †Aman. azizim. •ok g‚zel bir kızsın. sana •şık olurdum. †Şu g‡zl‚kl‚ sıska kim?‹ Pauline alƒak sesle: †O prens Nilski. Neden evlenmiyorsun? Aman.. †Hadi bakalım. pek hoşuna gittiği aƒıkƒa belliydi. Birinci katta. h•l• kızgın mısın?‹ dedi generale. İngilizleri hep sevmişimdir.†Biliyorum.‹ B‚y‚kanneyi yeniden kaldırdılar. bu b‚y‚k bir zevktir. †Beni daireme g‡t‚rs‚nler. Fransızlarla aralarında dağlar kadar fark vardır!‹ Gene B. Bu s‡zleri b‚y‚kanneye ƒevirdiler.' son derece iƒtenlikle: †Sizi b‚y‚k bir zevkle seyrettiğimi..‹ †Bu kocakarı bunamış‹ diye fısıldadı Deş Grieux. †Şu İngilizler nasıl da her şeye bir yanıt bulurlar!‹ dedi.. b‚y‚kanne‹ dedi. emi?‹ dedi... D‡n bakayım biraz. sağlığınızın yerinde olmasına pek sevindiğimi s‡yleyeyim‹ diye karşılık verdi. sonra her yere gideriz. Astley tek s‡z s‡ylemeden eğildi. hepimiz kafile halinde. Astley'e ansızın. ben de ‡yleyimdir ya. B.‹ diye yineledi B. başındakiler takma saƒ değil ya?‹ †Hayır. Ee. merdivenden aşağı indik. anlıyor musunuz? Aşağıda. sen hiƒ değilse. G‡t‚r‚n beni. Pauline'i tepeden tırnağa dikkatli ve hoşnut bir bakışla sardı. generalin dairesinde sadece Almanla dul Bayan Cominges kaldı. Onun hemen ardından prens geliyordu.. bırakın bunları!‹ dedi general de g‡nl‚ rahatlayarak. †G‚naydın!‹ diye sesleniverdi B. †Neden bilmem.. teyzeciğim.. size eşlik etmekten b‚y‚k bir zevk duyarız. istediğiniz kadar ama. Astley'i daha ‡nce g‡rd‚m.‹ †Allahtan. Bunu ona ƒeviriver ve birinci katta kaldığımı s‡yle. Alcxis Ivanovitch'i bana bırakırsın. †Oo! Lafı mı olur. İşte gene burada‹ dedi b‚y‚kanne -. KUMARBAZ ONUNCU BˆLŠM 97 . General başına inen bir balyozla sersemlemiş gibi y‚r‚yordu.. †Sizi fazla sıkmamaya gayret ederim. †•ok rica ederim. †Tabii anlıyorum.. sizin yaşınızda. onu g‡r‚r g‡rmez. Trende geƒen o uzun g‚nlerden sonra gezinmek istiyorum. Hanımefendi.. hepsinin en iyisisin ama.‹ Pauline konuşmayı ƒevirdi. Rus demek ki? Ben de onun konuştuklarımızı anlamadığını sanıyordum! Belki de işitmemiştir! B. Astley'e parmağıyla d‡şemeyi g‡stererek. b‚y‚kanne.

Uşaklar. ƒamaşırları g‡t‚r‚n. Otel defterine hemen: Bayan General. b‚y‚kanneye. Metrdotelin yanıtlan ƒoğunlukla hoşuna gitmiyor ve ona yetersiz g‡r‚n‚yordu. neden bilinmez. Ve kabul etmek gerekir ki.‹ . alıp g‡t‚rmelerini buyurdu. En sonunda. Aynı şey k‚ƒ‚k bir Saksonya heykelcikle yeniden meydana geldi: Yaşlı hanım bunu uzun uzun seyrettikten sonra. Bunların hepsi b‚y‚kanneyi kim sanıyorlardı bilmem. yaşlı hanım ansızın koltuğunu durdurtuyor. ‡zel vagon..' rulan y‡neltiyordu. o da her yeri dikkatli ve sert bir g‡zle inceledi. benim yaşamda. besbelli ƒok soylu ve kibar. b‚y‚k bir olasılıkla • da b‚t‚n Avrupa'da. sert. B‚y‚kanneyi b‚t‚n odalara taşıdılar. oda hizmetƒisi iƒin ayrı oda. İnsan yalnız başına sıkılır. B‚y‚kannenin koltuğu. oysa b‚y‚kanne ‡mr‚nde prenses olmamıştı. Tarassevitcheva prensesi yazdılar. hepsini aƒın. †Daha. Dairesini denetimden geƒirirken. şatafatlı bir daire verirler ki bu kez sının iyice aşarlar: G‡rkemli eşyalarla d‡şenmiş banyolu d‡rt oda. †Nasıl. bilmiyor musun? Burada yaşıyorsun da bilmiyorsun! Neden bu tablo burada? Neden kontesin g‡zleri şaşı?‹ B‚t‚n bu sorulara metrdotel tatmin edici karşılıklar veremeyince bir hayli utandı. Alexis Iva-novitch. metrdoteli soru yağmuruna tuttu: Yatak odasındaki halı kaƒ paraya mal olmuştu. Ama. B‚y‚kanne: †Ne eşek şeyler!‹ diye homurdandı ve b‚t‚n dikkatini karyolanın ‚zerine yoğunlaştırdı. Orta yaşlı. Gerƒekten de bu odalarda bir hafta ‡nce bir grand‚şes kalmıştı ve telaşla bunu. Adama soruları Fransızca soruyordu F. bu konuda pek seyrek olarak yanılırlar. kısacası. y‡neticilerle metrdoteller bir m‚şteriye bir daire verirken. vb. kuşt‚y‚ yatak ‡rt‚s‚n‚ kaldırın. ‡yle rasgele aklına esen sorular y‡neltiyordu. ƒocukların dersini bitirir bitirmez gelirsin. kuşkusuz bunlar onun saygınlığına basamak oluşturmuştu.Kaplıcalarda. daha. titremeye başlıyordu bile. †Bu resim kimin?‹ Metrdotel. ‚nl‚ aslının oldukƒa zayıf bir kopyası. Yastıkları kaldırın. Zaten b‚t‚n bunlar aşırı derece l‚ks. 7 98 KUMARBAZ KUMARBAZ 99 ki bu dili iyi konuşamadığından ƒoğu zaman s‡ylediklerini ƒevirmek zorunda kalıyordum. B‚t‚n ƒarşaflan. Kendisini daha uzağa g‡t‚rd‚ler. oraların değerini daha da artırmak amacıyla hemen yeni gelenlere bildirmekten geri kalmadılar. vb. Kendi ƒarşaflarımı. sesi. †İşte şahane bir cibinlik tavanlığı! Aƒın şunu. Zaten her t‚rl‚ anlamdan yoksun. bunun muhtemelen bir kontesin resmi olduğunu s‡yl‚yordu. B‚y‚kanne dikkatle inceledi. †Ne sersem' şey bu!‹ dedi b‚y‚kanne Rusƒa.‹ Hepsinin altını ‚st‚ne getirdiler. †Bereket versin ki tahtakurusu yok. daha doğrusu g‡t‚rd‚ler. o da saygılı saygılı g‚l‚ms‚yordu ama. hatta sandıklar yaşlı hanımla birlikte gelmişti.‹ Yatağı aƒtılar. onun zevk ve isteklerinden ƒok. ‡yle debdebeli. uşaklar iƒin m‚ştemil•t. yastıklarımı koyarlar.. kestirip atan tonu. b‡yle bir daireye ne gerek var. herhangi bir eşyayı g‡steriyor ve metrdotele beklenmedik so. kendilerinin onun hakkında edindikleri kanıya g‡re davranırlar. bavullar.. yararsız bir yığın paket. buyurgan kişiliği ona genel sevgi ve saygıyı sağlamayı tamamladı. kılıfları. ansızın bir tablonun karşısında duruyordu: Mitolojik konulu. tamamiyle patavatsız bir halle sorulan ve en k‚ƒ‚k bir karşılığa katlanamayan garip soruları. b‚y‚kannenin dimdik. Tanrı bilir neden. bunları nerede dokuyorlardı? Metrdotel hepsini sorup ‡ğreneceğine s‡z verdi. sık sık beni g‡rmeye gel emi. S‡zgelimi. dazlak kafalı bir adam olan metrdotel daire gezilirken hep kibarca ona eşlik etti. ‡zellikle de pek zengin birisi sanıyorlardı.

nasıl olur. bunu onlara anlat. g‡t‚r‚n beni! Potapytch. onları anlatmanın ƒok zor olduğunu s‡yledim. beni iterler. D‚n. †Pek•l•. General k‚ƒ‚k bir g‚l‚şle: 100 KUMARBAZ †İzin verirseniz. ‚lkenizin onurunu korumaktan acizsiniz. gezintide ona.†D‚nden beri generalin hizmetinde değilim artık‹ diye yanıt verdim.‹ †Hiƒ merak etmeyin. bunu bir terbiyesizlik. Ardından da sorular yağmaya başladı: †•ok rulet var mı? Kumar oynayan ƒok kimse var mı? B‚t‚n g‚n kumar oynanıyor mu? Nasıl şey bu?‹ Ben de en iyisinin gidip hepsini kendi g‡zleriyle g‡rmesi olacağını. Sonra da metrdotele: †Sen. Hadi bakalım. Hepiniz korkaksınız. ‡yleyse beni hemen oraya g‡t‚rs‚nler! Alexis Ivanovitch. sen ‡ne geƒip yol g‡ster!‹ General b‚y‚k bir ilgiyle ‚zerine titreyerek: †Aman teyzeciğim. nerede kuzum şu rulet?‹ Ruletlerin gazino salonlarında bulunduğunu anlattım. saygısızlık olarak kabul etmiş ve gidip generale yakınmış. daha terbiyeli davra-nırlar. ne varmış bunda?‹ †O. aƒıkƒa g‡r‚l‚yor. d‡v‚ş‚rlerdi. †Bu Nuremberg'li patates surata dayanamıyorum!‹ Beriki. s‡yle de her zaman emrimde iki hamal bulundursunlar. tam beş g‚nd‚r kımıldamadan durdum.‹ †Sen de. general buna engel oldu. seni ƒağırdıkları zaman gelirsin"‹ dedi. †Otelde kendi hesabıma kalıyorum. Sen hep benim yanımda kalacaksın.‹ †O da neden ‡yle?‹ †ˆnceki g‚n Berlin'den seƒkin bir Alman. azizim. zaten. kuzum? Hiƒ yorgun değilim ki. sokakta. hepsi sıkıntılı g‡r‚n‚yordu. Šstelik de. sen de Alexis Iva-novitch. †d‚ellolar yapılabilir mi?‹ †Neden yapılmasın? Erkekler hep horozlar gibidir. s‚rekli birbirlerine bakıyorlardı. teyzeciğim. bir baron geldi eşiyle. d‚nya yıkılmaz ya!‹ †Yoo.‹ †Neden?‹ diye s‚rd‚rd‚ b‚y‚kanne. Adamlara bir de avans ver. hadi git. Bununla birlikte. selam verip ƒıktı. d‚z yolda. †kendi işlerimi kendim y‚r‚tmesini bilirim.‹ †Ne yani. Hadi bakalım. Adamları tut. †ama. s‚m‚kl‚. hiƒbiriniz bir işe yaramazsınız.‹ diye karşılık verdi general kendini beğenmiş bir teklifsizlik tonuyla. hem de bu kez herkesin iƒinde gene acayiplikler yapmaya kalkışacaktı. ƒocuklarının ‡ğretmenine bu şekilde davranılmasma izin verdin‹ dedi ansızın generale d‡nerek sert bir sesle. hayır! Tersine.‹ †Sen buna nasıl katlanabildin?‹ diye bana sordu. ona eşlik etmek amacıyla atıldılar. İki tane yeter.‹ †Ee. Sonra da gidip kayKUMARBAZ . asıl o bana bastonunu kaldırdı. koşulları sapta. mal meydanda. hepsi bu.‹ dedi. †Neden dinlenecekmişim. Ben de d‚nyanın en alƒakg‡n‚ll‚ ve en sakin haliyle: †Baronu d‚elloya davet etmek istiyordum‹ diye karşılık verdim. elbette ki b‚y‚kannenin iltifatım anlamadan. †‚stelik de onu kovdun! G‡rd‚ğ‚m kadarıyla. Beni sadece merdivenlerden indirip ƒıkarmaları gerekecek. bunda bir k‡t‚l‚k yok ki. biraz dinlenmeden mi?‹ diye sordu. Besbelli b‚y‚kanneyle birlikte gazinoya gitmekten ƒekiniyorlar ve belki de utanıyorlardı: Hiƒ kuşkusuz yaşlı hanım. teyzeciğim. gezintide bana şu baronu g‡ster: Şu "von Baron" ne menem şeymiş hele bir g‡reyim. Alexis Ivanovitch olayı size tam olarak anlatmadı. Biraz heyecanlıya benziyordu. Berlin şivesini g‡zetmeden Almanca bir s‡z s‡yledim. O da hemen beni kovdu. şu barona hakaret mi ettin? ˆyle bir şey yapsan bile.

kiminle gidebilir ki? Yalnız başına sokakta bir adım atmaya bile cesaret edemez o. kır saŠlı bir kız olan Marthe'ın da başında başlık. senin pek bir şey bildiğin yok! Marthe. Hasta. Gazinoya kadar yaklaşık beş y‰z metre vardı. Ama'. Potapytch'le Marthc arkada. ‰stelik de yaşlı bir kadın neden rulete gidiyordu? Pauline'le Mile Blanche tekerlekli koltuğun iki yanında y‰r‰yorlardı. teyzeciğim?• dedi.• ŒSaŠma! Yani bu bir hizmetŠi olduğu iŠin dışarda mı bırakacaklar! Oysa o da canlı bir yaratık. ona ‹ğ‰tler verdiği aŠıkŠa belli oluyordu. ŒYalnız gitse.. sırtında alacalı basmadan entari.. yaşlı kadının bitip t‰kenmek bilmeyen sayısız sorularına yanıt vermek zorundaydı... teyzesini iyi tanırdı. Hem zaten b‰t‰n bu kafileyi peşimde taşımaya hiŠ de gerek yok! Her şeyi Alexis Iva-novitch'le g‹r‰r‰m. hatta Polapytch'in bile gazinonun iŠine girmesine izin vereceklerini sanmıyorum. aŠıkŠa g‹r‰l‰yordu ki. zayıf..• ŒBelki de benimle gelmekten utanıyorsundur? †yleyse kal burada. Deş Grieux. b‰y‰kanne. sen de benimle gel. Belki de arkadaşını cesaretlendirmeye Šalışıyordu.. hatta arada sırada. general gazinodan korkuyordu. kaplıcaları g‹receğiz. b‰y‰kanneyle şakacı bir iki s‹zc‰k konuşuyordu. hah. Mile Blanche g‰l‰yor. Astley bug‰nden Šok şey umduğunu fısıldadı bana. onunla birlikte gitmenin zevkini ‹yle bir ballandıra ballandıra ‹vd‰ ki. Bir general. S‹zgelimi: ŒDemin yanımızdan geŠen kimdi? Arabadaki şu kadın kim? Kent b‰y‰k m‰? BahŠe geniş mi? Bunlar ne ağaŠlan? Şu dağların adı ne? Buralarda kartal var mı? Ne garip Šatı bu b‹yle!• Yanımda y‰r‰yen B. General ansızın kaygılanarak: ŒOnu neden g‹t‰rmek istiyorsunuz. bacaklarını kullanamayan bir kimsenin kaplıcalara gelmesinde şaşılacak hiŠbir şey yoktu. iyi. ayaklarında gıcırdayan oğlak derisi pabuŠlar vardı.• Ben daha fazlasını işitemedim ama.102 KUMARBAZ KUMARBAZ 103 Š‰nk‰ bizim kafile.101 nakları. tamam değil mi?• ŒEvet. Šekingen bir neşe g‹steriyor. senden bir şey isteyen yok ki. hararetli hararetli konuşuyorlardı. b‰y‰kanne. Œİyi. †b‰r yandaki Pauline. Generalin g‹nl‰ biraz rahatlamıştı. kimbilir ne saŠmalıklar yapar. Burada daha başka ne var?• ŒPek Šok şey var. generale: ŒBunamıs zavallı• diye yineledi. Ama. yaşlı kadın sonunda ona ‹v‰c‰ s‹zler s‹yledi. Deş Grieux ile general biraz geride kalmışlar. kırk yaşlarında al yanaklı. b‰y‰kanne o uğursuz t‰mceyi s‹ylemişti bir kere: ŒSana para vermeyeceğim. aman sevsinler! Ben de general karışıyım. oldukŠa acayip olmakla. ŒOlanaksız bir şey bu. herkes y‰r‰y‰şe geŠti.• dedi Paulinc sıkıntıyla. Daha sonra da. hatta belki de yeniden umuda bile kapılmıştır. Deş Grieux herkesin sefere katılmasında ayak di-• i'edi. şu.. adı ne demiştin sen Pascovia? Şu zirve'yı. doğruca gazinoya girdik.• Ama. general. o kadar ki.• dedi oda hizmetŠisine. Bu • arada Deş Grieux ile Mile . hemen koltuktan sonra y‰r‰yorlardı. hiŠ kuşkusuz kafasında bir d‰ş‰nce vardı. Deş Grieux kararlı bir halle konuşuyordu. sakat.. Potapytch fraklı ve beyaz kravatlıydı ama. General bitkindi. b‰y‰kanne.• ŒAma. Benimle olmazsa.• ŒHadi zirve olsun. başında kasket vardı. hiŠ de saygınlıktan yoksun değildi. onun da canı elbette bir şeyler g‹rmek isler.. tam bir haftadır yollarda s‰rt‰yoruz. B‰y‰kanne onlara bir şeyler s‹ylemek iŠin sık sık arkasına d‹n‰yordu. Kestane ağaŠlı yoldan Ševresinde bir tur attığımız alana kadar gitlik.• Bu haber belki de Deş Grieux'ye inanılmaz gibi g‹r‰n‰yordu ama.

En sonunda oyunu daha yakından g‡rmek istedi. Eğer . Bir hırsız kovulduğu zaman pek seviniyordu. İkinci. hay huyu ‡nleyemezler ama. masanın ƒevresinde oturan sekiz kru-piye. kalabalık ‚ş‚şt‚ğ‚ zaman memnun olurlar. Gazinoya g‡rkemli bir giriş yaptık. ilk sıradakilerin arkasına yığılırlar. Elbette ki itişip kakışmayı. B‚y‚kanne b‚t‚n bunları uzaktan. ƒ‚nk‚ bundan onlar kazanƒlı ƒıkar. iki y‚z kadar kumarbaz yığılıydı. eğer hırsızın kimliği ortaya ƒıkarılırsa. Otuz ve kırk onun pek merakını ƒekmedi. kumara başlamak yeterlidir. her şeyi sorup ‡ğreniyordu. kumarda kazananlara ve b‚t‚n yabancılara hizmetlerini sunan kumarda iflas etmiş Polonyalılar) masanın ortasına doğru. olay da o anda ka-104 KUMARBAZ KUMARBAZ 105 panır. ‚ƒ‚nc‚ sıralarda bulunanlar sıralarını bekleyerek. G‚venlik g‡revlileri sivil olarak salonda. Ama. Sonra da ansızın. kumar salonuna ulaştık. ‡deyen onlardır ve bir anlaşmazlık ƒıktığı zaman bunu ƒ‡z‚mleyen de onlardır. ya da bir başka kumarbaz fark etmiş olabilir. sonra da para s‚rmek iƒin b‡ylesi daha rahattır.miktar pek y‚ksek değilse. B‚y‚kanne ‡nce kendisine salonları gezdirmelerini buyurdu. birƒok sıra halinde. Bu y‚zden her on. Masaya kadar sokulmayı başaranlar. yoksa b‚y‚k bir parayı krupiyeler. Ama. tanıklar da kararsızlıkla duraksıyorsa. her zaman olduğu gibi. Bilmem nasıl oldu ama. hırsız. polis ƒağırılır. herkesin g‡zleri ‡n‚nde bir başkasının kazancına el koyup bunu cebe indirmek işten bile değildir. ƒoğu zaman parayı alıkoymayı başarır. hemen iki kanadı birden ardına kadar aƒtı. ƒ‚nk‚ ayakta durunca insan daha az yer kaplar. B‚y‚kannenin rulet salonunda belirişi kalabalığın ‚zerinde derin bir etki yarattı. Kapalı kapının ‡n‚nde n‡bet tutan uşak. Masanın ƒevresinde sandalyeler bulunmasına karşın. Gerƒekten de. bu insanın başına dert aƒar. Yolun ta ucunda prensle Alman g‡z‚me ilişti: Bizi ‡ne geƒirmişlerdi. sanki şaşırıp kalmış gibi. başarı sağlanamadığı zaman da. ‡zellikle de bilye d‡nd‚ğ‚ zaman. Šƒ‚nc‚ sırada mizaları yeşil ƒuhaya ulaştırmak iƒin de aynı biƒimde paralanırlar. garsonlarla yaltaklanan birkaƒ kişi (ƒoğu zaman. Gazinonun g‚venliği zaten oldukƒa iyi d‚zenlenmişti. Oynamayıp da sadece bakan (‡zellikle aileleriyle gelmiş İngilizler) kalabalık bir ziyaretƒi topluluğu kumarbazların arkasından b‚y‚kanneyi seyretmek amacıyla masaya doğru ‚ş‚şt‚ler.Blanche'ın birbirlerine g‡z kırpıp durduklarını fark ettim. bir tartışma ƒıktığı zaman hırsız y‚ksek ve anlaşılır bir sesle bu paranın kendine ait olduğunu haykırır. birinci krupiyenin yanında ƒabucak ona bir yer aƒtılar ve kalabalığa karşın koltuğunu oraya s‚rd‚ler. halk arasındadır. Aşırı durumlarda. Bununla birlikte bize merakla bakıyorlardı. cepleri karıştırmak. doymak bilmeyen bir aƒg‡zl‚l‚kle seyretti. B‚t‚n bunlar elbette ki para pek ‡nemli miktarda değilse y‚r‚r. ama. durumlarını zerre kadar bozmuyorlardı ve ancak b‚t‚n paralarını yitirdikten sonra yerlerinden kımıldayıp ayrılıyorlardı. Bunlar ‡zellikle k‚ƒ‚k hırsızlarla. her yerde. y‚z elli. oturan pek azdı. paranın gerƒek sahibi kimi zaman kavgayı s‚rd‚rmekten kendiliğinden vazgeƒer ve bir rezalet korkusuyla ƒekilir. kimi zaman ilgisiz kalıyordu ama. ‡zellikle de kalabalık yoğunlaştığı zaman. Eğer darbe ustaca indirildiy-se. Oysa burada sadece rulete yaklaşmak. Kimi zaman iltifat ediyordu. kimi zaman kumarbazların arasından ellerini kaydırıp paralarını ortaya s‚rerler. Rulet masalarında ve otuz ve kırk masasının bulunduğu salonun ‡b‚r ucunda. En sonunda. ‡yle ki onları hiƒ kimse tanıyamaz. saklanıp gizlenmeden. kendileri başka bir y‡ne gittiler. İsviƒreli kapıcıyla uşaklar da oteldeki uşak takımıyla aynı candan yakınlığı g‡sterdiler. mizaları b‚y‚k bir dikkatle g‡zlerler. ya da hatta beş dakikada bir masanın bir ucundan bir itiraz y‚kselirdi. rulet hoşuna gitmişti. ya da kilitleri kırmak gerekir. •‚nk‚ orada sadece seyirci olarak kalmaya ve bir oyuncunun yerini bedavadan işgal etmeye izin verilmiyordu. h‚nerlerinin uygulanması ‡zellikle pek kolay olan rulette ƒok rastlanan profesyonel hırsızları g‡zetlerler. hiƒ g‡z‚n‚n yaşına bakmadan hemen kovarlar. Krupiyeler umuda kapıldı- .

sakat bir kadın kumar oynamak istiyordu. bunları kazanır kazanmaz da hemen oyundan kalkıyordu. B‚y‚kanne bir s‚re onu inceledi. †•ok yazık! Bu adam mahvoldu! Hiƒ kuşkusuz b‡yle olmasını istiyor. paralan avuƒ avuƒ alarak hiƒ hesaplamadan ortaya koyuyordu. binlerce frank s‚ren gencecik bir adam ‡zellikle ilgisini ƒekti. sadece alƒak sesle konuşmaya izin verildiğini s‡yledim.. tam ikide gidiyordu. Alƒak sesle bana ƒabucak sorular y‡neltiyordu: †Şu adam kim? Bu kadın kim?‹ Masanın ucunda bulunan. Deş Grieux. B‚t‚n bunlar elbette ki y‚kl‚ bir bahşiş umuduyla yapılıyordu. Ama. b‡yle s‚rerse bizi ƒıkaracaklarını da ekledim. bir saniye iƒinde hepsini yitirecek‹ diye kaygılandı adeta heyecandan boğularak. burada b‡yle bağırmanın uygun olmadığını. şansların belirli bir anda toplanmasını sağlayan sistemi keşfetmeye ƒalışıyordu. bunlar altın ve banknot yığınları halinde ‡n‚nde duruyordu. ona bir koltuk getiriyorlar. iki bin. daha geniş bir yeri olması ve halkın kendisini sıkıştırmaması iƒin yanındakileri uzaklaştırıyorlardı. solda. B‚y‚kanne. B‚y‚k paraları tehlikeye atıyordu. hiƒ kuşkusuz ona ‡ğ‚t veriyor ve oyununu y‡netiyordu: B‚t‚n bunlar elbette ki bir bahşiş koparmak iƒindi. Mile Blanche da seyircilere katıldılar. saygılı bir halle her an kulağına bir şeyler s‡yl‚yordu. yoksa ilgi uyandırmak iƒin mi getirmişti? Bu genƒ kadını daha ‡nce de fark etmiştim. B‚y‚kanne uzun bir s‚re onu inceledi. yavaşƒa. Pauline. Orada.‹ . kumarbaz ona hemen hemen hiƒ aldırış etmiyordu. Besbelli aklını kaƒırrnıştı. Ben de ne yapıp edip masanın yanına s‚z‚ld‚m ve b‚y‚kannenin yanına yerleştim. besbelli o biƒimlerden biri‹ diye fısıldadım kulağına. ona bakamıyorum. Potapytch'le Marthe bir kenarda... †Bak s‡yleyeyim. ‡n‚ndeki altın yığını kabardıkƒa kabarıyordu. Her g‚n bir saat s‚resince oynuyordu. Kendisine doğru eğildim ve buyurgan bir sesle. ‚ƒ bin frank kazanıyordu. acele etmeden. elleri titriyordu. rasgele para koyuyor ve durmadan ‡n‚ndeki altın yığınını kabartıyordu. ‡nce ƒevresindeki oyuncuları seyretti. Yitirecek. kuzum? •ıkın! •ıkın!‹ diye genƒ adama bağırmaya başladı. daha fazla değil. bir yandan da bir k•ğıdın ‚zerine numaralan yazıyor. ݃im alt‚st oldu. s‡ylesene şuna. hatta y‚ksek sesle değil de. Bu c‚ce kimdi. bu kadın yitirmeyecek! Bu kadın yitirmeyecek! Kim. Y‚z‚ sapsarıydı.lar: Bu kadar garip bir kumarbaz kadın elbette ki olağan‚st‚ bir şeyler vaat ediyordu. Garsonlar ƒevresinde pervane gibi d‡n‚yorlar. uƒuşundan bellidir! Keskin penƒeleri olduğu g‡r‚l‚yor. Her turun ne anlama geldiğini ve nasıl para s‚r‚leceğini anlat bakayım şimdi bana. kumarbazlar arasında. Her g‚n en fazla bin. soğukkanlılıkla ortaya para s‚rmeye başladı. biliyor musun?‹ †Bir Fransız. g‡zleri parlıyor. Genƒ adamın yanına bir Polonyalı yerleşmişti bile. Onu tanıyor ve kendisine hemen bir koltuk getiriyorlardı.‹ diyordu habire b‡ğr‚m‚ dirsekleyerek. Kazanan kimi kumarbazlar arada sırada parayı avuƒlarıyla ceplerinden ƒıkararak hiƒ hesaplamadan onlara verirler. b‚y‚k kumar oynayan. yerinde duramıyordu. ‡ğleden sonra saat birde gazinoya geliyor. Kadın cebinden birkaƒ altınla binlik birkaƒ banknot ƒıkardı. bununla birlikle de durmadan kazanıyordu.. †Ya! Kuş. kalabalığın iƒinde kaldılar. yanında bir ƒeşit c‚ce bulunan genƒ bir hanım g‡r‚n‚yordu. Bu ‡yle her g‚n rastlanan bir olay değildi. heyecanlanmadan. Genƒ adam yanımızdakilerin fısıldaştıklarına g‡re yaklaşık kırk bin frank kazanmıştı. †•abucak parasını106 KUMARBAZ KUMARBAZ 107 toplasın ve sıvışsın. Ansızın telaşlanarak dirseğimi d‚rtt‚ ve: †S‡yle ona da bıraksın artık‹ dedi. Yetmiş beş yaşında. bilmiyorum: Kadının bir akrabası mıydı. General. Ne sersem şey!‹ Ve b‚y‚kanne hemen başka bir yana d‡nd‚. †Potapytch nerede. ƒ‚nk‚ hesaplarını engelliyordu. gelişig‚zel. †Potapytch nerede? Ona Potapytch'i g‡ndersinler! Canım. her g‚n.

onu buraya geƒirmezler. doğrusu! Ve ben bir şey almıyorum!‹ †Hayır. size koyduğunuzun otuz beş katını veriyorlar. B‚y‚kanne kendinden geƒmişti.‹ †Saƒma. işte!‹ Cebinden şişkin bir kese ƒıkardı. koy! Senin paran değil ya. Yaşlı hanım beni dikkatle dinliyor.• leyin. Aşın tehlikeye atılıyorsunuz: Biraz bek. banko hiƒbir şey ‡demez. Marthe. hatta krupiye beklenen . sıfır ne anlama geliyor? Şuradaki. B‚y‚kanne kendinden geƒerek kolumu sıkıyordu ve ansızın tok! †Sıfır!‹ diye bildirdi krupiye. otuz beş katını mı! Peki. †Peki. ayrım g‡zetmeden. Ona her para s‚rme sisteminden oracıkta bir ‡rnek g‡sterilebilirdi. Ve masanın ‚zerindekilerin hepsini neden topladı? O yığınla parayı kendine aldı! Ne demek oluyor bu?‹ †B‚y‚kanne.‹ †Nasıl. tek ve ƒift. ben sana s‡ylemiştim! İki altın koymayı bana Tanrı esinlendirdi! Şimdi ne kadar alacağım? Neden parayı ‡demiyorlar? Potapytch. †Eh.‹ İki frederik koydum. masanın ‚zerindekilerin hepsi. bunu hemen sıfırın ‚st‚ne koy.‹ †Aa. †G‡rd‚n m‚. koy şunu!‹108 KUMARBAZ KUMARBAZ 109 †ˆz‚r dilerim ama.. b‡ylelikle de ders daha kolay akılda kalıyordu. B‚t‚n kabahat şu kıvırcık saƒlı krupiye d‚zenbazında. en sonunda numaralar sisteminin kimi ayrıntılarını aƒıkladım. kuzum? Ya b‚t‚n bizimkiler. b‚y‚kanne.Ortaya konan paranın sayısız bileşimlerinin anlamını elimden geldiğince b‚y‚kanneye anlattım: Kırınızı ve kara. B‚y‚kanne pek sevindi. sıfır ƒıksa hiƒbir şey kazanamayacağız. hani kıvırcık saƒlı krupiye sıfır diye bağırdı. saƒmalıyorsun. hadi bakalım!‹ diye kızdı b‚y‚kanne. eksik ve pas. sıfır bankonun k•rı. nerede bunlar.‹ †B‚y‚kanne!‹ †Koy dedim. aklında tutuyor. İşte. †onun iƒin uzun zaman ƒıkmaz artık. †şu lanet olasıca sıfır yakında ƒıkacak mı. sıfır az ‡nce ƒıktı‹ dedim. ƒok g‡r‚lm‚şt‚r bu. paranızı ‡d‚yorlar. sık sık ƒıkar mı bu? ˆyleyse neden bu sersemler sıfıra para koymuyorlar?‹ †•‚nk‚ otuz altı karşı şans var da ondan. birazdan‹ diye fısıldadım. iƒinden bir frederik aldı. bir ‚ƒ‚nc‚s‚n‚ koyduk. saƒma b‚t‚n bunlar. Gerƒeği s‡ylemek gerekirse. b‚y‚kanne. belki akşama kadar ƒıkmaz. b‚y‚kanne. kurttan korkan ormana gitmez. †Ben sana s‡ylemiştim. olur şey değil.. yanımda para var. ƒıkmayacak mı? Eğer sıfır ƒıkıncaya kadar buradan Kalkarsam ‡leyim daha iyi. †Po-lapytch kapıda. †Al. nereye gittiler? Potapytch. Potapytch!‹ †Daha sonra. Bakın. yeni sorular y‡neltiyor ve ‡ğreniyordu.†-fır yerine otuz altı'yı bildirince yumruğuyla masaya vurdu. eğer daha ‡nce sıfırın ‚zerine para koydunuz da ƒıktıysa. bin kez de koysanız. ‡deşmek iƒin bir tur daha yapılır ama. Eğer bilye sıfırın ‚zerine d‚şerse. bankoya aittir. Bilye tablanın ‚zerinde uzun zaman yuvarlandı ve en sonunda b‡lmelerin ‚st‚nden zıplamaya başladı. hiƒ ƒıkmıyor bu sıfır! Alexis İvanovitch iki altın birden koy! O kadar az para koyuyorsun ki. bak g‡rd‚n m‚!‹ dedi b‚y‚kanne hızla bana doğru d‡nerek.‹ †Hayır. Ne? Vitirdin mi? Gene koy!‹ İkinci frederiki de yitirdik. onunla. B‚y‚kanne yerinde duramıyordu.‹ †Ne saƒma şeyler! P…tapytch! Potapytch! Dur bakayım. d‡nen tablanın b‡lmeleri arasında zıplayan bilyeyi parlak g‡zleriyle yiyecek gibi bakıyordu.‹ †B‚y‚kanne. bir t‚rl‚ rahat duramıyordu. alın!‹ . Šƒ‚nc‚ frederiki de yitirdik.

koy!‹ diye ƒırpındı b‚y‚kanne. ‡yleyse. Krupiye de: †Evet. varınızı. koyu mavi k•ğıdın iƒine sarılı. on. g‡rd‚n m‚!‹ dedi. kural b‡yle‹ diye ekledi. Ama. yani d‡rt bin florin ve yirmi frederik. Hanımefendi‹ diye yanıtladı terbiyeli terbiyeli. Bilye bir b‡lmeye zıpladı. †Tanrım. nereye. yoğunuzu burada bırakacaksınız!‹ †Saƒma.B‚y‚kanneye. B‚y‚kanne utkulu ve saldırgan bir halle bana doğru d‡nerek: †Bak. bu aynı sıfır'ın yirmi d‡rt saatte sadece bir kez ƒıktığını y‚ksek sesle belirtmişti. Kuruşu kuruşuna tam d‡rt y‚z yirmi frederik. baylar!‹ diye bağıran krupiye para koymaya davet ederek bilyeyi atmaya hazırlandı. baylar! Oyun başlıyor. kafasında ƒok başka şeyler vardı! Artık ƒırpınmıyordu. zaman yitirme‹ dedi. Ben bir kumarbazdım: Bunu tam o anda kesinlikle hissettim. Tabla d‡nd‚ ve on ‚ƒ ƒıktı. ƒabuk koy paraları! İşte. eli ayağı titremiyordu. kendinden geƒip b‡ğr‚me şiddetli dirsekler vurarak. B‚t‚n dikkati bir tek noktada toplanmıştı. †Sıfır!‹ diye bağırdı krupiye. †Kurallar/ sıfır ‚zerine on iki frederikten fazlasının konmasını yasaklıyor. Elbette ki. Sehpa uzun zaman d‡nd‚. damgalı. Hayretle ona bakarak:. Bu kez ona hiƒ karşı ƒıkmadım ve omuzlarımı sil-kerek gene on iki frederik koydum. Ben de ‡nceki g‚n sıfır'm ‚st ‚ste ‚ƒ kez ƒıktığını g‡rm‚şt‚m ve bu fırsatla. †Pek•l•. İşte ben de onları koydum. Ben de bir k‚rekle hepsini b‚y‚kannenin ‡n‚ne ƒektim. şakaklarım zonkluyor-du. Ama. değil mi? Hadi bakayım. Son-'ra da bilgi vermek amacıyla: †Kişisel hiƒbir miza da d‡rt bin florini aşmamalıdır. saƒma.‹ 110 KUMARBAZ †Oyun başladı!‹ diye bağırdı krupiye. ƒekiƒ indi! Ne yaptığımı biliyorum ben‹ diyen b‚y‚kanne sinirden tirtir titriyordu. B‚y‚kanne g‡zleriyle izlerken tirtir titriyordu. sanki bir tek hedefi amaƒlıyormuş gibi: †Alexis Ivanovitch. ƒıkan numaralan ‡zenle bir k•ğıda yazmış olan kumarbazlardan biri daha bir g‚n ‡nce. Kollarım. elli frederiklik ağır bir deste attılar. bir ƒırpıda yirmi tane koy!‹ †Makul olun. az sonra: Sıfır! diye bağırıldığını işiteceğinin kesin umudu parlıyordu. †Oyun başlıyor. bir seferde sadece d‡rt bin florin koKUMARBAZ 111 nabileceğini s‡ylemişti. on oyunda sıfır'ın ‚ƒ kez ƒıkması ƒok enderdi ama. iki koyalım. bu kez b‚y‚kanne artık Potapytch'i ƒağırmadı. d‡rt bin florini de banknot olarak ‡dediler. †ƒabuk. †İyi ama. bacaklarım titriyordu. Y‚z‚nde kazanacağının mutlak inancı. †Sıfır kaƒ tane? On iki? On iki?‹ Ben atılıp hemen aceleyle soruyu Fransızca anlattım. iƒten iƒe titriyordu. B‚y‚kanneye parasını en b‚y‚k kazancı gerƒekleştiren kimseye g‡sterilmesi gereken ‡zel saygı ve ‡zenle verdiler. †Acaba sıfırın ƒıkacağına gerƒekten inanıyor mu?‹ diye geƒiriyordum aklımdan. b‚y‚kanne?‹ †Sıfırın ‚st‚ne! Sıfırın ‚st‚ne! Gene sıfırın ‚st‚ne! Olabildiğince ƒok koy! Topu* topu kaƒ paramız var? Yetmiş frederik mi? Cimrilik etmenin yaran yok. deyim yerindeyse. bir de k•ğıda sarılmamış yirmi frederik saydılar.‹ †O da ne demek ‡yle? Doğru mu bu?‹ Sol yanında oturan ve bilyeyi atmaya hazırlanan krupiyeyi dirseğiyle iterek: †M‚s‚! M‚s‚!‹ dedi. yapacak bir şey yok. geƒ kaldık! Hemen başlayacaklar! Koy. Yitirmiştik! †Hadi gene! Gene! Koy gene!‹ diye haykırıyordu b‚y‚kanne. Yirmi frederiki altın olarak. . bunda ‡zellikle şaşılacak hiƒbir şey yoktu. b‚y‚kanne! Kimi zaman tam iki y‚z tur geƒer de gene ƒıkmaz! Yalvarırım size. al da şu d‡rt bini kırmızının ‚zerine koy!‹ diye karar verdi.

ya da her şeyi karıştırıyor ve her şeyi bile bile yanlış bir ışık altına tutuyordu! Oh! Pe'k ƒok şeyi benden saklıyordu! Her ne olursa olsun. beni . aƒıktan aƒığa heyecanlanmıştı. Ama.. adeta elinde olmadan. B‚y‚kannenin davranışı ne kadar garip olursa olsun. Ama. tehlikeli!. bana y‚reğini aƒmıştı ama. g‡z‚m‚n ‡n‚ndeki akt‡rleri birbirine bağlayan en sağlam ipleri ‡nceden talimin edebilmeme karşın.. bu tehlikeliydi. otoriter ve buııamış bir ihtiyar kadın) karşılarında b‡yle bir belirlilikte ortaya ƒıktığı şu anda belki de her şey yitirilmişti. başarısı pek ƒok şeyi ‡rt‚yordu. kişiliği (inatƒı. Alƒakg‡n‚ll‚ bir g‚l‚msemeyle ve teklifsiz bir neşeyle b‚y‚kanneyi kutladı. bu iƒ d‡kmelerden sonra. b‚y‚kanne rulette b‡yle başarıları gerƒekleştirdiği şu sırada. Pek •ok kimse. Deş Grieux'y‚ kudurtuyor. ya b‚t‚n s‡yledikleriyle alay ediyordu.Kırının!‹ diye yeniden bildirdi krupiye. B‚y‚kanneden ayrılıp şatafatlı merdivenden en ‚st kattaki k‚ƒ‚k odama ƒıkarken b‚t‚n bu d‚ş‚nceler kafamda kaynaşıyordu. onu daha yakından g‡rebilmek iƒin yanından geƒiyordu. maskeler d‚şecekti. bununla birlikte itiraf edeyim ki. sana zırnık. Garip bir ruh hali benimki de: Cebimde olsun ‡ls‚n sadece yirmi frederik. Astley bir kenarda arkadaşlarından iki İngilizle on-116 KUMARBAZ KUMARBAZ 117 de hoşa gitmeye uğraşmasını bilen kibirli Pauline'in tam tersine. tıpkı bir ƒocuğu eğlendirirken yapıldığı gibi. Zaten o da. onu hemen hemen hiƒ dert edinmiyordum. †. bu oyunun gizli nedenlerini ve gizlerini bilmiyordum. umutsuz. herkes b‚y‚kanneyi birbirine g‡steriyordu. her zaman. onun yazgısı kararlaştırılacak bunu ƒok iyi hissediyorum. işsiz g‚ƒs‚z. †D‡rt binini burada bana bırak. gelip geƒen herkesi dilenci sanıp eline bir şeyler sıkıştırırken bile generale: †Ama. vb. Olay yorumlanıyordu. Pauline hiƒbir zaman bana tam bir g‚ven g‡stermemişti. Ama. bile vermeyeceğim!‹ demekten kendini alamamıştı'. B‚t‚n bunlar beni son derece ilgilendiriyordu. ƒoğu zaman ve halta hemen hemen. ‚lkemden pek uzaklardaydım. geri kalanını gene kırmızının ‚zerine koy!‹ diye buyurdu b‚y‚kanne. b‚t‚n ‡b‚r seyirciler gibi. B. k‡t‚ bir sevinƒle!) Tanrım! Demin b‚y‚kannenin tehlikeye attığı her frederik altını generalin y‚reğini deliyordu.Onu kararından d‡nd‚rmeye ƒalışmak yararsızdı. general de b‡ylesine garip bir kadının akrabalığıyla kendini halk iƒinde lekelemekten artık korkmuyordu. Kimi zaman. kendimi sadece pek yakındaki sonucun g‚l‚nƒ ilginƒliğine bırakır.‹ ON BİRİNCİ BˆLŠM Koltuğu salonun ‡b‚r ucundaki kapıya doğru s‚rd‚ler. kahkahalarla g‚lerdim. Yeniden d‡rt bin florin daha kazanmıştı. b‚t‚n hu gizemli ve gergin durumun son perdesinin yaklaştığını seziyordum. o da b‚t‚n bunlarla ilgiliydi biliyorum ama. bunda direniyor. Pauline beni heyecanlandırıyor.Kırınızı!‹ diye bağırdı krupiye. Benim yazgıma gelince. banknotları topla. Sehpa d‡nmeye başladı. B‚y‚kanne sevinƒten uƒuyordu. †Toplam on iki! Hepsini ver bana. hiƒ umursamıyordum! Pauline'i d‚ş‚nmesem. B‚t‚n bizimkiler. şuhluğunun b‚t‚n ƒekiciliklerini kullanacaktı. •‚nk‚ her şeyle b‚t‚n bağlarını koparmış bir kolej ‡ğrencisi gibi mutluydu ve kumarda kaƒınılmaz olarak yolunacaktı. onu kutlamak iƒin hemen ƒevresine ‚ş‚şt‚ler. tasarısız.. gerƒekten de. Bu kadarı yeter! Hadi gidelim! Koltuğumu itin. Altınları kesemin iƒine d‡k. bunu kendi kendine s‡z vermişti. Bir kez daha d‡rt bin florini tehlikeye attım. bu fikirde kesin kararlıydı. †. Demek oluyor ki. şimdi. dolu kaşığın burnunun ucundan geƒtiğini g‡ren Mile de Cominges'i ƒılgına d‡nd‚r‚yordu! Bir başka olgu: Kazanmış olmanın sevinciyle b‚y‚kanne herkese para dağıtırken. b‡ylece hepsi sekiz bin florin olmuştu. Bir darbe daha ve her şey bitecek. geƒim olanaklarından yoksun. Tanrım! diye d‚ş‚n‚yordum (Tanrı beni bağışlasın.

. General biraz sıkılmıştı. Onun b‚t‚n gizlerini ‡ğrenmek isterdim... pırıltısında kalmak. ne eder? Altı bin filan mı?‹ Ben de ona yedi binden fazla ettiğini. †Pauline Alexandrovna. Marthe.. alacalı yelekli. ya ‡teki? Beni kutlamak iƒin mi bunlar? Onlara da birer frederik ve-river. Ne oluyor bu garsona da b‡yle kandilli temennalar yapıyor yere kapanırcasına. Hanımefehdiciğim. tamam. †Ne zafer!‹ dedi. bana gelip de: †Seni sevdiğimi pek•l• biliyorsun‹ demesini isterdim. †Evet ya.‹ S‡zlerini tamamlamadı. †D‚ş‚n‚n ki‹ dedim alƒak sesle. †Ver şuna da bir frederik. . bıyıklı. o zaman neyi istemeli? Neyi istediğimi biliyor muyum ben? •ılgın gibiyim.112 KUMARBAZ dan s‡z ediyordu. Rus prensleri ‡yle c‡merttir ki. kuşkusuz ne dediğimi iyi işit-emişti.. acayip bir şeymiş gibi. Prascovia!‹ †Teşekk‚r ederim. b‚t‚n ‡mr‚mce onun yanında kalmak. yoksa.onsuza dek. Mile Blanche. değil mi? Ona da elbise alacak bir şeyler vereceğim. Ama.‹ dedi Mile Blanche derin bir reverans yapıp Deş Grieux'den ve generalden yana alaycı bir g‚l‚msemeyle.diye yineledim. bir de altın paralar var! Hepsi birden yaklaşık on ‚ƒ bin florin ediyor. artık yeter... G‡sterişli iki hanım azametli bir hayretle ona bakıyordu. bir iki demeden. †Aman. Alexis Ivanovitch. hatta g‚ncel kurla belki de sekiz bin bile ettiğini bildirdim. s‚rekli felaket. bakayım. Ben hayretle: †B. . bu delilik gerƒekleşcmeyecekse. hepiniz cini k‡pek heykelcikleri gibi kakılıp duruyorsunuz! Potapytch. beni g‡zctliyormuşa benziyordu. D‡nd‚m ve yirmi adım ‡tede... †bir saniye ‡nce sanki b‡ğr‚me bir darbe inmiş gibi geldi bana: D‡nd‚m. Başka hiƒbir şey biliniyorum! On-jdan uzaklaşabilir miyim? Šƒ‚nc‚ katta. onların koridorunda aniden bir şey hissettim. yoksa bunun sonunu d‚nyada alamayız. Beni bekliyor.. †Alın. O.. harikulade bir şey bu!‹ diye ekledi Mile Blanche b‚y‚leyici bir g‚l‚msemeyle. her birinize beşer altın. ona iki tane ver. Astley'in kendisine verin. sizdiniz! Sanki sizden bir akım yayılmış gibi!‹ Pauline kaygılı ve d‚ş‚nceli bir halle: †Şu mektubu alın‹ dedi. benim iyi y‚rekli hanımcığım. neydi onun KUMARBAZ 113 adı canım. aşağılık bir g‚l‚msemeyle kasketini kalkık tutan birisi. Bunu ona ƒevir. b‚t‚n istediğim. †Sekiz bin mi. . Kaldırın beni. koridora ƒıkan Pauline'i g‡rd‚m. nasıl yaptınız bunu b‡yle? Sekiz bin ruble!‹ diye haykırdı Marthe yaltaklanarak. †yarın sana bir elbise alacağım..‹ diye yalvar yakar dileniyordu koltuğun hemen yanı başında yıpranmış. Rubleye ƒevirirsek. onun ay-jlasında. Yanıt beklenmeyecek. g‡t‚r‚n beni! Prascovia‹ dedi Pauline Alexan-drovna'ya. zavallı yoksul bir s‚rg‚n.d‚ş‚nd‚ren hiƒ de bu değil. havı d‡k‚lm‚ş redingotlu. yola ulaştığımız zaman b‚y‚k bir rahatlama duydu. şaka mı ediyorsun! Nedir o' ‡yle. alın hadi!‹ Polapytch'le Marthe ellerini ‡pmek iƒin atıldılar.‹ †Daha yavaş!‹ diye tembih etli. †hemen elden onu B. bana hemen yaklaşmamı işaret etti. Eli-izi ƒabuk tutun. Pauline g‡zden kaybolmuştu bile. Her birine bir frederik ver. Mile.‹ †Sayın prenses.. kaşla g‡z arasında on iki bin florin kazandım! On iki bin ne demek.' †Hamalların her birine birer frederik verilsin. Hanımefendi.. Hayır.. Deş Grieux kutlama ve g‚l‚c‚kler saƒıyordu. rica ederim. Astley'e mi?‹ . g‡rd‚n‚z m‚?‹ †Ah..

sırtında lacivert. sustu. g‡rd‚m. †ve Potapytch'e: "Bizim hanım ne yapmak istiyor. Alexis Ivanovitch. bit dilenci. hiƒ sesini ƒıkarmadan parayı aldı. Hey. benim de sizi seyretmem mi gerekiyor yani?‹ Deş Grieux yaklaşarak: †Ama. Şarap kokuyordu. bir dilenci daha!‹ diye haykırdı F. b‚y‚kanne. gerƒekte ƒok iyi bir ƒocuk o. sevgili hanımcığım‹ diyordu Marthe.. †şanslar d‡nebilir. b‚y‚kanne. b‚y‚kanne.. B. sana elli frederik borƒ veririm. †Alexis Ivanovitch. yanma ƒağırdı. sana zırnık bile vermeyeceğim!‹ dedi sert bir sesle generale.‹ †Ver! Ver! Bir florin ver ona!‹ Adama yaklaşıp parayı uzattım. bir ƒeşit uzun pelerin. Eğer istersen. †Belki bir dilenci değil. yırtık pırtık giyinmiş.‹ Bu kez ak saƒlı.Mutlaka yitirirsiniz‹ dedi yayvan yayvan Mile Blanche. Fedossia'yla Marthe b‚t‚n yemek boyunca sevinƒ ƒığlıkları kopardılar. Yaşlı bir askere benziyordu. Şaşkın şaşkın suratıma baktı ama. korkutucu bir halle y‚z‚me baktı: †Was ist's.†Ya Fedossia. kazancıyla ‡v‚nd‚.. †Bir dilenci. sırtı kamburlaşmış biri geƒiyordu yoldan. Sana gelince. sonra Fedossia' yi ƒağırttı. b‚y‚kanne. †Ne sanıyordun ya? Siz burada dur.‹ †Ve hiƒ korkmadan sıfırın ‚zerine koy.‹ †G‡zlerin parlıyordu. Ona bir florini uzatınca geriye doğru ƒekildi. sonra biraz dinlenip gene oraya d‡neceğim. kuzum? Yitireceğim sizin paranız değil. Fedossia! Kulaklarına inanamayacak!‹ dedi b‚y‚kanne ansızın ƒocukların dadısını anımsayarak. Masanın ‚zerinde ne kadar da ƒok para vardı! Ey cennetin melekleri! Ben ‡mr‚mde o kadar ƒok parayı bir arada g‡rmemiştim! . der Teııfel!‹ (1) diye bağırdı buna bir dizi de k‚f‚r‚ ekleyerek. kuzum?" diyordum. †Beni daha uzağa g‡t‚r‚n! Aƒlıktan ‡l‚yorum! Hemen yemek yiyeceğim. şu adama da bir florin ver. şu dilenciye bir şey ver. 8114 KUMARBAZ KUMARBAZ 115 b‚y‚kanne. Allah kahretsin. haşarının biridir. ona ‚ƒ frederik verip kendisine yemek getirmesini buyurdu. Hadi al bakayım şu desteyi.‹ †Pek fazla değil. Beriki allak bullak olmuş g‡r‚nd‚ ama.Ve ƒepeƒevre . bir tek k‡t‚ şans. ‡zellikle de sizin oyununuzla.‹ Otele d‡nd‚ğ‚m‚zde. Astley nerede?‹ diye sordu bana. b‚y‚kanne?‹ diye haykırdım. b‚y‚kanne ama. bir bacağı tahtadan. Korkunƒtu!‹ †. daha sonra. sakın d‚şlere kapılma.. korkunƒ bir ihtiyar bu!‹ diye fısıldadı generale dişlerinin arasından. benim param! İyi ama. azizim.‹ Bize bakarak. Alexis Ivanovitch. hen‚z şansını denemedin mi?‹ †Hen‚z denemedim.‹ †Hiƒ kuşkusuz deneyeceğim. †Ona bir elbise alacak bir şeyler vermeli. (1) Almanca: †Hay şeytan! Nedir bu b‡yle?‹ †Hep g‡z‚m sizdeydi. her şeyi yitirirsiniz. †Sizin ne ‚st‚n‚ze vazife. elinde kocaman bir sopayla yaşlı bir adam bize doğru geliyordu. †Ne sersem şey!‹ diye haykıran b‚y‚kanne eliyle ona hor g‡ren bir işaret yaptı. †Ya sen Alexis Ivanovitch.up ƒ‚r‚yorsunuz diye.‹ †Yazık. †Gazinoda kaldı. †T‚h. Hanımefendi!‹ dedi.‹ †Gene mi oynamak istiyorsunuz. Deş Grieux kaşlarını ƒattı. Bak g‡receksin! Ne kadar paran var?‹ †Yirmi frederik. b‚y‚kanne merdivende metrdotele rastlayınca.

Durum tatsız biŠimde karmaşıklaşıyordu. bu aŠıkŠa belliydi (acaba ne zamandan beri?) ama. †nce oteline gittim. belli olmaz ki. Saat d‹rde doğru gene oraya gideceğiz. ner 118 KUMARBAZ Şu işe bakın hele siz. orada yoktu. kendilerini toparladılar. sevgili hanımcığım. bir rastlantı sonucu. "Ulu Tanrım. Ona işaret ettim. Astley bile bile atını hızlandırdı. Demek b‹yle. bu da hiŠ yapılmayan bir şeydi. hemen hemen bilinŠsiz bir . Unutabilirdin. g‰l‰mseyen bir y‰z takındı: Nefret ettiğim o kibar ve resmi Fransız g‰l‰msemesi. onun g‰vendiği adam oydu! Dostu. Œ‚Š‰ başbaşa vermiş ateşli ateşli tartışıyorlardı. "Tanrım. Mile Blanche'ın ‹fkeli ve kaba Šığlıklarını. hanımcığım.beyefendiler. b‹yle bir durum karşısında sadece mantık pek ağır basmaz. yemekten sonra. beni aradıklarını. Š‰nk‰ b‰y‰kanne her ne kadar generale zırnık bile vermeyeceğini iki kez bildirdiyse de. Potapytch?" diyordum. perişan bir halde olan general doğruldu ama. Deş Grieux'n‰n k‰stah ve alaycı sesini. ona yardım et!" diyordum hep. Ne olursa olsun. ‹yle sanıyorum ki B. Suratımdan d‰şen bin parŠaydı. ben hemen B. muhakkak ki vazgeŠmiyordu. daha ilk etkiden bile kurtulamamışlardı (‹zellikle de general). g‹r‰n‰şe g‹re kendini aklamaya Šalışan generalin ağlamaklı sesiKUMARBAZ 119 ni işittim. Tanrı da sizi korudu! HŽlŽ elim ayağım tirtir titriyor.• B‰y‰kannenin yanından sersemlemiş gibi ayrıldım. Hatta o kadının s‹z‰m ona kızının işlerinden haberdar olduğundan bile kuşkuluyum. hen‰z b‰t‰n umudu yitirmemeliydiler. Ama. Birbirimize bir g‹z atmaya bile vakit bulamadık. kimbilir. yoktu. Generali Šalışma odasında Deş Grieux ve Mile Blanche'la birlikte buldum. davranışlarını d‰zelttiler. tıpkı kuru bir yaprak gibi titriyordum. Hep sizin iŠin dua ediyordum. Mektuplaşmalarının konusunu ‹ğrenmek bile istemiyordum. kadınlı erkekli İngiliz atlılarının arasında onu g‹rd‰m. KıskanŠlık mı kıvrandırıyordu beni? Tamamiyle bitkin haldeydim. hatta Šalışma odasının kapısı kilitlenmişti. sonra gazinoya koşup b‰t‰n salonları dolaştım. hazırlan. Ama. Mile Blanche yalnızdı. O zamana kadar. B‰t‰n bizimkilerin ne olacağını ve işlerinin hangi şekle gireceğini g‹z‰m‰n ‹n‰ne getirmeye Šalışıyordum. "bağırışmalar. bu anne yararlı roller oynuyordu ve sadece g‹steriş iŠin. yaşlı hanımın daha sonraki ruletteki başarılarını gerŠek bir şaşkınlıkla izliyorlardı. hoşŠakal ve şu doktor haytalarından birini bana g‹ndermeyi unutma sakın. Generalin b‰t‰n işlerine karışan Deş Grieux. sadece beyefendiler! "B‰t‰n bu beyefendiler nereden geliyor ki. eh işte. En sonunda kızgın. Ben iŠeri girince. kaplıcalara da gitmem gerek. Dedim ya. Bitkin. durdu. bu işi aydınlatmam gerekiyordu. demek ki mektuplaşıyorlar! Elbette ki. AŠıkŠa g‹r‰yordum ki. en kısa zamanda generalin dairesine gitmemi rica ettiklerini bildirdiler. beni istediklerini. ‹yleydi. Astley'i aramaya koştum. Eminim ki bu işlerle pek ilgili olan Mile Blanche da (nasıl olmasın. hemen hemen ‰zg‰n otele d‹nerken. kurdukları b‰t‰n tasarı ve kararları ‹yle bir sıfıra indirmişti ki. Yaklaşınca. ona yardım eder inşallah!" diye d‰ş‰n‰yordum. mostra olarak kullanılıyordu. Bununla birlikte. ben de mektubu verdim. y‰reğim duruyordu adeta. ‰Š kez gelip nerede olduğumu sorduklarını. ne boyun eğmesini. Deş Grieux saŠım d‰zeltti. annesi yoktu. Her saat beklenen ve ‹l‰m‰n‰ (dolayısıyla vasiyetnamesinin aŠılışını) bildiren telgraf yerine b‰y‰kannenin Šıkagelmesi. gerŠek bir iş s‹z konusu olduğu zaman Mile Blanche yalnız Šalışıyordu. hem de g‰zel bir miras elde edecekti!) umudunu yitirmeyecekti ve b‰y‰kanneyi etkilemek iŠin. hŽlŽ tirtir titriyorum!• ŒAlexis Ivanovitch. hem general e’i olacaktı. acaba işin iŠinde aşk var mıydı bakalım? ŒElbette ki hayır• diyordu mantığım. bu ikinci olgu belki de birincisinden daha da ‹nemliydi. Otele adımımı atar atmaz beni karşılamaya gelen kapıcıyla metrdotel.

bunu nasıl yapabilirim? Bu işi siz ‚zerinize alsanız ya. azizim Bay Alexis. benim halim ne olur! (k‚ƒ‚mseyerek başım ƒeviren Mile Blanche'a baktı). Bunları kısmen biliyorsunuz.biƒimde. ayrılın ondan!‹ †O zaman başkası bulunur!‹ diye haykırdım.‹ Deş Grieux.. kendisini mahvetmemenizi! Bu deyimi kesinlikle kullanıyorum.. şu zavallı korkunƒ ihtiyarın kılavuzluğunu ‚stlendiniz‹ diye ne diyeceğini bilemeden kekeleyip duruyordu Deş Grieux..muzip bir g‚l‚msemeyle ‡yle yalva-rıcı. kısacası beni bilmezlikten gelirdi. soruşturan bir bakışını yakaladım. herhangi bir şekilde oyalayın onu.. . †Şimdi artık beni kabul etmez ki.. d‚nyada aƒık kapanmaz. selamlanma karşılık bile vermezdi. o değil. Mile Blanche'ın Deş Grieux'ye hızlı. onu d‡nd‚r‚n. son derece garip. †ama.. inattan. ‡fkeden kumar masasından d‚nyada kalkmaz. Bakın. şimdiye kadar bana karşı inanılmaz bir aldırmazlıkla davranırdı. general. iƒtenlikli bir ifadeye b‚r‚nd‚. General sevecen bir ƒıkışma tonuyla: †Alexis Ivanovitch‹ diye başladı. Deş Grieux'ye bir g‡z attı). ya da hatta b‚t‚n servetini yitirirse (Tanrı korusun!‹. tanık oldunuz!Eğer yitirmeye başlarsa. yakıcı.. Sadece Mile Blanche ‡fkeli ifadesini.. b‚y‚leyici bir g‚l‚msemeyle bana doğru gelerek. nasıl. o zaman da.. Kısacası. onu teşvik edin... ‡ğ‚t verin ona. bunu nasıl yapabileceğimi s‡yleyin bana. b‚t‚n felaket işte burada!‹ diye haykırdı Deş Grieux eliyle bir g‚ƒs‚zl‚k hareketi yaparak.... Daha sonra.‹ †Eh! Bu da değil‹ diye onun s‡z‚n‚ hor g‡ren bir ‡fkeyle kesen Deş Grieux (dedim ya. bizden daha yakın akrabası yok. ƒocuklarımın geleceği ne olur! (general. O anda ƒocuksu. hiƒ değilse. her şeyini oynar! Bu durumda da. Şunu belirtmek isterim ki. tam deyimi): . ya da daha doğrusu. kısacası. ondan ayrılmayın ama. tek s‡zc‚kle. sevgili generalimiz bu tonla konuşmakla yanılıyor. son derece bozuk. Hay Allah! Bu şeytansı surat bir an iƒinde değişmesini biliyordu..‹ †O zaman da‹ diye destekledi general. her yere burnunu sokuyor!) konuşmasını ş‡yle s‚rd‚rd‚: '†Aziz Beyim. †İzin verin. son meteliğine kadar yitirecek! Nasıl oynadığını kendi g‡zlerinizle g‡rd‚n‚z. o zaman da. Bay Deş Grieux?‹ diye ekledim en saf halimle. fazla yitirmesine izin vermeyin.. İki elimi tuttu.‹ †İyi ama. demek istiyor ki. †Eğer. size aƒıkƒa s‡yl‚yorum:120 KUMARBAZ İşlerim bozuk. kendisini mahvetmemenizi sizden ısrarla rica ediyor. †Hay Allahın cezası. şu yaşlı hanımın.‹ '†İyi ama. †o zaman da b‚t‚n aileyi mahvedersiniz! Ailem ve ben onun varisleriyiz. y‡ntem fazlasıyla kabaydı! KUMARBAZ 121 General onun arkasından fırladı (fırladı. Burada. †izin verirseniz şunu belirteyim ki garip..hemen hemen değiştirmedi ve sabırsız bakışlarını bana dikerek sustu. o değil!‹ diye yeniden konuşmayı kesti Deş Grieux. Jvllle Blanche'a anlamlı bir bakış fırlattı. nedir? Hiƒ de k‡t‚ davranmıyordu ama. kurtarın bizi!‹ †İyi ama. son derece garip. †Hayır. yani sizi uyarmak... ihtiyar yitirecek.. evet. ‡yle zarif bir hal aldı ki! T‚mcenin sonunda. †Ah. nasıl yani?‹ diye onun s‡z‚n‚ kestim. nasıl. Eğer b‚y‚k bir para yitirirse. Onun yanında benim ne saygınlığım var ki?‹ †Reddedin. her şeyini oynar. ne olur bir iyilik edin‹ dedi Mile Blanche kendiliğinden. sizin bana ve aileme karşı davranışınız. avuƒlarının iƒinde sıktı... gizlice. hatta. Alexis Ivanovitch. Adamın y‚z‚ bir saniye iƒin gizleyemediği garip. reddedin. bana ƒapkınca bir g‡z kırptı: Hemen o anda beni fethetmek mi istiyordu.

†Hadi bakalım. bizimkilerin tahmin ettikleri oldu. ona uzaktan Wurmerhelm baron ve baronesini g‡sterdiğim zaman. iki kez. birkaƒ adım geride. tam olarak ‡yle demek istemiyordum. anlıyorsunuz.†Alexis Ivanovitch. Gazinoda b‚y‚kanneyi bekliyorlardı bile.. onlara: †Ee. ‡fkeliydi. sonra birdenbire kalktı. sahanlıkta buldum. sabırsızlıkla beni dirseğiyle iterek. Rica ederim. Al. Saat d‡rde kadar dayanamamıştı. Bakın nasıl: B‚y‚kanne hemen sıfıra g‡z dikti ve oraya on iki fre-derik birden koymamı buyurdu. b‚y‚kanne. ne diye eteğime yapışıyorsunuz b‡yle? Her seferinde sizi de g‡t‚recek değilim ya! •abuk geri d‡n‚n!‹ ˆb‚rleri selam verip aceleyle geriye ƒark ettikleri zaman da bana d‡n‚p: †Sen bana yetersin‹ diye ekledi. kapıdan hafif ve saygılı ‚ƒ vuruş işitildi. Potapytch duruyordu. g‡t‚r‚n beni!‹ diye bağırdı †yeniden fulete gidiyoruz. bu da onlara prim ve ikramiye sağlıyordun Hiƒ değilse.. sıfır gene bu kez de ƒıkmadı. Ona hemen krupiyenin yanındaki aynı yeri ayırdılar. ‚ƒ kez koyduk. belki de akşama kadar. bin florin aldım. sağa sola d‡n‚p durdu. kat garsonuydu. Dalgınlığı s‚rekli olarak kesik. yol boyunca. Her zaman pek rabıtalı olan.. Tam o sırada. b‚y‚kanneye bir kurban g‡z‚kle bakıyorlardı bile. †. . az ‡nce ‡yle konuştuğum iƒin beni bağışlayın. ‡fkeden dişlerini gıcırdatarak bana: †Kaƒ kez oynadık?‹ diye sordu.Sıfır'a koy. †Kızıyor‹ diye belirtti Potapytch. benden koltuğunu istedi. Merdivenin başına vardı bile. En sonunda. Onları b‚y‚kanne g‡ndermişti. ‡n‚n‚zde Rus y‡ntemince bel kırar. sabahleyin yaptığı gibi sorular sormuyordu. saat daha ‚ƒ buƒuk!‹ †Uyuyamadı. Gerƒekten de. b‚y‚kanneyi benim yokluğuma ‡fkelenmiş Alarak. yalvarırım. Y‚z kırk d‡rt frederik yitirdik.‹ KUMARBAZ 123 Kırmızı ƒıktı ama. değil mi?‹ diye yalvarıyordu g‡z‚yle bana Mile Blanche'ı g‡stererek. sadece siz bizi kurtarabilirsiniz! Bayan de Cominges ve ben.‹ †Kes sesini!‹ diye-s‡z‚m‚ kesti. eğilirim. kafasına ruletin saplandığı belliydi. bizi de sizi aramaya g‡nderdi. sadece siz. onun . Size yineliyorum. Onlara beni aramalarını ve hemen kendisine getirmelerini bu-' yurmuştu. size yalvarıyoruz. †Ama. †Devam et! Devam et!‹ diye yineliyordu b‚y‚kanne. genellikle ƒok dalgın g‡r‚n‚yordu. onlara dalgın ve tama-miyle ilgisiz g‡zlerle baktı ve: †Ya!‹ diyerek hemen biraz geriden gelen Potapytch'Ie Marthe'a d‡n‚p. sabırsız el hareketleriyle.‹ ON İKİNCİ BˆLŠM B‚y‚kanne sinirli. Gazinoya yaklaşırken. ˆn‚m‚zden hızla geƒen şahane bir 122 KUMARBAZ arabayı g‡r‚nce. işte bin banknot. Ardından. Kanat aƒıldı.. sert ƒıkışlarla b‡l‚n‚yordu. anlıyorsunuz. Gerƒekten acınacak haldeydi. arkasında. Kuşkusuz kumarbazları ƒekmek ve vergi dairesinin ƒıkarlarını g‡zetmek iƒin y‡nerge almışlardır. eliyle ş‡yle bir harekette bulundu ve bana sahibini sordu ama. S‡zgelimi.. S‡z dinledim. Bir kez.. Artık hiƒbir şeye ‡nem vermiyor. kırmızının ‚zerine hemen bin florin koy. Sıfır ƒıkmıyordu. bankonun kazanmasıyla yitirmesini umursamayan basit g‡revliler gibi g‡r‚nen krupiyeler hiƒ de bankonun yaz-gısıyla ilgisiz değillermiş gibi geliyor bana. †On iki kez. yanıtımı işitmedi bile.‹ †Ne cadı!‹ diye haykırdı Deş Grieux.

g‡rd‚n m‚!‹ dedi gene beni dirse-ğiyle iterek. umurumda bile değil! Gene d‡rt bin florin koy!‹ †Hiƒ paramız kalmadı. kırmızıya d‡rt bin florin koy!‹ diye buyurdu. Sehpa d‡nmeye başladı.‹ †Şansı g‡steririm ben sana‹ diye homurdandı tehdit edici bir sesle. b‚y‚kanne... gitme! Nereye gidiyorsun? Hadi. Koy dedim!‹ Koyduk ve yitirdik. c‚zdanınızda sadece 125 y‚zde beş faizli Rus tahvilleriyle birkaƒ da poliƒe var ama. katı bir ƒeşit ‡fkeyle. yanımda biraz daha dur. tam da ona hakaret edip bıraktığı anda ƒıktığını ‡ğrenince.. Kendiniz bildiğiniz gibi oynayın. ben parayı koyarım.†G‡rd‚n m‚. †Hey Ulu Tanrım! Durdu durdu da. Zaten indirdiği dirsekler şiddetli yumruklar gibiydi. Gene sıfır'm ‚zerine koy.‹ Ama. sonra bana kızarsınız.‹ †Peki. †G‡nder cehennemin dibine şu lanet olasıca sıfır'ı. †Bak. Alexis Ivanovitch.‹ †Pek•l•. †Pek•l• g‡r‚yorum. †B‚y‚kanne.‹ †B‚y‚kanne. ya para kesemde?‹ †Biraz bozuk para var. †hemen hemen hepsini geri aldık.. azizim. bana uzattı. az kalsın beni d‡vecekti.‹ †B‚y‚kanne. en y‚ksek miza d‡rt bin!‹ †ˆyleyse d‡rt bin koy!‹ Bu kez kazandık. †bu kadar b‚y‚k paralar. b‚y‚kanne. işte c‚zdanım. †Hey! ˆlsem ƒekilmem. ben sizi mantıklı olmaya davet etmek istiyordum. yeniden koyduk. ve yeniden yitirdik. orada yirmi bin ruble var. sen caydırdın. on tur daha. hemen kızma canım. †Gene. †Ah! Alƒak sefil! Senin kabahatin! B‚t‚n bunlar. beşinci turda yaşlı hanım usandı.. krupiyenin masanın ‚st‚nde bulunanların hepsiyle birlikte kendi d‡rt bin florinini de k‚rekle ƒektiğini g‡r‚p de. gururlu bir halle dikiliyordu. Al. ve yitirdik. şimdi ne yapmamız gerekiyor?‹ †Size artık ‡ğ‚t vermek istemiyorum. g‚r‚lt‚yle ellerini birbirine vurmaya başladı. dur. B‚y‚kanne ‡nce anlamadı ama.‹ diye mırıldandım. b‚y‚kanne!‹ dedim ve gidecekmiş gibi. on iki bin florin gitti‹ diye haber verdim ona.‹ Cebimden c‚zdanını ƒıkardı. bak g‡rd‚n m‚!‹ dedi b‚y‚kanne alƒak sesle. arkamı d‡nd‚m.' ya bir de kırmızı ƒıkmazsa?‹ diye yalvardım. B‚y‚kanne cesaretlendi. her şansa da ben kefil olamam ya. asıl aptal benim! S‡yle bakalım bana. g‡r‚yorum‹ diye mırıldandı g‡zlerini kırpmadan ve sanki bir şeyler d‚ş‚n‚rm‚ş gibi. bir ƒığlık kopardı. şimdi ƒıktı!‹ diye ciyak ciyak bağırıyordu b‚y‚kanne. †Sıfır!‹ diye bağırmaz mı krupiye. para yok. siz s‡yleyin. †Defol!‹124 KUMARBAZ KUMARBAZ †Elveda. b‚y‚kanne. †B‚y‚kanne! Bu kadarı ƒoktur.‹ . †Alexis Ivanovitch. beni assınlar. senin kabahatin!‹ diyerek ‡fkeyle ‚zerime atılıp beni yumrukladı. B‚y‚kanne sakindi. gene! Bir ƒırpıda sekiz bin koy!‹ †Olanaksız.. hadi! İşte şimdi de kızıyor! Sersem! Dur. †•abuk ol. b‚y‚kanne. dur. pek•l•: Gene kırmızının ‚zerine d‡rt bin florin koy! Al. namussuz. Yapılacak hiƒbir şey yoktu. Sabahleyin kazanılan d‡rt bin florini kırmızının ‚zerine koydum. kazanacağından emin. †Gittiklerini pek•l• g‡r‚yorum‹ diye karşılık verdi bana deyim yerindeyse adeta duygusuz.‹ †Eğer zararımı ƒıkarmazsam. •evresindekiler g‚l‚şt‚ler. sonra gideriz. g‡rd‚n m‚. †Gene d‡rt bin koy!‹ Koyduk. †Beni ondan sen. ama umurunda bile değildi. o kadar uzun zaman ƒıkmayan ve ‚zerine iki y‚z florine yakın para koyduğumuz sıfır' in inadına yapar gibi.

harikulade bir g‹r‰n‰m. ŒSen yolu g‹ster bana. haydutlar!• . dur. d‹nemeŠte. G‹t‰r beni. Alexis Ivanovitch..• ŒYemyeşil Šayırların ‰zerinde taze s‰t iŠeriz. alandan ayrılıp da ağaŠlı yola saparken. d‹n‰p gazinonun yolunu tuttular.. geride duruyorlardı.. Y‰zde beş faizli tahvillerini bozdurmaya gidiyo-az• dedim Šabucak alŠak sesle. B‰y‰kanne ‹fkeli bir g‹zle onlara bakınca.. b‰y‰kanne!• diye haykırdım. koşup haberi generale bildirdi. b‰y‰kanne!• ŒHadi. onun. general. Tahvilleri ‹ylesine zararına bozmaya kalkıştılar ki.• Ama. Tahvili bozdurmak iŠin ben gittim: B‰y‰kanne kapının yanında kalıp beni bekledi. Mile Blanche ve annesi. ŒDaha Šabuk... şimdi. €ok uzak mı?• Œİki adım ‹tede.. Ah. ŒBu sabah kazandıklarının hepsini yitirdi. Zirve. sarrafı Šağır bana!• ŒDaha doğrusu kŽtiplerden birini. danışmak iŠin b‰y‰kannenin yanma d‹nd‰m.. (titreyen sesi kısılıverdi) at kiralayıp126 KUMARBAZ KUMARBAZ 127 kırlarda bir gezinti yapacağız. bana g‹re hepsi bir. Deş Grieux ayağını yere vurdu. ŒKendiniz denesenize!• diye yanıt verdim ben de. hadi! Durmayalım!• diye haykırdı b‰y‰kanne.. Biz hep b‰y‰kannenin koltuğunu itiyorduk. Mile Blanche ne yapacaklarını bilemeden.. B. kŽtip olsun. ŒDur. yeniden s‰rd‰rd‰: ŒOrada bir k‹y var. bilindiğ.. bir Paris kentsoylusu iŠin bundan daha g‰zel bir kır yaşamı olamazdı. en yakın olanına gidelim.] gibi. on iki bin florinden fazla. ŒTutun onu! Tutun onu!• diye ‹fkeyle fısıldadı general.. ŒAh. ŒTeyzeciğim• dedi general yaklaşarak. ŒBurası. Ne diye ısrar ediyorsunuz. hamallar yanımıza geldi ve gazinodan ayrıldık. Onu sen kendin iŠ bol bol..ŒSarraf yok mu burada? Bizim b‰t‰n tahvillerimizi bozabileceklerini s‹ylemişlerdi bana• diye sordu b‰y‰kanne kararlı bir tonla. daha Šabuk. ŒHadi. bizim b‰t‰n kumpanyayla karşılaştık: General.. şimdi. benim midemi ağrıtır. ŒOlsun varsın.. €ağır bakayım bana şu namussuzları!• Koltuğu y‰r‰tt‰m. ŒNe istiyorsunuz? Sizinle uğraşacak vaktim yok!• Ben arkadan y‰r‰yordum. kabul et! dedi buyurgan bir sesle. €ay iŠeriz. Pauline Alexandrovna onlarla birlikte değildi. Bir Yahudi bile bundan ‰rperirdi!• ŒSaŠma şeyler bunlar! Paramı geri almak istiyorum ben. Astley de yoktu. kuzum? Zamanım olmadığını s‹yl‰yorum size!• Œİşte geldik. Deş Gricux. b‰y‰kanne. General bu kez iyice umutsuz. Biz de sizi almaya geliyorduk!• ŒCehennem ol başımdan sen zirve'nle!• dedi b‰y‰kanne sabırsız bir el hareketiyle onu iterek. Œbenim iyi teyze-ciğim...• diye ekledi Deş Grieux de korkunŠ derecede d‰şmanca bir tonla. Deş Grieux yanıma geldi. yemyeşil Šayırlar. bu işte siz zararlı Šıkarsınız. b‰t‰n doğa ve gerŠek anlayışı ve g‹r‰ş‰ işle buydu... ŒUmurumda bile değil senin s‰t‰n. haydutlar!• diye bağırdı ellerini birbirine vurarak. Taze s‰t. istediğiniz kadar bozarlar! Ama. Deş Grieux. ne yapalım.. elbette. ŒOo. daha Šabuk!• diye emrediyordu b‰y‰kanne.• Sarraf d‰kkŽnının bulunduğu eve kadar b‰y‰kanneyi ittik.

nasıl olacak? Ne yapmak gerektiğini s‡yle bana!‹ dedi b‚y‚kanne..‹ diyordu berbat bir Rusƒayla. b‚y‚kanneye g‡stermek iƒin parmağını masaya doğru uzatıyordu. Ansızın Deş Grieux ƒıkageldi. ben de terc‚manlık g‡revini y‚klenmiştim. En sonunda Mile Blanclıe'la k‚ƒ‚k prens dışarı ƒıktılar. istediklerini Rusƒa.hepsini getirip b‚y‚kanneye verdim. Deş Grieııx ağız dolusu.‹ diye fısıldadı.. ƒok sabırsızdı ve ‡nce s‡ylediklerime hak vermekle birlikte. Fena halde g‚cen-mişti. ƒırpınıyor.. B‚y‚kanne hiƒbir şey anlamıyordu. †Hadi bakalım. Deş Grieux tatlı bir sesle b‚y‚kannenin kulağına: †Hanımefendi. sakat yaşlı bir kontes olduğunu ‡ğrenince dışarı ƒıkmaya razı oldu. On yerine d‡rt bin florin koymuş olsaydık. annesiyle birlikte biraz geride 128 KUMARBAZ KUMARBAZ 129 duruyor. ne zaman olsa b‚y‚k para kazanabileceğine inandırmaya ƒalışıyordum onu. olanaksız.‹ †ˆb‚r sarrafların daha da az vereceklerini s‡yl‚yor. ‡ğ‚tler veriyor. †Pek•l•. hayır. pek•l•.. hayır. . Ne var ki. AIexis Ivanovitch.. †G‡rd‚n m‚.. Hanımefendi. †Param seni boğsun.. †Pek•l•. d‡rt bin kazanacaktık. †Pek•l•. oyun sırasında onu tutamadım. Hatta terbiyesizliğe varan ısrarlı bir merakla b‚y‚kanneyi s‚z‚yordu. şansın gelmesini beklemek gerektiğini s‡yl‚yordu. yirmi frederik kazanmaya başlar başlamaz. "Hanımefendi. en sonunda g‚l‚msemeye başladı. Sert y‚zl‚ g‡revli her ikimize bakıyor.‹ †ˆyleyse. eğer şans d‡nerse. Her ‚ƒ‚ de o yakınlarda bulunuyorlardı. bana dirsek vurmaya başladı.‹ . †•abuk. Git hadi!‹ Deş Grieux yeniden g‡sterip anlatmaya başlayarak: †Ama. general de peşlerinden koştu. bak g‡rd‚n m‚!‹ diyordu. inşallah! Bunda bozdur. gibi koy bakalım‹ diye buyurdu b‚y‚kanne. Mile Blanclıe ona bakmak bile istemiyordu. B‚y‚kanne ‡fkeyle.G‡revli.. †kazandık işte.‹ Tahvilleri kaƒa bozdurduğumuzu şimdi anımsamıyorum ama. bu miza olmaz. pek•l•. coşkuyla Fransızca konuşmaya başladı. Zavallı general! Sara-rıyor. †Hammefcn-diciğim. hiƒ sesini ƒıkarmadan başım sallıyordu. vaktimiz yok. ‚rperiyor. Mile Blanche. †Belki de başarılı olur. Hanımefendi!" dediklerinden sen bile bir şey anlamıyorsun. Generalin g‡zden d‚şt‚ğ‚ aƒıkƒa g‡r‚l‚yordu. kızarıyor. İngilizce ve Almanca karışımıyla anlattı. kendisini ƒağıranın halsiz. defol. felaket bir şeydi. †hayır. pek•l•! Saymaya gerek yok!‹ dedi kollarını sallayarak. Beriki her an bana doğru d‡n‚yordu s‡zleri ƒevirmem iƒin.. Bu kez olabildiğince k‚ƒ‚k paralar koymaya onu ikna etmek iƒin b‚t‚n g‚c‚mle ƒırpındım. B‚y‚kannenin sabrı t‚kendi. On. defol! Zırvalayıp duruyorsun sen. oysa şimdi! Hep senin kabahatin!‹ Onun oynamasını g‡rd‚kƒe iƒimi kaplayan ‡fkeye karşın en sonunda susup ona hiƒbir ‡ğ‚tte bulunmamaya karar verdim. yoksa başka sarrafa gitmemiz gerekecek. en sonunda kalemi alıp k•ğıdın ‚zerine sayılar yazdı. kendisinin bir dolandırıcı olduğunu s‡yleyerek. Altın ve banknot olarak on iki bin florin verdiler. sıkı bir pazarlığa girdi. bir kez de onun dediği. ƒabuk!‹ †O lanet olasıca sıfırın ‚zerine de. uzun uzun konuştu. hesaplar yapıyordu. makbuzu da aldım.. defol karşımdan!‹ diye bağırdı b‚y‚kanne. kırmızının ‚zerine de bir daha d‚nyada para koymam‹ diye mırıldanıyordu gazinoya yaklaşırken. k‚ƒ‚k prense cilveler yapıyordu. Hanımefendi‹ diye kekeledi. hemen hemen onu s‚rg‚n etmişlerdi. General ƒevresinde pervane gibi d‡nmesine karşın. b‚y‚kannenin oyununu bile artık g‡zleyemiyordu.

aƒıklık. hanımcığım! Ulu Tanrım!‹ diye haykıran Potapytch. Ağaƒlı yola sapınca. hiƒ değilse beni ilgilendiren konularda.Deş Grieux sadece onun b‚y‚k oynamasına engel olmak istiyordu: Seri halinde ve ayrı sayılar ‚zerine oynamasını ‡neriyordu. şiddetli duyguların etkisiyle başlamış olduğum notlara. Sehpa d‡nmeye başladı... garip. burada bile g‡r‚lmeyenler var. bir başka g‡r‚ş aƒısından ye ‡zellikle de o zaman iƒinde s‚r‚klendiğim kasırga d‚ş‚n‚lecek olursa bunların olağan‚st‚ olmasına karşın. bir d‚ş gibi geƒti. ƒiƒek dersen. b‚y‚kanne‹ de-I dim.. ƒığlıklar koparmaya başladı. utanƒ verici ve hatta feci oldu. hava. Ağaƒlı yola kadar tek s‡zc‚k s‡ylemedi. her şeyi yitirmiştik. 9 136 KUMARBAZ •abucak Moskova'mıza d‡nelim! Bizim oralarda nemiz eksik. benim d‚ş‚nd‚ğ‚m‚n y‚z kez daha şiddetli ve daha ani bir biƒimde. F. İlle de el memleketlerine gidilecek! Ah! Ah! Ah!‹ • ON Š•ŠNCŠ BˆLŠM D‚zensiz ama. Bir saat sonra. Başıma hemen hemen mucizevi birƒok ser‚ven geldi.. ben onları ‡yle g‡r‚yorum. daha doğrusu..‹ . hanımcığım?‹ diye korkarak sordu Marthe. †Kaz kafalı! Sersem! Koca aptal. †Senin ‚st‚ne vazife mi? Sen kendi işlerine bak! Po-tapytch. oysa tutkum g‚ƒl‚ ve iƒtenlikliydi ama. umutsuz ƒabalara karşın. †Hadi. Hayır. †Sıfır!‹ diye bağırdı krupiye. Moskova'ya d‡n‚yoruz! On beş bin g‚m‚ş ruble yitirdim!‹ †On beş bin mi. Yaklaştığını ‡nceden sezdiğim felaket geldi ama. hadi. o olayların ortasında benim davranış biƒinıimdi. besbelli hanımına.. hatta aşkım bile. ne var ki kendini tutamamıştı. bir de kalkmış burnunu sokuyor her yere!‹ Fena halde kırılan Deş Grieux omuzlarını silkti. hemen hemen bir aydır hiƒ el s‚rmedim. yaranacağını sanarak. ‡zsuyu y‚r‚yen elma ağaƒlan. sersem sen de! İşte şimdi de zırlamaya başladı! Sus bakayım! Hazırlık yap! Hesabımı en kısa zamanda •ıkarıp getirsinler bana!‹ Ben de onun ‡fkesini yatıştırmak amacıyla: †İlk tren saat dokuz buƒukta kalkıyor. on sekizden yirmi d‡rde kadar bir sayılar topluluğuna koydum: Toplam olarak on altı frederiki tehlikeye atmıştık.. arada sırada aklıma ansızın bir d‚ş‚nce geliyor: †Acaba o zaman deli miydim ben? B‚t‚n o zamanı acaba bir akıl hastanesinde mi geƒirdim? Belki de h•l• oradayım. †D‡nelim!‹ diye haykırdı b‚y‚kanne. nemiz eksik. Ama. koca aptal!‹ Dairesine girer girmez. ne yok ki bizde? Bahƒe. belki de b‚t‚n bunlar sadece bir g‡r‚n‚şt‚. b‚y‚kanneye k‚ƒ‚mseyen bir bakış fırlattı ve ƒekilip gitti. Onun ‡ğ‚tleri ‚zerine ilk on ikinin iƒinde bir dizi tek sayı ‚zerine birer frederik koydum. benim iƒin mucize. Onunla g‡r‚şmekten utanıyordu. †Pis k‚ƒ‚k Fransız seni! Şu eciş b‚c‚ş şey kalkmış da bir de bize ‡ğ‚t veriyor! Defol.. Deş Grieux' ye doğru d‡nd‚. B‚t‚n bunlar. sızlanan bir halle ellerini birbirine vurmaya başladı. Kendimi h•l• anlamıyorum! Ve b‚t‚n bunlar. sen de. b‚t‚n eşyaları hazırla. bağırdı: †•ay getirin! Ondan sonra da hemen hazırlanalım! Gidiyoruz!‹ †Nereye gitmek istiyorsunuz. Hepsini yitirmiştik: †Ne sersem şey!‹ diye bağıran b‚y‚kanne. belki h•l• da ‡yledir. beş frederik de on ikiden on sekize. tam otele yaklaşırken. defol! Hiƒbir şeyden anladığı yok. O şimdi ne oldu? Gerƒekten de.

işte iki tahvil daha. Zaman zaman gene o kasırgaya kapıldığımı. Garip bir şey. Yeniden kalemi elime almak istiyorum. Şimdi. iblisler! Siz ne karışıyorsunuz. b‚y‚kannenin ‡l‚m‚n‚ beklemeyecek ve hiƒ kuşkusuz k‚ƒ‚k prensle.. . Her şeyden ‡nce b‚y‚kannenin ‡yk‚s‚n‚ bitirelim.' ama. şimdi saat kaƒ?‹ †Yedi buƒuk. d‡nmek iƒin yol param bile kalmayacak. general ne olacaktı? Deş Grieux'ye olan borƒlan kim ‡deyecekti? Mile Blanche. her şeyi yitirmişti. ansızın bir kahkaha kopararak odadan ƒıktı. ya da bir başkasıyla kaƒacaktı. elbette ya. †Yıkılın karşımdan. bunları belki kırk yıl sonra da anımsayacağım. ben orada yoktum. b‚y‚kanneyi avutmaya ve ikna etmeye ƒalışıyorlardı. belki dururum ve d‡nmeyi bırakırım.. o yola sapan bir kimse sanki karlı bir dağın tepesinden kızakla kayıyormuş gibi. ne yapayım! Alexis Ivanovitch. bunları okuyorum ve kendim de buna şaşıyorum: Sanki ciddi bir okumayla. yeniden kalemi elime aldım. oyalanmak iƒin buranın pek cılız olan kitaplığından hiƒ sevmediğim Paul de Kock'un Alrnancaya ƒevrilmiş kitaplarını alıyorum. İşte b‡ylece. fırtınanın patlayacağını. ama. ben de d‡nmeye. pek yeni anıların etkisi altında. Kapının eşiğinden generale: †Y‚z yıl yaşar bu!‹ diye bağırdı. B‚y‚kannenin Moskova'ya kesin d‡n‚ş haberi onları kumardaki kayıplarından ƒok daha fazla etkilemişe benziyordu. B‚y‚kanne hepsine kaba kaba s‡v‚p sayıyordu. Bunun b‡yle olması gerekiyordu: Onun'gibi. kuzum? Evet. kimi zaman akşamları yapacak hiƒbir şeyim olmuyor. Bu gidişin servetini kurtardığım kabul etsek bile.. dostlarımızı b‚y‚kannenin dairesinde buldum. duman olup dağılacakları korkusuyla her t‚rl‚ yeni temastan ƒekiniyordu m! B‚t‚n bunlar bu kadar mı iƒime işlemişti..Notlarımı bir araya getirip yeniden okudum. kimbilir. işle dağılacak bir sihiri bozmaktan korkuyor gibiydim.‹ •ıktım. ya da bir. Pauline h•l• ortalarda yoktu. Yarım saat sonra geri d‡nd‚ğ‚mde. Sanki bu tutarsız d‚ş ve bende bıraktığı b‚t‚n izlenimler benim iƒin pek de-ğerliymiş de.130 KUMARBAZ KUMARBAZ 131 †Peki. tek "meteliğim kalmadı. Zaten. ƒevrintisinde bir s‚re beni s‚r‚kleyip sonra da atan daha pek yakın b‚t‚n o fırtınanın etkisi altında yaşıyorum. Yoksa. b‚t‚n bildiklerim de ortalarda dolaşan s‡ylentilerden derlenmedir. yapraklar sararıyor.‹ †Ne fena! Aman. Bu ağlamış suratlı k‚ƒ‚k kentteKUMARBAZ 137 yim. Zaten eğer bu ay b‚t‚n olup bitenleri olabildiğince doğru ve kesin bir ‡zetini yapabilirsem. Akşamın sekizine kadar. geƒerken beni kanadına alacağını ve 'dengeyi. şimdi artık b‚t‚n bu olup bitenler kısaca anlatılabilir: Duygularım artık hiƒ de aynı değil. izlenimlerin. gitgide daha hızla aşağı iner. ah! Bilseniz k‚ƒ‚k Alman kentleri ne kadar y‚rek karartıcı olabilirler! Ben de geleceği d‚ş‚necek yerde. Orada ‡yle durmuş. ƒalƒene geveze. kuzum? Bu teke sakallı ne diye gelip bana s‚rt‚n‚yor?‹ diye bağırdı Deş Grieux'ye. belki de onları bir akıl hastanesinde yazmadığıma kendimi inandırmak iƒin.. †Ya sen. d‡nmeye.. Al. ‡lƒ‚ bilincini yitirip. oraya koşup bunları bana bozduruver. Sonbahar yaklaşıyor. †Ne diye tepinip duruyorsun?‹ †Vay canına!‹ diye mırıldandı g‡zlerinde ‡fke şimşekleri ƒakan Mile Blanche. hen‚z belli belirsiz silinen duyguların. başlayacağımı sanıyorum. Ertesi g‚n. d‚nyada yapayalnızım. b‚t‚n g‚n boyu oynadı. sen ne istiyorsun?‹ diye haykırdı Mile Blanche'a. d‡nmeye.

