You are on page 1of 174

Hasan Ali Topta Glgesizler Metinlerini varolu ve yokolu zerine kurarak varoluuluu taraya tamasyla zynlk kazanan, sade

dilinden ykselen mzikle yiderek hayat yazya, yaz y ise byl bir hayata benzeten bir yazar... yazma servenini "bayat kelime kelime geniletmek" olarak adlandran Hasan fili lopta, metinlerini birer senfoniye de dntrerek, daryla ierinin, grnenle dnyann, gereklikle ryalarn, somutla soyutun arpmasndan doyan tekinsiz bir atmosfere aryor okurunu Tam bir yaz ustalyla, lrkenn imknlarn sonuna kadar zorlayarak, edebiyatn byl dnyasna kaplar aarak. CenneVin olu kendini kendi varlnda yok etmiken, gerekten kadnn dedii gibi bir kez daha yok olmusa durum ktyd. Bu iin sonu yava yava kyn tamamen yok olmasna dek gidebilirdi. Belki ky zaten yoktu da bunu kimse anlayamyordu henz; kyllerin hepsi almt yokun varlna... "Sadece Hasan Ali Topta okumak iin bile Trke renmeye deer." Frankfurter Allgemeine Zeitung 1994 yoysofidifiomon dl HASAN ALI TOPTA 1958 ylnda Denizli'nin al ilesinde dodu. lk yk kitab Bir Gln Kimlii 1987'de, ikinci yk kitab Yoklar Fslts 1990'da yaymland. l Zaman Gezginleri adl yk dosyasyla 1992 ylnda ankaya Belediyesi ile Damar edebiyat dergisinin dzenledii yarmada birincilik dl ald. Ayn yl Sonsuzlua Nokta adl yaymlanmam romanyla Kltr Bakanl'nn dzenledii yanmada mansiyon ald ve Sonsuzlua Nokta Kltr Bakanl tarafndan yaymland. 1994'te Glgesizler adl yaymlanmam romanyla Yunus Nadi Roman dl'n ald. Bin Hznl Haz adl roman ise 1999 Cevdet Kudret Edebiyat dl'ne deer grld. Yazarn aynca Yalnzlklar adl iirsel metinlerden oluan bir

kitab, Kayp Hayaller Kitab adl bir roman, Ben Bir Grgen Dalym adl bir ocuk roman ve Harfler ve Notalar adl bir deneme kitab vardr. Topta'n son roman Uykularn Dousu 2005'te yaymland. 1 Elindeki makasn ucunu bir an iin havaya dikip onuruma iilecek bir kadeh gibi yavaa kaldrarak, "Ho geldin beyim," dedi berber. Belki rak da ayn eyi syledi, ama onun sesi iitilmedi; yalnzca az alp kapand. Koltuun evresinde yarm admlarla, berberin hareketlerini kollaya kollaya dnyordu. Ustas makas krdatarak kimsenin bilmedii bir oyun havas tutturmutu da o durup dinlenmeden oynuyordu sanki. Kimi zaman da gzlerini devirip kede oturanlara bakyordu. Onlar birer seyirciydi kukusuz; gzleri ran hareketlerinde, kulaklar ve gnlleri makas krtsnda sessizce bekliyorlard. Bir ara krtlar durdu. Tra edilen adam, oyundan arta-kalm etten kemikten bir posa yn gibi koltuktan kalkp ceketini giydi. ran eline bahi tututururken, "Ruhum sklyor," dedi berbere, "gene de gemedi bak..." Berber yant vermeden uzun uzun bakt kapdan kan adama, sonra bekleyenlere dnd. Elinde zindan karas tespih tutan, sra bende demesine oturduu yerde kprdanmt. Ama berber onun verdii bu iareti grmedi, grdy-se de anlamad ve buradaki her oyunu yalnzca kendisinin ynetebileceini bir kez daha vurgulamak ister gibi, "Buyur," dedi yanmda oturan kei sakallya. "Yeni bir oyun balyor," diye geirdim iimden. Adam sessizce kalkm koltua doru yryordu. Havlusu ran elinde hazrd. Berberse tezghn stne eilmi yan yana duran usturalardan birini semeye alyor, bir yandan da arada bir gzlerini aynaya kaydrarak koltua yaklaan kei sakally szyordu. Gzlerinde kck birer cellat gz vard imdi, onlarla bakyordu.

"Oyun kanl olacak anlalan," dedim i sesimle. Zindan karas tespih krdamaya balad o srada, taneler srasn kaptrm bir adamn fkesiyle titreyerek st ste dyordu. alg deimiti bir bakma, stelik krtlardaki fke kanl bir oyun iin uygundu. Aslnda her ey o oyuna g-reydi artk; kei sakall, dilsiz bir kurban gibi gidip koltua oturmu, berber usturalardan birini seip ayrm, rak da beyaz bir rty adamn boynuna balayp ularn (kan sramasn diye mi nedir) dizlerinin stne ekmiti. Sonra, derin bir sessizlik girdi araya. "Neden konumuyorsun beyim?" dedi berber. "Ne anlataym," dedim kanl bir oyunu seyretmeye hazrlananlarn tedirginliiyle. "Ne anlatrsan anlat," dedi; "yeter ki anlat..." Bir tr n sorgudaydk sanki; koltua oturtmadan nce ufak tefek bilgiler almaya alyordu. Gzlerindeki cellat gzleri arada bir parlayp snyordu, grmtm. "Hl roman yazyor musun szgelimi, onu anlat." "Yazyorum," dedim kuru bir sesle. Hemen ardndan, gzlerimi aynann stne kaldrarak onun yapt resme baktm. Karakalemle yaplm iri bir gvercin resmiydi bu; sigara dumanndan sararmt biraz, kenarlar kvrlmt. "Ad ne?" Aynada gz gze gelmitik. "Romann m," dedim uzak bir sesle, "imdilik bilmiyorum." Zindan karas tespih sustu birden. Berber, elindeki fray brakp gzlerinde byyen cellat gzyle caddeye bakt. ehrin btn caddelerini amt sanki, ok uzaklarda, dalarn ardnda bir yeri gryordu. Belki de berberin kendine smazl vard orada; szgelimi bir kyde, yine byle bir dkknda berber klnda oturuyor ve arada bir ban evirip buraya bakyordu. Sonra, gzlerini ky meydanndan geen muhtara evirdi; uzaktan uzaa el sallayarak selamlatlar. inden, "Artk sen de bu kyl saylrsn," dedi muhtar. Glmsedi kendi kendine. Bu glmseyi evine dek mutlu etti onu,

hafifletti, bir bakma seimden kalan btn yorgunluunu unutturdu. ift kanatl avlu kapsndan girdiinde, kars marul salatasna zeytin serpitiriyordu. "Kazandn m?" dedi havada kalan elini unutarak. Muhtar, apkasn karp kapya doru frlatt. "Kazandm," dedi, "yeniden muhtarm!" 2 Dam bana kan merdiveni trmand sonra, bacann dibine bada kurup oturdu. nndeki tepside bacaklarn havaya dikmi salal bir tavuk, biber turusu, tuzluk, drde katlanm birka yufka ve rak vard. Drt ylda bir ha-zrlatrd bu sofray, tek bana oturup zaferini kutlard. Kayalklarn glgesindeki kye ksk gzlerle bakar, karanlk toprak damlar tek tek yutuncaya dek byklarn rakyla sulard. Gene de yeermezdi byklar, yl getike aarrd. Bu kyn Tanr'ya ve devlete en uzak ky olduunu dnrd sonra; kadehini her dikiinde gzleri karanla gmlen kayalklara taklr, gremeyeceini bile bile onlarn en yksek noktasna kp ormanlarn, yaylalarn ve otlaklarn tesindeki yerleri grmek isterdi. Ardndan ovaya dnp insana hi ulalamayacakm duygusu veren ufuk izgisine uzun uzun bakard. Derken, Tanr ky grebilsin ya da devlet ban evirip bir kez olsun bakabilsin diye u dalar yktrmak gibi glnesi eyler de geerdi kafasndan. te o zaman, Tanr'y kmsediini dnerek tvbe ederdi hemen; tccarndan demircisine, pehlivanndan tabibine ne kadar peygamber tanyorsa hepsinin adn mrldanrd. Hem bu denli imesine gerek de yoktu belki; devlet bugn yarn kimsenin davetini beklemeden kendiliinden gelip ovann gbeine gcn yacakt. Sonra, buralarda bir yerde bayram dalgalandrp varlm tamamlayan bir ky olacakt diyerek gelip muhtarlk odasnn nne dikilecekti. Anszn gerekleen bu mucizeye en ok ak sakall yallar aracakt kukusuz; nk onlar t ocukluklarnda

iitmilerdi sulama kanallarnn alacan. Yllardr anlatrlard. Hatta kim bilir hangi seim arifesinde, kimi milletvekillerinin ovaya gelip kanallar uradan m gesin buradan m diye tarttklar, belki de kazklar akp ipleri ekerek yerlerini saptadklar bile syleniyordu. Geri ovaya gelen adamlar kyllerden gren olmamt. Gremezlerdi de zaten; onca yolu yryp yanlarna varncaya dek adamlar otomobillerine binip oktan bakente dnm olurlard. 3 Kadehi hzla dikip byklarn svazlad. Soluu tkanmak zereydi gene, yordu. Ceketinin nn kapatp bzld bir sre, sonra dmeyi zd nedense, bedenini dik tutmaya alt. Derken, karsyla olunun kollarnda buldu kendini. Merdivenin basndaydlar. Kars hi konumuyordu, ama olu arada bir homurdanp ban sallyordu. Onun ne dediini anlayamyordu muhtar, iki admda bir durup belini geriye bkerek yzne bakyordu yalnzca. Aaya indiklerinde bunu da beceremez oldu artk, ban gsne drp soluunu kesti. Yataa uzatlmadan nce de bre b-re kustu. Domates dilimleri kt boazndan, azndan geliigzel kylm marul yapraklar sarkt. Gzleri dana gz gibi bymt, bir eliyle karnn kucaklarken tekiyle boluu yakalamaya alyordu. '42an yasta koyunca derin bir soluk ald. Gece boyunca dam banda rak itiini sanyordu. "Bugn akama dek uyandrmayn beni," dedi. Berber camn nne dikilmi, gzlerindeki cellat gzleriyle hl ky meydanna bakyordu. Buraya geldiinden beri zorunlu birka sz dnda hemen hemen hi konumamt. stese de konuacak ey bulamyordu zaten; belleinde gemi diye bir ey kalmamt. Uzaklara geldiini anmsyordu yalnzca, ok uzaklardan. Ama oras neresiydi, bu kye gelmeyi kendisi mi istemiti ve yola hangi amala dmt, bilmiyordu. Bu konuda yzlerce dnce

yaratmt kafasnda, yzlercesini de ldrmt. "Daha nce belki bir ehirde oturuyordum," demiti bir gn; "evim vard szgelimi, balkonum vard baheye bakan, karm vard tatl dler gibi, ocuklarm vard. Bir de dkknm tabii, berbersem. lek bir caddede, ke ba. Mterilerim sonra; kimi gen kimi yal, kimi konukan kimi sessiz... Bir de dertlerim. Ardndan, mterilerin dertleri. Alamadm satamadmlar, yapamadmlar, diyeme-dimler, gidemedimler..." 4 "Acaba onlardan m sklmtm," diye geirmiti iinden. Yani dalara m kamt ehrin ellerinden kurtulup? Berber dkkanndaki gerekli malzemeleri bir bavula doldurarak bir akam karanlnda yollara m dmt tek bana? Gecelerden mi gemiti kendinden geercesine, dalardan m, ovalardan m gemiti nereye gittiini bilmeden? Sonra bu kyn biricik berberi olan Cngl Nuri'nin artk mesleini srdrmediini sezerek dalardan inip muhtarlk odasnn nne mi gelmiti? Btn bunlarn hibirini bilmiyordu. Belki de, hl bir ehirde yayordu. Dkknmdayd imdi; sabun ve krem kokularna srtn dnm, camdan, dardaki caddeye bakyordu. Ya da, koltukta oturan kei sakallnn bile gremedii uzak m uzak uzaklara... Muhtar ertesi sabah gzlerini atnda, kars yatan stne eilmi; "Kalk," diyordu, "kalk, Reit seninle grecekmi." Bir dt sanki; karsnn ayaklarnn dibinde uzun kuyruklu, kahverengi bir kedi dolayordu. Gzleri bir ift ate kuyusu. "Beklesin," dedi muhtar, "geliyorum." Kedinin gzlerini tpk byle kor gibi yanarken bir kez daha grmt, anmsyordu. "Ama ne zaman," dedi kendi kendine; alnn tutup dorulurken. Bir yant bulamad. Karsyla kedi odadan karken uzun uzun bakt arkalarndan. Bir yandan da, burnundan sarkan anason kokusunu kopa-rabilecekmi gibi st ste byklarm svazlayp duruyordu. Derken, birdenbire ta kesildi. Kor gibi yanan kedi gzlerini ne zaman grdn bulmutu.

On alt yl nce ilk kez muhtar seiliinin ertesi gn, gzlerini atnda karsyla karlamt gene. Kars bile denemezdi hatta, gitgide silinen bir glgeydi yatan stne eilen ve "Kalk," diyordu tpk az nceki gibi; "kalk, Cngl Nuri'nin kars seninle grecekmi." O gn, beklesin dememiti muhtar; hi kukusuz, ilk grevinin heyecanna kaplarak hzla kalkp giyinmiti. Avluya ktnda, Cngl Nuri'nin kars ellerine sarlmt hemen. Kadnla birlikte gelen ocuk da gzlerini dikip korkuyla bakmlard. Muhtar armt nce; ellerini hangi konumda tutup nereye koyacan bilememiti. Sonra, bu kyde bir eye aracak son kiinin muhtar olmas gerektiini dnerek aknln sigara dumannn arkasna gizlemi ve ocuklarn yzne bakp glmsemiti. Kadn iki gz iki eme, salar dank, dizleri ah ekilip dvlmekten yamyass; kocasnn dn akam ruhum daralyor diyerek evden ktn, bir daha da geri dnmediini sylemiti. ocuklar analarnn iki yanma geip yan yana sralanmt o srada ve muhtar, drt boncuklu bir tespihe benzetmiti onlar; "mamelerini aryorlar," demiti. Kadn, kocasnn dn neler yediini, neler konutuunu, dkkndan eve gelirken gkyzndeki kulara nasl baktn, kk kzn eikte neden tokatladn ve ruhum daralyor diye iini ektiinde srtnda hangi gmlein bulunduunu anlatmt sonra; onun nereye gitmi olabileceini, ldrlp bir dereye mi atldn, akbabalara yem mi olduunu, yoksa kayalklardan m yuvarlandn ya da krklara m kartn sormutu. Muhtar, bin yllk muhtar gibi her eyi lp bierek, sabrla dinlemiti onu. Bir yandan da pe pee ateledii sigaralarn dumanna boulmutu. Mezara girmekten baka kaybolma yolu bilmeyen u kyllerden birinin, kendi kendini ortalktan sileceine inanamyordu. Hi kukusuz Cngl Nuri bir yere taklp kalmt, belki bir iki lemindeydi, szmt, az sonra deilse

de leye doru gelir, dkknn ap kylleri tra etmeye balard. Gene de muhtar o gn, Nuri'yi kartal lklaryla nlayan kayalklarn arkasnda 14 ya da sapsar bir at hznyle genileyen ovann teki ucunda grebilecekmi gibi dama kp tezek ynlarnn arasnda gezinmi, aaya indiinde hi gerei yokken danann alnn okam ve Cngl Nuri'nin karsna doru yrrken, kendisi Nuri olsa ve ruhu bir ine delii kadar da-ralsayd u ocuklu kadn brakarak nereye gidebileceini dnmt. Bu dnce korkutmuu onu; iinde kocaman bir boluk yaratmt. Sonra, krk iki yldr yaad bu kyn tama toprana, kpeklerinin sesine, gbre kokusuna, hatta rzgrlarnn keskinliiyle otlarnn trtsna ruhu, gzleri, derisi ve kulaklaryla smsk balandn, artk istese de bir yere gidemeyeceini anlayarak Nuri olmaktan vazgeip kendi bedenine yerlemi; alnnn krklklarm, gzlerini ve uykulu yz izgilerini taknarak kadnn nne gelip durmutu. "Sence, nereye gidebilir?" Kadn gkyzne bakmt uzun uzun; muhtarn sorusunu Tanr'ya aktarmt sanki, yant alamamt, ya da yant verilmiti verilmesine de o iitememiti. Bu srada, muhtar, kadnn baklarnda derin bir boluk grmt bir an ve sonraki yllarda, sk sk anmsamt bu baklar; her kadnn gznde bir erkein kaybolup gidecei boluk bulunduuna inanmt. Hatta, memeleri elma yarm kadar kabarm kabarmam btn kzlarn gzlerine dikkatle bakmt o boluk doutan m geliyor diye. Nuri her kede aranmt o gn, her yere sorulmu, ama kck bir ipucu bile bulunamamt. Yoktu; yle biri yaamamt sanki, o adda biri bu kyde yllarca berberlik yapmamt. Yz de unutulmutu anszn, burnu nasld, gzleri vard da onlarla m grrd, azyla m yer ierdi, kimse anmsamyordu. Dkkn onun varlnn biricik kantyd bu yzden; o

da gitgide toza topraa gmlyordu. Camdan bakldnda ierisi gzkmez olmutu; makaslar, usturalar, havlular, dahas kolonya ve sabun kokularyla aynalar artk dkknda deil de, yalnzca ammsayabilenlerin belleindeydi. O gnlerde, kye gelip kap kap dolaan kaln dudakl ingene kadnlar giderken srtlarndaki bohalarda Nuri'nin kayboluunu gtrmlerdi teki kylere. Bir ara, "Nuri'yi bulursa onlar bulur," demiti biri. O kimdi, imdi bile bilinmiyor; ya kyllerdendi, ya ingenelerden. Belki de kimsenin grmedii, kimsenin bilmedii baka biriydi. Yananda kll bir beni vard sanki; erkekti ve uzaklara bakyordu, ruhu baka bir yerdeymi gibi. Kadnlara greyse o bir kadnd, uzaklara bakmak da nereden kmt, dpedz yere bakyordu ve "Nuri'yi bulsa bulsa ingene kadnlar bulur," diyordu. ingeneler at arabalaryla kp geldiklerinde oluk ocuk btn kyl umutlanmt bu yzden, kyn dna kurulan kara adrlara doru komulard. Kadnlar kadnlarla fsl fsl konuurken, erkekler apkalar yana ykk burma bykl ingene beylerini ya kahveye, ya da avlulara kurulan iki sofralarna gtrmlerdi. Kpler dolusu arap iilmiti o gnlerde, al ibikli horozlar kesilmi, knal kuzular piirilmiti. ingenelerin byklar hzla uzayp birka gnde ko boynuzu gibi serpilmiti. Kaln dudakl esmer kadnlar adrlar terk edip kye dalm, sokaklardan avlulara, oradan evlere, dahas mutfaklara ve eyiz sandklarnn glgesine dek girmilerdi. Gene de Nuri'ye ilikin hibir haber alnamamt onlardan. Her yaz kulanda bir dal idemle, uyuz bir eein arkasndan salna salma gelip ky meydanna tezgh kuran kalaycy grnce de umutlanmt kyller. Adam daha eeinin ykn indirmeden, gezip dolat dalarda, getii yaylalarda ya da muhacir kylerinde Nuri'ye ilikin bir ey iitip iitmediini sormulard. Kalayc, ellerinin yaratt 16 onca lty dengelemek istercesine kapkara susmutu. Yzlerce bakr tencereyi, ana, ka ve kulpu zincirli su taslarn saray ltsna boduktan

sonra da tezghn toplayp gitmiti. zlmt sanki, bir kaybolua ucundan kysndan bulat ve elinden hibir ey gelmedii iin kahrol-mu, hatta st ste iini ekmiti. Giderken de bekiye dnp, "Yaadm yere gidiyorum," demiti. Beki, kalayc deirmenin yanndaki dereyi at srada anlamt bu sz, afallamt. "Sanki birka yerde birden yayor," demiti kendi kendine. Kalaycnn gidiinin stnden bir hafta ya gemi ya gememi, deirmenin yanndan boz bir eekle silindir apkal boyac grnmt. Gnein parltsnda azalp oalarak kye doru geliyorlard. Bir sre sonra boyac eeine ben-zemiti titreen scan altnda, uzun kulaklarn oynata oy-nata dereye inmiti. Dzle ktklarnda boz eek boyacyd bu kez; banda silindir apka vard ve azndan sigara duman savruluyordu. Bir sre ylece yrdler. Kye girdiklerinde yorgunluktan lyorlard. Alandaki narn dibinde birbirlerinden ayrldlar; boyac boyacyd artk, eek eek. Kahvenin nnde oturanlar hemen yer gstermiti boyacya, eekse srtnda iki boya kazanyla her yl gelip yerletikleri dut aacnn altna yrm, eeke bir igdyle kulaklarn gevetip durmutu. Boyac oturur oturmaz Cngl Nuri'yi sorunca, herkes bir haber getirdi umuduyla biraz daha sokulmutu ona; tahta sandalyelerin yn deimiti. Ama, "Yalnzca kaybolduunu iitmitim," demiti boyac; bunun dnda hibir ey bilmiyordu. Bilmesine gerek de yoktu belki, gene de kyllerin baklar srarlyd. Hatta ertesi gn boya kazanlarnn altn atee verdiinde, Nuri'nin kars ocuuyla gelip karsna dikilmi, uzun sre de gitmemiti. Boyac, k boyunca kirmanlarda bklen ynleri bayrak alma, cennet yeiline, boncuk mavisine ya da zindan karasna boyuyorum diye Nuri'nin yokluuna boyamt bu yzden. Sonra muhtar, "Devlete haber vereyim, kaytlara geirip asker ve polis marifetiyle arasnlar," diyerek atma binip ileye gitmiti. Onun gidiiyle biraz daha kaybolmutu Nuri, geride kalan berber dkkn biraz daha tozlanmt. Kyller gnlerce

muhtarn dnn bekleyip sabahtan akama dek damlarn tepesinden yola bakmlard. Muhtar at srtnda, dalar, ovalar, yaylalar ve kyleri geerken dle-miti Nuri'nin kars da; sonra gidip onun evinin nndeki ta ynlarnn stne oturmu ve gzlerini atda dalgalanan bayraa dikmiti. Onun renginde devlet kaplarn grmt byk byk; telalanmt. Korkuyor muydu, seviniyor muydu belli deildi; seviniyorsa korkulu bir sevinti bu, korkuyorsa sevinli bir korku. Binlerce yl sonra muhtar ileden dnp geldiinde, at kadar yorgun bir sesle; "Tamam," demiti kadna, "her ey tamam." Her yere haber vermiti dediine gre; btn devlet kaplarm alp Nuri'nin adn tutanaklara yazdrm, oraya buraya erh drm, hatta ilede ne kadar kahve, ne kadar lokanta ya da han, hamam varsa tek tek dolap olay anlatmt. Herkes her eyden haberliydi imdi, herkes Nuri'nin yokluu iindeydi. Geriye, sabrla beklemek kalyordu, nasl olsa bugn yarn bir haber gelirdi kye, al kanatl bir mutu uurulurdu. Bunlar iitince Nuri'nin kars, kocas bulunmu gibi sevinmiti. Bir yandan da hngr hngr alayp ocuklarnn evresinde dnyor, onlara sarlp yzlerce kez pyordu. Gene de muhtarn evine doru yryordu her gn; ta ynlarnn stne oturup atdaki bayraa bakmay srdryordu. Artk onun renginde grd devlet kaplar eskisinden daha belirgindi. Kimi zaman o kaplarn glgesinde oturduunu dnerek telala ayaa kalkyor, hatta ieride olup bitenleri anlamak iin ban uzatp bakyordu. Byk bir salon vard ieride, alacakaranlk. Uzun yzl yazclar uzun bir masann evresine sralanm, kocasnn adn yazyorlard. Ellerinde oban sopasna benzer upuzun kalemler vard ve oynadka parlayp snyorlard. Sonra mhr baslyordu ktlara, muhtarmkinden kat kat byk bir mhr. yle byk ki, mhrlerin dedesi gibi bir ey; kimse onun basld yere glgesini bile dremiyor. Sonra zarflanyordu ktlar; kap nlerinde bekleyen sivri yzl haberciler zarflar alp alp ceplerine koyuyorlard. Gene de

unutuluyordu zarflardan biri; orada, habercilerin kanatlarn hrdattklar salonun ortasnda ylece kalyordu. Nuri'nin kars telalanyordu belki de Nuri onun iindeki yazdadr diye, birka adm yryor ve evinden kan muhtarn yzyle karlayordu. Muhtara gre Nuri bugn yarn gelecekti. Kap yavaa ald gene; kedi, dilini krmz bir mendil gibi sarktarak yaland. "Reit hl bekliyor," dedi muhtarn kars, "gelmiyor musun?" Muhtar, n kusmuk lekeleriyle dolu fanilasn karp duvarn dibine frlatt. "Geliyorum," dedi fkeyle; "beklesin!" 5 Berber, caddeye bakmaktan vazgeip koltuktaki kei sakallya dndnde gzlerindeki cellat gzleri hl l sld. "Sanz sakalnz birbirine karm," dedi baklarn rten bir sesle. Kei sakall yant vermedi. Kendini aynada grmekten korkuyormu gibi gzlerini kapatm, ylece oturuyordu. Sa sakal birbirme karan o deildi sanki, bir yan kimsenin bilmedii bir yerde yayordu da bir yan burada, berber koltuunda uykuya dalmt. Ama, berber makas alp kla tmaya balaynca uyand. "Yalnzca azma giren byk ularn kes," dedi gzlerini aynann stndeki karakalem gvercin resmine dikerek; "bu resmi sen mi yaptn?" "Ben yaptm ve bunu daha nce de sana syledim," diye yantlad berber. "Her geliinde soruyorsun." Kei sakall azarlanm bir ocuk gibi susmu, baklarn resimden alp aynaya dikmiti. rak, dkknn perdeyle ayrlan blmnden uzun sapl bir fra getirip yerdeki kllar toplamaya balamt. "Brak," dedi kei sakall, "brak!" rak olduu yerde kald; gzlerini am, koltuktan kalkan adama bakyordu. Kei sakallnn kime seslendii belirsizdi.

Kapya doru yrd telala, ehrin kalabalna karmadan nce dnp bakt. "Para yok," dedi berbere, "dars iskelet dolu!" Berber ban sallad. Sonra hznle bakt kaldrmda koan kei sakallya; o, caddedeki otomobillerin arasndan zikzak ize ize karya geip keyi dnnceye dek gzlerini ayramad. Onun gidiiyle eksilmiti sanki. "Kimdi o?" dedim ekinerek. "Ad Nuri," dedi, "nerelidir, necidir ben de bilmiyorum." 6 Gmleini yava yava dmelerken pencereye yaklap yorgun gzlerle bakt muhtar; ky, gnein altnda yaral, beyaz bir hayvan gibi yatyordu. Soluk alp verii durmak zereydi sanki, ev ev, sokak sokak rperiyordu. Derken, kan gcrtlar geldi bir yerlerden; duttaki sere srs hrtyla havaland, ikiye blnd sonra; yars kim bilir kimin avlusuna yamur hzyla inerken tekiler yukarya, Cngl Nuri'nin evine doru utu. O zamanlar Nuri'nin evinde bir toplant yaplmt. Akamd. Kocas daha kolay bulunsun diye midir nedir, odann kelerine iki kandil asmt kadn; isleri kvrla kvrla tavandaki msr koanlarna doru ykseliyordu. Nuri'nin akrabalar sedirlere dizilmiti. Yallar arada bir skntyla sakallarn svazlyor, kimi kandile gzlerini dikip derin derin dnyor, kimi de taneleri ne denli klatrlarsa her ey o denli kolay zlecekmi gibi hzl hzl tespih ekiyordu. Kadna gre, artk muhtarn bu ii nemsedii yoktu; devlete haber vermekle yk srtndan atmt. imdi merak edip yzn ileye bile evirmiyordu. Hatta Nu-22 ri'den kalan berber dkknn komu kylerden bir berbere devretmek istedii bile syleniyordu. Ne yaplacaksa kendileri yapmalyd, bu yzden her ey yeniden konuulup doru drst bir karara varmalyd. Oturanlar dalgn dalgn dinlemilerdi kadn; balarn sallamlard sonra, onlar kprdandka duvarlara vuran glgeleri

uzayp uzayp ksalmt. Glgeler de kendi aralarnda konumutu sanki, ayr bir dnyada baka bir Nuri'yi bulmak iin are aramt. Toplant horozlar tene dek srmt. ocuklar duvar diplerine kvrlp uyuduu srada sz ak sakall yallardayd. nce ilerinden biri, gemi olaylardan rnekler verip kimsenin tanmad llerden sz etti. Birka kii ban sallayarak onun dediklerini onaylad. Derken bir bakas, ayn olaylar ayrntlaryla anlatmaya koyuldu. Herkes gevrek bir sesin peine dp yllar ncesine gitti. Artk kyn gizli bir sayfasnda, dedelerinin arasnda yayorlard. Ne var ki uzun kalmadlar orada, gevrek ses hepsini toplayp yeniden odaya getirdi. stleri balar kan iinde, birbirlerinin yzne bakyorlard. Herkes, Nuri'nin kayboluunda ne denli gizler bulunabileceini anlam olmann dehetine kaplmt. afak skerken, sabah ezanndan kopmu heceler gibi yava yava dalmt toplananlar; alacakaranlk sokaklar geip evlerine varm ve ku uykusuna yatmlard. Kuluk vakti uyanmlard tabii; birer bardak da ayn ya imi ya imemiler, heybelerine birka ekmek, peynir ve don koyarak Nuri'yi aramaya kmlard. Muhtar sk sk uyarmt gidenleri; ileye yollar derse Nuri'yi devlet kaplarndan hibirine sormayacaklard. Bunun hem gerei yoktu, hem de grevlileri bo yere rahatsz etmek umulmadk sonular verebilirdi. Devletti bu, usandrmaya gelmezdi; sonra devlet her zaman on be yanda olurdu, cann skp da bir kere kstrdn m artk dnp yzne bakmazd. Bu yzden, sakn ha sakn devlet kaplar tklatlmayacakt. Zaten her yere erh dlm, her makamda tutanak tutulmutu; merak etmesinlerdi. Nuri'yi halka sorsunlard soracaklarsa, lokantalara, kahvelere, hanlara, hamamlara sorsunlard. Bir de berberlere tabii, ne de olsa Nuri de bir berberdi, onlar birbirlerinin kokusunu alabilirlerdi. stelik berber milleti gevezelii

yrrlkte tutan bir milletti, her eyi sezip her eyi bilirdi. Sonra bir de u nokta vard; Nuri'yi sorarken, artk kaybolduu gnk gibi tanmlamasnlard. Aradan bunca yl gemiti, her eyi deimi olabilirdi. Hi kukusuz ayn gmlei giymiyordu artk; belki burnu, az, sonra sa sakal, hatta baklar bile ayn deildi. Belki de imdiye dek bulunamamsa bu yzden bulunamamt. Balarn sallamt gidenler. Kimi atna, kimi eeine binmi; yzlerinde yarm yamalak bir umut, hepsi de ovann ucundaki dalara bakyordu. Belki de bu yzden, daha yola kmadan omuzlarna dnlerinin yorgunluu kmt. Gidilerinin stnden haftalar gemiti sonra, upuzun aylar, yllar gemiti, ilenin postaclar iki ayda bir motosikletle gelerek onlarn ektii telgraflar brakp gidiyorlard. Geldiklerinde, kimsenin yzne bakmadan ky meydanndaki narn evresinde tur atyorlard nce, sonra havaya ykselen toz emberinin iinden usan dolu bir yzle kp muhtar soruyorlard. Btn ky heyecanlanyordu onlar grnce; ky meydan ksa srede bayram yerine dnyor, tarlada alanlar ii gc brakp koup geliyorlard. Gene de postaclar pek oturmuyordu kyde, telgraf verir vermez motosiklete atlyor ve narn evresinde bir tur daha atarak ekip gidiyorlard. Nuri'nin bana gelenlerden sorumlu tutulmaktan korkuyormu gibi, telgraflar okunup haber kye yaylmadan hzla kayorlard sanki; kaarken, 24 dnp arkalarna bile bakmyorlard. ocuklar olup biten her eyden uzakta, aylarca ky meydanndaki tekerlek izleriyle oynuyorlard sonra; motosiklet sesini taklit ederek narn evresinde koup duruyorlard. ou kez Cennet'in olu datyordu onlar, ocuklarn arasna dev bir ocuk gibi dalp herkesi evine dek kovalyordu. Muhtara gre, gnderilen telgraflarn hepsi umutsuzdu. Aslnda kylnn kafasn kartrmaktansa, gnderilmese-ler daha iyi olacakt. Yeni gelen bir telgraf o gne dek gelenleri yalanlyordu kimi zaman; kimi zaman da ilk szckle son szck

arasnda eliip kendi anlamn bulandryor-du. Kyller hangisine inanacaklarn armlard. Bu arada beki, telgraflar arasnda ilinti kurmakta epeyce ustala-mt. nk yzlerce kez okuyordu onlar; Nuri'nin kars her telgraf kocasndan bir paraym gibi memelerinin arasnda saklyor, aklna estike de bekiyi bulup okutuyordu. Aradan yl gemiti belki; Nuri'yi aramaya kanlar, gittikleri gnk kendilerini kim bilir nerelere sap savurduktan sonra, izgilenmi alnlar, km omuzlan ve kurumu umutlaryla dnp gelmilerdi. Azlarn bak amyordu, onca yl hibir yere gitmemi ve hibir ey grmemilerdi sanki; ya da gitmilerdi gitmesine de, geriye baka birileri klnda dnmlerdi. Belki de dnen adamlar, gidenlerin birer yanyd yalnzca, skntl birer yan. Nuri'nin kars aknd, hangisine ne soracan bilemiyor, kapdan kapya civcivli bir tavuk gibi kanat rpa rpa kouyordu. Gene de, Nuri'ye ilikin ilk haberi kye yeni gelen berber vermiti. Gcr Hamza'nn burnuna nohut kat yld; kyller hl nohudun ne denli itiini, teki delikten fre fre karmaya alrken nohutla birlikte bir sinek lsnn de nasl olup yere dtn konuuyorlard. Muhtarn, ky evden ynetmekten vazgeip ky meydanndaki bir samanl muhtarlk odasna dntrmeye u231 alt gnlerdi. Bayrak direi evin atsndan indirilip yeni muhtarlk odasnn nne dikilmiti. Bir yandan da, ovaya yaplacak sulama kanallarnn yerini saptamak iin kye milletvekillerinin gelecei syleniyordu. Geri muhtara henz bu konuda resm bir yaz iletilmemiti. Zaten seildi seileli st makamlardan hibir yaz almamt o, gene de milletvekillerinin pat diye gelebileceini dnerek hazrlk yaptryordu. Beki muhtarlk odasnn nnde, muhtarn kl krk yararak belirledii "Kymz Size Minnettardr" szn beyaz bir beze yazmaya alyordu. Elleri bileklerine kadar krmzya boyanmt; bu haliyle, muhtarlk odasnn nnden ayrlamayan kanl bir katile benziyordu.

te berber tam bu srada gelmiti kye. Deirmenin yanndaki dereden ktnda, scakta titreen uzun boylu bulank bir karaltyd; ilk bakta her eye benzetilebilirdi belki, ama yaklatka insan olduu anlald ve narn glgesindeki kyller merakla bakmaya baladlar. Ama o, kendisine duyulan merak uzaktan sezmi gibi olduka yava yryordu. Yerinde sayd, durduu ya da geri admlarla uzaklat bile sylenebilirdi. yle ki, ky meydanna gelene dek aradan saatler gemiti. Bu yzden kyller beklemekten yorulup gizliden gizliye fkelenmilerdi. Oysa berber inanlmayacak kadar sakindi, bavulunu ayaklarnn dibine koyup hemen oturmutu. Yz yorgundu; hatta yznn bir kar nnde, toprakla yznn bileiminden olumu ikinci bir yz vard sanki; kimi zaman zamana karm tozlu bir ayna gibi parlayp snyordu. Beki kpkrmz elleriyle, aklnda beze yazd arpk urpuk harfler, mavzerini bacaklarnn arama sktrp berberin karsna kmt. Kye elinde bavulla anszn kp gelen bu adamda bir tuhaflk vard ona gre; sorulara ksa ksa yantlar vererek kendini inatla kendinde gizliyordu. Birka gn sonra gelecek olan milletvekilleri bir nc m gndermiti acaba? O nc evreyi ineden iplie gzden geirip onlara rapor mu verecekti? Gzlerini ksp adama bakt. Bu kyde doup bymt sanki; narn hrts kulaklarn, damlarn ky meydanna akan beyazl gzlerini, topran cayr cayr yanan soluu tenini hi etkilemiyordu. Belki de bu yzden, o gn bekiden baka hi kimse bir yabancyla ayn yerde bulunmann tedirginliini duymamt kendinde. Herkes, konuma hangi noktada kalmsa oradan srdrmeye balamt. Geri konumay nereden alp nereye gtreceini ok iyi bilen kimi yallar, sz arasnda birok kap amlard yabancya, susup beklemilerdi. Ama adam azn amamt. Havada uuan sorular narn dallarna doru ykselip kylleri bunaltmaya baladnda, kundurac dayanamamt artk. "Byle nereden gelip nereye gidiyorsun?" diye sormutu.

Adam yzn, yzyle toprak arasndaki ikinci yzne eerek; "Ben berberim," demiti. "Uzaklardan geliyorum. Nereye gittiimse mehul..." Bu szlerin ardndan derin bir sessizlik kmt ky meydanna. Az sonra da muhtar tespihini kla ta kla ta gelip berberin yanma oturmu, ona ay smarlam ve berberlerin her zaman birbirlerinin kokusunu alabileceklerini dnerek Nuri'yi sormutu. "Nuri diye birini tanrdm," demiti berber. "Sa sakal birbirine karm, ufak tefek bir adamd, arada bir gelip tra olurdu." Kyller bakakalmt bunu iitince, hi kimse kirpiini bile oynatamamt. Gene de Nuri'nin kars evinde, olup biten her eyi renmiti. Ky meydanna koup geldiinde, berber hl orada, muhtarn yannda oturuyordu. Gz gze geldiler bir an; kadn berbere, berber kadna bakt. Adamda gizli bir sululuk vard sanki; beki bunu, meldii yerden sezmiti. Gzlerini ksm ona bakyordu gene, kukulanp tedirgin oluyordu. Nuri'nin karsysa kocasyla yz yze gelmiesine akn ve alamaklyd. Neredeyse adamn ayaklarna kapanacakt ki, muhtar kollarndan tutup onu bir sandalyeye oturttu. "Nuri'nin kars ite bu," dedi berbere. Berber krk yldr tanyormu gibi bakt kadna. Gzlerindeki cellat gzleri sessizce parlayp snd. Bu srada kundurac, berberin Nuri olup olmayacan dnd bir an; kendi kendine, "Nuri bildiimiz yanlarn uzak bir yerlere brakp kye bu klkta dnm olamaz m?" diye sordu. Kadn, yal gzlerini berberin yzne dikmi, her eyin yeniden anlatlmasn bekliyordu. Ama berber bir daha azn amad. Onun yerine muhtar yattrd kadn, ortada isim benzerlii dnda elle tutulur bir dayanak olmadn syledi. Kadnn buna ne kadar inand belli deildi, durup durup berberin yzne bakyordu. Aralarnda, kunduracdan baka kimsenin sezemedii gizli bir ba kurulmutu sanki, gitgide glenerek onlar birbirine yaklatryordu. Belki de bu nedenle,

muhtar berbere kyde kalmasn nerdiinde kadn hemen Nuri'nin dkknndan sz etmiti. Berber istiyorsa, Nuri dnp gelene dek dkkn kullanabilirdi. "Tamam m?" diye sormutu muhtar. Berber azn amadan, tamam, demiti bam sallayarak. imdi ok iyi anmsyordu muhtar; Nuri'ye ilikin onca sama sapan sylenti bu "tamam"dan sonra kmt. Hemen ertesi gn kyden geen bir eri, Nuri'nin mavi bir kamyonda ofrlk yaptm sylemiti. Bu inanlacak ey deildi. Hele Nuri'nin kans, krda bayrda eeinin yularn bile doru drst tutamayan kocasnn koskoca bir kamyonu srebileceini asla dnemiyordu. Ne ki haberi duyar duymaz ky meydanna koup geldiinde eriyi bulup ona bunlar anlatamamt. Aslnda erinin kye ne zaman gelip gittiini bilen yoktu. Beki, mavzerini koltuunun altna alp deirmene kadar komutu ama, hi kimseyi grememiti. Muhtar, Nuri'nin kars, kundurac, bakkal Rza ve daha birok insan ky meydanmdayd o gn. Cennet'in olu, eriyi grdn ileri sryor, inanmyorlarsa Kuran'a el basabileceini sylyordu. Gcr Hamza da ayn eyleri tekrarlad sonra, istenirse Kuran'a o da el basacakt; eriyi kuluk vakti kahveye gelirken grmt, hatta durup konumular, kahvenin nne oturup birlikte ay imilerdi. Beki btn bu konumalara srtm dnm, kye gelip giden erinin eri deil, olsa olsa milletvekillerince gnderilen bir nc olabileceim dnyordu. Kim bilir neler renip gitmiti buradan, raporunda neler yazacakt? Belki de yalnzca Cngl Nuri'nin kamyon ofr olduunu haber vermek iin gelmiti kye, tek grevi buydu. yle ki, aylardr bu grevi tayordu srtnda; yorulmutu artk, yle ok yorulmutu ki, haberi kye brakr brakmaz bir civciv ty kadar hafifleyerek uup gitmiti. Geriye kuyruklu bir yalan kalmt. Besbelli ki devlet, Nuri'yi yok ettii iin bavurmutu byle bir yalana; o yllanm bir ldr imdi. Ama kaytlara ofr diye yazlmtr ve ofrln orada srdryordun Yollardadr her

gece, her gndz yollardadr ve uykusuzdur yollar kadar, yorgundur. u na, biraz sonraya ya da az nceye gre yolun hangi noktasnda olduu bile bilinmiyordur. Evi srtndadr yani; nerede olursa olsun, nereye giderse gitsin yerindedir. Devlet ona bir meslek uydurmay dnrken ofrl de bu yzden semitir. Ne de olsa adressiz bir meslek! Kyller onu bu-lamasmlar, ama yaadna inansnlar istemitir. Peki ama, yok edilmeye deecek nemi nereden geliyordu Nuri'nin? ite bunu beki bilemezdi; belki o, sonu sonsuza dayanan bir yok etme tasarsnn ilk kurbanyd. Her kyden birer kiiyi yok edelim bakalm, diyebilirdi devlet; tekilerin yok olmaya ne denli hazr olduklarn anlamak iin. Kyden hayalet hzyla gelip geen eri, yzlerden bu hazrln ipularn toplamt belki; imdi dalarn ardnda bir yere oturmu, toplad yzleri yazyordu ktlara, ite diyordu halleri, ite gzleri, ite susular, sonra baklar, evleri, ky meydanndaki narlar, narn dibindeki muhtarlar, ite bakkal Rza, onun yannda Cennet'in olu, az tede Reit... Ama berber yoktu kalabaln iinde; dkknn kapsna dikilmi, ky meydanna bakyordu. Kunduracya gre, Nuri'nin mesleini ve dkknn ele geirmi sessiz bir canavard o; ya da Nuri'nin bilinmeyen yanlarn kuanp gelmi baka bir Nuri'ydi ve uzaktan uzaa herkese, hatta her eye di biliyordu. Hi kukusuz o gn, ky meydanna gelen imama da ayn gzlerle bakmt. mamnsa kimseyi grd yoktu, ikiye bklm, burnunu yerde srye srye yryordu. Kalabaln ortasna gelince durdu. Belini glkle dorultup soran gzlerle muhtarn yzne bakt. Nuri'nin kars ileri atlp her eyi anlatmaya niyetlendi ama, muhtar onu bir el hareketiyle susturdu. "Zaten her ey arapsana dnd," dedi fkeyle. "Dur, ben anlatrm!" Anlatt sonra; imam, o anlattka ban sallayp belini biraz daha dorulttu. Bir yandan da gzleriyle kalabal taryor, kimi

zaman Cennet'in oluna, kimi de Gcr Hamza'ya kukulu baklar frlatyordu. Derken homurdanmaya balad, ne dedii pek anlalmyordu, ama fkelendii belliydi. Kalar gzlerinin stne ylmt. "Deli misiniz siz," diye bard birden, "bu kye yllardr eri uramaz!" Herkes bakakalmt. erilerin peinden koan ocuklar bile aknd. Sonra yere, ge ve suya kart bu aknlk, btn ky bir anda deitirdi. Kyller birbirleriyle karlatklarmda hayalet grm gibi rperiyorlard artk, admlar dteymiesine atlyor, sesler ikinci kez yinelenmedik-e iitilemiyordu. Sokaklar bile dmlenmiti sanki, hepsi dnp dolap kendine kyordu. Evlerin kaplar daralmt biraz, kuytular oalm ve avlular sessizce genilemiti. Her ey ikide bir kayboluyordu hatta, yerinde duran bir sprge bile bulunamyordu kimi zaman, avlunun kesindeki bir krek ban alp teki keye gidiyor, bulgur keseleri nohut uvallarnn arkasna saklanyor ya da kak, tepsi ve anak gibi eyler kaybolularndan aylar sonra komu evlerde ortaya kyordu. Tavuklarn tavuk olduklar bile kukuluydu neredeyse, aalar hayvans bir duruun snrlarna girmiti; iek aarken her an brp meleyebilir ya da avlulardan frlayp sokaklarda salkm saak koabilirlerdi. Kyde herhangi bir eye en son armas gerektiini dnen muhtar bile aknd. Karsyla seviirken, tam da soyunup duman duman tten kuytulara biraz daha sokulduu srada imamn szlerini anmsyordu. O andan sonra karsnn pp okamalar hibir ie yaramyordu artk; keyfi kaan muhtar, dalgn bir muhtar bedeninin iine bzlerek gzlerini tavana dikiyordu. Onun bu halini Ethem'in kz Glcan'a yoruyordu kars; kocasnn, kz her grnde tepeden trnaa rperdiini biliyordu. Bir yldr sryordu bu rpermeler, Glcan'm birer avuluk memeleri bir yldr muhtarn baklarn deitirip admlarn aksatyordu.

kr ki kocas muhtard; yani herkesle balants herkesten oktu. ekiniyordu tabii, ak sakall yallardan, gk boncuklu bebeklerden, konudan komudan, kurttan kutan ve ille de mhryle koltuunun geleceinden ekiniyordu. Yoksa havadan peygamber yasa kimse durduramazd onu; birer avuluk memelerle o darack azn peine dp mrnn kalann Glcan'n koynunda geirirdi. Belki de son gnlerdeki dalgnln biraz Nuri'den kaynaklanyorsa biraz da bu sevda yzndendi. Konuurken tmceleri yarm brakmaya balamt. ou kez de bir ey soruyor, ama yantn almadan ekip gidiyordu. Kendini orada burada unuttuu da oluyordu tabii; kimi zaman, onarm biten muhtarlk odasnda tek bana oturup sabahtan akama dek duvarlara bakyordu. Nuri'nin kayboluu, muhtar seilir seilmez onu gafil avlamt. Ne yapacan, nasl davranacan bilemiyordu. Bir yan Nuri'yi hangi cehenneme gittiyse gerekten bulup o-luuna ocuuna teslim etmeyi istiyorsa, teki yan ne pahasna olursa olsun kylleri sakinletirmeyi dnyordu. Ama her ey yrngesinden kmt artk; kimsenin azn ap yeni bir yorum yapmasna frsat kalmadan sylentilerin biri bitip biri balyordu. Geceleyin herkes uykuya dalmken kye garip yaratklar geliyordu sanki; avlu kaplarna, dut dallarna ya da horozlarn kuyruuna binbir sylenti brakp gidiyorlard. Sylentiler tpk bir slk gibi, gecenin karanln eme eme byyordu sabaha dek; daha inanlas, daha grlesi oluyordu. Ky uykusundan syrlp gzlerini atnda, kendisinden nce, sokaklarda gezinmeye balayan bu sylentilerle karlayordu. Onlar kendi karanly-la beslememi gibi aryordu tabii, inanmakla, "inanlmayacak ey yoktur"un arasnda ylece kalakalyordu. Nuri'nin Almanya'ya gittii duyulduunda da ylece ka-lakalmt ky. Kpekler havlamamt bir sre, horozlar tp atlar kinememiti. Herkes Nuri'nin snr kapsndan nasl getiini konuuyordu bada, bahede; bavulunun imanlndan gmleinin izgilerine, ayakkablarnn parlaklndan yzndeki glmsemenin anlamna kadar btn ayrntlar biliniyordu.

