You are on page 1of 64

SEYYD HSEYN NASRDA GELENEK, TASAVVUF VE DN OULCULUK

lhan Kutluer Mahmut Erol Kl Adnan Aslan

Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

Medeniyet Aratrmalar Merkezi

BLM VE SANAT VAKFI Medeniyet Aratrmalar Merkezi NOTLAR 1 Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk Kasm 2003
Vefa Cad. No. 35 34470 Vefa stanbul Tel 0212. 528 22 22 pbx Faks 0212. 513 32 20 e-mail bisav@bisav.org.tr www. bisav.org.tr Medeniyet Aratrmalar Merkezi e-mail mam@bisav.org.tr

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

er eksenli kll sorulara verdii sistemli cevaplar ve bu cevaplarn


bir sosyal kozmoloji ina ederek o medeniyetin tarih-sosyal realitesini dokumasyla tebrz eder. Kll sorulara verilen sistemli cevaplar o medeniyetin zihniyet plannda tutarllk ve sreklilik kazanmasn salarken, ina edilen sosyal kozmos, tutarllk ve sreklilik niteliklerini hiz zihniyeti gereklik plannda mcessem klar. Bylece, temel mensubiyet erevesi ve aidiyet kayna olan medeniyetler, ayn zamanda hem teorik analizin hem de pratik ynelimlerimizin btnleyici birimini tekil ederler. Medeniyet Aratrmalar Merkezinin ncelikli hedefi, muhtelif medeniyetlerin derinlikli bir biimde tahlil edilmesine imkn tanyan bir ilm zemin salamak ve bu balamda medeniyetimizin zgn yerini hakkyla yorumlayarak yeniden retilmesine katkda bulunmaktr. Medeniyet Aratrmalar Merkezi, bu hedef dorultusunda yapt almalar ve gerekletirmeyi planlad muhtelif projeler yannda, her ay, ilgi alanna giren konularda ulusal ve uluslararas alanda temayz etmi ilim ve fikir adamlarnn birikimlerini paylamaya zemin hazrlayacak bir dnce dvn olarak Dvn Toplantlar dzenlemektedir. Ayrca tamamlanm ya da hazrlanma srecinde olan kitap, tez, makale ve benzeri aratrmalarn tartlp deerlendirildii yine ayda bir yaplan Tezghtakiler toplantlaryla faaliyet alanyla ilgili mevcut birikimi ilgililerle paylamaktadr. Bu toplantlarn bir ksm, elinizdeki BSV Notlar serisinde yaynlanmak zere hazrlanarak daha geni bir okuyucu kitlesinin ilgisine sunulmaktadr.
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

SUNU

Medeniyet Aratrmalar Merkezi, Bilim ve Sanat Vakf bnyesinde felsefe, bilim, tarih, sosyal bilimler ve slm ilimler gibi alanlarda medeniyet perspektifli, mukayeseli ve disiplinleraras almalarn yrtld bir merkezdir. Medeniyet Aratrmalar Merkezi, medeniyetlerin insan-toplumsal varoluumuzu ekillendiren temel teorik ve pratik istinat noktas olduu fikrinden hareket etmektedir. Her medeniyet, varlk, bilgi ve de-

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

SEYYD HSEYN NASRDA GELENEK, TASAVVUF VE DN OULCULUK*

geldiniz. Bu toplantda gnmz slm dncesinin ok nemli simalarndan birini tanmaya alacaz. Bildiiniz zere Seyyid Hseyin Nasr, ranl olmakla beraber dnceleri hem slm dnyasnda hem de Batda ve Douda ok geni yanklar uyandrm bir dnr. Hocalarmzn katklaryla Nasrn dncesinin eitli cephelerini tanma frsat bulacaz.

Ben sizlere hocalarmz takdim etmek istiyorum. Do. Dr. lhan Kutluer, M.. lahiyat Fakltesinde slm Felsefesi Ana Bilim Dalnda retim yesi. Seyyid Hseyin Nasrn Trkiyede tannmasnda kendisinin ok byk katklar olmutur. eitli eserlerinin tercmesi yannda gerek M.. lahiyat Fakltesindeki derslerinde gerekse Bilim ve Sanat Vakfndaki seminerlerinde Nasr hakknda verdii bilgiler, Nasrn Trkiyede birok slm lkesinden daha nce tannmasna vesile olmutur. Kendisi bir sunu yapacak. bize Nasrda Gelenek Kavram ve slm Felsefe Gelenei bal altnda

kinci olarak ise M.. lahiyat Fakltesi Tasavvuf Ana Bilim Dal retim yesi olan Do. Dr. Mahmut Erol Kl dinleyeceiz. O da Nasrn tasavvufa bakn Nasr ve Sufizm bal altnda ele alacak. Bilim tarihinden bilim felsefesine, tasavvuftan slm felsefesine kadar birok alanda eserleri bulunan ok ynl bir dnr olan Nasrn zellikle tasavvuf ile ilgili dncelerini Mahmut Erol Kln yorumuyla beraber dinleyeceiz.
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

Burhan KROLU: Muhterem arkadalar! ncelikle hepiniz ho

Son konumacmz ise Trkiye Diyanet Vakf slm Aratrmalar Merkezinde aratrmac olarak grev yapan Dr. Adnan Aslan. Doktorasn ngilterede Lancaster niversitesinde yapan Aslann doktora tezi de dinhi oulculuk kavram zerine ve Religious Pluralism in Christian and Islamic Philosophy: The Tought of John Hick and Seyyed Hossein Nasr baln tayor. Biz de kendisinden zellikle Nasrn din oulculuk kavramn deerlendiren bir konuma dinleyeceiz. Sorular bu konumann ardndan topluca almak zere imdi sz lhan Kutluere brakyorum.

Seyyid Hseyin Nasr uzman olduum neticesini karmadnz mit ederek konumama balamak istiyorum. Ancak beni Seyyid Hseyin Nasrn dikkatli bir okuyucusu, onu anlamaya alan mzmin bir felsefe talebesi olarak grebilirsiniz. Bu konumada amacm, Nasrn gelenek kavramn merkeze alan ve bu kavram genel bir bakla kavramay -belki- kolaylatrabilecek bir ereve sunmaya almak olacak. Onun gele-

nek kavramna ykledii anlam, deer ve merkezlikten hareketle zellikle slm felsefesi geleneine nasl bakt hakknda baz ipular sunmaya alacam. Bir slm felsefesi uzman olarak bu uzmanln getirdii zihn aydnlkla Nasra bu adan bakma ansna sahibim. Bu yzden

onun mtevaz bir okuru olmam belki de bir okur olmann tesinde baz bir konumada hakkyla kullanabilirim.

imkanlar bana tevdi etmi olabilir. Umarm bu imkanlar yirmi dakikalk

Seyyid Hseyin Nasr eer kken itibariyle Batl, anadilleri de Bat dilleri olmakla birlikte Mslman olan birtakm melliflerin eserlerini atlayarak incelemeye kalkrsak byk bir hata etmi oluruz. Nasr hudyinbit, tamamiyle kendi zgnl ve orijinalitesi iinde ortaya km biri deil. O, bir ekoln, Tradisyonalist Ekoln bir temsilcisi. Bu ekoln temel doktrinlerini ortaya koyan mellifler -belirttiim gibi daha sonra Mslman adlar alm olsalar da- Batl isimlere sahipler ve eserlerini genellikle Bat dillerinde, zellikle de ngilizce ve Franszca olarak yazyorlar. Bu mellifler, Trk okuyucusunun artk tanmazlk edemeyecei birtakm
6
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

lhan KUTLUER: Burhan Krolunun takdiminden benim bir

isimler: Ren Gunon, Frithjof Schuon, Titus Burckhardt, Martin Lings ve Katolik dnyadan baz yazarlar. Gelenek yani tradition dediimiz zaman bu dnrlerin isimlerini zikretmemek mmkn deil. nk, Seyyid Hseyin Nasrn gelenek kavramyla ifade etmek istedii ey ve ona dayanarak, onu temel alarak ina etmek istedii fikriyat tamamiyle bu ekole mensup dnrlerin, ancak bunlar iinde de zellikle Ren Gunon ve Frithjof Schuonun tradition kavramna ykledikleri anlam ile ilgilidir. Trkiyede bu melliflerin nemli sayda eseri tercme edilip yaynland. Eer bu ekolle ilgili ciddi okumalara sahip arkadalar varsa iinizde, anlatacaklarma hi de yabanclk ekmeyeceklerdir. Fakat ben, okumayanlarn da olabileceini dikkate alarak mmkn mertebe -meselenin ruhuna ok uygun dmese de- basit bir erevede bu kavramla ilgili birka sz etmek ve ondan sonra da slm felsefesine ve slmda felsefe geleneine Nasrn nasl baktna gemek istiyorum. Ksacas Nasrn fikr ve entelektel arkaplannda yukarda saydm tradisyonalist yazar ve dnrler -isterseniz bilgeler ve rifler de diyebilirsiniz- bulunmaktadr. Konumamn bundan sonraki ksmnda meseleyi Nasrn kitaplarndan hareketle, byk lde de onun son yllarda neredilmi olan Bilgi ve Kutsal kitab balamnda ele almaya alacam. Gelenek kavram, ki bahsi geen kitapta Gelenek Nedir? balkl mstakil bir blm vardr, Latince traditere kelimesinden gelmektedir. Peki, nakletmek, intikal etmek manasna gelen tradition kavram niin kullanlyor? Seyyid Hseyin Nasrn da vurgulad gibi bizim gelenek diye tercme ettiimiz tradition kavramnn, onlarn gelenek diye isimlendirdii Dou doktrinleri ve dinlerinde tam karl bulunmamaktadr. Bir ara Ren Gunon traditionun karl olarak metafizik kavramn kullanm, fakat, metafizik kavramnn modern felsefe gelenei iinde fazlasyla ypratlm, ii boaltlm ve kutsal boyutundan, ieriinden arndrlm olmasndan dolay bu kavrama da biraz ihtiyatla yaklalmtr. Nasr, en uygun kelimenin tradition olduu dncesinden hareketle bu terimin kullanlmasn nermektedir. una dikkatinizi ekmek istiyorum; Seyyid Hseyin Nasrn zellii, Ren Gunon ve Schuon bata olmak zere tradisyonalist Batl yazarlarn Dou doktrinleri balamnda ina ettikleri
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

tradisyonel doktrin ve bak asn slm gelenei bakmndan yeniden okumak, slm gelenei ve slm dini bakmndan karlklarn bulmaktr. Bu sebeple Nasr byk bir dikkatle ve zenle tradition kelimesinin slmdaki karlnn ne olabilecei zerinde durmaktadr. Bulabildii en uygun karlk ed-dndir. Bunun dier geleneklerdeki muhtemel karlklarnn ise mesela, Hinduizm ve Budizmde darma, Taoculukta tao -ki tao, yol demektir- ve daha zel, ok daha ezoterik anlamda olmak zere -biz ezoteriki de yine ihtiyatla btn diye eviriyoruz, ancak ezoterikin smil btnlikle yani, kelamc btnlikle kartrlmamas gerekmektedir- Yahudi mistisizmindeki Kabala olabileceini belirtmektedir. Bu noktada yol anlamna gelen Kabala ile tasavvuftaki tarkat kavramn da birarada dnerek Kabalann ierebilecei anlamlar zerinde durmanz neririm. Bu konuda Mahmut Erol Kl muhtemelen daha fazla bilgiler verecektir. Traditionun karl ed-dn olarak belirlenince kavram biraz vuzha kavuuyor. Yani, gelenek denilen ey, merkezinde, yreinde Tanrnn olduu, kkeninde de ilahliin, semavliin bulunduu nakl bir eydir. Bir kere lgav anlamda bile, bunu byle anlamalyz. imdi sadece vahiy olarak anlamak, ed-dnin bilgi kayna olan vahyi karlk olarak kullanmak da vahyin yalnzca birtakm zahir anlalmalar hesaba katlacaksa eer traditionun karl olmama tehlikesini tar. ed-Dnin dayand temel vahiy metinlerine ilaveten, vahyin hakikatine uygun bir ekilde anlalmas, yorumlanmas ve uygulanmas da bir gelenek retmektedir. Dolaysyla, kayna ve meneinde duran ilahlik bakmndan olsun merkezinde duran Tanr, Zorunlu Varlk fikri nedeniyle olsun gelenein dinle, din eylerle, vahy eylerle irtibatn kesinlikle kurmamz gerekmektedir. Bunun niin altn iziyorum? undan: imdi bu traditionun karl ne olabilir: ed-dn mi, metafizik mi? Hangi kavram kullanacamza ynelik anlam problemlerini bugn biz de yayoruz. Gelenek kavramn biz Trkede kullandmz zaman, bugn gelenee yklediimiz bilumum manalar -geleneki yazar, geleneki dnr dendiinde gelenekten baka eyler anlalmas nedeniyle- onlarn baka trl konumlandrlmasna sebebiyet verebiliyor. Bu nedenle biz de dikkatli olmak zorundayz. Tekrar vurguluyorum: Gelenek ya dindir, vahiydir ya da bunlarla irtibatl bir eydir.
8
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

Din ve vahyin, hakikatine uygun bir ekilde anlalmas ve hakikatine uygun bir ekilde yorumlanarak tatbik edilmesi gelenei retir. Menei ve merkezinde duran Varlk itibariyle dikey bir boyuta sahip olan gelenein, sonular itibariyle dndmzde yani, beer varlk seviyesi ve tarih sahnesinde yol at sonular asndan, bir baka ifadeyle yatay bir boyutta medeniyet denilen eyi rettiini sylemeliyiz. u halde gelenek kavramyla beraber onun dikey boyutuna karlk gelen mene ve merkez kavramlar yannda beer, tarih yani yatay boyuttaki tecellileri, sonular asndan da nemli olan bir kavramla karlayoruz ki, o da medeniyet kavramdr. Gelenek medeniyeti, ierdii hakikat, ilkelerin bilgisi ve bunlarn doru yorum ve uygulamalaryla, beer varlk ve faaliyet alannda ortaya kard eylerle retir. Bu medeniyetlere de geleneksel medeniyetler diyoruz. Nasrn esas ald bak asna gre aa yukar modern zamanlarn balangcndan nceki btn medeniyetler, kadm, antik medeniyetler, geleneksel medeniyetler adn alrlar. Bir medeniyet neyi retir? Veya neyin sonucudur? Neyin sonucu olduunu rendik. Vahye dayal bir doktrinin belli bir aydnlanma erevesinde yorumlanmas ve ayn k altnda tatbik edilmesinden ortaya kan sonularn varlndan bahsettik. Peki bir medeniyette neler olabilir? Bir medeniyeti medeniyet yapan eyler nelerdir? limler, sanatlar ve kurumlar. Demek ki geleneksel medeniyetlerde medeniyetin bu byk tezahr ite gelenek adn alan bu temel doktrinin sonulardr, tezahrleridir; onunla bir ekilde irtibatldrlar. O yzden Nasrn kitaplarnda sk sk geleneksel ilimler, geleneksel sanatlar tabirlerini grrsnz. Bu, gelenek ile medeniyet arasndaki yatay ve dikey boyutlarn ilikisinden doan bir eydir. Peki, bu gelenek dediimiz doktrinin bizde, slm geleneinde baka karlklar var mdr? Nasra gre, rahatlkla bu tr karlklar bulabiliriz. Bu, en ok bilgi ierii bakmndan hikmet kavramyla karlanabilen ya da karlatrlabilen bir kavramdr. Grekesiyle sophia olan hikmet kavramna burada hikmetin evrensellii ve hikmetin sreklilii fikri asndan zel bir anlam yklenmektedir. O da udur: nsanln tarihinden bu yana her ada hikmet denilen ey ve hakm dediimiz insanlar daima var olmutur. Hikmetin bilgisi, tarihin yatay sreklilii iinde yine sreklilik arz eden bir eydir; ve byle olduu iin de dnyann btn gelenekSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

sel bilgeleri ayn eyi sylerler. Burada tarihin farkllatrmad bir sabit hakikat kavram, tasavvuru szkonusudur. Farkl kltrel havzalarda, farkl tarihsel dnemlerde yayor olmalar, hibir zaman bu bilgelerin, bu hakmlerin farkl eyler sylemelerinin gerekesi olmamtr. nk hepsi hakikatin ayn sabit kaynandan bilgiyi almakta, belki kendi yerel havzalarna ilikin ifade kalplarna, farkl sembol biimlerine bavursalar da zde ayn eyi sylemektedirler. Szn ksas; dnyann btn bilgeleri ayn hakikati terennm etmektedirler. Bu ister indeki bir Taocu bilge olsun, ister Hint Alt-ktasndaki bir guru, ister Kzlderililer arasndaki bir aman; ister Eskimolar arasnda yaasn, isterse slm, Yahudilik veya Hristiyan dinine mensup bir aziz, bir rif ve veli olsun durum byledir. Burada hakikatin kaynann ilahlii, semavlii, varlk tasavvurunun merkezinde Tanrnn Zorunlu Varlk olarak duruunun dnda unu da sylememiz lazm: Hakikat, sabit bir gerekliktir, evrenseldir, sreklidir; ve bu ynyle metahistorik -tarihtesi- bir karakter tar, nk kayna byledir. Nasr, srarla bu tasavvurun slm dnyasndaki karlnn el-hikmetlhlide yani, Batdaki karl ile philosophia perennis olduunu vurgulamaktadr. Zaman zaman philosophia (felsefe) kavramnn yine modern zamanlarda tad, yklendii sekler ve kutsal boyutundan arndrlm anlamlardan tr bir kafa karklna yol amasndan da korkarak Nasr, sophia perennis (ezel hikmet, hlid hikmet) demenin, daha doru olduunu dnmektedir. nk ona gre modern zamanlarda felsefe, philo-sophia olmaktan km, miso-sophia olmutur. Yani hikmet sevgisi olmaktan, hikmetin talep edilmesi, hikmetin aratrlmas olmaktan km; hikmet dmanlna dnmtr. Bu vesileyle, felsefe kavramna getirdii yorum balamnda, onu vesile ederek Nasrn kadm, geleneksel, antik olanla modern olan arasnda nasl bir zddiyet grdn belirtmi olalm. bu hikmet-i hlidenin, ya da el-hikmenin kayna ilah olduu iin karakteri de nebevdir. Bendeniz slmn Klasik anda Felsefe Tasavvuru kitabn yazmaya alrken Nasrn slm dnce geleneine bu adan getirdii yorumlardan azam derecede istifade ettim. Onun srarla vurgulad eyi ben de klasik metinlerde aka fark ettim: Hikmet kavram, hikmetin sreklilii ve evrensellii kavram bizim klasik
10
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

felsefe metinlerimizde daima miktn-nbvve kavramyla irtibatlandrlmaktadr. Dolaysyla hikmet kavramn ilah mene ve nebev karakteriyle birlikte dnmek mecburiyetindeyiz. Miktn-nbvve; nbvvet kandili, nbvvet feneri, nebev k kayna anlamna gelmektedir. Bu tr bir doktrinde, bir varlk tasavvuru; bir bilgi anlay bulunduu gibi bu doktrin, aksiyolojik bir boyut da iermektedir. Ve bu de tevhid ilkesinin birer alm, birer tezahr, birer boyutu olarak karmza kmaktadr. Mesela varlk asndan baktmzda doktrinin, yine nebev kaynakl, ilah meneli bir ontolojinin ifadesi olarak grldn syleyebiliriz. Mahmut Erol Bey deinecei iin ben ok basit bir formlasyonla geitireceim. Doktrin, L ilhe illallh ifadesindeki ilh kavram yerine varlk koyarak ifadeyi L mevcde illallh haline getiriyor. Tabi bir ounuzun kafas kart, biliyorum. Umarm Mahmut Erol Bey bu karkl giderecektir. Felsefecilerin byle bir ilevi vardr. Felsefeciler kartrr(!), sfler dzeltir. Mahmut Erol KILI: Estafirullah.

