Ağabeyim Mustafa Kemal

Şemsi Belli
ŞEMSİ BELLİ 1925 yılında Malatya'nın Arguvan ilçesi Kızüuşağı köyünde doğdu, ilk ve orta öğretimini, Malatya, Elazığ ve İstanbul’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra Ankara ve İstanbul’da çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1953-1960 yıllan arasında Ankara Radyosu'nda "Adım Adım Anadolu", "Kırk Gözlü Heybe" ve "İçimizden Biri" programlarını, 1988-1989 yıllarında da TRT' nin 1. ve 2. kanalında "Şiir Bahçesi" adlı programı hazırlayıp sundu. İlk kitabı "Köy Akşamlan" 1945 yılında yayımlanan Şemsi Belli, daha sonraki yıllar içinde 30'dan fazla kitaba imza attı. Kitaplarının ve şiirlerinin bir bölümü İngilizce, Almanca, Fransızca, Romence, Rusça, Azerice ve Arapçaya çevrildi. Evli ve üç çocuk sahibi olan Şemsi Belli 10 Ekim 1995 yılında İstanbul'da hayatını kaybetti. Şemsi Belli'nin yayımlanmış kitapları da şunlar: "Köy Akşamları", "Bahar Şarkısı", "Başşehir Sokağı", "Güzçiçeği", "Şeytan diyor ki", "Uykusuz Trenler", "Boncuk kutusu", "Can Kuşum", "Bahar güneşi", "İpek Kaplı Defter", "Yavru Vatandan Notlar", "Cumhuriyetin Eşiğinde Kıbrıs" "Ağabeyim Mustafa Kemal", "öpme Beni Bu Akşam", "Karpuz Dilimi", "Renkli Balonlar", "Bir Yangının Külü", "Gelin Telleri", "Yaşasın Yalan", "Büyük Paydos", "Satır başı", "Otopsi", "Tükenmez Kalem" "Ağa Kapısı", "Anayasso", "Al Bohçada Kara Yama", "Aşk Dersleri", "Mapushane defteri", "Babıali/Babıadi", "Fikriye", "Yiyin Pezevenkler Yiyin" "Cu-di" SELİS KİTAPLAR: 52 Tarih-Anı: 6 Editör (Notlandıran) Tahsin Yıldırım Kapak Tasarım Mesut San Kapak Baskı ve Cilt Bilge Matbaacılık İç Baskı • Çalış Ofset ISBN • 975-8724-54-1 1. Baskı: Mayıs 2005 © Bu kitap ilk kez 1959 yılında Ankara'da yayınlanmıştır. Telif hakları Selis Kitaplar'a aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. SELİS KİTAPLAR Çatalçeşme Sk. Nuri Tezer Apt. No: 23/1 D.3 Cağaloğlu-İstanbul Tel: 0212. 520 05 57 Faks: 0212.520 05 58 www.seliskitaplar.com Makbule Atadan anlatıyor: Ağabeyim Mustafa Kemal Şemsi Belli lEjSelis İstanbul 2005 İÇİNDEKİLER Önsöz Makbule Atadan Kimdir? Bu Röportaj Niçin ve Nasıl Yapıldı? Atatürk'ün Çocukluk Günleri Makbule Atadan'ı Ziyaret, 19 Atatürk'ün Annesi İle Babası Nasıl Evlendi?, 21 "Ben asker olacağım, omuzumda basma topu taşıyamam", 22

Mustafa Kemal'in Elinde Patlayan Tabanca, 27 Çocuk Mustafa Kemal, Yalnızca Fareden Korkuyordu, 29 Anadolu'ya Geçtiği Günler Onu Asacaklardı, 33 "Samsun'a çıktım, merak etmeyin", 37 Yıllardan Sonra Evine Döndü, 41 Atatürk Niçin Evlenmedi?, 42 Atatürk Kaç Defa Ağladı, 46 Atatürk'ün En Sevinçli Günü, 47 Muhtelif Cepheleri Atatürk Hiç Aşık Oldu mu, 53 Bir Mektubundan Bir Paragraf, 55 Cesaret ve Ümidi, 56 Sıhhati, 57 Sevdiği Şeyler, 62 Siyasi Hatıralar Serbest Fırka, 69 Savarona'da Bir Gece, 71 Atatürk Kindar Değildi, 73 Çalışma Hayatı, 74 Beni Niçin Okutmadı, 75 Çeşitli Notlar ve Son Günleri Son Günleri, 81 Atatürk Yazılamaz, Anlatılamaz, 83 ÖNSÖZ Bu kitap, bir roman değil... Bir tarih değil... Belki muazzam Atatürk tarihinin bir tek sayfası... Atatürk'e yakın olanlar, o Büyük İnsan'la beraber çalışanlar, onun için çok şeyler dediler... Yüzlerce makale, ciltlerle kitaplar yazdılar... Bu küçük kitap da onlardan biri... Fakat onlardan ayrılan bir tarafı var: Bu kitapta konuşan insan, Atatürk'ün mesai arkadaşlarında biri değil... Bu kitapta sesini duyduğunuz insan, Atatürk'ün kız kardeşi... O'nunla aynı çatı altında büyümüş, aynı havayı teneffüs etmiş, sevincini, neşesini, üzüntüsünü öz bir kardeş olarak paylaşmış bir insan... Başkalarının gözüyle Atatürk, çok yazıldı... Bakalım kız kardeşinin gözüyle Atatürk nasıl? Ankara, 29 Ekim 1959 Şemsi BELLİ MAKBULE ATADAN KİMDİR? Atatürk'ün beş kardeşinden biridir. Bu kardeşler Fatma (1872-1875), Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Makbule (1885-1956), Naciye (1889-1900?)'dir. [Orhan Soysal, Büyük Nutukta Kim Kimdir?, Milenyum Yay., İstanbul, 2004, s. 13] Makbule Atadan (1885-1956) Birinci Dünya Savaşından sonra annesi Zübeyde Hanım ile birlikte Selanik'ten ayrılarak İstanbul'da ağabeyinin kendileri için Akaretler'de tuttuğu eve yerleşti. Orta boylu, tombulca, açık-sözlü kendisine karışılmasından pek hoşlanmayan bir kızdı. Mustafa Kemal milli mücadeleyi başlatmak üzere İstanbul’dan ayrıldığı zaman ana-kız Akaretler'deki evde kaldılar. Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal, kız-kardeşini ve annesini Ankara'ya aldı. Bir süre ağabeyinin yanında kalan Makbule Atadan, daha sonra Çankaya Köşkü arazisi içinde ve köşkün batısında kendisi için yaptırılan Çamlı Köşke yerleşti. 1930'da Fethi Okyar'ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkasına Mustafa Kemal'in isteğiyle girdi. Partinin birkaç ay sonra kapanmasıyla Atadan'ın siyasi hayatı da sona erdi. Ağabeyinin siyasi ve sosyal hayatı ile hemen hiç ilişkisi olmadan Çamlı Köşk'te yaşamaya devam etti. Bu arada 1935'te milletvekili olan Mecdi Boysan ile evlendi. Evlilik Boysan'ın ölümüyle sona erdi. Atadan, Mustafa Kemal'in ölümünden sonra unutulmuş bir halde kenara çekilmiş, kendi hayatını yaşıyordu. Çankaya'daki Çamlı Köşkte kamulaştırılarak kendisinden satın alınmış ve Çankaya Köşkünün yabancı konuklara ayrılan bölümü haline gelmiştir.

Makbule Atadan'ın Mirası Meselesi. bir araya getirilse belki hakikaten muazzam bir kütüphaneyi dolduracak kadar büyük hacimde bir neşriyatla karşılaşırız. Çünkü onun bazı akrabalarından gelen kişiler bugünde hayattadır.. hulâsa hayatının birçok safhaları bu hâtıraların ışığında daha çok aydınlanabilirdi.258.. S. Yahut yazılarımı hazırlarken not ettiğim bir hâtırayı sehven ihmal edebilirdim. Yalnız Türk tarihinin değil fakat bütün insanlığın kaderini değiştiren bir "fani" nin hayati. Aslına sadık kalmak için anlatılanlara kendimden hiçbir şey ilâve etmediğim gibi. Sizin bu satırlardan sonra okuyacağınız notlar. S. 18. Ancak Şemsi Belli'nin 1995 yılında Bilgi Yayınları arasından çıkan "Fikriye" adlı eserinin 82-83. Gün geçtikçe bu neşriyat. ATATÜRK'ÜN Çocukluk Günleri . Herhangi bir yeri yanlış not edebilirdim. Her hâtıra Atatürk'ün tarihini yazacak olan yarının müellifine belki de malzeme olacaktı. Bütün bu ihtimalleri dikkate aldığım içindir ki Türkiye'de belki ilk defa. 23-25'e bakılabilir.. Bu konuda bilgi için: 1. çeşitli cephelerine bağlı çeşitli hususiyetleri hakkında bilgi sahibi olmak. bilhassa bugünkü nesil için nasıl büyük bir ihtiyaçsa yarınki nesil için de o derece lüzumlu olacaktır. suyun membaına yaklaşan bir insanın heyecan ve hazzı içinde idim..Makbule Hanımın ölümünden sonra mirası sorun olmuş ve olay mahkeme kararı ile çözümlenmiştir.. Dün ve Bugün Der.. Anlatacağı her şey yarına intikal edecekti. s. Geçmiş günlerin tarihî vakıalarını tespit ederken gelecek günlerin endişesini de gözden uzak tutmamak gerekiyordu. Bu ehemmiyet.. 13.. Kaynak Kitaplar.. kalemsiz kağıtsız bir röportaj yaptım. sayfalarında bu evliliğin tarihi net olarak verilmese de Cumhuriyet öncesi işaret edilmektedir. s. ______________________ 1 Yazar burada sanıyorum birinci derece akrabalığı esas almıştır.. Hatta Atatürk'le sathi derecede yakınlık peydah ettiği halde onun en yakını gibi görünen bazı kimseler tarafından mülakatın sıhhatine sadık kalmadığımı iddia edilebilirdi. 27 Ocak 1956. gençliği.] a. Bunların hiçbiri mümkün olmasa bile kız kardeşinin gözüyle Mustafa Kemal'i tanımak gene ayrı bir değer taşırdı. kıymetini hakikate ve Atatürk'e yakın bir başka fâninin kan ve kader birliğinden alıyordu. Bu Röportaj Niçin Ve Nasıl Yapıldı ? Atatürk hakkında şimdiye kadar yazılanlar ve söylenilenler. daha fazla çoğalacak ve o Büyük İnsan.Yukarıdaki kaynak Makbule hanımın evliliğini 1935 olarak göstermektedir.s. Anadolu seyahatlerinde yanımda taşıdığım ses makinesini böyle bir mülakat için kâfi buldum. bir röportaj muharriri olarak hareket edilemezdi. Sayın Makbule Atadan'ı ziyarete giderken.l. Ancak bu evlilik milletvekili Mecdi Boysan ile mi yoksa bir başkası ile mi bilemiyoruz. İstanbul. gözümüzde daha da büyüyecektir.. C. Bu kitapta da bu bilgi doğrulanmaktadır. Ve sayın Makbule Atadan'ın ilk kelimesinden son kelimesine kadar bütün mülakatımızı sesli olarak makinenin şeritlerine tespit ettim. askerliği. Atatürk'ün dünya yüzünde mevcut son ve tek akrabası idi.. Büyük Ölünün çocukluğu.. 2 Mart 1956. Makbule Atadan'la görüşmeğe karar verdiğim zaman.... İstanbul. 2. yalnız bir gazeteci. yaşayışı. İstanbul. [Türkiye Ansiklopedisi. 18. Dün ve Bugün Dergisi. ifade ve üslûbu da aynen muhafaza ettim. Sayın Atadan..Makbule Atadan hayatının son yıllarında Mustafa Kemal ile ilgili anılarını gazetecilere anlattı. Makbule Atadan'ın anlattıklarını yalnız kalemimle tespit etmeği kâfi bulmadım.Atatürk'ün de Makbule Hanımın da Manevi Evladıyım.1 Ona en yakın olan bir kimsenin anlatacağı şeylerin ehemmiyeti büyüktü.. Bu itibarla çok dikkatli olmaz lâzımdı. evimde ses makinesini çalıştırarak kâğıda geçirdiğim hâtıraların aynıdır.. delikanlılığı. b. 1974..