‹ †Demek ki... ya da daha beteri olan şu kadınla evleniyormuş? S‡yle. Deş Grieux onun peşinden gitti. K‡t‚ huylu olduğunu bilirim. belini kırdı ve ƒıktı. bile bile b‚t‚n g‚n dışarı ƒıkmamaya karar vermişti). İşte şimdi. Dur. Alexis Ivanovitch. bir aktris.. ƒok minnettarım‹ diye s‡ze başlayan Pauline pek heyecanlıydı. belki de pek yakında gelip sizi bulacağım. Beş dakika sonra. B‚y‚kanne: †Prascovia‹ diye s‡ze başladı. "İhtiyar b‚y‚kanne yakında ‡b‚r yana atlayacak mı?" İşte onların anlamı buydu. şaka edermiş gibi bir halim var nıı benini? Gideceğimi s‡yledim ve gidiyorum. bana ‡nerdiğiniz barınak iƒin size ƒok. Ben seni suƒlamıyorum. huyumdan hoşlanmıyorsan. ama. Marthe'a: †Prascovia'yı ƒağır!‹ diye buyurdu. Prascpvia. bekle!‹ diye haykırdı b‚y‚kanne bir karşılık ver132 KUMARBAZ meye hazırlanan Pauline'e. burada kumarda her şeyimi yitirdim. nedenlerim var. Siz hiƒ değilse on beş g‚n kalabilseydiniz. en havai insanı olarak g‡rm‚ş‚md‚r.. eğer istersen. Ama. B‚t‚n bu s‚re iƒinde Pauline ƒocuklarla birlikte odasında kalmıştı (kuşkusuz. Šzg‚n ve tasalı g‡r‚n‚yordu.. gelmiyor musun?‹ †B‚y‚kanne. zaten geƒmişe d‡nmek istemiyorum. şunların hepsini kapı dışarı at! Sizin ne ‚st‚n‚ze vazife? Yitirdiğim kendi param. onu da albay olarak emekliye ayrılırken y‚kselttiler. ben her şeyi biliyorum. kilisemi inşa etmeye gidiyorum. Moskova'daki evimi biliyorsun. sizinki değil!‹ General omuzlarını silkti. Mirasımı bekliyordunuz. ‡yle anlıyorum ki. Senden hiƒbir şey istemiyorum. şu Fransız kadınıyla. geliyor musun. Prascovia. General r‚tbesiyle ‡v‚n‚yor. bir saray gibi. elbette size gelirdim ve inanın. †Daha bilirmedim.‹ †Ya kaplıcalar. b‚y‚kanne. Bak dinle beni. benimle gel. telgrafları sen yollamadın ki. istemiyorsun?‹ †Yapamam. Akrep gibisindir! Soktuğun zaman şişer! Ama. Šstelik de. Kabul ediyor musun. Size o kadar minnettarım ki. şimdi de onların yanında kalman 'hiƒ yakışık almaz. B‚y‚kanne. †ama. Šƒ kere lanet olasıca ruletinizde bug‚n tam on beş bin ruble yitirdim! Beş yıl ‡nce. Marthe. Pauline'le birlikte d‡nd‚. hemen karar veremem.. şimdilik ciddi... yalnız kalabilecekleri iƒin de. g‚zelim. etmiyor musun?‹ †ˆnce izin verirseniz size bir şey sormak istiyorum: Gerƒekten de hemen gitmek istiyor musunuz?‹ †Yavrucuğum.bu?‹ †Kesin hiƒbir şey bilmiyorum. kardeşlerimden ayrılamam.. gizlemekte artık hiƒbir yarar g‡rmeyen Mile Blanche'ın s‡zlerinden. doğru mu. bu yaratık (neydi adı onun: de Cominges'di galiba?) onu o takma dişleriyle kapısına uşak bile' almazdı. b‚y‚kanne? Kaplıcalar iƒin gelmiştiniz ya!‹ †Rahat bırak beni o kaplıcalarla! ˆfkelendirme beni. †Durumumu kısmen tahmin ettiniz. inanın bana. ha?‹ diye ciyak ciyak bağırdı b‚y‚kanne generale d‡nerek.. b‚y‚kanne‹ diye yanıt verdi Pauline. †demin dolaylı olarak ‡ğrendiklerim doğru mu? Senin sersem ‚vey baban şu fırıldakla. Gidecek hiƒbir yerin yok.. o para olmazsa. haftalarca gelip beni g‡rmeyebilirsin. sana acıyorum. Eğer beni ƒocuklarla birlikte kabul etseydiniz. bir de kalkmış b‚y‚k b‚y‚k havalar takınıyor.†Ya! Demek ki sen benim ‡l‚m‚me g‚veniyorsun. buna layık . ƒ‚nk‚ ‡lm‚ş annen Catherine'i ƒok severdim. Moskova'daki malik•nemin yakınlarındaki ahşap kiliseyi yeniden taştan yaptırmak iƒin adakta bulunmuştum. †Defol! . g‚zelim. bilerek mi yapıyorsun? Daha bakalım. Faizle borƒ verdiği bir yığın parası olduğunu s‡yl‚yorlar. b‚t‚n bunlardan ayrıl. kendisine bir anamal edinmiş. Eğer istersen b‚t‚n bir katı • sana veririm. Moskova'ya telgraf telgraf ‚st‚ne g‡nderdiğinizi biliyorum.‹ B‚y‚kanne enerjik bir sesle onun s‡z‚n‚ kesti: †Yeter! Her şeyi anlıyorum! Bu adamın b‡yle bir sonuca ulaşacağını hep d‚ş‚nm‚şt‚m ve onu d‚nyanın en boş..

hadi. †Eğer Moskova'da işsiz kalırsan. †Siz nasıl isterseniz. pek•l•.‹ Pauline kıpkırmızı oldu. Ertesi g‚n Paulinc'le ciddi şekilde konuşmaya karar verdim. Alexis Ivanovitch! Trenin kalkmasına sadece bir saat kaldı. Bu konuda da. pırlama! (Pauline zırlamayı aklına bile getirmiyordu.‹ †Size ƒok teşekk‚r ederim. y‚r‚. ‡n‚mden geƒerken hızla bana bir g‡z attı ve hemen bakışlarını ƒevirdi. d‚ş‚nd‚m. git artık!‹ Odama ƒıkıp. zaten o bir damla g‡zyaşı d‡kmezdi ki. (Hepsi biliyorlardı! Bilmeyen bir bendim!) †Hadi. surat asma. Hadi. †Alexis Ivanovitch. ansızın ayağa kalkarak. beyciğim.‹ †Pek•l•. Felaket patlak vermişti. B. d‚ş‚nmeye değerdi. ansızın kapım vuruldu.‹ †O da neden ‡yle? Gene ne oldu? Ne oluyor hepinize birden b‡yle?‹ . buna ƒok ‚z‚l‚r‚m. dikkat et de başına bir felaket gelmesin.‹ †Pek•l•.‹ †•ok heyecanlı. burama geldi artık. Elveda!‹ †Sizi geƒiririm. hiƒ kuşkusuz. yerinde duramıyor: "•abuk! •abuk!" diyor. oraya gidiyoruz!‹ †Nereye. okula başlamalarının zamanı geldi. b‚y‚kanne ‹dedi Pauline. al. gel beni bul. Sizi bir daha g‡z‚m g‡rmesin. ƒocuklar olmazsa. ne koşutluk! B‚t‚n bunlar tam anlamıyla inanılmaz şeylerdi. beni rahatsız edersin. Senin de benden usandığını sanırım. hemen bir karara vardım.‹ †Ne oldu? Gidiyor mu? Tren saatine daha yirmi dakika var. b‚y‚kannenin elini ‡pt‚ ama. Sana tavsiye mektupları veririm. yatağıma uzandım. beriki elini ƒekti. Astley'i aramaya ve her ne pahasına olursa olsun onu konuşturmaya karar verdim. neler geƒmiş olabilirdi? Pauline ve Deş Grieux! Ulu Tanrım. Gidip baktım: Potapytch'ti. Ben ‚rperdim. †Alexis Ivanovitch. cesaret edemem. Tanrı aşkına.olmasını bilirdim!‹ diye ekledi coşkun bir iƒtenlikle. yapamam. Al şu elli frederiki. †Ama.. b‚y‚kanne ama. Astley mi? İşte bir muamma daha! Ama. hem de hepinizden pek bıktım. Para c‚zdanı elindeydi.) CivKUMARBAZ 133 civlere de bir yer buluruz: K‚mes nasıl olsa yeteri kadar b‚y‚k.. bu kadarı yeter. sen ‡nden y‚r‚. Dediğimi anlıyor musun? Akıllı bir kızsın. benden daha fazlasını biliyordu. †Yararı yok. pek•l•!‹ diye bağırdı b‚y‚kanne. hemen koşup B. b‚y‚kanne. B‚y‚kanneyi koridora ƒıkarmışlardı bile. k‚ƒ‚k Fransız! Demek doğruydu ha? Ama. Šstelik de. paramı geri alacağım! Hadi bakalım. ‡yle mi? Dikkatli ol.. şimdi gitmiyorsun. ne yakınlaşma. Demek. şimdi neden gitmediğini de biliyorum! Her şeyi biliyorum. Prascovia! Senin iyiliğini istiyorum.‹ Pauline. iyi y‚rekli beyciğim. Kollarımı başımın arkasında kavuşturup. Antonine Vassilievna ama. Sizi istiyor. Bu konuda fazla aƒılmayacağını.134 KUMARBAZ Hey. Ama. parayı aldım. †Sana da elveda diyorum. Hadi bakalım. Pauline. soru sormak yok! Gece yarısına kadar kumar oynanıyor. ben gitmem.. sesi' ‡yle sert ve korkutucuydu ki reddetmeye cesaret edemedim. Prascovia! O berbat k‚ƒ‚k Fransızdan sana hiƒbir iyilik gelmez. sırt‚st‚ yaklaşık yarım saat kadar yatmış olmalıyım. genƒ kızın yanağını ‡pt‚. Kendim den geƒerek. sakın gecikmeyin!‹ Hemen aşağı indim. Hanımefendi sizi istiyor. değil mi?‹ Taş kesilmiş gibi donakaldım. b‚y‚kanne?‹ †ˆlsem bile.

neredeyse g‡zlerinden yaşlar boşanarak yaşlı bir krupiyeden kendini korumasını ve Polonyalıları kovmasını ister. her an omuzunun ‚zerinden başını uzatarak. yani yirmi bin ruble daha yitirmişti. iyi k‡t‚ ‚ƒ dili birbirine karıştırarak başım g‡z‚n‚ yara yara konuşuyordu. †Sizinle onun arasında dağlar kadar fark vardı. Zavallı. İki frederik verdiği o Polonyalı onun peşine takılıp hep oyununu y‡netmişti. işte o zaman Polonyalı ortaya ƒıkmıştı. Her ikisi. Ah. biri kırmızının ‚zerine. b‚t‚n •sizin bozdurduklarınızı da yitirdi. Geƒ vakit. bunu hemen yerine getirirler. t‚kenmişti.†Siz nasıl isterseniz ‡yle yapın. Hatta bir iki kez hanım onu suƒ‚st‚ yakaladı ve her t‚rl‚ adı y‚z‚ne s‡yleyerek ona hakaret etti. En sonunda. †Canın isterse. istavroz ƒıkardı ve gidip yattı. ƒ‚nk‚ başını yastığa koyar koymaz uyudu. ben pek•l• kendi başıma yolu bulurum. g‡t‚r beni!‹ B. her biri kendi keyfince para koyuyordu. b‚t‚n g‡zden d‚şt‚ğ‚ s‚rece. koltuğunun arkasında dolanıp durur. kendilerini aldattığını. Potapytch araya girip ceplerinia altınlarla dolu olduğunu bildirir. Bunu savdıktan sonra gene ilkini alır. oysa ‡b‚r‚. sabahın birine doğru. Onun adına bozdurduklarımın hepsini. Sanki bilerekmiş gibi. Sonra ilerde ben kendi kendimi suƒlarım. Besbelli iyice yorulmuş. Sevgili hanımcığımı buraya getirdik. sen gelmezsen gelme. B‚y‚kanne ‡nlem alması iƒin hemen krupiyeye rica eder ve . Potapytch. beyciğim. b‚y‚kannenin ‡yle aklını başından alırlar ki. Potapytch b‚t‚n bunları ağlayarak hemen o akşam anlatmıştı bana ve berikilerin ceplerini doldurduklarını. Tanrı ona meleksi d‚şler g‡ndersin! Ah! El memleketleri!‹ diye s‚rd‚rd‚ Potapytch. hanım hepsini yitirdi: Ne kadar parası varsa. b‚y‚kannenin kendilerine borƒlu olduğunu. Antonine Vassilievna. Kavga ettikleri zaman. s‡zgelimi. ƒıkmayacağını ona pek•l• s‡ylemiştim ben!138 KUMARBAZ Potapytch b‚t‚n g‚n gazinoda onun yanında n‡bet tutar. onlara ƒok ahlaksızca davrandığını iddia ederek avaz avaz bağırırlar. b‚y‚kannenin g‚n‚n‚n nasıl sona erdiğini Potapytch'den ‡ğrendim. yalanım varsa Tanrı ƒarpsın.da herkesi g‚ld‚rd‚. de. saƒını ƒektiği o bir g‚n ‡nceki Polonyalıyı yanından kovar. birbirlerine ağıza alınmaz iltifatlarda bulunurlar. Doğruyu s‡yl‚yorum. Rusƒa anlıyordu. b‚y‚kanne gerƒek bir umutsuzluğa kapılır. Alexis Ivanovitch‹ diyordu Potapytch. †bundan yararlı hiƒbir şey. †Size bir beyefendi gibi davranıyordu. Beriki. Berikilerin bağırışmalanna ve itirazlarına karşın.j elveda!‹ Ve b‚y‚kannenin koltuğunun hemen KUMARBAZ 135 yanında bulunan sehpanın ‚zerine altın destesini bırakarak selam verip gittim. sonra barışırlar ve parayı gelişig‚zel atarlar. ‡b‚r‚ karanın ‚zerine koyuyordu. Astley'i bulamadım ve otele d‡nd‚m. bu ikincisi ilkinden daha da baskın ƒıkar. onu hemen geri g‡ndermişti. †hanımın ayaklarının dibinde s‚r‚nd‚ğ‚ halde‹ b‚y‚kanne hiƒ acımadan ona hep sert davranmıştı. biri yaşlı hanımın sağına. ‡b‚r‚ de soluna yerleşir. bu. B‚y‚kanne ‡nce Potapytch'e başvurmuştu ama. utanmadan para aşırıp bunları ceplerine tıktıklarını g‡zleriyle g‡rd‚ğ‚n‚ s‡yleyerek itiraz ediyordu. Sadece bir bardak su istedi. —şurada Tanrı'nın gazabına uğraya-yım ki. adam kendisinin kazandığım ve onun yitirdiğini s‡yl‚yordu avaz avaz bağırarak. b‡ylece de sonunda anlaşabiliyorlardı. yanımdan ayrılma. B‚y‚kanneyi y‡neten Polonyalılar defalarca yer değiştirirler. bir başkasını alır ama. b‚y‚kanneden zahmetine karşılık beş frcderik istiyordu ve • bunları b‚y‚kannenin mizasının yanına koyuyordu. Hadi bakalım. Eğer b‚y‚kanne kazanjr!sa. Polonyalıları kovarlarken. hatta adamın saƒlarını bile ƒekti. †Ne sersemlik!‹ diye arkamdan bağırdı b‚y‚kanne. kendi g‡zlerimle g‡rd‚m!— hanımın g‡z‚n‚n iƒine baka baka parasını ƒalıyordu. ݃lerinden biri. İşte elli frederikiniz de. Ortaya konan paralar ve oyunun gidişi konusunda durmadan kavga edip birbirlerine k‚f‚r ederler. istemiyorum! Ne tanık olmak istiyorum. İkinci Polonyalı da d‚nyada yerinden kıpırdamak (istemez: B‡ylece. En sonunda. ˆnce. zaten o da oralardan ayrılmamış. s‡zgelimi. ne de ortak: Beni mazur g‡r‚n.

O da hanımefendinin Œayaklarının izini ‹p‰yordu• ve Œayaklarının dibinde s‰r‰n‰yordu• ama. akşama doğru. b‰y‰kanne daha dairesindeyken. d‹n‰yor.KUMARBAZ 139 Polonyalıların keskin Šığlıklarına karşın. Kısacası. zor bela kovarlar. namuslu efendiye teklifsizce. yani general. Yeniden umuda kapılarak. hatta elden ele onlara bir' şey geŠirdiğini de yemin billah ederek bana s‹yledi. koltuğunun arkasında daha ‹nce hiŠ kimsenin g‹rmediği tam altı kadar Polonyalı vardı. Potapytch o namuslu efendinin berikilerle kaş g‹z işareti yaptığını. centilmenler gibi giyinmişti. herkese bir zorba gibi buyruklar veriyordu. Her an. elinde iskambiller. en korkunŠ yeminleri ederek namuslu bir insan olduğunu. laubali bir şekilde sesleniyorlardı. gerek gazino y‹netiminden b‰y‰k saygı g‹r‰r. Ona gelince. Bu g‰venceleri ‹yle sık sık yinelemeye başlar ki. tam tersine. bir uşağa benzemesine karşın. Potapytclı bana onun iki ‰Š kez gerŠekten b‰y‰k kazanŠlar elde etmeye başladığını anlattı. Ama. her oyundan sonra. en basitinden en ‰nl‰s‰ne kadar şimdiye kadar Œmilyonlar• yitiren Œbunamış yaşlı bir Rus kontesini• g‹rmek iŠin akın akın koşup gelirler. artık ona kulak da asmıyorlardı bile. Šekilip gitmeye cesaret edememişti. bizimkiler. kavgaya tutuşuyorlar. bir g‰n ‹nce yitirdiğinden başka. buyruklar veriyorlar.b‰y‰kannenin varlığını unutmuştu bile. onun bir tek meteliğini bile almayacağına ant iŠiyordu. paralan topluyorlar. son bir girişimde bulunmaya karar verirler. b‰y‰kannenin koltuğunun arkasında belirip ona yeniden hizmetlerini sunarlar. Zaten. B‰y‰kanne son paralarını da yitirdiğinde. Deş Grieux. Bir ‰Š‰nc‰s‰ atılıp hemen onların yerine ona hizmetlerini sunar: Bu ‰Š‰nc‰ Polonyalı Šok g‰zel RusŠa konuşuyordu. Bir saat sonra. b‰y‰kanne. koltuğundan da hemen hemen hiŠ kalkmadığından. berikiler onun s‹ylediklerini dinlemedikleri gibi. Ševrede bulunan herkese k‰stahŠa davranıyor. pek az kazanŠlı Šıkar. kendilerine borcu olduğunu avaz avaz bağırarak kanıtlamaya Šalışarak. adam ortalarda uşak gibi değil de b‰y‰kannenin efendisi gibi salınıyordu. sonra da140 KUMARBAZ KUMARBAZ 141 cay getirir. Onun yedi sekiz saat s‰reyle. orada onları tekme tokat. Zaten oraya da ikisi birden koşarlar. Ama. o . saat on birden ‹nce. Bununla birlikte. Polonyalılardan kurtulmakla pek. Yanındaki y‰zde beş faizli b‰t‰n devlet tahvillerini birbiri ardından bozdurmuştu. kumarbazlar bir adamın yirmi d‹rt saat boyunca. Otele işte bu şekilde d‹nerler. o g‰n. b‰y‰kanne o g‰n. Sabahleyin. başlangıŠta bu efendi oyununu d‰zeltir ve kazanır gibi g‹r‰nd‰ğ‰nden. B‰y‰kanne yemek yemediğinden. Yavaş yavaş ‰n‰ b‰t‰n kente yayılır. b‰y‰kannenin kendilerini aldattığını. yeni- . b‰y‰kanne onu başından atmaya bir t‰rl‰ karar veremez. Polonyalılardan biri gerŠekten yararlı olabilirdi: Gazinonun b‰fesine koşup ona bir kŽse et suyu. koltuğunun yanında koşuyorlardı. kocaman bir bıyığı ve pek Šok ‹zsaygısı vardı. Ve b‰y‰kanne her şeyini iyice batırdıktan sonra. Parası olduğu s‰rece yaşlı hanım gerek krupiyelerden. gazinodan kovulan iki Polonyalı. akşamın saat sekizine doğru otele' d‹nd‰ğ‰nde. Ne var ki. bizim otelde de kesin sonuca g‹t‰ren olaylar meydana geliyordu. Potapytch'in hesabına g‹re. masanın başından ayrılmadan koltuğunda oturmasına şaşıyordum ama. g‹zlerini sağa sola bile oynatmadan aynı yerde oturabileceklerini Šok iyi bilirler. polis gelir. seksen altı bin ruble yitirmişti. hatta ufak tefek işlerini de g‹receklerini bildirirler. omuzunun ‰zerinden masaya doğru eğiliyorlar. ‰Š d‹rt Polonyalı bir t‰rl‰ onun yanından ayrılamıyorlardı. b‰y‰kanneye doğru . adamların cepleri b‰y‰kanne yararına boşaltılır. B‰t‰n ‰lkelerden kaplıcaya gelenler. b‰y‰kannenin son banknotunu yitirdiğini herkesin g‹rebildiği bir sırada. para s‰r‰yorlar. b‰y‰kanne gerŠekten korkmaya başlar. B‰y‰kannenin gitmek ş‹yle dursun.

†Ben giderken o kumara başlamıştı bile. B. ne yapacağını bilemeden ƒalışma odasında bir aşağı bir yukarı gidip gelir. b‚t‚n kentte bir rezalet konusu olduğunu ve en sonunda. Bunamış. General peşinden gazinoya koşup da onu k‚ƒ‚k prensin kolunda g‡r‚nce. B‚t‚n g‚n Mile Blanche.. başıyla beni selamlayıp g‡zden kayboldu. B. Šstelik de konuşmayı Pauline'e getirmekte korkunƒ derecede bir g‚ƒl‚k ƒekiyordum. o daha sabahtan kesin ‡nlemler almıştı: Generali kesin olarak başından savmıştı. general ansızın tehdit edici bir tonla. ansızın k‚ƒ‚k prensin beş parasız bir dilenci gibi yoksul olduğunun ve rulet oynamak iƒin emre muharrer bir senet karşılığında borƒ para almayı d‚ş‚nd‚ğ‚n‚n farkına varırlar. Saat beşte. †Evet. ne de dul Bayan Cominges onu tanırlar. kaygılıya benziyordu. Mile Blanche ‡fkeyle onu kovar ve odasına kapanır. Akşam. Mile Blanche'a gelince. Mile Blanche'ia kesin ve gizemli bir konuşma yaptıktan sonra otelden b‚sb‚t‚n ayrıldığını ‡ğrenirler.. ne yazık ki bulamadım. ne gazinoda. Bu kez otelde yemek yememişti. Astley onu da merak etmedi. Kendisi iƒin bundan ƒıkacak korkunƒ sonuƒları d‚ş‚nerek tir tir titreyen ve adeta baygınlıklar geƒiren general dozu artırır bile: Yarım saat rica ve yalvarmalardan sonra. sonra omuzlarını silkti.fasını kurcalayan d‚ş‚nce. avaz avaz bağırarak b‚t‚n ailenin şerefini lekelediğini. Hanımefendi!‹ diye bağırır. o ansızın yol ‚st‚nde bulunan Quatre-Saisons Oteli'ne doğru kıvrıldı. manevralar ƒevirir. Mile Blanche hesaplarında korkunƒ şekilde yanılıyordu. Deş Grieux omuzlarını silker ve generalle aƒıkƒa alay eder.. ne ƒare k’ bana ‡yle bir karşılık verdi ki.den gazinoya d‡neceğini ‡ğrenince. duygularını en sonunda kesinlikle aƒığa vurması iƒin k‚ƒ‚k prensin nabzını yoklar. D‡nerken yavaş yavaş bir kesinliğe ulaştım: Onunla iki saat boyunca konuşmuş . hatta Mile Blanche'a olan tutkusunu bile itiraf ettikten sonra (tamamiyle aklını yitirmişti). ya!‹ diye karşılık verdi. zavallı ama. y‚z‚nden ka-. ş‡yle ya da b‡yle bir g‡zetim. s‡yleyerek.. Hemen peşinden yetiştim. ya da herhangi bir sıkıntı belirtisi okumak olanaksız olmasına karşın. ne de parktaydı. ona herhangi bir şey sormaya vakit bulamadım.142 KUMARBAZ KUMARBAZ 143 Ama. En sonunda. saygıdeğer yaşlı bir hanımın kumarda b‚t‚n parasını yitereciğini vb. en sonunda da: †Siz Rus s‡zc‚ğ‚n‚ kirletiyorsunuz. Acelesi vardı. ne kendisi. ne yazık ki. ayağını yere vurarak bağırıp ƒağırmaya bile başlar. Bu k‚ƒ‚k felaket ancak akşam ‚zeri patlak verdi. yitireceğinden emindim. onu karşısında g‡rmeye bile dayanamıyordu.‹ †İş iƒin mi?‹ †Evet. Astley'e gittim. onu g‡r‚r‚m. bir daha da onu g‡rmez. ƒ‚nk‚ ƒok ilginƒ bir şey. durmadı ve hızlı adımlarla yoluna devam etti. b‚y‚kannenin başına gelenleri anlattım: Beni dikkat ve ciddiyetle dinledi. ya da daha doğrusu B. ona: †Hepsini yitirecek!‹ dedim. Ben. bir ara gazinoya uğrayıp. Aynı g‚n sabahı. Vakit bulursam.. ya da bir yasaklama elde edemezler miydi acaba? Ama. o da ne s‡yleyeceğini. onu birdenbire istasyondan İngiltere Oteli'ne giderken g‡rd‚m. †Frankfurt'a. ˆzellikle de gerƒekten polise başvurup vuramayacak-lannı d‚ş‚n‚yorlardı. ben hep onun yanından y‚r‚yordum ama. †Bunun iƒin g‚venlik ‡rg‚t‚ vardır!‹ En sonunda da b‚y‚kanne (s‡zc‚ğ‚n tam anlamıyla) onu bastonla d‡verek kapı dışarı eder. Deş Grieux eliyle hor g‡ren bir hareket yapar. K‚ƒ‚k prens bile ona selam vermez.. Astley'i aradım ama.‹ Soruyu hen‚z kendisine y‡neltmediğime kendim de şaşarak: †Siz nereye gittiniz. Ben ona. kuzum?‹ diye haykırdım. Generalle Deş Gricııx ‡ğleye kadar bir iki kez daha g‡r‚ş‚rler. O her zamanki haykırışıyla: †Ah!‹ diyerek bana iƒtenlikle elini uzattı ama. Ne odasında. onunla kesin olarak ve iƒtenlikle g‡r‚şmek ‚zere topluca (Pauline'in dışında) gelirler.‹ Ona daha fazla ne sorabilirdim ki? Zaten..

onun yerine. B‡ylece.olsaydım bile. Bununla birlikte. bulunduğunu bildiğimden.konusu yapıyordum. İsyan ettirici değil midir bu? O zibidi Fran-sızın onun iƒin her şey olmasını akıl alır mıydı? Ya B. baron olayı geceli ‚ƒ g‚n oldu. Kendisini gerƒekten • sevdiğimi biliyordu. ya da ilgisizlik belirtisiylc. aramızda pek garip bir biƒimde başladığı bir gerƒektir.. sanki aile fırtınaları sadece onu esirgemiş gibi.. ƒ‚nk‚ bunu ƒok iyi hissettim: Beni dinledikten ve acı ƒektiresiye kadar beni ƒileden ƒıkardıktan sonra.. ˆfkeyle odama ƒıktım. onunla konuşmaktan kaƒındım.. •‚nk‚ ona benimle aƒıky‚rekli ve aƒıks‡zlii olmasını bin kez rica ettim. Aƒıkƒa belli oluyor bu! B‚y‚kanneyle aralarında geƒen konuşma y‚reğimi parƒaladı.. Pauline'le ƒocuklara rastladım. Pauline'b‚t‚n g‚n ƒocuklar ve dadılarıyla parkta gezin di. İyi ama. elbette benimle alay etmek iƒindi bu. Astley'le yaptığım konuşmadan sonra otele d‡nd‚ğ‚m zaman. 144 KUMARBAZ 145 işte bu y‚zden onunla o şekilde konuşmaya başladım.. ona soracak hiƒbir şeyim yoktu! Evet. ‚ƒ dakika sonra garson d‡nd‚ ve bana †teşekk‚r ettiklerini‹ bildirdi.. Aslına bakarsanız. o da bensiz yaşayamaz! Ben. onun iƒin zorunluyum.. aralarında mutlaka ‡nemli ailevi tartışmalar geƒtiğini d‚ş‚nm‚şt‚m. Ama. Elbette ki. Beni sadece soytarı olarak d‚ş‚nebilmesi olası mıdır? Onun bir gizi var. pek ‡nemli şeyler dışında da onunla hemen hemen artık hiƒ konuşmuyordu. Bununla birlikte onsuz yaşayamayacağımı da ƒok iyi biliyor. iƒimdeki ‡fke daha ƒok kabarıyordu. ya da kendisine sunduğum yaşamımın feda edilmesi yerine beni. bana iƒini d‡kmek isteğini ve hatta bu y‡nde girişimlerde bulunduğunu fark etmiştim. ya da iƒerde kaldı. sonun pek yaklaştığını aƒıkƒa g‡r‚yorum. genƒ kızdan kaƒınamadığını.‹ Pusulayı nı‚h‚rlcdim ve elden vermek emriyle kat hiz-nıetƒisiyle g‡nderdim. Ama. Bir hayli zamandan beri generalden kaƒıyordu. ya da beni ƒağırtın. beni kullanın: Şimdilik adamdayım. y‚reğim ‡yle şiddetle ƒarpmaya başladı ki. tam da b‡yleydi işte! Hiƒbir şekilde ona sorumu y‡nel-temezdim. onun uğruna gerƒekten canımı vermeye hazır olduğumu ƒok iyi biliyor. hiƒ değilse. bir ‡fke n‡betine kapılarak. Wurmerhelm olayından beri onunla bir kez bile karşılaşmamıştım: Bunu bir onur. y‚z‚m sapsarı kesildi. Gerekirse. Ne var ki. Genƒ kızın y‚z‚nde derin bir sakinlik ve huzur okunuyordu. bu başarılı olmadı. Astley? Doğrusu işte burada olay iƒinden ƒıkılmaz hale geliyordu ve bununla birlikte. geƒen g‚n baronla olduğu gibi. itiraflarımı b‡yle bir hor g‡rmeyle karşılayamazdı. acayip ilişkiler s‚rd‚rd‚k. . neden kendisine ondan s‡z etmeme d‚ped‚z engel olmuyordu? Oysa. Demin gazinonun yakınlarında ona rastladığım zaman. ipe sapa gelmez. Tanrım. bana bir iki satır yazın.. mademki sevgimden hoşlanmıyordu. ansızın keyfimi kaƒırmaktan pek hoşlanıyordu. beni hep hor g‡rerek uzaklaştırdı. Ama. Yanıt beklemiyordum ama. onunla ‡yle konuşmama katlanmıştı. B. ƒoğu zaman oradayım. apaƒık herhangi bir hor g‡rme. Selamıma bir baş hareketiyle karşılık verdi. Beni hiƒ sevmese bile. deli saƒması eylemlere zorladı. hiƒbir yere gittiğim yok. bunun ucu elbette ki size de dokunacaktır. başka bir deyişle. Bundan kesinlikle eminim. h'atta kimi zaman beni konuşmam iƒin kışkırtıyordu bile. ne işkenceler ƒekiyordum! Odama d‡n‚nce.. Size son kez yineliyorum: Yaşamıma gereksinim duyuyor musunuz? Herhangi bir şeye yararım. tam iki ay!) onun benimle dost olmak. ayrılığımıza artık dayanamıyorum. duygularımı ayaklar altına alamazdı. Bir s‚re ‡nce (bir hayli oldu bile. hiƒbir şey ‡ğrenemezdim. Bir s‚reden beri bunun farkmday-dım. generalin bug‚n ne durumda. zaman geƒtikƒe. buna izin vermişti! Bunun. bu konuda hiƒbir şey yapmıyordu. ƒ‚nk‚. hemen kalemi yakaladım ve şu satırları karaladım: †Pauline Alexandrovna.

besbelli s‡zlerimden hiƒbir şey anlamamıştı.. Alexis Ivanovitch?‹ dedi ansızın bana doğru d‡nerek. Bilgiƒ bir sesle konuşuyordu: †Siz daha bunu bilmiyordunuz. nank‡rl‚k değil mi. işte elimde avucumda kalan hepsi o kadar. Şapkasıyla bastonu divanın ‚zerindeydi.Saat yediye doğru beni generalin yanına ƒağırdılar. 3eni fark edince adeta bir ƒığlık kopararak ‚zerime atıldı: ilimde olmadan geriye doğru bir adım altım ve odadan ƒıkmak istedim ama.. ne dersiniz?‹ . Hen‚z bunlardan hiƒ haberim olmadığını sanıyordu. En sonunda benden ‡ğ‚t gibi bir şeyler beklediğini. evet!‹ diye karşjlık verdi ama. benim halim ne olacak? S‡ylesenize. •alışma odasındaydı ve sanki dışarı ƒıkmaya hazırlanıyormuş gibi giyinmişti. neredeyse ayaklarıma kapanacaktı (ne iƒin hem de bilir misiniz?) hemen F. †kısacası. beni de tam karşısındaki coltuğa oturttu ve ellerimi bırakmadan. kendisine s‡ylenenleri anlamıyor-du bile.. s‡ylediklerimi iyi duyamamıştı bile. dudakları titreyerek. ya da daha doğrusu herkes tarafından terk edilince..‡fkeyle k‡p‚rerek. gene Mile Blanche'la gitmeye hazırlanan. bilmiyorum. konuşmak. ve o zaman.. kendi kendine konuşur halde g‡r‚r gibi oldum. azizim‹ diyordu bir k‡şedeki hayali bir muhataba seslenerek.. bizde.. Tutarsız s‡zler s‡yleyerek b‚y‚kanne konusunda da konuşmaya başladı. evet.liyordu. yetkililerin bulunduğu iyi d‚zenlenmiş bir Devlette. †Tanrı adına. başı an‚ne eğik. Konuşmaya Pauline Alexandrovna'yla ƒocuklara getirmeye ƒalıştım. bu t‚r yaşlı kadınları b‚kerler. ta ki dize getirinceye kadar. bizde‹ diye başladı ansızın .. evet. Ona Deş Grieux'den s‡z etmek istedim ama. g‡zlerinde yaşlar parlarken. sonra?‹ General d‚ş‚nceli bir halle bana baktı ama.... yalvaran bir sesle bana şunları s‡yledi: ' †Alexis Ivanovitch. Ellerini kavuşturuyordu. †O gitti! B‚t‚n mal varlığım. galiba yedi y‚z frank. kurtarın beni. Hani şu para. acıyın jana!‹ Uzun bir s‚re hiƒbir şey anlayamadım. konuşmak iƒin beni ƒağırttığını tahmin ettim. Artık aklı başında değildi. †Mile Blanche beni bug‚ne kadar belki fark etmedi bile? Ben ne yapabilirim ki?‹ İtiraz etmek yararsızdı. ya da en azından iyice soğukkanlılığım yitirmişti.. ona yalvarmam.‹ diye haykırdım.... general iki elimi yakaladı ve beni divana loğru ƒekti. Bayım. kaygı ve umutsuzluğun penƒesinde kıvranırken beni anımsadığını ve sadece konuşmak. bilmiyorum!. Zaten ne kadar olduğunu bilmiyorum.‹ †Otelin hesabını nasıl ‡deyeceksiniz?‹ diye haykırdım dehşetle.. prensten s‡z etmeye başladı hemen ve o zaman.. bir el hareketiyle beni durdurdu. şimdi de. bu t‚r ihtiyar kadınları da vesayet altına alırlardı! Evet. 10 146 KUMARBAZ KUMARBAZ 147 Mile Blanche'a gidip. b‚kerler. †Benim halim ne olacak.. Ah! Nedir başıma gelen felaket!‹ Kendini yeniden divana attı ve bir saniye sonra. azizim. bana acele acele: †Evet. hemen hemen hıƒkırıklarla ağlayarak. bir solucan gibi ƒırƒıplak kaldım! Sizin getirdiğiniz şu para var ya.. Kendisi oraya oturdu. kendisine geri d‡n‚p evlenmeye ikna etmem iƒin. Mile Blanche'ın kendisiyle evlenmek istemediğini anlattı: •‚nk‚ telgrafın yerine b‚y‚kanne ƒıkagelmişti -ve şimdi artık mirasa konamayacağı da aƒıkƒa ortaya ƒıkmıştı. †ˆz‚r dilerim. general hiƒ durmadan konuşuyor. soluk soluğa. polise başvurma fikrinden bir t‚rl‚ vazgeƒmiyordu.. †ya. evet‹ diye s‚rd‚rd‚ ansızın ayağa kalkıp odayı arşınlayarak. nank‡rl‚k değil mi bu.... onu odanın ortasında bacakları ayrılmış. †Bizde. ona rehinli. †‡yleyse ‡ğrenin ki. general ama. kurtarın beni. her dakika da: †Bana acıyın!‹ diye yine-. ݃eri girince. bizde.

B‚y‚kannenin sesi de. Dul bayan •ominges de oradaydı. sevgili Alcxis Ivanovitch. †Fena değil. bana ihtiyacı var. ayrıca. hepsini getirmemiştim. bekleyiş iƒindeydim. Kısacası. Hepsi ‡zel kompartımana yerleştiler. ‚ƒ k‡y‚m. yaşlı bir kadını hoş g‡r‚rs‚n‚z. B‡yle bir adama yapılacak hiƒbir şey yoktu. Mile Blanche'la general kahkahalarla g‚l‚yorlardı. divanda oturuyordu.‹ B. kaldır beni!‹ Oysa b‚y‚kanneyi uğurlamaya niyetleniyordum.. Sakın bana kızma. . sevinƒten ƒılgına d‡nen general bir s‚r‚ saƒına sapan şeyler s‡yl‚yordu. ƒ‚nk‚ g‡r‚ş‚me g‡re. Generalin yanından hen‚z ayrılmıştım ki Potapytch gelip. son derece kaz kafalı bir adam. Onu bekleyeceğim. b‚y‚kannenin ilk ƒağrısına hemen koşup gelmişti. bitkin. Tanrı kendini beğenmişliği er geƒ cezalandırıyor. ne halde olduğuna bakmak iƒin arada sırada uğramasını da dadıya tembih ettim. Eh. D‚n benimle gelmemekte haklıymışsın. Marthe ona neredeyse zorla iƒirdiği bir bir fincan ƒay getirdi. Alexis Ivanovitch. Generalin dairesinin ‡n‚nden geƒerken. koltuğunda oturuyordu. Bu iş bittikten sonra. hadi bakalım. ƒağırttım. Ama. Saat sekizdi . gidip bir s‚re ağaƒlı yolda gezindim. g‡r‚n‚şe g‡re hasta. l‚zumsuz konuşmalara kalkışmadan. selam verip ƒıktı.‹ Odama d‡nd‚m. işlerini g‡rmek 'iƒin bile olsa! Evet. iki evim var. ƒok akıllı bir delikanlı olan kat garsonuyla da konuştum.ve b‚y‚kanne son meteliğine kadar yitirdiği gazinodan hen‚z d‡nm‚şt‚. ƒalışma odasının kapısında. ihtiyar bdr aptalım ben. her şeyi orada bıraktım. Şimdi artık genƒleri hafiflikle suƒlamayacağım. Bundan başka da.‹ dedi ağır ağır ve ciddi bir halle başını eğerek. Odamda duramadım. Astley'di galiba. Bcyciğim‹ diye karşılık verdi ‚zg‚n bir 'halle. Hiƒ duraksamadan. ona efendisini sordum. ondan daha akıllı değilim ya. B‚t‚n bunları kaygılanmaması iƒin s‡yl‚yorum. İyi k‡t‚ onu başımdan savdım ama.uzun kahkahalarla g‚l‚yordu. sersem tavuk. azizim. hiƒ kusura bakmasın. tonu da aƒıkƒa değişmişti. Pauline'e yazdığım mektup aƒık ve kesindi. yaklaşık y‚z bin ruble. Astley.. Pauline beni dost olarak geri itse bile. hoş bende. dosKUMARBAZ 149 t‚m. Aa! İşte geldi! Mert bir insan olduğu belli. Otelde Deş Grieux' n‚n gidişinden s‡z edildiğini işittim.En sonunda da kanlı g‡zyaşlarıyla ağlamaya koyuldu. ona beş para bile vermeyeceğim. Koridora ƒıktım. saat dokuz buƒukta gidiyorum. Dostum. bir hafta iƒin ondan ‚ƒ bin frank ‡d‚nƒ almak istiyorum. şaşırarak durdum. b‚y‚kannenin imzaladığı bir k•ğıt karşılığında hemen onun avucuna ‚ƒ bin frangı şıp diye sayıverdi.‹ dedi veda ederken. Aslına bakarsan. Hatta şu sizin zavallı generali kınamaya ƒekineceğim. y‚z‚n‚ bin bir kırışıkla buruşturan ve g‡zlerini kapatan sinirli ve . kemiklerim sızlıyor. meteliksiz kaldım. Aklına bir şeyler esip de beni reddetmemesini s‡yle148 KUMARBAZ ona. Ben h•l• oldukƒa zengin bir kadınım. dadıyla 'karşılaştım. Bir saniye bile -gecikmek istemiyorum. Marthe. bu besbelli! Trenin hareket saatinde istasyona koştum ve b‚y‚kanneyi kompartımana yerleştirdim. Bununla birlikte iƒeri girdim ama. elveda. her an bir şey olacakmış gibi geliyordu bana. †G‚naydın. varolan felaket de kesindi. o da g‡z kulak olacağına s‡z verdi bana. •‚nk‚ ona gerekliyim. daha param da var. Senin İngilizi. †D‚n ona s‡ylediklerimi Prascovia' ya yinele. †Şimdi artık beni yalnız bırak. G‡r‚n‚şe g‡re. Aşağı indim: Yaşlı hanını yorgun. †•ıkar g‚tmeyen yakınlığın iƒin sana teşekk‚r ederim. †Sizi bir kez daha rahatsız ettiğim iƒin bağışlayın ama. neyse. b‚y‚kannenin dairesine gitmemi rica etti. belki de uşak olarak kabul ederdi. Şimdi artık hiƒbir şeyim yok. bir saatten biraz fazla zamanım var: Biraz uzanacağım. Onu yalnız bırakmak da bir o kadar tehlikeliydi: Başına bir şey gelebilirdi.

Odama ƒıktım. Akrabanız olan o yaşlı hanımın gelişi. davranışımda bir centilmene ve d‚r‚st bir adama yakışmayan hiƒbir şey bulmayacağınızı umarım. Y‚z‚ sapsarıydı ve ‚z‚nt‚l‚ g‡r‚n‚yordu. Olanlara ‚z‚l‚yorum ama. Hemen hemen b‚t‚n paramı ‚vey babanızın borƒlarım ‡demek iƒin yitirdiğimden. •alışma odasının eşiğinde bir dakika durduktan sonra. Ah! Eskiden bambaşka bir adamdı.150 KUMARBAZ KUMARBAZ †Neyim mi var? Siz! Burada. alırken. . †pek ‚z‚c‚ olaylar beni hemen gitmek zorunda bıraktı. uƒarı ‚vey babanızın b‚t‚n servetinizi har vurup harman savurduğunu bildiğimden.. Bunu hemen g‡receksiniz. ne b‚y‚k bir sevinƒle şimdi kafasına fırlatırdım!‹ .. O elli bin frangı. Ben iƒeri girince karaltı ayağa kalktı. her şey aƒık‹ dedim Pauline'e doğru d‡nerek. sanıyordu. Bununla birlikte. bir mektup koydu. bana: †Ne o. •abucak yaklaşıp baktım ve. Pauline ayağa kalktı.. s‡zc‚k s‡zc‚k değilse de.Olanları daha sonra bizzat Mile Blanclıe'ın ağzından ‡ğrendim: Prensi kovduktan sonra generalin umutsuz ‚z‚nt‚s‚n‚ ' ‡ğrenince.‹ dedi. sizin d‚ş‚ncesiz.. İtaat ettim. †Uzun zamandan beri ne d‚ş‚neceğimi biliyordum: D‚ş‚ncelerini okuyordum onun. bir s‚reden beri kendimi kaptırdığım tatlı umutlar beslemekten beni engelliyor. †ne yapacağını bekliyordum. bir k‡şede iskemlede oturan bir karaltı g‡z‚me ƒarptı. O aradığımı. Pauline de g‡r‚n‚şte sakin bir halle: †Hiƒbir “ey beklemiyordum‹ diye karşılık verdi ama. benim odamda!‹ †Ben gelirsem.. iƒeri girmekten vazgeƒtim ve g‡r‚nmeden ƒekilip gittim.. pencerenin yanında. †Ona karşı bilerek hor g‡rmemi ve nefretimi artırdım‹ diye s‚rd‚rd‚.‹ Durdu ve t‚mcesinin ortasında dudaklarını ısırarak sustu. Kuşkusuz siz de fark etmişsinizdir ki. o sersemin (‚vey babamın) ona borƒlu olduğu parayı kafasına fırlatıp onu kovacaktım! Bir hayli. Bu benim huyumdur.. bambaşka! Şimdiyse. onu avutmak istemiş ve gelip ona k‚ƒ‚k bir ziyarette bulunmuştu. Telgraf gelseydi. Ama.‹ †Pek•l•.. †Deş Grieux'n‚n yazısı bu!‹ diye haykırdım mektubu. Mektuptaki s‡zleri tam olarak unuttum ama. zavallı general o anda yazgısının kesinleştiğinden ve Mile Blanche'ın ertesi sabah ilk trenle Paris'e gitmek ‚zere eşyalarını toplamaya bile başladığından habersizdi. satırlar g‡zlerimin ‡n‚nde dans ediyordu. ona elli bin frank bağışlamaya karar verdim ve bu miktar tutarındaki senetlerin bir b‡l‚m‚n‚ ona geri veriyorum. Emin olun ki anınız ebediyen kalbimde kazılı kalacak. Ellerim titriyordu. toptan gelirim. Kapıyı aƒınca. akıl almaz davranışı duraksamalarıma son verdi. Pauline. b‡ylece şimdi malınızın hukuk yoluyla geri verilmesini isteyerek yitirdiklerinizi yeniden elde edebilirsiniz. †Okuyun!‹ diye de buyurdu. İşlerinizin bug‚nk‚ durumuyla girişimimin size yararlı olacağını umarım. Bu davranışla da şerefi bir adamın g‡revlerini yerine getirdiğimi umarım. bir mum yakın. alacakaranlıkta. oh! Bir hayli zamandan beri ona tahamm‚l edemiyordum.. masaya yaklaştı.en azından d‚ş‚nce olarak ş‡yleydi: †K‚ƒ‚k hamın‹ diye yazmıştı Deş Grieux. ‡n‚me aƒılmış. Benim kendi işlerimin d‚zensizliği elbette ki. her şey iyice aydınlanmadan sizinle kesin bir aƒıklamadan bilerek kaƒındım. şimdi!. sesinde belli belirsiz bir titreme vardı. elimde kalanları kullanmak zorunda kaldım.. ‚stelik de y‚z‚ne t‚k‚rerek. ısrar edeceğimi. Bana rehin edilen malların satışına hiƒ gecikmeden girişmelerini Petersboıırg'daki dostlarıma bildirdim bile. neniz var?‹ diye sordu garip bir sesle. †Gerƒekten de başka bir şey mi bekliyordunuz?‹ diye s‚rd‚rd‚m ‡fkeyle.soluğum kesildi: Pauline'di bu! ON DˆRDŠNCŠ BˆLŠM Ağzımdan bir ƒığlık kaƒtı.

ben de orada ‡yle karşısında hiƒbir şey anlamadan kazık gibi dikilmiş duruyordum! Beynimde ƒılgın. ‡nceden saptanmış. †Evet ve belki de size: "ˆnce bana elli bin frangı geri verin" der.. nereden?‹ diye yineleyip duruyordum dişlerimi gıcırdatarak.‹ †Siz bir tek s‡z s‡yleyin. B‚t‚n g‚c‚ t‚kenmişe benziyordu. ‡yle mi?‹ dedi acı bir g‚l‚msemeyle. hemen d‡neceğim! Bu. en sonunda onu kaƒınılmaz. Deş Grieux'y‚ nasıl. G‚lmeye başladı. Pauline dalgın ve sabırsız bir halle y‚z‚me baktı. sanki o parayı ansızın yerden toplamak olasıymış gibi.. olası bir ihtimal gibi (dolayısıyla da belirsiz) değil de. ya B. alƒağın! Onu d‚elloda ‡ld‚rmemi ister misiniz? Nerede şimdi?‹ 152 KUMARBAZ †Frankfurt'ta. †Bana bakın. †Demek ki şu İngiliz iƒin senden ayrılmamı istiyorsun. bir genƒ kız. nasıl sevebildiniz! Alƒağın biri. tutkulu bir istekle bağlantılıysa.. †Onun evine gidemem. benim g‡z‚mde gene de mucizedir o ser‚ven. bu zorunlu! Bak g‡receksin! Dur burada. Evet. Ne olduğunu bilmem ama. oluşamaması olanaksız bir şey gibi kabul ederiz! Belki burada daha fazla bir şey vardır: Bir ‡nseziler bileşimi. Her ne kadar aritmetikle m‚kemmelen aƒıklanabilirse de. bir başına otelde. Pauline'in g‡zleri parlamaya başladı. benim odama gelmişti.. Arkamdan bir şeyler bağırdı ama.. orada ‡ylece dikilip duruyordum! Demek beni seviyordu! B. en sonunda onun gerKUMARBAZ 153 ƒekleşebileceğine inanırız.. †Pauline! Bana sadece bir saat izin ver! Sadece bir saat burada bekle ve. Astley'e değil. bana gelmişti! O.-Sonra da ne diye d‚ello etsin? Ne aptallık!‹ . bu kesin g‚ven o kadar uzun zamandan beri neden bu -kadar derin. doğru! Şimdi general ne işe yarar ki?‹ diye bağırdım ansızın. bu kadar sağlam biƒimde.‹ †Oo! Bu aynı şey değil ki! Aynı şey değil!‹ †Evet. Peki. †Ama. Hiƒ kimseden de ‡z‚r dilemek istemiyorum‹ diye ekledi hiddetli bir sesle. o kadar k‡k saldı bende? •‚nk‚. orada ‚ƒ g‚n kalacak.. Astley?‹ diye ona sordum: Tam . bir fikir parladı.o sırada aklıma garip bir fikir gelmişti. kim-bilir... başıma gelmemezlik edemez bir şey gibi d‚ş‚n‚yordum bunu! . geri verdiği o elli bin franklık senet generalin elinde değil mi? Onu alıp Deş Grieux'ye geri g‡nderin. †Ne yapabiliriz?‹ diye haykırdım. ya da daha başka bir şey vardır. size bir kez daha s‡yl‚yorum. o k•ğıt. †İyi ama. g‡r‚n‚şte en olanaksız d‚ş‚nce kafamıza ‡yle kuvvetle saplanır ki. ben geri d‡nmedim. istencin olağan‚st‚ bir ƒabası. soruşturan bakışlarına yanıt bile vermedim. zorunlu. alnımıza yazılmış bir şey gibi. var olmaması. †Neden b‚y‚kanne?‹ dedi ‡fkeyle. kimi zaman en ƒılgın. B‡ylece herkesin g‡z‚nde kendini lekeliyordu. Sanki bir şimşek ƒakmış gibi g‡zlerim kamaştı.†Ama. iƒe işleyen bakışlarını bana dikerek. Hiƒ kuşkusuz o anda heyecandan başı d‡nd‚: Birdenbire divana oturdu. Dahası: Eğer bu d‚ş‚nce şiddetli. şu elli bin frangı nereden bulmalı. İlk kez bana 'sen' diyordu. imgeleme yetisiyle bir kendi kendini zehirleme. g‡zlerime ve kulaklarıma inanamadan. dur bekle!‹ Ve koşarak odadan ƒıktım.. yarın ilk trenle giderim!‹ dedim aptal bir coşkuyla. o akşam (p akşamı ‡mr‚m oldukƒa unutamam) başıma mucizevi bir ser‚ven geldi.

Yeniden kazandım. ˆyle. Ve krupiyelerin en kıdemlisi kapanıştan ‡nce. o anda hiƒbir şey hissetmedim.' rastlantıyla. hiƒbir'şey d‚ş‚nmeden. Bana banknotla ‡deme yaptılar. aynı zamanda da o ana kadar hiƒ hissetmediğim bir heyecanla girdim. b‚t‚n bu parayı kırmızının ‚zerine ittim. en sakınmışız kumarbazın yapacağı gibi. hem de kazancımı. o anda yitirmenin benim iƒin ne anlam taşıyacağını dehşetle hissettim! S‡z konusu olan b‚t‚n yaşamımdı! . belki de. yeşil ƒuhanın ‚zerinde: Pas s‡zc‚ğ‚ ƒizilmişti. ne de s‚rd‚ğ‚m paraların miktarını anımsıyorum. aklım başıma geldi! B‚t‚n gece boyunca korkunun beni dondurduğu bu tek seferde ƒilerim. Krupiye: †Yirmi iki!‹ diye bağırdı. Bunlar. sabahtan akşama kadar kumar oynarlar.. b‚t‚n gece şafak s‡k‚nceye kadar da oynarlardı. Blanchard'ın (1). Yine kazanmıştım! B‡ylece toplam seksen frederik ediyordu! Hepsini ortadaki on iki sayının ‚zerine koydum (‚ƒ kat kazanƒ ama. ne kadar kazandığımı. şanssız ‚ƒ oyun bana on iki bin yi-irtti. Pas. Adeta 'ateşli bir kendimden geƒmeyle. eğer olanak bulabilseler. Bir bilinƒ şimşeği iƒinde. Ansızın. hesaplamadan! Zaten bir bekleme anı. sehpa d‡nmeye başladı ve yirmi d‡rt ƒıktı. kararlamadan. Yeniden hepsini s‚rd‚m: Hem ilk mizamı. bu kez d‡rt bin florin ve yirmi frederik olmuştu (h•l• hesaplayabiliyordum). ayaklarım tir tir titriyordu. şimdi toptan iki y‚z frederikim olmuştu. Sadece. ama. O andan sonra. •epeƒevre herkes konuşuyor ve bekliyordu. son d‡rt bini passe'ın ‚zerine koydum ma.Saat onu ƒeyrek geƒiyordu. ve ansızın. iki karşıt şans). Pek fazla kalabalık yoktu. Krupiye: †Kırmızı!‹ diye bağırdı. on dokuzdan otuz altıya kadar bir sayılar dizisidir. On kadar oyuncu aceleyle benim gibi karanın ‚zerine para koydular. ƒıkan son numarayı bile işitmemiştim. yani gece yarısından az ‡nce: †Son ‚ƒ oyun. adeta 'd‚şte gibi. umurumda mı benim? Ben hesap kitap yapmıyordum. Paris'te balonundan yere fırlatıldığı zaman duyduğuna benzer bir heyecan oldu. †D‡rt!‹ diye bağırdı krupiye.. bunun ‚zerine. d‡rt oyun ‚st ‚s-:e kazandım. Bn. Sabahkinden iki kat daha az olmakla birlikte oyun salonlarında h•l• kalabalık vardı. Tam ‡n‚mde. Bir ‡nceki mizayla birlikte. artık ne.se. Beyler!‹ diye bildirdiğinde kimi zaman bunlar ceplerindekinin hepsini bu son ‚ƒ oyunda ortaya s‚rmeye hazırdırlar. gerƒekten de154 KUMARBAZ KUMARBAZ 155 en b‚y‚k paralar bu saatte yitirilir. Doğruca b‚y‚kannenin oturmuş olduğu masaya y‡neldim. yaklaşık on altı bin florin kazandığımı anımsıyorum. Kara ƒıktı. başlarken bunu sorup ‡ğrenmedim bile. Ondan sonra. Krupiyeler bakıştılar ve aralarında konuştular. Bana elli frederiklik ‚ƒ desteyle on da altın verdiler. kendime ayakta bir yer bulabildim. ayaklan geri geri giderek dağılırlar. ݃imi ‡fke kapladı: Kalan iki bin florini aldım ve ilk on iki sayının ‚zerine koydum. Onlar buraya salt rulet iƒin gelmişlerdir. ƒevrelerinde olup bitenleri fark etmezler bile ve b‚t‚n mevsim boyunca kumardan başka hiƒbir şeyle ilgilenmezler. bilinƒsizce bekliyordum. †Otuz bir!‹ diye haykırdı krupiye. Sadece florinleri binlerle topladığımı . Muzaffer havaları takınmaya başlamıştım bile ve artık hiƒbir şeyden korkum kalmamıştı. Saat on birde masaların ƒevresinde sadece gerƒek kumarbazlar kalır. kendileri iƒin kaplıcada ruletten başka bir şey bulunmayan kaşarlanmış kumarbazlar kalır.. Kazanmıştım. peniden altı bin florinim oldu.. gazinoya sarsılmaz bir umutla. gece yarısı olup da gazino kapandığı zaman hep istemeye istemeye. Karanın ‚zerine d‡rt bin florin attım. Geniş bir soluk aldım: B‚t‚n v‚cudumda kızgın karıncalar dolaşıyordu. onun iƒin az sonra masanın yanında. altınımla seksen frederikimi oynadım ve yitirdim. Yirmi frederikimi ƒıkarıp pas'm ‚zerine attım. ortadaki on iki sayının ‚zerine iki bin florin koyup yitirdiğimi anımsıyorum. Birden on sekize olan ilk dizinin adı Manque'tır.

Polonyalılar hemen koşup bana hizmetlerini sundular ama. Blancharcl. kırmızının bir hafta ‡nce peş peşe tam yirmi iki kez ƒıktığını işitmiştim. bravo!‹ diye bağırışiyorlardı. Gerƒekten de yazgının beni ittiği s‡ylenebilir. Ansızın. kimi şanslara bağlanıyordum ama. hastalıklı solukluğu gene de vaktiyle son derece g‚zel olduğunu belli ediyordu. †Bravo. ˆn‚me yığılan banknotları yakalamaktan. Oyunun nasıl bir şey olduğunu hiƒ bilmiyordum. Onun iƒin.' az sonra onları bırakıyordum ve gene hemen hemen bilinƒsiz biƒimde oynamaya başlıyordum. Burada yazgının nasıl korkunƒ cilveleri ortaya ƒıkmaz ki? Gazinoya geldiğimden beri galiba yarım saatten fazla olmuştu. kumarda sık sık yeniden meydana gelen bir durum belirdi. Elbette ki. Otuz ve kırk'a soylu kişiler sık gider. bir iskambil oyunudur. Bu artık rulet değil. ˆnceki g‚n. on turdan sonra hiƒ kimse onun ‚zerine para koymaya cesaret edemiyor. rabıtalı biƒimde giyinmiş. B‚t‚n gazino ƒevreme toplanmıştı. onun ince uzun parmaklarının. kendime ƒekmekten korkunƒ ve karşıkonulmaz bir zevk hissediyordum. B‚t‚n o gece s‚resince Pauline'i bir tek kez olsun d‚ş‚nd‚ğ‚m‚ hiƒ anımsamıyorum. benim kimseyi dinlediğim yoktu. hatta on beş tur boyunca onu bırakmaz. †Tanrı aşkına. Bu şaşılacak d‚zenliliğe zaman zaman rastlanır. ben de onlara bağlandım. b‚y‚k bir minnetle elimi sıktığını anımsıyorum. o zaman deneyimli hiƒbir kumarbaz. krupiye bana otuz bin florin kazandığımı. gelişig‚zel para s‚rmeye başladım. Orada. Ama. Hepsini topladıktan sonra. bir de pek bağlandığım o ortadaki sayıların daha sık ƒıktığını anımsıyorum. sonra gene ‚ƒ d‡rt kez peşpeşe. Şakaklarım nemlenmişti. Şans. Beni neyin kurtardığını bir t‚rl‚ anlayamıyorum! Zaten arada sırada hesaplama fikri aklıma geliyordu. kırmızıya yapışır ve on.anımsıyo-um. En b‚y‚k miza burada da d‡rt bin florindir. Sanki bile bile yapılmış gibi. Orada. hesap kitap yapan profesyonel kumarbazların kafalarını karıştıran da işte budur. Kuşkusuz ƒok dalgındım. D‚zenli olarak. soluk y‚zl‚ hanımın avu-cuna sıkıştırdım. ceplerime tıktım. Akıl almaz hatalar yapıyordum. s‡zgelimi. buna benzer bir olayı rulette hiƒ kimse anımsamıyordu ve herkes hayretle bundan s‡z ediyordu. geliyorlardı. ben de yeniden hesaplamadan. ellerim titriyordu. kalem elde. kararlamasına. B‚t‚n altınımı aldım. Bunu yapmayı şiddetle istemiştim. Alışkın bir . Ben yeniden otuz bin florini cebe indirmiştim ve bankoyu -yarın sabaha kadar kapatıyorlardı. Şans beni bırakmıyordu! Ansızın. gidin!‹ diye fısıldadı bu kez de başka bir ses sol kulağıma. gidin!‹ diye fısıldadı bana. hep ‚ƒ d‡rt kez ‚st ‚ste ƒıkıyorlardı. s‡zgelimi.156 KUMARBAZ KUMARBAZ 157 lece ruleti yarın sabaha kadar kapatacaklarını s‡yledi. otuz yaşlarında kadar bir hanımdı bu. yorgun y‚z‚. 1819'da havai fişeği attığı balon patlayınca Paris'te ‡ld‚. banknotlarımı aldım ve hemen bir başka rulet bulunan bir başka salona gittim. kırmızının karşıtı karaya oynamayacaktır. yanımdan hiƒ ayrılmamıştı ve galiba bir iki kez de bana yardım etmişti. B‚t‚n bunlar ancak bir saniyenin iƒinde olup bitmişti. kalabalık peşimden koşuştu. Frankfurt'lu bir Yahudiydi bu. hatta birkaƒ kişi alkışladı bile. Elli frederiklik son desteyi aldım ve hiƒ kimseye belli etmeden. bana hemen bir yer aƒtılar. sonra iki tur iƒin ortadan siliniyorlardı. gene burada da bulunan kırmızı ve karanın dışında hemen hemen hiƒbir mizayı bilmiyordum. M‚tevazi ama. banko y‚z bin taleri karşılar. Sağ yanımdan biri: †Gidin. •abucak bir g‡z attım. hemen-otuz ve kırk'a gittim. herkes hemen kırmızıyı bırakıyor. krupiyelerin birƒok defa oyunumu d‚zelttiklerini ƒok iyi anımsıyorum. O sırada ben banknotları buruşturarak ceplerime dolduruyordum ve masanın ‚zerinde kalan altınları topluyordum. gene bu kez de. bankonun bir seansta sadece bu kadarını karşıladığını ve b‡y(1) Paraş‚t‚n mucidi havacının karısı olan Bn. ƒevremde haykırışmalar ve kahkahalar y‚kseldi. Kimi sayılara.

... demin bana s‡ylediklerini. divanın ‚zerinde oturuyordu. ruh o kadar ƒok sayıda duygudan geƒtikten sonra doymuyor da sadece bundan sinirleniyor ve ta ki kesin bitkinliğe varıncaya kadar gitgide artan şiddette yeni duygular istiyor. olabildiğince erken saatte gidin. Ağzına kadar dolduğundan aƒık duran ceplerim ve altının ağırlığı y‚z‚nden dengesiz y‚r‚y‚ş‚mle kumar salonlarından geƒtiğimi g‡ren herkes halime g‚l‚yordu.‹ Onları dinlemedim bile. gazinoya gidişimin nedenini. s‚rekli olarak onu bulacağımı. Ağaƒlı yol o kadar karanlıktı ki burnumun ucunu g‡remiyordum. ƒok c‚retlisiniz!‹ dediler.. ne de haydutlardan korkardım. Galiba ‚zerimdeki y‚k sekiz kilodan fazlaydı. Bunda yarı yarıya ‡zsaygının rol oynadığına kesinlikle eminim. ON BEŞİNCİ BˆLŠM Hiƒ kımıldamadan. •evremde. kırmızının yedi kez ‚st ‚ste ƒıktığını g‡r‚nce.. onları tehlikeye atardım. Sadece şiddetli bir zevk duyuyordum. Cebimden son altın destesini de ƒıkararak. nasıl anlatacağımı bilemiyorum.Ansızın yolun ucunda. yalan s‡ylemiyorum. Pauline ellerini kavuşturmuş. S‡zgelimi. garip bir kaprisle. Ama. Onun karşısında durdum ve b‚t‚n paramı masanıtı ‚zerine attım. bizim otelin bin bir ışıkla parıldayan ‡ny‚z‚ ışıl ışı! beliriverdi. g‡zleğini bana dikmiş. daha fazlasına ihtiyacım yoktu ki! Hemen banknotların ‚zerine atıldım. Bana doğru birkaƒ el uzandı. Ancak hemen hemen ağaƒlı yolun ucuna geldiğim zaman iƒimi bir korku kapladı: †Ya şimdi beni ‡ld‚r‚p de paramı ƒalarlarsa!‹ Her adımda . Koşuyordum adeta. Ve gerƒekten de. Tersine. ona: †İki y‚z bin frank kazandım!‹ diye bağırdım. utkunun. ‡zsaygının hiƒbir d‚rt‚s‚ olmaksızın. mizalarını iki katına. Ama. eğer y‡netmelik bir seferde elli bin florin s‚rmeme izin verseydi. Hayretle y‚z‚me baktı. parayı elimin alabildiğince. Acemiler s‚r‚ gibi bu şansın ‚zerine atılırlar. Belki de. sanılabilir ki on altı oyundan sonra. gelmiştim! Merdivenleri d‡rder d‡rder atlayarak benim kata ƒıktım. •ocukluğumda bile hiƒbir zaman ne hırsızlardan. hepsi deste halindeki altınlarımı aldım ve aceleyle gazinodan dışarı fırladım. olup bitenleri ona anlatacağımı. . onun yanına gideceğimi. avuƒ avuƒ dağıttım. Bana: †C‚retlisiniz. ona paramı g‡stereceğimi d‚şl‚yordum. belli belirsiz anımsıyordum ve ancak bir buƒuk saat ‡nce duyulan b‚t‚n o taptaze duygular gelmiş geƒmiş. ‚ƒ katına ƒıkarırlar ve korkunƒ yitiklere uğrarlar. Zaten yol boyu ne d‚ş‚nd‚ğ‚m‚ de anımsamıyordum.şimdiye kadar y‚z bin florin kazandı‹ dedi. Tanrı'ya ş‚k‚rler olsun. başarının. . ben ona bağlandım. on yedinci kaƒınılmaz biƒimde karanın ‚zerine d‚şecektir. g‚ƒl‚ olmanın zevkini. kırmızının tam on d‡rd‚nc‚ kez ƒıktığını bağırıp duruyorlardı! Yanımda biri: †Beyefendi . kuşkusuz o anda pek garip bir suratım olmalıydı. ƒ‚nk‚ her şey yeniden başlayacaktı. hatta artık hiƒ anıştırmada bulunmayacağımız bir geƒmişe aitmiş gibi geliyordu bana. bakıyordu. yanan mumun kacşısında. bunun mantıksız bir şey olduğu. tehlikenin susuzluğuna kapıldığımı belirli bir biƒimde anımsıyorum.. Otele kadar da yarını verst kadar mesafe vardı.kumarbaz †rastlantının kaprisinin‹ ne anlama geldiğini bilir.korkum daha da artıyordu. yarın sabah. Pauline'in hayali g‡zlerimin ‡n‚nKUMARBAZ 159 den geƒiyordu. •ıkış kapısının yakınında iki Yahudi beni durdurdu.'bunları saymadan gelişig‚zel ceplerime tıktım. o anda da bundan kaygılanmadım. kafam bomboştu. oturuşunu bile değiştirmeden. akıl almaz bir tehlikeye girerek seyircileri şaşırtmak istiyordum ve (garip duy-158 KUMARBAZ gu!) ansızın. Nasıl? Bir gecede y‚z bin florin kazanmıştım! Ama. Ansızın uyamverdim. birdenbire kapıyı aƒtım. yoksa hepsini yitirirsiniz.

Ben kaygılıydım. †Eğer isterseniz.. Onları alın ve yarın gidip onun suratına atın... karşı-jsında diz ƒ‡kt‚m. işte yirmi beş bin florin. ona doğru atıldım.. Pauline hiƒ kıpırdamadan hep aynı yerde oturuyordu ama. bu elli bin frank.‹ Hiƒ karşılık vermedi. K‚ƒ‚k bir g‚l‚şle: †•ok c‡mertsiniz‹ dedi.‹ Sanki ruhumu okumak istermiş gibi. yarın sabah ben kendim g‡t‚r‚r‚m ona. †Nasıl? Ne oldu ki?‹ diye haykırdım. Orada kin okunduğunu s‡ylersem hiƒ de yanılmış olmam. †Beni satın al. d‚ş‚nceli bir ifade belirdi. elli bin franga.Bir yığın banknot ve altın para b‚t‚n masayı kaplıyordu.. Šz‚nt‚l‚ bir şaşkınlıkla ona bakıyordum. Birden Pauline'in varlığını anımsayıp ansızın ona doğru d‡nerek: †Acaba yarın sabaha kadar bavula mı koysam bunları?‹ diye sordum. benim uğruma baronla d‚ello etmek istiyordun!‹ F. Bana sert sert bir yan bakış fırlattı. k‚ƒ‚k bavulumun ‡n‚nde durdum. sonra. •abucak ona yaklaştım: †Pauline. Sizi de. †Ben Deş Grieux değilim!‹ †Sizden nefret ediyorum! Evet. Evet!. kimi zaman da hepsini dağıtıp saƒıyor ve derin derin kendi d‚ş‚ncelerime dalarak. değil mi. Y‚z‚nde tasalı. hızlı adımlarla odayı arşınlamaya başlıyordum. Aklı tam olarak yerinde değilmiş gibiydi. Uzun bir s‚re g‚ld‚. Beni usulca kendine doğru ƒekti. ister misin? İster misin? Deş Grieux gibi. ve g‡zlerinde şimşekler ƒakmaya başladı.. benimle nasıl b‡yle konuşabilirsiniz?‹ diye ba-| girdim ƒıkışarak. ellerini. kimi zaman altınları ayrı bir yana yığıyordum. †Sizin paranızı almam‹ dedi k‚ƒ‚mseyerek. En sonunda g‚lmeyi kesti ve kaşlarını ƒattı. dudaklarında g‚ven dolu bir g‚l‚mseme dolaşıyordu. g‡zlerini de benden ayırmıyordu. Ellerini omuzlarıma koyup beni dik-katle seyretti. hatta daha da fazla eder.. beni seviyor musun?‹ di-' yordu. G‡zlerimi oradan ayıramıyordum. Kimi zaman tomar halinde bir araya160 KUMARBAZ KUMARBAZ 161 getirerek banknotları d‚zene koymaya başlıyordum.‹ †Pauline. doğrusu ya. zaman zaman Pauline'i ta-mamiyle unutuyordum. Birdenbire beni kucakladı: †Beni seviyorsun. Hiƒ de hoşuma gitmeyen garip bir ifadesi vardı. Mademki. birdenbire kapıya atılıp anahtarı kilitte iki kez ƒevirdim. ansızın beni geri itiyor ve ka-jranlık bir ifadeyle y‚z‚m‚ incelemeye başlıyordu. ha?‹ diye haykırdı meydan okurcasına sarsın-jtılı hıƒkırıklar arasından. Sinir krizi geƒiyordu. Bir ara aklım başıma gelince. onun ƒıldırdığını sanıyordum. Deş |Grieux'y‚ sevdiğimden fazla sevmiyorum!‹ diye bağırdı. g‡r‚n‚şe g‡re s‡ylediklerimi işitmiyordu bile. Benim yokluğumda başından bir şeyler geƒtiğini anladım. Pauline'i kucakladım. †Mademki. bu da ne demek oluyor?‹ †Karşılıksız para kabul etmem. †Deş Grieux'n‚n metresi elli bin frank etmez.. ayaklarını ‡pt‚m. 11 . Daha sonra kararsız bir halde. -yahut da ansızın masaya geri d‡n‚p paramı saymaya başlıyordum. size canımı ve-Irırim. Sanki y‚z‚mden bir şey okumak istermiş gibiydi. araştırıcı g‡zlerle bana uzun uzun baktı. Beni dinliyordu ama. Ben. Olur mu?‹ Pauline birden g‚lmeye başladı. †Pauline. Y‚z‚n‚ ellerinin arasına gizledi ve bir sinir krizi geƒirdi.‹ †Bunu size bir arkadaş olarak veriyorum. Bu g‚l‚ş benim en ateşli aşk ilanlarımı sık sık (ve daha pek yakında) karşıladığı o alaycı g‚l‚şe pek benziyordu.

bak dinle. sanki şaşırmış da ne diyeceğini bilemezmiş gibi. Hah! Halı! Hay! Avrupalılar olmasa biz Rusların hiŠbir şey bilmeyeceğimizi ve hiŠbir işe yaramadığımızı s‹yl‰yor. beni kollarının arasında sıkıyordu. onlara o kadar acıyorum ki... gider miyiz?. ŒHayır. orada!• Beni pencereye doğru itiyordu ama.. anılarını toparlıyormuş gibi.. bu bir Šeşit sayıklama gibi bir şeydi: Sanki Šabuk Šabuk bana bir şeyler anlatmak istermişŠesine kekeleyip duruyordu. onu şimdiye kadar b‹yle sevecenlik ve aşk taşkınlıkları iŠinde hiŠ g‹rmemiştim. beni de davet etti. benim tutkulu bakışımı g‹r‰r g‹rmez. bilmiyorum• diye yineledi. o kadar g‰ld‰m ki!• diye ekledi yeniden kahkahalar kopararak. ŒZavallılar. beni iyiden iyiye korkutmaya başlayan neşeli bir kahkahayla kesiliyordu. Ona yetişip de bizi karşısında g‹r‰nce ne der acaba. Œsen benim sadık dostumsun!• Ve yeniden ellerini omuzlanma koyup gene beni seyretmeye koyuluyordu. sen ne d‰ş‰n‰yorsun bu konuda? Ya B. evet. sen baronu bile ‹ld‰remezdin!• diye ekledi yeniden g‰lmeye başlayarak. seni yolladığım zaman oraya gitmek sana ne kadar da zor geliyordu! O kadar g‰ld‰m.. bak. kibarsın. Astley'den s‹z etmeye başladı. ne dersin? Onu Berlin'de yakalayacağımızı sanıyorum. ŒEvet. Benimle konuşmaya başladığını Šok iyi anımsıyorum. b‰y‰kanneye de acıyorum. o zaman... ŒBak dinle: Gelecek yaz nereye gidecek biliyor musun? Bilimsel araştırmalar yapmak iŠin Kuzey Kutbu'na gidecek.. değil mi?• Bir kahkaha altı. Artık hiŠbir şey d‰ş‰nm‰yordum... Ama.. Ama... Šılgınca bir kahkaha koparı-yordu.162 KUMARBAZ KUMARBAZ 163 Sonra ansızın. ‰zerime atılıyor. ben oraya gitmek iŠin bir hareket yapar yapmaz. elimden ne gelirdi? Ben de ateşliydim. aŠ da bak. Zaten. ŒGeŠen g‰n. tutkunun. hiŠbir şey duymuyordum. Pauline yanıma oturmuş.. damdan d‰şercesine.. Her neyse. sanki g‰l‰nŠ ve. Ne yapabilirdim ki. baronla. Hatta onunla alay ettiğini sanıyorum.. bilmiyorum. B. Pauline'in elini tutmak istedim: Beni itip birdenbire . bu sayıklama arada sırada. Blanche'ın. hemen hemen hiŠbir şey anlayamadım. konuşmayı durmadan B. Bak o Schlangenberg' in tepesinden kendini aşağı atmazdı.. Her dakika onun beklediğini.. belki de penceremin altında beklediğini bilmediğimi yineliyordu.. bunların sayıklama olduğu bir gerŠekti ama. hem de ağlıyordu. O da uyanmış ve g‹zlerini masaya ve paraya dikmişti.. Deş Gricux'y‰ nasıl ‹ld‰rebilirdin? Ama. Beni seviyorsun. tutkulu bir sevecenlikle y‰z‰m‰ y‰z‰ne bastırmaya başladı. bunun ne anlama geldiğini bir t‰rl‰ kavrayamı-yorduın. bir yandan da durmadan: ŒBeni seviyorsun. başım d‹n‰yordu. Astley ‰zerine getiriyordu (‹zellikle de demin. bir kahkaha attı. bak o da iyidir! Biliyor musun. Başım kurşun gibi ağır ve sancılıydı. bana bir şeyler anlatmaya Šalıştığı sırada) ama. G‹zlerimi ondan ayırmıyordum. pencerenin altında. Astley?. Beni sevecek misin?• diye yineliyordu. ben de onun yanından ayrılamıyordum.• Bu d‰ş‰nce ansızın onu kaygılandırmışa benziyordu. ŒVe (d‰ş‰nceli bir hal alıyordu) b‰y‰kanneye yetişiriz. ŒGidecek miyiz? Yarın. hayır. hoş bir anı aklına gelmiş gibi.. dudaklarında k‹t‰ bir g‰l‰mseme belirdi. o kadar g‰l‰nŠt‰n ki! Oturduğum sıradan ikinize de bakıyordum. Bak.. Aklımı başıma toparladığımda saat sabahın yedisi olmalıydı. naziksin!• diye yineliyordu. Hem g‰l‰yor. garip bir halle g‹zlerini Ševrede dolaştırıyordu sanki karanlıktan Šıkmış da... generali hoş g‹r‰yor. bağışlıyor. g‰neş odayı aydınlatıyordu. Yeniden beni kucaklayıp g‹ğs‰nde sıkmaya.

gelişig‚zel yatağımın iƒine tıktım. b‚y‚kannenin onun annesi olduğunu. ƒabucak. b‚t‚n bunlar sadece sayıklamaydı. ya geƒen g‚n. b‚t‚n bunlar nasıl sonuƒlanacaktı? Pauline ansızın pencereden ayrılıp masaya geri geldi ve sonsuz bir kin ifadesiyle bana baktı ve dudakları ‡fkeden titreyerek: †Eh. Deş Grieux' n‚n mektubuyla gelip beni bulurken ne yaptığını unutturacak kadar şiddetli değil miydi? Demek ki. ne yaptığını pek•l• biliyordu. yarı beline kadar aşağı sarktı ve dirseklerini peı164 KUMARBAZ KUMARBAZ 165 vaza dayayarak. Aklıma korkunƒ bir d‚ş‚nce geldi: Şimdi ne olacaktı. †Yani. Bununla birlikte. ben elbette ki Deş Grieıu'‚n cezasını ƒektim belki de. onun iƒin sessizce onların dairesine s‚z‚l‚p sofada. †Onlar h•l• senin‹ dedim ben de. †on dakika ya oldu ya olmadı. kendisine s‡ylediklerimi dinlemeden. kabahatin bir b‡l‚m‚ onun boş gururundaydı. dadıdan K‚ƒ‚k hanımın sağlığını sormak istiyordum. tıpkı Deş Grieux gibi. B‚t‚n banknotlarımı ve yığınla altınımı. bereye gitmiş olabilir acaba?‹ Dadı kınayan bir g‡zle bana baktı. ‡zellikle de o ƒıkışın nedeni neydi? Hiƒ anlayamıyorum. b‚t‚n geceyi benim odamda geƒirdiğini ƒoktan ‡ğrendiklerini anladım. Zaten. Suratıma ƒarpan tomar d‡şemeye saƒıldı.. Merdivende rastladığım dadı. ˆyle sanıyorum ki. aƒıkƒa s‡ylemek gerekirse. elli bin frangını!‹ Kolunu kaldırıp paralan suratıma fırlattı. kuşkusuz. Konuşmalarından ve anıştırmalarından. şimdi bunlar benim mi? ˆyle mi? ˆyle mi?‹ diye sordu hırƒın bir sesle parayı eline alarak. pek•l•. Pauline'in he-l‚z d‡nmediğini. benim de onun sayıkladığını bildiğim ve.divandan kalktı. Kapıcının b‡lmesinden metrdotele kadar Fraulein'in sabahın saat altısında.. Pauline* len yaklaşık on dakika sonra. b‚t‚n bunlar. Kendi odasına 'saƒtığından kesinlikle emindim. Bu fırsatla. †Az ‡nce ayrıldı‹ dedim. Bu arada. Belki le şimdi bu hatamı bağışlamayacaktır? Evet ama. ‡yk‚ b‚t‚n otele yayılmıştı bile. bana g‚venmemesine ve beni kırmasına onun o boş gururu neden oldu. H•l• hasta olduğu bir gerƒek ve aradan da hen‚z bir ay geƒti. şimdi elli bin frangımı ver bana!‹ dedi. geƒen g‚n? Sayıklaması ve hastalığı. benim de bu ayrıntıya dikkat etmediğim bir gerƒektir. †İyi. generalin ailesi ‚zerine ‡yk‚ler d‚zmeye başlamışlardı bile. Doğruyu s‡ylemek gerekirse. d‡n‚p bana bakmadan. gene de bu geƒici ƒılgınlığı bir t‚rl‚ anlayamıyorum. Ondan sonra da Pauline koşarak odadan ƒıktı. Başlayan g‚n karanlıktı. Gururu mu yaralanmıştı? Yoksa gelip beni bulmaya karar vermesi mi onu bu umutsuz ‚z‚nt‚ye itmişti? Ben de mutluluğumla b‡b‚rlenmişe. al bakalım. bu şimdi. Pauline pencereye yaklaştı. †Yoksa fikir mi değiştirdin? Hah! Hah! Hay! Belki pişman bile olmuşsundur?‹ Bir g‚n ‡nce sayılan yirmi beş bin florin masanın ‚zerinde duruyordu: Onları alıp ona uzattım. yağmur altında koşarak ƒıktığı ve İngiltere Oteli'ne doğru gittiği anlatılıyordu alƒak sesle. odadan ƒıktım. oğlunun Mile de Cominges'le evlenmesine engel olmak ve s‡z dinlemediği . şafaktan az ‡nce yağmur yağmıştı. hadi bakalım. pek bulanık biƒimde g‡r‚nm‚ş olmasına karşın. O anda bilincinin tam olarak yerinde olmadığını biliyorum ama. eline elli bin frank vererek başımdan savmışa benzememiş miydim? Oysa. generalin bir g‚n ‡nce aklını oynattığını ve b‚t‚n otelden işitilecek biƒimde hıƒkıra hıƒ-kıra ağladığını biliyorlardı.. yeniden mi başlıyorsun!‹ dedim. bu halin nedeni neydi. ‚zerine de ‡rt‚y‚ ƒekip. Bu durumda. ona . hiƒ de ‡yle değildi. birkaƒ dakika ‡ylece kaldı. kanadı aƒtı. †Pauline. benim pek fazla suƒum olmamakla birlikte suƒlu durumda kaldım. onu benim odamda aramaya gittiğini s‡yle-iiği zaman ne kadar şaşırdığımı bilemezsiniz.

Astley. burada. benim katın garsonu.‹ †Evet. B. Benim kumarda kazandığımı ‡ğrenmişlerdi bile: Kari. ne demek istiyorsunuz siz?‹ †D‚n kumarda iki y‚z bin taler -kazandığınız gerƒek mi?‹ •†Sadece y‚z bin florin. onu alıkoyma niyetinde misiniz?‹ †Evet. sizi candan kutlarım. gideceğinize kesinlikle inanıyorum. beni ilk kutlayanlardandı. ona hiƒbir şey bırakmamak iƒin. Ama. B. Astley.‹ †Olacak şey mi hiƒ? Hayır. hasta olduğu iƒin şaşırdı ve size gitti.‹ . bug‚nden tezi yok. Metrdotel hesabı hazırlıyordu. †Demek ki gerƒeklen de sizin yanınızda?‹ †Evet. Astley. oralarda gidip geliyordum. bu. bir doktor ƒağırttım bile.‹ †Şu işe bakın siz! Eh. Šstelik. soluğu Paris'te alırlar‹ diye aƒıkladı B. ama. g‚le g‚le. değil mi?‹ †Neden?‹ †B‚t‚n Ruslar. bunu belki fark etmediniz. dediniz de aklıma geldi: B‚t‚n geceyi penceremin altında geƒirmediniz mi? Bayan Pauline her an pencereyi aƒ(1) Almanca: †Ah! Şu Ruslar!‹ mamı ve sizin orada olup olmadığınıza bakmamı s‡yl‚yordu. pek•l•. Hadi.‹ .takdirde onu mirasından ƒıkarmak iƒin ‡zel olarak Rusya'dan geldiğini anlatıyorlardı. Astley hep dosdoğru g‡zlerimin iƒine bakarak. onun g‡zleri166 KUMARBAZ KUMARBAZ 167 nin ‡n‚nde. İngiltere Ote-li'ne koştum.olduğunu sordum. ceplerine para doldurdular mıydı. burada kalırsanız. Hasta olmasa. Astley. B. olmaz ‡yle şey. Bununla birlikte gelenin ben olduğunu ‡ğrenince. †Rica ederim.‹ †Bakın. onu akrabalarımdan bir hanımın yanına g‡t‚recektim ama. bu s‡zleri sanki bir kitapta okumuş gibi s‡yl‚yordu.‹ †Ya. kasten rulette varını yoğunu yitirmişti.‹ Şaşırıp kaldım. Ona hemen Pauline'in nasıl . †Diese Russen!‹ (1) diye yineliyordu metrdotel ‡fkeyle. ‡l‚m‚n‚n hesabını vereceksiniz bana.-B. pencerenin altında değildim. General boyun eğmeyi reddettiği iƒin de kontes.‹ †Onu tedavi etmek gerek. donuk bakışını bana dikerek. ya siz. bunu da mı biliyorsunuz?‹ †Evet. ˆb‚rleri g‚l‚yorlardı. hasta olduğunu daha ‡nce size s‡ylemiştim. onu pek g‚ld‚r‚yordu. benim aklım başka yerdeydi. karşımda dikilip kaldı. Astley. koridorda bekliyordum. başını sallayarak. D‚n bana gelecekti. avucunuzdakinin hepsini kesinlikle yitirirsiniz ve Paris'e gidecek paranız kalmaz. Šstelik. geceyi odanızda geƒirmezdi. Vakit hen‚z erkendi. ağır hasta.‹ †Yoo! Fark ettim. Astley hiƒ kimseyi kabul etmiyordu. †Peki. Astley. †Şimdi bu Allanın yazında Paris'te ne yapayım? B. elinizdeki. Sahi. beni karşılamak ‚zere koridora ƒıktı ve ne s‡yleyeceğimi bekleyerek. Eğer ‡l‚rse. g‡rd‚n‚z m‚? Ve az sonra Paris'e gideceksiniz. †Rahatsız‹ diye karşılık verdi B. bu bir rezalete neden olur. onu seviyorum! Bunu siz de biliyorsunuz!‹ †Gerƒekten mi? Ben tersine inanıyordum.‹ †B.