Bilinmeyen tek ey onu kimin grdyd. Gene de bunu pek dnen yoktu; teki ayrntlar o denli oktu ve ylesine byk bir mercek altndayd ki, herkes her eyi grmekten krlemiti. Sonra, Nuri'ye piyangodan byk ikramiye kt haberi geldi. Akrabalarndan birka onu yeniden aramaya niyet-lendiyse de muhtar hepsini yattrd. Hi gerei yoktu; bulunmak istiyorsa kendisi kar gelirdi, istemiyorsa ne yaplsa bounayd artk, bulunamazd. stelik, onu yemden aramaya kmak kayboluunu bsbtn derinletirirdi. Bu szleri iitince Nuri'nin kars muhtarn kafasndan geenleri dorusu pek anlayamamt. Durup dinlenmeden, kocasnn onca paray baka kadnlarla yediini dnerek gzya dkyordu. Kimi zaman eve toplanan komu kadnlar da katlyordu ona, hep birlikte dizlerini dve dve alyorlard. Bu alamalar yznden imam tahta minareye kp sesini drt yne bltre bltre gnl rahatlyla ezan okuyamaz, kyller yasta ban koyamaz, kahvedekiler iki szc bir araya getirip konuamaz olmutu. Gene de kimse azn ap Nuri'nin karsna bir ey diyemiyordu. Kye gelecek milletvekillerinin aylar nce ileden dnp gittikleri duyulduunda kadnn alamas birdenbire kesilmiti. Muhtar, bekinin binbir emekle yazd pankart kahvenin duvarndan indirirken, kadnn kendini eve hapsettiini renmiti. Karsn gndermiti hemen; gitsindi bakalm, baksmd kendini gerekten hapsetmi mi? Hapset-mise nasl hapsetmi? Sonra, ocuklar nerede; onlara da hkm giydirmi mi giydirmemi mi? Kars ate almaya gitmi gibi bir solukta geri dnmt. Sonu tam anlamyla bozgun; kadn eve kapanp kapy pencereyi smsk ivilemi, ne amcasna ayor ne babasna. O boynu bkk kuzular da ieride, melil melil melei-yorlar. Analannmsa gk kmyor, yanlarnda bir yudum suyla bir lokma ekmek var m yok mu bilinmiyor.

Muhtar, "Brakalm," demiti o zamanlar, "brakalm bir de bunu denesin kadn, belki rahatlar." Oysa kadnn inad muhtarn dndnden uzun srmt. Beki iki gnde bir, gitgide mezar sessizliine brnen evin evresinde nedenini bilmeden yle bir dolayor, gzlerini pencerelere dikip uzun uzun bakyordu. "Bu eve bir Nuri gerek," diye mrldanyordu sonra ayet okur gibi. Mavzerini omzundan indirip eline alyordu hemen, ksa ve hzl admlarla muhtarlk odasna koup durumu anlatyordu. Muhtarla imamn sraryla tam hafta sonra almt Nuri'nin kaps. Btn kyl oradayd o gn; dam balar, avlular, duvar dipleri salkm saak insan doluydu. Kpekler bile gelmiti. Boyunlar lastik sapanl ocuklar, alr almaz dar hrtyla bir sere srs kacakm gibi kocaman gzlerle kapya bakyorlard. Azlar kurumutu. Kalabaln iinde kimi kadnlar bir ocuk lsnden sz ediyorlard. Bu fslt her yere yaylm ve herkes yzn lmn soukluuna hazrlamt. Muhtarla imam kapnn nndeydi; kimi zaman yandaki pencereyi tklatp ieriye bir eyler sylyor, sonra kalabala dnerek balarn sallyor, kimi zaman da kapya umutla koup bekliyorlard. Onlar kapya kotuunda kyllerden t kmyor, ocuk lsnden sz edenler bile gzleriyle konuuyordu. Muhtar fkesini gizliyordu ierideki kadndan; ama kalabalk, sesten ekilen fkenin muhtarn el kol hareketlerine yldn gryordu. Derken ocuklar havaya bakmaya baladlar. Uzaklardan, kabarp kabarp dalan bulutlarn arasndan bir uak geiyordu; ltl, metal bir ku... Sapan talarnn eriemeyecei kadar yksekte. Ardnda, Nuri'nin karsnn inad kadar uzun, upuzun bir duman eridi. Kap yavaa ald. "Reit ok sabrsz," dedi muhtarn kars, "gelmiyor musun?" Muhtar, oraplarna uzanrken ban sallad. Sonra, burnundan sarkan anason kokusunu svazlayarak odadan kt. Reit

ellerini kucana ym, bir mrit sessizliiyle onu bekliyordu. Selamlatlar nce. Muhtarn burnu tatsz kokular ald o srada; bir ey az sonra byk bir grltyle devrilecekti sanki, angrtyla krlacakt, ya da yeil kanatl sineklerin vzlts anszn artacak ve ortalk, insan olduu yere ivileyen amansz bir uultuya boulacakt. Havada, her eyi varoluunun son izgisine iten kaln, kalnl kadar da bklmez binlerce telin gerginlii vard. Avludaki kan tekerlekleri, srlarn baland demir halkalar, duvarlar, dut aacnn glgesi ve gkyz, olas bir vnlamaya kar hazr gibiydi. Muhtar, baklarn avlu duvarnn stnden arp gzleriyle kyn '67rntsne tutunmutu. Muhtarlnn ilk gnlerinden korkuyordu nk. Bir keresinde, nc kez seiliinde miydi neydi, ayn gn kii lmt. Biri, kaya kovuundan gvercin yumurtas almaya alrken dp paralanan gencecik bir oband, ocuk bile denebilirdi. Kafas talara arpa arpa dalm, beyni yourt gibi oraya buraya salmt. teki, mantar yiyen dul bir erkek; kahvenin nnde, sapasalamken. Birden ba dnmesi ve kp-rp inleyen kocaman bir az. ncsyse grlm iitilmi lmlerden deil. On yedi yandaki bir kz, neresi a-ryorduysa artk, iki ie sl bedenine yaptrp uykuya dalm, yatanda, kan emmekten balonlam slk llerinin ortasnda sapsar bir et yn olarak bulunmutu. "Evet," dedi muhtar, "derdin nedir Reit?" Reit yutkundu. apkasn eline alm, dosdoru muhtarn gzbebeklerine bakyordu. "Gvercin yok," dedi derin bir uurumun dibinden fsltyla; "yok, kayboldu." 7 Sra, elinde zindan karas tespih tutan adama gelmiti. Yerinden yavaa kalkp idama gidercesine koltua doru yrd. rak, sar izgili beyaz bir havluyu iki ucundan tutmu onu bekliyordu. Ama adam grmedi onu, grmek istemedi ve bu

tutumuyla cellatlardan birini saf d brakm gibi geip oturdu. Anlalan tra olmay hi mi hi sevmiyordu. Berber ofbenden gelen scak suyla fray slatm, teki elindeki sabunun tepesinde evire evire kprtmeye alyordu. Gzlerimi ona dikmi, soluk alp vermeden btn dikkatimle izliyordum. Elleri yle hzl hareket ediyordu ki, bir an, sabunun ve frann hi kprdamadn dndm. Donup kalmlard sanki, belki berber de donmutu onlarla, berberle birlikte rak da, koltuktaki adam da, hatta ben de... Ola ki baka bir yerde yayorduk o an, baka bir zamanda yayor ve oradan buray dlyorduk dlediimizin farkna bile varmadan. Derin derin i geiriyorduk. Belki de sonsuz bir uraa kaptrmtk orada kendimizi, durup dinlenmeden bir eylerle bouuyor, kouyor, baryor, couyor ve kan ter iinde kalyorduk. Burada bu yzden donmutuk ola ki, hareket etmeye baladmz an orada, uzaklarda donacaktk. Derken berberin elleri durdu; daha dorusu yeniden hareket etmeye balad. Baklarm ok uzaklar ve buray, yani durmakta olanla hareket edeni ayn anda alglad sanki; iki grnty st ste aktrd ve ayrd. "Usturaya jilet tak," dedi berber. rak, Nuri iin seilip ayrlan usturann jiletini karp tezghn altndaki plastik kovaya frlatt. Koltuktaki adamn yz bembeyaz kpkt artk, berber fray evire evire srekli sabunluyordu. Kendinden gemiti sanki, sol elini adamn alnna mengene gibi yaptrmt da sabunlamyor, dizginlenmeyen bir hrsla durup durup saldryordu. Adamn kulak memelerinden sarkan sabunlar birer kpeye benzemiti. "Jilet kalmam usta," dedi rak. Berber durdu. Gene de fray koltuktakinin yznden ekmemiti. "Ko," diye bard, "en az be kutu al; Perma-Sharp olsun!" rak anszn kayboldu. Berber sandalyesini camn dibine ekmi, hi kprdamadan ylece oturuyordu. Perdenin arkasndaki aydanlk kaynamamt

henz; gene de o, az sonra balayacak fokurtuyu iittiinden emindi. Dahas, kimi zaman bir yann cam dibindeki sandalyede brakarak yerinden kalkp ay demliyor, sonra kocaman bir bardakla geri dnerek, ky meydanna baka baka imeye balyordu. stelik ay hi de kt deildi; buruk tadyla aynalara yansyan yzn geri veriyordu onun, aynalarn tesine dalan sklmln yreinden biraz daha uzaklatryordu. Elindeki barda yere brakp kalkt. Duvardaki divan sazn grd o an; tellerinde iki sinek geziniyordu. Havaya izecekleri vzltya deiik tatlar katabilmek iin, imdiye dek alman onca trknn tellerde sren vmlayn ezberliyorlard sanki. Derken, aydanln fokurtusu geldi perdenin arkasndan; berber, sinek vzltlarnn neyi karladn dnerek suyu ateten indirdi. Belleinde uup duran sinekleri kaynar suya drmekten korkuyordu. ay demlerken, divan sazn iindeki berberin eline verdi bu yz-38 den; sinekler, yeni alnan trkye kondular. Kanatlarn titrete titrete belli bir noktaya tutunup yerlerini korumaya alyorlard. Ama berber sandalyesine dnerken duvardaki sazn varl iindekini susturdu nedense, sinekler trkden yere dt anszn ve yeniden havalanarak dkknn iinde vzldamaya baladlar. O srada berberin gzleri, ky meydanndan geen muhtara takld. Arkasndan, eri br glgesiyle Reit yryordu, telalyd ve toz toprak iinde yuvarlanan aresiz bir bcee benziyordu. Muhtarsa her zamankinden daha ok muhtard; sakin ve kararl admlarndan, kpren bir fkeyi gizledii apak belliydi. Olay yerine varncaya dek azn amad muhtar; selam verip geenleri, ayana taklan kzlck dallarn, yakaladklar spaya binmeye alan drt ocuu ve havada uuan pisipisi otlarn grmeden yrd. Reit'in avlusuna girdiklerinde, bir general duruuyla dikilerek uzun uzun havay koklad. Avludaki kanda, odun uvallarnda, kasna kopuk elekte, yan yatm

kazmalarda, hatta krekte ve kmesin nnde gezinen tavuklarn kanat altnda bir ey gizliydi sanki; her ey, giz tayan insanlar gibi kendine zg durmaya alyor ve hzla gz atldnda ad neyse ona benziyordu. "Hibir iz yok," dedi Reit. Muhtar, avluyu yeniden tarad gzleriyle. O her eyin mutlaka bir iz brakacana inanyordu, izsiz ey olamazd; kularn bile izi vard gkyznde, szcklerin dite, baklarn yzde. Gvercin, tahta merdivenleri hi kmam, kmesin nnde yem tasn unutmam, gneli gnlerde kan tekerleine srtn verip dantel ilememi, pencere camna burnunu gmp of ekmemi ya da altn sars salarn sarktarak eilip sokaa bakmam gibi, ardndaki her eyi silerek kaybolamazd. Buralarda bir yerde izler olmalyd, en azndan onu iten ya da ekip gtren her neyse onun izleri... Farkl eksikliklerin iine gizlenmi bir fazlalk belki, bir eksiklik. Bu, bir boluk bile olabilirdi. Reit'in gzlerine bakt muhtar; onun baklarnda, G-vercin'in kanat rpa rpa uup gidebilecei bir boluk arad. Yoktu. Cngl Nuri'nin karsn dnerek, demek ki yalnzca kadnlarn baknda bulunuyor o boluk, diye geirdi iinden. Avlunun kesine doru yrd. Reit, o nereye giderse peindeydi, elinden geldiince sessiz olmaya ve ne gememeye alyordu. Ona gre, kydeki kpek havlamalar, uzak uzak uuldayan ocuk sesleri ve kan gcrtlar bir an kesiliverse Gvercin bulunacakt belki; sessizliin iinden, altn sars salarm savunarak kp gelecekti. Bu yzden, muhtarn ard sra merdivenleri trmanrken arada bir st katn penceresine bakp camn gerisinde alayan karsna gz belertiyordu. Kars onlar grmyordu oysa; slak kirpiklerini indirmi, yalnzca kayplara karan kzn dnyor, kimi zaman da dilerini skp ac ac hkryor-du. Kzyla birlikte biraz da o kaybolmutu sanki, cam dibinde oturduundan bile habersizdi. Kapnn aldn iitince dnp bakt; kocasnn yannda, izgileri dalm, bulank ve yal bir adam duruyordu. Onu

kimseye benzetemedi nce, sonra muhtar olduunu anlad ve ban ellerinin arasna alp hngr hngr alamaya balad. Sesin ykselmesiyle birlikte muhtar, bir ey kapdan hzla kap gidecekmi gibi aceleyle bakt odann iine. Yere melip kilimlerin rengini inceledi ardndan, perdedeki kvrmlarn doal olup olmadklarn aratrd, pencereye yaklap baklarn aaya sarktt, yerle pencere arasndaki ykseklii insan sraynn inanlmaz sanlan en u noktasyla kyaslad ve hibir ey bulamaynn kahrn ok ey bilmenin sinsi glmseyiiyle rterek kapya yrd. "eyiz bohas duruyor mu?" diye sordu. "Duruyor," dedi Reit. "Peki, birini seviyor muydu, ya da biri onu?" "Bilmiyorum." Avluya inmilerdi, evin arkasndaki vinelere doru yrdler. "Elbette sen bilmezsin, anasna sordun mu?" "Sordum, bilmiyor." Glgede dikiliyorlard. Dnp eve bakt muhtar, ykselen kerpi duvarlann iindeki alacakaranlk odalar, gcrdayan rk kaplar, is karas ocaklar, st ste ylm nohut uvallarn ve Reit'in karsnn hknklarn dnd. ini ekti birden. Sonra, grnmez bir tehlikeden kaarcasna hzla avludan kp gzden kayboldu. Tek bana kalan Reit ne yapacam bilemedi bir an, eve girip karsna barp armakla muhtarn peinden komak arasnda bocalad. Berber camdan muhtar grd gene; bu kez, gizledii tela bedeninin dna tamt, apkasnn siperini havaya dikmi, elinde kehribar tespih, boluu tekmeleye tekmeleye yryordu. O geip gidince uzun sre bo kald dkknn n. Berber ban ellerinin arasna alp gzlerindeki cellat gzleriyle ky meydanna bakt. Bir ift ayak grd sonra, kendine doru geliyordu; insan nasl gelirse yle ve insann geliini koullayan ne varsa (gitme sevinci, hzn, kendini tamann erinci, bir keyi geride brakmann, bir ta, bir bcei gemenin gururu) onlarn arlyla koullanarak. "Kundurac bu," diye dnd. Ban kaldrp bakt; oydu. Elleri iki yannda yle aresiz sallanyordu ki, iinden alamak geti bir an. Alamad ama, ona

herkesten farkl grnmekten ekinerek herkesteki anlamszla brnp bekledi. Kundurac, geliinin nedenini peneli ayakkablara benzeyen ok kullanlm bir glmseyiin ardna gizleyerek kapdan girdi. "Olanlar duydun mu?" diye sordu otururken. "Duydum," dedi berber; "Gvercin kaybolmu." Kundurac armt. "Kimden duydun hemen," dedi merakla. Berber yant vermedi. Gzlerini uzaklara dikmi, bir ta gibi, ylece oturuyordu. 9 Beki soluk solua muhtarlk odasna koup geldiinde, muhtar masaya uval gibi ylm, gzleri mhr kesesinde, st ste sigara iiyordu. Kap alp kapand, ama o hi kprdamad. Azndan salan dumanlar da olmasa, soluk alp verdii bile kukuluydu. Beki, ayak deitire deitire saatlerce bekledi karsnda. Sesizlik uzadka, kendisine verilecek grevin ok zor olacam dnd. Bu yzden bedenini daha dik tutmaya alt; gsn gerip karnn ekti. Ardndan, odadaki vr zvra dalmasn nlemek iin baklarn belli bir noktaya iviledi ve lm kalm savana karar verecek kararsz bir komutana esin salayan mehul asker heykeli gibi ylece kald. Muhtar, mavinin tonlarn tekrarlaya tekrarlaya tten sigara dumanlarnn arkasndan sessizce ona bakyordu. "Otur," dedi birden. Beki, mavzerini dizlerinin arasna alp otururken, muhtarn kendisinden grev deil yardm beklediini anlamt. "yi dn imdi," dedi muhtar yutkunarak. Beki, neyi dneceini dnd hemen. "Bu kyde kim kz karabilir?" Yere bakt beki, bir yandan da mavzeri bacaklarnn arasnda biraz daha skt. Sonra, kendini muhtarlk odasndan karken dledi; ky meydanna doru yryordu. narn dibine varnca durup sama soluna bakt. Berber, camn gerisinde tek bana oturmu ay iiyordu. Kendi kendine, "Bir garip dem o," dedi beki; "nereden geldii bile belli deil... Evli mi deil mi,

o da mehul... Hem ne olursa olsun, berber kz karamaz; her eyden nce saklayacak yeri yok garibin, btn yurdu be metrekarelik yer. Onun da yars dkkn, yars ev..." Muhtarn sorusuna yant bulabilmek iin evlerin pencerelerine bakt sonra; kaplarna, bacalarna ve avlularna bakt. Nedense, yzn evirdii her noktada berberi gryordu. Ona dnd yeniden. Berber, gzlerini narn solundaki sokaa dikmi, durup dinlenmeden ay iiyordu. Beki, onun baklarn izleyerek sola sapt. Gennet'in olunu grd birden; elindeki sicimi bann stnde sallaya sallaya kyn yukarsna doru yryordu. Bekinin ard sra geldiini fark edince teki sokaa geti hemen. Bir eyden kayordu sanki, tedirgindi; kimi zaman bu kan heyecanyla pire gibi zplayp gzden kayboluyordu. Boynunu uzatp uzatp avlulara bakyordu sonra, glyordu ve gldke gri dumanlar salyordu azndan, dudana yapan sigara yarm ikinci bir dil gibi titriyordu. "Evet," dedi muhtar. Beki, yzn yerden kaldrmadan, "Dnyorum," dedi yava sesle. Muhtar fkelenmiti, gene de sesini karmadan bekledi. Beki kimin kz karabileceini bulmak iin hl dnde dolayordu. Kyn yukarsmdaki Cngl Nuri'nin evine kadar yrmt artk; Cennet'in olu oralarda bir yerdeydi. Durup bakt bir sre, yarm admlarla olduu yerde kk bir ember izerek krlar, ba evlerini, nohut harmanlarn ve hendekleri inceledi. "Dndn m?" dedi muhtar yeniden. "Dndm." "Kim geliyor aklna?" "Cennet'in olu!" Muhtar arkasna yaslanp bekinin yzne bakt. Sonra kalkp odann iinde, fkeyle gezinmeye balad. "Onu gzetle," dedi, "nereye giderse gitsin peinden ayrlma!" "Kimi karm ki?" diye sordu beki. "Reit'in kzn." "Gvercin'i mi?"

Ban sallad muhtar. Beki de ban sallad uzun uzun, baklar '67itgide deiiyordu. "imdi git, nce Cennet'in oluna bak; nerededir, ne yapar? Sonra Mustafa'yla Ramazan' ar bana, tez gelsinler!" Beki mavzerini omzuna takp yrd. "Atlaryla gelsinler," diye bard muhtar. Masaya kt sonra. stnde dayanlmaz bir arlk vard, ayakta dursa yklacakt sanki. Gene de, birka kez kalkp pencereden kye bakt. Korkuyordu aslnda. Gver-cin'in anszn kayboluundan, ortaya ken sessizlikten ve bu sessizliin arkasndan gelecek olan her eyden korkuyordu. Kyde bir uursuzluk dolayordu ona gre, ama bunun ne olduunu, nereden kaynaklandn bir trl an-layamyordu. Ne gryorsa ona engeldi bir bakma, ne iitiyor, neye dokunuyor, neyi tadyorsa hepsi birer engeldi. Uursuzluk, uursuzluundan nce anlalmazlyla kyordu karsna; ne zaman muhtar seilse yeni dneminin ilk gnlerini karanla bouyordu. Nal seslerini iittiinde masasna yeniden oturmutu. Kesik kinemelerle kapda durdu atlar. Muhtar apkasn karp masann stne frlatt. "Gvercin kayp," dedi gelenlere, "bana ne gelmitir bilmiyorum. Ola ki densizin biri eytana uyup karmtr. imdi ikiniz de yola dp ayr ynlere doru gidin, atnz hangi kye dek srebilirseniz srn... Yolda karlatnz her canlya sorun bakalm, iki karalt grmler mi, ya da tek bana bir kz? Varacanz kylerde de dn kimler muhtar seildiyse, benim adma bir bir kutlayp baar dileyin ve durumu yumuak bir dille anlatn. Kylerinden yabanc biri gelip gemi mi, sorun. Sonra, obanlar unutmayn, onlara da sorun; bilgileri, sezgileri var m, renin." Mustafa'yla Ramazan dar ktnda, hemen hemen btn kyl muhtarlk odasnn nndeydi. Erkeklerle ocuklar kapnn dibine dek sokulmu, merakla bakyorlard. Onlarn gerisinde kadnlar vard; bir blm dantel ipine benzeyen incecik

bir sesle yas tutmaya balamt. Ne dedikleri pek anlalmyordu geri, yalnzca uultular iitiliyordu. Atllar hareket edince kalabalk dalgaland bir an, kadnlar duvar dibine doru katlar. "Onu bulmadan gelmeyin," dedi biri. Ramazan dizginleri aslp dnd; konuan Gvercin'in anasyd, Reit'in yannda yere km, bir yandan alyor bir yandan da ban ne arkaya doru sallayarak dizlerini dvyordu. Muhtar dar kmamt; pencerenin birka adm gerisinde durmu, gitgide byyen kalabala bakyordu. 10 Koltuktaki adam, jilet almaya giden ran arkasndan bir sre baktktan sonra gzlerini yeniden kapamt. Yznn sabunlu kalmas onu baka birine dntrmt sanki, oraya ilk oturduu andaki kadar huzursuz deildi. Gene de; "Yzn ykayalm m?" diye sordu berber. Adam yant vermedi. Saatler, belki de gnler nce uyumu gibi, yz gitgide uzaklayordu. Ondaki sessizlii tran aksamasndan doan bir sitem sayan berber, elindeki fray lavabonun kenarna brakp caddeye bakmaya balamt. "Bktm bu raktan," dedi sonra, "giderek maymun akll oluyor." Koltuktaki azn amad gene, hatta hi kprdamad. Ben bir sigara yaktm, aynann stndeki gvercin resmine bakyordum. Tuhaf bir denge vard resimde, yar ak kanatlaryla gvercin bir yere mi konuyor yoksa umaya m hazrlanyor belli deildi. Gagasnn eimine baklrsa biraz sonra havalanacak gibiydi. Oysa bu bir yanlsama da olabilirdi; penelerinin duruunda yorgunluk vard nk, banm, kanatlarnn ve gsnn arln aaya doru eken gzle grlebilir bir yorgunluk vard. Dkkn daraltan skntda biraz da benim paym varm gibi havay yumuatmak iin, "Bu gvercin resmini sen mi yaptn?" dedim berbere.

"Ben yaptm," dedi souk bir sesle; "ama sen bunu daha nce de sormutun." "Hi anmsamyorum," dedim; "demek ki unutmuum." "Yine unutacaksn kukusuz, belki bir kez daha soracaksn." "Desene yaam tekrarlardan oluuyor..." Yanma oturmu, gzlerindeki cellat gzleriyle gzlerimin iine bakyordu. "Tekrarlardan deil," dedi; "tekrarlarn tekrarndan." 11 Muhtar kapdan girdiinde, Cngl Nuri kahvenin dip kesinde, keklik kafesinin yannda oturuyordu. teki masalarda birka ihtiyar vard; asalarn enelerinin altna dayamlar, ikide bir ellerini kulaklarna atarak karlarndakinin sylediklerini iitmeye alyor, kimi zaman da anszn susup gzlerini yere ivileyerek derin derin dnyorlard. Muhtar, Nuri'nin solundaki masaya oturunca balarn evirip baktlar. "Reit'in kzn karmlar doru mu?" diye sordu ilerinden biri. "Doru," dedi muhtar. htiyarn sinsi sinsi glmsediini grmemiti. nne braklan ay bardan avularnn arasnda tuttu bir sre, scakln yavaa tenine dalm dinledi. Gvercin'in karlm denmesine sevinmiti aslnda; bu, kaybolmasndan iyiydi. Kayplardan korkuyordu nk; her yana dalve-ren bir belirsizlikti onlar, grlp denetlenmesi, hatta dnlmesi bile zordu. Nuri kaybolduunda elinden ne gelmiti ki? Hi! Nuri'nin yokluu kadar kocaman bir hi! Ban evirip yan masada oturan Nuri'ye bakt. Bedenini anlalmaz bir tela sarmt, ayn alp pe pee yudumla-d. Bitirir bitirmez gemie, onun kaybolduu yllara gidecekti sanki, Gvercin'e kan yolun balangcn oralarda arayacakt. Daha iki yl ncesine dek yoktu Nuri, ama onun yokluu ocuklarnn bymesini durduramamt. Babalarnn boyuna bakaldran boylar, serviler gibi uzundu. Nuri'nin boyu da onlarnkine eklenmiti belki, kendilerini tarken babalarn da

tayorlard. Bu yzden Nuri kimbilir ky ka kez dolamt yokluunda, ka kez kahvede ay, emede su imi ve ka kez kimlerle konumutu? Ola ki karsnn, ocuk diye eve hapsettii de oydu. Belki sarlmt da ona ocuk klnda, pmt de. Zaten bir ara ocuk delisi olmutu kadn, oullarnn gitgide kalnlaan seslerinde, ksrklerinde ya da belli bir kalba giren yrylerinde kocasn buluyor ve ikide bir onlara sarlp sarlp pyordu. Bu pmelerle yayordu bir anlamda, aln ve susuzluunu bu pmelerle gideriyordu. Gemi yllarda imama birka kez yldz fal atrp muska yazdrmsa da bu gibi ilerden elini eteini ekmiti artk. Bunca zamandr rpnmasna, alaya alaya gzpmar-larn kurutmasna ve kendi ellerine sarlp yatt binlerce gece boyunca erkeini geri istemesine karn, onu gnder-memekte direnen Tanr'ya gcenmiti. Imamm gizli gizli fkelenmesine yol aan bu gceniklik gnden gne ylesine bymt ki, kadn ezan sesini iitir iitmez var gcyle trk sylemeye, barp armaya, kimi zaman da eline bir teneke paras alp grltyle almaya balyordu. Kimi de sokaa frlayp bir yandan kekler gibi gbek atyor, bir yandan da evresine toplanan ocuklara gz belerterek onlar korkutmaya alyordu. Onun bu densizlikleri yznden kyde, Tanr'nn Nuri'yi belki bir ku, belki bir kertenkele, belki de bir av kpeine dntrm olabilecei sylentisi kmt. Fsltlarla byyen bu sylenti, masal tozuna bulanm upuzun kuyru-uyla kapya dayandnda kadn donmu kalm, apakl gzlerini gkyzne dikip hi kprdamadan uzun sre bakmt. Sonra, yaptklarna bin piman olduunu herkese yzlerce kez tekrarlamt. Tanr'ya duyurabilmek iin, avlular tek tek dolap saatlerce dil dkmt. Havadaki kularla da konumutu hatta, krlardaki otlarla, bceklerle, seke seke koan kuzularla, dalarla ve beikte yatan gk boncuklu bebeklerle de konumutu. Gn getike pimanl her eye sinip her yere ulamt.

Gene de o, bu uurdaki abalarn yetersiz bularak imama koup kendisine hangi tvbe kapsn gstereceini sormu, nnde diz kp hngr hngr alamt. mam sabrla dinlemiti onu; duvardaki Hazreti Ali resmine, ividen zm salkm gibi sarkan devirlik zindan karas tespihe ya da merteklere balanm kekik dallarna gzlerini dikip yava yava ban sallamt. Sonra elini kadnn dizlerine koyarak sessizce okam ve insann yreini serinleten misk kokulu tatl szler sylemiti. Kadm, dizlerinden kalalarna doru trmanan okaylara aldrmamt hi; bu yzden imam teselli cppesine biraz daha brnmt o srada, kadnn aldrmazlyla beslenen cesaretin peine derek tvbe kaps arayan diinin diiliine birka parmak daha sokulmutu. Kadn ertesi gn gene gelmiti. Gzyalar bir gn ncekinden daha hzl akyordu. mam da alamaklyd sanki, gzleri l l parlarken kirpik ularnda kimi zaman yalar beliriyordu. Kadn onun bu halini grnce rahatlamt, artk hkrklar biraz daha zgrd ve oturduklar oda kerpi duvarlardan deil, upuzun bir alaytand. Erik dallarndan szlen gnein pencere camn benek benek ldatt bir ikindist, sedirdeydiler. mam, zindan karas tespihini minderin stne yavaa brakp kadn kucana almt. Oday dolduran hkrklarn yalan olduunu bile bile hl teselli edici szler geveliyor, bir yandan da elini sokmu memelerini okuyordu. Duvardaki Hazreti Ali gzlerini kapamt. Kadn, bedeninde dolaan eller oalp hzlandka daha yksek sesle alyordu ve gnlerce sren sevimeleri boyunca hep alamt. Artk biliyordu ki, Tanr kocasn kertenkeleye, kua ya da av kpeine dntrmemi bile olsa geri gndermezdi. Gnderse de, imamn okuduu ezanlar daha kyn giriinde geri evirirdi onu. Ku klna brnrd Nuri olmaktansa, kanat rpa rpa uar giderdi uzaklara... Belki Tanr, anlardan da silecekti onu; bceklerin ky crltya boduu bir gecede yaratklarn gndererek unutu tozu serptirecekti damlarn stne, avlulara, sokaklara... Ertesi

gn kimse anmsamayacakt onu. Nuri kp geldiinde, gerekten de kimse anmsayama-mt. Krl kei sakal toz toprak iindeydi, salar ensesine ylp kulaklarn rterek enesine doru pskl pskl sarkmt. Kimsesiz bir korkulua benziyordu. ki admda bir kk teneke kapaklarla, ltl ktlar dklyordu stnden. T deirmenin orada peine taklan ocuklar, yerde yuvarlanan teneke kapaklarla uuan ktlar birbirlerinden nce kapmaya alrken kimi zaman kavgaya tutuup st ste yklyorlard. Nuri kei sakaln titrete titrete iki bklm yryor, bir yandan da kendi kendine anlalmaz szler mrldanyordu. Admlarn onun admlarna uyduran ocuklar, elindeki uvala kyden hangi ocuu koyup gideceini sora sora narn dibine kadar yrmlerdi. Nuri kimi zaman kovmutu onlar, anszn yerden bir ta kaparak frlatr gibi yapmt. ocuklar korkmutu ilk keresinde, tilki grm civciv srsn andrarak saa sola dalmlard. Ama dsel ta frlatmalar birka kez tekrarlannca artk korkmaz olmulard. Gene de oyunu srdrp sanki her keresinde daha ok korkuyormu gibi kamlar, sonra avlu duvarlarnn arkasndan kp Nuri'nin peine tekrar dmlerdi. Sonunda onlar, narn glgesindeki kyller kovmutu. Nuri arkasndan frlatlacak talardan sakmrcasna arada bir dnp bakarak kyllerin yanma gelip bir sandalyeye oturmutu. Yaamlarndaki bu kk deiikliin (biraz da Nuri'deki aykrln) bysne kaplan kyller, gzlerinde kocaman soru iaretleriyle ynlerini ona evirmilerdi hemen. Kundurac, berberin duruuna benzetmiti onun plerle, uzak yol tozlar ve yorgun gizlerle dolu duruunu. Bekiyse, kahverengi niformann kendisini ele veriine kahrlanarak, kimliini gizleyememenin skntsyla ka altndan izlemiti olup bitenleri; le gibi kokan bu kei sakallnn kye geliini muhtara hemen bildirmekle bildirmemek arasnda kilitlenip kalmt. Tam o srada, herkes bir szn eiindeyken, ayn yudumlayp sigarasn ateleyen Nuri; "Bizim ocuklar nasl Baki?" demiti bekiye.

Herkes armt tabii, birbirlerine bakmlard gzlerini tepsiler gibi ldatarak. Korkuluk kkr kkr glmt, belki inat edip susmutu da. Uzayp giden sessizliin iinde, gzlerini kyllerin yzlerinde gezdirmi, meraktan biraz daha lsnler diye konumamt. Sonra yllar nce brakp gittii berber dkknm gstererek; "Beni tanmadnz m yahu," demiti, "Nuri'yim ben Nuri!" Oturanlar donmutu o an; Nuri'nin yzne bakarken ylece, ta gibi kalakalmlard. Onun o olduuna inanan yoktu ilerinde, herkes yutkunuyordu. Beki onlar orada brakp muhtara komutu hemen, koltuunda mavzeriyle yel gibi gemiti sokaklardan, duvar diplerinden ylan gibi akm ve soluk solua muhtarn avlusuna dalmt. Mavzerden frlam kurundu sanki, ya da menemen tavasnn bana ken muhtar bir an yle grmt onu. Sonra tavay elinin tersiyle itip aznda yar diri lokmayla o da komutu ky meydanna, soluk solua. Oysa Nuri, muhtar gelene dek bandan geenlerin yarsn anlatmt kyllere. "Batan anlat batan," demiti muhtar. Omuzlarndan tutup kukuyla bakmt ona. Nuri, bunca yldr neredeydin sorusunu, bilmiyorum diye yantlamt o gn. Sonra, kyllerin merakl baklaryla ikindi gneinin altnda, yava yava anlatmaya balamt. Ruhu daralm bir akam. Birdenbire derisi dar gelmi bedenine; elleri kollarna, ayaklar bacaklarna uymaz ve gzleri grmesine yetmez olmu. Gzlerini zorlayp by-tebilse, kayalklarn tesini bile grebileceini biliyormu; belki o anda gryormu da, ama bunu anlayamyormu. Sonra, kulaklar dn kepesi gibi bym birden; kedeki sandn sesini iitmi, kazma saplarmmkini de hatta, toprak testilerinkini ve sprgeninkini de. Her eyin, ama her eyin bir sesi varm artk, kimi inliyor, kimi kendi kendine bir eyler mrldanyor, kimi de alyormu. Belki glenler de varm aralarnda, olabilirmi.

Derken yamur yayor sanarak camdan birka kez bakm Nuri, dnp dnp srarla bakm... Oysa darda hibir ey yokmu, yani yamurlar hl mevsimlerin tesindeymi. Topran sesi bu, demi pencerenin dibinden, aalarn sesi, talarn, kularn. Her eyi iitebiliyorum Tanrm, kulaklarm delindi benim! Avularn duvara dayam sonra. Duvar ince ince titriyor. Sesi de var. Aman Tanrm, yayor bu duvar; insanlar, hayvanlar, bitkiler gibi yayor... Ellerini ekmi duvardan; kulandaki, tenindeki ve iindeki sesler akam karanlyla birlikte hzla oalyormu. Nuri belki sedirde sessiz sedasz oturuyor, ama ii d uultu. Bu uultu, tuhaf bir dille onu bir yerlere aryormu sanki. Evin iindeki her eye bakm tek tek. Eyalarn belleinde kendisinin nasl bir yer tuttuunu dnm; ekip gitseymi hangi izgileri, hangi sesi ve hangi duruuyla anmsarlarm onu? Bakalm anmsarlar mym sonra? Derken, kendisi eya olsaym (bir kandil szgelimi, bir sprge ya da ttn kesesi), bir insan (diyelim karsn) belleinde neleriyle gizleyebileceim sormu kendine. Ruhu daha da daralm o srada. Acl tarhana orbas piiren karsn, ocuunu ve apkasn brakarak evden km. Saatlerce yrm daha sonra; gidemem sand, lrm dedii ve yp snd ve ackp doyduu kyden uzaklatka uzaklam. inde uuldayan sesler onu itiyormu nk, ya da uzaklardan uzanan bir ey kulandan tutup ekiyormu. Bir yan armm, bir yan seviniyormu. Nasl sevinmesinmi, iinde biriken uzaklara gidiyormu ite; hem de istese de istemese de gidiyormu. Att her admda klyormu bir de, damla damla eriyormu. Kelebekler uuuyormu gzlerinin nnde karanl kanatlaryla karartan, sessiz ve kk yaratklar. Hepsi kayp birer pul... Hepsi yzsz birer gz... Hepsi baka yn gsteren birer parmak ucu... Sonra klar grm uzakta, gz krpa krpa yaklayorlar. Btn gizler orada ite demi, beni aran her ey onlarn ardnda. Gel gr ki klar, burnundan ate pskrten boalara dnm sonra, srtnda

boncuklu beik tayan develere, terli atlara, kei srsne ya da ayna ykl kulara dnm. Boalardan korkmu nce; dikenli bir dzlkte, arkasna baka baka kam. Admlar ayna ykl kularm o srada, yrei uzaklarda gmleyen ayna ykl kularn yrek toplam. Derken, boalarn aslnda birer at olduunu anlam ve kamaktan vazgemi. Kat da iyi olmu bir bakma, bacaklar kendilerinin dna km biraz; hani koarken bacamzn nnde bir bacak daha grrz ya, az tede bir bacak daha, az tede bir... Sanki bacamz grnmeyen bir baca itiyordur srekli, onun brakt silik bir grnty tamamhyordur; ya da, kendini dlyordur nnde, dne eriir erimez yeniden dlyordur ve yeniden... Durup soluklanm Nuri. Atlara binesi gelmi birden, binip dalara doru kaas... Ama bir el tutmu onu. Kimin elidir, bilmiyor. Hangi akla hizmetle tuttuu da bir giz. Gene de o elin kimin eli olduunu yllar sonra zm o; kendinin-mi. Hibir zaman kprdatamad eli; iki elinin dnda. Oysa o an anlayamam onu, el el miydi o bile belli deilmi. Atlara binmemi tabii, yrm. Ky uzaklarda kalm artk, kandillerin titrek klar seilmez olmu. Toprak hzla kayyormu ayaklarnn altnda, hzla. Sonunda yle hzl kaym ki, kendini ovada bulmu hangi ovaysa... Orada sessizlik karanlk kadar koyuymu. Oturup davul gibi gm-brdeyen yrek atlarn dinlemi bir sre. O srada bir yldz dm, kim bilir nereye? Oturduu yerden kalkm Nuri, pamuk fslts yumuaklnda '62irka adm atm gecenin kalbine doru. O zaman anlam btn gerei; ne yryormu, ne duruyor. Yryorum dedii, durmann ta kendisiymi. D gibi bir ey yani... Koarsn koarsn da varamazsn hani; iindeki umut, varamadn kadar byr. Sen bakarsn ltyla. leriye uzanrsn (uzanmak istiyorsun yalnzca), uzandka da kollarn uzar babam uzar... Gene de boluu avularsn hep; dn d yapan boluu...

Nuri gitgide kaybolmu karanlkta; az nce grdm sand, hani o ata, deveye ya da ayna ykl kulara dnen klarsa hl uzaktaym. imdi, soluk alp veren, ama gzle grlmeyen yaratklar varm evresinde; zillerini krdatarak durup dinlenmeden dnyorlarm. Onu bir eye inandrmak iin yava yava yumuatyorlarm sanki, yava yava ruhuna girip gzlerini, ayaklarm ve ellerini ele geiriyorlarm. Sonra Nuri'yi aralarna alp kvrlan kuma hrtlar, davul gmbrtleri ve anlalmaz haykrlarla yrmeye balamlar. Artk durduu anlarda bile gidiyormu Nuri, o gittike kalabaln sevin lklar artyor, gece kocaman bir esneyile onlar yutuyormu. Belki de, artk lmm Nuri; cehennem algclarnn arasmdaym. Kim bilir nereye gtryorlarm onu; hangi eyann belleinde hangi izleri brakacakm bakalm? Krein ucuna gre krek sapnn sap m olacakm kollar, bedeni ky tarihinden yontulmu bir kprt m topran geleceinde, bilmiyormu... Bir yerden sonra nereye gtrldn de bilememi. Sapsar bir deniz anmsyormu, iine evler kurulmu, p-l, yal, balk ve insan iskeletleriyle dolu, gllersiz, gl-lersiz, karadka kararan, kokan, durup dinlenmeden kokan ve srar sars, stelik kanl m kanl bir deniz... O denizi gemiler hep birlikte; ama ka ylda bilinmiyor ve neyle? lde, bir berberin glgeliine ulamlar sonra. Orada, tra olmak iin bekleyen iki adam varm; biri zindan karas tespih ekermi, onun yanndaki ksa boylu, elimsiz ve dalgmm. Hatta yok gibi bir eymi ikinci adam; belki de gerekten yokmu da, orada, tespih ekenin yannda, insana benzeyen tuhaf bir boluk varm. Nuri, berberin baklar altnda o bolua oturmu ite, sessizce beklemeye balam... Bu arada, doldurduu boluun (artk kim bimi-se) tam da bedenine uyduunu dnyormu. Sonra uzun boylu bir adam daha gelmi glgelie, berber, elindeki makasn ucunu bir an iin havaya dikip boluun karnn

deercesine kaldrarak, "Ho geldin beyim," demi ona. Hatta be on dakika geince de, "Hl roman yazyor musun?" diye sormu. "Yazyorum," demi teki. Bir daha da konumam, ylece oturup aynann stndeki gvercin resmine bakm. Gel gr ki, o adam resme baktka Nu ri'nin sa sakal uzamaya balam. Bu yzden midir nedir, berber onu zindan karas tespih eken adamdan nce arm traa. Nuri, aynalarn iine kurulup oturmu hemen. Berber gnlerce makas klatm salarnda, rakla birlikte evresinde dnm durmu. Davul gmbrtleri uzaklarda yanklanrm bu srada, kuma hrtlar ayaklarnn dibine ydrm. Scakm stelik, gne daha yakndaym sanki ve kusuzmu gkyz, yani mavisi eksikmi kular kadar. Hani yaayan birka kii ban kaldrp arada bir gkyzne bakmasa mavi diye bir ey kalmayacak, her yer zifiri karanla batacakm. Zaman kim bilir ne zamanm; artk berber yorulmu. nk Nuri'nin salar kesildike uzarm. Aslnda o da yorulmu krtlar dinleye dinleye ve bakm olaca yok, koltuktan anszn kalkp aynadan km. Denizdeymi gene; o sar denizde. Deniz ln dy-m belki, ya da l denizin; bilmiyor. Yryormu tabii; nk uzaktaki klar (yani o ayna ykl kular) hl a-ryormu onu gz krpa krpa. Sular enesine doru ykse-liyormu bir yandan da, dalgalanyormu. Bu srada, deniz evlerinin pencerelerinden insanlar bakyormu; susa susa azlar yzlerinden silinmi ve yalnzca gz biimine dnm kapkara ve uzak insanlar. Nuri'yse kanl dalgalarn arasnda; stelik yzme bilmiyor. Denizin yutma tutkusuyla bouuyor srekli, yani kendi bedeninin arlyla. Derken, akamm; sulu bir akam ve ay incecik bir gm yamuru, isil isil... Denizdeki kan artk kokusuyla tanmlyor kendini, su derinlii ve serinliiyle. Her ey sudaki grntsyle yayor bir bakma, aalar suda, dalar, allklar suda ve gkyz yldzlaryla... Nuri de suda.

