You are on page 1of 123

NAMUS BAHANELø CøNAYETLERøN TÜRKøYE’DEKø BASINDA HABER

OLARAK YAPILANDIRILIùININ ANALøZø

Çiçek TAùLIÇUKUR

(Yüksek Lisans Tezi)

Eskiúehir–2009
NAMUS BAHANELø CøNAYETLERøN TÜRKøYE’DEKø BASINDA HABER
OLARAK YAPILANDIRILIùININ ANALøZø

Çiçek TAùLIÇUKUR

YÜKSEK LøSANS TEZø


Basın ve Yayın Ana Bilim Dalı
Danıúman: Doç.Dr. øncilay CANGÖZ

Eskiúehir
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Mart 2009
ii

YÜKSEK LøSANS TEZ ÖZÜ

NAMUS BAHANELø CøNAYETLERøN TÜRKøYE’DEKø BASINDA HABER


OLARAK YAPILANDIRILIùININ ANALøZø

Çiçek TAùLIÇUKUR

Basın ve Yayın Ana Bilim Dalı

Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mart 2009

Danıúman: Doç. Dr. øncilay CANGÖZ

ønsanlık tarihiyle birlikte ortaya çıkmıú olan úiddet olgusu, günümüzde de hala
varlı÷ını arttırarak sürdürmektedir. ùiddetin en uç noktasını oluúturan, insanın yaúama
hakkının elinden alınması ise özellikle kadınlara yönelik olarak devam etmektedir. Son yıllar
da dünyada ve ülkemizde namus bahanesi ile iúlenen cinayetler bunun en önemli
göstergelerinden biridir.
Günümüzde kadınların bedenleri ve cinselli÷i hala erkeklerin ve erkek egemenli÷inin
kontrolü altındadır. Erkek egemenli÷i ise dil, hukuk, din, e÷itim, aile, popüler kültür ve medya
gibi kurumlar tarafından üretilmekte ve devamlılı÷ı sa÷lanmaktadır.
Namus bahanesi ile kadına yönelik úiddet olayları özellikle son yıllarda büyük bir artıú
göstermiútir. Bu durum gazete haberlerine de yansımıútır.
Araútırmanın temelini 1 Ocak 2000 tarihinden 31 Aralık 2007 tarihine kadar olan
dönemdeki Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Zaman gazeteleri örnekleminde Türk
Basını’nın namus bahanesi ile kadına yönelen úiddeti nasıl bir haber dili/söylemi ile
duyurdukları üzerine genel bir de÷erlendirme oluúturmaktadır.
Araútırma çoklu yöntem uygulanarak içerik analizi ve söylem analizi aracılı÷ıyla
yapılmıútır.
iii

ABSTRACT

ANALYSIS OF STRUCTURALIZATION OF THE HONOUR KILLING AS A NEWS


ITEM ON TURKISH PRESS

Çiçek TAùLIÇUKUR
Anadolu University, Graduate School of Social Sciences,
Department of Journalism, March 2009
Advisor: Doç. Dr. øncilay CANGÖZ

Violence phenomenon, emerged together with the history of still exists currently.
Derogation of the right to live, the most serious kind of violence, still continues today and it is
especially “women oriented”. In recent years, one of the most important indicators of this
continuing violence is the murder commitment due to “chastity excuse” in the world and in
our country.
Today, female body and sexual relationships are controlled by male. Male control is
produced and going on by education, language, religion, law, family, popular culture and
media.
In recent years, violance towards female has been raising especially the cover of
honour. This case highlighted on newspapers.
The main cover of this research is a general evaluation of how kind of news language
is used in newspapers Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Sabah and Zaman, about the cover of
honour by female violance that has begun on January 1, 2000, and ended on December 31,
2007.
The research is made by using content analysis and discourse analysis.
iv

JÜRø VE ENSTøTÜ ONAYI

Çiçek TAùLIÇUKUR’un “Namus Bahaneli Cinayetlerin Türkiye’deki Basında


Haber Olarak Yapılandırılıúının Analizi” baúlıklı tezi ................tarihinde, aúa÷ıdaki jüri
tarafından Lisansüstü E÷itim Ö÷retim ve Sınav Yönetmeli÷inin ilgili maddeleri uyarınca,
Basın ve Yayın Anabilim Dalında Yüksek Lisans tezi olarak de÷erlendirilerek kabul
edilmiútir.

Ad-Soyadı ømza

Üye ( Tez Danıúmanı) : Yrd. Doç. Dr. øncilay CANGÖZ

Üye : Prof. Dr. Halil øbrahim GÜRCAN

Üye : Yrd. Doç. Dr. Fatime Güneú

Prof. Dr. Ramazan GEYLAN


Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü
v

ÖNSÖZ

Bu çalıúma sürecinde her zaman yanında olan ve deste÷ini hiç esirgemeyen danıúman
hocam Doç.Dr. øncilay CANGÖZ’e çok teúekkür ederim. Tez jürimde sundukları katkı ve
önerilerden dolay Prof. Dr. Haili øbrahim GÜRCAN ve Yard. Doç. Dr. Fatime Güneú’e
teúekkür ederim. Tezimle ilgili önerileri için Doç Dr. Erkan YÜKSEL’e teúekkür ederim.

Bütün e÷itim ve ö÷retim hayatım boyunca bana inanan, güvenen ve desteklerini hiç
esirgemeyen anne ve babama teúekkürü bir borç bilirim. Benden yaúça küçük olmalarına
ra÷men bana inceden yol gösterip, yanımda olan kardeúlerim Ayhan ve Hüseyin’e sonsuz
teúekkürlerimi sunarım. Her zaman moral kayna÷ım olan kuzenim Selda Yeliz KÜRTÜR’e,
can dostum Sibel KAYA’ya, benim için bir kardeúten farksız olan Betül CAM
HEMRAYEV’e; sadece bir evi de÷il sıkıntılarımı, üzüntülerimi her úeyimi paylaútı÷ım güzel
insan Esra TÜRKOöLU’na çok teúekkür ederim.

Eskiúehir’de bana ailem gibi evlerini açan, tezimi yazmam için her türlü teknik ve
manevi donanımı sa÷layan (internet, bilgisayar sabır, yemek, çay, Türk kahvesi…) ERTÜRK
ve YASLAù ailelerine çok teúekkür ederim.

Arkadaúlı÷ın her úeyden çok emek ve dayanıúma oldu÷unu bana hissettiren, bana karúı
hep sabırlı olan, zor günlerimde beni hiç yalnız bırakmayan canım Sema ERTÜRK’e
teúekkürlerimi sunarım. Sıcacık gülüúünü ve candan dostlu÷unu hiçbir zaman esirgemeyen
Darihan MAMUH’a sonsuz teúekkürler.

Moral desteklerini her zaman sürdüren ve beni motive etmek için ellerinden geleni
yapan sevgili arkadaúlarım Ramazan KAYA ve Ülkü KANLI’ya çok teúekkür ederim.

Özellikle fotokopi çekimlerinde bütün sinirlenmelerime ra÷men beni güler yüzle


karúılayan, götürdü÷üm onca gazetenin fotokopisini hiç söylenmeden çeken sevgili
arkadaúlarım Burak, Enis ve Hakan’a sonsuz teúekkürler.

Bana karúı her zaman anlayıúlı ve yardımsever davranan Anadolu Üniversitesi


Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi’ndeki mesai arkadaúlarım ve amirlerime çok teúekkür
ederim.
vi

Bana olan inancını ve güvenin her zaman hissettiren, yo÷un çalıúma temposu içinde
her türlü anlayıúı ve sabrı gösteren, en mutsuz oldu÷um anlarda benden moral, çikolata ve tatlı
deste÷ini esirgemeyen Uzman Aysen KAVAK’a çok teúekkür ederim.
vii

ÖZGEÇMøù

Çiçek TAùLIÇUKUR

Basın ve Yayın Anabilim Dalı


Yüksek Lisans

E÷itim

Ls. 2004 Anadolu Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü

Lise 1999 Ümraniye Süper Lisesi, Türkçe Matematik Bölümü

øú
2005-..........Anadolu Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi

2006–2008 Kariyer Açık Ö÷retim Dershanesi (Davranıú Bilimlerine Giriú ve øletiúim


Bilgisi Derslerinin Ö÷retmenli÷i)

Kiúisel Bilgiler

Do÷um yeri ve yılı: Ordu 8 ùubat 1981 Cinsiyet: Kadın Yabancı dil: øngilizce
viii
viii

øÇøNDEKøLER
Sayfa
ÖZ ……………………………………………………………………………………………ii
ABSTRACT ………………………………………………………………………………...iii
JÜRø VE ENSTøTÜ ONAYI………………………………………………………………..iv
ÖNSÖZ………………………………………………………………………………………..v
ÖZGEÇMøù ………………………………………………………………………………...vii
TABLOLAR LøSTESø ……………………………………………………………………...xi

1. GøRøù................................................................................................................................ 1
1.1. Problem ................................................................................................................... 1
1.1.1. ùiddet Olgusu ve ùiddet Türü Olarak Namus Cinayetleri .................... 5
1.1.1.1. ùiddet Olgusu ............................................................................. 5
1.1.1.2. Töre Kavramı ............................................................................ 8
1.1.1.3. Namus Kavramı ve øçeri÷i........................................................ 9
1.1.1.4. Toplumsal ùiddet Türü Olarak Namus Cinayetleri ............ 11
1.1.2. Feminist Açıdan Namus Kavramı .......................................................... 13
1.1.2.1. Feminist Açıdan Namus Cinayetleri ......................................... 17
1.1.3. Kültürel Çalıúmalar ................................................................................. 21
1.1.3.1. Kültürel Çalıúmaların Medyaya Bakıúı ................................ 21
1.1.3.2. Kültürel Bir Forum Olarak Medya ....................................... 31
1.1.3.3. Kültürel Bir Metin Olarak Haber ......................................... 33
1.1.4. Feminist Açıdan Haber Okunuúu........................................................... 38
1.2. Amaç ...................................................................................................................... 41
1.3. Önem ..................................................................................................................... 41
1.4. Varsayımlar .......................................................................................................... 42
1.5. Sınırlılıklar ............................................................................................................ 42

2. YÖNTEM ....................................................................................................................... 43
2.1. Araútırma Modeli ................................................................................................. 43
2.2. Evren ve Örneklem .............................................................................................. 45
2.3. Verilerin Toplanması ........................................................................................... 46

3. BULGULAR VE YORUM ........................................................................................... 47


3.1. øçerik Çözümlemesi ile Toplanan Veriler ve De÷erlendirilmesi ........................ 47
3.1.1. Haberlerin Gazetelere Göre Da÷ılımı .................................................... 47
3.1.2. Haber Konumlarının Da÷ılımı ............................................................... 48
3.1.3. Haberlerin Yıllara Göre Da÷ılımı .......................................................... 57
3.1.4. Haberlerin Niteliklerine øliúkin Bulgular .............................................. 58
3.1.5. Görsel Materyal Kullanımıyla ølgili Bulgular ....................................... 59
3.1.6. Haber Aktörlerinin Rolüne øliúkin Bulgular......................................... 60
3.1.7. Haberlerin Kayna÷ına øliúkin Bulgular ................................................. 61
3.1.8. Haberlerin Konusuna øliúkin Bulgular .................................................. 63
3.1.9. Olayın Tanımlanıúında Kullanılan øfadeler .......................................... 64
3.2. Söylem Analizi Uygulanan Haberlere Ait Bulgular Ve Yorumlar .................. 67
3.2.1. Haberin Makro Yapıları ......................................................................... 67
3.2.1.1. Gazetelerin Haber Baúlıkları ................................................. 67
3.2.1.1.1. Cumhuriyet Gazetesi Haber Baúlıkları .............. 67
3.2.1.1.2. Hürriyet Gazetesi Haber Baúlıkları .................... 68
3.2.1.1.3. Milliyet Gazetesi Haber Baúlıklar ....................... 69
ix

3.2.1.1.4. Sabah Gazetesi Haber Baúlıklar ......................... 70


3.2.1.1.5. Zaman Gazetesi Haber Baúlıklar ........................ 71
3.2.1.2. Gazetelerin Haber Giriúleri ve Ana Olayların Sunumu ...... 72
3.2.1.2.1. Cumhuriyet Gazetesi Haber Giriúi ve Ana
Olayın Sunumu ..................................................... 72
3.2.1.2.2. Hürriyet Gazetesi Haber Giriúi ve Ana
Olayın Sunumu ..................................................... 73
3.2.1.2.3. Milliyet Gazetesi Haber Giriúi ve Ana
Olayın Sunumu ..................................................... 75
3.2.1.2.4. Sabah Gazetesi Haber Giriúi ve Ana Olayın
Sunumu.................................................................. 75
3.2.1.2.5. Zaman Gazetesi Haber Giriúi ve Ana Olayın
Sunumu.................................................................. 76
3.2.1.3. Gazetelerin Neden Sonuç Ba÷lantısı...................................... 77
3.2.1.3.1. Cumhuriyet Gazetesi Haberlerinin Neden
Sonuç Ba÷lantısı.................................................... 78
3.2.1.3.2. Hürriyet Gazetesi Haberlerinin Neden
Sonuç Ba÷lantısı.................................................... 79
3.2.1.3.3. Milliyet Gazetesi Haberlerinin Neden Sonuç
Ba÷lantısı ............................................................... 80
3.2.1.3.4. Sabah Gazetesi Haberlerinin Neden Sonuç
Ba÷lantısı ............................................................... 80
3.2.1.3.5. Zaman Gazetesi Haberlerinin Neden Sonuç
Ba÷lantısı ............................................................... 81
3.2.1.4. Gazetelerin Arka Plan Bilgisi ................................................. 82
3.2.1.4.1. Cumhuriyet Gazetesi Haberlerinin Arka
Plan Bilgisi ............................................................. 82
3.2.1.4.2. Hürriyet Gazetesi Haberlerinin Arka Plan
Bilgisi ..................................................................... 82
3.2.1.4.3. Milliyet Gazetesi Haberlerinin Arka Plan
Bilgisi ..................................................................... 83
3.2.1.4.4. Sabah Gazetesi Haberlerinin Arka Plan
Bilgisi ..................................................................... 83
3.2.1.4.5. Zaman Gazetesi Haberlerinin Arka Plan
Bilgisi ..................................................................... 83
3.2.2. Haberin Mikro Yapıları .......................................................................... 84
3.2.2.1. Haberlerin Aktörleri ............................................................... 84
3.2.2.1.1. Cumhuriyet Gazetesi Haberlerinin Aktörleri ... 84
3.2.2.1.2. Hürriyet Gazetesi Haberlerinin Aktörleri ......... 85
3.2.2.1.3. Milliyet Gazetesi Haberlerinin Aktörleri ........... 86
3.2.2.1.4. Sabah Gazetesi Haberlerinin Aktörleri.............. 86
3.2.2.1.5. Zaman Gazetesi Haberlerinin Aktörleri ............ 87
3.2.2.2. Haberde Kullanılan Alıntılar ................................................. 87
3.2.2.2.1. Cumhuriyet Gazetesi Haberlerinde
Kullanılan Alıntılar .............................................. 88
3.2.2.2.2. Hürriyet Gazetesi Haberlerinde Kullanılan
Alıntılar ................................................................. 90
3.2.2.2.3. Milliyet Gazetesi Haberlerinde Kullanılan
Alıntılar ................................................................. 92
x

3.2.2.2.4. Sabah Gazetesi Haberlerinde Kullanılan


Alıntılar ................................................................. 94
3.2.2.2.5. Zaman Gazetesi Haberlerinde Kullanılan
Alıntılar ................................................................. 96
3.2.2.3. Gazetelerin Sözcük Seçimleri ................................................. 97
3.2.2.3.1. Cumhuriyet Gazetesi Sözcük Seçimleri ............. 97
3.2.2.3.2. Hürriyet Gazetesi Sözcük Seçimleri ................... 98
3.2.2.3.3. Milliyet Gazetesinde Sözcük Seçimleri ............... 99
3.2.2.3.4. Sabah Gazetesi Sözcük Seçimleri ........................ 99
3.2.2.3.5. Zaman Gazetesinde Sözcük Seçimleri .............. 100

4. SONUÇ VE ÖNERøLER ............................................................................................ 101

KAYNAKÇA ........................................................................................................................ 107


1

1. GøRøù

1.1. Problem

Yirminci yüzyıl insan hakları ve özgürlükleri kavramlarının insanlık tarihinde


kapsamlı bir úekilde tartıúıldı÷ı ve bu alanda önemli geliúmelerin kaydedildi÷i bir dönemdir.
Bununla birlikte insan hakları ihlalinin baúta gelen bir türü olan úiddet, özellikle de aile içi
úiddet geliúmiú ve azgeliúmiú, bütün ülkelerin sorunu olmaya devam etmekte, siyasi,
ekonomik, kültürel temelleri ve boyutları itibariyle úiddete karúı çeúitli mücadele yöntemleri
de geliútirilmektedir. Ülkemizin geleneksel yaúam tarzının sürdürüldü÷ü bazı bölgelerinde
özellikle Do÷u ve Güney Do÷u Anadolu’da namus kavramı ço÷u zaman kadın bedeni ile
sınırlandırılmakta, bu kavrayıú úiddetin do÷rudan yaúam hakkına yönelen en a÷ır türü olan
namus cinayetlerine bahane oluúturmaktadır.1

Birleúmiú Milletler Nüfus Fonu’nun tahminlerine göre her yıl dünyada 5000’den fazla
kadın “namus” nedeni ile öldürülmektedir. Bu cinayetler Bangladeú, Brezilya, Ekvator, Mısır,
Hindistan, øsrail, øtalya, Ürdün, Fas, Pakistan, øsveç, Türkiye, Uganda ve øngiltere gibi
ülkelerde daha çok görülmektedir. Ancak bu cinayetlerin yaygınlı÷ının bu ülkelerden daha
geniú bir co÷rafyayı kapsadı÷ını düúünmek mümkündür. Sayılan ülkeler namus bahaneli
cinayetlerin toplumsal bir sorun olarak görülmeye baúladı÷ı ve haber olma özelli÷i kazandı÷ı
bölgelerdir. Özellikle Ortado÷u, Kuzey Afrika, Asya kıtasındaki bazı ülkelerde kadınların
namus adına öldürülmesinin cinayet olarak görülmemesi, bu ülkelerde namus bahanesi ile
iúlenen cinayetlere ait bilgiye ulaúmayı da engellemektedir.2

Kadınların bedenlerini ya da cinselliklerini baskı altında tutmayı amaçlayan çeúitli


mekanizmalar, yasaların ötesinde, kadınların giyim ya da hareket özgürlüklerini kısıtlamak
gibi yaygın toplumsal davranıúlardan, cinsel organlarını kesmek ya da namus nedeniyle
topluca öldürmek gibi úiddet içeren törelere kadar uzanmaktadır. Müslüman kadınların maruz
kaldı÷ı ve úiddet içeren bu tip töreler, son yıllarda giderek dünya kamuoyunun da daha çok
ilgisini çekmeye baúladı ve gittikçe øslam’la ya da Müslümanlarla özdeúleútirilir hale geldi.
Bu özdeúleútirme, yanıltıcı olmasının yanı sıra, Müslüman toplumlardaki kadınların, bu gibi

1
Töre Cinayetleri Panel Bildirileri, (Ankara: Beyda Basımevi), 1999,s.3.
2
T.C. Baúbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlü÷ü, “Töre ve Namus Cinayetleri øle Kadınlara ve
Çocuklara Yönelik ùiddetin Sebeplerinin Araútırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi
Amacıyla Kurulan TBMM Araútırma Komisyonu Raporu,” (Ankara. Aralık 2006),s.109.
2

uygulamalara karúı mücadelelerine ve bu uygulamaların øslam’a aykırı oldu÷u konusunda


toplumsal bilinç uyandırma çabalarına da tamamen ters düúmektedir.3

21. yüzyılda, kadınların bedenleri ve cinselli÷i, hala erkeklerin ve erkek egemenli÷inin


kontrolü altındadır. Kadın cinselli÷inin ve do÷urganlı÷ının kontrolünü amaçlayan
mekanizmalar, ço÷u toplumda hala erkek egemen sistemin varlı÷ını sürdürmesinin en güçlü
aracıdır. Bu kontrol, dolaysız baskı ve úiddet yoluyla oldu÷u kadar, siyasi, ekonomik,
toplumsal ve kültürel manipülasyonlardan oluúan karmaúık bir mekanizmayla sa÷lanmaktadır.
Bu çerçevede din, ço÷u kez bu manipülasyonun güçlü bir aracı olarak kötüye kullanılmakta
ve kadınların insan haklarının ihlallerini “meúrulaútırmak” görevini görmektedir. Özellikle
Müslüman ve Katolik tutucu ve köktendinci akımlar, kadın cinselli÷inin kontrolünü
amaçlayan politikaları ideolojilerinin merkezine oturtmuú durumdadırlar.4

øslam dini, di÷er birçok din gibi dura÷an ve tekil bir gelene÷e sahip de÷ildir. øslam,
hayatta kalmak, yayılabilmek ve gücünü devam ettirebilmek için çeúitli zamanlarda ve
co÷rafyalarda, çeúitli sosyo-politik ve ekonomik koúullarla etkileúim halinde olmuútur. Bu
çerçevede, yalnızca do÷du÷u bölgedeki di÷er iki tek tanrılı dinin (Yahudilik ve
Hıristiyanlık’ın) uygulamalarını ve gereklerini de÷il, aynı zamanda tutunmaya; kültürel ve
siyasi bir sistem olarak güç kazanmaya çalıútı÷ı topraklardaki øslam öncesi uygulamaları ve
gelenekleri de içine alarak varlı÷ını sürdürmeye çalıúmıútır. Dolayısıyla, toplumdaki cinsel
davranıúları düzenleyen çeúitli faktörler arasında øslam’ın rolünü belirlemek son derece
güçtür.5 Ancak namus bahaneli cinayetlerin kökeni esas olarak ataerkil toplumsal yapıya
dayanmakta ve kökenleri øslamiyet öncesi döneme kadar uzanmaktadır. “Namus”
cinayetlerini oluúturan kültürel yapı, örf ve adetlere dayanmakta ve aile içindeki erkek
egemen yapının sürdürülmesine hizmet etmektedir.6

Namus kavramının içeri÷i, genelde son derece katı kurallar biçiminde beliren cinsel
davranıúa iliúkin gelenek ve göreneklerden kaynaklanır. Bu alanda ilk kural cinsel saflık ve
sakınmadır. Saflı÷ı korumak kadına düúen bir yükümlülüktür. Sakınma ise her iki cinsin
görevidir. Kadının namusu, saflı÷ını evlenmeden önce herkese karúı koruması, evlendikten

3
Pınar ølkkaracan, “Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik”, Müslüman Toplumlarda Kadın ve
Cinsellik. Derleyen: Pınar ølkkaracan (østanbul: øletiúim Yayınları, 2003), s.13.
4
Aynı, s.14.
5
Aynı, s.16.
6
T.C. Baúbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlü÷ü, a.g.e. s.109
3

sonra cinselli÷ini yalnızca kocasına sunmasıyla sa÷lanır. Bunun dıúındaki her cinsel eylem
namussuzcadır.7

Tezcan, bir kız çocu÷u için “namuslu” görünmeyecek edimleri úöyle sıralar:
-Ailenin iste÷i dıúında birisiyle duygusal iliúkiye girmek,
-Gayri meúru bebek do÷urmak,
-Kadının kocasını terk edip baúkasına kaçması,
-Evlilik dıúı veya öncesi hamile kalmak,
-Sevdi÷i erkekle evden kaçmak,
-Kötü yola düúmek.8

Bütün bu nedenler namus kavramının kapsamı içinde ele alınmakta, bu nedenle de


törelere de ters düúen davranıúlar olarak algılanmaktadır.

Namus bahaneli cinayetlerde söz konusu olan, sert ve acımasız törelerdir. Töre,
sosyolojik bir kavram olan toplumsal “norm” içinde yer alır. Toplumsal de÷erlerden,
normlardan sapmalar genellikle sert ve acımasız yaptırımları içerir. Ataerkil toplumlarda
kadının “iffeti”, erke÷in namus ve úerefi sayılır. Kadınlar bu yapı içinde düúük bir statüye
sahiptir. Böylece kadının cinselli÷ine aúırı derecede bir de÷er atfedilmiútir.9

Namus cinayetlerinin kökenleri çok eskilere dayanmaktadır. Pek çok ataerkil toplumda
“zinanın” cezası ölümdür ve zina yaptı÷ı düúünülen insanların, hukuk kurallarında kabul
gören “úüpheli, suçu ispatlanana kadar masumdur” ilkesinden yararlanmasına izin verilmez.10

Günümüz Türkiye’sinde “namus” kavramı hem erkekler hem de kadınlar için


kullanılmaktadır. Bu kavram, bir kiúinin, toplum tarafından belirlenmiú olan erillik ve diúilik
standartlarına göre yaúama kabiliyetini ifade eder. Kadınların namusu ile erkeklerin namusu
arasında toplumsal cinsiyete dayalı bir ayrım söz konusudur. Türkiye’de namussuz bir erkek
demek, güvenilmez ve gerek kendi cinselli÷i gerekse sorumlulu÷u altındaki kadınların

7
Do÷u Ergil, Türkiye’de Terör ve ùiddet Yapısal ve Kültürel Kaynakları (Ankara: Turhan Kitabevi
Yayınları, 1980), s.188.
8
Mahmut Tezcan, Türk Aile Antropolojisi (Anakara: ømge Kitabevi, 2000), s.241.
9
Töre Cinayetleri Panel Bildirileri, Ankara:Beyda Basımevi, 1999,s.23.
10
Shahrzad Mojab, “Namusun Tikelli÷i ve Öldürmenin Evrenselli÷i: Erken Uyarı Sinyallerinden Feminist
Pedogojiye,” Namus Adına ùiddet Kuramsal ve Siyasal Yaklaúımlar. Derleyenler: Shahrzad Mojab ve Nahla
Abdo (østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,2006), s.18.
4

cinselli÷i üzerinde denetim kurma yönündeki sosyal sorumluluklarını yerine getiremeyen


erkek demektir. Bunun aksine bir kadının namusu ise yalnızca kendi cinselli÷i ile
ba÷lantılıdır. Akrabalı÷a dayalı toplumlarda namus her iki cinsiyet ba÷lamında da ahlaki bir
meseledir. Bu nedenle de namussuz bir erkek ya da kadın toplumun sosyal dokusundan ziyade
ahlaki dokusuna yöneltilmiú bir tehdit olarak görülür.11

Ataerkillik genellikle erkeklerin yanlıú, cahilce, kaba, e÷itimsiz ya da sapkın


yönelimlerine indirgenmektedir. Ataerkillik psikolojik veya kiúisel bir problemden daha çok
sosyal ve tarihsel bir kurumdur. Ataerkillik, eril toplumsal cinsiyetin egemenlik uygulama
sistemi ve rejimidir.12

Erkek egemen toplumsal yapı, bir toplumu biçimlendiren ve iúleyiúinde erkeklerin


avantajlı konumda bulunmasını sa÷layan toplumsal iliúkiler bütünüdür. Kadına ve erke÷e
farklı roller biçen bu toplumsal yapı beraberinde cinsiyetçi bir iú bölümünü de getirir. øyi,
güzel ve do÷ru olan toplumsal davranıúlar erkek ve kadınlar için ayrı ayrı tanımlanır. Erkek
çocuklardan erkek gibi kız çocuklarından ise kadın gibi davranmaları istenir. Cinsiyet
rollerine uymayan bir davranıú söz konusu oldu÷unda bireyler, sosyal ve kültürel açıdan belli
yaptırımlarla karúılaúırlar; çünkü kültürel normlar ve de÷erler de erkek egemendir.13

Erkek egemenli÷i dil, hukuk, din, e÷itim, aile, popüler kültür ve medya gibi sosyal ve
politik kurumlar tarafından üretilir ve dolaúımda tutulur. Örne÷in aile kurumu
toplumsallaúmanın, rol ve davranıúların, toplumsal norm ve de÷erlerin ilk ö÷renildi÷i yerdir.
Kadına ve erke÷e farklı roller biçen toplumsal cinsiyetçi iú bölümü ve buna uygun düúen
davranıúlar aile kurumu tarafından bireylere, dünyaya gelir gelmez ö÷retilmeye baúlanır.14

Kadına uygun görülen roller ve davranıúlar kültürel açıdan da desteklenmektedir.


Kadının erkek egemen toplumsal yapının normlarını zorlaması ise kadına yönelik úiddeti
besleyen en önemli unsurdur.15 Özellikle medya erkek egemen toplumsal yapının normlarının
üreticisi ve koruyucusu konumundadır.

11
Mojab, a.g.e. , s.49.
12
Aynı, s.3.
13
Serap Su÷ur ve di÷erleri. Toplumsal Yaúamda Kadın (Eskiúehir: Açık ö÷retim Fakültesi
Yayınları,2006).s.154–155.
14
Aynı, s.154.
15
Aynı, s.155.
5

Ataerkil úiddetin oluúmasında, devam etmesinde ve yeniden üretilmesinde hiç


kuúkusuz en önemli yerlerden birine medya sahiptir. Kitle iletiúim araçları içerisinde, ulaúılan
kitle açısından büyük paya sahip olan gazetelerin en önemli iúlevinin haber vermek ve
kamuoyu oluúturmak oldu÷unu düúünürsek özellikle son yıllarda büyük bir artıú gösteren
“namus bahaneli cinayetler” ve bu konu ile ilgili olarak hazırlanan haberlerin gazetelerde yer
alıú ve sunuluú biçimleri de önem kazanmaktadır. Çünkü yukarıda da belirtildi÷i üzere medya
ataerkil yapının üretilmesini ve korunmasını sa÷lamaktadır.

Bu çalıúmanın problemi, gazetecilerin töre veya namus bahanesiyle, kadına yönelen


úiddeti nasıl bir haber dili/söylemiyle duyurduklarıdır. Aynı zamanda haber metinleri
sosyolojik bir bakıú açısıyla da de÷erlendirilmeye çalıúılacaktır.

1.1.1. ùiddet Olgusu ve ùiddet Türü Olarak Namus Cinayetleri

1.1.1.1. ùiddet Olgusu

ønsanlık tarihiyle birlikte ortaya çıkmıú olan úiddet olgusu, birçok bireysel ve
toplumsal ö÷e ile birlikte karmaúık bir yapı sergilemektedir. Bu nedenle úiddet olgusunu
tanımlamak ve ortaya çıkarmak da kolay olmamaktadır. Kendini çok farklı biçimlerde
gösterebilen úiddet, günümüzde gerek bireysel ve gerekse toplumsal boyutta sık sık karúımıza
çıkabilmektedir.16

ùiddet, belli bir kiúi veya kiúilere bedensel, duygusal ve ruhsal olarak zarar vermeye
yönelik bireysel ya da toplu saldırgan davranıúların tümüne denir. Kısacası úiddet, eylem ve
sonuçları itibariyle yapıcı de÷il yıkıcı bir davranıútır.17 ùiddetin özünde; kiúilerin kendi
ellerinde bulundurdukları gücü, zor kullanarak di÷er insanların rızaları olmaksızın kendi
iradelerine tabi kılması bulunmaktadır.

ùiddeti açıklamaya çalıúan çok sayıda yaklaúım bulunmaktadır. Bu yaklaúımlarda


biyolojik, psikolojik ve sosyolojik yaklaúımlar olmak üzere üç grupta toplanabilir:

16
Faruk Kocacık, ‘ùiddet Olgusu Üzerine,’ C.Ü. øktisadi ve ødari Bilimler Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 1,
Doç.Dr. Feramuz Aydo÷an’ın Anısına, http://www.cumhuriyet.edu.tr/edergi/makale/88.pdf, (17.06.2006)
17
Serap Su÷ur ve di÷erleri, a.g.e. , s.151.
6

1) Biyolojik Yaklaúım: ùiddeti daha çok kiúinin biyolojik ya da fizyolojik açıdan


kusurlu olması ile açıklar. Bu yaklaúım çerçevesinde úiddeti uygulayan kiúilerin genetik
yapısına bakılmakta, soy a÷acı çıkarılmakta, beyin ve kafa yapıları incelenmekte ve bu yolla
úiddetin biyolojik nedenleri bulunmaya çalıúılmaktadır. Biyolojik yaklaúım saldırgan kiúinin
merkezi ile úiddet arasında bir ba÷ olup olmadı÷ını araútırmaktadır. Bu çerçevede, özellikle
erkeklik hormonlarının úiddet davranıúlarında çok etkili oldu÷u öne sürülmektedir.18

2) Psikolojik Yaklaúım: Psikolojik yaklaúım, dengesiz ve ruhsal bozuklu÷u olan


bireylerin úiddet uygulamaya daha yatkın oldu÷unu öne sürmektedir. Freud gibi bazı
psikologlar açlık ve cinsellik gibi saldırganlı÷ında tatmin edilmesi gereken içgüdülerimizden
birisi oldu÷unu öne sürmektedir. Buna göre bireyler saldırganlık içgüdüsünün yaratmıú
oldu÷u enerjiyi úiddet yoluyla kontrol edebilir ya da belirli sosyal etkinlikler yoluyla
boúaltabilirler. E÷er bireyi kontrol eden mekanizmalar (norm ve kurallar) yetersiz ve iúlevsiz
ise veya bu mekanizmalar bireyler tarafından algılanmıyor ya da yok sayılıyor ise saldırganlık
içgüdüsü úiddete yönelebilir. Bu durumda ruhsal bozuklu÷u olan bireyler úiddete yönelmekten
haz duyabilirler.19

3) Sosyolojik Yaklaúım: Bu yaklaúım úiddeti toplumsal etkenlerle açıklamaktadır.


Sosyolojik yaklaúım úiddeti açıklarken gelir durumu, e÷itim düzeyi, toplumsal kurumların
iúleyiúi, aile yapısı, gelenek ve görenekler ile toplumsal de÷erler gibi etkenlerin önemine
vurgu yapar. ùiddeti uygulayan ve úiddete maruz kalan bireylerin içinde bulundu÷u toplumsal
ortamı irdeleyen sosyolojik yaklaúım, úiddetin kayna÷ında biyolojik ve psikolojik nedenlerden
çok toplumsal nedenlerin yattı÷ını öne sürer. Bu yaklaúıma göre sosyalleúme sürecinde sürekli
úiddete maruz kalan bireyler daha sonraki yaúlarda saldırgan davranıúlar gösterme
e÷ilimindedirler. Sosyolojik yaklaúıma göre toplumda gelir da÷ılımında eúitsizlik, yoksulluk,
gelenek ve görenekler ile toplumsal kontrol mekanizmalarının yetersizli÷i gibi etkenler
úiddetin ortaya çıkmasında ve yaygınlaúmasında son derece önemli bir rol oynamaktadır. Bu
yaklaúıma göre úiddet, sosyalleúme süreci içerisinde bir davranıú modeli olarak
ö÷renilmektedir. Sosyolojik yaklaúım, úiddetin göreceli bir kavram oldu÷unu öne sürmekte ve

18
Aynı, s.151.
19
Aynı, s.151.
7

kimi toplumlarda úiddete yönelik belli davranıúların meúru ve normal kabul edildi÷ini, kimi
toplumlarda ise aynı davranıúın çok sert bir úekilde cezalandırılabilece÷ini öne sürmektedir.20

Bir toplumun yapısı, kültürel özellikleri, norm ve de÷erleri hangi tür davranıúların úiddet
olarak nitelendirilip hangi tür davranıúlarında úiddet olarak nitelendirilmedi÷inin en önemli
belirleyicilerindendir.

Ergil’e göre Türkiye örne÷ine bakıldı÷ında, úiddeti bir davranıú biçimi olarak hazırlayan
ve pekiútiren birçok kültürel özellik (sosyal de÷er ve davranıú kalıbı) tespit edilebilir:

— Erkeklik özelliklerinin abartılması ve yüceltilmesi.

— Çocuk ve kadın dövmenin kültürel olarak ola÷anlı÷ı.

— Adak ve kurban teúhiri.

— Kan davası. Kuúaklardan beri süregelen, baúlama nedenleri çoktan unutulmuú, ama
“belirli di÷erlerine” karúı duyulan nefret ile grup dayanıúmasını ayakta tutan kültürel bir
úiddet türüdür.

— Namus cinayetleri. Bunlar kültürel olarak onay gören, hizayı bozan aile üyelerine
özellikle kadınlara yöneltilmiú olan úiddet eylemleridir. Namus cinayetleri, davranıúlarıyla
‘farklı’ olan ve kendisinden beklenen “uysal” ve “namuslu kadın” rolünü zorlayan
kadınlara karúı veya bu rolü benimseyen kadınların, namuslarına yönelik tacizlere karúı
savunma amaçlı úiddet türüdür.

— Zorla bekâret kontrolleri. Bunlar, erkeklerin kadınları, ebeveyn ve kamu görevlilerinin


gençler ve çalıúan kadınlar üzerinde, geleneksel kültürde kabul gören denetim ve
egemenlik giriúimleridir.