umuzda gelenek kavramna atfedilen manalar asndan karmza bir ontoloji kyor. Bu hepinize, hi olmazsa genel kltr seviyesinde bildii vahdetl-vcd (varln birlii) doktrinini; mellif, mtefekkir olarak da Muhyiddn bnl-Arabyi hatrlatyor olmal. Muhyiddn bnl-Arabyi, gerekten tradisyonel ekoln entelektel kahraman ve zirve ahsiyeti eklinde niteleyebiliriz. Hatta biraz cretkr bir ifadeyle unu da syleyebilirim: Ren Gunon ve Frithjof Schuon, adeta bugn Franszca konuan birer bnl-Arab gibidirler. Yani onlarn hakikat, varlk, bilgi vs.den anladklar eyin niha noktasnda daima bnl-Arabyi ve bnl-Arab ekoln dnmemiz gerektiini sylemeye alyorum. Eer Nasr ve arka planndaki mellifleri anlamak gibi bir hedefimiz varsa bnl-Arab, anahtar bir isimdir. Fakat Nasr, onlarn bu sylediklerini yine slm dnce gelenei asndan deerlendirmeye, yorumlamaya ve anlamlandrmaya alt iin meselenin, sadece bnl-Arabyi ele alp ve her eyi ona indirgemekten ibaret olmadnn, bnl-Arabye gelinceye kadar dnce geleneimizde nelerin olup bittiinin aklanmas gerektiinin ve
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

KUTLUER: L ilhe illallh L mevcde illallh eklinde okudu11

bnl-Arabden sonra da nelerin olup bittiinin aydnla kavuturulmas lazm geldiinin de farkndadr. Bu sebeple o, dikkatini yalnzca vahdetl-vcdun doktrineri diyebileceimiz bu mtefekkir zerinde younlatrmamakta; slm dncesi, tefekkr, biraz daha zellitirirsek slm felsefe geleneini gerek tarihsel btnl gerekse doktrinel btnl iinde deerlendirmeye ynelmektedir. Dolaysyla onun eserlerinde rahatlkla Frb, bn Snnn adnn belli bir nem, deer ve anlam tadn grebilirsiniz. hvn- Safnn yorumlanmadan geilemeyecek bir ekol olduunu fark edersiniz. Hele hele ihbddn es-Shreverdnin slm dnce gelenei asndan olduka merkez bir ahsiyet olduu dncesine kaplrsnz. Tabi ki bnl-Arab ve nihayet Molla Sadrnn biliyorsunuz 17. yzylda Batda Descartes zuhur ederken Douda, ran topraklarnda Molla Sadr, nam- dier Sadreddn-i rz zuhur etmitizel bir deer, anlam ve nem tadn grrsnz. Fakat bunlarn hepsinin birden bir btnlk oluturduunu, birbirine atf yaplmakszn anlalamayacan fark edersiniz. Btnsellik ve btncllkten bunu kast ediyorum. Yani, Nasra gre ihbddn Shreverd ya da bn Sn tek bana ele alnabilecek, deerlendirilebilecek bir dnr deildir. bn Sny iyi bilmeden Muhyiddn bnl-Arabyi doru okuyamazsnz. uras muhakkaktr ki, e-eyhur-Resin veya eyhul-rkn metinlerini okumu biri bnl-Arabnin metinlerini daha iyi anlama ansna sahiptir. Bu btncll, btnsellii fark ettii iin Nasr, slm dncesi veya felsefesi tarihine u blmn ihmal edeyim de, u blmne arlk vereyim eklindeki bir yaklamla deil; btnsel bir yaklamla bakmaya almaktadr. Geleneksel doktrinde bilgi ve deer niha noktada vahdetl-vcda varr, demitim. Bu, bn Sinnn Vacibul-Vcdunu -ki son gnlerde benim bn Snnn Ontolojisinde Zorunlu Varlk balkl bir kitap nerettiimi umarm biliyorsunuzdur- darda brakacamz, ihmal edeceimiz anlamna gelmemektedir. nk Vcibul-Vcdu anlamak, Nasrn o btncl yaklamna gre, vahdetl-vcdu anlamann yolunu hazrlamtr. Yani bir adm attnzda, bn Snnn atmad o adm siz kendi zihninizde attnzda, vahdetl-vcd doktrinine ularsnz, demek istiyorum.
12
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

Nasra gre iki trl bilgi szkonusudur -tabi gelenee gre de-: sterseniz nce Bat lisanndaki karlklarn syleyeyim. Birincisi episteme; dieri sapientia. Epistemik bilgi, yani mind dediimiz istidlal akln akl yrtmeleri yapmasn mmkn klan teorik etkinliine ilikin bilgiyi ifade etmektedir. Bir baka deyile epistemik bilgi manta indirgenebilir bilgi veya mantn alet olarak kullanld bilgidir. Sapiental bilginin Trke karl bulunmasa da Nasrn ortaya koyduu ekilde bizim dnce geleneimizdeki Arapa karlklarndan bahsedebiliriz. Sapienta, tatmak anlamna gelen sapere fiilinden geliyor. Sapiental bilgi, tatmakla ilgili bilgi demek. Karlklarn tahmin edebiliyorsunuzdur. Episteme veya scientia yani science kelimesinin kk olan bilgi mantksal, istidlal ve akln teorik aratrmalaryla ulat bilgiyi ifade etmekte olup bunun bizim geleneimizdeki karl el-hikmetl-bahsiyyedir. el-Hikmetz-zevkiyye, sapiental bilginin yani tatmakla ilgili bilginin karldr. Tradisyonel ekol bu iki bilgi biimini de hayat biimde nemser, vazgeilmez bulur, zorunlu grr ve btn amacn bu iki bilgiyi daha stn bir sentez seviyesinde birletirmek ve btnletirmek eklinde belirler. Takdir edersiniz ki epistemik bilgiye ait olan scientia, science yani bilimler de buna dahildir. Bugn bizim bilim dediimiz ey de bu bilgi anlay iinde ok nemli ve deerli bir yere sahiptir. Fakat zevk bilgi -eer Nasr okumalarmzdan anlayabildiimiz kadaryla bir deerlendirme yapacak olursak- primus inter pares yani eitler arasnda birinci mesabesindedir. Yani, ikisi de bilgi olmak bakmndan nemlidir, deerlidir, anlamldr; zaten hakikatle balantl her ne varsa nemlidir, anlamldr, deerlidir. Fakat zevk bilginin hakikatin derun ieriini kavrayc karakteri bakmndan- bir st seviyede deerlendirilmesi gerektiini tradisyonalist ekol mensuplarnn dncesi asndan sylemeliyiz. Bu bilgi bize, irfn dncedeki karl ile insanda vecd, vicdn ve vcdun bir olmas durumunu ifade eden bir manev tahakkuk neticesinde gelmektedir. Bu ekole mensup dnrler gelenek dedikleri eyden hareketle bu mertebeye ulam olan insanda, tahakkuk denilen eyin vuku bulmasyla zevk bilgi imkannn doduunu, bir manev aydnlanmann gerekletiini sylemektedirler. Peki bu nasl oluyor? Bu, maneviyatn kaynana, yani n, nurun kaynana, manev Douya ynelmekle oluyor. Yani siz srarla, btn var oluunuzla
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

13

n geldii yere tevecch edeceksiniz. Kaplar alacaksnz; nasibiniz varsa kap size alacak. Orient kavramna bavurarak anlatrsak, bu terim tamamyla manev bir sembolizm, bir manev Dou kavramn iaret eder ki, n geldii yere oriente olmay ifade eder. Bu tr bir oryantasyon abas sonunda sizde bir aydnlanma imkann yeertecek ve sizde sradan insann manev ikliminde domayan birtakm anlamlar doacak. Doru anlyorsam, zevk bilgi tecrbesinden Nasrn kastettii bu. Tabi bunun yaantlarla, yaaylarla, ahlk konumlarmzla, tercihlerimizle yani bizim erdemli olup olmamamzla ok yakndan alakas var. Aydnlanmann gereklemesi iin -zevk bilgi balamnda sylyorum- btn entelektel varlnzla, kalb, akl btn varlnzla eyann mahiyetini bilmek isteyeceksiniz ve Oriente yani n geldii yere tevecch edeceksiniz. nk ex oriente lux, yani k doudan gelir. Tevecch ve oryantasyon kelimeleri arasndaki ilikiye dikkatinizi ekmek isterim. Tevecch sizde manev bilme imkanlar oluturacak ve buna mutlaka ahlk durumunuz elik edecek. Burada bilgi ve deer, bilgi ve ahlk, bilmek istemek ve erdemli olmak istemek at ba giden iki eydir. Sizde bu zevk bilgi imkann douran tecrbe bu ikisini de gerektirmektedir. Ve deer kavramnn hemen iaret ettii temel doktrin de insn- kmil (universal man)dir. Onlarn geleneksel doktrin dedikleri eyin aksiyolojik boyutunun yreinde insn- kmil yani ideal insan, kmil insan, kemle doru ynelen insan durmaktadr. lgintir, slmda felsefenin tanm da kemle yneli terimleriyle yaplmtr. Ve bunun gerektirdii tm erdemler doktrinin aksiyolojik boyutunu oluturmaktadr. Buradan hemen Nasrn slm dnce geleneine nasl baktna dair birka spesifik ey sylemeye alacam. Nasra gre geleneksel bir medeniyette temel perspektif oluur: Philosophia, bizdeki karl ile el-felsefe; theologia, bizdeki karlyla ilml-fkh dahil olmak zere ilml-kelm; ve gnosis yani bizdeki karlyla el-marife, el-irfn. Merkezinde Tanrnn, meneinde semav ve ilah olann durduu bir dine dayal geleneksel medeniyette bu temel perspektif farkl dzeylerde de olsa mutlaka bulunur. slm medeniyeti de geleneksel bir medeniyettir ve bu , tabiatyla orada da gelimitir: el-felsefe, ilml-kelm ve et-ta14
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

savvuf. Gelenein yreindeki o hakikat tarihsel almlarn bir medeniyet eklinde gerekletirdiinde, tahakkuk ettirdiinde bu entelektel perspektif ortaya kmaktadr. Bunlar arasnda birok ihtilaflar var, mnakaalar var; siz bunlar arasnda nasl bir btnlk gryorsunuz? eklindeki bir itiraza Nasrn o btncl bakyla verdii cevap, bu perspektifin geleneksel medeniyetlerin zorunlu tezahrleri olduu, kendi aralarndaki ihtilaflara ramen son tahlilde ok nemli azam mtereklere sahip bulunduu ve nn birden bugn bizim slm tefekkr, slm dncesi dediimiz birikimi oluturduu eklinde olacaktr. Benim Nasrdan slm felsefesi asndan rendiim eylerden biri budur. Kelamc hocalarmzda yle bir eilim olabilir: Orijinal slm dncesi kelamdr. Biz felsefecilere sorarsanz, hadi canm, koskoca bn Sn dururken, slm dncesini en evrensel ekliyle tabi ki slm filozoflar temsil eder, deriz. Tasavvufular ise, siz kendi aranzda tartadurun, biz en st seviyede slm dncesinin ruhunu ve ilkelerini temsil etmekteyiz, derler. Ve hepsi de slm dncesinin hakik temsilcilerinin kendileri olduunu syleyebilir. Ama Nasr gibi baktnzda ortada yanan bir k vardr ve hepsi ayn farkl prizmalardan yanstan kristallere benzemektedirler. Ve hepsi birden iinde bulunduumuz oday, anlam dnyasn aydnlatmaktadrlar. Siz o keden bakyorsanz kendinize yansyan , bu keden bakyorsanz kendinize yansyan ya da rengi grmektesiniz. O yzden ben, farkl branlardan hocalarla biraraya geldiimde unu sylyorum: Eer Nasr doru sylyorsa u neticeye varmamz zorunludur: Siz kelamcysanz ve iyi bir kelamc olmak istiyorsanz iyi bir felsefe ve tasavvuf okuru olmak zorundasnz. Ben felsefeciysem, iyi bir felsefeci olabilmek iin iyi bir tasavvuf ve kelam okuru olmak zorundaym. Siz Mahmut Erol Kl, iyi bir tasavvufu olmak iin iyi bir bn Sina okuru, iyi bir Bklln okuru olmak zorundasnz. Nasrdan rendiim ey budur. Eer doruysa ok anlam ifade ettiini dnyorum. Nasrn dikkat ektii bir baka ey ise udur: Bu daha ziyade Batda zellikle slm felsefesi hakkndaki slm felsefesi Kind ile balar, bn Rd ile biter. Ondan sonra artk slm felsefesi diye bir eyden ya da zgn birtakm almlardan sz etmemiz mmkn deildir eklindeki idSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

15

diaya yneliktir. Seyyid Hseyin Nasr bu bu noktada bize unlar sylemektedir: Hayr, slm dncesi, felsefesi bn Rd ile bitmedii gibi tam tersine ondan sonraki dnemde en zgn ekillerini kazanm ve en zgn ekilleriyle yeni almlara yol amtr. Sz nereye getirmek istediimi tahmin edebiliyorsunuz: bnl-Arabye. nk bn Rdn gurbunun yaklat bir srada Endlste bnl-Arabnin gnei domaktayd. Ve Nasra gre -ki bu onun felsefeye, tasavvufa bakn anlamlandrmamza yardmc olacaktr- asl slm felsefesi bn Rdden sonra balamtr: ihbddn Shreverd, Muhyiddn bnl-Arab, bn Snnn irak yorumcularndan Nasreddn Ts ve nihayet 17. yzyla geldiimizde sfahan Okulunun ortaya kard, kristalize ettii ahsiyet Molla Sadr. Nasr, Mslman Bilge adl kitabnda bn Sn, ihbddn Shreverd ve bnl-Arabyi ele almaktadr. Bunun sebebi szkonusu eserin, daha sonra yazaca Molla Sadr ve lah Hikmet kitabna bir giri olmasdr. Molla Sadr zerine almalar devam ediyor; ama az buuk ortaya kanlaryla biliyoruz ki, bir sacaya zerine oturur Molla Sadrnn dncesi: bn Sn, ihbddn Shreverd ve Muhyiddn bnl-Arab. KROLU: lhan Kutluerden meselenin bir felsefeci gzyle de-

erlendirmesini aldk; ancak lhan Bey bunun yannda bir kelamcnn perspektifini, bir mutasavvfn perspektifini de bir lde yanstmaya alt. Ama tasavvuf asndan otantik saylabilecek bir yorum iin Mahmut Erol Beye sz vermek istiyorum. Mahmut Erol Bey, Nasr ile kiisel anlamda da daha sk grme imkan olan bir ilim adam. Bu sebeple burada bulunmasnn zellikle tasavvuf adan Nasr nasl anlayabileceimizi gstermesi asndan bizim iin byk bir ans olduunu dnyorum.

Nasrn yaklamn, metodolojisini anlamak asndan gerekten ok g-

zel bir giri mahiyetindeydi ve geleneksel perspektifi de ayn gzellikte yanstyordu. Geleneksel perspektifte ilimler arasnda bir geililik szkonusudur. Dolaysyla ilimler ayn binann iersindeki deiik odalar, deiik katlar misali birbirine geililii olan alanlardr. Binaenaleyh benim konumam, adeta meseleyi lhan Kutluerin brakt noktadan bir iki
16
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

KILI: Aslnda lhan Kutluerin konumas, Seyyid Hseyin

adm daha ileriye gtrme teebbs olarak grebilirsiniz. Zannediyorum Adnan Beyin konumas da bunun bir tamamlaycs niteliinde olacaktr. nk aslna baklacak olursa el-ilm nuktatn kesserehel-chiln yani ilim bir noktadr, cahiller onu oaltmtr. KUTLUER: Ben alimlerin oalttn dnyorum.

lin karl olmutur artk. Ben aslnda dorudan, Seyyid Hseyin Nasrn dncelerinde tasavvufun yeri hakknda konumay dnyordum. Ancak lhan Beyin yapt aklamalar beni de nce geni bir giri yapp, ar-

dndan spesifik olarak tasavvufa temas etmenin daha isabetli olaca dncesine gtrd. Yapacam prolegomena, gelenek, anane, tradition, zerine olacak. Burada, Mslmanlarn elinde ed-dn mefhumu varken Farsada snnet, Arapada halen bir problem olan sekfe tanmlamas niye byle bir kelimeye ihtiya duyulmutur, eklinde bir soru gndeme geliyor ister istemez. unu hibir zaman unutmayalm ki bu kavramlarn dou yeri Batdr. Yani bunlar Mslman dnyada domu kavramlar deildir. Batda dinin tarih sre ierisinde baz ritellere boulmas, etiket denilen, sadece zahir uygulamalar ierisinde skp kalmas, dinlerin znn ve dikey boyutunun kaybolmas, akabinde baz modern din aratrmaclarn bu ikisini tefrik etmek, bu zihn kargaay en aza indir-

mek maksadyla bir baka terim kullanmaya zorlamtr. Dolaysyla bu tradition kelimesinin semantik karlnn Bat balamnda olutuunu da unutmamamz gerekiyor. Batda religare yani, religion kelimesinin tazammun ettii anlamlar iin zaman ierisinde bir kirlenme szkonusu ol-

du. Dolaysyla o dilde religion denildiinde dinin sadece messesev yn, kilisesi, birtakm kurallar anlalyor ve bu telakki, dinlerin i boyutu dediimiz, daha derun, ite yatan konular karlamakta eksik kalmaya balyor. Bunun zerine Ren Gunon gibi baz dnrler bu yzyln banda tradition kelimesini tercih etmeye balyorlar ve bu kavram slm dnyasna tercme edilerek bugn bizler tarafndan tartlr hale geliyor. Aslnda bu bizim amzdan sun bir tartma. Yani eer geleneimizde bir krlma yaanmam olsayd, mesela bir Seluklu ya da bir Osmanl zihniyet haltasyla bakyor olsaydk bunlarn karlklarn bizde bulmak
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