Ankara. Makbule Atadan'ı Ziyaret 1955 yılının ilk yaz günleriydi. Selânik'e bir saat mesafedeki Lângaza'da otururlarmış. Kendisiyle olan konuşmalarımızı önce ses makinası-na kaydetmek istediğim için birkaç adet manyetik şeritle diktafonu beraberimde almayı ihmâl etmemiştim.. İst. .. profiline kadar Atatürk'ten birçok anatomik özellikler muhafaza eden Makbule Atadan.Bu konuda daha geniş bilgi için aşağıdaki kaynaklara bakılabilir. hangisini anlatsam bitmez.... f. Dr. .... . Bilgi Yay. d.. . Adı Mustafa Kemal. Daha evvel Reisicumhurumuz Celâl Bayar'ın ameliyatı sırasında istirahatine tahsis edilen bu güzel dairenin pencerelerinden Ankara Kalesi ve Anıtkabir. e... 1963. Emin Onat ile Doç. bakışlarını pencereden dışarıya.Nezihe Araz. Odanın ortasında yuvarlak bir masa ve bu masanın üzerinde Reisicumhurumuz tarafından her gün muntazaman gönderttirilen iri ve kırmızı karanfiller vardı. dedi.. rahatsızdı. insan hastalığı bu dinç kadına yakıştıramıyordu bile. Bugün bitmezse yarın.. Atatürk'e ait o kadar çok şey var ve bunların hepsi o kadar uzun ki.. Elindeki mikrofonu dudaklarına biraz daha yaklaştırarak: . Fikriye. O zaman güzel bir genç kızmış. Hastalığı kanserdi. Rahmetli Makbule Atadan'ı ilk ziyaretimde o.. Ankara.Yusuf Hikmet Bayar.. yattığı karyolasında o kadar neşeli ve sıhhatli görünüyordu ki.. Uzun uzun baktı.Enver Behnan Şapolyo. Gözlerinin ışığından. İnkılap Yay.. İbrahim Berkalp Yay. Toplumsal Dönüşüm Yay. Mikrofonu Makbule Atadan'a uzattım.Elbette !. 1944. dedim. Belinin arkasına bir yastık aldı. İstanbul. Dr. 2004... siz istediğinizi anlatın... c. Makbule Hanım. Yatağında biraz doğruldu. ister misiniz? ______________________ 2 Atatürk. 2003..Ne anlatayım bilmem ki. dedi. Sizi yormazsam istediğiniz kadar dinlerim. Anıtkabir'in bulunduğu tepeye çevirdi.. b. Annem Zübeyde Hanım... bu çiftlikte büyümüş. Daha sonra projesini Prof. Ankara.. kız kardeşi Makbule Atadan. Atatürk Hayatı ve Eseri. Atatürk de buraya 10 Kasım 1953 tarihinde nakledilmiştir.Evvelâ eski günlerden başlıyayım. Ses makinasını küçük bir komodinin üzerine yerleştirdim. Orada malları ve çiftlikleri varmış.Büyük pederim [Hacı Sofulardan Feyzullah Ağa] ve büyük validem [Ayşe Hanım]. öbür gün yine gelirim. ölümünden 1953 yılına kadar etnografya müzesinde katafalkta kalmıştır.. Güven Basımevi. Sizi dinliyorum.. Sınıf Arkadaşım Atatürk.. 1953 yılında tamamlanmıştır. bu geniş pencerelerin önündeki karyolada yatıyordu. Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi. Orhan Arda'nın yaptığı Anıtkabir.... Atatürk'ün dünya yüzündeki son ve tek akrabası. Mustafa Kemal Olmak.Eren Akçiçek. Ankara Gülhane Hastanesinin geniş ve ferah bir dairesinde tedavi ediliyordu. Atatürk'ü yaratan yuvanın kuruluşundan bahsedelim...Ali Fuat Cebesoy. İstanbul..Şemsi Belli.. Temel Yay.Zararı yok.... a. Atatürk'ün annesi ile babası nasıl evlendi ? . 1999. 1995.. Bir Zamanlar O da Çocuktu.2 bütün azametiyle görünüyordu.

her ay dayımın eline birkaç altın lira verir. halayıklarım. Perişan değiliz. anemin de gönlünü razı etmiş... Şunu isterim.. "Ben Asker Olacağım. Annem.. Bu sıralarda Selanik'te bulunan ve henüz bekâr bir erkek olan babam.Bugün mektepte kulağımı çektiler! . demiş.Hocam çekti !. Zaten evlenmek niyetinde olduğu için derhal ailesinden istemiş. ne yapmışsa yapmış.Gel Mustafa. dayım da bu para ile evimizin bütün ihtiyaçlarını temine çalışırmış.Çeksin evladım. Fakat diğer çocuklarının ölümünün acısını da bir türlü unutamamış. İstemiş ama. büyük validemin de... Nihayet büyük validem biraz yumuşamış.. Mustafa üzerine toplamış. ..Kim çekti evladım ? .. Hocasına içerleyen küçük Mustafa eve gelir gelmez doğru annesinin yanına koşmuş: -Anneciğim !.... Hepsi ölmüşler.Nerde benim kocam? diye hayıflanırmış.Bu izdivaca ve bu neticeye mademki beri sebep oldum. Biri Mustafa... Annemin Ali Rıza Efendi ile evlenmesini temin eden dayım bu vaziyet karşısında: . iğneyi çıkartmak için hemen bir arabaya koyup Selânik'e getirmişler... işte bu üç sene içinde ben dünyaya gelmişim.... bir hayli mukavemet göstermiş: -Vermem!... rica etmişler..... Diğeri de Ömer.. Nerde benim saltanatım ? Nerde saadetim.. Anneciğim !.............. Rahmetli pederim Ali Rıza Efendi bağırsak veremine yakalanmış. Biri Fatma......... Üvey dayım.. Daha sonra da hemşirem Naciye... Annem Zübeyde Hanımla babam Ali Rıza Efendi." Annemle babamın ilk evlilik yılları çok mesut geçmiş. Ağabeyim mülkiye mektebine girdiği zaman hocası haksız yere bir gün küçük Mustafa'nın kulağını çekmiş. Yalnız Mustafa kalmış… Dört buçuk yaşına kadar bütün sevgi ve ihtimamını annem. benim evlendirecek fazım yok! Israr etmişler.. demiş. Annemin üvey kardeşini bularak kendisine yardım etmesini rica etmiş.. sevincim.. Doktor müdahalesiyle annemin dizine batan iğne çıkarılmış.......... Tam üç sene çekmiş..Ama benim kabahatim yoktu!.Ben asker olmak istiyorum !.. işte bu sıralar garip bir tesadüf babamı. çiftliğe dönmek istememiş. bunu isterim.... Babamın ölümü ailemizi çok sarsmış. Omuzumda Basma Topu Taşıyamam !... veren kim? Büyük validem. . İşte O'nun askeri bir mektebe girmek hevesinin ilk başlangıç noktası bu hadiseyle başlar. .....Bir gün yorgan kaplarken annemin dizine yorgan iğnesi batmış. pek çok beğenmiş. demiş durmuş. Biri Ahmet..... Bu kadarcık para ile müstakbel kayınvalidesinin arzusuna cevap veremeyeceğini anlayan rahmetli babam.. sırmalı fotin isterim!. rüyasında gördüğü genç kızla karşılaştırmış. Validemin dört tane nur topu gibi çocuğu olmuş. tam iki sene Ağabeyim Mustafa'nın elinden tutarak onu mektebe götürüp getirmiş. O zaman babamın maaşı sadece üç altın lira.. dayım büyütmüş. kırk günlük bir bebekmiş. Nerede ? Bizi. . işte bu sıralarda amansız bir hastalık yuvamızın saadetini birdenbire bozuvermiş.. Babam. Haksızdı hocam... Fakat mahzun ve mükedderiz..... annemi çok. işte bu şartlar içinde ve bu kadar engellerden sonra evlenebilmişler.. Çıkarılmış ama Selanik'in havasını beğenen annem. Babam......Sırmalı kaftan isterim.. buradayım ! .. evleneceği kızı aramakla meşgul-müş.... Hem bilemezsin anneciğim o kadar acıdı ki !. o senin hocandır ! .. Bize naklettiklerine göre babam annemi şahsen tanımadan evvel onu rüyasında görmüş. Annem her sofraya oturuşunda lokmalar boğazında düğümlenirmiş. . size bakmaya da mecburum. işi başka şekilde halletmek çarelerini düşünmüş.

Atatürk. Acar bir kızdı.. diliyle yalasın yoğurdu !.. Evin esiri ben.. Ağabeyim yoğurdu parmakladığımızı görünce Naciye'ye şöyle seslendi: . Ağır ağır yerinden kalktı.. dedim... Elini uzattı... Tarihi konuşmamıza başka zaman devam ederiz. Ben. Ağzım. dedi. Ceviz oyunu... çocukluğunda oyuncağa düşkün müydü? En çok nelerle meşgul olurdu ? Mustafa Kemal'in Elinde Patlayan Tabanca .Pencereden bakma! –Peki !. .Ben omuzumda basma toplan taşıyamam! Ben asker olacağım !..... Beni kızdırmak ve ağlatmak istiyorlardı… Saçlarımdan yapışıp başımı yoğurt tepsisinin içine batırdılar.Çok sertti Ağabeyim !.. . Bir gece. gözüm yoğurt içinde maskaraya dönmüştüm. Tam dört gün dört gece evden dışarı çıkmamış ağabeyim. Fakat Naciye öyle değildi.... Gözleri yılların altında kalan çok eski günlerin acılarıyla dolmuştu... Ben aldırmamışım.... Naciye.... Bilakis konuşmak ihtiyacı ile doluyum... Her için de olsa hasta bir insanı bu kadar üzmeye hakkım yoktu.... çeşit çeşit muziplikler yapardı.Mustafa demiş. O günleri yeniden yaşıyormuş Selanik'teki evin kapısına doğru uzanan yoldan bir "geriye dönüş" başlamıştı. Kaşık dururken elle yoğurt yenir mi demek istiyordu.. -Af buyurun hanımefendi.. bak baban da bir tüccardı ! .Niçin evladım. saklambaç oyunu ve daha birçok oyunlar oynardık. Islak gözlerini bana çevirdi: .. Naciye ile şakalaşır.. Ne dese boyun eğerek kabul ederdim.. Naciye ile biz. Ben itaatkâr olduğum için benimle pek kavga etmezdi çocukluğunda... O.Kitap okuma !.Şemsi.. –Peki !..Sen ablana söyle de. bu sözüyle beni ayıpladığını anlatıyordu... yoğurdun nefasetine dayanamayarak tabaklara konulmasını beklemeden tepsinin üzerinden yalamaya başladık.. bu hatırasını naklettikten sonra şutu.. Bakardım ki horoz gibi kapışmışlar. Sözün burasında Makbule Atadan yine sustu.. dedim. Ağabeyim... ağabeyimi teselliye çalışsa da karetmemiş......... .Hanımefendi.Mendil işleme ! derdi.. ..Peki Ağabeyciğim ! . Üç kardeştik.. dedi...Annem. bir tüccar olmak istemez misin ? -Hayır ! .Komşu kızı ile görüşme !.. Bazen üzülmek bile insan için tatlı bir ihtiyaç oluyor...... Ağabeyim çok hareketli bir çocuktu.. ticaretle uğraşmak. O bir tarafa çekilmiş kahkahalarla gülüyordu.... .... Benimle alay eder. . sizi hakikaten üzdüm... Bugünlük bu kadar yeter. Farkında olmadan kendisini uzaklara. Oyun oynardık...Sokağa çıkma ! –Peki !.Hayır ! Hayır paşacığım. Onunla kavga ederdi.. Yanıma yaklaştı. o günlerin bütün heyecanını şu anda bilsen ne kadar derinden hissediyorum !... .... çok uzaklara sürüklenmiştim. –Peki !.. Ve.. Hatıralarının zincirine tutunarak yavaş yavaş geçmiş günlere doğru sürüklenen Makbule Hanımın içindeki heyecan selini zedelememeye çalışarak: . Bir anda Naciye ile birlikte üzerime çullandılar. Ne söylerse peki... benim paşa evladım....Nihayet annem onu dizinin dibine oturtmuş...... Bir müddet uzun uzun düşündükten sonra devam etti: .. Makbule Atadan.. çiftlikten bir tepsi yoğurt geldi..