— Trafik kazaları ülkemizde kitlesel katliam boyutlarına eriúmiútir. Trafik kurallarının


ihlali, sürücünün kendisine ve baúkalarına karúı yöneltti÷i bir úiddet biçimi olsada,
toplumsal olarak bu böyle de÷erlendirilmemektedir.21

20
Su÷ur, a.g.e. , s.152.
21
Ergil, a.g.e.,s.41.
8

1.1.1.2. Töre Kavramı

Toplumsal dünyamızı biçimlendiren ve ona yön veren kurumlar, kurallar ve normlar


tesadüfî olarak orada de÷illerdir. Toplumsal kurumlar, normlar ve de÷erler belli toplumsal
iliúkiler sonucu oluúmuúlardır. Bu toplumsal iliúkiler bireylerin kiúiliklerini belli açılardan
biçimlendirmekte, rol ve davranıúlara belli kültürel anlamlar katmakta ve bireye ve yanlıú
oldu÷unu ö÷retmektedir.22

Toplumsal düzeni sa÷lama iúlevi üzerine kurulu olarak günümüze kadar gelebilmiú olan
töreler, toplumsal geliúimin önünde de engel oluúturabilmektedir. Özellikle geliúmekte olan
ve azgeliúmiú ülkelerde bu durum çok daha çarpıcı bir hal alabilmektedir. Bu olumsuz
durumdan ço÷u zaman en çok zararı gören de kadınlar olmaktadır. Var olan ataerkil toplumsal
yapı törelerin kadınlar üzerindeki baskısını arttırıcı bir rol üstlenmektedir.

Ataerkillik; eril toplumsal cinsiyetin egemenlik uygulama sistemi ve rejimidir. Erkek


egemenli÷i dil, hukuk, din, e÷itim, aile, popüler kültür ve medya gibi di÷er toplumsal güçler
ve kurumlar tarafından üretilir ve yeniden üretilir. Ataerkillik sistemiktir. Nitekim namus
bahaneli cinayetlerde bir annenin, kızın, kız kardeúin ya da ailenin veya sülalenin di÷er kadın
fertlerinin öldürülmesi olayına genellikle kadınlar ve hatta akrabalar da katılır.23

Toplumun kendi yapısal temeli içinde yer alan erkek otoritesi (di÷er bir deyimle erkek
egemen veya ataerkil ideoloji), hem aile içinde hem de aile dıúında üretilerek kadını erke÷e
kıyasla ikincil konuma yerleútirir. Nitekim feminist bakıú açısı kadına uygulanan úiddetin
toplumdaki erkek egemen ideolojiyi aile içinde yeniden üreterek meúrulaútırdı÷ını ve yine
erkek egemen ideolojinin üretti÷i yasalar ve hukuk düzeni tarafından desteklendi÷ine
dikkatimizi çeker.24

22
Su÷ur ve di÷erleri, a.g.e. , s.154.
23
Mojab, a.g.e. , s.3–4.
24
Pınar ølkkaracan, Leyla Gülçür ve Cana Arın, Sıcak Yuva Masalı Aile øçi ùiddet ve Cinsel Taciz (østanbul:
Metis Yayınları, 1996 ) , s.22.
9

Ataerkil iktidar kendisini yalnızca erkelerin kadınlara yönelik ev içi ve ev dıúı


saldırılarında ve istismarlarında de÷il, geniú akrabalık a÷ları gibi daha geniú topluluk grupları
tarafından uygulanan ve kadınlara yönelik ihlallerin kültürel olarak onaylanıp teúvik edilen
biçimlerinde de göstermektedir. Dünya genelinde rastlanan bu tür úiddet uygulamalarına
örnek olarak kadınların cinsel organlarının mütilasyonunu, drahoma / çeyiz cinayetlerini ve
namus suçlarının verebiliriz. Namus adına uygulanan úiddet, kadınlara yönelik evrensel
úiddet fenomeninin en açık gösterimlerinden bir tanesidir. Kadınlar, özel ikametgâhlardan
uluslar üstü arenaya kadar her yerde, gece gündüz úiddet tehdidi altında yaúamaktadırlar.25

1.1.1.3. Namus Kavramı ve øçeri÷i

Namus, kiúilerin toplumsal cinsiyeti, yaúı, yaúamını geçirdi÷i yerleúim yeri, e÷itimi, aúiret
ve akrabalık iliúkileri gibi çeúitli faktörlerin etkisi altında algılanıp, yaúamlarının bir yerine
oturtulmaktadır. Özellikle kırsal kökenli, aúiret ve akrabalık iliúkileri güçlü, kente göç etmiú
olsalar bile çevreleri fazla de÷iúmemiú, ait oldukları aile ve toplulu÷un yaúamlarında öncelikli
bir yere sahip oldu÷u gözlenen kiúilerde namusun, insanların u÷runa öldürebilece÷i çok büyük
bir úey, yaúamın anlamı ve amacı oldu÷u görülmektedir. Öte yandan, tüm kentlerde, kiúiler
arasındaki farklı algılamalara karúın, en güçlü e÷ilimin namusu kadın, kadın bedeni, cinselli÷i
ve kadınların kontrol edilmesi biçiminde ele alıú oldu÷u söylenebilir. Bu çerçevede namus, bir
erke÷in karısı, yani “helal”idir, kız kardeúidir, annesidir, ailedeki di÷er kadınlar, hatta yakın
çevredeki kadınlardır. Erkek, bunların hepsine göz kulak olmak durumundadır. Böyle bir
anlayıú, kadınları, sadece kendi babaları, a÷abeyleri ve evli oldukları durumunda eúlerinin
de÷il, aynı zamanda yakın çevredeki erkeklerin de gözetimi altına sokmaktadır. Erkeklerin
sorumluluk alanları geniúlerken, kadınlar üzerindeki baskıda artmıú olmaktadır. Hele, aúiret ve
akrabalık ba÷larının güçlü oldu÷u koúullarda ya da toplumsal baskının daha fazla hissedildi÷i
daha dar ve yüz yüze iliúkiler içinde yaúanan çevreler de bu baskı daha da
yo÷unlaúmaktadır.26

25
Yakın Ertürk , “Uluslararası Rejimler Ba÷lamında Namus Adına Uygulana ùiddet” Namus Adına ùiddet
Kuramsal ve Siyasal Yaklaúımlar. Derleyenler: Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo (østanbul: østanbul Bilgi
Üniversitesi Yayınları,2006), s.176.
26
Birleúmiú Milletler Kalkınma Programı ve Birleúmiú Milletler Nüfus Fonu, “Türkiye’deki Namus
Cinayetlerinin Dinamikleri Eylem Programı øçin Öneriler Sonuç Raporu,” (Ankara: 2005),s.62-63
10

Dünyanın her yerinde farklı bir anlama sahip olan namus kavramı, bireyin gruba
entegrasyonu açısından çok önemlidir. Bu konudaki bir baúarısızlık, kiúinin utanç duymasına
ve statü kaybetmesine neden olur. Bazı toplumlardaki erkekler için namusunu kaybetmek,
erkekli÷ini kaybetmek anlamına gelir. Namus suçları genellikle ihtiras suçları ile karúılaútırılır
fakat kadınlara yakın çevrelerindeki erkekler tarafından úiddet uygulanması anlamına gelen
ihtiras suçlarının aksine namus suçları, kolektif kimli÷in ve eylemin somutlaúmasıdır ve bu
eylem olaya karıúan herkesin kamusal alandaki úerefi konusunda sonuçlar do÷urur. Öyle ki
namus, içinde bulunulan toplulu÷un iliúkilerini belirleyen yaygın de÷erlerin ve normların
içine iúlemiútir. Namus suçlarının bu derece karmaúık ve kemikleúmiú olmasının sebebi, bu
suçların normatif özelli÷inden ve kolektif do÷asından kaynaklanmaktadır.27

Günümüz Türkiye’sinde “namus” terimi hem erkek hem de kadınlar için kullanılmaktadır.
Bu terim bir kiúinin, toplum tarafından belirlenmiú olan erillik ve diúillik standartlarına göre
yaúama kabiliyetini ifade eder. Kadınların namusu ile erkeklerin namusu arasında toplumsal
cinsiyete dayalı bir ayrım söz konusudur. Türkiye’de namussuz bir erkek demek, güvenilmez
ve gerek kendi cinselli÷i gerekse sorumlulu÷u altındaki kadınların cinselli÷i üzerinde denetim
kurma yönündeki sosyal sorumluluklarını yerine getiremeyen erkek demektir. Bunun aksine
bir kadının namusu ise yalnızca kendi cinselli÷i ile ba÷lantılıdır.28

E÷er de÷erlerimizi hiyerarúik bir sıralamaya tabi tutacak olursak, kuúkusuz yurtseverlikten
sonra ikinci olarak veya onunla eúit derecede namus de÷erinin baúlarda yer aldı÷ını görürüz.
ùu halde namus, çok önem verilen, geniú kapsamlı bir de÷er olarak karúımıza çıkıyor. Öyle ki
toplumumuzda “Namus için yaúanır, namus için ölünür” deyimi bu de÷erin önemini açıkça
ortaya koymaktadır.29 Özellikle son yıllarda “namus için öldürülür” anlayıúında artıú
gözlenmektedir. Kadınları ma÷dur duruma düúüren bu anlayıú toplumsal cinsiyete dayalı
eúitsizli÷inde etkisiyle giderek güçlenmektedir. Kadının kendi bedeni üzerindeki hâkimiyet
hakkının hiçe sayıldı÷ı bu anlayıúta, úüphesiz toplumun derinine nüfuz etmiú “namus”
kavramına bakıú açısının ve toplumsal de÷erlerin de etkisi büyüktür.

27
Ertürk, a.g.e. , s.176
28
Nükhet Sirman, “Akrabalık, Siyaset ve Sevgi: Sömürge Sonrası Koúullarda Namus – Türkiye Örne÷i” Namus
Adına ùiddet Kuramsal ve Siyasal Yaklaúımlar. Derleyenler: Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo (østanbul:
østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,2006), s.48–49.
29
Mahmut Tezcan, Türklerle ølgili Stereotipler (Kalıp Yargılar) ve Türk De÷erleri Üzerine Bir Deneme
(Ankara: Ankara Üniversitesi E÷itim Fakültesi Yayınları, 1974) ,s.90.
11

En yaygın namus anlayıúı, kadınların hayatına sıkı bir kontrol getirerek ve ailedeki
erkeklere onları bir mal gibi kullanma hakkını vererek kadınların ezilmesine neden
olmaktadır. Bunun sonucu olarak kadınlar okula gönderilmiyorlar, erken yaúta evlenmeye
zorlanıyorlar (ço÷unlukla tanımadıkları erkeklerle ve resmi nikah olmadan), bazen aileler
arasındaki anlaúmazlıkların çözümünde de÷iúim aracı (berdel) olarak baúka bir aileye
veriliyorlar ve kocalarının ikinci eúlerini (kuma) kabul etmek zorunda kalıyorlar.
Sosyalizasyon süreçlerinin ilk yıllarından itibaren kendi topluluklarında geçerli olan namuslu
kadın davranıúı normlarını ö÷renen kadınlar, bu kurallara uymadıkları veya biraz dıúına
çıktıkları koúullarda cezalandırılmayı hak ettikleri düúünülüyor. Namus adına öldürülmeseler
bile, yaúadıkları köy ve kasabayı terk etmeye veya kendilerine uygun olmayan kiúilerle
evlenmeye zorlanabiliyorlar. Kadınlar üzerinde a÷ır bir baskı kurulmasına yol açan namus
anlayıúı, erkeklerinde yaúamlarının oda÷ına kadınların “namus bekçileri” olma görevini
koyarak, bu görevi içinde yaúadıkları toplulu÷un beklentilerine uygun yerine getirmedikleri,
ya da getiremedikleri durumlarda a÷ır baskı altına girmekte, hatta ma÷dur konumuna
düúebilmektedirler. Namusun kadınların bedeni üzerinden kurulması ve kadın cinselli÷inin
erkekler tarafından kontrolü, özellikle kadının zina yaptı÷ının bilindi÷i durumlarda, insanların
kafasında namus cinayetlerini bir anlamda meúrulaútırmaktadır.30

1.1.1.4. Toplumsal ùiddet Türü Olarak Namus Cinayetleri

Her kültürde toplumsal düzeni sa÷layan, bireylere yol gösteren, do÷ru ve yanlıúı
olumlu ve olumsuzu belirleyen kurallar, standartlar ve fikirler bulunur. Bütün bunlara norm
adı verilir. Norm yaptırımı olan kurallar sistemidir.31

Bu kurallar sistemi içerisinde yer alan en önemli olgulardan bir tanesi de töredir. Töre,
bir toplumun üyelerinin ço÷unun inandı÷ı, terbiye standartlarını sa÷lama da esas olan ahlaki
kurallarını ve davranıú biçimlerini anlatır.32

30
Birleúmiú Milletler Kalkınma Programı ve Birleúmiú Milletler Nüfus Fonu, a.g.e, (Ankara 2005),s.25.
31
Enver Özkalp, Sosyolojiye Giriú ( On dördüncü basım. Bursa : Ekin Kitapevi Yayınları , 2005 ),s.99.
32
Gordon Marshall, Sosyoloji Sözlü÷ü. Çevirenler: Osman Akınhay, Derya Kömürcü ( Ankara: Bilim ve Sanat
Yayınları, 1999) , s.763.
12

Toplumun genel olarak sahiplenip, benimsedi÷i de÷erlerin ve törelerin ihlal edilmesi veya
çi÷nenmesi durumunda ço÷u zaman acımasız yaptırımları da içerebilen ceza sistemi devreye
girmektedir. Kınama, ayıplama ve dıúlama bu cezalandırma iúlemlerinden sadece birkaçıdır.
Bazı durumlarda ise öldürme olayı da uygulanan cezalar arasında yer alabilmektedir.

Kadına yönelik úiddeti en çok besleyen unsur kadının erkek egemen toplumsal yapının
normlarını zorlamasıdır denebilir. Bu normları zorladı÷ı ölçüde kadın úiddete maruz
kalabilmektedir. Örne÷in, ülkemizde namus davasına ba÷lı töre cinayetlerinin merkezinde hep
kadın vardır. Çünkü burada dava konusu olan namus erke÷in de÷il “kadının” namusudur ve
kadının namusunun hesabını kadından soranda erkektir; çünkü namus davasına konu olan
kadın, törelere (erkek egemen yapıya) aykırı bir davranıúta bulunmuútur. Bu aykırı davranıú
törelere göre cezasız kalmamalıdır. Benzer úekilde pek çok yörede töre gere÷i evlilik dıúı veya
evlilik öncesi bir iliúki (duygusal boyutla sınırlı olsa bile) kültürel normlar çerçevesinde
kesinlikle yasaklanmıútır. Bu kültürel normları ihlal eden kadınlar, erkeklere göre daha büyük
tepkilerle karúılaúmaktadırlar. Yapılan bilimsel çalıúmalar, ülkemizin kimi yörelerinde genç
kızların intihar etmelerine yol açan temel nedenin intihar eden kızların kiúisel ve ruhsal
bozukluklarının olmadı÷ını, kızları intihara sürükleyen töreler oldu÷unu göstermektedir.
Baúka bir deyiúle duygusal iliúkileri ve yaúadıkları aúk nedeniyle baskı altında kalan kimi
genç kızlar ailelerin zoruyla intihar etmeye zorlanmaktadır. Pek çok intihar vakası aslında
üstü örtük birer töre cinayeti olarak geliúmektedir. Bu da göstermektedir ki, geleneksel
iliúkilerin daha etkili oldu÷u yerlerde erkek egemen yapıların kadına uyguladı÷ı úiddetin
boyutları, ölümlere neden olabilecek düzeylere kolayca varabilmektedir. Kısaca belirtmek
gerekirse kadınlar toplumda kendilerine uygun görülen rollerin ve davranıúların dıúına
çıktıkları andan itibaren úiddetin çeúitli biçimleri ile karúılaúmaktadırlar.33

33
Su÷ur ve di÷erleri, a.g.e. , s.155.
13

1.1.2. Feminist Açıdan Namus Kavramı

Feminizm, kadın ve erke÷in (cinslerin) eúitli÷i kuramına dayanan ve kadınlara eúit haklar
isteyen bir akımdır. Bu akım, insanlı÷ın yarısını oluúturan bir demografik grubun ve uygarlık
tarihinin ço÷unda hep ikincil konumda yaúamak zorunda kalan kadınların bu durumdan
kurtuluú hareketinin ö÷retisidir. Feminizmin ilgi oda÷ı, kadınla erkek arasındaki toplumsal
farklılık; bu farklılık olgusunun anlamı, nedenleri ve sonuçlarıdır. Bu toplumsal farklılık hiç
kuúku yok ki geleneksel siyasal ideoloji tarafından yaratılmakta, pekiútirilmekte ve yeniden
üretilmektedir.34

Feminizm, teorik olarak özgül, politik olarak da özgül bir harekettir. Kadınların erkeklere
göre dezavantajlı, eúitsiz ve ikincil bir konumda oldu÷u, ezildi÷i, sömürüldü÷ü noktasından
hareket eder. Daha önceki ideolojilerden ve toplumsal hareketlerden farklı olarak, temel bir
kategori olarak “toplumsal cinsiyet hiyerarúisi”ni ortaya çıkarır. Bu hiyerarúinin, sınıf çeliúkisi
gibi toplumları biçimlendiren temel bir egemenlik/iktidar iliúkisi yarattı÷ını, erkeklerin
egemen, kadınların ba÷ımlı oldu÷u sosyal ve siyasal bir düzende yaúandı÷ını açı÷a çıkarır.
Kadınların içinde bulundukları bu durum do÷al de÷ildir, biyolojik farklılıkların de÷iúmez
sonucu olarak oluúmamıútır; de÷iúebilir, de÷iútirilmelidir ve bu duruma baú kaldırılmalıdır.35

Feminist teori çeúitli yaklaúım ve teorileri bünyesinde barındırmaktadır. Feminizmler


liberal, Marksist, sosyalist, radikal, psikanalitik, anarúist, varoluúçu, kültürel, postmodern
feminizm baúlıkları adı altında ele alınabilir. Bütün bunlara eko-feminizm ve siyah feminizmi
de eklenebilir. Ancak bu çalıúmada liberal, sosyalist ve radikal feminizmin temel
varsayımlarına kısaca de÷inilecektir.

Liberalizm bireysel özerklik, özgürlük, eúitlik, hukukun üstünlü÷ü gibi temel ilkeleriyle
bütün feminizm türlerini baúından itibaren çok etkilemiú, bugün de gündemde olan bir

34
Necla Arat, Feminizmin ABC’si (østanbul: Simavi Yayınları, 1991), s.12.
35
Serpil Çakır, “Feminizm Ataerkil øktidarın Eleútirisi,” 19.Yüzyıldan 20.Yüzyıla Modern Siyasal ødeolojiler.
Derleyen: H.Birsen Örs (østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2007, s.415-416.
14

ideolojidir. Liberal feminizm Mary Wollstonecraft, HarrietTaylor, John Stuart Mill, Frances
Wright, Elisabeth Cady Stanton veSarah Grimke tarafından geliútirilmiútir.36

Liberal feminist söyleme göre, kadınların eúler ve anneler olarak güya do÷al rolleri
hakkındaki saçma yargılar ve stereotipler kadınların toplumdaki eúitsiz konumunun
göstergeleridir. Özgürlük ve eúitlik ile ilgili genel liberal ilkeler kadınlar için de
uygulanmalıdır.37

Liberal feministler, toplumun var olan yapısını ciddi biçimde sorgulamaksızın, kadınlara
daha ileri haklar ve olanaklar sa÷lamak için kampanyalar yürütme gelene÷ine sahiptirler.
Liberal feminizm, kadınların cinsiyetlerinden dolayı haksızlı÷a u÷radıklarına inanır ve eúitlik,
eúit ücret, eúit insan hakları, e÷itim ve sa÷lıkta fırsat eúitli÷i ve demokratik politik sürece eúit
katılım konusundaki kampanyalar çevresinde örgütlenir. Liberal feminizm, kadınların
cinsiyetlerinden ötürü ayırıma u÷radıklarını kabul eder ama cinsler arası iliúkileri bir güç
iliúkisi olarak görmez. Bu yönden liberal feminizm, cinsel politikadaki güç iliúkileriyle
do÷rudan ilgilenen radikal ve marksist feminizmle hem teori hem de politik pratik açısından
çeliúir.38

Radikal feminizm, kadınların ezilmesine –ki bunu toplumdaki en yaygın ve en derin baskı
biçimi olarak görür- ve kadınlara uygulanan baskının nedenlerini anlamaya yönelik kavramsal
bir çerçeve sunar. Kadınların ezilmesi, baskı altına alınması sistematiktir. Erkek iktidarı,
erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenli÷ine dayanır. Bunun adı “ataerkil sistem” ya da
“erkek egemen düzen”dir. Bu düzende, toplumsal iliúki, ezen ve sömürenin erkek, ezilen ve
sömürülenin de kadın oldu÷u, iki toplumsal özne arasında cereyan eder. “Cinsel olan
politiktir” der Kate Millet, çünkü kadın/erkek iliúkisi bütün iktidar iliúkilerinin temelinde yer
alır. Ataerkil ideal, kadın erkek arasındaki biyolojik farklılı÷ı abartarak erke÷in hep birincil
olmasını sa÷lamıútır. Bu durum kadınlar tarafından bile içselleútirilmiútir. Toplumsal
cinsiyetin ilk ve önemli taúıyıcısı ailedir. Aile içindeki hiyerarúik güç iliúkileri çiftler

36
Aynı., s.438.
37
Liesbet Van Zoonen, “Medyaya Feminist Yaklaúımlar,” Medya Kültür Siyaset. Derleyen: Süleyman ørvan
(Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 1997,s.305)
38
Caroline Ramazano÷lu, Feminizm ve Ezilmenin Çeliúkileri. Çeviren: Mefkure Bayatlı (østanbul: Pencere
Yayınları, 1998), s.28–29.
15

arasındaki cinsel iliúkiye de yansımaktadır. Fiziksel güç üzerinden kurulan ve desteklenen


cinsel politika, biyolojik özelliklere dayanarak kültür temelli ayrımlara da neden olur. benzer
bir saptama da, ataerkillik bütün baskı modelleri için paradigma olarak açıklanır. Cins baskısı,
sınıf ve ırk baskısına önseldir. Bir kez erke÷in kadın üzerindeki egemenli÷i meúrulaútırıldı mı,
tüm egemenlik biçimleri de meúrulaútırılır.39

Radikal feminist söylemde, tüm erkeklerin tüm kadınları tahakküm altına aldı÷ını onlara
zulüm yaptı÷ını niteleyen bir kavram olan “ataerki”, kadınların toplumdaki konumunu
açıklamak için kullanılır. Ataerkinin, erkeklerin kadınları do÷uútan saldırgan bir e÷ilimle
tahakküm altına almaya çalıúmalarının sonucunda ortaya çıktı÷ı düúünülür. Kalıtımsal olarak
belirlenen bu gereksinim –son kertede- fiziksel güç kullanılarak giderilir. Radikal feministler,
kadınlara tecavüz olaylarını teúhir edenlerin ve daha önceleri kiúisel olarak nitelenen cinsel
úiddet, kadına dayak atma, zina, pornografi ve son zamanlardaki seks turizmi ve kadın ticareti
gibi sorunları siyasallaútıranların baúında gelmiúlerdir. Radikal feminist ütopyalarda erkeklere
yer olmadı÷ı gayet açıktır. Kadınlar, kendilerini tümüyle özgürleútirebilmeleri için erkeklerle
ve erkek toplumuyla tüm iliúkilerini kesmeli ve kendi topluluklarını oluúturmalıdırlar.40

Radikal feminizm, kadının engellenmiú, bastırılmıú kimli÷inin ortaya çıkarılmasını; kiúisel


olanın kamusal alana aktarılmasını ister. Bu ba÷lamda kadının bedeninin, kimli÷inin farklı
olarak temellendirilmesi, büyük bir önem taúır. Radikal feministler, “Biz farklıyız”, “Kiúisel
olan siyasaldır” derken, evrensel olanın erkek oldu÷unu söyleyen kültürün yadsınmasını ve
endüstri uygarlı÷ının karanlıkta kalmıú yüzünün aydınlatılmasını istemektedirler. 41

Radikal ve liberal feminizmin aksine, sosyalist feminizm kadının konumunu açıklamak


için yalnızca toplumsal cinsiyet üzerine odaklanmaz, kadınların sınıfsal ve ekonomik
koúullarını da çözümlemelerine dâhil etmeye çabalar. Temel kavramları, “eme÷in yeniden
üretimi” ve “evdeki eme÷in ekonomik de÷eri”dir.42 Genel olarak kadın eme÷inin maddi
temelini analiz ederler.

39
Çakır, a.g.e.,s.448-449.
40
Zoonen, a.g.e., s.307-308.
41
Arat, a.g.e., s.64-65.
42
Zoonen, a.g.e., s.310.
16

1960–70 yılları arasındaki bu yeni feminist hareket, yaúanan dönemin toplumsal koúullar
bütününe belli bir tepkiyi dile getirmektedir. Nitelik olarak antiemperyalisttir; ulusal ve
uluslar arası ilerici hareketlerle dayanıúma içindedir.43

Sosyalist feminizm etnik farklılık, cinsel tercih, yaú ve fiziksel yetenek hatları boyunca
ortaya çıkan di÷er toplumsal parçalanmaları da birleútirmeye çalıúmıútır. Ekonomik koúulların
karúısında aile, okul, kilise ve medya gibi ideolojik aygıtların göreceli özerkli÷ini vurgulayan
Althusser’in çalıúmaları ve egemen ideolojinin nasıl sa÷duyu (hegemonya) biçimini aldı÷ını
çözümleyen Gramsci’nin çalıúmaları, sosyalist feminizm üzerinde özellikle etkili olmuútur.44

Çalıúmanın ilerleyen bölümlerinde de÷inilen Kültürel Çalıúmalar yaklaúımının toplumsal


cinsiyet ve medyayla ilgili de÷erlendirmeleri bu ideoloji kavramları üzerine inúa edilmiútir.
Her iki yaklaúımda sadece toplumsal cinsiyet üzerine durmamıútır. Kadının toplumsal
konumunu açıklamada maddi ve kültürel koúulları birleútirmeye çalıúmıúlardır.

Kadının toplumsal ve kültürel konumunu ele alırken karúımıza çıkan en önemli


kavramlardan bir tanesi –belki de bu konuda en belirleyici kavram- “namus” kavramıdır.

Namus; kadın, kadın ve erkek arasındaki cinsel iliúki, kızların iffeti ve bekâreti ve
evlilikteki sadakatsizlikle ba÷lantılı bir kavramdır. Kadınlar, ailenin, toplumsal normların ve
geleneklerin korunması adına erkeklerin kontrolü altında tutulurlar. Namus, toplumda,
çalıúma yaúamında ve aile içerisinde dürüst bir hayat sürmekle ba÷lantılı olan ahlaki de÷erleri
ve uygun davranıúları kapsaması gereken daha geniú bir kavramdır. Bireyler istedikleri
takdirde bu niteliklere sahip bir yaúam sürdürmeyi seçebilirler. ønsanlar bazen bunu kendileri
ve çocukları için, bazen de toplumları, milletleri, ülkeleri veya tümü için yaparlar.
Toplumumuzda genel olarak anlaúıldı÷ı biçimiyle namus yıkıcı bir kavramdır, çünkü
insanların özellikle de kadınların özgürlü÷ü onların yalnızca aile içinde de÷il, tüm toplum
içinde erkeklerin kontrolü altında olmaları sonucunda kısıtlanmaktadır.45

43
Arat, a.g.e., s.60.
44
Zoonen, a.g.e., s.310-311.
45
Birleúmiú Milletler Kalkınma Programı ve Birleúmiú Milletler Nüfus Fonu, a.g.e. s.24.
17

Nebahat Akkoç’a göre “namus” kadınları kontrol altında tutan bir kültürel normdur.
Namusun anlamı gülmemek, gezmemek, sevmemek, bir úarkı istememek, e÷itim ya da bilgi
istememek, konuúmamak, cinsel zevki tatmamak ve daha bir sürü úeydir. Namus birçok
insanın düúündü÷ü gibi sadece bekâret anlamına gelmez. Bekâret meselesi, yüzlerce úiddet
sebebinden sadece bir tanesidir. ‘Namusun’ anlamı itaat etmektir, boyun e÷mektir. Tüm bu
normların dünya çapındaki kayna÷ı ise; çok çeúitli kültürel uygulamalar yoluyla kadınları
baskı altına alan ‘ataerkil sistemdir’.46

Ataerkil sistemin erke÷e yükledi÷i en önemli görev özellikle ailesinin ve de aile


içerisindeki kadınların namusunu korumaktır. Adetlerin, törelerin ve geleneklerin baskın
oldu÷u, ülkemizin de içinde yer aldı÷ı geliúmekte olan ve geleneksel toplumlarda “namus”
kavramı ayrı bir öneme sahip olmaktadır. Yukarıda da de÷inildi÷i üzere kadının toplumdaki
ikincil statüsü, erke÷e oranla kamusal alanda daha az ve eúit olmayan haklara sahip kılınması
“namus” kavramını bir tabu haline getirmektedir. Bu durum son yıllarda büyük bir ivme
kazanan “namus bahaneli cinayetler”de de zemin oluúturmaktadır.

Namus kavramının kadınlara ait olarak gösterilen iffet ve bekâretle ço÷u zaman eú
tutulması var olan ataerkil sistemin de erkek lehine yeniden üretilmesini kolaylaútırmaktadır.
Çünkü kadının erke÷in tahakkümü altına alınmasını onaylayan bir kavramdır “namus”
kavramı. Erke÷e yüklenen kadının koruyuculu÷u görevini ve bu koruyuculu÷u
gerçekleútirirken yaptı÷ı her úeyi bir anlamda meúrulaútırmaktadır.

1.1.2.1. Feminist Açıdan Namus Cinayetleri

Kadına yönelik úiddet, erkek ve kadın arasında tarihsel olarak eúitli÷e dayanmayan güç
iliúkilerinin bir göstergesidir. Erkekler iki cinsiyet arasındaki bu eúitsizlikten güç alarak
kadınlar üzerinde hâkimiyet kurmuúlar, onlara karúı ayrımcılık uygulamıúlar ve onların gerçek
anlamda ilerlemesini önlemeye çalıúmıúlardır. Kadına yönelik úiddet, kadınları erkeklere göre
daha aúa÷ı bir statüde var olamaya zorlayan en önemli sosyal mekanizmalardan bir tanesidir.
“Erkek ve kadın arasında tarihsel olarak eúitli÷e dayanmayan güç iliúkileri”, úiddeti üretir ve
úiddet tarafından yeniden üretilir. Bu eúitsiz iliúki türü, modern ve modern-öncesi yaúamın
tüm yönlerine nüfuz ederek kendi dayanaklarını oluúturmuútur. Cinsiyete dayalı iktidarın
46
Nebahat Akkoç, “Namus Adına Uygulanan ùiddetin Kültürel Dayanakları,” Namus Adına ùiddet Kuramsal
ve Siyasal Yaklaúımlar. Derleyenler: Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo (østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi
Yayınları,2006),s.128.
18

eúitsiz da÷ılımı dil, sanat dalları, kültür, hukuk, sınıf, ulus, din, bilim ve tüm di÷er sosyal
yapılar tarafından üretilir ve yeniden üretilir.47

Nicole Pope’e göre namus bahaneli cinayetler, en uç ataerkil denetim biçimidir. Namus
cinayetleri hayata geçirilmeleri açısından ortaya çıktıkları kültürlere özgüdürler. Topluluk
düzeyinde, namus suçları, kadınlara yönelik di÷er ayrımcılık úekillerinden ayrı olarak ele
alınamaz. Zoraki evlilikler, berdel, küçük yaúta yapılan evlilikler ve rutin aile içi úiddet, ucu
cinayete kadar giden koúulların oluúmasında etkili olan uygulamalardır. Özünde bunların
hepsi aynı sorunun parçasıdır. Bu sorun ise kadını bir eúya olarak gören ve kadının sahiplerini
–yani erkek akrabalarını- kendisine danıúmadan bu kadın adına karar verme yetkisini elinde
tutan kimseler haline getiren zihniyettir. Bu eúyanın ahlaklı ve namuslu kalmasını sa÷lamak
görevi, toplulu÷un erkek üyelerine emanet edilmiútir. Zira ahlaklı ve namuslu olmayan bir
kadın hem kendi de÷erini hem de klanın erkek üyelerinin de÷erini düúürmektedir. E÷er
erkekler bu görevlerini gerekti÷i gibi yerine getirmezlerse úerefleri iki paralık olur ve
erkeklikleri zedelenir. Bu baskının temelinde yatan unsur ise kadın cinselli÷inden duyulan
korkudur. Kızların erkek akrabaları tarafından kontrol edilmedikleri zaman topluluk
sözleúmesinin dıúına çıkıp, yanlıú yollara sapmaları ihtimali çok mümkün görünmektedir.
Kadınların kendi baúlarına do÷ru seçim yapamayacaklarına ve kendi iffetlerini
koruyamayacaklarına inanılır.48

Sözde “namus cinayetleri”, kadınlara yönelik (cinayetin de aralarında bulundu÷u) bu aúırı


cinsel úiddet formlarından ve uygulamalarından yalnızca bir tanesidir. Genel olarak cinsel
úiddet gibi “namus cinayeti” de, zaman zaman iddia edildi÷i üzere yoksul, e÷itimsiz ve
cahillere has bir olgu de÷ildir. “Namus cinayeti” bu tür koúullar altında daha fazla iúleniyor
olsa da bu fenomen, tüm kültürel sınırlarla, sınıflarla, ırklarla ve milliyetlerle çaprazlama
kesiúen bir fenomendir. Bu, genellikle ilgili devletlerin hukuki yapıları, devlet politikaları ve
ulusal karakterleri tarafından meúru kılınan ve eril kararlar ve ataerkil normlar ve adetler
tarafından úekillendirilen bir fenomen olarak gerçekte yalnızca ve yalnızca cinsel bir
fenomendir. Kadına yönelik úiddetin tarihsel kökleri, ataerkillik ve özel mülkiyet kadar

47
Shahrzad Mojab, a.g.e.,s.26.
48
Nicole Pope, “Namus Cinayetleri: Ataerkil Denetim Araçları,” Namus Adına ùiddet Kuramsal ve Siyasal
Yaklaúımlar. Derleyenler:Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo (østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi
Yayınları,2006),s.108-109..
19

eskidir.49 Namus bahaneli cinayetlere bütün Akdeniz boyunca hem Hıristiyan olan hem de
Müslüman olan topluluklarda rastlanır ve tamamen øslam dini ile ba÷daúmaz. Genel kabul
gören görüú ise namus bahaneli cinayetlerin Kuran-ı Kerim’de de onaylandı÷ı yönündedir.
Fakat kadının iúledi÷i zina suçunun gerçek yaptırımına bakıldı÷ında, Kuran’ın gösterdi÷i
yolun yaygın inanıútan daha az úiddetli oldu÷u görülmektedir. Kuran-ı Kerim’de: “ Zina
yapan kadın veya erkek 100 kırbaç ile zina iúledi÷i gün kadar cezalandırılır ve son gün onlara
inananların úahitli÷i ile cezalarını çekmiú sayılırlar.” ibaresi yer alır.50 Buradan da anlaúıldı÷ı
üzere kadına yönelik úiddeti sadece belli etnik gruplar, ırklar ya da toplumlarla ba÷daútırmak
bu konuyu oldukça sınırlı bir hale sokmaya çalıúmaktır. Ancak kadına karúı uygulanan her
türlü úiddet ve ayrımcı muamele dünya genelinde var olan bir gerçektir.

Feminist yaklaúımlar perspektifinden kadına yönelik úiddet ile ilgili de÷erlendirmelere göz
attı÷ımızda, úiddetin nedenlerini açıklamada farklı görüúler içerisinde olduklarını
görmekteyiz. Örne÷in Liberal Feminist Yaklaúım kadın-erkek eúitsizli÷ini daha çok hukuksal
ve siyasal eúitsizliklerde gördü÷ü için úiddetin nedenini de erke÷in hukuksal ve siyasal
yönden kadına göre daha avantajlı konumda olmasıyla açıklamaktadır. Bu çerçevede hukuksal
ve siyasal açıdan güçlü olan erkek güçsüz olan kadına úiddetin belirli biçimlerini
uygulayabilme gücünü kendinde görebilmektedir.51 Namus bahanesi ile iúlenen cinayetleri
Liberal Feminist Yaklaúım çerçevesinde de÷erlendirirsek, erkek egemen düúüncenin
toplumun genelinde varlı÷ını hissettirmesi ve özellikle de önemli karar mekanizmalarında
etkili olması bu tür suçların iúlenme olasılı÷ını arttırabilmektedir. Özellikle bu tür suçların
iúlenme nedenleri ve toplumun kültürel, geleneksel özellikleri göz önüne alınarak, suçu
iúleyen kiúilerin cezalarında indirim uygulanabilmektedir. Ancak son yıllarda namus bahanesi
ile iúlenen cinayetlere iliúkin Türk Ceza Kanunu’nda birtakım düzenlemeler yapılmıútır; fakat
bunun ne kadar caydırıcı olaca÷ı ayrı bir tartıúma konusudur. Netice de erkek egemen zihniyet
yine aynı kalmaktadır.

