An›lar, belgeler, foto¤raflar

CANAN
ve

ZEHRA
Ahmet KULAKSIZ

TAVIR

YAY I N L A R I

Birinci Bas›m Tarihi : KASIM 2001 Bask› :

TAVIR YAYINLARI Kulo¤lu Mah. Turnac›bafl› Cad. A¤a Külhani Sok.No:13/8 Beyo¤lu / ‹STANBUL

Feda kufla¤›n›n kahramanlar›na...

5

Yay›nevinin Önsözü Elinizde tuttu¤unuz bu kitap ülkemizin yaflad›¤› insanl›k s›nav›nda yaflanan bir kesiti anlat›yor. Bu büyük insanl›k s›nav›n›n sadece bir sayfas›n› sizlere aktaran bu kitap ayn› zamanda önemli bir tarihsel belge niteli¤i tafl›yor. Bu kitap sizlerle bulufltu¤unda yaklafl›k bir y›l›n› dolduracak olan Ölüm Orucu Direniflinde flehit düflenlerin say›s› ço¤alacak. Ama tarih yaflanan her an› sayfalar›na bilgece bir edayla kaydetmeye devam edecek.... Faflizme karfl› ülkemiz hapishanelerinde bafllay›p d›flar›ya da dalga dalga yay›lan bu tarihsel direnifli anlatmaya elbetteki ne bir roman›n sayfalar› yeter, ne de bir filmin kareleri. Bu büyük tarihsel direnifl ayn› zamanda insanl›¤›n s›navdan geçti¤i, bu s›nav› veremeyenlerin ise elendi¤i ülkemiz devrimci mücadele tarihinde insan›n insanl›k onuru için yap›lan en büyük direnifltir. Bu direniflte herkese bir bedel düfltü. Kimisi bu bedeli can›yla ödedi kimisi özgürlü¤ünü kaybetti. Kimisi ise, belki de ac›lar›n en büyü¤ü olan evlat ac›s›n› yaflad›. Bu ac›y› yaflayanlardan biri de Ahmet Kulaks›z’ d›. Ama bu büyük ac›y› yaflarken de dimdik ayakta durabilen evlatlar›n›n inançlar›na gösterdi¤i büyük sayg›yla baba olmak ne demek bunu herkese bir kez daha düflündürten ve ö¤reten bir insan olarak kaz›nd› haf›zalar›m›za. Ahmet Kulaks›z bir babayd›. Tek varl›¤› gence-

6

cik k›zlar›yd›. Onlar› bu direnifl içinde kaybetti. Davalar›na ve inançlar›na duydu¤u sayg›yla mücadelelerinde sonuna kadar yanlar›nda oldu. Evlatlar› korkusuzca ölüme giderken hep yan›bafllar›nda oldu, ellerini tuttu. O eli son nefeslerine kadar b›rakmad›. Büyük bir metanetle evlatlar›n›n tabutuna omuz verdi. Üzerine düflen ne varsa hepsini eksiksiz yerine getirdi. Direnifle kendi çocuklar›yla birlikte devam eden di¤er direniflçileri kendi evlatlar›ndan ay›rmad›. Her birini kendi evlatlar› kadar sevdi ve flehit düfltüklerinde bu kez yine bir baba, bir yoldafl olarak onlara olan vefa borcunu yerine getirdi, son görevini yapt›. Direnifl boyunca iki k›z›n›n da ölüm orucunda olmas› nedeniyle, kendisine s›kl›kla uzat›lan mikrofonlara hiç bir zaman medyan›n istedi¤i cevaplar› vermedi. O uzat›lan mikrofonlara F Tiplerini anlatt›. Zulmü anlatt›. K›zlar›n›n neden ölüm orucunda oldu¤unu ve ne istediklerini anlatt›. K›zlar›n›n ve hapishanelerde ölüm pahas›na direnen, ölen ama teslim olmayan tutsaklar›n sesi solu¤u oldu. Ahmet Kulaks›z bu kitab› yazarken hala insanlar ölmeye devam ediyor, bu büyük direnifl sürüyordu. Ahmet Kulaks›z’›n ise yaflama umudu, yaflama ba¤l›l›¤› azalmadan devam ediyordu. Gözleri yaflananlar› bir bir izliyor, yaflanan bu tarihe tan›kl›k etmeye devam ediyordu... Bu kitapta k›zlar›yla bütünleflmifl bir baban›n yaflad›¤› duygular›, an›lar› ve belgeleriyle onlarla geçirdi¤i bir ömrü ve yaflad›¤› son 140 günü bulacaks›n›z. Belki zaman zaman kendinizi Ahmet Kulaks›z’›n yerine koyup hüzünlenecek, bu metanetli, sab›rl› ve kimsenin çekemeyece¤i kadar büyük ac›y› gö¤üsleyebilen bu büyük insana büyük bir sayg› duyacaks›n›z.

7

Belki de bunlar›n hiçbiri olmayacak ve onu neden k›zlar›n›n ölümüne engel olmad› diye suçlayacaks›n›z. Hangisini yaparsan›z yap›n vicdan›n›zla baflbafla kalacak Zehra ve Canan’› yaflatmak için ben ne yapt›m sorusunu kendinize soracaks›n›z, sormal›s›n›z... Biz bu kitab› yay›na haz›rlarken Ölüm Orucu Direnifli birinci y›l›n› doldurmak üzereydi. Yaflanan bu tarihsel sürecin sadece küçük bir kesitini de olsa Ahmet Kulaks›z’›n kalemiyle sizlere aktarmaktan onur duyuyoruz. Yaflanan bu tarihsel sürece ait her belgeyi sizlerle buluflturma çabam›z ise hep sürecek. Bu kitab›n haz›rlanmas›nda eme¤i geçen, kitab›n en iyi biçimde haz›rlanmas› için bizimle birlikte emek veren, yaz›lar, fliirler ve belgelerle katk›da bulunan tüm dostlar›m›za teflekkür ediyoruz...

TAVIR

8

9

Yazar›n Önsözü Bu öykü yaflanan tarihsel bir sürecin bir bölümünü anlatmay› hedeflemifltir. Elbette bu döneme iliflkin söylenecek çok fleyler vard›r. Ben bir tarihçi de¤ilim, yazar hiç de¤ilim. Bütün bunlar gözönüne al›nd›¤›nda öykümüzde elefltirilecek yerler mutlaka bulunacakt›r. Hem anlat›lan olaylar hem de kifli ve kurumlar›n bazen haketti¤i kadar yer almad›¤› görülecektir. Kifliler konusunda bazen abart›ya kaç›ld›¤›, bazen haketti¤i halde yeterince yer veremedi¤im dostlar›m›n oldu¤unu biliyorum. Hiç bir art niyete dayanmayan bu durum sadece benim yetersizli¤imden kaynaklanmaktad›r. Daha kapsaml› ve detayl› bir öykü yazmay› ben de isterdim, ama yaflad›¤›m duygu ortam›nda bundan daha iyisini yapamad›¤›m bilinmeli ve elefltiriler yöneltilirken bütün bunlar göz önüne al›nmal›d›r. ZEHRA ve CANAN '›n k›sac›k yaflamlar›n›n anlat›ld›¤› bu öykü direniflin bir bölümünü anlat›rken kahramanl›klar›n yan›nda arkadafllar›n› yar› yolda b›rak›p bir tas çorbaya onurunu ve namusunu satanlara da tan›k oldu. K›zlar›mdan önce de yafland›, sonra da yaflanmaya devam etti. ZEHRA ve CANAN'›n tan›k oldu¤u bu ihanetler hiç bir zaman onlar›n moralini bozmad›. ‹nand›klar› ve u¤runa yaflamlar›n› feda ettikleri halk›na ve arkadafllar›na her zaman güvendiler. Sonsuza kadar unutulmayacaklar›n›n bilincinde oldular. Ve bu ba¤l›l›k onlar›n güç ald›¤› bir kaynak olarak her zaman var olmaya devam ediyor. Bu öy-

10

künün bir amac› da özelde benim ve k›zlar›m›n, genelde di¤er ölüm orucu direniflçilerinin hemde onlar›n yak›nlar›n›n duygu ve düflüncelerinin kamuoyuna anlat›lmas›na yard›mc› olmas›d›r. Her durumda sesimizin k›s›lmaya çal›fl›ld›¤› bir durumda bir nefes borusu olaca¤›n› düflünüyorum. Sadece bir öykü yazarak k›zlar›m›n bana b›rakt›¤› miras› savundu¤umu ve görevimi tamamlad›¤›m› düflünmüyorum. Yaflad›¤›m sürece yüreklerini yüre¤ime kat›p, her zaman onlar›n sesi solu¤u olmaya devam edece¤im. Biliyorum çok iddial› bir fley ama baflka türlü k›zlar›ma olan borcumu ödeyemem. Onlarla hep onur duydum. Onlar›nda benimle gurur duyaca¤› bir baba olmaya çal›flmakt›r bütün hedefim. Son olarak direnifl boyunca ve k›zlar›mdan sonra bana her türlü deste¤ini sunan, bu öyküyü yazmada katk›lar›n› esirgemeyen bütün dostlar›ma özellikle bir çal›flma ile kitap olarak yay›nlamas›n› sa¤layan TAVIR çal›flanlar›na sevgiler sunuyorum. Hiçbir çabalar›n› sonsuza kadar unutmayaca¤›m...

AHMET KULAKSIZ

11

12

G‹R‹fi
Niçin Yazd›m? Temmuz ay›n›n on üçüncü günüydü. Yaklafl›k dört buçuk ayd›r hemen her gün bulundu¤um Küçük Armutlu Direnifl evlerindeki ölüm oruçcular›n› ziyaret ediyordum. Akflama do¤ru yönetmen dostumuz Dilek Han›m geldi¤inde Sevgi Erdo¤an’›n kald›¤› direnifl evine gidip gidemeyece¤imizi sordu. Ayn› gün benim, Sevgi’yi ikinci ziyaretim olacakt›. Gitti¤imizde önce Sevgi Abla’n›n bulundu¤u odaya geçtik. K›sa bir merhabadan sonra bana ne yapt›¤›m›, yazmaya bafllay›p bafllamad›¤›m› sordu. Ben de : “Hay›r henüz bafllamad›m.” yan›t›n› verince, sessiz ama a¤›r a¤›r a¤z›ndan flu cümleler döküldü: “Yazmal›s›n, bu büyük ve görkemli direnifli mutlaka yazmal›s›n. Bunu en iyi sen yapabilirsin, çünkü en a¤›r bedeli sen ödedin. ‹ki tane dünya güzeli k›z›n› bu direniflte kaybettin. Canan ve Zehra için yazmal›s›n. Evet Canan’› ve Zehra’y› yaz bizi de yaz direnifli de yaz. Çocuklar›n› ve mücadelelerini bütün dünyaya anlatmal›s›n. Eminim bunu en iyi sen yapabilirsin. Biz ölüm orucu direniflçileri bunu senden bekliyoruz.” Ben de: “ Tamam Sevgi Abla söz veriyorum” deyip yan›ndan ayr›ld›m. Ertesi gün Cumartesiydi ve ben aylardan sonra ilk kez Küçükarmutlu’ya gitmeyip evde kitap okumay› düflündüm. Saat ö¤lenden sonra

13

telefondaki ses dostumuz Dilek Han›m’›n sesiydi. Bana Sevgi Erdo¤an’›n az önce yaflam›n› yitirdi¤ini söylüyordu. Do¤rusu bekledi¤im bir haberdi. Ama bu kadar erken de¤il. Hemen kalk›p Küçükarmutlu’nun yolunu tuttum. Gece Sevgi Abla için düzenlenen meflaleli törenden sonra ertesi gün bundan tam dokuz y›l önce bir çat›flmada katledilen efli ‹brahim Erdo¤an’›n mezar›n›n bulundu¤u Karacaahmet’te topra¤a verildi. Sevgi Abla’ya ve ölüm orucu direniflçilerine verdi¤im sözü yerine getirmek için yazmak zorundayd›m. Biliyorum bu ifl o kadar kolay olmayacakt›. Bugüne kadar hiç böyle bir fleye kalk›flmad›m. Böylesine büyük ve uzun bir direnifli yazmak benim boyumu aflar. Yapmak istedi¤im bu direniflte flehit verdi¤im k›zlar›m Canan ve Zehra ‘y› anlatmak, bunu yaparken direnifl süresince tan›k oldu¤um olaylar› ve kahramanl›klar› belgelemek olacakt›r. Evet direnifl boyunca say›s›z kahramanl›klara tan›kl›k ettim. Küçücük yüre¤inde dünyan›n sevgisini tafl›yan insanlarla beraber oldum, onlarla ayn› havay› soluman›n ayn› heyecan› duyman›n onurunu yaflad›m. “Bu halk için bir fley yapmaya de¤mez” denilen bir dünyada halk› için bedel ödemenin bir insanlaflma sorunu oldu¤unu hayk›ran yüreklere tan›kl›k ettim. Anlatacaklar›mda isimleri geçen bütün direniflçilerin aileleri ve dostlar› bu ola¤anüstü döneme iliflkin mutlaka bir fleyler söyleyeceklerdir. fiunu biliyorum: Ne yaparsam yapay›m yazacaklar›m bu direniflin bir bölümünü bile anlatmakta yetersiz kalacak. Onun için ben daha çok Canan ve Zehra’n›n oldu¤u kesitleri öne ç›kart›p onlarla beraber direnifli anlatmay› düflünüyorum. Bu insanl›k s›nav›nda flehit düflen bütün kahramanlar›n en az benim k›zlar›m kadar yaz›lmaya ve anlat›lmaya ihtiyac› var.

14

I. BÖLÜM
iki k›z kardefl, iki yürek, iki yoldafl iki sevgi abidesi, bafl e¤mez iki direnifl sembolü..

“CANAN ve ZEHRA” Dünyan›n herhangi bir yerinde ve herhangi bir zaman›nda iki k›z kardefl yaflarm›fl. ‹kisi de güzeller güzeli yüzlerinin güzelli¤i yüreklerinin aynas› olmufl. Bakanlar›n içini ›s›t›yor. Hep bakmak istiyorsunuz onlara. Bakt›kça sevgiyi görüyorsunuz. Umudu görüyorsunuz. Ba¤l›l›¤› ve dayan›flmay› görüyorsunuz. Kardefl gibi kardefl olman›n gururunu görüyorsunuz. Sevginin o bitmez fedakarl›¤›n›, halk›na olan ba¤l›l›¤›, özgür vatana olan s›ms›cak sevgisini görüyorsunuz. Yüzlerinden ve yüreklerinden yay›lan bu sevgi atefli insanlara insanl›¤›n› hat›rlat›yor. Ülkesinin her köflesindeki yüreklere ›fl›k saç›yor. Bu ›fl›¤› hiçbir fley engelleyemiyor. Da¤lar› deliyor karanl›k ormanlardan geçiyor ormanlar ayd›nlan›yor durmuyor bu ›fl›k, kal›n duvarlar› deliyor. Duvarlar›n arkas›nda amcalar›na ulafl›yor. Amcalar›yla beraber tutsak düflmüfl özgür ve tertemiz beyinlere ulafl›yor. Bu ›fl›k beyinlere ulafl›nca yüreklerinde çiçekler aç›yor

15

özgür tutsaklar›n. Karanfiller, kardelenler, leylaklar ço¤al›yor kal›n duvarlar›n arkas›ndaki hücrelere, özgürlü¤ün ve umudun ›fl›¤›n› yeniden hissediyorlar. Yeni ve sars›lmaz bir cesaretle tekrar sar›l›yorlar yaflama. Düflünüyor ta uzaklardaki insanlar nas›l bir cesarettir nas›l bir kararl›l›kt›r, nas›l bir sevgi ve kardeflliktir. ‹ki küçük yürek bir olmufl dünyan›n bütün sevgilerini bütün umutlar›n› kendilerinde toplam›fllar. Öyle san›yor insanlar. Ama onlar çok alçakgönüllüdürler. “Hay›r” diyorlar. Biz iki kardefl biz Canan ve Zehra bizler fazla bir fley yapmad›k. Herkesin rahatça gö¤üsleyebilece¤i bir direnifli gö¤üsledik. ‹nanm›yor onlara insanlar, inanmak istemiyorlar. Ölüme meydan okumak, ölümü rezil etmek ve ölümsüzleflmek için çok genç olduklar›n› düflünüyorlar. “Hay›r” diyorlar ama sizlerin yaflamda kalmalar› için k›llar›n› k›p›rdatm›yorlar. O zaman anl›yor Canan, anl›yor Zehra “Bunlar bizi sevmiyorlar, bunlar›n sevgileri sahte” diyorlar. E¤er gerçekten bizi sevselerdi bizim yaflamam›z için bir fleyler yaparlard›. Kal›n duvarlar› delip özgür tutsaklar›n yüreklerini ayd›nlatan bu ›fl›k yan›bafl›ndaki gönüllerin kal›n duvarlar›na çarp›p geri dönüyordu. Is›tam›yordu kabuk ba¤lam›fl bu yürekleri. “Ölümlerimiz bile” diyordu Canan “Ölümlerimiz bile yumuflatam›yorsa yüreklerinizi neden bir kez daha düflünüp aynaya bakm›yorsunuz?”. “Bak›n” diyordu Zehra. “Aynaya bak›n ama yaln›z oldu¤unuz bir zamanda bak›n. Ne göreceksiniz? Gördü¤ünüzü çekinmeden kendinize itiraf edin. Riyakarl›¤› göreceksiniz sevgisizli¤i göreceksiniz. S›cakl›¤› ve dostlu¤u göremeyeceksiniz. Cenazelerimize bile kat›lmay› uygun görmediniz kendinize. Kendinize yabanc›laflt›n›z. Hani bizler

16

siz, biz ayn› fleyleri savunuyorduk, hani amac›m›z birdi, hani yeni bir dünya kurma konusunda ortak duygular›m›z vard›. Hani dünyaya eflitli¤i ve kardeflli¤i egemen k›lacakt›k. Hani sevgiyi ço¤altacakt›k ve paylaflacakt›k. Hani yarin yana¤›ndan gayr› her fleyde hep beraber olacakt›k. Yalan söylediniz bizlere kendinizi kand›rd›n›z. Bak›n görün biz iki kardefl iki yürek sizin yalanlar›n›z› yüzünüze hayk›r›yoruz. Biz Canan ve Zehra, biz her fleyi paylafl›yoruz sizin, sizlerin üç kuruflu bile kavga etmeden paylaflamad›¤›n›z bir dünya da biz yaflam› paylaflt›k, ac›y› paylaflt›k, direnifli paylaflt›k, umudu paylaflt›k, sevgiyi paylaflt›k en sonunda da ölümü paylaflt›k. Var m› daha ötesi? Hem de hiç hesaps›z paylaflt›k. Evet insanl›¤› güzellefltiren yar›nlar›n umudu olan her fleyi paylaflt›k. Elbette çok genç yafltayd›k belki de daha çok fley paylaflacakt›k. Mesela amcamla ayn› hapishaneyi kimbilir yan yana hücreleri ve de iflkenceleri paylaflacakt›k. Ama sizler bizimle Canan ve Zehra ile bir cenazeyi, cenazelerimizi paylaflmad›n›z. Babam›z›n yan›na gelip onun ac›s›n› paylaflmad›n›z. Ona “Bak Canan’dan sonra Zehra’y› da flehit verdin, hiç evlad›n kalmad›, ama biz senin dostunuz onlar bizim de k›zlar›m›zd› onun için bundan böyle hep yan›nda olaca¤›z merak etme...” demediniz. Bu kadarc›k bir fleyi bile babamla paylaflmad›n›z. Neden yapmad›n›z? Bu, neden yapmad›n›z sorusu tarihe sorulan bir sorudur. Bizim ad›m›za bu soruyu soracaklara bir yan›t bulmal›s›n›z. Bulamazs›n›z, ne yapsan›z verece¤iniz yan›ta kendinizde inanmayacaks›n›z. Onun için daha geç olmadan yüreklerinizi kuflatan o kal›n z›rh› k›r›n, içine sevgi girmesini engellemeyin. Bir kez sevginin s›cakl›¤›yla ›s›nan yüre¤ine flans verin. Piflman olmayacaks›n›z. Göreceksiniz ve anlaya-

17

caks›n›z bizler hakl›yd›k. ‹nsan sevgisini sonsuza kadar egemen k›lmak için yeniden bafllamak gerekiyorsa bundan çekinmemek gerekir. Canan ve Zehra iki k›z kardefl, iki yürek, iki yoldafl iki sevgi abidesi, bafl e¤mez iki direnifl sembolü. Karadeniz’in inatç› iki k›z›, Karadeniz kadar h›rç›n, Karadeniz kadar güzel ve s›cak. Karadeniz’in ya¤muru kadar bereketli. Ya¤mur ne kadar bereket sunuyorsa Karadeniz topraklar›na, onlar da o kadar umut saç›yor Anadolu’nun uçsuz bucaks›z deryas›na. Karadeniz’den ald›klar› sevgiyi ‹stanbul varofllar›nda zenginlefltirip tekrar Anadolu’ya arma¤an eden iki yürek. Varofllarda büyüttükleri sevgilerini insanlarla paylaflan, paylaflt›kça ruhlar› da yüzleri de güzelleflen iki insan tatl›s› iki kardefl. Birbirlerini göremedikleri zaman bile yürekleri beraber çarpan, ayn› anda sevinen ayn› anda üzülen iki çiçek Canan ve Zehra. Benim k›zlar›m... Benim canlar›m, cananlar›m. Nas›l anlatsam nas›l söylesem sizleri anlatmaya nas›l bafllasam. Nas›l zor oldu¤unu bir bilseniz, sizleri yaz›ya dökmenin nas›l imkans›z oldu¤unu... Böyle bir görevin bana düflmesini ben istemedim. Benim tercihim de¤ildi. Ama sizler öyle güzel, öyle onurlu bir süreci yaflay›p arkadafllar›n›za devretti¤inizde benim bütün bunlardan sonra yapacaklar›m›n anlam› daha bir art›yor. Tarihe ve bana b›rakt›¤›n›z bu miras mutlaka anlat›lmal›. Gelecek kuflaklara sizin sevginiz ve kahramanl›¤›n›z mutlaka iletilmeli. Yaflad›¤›n›z k›sac›k yaflam diliminde neler yapt›¤›n›z›n fark›nda m›s›n›z... O küçücük yüreklerinizde nas›l dünyalar› sarst›¤›n›z› biliyor musunuz. Sen Canan, hat›rlar m›s›n ‹stanbul’a geldi¤imizde henüz on yafl›nda bir çocuktun. Ve ekonomik olarak çok zor bir durumdayd›k. Hani odun kömür alama-

18

d›¤›m›z için erkenden ablan›n koynuna girer de ›s›n›rd›n. Zehra ablan seni flevkatle koynuna al›r da sar›l›r saçlar›n› okflard›. ‹flte o günlerde bile ben sizlere neden odun kömür alamad›¤›m›z› neden bu s›k›nt›lara katlanmam›z gerekti¤ini anlatmaya çal›fl›rd›m. Sizler de beni büyük birer insan gibi dinlerdiniz. Hepsini anlar m›yd›n›z bilmiyorum ama ço¤unu anlad›¤›n›zdan emindim. O zamanda ondan sonra da hep böyle oldu. Bütün sorunlar›m›z› birer arkadafl, yetiflkin insanlar gibi oturup konufltuk. Bazen farkl› fleyler söyledik ama hep aram›zdaki o sevgi ve güven ba¤›n› koruduk. Hat›rl›yorum ortaokula kay›t ifllemlerini geciktirdi¤imiz için nas›lda a¤lam›flt›n. ‹nci gibi yafllar yanaklar›ndan afla¤› süzülürken nas›l kahrolmufltumda hemen o saat kayd›n› yapt›r›p seni okula göndermifltim. Ortaokul ve lisede hep baflar›l›yd›n hiç k›r›k not ald›¤›n› duymad›m. Zaten her zaman kafana koydu¤un fleyi yapm›fls›nd›r. ‹zmir’de okumay› da sen istedin. En baflta tercihin aras›ndayd› ve bunu da baflard›n. Baflard›n ama bana da yapaca¤›n› yapt›n. Art›k seni çok seyrek görüyor, sadece telefonla görüflebiliyorduk. Ha unuttum sanma kay›t için ‹zmir’e seni ablanla gönderdik. Çünkü sen bizim için hala minik Canan’›m›zd›n. Ve ablan vard›. En do¤rusu onunla gitmendi. Hat›rl›yor musun yavrum bir k›fl günüydü, ablan gözalt›na al›nm›flt› da mahkemeye ç›kar›lacakt›. Sana “‘çok so¤uk gelme, ben yaln›z giderim” dedi¤imde “ Hay›r baba ben de gelmek istiyorum e¤er ablam›n mahkemesine gidemeyeceksem benden kardefl olur mu demifltin” de a¤lam›flt›n. O ya¤murlu ve rüzgarl› k›fl günü hava karar›ncaya kadar mahkeme kap›s›nda bekledik durduk. Avukat›n kap›da görünmesiyle ben durumu anlam›flt›m. Avukat han›m

19

“ZEHRA KULAKSIZ tutukland›” demesiyle nas›l boynuma sar›ld›¤›n› “ Baba ablam tutukland›” deyip a¤lad›¤›n›, senin h›çk›r›klar›ndan gö¤sümün nas›l s›k›flt›¤›n›, baba olarak güçlü olmam gerekti¤ini düflündüm. Ama sen öyle nazl›, öyle içten h›çk›r›yordun ki ben de dayanamad›m. Sana hissettirmeden gözlerimden yafllar boflan›verdi. Ama sen görmedin. Belki hissettin ama görmedin. Sana belli etmedim. Eh ne de olsa babayd›m. Ve babalar a¤lamazd›. Ama düflünüyorum da o gün döktü¤üm gözyafl›n›n senden sonra döktüklerimin yan›nda hiç kalaca¤›n› nereden bilebilirdim ki... Evet koca yürekli, yüre¤i sevgi dolu k›z›m senden sonra bu koca adam çok a¤lad›. Gizli gizli gözyafl› döktüm. Bazen dayanamad›m insanlar›n içinde a¤lad›m. Ama gene sen görmedin. Yoksa gördün mü? Ama ba¤›flla k›z›m. ‹nsan her zaman can›n›, canan›n› kaybetmiyor ki. O kadar kusur kad› k›z›nda da olur. De¤il mi Canan’›m... Ümraniye Hapishanesi’ ne Zehra Ablan› ziyarete gitti¤imizde de sen aç›ktan a盤a bense yine gizli gizli gözyafl› dökmüfltüm. Bak bunu da bilmezsin. Orada ablanla neler konufltunuz nas›l dertlefltiniz hiç bilemedim. Sormaya cesaret edemedim. Hofl, yaln›z orada de¤il ondan önce de sonra da ablanla neler konufltuklar›n›z› bana anlatmad›n›z, arada bir o sevimli tart›flmalar›n›z› duyar daha sonra ne oldu¤unu anlamaya çal›fl›rd›m. Ama nafile. Ben bile ço¤u zaman aran›zdaki bu iletiflimi ve duygu al›flveriflinizi anlamazd›m. Sahi k›z›m nas›l bir diyalog kurard›n›z, yürekleriniz nas›l birbirinize kar›fl›rd›? fiimdi bana flöyle dedi¤ini duyuyorum. “Baba bu duygu anlat›lmaz ancak yaflan›r, onun için bizi ba¤›flla” anl›yorum yavrum, bugün daha iyi anl›yorum. Yaflam› anlaml› k›lan da bu de¤il mi... Kimi, sayfalar dolusu

20

yazar da bir fleyi anlatamaz. Ama hayat›n içinde öyle anlam var ki bütün bunlar› yal›n ve net bir biçimde ifade eder. Hayat› ve sevgiyi ve de ba¤l›l›¤› daha anlaml› k›lar. ‹nsan› ve insanl›¤› güzellefltiren, bütün davran›fllar› kendinizde toplad›n›z. K›z›m, Canan’›m biliyorsun Mehmet amcan vard›. Bebekken seni gezdiren seninle her fleyi paylaflan amcan. Hani onu tutuklamak için gecenin geç saatinde evimizi basan vahflilerin arad›¤› amcan. O hala hücre tipi hapishanede. Bana söylemezdin ama ben bilirdim. ‹zmir’e gitmeden önce s›k s›k gitti¤in Bayrampafla Hapishanesi’ndeki amcan. Hani baban›n yar›s›d›r derler ya iflte o. Senin yoklu¤unda bana anlatt›lar. Sen onlar›, onlar seni çok sevmifllerdi. Biliyorsun baflka ablalar›n a¤abeylerin vard› orada. Ama bir ço¤u katliam s›ras›nda, bir ço¤u da daha sonraki süreçte ölüm oruçlar›nda yaflam›n› kaybetti. Elbette seni anlat›rken dostlar›na ve sevdiklerine de yer vermem gerekiyor. E¤er bunu yapmazsam onlara haks›zl›k edece¤im ve üzüleceksin. Benimse seni hiç mi hiç üzmeye niyetim yok. Bilir misin Bayrampafla Hapishanesindeki sevdiklerimizin en mutlu günlerinden, biri de senden mektup ald›klar› and›. Ne yazars›n, neleri paylafl›rd›n tam olarak bilemiyorum ama mektubun gitti¤inde amcan dahil bütün özgür tutsaklar heyecanlan›r ve sab›rs›zl›kla mektubun okunmas›n› beklerdi. En çok da AfiUR KORKMAZ... Minicik yüre¤inle onlara öyle sevgiler tafl›rd›n ki hapishanenin içi bir anda çiçek bahçesine döner, sohbetler daha bir s›cak, konuflmalar daha bir hofl olurdu. A¤abeylerin ve ablalar›n seninle gurur duyar; seni ba¤›rlar›na basmak için sab›rs›zlan›rlard›. Sen her zaman onlar›n küçük Canan’›yd›n. Ama ne olduysa sen gittikten sonra oldu. Durumlar de¤iflti.

21

Birden büyüdün kocaman oldun. Direniflçilerin, halk›n küçük Canan’› art›k kahraman ve yol gösterici ve örnekti. Büyük ablalar›n ve a¤abeylerin senden bahsederken “ Bizim Canan’dan ö¤renecek çok fleyimiz var söz veriyoruz onun bize b›rakt›¤› miras› sonuna kadar savunaca¤›z, insanl›k varoldu¤u sürece Canan hep ö¤retmenimiz olarak yaflayacak.” diyorlar. Evet küçük yafl›nla ve minicik yüre¤inle en büyü¤ünden en küçü¤üne herkese ö¤retmeye devam ediyorsun. ‹nsanlar bana ço¤u yerde böyle bir k›z yetifltirdi¤im için övgü dolu sözler sarfediyorlar. Zaman zaman nas›l biri oldu¤unu soranlar oluyor. Benden çok farkl› fleyler söylememi sizleri anlat›rken masal türü fleyler duymak istiyorlar. Ben de onlara “Hay›r benim Canan’ ›m normal bir insand› sevgi dolu bir yüre¤i; yaflad›¤› bu vatan› çok seven bir kiflili¤i vard›” diyorum. Hepsi bu kadar de¤il elbette. 2000 y›l›n›n bahar›ndan sonra havalar ›s›nmaya bafllam›flt›. Bu s›cak yaz aylar›na girilirken ülkemizin gündemini her zamankinden daha fazla meflgul eden bir sorun yavafl yavafl gündeme damgas›n› vurmaya bafllam›flt›. Geçmifli daha eskilere dayanan F Tipi Hücre Hapishanelerinin ne kadar konforlu oldu¤u, tutuklular ve hükümlüler için ideal yerler oldu¤unu, medyan›n da deste¤iyle kamuoyuna anlatmaya bafllam›flt›. Hapishanelerdeki ko¤ufl sisteminin ne kadar sa¤l›ks›z oldu¤unu, örgüt bask›s›n›n ne kadar korkunç boyutlarda oldu¤unu, asl›nda F Tipi hücrelere geçildi¤inde bu bask›n›n ortadan kalkaca¤›n› ve tutuklular›n mutlu olaca¤› yalan›n› durmadan propaganda etmeye bafllam›flt›. Bir tutuklu yak›n› olarak bizim ailemizin de bu geliflmelerin d›fl›nda kalamayaca¤›m›z gerçe¤i bir yana direniflin evrilece¤i bu boyutu düflünemedi¤imiz gibi bu dire-

22

niflte ailemizin oynayaca¤› rolü de tam kestiremiyorduk. Baflta hükümet ve Adalet Bakanl›¤› ne olursa olsun F Tipi Hapishanelerinin hizmete sokulaca¤›n› bunun hiçbir biçimde durdurulamayaca¤›n› söylerken, ayn› zamanda bu hapishanelerin Avrupa standartlar›na uygun oldu¤unu hatta baz› durumlarda onlardan bile daha modern oldu¤unu savunuyordu. Bu sahtekarca yalan üzerine kurulmufl propagandaya yaz›l› ve görsel bas›ndan önemli oranda destek bulmakta gecikmemifltir. Art›k bakanl›k ve medya hep bir a¤›zdan F Tipi hücrelerin ne kadar gerekli oldu¤unu bu sorunu çözmeden Türkiye’yi AB’ ye almayacaklar›n› söylemeye bafllad›lar. Cezaevleri sorunu ülkemizde yaflayan insanlar›n geçmiflten bugüne hiç de yabanc› olmad›¤› bir sorundu. Ama bu kez daha farkl› ve daha kapsaml› bir sald›r›n›n geliflebilece¤ini görmek için ülkemizi biraz tan›mak yeterli olacakt›. O dönemler ülkemizde uygulanmakta olan IMF programlar›n›n insanlar› nas›l sefil duruma getirdi¤ini gören egemen güçler mevcut politikalar›n muhalefet edecek en dinamik gücün, içerden ve d›flardan devrimci güçlerden gelece¤ini elbette hesaplam›flt›. Onun için toplumun di¤er kesimlerine yönelmeden önce devrimci güçleri tasfiye edip onlar› sessiz ve kimliksiz birer insan durumuna getirmeyi hesaplam›fllard›. E¤er onlar› yani devrimcileri F Tipi’ne doldurup tecrit ve izolasyonla teslim alabilirlerse toplumun di¤er kesimlerini daha kolay hizaya sokar daha kesin sonuç alabilirlerdi. Çünkü bütün yeralt› ve yerüstü kaynaklar› sat›fla ç›km›fl IMF reçeteleri do¤rultusunda özellefltirme rezaleti ad› alt›nda tam bir soygun düzenine geçilmiflti. Baflta özgür tutsaklar› ve ülkemizi büyük bir sald›r› bekliyordu. Hem içerde tutuklular hem d›flardan tutuklu yak›nlar› kendisini her gün biraz daha hissettiren bu

23

f›rt›naya nas›l gö¤üs gerece¤imizi tart›flmaya bafllad›k. ‹çerdekilerin zaten çok fazla alternatifleri yoktu. Ama d›flar›da biz tutuklu yak›nlar›n›n yapaca¤› çok fley vard›. Varolan çok s›n›rl› maddi kaynak ve insan gücümüzle hemen her türlü çal›flma yöntemlerine baflland›. Bir yandan medyadan yazarlara ayd›nlara F Tipi hücre sisteminin insan yaflam›na bir sald›r› oldu¤u anlat›l›rken, di¤er yandan sokak eylemleriyle kamuoyu duyarl› k›l›nmaya çal›fl›l›yordu. Bütün güçlerini seferber eden tutuklu yak›nlar› ve ayd›n dostlar›m›z az›msanmayacak mesafeler almaya bafllad›k. Bu s›rada bakanl›k her f›rsatta F Tipi’nden geri dönüflün mümkün olmad›¤›n›n alt›n› ›srarla çiziyor, ilerde senaryolar›n› flimdiden yazd›klar› katliamlara zemin haz›rl›yordu. Haz›rlad›¤›m›z broflürler, el ilanlar› yay›nlad›¤›m›z kitaplarla tecritin nas›l insanlar›n kimliklerine bir sald›r› oldu¤unu anlat›rken hapishanelerdeki tutuklularda tart›flmalar›n› tamamlam›fl karar› aç›klama aflamas›na gelmifllerdi. Ülkemizde daha önceden ölüm oruçlar› yap›lm›flt›. Bu direnifllerde onlarca insan yaflam›n› yitirmifl bir ço¤u sakat kalm›flt›. Ama bu sefer farkl›yd›. Bakanl›¤›n sergiledi¤i tutumdan bu sefer ki direniflin çok daha çetin olaca¤› ve ödenecek bedellerin çok daha a¤›r olaca¤› gerçe¤iydi. Ama o günden bu direniflte ödenen bedellerin en büyü¤ünün bizim ailemize düflece¤ini kestirmemize elbette imkan yoktu. Ama sürecin ac›mas›zl›¤› ve direniflin büyüklü¤ü öylesine muhteflemdi ki insanl›k tarihi böyle bir direnifli henüz sayfalar›na kaydetmemiflti. Derken o gün 2000 y›l›n›n Ekim ay›n›n 20’si geldi¤inde hapishanelerden bir ses ama gür bir ses duyuldu: “Söz s›ras› art›k bizde. Bugüne kadar herkes konufltu, yazd› ama kimli¤imize ve onurumuza yap›-

24

lan bu sald›r›y› durdurmak mümkün olmad›. Art›k söz s›ras› bizde ve bizler bugünden itibaren taleplerimiz kabul edilinceye kadar Ölüm Orucu direnifline bafll›yoruz.” Ölüm Orucu direnifli karar› kamuoyuna aç›klan›rken eski direnifllerde olmayan ve dünyan›n herhangi bir yerinde ve herhangi bir zaman›nda yap›lmayan bir fley daha yap›ld›. ‹lk olarak d›flar›da da yani tutuklu olmayan insanlarda hapishanelerde bafllat›lm›fl ölüm oruçlar›n› desteklemek için bedenlerini açl›¤a yat›rd›lar. Art›k hem içerde, hem d›flar›da ölüm oruçlar› sürecine girilmiflti. Hapishanelerdeki ölüm oruçlar›na al›fl›k olan ülkemiz insanlar› d›flardan bafllat›lan bu eyleme önceleri bir anlam veremediler. D›flar›daki eylemciler aç›klamalar›nda hapishanelerde yaflanan bu direniflin d›flarda yap›lmas›n› görmek istemeyen gözlere, duymak istemeyen kulaklara duyurmak oldu¤unu, sald›r›n›n çok kapsaml› oldu¤unun bunun sadece hapishanelerdeki direniflle püskürtülemeyece¤ini d›flarda da direniflin flart oldu¤unu savundular. K›sa bir süre sonra büyük k›z›m Zehra benimle konuflmak istedi¤ini önemli bir karar ald›¤›n› bana bildirdi¤inde ne söylemek istedi¤ini hemen anlad›m. Evet büyük k›z›m ZEHRA KULAKSIZ d›flarda bafllayacak Ölüm Orucu ekibinde yer alm›flt›. Bugünden bakt›¤›mda o zaman neler hissetti¤imi tam olarak aç›klayacak durumda de¤ilim. Ama “Bak k›z›m alm›fl oldu¤un bu kararla çok büyük bir sorumlulu¤un alt›na giriyorsun. Yaflam sana ait biliyorum ben ne dersem bofl, sen karar›n› vermiflsin ama baban olarak bir daha düflünmeni öneririm.”dedi¤imde bana; “Hakl›s›n nas›l bir sorumluluk ald›¤›m› ne kadar zor bir misyon yüklendi¤imi biliyorum. Her fleyi düflündüm. Yan›bafl›mda devam

25

eden böyle bir direnifle seyirci kalamam bunu benden isteme karar›ma sayg› duyman› istiyorum. Seni çok seviyorum ve beni anlayaca¤›n› biliyorum”dedi ve yanaklar›mdan öptü. Bende o’na “Bende seni çok seviyorum k›z›m ve karar›n› sayg›yla karfl›l›yorum” dedim ve önce gözlerinden sonra aln›ndan doya doya öptüm ve ba¤r›ma bast›m. Gözlerimden boflalan iki damla yafl› k›z›ma hissettirmeden ayr›ld›k. Aradan kaç gün geçti hat›rlayam›yorum bir gece ev telefonu çald›. Karfl›mdaki ses küçük k›z›m Canan’›n sesiydi. Ses onundu ama söylediklerini anlamakta zorlan›yordum. Asl›nda Canan normal konufluyordu ben normal alg›lama yetene¤imi yitirmifltim. Dizlerimin ba¤›n›n çözüldü¤ünü hissediyordum. Bo¤az›ma dü¤ümlenen bir fley yüzünden konuflam›yordum. K›sa bir süre sonra konuflulanlar› anlamaya bafllad›¤›mda duyduklar›m›n bir flaka oldu¤unu varsaymak istedim. Ama öyle de¤ildi. Küçük k›z›m Canan bana ‹zmir’de devam eden Ölüm Oruçlar›na gönüllü kat›ld›¤›n› söyleyince art›k bütün takat›m tükenmifl ve yere y›¤›lm›flt›m. Uzun bir zaman bu telefon görüflmesinin bir yanl›fll›k oldu¤una kendimi inand›rmaya çal›flt›m. Ama heyhat iki k›z›m vard›. Ve baflka çocu¤um yoktu. ‹kisi de d›flarda bafllayan Ölüm Oruçlar›na gönüllü kat›lm›fllar ve bedenlerini açl›¤a yat›rm›fllard›. Biri ‹stanbul’da biri ‹zmir’de... K›zlar›m yine yapacaklar›n› yapm›fllar her zamanki gibi ayr› ayr› olsalar da her zaman beraber çarpan o s›ms›cak yürekleri ayr› ayr› kentlerde de olsa zaman ve mesafe kavram›n› altetmifller yaflamlar›n›n en zor ve onurlu kararlar›n› beraber alm›fllar. Hep düflünmüflümdür. ‹ki yürek nas›l bu kadar bir çarpar nas›l bir yürekmifl gibi hissederler an-

26

layamad›m. Kimsenin de anlayabilece¤ini sanm›yorum. Ey tarih sen hiç böyle bir fleye tan›k oldun mu. Yazar çizerler, okumufllar, okumam›fllar, bilginler, cahiller, kentliler, köylüler, sevenler, sevilenler, gençler, yafll›lar lütfen söyleyin bana bu nas›l bir duygudur bu nas›l bir sevgi ba¤›d›r böyle. Duyanlar duymayanlara haber versin, görenler görmeyenlere göstersin, tellal ç›kar›n bütün Anadolu’yu gezsin bütün dünyaya haber versin iletiflim kanallar› dünyan›n her bir köflesinde iki flehit var. Bu iki flehirde iki k›z kardefl yafl›yor, biri Zehra biri Canan ve yaflamlar›nda hem de k›sac›k yaflamlar›nda her fleyi paylaflt›lar. Paylaflman›n tad›na öylesine varm›fllar ki art›k ölümü paylaflmak istiyorlar. Böyle bir fley duydunuz mu. Duymad›ysan›z görmediyseniz iflte kendileri. Biri ‹stanbul’da biri ‹zmir’de. Ölümü paylaflmak için bedenlerini açl›¤a yat›ran bu dünyalar güzeli; bu kardelenler orada. Bundan böyle art›k ölümü paylaflacaklar. Yürekleri sevgi dolu bu iki kardefl bundan sonra tarihin sayfalar›na ölüme meydan okuyan insanl›¤a yap›lan bu vahfli sald›r›y› püskürtmek için bedenlerini barikat yapt›lar. Düflünün ey insanlar, ülkemiz insanlar› düflünün nas›l bir ulu sevdad›r, nas›l bir görkemli duygudur, görün bu iki kardefli ve düflünün bin kez düflünün. Siz ey zalimler ey haramiler, çal›p ç›rpanlar, ülkesine vatan›na ihanet edenler, bir avuç dolar için halk›n›n gururunu ayaklar alt›na al›p çi¤netenler. El kap›lar›na gidip ulusal onurumuzu haraç mezat satanlar. Bu ülkenin öz evlatlar›n› dara¤açlar›na gönderenler, yarg›s›z infazlarla gencecik evlatlar›m›z› bizlerden koparanlar, kan içiciler, sürüngenler gö-

27

rün. Yok etmeye çal›flt›¤›n›z insanl›k ad›na iki minik yürek sevgiyle kuflanm›fl hay›r diyor. Hay›r bizi zehirlemenize engel olaca¤›z. ‹nsanl›k onurumuzu çi¤netmeyece¤iz. Anadolu’nun namusunu kirletemeyeceksiniz buna asla izin vermeyece¤iz. Sizler ne yaparsan›z yap›n bizler paylaflma gelene¤imizi terketmeyece¤iz. Belki bizler onurumuzla ve namusumuzla bir kez ölece¤iz, ama ey zulüm makineleri sizler flerefsizli¤inizle her gün öleceksiniz. Bizi halk›m›za kötü tan›tma kampanyalar›n›z bir gün gelecek size geri dönecek er ya da geç halk›m›z sizlerin ne mal oldu¤unuzu anlayacak, zulmün sonsuza kadar hakim olmad›¤›n› sizler de anlayacaks›n›z. Sizler iflkenceyi, bask›y› ve katliam› temsil ediyorsunuz. Bizler, biz iki kardefl Canan ve Zehra sevgiyi, ba¤l›l›¤›, özgürlü¤ü ve fedakarl›¤› temsil ediyoruz. Tarihe bu böyle yaz›l›yor. Baz›lar› için önemsiz görünse de bu iki insan, iki kardefl, iki yürek üstlendikleri misyonun ne kadar onurlu oldu¤unu, onurlu oldu¤u kadar sorumlulu¤unun da o derece a¤›r oldu¤unun bilincine varm›fllard›. Onlar biliyorlard› ki bundan böyle Ölüm Orucu direnifli onlarla an›lacak, onlar›n isimlerinin geçmedi¤i hiçbir dönem olmayacakt›, bu direnifl sürecinde. Günler art›k daha a¤›r geçmeye bafllad›. ‹çerde ve d›flarda bafllat›lan F Tipi Hücre hapishanelerine karfl› Ölüm Orucu direniflinde günler say›lmaya baflland›. 45-46-47 derken altm›fl›nc› güne gelinceye kadar hapishanedeki tutuklularla heyetler halinde görüflmeler devam ederken bakanl›k manevra üzerine manevra, oyun üzerine oyun tezgahlamaktan geri durmuyordu. Tutuklular›n taleplerine yan›t vermek yerine direnifli k›rmak ve kamuoyunu aldatmaya yönelik politikalar› medyadaki destekçileriyle halka onaylatmay› düflünmekteydi. Ve o gün gelip

28

çatt›¤›nda insanl›k tarihinin o en büyük katliam›na bafllad›klar›nda ruhlar›n› ve kalemlerini fleytana satm›fl zalimler ordusu yalanlar›n› en üst düzeye tafl›m›fllard›. 19 Aral›k 2000 tarihinde sabaha karfl› zulüm ve katliam makinalar› harekete geçmifl dört duvar aras›ndaki savunmas›z ve silahs›z binlerce insan›n üzerine silahlar› ve yang›n bombalar›yla sald›r›ya geçmiflti. Bir yandan dört duvar aras›nda insanlar yak›l›rken ve katledilirken, di¤er yandan yalan bombard›man›na bütün bas›n ve medyan›n kat›lmas› için dü¤meye bas›lm›flt› bile. 19 Aral›k sabah› Bayrampafla Hapishanesi’nin önüne gitti¤imizde gördü¤ümüz manzara kan›m›z› dondurmaya yetmiflti. Binlerce asker, polis, ifl makineleri, panzerler hapishaneye girip ç›k›yor içerden yo¤un silah sesleri geliyordu. Yaklafl›k 700 metre uzakta olmam›za ra¤men, tutuklular›n üzerine at›lan gaz bombalar›n›n etkisi bizim gözlerimizin yaflarmas›na yetiyordu. Sanki savafl vard› ve gördü¤ümüz askeri güç iflgal kuvvetlerini and›r›yordu. Bu manzaran›n korkunçlu¤unu ne kadar görebilsekte içerde yaflanan vahfletin boyutlar›n› düflünmek ve tahmin etmek insano¤lunun akl›n›n alamayaca¤› kadar i¤rençti. Katliam için dü¤meye bas›ld›¤›nda yalan yayma araçlar› da kendilerine verilen görev gere¤i gerçe¤i ters yüz ediyor ve kamuoyunu katliam›n hakl›l›¤›na inand›rmaya çal›fl›yordu. Tam da o katliam›n yafland›¤› günde Ümraniye Hapishanesi’nde yaflanan bir olay ibret olacak cinstendi. Hapishaneye 1,5 kilometre öteden bir televizyon muhabiri canl› yay›nda “ Say›n seyirciler flu anda teröristler güvenlik güçlerine atefl açt›lar” derken yan›na yaklaflan yafll›ca bir han›m “ Evlad›m sana