Bu arada. yatağında oturmuş. Ben gerƒekten de kumarbaz mıydım? Pauline'i bu kadar. İki odalı k‚ƒ‚k bir daireleri vardı. b‚t‚n kent bundan s‡z edecektir ama. \outchitel nedir. Bayan Pauline istediği yerde oturma hakkına kesinlikle sahiptir. koca sersem! Dağ gibi altınla g‚m‚ş kazandığın doğru mu? Ben altını yeğlerim..‹ †Evet. o mu! Gel buraya.†Pek•l•. Onları bana Frankfurt'ta verirsin. neler olup biteceğini siz d‚ş‚n‚n!.. . potinlerin iƒinde o kadar sevimli g‡r‚nen hemen hemen b‚t‚n o k‚ƒ‚k ayaklar gibi asla biƒimsizleşme-miş bir ayak. minicik. bu da gene bir şey! Yemin ederim ki Pauline'e acıyordum ama. kazandım‹ dedim g‚lerek. ge-Jvezelik ediyordu. kuzum? Hayır. Cominges'di bu. ben elli bin frank isterim. †İşte. †Bak g‡rd‚n m‚.. ne yaparsın? ˆnce. Bunu şimdi s‡yl‚yorum. †. yanık tenini şaşırtacak derecede ortaya koyan g‡z 'kamaştırıcı beyazlıktaki dantellerle s‚sl‚ patiska bir geceliğin hafifƒe ‡rtt‚ğ‚ omuzlar. Dinle. Eşyalar hazırdı. eğer Bayan Pauline ‡lecek olursa. artık ailesi bulunmadığı s‡ylenebilir.. Kah-jvaltı ƒoktan bitmişti. g‡rd‚n m‚?‹ diye gevezeliğe başladı.seni yanıma alırsam. Astley'in dairesinden ayrıldığım zaman gerƒekten acı ƒekiyordum. o zaman başıma d‚nyanın eri garip ve en aptal ser‚veni geldi. Ailesi konusuna gelince. G‚lmeye başladım ve ipek ƒorabı bacağında iyice gerdim. eğer istersen. Yatak odasında Mile Blanohe'ın kahkahaları ve y‚ksek sesle konuşmaları işitiliyordu. o anda bunu kesin olarak hissetmemiştim. †Ya. Şimdi de Bayan Pauline'le bu olay. ansızın onların dairesinin hemen yakınında bir kapı aƒıldı ve birisi bana seslendi. değil mi?‹ Girdim.bin florin. elveda ama. Bununla birlikte. haklı olarak.‹ †Evet. †S‡yle bakalım. Yuvarlak. †Babamdan başka biri.‹ . general. d‚n kumar masasına yaklaştığım ve banknot destelerini toplamaya başladığım o belirli andan beri. Acele acele generalin dairesine giderken..‹ †Hemen mi?‹ †Yarım saat sonra. esmer harikulade omuzlarını aƒıkta bırakan pembe atlastan bir ƒarşafın altında yatıyordu: Ancak d‚şte g‡r‚lebilen. canım!‹ Gerƒekten tapılacak kadar g‚zel k‚ƒ‚k bir ayak uzattı: i Esmer. onun d‚ş‚necek ƒok • daha başka şeyleri var. b‡yle. garip şey. Paris'i g‡r‚rs‚n.. †Ne kadar?‹ †Y‚z.. orada birlikte yaşarız ve g‚n ortasında sana yıldızlar g‡steririm.. Kısacası. Mile Blanche'ın emri ‚zerine beni ƒağırmıştı. Ama. Buraya bak. B.Oğlum. B‚t‚n kentin ağzına d‚şecek. y‚rekli misin?‹ (1) diye haykırdı beni g‡r‚nce l ve ardından da bir kahkaha attı.‹ ' Gerƒekten de. Genƒ kadının dairesine girdim. seni Paris'e g‡t‚r‚r‚m.. bu beni d‚elloda ‡ld‚rmek istiyor. Biliyorsun ki hemen gidiyorum.‹ diye başladım Corneille'i s‚r-d‚rerek. Mile Blanche.‹ †Ben de ne aptalım ya! Girsene iƒeri. j Paris'e gideriz.‹ Oradan uzaklaşırken. generalin buna pek kulak astığı yok gibime geliyor.. Dul Bn. Hep neşeyle. eğer pek fazla aptal değilsen.. garip biƒimde mi seviyordum. sonra da. j †‡nce git ƒoraplarımı getir ve onları giymeme. aşkım bir bakıma ikinci plana d‚şm‚şt‚. Tanrı tanığımdır ki onu h•l• seviyorum! B. hiƒbir şey işitmiyorum. Astley. diye d‚ş‚n‚yordum. ˆmr‚nde hiƒ g‡rmediğim t‚rden kadınlar (g‡steririm sana. Ayrıca. kuzum? Sen autchitel'keıı pek aptaldın! •o-jraplarım nerede? Giydir şunları ayağıma. Yataktan kalkıyordu. gitmeyeceğim.. Paris'e gideceğimi ileri s‚ren şu 168 KUMARBAZ KUMARBAZ 169 İngilizin garip g‚venine g‚l‚yordum. Bol bol yiyip bir iyice eğleniriz..yardım et. odama d‡nerken de her şeyden kendimi suƒluyordum. hatta kimi za-I man da aƒık y‚rekle g‚lerdi. her şey paketlenmişti.

ŒHaydi. dekor değişmişti. ya general?• diye sordum. Bir s‰re d‰ş‰nd‰kten sonra: ŒHesabımı verin!• diye haykırdım. Mile Blanche bana bakarak kahkahalarla g‰l‰yordu. adeta başım d‹n‰yordu. Paris olsun• dedim iŠimden. Yaşamım ikiye parŠalanıyordu ama. bir iki ay yaşamaya razı oluyorum! Elbette ki. Bana gelince. bir an iŠin ama. ŒHiŠ kuşkusuz. Hah! Hah! Hay! Pek sevineceğim. ŒGeneral mi? Biliyorsun ki. En sonunda beni savdı. anımsayabildiğim kadarıyla. Astley'i yeğlediyse. sen k‰Š‰k bir kral kadar mutlu olacaksın. evet..) yapıtı ŒLe Cid•in kahramanı Cid'İn babasının bit sorusu. o da sende var. Belki de canıma minnetti. yıldızlar g‹receksin!• ŒNasıl? Hepsi iki ayda mı?• ŒNe? Seni korkutuyor mu bu! Ah! Sefil tutsak! Ama. benim suŠum değildi ya! D‹şemenin ‰zerinde hŽlŽ birkaŠ banknot s‰r‰n‰yordu. sen bunu anlayamazsın ki. bak g‹r‰rs‰n. Ne dedi Yahudiler sana? †nemli olan c‰rettir. canım! Hadi. Hemen Šekti ve ayağının ucuyla y‰z‰me vurmaya başladı. Paris'te Šok işime yarayacaktır. ya unuttuğun y‰z elli bin frank? ‚stelik de. şe(1) ‚nl‰ Fransız trajedi yazarı Corneille'in (XVII. ne kadar da aptalsın! Evet. bu Blanche sersemiyle kahkahalarla g‰lerken korkunŠ derecede ‰zg‰nd‰m. dul Bayan Cominges ve ben. seni bekliyorum. d‹nd‰ğ‰nde bir de bakacak ki.. Belki de paraya dayanamadığını ve aklımın başımdan gittiği bir gerŠekti. ŒAh. bir ay sonra d‹nm‰ş olacağım. bir kŽğıt ‰zerine oynamaya alışmıştım.. her g‰n bu saatte bana ŠiŠek almaya gider. benim de istediğim buydu. ben elli bin franklık bir gelir istiyorum ve o zaman. ne istiyorsun? Ne kadar aptal şeysin!• diye bağırıyordu. yy. Tam o sırada. Eh... kapı aŠıldı ve (daha ‹nce y‰z‰me bile bakmak istemeyen) metrdotel iŠeri girdi ve beni aşağıda.• ŒPeki. kuş uŠmuş! Peşimizden koşacaktır. tufan! Ama.ŒDur hele! Sana elli bin frank verirsem. Odama d‹nd‰ğ‰mde. sen buna layık değilsin! Ayy. Œİşte b‹yle. sadece bir an iŠin. ama. hemen o akşam B. biliyor musun ki bu yaşamın bir ayı senin b‰t‰n ‹mr‰nden daha iyidir? Bir ay. yazgımda bu da vardı!• Bir Šeyrek saat sonra. Zavallıcık. Neşeli olduğumu s‹yleyemem. ve o zaman. bir Šeyrek saat sonra gidiyorum! •diye haykırdı arkamdan. kravatlarını ben kendi elimle bağlayacağım ve seni Hortense'la tanıştıracağım. sen gene buraya gelirsin. ne yani. gerŠekten de ‰Š‰m‰z bir aile kompartımanında oturuyorduk: Mile Blanche. iki y‰z bin frangı harcayacağız ama. Blanche g‰lmeyi kesip beni ciddi şekilde azarlamaya başlayarak: Œİyi ama. Bu kez ona mahsustan en nadir ŠiŠeklerden almasını s‹yledim. (€eviren) 170 KUMARBAZ KUMARBAZ 171 ninle. ontchitel'im.. Œon dakika sonra Paris'e gidiyorum.. daha defalarca Paris'e bana para getireceksin sen. iyi insanım. hadi. V. ne bileyim. B‰t‰n paramızı har vurup harman savurduktan sonra. Bana ‹yle geliyordu ki. ŒAma. Dul Bayan Cominges de ona katılıyordu.. yeniden bankoları iflas ettirirsin. Bayan Pauline banknot tomarlarını suratıma atıp da. o zaman. kimbilir. bir g‰n ‹nceden beri. B. sana haber veriyorum... B. eğer istersen. Astley burada onun cezasını Šekecek. bana ne kalır?• ŒPeki. G‹r‰yor musun. Astley'Ie benim gene paylaşacak kozumuz olacak!• Evet. ne yapıyorsun?• Onun ‹b‰r Šorabını giydirmeye Šalışıyordum ama. Onları yerden aldım.• . Kontu'nun Šıktığı şahane daireye yerleşmeye davet etti. ve sonra. o iki ayda bu y‰z elli bin frangı yer bitiririz. kendimi tutamadım ve ayağını ‹pt‰m.

net olarak tam elli bin frank ediyordu. Ben buna zerre kadar aldırış etmiyordum. daha cimri. B‚t‚n bunlar beni son derece iğrendiriyordu. orada her akşam d‚zenli biƒimde sarhoş oluyor ve son derece aƒık saƒık biƒimde oynadıkları kankan dansını ‡ğreniyordum. yeni zengin t‚ccarların o son derece dar g‡r‚şl‚. Hatta bunların aklına benimle alay etmek bile geldi ama. son moda giysilerle. o y‚z bin frangın rengini bile g‡rmedim: Kesenin ağzı onun elindeydi. daha sonraları bu t‚rde bir ‚ne bile kavuştum. yani pek ƒok bakımdan ‚nl‚. ƒılgınlıktı.Ve işte Paris'e b‡yle gittim. †Bir outchitel‹ diyordu Mile Blanche. uzun zaman kimse beni buradan koparamaz. †Elimizde kalan y‚z bin frangı da benimle birlikte yi-. o parayla ƒok g‚zel bir apartmana yerleşti ve beni yeni konutuna g‡t‚rd‚ğ‚nde. az şey değildir-—. Bu ‡nemsiz olanak. Benim y‚z bin franga gelince. gidip yandaki odada bir g‚zel uyudum. Daha sonra. D‚nyanın en bayağı. —bu da hani. Zaten. hiƒ değilse gerekli ‡nlemleri aldım‹ diye ekledi. g‡rg‚s‚z eşlerini. En saf haliyle: †Paraya ne ihtiyacın var?‹ diyordu bana kimi zaman. daha sonra. En sonunda Blanche kiminle işi olduğunu anladı: B‚t‚n ilişki174 KUMARBAZ . bir kendini beğenmişlik ve kasılmayla gelen iƒler acısı k‡t‚ yazarları.‹ Şampanyaya ƒok sık başvuruyordum. saƒmalıktı. orayı gezdirirken. ‚ƒ g‚n sonra. ƒoğunlukla Ch•teau deş Fleurs'e gidiyordum. 172 KUMARBAZ ON ALTINCI BˆLŠM KUMARBAZ 173 Paris. sonra iki balo verdik. ‡b‚r y‚z bin frangı Mile Blanche'ın hesabına aktardım: Elli binini Frankfurt'ta. bana: †En k‚ƒ‚k olanaklarla bile tutumluluk ve ince zevk bak neler yapabiliyor‹ dedi. yeniden mesleğine d‡necek. yeceksin. dayanılmaz derecede bilgisiz ve kaba k‚ƒ‚k r‚tbeli askerleri. beni ƒok şık giydirdiği. Sadece y‚z bin frank diyorum.. orada her metelik hesaplanıp tartılıyordu. ben şampanyayla iyice sarhoş olarak. boş bir yerden s‡z edildiğini işiteniniz var mı aranızda? Onun iƒin bir şeyler yapmalıyız. Mile Blanche t‚r‚nden insanlardan daha kuşkulu. bu s‚renin sonunda... bizim oralarda. zaten onun bir hafta iƒinde paraya ƒevirdiği emre muharrer senet halinde elli bin frank daha verdim. ben de tartışmıyordum. ƒ‚nk‚ hep ‚zg‚nd‚m. daha pinti bir şey d‚ş‚nmek zordur. bunu pek•l• fark ettim. hemen hemen hep daha azdı. ben olmasam onları nasıl harcayacağını bilemezdi. Petersbourg'da kimsenin aklının ucuna bile gelmeyen. †kumarda iki y‚z bin frank kazandı. korkunƒ derecede de canım sıkılıyordu. sokağa ƒıkmaya başladım. en parag‡z ortamında yaşıyordum. †İşte şimdi artık kesin olarak l‚ks bir şekilde yerleştim. daha g‚vensiz. Buna karşılık. ‚stelik de iyi kızlar olan Hortense'ın. Geriye kalan elli bin frankla kendine arabayla atlar aldı. değersiz gazetecileri kabul etmek ve konuşmak zorunda kaldım. Šzg‚n ve tasalı. Paris'te ev aƒıp yerleşmek iƒin bu paraya ihtiyacı olduğunu bana aƒıkƒa s‡yledi. Bu iki suare boyunca ben o saƒma evin efendisi rol‚n‚ oynamak. y‚z bin frangım uƒup gitmişti. İlk on beş g‚nde Blanche benden nefret etti. Kendi paralarını ilgilendiren konularda. Lisette'in ve Cleop•tre'ın da katıldıkları iki suare. Orada ‚ƒ haftadan fazla kalmadım. Paris'te de. outchitel'im!‹ Bana hep bu adı veriyordu. gıcır gıcır eldivenlerle. elbette ki. kravatımı her g‚n kendi elleriyle bağladığı gerƒekti ama. onun iƒin ne diyebilirim? B‚t‚n bunlar. her g‚n denetlediği para c‚zdanımda hiƒbir zaman y‚z franktan fazla olmazdı. aslında beni b‚t‚n g‚c‚yle hor g‡r‚yordu.

. s‡yler misin. mademki sen b‡ylesin. elbette ki tutup176 KUMARBAZ KUMARBAZ 177 . Bizim y‚z bin frangımız burada sadece bir başlangıƒ. yoksa d‚nyada milyona erişeKUMARBAZ 175 mezsin. daha ne harcayacağını. Biliyor musun ki. yoksa zengin misin sen? Ama.‹ †Demek ki. ya da benden daha ne ƒalacağını hesaplayarak peşinden gideceğimi d‚ş‚nm‚şt‚. anlamak iƒin aklın var senin! Bak. ƒok doğru. olanaklarımızın elvermediği harcamaları yaptığı zaman oluyordu: S‡zgelimi. artık bunun s‡z‚n‚ etmeyelim. Başlangıƒta benim sadece bir sersem. gerƒekten ƒok g‚zel atlar. ƒoğunlukla şezlongun ‚zerine yığılıyor ve g‡zlerini tavana dikerek. değil mi?‹ dedi bana yaklaşarak: †Yoo! Haa-yıır! Can-nımı sıkıyorsun!‹ dedim elimle onu iterek. evet. değil mi?) ama. sonunda kendi de şaşıp kalıyordu. yalan s‡yl‚yorsun ama. paramızın bu kadar ƒabuk uƒup gitmesine ‚z‚lm‚yorsun. aƒıklamalarını yarıda kesmekle yetiniyordu. harikulade bir şey bu! Kazanacağına ve parayı buraya bana getireceğine y‚zde y‚z eminim.‹ Bu t‚r d‚ş‚ncelerden başka her şeyi.. gene de sana sadık kaldım. Kimi zaman k‚plere biniyor. sen parayı fazlasıyla hor g‡r‚yorsun. l‚ks iƒinde yerleşmenin senin iƒin gerekli olduğunu g‡r‚yorum. en sonunda seni gerƒekten seveceğim! Pek•l•. Sonra ne yapacaksın. ƒ‚nk‚ senin sadece bir outchitel olduğunu sanıyordum (uşak gibi bir şey bu. Kimi .‹ †Yalan s‡yl‚yorsun. umman iƒinde bir damla su.‹ †Gecelik k‚lahıma anlat sen onu! Ya Albert'le. istediği kadar ƒabuk uƒup gitsin. atlarını on altı bin frank değerindeki bir ƒift atla değiştirdiğinde ‡yle yapmıştı.. †Bak canım. sen prens doğmuş olmalısın! Demek ki. ‡nden davranmak istedi. B‚t‚n bunlar daha sonra sana ƒok yararlı olacak. orada gene y‚z bin frank kazanırım.kadar ilginƒ g‡r‚nd‚ ki. sersemin biri. Umurumda bile değil. şimdi oturup da kulağına kar suyu kaƒırmanın hiƒ gereği yok‹ diye d‚ş‚nerek. şaşkınlıktan donup kaldı. inanıyorum. Gerƒekten. bu ona o. ben saldırıya geƒmediğim iƒin. on dakika sonra d‡n‚yordu. İşte. outchitel olmana karşın. Şu son g‚nlerde seni sevmiyordum. geƒen sefer g‡rmedin mi sanıyorsun?‹ †Oo! Oo! Ama.. ‡yle mi?‹ †Neden kızacakmışım ki? Sana zorunlu olanları edinmekte ƒok haklısın. b‚t‚n bu s‚re iƒinde ben de seni severim. benden ne ƒaldığını. Ama. benim sustuğumu g‡r‚nce. ‡yle mi?‹ †Hayır canım.miz s‚resince. eğer kendiliğinden anlamazsa. paranın canı cehenneme. işte şimdi artık şahane bir arabayla atların var. Buraya bak. dalaşmaya başlıyordu ama. hemen yanıma oturuverdi. kızmadın. genƒliğin de sırasını savması gerek. hani şu k‚ƒ‚k zenci subayı. bunun beni kızdırdığını d‚ş‚nmeye kalkma sakın.‹ †Ama. sen. ne harcadığını. ‡yle davranacaksın ki. bir kez bile seni aldatmam. sokağa ƒıkıyor. biliyor musun. sen b‡ylesin işte! Ama. ƒ‚nk‚ bu bir fırsattı. oğlum. bir outchitel olduğumu sanıyordu ve besbelli: †Aman canım. ƒ‚nk‚ ben iyi y‚rekli bir kızım.zaman. †İşte. Ama. Her frangı benden boğuşa boğuşa almak zorunda kalacağına emindi. kızmadın. buraya baksana sen. Şimdi. biliyor musun. kuzum?‹ †Ben mi? Sonra Hombourg'a giderim. Varsaydığı saldırılarımın her biri iƒin bir karşılık hazırlamıştı. daha doğrusu bağırmaları ve ƒıkışmaları bekleyen Blanche. su iƒinde yirmi bin frank ederler. †Ee. bu en ƒılgın harcamaları... nonoş. Satmaya kalksak.‹ †Evet. onları o kadar pahalıya satın almaya karar verdim.‹ †Sana inanıyorum. Bu sana ƒok yararlı olacaktır... ben elimde kalem k•ğıtla.

g‡r‚yor musun bak. seni seveceğim. tamamen yalan s‡ylemiyordu) Blanche. birdenbire her şeyi orada y‚z‚st‚ bırakıp trene atladığı gibi doğruca Paris'e kaƒmıştı. Davranışları. Onu tedavi ediyorlarmış ama. generali alıkoydu.onu kovacak değilsin. yapmak zorunda kaldığı borƒlan karşılamak zorunda kalmayacağımı kabul etti. g‚zel bir y‚z‚ vardı. gerektiği gibi heybetli. kendi t‚r‚nde son derece ilginƒ bir kadın olan ve bizim ƒevrede Filozof Therese adı verilen Hortense'la tanıştırdı. ipe sapa gelmez. Her giydiğini pek yakıştırırdı. buna da mı kızmadın sen şimdi? Ama. pek•l•. S‡z verdiği †yıldızlar‹! g‡rmedim ama. o g‚nden sonra bir bakıma bana bağlandı. kimi konularda s‡z‚n‚ tuttu. işler o hale geldi ki Blanche. benim yerimde bir başkası olsa. tiyatrolara. †ƒ‚nk‚ acıdım sana. Ama. her ne olursa olsun.. Olayların aldığı şekil onu pek sevindirdi ve b‚t‚n o ayı mutlu bir kendinden geƒme iƒinde geƒirdi. bunun ‚zerinde uzun uzun durmaya gerek yok. anladın mı?‹ †Yani. Saf ve ahmak generalin ayaklan yere basmıyordu artık. salık da verilebilirdi. B‡yle bir erkekle bulvarlarda gezinmek sadece olası değil. S‡ylemeye hiƒ gerek yok: Blanche' m onu karşılayış biƒimi ona en iyi ilaƒ yerine geƒmişti. Blanche'ın ƒığlıklar kopararak kendisini kapı dışarı edeceğini sanarak. ƒ‚nk‚ de sen onu seviyorsun. nezaketi kusursuzdu. General bu işin h•l• ‚stesinden gelebilecek durumdaydı.. yalnız sakın ona para verme. saƒma sapan şeyler s‡ylemiş. †Eh. arkadaşların evine. sen gerƒek bir filozofsun! Gerƒek bir filozof!‹ diye haykırdı coşkuyla. yani demek istiyorum ki. Doğruyu s‡ylemek gerekirse. biraz yıpranmış olmakla birlikte. Sonlarına doğru benimle gerƒekten aƒıks‡zl‚ davranan (ya da daha doğrusu. biliyor musun. Kendini kaybederek d‚şm‚şt‚.. Hem zaten. birlikte geƒirdiğimiz ayın ta sonunda oldu bu iş ve ‡yle sanıyorum ki. buna ben de iƒtenlikle pek şaştım. hatta boynuna bile sarıldı. Bak g‡r‚rs‚n. 12 l178 KUMARBAZ . ondan sonra ben resmen emekliye ayrıldım. Paris'e geldiği zaman. Bana: †Sana imzalaman iƒin ne fatura verdim. İşler şu şekilde gelişti: Paris'e yerleşmemizden sekiz g‚n sonra general ƒıkageldi. deyim yerindeyse. bizim y‚z bin frank hemen hemen bir ay dayandı. ˆyk‚. neşeyle karşıladı. son on g‚n‚m‚z işte b‡yle geƒti. bir yerlerde k‚ƒ‚k bir dairesi vardı. G‡r‚yor musun. seni seveceğim. ƒ‚nk‚ benden ‡nce vardı. Biz ansızın Roulettenbourg'dan ayrıldıktan sonra. bu da yeterliydi. General her yere onunla gitmek zorunda kaldı: Bulvarlara. Ondan ayrıldığımda aynı durumdaydı. Blanche en azından seksen bin franklık alışveriş yapmıştı. Ama. aynı zamanda da. Šstelik. Trenden iner inmez doğruca Blanche'a geldi ve daha ilk ziyarette. b‚t‚n bir hafta. beni Hortense'la. benim y‚z bin frangın son kırıntıları da b‡yle uƒup gitti. ortak yaşamımız b‡yle sona erdi. ne de bono‹ dedi. Gerƒek şu ki. uzun boyluydu. Paris'te madalyalarını takardı. adeta korkudan titreyerek gelmişti. daha yukarda da s‡ylediğim gibi. b‚t‚n bunlar bu ‡yk‚ye vermek istemediğim ‡zel bir renklilikte ayrı bir ‡yk‚n‚n konusu olabilir. bunu mutlaka yapardı ve seni cezaevine g‡nderirdi.. boyalı bıyıkları ve yan sakallan (zırhlı s‚vari alayında hizmet yapmıştı). az kalsın oraya yerleşecekti. F. evimizin kapısını ƒaldığında bu kadarını hiƒ ummuyordu. ne kadar da iyi y‚rekliyim! Sadece bu Allahın cezası evlenme bana korkunƒ bir paraya patlayacak!‹ Gerƒekten de bir d‚ğ‚n yapıldı. gezintilere. biz topu topu yirmi bin frank harcamıştık ve. b‚t‚n bunların en kısa zamanda sona ermesini b‚t‚n g‚c‚mle istiyordum. seni ne kadar sevdim. adeta deli gibi olmuş. hemen o sabah onun bir kriz geƒirdiğini ancak buraya geldikten sonra ‡ğrendim. memnun olacaksın!‹ Ve gerƒekten de. Blanche onu ƒığlıklar gibi kahkahalarla. bana yakınlık bile g‡sterdi.

hatta belki de uşak sıfatıyla bulunduğumu sanıyordu. boynuna sarılıp ‡p‚yordu bile.. Kimi zaman.. bu kadar aptal olmak ƒok yazık! Gerƒek bir Rus. generalin kendisi uğruna ailesini bıraktığım. ya da Blanche. ˆyle sanıyorum ki. B‡yle anlarda ne istediğini s‡ylemesini bilemezdi. yahut da gitmeden ‡nce onu okşamayı unuttuğu iƒindi. Vicdan azabı da mı ƒekmiyordum. iyi huylu bir ƒocuk olduğum fikrinde karar kıldı. bir şeyi anımsamaya. En sonunda bir kahkaha kopardım. Bunun ona nereden geldiğini bir t‚rl‚ ‡ğrenemedim. hatta arada sırada beni azarlamakta bile sakınca g‡rm‚yordu. ve. zifiri bir gece gibi kapkaranlık.. saatlerce ‡yle oturuyordu. neyi sormak istediğini anımsayamayınca. onu azarlıyor.. general. Ancak b‡ylelikle işin iƒinden ƒıkabiliyordu. hemen hemen onunla nişanlı olduğunu. birisini bulmak istermişe benziyordu. lokantalara g‡t‚r‚yordum. benim y‚z‚mden ona ihanet ettiğini. Yedi y‚z franklık bir iğne Blanche iƒin neydi ki? Generalin olup olacağı sadece bin frangı vardı. bunu birkaƒ kez g‡zledim). sonuna doğru bu saygıdeğer kızın (ƒ‚nk‚. ‚stelik otel hesaplarını da o ‡demişti. Tamamiyle unuttuğu pek ƒok şey vardı. ‚zg‚n ve tasalı olduğunu kendi bilmiyordu ki.. hiƒ kimseyi g‡remeyince.bir ƒekirdek.. onu g‡r‚nce o kadar mutlu oldu ki. hastalıklı bir g‚l‚şle g‚l‚yordu.. Blanche'la beni pek eğlendirdi. Bir keresinde general. canlı geri . kıpırdanmaya. Sonuna doğru. bu gezintiler iƒin Blanche. Saygısızlığa varacak kadar dalgınlaştı ve kendi kendine konuşma alışkanlığını edindi. Kısacası. Hatta b‚y‚k b‚y‚k s‡zler etti. Bir g‚n. sağa sola d‡nmeye başlıyordu. Ben de onu tiyatroya. †ve. benim varlığım birden180 KUMARBAZ . Sık sık g‚l‚yordu ama. kesik. bir k‡şeye oturduğu zamanki huysuzluğu. kendi t‚r‚nde elbette ki! Başlangıƒta onun değerini tam olarak anlayamamıştım) b‚t‚n tevecc‚h‚n‚ kazanmıştım.. Generalin parası olmasına ve herkesin iƒinde c‚zdanını ƒıkarmaktan pek hoşlanmasına karşın. bana: †Sen akıllı ve iyi y‚reklisin‹ diyordu. h‚ng‚r h‚ng‚r ağlamaya başladı. Sadece Blanche. O bir yığın şey s‡ylerken. ben ağzımı bile aƒmıyordum. Bal Mabille'c. Blanche'la ilişkilerimi anlamadı bile. y‚ksekten alarak konuşmayı s‚rd‚r‚yordu. ya da biraz ciddi bir konuşmayı bile izlemek yeteneğinden yoksundu. Bir sabah kahvaltı yaparken. Alıngan değildi. en sonunda da onun hizmetinde olduğumu ve anlayış g‡stermem KUMARBAZ 179 gerektiğini anımsattı... iki saat hiƒ kımıldamadan oturunca (Blanche hiƒ kuşkusuz Albert'le buluşmaya gittiği zamanlarda. Astley vermişti. B‚t‚n bu s‚re iƒinde bana g‡sterdiği ilgiye gelince. neşesizliği sadece ya Blanche'ı uzun zamandır g‡rmediğindendi. filan falan. generalin Palais-Royal'de g‡r‚p beğendiği ve her ne pahasına olursa olsun. Hiƒ değilse bana emir verircesine. general gelir gelmez. bunu ona B. benim mert. onu da g‡t‚rmeden sokağa ƒıktığındandı. ‡yle sanıyorum ki.bu mutlu ruhsal duruma karşın hastalığının belirtileri uzun zaman varlığını s‚rd‚rd‚. buna şaşıp kaldım. Blanclıe'm yanında kuşkusuz ‡zel sekreter. Kumarda bir servet kazandığımdan s‡z edildiğini ş‡yle belli belirsiz işitmişti ama. neşeli. davasını savunmaya başladı. Bir. Blanclıe'a armağan etmek istediği yedi y‚z franklık bir iğneyi almasına engel ol-mak iƒin adeta zor kullanmam gerekti.. yani ‡nce beni bir sersem sandı. ama. Bundan b‡yle d‚ş‚nmek. sinirli. onu yaşama d‡nd‚rebiliyordu. Blanche kahkahalarla g‚lerek. gerƒekten de Blanche iyi bir kızdı. ona s‡z verdiğini. ona bu l‚tf‚ pek ender g‡stermesine karşın.. Blanche hemen ona koşuyor. birdenbire ƒevresine bakınmaya. Blanche. beni birkaƒ kez generali gezdirmeye g‡nderdi. kalın kaşlarını ƒatarak. her şey de orada kaldı. bana para veriyordu. bir Kalmuk!‹ K‡peğine hava aldırması iƒin uşağını g‡ndereceği gibi. b‡yle hallerde her s‡zc‚kte sadece: †Humm!‹ diye eklemek ve başını sallamakla yetiniyordu. iki dirhem. d‡n‚nceye kadar yeniden uyuşukluğuna g‡m‚l‚yordu.

ille de tutturmaya başlarsa?. Damat adayı durumunu pek ciddiye alıyordu. Œevet. Blanche g‰lmekten katılıyordu.. evet. haklısınız. Œ... gırtlağımı kesti! Tam iki yıl boyunca benim karabasanım oldu! Aylarca d‰şlerime girdi o adam! O. yoo! O olmaz! Buna cesaret edemez! Ben ‹nlemlerimi aldım. vb. birini. beni mahvetti• dedi. sen hiŠ merak etme! Albert adına ona birŠok nama muharrer senetler imzalattım bile. Albert'le birkaŠ yakın dost Šağırılmıştı.. CleopŽtre ve ‹b‰rleri kesinlikle uzaklaştırıldılar. BirŠok defalar ‰z‰nt‰ye kapıldığını. sonra da. benim haylaz bir sokak Šocuğu olduğumu.. ya da bir şeyi ‹zlediğini. ‹ğreteceğini s‹yledi avaz avaz bağırarak. Šocuklar ya!• Yalnız. onun kravatını kendi elleriyle bağladı.. Olup bitenleri ilk olarak Blanche'tan ‹ğrendim: Ayrılmamızdan tam bir hafta ‹nceydi. Pauline'den s‹z etmek istediğim zaman fena halde ‹fkelendi... ŒTalihi varmış• diye ‹t‰p duruyordu.. her zamanki alışkanlığımla. mujiklerim olacak. bana yaşamasını ‹ğreteceğini.. Blanche. o zaman olup bitenlerin pek 182 KUMARBAZ .. bir kez tiyatroya giderken duygulandı: ŒBahtsız Šocuklar. başı sonu olmayan bir s‹yleve girişti. Hemen cezalanacak. Œbeni soydu soğana Ševirdi. †nce. Ben general eşi olacağım. frak ve beyaz yelekle gerŠekten. Kuşkusuz kendisi de nedenini bilmiyordu. susuyordum. Sanki bu fikir onu şaşırtıyormuşcasına: ŒDoğrusu. pek rabıtalı bir hali vardı. Olmasa bile. tıpkı eskiden yaptığı gibi. Blanche'ın varlığına karşın birisinin eksikliğini hissettiğini fark ettim. pek rabıtalı• dedi. Šocuklar. ŒEvet. bahtsız Šocuklar!• O akşam artık defalarca: ŒBahtsız Šocuklar!• diye yineledi. ben onu yola -getirirdim! Evet. O adam. dereden tepeden konuşarak. evet!• Deş Grieux'ye gelince. onlar• diye başladı ansızın. ağız kalabalığına getiriyor ve hemen konuyu değiştiriyordu.. sokağa Šıkarıp biraz gezdirdik. Konuşmayı Šocuklarına getirmek istiyordum ama. generalin odasından Šıkınca. ŒNank‹r bir kız o!• diye bağırdı.. Hortense. Tanrı bilir neleri. onu g‰nde y‰z kez yineliyordu. Astley bize bir telgraf g‹nderdi. bana d‰nyanın kaŠ bucak olduğunu.. En ufak bir karardan d‹nmede. en sonunda generali iyi k‹t‰ yatıştırdık. Ayrıntılara girmediğim ve b‰t‰n bunlara sadece ilgisiz bir seyirci gibi katıldığım iŠin.• †zel t‹renlere kalkışmadan.. Blanche. Hoşuna giden bir s‹zc‰ğe rastladığı zaman. Ama. sonra da son derece mutlu olacağı o arka odada-oturacak. bir şatom. her şeye karşın onun varisi. servetinden s‹z ediyordu bana. ondan hiŠbir zaman kesin bir şey ‹ğrenemedim: Askerlikten. bir Rus toprak ağası olacağım. Ama. evlen onunla. huysuzluğa başlarsa. Y‰ksek sosyeteye rahatŠa girebileceğim (Blanche'ın en b‰y‰k d‰ş‰yd‰ bu). aile arasında sade bir d‰ğ‰n yapıldı...KUMARBAZ 181 bire neden onu incitti acaba? Bunu hŽlŽ bilmiyorum. ‹lm‰ş eşinden. Anladın mı ne dediğimi?• ŒO mu? Aa... sakın bana ondan s‹z etmeyin!• Bu ikisinin arasında bir ilişki bulunduğunu g‹r‰yordum ama. malikŽnesinden. sen de kabul edersin ki. emekli maaşı var. vb. Bayım. daha sonra da nasıl olsa milyonumu elde ederim!• ŒYa kıskanŠlığa. duygularını ve d‰ş‰ncelerini yansıtmamasına karşın. B. onun adının anıldığını işitmeye bile dayanamıyordu: ŒO. saŠlarına pomatlar s‰rd‰. Yoo. s‹zlerinden hiŠ. hiŠbir konuda beni rahatsız etmezdi. Bir iki kez bana iŠini d‹kt‰ ama. ŒK‹t‰ y‰rekli ve nank‹r bir kız! Ailemizi lekeledi! Burada da yasalar olsa. o zaman da. varımı yoğumu elimden aldı. kimse bir şey anlamadı. buna cesaret edemez!• Œ†yleyse. evet.babuşka gerŠekten hasta ve her an ‹lebilir. S‹z‰n. kısası...

giyinip kuşanmış. yeni soyadımı bir t‚rl‚ anımsamayı başaramıyorum! Zagorianski. sonra da dosdoğru Hombourg'a gideceğim. mahvoldum! Zaten bu hemen hemen hiƒbir şeyle karşılaştırılamaz. şu kahrolasıca Rus adları yok mu! Her neyse. †Ama.. B‡ylece. oturup da kendime ahlak dersi verecek de184 KUMARBAZ değilim! B‡yle bir durumda ahlak dersinden daha saƒma.. mutlaka beni g‡rmeye gel. dilenciden daha beter bir durumdayım! Peki. hiƒ değilse gelecek yıldan ‡nce değil. sonra da. biliyor musun. general bundan pek memnun g‡r‚nd‚. demek ki hiƒ kaygılanmadan. Ama.. Sayın Bayan General de Sago. hiƒ bilmiyorum. †Seni aptal sanıyordum. hem salonu arşınlıyor. eğer gene kazanırsan. mutlu olursun!‹ Cebimde daha beş y‚z franga yakın para vardı. Ancak bug‚n. Buradan mutlaka geƒeceğini ve iş iƒin yirmi d‡rt saat kalacağını g‚venilir bir kaynaktan ‡ğrendim. g‡n‚l rahatlığıyla değilse bile. hoşƒa kal! KUMARBAZ 183 Hep iyi dost olarak kalacağız.. ne sarsılmaz umutla! Şu kadar olsun kendimden kuşku ediyor muydum? Şimdi on sekiz aydan fazla geƒti ve kendi g‡r‚ş‚me g‡re. B‚y‚k bir ciddiyetle. veda ederken birkaƒ damla g‡zyaşı bile d‡kt‚. bu senin işine yarar.. du Placet olduğu.. ne kendini beğenmişlikle. D‚ğ‚n sabahı. ayrıldık ve hatta Blanche. senin de ‡yle bir halin vardı ama. Hemen k‚ƒ‚k salonuna koştu. değil mi?‹ En sonunda.‹ Elimi son bir kez daha sıktıktan sonra. neden bir dilenci? Dilencilik umurumda bile değil! Ben d‚ped‚z kendimi yitirdim. dul Bayan Cominges'in de annesi olmadığı aklımda kaldı. birdenbire: †Dur. B‡yle bir • şey yapacağını d‚nyada sanmazdım! †Al. daha ‡nce hiƒ aklıma bile gelmeyen pek sevimsiz bir şey var: D‚ş‚n bir kere. Roulettenbourğ'a d‡nmeyeceğim. son satırları ne kadar da g‡n‚l rahatlığıyla yazmışım! Ya da. o Blanche aptalı. ƒ‚nk‚ nasıl olsa yitireceksin. on d‡rt sessiz harfli Sayın Bayan General! Ne kadar hoş. Sadece. kaygılarımdan ve ‚z‚nt‚mden kendimi avutabilmek iƒin onları yeniden okumak aklıma geldi.. bekle!‹ diye haykırdı.. belediyede ve evdeki yemek sırasında. Zagorianski. ayrıca bin frank kadar eden ƒok g‚zel bir saatimle pırlanta kol d‚ğmelerim var. hatta du Placet adı de Cominges'den daha ƒok hoşuna gitti. aynı zamanda da gururlu g‡r‚nd‚.. hem de son derece ciddi bir halle. Blanche da saygın havalar takınmaya başladı. hiƒbir şeye kulak asmadan oldukƒa uzun bir s‚re yaşayabilirim. ƒok aptalsın. D‚ş‚ncelerimi bir araya getirmek. Blanche'ın soyadının Cominges değil. Hombourg'da da. Sana daha fazlasını vermiyorum. her şeyi ‡ğrenebileceğim. Astley'i beklemek iƒin bu berbat k‚ƒ‚k kente yerleştim. Hadi. bir outchitel olarak belki ƒok bilgilisin ama. bir dakika sonra bin franklık iki banknotla d‡nd‚. ON YEDİNCİ BˆLŠM Bu notlara bakmayalı tam yirmi ay oldu. gerƒekten kumar oynanıyor.. bana: †Şimdi artık tamamiyle başka t‚rl‚ davranmalıyım‹ dedi. erkek olarak. durmadan: †Madernoiselle Blanche du Placet! Blanche du Placet! Du Placet! Mademouazelle dioıı Placette!‹ diye yineleyip duruyordu ve y‚z‚nde belirli bir kendini beğenmişlik parlıyordu. Ulu Tanrım! Karşılaştırarak s‡ylersek. Sago.ƒoğunu unuttum bile. Burnunu ƒeke ƒeke ağlayarak: †İyi bir insandın‹ dedi. Kilisede. daha mantıksız bir şey olamaz! Ah! O kendinden memnun insanlar! Bu ƒalƒeneler nasıl da b‡b‚rlenen bir kendini beğenmişlikle cevherlerini yumurtlamaya hazırdırlar! ݃inde bulunduğum durumun berbatlığının ne derece . Hombourg'a gidişimde kalmışım. sadece mutlu değil. bu sana yakışıyor. ‡zellikle de B. Neden o ikisi o g‚ne kadar o adı almışlardı. Aynı masada şansı iki kez aramanın k‡t‚ bir hesap olduğunu s‡yl‚yorlar.

kırmızı. G‚m‚ş para olarak altmış florinim kalmıştı.. Baden' deki b‚t‚n bu Hinze'lerin.. iƒimdeki insanı bulabilirim! Gerƒekten de Hombourg'a gittim ama. uşağı olarak Baden'e de gittim. lui altınlarının.. gerƒekten onun uşağı oldum: Bir sekreter tutacak olanağı yoktu artık bu y‚zden . b‚t‚n bu g‚zel hanımların benden s‡z etmesini. ben de ‚ƒ dilden'okuyup yazmasını biliyorum. Ve hemen o akşam rulete gittim. Onun yanında doyasıya ne yiyebiliyor. buna karşılık beş ayda KUMARBAZ 185 yetmiş florin biriktirdim.. altın ve g‚m‚ş paraların şıkırdadığını işitir işitmez. Başlan-gıƒta otuz florin aylıkla sekreter gibi bir şeydim. Nereye gidebilirdim ki? İşte o zaman Hinze'nin hizmetine girdim. onun iƒin kaldım ve b‡ylece kendi kendimi uşak olarak değiştirdim.. ƒift ve eksik! Krupiyenin k‚reği altında kor gibi parıldayan yığınlar halinde ƒ‡ken ‚st ‚ste yığılmış altın paraların. Spa'ya da gittim.. savurgan bir insan olduğumu bile sanıyorum. Bununla birlikte. Ve b‚t‚n bunlar beş dakikadan daha kısa bir zamanda gerƒekleşmişti! B‡yle anlarda insan b‚t‚n geƒmiş başarısızlıklarım unutuyor! •‚nk‚ yaşamımdan fazlasını tehlikeye atarak bunu . ‚ƒ‚nc‚ oyunda sıfır ƒıktı. beni g‡r‚nce artık arkalarını d‡nmezler. kazandım. Kazandım. Pas iƒin benim olumlu bir ‡nyargım vardır.. ‡yk‚m‚ anlatmasını. benim de gidecek hiƒbir yerim yoktu. Kumar masasına yetmiş florinimi g‡t‚rd‚ğ‚m gece gerƒekten harikulade oldu.. Y‚z yetmiş beş florini alırken sevinƒten ‡leceğimi sandım. oyunlarının ‚zerinde olduğumu g‡r‚rd‚. yeniden yaşamaya başlayabilirim! B‚sb‚t‚n kaybolmadan ‡nce. cezaevinden hemen sonra oldu. Toplam bin yedi y‚z florinim vardı. ama sonunda. Tembellik etmesini seven genƒ d‚ş‚ncesizin biridir. burada efendim olan bir alƒağın.maaşımı azalttı... ya da: D‡rt. •‚nk‚ Roulettenbourg'daki borƒlarım iƒin hapse de girdim. kırmızı'nın ‚zerine iki y‚z florin. ne y‚rek daral-malarıyla kulak kabarttığımı bir bilseniz: Otuz bir. Sıfır ‚zerine bir. daha'sonra Rou-lettenbourg'a da. Sı-fır'a g‡z koydum.. Hemen kırmızı'nın ‚zerine y‚z florin koydum.. kara. ne de iƒebiliyordum ama. Astley mi? Pauline mi? Bilmiyorum ama. beni kutlamasını Ve kumardaki yeni şansım karşısında yerlere kadar eğilmesini istiyordum. bir akşam ondan ayrılmak istediğimi bildirdim. Zaten benim bilmediğim yeni neyi s‡yleyebilirler ki bana? İşte asıl s‡z konusu olan bu! Kesin olan bir şey varsa o da. ve kazandım.. hatta eli aƒık. paraya ‡nem verdiğim yoktu. Bir yabancı benim yerime borƒlarımı ‡dedi.. O zaman şimdi yaptıkları gibi. parayı ka-zansam gene har vurup harman savurması iƒin herhangi bir Blanche'a verirdim ve on altı bin franga satın alınan bir ƒift atın ƒektiği arabada. sonra beni salıverdiler. Daha kumar salonuna bile ulaşmadan.. Yoo! Hayır! Benim paraya ‡nem verdiğim yoktu! Kesinlikle inanıyorum ki..kerede beş florin koyuyordum. kara'mn ‚zerine d‡rt y‚z florin.bilincinde olduğumu bilseler. bana ders vermek iƒin s‡z bulamazlardı. Yitirdim.. bir tekerlek d‡n‚ş‚yle her şey değişebilir ve o aynı ahlak hocaları o zaman dostƒa şakalaşarak beni kutlamaya ilk koşanlar olacaktır. ona ser‚venlerimi anlatırdım ve b‚t‚n bu saƒma'yazgı'.. ya da uzun g‚m‚ş tomarlarının ƒevrelediği sehpaya nasıl bir doymazlıkla baktığımı bilseniz. Ah! Bilseniz y‚reğim nasıl ƒarpıyordu! Hayır. Cimri olmadığımı ƒok iyi biliyorum. frederiklerin ve talerlerin saƒıldığı kumar masasına. tek ve pas. eksik ‚zerine sekiz y‚z florin. D‚ş‚nd‚m. adeta baygınlıklar geƒiriyorum. Evet. kimbilir? Belki Pauline'e de rastlardım. Baden'de. Kimdi bu? B. kazandım. bundan kesinlikle eminim.. hatta. tam beş ay uşaklık ettim! Bu. Ama. meclis ‚yesi Hinze'nin. ben b‚t‚n bu insanların kafasına t‚k‚r‚yorum! Ben şimdi neyim? Bir sıfır. Bunlar hep ƒocukƒa d‚şler ve d‚ş‚ncelerdi ama. Pas'm ‚zerine koyduğum on florinle başladım. borcum ‡dendi: Topu topu iki y‚z talerdi. Ben sadece ertesi g‚nden tezi yok.. y‚z bin florin kazandığım186 KUMARBAZ zaman bu kadar mutlu olmamıştım. b‚t‚n bu metrdotellerin.. Yarın ne olabilirim? ˆl‚leri diriltip.. krupiyenin bildirilerine ne heyecanla. yeniden tam ‚ƒ hafta Paris'te boy g‡sterirdim.

akıllı ve aynı zamanda da edepsiz eski dostumu buluyorum. Onun iƒin ben. B. S‚rekli bir y‚rek sıkıntısı ve korku iƒinde yaşıyorum. Hemen o g‚n Hombourg'a gitmeye karar verdim: Orada ne kimsenin hizmetinde ƒalışmıştım. yeniden birinin yanına uşak olmam gerekecekti. az para s‚rerek oynuyorum ve bekliyorum. Y‚z‚n‚ oldukƒa ciddi g‡r‚nce. eğer kazanırsam. Rusya'da. bunun herhangi acayip bir İngiliz olduğunu d‚ş‚nm‚şt‚m.. Astley beni az ƒok bir şaşkınlıkla dinliyordu. yitirirsem. ben değilim ama. ƒirkefe bulanmışım gibi geliyor bana. kumarı s‚rd‚rebilirdim. †Yani demek oluyor ki. bir rastlantıyla karşılaştık. buradasınız siz de? Sizinle karşılaşacağımı d‚ş‚nm‚şt‚m‹ dedi. Kimi zaman b‡yle tam d‡rt saat y‚r‚yordum ve Hombourg'a yorgun ve aƒ d‡n‚yordum. Bakın nasıl oldu: Bahƒede y‚r‚yordum ve hemen hemen beş parasız olduğumu. •oktandır birbirimizi g‡rmemiştik.‹ †Hayır. iki aydan beri de oradayım..... daha fazla değil ve bin beş y‚z florin yitirdim. Gene de Hombourg'a gittim. Astley g‡z‚me aƒıktı. S‡zlerimi hemen kavrayamadı ama. biliyorum. Uyandığımda artık uşak değildim. bu arada kaşarlanmışım..‹ B. hepsini biliyorum. Beni ‡ğretmen olarak hemen yanına alacak bir Rus ailesi bulamazsam.‹ †•ok garip.‹ †ˆyleyse beni kurtaranı da biliyorsunuzdur?‹ †Hayır. Demek ki gidip rulette bir el daha oynayacak olanağa sahiptim. O da beni g‡rm‚şt‚. Astley'le karşılaşmamın bende yaptığı etkiden bu sonucu ƒıkardım. sadece elli florinim kaldığını hesaplıyordum. Trenin hareketinden yarım saat ‡nce. buradaki Rusların hiƒbirini tanımıyorum.. zaten tanısam da bana b‡yle bir iyilikte bulunmazlardı. aklıma bir şey getirdiniz: İki y‚z florinlik bir borƒ y‚z‚nden girdiğim Roulettenbourg cezaevinden beni ƒıkaran siz değil miydiniz? Bilinmeyen biri borcumu ‡dedi. ansızın bir sıranın ‚st‚nde oturan B. Yanına oturdum. beni bitkin ve mahcup olmuş188 KUMARBAZ g‡remediğiniz iƒin iƒten iƒe ‡fkeden. Bunca ƒelişkiyi ancak Ruslar aynı zamanda kendilerinde toplayabilirler. †Olup bitenleri bana anlatma zahmetine katlanmayın. sadece iki oyun. bir tehlikeyi g‡ze almaya cesaret etmiştim ve. Durun bakayım. kuduruyorsunuz‹ dedim g‚lerek. ben de hemen neşemi azalttım. onu g‡rd‚ğ‚me pek sevinmiştim. Şu son yirmi ay iƒindeki b‚t‚n yaşamınızı biliyorum. B‚t‚n bu d‚ş‚nceleri kafamda evirip ƒeKUMARBAZ 187 virerek komşu eyalette.. Hiƒ kuşkusuz beni ‚zg‚n ve bitkin bulacağını d‚ş‚nm‚şt‚.elde etmiştim. bildiğimi s‡yleyemem. hesaplar yapıyorum. Kişinin en iyi dostunun ‡n‚nde mahcup olduğunu g‡rmekten . ancak Ortodokslar kardeşlerini kurtarırlar. d‚şlerimde bile kumar g‡r‚yorum. işte gene insan sırasına girmiştim! Bir otelde oda tuttum. Tam parka girdiğim anda. anladığı zaman g‚l‚msemeye başladı. ‚stelik de kaldığım k‚ƒ‚k otel odasının hesabını da iki g‚n ‡nce ‡demiştim. tuhaflık olsun diye.. hayır. kapımı anahtarla kilitleyip iƒeri kapandım ve tam saat ‚ƒe kadar paramı saydım. †Her neyse. ne de hapishanede yatmıştım.‹ †Ya! Bakın hele! Demek ki eski dostlarınızı b‡yle g‡zetletiyorsunuz!‹ diye karşılık verdim ben de. †Demek. doğrusu. bana seslendi. †Bu size onun kazandırır. yeniden gidip kumar oynadım. †Eleştirileriniz hoşuma gidiyor. bizim oralarda. borƒ y‚z‚nden Rouletten-bourg'da hapse girdiğinizi biliyorum. dostlarınızı unutmuyorsunuz. Bu s‡zlerde geƒmiş g‚nlerdeki coşkulu. sizi b‚t‚n fikir ‡zg‚rl‚ğ‚n‚zle ve hatta neşenizle yeniden g‡rd‚ğ‚me ƒok sevindim‹ dedi oldukƒa hırƒın bir halle.. Ama. park ve ormanda her g‚nk‚ gezintimi yapmaya gidiyordum. g‚nlerce kumar masasının yanında g‡zlemler yapıyorum.

adeta ‡fkeyle. g‚nl‚k istekleriniz şimdi artık ƒift ve tek.‹ †Pek•l•. sizi bitkin g‡rmediğime iƒtenlikle memnunum. bunu kendi ahlak anlayışıma bir hakaret olarak kabul ediyorum. Bayan Pauline ‚zerine soru sormamakla da beni pek memnun edersiniz‹ dedi buyurgan ve hatta ‡fkeli bir sesle. Ben. †Demek ki sizi de son derece yaraladı. onu hiƒ tanımadınız. bana geƒmişten s‡z etmeyin!‹ diye haykırdım kızgınlıkla. ama. †Bahse girerim ki. Şimdi de 'Bayan Pauline evlenen kızkardeşimle birlikte yolculuk yapıyor. Şimdi İsviƒre'de bulunuyor. pek•l•.‹ †Sahi mi? Hata ediyorsunuz.. kendi kişisel ƒıkarlarınızdan ve toplumunkilerden. Hiƒbir şey bilmiyordum. B‚y‚kannenin vasiyetnamesi . değil mi? Ben de aynen b‡yle d‚ş‚nm‚şt‚m.. biliyorum. Buna kesinlikle inanıyorum. ileri git-miyordur. ortadaki on iki sayı. eğer yaşarsam. Buraya baksanıza. sırf Bayan Pauline'in kendisine yedi bin lira bırakarak ‡ld‚. bu iki s‡zc‚kten sonra kesmek koşuluyla. vb. sonunu getirmeyin. Bir s‚re. kumardan vazgeƒmeye hiƒ niyetiniz yok mu?‹ †Oo! Kumarın canı cehenneme! Hiƒ d‚ş‚nmeden hemen bırakırdım eğer. bir s‚re iƒin b‚t‚n bunları. ‡l‚leri dirilteceğim!‹ †On yıl sonra da siz burada olacaksınız‹ dedi.. duygularınızı unutKUMARBAZ 189 muşsunuzdur.. †sadece yaşamdan. Bayan Pauline uzun zaman hasta yattı. †Pek de o kadar unutkan olmadığımı size kanıtlamak iƒin.. †Katılaşmışsınız‹ diye belirtti. kara. g‡receksiniz..‹ †Yeter. Ama. Ondan hiƒ haber alamadım. sizin mahrem ‡yk‚lerinizi ‡ğrenmeye hiƒ de meraklı değilim.‹ Beni bir sınavdan geƒirdi.‹ †Hayır. hatta anılarımı bile kafamdan kovdum.. †Şunu iyi bilin ki.. izin verin de Bayan Pauline'in şimdi nerede olduğunu sorayım size? Borƒlarımı ‡deyen siz değilseniz. şimdi de hasta sayılır. size bunu yine bu sıranın ‚zerinde anımsatırım. hayır! Borƒlarınızı ‡deyenin o olduğunu hiƒ sanmıyorum. sadece kazanƒ dışında her t‚rl‚ amaƒtan uzaklaşmamasınız. yoo. bir tek kitabın kapağını bile aƒmamıştım... ben hiƒbir şeyi unutmuş değilim.. Ben sizi yaşamınızın tutkulu ve yoğun bir zamanında anımsıyorum ama... ˆyleyse gerƒeği s‡ylediniz. sadece Bayan Pauline'in dış durumuyla. rica ederim. d‚şleriniz. size kesinlikle s‡yleyeyim ki.. ‡yle olsun.hoşlandığı bir gerƒektir: Dostluk ƒoğu zaman işte bu mahcubiyetin ‚zerine oturur. annemle kızkardeşimin yanında kaldı. onun hakkında soru sormayı kesmekle beni ƒok memnun edersiniz. Bu da iki s‡zc‚kle anlatı-labilir. siz aynı zamanda kendi anılarınızdan da uzaklaşmışsınız.. İşte o zaman. Astley. şu son g‚nlerde ancak gazetelere ş‡yle bir g‡z atmıştım..‹ †Eğer şimdi paranızı yeniden kazansaydınız. ƒ‚nk‚ bir d‚ş‚nsenize. ta ki durumumu iyice d‚zeltinceye kadar. kesinlikle eminim ki siz o d‡nemdeki b‚t‚n en iyi izlenimlerinizi. Siz. ‡yle mi?‹ dedim elimde olmadan g‚lmeye başlayarak. sizinle başka neden s‡z edebilirim ki? B‚t‚n anılarımız hep onunla ilişkili.‹ †Pek•l•. Hiƒ korkmayın. İngiltere'nin kuzeyinde. dostlarınızdan (ƒ‚nk‚. o zaman. onun adını sizin ağzınızdan işitince. insanlık ve yurttaşlık g‡revlerinizden. Bana bakın. kırmızı. rica ederim. hani şu tamamiyle aklını kaƒıran yaşlı kadın).. size bir kez daha s‡yl‚yorum. şu iƒinde bulunduğumuz durumda. mutlaka odur. b‚t‚n akıllı kişilerin bildiği ƒok eski bir gerƒektir bu. eğer deyim yerindeyse. vb. bu kadarı yeter‹ diye s‡z‚n‚ festim sabırsızlıkla. Altı ay ‡nce. şimdi iƒinde bulun-190 KUMARBAZ d‚ğ‚ dış koşullarla ilgileniyorum. bunu hiƒ d‚ş‚nmeden s‡ylediniz. b‚y‚kannesi (anımsarsınız. ama.. B. kumardan başka bir şeyle ilgilenmiyor musunuz?‹ †Hayır. dostlarınız vardı) uzaklaşmamışsınız. †Bayan Pauline d‚nyanın en saygın kişilerinin en iyisidir ama..

Astley. Mile Blanche ona ƒok iyi baktı ama. onun ruhu. bir Fran-sızla bir Rus k‚ƒ‚k hanımı.. davranışlar. B. ruh g‚zel-192 KUMARBAZ ligini ve kişiliğini ‡zg‚nl‚klerini ayırt etmek iƒin bizim kadınlarımızda. ifadeler ve hatta d‚ş‚nceler bulunabilir. Astley. ƒ‚nk‚ o aynı Deş Grieux bir g‚n ona. Ama. Ama.kızkardeşiyle erkek kardeşinin geleceğini de g‚vence altına alıyor. k‚ƒ‚k Fransızların en adisinde bile. bir Rus olarak. ‡zentili. B‚t‚n d‚zenler sonradan .‹ †Deş Grieux'n‚n adını bir başka adla birlikte anmasay-dınız. B. ya da yersiz hiƒbir şey yok ki. Šstelik de. B. ‡zellikle de. ne de benim ne aydınlatabileceğimiz. bir daha b‡yle anıştırmalar ve yaklaştırmalar yapmamanızı kesinlikle ‡neririm. o kadar da g‚l‚nƒ ki daha ilk bakışta g‡ze' ƒarpıyor. bu y‚rekte gene de o nefret edilen alƒak h‚k‚m . ben de aynı kanıda değilim.‹ †Nasıl? Kırk yıllık dostluğumuza karşın mı?‹ †Evet.‹ †Bin kez ‡z‚r dilerim. adı ağzımdan kaƒtı). ya da y‚reğinin en ufak bir katkısı olmaksızın son derece zarif tavırlar. B. bu ‡nemli bir sorundur. akıllı ve fazla yapmacıklı olmayan bir Rus kızından daha g‚venen ve daha aƒık bir yaratık olamaz. Deş Grieux İsviƒre'de yolculuk yapmıyor. yani Parislinin ulusal biƒimi. bizim Rus kızları belki de başka t‚rl‚ d‚ş‚n‚yorlardır. kıskanƒlık nedeniyle olsa bile. Astley. b‚y‚kannenin generale bıraktıklarının hepsini ‚zerine ƒe-virtmeyi başardı. hatta belirli bir bakış aƒısından g‚l‚nƒ bile bulurum. Daha ‡nce bilinmesi gereken pek ƒok şey var. s‡z‚mona mahvolmuş biri olarak ortaya ƒıktı.s‚recektir. Generale. Siz Racine'i yapmacıklı. g‡rd‚n‚z m‚.1 B. ruhunun. ailesine ve bu d‚ş‚ncesiz generale yardım etmek istediği. sizi bir Deş Grieux alƒağına yeğlemeye karar vermek iƒin daha ƒok zaman bekleyecektir. Bir İngiliz olarak siz belki aynı kanıda değilsiniz. Bug‚n. ya Deş Grieu*? O da İsviƒre'de yolculuk yapmıyor mu?‹ †Hayır. Burada ne gibi bir KUMARBAZ 191 †yaklaşım‹ var? Neden tam da bir Fransızla bir Rus k‚ƒ‚k hanımı?‹ †Bakın. elimden ƒekeceğiniz var demektir. mis kokulu bulabilirsiniz. o Deş Grieux adındaki aşağılık ve adi tefeci egemen olacaktır. Racine gene de sevimlidir. ruhunun ve y‚reğinin doğal şekli sanır. haydi haydi genƒ kızlarımızda bulunandan ƒok daha fazla bağımsızlık ve ‡zg‚rl‚k. ‡zellikle de ƒok daha fazla deneyim gerektir. ‡zsaygıdan 's‚r‚p gidecektir. iƒin. arkadaşınız olur. b‚y‚k bir şairdir. Bayan Pauline. size bir şey s‡yleyeyim mi.. bununla birlikte izin verirseniz şunu belirteyim: Bunda kırıcı. Bundan başka da. Genel olarak ele alırsak. Sanırım hepsi bu kadar. Kendileri kişisel olarak d‚nyanın en boş. d‚nya y‚z‚nde iyi y‚rekli. Bayan Pauline'i hiƒbir şeyle suƒlamıyorum ki ben. B‚t‚n bunlar miras yoluyla ona geƒmiştir. B. ‚vey babasına gelince. zarif bir marki. Hiƒ hoşunuza gitmese de. Balem. biz daha ayıyken zarif bir kalıba d‡k‚ld‚. sıkıcı biƒimde d‚zenli ve zarafetten yoksundurlar. size b‚t‚n y‚reğini aƒar. Herhangi bir rolde bir maske altında beliriveren bir Deş Grieux inanılmaz bir kolaylıkla onun g‡nl‚n‚ fethedebilir. nerede olduğunu da bilmiyorum. en aşağılık yaratıkları olabilirler. d‚ş kırıklığına uğramış bir liberal. Ama. belki onu elinize alıp okumazsınız bile. Fransızın. Fransız eksiksiz ve zarif bir biƒimdir. Zaten..‹ †Peki. bu ne sizin. zarif bir şekli vardır. 'bir k‚ƒ‚k Fransızla bir Rus k‚ƒ‚k hanımı deyimiyle ne anlatmak istediğinizi sorardım size. ama. ‡zentili. girişiminin. Fransız Devrimi soyluluğa varis oldu. yoksa vay halinize. (‡z‚r dilerim. İngilizler ƒoğunlukla. mis kokulu. biz istesek de istemesek de. bu uzun bir ‡yk‚d‚r. Oysa. Ben de onu yapmacıklı. Ama. size şunu itiraf etmek zorundayım ki. k‚ƒ‚k hanım da bu şekli kalıtım yoluyla ona geƒen bir giysi gibi değil de. onlar da Londra'da okuyorlar. Hatta bu inattan. Astley. Ama. en adi.. Astley. bir ay ‡nce beyin kanamasından Paris'te ‡ld‚. Astley. ne de iyice anlayabileceğimiz bir yakınlaşmadır... Ruslar g‚zelliği iƒg‚d‚yle ayırdetmesini bilirler ve buna susamışlardır. Size ƒok saygısı var. bu sizi ilgilendiriyor. bir bakıma da.

yepyeni bk mesleğe başlamanız iƒin size şimdi hemen bin İngiliz lirası vermeye hazırım. umutlarınızı ve. Eh. sizinle aƒık y‚rekle uzun uzun konuşmak ve b‚t‚n.. B. b‚t‚n o s‡ylediklerinizden sonra. †Šstelik s‡zleriniz ‡zg‚nl‚kten de yoksun. zavallı adam. ƒ‚nk‚ iyi kurulmuş bir polisi var gibi g‡r‚n‚yor.. ben bir şey demiyorum. Alın şunu ve elveda! Alsanıza canım!‹ †Hayır.. g‡zleri parlıyordu. Zaten.‹ †A-lın!‹ diye haykırdı. Arıtımevi sahibisiniz... Astley gitti. mahvolmuş bir adam olduğunuza g‡re bunu size aƒıklayabilirim! Dahası da var... •alışmanın. emeğin değerini bilmeyen ilk siz değilsiniz (sizin milletinizden s‡z etmiyorum). ben bir arıtımevi sahibi bile değilim: Sadece k‚ƒ‚k bir rulet oyuncusuyum. şimdi hiƒbir şey umurunda değil: Ona eski g‚nlerin Deş Grieux's‚n‚ geri verin. iş işten geƒmişti artık. duygularınızı. gene de gerƒektirler! Bakın g‡rd‚n‚z. 13194 KUMARBAZ nuza kesinlikle inanıyorum ve bu parayı size bir dostun gerƒek bk dosta verebileceği gibi veriyorum. bir s‚re d‚ş‚nd‚kten sonra. Daha fazlasını vermiyorum.. Bir yanda. Astley.. uşaklık bile yaptım.‹ †Ya. Ayrıklıklar (istisnalar) ƒok ender. Hayır. sizin yaşamınız bitti. o da Ruslar konusunda sert ve ahmakƒa konuştu. Ama. ikisi birlikte gitmez. işte bunun iƒin b‚t‚n bu saƒmalıkları s‡yl‚yorsunuz‹ dedi B. Astley'in sesi titriyor. size on lui altını. B. anılarınızı ona anlatmak iƒin geldim!‹ †Olur şey değil! Olur şey değil!‹ diye haykırdım ve g‡zlerimden yaşlar boşandı Onları tutamamıştım ve ‡yle sanıyorum ki ‡mr‚mde ilk kez b‡yle bir şey başıma geliyordu.. Ama. şu anda s‡z konusu olan hiƒ de bu değil: B‚t‚n bunlar sadece s‡z.. Rulet ‡zellikle bir Rus kumarıdır. †şunu iyi bilin ki. sadece onun hayalinde yaşamış olmasına karşın. Şimdiye kadar d‚r‚st ve namuslu kaldınız. şunu iyi bilin ki‹ diye haykıran B.. gene de burada kalırsınız! Evet. elbette değil mi? İşte alın. ya da b‡yle olma eğilimindedirler. sizi g‡r‚p.‹ †Hırƒın olmuşsunuz. B. kuşkusuz Bayan Pauline'in bundan da haberi vardır. Sizi suƒlamıyorum. Beni ilgilendiren konuya gelince. k‡t‚. canlı bir yaradılışınız vardı. siz.. Kimi yetenekleriniz. b‚y‚k Lowel ve ˆrt. ƒ‚nk‚ nasıl olsa yitireceksiniz. yanılıyor! Pauline'le Deş Grieux konusunda sert ve ahmakƒa konuştuysam..ortaya ƒıktı. kabul ederim. Astley.. †Evet. Ama. hatta. sizi seviyordu. d‚ş‚ncelerinizi. ˆb‚r yanda Belvedere'in Apollon'u. ƒalmaktansa uşaklığı yeğlediniz. ƒ‚nk‚. Kumardan ve Hom-bourg'dan' vazgeƒip de ‚lkenize geri d‡neceğinize emin olabilseydim. benim suƒlamalarım ne kadar y‚r‚rl‚kten d‚şm‚ş. g‡rd‚n‚z m‚. Hombourg'a onun emriyle. kendi kendinizi mahvettiniz. değersiz ve zavallı adam. b‚t‚n Ruslar b‡yledir.. bin İngiliz lirası yerine sadece on altın veriyorum. eskisini ‡zl‚yor. ƒ‚nk‚ sizin iƒin bug‚n artık bin lirayla on altının pek bir farkı yok: Onları yitireceksiniz. †Sizin h•l• soylu bir kişi olduğuF. siz burada kalacaksınız. yavan ve vodvillere yaraşır t‚rden olursa KUMARBAZ 193 olsunlar..‹ †Eğer sizi kucaklamama izin verirseniz. gelecekte neler olabileceğini d‚ş‚nd‚kƒe tir tir titriyorum. hiƒ de k‡t‚ bir insan değildiniz. sizi h•l• sevdiğini s‡ylesem bile. Astley?‹ †Evet. •‚nk‚. siz ve ben hiƒbir şey elde edemedik!‹ †•ok iğrenƒ ve aptalca bir şey bu.‹ † Memnuniyetle!‹ ݃tenlikle kucaklaştık ve B. zaten. bir arıtımevi sahibi. Astley soğukƒa.. bu kadarı yeter.. Ya ben. D‚ş‚nceme g‡re. benim soylu dostum. arıtımevinin ortağıyım. elveda! Paraya ihtiyacınız vardır. Rulet olmazsa ona yakın başka bir şey olur. b‚t‚n istediği işte bu! Bug‚n‚n Deş Grieux's‚nden nefret ettiği oranda. ... insana onca gereksinimi olan ‚lkenize yararlı bile olabilirdiniz ama..‹ †Bunu kabul ediyorum! Ve işte asıl korkunƒ olanı da şu ki. değil mi. nank‡r. Alın ve hoşƒa kalın.

0600 Remzi Kitabevi A. Bu bir olgudur! İşte kimi zaman son florin bu anlama gelir! Ya ben umutsuzluğa kapılsaydım. Benim hŽlŽ bir erkek olabileceğimi Pauline mutlaka bilmeli.Y.. ikinci olarak da. yarın.. ‹zellikle de bizim Rus gazetelerinin. 522 0583 ... Ah! Hemen yarın gidebilseydim! Yeniden doğmak. †nemli olan karakterdir. her şeyi.• . yarın.. başıma neler geldiğini bir anımsamam yeter. Selvili Mescit S.. yedi ay ‹nce. son. Selvili Mescit S. en son florinini tehlikeye attığı zaman ‹zel bir duyguya kapılır! Kazandım ve yirmi dakika sonra.0030. trenden iner. kararımı değiştirip geri d‹nd‰m. o g‰nlerde Alman kaplıcalarından Baden-Baden. Basım: Temmuz 1993 ISBN975-14-0399-5 KTB 93.3 Cağaloğlu-Istanbul. s‹z‰mona masaların ‰zerine yığılan altın k‰meleri. y‰z adım kadar gitKUMARBA. bir saatte b‰t‰n yazgımı değiştirebilirim... Demirbaş No.. Rus gazetelerinde okuduğu ve kahramanının daha sonra acı acı yakınacağı. Yeleğimin cebinde hŽlŽ bir florin dolaşıyordu: ŒAa! Yemek yiyecek param varmış hŽlŽ!• dedim kendi kendime ama. dirilmek! Onlara kanıtlamak gerek. betimlemelere aldanarak rulette şansını denemeye gider. dostlarından uzakta.733 327855 Remzi Kitabevi Ankara Caddesi. Roulettenbourg'da kesinlikle mahvolmadan ‹nce. yapayalnız.522 7248 Evrim Matbaacılık Ltd. ' Kahramanı ş‹yle der ya: ŒB‰t‰n d‰nya gazetelerinin. manque ‰zerine koymuştum) ve... Zaten şimdi artık Šok geŠ ama. bakındım. Oysa onlara bunun iŠin para da ‹denmiyor: Onlar sadece Šıkar g‰tmeyen bir dostluk kanıtı veriyorlar. Bu berbat salonlar her t‰rl‰ ihtişamdan yoksundurlar ve altın oralarda masaların ‰zerine yığılmadığı gibi. başka t‰rl‰s‰ olamaz! Şimdi on beş lui altınım. Yeter ki. ucundan kıyısından ya g‹r‰n‰r. sakınımlı ve sabırlı olmam'yeter. Basım BEYAZIT DEVLE T K‚T‚PHANESİ Tasnif No. Avrupanın kumar başkentlerinden biri olan Wiesbadenden geŠerken.. Yarın. on beş florinle başlamıştım! İnsan sakınımla başlarsa. Hombourg ye Ems gibi.. her şey bitecek!. ve hemen hemen her yılın ilkbahar başlarında makale yazarlarımızın g‰nl‰k yazılarında daima iki konuyu ele almalarındaki o k‹le ruhluluğa dayanamıyorum: †nce Rhin' in kaplıca kentlerindeki oyun salonlarının g‹rkem ve l‰ks‰.3 Cağaloğlu-Istanbul. Ah! İŠime doğuyor. 1993 Tel. o g‰n ne yiyeceğini bile bilmeden. bir t‰rl‰ karar verme cesaretini g‹s-teremeseydim?. ya g‹r‰nmez. Planladığı ilk uğrağı Paris'tir ama.Ş. oysa eylem gerek! †nemli olan şimdi İsviŠre! Yarından tezi yok.. insan yabancı bir ‰lkede.. 891.. vatanından. 93 — istanbulMICHEL BUTOR'UN †NS†Z‚ 2..KUMARBAZDostoievski Kumarbaz €eviren: Nesrin ALTINOVA 2. Sadece. Gazinodan Šıktım. 1993 Dostoievski Batı'ya ilk kez 1862 yılının haziran başlarında gitti.. Minicik bir Šocuk muyum ben? Mahvolmuş bir adam olduğumu anlamıyor muyum yani ben? Evet! †mr‰mde bir kez. Oo! Olağan‰st‰ bir kararlılık ‹rneği olmuştu bu: Her şeyi yitirmiştim.34.s‹z ve s‹z. Ve hepsi bu kadar işte! Bir kez olsun karakter sahibi olmam yeter. son.Z 195 tikten sonra. cebimde y‰z yetmiş florinle gazinodan Šıktım. gerŠekten de. Şti. O bir tek florini manque'm ‰zerine koydum (bu kez.

Bu t‰r ‹yk‰lerin bizde her zaman iyi karşılandığını saymazsak. †yk‰m bittiği zaman okunmaya değecektir. bu da sıradan bir kumarbaz değil. bir şeyleri tehlikeye atma gereksinimi onu kendi g‹z‰nde y‰kseltiyor. roman yazmayı d‰ş‰nebilir mi? B‰t‰n bu gidiş gelişler beni son derece yoruyor. ŒOla ki romanım Šok iyi olur. bu karşılaştırmayı sadece olayı daha iyi aydınlatmak iŠin yaptım. b‰t‰n yaşamsal ‹zsuyunu. Hatta yazmaya bile başladım. 18 Eyl‰l 1863'de Roma'dan arkadaşı Strakhov'a şunları yazar: ŒŞimdilik elimde hazır hiŠbir şey yok ama. Bu bir kumarbaz ama. hem de onun karşısında korkuyor. Rusyada kendisi iŠin yapacak hiŠbir şey bulunmadığını d‰ş‰nerek avunuyor. bayalığını derinlemesine hissettiği bu şiirden utanıyor. Fena halde ‹fkelenen Dostoievski yola koyulur ama. Konu şu: Bir tip. Bununla birlikte. ‹nce burası Šok sıcak: İkincisi de. Pouchkine'in Cimri Ş‹valyesi alelade bir cimri olmadığı gibi. B‹ylece. Romana b‰t‰n bunlar da alınacak. Kahraman kendine g‹re bir ozan ama. 6 " KUMARBAZ işte o zaman kumar konusunda bir roman yazmayı d‰ş‰n‰r.• Dostoievski bunu ancak yıllar sonra. Verem olan karısı ‹lmek ‰zeredir. Œ†l‰ler Evi. VViesbaden'den geŠerken. karısının ve erkek kardeşinin ‹l‰m‰nden sonra gerŠekleştirebildi. onu karşımda g‹r‰r gibiyim. hen‰z basılmamış bir romanı l kasım 1866'dan ‹nce . Almanya'daki kumar masalarında bir hayli zaman geŠirdikten. geŠen yaz. dış ‰lkelere bir hayli gidip geldikten. gerŠek bir ‹nemi vardır. kazanma başarısını g‹sterdiği b‰t‰n parayı Šok doğaldır ki yitirdiği Wiesbaden ve Baden-Baden'den geŠerek. pek Šok konuda yetenekli ama. evet doğrudur. daha ‹nce hiŠ kimsenin g‹z‰yle g‹r‰p de anlatmadığı forsaların bir resmi gibi halkın dikkatini Šek-tiyse. Biliyorsunuz. B‰t‰n inancını yitirmiş. b‰t‰n c‰retini rulet soğurmuş. Yolculuk hep ertelendiğinden Pauline sabırsızlanır ve bir İspanyol ‹ğrenciye Žşık olur. birlikte İtalya'ya gidebileceklerdir. ayrıntılı anlatılması olarak dikkati Šekecektir. bu ‹yk‰ de hiŠ kuşkusuz ruletin g‹zle g‹r‰ld‰kten sonra. Parise geldiğinde onu mutlu bir s‰rpriz bekler: İspanyol ‹ğrenci. işte ilginŠ şeyler. (bana g‹re) oldukŠa mutlu bir ‹yk‰ planı tasarladım. sara n‹betleri gitgide sıklaşan Dostoievski hekimin ‹ğ‰tleri ‰zerine yeniden Avrupa gezisine Šıkmaya karar verir. her şeyde yarım kalmış bir adam bu. Duygu ve akılla. Bu ayrıntının. Temel nokta şu ki. şu da MICHEL BUTOR'UN †NS†Z‚ var ki. fazla 'uzatmadan. yazar da Paris' te dostu Pauline Souslova'nın yanına gitmek zorundadır. imansız. ŒAsıl kahraman Šok canlı. Yurt iŠi yaşamımızın bug‰nk‰ halinin olabildiğince oraya yansıdığını g‹rmeleri gerek. insan Roma gibi bir kentte bir hafta geŠirecekse. inanŠsız olmaya cesaret edemiyor. Kendimi Pouchkine'le karşılaştırmak istediğimi sanma sakın. Alacaklıları sıkıştırınca. Ama. B‰y‰k b‹l‰m‰n‰ kŽğıt parŠalarının ‰zerine not ettim. Ama. ŒK‰rek mahk•mluğu et‰v‰ t‰r‰nden bir Šeşit cehennemin tarifi bu. gurbetteki Rus. bu y‰zden de yabancı ‰lkelerde yaşayan Rusları vatanlarına geri Šağırmak isteyen herkesi acımasızca mahk•m ediyor. ŒKısacası. kumar sahneleri bir yabancı ‰lkenin kaplıca kentinde geŠiyor ve yabancı bir ‰lkede yaşayan bir Rus s‹z konusu ediliyor. bunları Šizmeyi başaracağımı umabilirim.Bir s‰re geŠince. B‰t‰n bunlara Šarpıcı bir biŠim vermeye Šalışacağım. Benim ‹l‰ler Evi gerŠekten ilginŠti. yayımcısı Stel-lowski'yle t‰m yapıtlarının yayınlanması iŠin anlaşma imzalayarak. Romada ancak sekiz g‰n kalabileceğim. taşkınlığını. †yk‰ sadece rulet oynadığı ‰Š yılı işleyecek. sana hepsini burada anlatamam. Paulineden ayrılmıştır. bizim gazetede yabancı ‰lkelerde yaşayan Ruslardan sık sık s‹z edildi. aynı zamanda da. yeniden gidip rulette şansını denemekten kendini alamaz. Yetkiye karşı hem isyan ediyor. ikinci derecede ama. ApaŠık karakterli bir adamı Šiziyorum.

Gerƒi bu †tecimsel‹ bir d‚ş‚n‚yd‚.. onu mahveden bu kopyadan. Suƒ ve Ceza iƒin başka bir yayımcıdan avans aldığı iƒin. bizler hepimiz bir parƒa mahk…m olacağız. Eğer bu metni yazma bahsini kazanamazsa. bu s‡zc‚klerin Piodor Dostoievski iƒin gerƒek olacağını umut edebilir.‹ Dostoievski. Dostoievski ‡yk‚s‚n‚ en sonunda yazmaya koyulduğunda. bunun sadece 'd‚ş‚ncesi bile Tourgueniev'i ‡ld‚r‚rd‚. Kumarbaz'ı yazarken kumar oynuyor. birini sabah. yarın. arkadaşlarının ‡ğ‚tleri ‚zerine. Doğal olarak buMICHEL BUTOR'UN ˆNSˆZŠ 9 n‚n sonucunda da suƒlu. kitabın son satırlarında. Bizim iƒin bu sayfalarda yaşamadan ‡nce yazarı iƒin ‡ylesine g‚ƒl‚ biƒimde yaşayan (†onu karşımda g‡r‚yor gibiyim‹) kişiliği. heyecanla dolduran d‚ş‚nceyi baştan savma yapıp berbat etmek bilseniz ne kadar ‚z‚c‚d‚r. kumardan kurtulmak iƒ4n kumar oynuyor. Eminim ki geƒmiş ve şimdiki yazarlarımızdan hiƒbiri benim s‚rekli iƒinde yaşadığım koşullarda yazmamıştır. tıpatıp benzerden kurtulmak istiyordu. Corvine-Kroukovskaia' ya şunları yazar: †•ok garip ve şimdiye kadar hiƒ g‡r‚lmemiş bir şey yapacağım. nihayet bir daha kumar oynamama akıllılığını g‡sterecektir. ݃inizdeki †‡b‚r‚‹ b‡ylece daha g‚ƒlenmek. son kozunu oynuyordu. Onun iƒin ele aldığı tema yazma koşullarıyla ƒok iyi uyum sağlıyordu. bir stenograf tutmaya karar verir: Anna Grigorievna Snitkine. ‡yk‚y‚ askıda bırakarak.. kendinden ayıracak pek belirgin durumlarla ƒevreleyecektir.. bize: †Yarın. yazı polis komiserine teslim edilir.vermek ‚zere anlaştı tersi bir durumda bu basım ‚zerindeki b‚t‚n haklarım yitirecekti ve aldığı paraların da hepsini geri ‡deyecekti. onu belirleyecek. daha aldanmıştır. 15 Şubat 1867'de evlenirler. yani biraz maskeleri d‚şecek olan b‚t‚n namuslu kişiler. Demek ki. her iki kitabı da en kısa s‚rede tamamlamak zorunda kalıyordu. ve s‡z konusu edilip sarsılacak olan iƒinde bulunduğumuz durum mahk…m olacak. Demek ki. Ama. suƒlayıcı kimliğine b‚r‚n‚r ve en sonunda kaƒınılmaz olarak ‚zerine y‚klenecek olan mahk…miyette. Elbette ki konuşan kendisidir ama. o ana kadar kurtulmak iƒin boş yere ƒabaladığı ruletin b‚t‚n uğursuzluğu o zavallı vur abalıya Alexis Ivanovitch'in ‚zerine yıkılmıştır. Rus halkının hoşlanacağı bir d‚ş‚n‚. O da bunu ƒok iyi biliyor. kahramanını sakınanla ayırt edecektir. ve onu bile bile berbat etmek zorundasınız. sitemlerini b‚t‚n g‚ƒleriyle aƒıklamasına izin vermek gereklidir. o da bu veriliş tarihini belgelerle doğrular. sizin nedenlerinizle alay etmek olanağını bulur.. susturmak iƒin kumar oynuyor. kendisininkinden ayırmak istiyor. Oysa. İşte o zaman 17 Haziran 1866'da Bn. B‡ylesine bir konuyu ele almayı uzun yıllardan beri tasarlıyordu... o her zamankinden daha bağımlıdır. Kumarbaz'ın kesin metnini ona 4-29 Ekim 1866'da yazdırır. Kurtulma bizi iblisten ancak bunun aƒıklanmasını . iƒindeki kumarbazı yatıştırmak iƒin. bu akıl almaz ƒılgınca işin altından kalkabilmek iƒin. ‡yle ki.. Dostoievski. iƒinizde doğan. Anna Snitkine'e evlenme teklifinde bulunur.‹ diyecektir. Onun hakkım teslim etmek. Yayıncı Stel8 KUMARBAZ lowski yolculuğa ƒıktığından. yani o andan sonra. Tam d‡rt ayda. oysa. Değişmek iƒin insanın kendini suƒlaması yeterli değildir. onu kemiren. bunu da salt biraz para kazanma umuduyla değil de asıl para yitirmeye son vermek umuduyla yapıyordu: ƒ‚nk‚ bu kitap bir beladan kurtulma yoluydu. sizi coşkuyla. her şeyi yitiriyordu. etkisiz hale getirmeye ƒabalıyor. her şey bitmiş olacak!. •‚nk‚ o s‡zc‚kleri yazarken kendini aldattığından emin olabilirsiniz. ancak b‡ylelikle zamanında bitirmiş olabileceğim. Onun g‚zel olduğunu biliyorsunuz. Dostoievski bu d‚ş‚n‚y‚ anlatırken kendisini s‚r‚kleyen kumar tutkusunu felce uğratmaya. 8 kasımda Dostoievski. ‡b‚r‚n‚ akşam yazacağım iki ayrı roman iƒin otuz baskı provası yazacağım. yakınmalarını.

kendisi de iƒtenlikle ve iyi niyetle b‚t‚n bu ayak takımına katılmaya gelen bir kimse iƒin. —centilmenler— arasındaki ayırım son derece belirgindir. Zaten. ya da Dostoievski. Dostoievski iƒin s‡z konusu olan. kendi iƒin değil. b‚t‚n bu kalabalığı ve b‚t‚n bu ƒamuru bir ƒeşit eğlence gibi.‹ Az sonra yazarımız iƒin onun kumarbaz yaşamını tanıtlayan şu olgudur: Bu. dipten doruğa farklı bir kişi olduğunu ileri s‚rerler. Ne var ki. kişi bu fikre alışamaz. Oysa. onu b‚t‚n g‡zlerin hedefi haline getirecek olan şey.‹ Elbette ki s‡ylemeye bile gerek yok: Alexis Ivanovitch. kumarbazın kumarbaz olmayanı ortaya ƒıkardığını fark ettiği. hareketinin kesinlikle ‡nceden kestirilemez olmasıdır. —kumarbazlarla— bu alƒalmanın kendilerine ulaşamayacağım iddia edenler. dolayısıyla da kuşkulu yoldan ƒıkmış bir insan g‡z‚yle bakılıyor. O aile ki aslında tıpkı onun gibi yapıyor. birini incelerken ‡b‚r‚n‚n gizlediğini ortaya ƒıkarmaya . o da bulaşıcı kumar hastalığına yakalanır. Hizmet ettiği ve kendisini sinsice . İnsan kendisi de bu kalabalığa karışabilir ama.10 KUMARBAZ MICHEL BUTOR'UN ˆNSˆZŠ 11 Centilmenler kumarbazın kendilerinden tamamiyle. o anda tanımladığı ve ƒıkar g‚tmeden kumar oynayan o centilmenler durumundadır. bu bekleyişte parayı tehlikeye • atan. b‚t‚n bu haşarata bakmak ve hatta onu incelemek ama. O sırada. hatta hiƒbir bulaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalmadan onun hareketlerine ve davranışlarına ‡yk‚nebilirler. bu geƒişimi ancak. generalin ‚vey kızı Pauline Alexandrovna iƒin oynuyordu. Kitabın başlangıcında bu alƒalmalara aƒıkƒa boyun eğenlerle. y‚ksek sosyetedeki kişilerin. bu g‡steri s‚rekli bir dikkate değmez. Kumar salonuna ilk kez girdiğinde Alexis Ivanovitch'i en ƒok etkileyen bu oldu işte. . Kuramsal olarak. İşte Dostoievski dikkati ƒekecek etkin bir sahne d‚zenlemesiyle bu k‡kten ayrılığın yalanını aƒıkƒa ortaya serecektir.bulduğumuz oranda kurtaracaktır. Bununla birlikte. ‡zellikle de sadece incelemek iƒin değil de. istencinin tamamiyle dışında bir olaydan. o kadar apayrı. her şeyi o iskambilin ‚zerine oynayan o aile tıpkı onun gibi davranıyor. genƒ kızın kazanacağı paraya ne kadar ‡nem verdiğini ƒok iyi bildiğinden. onun bir g‚n kumarbazın romanını yazmasını sağlayacaktır ama. tam tersine. onun deyimiyle †centilmenlersin değer vermek istemedikleri ve varlığı kendilerine pek y‚z kızartıcı g‡r‚nd‚ğ‚nden olabildiğince k‚ƒ‚ltmek istedikleri bu kahramanın katkısını g‡zlerimizin ‡n‚ne sermektir: †Elbette ya. O kadar ki. o kadar uzaktır ki bir temsil gibi onunla eğlenebilirler. yani cep d‚rb‚n‚n‚n ucuyla da olsa. b‚t‚n bunlar son derece ısrarlı bir dikkate değerdi. b‚t‚n bu ayak takımının iƒinde ƒırpındığı ƒamuru ve dekoru bilmezlikten gelmek son derece soylu bir davranıştır.yetkilendiren o aile iƒinde ona kumarbaz. Ruletin bilyesinin ‡zelliği. kaƒınılmaz olarak hiƒe inecek y‡ntemler hazırlamaktan kendini alamaz. başladığı andan itibaren gerƒekleştirebildi. aşırı ısrarla incelemek de uygun d‚şmez: Bu da gene bir centilmene yakışmaz. Yıkımında yanılsamalarımızın kimi kırpıntılarını da s‚r‚kleyerek kaybolacaktır ancak. orada bir seyirci olarak bulunduğu ve onun bileşimine zerre kadar katılmadığı kesin inancıyla ƒevresine bakabilir. kumarbazın deneysel g‡r‚n‚ş‚n‚. kumarda insan yaşamının ayrıcalıklı bir eğretileme bulabilecek hale geldiği. —bir b‚y‚kannenin ‡l‚m‚nden— para bekleyen.. centilmenlerin dinlenmesi iƒin d‚zenlenmiş bir temsil gibi g‡rerek. karşıt davranış da kimi zaman onun kadar kibardır: Fark etmek. ƒ‚nk‚ her ne olursa olsun. tamamiyle farklı bir kanı belirtir: †Oysa bana ‡yle geliyordu ki. gerƒekliğe karşı d‚ş‚nmekten kendini alamaz. o k‚ƒ‚c‚k nesne b‚y‚lediği g‡zlere durmadan bitmez t‚kenmez bir acı alay fırlatır.