Sosyalist Feminist Yaklaúım ise, ekonomik açıdan sömürülen erkeklerin çalıúma yaúamına
iliúkin yaúadıkları tüm stres ve sıkıntılarını kadın üzerinden gidermeye çalıútıklarını öne
49
Nahla Abdo, “Namus Cinayetleri, Ataerkillik ve Devlet: øsrail’de Kadın,” Namus Adına ùiddet Kuramsal ve
Siyasal Yaklaúımlar. Derleyen: Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo (østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,
2006, s.63–64.)
50
Clementine Van Eck, Prufied By Blood: Honour Killings Amongst Turks In The Netherlands
(Amsterdam Universty, 2003) ,s.37.
51
Su÷ur ve di÷erleri, a.g.e. , s.153
20

sürmektedir. Erke÷in kadına yönelik úiddetinin temelinde erke÷in maruz kaldı÷ı sınıfsal
eúitsizlik ve sömürü iliúkisi yatmaktadır. Bu nedenle sosyalist feminist yaklaúım, ekonomik
eúitsizlik bitmedikçe erke÷in kadına yönelik uyguladı÷ı úiddetin de sona ermeyece÷ini öne
sürmektedir.52 Sosyalist feminizm açısından namus bahanesi ile iúlenen cinayetleri
de÷erlendirirsek, bu tür olayların genellikle düúük gelir seviyesine sahip, ekonomik anlamda
oldukça zor úartlarda yaúamlarını sürdüren insanlar tarafından iúlenme olasılı÷ının daha
yüksek olabilece÷i sonucuna varabiliriz.

Radikal Feminist Yaklaúım ise, erke÷in kadına yönelik úiddetini daha çok erkek egemen
yapı çerçevesinde ele almaktadır. Radikal feminist yaklaúıma göre erkek egemen toplumsal
yapı (ataerkil sistem) kadına yönelik úiddetin kayna÷ını oluúturmaktadır. Bu nedenle erke÷in
egemen oldu÷u toplumsal iliúkiler sona ermedi÷i müddetçe kadının maruz kaldı÷ı úiddet de
kolayca ortadan kalkmayacaktır.53 Namus bahanesi ile iúlenen cinayetlerde de var olan erkek
egemen düúünce yapısının, toplumsal iliúkiler ba÷lamında yeniden üretiminin (e÷itim, medya,
aile vb...) etkisi büyüktür. Çünkü belli bir zaman sonra iúlenen bu cinayetler toplum tarafından
meúru görünmeye baúlayabilmektedir. Buna sebep olanda ataerkilliktir. Erkek egemen
düúüncenin toplumun bütün kurumlarında etkisini hissettirmesi hatta önemli karar
mekanizmalarında söz sahibi olması bu tür olayların meúruiyet kazanmasını
kolaylaútırabilmektedir.

Birleúmiú Milletler’in, Kadın ve Kız Çocuklarının ønsan Hakkı Projesi’nde Urfa, Van,
Kars, Trabzon, Nevúehir ve øzmir’de yaptı÷ı araútırma neticesinde Urfa’da kadınların
%26,8’inin, erkeklerinde %30,5’inin namus bahaneli cinayetleri do÷al karúıladı÷ı sonucu
ortay çıkmıútır.54 Bu araútırma sadece 6 ili kapsamasına ra÷men ortaya çıkan sonuçlar namus
bahanesi ile iúlenen cinayetlerin do÷al karúılanması açısından önemlidir. Ataerkil kültürün ne
kadar güçlü ve içselleútirilmiú oldu÷unun bir göstergesidir. Kadınlara ve erkeklere do÷dukları
andan itibaren birtakım davranıú kalıplarının ve cinsiyetlerine ba÷lı olarak rollerin (kadınlık
ve erkeklik rolleri) ö÷retilmesinin etkisinin büyük oldu÷u görülmektedir. Toplumsal cinsiyete
ba÷lı olarak içselleútirilen erkeklik ve kadınlık rolleri, ço÷u zaman úiddetin dahi (kadınlara
yönelik úiddet) normal karúılanmasına neden olmaktadır.

52
Su÷ur ve di÷erleri, a.g.e. ,s.153.
53
Aynı, s.153–154.
54
www.bianet.org
21

1.1.3. Kültürel Çalıúmalar

1.1.3.1. Kültürel Çalıúmaların Medyaya Bakıúı

Sosyal bilimlerdeki Kültürel Çalıúmalar yaklaúımı köken olarak 1930’larda oluúan


Frankfurt Okulu’na kadar uzanmakla birlikte, kültür temelli analizler özellikle 1980’li ve
1990’lı yıllarda artmıútır. Bu artıúa yol açan etkenlerin baúında toplumsal de÷iúimde “de÷er”
(value) bazlı hareketlerin yer alması gelir. Reel sosyalizmin çöküúü ile beraber izm’ler
arasındaki mücadelenin gerilemesi; cinsiyet, etnik köken, ırk, din gibi kültür a÷ırlıklı
toplumsal taleplerin ve çatıúmaların ortaya çıkmasına olanak tanımıútır. Yeni medya
teknolojileri de bir yandan kültürel çeúitlilik ve özerkli÷e olanak tanırken, di÷er yandan kültür
üzerindeki müdahaleleri kolaylaútırmıútır.55

Kültürel çalıúmalar, kültürün ve toplumun incelenmesine yönelik disiplinler arası bir


yaklaúımdır. Özellikle øngiltere’nin Birmingham Üniversitesi’nde, 1964 yılında Richard
Hoggart’ın yönetiminde kurulan Ça÷daú Kültürel Çalıúmalar Merkezi’nin çalıúmalarıyla
birlikte anılır.56 1970 ve 1980’li yıllarda øngiliz Kültürel Çalıúmaları, eleútirel teori
çerçevesinde özellikle toplumsal cinsiyet, etnik kimlik kültürel formlar gibi konuları oldukça
geniú bir úekilde incelemiútir.57 Kültürel Çalıúmalar buna paralel olarak alana yönelik farklı
bakıú açılarını da beraberinde getirmektedir.

Kültürel çalıúmaların alana kazandırdı÷ı iki önemli úeyden biri; kültürü toplumun
tümünden yalıtılmıú yüksek sınıflar olarak algılanmaktan kurtarıp, antropolojik bir yaklaúımla
gündelik yaúamın pratiklerine karıúmıú bir olgu olarak incelemesidir. økincisi de kültürü
Ortodoks Marksist ekonomik belirleyicilikten kurtarıp, ekonomik yaúamla ba÷lantılı olmasına
karúın, dünyayla iç içe bir kültür olgusunu kavramlaútırmasıdır. Temel konu, anlam kurma ve
temsil, anlam inúası ve temsil etme süreçleri ve sistemlerinin anlaúılmasıdır. Kadın

55
Banu Da÷taú, “Reklâmda ødeoloji Çözümlemesi.”(Yayınlanmamıú Doktora Tezi, Anadolu Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü, 1999),s.8–9.
56
ùermin Tekinalp ve Ruhdan Uzun, øletiúim Araútırma ve Kuramları (økinci Basım. østanbul: Beta Basım,
2006), s.135–136.
57
Douglas M.Kellner ve Meenakshi Gigi Durham, “Adventures In Media And Cultural Studies: Introducing
The Key Works,” Media And Cultural Studies: Key Works. Ed.: Meenakshi Gigi Durham and Douglas
M.Kellner (United Kingdom: Blackwell Publishing, 2001,ss.16)
22

dergilerinin, televizyondaki kurgu ve haber programlarının, yazılı basın söylemlerinin


çözümlenmesi gibi metin odaklı çalıúmalar kültürel çalıúmaların oda÷ını oluúturur.58

1960’lar ve 70’ler boyunca kültürel çalıúmaların geliúmesinde kültür kuramı içinde


idealist olmayan bir ideoloji olgusunun ortaya çıkması ve klasik Marksist altyapı/üstyapı
formülünün yeniden kavramlaútırılması önemli bir yer tutar. 1970’li ve 1980’li yıllardaysa
merkez, özellikle yapısalcı Marksist bakıú açısıyla, dilbilimsel geliúmelerin ıúı÷ında ideoloji,
dil ve özne sorununu dinamik ve bütüncül bir yaklaúımla ele almaktadır. Kültürel çalıúmalar,
çözümlemelerinde metin odaklı çalıúmaktadır, ancak Hall’un geliútirdi÷i üçlü okuma
modeliyle baúlayan paradigmatik kopuú medya metinlerinin okuma ve alımlama süreçlerinin
de çözümleme düzeyi olarak ele alınmasına yol açmıútır. Disiplinler arası bir çalıúma alanı
olarak kabul gören kültürel çalıúmalar, Raymond Williams’ın kültür sosyolojisinden,
Bakhtin’in metinlerarası kavramından, Volosinov ve Kristeva’nun dilbilime kazandırdıkları
yeni yaklaúımlardan, Barthes’in yapısalcı sonrası tartıúmalarından, Gramsci’nin hegemonya
konusundaki görüúlerinden, Althusser’in ideolojiyi maddileútirmesi ve Lacan’ın Freud’u
yeniden okumalarından etkilenerek tümlüklü bir medya analizi geliútirmeye çalıúmaktadır.59

Hoggart ilk çalıúmalarında kültürün yönlendirici oldu÷u ve halkın tümüyle edilgenli÷ini


savunan yaklaúıma karúı çıkmıú, örnek olarak da ça÷daú iúçi sınıfının yaúamının yaratıcılı÷ını
ve yapay olmayan yönlerini ele almıútır.60 Richard Hoggart (1958)’ın “Edebiyatı Kullanmak”
adlı çalıúmasında bireylerin kültürel kaynaklarla nasıl yaúadıkları ve nasıl kimlik
oluúturdukları incelenmiútir. Çalıúmanın ilk yarısı øngiltere’de iúçi sınıfının dahil olan
toplulukların nasıl geleneksel olarak karúıt kültür geliútirdikleri ve bu toplulukların devlet,
okul ve medya aracılı÷ı ile ulusal kültüre dahil edilme süreçlerinin incelenmesine ayrılmıútır.
Bu ilk çalıúmalar sınıf ve ideoloji kavramlarından hareketle alt kültürlerin (özellikle iúçi sınıfı
çalıúılmıútır) medya aracılı÷ı ile sisteme dâhil edildi÷i ile ilgilenirken, yeni toplumsal
hareketler çalıúmaları etkilemiú; feminizm, ırk, e÷itim ve pedagoji ve Thatcher hükümeti ile
beraber yeni muhafazakâr hâkimiyet gündeme alınmıútır.61

58
Tekinalp ve Uzun, a.g.e.s.138.
59
øncilay Cangöz, “Kitle øletiúim Kuramlarında Etki Sorunsalı ve Bir øzleyici Araútırması.”(Yayınlanmamıú
Doktora Tezi, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1999), s.31–32
60
Tekinalp ve Uzun, a.g.e. , s.136–137
61
Da÷taú, a.g.e., s.10-11.
23

Williams, The Long Revolution (Uzun Devrim) (1961) eserinin büyük bir bölümünü
kültürü incelemeye ayırır. Burada kültür olgusunu toplum bilimsel açıdan inceler. Kültürü en
geniú anlamda “bütün bir yaúam biçimi” olarak ele alır ve edebiyat ve sanat gibi olguları bu
genel yaúam biçimi ile iliúkisi içerisinde inceler. Burada kültürün hem üretim ve da÷ıtımını
hem de içeri÷ini dikkate alır. Kültürü tarihsel ba÷lamına yerleútirerek günümüz kapitalist
kültürünün oluúumunda sanayi devrimi, okuryazarlık ve iúçi sınıfının mücadeleleri ile Batı
tipi burjuva demokrasilerinin geliúimi ve kurumsallaúmasını tarihsel süreç içerisinde oluúan
bir olgu olarak ele alır. Toplumun düúünce ya da his yapısının oluúumunda yaúanan tarihsel
geliúmelerin etkilerini anlamaya çalıúır. Kültürü kolektif bir olgu olarak de÷erlendirir ve
sosyalleúme süreciyle edinildi÷ini belirtir. Raymond Williams 1970’li yıllarda Yeni Sol ya da
Neo-Marksist yaklaúımlara dayanarak çalıúmalarına devam eder. Althusser ve Lukasc gibi
Batılı Marksistler kültür incelemelerinde Williams’a dayanak olur.62

Sınıf farklılıklarına dayalı olarak farklı düúünce ve his yapılarını açıklamada kültürün,
ideolojinin ve sınıfsal tahakküm ve hegemonyanın önemine dikkat çeker. Ancak bu okulun
çalıúmalarının dünya çapında úöhret kazanması Stuart Hall yönetici olduktan sonra
gerçekleúmiútir. Kültürel Çalıúmalar gelene÷i özellikle medya tarafından sunulan içeri÷in
metin olarak analizini yapmıútır. Bu metinler kapitalist sınıfın hegemonyasını ve kapitalist
ideolojiyi yeniden üreten materyaller olarak görülmüútür. Bunun yanında popüler kültür
ba÷lamında iúçi sınıfının gündelik yaúamı ve düúünceleri incelenerek buradaki toplumsal
eúitsizlikler ve iktidar iliúkileri ortaya konmuútur. Bunun yanında özellikle neo-liberal
muhafazakâr ideolojiyi açı÷a çıkaran çok çeúitli çalıúmalar bu okulun çatısı altında
gerçekleútirilmiútir.63

Williams, geleneksel kültür tanımını daha da geniúleterek “belirli bir halkın ya da sosyal
grubun genel hayat tarzı” olarak tanımlamaktadır. Williams, kültürü toplumun üstünde ya da
olmaktan kurtararak gündelik yaúam pratikleri ve simgelere kadar kazınmıú bir kültür
anlayıúını benimsemektedir. Williams’a göre kültür, ‘kültürel paratik’in ve ‘kültürel üretim’in
baúka pratiklerce kurulmuú toplumsal düzenin basit bir ürünü olmayıp tersine, onun
kuruluúunda bizzat yer alan temel ö÷eler arasında yer almaktadır. Ayrıca Williams, kültürü bir

62
Levent Yaylagül, Kitle øletiúim Kuramları (Ankara: Dipnot Yayınları, 2006), s.113–114.
63
Yaylagül, a.g.e, s.113–114.
24

anlamlandırma sistemi olarak görmektedir.64 Kültürün kendisi anlamlama prati÷idir.


Belirledi÷i ürün: anlamdır.65

Anlam, toplumsal bir üretimdir, pratiktir. Dil ve simgeleútirme, anlamın üretildi÷i


araçlardır.66

Hall’a göre anlamın verili olmayıp üretilmesinden çıkan sonuç, aynı olaylara farklı türden
anlamların atfedilebilece÷iydi. Nitekim bir anlamın düzenli olarak üretilebilmesi için, bu
anlama bir tür güvenilirlik, meúruluk ya da sorgulanmaksızın kabullenirlik sa÷lanması
gerekmekteydi. Bunun yolu ise, alternatif anlam inúalarının marjinalleútirilmelerinden,
önemsizleútirilmelerinden ya da meúruluklarından arındırılmalarından geçiyordu.67

Anlamlandırma toplumsal bir pratikti, çünkü medya kurumları içinde, üreticilerin bir ürün
ortaya koymak için, ellerindeki anlam üretimi araçlarını (teknik donanım) belirli bir tarzda
kullanmalarını sa÷layan özel bir toplumsal örgüt evrimleúmiúti.68

Yukarıda da de÷inildi÷i üzere anlamın toplumsal bir pratik olması ve genel olarak kitle
iletiúim araçlarının da, üretilen bu anlam ya da anlamların tekrar topluma aktarılmasında
önemli bir role sahip olması birçok tartıúma konusunu da beraberinde getirmektedir. Örne÷in
bu çalıúmanın da konusunu oluúturan “namus bahaneli cinayetler”le ilgili medya da yer alan
haberlerin söylemi, kullanılan dil, kadının temsil úekli vb. birçok soru iúareti taúıyan konular
Kültürel Çalıúmalar Okulu’nun ve özellikle de Hall’un tespitlerinden yaralanılarak
açıklanmaya çalıúılabilir. Özellikle anlamın kuruluúu, gerçe÷in inúa ediliúi, iktidar ve ideoloji,
gerçe÷in temsili gibi kavramlarla ilgili yapılan çalıúmaların yol gösterici olabilece÷i
düúünülmektedir.

64
Raymond Williams, Kültür. Çeviren: Suavi Aydın (Anakara: ømge Kitabevi, 1993). s, 11.
65
Graeme Turner. British Cultural Studies an Introduction (London: Unwin Hyman, 1990). s.16
66
Stuart Hall, “ødeolojinin Yeniden Keúfi: Medya Çalıúmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüúü,”
Medya øktidar ødeoloji. Derleyen ve Çeviren: Mehmet Küçük (Anakara: Ark Yayınevi, 1999a), s.93
67
Aynı, s.93.
68
Aynı, s.94.
25

Kadının medyada temsili ve bununla birlikte “namus bahanesi” ile iúlenen cinayetlerin
yine medyada sunumu özellikle Hall’un da üzerinde önemle durdu÷u gerçek ve anlamın
yeniden kuruúu ile yakından ilgilidir. Çünkü Hall’a göre gerçek, gerçekli÷in belli bir tarzda
kurulmasıydı. Medya, ‘gerçekli÷i’ yalnızca yeniden üretmiyor, tanımlıyordu. Gerçeklik
tanımları, tüm bir (geniú anlamda) dilsel pratikler yoluyla desteklenip üretiliyordu ve bu dilsel
pratikler aracılı÷ıyla ‘gerçek’in seçilmiú tanımları temsil ediliyordu. Ama, temsil etme
(representation), yansıtmadan çok farklı bir nosyon. Temsil etme, aktif bir seçme ve sunma,
yapılandırma ve biçimlendirme iúini ima eder. Yalnızca zaten varolan anlamı aktarma de÷il,
ama daha aktif bir úey, úeylere anlam verme iúini ima eder. Söz konusu olan bir anlam
prati÷idir, anlam üretimidir. Daha sonraları ‘anlamlandırma prati÷i’ (signifying practice)
olarak tanımlanan iú. Medya anlam üreten kurumlardan biridir.69

øngiliz Kültürel Çalıúmaları’nın ideoloji, hâkimiyet, direnç ve kültür politikası çalıúmaları,


kültürel ürünler, pratikler ve kurumlara yöneliktir ve bu çalıúmalar varolan güç iliúkileri
içinde de÷erlendirilir. Bu yaklaúımla kültürün, hâkimiyet yapılarının hem kurulmasında bir
araç oldu÷u hem de hâkimiyet yapılarına direnç göstermenin kayna÷ı oldu÷unu gösterilmesi
amaçlanmaktadır.70

Kültürel øncelemeler gelene÷i içerisinde kültür kavramı siyasal bir yaklaúımla ele alınır.
Burada kültür gündelik yaúama konu olan içerik ve pratikleri kapsar. Dolayısıyla kapitalist
toplumlarda medya içeriklerinin tüketimi gündelik yaúamın ayrılmaz bir parçasıdır. Gündelik
yaúam bir eúitsizlikler ve tahakküm alanıdır ve medya da bu eúitsizlikleri ve egemen sınıfın
hegemonyasını yeniden üretmek için çalıúır. Kültürel çalıúmaların anlayıúına göre, iktidar
hâkimiyetin rızaya dayalı olarak üretildi÷i hegemonya kavramsallaútırmasıyla açıklanır.71

Gramsci’nin siyaset ve ideoloji konularındaki görüúlerinin temelini oluúturdu÷u kabul


edilen hegemonya kavramının kökleri Devrim öncesi Rusya’da sermayenin baskısına karúı
proleteryanın di÷er sömürülen kesimlerle, her úeyden önce köylülerle, sınıf ittifakı anlamına
kadar uzanır. Ancak Gramsci “Hapishane Defterleri”nde kavramı Batıdaki burjuva
iktidarlarının yapısını ayrıntılı biçimde çözümlemek amacıyla, burjuvazinin iúçi sınıfı
69
Hall (1999a), a.g.e. ,s.88.
70
Banu Da÷taú, Reklâmı Okumak (Ankara: Ütopya Yayınevi, 2003), s.20.
71
Yaylagül, a.g.e. s,116.
26

üzerindeki egemenli÷ini kapsayacak úekilde geniúletir. Hegemonya, bir yönetici sınıflar


fraksiyonları ittifakının (tarihsel blok) ba÷ımlı sınıflar üzerinde, yalnızca kendi çıkarlarına
uyulması için zor kullanarak de÷il ama bütünlüklü bir otorite kurması sonucu ortaya çıkar. Bu
otoritenin temel kayna÷ı, ba÷ımlı sınıfların “rıza”sıdır. Hegemonya hakim sınıf
fraksiyonlarının yönetimi altında geçerlidir. Böylelikle zor kullanma gücüne sahip olmanın
ötesinde, bu sınıflar ba÷ımlı sınıfların rızasını biçimlendirmek ve kazanmak için aktif olarak
örgütlenme úansına sahiptir. ùiddet ya da zora baúvurmaksızın kazanılan rıza, hakim sınıfın
iktidarının meúru ve do÷al görünmesine yol açar. Gramsci’ye göre hegemonyanın yalnızca
üretim ve ekonomi alanlarında kazanılması yeterli de÷ildir; hakim sınıf iktidarı toplumun
bütününde egemen olur. Bunun için de devlet, politika ve üst yapılar alanında organize
edilmelidir. Üst yapı kurumları, yani aile, e÷itim sistemi, dinsel kurumlar, hegemonyanın
iúlemesinde etkili olarak yeni birey ve uygarlık biçimleri yaratarak kapitalizmin egemenlik
alanını geniúletirler. Bu yalnızca ekonomik çıkar sorunu de÷ildir; çünkü Gramsci
Marksizm’in ekonomik indirgemecili÷ine karúı çıkar ve daha önce de belirtildi÷i gibi,
hegemonyayı siyasal, kültürel ve toplumsal otorite olarak kavramlaútırır.72

Gramsci’nin hegemonya kavramı (ve kuramı) medyaya uygulandı÷ında görülür ki medya,


okuyuculara/dinleyicilere egemen sınıfın de÷erlerini aktaran bir araçtır. Medya genel olarak
egemen yapıya ve egemen de÷erlere karúı olan ve bunları tehlikeye atan her türlü olaya
karúıdır. Kitle iletiúim araçları egemen temel de÷erleri kabul eder ve sa÷duyuya uygun olarak
yani herkesin bildi÷i bir dünya tasarımı sunar. Sonuç olarak medya egemen de÷erleri
aktararak hegemonyayı yenide üretir.73 Medya belli bir sınıf ittifakının yerine, bir bütün
olarak hakim toplumsal ve ekonomik sistemin de÷erlerinin yeniden üretilmesi ve bu konuda
rıza sa÷lanması açısından iúlev görür. Medya “herkesi anlaútı÷ı úeyin”in genel çerçevesine
duyarlı oldu÷u sürece varolabilir ve bu da uzlaúma’dır ve devlet’tir. E÷er medya özel bir
partiyi ve onun düúüncelerini savunursa partizanlıkla suçlanır. Ancak bu parti ve partilerin
çıkarları ve güçleri devletle çakıúır ve meúruluk kazanırsa medya tarafından desteklenir.
Medyanın yansızlı÷ı; devletin dolayımını, yani özel çıkarların genelleútirildikten ve ulusun
rızasını kazandıktan sonra meúrulaúan bir süreci gerektirir. Böylece özel çıkarlar genelleúir ve
meúrulaúır, yöneten sınıfın genel çıkarları haline gelir. Hall devletin çatıúmalı konulardaki bu
rolünden dolayı medyanın “devletin ideolojik aygıtı” oldu÷unu söyler. Hall ve Kültürel

72
Cangöz, a.g.e. ,s.34–35.
73
Yaylagül, a.g.e. , s.101.
27

Çalıúmalar medyanın bir partiyi, bir özel grubu meúrulaútırmasının yolu; o özel grubun
çıkarlarını ortak duyuya, hakim de÷erlere, üzerinde uzlaúılan de÷erlere referansta
bulunmasından geçti÷ini söyler. Üzerinde uzlaúılan de÷erler devlet de olabilir erkek egemen
ideoloji de ya da beyaz ırkın üstünlü÷ü. Hegemonya kavramı Gramsci tarafından sınıf’a
eklemlenen güç iliúkilerini açıklamak için kullanılırken; kültürel çalıúmalarla beraber cinsiyet,
ırk, din, etnik köken ve anlama eklemlenen güç iliúkilerini açıklamak için kullanılmaktadır. 74

Gramsci, ça÷daú toplumsal güç/iktidar yapısını, siyasal, kültürel ve ideolojik kertelere


iliúkin bir sorun olarak vurgularken, bu güç/iktidarın ortaya çıktı÷ı özgün tarihsel koúullara
duyarlı bir analizin öneminin altını çizmektedir. Gramsci, varolan kültür ve ideolojiyi
reddetmek yerine, bu ideolojinin parçacı niteli÷ini ortaya çıkaracak biçimde eleútirmek
gerekti÷ini vurgularken, medya metinlerine yönelik görgül çalıúmaların gerekti÷i konusundaki
vurguyu da örtük olarak beraberinde getirmiútir. Gramsci’ye göre “kültürü ansiklopedik bir
bilgi, insanları da yalnızca dıú dünyadan gelen çeúitli dürtülere yanıt veren, kafaları bir sözlük
sütunu gibi görgül verilerle ve bir yı÷ın ba÷lantısız ham malzemeyle doldurulacak alıcılar
olarak görmek alıúkanlı÷ından kendimizi kurtarmamız gerekmektedir”.Gramsci, “Yaúamak
yan tutmak demektir” derken, gerek tüm insani konumlara iliúkin gerekse araútırmacının
bilgibilimsel konumuna iliúkin tavrını kesin olarak ortay koyar. Gramsci, bu tavrı ile de
kültürel araútırmalar gelene÷i içinde yer alan kuramcıların toplumsal sorunlara yönelik
tavırlarını etkilemiútir.75

Neo-Marksist gelenek içinde yer alan bir di÷er düúünür ise Louis Althusser’dir.

Althusser, yapısalcı bir kültürel Marksizm’i savunur. Kültür, ideoloji, iktidar ve toplumsal
yapı arasındaki iliúkiye vurgu yapar. Toplumsal iliúkilerde ekonominin tek belirleyici oldu÷u
yönündeki yaklaúımı reddeden Althusser, devlet ve kültürel yaúam arasındaki iliúkilere dikkat
çeker. Kapitalist devlet varolan sistemin yeniden üretimi için iki tip aygıt kullanır. Bunlardan
ilki kaba güce dayalı fiziksel úiddeti kullanan asker, polis, mahkeme ve hapishane gibi
kurumlardan oluúan Devletin Baskı Aygıtlarıdır. Bunlar her türlü eylemin bastırılması ve
denetim altına alınması için kullanılır. økincisi ise egemen görüú ve düúüncelerin topluma

74
Da÷taú, (2003), a.g.e. ,s.29–30.
75
M.Ayúe ønal, Haberi Okumak (østanbul: Temuçin Yayınları, 1996), s.62.
28

yayılmasını sa÷layan medya, e÷itim ö÷retim kurumları, kilise, aile ve siyasal partiler gibi
Devletin ødeolojik Aygıtlarından oluúur. Bu kurumların hepsi devletin örgütlenmesi içerisinde
yer alır. Devletin ødeolojik Aygıtları, insanların içinde yaúadıkları dünya ve toplum hakkında
yanlıú fikirlere sahip olmalarına neden olur.76 Louis Althusser’e göre ideoloji, toplumsal
yaúantıyı farklı biçimde fakat her zaman ve her aúamada otomatik olarak etkileyen bir
oluúumdur ve toplumsal pratik ile ideoloji iç içedir. ødeoloji tüm sisteme yayılmıú, toplumsal
var oluúun her aúamasında yer etmiútir. Althusser, ideolojiyi gerçekli÷in çarpıtılmıú,
yönlendirilmiú, dayatılmıú bir biçimi olarak tek bir öze indirgemenin yanlıú oldu÷unu, aksine
çarpıtılanın gerçeklik de÷il, insanın var oluú koúulları içinde karmaúık birçok prati÷in
bileúiminde oluúmuú yaúamın biçimi oldu÷unu savunur. ødeolojinin tarihi, yoktur; her pratik
belirli dönemlerde farklı yapılarla eúleúir ve farklı biçimler alır. Özne, ideolojini kurucusudur.
Çocu÷un özne olarak ça÷ırılması do÷umuyla aileden baúlar, aile yapısıyla belirlenir; daha
sonra toplum onu kendinden beklenen role hazırlar. Bu böyle yaúamla birlikte sürüp gider.
Althusser’in ana tezleri: a)ødeolojini tarihi yoktur; b)ødeoloji bireylerin gerçek varoluú
koúullarıyla aralarındaki hayali iliúkiyi temsil eder; c)ødeoloji bireyleri özne olarak ça÷ırır,
biçiminde özetlenebilir.77

Neo-Marksist düúünürler arasında yer alan Althusser’in medyayı devletin ødeolojik aygıtı
olarak belirtmesi ve tanımlaması; Gramsci’nin hegemonyanın medya aracılı÷ıyla kurulup
yeniden üretildi÷i görüúü kültürel çalıúmaların ve medya araútırmalarının önemli dayanak
noktalarındandır.

øngiliz Kültürel Çalıúmaları’nın önemli bir temsilcisi olan Stuart Hall da, ideolojiyi
anlamlar çerçevesinde geçen bir mücadele alanı olarak görür. Bu ba÷lamda Gramsci’nin
bireylerin kendi konumlarının bilincine vardıkları, mücadele ettikleri bir alan olarak gördü÷ü
ideoloji nosyonuna dayanır. Hall, ideolojinin kökenlerini bulmaktan ziyade somut etkilerini
tanımlamaya çalıúır.78

Hall’a göre 20.yüzyıl ileri kapitalizminde, medya nicel ve nitel olarak kültürel alanda
belirleyici ve tanımlayıcı bir yere sahiptir. Medya ekonomik, teknik, toplumsal ve kültürel
76
Yaylagül, a.g.e. s.104–105.
77
Tekinalp ve Uzun, a.g.e. , s.171.
78
Da÷taú, (2003), a.g.e. ,s.14.
29

kaynaklardan ayakta kalabilmiú daha eski ve daha geleneksel kanallardan önemli bir dilimin
yönetimini ele geçirmiú ve toplumsal bilginin üretimi ve tüketimi medyaya muhtaç duruma
gelmiútir. Böylece medya kültürel ve ideolojik alanı kolonileútirmiútir. Toplumsal gruplar ve
sınıflar üretici iliúkilerinde olmasa da toplumsal iliúkilerinde giderek parçalanan ve farklılaúan
bir yaúam sürdürürken medyada grupların ve sınıfların öbür gruplara ve sınıflara iliúkin
yaúam, anlam, pratik ve de÷er ‘imgesi’ inúa etmenin temelini sa÷lamaktadır.79 Hall’un
“Encoding-Decoding” adlı klasikleúen makalesinde geliútirdi÷i modele göre, televizyon
haberleri basitçe olan biteni anlatmamaktadır. Medya bir hammadde olan olayı, bir ürün olan
habere dönüútüren kurumsal ajandır. Neyin haber de÷eri taúıdı÷ına karar veren zımni
mekanizmalar, ideolojik ve mesleki kodlar vardır; haber ya da enformasyon her zaman bu
kodlar içinde üretilmekte ve iletilmektedir.80

Medya, iletilerin üretilmesi için toplumsal, ekonomik ve teknik olarak örgütlenmiú


aygıtlardır. Sembolik iletilerin üretimi, geniú bir úekilde anlam ileten göstergeler sistemi
olarak anlaúılan dilin aktarımından geçmeksizin gerçekleútirilemez. Olaylar kendi baúlarına
anlam iletmez. Olayların, ister gerçek ister kurmaca olsun, anlaúılabilir kılınması için
sembolik biçimlere dönüútürülmesi gerekir. Bu iúleme kodlama adı verilir. Kodlama, olaylara
anlamlar yükleyen kodları seçmek, olayları kendilerine anlam yükleyen göndergesel bir
ba÷lama yerleútirmek demektir.81

Çoban’ın da belirtti÷i üzere, bir iletinin anlamlandırılması kodlar yoluyla gerçekleúir ve


bu kodlar iletileri oluúturan göstergelerin seçilmesi ve bir araya getirilmesine yararlar.
øletilerin anlamlandırılması sürecinde kodlama ve kodaçım önemli anlardır. Bu süreç ve anlar
toplumsal yaúamdan, üretim iliúkilerinden, üretim ve di÷er gerçekliklerden ayrı ele alınmaz.
Bu ba÷lamda Hall’ın belirtti÷i gibi kodlama-kodaçım sürecinde temeli teknik iç yapı (dilsel,
iletiúimsel edinç ve edim), üretim iliúkileri ve bilgi yapısı (dünya bilgisi) oluúturur. Kodlama
sürecinde bu temellere dayanılarak verici- kodlayıcı anlamlı bir söylem kullanarak iletiyi alır
ve çözümler. Anlamlı bir iletiúim olabilmesi için kodlama ve kodaçım sürecinde aynı kodun
kullanılması gerekir, ancak bu süreçler simetrik bir benzeúim göstermezler. Benzeúme
dereceleri vericinin ve alıcının bireysel yapısına (ideolojik bilinç, dil bilgisi, dünya bilgisi vb.)
79
Stuart Hall, “Kültür, Medya ve ødeolojik Etki”,, Medya øktidar ødeoloji. Derleyen ve Çeviren: Mehmet
Küçük (Anakara: Ark Yayınevi, 1999b), s. 200.
80
Mahmut Mutman, “Televizyonu Nasıl Sorgulamalı” Toplum ve Bilim (67 Güz 1995), s.28.
81
Hall, (1999b), a.g.e.,s.204.
30

ba÷lıdır. Bir iletinin oluúturulması ve aktarılmasında kullanılan kodlar bu kodu alan ve açan
grubun kullandı÷ı kodlardan farklı ise iletinin anlamı tamamen de÷iúir. Yanlıú anlama ve
iletinin aktarılmasında yaúanan kırılmalar iletiúimsel de÷iúim sürecinde iki taraf arasındaki
“denklik yoklu÷undan” kaynaklanır. Gerçeklik dilin dıúındadır, ancak dil yoluyla anlaúılır,
bildi÷imiz ve söyledi÷imiz her úey, söylem alanında ve söylem tarafından üretilir. Söylemsel
bilgi ‘gerçek’in dilde úeffaf bir temsilinin ürünü de÷il, fakat gerçek iliúkiler ve durumlarla
ilgili dilin ifadesinin bir ürünüdür. Sonuçta kodlama iúlemi olmayan anlaúılır bir söylem
yoktur. ønsanların nasıl bir eylem içerisinde olacakları eylemin ve eylem içerisinde
bulundukları durumların nasıl tanımlandı÷ı ve anlamlandırıldı÷ına ba÷lıdır. Bu yüzden bazı
belli eylem, olay ve koúullar birbirine karúıt ideolojilerin çatıútıkları durumlarda “tekrar tekrar
özel úekillerde anlamlandırılır”. Bu çatıúmada söz konusu olan ideolojik bir iktidar –olayları
belli bir yönde anlamlandırma iktidarını ele geçirme- mücadelesidir. Anlamlandırma
prati÷inin ele geçirilmesi mücadelesi ideolojiler için oldukça büyük bir önem taúır, ideolojiler
bu süreçte birçok sürece müdahale eder ve sonuçlarını etkiler. “Olayların anlamlandırılması,
u÷runa mücadeleye girilen úeyin bir parçasıdır çünkü anlamlandırma kolektif toplumsal
anlamların yaratıldıkları araçtır”. Burada önemli olan rızanın üretilmesinde etkin olarak
kullanılan bu araçların iletiúim etkinlikleri içerisinde çoklu iletiúim aygıtlarını kullanarak
toplumsal rızanın sa÷lanmasıdır. Rızanın sa÷lanmasında etkili olan devletin ideolojik aygıtları
iktidarın söylemini kullanarak özneleri úekillendirir, anlamlandırmanın iúlevlerinden birisi de
söylemin baúvurdu÷u bu öznelerin inúa edilmesidir. Bu inúadan sonraki süreç ise öznelerin
ideolojik merkezlerce örgütlenmesi ve bilinçlerinin biçimlendirilmesidir, bu da ideolojiler
arasında bir mücadelenin do÷masına neden olur.82

82
Barıú Çoban, “Söylem, ødeoloji ve Eylem: øktidar ve Muhalefet Arasındaki Mücadeleyi Çözümleme
Denemesi,” Söylem ve ødeoloji Mitoloji, Din ve ødeoloji. Derleyen: Barıú Çoban ve Zeynep Özarslan (østanbul:
Su Yayınevi, 2003, s. 250–251.
31

1.1.3.2. Kültürel Bir Forum Olarak Medya

Medya ve kültür neyi nasıl algılayaca÷ımızın, anlayaca÷ımızın, anlataca÷ımızın bütün


araç ve gereçlerinin; yol ve yöntemlerinin ortak adıdır. Biri di÷erinden ba÷ımsız
düúünülemez. Biri di÷erini etkiler ve belirler. Biri di÷erinin içinde yer alır.83

Medya yeni kültürel biçimlerin yaratılmasına katkıda bulunur. Ama aynı zamanda
hâlihazırda var olan kültürlerden etkilenir ve onlara tepki gösterir. Yerleúik bir kültürel
çerçeve içinde yeni bir kültürel çerçeve oluúturarak iúlev görür.84

Kültür ve iletiúim kavramları arasındaki iliúki, modern iletiúim araçlarının rolü


konusundaki çalıúma ve araútırmaların rolüne iliúkin tartıúmanın odak noktasını
oluúturmaktadır. Kültür, ritüelleriyle, deneyimlerle ve gündelik hayatın pratikleriyle aúa÷ı
kültürden yüksek kültüre, seçkinciden popülere de÷iúen be÷enileri içeren sanatsal alanı ifade
eder. øletiúim, hem kiúiler arası hem de kitle iletiúim ba÷lamında dili, yazıyı, sesi ve
görüntüleri kullanan tüm söylemleri içerir. øletiúim örüntüleri, kültürel biçimler ve toplum
arasındaki ba÷lantıyı oluútururlar. Do÷al dillerden en geliúkin teknolojik medyaya kadar tüm
iletiúim araçları, toplumsal ve maddi koúulları izlemezler, tam tersine bu koúulların
yaratılmasına katkıda bulunurlar. øletiúimin bir ö÷e olarak yer almadı÷ı hiçbir toplumsal
örgütlenme veya toplumsal üretim biçimi düúünmek mümkün de÷ildir.85

Modern iletiúim araçları asla toplumsal yapılar ve pratikler alanı dıúında


kavramsallaútırılamazlar, çünkü giderek artan oranda bu alanın bir parçası haline
gelmektedirler. Günümüzde iletiúim kurumları ve iliúkileri toplumsal alanı tanımlıyor ve inúa
ediyor; siyasal alanın inúasına yardım ediyor; üretken ekonomik iliúkileri dolayımlıyorlar;

83
Sadık Güneú, Medya ve Kültür Sessiz Yı÷ınların Kültürel øntiharı ( økinci Basım. Ankara: Vadi Yayınları,
2001), s.121.
84
Knut Lundby ve Helge Ronning, “Medya Kültür øletiúim: Medya Kültürü Aracılı÷ıyla Modernli÷in
Yorumlanıúı,” Medya Kültür Siyaset. Derleyen: Süleyman ørvan (Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları,
1997,s.13.)
85
Lundby ve Ronning, a.g.e., s.15.
32

modern endüstriyel sistemler içinde “maddi bir güç” haline geldiler, bizatihi teknolojik olanı
tanımlıyorlar; kültürel olana hükmediyorlar.86

Modern medyanın büyük kültürel iúlevlerinden birincisi: Baúkalarının dünyalarını,


yaúanan gerçekliklerini algıladı÷ımız ve onların hayatları ile bizimkilerini kavranabilir bir
bütünün dünyası halinde, bir yaúanan totalite halinde hayali olarak yeniden inúa etti÷imiz
toplumsal bilginin, toplumsal imgenin sa÷lanması ve seçmeci inúasıdır.87 Medya bu iúlevini
yerine getirirken birtakım kavramları “verili” olarak sunar. Bunda hiç kuúkusuz yaúanılan
toplumun de÷erleri, adetleri, genel düúünce ve inanç úekli kısacası kültürü büyük bir etkendir.
Örne÷in ataerkil toplum yapısı ve bakıú açısı kadın ile ilgili hazırlanan haberlerin dilinde
önemli ölçüde belirleyicidir.