29

bir fley sormak istiyorum. fiu anda hapishaneye 1,5 km uzaktay›z ve duvarlar›n arkas›n› göremiyoruz sen nas›l olurda teröristler atefl ediyor, uzun namlulu silahlar› var diye halka yalan söylüyorsun. Hiç Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz m›s›n” dedi¤inde muhabir “ Teyze ne yapal›m biz de emir kuluyuz. Emir yüksek yerden geliyor, uymak zorunday›z yoksa iflimizden oluruz.” diyordu. ‹flimizden oluruz korkusuyla bu yalan yay›nlara alet olanlar›n bafl›na korktuklar› geliyor. Mesleklerine yapt›klar› bunca ihanetten sonra iflten kovulmalar›n› engelleyemediler. K›sa bir süre sonra kriz var bahanesiyle bu insanlardan yüzlercesi bir sabah kap›n›n önüne kondular. Bilmiyorum bugün geriye dönüp bakt›klar›nda flu veya bu biçimde bu katliamlara ortak olduklar›n› düflünüp vicdanlar› s›zl›yor mudur. Çünkü görev diye iflimi kaybederim korkusuyla zalimlerle ortak olmak ve onlara yard›mc› olmak bas›n ahlak›yla ne kadar ba¤dafl›r? Katliam operasyonu tam dört gün sürdü. Dört gün boyunca on binlerce gaz bombas› at›ld› savunmas›z insanlar›n üzerine. Hedef gözeterek kurflun s›k›ld›. Hele bu katliamlar s›ras›nda yaflanan bir bölüm var ki insan›m diyenin akl›n›n alamayaca¤›, duyunca tüylerinin diken diken oldu¤u insanl›¤›ndan utand›¤› Bayrampafla Bayanlar Ko¤uflunda yaflananlar. Bu sat›rlar› yazan›n hiçbir zaman tam olarak anlatmay› baflaramayaca¤› o vahflet. Bir bomba düflünün bir yang›n bombas› ve bu bomba sadece ve sadece insana zarar veriyor. Elbiselere ve eflyalara zarar vermiyor ama insan vücudunu yak›p kavuruyor. Burada flunu düflünmek laz›m. Bütün insanl›k düflünmeli. Bu bombay› imal eden beyin nas›l bir beyindir. Nas›l sadece insanlar› yok eden bir silah› icat etmeyi düflünebilmifl. Nas›l bu kadar zalim ola-

30

bilmifl... Tanr›m insanl›k ne hallere düflmüfl! Hepimiz, tüm dünya insanl›¤›, oturup durumumuzdan utanmazsak bu sefil durumdan nas›l kurtulaca¤›z. Evet o bombalardan hapishanenin delinen tavan›ndan ko¤ufltaki bayanlar›n üzerine at›yorlar. Bir tane at›yor yetmiyor bir daha at›yor yetmiyor, derken bir daha, bir daha ve say›s›z bomba sadece insan bedenine zarar veren ve yok eden bu bombalardan at›yorlar savunmas›z insanlar›n üzerine. Ve bayanlar D‹R‹ D‹R‹ YANIYORLAR. Yan›yorlar ve bu katliam› yapanlar seyrediyorlar. ‹nsanl›ktan nasibini almam›fl bu robotlar bu korkunç manzaray› zevkle seyrediyorlar. Yaln›z onlar seyretse anlafl›l›r olurdu. Çünkü katletmeye programlanm›fl bu yarat›klar kendilerine verilen görevi yerine getiriyorlard›. Ama hay›r yaln›z onlar seyretmediler. Yalan bilgilerle kafalar› kar›flan halk seyretti. Okumufl anl› flanl› profesörlerimiz, ö¤retim elemanlar›m›z, ö¤retmenlerimiz seyretti. Anl› flanl› burunlar›ndan k›l ald›rmayan siyasetçilerimiz seyretti. Bu insanl›k dram› yaflan›rken iflçinin hakk›n› koruyorum, s›n›f sendikac›l›¤› yap›yorum diyen sendika a¤alar› seyretti yüzleri k›zarmadan, utanmadan, arlanmadan. ‹ki dönüm orman yand›¤›nda soka¤a ç›kan çevreciler do¤ay› koruyoruz diye ortal›kta dolaflan bu madrabazlar insanlar cay›r cay›r yanarken seyrettiler. Kimbilir seyrederken oh olsun devletle u¤raflmak neymifl gördünüz gününüzü diye düflünerek seyrettiler bu insanl›k dram›n›. Asl›nda orada o ko¤uflta yanan bayanlarla beraber kendi insanl›klar›n›n da onurlar›n›n yand›¤›n›n fark›nda olmayan baz› ilerici solcu parti yöneticileri de seyretti. Bir yandan bombalar alt›nda yanan bir avuç insan ve d›flarda yak›nlar› bir yanda koskocaman zulüm makinesi sürekli yalan üreterek bütün bir toplu-

31

mu seyirci haline getirdiler. Eski ça¤larda savafl tanr›lar›na kurban verilirken halk› alana toplayan tiranlar gibi toplumu bir katliama seyirci haline getirdiler. Suçlar›na ortak ettiler. Yüreklerini ve vicdanlar›n› körelttiler gözlerine mil çekerek kör haline getirdiler. Yananlar›n 盤l›klar› duyulmas›n diye daha fazla gürültü ç›kard›lar ve bunu bütün araçlar›yla devreye soktular ve bir avuç insan›n d›fl›nda kimse duymad› bu hayk›r›fllar›. Hay›r dedi egemenler, hay›r dedi televizyonlar, gazeteler, bakanlar, baflkanlar biz kimseyi yakmad›k onlar kendilerini yakt›lar. Devletin kendi vatandafl›n› yakt›¤› nerede görülmüfltü. Biz böyle bir fley yapmay›z dediler. Katliam› görmek, göstermek yerine medyan›n etkin kalemlerini ve yorumcular›n› devreye soktular. Art›k devir de¤iflmifl katledenler de¤il, katledilenler suçlu durumuna düflürülmeye çal›fl›l›yordu. Tarih bir kez daha tekrarlanmak isteniyordu. Bu sefer de eskiden oldu¤u gibi mazlumlar suçlanacak bütün bunlar›n sorumlusu olarak tarih önünde mahkum edilmek istenecekti. Ama bu sefer m›zrak çuvala s›¤m›yordu. Çok geçmeden kendi yalanlar›n› katliam amaçl› yap›lan bu operasyonun belgeleri bütün dünya kamuoyunun önünde gün ›fl›¤›na ç›kacakt›. Günler geçiyor biz tutuklu yak›nlar› evlatlar›m›zdan, kardefllerimizden haber alam›yor, sa¤ m› yahut ölü mü olduklar›n› ö¤renememenin o kahredici ac›s›n› yafl›yorduk. Bu arada bakanl›k iki yüzlü ve sahtekarl›¤›n› bir kez daha göstererek daha önce aç›lmalar›n› süresiz erteledi¤ini kamuoyu önünde aç›klad›¤› F Tipi Hapishanelerini yürürlü¤e koyuyor ve iflkenceden geçirdi¤i tutuklular› buz gibi so¤uk hücrelere at›yordu. Art›k bu noktadan sonra direnifl

32

bambaflka bir kimli¤e bürünüyor, mevsimlere yay›lacak bir onur mücadelesi hem içerde hem d›flarda bütün engellemelere ra¤men devam edecekti. Biz tutuklu yak›nlar› bir avuçtuk ama inançl› ve kararl›yd›k. Çocuklar›m›z› bu haramilerin insaf›na terketmeyecek d›flar›da onlar›n sesi solu¤u olmaya çal›flacakt›k. Tam befl gün kardeflimden haber alamad›m. Adli T›p Morgunda bekledik. Katliamda yaflam›n› yitiren insanlar› morgun önünde bir avuç insan acaba kardeflim, eflim, evlad›m, getirdikleri siyah pofletlerin içinde mi diye endifle içinde bekledik. Bütün ülke sesini k›sm›fl sanki evrenin herhangi bir yerinde yaflanan bütün bunlar› televizyondan izler gibi izliyordu. Ve biz bir avuç insand›k. ‹nsanl›k onuru böyle çi¤nenirken bir avuç kalmak ne demektir bilir misiniz. Dostlar›n›z›n ço¤u yan›n›za korkudan yaklaflmaz sizinle birlikte görünmek istemez ve siz kendinizi bu dünyadan tecrit edilmifl hissedersiniz. Çocuklar›m›z› F Tiplerinde tecrit edip teslim almaya çal›flan egemen güçler bizleri de d›flarda tecrit etmeye çal›fl›yordu. En sonunda 5. gün kardeflimin yaral› oldu¤unu ve hastanede oldu¤unu ö¤rendik. So¤uk ya¤murlu bir Cumartesi günüydü... Katliamda yaflam›n› yitirenlerden yedi güzel insan yedi karanfil. Umudun, kahramanlar›ndan yedi insan›n cesedi morgdan al›n›p Gazi Mahallesi cemevine geldi¤inde kimsenin gözünde bir damla yafl yoktu. Kimse a¤lam›yordu. Yüzlerde öfke vard›. Evet kimse a¤lam›yordu ama bardaktan boflan›rcas›na ya¤an ya¤mur gözyafllar›m›z›n yerine ak›p gidiyordu. Evet gökyüzü bile dayanamad› bu katliama. A¤l›yordu gökyüzü, gözyafllar› sel olmufltu ‹stanbul sokakla-

33

r›nda. Dayanamam›flt› gökyüzü. Sanki bu nas›l bir k›y›md›r nas›l bir katliamd›r diyordu zalimlere. Nas›l bir insanl›kt›r bu. Bu kadar genci katlettikten sonra hala bütün insanlar neden hayk›rm›yordu. Gökyüzü insanl›¤a a¤l›yordu. ‹nsanl›¤›n düfltü¤ü bu duruma insanlar de¤il ama gökyüzü a¤l›yordu. Gözyafllar› iki gün iki gece akt› gökyüzünün sonunda göz p›narlar› kurudu. Art›k yavafl yavafl birer, ikifler topra¤a veriyorduk. Ramazan ay› biterken bayrama ulaflmaya haz›rlanan insanlar›m›z neyin bayram olaca¤›n› o gün kafalar›na kaz›m›fllard› bile. Bayram› bizlere haram eden bu zalimlere karfl› art›k daha dik durmal› onlara ac›lar›m›z› göstermemeliydik. Ac›lar›m›z› içimize gömdük. Biliyorduk ki bu direnifl daha çok uzun olacak ve bu uzun yürüyüfle nefeslerimizi haz›rlamal›yd›k. Burada bir önemli konuya de¤inmek gerekiyor. ‹lerleyen dönemlerde operasyon öncesi bakan›n aç›klamas›n›n yeterli oldu¤unu düflünen çevreler var olan mevcut kamuoyu deste¤inin katliamdan sonra düflmesini tutuklular›n uzlaflmaz tutumla aç›klamaya çal›flarak bir anlam›yla katliam›n sorumlusu olarak tutuklular› gösterme gayreti içine girdiler. Bu durum ülkemizin insan haklar› ve demokrasi güçlerinin ne kadar ilkesiz ve irade yoksunu oldu¤unu gözler önüne sermesi aç›s›ndan ibret vericidir. Evet katliamdan önceki kitle deste¤i 19 Aral›k’tan sonra düflmüfltür. Peki ne olmufltu da böyle bir tablo ortaya ç›km›flt›. Öncelikle flunu görmek laz›m. Bu kamuoyunun içinden büyük bölümü Ölüm Orucu direniflinin k›sa bir sürede sonuçlanaca¤› varsay›m›ndan yola ç›karak yap›lan direniflin etraf›nda bulunmay› gerekli gördüler. Ama 19 Aral›k’ tan sonra ummad›klar› bir fleyle karfl›laflt›lar. Devletin gazab› korkunçtu

34

ve hiç flakas› yoktu. Ac›mas›zca insanlar› katledebiliyordu ve hiç bir muhalefete tahammülü yoktu. Aç›kças› pabuç pahal› idi. Kolay bir zafer bekleyen bu kesimler ummad›klar› bir sald›r›yla karfl›lafl›nca ifllerinin zor oldu¤unu bunu gö¤üslemekte zorlanacaklar›n› anlay›nca hemen sorumlu aramaya bafllad›lar. Ama bu sorumlular aras›nda nedense katliam›n as›l sahiplerini katmad›lar. fiöyle bir sahne düflünün. Belirli taleplerle bafllat›lan bir direnifle destek veriyorsunuz. Ve bir sald›r›yla 30 insan yaflam›n› kaybediyor. Taleplerden kabul edilen hiçbir fley yok. ‹çiflleri Bakan› “ Biz bu operasyona bir y›ld›r haz›rlan›yoruz” diyor. Arabuluculuk yapanlardan biri “Devlet bizi kulland›” diyor. K›saca ortaya ç›kan tabloda devletin görüflmeleri oyalama takti¤iyle yapt›¤›n› görmek isteyen herkes görüyor ama bizim dostlar›m›z nedense bunu farkedemiyorlar. Sonunda ortada 30 ölü, say›s›z yaral› varken Adalet Bakan› verdi¤i sözde durmayarak F Tipi Hücre Hapishanelere insanlar› dolduruyor ve iflkencelere bafllarken olmas› gereken durumun direniflin daha fazla sahiplenilmesi ve katliamc›lar›n teflhiri iken kitle deste¤inin azalmas›n› neden kendilerine sormazlar. Sormazlar çünkü kendilerine verecek cevaplar›n savunucusu olmak zordur. Kolay olan› sorumlulu¤u tutuklular›n ve yaflam›n› kaybedenlerin üzerine y›kmak ve alan› terk etmektir. Böyle yaparak hem tehlikenin uza¤›na gidiyorlar hem ak›ll› politikac› olduklar›n› kan›tl›yorlar. Do¤rusu direnifl uzad›kça daha buna benzer trajedilerle çok karfl›lafl›lacak direnifli mahkum eden anlay›fllar savunduklar› dünya görüfllerine z›t politikalarla teslimiyetin ve uzlaflman›n bata¤›nda ç›rp›n›p duracaklard›. Hükümetin propagandalar›n›n etkisi ve direniflin girdi¤i yeni dönem Ölüm Orucu di-

35

reniflini uzunca bir süre kamuoyunun gündeminden uzaklaflt›rd›. Bu s›ralar hükümet her türlü demokrasi mücadelesine, pervas›zca sald›rmaya devam ediyor. ‹stanbul’da destek Ölüm Oruçlar›n›n yap›ld›¤› TAYAD bas›l›yor ve mühürleniyordu. Art›k d›flardaki direniflçilerin bir yeri yoktu. D›flardaki direnifli devam ettirmek için demokratik kitle örgütleri sendika ve partilerden yer talepleri de¤iflik nedenlerle geri çevriliyordu. Sonunda aralar›nda büyük k›z›m ZEHRA KULAKSIZ’›nda bulundu¤u direniflçiler fiENAY HANO⁄LU’nun Küçükarmutlu’daki evine tafl›n›yorlar. Kendiside Ölüm Oruççusu olan fiENAY’›n evi bundan böyle direniflin d›flardaki merkezi oluyordu. D›flarda bafllat›lan Ölüm Oruçlar› TAYAD aç›lana kadar güzel insan, s›cak yürekli dostumuz B‹LGESU ERENUS’un evinde bafllam›fl, yani d›flar›daki direnifl sevgili Bilgesu Abla’m›z›n evinde start alm›fl ve bugünlere tafl›nm›flt›r. Her zaman yan›m›zda olmufl bütün bilgisini ve zaman›n› bizimle paylaflan Bilge Abla için söylenecek daha çok fley var, bunu ilerde paylaflmay› umut ediyorum. ‹stanbul’daki direniflçiler Küçükarmutlu’ya tafl›n›rken ‹ZMiR’de aralar›nda küçük k›z›m CANAN KULAKSIZ’›nda aralar›nda bulundu¤u direniflçiler önce bulunduklar› ÖDP Konak ilçe binas›ndan devlet zoruyla ç›kart›l›yor orada bir süre kald›klar› NAKL‹YAT-‹fi ‹zmir flubesinin bulundu¤u yerden Yamanlardaki bir gecekonduya tafl›n›yorlard›. Art›k K. Armutlu’da abla Zehra, Yamanlar’da Küçük Canan Ölüm Oruçlar›n›n iki kardefli iki direniflçisi iki yoldafl› yürek yüre¤e mücadelenin onlara çizdi¤i yolda yolculuklar›na devam ediyorlard›. Asl›nda direnifl boyunca ben çok fleyler konufltum. Televizyonlara, gazetelere ve toplant›larda gö-

36

rüfllerimi insanlarla paylaflmaya çal›flt›m. Ama Canan ve Zehra bu konuda benim kadar flansl› say›lmazlar. Ama her fleye ra¤men onlar da konuflmal› ve düflüncelerini, yaflamlar› ve direnifli gelece¤e b›rakmal›lar. Bunun için babalar› olarak ben onlara elimden geldi¤ince yard›mc› olmaya çal›flaca¤›m.

37

II. BÖLÜM

Canan Anlat›yor Ben CANAN KULAKSIZ. 1981 y›l›n›n Kas›m ay›nda do¤muflum. Hangi gün oldu¤unu hat›rlam›yorum. Ama bildi¤im o y›llarda 12 Eylül kabusunun ülkemizin üzerine çöktü¤ü ve hapishanelerde karakollarda vahflet düzeyinde iflkence ve katliamlar›n yafland›¤›d›r. Ülkemde ne kadar iyi ve güzel de¤er varsa 12 Eylül yöneticileri bunlara sald›r›yor keyfi olarak insanlar gözalt›na al›n›yor sadece gözalt›nda 90 gün sorguya çekiliyordu. Ad›m› Remzi A¤abeyim koymufl. Erzincan’da hapishanedeydi ben do¤du¤umda herkes bir isim önermifl babam “hay›r” demifl ismini Remzi a¤abeyim koyacak. Erzincan Hapishanesi’ne haber verip bize dönene kadar tam bir ay geçmifl. Anlayaca¤›n›z ben bir ay isimsiz yaflad›m. Remzi a¤abeyim Canan olsun demifl herkes be¤enmifl. Bende be¤endim. O s›ralar Zehra ablam 2,5 yafl›ndaym›fl. Ailemiz dar gelirli bir aile. Annem ev kad›n›, babam›n do¤ru dürüst bir ifli yok yaz›n mevsimlik çay fabrikas›nda çal›fl›yor, k›fl›n çarfl›da seyyar sat›c›l›ktan ekme¤ini ç›karmaya çal›fl›yordu. Daha sonra ‹stanbul’a gelinceye kadar bir iki küçük dükkan aç›p

38

onlarla idare etmenin yollar›n› arad›k. Bu arada bir miktar çay bahçemizde var ama ailemiz kalabal›k oldu¤undan hiçbir zaman yoksulluktan kendimizi kurtaramad›k. Çocuklu¤umuzun nas›l geçti¤ini düflündü¤ümde öyle pek kayda de¤er bir fley olmad›. Ablam ve ben normal Anadolu’da yaflayan çocuklar gibi biraz aç biraz tok büyümeye çal›flt›k. Bu arada önemli olan bir fley yaflad›k. Babamla annem ayr›ld›lar. San›r›m ben 5 yafl›ndayd›m. Niye ayr›ld›lar hiçbir zaman ö¤renemedim. Herhalde birbirlerini sevemediler. Biz babamla beraber kald›k. Ama bugün bakt›¤›mda dikkatimi çeken bir fley oldu. Hiçbir zaman ve hiçbir yerde babam annem için tek kelime konuflmad›. Annemi görmeye gitmemize ve orada kalmam›za ses ç›karmad›. Biz de fazla üstüne gitmedik çocuk akl›m›zla anlamaya çal›flt›k. Sonra ilkokula bafllad›m. Mahallemizdeki ilkokulda 3.s›n›fa kadar okudum. ‹lk yar›dan sonra ‹stanbul’a tafl›nd›¤›m›zda okula orada Esenyurt ‹lkokulunda devam ettim. Bu arada Rize ile ‹stanbul’un fark›n› orada farkettim. 15-20 kiflilik s›n›flardan 90-95 kiflilik s›n›flara girince yaflam›n zorlu¤unun yoksullar› her yerde yakalad›¤›n› fark ediyorsunuz. ‹stanbul bambaflka bir flehir. Yard›m isteyece¤in insan bulamazs›n herkes kendini kurtarman›n derdinde. Ama bizim ailemizde paylaflma gelene¤i vard›. Yoksul olmam›z aram›zdaki s›cakl›¤› azaltm›yordu. Neden böyle oldu¤unu konuflur, neler yapmam›z gerekti¤ine karar verirdik. Babaannem ve dedem k›fl›n bizimle kal›r yaz›n Rize’ye giderlerdi. Çok severdim ikisini de. Onlarda bizi çok severdi. fiimdi düflünüyorum da nas›l dayan›yorlar ablamla benim yoklu¤uma. Onlar› flimdiden özledim. Beraber kald›¤›m›z evde ‹smail amcam,

39

Mehmet amcamla hep beraber yafl›yorduk. Zaman zaman evimizde tart›flmalar olmuyor de¤ildi ama babam sakin bir flekilde olaya müdahale eder ve ne yap›lmas› konusunda fikrini söyledi¤inde konu tatl›ya ba¤lan›rd›. Nas›l yapar nas›l ederdi bilmiyorum ama müthifl bir ikna yetene¤i vard›. Günler böyle sürüp giderken Mehmet amcam askere gidince bir kifli eksildik derken ‹smail amcamda baflka bir eve tafl›n›nca ben, ablam ve babam o yaz› beraber geçirdik. O y›l sömestr tatilinde biz Rize’ye gittik. Geldi¤imizde, babam ablam› ve beni yan›na ça¤›r›p konuflmak istedi¤ini söyledi. “Bak›n” dedi çocuklar bir han›mla tan›flt›m ve birbirimizi sevdik onunla beraber yaflamak istiyorum. Ama siz anlaflamay›z hay›r istemiyoruz derseniz ayr›l›r›z. Biz hemen babam›z›n boynuna sar›ld›k. Senin mutlulu¤un bizim mutlulu¤umuzdur deyince sorun tatl›ya ba¤land› ve babam›n korktu¤u bafl›na gelmedi. fiengül ablamla tan›flt›¤›m›zda, biz de sevdik. Evet ona abla dedik. Neden bilemedik. Anne dememizi istemedi. Bizimde hoflumuza gitmiflti abla demek. Neyse babama yap›lan sade bir nikah töreniyle ailemize bir üye daha kat›lm›fl oldu. Günler günleri kovalarken Mehmet amcam askerden döndü. Aradan yaklafl›k bir y›l geçti¤inde yaflam›m›z› derinden etkileyen o olay Mehmet amcam›n gözalt›na al›n›p tutukland›¤› hapishaneler süreci bafllam›fl oldu. Evet amcam hapishanedeydi bende küçük yafl›mda hapishane kap›lar›yla tan›fl›yordum.. Lise y›llar›mda hem okuyor hem de yaz tatillerinde babam›n k›rtasiye dükkan›nda yard›mc› olmaya çal›fl›yordum. Evet liseli olmufltum ve bu büyüdü¤ümün göstergesiydi. Afl›k olmufltum! Nas›l oldu

40

anlayamad›m ama bir delikanl›ya afl›k olmufltum. Ve birbirimizi sevmifltik. Daha sonraki yaflam›mda baflka türlü sevgiler de yaflad›m ama bu farkl›yd›. Gençtik hayat doluyduk yüreklerimiz bir kufl gibi çarp›yordu ve çok mutluyduk. Arkadafl›mla bu beraberli¤imiz ben ‹zmir’e üniversiteye gidinceye kadar devam etti. O süre içinde yaflad›¤›m bu aflk›n yaflam›mda önemli bir yer tuttu¤unu söylemeliyim. Liseyi bitirdi¤imde ayn› y›l s›navlar› kazanamad›m ve zorunlu olarak dershaneye devam etmek zorunda kald›m. Dershane aylar› boyunca yaflam›m› ve dünyaya bak›fl›m› de¤ifltiren olaylar hapishaneye gitti¤imde orada tan›flt›¤›m ablalar›m ve abilerim sayesinde yavafl yavafl de¤iflmeye bafllad›¤›m› farkettim. Orada tan›flt›¤›m insanlarla konufltukça uykumun aç›ld›¤›n› düflünce olarak olgunlaflmaya bafllad›¤›m› art›k ülkemizde yaflananlara çözüm arama gerekti¤ini düflünmeye bafllad›m.Yurdumuzun her yan›nda yaflanan yolsuzluklara, insan haklar› ihlallerine, üniversitedeki akademik ve demokratik sorunlar›n çözümü konusunda kafa yormaya bafllamam hep bu dönemlere denk gelir. Art›k ülkemizde olup bitenler hakk›nda kendimce fikirler üretip arkadafllarla tart›fl›yor fikir da¤arc›¤›m› zenginlefltiriyordum. Derken s›navlarda Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümünü kazand›¤›mda k›sac›k yaflam›mda üçüncü kent olan ‹zmir’e merhaba demifltim bile. ‹zmir benim için tam anlam›yla yabanc› bir flehirdi. Ve benim tan›d›¤›m hiç kimsem yoktu. Yurtta tan›flt›¤›m arkadafllar diyalog kurmaya, yeni bir iliflki a¤› örmem epey bir zaman›m› ald›. Bu arada Bayrampafla Hapishanesinde tan›d›¤›m a¤abey ve ablalar›ma mektup yaz›yor onlardan mektup al›yordum. Derken Ege TAYAD’dan tan›d›¤›m baz› insanlarla dostluk gelifltirip ilerde karfl›laflaca¤›m siyasal sürece iliflkin

41

tav›r belirlemede fikirler tart›flmaya bafllad›k. Haz›rl›k s›n›f›n› bitirdikten sonra o yaz aylar›n› ‹stanbul’da geçirdikten sonra ‹zmir’e döndü¤ümde Türkiye F Tipi Hücre Hapishanelerini çoktan tart›flmaya bafllam›flt›. K›sa bir süre sonra hapishanelerde ölüm oruçlar›n›n bafllad›¤› haberi herkesi oldu¤u gibi bizleri de heyecanland›rm›flt›. Çünkü Mehmet amcam hapisteydi. Ve bir fleyler yapabilmek en çok bana düflüyordu. Derken ikinci bir haber beni tam anlam›yla karfl› konulmaz bir duygu f›rt›nas›n›n içine sürükledi. D›flarda da Ölüm Orucu direnifli bafllam›flt› ve ablamda bu direniflin içinde bulunuyordu. Arkadafllarla yapt›¤›m›z tart›flmalarda benim kat›lmam›n do¤ru olmad›¤›n› çünkü Zehra Ablam›n zaten direniflte oldu¤unu bir aileden bir kiflinin yetece¤ini söylediklerinde, böyle bir mücadelede ablam› yaln›z b›rakamayaca¤›m› söyledim ve kesinlikle bu direnifle kat›lmam gerekti¤ini belirttim. Karar›m kesindi Zehra Ablam› yaln›z b›rakmayacakt›m. fiimdiye kadar hiç yaln›z b›rakmad›¤›m can›m ablam›n bu kez de yan›nda olacakt›m ve öyle de oldu. ‹flin en zor taraf› bu karar›m› babama nas›l anlatacakt›m. Can›m babam zaten bir k›z›n›n ölüm orucunda oldu¤una al›flamadan benim verece¤im bu karara nas›l dayan›rd›. Ama biliyordum benim babam güçlüydü dayan›rd›. O flimdiye kadar neler görmüfl neler geçirmiflti. Telefonu elime al›p haber verdi¤imde babam›n ne tepki verece¤ini merak ederken yüre¤im küt küt at›yordu. Karfl› taraftan telefonun ahizesi kalkt›¤›mda ona karar›m› aç›klad›m. Ama babamdan ne bir ses ne bir nefes duyam›yordum. Neler oldu¤unu anlamaya bir fikir yürütmeye çal›fl›yordum. “Sende mi k›z›m, sende mi Canan›m” dedi. “Ablandan sonra sende mi bafllad›n Ölüm Orucuna... Peki beni hiç

42

düflünmediniz mi? Babam›z nas›l dayan›r nas›l katlan›r bu kadar a¤›r bir sorumlulu¤a diye düflünmediniz mi” dedi¤inde, “Düflündük babac›¤›m” dedim “Benim babam güçlüdür dayan›kl›d›r. Buna da katlan›r” dedi¤imde de bütün bu söylediklerimi babam›n duyup duymad›¤›n› bilmiyorum. Çünkü görüflme kesildi ve ben telefonu kapatt›m. Sevgili babac›¤›m flimdi düflünüyorum da o anda senin ruh halini tahmin etmeye çal›fl›yorum. ‹ki tane k›z›n vard› ve ikisi de ölüm orucuna bafllam›flt›. Tanr›m bu duruma nas›l bir güç olmal› ki bunu kald›rabilsin. Ama dedim ya bizim babam›z sevgi yüklüdür. Ne kadar a¤›r olursa olsun buna da dayanacak bizlerin yüzünü kara ç›karmayacakt›. Günler birbirini kovalarken ilk ziyaretini hat›rl›yorum babac›¤›m beni gördü¤ünde nas›l ba¤r›na basm›flt›n nas›l koklam›flt›n beni. Ya ben baba, ya ben sana sar›ld›¤›mda, kendimi bir kufl kadar hafif hissetmifltim. Ama nedense telefon konuflmas›ndan hiç bahsetmemifltin. Sonra ben arkadafllar›ma seni gururla tan›flt›r›rken onlar› sevgiyle öpmen sanki k›rk y›ll›k arkadafllar›nm›fl gibi koyu bir sohbete dalman› hiç unutam›yorum. Derken seni u¤urlad›k ve k›sa bir süre sonra hapishanelere yap›lan katliam› duyduk. Ne çok sevdi¤imiz insan yaflam›n› kaybetmiflti. Daha önce Bayrampafla Hapishanesinde tan›flt›¤›m a¤abey ve ablalar›m bu katliamda aram›zdan ayr›lm›flt›. Asl›nda hiçbir zaman aram›zdan ayr›lmad›lar. Onlar hep bizimle oldular. Bizimle güldüler, bizimle soluk ald›lar. Hiçbir zaman onlar› unutmad›k ve yüre¤imizin bir taraf›nda onlar› hep yaflatt›k. Daha sonra bulundu¤umuz yere polisin yapt›¤› bask›nla baflka bir mekana Nakliyat-‹fl ‹zmir flubesine tafl›nd›k. Hat›rl›yorum oraya da iki kez geldin ve

43

seninle uzun uzun dertlefltik. Ama flunu söylemeliyim babac›¤›m son geliflinde yüzündeki tedirginli¤i art›k saklayam›yordun. Seni anlamaya çal›fl›yordum ve sana hak veriyordum. Orada da fazla kalamad›k ve Yamanlar’daki gecekonduya tafl›nd›¤›m›zda senden önce bu defa babaannem geldi ziyaretime. Ne amaçla geldi¤ini anlam›flt›m gül yüzlü babaannemin. Beni direniflten vazgeçirmek ve Rize’ye götürmek istiyordu. Ama yan›mda kald›¤› k›sa süre içinde sevgili babaanneme direniflin hangi boyutlarda oldu¤unu ve bu mücadelenin art›k bir onur meselesi oldu¤unu anlatmaya çal›flm›flt›m. Ama duygular› farkl› mant›¤› farkl› olan babaannemin bunu anlayabildi¤inden emin de¤ildim. ‹stanbul’a döndü¤ünde oradan da Rize’ye gittiklerinde yaklaflan sonuca haz›r olmad›klar›n› hissettim. Beni ‹zmir’den al›p ‹stanbul’a K. Armutlu’ya götürmek istedi¤ini ö¤rendi¤imde neler düflündü¤ümü anlatamam. Hayal gibi geliyordu. Aylar sonra art›k ablama kavuflacak direnifli onunla beraber yan yana sürdürecektik. Beni almaya geldi¤in o günü hiç unutam›yorum. Bir yanda aylard›r bedenlerimizi beraber açl›¤a yat›rd›¤›m arkadafllardan ayr›lman›n hüznü, di¤er taraftan uzun zamandan beri solu¤unu yüzünü özledi¤im can›m ablama kavuflman›n heyecan›. Tuhaf bir duygu anaforunun içinde bocalay›p duruyordum. Baz› anlar vard›r ya bir anda çok de¤iflik duygular› bir arada yaflars›n›z hangisine daha çok sevinmek hangisine daha çok üzülmek gerekti¤ine bir türlü karar veremezsiniz. ‹flte benimki de o misal. Ama sonunda ‹stanbul’a gitmek ZEHRA ablamla ayn› evde ayn› havay› soluyarak direnifle devam etmek karar› egemen olunca art›k yol göründü sen,

44

ben, birde Ahmet A¤abey ‹stanbul’a do¤ru yola ç›kt›k. Uzun bir yolculuktan sonra direnifl evine yaklaflt›¤›m›zda sana ald›rd›¤›m çiçeklerle kap›y› çald›¤›m›zda bizleri karfl›layan direniflçilerin içinde ablam› gördü¤ümde onu ne çok özledi¤imi bir kez daha farkettim. Farkettim ki Zehra benim için bir ablan›n ötesinde baflka bir fleydi. Bir anayd›, bir yoldaflt›. Yüre¤imin yar›s›n› tafl›yan bir insand›. Kurak bir çölde bir vahayd› benim için. Can›m ablam yüzünün gülümseyiflini, gülümserken parlayan inci gibi difllerini ne çok özlemiflim. Ne çok özlemiflim kokunu, bana sar›lman›, beni öpmeni ve koklaman› ne çok özlemiflim. Seni göremedi¤im günleri düflündükçe sana olan sevgimin ve ba¤l›l›¤›m›n nas›l büyüdü¤ünü nas›l bir sevgi yuma¤› oluflturup bütün evrene yay›ld›¤›n› düflünürdüm. Sevgili ablamla K. Armutlu direnifl evindeki birlikteli¤imiz bafllad›¤› günlerde hapishanelerden ölüm haberleri de gelmeye bafllam›flt›. Art›k ‹stanbul’dayd›m ve babamla ablamla daha yak›nd›k. Ama günler art›k daha çabuk geçiyor ve benim durumum her gün biraz daha kötüye gidiyordu. ‹zmir’den gelirken de yaflam›flt›m biliyorum babam her fleye ra¤men benim ölüm orucundan ayr›lmam gerekti¤ini söylemiflti. Bizim ailemizden bir kiflinin yetece¤ini ikimizi kaybetmeye dayanamayaca¤›n› bana söylemiflti. Babam bugüne kadar hep aç›k olmufltur. Ne söylemek istiyorsa onu net ve anlafl›l›r bir dille ifade ederdi. Bana “ K›z›m Canan›m bak ablan devam ediyor ama hiç olmazsa sen ayr›l. Bunu herkes anlay›flla karfl›lar. Kimse sana gücenmez ve seni korkak ilan etmez” dedi¤inde, “Baba, senin aç›ndan durumun ne kadar zor oldu¤unu anl›yorum ama benimde üzerime alm›fl oldu¤um bir sorumlulu¤um var. Ablam›n da içlerinde oldu¤u say›s›z in-

45

san bedenlerini açl›¤a yat›rm›fl ölümü beklerken ben bütün bunlar› görmezden gelip bu direniflten ayr›lmam mümkün olamaz. Kendime olan sayg›m› kaybetmemi benden isteme bunu yapamam. Senin için ne kadar zor oldu¤unu biliyorum ama buna katlanmas›n› becermelisin. Sen farkl›s›n sen baflka babalara benzemezsin, sen benim babams›n, can›ms›n, ama bunu yapamam” dedim. O anda babam›n yüre¤inde kopan f›rt›nan›n etkisi yüzünden okunuyordu. O koca adam o yüre¤indeki sevgi dünyalara yeten sevimli arkadafl, evlad›n› kaybetme ihtimalini düflündükçe yüz hatlar› kas›l›yor gö¤sünün sol taraf›na gelen bir kas›lmayla ac› içinde k›vran›yordu. Kolay de¤il iki k›z›n›n ikisi de ölümle yaflam aras›ndaki o ince çizgide gidip geliyordu. Biliyorum can›m babac›¤›m seni çok üzdük çok zor durumda b›rakt›k. Sen de di¤er babalar gibi bizleri okutup ifl güç sahibi yapmay› istemiflsindir. K›zlar›n› koluna tak›p iflte bu k›z›m ö¤retmen, bu k›z›m iktisatç› deyip gezmeyi ve bizlerle ö¤ünmeyi düfllemiflsindir. Ama can›m babam yaflam ço¤u zaman insanlara gönüllerine göre bir dünya sunmuyor. ‹flte sen de böyle bir durumdas›n. Seni bekleyen zorlu günlere nas›l dayanacaks›n, keflke bilebilsem keflke sana yard›mc› olabilsem. Ama bütün bunlara tek bafl›na gö¤üs germelisin. Nas›l yapars›n bilmiyorum ama bunun bir çaresini bulmak zorundas›n. Bunu yapabilece¤ini biliyorum. Sende ki o koca yürek bunun bir yolunu bulacak bundan eminim. Ablamla can›m yoldafl›mla, beraber oldu¤um son günleri düflündü¤ümde seni göremedi¤imi farkettim can›m babam. Biliyorum son anlar›mda yan›mda olmay› çok istemene ra¤men buna yüre¤inin dayanamayaca¤›n› düflündü¤ün için cesaret ede-

46

medin. Seni anl›yorum, sana gücenmedim. Hangi baba senin gösterdi¤in metaneti gösterebilirdi. Sanm›yorum yeryüzünde böyle bir insan olsun. Ne olursa olsun sana gücenmedim, hep seni anlamaya çal›flt›m. Her ne kadar güçlü olman konusunda seni uyarmaya çal›flt›ysam da karfl›laflaca¤›n durumun çok zor oldu¤unu biliyordum. Ve kaç›n›lmaz son geldi¤inde ben hala sizlerin neler yapt›¤›n› gözlemlemeye devam ettim. Bir Pazar sabah›yd›. Nisan’›n 15’i saat 9.30’du. Ve ben fiziki olarak aran›zdan ayr›l›yordum. K›sac›k yaflam›ma anlam katan beni CANAN olarak tarih içinde hat›rlamaya çal›flan herkese yapt›klar›m ve yapamad›klar›mla elveda diyordum. Ama hala sizleri izlemeye benden sonra neler oldu¤unu anlamaya çal›fl›yordum. Küçükarmutlu’daki direnifl evinde ablamla geçirdi¤im son iki hafta çok dolu geçmiflti. Yani tan›d›¤›m insanlar ve onlarla paylaflt›¤›m güzel an›lar beni çok mutlu etmiflti. Küçükarmutlu’ya geldi¤imde Zehra ablamla hasret gidermemizden sonra yeni tan›d›¤›m direniflçi arkadafllar›mla ve bizlere desteklerini sunmak isteyen dost yüzlü insanlarla güzel günler geçirdim. Ölüme yürürken bile hiçbir zaman yaflamdan ba¤›m›z› kesmedik. Hep yaflama ba¤l› kald›k. Ona ait de¤erleri koruduk ve temsil etmeye çal›flt›k. Biliyorum baz› insanlar bizim ölüme sevdal› oldu¤umuzu söyleyeceklerdir. Ölümden baflka bir mücadeleyi neden seçmedi¤imizi düflünecekler. Bizler yaflam›, u¤runa ölebilecek kadar sevdik. Bunu anlamak elbette çok zordur. Bu dünyada yaflam›n d›fl›nda baflka bir fley yoktur ki u¤runa ölünebilsin. ‹flte bunu yapmay› bunu anlatmaya çal›flt›k gencecik bedenlerimizi açl›¤a yat›r›rken. Kolay m› san›yorlar üniversi-

47

te okurken ve iyi bir gelecek tasarlarken böyle bir bedel ödemeyi göze almak. Düflünmedik mi san›yorlar üniversiteyi bitirip hayat›n› yaflamay›, milyonlarca insan gibi kendi gelece¤imi ve yaflamsal ç›karlar›m› hesap etmeyi. fiu k›sac›k yaflam sürem içinde ben de çok düflündüm, iyi bir ifl, rahat bir yaflam sürmeyi. Hem de yüzlerce kez düflündüm toplumun durumu ortada dururken kendimi kurtarmay›. Ama amcam ve arkadafllar› F Tipi Hücre hapishanelerde iflkence alt›nda tecrit edilir, kimliklerinden ve düflüncelerinden vazgeçmeleri dayat›l›rken nas›l bunlar› yok farzedip kendimi, yaln›z kendimi düflünebilirdim. Yan›bafl›mda insanlar katledilirken onlara s›rt›m› dönüp beni ilgilendirmez nas›l diyebilirdim. Kolay olmad› bu karar› almak. Bedenimi açl›¤a yat›rmak hiç kolay olmad›. Ondan bin kez daha zordu direnifli sürdürmek ve ölümü gö¤üslemek. fiöyle bir düflünün siz insanlar için bedeninizi açl›¤a yat›r›yorsunuz ama o insanlar›n büyük bir bölümü eyleminize karfl› ç›k›yor. Ve sizi eylemden vazgeçirmek için her fleyi yap›yor. Ne kadar güç bir durum oldu¤unu sadece bizler bilebiliriz. Benden önce yaflam›n› kaybeden Gülsüman Ablayla fazla bir paylaflamad›m. Ben geldi¤imde durumu kötüleflmeye bafllam›flt›. Ne kadar ilginç. Gülsüman o¤lunu annesiz b›rak›yor bense babamdan ayr›l›yordum. Direnifl bir sürü güzelli¤in yan›nda böylesi trajedileri de içinde bar›nd›r›yordu. fienay Abla vard› birde efli hapishanede kendi ölüm orucunda. ‹kide çocuklar›. Biri k›z biri erkek. Çok severdi çocuklar›n› onlar için yapamayaca¤› fedakarl›k yoktu. Ne ilginç bir durum fienay Abla çocuklar›ndan ayr›l›rken onlara bu direniflin nedenlerini nas›l anlatacakt›. “ Bizleri b›rak›p gitmeye hakk›n

48

var m› anne” deseydi çocuklar› onlara ne cevap verirdi. Çocuklar› fienay Ablaya bu soruyu sordu mu hiç bilemiyorum ama e¤er sormufllarsa onlar› ikna edecek bir yan›t› alamad›klar›n› düflünüyorum. Çocuk ak›llar›yla bunu kavramalar›n›n güç oldu¤unu düflünüyorum. Zor bir süreç. Zaten bu direnifli anlaml› k›lan, anlat›lmas› zor olanda bu boyutudur. Ölerek yaflam› savunacaks›n›z. Baflka evlatlar babalar›nda, çocuklar annelerinden ayr›lmas›n, art›k böyle hasretlikler yaflanmas›n diye, dünyada kimse sevdiklerinden kopmas›n büyükler küçükleri koklayabilsin, sar›p sarmalayabilsin. Küçükler sevdiklerinin kucaklar›nda uykuya dalabilsin, flefkatini ve s›cakl›¤›n› duyabilsin diye büyüklerinin. Biraz da budur bizim direniflimizin özü, belki de daha çok fley söylenebilirdi. Ama benim daha fazla zaman›m yok... Bir de Hülya abla vard›. Onu anlatmak san›r›m çok zor. Pek konuflmaz kimseyle tart›flmaz biraz kendi halinde yaflam›n› sürdürmeye çal›fl›rd›. S›cak bir yüre¤i oldu¤unu biliyordum ama bunu hiç ifade etmez sanki saklamaya çal›fl›rd›. Daha sonra babama söylemifl. ‹lk kez K. Armutludaki direnifl evine geldi¤imde beni görünce eve nur düfltü¤ünü söylemifl. Beni gökten inen bir mele¤e benzetmifl. Melekler kadar güzel ve masum. Sonra baz› geceler rüyas›na girdi¤imi, benimle uzun uzun sohbet etti¤ini ve saçlar›m› okflad›¤›n› babama anlatm›fl. Direniflin baflar›s› için dostlar›ndan para toplay›p mahalledeki fakirlere yiyecek da¤›tmas› halk›na olan sevgisinin ve ba¤l›l›¤›n›n bir göstergesi olsa gerek. Velhas›l bambaflka biriydi Hülya abla. Armutlu direnifl evi ile ilgili yaflad›klar›m elbette bunlarla s›n›rl› de¤il. Dostlar›m›z gelirdi ziyaretimize. Hem de ne dostlar. Her biri aslan parças› yürek-

49

leri saf ve temiz. Gözlerinin içi gülen ve bak›fllar›yla içinizi ›s›tan ömrünüze ömür katan. E¤er mümkün olsayd› yüreklerini ç›kart›p alt›n tepsi içinde bizlere sunmaktan büyük mutluluk duyacak sevecen ablalar›m, a¤abeylerim. En kötü oldu¤um zamanlar bile onlar› görmek onlarla birkaç söz etmek nas›l huzur verirdi bana bilemezsiniz. S›radan insanlar›n yan›nda tan›nm›fl yazarlar ve müzisyenlerle tan›flt›m. San›rs›n ki Armutlu’da iki hafta de¤il de iki as›r yaflam›flt›m. Suavi gelirdi bizleri ziyarete. O saç› sakal› birbirine kar›flm›fl, uzun boylu adamla konuflurken içinizin ›s›nd›¤›n› hissederdiniz. Bizim için, direniflin baflar›s› için çok emek harcamas›na ra¤men her zaman alçak gönüllü ve sigara düflman› olan bu sevimli insan› çok sevmifltim. Edip Akbayram vard›. Hani baba, “ hiçbir zaman müzik kalitesini düflürmeyen diye tan›mlad›¤›n Edip a¤abey” ama bilmelisin ki müzi¤i gibi insan olarak da kalitesini düflürmemifl. Geldi¤inde evimize nefle doluyor sanki bir konser havas›n› doyumsuz coflkusunu yafl›yordunuz. Edip a¤abey söylüyor biz de ona efllik ediyorduk. Sesindeki s›cakl›k ve duygu ruhumuzu okfluyor, keyifli anlar yafl›yorduk. Babac›¤›m Edip a¤abeyi kaybetme onun sana senin ona diyecek çok fleyiniz olmal›. Birbirinizle çok iyi dost olaca¤›n›za eminim. Sanatç› kiflili¤i ve insan ruhuyla çok sevgili Edip a¤abeyimi hiç unutmayaca¤›m. Sak›n unuttu¤umu sanmas›n, nas›l unutabilirim. Edip a¤abeyimin efli “Ayten abla”. Nas›l anlat›l›r nas›l söylenir bilmiyorum Ayten Ablam›n yeri bambaflka. Ona neden bu kadar çok ›s›nd›¤›m› düflündükçe Karadenizli oldu¤u akl›ma geliyor. Ne de olsa hemflehrim. Belki de bundan ötürü kan›m kaynad› Ayten Ablama. Bizim oral› olmas›n›n yan›nda bana gösterdi¤i sevgiyi ve ilgiyi ifade ederken ki saf-

50

l›¤›n› ve temizli¤ini düflününce iyi ki Edip a¤abeyin efli iyi ki bizim dostumuz oldu¤una dua ediyorum. O k›sac›k süre içinde her fleyimle ilgilendi, günlerce yan› bafl›mda bekledi biraz iyi olunca sevinci yüzüne yay›ld› kötüleflti¤imde, korkusunu ve endiflesini bana belli etmemek için ola¤anüstü çaba harcad›. Bir saat, bir dakika daha fazla dayanmam için bana moral vermeye çal›flt›. Öptü okflad›. S›cakl›¤›n› hissettim. Bafl›m› gö¤süne koydu¤umda kendimi daha iyi hissettim. Ona borçluyum. Onu çok severdim. Eksik olma Ayten Abla. Edip A¤abeyime iyi bak ve bu beraberli¤inizi ve mutlulu¤unuzun bozulmas›na kesinlikle izin vermeyin. Sizi doya doya öpüyorum. Sonra Dilek Abla vard›. Esmer uzun boylu zay›f. Bir fley yapamaman›n o kahredici ac›s›n› hep içinde hisseden, ama bunu bize belli etmemeye çal›flan o esmer güzeli Dilek Ablam. Ne çok u¤raflt› bizim için. ‹flini gücünü bir yana b›rak›p kofltu koflturdu bu direnifl bitsin diye gencecik bedenler topra¤a düflmesin diye ne çok emek harcad›. Umudunu hep s›cak tuttu. Zaman›n›n büyük bölümünü bizim biraz daha direnmemiz için harcad›. Ama ne yapal›m Dilek Abla ne yapsan seninde çaban bir yere kadar sonuç veriyor. Olmad› olamad› bütün gayretine ra¤men senin senin istedi¤in olmad›. Çabalar›n yetersiz kald›. Yaflam biraz da böyle ac›mas›z herkesin gönlüne göre yaflanm›yor ve ço¤u zaman ac›mas›z oluyor. Ferhat a¤abey vard›. FERHAT TUNÇ. Hani uzun dal gibi boylu poslu. Yan›k sesi uzun y›llar halk›n›n sevgisini, umudunu ve sesini dünyaya duyurmaya çal›flan bu u¤urda bir sürü bask›lar gören halk›m›z›n ozan›. Onunla da tan›flt›m çok sevdim. O da beni çok sevdi. Sesinin s›cakl›¤› yüre¤ine ifllemifl. Sanki sesiyle de¤il de yüre¤iyle söylerdi türkülerini. Anadolu’nun sesini tafl›d› bize o k›sac›k sohbetlerin-