•‚nk‚ Dostoievski. paranın nereden geldiği sorulmadan. bu derece paraya bağlı olan bir toplumda. ya da sefaletin tehlikesi altında bulunduğu zaman ciddi ve korkunƒ bir hal alır. alelacele koşup kumar oynar. bir kez daha sıfırın ‚zerine koyar ve hiƒ umulmadığı halde kazanır. Saygınlığın. Kendisini mahcubiyetten kurtaracak parayı yeteri kadar ƒabucak elde etmek iƒin bir tek ƒaresi vardı: Son meteliğine kadar şansını denemek. ya da kazandığına g‡re onun gazinodan ƒıkışına bakanlar iƒin artık gerƒekten aynı insan olmamasındandır. Alexis'sini hemen kumarbazlar takımına katmaktan kaƒınır. koşulların oluşturduğu surat y‚z‚nden. generalin ailesinin b‚t‚n ‡b‚r bireylerinin sinsi sinsi yaptığını onun herkesin iƒinde. ‚stelik de bize falan. kumar salonunun şiddetli ışığı altında ve kaba topluluğu altında yaptığını. saygıyla para arasındaki ilişkiyi. ya da Fiodor'un rahat karanlıktan o mahvolma aydınlığına nasıl geƒtiğini de g‡stermek ister. Onun gelişiyle kumar masasının insanları generalin ailesini tamamiyle ele geƒirir. gerƒekten kumara d‡n‚ş‚r ve işte kumarın y‚zkarası vurguladığı bu sefaletten gelir. b‚y‚kanne de bir acı alaya d‡n‚ş‚r. Alexis. ya da filan kişinin.‹ G‡r‚p işittiği şeyler y‚z‚nden.‹ O da şunu belirtir: †Ben bir kumarbazdım: Bunu tam o anda kesinlikle hissettim. Gerƒekten de. mirasları ve işleriyle. Sorumluluk tamamiyle paylaşılmıştır. Alexis'nin gerƒekten kumar oynaması. general tarafından kovulmuş olmasındandır ve k‚ƒ‚k bilyenin kararlaştırdığı b‚y‚k paralar sayesinde saygının kumar masası ƒevresinde nasıl hızla elde edildiğini g‡rmesindendir. onuru kırılan. sefalet iƒinde. b‚t‚n aile bireylerinin aynı doymak bilmeyen g‡zlerle. aşağılanan bir kimse iƒin başvurulacak tek yer olduğu s‡ylenebilir. Servetle birlikte saygınlığın da yıkılmasında ve şanssız kumarbazın talihsizliğine karşı artık gene ruletten başka ƒare bıılamamasındandır. Gazinoda yaşlı hanıma eşlik eden Alexis. Kumar. g‡rd‚n m‚!‹ dedi. Centilmerılerse. sakınımlı olması iƒin onu h•l• inandırmaya ƒalışır ama. kumar masası ƒok kısa bir zamanda ƒok para kazanılan tek yer olduğundan. —bu paranın ƒoğu zaman ƒevrelendiği akla aykırı gelen karanlık— en kuvvetli ışık altında ortaya serer. aklı başında insanlar gibi davranmayı başarırlar.ˆnce general ve onun ƒevresindekiler hoş g‡r‚nmeyi. o hep aklına eseni yaptığından. mah12 KUMARBAZ cubiyettendir. masalarının ƒevresindeki kumarbazlarla aynı korkularla izlediği davranışlarım ‡nceden kestirmek olanaksız hale gelir. birkaƒ saat iƒinde toplumsal konumu değiştirdiğini g‡z kamaştırıcı bir gerƒeklikle saptamış olmasıdır. Kumarın kendini ona kaptırmaya başlayan bir kimse iƒin uğursuz hale gelmesi. aƒıkƒa. sefalete doğru yuvarlanmalarının iƒerdiği o utancın yaklaştığını hissedenleri saygılarını yeniden kazanmaları iƒin beğenme-yip kınadıkları ve asla dikkate . O andan sonra ve b‚t‚n orada kaldığı s‚rece onu o tutkusundan ayırmak olanaksız hale gelir. tutkusunun doğmasına engel olan b‚t‚n karşı ƒıkmalar ağırlıklarını yitirirler. Oysa. yitirdiğine. hiƒ umulmadık ama. onlar bu şekilde oynamadıklarından (onlar ancak servetleri tehlikeye d‚şt‚ğ‚ zaman gerƒekten kumar oynamaya başlarlar) durumlarını yitirenleri. Sehpanın ‚zerinde d‡nen k‚ƒ‚k bilyenin bir acı alay olduğu gibi. ƒ‚nk‚ kumar ancak kendini ona kaptıran ihtiyaƒ iƒinde olduğu zaman. gazino masasında olup bitenlerin. Kumarbazlarla kumarbaz olmayanlar arasındaki fark artık yok olmuştur. yine de ruletin kararından ƒok daha az ‡nceden kestirilemeyen bir olay gelip b‚t‚n hesapları alt‚st eder: B‚y‚kanne hiƒ haber vermeden ƒıkagelir ve yapacak başka işi yokmuş gibi. Nesnede bulunan acı alay şimdi kendini duyurmak iƒin bir ses sahibidir: †B‚y‚kanne utkulu ve saldırgan bir halle bana doğru d‡nerek: †Bak. Alexis'nin b‚t‚n ‡ğ‚tlerine karşın. korkunƒ aynasının karşısında g‡zlerini kapatan bu y‚ksek sosyetenin dayandığı sistemin ƒıplak simgesi olduğunu g‡stermek ona yetmez.

. kendini g‚ƒlendirmek iƒin. bir k•ğıt ‚zerine oynamaya alışmıştım. Alman barona hakaret etmesini istediği zaman ona boyun eğer. bu s‡z‚ bir g‚n size s‡yleyeceğim ve emin olun ki y‚rekli davranacağım. ya da cehennemden d‚şen o b‚y‚k paranın taşıyıcısıdır. †Acele acele generalin dairesine giderken. ƒ‚nk‚ kapısını aƒtığı o †y‚ksek sosyetes>nin hiƒ mi hiƒ ‡nem vermediği o paranın k‡keni. O b‡lmeye yerleşeceğini herkes d‚ş‚nebilirdi. bir g‚n ‡nceden beri. ansızın onların dairesinin hemen yakınında bir kapı aƒıldı ve birisi bana seslendi. oyun olsun diye.. kumar masası bahsinin yerine bir g‡lgesi olduğu evlilik bahsini koyarak paƒasını kurtarmayı umabilir. Onunla oynarlar. talihleri ters d‡nme suƒunu işledikleri iƒin onları o işkence ƒarkına zincirle bağlayan o centilmenler. bu da onun b‚y‚k mahcubiyetine. ister istemez makul b‚t‚n tahminleri aşan bir eylemdir bu. Schlangenberg'de benim bir tek s‡z‚m ‚zerine kendinizi tepetaklak aşağı atmaya hazır olduğunuzu s‡ylediniz ve biz de ş‡yle bir bin ayak y‚kseklikte bulunuyorduk. ƒ‚nk‚ ona onca saygınlık kazandıran o para onu eski kişiliğinden tamamiyle koparır. †y‚ksek sosyetenin‹ iƒinde yer alabilmek iƒin o paradan yararlanmayı başaramaz. alƒalmanın. Aslında. Dostoievski iƒin ruletle k‚rek mahk…mluğu arasındaki karşılaştırma işte bunun iƒin zorunlu hale gelir. kendisi kendi iƒin hareketi ‡nceden kestirilemeyen bilyeye d‡n‚şm‚şt‚r. bir oyuncak olduğu iƒin oynuyordur. †Yaşamım ikiye parƒalanıyordu ama. istencinin bir bakıma boynu vurulmuştur. Yaşamım Pauline ‚zerine oynamıştır. bir ılgım bataklığıdır ki bu rahatsız ediciler iƒine batıp g‡m‚l‚rler. Kumar aydınlatıcı g‚c‚n‚ genel olarak insan ilişkilerine. B‡yle saygı g‡sterilen kişi kendisi değildir. ƒ‚nk‚ bu haksız. onurunun kırılmasına neden olur.almak istemedikleri bu ƒıkar yola sapmaya zorlarlar. Demek ki. mahcubiyetin başlattığı o. Dul Bayan Cominges'di bu. en ufak bir gerƒek sahip ƒıkma onu kendisine bağlamaksmn. generalin ‚vey kızı Pauline'in eğer gerƒekten kendisi oynarsa utanca g‡m‚leceğinden kendi yerine oynamakla onu g‡revlendirdiği iƒin gider. Artık kazansa bile bir t‚rl‚ paƒasını kurtaramayacağı o ƒarka herkes onu itmişti. ‡zel olarak da erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkilere yayar ve Dostoievski'de de son aƒıklamasını aşkın eğretilemesi olarak bulur. bu ƒıkar yol bir tuzaktır. o zaman başıma d‚nyanın en garip ve en aptal ser‚veni geldi. onunla alay ederler ve orıu oynatırlar. Ama.‹ işte verilen bu s‡z nedeniyle. b‚t‚n bu †y‚ksek sosyete‹nin g‡zden geƒirilmesi ve mahk…m edilmesidir ona g‡re. Alexis gazinoya sadece. †Geƒen g‚n bana. kendisi de bunu d‚ş‚n‚yor: †Ama. Genƒ kadının dairesine girdim. kişiliğini sağlamlaştırmak iƒin. Batı Avrupa'da ise bu ilişkiler yalnızca parasal ilişkilere indirgenmiştir. Generalin dairesine gider. rastlantıyla g‡kten. Kumarbazlar.‹ Bilye yandaki b‡lmeye yerleşti ve bunu kendisine fırlatan toplumun suratına fırlatmaktan başka bir şey yapamayacağı bir parayı gidip o Fransız kadınıyla har vurup harman savurdu. Kumar oynuyorsa.kopmayı bu para tamamlar. Alexis her şeyden ‡nce Pauline kendisiyle oyna-14 KUMARBAZ dığı iƒin kumar salonuna doğru gidiyor. Sadece s‡ylediklerinizi gerƒekleştirip gerƒekleştirmediğinizi g‡rmek iƒin. en ufak bir ilintinin. Kumar .‹ •‚nk‚ kumar. Dostoievski'y e g‡re yalnızca parasal ilişkilerle saygınlık ilişkilerinin bir yansıması değildir. Mile Blanche'm emri ‚zerine beni ƒağırmıştı. para. sadece en ufak ‡yk‚n‚n. gerƒek kumarbazlar oraya asla kendi istekleriyle gelmemişlerdir. sonra da b‚y‚kanneye eşlik ettiği iƒin ve b‡ylece de o canlı ruletin karşısında geneM1CHEL BUTOR'UN ˆNSˆZŠ 13 ralin b‚t‚n ailesinin delegesi haline gelir. Demek ki. onları oraya b‚t‚n bunlarda bir eğlenceden başka bir şey g‡rmeyen o centilmenler getirmiştir.

Dostoievski'nin kızı Aimee. yazıyı tamamlarken. apaŠık belli. k‰Š‰k Fransızdan. MICHEL BUTOR * ** Bununla birlikte. 1871 yılına kadar s‰rer bu. namussuz alŠağın biri olmadığımı. Her zamanki gibi. k‰Š‰k Fransızı ve bir de İngiliz! akşam yemeğine bekliyorlardı. Wiesbaden' de. €‰nk‰ y‰reğime oturdu bu. tepeden bakarak. Maria Philippova telaşlı. hemen parayı aldı. ama. Pauline'in kendisine hŽlŽ g‹sterdiği kaprisli ve uzak bağlılığa karşın yapayalnız olmasındandır. Beladan kurtulma yolu en sonunda etkisini g‹stermişti. bozdurmam iŠin (1) Dostoievski ‹nce başlık olarak: Roulettenbourg'‰ seŠmişti. saydı ve s‹ylediklerimi sonuna kadar dinledi. borŠ y‰z‰nden hapisle tehdit edilince. Me-zeıılzov'ıı. Šok huzursuzdu. GENERALİN MAİYETİNDE olduğumu biliyorlar burada. Burada herkes generali altın babası zengin bir Rus soylusu sanıyor. yok olduğunu da aklından Šıkarma. Alexis bu kumarda yitirdi. BaşlangıŠta kumar onu pek Šekmiyordu.. Yemekten ‹nce. Beni b‰y‰k bir sabırsızlıkla beklediklerini sanıyordum ama.• Eğer Alexis kitabın sonunda kurtulmadıysa. 28 Nisanda... MICHEL BUTOR'UN †NS†Z‚ 15 mekten kendini alamaz ve b‹ylece kumarbaz yaşamı yeniden başlar. Ancak. Generalin son derece rahat. babasının yaşamında kumar tutkusuyla gerŠek Pauline arasında var olan yakın ilişkiyi vurgular: ŒDostoievski daha ilk Avrupa yolculuğunda ruletle tanışmıştı. yayımcısının ısrarı ‰zerine bunu değiştirdi. Rusya'dan kaŠmak zorunda kaldı. kendisine g‹nderdiği b‰t‰n parayı yitirdikten sonra karısına şunları yazar. O dişten kurtulduğumu hissediyorum. Hasta. ellerine para geŠer geŠmez hemen onu-bunu yemeğe Šağırırlar: Moskova alışkanlığınca. †d‰nŠ para almanın bir yolunu buldukları aŠıkŠa belli. onu ‹b‰r‰ne mahk•m eden de budur işte. bana birkaŠ s‹zc‰k ya s‹yledi.hapishanesinin kilidini onun ‰zerine kapatan Pauline'dir. bu ılgımın şimdi artık kesinlikle dağıldığını. serbest bir hali vardı. İngiliz centilmenine geŠtiğinden. Dostoievski. ya s‹ylemedi ama. kumar cehennemine g‹m‰ld‰yse. zavallı ve s‰rg‰n olduğu Dresden'den Hombourg'a git-BİRİNCİ B†L‚M Neyse. kumar tutkusunun kemirdiği bir adam olmadığımı iyice aklına koy. başka bir kadın ‰zerine oynadı. hatta pek ‹nemli bir para da kazanmıştı. Otelin d‹rd‰nc‰ katında bana k‰Š‰k bir oda verdiler. Bununla birlikte bir hesaplaşmamız gerek. F. kendisi de onu Širkeften kurtaracak durumda değildir. Pauline'le birlikte yaptığı ikinci yolculukta kumar tutkusu onu kıskıvrak yakaladı. on beş g‰n ayrılıktan sonra işte d‹nd‰m. kendisi de kumar oynadığı. anılarında. bahtsız kopyasını ona kurduğu kafes iŠinde hapis bıraktığını ve kendisinin kurtulacağını umar. Paulinc Alexandrovna beni g‹r‰nce. ŒAnia. Elbette ki bunu bilerek yaptı. Bizimkiler Roulettenbourg'a (1) geleli ‰Š g‰n oldu bile. sonra da kız-kardeşine g‹nderdi. Ania. 218 KUMARBAZ KUMARBAZ 19 . yanılmışım. neden o kadar uzun zaman ortalarda olmadığımı sordu ve yanıtımı beklemeden Šekilip gitti. Dikkati Šekmeyi başarmışlar. evlendiğinden iki ay sonra.• GerŠekten de bir daha kumar oynamayacaktır. kendisine stenograftık eden ve ‰Š ay sonra evleneceği şu Anna ‰zerine oynadı. daha başka bir s‰r‰ iş arasında. Son noktayı koyduğu.. el yazmalarını polis komiserine emanet ettiği zaman. General benim varlığımdan rahatsız oluyormuş gibi geldi bana. b‰y‰klenerek konuştu benimle.

hiƒ değilse. Ben hesapladım: Benim getirdiğim d‡rt bin franga. şurası bir gerƒek ki. ƒocukları nereye g‡t‚rd‚ğ‚m‚ ‡ğrenmesinin uygun olduğunu d‚ş‚nm‚şt‚.‹ dedi.‹ †Ama.beni ƒok iyi tanır. onları belki de rulete g‡t‚r‚rd‚n‚z. Yemekte bir araya geleceğimiz zaman Sayın Kont'un beni tanımayacağından kesinlikle emindim. general hiƒ kuşkusuz emir vermeyi unutmuştu. Ama. ya da en azından beni ona tanıtmayı aklının ucuna bile getirmeyecekti. şimdilik şu y‚z taleri alın. dikkatleri ‚zerlerine ƒekmişlerdi. general tanışmamızı. Hep s‡ylerim ya. En sonunda da. belki gerƒekten de kont ve kontestirler.. Sonunda. Hem zaten. Mile Blanche'ın annesi kendine Sayın Kontes dedirtiyor. rica ederim. gerisini daha sonra veririm.‹ Akşam yemeğinden az ‡nce. Sonra da: †Bağışlayın beni ama. Her ne kadar. denebilir ki.. her seferinde ona ‡ylesine ısrarlı. †hen‚z pek aklınız yerinde değil de oyun sizi ƒekebilir. Size bu uyarıda bulımdumsa. Şahane iki araba.‹ Tek s‡z s‡ylemeden parayı aldım. †Bu hesabı nasıl kapatacağız?‹ diye s‚rd‚rd‚.. defterine baktı: Bana y‚z yirmi rubleye yakın borcu olduğu ortaya ƒıktı.bin franklık iki banknot verdi. Ben kendiliğimden geldim ve generalin hiƒ de hoşnut olmayan bakışıyla karşılaştım. tam bir hafta bize milyoner g‡z‚yle bakacaklar. . yuvarlak bir hesap olur b‡ylece. Zavallı Marie Philip-povna . general beni ƒağırttı. sizin akıl hocanız değilsem. Mile Blanche annesiyle birlikte. yani k‚stah bir bakışla yanıt veririm ki. ne var ki bu general iƒin k‡t‚ sonuƒ verecek. belli olmaz.. beni yemeğe beklemiyorlardı. gene de beni lekelememenizi istemek hakkımdır. Elbette ki. Garsonlar ona Sayın Kont diyorlar. (•eviren) (1) Konuşmaların akışına bağlı kalarak. Onları otelin b‚rosunda bozdurdum. bu. †Sakın benim s‡zlerimden alınmayın. Yoldan gelip geƒenler onlara bakmak iƒin duruyorlardı. (•eviren)20 KUMARBAZ dedikleri gibi. parkta gezdirmem gerektiğini anlattı. soğukkanlılığını yitirir. g‡rkemli atlar! Madeınoiselle Blanche (1). tam merdivendeyken. yoksa beni mutlaka otelin tabldotuna g‡nderirdi. İngiliz ve bizim general atla onlara eşlik ediyorlardı. kimbilir. k‚ƒ‚k Fransız. hani dilim varıp da s‡y-leyebilsem. pek•l• biliyorsunuz ki param yok benim‹ diye yanıt verdim sakin sakin. sekiz bin frankları vardı. Gezmeye g‡t‚rmek iƒin gidip Micha'yla Nadia'yı aldım ama. eli ayağına dolaşır. bizim kaldığımız otele indi. ƒocuklarla d‡nerken atlı. yabancı dilden s‡zc‚kleri italik olarak belirttik. bizim k‚ƒ‚k Fransız da orada kalıyor.‹ Hafifƒe kızaran general: †Size hemen para veririm‹ diye yanıtladı. Bizimkiler bilmem hangi ‡reni gezmeye gidiyorlardı. orada (1) Eski bir g‚m‚ş Alman parası. †kumarda yitirebilmek iƒin insanın parası olmalı. arabalı bir kafileye rastladım. b‡yle bir rol‚ ‚stlenmeye de hiƒ niyetli olmasam da. kendinizi kap-tırabilirsiniz. ƒocukları gazinodan oldukƒa uzakta.. dikkatli olmanızı sağlamak iƒindi.‹ diye ekledi. Marie Philippovna ve Pauline'le birlikte arabaların birindeydi.. ‡d‚nƒ almayı başardıkları aƒıkƒa belli olan parayı da ekleyerek şimdi yaklaşık yedi. ‡fkelendi ve sert bir sesle bana: †Yoksa. sonunda iyice Arap saƒına d‡nd‚r‚p bir t‚rl‚ iƒinden ƒıkamadığı bir konuşmayla. b‚y‚k etki yapmışlar. parantezlerle dolu. bunu o da isterdi ama. o kadar alıngansınız ki. Yazarın vurgulamak istediği kesimler b‚y‚k hamilerle belirtilmiştir. Şimdi artık. †Bunları "taler"e (1) ƒevirmeli. bir "oııtchitel'in (1) ‹e ‡nemsiz bir kişi olduğunu bilir. Bakın. Madenıoisellc Blanche iƒin bu ƒok azdı. Sayın Kont Rusya'da yaşamıştı. buna da biraz hakkım vardır. bir s‚re ƒekmecelerini karıştırdı. Tumturaklı. bu adam dosdoğru y‚z‚me bakamaz.

onun g‹z‰ndeki saygınlığını b‰sb‰t‰n yitirmemek iŠin pek Šekinerek ve belli belirsiz bir biŠimde. Moskova'da g‹z boyamaktan pek hoşlanırdı. Paulinc'e deliler gibi Žşık olduğunu sanıyorum. €ok iyi anımsarım. bir tek s‹zc‰k s‹yleme olanağını bulamazsınız bile. †nce.• Bunları Fransızca s‹ylemiştim. eğer Rııssanız. Generalle nasıl ilişki kurduğunu bilmiyorum. (€eviren) KUMARBAZ 21 tendi ama. sonra onu Fransız sınırında. bir saygısızlık yapmaya karar verdim. Paııline iŠeri girince adam pancar gibi kıpkırmızı oldu. Bana o yaz Kuzey Burnu'nu gezdiğini ve Nijni-Novgorod fuarını g‹rmeyi pek arzu ettiğini s‹ylemişti. bu nedenle de pasaportumu vize ettirmek amacıyla . €ok garip bir ruh durumu iŠinde bulunuyordum. General şaşırıp kalmış bir durumda bana bakıyordu. Rus maliyesi ve siyasası ‰zerine bitmez t‰kenme/. kızması mı. onun benimle zerre kadar ilgilendiği yoktu. arkadaşlarımın yanına gidiyordum. sabrım taştı. sonra da İsviŠre'de gene g‹rd‰m: Demek ki on beş g‰nde iki kez. Herkese karşı horg‹r‰yle ve saygısızca davranıyor. tepemin tası attı. ŒParis'te ‹nce bir Polonyalıyla. bunu da Šok iyi bilir.bana hemen bir yer g‹sterdi. Zaten son derece sakin huylu ve pek sevimlidir.• General azametli bir şaşkınlıkla: ŒT‰k‰rmek mi?• diye sordu. K‰Š‰k Fransız kuşkulu bir g‹zle beni s‰zd‰. Prus-ya'daki ilk karşılaşmamızda onu konuşturmuştum. Generale doğru d‹nd‰m ve bir giriş yapmadan. kuzum? Bit hayli zaman var ki onlardan ayrılmış olmalıydım!• Arada sırada Pauline Alexandrovna'ya bir g‹z atıyordum. Sofrada benim yanımda oturmaktan pek memnun ve ‹yle sanıyorum ki daha şimdiden beni yakın bir dostu gibi g‹r‰yor. General şaşkın bakışlarını bana dikti. Astley'le karşılaşmam beni bu k‹t‰ durumdan kurtardı. ŒKırk sekiz saat s‰resince. avaz avaz konuşarak s‹yleşiye katıldım. diye tepeden inme bir biŠimde. yoksa sadece bu derece kendimden geŠmiş olmama şaşması mı gerektiğini bilemiyordu. Paris'te. En sonunda. hafta bakışlarını odanın Ševresinde dolaştırdı. lokanta masalarım Polonyalılar ve tıpatıp onların benzeri olan k‰Š‰k Fransızlar ‹ylesine kapışmışlar ki. Š‰nk‰ hiŠ de aptal değildir. bir kompartımanda karşılıklı oturuyorduk. olayların zoruyla. S‹ylemeye gerek yok: Daha yemeğin ortasına varmadan kendi kendime şu alışılmış ve ezeli soruyu sormuştum bile: ŒŞu generalin peşinden ne diye s‰r‰klenip duruyorum. bana soru y‹neltilmeden. pat. ŒHiŠ kuşkusuz. sonra da Polonyalıyı destekleyen bir Fransız subayıyla kavga ettim• diye yanıt ver-22 KUMARBAZ dini. General bir-iki kez ona karşı Šıkmaya yel(1) Oıılchitel: Evlerde eskiden genŠleri yetiştiren ‹ğretmen ve eğitici. ona bu yaz Rusların hemen hemen tabldotta yemek olanağından yoksun bulunduklarını belirttim. ŒSonra da. y‰ksek ve anlaşılır bir sesle (hatta ‹yle sanıyorum ki onun s‹z‰n‰ bile kestim). ŒEğer kendinize şu kadarcık saygınız varsa• diye s‰rd‰rd‰m. Yemek sırasında k‰Š‰k Fransız aşın derecede kasılıp kurumlandı. konuşmalar yaptı. Bu garip adamla ilk kez Prusya'da karşılaştım. işte şimdi de Roulettenbourg'da onu yeniden bulmuştum! Ben ‹mr‰mde onun kadar utangaŠ bir adam g‹rmedim. birisi size bir ders vermiş olmalı!• dedi k‰Š‰k Fransız horg‹ren ve ilgisiz bir tavırla. ŒkaŠınılmaz biŠimde hakaretlere uğrarsınız. aŠık aŠık hakaretlere katlanmalısınız. ŒElbette ya• diye yanıt verdim. †zellikle de k‰Š‰k Fransızla dalaşmaya Šalışıyordum. ne var ki B. ben de onların toplumuna katılmak zorunda kaldım. bizim olay iŠin belki de Roma'ya bir sıŠramam gerekeceğini sandım. Rhin kıyılarında ve hatta İsviŠre'de. bir monsignor'un kahvesine t‰k‰rmeme ramak kaldığım anlatınca Fransızların bir b‹l‰m‰ benden yana oldu. aptallığa vardıracak derecede utangaŠtır.

Rusya aleyhine zehir zemberek bir eleştiriyi okumaya başladım. cebimden "Opinıon nationale" gazetesini ƒıkarıp. monsignor'ları gecelik kavuğuma dinletmesini haykırdım y‚z‚ne karşı. hem de ondan daha da y‚ksek sesle: †Bilin ki sizin monsignor'unuzun kahvesinin iƒine t‚k‚r‚r‚m ben! Umrumda bile değil! Eğer beKUMARBAZ 23 nim pasaport işini bir an ‡nce bitirmezseniz. daha da sert bir sesle. benim oteldeki kimseler bana daha da fazla saygı g‡sterdiler. Rahip bana sonsuz kin dolu bir bakış fırlattı. Bir Fransız avcısının sadece t‚feğini ateşleyip kurşunlan boşaltmak amacıyla 1812'de silah ƒektiği bir adamı iki yıl ‡nce g‡rd‚ğ‚m‚ s‡ylediğim zaman Fransızlar gık bile diyemediler. dedim. elbette ki dut yemiş b‚lb‚l gibi duran. Bir s‚re sonra iƒeri bir ziyaretƒi girdi. General bana fena halde ‡fkelenmişti. Beni dinledikten sonra. vizemi almıştım. bir ‡rnek olarak. yukarı g‡t‚rd‚. Acelem vardı ama. yanağındaki yara izini de kendi g‡z‚mle g‡rd‚m. Bu arada. Bu adam o zamanlar on yaşında bir ƒocukmuş. benim rahibin ona kandilli temennalar yaptığını g‡rd‚m. onu kendim gidip g‡r‚r‚m!‹ †Nasıl! Tam da bir kardinali huzuruna kabul ettiği anda mı!‹ diye ciyak ciyak bağıran rahip dehşetle yanımdan uzaklaştı. ƒam yarması Polonyalı. rahibe yaklaşıp. Kısacası.Paris'teki Papalık b‚y‚kelƒiliğine gittim. kavgamız B. vatanlarını yadsımaya hazır. benim de işimi yapıverir.‹ †Ama. itiraz g‡t‚rmez bir sesle mademki monsignor gelenleri kabul ediyordu. ailesi Moskova'dan ayrılmaya vakit bulamamıştı.‹ diye başladı general. İsteğimi yineledim. kardinalleri. bu bir Avusturyalıydı. †bir Fransız askeri bir ƒocuğa ateş etmez.. Marie Philippovna konuşmayı ƒevirmek amacıyla başka bir konuya geƒti. Bunun ‚zerine. yanımda. ayağa kalktım. Sonunda. hiƒ bekletmeden yukarı g‡t‚rd‚ler. son derece soğuk ve sert bir sesle beklememi rica etti. †Sizi asıl kurtaran. rahiple dalaşmalarımı kendilerine anlattığımda. Buna karşılık. pasaportumu kaptı. bana beklememi rica etti. boyun eğmediğimi g‡sterdim. sıska mı sıska. g‡rmek ister misiniz?‹ Pasaportumu ƒıkarıp papalık vizesini g‡sterdim.‹ †Canım. †Bununla birlikte. Orada.‹ †Olmaz ‡yle şey!‹ diye patladı k‚ƒ‚k Fransız. O zaman ben de sapkın mezhepli ve barbar olduğumu. rahip sonsuz bir şaşkınlık haliyle d‡nd‚. General onu desteklemek istedi ama. birisinin yandaki odadan monsignor'un yanına gittiğini işittim. sapkın mezhepli ve barbar olduğunuzu s‡ylemenizdir‹ dedi k‚ƒ‚k Fransız hafif bir g‚lmeyle. terbiyeli ama. †bunu24 KUMARBAZ KUMARBAZ 25 bana saygıdeğer bir emekli binbaşı anlattı. hemen. Beş para etmez bir Rus nasıl olur da kendini monsignor'un konuklarıyla bir tutar. Bir dakikaya kalmadan. †Bu hiƒ de aptalca değildi. Astley' in pek hoşuna gitmişe benziyordu. ƒ‚nk‚ Fransızla ben neredeyse avaz avaz bağırmaya başlıyorduk. hemen kapıya koştu ve beni iƒeri bırakmaktansa ‡lmeyi yeğlediğini anlatmak iƒin kollarını haƒ gibi iki yana aƒtı. Hiƒ değilse Paris'te. . daha da olmazsa. sofradan kalkınca kendisiyle birlikte bir kadeh iƒki iƒme ‡nerisinde bulundu bana. b‚t‚n piskoposları. 1812'de Fransızlar tarafından tutsak edilen General Perovski'nin (1) Anılarını okumasını ‡ğ‚tledim ona. †Şurada. ellisine merdiven dayamış don yağı suratlı k‚ƒ‚k bir papaz karşıladı beni. onu dinledikten sonra. yine de b‡yle bir şey oldu‹ diye yanıtladım. arka planda kayboldu. beni tepeden tırnağa s‚zd‚ ve: †Monsignor'un sizin hatırınız iƒin kahvesinden vazgeƒeceğini sanmıyorsunuzdur. herhalde?‹ diye diye haykırdı. O zaman sinirlendim.. işte adamın aklı bunu bir t‚rl‚ almıyordu. dikilip kalan şu sizin Ruslar gibi yapamam ya.‹ Fransız ağız kalabalığıyla konuşmaya başladı. Bunun ‚zerine ben de bağırdım. Daha k‚stah bir sesle ve bana hakaret edebilmekten zevk alıyormuş gibi. Otelin lokantasında bana karşı en sevimsiz davranan kişi. elbette ki oturdum.

Œyalan yanlış konuşmayan bir adamdır o. beni Šok severdi ama. paraya ihtiyacım var* dedi. 26 KUMARBAZ şılık verdi ‹fkeyle. b‰y‰kannenin ağır hasta olduğunu. Nadia'nın da gidip biraz uzakta ‹b‰r Šocuklarla oyun oynamasına izin verdi. Astley'le. Herkes parktan geŠerek gazinoya gitmişti. 'Œ‚stelik Fransızdan da on kez daha zengin. markimiz sizin b‰t‰n aile gizlerinizi biliyor. b‹ylece en sonunda yalnız kalabildik.• B.• ŒSiz de mi bunu umuyorsunuz?• diye sordum. ŒEvet. Paris' te elmaslarına karşılık en azından iki bin florin ‹d‰nŠ alabildiğime kesinlikle inanmıştı. değil mi?• ŒHen‰z size evlenme ‹nerisinde bulunma aşamasında mı? Uzun zamandan beri bu işe aday olduğunu sanıyordum. S‹yleşimizi gezinti sırasında yaptık. ŒEvet. hakkınız var.• Pauline: ŒEvet. Ama. generalin ‰vey kızıyım ben. Ben de Micha'yı havuzun yanına g‹nderdim. ‹ğrendik• diye ekledi Pauline. ŒNe yapıp edip. eminim. Pauline bir iyice kızdı. ŒHer ne pahasına olursa olsun. Bir dakika suskunluktan sonra: ŒBu İn-gilize nerede rastladınız?• diye s‰rd‰rd‰.Gece.• ŒEğer b‰y‰kanne ‹yk‰s‰n‰ bilmeseydi. ona para verir miydi? Sofrada farkına vardınız mı? B‰y‰kanneden s‹z ederken tam ‰Š kez ona babou‰nka (1) dedi. bana Žşık• diye yanıt verdi. ŒBana ‹yle geliyor ki.• ŒDemek ki burada herkes bekleyiş iŠinde?• dedim. mutlaka para bulmalı. Bunları Timothee Petrovitch'den (1) Dorodino savaşından sonra Fransızlara tutsak d‰şm‰şt‰. sadece Petersburg'dan iki haber aldık: †nce. eğer yanılmıyorsam. vasiyetnamesinde beni unutmaz. işlerden s‹z ettik.• . Benim de mirasa konacağımı ‹ğrenir ‹ğrenmez bana evlenme ‹nerisinde bulunacak. ne dersiniz?• ŒBu sizi ilgilendiriyor mu?• diye soran Pauline bana soğuk ve ‹fkeli bir halle baktı. elbette ki. Ne sevimli bir iŠtenlik. ŒBu soruyu bana soracağınıza kesinlikle emindim. general ondan ‹d‰nŠ para almanın bir yolunu buldu bile. Hem bakalım Fransızın gerŠekten serveti var mı? Bu hiŠ de kuşku dışı değil. ŒOh! Ben onun akrabası filan değilim ki. kuzum?• ŒBuraya bakın• diye sorusunu soruyla yanıtladım. Pauline fıskiyenin karşısındaki sıraya oturdu. BaşlangıŠta. altı aydan beri bundan başka umudumuz kalmadı.• Pauline: ŒB‹yle olmadığını siz de pekŽlŽ biliyorsunuz!• diye kar(1) B‰y‰kannenin sevecen k‰Š‰lt‰lm‰ş‰. ne yakınlık!• ŒEvet. belki ‹lm‰ş olduğunu.• dedim destekleyici bir sesle. daha ‹nceki karşılaşmalarımı ona anlattım. Œ€ok Šekingen ve duygusaldır. ŒHiŠbir şey olmadı. Pauline Alexandrovna'yla istediğim gibi on beş dakika konuşabildim. yoksa mahvolurum. bu g‰vence nereden geliyor.• Yokluğum sırasında nelerin olup bittiğini sordum ona. iki g‰n sonra da.• ŒTahminleriniz doğru. Kendisine topu topu yedi y‰z florin verince. elbette ki size de deli gibi Žşık.• Œ†yle sanıyorum ki elinize b‰y‰k bir miktarda para geŠecek. yolculuk sırasında. Anı-hin o sıralarda Moskova'da yayınlanmıştı. her şey ve herkes. ŒElbette ilgilendirir. †ğrenmek istediğiniz buydu. Haberin doğrulanmasını bekliyoruz.

Dalgındım. d‚ş‚necek onca konu varken. kimse olmayıp da yalnız başıma kalsaydım bile. Mile. yazgımda kaƒınılmaz olarak k‡kten ve kesin bir olay meydana gelecekti. rulette benim iƒin elinizden geldiğince kazanın. Pek ‡fkelenmişe benziyordu. Demek ki sizin canınızı bağışlamalıyım. benim bir tek s‡z‚m ‚zerine kendinizi tepetaklak aşağı atmaya hazır olduğunuzu s‡ylediniz ve biz de ş‡yle bir bin ayak y‚kseklikte bulunuyorduk. Pauline. değil mi?‹ †Şimdi s‡z konusu olan o değil. soysuz kopuğun biri. oynamaya karar veremeden bir s‚re kalakaldım. İngilizle evlenirdim. Ama. ‡yle sanıyorum ki oyuna başlayacak yerde ƒekilip giderdim. bir de bana kaƒınılmaz derecede gerekli olduğunuz iƒin daha da nefret ediyorum. İşte tam da size onca şeye izin verdiğim iƒin sizden nefret ediyorum. Blanche'm kim olduğunu sormama izin verir misiniz?‹ dedim. Durumu aƒıklığa kavuşturmadan gitmemesi isteğiyle ona: †Mile. †Kesinlikle eminim. soğukkanlılığımı da yitirmiştim. †Bunu pek•l• biliyorsunuz.‹ †İşte ben de istediğim b‚t‚n sorulan size sorma hakkını kendimde g‡r‚yorum‹ diye karşılık verdim sakin sakin. ‚stelik de on kez daha zengin‹ dedim kesin bir sesle. General d‚n bunu bana doğruladı. hem de kardeş torunu olduğu marki. bunu hemen ona s‡yledim. Šstelik. kendimi b‚t‚n‚yle Pauline'e karşı olan duygularımın incelenme-30 KUMARBAZ KUMARBAZ 31 Oyun salonuna girdiğim zaman (‡mr‚mde ilk kez). Eh. Uzun zamandan beri inanmış ve karar vermiştim ki Roulettenbourg'a geldiğim gibi oradan gitmeyecektim. daha da kafalı‹ diye karşılık verdi sakin sakin. †Doğru. oysa İngiliz d‚r‚st bir adam. Bir şatosu var. gidip kumar oynayın. size gene ihtiyacım var.‹ †General de ona ƒılgınlar gibi •şık. hem annesi.‹ Bu s‡zlerden sonra. Blanche hiƒ kuşkusuz generalle evlenecek. Y‚reğim ƒarpıyordu. •‚nk‚ hem Mile Blanche. bu size yeterli mi?‹ †Sizin yerinizde olsam. Fransız marki.‹ Pauline ayağa kalktı. †Buna kesinlikle emin misiniz?‹ diye s‚rd‚rd‚m aynı tonla. †Fransız daha yakışıklı bir genƒ ama. Ama. kalabalık da beni durduruyordu. sizi kudurtmak hoşuma gidiyor.†Kesinlikle.‹ Sorularım Pauline'in hiƒ hoşuna gitmiyordu. Nadia'yı ƒağırdı ve b‚t‚n bizim kumpanyanın bulunduğu gazinoya gitti. Ben soldaki ilk patikaya saptım. Son zamanlarda konuşmalarımızı hep bu ‡fke ve kin. †ƒ‚nk‚ onlara istediğiniz fiyatı ‡demeye hazırım ve ƒ‚nk‚ artık kendi yaşamıma hiƒ mi hiƒ ‡nem vermiyorum. †Orası doğru ama. Beni dinleyin ve şunu iyice aklınızda tutun: Şu yedi y‚z florini alın. şimdi her ne pahasına olursa olsun bana para gerek.‹ KUMARBAZ 27 Pauline kahkahayla g‚ld‚: †Geƒen g‚n bana. Sadece b‚t‚n bu soruları ve varsayımları bana y‡neltmekte bir sakınca g‡rmemiş olmanızla bana bir ‡d‚n vermeniz gerekiyor. yanıtının tonu ve garipliğiyle beni ‡fkelendirmek istediğini anlıyordum. Bu gidip rulet oynama buyruğu beni adeta ser-semietmişti. hepsi ifl•s ettiğimizi pek•l• biliyorlar. itiraf ediyorum. Bu gereklidir ve ‡yle de . elbette ki b‚y‚kannenin ‡l‚m‚ doğrulanırsa. Schlangenberg'de. Sadece s‡ylediklerinizi gerƒekleştirip gerƒekleştirmediğinizi g‡rmek iƒin.‹ †Neden?‹ diye sordu Pauline. şaşkınlıktan bir t‚rl‚ kendimi kurtaramıyordum. yapmacıksız kin havasıyla noktalıyordu. ‡yleyse. Garip ama. Yeni hiƒbir şey yok. bu s‡z‚ bir g‚n size s‡yleyeceğim ve emin olun ki y‚rekli davranacağım.

her şey bana pis. kahkahayla g‚lmeye. ƒ‚nk‚ ruletin sayısız tanımlamalarına karşın —bunları her zaman ‡yle b‚y‚k bir doymazlıkla okumuşumdur ki—. rulette. ƒ‚nk‚ bu aşağılık bir doymazlıktan gelir‹ yanıtını veren o karnı tok sırtı pek ahlakƒının fikrini hep aptalca bulmuşıtm-dur. Doğrusu ya. b‚t‚n bunlar benim umurumda mı.olacak. s‡zgelimi. temelde o kadar da iğrenƒ ve utanƒ vericidir ki! S‡zgelimi. o akşam ‡nce iyice g‡zleyip incelemeye. on beş. ayak‚st‚ geƒerken olabilirdi. b‚t‚n bu aƒg‡zl‚l‚k. Bunu burada ƒ‡z‚mleyecek değilim. alƒaklığı. hatta kumar masalarını ƒevrelemekte b‚t‚n bu insanların g‡sterdikleri saygıydı. ‡ne doğru iten. daha kumar salonuna adım attığım anda. Kısacası. dudaklarında hep . ya da isterseniz aƒg‡zl‚l‚ğ‚n b‚t‚n o iğrenƒliği. K‚ƒ‚k hanım kazanıyor. b‚t‚n kumar masalarını sadece kendi keyfi iƒin d‚zenlenmiş bir eğlence 32 KUMARBAZ KUMARBAZ 33 gibi g‡r‚r. ayak takımına yaraşan aƒg‡zl‚ kumar. Kızlarını. bu sadece kumar iƒindir. Kendi kendini aldatmak neye yarar ki? İşte bu uğraşıların en yararsızı. Gerƒeğin bu kesin bilisizliği. daha beter olacakmış? Y‚z kişiden birinin kazandığı bir gerƒek. kendi g‡zlerimle g‡rmeden kullanılışından hiƒbir şey anlayamazdım. rabıtalı bir adam iƒin sakıncası bulunmayan kumar arasında pek belirli bir ayrım vardır. bana daha yakın. bir centilmen beş. Kumar masalarına onlarca. pek ender olarak daha fazlasını oynar. insanlar konusunda bu yalın g‡r‚şler. bir tek florin iƒin tirtir titreyen b‚t‚n o cebi delik insanların kendisi gibi zengin olduklarını ve sadece oyalanmak ve vakit geƒirmek iƒin oynadıklarını d‚ş‚nmek onun iƒin ƒok şık olurdu. adi bir kazanma isteğiyle değil. İki t‚r kumar vardır: Centilmenlerin kumarıyla halk tabakasının kumarı. ya da başkasından bir şey almak. Rulete bağladığım bu umut ne kadar g‚l‚nƒ olursa olsun. ya da otuz ve kırk'ia. sadece rulette değil ama. Hatta b‚t‚n ‡b‚r kumarbazların. Sanki aşağılık doymazlıkla. Šstelik de. İlk anda. umduğum buydu benim. kuzum! Her ne olursa olsun. şansları g‡zlemek iƒin. ya da yitik s‚recini izlemek iƒindir. ya da yitiriyordu ve sevinƒten etekleri zil ƒalarak. ciddiyet. ya da on altın s‚rebilir. ciddi hiƒbir girişimde bulunmamaya karar vermiştim. en kısa zamanda ve olabildiğince ƒok kazanma isteğinde kirli hiƒbir şey g‡rm‚yorum. her yerde. s‡zgelimi ticaretten. sadece merak ettiği iƒin. elerine birkaƒ altın sıkıştırıp* onlara kumarın gidişini ‡ğreten anneler g‡r‚yordum. ‚st‚n doymazlık tek ve aynı şey değilmiş gibi! Bu bir orantı sorunudur. B‚t‚n bu ayak takımı arasında ilk bakışta en hoşa gitmeyen şey ağırbaşlılık. masum ƒocukları. en yersizidir. ƒevresinde bulunanlardan birine d‚ş‚ncelerini s‡ylemeye. ya da hatta s‚r‚len parayı iki katına ƒıkararak bir kez daha oynamaya başlayabilir ama. İşte bu y‚zdendir ki burada k‡t‚ t‚rden kumarla. kişilerin. daha k‡t‚. asıl oyunu incelemem gerekiyordu. hesaplar yapmak iƒindir. tinsel olarak pis ve iğrenƒ g‡r‚nd‚. Bankonun dayandığı istekleri ve tuzakları aklına bile getirmiyordur. kumardan herhangi bir şey beklemeyi saƒma bulan o genellikle kabul edilen kanıyı daha da g‚l‚nƒ buluyorum. kazanƒlarla yitiklere gelince de. Eğer bir şey olursa. denebilir ki. daha aşinaydı. Eğer kazanırsa. Ama. bu sadece rastlantıyla. Kendisine k‚ƒ‚k paralarla kumar oynadıklarını s‡yledikleri zaman: †Bu daha da beter. Ben kendim de kazanma isteğine en ‚st‚n derecede tutkun olduğumdan. Neden kumar para bulmanın herhangi bir başka yolundan. hatta y‚zlerce saldıran o aƒg‡zl‚ ve kaygılı suratlardan s‡z etmek istemiyorum. kazanƒ. asıl kazanma olgusuyla zerre kadar ilgilenmez. eğlenmek iƒin. Kazanƒ ve ƒıkarın kendisi iğrenƒ midir? Bu da başka bir sorun. aƒıkƒa ve ‡lƒ‚s‚zce davranmaktan daha g‚zel bir şey yoktur. Başkalarının ‡n‚nde sıkılıp rahatsız olmadan. Burada sınır ƒizgisi pek belirlidir. kuşkusuz ki en soylu g‡r‚şler ve d‚ş‚nceler olurdu. bir tek nedeni vardır: Kazanmak. on altı yaşlarında dal gibi narin. eğer ƒok zenginse bin franga kadar ƒıkabilir ama. Rothschild'in g‡z‚nde aşağılık ve adi olan benim g‡z‚mde b‚y‚k zenginliktir.

ezici bir Šalışma iŠindeler. Kazancını toplamadı. ya da ‰Š katına Šıkmış olsaydı buna dayanamaz. GerŠek bir centilmen b‰t‰n servetini yitirse bile. centilmenlerin dinlenmesi iŠin d‰zenlenmiş bir temsil gibi g‹rerek. Ayak takımı gerŠekten de pek ahlaksız biŠimde oynuyor. bir elin masanın ‰zerinden ansızın uzanıp sizin kazandıklarınızı kendine mal ettiğini g‹rmekten daha olağan bir şeyin bulunamayacağım fark ettim. Š‰nk‰ her ne olursa olsun. bu g‹steri s‰rekli bir dikkate değmez. yani elli florin Šıkarıp Šift sayının ‰zerine koydum. Ardından 'bir kavga Šıkıyor. Bununla birlikte. heyecanım belli ederdi. beş frederik. Oysa.. kendisine bir sandalye uzatmak iŠin bir uşak atıldı ama.. ruletin bir tanımlamasını vermek iŠin değil. tek ve Šiftlerin ‰zerine.g‰l‰msemeyle Šekiliyordu. Masanın uŠlarında oturan krupiyeler s‰r‰len paraları g‹zetiyorlar ve hesaplar yapıyorlar. İşte . Šoğu zaman da Šığlıklar kopuyor ve. masada bıraktı. sadece bu işi bir an ‹nce .. Hani bu g‹zlemleri yapıyorsam. iŠinden Šıkılmaz bir şeydi. iŠinden ağır ağır ‰Š y‰z frank tutarında altın alıp karanın ‰zerine koydu ve kazandı. bir centilmen iŠin fazla s‰rekli bir dikkate değer pek az g‹steri vardır. Para centilmenin o kadar altında kalmalıdır ki bununla ilgilenmeyi hemen hemen d‰ş‰nmez bile.. karşıt davranış da kimi zaman onun kadar kibardır: Fark etmek. b‰t‰n bu haşarata bakmak ve hatta onu incelemek ama. bunu vicdanımı rahatlatmak iŠin s‹yl‰yorum. orada bir seyirci olarak bulunduğu ve onun bileşimine zerre kadar katılmadığı kesin inancıyla Ševresine bakabilir. bir Šırpıda bin iki y‰z frank yitirdi. şunu belirteceğim: Şu son zamanlarda. bu kez de gene s‰rd‰ğ‰ parayı bıraktı ve ‰Š‰nc‰ seferinde kırmızı Šıkınca. Elbette ya. aşırı ısrarla incelemek de uygun d‰şmez: Bu da gene bir centilmene yakışmaz. bir de renklerin ‰zerine para konuyordu. Başka bir y‹ne s‰r‰kleniyorum. O akşam Pauline Alexandrovna'nm parasından aldığım y‰z florini s‰rmeye karar verdim. Benim en gizli tinsel inanŠlarıma gelince. sayıların ‰zerine. sonra karışmam haa! F. bana ‹yle geliyordu ki. Zaten. b‰t‰n bu kalabalığı ve b‰t‰n bu Šamuru bir Šeşit eğlence gibi. Kendine son derece hakim. Bu son derece can sıkıcı bir duyguydu. S‹zgelimi. b‰t‰n bu ayak takımının iŠinde Šırpındığı Šamuru ve dekoru bilmezlikten gelmek son derece soylu bir davranıştır. İnsan kendisi de bu kalabalığa karışabilir ama. sonra da yitirdi. yitirmiştim. Her an. kesinlikle heyecanlanmamalıdır. 334 KUMARBAZ KUMARBAZ 35 BaşlangıŠta b‰t‰n bu komedi benim iŠin anlaşılmaz. ‹zellikle de sadece incelemek iŠin değil de kendisi de iŠtenlikle ve iyi niyetle b‰t‰n bu ayak takımına katılmaya gelen bir kişi iŠin. Kabul. Ama. Sehpa d‹nd‰ ve on ‰Š Šıktı. Yeniden kara Šıktı.. s‹z‰n‰ ettiğim inanŠlar iŠinde elbette ki onların yeri yok. kılı bile kıpırdamadan yaklaşık otuz bin frangı ‹nce kazandı. Hemencecik boş inanŠ salgınına yakalanmadan kumar masasına yaklaşmak gerŠekten de olanaksız mıydı. b‰t‰n bunlar son derece ısrarlı bir dikkate değerdi. kuzum? İlk olarak. Pauline iŠin başlamakla kendi şansımı baltaladığım izlenimine kapılıyordum. Kumara kendimden başkaları iŠin yaklaştığım d‰ş‰ncesi beni şaşkına Ševiriyordu. gelecekte nasıl davranacağımı bilmek iŠin ortama uymaya Šalışıyorum. Bizim general sağlam gerŠeklere dayanan bir g‰venle kumar masasına yaklaştı. d‰ş‰ncelerimle eylemlerimi herhangi bir tinsel ‹lŠ‰te uydurmakta şiddetli bir isteksizlik duyuyordum. yani cep d‰rb‰n‰n‰n ucuyla da olsa. tanı tersine. bundan bir an ‹nce kurtulmak istiyordum.bunlar da eşsiz ahlaksızlardandır! €oğunluğu Fran-sızdır bunların. ağır ağır para kesesini Šıkardı. aldırış etmedi. sadece iyi k‹t‰ anladım ki. siz siz olun sakın tanık filan g‹stererek paranın size ait olduğunu kanıtlamaya kalkışmayın. Zaten.. benim yanımdaki bir Fransız dingin bir y‰zle. g‰l‰mseyerek Šekildi. Acılı bir duygunun penŠesinde kıvranarak. Kesinlikle eminim ki y‰reği allak bullaktı ve s‰r‰len para iki. Hatta kumar masasının Ševresinde en adi gizli k‰Š‰k hırsızlıkların sık sık meydana geldiğini d‰ş‰nmekten bile geri kalmıyorum. Genellikle de.

işlerinden s‡z ederdi ama. herkese karşı g‡sterdiği kendini beğenmişlik ve hor g‡rme g‡z ‡n‚ne alınırsa. Dahası. ortadaki on iki numaranın ‚zerine koydum. †Elbette ki. hor g‡rd‚ğ‚n‚ pek g‚zel belli ediyordu. Benim on frederik ansızın seksen oluvermişti. B‚t‚n parayı bıraktım. başkaları iƒin oynayamadığım istemediğimden değil de yitireceğimden emin olduğum iƒindi. Bu kez Fransız orada yoktu.. Kendim iƒin oynaşanı b‡yle oynamazdım gibi geliyordu bana. Aramızda garip ilişkiler kuruldu.36 KUMARBAZ Š•ŠNCŠ BˆLŠM Bununla birlikte. artık ruletten başka hiƒbir umudum yok‹ dedi d‚ş‚nceli bir halle. Genellikle de benimle konuşmaktan kaƒındı. kumar oynamaya başlasam bile. Ona g‡re. Buna karşın. Eskiden de bana . kazandığı parayı Pauline'e verme fırsatını buldum ve bir daha onun iƒin kumar oynamayacağımı kendisine bildirdim. Pauline'i ancak akşam yemeğinde g‡rebildim. Gene kırmızı kazandı. kabul edin ki. bunu ƒok iyi g‡r‚yorum. şaşmaz bir biƒimde kazanma inancıma gelince. Kısacası. beni kumar masasında g‡rmek istemediğini bana bir kez daha belirtmeyi gerekli g‡rd‚. ‡yle mi?‹ diye sordu alaycı bir halle. beni adam yerine koymayan davranış. †Senin duygularına o kadar ‡nem vermiyorum ki. bunu elbette ki yapacaksınız. ben de y‚z altmış frederiki cebime koyarak Pauline Alexandrovna'yı aramaya gittim. Bana karşı tutumunu değiştirmedi. bunun gerƒek olduğunu s‡yledim. bu ilişkilerin ƒoğuna hiƒbir anlam veremiyorum. Hepsi parkta geziniyorlardı. Bana ‚ƒ katını ‡dediler. bana ihtiyacı olduğunu ve bilmediğim bir amaƒla beni elinin altında bulundurduğunu da gizlemiyor. o zaman ‡ylesine dayanılmaz garip bir duyguya kapıldım ki.‹ Bu s‡zler ‚zerine. general de rahat rahat keyfine bakabildi. bunlardan yirmi tanesini ne ƒıkacağını bilmeden. †ama. Odama. Kaygılı bir sesle: †Neden. Kırk frederik aldım. S‡zgelimi. bilmem nasıl bir şeyle karışık hep o aynı mutlak patavatsız.bitirip de ƒekilip gitmek amacıyla kırmızının ‚zerine gene beş frederik koydum.‹ †Demek ki ruletin sizin tek kurtuluş ƒareniz olduğuna inanmakta ayak diriyorsunuz.‹ Her zaman yaptığı gibi. bu nedenle de. hemen oradan ayrılmaya karar verdim.. ƒıkarken. †hem de bu beni rahatsız ediyor.. †•ok kazansaydınız. benimle ortaklaşa oynarsınız.. eğer b‚y‚k para yitirirsem saygınlığı ağır şekilde lekelenirdi. Ben de ona b‚y‚k bir ciddiyetle. b‚t‚n s‡ylediklerin. On frederik koydum. yanımdan ayrıldı. işlerinize karışmaya hakkım yok ama. Karşılaştığımız zaman hor g‡ren ve kinci. t‚mceyi havada bıraktı. hatta kendisine yakıcı tutkumdan s‡z etmeme bile izin veriyor. benim kesinlikle. Ama. d‚n. Kırmızı ƒıktı. ona sevgimden serbestƒe ve hiƒbir engelsiz s‡z etmeme izin vermekle de beni adam yerine koymadığını. a canım?‹ diye sordu. bu arada. †Oysa. ‡yle g‡sterişli biƒimde yitiremeyeceğimi s‡yledim.. Kesinlikle reddettim ve ona aƒıkƒa anlattım ki. bana karşı duyduğu tiksintiyi gizlemeye bile uğraşmıyor. Ona sert bir şekilde ƒok az param olduğunu. bunun g‚l‚nƒ g‡r‚neceğini kabul ediyordum. Bununla birlikte seksen frederikimi gene ƒift sayının ‚zerine koydum. Bu kez d‡rt ƒıktı: Bana gene seksen frederik verdiler.. Ona şaşkınlıkla bakarak: †•‚nk‚ kendim iƒin oynamak istiyorum‹ diye karşılık verdim. ben gene lekelenirdim‹ diye ekledi b‚y‚k bir ciddiyet havası takınarak. beni rahat bıraksınlar. b‚t‚n hissettiklerin umurumda bile değil der gibiydi. †İşte bu y‚zden mutlaka kumarı s‚rd‚rmelisiniz. itirazlarımı dinlemeden. bana olan hor g‡r‚s‚ne şu t‚rden . kuzum!‹ Pauline Alexandrovna o g‚n‚n kazancını benimle b‡l‚şmek iƒin direndi ve bu koşullar altında kumar oynamayı s‚rd‚rmemi ‡nererek bana seksen frederik uzattı. kumardan bana tek s‡z bile etmedi. Gene kırmızı ƒıktı. ben de ne kadar aptal olursam olayım. kendisini ƒılgınlar gibi sevdiğimi ƒok iyi biliyor. hiƒbir zaman b‚t‚n‚yle aƒık y‚rekli değildi.

Astley' in Mile Blanche'la annesine bakış biƒimini fark ettim. Kimi zaman da bunlara hiƒ dikkat bile etmiyor! İşte bizim ilişkilerimiz bu durumda! D‚n. Bu hiƒ kuşkusuz b‚y‚kanne konusuyla ilgili. Hatta bizim Fransızın da B. gerƒekte. ne kabalığım. benimle aƒık s‡zl‚ olmalıydı. yaşamındaki filan olaydan. eğer amacına ulaşmak iƒin beni tutsak. dostlukları ve akrabalıkları daha dolaysız biƒimde ve daha yakın ve teklifsiz gibi g‡r‚n‚yor. Astley ‡ylesine ƒekingen. beni iƒinde tuttuğu k‚ƒ‚k d‚şme ve tutsaklık durumları ona dolaysız ve ƒekinmeden soru y‡neltme olanağını verebilirdi (sık sık da verir). birlikte bir fabrika kurmaya niyetlenmişlerdi. O ikisini tanıyormuş gibi geldi bana. ya da ulak olarak kullanma gereksinimini duyarsa bu olayların bir b‡l‚m‚n‚ kendisi anlatırdı bana. Fransız bize karşı akıl almaz derecede gururlu. onun annesiyle yolculuk eden ve hesapsız bir servete sahip olan soylu bir Fransız hanımı olduğu s‡yleniyor. onların aile gizlerinden bir b‡l‚m‚n‚ yakaladım: Fransız gerƒekten de. bana kalırsa. insan ondan bir şey koparmayı hiƒ mi hiƒ umamaz: Yine †baş kırılır fes iƒinde. Oysa. Fransız ona ş‡yle bir isteksizce selam veriyor. yemekten sonra. Bu arada. hen‚z bilmediğim bir amaƒ. şimdi b‚t‚n bu oyunda baş rol Mile Blanche'da. bunu ileri s‚rerken yanılmadığımdan kesinlikle eminim. olayların b‚t‚n bağlantısını hen‚z bilmiyorsam. azametli ve umursamaz havalar takınıyor. ona soru sormama izin vermekle birlikte. Bundan başka. mademki onun g‡z‚nde bir hiƒim. Hani atas‡z‚n‚n dediği gibi: †Dağdan gelen. utangaƒ ve sessizdir ki. B. Bu arada. ˆnceki g‚n. B. dolaylardaki at ve kır gezintilerine seve seve katılıyordu. hemen hemen y‚z‚ne bile bakmıyordu. ama. Bizim markinin uzak bir akrabası olduğu da biliniyor. uzun bir s‚re b‚y‚k bir ciddiyetle konuştular. Ama. Bu Mile Blanche kim? Burada. bana sadece ulak gibi kullanılan bir adamın bilmesi gereken kadarını aƒıklıyordu. Ve işte general onun ellerinde. d‡rt g‚n ‡nce Petersbourg'a ƒekilen ve karşılıksız kalan bir telgraftan ƒok s‡z edildi. ayrıntılar var. Bunun iƒinde tahmin edebileceğim ama. kimbilir. yoksa ondan h•l• s‡z ediliyor38 KUMARBAZ mu. onun korku ve telaşlarına y‚rekten katılmanı. ne de merakım onu incitebilir.incelikler de katardı: S‡zgelimi. geƒen yıl g‡revinden istifa ettiği zaman ƒar'a borƒlu olduğu miktarı tamamlaması iƒin generale otuz bin ruble ‡d‚nƒ vererek onu sıkıntıdan kurtarmış. gazinonun parkındaki aile gezintilerine. sorularıma karşılık vermiyor.‹ Hatta Pauline'e karşı bile patavatsızlığı kabalığa kadar varıyor. Hatta kendi yerine oynamam gerektiğini bana bildirmişti. kardeş torunları gibi bir şey hani. Astley'e daha ‡nce rastlamış olduğunu anlar gibi oldum. bana sık sık nazik ve hatta tehlikeli g‡revKUMARBAZ ler y‚klediğine g‡re. benim Paris yolculuğumdan ‡nce Fran-sızla Mile Blanche'ın ilişkileri daha t‡rensel ve daha incey-miş. Kuşkusuz ki. Belki de işlerimiz onlara o kadar k‡t‚ durumda g‡r‚n‚yordur ki. ƒ‚nk‚ bunu onun yapması uygun d‚şmezdi. Demek oluyor ki ondan bir korku'su yoktu. Gene bu . S‡zgelimi. benim duygularım. Ama. artık bundan b‡yle yapmacıklı olmayı ve bizlere saygılı davranmayı gereksiz buluyorlardır. Generalle Fransızı birbirine bağlayan olayların bir b‡l‚m‚n‚ bir hayli zamandır biliyorum: Rusya'da. Generalin heyecanlı ve d‚ş‚nceli olduğu aƒıkƒa g‡r‚l‚yor. Fransız da heyecanlı. oysa şimdi. bağdakini kovar. bizde. Sesinin tonundan sadece kumar oynama isteği değil de ciddi kimi kaygıları bulunduğunu fark etmiştim. bilmiyorum. onun sıkıntıları ve kaygılarıyla ‚z‚l‚p tasalandığımı g‡rse de dostƒa bir aƒık s‡zl‚l‚kle beni tamamiyle rahatlatma tenezz‚l‚nde bulunmazdı hiƒbir zaman. Ama. ya da kendisine ciddi korkular veren bir durumdan haberim olduğunu bilirdi. d‚n. bu tasan y‚z‚st‚ bırakıldı mı. Aslında para onu hiƒ ilgilendirmez. kol kırılır yen iƒinde‹ deyimince işler s‚r‚p gidecekti. Anlattıklarına g‡re. onun tasa ve başarısızlıklarının bana belki de onunkinin ‚ƒ katını ƒektirdiği kaygılar onun umurunda mıydı! Onun rulet oynama tasarısını ‡ğreneli ‚ƒ hafta olmuştu. Mademki ben onun iƒin bir tutsağım.

. Bu kadar dedikoducu olduğuma ben bile hem şaşıyorum. k‚stah bir bakışı. pırıl pırıl dişleri. insana korku veren o y‚zlerden birine sahip dersem. ya da bir ƒalılığın ardında B. ƒevresini ispiyonlamadan durabilir miyim? İspiyonlamak aşağılık. hiƒ kuşkusuz b‚y‚k bir felakettir. Gezintide sık sık B. Fransa'da durumun ne merkezde olduğunu bilmiyorum. ansızın. Zavallı general. yani generalin onların ‡n‚nde parıldatabileceği paranın miktarına bağlı. en sonunda da tutulduğu kadını ekleyin. Bir şatosu olduğu s‡yleniyor. bilmem ne dediğimi anlatabilir miyim? Hiƒ değilse ben. ama. kesinlikle inanıyorum ki Pauline'e •şık! ‘şık. B. bu t‚r kadınlardan hep korkmuşumdur. Astley'in karaltısının . Ama. hemen ‡neriyi reddediyor. ƒekingen ve hastalık derecesinde utangaƒ bir adamın tam da bir s‡zc‚k. ƒoğunlukla k‚stah bir halle —hiƒ değilse Pauline'le Marie Philippovna'nın yanında— suskun durur. d‚n ve bug‚n b‚t‚n dikkatimi Mile Blanche'a y‡nelttim. Mile Blanche işte o zaman B. Nerede olursak olalım. Ah. neden Mile Blanche da onu bilmezlikten geliyor? Šstelik de marki d‚n kendini ele verdi: Konuşma sırasında. bizde. ormanda. s‡zgelimi Moskova'da olduğu40 KUMARBAZ KUMARBAZ 41 kadar Almanya'da da y‚ksek sosyeteden olduğu kuşkusuz gibi g‡r‚n‚yor. Evet. b‚y‚kannenin h•l• hayatta olduğunu ‡ğrenirlerse. s‡zgelimi. Teyzesinin ‡l‚m‚n‚ bildiren bir telgrafın şimdi onun iƒin ne ‡nem taşıyacağı iyice anlaşılıyor! Pauline'in benimle bir konuşmadan bilerek kaƒındığına kesinlikle emin olmakla birlikte. general kaygılı. esmer bir teni. Kapkara g‡zleri. annesi de gerƒekten annesi değildi. soğuk ve ilgisiz bir hava takındım: Ansızın gelip beni bulmaya karar vereceğini d‚ş‚n‚yordum. (Ortalıkta garip bir s‡ylenti dolaşıyor: Maria Philippovna Rusya'ya d‡n‚yormuş. Mile Blanche hiƒbir eğitim g‡rmemiş. g‚ya kendilerine rastladığımız Berlin'de. hep boyalı dudakları var. Yaşamının oldukƒa ser‚venli geƒtiğini sanıyorum. Ama. b‚y‚k bir zarafet ve zevkle giyiniyor. Astley'le karşılaşıyoruz. ya da fıskiyenin ‡n‚nde dinlenilen yerlerde. parkta. bunu ƒok iyi bildiğini s‡yleyiverdi. Ve eğer birlikte gezinmek ricasında bulunulursa. Muhakkak ki bize katılma isteğiyle yanıp tutuşarak. şahane omuzları var. şapkasını ƒıkarıyor ve yolunu s‚rd‚r‚yor. şimdiye kadar onun markiliğinden kuşkulanmış olmama karşın. Markiye gelince. borƒlarını. iflas durumunu. iğrenƒ bir şey hiƒ kuşkusuz ama. abanoz gibi kapkara ve g‚r (hemen hemen iki başa yetecek kadar g‚r) saƒları vardı. şimdi her şey durumumuza. ya da bir bakışla kendini ele vermektense y‚z ayak yerin altında olmayı yeğleyeceği bir anda bu adamın bakışının kimi zaman ifade ettiği şey pek acayip ve g‚l‚nƒt‚r. Yani kısacası. B. onun ve annesinin rabıtalı birkaƒ ahbapları varmış. Yaklaşık yirmi beş yaşlarında. umurumda bile değil! D‚n ve bug‚n. Astley'e bakmalıydı! S‡z‚n kısası. Elleri ve ayakları harikulade. Astley'in son derece zengin olduğunu. belki de marki akrabası filan değildi. en yakın patikada. Patıline' den ayrılabilir miyim. ƒocuklarını. hem de bunu pek g‚l‚nƒ buluyorum. gene de Mile Blanche'la generalin kesin s‡zleri s‡yleyip s‡ylemediklerini h•l• tam olarak bilemiyorum. Uzun boylu. misk kokuyor. hatta belki aptal da ama. Sesi boğuk bir kontralto. buna karşılık kuşkulu.) Bana ‡yle geliyor ki. Eğer. Kimi zaman b‚t‚n dişlerini g‡stererek kahkahayla g‚ler ama. Gazinoda. gerƒekten de mahvoldu demektir! İnsanın elli beş yaşında b‡ylesine şiddetle •şık olması. konserde. Sonunda. g‡rkemli bir boynu ve g‡ğ‚sleri.anlaşılabilir. B‡ylece. hiƒ kuşkum yok Mile Blanche hemen ortadan yok olur. Schlangenberg'in ‚zerinde. hep bizim sıranın yakınlarında duruyor. doğrusu ya. —g‡zlerinin beyazı sarımtıraktı—. ˆyle sanıyorum ki şu on beş g‚n iƒinde k‡pr‚lerin altından ƒok sular akacak ama. şimdi anımsayamadığım bir konuda. g‚vensiz ve hilek•rdı. •arpıcı ve zengin biƒimde ama. Mile Blanche son derece g‚zel. Bir de buna dul oluşunu. bilseniz b‚t‚n bunlardan ne kadar iğreniyorum! B‚t‚n bu insanlardan ve b‚t‚n bunlardan ne b‚y‚k bir sevinƒle ayrılırdım. bir bilseniz! Ama. Astley de bana bir garip g‡r‚nd‚.

rezil ve saƒmaydı. Bunun sadece para iƒin olduğunu d‚ş‚nemezdim. iki koşulla: Birincisi. benimle ‡zel olarak konuşmak iƒin fırsat arıyor bu adam. Orada oturmuşlar. ‡ğleye kadar b‚t‚n zamanını hiƒ para s‚rmeden kumar masalarının yanında geƒiren B. ortadaki on iki sayıdan sonra son on iki sayının ƒıktığı oluyordu. Falan ‡ğle sonrasında. kimi zaman b‚t‚n g‚n boyu s‚rer gider. b‚t‚n bu hesapların pek bir anlamı yok. 42 KUMARBAZ KUMARBAZ 43 Pauline neden kazanmaya bu kadar ihtiyacı olduğunu ve tam ne kadar para gerektiğini bana anlatacaktı. son bir işlem daha yapıp en sonunda paralarını s‚r‚yorlar. ikincisi de.fikrim yok. notlar alıyorlar. diyelim ki. ya da akşam. ‚st ‚ste yirmiye kadar sadece kırmızı ƒıkar ve bu b‡ylece bir s‚re. †Nasıl! Bunu bilmiyor musunuz?‹ diye haykırdı şaşkınlıktan neredeyse k‚ƒ‚k dilini yutarak. hemen: †Ah. bilemiyorum. Daha bana g‚naydın bile demeden. hangi amaƒla olduğunu bilmiyordum. İkimiz de berbat bir Fransızca konuşuyoruz. ya da ‚ƒ kez ƒıkar. bana bir baş işareti yapıp yolunu s‚rd‚rd‚. Aƒıklama yapacağına s‡z verdi. S‡zgelimi. Bu s‡zlerle ne demek istiyordu. kesik t‚mcelerle konuşuyor. yeniden ilk sayılara d‡n‚l‚yor. yeniden ortadaki on ikiye d‡n‚yor. Mile Pauline ƒiƒekleri ƒok mu sever?‹ †Hiƒ bilmiyorum‹ diye karşılık verdim. †Hayır. d‡rt kez ‚st ‚ste ortadaki sayılar ƒıkıyor. anılarımı d‚zene sokmaya ƒalışıyorum. Bana ‡yle geliyor ki. Bu g‡zlemlerin ‡nemli bir b‡l‚m‚n‚. Hepsi de ne kadar k‚stah ve aƒg‡zl‚! Kalabalığı yardım ve krupiyenin yanma yerleştim. pek ƒok kumarbazın onlara verdiği ‡nemden de yoksundurlar. ellerinde sayılarla kaplı k•ğıtlar. İlk on ikinin ‚zerine d‚şt‚kten sonra. bunlar sadece bir kez ƒıkıyorlar. g‚lerek.. Astley'e borƒluyum. •ok garip bir şey. her renk ‚st ‚ste sadece iki. ‚ƒ. yarı yarıya. Her şey bu sabah başladı: Pauline Alexandrovna adına oynamak ‚zere rulete gitmem gerekti. ƒekine ƒekine başladım. Ertesi g‚n.‹ Bunun ‚zerine. sonra yeniden son on iki ƒıkıyor. b‡ylece de eğer kazanırsam kendim iƒin hiƒbir şey almayacaktım. siyah hemen hemen d‚zensiz bir biƒimde ve her an kırmızıyla n‡betleşe geliyor. Mile Blanche!. iki kez bu son on iki sayı ƒıkıyor ve ilk on ikiye geƒiyor. Bu b‡ylece bir buƒuk. iki saat kadar s‚r‚yor. Bu sırada inceliyordum ve g‡zlemlerde bulunuyordum. akşama. ortadakiler ise ‚ƒ kez ‚st ‚ste ƒıkıyor. hiƒ dikkat etmedim‹ diye yineledim. †Hımmm! Bu aklıma bir fikir getirdi. bu elbette ki'ƒok garip. hiƒbir . beklenmedik şansların ard arda gelişinde bir sistem değilse de bir ƒeşit d‚zen var. doğruya benzeyen bir sonuƒ elde ettim: Gerƒekten de. Zaten pek hoşnut bir hali vardı.. Akşamın saat on biri.. hesaplıyorlar. Sonra da. Bu sabah karşılaştık ve bir iki s‡z konuştuk. K‚ƒ‚k odamda oturmuş. Bana ‡yle geliyor ki. Buna karşılık. ben de gittim. . Onun y‚z altmış frederikini aldım ama.kaƒınılmaz biƒimde belirdiğini g‡rmek iƒin insanın g‡zlerini ƒevresinde gezdirmesi yeterliydi. ortaklaşa oynamayı kabul etmiyordum. DˆRDŠNCŠ BˆLŠM O g‚n pek g‚l‚nƒ. ‚ƒ ve iki. Kimi zaman. ‚ƒ ve iki.‹ diye haykırdı. †Mile Blanche gibi ƒok kadın g‡rd‚m!‹ Bana anlamlı bir bakış y‡nelterek sustu. bir. şansları kestirmeye ƒalışıyorlar. İvedi bir ihtiyacı olduğu aƒıkƒa belliydi ama. iki turdan sonra. s‡zgelimi. ya da filan sabah. ve yitiriyorlardı tıpkı hiƒbir hesap yapmadan oynayan fani kullar gibi. Kumar salonlarında herkes birbirini ƒiğniyordu. Bir. her seferinde sadece iki ‚ƒ altın s‚rerek. ƒ‚nk‚ benim: †Ne demek istiyorsunuz?‹ diye sormam ‚zerine ƒok bilmiş bir g‚l‚msemeyle başını sallayarak şunları ekledi: †İşte b‡yle.

bu sabah erkenden gelip generali buldu. Galiba d‚n akşam Fransızla oldukƒa şiddetli bir ağız dalaşı yaptılar. İşte o anda gitmem gerekirdi ama. biz Rusların da paraya ihtiyacı vardır‹ diye ekledim. dilimi ƒıkarmak. †Şuna dayandırıyorum ki. nanik yapmak isteği kabardı. demek ki s‡z‚me inanılabilirdi. hatta belki de bunun en ‡nemli b‡l‚m‚n‚ oluşturur. tarih boyunca anamal edinme ‡zg‚rl‚ğ‚ uygar Batılı insanın erdem ve saygınlık kutsal kitabına girmiştir. Yemekte. işin iƒinde iş vardı. †D‚ş‚ncenizi neye dayandırıyorsunuz?‹ diye sordu Fransız. y‚z‚nden hiƒbir şey oku-yamadım. Oysa Rus sadece anamal edinme yeteneğinden yoksun olmakla kalmaz. hepsini son meteliğe kadar ve pek kısa bir zamanda yitirdim. O zamana kadar parkta dolanıp durdum. Fransız-la Mile Blanche gene bizimle yemek yiyorlardı. benim gibi b‡ylesine ihtiyatsız bir sersemin elinden akıp gittiğini işitmek onu ‚z‚yordu. daha saygılı bir biƒimde konuştu benimle. ben gene de y‚z‚nden onun heyecanlı ve kaygılı olduğunu anladım. ˆyle sanıyorum ki. ˆnce ƒift sayıya yirmi frederik koydum ve kazandım. Başıma geleni anlayamıyordum bile. hiƒ kuşkusuz d‚nk‚ konuşmayı s‚rd‚rmek iƒin. İzin verilen en y‚ksek parayı s‚rd‚m: D‡rt bin florin ve yitirdim.. ona bir ƒimdik atmak. O sabah Mile Blanche da gazinodaydı ve benim g‡sterilerimi seyretmişti. Bununla birlikte. kapıyı da kilitlemişlerdi. gerƒeğin muhakkak ki benden yana olduğunu belirttim. aynı zamanda da eline geƒeni d‚ş‚ncesizce gelişig‚zel ƒarƒur eder. Fransızdan hor g‡ren k‚ƒ‚k bir kahkaha y‚kselince. bu b‡ylece iki ‚ƒ kez s‚rd‚. altı yedi kez ‚st ‚ste iki katına ƒıkararak beş. yalan s‡ylemem ve onun adına 44 KUMARBAZ KUMARBAZ 45 oynadığımı gizlemem gerektiği sonucunu ƒıkardım. daha makul davranmam gerektiğini belirtti. bir ‡nceki gibi yerleştirdim ve yeniden yitirdim. Sonra da iyice coşarak. hiƒ s‡z‚m‚ kesmedi. Her ne olursa olsun. bunları yeniden koydum ve gene kazandım. kaşla g‡z arasında. Her ne olursa olsun.Bana gelince. Fransız alaycı bir sesle. iƒimde garip bir duygu uyandı: Yazgıya meydan okumak. Uzun zaman hararetli hararetli konuştular. talihsizliğimi ancak yemekten ‡nce Pauline Alexandrovna'ya bildirdim. ben de konuşmamı s‚rd‚rd‚m. altı bin florine kadar y‚kseldiğimi ve hepsini iki elde yitirdiğimi anlattım. birazcık da k‡t‚ y‚reklilikle. †Bana kalırsa. Fransız daha bir kestirmeden giderek yitirdiğimin kendi param olup olmadığını sordu. gene ‚ƒ g‚n ‡nceki gibi coşmuştum. Bu aƒıklamayı yaparken Pauline'e bakıyordum ama. Kısacası. adeta sersemlemiş bir halde masadan ayrıldım. Hemen bir yalan uydurdum ve bunun kendi param olduğunu s‡yledim. Kumarda yitirdiğimi ‡ğrenince. general biraz bana ƒıkışacaktı ama. Bunun ‚zerine. onun g‡r‚ş‚ne g‡re. Belki de şu iƒinde bulunduğu sıkıntılı durumda oldukƒa hatırı sayılır bir altın yığınının. Ardından da bilmem neden. Bundan.. kumar oynama yeteneğinden bile yoksun. Fransız ƒıktığında pek ‡fkeliydi. bu sabah s‡z verdiği aƒıklamayı mutlaka yapmalı. †B‡ylece de. ˆyle sanıyorum ki elimdeki paramın miktarı bir beş dakikanın iƒinde d‡rt y‚z frederike y‚kseldi. General son derece şaşırmıştı: Bu kadar parayı nereden bulmuştum? On frederikle başladığımı. diyordum iƒimden. iki saat iƒinde ansızın b‚y‚k servetler kazamla-bilen rulet gibi y‡ntemlere susamışızdır. Bu bizi hayran eder. Galiba Pauline'den kuşkulanıyor. yitiriyoruz!‹ . elimde kalanın hepsini ƒıkardım. Bu kez. sesini ƒıkarmadı. ƒalışmadan. Ama. Rusların genellikle kumarbaz olmakla birlikte. rulet ‡zellikle Ruslar iƒin icat edildi‹ diye karşılık verdim. Elbette ki b‚t‚n bunlar akla yakındı. ƒ‚nk‚ Rusların kumarbaz olduklarını s‡ylerken onları ‡vmekten daha da ƒok yeriyordum. kendimizi zora sokmadan. olduklarını ekledi. gelişig‚zel oynadığımız iƒin de.

akşamları k‚ƒ‚k bahƒemizin ıhlamur ağaƒları altında annemle bana buna benzer kitaplar okuduğunu anımsıyorum. †Ne kadar da tam Ruslara yaraşır d‚ş‚nce! diye haykırdı Fransız da. Buraya geleli pek oldu ama.‹ †Ne yakışıksız bir d‚ş‚nce!‹ diye haykırdı general. ‡yle ki.. ahlak dersi verir ve ‡l‚r. Yaşlı adam bu fırsatla ağlar. Yahudiler gibi de para biriktiriyorlar. İşte ideal bu. iƒtenlikle beklerler ve g‚l‚mseyerek sunağa giderler. Hepsi ‡k‚zler gibi ƒalışıyorlar. onu oğluna. b‚y‚k oğlanın da yaşamı pek ‡yle g‚ll‚k g‚listanlık değil: Orada bir Amalchen'i. yoksa d‚r‚st bir ƒalışmayla d‚ğ‚m ‚st‚ne d‚ğ‚m atıp para biriktirmekten ibaret olan Alman sisteminin mi daha iğrenƒ olduğu hen‚z s‡ylenemez.†Kısmen doğru‹ diye kabul etti Fransız kendini beğenmiş bir tavırla. †kuşların yakışıksız davranışları mı. yapmak ve doğrulamak zamanını bulduğum g‡zlemler benim Tatar kanımı isyan ettiriyor. ya da Hoppe ve ˆrt. d‚r‚stl‚k. burnu kıpkırmızıdır. insan yaklaşmaya korkuyor. Diyelim ki baba bir miktar para biriktirdi de. Vater kırkına merdiven dayamış b‚y‚k oğlunu kutsar. G‚neşin ba* tısı. b‚t‚n ‡mr‚mce bir Kırgız ƒadırında g‡ƒebe yaşamı s‚rmeyi yeğlerim!‹ diye bağırdım. Onlar da. onunla evlenemez ki. ƒ‚nk‚ hen‚z yeteri kadar florin biriktiremediler. Minik evin ‚ze46 KUMARBAZ KUMARBAZ 47 rinde karaağaƒlar ve kestane ağaƒlan hışırdıyor.. kız kurur kalır. her evin korkunƒ derecede erdemli ve olağan‚st‚ biƒimde namuslu Vater'ı var. Ben de ona: †İzin verirseniz‹ diye karşılık verdim. emek. En sonunda.. †Ne tanrısıymış o?‹ diye bağıran general bu kez ciddi alarak ‡fkelenmeye başlıyordu. yanlış. akşam olunca da hepsi y‚ksek sesle eğitici kitaplar okuyorlar. Burada. †Almanların servet biriktirme biƒimi... ˆfkelenmeyin general. izin verin de acıklı biƒimde konuşayım. †Alman tanrısına tapmaktansa. ileri g‡r‚şl‚k. O kadar namuslu ki. Bu gerƒekten de g‡rkemli bir g‡steri değil mi? İki. K‚ƒ‚k oğlanı uşak. kurban bile kendisini sunağa g‡t‚rd‚kleri iƒin seviniyor! Peki. otuz beş yaşını s‚ren Amalchen'in de g‡ğs‚ p‡rs‚m‚şt‚r. ne olsun. ilk Vater'm torunu gerƒekten de ‡nemli bir anamal gerƒekleştirir. ƒevrede on verst kadar dolaştım. kendisini d‚r‚stl‚k uğruna sattıklarına kesinlikle inanıyor. Her Vater'm bir ailesi var. mesleğini.. her aile tamamiyle Va-ier'in kulu k‡lesi. İşte b‡yle: Ben Rus .' sabır. ‚lkeniz hakkında b‡yle konuştuğunuz iƒin utanmalısınız‹ diye ƒıkıştı general ‡fkeli ve kasıntılı bir ciddiyetle. †Hayır. satılan k‚ƒ‚k oğlan. enerji. parayı da baba malına katarlar. ya da toprağım b‚y‚k oğluna devretmek istiyor: •eyiz parası vermeyeceği iƒin kızı evlenemez. ‚ƒ y‚zyıllık ƒaba.. sonra? Eh. B‚t‚n bunlar son derece şiirsel ve dokunaklı. burada yapılageliyor. damın ‚st‚nde bir leylek.. beş altı kuşak sonra da Rothschild baronu. Bu kez de b‚y‚k oğlan erdemli Vater'o. aşırı dereceye vardırılan bir d‚r‚stl‚k.. metanet. ya da asker olarak satarlar. B‚t‚n bunların bir tek kaynağı var: D‚r‚stl‚k. b‡yle er-iemleri istemem ben! D‚n. onları iğnelemek iƒin yanıp tutuşuyordum. Tıpkı o resimli k‚ƒ‚k Alman ahlak kitapları gibi: Burada. Amalchen'in yanakları ƒukurlaşır. florinler namuslu ve erdemli biƒimde birikmiştir. erdemle. g‡nl‚n‚n bir arkadaşı var ama. İnsanın yaklaşmaya korktuğu namuslu kişilere dayanamam ben. varlıkları artar. d‡n‚ş‚r ve ‡yk‚ yeniden başlar. damın ‚st‚nde leylek! Daha fazla ne istersiniz? Bundan daha y‚ce bir şey olamaz: Bu bakış aƒısından. Vallahi. Bu gerƒek. zek•. yani az buƒuk onlardan farklı olanları cezalandırmaya başlarlar. o da kendi oğluna bırakır. yirmi yıldan sonra. G‚l‚yordum. b‚t‚n d‚nyayı yargılamaya ve suƒluları. Elli ya da yetmiş yıl sonra. sorup ‡ğrendim. ya da şeytan bilir kim ortaya ƒıkar. Demek ki bu konuda ne dediğimi bilecek durumdayım. ˆlm‚ş babamın.

sustum. †Ne harikulade. Pauline Alexandrovna?‹ †B‚t‚n bunlar saƒma şeyler‹ dedi s‡z‚m‚ keserek nefretle. Her ne olursa olsun b‚t‚n buyruklarınıza uyuyorum. olmaya hiƒ de niyetim yok! Kendim iƒin paraya ihtiyacım var. bu kadar kesin olduğunu bilmiyordum. bu kadar para yitirmek sizi sarstı mı? Kazanmış olsaydım. †ˆld‚ m‚? Gerƒekten ‡ld‚ m‚?‹ diye sormak iƒin telgraf ‚st‚ne telgraf ƒekilmesi kadar g‚l‚nƒ ve aşağılık bir şey olabilir mi? Evet. †Bug‚n generalle hiƒ anlaşamıyor. elveda Mile Blanche!‹ dedim. t‡renlerden b‚sb‚t‚n vazgeƒildi. Pauline azametli bir ilgisizlik havası takınmıştı. eğer b‚y‚kanne ‡lmezse. gevşek bir duruşla dinliyordu. †General eşi olamayacak! Biliyor musunuz. BEŞİNCİ BˆLŠM Pauline her zamankinden daha dalgındı ama. Bir s‚r‚ saƒmalıklar s‡ylediğimi biliyorum ama. kendimi hiƒbir anamala bağlı hissetmiyorum. ne işinize yarayacaktı bu?‹ †Neden b‚t‚n bu sorular?‹ - . †kesinlikle1 bildiğim bir şey var. Harikulade! B‚y‚kanne konusuna gelince. Sizi bu kadar sevindiren nedir kuzum? Belki de benim paramı yitirmiş olmanız?‹ †Yitirmem iƒin neden paranızı bana verdiniz? Başkalarının adına kumar oynamayacağımı s‡yledim size. o da başınızı biraz boş bıraktılar mıydı.‹ †S‡ylediklerinizde b‚y‚k bir gerƒek payı var mı bilmem ama‹ dedi general d‚ş‚nceli bir halle. Pauline de bana garip bir sesle: †Kaba adamın biri de ondan!‹ diye karşılık verdi. dayanılmaz derecede kurumlanıyorsunuz.‹ †Her şeyin ipotek edildiği doğru mu. parkta fıskiye y‡n‚ne gittik. Ben ‡zellikle pek heyecanlı olduğumdan. ‡fkeyle: †Neyin s‡z konusu olduğunu ‡ğrenmek istiyorsunuz?‹ diye karşılık verdi.. Yararlı hiƒbir şey olamayacağını ben size haber vermiştim.y‡ntemince sefahata dalmayı. Bu kez sofrada konuşulanlardan hiƒbir şey işitmemiş gibi g‡r‚n‚yordu. damdan d‚şer48 KUMARBAZ KUMARBAZ 49 cesine. sonuƒ benim elimde değil. †Onunla para iƒin evlenmeye razı olduğu bundan daha ƒarpıcı bir biƒimde g‡sterilemezdi.‹ †Elbette ya!‹ †ˆyleyse. bu konuda siz ne d‚ş‚n‚yorsunuz. Buraya bakın. bana ne.‹ Pauline Alexandrovna da dalgın bir halle: †Ben de başına bir şeyler geleceğini sanıyorum‹ dedi.. †Biliyorsunuz ki. Fransız g‡zlerini faitaşı gibi aƒarak. •ocukları aldık. ‡zellikle de sizin adınıza.‹ Her zamanki alışkanlığıyla. gene t‚mcesini tamamlamadı. gezintiye kendisiyle birlikte gelmemi s‡yledi. eğer Mile Blanche onu bırakırsa canına kıyar gibi geliyor bana. Benim inanƒlarım bu. Bizim general alelade konuşmanın sınırlarını birazcık aşan bir konuya yaklaştığı zaman t‚mcelerini hiƒ tamamlamaz. fark ettiniz mi?‹ Pauline kuru bir sesle. general o kadar •şık ki. Fransız hemen b‚t‚n rehinlerin sahibi olacak. Kurallara bile uyulmadı. kuzum? S‡ylemişlerdi ama. aptalca ve pek kaba bir biƒimde neden bizim Deş Grieux Markisi k‚ƒ‚k Fransızın artık onunla dışarı ƒıkmadığını ve g‚nler boyunca bir tek s‡z s‡ylemediğini sordum. Onun yaşında b‡ylesine ƒılgınca tutulmak tehlikelidir. Onun Deş Grieux'den bu biƒimde s‡z ettiğini şimdiye kadar hiƒ işitmemiştim. ya da rulette servet kazanmayı yeğlerim! Beş kuşak sonra Hoppe ve ˆrt. değil mi?‹ diye haykırdım. b‚t‚n varlığının ipoteğine karşılık generale borƒ para verdi. ama. sofradan kalkar kalkmaz. †Ben asıl sizin pek neşeli olmanıza şaşıyorum. bu ‡fkeyi anlama korkusuyla.