Ne olacak ? .. gözlerimle gördüm. Yanına sokuldum: -Ağabey. Elinde kocaman bir eski zaman tabancası.... Güzel bir tayı vardı. Gözleri mavi olduğu için bir kağıt geçirmişti. Hiç unutmam... Yola çıkmağa hazırlanıyordu. Gözleri var fıldır fıldır. Çocuk Mustafa Kemal Yalnız Fareden Korkuyordu Evde kendisine hususi bir oda ayırmıştık.Ne olursun ? . sonra da karşıma geçer çalardı...Tambura yapacağım. ne yapacaksın ağabey ? derdim. tambura yapar..... Gemi taktı. Karşısına geçtim.. Askeri mektebe devam ederken ata heves sarmıştı. . ne de bana birşey olmuş.Mektebe mi gidiyorsun? ... Yine bir gün beni çağırdı: -Yanıma gel Makbuş ! Gittim..... Bana Makbule demezdi.. Naciye'yi ve beni görmeye gelirdi. dedim.............Ne var sanki ben de geleyim seninle beraber ? . Cuma tatillerini ekseri bu odada geçirirdi. gelirdi yanıma..Lüver temizleyeceğim..İnan ki doğru. senin yattığın odada fare var !. nasıl etti.....Yine ne var ağabeyciğim ? .. gitti. hadi dön bakalım geriye !. Birden korkunç bir ses duydum.. Onunla geçen çocukluk günlerimize ait bütün hatıralar şu anda gözlerime hücum ediyor. demiş.. bilmiyorum. Atlamak istedim........ Annem korku ve heyecan içinde: -Eyvah !. Düştüm. . Ben.. teller takar.Ne var ? ....Olmaz dedik ya. Her Cuma günü annemi. Çocuk Mustafa Kemal yalnız fareden korkardı. Makbuş derdi. O elindeki lüveri temizlemeye başladı. Eline bir tahta parçası alır...... Ne yaptı.. Atın eyerini vurdu.Olmaaaz ! . tut bakalım şu tahtayı ! ..Sana ne? Sen tut bakalım! Ben tutmak istemezdim.... Yine bir Cuma dönüşüydü... muziplik olsun diye: -Ağabey. . Dörtnala koşturarak bana yetişti...... ... Ayağım kaydı. Bir hendeğin kenarına gelmiştim.Ağabeyim her çeşit oyuncağa düşkündü. İkimiz de sağız.Beni de alsana atın terkisine ! –Olmaz !.... İnat olsun diye ben de arkasına takıldım.. diye ağlamağa başladım... Tabancanın dumanı kalkınca baktık ki ne ona. Mektebe dayımla beraber atla giderdi... Bıyıkları var kocaman kocaman.. .... Askeri mektebe ilk kaydolduğu zaman bu odada yalnız başına yatmaktan ürkerdi.. Kardeşini öldürdün Mustafa !. Demin bir tanesi yattığın karyolanın dibinde dolaşıyordu. Bir gün Naciye....Evet ! . .. Fakat en çok ata ve silaha karşı hevesi vardı. Biraz geç kalsa belki de köpekler beni parçalayacaklardı... . Size bilmem ki hangisini anlatsam.. fazla konuşma da tut bakalım ! Çaresiz tutardım. Gıcır keser.. ... Atına bindi...Makbuş. Odasındaki masasının üzerinde ders çalıştığı zamanlar kullanması için bir gaz lambası vardı.Ne var. O esnada nereden peydah olduklarını anlayamadığım bir sürü köpek üstüme hücum etmez mi ? Benden bir hayli ilerde bulunan ağabeyim köpeklerin sesini. benim feryadımı duyar duymaz atın dizginlerini çevirdi.. Fakat yaya yürüdüğüm için yetişemiyordum. sen de bana yardım edeceksin !. duman çekilene kadar: -Ağabeyim öldü !.Doğru söyle kız !.. ..

. damat beye dönerek: . 1966. 1990.. dedi..Üzülme Makbuş ! dedi. Ankara. Diğer misafirlerin çoğu beni tanımıyordu. o odada ben artık yatmayacağım ! . Ben yatmam artık o odada !... Tek Adam. Olan biteni bütün teferruatı ile kendisine anlattım: . . Bana bir tabanca vermişti.Niçin ? .... Bu. Bir gün bizi çağırdı: . c. siz asmaz iseniz o sizi asacaktır !...Dikkatli olun.Yalan söylemiş Naciye..Anneciğim. Benim varlığımı bir ân için unuttular.Naciye'nin bu yalanına inanan Ağabeyim. ... Kendisine yardım eden arkadaşlarının getirdiği bu haberler üzerine gereken tedbirleri almaktan da geri kalmıyordu. 1987. Onu Asacaklardı Ağabeyimin en heyecanlı ve hareketli günleri.. öyle mi ? Genç damat: . orada bulunan ve beni tanımayan bir ailenin damadıydı.Ne haber ? dedi. günü gününe istihbar ediyordu. Remzi Kitabevi.Onu asacaklarmış. Bir taraftan çalışmalarına devam ederken.Şevket Süreyya Aydemir. (bu kadının kocası saraya mensuptu) fısıltı halinde söze karıştı: -Aman evlâdım.. C.. a...Bu sözleri bir daha duymayayım. İstanbul. İşte o sıralarda bir gün bir aile ziyareti yapmıştım tanıdıklarımın birine. Kültür Bakanlığı Yay. Anadolu'ya geçeceği sıralardır.Vaziyet iyi gösteriyor ! . Çok ürkek ve dikkatliydi o zaman.Cihat Akçakayalıoğlu. b.Fethi Tevetoğlu.Yalan olur mu anneciğim kocaman kocaman bıyıklan bile görmüş Naciye. İstanbul.. Pan Yay.... Eve gelir gelmez heyecanla ağabeyimin yanına koştum. Atatürk ve Kurtuluş Savaşı. e. Bir yaşlı kadın.. Orta yaşlı bir hanım. 1980.. Bir aralık kapıdan içeri bir bey girdi.. dedi..Murat Bardakçı. sen bakma ona ! . Benim hakkımda duyacağınız en basit bir havadisi bile zaman kaybetmeden bana ulaştırmanızı istiyorum. Onlar gayelerinde muvaffak olamayacaklar.. koşarak annemin yanma gitti. Ya kulağımı fare ısırırsa. Ağabeyimin yetişmesinde büyük hissesi olan rahmetlik annem kaşlarını çattı: ..Kim söyledi ? . Genelkurmay Ateşe Yay.Orhan Bayrak. Bu muhavereyi ben hiç duymamış gibi davrandım.Naciye söyledi... Kastaş Yay. .. İstanbul... 1998... Asker korkar mı hiç ? ANADOLU'YA GEÇTİĞİ GÜNLER Bu konuda geniş bilgi için... diğer taraftan kendisi hakkında Osmanlı hükümetinin ittihaz ettiği kararları... Ehemmiyetsiz de olsa benim haberim olmalı herşeyden.. . Gittiğim evin salonu kalabalıktı..Zannederim ! dedi.Fare varmış orada ! . Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar.2. d. Atatürk.. Şahbaba.. Ankara. hem gözleriyle görmüş. sen asker olacaksın !.

. O. Bu işte muvaffak olabilmem için huzuru kalple çalışmam lâzım.... Beni bağrına bastı. bilirdim. Bu gece sizinle biraz dertleşmek istiyorum. Minderleri. Annemle ağabeyimin birbirlerine vedaları çok hazin oldu. ağabeyimin boynuna sarıldı. içeri kimseyi sokmayacaksın !. gelemem... O ilâç. Hayat bu. Arkadaşları gittikten sonra beni çağırdı: ..203.Yarın gideceğim ! . Konuştuk. Sarıldılar.Niçin konuşmuyorsun Makbuş ? dedi.Ağabeyciğim. Annemin karyolasının karşısına yer sofrası hazırladık.Nereye ? . . annemin ellerini tekrar tekrar dudaklarına götürdü.Mühim birşey mi var ağabeyciğim ? .... Nemli gözlerimi ona çevirdim: . nereye olduğunu sorma... dedi. Bir vazife ile giderdin. Benim işim mühim..... merdivenin başında durdu.. İşte böyle birçok korkulu ve heyecanlı günler geçirdikten sonra bir akşam ağabeyim Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçmek üzere olduğunu haber aldık. yastıkları yerleştirdik... Sert bakışlarını bana çevirerek: . Dertleştik..Dikkatli ol ! diyordu. Merak etme bunu da bilirsin inşallah !. Şimdi hepinize veda etmiş olayım. Size söyleyeceklerim var bu akşam.Evet Makbuş.. Fakat bugün ne için gidiyorsun?... ayağımı bağlamayın ! Memleket için çalışırken sizden yana bir üzüntüye duçar olmak istemem. dedi. Ben uyurken veya istirahat halindeyken kapıda şüpheli bir kalabalık birikirse derhal bana haber ver... Çok düşünceliydi..... Belki dakikalarca konuşmadan birbirimize bakıştık. 2002.... Destimiz mucibince alt katta erkekler olduğu için ben aşağı inmedim... annem ve kardeşimle geçireceğim sabaha kadar ! Sizi tekrar ziyarete gelemeyeceğim için kusura bakmayın !... Bizi gene annem teselli etti. biraz sonra arkadaşlarının refakatinde arabasına binip kapıdan uzaklaştığı zaman. dedim. araba kapıya dayandı.. Benim aklım durdu bu gidişe ! . Muharebeye giderdin. annemin karşısına geçti.... Ne konuşayım?.. Ağabeyim.] Aşağıya -kendisini teşyi etmek üzere. Gözlerini gözlerime dikti.. Merdivenleri atlayarak aşağı indi. O... İçeri girmek isterlerse hemen ateş edersin !.Gideceğim işte...Bu geceyi... O gece sabaha kadar uyumadık... Öleceksin.. Ben gittikten sonra yanılıp da sokağa çıkmayın... tekmil arkadaşına veda ederken şöyle diyordu: ..... . Teşkilat-ı Mahsusa'dan Günümüze Gizli Servisler.. Öpüştüler. -Anneciğim.... Ertesi gün.. Doktor Rasim Ferit Beyi3 çağırdık. ______________________ 3 Rasim Ferit Talay: Millî mücadele yıllarında Vahdettin'in yaveri olup daha sonra milli mücadele taraftarı olan İsmail Hakkı Oktay [1881-1977] tarafından kendisine verilen önemli istihbarat bilgilerini Ankara'ya ulaştırarak bu dönemde aktif rol almıştır... annemin karyolasının karşısına yer sofrası yap.... İstanbul. s. Buraların da Selanik gibi olma ihtimali vardır.. Ağabeyim.. bilirdim.. .... gözyaşı döküyorduk. Ağabeyim.arkadaşları gelmişti.. Veda etti. biz pencerelere yığılmış. Muammalar içinde bocalıyordum.....Makbuş. Ben üzgün ve şaşkındım.... Ben olanları ve olacakları düşünecek halde değildim... Belki ölürüm... fakat yine kapıyı açmayacak. IQ Yay.. Terfian giderdin bilirdim.... Fakat nereye gideceğini bilmesem bile gittiği yolun bir mücadele yolu olduğunu tahmin etmekte güçlük çekmiyordum.. Beni merak ve endişede bırakmayın. Giderken gözüm arkada kalmasın ! Elimi... Annem.. heyecandan düşüp bayıldı.. dedi. Nereye gidiyorsun ?... [Emin Demirel.. bu ilâç derken annem biraz kendisine geldi.. Ben gidiyorum !. Annem...