51

de. O k›sac›k anlarda yüzlerce y›ll›k Anadolu tarihini yaflad›k. fieyh Bedreddin’i, Börklüce’yi yaflad›k. Pir Sultan onunla geldi evimize konuk oldu. Anadolu’da direnifl ve mücadelelerde yaflam›n› yitiren say›s›z insan onunla demli çaylar›m›z› yudumlad›. Sevenlerinden ayr› dört duvar aras›nda, mahpuslarda bulunan özgürlük mahkumlar›n› getirdi aram›za onlar bize biz onlara türküler söyledik. Ferhat Tunç’la Ferhat A¤abeyle beraber. Bizleri unutma Ferhat a¤abey. Hem unutma hem de unutturma. Biliyorum beni ve ablam› çok sevmifltin. Duydum ki bizim için bir türkü bestelemeyi düflünmüflsün. Ne güzel yapm›fls›n senden bunu beklerdik. Çok güzel bir türkü olaca¤›n› tahmin ediyorum. Ne de olsa sen Ferhats›n. Sen söylersin de kötü olur mu. Diline sa¤l›k ama yaln›z bizi söyleyip b›rakma. Di¤er direniflçileri de seslendir. Onlar da bunu hak ediyorlar. Hem bizi hem onlar› unutma unutulmam›za izin verme. Saz›n› ve sesini bizim için susturma. Emin ol biz senin yan›nda olmasak da seni hep dinliyor olaca¤›z. Nerede söylersen söyle kula¤›m›z hep seninle ç›nlayacak. Seni de çok seviyorum. Daha baflkalar›yla da tan›flt›m hepsini anlatmay› beceremem. Bunun için beni ba¤›fllamalar›n› istiyorum. Mesela Bilge Abla vard›. Bilgesu Erenus. Onu da anlatmak isterdim ama yetersiz kal›r diye korkuyorum. Onu Zehra ablam›n anlatmas›n› istiyorum. Çünkü onlar direniflin bafl›ndan beri beraberler. Beraber çok anlaml› günler geçirmifllerdi. Benim aç›mdan Bilge abla çok fazla övgüyü hak ediyor ama bunlar› ablam›n söylemesi daha anlaml› olur diye düflünüyorum. Birde bizimle ilgilenen refakatçiler vard›. Bizimle sevinen bizimle üzülen her ihtiyac›m›z› yerine getirmek için canla baflla çal›flan. Kendilerini unutup sadece bizler için yaflayan bize güç

52

vermek için var›n› yo¤unu ortaya koyan refakatçilerimiz direniflin isimsiz kahramanlar›yd›. Ne çok eme¤iniz geçti bizlere neler paylaflt›k sizlerle... Sizlerin de sevgisini içimde götürüyorum. Her zaman beraber olaca¤›z. Beraber soluk al›p beraber gülece¤iz. Üzüldü¤ünüzde moralinizi düzeltmek için ça¤›r›rsan›z biliniz ki hemen orada sizlere Karadeniz f›kralar›ndan bir demet sunaca¤›m. Yüre¤imi yüreklerinize nefesimi nefesinize kar›flt›r›p beraber soluk al›p verece¤iz. Hiçbirinizi unutmayacak sonsuza kadar birlikte yaflayaca¤›z. Küçükarmutlu’da geçirdi¤im süre doldu¤unda ayr›l›k vakti gelmiflti. Tabi ayr›l›k gerçek ayr›l›k de¤il elbette. Ama sonunda ayr›l›yordum sevdiklerimden. Ablamdan ve di¤er direniflçi arkadafllar›mdan. Art›k gitme vakti gelmiflti. Vakti gelenler hep gitmediler mi birer birer. ‹flte bu gidenler kervan›na bende kat›l›yordum. Yaflad›¤›m bu dünyada geçirdi¤im k›sac›k bir süre içinde yapt›klar›m ya da yapamad›klar›mla gidiyordum. Ard›mda neleri ve kimleri b›rakt›¤›m› nas›l anlataca¤›m› bilemeden gidiyordum. Hapishanede Mehmet amcam› uzun süre görememenin hüznüyle gidiyorum. Oysa ne çok görmek isterdi beni. Mektup yazm›flt›k birbirimize ama yetmiyor ki. Karfl›l›kl› birbirimizi görmek için neler vermezdim oysa. Kimbilir ne kadar üzülecektir gidiflime. O duvarlar›n ard›nda çaresizlik içinde nas›l katlanacakt› benim gidiflime. Ne yapal›m onunda pay›na bu düflmüfl demek. Hem daha benden sonra yaflayacaklar›na flimdiden al›flt›rmal› kendisini. Ama kolay olmuyor elbette. Dayan amca ne olursa olsun seni hiç yaln›z b›rakmayaca¤›m. Hep yan›nda olaca¤›m. Kal›n betonlar›n ard›nda da olsan sesine ses kataca¤›m. Türkülerinize ve sloganlar›n›za kat›laca¤›m. Di¤er arkadafllar›n›n hücrelerine de girece¤im. On-

53

larla da oturup türküler söyleyece¤iz. Koyu sohbetler eflli¤inde demli çaylar yudumlayaca¤›z hem de tavflan kan› cinsinden. Hem nas›l b›rak›r›m ben seni ve arkadafllar›m› can›m amcam. Biz sizler özgür olas›n›z tecritte kalmayas›n›z diye yat›rmad›k m› bedenlerimizi açl›¤a. Bunca bedeli bunun için göze almad›k m›. Elbette hücrelerinize özgürlük tafl›yaca¤›m Karadeniz’den. Karadeniz’in da¤lar›ndan çiçekler de¤il ama kucak kucak umut getirece¤im sizlere. Ne zaman umudunuz azal›rsa inan›n ben yan›n›zda olaca¤›m. Hiç ayr›lmayaca¤›z. Zalimler duvarlar›n› ne kadar kal›nlaflt›r›rsa beraberli¤imiz daha bir güçlenecek. Kal›n betonlar›na da döktükleri her kürek çimento bizim sevgimizi karacak, sevgimizi yo¤uracak. Zalimlere inat her demir kap› bizlerin kavuflmas›na geçit olacak. Ben geldi¤imde kendili¤inden aç›lacak bana k›lavuzluk edecek. Gidiyorum çok isteyip de yapamad›¤›m düfllerimi geride b›rakarak. Çok sevdi¤im, yaz›lar›n› ve kitaplar›n› okudu¤um yazar büyüklerimle sohbet edemeden gidiyorum. Cezmi Ersöz’ü tan›yamadan, onun o kaleminden bal damlayan, okudukça insan›n içine çiçeklerin açt›¤› yaz›lar›n› konuflamadan gidiyorum. Kitaplar›n› yaz›lar›n› okumufltum Cezmi a¤abeyin. Ama tan›flmak yokmufl k›smette. Keflke onu ne kadar çok sevdi¤imi yüzüne karfl› söyleme flans›m olsayd›. Biliyorum onu da mutlu ederdi böyle olmas› ne yapal›m bir çok düflüm gibi bunu da yapamad›m. Ama duydum benim için yaz›lar yazm›fl beni anlatm›fl okurlar›na onlarla paylaflm›fl. Zaten paylaflmak her zaman büyütmüyor mu sevgiyi. Elbette büyütüyor. Bunu en iyi Cezmi a¤abey bilir. Keflke benim için yazd›klar›n› okuma flans›n olsayd›. Ve bütün bu yapt›klar› için kendisine teflekkür edebilseydim. Ama bunu benim için yapars›n de¤il mi babac›¤›m.

54

Biliyorsun böyle dostlar kolay bulunmuyor. Onun için bulunca b›rakmamal› s›ms›k› sar›lmal›. Bir sarmafl›¤›n a¤aca sar›ld›¤› gibi sar›lmal› ve sevgiyi egemen k›lmal›. Gitme vakti gelip çatt›¤›nda ilk Zehra ablam vedalaflmak için yan›ma geldi. Can›m ablam gün geldi annem oldu gün geldi arkadafl›m ama mutlaka her zaman bir parçam oldu. Neyin onun neyin benim oldu¤unu her zaman kar›flt›rd›k. Neler paylaflt›k. Yoksullu¤u paylaflt›k, ac›y›, sevinci, mutlulu¤u paylaflt›k yeri geldi paylaflt›kça ac›m›z azald› mutlulu¤umuz ço¤ald›. Nas›lda al›n band›mdan öptükten sonra yan›mda sayg› duruflunda duruyor. Güçlü olmaya çal›fl›yor gözyafllar›n› bana göstermemek için içine ak›t›yor. Ne kadar zorland›¤›n› anlam›yorum san›yor. Oysaki anl›yorum. Nas›l anlamam yüre¤inin bir yar›s› belki de tamam› gidiyor ama o bunu belli etmemeye çal›fl›yor. Güçlü oluflunun bir nedeni de beni fazla uzun zaman yaln›z b›rakmayaca¤›n› bildi¤inden olsa gerek. B›rakmaz, b›rak›r m› Canan’›n›. Hiçbir zaman b›rakmad› ki bu kez b›raks›n. Hani ayr›l›k anlar›nda, gidenin ard›ndan yak›nda kavuflaca¤›m duygusu var ya, nas›lsa k›sa bir süre sonra beraber olacaks›n ya sevdi¤inle, iflte bu duygu insan›n yüzüne bir mutluluk tatl› bir tebessüm olarak gelip yerleflir ya, iflte can›m ablam›n yüzü de öyle. Bütün ac›s›na ra¤men bu tebessümü yüzünden eksik etmiyor. Elveda demiyorum sana abla sadece hoflçakal diyebilirim. Yüzünde tekrar görüflebilece¤imizin ifadesiyle yan›mdan ayr›l›yorsun. Ve kap›dan ç›kt›¤›n andan itibaren seni özledi¤imi farkediyorum. Özlemin dili olsa ve beni anlatsa ne kadar zor durumda olaca¤›n› biliyorum. Sonra insanlar, dostlar›m›z geliyor birer birer. Ben yatt›¤›m yerden onlar› izliyorum hala. Tan›d›k-

55

lar›m, tan›mad›klar›m iflçiler, yoksul gecekondu insanlar› geliyor. Sevgi ve sayg›yla yan›mda sayg› duruflunda bulunup yerini s›radakine b›rak›yorlar. Sanki birden bire içeri giriyor. Tan›yorum bu yüzü. Bu adam› tan›yorum. Tan›yorum ne demek benim bir parçam o babam o içeri giriyor, sanki ne oldu¤unu anlamaya çal›flan bir hali var. Etraf›na bak›yor. Sonra bana duruyor bir an ne yapaca¤›n› bilememenin telafl›n› yafl›yor yan›bafl›mda. Güçlü olsun diye gülüyorum belli belirsiz. Bunu anl›yor. Anlar tabii anlamaz m› benim babam. E¤iliyor o koca gövdesiyle, önce saçlar›m› okfluyor, iri elleriyle yüzüme gezdiriyor parmaklar›n›. Yüzünde hala ne oldu¤unu anlayamaman›n tuhaf izi var. Ne kadar da sevimli ellerin var. Yüzümü okflarken tekrar babam›n yüre¤ini düflünüyorum. Ya dayamazda burda yan›mda durursa. Hay›r ben bu kadar ac›y› tek yürekle tafl›yamam derse. Yüre¤imi benden istese ne yapard›m. Ama düflündü¤ümün hiçbiri olmuyor. Beni al›n band›mda ve iki gözümden öptükten sonra a¤›r a¤›r do¤ruluyor. Sayg› durufluna geçiyor. Babas› Canan’›n önünde sayg› duruflunda. Yapma demek istiyorum esas önünde sayg› duruflu yap›lacak sensin. Ama duymuyor beni ve devam ediyor. Yüre¤i s›k›fl›yor ve yüzü kas›l›yor gözlerinden birkaç damla yafl süzülüyor yanaklar›ndan afla¤›. Ama ben biliyorum ve de görüyorum ki gözyafllar›n› içine ak›t›yor hem de seller gibi. Bilmez miyim bilirim elbet babam›n gö¤sü bir volkan gibi patlamaya haz›r. Ama dayan›yor. Dayanmal›, çünkü ona baflka flans b›rakmad›m ki. K›sac›k yaflam›m›n en uzun bir dakikas›n› yaflatt› babam bana. Benim yaflad›¤›m bu bir dakikay› babam kaç y›l kaç as›r olarak yaflad› tahmin edemiyorum. A¤›r a¤›r yan›mdan ayr›ld›¤›nda babama olan ba¤l›l›¤›m› hat›rlay›verdim. Keflke biraz daha yan›mda

56

kalsa diye içimden geçirdim. Sonra ‹smail amcam›n iri gövdesini gördüm kap›n›n efli¤inde. Geldi yan›mda durdu. Babam› gördüm onun yüzünde. Biz amcamla ne kadar ba¤l›ysak birbirimize babamla amcam› birbirinden koparmak o kadar zordu. Düflünüyordum ne çok ac›m›z olmufltu amcamla ama nedense hiçbiri gelmiyor akl›ma flu anda. Sadece amcam› izliyorum ne yapaca¤›n› merak ediyorum. Yüzündeki ifadeyi çözmeye çal›fl›yorum ama baflaram›yorum. Yan›ma diz çöküp al›n band›mdan ve gözlerimden öptü¤ünde içini görebildim. Kalbi küt küt at›yor Canan’›m diyor sensiz ne yapaca¤›m diyor. Kim amca der bana art›k. Dese de senin kadar s›cak ve sevecen olan›n› kim söyler. Sen gidersen ben ne yapar›m Canan’›m diye kime sar›l›r›m. Sar›lsam da sendeki s›cakl›¤› bulur muyum san›yorsun. San›r m›s›n amcan eski amcan olarak kalacak. Yüre¤imiz senin gidiflini nas›l karfl›layacak. Nas›l ey yüre¤im art›k Canan yok, art›k onsuzlu¤a al›fl›rsan iyi edersin diyebilir. Hadi ben dedim de bakal›m benim yüre¤im bunu kabul eder mi. E¤er etmezse ben nereden bulurum baflka bir Canan›. Tanr›m ne yapmal› yüre¤imi buna nas›l al›flt›rmal›y›m. Ama ne olursa olsun güzel gözlü k›z›m sen istedin ya s›rf sen istedin diye al›flaca¤›m söz veriyorum. Bu koca amcam söz veriyor. Sonra a¤›r a¤›r aya¤a kalkt› o koca gövdesiyle. Sayg› durufluna geçti. Onunda birkaç damla gözyafl› süzüldü yanaklar›ndan. T›pk› babam gibi amcamda gözyafllar›n› ak›tt› içine doya doya. Sonra a¤›r a¤›r odadan yan›mdan ayr›ld›. Tan›d›klar›m, tan›mad›klar›m geldi yan›ma, beklediklerimin ço¤u gelmemiflti. Oysa ne çok görmek isterdim onlar› son yolculu¤uma ç›karken. Oysa onlar›n ifllerini engellememek için son yolculu¤umu tatil gününe, Pazar gününe denk getirmifltim. Pazar günü

57

olmas›na ra¤men dost bildiklerimin ço¤u yoktu orada. Remzi a¤abey Mehmet amcam›n avukat›, akrabam›z, dostumuz oradayd›. Onu gördüm onun da durumu iyi de¤ildi. Mevzuatlarla u¤rafl›yor Rize’ye götürülmem için gerekli ifllemleri tamamlamaya çal›fl›yordu. Memleketime giderken de ayn› arabada olacakt›m Remzi a¤abeyimle. Sonra fiengül Ablam› uzaktan farketti¤imde kolunda birileri oldu¤unu onu ayakta tutmaya çabal›yordu. Yan›ma geldi. Yüzü ac›dan gerilmifl a¤lamaktan göz p›narlar› kurumufltu. Babam›n “güçlü olmal›s›n” uyar›lar›na tam olarak cevap vermiyor sürekli a¤l›yordu. Elbette a¤lard› uzun y›llar boyunca ne çok fley paylaflt›k fiengül ablamla. Elbette zaman zaman tats›z anlar›m›z olmas›na ra¤men nedense hep mutlu oldu¤um zamanlar› hat›rl›yordum fiengül Ablam› görünce. Bir abla kardeflin ötesinde iyi bir arkadafl iyi bir dosttur. Onunla s›rlar›m› paylaflt›m. Babama bile söylemedi¤im özel s›rlar›m›. Lise y›llar›nda afl›k oldu¤umu ilk ona söyledim. Ben onu o bizi çok sevmiflti. Onu da ard›mda b›rak›p gidiyorum iflte. Bu böyle bir yolculuktu iflte. Kimseyi yan›na alma flans›n yok. Sevenlerini sevmeyenlerini hep b›rak›p gideceksin. Ama yaln›z gideceksin. Tekrar bakt›¤›mda flu an yüzünü hat›rlad›¤›m kimseyi göremedim. Dedim ya, tatil günüydü ama beklediklerimin ço¤u yoktu. Keflke giderken onlar› ne çok görmek istedi¤imi anlayabilselerdi. Gidenlerin belki de en çok istedikleri fley bu olsa gerek. Ama olsun yine de vard› insanlar. Sonra bir yan›mda babam bir yan›mda amcam beni az ilerdeki ambulansa bindirdiler. Yan›ma da babam oturdu. Hastaneye do¤ru yola ç›kt›k. Tekrar babama bakt›m. Yine saçlar›m› okfluyor “ Canan›m diyor daha flimdiden seni özlemeye bafllad›m. Sensizli¤e

58

al›flmak çok zor olacak” diyor. fiimdi ben bir araban›n içinde uzanm›fl yat›yor önde babam, halam›n o¤lu Serkan ve Remzi a¤abeyim Rize’ye do¤ru yola ç›km›flt›k bile. Babam›n s›k s›k gözleri doluyor Remzi a¤abeyim ona destek olmaya çal›fl›yordu. Karadeniz’e dönüyordum. Birden ne çok özledi¤imi farkettim Karadeniz’i. Da¤lar›n› çay bahçelerini, yapmucunu ve daha birçok fleyini. Birde babaannemle dedemi. fiimdi ne durumdad›rlar kim bilir mümkün de¤il kabul etmezler bu gerçe¤i. Babaannem can›m benim ne çok u¤raflm›flt› beni vazgeçirmek için. Ta ‹zmir’e gelmiflti iki gün yan›mda kalm›flt› faydas› olmad›¤›n› görünce Rize’ye geri dönmüfltü. Nas›l dayan›rlar benim yoklu¤uma. Dedem can›m dedeci¤im sende az u¤raflmad›n. Babama az bask› yapmad›n beni vazgeçirsin diye ölüm orucundan. Ama can›m dedeci¤im e¤er babam›n böyle bir flans› olsayd› senin söylemeni bekler miydi san›yorsun. O bu durumdan memnun mu san›yorsun. Hep babama yüklendiniz. Ondan baflaramayaca¤› bir fley istediniz. Ve ço¤u zaman onu sorumlu tuttunuz. Ama can›m dedem ben vermifltim karar›m› bir kez babam›n bütün ›srarlar›na ra¤men vazgeçmedim. Babam›n beni vazgeçirmek için ne kadar u¤raflt›¤›n› bilirsiniz de neden hala ona bu kadar yüklenirsiniz. Elbette sizin için kolay olmad›¤›n› biliyorum. Ama birde flöyle düflünün. Benim için kolay m› oldu san›yorsunuz. Sizler bir torununuzu kaybettiniz bense yaflam›m› hangisi daha büyük hangisi daha büyük bir bedeldir Allah aflk›na. Ama sizi de anlamaya çal›fl›yorum. Kolay de¤il elbette ama ne olur güçlü olmaya çal›fl›n ve bana olan sevginizi eksik etmeyin. Biliyorum can›m dedeci¤im gidiflimden sonra geceler boyu uyuyamad›¤›n› ve hep beni düflündü¤ünü biliyorum ama ne yapars›n yaflam ac›mas›z

59

ve sizin pay›n›za da a¤›r bir bedel düfltü. Benim gidiflimle ilgili kimseyi suçlama. Bu benim ald›¤›m bir karard› ne kadar zor olursa olsun bu karar›ma sayg› duyman› isterdim. Babaannemle her fleyi ‹zmir’deyken konufltuk, biliyor. Zor bir durumla karfl› karfl›ya oldu¤unuzu anl›yorum ama ülkemizde yaflanan bu haks›zl›klara ve hapishanede bulunan amcam ve arkadafllar› için bizim pay›m›za düflen bedeli ödedim. Düflünün bir kez ve ona göre karar verin. Bende üniversite diplomas› elinde dedemin babaannemin kuca¤›na at›l›p bak›n diplomam art›k ö¤retmen oldum demek istemez miydim san›yorsunuz. Hem de çok isterdim. Ve bu sizi ne kadar mutlu ederdi onu da biliyorum. Üniversite mezunu bir torun en çok sizin hakk›n›zd›. Karfl›laflt›¤›n›z bu duruma metanetle gö¤üs gerin desem de bunun imkans›z oldu¤u ortada. Hayat›n›z›n son bahar›nda sizlere böyle bir ac›y› yaflatmak hiçbir zaman istedi¤im bir fley de¤ildi. Ama bunun sorumlusu hiçbir zaman babam olmad›. O beni sevmekten ve benimle beraber sonsuza kadar yaflamaktan baflka bir fley istemedi. En az benim kadar sizleri hiç üzmek istemedi. Onun için verdi¤im ve bedelini ödedi¤im bu karar›m›n babam› üzdü¤ünü de biliyorum. Rize’ye vard›¤›m›zda bizi bekleyen insanlar vard›. Ve merakl› gözlerle olay› anlamaya çal›fl›yor bir fikir yürütmeye çal›fl›yorlard›. Annemi gördüm orada o da beni. Çok periflan bir hali vard›. Ana yüre¤i elbette kötü olacak. Can›n›n Canan›n› u¤urlayacak ve ondan ayr›lacakt›. Bir de halalar›m› gördüm. Birden bana çok yabanc› geldiler neden böyle oldu acaba. Halbuki ne çok severdim onlar› bizim büyümemize emek harcam›fllar çocuklar›na ne al›rlarsa bana da onu almaya çal›fl›rlard›. Kendi evlatlar›ndan hiç ay›rmazlard› beni. Ama bugün bana

60

çok so¤uk geldiler neden böyle oldu acaba. Düflündükçe direnifl aylar› boyunca ne benim ne Zehra Ablam›n yan›na halalar›m ve day›lar›m ve de onlar›n çocuklar› ( Serkan’›n d›fl›nda ) hiç gelmediler. Halbuki halalar›m›n çocuklar› ile kardefl gibi büyümüfltük. Biz onlar›n evinde onlar bizim evimizde. Beraber yer, beraber içerdik. Ama ne olduysa ölüm orucu direnifli bafllad›ktan sonra oldu. Hiç biri bizi aramaz sormaz oldular. Nas›l bu kadar de¤iflebildiler anlamak mümkün de¤il. Sorsam acaba cevap verirler mi. Zehra Ablam› ve beni hiç ziyaret etmediniz. Ne yapm›flt›k biz. Ülkemizde yaflanan katliamlara karfl› bedenlerimizi barikat yapm›flt›k bu muydu suçumuz. Size göre suç olan bu durum bize göre onurdu. Söyler misiniz çocuklar›n›zdan biri hapishanede yatarken babam ve biz sizlere böyle mi davrand›k. Yaz k›fl sizlerle beraber olmaya çal›flmad›k m›. Do¤rusu bu de¤il miydi. Sevenler zor günlerinde dostlar›n› yaln›z b›rak›r m›. Bir bafl sa¤l›¤›n› bile babamdan esirgediniz. Ne yapm›flt› babam. Bize gidin ölüm orucuna yaflamlar›n›z› kaybedin mi dedi. Öyle mi san›yorsunuz böyle mi biliyorsunuz. Hiçbir zaman hiçbir baba can› gibi sevdi¤i k›zlar›n›, evlatlar›n› kaybetmek ister mi. Hele benim babam melek babam hiç ac› çekmiyor mu san›yorsunuz. Evet bizimle onur duyuyor ama çekti¤i ac›y› tahmin edebiliyor musunuz. Edemezsiniz. E¤er öyle olsayd› ac›s›n› paylaflmak ister, ona destek olmaya çal›fl›rd›n›z. Ama biz giderken siz ve kocalar›n›z babam›n yan›na gelmediniz. Ama e¤er bu durum sizi mutlu ediyorsa babamdan bir baflsa¤l›¤›n› esirgemek sizi rahatlat›yorsa söyleyecek fazla bir fley yok. Sizlerden bizim gibi düflünmenizi istemedik. Ama geçmiflte yaflad›klar›m›z›n hat›r›na bile böyle davranmaman›z

61

gerekirdi. Sizin ve efllerinizin baflsa¤l›¤› dilemedi¤i can›m babama, hiç tan›mad›¤›, hiç görmedi¤i Bolu’dan bir camii imam› güç verdi. Zehra ablama hediye getirdi onunla foto¤raf çektirdi ve babama Allah’tan sab›rlar diledi. Ne anlaml› bir ziyaret de¤il mi. Bunu babaannem de gördü. Daha nice insanlar arad› babam› ac›s›n› bir parça olsun hafifletmek için. Bir siz yoktunuz bir de çocuklar›n›z. Türbanl› üniversite ö¤rencileri geldi arkadafllar› ile beraber, sohbet ettiler babamla hem de s›ms›cak koyu sohbetlerden. Hem de düflünceleri ile beraber. Dua ettiler bizim için benim için ablam için. Yüre¤imizi ›s›tt›lar onlarla daha bir anlaml› oldu direnifl. Babam bütün bu insanlara minnettarl›¤›n› sundu. Ne olurdu daha s›cak daha hoflgörülü olsayd›n›z. Babam›n ve sevdiklerimin mezar›n›n üzerine koydu¤u karanfillere bile tahammül edemediniz. Ne olmufltu da bu kadar ac›mas›z olabildiniz. Çiçeklerimden ne istemifltiniz. Nas›l olurda babam›n benim için bir fley yapmad›¤›n› düflünebildiniz. Neden çaresiz oldu¤unu benim karar›m karfl›s›nda bir fley yapamad›¤›n›, k›sacas› onu anlamaya çal›flmad›n›z. Oysa ne çok severdi sizleri. Sizleri ve ye¤enlerini. Ne zaman ihtiyac›n›z olsa yan›n›zda olmad› m›. Ça¤›rd›¤›n›zda hemen yan›n›za koflmad› m›. Ne istediniz babamdan. Onun o s›ms›cak yüre¤ini nas›l so¤uttunuz kendinizden. Sizler ye¤enleri de¤il miydiniz. O çok sevdi¤iniz day›n›z› nas›l b›rakt›n›z. Ayn› durumda sizler olsayd› day›n›z neler yapard› hiç akl›n›za getirmediniz mi. Ama olsun benim babam›n yüre¤ine hiçbir zaman nefret ve kin egemenlik kuramad›. Her defas›nda sevgisiyle altetti nefreti. Bu seferde can›m babam gene insanlar› sevecek hem de daha çok sevecek bizim sevgilerimizi de temsil edecek yüreklerimizdeki sevgiyi babam insanlara suna-

62

cak. Sundukça ço¤alacak sevgisi ve ben hep onunla gurur duyuyorum. Can›m babam senin arkadafllar›n›n ço¤u da yoktu beni u¤urlamaya gelenler aras›nda. Halbuki benim bildi¤im ne çok arkadafl›n vard›. Gençli¤inde beraber mücadele etti¤in arkadafllar›n›n ço¤u yoktu mesela. Olmalar› onlar aç›s›ndan ne kadar güzel olacakt› halbuki. Onlarla bir dönem kader birli¤i yapm›flt›n. Tehlikeli günleri, fliddetin ve kavgan›n kol gezdi¤i günlerde yoldafl s›cakl›¤›n› yaflam›flt›n›z. Aran›zdan ayr›lan yoldafllar›n›z için beraber hayk›rm›flt›n›z sloganlar›n›z›. Ço¤u yaln›z b›rakt› seni beni u¤urlarken. Sonra dostlar›n vard› beraber yiyip içti¤iniz, fabrika mesailerinde beraber terledi¤iniz ayn› kaptan yemek yedi¤iniz nice sevinçler paylaflt›¤›n›z dostlar›n. Onlar›nda ço¤u görünmedi ortal›kta. Ac›n› azaltmak bir parça güç katmak için bile gelmediler yan›na. Bilmiyorum çok mu zordu bir baflsa¤l›¤› dilemek neden böyle davran›rlar acaba neden. Tabi ben henüz çok gençtim, bütün bu olup bitenlere anlam vermekte zorlan›yordum. Ama san›r›m kolay bir aç›klamas› da yoktur bunun. Ta ‹stanbul’dan kalk›p beni son yolculu¤umda u¤urlamaya gelen dostlar›ma da iyi davranmad›n›z. Onlara düflman gözüyle bakt›n›z, hakaret ettiniz. Halbuki onlar›n bir sorumlulu¤u yoktu bu karar›mda. Ama öfkenizi onlara kustunuz. U¤urlaman›n sonunda tekrar babaannemi gördüm. Dayan›lmaz ac›lar içindeydi. Babam geldi yan›na neden sonra ikisi beraber birbirine sar›lm›fl a¤l›yorlard›. Hem de gözyafllar› ile beraber umuduna ak›tarak. Babam “ Nas›l yapt›n k›z›m nas›l yapt›n Canan›m, Tanr›m o nas›l yürektir öyle nas›l kocaman bir sevgidir bu dünya kuruldu kurulal› böyle bir fley yafland› m›. Yoklu¤una nas›l dayan›r›m gül yüzlü filinta boylu k›z›m” Biliyorum babam,

63

yafl›m küçük olsa da biliyorum her fleyi halk›m için yapt›m halk›m›n mutlulu¤u için. Benden önce de ayn› kaderi paylaflanlar gibi güzel ve sevgi dolu bir dünya için yapt›m. Yapamad›m, zulüm makinesi çal›fl›rken, halk›m›n bütün de¤erlerine sald›r›rken ve yok ederken insani olan her fleyi ben seyredemezdim bütün olan› biteni. Belki bugün beni anlayan insanlar›n say›s› çok azd›r ama ço¤alacak ve ben sonsuza kadar onlar›n yüreklerinde yafl›yor olaca¤›m. Dedemi gördüm gözleri dolu, yüzündeki ifadeyi anlamak istedim ama çözemedim. Oturdu dualar okudu benim için. Can›m dedeci¤im bütün dualar›n› duydum ve seni ne kadar sevdi¤imi tekrar hat›rlad›m. Biliyorum benden beklediklerini yerine getiremedim. Okumufl diplomas›n› alm›fl Canan olarak gelemedim yan›na boynuna sar›lamad›m. Baflka k›zlar› k›skand›n beni düflündükçe. Ama bilmelisin ki ben çok mutluyum ve yapt›klar›mdan hiç de piflman de¤ilim. Kötü bir fley yapmad›m dedeci¤im. ‹nand›¤›m gibi yaflad›m ve bedelini ödüyorum. Çevrene bir bak kaç tane gerçek anlamda inanan ve inançlar› u¤runa gerekti¤inde bedel ödemeye haz›r insan görebilirsin. Ben bir anlamda onlar›n inançs›zl›klar›n› yüzlerine vurdum. ‹ki yüzlü olduklar›n› hayk›rd›m. Onlar bunu kendilerine itiraf edemezler ama gerçek bu. Onun için bafl›n dik olmal› dedeci¤im. Dik ve onurlu. Seni utand›racak bir fley yapmad›¤›m› biliyorum. Senden son istedi¤im babama haks›zl›k yap›lmas›n›n önüne geç buna izin verme. Çünkü o seni çok seviyor. Art›k elveda demenin zaman› geldi san›r›m. Sevenlerim elveda. Kay›p giderken bir y›ld›z gibi aran›zdan elveda gökyüzü.

64

Elveda can›m babam, fiengül ablam... Elveda annem... Ben olmadan, diploma almay› düflleyen ö¤renci arkadafllar›m elveda... Her zaman sevdi¤im ve ne olursa olsun mutlulu¤u için her fleyi göze ald›¤›m sevgili halk›m ELVEDA... K›sac›k yaflam›mda yapt›klar›m, yapamad›klar›mla, özlemlerim ve kay›plar›mla aran›zdan ayr›l›rken herkese ELVEDA...

65

III. BÖLÜM
Zehra Anlat›yor Ben do¤du¤umda takvim yapraklar› 1979 y›l›n›n A¤ustos ay›n› gösteriyordu. S›cak ve nemli Karadeniz’de bafllad›¤›m yaflam›m› yine bir s›cak Haziran günü noktalad›m Karadeniz’de, do¤du¤um memleketimde. Ben ZEHRA KULAKSIZ. Rize’ de dünyaya geldim. Gözlerimi açt›¤›m ülkemde kan gövdeyi götürüyordu. Bir yanda gençler, bizim gençler onuru ve mücadeleyi eme¤i ve özgürlü¤ü temsil ediyorlar. Halk›n› savunmak için bedenlerini siper ediyorlar kurflunlara. Birer birer düflerken topra¤a yerlerini yenileri al›yordu gecikmeden. Ama düflman ac›mas›z düflman zalimdi ve kana doymuyordu. Ne güzel insanlard›, düflünmeden geride b›rakt›klar›n› gençli¤inin bahar›nda ayr›ld›lar aram›zdan. Ben merhaba derken yeni bir yaflama onlar yüzlerinde görevini tamamlam›fl insanlar›n mutlulu¤uyla, gülümseyerek süzülüp gittiler aram›zdan. Kimisi çok gürültülü, bir

66

k›sm› sessiz sedas›z b›rakt›lar bizi bu çat›flman›n ortas›nda. Bir ço¤unu tan›mad›m, karfl›laflamad›m hemen hiçbiriyle ama y›llar sonra resimlerinden ve dinledi¤im öykülerinden keflke dedim keflke görebilseydim onlar›. Bir yudum çay› bölüflebilseydim onlarla kim bilir ne kadar çok mutlu olurdum. Mücadelelerini ve direnifllerini dinleyebilseydim o bal damlayan a¤›zlar›ndan. Ama olmad› geç gelmifltim dünyaya ve onlar›n çok acelesi vard›. Sanki biran önce aram›zdan ayr›lmak bizleri ard›na b›rakmak onlar için bir anlam ifade ediyordu. Gerçekten bir anlam olmal› diye düflünüyorum yoksa neden bu kadar acele etsinler neden daha önce gidenlere kavuflmak için her fleylerini ardlar›na koyup da gitsinler. Çok daha sonralar› anlayacakt›m onlar› gidiflleri öyle basit bir ayr›l›fl de¤ildi. Bir kavuflmayd› ço¤u zaman. Giderken b›rakt›klar› sonsuza kadar temsil edildiler insanlar›n yüreklerinde ve her hat›rland›¤›nda aralar›nda oldular kalanlar›n. Ondand›r demek giderken yüzlerindeki o anlaml› gülümsemeler. Bilinir ki insanlar ayr›l›rken de¤il de kavuflurken gülümserdi. Gülümserdi günefli ellerine al›p sunarken sevdiklerine. Bir y›ld›z kayarken nas›l seyredersek gökyüzünü öyle heyecanl› seyrettik onlar›n gidifllerini. Bazen bu¤ulu bir cam›n arkas›ndan bakar gibi yüzlerini seçemedik, umutlar›n› ve hüzünlerini anlayamad›k zaman zaman bak›fllar›n› hep yüre¤imizde hissettik. Onlar; bizlere tafl›nmas› zor ama bir o kadar da onurlu miras› b›rakarak, birer birer giderken sevenlerinin yan›na, ben ise bu zorlu yollarda yeni yeni görmeye ve yürümeye çal›fl›yordum. Sonra ülkemin üzerine o karabasan gibi çöken y›llar› hat›rl›yorum. 12 Eylül’ü ve o dönemde yurdumun ne kadar emek harcanarak yarat›lm›fl de¤erle-

67

ri varsa onlara vahflice sald›r›lar› hayal meyal hat›rl›yorum. Henüz emekleyerek yürüdü¤üm dönemlerde 17 yafl›nda dara¤ac›na gönderilen gençleri hat›rl›yorum. Dünyan›n çok talihsiz ve berbat bir yerinde dünyaya gelmiflim demek. Kopkoyu bir karanl›¤› egemen k›ld›lar yurduma ve insanlar›ma. Babalar› evlatlar›na düflman etmeye çal›flt›lar. Nefret afl›lad›lar minicik yüreklere büyüklerini sevmesinler diye. Sevgi dolu yürekleri ç›kart›p yerlerine kendilerinin duygusuz ve buz gibi cisimlerini yerlefltirmeye çal›flt›lar. Beyinlerde güzellik ad›na ne varsa boflalt›p kaba bir et y›¤›n› haline getirmek için bütün olanaklar›n› seferber ettiler. Uzun zaman insanlar mutlu bir haber beklediler insanl›k ad›na, hem de çok uzun zaman... ‹nsanlar küçük fleylerden mutlu olmay› becerebiliyordu o zamanlar. Bazen hesapta olmayan bir olay sizlere tarifsiz bir huzur veriyordu. ‹flte böyle bir durumla bende karfl›laflt›m. Henüz küçüktüm ama yeni bir kardeflimin dünyaya geldi¤ini hat›rl›yorum belli belirsiz. Karanl›¤›n hüküm sürdü¤ü o günlerde Canan kat›lm›flt› aram›za, birde kardeflim olmufltu. O zaman kardeflimdi. Sonra s›rdafl›m oldu, dostum oldu, ço¤u zaman. Hem de öyle dostlardan de¤il. ‹kimiz büyüdükçe paylaflt›klar›m›zda büyüdü. Sevdik birbirimizi, zaman geçtikçe sevgimiz birbirine kar›flt›. Önce yüreklerimizi sonra bütün benli¤imizi kaplad›. O güne kadar yaflanmam›fl bugüne kadar yaflanmayacak bir yoldafll›k ba¤›yla ba¤land›¤›m›z› biz dair kimsenin görüp anlamas›na olanak yoktu. Zaman› geldi¤inde bütün dünya bunu anlamak için çok çaba harcayacak ama baflar›s›z olup tekrar düflünecek nas›l bir durumla karfl› karfl›ya kald›¤›n› çözemeyecekti. Canan’›n aram›za kat›lmas› en çok benim iflime

68

yaram›flt›. Art›k so¤uk k›fl gecelerinde koyun koyuna beraber yataca¤›m ve duygular›m› paylaflaca¤›m bir s›rdafl›m olmufltu. Tam olarak zaman›n› an›msam›yorum ama 5-6 yafllar›ndayd›m babamla annem ayr›ld›lar. Ben bir anlam veremedim küçücük akl›mla. Keflke diyorum böyle olmasayd›. ‹stedi¤imiz zaman istedi¤imiz kadar annemizi görebilmemize ra¤men yine de insan›n içine bir burukluk b›rak›yor böyle durumlar. ‹lkokula bafllad›m yafl›m geldi¤inde. Çocukluk arkadafllar›mla minik dünyam›z› anlamaya çal›fl›yor çocuk olman›n tad›n› ç›karmaya çal›fl›yorduk. Bizim yörelerde pek karfl›lafl›lan bir durum de¤ildir ama birinci s›n›ftan itibaren s›n›f baflkan› oldum. O zaman bile insanlara hizmet etmek ve onlar›n sorunlar›yla ilgilenmek yaflam›mda önemli bir yer tutmaya bafllad›¤›n› fark ettim. ‹lkokulda okudu¤um o befl y›l boyunca kayda de¤er bir fley olmad›¤›n› fark ediyorum düflündü¤ümde. Beraber büyüdü¤üm halam›n çocuklar›yla yaflad›klar›m, her çocu¤un karfl›laflt›¤› ola¤an sevgi iliflkileriydi. Ortaokulda okuyordum birinci s›n›fta. O y›l sömestr tatilinde ‹stanbul’a tafl›nma karar› verildi. Ailemin ald›¤› bu karar önemli olaylar›nda milad› oluyordu ayn› zamanda. Ben ve kardeflim Canan ‹stanbul’u düflündükçe tedirgin oluyor çok büyük bir kent oldu¤unu duydu¤umuz bu yer bizi ürkütüyordu. Ne de olsa o ana kadar Rize’den d›flar› ç›kmam›flt›k. ‹stanbul büyük bir flehir ve içinde her fleyi bar›nd›r›yordu. Yoksullu¤u bar›nd›r›yordu mesela ve biz bunu yaflad›k. Belki de sevginin en anlaml›s›n› o anlarda fark ettim. Kalabal›k bir aile olarak yaflad›¤›m›z ‹stanbul’daki ilk y›llar›mda dünyay› yeniden ve baflka bir pencereden gözlemlemeye çal›flt›m. Kitaplar› ve kalemle-

69

ri olmadan okula gelen arkadafllar›m› gördüm. Bizde yoksulduk ama gördü¤üm baz› ö¤renci arkadafllar›m›n durumu içler ac›s›yd›. Ve onlar o haliyle bile yaflama s›ms›k› sar›lm›fllar umutlar›n› canl› tutmaya çal›fl›yorlard›. Ortaokuldan sonra lise y›llar›mda baz› olaylar› daha rahat aç›klayabiliyor, duyars›z kalamayaca¤›m olaylar›n yan›bafl›mda yafland›¤›n› görebiliyordum. O y›llarda lisede demokratik mücadelenin bir yerinde olmam gerekti¤ini fark ettim. Liseyi bitirdim ve üniversite y›llar›m bafllad›. -Benim için ulafl›lmaz gibi görünen o büyük kap›dan içeri girdi¤imde duydu¤um heyecan› düflündükçe hala kalbim s›k›fl›yorArt›k ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencisiydim. Say›s›z gencin hayal edip sadece uzaktan seyretti¤i o büyük okulun ö¤rencisiydim art›k... Üniversitelerin kurulufl mant›¤› gere¤i araflt›rma bilim üretme ve dünyada ve ülkede yaflanan olaylara çözüm üretme yerleri olmal›yd›. Ama bizim ülkemizde oluflturulan sistem gere¤i üretken beyinlerin düflünen ve sorgulayan insanlar›n çok az bulundu¤u bir kalabal›kla karfl›laflmam beni düflünmeye ve nedenleri hakk›nda kafa yormaya zorlad›. Ülkemiz her aç›dan bunal›m yafl›yor. Ekonomik durum tam bir ç›kmaz içinde siyasal yap› çürümüfllü¤ü yafl›yor ama üniversitelerde bu konuda elle tutulur bir çaba gözükmüyor. Bu beni kahrediyor. Olaylara seyirci kalmay› bir türlü içime sindiremiyordum. Neden sonra benim gibi düflünen baflkalar›n›n oldu¤unu fark etti¤im zaman epeyce zaman geçmiflti. Bu s›ralar yaflam›m› derinden etkileyen bir olay› hat›rlatmal›y›m. Küçük amcam Mehmet gözalt›na al›n›p tutuklanm›flt›. Çok k›sa bir süre sonra baz› taleplerle amcam›n arkadafllar› ölüm oruçlar›na bafl-

70

lam›flt›. K›sa bir süre sonra bu ölüm orucu direniflçilerinden baz›lar› hayatlar›n› kaybetmeye bafllay›nca neler hissetti¤imi tam olarak aç›klayam›yordum. Bir tak›m haklar› kazanmak için insanlar›n nas›l hayatlar›n› feda edebildikleri, nas›l böyle bir bedeli göze alabildikleri benim için ola¤an bir fley de¤ildi. Amcam› ziyarete gitti¤imde bütün bunlar› anlamaya çal›fl›yor gerçekten böyle bir bedeli ödemeye de¤er mi diye düflünmeden edemiyordum. Ama ben ne düflünürsem düflüneyim insanlar inançlar› u¤runa bedenlerini açl›¤a yat›r›yor ve ölümü gülerek karfl›layabiliyordu. 1996 Ölüm Oruçlar› sona erdi¤inde ard›na tam 12 ölü b›rakm›flt›. O zaman bu direniflin kazan›lmas› için ödenen bedellerin daha sonra hapishanelerde yap›lan k›y›mlar› engellemedi¤i görülecekti. D›flarda topluma tek tip yaflamay› dayatanlar hapishanelerde sürekli katliam senaryolar› düzenlediler. Diyarbak›r Hapishanesi’nde 10 tutuklunun dövülerek öldürülmesi yeterli tepkiyi toplamay›nca bu kez Ulucanlar Hapishanesi’ne sald›rd›lar 12 ölü. Savunmas›z insanlara sald›rmak ve katletmeye doymuyordu savafl tanr›lar›. O dönemde bizde üniversite gençli¤i olarak akademik ve demokratik sorunlar›m›z için alanlara ç›kmaya bafllam›flt›k bile. ‹çerdekilere buldozerlerle sald›ran güçler bizlere de cop ve panzerler eflli¤inde karfl› koyuyordu. En do¤al hakk›m›z olan gösteri, bas›n aç›klamalar›m›z bile polisin sald›r›s›na u¤ruyor, adeta nefes alam›yorduk. Bunun gibi düzenledi¤imiz gösterilerin dördünde gözalt›na al›nm›fl iflkencelerin yafland›¤› o merkezlerle tan›flm›flt›m bile. Henüz genç yafl›mda kimsenin ad›n› duymak istemedi¤i o yerlerin potansiyel müflterisi olmufltum. Çünkü demokratik bir ülke istemenin ne yaz›k ki bir

71

bedeli vard› benim ülkemde. 1995 y›l›nda Gazi Mahallesi’nde yap›lan katliam›n y›ldönümünde yap›lmak istenen gösterilere kat›lmak istedi¤imde tekrar gözalt›na al›nd›m. Benim ülkemde gösteriye kat›lmak bir yana niyetlenmek bile gözalt› nedeni olabiliyordu. fiubede kald›¤›m dört gün boyunca gördü¤üm bask›ya ve iflkenceye ra¤men ifade vermeyi reddettim. San›r›m bu tavr›m cellatlar›n hiç hofluna gitmemifl olacak ki herhangi bir delil olmamas›na karfl›l›k beni tutuklay›p Ümraniye Hapishanesine gönderdiler. Orada k›sa bir süre kald›m ilk duruflmada sal›verildim. Ama bu k›sa süre içinde çok fleyler yaflad›m dört duvar aras›nda. Önce beraber yaflaman›n ve paylaflman›n onurunu yaflad›m. Orada insanlar her fleyini paylafl›yordu. Kimse kendi için bir fley düflünmüyor yapacaklar›n› hep beraber nas›l baflaracaklar›n›n düflüncesi içindeydiler. Ziyaretçilerimiz oluyordu. Canan geldi bir gün babamla beraber. Beni görünce gözleri doldu. Bir süre hiçbir fley konuflamadan birbirimize bakt›k. Yüreklerimizle konufltuk. Birbirimize dokunamaman›n o kahredici hüznünü yaflad›k. Sonra babam› fark ettim. Kardefli Bayrampafla’da k›z› burada hapishane kap›lar›nda çile dolduran say›s›z babalardan biri. Onlara öyle bakarken birden ne çok sevdi¤imi düflündüm. Nas›l da mutlu olmay› hak ediyorduk. Ama karanl›klar› ayd›nl›¤a ç›karmak isterken, çocuklar a¤lamas›n diye bölüflebilmek için bir lokma ekme¤i yapmak gerekiyormufl bu ayr›l›klar›. Mahkemeye ç›kt›¤›mda babaannemi gördüm. Babam yoktu. Bir gün önce belini incitmifl yataktan de¤il kalkmak k›p›rdayam›yordu bile. Sonra Remzi a¤abeyimi gördüm. Vefal› dostumuz, akrabam›z. Hem de avukat›m neler yapm›flt›

72

bizler için. Mehmet amcam için u¤rafl›yordu y›llard›r sonra ben bela oldum bafl›na. Allah için güzel bir savunma yapt› ve beni sal›verdiler. Eve geldi¤imde babam› gördüm salonun ortas›nda ölü gibi yat›yor. Beni gördü¤ünde bütün gücünü toplay›p bana sar›ld›¤›nda çekti¤i ac›y› fark ettim. Bende sar›ld›m babama doya doya öptüm onu. Sonra demli çaylar›m›z› içerken koyu bir sohbete dald›k. Ben onlara hapishanede yaflad›klar›m› onlar bana yoklu¤umda olan biteni anlatt›lar. Çok fazla de¤iflen bir fley yoktu. Hemen her fley oluruna ak›yordu. Dört ayl›k ayr›l›ktan sonra geçirdi¤im ilk geceyi CANAN’la paylaflt›¤›m o geceyi sabaha kadar konuflarak geçirdik kardeflimle. Yaln›z hapishanelerden konuflmad›k o gece geçmiflten konufltuk gelecekte ki düfllerimizden bahsettik. Gençli¤in durumunu sorgulad›k bilgi da¤arc›¤›m›z›n yetti¤ince. CANAN Ege Üniversitesi’ni kazanm›flt› o sene. Kayd›n› yapt›rmak için ben de kardeflimle beraber ‹zmir’e gittim. Öyle anlafl›l›yordu ki bundan böyle daha az görüflerek daha çok hasret çekecektik. Bu ayr›l›klar›n her aç›dan bizi daha çok birbirimize ba¤lad›¤›n› anlamak için zamana gereksinme varm›fl demek ki. Ben ‹stanbul’da Canan ‹zmir’de telefon görüflmelerinin d›fl›nda seyrek de olsa bir araya gelebildik. Yaz tatilini ‹stanbul’da geçiren kardeflimle doyas›ya beraber olman›n keyfini yaflad›m. Okullar aç›ld›¤›nda ayr›l›k vakti yine gelip çatm›flt›. Canan’› ‹zmir’e u¤urlad›k ve Canan’s›z yaflant›ma al›flmaya çal›flt›m çaresizce. Ama kolay olmuyordu elbette. O y›l bahar aylar› ile birlikte F Tipi hücre hapishaneler sorunu da Türkiye’nin gündemine yerleflmeye bafllam›flt›. Art›k her yerde bu konu tart›fl›l›yor çözüm önerileri üretiliyordu. Bafllang›çta küçük bir grubun