size istediğiniz kadar para veririm.‹ †Durun bakayım‹ diye s‡z‚n‚ kestim.‹ Pauline sakin ve ilgisiz bir sesle: †B‚t‚n bunlar umurumda bile değil‹ yanıtını verdi.‹ †Ya da her ne pahasına olursa olsun. herhangi bir şeyin sizi aşırı derecede kaygılandırabileceğinden kuşku duyuyorum. †size b‡yle bir ‡neride bulunduğum iƒin bana hemen kızmayın.‹ †Doğru‹ diye karşılık verdim dalgın dalgın. Neden b‡yle d‚ş‚nd‚m? Hiƒ bilmiyorum ama. Belki de bunun iƒin kesin olarak kazanmam gerektiği duygusuna kapılıyorum. Kimbilir. Paraya neden ihtiyacınız var? Geƒen g‚n bana g‡sterdiğiniz b‚t‚n nedenlerde ben ‡nemli hiƒbir şey g‡remedim. evet.. †Gene bug‚n de kazanacağıma kesinlikle inanıyorum. buna inanıyordum. değil mi?‹ †Ne demek oluyor bu? Bakıyorum da bug‚n pek k‚stahsınız! ݃tiniz mi yoksa?‹ . ƒok iyi anımsıyorum. alaycı bir sesle ve ‡fkeyle konuştuğumu fark edince. bunun şaka olduğuna d‚nyada kimse inanmazdı. †Benim işlerimde sizi ilgilendirecek hiƒbir şey yok.‹ •abucak bana bir g‡z attı. Tıpkı denize d‚şenin yılana sarıldığı F. o kadar ciddi konuşuyordunuz ki. †Mademki sordunuz. ruhuma kuşku d‚ş‚rmedi? Kendi hesabıma oynarsam mutlaka kazanacağıma kesinlikle inanıyorum. pek ‡yle ciddi şekilde değil. şimdi kendi kendime şu soruyu y‡neltme zorunda bıraktınız beni: Neden bug‚nk‚ o aptalca.‹ diye s‚rd‚rd‚m. †Canım. bana anlatacağınızı s‡z vermiştiniz ya. †s‡ylediniz de aklıma geldi. Borƒ para aldım. Bakın dinleyin: Kendi adıma oynamaya başladığım zaman (on iki frederikim var) kazanacağıma kesinlikle inanıyorum.‹ K‚ƒ‚mseyerek dudak b‚kt‚. benden para bile kabul edebilirsiniz. O zaman şaka mı yapıyordunuz yani? Oysa.†İyi ama. belki de hiƒbir seƒeneğim bulunmadığından ve bunun son şansım olduğundan bu umuda yapıştım. †Siz de aynı umudu beslemiyor musunuz? On beş g‚n ‡nce bana burada rulette kazanacağınıza kesinlikle inandığınızı uzun uzun anlattınız ve size deli g‡z‚yle bakmamamı rica ettiniz benden.. bunu ‡demek istiyordum. bu kadar k‡r‚ k‡r‚ne bir inancınız olduğuna g‡re!‹ †Bahse girerim ki benim b‡ylesine ciddi bir zorunluluk duyabileceğimden ş‚phe ediyorsunuz. Šstelik de sizin paranızı yitirdim. Hatta size şunu itiraf edeyim ki. ağaƒ k‡k‚ diye yılana sarılmazdı. konuşmanın konusunu bir kez daha değiştirdi. ƒılgınca ve pek garip bir d‚ş‚nceydi bu. bir borcu ‡demek zorunda olduğunuzu s‡ylemiştiniz bana. Sadece kesinlikle kazanmanı GEREKTİĞİNİ. rezil yitiğim. Burada kumarda kazanacağını fikrine kapıldım. Siz d‚zensiz ve kararsız bir adamsınız. Eğer ‡ğrenmek istiyorsanız.‹ †Şu halde siz de her ne pahasına olursa olsun kazanmalısınız.‹ Pauline şaşırdı: †Nasıl?‹ diye sordu. B‡ylece. mutlaka kazanmanız GEREKİYORDU.‹ †Neden bundan o kadar eminsiniz?‹ †ˆğrenmek istiyorsanız s‡yleyeyim: Ben de bilmiyorum. s‡yleyeyim: Borcum var. Kabul edin ki. Šz‚lebilirsiniz ama. Sizin g‡z‚n‚zde bir hiƒ olduğum bilinci iƒime ‡ylesine k‡k salmıştır ki. eğer boğulmak ‚zere bulunmasaydı. 4 50 KUMARBAZ KUMARBAZ 51 gibi. Size bir armağan versem g‚ceııemez-siniz. benim iƒin de tek kurtuluş yolunun bu olduğunu biliyorum. •ok ‡nemli bir borƒ olmalı bu. bana ‡yle geliyor! Fransıza.

insan d‚nyanın en alƒak adamı olduğu halde son derece saygın halleri olabilir. pat diye sorular sorarım.‹ †Dikkat ederseniz. İşte bu nedenle biƒim onlar iƒin son derece ‡nemlidir. ‡yle olsun. onurunuzu kıramaz. sizin tutsağınızın! ben. alƒaltmaz. nedenini biliyor musunuz? •‚nk‚ Ruslar. †Elbette ki bir amacım var. Ama. parayla ben b‚s-52 KUMARBAZ b‚t‚n başka bir adam olacağım. kuzum! Sizin şu "tutsaklık" kuramınıza dayanamıyorum ben. nasıl? Bunu nasıl başaracaksınız?‹ †Nasıl mı başaracağım? Beni bir tutsaktan başka t‚rl‚ g‡rebileceğiniz bir duruma ulaşabileceğimi bile anlayamıyorsunuz! İşte benim asıl hiƒ istemediğim de bu. bunu isterken insan b‡yle bir ƒılgınlığa d‚şmemeli! •‚nk‚ siz işi kendinden geƒmeye kadar.‹ Sanırsınız ki ‡fkelenmeye başlıyordu. Sadece şu var ki.‹ dedim. general sizin ‡n‚n‚zde belki de hiƒbir zaman alamayacağım yıllık yedi y‚z ruble iƒin beni azarladı. Her şey demektir!‹ †Anlıyorum ama. ya siz. kim bilir?‹ †Toy delikanlı zırvaları! Bizim durumumuzda insan onurlu davranabilir. ben belki de başka zevkler duymak istiyorum.. Biz Ruslar ƒoğunlukla ‡yle bol yeteneklere sahibiz ki. †Tutsaklık kuramına dayanamıyorsunuz ama. Pek•l•. bir tutsak sizi şaşırtamaz. b‚t‚n Ruslar b‡yledir. sadece istencimin tama-miyle dışında bir olgu olarak s‡z ediyorum ondan. Kem k‚m etmeden. bir tutsak incitemez. Bir Fransız bir hakarete. belki de daha başka kimi Avrupalılarda biƒim o kadar iyi belirlenmiştir ki. kendilerine uyan bir biƒimi ƒabucak bulabilmek iƒin pek bol ve pek değişik yeteneklere sahiptirler. Ne soru! Para. sizin uğrunuza katlandığım tutsaklık benim iƒin bir zevktir.†Bilirsiniz ki ben her şeyi s‡ylerim. yazgıcılığa kadar vardırıyorsunuz. aƒık aƒık konuşun. †Kimbilir. ‡nemli olan biƒimdir. hatta sizin g‡z‚n‚zde bile. neden bunu ‡ğrenmek istiyorsunuz?‹ †Canınız isterse‹ diye karşılık verdi azamet dolu bir baş hareketiyle. ƒ‚nk‚ bu genellikle pek KUMARBAZ 53 ender rastlanan bir şeydir. B‡yle olabileceğini anlıyor musunuz? Ama. insanı tutsağınız olmaya zorluyorsunuz: "Tartışmadan yanıt verin!" Pek•l•. sizin tutsağınız olmayı istediğim iƒin tutsaklığımdan s‡z ediyor değilim.‹ †Şimdi bana aƒıkƒa s‡yleyin: Neden paraya ihtiyacınız var?‹ †Peki. sofrada..‹ †ˆz deyişlerle konuşuyorsunuz! Siz sadece benim saygınlık g‡stermesini bilmediğimi sanıyorsunuz.. ‡yle istiyorum. Savaşım y‚celtir. Burada. hatta kimi zaman da dolambaƒsız. topuz uƒlu kırbaƒ da sırtınıza inip etinizi parƒaladığı zaman da belki bu zevki duyuyordur insan. †Ne saflık bu b‡yle!. Deş Grieux Markisini sizin ‡n‚n‚zde burnundan yakalamak iƒin şiddetli bir istek duyuyorum. bu şaşkınlıkları ve bu anlayışsızları istemiyorum artık. †ama. derin . Saygın bir kişi olmakla birlikte saygınlıkla davranmasını bilmediğimi sanıyorsunuz. kesin bir amaƒ var.‹ †Peki. •oğu zaman da dehadan yoksunuzdur. bunun ne olduğunu size anlatamam. Burada bir iş var. Bir kez daha yineliyorum. Fransızlarda. Demin. kendimize uygun bir biƒim bulabilmemiz iƒin deha gerektir..‹ †Nedir b‚t‚n bu saƒmalıklar. Neden paraya ihtiyacım olduğunu soruyorsunuz bana. Hiddetli bir sesle bana sorular sormayı s‚rd‚rmesi beni pek sevindiriyordu.‹ †Bu tutsaklığın size b‚y‚k zevk verdiğini s‡yl‚yordunuz.‹ Garip bir zevkle: †Sanıyordunuz‹ diye haykırdım. b‡ylece de tutsak olmaktan kurtulacağım. Ben de bunun b‡yle olduğunu sanıyordum. evet. Alƒalmanın ve k‚ƒ‚k d‚şmenin en son derecesinde insan b‚y‚k bir tat bulur!‹ diye saƒmalamayı s‚rd‚rd‚m.

burada da. hayır. değil mi? Sizin hiddetiniz mi? Ama. Beni daha sık durdurun. birlikte gezinmemiz tehlikeli: Sık sık sizi d‡vmek. bende her şey ƒakılıp kaldı. Biliyor musunuz.‹ †Hayır. Aman canım. Aslında ben bunu anlayamam. Bunun oraya kadar varmayacağını sanıyorsunuz. sadece sizi ƒıtır ƒıtır yemek istediğim g‚nler var da onun iƒin sizi ‡ld‚receğim. ya da d‚ş‚nmem yetiyor bana. beni durdurmuyorsunuz. galya horozu g‡r‚yorum. Bunun nedenini biliyorsunuz. değil mi? Beni kudurtuyorsunuz. sadece bir horoz. Sizin g‡z‚n‚zde bir hiƒ olduğumdan ve hiƒbir umudum da olmadığından. kabul edilen g‡rg‚ ve terbiye kurallarına ve geleneksel biƒime uymadığı iƒin burnunun ‚zerine k‚ƒ‚k bir fiskeye katlanamaz. her t‚rl‚ değerden de yoksun okluğumu kabul ediyorum. artık sizi sevmeyeceğim iƒin de değil. aƒık aƒık konuşuyorum: Her yanda sizi g‡r‚yorum. ruhunuz b‚y‚k bir olasılıkla soyluluktan yoksundur. canınız istiyorsa kızın. y‚z‚n‚z‚ g‡z‚n‚z‚ parƒalamak. saygımı satın almayı umuyorsunuz. sadece. Kafamı neyin kurcaladığını biliyorsunuz. bu kentin neye benzediğini unuttum gitti bile. Beni eziyorsunuz. sizinle konuşurken. †Hiƒ ‡nemi yok. Kuşkusuz bir rezalet ƒıkarmaktan ƒekinirim. ben zaten bunda hiƒbir biƒim g‡rm‚yorum. Şimdi.. belki o da bunun farkına varmıştı da bile bile kızmıştı. neler olup bittiğinden haberim yok. Bunu size aƒıkƒa bildiriyorum. Kimbilir. Tanrı tanığımdır ki g‚zel mi değil mi. †Ne alƒaklık bu b‡yle!‹ diye haykırdı nefretle. Rusya'da da. hiƒ de g‚lm‚yorum‹ dedi ‡fkeli bir sesle. Bana neden kızıyorsunuz? Tutsağınız olduğumu s‡ylediğim iƒin mi? Yararlanın. sizin ‡fkeniz zerre kadar umurumda değil! Sizi umutsuz bir aşkla seviyorum. geri kalanı umurumda bile değil. bundan sonra da sizi bin kez daha fazla seveceğimi biliyorum.ve gerƒek bir hakarete katlanır da. pek•l• ama. Fransız erkeklerinin kızlarımızın yanında o kadar başarı sağlamalarının nedeni. Sizi neden ve nasıl sevdiğimi bilmiyorum. S‡zgelimi. hepsini s‡ylemek istiyorum. Uzun zamandan beri d‚nyada. Aslına bakarsanız umurumda bile değil ya. Sadece biƒimin olmadığını değil. †Size susmanızı emrediyorum. bakın. Kafamda artık bir tek d‚ş‚nce var.. Bana neden kızmamak gerektiğini anlıyorsunuz: Deliyim ben. bu dayanılmaz acıyı siz olmadan hissetmek amacıyla kendimi olabildiğince geƒ ‡ld‚r‚r‚m! Size .‹ diye s‚rd‚rd‚m. Yukarda. Eğer bir g‚n sizi ‡ld‚r‚rsem kendimi de ‡ld‚rmem gerekir. bilmem ama.‹ ˆfkeden boğularak sustu. Biƒimi filan yitiriyorum. Gevezeliğime kızmayın. Kim bilir.‹ †Hayır. gırtlağınızı sıkmak iƒin karşı konulmaz bir istek duyuyorum. ben de tutmuş bir yığın saƒmalar s‡yl‚yorum. belki horozların da iyi yanı vardır. Y‚reğiniz kuşkusuz k‡t‚d‚r. G‚l‚yorsunuz. Beni değilse bile sevgimi. Bana gelince. †Bir de şunu bilin ki. Hatta hiƒbir değer umurumda bile değil. işte bu y‚zden de onun ‡fkesini kışkırtmaktan zevk alıyorum. Ne demek istediğimi anlatmanın ƒok zor olduğunu s‡ylemiştim size. belki de hiƒ g‚zel değilsiniz? D‚ş‚n‚n bir kere. kadın değilim ki.‹ †Belki de benim soyluluğuma inanmadığınız iƒin beni parayla satın almayı tasarlıyorsunuz?‹54 KUMARBAZ KUMARBAZ 55 †Sizi satın almayı ne zaman tasarladım ki?‹ diye haykırdım. kımıldamaz halde. Dresden'den geƒtim ama. o k‚ƒ‚k odamda parmaklarımı ısırmaya hazır olmam iƒin elbisenizin fısırtısını anımsamam. tam olarak bu değil. g‚zel bir biƒimleri olmasıdır. tutsaklığımdan yararlanın! Bir g‚n sizi ‡ld‚receğimi biliyor musunuz? Kıskanƒlıktan değil. Bunu ona s‡yledim. sadece y‚z‚n‚z‚n bile g‚zel olup olmadığını bilmiyorum. †Şaşırdınız ve ipin ucunu kaƒırdınız. iƒimde ukde olan ne varsa hepsini. karşımda b‡yle durduğu zaman ona bakmaktan ƒok hoşlanıyorum.

bir sinek ‚ze-rinde bile olsa.‹ †Size: "Şu adamı ‡ld‚r‚n!" desem. Buna inanıyorsunuz. butta da metelik bile vermiyorum!‹ Pauline soğuk ve ‡zellikle kırıcı bir sesle: †Neden sizi Schlangenberg'in tepesinden atlamaya zor-layacakmışım?‹ dedi.. †Yoksa benden korkuyor musunuz? ݃inde ƒırpındığınız b‚t‚n sıkıntıları g‡r‚yorum. †Sonunda burada neler olup bittiğini s‡yleyecek misiniz bana. Belki de aƒıks‡zl‚l‚ğ‚n‚zle beni onurlandırmaktan utanıyorsunuzdur? Aman canım. İflas etmiş. Ama. Karşınızda b‚t‚n ‡zsaygımı yitiriyorum. kuzum? Size inanıyorum‹ dedi.‹ Beni ‡zel bir dikkatle incelediğini ƒok iyi anımsıyorum. Ve bunu ona s‡ylerken hiƒ de yalan s‡ylememiştim. en sonunda da.‹ †Ben hiƒ de size bundan s‡z etmiyorum. zevk her zaman yararlıdır ve sınırsız. yoksa şimdi he.. neden. Hiƒ değilse bileyim. kendimi uƒuruma atayım" dedim. eğer o anda kendimi aşağı atmamı emretseydi. Ansızın bana: †Korkak değil misiniz siz?‹ diye sordu. belki de ‡yleyimdir. mutlak bir etki. beni kışkırttığınız zaman size alƒak sesle: "Bana bir tek s‡zc‚k s‡yleyin.‹ Yanıtımı ‡yle bir ciddiyet ve sabırsızlıkla bekliyordu ki bana garip g‡r‚nd‚ bu. Size bir soru sorduın ve yanıtını bekliyorum. †Şu harikulade "yararsız" s‡zc‚ğ‚n‚ sırf beni mahvetmek iƒin kullandınız. benim karşımda utana-fmazsınız. Kimi g‡sterirsem. Demin s‡ylediklerinizin ciddi olup olmadığını ‡ğrenmek istiyorum. Blanche'm tutkusuyla mahvolmuş bir adamın ‚vey kızısınız. Bunu siz her şeyden fazla seviyorsunuz.. †Bilmem. ve konuşuyorum.' men ƒıldıracağım ve beklenmedik herhangi bir davranışta bulunacağım. Yararsız dediniz. Schlangenberg konusuna gelince.. gene atlardım! †Yo. İnsan. ipe sapa gelmez hisleri yansıtıyordu. oysa bu hemen hemen olanaksız bir şey. değil mi? Ama. konuşmak. hemen atardım! Hatta hakaretle. acaba siz bunu yapabilir misiniz. b‡yle bir şeyi bana emredebilir misiniz?‹ .. konuşmamız hemen hemen şu anlattığım s‡zc‚klerle geƒ-ti. bilmiyorum. bir ƒeşit zevktir. şu iblisin. O s‡zj c‚ğ‚ s‡yleseydiniz. ݃y‚z‚n‚z‚ anladım şimdi. atlardım. şu anda bana bu soruyu soruyorsunuz.. bunu ancak onun yapabileceği ‡yle bir tonla. †Bildiğim bir tek şey var. Y‚z‚m o anda hiƒ kuşkusuz duyduğum b‚t‚n o akıl almaz.. konuşmak ihtiyacını duyuyorum. yaradılıştan zorbadır: Acı ƒektirmeyi sever. Şimdi ƒok iyi anımsıyo-irum. †Saƒma olup olmaması umurumda bile değil!‹ diye haykırdım ben de.‹ †Elbette‹ diye haykırdım. şaka olsun diye de s‡yleseydi. ‡yle bir hor g‡rme ve k‡t‚l‚kle.‹ †M‚kemmel!‹ diye haykırdım. değil mi?‹ †Ne saƒma sapan gevezelik!‹ diye haykırdı.inanılmaz bir şey s‡yleyeyim mi? Sizi her g‚n daha fazla seviyorum. ‡yle bir k‚stahlıkla s‡yledi ki. †bana g‡stereceğiniz kimse-lyi ‡ld‚r‚r‚m ama. ƒılgın. G‡zlerim kan ƒanağı gibiydi. Uzun zaman var ki bu soruyu kendime y‡neltmedim. Schlangenberg'in ‚zerinde. siz burada olduğunuz zaman konuşmak. B‡yle bir tehlikeyle burun burunaydı. Bundan sonra da yazgıcı olmaz mıyım ben! Anımsıyor musunuz: ˆnceki g‚n. ˆld‚r‚r m‚yd‚n‚z onu?‹ †Kimi?‹ †Kimi istersem... suratıma t‚k‚rerek. †Tamanıiyle yararsız bu. kuzum!‹ diye haykırdım.‹ †Fransızı mı?‹ †Bana soru sormayın da yanıt verin. Dudaklarımdan k‡p‚kler salgılıyordu.. sonra sizin ‚zerinizdeki o gizemli etkisiyle Fransız da var. Tanrı bilir onu o anda ‡ld‚rebilirdim. şu anda bile na-56 KUMARBAZ KUMARBAZ 57 muşum ‚zerine yemin ederim ki.

Bu s‡zc‚klerde ‡yle bir •hayasızlık. bir sıpada oturuyorduk. b‚t‚n bu aptallığın ve adiliğin nedeni benim! Gerisi.. Buna katlanabilir misiniz? Yok canım. Kimi zaman da. ve generali d‚ş‚n‚yorum. ˆnceki g‚n bize nasıl bakmıştı. gidin.. kimbilir. Pauline: †Şu şişman baronesi g‡r‚yor musunuz?‹ diye haykırdı. ne şamata. ondan sonra bana karşı na-isıl davranacaktı acaba? Tutsaklığın ve alƒalmanın b‚t‚n sı-Inırlarını aşıyordu bu. adam ‡ld‚rmeye hazır okluğunuza da yemin ediyorsunuz. Bir kadına hakaret etmenize gerek kalmaz. sarhoş olduğum kadar da coşmuştum. Pauline ansızın bir kahkaha kopardı. B‚t‚n bu cinayetler ve trajediler yerine. Tanrı adına.‹ Ayağa kalktım ve tek s‡z s‡ylemeden g‡revimi yapmaya gittim. Bunun saƒma ve adi bir şey olduğunu. ben kendim iƒin kaygılanmıyorum. yoksa sadece aklımı mı kaƒırdım da beni kapatacakları ana kadar densizlikler mi yapıyorum? Kimi zaman gerƒekten aklımı kaƒırır gibi oluyorum. istiyorum.‹ †Pek•l•. generalin de pek kızacağını biliyorum. Oynayan ƒocukların karsısında. zaman zaman g‚l‚nƒ geliyor. ‹İnşallah bu olay generalin başına. kabaca okul yaramazlıkları yapı-yormuşum gibi geliyor bana. ona Fransızca bir şeyler s‡yleyin. oysa Pauline ƒok ciddi konuşmuştu. sarsak y‚-58 KUMARBAZ r‚y‚şl‚ Prusyalı.. işte gidiyorum ama. . Hadi. g‡rd‚ğ‚me g‡re. Konuşmamızın b‚t‚n saƒmalığına ve ina-Inılmazlığına karşın. benim g‡r‚ş‚me g‡re. y‚reğim eziliyordu. Kuşkusuz saƒma bir şeydi bu. Elbette ki o zaman bile sorusunu yarı şaka. anımsıyor musunuz? Hemen baronese yetişin. ama. ben kenarda kala-Icağım‹ demiş olmasına şaşıyordum. kaƒınmasını becere-memiştim ama. canım sadece bir parƒa eğlenmek istiyor. ‡yle aƒıks‡zl‚l‚k vardı ki. ne g‚r‚lt‚. ƒocukluktan. Bu g‡r‚ş tarzı beni onun d‚zeyine kadar y‚kseltiyordu. Hepsi bu. ‚zerimde b‡yle bir hak id-idiasında bulunmuş olmasına. Şu aptalca g‚n yok mu! Ne ƒığlık. size emredecek olsam.‹ †Beni kışkırtıyorsunuz. bu belki de yemekte ƒok iƒmiş olmanızdan geliyordu. ne uluorta konuşmalar! Ve b‚t‚n bu hayhuyun. †Demin g‡zleriniz kan ƒanağı gibiydi. okuldan hen‚z ƒıkmışım da. sadece gevezenin birisiniz siz‹ dedi. Pauline ‡lƒ‚y‚ aşıyordu. KUMARBAZ ALTINCI BˆLŠM 59 Aradan iki g‚n geƒti bile. yapmayacağımı mı sanıyorsunuz?‹ †Evet. •Kocasına bakın: Bastonunu elinde tutan şu sıska. b‚t‚n bu karışıklığın. doğrusu ya. inşal-Slah? Size bir emir vereceğim ve ben bir kenarda kalacağım. şapkanızı ƒıkarıp.. hiƒ değilse benim g‡r‚ş‚me g‡re. Baronun sizi bastonla d‡vd‚ğ‚n‚ g‡rmek istiyorum. Karşılık vermeden s‡z dinleyin. sizi kışkırtıyorum. Ben sadece eğlenmek istiyorum. Ne garip bir fikir gidip de bir kadına hakaret etmek!‹ Pauline k‚ƒ‚mseyerek bana: †Pek•l•. dolayısıyla da sizin başınıza dert aƒmaz. b‡yle bir g‚ce sahip olduğunu sanıp bana aƒıkƒa: †Git kendini mahvet. pek garip bir heves bu. Neyin olup bittiğini kavrayamıyorum: Acaba aşırı bir coşkunluk d‡neminde miyim.‹ Bu s‡zler ‚zerine beynime bir balyoz yemiş gibi oldum. sonra da sizi bir cinayet işlemeye g‡nderme c‚retinde bulunduğum iƒin gelip beni ‡ld‚r‚rd‚n‚z.‹ †Neden?‹ †Schlangenberg'in tepesinden kendinizi aşağı atacağınıza yemin ettiniz bana. Buraya geleli hen‚z ‚ƒ g‚n oldu. baronese yaklaştığım sırada.†Sizi b‡yle bir şeyden sakınacağımı sanmazsınız. Zaten. bir haşarılık yapma isteğiyle s‚r‚klendiğimi hissettim. Peki. †Wurmerhelm Baronesi. Bu şekilde konuşmuş olmasına. sizi. Daha ‡nce size bir temiz sopa ƒekerler. zaten. yarı kışkırtma Solarak kabul etmiştim. arabaların yolcularını gazinoya giden yolun ağzına bırakmak iƒin durdukları yerin tam karşısında.

Ama. Kimbilir. Belki de o orada olmasa ƒocukƒa haşarılıklar yapmayı aklıma bile getirmezdim. ncc plus ultra (1) kaşlarını ƒatmıştı. . ƒok zayıf.. Kısa boylu. sevimli bir g‚l‚msemeyle y‚z‚ne bakarak. bu tam deyimi.. -az ‡nce onu tokatladığını ve karşısına dikilip suratına baktığım d‚ş‚nd‚m. hemen hemen yanaklarıyla birleşmiş bir ƒenesi vardı. belki de b‚t‚n bunları umutsuzluktan yaptım (b‡yle d‚ş‚nmenin aptalca bir şey olduğunu biliyorum y•) ve anlıyorum. Aramızda beş adımlık bir mesafe kalınca. kulunuz olmak onuruna eriştim‹ dedim. k‚stah minicik g‡zleri vardı. hep onun suƒu. bel kırarak temennalarla şımarıklıklar benim buluşumdu.iki kat daha cırlak. gerƒekten de Pauline'in ne gibi iyi bir yanı olduğunu anlamıyorum.. kupkuru. b‚y‚k yolun ortasında durup baronla baronesi bekledim. Baron hafifƒe kaşlarım ƒatmakla yetindi. Kıpkırmızı bir y‚z‚. g‡zl‚k de takıyordu. bir sepet-eteklikle ve bir de kuyrukla s‚slenmiş. Selamını ve elimdeki şapkam ‡nce dikkatleri pek ƒekmedi bile. Hatta kimisi durdu bile. iki kat daha ‡fkeli bir sesle: †Haaa?‹ diye yeniden ciyakladı. salonda Deş Grieux ile uzun bir konuşma yapmıştı. Baron ‡fkeli bir şaşkınlıkla bana doğru d‡nerek: †Haaa!‹ diye bağırdı. upuzun boyluydu. KUMARBAZ 61 Ben d‡nd‚m. şapkamı başıma geƒirdim. G‚zel. Ba-cakları neredeyse g‡ğs‚nden başlıyordu. daha sonra yatmaya yukarı ƒıktığımda.. Y‚r‚y‚ş‚ alƒakg‡n‚ll‚l‚k doluydu. onlara ‡yle bir azamet ve k‚stahlık katmasını biliyor ki! Aşağı yukarı d‡rt ay ‡nce. birkaƒ saniye iƒinde fark ettim. şaşılacak kadar bol. her hecenin ‚zerine basarak. kırk beş yaşındaydı. Tanrı bilir. B‚y‚k yola ulaşan patikaya saptım. g‚zel endamlı. Ve Pauline adama ‡yle bir bakış bakıyordu ki. İfadesinde koyunsu bir şey ona g‡re derinlik yerine geƒerdi. elbise vardı. Pauline şapkamı ƒıkarmamı buyurmuştu ama. gerƒek kedi g‡zleri bunlar. yanından geƒtim. kırmalarla. Ne yapacağını şaşırdığı aƒıkƒa belliydi. y‚ksek ve iyice anlaşılır bir sesle. Ben. k‡t‚ bakışlı. kıvrandırıcı. Y‚z‚ gitgide kararıyordu. Bana ‡yle geliyor ki insan onu d‚ğ‚mleyebilir. Biraz da ağırdır. ya da ikiye katlayabilir. şapkamı ƒıkarıp onları selamladım. her ikisi de iyice heyecanlıydılar. •ılgına d‡nd‚rd‚ğ‚ de yalnız ben değilim. Ve işte o akşam ona •şık oldum. ƒok şişmandı. Kıvrandırıcı. Uzun boylu. saygılı bir bekleyişle durdum. Beni iten neydi. B‚t‚n bunları kaşla g‡z arasında. daha doğrusu. Ben de s‡zc‚klerimi s‚r‚kleyerek ve hep doğruca onun g‡zlerinin iƒine bakarak: †Ja wolıl‹ (2) dedim. daha doğrusu ciyakladı. Saƒlarının kızıl pırıltıları var. dolgun ve iƒeri ƒekik. Baron bu kez . Soyluluk simgesi. Barones.B‚t‚n suƒ Pauline'de. Bir tavus kuşu kadar kendini beğenmiştir. tane tane. Ayağının izi dar ve uzun. Y‚ce bir dağın tepesinden d‚şermişim gibi geliyordu bana. hep g‚l‚msemeyle ona bakarak. Sonra.. bunların hizmetine yeni girdiğim sıralarda. Gelip geƒenler bizi incelemeye başlamışlardı.60 KUMARBAZ Biz gene de konumuza d‡nelim. adama bir tokat attığını. hayır. Barona gelince. G‡zlerine gelince. baronesin sırtında aƒık kurşuni ipekliden. Yampiri suratı sayısız minicik kırışıklarla oyulmuşttı: Almanya'daki alışkanlığa uyarak. ben ‡yle sanıyorum. †Sayın Barones. azametli bir y‚r‚y‚şle ‚zerime doğru geldi.. Barones de fena halde ‡fkeli bir şaşkınlık durumuyla benden yana d‡nd‚. •ok iyi anımsıyorum.

efendi? Barondan ‡z‚r dilemek ve hemen bug‚n maiyetimden ayrılacağınıza s‡z vermek zorunda kaldım. Aman canım. sadece ‡z‚r dilemenizle sınırlansa bile. ‚stelik bunlar Prusyalı toprak ağalan ve k‚ƒ‚k kasaba soylularıdır.. Ansızın b‚t‚n g‚c‚mle: †Ja wo-o-ohl!‹ diye bağırdım. ‡z‚r dilerim. elbette anlamına gelen evet. general ama. ya da duygu ayrımını belirtmek istedikleri zaman †o‹ harfini az-ƒok uzatırlaı. Kendisinden ‡z‚r dilediğim zaman Wurmerhelm Baronesi bunları dikkate alır mı bilmem ama. tıp da onlarla ağız birliği ediyor. ƒ‚nk‚ bildiğim kadarıyla şu son g‚nlerde adliye ƒevresinde bu durumu s‡m‚rmeye. kurşunkalemle hesabımın yazıldığı k•ğıdı aldım. daha başkaları şaşkın şaşkın bana bakıyordu.. (•eviren) (2) Vurgulanınca. Pek korkmuşlardı. D‡rt frederik ve ‚ƒ florin alacağınız [kalıyor. Bayım.. Artık ayrılıyoruz. Bu durumu g‡z ‡n‚n-de bulundurmayacak gibi geliyor bana. Benim maiyetimde olduğunuzu ‡ğrendiği zaman baron gazinoda benimle konuştu ve size itiraf ederim ki. hepsi bu kadar. b‚t‚n bunlar bir hastalık belirtileri. evet canım. efendi. pek zarif giyinmiştim. "Vurdu ama. general?‹ General ansızın. †Sizin yaramaz ƒocuk haylazlıklarınızdan kesin olarak kendimi korumaya ƒalışacağım. Orada biriken halk arasında kimileri konuşmaya başladılar. Ne sizin oğlunuzum. hatta y‚ksek sosyeteden birisi gibi. Berlinliler konuşma sırasında her an bu †ja wohl!‹u kullanırlar. bu sizin suƒunuz. aziz Bayım. onlara pek y‚z kızartıcı gelecektir. (3)' †Deli misiniz. siz?‹64 KUMARBAZ KUMARBAZ 65 olamıyorum. diye bağırdı bastonunu sallayarak. adına geƒici cinnet dediklerini ve buna yakalanan kimsenin o anda hiƒbir şeyi anımsamadığını.†Sind Sie rasend?‹ (3).. Ba-ia hep sıkıntı ve dert getirdiniz. G‚le g‚le. Baronla barones birdenbire arkalarını d‡nd‚ler ve hemen hemen koşarak uzaklaştılar. baronla barones eski kuşaktan insanlar.. Gerƒekten de. Şimdi garsonu ƒağırıp yarından itibaren sizin otel harcamalarınızdan sorumlu olmadığımı s‡yleyeceğim. Beni ne zor bir duruma soktuğunuzu. Zaten aslına bakarsanız. beni d‚elloya ƒağırmasına neredeyse ramak kaldı. Baronla baronesten ‡z‚r dilemenize gerek yok. defalarca Deş Grieux Markisine sert bir s‡z s‡ylemek iƒin şiddetli bir istek kapladı iƒimi ve. generali selamladım ve ƒok ciddi bir sesle ona: †General. (1) Latince: †Daha ‡tesi olamaz‹. Belki de onu heyecanlandıran benim giysilerimdi.‹ Parayı. Ve d‚ş‚n‚n general. †Baronun kı-rıcı eleştirileriyle karşılaşmış olmanıza ƒok ‚z‚ld‚m. m‚vekkillerinin cinayeti işledikleri anda bilinƒlerini yitirdiklerini ve bunun bir hastalık okluğunu ileri s‚rerek onları aklamaya ƒalışıyorlar. yani. pek iyi anımsamıyorum. son derece. k‡t‚ye kullanmaya başladılar bile: Avukatlar. s‚rd‚rmek yararsız: Belki de bundan alınır. ya da yarım yamalak anımsadığını destekliyorlar. ve işle hesabınız: Doğru olup olmadığına [bakabilirsiniz. hem de şu veya bu d‚ş‚nceyi. ne siz benim vasimsiniz. İşle paranız. bu y‚zden benim aƒıklamalarımı kabul etmeyeceklerdir. Elveda. Siz ne dersiniz. Sizinle her t‚rl‚ ilişki. ve b‡yle bir hastalığın bal gibi bulunduğunu. Galiba tir tir titremeye başlıyordu. . nelere zorladığınızı anlıyor musunuz. ben bu onarımı ona sunmak zorunda his-Isettim kendimi ve elbette ki baron buna pek sevindi. Pek uygun bir biƒimde. Adli tıptaki bu gelişmeden kuşkusuz ki haberleri yoktur. zor zaptettiği bir ‡fkeyle: †Yeter. sizin devimlinizle maiyetinizden ayrılmamı o mu istedi?‹ †Hayır ama. Ne var ki. bu b‡yle sonuƒlanılmaz‹ dedim. artık hiƒbir şey anımsamıyor" diyorlar. b‡yle bir niyetim var. yeter!‹ dedi. Neden benim yerime barona yanıt vermeyi ‚stlendiniz? †Sizin maiyetinizde olmam‹ deyimi ne anlama geliyor? Ben ƒocuklarınızın ‡ğretmeniyim. Berlinlilerin yaptığı gibi †o‹yu uzatarak. †ˆz‚r dilerim. ağır ceza davalarında. beni bağışlayın ama.. Kısacası. bundan b‡yle artık iki yabancıyız.

Burada da yetkililer var ve ben. İnsanı ƒıldırtan bir soğukkanlılık ve s‚kunetle: †General‹ diye karşılık verdim. †Kendinizi ƒok g‚ƒ durumlara sokuyorsunuz. ‚niversite ‡ğrencisiyim. birdenbire o azametli havalarını bırakıp yalvaran bir tavır takındı. ben. sanırsınız ki sımsıkı bir korse iƒindedirler. inşallah!‹ diye haykırdı. onun tarafını tutarak bir bakıma bu işe burnunuzu F. kısacası. muaşeret kurallarında kusur etmekten ‡dleri patlar! Kısacası.. elbette!‹ diye haykırdı umutsuz bir ‚z‚nt‚yle. ona bir kez daha kaygılanmamasını ısrarla rica ettim. Ben hen‚z baronla kozumu paylaşmadım. 5 66 KUMARBAZ KUMARBAZ 67 soktunuz.. †Canım. halta ellerimi bile tuttu.. benim iƒin aşağılayıcı olan. sakın demediydi. Otellerde. bu lanet işi s‚rd‚rmeye niyetli değilsiniz ya. soylu bir kişiyim. pek bambaşka bir biƒimde davranmalıyım!... karşılık verme hakkını kendinize mal ettiğiniz iƒin sizi d‚elloya zorlamaktan beni alıkoyuyor. ‡zellikle ‡nemli kişi olma savında olanlar. bu saƒma sapan tasarıdan vazgeƒin!‹ diye kekelemeye başlayan general. benimle işi olduğu halde.. sizi tutuklarlar ve bir rezalet ƒıkarmanıza engel olmak iƒin sizi polis marifetiyle ‚lkeden kovarlar! Bunu iyice aklınızda tutun. Siz boş yere telaşlanıp kaygılanıyorsunuz. baron bu kadarla kurtulduğunu sanmasın‹ diye konuşmamı b‚y‚k bir soğukkanlılıkla s‚rd‚rd‚m. barondan isteyeceğim.. †Alexis Ivanovitch. Ah! Tanrım! Sakın yapmayın. sakın b‡yle bir şey yapmayın. †Ama. general: Yarından tezi yok. Tanrı adına. Kısacası. kendileri hakkında neler s‡yleneceğinden. şerefim ‚zerine s‡yl‚yorum ki. size şunu bildirmekle onur duyarım. yolculukta. yani.. Ya. †Nasıl. bunun ne gibi sonuƒlar doğuracağını bir d‚ş‚nsenize. Ama. son derecede korkuyordu. Alexis Ivanovitch! L‚tfen!‹ Yanından ayrılırken. sonra birdenbire Fransıza doğru d‡nd‚ ve ona kısaca kendisini hemen hemen d‚elloya davet ettiğini anlattı. bu konuya ne şekilde ve hangi temellere dayanarak yaklaşmak niyetinde olduğumu da hen‚z hiƒ bilmiyorsunuz. †Mademki bug‚n baronun yakınmalarını dinlemeye razı olup. sadece •det yerini bulsun diye. Deş Gricııx'n‚n kahkahaları beni hiƒ de heyecanlandırıp şaşırtmamıştı. baronunkini de elbette. bug‚n..‹ D‚ş‚nd‚ğ‚m gibi oldu. yoksa. Bu yeni saƒmalıkları işitince general korkuya kapıldı. ya da buna layık değilmişim gibi. kolları iki yanına d‚şt‚. Fransız g‚r‚lt‚l‚ bir kahkaha kopardı. T‚zel bir kişiliğim var benim. sizin tamamiyle yabancınızın Sadece size olan sonsuz saygım benim yerime. ben ‡zellikle şimdi.. B. ‡zellikle şimdi! B‚t‚n durumu bilmiyorsunuz! Buradan gider gitmez sizi yeniden yanıma almaya hazırım. kuzum! Başımıza yeniden bir s‚r‚ dert aƒılacak! Siz de kabul edersiniz ki. Bayım. .benim davranışlarımdan da siz sorumlu değilsiniz.. sanki davranışlarımın hesabını veremezmişim. beni bilmezlikten gelip de onu bir ‚ƒ‚nc‚ kişiye başvurmaya iten nedenlerin kesin bir aƒıklamasını kendi adıma. Benim mev-k‚mi..‹ †Tanrı adına. Yabancı ‚lkelerde Ruslar kimi zaman aşırı derecede korkak olurlar.. c‚zi irademe baskı yapacak nitelikte bulunan bir kimsenin vesayeti altında bulunduğum varsayımını ortadan kaldırmak istiyorum. Alexis Ivanovitch. demeyin!‹ ˆfkeden boğulur gibi olmasına karşın. †bir insanı rezalet meydana gelmeden rezalet y‚z‚nden tutuklayamazlar. kendilerine ne g‡zle bakılacağından dehşetli korkarlar. g‡z ‡n‚ne alarak..‹ General ‡yle şaşırdı ki.. her şeyin yolunda gideceğine s‡z verdim ve alelacele odadan ƒıktım. kısacası.. toplantılarda.. Yirmi beş yaşındayım. Beni buna s‚r‚kleyen nedenleri anlıyorsunuz. Ben sadece. gezintilerde.

kor-kuya kapılmış ve bana olan tavrını değiştirmişti. Bana ‡yle acımasızca davranmış. acayip g‡r‚nmek zorunluluğunu duyarsa. iƒinden ƒıkılmaz bir yola itmişti ki. ƒok sakınımlı davranmam gerekiyordu. yani gerektiği ve bunun kendisine yararlı olduğu zaman nazik. Vaktin ƒok erken olmasına karşın.. odam iƒin beni kutladı. acemiler. Šstelik de. Evet. Korkulacak hiƒbir şey yok! Pauline rezaletten korkup beni gc-ri ƒağıracaktır. tatlı dilli ve neseliydi.. İşte bu y‚zden ansızın . Odama gelişi jeni ƒok şaşırttı. ondan ‡lesiye nefret ediyordum. Şapkamın elimde olduğunu g‡r‚nce.. sanki zengin birisiymişim gibi davranıyorum. sevimli ve neşeli olma zorunluluğu ortadan kalkınca da dayanılmaz derecede can sıkıcı. Ama kimi durumların. kendisini †‡zel bir biƒimde davranmaya‹ zorladığını general ağzından kaƒırmıştı. Deş Grieux b‚t‚n Fransızlar gibiydi. d‚ş‚n‚yorum. kendimi başka t‚rl‚ g‡remiyorum. kesin bir şey olacağa benziyor. YEDİNCİ BˆLŠM Bu sabah garsonu ƒağırıp. şimdi asıl Pauline'i ‡fkelendirmek hoşuma gidecekti benim. •ocukƒa davranışlarım sonunda onu da lekeleyebilirdi. hiƒ de başkalarının karşısında korkak davrandığım anlamına gelmezdi bu ve el68 KUMARBAZ belle ki beni †kırbaƒlatmak‹ baronun haddine d‚şmemişti. onun her zaman buyruk ‚zerine. Marie Philip-povna ‡nceki g‚n generalle şiddetli bir ağız dalaşı yapmıştı. bizimkinin pek yakınında bulunan İngiltere Oteli'n‡ gitmeyi tasarlarken odama ansızın Deş Grieux giriverdi. generali kızdırmaya hiƒ de niyetim yoktu. Bunu iyi bir işaret olarak kabul ettim. geƒici hevesin en akıl almazı. On altı frederikim vardı ve orada da. bir servet! Garip bir şey. Hanya'yı Konya'yı . hen‚z kazanmadım ama. onu sevmemek iƒin nedenlerim var-dı. Astley'e. Dadıdan ‚st‚ kapalı biƒimde ‡ğrendiğime g‡re. Yetkililere başvuracak kadar aptaldı.‡nyargıya dayalı ve kesin olarak yerleşmiş bir biƒimi k‡r‚ k‡r‚ne benimsemeye ‡nemle ‡zen g‡sterirler. hissediyorum. bunu bilmeyen bir bendim belki de. Eğer her zamankinin tersine. Kısacası.! Şaşırtıcı bir haber: Marie Philippovna'nın bug‚n yalnız başına akşam treniyle Carlsbad'a kuzininin yanına gittiğini merdivende rastladığım ƒocukların dadısından ‡ğrendim. d‚nyanın en can sıkıcı yaratığıdır. hiƒ de korkak olmadığımı pek•l• g‡recekti. onun ‡n‚nde seve seve kendimi k‚ƒ‚lt‚yorsam da. O ana kadar KUMARBAZ 69 b‡yle bir şeyi hiƒ yapmamıştı. nasıl oluyordu da hiƒ kimse bunu bilmiyordu? Zaten kimbilir.. hemen B. hesaplayarak sevimli olduğu s‡ylenebilir.. Hiƒ kuşkusuz. Pek sevimli davrandı. bir şeyler hazırlanıyor. en bayağısına. en onursuzuna bağlıdır. Mile Blanche. y‚z‚n‚ tasalı bir ifade b‚r‚d‚. G‡receklerdi g‚nlerini onlar. ‚stelik de şu son g‚nlerde bu efendiyle ilişkilerim son derece mesafeli ve son derece gergindi. Kısacası. Hemen garip bir şeyler olduğunu tahmin ettim. Bazı işler iƒin B.. bu kadar erken saatte gezintiye git-Imeme şaştı. durmam iƒin bana yalvar yakar olmasını. Astley'i g‡rmeye gideceğimi s‡yleyince. benim de. peki. en yapmacığı onda ‡nceden kabul edilmiş ve uzun zamandan beri alelade şeyler d‚zeyine getirilmiş biƒimlere b‚r‚n‚r.. maymun iştahlı. Ne demek oluyor bu b‡yle? Dadı uzun zamandan beri gitmeye niyetlendiğini s‡yledi. Anladım. ayaklarıma kapanmasını istiyordum.. orada. Beni geri ƒağırmasa bile. Fransız doğal halinde. yeni istekler uyanıyordu iƒimde: S‡zgelimi. Fransız pek ender olarak ilk bakışta sevimlidir. ‡yle saƒma. Odam korkup b‚sb‚t‚n otelden ayrılmamı gerektirecek kadar pahalı değildi. bir s‚re d‚ş‚nd‚.. bunu dobra dobra herkese g‡stermeye de ƒalışıyordu. Aslına bakarsanız. yeni duygular. pozitivizmin (olguculuk) eri tutucusuna. benim hesabımı ayrı tutmalarını s‡yledim. belki. Adam sadece beni aƒıktan aƒığa k‚ƒ‚mseyip hor g‡rmekle kalmıyor. B‚t‚n bu insanlarla alay etmek ve bu işin iƒinden de y‚z‚m‚n akıyla ƒıkmak istiyordum. Bana kalırsa.

vb. bir koltuğa yığılmış. aramızdaki yaş farkına.. o zamana kadar da aylığınızı. †yani bu olayda da da mı arabulucu rol‚n‚ siz ‚zerinize alıyorsunuz? . başı hafifƒe benden yana eğilmiş. †Elci. bununla birlikte.. ikincisi de. sanki ben generalin uşağıymışım gibi. daha sonra sizden gelecek sıkıntılardan korunma olanaklarına sahip. Elimden geldiğince bu olaya b‚y‚k bir ‡nem verirmiş gibi yapmaya ƒalışıyordum. belki de baronun beni kovdurmayacağını. beni onu şik•yet etmesi. itiraf ederini ki. saygı duyduğumdan. her ne olursa olsun. Siz de kabul edin bunu. ne de baronesten ‡z‚r dileyebilirdim. artık ne ondan. ne de ‡zellikle yakın ahbaplarının teklifsiz bir dostu oldum. Bay Deş Grieux‹ diye s‡z‚n‚ kestim. kısmen de bazı ‡zel durumlar nedeniyle yakından bağlıyım‹ dedi sertƒe. şu son zamanlarda kendimi rahatsız ve bitkin. asıl baron benim iƒin o kadar k‚ƒ‚k d‚ş‚r‚c‚ olan bu girişimde bulunup. s‡yler misiniz? General durum elverdiği zaman sizi hemen yanına alacağına.. Soğuk bir sesle: †Generale kısmen işler nedeniyle. şimdi artık barondan. mademki general bu olayla bu kadar ilgileniyor. †Aman canım. Ayak diremek neye yarar ki. baron sizi kabul etmeyecek. vb.' Baron. g‡zlerinde gizlemeye gerek g‡rmediği bir alayla beni dinliyordu. bir şeyi bana aƒıklar mısınız. general hiƒbir sonuca ulaşamayacağınızı size bildirmemi rica etti. ne dersiniz?‹ Son derece sakin bir sesle ona biraz yanıldığını.‹ Sorum hiƒ hoşuna gitmedi. Tam olarak nasıl davranacağımı ‡ğrenmeye geldiğini itiraf etmesini rica ettim. †General beni d‚nk‚ tasarılarınızdan vazgeƒmenizi rica etmem iƒin g‡n derdi.. Demek ki haklı olarak kendimi hakarete • uğramış kabul ediyordum. B‚t‚n bunların sonucu olarak... Oldukƒa k•rlı. isteğiyle gelip ‡z‚r dilediğimi d‚ş‚n‚rlerdi. Bu ƒok doğaldır!‹ Anlatmaya bağladım. beriki de her ne olursa olsun.‹ †Dinleyin. ƒ‚nk‚ gerƒekten de. tam tersine dinleyeceğini bildirdim ona. ‡nce . hiƒbir zaman da ne bu ailenin. bir bakıma ne yapacağı belli olmayan bir kimse gibi hissediyordum vb. ya da arabulucu niteliğiyle. bu nedenle bilmediğim pek ƒok durum vardır ama. Bu arada. hem kendisi. Ama. yeniden bir d‚ş‚ncesizliğe kalkışmayacaktım..bilmeyenler. Deş Grieux nazik olmakla birlikte rahat bir halle: †İş iƒin sizi g‡rmeye geldim‹ diye başladı. ‚stelik de. baronu aƒıkƒa d‚elloya zorlamayacaktım (bunları s‡ylerken g‚lmekten kendimi zorla alıkoyuyordum). başka bir deyimle. her şeye artık ‡yle yakın bir ilgi duyuyorsunuz ki. kendisiyle konuşmaya bile gerek olmayan bir kimse muamelesi yapmıştı. kendisinden (‡zellikle de baronesten) pek•l• ‡z‚r dileyebileceğimi s‡yledim. generalin beni işten ƒıkarması iƒin ısrar etmekle beni ‡yle bir duruma sokmuştu ki. general b‚t‚n ayrıntılarıyla her şeyi anlattı. ‡deneğinizi size vereceğine s‡z veriyor. Kısacası. hem barones. bir de' her ne olursa olsun. Aklı başında her adam salon nezaketinin. general tarafından geldiğimi sizden gizleyecek değilim. toplum iƒindeki mevkiine vb. kendini ele vermek istemiyordu.. l‚tfen: Acaba şimdi siz tamamiyle aileden sayılabilir misiniz? •‚nk‚ en sonunda. her yana arabulucu olarak giriyorsunuz ki. bana davranışlarının sorumluluğunu y‚klenme yeteneğinden yoksun. ‡nce beni işimden etmişti.. Kuşkusuz ki b‚t‚n tasarladıklarınız ƒok ince d‚ş‚nceli ama.. ‡zellikle de Rus kızları Fransızların b‚y‚s‚ne kapılabilir. •‚nk‚. bana pek bir kendini beğenmişlikle davranıyordu.. hem de herkes korkudan ve yeniden işe alınmak. Elbette ki ben olup olacağı bir "outchitel"\m. Rusƒayı pek iyi bilmediğim iƒin. neler yapmaya kalkışacağınızı ‡ğrenmek elbette ki hoşuna gider. Fazlasıyla saydamdı. rahat davranışların ve neşenin kesinlikle saptanan biƒimlerinin bir dizi halindeki yinelenişini hemen fark eder ve nefret eder. d‚n hemen70 KUMARBAZ KUMARBAZ 71 hemen hiƒbir şey anlamadım ama.

sizinle değil. dedikodular.‹ †Generalin ne ‚st‚ne vazife. sezginize. ama. D‚ş‚n‚n bir kez. burada hiƒ kimse sizden korkmuyor! Size bu ricada bulunuşum kendi d‚ş‚ncem. yaa! Baboulinka!‹ Des Grieux kin dolu bir bakış fırlattı bana.. Kısacası..72 KUMARBAZ Siz b‚t‚n bunları generali zor duruma d‚ş‚rmek iƒin d‚zenlediniz.." demek gibi bir şey. Azizim huy.‹ †Artık işten ƒıktığıma g‡re. ben de ellerim serbest.... Bakın. değil mi?‹ †İyi ama.. izin ver de •det yerini bulsun diye onları ƒekeyim. general •şık ve hatta.‹ †Bu evlilikle ilgili hiƒbir rezalet... rezaletler. ƒ‚nk‚ generali kaygılandırdınız. †benim b‚t‚n istediğim... hiƒbir şey anlamadım ben. †Yanılıyorsunuz. Bay Deş Grieux. generalin işlerini d‚zene koyması gerek. benimle kavga edecek demektir. Zaten. s‡zgelimi. Hepsi aynı kapıya ƒıkmaz mı?‹ †Eğer durum b‡yleyse. b‚t‚n bunlar sizin sandığınızdan ƒok daha uygun bir biƒimde olacak. kısacası bir Alınan kavgası ƒıkarır.. gerekli ‡nlemler alınacaktır. evet. efendim? D‚n bana belirli bir tutum takınmak zorunda olduğunu s‡yledi. evin insanlarından?‹ †Olmaz. belki de kişisel amaƒlarınız bile vardır... bu neden sizi ilgilendiriyor?‹ †Ama. ‡yle mi? Peki.. bana asla hakaret etmek istemediğini s‡yleyerek benden ‡z‚r dilemesini istemek zorunda kalmıştım.....‹ †Ama. baronun ellerimi ƒ‡zmesi. . şu halde kesin karar verildi.‹ Deş Grieux kızgınlığın gitgide kendini belli ettiği yal-varıcı bir sesle karşılık verdi: †İşte tam da burada ‡ze! bir durum bulunuyor.. bug‚nden tezi yok sizi kovarlar. Mile Blanche de Comingcs. ve saygıdeğer annesi. dedim son olarak. Mademoi-selle de Cominges'i tanıyorsunuz. baronun ‡yle ‡fkesi burnunda ki.. iƒtenlikle ve b‚t‚n y‚reğimle ondan ‡z‚r dilerim..‹ †ˆz‚r dilerim.. kuzum? Yani demek istiyorum ki... hiƒ değilse bizlerden.. generalle evleniyor.. azizim Marki. ne incelik! Peki. ‡z‚r dilerim..' Burada da yetkililer var.‹ †Tuh. hiƒbir dedikodu g‡remiyorum ben. bunu size. yazıklar olsun! Ne alınganlık. hiƒbir rica sizi etkileyemiyorsa‹ diye s‚rd‚rd‚ k‚stah bir sesle. gidip onu kendim g‡recek değilim ki‹ diye karşılık verdim. pek kaygılı bir hali vardı. kabul edin ki bu tıpkı: "Elbette canım. (Elimden geldiğince aptal g‡r‚nmeye ƒalışıyordum. yaradılıştan inceliğinize kesinlikle g‚veniyorum. izin verirseniz.. kulaklarını ƒekmek istemiyorum ama.. hatla d‚ğ‚n belki de burada olacak. değil mi?‹ †Mile Blanche mı demek istiyorsunuz?‹ †Pek•l•.. bu fırsatla.. Baronun sizi d‚ped‚z bir uşağıyla kovdurmayacağını nasıl bilebilirsiniz?‹ Son derece sakin bir sesle: †İyi ama. biliyorsunuz ki Rusya'dan haber bekliyorlar. Bayım.) Ama. ne bekliyorlar. Bununla birlikte.. Baron benim isteğimi yerine getirince. Kısacası. en ılımlı s‡zc‚klerle. sevip sayan bu aileye bunu mutlaka yaparsınız.. ne diye ‡z‚r dileyeceksiniz? Hadi bakalım. Bayım.. Siz de kabul edersiniz ki general.. hen‚z tamaıniyle. beni kovdular! Şimdi bunun •det yerini bulsun diye yapıldığını ileri s‚r‚yorsunuz ama. Aman canım! Sizin gibi bir zibidi bir de kalkmış da baron gibi ‡nemli bir kişiyi d‚elloya davet ediyor! Sanıyor musunuz ki sizi rahat bırakırlar! Şuna iyice emin olun ki. neden bunu gizli tutuyorlar..‹ †Aa.. general. Prusyalı tabii.kendisinin. Mile Blanche. KUMARBAZ 73 †Kısacası‹ diye s‡z‚m‚ kesti. izin verirseniz.. biliyorsunuz.. †sizin zek•nıza. kimbilir. Sizi bir akraba gibi bağrına basan. Hay Alexis.. †şunu size kesinlikle s‡yleyebilirim ki. adınızı unuttum..

Emin olun ki baron. Kızdınız ve arsız ƒocuk gibi davranmaya başlıyorsunuz.. Şapkamı aldım: bana bir baş işareti yaptı. bir rezalet! Size s‡yledim. b‚t‚n bu olup bitenler o kadar garip ki pek doğal olan sabırsızlığımı bağışlarsınız. ˆyle değil mi? Bana aƒıkƒa yanıt verin. eminim ki reddetmez. sağdıcım olmasını rica edeceğim. †size birisinin su pusulasını vermek iƒin geldim. B. Eğer dinlemeyecek olursa. . S‡z‚n kısası. †K‚ƒ‚k hanıma g‡nl‚n‚n rahat etmesini s‡yleyin. Astley buma kişisel bir hakaret olarak kabul edecektir. savunmasız bir yaratık g‡r‚n‚ş‚nde olabilirim ama. †Pek•l•‹ dedim.. Dudaklarım soldu. ‡zel durumlar var. boy ‡lƒ‚şeceğim seninle‹ diye mırıldandım merdivenleri inerken. H•l• d‚ş‚ncelerimi toparlayamıyordum.. Ne saƒma b‚t‚n bunlar! Siz bana gereklisiniz. maiyette bir kimse. Şimdi g‡r‚yorsunuz ya. Dudaklarında alaycı bir g‚l‚mseme g‡r‚r gibi oldum. adeta tepeme balyoz yemiş gibiydim.‹ †Belki‹ dedi garip bir halle bana bakıp ve ƒok b‚y‚k bir sakınım iƒinde g‡r‚nerek. Pauline'in eli buna şunları yazmıştı: †S‡ylediklerine bakılırsa.. Okuyun. Ben bir ontclıitel olabilirim. Lanet olasıca Fransız saygılı davranır g‡r‚nerek g‚ya heyecanımı g‡rmemek iƒin g‡zlerini ƒeviriyordu.. Başka t‚rl‚s‚ olabilir miydi? †Daha g‡r‚lecek hesabımız var. tir tir titremeye başladım.. bunları belki bir g‚n size anlatırım. ben de sahiden bir rezalet ƒıkaracağa benziyordum. Lord Peabroke'un yeğeni. Bununla birlikte. olayı konuşarak yoluna koyarsanız bundan hiƒ s‡z etmemeniz emredildi. Tamamiylc yalvaran bir sesle: †•ok rica ederim‹ diye s‚rd‚rd‚. Sizin P. size sadece bunu başka ƒare kalmadığı zaman bana vermeniz. vazgeƒin. Suratıma karşı kahkahalarla g‚lmesini yeğlerdim. kısacası. İngilizlerin ne kadar dik kafalı olduklarını bilirsiniz. Gidip baronu bulur. seni k‚ƒ‚k acemi ƒapkın.şimdi hemen B. b‚t‚n bunlar pek eğlenceli. pek ƒok yakın arkadaşı da var. şu ‡yk‚y‚ uygulamayı ta-sarlıyonnuşsunuz. sonuƒ belki de sizin d‚ş‚nd‚ğ‚n‚zden başka t‚rl‚ olacaktır. eğer gerƒekten de buraya bunun iƒin geldiyseniz. arkadaş-74 KUMARBAZ KUMARBAZ 75 farından birini barona g‡nderir. b‚t‚n bunlar gerƒeğe pek yakındı. bana itaat edeceğinize de s‡z verdiniz.‹ †Oo! İstiyorum ki. ƒıktı. Sizden uysal olmanızı istiyorum. Serin hava iyi geldi. aklınızı başınıza toplayın.‹ Fransız lam olarak dehşete kapıldı.. baron da onu kabul eder. bağışlayın beni. Ama. o lord da burada. belki de bu amaca ulaşırsınız ama. Schlangenberg'i anımsayın. B. m‚h‚rl‚ k‚ƒ‚k bir pusulayı ƒıkarıp uzattı. izin verirseniz size şunu sorayım‹ diye s‚rd‚rd‚m ansızın.‹ Bu s‡zler ‚zerine. hatta n‚kteli de olabilir.‹ †Anlıyorum.. B. †bırakın b‚t‚n bunları! Sanki bir rezalet ƒıkarmak hoşunuza gidecekmiş gibi davranıyorsunuz! Size gereken bir d‚ello değil.. işe buradan başlamanız gerekirdi gibime geliyor.‹ Bu satırları okurken her şeyin d‡nd‚ğ‚n‚ g‡rd‚m. bu gerekiyor da. ƒok rica ederim. cebinden katlanmış. gerƒek bir lordun. onu dinleyecektir. s‡z‚n kısası‹ diye konuşmasını sonuƒlandırdı şapkamı alıp ayağa kalktığımı g‡r‚nce.‹ †H. Deş Grieux. B. Astley'e gidip aracım. bunu size emrediyorum. Bu adam beni sever. †bu pusulayı bana vermek iƒin neden o kadar beklediniz? Bir s‚r‚ saƒmalıklar s‡yleyecek yerde. D‚n olanlar iƒin bana kızdınızsa. bunu herkes biliyor. Zaten bu pusulada yazılanları bilmiyorum ve ne zaman olsa size verebileceğimi d‚ş‚n‚yordum. Yanıtı beklememi rica ettiler de. Tasarılarınızı kendi ağzınızdan bir an ‡nce duymak istiyordum.... gerƒekten de. Aslley'e kibar davranacaktır. Astley bir lordun.

herkes değil. kuzum. Doğrusu pek şaşırmıştım.‹ †Siz mert bir insansınız. Pauline'in onu ƒok etkilediğini hemen fark etmiştim ama. M. . ya da daha doğrusu ‡ğrenme fırsatını. bir tek ses bile ƒıkarmadan. birer sigara iƒeriz. B.. beni birdenbire durdurdu ve sert bir sesle ikinci derecedeki ayrıntıdan s‡z etmeye hakkım olup olmadığını sordu. Garip şey.İki dakika sonra. Beni g‡r‚r g‡rmez: †Oh! Oh!‹ diye başladı. Ismarladığımız şeyleri getirdiler. birincisi şuydu: D‚n bir ƒocuğun laf olsun diye s‡ylediği akıl almaz birkaƒ tehdit. siz de kuşkusuz yalan yanlış kahvaltı ettiKUMARBAZ 77 ğinizden. B. adam onu avuƒlarının iƒinde tutuyor. korkarım ki hayır‹ diye karşılık verdim. anlatımın ateşini bilerek artırdım. yani b‚t‚n ayrıntılarıyla sevgimi anlatmak isteğini duydum. Şu son g‚nlerde ona bundan tek s‡zc‚k bile s‡ylememiştim. ƒocukƒa bir eğlence evrensel bir korku ve telaş yaratmıştı! İkincisi: Bu Fransızın Pauline ‚zerinde ne gibi bir etkisi vardı? Adamın bir tek s‡z‚. s‡yleyeceklerimi dinlemeye hazırlanıyordu. Ama.. tek s‡zc‚k s‡ylemeden. †Herkes biliyor demek ki?‹ †Yoo! Hayır. Pauline'e olan sevgimden s‡z etmeye hiƒ de niyetim yoktu. Tam yarım saat konuştum. bir pusula yazıyor. Hatta bu konudan kaƒınmak bile istiyordum. bu bana ƒok iyi geldi: Bu konuyu ilk kez birisine aƒıyordum! B. hiƒ kimse bundan s‡z etmiyor. Ondan nefret ettiğini Pauline kendi ağzıyla bana itiraf etmişti... bu kadarına değmez. siz de bana geliyorsunuz! Demek arkadaşlarınızdan ayrıldınız. olup bitenleri nereden ‡ğrendiniz?‹ diye sordum hayretle. Fransıza anıştırmada bulununca. Šstelik de ƒok utangaƒtı zaten. burada kalıyorum‹ diye başladım. sizin de bana anlatacak bir şeyleriniz olur herhalde.‹ †Peki. "gezinti"de. Bu da pek•l• hiƒ g‡z‚mden kaƒmamıştı.. g‡zlerini bana dikmiş. siz nereden biliyorsunuz?‹ †Biliyorum. Pişman olduğum bir şey vardı: Belki de Fran-sızdan fazlasıyla s‡z etmiştim. gene de şu son g‚nlerde Pauline'de adama karşı gerƒek bir tiksinme ve hatta hor g‡rme fark etmiştim. B. kestane ağaƒlarının yolunda benim İngilize rastladım. †Ben size gidiyorum. daha oturur oturmaz. biraz kafamı toparlamaya başlayınca. ben bir sigara yaktım. Tanrı bilir neden. işte bunun iƒin size geliyordum. iki d‚ş‚nce aƒıkƒa belirdi. Ve Pauline gerekli olan her şeyi yapıyor. donuk ve ısrarlı bakışlarını ‚zerime dikince. karşımda oturup beni dinliyordu. Astley'in her zaman ƒok garip bir soru sorma biƒimi vardır. †Hiƒbir yere gitmiyorum. bana rica etmeye kadar varıyor. rahatƒa yerleştik. Astley onaylayıcı bir sesle: †Burada kalacağınızdan emindim‹ dedi. ona her şeyi. Astley'in ‡zellikle can alıcı b‡l‚mlerde heyecanlandığını fark edince. Fransıza gelince. son derece anlamlı itiraflar kaƒırmıştı ağzından. Pauline'in y‚z‚ne bile bakmıyordu ve ona karşı sadece kaba davranıyordu.. adını hiƒ ağzına almıyordu. Demek ki. Astley'e giderken ona. kımıldamadan.76 KUMARBAZ onları tanıdığım andan beri ilişkileri benim iƒin hep bir muamma olmuştu ama. g‡zlerini bana dikmiş. B. Astley sigara iƒmiyordu. nasıl haber almıştı acaba? †Ben hen‚z kahvemi iƒmediğime g‡re. Şimdi nereye gideceksiniz? Size karşı bir sevgim var. Pauline onun sultası altında. B. Kuşkusuz. Astley. gazinoya gidelim...buldum. ‡yle mi?‹ †ˆnce s‡yler misiniz.‹ Kahve y‚z adım ‡tedeydi. her şeyi size anlatırım. †Haklısınız.. SEKİZİNCİ BOLUM Burada dedikleri gibi.. Astley‹ dedim.

belki de bunu yaparım. kısmen. elbette. bana rica etti. garip. Astley şaşkın şaşkın y‚z‚me baktı. nefret ettiği kimselerle de ilişki 'kurar. Astley'i biraz g‡zden yitirmiştim.. †Ama.. sadece sizi baronun bastonu altına g‡ndererek sizden kurtulmayı istemesi değil ama. g‡nl‚n‚z‚ rahat tutabilirsiniz. †Kuşkularınızı g‡stermeye hiƒ hakkınız yok. o k‚ƒ‚k acemi Fransız ƒapkınını seve seve ‡ld‚r‚rd‚m. ƒok garip doğrusu. hen‚z d‚ş‚necek durumda bulunmadığım daha pek ƒok şey de var‹ diye karşılık verdim adeta soluk soluğa. Astley'i ne zaman. baronla olan ser‚venimi. generalin olağan‚st‚ korkaklığını. Bana ‡yle geliyor ki. sonra konuşmamı s‚rd‚rd‚m: †Sizin g‡r‚ş‚n‚ze g‡re. o. nerede ve nasıl sırdaş olarak seƒebilirdi ki? Zaten şu son g‚nlerde B. s‡zgelimi. B. Tabii ki sizin. bir bir anlattım. . Size bu hakkı tanıyamam. †İşte ben tam da sizin d‚ş‚ncenizi sormak iƒin geldim. †Bundan ne sonuƒ ƒıkarıyorsunuz?‹ diye sordum. †Eğer ‡yleyse. saat dokuzdan az ‡nce geldi ve Bayan Pauline'in pusulası elindeydi bile.‹ Bunun ‚zerine ona. pek•l•! Kabul ediyorum.‹ diye s‡z‚n‚ kestim iƒimden şaşırarak. hem de kimden biliyor musunuz? Tam da Bayan Pauline'in ağzından!‹ B. d‚nk‚ olayı b‚t‚n ayrıntılarıyla anlattım. D‚nk‚ davranışına gelince. sizin bilmediğiniz uygunluklar bulunabilir. sorunuzu yanıtlamayı da kesinlikle reddediyorum. Deş Grieux! Bir de. iyi dikkat edin. basit varsayımlar dışında. neyse—. beni g‡rmeye geldi —evet ya!—. bana ‡yle geliyor ki siz b‚t‚n bunlardan s‡z edildiğini daha ‡nce işittiniz. O kadar ki. —baronun da baston' elinin altında bulunduğuna g‡re neden ondan yararlanmadığını bir t‚rl‚ anlayamıyorum ya. Deş Grieux bile araya girmesinin zorunlu olduğunu sanmış (hem de en ciddi durumlarda araya girdi). Pauline ise benim iƒin hep bir muamma olmuştu. hiƒ yararı yok!‹ diye haykırdım.‹ †Pek•l•. pusulayı ona g‡sterdim. Burada ikinci derecede ayrıntılara bağlı. pek•l•. sadece bundan bana s‡z etmekle değil. kesin hiƒbir şey s‡yleyemem elbette ki‹ diye karşılık verdim. sonunda da. Şimdi başka bir konuya geƒelim: Sizden bir ‡ğ‚t değil. insan zorunluluk karşısında. işin ucunu kaƒırdım.. şimdi s‡z konusu olan bu değil. Tam tersine. bu biƒim bir ƒılgınlık onun "kadar fevkal•de bir genƒ kız iƒin hiƒ de yakışık alır bir şey değil. onlarda kuşku ve g‚vensizlik okuyorum:‹ dedi hemen sakinliğine kavuşarak. †Pek•l•. †Siz zaten iyi bir insansınız. kovulmamı. Astley. Bu pusula ne zaman yazılmıştı? İnsan bunu aklına getirebilir.‹ Bir s‚re sustum.‹ †Ben de aynı şeyi yapardım‹ dedi B. en sonunda da Deş Grieux' n‚n ziyaretini en ince ayrıntılarına varıncaya kadar.‹ Dikkatle B. Garip şekilde heyecanlanmış!un. Astley'e b‚t‚n aşk ‡yk‚m‚ anlatmaya kararlıyken.‹ †Pek•l•. şimdi anlatmaya tam başlayacağını sırada. her şey d‚şsel. Paulinc'in ƒılgınlıklarını. Astley'e bakarak birdenbire haykırdım: †Buraya bakın. B. †Bayan Pauline'e gelince. Sonra Pauline. onunla olan ilişkilerim konusunda olumlu hemen hemen hiƒbir şey s‡yleyemeyeceğime şaşıyordum. neden bu d‚ş‚ncenin kafama takıldığını da bir t‚rl‚ bilemiyordum. †G‡zleriniz parlıyor. Bana gelince. kararsızdı ve hiƒbir şeye benzemiyordu. general neden o kadar korktu? Benim g‚l‚nƒ ƒocukluğumu neden bir facia haline getirdiler? O kadar ki.. bunu d‚ş‚nmekle bile hata ettiniz. geƒelim! Zaten. yalvardı.†Bu markiyle Bayan Pauline konusunda. Belki de Bayan Paııline'i ‡zellikle uyandırmışlardır? Benden ‡z‚r dilediğine g‡re.. kesin hiƒbir şey s‡yleyemez misiniz?‹ 78 KUMARBAZ KUMARBAZ 79 †Hayır. Bilirsiniz. d‚ş‚ncenizi isteyeceğim.. muzip isteğini harfi harfine uygulayacağınızı aklına getiremezdi.

sevimsiz. amma da yaptınız!‹ †Mile Blanche iki yıl ‡nce. Mile Blanche'ın şu sırada baron ve baronesle her ne olursa olsun karşılaşmaktan kaƒınmakta ‡zel bir ƒıkarı var. g‚n‚n birinde prensi ortadan yok oluverdi. Ansızın Bayan Pauline konusunda bir şeyler bulacağımı ummuştum. †ˆyle sanıyorum ki. Des . ve kırk oynardı. Gece. Roulettenbourg'daydı. giysilerini yırtan. Bir s‚re konuştular. Mile Blanche gene bu aynı baronesin şik•yetleri ‚zerine polis tarafından kenti terk etmeye davet edildi.‹ †Oo. sonra şansı d‡nd‚. inanılmaz miktarda yitirdi. †B‚t‚n olay sadece Mile Blanche'ı ilgilendiriyor ve •bunun mutlak gerƒek olduğuna kesinlikle inanıyorum. kumar masasına doğru kendine yol aƒarken.‹ ı †Aa! Evet ya. o g‚zel ve mis kokulu elleriyle kedi gibi suratını tırmalayan Mile Zelma. bunu bir vesileyle ‡ğrendim. Deş Grieux'n‚n markiliği daha pek yeni. Ne dersiniz? Bu konuda da benden ƒok bildiğinizi g‡zlerinizden okuyorum. O sıralarda otelde bir Polonyalı kont vardı —yolculukta b‚t‚n Polonyalılar konttur—. b‡yle olunca. Ama. Hıƒkıra hıƒkıra ağlıyor. gerƒek pırlantalar ve y‚z‚kler iƒinde bir adamdı. Mile Zelma —Bar-berini'den ansızın Mile Zelma'ya d‡n‚ş‚vermişti— umutsuzluğun doruğundaydı. tarihsel adlı bir prensle. annesi. utanƒ verici bir karşılaşmadan haydi haydi kaƒınır. hareketlerinde de biraz daha fazla kendini koyuverme g‡steriyordu. Ama. hepsi yok oldu. anımsayabildiğim kadarıyla. ya da ona benzer biriyle g‡r‚nd‚.‹ . Astley g‚l‚msedi ve başını salladı: †Evet. gerƒekten de.Grieux de buralarda yoktu. mevsim sırasında. atlar. Hiƒ unutmam bir gece. ‡fkesinin iƒinde giysilerini yırtıyordu. bir yer edinmek iƒin omzuyla bir kumarbazı iten o rulet masası m‚davimi hanımlar takımına yerleştirdiler. araba. bu hiƒbir anlam taşımaz ki.Bayan Pauline'in onun tutsağı olduğu sonucuna vardığımdan başka. fazlasıyla ‡zel. gerƒekten de ‡yle sanıyorum ki bu konuda da sizden daha fazla şey biliyorum‹ dedi. kahkahalarla g‚l‚yordu. ancak pek kısa bir zamandan beri tanıştıkları inancını besliyorum. Bar-berini prensi.‹ B. onun kişisel olarak bu işin iƒinde ne aradığını d‚ş‚n‚yorum. daha da beteri. daha da beteri şu oldu. Ben de burada bulunuyordum. Neden bununla bu kadar ilgileniyor? Neden 80 KUMARBAZ KUMARBAZ 81 ‡nlerine ƒıkan ilk barondan b‡ylesine korktular? Generalin Mile Blanche de Cominges'le evlenmesinden ne ƒıkar ki? Bu durum nedeniyle ‡zel biƒimde davranılması gerektiğini s‡yl‚yorlar ama. ˆnce kazandı. Onların akraba değil. o da bunu hemen yerine getirdi. dul Bayan Co-minges de o d‡nemde ortada g‡r‚nm‚yordu. Mile Blanche oluz.‹ Sabırsızlıkla: †Mile Blanche'ın burada ne işi var şimdi?‹ diye haykırdım. siz de fark etmişsinizdir. Akılları durduracak g‚zellikte bir arabayla dolaşırlardı.‹ †Bununla birlikte.‹ †Nasıl yani?‹ †ˆnce burada bir İtalyanla. Otele muazzam borcu vardı. sağlam temellere dayanan bir ahbap ƒevresi var. gene burada. Hiƒ değilse s‡z konusu edilmiyordu. her zamanki gibi.‹ †Hadi canım. Hatta Deş Grieux adım pek uzun zamandan beri taşımadığı da d‚ş‚n‚lebilir. bu siz de kabul edersiniz ki. iki yıl ‡nce. Kuşkusuz. Buradaki hanımlara ‡zg‚ bir ustalıktır bu. Onu hemen. b‚t‚n otelde ƒığlıklar koparıyor. akşam yemeğinde Mile Zelma avunmuştu bile. O zaman adı Mile de Cominges değildi. Mile Zelma. onu bir hayli etkiledi. Mile Blanche'ın bile ahbapları olabilir. sanki yer yarıldı yere battılar. Ona bir başka ad altında rastlamış olan birisini tanıyorum burada. kontun kolunda gazinoda g‡r‚nd‚.

Bayan Pauline'i lamına şerefine ereli de pek az bir zaman oldu. uzaklaşmalarını rica ederler kendilerinF. dikkatle ona bakıyordu. generali. S‹z‰n kısası. Rabıtalı halkın ‹fkesine kar-Şm. Ya da onunla ortak olabilirler. Fransızından ayrılamadığı iŠin onunla dolaşmayı . Aslley ansızın: ŒSize iŠten bir dostluk duymama karşın. Œb‰t‰n bu ‹yk‰y‰ daha ‹nceden biliyordunuz ve Mile Blanche' m kim olduğundan pekŽlŽ haberiniz vardı da. şunu bilin ki bunları akrabanı B. generalin. general de bir al atla onları izliyordu. ŒHem zaten sizi neye karşı uyaracaktım ki? General. Mile Zelma binlikleri bozdurmayı s‰rd‰rd‰ ama. kont da prens gibi. Mile Blanclıe. B. ya da Bayan Pauline' in kolunda her g‰n orlalıkta g‹r‰nd‰kŠe. Bu kadar aşağılık ve son derece uygunsuz b‰t‰n bu ayrıntıları bilmem sizi şaşırtıyorsa. baronesin bir şikayetiyle. Deş Grieux ve şu k‰Š‰k Rus prensiyle birlikte şahane bir at sırtında d‹rtnala giderken g‹rd‰m. benim . Belki Deş Grieux'n‰n de ona borcu vardır. Ševresine bakındı. iŠinde bulunduğu durumda bir rezalet ona en b‰y‰k k‹l‰l‰ğ‰ yapar. General şanssız bir adam. bunlara. bir şey yapamazdınız ki• diye karşılık verdi B. kendisi iŠin kırmızının ‰zerine on altın koymasını rica etti. ortadan yok oldu. Astley sakin sakin. Œşimdi artık Bayan Pauline'in de Mile Blanche konusunda iyice fikir sahibi olduğunu ama. Halta zavallı generalin de onun borŠluları arasında olmasından kuşkulanıyorum. Fieder hemen o aksam Mile Zelma'yı kendi arabasıyla Spa'ya g‹t‰r‰r.• ŒBurada keselim• dedim ayağa kalkarak. daha ‹nce de s‹ylediğim gibi. garson korkarak koşup geldi. Mile Blanche konusunda belki de benden daha fazlasını biliyordur ama. Bir ‹fke coşkunluğuyla: ŒBana bakın.• Bir s‰re sonra B. İşte bundan sonra. hiŠ değilse her g‰n bin franklık banknotlar bozduran kadınlara katlanıyorlar. şimdi buradaki kumarbazlara faizle ‹d‰nŠ verdiği bir anamalı var da ondan.. nasıl oldu da beni. b‰t‰n belirtilere g‹re. ‹zellikle de. hem zaten b‰t‰n bunlar beni ilgilendirmez. yanındaki Wurmerhelm baronu g‹z‰ne Šarptı. Ama. bana kimi soruları y‹neltme hakkını size tanıyamazdım ki. bin franklık banknotları bozdurmaz oluverince. G‰n‰n birinde. olağan‰st‰ derecede kendilerine egemendirler. Şimdi durumu anladınız mı?• ŒHayır. Kabul edersiniz ki. bununla birlikle al ‰st‰nde pekŽlŽ duruyordu. Fieder'den ‹ğrendim. 6 82 KUMARBAZ KUMARBAZ 83 den. Ne var ki. onun kesinlikle mahvolmuş bir adam olduğu fikri birdenbire akıma geliverdi. D‰n Mile Blanche'ı B. bir daha gazinoda g‹r‰nmemeye davet ettiler onu. İşte tanı o anda. Bu kez hiŠ kimse Šıkıp da ona kolunu uzatmatnıştı. Zaten. Mile Zclma akşam kumara yalnız geldi. hiŠbir kuşkuya yer bırakmayan bir g‰l‰msemeyle barona d‹nerek. B. Şimdi iyice anlamışsınızdır: Mile Blanche kuşkusuz gelecekte bir daha buna benzer davetlerle karşılaşmamak iŠin generalin eşi olmak istiyor. Siz onların yanındasınız. kumarda şansı daha da kapandı.ŒBu kadar zahmete değmez. Son altını da s‰r‰p yitirince. Astley• diye s‹zlerimi s‰rd‰rd‰m. Dikkat ederseniz bu t‰r hanımların Šoğunlukla kumarda Šok şansları vardır. evet ‹zellikle de Mile Blanche' in kolunda her g‰n burada. bu onunla ve Bayan Pauline'le gezinmesine engel olmuyor. Sabahleyin bacaklarının ağrısından ya-kınmıştı. Mile Zelma ‹fkeyi fark etmedi.‹yk‰m de bitti. Bu Šok daha sakınımlı. anlamadım!• diye haykırırken masaya ‹yle bir şiddetle vurmuşum ki. İki g‰n iŠinde b‰t‰n elin-dekini. sizin davranışlarınız bir rezalete yol aŠabilir. gazinoda halk iŠinde g‹r‰nen Bayan Paulinc'i neden uyarmadınız? Olacak şey mi bu?• ŒSizi uyaramazdım. avcundakini yitirmişti. Š‰nk‰ elinizden hiŠbir şey gelmezdi. adam son derece ‹fkeli bir halle. Artık kumar oynamıyor ama. hiŠ değilse evlenineeye kadar baronla baronesin dikkatlerini ‰zerine Šekmeyi hiŠ islemiyor..

neden beni ƒağırıyor? Yeniden bağırmaya başladı: Bakın. DOKUZUNCU BˆLŠM . belki de servetlerinden birkaƒ kırıntıyı kurtarmak demektir. dinleyin. o d‚ş‚ncesizin lamamiyle y‚z‚st‚ bıraktığı ve hiƒ kuşkusuz beş parasız da kalan biri kız.kabul ettiğini aƒıkƒa g‡r‚yorum.. Rusƒa konuşuyordu.' bize işaret ediyor. generalin ‚vey kızı olan Bayan Pauline' in generalin ƒocukları olan. onu elde eder etmez de hemen Deş Gricux'n‚n boynuna atılacak. onun b‚t‚n beklediği bu. ayaklarım yere mıhlandı. Deş Grieux de.‹ †Elbette ki. †Ama. dinleyin!‹ O sırada otelimize yaklaşıyorduk.‹ †B‚t‚n beklediğinin bu olduğunu mu sanıyorsunuz?‹ †Daha fazlasını bilmiyorum‹ diye karşılık veren B. evet. onların ƒıkarını savunmak.. ‡l‚m‚n‚ -bildiren telgrafı bekliyorlar d‡rt g‡zle.. †Bir t‚rl‚ ‡lmeye karar veremeyen şu Moskova'deki ihtiyar b‚y‚c‚yle.‹ †Evet. Ardından da bavullar taşıyorlar. †Kim bağırıyor? Rusƒa "Alexis Ivanovitch!" diye bağırıldığını işittim.. Her şey mirasa bağlı. b‚t‚n bunlar gerƒek ama. †Bir kadının bağırdığını işittim ama. mahk…m edilmiş. Bir kadın sesiydi.. Ona bir bakın hele.. †Alexis Ivanovitch! Alexis Ivanovitch! Ah. adanmışa benzer!. ben biliyorum. evet. ikincisi. O. o ƒocuklardan ayrılmak onları b‚sb‚t‚n y‚z‚st‚ bırak anlamına gelir. isle hepsi bu! Benim d‚ş‚nKUMARBAZ 85 cem bu!. Evet. ‡zellikle yalnız başına. biri erkek iki k‚ƒ‚k kardeşi olduğunu unutuyorsunuz.. Merdivene kadar hemen hemen koşarak gittik. O.‹ †İyi ama. b‚t‚n zul‚mlerine ‡nceden hazırlanmış. beni baronun ‚zerine o saldırt-tı! Hey Tanrım.. kimi ƒağırdığını bilmiyorum. gene de! Ah! Şimdi hepsinin b‚y‚kanneyle neden bu kadar ilgilendiklerini ƒok iyi anlıyorum!‹ †Kiminle?‹ diye sordu B. hiƒbir şey anlaşılır gibi değil!‹ '†Siz bir kere bu Bayan de Cominges'in generalin nişanlısı olduğunu. Tanrım. Sahanlığa ƒıktım. ben biliyorum!‹ diye haykırdım fena halde ‡fkelenerek. demek ki tren az ‡nce gelmiş. general evlenir. ƒok iyi anlıyorum.. Ama. †Seslenen b‚t‚n şu uşakların az ‡nce taraƒaya taşıdıkları kocaman bir koltukta oturan şu kadındı. Astley inatƒı bir suskunluğun iƒine kapandı. d‚ş‚nceli oturduğu zaman: Yaşamın ve tutkunun b‚t‚n iğrenƒliklerine. ne sersem şey!‹ Tiz bir sesle s‡ylenen bu haykırmalar otelin ta-raƒasından bize kadar geliyordu. Şimdi bunun nereden geldiğini anlıyorum‹ diyen B. b‚t‚n ilgi onun ‚zerinde yoğunlaşmış. Astley. Deş Grieux m‚?‹ †Deş Grieux'n‚n alacakları ‡denmiş olur. gene de. B‚t‚n kadınlar bir ‡rnektir! En gururluları en aşağılık tutsak haline d‡n‚ş‚rler! Pauline ancak tutkuyla sevebilir. ƒ‚nk‚ Pauline de ƒeyiz parası alacak bundan. Vasiyetname aƒılınca. kalmak. tam ‡zg‚rl‚ğe kavuşur.‹ †G‡r‚yorum‹ dedi B. Emin olun ki başka hiƒbir g‚ƒ onu Mile Blanche'la gezinmeye ve barona dokun-nıaınam iƒin o pusulada bana yalvarmaya zorlayamazdı. kim ƒağırıyor beni?‹ diye haykırdım ansızın. Bakın. Hemen hemen hiƒ farkında olmadan kahveden ayrılalı bir hayli zaman olmuştu. Astley elini uzattı. Karşısında her şeyin boyun eğdiği o etki işte tam da burada ara84 KUMARBAZ ya giriyor! Bununla birlikte.‹ †Nasıl.. Şaşkınlıktan kollarım iki yanıma d‚şt‚. †O da mirası bekliyor. Astley. Bayan Pauline'in de elini kolunu bağlayan kal-rr’az. ƒok doğru.

hoş geldiniz demesini bilmiyor musun. Demek herkese ‡rnek oluyorlar.. buyurgan bir sesle bağırıyor. †ˆld‚ ‡lecek diye bekledikleri. haber vermeden kalkıp kendisi gelmiş. tıpkı generalin ƒocuklarının ‡ğretmeni olarak yanlarına girdiğimde iki kez kendisini g‡rme onuruna eriştiğim zamanki gibiydi. Po-tapytch. •‚nk‚ ben her şeyi biliyorum! Bak. hepsini kendim g‡r‚r‚m.. Rus seny‡rlerinin bir de arabaları varmış. tanımadın mı? G‡r‚yor musun.‹ †Ya k‚ƒ‚k Fransız? Aman canım. bizi tanımıyor! Beni ƒoktan g‡mm‚şlerdi bile! "ˆld‚ m‚. neden sizin k‡t‚l‚ğ‚n‚z‚ isteyeyim ben?‹ diye karşılık verdim. Beş yıldan beri hep olduğu gibi. ayaklarını kullanamadığından. neşeli bir sesle: †L‚tfen.. tepesinin dazlaklığı pespembe k‚ƒ‚c‚k bir ihtiyara. Alexis Ivanovitch. Antonine Vassilievna. gene her zamanki alışkanlığıyla. şimdi general ne yapacak? Evin altını ‚st‚ne getirecektir!‹ †Ee. ƒevik. azizim.. Trenler pek rahat. kesinlikle aklına ƒakılan adım ve soya-dımla ƒağırmıştı. ‡ld‚ ‡lecek derken. Kısacası. h•l• canlı.‹ †Ya! Demek burada da saatlerini ayarlıyorlar. †Hava sıcak. beni generalin dairesine g‡t‚r. herkesi haşlıyordu. hizmetƒiler. yetmiş beş yaşında. birdenbire.‹ †Burası ƒok g‚zel‹ dedi b‚y‚kanne ƒevresine bakına-rak. burada rahat mısın?‹ †Ş‡yle b‡yle. g‡r‚yorsun ya.. yaltaklanıp duran. yolculukta hep yaKUMARBAZ 87 nında bulundurduğu sofracıbaşısına d‡nerek.. mal m‚lk sahibi ve Moskova'nın soylu hanımefendisi. mezarda g‡rmeyi umdukları ve mirasına konmayı tasarladıkları b‡yle bir kadın mıydı?‹ diye aklımdan geƒirdim. hen‚z damarlarımda kan var!‹ Biraz aklımı başıma toplayınca. nedir o. bu saatte hepsi buradadırlar. †Aman kuzum. yabancı. O kadar beklenmedik bir anda. korkunƒ. h•a? Belki de b‡yle davranmayacak kadar gururlusun? Yoksa beni... b‚t‚n o telgrafların gidiş gelişlerinin konusu. †Ben. otelin sayılamayacak kadar kalabalık. tanımış. saldırgan. Onun karşısında şaşkınlıktan taş kesilip kalmam pek doğaldı. T‚m bunların arasında BŠYŠKANNE kurulmuş oturuyordu! Evet ta kendisiydi. Şaşırmamak elde mi?. g‡zlerini faltaşı gibi aƒıp da orada neden dikilip duruyorsun?‹ diye bana haykırmayı s‚rd‚r‚yordu b‚y‚kanne. †g‡r‚yor musun. Antonine Vassilievna. •.‹ dedi beyaz saƒlı. Ya sen. dimdik oturuyor. şimdi ‡b‚rleri ne olacak. ƒevresinde uşaklar. hepimizi g‡mer! Tanrım. koltuğunu taşıdıkları yerde.‹ †Bunda seni şaşırtan ne var ki? Trene bindim ve yola ƒıktım. daha ‡lmedi mi?" diye telgraf telgraf ‚st‚ne g‡nderiyorlardı. Gezinmeye mi gitmiştin?‹ †Evet. koltukla dolaştırılıyordu ama. h•l• diri. İşte ben bunu severim! Bizimkiler dairelerinde mi? Ya general?‹ †Oh! General dairesinde. o bizim hepimizi. pozlar takınıyorlar. Pauline Alexandrovna da burada. y‚ksek sesle konuşuyor. gazinoda ş‡yle bir dolaştım. †Selam vermesini. aramızda ortaya ƒıkıvermişti. kendinden memnun.‹ . Koltukla kendisini ƒıkarırlarken o pek keskin g‡zleriyle y‚z adım ‡teden beni fark etmiş. dalkavuk uşak takımı. baboulinka. adam-86 KUMARBAZ lan ve sayısız bavulu ve sandıklarıyla b‡ylesine g‚r‚lt‚l‚ bir biƒimde otele inen bu seƒkin konuğu bizzat karşılamaya gelen metrdotel. Prascovia da onlarla birlikte mi?‹ †Evet. ağaƒlar da g‡z kamaştırıcı. hiƒ sarsıntı filan yapmıyorlar.'†sapasağlam.. ‚lkelere sıvıştılar. her zaman olduğu gibi. sadece şaşırmıştım. otelin adamları da dahil. bana s‡ylediklerine bakılırsa! Servetlerini ƒarƒur edip savurduktan sonra.Geniş merdivenin ‚st sahanlığında. fraklı ve beyaz kravatlı. zengin Antonine Vassilievna Tarassevitch.

pek heyecanlanmıştı. Hiƒbir zaman koltuğun arkalığına yaslanmadan. Deş Grieux. Karşılaştığımız herkes durup g‡zlerini fal-taşı gibi aƒarak bize bakıyordu. b‚y‚k bir neşeyle ‡nden y‚r‚yordum. Sanki ‡zellikle yapılmış gibi. kimi arabayla. en soylu oteli olarak kabul edilir. koridorlarda insan her zaman g‚zel hanımlara. azametli İngilizlere rasttar.‹ D‚ş‚nd‚klerimi hemen B. direk gibi dimdik dururdu. Saat on . ilk şaşkınlık durumum geƒtikten sonra. hemen hemen b‚t‚n dişleri de sapasağlam yerindeydi. hemen generalin dairesine gidelim. hemen şimdi generale indireceğimiz darbeden sonsuz bir sevinƒ duydum. Bizimkiler ‚ƒ‚nc‚ kata yerleşmişlerdi. Birisiyle karşılaştığımızın her seferinde kılı kırk yaran bakışıyla hemen ‡lƒ‚p biƒiyor ve bana herkesle ilgili y‚ksek sesle sorular y‡neltiyordu. Yetmiş beş yaşına karşın. ƒocuklar ve dadılarından başka odada. bir kontes. beni taşımak iƒin neden hepsi birden saldırıyorlar? Ne var hu kadar telaş edecek. soylu bir hanımefendi olduğunu. Cominges. bir Rus. eşyalarımı da hemen oraya g‡t‚rs‚nler. ak saƒlı geniş başını hep dik tutardı. kapının iki kanadını da ardına kadar aƒtım. General. beni yukarı g‡t‚r‚n. bu nasıl yaltaklanma! Yanındaki kim?‹ diye sordu bana doğru d‡nerek. artık koltuğundan hiƒ kalkmamasına karşın. Mile Blanche'ı hen‚z bilmiyor gibi g‡r‚n‚yor. Sırtında siyah ipekliden bir giysi. bir hafta ˆnce N. Astley'e de bildirdim. hatta kapıyı bile vurmadan. İşte onun iƒin ağzını aƒıp tek s‡zc‚k s‡ylemeden. o ifadeyi ‡mr‚m oldukƒa unutamam! Biz iƒeri girdiğimizde general bir şeyler anlatıyordu. aslında o da pek etkilenmiş. benim yakın bir dostum. Ulu Tanrım. birlikte bir gezinti tasarlıyorlardı. Astley‹ diye yanıtladım. †Hangi B. yakınına kadar getirdiler. Zaten İngilizleri severim. Deş Grieux eksiklerini tamamlıyordu. Bu bende uyarıcı bir ilaƒ etkisi yapıyordu. gene binici giysileri iƒinde Mile Blanche. rahat. 'g‡zlerini dikmiş bana bakıyor. †B. sen de şu hantal garsona s‡yle de bana birinci katta. B‚y‚kannenin koltuğunu odanın ortasına doğru. ƒok uzun boylu olduğu bir bakışta anlaşılıyordu. daha ‡nce bir kez gene onların dairesinde g‡rd‚ğ‚m bir Alman bilgini bulunuyordu.ikiydi ve g‡r‚n‚şe g‡re. Size azametli. Pauline. Bizim kafile b‚y‚k heyecan yaratıyordu.‹ diye mırıldandı. konuklar da vardı. Bunların pek ƒoğu hemen aşağı koşup metrdotelden bir şeyler ‡ğrenmeye ƒalıştılar. Bizim otelimiz kentin en g‚zel. Eh. b‚y‚kanne de pek g‡rkemli bir giriş yaptı. Utanarak itiraf edeyim ki. Şunu belirtmek gerekir ki. Ben ‡ne atılıp otelin merdivenlerini ƒıkmaya başlamıştım. en pahalı. ku-88 KUMARBAZ KUMARBAZ 89 zum? Bu ne dalkavukluk. haber vermeden. İyi ama. generalin ‚ƒ adım. başında beyaz başlık vardı.†Potapytch. generali de tanıyor. hadi bakalım. bakışının ve hareketlerinin tamamiyle doğal olduğu g‡r‚l‚rd‚.‹ †Bir İngiliz. Kalın ve belirgin ƒizgili. †Deş Grieux'y‚ tanıyor ama. g‚zel bir daire versinler. Astley?‹ †Bir yolcu. Mile Blanche'la . y‚z‚ taptazeydi. hepsi generalin ƒalışma odasında toplanmışlardı. Merdivende. Nereye yerleştiler?‹ B‚y‚kanneyi yerden kaldırdılar. Kendisine b‚t‚n soru soranlara elbette ki gelenin seƒkin bir yabancı olduğunu. B‚y‚kannenin ƒok sağlam bir b‚nyesi vardı. Astley bana: †Beni son derece ilgilendirdi. annesi dul Bn. kimi atla. ˆzellikle de koltuğuna kurulan b‚y‚kannenin buyurgan ve egemen halleri dikkati ƒekiyordu. grand‚şesinin kaldığı daireye yerleşeceğini s‡yl‚yordu. †Telgraflardan haberi var‹ diye geƒiriyordum aklımdan. k‚ƒ‚k prens. Benim yanım sıra yukarı ƒıkan B. hatta kışkırtıcı bir biƒimde bakardı.

de Cominges. †Evli mi bu?‹ diye sordu yaşlı hanını patavatsızca. B‚y‚kanneyi g‡r‚nce. evli değil‹ diye karşılık verdim elimden geldiğince saygılı davranmaya ƒalışarak ve bilerek sesimi alƒaltarak. bu otele indiler‹ diye aƒıkladım. Sağlığınız— Bu bir mucize. Bu.. bu da annesi Bn. yanakları kıpkırmızı oldu. Binici giysili. cafcaflı Fransız onun iikkatini ƒekmişti besbelli. seni iyi tanıyorum. meydan okuyucu ve alaycı bakışı vardı ki! Genel sessizlik iƒinde b‡ylece bir on saniye kadar bakıştılar.Deş Gricux zavallı generalin g‡z‚n‚n ‡n‚nde. derin bir nezaket perdesi altından y‚z‚n‚n b‚t‚n ifadesiyle. ucuz olmamalı.Evet. iki ‚ƒ g‚nden beri k‚ƒ‚k prensin ƒevresinde pervane gibi d‡n‚yorlardı. geliverdim! Telgramın yerini ben aldım!‹ diye en sonunda patlayıveren b‚y‚kanne.. g‡zleri yuvalarından fırlamış. her zamanki gibi. Fransız değil mi? B. †Eh.. kuzum? Siz hepiniz ayaklarım ‡nde.. belki de bir yerine inme inecekti. ona bakıyordu. sevimli de. Deş Grieux ‡nce şaşırdı ama. geride duruyordu. sonra ansızın k•ğıt gibi bembeyaz oldu. †İnsanın onunla canı sıkılır mı sıkılmaz mı? Rusƒa biliyor mu? Moskova'da Deş Grieux birkaƒ s‡zc‚k geveliyordu. b‡yle bir sorudan ve bu biƒim davranıştan duyduğu şaşkınlığı belli etti. hangi r‚zg•r? Trene bindiğim gibi yola ƒıktım! Demiryolları ne işe yarıyor. bu?‹ diye s‡zlerini s‚rd‚rd‚. zirzop soytarı ve sana şu kadar bile (ve ona k‚ƒ‚k parmağının ucunu g‡sterdi) inanmıyorum. . †inanın ı kadar sevindim ki.. değil mi? •‚nk‚. işte b‡yle. B. Eğer b‚y‚kanne birkaƒ saniye daha konuşmasaydı. kısa bir s‚re sonra da y‚z‚ne kan h‚cum etti.. d‡rt kolluyla ƒıkıp. g‡sterişli haliyle. bu herkes iƒin b‚y‚k bir felaketti! Ben sadece g‡zlerimi b‚y‚kanneden orada bulunanlara ve onlardan b‚y‚kanneye g‡t‚r‚p getiriyordum. Bakışlarıyla insanı 90 KUMARBAZ KUMARBAZ 91 ‡ld‚ren bir masal ejderinin g‡r‚n‚ş‚yle b‚y‚lenmişcesine.. †Bu hanım buralardan mı?‹ †Mile de Cominges.. Astley. Ama. Bu sana pek pahalıya patlamıştır. telgraf ‚st‚ne telgraf g‡nderdiğinizi ƒok iyi biliyorum. B‡ylece topluluk belki yapma ama. Sizi burada g‡rmek. hemen sonra y‚z‚nde sonsuz bir kaygı belirdi. Buradan oraya.. †Ne demek. mirasımı size bırakacağımı d‚ş‚n‚yordunuz..‹ Sonra da Mile Blanche'ı g‡stererek: †Bu kim. Hanımefendi‹ diye yanıtladı Deş Grieux. †Hayır. hiƒ kımıldamıyordu ama. hangi r‚zg•r sizi. †Neşeli mi bari?‹ Soruyu kavrayamadım. zavallı general.. elinde kamƒı. B‚y‚kanne de hiƒbir şey s‡ylemeden ona bakıyordu. iƒten ve teklifsiz bir havayı benimsemişti. neşeli. B‚y‚kanne bir giriş yapmadan sertƒe Mile Blanche'a pat diye: †G‚naydın!‹ dedi. ‡yle bir utkulu. bu tabloyu b‚y‚k bir ilgiyle seyrediyorlardı.‹ Ona. Mile Blanche kaşlarını kaldırmıştı. Pek sevimli bir s‚rpriz. general s‡zc‚ğ‚n‚ tamam-layamadan. Pauline'in bakışlarında sonsuz bir şaşkınlıkla ne yapacağını bilmezlik okunuyordu. vakur ve sakin. hesaplı bir reveransla yerlere kadar eğildi. sessizliği bozdu... †G‚naydın.. Deş Grieux'ydu galiba?‹ †.‹ diye bir şeyler kekeledi. efendim‹ diyen Mile Blanche da tumturaklı ve ‡zentili. ağzı aralık. Mile de Cominges'in Rusya'ya hiƒ gitmediğini anlattım. aptal aptal b‚y‚kanneye bakıyordu. Evet. Prensle bilgin. b‚t‚n cesaretimi topladım ve işte karşınızdayım. değil mi?‹ †Antonine Vassilievna.‹ †Sevimli olmasına. †Beni beklemiyordunuz. ağzı bir karış aƒık kalakaldı.. Benim iyi teyzeciğim.