Onun idamına karar verilmişti.. ağabeyimi umumi efkara fena bir insan tanıtmakta adeta birbiriyle yarış ediyordu. Anadolu'ya geçtiği zaman biz tarassut altındaydık.... neden ondan bu kadar çekiniyorsunuz ?... Üç gün sonra telgrafını aldık: "Samsun'a çıktım... Bu para...Kimin evini arayacaksınız ? .. bazen benim bazen annemin mührü ile bankadaki parayı çekiyor ve kimseye muhtaç olmadan idare ediyorduk.. sıhhatteyim. .. Tanımadığım kimseler... Bankadaki paraları harcayın. Kendisine niçin bu kadar ehemmiyet veriyorsunuz ?... Tam sekiz sene ağabeyimi göremedik... Annem hasta.. Her gazete. Bu sekiz sene bize o kadar uzun geldi ki.. bizim evimizi ne hakla arıyorsunuz ? Ne hakla basıyorsunuz ?.. Zaten ağabeyimin talimatı gereğince biz de hiçbir yere çıkmadık. ayrılınca bizi tam üç gün kimse aramadı.. Kendisini gazetelerde fena bir insan diye tanıttığınız birinin evini ne için basıyorsunuz ?. Gene çalındı... Bir gün kapı çalındı. Tam on sekiz kişilik bir kalabalık. Madem ki ağabeyim fena bir adam.... O zamanlar gazetelerde Mustafa Kemal aleyhinde birçok yazılar çıkıyordu. Sıkıntıda kalmayın !. kendisi namına hatırımızı soruyor. . Ölüm yatağında. Gidiş o gidiş....... merak etmeyin. Onunla beraber çalışan arkadaşları Mustafa Kemal'in tevkifi için yapılan hazırlıkları muntazaman takip ediyorlar ve gizlice telefon ederek bildiriyorlardı. "Samsun'a Çıktım...... mecburuz !.... Osmanlı hükümetinin adamları.. ..Evimizi basmaya hakkınız yok ! diye haykırdım.Sen asker kardeşisin. Bunun dışında misafirliğe bile gitmedik.. Birden bunlar aklıma geldi.. benim.. dedi. Arada sırada onun yakınlarından birisi geliyor. Halbuki ağabeyim evde iken sık sık telefon çalardı. Mustafa Kemal.... Mevcut parasını giderken bankaya yatırmıştı. Ağabeyimin İstanbul'daki adamları ara sıra bizi ziyarete gelirlerdi... -Hayır......Sakın darlık çekmeyin... Bütün bu neşriyat sarayın direktifi ile yapılıyordu.Canım. Ayıp... Merak Etmeyin !" Tam üç gün üç gece telefonumuz çalmadı. Pencereden baktım. Kapının önüne çıktım. O..Evi arayacağız ! dediler. diyordu.. Burası benim evimdir.. Üzüntünü kimseye belli etme.. Ben yalnız bir kişiyim. Memleketi için giden insan ölse bile ardından ağlanmaz !. Ağabeyim sekiz sene kayboldu.. Misafirlere şerbet ez... diye ısrar ettiler.. anlatamam… Bu sekiz yıllık hayatın hikâyesini anlatmak için bir insan ömrü bile kâfi gelmez.. Artık telefonun zilinde bile bir müjde sevinci vardı.. Bu evin kapısından bile içeri giremezsiniz !.. Açmadım kapıyı.. annemin ve kendisinin mührü ile çekilebiliyordu.Sizin evinizi. Ağabeyimin Samsun'a ayak bastığını bizim gibi haber alan arkadaşları "Gözünüz aydın olsun" diyorlardı. Eve kapanıp kaldık. Büyük bir cesaretle onların gözlerinin içine bakarak: . Biz. felçli. gidiyordu... -Mustafa Kemal" Üzüntümüzün yerini coşkun bir sevinç doldurmaya başladı -ağabeyim sağ salim Anadolu'ya çıkmaya muvaffak olmuştu... ağlanır mı hiç askerin ardından !.Ne var. hepsi o kadar. Fakat akıbetin ne olacağını bilmiyorduk.. Bize gönderdiği mektuplarda: .... ne istiyorsunuz ? dedim... Telefonumuz gene sık sık çalmaya başladı.. Yetişmezse evdeki halıları satın. arayacağız. Bu sefer aşağı indim... Kapının dışına çıktım: ... Mustafa Kemal'in evini ! Kızdım: .....

Ankara. On gün on gece hazırlık yaptık. Hiçbir şey yapamaz kimse.Kapıdaki kalabalık kendi aralarında istişare ederken yan taraftan birkaç kişi peydah oldu. O günkü mülakatımızın kafi olduğuna kanaat getirdim.7 O gün Makbule Hanım da âdeta bir genç kız tazeliği içindeydi. temizledik. Üzerine ipek bir robdöşambr almıştı.... Ona acısını unutturmak için mevzuyu değiştirdim.... O güzel ve mesut günü şu anda bile hatırladıkça içimde çok derin bir sızı hissediyorum !... O da çizmelerini giydi. Evi kimseye bastırtmayız ! Siz kapıyı kapatıp yukarı çıkın... İstanbul. Millî mücadele sıralarındaki hizmetleriyle kendisini tarih sayfalarından tanıdığımız Yurdakul. 3.... cümlesini bitirirken gözleri yaşarmıştı.... Ağabeyimin adamları da etrafta dolaşıyorlar.. Türkiye İş Bankası Yay. İstanbul'a geleceğini haber aldığımız zaman sevincimize payan yoktu. O gün. dediler.. Kalabalığın içine ağabeyimin adamlarının da sızmış olmasına çok sevindim. .. Sabiha Gökçen [1913-2001] ve bazı tanımadığım kimseler vardı. Makbule Atadan....... 181 -182' ye bakılabilir. Her tarafı sildik.. süpürdük. sıkıntılarla dolu sekiz sene.... Yıllardan Sonra Evine Döndü 4 Aradan sekiz sene geçmişti.. birkaç genç doktor.. Odasındaki eşyaları teker teker gözden geçirdik.3...Aslan Tufan Yazman. gayesinde muvaffak olmuştu. 1966. Odası yine her zamanki gibi ziyaretçilerle doluydu.. üzüntülerle... Turing ve Otomobil Kurumu Yay... Acılarla. Biraz oturduktan sonra Halil Nuri Yurdakul6 geldi.. Atatürk'ün İstanbul Hayatı. Bu konuda geniş bilgi için: 1. dedim. s. Atatürk'le Beraber. Heyecanla yukarı koştum. Kocama haber verdim. Anıtkabir'in üstünde bayrak rengi akşam bulutları dolaşıyordu. .. Tek Adam..... Sekiz senelik bir ayrılıktan ve zaferden sonra Ağabeyimin dönüşü bizi sevinçten deliye çevirmişti adeta..1. Gözlerinden yuvarlanan yaşlar yanaklarını ıslatırken.Şevket Süreyya Aydemir. C.Niyazi Ahmet Banoğlu. Atatürk Niçin Evlenmedi ? 5 Makbule Atadan'ı ertesi günkü ziyaretimde onu biraz daha neşeli... 1969.....Anneciğim.. biz Mustafa Kemal'in adamlarıyız !... hala on sekiz yaşında bir delikanlı enerjisi ile mühim işler peşindeydi.. Ah !.. C... Ve kapının aralığında fısıltı hâlinde: ..2.Korkmayın... ______________________ 4 Atatürk İstanbul'a ilk defa 14 Mayıs 1899 [Hikmet Baydur bu tarihi 14 Mart olarak verir] tarihinde harp okuluna yatılı öğrenci olarak kayıt yaptırmak için gelmiştir. İst. Yan odaya geçti. s. Bilhassa bizi ve evimizi bu kadar dikkatle takip ve himaye etmeleri beni çok gururlandırdı.. Büyük ağabeyim..... Kurulmakta olan inkılap müzesi için Atatürk'e ait hatıraların ve materyallerin toplanması ile meşguldü. Tekrar aşağı indiğim zaman kapıdaki kalabalığın çoktan dağılmış olduğunu gördüm.. 2... Yanıma yaklaştılar... Fakat büyük ölünün hemşiresini teskin [sakinleştirmek] etmek mümkün değildi... Gözümüze uyku girmedi günlerce.. biraz daha sıhhatli buldum... Sanatkar Alaattin Yavaşça. Makbule Atadan'ın bahsettiği İstanbul'a dönüş tarihi ise 1 Temmuz 1927'dir. Onun çok sevdiği yemekleri yaptık.... 1973-1974. Tırnaklarının ojesi bile pırıl pırıldı.. Bu defa annemin yanma gittim. Gayri ihtiyari sürüklenmiş olduğu o eski hatıraların hasret ve heyecanı içinde sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Yıkadık...291 -306. Remzi Kitabevi. Başını avuçları arasına aldı........ endişe etme !. odanın duvarlarına akşam karanlığı çökmüştü.

..Müzik yok mu ? dedi. Köy kızlarının türkülerini Makbule Atadan büyük bir dikkatle dinledi.. Biraz dinlemek isterim ! Makinenin tuşuna bastım...Anneciğim.Var. 1995. O gün annem: . Ankara.29] Bu bilgiden hareketle şunu söyleyebiliriz. Çok severdi bu havaları.. Cephede kendisiyle çalışan arkadaşları arasında karısına ve çocuklarına düşkünlük gösterenler olursa onlardan nefret edermiş... 1898-1970. Sultan Hâmid'in elinden kurtularak binbir planla Selânik'e bir kaçamak yapmıştı.. . [Şemsi Belli.. mümkün değil bu...... Canım biraz müzik istiyor !. -Anne.. ailesini özleyen arkadaşlarına kızardı....Olsun....... O... Hiç unutmam. uçarı bir çocuk gibiydi...... Altın saplı şemsiye vereceğim...9.. Annem ısrar etti: ..Ah !. S.. Başka bir izdivaç yapmaya şu anda niyetim yok.. Bazı bobinlerin baş tarafında Anadolu gezilerinde derlediğim köy türküleri vardı.. oyun havasına ayak uydurmak isterdi. diye göğüs geçirdi. Ağabeyim bu teklif karşısında sustu. s.. Cephede düşüneceğin tek şey düşmanı def etmektir. Ses makinasını durdurdum.Kapalı odada sıkıldığı için konuşmak ve neşelenmek ihtiyacındaydı. 6 Milli Eğitim Bakanlığı'nın çeşitli kademelerinde çalışmış.... Eve geldiği gün dudaklarında yine böyle bir köy türküsü vardı. dedi. ______________________ 5 Makbule Atadan. Ses kayıt tuşuna basarak mikrofonu yine Makbule Hanım'a uzattım... Vatan varken insan kendini düşünmez !. Madalyon...Evlâdım.. Demokrat Parti döneminde milletvekili olmuştur.. bir süre Niğde Milli Eğitim Müdürlüğü yapmıştır. Misafirlerin bir kısmı çekildikten sonra yanındaki ses makinasının bobinlerini işaret ederek: . Mikrofonu taktım. Buna rağmen ailesine düşkünlüğünden vazgeçmeyen o zât için nihayet ağabeyim Enver Paşa'ya telgraf çekmek zorunda kalmış: -Alın şu adamı. Bırak şimdi şu evlenme meselesini !... Çok mütehassis olduğu belliydi.. Dayanamazdı... seni evlendirelim artık !... köy müziği !. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşanın kızı Emine ile evlenmeyi düşündüğünü yine Makbule Hanımın Emine Hanıma aktarımıyla nakletmektedir.. pek çok severdi köy türkülerini. yine ağabeysi Mustafa Kemal'le geçen eski günlere dönmüştü... Herşeyini ben temin edeceğim. .. Fikriye. s. Sık sık evinden haber alamadığını... paradan yana düşüncen varsa ben vereceğim.. Hatta harp yıllarında karısını. Oysa Şemsi Belli. Büyük Bayan. diye devam etti.. . Atatürk'ün Latife Hanımla evliliğinden önce ilgili kişi ile bir evlilik düşüncesi vardı.. bir yere ateşemiliter yapın ! demiş.. Fikriye adlı eserinde Atatürk'ün. ailesini özlediğini söyleyen bu şahsa Atatürk ilk sıralarda nasihat etmiş: .. .. Karın ve çocuklarının ateş hattında işi yok !. Bilgi yay. Gözüm kapanmadan evlen !... Bazen neşeli olduğu vakitler kendi kendine bu türküleri söylerdi. Atatürk sağ olsaydı da bunları dinleseydi !... Onunla beraber olan meşhur bir zat vardı. dedi. Atatürk'ün evliliğe ait bir düşüncesinin olmadığını belirtmektedir. ben vatanımla evliyim...8 İşte ağabeyim bu idi. Havai. Biraz düşündü: . Bobinin bir yerindeki davul-zurnayı dinletirken âdeta heyecanlandı. Bu bilgiyi 1964 yılında Yılmaz Çetiner'in Emine Hanımla yaptığı söyleşiden aktarır. Memleketini herşeye tercih ederdi. Çakmak der..2. Bugün evlenmeden daha mühim memleket işlerinin peşindeyim. 7 Bu konuda bilgi için vereceğimiz künyeye bakılabilir. İsmini söylemeyeceğim. . var ama hep Anadolu havaları.. dedim... 5 Mayıs 1956.... Zabit olarak sürgün edildiği günlerdi.Bugün harptesin. dedi O.. daha iyi.Çok.Mustafa ! dedi... Hemen kalkar..