Yorgun. Srkleniyor ylece. Sonra sakz kvamnda ve uzun bir uyku kyor stne; nice masal varsa onlardaki uyku toplam kadar derin ve lme yakn bir uyku... Ne zaman uyandn anmsamyor Nuri; gzlerini atnda kendini mermer kapl kocaman bir binann iinde bulmu. Tavanda klar yanyormu renk renk, gene de mumlar varm duvar diplerinde, kandiller varm. Ama birer ssm onlar, satklar kla deil yalnzca grntleriyle ie yaryorlarm. Bir dnemin ansna yaklmlar sanki, ya da gemiten kopulmadn gelecee gstermek iin. Nuri'yse ortada, srekli oynuyormu. Parmaklarnda ziller... Ondan baka kimse yok binada, gene de kuma hrtlar dolayor evrede, grnmeyen yaratklarn soluk alp verileri duyuluyor. Nuri, onlarn kendini izlediklerini biliyor, nk arada bir o kalalarn kvrp zillerini klattka alklyorlar. O srada, durup dinlenmeden nasl oynayabildiini dnyormu Nuri; oyun bilmezmi ki o. Kendi dnnde bile gzlerini zurnacnn baygn gzlerine yalvarrcasna dikip ellerini yle bir klatm, o kadar. Belki de, demi bunlar dnnce, beni izleyen bu grnmez yaratklar hi oyun bilmiyor da benim her hareketimi bir oyun sanyorlar. Derken anlam, evet anlam; aslnda oyun oynuyorum diye harman savuruyormu o, ekin biiyormu trpanla, eee biniyormu, odun kesiyormu, ya da topraa oturup gnee bakyormu... Ky anmsam o srada; demek, demi, yaadklarmn hepsi bir oyundu. Demek, insan ne yapsa bir oyunun iinde... Demek, ben kyde de oyun oynamm; ocuklarm dverek hem de, karm severek, hasta koyunlar keserek, meyveleri devirerek, doanm yaatp lenimi gmerek, topra srerek sonra, kulara bakarak, kylleri tra ederek ya da, merhaba diyerek muhtara, oy vererek, kahvede oturarak... Gn gelmi, mermer kapl kocaman binadaki klar snm tek tek; geride, pr pr titreyen mumlarla l kandiller

den ve Nuri'nin zil krtlarndan baka bir ey kalmam... Dnm ite o an... Dursam, demi; k diye son vuruunu yapsam zillerin, ne olur ki? Grnmeyen seyircilerim grnmeye mi balar gzme, her eyin tesini mi grrm birden, ne olurum, lr mym? Dnce insann iine dnce, yolun yars tamam. Yani varlr bir yere, nceki noktada deilsindir artk ve dnemezsin. Dnsen de, eksik. Zilleri, kesilmi trnak gibi frlatp atm parmaklarndan. Pencerelere komu hemen, dardaki kavurucu gnei grm. Sonra, evleri... Sokaklar insan ve hayvan iskeletle-riyle doluymu; evlerin kaplarnda, pencerelerinde rmcek alar. atlarsa silme ku kemii; rzgr estike savruluyor kimi zaman, havada kemik tozlar uuuyor... Sokaklar pssz; soluk alp veren bir tek canl yok ve kokular, birbirine karan akl almaz kokular, scan etkisiyle duman duman ttyor. Dar km Nuri. Erimi naylon ynlarnn ve tespih sellerinin arasnda yrye yrye sokaklarda dolam bir sre. Kei ayaklar taklm ayana, tavan kuyruklar, fesler ve kedi iskeletleri. Orada, o insann insan iin ila diye arand yerde, o kokumu plk deryasnda, o insana rpertilerden rperti veren l karmaada ne kadar yrdn bilmiyor Nuri; hi bilememi de zaten. Ama hep yrm... Ufukta ayna ykl kular gryormu nk, onlara ulatnda kendini bulacana ve kurtulacana inanyor-mu. Kularsa, aynalarnda binbir grntyle kanat rpa rpa uzaklara doru uuyorlarm. Ku akl ite, oysa varmaya altklar btn uzaklar o anda aynalarmdaym... Daha sonra Nuri, usuz bucaksz bir bozkrda grm kendini. Derken bir ormana girmi; kendi kendini oaltan yemyeil bir dev'e. amlarn ii birbirine dolanan ylan s-lklaryla doluymu, karanlklar tuhaf seslerle ve gzn eriemedii her yer kprtlarla. Nuri hangi yne gideceini, bu yeil kbustan nasl kurtulacan bilemiyormu. O srada bir adam grm; karanln amlar yuttuu yerde. Adam yorgun mu yorgun, bir uvala srtn dayam, burnunun ucunda yal bir hrlt bulutu,

ylece oturuyor. Topraa bakyor srekli ve baktka yz yznden kopup topraa doru akyor sanki; yerden bir kar havada ikinci bir yz oluuyor. "ayn soudu muhtar," dedi Nuri. rperdi muhtar, ban hzla evirip sanda oturan Nuri'ye bakt. Nuri yzn elleriyle kapam, kkr kkr glyordu. Muhtar, onun neden gldn anlayamamt; biraz ac biraz fkeli, gzlerini krpmadan dimdik bakyordu. Sonra bakmaktan vazgeip nne dnd ve bir kez daha rperdi. ay barda yoktu. 12 Aradan uzunca bir sre gemesine karn, jilet almaya giden rak hl dnmemiti. Koltuktaki adam sabrszlanmaya balamt artk, ikide bir sabunlu yzn evirip caddeye bakyordu. Oysa orada, homurtuyla gelip geen rengrenk otomobil srsnden baka grebilecei bir ey yoktu. Nedense kaldrmlar dolduran insanlar gitgide azalm, sonrada hep birlikte gzden kaybolmulard. "Eskiden usturaya jilet taklmazd," dedi; "masatta bile-nirdi." Berber yant vermedi. Yanmdaki sandalyede dkkna yeni gelmi bir mteri gibi oturuyor, ara sra gzlerini kaydrp aynaya bakyordu. nanlmayacak kadar sakindi; jilet almaya giden ra bile unutmutu sanki, sorsam kesinlikle anmsamayacakt. "Ya da," dedi koltuktaki adam, "tezghn bir kesine ivilenmi kalnca bir kay olur, ustura onda bilenirdi hlaya hlaya..." Berber gene sustu. yle derin sustu ki, adam bir daha azn aamad. Caddeye birka kez bakt belki, birka kez oflayp puflad. Sonra bir arlk kt stne, ban koltuun arkasna yaslad ve zindan karas tespihini yava yava ekmeye balad. Ne var ki pek uzun srmedi bu, krtlar giderek seyreldi, aksad ve sustu. Berberle gz gze gelmitik. Bir an, ikimizin iinden de ayn eylerin getiini dndm.

"Uyudu mu," dedim fsltyla. "Sanrm uyudu," dedi berber, "artk burada deil." 13 Dede Musa, tahta bacan yorgun bir kan oku gibi uzatm, nnde bir kucak sakalla alacakaranlkta oturuyordu. Muhtar onun sesini iitene dek eiin arkasnda, msr koanlarnn yannda bekledi. Sonra buday uvallarna tutuna tutuna karanla doru yrd. Dede, yzyle onu izliyordu. "Olup bitenleri duydun mu," dedi muhtar. "Duydum," dedi Dede yutkunarak, "Gvercin kaybolmu." Muhtar ellerini dizlerinin stne koymu, Dede'nin kararm gz ukurlarna bakyordu. "Akl danmaya geldim ben," dedi eriyen sesiyle. "Doksanlk bir krden mi?" "Evet." "Demek bu kadar aresizsin?" Muhtar ellerini at. "aresizim," dedi, "hem de ok aresizim." Dede homurdand, ama ne dedii pek anlalmad. Muhtarn aresizlii sakalna bulam gibi ikide bir svazlyordu. "Sence Gvercin'e n'oldu?" "Bilemiyorum," dedi muhtar, "ya ban alp gitti ya da karld. Mustafa'yla Ramazan' evre kylere saldm geri, sorup soruturuyorlar." Dede glmsedi. Muhtar ykan bir glmseyiti bu, ne anlama geldii belirsizdi. "Sen Aynal Fatma'y bilir misin?" "Adn bilirim," diye yantlad muhtar, "ocukluumda duymutum." Dede durgunlat birden, yz yava yava karard. "Aynal Fatma aynal bir kutur," dedi giderek uzaklaan sesiyle; "ola ki Gvercin onun aynasmdadr..." Muhtar armt. Gzlerini Dede'nin yzne dikmi, onun bunayp bunamadm dnyor, ama bir trl karar veremiyordu. "Aynal Fatma aynal bir kutur," diye tekrarlad Dede; "ben de bilmem onu... Hi grmemiimdir. Gene de gzleri iki tas

pekmez gibi hep aklmdadr. Zaten geride bir gzlerini brakmtr, bir de ba evini. imdilerde yklm mdr bilmem, yukarda, kayalklarn dibindeydi. Kimse girmezdi oraya, giremezdi. Lnetli mi sanlrd, yoksa kutsal m bilemiyorum. Belki bu nedenlerin ikisi de vard... nk, sylendiine gre Aynal Fatma hem orospu hem de evliyay-m. Kurtulu yllarnda asker kaaklar taburlar halinde ge-ermi bacaklarnn arasndan; birliinden firar eden, birliine dnen, ya da etelere katlmak iin souk gecelerde dalara doru giden her asker ellerini onun memelerinde strm. Anasym onlarn, kars, bacs, srdaym. Kaanla birlikte firar verilirmi nk, yakalananla gtrlr, lenle lrm... Hele altn dili Asker Hamdi'yi o ba evine bir kapat varm ki, dillere destan... Asker Hamdi dedikleri tek bana bir blk asker; ayana ark dikmek iin bir kzn derisi ya yeter ya yetmez. Onun gittii dgnlerde alar perian... Hamdi nne ylan pilav dana ift elle saldryor nk, hoaflar tasla iiyor. Karn sokaklarda yuvarlanan kocaman bir davul... Ne var ki Fatma'nn diilii Hamdi'nin iriliinden daha hzl yaylyor kylere. Hamdi bir konuuluyorsa Fatma bin konuuluyor. Bu yzden bir kskanlk douyor aralarnda, biraz da bilir bilmezlerce alttan alta kkrtlyor. Artk birbirlerini kolluyorlar; ayr ayr yerlerde, gn gelecek diyorlar, el mi yaman bey mi anlalacak. Sonunda beklenen gn geliyor; belki bir tenhada, belki de bir kalabalkta karlayorlar. Aynal Fatma ksraka bakyor bakmaz gibi... Asker Hamdi de byk burup glyor, ama gl ipek bir haner... Derken, kim kimi gtrdyse artk, o ba evine kapanyorlar. Kye, uzun ve merakl bir bekleyi kyor. eride olup bitenler bir sr; seviiyorlar m dvyorlar m bilinmiyor. lklar iitiliyor arada bir, yalvarlar szyor duvarlardan, kahkahalar tayor. Gene de kimse ba evinin kapsna dokunamyor. nk Hamdi denen herif belann psklls; adamn kolunu kanadn budayverir. Ondan sonra bir

keye bzlp lm m beklersin, yoksa kap kap dolap ekmek mi dilenirsin bilinmez. Derken bir gn, Fatma'y balarn arasnda grmler; kan ter iinde, de kalka kayalklara doru yryormu. Admlar gevekmi, kalalar dank. Gidi o gidi, bir daha da gren olmam Fatma'y. Kimine gre muhacir kylerinden birine yerleip eli tespihli, dizi seccadeli bir tvbekar olmu; kimine greyse Kurtulu yllarnda askerlere yapt hizmetten dolay meleklerce gtrlm. Belki de Tanr katnda, yeil bir sedirde oturu-yormu... Olur mu olur; onca asker yaama sevincini onun kasklarnda buldu ne de olsa, bacaklarnn arasndan geenler cephede daha istekli savatlar geride kalan vatann gzelliini ve scakln dnerek. Asker Hamdi'yi de obanlar bulmu ba evinde. Kaputunun stnde yatyormu. Postallar hl ayanda... Yz ehvetin ltsna boulmuken dnvermi... Srtlayp getirmiler kye, dokuz karsyla bir blk ocuunun nne kaskat uzatmlar. O srada iki asker gelmi nereden geldiyse, Hamdi'yi istemiler kylden, saklamayn, demiler. Oysa Hamdi, avlunun ortasnda upuzun yatyor; l. l, ama gene de kaak ite, aranyor. Zamann muhtar bir at arabas hazrlam askerlere; Hamdi'yi yklemiler. Aynal Fatma'nn ksraklna benzeyen iki at ekmi arabay... Aradan birka ay ya gemi ya gememi, muhtara, Asker Hamdi'nin cephede vuruurken ehit dtn bildiren bir yaz gelmi. Herkes arm tabii, kafalarda bir Hamdi bulankl balam. imdi o bulanklk bende sryor... Cephede ehit den Hamdi Hamdi'yse, Fatma'nn diiliini snger gibi emip bitiren Hamdi kimdi diyorum... Yoksa o Hamdi, cephedeki Hamdi'nin Fatma'nn aynasna vuran grnts myd? Fatma nereye gitti peki, nerede yaland, nerede ld? Gel gr ki bu sorularn hibirine yant bulamyorum muhtar... Yllardr bulamyorum. stersen sana baka bir soru soraym. Dokuz karsndan bir avlu dolusu ocuu varm Hamdi'nin... Sence kim onlar?"

Muhtar yavaa kalkp Dede Musa'ya yant vermeden yrd. Avluya ktnda titriyordu. "Lanet olsun," diye homurdand, "lanet olsun!" 14 Muhtarn kars ayak seslerini iitince ban kaldrp bakt. "Sen misin," dedi o olduunu bile bile, "lmden geliyor gibisin... Hi haber yok mu Gvercfn'den?" Avlu kaps gcrdad bu srada, dnp baktlar; bekiydi. Soluk solua muhtara doru kotu. "Ne var ne yok," dedi muhtar. "O, kyde." "Kim, Gvercin mi?" diye sordu kadm. "Karma sen," dedi muhtar, "gir ieri!" Avlu kapsna yrd. Beki de arkasndan. "Nerde imdi?" "Evde, pencerenin dibinde oturuyor." "Ne yapt bugn, izledin mi?" "Hep oturdu." "insan otururken bir ey yapamaz m?" "Elinde ktlar vard." "Nasl ktlar?" Beki, elinin birini bolua uzatt. Ktlar tanmlayacakt, ama ard, nasl tanmlanabilir diye dnd sonra ve havaya tuhaf eyler izdi. "Ktlar," dedi yutkunarak. "Ktlar unutma," dedi muhtar, "aklnn bir kesine yaz!" Beki ban sallad. Yava yava ken akam karanlnda, ky meydanna doru yryorlard. Sokaklar kayalklardan inip gelen an sesleri doldurmutu, srlerin dnmesini bekleyen kadnlar avlu kaplarnn nne km kendi aralarnda konuuyorlard. Muhtarla beki geerken susuyorlard nedense, birbirlerini unutup kayalklara bakyorlard. Muhtarlk odasnn nne vardklarnda muhtarn yz karmakarkt. "Biliyor musun?" diye mrldand birden. "Bilmiyorum," dedi beki. "Bu kyly sayarak teslim etmediler bize!"

Beki armt. Muhtarn ne demek istediini anlamadan, dalgn dalgn ky meydanna bakt. Birbirine karan koyun srleri ortal toza dumana bomutu. Birka ocuk ince lklar atarak koyunlara binmeye alyordu. "Asker Hamdi'yi bilir misin sen," dedi muhtar. "Adn duymuum." "Nasl biri?" "Burma bykl." Gld muhtar; glesi deildi, ama kendini tutamad. Her sorunun yant yllar nce hazrlanp insan aklnn bir kesinde bekletiliyormu gibi geldi ona. "Demek burma bykl?" Beki ban sallad. Muhtar, hl glmseyen gzleriyle onun byksz yzne bakyordu. "Peki," dedi, "sana bir soru soraym yleyse. Hi dndn m, o koskoca Asker Hamdi'nin, yani dokuz karsnn koynunu bir gece bile bo brakmayan o burma bykl herifin ocuklar kimdir bu kyde?" Beki ararak bakt muhtara. imdiye dek hi dnmemiti bunu. Bir sre ylece, hi kprdamadan durdu. Sonra, karanlkta eriyen evlere evirdi yzn, kaplar, pencereleri tek tek szd. "Geldiler," dedi muhtar. Ky meydanna iki atl girmiti. Karanlkta beyaz kelebek gibi uuan birka topuk aceleyle yaklarken nal sesleri rzgra kaplp arada bir uzaklayordu. Yaklaan grntyle uzaklaan ses arasnda skp kalm iki atl hayaletiydiler sanki, hi gelmeyecek, orada, ilk grldkleri noktada koup duracaklard. Gene de, belki saatler sonra, muhtarlk odasnn nne gelip durdular. "Konuun," dedi muhtar. "Her yere baktk," diye soludu atn stndeki karaltlar. "Evet?" "Ne gren var, ne bilen."

Muhtar, defolun anlamnda elini sallad. Atllar havaya scak bir ter kokusu saarak geri dnd hemen, pencerelerden szan kandil klarn kra dke karanla kartlar. Muhtar hl onlarn geldiine ve byle bir haber verip gittiklerine inanamyordu. D gibi, diyordu iinden, gelmediler sanki. Belki de gerekten gelmediler; ben dndm onlar, dledim. Ne biri Ramazan'd, ne teki Mustafa... Beki dikildii yerde hi kprdamadan karanla bakyordu. Derken, muhtarn beklemedii bir anda; "Gvercin de kayboldu," dedi iini ekerek, "Asker Hamdi'nin ocuklar gibi..." "Kapa eneni," diye homurdad muhtar, "kayboldu deme bana! Hem, Asker Hamdi'nin kendisi var myd bakalm?" Sustular. Bekinin kafas karmak zereydi. "Belki sen bile yoksun," dedi muhtar daha da fkelenerek. Beki sarsld. Artk kafas karmt. Sa elinin ayasyla mavzere dokundu yavaa; serindi. Derin bir soluk ald. Kendi varlndan kuku duymas gcne gitmiti aslnda, biraz da komik bulmutu ki belli belirsiz glmsyordu. Oysa bu durum muhtarn hi houna gitmemiti. "Yok olmaktan zevk alrm gibi srtma karmda," diye kt ona; "git Cennet'in olunu gzetle! Bak bakalm karanl frsat bilip evden kacak m, kacaksa nereye gidecek? Beki yrd. Birka saat sonra karanlk bir saak altna dikilmi, Cennet'in olunu gzetliyordu. Soluk alp verilerini ertelemiti kimi zaman, yalnzca gz kesilmiti; imdi gene yle, kirpiklerini krpmadan sinsi sinsi bakyordu. Cennet'in olu st kattaki odalarn birindeydi, kandili pencerenin nne koymu olmalyd ki, kendisi grnmese de glgesi gerideki duvara vuruyordu. Eilip doruluyordu arada bir, devle-ip tavana doru uzuyordu. Birka kez, kala gz arasnda kayboldu sonra, duvar uzun sre, toprak bir ayna gibi bo kald. Derken, kucanda bir deste ktla geldi Cennet'in olu, pencerenin dibine oturup yazmaya

balad. O yazdka uzad gece, bsbtn koyulat. kide bir ban kaldrp dardaki karanla bakyordu. Saak altnda dikilen bekiyi grmt sanki; onun duvara yaslann, gizli gizli sigara iiini, kimi zaman da yzn evirip saa sola bakm izliyordu. Beki ayak deitirdi. Byyen bir tedirginlik vard iinde; gzetlerken gzetlenmenin tedirginlii... Bunu dnr dnmez yorulmutu, mavzeri duvara dayayp usulca kt. O srada ky derin bir sessizlie gmld nedense, yok gibi. Tketilmi gibi ya da, yasana yasana. Beki kimseyi dnmyordu artk, anszn, ucu dibi bilinmez bir bolua kaymt. Her eyi brakp gidiyordu sanki buralardan, dnmeyecekti. Elleri yoktu. Ayaklar sonra, burnu. Rzgr hafif hafif esmese belki teni de olmayacakt. Belki de uuyordu imdi, az sonra bir yere dp orada kalacak ve derin bir uykuya dalacakt. Gzlerini ne zaman aacakt kim bilir, atnda mermer kapl kocaman bir binada m bulacakt kendini, parmanda zillerle? evresinde fsltl bir kalabalk... Cngl Nuri'yle beslenmi bir karnca srs izi gibi silik, uultulu ve karanlk. lerinde kimler yok ki? En nde muhtar; sanda Ramazan, solunda Mustafa. Ramazan Ramazan deil Ferik Ekya belki de, Mustafa Mustafa deil Asker Hamdi gzlerindeki Fatma'yla... Derken bir ba evi, Fatma'nn duruuna yklm... Asker kaaklarnn eli mav-zerli, yorgun korkular... Ama Hamdi'nin dokuz karsyla bir avlu dolusu ocuu ortada yok. "Ne var ne yok?" Irkildi beki, muhtarn nereden ktn anlayamamt. "Bir ey yok," dedi. "Cennet'in olu?" "Dar kmad, evinde." Ban sallad muhtar. Sonra anszn Cennet'in evine doru yrd. Beki bu ani davran karsnda ne yapacan arm, bir yandan muhtar izliyor, bir yandan da onun gerek muhtar olup olmadn dnyordu. nk ona gre, olup bitenler hi de mantkl eyler deildi. Bunlar bir deli dne benziyordu daha ok, bir oyuna, belki de bir lgnla dnyordu. yle ki, mavzeri nasl tutmas gerektiini bile kestiremiyordu beki, kimi zaman omzuna asyor, kimi de eline

alyordu. Kapya varp dayandklarnda, gece damlar srkleye srkleye arkalarndan gelmiti sanki; karanla batm bir kyle kap arasnda skp kalmlard. Artk yle bir noktaya gelmilerdi ki, dnmek yle dursun, bunu dnmek bile mmkn deildi. Bu yzden muhtar, istemeye istemeye yumruklad kapy; gmbrtler kyn teki ucuna dek yayld ve bekiye yle geldi ki, ky karanln iinden dorulup her eyiyle onlara bakt. Minderlerinde uyuklayan ihtiyarlar rperdi belki, ocuklar srad ya da btn bunlar olmadysa bile kimi hayvanlar ahrlarda kulaklarn dikip tepitiler. Sonra tkrtlar geldi ieriden, yal bir kandil Cennet'in glgesini duvarlara arpa arpa yaklat. "Kim o?" "Benim, a!" Usulca ald kap; Cennet, bartsnden taan bembeyaz salaryla eikte dikiliyordu. "Ne var?" Muhtar susup Cennet'in plak ayaklarna bakt bir sre. "Kz nerde?" "Kim?" "Kz!" Cennet'in yz uzaklardan, karanlkta parlayan mavzeri szyordu. Ama muhtarn sabr tkenmiti, onu kenara itip ieri dald. Beki de arkasndan. Alacakaranlk merdivenleri birlikte ktlar. Cennet'in olu odann kapsna km onlar bekliyordu. "Gvercin nerde," diye bard muhtar. Delikanl ylece bakt. "Syle, nereye kardn?" "Kimseyi karmadm ben." Muhtar odaya dalp sedirdeki ktlara doru yrd. Tek tek bakt hepsine, altst etti, kimisini kandilin na tutup uzun uzun inceledi. "Bunlar ne," diye sordu sonra. "Mektup," dedi Cennet'in olu.

Muhtar onu iitmemiti sanki, elinde ktlarla tpk bir uyurgezer gibi odann iinde o keden o keye gidip geli yordu. Beki kararszd, onun peinden yrmyordu, ama dikildii noktada durduu da sylenemezdi. Yarm admlarla yava yava bir daire izmeye balamt. Odann ortasnda yalnzca onun grebildii tuhaf bir nesne vard da evresinde dolayordu sanki. Cennet'in olu srtn kap pervazna dayam, olup bitenleri izliyordu. Bu haliyle oyuna katlmak iin sra bekleyen uysal bir oyuncuya benziyordu. Derken muhtar, hzl admlarla kapdan kp teki odalara dald; nemli karanlklara, nohut uvallarnn arkasna, merdiven altna, ambara, tahta dolaplarn iine tek tek bakt. "Onu muhtarlk odasna gtr," dedi bekiye. Cennet'in olu sessizce mavzerin nnden yrd. Anas titreyen bacaklaryla merdiveni km, onlara bakyordu. Barts elindeydi ve eteiyle birlikte uuan salaryla Cennet'ten ok bir melee benziyordu o anda. Bu yzden susuyordu belki de, azn ap tek hece konuamyordu. "Bana bak Cennet kadn," dedi muhtar merdivenin banda birdenbire durarak; "bir bildiin varsa imdi syle derim ben. nk sabaha ge kalabilirsin. unu da unutma ki, yeryznde gecikmiliin ilac yoktur." "Ne bildiim olacak," dedi kadn. "Vardr vardr, hele sen dn. Bildiin yoksa sezdiin vardr elbet, anasn." "Yok," dedi Cennet, "sezdiim de yok; brak olumun yakasn!" Muhtar basamaklar inmeye balamt. Cennet elindeki kandili yere brakp oraca oturmu, merdivenden aaya bakyordu. "aresizlik '67zlerini kr etmi senin," diye mrldand. Kalkt sonra, titreye titreye tahta demeleri yryp ardaa kt. Karanlkta ky meydann arad gzleriyle, ky arad ev ev, sokak sokak ve her yeri grp dokunmak, hatta kucaklamak istedi. Ama yeryznde zifiri karanlktan baka bir ey

grnmyordu. Ellerini bolua uzatp birka adm daha att. "Belki de," dedi kendi kendine, "ky hl yerinde de ben yerimde deilim artk." 15 Berber, gzlerini dikmi koltuktaki adama bakyordu. "Kim bilir kanc uykusunda," dedi fsltyla. Yant vermedim. Birinin uykuya dalmas dkkndaki sessizlii derinletirmiti; makaslardan usturalara, pudra ve parfm kutularna, kolonya ielerine, fralardan havlulara, duvarlara, hatta ofbendeki suya kadar her ey yle ya da byle biraz uykuluydu. "Belki rya da gryor," dedi berber. Ksa bir sessizlik oldu sonra. Hangimizden doduu bilinmeyen bir ey, dkkn iindekilerle birlikte avularna hapsedip brakt. Soluk solua kalm, gz ucuyla yanmda oturan berbere bakyordum. "Belki rya da gryor," dedi berber. Bunu ikinci kez syleyip sylemediinden emin deildim, zaman ikimizi ayr ayr kuatyordu sanki. "Evet," dedim gene de, "belki rya gryor. Ama uyandnda anmsayabilecek mi bakalm?" 16 Kap alr almaz beki ayaa kalkmt, ama Cennet'in olu duvar dibindeki sandalyede, ieriye dolan fkeyi umursamadan ylece oturuyordu. "Kalk lan!" diye kkredi beki. Cennet'in olu kalkarken muhtar oturdu. Arkasna yaslanp sustu bir sre. Sessizliinin oday doldurup karsnda dikilen delikanlnn yreine dek dayanmasn istiyordu. Mektuplar masann stnde, dirseinin hemen birka parmak tesindeydi. Birer delildi onlar; geri neyin delili olduklarn bilmiyordu henz, hele bir okusun, renecekti. Ne yaptnn farkna varamadan bir sigara yakp ilk nefesi ekmiti ki, kaln kaim ksrd. nce, yaratt sessizlii byle hesapszca bozduu iin fkelendi kendine, sonra vazgeti; olsundu, belki ksrmesi de gerekiyordu sessizliin kendinden

yayldn kantlamak iin. Hem, bekiyle birlikte Cennet'in olu da gzlerini ona dikmiti ksrr-ken; bir ey sylenecek mi diye beklemi, ardndan da, hibir ey iitememenin skntsna dmt. Bir bakma, izgileri silinmi darack bir boluktu o sknt, insan bsbtn bomasa da geici olarak afallatabilirdi. Muhtar, sessizlikten yontulmu bir Tanr heykeli gibi masada hi kprdamadan otururken, beki gitgide acmasz bir bekiye dnmt. Orada, Cennet'in olunun bir adm gerisinde dikilmek onu piiriyordu sanki, bedeni zamann en kk diliminden en kk dilimine akarken yava yava katlayordu. Deiik giysilerle, deiik muhtarlar ve deiik adlarla binlerce yldan bu yana ayn noktada dikiliyordu belki de, artk o noktann ocuuydu ve talamt. Sonunda, muhtar yutkunarak Cennet'in oluna dnd. "Kz ne yaptn," dedi son kez sorarcasna. Cennet'in olu, "Deli misiniz nesiniz," diye mrldand, "benim onunla hibir ilgim yok!" Muhtar sinsi sinsi gld, daha dorusu gldn dnd, iinde kabaran vurup krma isteini bylece gizlediini... Oysa yz az nceki kadar kprtsz ve askt. Bir sre sonra bunun ayrmna vardnda, parmayla yanma ard Cennet'in olunu; masann stndeki mektuplar bir yerden bir yere aktararak tek tek gsterdi. "Bunlar ne?" "Mektup." "Onu ben de biliyorum, kime?" "Hi kimseye!" Yz kpkrmz kesildi muhtarn, bir an ne yapacan bilemeden sana soluna bakt, titreyen ellerini yeleinin cebine sokup kard. Sonra alt dudan dileyerek ban sallad ve nndeki mektuplardan birini okumaya balad. Ardndan bir bakasna geti, derken bir bakasna... Btn mektuplarn kenar ieklerle sslenmiti; dallar, tpk bir ylan gibi kvrla kvrla kelere doru akyordu. Kimi mektuplarn sonunda da gagasna zarf tututurulmu ku resimleri vard. Her seferinde kularn

uu ynleri deiiyordu, birbirlerine aynaydlar sanki. Ama muhtar onlarn ters grntsn henz fark etmemiti, akl fikri kargack burgack yazlardayd. Sayfalarda, ak ykl iki hamaldan sz ediliyordu srekli, akn sakssndan, glgesinden, kr ieklerinin nereye yrdnden, aklarn lm lmlerinden ok sonra kabulleniinden ve bu nedenle insanlarn l ak hamal olduundan sz ediliyordu. Ama onca sevince, onca kedere ve kaygya karn cmlelerin hibirinde kzn ad gemiyordu. Muhtarn kafas karmakark olmutu. "Sen mi yazdn bunlar?" "Ben yazdm," dedi Cennet'in olu. "Bok sen yazdn!" diye bard muhtar, "bunca sz dzecek kafa sende ne arar? Kime yazldlar sen onu syle bana!" "Hi kimseye!" Muhtar yerinden kalkp pencereye yrd. Mektuplar tiksintiyle masann stnde brakmt. Ardna bile bakmadan, onlardan sessizce uzaklayor, hatta kayor gibiydi. Hibir eye yaklamak istemiyordu artk, hibir eyi grmek ve dokunmak istemiyordu. Oysa pencereye oktan yaklap perdeyi aralamt. "Hi kimseye," diye dnd karanla bakarken, "hi kimseye..." Belleinde yarm yamalak da olsa, tanmad, grmedii birini canlandrmaya alt. Ama ne yaparsa yapsn, yarataca kiinin yz izgilerini netletiremiyordu. "Bana bak," dedi hzla geri dnerek, "genliin ne demek olduunu bilirim ben... Anamn karnndan sakall kmadm herhalde, deil mi? Bir insan sevmek istemese de, genlii sever. Sen de sevmisindir belki, sevme demiyorum, demiyorum ama adabyla yapn u ii! amur gibi yznze gznze bulatrmayn! O donu boklu anan Re-it'e ka kez gnderdin de kzn vermedi sana? Bir kerecik olsun gnderdin mi ha, syle? Diyelim gndermedin, diyelim cenk heveslisi bir hdk seni bir keye ekip kulana gvurluk fledi ve sen tutup kz kardn. Genlik bu dedik ya, her ey olur! Ama imdi olan oldu, len

ld... Kzn yerini syle bana, syle ki babasyla konuup ii tatlya balayalm. Nerde kz?" Susuyordu Cennet'in olu. yle derin susuyordu ki, sessizlii muhtarlk odasnn duvarlarndan szp dar tayor, ky meydannda gndzden kalan ne kadar ses varsa hepsini silip geiyordu. Muhtar srtn duvara dayam onun ellerine bakyordu dik dik; apayr birer yaratktlar sanki, soluk alp veriyor, belki de bir eyler gizliyor ya da korkuyorlard. Derken, ne olduunu kimse anlayamad; muhtar danalar gibi brmeye baladnda kimse yerinde deildi zaten, kandil nce pr pr titremi, sonra da snmt. Karanlkt artk ve karanlk fkeyle savrulan yumruklardand, tekmelerden, haykrlardan ve birbirine karan svglerdendi. Bekinin apkas vard iinde, yuvarlanyor, kimi zaman bir el tarafndan yakalanyor, sonra yeniden karlyor ve ineniyordu. Onun hemen yannda Cennet'in olu emeklemeye alyordu, hkra hkra. O da yakalanyordu apka gibi, o da ineniyordu. Bu kargaann ne kadar srdn kimse bilemedi. Beki titreyen elleriyle kandili yeniden yaktnda, Cennet'in olu yerde ac ac kvranyordu. akana inen dipik darbesi yzn kana boyamt. Gzlerini glkle ap bekiye bakt bir ara, olup bitenlerin sonuna nokta koyarcasna st ste yutkundu. Devrilen sandalyeleri dzelten beki onunla gz gze gelmemeye alyordu. Darack bir meknda bunu baarabilmek olduka zordu oysa, nereye bakarsa baksn kanl bir yzle karlayor, yar l bir ift gzn grm alanndan kurtulamyor-du. Belki de bu yzden sandalyelerin yerini birka kez deitirip onlar duvarn dibine yeniden dizdi. apkasn arad sonra, sonunda kendine ait bir ayrntya dnebildii iin birazck rahatlamt. Ne var ki bu pek uzun srmedi; apka, Cennet'in olunun altndayd. Onu almakla almamak arasnda bocalad bir sre; elini atp ban kad, yutkundu, iinden binlerce ey geirdi ve parman bile oynatamadan ylece kald.

Muhtar bitkindi; ban ellerinin arasna alm, durup dinlenmeden Cennet'in olu tarafndan yaratlan hi kimseyi dnyordu. Mektuplarn ad san bilinmeyen, hatta bedeni bile olmayan bir insana yazldn kabul etmek olacak i deildi. stelik kyde, akllar bulandrmak iin yeterince yok vard; Asker Hamdi bunlarn banda geliyordu kukusuz, sonra onun bir avlu dolusu ocuu, sonra Aynal Fatma, hayalet gibi gelip geen o eri, ardndan Gvercin... imdi de bu mektuplardaki yok kmt ortaya; hem bu yok, yok olu yoktu! tekiler gibi ne ismi biliniyordu, ne cismi! Arkasna yasland muhtar; gzleri yerdeki kan lekesinde, yoksa bu kyde herkesin bir yoku mu var, diye geirdi iinden. Byle bir yargya ok daha nce varamad iin hayf-lanmt. Belki de doru dnyordu; herkesin bir yoku vard kyde, herkes kadar bir yoklar srs vard da evlere girip kyorlard insanlar gibi, kahveye oturup ay iiyor, tarlada alyor, narn glgesinde toplanyor ve lmlerde alayp dnlerde oynuyorlard. Muhtarn haberi yoktu bunlardan, hibiriyle karlamamt. Ola ki kyller byk bir titizlikle gizliyordu yoklar srsn, herkes kendi yokunu sessizce besliyordu. Bu konuda her insann kendine zg bir yntemi vard belki; szgelimi, kimi geceler boyu d yedirirken kimi ninni iiriyordu yokuna, kimi trklerle masallarla besliyordu, kimi sessizliiyle bytp sesiyle uyutuyordu, kimi de kendini yediriyordu yiyecek diye, giyecek diye kendim giydiriyordu. Cennet'in olu da mektuplarla besliyordu ite; hi kimse dedii yokunu szck szck bytyordu gizlice, iek desenleriyle kokulandrp ku resimleriyle dillendiriyordu. Kalar yaratyordu harflerden, dudaklar, gzler, salar... Anasna sezdirmeden yryler de yaratyordu belki harflerle, ad san bilinmeyen bir yok, Cennet'in evinde odadan odaya geziyordu bylece, merdiven basamaklarn trmanyordu harflerden bir trmanla, sofraya oturuyor, Cennetle birlikte orba piiriyor, tuzuna bakyor, su iiyor ve Cennet'e baka baka giderek Cennet'in kendisi ya da

dleri oluyordu. Hi kukusuz bu durumda Cennet, d diye bir bakasnn gereini yayordu; bir yokun yaamn... "Zavall Cennet," diye mrldand muhtar. Cennet'in olu uzand yerden ban kaldrm ona bakyordu. Gece yars sorgu yeniden baladnda, muhtarlk odasnn nnde karaltlar birikmiti. Akamdan bu yana avlulardan tek tek kp geliyorlard. Olup bitenler hakknda henz kimse kimseyle konumamt, sz birlii edilmie-sine herkes susuyordu. Gene de, nereden doduu ve ne dedii anlalamayan fsltlar ykseliyordu karanlk sokak aralarndan; kaim bir uultu, duvarlar, bacalar ve aalar aarak ky meydanna doru akyordu. Her karalt yalnzd ilk bakta, yapayalnzd; ama birlikteydiler. Taa, topraa ve karanla svaan yapkan bir endienin iinde, kendilerini kendilerine birbirlerinin grntsnden yanstan krk birer aynaydlar sanki, sr gibi byyorlard. ocuklaryla karlarn evde brakanlar, yzlerinde tadklar birka kiilik endieyle olduklarndan ok daha iriydiler ve her admda bir adm da evde kalanlar iin atyorlard. Muhtarlk odasnn nndeydiler imdi, sessizce kapya bakyorlard. narn gerisinden hl tek tk de olsa gelenler vard. Onlar da oturdular sonra, bedenlerini kalabaln sessizliine baladlar. lerinden biri alamaya balasa tekiler de alayacakt, ya da kalkp yrse yryecekler... Ama, kararszdlar; muhtarlk odasndan gelen haykrlara, svglere ve rpnlara kar ne yapacaklarn bilemiyorlard ve tadklar endie, kendi sessizlikleriyle ierideki grltnn birletii noktada yle hzl bymt ki ky meydanm dolduran karaltlar gitgide zift gibi koyulamt. Artk gecenin iinde bekleyen bir geceydiler. Muhtar, fkesinde boulmak zereydi o srada; bir yandan Cennet'in olunu tekmeleyip tokatlarken bir yandan da kulan

vermi kapy dinliyordu. Darda birilerinin soluk alp verdiini duyuyordu sanki; yoklar srs, diyordu iinden, ite geldiler. O byle der demez, inanlmaz bir sessizlik kyordu kapnn dna, bir bakma dars da yoklara karp bir yok oluyordu. Durdu muhtar... Gz ucuyla bekiye bakt. Beki, onun baklarndaki kaygy da yklenerek yava yava yzn kapya evirdi. O anda darda yzlerce el kprdand sanki, yzlerce trnak byk bir sabrszlkla kapy trmalamaya balad. Beki armt. Muhtarsa olup bitenlerin bir yanlsama olduunu dnyordu. Bir sigara yakt sonra, st ste emerek kapya doru yrd. Dumandan bir zrhn iinde, admlarn korkusuzca atyordu. Kandilin ondan nce ikt darya; bekleen kyllerin yzlerini, omuzlarn, apkalarn ve ellerini yalayarak narn yanma kadar uzand. Kalabalk kprdand usulca; grmeyen, duymayan ve konumayan etten kemikten bir boncuk harman gibi birbirlerine biraz daha sokulup st ste yldlar. Yzlerini kaldrp baktlar sonra, ky meydan birdenbire ldayan gzlerle doldu. Hi ummad bylesine bir grnt karsnda hafife rperen muhtar, orada bekleyenlerin yz kadar yz olsun istedi o anda, kukusuz hepsine yzlerce gzle ezerek bakacakt. Kalabal bir kpek srs gibi ivileyecekti ki bir daha toplanmasnlar byle, bir daha var olduklarndan phe edip ikide bir yok yaratmasnlar! Beki eie km, muhtarn tepesinden uykulu uykulu ky meydanna bakyordu. Eli mavzerli bir beki glgesi, eikten aarak kalabaln stne doru uzanmt. "Ne istiyorsunuz," diye bard muhtar. Kimseden t kmad. Her ey, eli mavzerli beki glge -siyle muhtar sesinin altna bzlm birbirine bakyordu. Kyller, srtlar nara dnk olmasna karn nar grdler sonra, hrtsn iittiler ve onun altndan geip yrdler belki, evlerine varp kaplar atlar, bildik kokular duyup bildik eyalara dokundular, ocuklarnn salarn okadlar ekerlenen yastklarda,

karlarna gz attlar ve geri dndler sonra, avlulardan tek tek kp ky meydannda yeniden toplandlar ve ayn gzlerle kapya bakmaya baladlar. Muhtar hl orada, eikteydi. Zaman, elinde tten sigarann ucuna arada bir dokunup dokunup geiyordu. O krmz nokta dka can alyordu kalabalktan, sndke can veriyordu. Zaman, muhtarn sigarasndan sekip kyllerin arasna kart sonra, gezine gezine ad Cennet olan karalty bulup avularna doldu. Terleyen bir ift el, serin bir dizin stnde kararszca birbirini ovdu bir sre. Bu sessiz hareketleriyle bir eyin vaktini olgunlatryorlar-d sanki ve karanlkta kanatlarn titreten iki kr sereye benziyorlard. Muhtar, sigarasn ayaklarnn dibine frlatp ezdi. Soluk alp vermekten baka hibir ses karmayan bu kalabaln kyllerden olumadn dnd bir an. Yalnzca bakyorlard ona; kulaklar bile gzd sanki, elleri, azlar gzd. Kim bilir kim, kim bilir neyle, getirip getirip yzlerce gz dkmt muhtarlk odasnn nne; insan klnda yzlerce gz... Yoklar srs nce gzleriyle gelmiti belki. Ne de olsa gz her zaman ncdr. Daha sonra, belki gene byle bir gecede, ya da kyllerden birinin daha kayplara kart berbat bir akam ayaklaryla geleceklerdir. Gz ayaa muhtatr nk, nclk grevini ou zaman ayaklarn nclyle yerine getirir. Ardndan, yoklarn kulaklar yaacaktr ky meydanna; kepe kepe, kepeleri varlklarndan kukulandran kulaklar... Beki ksrd muhtarn arkasnda. Kalabalk bu frsat bekliyormu gibi, ksre tutunarak bir adm ilerledi. arpk urpuk glgeleri nara doru biraz daha uzamt. "Beni dinle muhtar..." Beki telala sesi arad. "Cennet'im ben Cennet," dedi ayn ses, "olumu geri isterim!" Muhtar yutkundu. Sonra, kapy grltyle kapatt kyllerin suratna. 17

rak hl dnmemiti. Sabr tkenen berber, onun gitgide maymun akll olduunu syleyerek ikide bir kapya kp yola bakyordu. Yanmdaki sandalyeyle kap arasnda yuvarlanp duran bir fke topuydu sanki, sesi hzla uzaklap hzla yakmlayordu. Artk hem kapnn nnde, hem de ierideydi. Kapdaki cadde boyunca fkeyle koup gitmeye, ierideki tedirgin duruuyla kapya yeniden kmaya her an hazrd. Benimse, iki berbere ayn gzlerle bakmaktan bam dnmt. "imdi gelir nasl olsa," dedim yattrmak iin, "bouna fkeleniyorsun." "Yani bu kadar olmaz," diye homurdand. "Jilet dediin ey Fizan'da satlmyor ki, caddede yzlerce market var. u halime bak!" Elini uzatm, koltukta uyuyan yz sabunlu adam gsteriyordu. Dt duruma baklrsa yerden ge kadar haklyd, ama bunu fsltyla da olsa ona sylemek istemiyordum. Byle bir ey ran aleyhine olurdu ki, zavall ocuun, elinde jilet kutusuyla daha kapdan girer girmez tpk Cennet'in olu gibi itilip kaklmasna dayanamazdm. Ne var ki o srada berbere, haklsn demekten daha beter bir ey syledim. "Belki de rak dnmeyecek," deyiverdim durup dururken. Gzlerindeki cellat gzlerini evirip hmla yzme bakt. Oturduum yerde anszn ar bir tokat yemi gibi sarslmtm. Bir yandan da azmdan kan szn anlamn arptacak yeni dnceler aryordum. Oysa ne yapsam bou-nayd artk, berber yerinden frlayp dkknn iinde o keden o keye gidip gelmeye balamt. rann dnmeme olasl onu yle ok fkelendirmiti ki, dilerinin gcrtsn bile duyuyordum. Hi kukusuz, azna dsel bir rak alm, hrsla geveliyordu. Sonra birdenbire durdu. "Ben," dedi uurumlar fke dolu bir sesle, "ra aramaya gidiyorum, kusura bakma." 18

Cennetin olu, ertesi gn leye doru muhtarlk odasndan ktnda iki bklmd. Sendeleye sendeleye, burnunun dorultusunda yryordu. Ky meydannn ortasna ulanca, artk o noktada toparlanp kendine ekidzen vermesi gerekirmi gibi belini birazck dorulttu. Beki be on adm gerisindeydi; muhtara gre bundan byle glgesiydi onun, nereye giderse gidecekti. Belki gide gide gnn birinde Gvercin'e varabilirdi. Varlmalyd da zaten, gecenin bir yarsnda kyller muhtarlk odasnn nnde toplanp gzlerini kapya pul pul dikebilmilerse baka areleri yoktu. stelik, Cngl Nuri'nin kayplara karmasyla Gvercin'inki bir tutulamazd; arada dalar kadar fark vard. Her eyden nce Gvercin, henz muradna erememi krpecik bir fidand, namusu yediden yetmie btn kylden sorulurdu. Kyllerin banda da muhtar geliyordu tabii, beki bunun farkndayd. Hatta ondan sonra sorumlu tutulacak kiinin kendisi olduunu da biliyordu ama, artk Gvercini u nnde yryen elimsiz ocuun kardna da inanmyordu. Ne var ki bu yanlgsn onca olup bitenden sonra muhtara syleyemezdi. Her ey iin geti bundan byle; ok yaydan frlamt! Duraksad Cennetin olu. Onunla birlikte, beki de. Kyller kapya pencereye m, onlara bakyorlard. Avlu duvarlarnn, bacalarn, nohut harmanlarnn ve helalarn arkasnda bir grnp bir kaybolan yzler vard. Duvar diplerinde gn boyu pinekleyen ak sakall yallar, Cennetin olu binlerce kilometre uzaktan geiyormu gibi ellerini gnee siper edip gzlerini bsbtn ksmlard. Belki de hepsi birer Cennetin oluydu imdi; bitkin admlarla Kurtulu yllarnn iinde yryorlard. stleri balar kana bulanmt stelik, a ve susuzdular... Gene de, baharlarn braktklar bir cepheden baka cephelere doru gidiyorlard. Bir ara Cennetin olu yavaa dnp bakt bekiye. Sonra anszn gld. Bu, nereden kp nereye gidecei ve neye

yorulaca bilinmeyen yle gln bir glt ki, beki ne yapacan armt. Bunca dayaktan sonra glmek de neyin nesi, diye geirdi iinden; yoksa bu gavat, kz gerekten kard da benimle alay m ediyor? Farknda olmadan durmu, sigara yakyordu. Cennetin olu avlu kaplarndan ieri girmek zereydi, iki bklmd gene, kendisim karlamaya kan anasna doru sendeleye sendeleye ilerliyordu. "inine koan ay yavrusu gibi," dedi beki. Sonra, acaba yeniden glecek mi, diye merakla bekledi. Ama glmedi Cennetin olu, hatta arkasna bile bakmad, doruca anasnn kollarna atld. Beki onlar sarma dola grnce bir tuhaf oldu nedense, mavzeri omzuna asp hzla ky meydanna yrd. Kahvenin nnden geerken, gzleri tozlu camlarn arkasnda dikilen kahveciye takld, om zuna buharl bir havlu atm, aznda tel tel tten sigara, dary seyrediyordu. "ayn var m?" diye bard. Kahveci, enesini havaya dikerek yok iareti yapt. Oysa dip masalarn birinde berber ay iiyordu. Nereden bulduysa, son gnlerde kulaklarna dek inen bir apka geirmiti bana. imdi o apkann siperini hafife yukar kaldrm, keklik kafesinin yannda duran radyoyu dinliyordu. Yurttan Sesler Korosu'nun ardndan oyun havalar balamt; imir kak krtlaryla kahveyi genilete ge-nilete kocaman bir harman yerine dntren oyun havalar... Sazlar tam ada duracak ya da bozlaklara ynelecek-miesine yavalayp zaman adalandrmken, anszn kvrak dilli bir kaval srsn pelerine takp mendil bahesi gibi dalgalanyorlard. "Bir ay daha vereyim," dedi kahveci. "Yok yok," diyerek kalkt berber, "iim var; kundurac bekliyor." Kahveciyi oyun havalarnn ortasnda tek bana brakp kunduracnn dkknna doru yrd. Kapdaki kpek hrlad onu

grnce; kirli sar, ufack bir eydi ve dileri, aznn karanlnda kefen giyip yan yana sralanm insanlara benziyordu. Belki de bu yzden, onun grntsnde uzak da olsa insan arad. Onca kirin, sar ty, nasrlam pati ve savrulup duran kuyruun herhangi bir yerinde insana zg kck bir izgi yakalayabileceinden pek emin deildi. Gene de kpee bakarken kendinde bir deiiklik hissetmiti; biten bir hrlamann titreimleri vard cierlerinde, duyuyordu. stelik az, uzun bir havlaya hazrla-nrcasma belli belirsiz aralanmt. Tam o srada kunduracnn kafas grnd ieriden, elini iki kez ksa ksa sallayarak, "Gel gel," dedi. Berber glmsedi birden, yzndeki havlama izgileri glmsemenin altnda kayboldu. Dkkn, ksele kokusundan nefes alamyordu. Duvardaki ivilere birer ikier deri paras aslmt, alacakaranlk bir kede mr tkenmi naylon ayakkablarla aatan yontulmu topuklar vard ve kundurac hemen girite, tepesinden rmcek alar sarkan tozlu bir minderin stne oturmu, atete kzaran demir ubuklarla kula kopan terlikleri yaptryordu. "Duydun mu?" dedi selamlatktan sonra. "Duymayan var m ki," dedi berber. Baktlar. "Sence kim karr Gvercin'i?" "Bilemiyorum," dedi kundurac. "Bence Cennetin olunu bouna dvyorlar, o ocukta kz karacak gz yok!" "Tuhaf biri ama." "Oras yle... Gene de kimseye zarar gelmez ondan. Tu-hafsa tuhafl kendine yani." kisi de susmutu. "Bu kyden kimse karmamtr Gvercini," dedi bir sre sonra kundurac, "nk delikanllarn hepsi kyde. Hatta erkeklerin hepsi burada, bir bahaneyle de olsa kyn dna kan yok." "Kz karan kimse, kyde saklyor olamaz m?" Kundurac gld. Her yne yorulabilecek dank bir glt bu.