73

bafllatt›¤› bu tart›flmalar toplumun büyük bir kesimine tafl›nm›flt›. Bildiriler, paneller, sokak eylemleri ile F Tipinin izolasyon ve tecrit oldu¤u anlat›lmaya çal›fl›l›yordu. Hükümetin bu projeden vazgeçmemesi durumunda ülkemizi büyük felaketlerin ve olaylar›n bekledi¤i söyleniyordu. Ama bu kampanyan›n etkileri ve yapt›r›m gücü Adalet Bakanl›¤›na geri ad›m att›ram›yor. Bakanl›¤›n bu inatç› tavr› gelecekte yaflanacak katliam ve ölümlerin habercisi gibiydi. O haber bomba gibi düfltü Türkiye gündemine. Yirmi hapishanede ölüm orucu direnifli bafllam›flt›. Yaln›z hapishanelerde de¤il d›flarda da direnifl karar› alm›flt› tutuklu yak›nlar›. ‹çerdeki direnifli desteklemek için d›flarda yap›lacak bu eylem beni çok heyecanland›rm›fl ne olursa olsun bu direniflin içinde olmak istemifltim. Evet karar›m› vermifltim bu direnifle kat›lmal› amcam ve arkadafllar› ile omuz omuza olacakt›m. Onlar içerde bizler d›flar›da zafere kadar beraber kol kola olmal› ve dostlar›m›za ve sevdiklerimize sahip ç›kmal›yd›k. Karar›m kesindi ama aileme nas›l haber vermeli bunu onlara nas›l aç›klamal›yd›m. Babamla konuflmaya karar verdim öncelikle. Ama ben henüz konuflmaya bafllamadan o ne oldu¤unu çoktan anlam›flt› bile. Bana “ Çok zor bir karar vermiflsin seni cayd›rmak istesem de bunu baflaramayaca¤›m› anl›yorum.” Ama her fleye ra¤men tekrar düflünmeni isterim dedi¤inde karar›m› çok düflündü¤ümü art›k daha fazla düflünecek bir fley olmad›¤›n› söyledim. Beni kucaklad› ve öptü. Ben ona sar›ld›m. O anda babam›n gözünde iki damla yafl döküldü¤ünü fark etmedim bile. Birinci grup direnifle bafllam›flt›. Benim de içinde bulundu¤um ikinci grup baflka bir yerde bafllad›k ölüm orucuna. Önceleri evde devam eden direnifli Taksim’de aç›lan TAYAD binas›nda birleflerek de-

74

vam edecekti. ‹ki hafta sonra bütün direniflçiler bir aradayd›k ve hep beraber yaflad›¤›m›z sorumlulu¤un bilinciyle uzun bir yolculu¤a bafllam›flt›k. Derken bir haber geldi. ‹zmir’de de ölüm orucu bafllad›¤› duyuldu¤unda herkesten farkl› olan benim duygular›m karmakar›fl›k oluverdi. ‹zmir’de direnifl bafllam›flt› ve kardeflim CANAN direniflin içindeydi. Ne diyebilirim hiçbir zaman beni yaln›z b›rakmayan can›m kardeflim bu kez de gelece¤ini benimle paylaflmaya haz›rlanm›flt›. Canan’›nda ölüm orucuna bafllamas› ailemizi çok etkilemifl ve durumu anlamalar› zorlaflm›flt›. Art›k ziyaretçilerimiz geliyor, tan›d›k tan›mad›k insanlar›m›z direniflimizi desteklemek için her yerde eylemler düzenliyor kamuoyunun duyarl› k›lmaya çaba harc›yordu. Hapishanede bakanl›kla yap›lan görüflmeler devam ediyor Adalet Bakanl›¤›’n›n iki yüzlü tavr›ndan ötürü büyük olaylar›n yak›nda patlayaca¤›n› hissediyorduk. Sonunda 19 Aral›k sabah› bizim bile boyutlar›n› düflünemedi¤imiz bir katliam haberiyle sars›ld›k. Devlet bütün hapishanelere sald›r›ya geçmifl ifl makineleriyle duvarlar› deliyor, ac›mas›zca kurflun ya¤d›r›yordu tutuklular›n üzerine. Sonra diri diri yakt›lar insanlar›. Bayrampafla Hapishanesi Bayanlar Ko¤ufluna yang›n bombalar›yla sald›ran devlet güçleri alt› bayan tutukluyu yakarken; yalan makinesi durumuna getirdi¤i medya arac›l›¤›yla tutuklular›n kendilerini yakt› yalan›n› yayd› bütün ülkeye. Yaz›k ki bu yalanda etkili oldu. ‹nsanlar›m›z›n büyük bölümü inand› bu aldatmacalara. Art›k F Tipi tecrite karfl› bafllatt›¤›m›z direnifl hareketimiz devletin ac›mas›z sald›r›s› karfl›s›nda kendisi tecrit olmayla karfl› karfl›ya geldi. Amcamdan haber alamad›k bir süre. Sonra yaral› oldu¤unu ve hastanede ol-

75

du¤unu ö¤rendik. Daha sonra bakanl›k verdi¤i sözleri unutarak hapishanelerdeki tutuklular› hücrelere, hem k›fl ortas›nda buz gibi tabutluklara atmaya bafllad›. Birer kemik torbas› gibi. Katliam tam dört gün sürdü. Bu sürenin sonunda medya yaflam›n› kaybeden ve diri diri yanan insanlar› bir yana b›rakm›fl hapishanelerdeki pet fliflelerden yap›lm›fl gaz maskelerini ve tutuklular›n kulland›¤› sözüm ona silahlar› göstererek katliamc›lar›n ne kadar zor bir görevi baflar›yla gerçeklefltirdi¤ini anlat›yordu. Yaflananlar›n bir katliam oldu¤unu anlamak için bu medyan›n k›sa bir süre beklemesi yeterli olacakt›. Daha sonra devletin kendi raporlar›nda bunu bir katliam oldu¤u resmen aç›kland›. Ama bu yalanlar› yayanlar›n ne yüzleri k›zard› ne de bir özür dilediler katledilenlerin yak›nlar›ndan. Ramazan bayram›na yak›n, bulundu¤um TAYAD binas›n› basan polisler binay› mühürleyip bizleri döve döve kap›n›n önüne koydular. Hücrelerde tutuklular›n dünyayla iliflkisini kesmeyi düflünen yöneticiler d›flar›da bizleri de tecrite koymay› ve yaln›zlaflt›rmay› kafalar›na koymufllard›. Derne¤imizin bas›l›p mühürlenmesinden sonra yeni bir yer bulmam›z ve direniflimize orada devam etmemiz gerekiyordu. Partilere, derneklere ve sendikalara yapt›¤›m›z baflvurular de¤iflik nedenlerden ötürü bir tak›m gerekçelerle olumlu karfl›lanmad› ve biz bir avuç direniflçi kendiside bir direniflçi olan fienay Ablan›n K. Armutludaki gecekondusuna tafl›nmaya karar verdik. Böylece Armutlu günleri bafllam›fl çok sonralar› direnifl mahallesi olarak tan›nacak ve zaman zaman yabanc› medyada dahi çokça sözü geçecek yeni evimizdeki sade yaflama merhaba demifltik. Armutlu süreci bafllad›¤›nda görece sakin bir

76

hava devam ediyordu ülkemde. Devlet hücre hapishanelerini yaflama geçirmifl kendince sorunu çözmüfltü. Ama tutuklular hiç de öyle düflünmüyorlard›. Onlar içerde bizler d›flarda direniflin devam etmesi ve daha yay›lmas›n› düflünüyorduk. 19 Aral›k sald›r›s›ndan sonra medya direnifli görmemeyi ve unutulmas›n› sa¤lamaya çal›flarak k›r›labilece¤ini düflünüyordu. Ama sürecin hiç de öyle olmad›¤›n› görmeleri için fazla beklemelerine gerek kalmad›. Hapishanelerden ilk ölüm haberi geldi¤inde Mart ay›n›n 21’i idi. Devam eden günlerde ölüm haberleri ço¤almaya bafllay›nca yeniden herkes ölüm oruçlar›n› konuflur olmufltu. ‹flte o günlerde Armutlu’daki direnifl evinde babamla konuflurken Canan’› da buraya getirmek istedi¤inden bahsetti. Bende iyi olaca¤›n› bunu benim de istedi¤imi söyledim. Babam aç›s›ndan flu anki durum çok zordu. Beni istedi¤i zaman görebilmesine karfl›l›k kardeflim için ayn› fleyleri söylemek mümkün de¤ildi. K›sa bir süre sonra kardeflim babam›n kolunda direnifl evinin kap›s›nda göründü¤ünde sevincimden havalara uçacakt›m. Uzun bir zamandan sonra ilk kez görüyordum Canan’›. Ne çok özlemifltim. Onu kucaklad›¤›mda hiç b›rakmak istemedim ve doya doya koklad›m. Kokusunu bile unutmuflum neredeyse. Babam›n uyar›lar›yla dinlenmesi gerekti¤ini yorgun oldu¤unu anlad›m. Can›m Canan›m yan›mdayd› ve iki kardefl direnifle ayr› yataklarda ama ayn› odada devam edecektik. Canan‘la geçirdi¤im günler ne yaz›k ki çok k›sa sürdü. Geldi¤inde zaten durumu iyi de¤ildi. Canan her gün biraz daha kötülefliyordu. Ama c›v›l c›v›l umut dolu gözlerle bak›yorduk hayata. Zaten Ölüm Orucunu anlaml› k›lan da buydu biraz. Ölüme yat›r-

77

m›fls›n bedenini ama her zaman yaflama iste¤ini canl› tutacaks›n. Bir saniye fazla yaflamak için mücadele edeceksin. Teslim olmak yok. Önce kardeflim sonra yoldafl›m olan bu Laz k›z› art›k bizden ayr›lmaya haz›rlan›yor görevini tamamlaman›n huzuruyla bizlere elveda diyordu. Oysa babam ne çaresiz izlemiflti onun Ölüm Orucunu b›rakmas›n›.... ‹ki evlad› vard› hiç de¤ilse birimizin ayr›lmas› konusunda ne çok tart›flm›flt›k. Ama bir kez karar vermifltik. Bafllad›¤›m›z ifli yar›m b›rakmak olmazd› bunu bizden beklememesini kaç kez kendisine söylemifltik. Söylemifltik ama kabul etmifl gibi görünmesine ra¤men yüzündeki ifadeden anlam›flt›k onaylamad›¤›n›. Çaresizli¤in o kal›n çizgileri, eksilmemiflti yüzünden. Nisan’›n 15’inci günüydü sabah saat 9’da can›m kardeflim bizleri geride b›rak›p gidenlerin kervan›nda yerini alm›flt› bile. Yan›na geldi¤imde al›n band›ndan öpüp sayg› duruflunda bulundum bir dakika. Oysa aylarca y›llarca sayg› duruflunda bulunmak isterdim. Uzanm›fl yatarken yerinde birden bana gülümsedi¤ini fark ettim. “Sana çal›m att›m” diyordu sanki. Evet benden sonra bafllam›flt› direnifle ama beni geçmiflti. Bunu yaparken benim daha kolay katlanaca¤›m› düflünmüfltür herhalde. Direniflin bir özelli¤i de gidenlerin s›ras›n›n hiç olmamas›d›r. Canan’dan ayr›lmay›, onsuz günlerin nas›l geçece¤ini düflündüm bir an. Zaman zaman ayr› yaflad›¤›m›z olmufltu. Ama bu sefer farkl› idi. Henüz uzanm›fl yatan kardeflimin melek yüzüne bakarken o anda bile onu özlemeye bafllad›¤›m› fark ettim. Onsuz geçirece¤im günleri düflündüm. Benim için çok zor olacakt›. Al›flm›flt›m ona. Bir parçam olmufltu. Nas›l insan›n vücudundan bir parças›n› al›rlarsa benimde bir yan›m eksikti iflte. Ve bu eksik ha-

78

limle direnifle devam etmek zorundayd›m. O günden sonra Canan’› ben yaflatmal›yd›m ikinci bir kimlik gibi. Art›k iki insand›m. Bir bedende iki can, iki yürek tafl›mal›yd›m. A¤›r oldu¤u belli idi. Ama ne kadar a¤›rsa bir o kadarda onurlu idi benim aç›mdan. Ayr›lma vakti gelmiflti kardeflim son yolculu¤una ç›kacakt› nede olsa. A¤lamad›m. A¤lamak bile benim için fazla anlaml› olmuyordu. Yola ç›kmal›yd› kardeflim Karadeniz’in da¤lar› kucak açm›fl onu bekliyordu. O Karadeniz’ine, Karadeniz’i Canan’›na kavuflacakt› k›sa bir süre sonra. Koynuna alacak ve koruyacakt› onu sonsuzlu¤a kadar. K›sac›k yaflam›m›z› düflündüm sonra ola¤anüstü insanlar de¤ildik sonunda. Ama sevgimiz ve ba¤l›l›¤›m›z dünyalara s›¤mazd›. Üzerdik birbirimizi arada bir, o zaman bile anlaml› bir duygu yuma¤› olurduk ikimiz. Gidiyor, birazdan babam ve amcam gelecekler ve Canan’›m› al›p götürecekler memleketime. Her zaman oldu¤u gibi yine öyle oldu ve yolcu yolunda gerek idi. U¤urlad›k Canan’›, yolcu ettik bir gelini yolcu eder gibi. Sonra ben tekrar odama döndüm. Yata¤›ma uzand›¤›mda birden Canan’la vedalaflmad›¤›m› an›msad›m. Neden böyle yapt›m. Unuttum mu yoksa. Belki de k›sa bir süre sonra kavuflaca¤›m› düflündü¤üm için mi böyle yapt›m. Tam olarak aç›klayamad›m bunu. Ama bildi¤im bir fley varsa Canan’la vedalaflmam›flt›m. Sonra birden farkettim hiç de iyi olmayan sa¤l›¤›m düzelivermiflti epeyce. Canan’›n gidifline yordum. Onun gidifli bana güç vermiflti. Canan’›n ard›ndan benim kendimi toparlamam, kendimi daha iyi hissetmem herkesi flafl›rtm›flt›. Odama geldi¤imde kimse yoktu. Canan’a son görevini yapmak ambulansa kadar onunla olmak is-

79

temifltim. Art›k ayn› odada iki kifliydik. Fatma ve ben. Canan’› çok sevdi¤i Karadeniz’in koynuna b›rak›p geldi babam. Ne kadar zor bir durumdur. Bir k›z›n›z› topra¤a veriyorsunuz ama yas›n› tutam›yorsun. Hiç durmadan hemen di¤er k›z›n›z›n yan›na geliyorsunuz ve morali bozulmas›n diye duygular›n›z› sakl›yorsunuz k›z›n›zdan. Ama can›m babam anlamad›m m› san›yorsun, elbette anlad›m. Rize’den dönüp odam›n kap›s›n› açt›¤›n ilk anda anlad›m. ‹çinde kopan f›rt›nan›n etkisi yüzünde hissediliyordu. Bunu benden daha iyi kim anlayabilirdi. Çünkü ben senin k›z›nd›m ve seni çok seviyordum. Keflke sana umut vermek için bir fleyler söyleyebilseydim ama bu direnifl bu ölüm orucu direnifli idi ve hala devam ediyordu. O günlerde hapishanelerden de ardarda ölüm haberleri gelmeye bafllam›flt›. Devletin zorla müdahalelerine ra¤men ölümlerin önüne geçilemiyordu. Adalet Bakanl›¤›’n›n taleplerimizi kabul etmek yerine yasalar üzerinde yapt›¤› de¤ifliklik sadece halk› aldatmaya yönelik manevralard› ve bizim aç›m›zdan bir anlam ifade etmiyordu. Gazeteciler ve televizyoncular çok geldiler o günlerde. Nerdeyse sabahtan akflama kadar gazetecilerle röportaj yap›yorduk. Ama ya çarp›tarak veriyorlard› söylediklerimizi yada hiç yay›nlamamay› tercih ediyorlard›. Böyle yaparak direnifli k›rabileceklerini düflünüyor olmal›yd›lar. Sonra ziyaretçilerimizde gözle görülür art›fl oldu. Her kesimden insanlar ak›n ak›n geliyorlard› K. Armutludaki direnifl evine ve biz herkesle konuflma olana¤› bulam›yorduk. Bir zamanlar ›ss›z olan bu ev insandan geçilmiyordu. Sanatç›lar ve ayd›nlar s›kça gelmeye bafllad› o günlerde. Ferhat Tunç geldi. Edip Akbayram ve efli

80

Ayten Abla. Ayten Abla daha çok bizimle kal›yordu. Her konuda bize yard›m ediyor onunla bir abla kadar s›cak ve duygulu iliflkiler yafl›yorduk. O bizi biz onu çok sevmifltik. Yüre¤imizi ona aç›p s›rlar›m›z› onunla paylafl›yorduk. Ama ilerleyen günlerde ne oldu¤unu anlayamad›m. Ayten Abla art›k yan›m›za gelmez oldu. Keflke bizi b›rak›p gitmeseydin be abla seni çok sevmifltik ve sana al›flm›flt›k. Suavi geliyordu efliyle beraber. Sohbeti tatl› konuflmas› s›cakt› ve içimiz ›s›n›yordu onunla konuflurken. Güleç yüzlü dost insand› Suavi. Bir de esmer güzeli derler ya iflte öyle bir Dilek Ablam›z vard›. O da hep bizimle olmaya çal›fl›rd›. ‹flini gücünü b›rakm›fl zaman›n›n hemen tamam›n› ölüm oruçlar›na adam›flt›. Bir fleyler yapabilmenin telafl› ile hem bizimle ilgileniyor hem de sanatç› dostlar›yla diyalog kuruyor onlar›n direnifle katk›s› için çok yo¤un çaba harc›yordu. Birde Bilge Ablam vard›. Bilgesu Erenus. Asl›nda yafl itibar›yla ona teyze demek gerekirdi ama biz ona abla demeyi daha sevimli bulmufltuk. Benim, babam›n ve di¤er direniflçi arkadafllar›m›n, hepimizin Bilge Ablas›yd› o. ‹lk direnifl evini o açm›flt›. Sonra onsuz direnifl an›lmaz olmufltu. Ne zaman ça¤›rsak, hatta hiç ça¤›rmasak da o hep yan›m›zdayd›. Bizimle kal›yor ço¤u geceler bizlerden ayr›lmaya dayanamad›¤› için yan›m›zda yat›yordu. Bilge Ablayd› ne de olsa. Ad› gibi bilge bir zekas›, tertemiz de bir yüre¤i vard›. Direnifl süresi boyunca ne çok fley paylaflt›m Bilge Ablamla. Arma¤anlar al›rd› bizlere. Bebek getirdi bana bir defas›nda, ne çok anlaml› gelmiflti bana. Hiç eksik etmedim onu yan›mdan. K›sa aral›klarla evden ayr›lsa da onu hep yan›-

81

m›zda hissederdik. Bilirdim burada de¤ilse kendisi flu an bizi düflünüyordu tertemiz yüre¤iyle. Önce yüre¤ini açt› bize sonra evini açt› misafiri olduk. Biz onu misafir etmek istedik ama kabul etmedi. “‹nsan hiç kendinin sayd›¤› yerde misafir olur mu” dedi. Geceler boyu geçirdi¤i endifleli saatlere tan›k oldum sessizce. Hiç flikayetçi olmad›. Karfl›laflt›¤› baz› olumsuz durumlar› sorun yapmad› ad› gibi bilgece karfl›lad›. Nas›l bu kadar hoflgörülü olabildi¤i benim için hala bir s›r. En gerilimli zamanlarda bile o so¤ukkanl›l›¤›n› kaybetmez, umutsuz bir olaydan bile umut yeflertmesini becerebilirdi bilgece. Pek türkü söylemezdi ama ben sesini çok be¤enirdim. De¤iflik yorumu beni hep heyecanland›rm›flt›r. Can›m Ablam seninle paylaflt›¤›m o günleri hiç unutamam sende unutma emi Bilge Abla... Birde Cezmi Ersöz geldi ziyaretimize bir akflamüstü. Konufltuk biraz anlamaya çal›flt›. Anlamak zor dedi. Anlamak ve anlatmak zor dedi bu direnifli ama söz veriyorum haftaya direnifli yazaca¤›m. Haftal›k LEMAN dergisinde yaz›yor Cezmi A¤abey. Sonra d›flarda babamla konufltular. Gün geceye kavuflurken gecekondu mahallesi K.Armutlu’da babamla neler konufltular tam olarak bilemedim. San›r›m ülkemizde ayd›n üzerine konuflmufllar. Neler yafl›yoruz bu direnifl boyunca. Direnifl evinde ayd›n sorununu tart›fl›yoruz. S›cak insand› Cezmi A¤abey ve sözünün eriydi. Dedi¤ini yapt› ve ertesi hafta yaz›s› yay›mland› Leman’da. Yaz›n›n bafll›¤› “ Canan, Zehra ve Küçük Armutlu” idi. Daha çok Canan ve beni anlatmaya çal›flm›fl biraz da babam›. Çok güzel bir yaz›yd› çok s›cak, insan› etkileyen bir kalemi var ustan›n. Sonra telefon numaralar›m›z› yay›mlad› yaz›yla beraber. Çok etkili oldu. Yurt içinden ve yurt d›fl›ndan mesaj ve sürekli telefon geliyordu.

82

Yüzlerce telefon ve mesaj o ana kadar pek fark etmedi¤imiz bir fleydi. Direnifl dünyan›n her yerinden izleniyor bir sürü yürek bizim zaferimiz için çarp›yordu. Bu çarpan dost yüreklerin sesini hissettikçe daha bir güçlü oluyoruz ve zafere olan inanc›m›z katlanarak art›yordu. Cezmi ustan›n bu yaz›s›ndan sonra ziyaretçilerimiz de ço¤almaya bafllam›flt› farkl› görüflteki insanlar›n gelip destek sunmas› direnifli daha bir anlaml› k›l›yordu. Ahmet Abi hiç yaln›z b›rakmad› beni. Babam›n sevgili dostu Ahmet Paktan hep yan›m›zda oldu. Özellikle babama çok yard›mc› oldu¤unu kestirebiliyorum. Birde Burhan Abi vard›. Vefal› bir dost oldu benim için. Bütün isteklerimizi hiç üflenmeden yerine getiriyor varsa yeni taleplerimiz için gönüllü oluyordu. Denemelerinden oluflan bir de kitab› vard›. Arada bir babam okurdu bana bölüm bölüm. Çok sevinmifltim Burhan a¤abey... Yakup vard› Of’lu Yakup a¤abey. Çok yard›mlar›n› gördük. Direnifl evinin de¤iflmez konuklar›ndand›. Her zaman onlar› kendimizden biri olarak gördük. Hep bizimle üzüldüler bizimle sevindiler. Bizi mutlu gördüklerinde heyecandan ne yapacaklar›n› bilemediler. Onlar birer insan güzelli¤iydi. Biri daha vard› onu atlamak olmaz Remzi Kazmaz. Avukat›m›z hem akrabam›z hem can dostumuz. Ona “artist avukat” derdim. Neden bilmiyorum bu isim bana ilginç gelmiflti. O kadar iflinin aras›nda bizleri hiç yaln›z b›rakmad›. Hem Mehmet amcam hem benim duruflmalar›mla ilgilendi. Çok flakac›, yaflama coflkusunu hep d›flar› vurmay› severdi benim artist avukat›m. Kardefli vard› Cengiz. Oda elinde geldi¤ince bizimle olmaya, bize omuz vermeye çal›flt›.

83

Çok insanla tan›flt›m bu sürede. Hepsiyle ayr› ayr› an›lar›m›z oldu. fienlik düzenledik. Ne yaman bir çeliflki olarak görülüyor de¤il mi. Ölüm Orucunday›z ve baz› geceler e¤lenebiliyoruz. Zaten direnifli anlaml› k›landa bu de¤il mi. S›ran geldi¤inde gidenler kervan›nda yerini alacaks›n ama o zamana kadar yaflama küsmeyeceksin. Hep yaflamaya çal›flacak ve hayat› anlaml› k›lacaks›n. ‹flte böyle bir gecede ud çalarak Karadeniz türküleri söyledik. Yunanistan’dan gelen bir dostumuza kemençe çald›rd›k. Tam da bize göre bir e¤lence, doyas›ya e¤lendik o gece. Bir kez daha severken yaflam› delicesine direniflimizin büyüklü¤ünü düflündüm. Yaflam› severken delicesine, ölümden korkmamak ne demektir. Nas›l etmeli nas›l anlatmal› bunu insanlara. Yaflam› bu kadar severken, açl›¤a yat›rd›¤›m›z bedenlerimizi düflünün. Düflünceleriyle ve kimlikleriyle yaflamak isteyen bizlerin baflka bir flans› olsayd› ölüme yatar m›yd›k san›yorlar. Bizde sevdi¤imizle kol kola gezmek istemez miydik sahil k›y›lar›nda. Ailelerimize bunca ac›y› yaflatmak ve bizsiz bir hayata mahkum etmek bizi çok mu sevindirirdi. Hay›r. Bin kere hay›r. Ama ülkemizde yaflanan bu vahflete ve katliamlara nas›l dur denilebilir. Elbette farkl› görüflleri olanlarda vard›r ülkemizde. Ama bir kez flunu düflünsünler. E¤er ölümlerimizle bu vahflete dur demeyi göze alamazsak bizi dikkate al›r m› san›yorsun zalimler. Bunca insan›m›z› u¤urlarken ölümsüzlü¤e hala inad›n› sürdürüyorsa zalimler, dostlar›m›z›n bir kez daha düflüncelerini gözden geçirmesi gerekmez mi. Gelen ziyaretçilerle ailelerimizle, direnifl evindeki arkadafllar›m›zla kah gülerek kah hüzünlenerek geçiyordu günler. fiengül Ablam geliyordu s›k s›k. Bir türlü bu ola-

84

y› kabullenemiyor ne söylersek söyleyelim bir türlü al›flam›yordu Ölüm Orucu gerçe¤ine. Kabul eder görünmesine karfl›l›k her zaman bir çekincesi bulunuyordu. Ve bu bizim moralimizi olumsuz yönde etkiliyordu. Direniflin 200. gününde k›na gecesi düzenlemifltik. Türküler söyledik, halaylar çektiler. Skeçler yapt› dstlar›m›z. O gece direnifl evi ola¤anüstü gecelerinden birini yaflam›flt›. ‹lerleyen günlerde direnifl evine üç yeni konuk üç direniflçi daha kat›lm›flt›. ‹kisi k›z kardeflti. Onlarda bizim gibi iki kardefl yolculu¤a ç›kmak istemifller onlar› görünce Canan’› düflündüm. Onlarda t›pk› bizim gibi tutuklular›n d›flar›daki sesi solu¤u olmak için bedenlerini açl›¤a yat›rm›fllard›. Ve zaferi kazanana kadar hem içerde hem d›flar›da böyle sürüp gidecekti. Gidenin ard›ndan yeni direniflçiler dolduracakt› bofllu¤u. Yeni arkadafllar›n aram›za kat›ld›¤› günlerde benim durumumda yavafl yavafl bozulmaya bafllam›flt›. Art›k eskisi kadar s›k d›flar›ya ç›kam›yor daha çok odamda geçiriyordum zaman›m›. En çokta yemek tarifleri üzerinde sohbet ediyorduk. Birden insan düflünüyor ne çok zaman olmufltu bo¤az›m›zdan bir lokma geçmemiflti ve biz hala yemek tarifleriyle u¤rafl›yorduk. Direnifl böyle bir fleydi. Ölümü beklerken yaflamay› hiç unutmayacaks›n ve seveceksin. K›saca yaflamay›, ama onurlu yaflamay› seveceksin, u¤runa ölümü göze alacak kadar seveceksin. Bu iflin gerçe¤i buydu. Bizde bunu ö¤retiyorduk insanlara. “Günler a¤›r a¤›r ölüm haberleriyle geliyor”du. Veli Day›y› yitirmifltik hapishanede. Birden düflündüm, en yafll› direniflçi idi gidenlerin içinden en genci ise kardeflim Canan’d›. Ne tuhaf bir duygu. Ne

85

olursa olsun hemen Canan’la bir ilinti kurabiliyordum. Durumumun iyi olmad›¤› haberini alm›flt› babaannem. Rize’den kalk›p gelmiflti benim yan›ma. Çok sevinmifltim onu gördü¤ümde. Onun bana çok eme¤i vard›. Beni büyüttü¤ünü söylesem abart› olmazd›. Çok zaman annem olmufltu benim. Ne zor flartlarda yaflam›fl bizim için nelere gö¤üs germiflti. Onun çok zor olacakt›. Katlanabilir miydi bizlerin yoklu¤una. Canan’› u¤urlam›fl sonsuzlu¤a Zehra’s› için ç›rp›n›yordu günler geceler boyu. Do¤ru dürüst yiyip içmedi¤ini biliyordum ama belli etmek istemiyordu. Uyuyam›yordu geceler boyu. Nas›l uyusun can› kadar sevdi¤i k›z› Zehra’s› gözlerinin önünde eriyordu ve onun elinden hiçbir fley gelmiyordu. ‹stanbul’a geldi¤imiz güne lanet ediyor, ahlan›p, vahlan›yordu. Gitmeden önceki birkaç gün içinde babaannem müthifl duygu yo¤unlu¤u içinde geçti. Dayanmak için müthifl bir çaba harc›yor, dualar okuyor, tanr›dan benim için yard›m diliyordu. Bütün bunlar bile sakinleflmesine yetmiyordu. Yan›mdan ayr›ld›¤›nda a¤l›yordu derin derin. Bana belli etmemeye çal›fl›yordu ama ben anl›yordum. O gece yani bilincimin kapand›¤› geceydi. Saat 10:00 s›ralar›. Babam yine o güleç yüzüyle odamdan içeri girdi¤inde birden gülmesi kesilmifl tarifsiz bir endifleye kap›lm›flt›. Biliyorum hep kendini haz›rlamaya çal›flm›flt› ama beni öyle görünce ne yapamaman›n duygusuyla zorda olsa yan›ma oturdu. Yüzüme bakmaktan kaç›n›yor yaflad›¤› korkuyu saklayam›yordu. Can›m babam Canan’dan sonra ikinci kez ayn› duygular› yaflamaya nas›l dayan›rd›. Ne kadar güçlü oldu¤unu biliyordum ama durum bu kez farkl› idi. Evet durumum gerçekten iyi de¤ildi ve

86

babam bunun fark›nda idi. Babama bir fley söylemeye çal›flt›m ama baflaramad›m. Art›k konuflmakta zorluk çekti¤imi fark ettim. Babam anlayamad› yan›mdan ayr›ld›. Ne kadar zorlasam da insano¤lunun dayanma s›n›r› vard› ve ben o s›n›rdayd›m. Yavafl yavafl bilincimin gitti¤ini fark ediyordum. Sabaha do¤ru tümden yitirmiflim bilincimi. Bilincim kapal›yken de gidenler kervan›nda yerimi ald›¤›mda da hep duydum ve gördüm benden sonra yaflananlar›. Benim için yap›lanlar› hep gözlerim kimseye fark ettirmeden. Babaannem bu dönem hiç ayr›lmad› yan›mdan hep öptü koklad› beni kokusunu hissettim mesela. Hocay› ça¤›rd› iki kez yan›ma son yolculu¤uma ç›kmadan iki kez kuran okudu benim için hoca. Bu babaannemi bir parça olsun rahatlatm›flt›. Azda olsa mutlu olmufltu bu bilge kad›n. O aralar babam yan›ma gelmeye pek cesaret edemiyordu. Babaannem “ gel son kez de olsa k›z›n› görmelisin k›z›n seni bekliyor” dedi¤inde yan›ma geldi babam. Uzanm›fl yatt›¤›m divan›n önüne diz çöktü. Elimi avuçlar›n›n içine ald› önce aln›mdan öptü sonra yanaklar›mdan ve gözlerimden öperken gözlerinden ince bir çizgi halinde yanaklar›ndan süzülen yafllar› görebildim belli belirsiz. “ Kahraman k›z›m dedi ne yapt›ysam kurtaramad›m seni, seni ve Canan’›. Art›k sizleri ben temsil edece¤im yüreklerinizi yüre¤ime kat›p hep benimle var olacaks›n›z. Nas›l istedi¤ini bilmiyorum u¤urlan›rken sonsuzlu¤a senin istedi¤in törenin yap›lmas›n› sa¤layaca¤›m söz veriyorum arkadafllar›n›n istedi¤i gibi olacak u¤urlanman. Canan’a yap›lan haks›zl›¤›n sana yap›lmas›na izin vermeyece¤im.” Babaannemi yan›ma b›rak›p ç›kt›. Babamla tören konusunda konuflmufltu babaannem. Babam onlar›n törenine kar›flmayacak onlar

87

babam›n ve arkadafllar›m›n yapmak istediklerine müdahale etmeyecekti. Birden nefes alamad›¤›n› farketti babaannem. “K›z›m yavrum demek sende terkettin beni” dedi. A¤›tlar yakarak evin önüne ç›kt›¤›nda babam yan›na geldi. Sonra ‹smail amcam vard› orada. Babaannem babama sar›larak a¤lad›lar bir süre sonra sakinlefltiler. Durumu yeniden anlamaya ve ne yap›lmas› konusunda fikir yürütmeye bafllad›lar. Son nefesimi verdi¤im anda Canan belirdi aram›zda hemen. Gülümseyen yüzüyle inci diflleriyle küçük gözlüklerin ard›nda o bir çift gözüyle hofl geldin abla diyordu. Neden bu kadar beklettin beni seni çok özledim diyordu. Sonra bana sar›l›yor abla kardefl kavuflman›n sevincine gözyafl› döküyorduk özgürce. Ne de olsa bizi gören kimse yoktu. Özgürce ak›tt›k göz yafllar›m›z›. Ve kar›flt›k birbirimize. Art›k hep öyle kalacakt›k. ‹ki bedende bir yürek, sonsuza kadar böyle an›lacak tarihe böyle yaz›lacakt›k. Haber yay›ld› ‹stanbul’un varofllar›na. Televizyonlar haber verdiler bütün ülkeye... Küçükarmutlu s›rtlar›na akflam›n alacakaranl›¤› düflerken direnifl evinin önünde insanlar ço¤almaya bafllam›flt›. Kimler yoktu ki aralar›nda iflçiler vard› emekçiler yoksul insanlar geliyordu beni u¤urlamaya. Hem de çokça gençler vard›. Bizim gençlerimiz. Her biri atefl parças› yürekleri s›cak hem de öfke dolu gençler. Üniversiteden kavga arkadafllar›m, bizim için çabalayan u¤rafl veren kavga arkadafllar›. En çok onlar› görünce mutlu olmufltum. Sonra ço¤ald›kça ço¤ald› kalabal›k. Beni yaln›z b›rakmak istemediklerini okudum öfke dolu yüzlerinden. Halk›m›z›n her kesiminden insanlarla doluyordu bulundu¤um evin önü.

88

Ne çok sevmifltim halk›m›, yoksulluktan kurtulsun diye bask› ve zulüm görmesin diye neleri göze alm›flt›m. Ve daha ne çok fleyler yapmak istedi¤imi geçirdim akl›mdan. Gerçekten onlara olan sorumlulu¤umu yerine getirebilmifl miydim. Bunu düflündüm. Muhtemelen bütün insanlar gibi benimde zaaflar›m olmufltu, eksik kavram›flt›m baz› meseleleri ve bu hareketlerime yans›m›flt›. Kolay fley mi bir devrimci olarak tam anlam›yla halk gerçeklerini özümsemek onun talep ve beklentilerine göre yaflam›n› düzenlemek. Bir yandan sistemin yayd›¤› o yoz kültürün etkisinden kurtulacaks›n örgütlü yaflam›n zorlu¤una al›flacaks›n. Sistemin bütün kurumlar›nda bireycilik ö¤retilirken hiçbir zaman “ben” dememeyi ö¤reneceksin... Yan›ndakilerin bir k›sm› hayat›n› yaflamay› ö¤ütleyecekler sana bencilce, ama sen her zaman fedakar olman›n onurunu duyacaks›n yüre¤inde. Büyük büyük yazarlar ve ayd›nlar özgür birey hakk›nda yeni dünya düzeninin propagandas›n› yapacaklar ama sen elinin tersiyle bütün bunlar› iteceksin. Daha önce bu u¤urda yaflananlar› düflüneceksin, giden yoldafllar›n ödedi¤i bedeller ve karfl›laflt›klar› iflkenceler gelecek akl›na. Onlar›n an›s›n› düflünecek ve onlara lay›k olabilir miyim diye tedirgin olacaks›n. ‹nsanl›k tarihinde çok k›sa bir sürede yaflam›mda nas›l sonsuzlu¤a kadar yaflayabilirimi hesap edeceksin. Hata yapar›m diye düflünmeyeceksin mücadele ederken. Ama hatalar›ndan dönmeyi bir erdem bir güzel davran›fl örne¤i olarak b›rakacaks›n miras olarak. Ailenin mücadeleni engellemesine izin vermeyeceksin. Ama bunu onlara anlat›rken gönüllerini kazanarak seninle gurur duymalar›n› sa¤layacaks›n. K›saca zor bir durum devrimci olmak ve devrimci gibi yaflamak.

89

Çok fley ö¤retti Ölüm Orucu direnifli. Hepimize ö¤retti. En büyü¤ümüzden en küçü¤ümüze kadar okumuflumuz ve cahilimiz de ö¤rendi bu direniflten, yazarlar›m›z ve ayd›nlar›m›zda pay›n› ald› bu dönemden. Kimisi görmezden gelmeyi tercih ederken, yürekleri bizimle çarpt› ço¤unun. Ama hep beden ödemek gerekiyor ya güzele ve iyiye kavuflmak için bedel ödemeyi göze alamayanlar da ç›kt› aram›zdan az›msanmayacak kadar. Ama en zor anlar›m›zda hiç ummad›¤›m›z, kimseler vard› yan›m›zda. Yüreklerini bizimle paylaflt›klar›n› gördü¤ümüzde, flafl›rd›klar›m›z da oldu. Bir deney okulu, anlafl›lmas› zor bir dönem oldu direniflimiz. Ölüme ne kadar sevdal› oldu¤umuz söylendi yaflam› deli gibi severken. Ama baz›lar› bizleri hiç tan›mak istemedi. Gelip bir çift laf etmeyi yediremedi kendilerine. Oysa gelselerdi onlara hiç k›zmad›¤›m›z› bizim bir parçam›z olarak düflünmek istedi¤imizi söyleyecektik kendilerine. Aflktan, sevgiden bahsedecektik mesela duygular›m›z› anlatacak üzülecek yada sevinecektik. Ama insani olan fleyleri paylaflacakt›k özcesi. Ama bu dileklerimiz tam olarak paylaflmad› maalesef. Bu s›rada evin önündeki kalabal›kta bir hareketlenme gözleniyordu. Anlam›flt›m benim için Armutlu’da meflaleli bir yürüyüfl düzenlenecekti. Yine gençler vard› bu ifli düzenleyenler aras›nda hem de çokça. Nede olsa onlardan biriydim ve nice ac›lar› sevinçleri paylaflm›flt›k beraberce. Gözalt›na beraber al›nm›flt›k, coplardan pay›m›za düfleni alm›flt›k beraberce. Önce pankartlar› açt›lar kortej olufltu yavafl yavafl “ Kahramanlar ölmez halk yenilmez” pankart›n›n ard›nda “ Yürüyüflümüz Zehralarla devam ediyor ‹YÖ-DER” imzal› pankart vard›. Ard›nda analar›-

90

m›z ve gençlerimiz. Meflaleler vard› gençlerin ellerinde. Öyle basit öyle anlams›z de¤ildi bu yanan odunlar. Meflaleler alev ald›¤›nda yaln›z Armutlu sokaklar› ayd›nlanmad›. Tutuklular›n hücrelerine doldu ›fl›klar önce sonra Tekirda¤’da duvarlar ard›ndaki amcam›n yüzünü yalad› meflalenin s›cakl›¤›. Her bir meflale kaybetti¤imiz bir direniflçi oldu gençlerin ellerinde. Sevdiklerini tafl›d›klar›n› düflündü gençler, daha daha yukar›ya kald›r›rken ellerindeki yanan bu alevleri. Sloganlar patlad› hep bir a¤›zdan. Anlafl›lan yürüyüfl bafllam›flt›. Öfkeli, kararl› kalabal›k a¤›r ve emin ad›mlarla yürümeye bafllad› yoksul insanlar›n yaflad›¤› Armutlu sokaklar›ndan. Babam vard› en önde yan›nda amcam. Babam nas›lda güçlü görünüyordu. Herkesin gözünün üzerinde oldu¤unu biliyordu elbette. Yürüdü kalabal›k insanlar, zulmün üzerine yürümenin coflkusuyla dolaflt›lar Armutlu sokaklar›n› öfkelerini hayk›rd›lar hep bir a¤›zdan. Zalimlere inat hiçbiri gözyafl› dökmedi hepsi içlerine ak›tt›lar öfkelerini. Kalabal›k tekrar evin önünde topland›¤›nda orda ki gençlerden biri toplanan kalabal›¤a beni anlatmaya bafllad›. Daha sonra babam› ça¤›rd›lar konuflma yapmas› için. A¤›r ve emin ad›mlarla geldi kalabal›¤›n karfl›s›nda megafonu eline ald›. Biliyordu o kalabal›¤›n içinde benimde onu dinledi¤imi. Söyleyeceklerini merak etti¤imi anlam›flt›. Canan geldi yan›ma bir de. Beraber iki kardefl, iki yoldafl orada bulunan dostlar›m›zla beraber gözlerimizi babama dikmifl nefesler kesilmiflti. Derin bir sessizlik vard› ortal›kta. Kolay m› babam›z konuflacakt›: “Üç mevsim devam eden direniflte ikinci k›z›m› da kaybettim. Zehra’m›z› da ölümsüzlü¤e u¤urlad›k.

91

Aylard›r direniflin baflar›ya ulaflmas›n için mücadele ettim. Ama görüyorum ki emeklerimiz istedi¤imiz sonucu alamad› flu ana kadar. fiu anda neler yapt›¤›mdan daha çok neler yapamad›¤›m› düflünüyorum. Düflündükçe bu sürece yeterince kat›lamad›¤›m› anl›yorum” O anda hay›r baba sen üzerine düfleni yapt›n hem de fazlas›yla yapt›n diye hayk›r›yorum ama o beni duymuyor ve konuflmas›na kald›¤› yerden devam ediyor. “ Bilmenizi isterim ki bu direnifl hala devam ediyor ve yap›lacak çok iflimiz var hala. Biliyoruz ki hapishanelerde tecrit kald›r›lmadan ve tutuklular›n talepleri kabul edilmeden bu direnifl sona ermeyecek. Burada olan yada olmayan bütün dostlar›ma seslenmek istiyorum. Daha fazla canlar›m›z› kaybetmeden bu direnifli sahiplenelim. Herkesin yapabilece¤i bir fley vard›r. Bunlar› ortaya ç›kar›p güçlerimizi birlefltirelim. Bir saniye bile beklemeye tahammülümüz yok. Yar›n “keflke flunlar› da yapabilseydim” dememek için seferber olmal›y›z. Unutmay›n zafer ancak bedel ödemeyi göze alanlar›n sayesinde kazan›lacak. Direniflimizi her yere tafl›mal›, mücadeleye hiç ara vermemeliyiz iki k›z›mdan ikisini de bu direniflte kaybettim. Bunun benim aç›mdan ne kadar zor oldu¤unu tahmin edemezsiniz. Ama flunu biliyorum e¤er bu direnifl uzarsa benim yaflad›¤›m ac›lar› baflka ana babalarda yaflayacak. Bugüne kadar kimseden merhamet dilemedim bundan sonrada dilemem. Geride kalanlar için bundan böyle nas›l mücadele ettiysem bundan sonra da devam edece¤im. K›zlar›m› anlatmak benim aç›mdan çok zor. Zaten onlar k›sac›k yaflamlar›nda kendilerini anlatmay› becerdiler. Biliyorum ki halk›n›n yüreklerinde hep yaflayacak bundan böyle ülkemizdeki devrimci mücadele ve dayan›flma onlarla an›lacak.