Ayúe Durukan BøA Haber Merkezi’nde 06 Haziran 2005 tarihinde yayınlanan “Medya
Kadın Cinayetinin Teúhircisi” baúlıklı haberinde namus bahanesi ile iúlenen cinayetlerin
medyadaki sunumunun sorumsuzca ve reyting kaygısıyla yapıldı÷ını öne sürmektedir. Konu
ile ilgili olarak Birleúmiú Milletler Nüfus Fonu’nun yaptı÷ı araútırmaya da yer verilen yazıda
Fonun østanbul Barosu’nun vardı÷ı sonuç ise “Medya cinayetleri derinlemesine incelemiyor,
teúhir ediyor” úeklinde idi. Araútırmada medyanın namus bahanesi ile iúlenen cinayetlerdeki
olumsuz rolüne dikkat çekilerek, namus bahaneli cinayetlerin nedenleri ile ilgili görüúme
yapılan kiúilerin konu ile ilgili olarak medyanın rolüne iliúkin görüúlerine de yer verilmiútir.
Kendileriyle görüúme yapılan kiúilerin medyanın rolünü provokatif, ayrımcı olarak
tanımladı÷ı; medyanın konuyu derinlemesine inceleyen ve soruna çözüm önerileri getiren bir
mekanizma olmasından çok sadece teúhir edici bir araç olarak görüldü÷ü ortaya çıkmıútır.88
Haberlerde úiddete maruz kalanların öyküsü yazılırken bu kadınların kimliklerine, iúlerine vs.
gönderme yapmak yerine yine onarlın güzelli÷i, gençli÷i, eú ve anne olmaları, kadersizli÷i
vurgulanır. ùiddete maruz kalma nedenleri zaman zaman ön plana çıkarılarak úiddet
haklılaútırılır. ùiddet eyleminin aktörü erkek ve erke÷in içinde yetiúti÷i toplumun erkek
egemen de÷erleri sorgulanmaz. Medya haberleri bu olayları ev içinde yaúanabilecek küçük
tatsızlıklar úeklinde, ailenin iç iúleri olarak kavrayarak kadınların özel hayatlarının politik
oldu÷unu görmezden gelir. ùiddet aile içinde de÷ilse de bu sefer medya kadını
86
Stuart Hall, “ødeoloji ve øletiúim Kuramı,” Medya Kültür Siyaset. Derleyen: Süleyman ørvan (Ankara: Bilim
ve Sanat Yayınları, 1997,s.83–84.)
87
Hall,(1999b) a.g.e, s.233.
88
www.bianet.org
33

kurbanlaútırmaya, úiddet uygulayanı ise canavarlaútırmaya, sapkınlaútırmaya çalıúır. Bu da


okuyucu / izleyiciyi kadına yönelik úiddetin kökenlerini ve yaygınlı÷ını sorgulamaktan
alıkoyar. Yazılı basında kadına yönelik úiddet haberleri, gazetelerin üçüncü sayfalarında
yo÷unlaúır. Özel olanın politik olarak görülmedi÷i, bir toplumsal olgu olan úiddetin kiúisel bir
sorun olarak ele alındı÷ı bir polis- adliye vakası olarak nitelendirildi÷i bu haberler de olay
magazinleútirilir ve haber verme açısından klasikleúmiú kurallara bile uyulmaz. Kadına
yönelik úiddet biçimlerinden öldürme, basında en çok karúımıza çıkan úiddet türüdür.89
Özellikle son zamanlarda namus bahanesi ile iúlenen cinayetler kadına yönelik en acımasız
úiddet türü olarak büyük bir artıú göstermiútir. Bu konu ile ilgili haberler incelendi÷inde de
kadınların ço÷unlukla kurban olarak gösterildi÷i, fakat asıl sorunun (erkek egemen sistem)
kökenlerine inilmedi÷i görülmektedir. Asıl temsil edilen kadının çaresizli÷i, zavallılı÷ı ve
hatta ço÷u zamanda bunu hak etmiú olma durumudur.

1.1.3.3. Kültürel Bir Metin Olarak Haber

Haber, farklı iletiúim araçlarının ortak paydası, hepsinde yer alan bir türdür. Haber tüm
medya türleri içinde özel bir konuma sahiptir. Roman, hikâye, úiir gibi edebi türlerden haber
bir yönüyle farklıdır. “Haber” dili ve söylemi profesyonel ilkelere dayanması gereken tek
metindir.90 Haberi haber yapan kurallar (5N+1K ve ters piramit gibi) nedeniyle bizler
gündelik hayatımızda edindi÷imiz bilgileri do÷rulamak için, di÷er televizyon programlarından
daha çok ciddiye aldı÷ımız, haber programlarına yöneliriz. “Haberlerde gördüm ya da
okudum” gibi ifadeleri kullanarak haber programlarına olan inancımızı göstermiú oluruz.

Haberlerde karúısına çıkan içeriklerle, toplum bir iliúkiye girer. Kazalar, ölüm haberleri,
kavgalar, tartıúmalar, aúklar, iktidar mücadeleleri, geçim derdi vb... konulu haberler insanlara
içinde yaúadı÷ı gerçekli÷in de÷erlerini, de÷erleri tehdit edenleri, normal ve anormal olan
arasındaki ayrımı, kabul edilebilir olan ve kabul edilemez olanlar arasındaki ayrımı, kabul
edilebilir olan ile kabul edilemez olanlar arasındaki sınırları, gücün mücadele tarzlarını
göstermektedir. Bu gösterimi, toplum kendisine yapmaktadır. Toplum, kendisine kendisini
göstermektedir. Toplum/toplumsal, ne oldu÷unu haber yoluyla “bilmektedir”.
89
Mine Gencel Bek ve Mutlu Binark, Medya ve Cinsiyetçilik ( Ankara: Anakara Üniversitesi Kadın Sorunları
Araútırma ve Uygulama Merkezi, 2000), 12–13.
90
ønal,a.g.e,s.23.
34

Toplum/toplumsal, haber içeriklerinde karúına çıkanları olumsuzladı÷ı ölçüde,”bu ben/ biz


de÷ilim/z” diyerek yadsıdı÷ı ölçüde kendisini bilgisini edinmektedir. Haberde karúına çıkan
türlü türlü olumsuz içerik, toplumsala kendi pozitivitesini vermekte, toplumsalı olanaklı
kılmaktadır. Ancak elbette haberde olumsuzladı÷ından kaçınaca÷ı anlamında de÷ildir
toplumsalın haberle iliúkisi. Kaçınmaya çalıútıkça yakalanaca÷ı ve yaklaúaca÷ı bir dünyadır
haberin dünyası.91

Haber üretim pratikleri yapılandı÷ı için haberin de yapılanmıú bir bilgi türü oldu÷u
görüúü, haber kuramcılarını, üretim süreçlerinin yanı sıra, bir metin olarak haberde hangi
ö÷elerin birbiriyle ne tür iliúkilerle sürekli yapılandırıldı÷ını incelemeye yöneltmektedir. Yani
haber, yapılanmıú bir metin olarak çözümlenmeye alınmaktadır. Kültürel Çalıúmalar’da
karúılı÷ını bulan bu ilgi alanı, hayatı yaúandı÷ı gibi anlamaya yönelik bir kaygıyla, belirli
toplumsal formasyonlarda yaúanan deneyimin karmaúıklı÷ını gözeterek ve ideolojiyi dinamik
bir toplumsal pratik olarak merkezi bir yere koyarak geliúme gösterdi. Yani anlam ve ideoloji
konusu, indirgemeci olmayan bir biçimde birbiriyle ba÷lantılı kılınmaya çalıúıldı. Toplumsal
yapı denilen úeyi de, kültürün ve ideolojinin üretti÷i anlamların yeri olarak görüyordu.92

Kültürel Çalıúmalar yaklaúımında, ideolojinin, toplumsal anlamın oluúturucusu olarak bir


öznenin inúa edilmesine yönelik oldu÷u vurgusu, onun bazı aygıtlarda somut hale geliúinin
incelenmesini olanaklı kılmıútır. Bu aygıtların baúında, kitle iletiúim araçları gelmektedir.
Kitle iletiúim araçları, yani medya belirli türden güç iliúkilerinin yeniden üretimi için hangi
anlamların ve dolayısıyla da hangi öznelliklerin inúa edildi÷ini analiz etmeye olanak sa÷layan
alanlar olarak yo÷un ilgiye mazhar olmuútur.93

Kültürel çalıúmaların ortaya çıkıúı içinde güç/iktidar sorununun kavramsallaútırmasında


temel paradigmayı “egemen ideolojinin” metinlerde kurulması ve alımlama sürecinde
metinlerin baúat konumunun sorgulanması oluúturmaktadır.94

91
Çiler Dursun, “Haberde Gerçekli÷in ønúa Edilmesi Ne Demektir?,” Haber Hakikat ve øktidar øliúkisi.
Derleyen.: Çiler Dursun (Ankara:Elips Kitap, 2004, s.59.)
92
Aynı, s.45–46.
93
Aynı, s.49.
94
ønal,a.g.e .,s.91.
35

Haber medyası, toplumsal güç/iktidarın kuruldu÷u, inúa edildi÷i araçlardır. Günlük


pratikler, zamansal ve mekânsal sınırlamalara karúı haber üretimi, profesyonel ideolojilerin
sınırlarını çizdi÷i “gerçeklik” sorunsalı içinde kalmakta ve kapitalist ekonomi içinde kar eden
kuruluúlar olarak haber medyası, toplumsal dördüncü güç olmak yerine, varolan güç/iktidar
iliúkilerinin sürdürülmesinde güç/iktidar sahibi kiúi ve kurumlara ba÷ımlı bir konumda
kalmaktadır.95 Stuart Hall, Althusser’i takip ederek medyanın gerçe÷i inúa etmesine ra÷men
gerçe÷i yansıtıyormuú gibi yaptı÷ını belirtir. Stuart Hall (vd.1978) Policing The Crisis adlı
eserinde medyanın anlam üretme prati÷ini, Gramsci’nin hegemonya kuramı ve Althusser’in
medyayı göreli özgürlük tanıyan ve egemen ideolojinin yeniden üretilmesinde “devletin
ideolojik aygıtları” olarak çalıúan (ve bu kavram çerçevesinde) Marksist kültürelci bir
perspektifle analiz etmiútir. Hall’a göre medya egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden
yorumları yeniden üretme e÷ilimindedir. Fakat bu yorumlar aynı zamanda ideolojik mücadele
alanıdır. Medyanın anlamlar sistemi göreli olarak otonom olarak görülür. “Haber” olayları
tanımlayarak önemli bir rol oynar. Fakat medya, hükümet ve di÷er kurumlar gibi yetkili
kaynaklara göre ikincil tanımlayıcıdırlar. Çünkü medya kaynak olarak önce bu kurumlara
baúvurur. Dolayısıyla medya haberin ikincil tanımlayıcısıdır. Medya ayrıca kamuoyunu sesi
olma ve kamuoyunun terim, kavram ve deyimlerini kullanarak uzlaúımsal bakıú açısının
güçlendirilmesini sa÷lar.96 Van Dijk, haberi bir söylem olarak ele alır. Haberin söylemini de
toplumda var olan egemen söylemlerin bir ürünü olarak görür. Hall ise, egemen söylemlerin
haber metni içinde yeniden kuruldu÷unu söyler. Her ikisinde de vurgulanan haberin
söyleminin egemen söylemlerden, yani güç/iktidar sahibi kurum ve kuruluúların
söylemlerinden ba÷ımsız olmadı÷ıdır. Haber seçilmiú “öteki” kiúilerin görüúlerinin sunumuna
dayanır. Bu kiúiler iktidar sahibi kurumların görüúlerini yansıtır. Hall, bu kiúileri “birincil
tanımlayıcılar” olarak niteler. Gazeteciler ise birincil tanımlayıcıların oluúturdukları durum
tanımlarını halkın diline dönüútüren “ikincil tanımlayıcılar”dır. 97

Kültürel çalıúmalar yaklaúımı iktidarı, maddi koúullardan ba÷ımsız olarak ortaya çıkabilen
söylemsel bir pratik olarak açıklamaktadır. Aynı zamanda kadının toplumsal konumunu
açıklamada maddi ve kültürel koúulları birleútirmeye çabalamaktadır.98 Özellikle kadın odaklı

95
ønal, a.g.e.,s.75
96
Stuart Hall ve di÷erleri, “Policing The Crisis,” News: A Reader. Ed.:Howard Tumber (Great Britain: Bath
Press, 1999, s.249-256.)
97
ønal,a..g.e.,s.97-98-99.
98
Zoonen, a.g.e. ,s.311.
36

olarak yapılan haberler göz önüne alındı÷ında iki önemli kavrama daha de÷inmek
gerekmektedir. Bunlar toplumsal cinsiyet ve ataerkillik kavramlarıdır.

Althusser’in devletin ideolojik aygıtlarından biri; Gramsci’nin ise hegemonyanın


üretilmesinde önemli bir rol atfetti÷i medya, özellikle kadın odaklı haberler hazırlarken
toplumsal cinsiyet kavramsallaútırması ve ataerkil yapının etkisinde kalmakta mıdır? Bu
sorunun cevabını vermeden önce bu iki kavrama de÷inmek gerekmektedir.

Toplumsal cinsiyet kadınların ve erkeklerin toplumdaki rol ve davranıúlarını tanımlar.


Toplumsal cinsiyet erillik ve diúillik olarak nitelendirilen toplumsal ve kültürel kiúilik
özelliklerini tanımlamada kullanılmaktadır. Örne÷in duygusal olma, zayıf olma, pasif olma ve
ba÷ımlı olma gibi özellikler daha çok diúilik özellikleri olarak görülürken güçlü olma, cesur
olma, hırslı olma, saldırgan ve ba÷ımsız olma gibi özellikler daha çok erillik özellikleri olarak
görülür.99

Toplumsal cinsiyet rolleri sosyal yaptırımların üretimidir ve etkileúimle


yapılandırılmaktadır. ønsanın çevresindekilerle etkileúimde bulunması sahip oldu÷u temel
do÷asını kazanmasını sa÷lar. Bu yüzden, bireyler toplumsal cinsiyet rollerini oluútururken
sorumlulukları nedeniyle sosyal iliúkilere baúvururlar. Böylece, kendilerinin ve di÷er toplum
bireylerinin toplumsal cinsiyet rolleri ile ilgili imalarına dikkat etmeye baúlar baúlamaz
kendilerini düzenleyen bir süreç içine girerler. Bu süreç toplumsal cinsiyet rolü kimliklerinin
bireyler için önemli oldu÷u ve sürdürülmesi gerekti÷ini de ortaya çıkarmaktadır. Bu da,
toplumsal cinsiyet rollerinin onaylanması için davranıúları ö÷renmeyi gerektirmektedir.
Toplumsal cinsiyet rollerinin içeri÷i, birbiriyle iliúkili erkeklik ve kadınlık kavramlarının
kapsamlarından oluúmaktadır. Toplumsal cinsiyet iliúkileri, tarihsel ve sosyal iliúkilerin uygun
bir duruma getirilerek üretilmesidir. Kadınlık ve erkeklik rolleri birbiriyle iliúkili yapılardır;
her birinin tanımı di÷erine ba÷lıdır. Kadın ve erkek tanımlarının bazı evrensel karakteristikleri
olmasına ra÷men, hem erkekli÷in hem de kadınlı÷ın sosyal yapısı di÷erinin referansı olmadan
anlaúılamamaktadır. Bu ba÷lamda kadınlık ve erkeklik kavramlarının toplum tarafından
simgesel olarak üretildi÷ini söylemek mümkündür. Lloyd, erkek ve kadınlı÷ın simgesel
içeri÷inin toplumsal olarak inúa edilmiú olan cinsiyet ile etkileúim içinde oldu÷unu ve bunun

99
Su÷ur ve di÷erleri, a.g.e. , s.2.
37

do÷ru bir biçimde anlaúılmasının erkek kadın ayrımının simgesel yönü ile kavranabilece÷ini
belirtmektedir. Böylece, biyolojik cinsiyet ile varolan birey toplumsal cinsiyetini içinde
yaúadı÷ı toplum ve kültür ile oluúturmaktadır. Toplum bireye kadınlık ve erkeklik
kavramlarının gerekliliklerini yerine getirmesi için kendi içinde oluúturdu÷u simgeleri
iletmektedir. Bireyler etkileúim içinde bulundu÷u topluma sorumlulukları nedeniyle kendileri
için uygun görülen toplumsal cinsiyetin gerekliliklerini yerine getirmektedir.100

Kitle iletiúim araçları, ataerkilli÷in ve toplumsal cinsiyetin yeniden üretildi÷i en önemli


araçlardan bir tanesidir. øletiúimin olmazsa olmaz aracı olan dilin iktidarların bir mücadele
alanı oldu÷u düúünülürse, haberin dilinin de bu anlamda ayrı bir öneme sahip oldu÷u
söylenebilir.

øletiúimin yegâne aracı úu ya da bu dil oldu÷una ve bu dil(ler) de ataerkil dünya


kurgusunun temelini oluúturdu÷una; medya çalıúanları bu egemen söylem içinde kimliklenip,
bu söylem içinde biçimlenen gazetecilik kodların ö÷rendiklerine göre; ayrıca yaygın olarak
egemen ekonomik, siyasal, askeri iktidar merkezleri ile iç içe geçmiú olduklarını da hesaba
katarak yaygın-medyanın belirli bir temsil stratejisinin bulundu÷u söylenebilir.101 Herhangi
bir görüú, bir davranıú kalıbı, bir duygu ya da bir kimlik grubuna iliúkin olarak sahip
oldu÷umuz de÷er yargıları ve /veya stereotiplerin oluúmasında úüphesiz birincil etken
do÷rudan deneyimleme ya da kiúiler arası iletiúim kanallarıyla elde edilen bilgilerdir. Ancak,
özellikle de yüz yıldan bu yana geliúen enformasyon ve iletiúim kanalları aracılı÷ıyla
yaygınlaúan temsillerin de bu süreçte çok önemli oldu÷u bilinmektedir. Bu nedenle medyada
kadınların nasıl temsil edildikleri önemlidir. Kadınların temsil edilme biçimleri, medyanın
sadece kadınlara de÷il dünyaya nasıl baktı÷ını ele verir, bu bakıúı meúru kılar ve toplumun
kadınları o úekilde algılaması yönünde de bir biçimlendirme iúlevi görür.102

Haberlerde ataerkinin temsil stratejileri üzerine geliútirilen “fallusmerkezlilik” bu konu ile


ilgili eleútirel bir kavramdır. Fallusmerkezlilik kavramı esas olarak kadının kimli÷ini

100
Özlem Emine Ataman, “Sinemada Toplumsal Cinsiyet Rolleri: 1980–1990 Yılları Arasında Türk
Sineması’nda Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Sunumu.” (Yayınlanmamıú Doktora Tezi, Anadolu Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2002), s.8–9.
101
Sevda Alankuú , “Neden Kadın Odaklı Habercilik ?” Kadın Odaklı Habercilik. Derleyen: Sevda Alankuú
(østanbul: IPS øletiúim Vakfı Yayınları,2007).s.35.
102
Aynı, s.154.
38

tanımlayan ve onu gündelik hayata bir kimlikle yerleútiren dilin (ve onun bütün anlatılarının
ve edimlerinin), erke÷in temsil etti÷i bir sözde-cinsel üstünlük dolayımıyla kadın üzerinde
kurmuú oldu÷u iktidarı anlatan eleútirel bir kavramdır.103

Fallusmerkezcilik, basitçe erkek üstünlü÷ü veya “fallus”un yüceltilmesi demek de÷ildir.


Irigiray’a göre fallusmerkezcilik ‘felsefi ve teorik metinlerde ve söylemlerde kadının veya
kadınsı olanın erke÷e ve erkekli÷e ba÷ımlı olarak tanımlanması’ durumudur.
Fallusmerkezcilik, aynılık mantı÷ına bir örnektir. Herúeyin, erkek modeli ile olan, aynılık,
karúıtlık ve tamamlayıcılık iliúkisi ile de÷erlendirildi÷i kültürel ve temsili bir asimilasyon
sürecidir.104

1.1.4. Feminist Açıdan Haber Okunuúu

1970’lerden itibaren feminist söylemlerin yaygınlaúmasında medyanın önemli bir rolü


oldu. Bu dönemden önce yapılan feminist araútırmalar medyanın anti-feminist oldu÷unu ileri
sürüp, kadınları geleneksel rolleriyle temsil ederek ataerkil de÷erleri yeniden ürettikleri için
popüler kültür ürünlerini epey eleútirdi. Bu bakıú açısı medyayı, stereotip imajlar üreten
bozuk, çürümüú bir sistem olarak görmekten kaynaklanır. Ancak 1980’lerden beri kültürel
çalıúmaların ve yapısalcılık sonrası teorilerin gösterdi÷i gibi, 20. yüzyılın sonlarına do÷ru, bu
çürümüúlük nosyonu kültür endüstrilerinin ve politikanın iúleyiúini maskeleyen bir hal aldı.
Her çeúit metin, bilgi ve politik uygulama, kültür endüstrilerinin rekabet halindeki ekonomik,
politik ve sosyal alanları içerisinde yapılandırıldı. Bazı feminist araútırmacıların da belirtti÷i
gibi, popüler kültürü yalnızca kapitalist ve ataerkil sistemlere hizmet etti÷i gerekçesiyle bir
kenara bırakıp önemsememek yeterli de÷il, çünkü popüler kültür aynı zamanda baskın
ideolojilere karúı koyan anlamların üretildi÷i bir mücadele alanı.105

Kültürel araútırmalar alanında popüler kültüre ba÷lantılı olarak yapılan ilk çalıúmalar 19.
yüzyıldan kalma kategorileri kullanıp sınıfsal farklılıkları teorikleútirmeye çalıúırken,

103
Alankuú , a.g.e., s.30.
104
Asena Günal, “Irigiray’ın Beden Simgeseli Üzerinden Feminizmde Özselcilik Tartıúması,” Toplum ve Bilim,
Sayı No:75,(Kıú 1997), s.146.
105
Süheyla Kırca, “Kadın Dergileri: Popüler ve Politik Söylemin Buluútu÷u Yer,” Kurgu Dergisi, Sayı:17,
(2000), s.143.
39

seçtikleri kültürel biçimlerde kadını marjinalleútirip, buldukları sonuçların da tipik iúçi sınıfını
temsil etti÷ini ileri sürmüúlerdir. Bu çalıúmalar, 1970’lerde Birmingham Üniversitesi’nde
kurulan Ça÷daú Kültürel Çalıúmalar Merkezinin popüler kültür alanındaki araútırmalarını
biçimlendirmiútir. Feminist araútırmacılar alt-kültür ve medya alanında yapılan erken dönem
çalıúmalarını, analizlerinde kadınları ve genç kızları dıúarıda bırakıp marjinalleútirdikleri için
eleútiriyordu. Feministlerin tepki gösterdikleri di÷er bir alan ise bu araútırmaların sadece
erkeklere hitap eden popüler kültür biçimlerini, dolayısıyla, erkek izleyicileri ve okuyucuları
kapsaması oluyordu. Bu eleútiriler paralelinde yapılan çalıúmalarda kadın ve erkek
kimlikleriyle, medya, politika ve toplum arasındaki iliúkilerin altı çizilmekteydi. Ayrıca,
medya ürünlerinin üretim ve tüketiminde ‘toplumsal cinsiyet’ kavramının yapısal bir unsur
olarak kabul edilmesi ve dolayısıyla bu kavramın analitik bir kategori olarak medya
analizlerine dahil edilmesi savunuluyordu. Feminist araútırmacılar medya metinlerini
toplumsal cinsiyet, kadınlık ve ideal kadın imgelerinin tanımlanıp sunuldu÷u bir alan olarak
gördükleri için bu metinleri incelemeye aldı ve kadınlara yönelik popüler kültür biçimlerinin,
örne÷in diziler, kadın dergileri, aúk romanları, reklâmlar ve bazı film türleri gibi, önemini
vurguladı. Üniversitelerde kadın araútırma programlarının kurulmasıyla birlikte, bu alanda
yapılan çalıúmalar artan bir hız kazanırken, kültürel çalıúmalar ve medya araútırmalarında da
bu popüler kültür formları kayda de÷er çalıúma alanları olarak önem kazandı.106

Medyaya yönelik feminist bakıú açılarını irdelerken kendi aralarında da birtakım


farklılıklar oldu÷u göze çarpmaktadır. Çalıúmanın daha önceki bölümlerinde de de÷inildi÷i
üzere feminist ideolojide belli baúlı üç baúlık altında durulmuútur. Liberal, radikal ve sosyalist
feminizm olmak üzere. Görüldü÷ü üzere feminist söylem arasındaki bu farklı bakıú açıları,
feminist haber okumalarının da kendi arasında de÷iúik úekillerde yapılmasına neden olmuútur.

Liberal feminist söylem ve bunun çevresinde geliútirilen medya analizlerinde cinsel rol
stereotipleri, cinsiyete uygun davranıú reçeteleri, dıú görünüú, ilgiler, yetenekler ve öz-
anlayıúları medya çözümlemelerinin merkezinde yer almaktadır. Çok sayıdaki nicel içerik
çözümlemesi, kadınların medya da nadiren göründü÷ünü ortaya koymuútur; medya da
göründüklerinde de ya eú, anne, kız evlat, kız arkadaú olarak; ya geleneksel kadın
mesleklerinde (sekreter, hemúire, kabul görevlisi) çalıúırken; ya da seks aracı biçiminde

106
Kırca, a.g.e. ,s. 145.
40

gösterilmektedirler. Genellikle genç ve güzeldirler, ancak çok iyi e÷itim almamıúlardır.


Medya ve aile çocuklara, özellikle kendilerine uygun cinsiyet rollerini ö÷retmekte ve uygun
davranıúlar karúılı÷ında da onları simgesel olarak ödüllendirmektedirler. Medyanın cinsiyet
rolleri ile ilgili stereotipleri sürekli kullanmasının, bu stereotiplerin egemen toplumsal
de÷erleri yansıtmasından ve erkek medya yapımcılarının da bu stereotiplerden
etkilenmesinden kaynaklandı÷ı düúünülmektedir. Liberal feminizmin önerdi÷i çözümler iki
parçalıdır: kadınlar toplumda daha eúit konumları elde etmeli, erkek egemen alanlara girmeli
ve güç kazanmalıdırlar. Belli bir süre sonra kitle iletiúim araçları bu de÷iúimi yansıtacaklardır.
Medya da daha çok kadını ve erke÷i geleneksel olamayan rollerde göstererek ve cinsiyetçi
olmayan bir dil kullanarak de÷iúime katkıda bulunabilir. Bu hedeflere ulaúmak için liberal
feministlerin geliútirdikleri stratejiler oldukça fazladır: gazetecilik okullarında “cinsiyetçi
olmayan profesyonelli÷in” ö÷retilmesi; stereotipler ve etkileri konusunda yayıncılar ve
gazeteciler arasında farkındalık yaratma; medya kurumları ve özellikle reklamcılar üzerinde
“tüketici baskısı” uygulama; medya kurumlarının eúitlikçi politikalar uygulamalarını talep
etme gibi.107

Medya erkek patronların ve yapımcıların elinde oldu÷u için ataerkil toplumun çıkarları
do÷rultusunda iúleyecektir. Bu konuda radikal feminist bakıú açısından yapılan çalıúmalara
bakıldı÷ında odak noktanın pornografi oldu÷u görülür. Aynı zamanda oldukça polemik içeren
bir dil kullanılır: “pornografi vardır çünkü erkekler kadınları hor görmektedirler; erkekler
kadınları hor görmektedirler çünkü pornografi vardır.” Erkeklerin kadınlara yönelik
davranıúlarını ve kadınların kendileri hakkındaki algılamalarını medyanın etkileme gücü,
radikal feminist medya çözümlemelerinde tartıúma dıúıdır. Radikal feminizmin medya
stratejileri çok açıktır: kadınlar kendi iletiúim araçlarını yaratmalıdır. Basında ve görsel
medyadaki teknolojik geliúmeler feminist kitaplar, haber mektupları, dergiler, radyo ve
televizyon programları, video ve film gruplarının ço÷almasını mümkün hale getirmiútir. Bu
geliúmeler sayesinde birçok feminist düúünce kamusal alana taúınmıútır. Radikal feminist
mantıkta hiyerarúilere yer yoktur; bunların, eril toplumun bir sapkınlı÷ı düúünülür.108

Sosyalist feminist iletiúim modeli yetmiúli yıllarda, medyayı kapitalist ve ataerkil


toplumsal düzeni do÷al düzen olarak tanıtan ideolojik bir aygıt biçiminde algılayan radikal

107
Zoonen, a.g.e. ,s.305–306.
108
Zoonen, a.g.e. , s.308.
41

modellere benzemektedir. Bununla birlikte, sosyalist feminizm, medya da inúa edilen diúillik
ideolojilerine daha çok ilgi gösterilmesiyle ayırt edilmektedir. Yapısalcılık ve göstergebilim
tarafından geliútirilen analitik araçlar kullanılarak yapılan ço÷u araútırma, medya metinlerinin
ideolojik çözümlemelerinden oluúmaktadır. Sosyalist feminizmin önerdi÷i çözümler liberal ya
da radikal medya stratejilerinden çok farklı de÷ildir. Genellikle ikili bir strateji
savunulmaktadır: anadamar medyada reform yapma ve ayrı feminist medya üretme.

1.2. Amaç

“Namus bahaneli cinayetlerin, gazeteciler tarafından nasıl bir haber dili/söylemiyle


duyurdukları” sorusuna yanıt verilmeye çalıúılacak olan çalıúmanın temel amacı namus
bahanesi ile iúlenen cinayetlerin Türkiye’deki yaygın basına nasıl yansıdı÷ını –nasıl
konulaútırıldı÷ını- belirlemektir. Bu temel amaç do÷rultusunda úu sorulara yanıt aranmaktadır:
1) Namus bahaneli cinayetlerle ilgili olarak yayınlanan haberlerin sayıları, gazetelerde
farklılık göstermekte midir?
2) Farklı yayın politikaları ve ideolojik duruúları olan gazetelerin, namus bahaneli
cinayetleri sunumları farklılık göstermekte midir?
3) Namus bahaneli cinayetlerin gazetelerdeki sunumu ataerkil söylemin etkisinde
kalmakta mıdır?

1.3. Önem

Türkiye’de özellikle son yıllarda büyük bir artıú gösteren “namus bahaneli cinayetler”
ile ilgili olarak çok sayıda derli-toplu bir çalıúma bulunmamaktadır. Özellikle bu konunun
hem sosyolojik hem de yaygın basın boyutu düúünüldü÷ünde, bu çalıúmanın daha sonraki
araútırmalara da kaynak olması umulmaktadır.
42

1.4. Varsayımlar
Çalıúmada úu noktalar birer varsayım olarak kabul edilmiútir:
1)øncelenen dönemler itibariyle, namus bahanesi ile iúlenen cinayetlere dair haberlerin
sayısı gazeteler arasında farklılık göstermektedir.
2)øncelenen haberlerde cinayetlerin nedenlerine dair söylemlerde farklılıklar
bulunmaktadır.

1.5. Sınırlılıklar
Çalıúmaya iliúkin sınırlılıklar úunlardır:
1) Farklı yayın politikası ve ideolojik duruúa sahip olan ve yaygın düzeyde yayın
yapan Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Zaman gazeteleri ile sınırlıdır.
2) Adı geçen gazetelerin 01.01.2000 ile 31.12.2007 tarihlerini kapsayan baskıları ile
sınırlıdır.
3) Konu ile ilgili yayınlanan haber metinleri ile sınırlıdır. Köúe yazıları inceleme
kapsamı dıúında tutulmuútur.
43

2. YÖNTEM

Bu bölümde araútırma modeli, evren ve örneklem ile verilerin nasıl toplandı÷ı


anlatılacaktır.

2.1. Araútırma Modeli

Araútırma çoklu yöntem uygulanarak içerik analizi ve söylem analizi aracılı÷ıyla


yapılmıútır.

øçerik analizi, “sosyal gerçe÷in belirgin (manifest) içeriklerinin özelliklerinden, içeri÷in


belirgin (manifest) olmayan özellikleri hakkında çıkarımlar yapmak yoluyla sosyal gerçe÷i
araútıran bir yöntemdir.”109 Bir baúka ifadeyle içerik analizi “yöntem olarak, mevcut olan
metinlerin nicel ve nitel boyutlarından hareketle, mevcut olmayan, yani bilinmeyen sosyal
gerçe÷in bazı boyut ve kesitlerine yönelik bir takım bulguları elde etmeyi amaçlamaktadır.110
øçerik analizi, kamusal alana yönelik üretilen ve kurgulanan metinleri çözümlemekte
kullanılan bir yöntemdir.111

Gökçe, içerik analizinin temel amacının, sayıca fazla olan metin yı÷ınında, araútırma
sorusu açısından önem arz eden ortak bilgileri tespit etmek ve de÷erlendirmek oldu÷unu
belirtmektedir. Bu anlamda içerik analizi, araútıraca÷ı metinlerin içeriklerinin her yanıyla ve
tüm boyutuyla ilgilenmemekte, özellikle ve öncelikle araútırma açısından önem arz eden
112
boyutu üzerine odaklanmaktadır. Bu kapsamda içerik analizi, araútırmanın sorusu
do÷rultusunda, metinlerin içeriklerinden önem arz eden bilgileri seçmekte, sınıflandırmakta
ve yorumlamaktadır.113

Bu çalıúma kapsamındaki haberlere uygulanan olan söylem analizinde Teun van


Dijk’ın yöntemi takip edilmiútir; veriler kültürel çalıúmalar ve feminist perspektiften
yararlanılarak yorumlanmıútır. Söylem analizi, ba÷lama iliúkin bir analizdir. Var olan güç
iktidar iliúkilerinin söylem içinde nasıl kuruldu÷unu açıklamaya yönelirken, bu iliúkilerin
eleútirisinden yola çıkar. Di÷er bir deyiúle çıkıú noktası medya metinleri de÷il, toplumsal

109
Orhan Gökçe, øçerik Çözümlemesi (Üçüncü basım. Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları, 2001), s.25.
110
Orhan Gökçe, øçerik Analizi, Kuramsal ve Pratik Bilgiler (Ankara: Siyasal Kitabevi, 2006), s.20
111
Aynı, s.20.
112
Aynı, s.21.
113
Aynı, s.23.
44

yapıdır. Bu iliúkilerin dil ve söylem içinde kurulma biçimlerinin açı÷a çıkarılmasını


hedefler.114

Söylem tüm düúünsel üretim sürecinin dayandı÷ı temel alandır. Dil ve bilincin üretici
birlikteli÷i ba÷lamında insanın bilinçli tüm etkinliklerinin bileúenlerinden bir tanesi de,
diyalektik bir zorunluluk olarak, ba÷lamsal dilsel bir pratik olan söylemdir. Söylem, kültürel,
ideolojik alanlar dıúında ekonomik, politik alanlarla da ilintili bir alandır ve tüm alanların
kendilerini anlamlandırdıkları, yeniden-anlamlandırdıkları, ifade ettikleri ve toplumsalla
ilintilendirdikleri alandır. Söylem dilsel bileúenlerin dıúında tüm di÷er ifade etme biçimlerini
de kapsar, bunlar görsel, göstergesel, davranıúsal vb. de olabilir. Söylem eylemden ba÷ımsız
bir pratik de÷ildir, insan yaúamında tüm pratikler etkileúimsel olarak bir arada var olur, bu
ba÷lamda insani pratiklerin söylemsel ve eylemsel olanları de÷iúik ba÷lamlarda bitiúir, kesiúir,
bütünleúir. ødeolojik olan ba÷lamlarda ise söylemler arasında bir mücadele yaúanır, maddi
yansımaları da olan bu mücadelenin somutlanımı ise tam olarak eylem alanında görülür.
Toplumsal alan bu nedenle süre÷en bir devinim içerisindedir, toplumsal alan üzerindeki
söylemsel alan ve bu alanı kesen ideolojik alan ve maddi yaúamı imleyen eylemsel alan
arasındaki etkileúimler ve eklemlenimler birçok sorunsalın do÷du÷u ve çözülece÷i tarihsel
ba÷lam ve anlara gönderme yapar.115

Söylem analizi, güç/bilgi, politik ve ideolojik iliúkilere yönelip, bu iliúkilerin belli bir
söylem etrafında nasıl de÷iúim ve dönüúüme u÷radı÷ını gösterir. Söylem analizi incelemeye
aldı÷ı metinleri (yazılı/sözlü/sözsüz) cümle seviyesinde de÷il, tek tek cümlelere alan,
cümlelerin ötesinde bir metinsel yapı seviyesinde analiz etme arzusu116 gösteren bir
yöntemdir.