Mustafa Kemal Olmak. 2004.. Toplumsal Dönüşüm Yay. Atatürk Kültür Merkezi Yay. Çok hisli bir insandı ama iradesi de çok kuvvetliydi. Hatta -belki siz de bilirsiniz. Atatürk ve Edebiyat. Her şeyin iyiye döneceğine ümidi vardı. Şiir. Kendisi bile talebeliğinde şiir yazmıştı.... s... bir de ben.. Acaba yaptığı inkılaplardan hangisi. Daha çok şeyler yapmak. bu sualim karşısında bir müddet sustu..Hayır.Efendiler...Peki hanımefendi. b... kendisi için daha mühimdi ?.. T 998... Ankara.. Milenyum Yay.... K... 1995.. .. o kimseye cesaret vermek. İst.12-13. resim gibi sanat kollarına sempatisi var mıydı? 9 .Makbule Hanımla konuşurken hatırıma bir sual geldi. Belgelerle Türk Tarihi Der. musiki. en sevinçli ve üzüntülü günlerini hatırlıyor musunuz ? Makbule Atadan. çok üstün bir varlık olarak kabul etmişti.. Mecnun gibi..B. Bu iltifatı.. daha büyük inkılaplar yaratmak niyetindeydi.. 10 Bu konuda daha geniş bilgi için aşağıdaki kaynaklara bakılabilir.Elbette... fakat ne söylediğimi anlamamıştı: ..bir konuşmasında şöyle demişti: .. a. Vekil olabilirsiniz. Sesimi duymuş.Y. çocukluk çağlarından sonraki günlerde.Birşey mi istiyorsun Makbuş ? dedi.... Asım Gündüz." derdi... Fakat sanatkar olamazsınız !. onu teşvik etmek için yapardı.Hiçbirini diğerine tercih etmiyordu.... s. Atadan'a bir sual daha sordum.. Atatürk kolay kolay ağlamazdı.. Annem... Hatta Reisicumhur olabilirsiniz. Seni biraz üzüntülü gördüm de. altı tane de evlatlığımız vardı.. Çok güzel.......Eren Akçiçek.. vereceğimiz kaynağa da bakılabilir. Atatürk'ün En Sevinçli Günü . c. Atatürk'te Edebiyat Sevgisi. Atatürk Kaç Defa Ağladı ? 10 ..Yok birşey ! .. İstanbul. Güzel sanatlara karşı çok büyük bir alâkası vardı.. içmeden günlerce o haritalarla uğraştı. O günden sonra Atatürk'ün ağladığını bilmiyorum. İst. 2004.Nasıl çıkaracağız Almanları ?.Cemil Sönmez. . Zihni bu derece meşgul. Büyük Nutukta Kim Kimdir ?. ...... 50.. Hepiniz mebus olabilirsiniz. a.. İki satır yazı yazabilen herhangi bir hanımın tepesine dikilir: "Çok güzel... Zihninin tırnaklarıyla hatıralar yığınını eşeliyor gibiydi... 9 Bu konuda geniş bilgi için künyesini vereceğimiz eserlere bakılabilir.Biz Beşiktaş'ta Akaretler'de oturuyorduk. Ağabeyim odasının tavanına kadar haritaları dizmiş.. Ağabeyimin ağlaması çok ağırdı. Daha değerliydi ?..Sadi Borak. 95-157 b.. ağabeyim... Kırmızı Dcyc Yay.Vallahi paşacığım (Makbule hanım herhalde ağız alışkanlığından olacak.. ..Ne var gene ağabeyciğim ? dedim.. bana ekseri ya "paşacığım" yahut "Paşa oğlum" diye hitap ederdi).. Kendisiyle konuşmaya imkân yok. Kasım 1971. Annem öldüğü zaman ağladığını hatırlıyorum... S. . Sanatı..Peki Makbule Hanım. Bir akşam ona koridorda rastladım. .. yani Atatürk'ün gençlik çağından çıkıp olgun bir asker olarak kurtuluş hareketine başladığı devirlerden son gününe kadar hiç ağladığına şahit oldunuz mu ? ______________________ 8 Bu konu ile ilgili olarak. Atatürk birçok işler yapmıştı. Hadiseler karşısında ağlamak para etmezdi ki !..Güzel sanatlarla meşgul olur muydu ?..Orhan Soysal. 2004. Ankara. En acı hâdiseler bile onun gözünü yaşartmazdı... On altı tane neferimiz. Ata'nın Evlenmesi.. Bu husustaki merakımı hemşiresine açtığım zaman düşünmeye lüzum görmeden şu cevabı verdi: . diye kendi kendine söyleniyordu.. Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim. Daha doğrusu onlardan hiçbirini arzu ettiği çapta kabul etmiyordu.. ... Edebiyat Dünyası ve Atatürk. Yemeden.. s. Onların başında çalışıp durdu.... 14.Önder Göçgün....

. Odasından çıktığı zaman aradığı şeyi bulmuş insanlara mahsus bir sevinç içindeydi. yüzünden belli ! Sözümü dinlemedi bile.Hayhay ağabey. hiç unutamam !.. Yüzü gülüyordu. Vadetmesem bile isimlerini tasrih ederek başkalarının hayatı hususiyetlerini teşhir etmeye elbette ki hakkım yok...... Bize hiç bir şeyini belli etmezdi. Onlar da bir anda dikkat kesildiler... sizin sorduğunuz manada kuvvetli bir aşk geçirdiğinden de haberdar değilim. -Atatürk'e âşık olan kadınlar var mıydı ? Makbule Hanım.. Kendisine karşı ne kadar ilgi göstermişse asker Mustafa Kemal de bu duyguya o kadar bigane kalmıştı… Vazifesi belki bunu icap ettiriyordu. Kütüphanesine kapanmış yine hummalı bir çalışma içine gömülmüştü. Ankara'daydık. Emin olun ki ifşa edeceğiniz isimler yalnız ses makinasının şeritlerinde kalacaktır.Vallahi paşa evlâdım. diye haykırmıştı. Neşretmeyeceğimi size vadediyorum.. dedi. Türkiye İş Bankası Yay.. Çekip gitti odasına. Kafasını işletiyordu o.Pek çok..Başka ? . Atatürk Hiç Âşık Oldu mu ? 12 Makbule Atadan'a bu suali sorarken yanımızda yine -bir tanesi mebus. Kurtuluş hareketinden sonra... Kimseden teselli ve yardım beklemiyordu. Üzüntüsünü pek az belli ederdi.... eğer bir faydam dokunacaksa.Bana bir parça yardım eder misin kardeşim ? . Atatürk'ün o gün gözlerinde parlayan sevinci.. Makbule Atadan ketumiyetinde haklıydı.Peki Makbule Hanım... o da başka bir raftaki kitapları tetkik ediyordu.... 1983...... Eliyle havada bir yarım daire çizdikten sonra: . Fakat Atatürk gibi tarihe malolmuş bir insanın çeşitli cephelerini öğrenmeye çalışmakta da ben de haklıydım. Atatürk üzüntülerini ve acılarını bize söylemezdi... .. Dudaklarında tatlı bir tebessüm. Atatürk'ün Okuduğu Kitaplar.Peki ağabeyciğim !.... Bütün tarih kitaplarını yere attı..Şu kitapları teker teker yere indir !..Delikanlılık çağlarına ait duygularını bilmem.. Lütfen birkaç hatıranızı naklediniz.Makbuş gelsene biraz !... gözlerinde mesut bir parlaklık vardı.. . dedi. Ve sevinçle koridora çıktı... Herhalde günlerden beri zihnini yoran bir şeye hal çaresi bulmuş olmalıydı..Tamam !.. . dedim.Vallahi başkaları da vardı ama bunların isimlerini tasrih etmek doğru değil.... Çok neşeliydi. ..Paşacığım... bu sualime güldü. Bir tanesi Bağdat'ta tanımıştı ağabeyimi. .Hanımefendi.. Sonra o gece geç vakte kadar o kitapların içinde birşey aradı.... Yine bir gün bir başka sevincine şahit oldum. Büyük bir merakla gözlerini Makbule Atadan'a çevirdiler.. Makbule Atadan mikrofonu dudaklarına yaklaştırdı: . memnuniyetle ! Eliyle raflardaki kitapları gösterdi. . Ağabeyim her zaman şöyle derdi.Yok olur mu ağabey.. (Ata'yı çok beğenen ve seven Mısırlı bir prensesin Mustafa Kemal'e imzaladığı hususi fotoğrafı bu kitabın ??' inci sayfasındadır).. ______________________ 11 Atatürk'ün kütüphanesi ve okuduğu kitaplar için bakınız: Gürbüz Tüfekçi. Gittim. 11 Beni bir aralık yanına çağırdı. .. Ben bir taraftan gösterdiği kitapları indirirken.... Ankara. en üzgün ve mustarip olduğu günleri de hatırlıyor musunuz? .bazı hanımlar vardı. Ben annemle beraber ağabeyimin bu üzüntülü halini tahlile çalışırken odasından sesini duyduk: .. Atatürk'ün kız kardeşi bu sualime şöyle cevap verdi: ..

...(Çev: Nezihe Sarı).. Yalnız mektuplarının birinde şöyle bir paragraf olduğunu hatırlıyorum: "Şu Araplarla başım dertte. . Bilhassa İtalyan Harbine ait birçok mektupları vardı. Umutsuz Bir Aşkın Öyküsü. Bunların elden çıktığına her zaman üzülürüm. Ankara... İstanbul.3..Şemsi Belli. Remzi Kitabevi. Top yok.. Bir gün kendisi anlatmıştı bize. Karşı tarafın zayıf ve tehlikesiz olduğunu zanneden askerlerimiz onun bu işareti üzerine ileri atılarak derhal hücuma geçmişler... Cephane yok.. Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar. Onların cesaretini kuvvetlendirmek için köpeği ile beraber ateş hattına kadar uzanıvermiş... İstanbul.. c... Yalnız başına ilerlediği en tehlikeli noktada kırbacını sallayarak askerlere işaret vermiş...Şevket Süreyya Aydemir.... Bulgaristan'dan 15 getirdiği güzel bir köpeği vardı.. 1985. Haydi dönün bakalım geriye ! Marş ! Marş !. Bayrak Basın Yay.....Niçin kaçıyorsunuz düşmandan ? demiş. e..Nezihe Araz.Ben de varım. 14 14 Ocak 1912 tarihinde başarılı geçen Trablusgarp ve Tobruk taarruzlarıdır. Bu kadar yokluk içinde maneviyatları bozulan askerler arasında dolaşıyormuş. İstanbul. Bilgi Yay... d.. Dünya Yay.486-195.. . Dönerken Kireçtepe mevkiinde geriye doğru giden iki askere rastlamış. Mustafa Kemal'le 1000 Gün. f.. a.13 (. Özgür Yay. K.Neye dairdi bu mektuplar ? .. s.. Mustafa Kemal ve Miti Kovaçeva. h... Doğan Kitap. Alp ismindeki bu köpeğini de beraberinde cepheye götürmüştü. g. Sadece bir fırka.." Kendisine vadettiğim gibi Sayın Atadan'ın ifşa ettiği isimleri parantez içindeki noktalarla geçmek zorunda kaldığım için okuyucularımdan özür dilerim. İki Aşk Arasında Mustafa Kemal.Nezihe Araz. Ankara. 1999... Bir Mektubundan Bir Paragraf Makbule Hanım. Gazi ve Fikriye..... karşı tarafa geçmişler. Ertesi gün bir de bakıyorum.. Şu anda onları teker teker hatırlayamıyorum. Eriş Ülger.Cephane yok Paşam ! demişler..İsmet Bozdağ.. C....S. 2005.. Emre Yay. 13 Şemsi Belli'nin oğlu Bengü Belli. i.. Bana çok zahmet veriyorlar. b..) da yalnız ben olduğum için sevmiştir.. bu kişinin Latife Hanım olduğunu babasından naklen ifade etmiştir. Atatürk'ün İtalyan Harbine14 ait bir hâtırasını da şöylece nakletti: . Yani biri mevkiimi ve paramı. Sen Latife Değil. 2005.. Bir insanın maneviyatını bozacak herşey mevcuttu. 1966.B.. İstanbul. İstanbul..Y. Ordu yok.Liliana Serefimova... .. Truva Yay.. 2002.. Diğeri de Fikriye Hanım'dır.... Asker az. 1999. notlarını ve mektuplarını kendisini seven dostları benden aldılar. 2001.. 2000.İsmet Bozdağ. o Çanakkale Harbine gitmişti bir aralık. İstanbul.. ______________________ 12 Bu konuda geniş bilgi için vereceğimiz kaynaklara bakılabilir. Fikriye. o gün bizim saflarımızda çarpışıyorlar.Kendisinin o harpte başına gelen birçok enteresan vakaları ihtiva ediyordu.. .Süngünüz de mi yok ? -Var Paşam !. Tek Adam.." Cesaret ve Ümidi Manen kuvvetliydi... Cesaret ve ümidini kaybetmezdi. . Biz Beşiktaş'ta Akaretler'de otururken.. 1911-1912 Osmanlı-İtalyan Harbi ve Kolağası Mustafa Kemal. Avuç dolusu para harcıyoruz. Latifsin.. Düşman bir hayli kayıp vermiş.) mevkiim ve param için sevmiştir. diğeri de hakikaten beni sevmiştir. Bu konuda geniş bilgi için künyesini vereceğimiz esere bakılabilir.. . Gazi Ve Latife Hanım.... Tüfek yok. 1995... İnkılap Yay. Remzi Kitabevi. Latife Gazi Mustafa Kemal. O zaman çok sıkıntıdaydı.Hıfzı Topuz. j. İstanbul.Onun birçok hâtıralarını.."Beni (.. 1991.Altan Deliorman.