"Baz eyleri gzden karyorsun," dedi gzlerini berberin yzne dikerek. "Ky kar kar aradlar." "Ne zaman?" "Zaman yok... Belli zamanda, belli kiilerce yaplan arama arama saylr m hi? Muhtar kimseye duyurmadan yapt bu ii. Birileri birilerine tuz istemeye gitti szgelimi, birileri zift aramaya kt ev ev, birileri kap kap dolap ebegmeci toplad. Daha buna benzer bir sr bahane ite... Yani her yer arand senin anlayacan, herkes birbirini yoklad ve her tan altna bakld." "Benim dkkna da m?" diye sordu berber. "Elbette..." "Ama perdenin arkasna baklmad tabii, yattm yere?" "Sen yle san," dedi kundurac, "ay demleyip itiimizde, bardaklar perdenin arkasndan ben getirmedim mi?" Berber armt. Kyde olup biten her eyi en ince ayrntsna dek bildiini dnyordu. "Demek sendin?" "Bendim ya..." Kundurac kalkp ay bardaklarn almaya gitmiti. Berber, gzlerini nar gibi kzaran demir ubuklara dikip solukland. Belleinin bir kesinde, muhtarlk odasndan kp ky meydanna doru yryen Cennet'in olu vard. ki bklmd gene, cansz admlarla yava yava ilerliyordu. Be on adm gerisinden gelen beki kararszd, onunla birlikte durup onunla birlikte yrrken mavzerini nasl tutacan kestiremiyordu. Duvar diplerinde pinekleyen ak sakall yallarsa ksk gzlerle onlara bakyorlard hl... Derken kyller kt ortaya, tek tek frlayp byke bir ember oluturdular. Cennet'in olu emberin iinde kalmt. "Daldn," dedi kundurac. Berber rperdi. "Seni neden ardm sormayacak msn?" "Neden ardn?" "Sana bir rak buldum," dedi kundurac barda uzatrken. "Artk Cngl Nuri meslei unuttu biliyorsun... Eline bir daha

makas alacan hi sanmyorum. Ksacas, senden baka bu ii bilen yok kyde. Peki senden sonra ne olacak? Bir rak yetitirmek gerekmez mi?" "Gerekmesine gerekir de," dedi berber, "durup dururken ra nerden buldun?" "Dorusu kendi ayayla geldi. Bizim evde imdi, uyuyor... Gnlerdir yoldaym garibim, sabah ezan okunurken kapy aldnda yorgunluktan lyordu. Aslnda benim uzaktan uzaa akrabam saylr, dalarn ardnda bir kyde oturuyor. Babas nce kentteki bir berbere vermi bunu, orada yle byle bir yl kadar alm. Elleri hamlktan kurtulmu yani, oturup kalkmas bir kalba girmi. Orada, dkknda yatp kalkyormu. Derken bir gn, ustas onu jilet almaya m gndermi ne yapm, ocuk bir daha geri dnmemi. Artk ka gn ka gece yrdyse, dosdoru kyne gelmi. Babas bu densizlik karsnda fkelenmi tabii, madem berberlii teptin hi olmazsa kunduracl ren demi. Bana bu niyetle gndermiler. Ama ocuun eli berberlie yatkn... Ben derim ki bizim evde yesin isin, bizim evde yatsn ve senin yannda eski zanaatna devam etsin?" "Bence sakncas yok," dedi berber. Gzlerindeki ltnn rengi deimiti. 19 Berberin gidiiyle dkkn bsbtn sessizlie gmlmt. Saatlerdir caddeden akan grlt bile kesilmiti sanki, hareket halindeki otomobillerin hepsi durmu, iyerleri kapanm, insanlar parmak ularna basa basa sessizce yryp bir yerlere gitmi ve ben l bir kentin ortasnda, koltukta uyuyan adamla yapayalnz kalmtm. Bir ara, sszl ve dzensizliiyle, hatta para deyecei yerde abuk sabuk szler ederek ekip giden ya da yznn sabunuyla uyuyup kalan garip mterileriyle hi de gerek bir berber dkknna benzemeyen bu yerden kalkp gitmeyi dndm. Ne var ki asla byle bir eyi yapamayacam anlamam pek uzun srmedi. Ne olursa olsun, rak ya da berber

dnene dek dkknda beklemek zorundaydm. Geri jilet almaya giden ran artk geri gelmeyeceini biliyordum. Ama berber, onu caddelerde bo yere arayp birka kiiye sorduktan sonra, oflaya puflaya dnecekti. Kapdan girer girmez de dkkn bana teslim edip gitmi gibi gzlerimi arayacakt kukusuz; baklarn baklarma daldrp her eyi devralacakt. Makaslar aktarlacakt baktan baka, pudra kutular, parfm ieleri, fralar, pamuklar, aynalar aktarlacakt. Uyuyan adamnsa hibir eyden haberi yoktu henz; gzlerini kapamadan nce neredeyse orada, yani ran jilet alp gelmesini bekleyen bir berberin dkknmdayd. Gzlerini amad srece ben ona gre berberle yan yana oturuyordum hl, yalnz kalmam ve kalkp gitmeyi de dnmemitim. Ola ki, karmakark bir yzle henz adn koymadm o roman tasarlyordum. Uzaklardaydm yani, szckler ya da sayfalarca uzaklardaydm. Orada, henz domamas gereken, ocukluumdan yontulmu kepe kulakl bir ocukla karlamtm. Ben bylesi bir erken karlamann telayla bouurken, o rastgele bir blme dalarak birka sayfay oktan igal etmiti. stesem onu ilk dndm gibi romann son sayfasndan sonraki yere kolayca atabilirdim belki, ama iimdeki bir nokta buna elvermiyor-du. O noktay oluturan da kokular ylyordu nme anszn, ardl tepeler, plak yamalar, sise gmlm ormanlar ve kayp vadiler ylyordu. Bu durumda, hi kukusuz o ocuk romann sonuna dek domadan yaayacakt. 20 Cennet'in olu haftalar sonra berber dkknna geldiinde tir tir titriyordu. Dalgalanan sesiyle Cngl Nuri'yi sordu nce; soluk solua, ona salarn kestirmek istediini syledi. "Biliyorsun Nuri bu ii brakt," dedi berber. Ama o inanmad; bir yandan iaretparmam uzatarak her kede Nuri'yi aryor, bir yandan da bazen ykselip bazen alalan

bulank kahkahalarla srekli glyordu. Kepe kulakl rak oturduu yerden frlayp tezghn dibine gemiti. Iaretparma dne dolaa gelip onun korku saan baklarna taklnca durdu Cennet'in olu; sessiz, bir o kadar da isteksiz admlarla koltua doru yrd. "Daha dn grmtm Nuri'yi," dedi otururken. Berber ekmeceden kard beyaz nl boynuna dolam, ineyle tutturmaya alyordu. "Nerde grdn?" "ite urada, senin dikildiin yerde. Kuluk vakti Rza'y tra ediyordu." "O bendim," dedi berber. "Sen deildin," diye diretti Cennet'in olu, "asla sen deildin... Nuri'ydi, konutum onunla." Berber ne diyeceini armt. Koltuun evresinde yarm admlarla dnen ran kafas da allak bullakt aslnda, gzlerini ustasna dikmi merakla azndan kacak szleri bekliyordu. Ne var ki berber, tra bitene dek bir daha konumad; neyi hangi dille sylerse sylesin bir yere varamayacan anlamt. Belki de bu yzden tra tahmininden erken bitirdi. Cennet'in olu sessizce kalkm kapya doru yryordu ki birden durdu. Sivri ve ssz bir armuda dnen kafasn saa sola sallayarak; "O halde Nuri sensin," dedi. Berber gnlszce glmsedi. Cennet'in olu hzla kt sonra, ky meydanna doru kotu. Kollarn ky kucaklamak istercesine iki yana am olanca sesiyle baryordu. "Kaar nedeen yaaar, kaaarrr?" Uzaktan geenler yavalamt. O srada, birka kap alp kapand grltyle. Duvar dibinde pinekleyen ak sakall yallar gzlerini ksp baktlar gene, birbirlerine usulca sokulup fsldatlar. Her gn ayn noktada oturan, kimsenin fark etmedii gizli birer yargtlar sanki, olup bitenleri oradan annda grp kendi aralarnda uzun uzun tartyor ve bir karara varyorlard. Ama

bu kez varacaklar karar olduka uzaktayd; gzlerinin nnde devinen yaam, beklenmedik anda yeni olaylar douruyordu nk, konumalar gereken eyleri srekli artryordu. narn glgesindeki kyller birdenbire ayaa kalkmlard szgelimi, yava yava Cennet'in oluna doru yryorlard. Avlu duvarlarnn stnde yzler belirmiti gene, evlerin kelerinden, nohut harmanlarnn ve bacalarn arkasndan anszn ocuklar frlamt. Herkes sakmml admlarla ky meydanna ilerliyordu. Derken, durdular... Eri br, byk bir ember oluturmulard. Cennet'in olu o emberin iinde dolaarak berkese tek tek sordu. "Kaar nedeen yaaar, kaarr?" Kimse yant vermedi. Kimi boynunu bkm susuyor, kimi de acyarak bakyordu. Sonra nereden haber aldysa, salarn savurta savurta Cennet kotu geldi. Onun geliiyle her ey yoluna girecek sanld nce. Dorusu belirtiler de yleydi; Cennet'in olu, ne yapacan bilemeyen darmadank bir anayla karlanca duraksamt. Ama bu pek uzun srmedi, evresini kuatan emberi anszn yarp nara doru frlad. Kalabalk, gizli iplerle ona balanmasma dalgaland bir an; Cennet'i de aralarna alp komaya baladlar. Rza bakkal dkknnn nne km, hi heyecan duymadan, olup bitenleri merak etmeden, hatta kln bile kprdatmadan ylece bakyordu. Cennet'in olu narn gvdesine sarlmt imdi, bir yandan "Kar neden yaar kar" diye haykryor, bir yandan da kendisini tutmak iin yanna yaklaanlar tekmeyle uzaklatrmaya alyordu. Sonra pe pee tkrd kyllerin suratna, bir ara gld, ardndan anlalmaz eyler homurdanp yeniden tkrmeye balad. Cennet aresizdi; kurumu ellerini bolua uzatarak yalvarp yakaryor, kimi zaman da yardm dilenircesine dnp arkasndaki kyllere bakyordu. Tam o srada muhtar kt geldi nereden geldiyse, gzlerini kt kt belerterek nara doru yrd. "Sen syle, kar neden yaar?" dedi Cennet'in olu.

Muhtar sustu. Birden dnd sonra, ky meydanndakile-rin akn baklar altnda muhtarlk odasna girdi. Masaya ktnde bitkindi. inde bir yerde, yenilmilikle birlikte belli belirsiz bir sululuk duygusu geziniyordu. Peinden gelen bekiye; "Artk stne gitme o ocuun," dedi bu yzden. "Deli milletine katld o; ne ne yapaca bilinir, ne ne syleyecei..." Beki ban sallad yalnzca; duvarn dibindeki sandalyeye km, kapkara bir yzle yere bakyordu. "Aslnda u anda ben de Cennet'in olu olmak isterdim," diye mrldand muhtar. Neden byle dediini kendisi de anlayamamt. Hatta sylediklerini doru drst dnmemiti bile, durup dururken birdenbire azndan kvermiti. Ardndan da, bunca yldan beri hep akll davranmann yorgunluu kmt omuzlarna; ll olmann, baarmaya almann ve iinde kpren binlerce arzuyu btn bunlarn gerisine atmann yllanm bkknl gelip yz izgilerine oturmutu. O anda kendi arlyla ezilen yorgun bir bcekti sanki; hi kprdamad halde, grnmeyen bacaklar ve kollaryla aresizlik iinde tepinip duruyordu. Hareketlerinin hepsi masann gerisinde duran hareketsizliindeydi. Derken bu durum, aklna yepyeni bir eyi drd. Emin olmak iin pencereye yaklap ky meydanna bakt. Cennet'in olu narn dibindeydi hl, elini kolunu sallayarak anasna bir eyler anlatyordu. Baryordu belki de, azndan tkrk saa saa, karn neden yadn soruyordu. Meydana toplanan kyller dalmt artk, Rza'nn dnda herkes iine gcne dnmt. O, Cennet'in oluna kyller adna bakmakla grevlendirilmi gibi bakkal dkknnn nnde hi kprdamadan ylece duruyordu. Muhtar pencereye eilip bakarken hareketsiz kalmt gene, grnmeyen kollarn saa sola savurarak bu konumundan kurtulmaya alyordu. Ama ne yaparsa yapsn arln bir kenara itip hafif admlarla masaya dnebilmesi pek mmkn

deildi. Pencerenin nne yzyllar nce aklm pasl bir iviydi sanki, iin iin vnlyor, uulduyor, ama kendi dnda kalan kendini bir trl yerinden oynata-myordu. "te tpk byle," diye mrldand bir ara. Beki hibir ey anlamadan ona bakyordu. Baklar gene de ie yaramt; muhtarn dndaki muhtar, bakasna ait gzlerle grlnce yava yava glenmi ve iindekiyle birlikte masaya kadar yryp yerine oturmutu. "te tpk byle," dedi yeniden, "srrn zdm hergelenin!" Beki, soran baklarla szn gerisini bekliyordu. Muhtar susmutu oysa; gzlerini masadaki mhr kesesine dikmi, Cennet'in olunu dnyordu. Artk ona gre o da bir yok'tu; hem de yok olma yntemi imdiye ka-darkilerden olduka farklyd. O ne Asker Hamdi ve ailesi gibi anszn kaybolmu, ne eri gibi gelip gemi, ne Aynal Fatma gibi dalara yryp gitmi, ne de Gvercin gibi umutu... Hatta Cngl Nuri gibi ruhum sklyor diyerek yllarn arkasna da kamamt. Gz gre gre yok olmutu o; kendi grnrlnn derinliklerine ekilmiti. Her gn her yerde karlalacakt eskisi gibi, sesi iitilip kokusu duyulacak, ama asla ona ulalamayacakt. Herhalde kendi varlna kararak yok olmak en akllca yntemdi. Belki de bu yzden delirmiti Cennet'in olu; kendini kendine gmebilmesi iin delirmesi, delirmesi iin de herkesten akll davranmas gerekmiti. Eliyle kapy gstererek, "Git u Cennet'i ar bana," dedi muhtar. Sesine, yava yava ken akam karanl karmt. Beki gnlsz admlarla gidip Cennet'i buldu, ama kadn onun dediklerine pek kulak asmad. Hl narn gvdesinden ayrlmayan olunu ikna edip eve gtrmeye alyordu. Bunu baarabilmek iin kimi zaman diz kp yalvarmaktan, kimi de olunun tekmelerinden kaaym diye saa sola kouturmaktan yorulmutu aslnda, neredeyse oraca ylp kalacakt. Beki onunla birlikte narn evresinde birka kez dndkten sonra, muhtarn arsn ye-100 niden iletti. Cennet durmu,

soluk solua ona bakyordu. Derken, pe pee tkrd. Bu kadarn hi beklemeyen beki armt. Havay yumuatmak iin alak sesle bir eyler mrldanacakt belki, ama Cennet buna frsat vermedi; ellerini fkeyle sallayarak barp armaya balad. Ne dedii anlalmyordu, gene de uzak bir kpek havlamasn andran sesi bekiyi birka adm geriletmiti. Bu, Cennet'i daha da cesaretlendirdi. Beki bir yandan yzne gzne srayan tkrk damlacklarn eliyle siliyor, bir yandan da geri admlarla ky meydannn ortasna doru ekiliyordu. Sonunda, muhtarlk odasnn nne kadar geldiler. Beki hl azn ap tek szck konumamt, gitgide byyen gzleriyle ylece bakyordu. Cennet'in karaltsyla birbirlerine balanm gibiydiler, aralarndaki mesafe narn yannda neyse imdi de oydu. Ama, artk bu tatsz oyunu bitirme zaman gelmiti. Bu dnceyle beki anszn frlayp muhtarlk odasna att kendini. Cennet, be on adm tede ta kesilip bakt bir sre. Sonra kapya bir avu dolusu tkrk frlatt. "kisi de delirmi bunlarn," dedi beki. Kibriti akm, muhtarn baucunda asl duran kandili yakmaya alyordu. Muhtar masann arkasnda karanl bsbtn koyulatran kocaman sessizliiyle hi kprdamadan oturuyordu. lk bakta uyuyup kald, hatta ld bile sylenebilirdi; nk oda aydnlandnda gzleri hl kapalyd. O srada pencere tk tk vuruldu. Muhtar, Atatrk'le Mareal Fevzi akmak'm soluk portreleriyle karlat nce, sonra kapnn ardndaki besmeleyi okudu ve yzn tkrtnn geldii yne doru evirdi. Beki mavzeri kapt gibi pencereye komay dnm, ama bir adm bile atamadan olduu yere ivilenip kalmt. Camn gerisinde beliren bulank bir yz, gitgide onlara doru yaklayordu. "Cennet'in olu bu," diye fsldad beki. Penceredeki yz rzgra kaplmasma dalgaland birden. "Kaar nedeeen yaaaar, kaarrr?"

Beki rperdi. "Brak," dedi muhtar oturduu yerden, "istedii kadar barsn!" "Kaaar nedeeen yaaaar, kaaarrr?" Beki bir sandalye bulup oturmutu, ama camdaki yzden bir an olsun gzlerini ayramyordu. Muhtar da ayn noktaya bakyordu aslnda, hatta bakmasa bile dilerini cama geirmi o yass burunlu yz gryordu. Belki saatler sonra, hibir ey gremez oldular baka baka; ya da yz kendiliinden kayboldu. Gene de onlar, boalan pencereye gzlerini dikip bir sre daha baktlar. Ayaa kalktklarnda, Cennet'in olu uzaklardayd. "Kaar nedeen yaaar, kaarrr?" Beki, evine giden muhtarn arkasndan uzun uzun baktktan sonra ky meydannn teki ucuna doru yrd. Hrdayan narn altndan geerken yavalad nedense, ban evirip Rza'nm dkknn szd. O saatte pencerede hl lgn bir k vard. Soluunu tutarak ayaklarnn ucuna basa basa usulca yaklat. Rza, iki arkadayla tezghn arkasnda oturuyordu. nlerindeki tepside bir byk rak, bardak, bir kalp peynir ve turu duruyordu. ie boazna kadar doluydu henz, ama sohbet koyulamt anlalan, el kol hareketleri hzlyd ve bya boulmu az sigara duman saa saa srekli alp kapanyordu. Derken Rza anszn durdu; sigarasndan kan duman bile havada upuzun asl kalmt. "N'oldu?" diye sordu tekiler. "Camda bulank bir yz grdm sanki," dedi Rza, "eilmi bize bakyordu." de gzlerini cama dikmiti. "Kaar nedeen yaaaar, kaarrr?" "Ses uzaklardan geliyor baksana," dedi biri, "Cennet'in olu olamaz." "Zaten o deildir," diye homurdand Rza, "hem yeenimi karacak hem de buraya m gelecek?" "Belki de hayal grdn... insan cama uzun sre baknca hep byle olur, mutlaka bir yz grr. Daha dorusu herkesin, asla gremeyecei halde grmek istedii kayp bir yz vardr."

"Bo verin artk," dedi teki, "nerde kalmtk?" "ki kardete." "Kaar nedeen yaaaar, kaaarrr?" Rza peyniri ince ince dilimlemeye balamt. "Eee?" "Dediim gibi, Glbahar iki kardein ikisine de vurulmu... Orospu gnl bu, tre mi dinler? Artk kardelerin biri gelip biri gider olmu, ikisi de birbirlerinden haberliy-mi aslnda, haberli olmamalar mmkn deil zaten, kyde ne gizlenebilir ki? Hem gizlense bile nereye gizlenir? Neyse... imdi kardeler rendiler ya ayn tasa iediklerini, birbirleriyle yara balamlar. Kim daha tatl erez getirecek, kim daha gzel orap, kim daha ok basma derken yar iyice kzm... Getirilen hediyeleri grdke Glba-har'm da glleri alrm tabii, hangisini giyip hangisini karacam bilemezmi. Kardelerin karsna da kim ne verdiyse onunla karm ki, herhangi bir terslik olmasn." Rza, peynir tabann kenarndaki kk bir dilime dikmiti gzlerini, anlatlanlar dinlemiyordu. Gvercin'i dnyordu imdi, binbir umutla onun yzn gzlerinin nnde canlandrmaya alyor, ama bir trl baaram-yordu. yle bir kz hi yaamamt sanki, onu bu kyde hi grmemiti. Adn biliyordu yalnzca, Gvercin'di; elsiz ayaksz, dilsiz dudaksz, hatta glgesiz bir gvercin... "Kaar nedeen yaaaar, kaaarrr?" "Sonra?" "Sonra Glbahar bir gece, evine kardelerin ikisini de davet etmi. Belki yanllkla yapt diyorlar, ama bana kalrsa bu dpedz orospu kurnazl! Olur ya, ikisinden de usan-mtr haspa; her gn ayn renk gzler, ayn eri burun, ayn kvrck sa, ayn gl... Demitir, unlar bir kar karya getireyim de grsnler! Yani Glbahar'mki oyun oyunu, kim maadr kim ate belli deil. Ama uras kesin ki, herhalde bu kanck, gllerini iki kardee ayn anda devirt-meyi dnmemitir." Rza'nm gzleri hl kk peynir dilimindeydi. yle dikkatli bakyordu ki, btn gcn harcayarak baklarn sivri bir

atala dntrp ona saplad sylenebilirdi. Dkknn bereketi, olu Ramazan'n gelecei, Gvercinin kayplara karan yz ve daha birok ey o peynire balyd sanki; karsnda oturanlardan birine kaptrrsa dnyas anszn yklacakt. Bunu nlemek iin onu tabaktan alp bir keye koyabilirdi geri, ya da bir hamlede azna atp rahatlayabilirdi. Ama byle bir zm istemiyordu; peynir orada, gznn nnde durmal ve hi kimse dokunmama-lyd. Ne var ki gnlnden geen bu dilek bir anda suya dt. Peynir yerinden birdenbire havaland ve onun baklarn peinden srkleyerek sonuna dek alm karanlk bir azda kayboldu. Rza gzlerini yummu, bir yandan peyniri dnyor, bir yandan da ulan brakn artk u Glbahar fasln demek istiyordu ama bir trl konuamyordu. "Niye daldn?" diye sordu peyniri yiyen. Bu srada beki, kim bilir ka sokak tede ban kaldrd yavaa; avlu duvarna srtn dayam uyukluyordu. Yorgundu; gene de kerpi duvarlarn arkasndaki ksrkleri, horlamalar, bebek alamalarn ya da atlarla ineklerin geni ve scak soluklarn iitebiliyordu. Belki ondan baka kimse yoktu u anda sokaklarda, herkes kandilini fleyip uykuya dalmt. Uyumamsa birka yatalak ihtiyar uyu-mamtr belki; onlar da, kendi soluk alp verilerini beklediklerini kendilerinden bile gizleyerek geceyi bekliyorlard szde. Onlar gzlerini tavana dikip duvarlarn uultusunu dinledike gece uzuyordu kukusuz, ky gitgide daha karanlk bir sessizlie gmlyordu. Beki eskiden beri severdi byle anlar; kydeki evler, avlular ve ahrlar iindekilerle birlikte kendininmi gibi gururlanrd. Her eye sahip olduunu dndke kafasndan tuhaf dnceler gemeye balard sonra, szgelimi birka kiiyi gidip yatanda uyurken kurunlamay isterdi. Bunlarn banda Rza geliyordu tabii, ardndan Cennetin olu, avlu komusu Vehbi ve daha bakalar... Kimse gkn karamazd nasl olsa; gecenin en sessiz annda, kayp bir saman pnden yeni doacak

ocua kadar kydeki her ey onundu. Bunlar dnrken bir sigara yakard ou kez; mavzeri koltuunun altna sktrp uzun boylu bir Azrail gibi Rza'nm kapsna dikerdi gzlerini. Artk sabaha kadar Azrail kalacan ve ne yaparsa yapsn asla beki olamayacan anlaynca, namluyu t dip odada yatan Rza'nm kll gsne dorultarak yrmeye balard. Yrdke artard fkesi, kocaman bir halat gibi onu Rza'ya doru ekerdi. Derken, dmemi bir tetiin krts bulard ellerine, kulaklar patlamam bir mavzer sesiyle nlar ve gzlerinin nnde, vurulmam bir Rza, azn ku yavrusu gibi aar aar kapatrd. "Kaar nedeen yaaaar, kaaarrr?" Yavaa kalkt yerinden. Bu deli sabaha kadar susmayacak, diye dnd. Rza'nm avlu kapsnda durmu, karanlkta uyuyan kaplara ve pencerelere bakyordu. Hi ses yoktu kyde, ot bile trdamyordu. Kapy ayann ucuyla usulca iterek avluya szld. Karanlk orada biraz daha ko yulamt, ama samanlk kapsnn nereye dtn biliyordu. Parmaklarnn ucuna basa basa oraya doru yrd. "Nerde kaldn?" diye fsldad Hacer. Beki her eye hazrlkl olmasna karn rpermiti. "Geldim ya..." "O nerde?" "Dkknda, iiyor." Samanla girmilerdi. "Kyde olup bitenleri bilmiyorsun sanki," diye sitem etti beki. "Bilmez miyim," dedi Hacer, "ama sen de oktan beri gel-medin." "Ramazan uyuyor mu?" "Uyuyor." "Byd deil mi?" "Byd de sz m, koskoca adam oldu." Beki mavzerini omzundan indirip ulaabilecei bir uzakla koydu. Hacer samanlarn stne km soluk solua onu bekliyor, bir yandan da yllardr yenemedii yakalanma korkusuyla ikide bir evresine bakyordu. Beki tam karsna melip

ellerini tutunca her eyi unuttu sonra, uysal bir kedi gibi yavaa uzand. Ky btn sessizlii, btn grlts, evleri, avlular ve btn takm taklavatyla uzaklarda kalmt artk; yoktu. Varsa yalnzca beki vard yeryznde, bir de Hacer tabii ve ikisi, dilsiz bir grltnn iki yamacndan hzla, kimsenin inip gremeyecei karanlk bir kuyunun dibine doru yuvarlanyorlard. Derken, Hacer eteini beline toplayp bekiyi kayp bir vadinin iine asld. Dizlerinin stnde ilerleyerek pantolonunu syrmaya alan beki o anda beki deildi oysa; gzlerinde ldayan cellat gzleriyle uzun boylu bir Azraildi. Hacer'in bacaklarn okarken anszn koparrcasna skyor, kprda-dka samanlktaki karanl dalgalandran iri kalalarna trnaklarn gmyor, meme ularn hrsla diliyor ve acyla kvranan kadnn lklarn iittike hazdan kuduruyor-du. Kuduran yalnzca o deildi geri, altta kvranan Hacer de kendinden geip fkeli bir kpek gibi saldrmaya balamt. yle ki, cierinden kopan hrltlar azn yakp kavururken dudaklar petek petek kabarmt. Sonra, tam da birbirlerine karp yok olacaklar izgide birdenbire durdular. Beki, mavzer vlamas iitmiesine bedenini yana atmt. Bir sre, iki bklm kald orada; karanlkta yava yava kprdand. Pantolonunu alp kalktnda uzun boylu bir Azrail deil, bekiydi artk; bembeyaz dileriyle hafife glmsyordu. "Gene gel." "Gelmiyor muyum?" "Daha sk." "Olur, hele bamzdaki belalardan bir kurtulalm." "Ne belas?" "Ne belasym! Kr msn kz, kyde herkes kaybolmaya balad." Hacer susmutu. El yordamyla mavzeri bulup bekiye uzatt. "Sen Asker Hamdi'yi bilir inisin?" "Adn duymuum, hani u dokuz karl herif mi?" "te o! Hani nerde onun ocuklar syle bakalm, nerde onca kardan doan bir avlu dolusu ocuk?"

"Ne bilirim ben?" dedi Hacer bkkn bir sesle, "nerdeyse nerde!" "Ya," diye hayfland beki, "ya... te byle, insanlar burnumuzun dibinde douyor, burnumuzun dibinde yayor, sonra birdenbire yoklara karyor da biz fark edemiyoruz." Samanlk kapsna doru yan yana yryorlard. Eie geldiklerinde beki dnceliydi. Hacer'e, "Btn bunlar fark edemediimize gre yoksa biz de mi yokuz?" diyecek ti, ama yanana kondurulan scak veda pc dilinin ucundaki szckleri geri itti. "Gene gel," dedi Hacer. Yant vermedi. Avlu kapsndan sessizce szlm, karmakark duygularla, nereye gittiini dnmeden acele acele yryordu. Derken anszn bir karalt dikildi karsna; sokan ortasnda durmu, btn heybeti ve sabrszl-yla ona bakyordu. Beki aldrmadan geip gitmeyi tasarlad nce, sakinindi admlarla duvarn dibine doru kaymt. Ama karalt ani bir srayla yolu kapatt. "Kaar nedeen yaaaar, kaarrr?" "Git bamdan," dedi beki. Cennet'in olu, eri br bir hale girip karanlkta zikzak izdi bir sre, yuvarland ya da, yolun o kenarndan bu kenarna hrn bir cva damlas gibi akt. Bir yandan da, gitgide berbatlaan sesiyle kahkahalar atyordu. Ne yapacan kestiremeyen beki, kstrlmlk duygusunun fkeyle bulutuu noktadan ona bakyordu hl. Artk geip gidemeyeceini anlamt. Yava yava omzundaki mavzeri indirdi sonra, kahkahalarn ortasna nian ald. 21 ? Koltukta uyuyan adam gzlerini am, dalgn dalgn aynaya bakyordu. Anlalan yznn sabunlu kaldn unutmu, kendini bir bakas klnda anszn karsnda grnce de armt. Onun tam olarak ne zaman uyandn bilmiyordum. Aynaya baktn fark ettiim srada hl uyuyor gibi, soluk alp verii,

duruu, hatta yznn rengi uzaklardayd. Belki aynada grdklerini gerek bir dnya sanmt da, baklaryla orada dolap bir yerlere tutunmaya alyordu. Bu durum btn sessizlii ve uzaklyla ne zamana dek srd kestiremiyorum. Adamn gzleri uykuyla uyanklk arasndaki o ince perdeyi ap da aynada beni bulduunda, dkknda tuhaf bir titreme oldu. Her ey bulunduu halden kp baka bir hale girdi sanki, biraz kayd yerinden her ey, biraz oynad. yle ki, tezghn stndeki makas ltlarnn birbirleriyle arptn, fra kllarnn havada uutuunu ve pudra kutularyla parfmlerin ince ince tkrdadn grdm. Btn bu olup bitenden sonra, berberin gidiiyle derinleen sessizlik bozulmutu artk; dkknn nnden homur dayan otomobillerle irili ufakl insanlar gelip gemeye balamt. Derken koltuktaki adam; "Beni ne zaman tra edeceksin," dedi birden. Ban evirmi, yzme bakyordu. armtm tabii, arm ve susakalmtm. "Biliyorsunuz," dedim nice sonra, "berber ben deilim." Szlerime inanmamt, bunu yz izgilerinden okuyabiliyordum. Hatta gzlerinde yanp snen ltnn iddetine baklrsa bana kar belli belirsiz bir fke duyuyordu. "aka yapma," dedi bu kez, "benim iim ok acele. Motosiklete atlayp hemen yola kmam gerekiyor." "aka yapmyorum ki, berber ben deilim diyorum. Ben bu dkkna sizden sonra gelen bir mteriyim. Bunu bildiiniz halde sanrm siz aka yapyorsunuz." "Nasl olur," dedi hayretle; "birka dakika uyumakla aklm karmadm ya..." "Birka dakika deil ki, siz en az bir ya da bir buuk saatten bu yana uyuyordunuz." Yant vermedi. Ban koltua yaslam, ksk gzlerle aynadan bana bakyordu. Ne kadar gl grnmeye alsa da son szlerimle sarsldn hissetmitim.

"sterseniz dkkna geliinizi ve burada olup bitenleri batan anlatn," dedim bir sre sonra, "belki baz eylere bylece aklk getirebiliriz." Uyku lemine tekrar gemi gibi dalgn ve uzakt. "Buraya motosikletle geldim," diye mrldand. "Ky yoluna dmeden nce tra olmak istiyordum. Bundan yarm saat nce kapdan girdiimde, sen sa sakal birbirine karm ufak tefek bir adamn byklarn makasla kesiyordun. Selam verdim tabii... Sonra, imdi senin oturduun sandalyede bir sre bekledim. Derken ufak tefek adam koltuktan anszn kalkp gitti... Sanyorum para falan da vermedi. Hatta, darda iskelet var gibi bir eyler geveledi karken. Ben boalan koltua geip oturmutum ki, birazck dalmm ite..." "Peki rak?" "Ne ra?" "Dkknda rak yok muydu? Hani ustas mterileri tra ederken, koltuun evresinde yarm admlarla dnp duran kepe kulakl bir ocuk?" "Yoktu," dedi iini ekerek, "ben rak mrak grmedim." Susmu, onun duruunda soluk alp veren ve gitgide dev-leerek dkknn havasn ele geirmeye alan korkuyu izliyordum. "Hadi diyelim ra fark etmedin, ama senden sonra buraya benim geldiimi de mi grmedin?" diye sormama gerek yoktu. "Bence anlattklarnz bir rya," dedim kendimden emin bir tavrla. "Herhalde uykudayken rya grdnz." Koltukta, hakarete uramasna kprdand. "Bakn size aklayaym," diye srdrdm konumam. "Bir kere, anlattklarnz eksik; stelik olup bitenlerin yarm saat nce gerekletiini iddia ediyorsunuz. Oysa siz en az bir ya da bir buuk saatten bu yana uykudasnz. Asl nemlisi, benim berber olduumu sanmakla hem berberi hem de ran benim varlmda birletiriyorsunuz. Bu gln bir ey elbette, byle

glnlkler de olsa olsa bir ryada olur. Bence siz yaadklarnzdan yola karak bir rya grdnz ve herkes gibi ryanz biraz unuttunuz." Gzlerini dikmi, kayp bir ey aramasna dikkatle yzme bakyordu. Onun artk her eyi kabullendiini dnyordum. Belki de baka seenei yoktu, susacak ve ban koltua yaslayp berberin dnn bekleyecekti. Ama yle olmad; hi ummadm bir anda, yzn yeniden evirdi. "Sence," dedi, "bu konutuklarmz rya olamaz m?" 22 Muhtar masaya kurulmu, elinde titrek dumanl bir sigara, hl duvar dibindeki kan izlerine bakyordu. Onlar orada durduka Cennet'in olu da muhtarlk odasndayd sanki, bir yerlere sinmi sessizce oturuyor, belki de arada bir yzn evirip muhtar szyordu. Baklar tlden inceydi geri, gene de tanm g bir arlk masann stne doru ylmt ve muhtar, bu arln altndan hi kprdamad halde kurtulmaya alyordu. akaklaryla birlikte aln, hatta avularyla koltuklar yava yava terlemeye balamt. Bu yzden, kapnn vurulduunu bile duymad; grnmeyen ellerini grnmeyen bir yere dayam, kilitlenip kald konumun karanlnda umutsuzca tepmiyordu. Kap yeniden vuruldu. Sonra tekmelendi fkeyle, st ste tekmelendi ve ald. "Olumu ver," dedi Cennet. Muhtar masann stndeki kehribar tespihi avulam, donuk gzlerle ona bakyordu. "Nerde ki olun?" "Onu sen bileceksin! gndr eve dama gelmedi, de hele ne yaptn ona?" Gerisini iitemedi muhtar, birka kez yutkunduktan sonra arkasna yaslanp kald. Karsndaki kadnn bir eyler syledii belliydi, srekli azn ap kapatyor, elleriyle kimi zaman tavan kimi zaman kapy gsteriyor, ardndan susup yant bekliyor,

gzlerini dikip bakyor ve elini kolunu sallayarak yeniden barmaya balyordu. Muhtar onu gryordu grmesine, sesini duymasa da gryordu ama bundan bir trl emin olamyordu. Cennet'in olu kendini kendi varlnda yok etmiken, gerekten kadnn dedii gibi bir kez daha yok olmusa durum ktyd. Bu iin sonu yava yava kyn tamamen yok olmasna dek gidebilirdi. Belki ky zaten yoktu da bunu kimse anlayamyordu henz; kyllerin hepsi almt yokun varlna... Onunla yasaya yasaya o olmulard ya da, ona tenlerinin rengini, seslerini, kokularn vermilerdi. Bylece nefeslerini bile gnden gne yoka ayarladklarn hi kukusuz fark edememilerdi. Ola ki, birbirlerinin yok olduklarn da bilmiyorlard. Muhtara gre, artk ne yaplrsa yaplsn bir ie yaramayacakt. Her ey iin ok ge kalnmt... Ky tamamen yok olmadan sezilip bilinebilseydi, baz areler aranabilir, belki de bulunabilirdi. Oysa imdi oluk ocukla birlikte toprak damlar, hayvanlar, avlular, aalar, hatta ses gibi, koku, gl ya da ac gibi eyler de byk bir yokun iindeydi. stelik btn bunlar kendi yokluklarnn iinde, yllardan beri yok olduklarndan habersizdiler... Cennet masaya biraz daha yaklam, ayn el kol hareketleriyle hl barp aryordu. Sylediklerinin anlalp anlalmad umurunda deildi. Sonra birdenbire sustu. Yorulmutu besbelli, oraya ylp kalacakmasna glkle soluyordu. Derken hzla dnd ve muhtarlk odasna hi girmemi gibi kp gitti. Muhtar yerinden kprdamamt. Ayaa kalksa bile ne yapacan, kime nasl davranp ne diyeceini bilemiyordu. Kyn stne bir uursuzluk kmt ona gre, her ey st ste geliyordu. Geri Cennet'in olu deli milletine karnca, kyller onun ipe sapa gelmez hareketlerini konumaktan Gvercin'i biraz unutmulard. Gene de Reit iki gnde bir muhtarlk odasna gelip kzn soruyor, die dokunur bir haber alamaynca da boynunu bkp sulu sulu alyordu. yle ki, ou kez evine Rza

gtryordu onu; koltuunun altna girip ky meydanndan uval gibi srk-leye srkleye, bir yandan da saa sola ana avrat sverek yatana kadar tayordu. Onlar avlu kapsndan girince, anason kokulu binlerce svg kalyordu geride... Aslnda kyller sokaklarda dolap duran bu svglerden bkp usanmlard, ama kimse azn ap bir ey diyemiyordu. Duvar dibinde pinekleyen ak sakall yallara gre, Rza yeenini karan alnndan kurunlayacana byle svsn dursundu; nasl olsa gnn birinde yorulurdu. Muhtar, ne yapacana karar vermi gibi anszn kalkt yerinden. Kapdan aceleyle kp berber dkknna doru yrd. nar dibinde oturan kyller hep birlikte ona bakyorlard sanki, ky meydanndan geen birka atlyla bir rk kan da belli belirsiz yavalamt. Bu yzden muhtar berber dkknnn kapsna vardnda, arkasna dnp kendini izleyen herkese bakmay, onlara gzleriyle de olsa bir yant vermeyi dnd. Ne var ki kapdaki ocuu grnce dnemedi. "Sen de kimsin," dedi l bir sesle. "rak," diye yantlad ocuk. Bu srada berber perdenin arkasndan km, onlara bakyordu. "rak aldn bilmiyordum," dedi muhtar, "kimin olu bu?" Berber, gzlerinde gitgide byyen tuhaf bir ltyla gelip karsnda durmutu. "Yeni deil," diye yantlad onu, "alal epeyce oldu." "Ne kadar epeyce?" "Neredeyse drt be ay oldu, grm olman gerekirdi." "Ama nceki gelilerimde yoktu?" "Vard," dedi berber. Bunu yle emin bir sesle syledi ki, muhtar neredeyse yklacakt. ran kimin olu olduunu yeniden sorabilecek gc yoktu. Kendini aynann nndeki koltua doru ekmi, tkezleye tkezleye oturmaya alyordu. yice yerleip srtn yaslaynca bir sre bakt aynann iinden, ra baklaryla kucaklayp brakt. "Vardysa vard," dedi sonra bitkin bir sesle.

Onun ran kim olduunu tekrar sormasndan korkan berber, konuyu deitirmek iin ne yapmas gerektiini dnyor, bir yandan da bo yere ekmeceleri ap kapatyordu. "Salarm epeyce ksalt," dedi muhtar. "Sakalm da al, ama temiz bir tra olsun." Berber ban sallayarak makas kapt hemen, yava yava klatmaya balad. O srada rak ustasnn ellerine gzn dikmi, yarm admlarla gene koltuun bir sana bir soluna zplayp duruyordu. "Yolculuk mu var yoksa," diye sordu berber. Muhtar gzkapaklarn indirip kaldrd. "Nereye?" "leye." Berber sustu. Neden gideceini sormasna gerek yoktu. Tra bitinceye kadar muhtar da konumad zaten; ask bir suratla, ylece aynaya bakt durdu. Havlu boynundan zlp alnnca, ne eilerek yzn inceledi. Sonra arkasn dnp ense trana bakt, eliyle yoklad birka kez, svazlad. Derken parmak ularn diliyle slatp kalarn dzeltmeye balad. Berber, imdiye dek onun hi bu kadar titizlendiini grmemiti. Belki de bu yzden, apkasn verirken uzun uzun szd. Muhtar onu arttnn farknda deildi oysa, bir dne hazrlanrcasna durup dinlenmeden aynaya bakp apkasndan taan salar dzeltiyordu. Sonra tek szck konumadan, tpk bir uyurgezer gibi kalkp ky meydanna yrd. narn dibinde oturanlar ona bakyordu gene, bazlar yanmdakilerin kulana eilip bir eyler sylyordu. Rza da aralarndayd kukusuz; sandalyesini herkesin uzana ekmi, tek bana kahve iiyordu. Ama muhtar bu kez onlarn hibirini grmemiti. Kimsenin ayak basmad baka bir yerde yryordu sanki ve gitgide uzaklaan bedeniyle baka bir zamana karyordu. Duvar dibindeki yallara gre, ban ne denli dik tutarsa tutsun kendi iine ykld belliydi...