92

B›rakt›klar› direnifl gelene¤i yeni kuflaklara tafl›nacak. Kardefllik nas›l olur, yoldaflça sevgi nedir bunu tarihe alt›n harflerle kaz›d›lar. Birbirlerinden hiç ayr›lmad›lar her fleylerini paylaflt›lar. Yoksullu¤u paylaflt› önceleri, sevgiyi, umudu, sonralar› direnifli paylaflt›lar. O kadar büyüktü ki sevgileri ve ba¤l›l›klar› sonunda ölümü paylaflt›lar. Onlarla hep gurur ve onur duydum, bundan sonra da duymaya devam edece¤im. Onlar› çok seviyorum. Canan’›m› ve Zehra’m› hiç unutmayaca¤›m. Hepimizin bafl› sa¤olsun.” Babam konuflmas›n› bitirdikten sonra kalabal›ktan a¤layanlar› gördüm. Gözyafllar›n› saklamaya çal›fl›yordu baz› insanlar. Sonra k›sa bir sessizlik hakim oldu kitleye. Ard›ndan slogan sesleriyle inledi Armutlu sokaklar›. Son olarak marfl›m›z› söyledi dostlar›m›z. “ B‹ZE ÖLÜM YOK” marfl› düflündüm ne çok söylemifltik gidenlerin ard›ndan. Oysa flimdi ben gidiyordum ve flimdi benim için söylüyordu yoldafllar›m. Bir k›sm› benim bulundu¤um evin yan›ndan hiç ayr›lmad›. Gidenlerle yar›n buluflmak üzere vedalafl›rken kalanlar koca bir atefl yak›p etraf›na dizilmifllerdi bile. Ertesi gün erken saatlerden itibaren insanlar dolmaya bafllad› direnifl evinin önüne. Art›k son yolculu¤uma ç›kmak üzere haz›rl›klar bafllam›flt›. Dostlar›m›n omzunda Armutlu sokaklar›nda son defa dolafl›p Karadeniz’e do¤ru yola ç›kacakt›m. Mevzuatlarla u¤raflmak yine Remzi a¤abeyime kalm›flt›. Nede olsa avukat›md›. Dostumuzdu birde. Ö¤lene yak›n son haz›rl›klar tamamlanm›fl yürüyüfl korteji haz›rlanm›flt›. Yine pankartlar aç›ld› resimlerimiz yoldafllar›m›n ellerinde yürüyüflün bafllamas›n› beklemeye bafllad›lar. Yola ç›kt›¤›m›zda babamla

93

amcam› gördüm. Yine kol kola yine güçlü görünüyorlard›. Slogan sesleri daha gür ç›kmaya bafllam›flt›. Biz Ölüm Orucuna bafllarken Armutlu’da bir direniflevi varken hapishaneden sal›verilip direnifle devam edenlerle beraber bu say› üçe yükselmiflti. Önce Osman Osmana¤ao¤lu’nun direnifli sürdürdü¤ü evin önünden geçti. Sonra Sevgi Erdo¤an’ ›n bulundu¤u yere geldik. Sevgi abla yürüyemiyordu. Sedyeyle evin balkonuna ç›kard›lar ve k›sa bir konuflma yapt›. Direniflin devam etti¤ini ve zafere kadar sürdürecekleri konusunda and içti. Sevgi Ablayla da vedalaflt›m ve ileride bulunan ambulansa do¤ru devam ettik. Beni ambulansa koyarlarken alk›fllar tuttular, sloganlar att›lar yoldafllar›m, dostlar›m. Ambulansla hastaneye giderken babaannem yan›mdayd› babamla beraber. Ne çok a¤›t yakt› hastaneye var›ncaya kadar. Babam hemen hemen hiç konuflmad›. Uzun uzun seyretti beni. Birde babaannemi sakinlefltirmek için usulca bir fleyler söyledi. Sanki beni rahats›z etmek istemiyordu. Hastanede fazla kalmad›k. K›sa süren ifllemlerden sonra dostlar›mla ve yoldafllar›mla Rize’ye do¤ru yola ç›km›flt›k. Uzun bir yol vard› önümüzde. Canan›ma kavuflmak için daha epey bir zaman vard›. Yoldafllar›m bu yolculukta da beni yaln›z b›rakmam›fl iki otobüs bana efllik ediyorlard›. Babaannemle benim “artist avukat›m” bizden önce uçakla gitmifllerdi. Bizi orada karfl›layacaklard›. Daha önce say›s›z defa gidip geldi¤im bu yollardan son kez geçiyordum. Biliyorum Karadeniz yine hep öyle h›rç›n da¤lar› hep vahfli ve yemyeflildi. Bu güzelli¤e sevdalanmamak mümkün müydü. Onun için hep sevmifltim Karadeniz’i. Ya¤murunu bile özlemifltim. Kent merkezinden sonra bozuk yol-

94

lardan ve dik yokufllardan yaklaflt›¤›m›z› anlam›flt›m. Hiç de¤iflmemifl diye düflündüm. Hala yollar›m›z› do¤ru dürüst yapmad›klar›n› anlad›m. Mahallemizdeki ilkö¤retim okulunun önüne geldi¤inizde birden durdu arabalar ve herkes boflald› içlerinden. Anlam›flt›m yolculu¤umun son bölümünü de yoldafllar›m›n ve dostlar›m›n omuzlar›nda tamamlayacakt›m. Kararl›yd› arkadafllar›m. Tekrar pankartlar aç›ld› ve yola koyulduk. Hayat›m›n 5 y›l›n› geçirdi¤im tatl› ac› çocuklu¤umun bir bölümünü yaflad›¤›m okuluma bakt›m. Çocukluk arkadafllar›m el sall›yor gibi geldi. Hem de hiç büyümemifller. Hala 8-9 yafllar›nda duruyorlar bende el sall›yorum onlara. Duygulu ve s›cak anlard›, onlarla da vedalaflt›m. Hep beraber evimize do¤ru yürüdük. Kalabal›k vard› evin önünde. Mahalle halk›ndan olanlar, birde akrabalar›m toplanm›flt› evin önüne. Annemde oradayd›. Canan’dan sonra beni de kaybetmek ne çok üzmüfltür onu kim bilir. Ama ne yapal›m dayanmas› laz›m. Yak›nlar›m› gördüm birden. Yak›n›md› onlar ama ben öyle hissedemiyordum. Neden böyle yabanc› gibi hissettim onlar›. Kimbilir Canan’dan sonra hiçbirisinin babama bir baflsa¤l›¤›n› çok görmelerinden mi kaynaklan›yor. Yoksa ne beni ne kardeflim Canan’› hiç aray›p sormad›klar›ndan m›. Evet hiç aray›p sormad›lar bir kez bile yan›m›za gelip düflüncelerini söyleselerdi ne olurdu. Yanl›fl yolda oldu¤umuzu söyleselerdi. Ölüm Orucunun anlams›z oldu¤unu derhal b›rakmam›z gerekti¤ini bile anlatabilirlerdi. Bütün bunlar› anlayabilirdik. Herkesin kendine göre bir fikri var der anlay›fl gösterebilirdik. Ama nas›l bir duygudur. Binlerce on binlerce ziyaretçi gelirken yan›m›za, onlar›n bu yapt›klar›n› anlayam›yo-

95

ruz. A¤lad›klar›n› fark ettim bir ara. Bize mi yoksa düfltükleri bu duruma m› a¤l›yorlard› acaba. Babama k›zd›klar›n› duymufltum. Bizi Ölüm Orucundan vazgeçirmedi¤i için. Ama düflünmediler yapabilir mi, becerebilir mi diye. Düflünmediler babam için ne zor oldu¤unu. Çaresizli¤in o kahredici ac›lar›n›n yüre¤ini nas›l da¤lad›¤›n› hesaba katmad›lar. Bizim karar›m›za nas›l boyun e¤di¤ini ama bizimle her zaman gurur duydu¤unu bilmek istemediler. Kim bilir belki de kendileri gibi babam›n bize sahip ç›kmad›¤›n› düflünmüfllerdir. Kim olursa olsun herkes bilmeli ki biz babam›zla, babam›z bizimle hep gurur duymufltur. Bundan sonrada böyle olacakt›r. ‹nsanlar bu durumu anlayamayacak belki ama sevgimizin ve ba¤l›l›¤›m›z›n güzelli¤i zamanla bunu k›rmay› baflaracak. Babam; can›m babam, bak seninde dostlar›n›n tamam› burada de¤il. Halbuki bugün günlerden Pazar, yani tatil günü. Evet gençlik arkadafllar›n›n bir k›sm› yan›nda ama ço¤u gelmemifl. Ama anlayacaklar onlarda anlayacaklar bu direniflte ki hakl›l›¤›m›z›. Direniflin gücü zamanla hissettirecek gücünü. Ve hakl›l›¤›m›z bir kez daha kan›tlanacak. Ne yapal›m biz hapishanedeki insanlara bask› ve zulmü durdurmak için bedenlerimizi barikat yapt›k. Büyük ifle kalk›flt›k vesselam. Herhalde flu kadarc›k boyumuzla böyle büyük bir ifle kalk›flmam›z a¤›rlar›na gitmifltir baz›lar›n›n. Fiyakalar› bozulmufltur onlara dur dedi¤imiz için. Bilmeleri gerekir ki böyle direnifller yürek ister hem de manda gönünden. Yüre¤in saf ve temiz olacak ve halk›na inanacaks›n. Bedel ödemeye de¤er diyeceksin bu halk için. Ama canlar› sa¤ olsun gelenlerinde gelmeyenlerinde. Dini törenden sonra arkadafllar›m kendi tören-

96

lerini bafllatt›lar. ‹nce ve duygulu sesiyle fliir okudu bir arkadafl›m. Bir arkadafl›m beni ve mücadelemi anlatt› sloganlar›n eflli¤inde. Son olarak gidenlerin ard›ndan birer birer ayr›ld›lar yan›mdan ve biz Canan’la bafl bafla kald›k. Babam›z›n da aram›zda oldu¤unu fark ettik neden sonra. Dostlar›m›z›n ayr›lmas›ndan sonra ayr› kalmak istemifl bizimle anlafl›lan konuflmak, duygular›n› paylaflmay› bizden son kez istediklerimizi dinlemeyi düflünmüfl olmal›. Babama kendisiyle gurur duydu¤umuzu söylemeliyiz. Ac›s›n› kalbime gömüp bu duruma al›flmal›, yaflama kald›¤› yerden devam etmeliydi. Bunu söylemek kolayd› elbette ama iki evlad›n› kaybettikten sonra bunun nas›l bir anlam› olabilirdi. Nas›l normal bir yaflam sürdürebilirdi. Canan ve ben bu direnifle bafllarken böyle bir sonuçla karfl›laca¤›m›z›n bilincindeydik. Bilmedi¤imiz bizim gidiflimizden sonra olabilecekler. Direnifl süresi boyunca yaflad›¤›m›z nefleli ve mutlu an›lar geldi gözümün önüne. Babam ve ben dolu dolu e¤lenirken, kahkaha atarken bizi izleyenlerin bu duruma bir anlam veremediklerini hat›rlad›m. Bak›ld›¤›nda ikimizde yaflad›klar›m›zdan memnun gibi görünüyorduk. Bu durumu aç›klamak zordu ama direnifli anlaml› k›landa bu durumlard›. Tek bafl›na bu bile direniflin ne kadar sevgi ve insani oldu¤unu anlamak için yetebilirdi. Zorda olsa ald›¤›m›z bu karar›n bedelini ödemeye haz›rlan›rken bu direnifli duygular›m›zla, insani olan bütün sevgimizle sürdürmeyi baflarmal›yd›k. Birer robot olmad›¤›m›z› herkes gibi bizimde normal birer insan oldu¤umuz gerçe¤ini yaflayarak göstermeliydik. Bunu anlatabilmek direniflin anlam›n› ve ruhunu gösterebilmek demekti. Ne kadar dolu yaflad›¤›m›z› düflündüm. Dile ko-

97

lay tam 221 gün. Her an› bir y›l kadar uzun 221 gün. Canan daha az beraber oldu babamla. Ne kadar adaletsiz bir dünya. Böyle bir durumda bile eflitlik sa¤lanam›yor. Canan’›n gidiflinden sonra da babamla beraber olduk. Canan’dan bahsettik aram›zdaki uzun konuflmalarda. Boyunun uzunlu¤undan yüre¤inin s›cakl›¤›ndan sakin yaflam›ndan bir de giyimine kuflam›na gösterdi¤i özenden. Çok dikkat ederdi giyimine. ‹yi giyinmeye çal›fl›rd› bütçemiz oran›nda. Birde yak›flan› giyerdi. Hofl ne giyse yak›fl›rd› benim kardeflime. Babamla iliflkileri daha s›cakt› mesela. Nede olsa her zaman küçük Canan›yd› onun. Ona sorarsan hiç büyümemifl hep küçük Canan olarak kalm›flt›. Bense ablayd›m ve hep büyük olmal›yd›m. Böyle düflünürdü babam. Onu korumak ve kollamak hep bana düflmeliydi. Büyüdü¤ünü önemli kararlar alabilecek yafla geldi¤ini kabullenmek istemedi. Onun içinde Ölüm Orucundan ayr›lmas›n› çok istedi. Babama “Neden beni de ablam› de¤il. O senin k›z›n de¤il mi” dedi¤inde “Ne bileyim k›z›m sen henüz küçüksün herhalde onun için” diyebilmiflti. Demiflti de Canan’› ikna etmesi mümkün olmam›flt›. Bizimle konuflmak istiyordu ama kelimeler bo¤az›na dü¤ümleniyordu babam›n. Armutlu’yu düflündüm beraber geçirdi¤imiz o anlaml› günleri o zaman güzelde konuflurduk hemen hiç durmaz sürekli konu yarat›rd›. Arada çok duygulan›rd›. Canan›n› konuflurken. ‹flte o zaman “ K›z›m bir sigara içmek için d›flar›ya ç›kmal›y›m” derdi. Anlard›m o zaman anlard›m çok dolu oldu¤unu ve duyguland›¤›n›. Yan›mda gözyafl› dökmemek için böyle nedenler uyduruyordu. Bir defas›nda ona bir arma¤an haz›rlam›flt›m, evde bulunan arkadafllar›nda bulundu¤u bir anda

98

verdim kendisine. Beraber çektirdi¤imiz bir foto¤raf› ellerimle haz›rlam›fl alt›na da k›sa bir not düflmüfltüm. “ Bak baba Canan’da ortam›zda. Bize herkese inad›na p›r›l p›r›l gözleriyle gülümsüyor. Babac›¤›m, sana ve kardeflime söz, düflmana bir gün daha fazla yaflayaca¤›m. Onu da yan›m›za al›p Karadeniz’i gezece¤iz ZAFERE. K›z›n ZEHRA.” Arma¤an›n› aç›p okumas›n› istedim. Bu kadarc›k yaz›y› okumaya dayanamad›. Yar›s›nda b›rak›p bana sar›ld›. Doya doya öptü. B›rakmak istemiyordu. S›cakl›¤›n› hissettim kalbinin at›fl›n› duydum o an. Sonra aniden oday› terketti evin önüne sigara içmeye gitti. Böyle duygulu anlar›n yan›nda nefleli ve flen anlar›m›zda yaflan›yordu elbette. Babaannem geldi yan›na babam›n. Önce birbirlerine sar›ld›lar sessiz sessiz gözyafl› döktüklerini fark ettim. Konuflmaya bafllad›lar bir süre sonra. Babaannem moral vermeye çal›fl›yor güçlü olmas› gerekti¤ini anlatmaya çal›fl›yordu. “ Bak k›z›m bak Canan›m iflte ablanda geldi onu ne kadar çok özledi¤imi biliyorum merak etmeyin bende buralarda olaca¤›m. Ne zaman ça¤›r›rsan›z hemen gelirim bir eksi¤iniz bir iste¤iniz olursa bana söyleyin hemen getiririm. ‹sterseniz yan›n›zda yatar›m. Yada ikinizin ortas›na. Bir senin saç›n› okflar›m bir ablan›n. Sonra masal anlat›r›m sizlere küçüklü¤ünüzde anlatt›¤›m gibi. Üflürseniz e¤er battaniye yorgan ne isterseniz. Ama ne olursunuz gülümsemenizi hiç eksik etmeyin yüzünüzden. ‹nci gibi difllerinizi hep görmek isterim. Hat›rlar m›s›n Canan’›m ‹zmir’de direnifle devam ederken telefonda konuflmufltuk. Sana b›rakman› söyledi¤imde “ Bak babaanne sen ö¤retmedin mi bize bafllad›¤›n ifli yar›m b›rakma” diye bende söyleyecek söz bulamam›flt›m da telefonu kapatm›flt›m.

99

fiengül Ablam geldi yan›ma. fiimdi üçü birden sessiz sessiz gözyafl› döküyorlard›. Sonra ayr›lma zaman› gelmifl olmal› ki ayr›lmaya bafllad›lar yan›m›zdan. Önce babaannem sonra fiengül Ablam. Babam bir türlü uzaklaflam›yordu yan›m›zdan. Tekrar dönüp bakt› bizden yana “ Kahraman k›zlar›m” dedi. Bana b›rakt›¤›n›z bu sorumlulu¤un alt›ndan nas›l kalkaca¤›m› bilemiyorum. Eskiden sadece Ahmet Kulaks›z olarak yafl›yordum ama flimdi Zehra ve Canan’›n babas› olarak yaflayaca¤›m. Herkes bana bakt›¤›nda hep sizleri görecek karfl›s›nda. Kimileri sizleri Ölüm Orucundan vazgeçirmedi¤im için sonsuza kadar lanetleyecekler beni. Kimleri anlamaya çal›flacak bundan böyle nas›l yaflayaca¤›m›. Gülebilir miyim diye merak edecekler bazen. E¤lendi¤im bir anda nas›l becerebildi¤ime flafl›p kalacaklar. Her fleyi yapaca¤›m yavrular›m gülmek ve sevinmek için bin nedenim olursa bunu kimseden saklamayaca¤›m. Gene çal›flaca¤›m ekmek param› kazanmak için al›nteri dökece¤im ele güne muhtaç olmamak için. E¤er bir flenlikte, flölende yada bir dü¤ünde bulunursam halay çekip horon oynayaca¤›m. Sinemaya gidece¤im arada bir velhas›l yaflama dair ne varsa hiç birine s›rt›m› dönmeyece¤im. Ama bir fleyi sonsuza kadar yapmayaca¤›m. An›lar›n›za ve mücadelelerinize sayg›s›zl›k edilmesine asla izin vermeyece¤im. Sevginizi hep yüre¤imde tafl›yacak sizler gibi iki k›z›m oldu¤u için hep bafl›m dik gezece¤im. Kavuflana kadar hep benimle yaflayacak ve benimle olacaks›n›z. A¤›r ad›mlarla ayr›ld› yan›m›zdan. Babamdan sonra ne kadar zaman geçti bilmiyorum dedemi gördü¤ümü farkettim. Yafll› nuryüzlü dedeci¤im. Dayanamam korkusuyla törenime kat›lmam›flt›. Olsun sonunda yan›m›za gelmiflti ya buda yeterdi. Dua et-

100

meye bafllad›. Gözleri nemlenirken içten ta yüre¤inden dualar okundu bizim için. Belki de direnifl boyunca yan›m›za gelmeyiflinin buruklu¤unu yafl›yordu bilinmez ama her zaman çok sevmiflti dedem bizi. Keflke daha önce babaannem gibi yan›m›za gelebilseydi ne kadar mutlu olacakt›k. Bizi çok sevdi¤ini biliyorduk ve önemli olan buydu. Can›m dedeci¤im seni ne kadar çok üzdü¤ümüzün fark›nday›z. Ama bizde yaflam›m›zla ilgili ald›¤›m›z bu karara sayg› duyulmas›n› isteriz. Senin gururunu k›racak hiçbir fley yapmad›¤›m›z› bilmeni isteriz. Amcam›z ve arkadafllar›na yap›lanlar› zulüm olarak gördük. Keflke baflka bir yolu olsayd›. Ama zulme karfl› zafer kolay kazan›lm›yor. Bedel gerekiyor. Bak dede Filistin’de insanlar istedikleri camiide namaz k›labilmek için bile ne kadar insan kaybettiler. Kolay olmad› bu karar› almam›z ama bir kez bafllay›nca yar› yolda b›rakmak olmazd›. Bunlar› anlayaca¤›n› ümit ediyorum can›m dedeci¤im. Duas›n› tamamlad›ktan sonra sessiz ad›mlarla yürümeye bafllad›. Bizi ürkütme telafl› vard› hareketlerinde. Yaln›z kald›m Canan’la. Bana “ Bir dönem hiç gelmeyeceksin diye düflünmeye bafllam›flt›m” dedi. Evet geç kalm›flt›m ve bende seni hiç yaln›z b›rakmayaca¤›m. Neler yaflamad›k flimdiye dek. Yeri geldi sevindik beraber bazen istemeden de olsa üzdük birbirimizi. Ama hepsi s›cak hepsi bize aitti. Hiçbir zaman yaln›z kendimizi düflünerek yaflamad›k mutlaka. ‹kimizin de içinde oldu¤u fleyler tasarlad›k. Yeni bir dünya kurma iste¤i sararken ruhumuzu beraberli¤imizin tad›na varmay› düflledik mücadelemiz sürecinde. Herkes nas›l daha çok pay al›r›m diye düflünürken dünya nimetlerinden biz yoksullu¤u bölüfltük aram›zda. Hem de dünyan›n en büyük nimeti gibi. Gün geldi ayr›ld›k o anda ka-

101

vuflman›n heyecan› sar›verdi yüre¤imizi. Bir deniz k›y›s›nda bir da¤ bafl›nda olmay› düflledik s›k›fl›p kald›¤›m›z o kentlerin beton y›¤›nlar› aras›nda. S›cak bir demli çay› yudumlarken balkonda hapishanedeki tutuklular›n özgür olamad›klar›n› düflündük. Düflündük ve bir anlam vermeye çal›flt›k. Okul s›ralar›nda diploma derdine düflerken s›n›f arkadafllar›m›z bizler halk›m›zdan pekiyi ile belgelemeyi özledik. S›ram›z› bekledik usul usul, direnifl sürerken, acele etmedik. Bizde önce gidenleri u¤urlad›k. El sallad›k arkalar›ndan tren gar›ndan sevdiklerini u¤urlayanlar›n metanetiyle. Halk›m›z için mücadele ederken her görüldük çok kez. En çok da sevdik. Ailemizi sevdik. Annemi, babam› ve di¤erlerini hiç karfl›l›k beklemeden, hesaps›z, kitaps›z sevdik. Do¤ay› sevdik mesela katledilirken vahfli canavarlar taraf›ndan. Çiçekleri, a¤açlar› ve ormanlar› sevdik özgürlü¤ü sevdi¤imiz kadar. Bir de mücadeleyi sevdik. Önümüze dikerlerken kal›n duvarlar› tel örgüleri, onlar› y›kmak için direnifli sevdik. Daha pek çok fley sevdik onlar› sevdikçe onlar güzelleflti daha anlaml› oldu dünyam›z. Nefret ettik ihanetten ikiyüzlülükten, yalandan, dolandan. Dostlar›n› yar› yolda koyanlardan da nefret ettik. Elini omzuna koyan dostundan tafl›ma paras› isteyen anlay›fllardan tafl›rken al›nlar›m›zdaki band› onurla, zalimlerin önünde bafl e¤ip al›n band›n› haramilerin sofras›nda haraç mezat satanlardan nefret ettik. Hep insan gibi ama onurlu ve gururlu, bafl› dik yaflamak istedik. Bir 盤l›k duydu¤umuzda yönümüzü o yana çevirdik, elimizden bir fley gelir mi diye. Umut olmaya çal›flt›k halk›m›z›n vicdanlar›n› ve yüreklerini sat›n almaya çal›flanlara karfl› en önemlisi de bize güvenenleri hiç utand›rmad›k.

102

Sesleri olduk dört duvar aras›nda yok edilmeye çal›fl›lan kahramanlar›n. Bizimle umutlar› yeflerdi, bizimle daha bir güçlü ç›kt›lar zalimlerin karfl›s›na. Onur duydular bizimle. Ne mutlu sizler gibi dostlar›m›z var dediler, art›k ölsek de gam yemeyiz. Yürüdük hep yürüdük bazen hep hatalar›m›z oldu, düzeltmeye çal›flt›k, kolkola, omuz omuza, hiç geriye dönüp bakmadan yürüdük. Yürüdükçe özgür oldu¤umuzu özgür oldukça daha insanlaflt›¤›m›z› ve yaflam› tad›n› yudumlayarak yürüdük. Karanl›¤›n üzerine yürüdük küçük bedenlerimizle ›fl›k olmaya çal›flt›k. Hiç teslim olmad›k. Direniflin onuruyla ölmek varken teslimiyetin onursuzlu¤unu yaflamad›k. Yapt›klar›m›zla yapamad›klar›m›zla aran›zdan ayr›ld›k iflte. Ak bir güvercin gibi uçuverdik sonsuzlu¤a. Ben ZEHRA KULAKSIZ ve kardeflim CANAN KULAKSIZ. Ne yapt›ysak halk›m›z› sevdi¤imiz için yapt›k. Bütün zorluklara bu sevdam›z için gö¤üs gerdik. Pay›m›za düflen bedeli bu duygular›m›z için ödedik. Bayra¤› bizden sonrakilere devrettik. Biliyoruz emin ellerde oldu¤unu...

103

SON SÖZ
Bütün ömrüm boyunca bir seferde yazd›¤›m en uzun yaz›, bir daktilo sayfas›n› geçmemifltir. Ama yaflad›klar›m› anlatmak için bundan daha fazlas›n› yazmam gerekiyor bu kez. Son bir y›ld›r ülkemizde yaflanan ölüm orucu direnifli ile ilgili benim ve ailemin yaflad›klar›n› paylaflmak bütün bunlar› tarihe maletmek için bunun belgelenmesi gerekmektedir. Yazmak hele böyle önemli bir süreci yazmak hem cesaret hem de birikim isteyen bir ifl oldu¤u muhakkak. Ne yaparsam yapay›m bu büyük direniflin an-

104

cak küçük bir bölümünü anlatabilirim diye düflünüyorum. Hemen her döneminde içinde bulundu¤um bu direniflin en yo¤un yaflad›¤›m dönemlerini k›zlar›m CANAN ve ZEHRA ile paylaflmaya çal›flt›m. Bir anlamda bu öykü direniflle beraber k›zlar›m›n öyküsü olacakt›r diyebilirim. Yaflad›¤›m ac› ve tatl› olaylarda bu insanlar›n an›lar›mda önemli bir iz b›rakt›¤› muhakkak. Hayal k›r›kl›klar› yaflad›m örne¤in. Güvendi¤imiz dostlar›mdan gördü¤üm davran›fllar› anlatmakta zorland›¤›m zamanlar oldu. Yapt›klar›m ve yapamad›klar›mla bu öykünün olaylar› anlatmada yetersiz kalaca¤› bir gerçek. Y›llar boyu yaz›l›p anlat›lacak bu direnifli tam olarak aç›klamam mümkün olmayacak. Öykümüzde baz› insanlar haketti¤i kadar yer almam›fl olabilir. Baz› olaylar gereken titizlikle irdelenebilir. Baflkalar›n›n aç›s›ndan çok önemli olabilecek kesitler gözden kaçm›fl olabilir. En önemlisi elefltiri yöneltece¤im kifli ve kurulufllar›n isimlerini kurcalamak niyetinde de¤ilim. Çünkü bu yaz›n›n amac› siyasal bir hesaplaflma yada politik bir de¤erlendirme olmayacak. Özü itibariyle siyasal bir direnifl olan ölüm oruçlar›n›n öyküsü yaz›l›rken mutlaka ülkemizin durumu hakk›nda görüfl belirtmek gerekecek. Ama daha çok insani boyutunu öne ç›karmaya çal›flaca¤›m bu öyküde direnifli ve direniflçilerin duygular›na tercüman olmak istiyorum. Bu öykü benim ve k›zlar›m›n da bir anlat›m› olacak ayn› zamanda. Kamuoyunda bilinmesini istedi¤im duygu ve düflüncelerimizi paylaflmakt›r amac›m. Direniflçilerin normal birer insan oldu¤u gerçe¤i anlafl›lmal› ve öyle kabul edilmeleri gerçe¤inin alt›n› çizmektir amac›m. Onuncu ay›n› geride b›rakan bu direniflin tama-

105

m›n› anlatmak yerine, özellikle Armutlu’da geçirdi¤im dört ayl›k sürede olarak yaflad›¤›m olaylar› anlatmay› düflündüm. Bu dört ayl›k sürede Armutlu d›fl›nda yaflad›klar›m da oldu elbette. Yeri geldi¤inde onlara da de¤inip öyküde eksik parça b›rakmak istemiyorum. Öyküyü yazma amaçlar›mdan biri de kendimi anlatma iste¤imdir. Toplumda mevcut olan düflüncelerin farkl› oldu¤unu biliyorum. Benim ne kadar fedakar oldu¤umu düflünen varsa, di¤er taraftan canavar oldu¤umu k›zlar›n› ölüme gönderen gaddar bir baba oldu¤umu söyleyen say›s›z insan oldu¤unu biliyorum. Hatta so¤ukkanl› bir katil oldu¤um fikrini savunanlara bolca rastlamak mümkün. Bu düflüncedeki insanlar›n bir bölümünün düflünceleri siyasal mant›klar› gere¤i de¤ifltirilemeyecek kadar önyarg›l›. Ama direnifli ve direniflçilerin anlay›fllar›n› flu veya bu flekilde anlamaya çal›flan toplumda oluflturulan sözüm ona de¤er yarg›lar›n›n etkisinde kalan say›s›z insana meram›n› anlatmakt›r as›l amac›m. Bir kez bile direnifl evine gelmeyip direniflçileri dinlememifl olan bu insanlar›n bana olan düflüncelerini azda olsa de¤ifltirebilirsem k›smen de olsa amac›ma ulaflm›fl sayaca¤›m kendimi. Benim gibi düflünmelerini de¤il sadece anlamalar›n› beklemektir. Yetersiz bilgilerinden kaynaklanan düflüncelerine ve duygular›na seslenmek ve bilgilendirmektir. Ölüm Orucuna bafllanmadan k›sa bir süre önce Kudüs’te yap›lan katliam› protesto için k›z›m Zehra gözalt›na al›n›p mahkemeye ç›kart›ld›¤›n› bilmeliler mesela. Mescid-ül Aksa’da katledilen Müslüman Filistin halk›n›n ac›s›n› paylaflmak isteyen Zehra’y› tan›tmal› ve anlamal›lar. Bilinmeyen çok yan› vard› direniflin ve direniflçilerin. Öncelikle insand›lar herkes gibi. Sevinçleri,

106

hüzünleri, duygular›, düflünceleri vard›. Geçmiflte hatalar› olmufltu birço¤unun. Bazen kalplerini k›rm›fllar yak›nlar›n›n. Okula gitmifl karne heyecan› yaflam›fllar. Sevmifller sevilmifller. Üzmüfller anne babalar›n›, üzülmüfller aileleri için ço¤u kez. ‹lk kez sinemaya gittiklerinde arkadafllar›na anlatm›fllar filmin ayr›nt›lar›n›. Pikni¤e gittiklerinde doyas›ya hissetmifller özgürlü¤ü. Orman›n ve yeflilin kokusunu içlerine çekmifller. Ülkelerinde yaflananlara bir anlam vermeye bafllam›fllar ak›llar› s›ra. Günü gelip yaflam›n haks›zl›klar›yla karfl›laflt›klar›nda çözümler üretmeye kalk›flm›fllar. Kimileri boyundan büyük ifllerde u¤raflmamalar›n› sal›k vermifller onlara. Bunlar sizin ifliniz de¤il, devleti yöneten büyükleriniz bunlar› düflünür diye s›k s›k tembihlenmifller. Ama olup bitenlerin öyle söylendi¤i gibi olmad›¤›n› anlam›fllar zaman› gelince. Her zaman tehlikeden uzak tutmaya çal›flm›fl onlar› büyükleri, kanatlar›n›n alt›na al›p korumak istemifller. Sizlere bir fley olursa dayanamam can›ma k›yar›m feryatlar› ile korkmufllar ürpermifller. Bazen hesaps›z kitaps›z olan sevgilerin ard›nda yatan riyakarl›¤› farketmifller. ‹nsanlar›n nas›l böyle bir duruma düfltü¤ünü sormufllar kendilerine uykuya yatmadan önce. Sabah güneflinin do¤uflunu izlemifller, insanlar›n yüreklerini ›s›tmas› umuduyla. Karanl›k gecelerin bilinmezli¤ini korkular›n› minicik yürekleriyle yenmeye çal›flm›fllar. Sabah›n köründe ekmek paras› kazanmak için yollara düflen yafl›tlar›n› gördükçe anlafl›lmaz bir kederle gözlerinin yaflland›klar›n› düflünmüfller. Sonra büyümüfller, kimisi genç k›z olmufl, kimisi delikanl›, anne baba olup çoluk çocu¤a kar›flanlar varm›fl aralar›nda. Yeni ça¤lar›nda, yeni beklentilerini ve umutlar›n› da beraber tafl›m›fllar. Hepsi farkl›

107

yörelerden gelmelerine ra¤men ayn› fleyleri hissettiklerini anlam›fllar bir zaman. Gördükleri ve yaflad›klar› zalimliklere karfl› ç›kmalar› gerekti¤i, bunu yapmazlarsa tarih önünde sorumlu olacaklar›n›n karar›na varm›fllar. Günü gelmifl coplanm›fllar sokak ortas›nda ac›mas›zca. Bir baflka yerde tutuklan›p hapishanelerde günler geçirmek düflmüfl paylar›na. Ama inançlar›ndan soyunmam›fllar hiçbir zaman. Hep düflündükleri gibi yaflamay› baflarm›fllar. Neden bütün bunlarla karfl›laflt›klar›n› her gün biraz daha iyi anlam›fllar. Ve hepsini tek tek kaz›m›fllar bilinçlerine. Derken günlerden bir gün yaflad›klar› ülkede hapishanelerde olaylar bafl göstermifl. Hücrelere girmek istemeyen tutuklu insanlar ölüm oruçlar›na bafllad›klar›n› aç›klam›fllar dünyaya. Ya düflüncelerimizle beraber yaflar›z yada tek tek kalmaktansa hücrelerde ölürüz demifller. Onlarda düflünmüfller tart›flm›fllar içerdekilerin sesi solu¤u olmaya karar vermifller. ‹çerde olanlar›n yaflad›klar›n›, herkesin daha iyi anlayabilmesi için yat›rm›fllar bedenlerini açl›¤a. Önceleri kimse anlayamam›fl bu durumu. Anne babalar› karfl› ç›km›fl bu kararlar›na, olmaz böyle demifller aile büyükleri. Ama onlar kararlar›n› çoktan vermifllerdi bile. Hay›r demifller. Bizim insanlar›m›z yok edilmeye çal›fl›l›rken onlar yaln›z bizden isteyemezsiniz, onlara s›rt›n›z› dönmeyi bizden istemeyin demifller. Bir k›sm› içerde bir k›sm› d›flarda bafllam›fllar, ölüm oruçlar›na, çok ayr› mekanlarda, ayr› flehirlerde de olsa uzatm›fllar ellerini birbirlerine ve kar›flm›fl yürekleri yüreklerine. O günden sonra beraber düflünmüfller. Beraber gülüp beraber a¤lam›fllar. Günü gelmifl sevdiklerinden ayr›lm›fllar, sonsuzlu¤a u¤urlam›fllar dostlar›n› ama hiç umutlar›n› k›rmam›fllar, hep taze tutmufllar

108

gelece¤e olan düfllerini. Biliyorlard›, teslim ederlerse umutlar›n› ve düfllerini gelecekte yaflamay› istedikleri dünyadan bir parçay› da kaybedeceklerini. Günler geceye devrilirken ardarda gidenlerin say›lar› da art›yordu durmadan. Yafll› tarih bu kez farkl› bir mücadeleye tan›kl›k ediyordu art›k. A¤›tlar yakarlarken gidenlerin ard›ndan analar babalar yüreklerindeki s›cakl›¤› hiç so¤utmuyorlard›. Birer birer gencecik filizler düflerken topra¤a toplumda açt›¤› onulmaz yara her gün biraz daha büyümekteydi. Kara topraklar isyan etmekteydi koynuna ald›¤› her çiçek için, sessizli¤ine bir anlam veremiyordu toplumun. Rüzgar anlams›z esiyordu o bahar aylar›nda. Bir sonraki gün yaflanacaklar› görmemek için günefl do¤mak istemiyor gibiydi. Çiçekler kokular›n› kendileri bile be¤enmez olmufltu. Ama yaflam ac›larla ve özlemlerle devam etmekteydi. “Bir a¤aç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeflçesine” yaflamak için insanl›k s›nava durmufltu sanki. Ölümle yaflam, sevgiyle nefret iyiyle kötülük yo¤un bir çat›flma içindeydi o bahar aylar›nda ve sonras›nda. Nerede noktalanaca¤› hiçbir zaman soru iflareti yaratmam›flt› beyinlerde. Hangi baharda olduklar›n› düflündüler müjdeli haberi sadece. Sevdiklerini ve dostlar›n› görüyorlard› yan›bafllar›nda ama diyorlard›, ama biz bu kadar de¤ildik. Daha çok olmal›yd›k daha fazla dostlar› olmal›yd› bizlerin. Neden bir k›sm› yan›m›zdayken di¤erleri görünmez olmufltu. Halbuki ne çok istemifllerdi hep bir arada olmay›. Umutlar›n› ve sevgilerini yaflarlarken coflkuyla onlarla kol kola olmay› ne çok arzulam›fllard›. Ama olmuyor iflte olmuyor. Bizim tarihimiz böyle mi yoksa baflka bir fley mi, bilmiyoruz, coflkumuzu da yas›m›z› da hep eksik hep yar›m yafl›yo-

109

ruz. Ama geçecek bu günler diye düflündüler. Geçecek ve o gün hep beraber olman›n coflkusunu yaflayaca¤›z düflmana inat. Böyle çok karmafl›k ama bir o kadar da anlaml› duygular içinde devam ederken direnifl iki kardefl vard›. Bütün bunlarla beraber baflka heyecanlar› da yüreklerinde hisseden ZEHRA ve CANAN. ‹kisi de kardefl ikisi de üniversite ö¤rencisi, ikisi de ölüm orucu direniflçisi. Bu öykü onlar›n öyküsüdür ayn› zamanda. Kimdir bu iki kardefl. Ne için bu direniflin içinde yer alm›fllar. Babalar› ne düflünür mesela. Nas›l izin vermifl k›zlar›n›n ölüm orucuna kat›lmalar›na. Yoksa izin vermemifl de Zehra ve Canan’›n karar› m›yd› bu. Bunlar anlat›lmaya çal›fl›l›yor bu öyküde. Elbette direniflte anlat›lacak yeri geldikçe. Ve di¤er direniflçiler. Onlarda konu olmakta bu öyküye. Daha kimler yok ki. Ziyaretçiler, yazarlar, sanatç›lar ve halktan insanlar. Zehra ve Canan kendi yaflamlar›n› kendileri anlatmak istediler. Bizi bizden dinleyin dediler. Duygu, düflüncelerimizi biz kendi a¤z›m›zdan söylemek isteriz. Bu dileklerini yerine getirmeye çal›flt›k elimizden geldi¤ince. Sonra öyküme di¤er kahramanlar konuflmak istediler. Onlara da mümkün oldu¤unca konuflma olana¤› yaratt›k. Ama gözden kaçan, haketti¤i halde bu öyküde konuflma olana¤› bulamayanlar olacakt›r. Bunun anlay›flla karfl›lanmas›n› umut ediyoruz. 20 Ekim 2000 tarihinde bafllayan ölüm orucu yaklafl›k onuncu ay›n› geride b›rak›rken her aç›dan ülkemizi derinden sarsan depremler yaratt›. Daha sonra d›flarda bafllayan ölüm oruçlar› ile farkl› bir boyut kazanan direnifl 19 ARALIK 2000 tarihinde bafllayan ve tam 4 gün süren tam bir katliam operasyonuna tan›k oldu. Ard›ndan Adalet Bakanl›¤›n›n bir süre aç›lmas›n› erteledik dedi¤i F Tipi hüc-

110

re hapishanelerinin devreye sokulmas› direnifl süreci ile ilgili yeni tart›flmalar bafllatt›. Bakanl›¤a göre çözüldü denilen hapishaneler sorunu ölüm orucu direniflçilerine göre bir döneme girmiflti. Bakanl›¤›n çözüldü dedi¤i sorunun 21 Mart 2001 tarihinde Ankara Sincan hapishanesinde yatan bir tutuklunun yaflam›n› yitirmesiyle yeniden ülkemiz gündeminin vazgeçilmez olaylar›ndan biri olarak hala varl›¤›n› koruyor. Bakanl›¤›n bütün engellemelerine karfl›l›k hapishanelerden gelen ölüm haberleri toplumu sarsmaya bafllarken ayn› tür haberlerin d›flar›da insanlara ulaflmas› bir anda bütün gözlerin d›flar›daki ölüm orucundaki direniflçilere dönmesini sa¤lad›. F Tipi Hücre Hapishanelerde yaflanan tecrite karfl› yap›lan ölüm oruçlar›na destek için d›flarda da insanlar bedenlerini açl›¤a yat›rm›fllard›. Esasen ‹zmir ve Mersin’de de yap›lm›fl olmas›na ra¤men d›flardaki direniflin oda¤› K. Armutludaki direnifl eviydi. ‹zmir’de bafllay›p K. Armutlu direniflevinde 15 Nisan 2001 tarihinde yaflam›n› yitiren küçük k›z›m CANAN ve ayn› evde 29 Haziran 2001 tarihinde kaybetti¤im büyük k›z›m ZEHRA ile geçirdi¤im yaklafl›k 140 günün öyküsüdür. Elbette bu öykünün öncesi ve sonras› var. Ama benim aç›mdan bu günlerin anlam›n› ve önemini yaflad›klar›m aç›s›ndan öncelikli k›lmaktad›r. Tarihçiler elbette çok daha ayr›nt›l› yazacaklar çok daha somut belgeler b›rakacaklar geriye. Benim yapmak istedi¤im bu süre boyunca zaman›m›n neredeyse tamam›n› geçirdi¤im K. Armutlu ve direniflevinin durumunu, yaflad›¤›m olaylar›, direniflçilerle paylaflt›¤›m an›lar›m› okuyucuyla paylaflmakt›r. Bunu yaparken duygular›m›, bu süre boyunca neler hissetti¤imi insanlar gözlerimin önünde hücre

111

hücre erirken k›zlar›m için yapt›klar›m yada yapamad›klar›m paylaflmak istedi¤imdir. Bu süre içinde karfl›laflt›¤›m hayal k›r›kl›klar›ndan bahsettim s›ras› geldi¤inde. Bazen beklemedi¤im bir davran›fl ac›m› hafifletti yüre¤ime su serpti. Canan’la k›sa bir süre kalabildik beraberce. ‹zmir’den geldikten sonra iki hafta dayanabildi küçük k›z›m. Rize’ye götürüp topra¤a verdikten hemen sonra direnifle devam eden abla Zehra ile paylaflt›m bir çok fleyi. Anlafl›ld›¤› gibi yas›n› tutamad›m Canan’›m›n. Bütün herkes bilmeli ki hiçbir baba çocuklar›n›n de¤il ölümüne bir t›rna¤›n›n kanamas›na dayanamaz. Ama yaflam›n ac›mas›zl›¤› bazen öyle korkunç olur ki iki k›z›n›zdan ikisini de kaybetmeye al›flmak zorunda b›rak›r sizi. Bende isterdim ki çocuklar›m›n üniversite bitirip diploma ile boynuma sar›lmas›n›. Mutlu bir hayat kurup uzun süre yaflam sürmesini. Ama kararlar›ndan vazgeçmemeleri ve bafllad›klar› ifli yar›m b›rakmama konusunda ne yapabilirdim. Ülkemizde devam eden hapishaneler sorunu bir insanl›k sorunu olarak görüldü k›zlar›m taraf›ndan. ‹nsanl›k sorununda taraf olmamak bize yak›flmaz dediler. Ve bedenlerini açl›¤a yat›rarak bunun bedelini de ödediler. Burada esas soru; “Bizlerin ne kadar insanl›k sorununa sahip ç›kt›¤›m›z” olmal›d›r. Bu soruya verece¤imiz yan›t bizim anlay›fl›m›z›n da bir göstergesi olacakt›r. Onlar genç yafllar›nda bedel ödemeyi göze almadan insanlar›n özgürleflemeyece¤ini savundular. Ya bizler neyi savunuyoruz? Nas›l bir ahlak› ve erdemi egemen k›laca¤›m›z›n hesab› içindeyiz? 2000 y›l›nda bafllay›p 2001 y›l›nda devam etmekte olan ölüm orucu direniflinde K. Armutlu önem-

112

li bir yere sahiptir. Elbette bu direnifl de¤iflik yerlerde çok önemli dönemeçlerden geçti. Ama hiçbiri kamuoyunu Küçükarmutlu kadar ilgilendirmedi. Gecekondu direniflleriyle ünlü bir mahalle ölüm oruçlar›n›n buraya tafl›nmas›yla yeni bir misyon daha üstlendi. Önceleri dikkat çekmeyen bu mahalle hapishanelerden gelen ölüm haberleriyle bir anda ilgi oda¤› oluverdi. Kamuoyu hapishanelerde yaflananlar› Armutlu’dan ö¤renmeye çal›flt›kça medya haber almak için direniflevini gözlemeye ve izlemeye alm›flt› bile. Armutlu tarihi bir sürece ev sahipli¤i yap›yordu art›k. ‹nsanlar u¤urland› sonsuzlu¤a Armutlu’dan. Önce Gülsüman Dönmez. 11 yafl›nda o¤lu olan bu bayan d›flar›da yaflam›n› yitiren ilk ölüm orucu direniflçisi olarak tarihe geçti. Armutlu’da oturan yoksul bir kad›nd› Gülsüman. Kardefli F Tipi hapishanesinde yat›yordu. Direniflinin 147. gününde yaflam›n› yitiren bu kad›n kendinden sonra geleceklere yolunu aç›yordu ayn› zamanda. Sonra CANAN KULAKSIZ. Benim k›z›m u¤urland› Armutludan. Her u¤urlama insan›n yüre¤ini s›zlat›yor, yenilerinin yaflanma olas›l›¤› toplumu ürkütüyordu. Sonra fienay Hano¤lu. Direniflin devam etti¤i evin sahibi. Eflini hapishanede çocuklar›n› ard›na b›rak›p s›radakine yerini verdi. Bu arada ‹zmir’de direniflini sürdüren ERDO⁄AN GÜLER, gidenler kervan›na baflka bir istasyondan kat›lm›flt› bile. ZEHRA KULAKSIZ ald› s›ray› bu kez. Büyük k›z›m, Canan’›n ablas› kardeflinin b›rakt›¤› direnifl bayra¤›n› di¤erlerine b›rak›p Canan’›na kavufltu. Direnifl genç yafll› demeden önüne kat›p götürüyordu. SEVG‹ ERDO⁄AN kat›ld› aralar›na. Hapishanede bafllayan direniflini Armutlu’da sürdüren Erdo¤an direniflçilerin Sevgi ablas› olarak ayr›l›p gidenler kervan›na kat›lmak da gecikmedi.

113

Gerçekten Armutlu olaylara tan›kl›k ediyor bir avuç insan yaflamlar› pahas›na verdikleri sözden dönmüyorlard›. Canan’dan sonra Armutluya geldi¤imde her an›m› kalan tek k›z›m Zehra ile beraber geçirmek istedi¤imde Armutlu’da tan›¤› olaca¤›m olaylara kendimi haz›rlam›flt›m. Ne yaparsam yapay›m Zehra’n›n ölüm orucundan vazgeçmeyece¤i ortada idi. O halde benim yapmam gereken direnifl elimden geleni yapmak, hapishanedeki tutuklular için mücadele etmekti. Bunu yapan say›s›z insan vard› zaten. Her kesimden ayd›nlardan, hukukçulardan, sanatç›lardan bütün duyarl› insanlar ölümlerin önüne geçmek ve direnifli bitirmek için canla baflla mücadele ediyorlard› zaten. Bu arada bekledi¤imiz dayan›flmay› yeterince gösteremeyen, kendilerinden beklenen tarihsel misyona uygun davranmayan gruplarla da karfl›lafl›yoruz elbette. Küçük k›z›m Canan’› kaybediflimden bir hafta sonra ziyaretime gelen eski dostlar›mdan iki kifli 1 May›s törenlerinde tutuklu ailelerinden konuflmac› olarak birini düflündüklerini ve beni önerdiklerini söylediklerinde heyecanlanm›flt›m. Kabul etti¤imi böyle bir fleyi seve seve yapaca¤›m› söyledim. 1 May›s sabah› telefonda her fleyin haz›r oldu¤unu miting alan›nda beni bekledi¤ini söyledi. Gitti¤imde sorun olmad›¤›n ve s›ram geldi¤inde konuflma yapabilece¤imi tekrar belirttiler. Ama konuflmalar bitip müzik bölümüne geçildi¤inde beni konuflturmayacaklar›n› anlam›flt›m. Neler olup bitti¤ini sordu¤umda inand›r›c› biç bir yan›t alamad›m. Bu karfl›laflt›¤›m ilk düfl k›r›kl›¤›md›. Benim konuflmam önemli de¤ildi. Ama böyle bir süreç de ve böyle anlaml› bir günde tutuklu yak›nlar› ad›na birinin orda birkaç dakika konuflmas›na izin verilmemesi ne ka-

114

dar büyük bir talihsizliktir diye düflündüm. Gururum k›r›ld›. Davet edilmifltim ama konuflmama izin vermediler. Ben bir k›z›m› kaybettim ve di¤erini kaybetmek üzereydim. Bana konuflma izni verselerdi ne kaybederlerdi. Yada izin vermeyerek ne kazand›lar. Bugün yapt›klar›n› düflündükçe ne hissediyorlar acaba. ‹flçilerin ve emekçilerin mücadele gününe böyle yasakç› bir anlay›fl›n sahipleri demokrasi konusunda neyi savunabiliyorlar. Ama dedim ya gariplikler ülkesi buras›. Bu direniflte iki k›z›m› kaybettim. Ama hiçbir dernek parti ve sendika yöneticisi aray›p baflsa¤l›¤› dilemedi. Bolu’dan kalk›p gelen bir camii imam› bu duyarl›l›¤› gösterdi. Armutluya kadar gelip benimle görüfltü ve bana sab›rlar diledi. Bunlarda tarihe not olarak düflülecek elbette. Ne ben ne k›zlar›m bugüne kadar kimseden merhamet dilemedik. Hep eme¤e de¤er verdik ve eme¤imizle geçinmeye çal›flt›k. Ama sevgi arad›k bütün yaflam›m›z boyunca, dayan›flma ve yard›mlaflmay› yaflam›m›z›n bir parças› olarak düflündük. Bunun için kim olursa, kimden gelirse gelsin hep kucak açt›k. S›cak bir yüre¤in sevgi dolu birkaç sözün hep çok anlam› oldu hayat›m›zda. Gözümüzü hep aç›k tuttuk. Halk›m›z›n ve dostlar›m›z›n s›k›nt›lar› ve sorular›n› kendi sorunumuz belledik. Yeri geldi bir lokma ekme¤imizi bölüfltük bir tas çorbay› tümden sürdük önlerine. Hiç gücenmedik anlafl›lmad›¤›m›z zaman. Ahlak›m›z›n bir parças›n› al›p götüremedi yaflad›¤›m›z iki yüzlü davran›fllar. S›ms›k› sar›ld›k anlay›fl›m›za. Toplumu fliddet belas›yla yeniden yarat›rken savafl tacirleri, bar›fla olan özlemimiz hiç eksilmedi. Ama hep sevgi kazans›n, bar›fl kazans›n istedik. Bunun için isteselerdi yüreklerimizi gümüfl tepsi içinde sunmaktan çekinmezdik.