Söylem analizi varsayımlardan de÷il, belirsizliklerden yola çıkar. Di÷er analiz türlerinden
ayrı olarak ayrıntılarla u÷raúan söylem analizini üç ayrı boyutta tanımlamak mümkündür.
Bunlardan birincisinde, analiz dil kullanımıyla meúgul olur; dil kullanımı, dilsel bir
davranıútır; bu sebeple, dil bir eylem ve etkileúim biçimidir. økincisinde, söylem analiz dilin,
açıklama, anlama ve anlamlandırmaya iliúkin fonksiyonlarıyla ilgilenir. Üçüncüsünde ise,
114
Aynı, s.96.
115
Çoban, a.g.e.,s.245.
116
Edibe Sözen, Söylem (østanbul: Paradigma Yayınları, 1999), s.85.
45

analiz pragmatiktir, yani bu düzeyde “dili kullanan insanların dil ile ne yaptıkları” sorusuna
cevaben, bir söylemdeki linguistik özellikler onların ne yaptıklarını anlamak amacıyla
incelenir.117

Van Dijk, medya söylemini haber toplama etkinli÷inin bir ürünü olarak görmez. O’na
göre, haber üretimi, olayların yanlı ya da yansız do÷rudan bir sunumu de÷ildir fakat söylem
sürecinin bir formudur. Çünkü muhabirler olaylara nadiren tanıklık ederler ve genelde
haberlerini görgü tanıklarının ifadelerinden, basın toplantılarından, akredite kaynak
ifadelerinden, söyleúilerden, dokümanlardan, di÷er medya kuruluúu ve ajanslardan gelen bilgi
ile oluútururlar. Dolaysıyla haberin yapılanması, ço÷unlukla mevcut söylemlerin yeniden
üretilmesini içermektedir. Yani van Dijk’e göre, haberin kendine özgü söylemi
bulunmaktadır. Bu söylemde toplumdaki di÷er söylemlerle bir biçimde ilintilidir.118

2.2. Evren ve Örneklem

Araútırmanın evreni Türkiye’de ulusal çapta yayın yapan yaygın gazetelerin tümüdür. Söz
konusu evrenden temsil gücü rastlantısal olmayan bir örneklem alınmıútır. Rastlantısal
olmayan örneklem “örnekleme unsurlarının matematiksel olarak rastlantısal bir süreçten
baúka bir úey kullanılarak seçildi÷i bir örneklemdir.”119 Örneklem úu kriterlere göre
seçilmiútir:

- Gazetelerin farklı sahiplik yapısı,

- Farklı ideolojik duruúa sahip olmaları,

Bu kriterler çerçevesinde úu gazeteler seçilmiútir: Hürriyet ve Milliyet Do÷an grubu yayın


organı ve liberal oldu÷u için alınmıútır. Do÷an medya grubundan iki tane gazete seçilmiútir
çünkü pazarda en yüksek pay bu gruba aittir.

Zaman gazetesi Samanyolu Yayın grubu ve Feza A.ù. sahipli÷inde, øslami, muhafazakâr
yayın politikasına sahip bir gazetedir.

Sabah gazetesi Çalık Holding A.ù’ye ait, liberal bir duruúa sahiptir.

117
Aynı, s.85–86.
118
Gülcan Iúık ve Ömer Özer, “øúçi ve Memur Toplu øú Bırakma Eylemlerinin Türk Basınında Sunumu”, Selçuk
øletiúim, Cilt: 1, Sayı: 3, s.68–81
119
W. Lawrence Neuman, Toplumsal Araútırma Yöntemleri Nitel ve Nicel Yaklaúımlar, Çeviren: Sedef
Özge, østanbul: Yayın Odası, 2008, s.321
46

Cumhuriyet gazetesi Yenigün Haber Ajansı Basım ve Yayıncılık A.ù. sahipli÷inde


Kemalist-sol ideolojisine sahip bir gazetedir.

Namus bahanesi ile iúlenen cinayetlerin sayıca arttı÷ı ve gazetelerde sıkça yer buldu÷u
dönem inceleme kapsamında tutulmuútur.

2.3. Verilerin Toplanması

Araútırmada 1 Ocak 2000–31 Aralık 2007 tarihlerini kapsayan süreçteki Cumhuriyet,


Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Zaman gazetelerinde konu ile ilgili haberler incelenmiútir.
Haberlere ulaúmak için PR-Net Mediaprof elektronik tarama programı kullanılmıútır.
Gazetelerde tarama iúlemi yapılırken çeúitli anahtar sözcükler kullanılmıútır. Bu anahtar
sözcükler: “namus cinayeti”, “töre cinayeti”, “aile meclisi”, “öldürüldü” Bu anahtar sözcükler
çerçevesinde yapılan tarama sonucunda tüm gazetelerden toplam 591 habere ulaúılmıú ve
içerik analizi yöntemi aracılı÷ıyla çözümlenmiútir. øçerik analizi yöntemiyle haber sayılarının
gazetelere göre da÷ılımına; haber konumlarının da÷ılımına; haberlerin yıllara göre da÷ılımına;
haberlerin niteliklerine; görsel materyal kullanımına; haber aktörlerinin rollerine; haber
kaynaklarına; haberlerin konusuna; gazetelerin olayların tanımlanıúında kullandıkları ifadelere
yönelik kategoriler oluúturulmuútur.

Söylem analizi ise söz konusu haberlerin tümüne uygulanmamıútır; araútırma kapsamında
yer alan gazetelerin tamamının haber de÷eri atfetti÷i dolayısıyla tüm gazetelerde haber
yapılan olaylar de÷erlendirilmiútir. Tüm gazetelerde tek bir olay, Güldünya Tören’in erkek
kardeúleri tarafından “namus” bahanesiyle öldürülüúü ve devamındaki geliúmeler vardır.
Cumhuriyet gazetesinden 4, Hürriyet gazetesinden 5, Milliyet gazetesinden 4, Sabah
gazetesinden 4 ve Zaman gazetesinden 4 olmak üzere toplam 21 haber söylem analizi
aracılı÷ıyla çözümlenmiútir.

Söylem analizinde de van Dijk takip edilmiú, haberin makro ve mikro yapısal ö÷eleri
çözümlenmiútir. Haber baúlıkları, haber giriúleri ve ana olayın sunumu, neden-sonuç
ba÷lantısı, arka plan bilgisi, haberlerin aktörleri, haberde kullanılan alıntılar ve sözcük
seçimleri baúlıkları altında haberler çözümlenmiútir.
47

3. BULGULAR VE YORUM
Çalıúmanın bu bölümünde nicel içerik analizi ve söylem analizi aracılı÷ıyla toplanan
bulgular ve bunların de÷erlendirilmesi yapılacaktır.

3.1. øçerik Çözümlemesi ile Toplanan Veriler ve De÷erlendirilmesi

Bu baúlık altında nicel içerik analizi aracılı÷ıyla toplanan veriler ele alınacaktır.

3.1.1. Haberlerin Gazetelere Göre Da÷ılımı

Farklı sahiplik ve ideolojik konumlanıúa sahip gazetelerin namus bahanesi ile kadına
yönelen úiddete ayırdıkları yer, bu olayın haber olarak taúıdı÷ı de÷erin göstergelerinden
biridir.

Tablo 1: Haberlerin Gazetelere Göre Da÷ılımını Gösteren Tablo

Gazeteler Haber Sayısı Yüzde

Cumhuriyet 133 22,50

Hürriyet 144 24,37

Milliyet 127 21,49

Sabah 126 21,32

Zaman 61 10,32

TOPLAM 591 100

Araútırma kapsamında namus bahanesiyle iúlenen cinayetlere iliúkin 591 haber


incelenmiútir. Bu haberlerden %22,50’si (133 Haber) Cumhuriyet Gazetesinde, %24,37’si
(144 Haber) Hürriyet Gazetesinde, %21,49’u (127 Haber) Milliyet Gazetesinde, %21,32’si
(126 Haber) Sabah Gazetesinde, %10,32’si (61 Haber) Zaman Gazetesinde yer almıútır.
Namus bahanesi ile iúlenen cinayetlere dair haberlere en çok Hürriyet, en az ise Zaman
gazetesi yer vermiútir.
48

3.1.2. Haber Konumlarının Da÷ılımı

Haberlerin gazetelerdeki konumları habere verilen önemin göstergelerinden biridir.


Haberin yer aldı÷ı sayfa ve sayfa içerisindeki konumu okuyucunun dikkatini çekmesi
açısından oldukça önemlidir. Gazetelerde gündemde olan ve önemli olarak kabul edilen
haberler birinci sayfadan ve manúetten verilirken ona göre daha az önem taúıyan olaylar ve
konular di÷er sayfalarda ve genellikle sayfada alt kısımda yer alırlar.

Tablo 2: Cumhuriyet Gazetesinin Haber Konumlarının Da÷ılımını Gösteren Tablo

Sayfa No Manúet Orta Alt

1. Sayfa 3 - 6

3. Sayfa 20 19 17

4. Sayfa 3 3 2

5. Sayfa 3 2 3

6. Sayfa 9 4 8

7. Sayfa 3 - 4

8. Sayfa 3 2 4

9. Sayfa 2 1 1

10. Sayfa 1 2 1

11. Sayfa 1 - 1

20. Sayfa 2 - 2

24. Sayfa - 1 -

Toplam 50 34 49

Cumhuriyet gazetesi namus bahaneli cinayetlerle ilgili olarak yayınladı÷ı haberlerden 3


tanesini 1. sayfadan ve manúetten verirken, 6 tanesine yine 1. sayfadan fakat bu kez gazetenin
alt kısmında yer vermiútir. Gazetelerin genelinde polis-adliye, suç ve úiddet haberlerinin en
çok yer verildi÷i yer 3. sayfadır. Buna paralel olarak Cumhuriyet gazetesi de konu ile ilgili
49

haberlerinin ço÷una 3. sayfada ve manúetten yer vermiútir. Namus bahanesi ile iúlenen
cinayetler, kadına yönelik úiddetin bir türü olmakla beraber kökeninde toplumsal cinsiyet
eúitsizli÷i, ataerkillik, kadının ikincil statüde görülmesi gibi birçok noktayı da
barındırmaktadır. Bu ba÷lamda, bu konuyla ilgili haberlerin 3. sayfadan verilmesi namus
bahanesi ile iúlenen cinayetleri sıradan bir cinayet gibi göstermekte ve sorunun asıl
nedenlerine inilmeyi engellemektedir. Tabloda dikkat çeken bir di÷er nokta ilk 4 sayfa dıúında
konu ile ilgili haberlere oldukça fazla sayıda yer verilmesidir. Gazeteler özellikle önemli
gördükleri ve dikkat çekilmesini istedikleri konulara ilk sayfalarında yer ayırırlar. Cumhuriyet
gazetesi de namus bahaneli cinayetlerle ilgili haberlerinin büyük ço÷unlu÷una ilk 4 sayfanın
dıúında yer vermiútir. øncelenen dönem itibariyle yayınladı÷ı 133 haberden 60 tanesi 5, 6, 7, 8,
9, 10,11, 20 ve 24. sayfalarda yer almıútır. Konuya verilen önem açısından bu sayı oldukça
dikkat çekicidir. Çünkü daha önce de belirtildi÷i üzere gazeteler önem ve öncelik verdikleri
konuları genellikle ilk sayfalarda okuyucuya sunarlar.
50

Tablo 3: Hürriyet Gazetesinin Haber Konumlarının Da÷ılımını Gösteren Tablo

Sayfa No Manúet Orta Alt

1. Sayfa 6 7 11

3. Sayfa 6 2 5

4. Sayfa 5 2 5

5. Sayfa 10 3 3

6. Sayfa 9 10 4

7. Sayfa 12 2 5

16. Sayfa 1 1 -

17. Sayfa - 1 1

18. Sayfa 2 - 1

19. Sayfa 3 1 1

20. Sayfa - - 1

21. Sayfa 3 - 2

22. Sayfa - 1 -

23. Sayfa 2 1 -

24. Sayfa 1 - 4

25. Sayfa - 2 -

26. Sayfa 3 - 1

27. Sayfa - 1 1

42. Sayfa 1 - -

48. Sayfa 1 - -

Toplam 65 34 45

Hürriyet gazetesi konu ile ilgili yayınladı÷ı haberlerden 24 tanesini 1. sayfadan


verirken 13 tanesini 3. sayfa haberi olarak yayınlamıútır. Hürriyet gazetesi ilk 4 sayfanın
51

dıúında da namus bahaneli cinayetlerle ilgili haberlere a÷ırlıklı olarak yer vermiútir. Gazete
konu ile ilgili yayınladı÷ı 144 haberin 95’ne ilk 4 sayfanın dıúında yer vermiútir. Özellikle 5, 6
ve 7. sayfalar namus bahaneli cinayetlerle ilgili haberlerin sayıca fazla yer aldı÷ı sayfalardır.
Hürriyet gazetesi sadece 49 habere gazetenin ilk 4 sayfasında yer vermiútir.
52

Tablo 4: Milliyet Gazetesinin Haber Konumlarının Da÷ılımını Gösteren Tablo

Sayfa No Manúet Orta Alt

1. Sayfa 2 3 6

3. Sayfa 5 2 2

4. Sayfa 4 1 4

5. Sayfa 22 4 19

6. Sayfa 1 - 1

12. Sayfa 1 - 2

13. Sayfa - - 2

14. Sayfa 2 1 1

15. Sayfa 1 - 4

16. Sayfa 4 2 2

17. Sayfa 2 - 3

18. Sayfa 1 - 4

19. Sayfa 3 1 1

20. Sayfa 1 - 2

21. Sayfa - 1

22. Sayfa 1 - 4

23. Sayfa - 1 -

24. Sayfa 1 1 -

28. Sayfa 1 - -

32. Sayfa 1 - -

Toplam 53 17 57

Milliyet gazetesi konu ile ilgili yayınladı÷ı 127 haberden sadece 11 tanesini 1. sayfa
haberi olarak yayınlarken, kalan 116 haberi farklı sayfalarda yayınlamıútır. Özellikle namus
53

bahanesi ile iúlenen cinayetlere dair haberlerin en çok yer buldu÷u sayfa 5. sayfadır.
Görüldü÷ü üzere Milliyet gazetesi de konu ile ilgili haberlerin büyük ço÷unlu÷una ilk 4
sayfanın dıúında yer vermiútir. Yayınladı÷ı 127 haberden 29 tanesi ilk 4 sayfada yer alırken
kalan 98 haber ise gazetenin di÷er sayfalarında yer almıútır.
54

Tablo 5: Sabah Gazetesinin Haber Konumlarının Da÷ılımını Gösteren Tablo

Sayfa No Manúet Orta Alt

1. Sayfa 1 2 7

3. Sayfa 11 9 7

4. Sayfa 1 - 4

5. Sayfa 7 - 1

6. Sayfa 4 1 3

7. Sayfa 4 2 5

10. Sayfa - 1 -

11. Sayfa 1 - -

14. Sayfa - - 1

15. Sayfa 1 - -

16. Sayfa 1 - -

18. Sayfa - 2 -

19. Sayfa 1 - -

20. Sayfa 1 1 2

21. Sayfa 3 - 1

22. Sayfa 2 1 2

23. Sayfa 6 1 2

24. Sayfa 2 1 2

25. Sayfa 1 1 2

26. Sayfa 1 - 3

27. Sayfa - - 5

28. Sayfa 4 3 2

Toplam 52 25 49
55

Sabah gazetesi konuya a÷ırlıklı olarak 3. sayfada yer vermiú ve 27 haberi 3. sayfada
yayınlamıútır. 1. sayfadan yayınladı÷ı 10 haberden sadece 1 tanesini manúetten verirken 2
habere gazetenin orta kısmında, 7 habere de alt kısımda yer vermiútir. Sabah gazetesi de
yayınladı÷ı 126 haberden 84 tanesine ilk 4sayfanın dıúında yer ayırmıútır.

Tablo 6: Zaman Gazetesinin Haber Konumlarının Da÷ılımını Gösteren Tablo

Sayfa No Manúet Orta Alt

1. Sayfa - - 2

2. Sayfa 1 - 1

3. Sayfa 12 4 5

4. Sayfa 3 - 1

5. Sayfa 6 - 2

6. Sayfa 1 2 -

7. Sayfa 1 1 -

11. Sayfa 1 - -

12. Sayfa - - 1

13. Sayfa - 1 -

14. Sayfa - 1 1

18. Sayfa 1 - 1

19. Sayfa 1 - 1

20. Sayfa - - 1

21. Sayfa 1 - -

23. Sayfa 1 - 1

25. Sayfa - - 1

27. Sayfa - - 2

31. Sayfa 1 - -

Toplam 30 9 22
56

Zaman gazetesi namus bahaneli cinayetlerle ilgi haberlerden sadece 2 tanesine 1. sayfa
haberi olarak gazetenin alt kısmında yer verirken di÷er gazetelerin ço÷unda oldu÷u gibi konu
ile ilgili haberleri ço÷unlukla 3. sayfada sunmuútur. Zaman gazetesi konu ile ilgili yayınladı÷ı
61 haberden 32 tanesini ilk 4 sayfanın dıúında yer vererek di÷er gazetelerin çizgisinden
gitmiútir.

Tanrıöver’e göre kadınların medyadaki temsillerine bakılması aslında bize medyanın


sadece kadınlara nasıl baktı÷ını de÷il dünyaya da nasıl baktı÷ını gösterir, kadınlara yönelen bu
bakıúı meúru kılar ve toplumun kadınları o úekilde algılaması yönünde bir biçimlendirme
iúlevi de görür.120 Genel olarak gazetelere bakıldı÷ında namus bahanesi ile kadına yönelen
úiddeti 3. sayfa haberi olarak verdikleri görülmektedir. Üçüncü sayfalar cinayet, kaza, fuhuú,
tecavüz, dayak, çete gibi adli suçların konu oldu÷u haberlerin yer aldı÷ı sayfalardır.
Dolayısıyla namus bahanesi ile kadına yönelen úiddetin gazetelerde ço÷unlukla 3. sayfa
haberi olarak sunulması konunun toplumsal boyutunun irdelenmesini de engellemektedir.

Bu sayfalarda kadınların genellikle “kurban” olarak temsilleri, kadınları baúına her türlü
felaket gelen, hem anne hem de “zavallı-merhamet dilenen” olarak sunarken, aslında bir
yandan da “hak etmiú” olma durumunu öne çıkarır niteliktedir. 121 Çalıúmanın teorik kısmında
da de÷inildi÷i üzere, Hall’a göre anlam toplumsal bir üretimdir ve anlam dil yoluyla üretilir.
Bu noktadan hareketle medya da üretilen bu toplumsal anlamı egemen sınıfın çıkarlarına
hizmet edecek úekilde yeniden üretir. Üretilen bu anlam ataerkil sisteminde çıkarlarına hizmet
eder. Çünkü var olan iktidar ataerkil bir iktidardır. Kadınların medya da genellikle “kurban,
anne, zavallı ya da merhamet dilenen” kiúiler olarak sunulması ve belli rol kalıplarının dıúında
medya da yer almamaları egemen ideolojinin etkisinden ba÷ımsız düúünülemez.

120
Hülya U÷ur Tanrıöver, “Medyada Kadınları Temsil Biçimleri ve Kadın Hakları øhlalleri,” Kadın Odaklı
Habercilik, Derleyen: Sevda Alankuú, (østanbul: IPS øletiúim Vakfı Yayınları,2007).s.154.
121
ùengül ønce ve Burcu ùimúek, “ 3. Sayfaya Feminist Bir Okuma: 3. Sayfaya Cinsiyet / Toplumsal Cinsiyet
Eksenli Bakma: Suç Kadınlarda,” Galatasaray Üniversitesi øletiúim Fakültesi Medya Çalıúmaları Araútırma ve
Uygulama Merkezince düzenlenen 3. Sayfa Ulusal Konferansı’nda sunulan bildiri (østanbul. 4 Aralık 2007),s.41.
57

3.1.3. Haberlerin Yıllara Göre Da÷ılımı

Namus bahanesi ile iúlenen cinayetlerle ilgili olarak çalıúma kapsamında bulunan tarihler
arasında belirlenen gazetelerde yer alan haber sayılarına Tablo 6’den bakıldı÷ında; konu ile
ilgili olarak en fazla haberin 2006 yılında yapıldı÷ı görülmektedir. En fazla haberin
yayınlandı÷ı 2006 yılında konu ile ilgili 41 haber yayınlayarak Sabah gazetesi ilk sırada yer
almaktadır.

Tablo 7: Haberlerin Yıllara Göre Da÷ılımını Gösteren Tablo

Gazeteler 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007

Cumhuriyet 6 3 7 16 34 26 20 21

Hürriyet 4 4 12 10 35 22 38 19

Milliyet 6 11 12 9 29 21 21 18

Sabah 5 7 12 7 18 8 41 28

Zaman 2 1 2 4 17 12 20 3

TOPLAM 23 26 45 46 133 89 140 89

Yukarıdaki tabloda da görüldü÷ü üzere iúlenen cinayetlerle ilgili olarak 2004, 2005, 2006
ve 2007 yıllarını kapsayan dönem di÷er dönemlere göre haber sayılarının bir hayli arttı÷ı
dönemdir. Bunda özellikle yeni Türk Ceza Kanunu’ndaki de÷iúiklikler, Avrupa Birli÷i’ne
üyelik sürecinde yaúananlar ve buna ba÷lı olarak Avrupa Birli÷i Komisyonu’nun namus
bahanesi ile iúlenen cinayetlerle ilgili olarak Türkiye’den ønsan hakları ve özellikle kadın
hakları konusunda yapılmasını istedi÷i birtakım düzenlemeler etkili olmuútur. Yine bu
dönemde sivil toplum kuruluúlarının, kadın derneklerinin ve di÷er kuruluúların yaúanan bu
olaylarla ilgili protestoları da basında bir hayli yer bulmuútur. Türkiye’de yaúanan namus
bahaneli cinayetlerin Avrupa’da da görülmesi ve yine bu cinayetlerin özellikle Türkiye’den
Avrupa’ya göç etmiú aileler arasında yaúanması ve bu duruma Avrupa medyasının geniú yer
vermesi de konu ile ilgili haberlerin sayısını arttırmıútır
58

3.1.4. Haberlerin Niteliklerine øliúkin Bulgular

øncelenen gazetelerin namus bahanesi ile iúlenen cinayetlere iliúkin olarak yayınladıkları
haberler de kullandıkları dil, olayları sunuú biçimleri göz önüne alınarak olumlu, olumsuz ve
nötr kategorileri oluúturulmuútur

Tablo 8: Haberlerin Niteliklerine øliúkin Bulguları Gösteren Tablo

Gazeteler Olumlu Olumsuz Nötr

Cumhuriyet 0 85 48

Hürriyet 0 114 30

Milliyet 0 33 94

Sabah 0 98 28

Zaman 0 20 41

TOPLAM 0 350 241

Yayınlanan toplam 591 haber içerisinde 350 haberin iúlenen bu cinayetleri kadınlar
açısından olumsuz bir durum olarak gündeme getirmiú ve yansıtmıútır. Yayınlanan haberlerin
ço÷unda uzman ( sosyolog, psikolog, hukukçu vb…) görüúlerine de yer verilmiútir. Nitelik
açısından olumsuz haberlerin gazeteler bazında sıralamasına göz atıldı÷ında 114 haberle
Hürriyet gazetesinin ilk sırada yer aldı÷ı görülmektedir. Bu gazeteyi sırasıyla Sabah,
Cumhuriyet Milliyet ve Zaman gazeteleri izlemektedir.

Namus bahanesi ile kadına yönelen úiddeti herhangi bir görüú belirtmeden yansıtan
haberler ise nötr olarak nitelendirilmiútir. Nötr olan haber sayısı ise toplamda 241’dir.
Gazeteler bazında de÷erlendirildi÷inde ise Milliyet gazetesinin 94 haberle ilk sırada oldu÷u
görülmektedir. Milliyet gazetesini ise Cumhuriyet, Hürriyet, Zaman ve Sabah gazeteleri takip
etmektedir.
59

3.1.5. Görsel Materyal Kullanımıyla ølgili Bulgular

Haberi destekleyen bir unsur olarak foto÷raf kullanımı oldukça önemlidir. øncelenen
gazeteler kapsamında, konu ile ilgili olarak görsel materyaller bütün gazetelerde kullanılırken;
aralarındaki sayıca farklılıklar da dikkat çekmektedir.

Tablo 9: øncelenen Gazetelerde Görsel Materyal Kullanımını Gösteren Tablo

Gazeteler Var Yok

Cumhuriyet 20 113

Hürriyet 104 40

Milliyet 85 42

Sabah 83 43

Zaman 16 45

TOPLAM 308 283

Tablo 8’de görüldü÷ü üzere Hürriyet gazetesi namus bahaneli cinayetlerle ilgili olarak
yayınladı÷ı haberlerin 104 tanesinde foto÷raf kullanırken, bu gazeteyi sırasıyla Milliyet,
Sabah, Cumhuriyet ve Zaman gazeteleri izlemektedir. Haberlerde kullanılan foto÷raflara göz
atıldı÷ında daha çok kurbanların ve onların katil zanlılarına ait oldu÷u görülmektedir. Konu
ile ilgili uzman görüúlerine yer verilen haberlerde ise uzmanların vesikalık foto÷rafları
kullanılmıútır.
60

3.1.6. Haber Aktörlerinin Rolüne øliúkin Bulgular

Kadınların yazılı basında temsil edilme biçimleri genellikle duygu sömürüsü odaklıdır.
Bu nedenle kadınlar genellikle çaresiz, zavallı gösterilerek “kurban” rolünde haberlerde yer
alırlar. Bu noktadan hareketle araútırma kapsamında incelenen haberlerde kadınların
erkeklerden daha fazla haberlerde yer aldı÷ı ancak ço÷unlukla “kurban” rolünde haberlerde
temsil edilmiútir. Kadın namus bahanesi ile iúlenen cinayetlerle ilgili haberlerde nesne
konumda yer almıútır.

Tablo 10: Haber Aktörlerinin Rolüne øliúkin Bulguları Gösteren Tablo

Haber Aktörlerinin Rolü Kadın Erkek

Uzman 80 38

Kurban 344 -

Zanlı - 334

Olay Tanı÷ı 3 9

Toplam 427 381

øncelenen gazetelerde haber aktörlerinin rolüne iliúkin bulgulara göz atıldı÷ında


toplam 427 kadına haberlerde yer verildi÷i ve bu 427 kadından 344 tanesinin kurban olarak
haberlerde yer aldı÷ı saptanmıútır. 80 kadın ise uzaman konumunda, namus bahaneli
cinayetlerin nedenlerine iliúkin görüúleriyle haberlerde yer almıútır. 3 kadın ise cinayetlere
tanık olarak dahil olmuú ve haberlere yansımıúlardır. Haberlerde 381 erkek de uzman, zanlı ve
olay tanı÷ı olarak yer almıúlardır. 334 erkek zanlı olarak yer alırken, 38 erkek konu ile ilgili
görüú bildiren uzman statüsünde haberlerde yer almıú, 9 erkek ise olaya tanık oldukları için
haber konusu içerisinde yer almıútır.
61

3.1.7. Haberlerin Kayna÷ına øliúkin Bulgular

Tablo 11: Haberlerin Kayna÷a øliúkin Bulguları Gösteren Tablo

Gazeteler Muhabir Haber Merkezi Belirsiz

Cumhuriyet 35 91 7

Hürriyet 109 26 9

Milliyet 82 37 8

Sabah 82 21 23

Zaman 32 18 11

TOPLAM 340 193 58

øncelenen gazete haberlerinde kayna÷a iliúkin bulgulara göz atıldı÷ında muhabirler


tarafından hazırlanan haberlerin en fazla oldu÷u gazete 109 haberle Hürriyet gazetesi iken,
Sabah gazetesinde 82 haberin, Milliyet gazetesinde 82 haberin, Cumhuriyet gazetesinde 35
haberin, Zaman gazetesinde ise 32 haberin muhabirler tarafından hazırlandı÷ı sonucuna
ulaúılmıútır. Haber merkezleri tarafından hazırlanan haberlerin en fazla oldu÷u gazete ise 91
haberle Cumhuriyet gazetesidir. Bu gazeteyi ise sırasıyla Milliyet, Hürriyet, Sabah ve Zaman
gazeteleri izlemektedir. Herhangi bir kayna÷ın belirtilmedi÷i haberlerin oldu÷u gazetelerde
ise ilk sırada 23 haberle Sabah gazetesi yer alırken, ikinci sırada 11 haberle Zaman gazetesi
yer almaktadır. Bu gazeteleri ise sırasıyla Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri takip
etmektedir.

Kadınların erkeklerle hayatın her alanında eúit var olmadı÷ını ve kadınların gazete
haberlerinde temsil edilme biçimlerini etkileyen en önemli unsurlardan biride haber kayna÷ı
olarak ço÷unlukla erkeklerin tercih edilmesidir. Namus bahanesi ile kadına yönelen úiddetle
ilgili haberlerde de bu durum de÷iúmemiútir.
62

Kadın ve erkek muhabirlerin gazeteler bazındaki da÷ılımı de÷erlendirildi÷inde ise


ortaya çıkan tablo aúa÷ıdaki gibidir:

Tablo 12: Kadın ve Erkek Muhabirler Tarafından Hazırlanan Haberlerin Da÷ılımını


Gösteren Tablo

Gazeteler Kadın Erkek

Cumhuriyet 15 20

Hürriyet 32 77

Milliyet 26 56

Sabah 13 69

Zaman 4 28

Toplam 90 250

Tablodan da görüldü÷ü üzere muhabirlerin hazırladı÷ı 340 haberden 90 tanesini kadın


muhabirler hazırlarken 250 tanesini erkek muhabirler hazırlamıútır. Dolaysıyla bu durum
kadınların yazılı basında temsil edilme biçimlerini de büyük ölçüde etkilemektedir.
63

3.1.8. Haberlerin Konusuna øliúkin Bulgular

Namus bahanesi ile kadına yönelen úiddeti ele alan gazetelerde, haberlerin 4 kategoride
oluúturuldu görülmüútür. Kadın katli (cinayet); konu ile ilgili Baúbakanlık açıklaması; sivil
toplum kuruluúlarının gösterileri ve konu ile ilgili olarak yapılan araútırmaların, hazırlanan
raporların sunuldu÷u ve tartıúıldı÷ı sempozyumlar olmak üzere.

Tablo 13:Haberlerin Konusuna øliúkin Bulguları Gösteren Tablo

Gazeteler Kadın Katli Baúbakanlık STK Gösterisi Sempozyum


Açıklaması

Cumhuriyet 62 23 4 44

Hürriyet 76 20 47 1

Milliyet 89 14 - 24

Sabah 91 3 2 30

Zaman 19 29 6 7

Toplam 337 89 59 106

Tablo 13’de de görüldü÷ü üzere kadın katlini konu alan haberlerin sayısı 337’dir. Bu
konuyu haberlerinde en çok iúleyen gazete 91 haberle Sabah gazetesidir. Bu gazeteyi sırasıyla
Milliyet, Hürriyet, Cumhuriyet ve Zaman gazeteleri takip etmektedir. Konu ile ilgili
Baúbakanlık’ın yaptı÷ı açıklamaların en fazla yer aldı÷ı gazete ise 29 haberle Zaman
gazetesidir. Bu gazeteyi sırasıyla Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazeteleri
izlemektedir. Sivil Toplum Kuruluúları’nın konu ile ilgili yaptı÷ı gösterilerin yer aldı÷ı
haberlerin sayıca en fazla oldu÷u gazete Hürriyet gazetesidir. Milliyet gazetesinde yapılan bu
gösterilerle ilgili hiçbir haber yer almamıútır. Zaman gazetesinde 6 haber, Cumhuriyet
gazetesinde 4 haber ve Sabah gazetesinde ise 2 haber yer almıútır. Namus bahanesi ile kadına
yönelik úiddetle ilgili düzenlenen sempozyumların en fazla haber yapıldı÷ı gazete Cumhuriyet
gazetesidir. Hürriyet gazetesi bu tür haberlere sadece 1 haberinde yer verirken Sabah gazetesi
30 haberini bu konuya yönelik yapmıútır. Bu gazeteyi ise sırasıyla Milliyet ve Zaman
gazeteleri izlemektedir.
64

3.1.9. Olayın Tanımlanıúında Kullanılan øfadeler

Gazeteler, namus bahanesi ile kadına yönelik úiddetin nedenini farklı úekillerde ifade
etmiúlerdir. øncelenen 591 haberde kullanılan ifadeler 19 kategoride toplanmıútır. Oluúturulan
bu kategoriler aynı zamanda iúlenen cinayetlerin nedeni olarak da sunulmuútur.
65

Tablo 14: Olayın Tanımlanıúında Kullanılan øfadeleri Gösteren Tablo

Olayın Tanımlanıúında Kullanılan øfadeler Haber


Sayısı

T.C.K.’da Namus Bahanesi øle Cinayet øúleyenlere Dair Hüküm (A÷ır Tahrik 107
øndirimi)

Toplumsal Baskı (Aile, Aúiret vb…) 31

Toplumsal Cinsiyet E÷iúsizli÷i 18

Toplumsal Yapı ( Feodal ve Ataerkil) 57

Tecavüze U÷rama 23

Tecavüz Sonucu Hamilelik 29

Evlilik Dıúı øliúki 16

Evlilik Dıúı Hamilelik 52

Kötü Yola Düúme 27

Bakire Olmama 8

Eúini Terk Etme 37

Ailenin østemedi÷i Biri øle Evlenme 49

Aldatma 8

Yasak Aúk 19

øtaatsizlik 22

E÷itimsizlik 32

Erkek Arkadaúının Olması 14

Dedikodu 18

Boúanma øste÷i 24

Toplam 591
66

Araútırma kapsamında incelen 591 haber de konu ile ilgili en çok kullanılan ifade
T.C.K.’daki tahrik indirimi ile ilgili hükümdür. Töre veya namus bahanesi ile cinayet
iúleyenlere a÷ır tahrik indirimi sa÷layan bu yasa, bu tür cinayetlerin fazla görülmesine
yardımcı oldu÷u gerekçesiyle eleútirilmiútir. øncelenen dönem kapsamında konu ile ilgili 591
haber içerisinde 107 haber T.C.K.’daki bu tahrik indirimine yöneliktir. 57 haberde ise
toplumsal yapıya de÷inilmiú ve feodal ve ataerkil sisteme yer verilmiútir. 52 haberde ise bu tür
cinayetlerin nedeni olarak evlilik dıúı hamilelik ele alınmıútır. 49 haberde ise ailenin
istemedi÷i biri ile evlenme ifadesi kullanılmıútır. 37 haberde eúini terk etme ifadesi
kullanılırken 32 haberde e÷itimsizlik üzerinde durulmuútur. 31 haberde aile ve aúiret baskıları
ifadeleri kullanılırken 29 haberde tecavüz sonucu hamilelik ifadesine yer verilmiútir. Kötü
yola düúme ifadesi 27 haberde kullanılırken boúanma iste÷i ifadesi 24 haberde kullanılmıútır.
22 haberde itaatsizlik ifadesi kullanılmıú, 19 haberde de yasak aúk ifadesi kullanılmıútır.
Dedikodu ifadesi 16 haberde kullanılırken, 18 haberde erkek arkadaúının olması ifadesi
kullanılmıútır. Aldatma ve bakire olmama ifadeleri ise 8’er kez kullanılmıútır.
67

3.2. Söylem Analizi Uygulanan Haberlere Ait Bulgular Ve Yorumlar

Çalıúmanın bu bölümünde söylem analizi yöntemi uygulanan haberlere yer verilmiútir.