Ky adm adm dolamt o gn; hemen hemen girmedii sokak, gemedii avlu, dnmedii ke, hatta uramad eme kalmamt. yle ki, kyllerin hepsi her yerde onu grmeye balamlard. Dahas onunla birka kez karlaanlar olduu gibi, ayn saatte ayr ayr noktalarda se-lamlap konuanlar da vard. Berbere gre o inanlmaz bir hzla oalyordu kukusuz, sokaklarda cirit atan yzlerce muhtarn kararllna baklrsa daha da oalacakt. Ne var ki muhtarlarn hepsi ayn deildi; biri karlat kyllere hafife glmseyip selam veriyorsa, teki hi konumadan geip gidiyordu. Akam karanl ktnde, hi konumayan muhtarlardan biri Reit'in avlu kapsndayd; soluk alp vermeden, giderek koyulaan bir sessizlikle ylece bakyordu. Sonra yavaa ieri girip parmak ularna basa basa birka adm yrd. Aylar nce gremedii bir ipucunu imdi bulabile-cekmi gibi evresine dikkatle gz atabilirdi belki, ama bunu yapmad; hatta byle bir eyin ok sama olacam dnd. nk avluda herhangi bir deiiklik yoktu; bu, daha eikte duyulan bayatlam kokudan, karanln biiminden ya da kerpi duvarlarn duruundan kolayca okunabiliyordu. Kald ki, Gvercin'den bir iz vardysa bile artk zamann altnda kalmt. Bir at, sandaki ahr kapsnn aralndan gzlerim kalayl iki tas gibi ldatarak kinedi bu srada. Muhtar, farkna varmadan durmu ona bakyordu. Bir an, kendini ikinci kez yok eden Cennet'in olunun orada olabileceini dnd. Gene de ahr kapsna yaklarken aklndan geen bu olasla pek gvenmek istemiyordu; Cennet'in olu, artk bunca olup bitenden sonra Reit'in evine yaklaamazd. Kapy usulca aralayp bam uzatm, atn soluunun yzne arpmasna aldrmadan dipteki saman ynna, st ste istiflenmi kozalak uvallarna ve direklerden sarkan yem torbalarna bakyordu. Oysa ieride, ikide bir kulaklarm dikerek yeryzn dinleyen atn dnda hi kprt yoktu.

Derken, avlunun karanln ikiye blen beyaz i donuyla Reit indi geldi merdivenlerden; ahrdaki direklerin duruunu tekrarlayan eri br bir durula, hi konumadan muhtarn karsna dikildi. kisi, belki saatler sonra, evin ardndaki vinelere doru yrdler. Birbirine yaptrlm yorgun iki kukla gibi ayn noktaya ayn anda bakyorlard. yle ki, biri anszn dursa hi vakit kaybetmeden teki de duruyor, dalsa teki de dalyordu. Tadna vine kokular dm kopkoyu bir karanln ortasna gelip durduklarnda, muhtar fsl fsl konumaya balad. Reit bam donunun aartsna doru emi, onun dediklerini anlamaya alyordu. O srada, teki muhtarlardan biri muhtarlk odasndayd gene; kandili yakp masasna kurulmu, bir yandan duvar dibindeki kan izlerine bakyor, bir yandan da at almaya giden bekinin dnmesini bekliyordu. Aslnda sessiz sedasz oturuyor grnse de, az nce gidip bekinin getirecei at kendi elleriyle hazrlamt. Kars bir sre onunla birlikte ahra girip km, heybesine yiyecek bir eyler koymu, sonra da eie oturup hznle bakmaya balamt. Muhtar, onun aklama bekleyen baklarn hi grmyordu oysa; yava hareketlerle zengileri dzeltiyor, atn yelesini topluyor ya da ikide bir eyeri kaldrp yeniden yerletiriyordu. Gzlerini duvar dibindeki kan izlerinden glkle ayrp karsndaki Atatrk portresine dikti. Hi konumadan baktlar bir sre... O srada zamann durduunu dnd muhtar; bunu hi istemiyordu, ama dnd. Sonra, zaman tekrar canlandracan aklna getirmeden elini yelek cebine att ve mhr kesesini herhangi bir i organym gibi karp masann stne koydu. Atatrk, azn ap tek sz etmeden hl ona bakyordu. "At getirdim," dedi beki. Yavaa yerinden kalkp odaya skntl gzlerle bir kez daha baktktan sonra kandili fledi. En az onun kadar skntl olan

baka bir muhtar, kapy oktan kilitleyip bayrak direinin dibindeki ata doru yrmeye balamt. Olup bitenlerin birdenbirelii karsnda eli ayana dolanan beki peindeydi. "Gidiyor musun?" diye sordu. Muhtar atn yularn zp avularna hapsetmiti. "Baka are yok," dedi. Bekinin yzne, muhtarlk odasnn kapsna, atm topuklarna ya da karanlkta uyuyan kye deil de uzaklara bakyordu nedense, uzaklarn da tesindeki ok uzaklara bakp btn ruhuyla oralarda geziniyordu. "Bayra direkten indirme," diyen sesi de uzaklardan geldi sonra; "ben gelene dek dalgalansn!" Beki ban sallad. Muhtar, sabrszlanan atm dizginlerini aslp belini hafife emiti. "Muhtarlk odasn da amaya falan kalkma sakn, kapy kilitledim." "Anahtar gtryor musun?" "Gtryorum!" "Peki," diye mrldand beki. Muhtar atn mahmuzlayp karanla doru frlad. Tam gzden silinmek zereydi ki durdu birden, at ban havaya dikerek hafife ahland. Muhtar geriye kayklm, dizginlere aslmaya alyordu. Beki, onun bir ey unuttuunu dnerek mavzeri omzundan indirip komaya balamt. Ama o yaklatka at yanklanan nal sesleriyle birlikte gitgide uzaklayordu. Geri muhtar hl srtmdayd, konumaya hazr bir yzle geri dnm bekiye bakyordu. ndi inecekti sanki, karanla bata ka muhtarlk odasna doru ilerleyecekti. Derken anszn, baka bir at belirdi bekinin arkasnda; srtnda tekinden farkl dimdik bir muhtar duruyordu. "Sahi," dedi bekiye, "kar neden yaar?" 23 Koltuktaki adam hl rya gryormu gibi yava yava aynann iine gmlp hareketsiz kalmt. Haline baklrsa stne

ken yorgunluk gitgide arlayordu. Hani gzleri aynadaki grntsne taklmasa belki yeniden uyuyacakt. Hem de bu kez motoksiklete binecekti ryasnda; pat pat sesleriyle dalar ap ovalar geecek ve bir yerlerde, unutulmu kylere ulaacakt. Ola ki oralarda bekleyenler vard onu, yolunu gzleyenler, yzn dleyenler ya da daha nceki gelip gidilerini anmsayarak birbirlerine fsltyla anlatanlar vard. "Benim gitmem gerek," dedi bir ara. Gene de ben, bunu gerekten syleyip sylemediinden pek emin deildim. ittiim ses, uzaklara ait clz bir sessizlikti nk; bulank bir tmce okumutum ya da, hayal meyal silik birka szck grmtm. Belki de koltuktaki adam benim iittim sandm eyi yalnzca dnmt de henz sylememiti. Artk soluumu tutmu, ayn sz yeniden duyabilme beklentisiyle yzne bakyordum. "Benim gitmem gerek," dedi tekrar. "Nereye?" diye sordum hemen. Aynadan uykulu gzlerle yzme bakt. "Ne nereye?" "Gitmem gerek dedin ya?" Glmsedi birden. Henz fark edemediim bir durumla alay ediyor gibiydi. "Ben," dedi, "yle bir ey demedim." armtm. Birka dakika nce rya grdn iddia etmem onu fkelendirmiti herhalde; imdi ayn yolla benden intikam alyordu. nk iittiim eyden emin olamadm grnce gzlerinden belli belirsiz bir sevin lts gemiti. "Sen gitmem gerek demedin mi?" dedim tekrar. "Hayr," dedi, "demedim." "Peki, bana son kez ne syledin?" "Belki de u anda konutuklarmz bir ryadr dedim." Susmu, ne yapacam bilemeden aynaya bakyordum. Oysa o, sabunu pul pul dklmeye balayan yzyle hl glmsyordu. Anlalan, intikamn aldndan emindi. "zlme," dedi sonra bir ocuu yattrr gibi, "sana gitmem gerek demedim, ama gideceim. Berberi daha fazla

bekleyecek zamanm yok." Dnp dolap ayn olaylar yaadmz hissine kaplacam bile bile, ona nereye gideceini bir kez daha sormay dndm. Ne var ki szckler bir trl azmdan kmyordu. Gene de o benim konuamadklarm iitmi gibi, bir yandan lavaboya eilip yzn ykarken bir yandan da slak slak glmsyordu. Aramzda, ikimizin de adlandrmaktan ekindii gizli bir dmanlk vard sanki; birbirimizi srekli kolluyor, yokluyor, oyalyor ya da herhangi bir konunun peine derek karmak oyunlar kuruyorduk. Koltuktan kalkp boynundaki havluyla yzn kurulamaya balamt. "Ne i yapyorsunuz?" diye sordum usulca. "Postacym," dedi kapnn nndeki motosikleti gstererek, "aslnda zerre kadar sevmem bu szc... Haberciyi severim daha ok... Bir de motosikletimi tabii." Havluyu koltuun kenarna brakm, saatine bakarak kapya doru yryordu. "Gidiyor musunuz?" "Evet." "Nasl olsa ge kaldnz," dedim yalvarr gibi, "gitmeseniz de olur artk." Ban hafife eip gzlerini motosiklete dikmiti. "Ge kaldm nereden biliyorsun," dedi inat bir sesle, "benim gitmem gerek." 24 Muhtarn ileye gidiinden birka gn sonra, Cennet'in olu hi kaybolmam gibi kucanda kapkara bir ylanla kayalklardan inip geldi. Sa sakal birbirine karm titrek bir hayalete benziyordu. Daha kye girer girmez peine taklan ocuklarla pek ilgilendii yoktu, olanca dikkatini kucandaki ylana vermiti. Kimi zaman kimsenin anlayamayaca baz szler fsldayp yava yava okuyordu onu, kimi de anszn irkilip kayalklara bakyordu. Kayplara kart gnden bu yana

dalarda ylanlarla boumutu sanki, imdi peinde seline kaplm kalabalk bir ylan slalesi vard da ikide bir dnp onlar kolluyordu. evresine toplanan ocuklar epeyce byk bir kalabalk oluturmu, onunla birlikte hl yryorlard. Duvar dibinde pinekleyen ak sakall yallara gre, Cngl Nuri'nin yllar nce kye geliiyle Cennet'in olununkinin hi fark yoktu; tekrarlarn tekraryla srp giden yaam, zamanlar ve bedenleri deitirerek kendini bir kez daha sergiliyordu onlara... imdi, saa sola salan gazoz kapaklaryla havada uuan parltl kt paralarnn yerini kapkara bir ylan, Nuri'nin bedenini de Cennet'in olu almt. amatayla yryen ocuklarsa, kendilerinden drt be ya byk olanlarn anlarn yayorlard kukusuz; ayn merakla arp ayn sarholukla rpcriyorlard. Onlarn hareketlerinden Cennet'in olunun sana sakalna kadar her ey yllar ncekine o denli benziyordu ki, kimi yallara gre Cngl Nuri istiyorsa evinden kp bir zamanlar kye nasl girdiini kendi gzleriyle izleyebilirdi. Geri ocuklardan kimseye frsat dmyordu; Cennet'in olunu smsk kuatm, giderek byyen bir uultuyla sokak sokak dolayorlard. Sonunda ky meydann paspal bir ordu dzeniyle geip kahvenin nne geldiler. Cennet'in olu duraksamt. Derken elinin birini havaya kaldrarak dur emri verdi. ocuklar, bir milim bile ileri gitmeden rap diye durdular. Ardndan, onunla birlikte yavaa yere kp geni bir ember oluturdular. Artk sesleri soluklar kesilmiti. Hatta, elinin tersiyle smn silen birka kiinin dnda hepsi kprtszd ve merakla Cennet'in oluna bakyorlard. O da onlara bakt bir sre, kayp bir ey aramasna tek tek szd. Sonra, ocuklarn aknlktan alakalm azlar ve giderek byyen gzleri nnde, kucandaki ylan tpk bir atk gibi uzatp boynuna dolay-verdi. Ylan, bam havaya kaldrm dilini titrete titrete rpmyordu. ocuklardan biri dayanamad bu srada. "Aaboooouuuv," diye haykrd.

tekiler uzun sredir onu bekliyormu gibi anszn lk atp tepinmeye baladlar. Kopardklar grlt yle glyd ki, ta Cngl Nuri'nin evinden, deirmenin oralardan, hatta mezarln tesinden bile duyuluyordu. Meydana koup gelen kyller nce hibir ey anlamadan ykselen toz bulutuna bakyor, ardndan da ocuklarn arasna karp Cennet'in olunu seyre dalyorlard. Olup bitenleri duvar dibinden izleyen yallar bile yryen birer kemik aac gibi takrdaya takrdaya kalabala doru sokulmulard. Gene de heyecanla devinen insan selinin ortasnda, kendilerine zg apayr bir bektiler ve herkes Cennet'in olunun yaptklarna glmekten krlp kasn tutarken onlar yalnzca bakp bakp susuyorlard. Derken Cennet'in olu, ban saa sola eerek boynundaki ylan zd. Herkes soluunu tutmu, onun gsterecei yeni bir hneri bekliyordu. yle ki, kimileri glme anlarnn ortasnda iki bklm kalakalmt. Kahveden kanlarla tarlalardan koup gelenler daha geride, birbirlerinin omzuna ylm, neyi karp neyi karmadklarn anlamadan merakla bakyorlard. ite o srada anszn pat pat sesleri duyuldu. Bata beki olmak zere kyller Cennet'in olunu unutup yzlerini deirmene doru eviriyordu ki, hzla yaklaan sar bir motosiklet narn evresinde geni bir tur atarak kalabaln ortasnda durdu. Sa sakal birbirine karm ask suratl postac, bir ayan yere basp tpk yllar nceki gibi muhtar sordu gene. "O ileye gitti," dedi beki, "ne getirdiysen bana ver." Postac, motosikletin orasna burasna dokunmaya niyetlenen ocuklar kollayarak selesindeki heybeden tozlu bir kt kard. Herkes yeni gelen haberin merak iinde onun hareketlerini izliyordu. Hatta yeeni karlaldan bu yana iip iip kylnn anasna avradna sven Rza bile, Gvercin'den haber geldi umuduyla kalabal yarp postacnn burnuna dek sokulmutu. "De hele oku," dedi sabrsz ve anason kokulu bir sesle. Beki sesini karmad; kd ikiye katlayarak cebine koyup nara doru yrd. Sonra aklna bir ey taklm gibi dnp

postacya bakt. O hl ayan yere dayam, motosikletin stndeydi. Bekinin her kirpik krpmda kye yeniden geliyordu sanki; narn evresinde d hzyla bir tur atp ayn noktada duruyor ve ayann tekini yere yeniden basyordu. "inmeyecek misin beyim," dedi "in hele in, bir aymz i!" Postac bir sre sakaln kayarak evresinde toplanan ocuklara bakt. Motosikleti onlarn eline brakp bir kede ay imeyi gze alamyordu. "Yok," dedi, "benim gitmem gerek!" Birka kii daha srar etti, ama postac fikrini deitirmedi. Pedala st ste basp motosikleti altrmt. Derken, ban geriye ykarak ileriye doru frlad ve narn evresinde peindeki ocuklarla birlikte bir tur daha atarak hzla uzaklat. Kyller, uzayp giden toz bulutu deirmenin yannda kayboluncaya dek ellerini gzlerine siper edip uzun uzun baktlar. Cennet'in olu kahvenin nnde, insanlardan olumu dsel bir emberin ortasnda ylanyla yapayalnz kalmt. Ortalkta savrulup duran ocuklar motosiklet izleriyle uramaktan vazgeip ona doru yaklatlar sonra, gene evresini kuatp izlemeye baladlar. Kyllerse narn dibindeki sandalyelere oturmu, merakla bekiye bakyorlard. "De hele oku unu," dedi Rza. Beki elindeki kd muhtarn gndermi olabileceini dnerek yava yava at. Azn smsk kapatp iinden okudu nce, gzlerini bombo dikerek dalgn dalgn bakt. Ardndan, omuzlarn titreterek glmeye balad. Oturanlar hibir ey anlamadan birbirlerine bakyordu. "Al unu al," dedi beki Cngl Nuri'ye; "bak bu telgraf senden sz ediyor. Akrabalarn yllar nce kye dnd, ama telgraflar yeni geliyor maaallah! Hem de seni hl bulamadklarn yazyorlar!" Kyller hep birlikte, eile bkle gldler. Nuri telgraf alm, ne yapacan kestiremeden, yarm yamalak bir tebessmle bekinin yzne bakyordu.

"u gzel Allahmm iine bakn," dedi imam, "ac bir haberi nasl da kahkaha kaynana dntrveriyor..." Kyller balarn salladlar. Nuri telgraf kendisine trenle sunulmu bir yokluk belgesiymi gibi zene bezene katlayp cebine koymu, yznde hl ayn tebessm, ylece oturuyordu. "Kalk," dedi beki bacak bacak stne atarken, "kalk bir tepsi ay getir kahveden; bunun stne birer ay iilir!" "Ben daha bulunmadm ki," diye srtt Nuri, "yokum ben! istiyorsan belgesini gstereyim." "istemez istemez, kalk ay getir!" Nuri srtarak kalkt. "Beni sayma," diye mrldand imam. Kalkm, tespihini klata klata berber dkknna doru yryordu. Glgesi, topran yzne gre biimlenmi kapkara bir yaratk gibi nndeydi, imam bir an asl yryenin o, kendisinin de gkyzne yansm bir glge olabileceini dnd. Sonra rkt bu dnceden, hatta kendi varlndan korktu ve iinden rastgele bir dua okudu. Kapdan girdiinde berber tpk benim gibi, kula oktan silinip giden pat pat seslerinde, tek bana oturuyordu. 25 mam kydeki berber dkknna deil de kenttekine gelmi gibi, oturduum yerde rpermiim. O imdi, teninde uulda-yan ky meydanyla birlikte duvar dibindeki sandalyedeydi sanki; ellerini dizlerinin stne zenle koymu, arada bir bo gzlerle bana bakp yava yava tespih ekiyordu. Derken, yz yzmde kalakald... Artk kendinden ve bulunduu mekndan yle uzaklamt ki, azm ap bir ey sormaya, elimi kprdatmaya ya da kirpiklerimi krpmaya ekmiyordum. Yalnzlm paylaan yapayalnz bir canlyd o nk; ulat ufka glge drmeden sessizce beklemeliydim. Bekledim de geri; aynadan ve caddeden geen otomobillerin, insan suretlerinin, birbiriyle arpp duran makas ltlarnn, musluk durularnn, btn bunlar silip silip geen buulu dlerin ve imamn varlnn ortasnda hi kprdamadan belki

saatlerce oturdum. yle ki, biraz imamdm artk; berber dkknndan skntl bir yzle km, ky meydanna doru yryordum. Glgem bu kez ardmdayd tabii, topran yzn alan eri br biimiyle tpk bir ay ls gibi srklenip geliyordu. Dorusu, peimdeki bu ykle hangi yne gideceimi pek bilemiyordum. Gene de, narn altnda oturan kylleri, bana toplanan ocuklara hl gsteri yapan Cen-net'in olunu ve nohut ykl birka kanyla duvar dibinde pinekleyen ak sakall yallar geerek yava yava bakkal dkknna doru yrdm. Rza ieride dirseklerini tezgha dayam, ellerinin arasnda bitti bitecek bir rak kadehi, olu Ramazanla konuuyordu. "Grdn ite," dedi postacnn gittii yn gstererek, "Gvercin'den gene haber yok!" Ramazan ban sallad. Bu hareketle, pei sra babasn da srkleyerek dkknn alacakaranlna biraz daha gmlmt. Artk ikisi de sabun ve ya kokularnn ortasnda, belki farkna bile varmadan yava yava birbirlerine sokuluyorlard. Bense kapda duraksam, duruuma yansmayan derin bir dikkatle onlar dinliyordum. "Reit eniten dangalan teki! Aylardr, imama gidelim diye yalvara yalvara dilimde ty bitti ama, sz dinletemedim! Kei gibi diretiyor herif... Neymi efendim, imam bu konuda bir halt yiyemezmi; yiyebilseymi, yllar nce Cngl Nuri'yi bulurmu. Fakat bulamam ite, Nuri'nin kye kendiliinden dnp geldiini herkes biliyormu... Az nce gene kavga ettik bu yzden; Allah yaratt demedim dorusu, halann hatrn falan bir yana brakp azma geleni syledim! Biraz da halan verdi veritirdi ardm sra, uyuz kpekler gibi evle muhtarlk odas arasnda dolap durmakla kzmz bulunmaz, gel u imamn kapsna bir kere-cik olsun gidelim," dedi. "Eee, enitem ne dedi?" "Ne diyecek, olmaz damar kabarm bir kere!" Ramazan ya tenekelerinin stnde, gzlerini tavandaki merteklere dikmi dnyordu.

"O halde biz gidelim baba." "Nereye?" "mama." Rza, iki zm tanesi gibi kzaran gzlerini yana devirip derin derin soludu. "Olmaz," diyerek rakdan iri bir yudum ald sonra; "anlamyor musun, kaybolan her neyse onun sahipleri gidecek imama. Babas gidecek yani, hatta anas da... mamn tasa doldurduu o mbarek suyun aynasna ikisi ayn anda bakacak ki, Gvercin'in hangi kovukta sakl olduu grlebil-sin... senin sandn kadar basit olsa ben imdiye dek durur muydum hi?" "Eee, imdi n'olacak," dedi Ramazan alt dudan dileyerek. Rza bir yudum daha ald rakdan. "Reit eniteni bu ie inandrmaktan baka are yok," diye homurdad azn elinin tersiyle silerken, "bunu kendine de syledim zaten. mamn gcn nnde sonunda sana ispat edeceim dedim." "Nasl olacak bu?" Rza, tezghn stne bsbtn abanarak oluna biraz daha sokuldu. "Bunu enitenle birlikte kararlatrdk," dedi sesini alaltarak; "dndk tandk, bir oyun hazrladk. imdi beni iyi dinle, biraz sonra kalkp enitene gideceksin. O sana, bir tutam sa verecek. Sonra sen o sa aldn gibi, dosdoru imamn kapsna koacaksn. Szmona sevdalanmsn tamam m, durduun yerde duramyorsun... Hatta yemeden imeden de kesilmisin, varsa yoksa o kz dnyorsun. Yani bunlar ballandra ballandra bir gzel anlatacaksn imama; dlerini, hayallerini, yangnlarn bir bir sralayacaksn... Sakn ola ki onunla konuurken her eyin bir oyun olduunu dnp de ciddiyetini bozma, yoksa pirelenir. Ka yapacam derken gz karmayalm! Sen yalnzca elini p ve derdini dk..." "Peki sonra?" "Sonra imam senden hangi kza vurulmusan onun san isteyecektir." "Nerden biliyorsun?" "Biliyorum, nk bu iin usul

yledir." "Eee?" "E'si, o saa okuyup fleyecek ite! San sahibi de sana sevdalanacak. Hem yle bir sevdalanacak ki, evimizin nne dikilip melil melil meleyecek. Reit eniten de imamn neler yapabildiini ite o zaman grecek!" Ramazan'n yz buruk bir hal almt. "iyi ho da," dedi tedirgin bir sesle, "kz kim?" Rza ters ters bakt oluna; raky bir dikite bitirip barda tezgha serte brakt. "A benim salak koum," dedi, "kzn kim olduunu biz bilirsek Reit eniten bu ii imamn yaptna inanr m?" Ramazan boynunu aresizlik iinde bkp susmutu. Dkkn sessizdi imdi, sabun ve ya kokularndan olumu alacakaranlk bir kederin ortasnda baba oul, cellatla kurban gibi karlkl oturuyorlard. Derken, Rza ayaa kalkp tezghn arkasnda bir saa bir sola yrmeye balad. Arada bir durup kukulu gzlerle olunu szyordu. Bense hl kapnn nnde, bir omzumu pervaza dayam, ylece dikiliyordum. Artk orada beklemenin anlamsz olduunu dnerek usulca ieri girdim sonra; gazya tenekelerinin, sabun torbalarnn, ivilerden sallanan yemyeil cam kandillerin ve daha bir yn vr zvrm arasndan geerek tezgha doru yrdm. "Bak berber geliyor," dedi Rza oluna, "kalk bir ay syle!" 26 Uykuya dalp dalp kan imamn elleri nce yerden sedire, oradan da dizlerine zplam kocaman iki kurbaaya benziyordu. Kap vurulunca kprdadlar; stlerine den glge saa sola kayarak biim deitirdi, imam pe pee besmele ekerek kalkp den oraplarn dzelte dzelte kapya kotu. Mandala basarken, Tanr ncekileri iitmemi gibi uzun bir besmele daha ekti. Eikte dikilen Ramazan, yznde dallanp budaklanan tuhaf bir endieyle ona bakyordu.

ikisi, tavanndan kekik demetleri sarkan alacakaranlk odalardan getiler sonra; nem kokulu lo bir kede, sedire oturdular. Kar duvarda, yzn evreleyen cennet yeili harmanisiyle l gnei gibi parlayan Hazreti Ali'nin resmi aslyd. Ramazan'm gzleri srtn hasr yasta verir vermez ona taklmt nedense, Zlfikr'm savrulan lts alnna vurup vurup geiyordu. "Ho geldin," dedi imam. Ramazan el pp yeniden oturdu. Ellerini birbirine kenetlemi, kurban edildii oyundan kurtulabilmek iin yardm istercesine Hazreti Ali'ye bakyordu. Ne var ki kendini bu denli aresiz hissetmesi oyunun bir adm daha gelimesinden baka bir ie yaramyordu. Sedire oturduklar ilk dakikadan beri onun hareketlerini izleyen imam; "Bir derdin var senin," dedi. "Var," diye yantlad Ramazan. Bunu derken, gzlerini Hazreti Ali'den indirip derin bir i ekmiti. Bir yandan da, hi de yapmack olmayan bu i ekiin bile, istemeden katld oyunu biraz daha gerek kldn dnyordu. Artk yle bir noktaya gelmiti ki, ne kadar iten davranrsa oyuna o denli katkda bulunacakt. "Eee," diye mrldand imam, "derdini dkmeyecek misin?" "Ben birine sevdalandm emmi, btn derdim bu..." mam enesini gsne yaslam, onun sylediklerini iitmemi gibi, dalgn dalgn tespih ekiyordu. yle kaytsz grnyordu ki, Ramazan bir an, onun her eyi sezip anladn dnerek korktu. Buna korku denemezdi aslnda, ekirdeinde babasyla enitesinin bann altndan kan lanet oyunun bozulacana dair garip bir sevin vard. "Sevmek insann eriebilecei en yksek mertebedir," dedi imam birden, "ne mutlu sana ki oraya ulaabilmisin..." "Ama kz beni sevmiyor." mam tatl ve yumuak bir glmseyile yzn kaldrm, pencereden uzaklara bakyordu.

"Onun da aresi var," dedi tevekkl dolu bir sesle, "hele sen kzn sandan birka tel getir, gerisi kolay!" Ramazan yutkundu. "Hazrlkl gelmitim zaten," dedi kekeleyerek, "salar yanmda." mam tespihini brakarak, odada kap gitmekte olan bir ey varm da onu kskvrak yakalamak istermi gibi; "Ver hele o halde," diyerek elini sallad, "ver ver!" Ramazan mendile sarp cebine koyduu salar karr ken Hazreti Ali'ye bakt gene. Nedense, odada kiilermi gibi gereksiz bir tedirginlie kaplmt. "ok da ksaymlar," diye mrldand imam mendili anca. Ramazan aresizce boynunu bkt. Bu srada imam, sa avucunun ortasnda duran sa tellerinden gzlerini hi ayrmadan yava yava srtn dnp ikiye bklmt. Avucunda bir tutam siyah sa deil de, derin bir kuyu vard sanki; gitgide irileen gzlerini dikmi, onun karanlna bakyordu. Dudaklarndan dklp yava yava uzak bir slk izine dnen mrltlar da o karanl aydnlatmak iindi kukusuz. Hatta, sonsuza dek uzayacak gibi birbirine ek-lene eklene sren bu mrltlar grdke Ramazan'a yle geliyordu ki, imam bir sre sonra kendini duaya dntrerek yok olup gidecekti. Gitmemiti oysa, aradan sknt dolu saatler gemesine karn hl ayn noktaya bakarak dua okuyordu. Sonunda durdu... "imdi her ey tamam," dedi yorgun bir sesle, "bu salar hep cebinde tayacaksn. O kz da seni sevecek bundan byle, birbirinize toprakla su kadar yakn olacaksnz." "Bu i ne zamana dek olur," diye sordu Ramazan. "Oras Allah'a kalm evladm, kesin bir vakit syleyemem. Kul gznde kesin olan bir ey varsa, o da u andan itibaren kzn yreine ate dtdr... Biz Allah'n izniyle kvlcm attk onun iine, bakarsn bir ay sonra parlar ate, bakarsn sen daha u kapdan admn atmadan parlar..."

Ramazan mendili zenle katlayp cebine yerletirdi. Yreinde hi beklemedii, tuhaf bir rperti geziniyordu. inde bir yerde kck bir kibrit aklmt sanki; imamn yzne, o minik alevden kaynaklanan belli belirsiz bir acyla bakt. Sonra aklna geldi birden, uzanp minnet dolu bir ifadeyle tekrar el pt. "Hi tasa etme," diye mrldand imam. Sedirden inmi, pe pee, kekik kokan alacakaranlk odalardan geiyorlard gene. mam ikide bir eilip den oraplarn ekiyordu. Derken eiklerin birinde, kap aralndan bakan kapkara bir kedi grd Ramazan; gzleri kor gibi parl parl yanyordu. Eii ap ona yaklama arzusu duydu birden. Ne var ki, n sra yryen imamdan ayrlp baka bir odaya sapmas imknszd. Gene de, imamn evinden ayrlp ky meydanna geldiinde, kedinin gzleri belleinin karanlk bir kesinde hl ayn iddetiyle parl parl yanyordu. Belki bu yzden, ta dibinden getii halde, bana toplanan ocuklar ylanyla yapt marifetlerle glmekten krp geiren Cennet'in olunu bile grmemiti. Bakkal dkknna girdiinde, babas hl tezghn arkasnda rak iiyordu. "Tamam m?" diye sordu heyecanla. "Tamam," dedi Ramazan. Rza, srtn kirden kapkara kesilmi eri br tahta raflara verip derin bir oh ekti. "te bu kadar," dedi atallanm sesiyle, "imdi git de Reit enitene haber ver!" Ramazan, dilsiz bir kuzu gibi usulca dnp dkkndan kt. Dosdoru Reit enitesinin evine gittiini bilmesine karn, gerekten o yne yryp yrmediinden pek emin deildi. Durup dururken, bir ka saat iinde birka yl yalanmt sanki; her admda onun olmaktan kan ayaklar, geveye geveye, bana buyruk apayr bir izgiye doru kayyordu. Nereye

uzand kestirilemeyen bu bulank izgiyi izleyerek ky meydann bir batan bir baa tam iki kez geti Ramazan; ikisinde de Cennet'in olunu gene grmedi. nk bir yandan ayaklarnn pei sra srklenirken, bir yandan da cebindeki san kydeki kzlardan hangisine ait olabileceini dnyordu. Geri yeryznde bunu Reit enitesinden baka bilen yoktu, ama gene de kyn kzlarn yan yana sralayp gzlerinin nnden geirmek houna gidiyordu. Hatta ilerinden siyah sal olanlarn kimini brakmyordu hemen, karsnda uzun sre tutup hayran hayran bakyordu. Derken, berber dkknnn on be yirmi adm tesinde, upuzun boyuyla camn arkasna dikilip ky meydann seyreden berbere bakarken buldu kendini. Berber de ona bakt bir an; ne var ki bu bak pek uzun srmemi, cama vuran gnein gz kamatran parltsyla silinip gitmiti. Hatta ayn parlt, berberin grntsn de yutmutu hzla; dkkn, ky meydanna doru akan kpkrmz bir k seline dntrmt. te tam o srada, evresindeki parltnn etkisiyle kararan kapnn eiinde, gzleri bir ift kor gibi uzak uzak yanan o kediyi grd Ramazan; arka ayaklarnn stne km, alas bir dikkatle onu izliyordu. Admlarm sayyordu sanki, sivri ularyla boluu izen kulaklar belli belirsiz oynarken, ba yava yava saa doru dnyordu. ini kaplayan skntyla birlikte sokan sonuna vardnda, dnp yeniden bakt; kedinin gzleri hl peindeydi. Epeyce uzakta kalm da olsa l sldlar gene; topraa, gbre kokulu havaya, krlanglarn uuuna ve ikindi gneine kararak sessizce yaklayorlard. Keyi telala dnp hzl hzl yrmeye baladnda, Ramazan, artk ok gerilerde kalan kedinin onca kerpi duvar aarak kendini grp gremediini dnd. Ne var ki bunu dnmesiyle birlikte admlar biraz daha hzlanmt, ne denli yavalamaya alsa da onlar durduramyordu. kide bir aniden karsna dikilen, gcn ve amacn bilmedii tuhaf bir

kedinin oyununa dmt sanki; tpk babasyla enitesinin oyunundaki gibi, kurtulmak iin aba gsterdike batyordu. yle ki, Reit'in avlu kapsna geldiinde heyecandan soluk solua kalmt. Orada birazck sakinleip kendini toparlayabilse, d m yoksa gerek mi olduu kestirilemeyen bu anlamsz kovalamaca sona erecekti belki; her ey eski yerine dnerken olup bitenler tatl bir tebessmn altnda kalacakt. Ama bu imknszd; soluk alp verii tpk az nceki admlar gibi, yavalatmak istedike inanlmaz bir biimde sklayordu. stelik barndan, tam da cebine yerletirdii san altndan garip hrltlar gelmeye balamt. Derken, ksa, ama keskin bir at kinemesi duydu. Soluunu glkle tutup kulak kabartt; evrede, havada uuan birka eekarsnm vzltsyla oradan oraya konan ku cvltlarndan baka ses yoktu. Avlu kapsn yavaa itip ieri szld. Geriye den tahta mandal yerine oturturken girdiine piman oldu; henz bunun nedenini bilmiyordu, ama pimand ve bu duygu gitgide btn bedenini sarp onu bir mengene gibi skyordu. Kedeki merdivene doru birka adm daha atmt ki, at kinemesini yeniden duydu. Bu kez olduka yaknndan gelmiti. Ynn sadaki ahr kapsna evirip ekine ekine yaklat. Atn, tahtalarn arasndan kalaylanm bir ift tas gibi ldayan gzlerini grd birden; darya szan geni bir soluun kokusunu ve scakln yznde hissetti. Tepinip duran at, onun eilip kendisine baktn anlamt sanki; karanlkta, bir ey sylemek istercesine kesik kesik kiniyordu. Ramazan'sa gzleri hl taslarn ltsnda, kapnn nne aklp kalmt. Derken kap byk bir atrtyla darya doru devrildi ve ok hzyla frlayan at avluda ksa bir tur attktan sonra kulaklarn dikip ahlanmaya balad. Ne yapacan aran Ramazan nce koup yakalamay dnd onu, belki de bu amala kollarn yana aarak bir

ka savruk adm att. Ama at, topuklarnn dibinde ciyak ciyak ten sar bir civcivi ineyerek ona doru ahland. Kr admlarla geri ekilen Ramazan, srtn avlu kapsna dayayarak havada dnp duran bir ift nalla sar dili kocaman aza korkuyla bakt bir sre... Artk onu yakalamaktansa ayak altndan kap kurtulmay dnyordu. Ne var ki merdiven avlunun dip kesinde kalmt, ona ulap yukarya trmanmak iin vakit yoktu. Aslnda, tepesinde einip duran atn hrnlna baklrsa hibir eye frsat bulamayacak gibiydi. Sonra birden, srtn dayad kap geldi aklna; ne zamandr arad ka yolunun bu kadar yaknnda olduuna aamadan, hzla ap dar frlad. Aadaki grlty iiten Reit, belini bir eliyle tutarak merdiveni homurdana homurdana indi ama, atn avlu duvarn amasn nleyemedi. Savrulup giden kapkara bir kuyruun ucunu grebildi yalnzca. Ortalkta can havliyle uuan tavuk gdaklamalarna bata ka kapya kadar kotu gene de, boynunu uzatp hibir ey anlamadan bo bo bakt. Ramazan'sa nal akrtlarnn nnde, hl kayordu. At kapkara bir rzgra dnm, inanlmaz kineyilerle sokaklar birbirine katp ardnda neredeyse kuyruunun savruluuna benzeyen kocaman bir toz bulutu brakarak soluk solua kudurmuasma kouyordu. Sokakta ne kadar ocuk varsa duvar dibindeki yallarn glgesine snmt artk; orada, sessizce koup gelen Ramazanla peindeki atn henz anlalmayan bir oyun oynadm dnerek kkr kkr glyorlard. Oysa ak sakall yallarla baz avlu duvarlarnn stnden bakanlar olduka endieliydi. Geri Ramazan hibirini grmyordu bunlarn, yalnzca kouyor, frsat bulduka da bam evirip evirip yaklaan toz bulutuna bakyordu. O srada Cennetin olu ky meydanna oturmu, evresini saran ocuklarla birka kylnn ypranan ilgisini canlandrabilmek iin, ylan boynuna bir atk gibi dolamann, onunla pmenin ya da pantalon paasndan salarak

kemerinden karmann dnda yeni areler aryordu. nce Ramazan'm, ardndan da kapkara bir atn yaklatm grnce bir an duraksad. Ylann, ellerinin arasndan akp topran stnde bam kamrta kanrta kaydm henz fark etmemiti. Oysa ylan gz ap kapayana dek oktan birka adm uzaklam, tslaya tslaya ocuklara doru gidiyordu. Kalabalk bir anda lklar atarak saa sola kamaya balamt. Cennetin olu armt artk; gzlerini telala koup gelen Ramazanla peindeki ata m, ortal toza dumana katarak dalan kalabala m, yoksa bu kargaada akp giden ylana m evireceini kestiremeden ylece bakyordu. Neredeyse ylan yakalayp yeni marifetler gstermekten, yiyip imekten, karn neden yadn sorup durmaktan, hatta soluk alp vermekten vazgemi gibiydi. Derken kahvede oturanlar da frlad yerinden, birbirlerinin omzundan atlayarak kapdan geip dar ktlar. "Neler oluyor?" diye bard biri. Parman uzatm, panik iinde savrulan kalabaln stnden bir noktay gsteriyordu. Herkes durup bakt. Ramazan atn nnde iki bklm, hl kouyordu. Gkyzne ykselen nal akrtlar, nereden estii bilinmeyen uzun bir rzgra kaplm gibi kimi zaman uzaklap kimi zaman yaknlamaya balamt. Ky meydann evreleyen evlerin duvarlarna arpa arpa yanklanan kinemelerinse ard arkas kesilecek gibi deildi. Kyllerin hibiri yerinden kprdamyordu o srada, birbirinin yzne bakamyor ve azn ap olup bitenler hakknda tek sz edemiyordu. O an iin lydler sanki; dokunsalar dokunamaz, kosalar koamaz, barsalar baramazlard. Gene de, yalnzca grme duyusuyla donatlm gibi, her eyi her ynyle deilse de hareket eden yanlaryla gryorlard: te, Ramazan dizlerinin stne kmt imdi, emekleye srne, kollarn ileriye uzatp elleriyle grnmez bir eye tutunarak tela iinde kamaya alyordu. Oysa at oktan dikilmiti tepesine; ahlanp ahlanp n ayaklarn Ramazan'n

stne indiriyor ve bundan insanlarn anlayamayaca hayvans bir tat alrcasma (belki de ehvetle) uzun uzun kiniyordu. Ky meydan kemik atrtlaryla dolmutu. yle ki, havaya salan bu kanl atrtlarn stlerine dklmeye baladn gren ocuklar avlu kaplarna doru kamlard. Atn ayaklar altnda yuvarlanan Ra-mazan'sa hibir yere kaamyordu artk... Hatta baram-yordu bile; ya da yle inanlmaz bir iddetle baryordu ki, kimse iitemiyordu... Sonunda at, kim bilir ne kadar sre sonra, durdu. On be yirmi admlk bir alan gelincik yapraklarna benzeyen kan lekeleriyle dolmutu. At o lekelere bir sre baktktan sonra, ky meydanna birdenbire ken sessizliin iinde kulaklarn yava yava oynatarak, yerde yatan kemik ve et ynnn evresinde gezinmeye balad. Bir yandan da, arada bir durarak Ramazan'n kan kokusunu ierce-sine burnunu uzatp kokluyordu. Donup kalan kyller kprdand bu srada; daha nce sz birlii etmi gibi, at yakalamak iin geni bir yay oluturarak, ayaklarnn ucuna basa basa sessizce yaklatlar. Ama at onlar grr grmez aniden aha kalkt; arka ayaklarnn stnde birka kez dnd ve ok hzyla ileriye frlad. Herkes bakakalmt... Rza, rak kadehini alelacele brakarak dkkndan koup geldiinde bembeyazd; ortala salan kan grnce du-raksad bir an, korkuyla bir yerdeki oluna bir evresine bakt ve ellerini yzne kapatarak oraca kt. Hacer'se Ramazan'n gsnden frlayan kaburga kemiklerini, yanandan grnen dilerini ve phtlamaya balayan kan glnn stndeki sinek srsn grmeden, haberi duyar duymaz avlu kapsnn dibinde baylmt. 27 Berber dkknnn iin iin uuldayan sessizliinde, tek bamaydm gene; artk berberle raktan umudumu kesmi, cam dibine ektiim sandalyeden hem otomobillerin gelip getii caddeyi seyrediyor, hem de ok uzaklardaki o ky

dnyordum. Oray dnmemek elimde deildi zaten; henz nereye kaybolduu anlalamayan Gvercin'den aklm yitirerek karn neden yadn sorup duran Cennet'in oluna, bekiye, Rza'ya, hangi kzn sama okuyup flediini bilmeyen imama, hl ileden dnemeyen muhtara, hatta yllar nce nereye gidip yllar sonra nereden geldii bir trl zlemeyen Cngl Nuri'den eviyle muhtarlk arasnda iskelet eskisi gibi dolap duran Reit'e, tenindeki yangnla samanl atee veren Hacer'e ve atm ayaklar altnda ezilen Ramazan'a kadar herkes iimdeydi. Bir anlamda bu, benim de onlarn iinde olmam demekti aslnda; ola ki, Reit'in bir tutam sa istedii o kzdm imdi; adm Gldeben'di ve pencerenin nndeki sedire oturmu, gzlerim damlarn stnden ykselen tahta minarede, iimden bir gn nceki akam geiriyordum. Hzn karas salarm kesip Reit emininin avularna braktm akam... Geri imamn, salarma okuyup fleyerek beni kime yakacan bilmiyordum o srada; Reit emmi, hele sen birka tel ver de gerisine karma, demiti. Avlu kapsnn dibinde, akam karanlnn ortasndaydk; o yere melmi, neredeyse kuruyup giden kck gzleriyle yzme bakyordu. Dorusu, kayplara karan Gvercin'in derdiyle yanp kavrulacakken, benim gibi evde kalm baht kara bir kzla neden uratn pek anlayabilmi deildim. Herhalde iindeki acy unutmak iin i aryor kendine, diyordum. Bir yandan da bu iin teki ucunda duran erkein kim olduunu bilmediimden baklarm bulanmt tabii; ya korse, ya yatalaksa, ya topalsa, ya kambursa, ya dedem yandaki bir dulsa, diye kayglanyordum. Oysa kayglarm bounaym, dediine gre Reit emmiyi babam bilip gvenmeliymiim; ateine deceim erkek bin yl dnsem aklma gelmeyecek, olduka yakkl, eli yz dzgn ve altn kalpli bir delikanlym... Onun ad imdi aklanrsa olmazm; zaten