KILI: Haklsnz, zaten modern zamanlarda lim, maalesef chi-

17

olduka kolay olacakt. Fakat din ilimlerde bir zihniyet krlmas yaayarak Bat dnya grne eklemlenmemizden dolay bana gre gnmzde tradition ve religion ayrmn tartmamz ok da anlamsz deil. nk biz de asrn bandan bu yana Bat dnya gr iersinde olduumuzdan artk teolojiyi bile Batl balamda yapmaktayz. Sratli olarak daha genelden somuta doru inmeye alacam. Bu sebeple tradition kelimesinin aklanmasnda bir adm daha atarak -Seyyid Hseyin Nasrn kendi yazlarndan da yola kmak sretiyle- unu syleyebiliriz ki, philosophia perennis veya perennial philosophy veya el-hikmetl-hlide veya cavidn hred anlamndaki tradition kelimesinin slmdaki karl, Nasra gre tamtamna sufizm, sf filozofi, sf felsefe, sf hayat tarz ve dnya grdr. Bu yaklam tarz bize Seyyid Hseyin Nasrda tasavvufun veya sufizmin bir din felsefesi olduunu gstermektedir. Yani sflik, bugn bizim zannettiimiz veya ska kullanmakta olduumuz ekli ile sadece tekke ileri anlamnda deil, ncelikle bir dnya gr, bir din felsefesi olarak karmza kyor Seyyid Hseyin Nasrda. Aslnda bu, tradition kavramnn tercmesi ya da daha mahhaslatrlm bir ekli. Bu dnya grn incelediimizde ncelikle bir varlk gryle karlamaktayz. Sflerin deil, tasavvuf kartlarnn icat ettii bir tabir olan Vahdetl-Vcdda ifadesini bulan bu varlk grne gre varlk, blnemez bir btndr, ama varlkta bir derecelendirilme szkonusudur. Daha sonra temas edeceim gibi Seyyid Hseyin Nasrn dncelerini borlu olduu, yani kendi dncelerini ve metodolojisini kard sf ahsiyetler, bir sralama yapacak olursak Molla Sadr, ihbddn Shreverd ve bnl-Arab eklinde dizilirler. Zaten kendisi de bunu zaman zaman dile getirmekte, kendisinin birinci elde bir bnl-Arab uzman olmadn, bnl-Arabden baz okumalar yaptn; ama ok sk bir bnl-Arab muakkibi ve okuyucusu da olmadn zaman zaman dile getirmitir. imdi eyh-i Ekbere gre varlk deimeyen, banda ne ise, hlde ne ise sonunda da ayn ekilde olacak olandr. Yani bata yok olan, bir zaman ierisinde varm gibi gzken ve daha sonra tekrar yok olacak olan eye bu dnrler, ba ve sonuna gre hkm veriyorlar. Bundan dolaydr ki zaman zaman baz felsefe okullarnn mmkin varlk dedii kategoriyi sfler kategorik olarak kabul etmiyorlar.
18
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

Onlara gre mmkin ve varlk kelimeleri birbiriyle elimektedir. nk onlar, var ve vardr kelimelerinin daimi olarak var olan iin kullanlabileceini dnmektedirler. Buna gre vcd sadece ve sadece Hakk Telya aittir. Binaenaleyh bu ontolojik gerekten yola klarak iin epistemolojisine, bilgisine intikal edildiinde sf mellifler, varlkn bilgisinin birtakm mantksal karmlarla elde edilemeyeceini, tez-antitez-sentez eklinde uzun uzadya yaplan karlkl cedel ve mnazara yntemiyle Tanry bulmann mmkn olamayacan ileri sryorlar. Bu ekilde elde edilen bilgi, onlara gre gerek bilgi olmayp, sadece o gerek bilgiye giden yolda yaplan egzersizlerden ve yolu arama denemelerinden ibaret olacaktr. Oysa ki onlar Kurndan hareketle gerek bilginin yani hikmetin elde edilen deil, verilen bir karaktere sahip olduunu sylemektedirler: ve men yutel-hikmete [kime hikmet verilirse] Hikmet, verilen bir ey olduundan bu durumda insana den kendisini, hikmeti kabul edecek ekilde hazrlamaktan ibarettir. Buna gre lhan Beyin Latince karlklarn vermi olduu sapienta ve episteme eklindeki bilgi trlerini sfler ilm-i huzr ve ilm-i husl eklinde ifade ediyorlar. Onlara gre gerek bilgi hzr olu bilgisidir yani ontik bilgidir. Yani, siz hzr olduunuzda -Heideggerin Dasein ya da oradalk dedii ey-, orada bulunduunuzda elde edeceiniz bilgi. Tasavvufta buna makm deniliyor. Kimi dnce ekollerine gre makm anlay ok basit bir eymi gibi grnse de aslnda epistemolojik bir sreci ifade etmektedir. Siz orada deilken onun bilgisine sahip olamyorsunuz, bu adan tasavvufta makm bilgisi onlarn grnn aksine ok nemlidir. Dier dn tarzlarnda siz orada olmadan da bir eyin bilgisine sahip olabiliyorsunuz. Mesela kitap okuyarak, karlkl cedeller, karlkl tartmalar neticesinde bir bilgiye sahip olabiliyorsunuz. Tasavvuf ise, Tanrsal bilginin, ilah bilginin, ulhiyyet bilgisinin, belirli bir hazrlk sreci geirildikten sonra size gelecek olan bir bilgi olduunu ileri sryor. Yani, tmevarmsal deil, bir tr tmdengelim bilgisi olduunu varsayyor sf dnrler. Bu noktada szkonusu sf muhakkikler Cenb- Allahn isimlerinden el-Hakm ismi erfine ayr bir nem atfediyorlar. Alm ve Hakm isimlerinin sizde tecelli etmesi iin yapmanz gereken ey, o gelecek olann sizde yer edebilSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

19

mesi, size gelebilmesi iin hazrlk yapmaktr. Ne var ki sizde tecellinin gereklemesine mani olan bir ey bulunduunda bunun gereklemesi mmkn deildir. Yani sflere gre, sizde belirli bir tabiat varken, tabiatnzda, ontik yapnzda belirli hususiyetler varken, onlar sizde bulunmaya devam ettii srece o bilginin size gelip yapmas, sizi bulmas, sizinle tan olmas, sizde karar klmas mmkn deildir. Dolaysyla burada tasfiye, tahall, tezkiye gibi kavramlar ve pratikler devreye giriyor. Bunlarn ayrntlarna burada girmek istemiyorum. Btn bunlar birer felsef alma olarak da grmemiz mmkn. Burada, bilmek ve olmak ayrmnn sflerde ok nemli olduunu grmekteyiz. Yani onlara gre sizin bir eyi bilebilmeniz iin sizin o ey olmanz gerekmekte. Burada olmak ve bilmek birbirinden ayrlmaz iki kavram eklinde karmzda durmakta. Ben bir eyim, bilgim baka bir ey, ben ve bilgim, ben ve ilmim gibi bir ayrm yatay ilimlerde, tarihsel ilimlerde geerli iken din ilimler gibi dikey ilimlerde bunun geerliliinden bahsetmek bu dnrlere gre mmkn deil. Bu bak asnn zerinde nemle durduu bir dier hususiyet de u: Bir kere din kendi bana anlamlandrlabilecek bir ey deildir. Maalesef bu, biz Mslmanlara ilk duyduumuzda garip gelebilecek bir ifade. Yani, Dinin tek bana anlamlandrlamamas da ne demek oluyor? te kitap belli, peygamber belli, her ey belli eklinde bir itiraz ileri srlebilir bu dnceye kar. Ancak sflere gre durum hi de bylesine basit deildir. Sflere gre bir anlamlandrma modeline mutlaka ihtiya bulunmaktadr. Zira din kendi bana konumaz. Bu srf slm dini iin deil, btn dinler iin, yeryzndeki btn dnce sistemleri iin de byledir. Yani siz bir model kurarsnz, o modele gre Tanr, peygamberler, hiret, kitap vs. gibi din verileri tefsir etmeye balarsnz. Bu adan tasavvuf diyor ki, ben bir model kuruyorum, ben bir modelleme yapyorum, bu modelleme bana ait. Bir bak as bu, bir yourt yiyi tarz. Ancak burada szkonusu bak asnn, modelin, yegne model ve bak as olduunu da iddia etmiyor. Baka modeller de olabilir; nitekim vardr da. Mesela, tasavvuf gibi slm felsefesi ve kelam da birer model konumundadr. Burada tasavvufun kelamdan farknn uradan kaynaklandn dnyorum: Ta20
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

savvuf, kendini modellerden bir model olarak gryor ve bu modelin, bu dnya grnn, bu bak asnn ierisine girildiinde kendine has bir anlam haritasnn bulunduunu, bu model ierisinden baklmadnda ise tamamen bambaka bir grnt kabileceini itiraf ediyor. Dolaysyla modele, anlam haritas ierisinden bakmay teklif ediyor tasavvuf. Bu noktada Nasrn da bu yaklamn bir sonucu olarak tasavvufu geni anlamyla adeta bir tr felsefe, daha dorusu bir felsefe yorumu olarak kabul ettiini gryoruz. Bugn dahi modern dncede, zellikle de Heideggerci yaklamda Nedir bu felsefe? eklinde problematik bir konu vardr. te Seyyid Hseyin Nasrn bu yaklamnn, tasavvufa bak asnn, felsefeye bir karlk bulma hem de otantik, asl bir karlk bulma abas olduunu gryoruz. Kabul edilir veya reddedilir; o ayr bir husus. Ama bir tekliftir, bir denemedir. Bir teklif getiriyor Seyyid Hseyin Nasr ve diyor ki, felsefe (philosophia), sophia ve phila kelimelerinin biraraya gelmesinden meydana geliyor ve yine biliyoruz ki, filozof kelimesi ilk defa Pisagor iin kullanlmtr. Filozof kelimesi bu manada bir st dereceyi ifade etmemektedir. Sophiaya nisbetle phila-sophia bir derece aadr. Sophiay yani bilgelii, hikmeti elde edememiiz, ama onu seviyoruz. Peki o zaman soruyu u ekilde sormalyz: Nedir bu sophia? Tabi ki kurduum model ierisinden bakyorum imdi. Dolaysyla beni yarglamamanz gerekiyor. Bu modeli iptal edip bambaka bir model kurarak oradan da baklabilir. Herkes modelini kuracaktr. Dolaysyla bu ekilde baktmz zaman bir kelam-tasavvuf atmas, bir felsefe-tasavvuf atmasnn olmamas gerekmekte. Ama, yegne model budur ve herkes buradan bakmak zorundadr, dediim zaman problem kaca muhakkak. Bu adan baktm zaman phila kelimesi sevgi, muhabbet anlamna geldiinden philosophy, hikmet deil, hikmet sevgisi demek. Dolaysyla bu tradisyonalist dnrlere gre felsefe bir derece d, bir dekadans, bir k, bir derece aa initir. Biliyoruz ki, philosophiann asl sophiadr. Sophia; hakm, yani bilge ve rifin karldr. Peki Pisagor iin niin filozof kelimesi kullanlyordu? Pisagor, yirmi yl Douda eitim grm bir kimse. Yirmi yl Msr ve Babilonyada eitim grdkten sonra kendi blgesine geri dnyor.
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

21

Aristo hari herkes Douda talebelik yapmtr. Yani bu durum Pisagora has bir ey deil.

kat syleniyor. Aristo bir anlamda tekke kakn(!).

Yirmi yl Douda eitim grp lkesine dnen Pisagor burada nasl bir

felsefe okulu amtr? ok ilgintir sabahn erken saatinde yani irak vakti kalklyor ve hymler yani Tanrya vgler nedesi eliinde tam bir konsantrasyon ile felsefe meki yaplyor. Bir mektir felsefe. Pisagorun okulunda bu tr felsefe eitim metoduna bakn, onun adn siz koyun. KUTLUER: Tarikat.

nun adnn ancak tarikat olacan sylyor. Demek ki tarihi sre ierisinde bir semantik kayma, anlam kaymas olduunu gsteriyor bu. Burada talebelerine o kadar gzel eyler anlatyor ki Pisagor, talebeleri sduymamtk. Sen bir Tanrsn diyorlar. Pisagor ise Ben kesinlikle bir Tanr deilim eklinde cevap veriyor. O zaman talebeleri kendisine bir isim aryorlar. Diyorlar ki: O zaman sen bir profetasn. Madem Tanr deilsin, sen profetasn, yani bir peygambersin. O da diyor ki: Hayr. Ben

tad, sen bize yle almlar getirdin ki biz bunlar daha evvel kimseden

KUTLUER: Bir parantez aabilir miyim? Antik Grek felsefesinde KILI: Doru. Zannediyorum Aristonun Douda drt yl kalp

bir profeta da deilim. O zaman sen sophiasn diyorlar talebeleri. Bunun zerine Pisagor: Ben sophia da deilim, sophos da deilim. Siz sophos grmediniz ki. Ben Douda eitim grdm yerde sophoslar tarafndan eitildim. Ben sophos bile deilim. Ama bana unu syleyebilirsiniz. Ben olsam olsam o sophoslar seven bir kimseyim. Ben o sophoslar, o hakmleri ve o hikmeti seven birisiyim. Bunun zerine talebeleri rahatlyor ve bir kelime icat ediliyor: Phila-sophos, yani hikmeti seven, hakmleri seven kimse. Bu konuda ayrnt iin E. Schurenin Byk nisiyeler kitabna baklabilir.

mek. Bunu bizim kaynaklarmzda hubbul-hikme, mehabbetl-hikme eklinde tercme etmilerdir. Fakat bunu, hikmete kar duygusal sem22

KILI: Ben demedim, grdnz gibi bir felsefeci arkada buKUTLUER: Alanma tecavz var. Phila-sophia, hikmet sevgisi de-

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

pati besleme, eklinde anlamaynz. Bunu bir aktivite olarak anlamanz gerekir. Mesela, filarmoni orkestras diyoruz. Bu, armoniyi sevmek, ahengi sevmek demektir. Ama orada armoni alannda uzmanlamay da ieren bir anlam gndermesi var. Bana sorarsanz, philasophiann en doru karln hvn- Saf koymutur Arapada: Talebl-hikme, yani hikmetin aratrlmas. Talep kelimesini de, iktisattaki anlamn zihninizin bir tarafna atarak talebl-ilim gibi anlamalyz. Dolaysyla bir aktiviteyi, bir etkin konumu ve ynelii ifade etmektedir. Bunu tavzih etmek istedim. Philasophia, sadece hikmeti sevmek, ah ne gzel ey hikmet demekten ibaret deil; aksine hikmeti aratrmak demektir. KILI: Msaade ederseniz, ben bizim modele dnmek istiyorum. KROLU: Ancak Arapada ahbebt, irade etmek anlamna da KILI: Evet, hubbun iinde irade de var. Aslnda bu modele gre
23

Tradisyonel felsefede ilgin bir ifade vardr: et-Tasavvuf vet-tefelsf h-

m yetecvern ve yetezvern, yani tasavvuf ve felsefe iki komudurlar birbirini, ziyaret ederler. Biz lhan Kutluerle yllardr byleyiz. Byle insanlarla sabaha kadar konuulabilir, nk her iki taraf da birbirlerinin modellerini biliyor ve buna sayg duyuyor, bu da hibir bir problem olmadan muhabbet edilmesini temin ediyor. Yalnz burada muhabbet kelimesi, yani bizim modelde hubb kelimesi sadece psikolojik bir sreci deil, ayn zamanda dinamik bir sreci ifade etmektedir. Bizde hubb, yani ak ayn zamanda epistemolojik bir sretir de. Bizde bir eyi ne kadar seversen o kadar bilirsin. Bizde bilmek ve sevmek iie olan eylerdir. Ayrca bizim varla geliimiz de hubb iledir. nk knt kenzen mahfiyyen eklinde balayan ve baka modellere gre uydurma olan bir hadisimiz var: Knt kenzen mahfiyyen fe-ahbebt en urafe, yani ben gizli sus, eradt yani irade ettim, murad ettim yerine ahbebt ifadesinin kuldur, yani bizimkisi bir ak hikayesinden ibarettir vesselam. bir hazine idim, bilinmeklii sevdim. Burada dikkat edilmesi gereken hulanlmasdr. te bu ifadeden dolay bize gre varla geliin sebebi hubb-

gelir.