Sıhhî durumu hakkında aklımda kalan şeyler... gıdasına.... Bu hatıram çocukluk çağma değil. Gerçi bu... bir şey mi var ? ______________________ 15 Atatürk........ onu kayıp mı ettin yoksa ? . benim sevgili Mustafa'm sıtmaya yakalanmış. canlı.16 iki günde bir nöbet geliyordu..Mühim bir şey değil.Doğru söyle anneciğim. gök mavisi gözleri ışıl ısıldı.... Sertabip Muhsin Beyle görüştü.. Bir başka hatıramı daha nakledeyim. dedi.Kaybetmedim anneciğim..... Henüz bir delikanlı olan Mustafa Kemâl.Ümit ve cesareti yalnız kendisi için değil.. Bir akşam annem: ... Attan düşmüştü.. tarihlere geçmiştir ama eksiktir. çok sıhhatliydi..Söyle bakayım.Anneciğim !.. Askerî mektebe devam ederken Manastır'a gitmişti bir aralık.... . doğru mektebe gitti.Söyle evladım. sıtma tutmuş...Zararı yok Mustafa. .. Yakışıklı. ... İki ay sonra iyileşti. bu sırada bir zamanlar babamın kullandığı sonra da kendisine hediye ettiği altın saati çaldırmıştı....... O geceyi büyük bir merak ve üzüntü ile geçirdik.. Tam iki ay evde kaldı... Ciğerine batan kemiğin ucunu çıkardı.... bir müddet tereddüt etti.Kızmayacağına söz ver !. hastalığım esnasında çalmışlar !. Zikredilen tarih bundan sonrası içindir.. 20 Ekim 1973 ile 25 Ocak 1915 tarihleri arasında Sofya'da ateşemiliter olarak görev yapmıştır. ben sana kanlı. . Sıhhatine. Kuvvetliydi. Onun kaybetmiş olduğu sıhhatini sizden mutlaka istiyorum ! Ve.. Tedavi etti.Kızmam. Henüz bir çocuktu o zamanlar... .. Çok ıstırap çekiyor. Çanakkale'de siperde dolaşıyormuş. Ağabeyimi alıp.. bir şey söyleyeceğim ama bana kızarsın ! ..Makbule... Sıhhati Ağabeyim... Üstelik bir de üzüntüsü vardı..Hani babamın verdiği altın saat var ya ? . Fakat yarın doğru mektebe getireceğim çocuğumu. Mim Kemal geldi. Kendisine güzel bir yatak hazırladık.. En ümitsiz zamanlarda bile manevi kuvvetini kaybetmiyordu... Sonra sıkıla sıkıla anlatmaya başladı: ... nesi var ağabeyimin ? . geçirdiği sıtma nöbetlerinin tesiriyle bir hayli zayıflamıştı.. hiç konuşamıyordu. İnce.. dedi. ağabeyimin peşinden hiç ayrılmazmış. Oğlumun sıhhi vaziyeti ile niçin gerektiği şekilde meşgul olmadınız ?. fakat başkaları için de iyimserlik yaratan bir serum tesiri yaratıyordu.. canın sağ olsun ! Hastalığı o kadar şiddetli olmuş ve ağabeyim kendisini o kadar çok kaybetmişti ki.. O'nun son hastalığı müstesna hemen pek azdır. Birkaç gün geçmişti. . Bak. İlk defa sıtmaya yakalanmıştı... Ve tekrar mektebine devam etmeye başladı.17 Kaburga kemiği kırılmış ve ciğerine batmıştı... aslan gibi bir delikanlı teslim ettim. herşeyine büyük bir dikkat gösterdik.... bir gün hasta bakışlarını anneme çevirdi: . -Anneciğim. söyle bakalım ! Ağabeyim. Ertesi gün annem. eve getirdi...Evet.. Ali isminde bir de posta eri varmış.. İyileşti. dedi. Manastır'da iken sıtmaya yakalanmış. ağabeyin hastaymış !... Altın sarısı saçları pırıl pırıl.... Onun sıhhatiyle ilgili bir başka vakayı hatırladım şu anda..... neymiş o ? . Fakat üzüntüsünün ne olduğunu bir türlü söylemiyordu. Kurtuluş Hareketinden sonraki devreye aittir..Doktor bey. Ali..

Eren Akçiçek.. ..Ağabeyim: -Ali. isteyerek.. elleri titriyordu. hemen oracıkta paramparça olmuş !.Atatürk!. Bir gün ağabeyim.. bu vesile ile O'nu ziyaret etmeyi de arzuluyordum... 18 Bu konuda geniş bilgi için. Ne zaman yanına gitsem beni ayakta karşılardı. Bana doğru yaklaştı.. Toplumsal Dönüşüm Yay. Şarapnel parçalarından biri de Mustafa Kemâl'in göğsüne isabet etmişse de yeleğinin cebinde bulunan bir saat.Olmaz Paşam.. Kravatını bağladım. Soğukkanlı ve kuvvetliydi. 249. 249... Ona isim bulmak için düşünüp duruyordum. Tam bu sırada Atatürk'ün biraz ilerisine bir şarapnel düşmüş. Çok hastaydım. Ali ismindeki zavallı asker.. İst... Kadere inanırdı.....Evet Atatürk. seni karşılıyorum !. . Aklıma ağabeyim geldi.. 17 Bu olay Sakarya Meydan Savaşı öncesi 15 Ağustos 1921 [başka bir kaynakta ise 12 Ağustos 1921 tarihi verilir... ağabeyimi muhakkak bir ölümden kurtarmış. ______________________ 16 Atatürk'ün hayatındaki saatler için... Sonra bana döndü: . Oturup bir müddet konuştuktan sonra kızıma isim bulmak istediğimi söyledim.....Lüzum yok onlara Ali !.Öyleyse ismi Dilek olsun !. 2004.... demiş... Şu cevabı verirdi: ... Toprağa su gömdüm..252'ye bakılabilir. ... Senin için kumların içine yiyecek gömdüm.. Kalktım.. Ama ben. beni ölüm döşeğinde buldu.....Sen bu kızı isteyerek.. dileyerek mi aldın ? .Başüstüne Atatürk !.. .. Hiç unutmam. Yeni bir evlatlık almıştım. ona refakat etmek için yalvarmış... ısrar etmiş: .. Onun bu manevi kuvvetidir ki. Bazı kitapları karıştırdı. Bir kardeş olarak ağabeyim Mustafa Kemal.. Bana yeniden kuvvet verdi. İleri hatlarda acıkırsan. Mustafa Kemal Olmak. O gün de yine beni ayakta karşıladı. .... Atatürk ! dedim.. belki kardeşlerin en müşfiki idi......18 Ağabeyim ölümden hiç korkmazdı.Makbuş ! dedi. Sen geri. Mustafa Kemal Olmak... Bu kadar basit bir mevzu için Atatürk'ü meşgul etmek akıl karı değildi...] tarihinde İsmet İnönü komutasındaki birlikleri teftiş ederken Sakarya nehri civarındaki İnler Katrancı köyünde meydana gelmiştir. Atatürk..Şu boyun bağımı bağlar mısın ? ... Diye mukabele etmiş Ali.. Vatan ve millet davalarının kendisini son derece meşgul etmesine rağmen kardeşlik vazifesini ifada kusur etmiyordu. s.. kendisini birçok acılar karşısında yıpranmaktan korumuştur....264'e bakılabilir... s.. Ben. Fakat bir sene sonra O.. Beni teselli etti. Onu kaybetmek korkusunu o gün ilk defa hissettim. susarsan onları sakladığım yerlerden çıkarıp sana vereceğim. Sarayda kaldığım günlerdi. çadıra dön ! Nefer.. İst. Kendisine yaklaştım. dileyerek aldım yanıma. Beni ta çocukluk çağına götüren o tatlı sesiyle: . başka kimse yok. gittim. Yorgun olduğu belliydi. Eren Akçiçek. sen çadır neferisin. Niçin rahatsız oluyorsun ? derdim..Emret. kravatını bağlarken kendisine dikkat ettim. 2004... Ben geliyorum. O'nun sıhhatinden endişe ediyordum.Senin gelmen kafi değil mi kardeşim.. Boynunu uzattı: .. Toplumsal Dönüşüm Yay. Atatürk'ü ilk defa bitkin görüyordum. Bereket versin yorgunluğu geçti ve kısa bir zamanda düzeldi.. Bu şekilde ileriye doğru yürümüşler. gelme benimle beraber !..

Afife22...... Atatürk'ün rahmetli hemşiresini bir başka ziyaretimde iki kişi ile beraber buldum...... Büyük Nutukta Kim Kimdir?.. Babaannem Ayşe Hanım. Makbule Atadan. onu..Sonra Abdürrahim büyüdü.Peki Atatürk !. Dün akşam sana cevap verebilmek için göz kapaklarımı bile açamıyordum. -Ali Rıza Efendi'nin26 babasından mı ? .Dört tane idi. s... karyolasının üzerinde doğrulmuş. istirahat ediyordu. . Atadan.. bu bey.. Uyku ilacı aldığı için fazla konuşamamıştı.. Yanıbaşında oturan zatı göstererek: . İşte böyle erken saatlerde gelsene.21 Zühre. Üzerinde leylak rengi bir yün kazak.. 2004..24 Zühre öldü. Biz Makbule Hanımla konuşurken kapı açıldı. Atatürk'ün manevi evladı Abdürrahim Beydir. 27 Siyasetle. Atatürk.... Makbule Atadan.. ______________________ 19 Bu konuda bilgi için.. s..... muayyen fasılalarla uzun müddet ziyaret etmiş... Zira dedem çok yaman bir askermiş... Seni ben bundan sonra hep bu saatlerde bekleyeceğim. sıhhi durumunun takip ettiği seyre göre her defasında onunla ayrı bir mevzu üzerinde konuşmaya çalışmıştır. Yetiştirdi.. evladım. ..Tarih. ... S. Vakit akşamüzeriydi. Üzerine aldığı yeşil battaniyeyi biraz daha kendine çekti. Elinde yemek tepsisi bulunan bir genç adam içeri girdi. İsmi Ahmet Efendiymiş.25 Hasta idi zavallı.. Yurt dışında eğitim görmüş bir elektrik mühendisidir (19081998).... onu Avrupa'ya gönderdi.Size dedemden hiç bahsetmedim... 20 Atatürk'ün manevi evlatlarından biridir. eliyle tepsiyi işaret ederek: . Orhan Soysal. Sevdiği Şeyler 19 Aziz okuyucularımın da tahmin edeceği gibi bu hâtıralar. dedi.... -Atatürk'ün kaç tane manevi evladı vardı ? Düşündü: .... Bir müddet düşündü... -Tarih ? ... 2 Mart 1956.. tam yedi sene dönmeyen kocasını beklemiş. Abdürrahim dört yaşına kadar ağabeyimin odasında yatardı..Evet hanımefendi. 14'e bakılabilir. 18.Bak paşacığım...... 23-25. İstanbul.Evet.Şemsi. Milenyum Yayınları.20 diğeri de eşi Mualla Tunçak'tı.. İstanbul... değil mi ? dedi.. dedi. O çok mühim. boynunda aynı renkte ipek bir eşarp vardı. Atatürk'ün de Makbule Hanımın da Manevi Evladıyım.. harbi umumi sıraları.. Bu satırların muharriri.. İhsan.Riyaseti Cumhur köşkünden mi ? . Okuttu.. Bunlardan biri Atatürk'ün manevi evlatlarından Abdürrahim Tunçak.. bir aralık gözlerini karyolasının ayakucuna dikti. Dün ve Bugün Dergisi. Hakkında daha geniş bilgi için kendisi ile yapılmış söyleşiye bakılabilir.. Abdürrahim23.. askerlikle meşgul olmuş… Sonra bir çarpışmada kaybolmuş. Sonra bana dönerek: .. O ziyaretimden bahsederek: . dedi. Makbule Hanımla yapılmış bir tek mülakatın mahsulü değildir.. Bu da eşi Mualla Hanım.Köşkten yemek gönderiyorlar. Bir gün evvel kendisini gece geç vakit ziyaret etmiştim.