Reit emminin yapt, gle maya almak gibi bir eymi. Tutmayabilirmi yani, ya da tutup tutmayaca Allah'a kalmm... Her ey dnld gibi yolunda giderse, elbette erkein kim olduunu ben kendi kendime bulacakmm. Bulurmuum da zaten, iimdeki yangn beni gnden gne ona doru kovalarm. Hatta, belki de varp onun kapsna dikilirmiim kalbimdeki korla, melil rae-lil bakarmm. Btn bunlar erkek iin de geerliymi tabii... Bende tutuacak atein duman ondan, ondakininki benden ttmezse hibir sonu almamazm bu iten; o durumda, atei kim tayorsa helak olurmu... Szgelimi, o bensem, llere dermiim Mecnun gibi; yle kumdan llere deil elbette, iimdeki atein yakp kavurduu llere... imden geen dn akamn karanlnda, kuruyup giden kck gzlerini yzme dikerek hl bunlar anlatyordu Reit emmi ve ben hl Gldeben'dim; pencerenin nndeki sedire oturmu, o erkei dnyordum. Hi kukusuz Reit emmi, olup biten bunca eyden sonra onun adn sylemeyecekti bana, artk istese de cesaret edip syleyemezdi. Gene de ben, bir lye sevdalanacam biliyordum. 28 Ramazan' o gn, ikindi namazndan sonra gmdler. Aylar nce geldii bu kyde ilk kez birinin lmyle karlaan berber, trenin bandan sonuna dek hi konumad; herkesle birlikte yryor, zlyor, tabuta omuz vermek iin kouyor, mezara toprak atyor ya da elden ele geen marapay alp su serpiyordu. Onun sessizliinin hemen kysnda, en az onun kadar sessiz olan Reit vard; alamaktan halsiz den Rza'nm koluna girmi, gzleri hep yerde, yutkuna yutkuna yryordu. yle dalgnd ki, sa omzuna yklan Rza'nm rak kokulu hkrklarn bile duyduu yoktu. Beti benzi birdenbire solan bekiyse herkesin gerisinde, tek banayd. Kendi tabutunun peinden gidiyordu sanki; gzlerini yava yava ilerleyen kalabaln stnden arp kar dalara ivilemi, arada bir sendeleyerek son yolculuunu

tamamlamak zere olan Ramazan'a yetimeye alyordu. Bunu basarsa bile, tabuta azn yaslayp ona hkra hkra yllardr iinde tad srr aacak deildi kukusuz; artk bunun iin ok geti. Ramazan, varlna ilikin bir yalan gerek bilerek lmt ve yle gmlecekti. Gene de her ey bir an nce sona ersin istiyordu beki; u yava yava yrmeler olmasmd szgelimi, tabutu srayla tamalar, toprak atmalar, hep birlikte dua okuyup su serpmeler ve susup kalmalar olmasnd. Oysa imam, daha kuluk vakti evine konuk ettii gencin u anda l olduuna bir trl inanamadndan mdr nedir, hayli yava hareket edip arada bir durgunlayordu. O haliyle neredeyse okuyaca dualardan, mezarn bana toplananlardan, bademliin tesinde lm sessizliiyle yatan kyden, hatta oradaki evinden ve geleceinden gitgide uzaklayor gibiydi. Reit, hi beklenmedik bir anda Rza'nn kolunu brakp onca zamandr boaznda dmlenen hkrklarla birdenbire mezarn stne kapanmasa, belki her eyden biraz daha kopup biraz daha uzaklaacakt imam; ama bunu yapamazd artk, cppesini savura savura koup Reit'i kaldrm, kulana teselli edici szler fsldayarak kalabalkla birlikte mezarln kna doru ilerliyordu. Akam karanl kerken kye dndklerinde, kandiller tek tk yanmaya balamt. Aralarnda herhangi bir karara varmadklar halde, kyller narn altnda topluca durup bir sre hi konumadan, ky meydanndaki sessizlii dinlediler. Yreklerine inen lmn ikindi vakti orada nasl biimlendiini grenler, atn kinemelerini yeniden iitmi gibi Ramazan'n can verdii noktaya dehetle bakyorlard. Hl yerde, tozlar iinde yuvarlanan biri vard sanki; havaya frlayan kanl kemik atrtlar, o saatte oktan uyumu olan ocuklarn dne girip bir ikindi vakti bularak ortala yeniden salyordu. Derken, imamn arkasndan herkes Rza'ya basal dilemek iin sraya geti. Bu, beki iin trenin en zor anyd; sras gelene dek gzlerini Rza'ya dikip bedenindeki titremeyi durdurmaya alt. Ne var ki titreme yalnzca bedenini deil,

geleceini de sarmt ve neredeyse fark edilebile 146 cek bir iddetle srp gidiyordu. Cngl Nuri'nin peinden Rza'ya, onu deil de kendini kucaklamasna sarlp birka dakika ylece, gzleri kapal hkrd. kisinin hkr birbirine kart bir sre, yalnzca bir insann azndan kyormu gibi ayn anda ayn irilikle, slak slak, karanla dkldler. Sonra beki, ikiye blnmlk duygusu iinde Rza'dan ayrlp omzundan kayan mavzeri dzeltti. Karanlk, narn yapraklarn birbirine ulayp onu henz patlamam dev bir hkra dntrrken birer ikier daldlar. "Adm atacak mecalim yok," diye fsldad Reit bekiye, "Rza'y evine sen gtrver." Beki ban sallad. "imdi oras ana baba yeridir," dedi Reit yeniden, "gidersem daha beter olurum. Hele Hacer'e ne derim bilemiyorum." Beki, Rza'nm koluna girip yrmeye balamt. Hacer'e o da ne diyeceini bilemiyordu aslnda, hatta yllardr samanlkta buluup tenini teninde yzlerce '6Bez dinlendirdii halde, imdi onunla karlamaktan korkuyordu. Gidebilecei bir yer olsa, yalnzca Hacer'le yz yze gelmemek iin bu kyden ekip gidecekti belki de; stelik Cngl Nuri gibi yllar sonra dnp gelmeyi aklndan bile geirmeyecekti. Gene de, karanlkta ikide bir hkrp derin derin of eken Rza'yla birlikte Hacer'e doru yrrken, bunlar hibir zaman gerekletiremeyeceini dnd. Sonra Reit'e, daha olayn stnden bir gn bile gemeden kendisini Hacer'le karlamak zorunda brakt iin fkelendi. O srada Reit, adm atacak mecalim yok demesine karn evine oktan ulam, giderek byyen bir fkeyle acele acele merdivenleri trmanyordu. Belki bir ara eiklerden birine ya da merdiven bana dikilip evde kimse yok mu diye atallanm sesiyle barmt. Sesi daha da atallanarak bo odalarda yanklanmt tabii, karanlkta dal dal krlp ufalanmt. Sonra, iinde hl byyen o fkeyle dip odaya komutu Reit; sedirin stne kp Kurtulu yllarndan kalan mavzeri duvardan

indirmi ve ayn hzla merdivene doru yrmt. Panik iindeydi sanki, gecikmi bir eye alelacele yetimeye alyordu. Ne var ki merdivenin bana geldiinde bu kez gerekten mecali kalmamt, mavzeri dizlerine yatrp usulca kt. Soluklanr soluklanmaz at vurmaktan baka aresi yoktu; onun nne asla bir avu yem koyamazd artk, bir yudum su veremez, yelesini okayp sarsna aplak atamazd. Hatta bundan byle ona gzlerini evirip doru drst bakabileceini bile sanmyordu. Ne zaman baksa, topuklarnn dibinde debelenen Ramazan' grecekti kukusuz, yrei onun acsyla bir kez daha dalanacakt. Sonra Ramazan, atrdayan onca kemikle salan kan kendinin deilmi gibi, yava yava dorulacakt atn altndan; belki ayaa kalkp Reit'e doru yrmeyecekti ama, sulayan gzlerle uzun uzun bakacakt... Kalkmt Reit; mavzere kurun sre sre basamaklar inmiti, yuvasndan frlayan kck gzlerini nereye evireceini bilemeden avlunun ortasnda dnp duruyordu. Saatler sonra kars, dvnp alamaktan bitkin den Ha-cer'i yatana yatrp eve geldiinde, hl yle, avlunun bir kesinden bir kesine koutururken buldu onu. "At grdn m?" diye atld Reit hemen. Kadn bir onun elindeki mavzere, bir ahra bakt. "Yok mu?" "Yok!" "Cehennemin dibine gitsin!" "Eve dndn grmedin mi?" "Grmedim," dedi kadn merdiveni karken, "bunca tasann arasnda ben evde miydim, haberi duyar duymaz kotum!" Reit aada, avlunun ortasna dikilmi, homurdanyor-du. Bir sre sonra, karsnn merdivenden indiini grnce sustu. "Ben abimlere gidiyorum," dedi kadn, "bu gece orada kalrm belki." "Git," diye homurdand Reit. Ama kendisi hibir yere gitmedi o gece; hatta eve girip bir lokma ekmek bile atmad azna, bir yudum su bile koymad; hep

orada, avlunun karanlnda dolat durdu. Atn eninde sonunda, yllardr yaad ahra dnp geleceini umuyordu. Aslnda bu, umuttan ok bir istekti. Hatta sabaha doru uzaktan uzaa horoz sesleri duyulduunda, istek olmaktan kp clz bir hayale dnmt. Gene de Reit gne doana dek, o hayali tekrarlaya tekrar-laya yaratt baka bir umudun avuntusuyla avlu kapsnn dibine oturup beklemiti. Ardndan, elinde uykusuz bir mavzerle sokaklara vurmutu kendini; kap kap dolaarak kyllere at grp grmediklerini sormutu. Ne var ki onu, Ramazan' ky meydannda zm gibi ezdikten sonra bir daha gren yoktu. Ama herkes, kaplarna dikilen Reit'i bo evirmemek iin midir nedir, az ya da ok bir eyler sylemeye alyordu. Bunlarn birou, gzlerini iri iri aarak ky meydannda tank olduklar tyler rpertici olay anlatyordu kukusuz; at tpk bir gn nceki gibi yeniden ldryordu dillerinde, szckleri birbirine katarak kineye kineye Rama-zan'm peine dyor ve onu meydanda yakalayp kyllerin gz nnde yeniden eziyordu. stelik anlatanlarn dilindeki at, bu kez Reit'in bile tanmakta glk ektii, ejderhaya benzeyen kapkara bir rzgrd ve szcklerin arasnda kotuka hzla byyordu. Onun Ramazan' ezdii saatlerde meydanda bulunmayan kyllerse nal seslerinden sz ediyorlard Reit'e; dedikleri ne baklrsa akrtlar Cngl Nuri'nin evinin yanndan geip kayalklara doru uzaklamt, ikindi gneiyle kekik kokulu kayalklar arasnda bir sre kanl kanl yanklanmt hatta, yanklar neredeyse havada ac bir kinemeye dnerek saatlerce nlamt. At oralarda bir yerde ya bir kaya glgesinde, ya yar banda ya da karanlk bir vadinin derinliklerinde olabilirdi. Naslsa kan tutard onu; gzlerinin ltsna yerleen ky, tenindeki ahr kokusunu ve ky meydannda yaptklarn kolay kolay srtndan atp hibir yere kaamazd. Belki de hicabndan ard kmelerinin iine saklanmt bir insan gibi; imdi o yeil karanln ortasnda, iri gzleri slak slak, i ekip alyordu...

Nal seslerini iitenlerin bazs da, akrtlarn bir sre ky iinde alkalandktan sonra ovaya aktm sylemiti nedense; stelik gzlerini bir izgi halinde ksp parmaklarn uzatarak, ovann yznde kvrla kvrla giden dsel bir yol iziyorlard. Artk Reit kime inanacam armt; btn gece avluda yapt gibi, imdi de ayn bulank kafayla kyn iinde dnp duruyordu. Derken, onun at vurmak iin her yeri kar kar aradn duyan Rza da takld peine; birinin elinde mavzer birinin elinde akar almaz bir tabanca, kayalklara trmandlar. Reit bu durumdan hi honut deildi aslnda, ne pahasna olursa olsun at tek bana bulup tek bana kurunlamak istiyordu. 29 Hl pencerenin nndeki sandalyede, tek bamaydm. Caddeden gelip geen otomobilleri gremiyordum artk; saatlerdir gzmn nnde srekli hareket halinde olduklarndan, inanlmaz derecede eskiyip saa sola dalmaya balamlard. Hatta, yaklaan akam karanlyla birlikte yava yava artan hzlar, giderek renk ve biimlerini de silmiti gzden; onlar, berber dkknnn evresinde vzldayp duran hayali bir sinek srsne dntrmt. Bir lye sevdalanaca gn korkuyla bekleyen iimdeki Gldeben'le birlikte pencereden bakarken, otomobillerin bsbtn yok olduunu dnmyordum tabii; olsa olsa kendilerini kuatan eylere karm olabilirler, diyordum. Bu yzden, caddenin iki yanndaki apartmanlar biraz otomobildi zaten, anak antenler, ihanlarmm girii, balkonlar, kaldrma dklen insanlar, zellikle de yaya geitlerinden telala yryenler biraz otomobildi... Her eyin bu denli birbirine karp birbirinde yaad bir srada, camlarndan akan bulank kent grntleriyle otomobiller de yalnzca otomobil deildi elbette; onlar seyrederken hi ummad m anda bir apartmanla karlayordum szgelimi; ya da arkasnda m yoksa nnde mi bulunduumu tam olarak

kestiremediim, rengi renklerde yanklanan uzak bir pencere gryordum. Camlar tozluydu belki, zaman cam kenarlarna kapkara bir egzoz kiri olarak birikmiti, ama bir yerlerden vuran akam gneiyle arada bir parlayp snyordu. O anda bir kent yklyordu pencerede, cama yansm ne kadar apartman grnts varsa birbirine arpa arpa, ilerinde yaayan oluk ocukla birlikte yerle bir oluyordu. Olup bitenleri berber dkknndan izlerken rperiyordum tabii, ken bir kentin ortasnda yapayalnz kalmm da kendimden baka tutunacak dalm yokmu gibi dehete dyordum. Kent st ste yzlerce kez kurulup yzlerce kez ykldktan sonra, penceredeki insann varln fark ettim birden; upuzun boyuyla, neredeyse kenara toplanan bir perde duruunun iine dikilmi, berber dkknna bakyordu. Belki de, ben dkkna tra olmaya geldiimden beri oradayd ve gzlerinde cellat gzleri varsa, onlar aramzdaki uzaklkla rtmt. Bu konuda hi kukum yoktu, nk hemen caddenin karsndaki apartmann nc katnda olmasna karn yle uzak bakyordu ki, bedenini bolukta yzen bir pencerede brakarak bu kentten ekip gittii sanlabilir-di. Ona gre ieride mi yoksa darda m oturduumu hl bilemediimden akndm tabii; bakn da ierdeni, dardan olduunu dnerek gzlerimi yere indirmitim. Belki de iki yzl bir pencereydi benim grdm; ondan geen bakn hangi taraftan geldii hem grenin hem de grlenin yaad duygulara balyd. stelik ona ille ieriden ya da dardan baklacak diye kesin bir kural da yoktu, gz yetiyorsa ayn anda iki taraftan da baklabilirdi. Hi kukusuz bu durumda kendisiyle karlard insan; grse grse, bir pencereden eilip bakan kendisini grrd d kadar yakn bir uzaklktan... Ola ki arrd nce; bir yanyla, yz yze geldii insann kendisi olduuna inanmak istemezdi.

Peki, ya pencerenin kar tarafndaki; o inanr myd aslnda kendisinin teki olduuna! 30 Gece yars dkknn kaps vurulduunda, akamdan beri sedirde uyuyan berber bunu bir d sand nce; yzn yasta bsbtn gmerek ters dnd. Ama kap o uykuya dalar dalmaz inatla yeniden vuruldu. Glkle doruldu berber, kibriti el yordamyla bulup baucundaki kandili yakt. Bir yandan da bu saatte kapya gelenin kim olabilece-ceini dnyordu. Sedirin altna savrulan terlikleri alelacele ayana geirip dkkn ikiye blen dall gll perdenin arkasndan kmt. O srada, terlik prtlarnm ieride deil de kapnn dnda yanklandn fark etti birden; durmu, uykulu gzlerle cama bakyordu. Kapy alan glge de ona bakt bir sre. "Kim o," diye seslendi berber. Glge hzla dnp karanla kart. Berber, elindeki kandili cama yaklatrp onun kim olduunu anlamaya altysa da, camn stnde eilerek darya bakan bir berberden baka kimseyi gremedi. Can fena halde sklmt; srtna geirdii gmlei farkna varmadan dmeleyip ayakkablarn giymi ve be admlk dkknda, bitip tkenmeye cek uzun bir yolculua km gibi yava yava yrmeye balamt. Kye geldii ilk gnlerdeydi sanki, tazecik bir hasretle gene o uzak kenti dleyerek, ilek bir caddede dkkn olup olmadn anmsamaya alyordu. Geri belleinin kesinde kk kprtlarla bir belirip bir kaybolan kent grntleri eskisi kadar canl olmad gibi dzenli de deildi artk; apartmanlar usuz bucaksz bir denizin azgn dalgalarna braklmasna srekli birbirleriyle arpp yklrken, caddedeki otomobiller onlarn pencerelerinden gelip gemeye balamt. Btn bunlar, zamann kemire kemire eksilttii tozlu birer andan ok, topran bulup yeerememi rk bir umuda ya da de benziyordu. Gene de berber, iinde filizlenen baka yerde olma isteinin verdii gle, dsel bir kente doru saatlerce yrd o gece...

Sonunda, yolculuunun kim bilir kanc kilometresin-deyken, yoruldu; kyn teki ucunda bir horoz, ibiini kanata kanata terken sedire kp srtn duvara dayad. inden, sesini iitebilecek birine, yoruldum demek geiyordu, ama evresinde kimse yoktu. Koskoca dkkn, kapya yklenen zifiri karanlkla birlikte derin bir sessizlie gmlmt. Hatta sessizlik, dkknn iinde ne varsa ge-veleye geveleye giderek byyordu sanki, giderek tanm g bir eye dnp sessizlik diye geride yalnzca berberi brakyordu. Oysa berber, buna kar karcasna bir sigara yakmt az nce; derin bir nefes ekerek bir sre evresine bakm, sonra da kendi kendine, bir oturu biiminin iinde ayn anda ka kii oturur, diye sormutu. O saatte akln byle bir soruya takmasn sama bulmutu geri, gene de ayn duruun iinde duran binlerce insan dnmekten kendini alamyordu. Ona gre binlerce kii, ayr ayr yerlerde birbirinden habersiz binlerce duruu tekrarlyordu byle, binler ce duruu bedenlerini kpr klarak gelecee tayordu. Ayn yolda yrmekten baka aresi olmayan tuhaf birer yaratkt insanlar; tekrarn tekrarlanann rts olduunu anlayamadan, ayn el sallaylarm, ayn gllerin, ayn yrylerin ya da ayn oturularn iinden gee gee damaklarna bulaan uzak bir serven tadyla dnp dolap ayn noktada yayorlard. Berber, sigarasndan derin bir nefes ekti yeniden; gzlerini hafife kapam, o anda o andaki oturu biiminin iinde kimlerin bulunduunu dnyordu. Onlardan biri bekiydi kukusuz; yrye yrye kyn dna km, bir zamanlar Aynal Fatma'yla Asker Ham-di'nin hesaplat ba evinin dibinde tpk berber gibi oturuyordu. O da yorgundu aslnda, Ramazan'm topraa verildii gnden bu yana doru drst uyuyamamt. Elinde deildi zaten, nereye baksa kapkara bir yelenin savruluuy-la karlap rperiyordu. Atn kendisi deilse bile hayali hep evresinde dolayordu sanki; onun iindeki srla alay edercesine karanln iinden

kuyruunu savurta savurta kp geliyordu bazen, karsnda duruyor, belki birka tur atyor, derken anszn kayboluyordu. Beki, ky meydannda olup bitenlerden sonra birka gn, geceleri sokaklarda ya da krlarda gezerken ona rastlayabileceini sanmt. Hatta byle bir karlama iin her an hazr tutmutu kendini; nce hi kprdamadan grntsne alsn diye ata birka dakika frsat verecek, sonra parmaklarnn ucuna basa basa yaklap burnunu okayacak ve enesinin altna namluyu sokup birdenbire ateleyecekti. At, beynine saplanan kurunla birlikte ahlanacakt tabii, ardndan, karanla fkran kann bile gremeden yere devrilecekti. Belki kuyruunu birka kez sallayacakt o srada, yekinmek iin bacaklarn birka kez hareket ettirecekti ama kesinlikle kaslp kalacak ve lecekti. Dahas, byle bir durumda lei or 156 tada brakp, kayalklarn stnde dnp duran akbabalara yle drt ba mamur bir ziyafet ekmek istiyordu beki; gelip gelip yesindi fukara kular yiyip yiyip Ramazan'n ruhuna dua etsindi... Ne var ki, aradan gnler gemesine karn hl at gren yoktu. Reit elinde mavzer sabahtan akama dek dere tepe demeden dolayor, hatta kimi zaman dalardaki kei obanlaryla yatp aramay ertesi gn oradan srdryordu ama bir trl bulamyordu. Beline soktuu akar almaz tabancayla onun peine taklan Rza'ysa birka gnde yorulmutu sanki; soranlara, yreindeki ac yznden bir sre parman bile oynatamayacam sylyordu. Oysa kendine haber vermeden at aramaya kt iin Reit'e sitem ettii belliydi. stelik sze dkemedii bu sitem, Ramazan'm acsyla birleerek onu rakya biraz daha yaklatrmt imdi; gnlm oyalyorum bahanesiyle dkkn erkenden ap gece yarsna kadar snger gibi horul horul iiyordu. Bunu bilmesine karn, Ramazan ld leli Hacer'le hi bulumamt beki; yolu karanlkta ne zaman Rza'nm evine ksa,

hemen geri dnp kaarcasma uzaklayordu. Artk bir daha buluup o samanla girebileceklerini de sanmyordu zaten, birbirlerini unutmaktan baka areleri yoktu. Bir sigara yakt beki, derin bir nefes ekerek tpk berber gibi gzlerini hafife kapad. Sonra bu duruun iinden kt nedense, mavzerini kuanp mezarla doru yrd. Ta ynlarndan atlad atladn bilmeden, diz boyu dikenlerin, oraya buraya frlatlm ilte paralarnn, koyun ynlerinin, uurtma llerinin, hurdaya ayrlm teneke sobalarn ve hangi canl trne ait olduu bilinmeyen kemiklerin arasndan geti. Topraa kapanm kck ocuklara benzeyen mezarlarn ortasnda dolaa dolaa Ramazan'mkini bulup yanma sessizce ktnde gne domak zereydi. Oraya gelmekle neyi amaladn bilmiyordu aslnda, mav zeri dizlerinin dibine koymu, toprak altnda Ramazan' kemiren solucan srs birdenbire dar frlayacakm gibi rkek rkek mezara dokunmaya alyordu. Derken, kim bilir ne kadar sre sonra, lm kokusuyla mayalanm ar bir uyku kt stne; artk Reit'in at gelip karsnda dursa bile mavzeri yerden alp dorultacak gc yoktu. evresine yle bir gz atarak oraca, Ramazan'm yanma uzanp gzlerini kapad. Dald uyku yle derindi ki, ancak leye yakn, terden srlsklam olduunda uyanabilmiti. Ayaa kalktnda ku kadar hafif hissetmiti kendini ve ku kadar hafif admlarla, yava yava, llerle beslenen kapkara bir topraa deil de bulutlara basyormu gibi mezarln kna yrmt. Hl uykudayd sanki ve dnde uyanm, kim bilir hangi nedenle, giderek kyn ilk evlerine doru yaklayordu. Deirmenden dnen rk sesli kanlar geiyordu yanndan eci bc kzlerle, at arabalar, hayalet eekler, gzleri gl gl alkalanan uan spalar ve uzak uzak insanlar geiyordu ama o onlarn hibirim grmyordu. Her ey bir d perdesinin arkasnda devinen binlerce dn gerisindeydi. Sonra yaklat her ey, yaklat ve beki, titreen izgileriyle muhtarlk odasn grd birden; Cennet'in olu elindeki ylanla kapya dikilmi, durup dinlenmeden

yumrukluyordu. "Kimse yok ordaa," diye bard. Cennet'in olu dnp bakt. "Vardr," dedi gzlerini belerterek. "Bouna yumruklama kapy," dedi beki yeniden, "muhtar ileye giderken kilitledi oray, anahtar da yannda gtrd!" Cennet'in olu boynunu bkp geri ekilmiti. "Sen bilirsin," diye mrldanyordu, "sen bilirsin beki day... Bence orda biri var, inanmazsan inanma... Ama hi deilse unu bil; bu ky meydan kokuyor!" Beki bir onun elindeki ylana, bir yzne bakp glmsedi. Ama sonunu getiremedi glmsemenin, az arpk bir izgi halinde, kalakald. Sz edilen kokuyu o da duymutu sanki, dikildii yerde yarm admlarla kk bir daire izerek hangi taraftan geldiini bulmaya alyordu. Derken Reit geldi nereden geldiyse, mavzeri kucana yatrm, uykulu gzlerle bekinin hareketlerini izliyordu. Uzak bir rastlantnn yznde bulumu bir oyuncuyla bir seyirci gibiydiler o anda; biri olanca dikkatiyle baktka teki srekli dnyordu. "Burnuna garip bir koku geliyor mu?" diye sordu beki. Reit kck gzleriyle evresine baknd. "Ne bileyim," dedi oyuna katlmaktan kamrcasma, "koku var gibi sanki, ama ne kokusu?" Cennet'in olu yere oturup bacaklarn iki yana am, kucandaki ylan topraa aktmaya alyordu bu srada; bir yandan da, oyuncuyla seyirciyi izleyen baka bir seyirci gizlilii iinde arada bir gz ucuyla onlara bakyordu. "Reit," diye bard birden, "hit Reit!" Reit, iinden frlayp gitmek isteyen ikinci bir Reit'i smsk tutuyormu gibi kpkrmz bir yzle dnp bakt. "Kzn ben karmadm," dedi Cennet'in olu. Sustular. "Ylanm da karmad ha, bilesin!" Yrd Reit; Cennet'in olunu, bekiyi, muhtarlk odasn, ky meydann ve btn bunlar sarp sarmalayan o garip kokuyu

geride brakarak sokaklar geti nereye gittiini bilmeden, avlu kaplar, nohut harmanlar, kanlar, atlar, arabalar ve ocuklar geti... Gzlerinden yalar dklyordu yrdke, ii bebek avucu kadar daralyor ve dizlerinin ba her admda zlrken kucandaki mavzer giderek arlayordu. Gene de yryordu Reit; Gvercinle Ramazan'm aclarndan olumu darack bir sokakta, bir at hayalinin pei sra yava yava ilerliyordu. Belki kyden kmt artk, Aynal Fatma'yla Asker Hamdi'nin hesapla-t ba evine doru yaklayordu. Ama herkesin harap bildii ba evinin bir avlusu vard nedense, avlusunda dut aalar, dut aalarnda kular vard. Hatta duvarlaryla kaps onarlm ve pencerelerine iek ilemeli perdeler taklmt. iekler, ak kanattan giren rzgrla serin serin, dallarn eerek uuuyordu. Reit, omcalarm arasndan sendeleye sendeleye oraya varp solukland bir sre; ne arm ne de inanm gzlerle, neredeyse ba evindeki her deiiklii kendi elleriyle gerekletirmi gibi ylece bakt. Sonra bir kprt grd pencerenin gerisinde, daha dorusu hissetti nasl hissettiyse, ya da sezdi... Avlu duvarna abanarak yzn biraz daha yaklatrd ieri; d gzeli bir kz sedire oturmu, dut aalarnn arasndan kye, belki de tahta minareye bakyordu. Dalgnd, sular gibi... Benziyordu, tpk Aynal Fatma'nn dillerdeki gzelliine... Yorgundu bir de, bir eyi hi aba gstermeden beklemeye mahkm edilmiesine... "Bak hele kzm," dedi Reit. Kz, gzelliinden uyanp ayaa kalkt. Yemyeil bir servi gibi, neredeyse krpe yapraklarn pul pul ldatarak pencereye abanp Reit'e bakt. Karlkl, ayn abanisin iinde ylece kaldlar bir sre. Reit, gmi fsltlarla akan sonsuz bir suyun serinliine gmlmesine yorgunluunu unutmutu. "Bir tas su," dedi

Gzleri uuan iek ilemeli perdelerde, bekliyordu. Kapnn gcrtsn duydu sonra, avluyu geen ayak seslerini, birka ar vzltsn ve kyden gelen kpek havlamalarn duydu. Duyduu her sesin kendisini bir kat daha rttn dnp onlarn altnda kprdamaya alyordu. Avlu duvarnn dibine kmt bu yzden, kula kapda, derin derin soluklanyordu. "Adn ne senin?" dedi gelip karsnda duran kza. "Gldeben," dedi kz, "beni tanyamadn m Reit emmi?" Reit bo bo bakt. "lmlerin ruhuna desin," diye mrldand tas geri verirken. Kz glmsedi hafife, sonra szle szle avluya girip gzden kayboldu. Ama beline dek inen simsiyah salar Re-it'in belleinde hl bir at yelesi gibi savruluyordu. "Keke," dedi Reit iini ekerek, "keke..." 31 Artk iyiden iyiye ken akam karanlyla birlikte caddenin klar yanmt. Otomobillerin homurtusunu izen kepenk grltleri geliyordu dardan... Pe pee inen kepenk sesleri birbirlerini rte rte yle uzun yanklanyordu ki, kent yaama kapatlyor gibiydi. Belki de bu yzden kapnn nne km, skntl bir yrekle, grtlana dek karanla batan yeryzne bakyordum. Seyyar satclarn bouk sesleri ykseliyordu caddenin teki ucundan; elektrik direklerinin dibine ekilen eci bc arabalardan ortal kasp kavuran kfte ve kokore kokular yaylyordu. Derken, tek tk karaltlar geti kar kaldrmdan ellerinde paketler ve naylon torbalarla, caddeye sarkan balkonlarda birka kprt yanp snd. Sonra karaltlardan biri, omzunda bir uzayp bir ksalan parltl bir ubukla, otomobillerin arasndan korka korka geip dkkna yaklat. "Berber dkkn kapanmtr diye dnp bo yere tasalanmm," dedi soluk solua, "kr ki hl ackm." Kck gzlerini kapya dikmi, ieriyi grmeye alyordu. "Berber yok mu?" "Yok." "Nerde peki?"

"Sylesem inanmazsn," dedim usulca. Meraklanm t. "Syle hele." "Kuluk vakti ra jilet almaya gndermiti." "Eee?" "rak dnmedi, epeyce bekledik, ama dnmedi." "Eee?" "Sonra berber dayanamad ve onu aramaya kt. Nedense o da dnmedi hl." fkelenmiti, bunu kslan gzlerinden, yzme dik dik bakndan ve olduu yerde hafife kprdanmdan anlayabiliyordum. "Yani kayplara m kart?" dedi korku ykl bir sesle. "Bilmiyorum," diye yantladm. Sonra sustuk... Giderek arlaan kfte ve kokore kokularnn ortasnda, olanca yalnzlmzla ylece kalakalmtk. "Benim gitmem gerek," dedi karalt, "ayet berber dnerse selam syleyin." "Kim diyeyim?" Caddenin karsna gemi, kaarcasna uzaklayordu. "Reit dersiniz," dedi karanln iinden, "ayn kydeniz zaten, o anlar!" 32 Beki son kez berberle konumutu. Birka hafta nce, bir ikindist tra olurken, "Senin bir skntn var," demiti berber onun iini grm gibi; o da, muhtarn geciktiini sylemiti boynundaki havluyu syrp atarken. Berbere gre bu gecikme dert edilecek bir ey deildi, elbette hakl bir nedeni vard. Ola ki muhtar, henz iledeki ilerini bitirememiti. Bakarsn hi beklenmedik bir anda kar gelirdi. Bu szler bekiye hi de inandrc grnmemiti tabii; aynaya gzlerini dikip dalgn dalgn bakm, sonra hibir ey demeden dkkndan kp gitmiti. O gnden bu yana kimseyle konumuyordu. Gitgide sa-rarp solan yaral bir yaprak gibi savrulup duruyordu sokaklarda, krlara kp dikenlerin arasnda yryordu kimi zaman, buday tarlalarnn ortasna yatp saatlerce gkyzne bakyordu.

Kularla ku oluyordu byle anlarda, bulutlarla bulut oluyor ve usuz bucaksz bir mavilikte, aklndan kck bir ey bile geirmeden, belki aylar, yllar ya da asrlarca dolayordu. Onun, balarn arasnda bir yere dizst kp gzlerim karncalara ivileyerek, sabahtan akama dek hi kprdamadan durduunu grenler de vard. Ama o, kimseye selam vermedii gibi kimseninkini de almyordu. Deirmene yryordu kimi zaman; stlere trmanp bir daim stne ku gibi tnyor ve durup dinlenmeden, kvrla kvrla kayalklara doru giden yolun aartsna bakyordu. Uzaklarda ku gz kadar bir karalt grse muhtarn dndn dnerek seviniyordu tabii, gzlerinin ii glyordu. Ne var ki karaltlar odun ykl bir eee dnyordu yaklatka, kulaklarn oynatp kuyruklarm sallayarak geip gidiyorlard. Birka yeil sinek kalyordu geride, bir de oduncularn omzunda parlayp snen uzak balta ltlar... Gene de beki stlerin arasnda, susineklerinin bitip tkenmez saldrlar karsnda kln bile kprdatmadan, gzleri hep yolda, yrei hep yorgun, gnlerce oturmutu; gnlerce, iinde gezinip duran bin trl kukuyla muhtar beklemiti. Sonra bir gn, muhtarn yllar nce verdii asker kaputuna brnp birliini kaybetmi perian bir er gibi, kayalklara yrmt Aynal Fatma'nn ba evinden geerek; oray kzgn bir le vakti ap daha telere, belki de kayp vadilere, kayp kylere ve kentlere kadar gitmiti. Birka gn sonra kei srlerinin peinden inip geldiinde elleri botu gene de, yz botu, sessizlii, hatta gzlerinin ii ve yrei botu... Belki de bu yzden, bo bir uvala benziyordu sokaklarda yrrken, bo bir uval gibi duvar diplerine ylp ylp kalyordu. Giderek azalyordu sanki, giderek yollara, krlara, kayalklara ve gecelere blnp ufalanyordu... Oysa iinde, omzu mavzerli yzlerce beki vard bekinin; stelik hibiri tekine benzemiyordu. Biri muhtar aramaya

hevesleniyordu zaman zaman, biri berberle konuup ona iini dkmeyi tasarlyor, biri her eyi kyde brakarak ban alp gitmeyi dnyor, biri oturup hngr hngr alyor, biri ne yapacam bilemeden ky meydanndaki o garip kokunun iinde dnp duruyor, biri de yanl olduunu bile bile arada bir Hacer'i hayal ediyordu. Beki bunlardan en ok hangisini sevdiini ya da en ok hangisini yaadn kestiremiyordu. Gene de, gnn birinde, berberle konuup ona iini dkmeyi tasarlayann peine taklp gideceini dnyordu. Kimi zaman gidiyordu da; iindeki beki nde, kendisi arkada, geceleyin marm altndan sessizce geip berber dkknnda yan kandile doru yryorlard. Her ey susuyordu onlar yrrken; gece, btn karanlyla her eyi yerinde tutuyordu. Kpekler daha derin uyuyordu szgelimi, tavuklar daha derin, kular, ocuklar, sonra ak sakall yallar, kaplar ve pencereler daha derin... nar geene dek kararl ve hzl yryordu ndeki beki, sonra arkasna dnp dnp kukuyla bekinin yzne bakmaya balyordu. Onun hl yryp geldiini grnce seviniyordu; yle ki, bu sevin gzlerinden akp admlarna iniyordu birden ve basp getii yerleri bembeyaz aydnlatyordu. Beki o aydnl izleye izleye, aresiz, ilerliyordu. Bylece berberin kapsna doru yaklayorlard. Tam da o srada, gecenin elinden kurtulmu ya bir kpek havlamas, ya da bir ksrk iitiyorlard. kisi de geri dnyordu hemen (yalnzca bir kez kapya dek ulap cam tklatabilmi-lerdi); beki nde, iindeki arkada, sokaklar geip eve geliyorlard. Avlu kapsndan, hangi beki olduu bilmeyen bir beki giriyordu ieri; pencerede saatlerdir yolunu gzleyen karsn grmeden, deli danalar gibi dnmeye balyordu. Kars anlayamyordu onu; gece boyunca avluda oturup karanlkta ikide bir kibrit aknn srrn zemiyor ve ne yapp ne etse azndan bir ift sz alamyordu. Beki beki deildi artk, boazna

kadar sessizlik dolu kayp bir sr kpyd. 166 Kyllerden birka, karsnn el altndan yalvarp yakarma-syla, ona yaklap dilini amaya almt, ama baaramamt. Beki, apkasnn siperini kalarnn stne indirip kapkara bir suratla uzak uzak bakmt konuanlara, uzak uzak susmutu sonra; kahvede oturup dururken dalara ekilmiti szgelimi, ky meydannda dikilirken, avlu kapsndan bakarken ya da duvar dibinde kerken dalara ekilmiti. Derken, inip gelmiti dalardan yklm bir da gibi... indeki kederin iine dalmt yavaa ve st dalna tneyerek yol gzlemekten vazgeip muhtarlk odasnn nne yrmt. Artk her gn oraya gelip bayrak direine srtn vererek bombo gzlerle ky meydanna bakyordu. Asker kaputu srmdayd gene, kimi zaman karp dizlerinin dibine seriyor, mavzeri de uykuya dalm bir bebek gibi stne yatr-yordu. Meydandan el ayak ekildiinde, ounlukla le scanda, tepesinde dalgalanan bayraa dikiyordu gzlerini; onun sessizliinde muhtarn yokluunu aryor, sonra o yokluun iinde at srtnda ar ar yaklaan muhtar gryor ve sevinle haykrarak ky meydanna doru frlyordu. Ne dediini henz kimse anlayabilmi deildi, herkes bu haykrn ne anlama geldiini birbirine sorup uzun uzun tartyordu. Birok kii neredeyse pusuya yatmt; bakkal dkknnda Rza'nm, kahvede kahvecinin, daha tede kunduracnn kulaklar kiriteydi. Ne var ki, muhtarlk odasnn nnde gn boyu oturan bekinin ne zaman haykraca hi belli olmuyordu. Bazen bir kere bile haykrmadan akam karanl kene dek ylece bekliyor, sonra ya kalkp gidiyor, ya da yllardr kimseye sezdirmeden iinde uyuz bir kpek besliyormu da imdi ona dnm gibi kapnn nne kvrlp uyuyakalyordu. Bir gn, kyllerden birka, ekine ekine gelip yanna oturdu. Onun selam alp vermediini bildiklerinden azla nn amamlard; hibir ey demeden, hatta ilerinden demeyi bile geirmeden, muhtarlk odasnn duvarna yaslanm,

ky meydanna bakyorlard. Derken, duvar dibinde pinekleyen ak sakall yallar da kalktlar ayaa, asalarn t-krdata tkrdata gelip bekinin iki yanma sralandlar. Onlarn arkasndan, by yeni bitmi be gen geldi. Herkes muhtar bekliyordu sanki; herkes l evinin nne toplanm gibi susuyor, durup durup yavaa i ekiyor ya da kapkara bir kederle hibir eyi grmeden bo bo ky meydanna bakyordu. Sonra, yallar oturduklar yerde, nereden yayld bilinmeyen o garip kokunun peine dtler. Dizlerinin stnde srnerek birbirlerine sokulup apayr bir grup oluturmulard gene, sakallarn svazlaya svazlaya kendi aralarnda fsltyla konuurken, bir yandan da yz izgilerinin ortasnda kaybolup giden uzak gzleriyle evreyi taryorlard. Bu halleriyle bir kez daha, kimsenin bilmedii gizli bir mahkeme heyetine benzemilerdi. Herkes sze karmadan onlar dinliyordu artk, onlar da durup dinlenmeden ky saran kokuyu yorumluyordu. Sonunda beki dayanamad, kaputunu alp bir daha oraya hi dnmeyecekmi gibi fkeyle uzaklat. 33 Gece, baka bir gecedeydi sanki; uzaklaan seslerle birlikte grntler de silinmiti. Her yer derinlii bilinmeyen bir boluktu artk, her ey sonsuz bir karanlkt... Gene de ben, gzlerimi ak tutmakla kapamak arasnda hi fark kalmad halde, tuhaf bir drtyle, oturduum yerden evremi grmeye alyordum. Bulank da olsa, seebildiim kck bir nesne bile yoktu tabii; nereye bak-sam o noktaya doru yuvarlanyormuum hissine kaplp rperiyordum. Bir ara, yuvarlanlarm destek yapa yapa bir dengeye ulaabileceimi dndm. Belki de bu yzden, karanla daha sk bakmaya balamtm. Hatta saatlerce ayn yerde oturmaktan uyuan bacama aldrmadan ayaa kalktm bir an, herhangi bir eye arpmamak iin ellerimi ne uzatm, topallaya topallaya yryordum. Aslnda, ellerimin bir bana her eyi grp ayaklarma klavuzluk edebileceini sanmakla

yanlmtm; gide gide, bir duvara arpmtm az sonra; tpk bir kr gibi, nmdeki engelin boyutlarn ellerimle grebilmek iin saknml admlarla bir saa bir sola kayyor, ama hibir ey anlayamyor dum. Duvar olmasna duvard dokunduum yer, gene de hi kesi yoktu; istense, belki de aylarca yrnebilirdi dibinde, haftalarca koulabilirdi. Ola ki benim iimden de byle bir ey geiyordu o srada, duvarn nerede sona ereceini dnmeden, yalnzca yrmek istiyordum yrmenin tadna basa basa... Ne var ki bu pek mmkn deildi, topal deilken topal, kr deilken kr olmu ve birka adm sonra, st ste ylan uvallara toslamtm. Herhalde nohut vard ilerinde, belki de budayd da ben ayramyordum. Onlarn yanndan uzaklap geri dndm sonra, yukardan sarkan msr koanlarnn arasndan geerek yerime oturdum. Hl uyuukluu gemeyen bacam kaldrp kan oku gibi uzatm, btn dikkatimle iin iin uuldayan karanl dinliyordum. Aada, olduka derin bir yerde kprtlar vard sanki; kararszln ayak sesleriyle rtmek isteyen biri, yava yava yukarya doru trmanyordu. Soluk alp veriini duyuyordum onun, belki istesem ayak sesleriyle soluunun ritmine bakp yzn de grebilecektim, ama bunu istemedim. Birka dakika geince, "Sen misin?" diye seslendim karanla. "Benim," dedi beki. uvallarn orada, yukardan sarkan msr koanlarnn altnda olmalyd. "Gnlerdir birisiyle konumay arzuluyordum," diye sze girdi hemen, "sonunda sana geldim..." "yi ettin," dedim, "n'oldu ki?" "Neler olmad ki emmi," diye yaknd, "u kapnn dnda neler olmuyor ki..." "Eh," dedim, "az ok biliyorum olanlar."