. Zaten harcamalarım gelirimi aşmıyor ve biz burada.†Ah! G‡zlerini indiriyor. Beni de rahatlattı. her şeyi!‹ Şaşkınlığın. sevinmedin mi?‹ †Ah! Teyzeciğim. cilveler yapıyor: İnsanın ne gibi bir kuşla karşı karşıya bulunduğu hemen belli oluyor: Sapma kadar oyuncu. ˆyle sanıyorum ki. †G‚naydın. duygulu bir sevinƒ ifadesiyle g‚l‚msemeye başladı) burada kaldığınız s‚rece size en g‚zel. Hadi canım! Yirmi d‡rt saat iƒinde ƒıkınlarımı hazırlattım. pek uzun zamandan beri yataktaydım. Bunun ‚zerine. ˆyle umutsuz telgraflar alıyorduk ki. Kendini biraz toparlamıştı bile. azizim? Yanılmıyorsam.. hiƒ değilse. Pek•l•. Daha ‡nce de saman tozuyla bir kadıncağızı aynı hastalıktan iyileştirmişti. B‚y‚kanne. hemen parlak s‡zlere başladı: †Rahatsızlığınızı haber alınca o kadar telaşlandık. yararsız gevezelikler b‚t‚n bunlar. şaşkınlığımız pek akla yakın. Ama. ne diyeceğimizi bilemiyoruz. †Parayı nereden buluyorsun.. onların vasisi olan sen!‹94 KUMARBAZ KUMARBAZ 95 . tıkanma tamamiyle geƒer" dediler.‹ †Gelirini geƒmiyormuş.‹ †Hadi. her yanımdan dereler gibi ter d‡kt‚m ve ayağa kalktım... hadi... ya da ingiliz adları takarlar. †komşu olacağız. memnunluk duygulanma inanın..'bu kadarı yeter. aşağı katta kalıyorum‹ dedi ansızın generale doğru d‡nerek. sen. bir de ansızın. her şeyi ipotek ettin..‹ diye yanıt verdi general. b‚t‚n bunlar o kadar beklenmedik şeyler ki. yirmi k‡pek karşılığında sizi istediğiniz yere g‡t‚ren hamallar var... Saint-Nicolas'nın papazını getirttim. duruma uygun d‚şen ciddi deyimleri bulmasını ƒok iyi bildiğinden. Ve fırsat d‚şt‚ğ‚nde. bilseniz ne kadar memnunum. Burada Prascovia da Pauline'e d‡n‚ş‚yor. yalan s‡yl‚yorsun‹ diye hemen onun s‡z‚n‚ kesti b‚y‚kanne. Buna sevindin mi. General de sesini y‚kseltip işitmemezlikten gelerek onun s‡z‚n‚ kesti: †Ama. †şaşırdım doğrusu. mahcubiyetin doruğuna ulaşan general: †Teyzeciğim‹ diye başladı. G‚zel bir daireniz var‹ diye s‡zlerini tamamladı ƒevresine bakarak. Sen her zamanki gibi saƒma sapan şeyler s‡yl‚yorsun. işte b‡yle.. benim Almanlar yeniden gene kafa kafaya tartıştılar. g‡zl‚klerini taktılar ve şu kararı bildirdiler: "Şimdi gidip yabancı ‚lkelerdeki bir kaplıcada k‚r yaparsanız. o kadar merak ettik ki. doğrusu pek de y‚zs‚zs‚n ya! ˆyleyse. Zaten size kızgın değilim. ne yapıyorsun burada?‹ (1) •oğu zaman Fransız ya da İngiliz eğitimi g‡ren ƒocuklara kendi adlarına yaklaşan. geƒen hafta da yanıma bir oda hiz-metƒisiyle. Bu otele 92 KUMARBAZ KUMARBAZ 93 indim. b‚t‚n hekimleri kovdum. "Neden olmasın?" diye d‚ş‚nd‚m. hiƒ kimsenin kontrol‚ olmaksızın. akıllıca bir soru. yalnız başıma da pek•l• yolculuk edebileceğimi g‡rd‚m) Fedor'u aldım.. sizin yaşınızda ve sizin sağlık durumunuzda. İki g‚n sonra. Her istasyonda. iƒten.. Bunun ‚zerine. nasıl oldu da b‡yle bir yolculuğa karar verebilirsiniz? Siz de kabul edersiniz ki.... Zamanı nasıl geƒireceğimi ben kendim pek•l• bilirim. b‚t‚n o ahlar. her şeyi biliyorum. oh!har yerine hiƒ değilse... Fransız. tedavi g‡r‚yordum. Sadece şu k‚ƒ‚k Fransıza bir yığın borcun var! Darılma ama. ƒocuklarının son meteliğine kadar hepsini ellerinden aldın.‹ †Yalan s‡yl‚yorsun. Potapytch'i. Hepimiz (burada.‹ dedi Pauline yaklaşarak. Bu yolculuğa girişmeye nasıl karar verdiğimi soruyorsun bana? En yalın biƒimde. ya da ona benzer bir şey bu.. Dour-Za-jiguine'ler avaz avaz kıyameti kopardılar: "Oraya kadar gitmek deliliktir!" dediler. †Siz yola ƒıkalı ƒok oldu mu?‹ †İşte. g‚nleri geƒirtmek iƒin elimizden gelen ƒabayı g‡stereceğiz. kinci değilim ben. Pras-covia (1). bir de Berlin'e geri g‡nderdiğim (ƒ‚nk‚ ona ihtiyacım olmadığını. ˆzel bir kompartıman kiraladım. Ne oluyor da herkes şaşıyor buna? G‚naydın.

ŒYoo! Kucaklaşıp ‹p‰şmek yok. Yaşlı kadın. Astley'e ansızın. Œ€evrede. saf bir cansın. İşte gene burada• dedi b‰y‰kanne -. Pauline'i tepeden tırnağa dikkatli ve hoşnut bir bakışla sardı. bir de Schlangen-berg var. anlat bana bakayım. hen‰z iyileşmemişsiniz.. €ocukları ‹pmesini hiŠ sevmem.! Bug‰nden tezi yok.• diye yineledi B. ŒBilmem. Orasını bir Šitle Ševirdiler. bir dağ. Astley de ciddi bir sesle ama. anlıyor musunuz? Aşağıda.. Pauline bunu ona Ševiriyor. Bunu ona Ševiriver ve birinci katta kaldığımı s‹yle. Astley tek s‹z s‹ylemeden eğildi.• ŒDağın en y‰ksek yeri.' son derece iŠtenlikle: ŒSizi b‰y‰k bir zevkle seyrettiğimi. ŒŞu g‹zl‰kl‰ sıska kim?• Pauline alŠak sesle: ŒO prens Nilski. Astley'i daha ‹nce g‹rd‰m. ŒRulet masasından mı? Benim gibi ‹nemli bir kimse!. Astley'e parmağıyla d‹şemeyi g‹stererek. Fedossia?• ŒBurada Šok iyiyiz. Ona generalin Šocuklarını getirmişti. B. iyi y‰rekli Antonine Vassilievna• karşılığını verdi Fedossia... g‹r‰p gezilecek yerlerin listesini Šıkar.• Pauline'e d‹nerek: ŒBurada g‹r‰lecek neler var?• diye yineledi. Sen de Potapytch. hamal bulunabilir• diye yanıt verdim.. bana ne gibi g‰zel şeyler s‹yleyeceksiniz? Bir şeyler s‹yleyin. gidip şu rulet denen şeyin ne mene bir şey olduğunu g‹receğim. pek hoşuna gittiği aŠıkŠa belliydi. Rus demek ki? Ben de onun konuştuklarımızı anlamadığını sanıyordum! Belki de işitmemiştir! B. ŒYa siz. onu g‹r‰r g‹rmez. ŒNeden bilmem. Astley bu Šağrıdan pek memnun oldu. Prascovia• dedi birdenbire. Bu s‹zleri b‰y‰kanneye Ševirdiler. Eşsiz bir manzarası var. orada bir de zirve var. ŒSizi fazla sıkmamaya gayret ederim. ŒHadi bakalım. ŒSeni Šok sevebilirim. Astley'e: ŒBeni g‹rmeye gelin. Fransızlarla aralarında dağlar kadar fark vardır!• Gene B.. ŒG‰naydın!• diye sesleniverdi B. Birinci katta.• diye s‰rd‰rd‰ general ‹fkeyle.. teyzeciğim. benim sevgili Hanımcığım. ŒSen 96 KUMARBAZ . Kendinize gelin. heyecandan az kalsın boğulacaktı.ŒBundan sonra. ŒYa.• Pauline konuşmayı Ševirdi..• ŒNeyi bilmiyorsun? †yle sanıyorum ki rulet masasından kalkmıyorsun! İyice batağa saplandın!• General utancından yerin dibine ‹ylesine geŠti ki. emi?• dedi. İngilizleri hep sevmişimdir.• ŒB‰t‰n bunların hepsi yalan! Bahse girerim ki seni oradan Šekip alamıyorlardır! Sayıklayıp duruyorsun sen.. Burada rahat mısın. B‰t‰n bu insanlar sizin konuklarınız mı?• diye sordu yeniden Pauline'e d‹nerek.• ŒHangi zirve?. sağlığınızın yerinde olmasına pek sevindiğimi s‹yleyeyim• diye karşılık verdi. Bir aralık dadı Fedossia gelip b‰y‰kanneyi selamladı. b‰y‰kanne• dedi. Hepsi de s‰m‰kl‰d‰r.. siz nasılsınız? Sizi o kadar Šok merak ettik ki!• ŒBiliyorum. burada g‹r‰lecek neler var? Aleixis Ivanovitch beni oraya g‹t‰r‰r.• ŒNedir bu Schlangenberg? Orman mı?• ŒHayır. Prascovia. B. bir şatonun yıkıntıları var. efendim.• ŒKoltuğumu oraya Šıkarmak mı gerekecek? Yapılabilir mi bu?• ŒOo! Merak etmeyin. sen hiŠ değilse. ŒŞu İngilizler nasıl da her şeye bir yanıt bulurlar!• dedi. b‹yle s‹zlerden sonra.

değil mi?‹ diye generale sordu b‚y‚kanne. o da saygılı saygılı g‚l‚ms‚yordu ama. Paulinc de. ‡yle debdebeli. b‚y‚kanneye. •ok g‚zel bir kızsın. †Oo! Lafı mı olur. Otel defterine hemen: Bayan General. †Burada her şeyi g‡rmek istiyorum. tamamiyle patavatsız bir halle sorulan ve en k‚ƒ‚k bir karşılığa katlanamayan garip soruları. oysa b‚y‚kanne ‡mr‚nde prenses olmamıştı. kestirip atan tonu. Onun hemen ardından prens geliyordu.‹ †Aman.. şatafatlı bir daire verirler ki bu kez sının iyice aşarlar: G‡rkemli eşyalarla d‡şenmiş banyolu d‡rt oda. 7 98 KUMARBAZ KUMARBAZ 99 . hepimiz kafile halinde. General başına inen bir balyozla sersemlemiş gibi y‚r‚yordu. †Hımmm. B‚y‚kannenin koltuğu.. Trende geƒen o uzun g‚nlerden sonra gezinmek istiyorum. generalin dairesinde sadece Almanla dul Bayan Cominges kaldı. Tarassevitcheva prensesi yazdılar. ben de.iyi bir kızsın.‹ B‚y‚kanneyi yeniden kaldırdılar. yararsız bir yığın paket. ben de ‡yleyimdir ya. hepsinin en iyisisin ama. Uşaklar. uşaklar iƒin m‚ştemil•t. Hoş. bırakın bunları!‹ dedi general de g‡nl‚ rahatlayarak. Ama. bavullar. ‡nce oraya bir g‡z atayım. herhangi bir eşyayı g‡steriyor ve metrdotele beklenmedik so. o da her yeri dikkatli ve sert bir g‡zle inceledi. Tanrı bilir neden.‹ Sonra da generale d‡nerek-ansızın: †Zaten sana para filan vermeyeceğim‹ diye ekledi. †Tabii anlıyorum.. b‚y‚kanne.. kendi saƒlarım. †•ok rica ederim. ‡zel vagon. Eğer genƒ bir erkek olsam. sesi. besbelli ƒok soylu ve kibar. daha doğrusu g‡t‚rd‚ler.. kendilerinin onun hakkında edindikleri kanıya g‡re davranırlar.. hatta Bay Deş Grieux de.. Dairesini denetimden geƒirirken. size eşlik etmekten b‚y‚k bir zevk duyarız. istediğiniz kadar ama. teyzeciğim. †Beni daireme g‡t‚rs‚nler.. kısacası. hatta sandıklar yaşlı hanımla birlikte gelmişti.. sonra her yere gideriz. bir zevkmiş! Beni g‚ld‚r‚yorsun. artık gitmeliyim. Bunların hepsi b‚y‚kanneyi kim sanıyorlardı bilmem. B‚y‚kanneyi b‚t‚n odalara taşıdılar. Hanımefendi.‹ †Bu kocakarı bunamış‹ diye fısıldadı Deş Grieux. kuşkusuz bunlar onun saygınlığına basamak oluşturmuştu. Gerƒekten de bu odalarda bir hafta ‡nce bir grand‚şes kalmıştı ve telaşla bunu... onun zevk ve isteklerinden ƒok. G‡t‚r‚n beni. sizin yaşınızda. Adama soruları Fransızca soruyordu F. yaşlı hanım ansızın koltuğunu durdurtuyor. b‚y‚k bir olasılıkla • da b‚t‚n Avrupa'da. vb.. titremeye başlıyordu bile. oraların değerini daha da artırmak amacıyla hemen yeni gelenlere bildirmekten geri kalmadılar. yoksa bu aptalca modadan nefret ediyorum. bu konuda pek seyrek olarak yanılırlar. sana •şık olurdum. Mile Blanche ‡nce kalmak istedi. Ve kabul etmek gerekir ki. merdivenden aşağı indik. D‡n bakayım biraz. ‡zellikle de pek zengin birisi sanıyorlardı. vb. azizim. koltuğunun ardında.' rulan y‡neltiyordu. Deş Grieux d‚ş‚n‚yordu.. buyurgan kişiliği ona genel sevgi ve saygıyı sağlamayı tamamladı. y‡neticilerle metrdoteller bir m‚şteriye bir daire verirken. sert. h•l• kızgın mısın?‹ dedi generale. b‚y‚kannenin dimdik. Ee. sonra da bizi izlemeyi yeğledi. KUMARBAZ ONUNCU BˆLŠM 97 Kaplıcalarda. oda hizmetƒisi iƒin ayrı oda.. başındakiler takma saƒ değil ya?‹ †Hayır. Alcxis Ivanovitch'i bana bırakırsın. dazlak kafalı bir adam olan metrdotel daire gezilirken hep kibarca ona eşlik etti.. Neden evlenmiyorsun? Aman.‹ †Allahtan.‹ diye atıldı Deş Grieux g‡z boyayıcı bir g‚l‚msemeyle.. Orta yaşlı. bu b‚y‚k bir zevktir. ne haber. ‡yle bir huyun var ki!.

general buna engel oldu. seni ƒağırdıkları zaman gelirsin"‹ dedi.‹ †Sen de. ansızın bir tablonun karşısında duruyordu: Mitolojik konulu. †Ne sersem' şey bu!‹ dedi b‚y‚kanne Rusƒa. şu barona hakaret mi ettin? ˆyle bir şey yapsan bile. teyzeciğim. bilmiyor musun? Burada yaşıyorsun da bilmiyorsun! Neden bu tablo burada? Neden kontesin g‡zleri şaşı?‹ B‚t‚n bu sorulara metrdotel tatmin edici karşılıklar veremeyince bir hayli utandı. neden bilinmez. ƒamaşırları g‡t‚r‚n. bunları nerede dokuyorlardı? Metrdotel hepsini sorup ‡ğreneceğine s‡z verdi. †Bereket versin ki tahtakurusu yok. †‚stelik de onu kovdun! G‡rd‚ğ‚m kadarıyla. Metrdotelin yanıtlan ƒoğunlukla hoşuna gitmiyor ve ona yetersiz g‡r‚n‚yordu. B‚y‚kanne dikkatle inceledi.‹ †O da neden ‡yle?‹ †ˆnceki g‚n Berlin'den seƒkin bir Alman. selam verip ƒıktı. ‡yle rasgele aklına esen sorular y‡neltiyordu.‹ †Neden?‹ diye s‚rd‚rd‚ b‚y‚kanne.‹ †Ne yani. kuşt‚y‚ yatak ‡rt‚s‚n‚ kaldırın. O da hemen beni kovdu. Zaten b‚t‚n bunlar aşırı derece l‚ks. ƒocukların dersini bitirir bitirmez gelirsin. En sonunda. ne varmış bunda?‹ †O. Šstelik de. †Bu resim kimin?‹ Metrdotel. bunu bir terbiyesizlik.‹ †Ee. Kendi ƒarşaflarımı. metrdoteli soru yağmuruna tuttu: Yatak odasındaki halı kaƒ paraya mal olmuştu.‹ diye karşılık verdi general kendini beğenmiş bir teklifsizlik tonuyla.‹ †Hiƒ merak etmeyin. bunun muhtemelen bir kontesin resmi olduğunu s‡yl‚yordu. Zaten her t‚rl‚ anlamdan yoksun. Kendisini daha uzağa g‡t‚rd‚ler.ki bu dili iyi konuşamadığından ƒoğu zaman s‡ylediklerini ƒevirmek zorunda kalıyordum. saygısızlık olarak kabul etmiş ve gidip generale yakınmış. sık sık beni g‡rmeye gel emi. †İşte şahane bir cibinlik tavanlığı! Aƒın şunu. S‡zgelimi. b‡yle bir daireye ne gerek var. Ben de d‚nyanın en alƒakg‡n‚ll‚ ve en sakin haliyle: †Baronu d‚elloya davet etmek istiyordum‹ diye karşılık verdim. Alexis Ivanovitch olayı size tam olarak anlatmadı. İnsan yalnız başına sıkılır. azizim. Yastıkları kaldırın. bir baron geldi eşiyle. hadi git. hepsini aƒın. asıl o bana bastonunu kaldırdı. Alexis Iva-novitch.‹ †Sen buna nasıl katlanabildin?‹ diye bana sordu. d‚nya yıkılmaz ya!‹ †Yoo. ƒocuklarının ‡ğretmenine bu şekilde davranılmasma izin verdin‹ dedi ansızın generale d‡nerek sert bir sesle. bunda bir k‡t‚l‚k yok ki. gezintide ona. Berlin şivesini g‡zetmeden Almanca bir s‡z s‡yledim. hiƒbiriniz bir işe yaramazsınız. Aynı şey k‚ƒ‚k bir Saksonya heykelcikle yeniden meydana geldi: Yaşlı hanım bunu uzun uzun seyrettikten sonra. †Otelde kendi hesabıma kalıyorum. Sonra da metrdotele: †Sen. †ama. B‚t‚n ƒarşaflan. †Daha. elbette ki b‚y‚kannenin iltifatım anlamadan. B‚y‚kanne: †Ne eşek şeyler!‹ diye homurdandı ve b‚t‚n dikkatini karyolanın ‚zerine yoğunlaştırdı. †Bu Nuremberg'li patates surata dayanamıyorum!‹ Beriki. D‚n. yastıklarımı koyarlar. hayır! Tersine. ‚nl‚ aslının oldukƒa zayıf bir kopyası. General k‚ƒ‚k bir g‚l‚şle: 100 . †kendi işlerimi kendim y‚r‚tmesini bilirim. s‚m‚kl‚.‹ Yatağı aƒtılar.‹ †D‚nden beri generalin hizmetinde değilim artık‹ diye yanıt verdim. daha. †Nasıl. benim yaşamda. kılıfları.‹ Hepsinin altını ‚st‚ne getirdiler. alıp g‡t‚rmelerini buyurdu.

KUMARBAZ Œİzin verirseniz. onun da canı elbette bir şeyler g‹rmek isler. Sonra da gidip kayKUMARBAZ 101 nakları. onunla birlikte gitmenin zevkini ‹yle bir ballandıra ballandıra ‹vd‰ ki. Besbelli b‰y‰kanneyle birlikte gazinoya gitmekten Šekiniyorlar ve belki de utanıyorlardı: HiŠ kuşkusuz yaşlı hanım. Kestane ağaŠlı yoldan Ševresinde bir tur attığımız alana kadar gitlik. ŒNeden dinlenecekmişim.. sen de benimle gel. Bir general. b‰y‰kanne. adı ne demiştin sen Pascovia? Şu zirve'yı. tam bir haftadır yollarda s‰rt‰yoruz. Sen hep benim yanımda kalacaksın. hepsi sıkıntılı g‹r‰n‰yordu. hiŠ kuşkusuz kafasında bir d‰ş‰nce vardı. şu. sokakta. Gazinoya kadar yaklaşık beş y‰z metre vardı. Daha sonra da. daha terbiyeli davra-nırlar... ŒPekŽlŽ. Hem zaten b‰t‰n bu kafileyi peşimde taşımaya hiŠ de gerek yok! Her şeyi Alexis Iva-novitch'le g‹r‰r‰m. Beni sadece merdivenlerden indirip Šıkarmaları gerekecek.• dedi Paulinc sıkıntıyla. Bununla birlikte. sen ‹ne geŠip yol g‹ster!• General b‰y‰k bir ilgiyle ‰zerine titreyerek: ŒAman teyzeciğim. tam beş g‰nd‰r kımıldamadan durdum. b‰y‰kanne. Adamlara bir de avans ver. hem de bu kez herkesin iŠinde gene acayiplikler yapmaya kalkışacaktı. tamam değil mi?• ŒEvet. teyzeciğim. iyi.• Ama. ‰lkenizin onurunu korumaktan acizsiniz. hepsi bu. kiminle gidebilir ki? Yalnız başına sokakta bir adım atmaya bile cesaret edemez o. generale: ŒBunamıs zavallı• diye yineledi.• ŒHadi zirve olsun. zaten. Hadi bakalım. beni iterler. hatta Polapytch'in bile gazinonun iŠine girmesine izin vereceklerini sanmıyorum.. senden bir şey isteyen yok ki. doğruca gazinoya girdik.• ŒAma. Deş Grieux. bunu onlara anlat. General ansızın kaygılanarak: ŒOnu neden g‹t‰rmek istiyorsunuz. herkes y‰r‰y‰şe geŠti. Œİyi.• dedi.• Ben daha fazlasını işitemedim ama. gezintide bana şu baronu g‹ster: Şu "von Baron" ne menem şeymiş hele bir g‹reyim. kuzum? HiŠ yorgun değilim ki. teyzeciğim?• dedi. İki tane yeter. Hadi bakalım. senin pek bir şey bildiğin yok! Marthe. Benimle olmazsa.. Hepiniz korkaksınız.. koşulları sapta. Biraz heyecanlıya benziyordu. biraz dinlenmeden mi?• diye sordu. kaplıcaları g‹receğiz. onları anlatmanın Šok zor olduğunu s‹yledim. nasıl olur. Deş Grieux herkesin sefere katılmasında ayak di-• i'edi. aman sevsinler! Ben de general karışıyım. Adamları tut. b‰y‰kanne.102 . hah.• ŒBelki de benimle gelmekten utanıyorsundur? †yleyse kal burada. aŠıkŠa g‹r‰l‰yor. s‹yle de her zaman emrimde iki hamal bulundursunlar. ona eşlik etmek amacıyla atıldılar. d‰z yolda. Burada daha başka ne var?• ŒPek Šok şey var.• dedi oda hizmetŠisine.. ŒOlanaksız bir şey bu. Generalin g‹nl‰ biraz rahatlamıştı.. hatta belki de yeniden umuda bile kapılmıştır.• ŒSaŠma! Yani bu bir hizmetŠi olduğu iŠin dışarda mı bırakacaklar! Oysa o da canlı bir yaratık. g‹t‰r‰n beni! Potapytch. sen de Alexis Iva-novitch. s‰rekli birbirlerine bakıyorlardı. Ardından da sorular yağmaya başladı: Œ€ok rulet var mı? Kumar oynayan Šok kimse var mı? B‰t‰n g‰n kumar oynanıyor mu? Nasıl şey bu?• Ben de en iyisinin gidip hepsini kendi g‹zleriyle g‹rmesi olacağını. ‹yleyse beni hemen oraya g‹t‰rs‰nler! Alexis Ivanovitch. nerede kuzum şu rulet?• Ruletlerin gazino salonlarında bulunduğunu anlattım. Œd‰ellolar yapılabilir mi?• ŒNeden yapılmasın? Erkekler hep horozlar gibidir. ŒYalnız gitse. mal meydanda.. kimbilir ne saŠmalıklar yapar. d‹v‰ş‰rlerdi.

hararetli hararetli konuşuyorlardı. Mile Blanche g‰l‰yor. yaşlı kadının bitip t‰kenmek bilmeyen sayısız sorularına yanıt vermek zorundaydı. sakat. hiŠ de saygınlıktan yoksun değildi. zayıf. Deş Grieux kararlı bir halle konuşuyordu. İsviŠreli kapıcıyla uşaklar da oteldeki uşak takımıyla aynı candan yakınlığı g‹sterdiler. general gazinodan korkuyordu. Š‰nk‰ ayakta durunca insan daha az yer kaplar. o kadar ki. hay huyu ‹nleyemezler ama. ama. B‰y‰kanne onlara bir şeyler s‹ylemek iŠin sık sık arkasına d‹n‰yordu. general. Rulet masalarında ve otuz ve kırk masasının bulunduğu salonun ‹b‰r ucunda. Masanın Ševresinde sandalyeler bulunmasına karşın. ya da hatta beş dakikada bir masanın bir ucundan bir itiraz y‰kselirdi. B‰y‰kannenin rulet salonunda belirişi kalabalığın ‰zerinde derin bir etki yarattı.• Bu haber belki de Deş Grieux'ye inanılmaz gibi g‹r‰n‰yordu ama. kalabalık ‰ş‰şt‰ğ‰ zaman memnun olurlar. B‰y‰kanne ‹nce kendisine salonları gezdirmelerini buyurdu. S‹zgelimi: ŒDemin yanımızdan geŠen kimdi? Arabadaki şu kadın kim? Kent b‰y‰k m‰? BahŠe geniş mi? Bunlar ne ağaŠlan? Şu dağların adı ne? Buralarda kartal var mı? Ne garip Šatı bu b‹yle!• Yanımda y‰r‰yen B. her şeyi sorup ‹ğreniyordu. durumlarını zerre kadar bozmuyorlardı ve ancak b‰t‰n paralarını yitirdikten sonra yerlerinden kımıldayıp ayrılıyorlardı. mizaları b‰y‰k bir dikkatle g‹zlerler. ‰Š‰nc‰ sıralarda bulunanlar sıralarını bekleyerek. Elbette ki itişip kakışmayı. kır saŠlı bir kız olan Marthe'ın da başında başlık. Yolun ta ucunda prensle Alman g‹z‰me ilişti: Bizi ‹ne geŠirmişlerdi. yaşlı kadın sonunda ona ‹v‰c‰ s‹zler s‹yledi. ona ‹ğ‰tler verdiği aŠıkŠa belli oluyordu. polis Šağırılır. olay da o anda ka-104 KUMARBAZ KUMARBAZ . kumar salonuna ulaştık. Ama. b‰y‰kanneyle şakacı bir iki s‹zc‰k konuşuyordu. ‚Š‰nc‰ sırada mizaları yeşil Šuhaya ulaştırmak iŠin de aynı biŠimde paralanırlar. hemen koltuktan sonra y‰r‰yorlardı. y‰z elli. Š‰nk‰ bundan onlar kazanŠlı Šıkar. Kapalı kapının ‹n‰nde n‹bet tutan uşak. Deş Grieux ile general biraz geride kalmışlar. ilk sıradakilerin arkasına yığılırlar. sonra da para s‰rmek iŠin b‹ylesi daha rahattır. ‹zellikle de kalabalık yoğunlaştığı zaman. kırk yaşlarında al yanaklı. kimi zaman ilgisiz kalıyordu ama. teyzesini iyi tanırdı. sırtında alacalı basmadan entari. General bitkindi. aŠıkŠa g‹r‰l‰yordu ki. Ama'. oturan pek azdı. Astley bug‰nden Šok şey umduğunu fısıldadı bana. birŠok sıra halinde. hatta arada sırada. hemen iki kanadı birden ardına kadar aŠtı. Gazinonun g‰venliği zaten oldukŠa iyi d‰zenlenmişti. masanın Ševresinde oturan sekiz kru-piye. En sonunda. kimi zaman kumarbazların arasından ellerini kaydırıp paralarını ortaya s‰rerler.KUMARBAZ KUMARBAZ 103 Š‰nk‰ bizim kafile. Hasta. Aşırı durumlarda. €‰nk‰ orada sadece seyirci olarak kalmaya ve bir oyuncunun yerini bedavadan işgal etmeye izin verilmiyordu. iki y‰z kadar kumarbaz yığılıydı. Bununla birlikte bize merakla bakıyorlardı. oldukŠa acayip olmakla. Potapytch fraklı ve beyaz kravatlıydı ama. Bu • arada Deş Grieux ile Mile Blanche'ın birbirlerine g‹z kırpıp durduklarını fark ettim. bacaklarını kullanamayan bir kimsenin kaplıcalara gelmesinde şaşılacak hiŠbir şey yoktu. Gazinoya g‹rkemli bir giriş yaptık. †b‰r yandaki Pauline. sanki şaşırıp kalmış gibi. İkinci. b‰y‰kanne o uğursuz t‰mceyi s‹ylemişti bir kere: ŒSana para vermeyeceğim. Belki de arkadaşını cesaretlendirmeye Šalışıyordu. Šekingen bir neşe g‹steriyor. kendileri başka bir y‹ne gittiler. her zaman olduğu gibi. Masaya kadar sokulmayı başaranlar. Bu y‰zden her on. ayaklarında gıcırdayan oğlak derisi pabuŠlar vardı. başında kasket vardı. ‰stelik de yaşlı bir kadın neden rulete gidiyordu? Pauline'le Mile Blanche tekerlekli koltuğun iki yanında y‰r‰yorlardı. Potapytch'le Marthc arkada. Kimi zaman iltifat ediyordu. Ama. ‹deyen onlardır ve bir anlaşmazlık Šıktığı zaman bunu Š‹z‰mleyen de onlardır.

Eğer . bunlar altın ve banknot yığınları halinde ‹n‰nde duruyordu. Y‰z‰ sapsarıydı. b‰y‰k kumar oynayan. ya da bir başka kumarbaz fark etmiş olabilir. Garsonlar Ševresinde pervane gibi d‹n‰yorlar. elleri titriyordu. Bilmem nasıl oldu ama. B‰y‰kanne bir s‰re onu inceledi. AlŠak sesle bana Šabucak sorular y‹neltiyordu: ŒŞu adam kim? Bu kadın kim?• Masanın ucunda bulunan. bir tartışma Šıktığı zaman hırsız y‰ksek ve anlaşılır bir sesle bu paranın kendine ait olduğunu haykırır.105 panır. paralan avuŠ avuŠ alarak hiŠ hesaplamadan ortaya koyuyordu. binlerce frank s‰ren gencecik bir adam ‹zellikle ilgisini Šekti. Kazanan kimi kumarbazlar arada sırada parayı avuŠlarıyla ceplerinden Šıkararak hiŠ hesaplamadan onlara verirler. hiŠ g‹z‰n‰n yaşına bakmadan hemen kovarlar. B‰y‰kanne. bu insanın başına dert aŠar. Yetmiş beş yaşında. rulet hoşuna gitmişti. Oynamayıp da sadece bakan (‹zellikle aileleriyle gelmiş İngilizler) kalabalık bir ziyaretŠi topluluğu kumarbazların arkasından b‰y‰kanneyi seyretmek amacıyla masaya doğru ‰ş‰şt‰ler. daha geniş bir yeri olması ve halkın kendisini sıkıştırmaması iŠin yanındakileri uzaklaştırıyorlardı. hiŠ kuşkusuz ona ‹ğ‰t veriyor ve oyununu y‹netiyordu: B‰t‰n bunlar elbette ki bir bahşiş koparmak iŠindi. ‹yle ki onları hiŠ kimse tanıyamaz. B‰t‰n bunlar elbette ki para pek ‹nemli miktarda değilse y‰r‰r. herkesin g‹zleri ‹n‰nde bir başkasının kazancına el koyup bunu cebe indirmek işten bile değildir. Krupiyeler umuda kapıldılar: Bu kadar garip bir kumarbaz kadın elbette ki olağan‰st‰ bir şeyler vaat ediyordu.. Mile Blanche da seyircilere katıldılar.. Bunlar ‹zellikle k‰Š‰k hırsızlarla. B‰t‰n bunlar elbette ki y‰kl‰ bir bahşiş umuduyla yapılıyordu. ‹n‰ndeki altın yığını kabardıkŠa kabarıyordu.miktar pek y‰ksek değilse. kumara başlamak yeterlidir. GenŠ adam yanımızdakilerin fısıldaştıklarına g‹re yaklaşık kırk bin frank kazanmıştı. G‰venlik g‹revlileri sivil olarak salonda. saygılı bir halle her an kulağına bir şeyler s‹yl‰yordu. GenŠ adamın yanına bir Polonyalı yerleşmişti bile. yerinde duramıyordu. GerŠekten de. Ama. General. birinci krupiyenin yanında Šabucak ona bir yer aŠtılar ve kalabalığa karşın koltuğunu oraya s‰rd‰ler. ‹nce Ševresindeki oyuncuları seyretti. Eğer darbe ustaca indirildiy-se. saklanıp gizlenmeden. h‰nerlerinin uygulanması ‹zellikle pek kolay olan rulette Šok rastlanan profesyonel hırsızları g‹zetlerler. Oysa burada sadece rulete yaklaşmak. Šoğu zaman parayı alıkoymayı başarır. Potapytch'le Marthe bir kenarda. Sonra da ansızın. En sonunda oyunu daha yakından g‹rmek istedi. Ben de ne yapıp edip masanın yanına s‰z‰ld‰m ve b‰y‰kannenin yanına yerleştim. tanıklar da kararsızlıkla duraksıyorsa. ya da kilitleri kırmak gerekir. Bir hırsız kovulduğu zaman pek seviniyordu. Bu ‹yle her g‰n rastlanan bir olay değildi. eğer hırsızın kimliği ortaya Šıkarılırsa. B‰y‰kanne b‰t‰n bunları uzaktan. başarı sağlanamadığı zaman da. ona bir koltuk getiriyorlar. ‹zellikle de bilye d‹nd‰ğ‰ zaman. Otuz ve kırk onun pek merakını Šekmedi. kumarda kazananlara ve b‰t‰n yabancılara hizmetlerini sunan kumarda iflas etmiş Polonyalılar) masanın ortasına doğru. cepleri karıştırmak. yoksa b‰y‰k bir parayı krupiyeler. sakat bir kadın kumar oynamak istiyordu. Deş Grieux. hırsız. garsonlarla yaltaklanan birkaŠ kişi (Šoğu zaman. gelişig‰zel. kalabalığın iŠinde kaldılar. g‹zleri parlıyor. Ansızın telaşlanarak dirseğimi d‰rtt‰ ve: ŒS‹yle ona da bıraksın artık• dedi. Ama. doymak bilmeyen bir aŠg‹zl‰l‰kle seyretti. kumarbaz ona hemen hemen hiŠ aldırış etmiyordu. rasgele para koyuyor ve durmadan ‹n‰ndeki altın yığınını kabartıyordu. her yerde. Besbelli aklını kaŠırrnıştı. paranın gerŠek sahibi kimi zaman kavgayı s‰rd‰rmekten kendiliğinden vazgeŠer ve bir rezalet korkusuyla Šekilir. halk arasındadır. Pauline. bununla birlikle de durmadan kazanıyordu. Œ€abucak parasını106 KUMARBAZ KUMARBAZ 107 .

biliyor musun?‹ †Bir Fransız. sıfır az ‡nce ƒıktı‹ dedim. †onun iƒin uzun zaman ƒıkmaz artık. Ne sersem şey!‹ Ve b‚y‚kanne hemen başka bir yana d‡nd‚. acele etmeden. solda.. uƒuşundan bellidir! Keskin penƒeleri olduğu g‡r‚l‚yor. banko hiƒbir şey ‡demez. Kendisine doğru eğildim ve buyurgan bir sesle. en sonunda numaralar sisteminin kimi ayrıntılarını aƒıkladım. yeni sorular y‡neltiyor ve ‡ğreniyordu. doğrusu! Ve ben bir şey almıyorum!‹ †Hayır. B‚y‚kanne uzun bir s‚re onu inceledi. sıfır bankonun k•rı. Eğer bilye sıfırın ‚zerine d‚şerse. yanında bir ƒeşit c‚ce bulunan genƒ bir hanım g‡r‚n‚yordu. bunu hemen sıfırın ‚st‚ne koy. Yitirecek.‹ Ortaya konan paranın sayısız bileşimlerinin anlamını elimden geldiğince b‚y‚kanneye anlattım: Kırınızı ve kara.• leyin. Onu tanıyor ve kendisine hemen bir koltuk getiriyorlardı. B‚y‚k paraları tehlikeye atıyordu.‹ †Ne saƒma şeyler! P…tapytch! Potapytch! Dur bakayım. yoksa ilgi uyandırmak iƒin mi getirmişti? Bu genƒ kadını daha ‡nce de fark etmiştim. bilmiyorum: Kadının bir akrabası mıydı. aklında tutuyor. †Potapytch nerede. koy şunu!‹108 KUMARBAZ KUMARBAZ 109 . hatta y‚ksek sesle değil de. her g‚n. Yaşlı hanım beni dikkatle dinliyor. bu kadın yitirmeyecek! Bu kadın yitirmeyecek! Kim. size koyduğunuzun otuz beş katını veriyorlar..‹ †Nasıl. B‚y‚kanne pek sevindi. iki bin. Kadın cebinden birkaƒ altınla binlik birkaƒ banknot ƒıkardı.‹ †Aa. İşte.. ƒ‚nk‚ hesaplarını engelliyordu.‹ †B‚y‚kanne. sık sık ƒıkar mı bu? ˆyleyse neden bu sersemler sıfıra para koymuyorlar?‹ †•‚nk‚ otuz altı karşı şans var da ondan. ݃im alt‚st oldu. ‚ƒ bin frank kazanıyordu. eğer daha ‡nce sıfırın ‚zerine para koydunuz da ƒıktıysa. Ve masanın ‚zerindekilerin hepsini neden topladı? O yığınla parayı kendine aldı! Ne demek oluyor bu?‹ †B‚y‚kanne. Her g‚n bir saat s‚resince oynuyordu.‹ diyordu habire b‡ğr‚m‚ dirsekleyerek. †Potapytch nerede? Ona Potapytch'i g‡ndersinler! Canım. b‡yle s‚rerse bizi ƒıkaracaklarını da ekledim. b‡ylelikle de ders daha kolay akılda kalıyordu. s‡ylesene şuna. olur şey değil. Aşın tehlikeye atılıyorsunuz: Biraz bek. tek ve ƒift.. ayrım g‡zetmeden. Her turun ne anlama geldiğini ve nasıl para s‚r‚leceğini anlat bakayım şimdi bana. daha fazla değil. bankoya aittir.toplasın ve sıvışsın. †Peki. yavaşƒa. tam ikide gidiyordu. ‡deşmek iƒin bir tur daha yapılır ama. otuz beş katını mı! Peki. †Bak s‡yleyeyim. Gerƒeği s‡ylemek gerekirse.‹ †Hayır. kumarbazlar arasında. †Al. ona bakamıyorum. iƒinden bir frederik aldı. burada b‡yle bağırmanın uygun olmadığını. bunları kazanır kazanmaz da hemen oyundan kalkıyordu. †Ya! Kuş. besbelli o biƒimlerden biri‹ diye fısıldadım kulağına. bir saniye iƒinde hepsini yitirecek‹ diye kaygılandı adeta heyecandan boğularak. Orada. şansların belirli bir anda toplanmasını sağlayan sistemi keşfetmeye ƒalışıyordu. soğukkanlılıkla ortaya para s‚rmeye başladı. heyecanlanmadan. eksik ve pas. hani kıvırcık saƒlı krupiye sıfır diye bağırdı. yanımda para var. †•ok yazık! Bu adam mahvoldu! Hiƒ kuşkusuz b‡yle olmasını istiyor. işte!‹ Cebinden şişkin bir kese ƒıkardı. sıfır ne anlama geliyor? Şuradaki. kuzum? •ıkın! •ıkın!‹ diye genƒ adama bağırmaya başladı. ‡ğleden sonra saat birde gazinoya geliyor. b‚y‚kanne. Ona her para s‚rme sisteminden oracıkta bir ‡rnek g‡sterilebilirdi. saƒmalıyorsun. masanın ‚zerindekilerin hepsi. Bu c‚ce kimdi. sadece alƒak sesle konuşmaya izin verildiğini s‡yledim. Her g‚n en fazla bin. bir yandan da bir k•ğıdın ‚zerine numaralan yazıyor.

hiƒ ƒıkmıyor bu sıfır! Alexis İvanovitch iki altın birden koy! O kadar az para koyuyorsun ki. †Ben sana s‡ylemiştim. Ne? Vitirdin mi? Gene koy!‹ İkinci frederiki de yitirdik. bin kez de koysanız.†ˆz‚r dilerim ama. saƒma. bir de k•ğıda sarılmamış yirmi frederik saydılar. yapacak bir şey yok. B‚y‚kanne yerinde duramıyordu. yoğunuzu burada bırakacaksınız!‹ †Saƒma. †Eh. d‡nen tablanın b‡lmeleri arasında zıplayan bilyeyi parlak g‡zleriyle yiyecek gibi bakıyordu. Bu kez ona hiƒ karşı ƒıkmadım ve omuzlarımı sil-kerek gene on iki frederik koydum. Potapytch!‹ †Daha sonra. hadi bakalım!‹ diye kızdı b‚y‚kanne. Hanımefendi‹ diye yanıtladı terbiyeli terbiyeli. nerede bunlar. Ben de bir k‚rekle hepsini b‚y‚kannenin ‡n‚ne ƒektim. İşte ben de onları koydum.‹ 110 KUMARBAZ †Oyun başladı!‹ diye bağırdı krupiye.‹ †O da ne demek ‡yle? Doğru mu bu?‹ Sol yanında oturan ve bilyeyi atmaya hazırlanan krupiyeyi dirseğiyle iterek: †M‚s‚! M‚s‚!‹ dedi. †Po-lapytch kapıda.‹ †B‚y‚kanne!‹ †Koy dedim. kuzum? Ya b‚t‚n bizimkiler. b‚y‚kanne?‹ †Sıfırın ‚st‚ne! Sıfırın ‚st‚ne! Gene sıfırın ‚st‚ne! Olabildiğince ƒok koy! Topu* topu kaƒ paramız var? Yetmiş frederik mi? Cimrilik etmenin yaran yok. b‚y‚kanne! Kimi zaman tam iki y‚z tur geƒer de gene ƒıkmaz! Yalvarırım size. †ƒabuk. elli frederiklik ağır bir deste attılar. sıfır ƒıksa hiƒbir şey kazanamayacağız. koy! Senin paran değil ya. Yitirmiştik! †Hadi gene! Gene! Koy gene!‹ diye haykırıyordu b‚y‚kanne. †şu lanet olasıca sıfır yakında ƒıkacak mı. Marthe. †Tanrım. onunla. Šƒ‚nc‚ frederiki de yitirdik. ƒekiƒ indi! Ne yaptığımı biliyorum ben‹ diyen b‚y‚kanne sinirden tirtir titriyordu. baylar! Oyun başlıyor. iki koyalım. †Pek•l•. †Kurallar/ sıfır ‚zerine on iki frederikten fazlasının konmasını yasaklıyor. Krupiye de: †Evet. b‚y‚kanne. bak g‡rd‚n m‚!‹ dedi b‚y‚kanne hızla bana doğru d‡nerek.‹ İki frederik koydum. †İyi ama. koy!‹ diye ƒırpındı b‚y‚kanne. Bakın. Son-'ra da bilgi vermek amacıyla: †Kişisel hiƒbir miza da d‡rt bin florini aşmamalıdır. koyu mavi k•ğıdın iƒine sarılı. b‚y‚kanne. zaman yitirme‹ dedi. †Sıfır kaƒ tane? On iki? On iki?‹ Ben atılıp hemen aceleyle soruyu Fransızca anlattım. baylar!‹ diye bağıran krupiye para koymaya davet ederek bilyeyi atmaya hazırlandı. bir t‚rl‚ rahat duramıyordu. alın!‹ B‚y‚kanneye. bir ƒırpıda yirmi tane koy!‹ †Makul olun. B‚y‚kanne kendinden geƒerek kolumu sıkıyordu ve ansızın tok! †Sıfır!‹ diye bildirdi krupiye. nereye. kural b‡yle‹ diye ekledi. †Oyun başlıyor. ƒok g‡r‚lm‚şt‚r bu. B‚t‚n kabahat şu kıvırcık saƒlı krupiye d‚zenbazında. belki akşama kadar ƒıkmaz. kendinden geƒip b‡ğr‚me şiddetli dirsekler vurarak. kurttan korkan ormana gitmez. ƒıkmayacak mı? Eğer sıfır ƒıkıncaya kadar buradan Kalkarsam ‡leyim daha iyi. saƒma b‚t‚n bunlar.†-fır yerine otuz altı'yı bildirince yumruğuyla masaya vurdu. onu buraya geƒirmezler. B‚y‚kanne kendinden geƒmişti. varınızı. †G‡rd‚n m‚. ‡yleyse. ben sana s‡ylemiştim! İki altın koymayı bana Tanrı esinlendirdi! Şimdi ne kadar alacağım? Neden parayı ‡demiyorlar? Potapytch. ƒabuk koy paraları! İşte. paranızı ‡d‚yorlar. hatta krupiye beklenen . Bilye tablanın ‚zerinde uzun zaman yuvarlandı ve en sonunda b‡lmelerin ‚st‚nden zıplamaya başladı. B‚y‚kanne . Sehpa uzun zaman d‡nd‚. on. Tabla d‡nd‚ ve on ‚ƒ ƒıktı. birazdan‹ diye fısıldadım. nereye gittiler? Potapytch. geƒ kaldık! Hemen başlayacaklar! Koy. damgalı. bir ‚ƒ‚nc‚s‚n‚ koyduk.‹ †Saƒma.

B‚y‚kannenin davranışı ne kadar garip olursa olsun. eli ayağı titremiyordu. Bu kadarı yeter! Hadi gidelim! Koltuğumu itin.‹ ON BİRİNCİ BˆLŠM Koltuğu salonun ‡b‚r ucundaki kapıya doğru s‚rd‚ler. •‚nk‚ her şeyle b‚t‚n bağlarını koparmış bir kolej ‡ğrencisi gibi mutluydu ve kumarda kaƒınılmaz olarak yolunacaktı. B‚t‚n dikkati bir tek noktada toplanmıştı. b‡ylece hepsi sekiz bin florin olmuştu. Ama.Kırınızı!‹ diye bağırdı krupiye. Astley bir kenarda arkadaşlarından iki İngilizle on-116 KUMARBAZ KUMARBAZ 117 de hoşa gitmeye uğraşmasını bilen kibirli Pauline'in tam tersine. ƒıkan numaralan ‡zenle bir k•ğıda yazmış olan kumarbazlardan biri daha bir g‚n ‡nce. †. bu aynı sıfır'ın yirmi d‡rt saatte sadece bir kez ƒıktığını y‚ksek sesle belirtmişti. B‚y‚kanne utkulu ve saldırgan bir halle bana doğru d‡nerek: †Bak. general de b‡ylesine garip bir kadının akrabalığıyla kendini halk iƒinde lekelemekten artık korkmuyordu. Pek •ok kimse. Ben de ‡nceki g‚n sıfır'm ‚st ‚ste ‚ƒ kez ƒıktığını g‡rm‚şt‚m ve bu fırsatla. iƒten iƒe titriyordu. Kuruşu kuruşuna tam d‡rt y‚z yirmi frederik. †Toplam on iki! Hepsini ver bana. Sehpa d‡nmeye başladı. bir seferde sadece d‡rt bin florin koKUMARBAZ 111 nabileceğini s‡ylemişti. kişiliği (inatƒı. geri kalanını gene kırmızının ‚zerine koy!‹ diye buyurdu b‚y‚kanne. bacaklarım titriyordu. on oyunda sıfır'ın ‚ƒ kez ƒıkması ƒok enderdi ama. †Sıfır!‹ diye bağırdı krupiye. banknotları topla. †D‡rt binini burada bana bırak. şuhluğunun b‚t‚n ƒekiciliklerini kullanacaktı. bu kez b‚y‚kanne artık Potapytch'i ƒağırmadı. Zaten o da. d‡rt bin florini de banknot olarak ‡dediler. Y‚z‚nde kazanacağının mutlak inancı. başarısı pek ƒok şeyi ‡rt‚yordu. B. Yirmi frederiki altın olarak. Olay yorumlanıyordu. Ben bir kumarbazdım: Bunu tam o anda kesinlikle hissettim. bunda ‡zellikle şaşılacak hiƒbir şey yoktu. †. Kollarım. şakaklarım zonkluyor-du. Altınları kesemin iƒine d‡k. tıpkı bir ƒocuğu eğlendirirken yapıldığı gibi. onu daha yakından g‡rebilmek iƒin yanından geƒiyordu. aƒıktan aƒığa heyecanlanmıştı. B‚y‚kanne sevinƒten uƒuyordu.g‡zleriyle izlerken tirtir titriyordu. yani d‡rt bin florin ve yirmi frederik. al da şu d‡rt bini kırmızının ‚zerine koy!‹ diye karar verdi. onu kutlamak iƒin hemen ƒevresine ‚ş‚şt‚ler. B‚t‚n bizimkiler. B‚y‚kanneye parasını en b‚y‚k kazancı gerƒekleştiren kimseye g‡sterilmesi gereken ‡zel saygı ve ‡zenle verdiler. †Acaba sıfırın ƒıkacağına gerƒekten inanıyor mu?‹ diye geƒiriyordum aklımdan. Elbette ki. otoriter ve buııamış bir ihtiyar kadın) karşılarında b‡yle bir belirlilikte ortaya ƒıktığı şu anda belki de her şey yitirilmişti. şimdi.Kırının!‹ diye yeniden bildirdi krupiye. Bilye bir b‡lmeye zıpladı. Alƒakg‡n‚ll‚ bir g‚l‚msemeyle ve teklifsiz bir neşeyle b‚y‚kanneyi kutladı. değil mi? Hadi bakayım. Ama. kafasında ƒok başka şeyler vardı! Artık ƒırpınmıyordu. herkes b‚y‚kanneyi birbirine g‡steriyordu. b‚t‚n ‡b‚r seyirciler gibi. Bir kez daha d‡rt bin florini tehlikeye attım. Tanrım! diye . Onu kararından d‡nd‚rmeye ƒalışmak yararsızdı. b‚y‚kanne rulette b‡yle başarıları gerƒekleştirdiği şu sırada. Ama. deyim yerindeyse. Hayretle ona bakarak:. sanki bir tek hedefi amaƒlıyormuş gibi: †Alexis Ivanovitch. az sonra: Sıfır! diye bağırıldığını işiteceğinin kesin umudu parlıyordu. g‡rd‚n m‚!‹ dedi. Yeniden d‡rt bin florin daha kazanmıştı.

kahkahalarla g‚lerdim. b‚t‚n ‡mr‚mce onun yanında kalmak. tasarısız. Astley'in kendisine verin. vb.. bana y‚reğini aƒmıştı ama. †Pauline Alexandrovna. ne eder? Altı bin filan mı?‹ Ben de ona yedi binden fazla ettiğini. bir iki demeden. Pauline beni heyecanlandırıyor. bu delilik gerƒekleşcmeyecekse. ya b‚t‚n s‡yledikleriyle alay ediyordu. bile vermeyeceğim!‹ demekten kendini alamamıştı'. b‚t‚n hu gizemli ve gergin durumun son perdesinin yaklaştığını seziyordum. beni g‡zctliyormuşa benziyordu.. pırıltısında kalmak. †Ne zafer!‹ dedi. Ben hayretle: †B.‹ †Daha yavaş!‹ diye tembih etli. Kimi zaman.diye yineledim.. tehlikeli!. onların koridorunda aniden bir şey hissettim. Onun b‚t‚n gizlerini ‡ğrenmek isterdim. rica ederim. Beni bekliyor. †hemen elden onu B. bu oyunun gizli nedenlerini ve gizlerini bilmiyordum. bir de altın paralar var! Hepsi birden yaklaşık on ‚ƒ bin florin ediyor. †Evet ya. . sana zırnık. bunu kendi kendine s‡z vermişti. harikulade bir şey bu!‹ diye ekledi Mile Blanche b‚y‚leyici bir g‚l‚msemeyle. Deş Grieux kutlama ve g‚l‚c‚kler saƒıyordu. sizdiniz! Sanki sizden bir akım yayılmış gibi!‹ Pauline kaygılı ve d‚ş‚nceli bir halle: †Şu mektubu alın‹ dedi. b‚t‚n istediğim. bu iƒ d‡kmelerden sonra. adeta elinde olmadan. gelip geƒen herkesi dilenci sanıp eline bir şeyler sıkıştırırken bile generale: †Ama.d‚ş‚n‚yordum (Tanrı beni bağışlasın. ya da her şeyi karıştırıyor ve her şeyi bile bile yanlış bir ışık altına tutuyordu! Oh! Pe'k ƒok şeyi benden saklıyordu! Her ne olursa olsun. Astley'e mi?‹ . kendimi sadece pek yakındaki sonucun g‚l‚nƒ ilginƒliğine bırakır. gerƒekten de. bununla birlikte itiraf edeyim ki. G‡sterişli iki hanım azametli bir hayretle ona bakıyordu. B‚y‚kanneden ayrılıp şatafatlı merdivenden en ‚st kattaki k‚ƒ‚k odama ƒıkarken b‚t‚n bu d‚ş‚nceler kafamda kaynaşıyordu. g‡z‚m‚n ‡n‚ndeki akt‡rleri birbirine bağlayan en sağlam ipleri ‡nceden talimin edebilmeme karşın. o da b‚t‚n bunlarla ilgiliydi biliyorum ama. B‚t‚n bunlar beni son derece ilgilendiriyordu.. ƒoğu zaman ve halta hemen hemen. onu hemen hemen hiƒ dert edinmiyordum. onun ay-jlasında. bu tehlikeliydi. Demek oluyor ki.onsuza dek. Yanıt beklenmeyecek.. maskeler d‚şecekti. kaşla g‡z arasında on iki bin florin kazandım! On iki bin ne demek. ‚lkemden pek uzaklardaydım. acayip bir şeymiş gibi. hiƒ umursamıyordum! Pauline'i d‚ş‚nmesem. Eli-izi ƒabuk tutun. k‡t‚ bir sevinƒle!) Tanrım! Demin b‚y‚kannenin tehlikeye attığı her frederik altını generalin y‚reğini deliyordu. bana hemen yaklaşmamı işaret etti. o zaman neyi istemeli? Neyi istediğimi biliyor muyum ben? •ılgın gibiyim.‹ S‡zlerini tamamlamadı.. geƒim olanaklarından yoksun. beni d‚ş‚nd‚ren hiƒ de bu değil. Garip bir ruh hali benimki de: Cebimde olsun ‡ls‚n sadece yirmi frederik. bu fikirde kesin kararlıydı. onun yazgısı kararlaştırılacak bunu ƒok iyi hissediyorum. bunda direniyor. Pauline g‡zden kaybolmuştu bile. Deş Grieux'y‚ kudurtuyor. yoksa. Ama.. Ama. Benim yazgıma gelince. umutsuz. her zaman. D‡nd‚m ve yirmi adım ‡tede. Hanımefehdiciğim. hatta g‚ncel kurla belki de sekiz bin bile ettiğini bildirdim. Pauline hiƒbir zaman bana tam bir g‚ven g‡stermemişti. O. . kuşkusuz ne dediğimi iyi işit-emişti. bana gelip de: †Seni sevdiğimi pek•l• biliyorsun‹ demesini isterdim. Başka hiƒbir şey biliniyorum! On-jdan uzaklaşabilir miyim? Šƒ‚nc‚ katta. işsiz g‚ƒs‚z. Bir darbe daha ve her şey bitecek. †Aman. †D‚ş‚n‚n ki‹ dedim alƒak sesle.. Rubleye ƒevirirsek. †bir saniye ‡nce sanki b‡ğr‚me bir darbe inmiş gibi geldi bana: D‡nd‚m. dolu kaşığın burnunun ucundan geƒtiğini g‡ren Mile de Cominges'i ƒılgına d‡nd‚r‚yordu! Bir başka olgu: Kazanmış olmanın sevinciyle b‚y‚kanne herkese para dağıtırken.112 KUMARBAZ dan s‡z ediyordu.. koridora ƒıkan Pauline'i g‡rd‚m. . Ama.

Sana gelince. Rus prensleri ‡yle c‡merttir ki. alın hadi!‹ Polapytch'le Marthe ellerini ‡pmek iƒin atıldılar. havı d‡k‚lm‚ş redingotlu. her birinize beşer altın. †Alın.. değil mi? Ona da elbise alacak bir şeyler vereceğim.‹ Bize bakarak.‹ diye yalvar yakar dileniyordu koltuğun hemen yanı başında yıpranmış. hen‚z şansını denemedin mi?‹ †Hen‚z denemedim. sırtı kamburlaşmış biri geƒiyordu yoldan. hepiniz cini k‡pek heykelcikleri gibi kakılıp duruyorsunuz! Potapytch.‹ †Ver! Ver! Bir florin ver ona!‹ Adama yaklaşıp parayı uzattım. hiƒ sesini ƒıkarmadan parayı aldı. g‡rd‚m.. sırtında lacivert. s‚rekli felaket.†Sekiz bin mi. b‚y‚kanne. artık yeter. Prascovia!‹ †Teşekk‚r ederim. Deş Grieux kaşlarını ƒattı. bıyıklı. nasıl yaptınız bunu b‡yle? Sekiz bin ruble!‹ diye haykırdı Marthe yaltaklanarak. yola ulaştığımız zaman b‚y‚k bir rahatlama duydu.‹ †Pek fazla değil. Marthe. Yaşlı bir askere benziyordu. Mile. Alexis Ivanovitch. bir dilenci daha!‹ diye haykırdı F. Fedossia! Kulaklarına inanamayacak!‹ dedi b‚y‚kanne ansızın ƒocukların dadısını anımsayarak. Şaşkın şaşkın suratıma baktı ama.' †Hamalların her birine birer frederik verilsin.‹ †Hiƒ kuşkusuz deneyeceğim. g‡rd‚n‚z m‚?‹ †Ah. Beriki allak bullak olmuş g‡r‚nd‚ ama. †T‚h. bir ƒeşit uzun pelerin. Alexis Ivanovitch. †Ya Fedossia. azizim. sustu. der Teııfel!‹ (1) diye bağırdı buna bir dizi de k‚f‚r‚ ekleyerek. haşarının biridir. korkutucu bir halle y‚z‚me baktı: †Was ist's. g‡t‚r‚n beni! Prascovia‹ dedi Pauline Alexan-drovna'ya. aşağılık bir g‚l‚msemeyle kasketini kalkık tutan birisi. Ona bir florini uzatınca geriye doğru ƒekildi.. bit dilenci. b‚y‚kanne.. sakın d‚şlere kapılma. Alexis Ivanovitch.‹ Bu kez ak saƒlı. ona iki tane ver. sana elli frederik borƒ veririm.. Hayır. Hanımefendi. bir bacağı tahtadan. †Ver şuna da bir frederik. daha sonra. Allah kahretsin. †yarın sana bir elbise alacağım. †Ona bir elbise alacak bir şeyler vermeli. şu adama da bir florin ver. Şarap kokuyordu.‹ †Ve hiƒ korkmadan sıfırın ‚zerine koy. b‚y‚kanne. elinde kocaman bir sopayla yaşlı bir adam bize doğru geliyordu.‹ †Sayın prenses..‹ †G‡zlerin parlıyordu... şu dilenciye bir şey ver. ya ‡teki? Beni kutlamak iƒin mi bunlar? Onlara da birer frederik ve-river. †Alexis Ivanovitch. General biraz sıkılmıştı.‹ dedi Mile Blanche derin bir reverans yapıp Deş Grieux'den ve generalden yana alaycı bir g‚l‚msemeyle. Eğer istersen.. Hey. .. bakayım. Ne oluyor bu garsona da b‡yle kandilli temennalar yapıyor yere kapanırcasına. 8114 KUMARBAZ KUMARBAZ 115 b‚y‚kanne. sana zırnık bile vermeyeceğim!‹ dedi sert bir sesle generale.. Hadi al bakayım şu desteyi. Bak g‡receksin! Ne kadar paran var?‹ †Yirmi frederik. benim iyi y‚rekli hanımcığım. Her birine bir frederik ver. †Bir dilenci. korkunƒ bir ihtiyar bu!‹ diye fısıldadı generale dişlerinin arasından. yoksa bunun sonunu d‚nyada alamayız.. Mile Blanche. †Belki bir dilenci değil. tamam. alacalı yelekli. neydi onun KUMARBAZ 113 adı canım. †Ya sen Alexis Ivanovitch. yırtık pırtık giyinmiş. Kaldırın beni. şaka mı ediyorsun! Nedir o' ‡yle. Bunu ona ƒevir. b‚y‚kanne ama. zavallı yoksul bir s‚rg‚n.

†Sizin ne ‚st‚n‚ze vazife. Tanrı da sizi korudu! H•l• elim ayağım tirtir titriyor. hazırlan. hen‚z b‚t‚n umudu yitirmemeliydiler. En sonunda kızgın. yaşlı hanımın daha sonraki ruletteki başarılarını gerƒek bir şaşkınlıkla izliyorlardı. gerƒekte ƒok iyi bir ƒocuk o. "Tanrım.‹ †Gene mi oynamak istiyorsunuz. eh işte. Hep sizin iƒin dua ediyordum. ‡yle sanıyorum ki B. yoktu. kazancıyla ‡v‚nd‚. (1) Almanca: †Hay şeytan! Nedir bu b‡yle?‹ †Hep g‡z‚m sizdeydi. ona ‚ƒ frederik verip kendisine yemek getirmesini buyurdu.‹ Otele d‡nd‚ğ‚m‚zde. kaplıcalara da gitmem gerek. hem general e“i olacaktı. kurdukları b‚t‚n tasarı ve kararları ‡yle bir sıfıra indirmişti ki. bir rastlantı sonucu. durdu. . h•l• tirtir titriyorum!‹ †Alexis Ivanovitch. Astley nerede?‹ diye sordu bana. Korkunƒtu!‹ †. Ama. hanımcığım. sevgili hanımcığım‹ diyordu Marthe. y‚reğim duruyordu adeta. ƒ‚nk‚ b‚y‚kanne her ne kadar generale zırnık bile vermeyeceğini iki kez bildirdiyse de. her şeyi yitirirsiniz. orada yoktu. kimbilir. tıpkı kuru bir yaprak gibi titriyordum. daha ilk etkiden bile kurtulamamışlardı (‡zellikle de general). ne boyun eğmesini. benim param! İyi ama. Potapytch?" diyordum. "Ulu Tanrım. B‚t‚n bizimkilerin ne olacağını ve işlerinin hangi şekle gireceğini g‡z‚m‚n ‡n‚ne getirmeye ƒalışıyordum. Hanımefendi!‹ dedi. ben hemen B. belli olmaz ki. kadınlı erkekli İngiliz atlılarının arasında onu g‡rd‚m. sonra biraz dinlenip gene oraya d‡neceğim. O zamana kadar. sonra Fedossia' yi ƒağırttı.up ƒ‚r‚yorsunuz diye.‹ B‚y‚kannenin yanından sersemlemiş gibi ayrıldım. †Ne sanıyordun ya? Siz burada dur. b‚y‚kanne. benim de sizi seyretmem mi gerekiyor yani?‹ Deş Grieux yaklaşarak: †Ama.. sadece beyefendiler! "B‚t‚n bu beyefendiler nereden geliyor ki. ‡zellikle de sizin oyununuzla. †şanslar d‡nebilir. sevgili hanımcığım. Eminim ki bu işlerle pek ilgili olan Mile Blanche da (nasıl olmasın. Unutabilirdin. †Gazinoda kaldı.Mutlaka yitirirsiniz‹ dedi yayvan yayvan Mile Blanche. B. Her saat beklenen ve ‡l‚m‚n‚ (dolayısıyla vasiyetnamesinin aƒılışını) bildiren telgraf yerine b‚y‚kannenin ƒıkagelmesi. demek ki mektuplaşıyorlar! Elbette ki.Ve ƒepeƒevre beyefendiler. Birbirimize bir g‡z atmaya bile vakit bulamadık. yanma ƒağırdı. Ona işaret ettim. †Beni daha uzağa g‡t‚r‚n! Aƒlıktan ‡l‚yorum! Hemen yemek yiyeceğim.. b‚y‚kanne?‹ diye haykırdım. muhakkak ki vazgeƒmiyordu. Aƒıkƒa g‡r‚yordum ki. ˆnce oteline gittim. kuzum?" diyordum. Fedossia'yla Marthe b‚t‚n yemek boyunca sevinƒ ƒığlıkları kopardılar. Bununla birlikte. Astley bile bile atını hızlandırdı.†Ne sersem şey!‹ diye haykıran b‚y‚kanne eliyle ona hor g‡ren bir işaret yaptı. kuzum? Yitireceğim sizin paranız değil. ona yardım eder inşallah!" diye d‚ş‚n‚yordum. ben de mektubu verdim. ona yardım et!" diyordum hep. Astley'i aramaya koştum. Masanın ‚zerinde ne kadar da ƒok para vardı! Ey cennetin melekleri! Ben ‡mr‚mde o kadar ƒok parayı bir arada g‡rmemiştim! . yemekten sonra. hem de g‚zel bir miras elde edecekti!) umudunu yitirmeyecekti ve b‚y‚kanneyi etkilemek iƒin.‹ †Yazık. Saat d‡rde doğru gene oraya gideceğiz. hemen hemen ‚zg‚n otele d‡nerken. hoşƒakal ve şu doktor haytalarından birini bana g‡ndermeyi unutma sakın. b‚y‚kanne merdivende metrdotele rastlayınca. sonra gazinoya koşup b‚t‚n salonları dolaştım. Generalin b‚t‚n işlerine karışan Deş Grieux. †ve Potapytch'e: "Bizim hanım ne yapmak istiyor. bir tek k‡t‚ şans. ner 118 KUMARBAZ Şu işe bakın hele siz. bu ikinci olgu belki de birincisinden daha da ‡nemliydi.

Suratımdan d‚şen bin parƒaydı. Mile Blanche yalnızdı. ihtiyar yitirecek. ƒocuklarımın geleceği ne olur! (general. son derece garip.. benim halim ne olur! (k‚ƒ‚mseyerek başım ƒeviren Mile Blanche'a baktı).. Onun yanında benim ne saygınlığım var ki?‹ . Hatta o kadının s‡z‚m ona kızının işlerinden haberdar olduğundan bile kuşkuluyum. beni aradıklarını. b‡yle bir durum karşısında sadece mantık pek ağır basmaz. inattan. acaba işin iƒinde aşk var mıydı bakalım? †Elbette ki hayır‹ diyordu mantığım. en kısa zamanda generalin dairesine gitmemi rica ettiklerini bildirdiler. g‚l‚mseyen bir y‚z takındı: Nefret ettiğim o kibar ve resmi Fransız g‚l‚msemesi. evet.hemen hemen değiştirmedi ve sabırsız bakışlarını bana dikerek sustu.. Generali ƒalışma odasında Deş Grieux ve Mile Blanche'la birlikte buldum.. Ama. davranışlarını d‚zelttiler. ya da daha doğrusu. hatta ƒalışma odasının kapısı kilitlenmişti. mostra olarak kullanılıyordu. ‡yleydi... onun g‚vendiği adam oydu! Dostu. "bağırışmalar. ‚ƒ kez gelip nerede olduğumu sorduklarını. Şunu belirtmek isterim ki. Ben iƒeri girince. kendilerini toparladılar. kendisini mahvetmemenizi sizden ısrarla rica ediyor.. tek s‡zc‚kle. her yere burnunu sokuyor!) konuşmasını ş‡yle s‚rd‚rd‚: '†Aziz Beyim. Deş Grieux'ye bir g‡z attı). g‡r‚n‚şe g‡re kendini aklamaya ƒalışan generalin ağlamaklı sesiKUMARBAZ 119 ni işittim. beni istediklerini. bizden daha yakın akrabası yok. her şeyini oynar. Deş Grieux saƒım d‚zeltti. bu anne yararlı roller oynuyordu ve sadece g‡steriş iƒin.Kıskanƒlık mı kıvrandırıyordu beni? Tamamiyle bitkin haldeydim. bu aƒıkƒa belliydi (acaba ne zamandan beri?) ama.‹ †Eh! Bu da değil‹ diye onun s‡z‚n‚ hor g‡ren bir ‡fkeyle kesen Deş Grieux (dedim ya. sevgili generalimiz bu tonla konuşmakla yanılıyor. her şeyini oynar! Bu durumda da. Sadece Mile Blanche ‡fkeli ifadesini. yani sizi uyarmak. nasıl yani?‹ diye onun s‡z‚n‚ kestim. ya da hatta b‚t‚n servetini yitirirse (Tanrı korusun!‹. Yaklaşınca. Otele adımımı atar atmaz beni karşılamaya gelen kapıcıyla metrdotel.. Durum tatsız biƒimde karmaşıklaşıyordu. kısacası. ‡fkeden kumar masasından d‚nyada kalkmaz. bu işi aydınlatmam gerekiyordu.. kendisini mahvetmemenizi! Bu deyimi kesinlikle kullanıyorum. Alexis Ivanovitch. demek istiyor ki. tanık oldunuz!Eğer yitirmeye başlarsa.. kurtarın bizi!‹ †İyi ama. annesi yoktu.‹ †O zaman da‹ diye destekledi general. d‚nyada aƒık kapanmaz.. †o zaman da b‚t‚n aileyi mahvedersiniz! Ailem ve ben onun varisleriyiz. o zaman da. †Šƒ‚ başbaşa vermiş ateşli ateşli tartışıyorlardı. †İzin verin. son meteliğine kadar yitirecek! Nasıl oynadığını kendi g‡zlerinizle g‡rd‚n‚z. kısacası beni bilmezlikten gelirdi. Deş Grieux'n‚n k‚stah ve alaycı sesini. Eğer b‚y‚k bir para yitirirse.. Dedim ya. Bakın. nasıl..‹ †İyi ama. Ne olursa olsun. son derece garip. bunu nasıl yapabileceğimi s‡yleyin bana. o zaman da. şu yaşlı hanımın. gerƒek bir iş s‡z konusu olduğu zaman Mile Blanche yalnız ƒalışıyordu.. nasıl. şu zavallı korkunƒ ihtiyarın kılavuzluğunu ‚stlendiniz‹ diye ne diyeceğini bilemeden kekeleyip duruyordu Deş Grieux. selamlanma karşılık bile vermezdi. şimdiye kadar bana karşı inanılmaz bir aldırmazlıkla davranırdı. Bitkin. General sevecen bir ƒıkışma tonuyla: †Alexis Ivanovitch‹ diye başladı.. Mile Blanche'ın ‡fkeli ve kaba ƒığlıklarını. general.. hemen hemen bilinƒsiz bir biƒimde. †izin verirseniz şunu belirteyim ki garip. sizin bana ve aileme karşı davranışınız. †ama. bu da hiƒ yapılmayan bir şeydi. perişan bir halde olan general doğruldu ama. Demek b‡yle. size aƒıkƒa s‡yl‚yorum:120 KUMARBAZ İşlerim bozuk. Bunları kısmen biliyorsunuz. son derece bozuk. Mektuplaşmalarının konusunu ‡ğrenmek bile istemiyordum.

. eğilirim. Onlara beni aramalarını ve hemen kendisine getirmelerini bu-' yurmuştu. Jvllle Blanche'a anlamlı bir bakış fırlattı. Gerƒekten de.. yalvarırım. saat daha ‚ƒ buƒuk!‹ †Uyuyamadı. †Ah. sabahleyin yaptığı gibi sorular sormuyordu. sert ƒıkışlarla b‡l‚n‚yordu. birkaƒ adım geride.‹ †Ne cadı!‹ diye haykırdı Deş Grieux. ne olur bir iyilik edin‹ dedi Mile Blanche kendiliğinden.‹ '†İyi ama. sonra birdenbire kalktı. soruşturan bir bakışını yakaladım.. avuƒlarının iƒinde sıktı. ona uzaktan Wurmerhelm baron ve baronesini g‡sterdiğim zaman. Saat d‡rde kadar dayanamamıştı. kapıdan hafif ve saygılı ‚ƒ vuruş işitildi. o değil!‹ diye yeniden konuşmayı kesti Deş Grieux. Tam o sırada. †Eğer. y‡ntem fazlasıyla kabaydı! KUMARBAZ 121 General onun arkasından fırladı (fırladı. sadece siz. b‚y‚kanneyi benim yokluğuma ‡fkelenmiş Alarak.muzip bir g‚l‚msemeyle ‡yle yalva-rıcı. Hay Allah! Bu şeytansı surat bir an iƒinde değişmesini biliyordu. bunu nasıl yapabilirim? Bu işi siz ‚zerinize alsanız ya.‹ Deş Grieux. †Kızıyor‹ diye belirtti Potapytch. Adamın y‚z‚ bir saniye iƒin gizleyemediği garip. †Hadi bakalım. g‡t‚r‚n beni!‹ diye bağırdı †yeniden fulete gidiyoruz. genellikle ƒok dalgın g‡r‚n‚yordu. yol boyunca. ayrılın ondan!‹ †O zaman başkası bulunur!‹ diye haykırdım. Merdivenin başına vardı bile. iƒtenlikli bir ifadeye b‚r‚nd‚. tam deyimi): †Alexis Ivanovitch. ‡n‚n‚zde Rus y‡ntemince bel kırar. bana ƒapkınca bir g‡z kırptı: Hemen o anda beni fethetmek mi istiyordu. ‡fkeliydi. herhangi bir şekilde oyalayın onu. İki elimi tuttu. sağa sola d‡n‚p durdu.‹ ON İKİNCİ BˆLŠM B‚y‚kanne sinirli. hiƒ değilse. ‡yle zarif bir hal aldı ki! T‚mcenin sonunda. ‡ğ‚t verin ona. S‡zgelimi. onu d‡nd‚r‚n. gizlice. onun . sahanlıkta buldum. †Ama. nedir? Hiƒ de k‡t‚ davranmıyordu ama. Kısacası. anlıyorsunuz. anlıyorsunuz. reddedin. Bay Deş Grieux?‹ diye ekledim en saf halimle. onlara: . hatta. Onları b‚y‚kanne g‡ndermişti. onu teşvik edin. Gerƒekten acınacak haldeydi. eliyle ş‡yle bir harekette bulundu ve bana sahibini sordu ama. sadece siz bizi kurtarabilirsiniz! Bayan de Cominges ve ben. onlara dalgın ve tama-miyle ilgisiz g‡zlerle baktı ve: †Ya!‹ diyerek hemen biraz geriden gelen Potapytch'Ie Marthe'a d‡n‚p. sabırsız el hareketleriyle. Daha sonra.. Artık hiƒbir şeye ‡nem vermiyor. †Hayır. yanıtımı işitmedi bile. †Hay Allahın cezası.. benden koltuğunu istedi.. b‚y‚leyici bir g‚l‚msemeyle bana doğru gelerek. arkasında. ˆn‚m‚zden hızla geƒen şahane bir 122 KUMARBAZ arabayı g‡r‚nce. tam olarak ‡yle demek istemiyordum. . azizim Bay Alexis. Mile Blanche'ın Deş Grieux'ye hızlı. fazla yitirmesine izin vermeyin. Potapytch duruyordu. kafasına ruletin saplandığı belliydi. yakıcı. Burada. o değil.. Rica ederim. Dalgınlığı s‚rekli olarak kesik. az ‡nce ‡yle konuştuğum iƒin beni bağışlayın. Gazinoya yaklaşırken. ondan ayrılmayın ama. size yalvarıyoruz. kat garsonuydu.. değil mi?‹ diye yalvarıyordu g‡z‚yle bana Mile Blanche'ı g‡stererek. b‚t‚n felaket işte burada!‹ diye haykırdı Deş Grieux eliyle bir g‚ƒs‚zl‚k hareketi yaparak.†Reddedin. O anda ƒocuksu. †Şimdi artık beni kabul etmez ki. bizi de sizi aramaya g‡nderdi. Kanat aƒıldı.

beşinci turda yaşlı hanım usandı. Gazinoda b‚y‚kanneyi bekliyorlardı bile. kırmızıya d‡rt bin florin koy!‹ diye buyurdu. †. Bakın nasıl: B‚y‚kanne hemen sıfıra g‡z dikti ve oraya on iki fre-derik birden koymamı buyurdu. o kadar uzun zaman ƒıkmayan ve ‚zerine iki y‚z florine yakın para koyduğumuz sıfır' in inadına yapar gibi. †B‚y‚kanne! Bu kadarı ƒoktur. az kalsın beni d‡vecekti. Al. †On iki kez.‹ Ama. B‚y‚kanne ‡nce anlamadı ama. †G‡rd‚n m‚.‹ †Kes sesini!‹ diye-s‡z‚m‚ kesti. Gene sıfır'm ‚zerine koy. †Ah! Alƒak sefil! Senin kabahatin! B‚t‚n bunlar. sen caydırdın. on tur daha. tam da ona hakaret edip bıraktığı anda ƒıktığını ‡ğrenince. Yapılacak hiƒbir şey yoktu. arkamı d‡nd‚m. Sabahleyin kazanılan d‡rt bin florini kırmızının ‚zerine koydum. bizimkilerin tahmin ettikleri oldu. †Alexis Ivanovitch.‹ †B‚y‚kanne.Sıfır'a koy. En sonunda.. dur. kırmızının ‚zerine hemen bin florin koy.. Al.. Ardından. Y‚z kırk d‡rt frederik yitirdik. hemen kızma canım. belki de akşama kadar. iki kez. †Defol!‹124 KUMARBAZ KUMARBAZ †Elveda. Size yineliyorum. sıfır gene bu kez de ƒıkmadı. yanımda biraz daha dur. ‚ƒ kez koyduk. bankonun kazanmasıyla yitirmesini umursamayan basit g‡revliler gibi g‡r‚nen krupiyeler hiƒ de bankonun yaz-gısıyla ilgisiz değillermiş gibi geliyor bana. b‚y‚kanne. †hemen hemen hepsini geri aldık. b‚y‚kanneye bir kurban g‡z‚kle bakıyorlardı bile. asıl aptal benim! S‡yle bakalım bana.‹ KUMARBAZ 123 Kırmızı ƒıktı ama. †G‡nder cehennemin dibine şu lanet olasıca sıfır'ı. g‚r‚lt‚yle ellerini birbirine vurmaya başladı. kazanacağından emin. namussuz.. krupiyenin masanın ‚st‚nde bulunanların hepsiyle birlikte kendi d‡rt bin florinini de k‚rekle ƒektiğini g‡r‚p de. ama umurunda bile değildi. gururlu bir halle dikiliyordu. Sehpa d‡nmeye başladı. Her zaman pek rabıtalı olan. Ona hemen krupiyenin yanındaki aynı yeri ayırdılar. •evresindekiler g‚l‚şt‚ler. şimdi ƒıktı!‹ diye ciyak ciyak bağırıyordu b‚y‚kanne. her şansa da ben kefil olamam ya. ben sizi mantıklı olmaya davet etmek istiyordum. †Devam et! Devam et!‹ diye yineliyordu b‚y‚kanne.‹ †Şansı g‡steririm ben sana‹ diye homurdandı tehdit edici bir sesle. şimdi ne yapmamız gerekiyor?‹ . †Sıfır!‹ diye bağırmaz mı krupiye. Kuşkusuz kumarbazları ƒekmek ve vergi dairesinin ƒıkarlarını g‡zetmek iƒin y‡nerge almışlardır. bu da onlara prim ve ikramiye sağlıyordun Hiƒ değilse. †Beni ondan sen. ne diye eteğime yapışıyorsunuz b‡yle? Her seferinde sizi de g‡t‚recek değilim ya! •abuk geri d‡n‚n!‹ ˆb‚rleri selam verip aceleyle geriye ƒark ettikleri zaman da bana d‡n‚p: †Sen bana yetersin‹ diye ekledi. Bir kez. işte bin banknot. b‚y‚kanne!‹ dedim ve gidecekmiş gibi. senin kabahatin!‹ diyerek ‡fkeyle ‚zerime atılıp beni yumrukladı. Sıfır ƒıkmıyordu. sonra gideriz. gitme! Nereye gidiyorsun? Hadi. B‚y‚kanne sakindi. Alexis Ivanovitch. bir ƒığlık kopardı. dur. hadi! İşte şimdi de kızıyor! Sersem! Dur. S‡z dinledim. Zaten indirdiği dirsekler şiddetli yumruklar gibiydi. sabırsızlıkla beni dirseğiyle iterek. bak g‡rd‚n m‚!‹ dedi b‚y‚kanne alƒak sesle.†Ee. bin florin aldım. †Hey Ulu Tanrım! Durdu durdu da.' ya bir de kırmızı ƒıkmazsa?‹ diye yalvardım. ‡fkeden dişlerini gıcırdatarak bana: †Kaƒ kez oynadık?‹ diye sordu.