115

‹flte böyle kimi küçük hesaplar yaparken benli¤ini kaybediyor kimi hesaps›z kitaps›z sunarken bütün yaflam›n› büyüdü¤ünü hissediyor. Hepsi bu dünyan›n gerçekleri ve onun için mücadele daha anlaml› oluyordu. Günlerimin hemen tamam› K. Armutluda geçiyor, gelen ziyaretçilerle konufluyor ve yabanc› medya mensuplar›na aç›klamalarda bulunuyordum. ‹stanbul d›fl›nda yap›lan etkinliklere kat›ld›¤›m oluyordu. 9 Haziran 2001 tarihinde bütünde demokratik kitle örgütleri sendika ve partilerin Ankara’da düzenledi¤i ortak miting karar› vard›. TAYAD ad›na konuflmac› olarak benim kat›laca¤›m miting için ‹stanbul’dan topluca Ankara’ya gittik. Yürüyüflün bafllayaca¤› yer olan hipodroma vard›¤›m›zda birden küçük k›z›m Canan’› hat›rlad›m. Ölüm orucuna bafllamadan önce Canan’la gene böyle bir mitingde karfl›laflm›flt›k. O ‹zmir’den ben ‹stanbul’dan gelmifltik. Sar›ld›k hasret giderdik. ‹kimizde F Tipi hapishanelerin kapat›lmas› için omuz omuza yürüyor slogan at›yorduk. Aradan geçen bunca zamandan sonra bu kez yaln›zd›m. Canan yan›mda yoktu. Beraber yürüdü¤ümüz yolu art›k tek bafl›ma di¤er dostlar›mla yürümek zorundayd›m. Konuflma s›ram geldi¤inde Canan’›n bir foto¤raf›n› verdi arkadafllar, gö¤sümün üzerine koydum. Art›k yaln›z konuflmuyordum. Bir Canan bir ben bazen ikimizin duygular› ayn› anda dökülüyordu a¤z›mdan. Canan’dan bahsettim direnifli anlatt›m kelimeler bo¤az›ma dü¤ümlenirken. Ama anlatmal›yd›m ve ne olursa olsun ölümleri engellemeliydim. Benim konuflmamdan önce gençlik arkadafl›m Mehmet Özer Canan’›n an›s›na yazd›¤› bir fliiri oku-

116

du bulundu¤u kürsüden. Çok güzel ve anlaml› bir fliirdi. Karfl›l›kl› konuflmalarda zorlanmadan ve sakin sakin anlatmaya çal›flt›¤›m konular› kürsüden halka karfl› ifade etmenin zorlu¤unu yaflad›m. Adalet Bakanl›¤›n›n iki yüzlü tavr›n› anlatmaya çal›flt›m. 19 Aral›k’tan önce yap›lan görüflmelerin tekrar bafllat›lmas›n› ve tecritin derhal kald›r›lmas›n› anlatt›m. Ama dedim ya bakanl›k tam bir duvar gibiydi. Duvar gibi hissiz ve sa¤›r. En bafl›ndan beri katliam› planlam›fllar ve karar›n› vermifllerdi. Sonradan yaflananlar, katliamlar› hakl› ç›karmak düzmece senaryolar ve yalan haberler. Miting sonras›nda di¤er ailelerle birlikte tekrar ‹stanbul’a döndük. Ben hemen Armutlu’daki k›z›m›n yan›na kofltum. Beni bekledi¤ini anlad›m. Ona miting hakk›nda bilgiler verdim. Kat›l›m›n istedi¤imiz düzeyde olmad›¤›n› ama çok coflkulu geçti¤inden bahsettim. Armutlu’da unutamad›¤›m dostlar›mdan biri de Ali’ydi. Ölüm oruççusu Hülya fiimflek’in kardefli. Hemen bütün günümüzü beraber geçiriyor ayn› fleyleri hissediyoruz ço¤u kez. Gerçi düflüncelerini aç›klama konusunda biraz ürkek davran›rd› ama çok temiz yürekli çal›flkan, her ifle koflan, kesinlikle yoruldum diye bir kelime a¤z›ndan ç›kmayan bir s›cak dosttu. Annesi de gelirdi arada bir sonra tekrar dönerdi Erzincan’a. Ali’nin kardefli vard› Edirne F Tipinde. Annesi beni tan›tm›fl iyi tan›d›¤›ndan eminim. Canan’dan sonra mektup yazd› çok güzel bir yaz›s› vard›. Ama ondan da güzeli mektubun içeri¤iydi. Duygu dolu bu mektubu okudu¤umda nerede olursa olsun insanlar›n içinde olan o s›cakl›¤›n sönmedi¤ini farkettim. Okudukça yaln›z olmad›¤›n›n fark›na var›yor uzakta olsa ayn› heyecanla çarpan yüreklerle beraber mutlu olman›n tad›na var›yorsun. O süre içinde daha çok mektup ve telefon al-

117

d›m. Hapishanelerden gelenlerin yan›nda d›flardan yaz›lanlar da vard›. Hepsi ac›lar›m› paylaflmak istiyor, yaln›z olmad›¤›m› söylemek isteyen duygulu mektuplard›. Birkaç sat›r yaz›n›n bu kadar anlaml› olabilece¤ini ö¤üne kadar düflünmemifltim. Bu mektuplar yaflad›¤›m o günlere çok anlam katt›. O zor günlerde benim için ayakta kalmam için önemli güç verdi bana. O günlerde benim için unutulmazl›¤›n aras›nda, sevdiklerimin içinde biri hep öne ç›k›yor. Bugün bakt›¤›mda direniflle beraber Bilge Abla’y› hep ayn› karede görüyorum. En bafl›ndan beri hep direniflin aras›nda bulundu Bilge Abla. Bir sanatç› olarak ilk evini açt› direniflçilere. Ve bizimle beraber soluk ald›. Bizimle üzüldü bizimle sevindi. Sanatç› duyarl›l›¤›n›n yan›nda s›ms›cak yüre¤iyle hepimizin ablas› oldu. Bilgi birikiminin yan›nda sanatç› çevresini direnifle katmak için nas›l gece gündüz çal›flt›¤›na tan›k oldu. Direnifl sürecinin her aflamas›nda beraber olduk Bilge Abla’yla. Her türlü olana¤›n› bizimle paylaflmaya çal›flt›. Hem direniflçilerle, hem aileleriyle tek tek ilgilenmeleriyle direniflin kazan›lmas› için neler yapabileceklerini tart›flt›lar. Bilge ablayla beraber bir çok sanatç› dostumuz oldu. Ama hiçbiri Bilgesu Erenus’un gösterdi¤i devaml›l›¤› gösteremedi. O bizimle beraber olman›n yan›nda bizden biri oldu sonunda. Daha baflka sanatç› dostlar›m›z olanaklar›n› sunmaya çal›flt›lar. Dilek Gökçin. Çok fley paylaflt› bizimle. Armutlu direnifl evinin devaml› ziyaretçileri aras›ndayd›. Zehra’yla çok fley paylaflt›klar›n› tahmin ediyorum. Ama her fleye ra¤men ayd›n ve sanatç›lardan bekledi¤imiz deste¤in hiçbir zaman istedi¤imiz düzeyde olmad›¤›n› belirtmeliyim.

118

Hücre sisteminin ve tecritin fikir babas› Avrupa idi. Avrupa hapishanelerinde hücreyi ve yaln›zlaflt›rmay› anlatan “Sessiz Ölüm” filminin galas›na gitti¤imde gördü¤üm manzara ilginçti. Armutlu’da görmek istedi¤imiz ayd›n ve sanatç›lar›n hemen hemen tamam› oradayd›. Neden bu kadar ilgi duyduklar›n› düflündüm. Avrupal› topraklar›n anlat›mlar›ndan oluflan bu belgesel ayd›nlar›m›z›n ilgisini neden bu kadar çekmiflti. Katliamlarda ve ölüm oruçlar›nda kaybetti¤imiz insanlar›m›z yeterince hücre konusunda fikir verememiflti anlafl›lan. Daha sonra bu belgesel ile ilgili bir panel düzenlendi. Paneli yöneten hukukçu bir profesör benim için ilginç bir saptama yap›yordu: ”Ö¤renmenin yafl› yoktur, bende bu iflimle çok fley ö¤rendim. Tecritin ne oldu¤unu çok iyi anlatan böyle bir belgeseli haz›rlayanlara teflekkür ederim.” Tuhaf bir duygu hissettim. Kendisi de hapishaneyi yaflam›fl olan hukukçu tecriti ve izolasyonu yabanc› ülkelerden gelen eski tutuklulardan ve belgesel filminden anlatmaya çal›fl›yordu. Oysa tam bir y›ldan bu yana F Tipi hapishanelerin tecrit oldu¤unu buralarda insanlar›n yaflamas›n›n mümkün olmad›¤›n› anlatmaya çal›fl›yorduk. Bu konuda bas›lm›fl kitaplar, bildiriler düzenlenen paneller ve aç›klamalar ortada dururken F Tipi hücre hapishanelerinin gerçekli¤ini yabanc› tutuklularda ö¤renmeye çal›fl›yorlard›. Asl›nda bu belgesel insan haklar› konusunda standartlar›n› savunanlara bir cevapt›. Ama ayd›nlar›m›z›n bile de¤il de Avrupal›lara inanmalar› ilgi çekiciydi. Ayn› fleyleri aylard›r bedeller ödeme pahas›na bizim anlatt›¤›m›z› inand›r›c› bulunmuyor ama Avrupal› söz konusu olunca yürekleri s›zl›yordu bizim dostlar›m›z›n. Düflündü¤ümde yan›t›n› bulmaya çal›flt›¤›m

119

önemli bir sorundu bu. Neden halk›na bu kadar yabanc› davran›rlar. Tutuklular›n, direniflçilerin ve ailelerin aç›klamalar› neden inand›r›c› gelmezdi ayd›nlar›m›z›n ço¤una. Yaflad›¤›m›z bunca katliam kaybetti¤imiz bunca insan dururken hücrenin insana yak›flmad›¤›n› neden baflka kuflaklardan ö¤renmek anlaml› geliyordu dostlar›m›za. Aylard›r söylediklerimiz yalan m›yd›. Ardarda topra¤a düflen bu bedenler bir anlam ifade etmiyor muydu bu insanlar›n vicdanlar›nda. Gözünü kendi halk› yerine çeviren bu dostlar›m›z›n güvenini nas›l kazanabilirdik. Direniflte yaflam›n› kaybeden bu insanlar halktan say›lm›yor muydu yoksa. Halk›n taleplerinin ne oldu¤unun karar›n› kim verecekti. Canan’›n talepleri ne anlam ifade ediyordu acaba. Kolay bir süreç yaflanm›yor elbette. Herkes önemli bir s›nav›n ortas›nda oldu¤unu düflünmeli, tarihsel sorumlulu¤unun bilincinde olmal›d›r. Böyle mi olmal›yd›. Kaybederken k›zlar›m› Canan’›m› Zehra’m› böyle mi davranmal›yd› ayd›n dostlar›m›z. Hani gözümüz kula¤›m›z olacaklard›. Sesimiz solu¤umuz olacaklard› yeri geldi¤inde. Bizler güvenirken onlara bütün kalbimizle, yüreklerinin s›cakl›¤›n› neden esirgediler bizlerden. Neden baz›lar›n›n gösterdi¤i cesareti gösterip yaz›lar›n›n konusu yapmad›lar bizleri. Kan damlarken yüreklerimize yanlar›m›zdan geçtiler, bir merhabay› esirgediler. Oysa biz onlar› okuyup onlar›n türküleriyle büyümüfltük. Uykumuzu açm›fl yeni bilgiler katm›fllard› da¤arc›¤›m›za. Türküleriyle hüzünlenir, fliirleri ile baflka dünyalara yolculuklar yapard›k. Güzel ve anlaml› eserler vermifllerdi. K›r›k bir aflk hikayesini anlat›rken umudu ve sevgiyi tafl›m›fllard› insanlara. Ama ne olmufltu da bu s›cak insanlar birden bire anlafl›lmaz bir halde bizim dünyam›zda bulunmaktan

120

ürker olmufllard›. Çocuklar›m›z bedenlerini açl›¤a yat›r›rken nas›l görmezden geldiler bizleri. Dilim varm›yor ama dünyalar›m›z ayr›ld›. Ayn› havay› solumam›z ayn› parklarda dolaflmam›z rahats›zl›k m› vermeye bafllad›. Oysa k›z›m Canan ne çok isterdi bir imzal› kitab›n› ço¤unun. Bir kasetini kendi elinden almak ne kadar mutlu ederdi k›z›m›. Bölüflecek az fleyimiz kald› diye düflünüyorsan›z bu do¤ru de¤il. En yoksul an›m›zda en yaln›z dönemimizde en umutsuz an›m›zda bölüflecek bir fleyler bulabilmeliyiz. Bunu baflarabilecek de¤erler yaratm›fl›z geçmiflte. Bölüfltükçe zenginleflti¤imizi göreceksiniz. Umudu bölüflelim mesela tarihe övünülecek bir miras b›rakmak ad›na. Ama yapamad›k beceremedik. Bu direniflin tarihi yaz›l›rken çokça yaln›z kald›klar› not düflülecek. Sayfalarda vefas›zl›¤›n say›s›z örne¤ine tan›k olacak bizden sonra yaflayacaklar. Anlamaya çal›flacaklar bu yaman çeliflkinin neden ortaya ç›kt›¤›n›. Yan›t aramak için olup bitenlere çözüm bulman›n neler oldu¤u ile karfl› karfl›ya kalacaklar. Olmamal›yd› diyecekler böyle olmak zorunda de¤ildi onlar bu halk›n evlatlar›yd›. Anlafl›lmaya ve anlat›lmaya ihtiyaçlar› vard› en zor günlerinde. Bunu yapabileceklerine suskun kalmalar› tarihimiz aç›s›ndan ne kadar ac›d›r diye düflünecekler. Armutlu’da yaflanan geliflmeler, devletin hapishanelerle ilgili uygulamalar› ile yeni bir boyut kazanm›flt›. Armutlu’da yaflam›n› kaybeden direniflçilerin yerini yenilerinin doldurmas›, hapishanelerden flartl› tahliye edilenler ölüm oruçlar›na burada devam ediyorlard› art›k. Bakanl›k ölüm orucu yapan tutuklular› flartl› sal›verme yasas›ndan faydaland›rma ve direnifli bitirme senaryolar›n› hayata geçirmeyi düflündü. Tahliye edilen direniflçiler ölüm oruçlar›n› b›-

121

rakacak ve direnifl zay›flayacakt›. Ama öyle olmad›. Hapishaneden sal›verilen direniflçiler, ölüm oruçlar›n› Armutlu’da devam ettirme kararlar› bu senaryoyu bofla ç›kard›. Sadece bir evde bafllayan direnifl art›k befl evde yirmiyi aflk›n insanla devam ediyordu. Yaflanan bu yeni geliflme direniflin merkezinin armutluya tafl›nd›¤›n› anlat›yordu. Bu arada baflka illerde bafllayan ölüm oruçlar› ile her gün biraz daha yayg›nl›k kazan›yordu. Olmas›n› istedi¤imiz ile olanlar ço¤u zaman beklentilerimize yan›t vermeyebiliyor. Son dönemde yaflam›fl olduklar›m hiçbir zaman düflünmeyece¤im olaylard›r. Ölüm orucunda kaybetti¤im k›zlar›m Canan ve Zehra için k›sa bir süre önce böyle bir durumu nas›l düflünebilirdim. Ama yaflam ço¤u zaman bize ra¤men devam ediyor ve sadece küçük bir kesimine müdahale edebiliyorsun. Bizim irademizi aflan bize ra¤men geliflen ve yaflanan olaylar sizi de etki alan›na ald›¤› zaman yapacak fazla bir fley kalm›yor genellikle. Ve bu durumu aç›klamakta zorland›¤›n›z› farkediyorsunuz. En yak›n dostlar›ma nas›l aç›klamal› nas›l izah etmeliyim. Yaflad›¤›m bunca ac›ya karfl›l›k kendini toplumda ifade edememe, ya da duygular›m ve düflüncelerinin anlafl›lmak istenmemesi insani nas›l bir durumda b›rak›r. Benimle beraber ayn› ac›lar› yaflayan insanlar›n yapt›klar› ço¤u zaman toplum d›fl›na ç›kmak ve unutmak oluyor. Ama flöyle düflündü¤ümüzde, çocuklar›m›z›n bizden istedi¤i bu muydu gerçekten. Unutulmak çocuklar›m›z›n istekleri aras›nda m›yd›. Elbette hay›r. Ama direnifli ve direniflçileri meflru görmezsek e¤er, sonu çocuklar›m›za sayg›s›zl›¤a giden bir süreçte kendimizi bulabiliriz. Daha fazla ölümler olsun istemiyorsak bugüne kadar yaflananlar bütün ayr›nt›lar›yla kamuoyuna

122

aç›klanmal› ve direniflin meflrulu¤u ve hakl›l›¤› için gereken mücadele verilmelidir. Toplumun büyük ço¤unlu¤unda oluflan de¤er yarg›lar›n›n aksine bu direniflin insani boyutu yeterince kavrat›lmal›d›r. Aylard›r toplumumuzun vicdan›n› yaralayan bu direniflte insanlar›n ölümlerine seyirci kalan ve tutuklular›n taleplerini görmezden gelen yöneticilerin siyasi sorumlulu¤u ve tarih önünde suçlulu¤u aç›klanmal›d›r. Evlatlar›m›z yaflamdan b›kt›klar› için böyle bir bedeli ödemediler. Sadece tutuklular düflünceleriyle ve kimlikleriyle beraber yaflas›nlar istediler. Ama ac›mas›z yönetici güçler bu talepleri kabul etmek yerine evlatlar›m›z›n ölümlerine seyirci kald›lar. Her zaman fliddeti bir yönetim biçimi olarak tercih eden ülkemiz yöneticileri, toplumun sorunlar›n› çözmede ve taleplerini görmezden gelmede üstün bir beceri sergilediler. Ama bilmeliler ki sürgit bu yöntemle sonuç alamayacaklar. Bizlere yaflatt›klar› ac›lar unutulmuyor. Toplumda var olan sessizli¤i uygulad›klar› zulüm politikalar› olarak de¤erlendiriyorlarsa e¤er çok geçmeden ne kadar büyük bir yan›lg› içinde olduklar›n› görecekler. Bir avuç asala¤›n d›fl›nda topluma gülmeyi unutturdular. Yar›na olan umutlar› kalmad› toplumun büyük kesiminin. Evlatlar›m›z› topra¤a verirken evlatlar›m›zla alay eder oldular. Nas›l bu hale getirdiler toplumu. Elbette bu süreç uzunca bir dönem önce bafllat›ld›. Önce bütün insanlar›n yüreklerine korku salmak için fliddeti en üst düzeye t›rmand›rd›lar. Buna karfl› ç›kanlar› iflkence ve hapishanelerle susturdular. Sonra beyinlere s›ra geldi. Biliyordu ki toplumu en kolay yönetmenin yürekleri ve beyinleri teslim almakt›. Toplumun örgütsüz yaflamas› için bir yandan yasaklar getirirken di¤er yandan örgüt fobisi afl›lan-

123

maya çal›fl›ld›. ‹nsan de¤erlerimize sald›r› bafllat›ld›. Yurttafl durumundan düflünmeyen ve sorgulanmayan kimliksiz kullar durumuna düflürüldü. Özgür düflünce diye emperyalizmin yoz kültürü anlay›fl› yayg›nlaflt›r›ld›. Yard›mlaflma ve dayan›flma anlay›fl› ay›p say›ld›. Paran›n egemenli¤ine karfl› ç›kman›n ne kadar ça¤d›fl› oldu¤u yaz›ld›. ‹nsanlar›m›z çöplükten beslenirken bunlar› yazan ve elefltirenler tehdit edildi. Ülkemizi dünyaya flikayet ediyor denildi. ‹flkence yapanlar de¤il iflkencenin haberini yapanlar yarg› önüne ç›kar›ld›lar. Gençli¤i tehlikelerden koruyoruz diyenler fuhuflu ve uyuflturucuyu gençlerimizin hizmetine sundular. Eme¤i savunman›n ay›p do¤ay› mahveden talan›n gönüllü sözcüleri oldular. Sonra yavafl yavafl toplumda ne kadar güzel de¤erler varsa birer birer içlerini boflalt›p anlams›zlaflt›rd›lar. Seyirci durumuna düflürüldü toplum. Art›k ülkede yaflananlar› seyrediyordu. Y›llard›r ülkemizin bir bölümünde oluk oluk kan akarken seyretmeyi sürdürdü. Örne¤in Sivas’ta yanarken bu ülkenin ayd›nlar› yine seyretti. Talan edilirken ülkemiz yeralt› yer üstü kaynaklar› haraç mezat sat›fla ç›karken özellefltirmeye karfl› ç›kmak ay›p say›ld›. Sonunda sa¤›r dilsiz ve duyars›z bir toplum yarat›lmak istendi. Böyle olunca zulüm makineleri daha rahat çal›flacak nerede toplumun vicdan› temsil ediliyorsa oraya yönelteceklerdi silahlar›n namlular›n›. Onlara devlete kafa tutman›n ne demek oldu¤u iyice bir belletilecekti. ‹yice belletilecekti ki bir daha böyle bir fleye kalk›flman›n ne oldu¤unu görsünler. Sonra ak›ll› siyasetçiler ç›kt› sahneye. Onlarda böyle kahramanl›klar›n zaman› olmad›¤›n› bir iyice anlatmaya soyundular. Ne demekti büyük büyük adamlar›n yazarlar›n çizerlerin önden yürümedi¤i onlara ak›l vermedi¤i bir durumda nas›l baflarabilir-

124

ler nas›l sonuç alabilirlerdi. Ne demekti ölüm oruçlar› gencecik bedenlerin ölüme yatmalar›. De¤er miydi bütün bunlar insanlar›n ölmesine. Baflka mücadele araçlar› bulmalar› gerekti¤ini onlara ö¤ütlediler bir güzelce. Sonra daha çok fley söylediler bu yolun yanl›fl oldu¤unu anlatmak için. Çok fazla bir fley yapmadan hep söylediler dervifl edas›yla. ‹çlerinden baz›lar› “ya bu çocuklar hakl›ysa, ya biz yan›l›yorsak” diye düflündüklerinde anlams›z anlams›z yüzlerine bakt›lar. Etkilemifller diye düflündüler. Direniflçilerin yaflad›klar› onlar› etkilemifltir herhalde. Her fleyi söylediler ama anlamak istemediler ölüm oruçlar›n›. Ço¤u bir kez görmeden, konuflmadan, direniflçilerle, en hamasi nutuklar›n› att›lar. Süslü sözlerle ne kadar hümanist olduklar›n› yazd›lar sayfalar dolusu. Ölüm haberleri ardarda gelirken yaflam›n kutsall›¤›n›n önemini keflfettiler tekrar tekrar. Kutsal olan›n nas›l korunmas› gerekti¤ini unuttular bu arada. Bütün kutsal de¤erler gibi yaflam›n kutsall›¤› da anlam›n› yitirmiflti, u¤runa nas›l mücadele verilmesi gerekti¤i sadece onlar›n bir fley olmal›yd›. Ama hay›r ok yaydan ç›km›flt› bir kez. Bedeli ne olursa olsun ben haz›r›m dedi Canan. Kutsal olan› korumak için en de¤erli varl›¤›m› feda etmeyi göze al›yorum dedi Zehra. Önce anlamakta zorland›lar. Kimi intihar dedi bu gençleri yaflatmak laz›m dedi bir baflkas›. Onlar böyle dedikçe bir bir ayr›ld› gencecik fidanlar, u¤urlad›k Canan’›n ard›nda Zehra’y› Karadeniz’e. En çok anlamas› gerekenler uzak durdular, belki de kendileriyle hesaplaflmaktan korktular. Dinlemeye cesaret edemediler Canan’›n söyleyeceklerine. Ama üzüldüklerini söylediler ard›ndan inananlar›n olup olmad›¤›n› düflünmeden...

125

TUTSAKLARDAN ZEHRA’YA GELEN MEKTUPLAR

126

127

Merhaba Zehra, Bana gönderdi¤in ikinci kart› ald›m. Cevap olarak da mektup yaz›yorum. Bayram dolay›s›yla bir hafta gecikmeyle yaz›yorum. Zehra, içerde ve d›flarda art›k birlikte ölümün üzerine yürüyoruz. Ald›¤›m›z haberlere göre sizler de art›k azraille cebelleflmeye bafllad›n›z. Ama biz içerde patlayaca¤›z yok öyle bize çal›m atmak. Biz içerden sarsaca¤›z. Bu iç karart›c› sessizli¤i parçalayaca¤›z. iflte bugünler f›rt›na öncesi sessizliktir. Art›k f›rt›nan›n kopmas›na günler, on günler kald› demeyece¤im. F›rt›na

128

koptu kopacak. Zehra biz içerde art›k final aflamas›na geldik. Öncülerimiz ortaya ç›kt› bile. Her an patlayabilirler. ‹flte Mehmet Zincir, Yaflar Ya¤an, ipi ilk gö¤üslemenin yar›fl›ndalar. Peflinden bizler geliyoruz. Burada bir mengele art›¤›, ne idü¤ü belirsiz bir doktorla cebellefliyoruz. Durumlar›m›z kritikleflmeye bafllay›nca ajan m›d›r, doktor mudur bilinmez adam› görevlendirdiler. Daha önce gelen doktorlar› ise san›r›m postalad›lar. Sabahlar› günde bir kez geliyor bu faflist gardiyan. Havas›n› al›p gidiyor. Kendisine ne muayene oluyoruz. Ne de formu imzal›yoruz. (tedavi olmuyoruz formu) Ama ›srarla geliyor. Bir kurt gibi geliyor. fiuurumuzu yitirmemizi bekliyor. fiuurumuzu yitirdi¤imizde zorla müdahale etmeye çal›flacak. Burada müdahale edecek bir donan›mlar› yok. Ancak hastaneye kald›racaklar. fiu ana kadar Mehmet Zincir'i hastaneye kald›rd›lar. fiuuru yerinde oldu¤u için tedavi kabul etmedi. ve geri getirdiler. Yaflar Ya¤an'› ise hastaneye kald›rd›lar. Kendisinden bir bilgi ve haber alm›fl de¤iliz. Ölmüfl mü, kalm›fl m›? Yoksa serum tak›l› vaziyette, fluuru yitik mi? Yaflayan bir ölü haline mi getiriliyor, bilemiyoruz. Bizim ölmemizi istemiyorlarm›fl! Ancak bizi yaflayan ölüler haline getirmek istiyorlar. T›pk› Semra Askeri yoldafl›m›z gibi yapmak istiyorlar. Biz ise buna izin vermeyece¤iz. Ölümlerimizden korkanlar› korkutaca¤›z. Ve ölece¤iz. Bir flekilde ölece¤iz. fiehit düflece¤iz. Baflka yolu yok. Zehra kolum yoruldu. Düflünüyorum mektubun devam›n› nas›l götüreyim. Biraz da buradaki yaflamdan bahsedeyim. Ben aç.................. yazd›¤›m hücrede baflka bir hücreye sürgün edildim. fiimdiki hücremde de üç kifliyiz. Bu hücre de¤ifliklikleri ayda bir olabiliyor. Ayr›ca idare keyfi de¤ifltirmelerde yap›yor. Can› istedi¤inde birini al›yor baflka yere, tek kiflilik, 3 kiflilik baht›na ne dü-

129

flerse art›k... Yani hücremde Kadir ve Ayd›nla birlikteyiz. Yoldafllar›m de¤il ama...Gerçi gül gibi geçinip gidiyoruz. Ailem ziyaretime geliyor. Bayram tatilinde babam ziyaretime geldi. Kendisiyle bir saat kavga ettik. A¤lad› ve memlekete gönderdim. Ancak gelmeye çal›flacaklar. Beni yaln›z b›rakm›yorlar. Zehra kötü bir mektup yazd›¤›m› biliyorum. Güzel bir mektup yazmak isterdim. Ancak yazam›yorum. Herkese selam ve sevgilerimi yolluyorum Aln› k›z›l bantl›lar›n aln›ndan öpüyorum. Hoflçakal›n belki zaferde bulufluruz. Belki....

11 Mart 2001 Ali R›za Demir

130

(..../....) Ey zaferin çocuklar› Elinde mendil halay kuran dilinde sevda türkü söyleyen yollar eriyor, engeller bitiyor Senin kardefl ad›mlar›nla . Açl›k, çaresizliktir yemek isteyen çocuklar›na birfley veremeyen anan›n yüre¤inde açl›k ›st›rapt›r yemeye ekmek bulamayan ihtiyar dilencinin y›k›k bir duvar dibinde çekti¤i açl›k, dünyay› yüzlerce kez doyuracak nimet varken yeryüzünde ölüm nedenidir milyonlar›m›z›n. Ve bundan dolay›d›r ki ac›l› çileli bitmezbir yolculuktur. Ama bizim için açl›k çarp›flmay› gönüllü kabullendi¤imiz s›rt›n› defalarca yere vurdu¤umuz hasm›m›zd›r. Açl›¤›n koynunda ölüme do¤ru derviflçe bir yolculuktur bizimkisi

26 Mart 2001 Sincan

131

Sevgili Zehra merhaba, Yüreklerimizi seslerimizi birlefltirerek ç›kt›¤›m›z yolda, bahar günleri o güneflli bayram gününün daha yak›n oldu¤unu müjdeliyor. Yolumuz zorluydu biliyorduk. Ama birlikte dayan›flma içerisinde, içerisi d›flar›s› fark›n› ortadan kald›r›p omuz omuza verdi¤imizde bununda üstesinden gelece¤imizi de biliyorduk. fiimdi Cengiz’imizle daha güçlü daha yak›n›z o güneflli bayram gününe. içerde ve d›flarda safl›¤›yla ›fl›ldayan al›nlara tak›lan ›fl›kl› çelenkler bunun garantisi. Buna inan›yoruz. Bu inançla seni aln›na ›fl›ktan çelengi ayd›nl›¤›n-umudun çelengini takan ailelerimizi, büyük ailemizi ve tüm dostlar› selamlar, hasret ve coflkuyla kucaklar›z. Selam ve sevgilerimle.

F Tipi hapishane Sincan /Ankara AL‹ S‹NAN ÇA⁄LAR

132

Sevgili Zehra, Göndermifl oldu¤un , s›cak, senin gibi sevgi dolu sat›rlar›n› okuyunca çok duyguland›m, çok mutlu oldum. Senin kart›n› almadan bir kaç gün önce Selma'dan kart alm›flt›m birde Aysun’dan Gülten'e gelince de¤me keyfimize. Sana ald›¤›m gün hemen yazamad›m, bunuda biran önce eline ulaflmas› için acele ile yaz›yorum, yoksa sana flöyle bir on sayfal›k yazmay› düflünüyordum. Can›m benim bizi Pazar günü hastaneye götürdüler, gazetelerde okumuflsundur. Bu yüzden mektup yazma giriflimlerim aksad›. Zehra sa¤l›k durumumuzu sormuflsun ya, B1’ e lanet ediyorum. Bizim topraklar›m›z do¤al olmayan fleylere al›fl›k de¤il. Herfleye ra¤men s›k›y›z bu yüzden toprak aç bilinç olsanda bizim vücudumuzdaki do¤al almayan B1 bitene kadar bizi ba¤r›na kabul etmiyor. Ancak ac›km›fl toprak durmaz bilirsin mutlaka ölümü yakalay›p sad›k berekete kavuflaca¤›z. Biz biliyorsun Ekim ay›nda bafllad›k, Ekim ay›nda toprak sürülür tohumlar savrulur sonra o tohumlar çatlar ve bahar›nda filizlenir taptaze. Bizim tohumlar topra¤a serpili filizlenmek için ha çatlad› ha çatlayacak. Bunlar zafer olacak ›l›k ›l›k toprak bereketiyle yeni filizlere duracak. Seni zafere olan inanc›mla kucaklar›m. Sevgili Zehrac›¤›m, seninle geçirdi¤imiz günler bir baflkayd›. Sana katlanmak ne demek. Senin ... her taraftan yaflamdan spordan heryerde görüyordum, içten içe çok gurur duyuyordum. fiimdi aç›ktan seninle gurur duyuyorum, birbirimizden çok fley ö¤rendik. Sen bize baz›s›n› ö¤rettin bizde ö¤retebildiysek bundan mutluluk duyar›z. Karadenizli hemflerim, amcan›(avukat) ‹mraniyede görmüfltüm, çok sevdim onu, Karadeniz insan›n›n s›cakl›¤›n›getirmiflti bize, ona çok selamlar›m› iletir-

133

sin. Siz nerede davam ediyorsunuz bilmiyorum ama fienay abla nas›l? Ona benim için sar›l›rs›n. D›flar›da direniflimizin mimarlar›n›n al›nlar›ndan öpüyorum. fiimdi Zehra ile konufltuk hücre kap›s›ndan. Zehra’n›n, Y›ld›z’›n, Ümüfl’ün, Zeynep’in çok selamlar› var. Yan›mda Meryem, Gülten Ergül, Zeynep Öztürk, Fadime Bafltuu¤, Elmas Baflar›r var. Hepsi selamlar›n› iletiyor. Bu gün görüfl günü . Benim ziyaretçim olmad›¤› için oturdum mektup yaz›yorum. Bu arrada mektuplar› gazeteciye veriyoruz. O da dolafl›yor flimdi. Saat 10.30 gibi. Can›m benim mutlaka görüflece¤iz. Yer ve mekan önemli de¤il öbür taraf veya bu taraf. Seni ve sizleri kucakl›yorum. Bafl›m›z dik aln›m›z ak kucaklaflaca¤›z. Sevgilerimle...

Gülay Kavak

134

Merhaba Zehra, Senin kadar de¤erli kart›n› ald›m. inan çok sevindim. Nas›ls›n, iyimisin. Bizler burada flimdilik birbirimizi göremesek te iyiyiz. Coflkumuz, moralimiz yerinde. Hemen her gece türküler söylüyoruz. Hatta bugün (74) havaland›rmada halay bile çektik. Evet bizlerde sizleri çok görmek istiyoruz. Bu hasretli¤in bitmesine az kald›. ‹flte o zaman tüm özlemlerimizi giderece¤iz. Dedi¤in gibi mutlaka biz kazanaca¤›z. Burada birbirimizi görmesek de hepsinin selamlar›n› yolluyorum size. Sizleri çok seviyoruz. Biz Kazanaca¤›z. Abin Murat Not: Babana selamlar

Murat Acar Edirne F Tipi Hapishanesi

135

Sevgili Zehra, 28 Mart 2001 K›sa ama içimizi ›s›tan kart›n› Tekirda¤ hapishanesinde ald›m. Kulaks›z soyad› bana yabanc› gelmedi. Mehmetin yak›n›m›s›n. Öyle ise hemfleri say›l›r›z. Say›l›r›z› fazla öyleyizdir. Gazetelerden haberlerinizi okuyoruz. Bizimle birlikte çarpan yüreklerinizin s›cakl›¤n›z› hissediyoruz. Tüm insanlar flaflk›nl›kla, hayretle, gururla izliyor. Dünyada böylesi bir örnek var m›? Bildi¤im kadar›yla böylesi yok. Bencilli¤in, bireycili¤in, duyars›zl›¤›n.... egemen k›l›nmaya çal›fl›ld›¤› bir dünyada böyle bir fedakarl›k ne büyük onur. Bugün için pek çok insan anlam›yor, anlamak istemiyor, görmezden geliyor belki. Ama tarih unutmaz. fiimdiden onur dolu sayfalar›na kaydetmifltir. Tarihin sayfalar›n› silmeye kimsenin gücü yetmez. Nas›ls›n›z? bu soruyu sormadan devam ediyordum. Biliyorum ki fiziksel olarak ne kadar y›pranm›fl olsan›z da yüre¤iniz, bilinciniz ›fl›k saç›yor. Önemli olan da kararmayan cevahir de¤il mi? O koflullarda bizi merak ediyorsunuz. Ayn› duygular› biz de yafl›yoruz. Bu ba¤, bu ruh hali, bu paylafl›m, bu inanç bizi biz yapan de¤erler. En önde yürüyenlerimiz insanl›¤›n erdemlerini büyütüyorlar. Mevsimler boyu süren bir güzellik bu. "Güzellik kurtaracak dünyay›" demifl flairimiz. Güzellik ne? Yüzünü görmedi¤in insanlar için, üstelik göremeyece¤in günler için, üstelik seni kimse zorlamam›flken.... yaflam›n› ortaya koymak en büyük güzelliktir, diye düflünüyorum. Sevgili Zehra, Analar›m›z, yan yana oldu¤un insanlar›m›z hep gözümüzün önündesiniz. Akl›m›z›n bir köflesinde, yüre¤imizin en s›cak yerinde, dilimizde, düflümüzde, gecemizde, sohbetimizde, hep siz vars›n›z. Vefa'l› insanlar namusludur. Vefay›, ba¤l›l›¤›, sahiplenmeyi gösteriyor-

136

sunuz bu alçakl›klarla dolu dünyaya. Sizden güç al›yoruz. Sizin varl›¤›n›z gücümüzü artt›r›yor. Sevgili Zehra, Bizim oralarda yayla zaman› yaklafl›yor genç k›zlar›m›z, delikanl›lar›m›z, annelerimiz, ak sakall› ihtiyarlar›m›z horonun ilk ad›mlar›na haz›rlan›yorlar. Yaylaya ç›kmak sevinçtir, özgürlüktür, emektir, huzurdur, hasrettir, kavuflmakt›r... Hasretlerin bitmesine az kald›. Sevdam›za, umuda, güzelli¤e, insana, dosta, cana, bize, bizim olana kavuflmaya az kald›. Sevgi ve sayg›lar›mla.

Ruhi Uzunhasano¤lu F Tipi Hapishane / TEKiRDA⁄

137

Sevgili Zehra, Merhaba, Bayram kart›n› ald›m. Teflekkür ederim. Ençokta senden bir haber, bir selam ald›¤›ma sevindim. Annem babam ziyarete geldi¤inde senin oralara mutlaka yollar› düflmüfltür diye seni hep sordum. Gördünüz mü ne yap›yor, selamlar›m› söyleyin diyece¤im ama bizimkileri bilirsin iflte ak›llar›nad bir fley tutam›yorlar. Unutuyorlar. Eminim karfl›laflt›ysan bana selam göndermiflsindir. Ama annem babam d›flardan, sizlerden bolca selam getiriyorda kimler diye sorunca isim söyleyemiyorlar, unutuyorlar yani. Herneyse selam›n› ald›¤›m› söyleyeyim yinede. Zaten bayram kart›n gelince de do¤rudan selam›n alm›fl oldum. Sevinç duydu¤umu tahmin edersin. Buralar› anlatmama gerek yok san›r›m. Bilirsin bilirsiniz. ‹htiyac›n› hissetti¤im tekfley içerde d›flarda sevdi¤im arkadafllar›ma olan hasret ve özlemimdir. Her geçen gün artan ve büyüyen bir özlem.... Yan taraf›mdaki hücrede arkadafllar›m›zdan Ayhan Mimtafl, Bülent Çoban ve Aliflan fianl› var. Yüzümüzü göremesekte ba¤›rarak konuflup sesimizi duyabiliyoruz. Türküler söyleyip dinliyoruz. Newroz'u buran›n koflullar›na özgü biçimde kutlad›k. Lastikler yak›p ateflin üzerinden atlayamasakta yine sizlerle birlikteydik. 21 Mart'› böyle karfl›larken TV'den gelen bir haber bir anda buray› dalgaland›rd›. Her yandan slogan sesleri geliyordu. TV'ler Cengiz Soydafl'› vermifl haberlerinde. Bende yan›mdaki arkadafllarda TV olmad›¤› için anlayamad›k. Ancak at›lan sloganlarda Cengiz’in ad›n› duyunca anlad›m-anlad›k. O günün havas› tabii çok daha baflka oldu. Hava de¤iflti bir anda.. Sab›rs›z gergin bekleyifller kendini rahata ve huzura çevirdi. Coflku mutluluk sevinç, öfke hemen her duyguyu yaflatt›. ‹flte

138

21 Mart’› böyle yaflad›k. Ve böylesi anlarda duygular›n› paylaflmak istiyorsun. Ah sevgili Zehra oldum olas› sevmem flu mektuplar›. O par›ldayan gözlerine bak›p karfl›l›kl› konuflmak paylaflmak varken flu mektuplar, bu mektuplar hiçmi hiç cazip gelmiyor bana. Hat›rl›yorum son görüflmemizi. Ne kadar mutlu, sevinçli ve coflku doluydun. Gözlerin parl›yordu her zamanki gibi. O par›lt› yar›nlar›m›za olan güven ve inanc›n yans›mas›ndan baflka birfley de¤ildi. Biliyormusun annem babam her ziyarette her konuflmam›zda sizleri-gençlrimizi öve öve bitiremiyorlar. Çok iyiler, çok çal›fl›yorlar, bizi yaln›z b›rakm›yorlar derken biryandanda onlar› çok eziyorlar, korumaya çal›fl›yoruz ama elimizden kopar›p al›yorlar diyerek üzüntülerini dile getiriyorlar. Yani genciyle yafll›s›yla herfleye ra¤men kararl› insanlar›n varl›¤› umut ve inançlar›n› büyütüyor. Görüyorsun karfl›lafl›yorsundur diye söyleyeyim. Bülent Bar›fl Coflkun'un gönderdi¤i kart› ve Bar›fl Akay'›n mektubunu ald›m. Onlarada en k›sa zamanda cevap yazaca¤›m... Bar›fl Coflkun hala ülkemizde Gençlikte mi çal›fl›yor? San›r›m hala orada çal›fl›yor. Bar›fl Akayda oraya gidip geliyor olmal›. Mektup ve kartlar›n› ald›¤›m› iletme olana¤›n varsa iletirsen çok sevinirim. Her ikisinden de böyle güzel haberler, s›cak selamlar alm›fl olmak beni tahmin edersin ki çok mutlu etti. Bunu da söylersin onlara. Ve gözlerinden öptü¤ümü, özlemle kucaklad›¤›m›. Evet flimdi belki görüflemiyoruz ama ayn› fleyleri düflündü¤ümüzü biliyoruz. Birbirimizi anl›yoruz. Elbet doyas›ya sar›laca¤›m›z günlerde gelecektir...Bunlar› iletirsin onlara. Tabi ayn› duygular›m senin içinde geçerli.. Sevgili kardeflim Zehra, direncin bana güç ve moral veriyor. Dedi¤in gibi o güzel güne olan inanc›mla bende sana selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Özlemle kucakl›yorum.

139

Ifl›l ›fl›l parlayan gözlerinden öpüyorum. Hoflçakal.... Ayr›ca tüm dostlara arkadafllara selamlar›m› iletmeyi unutma..... " Merak etme sen, korkma endiflelenme. Seninle konufltu¤umuz gibi konufluyor hala bizimkiler zerre kadar de¤iflmedi göz bebeklerimiz, kalp at›fllar›m›z direngenli¤imiz" (Bedii Cengiz) Sana seni bizleri anlatan bir fliirle hoflçakal demek istedim... Görüyorsun mektupta olsa ayr›lmak istemiyorum senden, sizlerden.... (..../....) .... Günler a¤›r Günler ölüm haberleriyle geliyor Düflman haflin zalim ve kurnaz Ölüyor insanlar›m›z -halbuki nas›l yaflamay› haketmifllerdi Ölüyor insanlar›m›z -ne kadar çok Sanki flark›lar ve bayraklarla bir bayram günü nümayifle ç›kt›lar öyle genç ve fütursuz...

Sad›k Ero¤lu

140

Merhaba Sevgili Zehra; Merhaba Laz K›z› Ne güzel ettin de öyle selam gönderdin de bana... Bugün bir dolu mektup ald›m. Hepsi birbirinden flen, birbirinden s›cak, birbirinden umut doluydu. Oturup vakit geçirmeden hepsine cevap vermeye çal›fl›yorum. Bakal›m elimiz nereye yetecek... Kart›n herkesin gönderdi¤i gibi önce Edirne'ye gitmifl. Tabi o zamanlar biz Diyar-› Tekirda¤'a göçmüfltük. Yani mektubun 25 gün sonra elime geçti. Size Edirne'deyken Gülsüman Abla arac›l›¤› ile mektup göndermifltim. Burada ise çiçek gönderip selamlar iletmifltim umar›m elinize geçti... Geçmediyse can›n›z sa¤olsun. De söyle bana Zehra; sizler nas›ls›n›z? Haberlerinizi çok s›k olmasa da al›yoruz. fiükran anam›z, Sultan anam›z, Gülsüman ablam›z, fienay, nas›llar... Nas›l da gözümüzde tütüyorsunuz anlatamam. iyi ki de o son aç›k görüflü yapm›fl›z...Ne de coflkuluydu öyle de¤il mi? O gün orada olanlarda baz›lar› aram›zda yok... Öyle genç ve fütursuzca s›yr›l›p gittiler yan› bafl›m›zdan... T›pk› bayrama gider gibi de¤il mi? "Ve bundan dolay› biz unuttuk ba¤›fllamay› var›lacak yere Kan içinde var›lacak Ve zafer art›k hiçbirfleyi affetmeyecek kadar t›rnakla sökülüp kopar›lacak" Evet art›k hiçbirfleyi affetmeyece¤iz. Asl›nda anlat›lacak, yaz›lacak bir dolu fley var... Hepsini bir gün mutlaka ama mutlaka paylaflaca¤›z. Bunu biliyor, buna inan›yorum. Sen var gönlünü her zamanki gibi flen tut... Yine kelime a¤z›mda kald›. Yo¤un istek üzerine Tekirda¤ semalar›na Eylül parças›n› söyledim ve mektup yaz›yorum diye kaç›verdim. Sesler derinden derinden geliyor. fiu anda alk›fl ve ›sl›klarla bir daa sesleniyorlar... Mektup yazd›¤›m›

142

söyledim ya rahat b›rakmazlar... Tekrar Merhaba bu sefer senin için Karadeniz yine yelin savrulur parças›n› söyledim haberin ola. Dur bir tane de ÖO.'na gidenler yani sizin için bir parça söyleyeyim.... Bir o¤ul büyütmelisin... Daha daha sen nas›ls›n? Ordakiler nas›l ve tabi Canan nas›l? Herkese selam ve sevgilerimi iletirsin. Dün sevgili amcanda hasretimize dayanamam›fl yan›m›za gelmifl diye duyduk. Henüz bir haber alamad›k Sen oradan bende buradan selam göndeririz. fiimdilik sat›rlar›ma ara verirken seni ve ailelerimizi, arkadafllar› s›ms›k› kucakl›yoruz... Bizler canavar gibiyiz... O güzel günde görüflece¤iz... Gülüflünden hiçbirfley eksilmesin. Selam ve sevgilerle.