"Ben bilemiyorum," dedi glkle, "daha dorusu bir trl akl erdirip iinden kamyorum. klacak gibi de deil zaten, her ey gitgide karmakark bir hal alyor kyde, her ey gitgide tuhaflayor... stmze bir uursuzluk kt sanki, nereye baksam ya da olup bitenlerden hangisini anlamaya alsam bunalyorum. Hem yle bir bunalyorum ki, ekip gitmek geliyor iimden; ekip gitmek ve bir daha hi mi hi dnmemek..." "Tasalanma bu kadar, hepsi dzelir." "Nasl tasalanmam emmi? Biliyorsun, muhtar hl dnmedi. Oysa imdiye dek Gvercin'in kaybolduunu kime bildirecekse bildirip oktan gelmi olmalyd." "Koskoca muhtar," dedim onu yattrmak iin, "elbette hakl bir nedeni vardr. Ola ki iledeki ilerini bitirememi-tir henz, bakarsn hi beklenmedik bir anda kar gelir." "Geldiinde aracak ama," diye iini ekti beki, "hem de ok aracak... Daha Ramazan'm ldn bile bilmiyor o. Bu yzden Ramazan onun gznde hl yayor... Hl ata biniyor yani, hl yiyip iiyor, yryor, kouyor, glyor, ya da ne bileyim, dnlerde kekek dvp halay ekiyor... Kimi zaman bunu dndke, artk muhtar dnmese, diyorum iimden; dnmese de Ramazan hi deilse onun gznde yaayp dursa... Halay ekiyorsa ekse hani muhtar lene dek, kekek dvyorsa dvse, glyorsa glse... Sonra da zlyorum tabii byle dndm iin, en azndan muhtara kar hakszlk ediyorum, diyorum. Oysa biliyorum ki onun dnmesi gerek; dnp Gver-cin'den bir haber getirmesi, Cennet'in olunun gnden gne zvanadan ktn grmesi ve atn hl bulunamadn bilmesi gerek. Ama dnmyor ite... Bunca yk benim srtma ykyor! Reit yaral bir ku gibi her gn rpnp duruyor gzlerimin nnde, her sabah kayp bir at hayalinin peine taklp her akam kye elleri bo dnyor. Cennet'in oluysa baka bir lem; kucanda ylanyla sokak sokak dolap ocuklara gsteri yapyor hl ve hl aklna estike

karn neden yadn soruyor. Bir yanda da Rza var tabii... O, vurgun yemi bir alkol kp gibi dkknnda ylece oturuyor; ne ne zaman yklaca belli, ne ne zaman patlayaca... Btn bunlar yetmiyormu gibi, stne stlk bir de u koku kt bama..." "Ne kokusu?" "Orasn bilen yok emmi... Ky meydannda fark edildi nce, sonra gnden gne arlap her yere yayld. Olduka garip bir koku bu, her eye benziyor sanki; en ok da le kokusunu andryor. Ama bunu kimseye sylemedim daha, sylemeyi de dnmyorum. Korkuyorum nk, densizin biri kar da, bu koku Ramazan'm ld noktadan yaylyor der diye dm kopuyor. Byle bir sylenti yaratlrsa Rza kudu-rur herhalde, belki de tabancasn ekip ilkin bu laf edeni vurur! Yeni bir felaket doar yani... Hele Hacer hi dayanamaz byle bir sylenti karsnda, gelip gelip ky meydann koklar olum diye... Figan eder orada, yer bitirir kendini..." Susmutu beki, oraya, uvallarn dibine km olmalyd. "Kimi zaman da muhtarn neden dnmediini dnp trl trl yorum yapyorum," dedi daha alak bir sesle, "aklmdan ok tuhaf bir ey geiyor." "Nedir o?" "Muhtar bunca zamandr dnmediyse diyorum, dnmeyecektir artk... Gvercin de hl bulunamadna gre, onu muhtar karm olamaz m?" "Sama!" "Neden sama olsun? Ola ki gz vard kzda, frsat kol-luyordu. Sonra bir gece buldu bu frsat, kz atn terkisine atp uzak bir kye, ya da ne bileyim, bir yaylaya brakt geldi. Hi haberi yokmu gibi telaland ardndan, her yeri arad, arattrd, hznlendi... imdi de, ben gidip ileye haber vereyim diye kzn koynuna dnd... Olamaz m?" "Brak bu laflar," dedim sesimi ykselterek, "sada solda konuaym da deme sakn! Sen ne dediini bilmiyorsun!" "Bilmiyorum," diye mrldand karanln iinden, "ah bir bilebilsem..."

ittiim kprtlara baklrsa ayaa kalkm olmalyd. "Gidiyor musun yoksa?" "Gidiyorum," dedi, "hoa kal." Birka adm yrmt ki, durdu. Kaputunun hrtsndan anladma gre, msr koanlarnn altndayd. Belki de yzn evirmi, alamakl gzlerle bana bakyordu. "Nedense ayaklarm geri gidiyor," diye mrldand. "O halde diyeceklerin bitmedi," dedim yavaa, "belki de seni buraya getiren asl eyi sylemedin?" "Haklsn, sylemedim." kimiz de susmutuk. Her ey susmutu hatta, karanln iinde yzen her ey sessizliimize karp merak dolu binlerce soruya dnmt. Sonra msr koanlar ufalanmt tane tane ve taneler inanlmaz bir hzla, neredeyse birer altn damlas gibi karanla salmt... Ya da bana yle grnmt grmediim iin... Bense bu srada, sa elimle uyuukluu gemek zere olan bacam kavram, bekinin syleyeceklerini bekliyordum. Ama o konuamyordu bir trl, hangi konumdaysa oraya kilitlenip kalmt sanki; tpk bir zamanlar pencereden ky meydanna bakarken muhtarn yapt gibi, belki de kurtulmaya alyordu duruunun duvarlar arasndan; grnmeyen elleri ve bacaklaryla umutsuzca rpnyordu. "Orda msn?" diye seslendim bir ara. "Burdaym," dedi. "Konumayacak msn?" Susuyordu. "iim yanyor Musa emmi," dedi saatler sonra, "Ramazan benim olumdu!" 34 Beki muhtarlk odasnn nnde bekleyen kyllerin bana dikilmi, bir yandan onlar baklarnn iinde tutmaya alyor, bir yandan da kimseye sezdirmeden deirmene uzanan yola bakyordu arada bir. Artk her gn bayrak direinin evresine

toplanan bu insanlarn tam olarak neyi amaladklarn anlayabilmi deildi. Ak sakall yallarn burun buruna verip alak sesle konumalarna baklrsa, ky meydanndaki koku yznden orada gibiydiler. Belki de onun kaynan merak ediyorlard gnlerdir, renebilmek iin de, ilerini glerini brakarak o garip kokunun ortasna gelip oturuyorlard. Bir yandan da beki, onlarn birbirlerinden habersiz hep birlikte muhtar beklediklerini dnyordu. Dnse dnse ancak bu durumda dnecekti sanki muhtar; kanlardan dklen buday saplaryla altu-n bir renge brnen deirmen yolundan atn sre sre kp gelecekti. Bu kadar geciktiine gre terkisinde Gvercin de olacakt tabii; upuzun salar, sarsldka belini dvecekti... "O da ne!" diye haykrd beki. Kyller onun sesini duyar duymaz hep birlikte ayaa frladlar, kilerini gzlerine siper ederek deirmene doru baktlar. Uzakta, altun parltlarn sonunda eci bc bir karalt vard. Karalt suda kayarcasna yer deitirdi sonra, gnein altnda titree titree dereye indi. ktnda, irile-miti. Yavalna baklrsa yorgundu stelik, arada bir sendeliyordu. "Kim acaba?" dedi Nuri. "Yrynden tannmyor," diye mrldand beki, "srtnda yk var!" "Reit olabilir mi?" dedi biri. "Yok," dedi bir bakas, "O az nce dnd kye." Beki fkelenmiti. "Susun ulan," diye bard. Sustular... Ky meydanndaki o garip kokunun boyutlarn aan derin mi derin bir sessizliin iinden ylece bakyorlard, lrileen karalt artk epeyce yaklamt. Her admda, uacakm ya da dal kolu gitgide oalyormu gibi karmak bir grnme brnyordu. Derken, altun parltlardan syrlarak yava yava Cennet'in oluna benzedi. Srtnda kocaman bir uval vard sanki, kna skna, glkle yryordu. "Bu deli dalarda ne kadar ylan varsa toplayp geliyor herhalde," diye homurdand Nuri. Kalabalk, bu szlerden sonra biraz gevemiti. Hatta kimileri elini gzlerinin stnden indirip oturmaya niyetleniyordu ki,

beki anszn kaputunu savurta savurta komaya balad. Neler olup bittii anlalamad nce, oturmaya niyetlenenler alelacele kalkarken, birka kii bekinin peinden kotu. Cennet'in olu, kendisine doru gelenleri grnce durmutu. Pis pis srtt ona. "Gvercin'i bulduuum," diye bard, "buldum Gver-cin'iii!" Beki birdenbire durup mavzerini dorulttu hemen. "Seni kpek seniii," dedi dilerinin arasndan. Cennet'in olu arm, destek ararcasna, bekinin arkasnda duran kyllere bakyordu. Sonra, srtndaki kz yavaa brakt yere, birka adm uzaklap evresine telala gz gezdirdi. "Kama," diye bard beki, "kaarsan vururum!" Kamad Cennet'in olu, yznde gitgide korkunun rengini alan kekre bir glmseyile bekledi. Elleri o anda nereden getirildii anlalamayan boklu bir urganla birbirine smsk balanp yzne avu avu tkrlrken hi konumad. Beki, urgann teki ucunu bileine dolam, kalabaln n sra aslyordu. Kimi zaman yklyordu Cennet'in olu, kimi de dizlerinin stnde ilerlemeye alrken toz duman iinde savrulup giden asker kaputuna gzlerini dikip tuhaf tuhaf glmsyordu. Olup bitenlerle uzaktan uzaa alay ediyordu sanki, yzn yrtp geen talara, kulaklarnn iine dolan tozlara ve iki yanndan akp geen ayaklara aldrd yoktu. Gene de bir ara ban yerden kaldrp Gvercin'i arad gzleriyle; geride, kyllerden birinin srmdayd; bolukta ide dal gibi sallanan incecik kollar arada bir gzden kaybolup yeniden grnyordu. Ky meydanna girdiklerinde, beki, urgann ucunu muhtarlk odasna doru ekti. Kalabalk bymt birden; avlu duvarlarndan ban uzatp bakan kadnlar, dam balarndaki kyller, ahrdakiler, harmandakiler ve ocuklar, ardndan da kpekler muhtarlk odasnn nne toplanmt. Kadnlar, ocuklar ite kaka ne getiler sonra, yere braklan Gvercin'in evresini sardlar. Biri belinden petamaln zp onun plak omuzlarna, biri alnndaki atky salarna rtt hemen; biri de

eteinin ularn dzeltip yer yer kuru kan lekeleriyle dolu kck ayaklarm avularnn iine ald. Yreklerinde ne denli efkat varsa bir anda hepsini sunmaya alyorlard ama Gvercin'den bir tepki gelmiyordu; kendisine uzanan ellerin scakln, kulann dibinde dolaan szcklerin yumuakln, yznde toplanan baklarn kederini hi grmyordu sanki, rktlm bir kirpi gibi tortop olmutu. Reit karsyla birlikte koup geldiinde, beki urgann ucunu bayrak direine balam, ne yapacan kestireme-den Cennet'in oluna bakyordu. Reit, dvne dvne alayarak ky meydann birbirine katan karsn tutmaktan kzn gremedi nce; yuvarlanp giden apkasn bana geliigzel kondurmu, kadnlarn uultusuna doru srkleniyordu. Derken, kadnlar elinden ald karsn; kollarna girip yava yava Gvercin'in yanna gtrdler. Ana kz, kocaman bir at emberinin ortasnda birbirine sarld sonra, uzun sre ylece hareketsiz kalp gzya dktler... Ana, bir ara kzma bandan neler getiini sordu, ama Gvercin azm ap tek sz etmedi. Alamay da kesti hatta, onca feryadn, onca figann ve hkrn arasnda derin bir sessizlie gmld. Cennet'in oluysa bayrak direinin dibinde, aulanm kpek gibi mzklyordu bu srada. Olup bitenleri anlayam-yordu bir trl, zaten batan beri anlayamamt; gene de birileri anlar diye Gvercin'i nerede bulduunu peltek bir dille anlatmaya alyordu. Oysa kimse iitmiyordu onu; herkes yanndan geiyor, evresinde dolayor, karsnda duruyor, ama bir kere bile olsun dnp yzne bakmyordu. Artk her gn sokaklarda gsteri yapt ocuklar da uzakt ona, giderek azalan ilgileriyle kalabaln arkasnda kalmlard. Belki de az sonra her eyi byklere brakp kendi dnyalarna ekip gideceklerdi. Derken Rza kotu geldi (nerede kaldysa); kalabalk onun anason kokulu sesini iitir iitmez endieyle dalgaland. Beki, ne olur ne olmaz gelip mne ker korkusuy la Cennet'in oluna biraz daha yaklamt. Ama Rza nce Gvercin'e kotu, homurdana homurdana ocuklar geip

kadnlarn arasna dalm, balon gibi ien gzlerini nereye evireceini bilemeden telala ilerliyordu. Gvercin'in nnde diz kt sonra, onu kimin kardm sordu, nereye kardn, neler yaptn. Ama kz gene konumad, gzlerini topraa dikmi, soluk bile alp vermeden ylece oturuyordu. Rza da oturdu bir sre. Sonra bir sre daha oturdu ayn eyleri baklaryla sorarak... Belki bir sre daha oturacakt, ama artk dayanamad, Gvercin'in sessizliini ikiye blen bir hzla tabancasn ekip ayaa kalkt. Ky meydan uuldad bir an, kalabalk olduu yerde korkuyla fokur fokur kaynad. Kadnlar Gvercin'in stne atlmt hemen, onu aralarna alp inanlmaz bir beceriyle gzden silmilerdi. Oysa Rza, kendisini durdurmaya alan birka yalnn elinden syrlm, kalabalktan ykselen yakarlara aldrmadan bayrak direine doru yryordu. "Gelme," diye bard beki, "bir adm daha atarsan vururum!" Rza durmutu. Gzlerini bekinin gzlerine dikip st ste yutkundu. "Ver u deyyusu bana," dedi fkeden titreyen sesiyle, "onun kanm imek farz oldu!" Beki hi istifim bozmad. Aslnda, Ramazan' bunca yldr besleyip byten Rza'y vurabileceinden pek emin deildi. Zaten mavzeri dorultur dorultmaz elleri titremeye balamt. "Git bamdan," dedi daha yumuak bir sesle, "muhtar dnene kadar Cennet'in olu benden sorulur; kimseye vermem!" Rza gitmedi tabii, evresine toplanan ak sakall yallarn sylediklerine kulak asmadan, orada, elinde tabanca bir inat keisi gibi bekledi. Gvercinle Rza arasnda blnen Reit ne yapacan arm, ortal yattrmak iin midir nedir, kendi kendine bir eyler mrldanarak kimi zaman bekiye doru yaklayor, kimi de alelacele koup yallarn arasna karyordu. Sonunda imam ikna etti Rza'y, elindeki tabancay beline sokturdu. Gene de Rza koluna girenlerin ortasnda, dnyann btn ikilerini iip tketmi gibi srklenip giderken,

ikide bir havaya zplayarak, nnde sonunda Cennet'in olunu kurun yamuruna tutacan syledi. Beki onun savurduu tehditlere karlk vermedi nedense, hatta ettii kfrlerle yeminleri de duymazlktan gelip yalnzca bakt arkasndan; o, lastik top gibi zplaya zplaya gzden silinene dek bakt. "Dalm," dedi sonra kalabala, "hadi herkes evine!" nce kadnlar dt yola, Gvercin'i aralarna alp krlacak bir eya gibi kollaya kollaya uultuyla yrdler. Ardndan erkekler skn etti, er beer kiilik gruplar halinde ky meydanm geip ksa srede uzak birer karaltya dntler. mam, kimsenin namaza gelmeyeceini bile bile tahta minareye kp akam ezann okumaya baladnda, muhtarlk odasnn n boalmt. "Sen niye bekliyorsun?" dedi beki. Reit omuzlarn ekti, yarm admlarla dikildii yerde bir saa bir sola gidip geliyordu. Beki kadar tedirgindi aslnda, beki kadar aresizdi ve sze nereden balayacan bilemeden arada bir gz ucuyla bayrak direinin dibine bakyordu. Beki bir sre, Rza gibi fkelenip Cennet'in oluna saldracak m diye bekledi onu; sonra anlad ki byle bir niyeti yok, gidip eie oturdu. "N'olacak imdi," dedi yavaa. "Bilsem," diyerek omuzlarn ekti Reit, "ah bir bilsem..." Beki sigara yakmt, karanlkta yz parlayp snd bir an; gzlerinin lts kald geride, oralarda bir yerde, bir ift kayp yldz krnts gibi uzun sre titretiler. Sonra Reit yaklat onlara, yere kp srtn duvara dayad. Hi konumadan saatlerce oturdular daha sonra, aresizlik iinde, ky meydanndaki narn hrtsn dinlediler. "Gel bunlar evlendirelim," diye fsldad beki, "yedii halt paklasn hergele, ne dersin?" "Bilmem ki," dedi Reit. Beki, olmaz diye kestirip atmadna sevinmiti onun; bilmem ki'den ald umut yla yerinden kalkarak Cen-net'in oluna yaklat.

"Sen ne dersin?" Cennet'in olu ban kaldrm, bo bo bakyordu. "Neden evlenecekmiim," dedi birden, "onu ben karmadm ki!" "Sus ulan hergele," diye bard beki, "yalan syleme!" "Karmadm," dedi Cennet'in olu, "ylanmn teyzesini aryordum ben dalarda... Baktm ki Gvercin bir ard kmesinin iinde alyor, aldm getirdim." "Doru syle, yoksa tetie basarm!" "Doru sylyorum ben, orda, ard kmesinin iindeydi ite! Hkryordu... Gzlerinden iri iri yalar akyordu ardlarn karanlna... Srtlayp getirmese miydim yani, kalsa myd dalarda?" armt beki, farknda olmadan yzn deirmene uzanan yola evirdi, ama muhtar atyla kp geliyor mu diye dnmedi, hatta bakmad bile, zaten baksa da zifiri karanlktan baka bir ey gremeyecekti. Gene de, Reit'i gnderdikten sonra eie yeniden oturduunda, muhtar dnd. Onun, kapy kilitleyip anahtar yannda gtrmesine giderek fkelenmeye balamt. Gtrmemi olsayd muhtarlk odasn ap Cennet'in olunu oraya tkard imdi, anahtar da cebine koyup Rza'dan ekinmeden rahat rahat evine gider, gece boyunca soukta byle it gibi titremezdi. "Keke dnm olsaydn," diye mrldand bir ara. Gzlerini hafife kapam, arkasndaki kapnn arkasn dlyordu. Muhtar oktan dnmt sanki, ierideydi; elinde tel tel tten sigarasyla masaya kurulmu, bekiye, Cennet'in oluna di bileyen Rza'dan nasl kurtulabileceklerini anlatyordu. Hepi topu bir avu yerde yayoruz diyordu umutsuzluktan harf harf dklen bir sesle, bu durumda Rza'nm gznden Cennet'in olunu karabilmek epeyce g! Gene de yeni bir felaket domadan bu konuda bir eyler yapmal... Beki, masaya dirseinin tekini dayam, muhtarn gzlerine bakyordu. Belki Rza'y da kapatmal bir yere, diyordu muhtar Cennet'in olunun hl darda, bayrak direinin dibinde olduunu unutarak.

Beki onun bu unutkanln ileden yeni dnm olmasna yoruyordu. Ola ki yorgundu muhtar; gnlerce at srmenin sarsnts vard hl sesinde, gzlerinde dalar vard uzaklarn, ovalar, yaylalar ve yeil bir karanln dibinde yzen vadileri vard... Gzlerini at beki, muhtarn ieride oluuna gereinden fazla inandn dnd. Gene de tutamad kendini, kulan usulca yaklatrp kapy dinledi. Yal bir kr andran soluk alp verilerini duyuyordu ite, muhtar oradayd! Biraz daha sokuldu kapya, kulan iyice yaptrarak gzlerini kapad tekrar... Muhtar, fkelenmi gibiydi ieride, soluk alp verilerine yansyan yz kapkara kesilmiti. Barmasa da baryordu artk anlalmaz szlerle, ellerini arkasna kavuturup o keden o keye yrmese de yryordu. Yokluunda olup bitenler yznden bekinin beceriksizliine kzmt kukusuz. Kylleri toplayarak, dal gibi gencimizi yiyen o at aramaya neden kmadn diye kpryordu szgelimi, neden ky meydanndaki kokunun kkn aratrmadn diyordu sonra; hadi bunlar boyunu at diyelim, en azndan Cennet'in olunu neden zamannda hizaya sokmadn da bunca derdi saldn bama? Hzla kalkt beki, muhtarlk odasndan km gibi, mavzeri koltuuna kstrp bayrak direinin dibine doru yrd. "Elimden ekecein var kpeek," diye bard sesini biraz da ierideki muhtara duyurmak istercesine, "Rza'dan nce ben vuracam '73eni!" Cennet'in olu ses vermedi. "Duyuyor musun," dedi beki yeniden, "Gvercin'le evlenip bu ii dzeltmezsen Rza'dan nce ben vuracam seni!" Gene susuyordu Cennet'in olu, baucunda gezinen ayak seslerine dnp bakmamt bile, ylece, gecenin ortasnda upuzun yatyordu. Beki, ekine ekine eilip bakt; karanlkta bsbtn uzayan kirpikleri, kapanm gzleri ve silinen izgileriyle yz bir bebeinki kadar huzurluydu. "Hayret," dedi kendi kendine, "oktan uyumu bu..."

35 Gecenin ilerleyen bir saatinde, berber dkknnda bekleyip durmamn aptalca olduunu dnerek yerimden kalktm. Bacamn uyuukluu gemiti artk, ama tpk Dede Musa gibi, gene ellerimi herhangi bir eye arpmamak iin ne uzatm, karanlkta yava yava yryordum. Kapy kilitle-yemeyeceime gre, elektrik dmesini bulup dkknn n yakacak, sonra da ekip gidecektim. Herhalde gecenin bu saatinde eve dnmeden nce, bir yerlere urayp ya bol limonlu bir ikembe orbas, ya da birka bardak ay ierdim. Adamakll ackmtm yani, orba bulamazsam ayla birlikte, hi sevmediim halde bir simit de yiyebilirdim. Susamlarn ayklaya ayklaya tabii, uzun ineyilerle... Belki kck sevimli bir sabah kahvesi olurdu gideceim yer; bahesi olurdu kenarlar iekli bir mendil gibi, bahesinde bebek d kadar bir havuzu, havuzunda fskiyesi olurdu. Orada, mavi kareli muambayla kapl bir masann serinliine otururdum hemen, pe pee ay ister, aylar yldzlarn gezer gibi, her biri ayr bir masaya oturup uyuklamaya balard. Duvarlar elimle yoklaya yoklaya elektrik dmesini bulmutum. I amakla amamak arasnda bocaladm nce; iimde, ortalk aydnlanr aydnlanmaz kendimi baka bir yerde bulacakmm gibi bir his vard. Sonunda dmeyi atm tabii, aydnlkta, berber dkknna uzun uzun baktm. Her ey yerli yerindeydi, o kadar ki, berber dnp geldiinde herhangi bir eyi eksik bulabilir diye korkuya kapldm birden, ay ya da orbay itikten sonra yle bir urayp dkkna bir kez daha gz atmay dndm. Bir yandan da, kendi halinde bir mteriyken orann koruyucusu konumuna dtm iin canm sklmt. Geri, aslnda dkkn deil de kendimi koruduumun farkn-daydm. stelik, her ay tra olduum berbere kar yapyordum bunu... Saatlerce dkkan bekliyorum diye kendimi bekliyordum baucuma dikilerek...

Hi kukusuz bu durumda, birka saat sonra gelip kendime bir kez daha gz atacaktm; dkkna deil... 36 Ertesi sabah kyller, ifti ubuu brakp erkenden narn altnda toplanmt. Muhtarlk odasnn nnden bakldnda, birbirlerine sokulmu ekingen birer karaltydlar nce, epeyce uzaktlar ve giderek genileyen tuhaf bir kararszln iinde dnp duruyorlard. Sakaldlar biraz, oraya buraya savrulmu apka, uuan barts, yana braklm el ve kk omuzdular. Gzdler bir de, en ok gzdler... Sonra, koyu bir kalabalk halinde, yalnzca gzleriyle konuup ellerini ve ayaklarn oynatmadan, yava yava muhtarlk odasna doru yaklatlar. Beki, onlarn hi kprdamadan ilerlediklerini grnce rkmt. Bir an, kucanda uyuyan mavzerin akp gelen bunca insana yetip yetmeyeceini dnd. Bir yandan da, gece boyunca oturduu yerden kalkp Cennet'in oluna yaklamt. Cennet'in olu da urgann elverdiince ona doru sokulmutu zaten, iri iri alan korku dolu gzleriyle yardm istercesine yzne bakyordu. Tehlikeyi sezmiti kukusuz, dizlerinin stnde derlenip toparlanm, sessizce bekliyordu. Beki, onun baucuna gelip ayaklarn at sonra, arpmaya hazr, kararl bir komutan gibi dimdik durdu. Kyller, giderek kararan yzleriyle muhtarlk odasnn on on be adm tesine kadar gelmilerdi. Derken, rap diye durdular... Beki, baklaryla uzanp nlerine kaln bir izgi ekmiti sanki; geemiyorlard. Gene de gzleri, bayrak direinin dibinde oturan Cennet'in olundayd. Cennet'in olu onlarn gzlerindeydi ya da; yzlerceydi yani, yzlerce gzbebeinin iinden ban kaldrm, bayrak direinin dibindeki kendine bakyordu, korkarak... Ayn korku onda da vard tabii, o da korkuyla bakyordu kyllerin gzlerinden bakan kendine... Belki ne o onlar, ne de onlar onu gryordu. Grebildikleri yalnzca korkuydu; elleri urganla balanm, Cennet'in olu klnda, usuz bucaksz bir korku...

Beki, kendini kendinde yanklaya yanklaya gitgide genileyip her yere bulaan bu garip korkunun ortasnda, dimdik durmasna karn periand aslnda. Henz ne yapacana karar verememiti. Ona yle geliyordu ki, u kalabal biraz daha oyalayabilirse her ey dzelecekti. Belki o zamana kadar, nal akrtlarn dke saa muhtar da dnp gelecekti kye; bakacakt ki kyller zvanadan kt kyor, hemen dikilecekti karlarna; sonra, tpk Cennet'in olunu dvdkleri geceki gibi sert sert bakarak ne istediklerini soracakt. Kyller azlarn aamayacakt tabii, sessizce dalp evlerine gideceklerdi. Oysa oradaydlar imdi, erkekleriyle, ak sakall yallar, kadnlar ve spagz ocuklaryla oradaydlar. stelik, aralarnda gezinen sessizlie baklrsa hi de dnp gidecee benzemiyorlard. Hatta birka adm daha yrmlerdi belki, beki fark etmeden, gizlice yaklayorlard. "Kimse kprdamasn," diye bard, "hi acmam vururum!" Kalabalk korkuyla geriledi. Beki kendini tanyamad bir an, iinde muhtar vard sanki, o barmt. "Gvercin'in hamile olduunu biliyor musun?" dedi biri. Ses, gerideki kadnlarn arasndan geliyordu. "Bilmiyorum," dedi beki. "Bil yleyse, kzcaz hamile!" Telaland beki, duruunu hi bozmadan yerinde srad sanki, ya da ellerini ayaklarn hareket ettirmeden bir saa bir sola kotu, mavzeri bir elinden tekine devretti ve yorulup terledi. Sonra ayn noktada ayn biimde durup fkeyle Cennet'in oluna bakt. Artk onu, byle herkesin ulaabilecei bir yerde tutmann sakncal olduunu dnyordu. Yeeninin hamile brakldn renen Rza, az sonra koa koa gelip tabancasn ekebilirdi gene; stelik bu kez kimse kp engel olmazd ona, herkes yerden ge kadar hakl olduuna karar verirdi. Ola ki Rza, kendine hak veren kyllerin baklarna srtm dayayarak, Cennet'in olu diye biraz da Ramazan' ldren at kurunlard gzlerini belerte belerte... Ardndan, sessizce dkknna dnerdi herhalde, tezghn arkasna geip raknn bana kerdi.

Beki, kalabal gzden karmamaya alarak muhtarlk odasnn kapsna bakt gz ucuyla; ileye giderken oray kilitleyip anahtar cebinde gtrd iin bir kez daha fkelendi muhtara, hatta iinden pe pee svd. Kapnn kilidini krp Cennet'in olunu oraya tkmaktan baka aresi yoktu. Ama bunu yaparken birinin kp kylleri tutmas gerekiyordu, frsat ganimet bilerek hep birlikte bayrak direinin dibine saldrabilirlerdi. Geride duran ocuklardan herhangi biri bile balatabilirdi bu saldry, kck bir akl frlatsa tamamd ite, gerisi kendiliinden gelir ve kalabalk, salya saan bir kpek srs gibi ileriye atlrd... Kaamazd da Cennet'in olu, bileklerindeki urgan zmeye frsat bulamadan kanlar iinde kalrd. Gzlerini ksarak kalabal kukuyla szd beki; imdilik kprtszdlar, yzlerine ya da ellerine konan sinekleri bile kovmuyorlard. Soluk alp vermekten de vazgemilerdi sanki, inanlmaz bir dn en karmak noktasna varmlar da grdklerinin etkisiyle akllarn yitirmiler gibi, gitgide Cennet'in olununkine benzeyen yzleriyle sessizce bakyorlard. Gene de gvenemedi bu duruma beki, kapnn kilidini krarken, bir ift gzle namlunun ille de onlara dnk olmas gerektiini dnd. nce, Cennet'in olunu zp mavzeri ona vermeyi geirdi kafasndan. Sonra cayd hemen, deliyle ibirlii yapmak gibi bir densizlii nasl dnebildiine at. "En iyisi kyllerden birini bulmak," dedi iinden, "ama kimi?" Tek tek bakyordu imdi, kendine gven verebilecek bir ift sakin gz aryordu. Berberi grd birden, ocuklarn arasna dikilmi, fkeden ve korkudan uzak bir yzle olup bitenleri seyrediyordu. "Gel," dedi beki, "kr u kilidi!" Berber duraksamt, herkes ayn anda dnp yzne baksa yerinden kprdamayacakt belki, donup kalacakt. "Sallanma hadi, bir ta al da kr u kilidi!" Berber, gzlerinde ldayan cellat gzleriyle, yava yava kt ocuklarn iinden; uuan bartlerini, titreen sakallar,

elleri, ayaklar ve apkalar geti sonra; kayglar, korkular ve fkeleri at. Yumruk iriliinde bir ta bulup kapya yrd. Bu iin nnde sonunda kendisine verileceini oktan beri biliyormu gibi dizlerinin stne kp kilidi dvmeye balad. Her vuruta gzlerindeki lt biraz daha artyordu. Sonunda kilit, seken bir tnlamayla yere dt. Kalabalk uuldad bu srada, kopkoyu bir bulut halinde, iin iin kprdad. Beki, Cennet'in olunu bayrak direinden zp telala kapya doru srkledi. Kyller de urgann ucuna baly-m gibi birka adm ilerlemiti. "Kimse yerinden kprdamasn," diye haykrd beki. Eikte durmu, urgan ar ar aslyordu. Cennet'in olu oltaya taklm l bir balkt sanki, hi kar koymakszm takr takr srklenip gidiyordu. Onu ayaklarnn dibine kadar eken beki, kapy dirseiyle itti sonra; menteeler, gcrtyla gernetiler. Ardndan, le gibi bir koku yayld ortala... Muhtarlk odasna doru ilerleyen ne varsa durak-sad o an; yallar, genler, ocuklar, hatta nardan dklp gelen serinlik, serinlii didikleyen krlang sesleri ve bunca eyi kucaklayan gkyz duraksad. Bekinin elindeki urgan yere derken Cennet'in olu hayretle ban kaldrp bakt; muhtar ierdeydi. 37 Dkkndan km, henz nerede olduunu bilmediim o sabah kahvesine doru yryordum. Akamdan bu yana klarn seyrettiim cadde, kendi sessizliine braklm l bir yland artk; kepenkleri indirilmi yzlerce kapnn, perdesi ekik pencerelerin ve karanla sarkan balkonlarn nnde ylece uzanyordu. Kayp bir kentten getirilmiti sanki yzyllar sonra, her ne kadar burann grltsne almsa da, arada bir byle susup gemii anmsyordu. Bir bakma bu, ayr dt kentle hl ilikisini srdrmesiydi onun, hl gizli gizli oray hayal edip zlemesiydi. Durdum birden; kim bilir hangi sokan yalnzlna sapacakken durdum ve kendi kendime, kayp bir kentten getirilmi

cadde, diye mrldandm. Aklmca, berber dkk-myla cadde arasnda bir ba kurmaya alyordum. Grdm mterilerin tuhaf davranlarna, jilet almaya giden ran ortadan kayboluuna ve berberin hl dnmeyiine baklrsa, olup bitenler bir rastlant deildi; btn bunlarn, caddenin gemiiyle bir ilgisi vard. Belki ben, kayp bir kentten getirilen o caddedeki berber dkknnda, byk bir ammsaym paralarna tank olmutum yalnzca; ran hareketlerini izler, berberle konuur, yz sabunlu adamn dn tartr ya da aynann stndeki gvercin resmine bakarken hi farknda olmadan o paralarn arasnda dolanp durmutum. Dkkndan kan herkesin kayboluuna da bo yere armtm tabii, dnp gelmelerini bo yere bekleyip bo yere meraklanmtm. Ola ki cadde, anmsay anlarnda burada deildi, ya da olup bitenlerin hepsi berber dkknyla birlikte bir anmsay anyd da, ona dalp kmtm ben... Daha bugn grdm ve ayda bir beni tra ettiini dndm berber, imdi rayla yan yana gemiin derinliklerinde savruluyordu. Mteriler de yleydi kukusuz, fralar, makaslar, parfm ieleri, ofben ve ayna da yleydi... Uyuyup uyandktan sonra, grd dle yaad gerei birbirine kartrp benimle tartmaya girdiine gre, belki yz sabunlu adam tekilerle ayn zamanda gelmemiti berber dkknna... Her mteri ayr gnlerin, ya da saatlerin mterisiydi. Ama berber caddenin ammsaymm iinde, bir arada anmsyordu onlar, belli bir sraya sokup tek tek tra ediyordu. Dikildiim sokan banda, neden olmasn, diye geirdim iimden. Sonra, kafamda beliren binlerce kaygyla yeniden yrmeye baladm. Karanlkta, baka bir sokaa saptm sokak bitince, oradan da bir caddeye getim. Uzakta, inleye inleye bidonlar dolaan yal bir p kamyonu, yannda da eilip dorulan birka ii vard. Derken hi beklemediim bir anda, tam da ben yaklamak zereyken kayboldular. Bu beni artmad tabii, geceleri sokakta dolaan p kamyonlarnn birer hayalet

gemisine benzediklerini biliyordum. Karad Caddesi'ndeki apartmann nc katndaki evimden ou kez grrdm onlar, elimdeki kalemi brakp pencereden saatlerce seyrederdim. Karanlkta zplarlard sanki, grltleri bir sokaa girerken grntleri baka bir sokaktan kar gelirdi. Kamyonun kaybolduu noktaya ulatmda, ortal ky meydanmdakine benzer bir koku kaplamt. Burnumun direini kran o kokunun iinden geerken, tpk o p kamyonu gibi belki bu gece ben de kaybolacam, diye dndm. Ya da, oktan kaybolmutum. 38 Muhtar ipin ucundan berber indirmiti. Onun incelmi boynunu, gbeine doru sarkan dilini ve belermi gzlerini grr grmez kapnn nne kp kalan beki hi kprdamyor, konumuyor, hatta yzn evirip bakmaya bile cesaret edemiyordu. Sonunda, kim aldysa ald onu ayak altndan, kollarna girip bayrak direinin yanma gtrdler. Bu srada muhtar, berberin, Cngl Nuri'nin ve Reit'in ayaklarnn dibinde upuzun yatyordu. Onun ne zamandan beri muhtarlk odasnda olduunu bilen yoktu. enesinin altna syrlm boyun derisine, dar sarkan diline ve ktk gibi ien bedenine baklrsa ipi boazna taksnn stnden uzunca bir sre gemi olmalyd. Ama bunu berberden baka kimse dnmyordu o anda, herkes itie kaka ieri dolmu, sessizce bakyordu. Darda kalan kyller de kapya, pencereye mt tabii... Hepsi, Cennet'in oluna duyduklar fkeyi unutmulard sanki, kapnn sanda hl bilekleri bal oturmasna karn hi kimse onu grmyordu. Gene de beki, kyller muhtar bir kilimin stne uzatp gtrdkten sonra, Cennet'in olunu muhtarlk odasna sokup kapy kilitlemeyi ihmal etmemiti. Bunu yapmas gerekir miydi bilmiyordu, daha dorusu ne yaptnn farknda bile deildi; tpk bir uyurgezer gibi ayaklar kendiliinden bir yere srklyordu onu, elleri kendiliinden hareket edip bedeni kendiliinden

eiliyor ya da eileceim derken dorularak baka bir yne doru kayyordu. Sonunda beki, ky meydann acele acele geiyor grd kendini, avlu kaplarn ve duvarlar iki yanndan akyor grd. Muhtarn evine geldiinde, btn kyl oradayd. Avluyu azna dek tka basa doldurduklar gibi, bazs da komu damlarn tepesine kmt. Kpekler bile gelmiti hatta, dillerini titrete titrete kalabaln iinde gezinip arada bir durarak sessizlii dinliyorlard. Ortalk pek de sessiz saylmazd geri, avludaki uultu muhtarn bedeninden yaylan kokuyla birlikte ince ince tterken, evden yeri g ykan ac lklar ykseliyordu. Muhtarn kars ierideydi; kocasn grmemesini sylemilerse de inat edip bakm, kocas yerine kurtuklarn yuvaland mor bir et ynyla karlanca da hemen baylmt. Yzne testiler dolusu su serpiyorlard imdi, birbirine kenetlenen dilerini tahta kaklarn sapyla ap burnunun dibinde sarmsak eziyor ya da slak yanaklarn hafif hafif tokatlyorlard. Derken, kendine gelip gzlerini at kadn; ama imamn kocasn ykamak istemediini duyunca, muhtar ikinci kez lm gibi yeniden bayld. O srada imam hl diretiyordu avluda, kalabaln ortasna dikilmi, balanmay dileyen lk bir sesle, intihar eden kiinin asla ykanamayacan, dinin buna cevaz vermediini sylyordu. Ona gre, muhtarn yurdu cehennemdi artk; sevab ne denli ok olursa olsun, kendi canna kyd iin oraya gitmekten kurtulamayacakt. leye doru tabuta konulmutu muhtar. O kocaman bedenini darack yere sdrabilmek hi de kolay olmamt. Hl her eyi duyup iitiyordu sanki, bunca yldr yaayp ynettii kyden ayrlmamak iin midir nedir, diriler gibi direniyordu. Gene de, bedeninden ok diliyle urald. Gbeine dek sarkan o upuzun kam yapra bir trl derlenip toparlanp aznn iine sokulamyor, tam ite oldu derken, mor bir ylan gibi dar frlyordu. Kim ne yaparsa yapsn yarar yoktu. Sonunda muhtar galip kt bu didimeden; topraa, geride brakt herkese dil kara kara gitti.

Onun bu hali, sonraki gnlerde epeyce tartld kyde; trl trl hikyeler uyduruldu. Kimilerine gre, hem y-kamayp hem de cenaze namazm kldrmad iin imama dil karmt muhtar, onunla dpedz alay etmiti. Kimine greyse, bu iddia olduka samayd; muhtar, giderayak byle bir densizlik yapmazd. O kadar tn tn kafal deildi o, lse bile nasl davranacam bilirdi. lle de dilini karmas gerektiine karar vermise, bunun bir nedeni olmalyd. Bu hi anlalamayacakt belki... Gene de bir neden ara-nacaksa, muhtarn ilede yaadklarnda aranmalyd. Beki de ayn eyleri dnyordu o gnlerde; Cennet'in olunu muhtarlk odasna kapattn unutmu, gene gece gndz derviler gibi dolayor, bir yandan da muhtarn srrn zmeye alyordu. Ona gre muhtar dnse dnse, Reit'in at vurmak iin deli divane olduu srada dnmt kye. Geceymitir belki; muhtar, hl kemik trtlaryla nlayan ky meydanndan, atsz gemitir parmaklarnn ucuna basa basa... Kimseye grnmeden, tpk bir kedi gibi muhtarlk odasna szlmtr. Kandili yakmamtr tabii, hatta dnd anlalmasn diye perdenin kvrmlarna bile dokunmamtr. Bir sigara yakmtr sonra, sonra bir sigara daha yakmtr pencereye doru kayan merakn dizginle yebilmek iin... Gene de o gece, boazna ipi geirmeden nce, kendim tutamayp pencereye yaklam ve kye bakmtr herhalde... I ekmitir derin derin... Kendini lmn eiine dek srkleyip getiren eyleri dnmtr ardndan da... Onlar neler olabilirdi bilemiyordu beki; ola ki, diyordu sonra, muhtar hakarete urad ilede. Devlet kaplar yzne tek tek kapand. Gveni susuz toprak gibi atlad kaplar kapandka, inanc msr koan gibi ufaland. Ama ilede-kiler grmediler onun iini, gnlerce eiklerde beklettiler; dediklerini dinlemedi, dinlediklerini anlamadlar... Derken bir gn, dikilip durmasndan usanp ieri aldlar onu; upuzun koridorlardan geirerek, ky geniliindeki bir odaya soktular. "Gvercin dediin de ne senin,"

dediler, "ku mu?" "Yok yok," dedi muhtar, "Gvercin kymzn en gzel kz." "Hmmm," dedi adamlar, "dur yleyse sana o kzn devlet gzndeki yerini gsterelim!" Kocaman raflardan kocaman kitaplar indirdiler sonra, toza belenmi defterler indirdiler ve sayfalar bir bir kartrmaya baladlar. Baktlar ki Gvercin'in yerini bulmak aylar srecek, hemen koup teki grevlileri de ardlar. Sivri yzl yzlerce adam, ldayan gzlk camlar parmak kalnlnda bir tozla kaplanana dek kitap kartrd sonra durup dinlenmeden, defter devirdi. Hepsi bunca zahmete soktuu iin, iin iin kzyordu aslnda muhtara; ikide bir gzlerim kaldrp serte bakyorlard, ama saatler alan bu abann daha byk bir abaya girmemek iin gsterildiini dndklerinden, yeniden ilerine dnp sayfalar sabrla evirmeyi srdryorlard. Sonunda Gvercin'in yerini buldular tabii, drt kii defteri kucaklayp muhtarn nne getirdi. "Bak", dediler, "ite!" Muhtar bakt; grd ey, Gvercin'in yokluuna benzeyen kck, belli belirsiz bir iaretti. Nokta bile deildi hatta, sayfay dolduran binlerce tuhaf izginin arasmda, pire gz gibi darack bir boluktu. Herhalde o bolua, kaybolup gitme korkusuyla bakakalmt muhtar, sonra toparlanm ve devletin gznde kendisinin ne kadar yer tuttuunu anlamak iin gzlerini raflarda gezdirmiti. "Demek," demiti ararak, "kymzn en gzel kznn devlet gzndeki yeri bu?" Adamlar kalarn atmlard hemen; "Gzel irkin yok," demilerdi, "devlet insan m ki gzeli irkini ayrsn?" "Doru," diye dnmt muhtar, "devlet insan m ki?" Sonra kollarndan tutup dar atmlard onu, srkleye srkleye kapnn nne getirip kendi armlmn ortasna eski psk bir uval gibi brakvermilerdi... Kimi zaman da, belki bunlar ben uyduruyorum diyordu beki, belki olup bitenler hi de byle deildir... Muhtar, yorgun bir atla, ter iinde varmtr kocaman, kemerli, pirin halkal demir kaplarn glgesine... Derin derin soluk-lanmtr nce. Sonra kyn, deirmen yolunun, kekik kokulu kayalklarn, yol boyunca gelip getii teki kylerin, inedii ovalarn, at dalarn,

kendi karanlklarnda kayp vadilerin, yaylalarda otlayan srlerin, ak kepenekli obanlarn ve onlarn da ta melil melil baktran kaval seslerinin devlet kapsna duyduklar gveni heybesinden karp harman etmitir oraca... Devlet, adamlarnn gzn kullanarak yle yan yan bakmtr dev gibi ykselen harmana. Muhtarn onu byk bir ihtiamla ortaya karp sergileyiine ks ks glmtr sonra, gene adamlarnn byk altn kullanarak... Bu gl, Cennet'in olu yedi ceddine svm gibi iine ilemitir muhtarn; ne yapacan bilememitir. Bilememitir, nk tespihine el atamyordur. Ne de olsa devlet vardr karsnda. Bu yzden sigara da tel-lendirememitir tabii, aresizlik iinde, o gln yarasyla kvranp kalmtr. Derken, bedenini orada ylece dimdik brakarak yava yava geri ekilmeye balamtr. Bu srada devlet, yanana fiske vursan kan damlayacak kaln enseli adamlar halinde evresini kuatmtr hemen. Adamlarn boa geen her dakikaya yand, aptallklarla karlamaktan midelerinin buland, '62aklarndan bellidir. Bu yzden sinirlidirler herhalde, sinirlidirler ve muhtarn evresinde dnp duruyorlardr. Sonra, sen demilerdir ona, bir kzn kayboluunun devlet ilerinde kanc srada yer aldn bilmeyecek ve bu bilgisizlii yznden devletin bayrak dalgalandrd bir ky u kadar gn muhtarsz brakacak kadar aptalsan, nasl muhtar olabildin ki? Muhtar bu szleri duyunca bakakalmtr tabii... Susuyordun Hatta adamlarn, defol git bamzdan demelerine karn, inatla susuyordun Ola ki beti benzi atmtr. Atma binmitir hemen, sapsar bir keder halinde binip mahmuzlamtr. At, keder tamaktan kederli, yava yava yola koyulmutur. Kocaman devlet kaplar gnete parlayp snen pirin halkalar, bulutlara trmanan dev kemerleri ve hi silinmeyecekmi gibi topraa yaylan geni glgeleriyle geride kalmtr bir sre sonra... Atn stnde, kafasn sallaya sallaya gidiyordur muhtar... Nereye gittiini bilmiyordur; lnecek bir yer olsun da, neresi olursa olsundur. Geri her yerde lnebilir, bunu biliyordur. Gene de kafasnda daha gzel

bir yer vardr, lm lnen yerle gzelleirmi gibi... "Demek," diyordu beki, "anahtar cebine koyup gitmesinin nedeni vard. Cesedi bulunmasn istiyordu bir sre, ld bilinmesin." "Yoksa," diye dnyordu sonra, "Gvercin'i karan o muydu?" 39 Sabah kahvesini bulmutum, ama hi de dlerimdekine benzemiyordu. Vitrini sigara paketleriyle dolu khne bir bakkalla bir madeni ya dkknnn arasnda, hayal meyal, darack bir yerdi. Almad sanmtm nce, neredeyse dnecektim ki, mavi ereveli ocan iinde oturan kahvecinin ban grdm. Kim bilir hangi uykunun sularna eilmise eilmi, arada bir yava yava aaya inip kayboluyor, artk yok dediim bir srada da hzla doruluyordu. Gene de kapdan girdiimde dnp bakt bana, nnden bir d gibi geip kedeki masaya oturana dek sayarcasma admlarm izledi. Bense oturur oturmaz sigara yakm, bir yandan buhar pskrp duran kazana baktka ieceim aylar hayal ediyor, bir yandan da slak toz kokusunun iinde yzen masalar szyordum. stlerinde, ykanp ters kapatlm birer kl tablas olmasa, yze yze kapdan kp gideceklerdi sanki; kentin karanlk sokaklarnda gezinmeye balayacaklard. "ay m?" dedi kahveci. Bam salladm. Yerinden uykulu uykulu kalkp radyoyu at nce, bir sre oyaland onun banda, o istasyondan tekine srekli gitti geldi. Sonunda bir yerde karar kld, ama grne gre bundan memnun deildi. Belki de bu yzden masama eki bir suratla brakt ay, artk tekrarlaya tekrarlaya tekrar olduunu unuttuu bayat bir hareketle evresine yle bir bakp yeniden ocaa girdi. Onun ayn biimde oturup uyuklamaya baladn grnce, bir daha ay isteyemeyeceimi anlamtm. Ben, deil byle uzakta uyuklayan bir adam, en ilek yerde vzr vzr kouturan garsonlar bile aramazdm nk; i bana dmse elim

ayama dolanrd hemen, knr skmr, sonra da garson milletinin eitilmemiliinden dem vurarak, onlarn mterinin ne istediini kk bir kprdan-ndan p diye anlamalar gerektiini ileri srerdim. Gene de bir yolunu bulup onlar armaya alrdm tabii, ama ben ne zaman elimi havaya kaldrsam birdenbire ortalktan yok olurlard. Olmamlarsa bile grmezlerdi beni, sanki yokmuum gibi yanmdan geip giderlerdi. 40 Reit mavzeri dizlerinin stne yatrm, avlu kapsnn nnde oturuyordu. Yere ge smayan kederinin iindeydi aslnda, iindeki fkeyle, yklmlnn ortasmdayd. Bir da kadar yorgun olmasna karn, gene de arada bir gzlerini kaldrp olanca gcyle, avluda gezinen Rza'ya bakyordu. Rza, fkeli olmaktan ok sabrszd; avluyu bir batan bir baa geiyor, homurdanarak geri dnp Reit'in karsna dikiliyor, belki ona bir eyler soruyor, sonra hzla uzaklaarak yeniden yryordu. Gnlerdir byle gide gele admlar devlemiti artk, gide gele gzndeki avlu daraldka daralmt. yle ki, samaz olmutu oraya; zaman zaman bir yanyla sokaklara tap giderek kpren bir kfr seli gibi akmaya, hatta ky meydanna dek gidip muhtarlk odasnn duvarlarna arpmaya balamt. Ona gre, ahr kapsnn dibine oturup byle kumru gibi dnmenin hi yarar yoktu; yaplacak tek ey, muhtarlk odasn basp Cennet'in olunu vurmakt! Ama Reit, her zamanki gibi yavat gene; kznn hamile olduunu kendi gzleriyle grd halde, bou bouna oyalanp duruyordu. Hareket halindeki her ey rahatsz ediyordu onu, neredeyse kendi kmltsndan bile ireniyor, bu yzden de nereye oturmusa orada gnlerce kalyordu. Kular kadar az uyuyordu artk, kular kadar az yiyordu. evresinde kprdayan bir ey grnce de kular gibi bakyordu tpk, sessizlik istiyordu gzleriyle, derin mi derin bir sessizlik istiyor ve olup bitenlerin hepsini belki yllar nce, bir kez daha yaadn dnyordu. Geri imdiye dek hibir eyi nceden kestirebilmi deildi.