‹ †Eğer zararımı ƒıkarmazsam. †Hadi.†Size artık ‡ğ‚t vermek istemiyorum. †Sen yolu g‡ster bana. •ok uzak mı?‹ †İki adım ‡tede. daha ƒabuk!‹ diye emrediyordu b‚y‚kanne.‹ †Pek•l•. hamallar yanımıza geldi ve gazinodan ayrıldık. Pauline Alexandrovna onlarla birlikte değildi. b‚y‚kanne.. b‚y‚kanne.‹ †Peki. Deş Grieux yanıma geldi.. b‚y‚kanne. †Hey! ˆlsem ƒekilmem.. g‡rd‚n m‚. beni assınlar..‹ diye mırıldandım. †Gittiklerini pek•l• g‡r‚yorum‹ diye karşılık verdi bana deyim yerindeyse adeta duygusuz.‹ Ama.. B‚y‚kanne cesaretlendi. umurumda bile değil! Gene d‡rt bin florin koy!‹ †Hiƒ paramız kalmadı. katı bir ƒeşit ‡fkeyle. koşup haberi generale bildirdi. gene! Bir ƒırpıda sekiz bin koy!‹ †Olanaksız. †Pek•l• g‡r‚yorum.. †Gene d‡rt bin koy!‹ Koyduk. siz s‡yleyin. †•abuk ol. istediğiniz kadar bozarlar! Ama. ve yeniden yitirdik. b‚y‚kanne.. ve yitirdik. †Kendiniz denesenize!‹ diye yanıt verdim ben de. †Oo. Kendiniz bildiğiniz gibi oynayın. on iki bin florinden fazla. azizim. en y‚ksek miza d‡rt bin!‹ †ˆyleyse d‡rt bin koy!‹ Bu kez kazandık. g‡rd‚n m‚!‹ dedi gene beni dirse-ğiyle iterek. elbette. †Daha ƒabuk... on iki bin florin gitti‹ diye haber verdim ona. (titreyen sesi kısılıverdi) at kiralayıp126 KUMARBAZ KUMARBAZ 127 . †Bak. †Gene.. bana uzattı.. sonra bana kızarsınız. orada yirmi bin ruble var. Deş Grieux. ben parayı koyarım.. †bu kadar b‚y‚k paralar..‹ †Sarraf yok mu burada? Bizim b‚t‚n tahvillerimizi bozabileceklerini s‡ylemişlerdi bana‹ diye sordu b‚y‚kanne kararlı bir tonla. Y‚zde beş faizli tahvillerini bozdurmaya gidiyo-az‹ dedim ƒabucak alƒak sesle. para yok. alandan ayrılıp da ağaƒlı yola saparken.. daha ƒabuk. †Bu sabah kazandıklarının hepsini yitirdi. Koy dedim!‹ Koyduk ve yitirdik.. Astley de yoktu. †Tutun onu! Tutun onu!‹ diye ‡fkeyle fısıldadı general. pek•l•: Gene kırmızının ‚zerine d‡rt bin florin koy! Al. ya para kesemde?‹ †Biraz bozuk para var. bu işte siz zararlı ƒıkarsınız. b‚y‚kanne. †Teyzeciğim‹ dedi general yaklaşarak.‹ Cebimden c‚zdanını ƒıkardı. Mile Blanche ve annesi. şimdi. işte c‚zdanım. B. Alexis Ivanovitch. hadi! Durmayalım!‹ diye haykırdı b‚y‚kanne. •ağır bakayım bana şu namussuzları!‹ Koltuğu y‚r‚tt‚m. †B‚y‚kanne. d‡nemeƒte.‹ †B‚y‚kanne. Biz hep b‚y‚kannenin koltuğunu itiyorduk. †benim iyi teyze-ciğim. Deş Grieux ayağını yere vurdu. bizim b‚t‚n kumpanyayla karşılaştık: General.. en yakın olanına gidelim. †Ne istiyorsunuz? Sizinle uğraşacak vaktim yok!‹ Ben arkadan y‚r‚yordum. Bir Yahudi bile bundan ‚rperirdi!‹ †Saƒma şeyler bunlar! Paramı geri almak istiyorum ben. c‚zdanınızda sadece 125 y‚zde beş faizli Rus tahvilleriyle birkaƒ da poliƒe var ama. g‡r‚yorum‹ diye mırıldandı g‡zlerini kırpmadan ve sanki bir şeyler d‚ş‚n‚rm‚ş gibi. yeniden koyduk. şimdi. G‡t‚r beni.

. geride duruyorlardı. haydutlar!‹ G‡revli. Tahvili bozdurmak iƒin ben gittim: B‚y‚kanne kapının yanında kalıp beni bekledi. Taze s‚t.. †G‡rd‚n m‚. benim midemi ağrıtır.‹ †Yemyeşil ƒayırların ‚zerinde taze s‚t iƒeriz. Ne diye ısrar ediyorsunuz. yeniden s‚rd‚rd‚: †Orada bir k‡y var. uzun uzun konuştu. bilindiğ. general. yemyeşil ƒayırlar. kuzum? Zamanım olmadığını s‡yl‚yorum size!‹ †İşte geldik. Altın ve banknot olarak on iki bin florin verdiler. . †Umurumda bile değil senin s‚t‚n. annesiyle birlikte biraz geride 128 KUMARBAZ . AIexis Ivanovitch. bak g‡rd‚n m‚!‹ diyordu. Tahvilleri ‡ylesine zararına bozmaya kalkıştılar ki. oyun sırasında onu tutamadım. †Ah. vaktimiz yok. d‡n‚p gazinonun yolunu tuttular. danışmak iƒin b‚y‚kannenin yanma d‡nd‚m.hepsini getirip b‚y‚kanneye verdim. On. †kazandık işte. haydutlar!‹ diye bağırdı ellerini birbirine vurarak. †Pek•l•.‹ †ˆb‚r sarrafların daha da az vereceklerini s‡yl‚yor.‹ Tahvilleri kaƒa bozdurduğumuzu şimdi anımsamıyorum ama. ne zaman olsa b‚y‚k para kazanabileceğine inandırmaya ƒalışıyordum onu. pek•l•. kabul et! dedi buyurgan bir sesle.. Onu sen kendin iƒ bol bol.. yirmi frederik kazanmaya başlar başlamaz. b‚y‚kanne!‹ †Hadi.. Ansızın Deş Grieux ƒıkageldi. ben de terc‚manlık g‡revini y‚klenmiştim.. sıkı bir pazarlığa girdi.‹ Sarraf d‚kk•nının bulunduğu eve kadar b‚y‚kanneyi ittik. harikulade bir g‡r‚n‚m. yoksa başka sarrafa gitmemiz gerekecek. ne yapalım. B‚y‚kanne ‡fkeyle. General bu kez iyice umutsuz. On yerine d‡rt bin florin koymuş olsaydık. bana g‡re hepsi bir.. †Olsun varsın.. felaket bir şeydi. makbuzu da aldım. Ah. †Burası. kendisini ƒağıranın halsiz. inşallah! Bunda bozdur.. †Param seni boğsun. hiƒ sesini ƒıkarmadan başım sallıyordu. eğer şans d‡nerse. †Dur. en sonunda g‚l‚msemeye başladı. Zirve. sarrafı ƒağır bana!‹ †Daha doğrusu k•tiplerden birini. dur. Sert y‚zl‚ g‡revli her ikimize bakıyor. †Pek•l•. •ay iƒeriz. İngilizce ve Almanca karışımıyla anlattı. Mile Blanche ne yapacaklarını bilemeden. Biz de sizi almaya geliyorduk!‹ †Cehennem ol başımdan sen zirve'nle!‹ dedi b‚y‚kanne sabırsız bir el hareketiyle onu iterek. Her ‚ƒ‚ de o yakınlarda bulunuyorlardı. defol karşımdan!‹ diye bağırdı b‚y‚kanne. ƒabuk!‹ †O lanet olasıca sıfırın ‚zerine de. b‚y‚kanne!‹ diye haykırdım. istediklerini Rusƒa. kırmızının ‚zerine de bir daha d‚nyada para koymam‹ diye mırıldanıyordu gazinoya yaklaşırken. Deş Gricux. pek•l•! Saymaya gerek yok!‹ dedi kollarını sallayarak. onun. Ne var ki.‹ diye ekledi Deş Grieux de korkunƒ derecede d‚şmanca bir tonla. kendisinin bir dolandırıcı olduğunu s‡yleyerek.] gibi. Hatta terbiyesizliğe varan ısrarlı bir merakla b‚y‚kanneyi s‚z‚yordu. sakat yaşlı bir kontes olduğunu ‡ğrenince dışarı ƒıkmaya razı oldu.. bir Paris kentsoylusu iƒin bundan daha g‚zel bir kır yaşamı olamazdı. d‡rt bin kazanacaktık. B‚y‚kanne ‡fkeli bir g‡zle onlara bakınca. Mile Blanche. k•tip olsun. b‚t‚n doğa ve gerƒek anlayışı ve g‡r‚ş‚ işle buydu. oysa şimdi! Hep senin kabahatin!‹ Onun oynamasını g‡rd‚kƒe iƒimi kaplayan ‡fkeye karşın en sonunda susup ona hiƒbir ‡ğ‚tte bulunmamaya karar verdim.kırlarda bir gezinti yapacağız... †•abuk. Bu kez olabildiğince k‚ƒ‚k paralar koymaya onu ikna etmek iƒin b‚t‚n g‚c‚mle ƒırpındım. bana dirsek vurmaya başladı. ƒok sabırsızdı ve ‡nce s‡ylediklerime hak vermekle birlikte.

B‰y‰kanne hiŠbir şey anlamıyordu. nasıl olacak? Ne yapmak gerektiğini s‹yle bana!• dedi b‰y‰kanne. besbelli hanımına. Onun ‹ğ‰tleri ‰zerine ilk on ikinin iŠinde bir dizi tek sayı ‰zerine birer frederik koydum. Bir saat sonra. şansın gelmesini beklemek gerektiğini s‹yl‰yordu. bir de kalkmış burnunu sokuyor her yere!• Fena halde kırılan Deş Grieux omuzlarını silkti.• Deş Grieux sadece onun b‰y‰k oynamasına engel olmak istiyordu: Seri halinde ve ayrı sayılar ‰zerine oynamasını ‹neriyordu. General Ševresinde pervane gibi d‹nmesine karşın..• diye fısıldadı. defol. k‰Š‰k prense cilveler yapıyordu. Deş Grieııx ağız dolusu.KUMARBAZ 129 duruyor. hesaplar yapıyordu. hadi. ne var ki kendini tutamamıştı. ŒPis k‰Š‰k Fransız seni! Şu eciş b‰c‰ş şey kalkmış da bir de bize ‹ğ‰t veriyor! Defol. hanımcığım?• diye korkarak sordu Marthe. Sehpa d‹nmeye başladı. Šırpınıyor. Onunla g‹r‰şmekten utanıyordu. ŒHadi bakalım. general de peşlerinden koştu. kızarıyor.. Generalin g‹zden d‰şt‰ğ‰ aŠıkŠa g‹r‰l‰yordu. Hanımefendi• diye kekeledi. hemen hemen onu s‰rg‰n etmişlerdi.. Œhayır. "Hanımefendi. ŒPekŽlŽ. hayır. b‰t‰n eşyaları hazırla. on sekizden yirmi d‹rde kadar bir sayılar topluluğuna koydum: Toplam olarak on altı frederiki tehlikeye atmıştık.• diyordu berbat bir RusŠayla. ŒBelki de başarılı olur. Fena halde g‰cen-mişti. yaranacağını sanarak. her şeyi yitirmiştik.. sersem sen de! İşte şimdi de zırlamaya başladı! Sus bakayım! Hazırlık yap! Hesabımı en kısa zamanda €ıkarıp getirsinler bana!• Ben de onun ‹fkesini yatıştırmak amacıyla: Œİlk tren saat dokuz buŠukta kalkıyor. ŒSenin ‰st‰ne vazife mi? Sen kendi işlerine bak! Po-tapytch. Šığlıklar koparmaya başladı. b‰y‰kanneye k‰Š‰mseyen bir bakış fırlattı ve Šekilip gitti. en sonunda kalemi alıp kŽğıdın ‰zerine sayılar yazdı. tam otele yaklaşırken. ŒSıfır!• diye bağırdı krupiye. umutsuz Šabalara karşın.• Œ†yleyse. ŒHammefcn-diciğim. ŒKaz kafalı! Sersem! Koca aptal. ‹ğ‰tler veriyor. bu miza olmaz. ‰rperiyor. Hepsini yitirmiştik: ŒNe sersem şey!• diye bağıran b‰y‰kanne. olanaksız. . b‰y‰kanne• de-I dim. Moskova'ya d‹n‰yoruz! On beş bin g‰m‰ş ruble yitirdim!• ŒOn beş bin mi. beş frederik de on ikiden on sekize. koca aptal!• Dairesine girer girmez. gibi koy bakalım• diye buyurdu b‰y‰kanne. Beriki her an bana doğru d‹n‰yordu s‹zleri Ševirmem iŠin.. coşkuyla Fransızca konuşmaya başladı. Mile Blanclıe ona bakmak bile istemiyordu. B‰y‰kannenin sabrı t‰kendi. sen de. b‰y‰kanneye g‹stermek iŠin parmağını masaya doğru uzatıyordu. Hanımefendi. ŒD‹nelim!• diye haykırdı b‰y‰kanne. Deş Grieux' ye doğru d‹nd‰. Git hadi!• Deş Grieux yeniden g‹sterip anlatmaya başlayarak: ŒAma. Zavallı general! Sara-rıyor.. hayır. Deş Grieux tatlı bir sesle b‰y‰kannenin kulağına: ŒHanımefendi.. hanımcığım! Ulu Tanrım!• diye haykıran Potapytch. sızlanan bir halle ellerini birbirine vurmaya başladı. pekŽlŽ. En sonunda Mile Blanclıe'la k‰Š‰k prens dışarı Šıktılar. Hanımefendi!" dediklerinden sen bile bir şey anlamıyorsun. bir kez de onun dediği. AğaŠlı yola sapınca. bağırdı: Œ€ay getirin! Ondan sonra da hemen hazırlanalım! Gidiyoruz!• ŒNereye gitmek istiyorsunuz. AğaŠlı yola kadar tek s‹zc‰k s‹ylemedi. defol! HiŠbir şeyden anladığı yok. ŒHadi.. defol! Zırvalayıp duruyorsun sen. b‰y‰kannenin oyununu bile artık g‹zleyemiyordu.

.. hen‰z belli belirsiz silinen duyguların. Sonbahar yaklaşıyor. benim d‰ş‰nd‰ğ‰m‰n y‰z kez daha şiddetli ve daha ani bir biŠimde. b‰t‰n g‰n boyu oynadı... belki de b‰t‰n bunlar sadece bir g‹r‰n‰şt‰. Hayır.. şiddetli duyguların etkisiyle başlamış olduğum notlara. O şimdi ne oldu? GerŠekten de.. hatta aşkım bile. yeniden kalemi elime aldım. Ševrintisinde bir s‰re beni s‰r‰kleyip sonra da atan daha pek yakın b‰t‰n o fırtınanın etkisi altında yaşıyorum. d‹nmeye. kuzum? Evet.. Yeniden kalemi elime almak istiyorum. utanŠ verici ve hatta feci oldu. İlle de el memleketlerine gidilecek! Ah! Ah! Ah!• • ON ‚€‚NC‚ B†L‚M D‰zensiz ama. İşte b‹ylece. Zaten eğer bu ay b‰t‰n olup bitenleri olabildiğince doğru ve kesin bir ‹zetini yapabilirsem. şimdi artık b‰t‰n bu olup bitenler kısaca anlatılabilir: Duygularım artık hiŠ de aynı değil. Yaklaştığını ‹nceden sezdiğim felaket geldi ama. Ama. arada sırada aklıma ansızın bir d‰ş‰nce geliyor: ŒAcaba o zaman deli miydim ben? B‰t‰n o zamanı acaba bir akıl hastanesinde mi geŠirdim? Belki de hŽlŽ oradayım. kimi zaman akşamları yapacak hiŠbir şeyim olmuyor. yapraklar sararıyor. Her şeyden ‹nce b‰y‰kannenin ‹yk‰s‰n‰ bitirelim. belki dururum ve d‹nmeyi bırakırım. oyalanmak iŠin buranın pek cılız olan kitaplığından hiŠ sevmediğim Paul de Kock'un Alrnancaya Ševrilmiş kitaplarını alıyorum. Başıma hemen hemen mucizevi birŠok ser‰ven geldi. ben de d‹nmeye. B‰t‰n bunlar. hava. o yola sapan bir kimse sanki karlı bir dağın tepesinden kızakla kayıyormuş gibi.. başlayacağımı sanıyorum. b‰t‰n bildiklerim de ortalarda dolaşan s‹ylentilerden derlenmedir. 9 136 KUMARBAZ €abucak Moskova'mıza d‹nelim! Bizim oralarda nemiz eksik. daha doğrusu. Zaman zaman gene o kasırgaya kapıldığımı. Akşamın sekizine kadar.F... bunları belki kırk yıl sonra da anımsayacağım. belki de onları bir akıl hastanesinde yazmadığıma kendimi inandırmak iŠin. bunları okuyorum ve kendim de buna şaşıyorum: Sanki ciddi bir okumayla. Garip bir şey. ‹zsuyu y‰r‰yen elma ağaŠlan. Şimdi. ben onları ‹yle g‹r‰yorum. her şeyi yitirmişti. d‰nyada yapayalnızım. ‹lŠ‰ bilincini yitirip. aŠıklık. hiŠ değilse beni ilgilendiren konularda. işle dağılacak bir sihiri bozmaktan korkuyor gibiydim. ya da bir. belki hŽlŽ da ‹yledir. geŠerken beni kanadına alacağını ve 'dengeyi.. bir d‰ş gibi geŠti. elbette ya. ben orada yoktum. nemiz eksik. burada bile g‹r‰lmeyenler var. fırtınanın patlayacağını. gitgide daha hızla aşağı iner. benim iŠin mucize. hemen hemen bir aydır hiŠ el s‰rmedim. Bu ağlamış suratlı k‰Š‰k kentteKUMARBAZ 137 yim.. pek yeni anıların etkisi altında.. bir başka g‹r‰ş aŠısından ye ‹zellikle de o zaman iŠinde s‰r‰klendiğim kasırga d‰ş‰n‰lecek olursa bunların olağan‰st‰ olmasına karşın. Bunun b‹yle olması gerekiyordu: Onun'gibi. Zaten. o olayların ortasında benim davranış biŠinıimdi. ah! Bilseniz k‰Š‰k Alman kentleri ne kadar y‰rek karartıcı olabilirler! Ben de geleceği d‰ş‰necek yerde. izlenimlerin.130 KUMARBAZ KUMARBAZ 131 ..• Notlarımı bir araya getirip yeniden okudum. d‹nmeye. kimbilir. ama. ŠiŠek dersen. Ertesi g‰n. garip. duman olup dağılacakları korkusuyla her t‰rl‰ yeni temastan Šekiniyordu m! B‰t‰n bunlar bu kadar mı iŠime işlemişti. ne yok ki bizde? BahŠe. Kendimi hŽlŽ anlamıyorum! Ve b‰t‰n bunlar. Sanki bu tutarsız d‰ş ve bende bıraktığı b‰t‰n izlenimler benim iŠin pek de-ğerliymiş de. oysa tutkum g‰Šl‰ ve iŠtenlikliydi ama.

Gidecek hiƒbir yerin yok. onu da albay olarak emekliye ayrılırken y‚kselttiler.. Beş dakika sonra. en havai insanı olarak g‡rm‚ş‚md‚r. g‚zelim. benimle gel.‹ †Ne fena! Aman. eğer istersen. b‚t‚n bunlardan ayrıl. B‚t‚n bu s‚re iƒinde Pauline ƒocuklarla birlikte odasında kalmıştı (kuşkusuz. sana acıyorum. General r‚tbesiyle ‡v‚n‚yor. Mirasımı bekliyordunuz. ya da daha beteri olan şu kadınla evleniyormuş? S‡yle. Pauline h•l• ortalarda yoktu. d‡nmek iƒin yol param bile kalmayacak. †ama.‹ B‚y‚kanne enerjik bir sesle onun s‡z‚n‚ kesti: †Yeter! Her şeyi anlıyorum! Bu adamın b‡yle bir sonuca ulaşacağını hep d‚ş‚nm‚şt‚m ve onu d‚nyanın en boş. bir aktris. bir de kalkmış b‚y‚k b‚y‚k havalar takınıyor. ansızın bir kahkaha kopararak odadan ƒıktı. iblisler! Siz ne karışıyorsunuz. Marthe.bu?‹ †Kesin hiƒbir şey bilmiyorum. †demin dolaylı olarak ‡ğrendiklerim doğru mu? Senin sersem ‚vey baban şu fırıldakla. ƒalƒene geveze. ben her şeyi biliyorum.. işte iki tahvil daha. kendisine bir anamal edinmiş. sen ne istiyorsun?‹ diye haykırdı Mile Blanche'a. Moskova'ya telgraf telgraf ‚st‚ne g‡nderdiğinizi biliyorum. o para olmazsa. Kapının eşiğinden generale: †Y‚z yıl yaşar bu!‹ diye bağırdı. şimdi saat kaƒ?‹ †Yedi buƒuk. Alexis Ivanovitch. Yoksa. sizinki değil!‹ General omuzlarını silkti. †Ne diye tepinip duruyorsun?‹ †Vay canına!‹ diye mırıldandı g‡zlerinde ‡fke şimşekleri ƒakan Mile Blanche..†Peki.‹ •ıktım. Bak dinle beni. oraya koşup bunları bana bozduruver. Marthe'a: †Prascovia'yı ƒağır!‹ diye buyurdu. ha?‹ diye ciyak ciyak bağırdı b‚y‚kanne generale d‡nerek. şunların hepsini kapı dışarı at! Sizin ne ‚st‚n‚ze vazife? Yitirdiğim kendi param. Al. ya da bir başkasıyla kaƒacaktı. B‚y‚kanne. ne yapayım! Alexis Ivanovitch. B‚y‚kanne hepsine kaba kaba s‡v‚p sayıyordu. K‡t‚ huylu olduğunu bilirim. kuzum? Bu teke sakallı ne diye gelip bana s‚rt‚n‚yor?‹ diye bağırdı Deş Grieux'ye. Ben seni suƒlamıyorum. telgrafları sen yollamadın ki. gizlemekte artık hiƒbir yarar g‡rmeyen Mile Blanche'ın s‡zlerinden. "İhtiyar b‚y‚kanne yakında ‡b‚r yana atlayacak mı?" İşte onların anlamı buydu. Orada ‡yle durmuş.. Bu gidişin servetini kurtardığım kabul etsek bile. †Defol! . Ama. tek "meteliğim kalmadı. dostlarımızı b‚y‚kannenin dairesinde buldum. Faizle borƒ verdiği bir yığın parası olduğunu s‡yl‚yorlar. †Yıkılın karşımdan. Pauline'le birlikte d‡nd‚.' ama. †Ya! Demek ki sen benim ‡l‚m‚me g‚veniyorsun. ‡yle anlıyorum ki. şimdi de onların yanında kalman 'hiƒ yakışık almaz. †Ya sen. ƒ‚nk‚ ‡lm‚ş annen Catherine'i ƒok severdim. b‚y‚kannenin ‡l‚m‚n‚ beklemeyecek ve hiƒ kuşkusuz k‚ƒ‚k prensle. Yarım saat sonra geri d‡nd‚ğ‚mde. b‚y‚kanneyi avutmaya ve ikna etmeye ƒalışıyorlardı. Prascpvia. belini kırdı ve ƒıktı. Šzg‚n ve tasalı g‡r‚n‚yordu. general ne olacaktı? Deş Grieux'ye olan borƒlan kim ‡deyecekti? Mile Blanche. bile bile b‚t‚n g‚n dışarı ƒıkmamaya karar vermişti). Akrep gibisindir! Soktuğun zaman şişer! Ama. bu yaratık (neydi adı onun: de Cominges'di galiba?) onu o takma dişleriyle kapısına uşak bile' almazdı. Dur. B‚y‚kanne: †Prascovia‹ diye s‡ze başladı. Deş Grieux onun peşinden gitti. şu Fransız kadınıyla. b‚y‚kanne‹ diye yanıt verdi Pauline. doğru mu. zaten geƒmişe d‡nmek istemiyorum. B‚y‚kannenin Moskova'ya kesin d‡n‚ş haberi onları kumardaki kayıplarından ƒok daha fazla etkilemişe benziyordu. bekle!‹ diye haykırdı b‚y‚kanne bir karşılık ver132 KUMARBAZ .

kardeşlerimden ayrılamam. Ertesi g‚n Paulinc'le ciddi şekilde konuşmaya karar verdim. Felaket patlak vermişti. hem de hepinizden pek bıktım.. Moskova'daki evimi biliyorsun. Siz hiƒ değilse on beş g‚n kalabilseydiniz. şimdilik ciddi. dikkat et de başına bir felaket gelmesin. Sizi bir daha g‡z‚m g‡rmesin. Bu konuda fazla aƒılmayacağını. ƒok minnettarım‹ diye s‡ze başlayan Pauline pek heyecanlıydı... Size o kadar minnettarım ki. Eğer istersen b‚t‚n bir katı • sana veririm. bana ‡nerdiğiniz barınak iƒin size ƒok. beriki elini ƒekti. †Yararı yok.‹ †Demek ki. bilerek mi yapıyorsun? Daha bakalım.. geliyor musun. pırlama! (Pauline zırlamayı aklına bile getirmiyordu. Šƒ kere lanet olasıca ruletinizde bug‚n tam on beş bin ruble yitirdim! Beş yıl ‡nce. pek•l•. nedenlerim var. g‚zelim. sırt‚st‚ yaklaşık yarım saat kadar yatmış olmalıyım. Ama. Šstelik de.‹ Pauline kıpkırmızı oldu..‹ †Pek•l•. hemen karar veremem.‹ †Pek•l•. Kollarımı başımın arkasında kavuşturup.) CivKUMARBAZ 133 civlere de bir yer buluruz: K‚mes nasıl olsa yeteri kadar b‚y‚k. Kabul ediyor musun.‹ Pauline. Prascovia! O berbat k‚ƒ‚k Fransızdan sana hiƒbir iyilik gelmez. şaka edermiş gibi bir halim var nıı benini? Gideceğimi s‡yledim ve gidiyorum... burama geldi artık. parayı aldım. şimdi gitmiyorsun.meye hazırlanan Pauline'e. †Durumumu kısmen tahmin ettiniz.. ‡n‚mden geƒerken hızla bana bir g‡z attı ve hemen bakışlarını ƒevirdi. Ben ‚rperdim. haftalarca gelip beni g‡rmeyebilirsin.. burada kumarda her şeyimi yitirdim. elbette size gelirdim ve inanın. gel beni bul. belki de pek yakında gelip sizi bulacağım. git artık!‹ Odama ƒıkıp. b‚y‚kannenin elini ‡pt‚ ama. zaten o bir damla g‡zyaşı d‡kmezdi ki. pek•l•!‹ diye bağırdı b‚y‚kanne. buna ƒok ‚z‚l‚r‚m. Al şu elli frederiki. hadi. Alexis Ivanovitch! Trenin kalkmasına sadece bir saat kaldı. bir saray gibi. yatağıma uzandım. inanın bana. Pauline. †Sana da elveda diyorum.. buna layık olmasını bilirdim!‹ diye ekledi coşkun bir iƒtenlikle. kilisemi inşa etmeye gidiyorum. Senden hiƒbir şey istemiyorum. yapamam.‹ †Size ƒok teşekk‚r ederim. †Eğer Moskova'da işsiz kalırsan.. (Hepsi biliyorlardı! Bilmeyen bir bendim!) †Hadi. sesi' ‡yle sert ve korkutucuydu ki reddetmeye cesaret edemedim.‹ †Ya kaplıcalar. †Ama. Hadi. Senin de benden usandığını sanırım.134 KUMARBAZ . gelmiyor musun?‹ †B‚y‚kanne. al. ƒocuklar olmazsa. Elveda!‹ †Sizi geƒiririm. b‚y‚kanne. ama. şimdi neden gitmediğini de biliyorum! Her şeyi biliyorum. b‚y‚kanne? Kaplıcalar iƒin gelmiştiniz ya!‹ †Rahat bırak beni o kaplıcalarla! ˆfkelendirme beni. d‚ş‚nmeye değerdi. b‚y‚kanne ama. okula başlamalarının zamanı geldi. Eğer beni ƒocuklarla birlikte kabul etseydiniz. Prascovia. etmiyor musun?‹ †ˆnce izin verirseniz size bir şey sormak istiyorum: Gerƒekten de hemen gitmek istiyor musunuz?‹ †Yavrucuğum.. b‚y‚kanne. bu kadarı yeter. †Daha bilirmedim. genƒ kızın yanağını ‡pt‚. huyumdan hoşlanmıyorsan. istemiyorsun?‹ †Yapamam. Prascovia! Senin iyiliğini istiyorum. yalnız kalabilecekleri iƒin de. ‡yle mi? Dikkatli ol. Hadi bakalım. cesaret edemem. surat asma. Dediğimi anlıyor musun? Akıllı bir kızsın. Moskova'daki malik•nemin yakınlarındaki ahşap kiliseyi yeniden taştan yaptırmak iƒin adakta bulunmuştum. b‚y‚kanne ‹dedi Pauline. Šstelik de. İşte şimdi. Demek. Sana tavsiye mektupları veririm. beni rahatsız edersin.

hemen koşup B. ne yakınlaşma. beyciğim. saƒını ƒektiği o bir g‚n ‡nceki Polonyalıyı yanından kovar. ansızın ayağa kalkarak. yanımdan ayrılma. Hatta bir iki kez hanım onu suƒ‚st‚ yakaladı ve her t‚rl‚ adı y‚z‚ne s‡yleyerek ona hakaret etti. B‚y‚kanne ‡nce Potapytch'e başvurmuştu ama. sakın gecikmeyin!‹ Hemen aşağı indim. †Ne sersemlik!‹ diye arkamdan bağırdı b‚y‚kanne. yalanım varsa Tanrı ƒarpsın. İşte elli frederikiniz de. zaten o da oralardan ayrılmamış. Astley mi? İşte bir muamma daha! Ama. †Alexis Ivanovitch. hiƒ kuşkusuz. Alexis Ivanovitch‹ diyordu Potapytch. Onun adına bozdurduklarımın hepsini. Rusƒa anlıyordu. B. †hanımın ayaklarının dibinde s‚r‚nd‚ğ‚ halde‹ b‚y‚kanne hiƒ acımadan ona hep sert davranmıştı. Gidip baktım: Potapytch'ti. bu ikincisi ilkinden daha da baskın ƒıkar. †Sizinle onun arasında dağlar kadar fark vardı. Potapytch. işte o zaman Polonyalı ortaya ƒıkmıştı. ansızın kapım vuruldu. yani yirmi bin ruble daha yitirmişti. †Canın isterse. Bunu savdıktan sonra gene ilkini alır. iyi y‚rekli beyciğim. değil mi?‹ Taş kesilmiş gibi donakaldım.da herkesi g‚ld‚rd‚. Beriki. İki frederik verdiği o Polonyalı onun peşine takılıp hep oyununu y‡netmişti. neler geƒmiş olabilirdi? Pauline ve Deş Grieux! Ulu Tanrım. b‡ylece de sonunda anlaşabiliyorlardı. iyi k‡t‚ ‚ƒ dili birbirine karıştırarak başım g‡z‚n‚ yara yara konuşuyordu. oraya gidiyoruz!‹ †Nereye.Hey. ne koşutluk! B‚t‚n bunlar tam anlamıyla inanılmaz şeylerdi. Besbelli iyice yorulmuş.‹ †•ok heyecanlı. Sadece bir bardak su istedi. Geƒ vakit. g‡t‚r beni!‹ B. hanım hepsini yitirdi: Ne kadar parası varsa. Antonine Vassilievna. Ah. b‚y‚kanne?‹ †ˆlsem bile. bu. Bu konuda da. †Siz nasıl isterseniz. B‚y‚kanneyi y‡neten Polonyalılar defalarca yer değiştirirler. —şurada Tanrı'nın gazabına uğraya-yım ki. bir başkasını alır ama. soru sormak yok! Gece yarısına kadar kumar oynanıyor. b‚t‚n g‡zden . Tanrı aşkına. †Size bir beyefendi gibi davranıyordu. Antonine Vassilievna ama. k‚ƒ‚k Fransız! Demek doğruydu ha? Ama. Hanımefendi sizi istiyor. istavroz ƒıkardı ve gidip yattı. Hadi bakalım. Sizi istiyor. Kendim den geƒerek. d‚ş‚nd‚m. onu hemen geri g‡ndermişti. yerinde duramıyor: "•abuk! •abuk!" diyor. Para c‚zdanı elindeydi. B‚y‚kanneyi koridora ƒıkarmışlardı bile. y‚r‚.‹ †Ne oldu? Gidiyor mu? Tren saatine daha yirmi dakika var. b‚y‚kannenin g‚n‚n‚n nasıl sona erdiğini Potapytch'den ‡ğrendim. benden daha fazlasını biliyordu. ƒıkmayacağını ona pek•l• s‡ylemiştim ben!138 KUMARBAZ Potapytch b‚t‚n g‚n gazinoda onun yanında n‡bet tutar. b‚t‚n •sizin bozdurduklarınızı da yitirdi. Sanki bilerekmiş gibi. istemiyorum! Ne tanık olmak istiyorum. ˆnce. hatta adamın saƒlarını bile ƒekti. Astley'i aramaya ve her ne pahasına olursa olsun onu konuşturmaya karar verdim. Astley'i bulamadım ve otele d‡nd‚m. †Alexis Ivanovitch. ben pek•l• kendi başıma yolu bulurum. kendi g‡zlerimle g‡rd‚m!— hanımın g‡z‚n‚n iƒine baka baka parasını ƒalıyordu. Tanrı ona meleksi d‚şler g‡ndersin! Ah! El memleketleri!‹ diye s‚rd‚rd‚ Potapytch.j elveda!‹ Ve b‚y‚kannenin koltuğunun hemen KUMARBAZ 135 yanında bulunan sehpanın ‚zerine altın destesini bırakarak selam verip gittim.‹ †O da neden ‡yle? Gene ne oldu? Ne oluyor hepinize birden b‡yle?‹ †Siz nasıl isterseniz ‡yle yapın. sen gelmezsen gelme. oysa ‡b‚r‚. paramı geri alacağım! Hadi bakalım. Doğruyu s‡yl‚yorum. beyciğim. sabahın birine doğru. †bundan yararlı hiƒbir şey. ben gitmem. Sonra ilerde ben kendi kendimi suƒlarım. hemen bir karara vardım. ne de ortak: Beni mazur g‡r‚n. sen ‡nden y‚r‚. ƒ‚nk‚ başını yastığa koyar koymaz uyudu. Sevgili hanımcığımı buraya getirdik. t‚kenmişti.

biri kırmızının ‚zerine. birbirlerine ağıza alınmaz iltifatlarda bulunurlar. adam ortalarda uşak gibi değil de b‚y‚kannenin efendisi gibi salınıyordu. neredeyse g‡zlerinden yaşlar boşanarak yaşlı bir krupiyeden kendini korumasını ve Polonyalıları kovmasını ister. kendilerini aldattığını. B‚y‚kanne ‡nlem alması iƒin hemen krupiyeye rica eder ve KUMARBAZ 139 Polonyalıların keskin ƒığlıklarına karşın. Potapytch b‚t‚n bunları ağlayarak hemen o akşam anlatmıştı bana ve berikilerin ceplerini doldurduklarını. Bir saat sonra. herkese bir zorba gibi buyruklar veriyordu. utanmadan para aşırıp bunları ceplerine tıktıklarını g‡zleriyle g‡rd‚ğ‚n‚ s‡yleyerek itiraz ediyordu. Ne var ki. onlara ƒok ahlaksızca davrandığını iddia ederek avaz avaz bağırırlar. b‚y‚kanne gerƒekten korkmaya başlar. ݃lerinden biri. b‚y‚kanne. pek az kazanƒlı ƒıkar. hatta ufak tefek işlerini de g‡receklerini bildirirler. b‚y‚kanneye doğru . onun bir tek meteliğini bile almayacağına ant iƒiyordu. Ama. de. Berikilerin bağırışmalanna ve itirazlarına karşın. Her an. Bir ‚ƒ‚nc‚s‚ atılıp hemen onların yerine ona hizmetlerini sunar: Bu ‚ƒ‚nc‚ Polonyalı ƒok g‚zel Rusƒa konuşuyordu. Polonyalılardan biri gerƒekten yararlı olabilirdi: Gazinonun b‚fesine koşup ona bir k•se et suyu. ‡b‚r‚ de soluna yerleşir. omuzu- . Parası olduğu s‚rece yaşlı hanım gerek krupiyelerden. sonra barışırlar ve parayı gelişig‚zel atarlar. ƒevrede bulunan herkese k‚stahƒa davranıyor. kocaman bir bıyığı ve pek ƒok ‡zsaygısı vardı. ‡b‚r‚ karanın ‚zerine koyuyordu. Potapytch o namuslu efendinin berikilerle kaş g‡z işareti yaptığını. b‚y‚kannenin ‡yle aklını başından alırlar ki. adam kendisinin kazandığım ve onun yitirdiğini s‡yl‚yordu avaz avaz bağırarak. d‡n‚yor. b‚y‚kannenin son banknotunu yitirdiğini herkesin g‡rebildiği bir sırada. adamların cepleri b‚y‚kanne yararına boşaltılır. koltuğunun arkasında dolanıp durur. En sonunda. Potapytch araya girip ceplerinia altınlarla dolu olduğunu bildirir. Zavallı. B‚y‚kanne yemek yemediğinden. hatta elden ele onlara bir' şey geƒirdiğini de yemin billah ederek bana s‡yledi. biri yaşlı hanımın sağına. B‚t‚n ‚lkelerden kaplıcaya gelenler. koltuğunun arkasında daha ‡nce hiƒ kimsenin g‡rmediği tam altı kadar Polonyalı vardı. artık ona kulak da asmıyorlardı bile. Kısacası. sonra da140 KUMARBAZ KUMARBAZ 141 cay getirir. Ortaya konan paralar ve oyunun gidişi konusunda durmadan kavga edip birbirlerine k‚f‚r ederler. b‚y‚kannenin koltuğunun arkasında belirip ona yeniden hizmetlerini sunarlar. gerek gazino y‡netiminden b‚y‚k saygı g‡r‚r. Zaten oraya da ikisi birden koşarlar. bir uşağa benzemesine karşın. Bu g‚venceleri ‡yle sık sık yinelemeye başlar ki. s‡zgelimi. koltuğundan da hemen hemen hiƒ kalkmadığından. Eğer b‚y‚kanne kazanjr!sa. Kavga ettikleri zaman. gazinodan kovulan iki Polonyalı. Yavaş yavaş ‚n‚ b‚t‚n kente yayılır.d‚şt‚ğ‚ s‚rece. En sonunda. polis gelir. b‚y‚kanneden zahmetine karşılık beş frcderik istiyordu ve • bunları b‚y‚kannenin mizasının yanına koyuyordu. her oyundan sonra. Polonyalıları kovarlarken. en korkunƒ yeminleri ederek namuslu bir insan olduğunu. centilmenler gibi giyinmişti. berikiler onun s‡ylediklerini dinlemedikleri gibi. her an omuzunun ‚zerinden başını uzatarak. b‚y‚kanne gerƒek bir umutsuzluğa kapılır. Ama. akşama doğru. Her ikisi. b‚y‚kanne onu başından atmaya bir t‚rl‚ karar veremez. başlangıƒta bu efendi oyununu d‚zeltir ve kazanır gibi g‡r‚nd‚ğ‚nden. Polonyalılardan kurtulmakla pek. İkinci Polonyalı da d‚nyada yerinden kıpırdamak (istemez: B‡ylece. b‚y‚kannenin kendilerine borƒlu olduğunu. bunu hemen yerine getirirler. her biri kendi keyfince para koyuyordu. en basitinden en ‚nl‚s‚ne kadar şimdiye kadar †milyonlar‹ yitiren †bunamış yaşlı bir Rus kontesini‹ g‡rmek iƒin akın akın koşup gelirler. B‚y‚kanne son paralarını da yitirdiğinde. s‡zgelimi. O da hanımefendinin †ayaklarının izini ‡p‚yordu‹ ve †ayaklarının dibinde s‚r‚n‚yordu‹ ama.

ne yazık ki bulamadım. kavgaya tutuşuyorlar. seksen altı bin ruble yitirmişti. akşamın saat sekizine doğru otele' d‡nd‚ğ‚nde. elinde iskambiller. kumarbazlar bir adamın yirmi d‡rt saat boyunca. masanın başından ayrılmadan koltuğunda oturmasına şaşıyordum ama. o daha sabahtan kesin ‡nlemler almıştı: Generali kesin olarak başından savmıştı. K‚ƒ‚k prens bile ona selam vermez. Bunamış. buyruklar veriyorlar. onu birdenbire istasyondan İngiltere Oteli'ne giderken g‡rd‚m. En sonunda. general ansızın tehdit edici bir tonla. s‡yleyerek. ne de parktaydı. zavallı ama. saat on birden ‡nce.142 KUMARBAZ KUMARBAZ 143 Ama. Saat beşte. ne yapacağını bilemeden ƒalışma odasında bir aşağı bir yukarı gidip gelir. o da ne s‡yleyeceğini. Potapytclı bana onun iki ‚ƒ kez gerƒekten b‚y‚k kazanƒlar elde etmeye başladığını anlattı. Astley'i aradım ama. son bir girişimde bulunmaya karar verirler. Akşam. ş‡yle ya da b‡yle bir g‡zetim. ne yazık ki. yani general.. Potapytch'in hesabına g‡re. en sonunda da: †Siz Rus s‡zc‚ğ‚n‚ kirletiyorsunuz. kendilerine borcu olduğunu avaz avaz bağırarak kanıtlamaya ƒalışarak. ya da daha doğrusu B. Aynı g‚n sabahı. bizimkiler. B‚y‚kannenin gitmek ş‡yle dursun. zor bela kovarlar. Mile Blanche'ia kesin ve gizemli bir konuşma yaptıktan sonra otelden b‚sb‚t‚n ayrıldığını ‡ğrenirler. ne gazinoda. tam tersine. b‚y‚kannenin kendilerini aldattığını.. Ne odasında. duygularını en sonunda kesinlikle aƒığa vurması iƒin k‚ƒ‚k prensin nabzını yoklar. ƒekilip gitmeye cesaret edememişti. hatta Mile Blanche'a olan tutkusunu bile itiraf ettikten sonra (tamamiyle aklını yitirmişti).b‚y‚kannenin varlığını unutmuştu bile. Astley'e gittim. ya da bir yasaklama elde edemezler miydi acaba? Ama. koltuğunun yanında koşuyorlardı. b‚y‚kanne daha dairesindeyken. saygıdeğer yaşlı bir hanımın kumarda b‚t‚n parasını yitereciğini vb. Ona gelince. ˆzellikle de gerƒekten polise başvurup vuramayacak-lannı d‚ş‚n‚yorlardı. Bu k‚ƒ‚k felaket ancak akşam ‚zeri patlak verdi. ansızın k‚ƒ‚k prensin beş parasız bir dilenci gibi yoksul olduğunun ve rulet oynamak iƒin emre muharrer bir senet karşılığında borƒ para almayı d‚ş‚nd‚ğ‚n‚n farkına varırlar. Yanındaki y‚zde beş faizli b‚t‚n devlet tahvillerini birbiri ardından bozdurmuştu. o . †Bunun iƒin g‚venlik ‡rg‚t‚ vardır!‹ En sonunda da b‚y‚kanne (s‡zc‚ğ‚n tam anlamıyla) onu bastonla d‡verek kapı dışarı eder. manevralar ƒevirir. onunla kesin olarak ve iƒtenlikle g‡r‚şmek ‚zere topluca (Pauline'in dışında) gelirler. . Deş Grieux eliyle hor g‡ren bir hareket yapar.. Zaten. yeniden gazinoya d‡neceğini ‡ğrenince. Sabahleyin. Onun yedi sekiz saat s‚reyle. g‡zlerini sağa sola bile oynatmadan aynı yerde oturabileceklerini ƒok iyi bilirler. orada onları tekme tokat. ‚ƒ d‡rt Polonyalı bir t‚rl‚ onun yanından ayrılamıyorlardı. laubali bir şekilde sesleniyorlardı. bir g‚n ‡nce yitirdiğinden başka. B‚t‚n g‚n Mile Blanche. Bununla birlikte. onu karşısında g‡rmeye bile dayanamıyordu. Bu kez otelde yemek yememişti.nun ‚zerinden masaya doğru eğiliyorlar. b‚y‚kanne o g‚n. para s‚r‚yorlar.. Generalle Deş Gricııx ‡ğleye kadar bir iki kez daha g‡r‚ş‚rler. ne kendisi. General peşinden gazinoya koşup da onu k‚ƒ‚k prensin kolunda g‡r‚nce. ayağını yere vurarak bağırıp ƒağırmaya bile başlar. o g‚n. B. Hanımefendi!‹ diye bağırır. Mile Blanche hesaplarında korkunƒ şekilde yanılıyordu. Otele işte bu şekilde d‡nerler. Yeniden umuda kapılarak. Ve b‚y‚kanne her şeyini iyice batırdıktan sonra. Kendisi iƒin bundan ƒıkacak korkunƒ sonuƒları d‚ş‚nerek tir tir titreyen ve adeta baygınlıklar geƒiren general dozu artırır bile: Yarım saat rica ve yalvarmalardan sonra. Mile Blanche ‡fkeyle onu kovar ve odasına kapanır. Mile Blanche'a gelince. bizim otelde de kesin sonuca g‡t‚ren olaylar meydana geliyordu. bir daha da onu g‡rmez. Deş Grieux omuzlarını silker ve generalle aƒıkƒa alay eder. ne de dul Bayan Cominges onu tanırlar. paralan topluyorlar.. Deş Grieux. b‚t‚n kentte bir rezalet konusu olduğunu ve en sonunda. avaz avaz bağırarak b‚t‚n ailenin şerefini lekelediğini. namuslu efendiye teklifsizce.

‹ †İş iƒin mi?‹ †Evet. Elbette ki. onunla konuşmaktan kaƒındım. aralarında mutlaka ‡nemli ailevi tartışmalar geƒtiğini d‚ş‚nm‚şt‚m. baron olayı geceli ‚ƒ g‚n oldu. kuzum?‹ diye haykırdım. bu konuda hiƒbir şey yapmıyordu.‹ Soruyu hen‚z kendisine y‡neltmediğime kendim de şaşarak: †Siz nereye gittiniz. y‚z‚m sapsarı kesildi. iƒimdeki ‡fke daha ƒok kabarıyordu.Acelesi vardı. İyi ama. Pauline'le ƒocuklara rastladım. ona: †Hepsini yitirecek!‹ dedim. B‡ylece. kaygılıya benziyordu. bulunduğunu bildiğimden. ona herhangi bir şey sormaya vakit bulamadım. 144 KUMARBAZ 145 işte bu y‚zden onunla o şekilde konuşmaya başladım. durmadı ve hızlı adımlarla yoluna devam etti. Ben ona. mademki sevgimden hoşlanmıyordu. †Evet. duygularımı ayaklar altına alamazdı. ˆfkeyle odama ƒıktım. onu g‡r‚r‚m. Bir hayli zamandan beri generalden kaƒıyordu. b‚y‚kannenin başına gelenleri anlattım: Beni dikkat ve ciddiyetle dinledi. Ben. ayrılığımıza artık dayanamıyorum. . buna izin vermişti! Bunun. h'atta kimi zaman beni konuşmam iƒin kışkırtıyordu bile. y‚reğim ‡yle şiddetle ƒarpmaya başladı ki.. Hemen peşinden yetiştim. ya da iƒerde kaldı. onunla ‡yle konuşmama katlanmıştı. elbette benimle alay etmek iƒindi bu. Kendisini gerƒekten • sevdiğimi biliyordu.. Genƒ kızın y‚z‚nde derin bir sakinlik ve huzur okunuyordu.. itiraflarımı b‡yle bir hor g‡rmeyle karşılayamazdı.konusu yapıyordum. Pauline'b‚t‚n g‚n ƒocuklar ve dadılarıyla parkta gezin di. Bununla birlikte onsuz yaşayamayacağımı da ƒok iyi biliyor. ne ƒare k’ bana ‡yle bir karşılık verdi ki. zaman geƒtikƒe. pek ‡nemli şeyler dışında da onunla hemen hemen artık hiƒ konuşmuyordu. ben hep onun yanından y‚r‚yordum ama.. sonra omuzlarını silkti. B. Ne var ki. ya da ilgisizlik belirtisiylc. başıyla beni selamlayıp g‡zden kayboldu. yitireceğinden emindim. Selamıma bir baş hareketiyle karşılık verdi. neden kendisine ondan s‡z etmeme d‚ped‚z engel olmuyordu? Oysa. ya!‹ diye karşılık verdi. hiƒbir şey ‡ğrenemezdim. tam iki ay!) onun benimle dost olmak. Astley onu da merak etmedi. ya da herhangi bir sıkıntı belirtisi okumak olanaksız olmasına karşın.‹ Ona daha fazla ne sorabilirdim ki? Zaten. o ansızın yol ‚st‚nde bulunan Quatre-Saisons Oteli'ne doğru kıvrıldı. aramızda pek garip bir biƒimde başladığı bir gerƒektir. ƒ‚nk‚ bunu ƒok iyi hissettim: Beni dinledikten ve acı ƒektiresiye kadar beni ƒileden ƒıkardıktan sonra. D‡nerken yavaş yavaş bir kesinliğe ulaştım: Onunla iki saat boyunca konuşmuş olsaydım bile. Šstelik de konuşmayı Pauline'e getirmekte korkunƒ derecede bir g‚ƒl‚k ƒekiyordum. ansızın keyfimi kaƒırmaktan pek hoşlanıyordu. Bir s‚reden beri bunun farkmday-dım. y‚z‚nden ka-. Ama. bu başarılı olmadı. Bununla birlikte. ƒ‚nk‚ ƒok ilginƒ bir şey. ona soracak hiƒbir şeyim yoktu! Evet. tam da b‡yleydi işte! Hiƒbir şekilde ona sorumu y‡nel-temezdim. †Ben giderken o kumara başlamıştı bile. †Frankfurt'a.. Astley'le yaptığım konuşmadan sonra otele d‡nd‚ğ‚m zaman.fasını kurcalayan d‚ş‚nce.. ƒ‚nk‚. Demin gazinonun yakınlarında ona rastladığım zaman. başka bir deyişle. apaƒık herhangi bir hor g‡rme. Bir s‚re ‡nce (bir hayli oldu bile. Beni hiƒ sevmese bile. O her zamanki haykırışıyla: †Ah!‹ diyerek bana iƒtenlikle elini uzattı ama. Bundan kesinlikle eminim. bir ara gazinoya uğrayıp. generalin bug‚n ne durumda. onun yerine. B. bana iƒini d‡kmek isteğini ve hatta bu y‡nde girişimlerde bulunduğunu fark etmiştim. Wurmerhelm olayından beri onunla bir kez bile karşılaşmamıştım: Bunu bir onur. genƒ kızdan kaƒınamadığını. sanki aile fırtınaları sadece onu esirgemiş gibi. acayip ilişkiler s‚rd‚rd‚k. Vakit bulursam. Ama.

bu t‚r ihtiyar kadınları da vesayet altına alırlardı! Evet. kurtarın beni. neredeyse ayaklarıma kapanacaktı (ne iƒin hem de bilir misiniz?) hemen F. dudakları titreyerek. Astley? Doğrusu işte burada olay iƒinden ƒıkılmaz hale geliyordu ve bununla birlikte. hiƒ değilse. o da bensiz yaşayamaz! Ben. Size son kez yineliyorum: Yaşamıma gereksinim duyuyor musunuz? Herhangi bir şeye yararım.liyordu. general iki elimi yakaladı ve beni divana loğru ƒekti.. En sonunda benden ‡ğ‚t gibi bir şeyler beklediğini. Beni sadece soytarı olarak d‚ş‚nebilmesi olası mıdır? Onun bir gizi var. geƒen g‚n baronla olduğu gibi. ya da daha doğrusu herkes tarafından terk edilince. Artık aklı başında değildi. ƒoğu zaman oradayım. Tanrım. Yanıt beklemiyordum ama. †Mile Blanche beni bug‚ne kadar belki fark etmedi bile? Ben ne yapabilirim ki?‹ İtiraz etmek yararsızdı. general ama. onun iƒin zorunluyum. Bilgiƒ bir sesle . İsyan ettirici değil midir bu? O zibidi Fran-sızın onun iƒin her şey olmasını akıl alır mıydı? Ya B. başı an‚ne eğik. •alışma odasındaydı ve sanki dışarı ƒıkmaya hazırlanıyormuş gibi giyinmişti. hemen kalemi yakaladım ve şu satırları karaladım: †Pauline Alexandrovna. evet‹ diye s‚rd‚rd‚ ansızın ayağa kalkıp odayı arşınlayarak. general hiƒ durmadan konuşuyor. yetkililerin bulunduğu iyi d‚zenlenmiş bir Devlette. kurtarın beni. hiƒbir yere gittiğim yok. bana bir iki satır yazın. ne işkenceler ƒekiyordum! Odama d‡n‚nce. ona yalvarmam. bir ‡fke n‡betine kapılarak. beni de tam karşısındaki coltuğa oturttu ve ellerimi bırakmadan.Aslına bakarsanız. onu odanın ortasında bacakları ayrılmış.. †ˆz‚r dilerim.. ݃eri girince. kendi kendine konuşur halde g‡r‚r gibi oldum. bizde. Ama. her dakika da: †Bana acıyın!‹ diye yine-. Şapkasıyla bastonu divanın ‚zerindeydi. •‚nk‚ ona benimle aƒıky‚rekli ve aƒıks‡zlii olmasını bin kez rica ettim. 10 146 KUMARBAZ KUMARBAZ 147 Mile Blanche'a gidip. Tutarsız s‡zler s‡yleyerek b‚y‚kanne konusunda da konuşmaya başladı. kendisine s‡ylenenleri anlamıyor-du bile.‡fkeyle k‡p‚rerek. deli saƒması eylemlere zorladı. Aƒıkƒa belli oluyor bu! B‚y‚kanneyle aralarında geƒen konuşma y‚reğimi parƒaladı... beni kullanın: Şimdilik adamdayım. kendisine geri d‡n‚p evlenmeye ikna etmem iƒin. yalvaran bir sesle bana şunları s‡yledi: ' †Alexis Ivanovitch. konuşmak iƒin beni ƒağırttığını tahmin ettim. beni hep hor g‡rerek uzaklaştırdı. Saat yediye doğru beni generalin yanına ƒağırdılar. polise başvurma fikrinden bir t‚rl‚ vazgeƒmiyordu. ya da kendisine sunduğum yaşamımın feda edilmesi yerine beni. †kısacası. azizim. ya da beni ƒağırtın. sonun pek yaklaştığını aƒıkƒa g‡r‚yorum. 3eni fark edince adeta bir ƒığlık kopararak ‚zerime atıldı: ilimde olmadan geriye doğru bir adım altım ve odadan ƒıkmak istedim ama. Gerekirse. Ellerini kavuşturuyordu. kaygı ve umutsuzluğun penƒesinde kıvranırken beni anımsadığını ve sadece konuşmak... ya da en azından iyice soğukkanlılığım yitirmişti. ‚ƒ dakika sonra garson d‡nd‚ ve bana †teşekk‚r ettiklerini‹ bildirdi. onun uğruna gerƒekten canımı vermeye hazır olduğumu ƒok iyi biliyor.‹ Pusulayı nı‚h‚rlcdim ve elden vermek emriyle kat hiz-nıetƒisiyle g‡nderdim. ipe sapa gelmez. Kendisi oraya oturdu. †Bizde. acıyın jana!‹ Uzun bir s‚re hiƒbir şey anlayamadım. konuşmak.‹ diye haykırdım. g‡zlerinde yaşlar parlarken. bizde‹ diye başladı ansızın .. bunun ucu elbette ki size de dokunacaktır.

bitkin.. Zaten ne kadar olduğunu bilmiyorum.. şimdi de.‹ dedi ağır ağır ve ciddi bir halle başını eğerek.. ondan daha akıllı değilim ya. b‚y‚kannenin ilk ƒağrısına hemen koşup gelmişti. hiƒ kusura bakmasın.. azizim. †Sizi bir kez daha rahatsız ettiğim iƒin bağışlayın ama.. evet... Ama. Aşağı indim: Yaşlı hanını yorgun. bir el hareketiyle beni durdurdu. B‡yle bir adama yapılacak hiƒbir şey yoktu. bana acele acele: †Evet. bir saatten biraz fazla zamanım var: Biraz uzanacağım. b‚y‚kannenin dairesine gitmemi rica etti. bilmiyorum. Konuşmaya Pauline Alexandrovna'yla ƒocuklara getirmeye ƒalıştım. tonu da aƒıkƒa değişmişti. yaşlı bir kadını hoş g‡r‚rs‚n‚z. sersem tavuk. ƒ‚nk‚ g‡r‚ş‚me g‡re. yaklaşık y‚z bin ruble. ona rehinli..‹ B. †‡yleyse ‡ğrenin ki. B‚t‚n bunları kaygılanmaması iƒin s‡yl‚yorum. Bu iş bittikten sonra.. Bayım. Şimdi artık genƒleri hafiflikle suƒlamayacağım. selam verip ƒıktı. Aslına bakarsan.. ve o zaman. Hen‚z bunlardan hiƒ haberim olmadığını sanıyordu. bizde. neyse. g‡r‚n‚şe g‡re hasta. Ah! Nedir başıma gelen felaket!‹ Kendini yeniden divana attı ve bir saniye sonra.. elveda. ne dersiniz?‹ En sonunda da kanlı g‡zyaşlarıyla ağlamaya koyuldu. soluk soluğa. Eh. hepsini getirmemiştim. Saat sekizdi . †G‚naydın. kaldır beni!‹ . Şimdi artık hiƒbir şeyim yok. ‚ƒ k‡y‚m. Astley'di galiba.. İyi k‡t‚ onu başımdan savdım ama. son derece kaz kafalı bir adam. bir solucan gibi ƒırƒıplak kaldım! Sizin getirdiğiniz şu para var ya.. b‚kerler. besbelli s‡zlerimden hiƒbir şey anlamamıştı. Aklına bir şeyler esip de beni reddetmemesini s‡yle148 KUMARBAZ ona..ve b‚y‚kanne son meteliğine kadar yitirdiği gazinodan hen‚z d‡nm‚şt‚. nank‡rl‚k değil mi.. iki evim var. Senin İngilizi. ta ki dize getirinceye kadar.. Alexis Ivanovitch?‹ dedi ansızın bana doğru d‡nerek. evet!‹ diye karşjlık verdi ama.. †ya. o da g‡z kulak olacağına s‡z verdi bana. Ben h•l• oldukƒa zengin bir kadınım. bir hafta iƒin ondan ‚ƒ bin frank ‡d‚nƒ almak istiyorum. nank‡rl‚k değil mi bu. †Benim halim ne olacak. bilmiyorum!. †O gitti! B‚t‚n mal varlığım.‹ †Otelin hesabını nasıl ‡deyeceksiniz?‹ diye haykırdım dehşetle.. kemiklerim sızlıyor. Alexis Ivanovitch. ne halde olduğuna bakmak iƒin arada sırada uğramasını da dadıya tembih ettim. Mile Blanche'ın kendisiyle evlenmek istemediğini anlattı: •‚nk‚ telgrafın yerine b‚y‚kanne ƒıkagelmişti -ve şimdi artık mirasa konamayacağı da aƒıkƒa ortaya ƒıkmıştı. her şeyi orada bıraktım. Aa! İşte geldi! Mert bir insan olduğu belli. Sakın bana kızma. Tanrı kendini beğenmişliği er geƒ cezalandırıyor. işte elimde avucumda kalan hepsi o kadar. ihtiyar bdr aptalım ben. galiba yedi y‚z frank. meteliksiz kaldım. B‚y‚kannenin sesi de. hadi bakalım. ƒağırttım. hoş bende. l‚zumsuz konuşmalara kalkışmadan. Astley. azizim‹ diyordu bir k‡şedeki hayali bir muhataba seslenerek. Bir saniye bile -gecikmek istemiyorum. b‚y‚kannenin imzaladığı bir k•ğıt karşılığında hemen onun avucuna ‚ƒ bin frangı şıp diye sayıverdi... bu t‚r yaşlı kadınları b‚kerler. Hiƒ duraksamadan. Marthe. s‡ylediklerimi iyi duyamamıştı bile. †Şimdi artık beni yalnız bırak. Hatta şu sizin zavallı generali kınamaya ƒekineceğim. ƒok akıllı bir delikanlı olan kat garsonuyla da konuştum.konuşuyordu: †Siz daha bunu bilmiyordunuz. Ona Deş Grieux'den s‡z etmek istedim ama. ona beş para bile vermeyeceğim. Dostum. hemen hemen hıƒkırıklarla ağlayarak... saat dokuz buƒukta gidiyorum. prensten s‡z etmeye başladı hemen ve o zaman. koltuğunda oturuyordu. gene Mile Blanche'la gitmeye hazırlanan. sonra?‹ General d‚ş‚nceli bir halle bana baktı ama. evet. †Tanrı adına. ayrıca. Onu yalnız bırakmak da bir o kadar tehlikeliydi: Başına bir şey gelebilirdi. benim halim ne olacak? S‡ylesenize. Marthe ona neredeyse zorla iƒirdiği bir bir fincan ƒay getirdi. Generalin yanından hen‚z ayrılmıştım ki Potapytch gelip. daha param da var.. D‚n benimle gelmemekte haklıymışsın. sevgili Alcxis Ivanovitch. Hani şu para.

. Ellerim titriyordu. Bununla birlikte iƒeri girdim ama. Pauline. bana ihtiyacı var. bu besbelli! Trenin hareket saatinde istasyona koştum ve b‚y‚kanneyi kompartımana yerleştirdim. ona efendisini sordum. Bana rehin edilen malların satışına hiƒ . †pek ‚z‚c‚ olaylar beni hemen gitmek zorunda bıraktı. Kısacası. †D‚n ona s‡ylediklerimi Prascovia' ya yinele.soluğum kesildi: Pauline'di bu! ON DˆRDŠNCŠ BˆLŠM Ağzımdan bir ƒığlık kaƒtı. Mile Blanche'la general kahkahalarla g‚l‚yorlardı. Bcyciğim‹ diye karşılık verdi ‚zg‚n bir 'halle. Y‚z‚ sapsarıydı ve ‚z‚nt‚l‚ g‡r‚n‚yordu. . •alışma odasının eşiğinde bir dakika durduktan sonra. zavallı general o anda yazgısının kesinleştiğinden ve Mile Blanche'ın ertesi sabah ilk trenle Paris'e gitmek ‚zere eşyalarını toplamaya bile başladığından habersizdi. Pauline'e yazdığım mektup aƒık ve kesindi. Ben iƒeri girince karaltı ayağa kalktı. Odamda duramadım. her şey iyice aydınlanmadan sizinle kesin bir aƒıklamadan bilerek kaƒındım. iƒeri girmekten vazgeƒtim ve g‡r‚nmeden ƒekilip gittim. Odama ƒıktım. Bundan başka da. •abucak yaklaşıp baktım ve. Kuşkusuz siz de fark etmişsinizdir ki. Akrabanız olan o yaşlı hanımın gelişi.en azından d‚ş‚nce olarak ş‡yleydi: †K‚ƒ‚k hamın‹ diye yazmıştı Deş Grieux. bir mum yakın. Otelde Deş Grieux' n‚n gidişinden s‡z edildiğini işittim.. y‚z‚n‚ bin bir kırışıkla buruşturan ve g‡zlerini kapatan sinirli ve .Oysa b‚y‚kanneyi uğurlamaya niyetleniyordum. Pauline beni dost olarak geri itse bile. alırken. bekleyiş iƒindeydim. Koridora ƒıktım. akıl almaz davranışı duraksamalarıma son verdi. davranışımda bir centilmene ve d‚r‚st bir adama yakışmayan hiƒbir şey bulmayacağınızı umarım. Olanları daha sonra bizzat Mile Blanclıe'ın ağzından ‡ğrendim: Prensi kovduktan sonra generalin umutsuz ‚z‚nt‚s‚n‚ ' ‡ğrenince. elimde kalanları kullanmak zorunda kaldım. Olanlara ‚z‚l‚yorum ama. toptan gelirim.. Mektuptaki s‡zleri tam olarak unuttum ama. †•ıkar g‚tmeyen yakınlığın iƒin sana teşekk‚r ederim. bir s‚reden beri kendimi kaptırdığım tatlı umutlar beslemekten beni engelliyor. Hepsi ‡zel kompartımana yerleştiler. bana: †Ne o.‹ Odama d‡nd‚m. satırlar g‡zlerimin ‡n‚nde dans ediyordu.‹ dedi veda ederken. s‡zc‚k s‡zc‚k değilse de. masaya yaklaştı. ƒalışma odasının kapısında. gidip bir s‚re ağaƒlı yolda gezindim. dosKUMARBAZ 149 t‚m. pencerenin yanında. Benim kendi işlerimin d‚zensizliği elbette ki.150 KUMARBAZ KUMARBAZ †Neyim mi var? Siz! Burada. neniz var?‹ diye sordu garip bir sesle. G‡r‚n‚şe g‡re. ‡n‚me aƒılmış. alacakaranlıkta. Onu bekleyeceğim. Hemen hemen b‚t‚n paramı ‚vey babanızın borƒlarım ‡demek iƒin yitirdiğimden. Bu benim huyumdur. Kapıyı aƒınca. †Deş Grieux'n‚n yazısı bu!‹ diye haykırdım mektubu. belki de uşak olarak kabul ederdi. sevinƒten ƒılgına d‡nen general bir s‚r‚ saƒına sapan şeyler s‡yl‚yordu. divanda oturuyordu. benim odamda!‹ †Ben gelirsem. Dul bayan •ominges de oradaydı. varolan felaket de kesindi.uzun kahkahalarla g‚l‚yordu. her an bir şey olacakmış gibi geliyordu bana. †Okuyun!‹ diye de buyurdu. bir k‡şede iskemlede oturan bir karaltı g‡z‚me ƒarptı. Pauline ayağa kalktı. işlerini g‡rmek 'iƒin bile olsa! Evet. dadıyla 'karşılaştım. bir mektup koydu. İtaat ettim. onu avutmak istemiş ve gelip ona k‚ƒ‚k bir ziyarette bulunmuştu.‹ dedi. Ama. Generalin dairesinin ‡n‚nden geƒerken. Bunu hemen g‡receksiniz. •‚nk‚ ona gerekliyim. şaşırarak durdum. †Fena değil.

†Evet ve belki de size: "ˆnce bana elli bin frangı geri verin" der. İlk kez bana 'sen' diyordu. †Neden b‚y‚kanne?‹ dedi ‡fkeyle. Sanki bir şimşek ƒakmış gibi g‡zlerim kamaştı. O elli bin frangı. sesinde belli belirsiz bir titreme vardı. sanıyordu. oh! Bir hayli zamandan beri ona tahamm‚l edemiyordum. †Bana bakın. †ne yapacağını bekliyordum. sanki o parayı ansızın yerden toplamak olasıymış gibi.. o k•ğıt. †Gerƒekten de başka bir şey mi bekliyordunuz?‹ diye s‚rd‚rd‚m ‡fkeyle. orada ‡ylece dikilip duruyordum! Demek beni seviyordu! B. †Demek ki şu İngiliz iƒin senden ayrılmamı istiyorsun. ısrar edeceğimi. ne b‚y‚k bir sevinƒle şimdi kafasına fırlatırdım!‹ †Ama. geri verdiği o elli bin franklık senet generalin elinde değil mi? Onu alıp Deş Grieux'ye geri g‡nderin. Emin olun ki anınız ebediyen kalbimde kazılı kalacak. bir başına otelde. İşlerinizin bug‚nk‚ durumuyla girişimimin size yararlı olacağını umarım.‹ †Oo! Bu aynı şey değil ki! Aynı şey değil!‹ †Evet. O aradığımı. yarın ilk trenle giderim!‹ dedim aptal bir coşkuyla. nereden?‹ diye yineleyip duruyordum dişlerimi gıcırdatarak. ‚stelik de y‚z‚ne t‚k‚rerek. b‡ylece şimdi malınızın hukuk yoluyla geri verilmesini isteyerek yitirdiklerinizi yeniden elde edebilirsiniz.. Astley?‹ diye ona sordum: Tam .. bana gelmişti! O. Hiƒ kuşkusuz o anda heyecandan başı d‡nd‚: Birdenbire divana oturdu. Telgraf gelseydi. Bununla birlikte. Deş Grieux'y‚ nasıl. şimdi!. B‡ylece herkesin g‡z‚nde kendini lekeliyordu. o sersemin (‚vey babamın) ona borƒlu olduğu parayı kafasına fırlatıp onu kovacaktım! Bir hayli.‹ Durdu ve t‚mcesinin ortasında dudaklarını ısırarak sustu. orada ‚ƒ g‚n kalacak. bambaşka! Şimdiyse. Pauline de g‡r‚n‚şte sakin bir halle: †Hiƒbir “ey beklemiyordum‹ diye karşılık verdi ama. Bu davranışla da şerefi bir adamın g‡revlerini yerine getirdiğimi umarım. bir fikir parladı. bir genƒ kız. †Uzun zamandan beri ne d‚ş‚neceğimi biliyordum: D‚ş‚ncelerini okuyordum onun. uƒarı ‚vey babanızın b‚t‚n servetinizi har vurup harman savurduğunu bildiğimden.-Sonra da ne diye d‚ello etsin? Ne aptallık!‹ . †İyi ama. doğru! Şimdi general ne işe yarar ki?‹ diye bağırdım ansızın. ‡yle mi?‹ dedi acı bir g‚l‚msemeyle. iƒe işleyen bakışlarını bana dikerek. †Ne yapabiliriz?‹ diye haykırdım.. †Onun evine gidemem.‹ †Pek•l•.. †Ona karşı bilerek hor g‡rmemi ve nefretimi artırdım‹ diye s‚rd‚rd‚...gecikmeden girişmelerini Petersboıırg'daki dostlarıma bildirdim bile.. B‚t‚n g‚c‚ t‚kenmişe benziyordu. g‡zlerime ve kulaklarıma inanamadan. ya B. ben de orada ‡yle karşısında hiƒbir şey anlamadan kazık gibi dikilmiş duruyordum! Beynimde ƒılgın. Astley'e değil.. G‚lmeye başladı. benim odama gelmişti. Ah! Eskiden bambaşka bir adamdı.o sırada aklıma garip bir fikir gelmişti. nasıl sevebildiniz! Alƒağın biri. şu elli bin frangı nereden bulmalı.‹ †Siz bir tek s‡z s‡yleyin. Hiƒ kimseden de ‡z‚r dilemek istemiyorum‹ diye ekledi hiddetli bir sesle. alƒağın! Onu d‚elloda ‡ld‚rmemi ister misiniz? Nerede şimdi?‹ 152 KUMARBAZ †Frankfurt'ta. Pauline dalgın ve sabırsız bir halle y‚z‚me baktı. sizin d‚ş‚ncesiz. . ona elli bin frank bağışlamaya karar verdim ve bu miktar tutarındaki senetlerin bir b‡l‚m‚n‚ ona geri veriyorum. her şey aƒık‹ dedim Pauline'e doğru d‡nerek. †Ama. Pauline'in g‡zleri parlamaya başladı.

bu kesin g‚ven o kadar uzun zamandan beri neden bu -kadar derin. hemen d‡neceğim! Bu. Yine kazanmıştım! B‡ylece toplam seksen frederik ediyordu! Hepsini ortadaki on iki sayının ‚zerine koydum (‚ƒ kat kazanƒ ama. Ne olduğunu bilmem ama. kendime ayakta bir yer bulabildim. yeşil ƒuhanın ‚zerinde: Pas s‡zc‚ğ‚ ƒizilmişti. şimdi toptan iki y‚z frederikim olmuştu. g‡r‚n‚şte en olanaksız d‚ş‚nce kafamıza ‡yle kuvvetle saplanır ki. Saat on birde masaların ƒevresinde sadece gerƒek kumarbazlar kalır. ayaklan geri geri giderek dağılırlar. Peki.. on dokuzdan otuz altıya kadar bir sayılar dizisidir.. b‚t‚n bu parayı kırmızının ‚zerine ittim. Yirmi frederikimi ƒıkarıp pas'm ‚zerine attım. kim-bilir. Bunlar... sabahtan akşama kadar kumar oynarlar. Ve krupiyelerin en kıdemlisi kapanıştan ‡nce. Evet. bu kadar sağlam biƒimde. ve ansızın. o akşam (p akşamı ‡mr‚m oldukƒa unutamam) başıma mucizevi bir ser‚ven geldi. size bir kez daha s‡yl‚yorum. ƒıkan son numarayı bile işitmemiştim. Beyler!‹ diye bildirdiğinde kimi zaman bunlar ceplerindekinin hepsini bu son ‚ƒ oyunda ortaya s‚rmeye hazırdırlar. Pek fazla kalabalık yoktu. †Otuz bir!‹ diye haykırdı krupiye. Sabahkinden iki kat daha az olmakla birlikte oyun salonlarında h•l• kalabalık vardı. benim g‡z‚mde gene de mucizedir o ser‚ven. Kazanmıştım. onun iƒin az sonra masanın yanında. Pas. başlarken bunu sorup ‡ğrenmedim bile. . bu zorunlu! Bak g‡receksin! Dur burada. Yeniden hepsini s‚rd‚m: Hem ilk mizamı. o kadar k‡k saldı bende? •‚nk‚. tutkulu bir istekle bağlantılıysa. dur bekle!‹ Ve koşarak odadan ƒıktım.se. kimi zaman en ƒılgın.. b‚t‚n gece şafak s‡k‚nceye kadar da oynarlardı. hem de kazancımı. oluşamaması olanaksız bir şey gibi kabul ederiz! Belki burada daha fazla bir şey vardır: Bir ‡nseziler bileşimi. ‡nceden saptanmış.. Birden on sekize olan ilk dizinin adı Manque'tır. Bana elli frederiklik ‚ƒ desteyle on da altın verdiler.. var olmaması. gece yarısı olup da gazino kapandığı zaman hep istemeye istemeye. iki karşıt şans). en sonunda onun gerKUMARBAZ 153 ƒekleşebileceğine inanırız.. Doğruca b‚y‚kannenin oturmuş olduğu masaya y‡neldim. ben geri d‡nmedim. aynı zamanda da o ana kadar hiƒ hissetmediğim bir heyecanla girdim. alnımıza yazılmış bir şey gibi.†Pauline! Bana sadece bir saat izin ver! Sadece bir saat burada bekle ve. Arkamdan bir şeyler bağırdı ama. Dahası: Eğer bu d‚ş‚nce şiddetli. yani gece yarısından az ‡nce: †Son ‚ƒ oyun. umurumda mı benim? Ben hesap kitap yapmıyordum. Onlar buraya salt rulet iƒin gelmişlerdir. imgeleme yetisiyle bir kendi kendini zehirleme. başıma gelmemezlik edemez bir şey gibi d‚ş‚n‚yordum bunu! Saat onu ƒeyrek geƒiyordu. olası bir ihtimal gibi (dolayısıyla da belirsiz) değil de. ya da daha başka bir şey vardır. Her ne kadar aritmetikle m‚kemmelen aƒıklanabilirse de. Adeta 'ateşli bir kendimden geƒmeyle. en sakınmışız kumarbazın yapacağı gibi. soruşturan bakışlarına yanıt bile vermedim.. istencin olağan‚st‚ bir ƒabası. Krupiye: †Yirmi iki!‹ diye bağırdı. ƒevrelerinde olup bitenleri fark etmezler bile ve b‚t‚n mevsim boyunca kumardan başka hiƒbir şeyle ilgilenmezler. aklım başıma geldi! B‚t‚n gece boyunca korkunun beni dondurduğu bu tek seferde ƒilerim. eğer olanak bulabilseler.. en sonunda onu kaƒınılmaz. Tam ‡n‚mde. sehpa d‡nmeye başladı ve yirmi d‡rt ƒıktı. zorunlu. gazinoya sarsılmaz bir umutla. ama. gerƒekten de154 KUMARBAZ KUMARBAZ 155 en b‚y‚k paralar bu saatte yitirilir. kendileri iƒin kaplıcada ruletten başka bir şey bulunmayan kaşarlanmış kumarbazlar kalır.

bu kez d‡rt bin florin ve yirmi frederik olmuştu (h•l• hesaplayabiliyordum). Bir bilinƒ şimşeği iƒinde. ellerim titriyordu. gidin!‹ diye fısıldadı bu kez de başka bir ses sol kulağıma. d‡rt oyun ‚st ‚s-:e kazandım. ne kadar kazandığımı. Polonyalılar hemen koşup bana hizmetlerini sundular ama. otuz yaşlarında kadar bir hanımdı bu. hatta birkaƒ kişi alkışladı bile.ayaklarım tir tir titriyordu. 1819'da havai fişeği attığı balon patlayınca Paris'te ‡ld‚. artık ne. ne de s‚rd‚ğ‚m paraların miktarını anımsıyorum. Orada. sonra iki tur iƒin ortadan siliniyorlardı.156 KUMARBAZ KUMARBAZ 157 lece ruleti yarın sabaha kadar kapatacaklarını s‡yledi. Bu şaşılacak d‚zenliliğe zaman zaman rastlanır. ceplerime tıktım. o anda yitirmenin benim iƒin ne anlam taşıyacağını dehşetle hissettim! S‡z konusu olan b‚t‚n yaşamımdı! . Sadece florinleri binlerle topladığımı anımsıyo-um. hesaplamadan! Zaten bir bekleme anı. ݃imi ‡fke kapladı: Kalan iki bin florini aldım ve ilk on iki sayının ‚zerine koydum. •abucak bir g‡z attım. ortadaki on iki sayının ‚zerine iki bin florin koyup yitirdiğimi anımsıyorum. adeta 'd‚şte gibi. Ondan sonra. Kuşkusuz ƒok dalgındım. †Tanrı aşkına. krupiyelerin birƒok defa oyunumu d‚zelttiklerini ƒok iyi anımsıyorum. bir de pek bağlandığım o ortadaki sayıların daha sık ƒıktığını anımsıyorum. M‚tevazi ama. Yeniden kazandım. Sadece. †D‡rt!‹ diye bağırdı krupiye. hiƒbir'şey d‚ş‚nmeden. †Bravo. Bana banknotla ‡deme yaptılar. •epeƒevre herkes konuşuyor ve bekliyordu. O andan sonra. kalem elde. benim kimseyi dinlediğim yoktu. kararlamasına. Blancharcl. hastalıklı solukluğu gene de vaktiyle son derece g‚zel olduğunu belli ediyordu. sonra gene ‚ƒ d‡rt kez peşpeşe. B‚t‚n altınımı aldım. banknotlarımı aldım ve hemen bir başka rulet bulunan bir başka salona gittim. bankonun bir seansta sadece bu kadarını karşıladığını ve b‡y(1) Paraş‚t‚n mucidi havacının karısı olan Bn. Geniş bir soluk aldım: B‚t‚n v‚cudumda kızgın karıncalar dolaşıyordu. ben de yeniden hesaplamadan. bilinƒsizce bekliyordum. Muzaffer havaları takınmaya başlamıştım bile ve artık hiƒbir şeyden korkum kalmamıştı. rabıtalı biƒimde giyinmiş. bana hemen bir yer aƒtılar. Krupiye: †Kırmızı!‹ diye bağırdı. Kimi sayılara. hep ‚ƒ d‡rt kez ‚st ‚ste ƒıkıyorlardı. ƒevremde haykırışmalar ve kahkahalar y‚kseldi. geliyorlardı. O sırada ben banknotları buruşturarak ceplerime dolduruyordum ve masanın ‚zerinde kalan altınları . yorgun y‚z‚.' rastlantıyla. kalabalık peşimden koşuştu. ˆyle. Paris'te balonundan yere fırlatıldığı zaman duyduğuna benzer bir heyecan oldu. gidin!‹ diye fısıldadı bana. Bn. Beni neyin kurtardığını bir t‚rl‚ anlayamıyorum! Zaten arada sırada hesaplama fikri aklıma geliyordu. hesap kitap yapan profesyonel kumarbazların kafalarını karıştıran da işte budur. On kadar oyuncu aceleyle benim gibi karanın ‚zerine para koydular. Burada yazgının nasıl korkunƒ cilveleri ortaya ƒıkmaz ki? Gazinoya geldiğimden beri galiba yarım saatten fazla olmuştu. belki de. Ben yeniden otuz bin florini cebe indirmiştim ve bankoyu -yarın sabaha kadar kapatıyorlardı. bravo!‹ diye bağırışiyorlardı. D‚zenli olarak. Ansızın. Frankfurt'lu bir Yahudiydi bu. yanımdan hiƒ ayrılmamıştı ve galiba bir iki kez de bana yardım etmişti. krupiye bana otuz bin florin kazandığımı. gelişig‚zel para s‚rmeye başladım. yaklaşık on altı bin florin kazandığımı anımsıyorum. Bir ‡nceki mizayla birlikte. kararlamadan. şanssız ‚ƒ oyun bana on iki bin yi-irtti. Blanchard'ın (1). peniden altı bin florinim oldu. kimi şanslara bağlanıyordum ama. bunun ‚zerine. Sağ yanımdan biri: †Gidin. Şans beni bırakmıyordu! Ansızın. Akıl almaz hatalar yapıyordum.' az sonra onları bırakıyordum ve gene hemen hemen bilinƒsiz biƒimde oynamaya başlıyordum... Şakaklarım nemlenmişti. Krupiyeler bakıştılar ve aralarında konuştular. o anda hiƒbir şey hissetmedim. son d‡rt bini passe'ın ‚zerine koydum ma. Karanın ‚zerine d‡rt bin florin attım. Ansızın. altınımla seksen frederikimi oynadım ve yitirdim. Kara ƒıktı.

onları tehlikeye atardım. gene bu kez de. gene burada da bulunan kırmızı ve karanın dışında hemen hemen hiƒbir mizayı bilmiyordum. eğer y‡netmelik bir seferde elli bin florin s‚rmeme izin verseydi. ˆn‚me yığılan banknotları yakalamaktan. garip bir kaprisle.'bunları saymadan gelişig‚zel ceplerime tıktım. •ocukluğumda bile hiƒbir zaman ne hırsızlardan. Sadece şiddetli bir zevk duyuyordum. Ama.. hepsi deste halindeki altınlarımı aldım ve aceleyle gazinodan dışarı fırladım. kırmızının tam on d‡rd‚nc‚ kez ƒıktığını bağırıp duruyorlardı! Yanımda biri: †Beyefendi . on yedinci kaƒınılmaz biƒimde karanın ‚zerine d‚şecektir. Gerƒekten de yazgının beni ittiği s‡ylenebilir. başarının. Oyunun nasıl bir şey olduğunu hiƒ bilmiyordum. Ansızın uyamverdim. B‚t‚n gazino ƒevreme toplanmıştı. Pauline'in hayali g‡zlerimin ‡n‚n- . Otuz ve kırk'a soylu kişiler sık gider. ne de haydutlardan korkardım. •evremde. Bu artık rulet değil. ‚ƒ katına ƒıkarırlar ve korkunƒ yitiklere uğrarlar. onun ince uzun parmaklarının.şimdiye kadar y‚z bin florin kazandı‹ dedi. ruh o kadar ƒok sayıda duygudan geƒtikten sonra doymuyor da sadece bundan sinirleniyor ve ta ki kesin bitkinliğe varıncaya kadar gitgide artan şiddette yeni duygular istiyor. o zaman deneyimli hiƒbir kumarbaz. hemen-otuz ve kırk'a gittim. Ağaƒlı yol o kadar karanlıktı ki burnumun ucunu g‡remiyordum. kırmızının karşıtı karaya oynamayacaktır. kırmızının bir hafta ‡nce peş peşe tam yirmi iki kez ƒıktığını işitmiştim. s‡zgelimi. Elbette ki. nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Sanki bile bile yapılmış gibi. olabildiğince erken saatte gidin. banko y‚z bin taleri karşılar. yarın sabah. Hepsini topladıktan sonra. Alışkın bir kumarbaz †rastlantının kaprisinin‹ ne anlama geldiğini bilir. avuƒ avuƒ dağıttım. B‚t‚n bunlar ancak bir saniyenin iƒinde olup bitmişti. tehlikenin susuzluğuna kapıldığımı belirli bir biƒimde anımsıyorum. akıl almaz bir tehlikeye girerek seyircileri şaşırtmak istiyordum ve (garip duy-158 KUMARBAZ gu!) ansızın. Ve gerƒekten de. on turdan sonra hiƒ kimse onun ‚zerine para koymaya cesaret edemiyor. Galiba ‚zerimdeki y‚k sekiz kilodan fazlaydı. B‚t‚n o gece s‚resince Pauline'i bir tek kez olsun d‚ş‚nd‚ğ‚m‚ hiƒ anımsamıyorum. Onun iƒin. bir iskambil oyunudur. S‡zgelimi. b‚y‚k bir minnetle elimi sıktığını anımsıyorum. o anda da bundan kaygılanmadım. kumarda sık sık yeniden meydana gelen bir durum belirdi. Elli frederiklik son desteyi aldım ve hiƒ kimseye belli etmeden. sanılabilir ki on altı oyundan sonra. hatta on beş tur boyunca onu bırakmaz. Bunda yarı yarıya ‡zsaygının rol oynadığına kesinlikle eminim. ƒok c‚retlisiniz!‹ dediler. kafam bomboştu.‹ Onları dinlemedim bile. herkes hemen kırmızıyı bırakıyor. Bana doğru birkaƒ el uzandı. Tersine. g‚ƒl‚ olmanın zevkini. Şans. kırmızıya yapışır ve on. En b‚y‚k miza burada da d‡rt bin florindir. •ıkış kapısının yakınında iki Yahudi beni durdurdu. Bana: †C‚retlisiniz. mizalarını iki katına. soluk y‚zl‚ hanımın avu-cuna sıkıştırdım. Acemiler s‚r‚ gibi bu şansın ‚zerine atılırlar. Ama. Bunu yapmayı şiddetle istemiştim. ˆnceki g‚n. Belki de. ben de onlara bağlandım. Ağzına kadar dolduğundan aƒık duran ceplerim ve altının ağırlığı y‚z‚nden dengesiz y‚r‚y‚ş‚mle kumar salonlarından geƒtiğimi g‡ren herkes halime g‚l‚yordu. bunun mantıksız bir şey olduğu. daha fazlasına ihtiyacım yoktu ki! Hemen banknotların ‚zerine atıldım. buna benzer bir olayı rulette hiƒ kimse anımsamıyordu ve herkes hayretle bundan s‡z ediyordu. yalan s‡ylemiyorum. Otele kadar da yarını verst kadar mesafe vardı.topluyordum. ‡zsaygının hiƒbir d‚rt‚s‚ olmaksızın. Zaten yol boyu ne d‚ş‚nd‚ğ‚m‚ de anımsamıyordum. s‡zgelimi. utkunun. parayı elimin alabildiğince. Nasıl? Bir gecede y‚z bin florin kazanmıştım! Ama.. kırmızının yedi kez ‚st ‚ste ƒıktığını g‡r‚nce. Orada. kendime ƒekmekten korkunƒ ve karşıkonulmaz bir zevk hissediyordum. ben ona bağlandım. yoksa hepsini yitirirsiniz.

hızlı adımlarla odayı arşınlamaya başlıyordum. Tanrı'ya ş‰k‰rler olsun. birdenbire kapıya atılıp anahtarı kilitte iki kez Ševirdim. işte yirmi beş bin florin. gelmiştim! Merdivenleri d‹rder d‹rder atlayarak benim kata Šıktım. gazinoya gidişimin nedenini. Bir ara aklım başıma gelince.Ansızın yolun ucunda. ‚z‰nt‰l‰ bir şaşkınlıkla ona bakıyordum. ona paramı g‹stereceğimi d‰şl‰yordum. k‰Š‰k bavulumun ‹n‰nde durdum. kimi zaman altınları ayrı bir yana yığıyordum. Bu g‰l‰ş benim en ateşli aşk ilanlarımı sık sık (ve daha pek yakında) karşıladığı o alaycı g‰l‰şe pek benziyordu. Cebimden son altın destesini de Šıkararak. -yahut da ansızın masaya geri d‹n‰p paramı saymaya başlıyordum. birdenbire kapıyı aŠtım. Onun karşısında durdum ve b‰t‰n paramı masanıtı ‰zerine attım. onun yanına gideceğimi. bu elli bin frank. hatta artık hiŠ anıştırmada bulunmayacağımız bir geŠmişe aitmiş gibi geliyordu bana. g‹zlerini de benden ayırmıyordu.• HiŠ karşılık vermedi. €abucak ona yaklaştım: ŒPauline. ŒNasıl? Ne oldu ki?• diye haykırdım. Pauline ellerini kavuşturmuş. Kimi zaman tomar halinde bir araya160 KUMARBAZ KUMARBAZ 161 getirerek banknotları d‰zene koymaya başlıyordum. K‰Š‰k bir g‰l‰şle: Œ€ok c‹mertsiniz• dedi. divanın ‰zerinde oturuyordu. Koşuyordum adeta. olup bitenleri ona anlatacağımı. bakıyordu. Daha sonra kararsız bir halde. belli belirsiz anımsıyordum ve ancak bir buŠuk saat ‹nce duyulan b‰t‰n o taptaze duygular gelmiş geŠmiş. yanan mumun kacşısında. kuşkusuz o anda pek garip bir suratım olmalıydı. araştırıcı g‹zlerle bana uzun uzun baktı. s‰rekli olarak onu bulacağımı. ON BEŞİNCİ B†L‚M HiŠ kımıldamadan.korkum daha da artıyordu. kimi zaman da hepsini dağıtıp saŠıyor ve derin derin kendi d‰ş‰ncelerime dalarak. Pauline hiŠ kıpırdamadan hep aynı yerde oturuyordu ama. g‹zleğini bana dikmiş.. zaman zaman Pauline'i ta-mamiyle unutuyordum. Birden Pauline'in varlığını anımsayıp ansızın ona doğru d‹nerek: ŒAcaba yarın sabaha kadar bavula mı koysam bunları?• diye sordum. ŒDeş Grieux'n‰n metresi elli bin frank etmez. bu da ne demek oluyor?• ŒKarşılıksız para kabul etmem. bizim otelin bin bir ışıkla parıldayan ‹ny‰z‰ ışıl ışı! beliriverdi. ŒSizin paranızı almam• dedi k‰Š‰mseyerek.• Sanki ruhumu okumak istermiş gibi. ona: Œİki y‰z bin frank kazandım!• diye bağırdım. Hayretle y‰z‰me baktı. . Š‰nk‰ her şey yeniden başlayacaktı.KUMARBAZ 159 den geŠiyordu. ŒPauline. demin bana s‹ylediklerini. .. En sonunda g‰lmeyi kesti ve kaşlarını Šattı..• . size canımı ve-Irırim. hatta daha da fazla eder. Ama. G‹zlerimi oradan ayıramıyordum. Ancak hemen hemen ağaŠlı yolun ucuna geldiğim zaman iŠimi bir korku kapladı: ŒYa şimdi beni ‹ld‰r‰p de paramı Šalarlarsa!• Her adımda . yarın sabah ben kendim g‹t‰r‰r‰m ona. oturuşunu bile değiştirmeden.. Onları alın ve yarın gidip onun suratına atın. Olur mu?• Pauline birden g‰lmeye başladı. Bana sert sert bir yan bakış fırlattı.• ŒBunu size bir arkadaş olarak veriyorum. Orada kin okunduğunu s‹ylersem hiŠ de yanılmış olmam. Uzun bir s‰re g‰ld‰. HiŠ de hoşuma gitmeyen garip bir ifadesi vardı. Bir yığın banknot ve altın para b‰t‰n masayı kaplıyordu. ŒEğer isterseniz.

elimden ne gelirdi? Ben de ateşliydim. karşı-jsında diz ƒ‡kt‚m. Astley?. ve g‡zlerinde şimşekler ƒakmaya başladı. Benimle konuşmaya başladığını ƒok iyi anımsıyorum. Beni usulca kendine doğru ƒekti.. naziksin!‹ diye yineliyordu. Sizi de. beni kollarının arasında sıkıyordu. Ben kaygılıydım. bir kahkaha attı. pencerenin altında. Ellerini omuzlarıma koyup beni dik-katle seyretti. †Mademki. Ona yetişip de bizi karşısında g‡r‚nce ne der acaba. ayaklarını ‡pt‚m. Benim yokluğumda başından bir şeyler geƒtiğini anladım. ‚zerime atılıyor. Sinir krizi geƒiyordu. evet. elli bin franga. †Ve (d‚ş‚nceli bir hal alıyordu) b‚y‚kanneye yetişiriz. Mademki.. orada!‹ Beni pencereye doğru itiyordu ama. d‚ş‚nceli bir ifade belirdi. ben de onun yanından ayrılamıyordum. ben oraya gitmek iƒin bir hareket yapar yapmaz. bana bir şeyler anlatmaya ƒalıştığı sırada) ama. Hatta onunla alay ettiğini sanıyorum.. B. Zaten.. Aklı tam olarak yerinde değilmiş gibiydi. Astley'den s‡z etmeye başladı. hayır. dudaklarında g‚ven dolu bir g‚l‚mseme dolaşıyordu. bir yandan da durmadan: †Beni seviyorsun.. Astley ‚zerine getiriyordu (‡zellikle de demin.. †sen benim sadık dostumsun!‹ Ve yeniden ellerini omuzlanma koyup gene beni seyretmeye koyuluyordu. damdan d‚şercesine.. hem de ağlıyordu. beni seviyor musun?‹ di-' yordu. Ama. bak. konuşmayı durmadan B. bunun ne anlama geldiğini bir t‚rl‚ kavrayamı-yorduın... G‡zlerimi ondan ayırmıyordum. Beni dinliyordu ama. beni iyiden iyiye korkutmaya başlayan neşeli bir kahkahayla kesiliyordu. bu bir ƒeşit sayıklama gibi bir şeydi: Sanki ƒabuk ƒabuk bana bir şeyler anlatmak istermişƒesine kekeleyip duruyordu. hoş bir anı aklına gelmiş gibi. †Evet. sonra. Y‚z‚nde tasalı.. 11 162 KUMARBAZ KUMARBAZ 163 Sonra ansızın. Sanki y‚z‚mden bir şey okumak istermiş gibiydi. onun ƒıldırdığını sanıyordum. kibarsın.. Ben. Beni sevecek misin?‹ diye yineliyordu. ona doğru atıldım. Pauline'i kucakladım. Deş |Grieux'y‚ sevdiğimden fazla sevmiyorum!‹ diye bağırdı. †Gidecek miyiz? Yarın.. benim uğruma baronla d‚ello etmek istiyordun!‹ F. Hem g‚l‚yor. ellerini. benim tutkulu bakışımı g‡r‚r g‡rmez. ƒılgınca bir kahkaha koparı-yordu. hemen hemen hiƒbir şey anlayamadım. Evet!. bunların sayıklama olduğu bir gerƒekti ama. bu sayıklama arada sırada. ister misin? İster misin? Deş Grieux gibi. Beni seviyorsun. gider miyiz?. doğrusu ya. belki de penceremin altında beklediğini bilmediğimi yineliyordu. dudaklarında k‡t‚ bir g‚l‚mseme belirdi.. sen ne d‚ş‚n‚yorsun bu konuda? Ya B.. benimle nasıl b‡yle konuşabilirsiniz?‹ diye ba-| girdim ƒıkışarak. o zaman. değil mi.. †Ben Deş Grieux değilim!‹ †Sizden nefret ediyorum! Evet. Her dakika onun beklediğini. †Beni satın al. Bak o Schlangenberg' in tepesinden kendini aşağı . sanki g‚l‚nƒ ve. ha?‹ diye haykırdı meydan okurcasına sarsın-jtılı hıƒkırıklar arasından. Y‚z‚n‚ ellerinin arasına gizledi ve bir sinir krizi geƒirdi..‹ Bu d‚ş‚nce ansızın onu kaygılandırmışa benziyordu. Ne yapabilirdim ki..†Pauline. †Hayır.. g‡r‚n‚şe g‡re s‡ylediklerimi işitmiyordu bile. Birdenbire beni kucakladı: †Beni seviyorsun. ne dersin? Onu Berlin'de yakalayacağımızı sanıyorum. ansızın beni geri itiyor ve ka-jranlık bir ifadeyle y‚z‚m‚ incelemeye başlıyordu.. onu şimdiye kadar b‡yle sevecenlik ve aşk taşkınlıkları iƒinde hiƒ g‡rmemiştim. aƒ da bak.

pek bulanık biƒimde g‡r‚nm‚ş olmasına karşın.. ona .. al bakalım. başım d‡n‚yordu. bilmiyorum‹ diye yineledi. Pauline yanıma oturmuş. Belki le şimdi bu hatamı . †Bak dinle: Gelecek yaz nereye gidecek biliyor musun? Bilimsel araştırmalar yapmak iƒin Kuzey Kutbu'na gidecek. Her neyse.. Pauline'in elini tutmak istedim: Beni itip birdenbire divandan kalktı. †Yoksa fikir mi değiştirdin? Hah! Hah! Hay! Belki pişman bile olmuşsundur?‹ Bir g‚n ‡nce sayılan yirmi beş bin florin masanın ‚zerinde duruyordu: Onları alıp ona uzattım. o kadar g‚ld‚m ki!‹ diye ekledi yeniden kahkahalar kopararak. Pauline pencereye yaklaştı. hadi bakalım. Başlayan g‚n karanlıktı. değil mi?‹ Bir kahkaha altı. gene de bu geƒici ƒılgınlığı bir t‚rl‚ anlayamıyorum. †Onlar h•l• senin‹ dedim ben de. bilmiyorum.. yarı beline kadar aşağı sarktı ve dirseklerini peı164 KUMARBAZ KUMARBAZ 165 vaza dayayarak. †İyi. o kadar g‚l‚nƒt‚n ki! Oturduğum sıradan ikinize de bakıyordum. Suratıma ƒarpan tomar d‡şemeye saƒıldı. Bu durumda. Artık hiƒbir şey d‚ş‚nm‚yordum. bak o da iyidir! Biliyor musun. benim de onun sayıkladığını bildiğim ve. d‡n‚p bana bakmadan. †Yani. eline elli bin frank vererek başımdan savmışa benzememiş miydim? Oysa. tutkunun. Hah! Halı! Hay! Avrupalılar olmasa biz Rusların hiƒbir şey bilmeyeceğimizi ve hiƒbir işe yaramadığımızı s‡yl‚yor.. b‚t‚n bunlar sadece sayıklamaydı. yeniden mi başlıyorsun!‹ dedim. baronla... kanadı aƒtı. anılarını toparlıyormuş gibi.. kuşkusuz. şimdi bunlar benim mi? ˆyle mi? ˆyle mi?‹ diye sordu hırƒın bir sesle parayı eline alarak. †Geƒen g‚n. kabahatin bir b‡l‚m‚ onun boş gururundaydı. b‚t‚n bunlar. ben elbette ki Deş Grieıu'‚n cezasını ƒektim belki de.atmazdı. Bununla birlikte. Başım kurşun gibi ağır ve sancılıydı. Ondan sonra da Pauline koşarak odadan ƒıktı. H•l• hasta olduğu bir gerƒek ve aradan da hen‚z bir ay geƒti.. birkaƒ dakika ‡ylece kaldı.. bak dinle. tıpkı Deş Grieux gibi. O da uyanmış ve g‡zlerini masaya ve paraya dikmişti. kendisine s‡ylediklerimi dinlemeden... hiƒbir şey duymuyordum. benim pek fazla suƒum olmamakla birlikte suƒlu durumda kaldım.. ˆyle sanıyorum ki. Bak. Aklıma korkunƒ bir d‚ş‚nce geldi: Şimdi ne olacaktı.. şafaktan az ‡nce yağmur yağmıştı. sen baronu bile ‡ld‚remezdin!‹ diye ekledi yeniden g‚lmeye başlayarak. g‚neş odayı aydınlatıyordu. Blanche'ın. benim de bu ayrıntıya dikkat etmediğim bir gerƒektir. ‡zellikle de o ƒıkışın nedeni neydi? Hiƒ anlayamıyorum. Yeniden beni kucaklayıp g‡ğs‚nde sıkmaya. bana g‚venmemesine ve beni kırmasına onun o boş gururu neden oldu. onlara o kadar acıyorum ki. b‚t‚n bunlar nasıl sonuƒlanacaktı? Pauline ansızın pencereden ayrılıp masaya geri geldi ve sonsuz bir kin ifadesiyle bana baktı ve dudakları ‡fkeden titreyerek: †Eh. Deş Gricux'y‚ nasıl ‡ld‚rebilirdin? Ama. bu halin nedeni neydi. Ama. garip bir halle g‡zlerini ƒevrede dolaştırıyordu sanki karanlıktan ƒıkmış da. sanki şaşırmış da ne diyeceğini bilemezmiş gibi. b‚y‚kanneye de acıyorum. şimdi elli bin frangımı ver bana!‹ dedi. bağışlıyor. seni yolladığım zaman oraya gitmek sana ne kadar da zor geliyordu! O kadar g‚ld‚m. †Pauline. aƒıkƒa s‡ylemek gerekirse. hiƒ de ‡yle değildi. †Zavallılar. Gururu mu yaralanmıştı? Yoksa gelip beni bulmaya karar vermesi mi onu bu umutsuz ‚z‚nt‚ye itmişti? Ben de mutluluğumla b‡b‚rlenmişe. tutkulu bir sevecenlikle y‚z‚m‚ y‚z‚ne bastırmaya başladı. generali hoş g‡r‚yor. Doğruyu s‡ylemek gerekirse. elli bin frangını!‹ Kolunu kaldırıp paralan suratıma fırlattı. O anda bilincinin tam olarak yerinde olmadığını biliyorum ama. Aklımı başıma toparladığımda saat sabahın yedisi olmalıydı. beni de davet etti. pek•l•.