her ey i ie zaten. Seyyid Hseyin Nasrda Tasavvuf balkl bir konuma yapmam istendiinde iki dereceli bir konuma yapmay dnmSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

tm. Birincisi onun tasavvuf anlaynn, sufizm dedii eyin adeta tradition denilen, philosophia perennis denilen eyin slmdaki karl ve tercmesinden ibaret olduunu belirtmekti. Bununla ilgili daha baka ontoloji ve epistemoloji delillerini sunmam vakit asndan mmkn deil. Bu konular sratle geerek ikinci konuya geleceim. O da Nasrn bugn bildiimiz, teknik anlamyla tasavvuf ilmi dediimiz ey karsnda ne tr bir tutuma sahip olduudur. imdi ksa da olsa bundan bahsedeceim. Bu gzle baktmz zaman Seyyid Hseyin Nasr bir tasavvuf aratrmacs deil. Bu ekilde tezahr etmiyor karmzda. Bizim bugn lahiyat Fakltelerinde anabilim dal olarak bulunan Tasavvuf Ana Bilim Dal gibi bir Tasavvuf Ana Bilim Dal profesr, stad, tasavvuf tarihi aratrmacs veya tasavvuf felsefecisi deil Seyyid Hseyin Nasr. Seyyid Hseyin Nasr, tasavvufu merkez bir dnya gr olarak alarak bilim, psikoloji, bilim tarihi vb. konularda yorum yapm bir asr Mslman dnr. Ve slm dnyas zerine bence Fazlurrahmanla beraber bu ada en nemli tesiri olan iki dnrden birisi. Hatta slm dnyas zel corafyasnda Ren Gunon ve Frithjof Schuon gibi dnrlerden daha etkili olmu bir dnr Nasr. nk szkonusu dnrlerin tesiri daha ok kendi toplumlarnda olmutur. Seyyid Hseyin Nasrn zel anlamda tasavvufla ilgili ne gibi almalarnn bulunduuna baktmz zaman ise Nasrn tasavvuf ile ilgili ok fazla kitap yazdn gremiyoruz. Nasrn bu konuda sadece iki tane kitab var. Biri ilk kitab olan ve 1972 ylnda kan Sufi Essays adl kitabdr ki, bu kitap Prof. Dr. Sadk Kl Bey tarafndan Trkeye de yakn zamanlarda tercme edilmitir. kinci kitap ise Nasrn 1974 senesinde Tahranda karm olduu Celleddn-i Rm balkl eseridir. Bu iki kitap Nasrn dorudan tasavvuf ile alakal eserleridir. Bunun haricinde tasavvufla ilgili baz makaleleri de var Nasrn. Bunlara rnek olarak Attrn MantkutTayr zerine ve geleneksel ran mziinde tasavvufun tesiri hakknda yazd makaleleri verebiliriz. Ayrca Mslman Bilge adl eserde de bnl-Arabyi ele ald bir blm bulunmaktadr. Bu saydmz dorudan tasavvufla ilgili eserleri dnda tasavvufun Nasrn btn eserleri ierisinde sindirilmi, yaylm olduunu gryoruz. Tasavvuf kelimesi ok fazla gemese de bir dnya gr olarak, bir perspektif olarak btn
24
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

eserlerinde bunu hissetmek mmkn. slm dncesi hakkndaki bir kitapta Nasr, Kurn ve hadis maddelerini yazd. Kendisi diyor ki: Benim bu Kurnla ilgili maddemi Tefsir sahasna, Snnetle ilgili makalemi de Hadis ilminin iine almlar, halbuki bu tamamen yanl bir yaklam. nk Nasra gre Tefsir, Hadis birer ilim deildir. Nasr, ilmin felsefe, kelam ve tasavvuftan ibaret olduunu dnmektedir. Yani Kurn ilimleri, diye bir ilim olamayaca gibi Tefsir diye bir ilim dal da olamaz Nasra gre. nk aslolan kiinin filozof, mtekellim ya da mutasavvf olarak yapaca Kurn tefsiridir. Hadis de ayn ekilde Nasra gre bir ilim deildir. Birtakm verileri toplayp, falanca hadis sahihtir ya da deildir, diyen bir ey ilim olamaz. Hadisten bilgi karmak iin ya bir filozof, ya bir mtekellim, ya da bir sf olmalsnz ve bu modeller asndan elinizdeki hadislerden istifade etmelisiniz. Son olarak size sylemek istediim bir ey daha var: Seyyid Hseyin Nasrn felsefesi zerine yaknlarda Amerikada kan bir kitapta Leonard Lewisohn isimli bir ngilizin Seyyid Hseyin Nasrda Sufizm diye ksa bir makalesi var. Szkonusu makalenin iinde bulunduu kitab merak edenler, Dvn dergisinin son saysnda [2001/2, say 11] bu kitapla ilgili yazdm tantma mracaat edebilirler. Gerekten ilgin bir kitap bu. Bu kitap Seyyid Hseyin Nasr zerine yazlm makaleler ve her makaleye Seyyid Hseyin Nasrn verdii cevaplardan oluuyor. Lewisohnun Seyyid Hseyin Nasrda Sufizm isimli makalesine Nasrn verdii cevaptan bir iki yer okuyarak konumam tamamlamak istiyorum. Lewisohn makalesinin sonunda iki tip sufizmden bahsediyor. Birincisi entelektel sufizm, yani herhangi bir stada bal olmadan yaanan sufizm ki ranllar buna irfn- nazar demektedirler. Lewisohn, Seyyid Hseyin Nasrn irfn- nazar mektebine mensup olduunu, hankhl, tekkeli sufizmle bir alkasnn olmadn iddia ediyor. lgin bir ekilde Seyyid Hseyin Nasr bu makaleye verdii cevapta Lewisohnu tenkit ediyor ve yle bir cevap veriyor: Evet, her ne kadar entelektel sufizm ile ilgileniyorsam da hankh sufizm ile de hi ilgimi kesmedim; ben yirmi yamdan beri derviim. KUTLUER: Bu cevap onun bir tarikata bal olduu anlamna ge25

liyor, yle deil mi?

Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

ama artk bunu gizlemediini gryoruz. Evet, ben yirmi yandan beri hem de bir snn tarikata balym diyor.

KILI: Tarikatn adn burada sylemiyor; onun iin bir ey diyemem. Sylemi olsayd belki sylerdim. Lewisohn diyor ki: Onun btn eserlerinin meydana geliinde sfzm, yani ilm-i tasavvuf ok nemli bir getiriyor: Lewisohna bu konuda aynen katlyorum. Genel ilgi alanm pe-

yere sahiptir. Seyyid Hseyin Nasr, onun sylediklerine yle bir yorum rennial felsefedir. Ama hem doktrin olarak, hem de pratik olarak sufizmin

araclyla bu felsefenin, bu perennial felsefenin hakikatleri bende tahakkuk etmitir. Yani perennial philosophynin hakikatleri bende hem doktrin olarak hem de pratik olarak sufizm yoluyla tahakkuk etmitir, demek istiyor. Bu da son derece ilgin bir ifadedir. Devamnda da diyor ki: Din, felsefe, bilim ve sanat sahalarndaki btn yazdklarmda sf perspektif fizmdir. vardr. nk Nasra gre sophia perennisin slm zelindeki ad su-

iinden grme imkan bulduk. Belki Nasr yaknda hangi tarikata bal olduunu da syleyecektir.

KILI: Evet. nceleri bir tarikata bal olduunu sylemiyordu, KROLU: Hangi tarikata bal acaba? KROLU: Mahmut Erol Bey sayesinde tasavvuf modelini kendi KILI: Baka yollara bal olanlar da var. zeliyye bildiimiz KROLU: Hem anlalmas zor bir konuyu Nasrn dilinden anKILI: Bal olduu tarikat burada telaffuz etmiyor; ancak bu bir KROLU: Zaten tradisyonalist gelenee mensup dnrlerin
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

sr deil herkes onun zel olduunu biliyor.

ou zeliyye tarikatna mensuptur.

klasik snn bir tarikat. Nasr bu tarikata 20 yanda intisap etmi, yani 60 senelik bir dervitir.

lattnz, hem de bunlarn epistemolojik adan ne anlama geldiini akladnz iin size teekkr ediyoruz. imdi sze Adnan Aslan Bey ile devam etmek istiyorum.
26

olmadm ve ele alacam mesele de daha spesifik olduu iin bu konuda hazrladm bir metni sizlere sunmak istiyorum. Metnin bal yle: Nasr Felsefesinin Din oulculuk Boyutu. Bir soru ile balamak istiyorum: Dinlerin okluu problem midir? Dinlerin okluu kendi bana bir problem deildir, fakat problem olarak alglanmaktadr. Bunun dinlerden kaynaklanan ve kaynaklanmayan, i ve d sebepleri vardr. Modernitenin bir neticesi olan kreselleme d sebeplerden biri ise, dinlerin hakikat iddias ve bu iddialarnda elimeleri de i sebeplerden bazlardr. Eer sadece bir din olsayd veya ok olmalarna ramen dinler ayn gereklii temsil ettiklerini hibir kimsenin phe etmeyecei tarzda ortaya koyabilselerdi o zaman belki dinlerin okluunu izah edecek hipotezlere ihtiya kalmayacakt. Hakikatin sadece kendinde olduunu iddia eden ve bu hakikat iddialarnda elien dinler, dinlerin okluunu izah denemelerini kanlmaz klmaktadr. Bu izah denemeleri iinde Nasrn nasl bir yeri olduunu daha ok Bat dncesi kavramsal erevesi iinde ele almaya alacam.

Batda, dinlerin birbirleri ile elien hakikat iddialarn zme teebbsnde bulunan paradigma gze arpmaktadr: oulculuk (pluralizm), kapsayclk (inclusivizm) ve dlayclk (exclusivizm). oulculukta, dinler ayn zirveye ulaan farkl yollar olarak grlrken, dlaycl sadece benimki doru, inhisarcl ise benimki doru ve fakat dierleri beni temsil ettii kadar doru ifadeleri ile zetlemek mmkndr. Dinlerin okluunu izaha alan btn yaklamlar, bu paradigmann iine yerletirmeye almak elbette mmkn deildir. oulculuu bile kendi iinde snflara ayrmak gerekir. Mesela bana gre Bat dncesi erevesinde eit oulculuktan bahsedilebilir. Birincisi, Marksist, Hmanist ve Budist gelenekten beslenen ve Tanry bir focus yani insan varlnn ve var oluunun oda olarak niteleyen, balca temsilcileri arasnda geen yl vefat eden Ninian Smart ve Paul Tillichin bulunduu felsef liberal oulculuk. kincisi, John Hick -ki benim doktora tezim, John Hick ile Seyyid Hseyin Nasrn bu konudaki grlerini karlatrma zerinedir- ve Wilfred Cantwell Smithin temsil ettii felsef din oulculuk.
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

Adnan ASLAN: Ben Mahmut Erol Bey ve lhan Bey gibi iyi hatip

27

Hick, fenomen ayrmn esas alarak felsef zeminde fakat dinleri ve dindarlar ikna etmeyi hedefleyen bir din oulculuk hipotezi ortaya atmtr. Cantwell Smith ise btn gelenekleri ayn srecin ve ayn tarih akn bir paras ya da ayn nehrin iindeki su gibi telakki ederek bu probleme bir zm getirmeye almtr. ncs ise, asl bizim konumuz olan ve tradisyonel felsefecilerin temsil ettii din-btn oulculuktur. Bence birinci ve ikinci oulculuk anlaylarnn kaynan Aydnlanma Hmanizmi, Budizm, Hinduizm ve Kant felsefesi temsil ederken, geleneksel ekoln oulculuk anlaynn kayna slmdr. Bunun nemli bir nokta olduunu dnyorum. Nasra gre, dinlerin okluunun problem olarak alglanmasnn nemli sebeplerinden biri modernitedir. Modern ncesi homojen toplumlarda yaayan insanlarn, kendi dinlerini mutlak grmeleri ve dolaysyla da baka dinlerde kurtulu aramann sama olduuna inanmalar normaldi. Dorusu u anda bile dinlerin okluu meselesi, Fas veya Pakistan kylerinde yaayan Mslmanlara ya da talya veya spanya kylerinde yaayan Hristiyanlara modern insanlara grnd gibi grnmemektedir. imdi din ve geleneksel kltrlerin homojenlii bozulmu ve bunun neticesi olarak dinleraras ilikiler normal hale gelmitir. Bu sebeple bugnn kresel dnyasnda dinlerin fikr ve teolojik iddialarn grmezlikten gelmek mmkn deildir. O halde bu meselenin zm nasl olacaktr? Nasra gre zm, ne ilah adaleti ve merhameti hie sayan sadece benimki doru eklindeki dlayclk tavrndadr, ne de Tanrdan geldii kabul edilen kutsal prensipleri hie sayan ve izafletiren oulculuk anlayndadr. Bu meselenin gerek zm, dinlerin akn birliini mutlak seviyesinde gren ve ayn zamanda btn yollar ayn zirveye ular gereini kabul eden geleneksel ekolde aranmaldr. Buradan hareketle Nasr, geleneksel bak asnn, kutsal olan her eye deer vermesi, dinlerin farkl ve benzer ynlerini takdir edebilecek prensipleri muhtevi olmas bakmndan dier oulcu grlerden ayr ve ayn zamanda tercihe yn olduunu iddia eder. Bizce geleneksel ekol ister iptida ve tarih isterse Semitik ve Hint kkenli olsun btn din ve gelenekleri barndracak geniliktedir. Dolaysyla bir yandan Eskimo ve Avustralya yerlilerini dier yandan Taoist Mslmanlar iine alabilen geleneksel dnyann,
28
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

hayatn anlam ve gereklii konusundaki muazzam birlikteliini yanstan bir ekoldr. Bugn sekler kltr ve onun vazgeilmez normu olan liberalizm, dierini/tekini tetkikte geleneksel toplumlara nazaran daha toleransl ve daha objektif grnmekle birlikte z itibariyle din deerlere yabanc olduu iin nihayetinde farkl dinleri rahata barndrabilecei ruhan bir atmosfer yaratmakta baarszdr. Sekler kltr ierisinde gelitirilen metotlar, dinleri aratrmak isteyen rencilere dier dinlere sempati hatta empati ile bakmay telkin edebilmekte ve fakat sje ile obje, renci ile din arasnda tam bir uyum ve harmoni tesis edememektedir. Modern metotlarn bu gibi mahzurlarn fark eden Nasr, dinleraras almalar iin en uygun metodun, kutsal formlar yani dinlerin eitliliini sonunda izaflie ulaan bir eliki deil, evrensel hakikatin tasdiki olarak gren geleneksel ekol olduunu sylemektedir. Nasr, dinleri hakk ile anlayamamann sebeplerinden birinin, din ifadeler veya formlar ile bu ifadelerin gerisindeki manalar ve zleri birbirine kartrmak olduunu syler. Kozmos, insan ve din, hakikatin byk tecellisi olduuna gre bu farkl unsurun tecelliden nce bir yerde var olmalar gerekmektedir. Tecelli kavram tecelli eden bir eyin varlna delalet etmektedir. Buradan hareketle dini kaynana balayan bir i boyutun bulunduunu dnmek gerekir. Nasr, dini gerei gibi anlamann ancak bu i boyutu tanmakla mmkn olduunu ve bu sebeple buraya nfuz eden bir metodun olmas gerektiini syler. Formdan ze, dtan ie, sembolden sembolize edilen gereklie ulaabilen ve din almalar iin gerekli olan bu metoda Nasr ezoterizm yani btnlik demektedir. nsan Tanrnn tecelligh olarak dnld iin Tanrnn dier iki tecellisi olan kozmos ve dini, ancak kendini kefetmekle hakkyla idrak edebilir. Hakikatin bir nevi taycs olan dinin biri dindar insana manev uur kazandran btn, dieri ise insanlarn kurtuluu iin yeterli olan kural ve dogmalar ieren zhir olmak zere iki nemli boyutu vardr. Dinin metafizik hakikatlerini ancak onun btn boyutuna nfuz edebilen bir ksm insanlar anlayabilir. Nasr bunu yle ortaya koymaktadr: Btn yol evreden merkeze ulama imkann salayan bir eksendir ve fakat merkeze
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

29

olan bu yolculua herkes hazr olmad veya bu istenmedii iin umuma ak deildir. Bununla birlikte dinin zhir boyutunu izlemek emberde kalmaktr. Dinin btn boyutunu takip edebilmek ise ancak merkezi olan bir dnyada yaamakla mmkndr. Geleneksel ekol asndan bir dinin, teolojik doktrinel syleminde varlk bulan zhir boyutu gereksiz deil, hatta dinin mesajn insanlara ulatrabilmek iin zorunludur. Fakat Nasra gre, asl yanl ve tehlikeli olan, dinin mesajn sadece zhir boyuta hapsederek teolojik sylemin din ile ilgili btn gereklii tadn iddia etmektir. Schuon bu noktay ok gzel izah eder: Din hakikatin sadece zhirde olduu iddias yaln ve basit bir hatadr. Her bir gereklik ve ifade edilen her hakikat zarur olarak bir forma yani lafz ifadelere sahip olmak zorundadr. Dorusu bir formun btn dier formlar dlayarak yegne deer olmas metafizik adan imknszdr. Form, doas gerei yegne yani ifade edilmek istenen manann mmkn olan tek ifadesi olamaz. Bu sebeple form, aslnda bir belirleme ve bir ayrma ameliyesidir ve bu belirleme ancak dier hemcinsleri ile yani benzer modellere kysen idrak edilebilir. Geleneksel ekoln btnlik gr, dinlerin teolojik seviyede hakikatin sadece kendileri olduu iddialarna bir snr getirerek din oulculuk meselesine bir zm getirebilir. Nasrn din oulculuk anlaynn tasavvufa dayanmasnn sebebi de bu olmaldr. Nasra gre farkl cihetlerden insanl ilah isim ve sfatlardan haberdar edebilmek iin dinler gnderen Tanr, dinlerin farklln dilemi olmaldr. Bu sebeple dinlerin okluu ve farkll ilah varln sonsuz zenginliinin bir neticesidir. Her din ilah dnyann farkl bir boyutunu yanstmaktadr. Bu okluk iinde birlik mikrokozmos-makrokozmos, insan ve melekt lemleri dahil her eyde, varln her alannda ve her seviyesinde tasavvur edilmelidir. Schuon bu noktay yle ifade eder: Eer dinler doru ise, bunun sebebi her defasnda Tanrnn bizzat bize hitap etmesidir ve eer onlar farkl ise bunun sebebi de muhataplarnn farklln dikkate alan Tanrnn her defasnda farkl bir lisan ile hitap etmesidir. Eer dinler, hem mutlak hem de dlayc ise bunun sebebi de Tanrnn her bir dinde Ben diye konumasdr. Nasra gre, dinlerin dogmatik ifadelerinin tesinde gizli olan metafizik
30
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

boyutuna ulamak her insann yapabilecei bir i olmad gibi, herkes iin gerekli de deildir. Normal artlarda sradan insanlarn sadece kendi dinlerinin doruluuna inanmalar yeterlidir, fakat sadece Tanrnn geni bir anlay ve manev alanda seyahat kabiliyeti bahettii insanlar bu tevhid vizyona ulap teolojik formller ve din riteller tesindeki dnyay idrak edebilirler. Nasr bu meseleyi gzel bir analoji ile yle ortaya koyar: nsanln bugnk din ve manev boyutunun yeni ve gerekten nemli bir yn, din ve kutsal dnyalarn sadece arkeolojik tarih gerekler ve fenomenler olmadnn, aksine dinin bir realite olduunun ortaya kmasdr. Fakat insanolu bir gne sistemi iinde yaamak ve onun kanunlarna uymak mecburiyetinde olmasna ramen dier gne sistemlerinin ritim ve harmonisini fark etmekle de onlarn var olduunu bilir ve her dinin farkl gezegen sistemlerinin byleyici gzelliklerini mahede eder. Fakat bir gezegen sistemi iinde yaayan iin o, tek ve yegne gezegen sistemidir. Buradaki gezegen sistemini bir din gelenek olarak alglamak gerekiyor. nsan elbette kendi gezegen sisteminin gnei ile aydnlanacaktr ve buna ramen manev yetkinliinin gc ile, orada olmadan ve sezgisi ile bilir ki, her gezegen sisteminin bir gnei vardr ve bu, hem o gezegen sisteminin gnei hem de btn gne sisteminin gneidir. Her sabah afakla ykselen ve dnyamz aydnlatan gne neden yegne gne olmasn! Nasrn, dinleri ayn erevede ve ayn boyutta ortaya koyduu bu dinlerin akn birlii dncesini ifade etmek iin kulland iki temel kavram var: Birincisi izaf-mutlak kavram, dieri ise arketip kavram. Bu iki kavram bence meselenin doru anlalabilmesi iin olduka nemli. imdi Nasra gre sadece mutlak, mutlaktr. Allah mutlaktr diyemiyoruz, zira Allah tabiri caiz ise- Hak Telnn bize bakan cephesini ve vechesini ifade eden bir kelimedir. Nasra gre sadece Mutlak mutlaktr ve fakat Mutlakn Yahudilik, Hristiyanlk ve slmda vuku bulan tezahrleri farkl din dnyalar, yani Mutlakn Kurn ve Hristiyanlkta sa formundaki tezahr, bu din dnyalar iinde izaf-mutlak gereklikler yaratmaktadr. Bizce izaf-mutlak kavram dinlerin birbirine benzeyen ynleri olduunu izah iin kullanlabilir. zaf-mutlak terimi Allahn kelam olarak Mesih ile
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

31

Kurn veya Hz. Meryem ile Hz. Peygamberin ruhu veya Krina veya iva ile bir iliki kurulmasn mmkn hale getirebilir. Bu kavram dinlerin benzer ynlerini izah edebilse de zellikle birbirleri ile elitikleri konular aklamakta yeterli deildir. Mesela bu kavram Mslman ile Hristiyan arasndaki mnakaa konusu olan Teslis szkonusu olduunda sann ilah sfatlara sahip, Tanrnn olu olmas hususunda ikna edici bir neticeye ulatrmamaktadr. Bu kavramn pratik din alana uygulanmas da ayn derecede problemlidir. Mesela Kurn mutlaktr veya Kurn izafmutlaktr gibi iki farkl ifade arasnda ne gibi bir fark bulunabilir? Hatta bu kavram bir ksm Mslmanlarn Kurnn bir ksmn, mesela ksas emrini veyahut arabn yasaklanmasn sadece o zamanki tarih artlarn bir gerei grerek izaf saymalarna yol aacak mdr? Dier taraftan izaf-mutlak terimi, zellikle metafizik alana uygulanmas durumunda Mslman ve Hristiyanlar arasndaki birok meseleyi izahta da baarl olamaz. Eer gerekten Tanr bir ise ve baka orta ve benzeri yok ise bu durumda Teslisin, bu birlii bozduu iin doru olmamas gerekir. zaf-mutlak terimi tevhidi ve Teslisi ayn anda doru yapacak bir forml gibi gzkmemektedir. Tevhid doru ise, Teslis yanltr. Her ikisini de ayn anda doru kabul etmek veya her ikisinin birleecei ortak bir nokta bulmak olduka zor grnmektedir. Nasr her bir dinin, ilah varln mahiyetinin bir cihetini yanstan, semav alemde bir z veya arketipi olduunu iddia eder. Her bir din, bu dnyadaki varln semav alemdeki arketipinin alm ile kazanr. Buna gre bir dinin mesela Hristiyanln btn tarih gereklii meta-tarih bir alanda z olarak vardr ve tarih roln bu meta-tarih arketipine uygun olarak kazanr. Nasra gre bir dinin arketipine has zelliklerin bir baka dinde yansmalarn mahede etmek mmkndr. slm ve Hristiyanln her ne kadar birbirinden tamamen farkl arketipleri olsa da, ilik slmda Hristiyan arketipi, Protestan Hristiyanlk ise slm arketipi temsil etmektedir. Ayrca Nasr, dinlerin d formlarnda yani doktrinlerinde bir birlik aramann doru olmadn, asl birliin zhir boyutun tesinde akn alanda olduunu iddia eder. Nasra gre, dinlerin birlii hem hakikat hem de ger32
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

eklik olan vahiy ve dier btn hakikatlerin kayna olan Mutlakta aranmaldr. Mutasavvflar, et-Tevhid vhidn (Tevhid yegnedir) derken aslnda bu asl fakat unutulan prensibi ifade etmektedirler. Sadece mutlak seviyesinde dinlerin retileri ayndr. Bu anlamda dinler arasnda en derin manada bir mtekabiliyet bulunsa da bir zdelikten sz etmek mmkn deildir. Farkl dinler farkl dnyalarda kendi i arketiplerine gre farkl ekilde gelien ayn hakikati terennm eden, sentakslar ayn olmayan farkl lisanlara benzerler. Nasra gre her din hakikatten neet ettii iin dinde vahyedilen her ey kutsaldr ve bunlara kar sayg ve ihtimam gsterilmelidir. Hristiyanla gelince o vahyedilmi bir din olarak dier btn dinlerin de temsil ettii gerekliin farkl bir cihetini temsil etmektedir. slm, Hristiyanlk ve Yahudilik brahim ailenin birer ferdi olarak birlikte mtalaa edilmelidir. Mesela zleri farkl olduu iin Hristiyanlk, hakikati slm ve Yahudilikten farkl tarzda yanstr. Hristiyanlk mucizeyi ne karan bir dindir. O Tanry insandan gizleyen srr temsil eder. slmda mucize asl unsur olmad iin Hristiyanlk asndan slm, insan Tanrya perdeleyen bir din olarak grlebilir. Nasra gre Hristiyanlk Tanry insandan gizleyen bir dindir. slm ise insan Tanrya perdeleyen bir dindir. brahim aile ierisinde Yahudilik zhir boyutu yani kanunu temsil ederken, Hristiyanlk ise manev ve btn boyutu temsil etmektedir. slm ise maneviyat kanunla mezcederek brahim gelenein orijinal birliini temsil etmektedir. Bir baka adan baklacak olursa; her din de bu temel unsurlar iermekle birlikte Yahudilik Tanr korkusuna, Hristiyanlk Tanr sevgisine, slm ise Tanr bilgisine dayanmaktadr. imdi bu noktada, Hristiyanlkla slmn elitii hususlarda Nasrn ne dnd aslnda gerekten izah edilmesi biraz g bir konu. Nasr, Hristiyanlkla slm arasndaki anlamazla sebep olan Teslis, sann ilahl ve Allahn olu olmas ve armh olay gibi konular sonuca balamann bir tarafn dierini reddetmesiyle mmkn olmadn ve bu konularn ancak, bir gereklii iki farkl tarzda grmeyi mmkn klan bir epistemoloji ile zlebileceini iddia eder. Bu konuda yle syler: Geleneksel felsef bak asndan zellikle Mesihin son durumu szkonusu olduunda bunu, bir gerekliin iki farkl dnyada iki farkl yolla veya iki farkl perspektiften hi elikiye dmeden grlmesi olarak ele alSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

33

mak mmkndr. Fakat bu tr bir bak asna msaade etmeyen Bat felsefesidir. drak edilen gereklik ile onu birebir temsil eden bilgiye inanp varln hiyerarik seviyesini de inkar eden bu felsefe, sonsuz hikmet ve gc elinde tutan Allahn Mesihin yeryzndeki sonu ile ilgili iki farkl toplumun iki farkl fikre inanmalarn mmkn klacan inkar etmektedir. Yani Nasra gre iki ihtimal de mmkn ve dorudur; hem Mslmanlarn inand hem de Hristiyanlarn inand Mesih ayn anda dorudur. Fakat sann yeryzndeki gerek tarih hayat szkonusu olduunda kiinin slm ve Hristiyan grten ancak birine inanmas mmkndr. Ampirik seviyede bu iki gre ayn anda inanmak modern epistemoloji balamnda mmkn grnmemektedir. Nasrn bu konudaki fikirlerini bu ekilde zetlememiz mmkn. imdi bu konudaki kendi eletirilerimi ksaca ifade edip konumam bitireceim. ncelikle dinlerin zellikle de Hristiyanlk ile slmn birbiri ile elien teolojik iddialarna zm iin yeni bir epistemoloji nermenin yeterli olaca kanaatinde deilim. Yukarda iktibas ettiimiz pasajn ana fikri esas alndnda baz problemlerin olduu aktr. Birincisi, Nasr modern epistemolojiden baka bir epistemoloji nermesine ramen bunun nasl olacana dair hibir ey sylememektedir. Bu sebeple bu teklifin arkasnda kurgulanm gerek bir epistemolojik sistem mi var, yoksa ak bir mantk elikiden kurtulmann bir yolu mu; bunu sezmek mmkn deildir. kinci olarak ayn gerekliin mantk elikiye dmeden farkl iki toplum tarafndan farkl tarzda alglanmas fikrini anlamak da mmkn deildir. Bu fikrin sann son durumuna uygulanmas nasl olacaktr? Eer sa gerekten de tarih anlamda armhta lm ise hangi epistemoloji bu olay hem olmu, hem olmam gibi gsterebilir. Bu ak bir elikidir. Fakat Nasr, Tanr bu olayn tarihteki vukuunu dikkate almadan ayn gereklii iki farkl tarzda gstermektedir, diyor ise o zaman Tanrya yalan isnat etmi olur ki bu daha ciddi problemler ortaya karr. Fakat btn bunlarn tesinde bir gereklii iki farkl tarzda ifade etmenin ne gibi bir faydas olacaktr? Bunu da anlamak mmkn deildir. Dinleraras elikileri bir zme kavuturmak iin Nasrn farkl epistemoloji teklifi ise pek makul grnmemektedir. Bu, sadece Nasrn bir e34
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

likisi deil, ayn zamanda tm geleneksel ekol iin geerli olan bir elikidir. Geleneksel bak as btn semav dinleri kendi iinde barndracak kavramsal genilie sahip olmakla birlikte geleneksel olan her eyi kabul ettii iin dinlerin doktrinel ve ahlk farkllk ve elikilerini grmezlikten gelmektedir. Eer geleneksel doktrinlerin her biri doru kabul edilirse, geleneksel ekol aralarndaki elikileri nasl izah edecektir? Mesela bir taraftan Hristiyanlar Hz. sann Tanrnn olu olduuna, Mslmanlar da bunun byle olmadna inanmaktadr. Geleneksel ekol bunlardan sadece birinin doru ve dierinin yanl olduunu veya her ikisinin de doru olduunu savunacak konumda deildir. Bu tr elikiler dinlerin temel doktrinlerinde de vardr. Dolaysyla geleneksel ekoln slm ile Thervada Budizminin Tanr tasavvurunu btn ve zhir ayrmn ortaya atarak uzlatrmas mmkn grnmemektedir. Nasra yneltilecek bir baka eletiri, btnlii esas almas bakmndan elitizmi merulatrmasdr. Mesela dinlerin akn birlii ve dier metafizik meselelerin sadece belirli ahslar tarafndan idrak edilebilir olduu iddias, bu fikirleri tenkitten karmann bir baka yolu olarak grlebilir. Nasr, mnekkitlerine zmnen de olsa yle demektedir: Eer siz bu meseleyi anlamyorsanz hata benim fikrimde veya meseleyi ortaya koyu biimimde deil, tamamen sizde ve sizin bu meselelerin gerektirdii standartlarn altnda oluunuzdadr. Fakat Nasr, bu tenkitleri geleneksel ekoln ancak modern fizik kadar elitist olduunu ifade ederek cevaplamaya almaktadr. Nasra gre geleneksel ekoln elitist olmas onun tabiatnn gereidir. Manev ve entelektel adan her insan ayn kapasitede olmad iin herkes kutsal bilgiye eit derecede ulaamamaktadr. Beni dinlediiniz iin teekkr ederim. KROLU: Biz de Adnan Beye teekkr ediyoruz. Her sunu
35

da gerekten ok zevkliydi. Nasr gibi ok ynl bir dnrn grleribir ans bizler iin. imdi sorulara geebiliriz.

ni bylesine sistematik konumalar yoluyla renmek gerekten byk

Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

36

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

SORULAR

Dal Doktora rencisi): Bu zevkli sunuun bir bedeli olarak her konu-

macya da ayr ayr toplam be sorum olacak. lhan Kutluerden balamak istiyorum. Julius Evola nasl bir gelenekselci ve onun ortaya koyduu gelenein Gunonunkinden ne gibi farklar var acaba?

ediyorum.

bilmediim iin bir fikir de beyan etmek istemiyorum.

neltilebilecek bir soru. Burada Nasrn gelenek hakkndaki grlerinden bahsedildi; peki dier dinler arasnda Nasra gre slmn ayr/ayrcalkl bir yeri var m?

Mahmut Erol Beye de bir sorum olacak. Kendileri, modelleme ile ilgili, herkesin meselelere kendi modelinden bakabilecei eklinde bir gr

ortaya koydu. Acaba bu gr st dzeyde bir izafiyete yol amyor mu? Bu farkl modellemelerin deeri ve ilevsellii nedir? Acaba byle bir yaklamda postmodern bir taraf yok mu?

Mustafa DEMRAY (M.. lahiyat Fakltesi slm Hukuku Anabilim KUTLUER: Ben bu soruyu peinen Mahmut Erol Beye havale KILI: yle gzkyor ki sorularn bei de bana gelecek.
37

Dier bir sorum, tradition kavramnn kullanlmasna dair. Merak ettiim ki onun yerine Batl bir kavram kullanmaya alyoruz? Bizim geleneiSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

husus u: Acaba bizdeki din kavramnda o kadar byk bir krlma var m

KUTLUER: Julius Evolay pek fazla okumadm; hakknda ok ey

DEMRAY: kinci sorum hem lhan Beye hem de Adnan Beye y-

mizde bunun karl yok mu? Yahut Batdaki messeselemenin, kurumsallamann dourduu olumsuz sonular slm geleneinde de var ve biz de buna kar byle bir kavram kullanmaya m yelteniyoruz, o gelenei tekrar kurmak iin Batl bir kavram tashih etmeye mi alyoruz. Son sorum yine Mahmut Erol Beye. Aziz Mahmud Hday, Seherde alan gller nedendir? diye balayan ilahisinin sonunda mealen Allah bir, yollar ok; nedendir? diyordu. Allahn insanlar farkl farkl yaratmas ve onlara farkl dinler gndermesindeki hikmet nedir? Ksacas bu okluk nedendir? KUTLUER: slmn stnlyle ilgili ilk sorunuz herhalde baKROLU: Bizzat Allah sylyor bunu zaten. KUTLUER: Evet, ama buradan kelam bir soru da ortaya kabilir.
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

nayd. Benim okuduklarmdan anladm kadaryla bu konuda birka ana uya teksif etmi deildir diyor. Buradan her kltrel havzaya, kltrel ber gnderdiini prensip olarak kabul etmemiz gerekiyor.

fikir ne kyor. Galiba Schuon bir kitabnda Allah rahmetini sadece Do-

corafyaya Allahn kendi takdir ettii zamanlarda, dnemlerde peygam-

Biz peygamber gndermediimiz topluma azap edici deiliz buyuruyor Allah. Buradan baz toplumlara peygamber gnderilmedii sonucu ka-

rlabilir ve Allahn snneti de buna uygundur, denilebilir. Burada kelam bir mnakaaya sebebiyet vermek istemiyorum. Yalnz bu noktada Kurnn mesajndan, Allahn rahmetinin evrensel ve btn alemleri kuatm olduu; btn toplumlara, hikmetine uygun olarak takdir ettii ekilde belli dnemlerde peygamber gnderdii ya da birtakm bilgeleri ay-

dnlatarak kendi toplumlarnda grevlendirdii gibi bir sonu karmamz

gerekiyor. Yani bu okumalardan benim kardm umumi netice u: Peygamberlik ve nbvvet kavramn brahim gelenein tasvir ettii ya da bizim o gelenek iinde tasavvur ettiimiz biimiyle her kltr havzasnda aramaya kalkrsak bulamayabiliriz. Nbvvetin czleri olduu gibi farkl ekilleri de olabilir. Mesela bir Kzlderili kabilesi iinde nebev bir mesajn zuhuru, oradaki bir aman eliyle aa kabilecei gibi, ayn durum bir Afrika kabilesi iin de geerli olabilir. brahim gelenee gre mmlKitbdan peygamberin kalbine Allah tarafndan yazlm, kelimeleri be38

lirlenmi bir kitap indirilir ve peygamber de o kitab mmetine tebli eder. Ancak Hinduizmde birtakm nebev profiller arayacaksak byle bir metnin yukardan indirilip insanlara bir peygamber araclyla intikal ettirildiini dnmememiz gerekmektedir. Burada baka bir nbvvet tipolojisine mracaat etmemiz gerekebilir ki o da avatar kavramdr; yani kelimenin inerek ete, kemie brnmesi. Greklerdeki logosun, Hristiyan geleneindeki kelimenin ete-kemie brnmesi gibi bir ey. Hatta baz Batl din felsefecileri avatar kavramn Hristiyanlarn sa tasavvuru ile mukayese etmektedirler. Biz tpk Kurnn ini ve intikal ettirili srecinde olduu gibi ncilin de gkten indiini ve Hz. sann onu insanlara teblii ettiini dnsek de Hristiyanlarla konutuumuzda onlarda byle bir tasavvurun olmadn grmekteyiz. Hristiyanlara gre ncil Allahn kelimesi olan sadan baka bir ey deildir. Peki, dinlerin akn birlii balamnda bu meseleyi nasl zeceiz? Malumunuz Kurnda Hz. sann dnyaya geliiyle ilgili kelimetun minhu elkh ifadesi geiyor. Yani Cibrl geliyor, Allahn kelimesini Hz. Meryeme ilk ediyor ve bylece Allahn kelimesi ete-kemie brnyor. Bu sebeple biz brahim tasavvurlar asndan dier kltrel havzalarda birtakm peygamberler ararsak bulamayabiliriz. Bir nbvvet tipolojisine, hatta fenomenolojisine; bir profetolojiye ihtiya var. Ben, byle bir eitliliin, byle bir tenevvn mevcudiyetini veya mevcudiyet ihtimalini yine bu ekole mensup dnrlerin metinlerinden rendim. Dier bir husus u: Allah dileseydi insanl tek bir mmet yapard, ancak byle dilememitir. Bunun hesabn da ne haklarnda konutuumuz melliflerden, ne buradaki hzrndan ne de benden sorabilirsiniz. Allahn snneti farkl mmetler, farkl din topluluklar, farkl kltrel havzalar, farkl kitaplar, farkl diller, farkl sembolizmler, farkl tasavvurlarn varl ynnde tecelli etmitir. Peki bu dnrlerin dier geleneklere atfta bulunmas, hem kendi kiisel tercihleri hem de bizim muhtemel tercihlerimiz asndan btn gelenekleri ayn seviyede grdkleri anlamna m geliyor? Bana sorarsanz onlarn Hinduizme, Budizme, Taoculuka atfta bulunmalar Batnn kaybettii eyi Batllara hatrlatmaya yneliktir. Hi kimseyi bu dinlere davet etmemektedir bu dnrler. Yanl hatrlamSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

39

yorsam Ren Gunon Katoliklere, geleneinize, geleneinizin aslna dnn, demektedir. Geleneklerinin asl ise bu doktrine gre slmiyettir. Bu sonuca uradan ulaabiliriz: Bu dnrler Taoculuk, Brahmanizm, Yahudilik, Konfyanizm gibi btn gelenekler zerine konuuyorlar, yani tam bir comparative religion [karlatrmal dinler tarihi] yapyorlar ve bunu, insan artacak ekilde de mkemmel ifa ediyorlar. Dier geleneklere kar olan bu ilgilerine ramen insanlara, gidin Hindu olun, gidin Himalaya eteklerinde afyon ekin, demiyor bu dnrler. nsanln modern Bat yznden kaybettii bir hakikat fikri, bir kutsal duygusu var. Modernite ile kaybettii eyi bulmak iin o gelenekleri inceleyelim hep birlikte, diyorlar. Yoksa, bu dinlere girin, bu geleneklere ekl de olsa dahil olun; paanz kurtarn, anlamna gelmiyor onlarn bu aratrmalar. nk onlara gre herkes layk olduu yolu bir ekilde bulur ve ona intisap eder. Biz de hepimiz bir yola, bir entelektel ve kalb yola intisap etmi durumdayz. Bunu bihakkn ve tahkik bir ekilde yapmann yoluna bakmamz gerektiini sylyor bu dnrler. Peki, bu durumda slmn stnl nedir? slmn dier geleneklere kesin bir stnlnn olduu ok ak bu dnrlere gre. Byle dndkleri iindir ki, bu dnrler Budist veya Hristiyan olmak yerine Mslman olmulardr. Ya da religious pluralism [din oulculuk] balamnda btn dinlerden birer para alarak bir tr eklektisizm teebbsnde bulunmamlardr. Formlar asndan farkl, ancak zleri itibariyle ayn olan, akn ve z itibariyle bir olan bu dinlerden sadece birine, slma intisap etmilerdir. nk yaayan, canl, hayatiyet sahibi ve insann hakikatle balantsn kurma imkann en ok veren ve en ok salayan bereket-i Muhammediyyenin ierildii tek din slmdr. Mesela Ren Gunon, Han Sembolizmi adl bir eser yazmtr. Bu eseri yaz sebebi udur: Gunon bir gn eyhi ile grrken, galiba ha zerine bir muhabbet alm. eyhi ona demi ki: Han onlarda putu, bizde hakikati vardr. te bu sz zerine Gunon Han Sembolizmini yazmtr. Zannediyorum bu eserin Trkesi de yaynland. KILI: Evet, nsan Yaynlarndan Yatay ve Dikey Sembolizm

adyla.
40

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

lde bahsettiim anlamna geliyor. Biraz nce Nasrn Hristiyanlk-slm diyalou hakkndaki grleri bana bir ey hatrlatt. lmul-kelm asndan slm ile Hristiyanlkn Hz. sa hakknda syledikleri arasnda

gerekten byk bir elime szkonusu ve bu seviyede, yani kelam ilmi seviyesinde tartmaya devam ettiiniz mddete bu elikiyi amanz mmkn deil. Ancak Nasrn vurgulad ezoterik seviyede konuulduunda Hristiyanlk geleneinin hakikati bizde mevcut olduu gibi onlarn dinlerinin hakikati de tevhiddir. Kurn doru yorumlandnda Kurnn

Hristiyanlkn hakikatini de ifade ettii sonucunu karabiliriz. Kurn doru anlaldnda-, daha nceki geleneklerin hakik ekillerini de ortaya koyan bir kitaptr, bu dnrlerin nazarnda. Ren Gunon, yani Mslman adyla Abdlvhid Yahya son yllarn Kahirede geirmi ve Msllunuyor. Msra yerleince genliinde ve orta yalarnda iinde bulunduirtibatn tamamen kestiini ve kendisini slm dinine, geleneine vakfetdu. Bu sebeple onlarn kiisel tercihleri asndan olaya baktmzda dokekilde grmemiz mmkn olacaktr. man bir hanmla evlenmitir. Kabri ise Kahirede ssz bir mezarlkta buu Batl mistik, ezoterik geleneklerle/rgtlerle zellikle de Masonlukla tiini ilan etmitir. Son szleri de u olmutur: Ruh hals yani ruh kurtul-

trinlerinde slmiyete verdikleri yeri ve mevkiyi daha salkl ve doru bir

KUTLUER: Gunondan bahsediyorum ama bu, Nasrdan da bir ASLAN: Vahyin evrensellii slm temelden hareketle btn pe-

rennial filozoflarn, geleneksel ekol temsilcilerinin kabul ettii bir eydir. Bu son derece orijinal bir dncedir. Ne Hristiyanlkta, ne Yahudilikte, ne Budizmde ne de Hinduizmde byle bir dnce vardr. Bu adan szszkonusuysa bu zeminden hareketle bu sonuca ulamaktadrlar. konusu dnrlerin konutuu zemin slmdir ve eer bir oulculuk Nasrn ortaya koyduu gezegen analojisi aslnda meseleye ksmen de olsa bir zm getirmektedir. Bu analojiye gre her gezegenin bir gnei vardr. nsan, tabiat gerei bir gezegende yaar. Yani gezegenin dnda yaayan herhangi bir insan yoktur. Dolaysyla her insan bir gezegen iinde douyor. Her gezegenin bir gnei var ve bu gneten istifade ettiiniz mddete baka gezegenlerin gneini ya hi grmyorsunuz ya da gne olarak deil de bir yldz olarak gryorsunuz. Bu bakmdan aslnda
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

41

her din -tabi ki burada kastedilen semav dinlerdir- kendi peygamberiyle, kendi mesajyla, kendi mntesibiyle bir gezegen gibidir. Fakat problem uradan kaynaklanmaktadr: Nasr, Kurnn ve slm dncesinin kabul ettii dier dinlerin tefessh dncesini benimsememektedir. Burada iki sorun ortaya kyor: Birincisi dier insanlarn, imkan olduu halde sadece kendi gelenekleriyle aydnlanma mecburiyetinde kalmalarndan dolay kurtuluu meselesi, ikincisi ise hakikatin birlii. te John Hick, Gavin DCosta, Cantwell Smith ve daha pek ok dnr bu problemi zmek iin eitli abalar gsterdiler. Ksmen ben de slm Aratrmalar Dergisinin son saysnda yaymlanan makalemde bu probleme dair bir zm denemesinde bulundum. Bu konuda bizzat Nasrla muhtelif mlakatlar yaptm. Bu mlakatlarn bir ksmn kaydedip yaynladm. Bu mlakatlardan birisini nce Islamic Quarterlyde, ardndan da ayn mlakatn Trkesini slm Aratrmalar Dergisinin ilk saysnda yaynladm. Nasrla Hickin her ikisinin de yer ald o mlakatta btn bu meseleler enine boyuna ok esasl bir ekilde tartlyor. Ben Nasra, bu hakikatin birlii ve okluu meselesini, zellikle de slm ve Hristiyanlkn Hz. saya baklarn nasl izah etmek gerektiini sordum. Nasrn cevab olduka ilgintir ve hl verdii bu cevabn altndan nasl kalklabileceini dnyorum. Nasrn cevab yleydi: Dnya dnyor mu, yoksa duraan m? Bunun ikisi de doru. Peki nasl? u anda milyonlarca insann tecrbesine gre bir boyuttan ve bir seviyeden baktnz zaman dnya kesinlikle dnmyor. Bunun aksini kimse iddia edemez. Ama farkl bir boyuta getiinizde dnya dnyor. te bunun gibi bir farkl boyutu yakaladnz zaman ancak bu iki eliik hakikatin ikisinin de ayn anda doru olduunu grebilirsiniz. Fakat bu farkl boyuta geebilmenin imkan da sadece seilmilere verildii iin asl problem burada ortaya kyor zannederim. lyas ELEB (M.. lahiyat Fakltesi Kelam Anabilim Dal retim

sl izah ettiini sordunuz mu?

de yle izah ederdi: Bu, slmiyetin, Mslman olmann gerei olarak


42

yesi): Nasra le-kad keferallezne kl innallahe slis selse yetini na-

ASLAN: zel olarak bu yeti sormadm, ancak sorsaydm herhalBSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

inanlmas gereken bir eydir. Yani yine o analojiye dnecek olursak bu gezegende doru olan budur. Fakat bunun doru olduu, bu mesaja muhatap olan insanlarn takdir edecei bir eydir. KUTLUER: Adnan Beyin szlerine bir ilave yapmak istiyorum. Bu

gne sistemleri pluralizminin dnda, bildiim kadaryla Tanrnn ta-

ne olduunu btn Hristiyanlar kabul etmiyorlar. Yani bir Katolikle grtnzde Bu ayet bizi anlatmyor. Biz Allahn tane olduunu sylemiyoruz ki diyor.

bu grlerine gre iki farkl sa var ve ikisi de kendi alarndan doru. Fakat eer biz bu ayeti sadece Mekke mriklerine veya Mekkedeki Araplara hitap eden bir ifade olarak kabul etmeyip btn dinlerin ortak bir rak kabul etmeliyiz. Bu durumda Allah bugnk sa tasavvurlarndan bidurum ortaya kyor. g birlii olarak dnrsek o zaman vahyi, zaman-st bir deer olarini kabul etmiyorken Nasrn her iki tasavvuru da kabul ettii eklinde bir

sormadm, ancak Nasrn genel felsefesinden hareketle en azndan unu

syleyebilirim: Tamam bu yet dorudur ve buna inanlmaldr; bunda hibir phe yoktur; fakat bu mesajn muhatab Mslmanlardr. Mslmanlar Hristiyanlara kar bir tavr gelitirirken bu mesaj esas alabilirler ve bu doru bir yaklamdr. Fakat Hristiyanlar henz bu mesaja muhatap olmadklarndan onlarn sa tasavvurlarn da doru olarak kabul etmek gerekir. Zaten her gezegen kendi gnei ile aydnlanr analojisinden byle bir neticeye ulamak mmkn gzkmekte.

Tanrnn varln kabul ediyorlar m?

ELEB: Ben onu sormuyorum. Sormak istediim ey u: Nasrn ASLAN: Tabi zel olarak bu ayet hakkndaki grlerini Nasra KROLU: Acaba Hristiyanlar lhan Beyin de belirttii gibi KUTLUER: ncelikle, zellikle Katolikler adet Tanr anlayn
43

kabul etmiyorlar. Ayrca bizim anladmz ekliyle bir ncili de benimse-

diklerini sylemek olduka zor. Dier bir husus Hristiyanlar saya ya da ve son derece zahir bir yaklam olduunu belirtiyorlar. Onlar Teslis akiSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

ikonlara taptklar ynndeki iddialar da reddiyor ve bunun naif, ocuka

desinin sadece Allahn kelimesinin yaratlmam olduu anlamna geldiini ileri sryorlar. ELEB: Ancak Hz. sann ontolojik konumu da var onlara gre.

fatlar iin, Allahn kelam iin sylemiyor musunuz? Sizinki oku bir yaklam olmuyor da bizimkisi niye Allaha okluk -haa ikilik, lk- nispet etmek oluyor? Biz Allahn kelam ve olu gibi ifadeleri Allahn zatnn tecellisi, tezahr anlamnda kullanyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken nemli bir husus da oul kelimesidir. Zira Kurnn, Tanrnn olu kelimesinin geirdii anlam deiiklikleri sebebiyle ortaya km

teolojik krizlere yani Allahn dourduu ya da dourttuu anlamndaki Tanrnn olu ifadelerinin yanllna iaret ettiini gryoruz. Bir irsiyet, bir nesep nispeti fikrinin birtakm Hristiyan cemaatlerde olutuu apak ki Kurn bunlardan bahsederek onlar tekzib ediyor. Plotinus da Hepimiz Birin ocuklaryz diyor, yani en-ns ylullah; insanlar Tanrnn ailesidir. Bu szde bir nesep, bir irsiyet, bir genetik balant grmemiz gerekmedii gibi Hristiyanlar da diyor ki: Tanrnn olu ifadesinde

de siz Mslmanlarn zannettii gibi byle bir nesep fikri yok. Dolaysyla nce siz bizi doru anlayn, ondan sonra diyaloa geelim. Benim anladma gelince: Bana gre Nasr eer tam olarak byle sylyorsa tradisyonel ekol asndan meramn anlatamam grnyor. Bizim Kitabmzda musaddikan li-m beyne yedeyhim eklinde bir ifade geer. Dier bir husus, tarihsel olarak varlndan haberdar olduumuz kitaplar Kurnn tasdik ettiini, Allahn onayladn bizzat Kurndan renitoplumda olursa olsun bir fikr, doktriner, tradisyonel dejenerasyonun olduudur. Allah Kurnnda bir taraftan o geleneklerin ellerindeki eyi tasdik ediyor, bir taraftan da dejenere olmu inanlarn tashih ediyor. Dolaysyla, ben tekrar baa dnyorum: Kurnn mesaj udur: Kurn gelenek ve vahiy, kendisinden nceki btn gelenekleri sadece tasdik etmez, ayn zamanda onlarn hakikatlerini de ierir. Herhangi bir diyalog imkan bulduumuzda insanlara unu sylemeliyiz: Siz bizdesiniz, fakat bunun farknda deilsiniz. Sizin hakikatiniz budur, sizin asl inanlarnz
44
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

KUTLUER: Buna kar da diyorlar ki: Siz de ayn eyi Allahn s-

yoruz. Kurnda dikkat ekilen bir baka nokta ise hangi corafya ya da

bunlardr. Ama ya geleneiniz zayf dt iin ya dinamizmini yitirdii iin ya da hakikaten tarihin karanlklarnda yitip gittii iin bu inanlarnz hayatiyetini yitirmitir; yleyse gelin Mslman olun. Bunu cesaretle syleyebilecek durumdayz. Ama hayr, olmuyoruz dediklerinde de o zaman il cehenneme zmer deme alternatifimiz de var; umulur ki kurtulursunuz deme alternatifimiz de var. Hangisini daha ok tercih etmemiz gerektiini yine Kurna bakp grmemiz gerekiyor. KILI: Ben bir eyler sylemek istiyorum msaadelerinizle. GeKUTLUER: Yani kaynakta birlik. KILI: Evet, burada tezahrde farkllk, ama kaynakta birlik anlaASLAN: Geleneksel ekol de pek tasvip etmiyordu Faruk. KILI: Evet, pek tasvip ettii sylenemez. lkemizde ise Sley-

leneksel ekoln en tartmal konularndan bir tanesidir, dinlerin akn birlii konusu. Dinlerin akn birlii ifadesi de kendi iinde aslnda dikkatle baklrsa bunu bir bakma zyor. Zemin olarak ileri srdkleri ey dinlerin transandantal birlii, yani akn alanda birliidir.

mn gz nnde bulundurmak gerekiyor. Dier dinlere bak, yani teki konusu bu geleneksel ekol dnrlerine gelinceye kadar birok slm dnrn, fukahy, ulemy ilgilendirmi, megul etmi bir konudur. Mesela Ahidnme-i merde Hz. merin Hristiyanlarla ilikilerini tayinde ona izafe edilen baz maddeler vardr, biliyorsunuz ve bu konu, diim u ki, dier dinlere ynelik tavr al, zaman ierisinde dnemden

sonraki limler tarafndan eitli ekillerde yorumlanmtr. Demek istedneme ve ulemaya gre baz farkllklar arz etmektedir. Gnmzdeki dnrlere geldiimiz zaman -bunlar iinde tradisyonel ekole mensup olmayan kimselerin de grleri var- mesela bugn smail Rc Faruknin brahim Dinlerin Birlii isimli kitabn alp incelediinizde ok ilgin bir ekilde baz ynlerden Schuonla paralellik arz ettiini gryorsunuz ki, smail Rci Faruk Batllarn tabiriyle radikal slmc bir Filistinli idi.

man Atein tefsirinde dier dinlerle ilgili bilinenden farkl baz grleri bulmak mmkn. Yani olay bu grler erevesinde bir yere oturttuumuz zaman bu tradisyonalist dnrlerin de teki dinler konusunda
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

45

baz grlerinin olmasnn doal olduu sonucuna bizi gtryor. Fakat bu grleri cmbzla ayklayarak deil de genel balam ierisinde ele aldmzda zellikle Gunon ve Nasrda otantisite denilen kavramn ok nemli olduunu mhede etmekteyiz. Yani bunlarn, zellikle Gunonun ok sk vurgulad bir otantisite konusu var. Bu konuda yazd mstakil risaleler, mstakil makaleler var. Yani izlenecek yolun otantik, sahih, bozulmam olmas gibi birtakm artlar var. KUTLUER: Otantisite ile sahihlii kastediyor herhalde. KUTLUER: Son sylediiniz bu sz kime ait acaba? KILI: Fkh- Ekber erhinde geiyor. KUTLUER: Hangi Fkh- Ekber erhinde?

cihlerine baktmz zaman u an iin devre-i smble yahut kaliuga dnemi denilen bu son dnemde en ak otantik yolun Muhammed yol olyaklamlarn nereye oturtacaz, eklindeki bir soruya cevap vermek

duunu kabul ettiklerini gryoruz. Peki o zaman dier dinlere ynelik bu iin ise, bir an iin bal bulunduunuz eriat bir kenara brakarak, bir mukayeseli dinler aratrmacs gibi bakmamz gerekiyor. Byle baktmzda Hristiyanlk, Musevilik veya Hinduizmin, deien ynleri olsa da hakikatlerinin deimedii grlecektir; yani inned-dne kad bddilet velkinnel-hakkate lem ybeddel.

yi aklasak iyi olur.

zhir vecheleri deiirler ama hakikat, z hibir zaman deimez. te gelenek budur. Bu ekole mensup insanlar bu bak alaryla bir Hristi-

KILI: Zaten lhan Beyin de syledii gibi kendi ahsi, pratik terKILI: Emin deilim, ama bir Mslmann syledii kesin.

yann doru bir ekilde kendi dinini temellendirebilmesine yardmc olmaya alyorlar. Bu bir bakma mesela bir Hristiyann Teslis olayna getirdii bir aklamadan ibaret. Bunun hemen akabinde bir Mslman olarak olaya baktmz zaman geleneksel ekol mensuplar bu tr bir akla46

KUTLUER: Burada herkes Arapa bilmiyor zannederim, bu ifadeBSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

KILI: Haklsnz, birazdan aklayacam. Yani phesiz dinlerin

mann ardndan Teslis en doru yoldur, en geerli yoldur. Haydi Teslisi kabul edelim, Hristiyan olalm diye bir sonuca ulamyorlar. Bu dnrlerin yaptklar sadece olay anlamaya almaktan ibarettir. Yani Allah tarafndan Hristiyanlk diye bir din gnderiliyor ve bu dinin peygamberi olarak da bir Musev olan ve Musev eriatn izleyen Hz. sa gnderiliyor. Ancak Tanr Hz. sa ile, Hz. Musada olduu gibi hukuk emirler deil tabiri caizse ezoterik bilgiler ve ak gibi metafizik kavramlar gnderiyor. Fakat Hz. sann ardndan onun Tanrlatrlmas gibi bir durum szkonusu oluyor. Hz. saya bal baz kimselerin onu Tanrlatrmasnn ise bir zemini var. te geleneksel ekole mensup dnrler bu zemini anlamaya alyorlar. Ortada bir kelimenin ilk edilmi olmas, Tanrsalln yeryzne gnderilmi olmas gibi birtakm grler szkonusu. imdi bu ekole mensup dnrler bir anlama modeli getirmeye alyorlar. Bu adan baktnz zaman tekrar dinlerin akn birlii konusuna dikkat etmemiz gerekiyor. Birlik aknlkta, yoksa tezahrde bir birlikten sz etmek mmkn deil. Bu dnrler de zaten tezahrde beraber olunamayacan, herkesin kendi yolunu izlemesi gerektiini, ama bunu yaparken de tercihin otantik, ak, tefessh etmemi olandan yana kullanlmas gerektiini ileri srmektedirler. Eer dinlerin tefesshn kabul etmemi olsalard, otantiklik diye bir kavram ortaya koymazlard. Yani bir tefessh szkonusu ki otantiklii arayn diyor bu dnrler. Gunonun Seyfulslm yani slmn Klc balkl makalesini de ayn balam ierisinde deerlendirmek lazm. Tabi ki, bu dncelerini ortaya koyarken tasavvuf yorumlardan ve mesela bnl-Arab, Gazzl ve Mevlndan byk lde istifade ediyorlar, onlardan etkileniyorlar. Fakat u hususu hibir zaman unutmamamz gerekiyor: bnl-Arab, Mevln ve bunlar gibi dnrler dier dinlere ynelik baklarnda, her ne kadar yazlarnda, iirlerinde bir z, bir mtel gereklik olarak dinlerin hepsinin bir olduunu ima ediyorlarsa da bunlarn Muhammed eriat her zaman tafdl ettiklerini de grmekteyiz. imdi burada tasavvuf adan bir ey sylemek istiyorum. Bu syleyeceklerim fkh veya kelam modeliyle kurulan slma ters gelebilir; ama tasavvuf modeliyle kurulan slmda uygulamas olan bir yaklamdr bu. Mesela siz Batda yayorsunuz ve Hristiyan, Musev ya da Budist bir
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

47

gayrimslim geliyor size. imdi siz ona ilk olarak insanlnz sunuyorsunuz, sizi beeniyor, sizin dnceleriniz houna gidiyor ve size yaknlayor. imdi siz o noktada Benimle eer daha fazla irtibat kurmak istiyorsan nce kelime-i ehdet getirip Mslman olman gerekir mi demelisiniz? Bunu sylemek bir model. kinci model ise, o kimsenin azyla kelime-i ehdet getirmesini istemeden Benimle irtibat kurmaya devam et, Benimle irtibat srdr diyor. Daha mahhaslatrrsak, mesela falanca tarikatn eyhisiniz ve bir Hristiyan gelip size muhabbet duyduunu, u an iin Mslman olmay dnmediini ancak tarikatnza girmek istediini belirtiyor. Bu talebe karlk ya Ne olursan ol yine gel diyeceksiniz ya da Tarikata girmen iin Mslman olman gerekir diyeceksin. te bu, tasavvufta bir tercih meselesidir. Baz eyhler birinci yolu tercih ederken, bazlar da ikinci yolu tercih etmekteler. Bu tamamen bir tercih ve itihat meselesi anlayacanz. Mesela Seyyid Hseyin Nasrn eyhi ve Mslman ad eyh s Nureddn el-Alev olan Frithjof Schuon bu birinci yolu tercih eden bir sfdir. Cerrh eyhi Muzaffer Efendinin de byle bir yol izleyerek birok Batly slma tedricen getirdii syleniyor. Moollara bn Teymiyye gibi sert kar karsan bu bir metot olur. Veya Mevln gibi yumuak yaklarsn, hem erlerini en aza indirmi olursun hem de zamanla slma snmalarn salam olursun. Bu da bir dier metot. Hangisi daha faydal, ayr bir tartma konusu KUTLUER: Sonunda Nasrn eyhinin kim olduunu sylediniz.

el-Meryem ed-Darkavnin, Seyyid Hseyin Nasrn eyhi olduu bilinen bir husus. Biraz nce de belirttiim gibi Frithjof Schuonun itihad birinci etmitir. Fakat bildiiniz gibi tarikatlarda inisiyatik srete, seyr-i sulkyola yneliktir ve buna uygun olarak baz gayrimslimleri tarikatna kabul te birtakm dereceler vardr. Tarikata girmek isteyen bu tr gayrimslim-

lere Biz size baz tesbihtlar vereceiz. Bunlara devam edeceinize dair sz vereceksiniz denilir. Bu kimseler ya l ilhe illallh ya da Allah ekdi de son uygulamalarnda bunu yapmtr, ki yaklak bir-iki yl bu ekillinde Arapa tesbih ekerler. u bir gerek ki, eyh Muzaffer zak Efende gayrimslim olarak tesbihine devam eden kimselerin nc derse
48
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

KILI: Zaten Frithjof Schuonun yani eyh s Nureddn el-Alev

geileriyle beraber kelime-i ehdet getirmek zorunda kaldklar ve Mslman olduklar da bu uygulamalarda grlmektedir. Belirttiim gibi bu bir itihattr ve tabi olarak tartlabilir. Merakls iin unu da belirtmek isterim ki, dinlerin akn birlii konusunda Seyyid Hseyin Nasrn gr Ren Gunondan ziyade Frithjof Schuonun grne yakndr. Schuonu da Dou slm yerine Bat ierisinde deerlendirmek daha doru olacaktr. Benim de bu konuda baz ihtiraz kaytlarm hl bulunmakta, ancak meseleyi Batdaki balam ierisinde anlyor ve sayg gsteriyorum. Ben ahsen bu konuda Schuoncu deil, bnl-Arabci ve Gunoncu dyorum. Nasra bu konuyu sorduumda, Tercihin mbarek olsun. Biz daha Schuoncuyuz demiti. Adnan Beyin elitizm konusundaki grlerine katlmyorum. Elitizm, aristokrasi, havs btn dncelerde, btn dinlerde olan bir eydir. Bilenlerle bilmeyenler hi bir olur mu?dan tutunuz da faddalnhum badan al bade, bu konuda pek ok rnek getirebilirim. Bence sapla samann karmamas ve fazla sosyolojizme kaylmamas lazm. Btn felsef sistemlerde de bir elitizmin, bir sekinciliin var olduunu gryoruz. KROLU: Ben ufak bir saptama yapmak istiyorum. Teslis ile ilASLAN: ncil zaten Hristiyanlar iin yegne kaynak deeri ta49

gili olarak herkesin deiik tecrbeleri var. Bu bazen dorudan metinlerden elde edilen bir bilgi oluyor, bazen de lhan Beyin konumalarndan da anladmz gibi bu konuda yaplan diyaloglardan kartlan bir sonu. Ben de katkda bulunmak amacyla Teslisle ilgili bir tecrbemden bahsetmek istiyorum. Bildiiniz gibi Teslis aslnda Hristiyan geleneinin ncile getirdii bir yorumdan ibaret, yoksa ncilde Teslisle ilgili bir ey grmeniz pek mmkn deildir.

mamaktadr.

yanlln uzun uzun anlatsanz bile sonunda size Zaten siz bunu anlayamazsn der. Biraz daha ileri gidildiinde ise Aslnda biz de bunu anlayamayz diyerebilir. Daha arpc bir rnek olmas asndan rdndeyken bamdan geen bir olaydan bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz rSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

KROLU: Haklsnz, dolaysyla bir Hristiyan teologa Teslisin

dnde Hristiyan Araplar da var. Bir ehirden baka bir ehre taksiyle gidiyorum, ofr bir Hristiyan. Sohbet nereden aldysa dnp dolap Teslise geldi. ofr Teslisle ilgili bir eyler anlatmaya alyor, ben ona itiraz ediyorum, sonunda dayanamad ve Siz Mslmanlara bu ii ne kadar anlatrsak anlatalp bir trl kavrayamyorsunuz dedi. Aslnda bu meselenin de onlar asndan bir hakikati var gerekten. Ancak bizim zihnimiz Kurnla birlikte tevhide gre ekillendii iin bunu anlamakta zorlanyoruz. Bununla birlikte Hristiyanlarn da Teslisi, ncili ar bir yoruma tabi tutmadan temellendirmeleri mmkn deil zaten. KUTLUER: Yani gezegen sistemleri farkl. KILI: slmda da var. KROLU: Tabi ki.

dolay anlamak olduka zor. Teslisi anlamaya kalktnzda baya ciddi bir gelenee doru geri gidiyorsunuz. Aslnda Teslis Hristiyanlk ile baYeni-Efltunculukta, Pisagorcu gelenekte Teslisi bulmanz mmkn. lam bir ey deil. Hristiyanlk ncesinde mesela Philonun felsefesinde,

kltr iinde. zellikle Yeni-Efltuncu ve Yeni-Pisagorcu gelenekten etsu. Ama tabi ki bunlar ana akm temsil etmemektedirler.

kilenmi baz smail veya i frkalarda Teslisi andran unsurlar szkonu-

lemesinden sz ediyor.

Bizde Teslis, leme var; ama sizde de doksan dokuzlama var; yani siz bizden daha politeistsiniz, demek istiyorlar.

yanlar? Ulema da burada iken soraym: Hristiyanlar, biz monoteistiz demiyorlar m?

KROLU: Evet, gerekten gezegen sistemleri farkl ve bundan KUTLUER: Kitaplarnda, biz monoteistiz demiyorlar m HristiKUTLUER: yleyse nedir mesele?

50

KROLU: Bulmak isterseniz tabi ki Teslisi de bulursunuz slm KUTLUER: Geleneksel dnrler sadece gkler, yer ve insan KILI: Tabi. Hristiyanlarn bize ne dediklerini biliyorsunuzdur:
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

sa onlar da, tek Tanrcyz diyor. Hibir zaman, Tanrcyz diyen bir Hristiyan grmedim ben.

ci soru Julius Evolayla ilgiliydi. Julius Evola tradisyonel ekole bal bir talyan filozof ve siyaset adam. Gunon ile aa yukar ayn alarda ya-

yorlar, ancak Gunondan biraz daha gen. Evola, Gunonun dncelerinden olduka etkilenmi bir dnr. Bildiiniz gibi baz dnrler Gunonun grlerini benimseyip kendi geleneklerine tatbik etmeye almlardr. Bu dnrler iinde Titus Burckhardt, Frithjof Schuon gibi otantikliin peinde olanlar Mslman olurken Ananda Coomaraswamy, Marco Pallis ve Julius Evola gibileri Mslman olma yoluna gitmemiler-

dir. Coomaraswamy tradisyonel ekoln grlerinin karln mensubu

olduu Hint geleneinde bulmu ve bunu da daha ok sanat balamnda gerekletirmeye almtr. Marco Pallis ise bu karl Budistlikte bulmutur. Julius Evolann zellii de tradisyonel dnceyi dinler tarihinden ziyade siyaset alanna tayan bir dnr olmasdr. Evola felsef anlamda faisttir ve bir anlamda faizmin filozofudur. talyada Mussoliniye destek vermi ve bilfiil siyasetle de ilgilenmitir. Hatta bugn bile talyada Evolann dncelerini srdren faist bir grup bulunmaktadr. nk baz tradisyonalist dnrlerin siyaset grleri bir monark fikrine dayand iin bu dnceler zaman zaman faizan bir yne de kayabilmek-

KROLU: Ben Teslis meselesini aklamaya alyordum. YokKUTLUER: Biz de meseleyi yanl alglyoruz demek istiyorum. KROLU: Tekrar sorulara dnelim isterseniz.

tedir. Dorusu gelenekselcilerin siyaset gr biraz merut monaridir. KUTLUER: Bu faistlik bir rkn stnln vurguluyor mu?

KILI: Burada bana yneltilen be tane soru kaydetmitim. Birin-

izandr Evola. Yani onun savunduu Nazizm deil, faizmdir. Mesela bu-

gn bu dncelerin devam olarak Andre Bekkov isimli birisi Sovyetler Birliinde Devrimci Tradisyonalist Parti adl yeni bir parti kurmutur. Evolayla ilgili fasl burada kapatabiliriz herhalde.
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

KILI: Rasizm anlamnda deil, siyas monarist anlamda bir fa51

Dier soru krlma ve tradition kavramyla ilgiliydi. Daha nce de sylediim gibi bana gre Seluklu-Osmanl zihniyet dnyas devam ediyor olsayd bu tradition kelimesine bizim bir ihtiyacmz olmayacakt. nk bunun karlklar bizde zaten bulunmaktayd. Mesela tasavvuf dnya grnde bunlarn karln bulmak mmkn. Dikkat ederseniz yeni dnemle beraber ilk kapatlan yerler tekkeler olmutur ve modernist-pozitivist dnce de hedef olarak genellikle tasavvuf dnceyi semitir. Bunun sonucunda artk din ilimlerde bile tasavvuf bir arkaplandan bahsetmek mmkn deildir. Din ilimlerin ou o insiyatik yapsn kaybetmitir. Onu kaybetmesi neticesinde din souk, rasyonel ve salt hukuk bir yapya brnmtr. Bugn Batdan ithal ettiimiz bu dnya gr balamnda olduu iin Trkiyede hakim zihniyet kalplar maalesef modernist zihniyet kalplardr. Bu sebeptendir ki maalesef birok insanmz ancak Bat dilinde yazlm eyleri anlamak durumdadr. Mesela geenlerde birisine Fussl-hikemin Osmanlcasn verdim; bir hafta sonra bana kitaptan hibir ey anlamadn syledi. te o zaman anladm, bu kiinin yetime tarzn dndm ve bu defa Fussl-hikemin ngilizce tercmesini verdim ona. Bir hafta sonra geldi ve kitabn ne kadar harika olduunu syledi bana. imdi, byle bir yap ierisinde tradition kelimesinin de bir anlamnn olduunu dnyorum ben. KUTLUER: Ben bu noktada ok nemli bulduum bir cmle ek-

lemek istiyorum. Bilgi ve Kutsalnda Nasr, tradition kelimesine karlk bulmaya alrken bir balk meseli anlatr. Yavru balk anne bala sorar: Anne su nedir? Bana suyun niteliini anlatabilir misin? Yavrum, der anne balk, bana su olmayan bir ey syle, gster; ondan sonra sana suyun ne olduunu anlataym. Yani gelenein iinde olan insanlarn, o atmosferde soluk alan insanlarn byle bir kavram retmesine, byle bir mefhumu kavramsallatrmasna elbette ihtiya yoktu. Bu sebeple de traditionun tam karln geleneksel kltrlerde bulmak neredeyse imknszdr.

kelimesinin onlarda da karl yok, ancak onlar bir karlk bulmaya, daha dorusu bu kavram kullanmaya ihtiya duymuyorlar. Ama bizdeki k52

KILI: Arap dnyasnda bu ok daha ciddi bir problem. Tradition

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

rlmann iddeti daha fazla olduu iin tradition kelimesi din ilimlerle ocukluktan beri har neir olan Mslman evrelerde ok fazla kullanlmasa da baka baz evrelerde son derece yerinde bir ekilde kullanlmaya devam ediyor. KROLU: Peki randa byle bir krlmadan bahsedebilir miyiz?

karlamak iin snnet kelimesini kullansalar da bu tam olarak karlamyor. Dolaysyla orada da problem bizdeki gibi devam etmekte.

nl-Arab hakknda hibir ey bilmezlerken Descartesi ok iyi biliyorlar. Yani onlarda da bir krlma elbette var.

ce iinde, zellikle de Nasr iin Muhammed ismini nereye oturtabiliriz?

cede ok nemlidir. ncelikle bu dnrler felsefeyi bir nebev hikmet

olarak grmektedirler. Dolaysyla nebnin karl onlarda logostur. Yadoup filanca hicretleri, savalar yaptktan sonra filanca mekanda ruhu-

ni bu dnrler siyerde, tarih ilminde grdmz filanca corafyada nu teslim eden bir peygamberin varln kabul etmekle beraber sahip ol-

duklar sf dnya gr sebebiyle daha tarih-st bir peygamber anlay, bir hakkat-i Muhammediyye anlay ierisinde her dem canl bir ona dokunmak, scakln hissetmek istiyorlar. Bu konu baka ilim dalpeygamberi ahsen tanmak, onun dizlerine balarn koyup alamak, larnda da tartlan bir husus. Mesela felsefe bunu el-akll-evvel kavram erevesinde tartyor; ama dier yandan kelam ilminde bu kavramn yani nr- Muhammed ve hakkat- Muhammediyye ile felsefe diliyle sybe szkonusu. hayat bir yeri yok. Tasavvufa gre ise Hz. Muhammedin maneviyatyla

KILI: randa da ayn problem var. Mesela tradition kelimesini

leyecek olursak ittisal sretiyle birebir muhatap olma eklinde bir tecr-

KUTLUER: Bildiim kadaryla modern randa liseli ocuklar bDEMRAY: Bir ey sormak istiyorum. Btn bu geleneksel dnKUTLUER: Tradisyonel dnrlerin tutum ve davranlarndan
53

en ak ve en bereketli yol olarak hirzaman Peygamberinin yolunu gr-

dklerini karmak mmkn. Bu dnrlere gre, daha nceki peygamSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

KILI: lm-i nbvvet, yani profetoloji gr geleneksel dn-

berler, nebiler, bilgeler, iraka mazhar olmu, aydnlanm kiiler bir doktrinin ana hatlarn belirlemek zere gnderilmi iaretler mesabesindedirler. Ancak yola girmek istediiniz zaman bu dnrler unu sylyorlar: hirzamann, bu karanlk an imkanlar en geni olan, en bereketli, en aydnlk ve hakikate gtren yolu Muhammedin yoludur. zin verirseniz, bu yol kavram zerinde daire sembolizmi ile balantl olarak tekrar durmak istiyorum. Hem Ren Gunonun hem de Bilgi ve Kutsal kitabnda Nasrn yol kavramn aklamak iin daire sembolizmine bavurduklarn grmekteyiz. Bu sembolizme gre eriat ember, tarikat yarap, hakikat ise merkezdir: eriat-tarikat-hakikat. Bildiiniz gibi tasavvuf retisine gre Allaha gtren yollarn says -ki buradaki yol, yarap ifade etmektedir- kullarn nefsi ya da bir baka okunula nefesi saysncadr. Buna gre bir ember, merkezden eit uzaklkta olan sonsuz saydaki noktadan oluur. Dolaysyla herkes iin farkl bir yarap yolu bahis mevzuu olabilir. Bu manada hakikate gtren elbette ok sayda yol vardr. Ancak eer kendinize daha zel ve zgn bir yol aryorsanz, Muhammedin yoluna, onun rettii eriata ve ona balanan manev yola yani yaraplara balanmak suretiyle hakikate ulaabilirsiniz. Ayrca srt- mstakm zere olmak istiyorsanz yine ayn hakikati merkeze alan bir eriata bal olmak zorundasnz. Gerek manev yol, gerek yarap gerekse ember itibariyle bu dnrlerin Muhammed yolu, slm yolu tafdil ettiklerini rahatlkla syleyebiliriz. KILI: Bu noktada ben de bir ilavede bulunmak istiyorum. Bili-

yorsunuz bnl-Arabnin Fussl-hikem adnda mehur bir eseri vardr. Bu kitab incelediinizde yirmi yedi ksur peygamberin tarihinden ibaret olduunu gryorsunuz. Aslnda bu, maneviyatta hikmetin elde edilmesinin bir peygamber logosunu izlemeye bal olduu anlamna geliyor. Bundan dolaydr ki hikmet/felsefe sf dnceye gre ilm-i nebevdir. Sflerin baz felsefe ekollerine ynelik tenkitlerini de bu adan deerlendirmek gerekiyor. Sfler zellikle rasyonalist filozoflar bir nebnin izinden gitmemekle eletirirken ayn zamanda kendi felsefelerinin kesinlikle bir nebev hikmete dayandn ve bunun muhakkak bir peygamber logosuyla ittisal kurmak suretiyle elde edilebileceini ileri srerler.
54

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

Bey de, Mahmut Bey de temas etti; ancak zellikle Mahmut Bey daha da ak bir ekilde bir kelam, tasavvuf ve felsefe bak asnn bulunduunu ve hangi modelden bakyorsanz elde edeceiniz sonucun farkl olacan syledi. Bu ister istemez hakikatin okluuna gtrmez mi bizi? Bildii-

niz gibi tasavvuf gelenee gre lemde bir mertibul-vcd szkonusu. Bu varlk dzenine gre meselelere farkl modellerle bakmyorsunuz, bunun yerine varlklar tabir yerindeyse iie halkalar halinde olduundan birini getikten sonra ikincisine, sonra da oradan ncsne gidiyorsunuz. Dolaysyla perspektiflerin farkl veya ayr olduunu bu gelenee gre ileri srmemiz ne kadar mmkn?

anda tasavvuf modeli ierisinden konutuunuzun farknda msnz?

sefe ve tasavvuf modellerinin farkl hakikatleri ifade ettiini ileri srmek yerine bence u sylenmeliydi: Hakikat tektir ve hakikate de tek bir kapdan girilebilir. Bu kapdan girdikten sonra belli bir noktaya kadar o haki-

katin bir vechesi grlr; sonra oradan bir dier aamaya getiiniz zakr veya zt deil; aksine onun bir devam niteliindedir.

man ikinci bir veche grlr, ama bu ikinci veche birinci grdnze ay-

ELEB: Benim de modelleme ile ilgili bir sorum olacak. lhan KILI: lyas Bey, mertibul-vcd modelinden bahsederek de u KILI: u an, aynen sflerin dediini sylyorsunuz. ELEB: Ancak siz sflerin grn byle aktarmadnz. KUTLUER: Bu hakikatin okluu anlamna gelmiyor mu? ELEB: Benim sylemek istediim u: Bu modelleri birbirinden
55

na zt bir dnce.

bamsz eyler olarak dnrsek o zaman mesela Katolikliin Ortodoksluktan bamsz bir bak olduu ve Katoliklik, Protestanlk ve Ortoeklinde bir sonu ortaya kar. Halbuki ben, biraz nce sizin, tasavvuf geSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

doksluun ayr dinleri andracak ekilde farkl varlk kategorileri olduu

ELEB: Haklsnz, ancak unu sylemek istiyorum: Kelam, fel-

ELEB: Bana gre bu, hakikatin okluu eklinde yorumlanamaz. KUTLUER: Bence bu, Nasr ve Schuonun grleriyle taban taba-

leneinin dnda ve tesinde olarak ileri srdnzn aksine mertibul-vcd kavramnn byle birbirinden farkl veya birbirine zt varlk kategorilerini deil; birbirini tamamlayan varlk kategorilerini ifade ettiini dnyorum. KROLU: Aslnda benim de ayn balamda bir sorum olacak. l-

han Bey ile Mahmut Beyin yaklamlar arasnda ben de bir fark hissettim. Bu anlamda kelam, felsefe ve tasavvufu anlamlandrma asndan lhan Bey ayn farkl renklerde yanstan prizmalar analojisini, Mahmut

Bey de ayn evdeki farkl katlar benzetmesini kullanarak gelenein sufizmle eit olduunu ileri srd.

sa yerini de gsterebilirim. Aksi takdirde bir bilinemezcilie kaym olurum. Hayr. Ben bunu banazlk ierisinde sylemiyorum. Orijinal, asl, otantik, kadm felsefe anlaynn ncllerini dikkatli bir ekilde inceledi-

imizde bunun karlnn modernist ve pozitivist felsefe anlayyla hi

de rtmediini ve fakat sf mtefekkirlerin hikmet tasavvuruna daha yakn dndklerini bir tez olarak ileri sryorum ve bu tezimi delilleri ile savunmaya da hazrm.

istiyorum ama, Bilgi ve Kutsal dikkatle bir daha okudum. Bu kitapta Kutsal Bilim eklinde bir balk var. Nasrn belirttiine gre gelenein ilkesi olan kaynaktan neet eden bir kutsal bilgi var. Bu kutsal bilginin ise

iki ekilde tezahr ettii grlmekte. Birincisi vahiy; ikincisi keif ve ilhamla ulalan sf bilgi. Gelenek ise, bu iki tr bilginin zerine ina edilmi olan ontoloji, kozmoloji, epistemoloji, aksiyolojilerin dayanaklarn tekil eden bir bilimler, sanatlar ve kurumlar toplam ve srecinden iba-

ret. Buna gre gelenek, bilime de, sanata da, kurumlara da zn, iinde barndrd hakikati yanstan bir ey. Btn bunlar geleneksel bir mede-

niyette tecelli ediyor; bilime, sanata ve kurumlara bir ekilde rengini ve-

KILI: Bunu ben deil, Seyyid Hseyin Nasr sylyor. Gerekiyor-

riyor gelenek. Buna gre gelenek, evrensel hikmet ve bunlarn beer, tarihsel ve medeniyet dzlemlerindeki tm yansmalarn ifade ediyor.
56

KUTLUER: Burada cedel bir ey sylemekten sarf- nazar etmek


BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

Kutsal bilim ise, tasavvuf yoluyla ulalan, bilgi ile kutsal birbiriyle irtibatlandran bir yoldur. Elbette ki bu, gelenein ana damardr, ama asla kendisi deildir. Dolaysyla gelenei kutsal bilime indirgemek, ondan ibaret grmek mmkn deildir. Ancak kutsal bilimin gelenein yreinde duran bir ey olduunu syleyebiliriz. Aslnda gelenek, konumann banda belirttiim gibi vahiyden, kutsal metinden hareket ettiimizde, onu yorumladmzda, onu doru anlayp doru yorumlayp birtakm beer ve tarihsel tezahrlerine brndrdmzde ortaya kan eydir. slm bilim gelenei, slm felsefe gelenei, slm kelam gelenei, slm tasavvuf gelenei, slm kurumlar gelenei; ite btn bunlar, gelenek dediimiz eyin farkl tezahrleridir ve hepsi gelenek kavramna ayn anda itirak etmektedir. Fakat tarihsel ve beer olduklar -ki bunu medeniyet kavram ile ifade ediyorum- nisbette bunlar mutlak deildirler, dolaysyla yok olabilir ve zeval bulabilir hatta tarih sahnesinden tamamen silinebilirler. Ama onlarn dayand hakikat, onlarn ilkelerini ald hakikat doktrini tarih tesi olduu iin daima oradadr ve mevcuttur. Sabit hakikat, evrensel hakikat, menei ilah ve nebev olan doktrinin kendisi, elHakk ve el-Hakka, ulamak isteyen herkes iin oradadr. Kaplar aldnz srece -eer size bu nasip edilmi ise, sizin talebiniz anlaml bulunduysa ve siz ona layk grldyseniz- kaplar size alr. Sflerin ho bir sz vardr: Hakikat aramakla bulunmaz, ama onu yalnzca arayanlar bulmulardr. Aramak istiyorsanz, talep ediyorsanz, aratryorsanz, kaplar srarla alyorsanz una emin olun ki, talebiniz karlksz kalmayacaktr. in medeniyet taraf, tarihsel taraf, beer taraf zeval bulabilir, hayatiyetini yitirebilir. Tpk bugn slm medeniyetinin bana geldii gibi. Peki yeniden ihyas nasl olacak? Bu doktrin asndan dndnzde yapmanz gereken, kaplar almaktan baka bir ey deil. imdi gelenein kutsal bilim, sufizm veya tasavvuf metafizie indirgenemeyeceini, anlamnn sadece bundan ibaret olmadn syledim. te bunun Nasrn Bilgi ve Kutsal kitabndaki ifadesi: Bu almamzda ve tm dier eserlerimizde kullanld ekli ile gelenek, gerekleri insanla aklanm ya da aklanmam ilah bir kaynan hakikat ve ilkelerini ve gerekte farkl diyarlardaki sonularn ve huSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

57

kuk, toplumsal yap, sanat, sembolizm, bilimler ve kazanlmas iin gerekli aralarla birlikte yce bilgiyi ihtiva eden uygulamalar ile birlikte nebiler, resller, avatarlar, logos ve dier nakilci vastalar olarak tasavvur edilmi olan birok figr vastasyla tm kozmik sektr ifade etmektedir. KILI: Medeniyet gr, medeniyet anlay biliyorsunuz bir soKUTLUER: Ama bunun Vacibul-vcdu dlamadn da syleKILI: Tabi ki dlamazlar efendim, bunu onlar da sylyorlar. KUTLUER: imdi bu tartma Thomas Kuhnun paradigma kavBSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

nu; fakat bu medeniyetin, bu tezahrn dayand bir ontolojik yap, bir metafizik var. Eer biz tradisyonel bir medeniyetten bahsediyorsak bu medeniyetin arkaplannda dikey manada bir dn tarznn, dierlerinden farkl bir epistemolojinin, ontolojinin olduunu da sylemeliyiz. Bunu lhan Bey de konumasnn banda sylemi ve bu dnrlerin varlk bir varlk anlayna sahip olduklarnn grldn belirtmiti. anlaylarn incelediimizde, bugn adna vahdet-i vcd denilebilecek

mitim.

Bilgi anlaylarna baktmzda da onlarn hikmet-i zevkiyyeye giden yolda hikmet-i bahsiyyeyi ara olarak kullandklarn gryoruz. bnl-Arab dahil olmak zere bu modeli benimseyen hibir dnr ilm-i husliyi ceini, ancak ilm-i huzrye giden yolda hazrlk almalarnn bu alet ildlamyor ki. Ama ilm-i husul ile metafizik gerekliin elde edilemeyemi ile yapldn ileri sryorlar. Dier bir husus bu anlayn, yani bu epistemolojinin ok nemli bir antropolojik tarafnn bulunduunu ve bukoyduumuz zaman imdi size u soruyu soruyorum: Bu slm medeniyetinde hangi ekol ifade etmektedir? nun da insn- kmil anlay olduunu belirttiniz. Btn bunlar ortaya

ram zerine cereyan eden tartmalara benzedi. Mesela Margaret Masmel anlamlarn ele alan bir alma yapt ve ortaya u sonu kt: Para-

ternak isimli bir aratrmac paradigma kavramlarn analiz eden, muhtedigmann, biri bilimsel teorinin kendisi, ikincisi sosyo-kltrel evre olmak zere iki anlam bulunmaktadr. Mesela Newton mekanii bir paradigmadr, ancak bunun yannda bu teorinin veya buna kar retilen alter58

natif teorilerin ortaya kt sosyo-kltrel bilimsel evre de bir paradigmadr. Bu tartmamz da biraz buna benzedi. Mahmut Bey srarla dar anlamyla paradigmay savunurken ben de sosyo-kltrel evre anlamnda paradigma kavramn benimsiyorum. Bu noktada uzlamamz gerekiyor. KILI: Sosyo-kltrel evre, bir dnya grnn tezahr olarak KUTLUER: Ben de gelenein btn bunlar birlikte ifade ettiini KILI: Tabi ki hepsi birden gelenektir. Fakat o gelenei douran KUTLUER: Hayr. Burada ben Nasr yle anlyorum, demiyoKILI: Varlk mertebeleri (mertibl-vcd) mukabili bilgi dere-

bilahare yani ikincil olarak ortaya kacaktr. Bunu kimse inkar etmiyor, ancak salt medeniyeti bak as metafiziki baka terstir. nce metafizik tasavvur, ardndan medeniyet inas

sylyorum.

dnya grnn daha spesifik olarak adn koymakta tereddt geiriyoadn ak bir ekilde koyduunu gryorum: Sufizm/Tasavvuf.

ruz. Ben Seyyid Hseyin Nasrn byle bir tereddt geirmeden bunun

rum. Ben diyorum ki Nasr en nemli, en mcmel ve en veciz kitab olan Bilgi ve Kutsalda gelenein sadece sufizmden ibaret olmadn sylyor. Ayn kitabn bir baka yerinde ise Nasr, kutsal bilimin her vahyin znde ka olduunu belirtmekte. Yani ortada bir gelenek var, onu kuatan ve tatarihsel dzleme de alan, meden tecellileri ve tezahrleri olan bir eydir. slm gelenei dediimizde, slm felsefesi geleneinden, slm kebunlar bu tradisyonun bir tecellisi, bir tezahr. Bunun merkezinde du-

bulunan ve gelenei kuatan, tanmlayan dairenin merkezi yani el-Haknmlayan dairenin merkezi ise kutsal bilim. Gelenek, beer ynleri olan,

lam geleneinden ve slm tasavvufu geleneinden bahsediyoruz. Btn ran el-Hakka ise tarih tesidir, ancak tarihin belli dnemlerinde Allahn

inayetini sat toplumlarda yeniden yeerebilir, iek verebilir. Ama onun tarihsel almlar da tezahrleri de gelenek kavramnn zmnndadr, onun kapsamndadr.

celeri (derectl-ilm) bulunduunu unutmayalm. Msaade ederseniz lyas Beyin sorusuna cevap vermek istiyorum. lyas Bey, bilmiyorum farSeyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

59

knda m ama truth-reality yani bir hakikat-gereklik ayrm yapyor. Bu, kelam ve tasavvufun bak alarn gstermesi asndan son derece nemli bir ayrm aslnda. Tasavvufa gre hakkat bir tane, gereklik ise sayca ok. Bir hakikate varncaya kadar sizin kurmu olduunuz modellemeler yani benimsemi olduunuz mezhepler hakikat deildir sflere gre. Zaten byle olsayd, ki tarihte bu byle olmutur, tek hakikat gr faizan bir muhteva kazanrd. Dolaysyla tek hakkat olduu iin herkes buna uymak zorunda kalr ve buna uymayanlar zndklk, fsklk ve mlhitlikle sulanrd, ki sfler tarih boyunca hep bu ekilde sulanmlardr. te bunu ortadan kaldrmak iin yle bir teklif getiriyor sfler: Evet, hakkat bir tanedir, ama bi-adedi enfsil-mahlkt olarak farkl modellerle bu hakikate ulaabilirsiniz, ancak bu modellemeleri de hakkatin yerine ikme etmemek gerekmektedir. Eer bu modellemelere hakkat derseniz ite o zaman hakikatin deitii gibi bir durum ortaya kmaktadr. Kurn ortadadr, fakat Kurnn yorumlanmas bize aittir. Bu yorumlama faaliyeti beerdir ve bunun sonucunda elde ettiiniz neticeler hakkat deildir, bizim hakikat kurgularmzdr. KUTLUER: Ama hakkat ile balantldr.

neldir, ahsdir. Burada mesele u: Tasavvuf bakta, erat-tarkat-hakkat eklinde dtan ie doru bir sralama szkonusu. imdi bunun anlam nedir? Bu tasvire gre kimse kp da Benim modelim byle diyemez ki! Herkesin modelinin eriat dairesinin iinde olmas gerekmiyor mu?

Hepimiz kurduumuz model yardmyla bir eriat tarifi getirebiliriz. Mesela sflerin modeline gre eriat mutlaklk iermez, izafdir. zaf olduu iin de hakikatin kendisi deildir, bir formdur. Ne var ki, iinde bulunduumuz bu madd plandan hakikate ykselmek istediimizde ilk o kapdan, eriat kapsndan gireriz. Binaenaleyh eriat biztih deil, ligayrih hakikattir. Hakikat ve marifeti elde etmek ve bu elde edileni bu cisimler
60
BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

KILI: Tabi ki, gereklikler hakkat ile balantldr.

ELEB: Bunlara katlyorum. Sizin de belirttiiniz gibi yorum z-

KILI: Bu noktada eriat nedir? sorusuyla ayrlyoruz herhalde.

mertebesi ierisinde muhafaza edebilmek iin vardr eriat. Onlar yoksa eriatn da hibir anlam yoktur. KUTLUER: Yalnz bu daire sembolizmine gre herhangi bir tari-

kat, merkezka bir kuvvetle bir parabol izerek bir daha ayn yere dnmesi mmkn olmayacak bir ekilde eriattan saparsa onun hem hakkate ulamas hem de hakkatle eriat ilikilendirmesi mmkn olmayacaktr. te bu merkezka g, dinde eytan diye anlatlyor. Bu sebeple eriat olmadan hakikate ulamak imkansz.

lar iin geerli bir kstas. Ama unu da unutmamak gerekir ki, hakikati bulamam bir kimse cevizin kabuuyla gdalanmaya kalkar ve cevizin iinde ne olduundan haberi olmaz.

deil, mesela Cneyd-i Badad gibi byk sfler de sylyorlar.

riatn ne olduu konusunda aramzda ihtilaf bulunmakta. Mesela bnlArab bana gre eriat ehli bir insan. Ama size gre yle mi? Bu konuda bile ayrlyoruz, biliyorsunuz.

tanesi elitizm meselesi. Mesela burada kastedilen Nasrn Fizikte her-

kes Nobel dl alamaz. Ancak bazlar alr. sznde olduu gibi doal bir elitizm ise, bunu kabul etmemek mmkn deil. Fakat benim burada eletirdiim elitizm, tayin edilmilik, ruhbanlk gibi bir elitizm. Dier bir nokta ise Nasrn dinlerde tefessh kabul edip etmedii meselesi. Bu benim zerinde ok dndm bir husus. Nasrn ok ak ifadelesiyle yaptm mlakattaki ifadelerinin bunun iin yeterli olduunu dnyorum.

rinden hareketle onun tefessh kabul etmediini dnyorum. Kendi-

KILI: Tamamyla yle. Bu sadece sfler iin deil, btn dindarELEB: Ancak eriat iinde bulunma meselesini sadece ulema
61

Aslnda geleneksel ekol bence bizim iin olmasa bile Bat iin bir devrimdir. Bu nokta ok mhim bence. Bizim geleneksel ekol ile kendi gelene-

imizi anlama ve tahlil etme yoluna gitmeye ihtiyacmz yok. Ama Baty
Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

KILI: Btn sfler eriatsz olmayacan sylyorlar, ancak eASLAN: ok ksa olarak iki noktaya temas etmek istiyorum. Bir

ikna etme, Batya sz syleme, Batnn anlayabilecei teolojik anlamda bir lisan yaratma iin bence geleneksel ekol bir anahtardr. Son olarak unu sylemek istiyorum: Nasr tenkit etmek aslnda bence takdir etmenin bir gereidir. Yani bir felsefeciyi, bir dnr eer gerekten takdir edebiliyorsanz nce tenkit etmelisiniz. KROLU: Btn konumaclara ve dinleme zahmetinde bulu-

nan arkadalara teekkr ediyoruz.

62

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi

NOTLAR

Seyyid Hseyin Nasrda Gelenek, Tasavvuf ve Din oulculuk

63

64

BSV Notlar | Medeniyet Aratrmalar Merkezi