Serdar

141

ZEHRA ve CANAN HAKKINDA YAZILANLAR

143

144

Bilgesu Erenus’un Cumhuriyet’te yay›mlanan yaz›s›

De¤erli Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaflkan› Size, bu üçüncü baflvurumda, altm›fl yedi yafl›ndaki bir babaannenin üç gününü anlataca¤›m. Sözlerim, dinsel ve yöresel buyruklar›n etkisinde yo¤rulmufl çilekefl ve özverili kad›nlar›m›zdan biri olan bu babaannenin kendisini üç günde nas›l de¤ifltirip dönüfltürdü¤üne dairdir; bu topraklara has spontan bir ar›nma törenidir; lütfen hiçbir ayr›nt›s›n› gözard› etmeden dinleyin, ülkemiz ad›na ç›kar›lacak çok büyük dersler var. *** Armutlu’daki direnifl evinde açl›¤›n›n iki yüz on sekizinci günü bilinci kapanan ‹stanbul Üniversitesi ‹ktisat Fakültesi ‹flletme Bölümü dördüncü s›n›f ö¤rencisi Zehra Kulaks›z’›, topra¤a haz›rlayan geleneksel temizlik s›ras›nda, kap› önünde bir an önce çocu¤unu görmek için bekleyen bu babaanne, Karadeniz’in deli dalgalar› gibi önüne ç›kan her k›y›y› dövüyordu: “Biraz insanda insanl›k olur, bir de devletten insanl›k bekliyorsunuz, sizde var m›?” Zehra’n›n yoldafllar›, kendilerine yönelen bu sitemleri ba¤›rlar›na bas›p “Ölüm orucu direnifline kat›lmay› kendi istedi ana” diye karfl›lad›klar›nda, babaanne daha da köpürüyor, “Ben istiyorum, beni de öldürün” diye gö¤sünü yumrukluyordu. O ilk gün, Allah’a sesleniflinin d›fl›nda en çok yineledi¤i fluydu: “Bu flerefsiz dünyaya de¤er miydi?” Zehra’n›n yoldafllar›n›n, “Biz üzülmüyor muyuz ana” deyiflini duymazdan gelip suçlamalar›n› sürdürüyordu: “Bugüne kadar Zehra yapma, Zehra kalk

145

gidelim diye hiçbir fley söylemedim, ama o yüzümü okuyordu; ne zaman gelsem, Zehram, yüzünü döküp, benimle konuflmad›, nerde bir sümüklü varsa onunla konufltu... Devlet nas›l olsa diyor ki bunlar tek tek ölüyor, ölsün... Siz de halaylar çekiyorsunuz, insan ölüme sevinir mi? Beyniniz de kalmam›fl, beyniniz de yok sizin...” Zehra’y› topra¤a haz›rlayan geleneksel temizlik bitip içeri al›nd›¤›m›zda, babaanne birden sessizleflivermiflti, refleksel inlemelerle k›p›rdamadan yatan torunu karfl›s›nda ne edip ne diyece¤ini bir an bilemedi. Onunla konuflabilirsin seni duyar, dedi¤imde ise sevindi. Tan›klardan biriyim, Ahmet Necdet Bey, “O güzel gözlerine kurban olay›m yavriim, o koyun gözlerine..” diye a¤›da durduktan sonra, Zehra’n›n babaannesi, üç gün üç gece hiç ama hiç susmad›, buna kendi de flafl›r›p, üçüncü günün sonunda, “Ne ettin bana yavrim, bana jenaratör mü takt›n Zehram” diyecekti. Babaannenin ilk gün Zehra’s›na söyledikleri genelde dinsel buyruklar›n etkisini tafl›yordu; “Esta¤furullah, esta¤furullah, tövbe esta¤furullah... Yarabbi can› ç›karken yavruma zahmet verme yarabbi... Tad›na kurban olay›m Zehram, kitab›na da iman›na da, yavrumun yavrisi, ci¤erimin ci¤eri... Zehram neden yanl›fl yapt›n, babaannene ihanetlik yapt›n sen!” Zehra’n›n iniltileri sanki daha da artt›. Babaanneye sar›l›p Zehra’y› üzme, ona güzel fleyler söyle, verdi¤in eme¤i anlat deme gere¤i duydum. Babaanne beni kendinden uzaklaflt›r›p dinselli¤ine s›¤›nd› yeniden; “Cenab› Allah meleklerini yollam›fl, onun bafl›ndan afla¤› kanatlar›n› açm›fllar üstüne, benim yavrum melektir, günahlara kavuflmam›flt›r, Müslü-

146

mand›r” dedi. Babaanne o ilk gün beni kendinden uzaklaflt›rmakta hakl›yd›, çünkü ben ondan farkl› olarak önümüz s›ra boylu boyunca yatan bu genç bedene bakt›¤›mda, her yandan kuflat›lm›fl sevgili ülkemi görüyordum. Sürekli ve yüksek sesle inleyen Zehra de¤ildi benim için; duyars›zl›¤› vurdumduymazl›¤a dönüflmüfl vicdan ve ak›llar›yla bir türlü bafl edemeyen biz ayd›nlard›k; içi boflalt›lm›fl, hata yapma haklar›n› kullanmaktan bir türlü vazgeçmeyen kitle örgütleriydi, insan haklar› savunucular›yd›; sindirilmifl sendikalard›; kavram karmaflas›ndaki partilerdi; çocuklar›na mülk gözüyle bakan ailelerdi, hepimiz ama hepimiz inliyorduk. O ilk günün sonunda, babaannenin benden farkl› olarak, kendi bakt›¤› yerden tek iste¤i vard›, can çekifliyor sand›¤› evlad›n›n ruhunu zahmetsiz ve çarçabuk teslim etmesiydi. Ça¤r›ls›n dedi¤i hoca içeri girmeden önce, Zehra’n›n ipeksi saçlar›n› beyaz bir tülbentle, tek teli görülmeyecek flekilde s›k› s›k›ya örterken “Sen meleklerle konufl yavrim!” diyordu ve hocayla birlikte bir süre Zehra’n›n bafl›nda tekbirler getirerek Kuran okudu. *** ‹kinci gün... ‹steyen inanmayabilir, ama ikinci gün babaannenin söylemindeki “Allah’›n melekleri” yerini, onurlu ve ortak bir yaflam için kendi hayat›n› topluma adayabilen, Zehra’n›n 19 yafl›ndaki, Fen Fakültesi Biyoloji bölümü ö¤rencisi k›z kardefli Canan Kulaks›z alm›flt›; babaanne ikinci gün kendi gördü¤ünü Zehra’ya yüklüyordu. “fiimdi kimi görüyorsun, Canan’› m› görüyorsun Zehram?” Babaanne, bu ikinci günde, aylar öncesi, Ca-

147

nan’la yapt›¤› telefon konuflmas›n› an›msad›ktan sonra, iki kardefle okuyup üfleyece¤i yerde destan yazmaya bafllad›; sesinde, bedeninde yörenin müzikalitesini duyuran hofl bir sal›n›fl vard›: “Bunlar iki kardefl, hiç birbirlerinden ayr›lmazlard›, hep birbirlerinin ad›mlar›na bast›lar. Canan’a dedim, ablan yaparsa yaps›n, sen ölüm orucundan ç›k yavrim, o da bana, ‘Sen bize, bafllad›¤›n ifli yar›m b›rakma dememifl miydin? ‹nsan kendi ö¤retti¤inden cayar m›, seni çok seviyorum babaanne’ dedi. Ben de dedim ona, seni sevmiyorum; zaten aram›zda flifreydi, ben seni seviyorum diyende ben de bunlara ben sizi sevmiyorum derdim, ikisinin de ak›ll› dillerine kurban, yavrim, yavrim! Sizin akl›n›z derya denizdi, sizin k›ymetiniz dünyaya de¤erdi...” Babaanne destan sonras› Zehra’n›n yast›ktan sarkan ipeksi saçlar›n› okflay›p Karadeniz insanlar›na has flakalar içeren bir ninni m›r›ldand›: “Dedim keseyim saçlarini/ Dedi baa babas›/ Bafl›n› kesme sak›n!” ‹steyen inanmayabilir, bu ikinci gün Zehra’n›n refleksel inlemeleri iyiden azald›, yar› aç›k gözleriyle yaln›z babaannesini de¤il, orda olal›m olmayal›m, sanki hepimizi birden izliyordu! Babaanne arada bir yine a¤l›yordu, ama art›k sözlerinde eski sitemler yoktu. “O kadar iflin aras›nda saçlar›n› tarard›m da, ba¤lard›m da... Herkes derdi ki ha bu Zehra’yla Canan okula nas›l gidiyor, ne kadar temiz bunlar...” Altm›fl yedi yafl›ndaki bu çilekefl, özverili Karadeniz kad›n›, Zehra’n›n can çekiflmedi¤ini, ama bir bekleme içinde oldu¤unu bu ikinci günün sonunda birden kavray›vermiflti sanki: “Kimi bekliyon yavrim, belki baban›?” Bu kavray›fl› do¤rultusunda o¤lu Ahmet Kulaks›z’a haber sald›: “Benim o¤lumsa, benim kadar

148

güçlü olacak, ben gördüm o da gelip k›z›n› görsün” deyifli herkesi flafl›rtm›flt›. Bu babaanne, Rize’de yoldafllar›n›n karanfillerini Canan’›n topra¤› üzerinden f›rlat›p atan de¤il miydi? Zehra’s› için de suçlamad›¤› kimseler kalmam›flt›... Göçenlerin vasiyeti halaylara bile kini, öfkesi vard› hani? Yanl›fl anlafl›lmas›n diye hemen aç›klamal›y›m Ahmet Necdet Bey, Kulaks›z kardefllerin babas› Ahmet Kulaks›z, “Aileler çocuklar›na mülk diye bak›yorlar, k›zlar›m benim mülküm de¤il, yoldafl›m, dostum, arkadafl›m, can›m, ci¤erimdi. Ben k›zlar›m› mülk görmedi¤im için onlar› birey olarak kurtarmak yerine, tecridin kald›r›l›p ölüm orucu direniflinin amac›na ulaflmas› ad›na mücadele verdim” diyebilen bir baba... Ölümler bafllamadan çok önce size de faks çekip kendini duyurmufltu; faks›, arflivinizde duruyor olmal›, bence buldurup tekrar okuman›zda yarar var... K›z›na direnifli s›ras›nda hep destek verdi; k›z›n›, k›zlar›n› sevdi¤i kadar ülkesini de seven biri ama, insan iflte, Canan’›n ard›ndan, Zehra’s›n›n da gidifline katlanamad›¤› için kuytularda gizli sakl› a¤lay›p anas›n›n ça¤r›s›na yan›t veremiyordu bir türlü. Torununun bafl ucunda güçlenen babaannenin bir iste¤i o¤lunun gelip Zehra’y› görmesiyse, ikinci iste¤i de Zehra’y› al›p vahfli kapitalizmin etkisiyle, yoksul ve ezilen insan için bir kötülük simgesine dönüflen zavall› flehrimiz ‹stanbul’dan bir an önce çekip gitmekti. Bu ikinci iste¤i, “Zehram, Rize yollar›nda koflal›m Zehram. Bizim ›stanbul’da ne iflimiz vard›? Benim ‹stanbul’da ne iflim” diye belirtiyordu. Babaanne art›k can› ci¤eri torunlar›yla onlar›n yoldafllar›n› suçlayacak yerde, kendinde suç arar olmufltu: “Allah›m suç benimdir, bizim orda, erkek evlattan torun farkl›d›r, on torunum var, bunlar› ok-

149

flar k›zlar›m›nkini az okflard›m; bunlara al›r, onlara az al›rd›m; bunlara yedirir, onlara az... Onlar suçlu de¤il, onlar suçlu de¤il, yarabbi!” Yöresel geleneklerin kusurunu kendinde bulan babaannenin sözleri Zehra’y› gülümsetti sanki... Ve isteyen inanmayabilir, bu gülümseme kendini topluma adam›fl bu körpecik yüzde topra¤a verilene dek sürecek. *** Babaannenin üçüncü günü çok daha flafl›rt›c› Ahmet Necdet Bey; Yüzü Zehra’y› and›ran gülücüklere bürünmüfltü, ben nene-k›z›n güzel yüzlerindeki benzerli¤i ilk kez o gün fark ettim. Babaannenin sevincine diyecek yoktu art›k, çünkü o¤ul Ahmet Kulaks›z, anas›n›n ça¤r›s›na uyup prensesini, kap›dan “Benim kahraman k›z›m” diye selamlam›flt›. Babaanne bu selam› herkese anlatmak istiyordu, memlekete döndüklerinde de herkese duyuracakt›, kararl›yd›. Mona Lisa’y› k›zd›ran Laz k›z› Tan›¤› oldu¤um bu mucize karfl›s›nda, Zehra, göçünü üç gün evvelden haz›rlam›fl olmas›na karfl›n üç gün babaannesini de¤ifltirip dönüfltürmek için bekledi diye düflünmekten kendimi alam›yorum. Mona Lisa ‘y› k›skand›racak gülüflüyle bu güzel Laz k›z›n›n böyle incelikleri vard›r; bilinci kapanmadan önce, akl›na, bir ara çorbayla bisküvi gelmifl... Ard›ndan da 218 gündür kendisine bakan yafl›t› ve yoldafl› Özlem’in ellerini tuttuktan sonra, dudaklar›na götürüp öpmüfl. B-1 vitamini almad›klar› için çok daha erken düflecek olan ikinci ölüm orucu ekibinden iki k›z kardeflten büyü¤ünü, Arzu’yu ça¤›rm›fl yan›na, yeni tan›m›fl olmas›na karfl›n, onun da ellerini öpüp saatini arma¤an etmifl. “Mahir, Hüseyin,

150

Ulafl” demifl, sonra da art›k hiçbir fley söylemez olmufl. fiimdi çok daha ›srarl›y›m, Ahmet Necdet Bey, Zehra’n›n ölümünü üç gün geciktirmesi, babaannesiyle birlikte duyars›zl›¤› vurdumduymazl›¤a dönüflmüfl, vicdan ve ak›llar›yla bir türlü bafl edemeyen biz ayd›nlar›; içi boflalt›lm›fl hata yapma haklar›n› kullanmaktan bir türlü vazgeçmeyen kitle örgütlerini, insan haklar› savunucular›n›; sindirilmifl sendikalar›; kavram karmaflas›ndaki partileri; çocuklar›n› mülkleri gören aileleri, hepimizi, hepimizi de¤ifltirip dönüfltürmek iste¤iyle ilgiliydi. Biz yine bu flans›m›z› kullanamad›k, ama altm›fl yedi yafl›ndaki çilekefl ve özverili bir büyükanne, bütün Türkiye’nin gözleri önünde, hepimize inat de¤iflip dönüfltü; insand›, çok daha insan oldu. Ölüm nedeniyle ilgili tutanak için Armutlu’da Zehra’y› inceleyen cumhuriyet savc›s›n›n kendisine, “Senin kadar güçlü bir kad›n görmedim” deyiflini bizlere aktar›rken babaannenin sesi hakl› bir övünç tafl›yordu ve sanki biraz da tek tek küçümsüyordu bizleri. Bir anan›n Zehra’n›n bafl›na beyaz tülbent örtme önerisi, Zehra’n›n yoldafllar›nca geri çevrildi¤inde, din ve gelenek buyruklar›yla yo¤rulmufl babaannenin itirazs›z kal›fl›na da tan›kl›k ettim; ben Zehra’n›n gülsuyuyla ›slat›lm›fl saçlar›n›, bafl›n›n bir yan›na tafl›y›p, bir bukleyle serbest b›rakt›¤›mda, torununa hayranl›kla bak›p “Gelin olmadan, kuaförlere mi gittin, yavrii... Saç› tam da benim istedi¤im gibi oldu, ben de böyle düflünüyordum” dedi. Hak vaki olunca, Zehra’n›n bafl ucunda Zehra’ya verdi¤i sözü tutup Küçükarmutlu’nun birbirine aç›lan iniflli ç›k›fll› sokaklar›ndaki cenaze alay›na kat›ld›, dizleri tutsa bir gün Zehra’n›n yoldafllar›yla

151

birlikte halaya da duracakt›r, hiç kuflkum yok! ‘Biz flimdiden kazand›k’ Zehra son günlerine kadar sevdikleriyle vedalaflmak üzere, kenarlar›na gül yapraklar› ilifltirilmifl, siyah kartondan resim çerçeveleri haz›rlam›fl, bir tanesini de bana vermiflti; “Merhaba ablac›¤›m, bafl›ndan beri bizimleydin, beraberdik. Birçok kendine insan›m diyen kifliye insanl›k dersi verdik, verdin. Daha ne söylenir ki Bilgesu Abla, biz flimdiden kazand›k asl›nda.” Bu küçücük not parças› bir büyük gerçe¤i bar›nd›r›yor Ahmet Necdet Bey, onlar flimdiden kazand›lar, evet! Size bu üçüncü baflvurumun, ayd›n ve sanatç›lar›n Sivas’ta yak›l›fl›n›n y›l dönümüne rastlad›¤›n›n fark›nday›m. Devlet, bu yan›fl› izlemiflti, flimdi de ölüm oruçlar›n›n küllerini dört bir yana savuruyor. Zehra’n›n saati, ölüm orucu direniflindeki ikinci k›z kardefllerin büyü¤ü Arzu’nun kolunda h›zla ilerlemeyi sürdürürken ülkemizin güzel ve ayd›nl›k gelece¤ini bu genç bedenlerin, her an her saniye, ölümle yeniflerek ödedikleri bedele borçlu olaca¤›z; bunun hem onurunu hem de utanc›n› birlikte ve flimdiden duymak zorunday›z.

Sayg›lar›mla B‹LGESU ERENUS

152

Cezmi Ersöz’ün Leman Dergisinin 26 May›s 2001 tarihli say›s›nda yay›mlanan yaz›s›d›r

Küçükarmutlu’daki Ev... Canan... Zehra... Ve Bizim Hikayemiz Dün ifle giderken cep telefonunu bende unutmuflsun... Masam›n üzerinde durdu bütün gün... (...) Bütün gün kimse aramad› onu... (...) Sonra flehrin çok uzak yerinden telefon geldi bana... kanayan bir telefon... Birileri, sevdikleri, yoldafllar› için, onlar›n istekleri için gerekirse ölmeye karar vermifllerdi... Bu koca flehirde benim için kimsesiz, dostsuz kalmay› ve hatta kaybolmay› göze alman belle¤imi öylesine zay›flatm›flt› ki, bir an hiç beklemedi¤im kadar içim titredi... Hani insan kendisini çok güçlü hissederken ans›z›n içinde aç›lan o boflluk derin bir ürperiflle sars›l›r ya.. ‹flte öyle titredi... Telefonunu çantama koydum ve flehrin o uzak köflesine do¤ru yola ç›kt›m... Küçükarmutlu’daki bir gecekonduya do¤ru... Tek katl›, s›vas›z, yoksul bir evin balkonundaki tahta bir masan›n çevresine oturmufllard›... Aylardan may›st›.. ‹nsanlar de¤il belki ama do¤a hiç olmad›¤› kadar güzel ayaklanm›flt›... D›flar›da dizginlerinden kopmufl bir cumartesi gecesi vard›.. Hemen ilk akl›ma gelen, böyle bir zamanda ölünür mü,

153

sorusu oldu.. Oysa bu soruyu onlara öyle çok insan sormufltu ki, ve onlar ziyaretlerine gelip giden öyle çok insana bunun yan›t›n› vermifllerdi ki.. Art›k kimse onlara ne böyle bir soru soruyor, ne de onlar böyle bir soruyu yan›tl›yorlard›... Küçükarmutlu’daki bu yoksul ev geçen ay ölüm orucunda hayat›n› kaybeden fienay Hano¤lu’nun eviydi... fienal Hano¤lu’nu aylar önce TAYAD’da (Tutuklu Aileleri Yard›mlaflma Derne¤i) tan›m›flt›m. Kendisiyle birlikte ölüm orucuna bafllayan Gülsüman Dönmez’le birlikte hep el ele duruyor ve hiç konuflmuyorlard›... Elleri k›nal›yd› ikisinin de, ve ikisi de evlere temizli¤e gidiyorlard›... Gözleri öyle güzel gülüyordu ki.. Birbirlerinden hiç ayr›lm›yorlard›... Sanki ölmek üzere gibi de¤il de, birlikte gidecekleri o çok esrarengiz ve sürprizle dolu ülkenin yerini bizlerden çocuksu bir utançla sakl›yorlar gibiydiler... E¤er içerdeki yak›nlar›, yoldafllar› o kahrolas› hücrelerden kurtulurlarsa, bu ülkeye gitmekten vazgeçecek ve s›rayla gidip onlara destek veren insanlar›n evlerini sabunlu sularla bafltan afla¤› y›kayacak, tertemiz yapacaklard›... Hem de tek kurufl almadan.. Ama olmad›.. ‹çerde yak›nlar› hücrelerden ç›kamad›... Günler ac›mas›zca ak›p geçti, onlarsa dayanamad›lar bu ac›mas›z günlere... El ele, o ›fl›l ›fl›l ve hep masum bakan gözleriyle, k›nal› elleriyle son nefeslerini birlikte verdiler... En çok o sessizlikleri, hiç konuflmad›klar› akl›mda kalm›fl. Bu insanlara terörist diyenler fienay’la ve Gülsüman’›n o ›fl›l ›fl›l gözlerine, o k›nal› ellerine bir kez olsun içtenlikle bakabilselerdi çok derinden utanacaklard›, eminim... Tan›d›m onlar›, kalplerine sonsuza dek kefilim... Söz verdiler, duydum; istedikleri olsayd›, yak›nlar› hücrelerden ç›ksalard›, dostlar›n›n evlerini tepeden t›rna¤a y›kayacaklard›..

154

Onlar belki yoksul, belki evlere giden çilekefl temizlikçi kad›nlard›, ama onlar bunlar›n hepsinin daha çok yeni bir hayat› özleyen ve bu özlemin devrimci yapt›¤› insanlard›... Onlar›n dostlu¤u, birbirleri için ödedikleri bedel çok büyüktü ve as›l önemlisi onlar›n iliflkileri bizim çevremizdeki insanlar›n iliflkilerine hiç benzemiyordu. Onlar yapt›klar› hiçbir fleyi abartmadan, sesiz sedas›z yap›yor, usul usul ama çok büyük bir hayat yafl›yorlard›... ‹nsanlar›n›n büyük bir ço¤unlu¤unun böyle duyars›z, böyle kimli¤ini yitirmifl, böylesi zavall› oldu¤u bir ülkede dostlar›n hiç eskimeyen ilk gününü yafl›yorlard›. Onlar ölürken bile sonsuza dek sürmesini istedikleri bir yaflam cenneti için ölüyorlard›... Kitaplardan çok, birbirleri için ödedikleri bedel ö¤retiyordu onlara böylesi kararl› ve irade sahibi olmay›... *** Bir cumartesi gecesi Küçükarmutlu’daki evin balkonundayd›m onlarla... Tahta bir masan›n etraf›nda... Karfl›mda 22 yafl›ndaki Zehra Kulaks›z oturuyordu tekerlekli sandalyesinin üzerinde. ‹ktisat fakültesi ö¤rencisi.. Alt› ay› aflk›nd›r ölüm orucunda... Yüz sekseninci günün sonlar›nda... Yaklafl›k bir ay önce ayn› evde, ayn› odada 19 yafl›ndaki kardefli ölüm orucundaki Canan’› kaybetmifl, gözleri önünde... Bir Nisan gününde Canan’›n kalbi ans›z›n durmufl. Bofluna dememifl flair, aylardan en zalimdir Nisan ay›, diye... Do¤an›n, yafl›tlar›n› aflka, ç›lg›nl›¤a, koflup e¤lenmeye ça¤›rd›¤› bir ayda, Nisan ay›nda son nefesini vermifl Canan... üniversite ö¤rencisiymifl. Ege Üniversitesinde Biyoloji okuyormufl... Canan’›n içerdeki amcas› ve bütün dostlar› için tafl›d›¤› umudunu ablas› Zehra devralm›fl...

155

Babas› Ahmet Kulaks›z benim yafl›mda... Ve hep k›z› Zehra’n›n yan›nda... Gözlerim s›k s›k gözleriyle bulufluyor... O bir k›z›n› kendi elleriyle gömmüfl, ve flimdi öbür k›z›n›n ölümünü bekliyor... Nas›l bir ac›d›r bu, nas›l bir dayanma ve tükenmeme gücüdür, anlamakta, hissetmekte çok zorluk çekiyorum... ‹nsan böyle bir ac›y› neresine gömebilir, nas›l gizleyebilir... Canan benim de k›z›m olabilirdi, Zehra ölümü bekleyen ikinci can›m olabilirdi... fiimdi art›k yafl›mdan utan›yorum, sakal›ma düflen beyazlardan, bugüne dek yazd›klar›mdan, ve ayd›n kimli¤imden utan›yorum... Canan’›n ve Zehra’n›n amcas› gibi düflünceleri ve inançlar› ad›na mücadele veren; tan›masa da, yüzlerini belki hiç görmemifl olsa da, yüzlerce dostu, yak›n›, yoldafl› sayd›klar› için eriyor usulca... Cezaevlerinden gelen hasret dolu mektuplar için, bir tan›flt›r›lma an›nda ona hesaps›zca gülen bir çift göz için; bir gün bir yerde hesaps›z, yürekten söylenilen bir merhaba için eriyor o... Kimseden bir emir alm›fl de¤il, babas›n›n, annesinin, arkadafllar›n›n gözü önünde eriyor; ama yaflama sevincini asla yitirmeden, üstelik hayata giderek daha çok ba¤lanarak, onun s›rr›n› ölüme yaklaflt›kça daha iyi hissederek eriyor... Bedeni zay›flad›kça, gücü azald›kça hiç olmad›¤› kadar duyarl› oluyor çevresine karfl›... Ölüme yaklaflt›kça bütün korkular›ndan kurtulup, onun bu eylemini saçma, gereksiz ak›ld›fl› bulanlar› derinden tedirgin edecek ve ürkütecek kadar duyarl› bak›yor bakt›¤› her yere. Zehra kendisini ziyaret edenlere hediye etmek için foto¤raf çerçeveleri, etraf›n› çiçeklerle süslü kartlar yap›yor... (...) Ve e¤er içerdeki yoldafllar› hücrelerden bir gün kurtulursa, ölüm orucuna o an son verip o çok özledi¤i Karadeniz’i, do¤um yeri

156

olan Rize’den ç›karak bafltan bafla dolaflmak istiyor... Ama bütün bu umutlar›na ra¤men durmadan eriyor o... Ve o eridikçe, o buruk, insan›n içini ac›tan gülümseyifli daha çok ortaya ç›k›yor... Ve kim bilir, belki de suç bu sat›rlar› okurken o... Söylemek istemiyorum, susuyor ve sadece utan›yorum... *** Karfl›mda oturan o ma¤rur, o zarif adam ise Reflit Sar›... 42 yafl›nda... Uzun y›llar denizlerde yaflam›fl, kaptanl›k yapm›fl... Yurtd›fl›ndan gelen gazeteciler ve televizyoncularla o tok sesi ve düzgün Türkçesiyle en çok o konufluyor... O da aylard›r ölüm orucunda... Ama ölecek birine hiç benzemiyor... Durmadan rengarenk fenerler yap›yor... Hücreler kapan›rsa hayalindeki bir tekneyle birlikte o tutkuyla ba¤land›¤› denizlere aç›lmak istiyor... E¤er olmaz, hücreler kapanmaz ve bir sabah ans›z›n kalbi durursa bunun için de hiç üzülmüyor.... Ölümünü ilkbahar günü ans›z›n ortaya ç›kan sert bir f›rt›nada bir a¤ac›n k›r›lan dal›na benzetiyor... Bir kaç dal k›r›labilir, ama o f›rt›na çiçek tozlar›n›, polenleri al›p uzaklara savurur, savurdu¤u yerde yeni çiçekler, yeni a¤açlar filizlenir, do¤a bu f›rt›nalarla ço¤al›p, güzelleflir, diyor... Birkaç dal k›r›lm›fl çok mu; ben bir sabah ans›z›n ölmüflüm çok mu, diyor. Çok söylendi, çok yaz›ld›, ben de bekleyip durdum, bafllar›ndaki o k›rm›z› bantla ölümü bekleyen insanlardan bir kez olsun, ölümü yüceltmemelerini bekledim... Ama belki birkaç saat, belki birkaç gün sonra, belki biz bu sat›rlar› okurken çoktan ölmüfl olacak bu insanlar›n a¤z›ndan ölümü yücelten tek bir kelime iflitmedim.

157

*** Ölümü yücelten bir insan kald›¤› evin bahçesine çiçek ekmeyi hiç düflünür müydü.. 22 yafl›nda felsefe ö¤rencisi olan Fatma fiener, art›k yaflam›n ucunda oldu¤unu hiç düflünmeden o solgun ve açl›ktan üflüyen elleriyle durmadan topra¤› okfluyor ve ölürse ard›ndan insanlara sevgiyle gülümsesin, diye çiçekler ekiyordu... Ölüm, sadece içinde yaflamak kelimesi de geçen cümlelerle ç›k›yordu a¤›zlar›ndan... Yaflatmak ve özgürce yaflamak için ölmek. *** Hülya fiimflek ise Deniz’lerin as›ld›¤›nda 6 may›s 1972’de söz vermiflti. O yasl› günde henüz 9 yafl›ndayd›, ama kendine verdi¤i söz çok büyüktü... Bundan böyle ömrünü dünya cennetinin kurulmas›na adayacakt›. Ve flimdi aylar süren ölüm orucundan sonra o güçsüz, takatsiz kalan çelimsiz bedenini dünya cennetinin kurulmas› için ad›yordu... Öyle s›k›, öyle soluksuz bir inançt› ki onunki, soluksuz kalmas›na birkaç gün kala bile o yoksul gecekondular›na destek için gelen konuklar›na, çicekli, kufllu, üzümlü panolar haz›rl›yordu titrek parmaklar›yla... Aylardan May›st›, dizginlerinden boflalm›fl bir cumartesi gecesiydi... Küçükarmutlu’da yoksul bir gecekondunun balkonunda, tahta bir masan›n etraf›nda ölümden asla sözetmeden, hatta tam aksine çiçeklerden, kurtulufl gününde çekilecek halaylardan ve at›lacak z›lg›tlardan, bir gün elbet engin maviliklere aç›lacak teknelerden, rengarenk fenerlerden, Karadeniz’in o yemyeflil vadilerine yap›lacak olan yolculuklardan konuflup durduk... Adlar› Zehra’yd›, Fatma’yd›, Reflit’ti, Hülya’yd›. Dostlar›, yoldafllar›, onlara cezaevlerinden hasret

158

ve içtenlik dolu mektuplar gönderen ve hatta yüzlerini bile görmedikleri tutsak arkadafllar› için yaflam›n ucuna yolculuk yapan bu insanlara inan hiç üzülmedim.... Bu may›s gecesinde, bu dizginlerinden boflanm›fl cumartesi gecesinde en çok kendime ve sana üzüldüm sevgili... Kendime üzüldüm çünkü bu yafl›ma dek benim onlar gibi gerçek dostum olmam›flt› hiç... Bu yafl›ma dek benim için, örgütlülü¤üm ve düflüncelerim için, her yolu denedikten sonra hayatlar›n› ortaya koyan ve gerekirse ölümü göze alaca¤›m hiçbir dostum yoktu... (...) Hayat insana neler ö¤retiyor: Belki bir kaç gün belki bir kaç saat sonra bu hayattan ayr›lacak olan bu insanlar› en çok bu yüzden derinden k›skand›m sevgili... Ölürken bile bana dostlu¤un, arkadafll›¤›n ne kadar de¤erli ne kadar a¤›r bedellerle kazan›labildi¤ini gösterebildikleri için... Ne siyasi fikirleri, ne ideolojileri ne de onlarla aramdaki ba¤lar ya da ayr›l›klar benim için önemli art›k... Ölürken bile bana ne kadar hayattan kopuk, ne kadar kimsesiz ve dostluktan ne denli uzak yaflad›¤›m› hat›rlatt›lar ya, iflte beni en çok bu etkiliyor, bunca y›l nelerden mahrum kald›¤›m› gösteriyor bana... fiimdi, hiçbir bedel ödemeden kazand›¤›m ve bu yüzden de hiç beklemedi¤im bir anda yitirdi¤im bütün dostluklar›m› yeniden kazanmaya bafll›yorum seninle. Ne olur flehrin neresindeysen bekle beni... Ne olur kaybolma, ne olur umutsuzlu¤a düflme... Çantamda yan›p sönen o kimsesiz kalbinle geliyorum sana, dostlu¤umu al›p geliyorum... Sen arkan› koru

159

yeter... Bana Küçükarmutlu’da, o yoksul evdeki insanlar ölürken hat›rlatt›, aflk dostlukmufl, dostluksa aflk... ‹kisi birbirinden asla ayr›lmazm›fl.... Ne olur bekle beni, ne olur sak›n kaybolma... fiehrin her neresindeysen bekle beni, yitirdi¤in bütün dostluklar› getiriyorum sana... Ölümüne ve yaflam›na aflklar ç›kacak içinden... Ne olur kaybolma, ne olur bekle beni... (Küçükarmutlu’daki evin telefonu: 0212 229 92 59. Canan ve Zehra’n›n babas› Ahmet Kulaks›z’›n cep telefonu: 0532 257 33 48. sadece bir "merhaba", sadece bir "nas›ls›n›z" sözü onlara yetecektir... Dostluk için, aflk için, özgürce yaflamak için.) ***

160

Cezmi Ersöz’ün Leman Dergisin 14Temmuz 2001 tarihli say›s›nda yay›mlanm›fl yaz›s›d›r

‹nan Zehra, Sizin Çocuklar Kazanacaklar Zehra'n›n an›s›na "Bafl›m› masaya koymufl öyle duruyorum. Niye durdu¤umu bilmiyorum. Büyük bir gürültüyle kap› aç›ld›. Hiç tan›mad›¤›m adamlar beni ald›lar, kap›y› kapatt›lar... Kolumdan tutmufllar, gidiyoruz. Nereye gidiyoruz ben de bilmiyorum. Uzun bir yer. Her taraf›m a¤r›yor. Bafl›m dönüyor, dinlene dinlene gidiyoruz. Beni bir yere koydular, önümde cam var. Camda baz› gölgeler var. Sanki bana bak›yorlar. Bu arada ayn› odada birlikte kald›¤›m arkadafl›m di¤er yandan ç›k›yor, kolumdan tutup iyice cama yanaflt›r›yor beni. Sonradan ad›n› ö¤rendi¤im telefonu bana veriyor. Nas›l tutuldu¤unu ö¤retiyor. Baz› sesler geliyor, sesleri anlam›yorum. Gölgeler a¤l›yor mu acaba? Bir fleyler konufluyoruz. Ne konufltu¤umuzu bilmiyorum. Ama gölgeler devaml› a¤l›yor. ›lk defa gölgelerin a¤lad›¤›n› gördüm... Bense gölgelerin a¤lay›fl›na gülüyorum... Demin telefonlu yerde olan arkadafl benden evvel gelmifl. Beni tuttu, hemen yukar›ya ç›kard›, yata¤›n oraya getirdi. Bana niye a¤lad›¤›m› sordu. Ben

161

de ona a¤lamad›¤›m›, camdaki gölgelere güldü¤ümü söyledim. O bana camdaki gölgeleri anlatt›. O zaman iyi anlamam›flt›m. fiimdi daha iyi anl›yorum. O gölgeler gölge de¤il, gerçekmifl, O gölgeler annem, k›z kardeflim ve teyzemmifl. onlarla kendisi de konuflmufl yan tarafta. Me¤er ben o gölgelere gülmemiflim, onlarla birlikte ben de a¤lam›fl›m...” Aylard›r sürdürdü¤ü ölüm orucunun sonunda belle¤ini yitiren ve ard›ndan tahliye olan Dursun Ali iflte böyle söylüyor. ›lk defa gölgelerin a¤lay›fl›n› görmüfl. Ama sonra anlam›fl ki o gölgeler onu Kand›ra F Tipi Cezaevi'nde ziyarete gelen annesi, k›zkardefli ve teyzesiymifl... Direnifl evinin önüne ak›n ak›n insanlar geliyor. Belleklerini tamamen yitirenleri ve sa¤l›klar› geri dönüflsüz bir biçimde bozulanlar› cezaevlerinden tahliye ediyorlar. Tahliye olanlar›n birço¤u Küçükarmutlu'ya geliyor ve oradaki yak›nlar›n›n ya da arkadafllar›n›n evinde ölüm orucuna devam ediyor... Bugün 8 Temmuz, pazar... Ve ben Küçükarmutlu'dan akflam›n geç saatinde döndüm evime... Neredeyse bütün gün oradayd›m. Zehra'n›n yaklafl›k bir hafta önce son nefesini verdi¤i o yoksul evdeydim. O yoksul evin ad› flimdi "direnifl evi” olmufl. Direnifl evini gezmek yürek ister, sab›r ister... Evin her odas›nda her an ölüme biraz daha yaklaflan, her yafltan direniflçiler var. Bafllar› k›rm›z› bantl›... Kimi art›k aya¤a kalkamayacak kadar bitkin... Kimisi duvarlara tutunarak yürüyor... Kimisi direnifle yeni bafllad›¤› için di¤erlerine yard›mc› oluyor... Direnifl evinin önüne ak›n ak›n insanlar geliyor. Evi kutsal bir mabetmiflçesine sayg›yla seyrediyorlar. Konuflurken seslerini alçaltarak konufluyorlar. Yüzlerinde ans›z›n solgun ama cesur bir hüzün be-

162

liriyor. Sonra evin içinden bir adam ç›k›yor ve elindeki ka¤›ttan yüksek sesle, yar›m saat önce bir direniflçinin daha flehit oldu¤unu duyuruyor. Gözler hafifçe k›s›l›yor. ‹nsanlar ans›z›n uzaktan gelen bir yank›ya do¤ru bafllar›n› çeviriyorlar. K›sa ama çok derin bir sessizlik kalplerin ortas›na büyük bir gürültüyle düflüyor. Bu derin sessizlikte sadece çocuklar›n yakt›¤› otlar›n c›z›rt›s› duyuluyor... Sonra yeniden konuflmaya, hayat› yorumlamaya bafll›yor insanlar... Buralarda ölüm çok farkl› alg›lan›yor. Buralarda insanlar ölüme do¤al bir son gibi bakm›yorlar. Buralarda hiçbir fley kesintiye u¤ram›yor. Hayat, ölüm ve çocukluk, buralarda herfley kesintisiz bir biçimde ayn› büyülü nehre ak›yor. Herfley bir çember çiziyor sanki. Ölenler yeniden do¤uyor... Yeniden do¤anlar ölmeye bafll›yor... Hayat ölüme, ölüm hayata ayn› anda kar›fl›yor... Arkadafllar› bafl› bantl› bir direniflçiyi önce aln›ndan, sonra yüzünün her yerinden derin bir sevgiyle öpüyorlar. Direniflçi gururlu oldu¤u kadar da utangaç... Bileklerini ve boynunu görüyorum. Küçük bir çocu¤unkinden daha ince. K›r›ld› k›r›lacak... O incecik bilekleriyle, suyu çekilmifl elleriyle dostlar›na, yoldafllar›na sar›l›yor o da. Yak›nma, korku, suçluluk duygusu, ac›nd›rma, o sahte duygular›n hiçbiri yok yüzlerinde... Ve hayatta kalacak olanlarla ölecek olanlar birbirlerine öyle yo¤un bir sevgiyle sar›l›yorlar ki, iflte o anda hayatla ölüm aras›ndaki o kesintisiz ak›fl› görüyorum. Hayat ölümü aln›ndan öpüyor... Ölüm hem gururlu, hem bafle¤mez, hem de küçük bir çocuk gibi utangaç ve masum... Ve herfley birleflip o büyülü nehre ak›yor usulca. Ve o nehir sonsuzlu¤a ak›yor. ‹flte bu yüzden korkmuyorlar birer birer ölmekten. Çünkü onlar bir kere sonsuzlu¤a inanm›fllar. Binbir

163

çeflit kentli kuflkunun pençesinde yaflayan ben bile iflte o an inan›yorum: Bu çocuklar birgün kazanacaklar... Sonsuzluk tükenmez çünkü... Bu ülkenin en cesur çocuklar›... Bu devletin, bu otoriter zihniyetin, bu sistemin, gözlerimizi bu dünyaya açt›¤›m›z andan itibaren ailede, sokakta, okulda, fabrikada, orduda, iflyerlerinde ruhumuzu ve bedenimizi ne denli tahrip etti¤ini, bizi her geçen gün biraz daha kölelefltirmek için hangi yöntemleri denedi¤ini, bizi her an her saniye kendimizin olmaktan ç›karmak için olmad›k yollara baflvurdu¤unu bir kez daha söylememe gerek var m›? Herfley çok gizli yap›lsa da asl›nda çok aç›k de¤il mi?.. Koca bir cezaevi bu ülke. Yapt›klar› bütün zulüm yanlar›na kar kal›yor. Bütün kap›lar› birer birer kapat›yorlar üzerimize. Koca bir k›flla bu ülke... Herkesi tek tek flu otoriter yap›n›n gönüllü kölesi, koflulsuz savunucusu, herkesi tek tek bu k›fllan›n kendisi olmaktan ç›kar›lm›fl bekçisi haline getirmeye çal›fl›yorlar... Neden cezaevlerini hücrelere dönüfltürüyorlar, kendisi olarak kalmak için direnen ve baflkald›ran bu çocuklar›n üzerine inan›lmas› güç bir vahfletle gidiyorlar dersiniz... Çünkü bu çocuklar herfleyi gördüler en çok... Herfleyi görenlerden ve bilenlerden çok korkar bu devlet... Ve onlar› yoketmek ister... 19 Aral›k operasyonundan a¤›r yan›klarla kurtulan bir genç k›z o vahflet gecesini flöyle anlat›yordu: "Sabaha karfl› büyük bir gürültüyle uyand›k... Matkaplarla ko¤uflun tavan›n› deliyorlard›. Uyand›k ve ne yapaca¤›m›z› bilemedik, çünkü mazgallardan durmadan atefl ediyorlard›. Sonra deldikleri yerlerden üzerimize bir fleyler serptiler... Saçlar›m›z tutufl-

164

tu önce... Sonra ben elimi yüzüme götürdüm. Yüzümün derisi ateflle eriyen plastik poflet gibi elime yap›fl›yordu... Arkadafllar›m›z gözlerimizin önünde can çekiflerek öldüler... Herfleyi gördük... Herfleyi...” Evet onlar herfleyi gördüler. Üzerlerine kimyasal madde atan bu vahfleti gördüler... Günlerdir bir gazetede yay›nlanan o foto¤rafa bak›yorum... Operasyondan sonra cezaevi avlusuna ç›kar›lan kad›n mahkumlar›n yüzlerindeki o ürpertici hüzne bak›yorum. Etraflar›, gaz maskeli ve otomatik tüfekli askerlerle çevrilmifl. Kad›n mahkumlar›n yüzleri yan›k ve yara içinde... Güçlükle soluk al›p veriyorlar besbelli... Elbiseleri ›slanm›fl... Onu da ö¤rendik. O kimyasal madde insan derisini yak›yor, ama elbiselere bir fley yapm›yormufl... Kad›n mahkumlar›n yüzlerine bak›yorum. O yüzleri maskeyle gizlenmifl askerlerin bak›fllar›na... Askerler... Askerler... Nas›l yapars›n›z böyle bir vahfleti... Askerler... Askerler... Halk›n›z sizi hiç affetmeyecek, der gibi bak›yorlar sanki... Halk neredeydi peki? Hadi halk ortada yoktu, halk›n akl›n› ve ruhunu medya esir alm›flt›. Peki o vahfleti yapan askerlerin vicdan› nereye gitmiflti? Kalpleri neredeydi? Ac›ma ve flefkat duygular›n› kim ipotek alt›na alm›flt›? Peki mahkumlar birbirini yakt›, onlar örgüt emriyle kendilerini yak›yor, diyen ayd›nlar, okumufl yazm›fllar, devletin ve medyan›n yalanlar›na hemen inanmaya neden bu kadar haz›rd›lar? Peki, onlar neden hücrelere girmemek için canlar›n› ortaya koyanlara de¤il de, devlete ve medyaya hemen inan›yorlard›? Yoksa onlar da m› devlet gibi herfleyi bilen ve görenlerden çok korkuyorlard›? Neden kalpleri yenilgiye bu denli haz›rd›? Neden baflkald›r› ve isyandan bu denli ürküyorlard›? Neden “ölüm” kelimesinden bu denli tiksiniyorlard›? Yoksa

165

onlar da art›k sadece flimdiki zamana inan›yorlard›? Yaflamak için ölmeyi neden art›k görmezden geliyorlard›? ölüm yokmufl gibi yaflanabilir miydi? ‹nsana kölelik dayat›l›yorsa, insana kendisi olmaktan ç›kart›lmak dayat›l›yorsa, ölüm o büyülü nehre kar›fl›r ve orada yeniden do¤mak üzere bekleyifle geçer. O bekleyifl bütün denizleri ans›z›n ayd›nlat›r. Denizlerdeki bütün yaralar› sarar o ayd›nl›k. Ve böylesi ölümler hayatlar›m›z› ayd›nlat›r. O tutsak, o yaral›, o bo¤ucu hayatlar›m›z›... Bu köleli¤e hay›r, diyen ölümler dünyan›n en anlaml› ölümleridir. Bu anlaml› ölümler, biz yaflayanlar›n hayatlar›na sonsuz ve derin anlamlar katar. Bu anlamlar kalplerimizin kilitli kap›lar›n› açar. Y›llard›r kilitli olup da art›k aç›lan bu kap›lardan girer bu kez de gün ›fl›¤›... O taze bahar serinli¤i kap›lar›m›zdan içeri girer... Bu yeni ›fl›k kalbimizi ayd›nlat›nca, nas›l ölmemiz gerekti¤ini yeniden düflünürüz. Asl›nda nas›l ölece¤imizi nas›l yaflad›¤›m›z gösterir. Hayatta en çok neyi istiyorsak, o yüzden ölürüz... En çok neyi ar›yorsak o yolda ölürüz... Para ve güç istiyorsak o yolda... Özgürlük ve erdem istiyorsak o yolda ölürüz. Köleli¤e raz›ysak o yolda... Kimsek o yolda ölürüz... Ve nas›l öldü¤ümüz hayat›m›z› yeniden ayd›nlat›r. Hayat›m›z›n elle tutulur bir anlam› yoksa anlams›z bir ölüm bizi bekliyor demektir. Bugün 8 Temmuz, pazar... Bugün hep Küçükarmutlu'dayd›m. Hücrelere karfl› ç›kanlar›n ölmeye yatt›klar› direnifl evinin bahçesinde kitaplar›m› imzalad›m. Ve aralarda Zehra'n›n foto¤raf›na bakt›m s›k s›k... Zehra'n›n yüzünde yaklaflan ölümün hüznü ve soylulu¤u vard›. Oradan geçen herkese el sall›yordu. Hoflçakal›n kardefllerim, diyordu. Yüzünde o masum, o k›r›lgan tebessüm vard›. Hoflçakal›n, diyordu. Hoflçakal›n, ben sonsuzlu¤a kar›fl›yorum,

166

ama siz yine de yaflad›¤›n›z hayata bir kez daha, iyice bak›n, diyordu. Ne kadar anlaml›, ne kadar cesur yaflarsan›z, o kadar anlaml› ve cesur ölürsünüz, diyordu. Zehra, k›z›m benim... Güzel gözlü yoldafl›m... O k›sac›k ömründe bu hayat hakk›ndaki herfleyi bildin ve gördün sen... Ve flimdi sana öldü gözüyle bakanlar öyle çok yan›l›yor ki... Sen flimdi sonsuzluk nehrindesin... Ölümün ard›ndan hayat›n anlam› binlerce kez ço¤alacak... O cesur ifaden binlerce kilitli kalbi açacak... ‹nan Zehra, hayat›na ve ölümüne inand›¤›n gibi inan... Sizin çocuklar kazanacaklar bu hayat›... Özgürlü¤ün ve erdemin çocuklar›... Bu hayat›, o yoksul, o suyu çekilmifl parmaklar›yla ölürken bile zafer iflareti yapan çocuklar kazanacak... Direnerek öldü¤ün bu yoksul semtteki o emekçi, o kaybedecek hiçbir fleyleri olmad›¤› için sonsuzlu¤a ve özgürlü¤e herkesten çok inanan bu insanlara inand›¤›n gibi inan... ‹nan Zehra, sizin çocuklar kazanacak... Sizin çocuklar, diyorum, çünkü ben ve benim gibiler sizleri anlar ve sever, sizlere özenir ba¤r›na basmak ister... Ama kaybedecek fleyleri oldu¤u için sonuna dek sizlerle olamaz... O birer birer kar›flt›¤›n›z büyülü ve sonsuz nehri görür de yine de biraz uzak durur... Özgürlü¤ün ve erdemin bedelini sizler ödersiniz... Bizler gibiler sadece etkilenir ve yazar... Sonsuzlu¤a akan kan›n›z parçalanm›fl hayat›m›z› ayd›nlat›r ayd›nlatmas›na, ama o ürkek, o doyumsuz parmaklar›m›z gizlice tutunur o kentli, o flimdiki zamana kilitlenmifl o zavall›, gelgeç h›rslara... Ama inan Zehra, ölümlerinizle, o k›sac›k ama dopdolu ömürlerinizle bizlere ö¤retecek daha çok bilgeli¤iniz var.

167

Bugün 8 Temmuz, pazar... Bugün cezaevlerinden tahliye edilen mahkumlar getirildiler buraya. Birço¤u belle¤ini yitirmiflti. Bugün sanki bir k›yametti yaflad›¤›m. Mahkumlar›n baz›lar› çocuklu¤una geri dönmüfltü. Kimi oyuncaklar›n› geri istiyordu, kimi onca kahramanl›klardan sonra hiç olmayan topunu, hiç olmayan bebe¤ini geri istiyordu... Tahliye olan bir mahkum onca y›ll›k efline, baba, bir di¤eri efline, annem, neredesin annem, diyordu... Onlar belleklerinden kurtulmufltu... Benimse belle¤im durmaks›z›n ac›yla zonkluyordu. Bilmekten ve yine de birfley yapamamaktan. Görmekten ama yine de birfley yapamamaktan zonkluyordu... Burada ölüm hayata, hayat ölüme kar›fl›yordu. Herfley kesintisiz ak›yordu burada. Nehirler okyanusa, okyanuslar nehirlere kar›fl›yordu. Burada herkes hayat›n› ölümünün aynas›nda seyrediyordu. Burada herkes ölümünü, ömrünü sevdi¤i kadar seviyordu... Bugün 8 Temmuz, pazard›... Ve Küçükarmutlu'daki cemevinde akflama do¤ru, ölüm orucunda hayat›n› yitirenlerin çocuklar›n›n sünnet dü¤ünü vard›. Dedim ya, burada herfley hiç kesilmeden ak›yor diye... Sünnet edilecek çocuklar›n yataklar›na, belki birkaç saat, ya da birkaç gün sonra ölecek olan direniflçileri de yat›rd›lar. Hayata merhaba diyenlerle, hayata elveda diyenler ayn› yatakta yat›yordu burada... Gördüm, belki birazdan ölecek olan insanlarla, birazdan sünnet edilip bu hayata kar›flacak olan çocuklar›n el ele tutuflup birbirlerine gülümsediklerini gördüm... Sahnede sesine vurgun oldu¤um ‹lkay Akkaya ëK›rm›z› Gül Demet Demet' türküsünü söylüyordu. Ve o sonuna dek direnen, o suyu çekilmifl parmaklar son kez zafer iflareti yap›yordu... Gölgeler kan›yordu... Evet, anneler, k›z kardefl-

168

ler, babalar, çocuklar, teyzeler kan›yordu burada... Ülkem en k›r›lgan noktas›ndan kan›yordu... Bu ülkenin en cesur çocuklar› özgürlük için, erdem için canlar›n› veriyordu... Ve canlar› kadar k›ymetli belleklerini veriyordu. Ve bu yüzden bellekler kan›yordu... Anneler, k›zkardefller, babalar, çocuklar, teyzeler kan›yordu... Onurun ve kiflili¤in pazara ç›kar›ld›¤› bu ülkede, bu çocuklar onurlar› ve kiflilikleri için en sevdikleri insanlar›n cezaevi önlerinde kanay›fllar›na tan›k oluyordu... Bu ülkede usul usul, gizli gizli tarih yaz›l›yordu... Türkiye en k›r›lgan döneminden geçiyordu. Bir tarafta emret komutan›m diyerek ko¤ufllar› gaz maskeli terk edip ko¤ufl arkadafllar›n› devlete teslim edenler, bir tarafta, bunlar örgütün emriyle kendini yak›yor, diyenler vard›... Ve burada sünnet edilen çocuklar›n ellerine dokunurken bu hayata veda eden o cesur zafer parmaklar vard›... ‹nsan nas›l yaflamak isterse öyle ölür... Kimi teslimiyetle, haz›rolda, sürünerek, el etek öperek... Kimi sonuna dek bafle¤meden, sürünmeden, hayata ve yeniden do¤ufla el vererek, erdemle ve onurlu ölür... Ve bu ölümler baflkalar›n›n hayat›n› ayd›nlat›r... Bugün gördüm... Belki birkaç saat, belki birkaç gün sonra ölecek olan yoldafllar›n›n al›nlar›ndan sonsuz bir sevgiyle öpen insanlar› gördüm... Bugün o yürekli al›nlar›nda k›rm›z› bantl› genç insanlar› gördüm... Hem utangaç, hem ma¤rur, o yi¤it gençleri gördüm... O sar›lmalar›, o kucaklaflmalar› gördüm... ‹nan Zehra, sizin oralarda herfley hiç durmadan, aksamadan kesintisiz ak›yordu...