Bu fırsatla. beni karşılamak ‚zere koridora ƒıktı ve ne s‡yleyeceğimi bekleyerek. benim aklım başka yerdeydi.‹ †Ya.bağışlamayacaktır? Evet ama. B. ya geƒen g‚n. Merdivende rastladığım dadı.‹ . Benim kumarda kazandığımı ‡ğrenmişlerdi bile: Kari. ağır hasta. bu bir rezalete neden olur. generalin bir g‚n ‡nce aklını oynattığını ve b‚t‚n otelden işitilecek biƒimde hıƒkıra hıƒ-kıra ağladığını biliyorlardı. yağmur altında koşarak ƒıktığı ve İngiltere Oteli'ne doğru gittiği anlatılıyordu alƒak sesle. Ama. †Rahatsız‹ diye karşılık verdi B.‹ . ˆb‚rleri g‚l‚yorlardı. kasten rulette varını yoğunu yitirmişti. başını sallayarak. ona hiƒbir şey bırakmamak iƒin. Bu arada. karşımda dikilip kaldı. beni ilk kutlayanlardandı. Pauline'in he-l‚z d‡nmediğini. dediniz de aklıma geldi: B‚t‚n geceyi penceremin altında geƒirmediniz mi? Bayan Pauline her an pencereyi aƒ(1) Almanca: †Ah! Şu Ruslar!‹ mamı ve sizin orada olup olmadığınıza bakmamı s‡yl‚yordu. Šstelik. dadıdan K‚ƒ‚k hanımın sağlığını sormak istiyordum. Hasta olmasa. burada. Kendi odasına 'saƒtığından kesinlikle emindim. ‡yk‚ b‚t‚n otele yayılmıştı bile. odadan ƒıktım.. Bununla birlikte gelenin ben olduğunu ‡ğrenince. olmaz ‡yle şey. onun g‡zleri166 KUMARBAZ KUMARBAZ 167 nin ‡n‚nde. bu şimdi. geƒen g‚n? Sayıklaması ve hastalığı. †Diese Russen!‹ (1) diye yineliyordu metrdotel ‡fkeyle. bu. †Az ‡nce ayrıldı‹ dedim. Metrdotel hesabı hazırlıyordu.‹ †Şu işe bakın siz! Eh. Pauline* len yaklaşık on dakika sonra. ne yaptığını pek•l• biliyordu. Sahi. Deş Grieux' n‚n mektubuyla gelip beni bulurken ne yaptığını unutturacak kadar şiddetli değil miydi? Demek ki.‹ †B.-B. Vakit hen‚z erkendi. onu pek g‚ld‚r‚yordu. pek•l•.‹ †Yoo! Fark ettim. onun iƒin sessizce onların dairesine s‚z‚l‚p sofada. Konuşmalarından ve anıştırmalarından. †Peki. geceyi odanızda geƒirmezdi. Zaten. Kapıcının b‡lmesinden metrdotele kadar Fraulein'in sabahın saat altısında. Astley hep dosdoğru g‡zlerimin iƒine bakarak. bunu belki fark etmediniz. b‚y‚kannenin onun annesi olduğunu. hasta olduğunu daha ‡nce size s‡ylemiştim. Astley. b‚t‚n geceyi benim odamda geƒirdiğini ƒoktan ‡ğrendiklerini anladım. ya siz. generalin ailesi ‚zerine ‡yk‚ler d‚zmeye başlamışlardı bile. †on dakika ya oldu ya olmadı. bereye gitmiş olabilir acaba?‹ Dadı kınayan bir g‡zle bana baktı. onu benim odamda aramaya gittiğini s‡yle-iiği zaman ne kadar şaşırdığımı bilemezsiniz. oğlunun Mile de Cominges'le evlenmesine engel olmak ve s‡z dinlemediği takdirde onu mirasından ƒıkarmak iƒin ‡zel olarak Rusya'dan geldiğini anlatıyorlardı. Astley. D‚n bana gelecekti. sizi candan kutlarım. †Demek ki gerƒeklen de sizin yanınızda?‹ †Evet. ‚zerine de ‡rt‚y‚ ƒekip. bunu da mı biliyorsunuz?‹ †Evet. gelişig‚zel yatağımın iƒine tıktım. onu akrabalarımdan bir hanımın yanına g‡t‚recektim ama. donuk bakışını bana dikerek. Ona hemen Pauline'in nasıl .olduğunu sordum. B‚t‚n banknotlarımı ve yığınla altınımı. Astley hiƒ kimseyi kabul etmiyordu. onu alıkoyma niyetinde misiniz?‹ †Evet. hasta olduğu iƒin şaşırdı ve size gitti. İngiltere Ote-li'ne koştum. General boyun eğmeyi reddettiği iƒin de kontes. ƒabucak. benim katın garsonu.

b‚t‚n kent bundan s‡z edecektir ama. †Ya.. g‚le g‚le. hiƒbir şey işitmiyorum. Dul Bn. koridorda bekliyordum. artık ailesi bulunmadığı s‡ylenebilir. . Astley'in dairesinden ayrıldığım zaman gerƒekten acı ƒekiyordum. ceplerine para doldurdular mıydı. kuzum? Hayır.. Mile Blanche'ın emri ‚zerine beni ƒağırmıştı. İki odalı k‚ƒ‚k bir daireleri vardı. kazandım‹ dedim g‚lerek.‹ †Bakın. o mu! Gel buraya. koca sersem! Dağ gibi altınla g‚m‚ş kazandığın doğru mu? Ben altını yeğlerim.. pencerenin altında değildim. eğer Bayan Pauline ‡lecek olursa. Astley. o anda bunu kesin olarak hissetmemiştim. onu seviyorum! Bunu siz de biliyorsunuz!‹ †Gerƒekten mi? Ben tersine inanıyordum. Astley. B. g‡rd‚n‚z m‚? Ve az sonra Paris'e gideceksiniz. B. bu da gene bir şey! Yemin ederim ki Pauline'e acıyordum ama. Cominges'di bu. bug‚nden tezi yok. Acele acele generalin dairesine giderken. †Rica ederim.‹ †Evet. Genƒ kadının dairesine girdim. haklı olarak. Ayrıca. değil mi?‹ Girdim. Eğer ‡l‚rse.. †Ne kadar?‹ †Y‚z. Paris'e gideceğimi ileri s‚ren şu 168 KUMARBAZ KUMARBAZ 169 İngilizin garip g‚venine g‚l‚yordum. Kısacası.‹ †Evet. o zaman başıma d‚nyanın eri garip ve en aptal ser‚veni geldi. Bunu şimdi s‡yl‚yorum. değil mi?‹ †Neden?‹ †B‚t‚n Ruslar. Šstelik. bu s‡zleri sanki bir kitapta okumuş gibi s‡yl‚yordu. bir doktor ƒağırttım bile. elinizdeki. ‡l‚m‚n‚n hesabını vereceksiniz bana. Ama. B. bu beni d‚elloda ‡ld‚rmek istiyor.. soluğu Paris'te alırlar‹ diye aƒıkladı B. aşkım bir bakıma ikinci plana d‚şm‚şt‚.‹ †Evet.‹ †Pek•l•. Bayan Pauline istediği yerde oturma hakkına kesinlikle sahiptir. garip şey. Şimdi de Bayan Pauline'le bu olay. onun d‚ş‚necek ƒok • daha başka şeyleri var. elveda ama. d‚n kumar masasına yaklaştığım ve banknot destelerini toplamaya başladığım o belirli andan beri. Tanrı tanığımdır ki onu h•l• seviyorum! B. ansızın onların dairesinin hemen yakınında bir kapı aƒıldı ve birisi bana seslendi. burada kalırsanız. garip biƒimde mi seviyordum. Yuvarlak. Ben gerƒekten de kumarbaz mıydım? Pauline'i bu kadar. Astley.†Olacak şey mi hiƒ? Hayır. odama d‡nerken de her şeyden kendimi suƒluyordum. Bol bol yiyip bir iyice eğleniriz. gitmeyeceğim. ne demek istiyorsunuz siz?‹ †D‚n kumarda iki y‚z bin taler -kazandığınız gerƒek mi?‹ •†Sadece y‚z bin florin. Astley. neler olup biteceğini siz d‚ş‚n‚n!. B‚t‚n kentin ağzına d‚şecek.‹ †Onu tedavi etmek gerek. general. generalin buna pek kulak astığı yok gibime geliyor.. diye d‚ş‚n‚yordum.. oralarda gidip geliyordum. Yataktan kalkıyordu. ama. yanık tenini şaşırtacak derecede ortaya koyan g‡z 'kamaştırıcı beyazlıktaki dantellerle s‚sl‚ patiska bir geceliğin hafifƒe ‡rtt‚ğ‚ omuzlar..‹ †Ben de ne aptalım ya! Girsene iƒeri. Astley. Bununla birlikte.‹ Oradan uzaklaşırken. esmer harikulade omuzlarını aƒıkta bırakan pembe atlastan bir ƒarşafın altında yatıyordu: Ancak d‚şte g‡r‚lebilen. gideceğinize kesinlikle inanıyorum. †Şimdi bu Allanın yazında Paris'te ne yapayım? B.bin florin.‹ Şaşırıp kaldım. Ailesi konusuna gelince.. avucunuzdakinin hepsini kesinlikle yitirirsiniz ve Paris'e gidecek paranız kalmaz. Hadi. Yatak odasında Mile Blanohe'ın kahkahaları ve y‚ksek sesle konuşmaları işitiliyordu.

canım! Hadi. Neşeli olduğumu s‡yleyemem. hemen o akşam B. b‡yle. En sonunda beni savdı. ne bileyim. eğer istersen. ben elli bin frank isterim. ontchitel'im. sonra da. G‡r‚yor musun. her şey paketlenmişti. ya unuttuğun y‚z elli bin frank? Šstelik de. Bayan Pauline banknot tomarlarını suratıma atıp da. †on dakika sonra Paris'e gidiyorum. Paris olsun‹ dedim iƒimden. hadi. dul Bayan Cominges ve ben. şe(1) Šnl‚ Fransız trajedi yazarı Corneille'in (XVII. †İşte b‡yle. ge-Jvezelik ediyordu. biliyor musun ki bu yaşamın bir ayı senin b‚t‚n ‡mr‚nden daha iyidir? Bir ay. y‚rekli misin?‹ (1) diye haykırdı beni g‡r‚nce l ve ardından da bir kahkaha attı. sen buna layık değilsin! Ayy. ne yani. (•eviren) 170 KUMARBAZ KUMARBAZ 171 ninle. ne yaparsın? ˆnce. G‚lmeye başladım ve ipek ƒorabı bacağında iyice gerdim. benim suƒum değildi ya! D‡şemenin ‚zerinde h•l• birkaƒ banknot s‚r‚n‚yordu.) yapıtı †Le Cid‹in kahramanı Cid'İn babasının bit sorusu. orada birlikte yaşarız ve g‚n ortasında sana yıldızlar g‡steririm. adeta başım d‡n‚yordu. ˆmr‚nde hiƒ g‡rmediğim t‚rden kadınlar (g‡steririm sana. yazgımda bu da vardı!‹ Bir ƒeyrek saat sonra. Odama d‡nd‚ğ‚mde. Kah-jvaltı ƒoktan bitmişti. kendimi tutamadım ve ayağını ‡pt‚m. Eh. eğer pek fazla aptal değilsen.Oğlum... V. kuzum? Sen autchitel'keıı pek aptaldın! •o-jraplarım nerede? Giydir şunları ayağıma. Bir s‚re d‚ş‚nd‚kten sonra: †Hesabımı verin!‹ diye haykırdım. bir g‚n ‡n- . bir ƒeyrek saat sonra gidiyorum! ‹diye haykırdı arkamdan. Bu arada. Buraya bak. Mile Blanche bana bakarak kahkahalarla g‚l‚yordu. kapı aƒıldı ve (daha ‡nce y‚z‚me bile bakmak istemeyen) metrdotel iƒeri girdi ve beni aşağıda. bana ne kalır?‹ †Peki. ama. Dul Bayan Cominges de ona katılıyordu. minicik. eğer istersen. j †‡nce git ƒoraplarımı getir ve onları giymeme. †Hiƒ kuşkusuz. Yaşamım ikiye parƒalanıyordu ama. †Bak g‡rd‚n m‚. †İşte. \outchitel nedir. iyi insanım. †Babamdan başka biri.†.‹ †Hemen mi?‹ †Yarım saat sonra. canım!‹ Gerƒekten tapılacak kadar g‚zel k‚ƒ‚k bir ayak uzattı: i Esmer. Onları bana Frankfurt'ta verirsin. Eşyalar hazırdı. tufan! Ama. †Haydi..yardım et. potinlerin iƒinde o kadar sevimli g‡r‚nen hemen hemen b‚t‚n o k‚ƒ‚k ayaklar gibi asla biƒimsizleşme-miş bir ayak.. Paris'i g‡r‚rs‚n. Tam o sırada.. Onları yerden aldım. seni Paris'e g‡t‚r‚r‚m.. Biliyorsun ki hemen gidiyorum. gerƒekten de ‚ƒ‚m‚z bir aile kompartımanında oturuyorduk: Mile Blanche. Kontu'nun ƒıktığı şahane daireye yerleşmeye davet etti. yıldızlar g‡receksin!‹ †Nasıl? Hepsi iki ayda mı?‹ †Ne? Seni korkutuyor mu bu! Ah! Sefil tutsak! Ama. Hemen ƒekti ve ayağının ucuyla y‚z‚me vurmaya başladı. Mile Blanche.. yatağında oturmuş.‹ ' Gerƒekten de. ne yapıyorsun?‹ Onun ‡b‚r ƒorabını giydirmeye ƒalışıyordum ama. sana haber veriyorum. yy. sen bunu anlayamazsın ki. hatta kimi za-I man da aƒık y‚rekle g‚lerdi. bir iki ay yaşamaya razı oluyorum! Elbette ki.‹ diye başladım Corneille'i s‚r-d‚rerek. Dinle. seni bekliyorum.seni yanıma alırsam. o iki ayda bu y‚z elli bin frangı yer bitiririz. ve sonra.‹ †Dur hele! Sana elli bin frank verirsem. †S‡yle bakalım. g‡rd‚n m‚?‹ diye gevezeliğe başladı. .. Astley'i yeğlediyse. j Paris'e gideriz. Hep neşeyle.

hemen hemen hep daha azdı. daha sonra... En saf haliyle: †Paraya ne ihtiyacın var?‹ diyordu bana kimi zaman. †Ama. daha g‚vensiz. Blanche g‚lmeyi kesip beni ciddi şekilde azarlamaya başlayarak: †İyi ama. †Ah.. dekor değişmişti. Lisette'in ve Cleop•tre'ın da katıldıkları iki suare. daha pinti bir şey d‚ş‚nmek zordur. dayanılmaz derecede bilgisiz ve kaba k‚ƒ‚k r‚tbeli askerleri. bu Blanche sersemiyle kahkahalarla g‚lerken korkunƒ derecede ‚zg‚nd‚m. ve o zaman.‹ Ve işte Paris'e b‡yle gittim. ‚ƒ g‚n sonra. Zaten. Bu kez ona mahsustan en nadir ƒiƒeklerden almasını s‡yledim. 172 KUMARBAZ ON ALTINCI BˆLŠM KUMARBAZ 173 Paris. d‡nd‚ğ‚nde bir de bakacak ki. evet. daha defalarca Paris'e bana para getireceksin sen. outchitel'im!‹ Bana hep bu adı veriyordu. o parayla ƒok g‚zel bir apartmana yerleşti ve beni yeni konutuna g‡t‚rd‚ğ‚nde. iki y‚z bin frangı harcayacağız ama.. kuş uƒmuş! Peşimizden koşacaktır. Hah! Hah! Hay! Pek sevineceğim. elbette ki. Zavallıcık. bir an iƒin ama. B‚t‚n paramızı har vurup harman savurduktan sonra. bizim oralarda. daha cimri. o da sende var. Buna karşılık. B. onun iƒin ne diyebilirim? B‚t‚n bunlar. Paris'te ev aƒıp yerleşmek iƒin bu paraya ihtiyacı olduğunu bana aƒıkƒa s‡yledi. Benim y‚z bin franga gelince. ya general?‹ diye sordum. saƒmalıktı.. Bu iki suare boyunca ben o saƒma evin efendisi rol‚n‚ oynamak. Geriye kalan elli bin frankla kendine arabayla atlar aldı. Bu ‡nemsiz olanak. sadece bir an iƒin. orayı gezdirirken. o y‚z bin frangın rengini bile g‡rmedim: Kesenin ağzı onun elindeydi. anımsayabildiğim kadarıyla. ‚stelik de iyi kızlar olan Hortense'ın. Bana gelince. yeceksin. Bana ‡yle geliyordu ki. sen k‚ƒ‚k bir kral kadar mutlu olacaksın.. bir . sonra iki balo verdik.ceden beri. ben elli bin franklık bir gelir istiyorum ve o zaman. Petersbourg'da kimsenin aklının ucuna bile gelmeyen. Paris'te ƒok işime yarayacaktır. ƒılgınlıktı. Mile Blanche t‚r‚nden insanlardan daha kuşkulu. yani pek ƒok bakımdan ‚nl‚. bu s‚renin sonunda. benim de istediğim buydu. †Elimizde kalan y‚z bin frangı da benimle birlikte yi-. net olarak tam elli bin frank ediyordu. †General mi? Biliyorsun ki. Kendi paralarını ilgilendiren konularda. Sadece y‚z bin frank diyorum. Astley'Ie benim gene paylaşacak kozumuz olacak!‹ Evet. gıcır gıcır eldivenlerle. yeni zengin t‚ccarların o son derece dar g‡r‚şl‚. ‡b‚r y‚z bin frangı Mile Blanche'ın hesabına aktardım: Elli binini Frankfurt'ta. zaten onun bir hafta iƒinde paraya ƒevirdiği emre muharrer senet halinde elli bin frank daha verdim. bana: †En k‚ƒ‚k olanaklarla bile tutumluluk ve ince zevk bak neler yapabiliyor‹ dedi. her g‚n denetlediği para c‚zdanımda hiƒbir zaman y‚z franktan fazla olmazdı. uzun zaman kimse beni buradan koparamaz. bak g‡r‚rs‚n. B. ne kadar da aptalsın! Evet. —bu da hani. g‡rg‚s‚z eşlerini. sen gene buraya gelirsin. o zaman.. Belki de paraya dayanamadığını ve aklımın başımdan gittiği bir gerƒekti. Paris'te de. son moda giysilerle. her g‚n bu saatte bana ƒiƒek almaya gider. hiƒ değilse gerekli ‡nlemleri aldım‹ diye ekledi. ne istiyorsun? Ne kadar aptal şeysin!‹ diye bağırıyordu.‹ †Peki. y‚z bin frangım uƒup gitmişti.. Ne dedi Yahudiler sana? ˆnemli olan c‚rettir. †İşte şimdi artık kesin olarak l‚ks bir şekilde yerleştim. ben de tartışmıyordum. yeniden bankoları iflas ettirirsin.. Orada ‚ƒ haftadan fazla kalmadım. kimbilir. kravatlarını ben kendi elimle bağlayacağım ve seni Hortense'la tanıştıracağım. az şey değildir-—. bir k•ğıt ‚zerine oynamaya alışmıştım. Astley burada onun cezasını ƒekecek. Belki de canıma minnetti. bir ay sonra d‡nm‚ş olacağım.

umman iƒinde bir damla su. †Bir outchitel‹ diyordu Mile Blanche. †Ee. kızmadın.‹ Bu t‚r d‚ş‚ncelerden başka her şeyi. İşte. kravatımı her g‚n kendi elleriyle bağladığı gerƒekti ama. ben şampanyayla iyice sarhoş olarak.kadar ilginƒ g‡r‚nd‚ ki. ben olmasam onları nasıl harcayacağını bilemezdi. sersemin biri. dalaşmaya başlıyordu ama. l‚ks iƒinde yerleşmenin senin iƒin gerekli olduğunu g‡r‚yorum. Ama. ne harcadığını.‹ Şampanyaya ƒok sık başvuruyordum. hemen yanıma oturuverdi. orada her metelik hesaplanıp tartılıyordu. †Bak canım.‹ †Demek ki. daha doğrusu bağırmaları ve ƒıkışmaları bekleyen Blanche. sen b‡ylesin işte! Ama. on dakika sonra d‡n‚yordu. eğer kendiliğinden anlamazsa. ƒ‚nk‚ bu bir fırsattı. benim sustuğumu g‡r‚nce. Gerƒekten. beni ƒok şık giydirdiği. biliyor musun. B‚t‚n bunlar beni son derece iğrendiriyordu. sokağa ƒıkmaya başladım. onları o kadar pahalıya satın almaya karar verdim. ‡yle mi?‹ †Neden kızacakmışım ki? Sana zorunlu olanları edinmekte ƒok haklısın. artık bunun s‡z‚n‚ etmeyelim. şimdi oturup da kulağına kar suyu kaƒırmanın hiƒ gereği yok‹ diye d‚ş‚nerek. Kimi . Bu sana ƒok yararlı olacaktır. anlamak iƒin aklın var senin! Bak. bu ona o. nonoş. korkunƒ derecede de canım sıkılıyordu. ƒoğunlukla Ch•teau deş Fleurs'e gidiyordum. yoksa d‚nyada milyona erişeKUMARBAZ 175 mezsin. bunu pek•l• fark ettim. En sonunda Blanche kiminle işi olduğunu anladı: B‚t‚n ilişki174 KUMARBAZ miz s‚resince.. ƒ‚nk‚ hep ‚zg‚nd‚m. olanaklarımızın elvermediği harcamaları yaptığı zaman oluyordu: S‡zgelimi. işte şimdi artık şahane bir arabayla atların var. su iƒinde yirmi bin frank ederler. ‡nden davranmak istedi. en parag‡z ortamında yaşıyordum. sen prens doğmuş olmalısın! Demek ki. ƒoğunlukla şezlongun ‚zerine yığılıyor ve g‡zlerini tavana dikerek. İlk on beş g‚nde Blanche benden nefret etti. kızmadın. değersiz gazetecileri kabul etmek ve konuşmak zorunda kaldım. ben elimde kalem k•ğıtla. bu en ƒılgın harcamaları. Satmaya kalksak. gerƒekten ƒok g‚zel atlar. ben saldırıya geƒmediğim iƒin.‹ †Sana inanıyorum. aƒıklamalarını yarıda kesmekle yetiniyordu. atlarını on altı bin frank değerindeki bir ƒift atla değiştirdiğinde ‡yle yapmıştı. Kimi zaman k‚plere biniyor. ya da benden daha ne ƒalacağını hesaplayarak peşinden gideceğimi d‚ş‚nm‚şt‚. Bizim y‚z bin frangımız burada sadece bir başlangıƒ. yeniden mesleğine d‡necek. B‚t‚n bunlar daha sonra sana ƒok yararlı olacak. Başlangıƒta benim sadece bir sersem. oğlum. outchitel olmana karşın. †İşte. orada her akşam d‚zenli biƒimde sarhoş oluyor ve son derece aƒık saƒık biƒimde oynadıkları kankan dansını ‡ğreniyordum. paramızın bu kadar ƒabuk uƒup gitmesine ‚z‚lm‚yorsun. sokağa ƒıkıyor. gidip yandaki odada bir g‚zel uyudum. D‚nyanın en bayağı. sonunda kendi de şaşıp kalıyordu. Ben buna zerre kadar aldırış etmiyordum. boş bir yerden s‡z edildiğini işiteniniz var mı aranızda? Onun iƒin bir şeyler yapmalıyız. değil mi?‹ dedi bana yaklaşarak: †Yoo! Haa-yıır! Can-nımı sıkıyorsun!‹ dedim elimle onu iterek. †kumarda iki y‚z bin frank kazandı. Her frangı benden boğuşa boğuşa almak zorunda kalacağına emindi. Varsaydığı saldırılarımın her biri iƒin bir karşılık hazırlamıştı.zaman. benden ne ƒaldığını.. ‡yle mi?‹ . daha sonraları bu t‚rde bir ‚ne bile kavuştum. aslında beni b‚t‚n g‚c‚yle hor g‡r‚yordu. Hatta bunların aklına benimle alay etmek bile geldi ama. şaşkınlıktan donup kaldı. daha ne harcayacağını. inanıyorum. bir outchitel olduğumu sanıyordu ve besbelli: †Aman canım.kendini beğenmişlik ve kasılmayla gelen iƒler acısı k‡t‚ yazarları. Šzg‚n ve tasalı. Daha sonra.

Umurumda bile değil. bir yerlerde k‚ƒ‚k bir dairesi vardı. yalan s‡yl‚yorsun ama. g‡r‚yor musun bak. son on g‚n‚m‚z işte b‡yle geƒti. tamamen yalan s‡ylemiyordu) Blanche. geƒen sefer g‡rmedin mi sanıyorsun?‹ †Oo! Oo! Ama. ne de bono‹ dedi. neşeyle karşıladı. gene de sana sadık kaldım. sen gerƒek bir filozofsun! Gerƒek bir filozof!‹ diye haykırdı coşkuyla. ƒ‚nk‚ de sen onu seviyorsun. ortak yaşamımız b‡yle sona erdi. yoksa zengin misin sen? Ama. bu da yeterliydi. bunun beni kızdırdığını d‚ş‚nmeye kalkma sakın. memnun olacaksın!‹ Ve gerƒekten de. kuzum?‹ †Ben mi? Sonra Hombourg'a giderim. Biliyor musun ki. Şu son g‚nlerde seni sevmiyordum. harikulade bir şey bu! Kazanacağına ve parayı buraya bana getireceğine y‚zde y‚z eminim. genƒliğin de sırasını savması gerek. ƒ‚nk‚ senin sadece bir outchitel olduğunu sanıyordum (uşak gibi bir şey bu. İşler şu şekilde gelişti: Paris'e yerleşmemizden sekiz g‚n sonra general ƒıkageldi.. pek•l•. yalnız sakın ona para verme. General her yere onunla gitmek zorunda kaldı: Bulvarlara. Sonra ne yapacaksın. buraya baksana sen. birlikte geƒirdiğimiz ayın ta sonunda oldu bu iş ve ‡yle sanıyorum ki. Şimdi.. hani şu k‚ƒ‚k zenci subayı.. Ama. b‚t‚n bunların en kısa zamanda sona ermesini b‚t‚n g‚c‚mle istiyordum. Blanche onu ƒığlıklar gibi kahkahalarla. bana yakınlık bile g‡sterdi. Šstelik. Sonlarına doğru benimle gerƒekten aƒıks‡zl‚ davranan (ya da daha doğrusu. gezintilere. benim yerimde bir başkası olsa.. †ƒ‚nk‚ acıdım sana. Ama. buna da mı kızmadın sen şimdi? Ama.. seni seveceğim. yani demek istiyorum ki. b‚t‚n bu s‚re iƒinde ben de seni severim. her ne olursa olsun. yapmak zorunda kaldığı borƒlan karşılamak zorunda kalmayacağımı kabul etti.. değil mi?) ama. G‡r‚yor musun. istediği kadar ƒabuk uƒup gitsin. seni ne kadar sevdim. bir kez bile seni aldatmam. gerektiği gibi heybetli. s‡yler misin. beni Hortense'la. generali alıkoydu. bunun ‚zerinde uzun uzun durmaya gerek yok. †Eh. ƒok doğru. evet. tiyatrolara. hatta boynuna bile sarıldı. General bu işin h•l• ‚stesinden gelebilecek durumdaydı. işler o hale geldi ki Blanche.. ondan sonra ben resmen emekliye ayrıldım. Buraya bak. en sonunda seni gerƒekten seveceğim! Pek•l•. daha yukarda da s‡ylediğim gibi.. ne kadar da iyi y‚rekliyim! Sadece bu Allahın cezası evlenme bana korkunƒ bir paraya patlayacak!‹ Gerƒekten de bir d‚ğ‚n yapıldı. anladın mı?‹ †Yani. az kalsın oraya yerleşecekti. Trenden iner inmez doğruca Blanche'a geldi ve daha ilk ziyarette. ˆyk‚. arkadaşların evine. bizim y‚z bin frank hemen hemen bir ay dayandı. ‡yle davranacaksın ki.‹ †Ama. buna ben de iƒtenlikle pek şaştım. o g‚nden sonra bir bakıma bana bağlandı. paranın canı cehenneme. benim y‚z bin frangın son kırıntıları da b‡yle uƒup gitti. ƒ‚nk‚ ben iyi y‚rekli bir kızım... Bak g‡r‚rs‚n.‹ †Yalan s‡yl‚yorsun. sen. kendi t‚r‚nde son derece ilginƒ bir kadın olan ve bizim ƒevrede Filozof Therese adı verilen Hortense'la tanıştırdı. biliyor musun. orada gene y‚z bin frank kazanırım. elbette ki tutup176 KUMARBAZ KUMARBAZ 177 onu kovacak değilsin.‹ †Gecelik k‚lahıma anlat sen onu! Ya Albert'le. sen parayı fazlasıyla hor g‡r‚yorsun. seni seveceğim. biliyor musun. ƒ‚nk‚ benden ‡nce vardı.‹ †Evet. uzun boyluydu. Blanche en azından seksen bin franklık alışveriş yapmıştı. mademki sen b‡ylesin. boyalı bıyıkları ve yan sakallan (zırhlı s‚vari alayında . kimi konularda s‡z‚n‚ tuttu. Bana: †Sana imzalaman iƒin ne fatura verdim. b‚t‚n bunlar bu ‡yk‚ye vermek istemediğim ‡zel bir renklilikte ayrı bir ‡yk‚n‚n konusu olabilir. bunu mutlaka yapardı ve seni cezaevine g‡nderirdi. Hem zaten. biz topu topu yirmi bin frank harcamıştık ve. S‡z verdiği †yıldızlar‹! g‡rmedim ama.†Hayır canım. Gerƒek şu ki. Doğruyu s‡ylemek gerekirse.

Blanche hemen ona koşuyor. Hatta b‚y‚k b‚y‚k s‡zler etti. zifiri bir gece gibi kapkaranlık.. Kimi zaman. kesik. g‚zel bir y‚z‚ vardı. Bir keresinde general.. Blanche'ın ƒığlıklar kopararak kendisini kapı dışarı edeceğini sanarak. Tamamiyle unuttuğu pek ƒok şey vardı. her şey de orada kaldı. Olayların aldığı şekil onu pek sevindirdi ve b‚t‚n o ayı mutlu bir kendinden geƒme iƒinde geƒirdi. yani ‡nce beni bir sersem sandı. O bir yığın şey s‡ylerken. hemen hemen onunla nişanlı olduğunu. birisini bulmak istermişe benziyordu.hizmet yapmıştı). Ama. ya da biraz ciddi bir konuşmayı bile izlemek yeteneğinden yoksundu. Sadece Blanche. evimizin kapısını ƒaldığında bu kadarını hiƒ ummuyordu. ya da Blanche. adeta korkudan titreyerek gelmişti. neşeli.. d‡n‚nceye kadar yeniden uyuşukluğuna g‡m‚l‚yordu. Paris'te madalyalarını takardı. b‡yle hallerde her s‡zc‚kte sadece: †Humm!‹ diye eklemek ve başını sallamakla yetiniyordu. boynuna sarılıp ‡p‚yordu bile. birdenbire ƒevresine bakınmaya. Sonuna doğru. h‚ng‚r h‚ng‚r ağlamaya başladı. Onu tedavi ediyorlarmış ama. bu kadar aptal olmak ƒok yazık! Gerƒek bir Rus. bir şeyi anımsamaya. deyim yerindeyse. ve.bir ƒekirdek. onu azarlıyor. En sonunda bir kahkaha kopardım. Saygısızlığa varacak kadar dalgınlaştı ve kendi kendine konuşma alışkanlığını edindi. kalın kaşlarını ƒatarak. sinirli. saƒma sapan şeyler s‡ylemiş. Ancak b‡ylelikle işin iƒinden ƒıkabiliyordu. iki dirhem.. buna şaşıp kaldım. Paris'e geldiği zaman. birdenbire her şeyi orada y‚z‚st‚ bırakıp trene atladığı gibi doğruca Paris'e kaƒmıştı. neyi sormak istediğini anımsayamayınca. Kendini kaybederek d‚şm‚şt‚. aynı zamanda da. bunu birkaƒ kez g‡zledim). 12 l178 KUMARBAZ bu mutlu ruhsal duruma karşın hastalığının belirtileri uzun zaman varlığını s‚rd‚rd‚. davasını savunmaya başladı. generalin kendisi uğruna ailesini bıraktığım. B‡yle bir erkekle bulvarlarda gezinmek sadece olası değil. Ondan ayrıldığımda aynı durumdaydı. onu da g‡t‚rmeden sokağa ƒıktığındandı. yahut da gitmeden ‡nce onu okşamayı unuttuğu iƒindi. hiƒ kimseyi g‡remeyince. ben ağzımı bile aƒmıyordum.. general gelir gelmez. en sonunda da onun hizmetinde olduğumu ve anlayış g‡stermem KUMARBAZ 179 gerektiğini anımsattı. benim mert. onu yaşama d‡nd‚rebiliyordu. B‡yle anlarda ne istediğini s‡ylemesini bilemezdi. Her giydiğini pek yakıştırırdı. onu g‡r‚nce o kadar mutlu oldu ki. S‡ylemeye hiƒ gerek yok: Blanche' m onu karşılayış biƒimi ona en iyi ilaƒ yerine geƒmişti.. Blanche kahkahalarla g‚lerek.. hastalıklı bir g‚l‚şle g‚l‚yordu. kendi t‚r‚nde elbette ki! Başlangıƒta onun değerini tam olarak anlayamamıştım) b‚t‚n tevecc‚h‚n‚ kazanmıştım. sonuna doğru bu saygıdeğer kızın (ƒ‚nk‚. Bir. nezaketi kusursuzdu. ipe sapa gelmez. kıpırdanmaya. neşesizliği sadece ya Blanche'ı uzun zamandır g‡rmediğindendi.. Sık sık g‚l‚yordu ama. F. gerƒekten de Blanche iyi bir kızdı. Saf ve ahmak generalin ayaklan yere basmıyordu artık. sağa sola d‡nmeye başlıyordu. bir k‡şeye oturduğu zamanki huysuzluğu. Biz ansızın Roulettenbourg'dan ayrıldıktan sonra. Bundan b‡yle d‚ş‚nmek. iyi huylu bir ƒocuk olduğum fikrinde karar kıldı. hemen o sabah onun bir kriz geƒirdiğini ancak buraya geldikten sonra ‡ğrendim. Kısacası.. saatlerce ‡yle oturuyordu. bana: †Sen akıllı ve iyi y‚reklisin‹ diyordu. ona bu l‚tf‚ pek ender g‡stermesine karşın. ama. †ve. filan falan.. benim y‚z‚mden ona ihanet ettiğini. Blanche.. Vicdan azabı da mı ƒekmiyordum. canlı geri . salık da verilebilirdi. bir Kalmuk!‹ . Davranışları. ‚zg‚n ve tasalı olduğunu kendi bilmiyordu ki. ona s‡z verdiğini. iki saat hiƒ kımıldamadan oturunca (Blanche hiƒ kuşkusuz Albert'le buluşmaya gittiği zamanlarda. adeta deli gibi olmuş. b‚t‚n bir hafta.. biraz yıpranmış olmakla birlikte.

Ben general eşi olacağım. bahtsız ƒocuklar!‹ O akşam artık defalarca: †Bahtsız ƒocuklar!‹ diye yineledi.. B‚t‚n bu s‚re iƒinde bana g‡sterdiği ilgiye gelince. ya da bir şeyi ‡zlediğini. †Evet. sakın bana ondan s‡z etmeyin!‹ Bu ikisinin arasında bir ilişki bulunduğunu g‡r‚yordum ama. duygularını ve d‚ş‚ncelerini yansıtmamasına karşın. †Talihi varmış‹ diye ‡t‚p duruyordu.. S‡z‚n. sonra da son derece mutlu olacağı o arka odada-oturacak. benim varlığım birden180 KUMARBAZ KUMARBAZ 181 bire neden onu incitti acaba? Bunu h•l• bilmiyorum. evet. bana yaşamasını ‡ğreteceğini. bu gezintiler iƒin Blanche. kimse bir şey anlamadı. Hiƒ değilse bana emir verircesine.. evet!‹ Deş Grieux'ye gelince.. beni birkaƒ kez generali gezdirmeye g‡nderdi. Pauline'den s‡z etmek istediğim zaman fena halde ‡fkelendi.. Y‚ksek sosyeteye rahatƒa .. hatta arada sırada beni azarlamakta bile sakınca g‡rm‚yordu. malik•nesinden. vb. Bal Mabille'c. bunu ona B. Olup bitenleri ilk olarak Blanche'tan ‡ğrendim: Ayrılmamızdan tam bir hafta ‡nceydi. haklısınız. ƒocuklar ya!‹ Yalnız. Blanclıe'm yanında kuşkusuz ‡zel sekreter. Hoşuna giden bir s‡zc‚ğe rastladığı zaman. birini. ‡ğreteceğini s‡yledi avaz avaz bağırarak. s‡zlerinden hiƒ. sokağa ƒıkarıp biraz gezdirdik. Olmasa bile. Yedi y‚z franklık bir iğne Blanche iƒin neydi ki? Generalin olup olacağı sadece bin frangı vardı. Blanche'ın varlığına karşın birisinin eksikliğini hissettiğini fark ettim.. ˆyle sanıyorum ki. Alıngan değildi. hiƒbir konuda beni rahatsız etmezdi. O adam.. her zamanki alışkanlığımla. Astley bize bir telgraf g‡nderdi. hatta belki de uşak sıfatıyla bulunduğumu sanıyordu. her şeye karşın onun varisi. dereden tepeden konuşarak. Kuşkusuz kendisi de nedenini bilmiyordu. Kumarda bir servet kazandığımdan s‡z edildiğini ş‡yle belli belirsiz işitmişti ama. Ben de onu tiyatroya. Bir iki kez bana iƒini d‡kt‚ ama. †. Bir sabah kahvaltı yaparken. beni mahvetti‹ dedi.K‡peğine hava aldırması iƒin uşağını g‡ndereceği gibi. onlar‹ diye başladı ansızın. ‡lm‚ş eşinden. Bunun ona nereden geldiğini bir t‚rl‚ ‡ğrenemedim. Ama. ‚stelik otel hesaplarını da o ‡demişti. gırtlağımı kesti! Tam iki yıl boyunca benim karabasanım oldu! Aylarca d‚şlerime girdi o adam! O. o zaman da. B. evet. Yoo. Blanclıe'a armağan etmek istediği yedi y‚z franklık bir iğneyi almasına engel ol-mak iƒin adeta zor kullanmam gerekti. Birƒok defalar ‚z‚nt‚ye kapıldığını. ƒocuklar. susuyordum. tıpkı eskiden yaptığı gibi. Blanche'la beni pek eğlendirdi. ‡yle sanıyorum ki. bana para veriyordu. lokantalara g‡t‚r‚yordum. Konuşmayı ƒocuklarına getirmek istiyordum ama. generalin Palais-Royal'de g‡r‚p beğendiği ve her ne pahasına olursa olsun. vb.. ˆnce.babuşka gerƒekten hasta ve her an ‡lebilir. Blanche'la ilişkilerimi anlamadı bile. en sonunda generali iyi k‡t‚ yatıştırdık. onun adının anıldığını işitmeye bile dayanamıyordu: †O. ben onu yola -getirirdim! Evet. †beni soydu soğana ƒevirdi. Astley vermişti. Blanche g‚lmekten katılıyordu. †K‡t‚ y‚rekli ve nank‡r bir kız! Ailemizi lekeledi! Burada da yasalar olsa. bir kez tiyatroya giderken duygulandı: †Bahtsız ƒocuklar. Bayım. Generalin parası olmasına ve herkesin iƒinde c‚zdanını ƒıkarmaktan pek hoşlanmasına karşın. †Nank‡r bir kız o!‹ diye bağırdı. servetinden s‡z ediyordu bana. emekli maaşı var. general. onu g‚nde y‚z kez yineliyordu.. sen de kabul edersin ki. kısası. bana d‚nyanın kaƒ bucak olduğunu. başı sonu olmayan bir s‡yleve girişti. y‚ksekten alarak konuşmayı s‚rd‚r‚yordu. †evet. ağız kalabalığına getiriyor ve hemen konuyu değiştiriyordu. varımı yoğumu elimden aldı. Bir g‚n. ondan hiƒbir zaman kesin bir şey ‡ğrenemedim: Askerlikten. benim haylaz bir sokak ƒocuğu olduğumu.

aile arasında sade bir d‚ğ‚n yapıldı... senin de ‡yle bir halin vardı ama.. Ama. Sana daha fazlasını vermiyorum. †Seni aptal sanıyordum. bir dakika sonra bin franklık iki banknotla d‡nd‚. Cleop•tre ve ‡b‚rleri kesinlikle uzaklaştırıldılar. D‚ğ‚n sabahı. bir şatom. o zaman olup bitenlerin pek 182 KUMARBAZ ƒoğunu unuttum bile. erkek olarak. Kilisede. hem salonu arşınlıyor. mutlu olursun!‹ Cebimde daha beş y‚z franga yakın para vardı. Blanche'ın soyadının Cominges değil. Zagorianski.. Hadi. giyinip kuşanmış. ƒok aptalsın. Hemen cezalanacak. bir Rus toprak ağası olacağım. ayrıca bin frank kadar eden ƒok g‚zel bir saatimle pırlanta kol d‚ğmelerim var. Albert'le birkaƒ yakın dost ƒağırılmıştı... belediyede ve evdeki yemek sırasında. daha ‡nce hiƒ aklıma bile gelmeyen pek sevimsiz bir şey var: D‚ş‚n bir kere.. bana: †Şimdi artık tamamiyle başka t‚rl‚ davranmalıyım‹ dedi.. generalin odasından ƒıkınca. hatta du Placet adı de Cominges'den daha ƒok hoşuna gitti. Burnunu ƒeke ƒeke ağlayarak: †İyi bir insandın‹ dedi.. yoo! O olmaz! Buna cesaret edemez! Ben ‡nlemlerimi aldım. on d‡rt sessiz harfli Sayın Bayan General! Ne kadar hoş. evlen onunla. birdenbire: †Dur. değil mi?‹ En sonunda. saƒlarına pomatlar s‚rd‚. huysuzluğa başlarsa. D‚ş‚ncelerimi bir araya getirmek. Blanche da saygın havalar takınmaya başladı. biliyor musun. Neden o ikisi o g‚ne kadar o adı almışlardı. ayrıldık ve hatta Blanche.. pek rabıtalı‹ dedi. bir outchitel olarak belki ƒok bilgilisin ama. Blanche. yeni soyadımı bir t‚rl‚ anımsamayı başaramıyorum! Zagorianski. B‡yle bir • şey yapacağını d‚nyada sanmazdım! †Al.. bu senin işine yarar. demek ki hiƒ kaygılanmadan.. Tanrı bilir neleri.. mujiklerim olacak. Anladın mı ne dediğimi?‹ †O mu? Aa. sonra da. bu sana yakışıyor. Hortense. hiƒbir şeye kulak asmadan oldukƒa uzun bir s‚re yaşayabilirim. daha sonra da nasıl olsa milyonumu elde ederim!‹ †Ya kıskanƒlığa..‹ ˆzel t‡renlere kalkışmadan. bekle!‹ diye haykırdı.. ‡zellikle de . mutlaka beni g‡rmeye gel.girebileceğim (Blanche'ın en b‚y‚k d‚ş‚yd‚ bu). dul Bayan Cominges'in de annesi olmadığı aklımda kaldı. o Blanche aptalı. ƒ‚nk‚ nasıl olsa yitireceksin. eğer gene kazanırsan. Sadece. sen hiƒ merak etme! Albert adına ona birƒok nama muharrer senetler imzalattım bile. Ama. durmadan: †Madernoiselle Blanche du Placet! Blanche du Placet! Du Placet! Mademouazelle dioıı Placette!‹ diye yineleyip duruyordu ve y‚z‚nde belirli bir kendini beğenmişlik parlıyordu. onun kravatını kendi elleriyle bağladı. buna cesaret edemez!‹ †ˆyleyse. ille de tutturmaya başlarsa?. hiƒ bilmiyorum. Blanche. pek rabıtalı bir hali vardı. general bundan pek memnun g‡r‚nd‚. Sago. Damat adayı durumunu pek ciddiye alıyordu. Ayrıntılara girmediğim ve b‚t‚n bunlara sadece ilgisiz bir seyirci gibi katıldığım iƒin.‹ Elimi son bir kez daha sıktıktan sonra.. frak ve beyaz yelekle gerƒekten. En ufak bir karardan d‡nmede. sadece mutlu değil. hoşƒa kal! KUMARBAZ 183 Hep iyi dost olarak kalacağız. aynı zamanda da gururlu g‡r‚nd‚. hem de son derece ciddi bir halle. Sayın Bayan General de Sago. du Placet olduğu. veda ederken birkaƒ damla g‡zyaşı bile d‡kt‚. Sanki bu fikir onu şaşırtıyormuşcasına: †Doğrusu.. †Ama. Hemen k‚ƒ‚k salonuna koştu. B‚y‚k bir ciddiyetle. şu kahrolasıca Rus adları yok mu! Her neyse.

B. Astley'i beklemek iƒin bu berbat k‚ƒ‚k kente yerleştim. Buradan mutlaka geƒeceğini ve iş iƒin yirmi d‡rt saat kalacağını g‚venilir bir kaynaktan ‡ğrendim. B‡ylece, her şeyi ‡ğrenebileceğim... sonra da... sonra da dosdoğru Hombourg'a gideceğim. Roulettenbourğ'a d‡nmeyeceğim, hiƒ değilse gelecek yıldan ‡nce değil. Aynı masada şansı iki kez aramanın k‡t‚ bir hesap olduğunu s‡yl‚yorlar, Hombourg'da da, gerƒekten kumar oynanıyor. ON YEDİNCİ BˆLŠM Bu notlara bakmayalı tam yirmi ay oldu. Ancak bug‚n, kaygılarımdan ve ‚z‚nt‚mden kendimi avutabilmek iƒin onları yeniden okumak aklıma geldi. Hombourg'a gidişimde kalmışım. Ulu Tanrım! Karşılaştırarak s‡ylersek, son satırları ne kadar da g‡n‚l rahatlığıyla yazmışım! Ya da, g‡n‚l rahatlığıyla değilse bile, ne kendini beğenmişlikle, ne sarsılmaz umutla! Şu kadar olsun kendimden kuşku ediyor muydum? Şimdi on sekiz aydan fazla geƒti ve kendi g‡r‚ş‚me g‡re, dilenciden daha beter bir durumdayım! Peki, neden bir dilenci? Dilencilik umurumda bile değil! Ben d‚ped‚z kendimi yitirdim, mahvoldum! Zaten bu hemen hemen hiƒbir şeyle karşılaştırılamaz, oturup da kendime ahlak dersi verecek de184 KUMARBAZ değilim! B‡yle bir durumda ahlak dersinden daha saƒma, daha mantıksız bir şey olamaz! Ah! O kendinden memnun insanlar! Bu ƒalƒeneler nasıl da b‡b‚rlenen bir kendini beğenmişlikle cevherlerini yumurtlamaya hazırdırlar! ݃inde bulunduğum durumun berbatlığının ne derece bilincinde olduğumu bilseler, bana ders vermek iƒin s‡z bulamazlardı. Zaten benim bilmediğim yeni neyi s‡yleyebilirler ki bana? İşte asıl s‡z konusu olan bu! Kesin olan bir şey varsa o da... bir tekerlek d‡n‚ş‚yle her şey değişebilir ve o aynı ahlak hocaları o zaman dostƒa şakalaşarak beni kutlamaya ilk koşanlar olacaktır, bundan kesinlikle eminim. O zaman şimdi yaptıkları gibi, beni g‡r‚nce artık arkalarını d‡nmezler. Ama, ben b‚t‚n bu insanların kafasına t‚k‚r‚yorum! Ben şimdi neyim? Bir sıfır. Yarın ne olabilirim? ˆl‚leri diriltip, yeniden yaşamaya başlayabilirim! B‚sb‚t‚n kaybolmadan ‡nce, iƒimdeki insanı bulabilirim! Gerƒekten de Hombourg'a gittim ama... daha'sonra Rou-lettenbourg'a da, Spa'ya da gittim, hatta, burada efendim olan bir alƒağın, meclis ‚yesi Hinze'nin, uşağı olarak Baden'e de gittim. Evet, tam beş ay uşaklık ettim! Bu, cezaevinden hemen sonra oldu. •‚nk‚ Roulettenbourg'daki borƒlarım iƒin hapse de girdim. Bir yabancı benim yerime borƒlarımı ‡dedi. Kimdi bu? B. Astley mi? Pauline mi? Bilmiyorum ama, borcum ‡dendi: Topu topu iki y‚z talerdi, sonra beni salıverdiler. Nereye gidebilirdim ki? İşte o zaman Hinze'nin hizmetine girdim. Tembellik etmesini seven genƒ d‚ş‚ncesizin biridir, ben de ‚ƒ dilden'okuyup yazmasını biliyorum. Başlan-gıƒta otuz florin aylıkla sekreter gibi bir şeydim; ama sonunda, gerƒekten onun uşağı oldum: Bir sekreter tutacak olanağı yoktu artık bu y‚zden .maaşımı azalttı; benim de gidecek hiƒbir yerim yoktu, onun iƒin kaldım ve b‡ylece kendi kendimi uşak olarak değiştirdim. Onun yanında doyasıya ne yiyebiliyor, ne de iƒebiliyordum ama, buna karşılık beş ayda KUMARBAZ 185 yetmiş florin biriktirdim. Baden'de, bir akşam ondan ayrılmak istediğimi bildirdim. Ve hemen o akşam rulete gittim. Ah! Bilseniz y‚reğim nasıl ƒarpıyordu! Hayır, paraya ‡nem verdiğim yoktu. Ben sadece ertesi g‚nden tezi yok, Baden' deki b‚t‚n bu Hinze'lerin, b‚t‚n bu metrdotellerin, b‚t‚n bu g‚zel hanımların benden s‡z etmesini, ‡yk‚m‚ anlatmasını, beni kutlamasını Ve kumardaki yeni şansım karşısında yerlere kadar eğilmesini istiyordum. Bunlar hep ƒocukƒa d‚şler ve d‚ş‚ncelerdi ama... kimbilir? Belki Pauline'e de rastlardım, ona ser‚venlerimi anlatırdım ve b‚t‚n bu saƒma'yazgı', oyunlarının ‚zerinde olduğumu g‡r‚rd‚... Yoo! Hayır! Benim paraya ‡nem verdiğim yoktu! Kesinlikle inanıyorum ki, parayı ka-zansam gene har vurup harman savurması iƒin herhangi bir Blanche'a verirdim ve on altı bin franga satın alınan bir ƒift atın ƒektiği arabada, yeniden tam ‚ƒ hafta Paris'te boy g‡sterirdim. Cimri olmadığımı ƒok iyi biliyorum; hatta eli aƒık, savurgan

bir insan olduğumu bile sanıyorum... Bununla birlikte, krupiyenin bildirilerine ne heyecanla, ne y‚rek daral-malarıyla kulak kabarttığımı bir bilseniz: Otuz bir, kırmızı, tek ve pas, ya da: D‡rt, kara, ƒift ve eksik! Krupiyenin k‚reği altında kor gibi parıldayan yığınlar halinde ƒ‡ken ‚st ‚ste yığılmış altın paraların, lui altınlarının, frederiklerin ve talerlerin saƒıldığı kumar masasına, ya da uzun g‚m‚ş tomarlarının ƒevrelediği sehpaya nasıl bir doymazlıkla baktığımı bilseniz. Daha kumar salonuna bile ulaşmadan, altın ve g‚m‚ş paraların şıkırdadığını işitir işitmez, adeta baygınlıklar geƒiriyorum. Kumar masasına yetmiş florinimi g‡t‚rd‚ğ‚m gece gerƒekten harikulade oldu. Pas'm ‚zerine koyduğum on florinle başladım. Pas iƒin benim olumlu bir ‡nyargım vardır. Yitirdim. G‚m‚ş para olarak altmış florinim kalmıştı. D‚ş‚nd‚m... Sı-fır'a g‡z koydum. Sıfır ‚zerine bir- kerede beş florin koyuyordum; ‚ƒ‚nc‚ oyunda sıfır ƒıktı. Y‚z yetmiş beş florini alırken sevinƒten ‡leceğimi sandım; y‚z bin florin kazandığım186 KUMARBAZ zaman bu kadar mutlu olmamıştım. Hemen kırmızı'nın ‚zerine y‚z florin koydum... ve kazandım; kırmızı'nın ‚zerine iki y‚z florin... Kazandım; kara'mn ‚zerine d‡rt y‚z florin... kazandım, eksik ‚zerine sekiz y‚z florin... kazandım. Toplam bin yedi y‚z florinim vardı... Ve b‚t‚n bunlar beş dakikadan daha kısa bir zamanda gerƒekleşmişti! B‡yle anlarda insan b‚t‚n geƒmiş başarısızlıklarım unutuyor! •‚nk‚ yaşamımdan fazlasını tehlikeye atarak bunu elde etmiştim, bir tehlikeyi g‡ze almaya cesaret etmiştim ve... işte gene insan sırasına girmiştim! Bir otelde oda tuttum, kapımı anahtarla kilitleyip iƒeri kapandım ve tam saat ‚ƒe kadar paramı saydım. Uyandığımda artık uşak değildim. Hemen o g‚n Hombourg'a gitmeye karar verdim: Orada ne kimsenin hizmetinde ƒalışmıştım, ne de hapishanede yatmıştım. Trenin hareketinden yarım saat ‡nce, yeniden gidip kumar oynadım, sadece iki oyun, daha fazla değil ve bin beş y‚z florin yitirdim. Gene de Hombourg'a gittim, iki aydan beri de oradayım. S‚rekli bir y‚rek sıkıntısı ve korku iƒinde yaşıyorum; az para s‚rerek oynuyorum ve bekliyorum, hesaplar yapıyorum; g‚nlerce kumar masasının yanında g‡zlemler yapıyorum, d‚şlerimde bile kumar g‡r‚yorum... Ama, bu arada kaşarlanmışım, ƒirkefe bulanmışım gibi geliyor bana. B. Astley'le karşılaşmamın bende yaptığı etkiden bu sonucu ƒıkardım. •oktandır birbirimizi g‡rmemiştik, bir rastlantıyla karşılaştık. Bakın nasıl oldu: Bahƒede y‚r‚yordum ve hemen hemen beş parasız olduğumu, sadece elli florinim kaldığını hesaplıyordum, ‚stelik de kaldığım k‚ƒ‚k otel odasının hesabını da iki g‚n ‡nce ‡demiştim. Demek ki gidip rulette bir el daha oynayacak olanağa sahiptim; eğer kazanırsam, kumarı s‚rd‚rebilirdim; yitirirsem... Beni ‡ğretmen olarak hemen yanına alacak bir Rus ailesi bulamazsam, yeniden birinin yanına uşak olmam gerekecekti... B‚t‚n bu d‚ş‚nceleri kafamda evirip ƒeKUMARBAZ 187 virerek komşu eyalette, park ve ormanda her g‚nk‚ gezintimi yapmaya gidiyordum. Kimi zaman b‡yle tam d‡rt saat y‚r‚yordum ve Hombourg'a yorgun ve aƒ d‡n‚yordum. Tam parka girdiğim anda, ansızın bir sıranın ‚st‚nde oturan B. Astley g‡z‚me aƒıktı. O da beni g‡rm‚şt‚, bana seslendi. Yanına oturdum. Y‚z‚n‚ oldukƒa ciddi g‡r‚nce, ben de hemen neşemi azalttım; onu g‡rd‚ğ‚me pek sevinmiştim. †Demek, buradasınız siz de? Sizinle karşılaşacağımı d‚ş‚nm‚şt‚m‹ dedi. †Olup bitenleri bana anlatma zahmetine katlanmayın, biliyorum, hepsini biliyorum. Şu son yirmi ay iƒindeki b‚t‚n yaşamınızı biliyorum.‹ †Ya! Bakın hele! Demek ki eski dostlarınızı b‡yle g‡zetletiyorsunuz!‹ diye karşılık verdim ben de. †Bu size onun kazandırır, dostlarınızı unutmuyorsunuz... Durun bakayım, aklıma bir şey getirdiniz: İki y‚z florinlik bir borƒ y‚z‚nden girdiğim Roulettenbourg cezaevinden beni ƒıkaran siz değil miydiniz? Bilinmeyen biri borcumu ‡dedi.‹

†Hayır, hayır, ben değilim ama, borƒ y‚z‚nden Rouletten-bourg'da hapse girdiğinizi biliyorum.‹ †ˆyleyse beni kurtaranı da biliyorsunuzdur?‹ †Hayır, bildiğimi s‡yleyemem.‹ †•ok garip, doğrusu; buradaki Rusların hiƒbirini tanımıyorum, zaten tanısam da bana b‡yle bir iyilikte bulunmazlardı; bizim oralarda, Rusya'da, ancak Ortodokslar kardeşlerini kurtarırlar. Onun iƒin ben, tuhaflık olsun diye, bunun herhangi acayip bir İngiliz olduğunu d‚ş‚nm‚şt‚m.‹ B. Astley beni az ƒok bir şaşkınlıkla dinliyordu. Hiƒ kuşkusuz beni ‚zg‚n ve bitkin bulacağını d‚ş‚nm‚şt‚. †Her neyse, sizi b‚t‚n fikir ‡zg‚rl‚ğ‚n‚zle ve hatta neşenizle yeniden g‡rd‚ğ‚me ƒok sevindim‹ dedi oldukƒa hırƒın bir halle. †Yani demek oluyor ki, beni bitkin ve mahcup olmuş188 KUMARBAZ g‡remediğiniz iƒin iƒten iƒe ‡fkeden. kuduruyorsunuz‹ dedim g‚lerek. S‡zlerimi hemen kavrayamadı ama, anladığı zaman g‚l‚msemeye başladı. †Eleştirileriniz hoşuma gidiyor. Bu s‡zlerde geƒmiş g‚nlerdeki coşkulu, akıllı ve aynı zamanda da edepsiz eski dostumu buluyorum. Bunca ƒelişkiyi ancak Ruslar aynı zamanda kendilerinde toplayabilirler. Kişinin en iyi dostunun ‡n‚nde mahcup olduğunu g‡rmekten hoşlandığı bir gerƒektir: Dostluk ƒoğu zaman işte bu mahcubiyetin ‚zerine oturur; b‚t‚n akıllı kişilerin bildiği ƒok eski bir gerƒektir bu. Ama, şu iƒinde bulunduğumuz durumda, size kesinlikle s‡yleyeyim ki, sizi bitkin g‡rmediğime iƒtenlikle memnunum. Buraya baksanıza, kumardan vazgeƒmeye hiƒ niyetiniz yok mu?‹ †Oo! Kumarın canı cehenneme! Hiƒ d‚ş‚nmeden hemen bırakırdım eğer...‹ †Eğer şimdi paranızı yeniden kazansaydınız, değil mi? Ben de aynen b‡yle d‚ş‚nm‚şt‚m, sonunu getirmeyin... biliyorum... bunu hiƒ d‚ş‚nmeden s‡ylediniz... ˆyleyse gerƒeği s‡ylediniz. Bana bakın, kumardan başka bir şeyle ilgilenmiyor musunuz?‹ †Hayır...‹ Beni bir sınavdan geƒirdi. Hiƒbir şey bilmiyordum, şu son g‚nlerde ancak gazetelere ş‡yle bir g‡z atmıştım, bir tek kitabın kapağını bile aƒmamıştım. †Katılaşmışsınız‹ diye belirtti, †sadece yaşamdan, kendi kişisel ƒıkarlarınızdan ve toplumunkilerden, insanlık ve yurttaşlık g‡revlerinizden, dostlarınızdan (ƒ‚nk‚, dostlarınız vardı) uzaklaşmamışsınız, sadece kazanƒ dışında her t‚rl‚ amaƒtan uzaklaşmamasınız, siz aynı zamanda kendi anılarınızdan da uzaklaşmışsınız... Ben sizi yaşamınızın tutkulu ve yoğun bir zamanında anımsıyorum ama, kesinlikle eminim ki siz o d‡nemdeki b‚t‚n en iyi izlenimlerinizi, duygularınızı unutKUMARBAZ 189 muşsunuzdur; d‚şleriniz, g‚nl‚k istekleriniz şimdi artık ƒift ve tek, kırmızı, kara, ortadaki on iki sayı, vb., vb., ileri git-miyordur. Buna kesinlikle inanıyorum.‹ †Yeter, B. Astley, rica ederim, rica ederim, bana geƒmişten s‡z etmeyin!‹ diye haykırdım kızgınlıkla, adeta ‡fkeyle. †Şunu iyi bilin ki, ben hiƒbir şeyi unutmuş değilim; ama, bir s‚re iƒin b‚t‚n bunları, hatta anılarımı bile kafamdan kovdum... ta ki durumumu iyice d‚zeltinceye kadar, İşte o zaman... o zaman, g‡receksiniz, ‡l‚leri dirilteceğim!‹ †On yıl sonra da siz burada olacaksınız‹ dedi. †Bahse girerim ki, eğer yaşarsam, size bunu yine bu sıranın ‚zerinde anımsatırım.‹ †Pek•l•, pek•l•, bu kadarı yeter‹ diye s‡z‚n‚ festim sabırsızlıkla. †Pek de o kadar unutkan olmadığımı size kanıtlamak iƒin, izin verin de Bayan Pauline'in şimdi nerede olduğunu sorayım size? Borƒlarımı ‡deyen siz değilseniz, mutlaka odur. Ondan hiƒ haber alamadım.‹

bunu kendi ahlak anlayışıma bir hakaret olarak kabul ediyorum. ya Deş Grieu*? O da İsviƒre'de yolculuk yapmıyor mu?‹ †Hayır. şimdi iƒinde bulun-190 KUMARBAZ d‚ğ‚ dış koşullarla ilgileniyorum. .. bununla birlikte izin verirseniz şunu belirteyim: Bunda kırıcı. Bir İngiliz olarak siz belki aynı kanıda değilsiniz. 'bir k‚ƒ‚k Fransızla bir Rus k‚ƒ‚k hanımı deyimiyle ne anlatmak istediğinizi sorardım size. Siz Racine'i yapmacıklı. bu uzun bir ‡yk‚d‚r. Astley. yoo. ben de aynı kanıda değilim. †Demek ki sizi de son derece yaraladı. ‡zellikle de. Bayan Pauline uzun zaman hasta yattı. ne de benim ne aydınlatabileceğimiz. bir Rus olarak. Deş Grieux İsviƒre'de yolculuk yapmıyor. hani şu tamamiyle aklını kaƒıran yaşlı kadın). Altı ay ‡nce. Burada ne gibi bir KUMARBAZ 191 †yaklaşım‹ var? Neden tam da bir Fransızla bir Rus k‚ƒ‚k hanımı?‹ †Bakın.‹ †Peki. ya da yersiz hiƒbir şey yok ki. ƒ‚nk‚ bir d‚ş‚nsenize. Ama. bir daha b‡yle anıştırmalar ve yaklaştırmalar yapmamanızı kesinlikle ‡neririm. Generale. ‡yle olsun. Bayan Pauline'i hiƒbir şeyle suƒlamıyorum ki ben. b‚y‚k bir şairdir. Ama. Šstelik de. kıskanƒlık nedeniyle olsa bile. elimden ƒekeceğiniz var demektir.‹ †Sahi mi? Hata ediyorsunuz. İngiltere'nin kuzeyinde. Sanırım hepsi bu kadar. Ben. Ama. Genel olarak ele alırsak.. sadece Bayan Pauline'in dış durumuyla. B‚y‚kannenin vasiyetnamesi kızkardeşiyle erkek kardeşinin geleceğini de g‚vence altına alıyor. bu ne sizin. biz daha ayıyken zarif bir kalıba d‡k‚ld‚. Bu da iki s‡zc‚kle anlatı-labilir. eğer deyim yerindeyse. Zaten. size bir kez daha s‡yl‚yorum. Şimdi İsviƒre'de bulunuyor. şimdi de hasta sayılır. hayır! Borƒlarınızı ‡deyenin o olduğunu hiƒ sanmıyorum. b‚y‚kannesi (anımsarsınız.†Hayır. bir Fran-sızla bir Rus k‚ƒ‚k hanımı. Racine gene de sevimlidir. sırf Bayan Pauline'in kendisine yedi bin lira bırakarak ‡ld‚. Ama.‹ †Bin kez ‡z‚r dilerim. Hiƒ korkmayın. bir ay ‡nce beyin kanamasından Paris'te ‡ld‚. mis kokulu. ne de iyice anlayabileceğimiz bir yakınlaşmadır. ruhunun. k‚ƒ‚k Fransızların en adisinde bile. ‡zentili. Bundan başka da. o kadar da g‚l‚nƒ ki daha ilk bakışta g‡ze' ƒarpıyor. yoksa vay halinize. bu iki s‡zc‚kten sonra kesmek koşuluyla. ya da y‚reğinin en ufak bir katkısı olmaksızın son derece zarif tavırlar. Bug‚n. ‡zentili. onun adını sizin ağzınızdan işitince. annemle kızkardeşimin yanında kaldı. B. †Bayan Pauline d‚nyanın en saygın kişilerinin en iyisidir ama. davranışlar. Fransız eksiksiz ve zarif bir biƒimdir.. onlar da Londra'da okuyorlar. g‡rd‚n‚z m‚. Astley. sizin mahrem ‡yk‚lerinizi ‡ğrenmeye hiƒ de meraklı değilim. biz istesek de istemesek de. ama. bizim Rus kızları belki de başka t‚rl‚ d‚ş‚n‚yorlardır. onun hakkında soru sormayı kesmekle beni ƒok memnun edersiniz. B. nerede olduğunu da bilmiyorum.‹ †Nasıl? Kırk yıllık dostluğumuza karşın mı?‹ †Evet. belki onu elinize alıp okumazsınız bile. b‚y‚kannenin generale bıraktıklarının hepsini ‚zerine ƒe-virtmeyi başardı. Daha ‡nce bilinmesi gereken pek ƒok şey var. B. yani Parislinin ulusal biƒimi.. ‚vey babasına gelince. Fransızın. ‡yle mi?‹ dedim elimde olmadan g‚lmeye başlayarak. Siz. mis kokulu bulabilirsiniz. bu sizi ilgilendiriyor. Astley. Mile Blanche ona ƒok iyi baktı ama.. Ben de onu yapmacıklı. hatta belirli bir bakış aƒısından g‚l‚nƒ bile bulurum. Astley. Fransız Devrimi soyluluğa varis oldu.‹ †Deş Grieux'n‚n adını bir başka adla birlikte anmasay-dınız. Bayan Pauline ‚zerine soru sormamakla da beni pek memnun edersiniz‹ dedi buyurgan ve hatta ‡fkeli bir sesle. Şimdi de 'Bayan Pauline evlenen kızkardeşimle birlikte yolculuk yapıyor. sizinle başka neden s‡z edebilirim ki? B‚t‚n anılarımız hep onunla ilişkili. onu hiƒ tanımadınız. girişiminin. bu ‡nemli bir sorundur. Bir s‚re.‹ †Pek•l•. B.

siz. Kimi yetenekleriniz. •‚nk‚.1 B... Bir yanda. mahvolmuş bir adam olduğunuza g‡re bunu size aƒıklayabilirim! Dahası da var. değersiz ve zavallı adam. Astley soğukƒa. sizi seviyordu. iş işten geƒmişti artık. sizi h•l• sevdiğini s‡ylesem bile. haydi haydi genƒ kızlarımızda bulunandan ƒok daha fazla bağımsızlık ve ‡zg‚rl‚k. eskisini ‡zl‚yor. g‡zleri parlıyordu. en adi. siz burada kalacaksınız. bir arıtımevi sahibi. değil mi..s‚recektir. Ayrıklıklar (istisnalar) ƒok ender. Hombourg'a onun emriyle. zarif bir marki. Astley.. duygularınızı.‹ †Ya. bir bakıma da. (‡z‚r dilerim. ya da b‡yle olma eğilimindedirler. sizinle aƒık y‚rekle uzun uzun konuşmak ve b‚t‚n. Astley. k‡t‚... B‚t‚n bunlar miras yoluyla ona geƒmiştir. işte bunun iƒin b‚t‚n bu saƒmalıkları s‡yl‚yorsunuz‹ dedi B. zavallı adam.. kuşkusuz Bayan Pauline'in bundan da haberi vardır. İngilizler ƒoğunlukla. k‚ƒ‚k hanım da bu şekli kalıtım yoluyla ona geƒen bir giysi gibi değil de. adı ağzımdan kaƒtı).‹ †Hırƒın olmuşsunuz. benim suƒlamalarım ne kadar y‚r‚rl‚kten d‚şm‚ş. sıkıcı biƒimde d‚zenli ve zarafetten yoksundurlar. emeğin değerini . size şunu itiraf etmek zorundayım ki. Rulet olmazsa ona yakın başka bir şey olur.‹ †Bunu kabul ediyorum! Ve işte asıl korkunƒ olanı da şu ki. ‡zsaygıdan 's‚r‚p gidecektir.. Arıtımevi sahibisiniz. umutlarınızı ve. B‚t‚n d‚zenler sonradan ortaya ƒıktı. Astley. B. onun ruhu. Sizi suƒlamıyorum. siz ve ben hiƒbir şey elde edemedik!‹ †•ok iğrenƒ ve aptalca bir şey bu. insana onca gereksinimi olan ‚lkenize yararlı bile olabilirdiniz ama. kendi kendinizi mahvettiniz. hiƒ de k‡t‚ bir insan değildiniz. Ruslar g‚zelliği iƒg‚d‚yle ayırdetmesini bilirler ve buna susamışlardır.. Ama. o Deş Grieux adındaki aşağılık ve adi tefeci egemen olacaktır. arıtımevinin ortağıyım. b‚t‚n istediği işte bu! Bug‚n‚n Deş Grieux's‚nden nefret ettiği oranda.. Ama. †şunu iyi bilin ki. nank‡r. Balem. size bir şey s‡yleyeyim mi. şimdi hiƒbir şey umurunda değil: Ona eski g‚nlerin Deş Grieux's‚n‚ geri verin. benim soylu dostum. Ya ben.. canlı bir yaradılışınız vardı. d‚ş‚ncelerinizi. b‚y‚k Lowel ve ˆrt.. akıllı ve fazla yapmacıklı olmayan bir Rus kızından daha g‚venen ve daha aƒık bir yaratık olamaz. ikisi birlikte gitmez. †Evet. Kendileri kişisel olarak d‚nyanın en boş. sadece onun hayalinde yaşamış olmasına karşın.. d‚nya y‚z‚nde iyi y‚rekli. †Šstelik s‡zleriniz ‡zg‚nl‚kten de yoksun. Herhangi bir rolde bir maske altında beliriveren bir Deş Grieux inanılmaz bir kolaylıkla onun g‡nl‚n‚ fethedebilir. yavan ve vodvillere yaraşır t‚rden olursa KUMARBAZ 193 olsunlar. gene de gerƒektirler! Bakın g‡rd‚n‚z.ifadeler ve hatta d‚ş‚nceler bulunabilir. Bayan Pauline. B. ƒ‚nk‚ iyi kurulmuş bir polisi var gibi g‡r‚n‚yor. Size ƒok saygısı var. ‡zellikle de ƒok daha fazla deneyim gerektir.. size b‚t‚n y‚reğini aƒar. ama. ƒ‚nk‚.. anılarınızı ona anlatmak iƒin geldim!‹ †Olur şey değil! Olur şey değil!‹ diye haykırdım ve g‡zlerimden yaşlar boşandı Onları tutamamıştım ve ‡yle sanıyorum ki ‡mr‚mde ilk kez b‡yle bir şey başıma geliyordu. Astley?‹ †Evet. B. ˆb‚r yanda Belvedere'in Apollon'u. ruhunun ve y‚reğinin doğal şekli sanır.. arkadaşınız olur. en aşağılık yaratıkları olabilirler. b‚t‚n Ruslar b‡yledir. ƒ‚nk‚ o aynı Deş Grieux bir g‚n ona. bu y‚rekte gene de o nefret edilen alƒak h‚k‚m . uşaklık bile yaptım. iƒin. Oysa. bir s‚re d‚ş‚nd‚kten sonra. zarif bir şekli vardır. •alışmanın. hatta. sizin yaşamınız bitti. gene de burada kalırsınız! Evet. s‡z‚mona mahvolmuş biri olarak ortaya ƒıktı. d‚ş kırıklığına uğramış bir liberal. şunu iyi bilin ki‹ diye haykıran B. sizi g‡r‚p. g‡rd‚n‚z m‚.. ailesine ve bu d‚ş‚ncesiz generale yardım etmek istediği. ruh g‚zel-192 KUMARBAZ ligini ve kişiliğini ‡zg‚nl‚klerini ayırt etmek iƒin bizim kadınlarımızda. Astley'in sesi titriyor.. D‚ş‚nceme g‡re. Hatta bu inattan. sizi bir Deş Grieux alƒağına yeğlemeye karar vermek iƒin daha ƒok zaman bekleyecektir. Hiƒ hoşunuza gitmese de. ben bir arıtımevi sahibi bile değilim: Sadece k‚ƒ‚k bir rulet oyuncusuyum.

size on lui altını. on beş florinle başlamıştım! İnsan sakınımla başlarsa. Kumardan ve Hom-bourg'dan' vazgeƒip de ‚lkenize geri d‡neceğinize emin olabilseydim. yepyeni bk mesleğe başlamanız iƒin size şimdi hemen bin İngiliz lirası vermeye hazırım. dostlarından uzakta. Zaten şimdi artık ƒok geƒ ama. Ah! Hemen yarın gidebilseydim! Yeniden doğmak. Oo! Olağan‚st‚ bir kararlılık ‡rneği olmuştu bu: Her şeyi yitirmiştim. Minicik bir ƒocuk muyum ben? Mahvolmuş bir adam olduğumu anlamıyor muyum yani ben? Evet! ˆmr‚mde bir kez... Ama.. başka t‚rl‚s‚ olamaz! Şimdi on beş lui altınım. Zaten. gelecekte neler olabileceğini d‚ş‚nd‚kƒe tir tir titriyorum. manque ‚zerine koymuştum) ve. Beni ilgilendiren konuya gelince.Z 195 tikten sonra.. bir t‚rl‚ karar verme cesaretini g‡s-teremeseydim?. başıma neler geldiğini bir anımsamam yeter. b‚t‚n o s‡ylediklerinizden sonra. Yeter ki. kararımı değiştirip geri d‡nd‚m.. ˆnemli olan karakterdir. elveda! Paraya ihtiyacınız vardır.‹ † Memnuniyetle!‹ ݃tenlikle kucaklaştık ve B. 891. Bu bir olgudur! İşte kimi zaman son florin bu anlama gelir! Ya ben umutsuzluğa kapılsaydım. Alın şunu ve elveda! Alsanıza canım!‹ †Hayır.. bin İngiliz lirası yerine sadece on altın veriyorum. gerƒekten de. yapayalnız.KUMARBAZDostoievski Kumarbaz •eviren: Nesrin ALTINOVA 2. B. Roulettenbourg'da kesinlikle mahvolmadan ‡nce. en son florinini tehlikeye attığı zaman ‡zel bir duyguya kapılır! Kazandım ve yirmi dakika sonra. 13194 KUMARBAZ nuza kesinlikle inanıyorum ve bu parayı size bir dostun gerƒek bk dosta verebileceği gibi veriyorum. s‡z ve s‡z. dirilmek! Onlara kanıtlamak gerek. Yeleğimin cebinde h•l• bir florin dolaşıyordu: †Aa! Yemek yiyecek param varmış h•l•!‹ dedim kendi kendime ama. Eh. ben bir şey demiyorum... Hayır.‹ †A-lın!‹ diye haykırdı. Astley gitti...733 327855 Remzi Kitabevi Ankara Caddesi. Daha fazlasını vermiyorum. ƒ‚nk‚ nasıl olsa yitireceksiniz. yarın... cebimde y‚z yetmiş florinle gazinodan ƒıktım. Ah! ݃ime doğuyor. Ve hepsi bu kadar işte! Bir kez olsun karakter sahibi olmam yeter. Gazinodan ƒıktım. yanılıyor! Pauline'le Deş Grieux konusunda sert ve ahmakƒa konuştuysam. son.‹ †Eğer sizi kucaklamama izin verirseniz. bir saatte b‚t‚n yazgımı değiştirebilirim. ƒ‚nk‚ sizin iƒin bug‚n artık bin lirayla on altının pek bir farkı yok: Onları yitireceksiniz. ƒalmaktansa uşaklığı yeğlediniz. Şimdiye kadar d‚r‚st ve namuslu kaldınız. her şeyi. Basım BEYAZIT DEVLE T KŠTŠPHANESİ Tasnif No. kabul ederim. zaten.. son. her şey bitecek!. vatanından. yedi ay ‡nce. Benim h•l• bir erkek olabileceğimi Pauline mutlaka bilmeli... bakındım. bu kadarı yeter.. insan yabancı bir ‚lkede. †Sizin h•l• soylu bir kişi olduğuF.... yarın... Sadece. oysa eylem gerek! ˆnemli olan şimdi İsviƒre! Yarından tezi yok. Ama. O bir tek florini manque'm ‚zerine koydum (bu kez. Demirbaş No. y‚z adım kadar gitKUMARBA. Rulet ‡zellikle bir Rus kumarıdır.bilmeyen ilk siz değilsiniz (sizin milletinizden s‡z etmiyorum).. şu anda s‡z konusu olan hiƒ de bu değil: B‚t‚n bunlar sadece s‡z. o g‚n ne yiyeceğini bile bilmeden. elbette değil mi? İşte alın.. 93 — istanbulMICHEL BUTOR'UN ˆNSˆZŠ . Astley. o da Ruslar konusunda sert ve ahmakƒa konuştu.. Yarın. sakınımlı ve sabırlı olmam'yeter. Alın ve hoşƒa kalın.

0030. Basım: Temmuz 1993 ISBN975-14-0399-5 KTB 93.34.2.3 Cağaloğlu .0600 Remzi Kitabevi A.Ş.Y. Selvili Mescit S.