Seçilen haberler van Dijk’ın söylem analizi ilkeleri do÷rultusunda, haberin makro yapıları ve
mikro yapıları ba÷lamında çözümlenmiútir. Haberlerin makro yapıları içerisinde gazetelerin
haber baúlıkları, haber giriúleri ve ana olayı sunumları, neden-sonuç ba÷lantısı ve arka plan
bilgilerine bakılmıútır. Haberin mikro yapıları içerisinde ise haberlerin aktörleri, yapılan
alıntılar ve sözcük seçimleri incelenmiútir.

3.2.1. Haberin Makro Yapıları

Bu baúlıkta haberlerin makro yapısal ö÷eleri, haber giriúleri ve ana olayların sunumu,
neden-sonuç ba÷lantısı ve arka plan bilgileri ele alınacaktır.

3.2.1.1. Gazetelerin Haber Baúlıkları

Haber söylemlerinin yapılandırılıúında bir hiyerarúi vardır; ters piramitte metaforu da


zaten bu hiyerarúiyi anlatmak için kullanılır. Van Dijk, baúlıkların daha koyu ve daha büyük
puntolarla yani okuyucuların rahatlıkla dikkatini çekecek tarzda yapılandırıldı÷ını; haber
giriúine öncülük etti÷ini belirtir. Ona göre haber baúlıklarının iúlevi açıktır; giriúle birlikte
olaya iliúkin en önemli bilgiyi vermektir.122 øúte bu yapılandırmada yani olaya ait en önemli
bilgini kurulması objektif de÷il gerçekte sübjektiftir.

3.2.1.1.1. Cumhuriyet Gazetesi Haber Baúlıkları

Cumhuriyet gazetesinin olayla ilgili kullandı÷ı baúlıklar haber metninin içeri÷ini ve


gazetenin olaya yönelik tavrını yansıtmaktadır. Gazete haberi ilk gün birinci sayfadan
duyururken daha sonra ki günlerde iç sayfalara çekmiútir. Cumhuriyet Gazetesi’nin haber
baúlıkları úunlardır:

Polise sı÷ınmak kurtarmadı (28 ùubat 2004)

Ölüsüne sahip çıktılar (29ùubat 2004)


122
Teun A. Van Dijk, News As Discourse.(New Jersey, Hillsade:1988a),s.53.
68

Güldünya omuzlardaydı (1Mart 2004)

Türk Kadını Töre ve Din Kıskacında (1Mart 2004)

Baúlıklar bütün olarak incelendi÷inde Güldünya’nın öldürülmesine yönelik eleútirel bir


tavır varmıú gibi görünmektedir. Ancak ilk günkü baúlı÷ın (Polise sı÷ınmak kurtarmadı)
öznesi düúünüldü÷ünde buradaki gizli özne Güldünya’nın bizzat kendisidir. Masumlaútırılan
ve yapabilirli÷i olmayan olarak ifade edilen yine Güldünya’nın bizatihi kendisidir. Oysa kadın
polise baúvurmuú, yapması gerekeni yapmıú ancak resmi kurum onu korumaya alamamıútır.
Farklı bir anlatımla devletin resmi bir kurumu bir sorumlulu÷unu yerine getirmemesine
ra÷men bu kurumum yani Emniyet Teúkilatı’nın ihmaline iúaret edilmemektedir. Baúlıkta
kullanılan özne-yüklem iliúkisi gere÷i polisin yapması gereken koruma edimi dolayısıyla
kurum sorumlulu÷u pasifleútirilmektedir. Olayın bu boyutu dört gün boyunca haber
baúlıklarına yansıtılmamaktadır.

3.2.1.1.2. Hürriyet Gazetesi Haber Baúlıkları

Hürriyet gazetesinin aynı olaya iliúkin haber baúlıkları úunlardır:

Töreniz Batsın (27 ùubat 2004)

Ölmeden önce bebe÷ini sakladı (28 ùubat 2004)

Töre katilleri artık kolay kurtulamayacak (28 ùubat 2004)

Güldünya’nın o÷lu Umut’u polis emzirdi (29 ùubat 2004)

60 araçla karúıladılar (1 Mart 2004)

Hürriyet gazetesinin haber baúlıklarında da “töreniz batsın”, “töre katilleri kolay


kurtulamayacak” ifadelerine yer verilerek olaya iliúkin bir eleútirel duruú var gibi
görünmektedir. “Ölmeden önce bebe÷ini sakladı”, “Güldünya’nın o÷lu Umut’u polis
emzirdi” ve “60 araçla karúıladılar” ifadeleriyle olay duygusallaútırılarak verilmektedir.
Olayın dördüncü gününde ise olay daha da duygusallaútırılmakta “Güldünya’nın o÷lu Umut’u
polis emzirdi” baúlı÷ı kullanılmaktadır. Bu baúlıkta “polis” emzirme edimiyle aktif bir özne
olarak verilmektedir. Bebe÷in annesinin ölümünde polisin ihmali Hürriyet gazetesinin hiç bir
baúlı÷ında kullanılmamaktadır.
69

W.Lance Bennett haber söylemlerinin, dramatize etme, parçalama, normalleútirme


yoluyla olayı, olguyu, söylemi kiúiselleútirdi÷ini savunur. Buna önek olarak da yolsuzluk
haberlerini verir. Örne÷in, resmi yolsuzluklar ve düzenbazlıklar “ender görülen, kiúisel kusur”
söylemiyle verilir. Buna yol açan sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yapı sorgulanmaz.
“Sistem iúledi”, “kötüler cezasını buldu” söylemiyle sorun kapatılır.123 Buna paralel olarak
Hürriyet gazetesinin Güldünya cinayeti ile ilgili olarak kullandı÷ı bu baúlıkta ve devamındaki
haber metninde var olan sosyal yapıyı sorgulamaya yönelik bir duruú söz konusu de÷ildir.
Olay suçu iúleyenlerin cezasını bulaca÷ı söylenerek kapatılmaya çalıúılmıútır.

Hürriyet gazetesinin kullandı÷ı bu baúlık da kullandı÷ı di÷er baúlıklar gibi namus


bahanesi ile iúlenen bu cinayeti dramatize etmeden öteye gidememiútir. “Ölmeden önce
bebe÷ini sakladı” ve “Güldünya’nın o÷lu Umut’u polis emzirdi” kamuoyunun dikkatini
öldürülen genç kadının bebe÷ine çekmeyi amaçlamıútır. Hem kadın katli hem de devletin
ihmali görünmez kılınmıútır.

3.2.1.1.3. Milliyet Gazetesi Haber Baúlıklar

Milliyet gazetesi ise olaya iliúkin úu baúlıkları kullanmıútır:

Gül’ün katili kim? (27 ùubat 2004)

Vurmadan önce de asmayı denemiúler (28 ùubat 2004)

Ümit’i devlet koruyor (29ùubat 2004)

Kurban da çocuk katil de (1 Mart 2004)

Milliyet gazetesinin kullandı÷ı baúlıklarda da Güldünya Tören cinayetini sorgulamaya


yönelik bir tavır varmıú gibi görünmektedir. Ne var ki kurulan ifadeler veya haberin en dikkat
çekici ö÷esi olan baúlıklarda olayın ön plana çıkarılan boyutları açısından de÷erlendirildi÷inde
aslında gazetelerin yeterince eleútirel ol(a)madıkları görülmektedir. ølk günkü baúlıkta örtük
olarak devletin ihmali vurgulanmakla birlikte daha sonra ki günlerin haber baúlıklarında
cinayeti iúleyen erkek kardeúler ve Güldünya’nın bebe÷i ön plana çıkmaktadır.

123
W.Lance Bennett, Politik øllüzyon, Çeviren: Seyfi Say, (østanbul: Nehir Yaınevi, 2000), s.133–134–135.
70

“Ümit’i devlet koruyor” baúlı÷ında ilk olarak dikkat çeken Güldünya Tören’in
bebe÷inin ismidir. Di÷er gazetelerde Umut ismiyle gündeme gelen bebek Milliyet gazetesinde
Ümit ismiyle yer almıútır. Bu da haberde bir özensizlik oldu÷unu göstermektedir. Bunun
dıúında yine gerçek sorun üzerinde durulmamıú aksine kimsesiz kalan küçük bebek üzerinde
olay yine dramatize edilmeye çalıúılmıútır. Bu bebe÷in neden annesiz kaldı÷ı ve bunda nelerin
etkili oldu÷u haberde kapsam dıúı bırakılmıútır.

3.2.1.1.4. Sabah Gazetesi Haber Baúlıklar

Sabah gazetesi ise olaya iliúkin úu baúlıkları kullanmıútır:

ønfaza beú kala (27 ùubat 2004)

A÷la dünya (28 ùubat 2004)

Güldünya’ya devlet töreni (29 ùubat 2004)

Elveda Güldünya (1 Mart 2004)

Sabah gazetesi haber baúlıklarında en fazla sansasyonel ve dramatik ö÷eler kullanan


gazetedir. Namus bahaneli cinayet Sabah gazetesinde “infaz” kavramıyla ifade edilmiútir.
Baúlıklar da olayın niteli÷ine de÷in yani bir namus bahaneli cinayet olması hiç vurgu almayan
bir boyuttur. Dolayısıyla sıradan bir cinayet haberiymiú gibi baúlıklar kurulmuútur.

ølk günkü haberin alt baúlı÷ında “Töre nedeniyle önce sokakta ardından da hastane de
kurúunlanan Güldünya’yı Sabah kamerası infazdan az önce böyle görüntüledi” ifadesi ise
olayı iyice sansasyonel ve dramatik kılmaktadır.

“A÷la dünya” baúlı÷ı ise Güldünya’nın ölümünden hemen sonra yayınlanan haberin
baúlı÷ıdır. Gerçek sorunu unutturan, duygusal yönü a÷ır basan bir ifade kullanılmıútır.
Gazetelerin genellikle üçüncü sayfalarında yer alan sıradan bir cinayet haberinin dramatize
edilmiú úeklidir.

Kullanılan baúlık ve devamındaki haber metni kurban olarak gösterilen Güldünya’nın


neden öldürüldü÷ünün sorgulanmasından çok uzaktır.
71

Güldünya Tören’in cenazesine devlet erkânından kiúilerin de katılaca÷ını dile getiren


“Güldünya’ya devlet töreni” baúlı÷ı ise devletin olayda sorunluluk alması, konuyla
ilgilenmesine vurgu yapmaktadır.

3.2.1.1.5. Zaman Gazetesi Haber Baúlıklar

Zaman gazetesinin olaya iliúkin kullandı÷ı baúlıklar úunlardır:

Vurdukları kız kardeúleri ölmeyince hastanede tekrar ateú ettiler (27 ùubat 2004)

Hastanede iúlenen cinayetle ilgi polise soruúturma açılmayacak (28 ùubat 2004)

Bakan Akúit: Güldünya Tören’in çocu÷una sahip çıkaca÷ız (29 ùubat 2004)

Güldünya’nın cenazesine devlet erkânı da katıldı (1 Mart 2004)

Zaman gazetesinin kullandı÷ı tüm baúlıklarda Güldünya’nın öldürülüúünün sıradan bir


cinayetmiú oldu÷u vurgusu hakimdir. Cinayete dair herhangi bir niteleme kullanılmamıútır.
Baúlıkta ve haberde “töre”, “namus” kavramlarına hiç de÷inilmemiútir.

“Hastanede iúlenen cinayetle ilgi polise soruúturma açılmayacak” baúlı÷ı gerçekte


polise yönelik bir eleútirellik taúımaktadır. Ancak daha sonra ki günlerin haber baúlıklarında
devletle ilgili farklı bir ba÷ kurulmaktadır. Tüm gazeteler içerisinde ilk kez bir resmi kiúiden,
bakandan alıntı yapılmaktadır: “Bakan Akúit: Güldünya Tören’in çocu÷una sahip çıkaca÷ız”
Bakandan yapılan bu do÷rudan alıntı bir taraftan resmi kurumun sesini habere taúırken di÷er
taraftan da resmi kurumların ihmalini görünmez kılarak, sorunluluklarını yerine getirdiklerini
ima etmektedir. Son gün Zaman gazetesinin baúlı÷ı yine devletle iliúkili olarak verilmektedir.
“Güldünya’nın cenazesine devlet erkânı da katıldı”
72

3.2.1.2. Gazetelerin Haber Giriúleri ve Ana Olayların Sunumu

Haber giriúleri, ana olayı özetledi÷i gibi haberin ana fikrini de okuyucuya sunmaktadır.
Bu nedenle haber giriúleri haber anlatısının önemli bir parçasını oluúturmaktadır. Haber
giriúleri aynı zamanda metne giriú görevini de yürütmektedir. Baúka bir deyiúle haber giriúleri
özetleme yapar, ana olayı duyurur, en önemli bilgileri verir, metnin ana temasını yansıtır.124

3.2.1.2.1. Cumhuriyet Gazetesi Haber Giriúi ve Ana Olayın


Sunumu

ølk günkü haber giriúi úöyledir: “ Bir akrabasından çocuk do÷urması nedeniyle
kardeúleri tarafından Küçükçekmece’de öldürülen Güldünya Tören’in 3 ay önce polise
sı÷ındı÷ı ortaya çıktı.” Cumhuriyet gazetesinin haber giriúi “Polise sı÷ınmak kurtarmadı” olan
haber baúlı÷ıyla benzer içeriktedir. Haberin giriúi olayın nedeni hakkında da bilgi
vermektedir. Ancak devletin resmi bir kurumu olan Emniyet Teúkilatı’nın bu olayla ilgili
ihmaline de÷inilmemiútir. Baúlıkta oldu÷u gibi haber giriúinde de polisin sorumlulu÷u
pasifleútirilmektedir.

Cumhuriyet’te daha sonraki gün yayınlanan haberin giriúi ise úöyledir: “ Bitlis’in
Güroymak ilçesine ba÷lı Budaklı köyünde yaúayan ve østanbul’da hastane odasında töre
cinayetine kurban olan Güldünya Tören’in ailesi kızlarının cenazesini kabul etti.” Cumhuriyet
gazetesinin haber giriúi “Ölüsüne sahip çıktılar” olan haberin baúlı÷ıyla benzer içeriktedir.
Kadının kurban olarak temsil edilmesi bu haber giriúinde de görülmektedir. Konu ile ilgili bir
bilgilendirme yapılmamıú duygu sömürüsü odaklı bir anlatımla haberin giriúi yapılmıútır

Güldünya Tören ile ilgili yayınlanan bir di÷er haberin giriúi ise: “østanbul’da töre
cinayetine kurban giden Güldünya Tören’in cenazesi memleketi Bitlis’in Güroymak ilçesine
ba÷lı Budaklı köyünde törenle topra÷a verildi.” úeklindedir. Cumhuriyet gazetesinin haber
giriúi “Güldünya omuzlardaydı” olan haber baúlı÷ını tamamlar niteliktedir “Töre cinayetine
kurban giden Güldünya” ifadesi ise bir önceki haberin giriúinde oldu÷u gibi duygu sömürüsü
içeren ve olayı dramatize eden bir úekildedir.

124
Van Dijk (1988a), a.g.e.s.53
73

Cumhuriyet’in Güldünya ile ilgili son haberini giriúi ise úöyledir. “Türk kadınının,
Cumhuriyet’in kurulmasıyla kazandı÷ı yasal hak ve özgürlüklerden gerekti÷i úekilde
yararlanmadı÷ı, bu hak ve özgürlükleri ço÷u batılı ülke kadınlarından önce elde etmesine
karúın geleneksel yapı, kültür anlayıúı, töre ve din baskısının altında silik kaldı÷ı, ezildi÷i
belirtildi.” Cumhuriyet gazetesinin haber giriúi “Türk kadını töre ve din kıskacında” olan
haber baúlı÷ıyla benzer niteliktedir. Haberin giriú kısmında geleneksel yapı, kültür anlayıúı,
töre ve dinin kadınlar üzerindeki etkisinin gündeme getirilmesi açısından önemlidir.

3.2.1.2.2. Hürriyet Gazetesi Haber Giriúi ve Ana Olayın


Sunumu

ølk günkü haber giriúi úöyledir: “Bitlis’te yasak aúk sonu hamile kalınca østanbul’a
kaçan 22 yaúındaki Gül Dünya Tören kardeúleri tarafından önce yol ortasında, ölmeyince
kaldırıldı÷ı Bakırköy Devlet Hastanesi’nde ilk olaydan 13 saat sonra kurúun ya÷muruna
tutuldu.” Hürriyet gazetesinin haber giriúi “Töreniz batsın” olan haber baúlı÷ıyla benzer bir
içerik taúımaktadır. Giriú cümlesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi olayı olabildi÷ince
özetlenmiú, nedeni de verilmiútir. Hem baúlıkta hem de giriúte eleútirel bir duruú var gibi
görünmektedir ancak çalıúmanın teorik kısmında da belirtildi÷i gibi var olan kültürel yapıya
eklemlenen bir anlatı kurularak “Güldünya’nın yasak bir aúk” yaúadı÷ına da iúaret
edilmektedir. Böylelikle ilk yasayı çi÷neyen kadın olarak gösterilmektedir.

Hürriyet gazetesinde Güldünya ile ilgili yayınlanan ikinci günkü haberin giriúi ise
úöyledir: “Küçükçekmece’de töreye karúı geldi÷i gerekçesiyle a÷abeyleri ørfan ve Ferit Tören
tarafından önce sokakta, sonra da tedavi gördü÷ü hastanede kurúunlanan Güldünya Tören’in
ölmeden önce, 3 aylık bebe÷ini yerini yanlarına sı÷ındı÷ı kiúilerden bile gizledi÷i bir aileye
vererek sakladı÷ı ortaya çıktı.” Gazetenin haber giriúi “Ölmeden önce bebe÷ini sakladı” olan
haber baúlı÷ıyla benzer içerik taúımaktadır. Giriú cümlesinde Güldünya’nın “töreye karúı
geldi÷i gerekçesi” ile öldürülmesi ifadesi kullanılarak genç kadının toplumun kurallarına itaat
etmedi÷ine dikkat çekilmektedir. Böylelikle toplumun genelinin kabul etti÷i düúünülen
kurallara, adetlere uymayanın genç kadının oldu÷u ve bu durumunda cezayı gerektirdi÷i
haberde ifade edilmektedir. Dolayısıyla iúlenen bu cinayet meúru bir zemine oturtulmaya
çalıúılmıútır.
74

Güldünya ile ilgili yayınlanan bir di÷er haberin giriúi ise úöyledir: “ Töre cinayetinin
son kurbanı Güldünya Tören’in katillerinin yaralanaca÷ı ceza indirimi, yeni Türk Ceza
Kanunu’nda (TCK) kaldırılıyor.” Hürriyet gazetesinin haber giriúi “ Töre katilleri artık kolay
kurtulamayacak” olan haber baúlı÷ıyla içerik olarak benzerdir. Giriú cümlesinde yer alan “töre
cinayetinin son kurbanı Güldünya Tören” úeklinde bir anlatının kurulması çalıúmanın teorik
kısmında da belirtildi÷i üzere kadınların yazılı basında da temsili açısından de÷erlendirilebilir.
Bu temsil içerisinde kullanılan dil oldukça önemlidir. Çünkü var olan ataerkil sistemde bu dil
içinde yeniden üretilir. Kadınların medyada güçsüz, pasif, kurban vb… olarak yer alması ço÷u
zamanda özne olmaktan çok nesne olarak gösterilmesi toplumdaki ikincil statüsünü meúru
kılmakta ve bu durumun devamlılı÷ını sa÷lamaktadır. Hürriyet gazetesi de buna paralel bir dil
kullanmıú ve bu haber giriúinde Güldünya Tören’i bir kurban gibi göstermiútir.

Hürriyet gazetesinin konu ile ilgili dördüncü haberinin giriúi úu úekildedir: “ Teyze
kızının kocasıyla yaúadı÷ı yasak iliúki sonucu hamile kaldı÷ı için öldürülen Güldünya
Tören’in bıraktı÷ı aileden savcının emriyle alınan 3 aylık o÷lu Umut’u bir gün boyunca yeni
anne bir polis memuru emzirdi.” Hürriyet gazetesinin haber giriúi “ Güldünya’nın o÷lu
Umut’u polis emzirdi” olan haber baúlı÷ıyla benzer bir içerik taúımaktadır. Ancak haber
giriúinde “Güldünya’nın yasak bir iliúki” yaúadı÷ına da dikkat çekilmeye çalıúılmıútır.
Toplumun kabul etti÷i de÷erleri ve normları ilk çi÷neyenin kadın olarak gösterilmesi durumu
söz konusudur. Aynı zamanda di÷er haberlerde pasif bir konumda sunulan polis bu haberin
giriú cümlesinde aktifleútirilmiú ve özne konumunda yer almıúken Güldünya nesne konumuna
getirilerek pasifleútirilmiútir.

Hürriyet gazetesinin konu ile ilgili son haberinin giriúi ise úöyledir: “Güldünya
Tören’in töre cinayetine kurban gitmesi, Türkiye’yi aya÷a kaldırırken ailesi, beklenenin
aksine cenazeye sahip çıkma kararı aldı”. Hürriyet gazetesinin haber giriúi “60 araçla
karúıladılar” olan haber baúlı÷ını tamamlar niteliktedir. Haber giriúinde di÷er gazete haberinde
de oldu÷u üzere kadının kurban olarak temsili söz konusudur. Ayrıca haber giriúinde
kullanılan “beklenenin aksine” ifadesinin kullanılması sanki normal olmayan bir úeyin
yapıldı÷ı imasını taúımaktadır. Ailenin kızlarının cenazesine sahip çıkması ola÷an olmayan bir
durummuú gibi gösterilmeye çalıúılmıútır.
75

3.2.1.2.3. Milliyet Gazetesi Haber Giriúi ve Ana Olayın


Sunumu

ølk günkü haber giriúi úöyledir: “ Bitlis’te bir akrabasından hamile kalan 22 yaúındaki
Güldünya, østanbul’a kaçıp polise sı÷ındı.” Haberin giriúinde olayın nedeni özet bir úekilde
verilmiútir.

økinci günkü haber giriúi úöyledir: “Kuzeninin kocasından hamile kaldı÷ı gerekçesiyle
kardeúleri tarafından vurulan ve beyin ölümü gerçekleúen Güldünya Tören’in hayati deste÷i
dün kesildi.” Giriú cümlesinde Güldünya Tören’in öldürülmesinin nedeni verilmiútir.

Güldünya ile ilgili bir di÷er haber giriúi úöyledir: “Töre cinayetine kurban giden
Güldünya Tören’in üç aylık bebe÷i Ümit bulundu.” Milliyet gazetesinin haber giriúi “Ümit’i
devlet koruyor” olan haber baúlı÷ıyla benzer içerik taúımaktadır. Giriú cümlesinde kullanılan
“töre cinayetine kurban giden Güldünya Tören” ifadesinde Güldünya’nın kurban olarak
sunulması ve kadının çaresizli÷i üzerinden anlamın oluúturulması toplumda var olan egemen
söylemin (ataerkil söylemin) yeniden haber metni içinde kuruldu÷unun bir göstergesidir.

Milliyet gazetesinin Güldünya ile ilgili son haberinin giriúi ise úöyledir: “østanbul
Valili÷i ønsan Hakları Masası Sorumlusu Avukat Vildan Yirmibeúo÷lu’nun dava dosyalarına
bakarak yaptı÷ı incelemeye göre, namus cinayeti nedeniyle öldürülenlerle cinayeti
iúleyenlerin yarısına yakını 17 yaúın altında.” Milliyet gazetesinin haber giriúi “Kurban da
çocuk katil de” olan haber baúlı÷ıyla benzer niteliktedir.

3.2.1.2.4. Sabah Gazetesi Haber Giriúi ve Ana Olayın


Sunumu

ølk günkü haber giriúi úöyledir: “ Bitlisli Güldünya Tören, eúine az rastlanır bir töre
cinayetinin kurbanı oldu.” Giriú cümlesinde kullanılan “töre cinayetinin kurbanı oldu” ifadesi
kadını zavallı, çaresiz olarak sunmaktadır. Haberde egemen olan söylem (ataerkil söylem)
kadının çaresizli÷i üzerinden yine ve yeniden kurulmaktadır.

økinci günkü haber giriúi ise úöyledir: “ Tecavüze u÷rayıp hamile kaldı÷ı gerekçesiyle
aile kararıyla kurúunlanan ve beyin ölümü gerçekleúen Güldünya Tören’in ailesi ‘Fiúi çekin’
76

dedi.” Giriú cümlesinde kullanılan “aile kararıyla kurúunlanan” ifadesi oldukça dikkat
çekicidir. Çalıúmanın teorik kısmında da de÷inildi÷i üzere aile kurumu kültürel açıdan büyük
önem taúıyan bir kurumdur. Çünkü aile bireylerince alınan kararların geçerlili÷i yüksektir.
Ailenin belirledi÷i kuralların dıúına çıkılması ise a÷ır yaptırımları da beraberinde
getirebilmektedir.

Üçüncü günkü haber giriúi úöyledir: “ Töre cinayetine kurban giden Güldünya
Tören’in dramını konferans için gitti÷i ABD’de ö÷renen Diyanet øúleri Baúkanı Bardako÷lu,
yardımcısına telefon etti, ‘Cenazeye yetiúip namazı ben kıldıraca÷ım’ dedi.” Sabah
gazetesinin haber giriúi “Güldünya’ya devlet töreni” olan haber baúlı÷ıyla benzer içeriktedir.
Devletin resmi kurumundan birinin cenazeye katılacak olması ve bu kiúinin Diyanet øúleri’nin
Baúkanı olmasının vurgulanması açısından önemlidir. Ancak haber giriúinde kullanılan “töre
cinayetine kurban giden Güldünya Tören’in dramı” ifadesi olayı oldukça dramatize eder bir
niteliktedir. Bilgi vermekten öte duygu sömürüsü odaklıdır.

Sabah gazetesinde Güldünya ile ilgili yayınlanan son haberin giriúi ise úöyledir: “
U÷radı÷ı tecavüz sonucu hamile kalan ve dünyaya bir çocuk getirdikten sonra da kardeúleri
tarafından öldürülen Güldünya Tören’in cenazesi, memleketi olan Bitlis’in Güroymak ilçesine
ba÷lı Budaklı köyünde çevre il ve ilçelerden gelen, 5 bin kiúinin katıldı÷ı törenle topra÷a
verildi.” Sabah gazetesinin haber giriúi “Elveda Güldünya” olan haber baúlı÷ıyla benzer
niteliktedir. Haberin giriúinde Güldünya Tören’in öldürülmesi olayı olabildi÷ince özetlenmiú,
nedeni de verilmiútir.

3.2.1.2.5. Zaman Gazetesi Haber Giriúi ve Ana Olayın


Sunumu

ølk günkü haber giriúi úöyledir: “ østanbul Küçükçekmece’de, akrabası ile yasak iliúki
kurdu÷u iddia edilen genç bir kadın, kardeúleri tarafından sokak ortasında kurúunlandı.”
Zaman gazetesinin haber giriúi “Vurdukları kız kardeúleri ölmeyince hastane de tekrar ateú
ettiler” olan haber baúlı÷ıyla benzer bir içerik taúımaktadır. Giriú cümlesinde Güldünya
Tören’in öldürülmesi olayı olabildi÷ince özetlenmiú, nedeni de verilmiútir. Çalıúmanın teorik
kısmında da belirtildi÷i gibi var olan kültürel yapıya eklemlenen bir anlatı kurularak
77

“Güldünya’nın yasak bir iliúki” yaúadı÷ına da iúaret edilmektedir. Böylelikle ilk yasayı
çi÷neyen kadın olarak gösterilmektedir.

økinci günkü haber giriúi ise úöyledir: “ østanbul Kanarya’da bir kadının, kız kardeúinin
eúinden hamile kaldı÷ı gerekçesiyle kardeúleri tarafından hastanede öldürülmesi, güvenlik
konusunu tartıúmaya açtı.” Zaman gazetesinin haber giriúi “Hastanede iúlenen cinayetle ilgili
polise soruúturma açılmayacak” olan haber baúlı÷ıyla benzer bir içerik taúımaktadır.

Zaman gazetesinde konu ile ilgili üçüncü gün yayınlanan haberin giriúi ise úöyledir:
“Devlet Bakanı Güldal Akúit, østanbul’da yakınları tarafından öldürülen Güldünya Tören’in
çocu÷una sahip çıkacaklarını söyledi.”

Zaman gazetesinin konu ile ilgili son haberini giriúi ise úöyledir: “Bitlis’in Budaklı
köyünde u÷radı÷ı tecavüz sonrası kaçtı÷ı østanbul’da kardeúleri tarafından öldürülen
Güldünya Tören’in cenazesi dün topra÷a verildi.” Haberin giriúi olayın nedenini özetler
niteliktedir. Zaman gazetesini bu haber giriúinde dikkat çeken önemli bir nokta görülmektedir.
Zaman gazetesi Güldünya ile ilgili yayınladı÷ı ilk haberinde olayın nedeni olarak “yasak
iliúki”yi gösterirken, yayınladı÷ı bu son haberde Güldünya’nın öldürülme nedeni olarak
u÷radı÷ı tecavüzü göstermiútir. Bunda resmi kurumların ve o dönemki iktidarın konuyla
yakından ilgilenmesinin etkisi oldu÷u söylenebilir.

3.2.1.3. Gazetelerin Neden Sonuç Ba÷lantısı

Sonuçlar haber söylemlerinin bir baúka rutin kategorilerdir. Toplumsal ve politik


olayların haber de÷eri taúıyıp-taúımaması önemli oranda sonuçları tarafından belirlenir.
Gerçek veya olası sonuçları tartıúmada haber söylemleri olayla nedensel ba÷lar kurabilir.
Bazen sonuçlar olayın kendisinden daha önemli olabilir.125 Tıpkı “namus” bahaneli olarak
kadınların öldürülmesi olayında oldu÷u gibi. Haber söylemleri salt sonuca iúaret etti÷inde
olayın nedeni ve nedenin çözümü için gerekli siyasi kararlar görünmez kılınabilir.

125
van Dijk, a.g.e.,s.54
78

3.2.1.3.1. Cumhuriyet Gazetesi Haberlerinin Neden Sonuç


Ba÷lantısı

Güldünya Tören ile ilgili, 28 ùubat 2004 tarihinde yayınlanan ilk haberde cinayetin
nedeni olarak bir akrabasından çocuk do÷urması gösterilmiútir. Evlilik dıúı çocuk dünyaya
getirdi÷i için ailesi tarafından istenmemiú ve úehir dıúına yollanmıútır. Daha sonra ise
kardeúleri tarafından bulunup hastanede öldürülmüútür.

Cumhuriyet gazetesinin 29 ùubat 2004 tarihli haberinde ise tecavüz sonucu hamile
kalıp daha sonra öldürülmemek için østanbul’a yerleúti÷ine de÷inilmiútir.

Cumhuriyet gazetesinin 1 Mart 2004 tarihinde yayınlanan haberinde ise Güldünya


Tören’in cenazesinden söz edilmiútir. Kimlerin katıldı÷ına, nasıl topra÷a verildi÷ine
de÷inilmiútir.

Cumhuriyet gazetesinin 1 Mart 2004 tarihinde yayınlanan bir di÷er haberinde ise di÷er
yayınladı÷ı haberlerden farklı bir durum söz konusudur. Kadınların toplum içindeki
konumlarına yer veren bu haberde, kadın haklarına de÷inilmiú ve günümüzde kadınların
neden ikincil konumda yer aldıklarına açıklık getirmeye çalıúmıútır.

Cumhuriyet gazetesi neden-sonuç iliúkisine de÷il ana olaya iliúkin bilgilere ve


sonuçlarına yer vermiútir. Özellikle sonuç kısmının öne çıkarılması gerçek nedeni görünmez
kılmıútır. Dolayısıyla toplumsal ve politik çözümler üretilmesini engellemektedir.
79

3.2.1.3.2. Hürriyet Gazetesi Haberlerinin Neden Sonuç


Ba÷lantısı

Güldünya Tören ile ilgili 27 ùubat 2004 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınlanan ilk
haberde Güldünya’nın öldürülme nedeni olarak yaúadı÷ı yasak aúk sonucu hamile kalması
gösterilmiútir. Sonuç olarak da cinayetin töre gere÷i iúlendi÷i belirtilmiútir.

28 ùubat 2004 tarihli haberde ise Güldünya Tören’in ölmeden önce bebe÷ini neden
sakladı÷ı ve kime emanet etti÷i üzerinde durulmuútur.

28 ùubat 2004 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınlanan bir di÷er haberde ise
Güldünya Tören’in öldürülmesine ba÷lı olarak yeni T.C.K.’deki tahrik indirimi ile ilgili
kanundaki de÷iúikli÷e yer verilmiútir.

29 ùubat 2004 tarihinde yayınlanan haberin neden ve sonuç ba÷lamına göz atıldı÷ında
Güldünya’nın öldürülmesi sonucu bebe÷inin kimsesiz kaldı÷ı ve bunun sonucunda da devletin
bu bebe÷i koruma altına aldı÷ından söz edilmiútir.

1 Mart 2004 tarihinde yayınlanan bu haberde ise Güldünya’nın bir zamanlar


kovuldu÷u köyünde nasıl karúılandı÷ına ve nasıl topra÷a verildi÷ine yer verilmiútir.

Hürriyet gazetesi yayınladı÷ı haberlerinde genellikle ana olaya de÷inmiú ve olayın


genel sonuçları üzerinde durmuútur. Ancak Hürriyet gazetesi Güldünya ile ilgili yayınladı÷ı
ilk haberinde neden-sonuç ba÷lantısını kurmuú ve Güldünya’nın öldürülme nedeni olarak
yaúadı÷ı “yasak aúk”a ve sonuç olarak da öldürülmesine de÷inmiútir. Hürriyet gazetesinin
neden-sonuç ba÷lamında kullandı÷ı bu söylem yasayı ilk çi÷neyenin kadın oldu÷una dikkat
çekmektedir. Egemen olan kültürel yapıya (ataerkil yapı) eklemlenen bir söylem
kullanılmıútır.
80

3.2.1.3.3. Milliyet Gazetesi Haberlerinin Neden Sonuç


Ba÷lantısı

Güldünya Tören ile ilgili 27 ùubat 2004 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan ilk
haberde neden-sonuç ba÷lamında Güldünya’nın neden öldürüldü÷üne de÷inilmiútir. Haberde
genel olarak olay anına iliúkin bilgilere yer verilmiútir.

28 ùubat 2004 tarihinde yayınlanan bir di÷er haberde ise Güldünya Tören’in
öldürülme úekli üzerinde durulmuútur.

29 ùubat 2004 tarihinde yayınlanan haber de ise Güldünya Tören’in dünyaya getirdi÷i
bebe÷e de÷inilmiútir. Güldünya’nın öldürüldü÷ü ve sonuç olarak da bebe÷inin kimsesiz
kaldı÷ı neden-sonuç ba÷lamında haberde yer almıútır.

1 Mart 2004 tarihinde Milliyet gazetesinde yer alan bir di÷er haberde ise Avukat
Vildan Yirmibeúo÷lu’nun namus bahanesi ile iúlenen cinayetlere dair araútırmasına yer
verilmiú ve bu tür cinayetlerin görünen nedenlerine de÷inilmiútir.

Milliyet gazetesi Güldünya Tören ile ilgili haberlerinde ana olaya iliúkin bilgilere ve
olayın genel sonuçlarına de÷inmiútir.

3.2.1.3.4. Sabah Gazetesi Haberlerinin Neden Sonuç


Ba÷lantısı

27 ùubat 2004 tarihinde Sabah gazetesinde Güldünya Tören cinayeti ile ilgili
yayınlanan ilk haberde Güldünya’nın tecavüze u÷rayıp hamile kalması ve sonucunda da
kardeúleri tarafından öldürülmesi neden sonuç ba÷lamında verilmiútir.
81

Güldünya T ören ile ilgili olarak 28 ùubat 2004tarihinde yayınlanan bir di÷er haberde
ise Güldünya’nın nasıl öldürüldü÷ü ve ölümünden sonra ailesinin tutumu de÷erlendirilmiútir.

29 ùubat 2004 tarihinde yayınlanan konu ile ilgili baúka bir haberde ise Güldünya
Tören’in cenazesinin nasıl yapılaca÷ı, Diyanet øúleri’nin bu konudaki tavrına de÷inilmiútir.

1 Mart 2004 tarihinde yayınlana haberde nedeni Güldünya’nın tecavüze u÷radı÷ı için
öldürülmesi sonucu ise bir zamanlar kovuldu÷u köyünde büyük bir kalabalı÷ın katılmasıyla
gerçekleúen cenazesine de÷inilmiútir.

Sabah gazetesi olayı dramatize edecek ifadelerle ana olay ve sonuçları üzerinde
durmuútur.

3.2.1.3.5. Zaman Gazetesi Haberlerinin Neden Sonuç


Ba÷lantısı

27 ùubat 2004 tahinde Zaman gazetesinde yayınlanan haberde neden-sonuç


ba÷lamında Güldünya’nın öldürülmesi yaúadı÷ı yasak iliúkiye ba÷lanmıú sonuç olarak da
öldürülmüútür.