Gene de aram-yordu grdklerine, istese de rperti duyup irkilemiyordu. Grdn grd, duyduunu duyduu anda, unutulmu bir dn anmsyordu sanki; ayrntlar nelerin arasndan szlyorsa, tek tek gelip karsna sralanyordu. Bata bulank oluyorlard belki, ama zamanla elle tutulurca-sna netleip berraklayorlard. Reit'e gre, bulank kalan tek ey Gvercinin hamile oluuydu. Ola ki bu yzden kapatmt onu ahra, kimden hamile kaldn syleyene dek de salmayacakt! Kars ikide bir evden frlayp Rza'nm ayaklarna kapanarak, kocasna bir ift sz syleyip onu bu inadndan vazgeirmesini istiyordu, ama Rza hi tnmyordu. Yalaka bir kpek gibi tekmeliyordu kardeini, Reitln gzleri nnde, alp alp yere vuruyor, sonra da kolundan srkleyip eve sokuyordu, ikisi, gnde birka kez bouuyordu byle, gnde birka kez ky velveleye verip kavga ediyorlard. Komu avlulardan grlty iiten kadnlar arada bir balarn karp sessizce bakyorlard. Rza'nm sesi yzlerine arpar arpmaz da hemen geri ekiliyorlard tabii, duvarlarn stnde merakl birer yz hayali brakarak anszn kay-boluyorlard. Bu konuda ocuklar daha ak yrekliydi kukusuz; onlar, herhangi bir duvarn tepesine yan yana dizilip gzlerini krpmadan birer heykel gibi saatlerce oturuyorlard. Olup bitenleri anladklar yoktu belki, gene de orada, Rza'nn azndan kacak birka kfrn hatr iin sabrla bekliyorlard. Gvercinin ahra kapatldn da duymulard geri, asl oray merak ediyorlard, ama girip bakmalar mmkn deildi. Kaps Reit'ti ahrn, duvarlar Reit, dam Reit'ti. Reit'i delip gemekse dnyann en zor iiydi. Bunu, iki gnde bir kp gelen bekinin dnda kimse ba-aramyordu. O gelince hafife yana kayyordu Reit, gemesine izin veriyordu. lk gnlerde bu kadar kolay yol amamt oysa, bekinin pei sra koup gelen kadnlar grnce mavzeri kapt gibi kapya dikilmi, yalvarp yakarmalara da kulak asmamt. Hatta

kimseyle konumuyor, Gvercin hamiledir, azck izin ver de kadn gzyle bir kere grelim diyenlerin yzne dilerini gcrdatarak bakyordu. Ars sancs vardr be kuzum, diyenlere dilerini gcrdatarak bakyordu. lr mlr de iine dert olur, diyenlere dilerini gcrdatarak bakyordu. nsafn kurusun e mi, diyenlere de... Kzma acmyorsan karnndaki yavruya ac, diyenlere de... Sonunda, onun sessizlii karsnda pes etmiti kadnlar; ahr kapsn zorlamaktan vazgeip eve, Gvercinin anasnn yanna gitmilerdi, ite o srada almt yol; beki, ahr kapsndan usulca girmiti. Ta atsan geri gelecek zifiri bir karanlkla doluydu ierisi, vinelere bakan dana gz kadar-ck pencere, ancak yemliklerin stn aydnlatabiliyordu. Bu yzden beki, kapnn ardnda beklemiti bir sre; ar ahr kokusunu duymu ve o kokunun iinde, Ramazanl ldren atmkinin de bulunabileceini dnerek belli belirsiz rpermiti. Gzleri karanla alp direkleri, yem torbalarn ve dipteki saman ynn semeye balaynca da yrmt tabii, yava yava, rktmekten ekinircesine G-vercin'e yaklamt. "Beni dinle kzm," demiti gven verici bir sesle, "hi kimseden korkmana gerek yok. Olup bitenleri bir bir anlat bana... Anlat ki bir aresini bulalm bu derdin... Bak, karnndaki byyor." Gvercin susmutu. "Kim kard seni?" Susuyordu. "De bana, Cennet'in olu mu?" Yant yoktu. "Kim olduunu sylersen onunla evlendiririm seni, baban ikna ederim, sz!" Kz susuyordu. Sonraki gelilerinden birinde beki, uzun zamandr kafasn kurcalayan baka bir eyi sormutu ona. "Yoksa," demiti fsltyla, "seni muhtar m karmt? Bak o ld artk, kendini ast... Korkmana gerek yok, hadi syle." Gene susmutu kz, babasna nasl sustu, anasna nasl sustu, Hacer'e ve Rza'ya nasl sustuysa ylece, derin derin

susmutu. Beki, ahr kapsnn nne skntl bir yzle kmt her keresinde, ahrn karanln alm bir sesle, Reit'e ne yapacaklarn, nasl edip de kz konuturacaklarn sormutu. Oysa Reit de sessizdi kz gibi, sorular omuzlarn ekerek yantlyor, ardndan da gzlerini avludaki bir noktaya ivileyip saatlerce susuyordu. "Cennet'in oluyla evlendirsek mi?" diyordu beki. "O deliyle mi," diyordu Rza avlunun teki ucundan, "o deliyle mi evlendireceiz Gvercin'i? Bu i dnyada olmaz!" "Niye olmasmm?" "Ne yani, yataa ylanlarla m girecek kz? Hem deliye nikh caiz midir ki byle dersin sen?" Susuyordu beki, her keresinde, Rza'nn karsnda bir sre susuyor, sonra da avludan kp gidiyordu. Gnn herhangi bir saatinde berber, dkknn nnden geerken gryordu onu, mavzerin ucu avlu duvarlarnn arkasnda kaybolana dek bakyordu. Glmsyordu nedense, hi iste-204 medii halde kendini glmserken yakalyor ve ky meydann izlemekten vazgeip dkknn iine doru yryordu. Ardndan, bir yorgunluk kyordu stne; bak, dokunuu, gl ve susuu eksilmeye balyordu. Tel tel dalyordu sanki, tane tane ufalanyor, hatta et et, kemik kemik paralanyordu. Belki de bu yzden, giderek her eyin gcn buluyordu kendinde; grd toprak testi bir sre sonra baklarndan tayordu szgelimi, azndan kan szler bolukta birka gn serseri mayn gibi dolap kulaklarna geri dnyor ya da ryalar belli bir zaman rtsnn altnda kalmken anszn ortaya kp gzlerinin nnde yeniden canlanyordu. Bunlarn hepsini, artk bu kyden gitmesi gerektiine yoruyordu berber. Bunu son gnlerde sk sk dnyordu geri, hatta elinde bavulla kp geldii yllar anmsayarak hl geli nedenini bulmaya alyordu. Bir kent hayal ediyordu bunu yaparken, kentte bir cadde, caddede bir dkkn, dkknda da bir berber hayal ediyordu.

Berber tek banayd kukusuz, camn nne dikilmi, ksk gzlerle darya bakyordu. 41 aym bitirdiimde, sabah kahvesi uykulu adamlarla dolmutu. Kapdan ne zaman girdiklerini grmemitim sanki, kendimi ne denli zorlarsam zorlayaym onlarn gelilerini anmsayamyordum. Oysa, nlerinde duran boalm ay bardaklaryla oradaydlar. Kimi dalgnlardan dalgnd, kimi bam gsne emi uyukluyor, kimi de elini enesine dayam ylece bo bo bakyordu. Ayr masalarda oturmalarna karn, ayn yk tayor gibiydiler yzlerinde, ayn eyi dnyor, hatta birbirlerinden habersiz ayn kalbi tayor gibiydiler. Sonra birka, masalara kapanp resmen uyumaya balad. Kim bilir nelerin yorgunu bunlar, diye geirdim iimden, kim bilir kimlerin yorgunu... Bir yandan da inatla, onlarn kapdan ne zaman girdiklerini anmsamaya alyordum. Belki, diyordum kendi kendime, bir ara ben de uyudum... O srada geldi adamlar; kapdan tek tek szldler ieri, her biri bir masaya geti sonra, oturdular. Ardndan, ay itiler hpr hpr; duymadm. ksrdler ardndan, duymadm. Ya da konutular kahveci aylar datrken, adres sordular szgelimi, i sordular, para ve kadn sordular; duymadm. Bana baktklarm da duymadm tabii, sessizliklerini de duymadm... Ola ki benden sonrasmdaydm ben, henz yoktu kahvedeki adamlar, ben kp gittikten sonra geleceklerdi tek tek, ayn yerlere oturacak ve ayn bardaklarla ay iip uyuklamaya balayacaklard. Belki de bo bir masaya bakacakt bo bo bakanlardan biri; orada, gz ka bana benzeyen bir insan grdn sanp bir an irkile-cekti... O bir anlk irkili miydim ben? Ya da insan, bir anlk irkiliten domuyor muydu zaten, maceras o noktadan balayp gelmiyor muydu? Hzla kalktm masadan, kafamdan geen bu samalklarn tutsa olmadan ay parasn deyip hemen dar kmay dnyordum. Ama kahveciyi bulamadm. Helaya gitmitir diye bo yere bekledim

oralarda, p falan dkyordur imdi dner diye bo yere oyalandm. Ocan evresinde bir saa bir sola gidip geliyor, kimi de kapya kp dardaki karanla bakyordum. Sonunda, uyuyanlardan biri dayanamayp ban kaldrd. "Ne dolanp duruyorsun?" dedi kollarnn arasna yzn yeniden gmerken. "Kahveci yok," dedim sabrsz bir sesle, "ay parasn deyecektim." Adam uyumak zereydi. "Oraya brak git," dedi uzaklardan. "ay ka lira?" "Ka lira brakrsan brak, ne fark eder ki?" 42 Olunun gnlerdir a brakldn bilen Cennet, her sabah birka yufkayla bir tas yourt getirmiti muhtarlk odasna; ky meydann, kendi boyutlarn zorlayan deli bir rzgr gibi geip kapya dikilmiti her sabah ve her sabah, eie kan bekiye saatlerce dil dkm, saatlerce alam, hatta ayaklarna kapanp yank yank yalvarmt, ama bir trl oluna ulaamamt. En az Reit kadar inatyd beki, Reit nasl ahr kapsna dnmse o da muhtarlk odasnn kapsna dnmt artk, ikisi, ellerinde mavzer, karlkl yanklanp duruyorlard. Krdler stelik kaplar gibi, sardlar duvarca, tatlar ve bulunduklar yerden uzak m uzaktlar... "Karma geip de kedi gibi miyavlama," demiti beki, "bir lokma bile yedirmem o soysuza!" Cennet bakakalmt, eteinde taze yufkayla. "Sen hl olum mu var diyorsun?" Bakakalmt. "Olun molun yok senin!" Dnmt Cennet, hzla bayatlayan yufkalaryla her seferinde boynunu bkp evine dnmt. Yava yava uzaklasrken arada bir yzn evirip bekinin merhamet damarn yoklamt, ama iine su serpecek bir umut grememiti. Sonra,

kapya her dikiliinde bekiyi bsbtn fkelendirdiini dnerek, oluna bir ktlk yapmasn diye uzak durmutu ondan; gelip gelip narn dibine oturmu, yourt tasn da nne koyup saatlerce muhtarlk odasn szmt. Belki yourt tasn grr de ieridekinin aln anmsar, demiti beki iin, belki inat edip durmaktan yorulur da yumuar... Oysa yumuamamt beki, kyn iinde deli danalar gibi oradan oraya savrulurken ak sakall yallarn tlerini bile duymamt hatta, beki klna girmi dalgn bir hayalet sessizliiyle geip gitmiti. Gene de, Rza'nn hmndan korkarak sk sk muhtarlk odasna urayp Cennet'in oluna yle bir gz atyordu. Aslnda, onu orada ne zamana dek tutacana karar verebilmi deildi. Kendince bir hapis cezas verip o sre boyunca tutsa myd, yoksa elini kolunu smsk balayp ileye mi gtrseydi bilemiyordu. Geri, ileye gitmek pek akllca grnmyordu ona; orada, karsna kaca grevlilerin bir deliyle uraabileceini sanmyordu. Olsa olsa glerlerdi ona, masalarn stne kapana kapana gler ve sulu diye bir deliyi getirirken hi dnmedin mi, derlerdi. Gvercin, derdi beki de, ama Gvercin... Adamlar, h-mmm ekerdi gene... Gvercin dediin de ne, derlerdi muhtara sorduklar gibi, ku mu? Beki, yok yok derdi, muhtarn aylar nce yok yok dedii odada, Gvercin bizim kyn en gzel kz! Adamlar bunu duyunca Cennet'in oluna dikerlerdi gzlerini; demek onu bu it kard, derlerdi. Bu, diye yutkunurdu beki, stelik de hamile brakt! Adamlar dnrlerdi humm'larla, birbirlerine sessizce bakar ve baklarn arpmasndan domu kocaman bir fkeye gmlrlerdi. yle ki, yaprak gibi titrerdi Cennet'in olu, gzlerini iri iri aar ve yardm beklemesine bekiye sokulurdu. Beki yz vermezdi tabii, hemen ciddiyetini taknp suratn asard. Sonra, adamlar da yutkunurdu nedense, ilerinden biri,

demek byle, derdi. Byle... Demek Gvercin bir kz? Evet, bir kz... Ku mu deil yani? Deil... Yani buras kesin; ku deil! Deil! Ama, derdi o srada bakas sanki bana kusmu gibi geliyor. Bana da, diye atlrd bir bakas da, hatta bana aylar nce bir roman okumuum da unutmuum gibi geliyor... Beki bakakalrd aresiz... Cennet'in olu da... kisi, adamlarn gitgide alevlenen ku muydu deil miydi tartmasnn kenarnda, beklerlerdi saatlerce. Belki gnlerce beklerlerdi, belki aylarca... Sonra biri, yahu derdi, iin aslm anmsadm ben! Peki nedir, denirdi hep birlikte. Hani bir muhtar gelmiti, diye anlatmaya balard o biri, byle bir kzn kaybolduunu iddia etmiti hani? Hmmm'lar ekilirdi yemden, gzler gemie gemie devrilirdi... Eee? Eee'si, biz de ona kzn yerini gstermitik devletin gznde hani? Baylm myd? Niye? Niye olacak canm, derdi soran, arkasn getiremezdi szn, katla katla glerdi. Bir sre, glnrd yllarca... Beki azm ap konuamazd herhalde, Cennet'in oluyla birlikte yola koyulup kye dnerdi. Bamn belas, derdi her admda, bamn pskll belas... "Kalk," diye haykrd bir gn, "kalk defol bamdan!" Cennet'in olu ard nce, yine dayak yiyeceini sanp bo bo bakt. "Gzme grnme," dedi beki, "hangi cehenneme kaarsan ka!" Ama kamad Cennet'in olu, sendeleye sendeleye, narn dibinde oturan anasna doru yrd. Ky meydan hzla insanla dolmutu o srada, herkes sessizce onlarn sarlp koklamasn izliyordu. Sonunda Cennet, yourt tasn orada unutarak, olunu kolundan kanadndan tutup eve doru srkledi. Rza bakkal dkknnn nne km, sert sert onlara bakyordu. "Bakp durma yle," dedi Cennet, "yarm can kalm zaten, gel onu da sen al!" Rza ne diyeceini bilemedi bir an; elini, gtr unu gtr, gibilerden sallayp ieri girdi. Bu hareket bekiyi sevindirmiti o

gn, olup bitenleri pencereden grdnde kendi kendine, artk kurtuldun, diye mrldanmt Cennet'in olunun arkasndan, artk bundan sonra Rza'dan korkmadan yaayabilirsin... Geri gnlerce Cennet'in olunun yaayp yaamad pek bilinememiti. Muhtarlk odasndan sendeleye sendeleye kp anasyla birlikte eve girdiinden bu yana kimse grmyordu onu, kimse sesini soluunu duymuyor ve neler yaptn renemiyordu. Herkes merak ediyordu aslnda, ama kimse kimseye onunla ilgili herhangi bir ey sormuyordu. Kyller kendi aralarnda sessizce anlamt sanki, szle de olsa ona dokunulmayacakt. Dursundu hele... Bu sessizliin ardndan bir ey gelecekse, kendiliinden gelsindi. Zaten rselenecei kadar rselenmiti ocuk, gz ka yarlacaksa yarlm, kemikleri krlacaksa krlmt. Dursundu hele... u gnlerde dalardaysa gezsindi geni geni, kekik kokularn iine eksindi doya doya, kularn kanat seslerini dinlesindi dinleyecekse, ylan slklarn yakalamaya alacaksa alsmd... Dalarda deil de anasnn yanmdaysa, yatsmd mays kuzular gibi... Ayran isindi bol bol, kabuk balayan yaralarn kasisindi. rin damlacklarna en sinekleri, bir yandan at yakp bir yandan alarken anas kovard nasl olsa... Dursundu hele... Durmutu Cennet'in olu, anasnn dizi dibinde, belki haftalarca durmu, sonra da tam unutulaca srada birdenbire ortaya kp sokak sokak dolamaya balamt. Tuhaf yryordu gene, peine taklan ocuklara tuhaf tuhaf bakyor ve ellerini dsel bir araf havalandrrcasna iki yana ap srtyordu. Gnler sonra ocuklar, belki de bu davran yznden ona "hortlak" adn taktlar. Ad btn ky dolat hemen, hortlak aa hortlak yukar derken herkesin dilinde yuvaland. yle ki, yeni taklan adla birlikte kye yabanc biri gelmiti sanki, sokak sokak kouturan ocuklar heyecanlanmt. Bu yzden, kimi zaman korkmu gibi saa sola kap hortla da heyecanlandrmaya alyorlard. O sakindi ama, glecekse sakince

glyor, konuacaksa sakince konuuyordu, tpe sapa gelmez birok ey anlatyordu ocuklara, onlar hibir ey anlamasa da o hepsini bana toplayp saatlerce dil dkyordu. Komutanlar gibiydi bir bakma, retmenleri gibiydi; kimi zaman onlar sraya sokup ellerinin stnde yere ktryor, sonra da verdii komutla nereye kadar isterse oraya dek koturuyordu. ocuklar, iki admda bir zplayan mark bir tavan taburuna benziyordu o srada, ortal toza dumana katyorlard. Bir gn, nereden bulduysa bir ylan buldu gene hortlak; boynuna dolayp ocuklarn n sra, yalpalaya yalpalaya dolamaya balad. nce uzun bir tur attlar kyn iinde, avlu kaplarnn nnde durup durup gltler. Ortalk tozlu kahkahalarla nlad bir zaman, pencerelerden soluk solua ocuk grntleri gelip geti. Kular havaland kahkahalarn ortasndan, yapraklar gibi yapraklarla savruldu-lar. Sonra bir uzaklk kt kye, bir uzaklk sokak olup, duvar olup, kap, pencere, baca ve ses olup ve kprtlar olup ve baklar ve susular olup her yeri doldurdu. Derken ocuklar grnd her yerin ardndan hortlakla, tepelerinde bumburuuk bir toz bulutu, ky meydanna doru yrdler. Bulunduklar yerde srekli kprdayan, srekli elini kolunu sallayan byke ve darmadank bir kalabalktlar sanki, kararszlklarnn ortasnda dalgalanp duruyorlard. Sonunda hortlak, elini havaya kaldrp susturdu onlar, kk bir iaretle hepsini bir araya getirip dzene soktu. "Bu benim kemerim," dedi ylan gstererek, "gzel mi?" ocuklarn az izgileri uzamt, birka yzn elleriyle kapatarak kikirdedi. "Size bir soru," dedi hortlak. Sustular. "Bana bu kemeri kim gnderdi dersiniz?" Kalabalk birbirine bakt. "Kiiim?" diye sordu gerilerden gelen illi bir ses. "Allah," dedi hortlak, "muhtar yaratan, bekiyi yaratan, anam yaratan Allah!" Saa sola yklarak gld ocuklar. "Tak da grelim u kemeri," dedi ayn ses.

Hortlak bacaklarn iki yana ap bakt bir sre; gsteriye hazrlamasna her yz yeniden izdi sanki, her gz yeniden oydu. Sonra boynundaki ylan beline dolayarak kuyruunu azna verdi. Ona yardm etmek ister gibi kendi kuyruunu srd ylan, hatta birazck yuttu. Hortlak, ellerini havaya kaldrm, zafer sevinciyle kalabala bakyordu. ocuklar keyiflenmiti tabii, sesleri anszn artmt. Bir yandan da, kimi tekinin omzuna zplyor, kimi dizlerini dve dve glmekten katlyor, kimi de yere oturmu, alnn topraa vurmak istermi gibi eilip eilip doruluyordu. Onlarn kopard yaygaray iiten bykler, kahveden kmt o srada, kadnlar avlulardan kmt, duvar diplerinde gnelenen ak sakall yallar yerlerinden kalkmt ve herkes neler olup bittiini anlayabilmek iin yava yava ky meydannn ortasna doru yryordu. Hortlan belindeki ylansa hl kuyruunu yutmay srdryordu. Hortlak dilerini skm, ac ekercesine kvranyordu artk ve ocuklar o kvrandka baryordu. Her ey ocuklarn lnda kaybolmutu sanki, her ey tozdan kp grltye, grltden kp toza karyordu. Derken, alk sesleri ykseldi havaya; hortlak elini kolunu sallayarak anlalmaz iaretler yapnca alk sesleri bir perde daha artt, hortlak iki bklm olunca bir perde daha artt, sonra bir perde daha artt ve ky meydan havada ylan gibi kvranan slk sesleriyle doldu. Kalabala doru yaklaan bykler komaya balamt o srada telala, koup bir an nce kalabala ulamak istiyorlard. Ama ocuklar anszn sustular. Hortlak, azndan szan yeil sularla birlikte yere yklmt. 43 ay parasn ocaa yakn bir masann stne brakp sabah kahvesinden kal epeyce olmutu. Karanlkta, gitgide telalanarak, berber dkknna doru yryordum. Bir sokaa sapmtm nce, sonra p kamyonunun sap gittii o berbat kokunun iinden geip soluk solua bir yokuu trmanm, ardndan, evresi dev bloklarla kapl geni bir alanda uzun sre

gece kelebekleri gibi dolanp durmu, derken karanln koyulat derin bir ukura merdivenli bir sokaktan inip yemden yrmeye balamtm. Yrdke, berber dkknna bir an nce ulamak iin sabrszlanyordum. Bu yzden sokaklar bile doru drst gremiyordum belki, caddeleri, yolumu kesen merdivenleri, tepemden sarkan balkonlar, karanlkta silinen tabelalar ya da kaldrm dibine ylm daha bir sr vr zvr gremiyordum. Belleimde yaayan berber dkkn her eyin stndeydi. Aynas gl gibi parlyordu ben yaklatka, makaslar kr kr ldyordu. Gece, azalyordu bylece, uzaklaa uzaklaa bir yerlerde eriyip yok oluyordu. iki yan palmiyelerle kapl, geni bir caddeye knca du raksadm. Getiim yerleri daha nce hi grmediimi dndm bir an, evreme korkuyla baktm. Derin zonklay-larla genileyen derin bir sszln ortasmdaydm. Daldm herhalde, dedim kendi kendime, yanllkla baka bir sokaa girdim... Geri dndm sonra, dev bloklarla evrili alan bulabilmek iin yoku aa komaya baladm. Ne var ki yoku beni, deri kokularyla dolup taan darack bir sokaa gtrd. Oradan katm hemen, soluk solua, solumdaki ilk sokaa daldm. Sonra, beki ddkleriyle kesien baka bir sokaktan, ta deli, eri br bir caddeye ktm. Saatlerce yrdm orada, giderek dalan admlarla saatlerce yryp berber dkknna giden yolu bulmaya altm. Umutsuzdum artk, ne yaparsam yapaym, hangi sokaa dalarsam dalaym, geldiim yeri bulamyordum. Bir el, belleimin dzeniyle oynamt sanki, ya da kentin kimi sokaklarn silmiti yeryznden, belki de anahtar sokak hangisiyse onu alp baka bir kente gtrmt... O anda, bu olaslklardan hangisinin doru olduunu kestiremiyordum. Bildiim tek ey vard; ya berber dkkn kaybolmutu, ya da ben. 44 Kye ilk kar dtnde, Reit hl ahr kapsnn nndeydi. Altna bir koyun postu sermi, omuzlarna da eki eki ter

kokan krmz gll bir yorgan rtmt. Ta gibi katyd gene, kar gibi souktu. Gvercin'i tekme tokat ahra kapatp oraya oturduu gnden beri bambaka bir yaam srdryordu; a ekmei kapnn nne getiriliyordu her n, oraplar, ttn, kav, suyu, akmak ta ve ay her zaman kapnn nne getirilip ayaklarnn dibine braklyordu. Hemen hemen yalnzca helaya gitmek iin yerinden kalkyordu Reit, avlunun sol kesine yryp rk tahtalarn arasna giriyor, mavzeri rmcek alarnn ortasna asp pantolonunu syryor ve knp skmrken gzlerini hi ahr kapsndan ayrmyordu. Oray bir an iin bo braksa, kyller ieri girip Gvercin'i kurtaracakt sanki, herkes evine gtrecekti onu, ocaklarn banda birer Gvercin olacakt szgelimi, sofralarda birer Gvercin, hatta yklklerin alacakaranlnda, sedirlerin kesinde ya da yorgan aralarnda birer Gvercin olacak ve Reit kzn nerede bulup kimden geri alacan bilemeyecekti. Zaten bu yzden, aylar nce Cennet'in olunun cenaze trenine de gitmemiti. Herkes oluk ocuuyla ky meydanna toplanmken o, ahr kapsnn nndeydi. Kuyruunu yuta yuta hem Cennet'in olunu hem de kendini ldren ylan, ocuklarn tad bir denein ucuna aslp sokak sokak gezdirilirken o, kapnn nndeydi. ocuun beli kese az gibi bzle bzle ide dal kadar incelmi dendiinde de oradayd kukusuz, Cennet alamaktan kr oldu dendiinde de oradayd. Her eyi avluya gelip giden kyllerin konumalarndan grp iitiyordu. Dediklerine gre, byklerden ok ocuklar zlmt bu olaya, tabuta konulup gtrlrken ard sra mezarlk giriine kadar yrmlerdi. Reit o srada da ahr kapsnn nndeydi imdiki gibi; hi kmldamadan, ylece oturuyordu. Haftada birka kez ieri girip kzma sorular yneltiyordu, ama hl bir ey renememiti. Hep susuyordu Gvercin,

sustuka da gitgide ahrn karanlna karyordu. Artk grebilmek bile zordu onu, gzleri kaypt sessizliinin iinde, kalar salarnda, salar karanlkta ve karanl uzaklnda kaypt. Grlebilen tek ey kocaman karnyd ve Reit ne zaman kapy asa, nce o davul gibi duran gerekle karlayordu. Dnyasn gnden gne daraltan bu ikinlikten hemen uzaklayordu sonra, kendini dilinin ucundaki sorularla birlikte dar atp kapy hzla kapatyor, ama gzlerinin nnde byyen ikinlii bir trl sikmiyordu. Kimi zaman, herkesin evine ekilip duman duman tten orba tenceresinin bana oluk ocuuyla oturduu, kandillerin karanla tek tek can verdii ya da ak sakall yallarn duvar diplerim boaltarak kekeme birer asa tkrtsnn pei sra uykuya doru yrd saatlerde, kadnlar geliyordu Reit'in yanna... Yllar nce burnu smkl bir o-218 cukken ona ekmek drm veren, su iirip pplayan, gzlerindeki apa bartlerinin ucuyla silen ya da onu nazardan korumak iin kurun dkp alnlk okuyan yal, dileri dklm, bir deri bir kemik kadnlard bunlar ve o alas sezgileriyle hep de akamn en dokunakl saatlerini seiyorlard. Reit, iin iin kan alyordu onlar dinlerken, iin iin konuuyor, gzlerini iin iin kapayp dilerini skyordu ama bunlarn hibirini belli etmiyordu. Kap gibi bakyordu avluya doluan kadnlara, duvar gibi bakyordu. Bu yzden kadnlar, kz ahrdan karp bir yataa yatra-hm, diyorlard bir kapya; ya da her seferinde bir duvara, bebek doana dek bu ie burnunu sokmamasn sylyorlard. Bir yant akmyorlard tabii, saatler sonra, belki imam yats ezann okumaya baladnda, umutsuzca avludan kp evlerine dnyorlard. Sokaklara dalan ayak sesleri Reit'in iinde yanklanyordu o srada, yava yava, Reit'in iindeki gecede kayboluyordu. Sonra Reit kalyordu iindeki gecenin iinde; uzun uzun, kyn teki ucundan gelen kpek havlamalarn dinleyip sigara

iiyordu. Kim bilir ne kadar sre sonra, geniledike geniliyordu gece, kular yutuyordu szgelimi uyku-laryla birlikte, kpek havlamalarn silip kylleri yutuyor, ovay bouyor ve kayalklar ap uzaklara doru yaylyordu. O srada Reit, beyaz beyaz rperen karl damlarn stnde kara bir leke gryordu nedense... Leke kprdyordu stelik,, arada bir damdan dama srayarak yer deitiriyordu. evikliine baklrsa kapkara bir kediye benziyordu nce, ama sonra, yaklatka byyp kendi izgilerinin dna tayordu. Derken, kalaylanm bir ift tas ldyordu bir yerlerden, leke, o ltnn iinde devine devine giderek bir ata dnyordu. Reit yavaa yerinden kalkp yaklayordu ona, ayaklarnn altndaki karlar gcrda ta gcrdata yaklap btn dikkatiyle bakyordu. Onun o olduundan emin olmak istiyordu mavzerini dorultup atelemeden nce... Bu yzden, yelesinde kaak rzgrlar aryordu srekli, topuklarnda kan kokusu ve kulaklarnda kemik trts aryordu. Ama at ele vermiyordu kendini, karlarn stnde capcanl durmasna, kulaklarn oynatp ate gibi solumasna karn uzaklardayd hl; ya da uzaklar ondayd da, ne yapp ne edilse artk uzaklarsz alglanamyordu. Gene byle bir gecede, karanl ve karlar tozutarak kp geldiinde, kahkahayla glmt at; neredeyse Cennet'in olu gibi, Reitle alay edercesine katla katla glmt. Bu gl, ikide bir avluya gelip giden kadnlarn yapamad eyi bir lde baarmt. fkelenen Reit, ertesi gn ahr kapsn smsk kilitleyip at aramaya kmt gene; elinde mavzer, dalara doru kaybolup gitmiti. O, sabahtan akama dek da ta gezerken, kadnlar kapya mt hemen; gnlerce uratklar halde kilide bir anahtar uyduramamlard geri, ama Gvercini tahta aralndan grmlerdi. Sesleri duyar duymaz o da onlara yaklamt zaten, sr pisliklerinin iinde, kadn scaklna hasret bir yzle ylece dikilmiti. Kadnlar nce, sanclarnn balayp balamadm sormulard ona. Gvercin hkrmt yant yerine... Bunu evet'e yoran

kadnlar kapnn nnde birbirlerine bakmlard ne yapacaklarn bilemeden, saaktan sarkan buz salkmlarnn altnda hi konumadan gnlerce beklemilerdi. Sonra, vinelere bakan dana gz kadarck pencereden bol bol yiyecek vermilerdi Gvercin'e anasnn her gece gizlice yapt gibi... Hatta bu konuda sessiz bir yar balatarak evlere komulard hzla, hzla geri dnp anak anak pekmez, turu ve yourt getirmilerdi. Pekmezler eitlenmiti susamlsndan hahalsna kadar... Keleinden biberine, domatesinden havucuna kadar turular eitlenmi ve Gvercin'e yzlerce azdan, ye denmiti, her ey dzelecek, hele sen ye... Oysa o, pencereden uzatlan yiyeceklerden ok uzatanlara hasretti ieride; yzlerini semeye, soluklarm ve seslerini birbirinden ayrp herkesi tek tek tanmaya alyordu. Hacer yengesini tanmt szgelimi, anasn, Cngl Nuri'nin karsn, muhtarmkini, sonra hi grmedii o uzun sal, dalgn kz tanm ve bir an iin mutlu olmutu. Ama ne yaplrsa yaplsn, kimden hamile kaldn sylemiyordu. "Diyemem," demiti bir keresinde anasna fsltyla, "lrm de diyemem..." Bir ikindi vaktiydi belki; anas, bu szleri duyunca kala-kalmt kapnn nnde kukularla... Ardndan hemen kendini toparlayp sorular sorarak doumun hangi gne rastlayacam anlamaya almt. Reit'se dalardayd o saatte, az nce skt kurunun kayalklarda srp giden yanksn dinliyordu. "Lanet olsun," dedi sonra takrdayan dilerinin arasndan. Mavzeri omzuna asp kye doru yrd. Sabahtan bu yana, evresini saran beyazla baka baka gzleri kama-mt artk; ou kez at grr gibi oluyor, mavzerini aceleyle dorultuyor ve bir hayali kurunlamak zereyken kendine gelip ban umutsuzca saa sola sallayarak yoluna yeniden devam ediyordu. "O silah sesi de neydi?" dedi beki. Reit irkildi birden; ky meydannda, karlkl dikiliyorlard. "Ben attm."'

"At m grdn yani?" diye heyecanland beki. "Yok," dedi Reit, "kyn evresinde ka gndr bir ay dolanyordu, ona ate ettim." "Vurabildin mi peki?" "Tutturamadm, belki bir dahaki sefere!" Akam karanlnda, yan yana yrmeye balamlard. Beki susuyordu; muhtarn lmnden sonra belli bir arlk kmt davranlarna, kolay kolay heyecanlanmyor, zlmyor, hatta ille de bir ey diyecekse szckleri uzun sre tartmadan azn amyordu. Byk da brakmt artk, st duda giderek kararyordu. narn altnda durdular. "u at hep birlikte aramann zaman geldi," dedi beki, "ben bu gece herkese haber salaym. Sen de yarn tek bana gitme, bizi bekle!" "Tamam," dedi Reit. "Unutma sakn," diye ekledi Cngl Nuri. Reit onu grmemiti, dnp bakt. Ayana lastik izmeleri ekmi, bekinin hemen ardnda dikiliyordu. "Hep birlikte bulalm o katili," dedi Rza, Cngl Nuri'nin iinden. Reit armt. "Bulalm," dedi Rza'ya m yoksa Nuri'ye mi seslendiini bilemeden. "Ben de gelirim," diye atld o srada berber. Ama Reit onu gremedi; bir yandan kk bir daire izerek karlarn stnde yava yava dnyor, bir yandan da Nuri'nin iindeki Rza'nn yznde berberi aryordu. Sesini duyabildiine gre o da oralarda bir yerde olmalyd. Belki de rayla birlikte gelmiti. "Ne dnp duruyorsun yle," dedi kars. Reit durdu avlunun ortasnda; nerede olduunu anlamak istercesine evresine bakt bo bo; ahr kapsn grd saaktan sarkan buzlarn altnda, kede kara gmlm kmesi, kany, te yanda yukar kan tahta merdiveni ve karsn grd. "Evlat katili olacaksn yaknda," dedi kars gz gze geldiklerinde, "kzn sanclar sklat!"

Duymazdan geldi Reit, gzlerini karp merdivenlere yrd fkeyle, hzl hzl trmanmaya balad. "Sabah akam douracak bu kz, haberin olsun!" Son basamakta duracakt neredeyse, durup okkal bir kfr savuracakt aaya, ama durmad. Alacakaranlk kaplardan geti kaybolup gitme arzusuyla, mavzeri rastgele bir yere brakp nohut kokularnn, kekiklerin, kahrlarn ve umutsuzluklarn ortasndan geti. Getii yerlerde sessizliini bile brakmyordu sanki, gemiliini bile brakmyor ve her eyiyle daha derindeki karanla doru yryordu. "Duymuyor musun be adam," diye bard kars uzaklardan. Sonra, Gvercin'in l koptu aadan; bir ift beden-siz kanat gibi havada savrulmaya balad, kanayarak... 45 Gn aard aaracakken, kim bilir hangi sokakta, telala berber dkknna giden yolu aryordum hl. Yorulmutum artk, nereye kaca ancak saatlerce yrdkten sonra anlalabilen sokaklarn karanlnda dne dolaa yorulup arada bir sendelemeye balamtm. Onca telama karn admlarm da yavalamt stelik, urackta dediim noktaya ulaabilmek iin uzun sre ter dkyordum. Bu halimle Cennet'in oluydum sanki; ne zaman kmsam muhtarlk odasndan km, bir kente benzeyen ky meydanndan geiyordum. Birazdan, peime taklan dsel ocuk srsyle birlikte narn hrtsna dalp kacaktm kukusuz, dibek tann yanndan saa dnecek ve duvar diplerinde pinekleyen ak sakall yallarn uzak baklarn da ardmdan srkleyerek avlu kapmza doru yryecektim. Cennet, hayrdr inallah diyecekti hi lmemiim gibi ieri girdiimde; hayrdr inallah... Kalkacakt sonra, alamaktan kapanan gzlerini yzme dikerek, bu d de neyin nesi, diye mrldanacakt. Denein ucuna aslm l bir ylan rpertisi gelip geecekti bu srada yznden, sokaklar, lklar ve omuzlar stnde taman tabutum gelip geecekti. Tabutumun

evresinde ar ar ilerleyen kyllerin elleri sonra, kederleri ve sessizlikleri... Cennet, o kalabaln ortasnda kendini grecekti ardndan, belki bir sre, tabutuma bakna bakacakt... Cennet'in oluysam ben de daha fazla bekletmeyecektim onu yle, kollarm ap hemen koacaktm. Ama, ky meydann geip de l l parlayan upuzun bir caddeye knca durdum. Homurtuyla akp giden otomobilleri izledim bir zaman, alan kepenk grltlerini, oradan buradan patlayan en akrak arklar ve ortal hzla dolduran sabah simitileriyle salepilerin haykrlarn dinledim. Artk, berber dkknn aramaktan vazgemitim. Eve dnmekten baka arem kalmadn dnerek karya getim, sonra kaldrm boyunca yava yava yrdm. 46 Sabahn erken saatlerinde narn dibinde toplanan kyller, neyi beklediklerini bilmeden ayakst beklemilerdi bir sre; birbirlerinin yzne lgn gzlerle bakm, bellerin-deki fieklii dzeltmi ya da kulaklarn ayaklarnn altnda gcrdayan karlara vererek, ksa ve dalgn admlarla bir saa bir sola gidip gelmilerdi. Sonra, ince ince tten bacalar, kara gmlm damlar ve kahvenin camndan bakan ak sakall yallaryla birlikte ky geride brakarak deirmene doru yrmlerdi. En nde beki vard srtnda asker kaputuyla; arada bir dnp azndan uzak buharlar saa saa, peindekilere bir eyler sylyordu. Herkes alabildiince alsn, diyordu belki, iyice yaylalm ki geni bir alan tarayabilelim. Ya da, dikkatli olmalar iin uyaryordu onlar, at grnce eliniz ayanz birbirine dolamasn diyordu szgelimi, telaa kaplp da kendi kendinizi kurunlamaym! Ola ki bu srada kfrediyordu ata, yedi slalesini bir ahra doldurarak verip veritiriyordu. fkeliydi besbelli, azndan kan buharlar kesik kesik sklarken kaputunun etekleri frtnaya tutulmu gibi srekli dalgalanyordu. Derken, birbirlerinden birer kurun atm uzaklap yava yava ovann yzne daldlar. Her biri bir at hayaliyle karlara

bata ka yrd saatlerce, her biri sigara iti st ste, her biri yp titredi ve her biri gzlerini ksp uzaklar tarad. leye yakn, ovada yenik dm perian bir ordu dzeniyle dalara doru yrdler. Asker Ham-di'yle Aynal Fatma'nn hesaplat ba evinin yanndan getiler sonra yorgunluklaryla, kocaman bir yay izerek kayalklara trmandlar. Kim bilir hangi tepeye ktklar srada, bulank bulutlar akt ilerindeki umudun stnden, keskin bir rzgr yerdeki buz krntlarn sprerek ince ince savruldu. "Ay ite buralarda dolayordu," dedi Reit. Beki yzn evirmi, ksk gzlerle Reit'in iaret ettii ard kmelerine bakyordu. "K uykusuna yatmam m?" diye sordu berber. Omuzlarn ekti Reit, bir gn nce ayya skt kurunun vlamas hl kayalklarda yanklanyormu gibi soluunu tutup evreyi dinledi. O srada bir keklik havaland nlerinden, illerini dke saa, ardlarn arasna girip kayboldu. Herkes kalakalmt... Ola ki bu yzden kanat sesleri, tam olarak izlenememi bir uuun grlmeyen yanlarn tamamlamak istercesine bir sre kald bolukta, belki birka kar daha ykselip oaldlar sonra, ardndan da kalabalk bir sr halinde, hzla ardlarn iine indiler. yle ki, inilerinin iddetiyle birka topak kar dt dallardan; sszlndan kopan birka topak kar, baka bir sszla yuvarland... Bu yle hznl bir yuvarlant ki, ardlar dayanamayp uuldad bir an; uultu teki dallar da silkeledi sonra, giderek derinleen yemyeil karanla lapa lapa kar yamaya balad. Derken, tam da aarmak zereyken bir karanlk kmldad karanln iinde, hatta kmldamakla da kalmad, tuhaf bir brtyle ayaa kalkp kyllere doru birka adm yrd. Daha herkes grdn anlayp armaya frsat bulamadan, berber tfeini dorultup oktan atelemiti. Karanlk, brerek ykld. "Ay bu," diye bard Reit, "ka gndr buralarda dolaan ay!"

Kyller bana toplanm, merakla bakyorlard. "Kye gtrelim bu deyyusu," dedi beki. Dizlerinin stne kp aynn arka ayaklarna urgan geirirken, kalarnn altndan berbere bakt. "Usta niancymsn dorusu," dedi. Berber kpkrmz olmutu, gene de glmsemeye alt. Kye dndler sonra; ayy srkleye srkleye, karlarn stnde uzun mu uzun bir kan izi brakarak, tepelerinde bulank bulut katarlaryla kye dnp muhtarlk odasna doru yrdler. En nde beki vard gene; urgann ucunu omzundan arp bileine dolam, karlara bata ka yryordu. Kyller, kiminin elinde mavzer, kiminin tabanca, srklenip giden aynn arkasmdaydlar. Berberse yllardr bu kyde yaad halde kyllerle bir trl kaynaamam gibi, herkesin gerisinde tek banayd. Ya da giderek kopu-yordu sanki onlardan, her admda kye biraz daha yaklamasna karn giderek uzaklayordu. Bunu, kalabaln grltsn iitir iitmez merakla teneke sobann evresinden kalkp kahvenin camlarna en ak sakall yallar da sezmiti belki; kocaman gzlerle dar bakarken, onun kyllerden ayr dmln grp kendi kendilerine, neler oluyor buna, diye mrldanmlard. Yerdeki ayy da grmlerdi sonra, hatta onu at sanp iin iin sevinmilerdi. Ardndan ocuklar skn etmiti ky meydanna amatayla, onlarn peinden de kimi kadnlar koup gelmiti. Ortalk tka basa insanla dolmutu artk, bu yzden hem aynn hem de berberin herkesten ayr dml camdaki yallarn gznden silinmiti. Beki, ocuklarn baklaryla bsbtn arlaan ayy biraz daha srkleyerek muhtarlk odasnn nne ekti sonra, urgann ucunu bayrak direine balad. "lmedi mi bu?" diye sordu ocuklardan biri. "lmez mi ulan," dedi beki, "kurunu yer yemez ld!" "Eee, niye balyorsun o halde?" Beki armt; ayya, Cennet'in olunu anmsayarak uzun uzun bakt. Bu srada, kahvedeki yallar da kp geldi

muhtarlk odasnn nne, sakallarn titrete titrete ocuklarn arasndan geip ayya yaklatlar. "Kim vurdu bunu?" diye sordu ilerinden biri. "Berber," dedi beki. Yallar hep birlikte yzlerini evirip berbere baktlar, ama gremediler. Grebilmeleri mmkn deildi zaten, narn gerisinden soluk solua koup gelen bir ocuk, bas bas bararak kalabal birbirine katmt o srada; herkes, giderek genileyen bulank bir grltnn ortasnda savrulup duruyordu. "Ne diyor bu ocuk?" diye sordu beki. "Gvercin dourmu," dedi kundurac. Reit anlayamamt nce, uyuyup kalm da gzlerini kapatmay unutmu gibi, bo bo, ylece bakyordu. Sonra, hzla yard kalabal, bir solukta nar geip komaya balad. Bir yandan da kznn doumdan sa kp kmadm dnyordu. Kerpi duvarlar arasndan akyordu bu dncesi, eri br sokaklardan geiyor ve evine dek gidip gidip srekli alkalanan kirli bir bulut gibi geri geliyordu. Sonunda Reit de ulat evine, avlu kapsndan telala girdi. Ahrn n kadnlarla dolup tayordu. Onu grnce aldlar; aralarndan, kapya doru uzun bir yol uzand, Reit yrd. "Tek bana dourdu," dedi biri. Anahtar kard cebinden. "nekler gibi brd," dedi bir bakas, "kr ki kzn da kurtuldu torunun da!" Titreyen elleriyle evirdi. "lklarn duysaydn dayanamaz, lrdn!" Durdu Reit, kapy usulca itip kenara ekildi. Kadnlar ahra daldlar sonra, dalar dalmaz da, grdkleri ey karsnda karanlk bir lk attlar. 47 Apartmann nne geldiimde, bam kaldrp nc kattaki odamn penceresine baktm; her zamanki gibi bir kanad akt. te bu iyi, dedim merdivenleri yorgun admlarla trmanrken kendi kendime, karma kan onca engele karn hl yazyorum demek ki...

kinci katta durup soluklandm. e ge kalma telana kaplm yzler geti yanmdan aceleyle, ayak sesleri geti paldr kldr, ellerinde scak ekmeklerle uykulu ocuklar ve kadnlar geti, ama orada ylece dikildiim halde, hibiri yzme bakp gnaydn bile demedi. Yoktum sanki gzlerinde; ellerim kentteki milyonlarca elin salmmndan dev-irilmi bir uzantyd szgelimi, yzm yzlerce yzn kayp bir yanss ya da merdivenlerdeki duruum binlerce kez paylalan bir duruun uzak bir kalmtsyd. nc kata kp kapy aarken de ayn eyleri hissettim nedense, yok olmann verdii rahatlkla ayakkablarm karp alma odama doru yrdm. Perdeleri atm nce, masann stndeki daktiloyu bir kenara ekip ortalktaki ktlar topladm. Sonra, ay bardam alp oturdum ve beklemeye baladm. Neyi beklediimi bilmiyordum aslnda, arada bir gzlerimi dikip aadaki caddeye bakmama karn oradan neyin ya da kimin gelmesi gerektiim kestiremiyor, belki de anmsayamyordum. "ay ister misin?" diye sordu karm kapdan. "Hayr," dedim ona, "elimdeki bitmedi daha." "Lamban yanyor," diyerek kapy ekti. Kalkp sndrdm. Gene pencerenin nne gitmi, bir yandan aym iiyor bir yandan da aadaki caddeye bakyordum. Kepenk grltleri kesilmiti artk, simitilerle salepiler yava yava kaybolurken onlarn yerini piyango bileti satan beyaz apkal adamlar almt. "Deien hibir ey yok," dedim kendi kendime. Bardaktaki son yudumu da ekip odadan ktm sonra, mutfaa doru yryordum ki kap alnd. Aar amaz, "Aaaa yzndeki sabunu ykamsn," diye ard olum. aran bendim oysa, ylece kalakalm, onun ieri girip ayakkablarn karna bakyordum. "unlar senin Perma-Sharp marka jiletlerin," dedi kutuyu uzatrken, "biraz ge kaldm kusura bakma, ama bizim market ak

deildi, taa caddenin teki ucuna dek yrdm." "Gazete aldn m?" diye sordu karm mutfaktan. "Evet," dedi olum, "biliyor musunuz ne yazyor?" "Ne yazyor?" "Bir kz ay karm!" Sincan, 13.3.1990-25.9.1993