Yemeğimi ve çiçeklerimi muntazaman köşkten gönderirler... Belleten Der.Nebile Hanım (1910-1943) Taradığım kaynaklarda soyadını tespit edemedim. Atatürk. Bir akşam. İsmet Paşa.Onlara. Oktay Verel'in kaleme aldığı "Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti" adlı kitapta toplamıştır.. Geri tarafını Makbule Atadan'dan dinleyelim: .Leblebiye düşkünlüğü de rakı içmeye başlamasından sonradır. ______________________ 21 Bu kitapta geçmeyen Atatürk'ün diğer manevi evlatları: a. . S. 1 Haziran 1959. 1944. s. Biraz sonra -o zamanki Kütahya mebusu. bu mevzuda yapılan fikir teatilerinin bir numaralı sahnesi... Evvelki gün Sayın Reşide Bayar. 23 Abdürrahim Tunçak (1908-1998) 24 Tarayabildiğim kaynaklar içinde Atatürk'ün bu isimde bir manevi evladına rastlayamadım. s. Nurcihan Kesim bir yazısında bu kişinin ölümünün intihar olabileceğini yazmıştır.... Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi.. Ankara..Serbest Fırka'nın kurulmasına karar verilen o gece.. 3.... e. Söz yemekten açılmışken bir sual geldi aklıma: . fikir ve mütalaalarını beyan ediyorlar. 182-184] 26 Ali Rıza Efendi hakkında geniş bilgi için.d. . s. Atatürk çocukluğunda ve delikanlılığında hangi yemekleri severdi ? -Annem. Vakit bir hayli geçmişti. Atatürk'ün Babası Ali Rıza Efendi. Atatürk etrafındakilere beni işaretle "Hemşirem de sizin fırkanızda yer alacaktır" dedi.Peki leblebi ? .d. . İhsan Sungu. Ali Fethi Bey30 ve kız kardeşi Makbule Hanım bulunmaktadır.Ya kuru fasulye ile pilav ? . İbrahim Berkalp Yay. Yalova'daki köşk.. yine geç saatlere kadar arkadaşları ile aynı sofrada sohbet eden Atatürk. Fakat ağabeyimin sualini cevaplandırmış olmak için: .Hanımefendi.. Sofradaki kalabalık dağıldıktan sonra Ağabeyimle beraber istirahat etmek üzere salona geçtik... 16 v..Enver Paşa ile didişmeye başladığı zaman ! 28 SİYASÎ HÂTIRALAR Serbest Fırka Sene: 1930. bilhassa çok sevdiği arkadaşı Ali Fethi Beyle daimi bir istişare halinde. dedim. Zehra Aylin (1914-1936).... Yayınlanmış eserleri vardır. . ne içersin ? dedi.. Ve kabul edip etmediğimi anlamak istiyormuşçasına başını bana çevirdi.. 27 Bu konuda geniş bilgi için Enver Behnan Şapolyo.. c. Anılarını. S.Afet İnan (1908-1985) Tarih profesörüdür.. b.. 22 Tarayabildiğim kaynaklar içinde Atatürk'ün bu isimde bir manevi evladına rastlayamadım.Evet. Ankara. 289 v.Makbuş. Yanında kerimeleri Nilüfer Hanımla Refik Koraltan beyin kerimeleri de vardı. Bir subayla evlidir.Rukiye Erkin (1920-)....Rakıya ne zaman başladı ? . Soframızda çeşitli yemekler bulunurdu...3. Serbest Fırka'nın kurulmasına kati surette karar veriyor.. dedim.. 25 Bazı kaynaklarda bu kişinin adı Zehra olarak geçmektedir. Ancak bu isim tahminime göre Afet İnan'dır. Hükümetin ve bilhassa Reisicumhurun bana gösterdiği yakınlığı hiç unutamayacağım.. askeri mektebe devam etmeye başladıktan sonra alıştı.Emredersiniz Atatürk....Sabiha Gökçen (1913-2001) Askeri kadın pilot. Masasında Ağaoğlu Ahmet Bey29. başvekil. yine ziyaretime gelmişti.Ülkü Doğançay (1933-) Bir subayla kısa süren evliliği olmuştur. [Atatürk'ün Büyütmesi Zehra İntihar mı Etti? Tarih ve Coğrafya Dünyası Der. Canım hiçbir şey istemiyordu. Ağabeyim en çok irmik helvasını ve yoğurdu severdi. . yemek hususunda çok dikkatliydi. d.. Büyük Millet Meclisi içindeki murakabenin kuvvetlenmesi için Atatürk'ün sofrasında sık sık yer alan birçok mebuslar. 1939.Nuri Conker31 de geliyor..

Cevap vermedi.Korkarım ! dedi. bakanlık ve büyükelçilikler yapmıştır. s. Ağabeyimin ağzını aramak ve İsmet Paşa'ya olan kırgınlığının geçip geçmediğini öğrenmek için:32 .Tahsin Ünal. Bana doğru yaklaştı... . saraydan geldim. . Bir gün Savarona yolundaydık.. Sana fena muamele yapar !. Bana aynen şöyle dediler: "Sakın ha Atatürk'ün karşısına çıkma ! Gözüne görünme !..Peki bu düğünü niçin sizinle yapmadı ? Atatürk sustu. Savarona'da Bir Gece Aradan zaman geçti. Mustafa Kemal ve Enver Paşa.Niçin?....Bir gazoz rica edeyim Ağabey ! dedim. dedim. kusura bakma. . Doğru Cevat Abbas'ın evine gittim. ... Cevat Abbas'ın bu korkusu ve endişesi yersizdi.... 7(301). Kalk gel. Hatta kolundan tutup dışarı bile attırabilir. b..Gelmekten çekiniyorum hanımefendi. Başını Atatürk'e çevirdi... . hazırlandım.. içeri İsmet Paşa girdi. Anadolu milli mücadele hareketine katılıp desteklemiş Türkçü aydınlardandır. 30 Ali Fethi Okyar: 1880-1943..Şimdi ben. 29 Ahmet Ağaoğlu: 1869-1939.. Israr etmeyin...Mühim bir işi mi vardı ? .. Atatürk'ün gönlünü al ! . dedi.Peki ya Cevat Abbas ?33 O da ortalarda yok...izinli.Hanımefendi.. Hele benim ağabeyimin isteği ile o fırkaya girişimi duyduğu için endişeliydi.Atatürk ! dedim. Güzel bir geceydi......... . iki aydan beri izinli Cevat Abbas ! . Atatürk'e hissettirmek için sorduğu belliydi....... Hakikaten Cevat Abbas kızının düğün hazırlığı ile meşguldü. Çünkü biraz evvelki suali benden cevap almak için değil." Bunları işittikten sonra Atatürk'ü rahatsız etmek cesaretini kendimde bulamadım..... Çünkü Ağabeyim. Tam bu sırada kapı açıldı..Bilmem ! dedi.... Atatürk'ün böyle bir kızgınlığı yok sizin için. fakat kızgınsa ? -Vallahi yalan söylemişler size. Üzgün olduğu belliydi.. Kovabilir seni huzurundan !...Emel Akal.Niçin ağabeyimi üzüyorsun ? dedim. . Bolşevizm. Bazı şeyler konuştuktan sonra: .. Türk Yurdu Der. Kılıç Ali... .. bu mevzuda nasıl konuşacağıma dair bana herhangi bir tembihte bulunmamıştı... . . ağabeyim sizi çok sever. İsmet Paşa nerelerde ? Epey zamandan beri gördüğüm yok..Kızını evlendirecekmiş ! . İsmet Paşa'nın söylediklerini hiç işitmemiş gibi davrandım. . 31 Atatürk'ün çocukluk arkadaşlarındandır.. İstanbul'a dün geldim. . Fakat ağabeyimle aralarında bazı bilmediğim şeylerin cereyan ettiği belliydi. Mustafa Kemal. Başbakanlık. dedim...... Tüstav Yay.... Siz demişsiniz ki beni Serbest Fırka'ya Atatürk koydu.. dedi. size uğrayamadığıma müteessirim. İstanbul. Serbest Fırka'nın kuruluşunu haber almıştı. İstanbul... a.Ben de bir kahve içeyim öyleyse !.. İtimat edin bana.. 2002. S.... Belki çok fena bir muameleye maruz kalırım. Cevat Abbas'ı. Ne cevap vereceğimi şaşırdım..26-27.Biliyorum.. Aralık 1963.Yanılıyorsunuz. Salih Bozok ve birkaç arkadaşı vardı sarayda.. İttihat ve Terakki..Paşam. Kalktım. Azerbaycan'da doğmuş. arkadaşları bir hayli zehirlemişlerdi. 1881 -1937.... Bu hususta beni biraz tenvir buyurur musunuz ? ______________________ 28 Bu konuda bilgi için. İsmet Paşa bu cevabımı tabii karşıladı. Çeşitli askerî görevlerin yanında valilik ve büyükelçilik yapmıştır.