28 ùubat 2004 tarihinde yayınlanan, Güldünya Tören’in hastane de öldürülmesi ile


ilgili haber de ise polislerin bir ihmali olup olmadı÷ı üzerinde durulmuútur.

29 ùubat 2004 tarihli haberde ise Devlet Bakanı Güldal Akúit’in Güldünya Tören’in
kimsesiz kalan bebe÷i ile ilgili olarak yaptı÷ı açıklama yer almıútır.

1 Mart 2004 tarihli haberde ise Güldünya’nın cenazesine kimlerin katıldı÷ı konu
edilmiútir.
82

Zaman gazetesi Güldünya Töre ile ilgili haberlerinde di÷er gazetelerin yaptı÷ı gibi ana
olay üzerinde durmuú ve sonuçlara de÷inmiútir.

3.2.1.4. Gazetelerin Arka Plan Bilgisi

Haberlerin arka plan bilgisi gerçek olayların ve bunların ba÷lamının tarihini içerebilir.
Haberde arka plan bilgisi gerçek olayın hemen ardından verilir.126

3.2.1.4.1. Cumhuriyet Gazetesi Haberlerinin Arka Plan


Bilgisi

Cumhuriyet gazetesi Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili olarak yayınladı÷ı 4


haberde de olayın nerde, nasıl, kimler tarafından gerçekleútirildi÷ine de÷inmiútir. Bu cinayetin
iúlenme nedenine de haberlerinde yer vermiútir. Yetkili kiúilerin konu ile ilgili açıklamalarına
da yer veren Cumhuriyet gazetesi namus bahanesi ile iúlenen bu cinayetin toplumsal, kültürel
nedenlerine ise haberlerinde yeterince de÷inmemiútir. Bu anlamda arka plan bilgisi
yetersizdir.

3.2.1.4.2.Hürriyet Gazetesi Haberlerinin Arka Plan Bilgisi

Hürriyet gazetesi Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili olarak yayınladı÷ı 5


haberde olayın neden, nerede, nasıl, kimler tarafından gerçekleútirildi÷ine de÷inmekle beraber
olayın toplumsal boyutlarının irdelenmesi açısından yetersiz bir arka plan bilgisi verilmiútir.

126
Van Dijk, a.g.e.s.53.
83

3.2.1.4.3. Milliyet Gazetesi Haberlerinin Arka Plan Bilgisi

Milliyet gazetesi Güldünya Tören ile ilgili yayınladı÷ı haberlerde olayın nedeni,
nerede, nasıl, kimler tarafından gerçekleútirdi÷ine denmiútir. Di÷er gazetelerin haberlerinden
farklı olarak arka plan bilgisinde iúlenen cinayetin arkasında Güldünya’nın ailesine, ihmali
oldu÷u düúünülen polislere ve “töre cinayet”lerinde tahrik indirim uygulayan T.C.K.’na da
yer vermiútir. Ancak cinayetin toplumsal boyutu yine göz ardı edilmiútir. Bu anlamda arka
plan bilgisi kısmi ve yetersizdir.

3.2.1.4.4. Sabah Gazetesi Haberlerinin Arka Plan Bilgisi

Sabah gazetesi Güldünya Tören ile ilgili haberlerinde Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet
gazetelerinde oldu÷u gibi olayın nedeni, nerede, nasıl, kimler tarafından gerçekleútirildi÷ine
de÷inmiútir. Konu ile ilgili olarak yetkililerin de görüúlerine de÷inmiútir. Fakat di÷er
gazetelerde oldu÷u gibi genç kadının öldürülmesinin altında yatan toplumsal baskı, bölgenin
feodal yapısına dair bilgiler verilmemiútir. Bu nedenle arka plan bilgisi yetersizdir.

3.2.1.4.5. Zaman Gazetesi Haberlerinin Arka Plan Bilgisi

Zaman gazetesi Güldünya Tören cinayetini sıradan bir cinayet gibi yansıtmıútır.
Olayın nedeni, nerede, nasıl, kimler tarafından gerçekleútirildi÷ine de÷inmekle beraber
yetkililerin Güldünya’nın bebe÷inin gelece÷i ile ilgili yaptı÷ı açıklamalara da yer vermiútir.
Zaman gazetesi olayı sıradan bir cinayet haberi olarak yansıttı÷ı için törelere hiç
de÷inmemiútir. Dolayısıyla arka plan bilgisi di÷er gazetelere nazaran çok daha yetersizdir.
84

3.2.2. Haberin Mikro Yapıları

Haberin mikro yapıları içerisinde haberlerin aktörleri, yapılan alıntılar ve sözcük


seçimleri incelenmiútir.

3.2.2.1. Haberlerin Aktörleri

Haber metni içerisinde yer alan kiúi ve kurumlar haberin aktörleridir. Van Dijk olay ve
konulara ba÷lı olarak aktörlerin niteliklerinin de÷iúiklik gösterdi÷ini; elit kiúilerin habere
eriúiminin daha ayrıcalıklı olduklarını belirtmektedir.127 Konumuz özelinde kültürel
çalıúmalara da yaslanarak haber üretimindeki bu yönelimi daha da açarak ifade edersek,
toplumsal/kültürel yapıdaki daha güçlü konumdaki kiúilerin, kurum ve kuruluúların, toplumsal
cinsiyetlerin haber söylemlerine eriúimleri daha ayrıcalıklıdır.

3.2.2.1.1. Cumhuriyet Gazetesi Haberlerinin Aktörleri

Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan haberlerin aktörleri: Güldünya Tören,


Güldünya’nın kardeúleri ørfan ve Ferit Tören, Güldünya’nın babası ùerif Tören, Güldünya’nın
annesi Altun Tören, Güldünya’nın tecavüz sonucu dünyaya getirdi÷i bebe÷i Umut, Güldünya
Töen’e tecavüz eden Servet Taú, olayda ihmali oldu÷u düúünülen polisler, øl Sa÷lık
Müdürlü÷ü, Güldünya’yı belli bir süre koruyan imam Alaattin Ceylan, østanbul Tabip Odası
Baúkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy, østanbul Üniversitesi Kadın Sorunlarını Araútırma Vakfı
Baúkanı Pof. Dr. Necla Arat, Devlet Bakanı Güldal Akúit, Güldünya Tören’in ve ailesinin
mensubu oldu÷u ùego Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi
Abdullaziz Sabaz, Güroymak Kaymakamı Okan Leblebiciler, Belediye Baúkanı Burhan
Yavuz, øl Müftüsü Halil Arık, ølçe Müftüsü Mehmet Uzun, Kadın øçin Destek Oluúturma
Grubu.

Cumhuriyet gazetesi yukarıda isimleri sayılan kiúilere yer vermekle beraber bazı
kiúilerin görüúlerine de haberlerinde yer verdi÷i görülmektedir. Bu kiúiler arasında alanında

127
Teun Van Dijk, News Analysis Case Studies of the International and National News in the Press,
(London: Lawrence Erlbaum Associates, 19888), s.55
85

uzman isimlerde bulunmaktadır. Haberlerin aktörleri olayın tarafları olmakla beraber belli
yetkililerinde haberler de yer aldı÷ı dikkat çekmektedir. Bu yetkililer, olayda ihmali oldu÷u
düúünülen polisler, øl Sa÷lık Müdürlü÷ü, østanbul Tabip Odası Baúkanı Prof. Dr. Gencay
Gürsoy, Devlet Bakanı Güldal Akúit, Güroymak Kaymakamı Okan Leblebiciler, Belediye
Baúkanı Burhan Yavuz, øl Müftüsü Halil Arık, ølçe Müftüsü Mehmet Uzun. Cumhuriyet
gazetesinde Güldünya Tören ile ilgili haberlerin hepsinde erkek aktörlere çok daha fazla yer
verilmiútir. Gerek zanlı gerekse aile yakınları ve resmi kurumlarda görevli olan kiúiler
erkektir. Dolayısıyla Cumhuriyet gazetesi erkek egemen söylemin hakim oldu÷u haberlere yer
vermiútir.

3.2.2.1.2. Hürriyet Gazetesi Haberlerinin Aktörleri

Hürriyet gazetesinde yer alan haberlerin aktörleri: Güldünya Tören, Güldünya’nın


kardeúleri ørfan ve Ferit Tören, Güldünya’nın babası ùerif Tören, Güldünya’nın tecavüz
sonucu dünyaya getirdi÷i bebe÷i Umut, Güldünya Töen’e tecavüz eden Servet Taú, Güldünya
Tören’in amcası Mehmet Tören, Güldünya’yı belli bir süre koruyan imam Alaattin Ceylan,
Alaattin Ceylan’ın kızı Keramet Ceylan, Güldünya’nın halası Fecmiye Hanım, Tören ailesinin
yakını ùerif Çelik, Güldünya’nın annesi Altun Tören, Küçükçekmece ølçe Emniyet
Müdürlü÷ü Çocuk Bürosu Amirli÷i, Polisler Özlem Çakar ve Esma Talay, øl Sosyal
Hizmetler Müdürü Kahraman Ero÷lu, Güldünya Tören’in ve ailesinin mensubu oldu÷u ùego
Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi Abdullaziz Sabaz, ølçe
Müftüsü Mehmet Uzun, ùiddete Karúı Kadın Platformu Üyeleri, østanbul Emniyet Müdürü
Celalettin Cerrah.

Hürriyet gazetesinin Güldünya Tören cinayetiyle ilgili olarak yayınladı÷ı haberlerin


aktörleri Cumhuriyet gazetesinde oldu÷u gibi erkek a÷ırlıklıdır.
86

3.2.2.1.3. Milliyet Gazetesi Haberlerinin Aktörleri

Milliyet gazetesinde yer alan haberlerin aktörleri: Güldünya Tören, Güldünya Tören,
Güldünya’nın kardeúleri ørfan ve Ferit Tören, Güldünya’nın babası ùerif Tören, Güldünya’nın
tecavüz sonucu dünyaya getirdi÷i bebe÷i Umut, Güldünya Töen’e tecavüz eden Servet Taú,
Güldünya Tören’in amcası Mehmet Tören, Güldünya’yı belli bir süre koruyan imam Alaattin
Ceylan, Alaattin Ceylan’ın kızı ve o÷lu Keramet ve Ahmet Ceylan, Devlet Bakanı Güldal
Akúit, Tören ailesinin yakını ùerif Çelik, øl Sosyal Hizmetler Müdürü Kahraman Ero÷lu,
Avukat Vildan Yirmibeúo÷lu.

Milliyet gazetesinin Güldünya Tören cinayeti ile ilgili olarak yer verdi÷i isimler aile
üyeleri ve yakınlardan oluúmaktadır. Resmi kurum ve kuruluúlarda görevli kiúilerinde
aralarında bulundu haberlerin aktörleri Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinde oldu÷u gibi
erkektir.

3.2.2.1.4. Sabah Gazetesi Haberlerinin Aktörleri

Sabah gazetesinde yer alan haberlerin aktörleri: Güldünya Tören, Güldünya Tören,
Güldünya’nın kardeúleri ørfan ve Ferit Tören, Güldünya’nın babası ùerif Tören, Güldünya’nın
annesi Altun Tören, Güldünya’nın tecavüz sonucu dünyaya getirdi÷i bebe÷i Umut, Güldünya
Töen’e tecavüz eden Servet Taú, Güldünya Tören’in amcası Mehmet Tören, Güldünya’yı belli
bir süre koruyan imam Alaattin Ceylan, Güldünya vurulurken odada olan üç hasta, Devlet
Bakanı Güldal Akúit, Diyanet øúleri Baúkanı Ali Bardako÷lu, Diyanet øúleri Baúkan Vekili
Mehmet Görmez, Güroymak Kaymakamı Okan Leblebiciler, Belediye Baúkanı Burhan
Yavuz, øl Müftüsü Halil Arık, ølçe Müftüsü Mehmet Uzun, ùego Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in
Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi Abdullaziz Sabaz, Güldünya Tören’in cenazesine
katılan 5 bin kiúi.

Sabah gazetesinin Güldünya Tören cinayeti ile ilgili olarak yer verdi÷i isimler aile
üyelerinin yanı sıra belli kurumların yetkilileridir. Ancak konu ile ilgili uzman kiúiler Sabah
87

gazetesinin haberlerinde yer almamıútır. Ayrıca Sabah gazetesinin konu ile ilgili haberlerinde
yer alan aktörlerde di÷er gazetelerde oldu÷u gibi erkek a÷ırlı÷ı söz konusudur.

3.2.2.1.5. Zaman Gazetesi Haberlerinin Aktörleri

Zaman gazetesinde yer alan haberlerin aktörleri: Güldünya Tören, Güldünya Tören,
Güldünya’nın kardeúleri ørfan ve Ferit Tören, Güldünya’nın tecavüz sonucu dünyaya getirdi÷i
bebe÷i Umut, Güldünya’yı belli bir süre koruyan imam Alaattin Ceylan, Alaattin Ceylan’ın
kızı Keramet Ceylan, Güldünya Tören’in amcası Mehmet Tören, Devlet Bakanı Güldal Akúit,
Güroymak Kaymakamı Okan Leblebiciler, Belediye Baúkanı Burhan Yavuz, øl Müftüsü Halil
Arık, ùego Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi Abdullaziz
Sabaz.

Zaman gazetesinin Güldünya Tören cinayeti ile ilgili olarak yer verdi÷i isimler aile
üyelerinin yanı sıra belli kurumların yetkilileridir. Ancak konu ile ilgili uzman kiúiler Zaman
gazetesinin haberlerinde yer almamıútır. Haber aktörleri arasında erke egemenli÷i söz
konusudur.

3.2.2.2. Haberde Kullanılan Alıntılar

Gazeteciler haber yaptıkları olayların tümüne tanılık edemezler; özellikle tanık


olamadıkları olaylar da konu veya olayla ilgili kaynaklara baúvurarak haber söylemini inúa
ederler. Kaynaklardan, görgü tanıklarından veya taraflardan yapılan alıntılar retoriksel olarak
habere inandırıcılık katar. Alıntılar bir ikna unsuru olarak kullanılır.128 Tıpkı haber
aktörlerinde oldu÷u gibi alıntılarda da bir hiyerarúi sözkonudur; elit veya daha güçlü
olanlardan daha fazla alıntı yapılır. Alıntılar tırnak iúaretleri içerisinde do÷rudan yapılabildi÷i
gibi tırnak iúaretleri kullanılmaksızın dolaylı olarak da yapılabilir.

128
Van Dijk (1988a), a.g.e., s.87.
88

3.2.2.2.1.Cumhuriyet Gazetesi Haberlerinde Kullanılan


Alıntılar

Cumhuriyet gazetesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili olarak yayınlanan


haberler de kullanılan alıntılar:

øl Sa÷lık Müdürlü÷ü: “ øhmalkarlık olup olmadı÷ının araútırılması...”

Güldünya Tören’in babası ùerif Tören: “ Kızımızı köyümüzde bir süre imamlık yapan
Alaattin Ceylan’a verin.”

østanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araútırma Merkezi Baúkanı Prof. Dr. Necla
Arat: “ Töre denmesi bile çok saçma. O bölgelerin erkeklerini e÷itmek gerekiyor.”

Devlet Bakanı Güldal Akúit: “ Devlet olarak bu konuda bir mahkeme kararı çıkartarak
çocu÷u koruma altına alaca÷ız. Ölen kadının yakınları bizim bu giriúimimize karúı çıkarsa
yapacak bir úey yok. Ama çocu÷un ortada kaldı÷ı anlaúılırsa mahkeme kararına gerek
kalmadan çocu÷a sahip çıkaca÷ız.”

ùego Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi Abdullaziz
Sabaz: “ Böyle bir aile meclisi kararı olmuú olsaydı cenazeyi de istemezlerdi. Cenazeyi
isteyerek olayın aúiretçilikle ilgili olmadı÷ını kanıtlamak istiyoruz.”

ùego Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi Abdullaziz
Sabaz: “ Biz aúiret büyükleri olarak o niyetteydik. ùego aúireti olarak, olumsuz bir olayın
meydana gelmemesi için Servet Taú’ın, Güldünya Tören’i ikinci eú olarak alması kararını
vermiútik. Aúiret büyükleri olumsuz bir olayın meydana gelmemesi için tek çözüm yolu
olarak, kızı bu suçu iúleyen kiúiye verelim dava kapansın, diye düúünmüútü. Bu konuda 1.5 ay
önce büyük bir toplantı yapıldı. 100 kiúinin katıldı÷ı toplantıda –Servet Taú denen kiúi bu kızı
alacak ve bu köyü terk edecek- kararı, çıkmıútı.”
89

ùego Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi Abdullaziz
Sabaz: “ E÷er aile meclisinin böyle bir kararı olsaydı aile cenazeyi yanına almayacaktı. Bu
haberler bizim dıúımızda geliúiyor. Bunu düzeltmek istiyoruz. Böyle bir aile meclisi kararı
olmuú olsaydı cenazeyi de istemezlerdi. Bu münferit bir olaydır. Biz bu olayın úokundayız.”

ùego Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi Abdullaziz
Sabaz: “ Güldünya’nın babası bana, ( Ben evladımın ölmesini ve bu olayın yaúanmasını
istemiyordum. Yapılan úey cehalet ve çocukluktu. Böyle sonuçlanması gerekmiyordu. ),
diyor. Biz de aynı kanıdaydık.”

ùego Aúiret ileri geleni ve Bitlis’in Güroymak ølçesi øl Genel Meclisi üyesi Abdullaziz
Sabaz: “ Güroymak halkı ileri görüúlü insanlardır. Böyle bir cahillik yapmazlar. Bu tür
törelere karúıyız. Son derece üzüntülüyüz.”

Güldünya Tören’in babası ùerif Tören: “ Ben halen inanmıyorum. Ama e÷er o÷lum bu
cinayet iúlediyse onu evlatlıktan reddediyorum. Benim böyle bir o÷lum yoktur.”

Görüldü÷ü üzere alıntılar ço÷unlukla Güldünya Tören’in mensubu oldu÷u ùego


Aúireti ileri geleni Abdullaziz Sabaz’a aittir. Sabaz’ın, aile meclisinden Güldünya’nın
kendisine tecavüz eden kiúiye kuma olarak verilmesi kararının çıktı÷ını belirtmesi ve bunun
Cumhuriyet gazetesinde yer alması kadına verilen de÷erin sorgulanması açısından oldukça
önemlidir. Kadının ikinci sınıf bir vatandaú olarak görüldü÷ünün bir kanıtıdır. Kadının
istekleri geri planda tutulmuú ve aile meclisinin kararı en do÷ru kararmıú gibi sunulmuútur.
Böyle bir düúüncenin do÷rudan alıntı yapılarak haber metni içerisinde verilmesi kültürel
açıdan aile ve aúiret baskısının nedenli etkin oldu÷unun da bir göstergesidir. Bu úekilde bir
söylemin haber metni içerisinde yer alması ise ataerkil söylemin yeniden kurulmasına
yardımcı olmaktadır. Cumhuriyet gazetesinin Güldünya Tören ile ilgili yayınladı÷ı haber
metinlerinin ço÷unda kullandı÷ı alıntılar ataerkil yapının etkisinde dile getirilen
düúüncelerdir. Bu tarz söylemlerin haber metni içerisinde verilmesi ise egemen söylemin
yeniden üretilmesine olanak sa÷lamaktadır.
90

3.2.2.2.2. Hürriyet Gazetesi Haberlerinde Kullanılan


Alıntılar

Hürriyet gazetesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili olarak yayınlanan


haberler de kullanılan alıntılar:

ørfan Tören: “ Çanta almana gerek yok.”

Mehmet Tören: “ Kan bulmaya gidiyorum.”

Keramet Ceylan: “ Güldünya aralık ayında do÷um yaptı. Çocu÷unu kuca÷ına


aldı÷ında, ‘ Ben alıúmadan bunu götürün. Zaten amcam bebe÷i öldürmek istiyor ’ diyordu.
Sonra da çok güvendi÷i bir arkadaúına evlatlık verdi. ‘ Kimsenin yerini bilmemesi en iyisi ’
diyordu. Çocu÷u verdikten sonra iki gün a÷ladı.”

Keramet Ceylan: “ Kendi umudu olmadı÷ı için bebe÷inin adını Umut koymuútu.
Hayatını kurtarmak için Umut’u bizim bile bilmedi÷imiz bir arkadaúına evlat verdi.
Üzüntüden iki gün boyunca yemek yemedi.”

Alaattin Ceylan: “ Gül benim yedinci çocu÷umdu. Biz 6 ay koruduk, devlet bir gece
koruyamadı. ”

Alaattin Ceylan: “ Amcası Mehmet Tören 6 ay önce bize getirdi. Bir hafta önce de
babası úerif tören gelerek ‘ Kızıma hiçbir zarar vermem ’ diye yemin etti. øki gün bizde kaldı
ama kızıyla görüúmeden gitti. Olay günü a÷abey ørfan Tören eve geldi. Hiç úüphelenmedik,
kahvaltı ettik. Ö÷le namazından sonra Güldünya’yı Bursa’daki halası Fecmiye’nin yanına
götürece÷ini söyledi. Ben de ‘ Otogara kadar sizinle geleyim ’ dedim. Kanarya otobüs
dura÷ında ørfan sigara alaca÷ını söyleyerek markete girdi. Yavaú yavaú yürümeye baúladık.
Bu arada biri arkadan ateú etti. Güldünya yaralanarak yere düútü. Ateú edenin peúinden
koútum. Bana ‘ Takip etme, seni de vururum ’ dedi. O sırada ørfan da ortadan kayboldu. Ateú
91

edeni tanımadım ama Gül, küçük a÷abeyi Ferit Tören oldu÷unu söyledi. Çok büyük bir günah
iúlediler. Böyle olaca÷ını bilsem hayatım pahasına korurdum. Allah’ın verdi÷i canı ancak
Allah alır.”

Tören ailesinin yakını ùerif Çelik: “ Töreyi yerine getirmelerinin sembolü olarak
kızının cenazesinin köye getirilmesini istedi÷ini, ama ailenin mensubu oldu÷u ùego Aúireti
önde gelenlerinin kabul etmedi÷ini ” söyledi.

Anne Sultan Tören ile baba ùerif Tören: “ Organ nakli falan yapılmasını istemiyoruz.
Cesedini de buraya göndermeyin. Orada bir yere gömün.” dedi.

østanbul Emniyet Müdür Celalettin Cerrah: “ Olayda polisin ihmali yoktur. Soruúturma
açılmasına da gerek yok. Genç kızın yaralı yattı÷ı yerde polis bekleyemez. Zaten orada baúka
yaralılar da yatıyor. O zaman hepsinin baúına polis dikmek lazım. Yaralı tedavi görürken
ekipler di÷er iúlemlerle ilgileniyordu. Zaten kız yaralı haldeki ifadesinde kendisini vuranın
a÷abeyi oldu÷unu saklamıú. Polis görevini yapmıútır.”

ùerif Tören: “ Kızımı o÷ullarım öldürdüyse, onları evlatlıktan reddediyorum. Aile


meclisi kararı yok. Böyle törelere karúıyız.”

Abdullaziz Sabaz: “ Cenaze bizim. Alıp, gelene÷imize yakıúır úekilde Budaklı’da


topra÷a verece÷iz. Hiçbir olay olmayacak.”

Güroymak Müftüsü Mehmet Uzun: “ Hakkınızı helal ediyor musunuz? Diye sorunca
herkes bir a÷ızdan “Ediyoruz” dedi.

ùerif Tören: “ Yazılıp çiziliyor ama, aile meclisi kararı diye bir úey yok. Ben babayım,
çocuklarıma gidin kardeúinizi öldürün der miyim? irfan ve Ferit köyde de÷ildi, østanbul’da
bulunuyorlardı. Güldünya’yı neden ve niçin öldürdüler, aklım almıyor. Belki bu olayı yapan
onlar da de÷ildir. Ben kızımı o÷ullarımın öldürdü÷üne inanmıyorum. Böyle töreye karúıyız.
92

Daha önce buna benzer olaylar bölgemizde vardı. Ama biz artık böyle olayların yaúanmasını
istemiyoruz. Ayrıca karúı taraftaki çocu÷un ailesiyle de barıúmıútık. O çocuk bir türlü kızımla
evlenmeyi kabul etmiyordu. Fakat bunu tatlıya ba÷lamaya çalıútık. Sonra bu olay oldu. Bir
baba olarak çok üzgünüm. E÷er benim o÷ullarım bu cinayet iúlemiú ise ben baba olarak bu
çocuklarımı evlatlıktan reddederim.”

Hürriyet gazetesinin konu ile ilgili olarak yaptı÷ı alıntılar ço÷unlukla Güldünya
Tören’i koruma görevini üstlenmiú olan aile üyelerine aittir. Ayrıca ailenin yakını olan kiúinin
aúiret ba÷larının ne kadar güçlü oldu÷unu vurguladı÷ı sözlerinin haberde yer alması dikkat
edilmesi gereken bir di÷er ayrıntıdır. Çünkü bölgede hakim olan feodal yapının önemli bir
göstergesidir. Ayrıca østanbul Emniyet Müdür Celalettin Cerrah’ın olayla ilgili yaptı÷ı
açıklama yetkililerin iúlenen bu cinayeti sıradan gördüklerinin bir kanıtıdır. Neticede
Güldünya Tören’in öldürülmesi sıradan bir cinayet de÷ildir. Üzerinde durulması ve
araútırılması gereken toplumsal bir olaydır. Hürriyet gazetesinin kullandı÷ı alıntılarda dikkat
çeken bir di÷er nokta alıntıların duygusal yönü a÷ır basan alıntılar olmasıdır. Özellikle
“Çocu÷u verdikten sonra iki gün a÷ladı.” ve “Üzüntüden iki gün boyunca yemek yemedi” gibi
olayı dramatize eden alıntıları kullanması genç kadının çaresizli÷inin ve zavallılı÷ının dile
getirilmesi açısından önemlidir. Güldünya’yı uzun süre koruyan kiúinin söyledi÷i “Gül benim
yedinci çocu÷umdu. Biz 6 ay koruduk, devlet bir gece koruyamadı. ” sözlerine haber metni
içerisinde ver vermesi eleútirel bir tavır gibi görünse de kullanılan di÷er alıntılarda ço÷unlukla
duygu sömürüsü odaklı anlatımı güçlendirmeye yönelik cümlelere yer verilmiútir.

3.2.2.2.3. Milliyet Gazetesi Haberlerinde Kullanılan Alıntılar

Milliyet gazetesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili olarak yayınlanan


haberler de kullanılan alıntılar:

Ferit ve ørfan Tören: “ Onu Bursa’ya götürece÷iz.”

Ferit ve ørfan Tören: “ Refakatçiyiz.”


93

Alaattin Tören: “ Eúyaları hazırlıyoruz, biraz bekle ”

ørfan Tören: “Eúyaya gerek yok.”

Polis: “ Cenazeyi teslim alın.”

Tören ailesi: “ Kızımızı kuma al.”

Servet Taú: “ ùikâyetçi olaca÷ım. Güldünya ile iliúkiye girmedim.”

Servet Taú: “ Çocuk benim de÷il.”

Ahmet Ceylan: “ Ona hepimiz alıúmıútık. Bize sürekli ‘ Ailem sizsiniz ‘ diyordu.
Gidecek yeri olmadı÷ını, önünde sonunda öldürülece÷ini söylüyordu.”

Keramet Ceylan: “ Güldünya sürekli ailesinden bahsediyor ve onları özledi÷ini


söylüyordu. Fakat oraya artık gidemeyece÷ini, kendisini öldüreceklerini anlatıyordu.”

Devlet Bakanı Güldal Akúit: “ Devlet olarak bu konuda bir mahkeme kararı çıkartarak
çocu÷u koruma altına alaca÷ız. Ama çocu÷un ortada kaldı÷ı anlaúılırsa mahkeme kararına
gerek yok. Ölen kadının yakınları giriúimimize karúı çıkarsa da yapacak bir úey yok.”

ùerif Çelik: “ Annesi be babasının olaydan haberi yoktu. Kardeúleri kendi aralarında
karar alarak cinayeti iúlemiúler.”

Milliyet gazetesinin konu ile ilgili olarak yaptı÷ı alıntılar ço÷unlukla olayda taraf ve
tanık olan kiúilere ait sözler oldu÷u görülmektedir. Konu ile ilgili uzman görüúleri
94

haberlerinde yer almamakla beraber, Güldünya’ya tecavüz etti÷i öne sürülen kiúinin sözlerine
yer vermesi açısından inceleme kapsamındaki di÷er gazetelerden farklıdır. Milliyet
gazetesinin konu ile ilgili kullandı÷ı alıntılar ço÷unlukla olay anını yansıtmaya yöneliktir.
Milliyet gazetesi kullandı÷ı alıntılarda yer yer olayı dramatize eden cümlelere de yer
vermiútir.

3.2.2.2.4. Sabah Gazetesi Haberlerinde Kullanılan Alıntılar

Sabah gazetesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili olarak yayınlanan haberler
de kullanılan alıntılar:

Aile Meclisi: “ Ailemizin namusu söz konusu ”

Güldünya vurulurken odada olan üç hasta: “ Biz görmedik.”

Güldünya vurulurken odada yatan üç hasta: “ Fark etmedik.”

Güldünya Tören’in ailesi: “ Fiúi çekin.”

Güldünya Tören’in ailesi: “ Ondan hiçbir iz kalmasın.”

Keramet Ceylan: “ Polisi defalarca uyardık. Biz onu altı ay koruyup sakladık. Polis bir
gece bile koruyamadı.”

ùerif Gören: “ Güldünya’nın bu úekilde yaúamasını istemiyoruz. Yaúam destek


ünitesinin fiúi çekin. Maddi durumumuz da onun parasını karúılayacak kadar iyi de÷il. Ayrıca
organlarını da ba÷ıúlamak istemiyoruz. Organları da onunla birlikte topra÷a verilsin. Ondan
bir úey kalmasın. Öldükten sonra cenazesini buraya göndermeyin. Belediye kaldırsın.”
95

Diyanet øúleri Baúkanı Bardako÷lu: “ Cenazeye yetiúip namazı ben kıldıraca÷ım.”

Güldünya Tören’in dayısı: “ Cinayet onaylamıyorum. Çocu÷una da sahip çıkaca÷ız.”

Devlet Bakanı Güldal Akúit: “ Devlet olarak bu konuda bir mahkeme kararı çıkartarak
çocu÷u koruma altına alaca÷ız. Ölen kadının yakınları bizim bu giriúimimize karúı çıkarsa
yapacak bir úey yok. Ama çocu÷un ortada kaldı÷ı anlaúılırsa mahkeme kararına gerek
kalmadan çocu÷a sahip çıkaca÷ız.”

Ailenin ileri gelenlerinde Abdül Sabaú: “ Bu kadar kalabalı÷ın burada toplanması da


bu cinayetin töre cinayeti olmadı÷ını ispat ediyor. Alınan kara ve iúlenen cinayet yanlıú. ùu an
burada bulunan hiç kimse bunu tasvip etmiyor.”

Cenaze törenine katılan grup: “ Evet helal ediyoruz.”

Köy halkı: “ Sadece cenaze törenini izleyebilirsiniz. Köyden görüntü almanıza hiç
kimse izin vermiyor.”

Sabah gazetesinin alıntı yaptı÷ı kiúiler Güldünya Tören’in ailesi ve yakınlarının yanı
sıra Devlet Bakanı ve Diyanet øúleri Baúkanı’dır. Alanında uzman kiúilerin görüúlerine
inceleme kapsamındaki haberlerinde yer vermemiútir. Dolayısıyla olay anına ve sonrasına
iliúkin açıklama ve yorumlara de÷inilmiútir. Yapılan alıntıların ço÷unda görüldü÷ü üzere
ailesi ve çevresi tarafından istenmeyen kiúi olarak ilan edilen Güldünya’nın kurban konumu
güçlendirilmiú, çocu÷u ile ilgili olarak Devlet Bakanı Akúit tarafından yapılan açıklamalarla
yetkililerin görevlerini eksiksiz yaptı÷ı izlenimi yaratılmaya çalıúılmıú ancak Güldünya’nın
bir hastane odasında öldürülmesinin sorumlularına dair bir söyleme yer vermemiútir.
96

3.2.2.2.5. Zaman Gazetesi Haberlerinde Kullanılan Alıntılar

Zaman gazetesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili olarak yayınlanan


haberler de kullanılan alıntılar:

Ferit Tören: “ Yaralı Güldünya Tören’in refakatçisiyim.”

Ceylan Ailesi: “ Polisi Gül’ün yanına kimseyi almaması için uyarmıútık.”

Güldünya Tören: “ Kardeúlerim beni öldürmek istiyor.”

Keramet Ceylan: “ Biz onu altı ay sakladık, polis bir gün saklayamadı. Kızı baúıboú
bıraktılar. Hastanede ‘ Beni yalnız bırakma diye yalvardı.’ ‘ Beni öldürecekler.’ dedi. Ama biz
durumu polise anlattık. Gül’ü yalnız bırakmamaların istedik. Keúke onun yanında kalsaydım.
Biz polise güvendik, içimiz rahattı.”

ùerif Tören: “ Kızı Bursa’ya gönderece÷iz.”

Alaattin Ceylan: “ Yanına hiç kimseyi sokmamaların söyledim.”

Devlet Bakanı Güldal Akúit: “ Devlet olarak bu konuda bir mahkeme kararı çıkartarak
çocu÷u koruma altına alaca÷ız. Ölen kadının yakınları bizim bu giriúimimize karúı çıkarsa
yapacak bir úey yok. Ama çocu÷un ortada kaldı÷ı anlaúılırsa mahkeme kararına gerek
kalmadan çocu÷a sahip çıkaca÷ız. Yaúanan olay çok üzücü. Devletin asli görevi böyle
durumlarda olayın ma÷duru olan insanlara sahip çıkması.”

Abdullaziz Sabaz: “ Bireysel bir davranıú.”


97

Zaman gazetesi de di÷er gazeteler gibi Güldünya Tören’in ailesinin ve aile


yakınlarının konu ile ilgili görüúlerini alıntı yapmıútır. Olay anına iliúkin açıklamalara yer
vermiútir. Zaman gazetesi aynı zamanda Emniyet Teúkilatı’nı eleútirmeye yönelik ifadelere de
haber metni içerisinde yer vermiútir. Emniyet Teúkilatı’nın görevini yeterince yapamadı÷ı ve
ihmalde bulundu÷unu öne süren cümleleri haber metni içerisinde kullanmıútır. Bakandan
yapılan do÷rudan alıntıda ise bir taraftan resmi kurumun sesi habere taúınmıú di÷er taraftan da
resmi kurumların ihmalini görünmez kılarak, sorunluluklarını yerine getirdikleri belirtilmiútir.

3.2.2.3. Gazetelerin Sözcük Seçimleri

Bu baúlık altında araútırma kapsamındaki gazetelerin haber söylemlerinde seçtikleri


sözcükleri analiz edilecektir.

Sözcük seçimleri haber söyleminin mikro yapıları içerisinde anlamın oluúmasıyla


do÷rudan iliúkilidir. Bazı sözcükler profesyonel pratiklerin bir bölümü olarak kullanılırken
okuyucunun olaylar hakkında bir çerçeve kurmasını sa÷lar. ønal’a göre her sözcük bir çıkarı
temsil eder. Her sözcük söylemsel toplulu÷un vurgusunu taúır. Her sözcük kullanıldı÷ı anda
bir söyleme eklemlenir. Aynı sözcük farklı söylemler içinde farklı vurgular taúır. Dil içinde
süren mücadele sözcüklerin vurgusunu de÷iútirmeye yönelik bir çabanın sonucudur.
Mücadele söylem içinde verilmektedir. Sözcüklerin vurgularının oluútu÷u yer söylem,
söylemlerin eklemlendikleri yer ise hegemonik mücadele alanıdır.129

3.2.2.3.1. Cumhuriyet Gazetesi Sözcük Seçimleri

Cumhuriyet gazetesinde Güldünya’nın öldürülmesi olayıyla ilgili yayınladı÷ı haberlerde


seçilen sözcükler ve ifadeler: “Töre kurbanı”, “töre”, “aile meclis”, “aúiretçilik”, “töre
cinayeti”.

Kadınların “töre” veya “namus bahanesiyle” öldürülmesi olayında kadın grupları hangi
sıfatla anılması gerekti÷i konusunda bir çalıúma yürütmüú ve olayın “namus cinayeti” olarak
adlandırılması için çaba sarf etmiúlerdir. Yasal süreçte “töre cinayeti” olarak
nitelendirildi÷inde, mahkeme aileler veya bireyler üzerinde törenin baskısını hafifletici neden

129
ønal (1996), a.g.e., s.123.
98

olarak kabul etmekte ve ceza indirimi uygulamaktadır. øúte bu nedenle kadınların yaúam
hakkını elinden alan bu olayların namus cinayeti olarak adlandırılması ve haber söylemlerinde
bu tanımlamanın kullanılması bu toplumsal sorunun kamusal alanda nasıl tartıúılaca÷ı
açısından da önem taúımaktadır.

Ayrıca, “töre” sözcü÷ü anlam olarak toplumca onaylanan, kabul edilen adet, gelenek ve
örflerdir. Töre bahanesi ile iúlenen bu cinayetlerde gerçekte bir uzlaúı da zaten yoktur. “töre
cinayet”i olarak nitelendirilmesi bu úiddet eylemini daha kabul edilebilir bir görünüm
kazandırabilmektedir.

“Aile meclisi” kavramı da benzer bir uzlaúıya gönderme yapmaktadır; kararların ailedeki
kiúiler ve aile büyükleri tarafından alındı÷ını dolayısıyla ailenin içinde de bir uzlaúı oldu÷unu
ima etmektedir. Oysa öldürülen kadının veya ailedeki kadınların karara bakıúı tümüyle konu
içinde ihmal edilmektedir.

3.2.2.3.2. Hürriyet Gazetesi Sözcük Seçimleri

Hürriyet gazetesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili yayınladı÷ı haberlerde


kullandı÷ı sözcükler ve ifadeler úunlardır: “Töreniz batsın”, “töre u÷runa”, “aile meclisi”,
“aúiret”, “yasak iliúki”, “töre cinayeti”

Hürriyet 3. Sayfa haberlerinde sıklıkla kullanılan “yasak iliúki” kavramını bu olayda da


kullanmaktadır. Gazetelerin sözcük seçimleri gerçekte Türkiye’de egemen olan ataerkil
kültüre ve onun söylemlerine eklemlenmektedir. Erke÷in evliyken veya evli olmaksızın âúık
olması, bu aúkını yaúamasının bir sakıncası ve bedeli de yoktur. Oysa kadınların aúk yaúamları
sınırlıdır; evli olmayana kadın cinsel yaúamının olması hala geniú bir bölgede sorunludur.
Hele ki evli bir kadının aúık olması veya bu aúkı yaúaması yaúam hakkının ortadan
kaldırılması kadar a÷ır bir bedele sahiptir. Dolayısıyla kültürel yapıdaki bu eúitsiz yaklaúım
haber söylemlerin de “yasak aúk” gibi kavramlarla ifade edilerek, ataerkil söyleme
eklemlenmektedir.

“Töreniz batsın”, “töre u÷runa”, “töre cinayeti” gibi sözcük ve ifadeler ilk bakıúta eleútirel
bir tona sahipmiú gibi görünmektedir. Oysa daha önce de belirtildi÷i gibi bu sözcüklerin
seçilmesi haber söyleminin kadın odaklı bir bakıúla kurulmadı÷ını göstermektedir.
99

3.2.2.3.3. Milliyet Gazetesinde Sözcük Seçimleri

Milliyet gazetesi Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili yayınladı÷ı haberlerde


kullandı÷ı sözcükler ve ifadeler úunlardır: “Töre cinayeti”, “töre vahúeti”, “töre”, “aile
meclisi”, “yasak aúk”, “kuma”, “namus cinayeti” gibi sözcük ve ifadelere yer veren Milliyet
gazetesi yukarıda de÷inilen gazetelerden farklı davranmamıú hemen hemen aynı sözcük ve
ifadeleri haberlerinde kullanmıútır. Ancak “ namus cinayeti ” kavramına yer vermesi “ namus
” kavramının gündeme taúınması ve “ kimin namusu?”, “kime göre namus?”, “kadın ve erkek
açısından namus kavramının taúıdı÷ı anlam ” ın sorgulanması açısından önemlidir. Çünkü bu
ve benzeri sorular olayın toplumsal boyutunu da tartıúmaya açmak açısından önemlidir. “
Namus cinayeti ” nitelemesi eleútirel oldu÷u kadar sorgulayıcı bir kavramdır da. Çünkü gerek
Türk toplumunda gerekse di÷er toplumlarda namusun tanımı kadın ve erkek için oldukça
farklıdır. Namusun kadına göre tanımında, erke÷in kadın bedeni üzerinde kurmuú oldu÷u
hakimiyet ve kontrolün bir aracı olarak görülmesi durumu söz konusudur. Erkek ise burada
gücün ve hakimiyetin sahibi konumundadır.

3.2.2.3.4. Sabah Gazetesi Sözcük Seçimleri

Sabah gazetesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili yayınladı÷ı haberlerde


kullandı÷ı sözcükler ve ifadeler úunlardır: “Aile meclisi”, “töre kurúunu”, “töre cinayeti”,
“aile namusu”, “namusunu temizlemek”, “töre kurbanı”, “töreye aykırı yaúadı”

Sabah gazetesinin seçti÷i sözcüklerde de “töre” vurgusu görülmekte; dolayısıyla toplumun


örf ve adetleri bilinçli veya bilinçsizce hatırlatılmaktadır.

Sabah gazetesinin sözcük seçiminde bir farklılık ise “töreye aykırı yaúadı” ifadesine de
yer verilmesidir. Güldünya Tören’in maruz kaldı÷ı úiddetin gerekçesi örf ve adetlere veya
uzlaúılan de÷erlere aykırı yaúamak olarak ima edilmektedir.

“Aile namusu, namusunu temizlemek ” gibi ifadeler de ise herhangi bir açıklamaya yer
verilmeksizin kadının toplum içindeki konumunun namus ölçüsü olarak alındı÷ının bir
göstergesidir. Buradaki namus erke÷e göre tanımlanmıú bir namustur. Ataerkil sistemin
belirledi÷i ölçülerdeki namus anlayıúıdır. Bu anlamada Sabah gazetesinde, Güldünya Tören
ile ilgili yayınlanan haberlerde kullanılan sözcük ve ifadeler bazında egemen sistemin
de÷erlerine ters bir anlayıúı yansıtılmadı÷ı aksine bu de÷erleri yeniden üretilmektedir.
100

3.2.2.3.5. Zaman Gazetesinde Sözcük Seçimleri

Zaman gazetesinde Güldünya Tören’in öldürülmesi ile ilgili yayınladı÷ı haberlerde


kullandı÷ı sözcükler ve ifadeler úunlardır: “Yasak iliúki”, “aile meclisi”, “aúiret”, “töre”

Zaman gazetesi sözcük seçimlerinde di÷er gazetelerin sıklıkla kullandı÷ı “töre cinayeti,
töre kurbanı” gibi ifadelere yer vermeyerek olayı dramatize etmemiútir. Ancak “yasak iliúki”
sözcü÷üyle nitelendirerek toplumsal de÷erlerin ve uzlaúını dıúına çıktı÷ı iúaret edilmektedir.
Ayrıca Zaman gazetesi de “töre” sözcü÷ünü tercih ederek, çalıúmanın teorik kısmında ve
yukarıdaki sözcük seçimleri analizinde oldu÷u gibi haber söyleminin inúasında kadın odaklı
bir duruú göstermemektedir.

Güldünya Tören cinayetini sıradan bir cinayeti olarak yansıttı÷ı görülmektedir. Ancak
yayınladı÷ı haberlerinde sıradan bir cinayet izlenimini okuyucularında oluúturabilecek bir
üslup kullanmıútır.
101

4. SONUÇ VE ÖNERøLER

Araútırmada “Gazetecilerin kadına yönelen úiddeti nasıl bir haber dili/söylemiyle


duyurdukları” dolayısıyla namus bahaneli cinayetlere iliúkin haber söylemlerinde nasıl bir
ideolojik inúa oldu÷u açı÷a çıkarılmaya çalıúılmıútır.

Elde edilen bulgular neticesinde namus bahanesi ile kadına yönelik úiddetin yer aldı÷ı
toplam haber sayısı 591’dir. Konu ile ilgili olarak en çok haberin yer aldı÷ı gazete 144 haberle
Hürriyet gazetesidir. Hürriyet gazetesinin 133 haberle Cumhuriyet gazetesi, 127 haberle
Milliyet gazetesi, 126 haberle Sabah gazetesi ve 61 haberle Zaman gazetesi izlemektedir.
Zaman gazetesi konu ile ilgili haberlere en az yer veren gazete olmuútur.

Haber konumlarının da÷ılımına bakıldı÷ında ise namus bahaneli cinayetlerle ilgili


haberlerin genellikle gazetelerin 3. sayfalarında yer aldı÷ı sonucuna ulaúılmıútır. Cumhuriyet
gazetesi yayınladı÷ı toplam 133 haberden 56 tanesine 3. sayfada yer vermiútir. Hürriyet
gazetesi ise 3. sayfa haberlerini 5. ,6. ve 7. sayfalara kaydırmıú ve yayınladı÷ı toplam 144
haberden 58’ine bu sayfalarda yer vermiútir. Milliyet gazetesi de konu ile ilgili 45 haberi
genellikle 5. sayfadan vermiútir. Sabah gazetesi ise 27 haberini 3. sayfadan yayınlarken
Zaman gazetesi 21 tanesini bu sayfadan vermiútir. Daha öncede de÷inildi÷i üzere gazetelerin
3. sayfaları cinayet, kaza, fuhuú, tecavüz, dayak ve çete gibi adli suçların konu oldu÷u
haberlerin yer aldı÷ı sayfalardır. Bu sayfalarda kadınlar genellikle suçun öznesi ya da nesnesi
olarak temsil edilirler. Ancak namus bahanesi ile kadına yönelen úiddetin 3. sayfa gibi sıradan
cinayet haberlerinin ve adli olayların yer aldı÷ı sayfalara yerleútirilmesi sorunun toplumsal
boyutunun da görmezden gelinmesi demektir. Nitekim haberler incelendi÷inde de ço÷unlukla
bu tür cinayetlerin nedenlerinin çok fazla irdelenmedi÷i, kayda de÷er bir eleútirel duruúun
olmadı÷ı sonucuna da ulaúılmıútır.

Gazetelerin incelenen dönem içerisinde namus bahanesi ile kadına yönelen úiddeti en fazla
haberleútirdikleri yıl 2006 yılıdır. Toplam 591 haberin 140 tanesi 2006 yılı içerinde
yayınlanmıútır. Haber sayılarının 2006 yılı içerisinde daha fazla olmasında Avrupa Birli÷i
Komisyonu’nun namus bahanesi ile iúlenen cinayetlerle ilgili olarak Türkiye’den özellikle
kadın hakları konusunda yapılmasını istedi÷i birtakım düzenlemeler etkili olmuútur. Yine bu
dönemde sivil toplum kuruluúlarının, kadın derneklerinin ve di÷er kuruluúların yaúanan bu
olaylarla ilgili protestoları da basında bir hayli yer bulmuútur. Ayrıca konuya Avrupa
medyasının geniú yer vermesi de konu ile ilgili haberlerin sayısını arttırmıútır.
102

Yayınlanan haberlerin niteliklerine iliúkin sonuçlara bakıldı÷ında yaúanan bu tür


cinayetlerin kadınlar açısından olumsuz bir durum oldu÷u vurgusu göze çarpmaktadır.
Toplam haber içerisinde 350 haber bu olumsuzluk durumunu dile getirmektedir. Ancak
haberlerin genelinde böyle bir olumsuz durumun oluúmasında etkin olan egemen sistem yani
erkek egemen yapının etkileri ve yaúanılan toplumun kültürüne iliúkin eleútirel bir duruú da
söz konusu de÷ildir.

Haberlerde, haber metnin destek ö÷esi olarak kabul edilen foto÷raflar namus bahanesi ile
iúlenen cinayetlere iliúkin haberlerde de kullanılmıútır. Konu ile ilgili yayınlanan 591
haberden 308 tanesinde görsel materyal kullanımı mevcut iken 283 haberde foto÷raf
kullanılmamıútır. En fazla görsel materyalin kullanıldı÷ı gazete Hürriyet gazetesidir. Hürriyet
gazetesi 104 haberinde görsel materyal kullanmıútır. En az foto÷raf kullanan gazete ise Zaman
gazetesidir. Haberlerde kullanılan foto÷raflar ço÷unlukla kurbanlara ve zanlılara ait
foto÷raflardır. Ancak resmi kurum görevlilerinin ve konu ile ilgili araútırma yapan uzmanların
yer aldı÷ı haberlerde ise bu kiúilerin foto÷rafları da kullanılmıútır.

Araútırmada oluúturulan kategorilerden biri de haberlerin aktörlerine iliúkin olan


kategoridir. Haberlerde yer alan aktörler cinsiyetleri ba÷lamında da ele alınmıútır. Elde edilen
bulgular çerçevesinde kadınların 334 kez haberlerde kurban, 80 defada uzman konumunda
haberlere konu oldu÷u bulgusuna ulaúılmıútır. Haberlerde genellikle kurban rolünde temsil
edilen kadınlar aynı zaman da haberin öznesi de÷il nesnesi konumunda pasifleútirilmiúleridir.

Namus bahanesi ile kadına yönelen úiddetin konu edildi÷i haberlerde, haberin
kaynaklarına iliúkin bulgularda erkek muhabirlerin sayıca kadın muhabirlere göre çok daha
fazla oldu÷u sonucuna ulaúılmıútır. Erkek muhabirler tarafından hazırlanan haber sayısı 250
iken kadın muhabirlerin hazırladı÷ı haber sayısı 90 tanedir. Haberin sa÷landı÷ı kaynaklarda
erkek egemenli÷i söz konudur. Dolayısıyla yayınlanan haberlerde erkek bakıú açısı ve dilinin
hakimiyeti söz konusudur. Bu durum erkek egemen söylemin haberlerde oldukça fazla
görülmesinin kanıtıdır.
103

Gazetelerin yayınladıkları haberlerin konusuna iliúkin elde edilen bulgulara bakıldı÷ında


kadın katlinin (cinayetin) konu edildi÷i haberlerin sayısının 337 oldu÷u sonucuna ulaúılmıútır.
Baúbakanlık tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamaların yer aldı÷ı haber sayısı ise 89 iken
sivil toplum kuruluúlarının açıklamaları ve gösterilerinin konu edildi÷i haber sayısı 59’dur.
Namus bahanesi ile kadına yönelen úiddet hakkında yapılan araútırmalar ve uzman
görüúlerinin yer aldı÷ı haber sayısı ise 106’dır. Çalıúmanın daha önceki bölümlerinde de
de÷inildi÷i gibi aldatılan, tecavüze u÷rayan, baúına bin bir felaket gelen kadınlar medyanın en
bol kullandı÷ı malzemelerdendir. Konu ile ilgili olarak incelenen haberlerde de kadınların
ço÷unlukla “kurban” rolünde haberlere konu edildi÷i ve haberlerin kadın katlini oldukça
duygu sömürüsü odaklı konulaútırdı÷ı görülmüútür.

Namus bahanesi ile kadına yönelik úiddetle ilgili olayların tanımlanıúında kullanılan
ifadeler ise aynı zamanda bu cinayetlerin iúlenmesinin nedenleri olarak da sunulmuútur.
Araútırma kapsamında 591 haberde olayla ilgili en çok kullanılan ifade T.C.K.’daki tahrik
indirimi ile ilgili hükümdür. Cinayeti iúleyenlere a÷ır tahrik altında bu cinayetleri iúledikleri
gerekçesiyle ceza indirimi öngören bu yasanın varlı÷ının cinayetlerin sayısını arttırdı÷ı
yönünde ifadeler gazete haberlerinde çokça kullanılmıútır. Haberlerde bu úekilde kullanılan
ifadelerin sayıca fazla olması indirimi öngören bu yasanın da daha sonra de÷iúmesinde etkili
olmuútur. Gazetelerin bu durumu sıkça gündeme getirmesi bu maddenin tartıúılmasını da
beraberinde getirmiútir. Özellikle Avrupa Birli÷i’ne üyelik sürecinde Avrupa Birli÷i
Komisyonu’nun kadın haklarının iyileútirilmesi ve bu konu ile ilgili ceza yasasının
de÷iútirilmesi yönündeki isteklerini dile getirmeleri gazetelerde oldukça geniú ölçüde yer
bulmuútur. Yayınlanan 57 haberde ise konu ile ilgili olarak toplumsal yapı, ataerkil ve feodal
sistem ifadeleri kullanılmıútır. Ancak bu ifadelerin kullanıldı÷ı haber sayısı genel toplam
içerisinde oldukça yetersiz kalmaktadır. Çünkü namus bahanesi ile kadına yönelen úiddetin
temelinde yatan ataerkil yapının ve di÷er etmenlerin daha çok gündeme getirilip ayrıntılarıyla
incelenmesi sorunun çözümü açısından da ayrı bir önem taúımaktadır. En azından sorunun
gerçek temellerine inilmesi açısından oldukça önemlidir. Namus bahaneli cinayetlerle ilgili
olarak yayınlanan 52 haberde ise evlilik dıúı hamilelik ifadesine yer verilmiútir. Evlilik dıúı
hamileli÷in kadın için bir sorun teúkil etti÷ine de÷inilmiú ancak kadını hamile bırakan erke÷e
haberler de herhangi bir atıfta bulunulmamıútır. Evlilik dıúı hamileli÷in tek sorumlusu
kadınmıú gibi gösterilmiútir. Yayınlanan 49 haberde ise ailenin istemedi÷i biri ile evlenme
ifadesi kullanılmıútır. Burada vurgulanan ailenin isteyip istememesidir. Kadının evlenece÷i
104

kiúiyi seçme hakkı yok sayılmıú ve ailenin istekleri üzerinden haberde anlam kurulmuútur. Bir
kadının en do÷al hakkı olan evlenece÷i kiúiyi seçme hakkına haber metinlerinde yer
verilmemiútir. 37 haberde ise kullanılan eúini terk etme ifadesidir. Ancak haberlerde kadının
eúini niçin terk etti÷ine ayrıntılarıyla de÷inilmemektedir. Kadının eúiyle birlikte yaúamak
istememesi bir suçmuú gibi ifade edilmektedir. Olaylarda kullanılan bir di÷er ifade ise
e÷itimsizlik ifadesidir 37 haberde yer verilen bu ifadeyle bu tür cinayetlerin yaúanmasında asıl
faktörün e÷itimsizlik oldu÷u vurgulanmaya çalıúılmıútır. Böyle bir ifadenin kullanılması
sorunun temellerine inilmesi açısından önemlidir. Var olan kültürel ve toplumsal yapının en
önemli ö÷elerinden biri aile ö÷esidir. Aynı zamanda üyesi olunan aúiretlerde insanların
davranıú ve düúüncelerinde oldukça etkilidir. Konu ile ilgili yayınlanan 31 haberde ise aile ve
aúiret baskısı ifadelerine yer verilmiútir. Bu durum özellikle ülkemizde belirgin olan aile ve
aúiret baskısının dile getirilmesi açısından önemlidir. Yayınlanan 29 haberde ise tecavüz
sonucu hamilelik ifadesine yer verilmiútir. Kadının ma÷duriyeti üzerinden haber kurulmuútur.
Kötü yola düúme ifadesinin yer aldı÷ı haber sayısı ise 27’dir. Boúanma iste÷i ifadesi 24
haberde kullanılırken 22 haberde itaatsizlik ifadesi kullanılmıútır. Kullanılan itaatsizlik ifadesi
bu durumu “hak etmiú” olma gibi bir izlenim yaratmaktadır. Çünkü itaat etmesi gerekenin
kadın oldu÷u vurgusundan hareket edilmiútir. øtaat edilmesi gerekende ataerkil yapının ortaya
koydu÷u kurallardır. Böylece kadın kuralları koyan konumunda de÷il uygulayan konumunda
haber içerisinde temsil edilmiútir. 19 haberde kullanılan yasak aúk ifadesi de bunu destekler
niteliktedir. Bu ifadeyle yasayı çi÷neyenin kadın oldu÷u belirtilmektedir. Böyle bir durumun
erkek açısından herhangi bir yaptırımından söz edilmemektedir. Toplumsal yapıdaki bu
eúitsizlik durumu ataerkil söyleme eklemlenmektedir. Dedikodu ifadesi 16 haberde
kullanılırken, 18 haberde erkek arkadaúının olması ifadesine yer verilmiútir. Aldatma ve
bakire olmama ifadeleri ise 8’er haberde kullanılmıútır. Özellikle kullanılan aldatma ve bakire
olmama ifadeleri kültürel yapıdaki eúit olmayan durumu erkek egemen söyleme eklemleyerek
eúitsizli÷i yeniden üretmektedir. Kadınların haberlerdeki temsillerinde kullanılan bu ifadeler
erkek bakıú açısından úekillendirilmektedir. Aldatma eylemini gerçekleútiren erkek olsaydı bu
çapkınlık olarak de÷erlendirilirken kadının böyle bir eylemde bulunması ahlak dıúı ve
namussuzca olarak de÷erlendirilir ve gerek ceza ile cezalandırılması öngörülürdü. Aynı
úekilde bir kadının evlenmeden cinsel iliúkide bulunması toplum tarafından hoú
karúılanmazken bir erke÷in evlenmeden önce cinsel iliúkide bulunmaması hoú karúılanmaz
Buda toplumsal yapıdaki eúitsizlik durumunun bir göstergesidir ve ataerkil söyleme
eklemlenmektedir.
105

Güldünya Tören ile ilgili haberlere uygulanan söylem analizi yönteminden elde edilen
bulgularda içerik analizi ile elde edilen bulguları destekler niteliktedir. Güldünya ile ilgili
haberlerde kullanılan baúlıklar, haber giriúleri, haberlerde verilen arka plan bilgisi, neden-
sonuç ba÷lamı, haberin aktörleri, kullanılan alıntılar ve sözcük seçimlerine ait bulgular
haberin söyleminde etkili olan erkek egemen dilin etkisi altındadır.

Güldünya Tören ile ilgili haberlerin baúlıkları bütün olarak incelendi÷inde öldürülem
olayına yönelik eleútirel bir tavır varmıú gibi görünse de ço÷unlukla namus bahanesi le iúlenen
bu cinayeti dramatize etmeye yönelik ifadelere yer verilmiútir. Hem kadın katli hemde
devletin ihmali görünmez kılınmıútır. Gazetecilerin yeterince eleútirel ol(a)madıkları
görülmektedir. Sansasyonel ve dramatik ö÷eler baúlıklarda sıkça kullanılmıútır. 3. sayfada yer
alan sıradan bir cinayet haberi gibi olay yansıtılmıútır. Özellikle Zaman gazetesinde
Güldünya’nın öldürülüúüne dair herhangi bir nitelemeye yer verilmemiútir. Zaman gazetesi
aynı zamanda haber baúlıklarında resmi kurumlarla iliúkili olarak olumla anlamlar inúa
etmiúitir. Bunda siyasi iktidarla olan iliúkisinin etkisi büyüktür. Çünkü Zaman gazetesi
muhafazakar çizgide olan bir yayın anlayıúına sahiptir. O dönemki siyasi iktidarda bu yönde
bir görüúe sahiptir.

Gazetelerin Güldünya’nın öldürülüúü ile ilgili yaptıkları haberlerin giriú cümlelerinde ise
eleútirel bir duruú varmıú gibi görünen ancak dahaçok duygu sömürüsü odaklı ve kültürel
yapıya eklemlenen bir anlatı kurulmuútur. Kadın bir “kurban” olarak temsil edilmiú ve
kadınının çaresizli÷i üzerinden anlam kurularak ataerkil söylem yeniden üretilmiútir. Fakat
Zaman gazetesi di÷er gazetelerden farklı olarak olayı dramatize eden haber giriúlerini
kullanmayıp o dönemki siyasi iktidarı olumlayan haber giriúlerini kullanmıútır. Daha öncede
belirtildi÷i üzere bunda sahip oldu÷u yayın anlayıúı ile iktidarın siyasi çizgisinin örtüúmesinin
payı büyüktür.

Gazetelerin tümü neden-sonuç iliúkisini haberi çerisinde kurmamıú daha çok ana olaya ve
sonuca iliúkin bilgilere yer vermiútir. Aynı zamanda Güldünya’nın öldürülüúü ile ilgili
haberlerin arka plan bilgileri de yetersizdir.
106

Namus bahanesi ile öldürülen Güldünya Tören ile ilgili haberlerde kullanılan alıntılar
erkek egemen söylemi olumlayan ve yeniden üretilmesine yardımcı olan alıntılardır.
Alıntıların yapıldı÷ı kiúileri ise ço÷unlukla erkeklerdir. Gazetelerin sözcük seçimleri de bu
cinayeti toplumca onaylanan ve bu úiddet eylemini kabul edilebilir kılan úekildedir. Özellikle
Hürriyet gazetesi 3. sayfa haberlerinde sıklıkla kullanılan sözcükleri tercih etmiútir. Sabah
gazetesi “töre” vurgusu hakim olan sözcükleri kullanmıú ve toplumsal örf ve adetleri bilinçli
ya da bilinçsiz bir úekilde hatırlatma yoluna gitmiútir. Zaman gazetesi di÷er gazetelerden
farklı olarak olayı dramatize edecek sözcükleri haberlerinde kullanmamıútır. Ancak
okuyucuda sıradan bir cinayet izlenimi uyandıracak ifadelere haberlerinde yer vermiútir.

Özetle, gazetecilerin namus bahanesi ile kadına yönelen úiddeti erkek egemen bir
söylem/dil kullanarak haberleútirdikleri sonucuna ulaúılmıútır. Kullanılan bu söylem aynı
zamanda ataerkil sistemi de yeniden üretmeye yardımcı olmaktadır. Araútırma kapsamında
uygulanan içerik analizi ve söylem analizi yöntemleri neticesinde elde edilen bulgular
birbirini destekler niteliktedir. Namus bahanesi ile kadına yönelen úiddet ile ilgili haberler
egemen kültürel yapıya eklemlenmekte ve bu yapının devamlılı÷ının sa÷lanmasına yardımcı
olmaktadır.

Bu çalıúma ile Türkiye’de namus bahanesi ile kadına yönelik úiddetin, Türk basınına nasıl
yansıdı÷ı, nasıl bir haber söylemi kullanıldı÷ı içerik analizi ve söylem analizi yöntemleri
kullanılarak çözümlenmeye çalıúılmıútır. Elde edilen bulgular neticesinde kullanılan haber
söylemlerinde ataerkil sistemin etkisinin oldu÷u saptanmıútır. Oysaki gazetelerin en önemli
iúlevlerinden biri toplumu bilgilendirmektir. Gazeteler bu bilgilendirme iúlevini yerine
getirirken aynı zamanda toplumu yönlendirme görevini de üstlenebilmektedir. Bu nedenle
haberlerinde kullandıkları dile ayrı bir önem vermeleri gerekmektedir. Çünkü oluúturulan
haber söylemi meúru olmayacak bir olayı dahi insanların gözünde meúrulaútırabilmektedir.
Tıpkı namus bahanesi ile kadına yönelik úiddet haberlerinde oldu÷u gibi. Bu nedenle
gazetecilerin haberleri hazırlarken kullandıkları dile ayrı bir önem vermeleri gerekmektedir.
Özellikle de toplumun çok hassas oldu÷u konuları haberleútirirken duyarlı ve ölçülü olmaları
gerekmektedir.
107

KAYNAKÇA

Abdo, Nahla. “Namus Cinayetleri, Ataerkillik ve Devlet: øsrail’de Kadın,” Namus Adına
ùiddet Kuramsal ve Siyasal Yaklaúımlar. Der: Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo
østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2006.
___________ve Mojab Shahrzad,Giriú, ,” Namus Adına ùiddet Kuramsal ve Siyasal
Yaklaúımlar. Der: Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo østanbul: østanbul Bilgi
Üniversitesi Yayınları, 2006.
Akkoç, Nebahat. “Namus Adına Uygulanan ùiddetin Kültürel Dayanakları,” Namus Adına
ùiddet Kuramsal ve Siyasal Yaklaúımlar. Der: Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo
østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2006.
Alankuú, Sevda ve di÷erleri. Kadın Odaklı Habercilik. østanbul: IPS øletiúim Vakfı
Yayınları, 2007.
Arat, Necla. Feminizmin ABC’si . østanbul: Simavi Yayınları, 1991.

Ataman, Özlem Emine. “Sinemada Toplumsal Cinsiyet Rolleri: 1980-1990 Yılları Arasında
Türk Sineması’nda Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Sunumu”, Yayınlanmamıú Doktora
Tezi, Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2002.
Bek, Mine Gencel ve Mutlu Binark. Medya ve Cinsiyetçilik. Anakara: Ankara Üniversitesi
Kadın Sorunları Uygulama ve Araútırma Merkezi, 2000
Birleúmiú Milletler Kalkınma Programı ve Birleúmiú Milletler Nüfus Fonu, “Türkiye’deki
Namus Cinayetlerinin Dinamikleri Eylem Programı øçin Öneriler Sonuç
Raporu,” Ankara: 2005.
Cangöz, øncilay. “Kitle øletiúim Kuramlarında Etki Sorunsalı ve Bir øzleyici Araútırması”
Yayınlanmamıú Doktora Tezi, Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1999.
Çakır, Serpil. “Feminizm Ataerkil øktidarın Eleútirisi,” 19.Yüzyıldan 20.Yüzyıla Modern
Siyasal ødeolojiler. Der.: H.Birsen Örs østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,
2007.
Çoban, Barıú. “Söylem, ideoloji ve Eylem: øktidar ve Muhalefet Arasındaki Mücadeleyi
Çözümleme Denemesi,” Söylem ve ødeoloji Mitoloji, Din ve ødeoloji. Der: Barıú
Çoban ve Zeynep Özarslan østanbul: Su Yayınevi, 2003.
Da÷taú, Banu. “Reklamda ødeoloji Çözümlemesi”, Yayınlanmamıú Doktora Tezi, Anadolu
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1999
___________. Reklamı Okumak . Ankara: Ütopya Yayınevi, 2003.
108

Dursun, Çiler. “Haberde Gerçekli÷in ønúa Edilmesi Ne Demektir?” Haber Hakikat ve


øktidar øliúkisi. Der.: Çiler Dursun Ankara:Elips Kitap, 2004.
Eck, Van Clementine. Prufied By Blood: Honour Killings Amongst Turks In The
Netherlands, Amsterdam University, 2003.
Ergil, Do÷u. Türkiye’de Terör ve ùiddet Yapısal ve Kültürel Kaynakları. Ankara:Turhan
Kitabevi Yayınları, 1980.
Ertürk, Yakın. “Uluslar arası Rejimler Ba÷lamında Namus Adına Uygulanan ùiddet,” Namus
Adına ùiddet Kuramsal ve Siyasal Yaklaúımlar. Der: Shahrzad Mojab ve Nahla
Abdo østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2006.
Gökçe, Orhan. øçerik Çözümlemesi. Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları, 2001.
__________ .øçerik Analizi, Kuramsal ve Pratik Bilgiler. Ankara: Siyasal Kitabevi, 2006.
Günal, Asena. “Irigiray’ın Beden Simgeseli Üzerinden Feminizmde Özselcilik Tartıúması,”
Toplum ve Bilim, Sayı 75. Kıú 1997.
Güneú, Sadık. Medya ve Kültür Sessiz Yı÷ınların Kültürel øntiharı . økinci Basım.
Ankara:Vadi Yayınları, 2001
Hall, Stuart. “ødeoloji ve øletiúim Kuramı,” Medya Kültür Siyaset. Der: Süleyman ørvan
Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 1997.
__________ . “Kültür, Medya ve ødeolojik Etki,” Medya øktidar ødeoloji. Der: Mehmet
Küçük økinci Basım. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 1999.
__________ . “ødeolojinin Yeniden Keúfi: Medya Çalıúmalarında Baskı Altında Tutulanın
Geri Dönüúü,” Medya øktidar ødeoloji. Der: Mehmet
Küçük økinci Basım. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 1999.
__________. “Policing The Crisis,” News: A Reader. Ed.:Howard Tumber (Great Britain:
Bath Press, 1999.
Iúık, Gülcan ve Ömer Özer. “ øúçi ve Memur Toplu øú Bırakma Eylemlerinin Türk Basınında
Sunumu,” Selçuk øletiúim. Cilt:1, Sayı:3.
ølkkaracan, Pınar. “Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik,” Müslüman Toplumlarda
Kadın ve Cinsellik. Der: Pınar ølkkaracan. østanbul: øletiúim Yayınları, 2003.
__________. ve Leyla Gülçür ve Cana Arın. Sıcak Yuva Masalı Aile øçi ùiddet ve
Cinsel Taciz. østanbul : Metis Yayınları, 1996.
ønal, M.Ayúe. Haberi Okumak. østanbul:Temuçin Yayınları, 1996.

___________.“Yazılı Basın Haberlerinde ‘Yapısal’ Yanlılık Sorunu,” Toplum ve Bilim, Sayı


67, Güz 1995.
109

ønce, ùengül ve Burcu ùimúek. “ 3. Sayfaya Feminis Bir Okuma: 3. Sayfaya Cinsiyet ve
Toplumsal Cinsiyet Eksenli Bakma: Suç Kadınlarda,” 3. Sayfa Ulusal Konferansında
Sunulan Bildiri . østanbul: Galatasaray Üniversitesi Yayınları, 2008.
Kocacık, Faruk. ‘ùiddet Olgusu Üzerine,’ C.Ü. øktisadi ve ødari Bilimler Dergisi, (Cilt: 2,
Sayı: 1) Doç.Dr. Feramuz Aydo÷an’ın Anısına,
http://www.cumhuriyet.edu.tr/edergi/makale/88.pdf, (17.06.2006)
Kellner, Douglas M. ve Meenakshi Gigi Durham, “Adventures In Media And Cultural
Studies: Introducing The Key Works,” Media And Cultural Studies: Key
Works. Ed.: Meenakshi Gigi Durham and Douglas M.Kellner United
Kingdom: Blackwell Publishing, 2001.
Kırca, Süheyla. “Kadın Dergileri: Popüler ve Politik Söylemin Buluútu÷u Yer,” Kurgu
Dergisi, Cilt: , Sayı:17, 2000.
Lundby Knut ve Helge Ronning, “Medya Kültür øletiúim: Medya Kültürü Aracılı÷ıyla
Modernli÷in Yorumlanıúı,” Medya Kültür Siyaset. Derleyen: Süleyman ørvan
Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 1997.
Marshall Gordon. Sosyoloji Sözlü÷ü. Çev: Osman Akınhay ve Derya Kömürcü Ankara:
Bilim ve Sanat Yayınları,1999.
Mojab, Shahrzad. “Namusun Tikelli÷i ve Öldürmenin Evrenselli÷i: Erken Uyarı
Sinyallerinden Feminist Pedogojiye,” Namus Adına ùiddet Kuramsal ve siyasal
Yaklaúımlar. Der: Shahrzad Mojab ve Nahla Abdo østanbul: østanbul Bilgi
Üniversitesi Yayınları, 2006.
Mutman, Mahmut. “Televizyonu Nasıl Sorgulamalı” Toplum ve Bilim, Sayı 67 Güz 1995.
Neuman, W. Lawrence. Toplumsal Araútırma Yöntemleri Nitel ve Nicel Yaklaúımlar,
Çeviren: Sedef Özge, østanbul: Yayın Odası, 2008.
Özkalp, Enver. Sosyolojiye Giriú . 14.Basım. Bursa : Ekin Kitapevi Yayınları, 2005
Pope, Nicole. “Namus Cinayetleri: Ataerkil Denetim Araçları,” Namus Adına ùiddet
Kuramsal ve Siyasal Yaklaúımlar. Der: Shahrzad
Mojab ve Nahla Abdo østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2006.
Ramazano÷lu, Caroline. Feminizm ve Ezilmenin Çeliúkileri. Çev: Mefkure Bayatlı
østanbul: Pencere Yayınları, 1998.
Sirman, Nükhet. “Akrabalık, Siyaset ve Sevgi: Sömürge Sonrası Koúullarda Namus-Türkiye
Örne÷i,” Namus Adına ùiddet Kuramsal ve Siyasal Yaklaúımlar. Der: Shahrzad
Mojab ve Nahla Abdo østanbul: østanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2006.
Sözen, Edibe. Söylem. østanbul: Paradigma Yayınları, 1999.
110

Su÷ur, Serap ve di÷erleri. Toplumsal Yaúamda Kadın. Eskiúehir:Açık ö÷retim Fakültesi


Yayınları,2006.
Tanrıöver, Hülya. “Medyada Kadınları Temsil Etme Biçimleri ve Kadın Hakları øhlalleri,”
Kadın Odaklı Habercilik. østanbul: IPS øletiúim Vakfı Yayınları, 2007
Tekinalp ùermin ve Ruhdan Uzun, øletiúim Araútırma ve Kuramları . 2. Basım. østanbul:
Beta Basım, 2006.
Tezcan, Mahmut. Türklerle ølgili Stereotipler (Kalıp Yrgılar) ve Türk De÷erleri Üzerine
Bir Deneme. Ankara : Ankara Üniversitesi E÷itim Fakültesi Yayınları, 1974.
___________. Türk Aile Antropolojisi. Ankara: ømge Kitabevi, 2000.
Töre Cinayetleri Panel Bildirileri, Ankara:Beyda Basımevi, 1999.

Turner, Graeme. British Cultural Studies an Introduction. London: Unwin Hyman, 1990.
T.C. Baúbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlü÷ü, “Töre ve Namus Cinayetleri øle
Kadınlara ve Çocuklara Yönelik ùiddetin Sebeplerinin Araútırılarak Alınması
Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan TBMM Araútırma
Komisyonu Raporu,” Ankara. Aralık 2006.
Van Dijk, Teun, News As Discourse. New Jersey Hillsade, 1988a.
___________. News Analysis Case Studies of the International and National News in the
Press, London: Lawrence Erlbaum Associates, 19888b
Yaylagül, Levent. Kitle øletiúim Kuramları. Ankara: Dipnot Yayınları, 2006.
Zoonen, Liesbet Van “Medyaya Feminist Yaklaúımlar,” Medya Kültür Siyaset. Der:
Süleyman ørvan Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 1997.
Williams, Raymond. Kültür. Çeviren: Suavi Aydın. Ankara: ømge Kitabevi, 1993.
www.bianet.org