169

Sen bunu çok iyi bildi¤in için öldükten sonra bile böyle güzel, böyle anlaml› bak›yorsun ya bize... Bir kez de benden duy öyleyse... ‹nan Zehra, sizin çocuklar kazanacaklar bu hayat›... Bu köleli¤e hay›r, diyen ölümler dünyan›n en anlaml› ölümleridir. Bu anlaml› ölümler, biz yaflayanlar›n hayatlar›na sonsuz ve derin anlamlar katar. Bu anlamlar kalplerimizin kilitli kap›lar›n› açar. Y›llard›r kilitli olup da art›k aç›lan bu kap›lardan girer bu kez de gün ›fl›¤›... O taze bahar serinli¤i kap›lar›m›zdan içeri girer... Bu yeni ›fl›k kalbimizi ayd›nlat›nca, nas›l ölmemiz gerekti¤ini yeniden düflünürüz. Asl›nda nas›l ölece¤imizi nas›l yaflad›¤›m›z gösterir.

170

Cezmi Ersöz’ün Leman Dergisinin 29 Eylül 2001 Tarihli say›s›nda yay›mlanan yaz›s›d›r.

Ne utanç bitiyor... Ne de o gözler..... Yazmak dünyadaki bütün suçlar› devralmak gibi birfley. Bazen yazd›¤›m için kendimi öyle suçlu hissediyorum ki... Sanki bu hayat›n bütün kötülüklerinden ben sorumluymuflum gibi... Bu yaz›y› okudu¤unuzda belki savafl ç›km›fl olacak. Bütün sevinçlerimizi, bütün özlemlerimizi yine belirsiz bir zamana erteleyece¤iz. Yine savafl›n gölgesi düflecek aflklar›m›z›n, umutlar›m›z›n üstüne. Oysa savafl hep var. Savafl hiç bitmiyor. Ve savafl as›l bar›fl dönemlerinde yaflan›yor. Bar›fl hiç olmuyor ki... Hiç olmad› ki... Bazen ac›lardan solu¤um kesiliyor. Herfleyi b›raksam diyorum. Yazmay›, okumay›, üretmeyi... Bir k›y›ya çekilsem diyorum. Sadece sularla, ›fl›klarla, güneflle konuflsam. Yaflamay› yaflamak için yaflasam, diyorum. En büyük tutkum denizdir benim. Denize aç›lmakt›r. O sonsuz bir sevgilidir. Öpüflürüm denizle ben. ‹çime çekerim onu. Seviflmek isterim onunla. Ölümle seviflir gibi... Sonsuzlukla seviflmek

171

gibi... ‹nleyerek, körleflerek, yabani sesler ç›kararak... ‹nsan olmadan önce ben neydim, diye anlamak için onda erimek isterim. Yeniden baflka bir varl›k olarak dünyaya gelmek için, o sonsuz mavili¤e dikerim gözlerimi. Orada yitirmek isterim bütün s›n›rlar›m›. Orada bu müstehcen ve bu kötülü¤e batm›fl kalbimi ar›tmak isterim. Orada insan oldu¤umu unutmak isterim. Ama ne yapsam yine de insan oldu¤umu unutam›yorum. Bütün savafllarda benim de pay›m var, insan›m çünkü, insan›m ve içimde hiç silinmeyen bir kötülük var. Terkedemedi¤im, ç›kmaz bir sokakta, bir çöplü¤e b›rakamad›¤›m bencili¤im var. ‹nsan›m çünkü. Ç›karc›y›m. O sonsuz mavilik ne kadar ar›tabilir ki beni... Beni benden ne kadar kurtarabilir ki... Onca yaflad›¤›m sevgi, onca aflk beni bu bencillikten, bu ç›karc›l›ktan kurtarabildi mi... Art›k çocuk de¤ilim. Art›k genç de¤ilim. Art›k hayallerimin bana oynad›¤› oyunu hemen görecek yafltay›m. Art›k sadece kendimi kand›ram›yorum. Gerek yok birbirimizi aldatmaya. Ben benim. Karfl›ma ç›kanlar da baflkalar›... Herkes kendisi için yap›yor ne yap›yorsa. S›k›ld›m bu oyunlardan. ‹nsanlar o s›k›nt›l›, o ç›k›fls›z, o zavall› varl›klar›ndan kurtulmak için afl›k oluyorlar. Çünkü gerçek böyle ne yaz›k ki. Varl›¤›m›z ac› veriyor bize. Bu ac› fliirsel, derin, büyülü bir ac› de¤il ne yaz›k ki. Bu ac› çözümsüz kal›nca, s›k›nt›l›, kasvetli, iç karartan bir duyguya dönüflüyor. Kimse bu duygularla bir bafl›na kalmak istemiyor. Soka¤a ç›k›yor, onu kendisinden, bu kasvetli, bu ç›k›fls›z varl›¤›ndan kurtaracak birini aramaya bafll›yor. Birine rastl›yor. ‹flte arad›¤›m insan bu,diyor. Kendini kand›rd›¤›n› san›yor. Bu hayat›n onca yalan›na bir yalan daha ekliyor. Ve bütün bu romantik yalanlar birleflerek hiç bitmeyen ve bel-

172

ki de hiç bitmeyecek olan bu savafl›n yüzünü örtüyor. Ve bizler bu romantik yalanlara kap›l›p günün her saati, her an› sürüp giden bu savafl› unutup yaflamaya devam ediyoruz. Bu yalana ortak olmak istemiyor ve ne zaman bu ortakl›¤› hissetsem herfleyi b›rakmak istiyorum. Yazmay›, okumay›, üretmeyi... Bu yalana ortak olmamak için s›radanl›¤›n en dibine batmay› istiyorum. Elimde ölüm listeleriyle dolaflmak istiyorum. Listenin en bafl›nda ad›m yaz›l› olsun istiyorum. Ve bu listeyle birilerinin yakas›na yap›flmak ve bu dünyay› ne hale getirdiniz, diyerek suratlar›na tükürmek istiyorum. Ne utanç verici, böyle bir dünyada hala foto¤raf çektiriflimiz. Ne utanç verici, böyle bir dünyada baflar›lar›m›zla övünüp, hayat›m›zdan hoflnut, birbirimize, yar›n ne yap›yorsun, fluraya gidelim mi, diye sormam›z. Ne utanç verici, böyle bir dünyada hakl› oldu¤umuzu söylememiz... Dünya üzeri yaz›l› ka¤›tlardan bo¤uldu. Dünya sanattan bo¤uldu. Dünya yalandan bo¤uldu. Ama savafl bitmedi. Bitmeyecek de... Çünkü içimizdeki kötülük, o sonsuz ç›karc›l›k, ömrümüzden uzun, ömrümüzden derin ve o hiçbir fleyden etkilenmeyen o dokuz canl› sahtekarl›¤›m›z hiç bitmeyecek. Böyle bir dünyada insan›n kendisinde yazabilme gücü duymas› ne utanç verici. Yar›n birilerinin üzerinde nükleer bafll›kl› bombalar patlayabilir. Yar›n bizim hiç tan›mad›¤›m›z insanlar kitlesel halde ölebilir. Yar›n ayaklar› ç›plak ve yang›n yerlerinde annelerini arayan çocuklar bir anda ölebilir. Yar›n savafl, o sevgiye hasretten kararm›fl tenlerimizi biraz daha karartabilir. Yar›n doyas›ya ve inleyerek seviflmek bir kez daha yürürlükten kalkabilir. Ve biz seviflmeye ve sevmeye öylesine aç ve susuz kald›¤›m›z› unutup, bu savafl›n bizi ne ka-

173

dar etkileyip etkilemedi¤ini düflünüyor olabiliriz. Olabiliriz ne demek, yaflad›¤›m› hissetmeyen kendimden biliyorum yaflamay›... Öyle güzel ki yaflamak, gözlerim doluyor bazen yaflamay› düflündükçe, gözlerim doluyor yaflamak böyle güzelken ondan bu denli uzak kendimi düflündükçe... Yaflamak böyle güzelken ç›karlar›ma böyle saplanm›fl olmak öylesine hazin geliyor ki bana... Ve kendimi unutup kime sar›lsam, kendimi silip baflkalar›yla aramdaki s›n›rlar› aflarak baflka bir dünyada gözlerimi açmak istesem, yine ayn› ç›karc›l›kla, yine ayn› ç›k›fls›zla karfl›laflt›¤›mda yaflamak öyle a¤›r geliyor ki bana. Onca kurdu¤um hayale ra¤men kendimi ve karfl›mdakileri bilmek öylesine incitiyor ki beni... Bilmek, gençli¤imin bütün heyecanlar›n› bir anda solduruyor. Bilmek, beni o hiç de¤iflmeyen korkular›ma götürüyor. Bilmek, ç›kt›¤›m bütün yollardan beni yine geri döndürüyor. Bilmek, yar›n benim ç›karlar›ma dokununca bana yine neler hissedece¤imi düflündürüyor. Bilmek, yar›n dönece¤im yeri hat›rlat›yor bana... Bilmek, e¤er yar›n hayatta olursam, bombalar baflka co¤rafyalardaki insanlar›n kafas›na düflerse gizli bir utançla sevinip, yine o yalan hayatlar›m›za geri dönece¤imizi hat›rlat›yor bana. Çünkü bombalar bizim kafam›za düflmezse, yar›n biz yine art›k hayalsiz ve fliirsiz kalm›fl benliklerimizden kurtulabilmek için birbirimize romantik yalanlar söylemeye devam edece¤iz. Yar›n biz yine, art›k hüzün biriktirmeyen kalplerimize dönemedi¤imiz için birbirimizde kaybolmaya devam edece¤iz... Yar›n biz yine kendimizi sevme¤imiz için birbirimizde ölmeye devam edece¤iz... Ve sevdiklerin üzülmesin, üzüldü¤ün fleyi bilmesin diye umutsuzlu¤unu geciktireceksin. Onlar

174

üzülmesin diye onlar›n kollar›nda öldü¤ünü saklayacaks›n onlardan. Bu seni daha da utand›racak... Bu hayattan de¤il, umutsuzlu¤undan utanacaks›n. Bu yalana ortak olamad›¤›n için suçlayacaks›n kendini durmadan. Sar›ld›¤›n hiçkimse bunu fark etmeyecek... Bu yalan, bu inançs›zl›k, bu bilerek yaflamak beni öldürüyor, desen bile inanmayacaklar sana. Seni öyle çok sevdiklerini söyleyecekler ki, sen bile inanmayacaks›n usul usul öldü¤üne... Hadi toparlan, çeki düzen ver kendine, öyle olma, diyecekler. En umutsuzu bile karfl›ma ç›k›p, saçmalama, seni bunca seven varken, düflündüklerine bak, diyecek. Herkes seni nas›l görünüyorsan öyle de¤erlendirecek. Ben göründü¤üm gibi de¤ilim, desen bile sana kimse inanmayacak. Herkes seni hiç umursamad›¤›n, olsa da olur olmasa da olur, dediklerinle de¤erlendirecek. Dikkat etmeyecekler kendine ne kadar hoyrat davrand›¤›n› bile... Çünkü bir anl›k bir ›fl›kla, bir anl›k ayd›nlanmayla sana baksalar, sende kendilerini görecekler. Bu yüzden onlar sana yar›ndan bahsedecekler durmadan. Sen yar›n› göremiyorum, yar›n benim için yok, dedi¤inde, onlar olmayan yar›nlar›n› görecekler sende... Keflke, keflke umutsuzluktan ölmek üzere oldu¤um bu günlerde herfleyi b›rak›p yaflamak için yaflamay› deneseydim. Sularla, ›fl›klarla konuflup duran bir serseri olarak yaflasayd›m. Herfleyi b›rak›p, elimde ölüm listesiyle, karfl›ma ç›kan herkese meydan okuyabilseydim. Karfl›ma ç›kan herkese flairin dedi¤i gibi, böyle bir dünyada yaflamak düflmektir, diye hayk›rabilseydim... Ama yapamam, biliyorum... Çünkü çoktan çizilmifl benim yazg›m. Ben böyle yaflay›p böyle ölece¤im. Bu trajik yaln›zl›¤›mla... Yaflamay› yaflama be-

175

ceriksizli¤iyle... Bu her suça bulaflm›fl sözcüklerimle... Ben umutsuzluktan ölürken bile yazmaya devam edece¤im... Ben seviflirken bile yar›n ne yazaca¤›m› düflünerek ölece¤im... Beni en sevdi¤im insan bile anlamayacak. Kendime ra¤men yaflad›¤›m› bile bile yaflamaya devam edece¤im. Suçlar›m› temize çekmek için yazarken, suçlar›m giderek büyüyecek. Ben suçlar›m›n büyüdü¤ünü göre göre yazaca¤›m. Evet, suçlar›m›n büyüdü¤ünü göre göre... Ölüm oruçlar›nda hayat›n› yitiren iki genç k›z›n çantalar›ndan, defterlerinden yaz›lar›m ç›kt›. Canan ve Zehra'n›n... Küçükarmutlu'ya gitti¤imde anneleri getirip gösterdi. Yaz›lar›m› kesip saklam›fllar. Zehra birkaç yaz›m› defterine geçmifl. Canan l9 yafl›ndayd› ölürken. Ondan üç ay sonra ölen Zehra ise 22... Art›k ikisi de yaflam›yor... ‹çerde hücrelerde tutsak kalan dostlar›, yak›nlar› için öldüler onlar. Bu dünya kimseye zindan olmas›n, diye... ‹yi ve temiz kalpli bir umut için öldüler ikisi de. Ne olur, kimse elefltirmesin bu ölümleri... Onlar, bu hayat daha güzel ve daha iyi olsun, diye öldüler. Biri l9, öbürü 22 yafl›ndayd›... Tanr›sal bir güzellikleri vard›... Bu hayat›n hiçbir suçuna bulaflmad›lar. Asl›nda onlar ölmediler. Yok olmad›lar. Bu gece, umutsuzluktan ve yaln›zl›ktan ç›ld›rd›¤›m bu gece, kimsenin de¤il onlar›n o ayd›nl›k yüzü gözlerimin önüne geliyorsa onlar hiç ölmeyecekler benim için... ‹sterdim ki hiç ölmesin onlar. Hangi gece umutsuzluktan ç›ld›r›p, insanlardan umudu kessek onlar›n yüzü gelsin düfllerimize. O ayd›nl›k, o direnen, o ›fl›kl› yüzleri... Gençti onlar, bedenlerini düflünemeyecek kadar gençti... Evet, keflke ölmeselerdi; çünkü ölüm korkunç, ölüm ac›mas›z birfley. Ama bu hayattan daha korkunç, daha ac›mas›z olamaz... Ölüme korkunç birfley diyenler önce kendi kalbine baks›n... Ben bak›-

176

yorum, ve orada sonu görünmeyen bir mezarl›k görüyorum. Ne kadar tahammül edebilirim ki kalbimdeki bu büyük mezarl›¤a? Bilmiyorum... Canan ile Zehra'y› üç ay arayla bu büyük mezarl›¤a gömmüfl babalar›na sorup duruyorum her gördü¤üme. Ahmet Kulaks›z'› her gördü¤ümde bu ac›ya nas›l dayand›¤›n› soruyorum. Canan hiç beklemedik bir anda ölmüfl. Zehra ise sonuna kadar direnmifl. Neredeyse sekiz ay kadar... Tükeniflinin son günleriymifl. Babas› Zehra'ya, k›z›m istersen seni hastaneye götüreyim, yaflamak istiyor musun, diye sormufl. Zehra o an babas›na garip, bilmedi¤imiz bir ›fl›kla bakm›fl ve, komik olma baba, demifl. "Komik olma..." Ve iki gün sonra bilinci gitmifl. Ertesi gün de ölmüfl. Bütün gücümü toplay›p Ahmet Kulaks›z'a sordum. E¤er, dedim, Zehra, baba yaflamak istiyorum, beni hastaneye götür, deseydi, ne yapard›n, diye... Önce durdu, hemen cevaplamad›, sonra hüzne batm›fl gözlerini arad›, öyle söyledi: "‹steseydi, onu hastaneye götürürdüm, sonuçta k›z›md›r, kurtar›rd›m onu; ama ona eski sayg›m kalmazd›. K›z›md›r, onu sevmeye devam ederdim, ama kardefli ölmüflken o yaflarsa ona sayg›m kalmazd›..." ‹flte o an önümde derin bir boflluk aç›ld›... ‹flte o an hayat›mdaki bütün sözcükler anlam›n› yitirdi... ‹flte o an bütün anlamlar anlam›n› yitirdi... Anlad›m, yaflarken giderek büyüyecekti kalbimdeki o büyük mezarl›k... Anlad›m, baflkalar›n›n çocuklu¤unu inciten her kabal›k benim çocuklu¤uma eklenecekti... Kime art›k 'baflkas›' diyebilirdim ki; benim umudumu çalanlar, bir baflkas›nda ölüme ça¤›ran bir yaln›zl›k oluyordu. Biter mi çocukluk, hem biter mi o s›n›r tan›mayan hayaller... En sevdi¤imiz yan›m›z de¤il mi, kendimizi unutup baflkas›n›n ömründe

177

yakt›¤›m›z hayallerimiz... Hem hayat böyleyken ben denizleri sevsem ne olur, sevmesem ne.... Bu suçlu varl›¤›m› denizlerde ar›tsam ne olur ki... Art›k bu sözleri duyduktan sonra, yaflamak için bu dünyan›n d›fl›nda bir yer arasam ne olur... Bütün bunlar› görüp yaflad›ktan sonra, ben art›k yaflamaktan istifa ediyorum, desem ne olur... Ve flimdi anl›yorum, yaflamak ölmekten beter birfley bu hayatta... ‹nsan olmak, hissediyor ve hat›rl›yor olmak büyük mesele bu hayatta... fiimdi daha iyi anl›yorum, Canan ve Zehra'n›n çantalar›ndan ve defterlerinden ç›kan yaz›lar›m, umutsuzluktan ölme hakk›m› çoktan alm›fl elimden... Onlar, ölmek için de¤il, bu hayat için öldüler. Bu hayata bakarak... Tenlerimizi karartan her savafl flimdi bana onlar› yeniden hat›rlat›yor. Bu tepeden t›rna¤a kirlenmifl hayat... fiimdi bu hayat onlar›n o ayd›nl›k yüzünü bir kez daha hat›rlat›yor bana... Bizim için ölenler gittikleri yerden bize bak›yor... Keflke bitse bu hayat, böylesi yaflamak, ama bitmiyor... Ne utanç bitiyor, ne de 'bu utanç bitsin' diye ölen gözlerin hat›ras›... Biz yaflayanlara durmadan bakan gözleri, ölenlerin... Yar›n oldu¤unda birbirimizi o sahte umutlarda kaybetmeyelim, diye bakan gözler kal›yor... Savafl sürse de o gözler hiç bitmiyor...

178

Canan ki Candan ‹çredir Karanfilin flavk›, yeflili ve maviyi öptü¤ünde ya¤murun hükmü kalmam›flt›. Ars›z ve asi bir bir bahar ,da¤lar› bizden önce kuflatm›flt›r belki,ama yine bir bahar arifesinde,o da¤lar›,haki yeflil giysilerimiz ve s›rt çantalar›m›zda tafl›d›¤›m›z hayatlar›m›zla ve ölenlerimizle ve an›lar›m›zla topyekün kuflatmayaca¤›m›z› kim iddia edebilir? Canan ki candan içredir! Ve yaflam keskin k›l›çlar›m›z üzerinde danseden bir canbazd›r. O k›l›ç ateflin üstüne yürüyenlere, analar›m›z›n flevkatli ve f›r›ndan yeni ç›km›fl ekmek s›cakl›¤›ndaki elleridir. Ve o k›l›c›n keskin a¤z› hayat›m›z›n ad›d›r. Kald›¤›m›z yerden de¤il, yürüdü¤ümüz yerden sürüyor hayat. Bütün kuflatmalar yarmam›z içindir. Ve bütün duvarlar, biz yüreklerimizi çatlat›rcas›na koflup, y›k›p geçelim diyedir. Y›kaca¤›z geçece¤iz. Ve gökyüzünün bütün y›ld›zlar› gerilla berelerimize düflecek p›r›l p›r›l. Özlesekte, art›k sal›nca¤a s›¤mayacak kadar büyümüflüzdür. Ama as›l felaket, o tatl› rüzigar yalay›p geçerken yüzümüzü, çocuklu¤umuzun salland›¤› sal›ncaktan vazgeçmektir. Ne sal›nca¤›m›zdan vazgeç-

179

tik ne de dara¤ac›nda sallanma gerçe¤inden. Hayat bu. Biz hayat›z! Canan ki Candan içredir! ‹¤ri bü¤rü ya¤an ya¤mur alt›nda, sarp dolambaçl› yollardan yürüyen ayaklar bizdendir. N'olur ki? Karanfilin flavk› düflmedimi yeflilin ve mavinin üstüne. Bütün da¤lar utanc›ndan k›pk›rm›z› kesip, ya¤mur olup ya¤mad›¤›m› üsütümüze? Islanmad›k m›? Kurunduk türkülerle. Horonda terledik. Kalkt›k göç eyledik. Varamad›k. Varaca¤›z. Münkirin burcuna bayra¤›m›z› dikece¤iz. Ki o bayrak, dü¤üne haz›rlanan bir k›z›n all›,güllü fistan›d›r belki. Ne diyeyimki baflka? Canan ki Candan içredir. Ve Zehra, Galata köprüsünde bir yaz günü, bir akflam üstü karfl›laflt›¤›m ›l›k bir rüzigard›r. Ve Zehra, bu yaz Galata köprüsünde, elli sene evvel tuz hamal› Komünist Yusuf' un polise yakaland›¤› yerde randevu kesti¤im, b›ça¤› benden keskin yoldafl›md›r. Aha iflte! Bahar geldi. Biliyorum yaz da gelir...

BURHAN ÖZTÜRK

180

GÜLE GÜLE PRENSES‹M, Y‹NE BEKLER‹Z Akflam›n hüznü bo¤az›n sular›n› laciverde dönüfltürdü¤ünde ay›fl›¤› en faça giysileri içersinde tepeden görünmüfltü. Senin gözlerin o taze a¤açlar›n bodur gölgelerinde içime do¤ru ›fl›ld›yordu. Hercai ve her daim o taze a¤açlar›n bodur gölgelerinde içime do¤ru ›fl›ld›yordu. Hercai ve her daim, cesur ve ürkek, ok gibi k›r›lgan bak›fllar. Saç›na düflen iki gümüfl s›rma tele kurban oldu¤um, prensesim, mor menekflem, çay filizine düflen çi¤ tanem. Ki, lacivert sulara kur yapan ay ›fl›¤› en çok bizi k›skanm›flt›, gölgelerin büyüdü¤ü ve bütün mahremleri örttü¤ü o bahar ertesi yaz gecelerinde. Neyi varsa ve neyi varsa insana dair, bir dost sofras›nda ortaya koyulan bir tas çorba misali sunulmal›. Elimdeki, elimizdeki bu! Teklifsizli¤inde... Gerisi yalan. Ve sen bunun biliyorsun. Ve ben senin bildi¤ini biliyorum. Ellerim. Ah! benim kudretli ve zavall›, cesur ve korkak, ancak kendi yaln›zl›¤›ma sarmay› becerebildi¤im ellerim! Sa¤dan sola ve yukardan afla¤› bütün bulmacalarda, bide sen gitme! Nidas›n›n sessizli¤inde sol elinin esiri ellerim. Gitmedim ki hiç. Biliyorsun. Sen benden gittin. Bütün gidenler benden gitti. Kaç kez yazd›m bu cümleyi prenses, bilemezsin. Kaç kez daha yazar›m kimbilir? ‹lk karfl›laflmam›z›, tan›flmam›z› konuflurduk s›kça. Ahmet a¤abeyin ile ben, bilemezsin hangi

181

s›k›nt›lar içinde dald›¤›m›zda Galata Köprüsüne, sen ç›kt›n karfl›m›za, yan›nda sana benzeyen bir delikanl›. Sonradan bana dedin ki “Amma mesafeliydin neydi o tavr›n öyle?” Önceden ben demifltim ki Ahmet’e “bizim Kulaks›z’›n k›z› niye mesafeli böyle...” Ne çok konufltuk ve ne çok keflke! dedik o an için, hat›rl›yor musun? Sen o yana, ben bu yana, herkes yaflam›n›n pefline yürüdük ve ayr›ld›k. Akl›mda kalan o an gözlerinden baflka bir fley de¤ildi. Ve sen baflka bak›yordun prenses. Baflkalar›ndan baflka bak›yordun. Sen en deli sevdalar›n atefline dal›p, en dar geçitlerden geçip düflman›n tüm pusular›n› yar›p aflka bak›yordun. Bak›fl›n, öpüp bafl›ma koydu¤um ve yüksekçe bir yere zulalad›¤›m en kutsal emanetimdir. Emanet ki, takar›m belime ondörtlüyü, takar›m dibine yirmisekizli¤i, sallar›m düflmana yirmiyedisini ve bir tek kurflun b›rak›r›m geride. Ve k›r›lma, gücenme, dar›lma e mi? Yar etmem sana da bir tekini. Bir tek kendime saklar›m ve yar etmem sana! Emanetim ki, bir umut ve bir cesaret yuma¤› gözlerin. Aflk olsun sana prensesim... Gücenmesem e¤er virgül koyaca¤›m bu bahse. Bu zarf› bir köfleye kald›raca¤›m, a¤z› aç›k. Bitmemifl bir mektup. Sonra konufluruz. Sa¤ gözünü k›rp›p, hafifçe e¤din bafl›n›. Anlad›m, tamam! demek bu. Ben de anlad›m tamam! Akflam sefas› denilen bir çiçek vard›r, bilirsin mutlaka. Her akflam de¤il ama ender baz› akflamlar açar, gündüz t›k yoktur. Hayat›m›zda bu çiçe¤e benzeyen onlarca yüz vard›r. Ondand›r ki, ben bu çiçe¤i ve bu çiçe¤e benzeyen insanlar› sevmem. Akflam sefalar›n› sevmem prensesim. Han›meli’yi severim mesela, ne zaman, hangi mevsim, ne ka-

182

dar süreyle açaca¤›n› söyler sana. Akasya çiçe¤ini severim mesela. Salk›m saçak süt beyazd›r. Ulaflmak için onca dikeni aflmak zorundas›nd›r. Meflakkatli bir sevgidir yani. Zaten sevgi nedir? Aflk nedir? Türlü meflakketle cebelleflmek de¤il mi? Bedel ödemek de¤il mi? Biliyorsun Canan’› tan›yamad›m benin kadar, hatta hiç tan›yamad›m diyeyim, b›rakt›¤› miras hariç. fiehit düfltü¤ünde Canan, Ahmet Abin geldi o gece Bodrum’dan, dostumdur bilirsin. Yoldafl›m. Hoca! Biz erken varal›m Rize’ ye dedik birbirimize, erken varal›m. Sabah›n kör karanl›¤›nda, yüzy›llara tan›kl›k eden Galata Kulesinin sar› beyaz ›fl›klar› ve bir pervane gibi dönen gümüfli renkli mart› kufllar›n›n alt›nda bekleyen taksiye bindi¤imiz gibi, bayraml›k(!) giysilerimiz içersinde havaalan›n›n yolunu tuttuk. Ne yalan söyleyeyim ki borç harç düfltük yola. Trabzon havaalan›nda bizi karfl›layan dost yüzlerle yüzleflerek Rize’ ye vard›k. Sonradan senide yan›na koydu¤umuz Canan’›n mezar yerine bakt›k. Dedenle ve köyün ileri gelenleriyle konufltuk. Ay›p etmeyelim. sayg›s›zl›k etmeyelim dedik “Ölümüze”. Koyduk yata¤›na Canan’›. Döndük. Akflam sefalar›ndan da! Bir kaç yüz vard›. Utangaç m›? Utanmaz m›? Bilemem. Ahmet Abinle ben Canan’›n gitti¤i arabayla döndük geri. Sana geldik ertesi gün. O solgun, o bitkin bedeninle kucaklaflmaya. Ama ne olduysa oldu, bir kaç gün sonra dirildin yeniden. Güldü¤ünde gamzelerin belirdi. Gözlerin hayat›nhedef tahtas›n› onikiden vuran en keskin lüverden ç›kan mermiye dönüfltü. Bu sendin prensesim. Bu hayat›n kendisiydi, güçtü, iradeydi. Nice horonlar teptik kap›n›n önünde. Sonra ne

183

yazd›n bana yapt›¤›n karton resimli¤in içinde: “Can›m a¤abeyime en s›cak sevgilerimle... Sana tutamama ihtimalimin de yüksek oldu¤u bir söz de verece¤im. Genelde tutamayaca¤›m sözler vermem... Zaferden sonraki horonda kolundaki Paçi! de ben olaca¤›m.” Sonradan bana verdi¤in iki dal han›meli de bu çerçevenin içinde kurudu. fiimdi çerçevenin ön ve arka kapa¤›ndaki karanfil tomurcuklar›n› ve özenle yap›flt›rd›¤›n yapraklar› incitmeden, hat›ran› katlay›p kab›na koyuyorum. Ebedi benim olan ve bundan sonra da en kutsal emanetim olarak korunacak hediyeni öpüp bafl›ma koyarak kutusuna yerlefltiriyorum. Akflam sefalar› yine arada bir açt›, soldu. Açt›klar›nda albeniliydiler, o kadar, Ne akasyan›n ne han›melinin kararl›l›¤›, meflakkati yak›n durmuyordu akflam sefas›na. Sen afl›lanmam›fl bir yaban gülüydün, asi, k›rm›z›, h›rç›n, yumuflak, sevecen. Senle olsa olsa, han›meli ve akasya çiçekleri dost olurdu. Eflek dikeni birde. Anlatm›flt›m sana, hat›rla. Canan’la ilgili yaz›m› getirdi¤mde flafl›rm›flt›n. Sana eflek dikeni gibiyim demifltim; d›fl›m sert , dikenli, sald›rgan. Bunlar düflmana. ‹çim yumuflak ve süt gibi bembeyaz. Bu da dostlara... Eflek dikeni böyle bir fley iflte prensesim. Ben, biz eflek dikeni olal›m, akasya çiçe¤i, portakal çiçe¤i, han›meli olal›m. Akflam sefas› olmayay›m be gülüm, akflamdan akflama sefa eyleyen olmayal›m. Sen son nefesini vermeden bir süre önce geldim yan›na. Sol elini avuçlar›ma ald›m. Öptüm, koklad›m, sakall› yüzümde gezdirdim. S›cac›kt› elin. Öptüm son kez yan›na yat›rd›m. Sa¤ elimle yüzünü, aln›n› okflad›m. Saçlar›n› s›vazlad›m. Son-

184

ra tekrar öptüm seni. Uyanmad›n. Ne ellerim, ne dudaklar›m, ne de yüre¤im eskisi gibi de¤il art›k. De¤il iflte. Akflam, haince kap›m›zda belirdi¤inde, bindokuzyüzseksendokuz senesinde yitirdi¤im bac›mla ayn› gün 29 Haziran’da verdin ya son nefesini., vermedin esas›nda, devrettin, al›n bu nefesi kat›n nefesinize ço¤alt›n... dedin. Ço¤altaca¤›z prensesim. Sanc›m katmerlendi. Sanc›m, senin o üniversiteye haz›rlanan k›z çocu¤unaanlatt›¤›n dersteki gibi “karesiyle” üslendi. Ölümün karesini yaflad›m o gün. Ölüm hep misli misli geldi üzerimize ömür boyu. Belki a¤›z tad›yla dolaflamad›¤›n Küçükarmutlu’nun i¤rü bü¤rü sokaklar›nda dolaflt›rdk seni. Yoldafllar›n geldi. Sonra benim ve Ahmet a¤abeyinin yoldafllar›... Ayr›ld›k. B›rakt›k seni orada. S›cakt› hava, Baltaliman›ndan buz getirttim; terlemesin prensesim. Gece yar›s› ben ve Ahmet Abin, yani Akasya çiçeklerine sevdal› ve dikenleriyle yaflayan dostlar›n koyulduk yola Rize’ye do¤ru. Canan’daki k›r›lganl›¤›m›z bu kez olmamal›yd›. Ve söz de vermifltik sana. Siyah asfalt› ay›fl›¤›nda yara yara ilerledik. Az gittik, uz gittik. birde dönüp bakt›k ki, akflam sefalar› hercai gönüllerde “akflam sefalar›na” dalm›flken biz Rize’deyiz. En görkemli biçimde karfl›layal›m dedik seni. Yak›fls›n k›z›m›za. Zehram›za.Prensesimize... Eksikte b›rakmad›k. Akflam seflar› de¤il, akasya çiçekleri karfl›lad› seni Rize’de. Taht-› revan›n› emin ellere verdik. Senin arkanda, yoldafllar›n›n pankartlar› önünde baban› ve amcan› da ortam›za alarak o tafll› toprak yolu yürüdük köye dek. Baba-

185

annenin evine götürdük. Dinlendin biraz. Sonra hadi bakal›m! Yata¤›n haz›r prenses! dedik. Yata¤›na götürdük. Biliyor musun uyanmad›n hiç. Ama görmüflündür, akflam sefalar›n› ve o dikenli asi akasya salk›mlar›n› görmüflündür. Zaten taa Armutlu da görmemifl miydin? Sen göçtün, tafl›nd›n K.Armutlu’dan. Orada kalan yoldafllar›n,dostlar›n bize emanet olsun. Üzülme ama bil istiyorum. Akflam sefalar› belki de yaln›z bir kez gözüktükleri K.Armutlu’yu terkettiler. fiafl›rmad›k. Emanetlerine sahip ç›k›yoruz hala. Yadigar›n, yadigar›m›z oluncaya dek. Bunu bil. Emin ol. Eminsin. Biliyorsun. Kim ne söylerse söylesin, kim ne yazarsa yazs›n, akflam sefalar› ancak birkaç kez açarlar ve müthifl yan›lt›c›d›rlar. Göz boyarlar. Senin, benim, Ahmet abinin hatta baban›n bile önemi yok. Ay›l›r›z uyan›r›z o¤ufltururuz gözlerimizi ve bo¤az›n lacivert sular›na inen ay ›fl›¤›n›n yan›lt›c› gölgelerini aralay›p, do¤an güneflin ayd›nl›¤›nda akasya çiçeklerinin o salk›m salk›m salk›mlar›n›n, beyaz, mor, lila renklerini ve o dosta kap›, düflmana duvar! Dikenlerini görürüz. Öyle bir tarih ki kimileyin kimilerini halüsünasyonlara bo¤abilir. Bu, yaflanan an›n, tarih olan günün kabahati de¤ildir. Tüm yamukluk insan›n kendindedir. Ve tarihi de insan yapar. Sen yapt›n yapaca¤›n›. Yazaca¤›n› yazd›r. Dersini verdin ve “eyvallah, gidiyorum ben” dedin. Güle güle demek düfler bize. El sallamak. U¤urlamak, öyle de yapt›k. Yata¤›na, baflucuna, bir akasya, bir han›meli ve Ahmet abinin Canana borcudur bir kestane fidan› dikmek and›m›z olsun. Biz bu hayat›n dikenli yoluyuz gülüm. En sert

186

dikenimizdin ki; batt›n hayat›n bö¤rüne. Aflk olsun... Bizde bu dikenler, bizde bu yürek ve kimilerinin dost sand›¤› akflam sefalar›nda bu yüreksizlik varken daha çok kimsenin bö¤rüne batar dikenlerimiz. Bütün dostlar›m›z›, yoldafllar›m›z› da yan›m›za, omuz bafl›m›za, önümüze alarak ve onlar›n ad›na ve onurumuz ad›na ve miras›n/miras›m›z ad›na söz veriyoruz, bütün akflam sefalar›n› kendi sahte duyarl›l›klar› ve yaratt›klar› sahte dünyalar›nda bo¤ana de¤in bir ad›m geri atmayaca¤›z. Bunu düflman biliyor, yoldafllar›m›z da. Bilmeyen “dostlara” ve akflam sefalar›na atfolunur. Ah be prenses! Ne diyeyim baflka? Yaz› biter söz bitmez. Bitiremem, bitmeyecek. ‹yisi mi uzatmayal›m. K.Armutluda seni buldu¤umda birkaç mevsimi geride b›rakm›flt›n açl›kla alay ederek. Kiraz ve fleftali ve kay›s› ve elman›n o pembe beyaz çiçekleri yeni aç›yordu. Biliyor musun, K.Armutlu’nun çocuklar› dizlerini, ellerini ve belki de bilmeden yüreklerini örseleyerek bilumum meyve bahçelerine sald›r›yor geceleri. fieftaliler k›zard›, kiraz mevsimi çoktan bitti, kay›s›lar dal›nda kurudu, elmalar yeflilden k›rm›z›ya dönmek üzere. Bütün bu baflkalafl›m, de¤iflim, devinim senin sayende. nas›l ya? deme sak›n, uzundur anlatamam. Ama senin sayende. ‹nsan›n ve do¤an›n ve hayat›n iliflkisi bu iflte. K›zaran her fleftalide K.Armutlu çocuklar› seni kopar›yor. Her elma seni bekliyor, aln›ndaki k›rm›z› bant›n rengine ulaflmak için. Ben mi? Dokundu¤un, s›ca¤›n› verdi¤in ellerim yüre¤imin dilidir flimdi. Ne seni unuturum, ne vazgeçerim s›ca¤›ndan. Bütün masallar›n, bütün efsanelerin en güzel prensesine söylenecek her söz fazlad›r art›k.

187

Akflam›n hüznü bo¤az›n sular›n› laciverde dönüfltürdü¤ünde, ay ›fl›¤› en faça giysileri içinde tepeden görünmüfltü. Senin gözlerin o taze a¤açlar›n bodur gölgelerinde içime do¤ru ›fl›ld›yordu. Hercai ve her daim, cesur ve ürkek, ok gibi ve k›r›lgan bak›fllar... Saç›na düflen iki gümüfl s›rma tele kurban oldu¤um, prensesim, mor menekflem, çay filizine düyen çi¤ tanem. Ki lacivert sulara kur yapan ay ›fl›¤› en çok bizi k›skanm›flt›, gölgelerin büyüdü¤ü ve bütün mahremleri örttü¤ü o bahar ertesi yaz gecelerinde. Güle güle prensesim! Yine bekleriz.

Burhan Öztürk 3 A¤ustos 2001 ‹stanbul

188

189

ZEHRA Ya¤murun iliklerime ‹flledi¤i bir akflamd› seni yeniden gördü¤ümde açl›¤›n›n sekizinci gününde gözlerin p›r›l p›r›ld› aylarca süren bu ateflin ilk k›v›lc›mlar›yd› gözlerin hep ayn› cesaret vard› ayn› kararl›l›k sende ah be Zehra ah be laz k›z› ne kahramanl›klar ne ihanetler yafland› yan›bafl›nda seninki gibi bir insan boyu kahramanl›k ve ad›n› anmayaca¤›n kadar uzak ihanetler gün gün eriyen bedenini gözlerindeki ›fl›lt›yla yo¤urup ç›kard›n Kaçkarlara ben çiçek toplarken uçurum boylar›nda düflmeyeyim diye tutard›n beni incecik ellerinle bu kadar da dosttun 200 günde

190

bir gün ordu’da f›nd›k toplard›n bir gün trabzonda bal›k yolunda ac›lara b›çak bilerdin Sürmene’de yoruldun mu uzan›rd›n memleketine sonra kayboldu bir bir hayaller diz çöktü Kaçkarlar sahipsiz kald› toplad›¤›n f›nd›klar tuttu¤un bal›klar a¤lad› gidifline kapkara deniz kesip att› ipleri biledi¤in b›çaklar gidiyordun yüzündeki gülümsemeyle flenay’›n gülsüman›n canan’›n yan›na bir ad›mda ben oluyorum dedin ve kat›ld›n ölümsüzler kervan›na ah be laz k›z› ah be zehra elveda derken sana aln›ndaki band› öptüm incecik ellerini tuttum beni tutan solmufltu eline yakt›¤›n k›na gülümseyiflin vard› gözyafl›mda

Ender Alt›n›fl›k

191

K‹M‹N YURDU Zehra’ ya... Giresun’ dan öte, kimin yurdudur flair? K›p›r k›p›r hamsiler kimin Tekellere peflkefl çekilen, tütün, f›nd›k, çay kimindir... Ayder nerdedir flair? O yaylalar, O çiçekler ve o ballar... Bizimdir flair; Burnu k›lç›kla ölçülen, Saf, tez köpüren, nefleli insanlar›n... Anzer, F›rt›na, Cimili... Hepsi bizim... (....) O yurt niye kararm›fl flair? Karadeniz niye dalgas›z... Gaybana geceler niye ço¤alm›fl, Paçiler, uflaklar niye horon durmaz, “Heyyamo Yalesa’lar niye kesildi... Hamsi mi bitti, M›s›r m› kurudu, F›nd›k m› yeflillenmez art›k... Ne oluyor flair? (...) ‹syan ediyorum flair; Karadeniz gibi

192

Ziya Hurflid, Sand›kç› fiükrü yeniden dirildi. “As›n beni, as›nki asanlar ayaklar›m›n alt›nda kals›nlar.” Elimdeki Sürmene b›ça¤›d›r flair, -has p›çakt›r haOnun elindeki, sar› kabza ondörtlü... -has malzemedir(...) Onbinler inal›ya durdu flumdu, Onbinler HORON’da... (...) O k›z, Bizim k›z flair. Hani oradaki varya, bak bak horon bafl›.... O sar› saçl› k›z, O, hani güleç, al yanakl›.... Bakma öyle s›skac›k kald›¤›na, yüre¤i “topludur” flair. Yan›ndaki kardefli, Biri Zehra, biri Canan... Gözleri atmaca keskini, Yürekleri k›p›r k›p›r, fiimdi bizim da¤larda savafl vaktidir... (...) Ne susars›n yurdum, Haydi! Ha uflak Ha uflak ha, Heyyamo yalessa! yalessa! Zehra ça¤›r›yor, Canan ça¤›r›yor,

193

Ha uflak ha da¤lar bafl›na da¤lar bafl›na... Güm güm Güm güm güm!

Halil Acar 30. 06.2001

FOTO⁄RAFLARLA CANAN ve ZEHRA

Zehra, Canan ve Babaannesi

Canan ve Zehra

Zehra ve Canan ortaokulda

Zehra

Dede ve Babaanneleri

Canan ders çalışıyor

Canan ve Şengül Ablası

Canan ve arkadaşı

Canan lise yıllarında müsamerede

Canan lise yıllarında arkadaşıyla

Canan

İzmir Yamanlar’da ölüm orucunun ilk günlerinde

İzmir Yamanlar’da diğer direnişçi arkadaşlarıyla

Canan K. Armutludaki direniş evinde

Babası, Canan’ın K. Armutludakı cenazesinde

Dostları ve yoldaşları Canan’ı uğurluyor...

Halen hapishanede tutsak olan amcaları Mehmet Kulaksız

Zehra arkadaşlarıyla

İstanbul Üniversitesi Beyazit kampüsündeki 16 Mart Anmasında

16 Mart Anmasında pankart tutarken (solda)

Zehra Küçükarmutludaki direnişevinde (Soldan sağa Şenay Hanoğlu, Zehra, Gülsüman Dönmez, Hülya Şimşek)

Amcası İsmail Kulaksız’la birlikte

Avukatı Remzi Kazmaz ve Babasıyla

Aile dostları ve yazar Burhan Öztürk’ le

Zehra son günlerinde

Zenra son anlarını yaşarken babaannesi başucundaydı...

Zehra ve Bilgesu Erernus

Zehra ve Ferhat Tunç

Zehra ve Bahri Yusufoğlu

K. Armutluda Zehra için yapılan program

Son yolculuğunda okul arkadaşlarıyla....

Cezmi Ersöz ve Arif Damar Zehra’nın anısına düzenlenen imza gününde...

Canan Kulaksız

Zehra Kulaksız

“al›fl›l›r her fleye” deme bana “ölürüm” deyifllerine “ölürüm” deme bana dedi¤inize al›fl›lmaz ki al›fl›l›r desende deseler de al›fl›lmaz bir kere yürek al›flmaz ölümlere al›flanlar olsa da en çok biz öldük öldürüldük k›r›ld›k ayd›nl›ktan kaç›r›l›p vurulduk gecelerin kuytusunda ölümün koynunda yaflad›k da al›flt›k m› san›rs›n düflen yi¤itlere? al›flt›k m›? yand› sevdana tutuflan bedenim ölüme al›flt›n m›? yüre¤im ça¤layand›r ac›lara hüznümüz de güzeldir kan k›vam›na a¤›r akar ha akar akar durur da damarlar›mda al›fl›lmaz ölümlere düflenlerin yoklu¤u? saflar daha bir s›klafl›yor boflluklar binlerle doluyor düflenlerin yoklu¤u deme bana ölürüm deyifllerine elimdeki kara demir k›z›llaflmadan al›flamam... ÜM‹T ‹LTER

Bütün herkes bilmeli ki hiçbir baba çocuklar›n›n de¤il ölümüne bir t›rna¤›n›n kanamas›na dayanamaz. Ama yaflam›n ac›mas›zl›¤› bazen öyle korkunç olur ki iki k›z›n›zdan ikisini de kaybetmeye al›flmak zorunda b›rak›r sizi. Bende isterdim ki çocuklar›m›n üniversite bitirip diploma ile boynuma sar›lmas›n›. Mutlu bir hayat kurup uzun süre yaflam sürmesini... Ülkemizde devam eden hapishaneler sorunu bir insanl›k sorunu olarak görüldü k›zlar›m taraf›ndan. ‹nsanl›k sorununda taraf olmamak bize yak›flmaz dediler. Ve bedenlerini açl›¤a yat›rarak bunun bedelini de ödediler... Onlar genç yafllar›nda bedel ödemeyi göze almadan insanlar›n özgürleflemeyece¤ini savundular. Ya bizler neyi savunuyoruz? Nas›l bir ahlak› ve erdemi egemen k›laca¤›m›z›n hesab› içindeyiz “Aileler çocuklar›na mülk diye bak›yorlar, k›zlar›m benim mülküm de¤il, yoldafl›m, dostum, arkadafl›m, can›m, ci¤erimdi. Ben k›zlar›m› mülk görmedi¤im için onlar› birey olarak kurtarmak yerine, tecridin kald›r›l›p ölüm orucu direniflinin amac›na ulaflmas› ad›na mücadele verdim” Ve hayatta kalacak olanlarla ölecek olanlar birbirlerine öyle yo¤un bir sevgiyle sar›l›yorlar ki, iflte o anda hayatla ölüm aras›ndaki o kesintisiz ak›fl› görüyorum. Hayat ölümü aln›ndan öpüyor... “Direnerek öldü¤ün bu yoksul semtteki o emekçi, o kaybedecek hiçbir fleyleri olmad›¤› için sonsuzlu¤a ve özgürlü¤e herkesten çok inanan bu insanlara inand›¤›n gibi inan... ‹nan Zehra, sizin çocuklar kazanacak...”