Birçok tarihi kararlar o sofralarda fikir istişarelerinden sonra verilirdi. Beni Niçin Okutmadı ? Atatürk....Atatürk. . Niçin bu kadar yoruluyorsun ? Biraz istirahat etsene !.. Emre Yay. başkalarının düşünce ve mütalâalarına çok ehemmiyet verirdi. İstanbul.. sizin mesai arkadaşlarınız var.. Bilhassa sabaha karşı çalıştığı çok vakidir. 1997. O... Tekin Yay.. Yeryüzü Yay..... onlar bu dertlerle elbette ki meşgul oluyorlar.. Çalışma Hayatı . Atatürk ve İsmet İnönü arasındaki anlaşmazlıklar için bkz. Atatürk'ün sofrasında sık sık yer alan bazı yakınları... Atatürk İnönü Kavgası. 2000.Memleketin büyük dertleri varken nasıl durulur kardeşim ! dedi.Cevat Abbas gelmedi... onların yaptığı hatalarla bu kadar yoruluyorum. Mustafa Kemal'in Devlet Paşası. onun muayyen bir çalışma saati yoktu ki !. Atatürk Kindar Değildi Cevat Abbas meselesini anlattıktan sonra Makbule Hanıma şöyle bir sual sormaktan kendimi alamadım: . Nezihe Araz.Peki ama ağabey. Ankara.....Atatürk kindar mıydı ? ______________________ 32 Devlet adamları arasında fikir ayrılıkları her zaman varolmuştur... işte ben. Bilakis fazlasıyla müşfik ve müsamahakâr bir insandı. Atatürk reisicumhur olduktan sonra kendisine işi düşmüştü. Balkanların ve Türkiye'nin kaynadığı o harp yıllarında herhalde kendi çalışma huzurunu temin etmek gayesiyle hemşiresinin mektebe devam etmesine müsaade etmemişti. böyle bir insandı. bir ziyafet ve eğlence alemi değildi.. Bak. . Kapısını vurarak odasına girdiğim zaman kâğıt ve kitap yığınları içinde çalışıyordu. .. onların hakiki şahsiyetlerini öğrendikten sonra uzaklaştırırdı amma kin gütmek gibi küçük bir hisse içinde yer vermezdi.. Onların hatalarını temizliyorum... Atatürk. Atatürk'ün çalışma hayatı hakkında da birşeyler söylemek istemez misiniz ? . Dünya Yay.Evladım... Yalnız başına gün doğana kadar çalışma odasında yorulurcasına meşgul olduğu günleri çok bilirim. Sevmediği.. beğenmediği kimseleri... İsmet Bozdağ. şu veya bu hissin tesiriyle onunla ağabeyimin arasını soğutmaya muvaffak oldular.. 33 Cevat Abbas Gürer (1887-1943). Bu yüzdendir ki . .... Uykusuz ve yorgun olduğu belliydi.. Gene böyle bir sabahtı.. Atatürk'ün Samsun'a çıkmasından sonraki dönemde yazışmalarını yapmış...: Süleyman Yeşilyurt...Makbuş. dedi... Etrafta masmavi bir sabah aydınlığı vardı... İsmet Bozdağ. Bu sözüm üzerine Atatürk'ün dudaklarında müstehzi bir tebessümün dağıldığını gördüm.. . Onun kalbinde yer etmeyen iki his varsa bunlardan biri kıskançlık. İstanbul... Atatürk'le İsmet İnönü arasında da zaman zaman görüş ayrılıkları olmuştur. Bitmeyen Kavga. diğeri kindir. 2001. Onun meşhur yemek sofraları. İstanbul.Hanımefendi. 1995.. Anılarını 1939 yılında "Ebedi Şef Kurtarıcı Atatürk'ün Zengin Tarihinden Birkaç Yaprak" adlı kitapta toplamıştır. Atatürk'ün başyaveridir.... Ağabeyim erkânıharp zabiti iken sürgün edilmesinde büyük rol oynayan bir zat.. Çanakkale'de Atatürk'ün emir subayı olarak görev yapmıştır.Asla ! diye cevap verdi. Güneş henüz doğmamıştı. milli mücadelede etkin görevler almış birisidir. şimdi aklıma gelen küçük bir hâtırayı nakledeyim.. Çalışmadığını sandığımız zamanlar bile çalışırdı. Çeşitli askeri görevlerin yanında milletvekilliği ve İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. dedim. Ağabeyim yıllarca evvel kendisine fenalık eden o adama zerre kadar güçlük çıkarmadan işinin halledilmesi için gerekli yerlere emirler verdi.. Devlet Kavgası.

. dedi.. hele bir de mekteplere.Hasan Rıza Soyak.. . benimle şakalaşmaktan zevk duyardı. ne olurdu ? Sert bakışlarını gözlerime çevirdi: .. Bana takılmaktan beni kızdırmaktan.. mühim bir mevzua temas ettiğimi anlatan bir ifade ve hareketle yerinden doğruldu.. Yanıma yaklaştı. Birçok dedikodular çıkardılar... Eve gelmişti..Maaşa mı ihtiyacın var Makbuş ! dedi. Makbuş ! dedi. beni mektebe göndertmediği için serzenişte bulunuyordum.Falih Rıfkı Atay...... Telefon başında saatlerce İstanbul'la konuşur ve sıhhi durumum hakkında bilgi alırdı. Elimi uzattım. Kardeşimin bütün kazancı bizim. kendisine ve tahsiline çok imrenmiştim.. Ağabeyimle Mehmet Bey bir odada konuşuyorlardı... Cahil kalmadı ya.. Beni cidden çok severdi. Ben de bütün hayatım boyunca Ona daima itaat etmişimdir.. Ata'nın Son Günleri..... Her ay maaşını getirir. Elime bir mühür uzattı.. Bunun sebebini de öğrenmek istedim… Makbule Hanım.Bu kadar mı bütün alacağın ? dedi. darülfünunlara gitseydin. 299. ... parayı ne yapacaktım ? Annemin koltuğunda yaşıyorum.. kendi eliyle annemin avucuna koyar..... Saçlarımı çekti: .. Paraya ne ihtiyacım olacak benim.Mustafa ağabeyin iki evini sana bağışladı ! dedi. ...Y. b. Utandım. beni niçin okutmadınız ? Ben de sizin gibi mektebe devam etsem.....Makbule Atadan'ın tahsili hususiydi. gülümseyerek şu cevabı verdi: . Y. benim latife olarak yaptığım bu hareketi ciddiye almıştı. Yedigün Der. Son Günleri Atatürk'ün rahatsızlığı esnasında onunla birlikte Dolmabahçe Sarayında ikamet eden Makbule Hanıma biraz da o günlere ait şeyler anlatmasını rica ettiğim zaman gözlerinde acı bir bulutun dolaştığını hissettim. hayretler içinde yüzüme bakıyordu...... Okumadığın halde bu kadar zekisin. Evde oturmuş sohbet ediyorduk.. Atatürk'ten Hatıralar....Sizinle Ağabeyinizin arasını açan birşey oldu mu ? Makbule Atadan. Ben gene ağabeyime.Ağabey.Erkanıharp zabiti çıktığı sene idi. dedim. ÇEŞİTLİ NOTLAR VE SON GÜNLERİ Atatürk'ün son günleri için şu kaynaklara bakılabilir. İpek mendil işlerdim.Paşacığım. Fakat o.. Gelirdi başucuma. Halbuki ben.. Ben de gülmeye başlamıştım. Teşrin 1938. Annem. II..... son gününe kadar bunların hiçbirine ehemmiyet vermedi.. O..Makbuş... dedi.. 680-73 Te bakılabilir... O. Pırıl pırıl bir mecidiye aldım kesesinin içinden....... Karyolasındaki yastığa biraz daha yerleşti. Onu parlak üniforması içinde genç ve şık bir asker olarak gördüğüm o gün.Paraya ihtiyacın varsa al istediğin kadar. Gene bir başka gündü... hiç olmazsa bir muallim olsam. Gülerek: . ... İstanbul. müdahale etti: .. Hacı Mehmet Bey (Mehmet Sümer) gelmişti.... Birçok rahatsızlıklarımda onun üzüntüsünü ve sevgisini yakinen müşahede ettim. s.. Sen okursan mevkiimi elimden alırsın..... S. Biraz sonra Mehmet Bey yanıma geldi.Kızım gene okumuş sayılır. a... Mendili elimden kaptığı gibi yırtardı. Kesesini açtı...K. En ufak bir rahatsızlığım onu üzerdi. . Mendilin köşesine bir beyit yazdırdım.. neler yapmazdın !.... Güldüm. Kaçtım yanından.. O gün bu şakadan sonra annemle karşılıklı gülüşürken kapı çalınmış.. Gurur ve gıpta hisleriyle dolu olarak yanına yaklaştım: .. O zaman bütün işler mühürle görülürdü. 2004.. Atatürk'ün bana karşı olan muhabbetini soğutmak için çok çalıştılar. 29..

Ben hayret ve korku içinde donakaldım. Merak etmeyin. Nihat Reşat [Belger] Bey sol tarafındaydı.. .. Nihayet elini sallayarak beni yanına çağırdı.. Sayın Sabiha Gökçen.. Gene bir gün. Gözleri kapalı......Hakkını helâl et....Ne zaman ? .... diye söze başladı.Atatürk'ü görmek isterim doktor !. Elini öptüm. Dolmabahçe sarayındaki bayrak yarıya inmiş.. üç gündür baygın yatan Atatürk'ün sağ gözü açıldı... her tarafa kurşun gibi ağır bir matem çökmüştü. O gece içime bir sıkıntı çöktü. Makbule Atadan'ı ziyaret vazifesini ihmal etmiyorlardı. o büyük insanla beraber çalışmak ve yurt seyahatlerine iştirak etmek imkanına erişmiş yakınlarından Bayan Sabiha Gökçen de oradaydı.. Doktorlar kendisiyle konuşmamın mahzurlu olduğunu söylediklerinden onu sık sık göremiyordum. .Nereye gidiyorsunuz hanımefendi ? dedi... o....Doktor ! diye inledim... . Beni görünce başını salladı.. Pek az konuştuk...Bir geceydi.. Karnı şişmişti.Belli değil !.. Ellerimi açarak Atatürk'ü kurtarması için Tanrı'ya yalvarmaya başladım... Gittim....... Dokuzu beş geçe. Biraz sonra Halil Nuri Yurdakul da geldi. iyileşmişti biraz.. Enerji ve kuvvetini Atatürk'ten almış bu genç tayyarecimize veda ederken. Baygın yatıyordu... Kirpikleri dökülmüş.... Büyük İnsan !. Ağabeyimin yanından ayrılırken saate baktım.. çok perişan ve bitkin bir halde olduğumu görmüş olacak ki koluma girdi. sözlerinizi duymadı !...Hanımefendi. Tam bu sırada.. yan tarafı yırtmaçlı bir entari vardı.. Türk havacılığının ilk kadın pilotu olmak şerefini taşıyan Bayan Sabiha Gökçen.. Ne olursa olsun gidip hasta kardeşimi görmek arzusu ile yandım. Yüzü kızarmış... Ağabeyim uyanacak mı ?. inkılâp müzesi için büyük ölünün hemşiresine ait eşyaları da temine çalışıyordu. Odamda yalnız başıma oturuyordum. Benim. Müsaadesini isteyerek. Atatürk'e ait en küçük bir eşyayı bile kaybolmaktan kurtaran ve büyük bir dikkatle muhafaza eden Yurdakul.....Tabii.. Tam dokuza sekiz dakika vardı.... Tuvalete gidebilecek kadar ayağa kalkabilmiş.. kendi kullandığı hususi arabasıyla beni evime kadar bırakmak zahmetini esirgemedi.... Bir müddet dua okuduktan sonra ağabeyime bakarak kendi kendime şöyle mırıldandım: . Ta sağlığından beri Atatürk'e karşı büyük bir hayranlık besleyenler. . Ağabeyimi görmeye gidiyorum...... dedi. Neşet Ömer [IrdelpJ Beyle karşılaştık. Teneffüsünü kolaylaştırmak için bir âletle kendisine hava veriyorlardı... Sustu... Sükutunda ağabeyimin sıhhi durumunun hiç iyi olmadığı gizliydi... Ya ağabeyim "hakkını helal et" sözünü duydu ise.. Daha doğrusu başucundan ayrılmıyordu. Çok çekingen bir halde olduğum için baş hareketinden birşey anlamadım.... yani ben çıktıktan onüç dakika sonra Atatürk ruhunu teslim etmişti.. Karşısındaki bir yere oturdum.. Başımı doktora çevirdim: . Son ziyaretlerimin birinde Atatürk'ün sevgi ve muhabbetini kazanmış. Onun bulunduğu tarafa geçtiğim zaman Atatürk'ü ayakta buldum.... Bu esnada Kılıç Ali geldi..... Atatürk'ün yattığı odaya girdiğim zaman.. Üzerinde.... üç günlük bir uykunun sonundaydı..... Aynı çatı altında hasta yatan ağabeyimi son günlerde ziyaret edemediğim için çok üzülüyordum..... İmzalanacak bazı evrak gelmişti. Atatürk Yazılamaz. Baygındır şu anda. Beni dışarıya çıkardı. Bu sözden son günlerini yaşadığını anlarsa diye büyük bir ıstırap duyuyordum.. elini öpüp ayrıldım. Dr.. .. Anlatılamaz ! Makbule Atadan'ı her ziyaret edişimde kendisiyle beraber Atatürk'ün birçok yakınlarını da görmek imkânını buluyordum.. . Atadan'ı sık sık ziyaret edenler arasındaydı..

Onları okudukça ve tanıdıkça.. Atatürk'e yakın olmak saadetine erişmiş bir başka Türk kadınının. Sayın Latife Uşaklıoğlu'nun şu sözleri çınlıyordu: "Atatürk'e ait bir eser yazmak istedim. Atatürk gözümde daha çok büyüdü.. En nihayet şuna kani oldum ki....... manevi oğlu Abdurrahman Tunçak ile… .kulaklarımda. Atatürk yazılamaz.. İşe.." Atatürk. Anlatılamaz. bütün dünya büyüklerinin hayatını tetkikle başladım.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful