You are on page 1of 354

GUNTER GRASS TENEKE TRAMPET

DIE BLECHTROMMEL (1959)

Bu e-kitap taslak halindedir. Okumay zorlatrc tarama hatalar iermektedir. Bu taslak srm okurken dzeltir ve dzeltilmi srm bizimle paylamak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org letiim: ayrac.org@gmail.com

Gnter Grass; 1927 ylnda Almanya Danzig'de dodu. ocukluu ve ilk genlii Danzig'de geti. Gen yalarda asker oldu ve esir dt. 1946 ylndan sonra Dsseldorfa gelerek orada resim ve heykel alt. Bir sre Paris ve talya'da yaad. Bu yllarda iir ve oyunlar yazmaya balad. Sonralar Berlin'e yerleti ve dier sanatsal almalarnn yannda edebiyata arlk vermeye balad. 1959 ylnda yaymlad Teneke Trampet (Die Blechtrommel) adl romanyla dnya edebiyat kamuoyunun dikkatini ekti. ]960'l yllarda sosyal demokratlarn saflarnda politikaya aktif olarak katlan Grass, bar hareketlerinde ve insan haklan mcadelesinde de entelektel tavrn simgesi oldu. Birok dln sahibi olan Grass, birok kez aday gsterildii Nobel Edebiyat dl'n 1999 ylnda kazand. Gnter Grass'n eserlerinin bazlar unlardr: Tcnehe Trumpet (Die Blehtrommel, 1959), Kedi ve Fare (Katz und Mcus, 1961), Kpek Yllar (Hundejahre, 196.3), Lokal Anestezi (rf/idi betaubl, 1969), Pisi Bal (Der Butt, 1977), Dii Fare (Die Ratlin, 1977), Kafadan Doumlar (Kopj-geburten, 1980), Uzak Tarla (Ei writes Feld, 1995), Yzylm 0'ulu-dert, 1999). Gnter Grass'n son yapl Yzylmda ilerinde olmak zere belli bal eserleri Genda Kltr taralndan yaymlanmak zere hazrlanmaktadr.

Anna Grass iin

BOL ETEKLK Ne yalan syleyeyim, bir akl ve ruh hastalklar kliniinin sa-kinlerindenim. Bakcm gz allnda tutuyor beni, gzlerini zerimden pek ayrmyor, nk kapda bir gzetleme penceresi var ve bakcmn gzleri o malum kahverengi renkte, ben mavi gzlnn bir trl iini gremiyor. Dolaysyla bakcm asla bir dmanm olamaz. Hall sevdim onu; kap arkasndan bakp duran bu adam, odama ayak atmaya grsn, kendisine bamdan geen olaylar anlatyor, aradaki gzetleme penceresi onu, beni tanmaktan alkoymasn istiyorum. Anlattklarma da adamcaz deer veriyor anlalan; nk biraz bir eyler uydurup syledim mi, altnda kalmamak iin bana dmlerden yapt en son heykelcikleri gsteriyor. Bir sanat m, deil mi, orasn bir yana brakalm; ne var ki, eserlerini sergilese, basnda olumlu yank uyandraca, ayrca kendine be alc bulaca kukusuz. Ziyaret saatlerinden sonra, bakmyla grevlendirildii hastalarn odalarn dolap, baya sicimleri topluyor, dolak yerlerini ap dzeltiyor bunlar, st sle ok katl dmler alarak hayaletlere benzeyen birtakm heykelcikler yapyor, sonra da alya daldrp donduruyor hepsini ve tahta altlklar zerine yerletirdii rg ilerine geiriyor. Eserlerini renkli yaratmak dncesiyle oynayp duruyor ikide bir. Bense onu bundan vazgeirmeye alyor, beyaz nikelajl maden karyolam gsterip bu esiz yata, gzleri nnde all morlu canlandrmasn rica ediyorum. Bakyorum, hastabakc ellerini dehete kaplarak bann zerinde kavuturuyor, olanca korkusunu biraz fazla donuk ve kat yznde aa vurup renkli tasarlarndan el ekiyor. Yani, benim beyaz nikelajl hastane yalam bir lt bu konuda. Hatta benim iin ondan da ileri bir ey, neden sonra eriilmi bir hedef, bir avuntudur. Hani idare izin verip bir iki yerini deitirebilsem, inancm bile olabilirdi; yata eviren kafesi ykselttirildim o zaman, kimse de bundan byle fazla yanma soku-lamazd. Ziyaretiler, benim beyaz madeni ubuklar arasna rlm sessizliimi haftada bir gn sekteye uratyor. O gn olunca geliyorlar: Beni kurtarmak isleyenler, beni sevmekten holanp bende kendilerine sayg duymak, bende kendilerini takdir elmek ve tanmak isleyenler. Ne kafasz, ne sinirli, ne arsz eyler hepsi! Trnak makaslaryla karyola kafesimin beyaz nikelajnm orasn burasn kazyor, tkenmez ya da kopya kalemlerini karp zerine uzunlamasna yakksz insan resimleri izikliriyorlar. Avukatm, gnaydn haykryla oday ayaa kaldrarak ieri dalyor ve her defasnda naylon apkasn karyolamn sol ali bacana geiliyor; ziyaret sresince -avukatlarn da anlatacaklar bitmiyor bir trl- bu zorba davranyla beni denge ve needen ediyor. Ziyaretilerim, getirdikleri hediyeleri, zerine muamba yaylm beyaz masann zerine, suluboya bir haha resminin altna istif ediyor, kurtarlmam konusunda szde o sra uyguladklar ya da ilerisi iin uygulamay tasarladklar planlarn bana bir bir aklayp bkp usanmadan zgrle kavuturmak isledikleri beni, hsm akraba sevgilerinin yksek dzeyine inandrdktan sonra, yeniden ekip gidiyor, kendi haz dolu yaamlarna dnyorlar. Derken, oday havalandrp hediye paketlerinin sicimlerini toplamak zere, bakcm Bruno geliyor. Toplad sicimlerin dmlerini zp aarak evresine sessizlik yayyor; yle ki sonunda sessizlii Bruno'dan, Bruno'yu sessizlikten ayrt edemez oluyorum. Bruna Mnslerbcrg -yani bakcm; kelime oyununu bir yana braktm imdi- benim iin be yz yaprak yaz kd alp geldi. Saucrland'l bekr ve ocuksuz bir adam olan Bruno, bu kt stoku yelmedi mi, kkler iin oyuncak eyalarn da satld krtasiye maazasna bir kez daha urayacak ve anlarm Allah'n izniyle eksiksiz zerine dkebileceim izgisiz ktlar salayacak. Dorusu ziyaretilerim, rnein Avukat Bey'den veya Klepp'len bana byle bir hizmetle bulunmalarn dnyada rica edemezdim; bir il gibi bana sunduklar lasa dolu sevgileri, bo kt gibi sakncal bir nesneyi yanlarnda getirip benim, durmadan heceler salglayan kafama al buyur demekten elbel alkoyar-d onlar. Bakcm Bruno'ya: "Canm, Bruno'cuum, n'olur, bana be yz yaprak kz olan kz kt alr msn?" dediim zaman, gzlerini odann tavanna dikerek ve beni bir rnek vermeye arr

gibi iaret parman da ayn yne uzatarak: "Beyaz kt, demek isliyorsunuz sanrm, Bay Oskar?" diye cevaplad. Ama ben, kz olan kz szcnde direttim, krtasiye maazasnda da byle sylemesi iin Bruno'ya ricada bulundum. kindi zeri kt paketiyle dndnde, baktm dnceli bir hali var; gzlerini birok kez, uzun uzun, sanki Him esinlerinin kayna olan tavana dikti. Nihayet: "Sylemem iin tam da kelimesini bulmusunuz, Bay Oskar!" dedi. "Ben, kz olan kz kt isleyince, yz pancar gibi kzard tezghtar kzn, sonra gidip ktlar gelirdi." Krtasiye maazalarndaki tezghtar kzlar zerine Bruno'yla uzun boylu bir syleiye girmeyi gze alamayp kda kz olan kz dediim iin piman oldum; sesimi karmayarak, bakcm odadan kp gidene kadar bekledim, sonra be yzlk paketi atm. Elimle terazileyip tartarak fazla oyalanmadm kat, esnek paketle; iinden on yaprak sayp aldm, gerisini komodinin gzne tktm. Dolmakalem ekmecede, albmn yambanda duruyor; ii dolu, yani mrekkep de tamam. Peki, ama nasl balamal? Bir orta noktadan yola koyularak hikye etmeye balayabilirsiniz bir serveni; sonra geriye olduu gibi, ileriye doru atak admlarla yryp ii kartrabilirsiniz. Ama ada bir tulumla da davranp zaman ve uzaklklarn lm zerinden bir snger geer, hele kr son anda zaman ve mekn sorununu zdnz iln edebilir ya da ettirebilirsiniz. Ama daha anlatya balarken bugn artk bir roman yazlamayacan ileri srebilir, ancak sonradan, kendiniz de farkelmeksizin ortaya zorlu bir eser koyup varl mmkn en son romanc edasyla boy gsterebilirsiniz. Bana da sylemiler, kiilik sahibi kimselerin bulunmadn, kiilik denen nesnenin yilirildiini, insanlarn yalnzlk, ortak bir yalnzlk iinde, kiisel bir yalnzlk hakkndan yoksun yaayp isimsiz ve kahranansz bir kitle oluturduunu, dolaysyla roman kahramanlar diye bir eyin bundan byle sz konusu edilemeyeceini bata kesinlikle belirtmek uygun der, alakgnll bir izlenim uyandrr, demilerdi. Hani sylenildii gibidir belki btn bunlar, doru ve gerek eylerdir. Ama yine de ben, kendim Oskar ve bakcm Bruno hesabna unu aklamak islerim ki, ikimiz de kahramanz bizim; birbirinden bsbtn deiik kahramanlarz; Bruno gzetleme penceresinin nnde, ben gzclle-me penceresinin gerisinde; Bruno kapy amaya grsn, tm dostluk ve yalnzlmza karn, ikimiz de henz isimsiz ve kahranansz bir kille oluturmaktan uzak bulunuyoruz. le imdi ok eskilere dnp balyorum anlatmaya; nk z yaamn kayda geirmeden nce, anne ve babasndan hi deilse birini anmsama sabrn gsteremeyen kimse bu ie kalk-masa daha iyi eder. Benim sakini bulunduum akl ve ruh hastalklar kliniinin dnda karmak bir yaam srenler, sizlerin hepinize ve siz kt stokumun varlndan bir ey sczilcyeme-yen dostlarmla haftalk ziyaretilerime, izin verirseniz imdi Os-kar'n anneannesini tantmak istiyorum. Anneannem Anna Bronski, ekim aynda bir ikindi zeri eteklikleri iinde, bir patates tarlasnn kycnda oturuyordu. leden sonra grecektiniz anneannemi! Dorusu o ne beceriklilikti! 10 Elinde trmk, kurumu patates yapraklarn gzelce bir araya toplayp bekler yapm, leyin zerine domuz ya srd marmelad ekmeini yemi, derken tarlay son bir kez apalam, nihayet eteklikleri allna, nerdeyse azna kadar patates dolu iki sepet arasna kmt. Ayandaki burunlar birbirine bakan izmelerin dik peneleri nnde iin iin yanan palates yapraklarnn atei, aslml hastalar gibi arada bir ban kaldryor, dumann pek de meyilli olmayan yer kabuu zerinden, alack ve salnarak telere yolluyordu. Yl, bin sekiz yz doksan dokuzdu ve Kaschubci'n* gbeinde oturuyordu anneannem; Bissau'a yakn, kiremilhaneye daha yakn, Ramkau nnde, Viercck gerisinde, Brennlau osesi dorultusunda, Dirschau ile Karlhaus arasnda, Karaorman ile Goldkrug'u arkasna alm oturuyor, ucu kmrlemi bir fndk dalyla kzgn klleri eeleyip, patatesleri altna sryordu. Az nce eleklii zerinde zellikle durarak, umarm yeteri kadar ak seik: "Anneannem eteklikleri altna kmt" dedimse ve hatla kitabn bu ilk blmne "Bol eleklik" baln koy-dnsa, sz konusu giysiye neler borlu olduumu bildiim iindir. Yalnz bir deil, sl

ste drt eteklik giyerdi anneannem. Hani en sle bir sl eleklik, onun allna tane i eleklik giyerdi anlalmasn; drt iane, drd de st eteklik giyerdi. Her eleklik bir tekisini tar, anneannem de belli bir dzene uyup etekliklerin srasn gnden gne deitirerek, bunlarn drdn birden zerinde tard. Dn en stteki eleklik bugn hemen onun allnda yer alr, ikinci yerde bulunan nc yere geer, daha dn nc yerdeki, bugn anneannemin tenine iyice sokulurdu. Dn kendisine en yakn elekliin ise bugn aka nakl yz, daha dorusu naksz yz grnrd; nk anneannem Anna Bronski'nin elekliklerinin lm ayn patates rengine kaard; bu renk yakyor olmalyd kendisine. Renk tonlarndan ayr, by* Prusya'nn kuzeybalsyla Pomcraya'nn kuzeydousu arasnda kalan blge. (C.N.) 11 karinemin elekliklerinin bir dier belirleyici zellii daha vard ki, bunlara bol keseden kuma harcan mayd. Rzgr kt m geni bir ember izer, iip kabarrd eteklikler; rzgr dinince porsuyup kendilerini brakr, rzgr yanbalarndan gese lakr lakr eder, arkadan esmeye grsn, drd birden anneannemin nsra uuup dururdu. Oturaca zaman, nce elekliklerini elevirip yle otururdu anneannem. Srekli kabaran, zerinden sarkan, katlar, ve kvrmlar yapan, ya da kat ve bo, yalan yambamda yer alan drt eteklikten ayr, bir beinci eleklii daha vard anneannemin. Bu beinci elekliin patates rengindeki br drt eteklikten hibir bakal yoklu. Bu beinci eleklik de hep beinci eleklik olarak kalmaz, o da kendi erkek kardeleri gibi -nk etekliklerin cinsiyeti erkektir hep- yer deitirirdi. stle tanan drt st eteklikten biriydi o da! Onun da tekiler gibi sras gelince, yani her be cumada bir, amar teknesini boylamas, cumartesi gn mutfak penceresi nne gerilen ipe aslmas ve kuruduktan sonra t tahtas zerine yatrlmas gerekiyordu. Anneannem evin byk temizliini yapt, ekmek piirip amar ykayarak t tledii cumartesi akamlar, inei sap yemini suyunu verdii, tepeden trnaa banyo teknesi iine girip sabunlu suya kendinden biraz bir eyler katt ve sonra iri iek motifleriyle bezenmi bornozuna sarlp yalan kenarna ililii zaman, giyilmi dn eleklikle yeni ykanm eleklik, yere yaylm duruyor olurdu nnde. Anneannem, sa iaret parman sa gznn al gzkapaua dayar, kimseye, erkek kardei Vin-zen'e bile akl danmayarak hemen kararn verirdi: plak ayaklan zerinde dikilir, patates rengi parlakln en ok yitirmi eleklii ayak parmaklaryla srp kenara alr ve boalan yere temiz eleklii geirirdi. Cumartesiyi izleyen pazar gn kiliseye giderken bu yeni batan dzenlenmi eteklik dizisini salam bir inanla bal bulunduu Hazreti sa onuruna ilk kez zerine geirirdi, anneannem. Eleklikler iinde yeni ykanm elekliin yeri neresiydi acaba? 12 Yalnz temiz deil, biraz da kendini beenmi bir kadnd anneannem; en iyi etekliinin gze grnecek yerde, hava gzelse gnee kar bulunmasna dikkat ederdi. Ama imdi anneannemin patates atei karsnda oturduu bir pazartesi ikindisiydi. Pazarlk eteklii pazartesi gn anneanneme bir eteklik daha yaklar, pazar gn tenceiziyle stt eleklik, pazartesi gn lam da pazartesiye uygun den kasvetli bir grnmle elekliklerin en sindc anneannemin kalalarndan aa dklrd. Anneannem, belli bir ezgi gzetmeksizin rasgele bir slk tutturmu alyordu; elerken, bir fndk dalyla klleri eeleyip ilk patales kebabn ekti ateten. Rzgr vurup serinletsin diye, patates yumrusunu iin iin yanan tepeleme palales yapraklarnn olduka uzana ald. st kmrlemeye balayarak kabuk kabuk yarlm yumruyu, ucu sivri bir dal parasna geirerek azna gtrd. slk almay brakan az, rzgrda kuruyup patlam dudaklarnn arasndan hava flyor, klleri ve topraklar patates kabuundan uzaklatrmaya alyordu. Palatesi flerken gzlerini yumuyordu anneannem. Yeleri kadar flediine gven getirir getirmez, nce bir gzn, sonra brkn at; aralarndaki boluklardan gerilerin grlebildii, ama bakaca bir kusuru bulunmayan n dileriyle patatesi srd; ama hemen yine ekli dilerini; henz fazla scak palales yarmn, unumsu ve buular kararak ak aznda tuttu; atein dumann ve ekim havasn soluyup duran ikin burun deliklerinin

yukarsnda belerttii gzlerini tarla zerinden telere dikti, telgraf direklerinin dilimlere ayrd ve kiremithane bacasnn ancak stlen bir parasnn grlebildii yakn ufku szmeye balad. Telgraf direkleri arasnda bir eyler kmldyordu. Anneannem, azn yumup dudaklarn ieri ekti; gzlerini ksp gevi gelirir gibi patates yumrusunu inemeye koyuldu aznda. Telgraf direkleri arasnda bir eyler kmldyordu. Bir eyler hoplu-yor, sryordu direklerin orda. adam, telgraf direkleri arasnda hoplayp sryordu; derken her bacaya doru komaya 13 balad, sonra dolanp arkasna getiler bacann, biri lers yz edip yeni bir hzla ileri atld, ksa ve imana benziyordu, kiremithane zerinden geip gitti; tekiler ince uzundu daha ok, ama hemen arkadan onlar da seirttiler, ite yine direkler arasndaydlar; ama ksa ve iman, birden yn deitirdi ve daha abuk hareket eder gibiydi ince uzunlardan, hoplayp srayan br ikisinden daha abuk hareket eder gibiydi. Ksa ve imann baca zerinden yuvarlanp gittiini grnce, ince uzunlar gene bacaya doru seirtmek zorunda kaldlar ve bacaya iki kar uzaklkla hzlanp gzden kayboldular, arlk usanp bkm gibiydiler bu koudan; derken ksa boylu da bacadan aa allad, ufkun gerisinde grnmez oldu. Orada da kaldlar hepsi, mola verdiler ya da klk deitirdiler, belki de kiremit dkp para aldlar. Anneannem, moladan yararlanp ucu sivri denciyle patateslerden bir ikincisini ilemek islemi, ama denei isabet etlire-mcmili. nk ksa ve imana benzeyen adam, zerinde deminki giysi, yine ufku trmanmaya alyordu; sanki ufuk bir illi de adam hoplaya zplaya peinden kovalayanlar il gerisinde, kiremitler arasnda ya da Brcnnlau osesi zerinde brakmt. yleyken acele ediyor, telgraf direklerinden daha da tez davranmak istiyordu; uzun, yava admlarla tarla zerinden doru yaklayor, ayakkablarnn penelerinden etrafa balk sratyor, ne kadar uzun admlar alsa da yine balk iinde g bel ilerleyebiliyordu. Bazen yere yapp kalma benziyor, sonra yine uzun bir zaman kmldamakszn deta havada duruyor, krk dnmlk larla iinden ukur yola doru toprakla yarklar aarak ilerleyen topuunu taze srlm tarlaya her seferinde yeniden bastrmadan, sramasnn lam orta yerinde alnn, ksa ve geni, silecek vakit bulabiliyordu. Derken ukur yola varmay baard; ksa ve iman daha yeni gzden kaybolmutu ki, bu arada kiremilhaneyi yle bir kolaan elmi brleri de ufuktan ince ve uzun trmanp ktlar. izneli admlarn ite ylesine uzun ve ince atyorlar, oysa izme14 cri bala da az bulamyordu. Anneannem patatesleri ilemeyi brakmt, her Allah'n gn grlebilecek bir manzara deildi nk; boylan deiik byklkte de olsa byk adam, telgraf direklerinin evresinde hoplayp zplyordu. Derken kircmil-hacnin az kalsn, bacasn koparacak oldular, sonra belli aralarla, ilkin ksa ve iman, arkadan ince ve uzunlar, ama de glk ve inalla, izmelerinin tabanlarnda daha ok balc tayarak iki gn nce Vinzcl'in srd ve bykannemin yeni temizledii tarladan, sraya zplaya getiler ve ukur yolda gzden kayboldular. Arlk gitmiti her de, anneannem nerdeyse soumu bir patatesi ilemeye cesaret edebilirdi; kabuundan tozlar ve klleri ylece bir fleyip palates yumrusunu hemen tmyle az boluuna yerletirdi ve bir ey dndyse unu dnd: Allah bilir ya, kiremilhanenin adamlar bunlar. Hl patatesi aznda dndre dndre ineyip duruyordu ki, ukur yoldan zplayp kl biri, kara bir byk zerinden deli gibi evresine baknd; iki srayla gelip bir nne, bir arkasna, bir yanna dikildi alein; burda svp sayd, orda korkuya kapld; bilmiyordu nereye gitsin; geri dnemezdi, geriden inceler, ukur yoldan uzunlar geliyordu. Sonunda dvnmeye balad, dizlerine dizlerine vurdu elleriyle. Banda iki gz vard, ikisi de yuvalarndan frlamak ister gibiydi; alnndan ter boanyordu. Derken tkanr gibi nefes alp byklar titreyerek srne srne yaklat; anneannemin atein nnde duran izmelerinin penelerine kadar sokulmay gze ald; t burnunun ucuna kadar yaklap, ksa ve iman bir hayvan gibi, bykanneme bakt. Anneannem dayanamayarak i geirdi, azndaki patelesi ineyemez oldu, izmelerinin penelerini yatrd; kiremithaneyi,

kiremitleri piirip boyayanlar dnmekten vazgeti; birden elekliini, hayr, drt etekliinin drdn yukar kaldrd; yle ki, kiremithane iilerinden olmayan adan, ksa ama iman, tm vcuduyla girebildi elekliklerin allna ve byklar kayboldu ortadan ve artk bir hayvana da benzemiyordu; arlk ne Ramkau'h, ne de Viereck'liydi, korku15 laryla eleklikler almdayd ve dizini dvmyordu arlk, o hrltl solumay, tremeyi ve elleriyle dizlerini dvmeyi brakmt. Dnyann yaradlndaki o ilk ya da son gn gibi sessizdi ortalk: Hafif bir rzgr palates yapraklarnn ateiyle bir syleiyi srdryor, telgraf direkleri seslerini karmakszn kendi kendilerinin saymn yapyor, kiremilhanenin bacas hazrol durumunda dikiliyordu. Anneanneme gelince, orasn burasn dzeltip ikinci eleklik zerindeki en sl elekliine doal bir grnm vermeye alyor, drdnc eleklik altnda adam pek hissetmiyor, tenine byle yeni ve artc gelen eyin ne olduunu hele nc etekliiyle hi anlamama benziyordu. Bu ey artc olduundan, ama en st eleklik uslu uslu durduundan ve sonra nc eleklik gibi ikincisi de henz hibir eyin farkna varmadndan, anneannem kl eeleyerek iinden birka patates daha kard; sa dirseinin altndaki sepetlen drt i patates alp teker teker kzgn kllerin ierisine srd, stlerini de yine kllerle kapad, atei drlkledi ardndan, duman canland. Baka da ne yapsnd anneannem? Anneannemin eleklikleri henz yatm, kyasya diz dvmeler, yer deitirmeler ve drlklemclcrlc dorultusunu yitiren patates yapra ateinin koyu duman yine rzgra uyup, tarla boyunca sar soluk srnerek gneybatya henz ynelmiti ki, eteklikler altndaki ksa ama iman adam kovalayan uzun ve inceler, anszn ukur yoldan kverdi ve anlald ki gerekten uzun ve inceydiler ve grevlerinin gerektirdii jandarma niformalar vard zerlerinde. Anneannemin nnden az kalsn dolu dizgin geip gidiyorlard. Halta atein zerinden atlamt biri. Ama anszn akllarna geldi; ayaklan ve ayaklarnda topuklar vard; topuklar zerinde fren yapp dndler, izmeli admlar attlar ve zerlerinde niformalar, izmeli izmeli duman iinde dikildiler ve ksa ksrklerle duman iinden, dumanlar da birlikle srkleyerek yine ekip aldlar niformalarn, hl ksa ksa ksrerek anneanneme dndler, Koljaiczek diye birini grp grmediini sordu16 lar; nk akllarnca, anneannemin adam grm olmas gerekiyordu; deil mi ki orada, ukur yolun yanbanda oturuyordu anneannem; Koljaiczek de ile bu ukur yoldan kayplara karmt. Ama Koljaiczek adnda kimseyi grmemiti anneannem, Koljaiczek adnda birini tanmyordu nk. Kiremithanedekilerden olup olmadn renmek isledi bu Koljaiczek'in, nk yalnz kiremilhanedekileri biliyordu. Ama niformallar, Koljaiczck'i, kiremilhanedekilerle hibir alp verecei bulunmayan, bcr bir adam diye tanttlar. Anneannem anmsar gibi oldu elerken, byle birini grmt, koa koa gemiti yanndan; belirsiz bir hedefi kastederek, sivri denein ucundaki llen patatesle Bissau ynn gsterdi. Patatese baklrsa, kiremithane bacasndan saa doru altnc ve yedinci telgraf direkleri arasnda olmalyd bu yer. Ama koarak yanndan geip giden adam Koljaiczek miydi, bunu bilmiyordu anneannem; bilmemesini de izmelerinin peneleri nndeki atele balatmaya alt, atein yanmas zalen yelerince uratryordu kendisini; baksana, yle doru drsl yanmay bilmiyordu merci! Bir de yanbamdan koarak" ge ip giden ya da duman iinde dikilen adamlarla m ilgilenecekti! Zaten tanmad kimseleri hi merak etmezdi anneannem; bln tandklar ise Bissau'da, Ramkau'da, Viercck'tc ve kiremilhanede olanlard, bu kadar da kendisine pekl yetiyordu. Anneannem, ile bunlar syleyerek biraz kini ekti, ama hayli sesli bir i ekiti bu, dolaysyla niformallar ortada i ekilecek ne olduunu renmek islediler. Anneannem atee doru ban sallad; hani demek isliyordu ki, doru drst yanmayan atelen ve biraz da duman iinde dikilen bir sr adamdan lrdr i ekii. Sonra birbirinden aralkl n dilerini azndaki patatesi inemeye vererek, gzbebeklerini sol yukarya kaydrd.

Jandarma niformallar, anneannemin dalgn bakndan bir ey karamayarak, telgraf direklerinin gerisindeki Bissau' bir kolaan edip etmemek konusunda karara varamadlar; dolaysy17 la, ellerindeki karabinalarla orackta henz yanmam patates yapra ynlarn drtklemekle yetindiler. Anszn akllarna esip anneannemin dirsekleri altndaki nerdeyse azna kadar dolu iki patates sepetinin ikisini de devirdiler yere; izmelerinin nne rme sepetlerden yalnz patateslerin dklp neden bir Koljaiczek'in yuvarlanmadn uzun bir sre kavrayamadlar. Sanki Koljaiczek, bu kadar ksa srede patates yn iine dalp izini kaybetlirebilirmi gibi, usulcack ve kukuyla, patateslerin evresinde dolandlar; beri yandan ustalkla nian alp kasaturalarn nlerindeki patates ynna sapladlar, ama onlarn canl bir nesneye isabel elliini gsteren bir ses iitmediler. Hibir fare yuvas, kstebeklerin yd hibir toprak tepecik, ne kadar kel olursa olsun hibir allk yoktu ki, niformallarn midelerini bulandrmasn. Ama kukulan, dnp dolap anneannemin zerinde toplanyordu. Anneanneme gelince, bulunduu yere kk salm gibi oturuyor, gs geiriyor, gzbebcklerini gzka-paklarnn allna ekip gzlerinin akn akla brakyor, ne kadar ermi varsa Kaschubei dilindeki adlaryla hepsini tek tek sayp dkyor, bunu da doru drst yanmayan ateten ve devrilmi iki patates sepetinden dolay kahrlanm bir edayla ve yksek sesle yapyordu. niformallar, rahat bir yarm saat kaldlar anneannemin yannda. Atein bazen uzana, bazen yaknna gelip dikildiler, ki-remilhane bacasn szdler; bir ara Bissau' ele geirmek isleyip, derken saldry sonraki bir zamana ertelediler ve morarm ellerini atein zerine tuttular. Anneannem, i geirmelerine ara vermeksizin, adamlarn her birine elindeki incecik denee geirilmi ve kabuu yer yer atlam birer patates uzatt. Ama adamlar lam patatesleri iniyorlard ki, anszn niformalar geldi akllarna; sradklar gibi bir ta atm uzakla seirttiler, ukur yolun kenarndaki katrtrnaklar boyunca ilerlediler, bir tavan rktp kardlar; ama Koljaiczek deildi tavan. Derken yine atein bana dnp, karlarnda scak buular karan unumsu patatesleri buldular; az nce devirmeyi kendilerine dev bildikleri 18 sepetlerden yuvarlanm i yumrular uslu uslu, biraz da yorulmu bir edayla yeniden toparlayp sepetlere doldurmaya baladlar. Ancak akamn ekim gn sktrp ince ve apraz bir yamur yadrmas ve mrekkebe benzeyen bir loluu ortala ktrmesi zerine, acele ve neesiz, bir de lutup tarla iindeki gittike karanla gmlen bir kayaya saldrdlar; kayann hesabn grdkten sonra da pes elliler. Biraz bacaklarn altrp, zeri habire yamurla rtlen ve enine boyuna ttp duran atei kut-sar gibi ellerini uzattlar, yeil duman iinde bir kez daha ksr-dler. Yeil duman iinde yaaran gzlerin ve izmelerin Bissau'-a doru ksrkl ve gzyal bir kousu... Burada bulunmadna gre Bissau'da olmas gerekiyordu Koljaiczek'in; zaten jandarma dediin iki olaslk tanr hep. Yava yava snp giden atein duman anneannemi pek bol bir beinci eteklik gibi sarp sarmalamt; anneannem de, tpk Koljaiczek gibi i geirmelerinden ve ermilerin kutsal adlarndan oluan bir eleklik altndayd sanki. Ancak niformallar uzakta kmldanan telgraf direkleri arasnda, akam iinde giderek eriyen noktalara dndnde, anneannem, olurduu yere kk salm da henz dal budak salmaya balayan kkn, topraklan, toprak paralarn da birlikte ekip alarak yeniden skp karr gibi hayli zahmetli doruldu. Koljaiczek, kendini yle ba ak, ksa ve iman, anszn yamur altnda bulur bulmaz, bir me hissetti; pantolonunun dmelerini ilikledi arabuk; iindeki korku ve snrsz barnak ihtiyac, eleklikler almdayken ona pantolon dmelerini zk tutmasn llcmiti. Pistonunun bir anda soumasndan ekinerek elini acele dmeler zerinde gezdirdi, nk gz mevsimine zg tme tehlikesiyle doluydu hava. Derken anneannem, kl allndan drt kzgn patales daha bulup kard. n Koljaiczek'e verip birini kendine ayrd ve patatesi henz srmaml ki, kiremithanenin adamlarndan

olup olmadn sordu Koljaiczek'e; oysa Koljaiczek'in baka bir yer19 den geldiini, kiremithanede almadn bilmesi gerekiyordu, dolaysyla ald cevaba pek aldrmad. Koljaiczek'in srlna hafif sepeti vurdu, kendisi de ar sepeti yklenerek kamburunu kard; ayrca, trmkla kazmay da kavrad botaki eliyle. Sepetle, patateslerle, trmk ve kazmayla, drt eleklik iinde, Bissau -Ab-ba'a doru yel gibi seirtmeye koyuldu. Bissau deil de, daha ok Ramka ynnde bulunuyordu gidecekleri yer. Derken kiremilhancyi solda brakp iinde Gold-krug'un ve arkasnda Brenntau'n yer ald Karaorman'a saptlar. Ormann nnde, bir ukurluk iinde Bissau- Abbau grlyordu. Joseph Koljaiczek, ksa ve iman, anneannemin arkasndan oraya doru yrd; anneannemin etekliklerinden ayrlamaz olmutu artk. 20 SAL ALTINDA Bir akl ve ruh hastalklar kliniinin sabunlu sularla ovulup temizlenmi maden karyolasnda ve Bruno'nun gzyle silhl bir gzetleme penceresinin gr alan iinde uzanm yalarak Kaschubei'deki bir patates yapra ateinin dalga dalga dumanlarn ve bir ekim yamurunun apraz serpintilerini neden sonra anlatmaya kalkmak, hi de kolay deil. Ustalk ve sabrla kullanlrsa asl konuyu kt zerine dkebilmem iin gerekli tm ay-rmilar anmsayabildi teneke trampetim ve trampetimi her gn, drt saal konulurabilmemi salayan hastane idaresinin izni elimde bulunmasayd, bir nine ve dedesinin varlm belgelerle kamllayamayan zavall biri durumuna derdim. Trampetim bu konuda unlar sylyor: Bin sekiz yz doksan yl ekim ikindisi Gney Afrika'da Krger Amca,* ngiliz dman gr kalarna frayla eki dzen verir ve Dirschau ile Karthaus arasnda, Bissau Kiremitlancsi yaknnda ayn renk drt eteklik iinde oluran bykannem, ermilerin adlarn kahrl bir edayla vurgularken, dumanlarn, korkularn, gs geirmelerin eliinde ve apraz yaan yamurun allnda, iki jandarmann sorular ve dumandan bulank baklar nnde annem Agnes, ksa boylu ama iman Joseph Koljaiczek tarafndan ana rahmine drld. * Krger Amca (1825-1904); Asl ad Paul Krger; Gney Afrika'da ngilizlere kar baarl bir savatan sonra soydalar Boer'lerin bamszla kavumasn salad. (1884) (.N.) 21 Anneannem Anna Bronski, daha ayn gecenin siyah beyaza dnmeden adn deitirip sakrament'leri* bol keseden datan bir rahibin yardmyla Anna Koljaiczek yaptrarak Yusufuunun peine dt; Msr eline deilse bile, onun salc olarak bir yere kaplanp imdilik jandarmalarn elinden yakasn kurtard Mottlau rma kysndaki eyalet bakentine geldi. Annemin doum yeri olmas nedeniyle Moltlau azndaki imdiden ad edilmeye deer kentin henz adn vermiyorsam, sadece okuyucunun merakn biraz krklemek iindir. 1900 ylnn temmuz sonu -tam o sra imparatorluk sava filosu iin yaplacak gemi saysnn iki kalma karlmas planlanm bulunuyordu- annem, aslan burcunda dnyaya at gzlerini. Kendine gven, romantik bir miza, gnl ycelik ve kibir. Domus vitae ad da verilen ilk hane ascendant burcunda: Kolay etkilenebilen balklar. Gnele Neptn kar karya; yedinci hane ya da domus malrimonii cexorus: Kark durumlar beklenebilir. Bilindii zre dalak ve karacier hastalna yol aan, eki gezegen de denen, olak burcunda saltanat srp aslan burcunda tahtndan inen, Neptn'e ylanbalklar sunup karlnda kstebek alan, vineye, soana ve pancara baylan, lav pskrp arab mayalandran Zhal yldz Zhre'ylc kar karya. Sekizinci lmcl haneye kurulan Zhal ve Zhre, kaza ve belay akla getiriyor, oysa patates tarlasndaki dllenme, akrabalar hanesindeki Ularit'in koruyuculuu altnda ilerisi iin en atak bir mutluluu mjdeliyordu. Bu noktada annemin itirazn araya sktrmadan yapamayacam; annem, patates tarlasnda ana rahmine drldn asla kabul etmemitir. Babas -bu kadarn itiraf ederdi hanipatates tarlasnda bu yolda bir denemeye kalkmt geri; ama gerek babasnn durumu, gerek annesinin pozisyonu bir gebelik iin gerekli koullan salayacak kadar isabetli

seilmemiti. * Vaftiz ve evlilik gibi trenlerde kilisede rahip tarafndan tsa adna balanan kutsallk. (.N.) 22 "Bu olsa olsa ya geceleyin biz kaarken ya da daym Vinzent'-in st ak arabasnda oldu. Belki de Troyl'a gidip salclarn yannda bamz sokacak bir yer bulduumuz zaman olmutur." te bu szlerle annem, varlnn temelinin atld tarihi belirlemeye alrd hep. Aslnda gerek durumu bilmesi gereken anneannem de ban sallayarak syleneni sabrla dinler ve btn dnyaya iln edercesine: "Elbet a kzcazm!" derdi. "Ya st ak arabada oldu, ya Troyl'da. Ama tarlada deil bak! Rzgrlyd nk tarla; stelik bir yamur yayor, bir yamur yayordu ki, sanki gn dibi delinmiti." Anneannemin kardeinin ad Vinzent'ti. Vinzent, karsnn erken lm zerine yayan yapldak yola dp, Tschenstochau'a hacca gitmi, orada Matka Boska Czcslochowska'dan* ald bir direktifle eve dnmt: Malka Boska Czeslochowska'ya bundan byle Polonya'nn mstakbel kraliesi gzyle bakacakt. O gn bugn Vinzenl'in btn ii acayip kitaplar kartrmak olmu, okuduu her cmlenin Tanr Anas'nn Polonya taht zerindeki hak iddiasn dorulad sonucuna varm, elindeki iftlikte be tarlann ynelimini kzkardcine brakp kendisi bir kenara ekilmiti. O zamanlar elimsiz ve gz yal dn yanda bir ocuk olan olu Jan, kaz obanl yapyor, renkli kk resimler topluyordu; daha o erken yata pul biriktirmeye balamt ki hi de hayra yorulacak bir ey deildi bu. te anneannem, Polonya'nn ilhi Kraliesi'ne adanm bu iftlie, patates sepelleriyle Koljaiczek'i alp getirmiti; kardei Vinzent de olup biteni renir renmez Ramkau'a komu, kapsn yumruklayarak rahibi evinden karm, Anna'y Joseph'e nikahlamas iin onu alp sakrament'lerle donanm olarak iftlie getirmiti. Daha rahip efendi, gznden uyku akarak, esneme* Polonya'nn Kiclce blgesindeki endstri kenti Czeslochowska'da bir manastr kilisesinde asl olup, St. Luke taralndan yapld sylenen Meryem Ana ikonas. Czcslothowska, Polonya'nn kutsal yerlerinden olup, her yl kalabalk bir hae kafilesi tarafndan ziyaret edilmektedir. (.N.) 23 lerle uzayp giden takdis trenini bitirip semiz tarafndan bir domuz budunu yklenerek, o mbarek srlazm oradakilere dnp yola koyulmaya kalmadan, Vinzenl st ak arabasn komu bulunuyordu. Evli ifti arkadaki samanlarla bo uvallar arasna yerletirmi, soukta titreyerek incecikten bir al tutturan Jan' ise yanna oturtmu, sonra da beygire dosdoru ve acar acar gece iine dalp gitmesini tlalmt; nk balay yolcularnn aceleydi ii. Ortalk karanlkt henz; ama gece sona ermek zereydi ki eyalet bakentinin keresle limanna vard araba. Koljaiczek gibi salclkla uraan e dost, kaak evli ifte kaplarn al. Eh, bu durumda Vinzenl geri dnebilir, beygirceizini Bissau'a doru srebilirdi artk; doyurulmalar gereken bir inekle bir kei, yavrularyla bir dii domuz, sekiz kazla bir kpek kendisini bekliyordu; sonra, olu Jan' yalaa yatracakt, nk hafif atei vard ocuun. Joseph Koljaiczek hafta sakland, ortalarda gzkmedi, ikiye ayrp yeni bir biim verdi salarna, byn kesip atl, temizinden bir kafa kd salad kendisine ve salc Joseph Wranka adyla bir i buldu. Peki ama, neden Koljaiczek, bir sefer dn yolda kan kavgada saldan aa yuvarlanan, Modlin'i st kesiminde Bug rmanda boulan, ancak kibeli konusunda resmi makamlarn bilgisi bulunmayan salc Wranka'nin kimlik belgesini cebine sokmu, tomruk tccarlarna ve hzarlara i iin bavurmutu? nk bir sredir salclk yapmayan Koljaiczek, daha nce Schwelz yaknndaki bir hzarda alm ve burada kkrtc bir renge, yani beyaz ve krmzya* boyad bir il yznden hzarc ustasyla patrt etmiti de onun iin. Bir itten, yani bir hi'len kavga koparlabileceini syleyen deyimi herhalde hakl karmak amacyla olacak, hzarc ustas illen bir beyaz, bir de krmz lata koparm ve bu Polonya latalarn Koljaiczek'in Kasc-hubei'l srtnda paralayp o kadar ok beyaz - krmz yakacak * Beyaz ve krmz: Polonya bayrann rengi. (.N.) 24

tahta parasna dntrmt ki, sopadan geirilen Koljaiczek, bunu kendisi iin yeter bir neden grp, o gn izleyen yldzl bir gecede, yeni iletmeye alm beyaz badanal hzar, blnm, ama asl bu blnmeyle birlemi olan Polonya erefine kzl alevlere bomutu. Yani Koljaiczek bir kundak, hem de birden ok kundaklama olaynn faili olan bir kundakyd; nk sz konusu olay izleyen gnler, Bat Prusya'daki hzarlar ve keresle ynlar, ifl renkli yanp tutuan milli duygulara kundaktk yapmt. Polonya'nn geleceinden her sz alnda olduu gibi, bu yangnlardan da Meryem Ana payna deni almt. Ba Polonya lacyla ssl bir Tanr Anas'n birok hzarn yangnda km atlar zerinde grdn ileri srenler km olabilir ve belki bu kimselerin bazlar hl hayatladr. Byk yangnlarda hi eksik olmayan seyirci topluluu, bir sylentiye gre, Bourodzica, yani Tanr Anas ilhisini okumutu hep; ksacas, u kadarna inanabiliriz ki Koljaiczek'in kard yangnlarda her vakit arbal bir hava esmi, kundak aleyhinde seyirci topluluu boyuna yeni antlar imiti. Kundak Koljaiczek ne kadar thmet altnda tutulan ve polise aranan kiiyse, o kadar masum, boynu bkk, kendi halinde, kimselerin arayp sormad, halta salak biri olan ve ttnn gnlk istihkaklara blerek ineyen Joseph Wranka bundan byle ben buradaym diyemediinden ve kimse de kalkp onun hakknda nelamelli sorular soramadndan, tpk rmakla boulan Wranka gibi bir csseye ve yumurta biiminde bir kafaya sahip Koljaiczek, Wranka'nin ceketini zerine geirmi, sonra da onun imdiye kadar bir su ileyip ceza grmemi resmi belgeli tenine brnm, pipo imeyi bolayp kendini ttn inemeye altrm, hatt Wranka'nin en kiisel zelliini, yani tekleme huyunu bile ondan devralarak yllarca tulumlu, hafif kekeme ve efendi bir salc kimliiyle boyuna ormanlar sallara ykleyip Nje-men, Bobr, Burg ve Weichsel yoluyla ovaya tamt. Hani urasn da unutmadan syleyelim ki, Veliahl'n hassa svari alayn25 da, Mackensen komutasnda onbala kadar ykselmi bir adamd Koljaiczek; Wranka'nin henz askerliini yapmam olmasna karn, Wranka'dan drt ya daha byk Koljaiczek, Thorn'daki topu alaynda hi de parlak denemeyecek ekilde hizmet edip buradan terhis edilmiti. Btn haydutlarn, katillerin ve kundaklarn en azllar, haydutluk, katillik ve kundaklklarn srdrrken bir yandan da drst bir ie gce kavuma frsat kollar ve kimilerinin bir aray sonucu ya da rasgele nlerine kar bu frsat. Koljaiczek de Wranka kimliine brndkten sonra o ateli huyundan ylesine ifa bulmu ve kars Anna'ya ylesine iyi bir koca olmutu ki, sadece bir kibriti grmek bile korkudan kendisini titretmeye yetiyordu. Mutfaktaki masann zerine, kendilerini beenmi ve sere serpe, yan gelip kurulan kibrit kutularnn asla canlan gven allnda deildi arlk; bu ayartc nesneleri Koljaiczek pencereden dar frlan frlan veriyor, dolaysyla anneannem le yemeini vaktinde sofraya karmak iin akla karay seiyordu. Evde okluk karanlkta oturuluyor, nk gaz lambasn yakacak bir kibrit bulunamyordu. Ama yine de Wranka kazak biri deildi. Pazarlar anneannemi alp Niederstad'taki kiliseye gtryor, kendisiyle resmen evli karsnn patates tarlasndaki gibi st ste drt eleklik giymesine ses karmyordu. Kn rmaklar buz tutup salclarn ii ktye sard m, salclarla istifilerden ve dok iilerinden baka kimsenin bulunmad Troyl'da efendi efendi vakit geiriyor, evde kz Agncs'e gz kulak oluyordu. Kz da babasna ekmiti deta; ya emekleyip yalan allna giriyor ya da gardrop iinde vakit geiriyor, misafir geldii zaman kuma bebeklerini alp masann altna kayordu. Yani Agnes iin nemli olan, bir yere gizlenmek ve gizlendii yerde, annesi Anna'nn eleklikleri altnda babas Joseph'in bulduundan bir baka haz, ama ona benzer bir gvenlik bulmakt. Kundak Koljaiczek, kznn korunmaya olan ihtiyacn anlayacak kadar pikin bir adamd. Bu yzden, bir buuk odal evin bal26 konumsu cumbasnda birada tavan kmesi alaca zaman zellikle kznn boyunu bounu l alm, ona gre bir kulbecik alvermiti. le ocukken byle bir kulbede gnlerini

geiren annem, bir yandan bebekleriyle oynam, bir yandan bymt. Sonralar okula gidince bebeklerinin yzne bakmaz olmu, cam bilyeler ve renkli tycklerle oynayarak tkrldm ve nazenin gzelliklere kar ruhundaki eilimi ilk kez aa vurmutu. Kendi yaam yksn anlatmaya balamak iin yanp tulu-an ben, izin verirseniz, bundan byle Columbus gemisinin Schichau dokunda kzaktan indirildii bin dokuz yz on ylna kadar Wranka'lan izlemeyerek onlar kendi hallerine brakacam; nk 1913 ylna kadar aile sallan durgun sularda kayp gitti Wranka'larm; ama bu tarihte de, hibir eyi unutmayan polis, dzmece Wranka'nin izini ele geirdi. yle oldu olay: Her yazki gibi 1913 Austosunda da Koljaiczek, Kijew'den byk bir sal alarak Pripet yoluyla kanaldan geirecek, Bug yoluyla Modlin'c getirip Weichsel'den aa indirecekti. Hepsi on iki salc, hizmetinde altklar hzarn islim zerindeki "Radaune" rmorkrne atlayp, Westlich Neufhr'den To-le Wcichscl'e doru yola koyularak Enlagc'yc geldiler. Sonra Weichsel'den yukar vurup Kasemark, Letzka, Czatkau, Birschau ve Picckel nnden getiler, akam zeri de Thor'a varp demirlediler; Kijew'de tomruklar saln alnrken iin banda duracak yeni hzarc ustas, karadan rmorkre kt burada. Sabaha kar saat drtle Radaune demir ald zaman, hzarc ustasnn gvertede bulunduu syleniyordu. Koljaiczek onu ilk kez kahvaltda grd. Kar karya oturmulard; ekmeklerini azlarnda ineyip arpa kahvelerini hprdelliler. Koljaiczek hemen tan-mt hzarc ustasn. Ba damdazlak biri olan lknaz hzarc us-las, votka getirtip oradakilerin kahve fincanlarna doldurltu; sofrann br banda fincanlara votka konulmas srp giderken, azndaki lokmay ineyerek tantl kendini: "Bakn, bilmi olasnz, ben yeni hzarc uslanzm, adm DckerhofPlur, disiplin isterim, anlald m, disiplin!" 27 Oradakiler, hzarc ustasnn isteine uyarak srayla adlarn syleyip fincanlarn kafalarna diktiler; grtlaklarndaki adem elmalar kalkp kalkp olurdu. Sra Koljaiczek'e gelince, ilkin fincan kafasna dikti, sonra: "Wranka!" dedi, bir yandan da Dcker-hoffu szd. Dckerhoff daha nce sylenen isimlerde nasl ban sallansa, gene yle ban sallad; br salclarn isimlerini nasl tekrarlamsa, gene yle tekrarlad: "Wranka!" Ama yine de Dckerhoff, rmakla boulup giden o salcnn ismini zel bir biimde, hani sert olmaktan uzak, daha ok dnceli bir edayla vurgulam gibi geldi Koljaiczek'e. Derken Radaune, ba k yapp deiik klavuzlar yardmyla kumsallardan ustaca syrd kendini, yalnz tek bir yn tanyan balks bozbulank akntya kar yalpalayarak yol almaya koyuldu. Sa ve soldaki setler gerisinde hep ayn manzara: Hasat edilmi przsz, przsz deilse tmsekli tarlalar, allklar, ukur yollar, katlrnaklaryla bezenmi bir boaz; tek bana iftlikler, iftlikler arasnda uzanan dzlkler: Svari hcumlar iin biilmi kaftan, soldaki kumluktan doru arkederek gelen bir mzrakl svari alay iin, allklardan doludizgin geen atllar iin biilmi kaftan, gen svari subaylarnn dlerinde yaattklar bir arazi, imdiye kadar yaplm ve ileride boyuna yaplacak savalarla sava tablolar iin birebir yerler: Tatarlar, allar zerine uzanp yatm, hafif svariler, atlar zerinde dimdik. Kll Rahipler Tarikatna* mensup svariler, allardan yuvarlanyor ve tarikatn efendisi, larikal pelerinini kana boyuyor, gsndeki zrhn bln kopalar tamam, yalnzca Mosovien dknn kopard bir tek kopa eksik. Ve atlar, sonra hibir sirkle bulunamayacak bu kr allar, yerinde duramayan, pskller ve ince boncuklarla sslenip bezenmi allar; kirilerine ve kaslarna diyecek yok; karinen krmzs imi burun kanatlar, bulutlar pskryor ve bulutlan delik deik ediyor mzraklar; flamalar, inik mz* Hristiyanl yayna amacyla 1202'dc Livland piskoposunun nayak olmasyla kurulmu bir tarikat. (.N.) 28 raklar gzyzn ve akam kzlln paralara blyor. Kllar sonra ve orada, arka planda -her tablonun bir arka plan vardr ufka smsk perinlenmi ttp duran bir kyck, yaz atn ar bacaklar arasnda gzel gzel yalyor; sinmi duran damlar; yosun tutmu, zerleri saman kapl; evlerde bir kenara kaldrlm duran zrhlar, kendilerinin de sz konusu tabloda yer alacaklar, ar svariler arasnda hafif taylar gibi, Wcichsel'in iki yakasnda, setler

gerisinde uzanan ovada boy gsterecekleri yarnlar dlyorlar. Wloclawek'e geldiklerinde, Koljaiczck'in ceketine hafife dokundu Dckerhoff: "Sylesene bakaym a be Wranka, yllar nce sen bir ara Schwelz'dc bir hzarda almadn myd, ha? Hzar da yanp kl almad myd, ha?" Koljaiczek, hayr anlamnda glkle ban sallad, bir ey ban sallamasna engel olmutu deta; beri yandan ustalkla davranarak baklarna mahzun ve yorgun bir ifade verdi; onun bu baklar karsnda Dckerhoff sormaya niyetlendii daha baka sorular sormaktan vazgeti. Bug rmann Wcichsel'e kart ve Radaunc'nin Bug iine dmen krd Modlin'e geldiklerinde, Koljaiczek, salclarn dc-line uyarak kpeteye yaslanp kez suya tkrmi ki, Dc-kcrhoff, elinde bir puro, yanbana gelip dikildi, ateini istedi Wranka'dan. Ne zaman ate ya da kibril szcn iitse, kolja-iczek'in tyleri diken diken olurdu hep. "Bre herif, niye kzardn yle? Ate isledik alt taraf. Kar olsan neyse. Kar msn yoksa len?" Modlin'i arkalarnda brakmlard ki, ancak o zaman Koljaic-zek'in yzndeki krmzlk, utan krmzl deil de bir vakit atee verilen hzarlarn gecikmi yanss olan krmzlk kayboldu. Modlin'le Kiyev arasnda, yani Bug'tan yukar doru kp Bug'u Primet'e balayan kanalda yol alrken ve Primel'i izleyip Dinyeper'e ulancaya kadar, Koljaiczek - Wranka ile Dckerhoff arasnda kayda deer bir konuma gemedi. Salclar arasnda, dmenci ve ateilerle kaptan, kaptanla boyuna deien klavuzlar 29 I arasnda erkekler iin normal saylabilecek, halia belki gereklen normal kimi olaylar gemi olabilir kukusuz. Kaschubci'l salclarla Siellin'li dmenci arasnda bir pairi kt da dnlebilir ve rmorkrde bir ayaklanmann balangcn oluturabilir bu patrd: Bakarsn mutfakta toplanlm, kuralar ekilerek giriilecek ayaklanmada i blm yaplm, parolalar belirlenip baklar bilenmitir. Her neyse, biz brakalm imdi bunlar. Ne politika yznden ngar kp bir Alman - Polonya bakl d oldu, ne de gemideki yaam koullarnn bozukluundan tr elle tutulup gzle grlr bir ayaklanma. Kmrleri uslu uslu gvdesine indirip yoluna devam etti rmorkr. Bir ara, sanyorum Plock'dan az sonrayd, bir kumlua olurdu, ama kendi gcyle yine yakay kurlard. Derken Ncufahrwasser'li kaplan Barbusch ile Ukrayna'-l klavuz kaplan arasnda ksa sren seri bir az dala, hepsi o kadar. Seyir defterinde kaytl bundan le bir ey yok pek. Koljaiczek'in kafasndan geen dnceler iin bir seyir defleri veya hzarc uslas Dckerhofl'un i dnyasn yanstacak bir gnlk tutmak gerekse ve tutmak isteseydim, deiik olaylar ve servenler, kukular ve bunlar dorulayan olaylar, gvensizlikler ve bunlarn tez elden giderilmesi gibi yeleri kadar anlatacak ey bulurdum. Hem Koljaiczek, hem DckerhoK, ikisi de korkuyordu. DckerhofPun korkusu daha bykt; nk Rusya'da idiler. Dckerhofl da Wranka'nm akbetine urayp gverteden aasn boylayabilir veya - artk Kiyev'e varm bulunuyoruz-insamn koruyucu meleini kaybedecei o ba sonu seilemeyen koca tomruk labirentlerinin birinde, anszn bir yndan ayrlan ve bundan byle hibir eyin durduramayaca bir sr tomruk arasnda kalabilirdi. Ama bakarsn kurtarlabilirdi sonra; bir Koljaiczek tarafndan kurtarlabilirdi: Koljaiczek hzarc ustas Dc-kerhoff'u Pripet ya da Bug'un sularndan ekip alr, onu koruyucu meleklerin ayak almad bir tomruk labirentindeki tomruk nnden son anda yakalayp kurtarabilirdi. Bu konuda, az kalsn rmakla boulan ya da tomruklar allnda ezilen Dcker30 hoff'un hl glkle soluyup gzlerinde bir nebze lm barndrarak, Wanka'nm kulana: "Saol Koljaiczek, saol kardeim" szlerini ve aresiz biraz susup: "detik gayr, bir snger geelim zerinden!" cmlesini fsldadn ve her ikisinin de buruk bir dostlukla, mahcup glmseyerek, birbirlerinin ekingen, ama nasrl ellerini sktklarn anlatabilsem, ne gzel olurdu. Biz bu sahneyi, fotoraflar arpc bir gzellik tayan filmlerden biliriz; yle filmler ki, hani

birden yneticilerinin akllarna eser, harikulade bir oyun karan birbirine dman iki kardei, iyide ktde birbirinden ayrlamayan ve bundan byle anca beraber kanca beraber, bin bir servenin stesinden gelen mymnt kimseler yaparlar. Gelgeldim Koljaiczek ne Dckerhoff'un boulmasn salayacak bir frsal geircbildi eline, ne de onu ilerden ar ar yuvarlanp gelen tomruklu bir lmn penesinden ekip kurtarabildi. Dckerhoff, gzn ap firmasnn karn kollayarak tomruklar satn ald Kiyev'de; sonra tomruklar dokuz sala yklenirken balarnda bulundu; det olduu zere, salclar arasnda ovaya dn iin bol bol Rus paras datt avans olarak; derken trene atlad gibi Varova, Modlin, Dculsch - Eylau, Marienburg, Dirschau zerinden alt hzara dnd; Klavvitter dokuyla Schichau arasndayd hzar. Haftalar boyu srecek sk bir almadan sonra salclar Ki-yev'den alp rmaklardan ve kanaldan geirerek Weichscl'den aa indirmeden dnyorum da, acaba diyorum Dckerhofl kundak Koljaiczek olduundan emin miydi Wranka'nm? Bana sorarsanz, hzarc uslas, kendi halinde, iyi niyetli, bnlne karn herkese sevilen Wrankay'la ayn rmorkrde eletii sre, onun kendisinden her ktlk beklenebilecek Koljaiczek olabileceine ihtimal vermemi, ancak trene atlayp bir kompartmana girerek koltuklardan birine oturduu zaman bu inancn yitirmiti. Ve tren varaca yere vard, Danzig merkez garna girdii vaki -hani imdi aa vuruyorum bunu- Dckerhoff, Dcker-hoff'a kararlarn alm bulunuyordu. Bavullarn bir faytona 31 alp eve gnderdi, kendisi elini kolunu sallayarak evik admlarla Wiebenwal yaknndaki polis karakoluna yolland. Birer ikier srayarak kt merdivenleri; ksa, ama youn bir araytan sonra arad oday bulup girdi ieri; oda o kadar souk denmiti ki, yalnzca olaylara deinen az ve z bir rapor vermeye zorlad Dckerhoffu: Hani hzara ustas bir ihbarda bulunuyor deildi, Koljaiczek - Wranka iinin bir gzden geirilmesini rica ediyordu, o kadar. Grevliler de bunu yapacaklarna sz verdiler. Tomruklarn, zerinde kamtan kulbecikler ve salclarla deiik rmaklardan aa aheste aheste srklendii ilerideki haftalar, bir sr resmi dairede bir sr evrak yazlp izildi, Joseph Koljaiczek'in askerlik dosyas karld ortaya; falan filanna Bat Prusya topu alaynda silik bir topu olarak askerliini yapmt Koljiczek. Sarho durumda avaz kt kadar bararak syledii yar Polonyaca, yar Almanca bozguncu szlerden dolay her defasnda er gn olmak zere iki kez hapis cezasna arptrlmt. Langfuhr'daki hassa svari alaynda askerliini yapm Onba Wranka'nin dosyasnda bulunmayan yzkaralaryd bunlar; Wranka, ad geen alayda vlecek ekilde hizmet etmi ve bir manevrada tabur habercisi olarak Veliahl'n dikkatini ekip takdirini kazanm, ayrca bir taler dl almt. Ancak bu taler Onba Wranka'nin askerlik belgelerinde kaytl delidi; bunu anneannem, kardei Vinzent'lc sorguya ekildiklerinde yksek sesle yana yakla aklamt. Ama anneannem, kundak szcne yalnz bu aklamayla kar kmam, baka belgeler de ne srmt; yle belgeler ki Joseph Wranka'nin daha 1904 ylnda Danzig - Niedersladl Gnll tfaiyeciler Dernci'nc ye yazldn ve btn salclarn ii tatil ettikleri k aylarnda gnll itfaiyeci olarak irili ufakl birok yangnlara kar savatn tekrar lekrar belirtiyordu. Bir belge de vard ki, burada tfaiyeci Wranka'nin merkez cer atlyesinde byk yangnda yalnz yangn sndrmekle kalmayp, iki tesviyeci ran kurtard aklanyordu. Tank olarak arlan tfaiye Mdr Hechl de bu yolda beyanda bulunmutu. yle 32 bahvordu Hecll'in tutanaa geen szleri: "Yangnlar sndren bir kimse nasl olur da yangn karabilir? Heubudc'deki kilise yanarken, onu yangn merdiveni zerindeki haliyle hl gzlerimin nnde grr gibiyim. Kller ve alevler arasndan silkinip kan, sadece yanan kiliseyi deil, bu dnya yangnn ve Rabbi-niz sa'nn susuzluunu da sndren bir Anka Kuuydu sanki. Vallahi, size sylyorum, her kim yollarda herkesin kendisine yol al, sigorta ortaklklarnn el stnde tuttuu, ister bir simge olarak, isler grd iten tr cebinde hep biraz kl tayp bana bir itfaiyeci m ii eri geiren bu adama, kim bu mbarek zata, kim bu ei bulunmaz Anka Kuu'na krmz horoz der, boynuna bir deirmen las

geirilmeyi ve..." Sizin de hani farkeltiiniz gibi, Gnll tfaiye Mdr Hecht, konumasn bilen bir rahipti; pazardan pazara Langgar-ten'deki S. Barbara Kiliscsi'nin nimberindc dikilir, Koljaiczek aleyhindeki kovuturma ve soruturmalar yrtlrken, cennetlik itfaiyeci ve cehennemlik kundakya ilikin benzetmelerini, benzer szlerle cemaatinin kafasna dnp dolap sokmaya almakta bir kklk grmezdi. Gelgeldim cinayet masas memurlarnn S. Barbara Kilisesine yollan dmediinden, ayrca Anka Kusu'u Wranka'yi temize karan bir sz grmeyip bunda Majestelerine yneltilmi bir aalamann kokusunu aldklarndan Wranka'nin gnll itfaiyeciliinde bir bilyenii sezdiler. eitli hzarlardan raporlar istenip Wranka'nin memleketinden belgeler getirildi. Wranka, gzlerini Tuchel'dc dnyaya am, oysa Koljaiczek, Thoru'da domutu. le yandan, eski salclarn ve uzak akrabalarn ifadelerinde ufak tefek uyumazlklar vard. Testi boyuna gidip gelmiti suya, krlmayacakt da ne olacakt? Soruturmalar lam bu noktadayken byk sal topluluu, lkenin snrna varm bulunuyordu ve Thorn'dan sonra el altndan denetlenmeye, iskelelerde gzaltnda tutulmaya baland. Ancak Dirschau' getikten sonra, ardna taklm memurlarn farkna vard, bykbabam. Zaten kendilerini beklemiti; bazen 33 zerine ken melankoliye benzer bir miskinlik Letzka, olmazsa Ksemark'la bir lirara yellenmekten onu alkoymutu; ama byle bir giriim imdi getikleri ve kendisinin pek iyi bildii bu yerlerde onu seven birka salc yardmyla hl gerekletirilebilirdi. Einlage geride braklm, sallar aheste aheste, birbirlerine toslaya-rak Tote Wciehscl'dc srklenmeye durmutu ki gvertesinde gereinden fazla tayfa bulunduran bir balk teknesi, gze arpmadan, sallarn yan banda seyrelmeye balad. Plcchcndorl'u biraz geince sahildeki sazlktan iki polis motoru frlad imek gibi, srekli saa sola seirtip Tote Weichsel'in gittike aclaarak limana yaklaldn mjdeleyen sularnda yarklar al. Heubude'nin ilerisinde, kprnn arkasnda "mavi niformallar"m yolu kapamak zere ektikleri bir kordon grlyordu. Klawitler dok'u karsnda tomruk ynlar, kk kaykhaneler, gittike genileyerek Motlau'a doru alan kereste liman, eitli hzarlara ait iskeleler, sonra bykbabamn alt hzarn iskelesi ve salclarn iskele zerinde bekleen yaknlar ve dn bir yandan "mavi niformallar." Yalnzca karda, Sclichau dok'unda grlmyorlard; balan baa flamalarla donatlmt Schichau dok'u, baka bir eyler oluyordu orada, galiba kzaktan indirilecek bir ey vard, bir sr insan, marnlan rktp havalandryordu, bir enlik dzenlenmiti orada; acaba bykbabam iin miydi enlik? Ne zaman ki bykbabam kereste limann mavi niformallarla dolu grd ve motorlar, gittike daha ok felketi mjdeleyerek ynelecekleri yne ynetip sallar zerine dalgalar yollamaya balad, ne zaman ki bykbabam kendi eeline dzenlenen bu masrafl karlamadaki niyeti sezdi, ancak o zaman eski kundak Koljaiczck damar kabard, yumuak bal Wranka'yi deta lkrp atl iinden, Gnll tfaiyeci Wranka kalbndan syrld; bararak ve kekelemeden, kekeme Wranka ile ilikisini kestiini haber verdi kendi kendine ve tabanlar kaldrd, sallar zerinden, sallantl geni tahta yzeyler zerinden yalnayak, rende grmemi bir zemin zerinden, tomruklan tomrua allayarak, bayraklarn rzgrda neeyle dalgaland, kzakla bir eylerin 34 bulunduu Schichau dokuna doru tomruklar zerinden kamaya balad; gzel gzel nutuklar allyor Schichau dokunda, kimse Wranka ya da Koljaiczck diye barmyor, sadece u szler iitiliyordu: Sana SMS* Columbus adn veriyorum -Amerika- krk bin lon zerinde bir deplasman -otuz bin beygir gc- majestelerinin gemisi -birinci snf bir sigara salonu- ikinci snl bir yemekhane, mermer bir jimnastik salonu, bir kitaplk Amerika-najestclcrinin gemisi -dalgalar arasnda bir tunel -gezinti gvertesi- yaasn zafer elenkli, cvadraya ekilen anavatan Hamasi. Prens Hcinrich dmen banda, bykbabam Koljaiczck ise yalnayak, ayaklar tomruklara dokunmuyor sanki, nefesli sazlar topluluuna doru seirtiyorbyle

prenslere sahip bir ulus- bykbabam saldan sala - halk sevgi gsterisinde bulunuyor, yaasn zafer elenkli ve btn doklarn sirenleri alyor, Columbus, Amerika, zgrlk ve iki motorlu bir tekne, sevincinden deta lgna dnm, bykbabamn yan sra, bykbabam sandaldan sandala, majestelerinin sandallar ve derken yolunu kesiyorlar, oyunbozanlk ediyorlar, aresiz duruyor bykbabam, oysa ne de gzel hzlanmt, imdi tek bana bir sal zerinde, Amerika'y da grmeye balamt, motorlar saln uzunlamasna iki yannda imdi ve bykbabam isler islemez suya atyor kendini; yzerken grenler var bykbabam, bir sala doru yzyor ve sal Moltlau'dan ieri kayyor ve polis motorlar yznden bykbabamn suya dalmas, motorlar yznden sular allnda kalmas gerekiyor ve sal srkleniyor bykbabamn bann zerinde, bir lrl arkas gelmiyor, sal boyuna bir baka sal douruyor, senin salndan sal, sonsuzlua dek: Sal. Motorlar motorlarn durdurmu, amansz gz iftleri su yzeyini taryordu. Ama bir daha dnmemek zere veda edip gitmiti Koljaiczek; nefesli sazlar mziinden, sirenlerden, gemi kampanalarndan ve majestelerinin gemisinden, Prens Heinrich'-in gemiyi vaftiz konumasndan ve majestelerinin akna dn* S.M.S. (Seiner Majcsla SchilT): Majestelerinin Gemisi. (C.N.) mu martlarndan uzaklam. Yaasn Zafer elenkli'den, majestelerinin gemisinin kaymas iin kzaa srlen majestelerinin sabunundan uzaklam, Amerika'dan, "Columbus"lan ve polisin sonu gelmeyen tomruklar zerindeki arayp taramalarndan uzaklamt. Bykbabamn cesedi bulunamad. Ama ben onun sal allnda can verdiine kesin olarak inanmyorum; ancak, gereklen ayrlmamak iin, bykbabamn mucizevi kurluluuyla ilgili eitli sylentilerden de burada sz amadan duramayacam. Bir sylentiye gre, sal altnda tomruklar arasnda bir boluk ele geirmi bykbabam; tam azn burnunu su yznde tutmasna, nefes alp vermesine yetecek kadarm boluk. Ama yukarya doru ylesine daralyormu ki, gecenin ge vaktine kadar sallar, halta sallar zerindeki kam kulbeleri arayp tarayan polislerin gznden kam. Sonra da bykbabam karanla snp - ilerisi byle sylentinin- kendini suda srklenmeye brakm; bitkin, ama sa salim Motllau'n kar kysna, Schichau dokunun oraya ulam, hurda demirler arasnda barnacak bir yer bulmu kendine ve sonradan, galiba Yunanl tayfalardan yardm grerek imdiye kadar kaak pek ok insana yataklk yapm olmas gereken ne idi belirsiz tankerlerden birine kapa atm. Daha baka bir sylentiye gre de, o sra henz cierleri gl iyi bir yzc olan Koljaiczck, su altnda yze yze yalnz sal gemekle kalmam, Molllau'n kar kaysyla aradaki o hatr saylr uzakl geride brakp, Schichau dokundaki enliin dzenledii yere varm sa salim, ortal heyecana vermeden dok iilerinin, sonra da cokunluk iindeki halkn arasna karm, oradakilerle "Yaa, Ey Zafer elenkli" dizesini terennm etmi, ayrca sk sk alklayarak Prens Heinrich'in "Columbus" la ilgili vaftiz konumasn dinlemi, gemi baaryla kzaktan indirilince kalabala karp yar slak giysilerle enlik alanndan toz olmu, ertesi gn de bir adm daha ileri gidip ite bu noktada ilk kurtulma sylentisi ikincisiyle akyorne id belirsiz Yunan tankerlerinden birine kaak yolcu olarak kapa atm. 36 Hibir eyin eksik kalmamas iin bir nc sylentiye de deinmeden geemeyeceim burada; sylentiye gre, bykbaban su stnde yzen bir tahta paras gibi akntyla srklene srklene denize varm, burada balklar tarafndan hemen sudan karlp millik blge dna getirilerek sve bandral bir ak deniz teknesine teslim edilmi. sve'te bykbabam yava yava, mucize denecek bir ekilde yine eski gcne kavumu ve kalkp Malm'ye gelmi ve v.b. Btn bunlar sama tabi ve balk dedikodusu. Liman kentlerindeki hibirine gvenilemeyecek o tanklarn beyanlar da bana kalrsa be para etmez hani; szde bu tanklar bykbabam Birinci Dnya Sava'ndan az sonra Amerika'nn Buffalo kentinde gresiymiler; Joe Colchik adn tayormu bykbabam, Ka-nada'yla tomruk ticareti yapyormu, kibrit firmalaryla ortaklklara girip yangn sigortalan kurmumu; para babas olup yalnz yaayan bir adamm; bir gkdelende kocaman bir masa banda duruyormu; be parmann beinde

de yanp snen tal bir yzk varm; zerinde itfaiyeci niformas tayp, Polonyaca arklar syleyebilen Zmrdanka adndaki fedaisiyle yangn sndrme talimlerinde bulunuyormu. 37 PERVANE VE AMPUL Bir adam ler eyini brakt, kocaman sulardan geip Amerika'ya gitti ve orada zengin oldu. Ad Polonyaca Goldjaczck mi, Kaschubei'ca Koljaiczck mi. Amerikanca Joc Colchik mi, ne olursa olsun, bykbabam zerinde anlattklarm yeler artk, burada kesmek isliyorum. Oyuncak dkknlaryla byk sat maazalarndan salanabilecek basil bir teneke trampeti konuturup, bir rmakla ner-deyse ufka kadar uzanp giden sallar ortaya karmak kolay olmuyor. Ama yine de keresle limann, krlez yerlerde dnp duran ve sazlklarda ryp maniarlaan tahta paralarn, Schic-hau Doku'yla Klawilter Doku'nun ve bazs yalnz onarm iinde kullanlan o bir sr kaykhanenin kzaklarn, vagon lahrikas-nn hurda pln, margarin fabrikasnn ac ya kokan hindistancevizi depolarn ve Spcieher Adasndaki bildiim btn saklanlp gizlenilecek yerleri leneke trampetimden karmasn becerdim. Bykbabam artk hayatla deil, bana bir cevap vermiyor, imparatorluk filosuna ait gemilerin kzaktan indirilmesini, bir geminin ok vakit yllar sren ve daha kzaktan indirilmesiy-le balayan bat servenini merak etmiyor. Bu kez Columbus idi geminin ad ve filonun "vn kayna" olarak gsteriliyordu; pek tabii Amerika'ya doru dmen krmt hemen, sonradan batrlm ya da kendi kendini batrmt. Belki yine karlm sudan, kalafatlan geirilip yeni bir isimle donatlm, ama belki de hurdaya ayrlmt. Hani batmam, sadece suya dalm da olabi38 lirdi bu Columbus, bykbabama yknm olabilirdi; belki de hl krk bin ton arl, sigara salonu, mermer jimnastik salonu, yzme havuzu ve masaj kabinleriyle, diyelim Filipinler Deni-zi'ndeki uurumun sekiz bin metre derinliinde veya Emden Ka-nal'nn dibinde saa sola srklenip duruyordu; "Weyer" de veya filo takvimlerinde okumak mmkn bunu. Hani bana yle geliyor ki, ya birinci ya da ikinci Columbus, savala urad bir yzkarasn onuruna yediremediinden kendi kendini batrd. Sal hikyesinin birazn Bruno'ya da okudum, sonra tarafsz biz gzle dncesini sylemesini rica eltim. "Enfes bir lm!" diyerek hayranln belirtti Bruno ve hemen sicimlerini alarak, rmakla boulan bykbabam o dm heykelciklerden birine dntrd. Bruno'nun cevabyla yetindim, yle lgnca dncelerle kalkp Amerika'ya gmekten ve orada bykbabamn mirasna konmaktan vazgetim. Dostlarm Klcpp ve Vittlar beni ziyarete geldiler. Klepp iki yz de King Oliver tarafndan doldurulmu bir caz pl getirdi. Vitlar ise pembe bir kurdelenin ucundan sarkan yrek biimindeki bir ikolatay yapmack bir edayla bana uzatt. kisi de akla gelebilecek ne densizlik varsa yapmadan brakmadlar, benini yarglanmamla ilgili baz sahneleri gln bir biimde yeniden sahneye koydular. Ben de onlarn gnln ho etmek iin, btn ziyaret gnlerindeki gibi neeli grndm, hatla en sersemce akalar karsnda kahkaha almaya hazr bir poz takndm. Klcpp caz mzii ile Marksizm'in ilikisi konusunda ekmeden duramad konferansna balamadan, lQ13'le, yani henz silahlar patlamadan az nce deta usuz bucaksz bir sal alm boylayan ve bundan byle su yzne kmayan bir adamn yksn pek umursamaz bir edayla anlatmaya koyuldum; "ls bile bulunamad," dedim. Sorum zerine -hani ite ylesine, pek sklm bir tonla sormutum- Klcpp suratn asp, yal bir boyun zerinde tad ban dndrd; bir ilikleyip, bir zd ceketinin dmelerini; yzer gibi hareketler yapp sal altnda kalm ss verdi kendi39 ne. Sorduum soruyu nihayet zerinden silkip atl ve beni cevapsz brakrm suunu le sonrasnn pek erken saatine ykledi. Vittlar kaskat duruyordu; pantolonunun tsnn bozulma-nasna dikkat ederek bacak bacak stne atl, hani artk sadece gkteki meleklerde rasl?nabilccek o nazenin ve bir tuhaf kibirli tavrn laknd: "Saln zerindeyim imdi!" dedi. "Ne de ho saln zeri! Sivrisinekler

oram buram sryor, ff ne fena!- Saln altndaym imdi. Ne ho saln alt! Hi sinek snlyor, oh ne rahat! Sal allnda sanrm yayabilir insan; yeter ki ayn zamanda sal zerinde oyalanmak isteyip, sineklere srtmasn kendini." Derken Viular, gene o etkili molalarndan birini verdi, beni szd ve bir baykua benzemek isledii zamanlar yapt gibi, doutan kalkk kalarn daha da kaldrd, sesinde lam bir dramatik ton: "Bana kalrsa sal altnda kalp boulan adam byk daymd senin!" dedi. "Ama bykbaban da olabilir. Bir byk day, daha ok bir bykbaba olarak, adamcaz sana kar bir ykmllk hissediyordu, bu yzden kalkp lme atl kendini; nk seni hayatla hibir ey bir bykbaban bulunduunu bilmek kadar rahatsz etmeyecekti. Yani sen yalnzca bykbabann deil, bykdaynm da katilisin. Bykbaban da ile her gerek bykbabann yapacan yapp seni biraz cezalandrmak isledi, suda imi bir cesedi ona buna gstererek: "Benim u lm bykbabama bakn! Bir kahramand o! Peine denlerin elinden kurtulmak iin kentlini suya all!" tarznda lflar ederek bir lorunun duyaca kvanc esirgedi senden. Bykbaban bakalarndan ve kendi torunundan cesedini kard ki, kendisinden sonra yaayacaklar ve sen torunu uzun zaman onunla megul olsun, onu unutmasn." Sonra bir cokunluktan tekisine atlayan Vittlar, kurnazca biraz ne doru eilip szde barma numaras yaparak ekledi: "Amerika bu, sevin be, Oskar, sevin! Al sana bir hedef ite, al sana bir dev! Mahkemeyi nasl olsa kazanacaksn, eh buradan da salacaklar seni. Amerika'ya gitmeyip nereye gideceksin? Her e40 yin, halta kayp bir bykbabann bile yeniden ele geirilebilecei Amerika'ya!" Vitllar'm cevab ne kadar alayl ve tmyle incitici olsa da, dostum Klepp'in lmle hayat arasnda pek bir ayrm gzetmeyen homurtusundan veya "SMS Columbus"un kzaktan indirilmesine ve etrafa dalgalar savurmasna bakarak bykbabamn lmne "enfes bir lm" diyen Bruno'nun cevabndan daha ok aydnlatt beni. Sinesinde konserve bykbabalar barndran Viltlar'n Amerika'sna kar vgm esirgemedim iimden; Avrupa'dan bkp trampeti ve kalemi elimden atmak isledim mi beni elimden tutup kaldracak bir hedef, bir lk olacak Amerika. "Ama sen yine yazmana bak, Oskar! Amerika'nn Bufalo kentinde tomruk ticareti yapan ve bir gkdelende oturup kibritlerle oynayan o para babas, ama yaamaktan bezmi bykbaban Kolja-iczek'in haln iin yazmana bak!" Nihayet Klepp'le Viular veda edip gidince, Bruno ierisini adamakll havalandrp, dostlarmn odada braktklar rahatsz edici kokuyu kap dar elti. Bunun zerine trampetimi yeniden elime aldm, ama arlk bykbabamn lmn rtbas eden sallar ve tomruklar brakp, ]Q14 Ausios'undan balayarak herkesin isler islemez ayak uydurduu o hzl ve sramah tempoya getim. Bu yzden, bykbabamn Amerika'ya gerek Avrupa'da brakt yasl ailesinin ben hayata gzlerimi aana kadar izledii yolu, ancak ylece, sramah olarak verebileceim. Koljaiezek sal altnda kaybolduu vaki, hzar iskelesinde bekleen salclarla onlarn oluk ocuu arasnda anneannemle kz Agnes, Vinzent Bronski ile on yedi yandaki olu Jan da bulunuyor, korku ve tella kvranp duruyorlard. Biraz kenarda da, Jo-seph'in soruturma nedeniyle kente arlan aabeyi Gregor Kol-jaiczek dikilmekleydi. Gregor Koljaiezek, polisin karsna hep ayn cevapla kmay baarmt: '"Kardeimi pek tandm yok ki! Btn bildiim, adnn Joseph oluu. Galiba on, bilemedin on iki yandan sonra hi grmedim kendisini. Kkken ayakkablarm temizler, annemle bira imek istedik mi, gidip bize bira alrd." 41 Bykbabamn annesinin biraya dkn bir kadn olduu bylece ortaya km, ancak Grcgor Koljaiczek'in cevabnn polise pek yarar dokunmaml. Ama Koljaiczek'in bir aabeyinin var oluu pek iine yaramt anneannemin. Stettin, Berlin ve son olarak Schneidemhl'de mrnn birok yln geiren Gregor, bundan byle Danzig'le kalarak. Bastion Kaninchen yaknndaki bir baruthanede kendine i bulmu ve anneannem, dzmece Wranka'yla evliliinin oluturduu karmak sorun akla kavuturulup belgelere geirildikten bir yl sonra onunla evlenmiti; Koljaiczek ailesinden gelmeseydi, asla onunla evlenmez veya bu kadar abuk ona varmazd.

Baruthanedeki ii, asker elbisesini srtna geirmekten ve az sonra da br dnyay boylamaktan esirgedi Gregor'u. Kundak Koljaiczek'i yllar yl saklayp barndrm bir buuk odal eve kiilik aile yerleti. Ama derken bir Koljaiczek'in en yakm olan bir dier Koljaiczek'e ille de benzemesi gerekmeyecei anlalmt, nk anneannem evlendi daha bir yl olmadan, Troyl'da-ki evin bodrumundaki bo dkkn tutmu, ine iplikten lahanaya kadar ne varsa burada salp kendine bir kazan yolu aramak zorunda kalmt. Baruthanedeki isinden eline tonla para geen Grcgor, bu parann pek azn bile eve gtrmeyerek elinelekini avcundakini ikiye yatryordu. Grcgor'da belki ninemin ninesinden gemi bir iki iplilasi bulunuyordu; oysa bykbabam Joseph, arada topu topu bir kadehik rak yuvarlamaktan holanr bir adamd. Hani zntsnden iiyor deildi Gregor; neeli de olsa karasevdaya meyli yznden seyrekti byle anlar neesinden imez, hibir eyi yar buuk yapmak istemeyen biri olduundan, alkol konusunda da byle davranr, bu yzden adamakll ekerdi kafay. Kimse salnda kadehindeki ard raksn yarm brakp kalktn grmemiti Gregor'un. O vakitler on beinde tombul bir kz olan annem, eli bo olur-mayarak dkkndaki ilere yardm ediyor, mallarn zerine etiketleri yaptryor, cumartesi oldu mu mallar alp dalyor, veresiyeci mterilerden alacaklar toplamak iin patavatsz, ama zengin hayal gcyle dolu, uyaran mektuplar kaleme alyordu. Ne yazk ki bu mektuplardan bir tanesi bile elimde deil; yoksa imdi urada, bir yan ksz tarafndan atlm o yan ocuksu, yar gen kzs imdat lklarndan birkan okumak ne ho bir ev olurdu! Yar kszd annem; nk Gregor Koljaiczek lam bir babann yerini dolduramyor, anneannemle kz, sl ste kapatlm iki inko kaptan oluup ii okluk bakr ve biraz gm parayla dolu kasay, hep bar yank barutu Gregor'un karasevdal bakndan ancak glkle karabiliyordu. Grcgor 1917 ylnda gripten lnce, bakkal dkknnn kazanc da biraz artmaya yz tuttu, ama pek fazla da deildi art, nk 1917 ylnda satacak ne kalmt? Barutu Gregor'un lmnden sonra, annemin cehennemden korktuu iin bundan byle oturmak istemedii bir buuk odal eve, o zamanlar yirmi yandaki kuzeni Jan Bronski tanmt. Jan Bronski, Bissau'clan ve babasndan ayrlm, Karlhaus Orlao-kulu'nu iyi dereceyle bitirip kasabann postanesinde staj dnemini tamamlam ve merkez postanesinde orta dereceli bir memur hayalna balamak zere kalkp Danzig'e, halasnn evine gelmi, o zengin pul koleksiyonunu da beraberinde getirmiti. Pul toplamaya ta ocukluunun ilk yllarnda balamt Jan, yani postacla kar sadece mesleki deil, her vakit titizlikle srdrlm zel bir ilgisi vard. elimsiz, yrrken hafif kamburunu karan Jan Bronski, irin, oval ve galiba fazlasyla sevimli, o vakitler on yedisini sren annem de kendisine gnln kaptrmadan dra-namt. kez askerlik yoklamasna arlm, nde de vcut yapsnn elverisizliinden tr geri braklmt Jan. O zamanlar yle biraz dikine byyp boy salan ne varsa, Fransz topraklarnda, o ebedi yatay duruma sokulmak iin Verdun'a yolland dnlrse, Jan Bronski'in ne trl bir vcut yapsna sahip bulunduu btn aklyla anlalacaktr. Jan Bronski ile annem arasndaki ktaln, pul koleksiyonlarm birlikte seyrederlerken, hepsi ayr bir deer tayan pullarn trtll kenarlarn ba baa gzden geirirlerken balamas gci 42 43 rckiyordu aslnda. Gelgeldim bunun balamas daha dorusu patlak vermesi, Jan'n bir drdnc kez askerlik yoklamasna arlmas zerine oldu. Annem zaten o n kente ineceinden, ubeye kadar Jan'a arkadalk etmi ve sonra nbeti kulbesinin yanma dikilip beklemiti; bu kez ille de Fransa'ya gitmesi, o zavall gs kafesini bu lkenin demirli ve kurunlu havasnda ifaya kavuturmas iin Jan'la gr birliine varmlard. Belki de annem, Jan' beklerken, nbetinin nilornasndaki dmeleri dnp dolap saym ve her dclasnda ayr bir sonuca varmt. Belki de o zaman dmeler niformalara o trl yerletiriliyordu ki, son saylan dme hep Verdun'u veya gney Vogcz'lcrin yukar Alsas'daki

uzantlarndaki birini ya da Somme ya da Marne gibi bir rmak dile getiriyordu. Drdnc kez yoklamaya arlan Jan Bronski aradan bir saat getikten sonra ubenin kapsndan km, ayaklan ayaklarna dolaarak merdivenleri inmi, annemin boynuna atlarak o vakitler pek revala olan "Ne k, ne ense beenildi, bir yl sonraya ertelendi" tekerlemesini fsldam, annem de bunun zerine onu ilk kez kucaklayp barna bastrmt; bilmem ilerde annemin Jan Bronski'yi daha bir mutlu kucaklad olmu mudur? Hayata gzlerini am savaa borlu olan bu krpe sevginin ayrntlar zerinde bilgim yok pek. Jan, gzel eylere, k giysilere ve pahal eyalara dkn annemin isteklerini karlayabilmek iin pul koleksiyonunun birazn elden karm, sylediine gre o zamanlar bir de gnlk tutmu, ama ne yazk ki sonradan kaybolmu bu gnlk. Anneannem iki gen arasndaki bu ilikiye -ilikinin de akrabalk snrlarn atn dnmek yanl olmaz sanrm- gz yummutu anlalan; nk Jan Bronski, savatan az sonrasna kadar Tro) l'daki darack evde kalm ve ancak, Matzerath adndaki bir bayn evdeki varlnn inkr edilmez bir durum almas ve isler istemez kabulnn gerekmesi zerine hurdan ayrlmt. Annemin ad geen bay, 1918 yaznda, Oliva'daki Silberhammcr Haslanesi'nde yardmc hemirelik yaparken tanm olmas gerekiyor. Ren blgesinde dnyaya gelen 44 Alfred Matzerath, tan st baldrn delip geen, en akrak Rcnli mizacyla, Agnes Hemire de iinde olmak zere btn hemirelerin gzdesi kesilmiti. Yar iyileen Malzeralh bir bu, bir o hemirenin koluna girerek koridorlarda sekip durmu, Agnes Hemi-re'nin kepi deirmi yzne pek yakp ateli bir a olan kendisi de duygulardan orba hazrlamasn iyi becerdiinden, anneme hastanenin mutfanda yardm etmeye balamt. Yaras iyileen Alfred Malzcraih, Danzig'le kalm, Ren blgesindeki eski firmasnn, kt sanayii alanndaki bu byk kuruluun temsilciliini yapmaya balamt. Derken sava sona ermi, ilerdeki savalara neden olacak bar antlamalarnn piirilip kotarlmasna balanmt; Wcichsel aznn evresinde, aa yukar Nehrung zerindeki Vogelsang'tan Nogat boyunca Picc-kel'e, oradan Wcichscl'le bayr aa Czatlkau'a, sonra solda bir dik a yaparak Schnfliess'e kadar uzanan, sonra Saskanschin Orman evresinde Otlomin Gl'ne kadar bir dirsek yapp, Mat-tern, Rankau ve Bissau', anneanneme brakarak Klein Katz'da Ballk Denizi'ne ulaan blge Bamsz Devlet iln ediliyor ve Birlemi Milletler'in ynelimine veriliyordu. Polonya, kentin merkez kesiminde bir serbest limann sahibi oluyor, ayrca cephane deposunu, Wcstcrplatlc'yi, imendifer idaresini ele geiri) n Hcvelius Meydan'nda kendi postanesine kavuuyordu. Bamsz Devlct'in posla idaresi, zerinde yksek gverteli bir gemi ve bir arma resmi bulunan alln renginde pullar kullanyor, Polonyallar ise mektuplarn krallar Kasimir ve Balory ile ilgili olaylar dile getiren mor renkle kasvetli sahnelerle donatyorlard. Jan Bronski, Polonya postanesine gemi, onun bu davran yani Polonyay seii kendiliinden gereklemiti. Biroklarna baklrsa, Jan Bronski'nin Polonya uyruuna geiinin nedenini annemin davrannda aramak gerekiyor. 1919'da, yani Mareal Pilsudski'nin Kzlordu'yu Varova yaknnda yenilgiye uratt, Weichsel kysndaki bu mucizenin Vinzent Bronski gibilerince Meryem Ana'nn, askeri uzmanlarca General Sikorski ya da Ge45 neral Wcygand'dan birinin eseri sayld ve talihin Polonyallar'-in yzne gld o yl, annem Alman uyruklu Matzeralh'la ni-anlanml. Hani anneannem Anna'nn da Jan gibi bu nianlanmadan memnun kalmadna nerdeyse manasm geliyor. Anneannem o sra biraz hale yola koyduu bodrum kalndaki dkkn kzna brakarak Bissau'a, kardei Vinzenl'in yanna, yani ken-lin Polonya kesimine tanm, Koljaiczck'lcrie dp kalkmadan nce olduu gibi pancar ve patates tarlalaryla iftliin ynetimini eline alm, gnden gne daha ok Tanr inayetinin kucana yuvarlanan kardeinin, Polonya'nn Bakire Kralicsiyle dp kalkmasna ve onunla grp konumasna gz yummu, drt eteklik iinde palates yapraklarnn gzs atei nne mp hl telgraf direklerinin dilimlere ayrd ufka doru gz krptrmaya balamt.

Ancak Jan Bronski'nin Hcdwig'i, yani kenlle yaayan, ama Ramkau'da tarlalar bulunan bu Kaschubei'h kz ele geirip evlenmesi zerine, annem ile Jan arasndaki iliki dzelmeye yz tuttu. Szde Cafe Woyke'dcki bir dansl elentide annemle Jan bir gn tesadfen karlamlar ve annem Jan' tutup Malzcrath'-la tantrmt. Karakterleri pek deiik, ama annem zerinde ayn gr paylaan baylar birbirlerinden holanmlar; hatla Ja'n Polonya Poslanesi'ne geiini, Ren'li mizacna uygun den bir edayla sesini ykselten Malzeralh'n, iki masasnda akla esiveren dncelerden biri diye nitelemesi glge drmemiti bu yaknla; elentide Jan annemle, Malzeralh da iri kemikli ve enine boyuna Heclwig'lc danseimili. Hcdwig'te bir inein anlalmaz bak vard, bu da evresindekilerin ona hep hamile bir kadn gzyle bakmalarna yolayordu. lk dans bilmi, onun arkasndan daha birok kez karmakark danselmiler, her dansta bir sonraki dans dnm, polka'da kendilerini biraz unutur gibi olmu, ingiliz Valsi'nde kendilerinden dpedz gemi, nihayet arlislon'da kendilerine gven duymaya balam, ar fokslrol'la ise kendilerini dinsel denebilecek bir duyarla kaptrmlard. 46 Alfred Matzerath, 1923 ylnda, bir kum kibrit fiyatna, yani bir hi karl bir yatak odas duvarlarnn duvar ktlaryla kaplanabildii tarihle annemle evlendii zaman, biri Jan'd tanklarn, tekisi Bakkal Mhlcn. Mhlcn'le ilgili olarak anlatacak pek bir ey yok. Annemle Malzerath'n Langfuhr banliysnde, tam rcntcnmark'n* piyasaya srld gnler, iyi ilcmeyip veresiyeci mlcrilerce ykma srklenen bakkal dkknn kendisinden devren satn almalar dolaysyla ad edilmeye deer biri sadece Mhlen. Troyl'da bodrum katndaki dkknda her trl veresiyeci mteriye kar ustalkl davranmasn renen, ayrca doutan bir ticari yetenee, zek ve hazrcevapla sahip bulunan annem iler tutar yeri kalmam dkkn pek ksa zamanda ylesine adam etmiti ki, Malzeralh zaten pek i kalmam kt sanayiindeki ticari temsilcilik grevinden ayrlm, dkknda anneme yardm etmeye balamt. Annemle Malzeralh birbirini harikulade blnlyordu. Annem, tezghn banda mteriler karsnda alyor, Ren'li Mat-zcratl ise eitli firma temsilcilikleriyle konuup grerek ve loptan al veri ilerini yrterek anneminkinden geri kalmayan baarl bir alma ortaya koyuyordu. te yandan, Malzeralh, byk bir hevesle nl kuanyor, bulaklarn ykanmas da iinde olmak zere mutlak ilerini gryor, bu da daha ok ala-mnil yemek tarafls annemi bir ykten kurtaryordu. Dkkna bitiik ev dar ve kullanszd, ama Troyl'daki -kendim grmeyip yalnz kulaktan iittiim- eve gre yine de yelerince orta halli saylabilirdi ve annem, hi deilse evliliinin ilk yllar, Labes Cacldesi'ndeki bu evde kendini rahat hissetmi olmalyd. okluk, persil paketlerinden geilmeyen ve bir yerinde hafif dirsek yapan uzun bir koridoruyla geni bir mutfa vard evin; ama mutfan rahat yarsn konserve kutular, un lorbacklar ve Rcimnark: Almanya'da 1923 ylnda c-llasyonu ortadan kaldrmak iin kabul edilen para birimi. (.N.) 47 yulal ezmesi paketleri dolduruyor, iki penceresiyle yazn Ballk Dcnizi'nden karlm istiridye kabuklarnn ssledii bir n bahe ve caddeye bakan oturma odas, bu zemin katn arlk noktasn oluturuyordu. Duvar ktlarnn fazla arap krmzsna karlk, ezlongun kuma deta erguvan rengindeydi. Uzatlp kisallilabilcn yuvarlak keli bir masayla siyah deri kapl drt sandalye ve srekli yeri deitirilen yuvarlak bir sigara sehpas, siyah bacaklaryla mavi hal zerinde dikiliyordu. ki pencere arasnda bir ayakl saat, siyah ve allndan; erguvan rengi ezlongun yan banda, ilkin kirayla alnp sonradan azar azar paras denen siyah bir piyano; piyano nnde, uzun yeleli bir hayvann beyaz - sarms postu zerinde bir dner kolluk. Piyanonun karsnda siyah bir bfe; siyah beyzi keli srme cam kapaklar, porselen eyann ve masa rtlerinin sakland gzler zerinde iri ve siyah oyma ssler; ayaklar siyah penelere benziyor bfenin; st ksm da yine siyah. inde yapma ss meyvelerinin grld bir kristal anak ile piyangoda kazanlm yeil vazo arasnda, annemin ticari yeteneinin sonradan ak kahverengi bir radyoyla dolduraca bir boluk.

Yatak odas sar renkte tutulmu olup drt katl kira evinin avlusuna bakyordu. Bu evlilik kalesindeki yatan sayvan ak maviydi. Yatan baucunda ak renk bir ereve iinde camlattrlm tvbe eden bir Magdalena tasviri bulunuyor, tasvirde Magdalena el rengi tcniyle bir maarada yalyor, resmin st sa kenarna doru bakarak anlayp ofluyor ve gs zerinde o kadar ok parma ovup duruyordu ki, insan sanki parmaklarn says ondan fazlaym sansna kaplarak onlar dnp dnp saymadan duramyordu dersem ltfen inannz bana. Yalan karsnda aynal kapaklaryla beyaz cilal bir gardrop, solda bir tuvalet masas, sada zeri mermer bir komidin duruyor, oturma odasndaki gibi kuma bir abajur ierisine alnmam lamba iki pirin kolla tavandan sarkyor ve arkada ampullerin grlebildii hafif pembe porselen abajurlar gerisinden ortal aydnlatyordu. Bugn uzun bir le ncesini trampetimi konuturarak har48 cadm, sorular ynelttim trampetime, yatak odamzdaki ampullerin krk m, yoksa altm mumluk mu olduunu bilmek isledim- Benim iin ok nemli bu soruyu kendime ve trampetime soruum ilk deil. Gerilere dnp o ampullerin yanna varana kadar okluk, saatler geiyor aradan. nk trampetimi gsterie kamakszn adamakll konuturarak hastanenin lek tip aydnlatclar ormanndan bir yol bulup Labes Caddcsi'ndeki yalak odamzn ampullerine dnnceye kadar her defasnda bir sr evlere girip kmam ve bu arada ilgili dmeleri ap kapayarak binlerce k kaynan uyandrmam ya da uykulara daldrmam gerekiyor. Annem evde doum yapl. Sancs tuttuunda hl dkknda dikiliyor, yarm kiloluk ve iki yz elli gramlk mavi kese ktlarna eker dolduruyordu. Sonunda da ite doumevine gitmekte ge kalnm, yakndaki Herla Soka'nda oturan, ama artk kk alet antasna seyrek el atan yalca bir ebe arlmt. Ebe gelmi, yatak odasnda annemle benim birbirimizden ayrlmamz salamt. Gzlerimi am, dnyann n altm mumluk iki ampul olarak grmtm. Dolaysyla hl bugn ncil'deki "Ik olsun dedi ve k oldu" szleri, Osram-Ampul Firnas'nn en baarl reklamlarndan biri gibi gelir bana. Annemin ap arasndaki o zorunlu yrtlma dnda doumum lam bir dzen iinde gemi, annelerin, embriyonlarn ve ebelerin ayn ekilde takdir ellii ba konumunda kolaycack syrlp kmtm dar. Hemen syleyeyim ki kulaklar delik, ruhsal geliimini daha domadan tamamlam ve bundan byle ii sadece bu geliimin rneklerini ortaya koymak olacak bebelerden biriydim. Bir embriyonken nasl btn d etkilere kendimi kapal tutmu ve kendimden bakasnn szn dinlemeyerek dl suyunun aynasnda "oy gsterip kendi kendime sayg duymusam, ampuller allnda anne ve babamn azndan kendiliinden dklen ilk szlere de eletirisel bir adan kulak kabartmm. Kulaklarm kiriteydi. Ufack, bkk, arkaya yapk, ama kukusuz zarif kulaklarm, 49 ilk izlenimler olmas bakmndan benim iyin bundan byle ok nem tayacak szlerin bir tekini bile ska gemiyordu. Dalas var: Kulaklarmla kaplm szleri hemen o minik beynimle deerlendiriyor, btn iitip duyduklarm zerinde yeteri kadar dnp falan eyi yapmaya, ondan bakasn ise kukusuz yapmaktan kanmaya karar veriyordum. "Olan!" dediini iilmitin, kendini babam sanan Bay Mal-zcrath'n. "lerde dkknn bana o geer. Eh, neden bu kadar urap didindiimizi artk biliyoruz demektir." Annem ise, iten ok olunun donanmn dnyordu: "Biliyordum zaten olan olacan, bazen kz olacak dedim ya, olsun, biliyordum gene." Bylece daba erkenden kadn mantyla tanm bulunuyordum. Derken yle dediini iittim annemin: "Hele bir yama gelsin, Oskar'cma bir teneke trampet alacam." Annemle babamn vaatlerini uzunca bir sre karlkl teraziye vurarak, ben, yani Oskar, yolunu arp odadan ieri giren bir pervaneyi izlemeye, pervanenin sesine kulak kabartmaya balamtm. Orta boyda tyl bir ey olup, altm mumluk ampullerin evresinde pervanelere zg emberler iziyor, saa sola glgeler dryor, gergin kanatlarnn eniyle kyaslanmayacak genilikteki glgeler btn mobilyasyla titreime srkledikleri oday bir

genilik ve byklkle donatyordu. Ama k ve glge oyunundan cok, pervane ile ampul arasndaki sylei oldu benim aklmda kalan. Pervane, bildiklerini zerinden almak iin sanki rpnyor, sz konusu k kaynaklaryla sonralar yarenlik edecek vakit bulamayacakm gibi ene alp duruyordu. Pervane ile ampul arasndaki bu sylei, dela pervanenin son gnah kar-masyd ve ampullerin kard gnahn da ne trl bir gnah karma saylaca dnlrse, pervane ilerde baka gnahlar ilemeye ve apknlklara frsat bulamayacakt. Bugn Oskar sade bir dille der ki: Pervane trampet alyordu. Ada tavanlarnn, tilkilerin, da farelerinin trampet alar gibi sesler kardklarn iittim. Trampet alar gibi lerek bir frlna50 ORHAN KEMAL L HALK KTPHANES yi davet edebilir kurbaalar. Aakakana gelince, gagasyla ram-pel alarak kurtlar yuvalarndan dar uratt sylenir. Nihayet insan da davul alar, zil alar, trampet alar; trampet gibi ses karan toplu tabancalardan, trampet yaylm ateinden sz edilir. Sonra insann elleri ve yumruklar, kaplarda trampet alarak, evden karabilir bir kimseyi; trampet alnarak insanlar bir araya toplanabilir, trampetle gmtle uurlanabilir insanlar. Bunu da ite trompetiler yapar. Mzisyenler vardr, yayl sazlar ve vurmal calglarjin besteler dzerler. Ayrca klalardaki akam yal trampetlerini ve askeri trenlerde bandolarca alnan trampet havalarn anmsatmak ve Oskar'n bugne kadar olan kendi denemelerine de iaret etmek islerim. Ama btn bunlar, sz konusu pervanenin, doumun erelinc altm mumluk iki basit ampuln evresinde dzenledii trampet cmb yannda hi kalr. Olur hani, Afrika'nn en siyah blgesindeki siyahilerle Amerika'da yaayp Afrika'y henz unutmam zenciler, bu ritim bakmndan rgtlenmi bu insanlar arasnda tpk benim pervane gibi ya da ona benzer biimde veya Afrika pervanelerine zenerek -ki bilindii zere Afrika pervcnaleri Dou Avrupa pervanelerinden daha iri ve gsterilidir- hem mazbut, hem takn ve zgr, davullarn konuturabilenler vardr. Ben kendim Dou Avrupa llerine bal kalyor, yani doum saatimin benekleri kahverengiye kaan orta boydaki pervanesinden ayrilmayp ona, Oskar'n stad gzyle bakyorum. Eylln ilk gnlerindcydi. Gne Bakire Burcu'nda bulunuyor, uzaklardan bir yaz sonu frtnas, sandklar dolaplar yerlerinden oynatp gece iinden yol alarak bize doru yaklayordu. Merkr bana eletirisel bir ruh, Urans bulutan yana zengin bir kala balyor. Zhre kk apla muiluluk, Mars ise hrsl bir karakter mjdeliyordu. Ascendant Hanesi'nde ykselen terazi beni bir duyarlkla donatyor, arlklara sapmaya ayarlyordu. Neptn yaamn ortasndaki onuncu haneyi tutmu, beni mucize ve aldatmalar arasna yerletiriyor, nc hanede Jupiler karsnda yer alan Saturn ise soyum sop um zerinde kukular 51 uyandryordu. Ama kimdi bu pervaneyi yollayan? Kimdi pervaneyi ve bir yaz sonu frtnasnn o bir baretmence grlcmcle-rine izin verip annemin vaadettii trampete kar iimdeki hevesi krkleyen, sz konusu algnn benim iin giderek daha somut ve daha zlenir klan? Yalancktan l basp kendime alamaktan mosmor olmu birvbebe ssn vererek, babamn nerisini, yani bakkal dkk-nyla ilgili btn szlerini dpedz geri evirdim; annemin isteini ise zaman gelince, yani nc ya gnmde iyi niyetle yeniden gzden geirecektim. Geleceime ilikin btn bu dnp tanmalar bana unu gsterdi ki annemle babam Matzcrath, benim itiraz ve kararlarm sezip gerektiinde bunlara sayg gsterecek yetenekten yoksundular. Dolaysyla Oskar, tek bana ve anlalmadan, ampuller altnda yatt; altm, yetmi yl sonra kesin bir ksa devre tm k kaynaklarn elektrik cereyanndan yoksun brakana kadar bunun deimeden byle srp gidecei sonucunu kard, daha ampuller altndaki bu hayal balamadan yaamak evkini yitirdi. te o vakit embriyonal ba konumuna tersyz dnmek istediini daha bir gle aa vuracak oldum, ama ileride alacaklarna sz verdikleri trampet beni bundan alkoydu. Hem zaten ebe hanm da gbeimi kesmiti; elden ne gelirdi arlk. ALBUM

Bekiliini yaptm bir hazine var elimin altnda. Sadece takvim gnlerinden oluan btn o berbat yllar boyunca bu hazineyi bekledim, sakl tuttum, arada bir karp baktm, marandiz trenindeki yolculukta deerli bir eya gibi gsme bastrdm; uvumak istedi mi, hazinesi zerinde, fotoraf albm zerinde uyudu Oskar. Her eyi aklayan ve kendisi ak seik ortada duran bu aile kabristan elimde olmasa ne yapardm? Yz yirmi sayfalk, titizlikle sayfann btn yzeyine datlm, bir yerde simetri kurallarn gzetip dier bir yerde simetriye yan izen drt ya da all, bazen da yalnz iki resim. Deri bir cildi var albmn, eskidike daha ok deri kokuyor. yle zamanlar oldu ki, hava ve rzgr albmn zerine ulland, resimler kt yerlerinden; perian halleri, dela harap olmu rcsinciklerjn altklar eski yerlerine kavumalarm salayacak bir yaptrc bulmak iin geni bir zaman aramaya, uygun bir frsat kollamaya zorlad beni. Bir resim albmndeki anlat zenginlii, bu dnya yznde baka nerede vardr? Hamarat bir amatr fotoraf kimliiyle bizi her pazar yukardan aa, yani boylarmz alabildiine ksaltp, k durumunu biraz iyi, biraz kt ayarlayarak resimlerimizi eken ve kendi albmne yaptran Aziz Tanr, dilerim elimden tutsun, ne denli haz duyarsam duyaym, yakk almayacak lde uzun sre tek bir resim karsnda oyalanmaktan alkoya53 52 rak, bu albm iinden selametle geirsin beni; Oskar'n dolambal yollara sapma hevesini krklemesin; nk fotoraflarn asllarn ortaya koymay ne kadar isliyorum bilseniz. Ayrntlara kamadan albmle ilgili birka sz: Alabildiine deiik niformalar grlyor bir yerde, moda ve sa tuvaletleri deiiyor; bir yerde annem daha tombul, Jan daha bir kendini koyvermi; bir yerde hi tanmadm kimseler;-kim olduklarn tahminle karmam gerekiyor. Peki ama, bu resmi de kim ekti? Sonunda ba aa bir ini; yirminci yzyla geerken sanat resmi yozlap gnmzn pratik resmine dnyor. rnein bykbabam Koljaiczek'in o abide gibi duran fotorafyla dostum Klepp'in vesikalk fotorafn alalm ele; kahverengimsi bir renk tonu gsteren bykbabamn port resiyle Klepp'in o dz, damga! damga! diye baran vesikalk resminin sadece yan yana konulmas, fotoraflktaki ilerlemenin bizi nerelere kadar getirdiini her vakit yeniden gsteriyor bana. ipak fotoraf makinelerinin yalnzca o bir sr vr zvrm dnmek yeler. Bu arada Klcpp'-ten ok, kendi kendime sitemde bulunmam gerekiyor; nk albmn sahibi benim, seviyeyi korumak bana derdi nihayet. Gnn birinde cehennem kapmz alarsa, en sekin ikencelerinden biri, insann rlplak soyulup yaad gnlerin ereveli resimlcriyle bir odaya tklmas olacaktr. Aman abuk biraz cokunluk: Enstantane fotoraflar, ipak fotoraflar, vesikalk fotoraflar arasndaki ey insan! Fl mdaki insan! Eik Piza Kulesi nnde dikilen insan! Vesikalk resimler elde edebilmek iin sa kulan objektife eviren insan! Tamam, imdi yine bir yana brakabiliriz cokuyu: Belki bu cehennem bile katlanlr bir ey olacaktr insan iin; nk resimlerin en ktleri dlenir, ekilmez, ekilseler bile banyo yaplp tab edilmezler. Klepp'le ben, resimlerimizi makkaroni yeyip dostluk kurduumuz Julich Soka'ndaki ilk gnler ektirmitik. Ben kafamda o zamanlar gezi plnlar kuruyordum. Yani o sra ylesine zgndm ki, bir geziye kmak ve dolaysyla bir pasaport almak iin harekele gemek niyetindeydim. Ama beri yandan Roma, Napo54 lj, ya da hi deilse Paris'i kapsayacak drt ba mamur bir geziyi finanse edebilecek nakit param olmad iin sevinliydim, nk bir ruh skntsyla geziye kmaktan daha neesiz bir ey olamazd. Ama ikimizde de o kadarck para bulunduundan Klepp'le sinemalara gidiyor, Klepp'in zevkine uygun kovboy filmleriyle benim zevkimi okayan, rnein hemire rolnde Mana Schell'in alad, bahekim rolndeki delikanlnn pek etin bir ameliyatn hemen ardndan balkonun ak kaps nnde Beethoven'in piyano sonatlarn alp bir sorumluluk duygusuyla beyaz perdede boy gsterdii filme benzer filmler seyrediyorduk. Ama topu lopu iki saat srmesine pek zlyorduk filmlerin. Bazsn da iki kez greceimiz geliyordu. okluk film biliyor, gieden ayn filin iin yeniden bir bilet alacak oluyorduk. Ama salondan kp gie nnde bekleen uzun ya da ksa kuyruu grr grmez cesaretimiz uup

gidiyordu. Yalnz kasadaki kzdan deil, gerekten arszca denecek baklar yzlerimizde gezinen o bsbtn yabanc tiplerden ile ylesine utanp sklyorduk ki gie nndeki kuyruu daha da uzatmay gze alamyorduk. Bylesi gnler, hemen her filmden sonra, vesikalk fotoraflarmz ektirmek zere Graf Adolf Mcydam'na yakn bir fotoraf atlyesinde alyorduk soluu. Alycdc arlk bizi tanyorlard; biz ieri girer girmez byk allndan glmsyor, ama nazik bir dille buyurup oturmamz sylyorlard; biz atlyenin mterileri, dolaysyla saygdeer kiilerdik. Bugn belleimde yalnzca sevimli bir bayan olarak kalan gen kz, art arda bizi o srada boalan bir kabinden ieri tkyor, birka el harekeliyle ilkin benim, sonra Klepp'in orasn burasn ekip ekitirerek dzeltiyor, akp snen a bal bir zil sesi pes pee all kez buzlu cam zerine getiimizi bildirene kadar belli bir noktaya bakmamz sylyordu. Fotoraflarmz ekilip azmzn kelerinde hl hafif bir kaslma srp giderken, kz bizi rahat hasr koltuklara olunuyor, taih bir dille -hep tatlyd zaten ve tatl bir giysisi vard- be dakika sabretmemizi rica ediyordu. Seve seve bekliyorduk, nihayet 55 beklediimiz bir ey vard: Nasl ktklarn ylesine merak ettiimiz vesikalk resimlerimiz. Bilemedin yedi dakika sonra hl gler "yzl"den baka bir szle anlatamayacam kz iki zarf uzatyor, biz de creti baylyorduk. Klepp'in hafife ne frlam gzlerindeki o zafer ifadesi! Zarflar alr almaz en yakn bir birahanenin yolunu tutuyorduk; nk kimse tozlu sokak ortasnda grlt patrt iinde dikilip gelip giden yayalar nnde bir engel oluturarak vesikalk fotoraflarn gzden geirmekten holanmaz. Nasl fotoraf atlyesine sadk kalyorsak, bira imek iin de hep Friedrich Caddcsi'ndeki birahaneye gidiyorduk. Bira, soanl kan sucuu ve kara ekmek sylyor, daha sylediklerimiz yoldayken tahta masann btn yuvarlak yzne henz biraz nemli resimlerimizi yayyor ve o saat getirilip nmze konan biray ierek kan sucuunu yerken, zorlanm yz izgilerimizin seyrine dalyorduk. Ayrca son sinema dn ektirdiimiz resimleri hi eksik etmiyorduk yanmzdan. Bylece iki resmi karlatrma frsat buluyorduk; bir yerde de bir karlatrma frsat kmaya grsn, neeli bir hava ya da Ren Blgcsi'ndeki deyimle, hava yaratlmas iin birincisinin arkasndan bir ikinci, bir nc, derken bir drdnc bira sylenebiliyordu. Ama gene de burada zntl bir insann, vesikalk bir resim yardmyla znt konusunu yok edebileceini ileri srmek istediimiz sanlmasn. nk gerek zntnn zaten bir konusu yoktur, hi deilse Klepp'le benim zntmzn balanabilecei bir neden yoklu ve ite bu bamsz sevin, nedensizliiyledir ki hibir kasvete boulamayacak kadar bir gc ieriyordu. zntmzle flrt etmek iin bir imkn varsa, bunu da yalnz fotoraflar salyordu bize; nk seri olarak ipak ekiliveren bu fotoraflarda kendimizi ak seik deil, ama ondan daha nemlisi pasif ve nlralize edilmi durumda buluyorduk. Kendi kendimize dilediimiz gibi davranabilir, beri yandan bira iip kan sucuklarna gaddarca giriebilir, hava yaratp oyun oynayabilirdik. zellikle bu ama iin yanmzda tadmz makaslarla resim56 cikleri bkp katlyor, kesip doruyorduk. Eski ve yeni resimleri yan yana koyuyor, kendimize tek gzl, gzl biimler veriyor, burunlarmzdan kulaklar yapyor, sa kulamzla konuup susuyor, alnmz getirip enemize buyur ediyorduk. Bu montaj iini yalnz kendi resimlerimize reva gryor deildik; Klepp, kimi ayrntlar benden dn alyor, ben de karakteristik baz paralar iin ona bavuruyordum; bylece yeni ve umduumuz gibi daha bir mutlu varlklar yaratmay baanyorduk. Biz -biz demekle Klcpp ve beni kastediyorum, monle edilmi kiiler szmn dnda- Rudi diye ardmz garsona, birahaneye her uraymzda, ki birahane haftada en az bir kez gryordu yzmz, bir resim armaan etmeyi det haline getirmitik. Hani on iki ocua babalk, bir sekizine de vasilik yapabilecek tipte bir adam olan Rudi, bizim derdimizden anlyordu. Profilden ekilmi dzinelerle ve cepheden ekilmi ondan fazla resim toplanmt kendisinde. Her seferinde duygularmz paylaan bir yz taknyor, uzun boylu danp grmeler ve kl krk yaran bir seme sonunda ayrdmz resimleri kendisine uzaima-nza

karlk teekkrlerini sunuyordu. Bfedeki bayana ve kucanda sigara tablasyla ortada dolaan kzl sal kza asla bir resim armaan etmemitir Oskar; nk kadn milletine fotoraf armaan etmeye gelmez, bunlar sadece ktye kullanrlar. Ama btn o miskinliine bakmayarak, kadnlara bir trl doymak bilmeyen ve delilik derecesine varan boboazlyla her kadnn nnde, iinde ne var ne yok dar vuran Klepp, anlalan bir gn benden habersiz bir resim vermi sigarac kza; nk resmini geri alabilmek iin bu az st kokan ok bilmi kzla nce nianlanp sonra da evlenmek zorunda kald. Vaktinden nce davranarak albmn son yapraklan stne fazla sz harcadm. Sz konusu budalaca ipak resimler bu kadar sze lyk deiller dorusu; olsalar da ancak bir karlatrmaya olanak vermeleri, albmn ilk sayfalarndaki bykbaban Koljaiczek'e ait portrenin bugn bile zerimde ne byk ne esiz 57 bir elki yaptn gsterecek bir karlatrmaya olanakl klmalar bakmndan buna lyk olabilirler. Oymal bir sehpann yan banda, ksa ve geni, dikiliyor bykbabam. Ne yazk ki resmi bir kundak deil, gnll bir itfaiyeci olarak ektirmi, yani byksz. Ama gsndeki can kurtarc madalyas, kalp gibi zerine oturan niforma ve sephay bir mihraba eviren itfaiyeci miferi, kundak Koljaiczek'in byklarn nerdeyse aratmyor. Gzleri nasl da ciddi, yirminci yzyln btn ac ve kahrlarndan nasl da haberli bakyor yle! Ortadaki siyasal durumun btn trajikliine karn, bu marur bak, kinci mparatorluk Dncmi'nde herkesin ainas bulunduu pek makbul bir bak olsa gerek; nk ayn bak Gregor Kolja-iczek'de, bu ayya ama fotoraflarda daha ok ayk izlenimi uyandran barutu ustasnda da var. Elinde takdis edilmi bir mum tutan Vinzcn Bronksi'nin resmi ise, Tschenslochau'da ekildiinden daha ok mistik bir hava tayor. elimsiz Jan Brons-ki'nin resmine gelince, bilinli bir karasevdann, fotorafln emekleme yllarndaki olanaklaryla ele geirilen bir kantn sergiliyor. O dnemin kadnlarnda ise, sz konusu baka ve buna uygun den poza seyrek rastlanmakla. Nihayet Tanr hakk iin tam bir kiilik sahibi anneannem Anna bile, Birinci Dnya Sava kopmadan ekilen resimlerinde yapmaca kaarak salaka bir glmsemeyi yzne oturtmua benziyor ve alabildiine ketum, st sle drt elekliinin yabanclara barnaktk yapan geniliinden hibir ey sezdirmiyor. Kara bezleri allnda saa sola sekip durarak fotoraf objektil-crini ap kapayan fotoraflara, Birinci Dnya Sava yllarnda da glmsemeye devam edildi. Bu zamana ilikin iki kartpostal byklnde salam bir kart zerine ekilmi bir resim bulunuyor albmde; aralarnda yardmc hemire olarak annemin de yer ald yirmi hemireyi Silberhammer Askeri Haslanesi'nde gsteriyor; ortada tutunacak bir dal gibi dikilen doktorun evresine rkek ve ekingen kmelenmi hepsi. Yaralar az ok iyile58 ini muhariplerin de katld kostml bir balonun fotorafla zaptcdilen bir sahnesi ise, hastanede alan bu hatunlar biraz daha serbest tavrlar iinde gsteriyor; bir gzn krparak, birini pmek isler gibi, azn huzmeyi gze alyor annem; melek ka-naana ve gelin idlerinden salarna karn, deta meleklerin de bir cinsiyeti var demek isliyor. Annemin nnde diz ken Malzeralh, zerine yle bir giysi geirmi ki, deta bunu gnlk giysisi yapmaya can atar gibidir: Banda kolal a lakkesiyle kan havada sallayan bir a. Buna karlk, gsnde ikinci snf bir Demir Ha Nian tayan askeri nilormal resminde o da Koljaiczek'ler ve Bronski'lcr gibi trajik bir bilinlilik iinde doru karya bakyor; resimlerdeki tm kadnlara bir stnl var. Ama savatan sonra bir baka yz taknld grlyor. Erkeklerin baklarnda biraz bitkin bir ifade var; imdi resimlerde poz vermesini beceren, ciddi ciddi bakmak iin ellerinde neden bulunan, glmscmclcriylc bile yaamann kahkahalarn altlan alta sezdirmeye, kar duramayan kadnlardr. Hani iyi de gidiyor onlara bu poz, 1920 ile 1930 aras yllarnn hzn kadnlara gzel yakyor. Olurmu, ayakta ve yar yatarak, kara satan hillleri akaklarna

yaptrp resim ektiren kadnlarn Madonna ile fahie tipini birbiriyle uzlasirp, badatrman in stesinden geldikleri grlmyor mu? Yirmi yandaki annemin resmi -gebelik zamannn balamasndan az nce ekilmi olmalsakin halkn ieren ve yuvarlak ban gergin elli boynu zerinde hafif yana een, ama resmini seyreden oldu mu, gzlerini doru ona eviren gen bir kadn gsteriyor ve srf ehveti gcklayan kenar izgilerini, kendisinin ve hemcinslerinin ruhunu hareketsiz bir eya, diyelim bir kahve fincan ya da bir sigara azl gibi maviden ok bir grilik iinde alglamaya alm bir ili gz ve melankolik bir glmsemeyle zp datyor, bu kadn. Sfat olarak kullanacam ruh dolu szcnn annemin bakn tanmlamaya yetmeyecei kukusuz. O zamanlardan kalma grup halinde ekilmi resimlere gelin59 cc: Daha ilgi ekici deilse de daha kolay deerlendirilebilen ve daha aydnlatc eyler hepsi. Rapallo Antlamas* imzalandnda gelinlikler ne kadar da gelinsi, ne kadar da ciciymi. Matze-ralh, kendi dn resminde kolal bir de yaka takm; yakkl, k, nerdeyse aydn kiileri andran bir grn var. Sa ayan ne doru atm, belki de bylece yaad gnlerin bir film artistine, rnein Harry Liedtke'ye benzemek istiyor. O zamanlar k-sayn giysiler; annemin binlerce plilcrle donatlm beyaz gelinlii, kopah iskarpinler iinde deta danselmek iin yaratlm ayaklklarn akta brakyor. br resimlerde btn dn halkn hep bir arada buluyoruz. Kentliler gibi giyinip poz vermi kimseler arasnda hep de anneannem Anna ve onun hidayete ermi kardei Vinzent, o taral katl ve insana gven telkin eden kyl tedirgin ligiyle dikkati ekiyor. Annem Agnes, halas Anna ve kendini sa'ya vakfeden babas Vinzent gibi ayn patates tarlasndan gelen Jan Bronski, Kaschubci'l kyl asln bir Polonya posta sekreterinin o resmi k grnnn gerisinde saklamasn biliyor. Grbz ve geni bedenli kimseler arasnda pek ufak telek ve elimsiz dikilmesine karn, yzndeki adela kadns denecek durgunluu salayan bir tuhaf gzleri, kendisi kyda kenarda kalsa bile, her resimde orta noktay oluturuyor. Hemen dnden sonra ekilen bir resme hayli zamandr bakp duruyorum. Teneke trampetime sarlmalym; trampetimin denckleriyle mat ve kahverengimsi drtgeni karma alp kartpostal zerinde seilebilen o l yldz trampetimin lake tenekesi zerine buyur etmeliyim. Sz konusu resim, Magdeburg Soka ile Heeresanger'in yapt kede Polonya renci Yurdu yanndaki bir evde, yani Bronski'lerde ekilmi olmal; nk arka planda zerine gne vurmu sarmaklarla rtl bir balkon var, evlerin nlerine yaptrlm gibi duran bu tr balkonlar kentin Polonya kesimin* Rapallo Anlamas: Almanya ile Rusya arasnda 16.4.1922'dc imzalanan dostluk ve ticaret antlamas. (.N.) 60 deki evlerde grlyor sadece. Annem oturmu, Malzcrath'la Jan ayakta dikiliyor. Ama o nasl oturu, o nasl ayakta dikili! Bru-no'ya aldrtlm bir pergel, bir cetvel ve bir gnyeyle bu trium-viral'n -nk annem eksiksiz bir erkein yerini (uluyordu- yesinin birbirine kar konumunu belirlemek isleyecek kadar sersemce davrandm. Boyunlardaki eim alarn ltm, bacaklar birbirine eit saylamayacak bir gen kt ortaya. Pararcl kaydrmalara bavurdum, zoraki akmalar saladm, pergelle darbeler indirdim resme; pergelin ucu anlaml bir biimde d blgeye, yani yeil sarmaklarn ortasna rastlad ve bir nokta oluturdu; nk bir nokta aryordum; noktaya inanan, nokta hastas bir davranla bir gr noktas olmasa bile bir tutamak noktas, bir k noktas ele geirmekti amacm. Bu amatrce lp bime iinde elime geen, sadece minik, ama yine de rahatsz edici delikler oldu. Pergelin ucuyla bu deerli fotorafn en nemli yerlerini oydum. Ne olaanstl vard, sanki bu resmin? Beni bu dikdrtgen kartpostal zerinde matematik ilikiler ve hayli glne bir davranla kozmik bantlar aramaya, hatla bunlar bulmaya gtren neydi? insan: Oturan bir kadnla ayakta duran iki erkek. Kadnn yeni ykanp taranm siyah salar var. Matzcralh'n salar sar, kvrck; Ja'-nkiler ise dz, arkaya taranm. de glmsyor; Jan Bros-ki'den daha ok glmsyor Matzcralh, ama her ikisi de st dilerini gstererek

anneminkini kal kal aan bir glmsemeyle g-lmsyorlar. Annemin sadece aznn kenarlarnda belli belirsiz bir glmseme seiliyor, gzlerinde hibir glmseme belirlisi yok. Malzeralh'n sol eli annemin sa omzunda dinleniyor; Jan ise sa eliyle annemin oturduu sandclyenin arkalndan ylece lutuvermi. Dizleri saa dnk, kalalarndan yukars tam cepheden gzken annem, kucanda kitaba benzer bir ey tutuyor; uzunca bir sre Bronski'nin pul koleksiyonlarndan biri sandm bunu, derken bir moda dergisi ve nihayet sigara kutularn-daki nl artist resimlerinden bir koleksiyon gzyle bakmaya baladm. Fotoraf makinesinin objektifi alp kapatlarak resim 61 ekildii anda, kucandaki nesnenin yapraklarn evirmek isi i -yormu gibi bir hali var, annemin ellerinin. de mullu grnyor, sacayann ayaklarndan birinin kendisine gizli kasalar yaptrmasnn ya da daha balan bu cil kasalar gizlice elde bulundurmasnn srprizlerine kar bak olduklar iin birbirlerini kutluyorlar deta. te yandan her de bir drdnc kiiye, yani kzlk ad Lemke olanjan'n ei Hedwig Bronski'ye muhta bulunuyorlar; nk o sra belki Steplan'a hamile olan Hedwig Bronski'nin, bu l mutluluu hi deilse fotoraf zerinde zaplcdebilmek iin makineyi l grubun ve onun mutluluunun zerine evirmesi gerekiyor. Ben albmden daha baka dikdrtgen kartpostallar karp, bu kartpostalla karlatrdm: Annemi Malzcralh ya da Jan Bronski'yle bir arada gsteren resimler. Bunlarn hibirinde de o deitirilemeyecek ey, o en son kar yol, balkonlu resimdeki kadar aka belli etmiyor kendini. Jan'la annem bir arada: Bir trajedi, bir define araycl havas, bir bkknla dnen ya da bkknl beraberinde getiren bir arlk kokusu var resimde. Annemle Malzcralh yan yana: Bir halta sonu iktidar damlyor resimden; Viyana Pirzolas kzartlyor, yemekten nce biraz mz-mzlamlp yemekten sonra esneniyor, yatmadan nce nkteler anlatlyor ya da evliliin dnsel bir arka plana kavumas iin duvarlara vergi hesaplar iziktiriliyor. Ama yine de ben, bu fotorafa geirilmi can skntsn, daha sonraki yllar Frcudenlal yaknndaki Olivia Orma'nn kulisleri nnde ekilen ve annemi Jan Bronski'nin kucanda gsteren uygunsuz enstantane resimlere stn tutuyorum. nk bu rezalet Jan'n bir eli annemin etekliinin allnda kaybolmuannemin Matzerah'la evlenmesinin ilk gnnden balayarak zina yolunda yryen bedbaht sevgililerin gz kararm tutkusunu kantlyor yalnzca. Malze-ralh burada, yle sanyorum ki resmi eken duygusuz biri roln oynam. Balkonlu resimdeki o serinkanllklar, o uyank bi-linlilik taan jestlerden hibir ey sezilmiyor; bylesi jestler, belki de ancak iki erkein annemin sama soluna geip dikilmeleri 62 veya Heubude Plaj'nn kumsalnda olduu gibi, annemin ayaklar dibine uzanmalar durumunda gerekleebiliyordu. Hayatmn ilk yllarnn bu en nemli insann sacaya durumunda gsteren bir dikdrtgen kartpostal daha var albmde. Balkonlu resimdeki kadar youn olmamasna karn, ondaki gergin bar havas bu resimden de etrafa salyor; galiba yalnz bu kii arasnda salanabilen, hatla imzalanabildi bir hava, bu. Tiyatro oyunlarnda rabet gren o sacaya temasna istediiniz kadar atp tutabilirsiniz; ama sahnede iki kii, helak oluncaya kadar birbiriyle konuup durmaktan ya da iten ie bir nc kiinin kp gelmesini zlemeklen baka ne yapabilir. Benim re-simciinde ise kii var. Skat oynuyorlar. Yani gayet dzgn olarak ellerine dizdikleri iskambil ktlarn yelpazeler gibi nlerinde iniliyorlar; ama bir oyun karmak isteyen bir edayla ellerindeki kozlara bakmayp fotoraf makinesine evirmiler gzlerini. Jan'n eli bozuk paralarn yan banda dmdz duruyor, yalnz iaret parma havaya kalkk; Matzeralh trnaklarn masann rtsne geirmi, annem ise ufak, sannn enfes bir akada bulunuyor: Elindeki kartlardan birini ekip alm, fotoraf makinesinin objcktilinc gsteriyor, ama oyun arkadalarna aktrmadan yapyor bunu. Bir tek jestle, bir kupa kznn yalnzca gste-rilivermesiyle ustaca bir simge ne kadar kolay davet edilebiliyor; yle ya, kim kupa kz zerine yemin elmez. Bilindii zere ancak c kiiyle oynanabilen skat oyunu, annemle iki erkek iin yalnz en elverili oyun deil, eytana uyup u ya da bu dzende ikili var olmaya alarak, altm all

veya lavla gibi sersemce oyunlar oynamaya srklenecekleri zaman sndklar bir barnak, dmen krdklar bir liman oluyordu. Hibir eksikleri olmad halde beni dnyaya geliren bu kiiyle ilgili olarak anlattklarm yeler. Kendimden konumaya balamadan, bir ift sz de annemin arkada Bayan Grctchcn ve onun poslac kocas Alexander Schelfler zerinde sylemek isterim. Adam dazlak kafas, kadn ise rahat, yars allndan kazma dileriyle glmsyor. Adamn bacaklar ksa, hep sandalyede 63 oturuyor, ayaklan yerdeki halya erimiyor bir trl; kadn ise kendi eliyle rd dantallerden geilmeyen giysiler iinde. Ayrca kar-koca Scheffler'i ezlonglara uzanm ya da "Williclm Guslloff" adndaki KdF* tenezzh vapurunun tahlisiye sandallar nnde, Dou Prusya Denizcilik Hatt'na ait "Tanncnbcrg" in gezinti gvertesinde gsteren resimler. Kar-koca her yl gezilere kyor; Pillau'dan, Norve'den, Azor Adalar'ndan, italya'dan hatra eyalar satn alyor, bunlar rselemeden ve sa salim, adamn pasta rekler yapp satt, kadnn ise yastk klflarm dantellerle donatt Kleinhammer Yolu'ndaki eve getiriyorlard. Alexander Scheffler, konumad zamanlar, dilinin ucuyla bkp usanmadan st dudan slatyor, onun bu davrann ise, Mat-zerath'n dostu olup karmzda, biraz yan taraftaki bir evde oturan Manav Greff terbiyesizlie kaan bir zevksizlik grp ho karlamyordu. Greff evli barkl bir adam olmasna karn, kocalktan ok izci nderlii yapyordu. Bir resim var ki, ksa pantolonlu bir niforma iinde, geni bedenli, souk ve grbz bir kimse olarak gsteriyor Bay Greff'i. niformasnda klavuz kordonlar, banda bir izci apkas. Yan banda ayn klkta sarn, gzleri biraz iri, aa yukar on yanda bir olan dikiliyor. Greff sol eliyle olan omuzundan kavram, sevecenlikle onu kendine doru ekiyor. Olan seemedim; ama Bay Greff'i daha sonra kars Lina araclyla tanm, nasl bir adam olduunu anlamtm. KdF - lenezzh vapuru yolcularnn enstantane fotoraflaryla o ince izci erotiinin belgeleri arasnda kaybettim kendimi; dolaysyla hemen albmn birka yapran evirip kendime, benim kendi resimlerime gelmek isliyorum. Gzel bir ocuktum dorusu. Resim, 1925 ylnn Paskalyasnda ekilmi. Sekiz aylktm o zaman; albmn bir sonraki say* KdF (Kraft durcl Frcude = Sevin Yoluyla G) : Alman ii snfnn bo vakitlerini liyatro, spor, gezi v.b. gibi faaliyetlerle deerlendirme amacn gden bir Nasyonal Sosyalizm rgt. (.N.) 64 fasnda ayn boyutlarda bir resmi bulunan ve resminden anlatlamayacak bir bayalk taan Slephan Bronski'de iki ay kktm. Dalga dalga oyulmu bir kenar vard benim resmin; gerektiinde adres yazmak iin arkasna izgiler ekilmi, belki aile iinde kullanlmak zere ok sayda tab ettirilmiti. Benim yerim, kartpostaln yaygn dikdrtgeni iinde taslamam simetrik bir yumurta biimindeydi. Anadan doma ve dela yumurta sarsn canlandrarak, Arktis lkesindeki beyaz bir aynn ocuk fotoraf alannda uzmanlam meslekten bir fotorafya armaan etmi olmas gereken bir post zerine yzkoyun uzanmtm. O zamanlar ekilen pek ok fotorafta olduu gibi, benim bu ilk resim iin de, gnmzn insanlk d dz siyah - beyaz fotorafna karlk insani diye niteleyebileceim o esiz ve kahveren-gimsi scak renk tonu seilmiti. Birka k lekesiyle yumuatlm mal bir siliklik iindeki, belki de elle resmedilmi dallar ve yapraklar, fotorafn arka plann oluturuyordu. Yass bir skna dalm, przsz ve grbz vcudum, hafif verev durumda, aynn yurdu olan kutup lkesinin etkisine kendini brakm posl zerinde dinlenirken, yusyuvarlak ocuk bam kna skla havada tutuyor, o anda plaklm seyredenlere l l gzlerimi dikmi bakyordum. Btn ocuk resimleri gibi buna da ite bir ocuk resmi denebilir. Ltfen bir bakn ellerime: Benim bu ilk resmimin, eidi albmlerin hep ayn irin varl gsteren saysz fotoraflarndan kesinlikle ayrldn siz de isler islemez itiraf edeceksiniz. Yumruklarm skm olarak grlyorum resimde. Henz karanlk bir dokunma igdsne uyup, kendinden gemi, postun kl psklleriyle oynayan sosis parmaklar deil bunlar. Bu minik

penecikler, bir arballk iinde bir araya toplanm, ban iki yannda havada szlyor; her an inmeye, her an el almaya hazr durumdalar. Neye? Teneke trampete. Doumumda nc ya gn iin bana alacaklarna sz verdikleri nesne henz ortada grlmyor; ama usla bir foto montajcs iin benimkisi gibi bir vcul durumunda en ulak bir rtu65 a bavurmakszn, bir ocuk trampetinin yle mnasip, yani i kltlm bir kliesini resmin ierisine sktrmak hi de g- : lk dourmazd. Ancak benim hi ilgilenmediim o salak kuma ] hayvan da uzaklatrlmalyd resimden; nk ilk st dilerinin kmak zere bulunduu o zek dolu ve aydn grl ya konu alan her bakmdan baarl kompozisyon iinde, bir yabanc cisim gibi duruyordu. Sonralar kutup aylarnn postlarna yatrmaktan vazgemiler beni. Galiba bir buuk yandayken, yksek tekerlekli bir arabada bir it nnden, beni ittikleri grlyor; kazklarn ulary-la aralarndaki apraz balantlar bir kar tabakas o kadar ak seik belirtmi ki resmin 1926 Aral'nda ekilmi olmas gerekliini sanyorum. Resme uzunca bir sre baknca, katran kokan kaba itle, geni klalarndan benden nce Mackensen svarilerini barndran, benim zamanmda ise Bamsz Danzig Devleti'- nin polisine barmaklk eden Hochslricss banliys arasnda bir j ba kuruyorum. Ancak bu isimdeki banliyde oturan bir tand da anmsamyor, dolaysyla sonradan bir daha aranmayan ya da binde bir gidip grlen bir ahbab, anne ve babamn bir kez-lik ziyaretinde sz konusu resim ekilmi olmal diyorum. ocuk arabasn aralarna alm annemle Malzeralh mevsimin soukluuna aldrmayarak srtlarna bir palto ve manto geirme-miler. Annem uzun kollu bir Rus bluzu giymi; bluz zerine ilenmi ssler, k ortasnda ekilmi resme unlar sylyor deta: Rusya'nn gbeinde ar ailesinin bir resmi ekiliyor, foloral makinesi Rasputin'in elinde, ben arn oluyum ve it gerisine Mcneviklerle Bolevikler sinmi, bombalar hazrlyor, benim hkmdar ailemi yok etmeyi kararlalryorlar. Malzerath'm o korkusuz, Orta Avrupa'l ve ilerde grlecei zere ok eylere gebe kk burjuval, fotorafta uyuklar grnen bu korkun yknn o yaman sivriliini trpleyip alyor: Sakin bir yer olan Hochstriess'e gidilmi, klk palto ve manlosuz, evden bir an dar klm, lam istenildii gibi aklabanca bakp duran kk Oskar, ortaya alnarak ev sahibi tarafndan fotoraf ekilmi ve 66 hemen ardndan eve dnlerek scak, tatl ve en, kahve ile kaymakl pasla bana olurulnulu. Oskar' yalar, oturur, emekler, koar durumda, bir yanda, iki yanda, iki buuk yanda gsteren rahat bir dzine daha enstantane resim var albmde. Resimler az ok baarl dm, ama hepsi de, nc ya gnm dolaysyla ektirilen o boy resmim iin sadece bir basamak oluturuyor. Bu boy resmimde ona, yani trampete kavumu grnyorum. Kenarnda beyaz - krnz sivri genlerle karnmn nnde gcr gcr sarkyor trampet. Gerekten kararl bir yzle kendimden emin, tahta denekleri trampetimin tenekesi zerinde apraz tutuyorum. Srlmda izgili bir kazak var, ayaklarma prl prl rugan iskarpinler geirmiim. Salarm temizlik hastas bir fra gibi tepemde duruyor; mavi gzlerimin her birinde, maiyetinde kendisine yardm edecek kimse bulunmayan ve. iin lek bana stesinden gelmek zorunda kalan bir iktidar iradesi yansyor. O zamanlar bu resimde yle bir pozun stesinden gelmitim ki, sonradan bu pozu elden karmaya neden grmedim. O zaman karar vermitim, ne olursa olsun politikac, hele bakkal olmayacaktm asla; daha ok bir nokta oluturacak ve yle kalacaktm - yle de kaldm; bu boydan, bu klk kyafetten yllar yl ayrlmadm. Byk insanlar, kk insanlar, Hazrcti Davul ve Goliath, Kulaktaki Adam ve Gardcmass, Kk Ay, Byk Ay, Kk ve Byk ilmihallerdcki ayrmlardan yakam kurtarmak, ayna nnde tra olurken bile kendisini babam sanmaktan vazgemeyen bir adamn eline bir yetmi iki boyunda yetikin bir kimse olarak kendimi teslim etmemek ve Malzcralh'n arzusunca yirmi bir yandaki Oskar iin yetikinlerin dnyasn canlandracak bir bakkal dkkanna kar hibir ykmlln allna girmemek iin, yandaki ocuk olarak kaldm

hep; bir cce, bir Parmak ocuk, bir trl boy atmayan bir bcr olarak kaldm. Bir kasay boyuna tkrdatp durmamak iin trampetime sarlp, nc doum gnmden sonra bir kar bile bymedim; 67 yanda, ama kat daha akll bir ocuk olarak kaldm hep; yetikinlerden boyca ok aalarda, ama yetikinlere stn, glgesini onlarn glgcsiylc lmek islemeyen, yetikinler, mrlerinin sonuna kadar habirc bir gelimeyi sayklayp dururken kendisi imdiden i ve d geliimini tamamlam, yetikinlerin yeleri kadar zahmetler ve ok vakit kahrlarla rendiklerinin hepsine oktan sahip olmu ve bunlar imdi sadece evresine kabul ettirmeye alan, srf bir eyin bydn kantlayabilmek iin her yl bir ncekinden daha byk iskarpinler ve pantolonlar giymek zorunda bulunmayan yanda, ama kat daha akll bir ocuk olarak kaldm. Ama beri yandan, bu noktada Oskar'n da kendisindeki bir geliimin varln teslim etmesi gerekiyor, yine de bir ey vard iimde byyen -dorusu her vakit benim yaranma olmuyordu bu byme- ve byye byye sonunda sevi bir byklk kazand; ama o gnler hep yanda bir trampeti olarak kalan Oskar' grecek gz, Oskar' dinleyecek kulak hangi yetikinde bulunuyordu ki. CAM, CAM, CAMCIK Mademki az nce Oskar' trampet ve trampet dcnekleriyle gsteren bir boy resminden sz atm ve resim ekilirken mumlu pasta evresinde toplanan doum gn kalabal karsnda Oskar'n ald, oktan beri iinde olgunlaagclen kararlan aa vurdum, imdi de, albm yambamda suskun ve kapal durduu iin, kimi olaylar dile getirmeden yapamayacam. Hani bu olaylar benim neden hep yanda kaldm aklamayacak, ama yine de olmu bilmi eyler hepsi ve bunlara yol aan benim. in basndan beri farkndaym zaten: Bykler beni anlamayacak, onlarn gzlerinin seebilecei gibi bymezsem bana geliimi geri kalm diyecekler, beni ve kendi paralarn alp yzlerce doktora tayacak, hastalmn ifasn deilse bile, nedenini arayp bulmaya alacaklard. Bu yzden, doktor muayenelerini katlanlr bir lyle smrlandrabilmck iin, daha kendileri hastalm bir nedene balamadan, byyp serpilemeyiime akla yakn bir neden bulup bu nedeni onlarn eline benim teslim etmem gerekiyordu. Gneli bir eyll gn, yani nc ya gnmd. flenen bir cam gibi narin, gevrek bir yaz sonu. Gretchcn Schcffler'in bile bouk kyordu kahkahalar. Annem piyano banda, ingene Baron'dan paralar alyor. Jan annemin oturduu taburenin arkasnda dikiliyor, vcuduyla annemin omuzlarna dokunuyor69 du; nolalan okumak isler gibiydi dela. Malzerath ise nulfakta akam yemeini hazrlyordu. Anneannem Arna, Hedwig Brons-ki ve Alexander Schclfler'le beraber sebzeci Greff'len yana kay-ml; nk Bay Grelf'de boldu servenler, izci servenleri, sadakat ve gzpeklik isleyen servenler. Ayrca ayakl bir saal vard odada, ince dokunmu eyll gnnn hibir eyreini ska gemiyor ve herkes de bu saal gibi enikonu megul bulunuyordu; ingene Baron'm Macar lkesinden kalkan bir yol Vogcsler-dc* dolaan Greff'in izci oymaklar zerinden aarak, Kaschubei'-den gelme horoz mantarlarnn d yerinden domuz eli ve rpma yumurtayla tavada kzard Malzeralh'm mutfann yanndan gelii iin, hafiften trampetimi tngrdatp odadan svtm; bir solukta dkkana inip tezghn bana getim. Piyano, horoz mantarlar ve Vogcsler uzakta kald. Derken kilere inilen kapan ak olduunu grdm; yemein zerine sofraya karaca bir kark meyva konservesini almak iin kilere inen Matzeralh, sonradan kapa kapamay unutmutu anlalan. Ancak aradan bir dakika gibi bir sre getikten sonradr ki, kiler kapann benden istedii eyi kavrayabilnitin. Yo hayr, canma kymak (alan deil. Canma kymann g bir yan yoktu asla. Gelgeldim yapmay tasarladm teki i etin, can skc bir eydi, bir fedakrla bakyordu ve benden ne zaman bir fedakrlk beklense her seferinde olduu gibi, alnmda tomurcuk lerlcr birikmiti. En basla trampetimin bana bir ey gelmesini islemiyordum; basla basla anm basamaklardan sa salim aa indirdim onu ve aa dp de

rselenmemesini akla yakn gstermek iin un uvallar arasna yerletirdim. Sonra yine sekizinci, hayr ondan bir aa basamaa kadar trmandm. Hani beincisi de ayn ii grrd, ama kazadan sa km ve alacam yara berenin inandrcl ondan aa bir basamakla badamazd dorusu. Ancak sonra daha yukar, fazlasyla yukar, onuncu basamaa ktm ve nihayet dokuzuncuda karar klp yuvarladm * Vogcsler: Ren nehrinin yukar kesiminin bat kysndaki dalk blge (.N.) 70 kendimi aa; bir raf dolusu ahududu urubu iesini de beraberimde srkleyerek, kilerimizin imcnlo zemini zerine yzst dtm. Daha bilincimin nne bir perde ekilmeden, denememin baarsn doruladm kendi kendime: Kasten beraberimde alaa ettiim ahududu ieleri, Maizerath' mutfaktan, annemi piyano bandan, ya gn topluluunun geri kalan konuklarn da Vo-geslerden alp dkkna, kilerin ak kapana getirecek ve sonra merdivenlerden aa indirecek kadar grlt karmt. Saa sola akan ahududu urubunun kokusunu daha onlar gelmeden iime ektim; beri yandan baktm, bam kanyordu. Onlar daha merdivendeyken, byle bayltc ve yorgunluk verici kokan Oskar'n kan m, yoksa ahududu urubu mudur diye dndm kendi kendime. Ama her eyin yolunda gidip trampetimin en ufak bir hasar grmeyiine enikonu sevindim. Sanyorum Bay Greff beni kucalayp yukar tad. Ancak oturma odasnda, galiba yarsn ahududu urubunun, yarsn kendi krpe kancaznn oluturduu o bulut ierisinden syrlp kt, Oskar. Doktor henz gelmemiti; annem baryor, kendisini yattrmak isteyen Malzeralh'm suratna kat il! katil! diyerek elinin yalnz ayasyla deil, ayn zamanda tersiyle habirc amarlar indiriyordu. ite bylece -doktorlar da sonradan sk sk dorulad bunu-zararsz deilse bile, yine de tarafmdan dozu iyi ayarlanm kk bir dle, byklerin eline bir trl geliip serpilemeyii-min o ok nemli nedenini verdim; ayrca, hani kendim de istemeksizin, halim selim bir adam olan Matzeralh'caz sulu bir Malzeralh'a dntrdm. Kiler kapan ak braktndan, annem bln suu onun zerine yklyordu ve annemin sk deilse bile bazen insafszca bana kakl bu suu yllar yl omuzlarnda tayp durdu Malzeralh. Kiler merdiveninden dm ilkin drt hafta hastanede kalmama yol at, sonra sonra, doktor belsndan az buuk kurtulur 71 gibi oldum; yalnz aramba gnleri gidip Dr. Hollalz'a bir gr-nyorduk, o kadar. Daha ilk trampetli gnmde dnyaya bir ia-rel akmay becermitim; bykler iin i yzn kavramaya frsat bulamadan durumum akla kavumutu. Arlk yle dediklerini iitiyorum: nc ya gnnde bizim kk Oskar'c-mz kiler merdiveninden yuvarland, bir yerine bir ey olmad ama, byyp serpilemedi yavrucak. Bana gelince, trampeti tngrdatmaya balamtm artk. Kirayla oturduumuz ev drt katt. Zemin kattan balayp tavan arasna kadar trampetimi ala ala kyor, sonra yine merdivenlerden iniyorum. Labes Caddesi'nden Max Halbe Meydan'na, oradan Neuschollland'a varyor, Anton Mller Yolu, Maria Caddesi, Kleinhammer Park, Aktien Bira Fabrikas, Aklien Gl, Frbcl ayr, Pcstalozzi Okulu zerinden Neucr Markl'a geliyor, sonra yine Labcs Caddcsi'ne sapyordum. Trampetim buna katlanyor, oysa bykler pek katlanamyorlar, trampetimin szn kesmek, teneke oyuncamn yoluna durmak, trampet deneklerime elme takmak isliyorlar, ama her seferinde cceliim ve bcrlm imdadma yetiiyordu. Tenekeden bir ocuk trampetine bavurarak byklerle aramda gerekli bir uzaklk salama yetenei, kiler kapandan aa yuvarlanmamdan az sonra gelien bir sesle birlikte ortaya kmt; bu ses ylesine tiz perdeden srekli olarak ve titreimli bir ahenkle arklar sylememi, barmam ve bararak arklar sylememi salyordu ki kimse kulaklarn trmalayan trampetimi elimden ekip almak yrekliliini gsteremiyordu. nk trampetimi almaya kalktlar m, lk almaya balyordum; lk da almaya greyim, en deerli eyalar

para para krlp dklyordu; ardm trklerle camlan tuz buz edecek bir g vard sesimde. lklarm iek vazolarnn canna okuyor, arklarm pencere camlarn dize getiriyor, odalara girip kan havay ynetiyordu. Sesim bakir, dolaysyla amansz bir elmas gibi ve bekretini yitirmeden bfe camlarn yrtp geiyor, camlarn gerisinde cici eller taralndan armaan edilmi hafif tozlu ve sln gibi 72 zarif likr kadehlerine ykleniyordu. ok srmedi, sahip olduum yetenekler bizim sokakla, Br-Sen Caddesi'nden hava alan yaknndaki baheli evlere kadar bir blgede, yani btn semtle duyuldu. "Eki Ringa bal, bir, iki, ." veya "Kara a kadn geldi mi?" ya da "Ben bir bir ey gryorum, sen grmyorsun," gibi oyunlarna katlmak istemediim komu ocuklar benimle karlatlar m, hemen iren bir koro halinde yaygaraya balyorlard: Cam, cam, camcik Birasz eker Bayan Holle pencereyi aacak Bayan Holle piyano alacak. Elbet sersemce ve anlamsz ocuk tekerlemeleriydi bunlar ve beni pek yle rahatsz etmiyordu; trampetimin ard sra yryp camck ve Bayan Holle arasndan vurup geiyor, dorusu bir ekicilikten yoksun bulunmayan arknn budalaca ritmine kendimi kaptrarak cam, cam, camck diye trampetimi konuturuyor, fareli kyn kavalcs olmasam da ocuklar peimden srkle-y i p g 1 r y o rd u m. Hatla bugn bile, rnein Bruno, odamdaki pencerenin camn temizlerken bu dizelere ve bunlarn syleniindeki ritme trampetimde yer ayrmadan duramyorum. Benim iin, hele anne ve babam iin komu ocuklarnn alayl arksndan daha rahatsz edici ve can skc bir ey vard ki o da mahallemizdcki haar ve arsz veletler taralndan krlan camlarn da benim hesabma, daha dorusu benim sesimin hesabna geirilmesi, bunun da evdekiler iin masrafl bir durum yarama-syd. Hani balangta, okluk sapanlarla tuz buz edilen mutlak pencerelerindeki camlarn bedelini hi de gzel gzel demi deildi annem; ama o da sonunda bendeki sesin i yzn kavrad, zarar ziyan talebinde bulunanlardan delil isleyip krlan camlarn bedelini demeye balad, souk ve donuk gri gzlerle szp durdu gelenleri. Komularmz dorusu bana hakszlk ediyordu. Hani o zamanlar ocuksu bir yok elme hrsnn zerime ullan73 dn, kklerin bazen i yz karanlk plansz anlipatilcrini ortal krp geirerek aa vurmalar gibi, benim de cam ve cam eyalara kar byle nedeni belirsiz bir nefret duyduumu sanmak kadar yanl bir ey olamaz. Ancak oyun oynayan kimselerdir ki taknlktan unu bunu yok ederler. Ama ben oyun oynamyor, trampetim zerinde alyordum; sesime gelince, o da ilk zamanlar yalnzca kendini savunuyordu. Ne var ki trampet zerimde almamn geleceine ilikin tasalarm, ses tellerimi byle bir amaca yneltmek zorunda brakmt beni. ler ayn ses tonlar ve ayn arelere bavurarak, rnein Bayan Gretchen Schefflcr'in esiz hayal gcnden doan o skc ve batan aa naklarla bezenmi masa rtlerini paralayabilsem ya da piyano zerindeki o i karartc cilay skp alabilseydim, camdan mamul btn eyalar salam ve n n brakmaktan memnunluk duyardm. Ama ile masa rtlerini ve cilalan umursad yoktu sesimin; yorulmak bilmez lklarmla ne duvar hallarn-daki desenleri silip atabiliyor, ne de uzayp giden, kabarp inen ve la devrindeki gibi zahmetle birbirine srtnen iki ses tonu sayesinde yakc bir s oluturup salondaki iki pencere nnde kuru bir fitil gibi duran ve sigara dumanlaryla ttslenmi bulunan perdeleri dekoratif alevlere dntrecek kvlcm karabiliyordum. Matzeralh ya da Alexander Scheffler'in oturduu bir sandalyenin bacan ark ve trklerimle kesip alamyordum rnein. Kendimi daha zararsz ve daha az keramet ieren bir yoldan savunabilscm pek sevinirdim. Gelgeldim, zarar ziyana yol amayacak hibir ey bana hizmet etmiyordu; szm dinleyen bir tek cam vard, dolaysyla ceremeyi o ekiyordu.

Bu yoldaki ilk baarl oyunumu nc ya gnmden az sonra sundum evreme. Kendisine kavual drt haftay biraz gemi, bendeki o hamaratlkla ala ala trampetimin iler tular yerini brakmamtm. Geri beyaz - krmz yanp duran erevesi alt ve st yzeyi birbirine balyordu, ama ses veren yz ksmnn gbeindeki delik, arlk gzden kaacak gibi deildi ve 74 trampetimin alt yzeyine pek yz vermediimden, giderek byd bu delik, saak saak oldu, kenarlarnda keskin zikzaklar belirdi, zerine vurulmaktan yufkalam teneke paracklar kopup trampetin ierisine dt ve onlar da her vurula keyifsiz keyifsiz takrdamaya balad. Salondaki hal ve yalak odasnn krmz - kahverengi zemini, boyuna ikencelere gs germek zorunda braklan trampetimin leneke yzeyinde daha fazla tutuna-mayarak yere den cila paracklaryla ldar olmutu. Tehlikeli lde keskin teneke kelerinin bir yerime balabi-Icceimdcn korkuyordu evdekiler. Hele, kiler merdiveninden dmemden sonra, bana ne kadar gz kulak olsa gene az bulan Matzeralh, trampetimi alarken dikkatli davranmam llyor-du. Bilek damarlarm gereklen her vakit, alabildiine bir oynaklkla trampetimin gbeindeki kraterin kenarna yakn bulunduundan, iiral edeyim ki, Malzerath'n korkular ar olmakla beraber, pek de yersiz deildi. Nihayet btn tehlikeyi silip alabilirdi yeni bir trampet; gelgeldim yeni bir trampet almay da evdekiler li akllarndan geiniliyordu; aslnda eski trampetimi, benimle hastaneyi boylayp benimle ayn zamanda taburcu edilen, benimle merdivenlerden inip kan, benimle arnavut kaldrmlar ve yaya kaldrmlar zerinde yryp "Eki ringa, bir, iki, ," arasndan, "Ben bir ey gryorum, sen grmyorsun," ve "Kara a kadn geldi mi?" nnden geen bu leneke trampetimi elimden almak istiyor, ama yerine bir bakasn koymaya yanamyorlard. Szde aptalca ikolatalarla tavlayacaklard beni. Annem dudaklarn sivrilterek ikolatay uzatyor, Matzcrath da yapmack bir hmla benim sakal trampetime el atyordu. Bense hurda oyuncama sarlp brakmyordum. Malzcralh, trampetimi tutmu ekiyordu habire. Derken benim ancak trampetimi konuturmaya yetecek glerim azalyor, krmz alevler bir bir elimden kayp gidiyordu. Tam, yuvarlak ereve elimden syrlmak zereyken, o gne kadar sessiz ve nerdeyse uslu bir ocuk diye bilinen Oskar, o helak edici ilk yaman ln stesinden geldi: Oda75 daki ayakl saatimizin bal rengindeki rakam tablasn toz ve sineklerden koruyan yuvarlak tral cam mahfaza atr atr alla-d, paralar yer yer yeni paralara blnerek kahverengi krmz zemin zerine dkld; nk hal, saatin durduu yere kadar uzanamyordu. Ama saatin iine bir ey olmamt; rakkas, hani bir rakkas hakknda byle bir ey sylenebilirse, istifini bozmadan yoluna devam elli, gstergeler de ondan geri kalmad. Normal olarak en ufak bir darbeye, rnein sokaktan yuvarlanarak geen bir bira arabasnn sarsntsna tepki gsteren duyarl, ner-deyse isterik saatin zil mekanizmasn bile etkilememiti altm lk; yalnz cam mahfaza atlam, ama adamakll atlamt. "Eyvah, saat gitti!" diye bararak trampeti brakt, Malzerath. yle bir gz alnca grdm ki, lm saatin kendisine bir zarar vermemiti, gitli denilen yalnz cam mahfazayd. Ne var ki Malzeralh iin, ayrca annem ve o pazar ikindisi bize misafir gelen amcam Jan Bronski iin cam mahfazadan daha fazla bir eyler elden gitmie benziyordu. Bet benizleri atm, yuvalarnda saa sola oynayan aresiz gzlerle birbirlerine bakyor, ellerini sobaya uzatyor, piyano ve bfeye tutunuyor, ama yerlerinden kprdamay gze alamyorlard. Jan Bronski, gzlerini yalvaran bir edayla dndrp kurumu dudaklarn oynatyordu. Bugn bile yle sanyorum ki amcam aa yukar: "Oh, Rabbimin Kuzusu, dnya gnahlarn ekip aldn zerine -Miere nobis" gibi efaat ve merhamet dilenen bir duann szlerini mrldanmaya balamt harl harl. Sz konusu duay kez yineledikten sonra unlar ekledi: "Oh, Rabbim, evimden ieri ayak alacan kadar sana lyk deilim, ama ne olur bir lek sz syle..." Tanr tabi hibir ey sylemiyordu. Hem saatin kendisi deil, yalnz cam mahlazas krlmt. Ama byklerin saatlerine kar duygular son derece luhaf ve ocuksu oluyor; yle ocuksu ki bu anlamda bir ocuk olmadm ben hi. Beri yandan saat denen ey, belki de en muazzam

eseri byklerin. Gel gr ki, bykler yaratc olabildikleri, abalaryla, hrslaryla ve biraz da anslar yaver gidip gereklen yaratc olduklar lde, hemen yarattklar nes76 nenin, o r aan bulularnn yaratklar olup kyorlar. Oysa saat denilen ey, teden beri bykler olmadan bir hitir sadece. Bykler onu kurar, ileri ya da geri alr, tutup saatiye gtrr, elden geirtir, temizletir, gerekirse tamir eltirir. Guguk kuunun pek erkenden yorgun dm llerinde, tepetak-lak olmu tuzluklarda, sabah vakti rg rmelerde, sol taraftan insann yoluna kan kara kedilerde, ivinin sva iinde geveme-siylc duvardan den amcamn yal boya resminde ve aynalarda olduu gibi, bykler bir saalin gerisinde ve iinde de aslnda bir saatte bulunandan ok fazla ey gryorlar. Romantik yaradll biri olmasna karn durumu herkesten daha serinkanl gr o delimenliiyle her iareti hayra yormasn bilen annem, hemen kurtarc szleri syledi, "Krlan eyde uur vardr," diye sesini ykseltti parmaklarn tlatarak, sonra farala sprgeyi getirdi, cam krklarn ya da uur dedii eyi sprp bir araya toplad. Annemin szlerine bakacak olursam, elimden trampetimi almaya kalkanlarn evlerinin pencere camlarm, dolu bira bardaklarn, bos bira ielerini, evrelerine bahar kokulan salan lavanta icciklcrini, ss mcyvclcriylc donatlm kristal anaklar, szn ksas cam fabrikalarnda cam fleyicilerin soluuyla camdan retilen, kimi sadece hammaddesi camn bedeli karlnda, kimi de sanal eseri olarak piyasaya srlen camdan yaplm ne varsa, hepsini allm lklar, sylediini ark trklerle krp dkerek, anneme, babama, hsm akrabalarma, tandm lan-madm kimselere bol bol uurlar getirmiim sonradan. yle fazla da hasara yol amamak iin -nk zarif ve gevrek cam eyalar seviyordum-o olmadan kk yalama yatmak islemediim teneke trampetimi elimden almaya kalktlar m, oturma odamzdaki evreye drt koldan aydnlk salan drt ampull avizenin ampullerinden birini veya birkan haklayveriyordum hemen. Bylece drdnc ya gnmde, 1928 Eyll aynn banda bir akam, yelkenli bir gemi ve bir itfaiye arabas gibi bana olmadk eyler armaan eden, ama bir teneke trampeti benden 77 esirgeyen ya gn kalabaln, anne ve babam, Bronski'leri, bykannem Koljaiczek'i, Schcfflcr'leri ve Grell'lcri, ksaca benim kurun askerlerle vakil geirmemi arzulayan, o deli samas itfaiyecilie, oynanmaya deer bir oyun diye bakmam isleyen, benim krk dkk, ama vefakr trampetimi bana ok gren, benden teneke trampetimi alp yerine o pek irkin yelkenlerle donatlm kk ve komik tekneyi elime tututurmaya alan bu kiileri, gzleri beni ve dileklerimi grmezden gelen btn bu insanlar, oday drt dnen ve avizedeki drt ampuln de canna okuyan lmla dnya yaratlmazdan nceki zifiri karanla gmdm. Bykler hep byledir zaten: lk korkulu barmalardan, a tekrar kavumay deta cam yreklen dilemelerden sonra karanla alvcrmilerdi.Kk Steplan Bronski'den baka, karanlktan kendine pay karamayan yalnzca anneannem Koljaiczek olmutu; anneannem eleine yapm szlanan Slephan'la dkkna inip, elinde yanan mumlarla dnerek oday aydnlatnca, hayli ikili ya gn topluluunu tuhaf bir eleme halinde buldu. Bluzu bir kenara kaym annem, beklenecei zere, Jan Bronski'nin kucana tnemiti. Ksa bacakl Pastac Alexander Schclfler'in deta Bayan GraiTn ierisinde kaybolduunu grmek, ho bir manzara deildi dorusu. Malzcrath ise, Gretchcn Schefller'in altn kazma dilerini yalyordu habire. Yalnzca Hed-wig Bronski ellerini kucanda tutuyor, hi iki imemiken tatl ve yumuak bir sesle, bir hzn pei sra srkleyerek ve kendisini de katlmaya ararak ark syleyen Manav Greff'e yakn, ama yine de ondan biraz uzak, mum nda dindar, ineksi gzlerle oturup duruyordu. ki sesli bir izci sarkyd syledikleri: Riescngebirge'de* kol gezen Rubezahl ** adnda bir periyi anlatmaklayd. * Riescngcnbirgc: Bohemya ile Silczya arasnda kalan bir da silsilesi. (.N.) ** Rubezahl: Ricscngenbirgc'de kol gezip ktleri cezalandran ve yoksullara yardm eden bir peri. (.N.) Beni unutmulard. Masann altnda Oskar krk dkk tram-petiyle oturuyor, belli bir tutumlulukla tenekeden yar buuk havalar karmaya alyordu; ama aralksz srp giden

trampet grlts, birbirleriyle yer deitirip, kendilerinden geerek salonda uzanm yatan ya da oturanlarn houna gitmiti anlalan; nk trampet sesi, kendilerini alabildiine zorlamalarna ve pek youn bir aba gstermelerine karn bir trl nne geemedikleri apurtularn ve emip somurma seslerinin bir vernik gibi zerini rtyordu. Anneannem odaya girdiinde de kmadm masann altndan, elindeki mumlarla gazaba gelmi bir ba melee benzeyen anneannem, mumlarn nda Sodon'u grd; Gomorra'yla kar karya bulunduunu anlad hemen; elinde titreyen mumlar, bayra at, olup bitenleri tmyle rezalet diye niteledi; mumlan kahve fincanlarnn tabaklar zerine yerletirip bfeden skal ktlarn alarak masann zerine frlatt; hl szlanp duran Sep-han' avutup, ya gn elencesinin ikinci blmnn baladn aklayarak, Ricsengebirge'de kol gezen Rubezahl romantizmine son verdi. Bunun zerine Matzcralh, avizedeki duylara arabuk ampuller lakt, sandalyeler masaya yaklatrld, bira ieleri pat kt ald, derken bamn zerinde says bir leniin onda birine bir skal oyunu balad. Annem daha bala says eyrek fenik olsun diye bir neride bulunduysa da, ama amcam Jan, gze alamad bu kadarn; bo turlar ve arada bir drll grand'Iar, onaya srlen paray hatr saylr lde ykseltmese, (eniin onda biri gibi bir pintilikle srp gidecekti oyun. Masann altnda, drt bir taraftan sarkan masa rtsnn siperinde keyfime diyecek yoktu dorusu. stmde iskambil ktlaryla masaya inen yumruklara trampetimi hafiften tngrdatarak karlk veriyor, kendimi oyunun akna uyduruyordum. Oyun balayal ancak bir saal gemiti ki kendi kendime u haberi ilettim: Jan Bronski kaybediyordu. yi ktlar geliyor, yine de kaybediyordu. Bunun da alacak bir yan yoktu, oyunu dikkatle izlemiyordu nk. Akl, elindeki ikisiz karodan bambaka ^P 78 79 yerdeydi. Oyunun hemen banda, bir yandan halasyla konumasn srdrrken, le yandan, deminki ufak aptaki cmb bayalatrarak siyah iskarpinini sol ayandan syrm, bamn yanndan uzatt gri orapl ayayla karsnda oturan annemin dizini arayp bulmutu. Dizine dokunulduunu hisseder hissetmez, daha ok masaya yaklamt annem; o anda Malzerath'n artrmasna karlk otuz te pas diyen Jan, annemin eteini havalandrm, nce ayann ucunu, sonra o gn giyildii kukusuz temiz denebilecek orapl ayan annemin bacaklar arasnda gezdirmeye balamt. Aalarda gittike daha ok aba gsteren Jan'n yukarda, Oskar'n bile bir uyurgezer amazlyla kazanaca oyunlar kaybetmesine karlk, masann altndaki yn orapl ralalszla aldrmayan annemin gergin masa rts zerindeki en atak oyunlar, bu arada drtsz bir ispatiyi, bir yandan pek nkteli konumalarda bulunup kazanmasna bravoy-du dorusu! Daha sonra yorgun Stephan'ck da emekleyerek masann allna geldi ve ok gemeden uyuyup kald burada; babasnn panlo-lonlu bacann annemin entarisi allnda ne aradna bir trl akl erdirememili. Ak ve bulutlu arasnda deien bir hava. kindi zeri hafi! bir saanak. Erlesi gn Jan Bronski gelerek yelkenli gemiyi, bir gn nce bana verdii ya gn armaann geri ald; Zeughaus Pasaj'ndaki Sigusmund Parkus'un dkknna gtrp bu hibir eye benzemeyen oyunca bir teneke trampetle deitirdi. Yamurda hafif slanm olarak ikindi sonu, benim arlk avcumun ii gibi bildiim beyaz - krmz alevlerle donatlm trampetle bize urad. Yeni trampeti bana uzatp beyaz - krmz verniinin krntlarndan baka bir eyi kalmam o canm eski trampetimin enkazna sarlmak istedi. Amcam yorgun eski trampete, ben yenisine yaprken Jan'n, annemin ve Malzeralh'n gzleri Oskar'n zerine dikilmiti; yle ki az kalsn glmeden yapamyordum; ne yani, benim ille de eskiye yapp kalacam, yreimde birtakm ilkeler besleyip barndrdm m sanyordu bunlar? Oradakilerin bekledii lm almadan, camlarn canna okuyan o ark trklerimi armadan, eski hurda trampeti uzallm ve iki elimle yenisine sarldm hemen. Adamakll kendimi vererek iki saal talim ellikten sonra yeni trampete de altm. Ancak evremdeki byklerin hepsi Jan Bronski gibi anlayl deildi. 1929 ylnda beinci ya

gnmden az sonra - New York borsasnn gmbr gmbr yklndan sz ediliyordu ikide bir ve ben de acaba o uzak Buffalo kentinde keresle ticaretiyle uraan bykbabamn bir kayb olur mu bu ile? diye dnp duruyordum- annem arlk yle grmezden gelinemeyecek bir durum alan serpilip geliemeyiim dolaysyla endieye kapld, beni elimden tutarak her aramba Braunshof Caddesi'ndeki Dr. Hollatz'n muayenehanesine gtrmeye koyuldu. Ar derecede skc ve uzadka uzayan bu muayenelere ses karmadan katlandm, nk Dr. Hollatz'a yardm eden lnge Hemire'nin beyaz ve gz okayc giysisi daha o zamanlar houma gitmi, bana sava yllarnda ekilmi fotoraflardaki annemin hemirelik gnlerini ammsatmt; Inge Hemire'nin giysisideki o ikide bir deien katlar ve kvrmlarda enikonu oyalanarak, doktorun boru gibi kaln sesli ve bazen bir anca gibi tatsz ll kalabaln iitmezi i klcn gel ebi I i yord u m. Gzlk camlaryla muayenehanedeki demirba eyalar yanstarak -krom, nikel ve lake bir sr eya vard muayenehanede; ayrca iersinde ylanlar, noloklar, kara kurbaalar, domuz, insan ve maymun embriyonlar bulunan, zerleri gzel gzel etiketlerle donatlm kavanozlarn dizildii raflar ve vitrinler grlyordu- ispirtoya yatrlm nesneleri gzlk camlaryla zaptederek, Dr. Hollalz, muayenelerden sonra kaygl bir edayla hastalk servenimin sayfalarn kartrp ban sallyor, sk sk anneme kiler merdiveninden aa yuvarlanmn yksn anlattrp dinliyor, annemin kiler kapan ak brakan Matzeralh'a ver yansn edip, Malzerath' her zaman iin bu ite sulu olarak greceini aklamas zerine onu yattrmaya alyordu. Dr. Hollatz, aylar sonra yine bir aramba gn kendisini zi81 yaret ettiimizde, o vakte kadar uygulad tedavi ynteminin baarsn kendi kendine, belki bu arada Inge Hemire'ye kantlamak iin elimden trampetimi ekip almaya kalknca, o ylan ve kara kurbaa koleksiyonunun byk bir blmn ve eitli yaratklar ieren embriyon koleksiyonlarnn tmn darmadan ettim. i dolu, ama azlan ak bira kadehleriyle annemin o zarif parfm iecikleri saylmazsa, ilk defadr ki Oskar, azlar bin bir zenle kapatlm bir yn dolu kavanozu haklamaya kalkmt. Elde edilen baar esizdi ve btn muayenehancdekilcr, hatla benim cam eyaya kar ilikimi bilen annem iin yaman ve artc bir ey olmutu. Fazla deilse bile, daha sesimi biraz ykseltir ykseltmez, Dr. Hollalz'n btn o iren ve acayip nesneleri saklad vitirini enine boyuna kestim, sonra da vitrin camndan deta kare biiminde bir paray ne doru devirip linolyum kapl zemin zerine drdm; kare biimini koruyamayan cam, binlerce kk paraya ayrld; attm la biraz profil balayp deta bonkrce bir kesinlik kazandrd ve zengin bir biimde donatlm bu sesle deney tplerini bir bir ziyaret etti. Tpler, angr ungur krlp dklyordu. ielerdeki biraz koyulam yeilimsi alkol, iindeki biraz kasvetli bir grnm arzeden ill nesneleri de birlikte srkleyerek muayenehanenin krmz linolyum demesine akyor, oday deyim yerindeyse elle tutulur diri bir kokuyla ylesine dolduruyordu ki, sonunda annemin midesi buland ve Inge Hemire, Braunshof Caddesi'nc bakan pencereleri amak zorunda kald. Ama koleksiyonlarnn kaybn kendisi iin bir baarya dntrmenin stesinden geldi Dr. Hollalz: Sz konusu suikastlen ancak birka hafta gemiti ki, benimle, yani all lklar cam eyalar tuz buz eden Os-kar'la ilgili olarak kaleme ald bir yazy "Doktor ve Dnya" adndaki bir tp dergisinde yaynlatt. Sylendiine gre, Dr. Hollalz'n yirmi sayfay akn bu yazda savunduu tez, ierde ve darda byk yank uyandrm, yetkili azlar yaznn lehinde ve aleyhinde laflar etmilerdi. Dergiden pek ok nsha da kendisine 82 gnderilen annem, bu yaz dolaysyla beni tasalandran bir gurura kaptrmt kendini; Greff'lerc, Sclcfller'lcrc, Jan'a ve yemeklerden sonra sik sk kocas Malzeral'a yazdan paralar okumadan duramyordu. hatta bakkal dkkannn mterileri bile annemin bu yazdan kimi blmleri kendilerine okumasna isler islemez katlanyor ve tp terimlerini yanl olmakla beraber zengin hayal gc sayesinde hakkn vererek vurgulayan anneme hayranlk

duyuyorlard. Admn ilk kez bir gazeteye gemesi benim iin uncack bir anlam tamam, benim daha o zamanlar enikonu uyank kukum, Dr. Hollatz'n eserciini, daha bir dikkatle baknca kendini aa vuran gerek niieliiyle grmemi, yani bir retim yelii iin yatrm yapan bir doktorun sayfalar dolusu, beceriksiz denemeyecek, ama asl konuyla ilgisiz bo lakrds olarak deerlendirmemi salamt. Sesinin artk iinde di fras bulunan bir barda bile yerinden kmldalamad, bir zamanki Dr. Hollalz'a anmsatan doktorlarn boyuna yanna girip ktklar, zerinde Rorschah denemesi diye nitelenen denemeler yaplp, arm yntemine ve daha baka testlere bavurularak, klinie kapatlmasn gerektiren hastalna il il bir isim bulunmaya alld bugn, yatmakta olduu akl ve ruh hastalklar kliniinde Oskar, sesinin o ilk arkaik dnemini lazla dnyor hep. O ilk dnemde ancak darda kaldka, ama o zaman da adamakll, kuvarz kumundan mamul nesneleri ark ve trkleriyle tuz buz etmise, daha sonralar, sanalnn ykseli ve k dnemlerinde dlan bir zorlama olmakszn bu yeteneinden yararlanmt. Srf oyun igdsnden, bir son dnem manirizninin etkisi altnda kalp, kendini sanat sanal iindir ilkesine vererek, arklar ve trklerle camn bnyesine nfuz etmeye alm ve bu arada ya ilerleyip durmutu. 83 GNLK PROGRAM Klepp, zaman zaman gnn saatlerini nasl geireceimizi gsteren programlar yaparak ldryor vakti. Bu arada midesine boyuna kan sucuuyla hafif stlm mercimek orbas indiriyor, hayalperestlerin ok tkman kimseler olduunu hi tereddtsz ileri sren benim tezi doruluyor bylece. Klepp'in, eitli stunlar doldurup program hazrlarken gayreti eksik etmemesine gelince: Bu da ancak gerek haylazlarn iten tasarruf salayan bulular ortaya koyabileceine ilikin benim bir dier tezimi hakl karyor. Bu yl da Klepp, gnn saatler halinde planlamak iin iki haftay akn bir aba gsterdi. Dn beni ziyarete geldiinde uzunca bir sre saklayp nihayet dokuz kal yaplm kd czdanndan kard; gzleri parlayarak, daha imdiden kendisinden memnun bir tavrla bana uzatt; yine ilen tasarruf salayan bir buluun stesinden gelmiti. Kda arabuk bir gz gezdirdim; pek de yeni bir ey ierdii yoktu: Saat onda kahvalt, ardndan kahve, mmknse yalaa gelecek, sonra yatak iinde oturularak bir saat flt alnacak, sonra kalklp bir saal odada, yarm saat de avluda dolalp gayda talim edilecek, gnde iki saat ya bira iilip kan sucuu yenecek, ya sinemada ya bira iilmeden film seyredilecek ve bu i, bir gn biri, bir gn br olmak zere sraya konacak, ama sinemadan ya bira iilmeden nce ya da bira iilirken yasaklanm KPD* * KPD: Almanya Komnist Partisi. (.N.) 84 iin aktrmadan propaganda yaplacak mutlaka, ancak propaganda yarm saal srdrlp arla vardrlmayacak, haftann akam "Einhorn" lokalinde dans mziiyle geirilecekti; cumartesi gnnn ikindi biras KPD propagandasyla beraber akama alnyordu, nk cumartesi ikindileri Yeil Sokak'taki bir saunada masajl banyoya ayrlmt; banyonun ardndan "U 9" a yollanlacak, eyrek kzlarla koruyucu salk egzersizleri yaplacak, saunadan klp ayn kzla ve kzn kz arkadayla Cafe Schvvab'da kahve iilip pasla yenilecek, dkknlar kapanmadan az nce bir berbere gidilip sakal trai olunacak, gerekirse sa da kestirilerek folomaton'da ipak bir resim ektirilecek, sonra yine bira iilip kan sucuu yenilecek, KPD'nin propagandas yaplacak ve keyif atlacakt. Klepp'in zene bezene izikirdii bu sanki smarlama programdan vgm esirgemedim, bir kopyasn da karp bana vermesini rica eltim kendisinden, arada kalan baz l noktalan nasl dolduracan bilmek istedim. Bir an dnp: "Uyuyarak, olmazsa KPD'yi dnerek," diye cevaplad Klepp. Acaba Oskar'n kendi gnlk programyla ne zaman tantn Klepp'e anlatm m? Kauer Teyze'nin ocuk yuvas ile tatl tatl balamt. Hedwig Bronski her sabah beni evden alyor, olu Slcphan'la beraber Po-sadowski Yolu zerinde bulunan Kauer Tcyze'ye gtryordu. Burada all il on kadar yumurcak - hep de rahatszlanp gelmeyen birka kii

kyordu - bkp usanana kadar oyun oynamak zorunda braklyorduk. Bereket versin trampelime bir oyuncak gzyle baklyordu da lahla kplerle oynamak zorunda braklmyordum; salncak atlar ise, ancak trampet alan kt miferli bir svari gerektike srlyordu allma. Trampetim iin Kauer Teyze'nin bin bir dmeyle dmelenmi siyah ipekten giysisini konu alyordum. Rahata diyebilirim ki, yz krklardan geilmeyen sska Frolayn Kauer'i, trampetimi tngrdatp kostmnn dmelerini zerek ve ilikleyerek birka kez soyup giydiriyordum her gn; hani aslnda vcuduyla ilgilendiim yoktu. le sonralar Ersbcrg'e trmanp Gutenberg Ant nnden geerek keslana aal yollardan Jeschkenlal Ormani'na yaptmz geziler o kadar talh skc ve hafif ocuksu eylerdi ki, bugn bile Kauer Teyze'nin o kts el hareketlerini izleyerek sz konusu gezileri resimli kitaplarda yapmay arzuladm oluyor. sler sekiz, ister on iki yumurcak olalm, ister istemez arabaya kouluyorduk. Koum bir araba okunu andran ak mavi rme bir sicim oluyor, bu sicimden okun sanda ve solunda hepsi on iki ocuk iin altar yn gem bulunuyordu. On santimetre aralarla ngraklar aslmt sicime. Dizgini elinde tutan Kauer Teyze'nin n sra ngraklar n n ltrp boboazlk ederek kentin d mahallelerinin gzs sokaklarnda yol alyor, ben de bu arada trampetimi koyu kvaml tngrdatyordum. Bazen Kauer Teyze, "Ey Hazreti sa, senin iin yaar, senin iin lrm" ilahisini ya da "Ey deniz yldz, selam sana"y sylemeye balyor, "Oy Meryem Ana, ko imdadmza" ve "Tanrnn Anas azii-iiiiz, aziiz" szlerini aydnlk ekim havasna buyur ettiimizi iiten yolcularn ileri kalkyordu. Biz, caddeden geerken isler islemez durdurulmas gerekiyordu trafiin; "Deniz Yldz"n kar kaldrma doru syleyerek yryor, bu arada tramvay, otomobil ve al arabas gibi tallar yolda birikiyordu. Yolun br yakasna vardk m, Kauer Teyze bizi karya geiren trafik polisine ipeksi trdayan eliyle teekkr ediyor, "Rabbimiz sa bu iyiliinizi karlksz brakmayacak," diye vaatte bulunup, ipekten giysisini h-rdaiarak uzaklayordu. Oskar'. ilkbahar gelip altnc ya gn kullandktan sonra, Slcphan yznden ve onunla beraber, giysisinin dmeleri zlp iliklenebilir Kauer Teyze'den ayrlmak zorunda kalna zldm dorusu. Politika burada da ie burnunu sokmu, her yerde olduu gibi burada da kimi zorba davranlara yol amt: Bir gn Erbsberg'e gelmitik yine, Kauer Teyze yn koumumuzu karmt; krpe fidanlar l l parlyor, dallarda kml kml bir yaam gze arpyordu. Kauer Teyze, zerini arsz yosunlarn rtt bir ve iki saatlik yry yollarn gsteren bir iaret taX6 sna oturdu. Baharn gnlnde bir ho duygular uyandrd bir gen kz gibi tralalal bir hava mrldanyor, ancak bir keklikte grlebilecek evik devinimlerle ban saa sola oynatarak bizler iin yeni bir koum ryordu. Hani rlp bilince yle de ac krmz olacakt ki! Ama ne are bu koumu bama geirmem ksmet deilmi; nk bir ara, korulukta bir bartdr koptu. Kauer Teyze hemen havaland, rd koumu ve krmz yn iplikleri ard sra srkleyerek sesin geldii yne tin lin seirtti ve koruluktan ieri dald. Ben de Froylayn Kauer'le krmz yn ipliinin peine takldm ve az sonra daha ok krmzyla karlatm: Stephan'n burnundan kan boanyor, salar bukle bukle ve akaklarnda mor damlacklar grlen Lohar adnda bir ocuk, elimsiz ve gz yal Slcphan'n gsne olurmu, sanki burnunu ieriye gertmek ister gibi ha babam veritiriyordu. Her vurula da "Polak!"* diye haykryordu tiz bir sesle. "Po-lak!" Kauer Teyze be dakika sonra yine ak mavi koumlarmz balarmza geirmiti -yalnz ben darda kalm, krmz iplikleri sarp topluyordum-; hepimizi karsna alp yinlerde kurban edilme ve deiim blmleri arasnda okunan bir duay sylemeye balad: "Utanp sklarak, iimiz nedamet ve hicranla dolu..." Sonra Erbsberg'ten aa inmeye baladk. Gutenberg Ant nnde durduk. Burada alayp szlayan ve mendili burnuna bastran Sleplan' uzun parmayla gsterip yumuak bir dille yle dedi Kauer Teyze: "Ne yapsn, o da kk bir Polonyal ite, elinden ne gelir!" Kauer Teyze'nin tavsiyesine uyularak Stephan bir daha ocuk yuvasna yollanmad. Oskar, Polonyal deildi, Stephan'a da yle pek deer verdii yoklu, ama yine de kendisini yalnz

brakmak islemedi. Derken Paskalya ve Paskalyayla beraber okula balama zaman kagclince bir deneyecek oldular. Gznde baa ereveli bir gzlk, hibir saknca dourmayaca sonucuna vard Dr. Plak : Hakaret anlamnda Polonyal. 87 Hollalz ve sesini ykselterek aklad: "Kk Oskar iin hibir sakncas yok bunun." Steplan' da Paskalya'nn ardndan bir Polonya okuluna yollamak isteyen Jan Bronski, bu fikrinden bir trl caydrilamad; anneme ve Matzerath'a ikide bir tekrarlayp durdu: Kendisi Polonya hizmetinde alan bir memurdu, postanede doru drst alan bir memura da Polonya Devleti tatl para veriyordu; nihayet kendisi de bir Polonyalyd ve bavurulan kabul edilir edilmez ei Hedwig de Polonya uyruuna geecekti; hem Stephan gibi uyank ve ortann stnde yetenekli bir ocuk, Almanca'y babasnn evinde de renebilirdi; kk Oskar'a gelince -ne zaman Oskar'n adn azna alsa hafife gs geirmeden duram-yordu JanOskar da Stephan gibi all yandayd; geri doru drst konuamyordu henz, zaten yama gre hayli geri kalm saylrd; boyu bouna gelince, her eye ramen bir denemeliydi, okul ykmll okul ykmllyd, yeler ki okul idaresinin bir itiraz olnasnd. Gelgeldim okul idaresi, Oskar' okula kabule yanamayarak, doktordan bir rapor isledi. Dr. Hollalz "Cssesi yandaki bir ocuunkinden farksz olup, henz konumasn pek beecreme-mckle beraber, zeks be, all yandaki bir ocuunkinden hi de geri kalmaz salam bir olan," diye rapor verdi benim iin. Ayrca benim tiroid bezimden sz at. Ancak evde, hem de okula baladm ilk gn, sesimdeki elmaslara etki glerini aa vurdurtmak zorunda kaldm; nk Matzcralh, pek akllca davranmayarak benden, Frbel ayr karsndaki Pcslalozzi Okulu'ndan eve irampelsiz dnmemi ve okula giderken de trampetimi yanma almamam ilemiti. Ama sonunda Matzeralh zora bavurarak, kendisinden olmayp yeteri kadar salam sinirlerle donatlmad iin bir iine yaramayacak trampetimi elimden almaya kalkar kalkmaz, hakiki olduu sylenen bir vazoyu allm bir lkla ikiye bldm. Hakiki vazo, hakiki paralar halinde hal zerine serilip kalnca, vazo zerine titreyen Matzerath bana eliyle vuracak oldu; ama birH8 den annem srayp kalkt ayaa; o srada Slcphan' elinden tutarak, okula yeni balayan ocuklara armaan edilen ii ekerleme dolu klahla yle ayak sl ve sanki tesadfen bize uramjan araya girdi. "Rica ederim, Alfred!" dedi Jan, sakin ve yapmack sesiyle Malzerath dajan'n mavi ve annemin gri baklar karsnda elini indirip pantolonunun cebine soktu. Pestalozzi lkokulu sgraffilos ve fresklerle modern larzda bezenmi, kiremit krmzs, katl, uzunlamasna dz atl yeni bir binayd ve o vakitler henz pek faal Sosyal Demokratlarn hayli sktrmas sonucu, ocuu bol banliy semtinin ehir Meclisince yaptrlmt. Binann kendisi fena deildi, ama kokusu ve sgraffitoslarla* freskler zerinde spor yapan Jugendstil** slbundaki olanlar houma gitmedi. Doal denemeyecek kadar bodur, ama yine de yeermekten geri kalmayan aaklar, okulun ana kapsnn nndeki akllar iinde, yamuk asalar andran demirden destek ubuklar arasnda byyor, grltc ya da alabildiine sessiz uslu ocuklar pelerinden srkleyen anneler, ellerinde alacal bulacal sivri klahlarla drl bir yandan buraya seirtiyordu. Oskar hi daha bu kadar ok anneyi belli bir ynde ilerlemeye alrken grmemiti. Dnyaya getirdikleri ilk ya da ikinci yavrularnn satla karlaca bir panayra doru yola dmlerdi sanki. Daha n avluda, mahremiyetle yeryzndeki her trl parfm geride brakan o imdiye kadar sk sk anlatlagelmi okul kokusu duyulmaya balad. Avlunun ini deli zeminine geliigzel yerletirilmi drt be mermer havuz bulunuyor, birok musluktan ayn zamanda sular fkmyordu. Kimisi benim yamdaki ocuklarn evresini sard bu havuzlar, bazen vcudunu yana Sgraflilos: Rnesanslan bu yatn uygulanan ve zellikli- modern mimaride ba vurulan bir

dekorasyon teknii. (.N.) ** Jugendstil: !8C)5 - 1910 yllar arasnda grlen ve ortak zellikleri tarihi lornlara srt evirnek.zamana uygun yeni biimler aramak olan sanat akmnn ad. (.N.) 89 yatrarak yavrularnn benzer bir susuzlukla zerine mesine gz yuman Daym Vinzent'in Bissau'daki dii domuzunu anmsatt bana. ocuklar havuzlara eiliyor, dimdik ykselip boyuna geri devrilen su kulecikleri zerine abanyor, salarn ne sarktyor, azlarn ap fskiyelerden kan suyun ieri girmesine alyorlard. Oyun mu oynuyor, yoksa su mu iiyorlard, orasn bilmiyorum artk. Bazen iki ocuk azlarnda tuttuklar, iine tkrk ve ekmek krntlar kartna kuku bulunmayan lm suyu arszca barp ararak birbirlerinin yzne pskrtmek iin ayn anda havuzdan doruluyordu. Avluya girile dncesizce davranp hemen sol bitiikteki ak jimnastik salonundan ieri bir gz atm, uzun eei, trmanma direklerini, trmanma halatn, o korkun ve her vakit devcilcyin bir sramay gerektiren barfiks aletini grerek nne geilmeyecek gerek bir susuzluk hissetmitim; tpk br ocuklar gibi ben de azma bir yudum su koysam memnun olacaktm. Ama beni elimden tutan annemden de Oskar', bu parmak ocuu kaldrp byle bir havuz zerine tutmasn ileyemez, trampetimi ayamn altna koysam da yine fskiyeye ulaamazdm. Ancak biraz srayp yle bir gz attm havuzun iine; suyun akp gidecei deliin nasl yal ekmek artklaryla tkandn, yani havuzun haznesinde nasl pis bir salann biriktiini grnce, hayalde olmakla beraber sanki gerekten bir ldekinden farksz akn gezindim, derken iimdeki susuzluk kayboldu. Annem beni alp kocaman, sanki devler iin yaplm merdivenlerden kard; biz yrdke n n len bir koridordan geirdi, kapsnn zerindeki tabelda 1 A yazl bir odaya soktu. Ben yataki olanlarla doluydu ierisi; pencere karsna gelen duvar dibine skm anneler, kavuturduklar kollarnda okula baladklar gn ocuklara verilen o geleneksel, alacal bulacah, stleri saman kadyla rtl, boyu benim boyumu aan ekerleme dolu sivri klahlar tutuyorlard. Annem de byle bir kt klah almt yanma. 90 Ben ieri girince, snftaki btn olanlarla anneleri gld. Trampetime vurmaya kalkan bir ocuun ayana, konsere balayp da camlarn canna okumak zorunda kalmamak iin birka tekme salladm. ocuk yere ykld, salar gzel gzel taranm ban bir sraya vurdu, dolaysyla ense kkme bir lokal yaptrd annem. Olan barmaya balamt; tabii, ben barmyor-dum, nk ben ancak trampetimi elimden almaya kalktlar m yapyordum bunu. br annelerin nnde geen bu olaya can sklan annem, beni pencerelerin nne dizilmi sralarn birincisinden ieri itli. Pek tabii boyum fazla alakt sraya gre; ama irice ve illi olanlarn oturduu arka sralar daha yksekli. Sesimi karmayarak, uslu uslu oturdum, nk tasalanmam iin bir neden yoktu. Hl ne yapacan arma benzeyen anneni, gidip br annelerin arasna skmt. Belki de geri kalm, geliememi bir ocuk olduum iin br annelerden utanyordu. Bu anne hanmlar da yle bir poz taknmlard ki, pek de abuk byyp serpilmi yumurcaklaryla iltihar etmeleri iin sanki bir neden vard ortada. Pencereden Frbel aym'n gremiyordum, nk pencere pervaznn boyu da tpk srann boyu gibi bana gre deildi. Oysa izcilerin Sebzeci Grcff ynetimi allnda kamp kurup askercilik oynadklarn ve izcilere yarar daha baka olumlu iler yaptklarn bildiim bu ayra zaman zaman bir gz almay isterdim dorusu. Bu gklere karlan adr yaamna ben de katlaym diye deil; benim merak eniim, ksa pantolonlu Grcff'in kendisiydi yalnz. Sar soluk da olsa ince belli, mmkn mertebe iri gzl olanlara kar duyduu sevecenlik o kadar bykl ki, Grell bu sevecenlie tutup izciliin babas Baden - Powell'iir niformasn giydirmiti. Klstr bir mimari yznden nefis bir manzaradan olmutum, ancak gkyzn grebiliyordum oturduum yerden ve so* Baden - Powcl: ngiliz generali; do. 22.2.1857, l. 7.1.1941: ngiliz izciliinin kurucusu. (.N.)

91 nunda ister islemez bu kadaryla yetindim. Bulutlar srekli kuzeybatdan gneydouya g ediyor, sanki bu ynde olaanst bir eyler bulunuyordu. imdiye kadar hi bam alp gitmeyi dnmemi trampetimi, dizlerimle srann gz arasna sktrmtm. Srann aslnda srt iin olan arkal, Oskar'n kafasnn arkasn koruyordu yalnz. Geride snf arkadalarm an an gevezelik ediyor, bas bas baryor, glp alayor, kudurup duruyorlard. Kt paralarndan yuvarlaklar yaparak bana alyorlar, ama ben dnp bakamyordum; bilinli bir hedefe doru seirten bulutlarn manzaras, suratlarn buruturup kalarn gzlerini oynatan, iyice zvanadan km bu barbar olanlar srsnden bana daha estetik grnyordu. Adnn Froylayn Spollenhauer olduunu syleyen bir bayan ieri girince sessizleti snl. Benim sessizlememin gerei yoktu, nk ben nce de sessiz ve nerdeyse kendi iine kapal olurmu, ilerde olacaklar gzlemitim. Pek ak konuacak olursam ilerde olacaklar gzlemeyi bile gerekli bulmamt Oskar; yle ya, bir elenceye ihtiyac yoklu, yani bir ey gzlememi, teneke trampetini elinin altnda hissederek srada olurmu ve Paskalya dolaysyla silinip temizlenmi pencere camlar arkasndan ya da nnden geen bulutlarla oyalanml. Froylayn Spollenhauc'in zerafetten yoksun bir giysi' vard zerinde, bu da ona kuru, erkeksi bir grnm veriyordu. Dar ve kat, boyunda krklara yol aan, grtlak zerinde kapanan ve benim larkecler gibi olduuma gre silinip ykanarak temizlenebildi bir yakalk, daha da pekitiriyordu bu izlenimi. Dz, ke-li spor ayakkablaryla snflan ieri girer girmez, ocuklarn sempatisini kazanmak isleyerek sordu Froylayn Spollenhauer: "Ee, sevgili yavrucuklarm, imdi sizinle bir arkck syleyelim mi, ha?" Cevap olarak snfta bir yaygaradr balad, ama Froylayn Spollenhauer evet, diye yorumlad bu yaygaray, nk yapmack ve tiz bir sesle "Mays geldi" arksn okumaya koyuldu, oysa nisann ortalarndaydk. Froylayn Spollenhauer, maysn geldi92 gini mjdeler mjdelemez, kyamet de koptu. nk daha bala iaretini beklemeksizin arknn gftesini doru drst bilmeyen ve arknn o sade ritmini hissedecek en ufak bir duygudan yoksun bulunan arkamdaki haydut srs, duvarlarn svasn trnaklaryla kazyarak karmakark brmeye balad. Cildinin sarya alan rengine, alagarson kesilmi salarna ve yakal altndan ldr ldr bakp duran boyunbana karn, Froylayn Spollcnhaucr'in hali dokundu bana. Besbelli okullar tatil bulutlardan kendimi kopararak toparlandm, elimi attm gibi pantolon asklarmn altndan denekleri karp arknn temposunu, yksek perdeden ve etkileyici, trampetimin teneke yzeyi zerine vurmaya baladm. Gelgeldim arkamdaki haydut srsnde nerdeydi, bunu anlayacak duygu ve kulak! Yalnz Froylayn Spollenhauer, ban sallayp cesaretlendirdi beni, duvara deta yapm orackla dikilen anneler grubuna glmsedi, zellikle annemden yana gz krpt; ben de bu gz krp ilkin sakin, nihayet btn hnerimi ortaya dkerek, hibir dzen gzetmeden trampetimi almaya devam edebileceime, bir iaret diye yorumladm. Arkamdaki haydul srs, barbarca seslerini araya kartrmaktan hanidir vazgemiti. Tam trampetimin -rclmcyc, eitmeye, okul arkadalarm rencilerim yapmaya balad gibi bir hayale kendimi kaptrmtm ki, Froylayn Spollenhauer sramn nne gelip dikildi; dikkatle ve diplomata, lt kendinden gemi gibi glmseyerek ellerime ve trampet deneklerime bakt; derken ellerini rparak kendisi de tempoya katld, yle bir dakika kadar sevimsiz olmayan yalca bir kz gibi davrand, retmenliini unuttu, kendisi iin belirlenmi karikatr varlk kisvesinden biran syrlp yine insanlat; ilgi dolu, ok ynl, ahlk kurallaryla alp verecei bulunmayan bir kz olup kt. Ama Froylayn Spollenhauer, trampetimin ritmine pek o kadar abuk ve doru drst uyamadn grnce, yeniden o eski yalnkat ve sersem, stelik karlnda iyi bir cret denmeyen rolne dnd; bayan retmenlerin ara sra yapmalar gereklii gi93 bi toparland birden: "Galiba kk Oskar dedikleri sensin. Senin hakknda ok ey iitmik

zaten. Ne de gzel trampel alyorsun! yle deil mi, yavrucaklarm? Oskar'cmz iyi bir trampeti, yle deil mi?" ocuklar barp ard, anneler daha ok sokuldu birbirine. Froylayn Spollenhaucr yine eskisi gibi kendine hkim bir tavr taknmt. "Ama arlk senin u trampeti snfmzn dolabna koysak ha?" diye ekledi tiz bir sesle. "Herhalde yorulmutur, uyumak isler belki. Sonra okul dalnca alrsn." Daha Froylayn Spollenhauer bu ikiyzl konumay abuk abuk makaralardan boaltrken, ksa ve gdk edilmi trnaklarn gsterdi bana: Allah iin ne yorulmu, ne de uyumak isteyen trampetimi on kez ksa ve gdk trnaklar ile kirletecek oldu. lkin smsk yapp trampeti brakmadm. Kazamn kolann be-yaz-krmz ereveye dolayp Froylayn Spollenhauer'e baktm; o ok eskimi ve kalplam bayan retmen baklarn zerimden ayrmadn grnce, gzlerimi ruhunun derinliklerine daldrp Froylayn Spollenhaucr'in iinde, bu kitabn ayr blmnde anlatmaya yetecek kadar kepaze eyler buldum. Ama benim iin trampetim sz konusuydu, dolaysyla Spollenhaucr'in i dnyasndan koparp aldm kendimi; gzlerim onun krek kemikleri arasnda bir yol bulup ilerledi, tazeliini iyi korumu teninde uzun kllarla donatlm dme iriliinde bir ben kefettim. ini okuduumu mu hissetti, yoksa bir zarara yol amadan, yalnz bir uyan olsun diye sa gzlk canm biraz yle kazdm da onun iin mi. parmaklarnn boum yerlerini tebeir gibi beyaz renge bryen zorbalndan vazgeti, Froylayn Spollenhauer; sanrm gzlk canndaki kazntya katlanamam, tyleri diken diken olmutu; bir me ve litreme duygusuyla trampetimi koyverdi. "Sen de amma fena bir Oskar'msn!" diyerek gzlerini nereye karacan bilemeyen annemden yana sulayc bir bakla bakt; skca tuttuum trampetimi bana brakp dnd, dz keli ayakkablanyla yryp krsye geldi, antasndan 94 herhalde bir ey okurken takt yakn gzln kard; tpk trnaklarla bir pencere kaznr gibi sesimin kazd ilk gzln kesin bir el harekeliyle burnunun zerine yerletirdi, sonra yle bir gerinip toparland, tr tr sesler duyuldu bu arada, yeniden antasna el atarken: "Evel!" dedi. "imdi ders programn okuyalm ha!" Domuz derisi antasndan bir tomar kt kard, ilerinden birini kendisi iin ayrp kalann annem de aralarnda olmak zere, oradaki anne hanmlara datt. Arlk huysuzlanmaya balayan all ya ocuklarna ders programnn neleri ngrdn aklamaya koyuldu: "Pazartesi: Din dersi, yaz, hesap, oyun. Sal: Hesap, gzel yaz, ark, tabiat bilgisi. aramba: Hesap, yaz, resim, resim. Perembe: Yurlbilgisi, hesap, yaz, din dersi. Cuma: Hesap, yaz, oyun, gzel yaz. Cumartesi: Hesap, ark, oyun, oyun." Tpk deimez bir alnyazs gibi program aklad, Froylayn Spollenhauer: lkokul retmenleri toplantsnda hazrlanan program ilkin hibir harfi kmsemeyen kat sesiyle okudu, sonra retmen okulunda rendiklerini anmsayarak hayli yumuad, byk bir sevince kaptrd kendini, eitici bir nee iinde cotu: "imdi sevgili yavrucuklarm, program bir kez de hep beraber tekrarlayalm, olmaz m! Haydi balyorum: Pazartesi?" Haydut srs pazartesi diye grledi. Bunun zerine Froylayn Spollenhauer: "Din dersiydi, deil mi?" diye sordu. Vaftizli kfirler, din dersi diye hep birden brdler. Ben sesimi gzeterek din szcn trampetimin teneke yzeyinde tngrdatmakla yelindim. Arkamdan Froylayn Spollenhaucr'in isteine uyarak bardlar: "Ya-z." Trampetim iki kez cevap verdi buna. "Hesap." Yine ikili bir trampet vuruu. Bylece arkamdan gelen barmalar ve nmde Froylayn Spollenhauer'in ocuklara tekrarlayacaklar szleri sylemesi srp gitti. Bense bu sersemce oyunu ho karlayp, heceleri ne yava, ne hzl tngrdattm trampetimin teneke yzeyinde. Son95 da Froylayn Spollenhauer, kimden emir aldysa arlk, srayp kalkt; hrslamu besbelli, ama hani arkamdaki veletlere fkelenmi deildi, yanaklarnn deta bir ate nbeti krmzlna brnmesine ben yolamlm; kimseye zarar dokunmayan Os-kar'n trampeti, benim gibi tempo tutmakta usta birini siaya ekecek kadar gzne batmt

"Oskar! imdi bana kulak ver bakalm. Perembe ne vard? Yurlbilgisi deil mi?" Perembe szcn iitmezlie gelerek Yurtbilgisi iin drt, hesap ve yaz iin ikier kez vurdum trampetime; din dersi iin yakk ald zere drt deil, kez o biricik hidayete kavuturucu* crli trampet darbelerine bavurdum. Ama Froylayn Spollenhauer aradaki ayrmlar seemedi. Trampet vurularnn hibirisiylc ba ho deildi. Daha nceki gibi yine alabildiine gdk kafal trnaklarn gsterip, belki on kez trampetime el uzatacak onu kirletmeye kalkt. Ne var ki o daha trampetime el srmeye vakit bulamadan, camlarn canna okuyan lm koyverip snftaki kocaman pencerenin st camlarn alaa etlim; ortadaki camlar ise ikinci bir lnm kurban oldu ve yumuak bahar havas sere serpe ieri dolmaya balad. nc bir lk atp al camlar da haklaman aslnda gereksizdi, halta taknlktan baka bir ey olmazd; nk Froylayn Spollenhauer, sl ve orta camlarn ie yaramaz duruma gelmesiyle hemen penelerini ekmiti zerimden. Kendini sanat yn su gtrr bir taknla kaptrp son camlara da el uzatacakken, yalpalaya yalpalaya geriye ekilen Froylayn Spollenhauer'i gzden uzak tutmasa, Allah bilir daha iyi ederdi, Oskar. O kam denei de, Froylayn Spollenhauer, kala gz arasnda nerden kard, hayretti dorusu! Ama ile denek belirmili anszn elinde; bahar havasyla kucak kucaa snfn havasnda * Biricik Hidayete Kavuturucu : nc yzyldan bu yana Kalolik Kiliscsi'nc verilen isim. (.N.) 96 titriyor, Froylayn Spollenhauer bu hava karm iinde denei vnlatp duruyordu; esneklikle elinde oynatyor denei, onu a ve susam gz atlayan ciltlerde, gz vn sesinde, bir kam denein insan hayalinde uyandraca bir sr sahneye ve iki tarafn memnun edilmesine can atar bir duruma sokuyordu. Anszn benim srann zerine rak diye indirdi denei; mrekkep hokkasmdaki mrekkep, mor mor havaya zplad. Sonra, vursun diye elimi buyur etmediimi grnce, denei bu kez trampeli-nc, trampetimin leneke yzne indirdi, Spollenhauer ala, teneke trampetime yaptrd denei. Ne demeye vuruyordu sanki? Bir yere vurmak m istiyordu? iyi gzel, vursundu, ama ne diye benim trampetimi seiyordu bunun iin? lle de benim trampetimin leneke yzne vurmas m gerekiyordu? Trampet almaktan hi, ama hi anlamayan onun gibi biri ne diye kalkm trampetimi kirletiyordu? Flcm gznde akan imekler de ne oluyordu yani? Boyuna vurmak isteyen bu yaratk nasl bir hayvand byle? Hangi hayvanat bahesinin duvarlarndan allayp buraya gelmiti? Kendine nasl bir av aryordu, peinde kotuu neydi? Sonunda birden Oskar'n bana l cinleri; bilmem hangi kuyulardan karak ayakkabsnn tabanlarndan Oskar'n zerine trmandlar, yukarlara yryp onun ses tellerine el koydular, onu muhteem ve nefis pencereleri, zaptedip krlmalara uralan Gotik bir katedralin lm camlarn alaa edecek kadar kzm bir hayvan gibi nara almaya zorladlar. Baka bir deyile ille bir lk salvermitim ve Froylayn Spollenhaucr'in iki gzlk camn da hi yalansz tuz buz clmi-li lm. Kalar hafif kanayp ii bo gzlk erevesiyle gzlerini krptrarak el yordamyla geri geri yrd Froylayn Spollenhauer. Sonunda bir ilkokul retmenine yakmayacak kadar kendini koyvermi irkin bir edayla hngrdemeye balad. Arkamdaki haydut srs de kesti sesini, kimisi sralarn allna sindi, kimisi korkudan dilerini takrdatmaya balad. Birka sradan sraya kayarak annelerine doru seirtti. Anne hanmlar, or-ladaki hasar grnce, suluyu aramaya koyulup annemin zeri97 ne ullanmak istediler, hani ben trampetimi kavradm gibi sradan kmasaydm, belki de oktan ullanm olacaklard. Gz, yar grmez duruma gelen Froylayn Spollcnhauer'in nnden geerek, intikam tanralarnn tehdidi altndaki annemin yanna vardm; onu elinden tutup A snfnn esintili salonundan dar kardm. n n len koridorlar, dev ocuklar iin yaplm ta merdivenler. Fskiyelerinde sular fkran granit havuzlarda ekmek krntlar. Ak jimnaslik salonundaki barfiks altnda tilrecn ocuklar. Ders programn annem hl elinde lu-tuyordu.

Peslalozzi llkokulu'nun ana kapsnn nnde kd annemin elinden alp yuvarlayarak sama bir kre yaptm. Kapnn stunlar arasnda, sivri klhlaryla ve anneleriyle okula yeni balayan rencilerin dar kmasn gzleyen foto-rallann, btn o curcuna havasnda kaybolmadan kalm kla-hyla resmini ekmelerine izin verdi Oskar. Derken gne yzn gsterdi. stmzdeki snflar ar kovan gibi uulduyordu. Fotoraf, kulis olarak kullanlan ve zerinde "Okula baladm ilk gn" yazan kara tahtann nne dikti Oskar'. 98 RASPUTN VE ALFABE Az nce dostum Klepp ve yarm kulakla bizi izleyen bakcm Bruno'ya, Oskar'n ders programyla ilk karlamasndan sz aarak dedim ki: Srtlarnda okul antalar, ellerinde ekerleme klhlaryla all ya ocuklarnn o kartpostal byklndeki resimlerini ekerken fotorafnn geleneksel bir fon olarak yararland kara tahtada "Okula baladm ilk gn" yazyordu. Bu yazy hi kukusuz, kendi ocuklarndan daha byk bir heyecan iinde fotorafnn arkasnda dikilen anneler okuyabiliyordu ancak. Kara tahta nnde duran ocuklar, bu resim kadar gzel fotoraflarn okula baladklar ilk gn erefine ekildiini, bir yl sonraki Paskalya'nn ardndan yeni alt ya rencilerinin okula balatld gn anlyor ya da bir yl ncesinden kalma kendi resimlerindeki yazy skerek karyorlard. Stterlin yazs*, sivri ularyla ve ileri doldurulmu olduundan dzmece kvrmlaryla kt niyetli srnerek ilerliyor, yeni bir yaam dneminin baladn bildiren szckleri tebeirle kara tahta zerine geiriyordu. Gereklen de bu tip yaz, dikkati ekmesi istenen ve kestirmeden sylenmesi gereken eyleri, rnein gnlk parolalar dile getirmeye pek elveriliydi. Ayrca bu yazy' Sticrlin Yazs: Grafiki ve resini renileni Luchving Suclin (do. J865, l. ly 17) taralndan bulunup, lc) 15 ylnda Prusya okullarnda, daha sonralar dier Alman okullarnda uygulanan bir eit yaz. (.N.) 99 la kaleme alnm belgeler de vardr belki; kendim grmedim ama, byle belgelerin bulunabileceini pekl dnebiliyorum; bu konuda a ktlar, spor belgeleri ve elle yazlm idam fermanlar geliyor aklma. Kara tahta zerindeki yaznn Stlerlin yazs olduunu sezdiim, ama okuyamadm o zamanlar bile, tahtadaki cmleciin bandaki Stlerlin karakterli "O" nun yuvarla, kenevir kokarak ve sinsi bir kallelikle, bana daraacn anmsatacak olmutu. Ama yine de ben bu cmlecikle sakl anlam belli belirsiz, kapal sezmek deil, harf harl okumay ne kadar isterdim. nk kimse sanmasn ki, alfabeyi skm biri olduum iin Froylayn Spollenhauer'le karlamamzda yle yksekten camlarn canna okumu ve bir protesto niteliindeki trampet vurularyla ona bakaldrmtm. Asla yok byle bir ey; sz konusu cmleciin Sl-terlin yazs olduunu sezmekle iin bilmediinden, en basit okul bilgilerinden bile yoksun bulunduumdan ok iyi haberim vard. Ama ne are, Oskar' cehaletten kurtarmak iin Froylayn Spollen-hauer'in bavurduu yntem beni pek sarmaml. Dolaysyla, Peslalozzi llkokulu'dan ayrlrken, "Okula baladm ilkgn, son okul gnm olacak," diye bir karar asla vermi deildim. Okul paydos, ne ho! Ko, haydi eve ko! Byle eyler hi gememiti aklmdan. Hatla fotoraf beni alp, bir daha bulunduum yerden ayrlmamak zere resmin iine oturturken yle dnmtm: Burada bir kara lahla karsnda dikiliyor, belki nemli, belki de uursuz bir yaz nnde duruyorsun; geri karakterine bakarak ierii zerinde bir yargya varabilirsin yaznn; hcre hapsi, koruyucu hapis, polis gzetimi ve ar hapis gibi armlar sayp dkebilirsin; ama skmeye gelince, s-kemezsin onu. Cehaletin la yar bulutlu gkyzne kadar uzan-yorken, bir de tutmu bu ders programl okula bir daha ayak almamay kuruyorsun. Peki ama nerede reneceksin byk alfabeyi, Oskar? Nerede reneceksin kk alfabeyi? Bir byk, bir de kk alfabenin* bulunduunu, aslnda bir * Byk Alfabe : Byk hailleri ieren alfabe. Kk Alfabe : Kk harfleri ieren alfabe.

(.N.) I 100 ORHAN KEMAL L HALK KTPHANES kk alfabeyle yetinebilecek olan ben, biraz da kendilerine yetikin adn veren ve onlarsz bir dnya dnlemeyecek olan byk insanlarn kark yaaylarndan rendim. Bir byk, bir kk ilmihale, bir byk, bir kk arpm tablosuna* bavurarak bir byk, bir kk alfabenin gerekliliini lanllamaya almaktan kimsenin bkp usand yok nihayet; sonra devlet byklerinin bir lkeyi ziyaretlerinde kendilerini karlayan nianlarla dekore edilmi diplomat ve din byklerinin azlk ya da okluuna gre bir byk ya da bir kk resmi kabuln sz ediliyor. Sonraki aylar, renim ve eilimimle ne Matzeralh ilgilendi, ne de annem. kisi de, annem iin pek yorucu ve utandrc okula balatma denemesini yeterli buldular. Amcan Jan Bronski gibi yapp beni yukardan aa szdke gs geirdiler; eski hikyeleri ve nc ya gnmdeki olay yine kolarp dktler ortaya: "O kilerin ak kalan kapa yok mu! Onu da sen ak braktn, yalan m? Mutfaktaydn sen, daha nce de kilere indin, yalan m? Kilere inip bir kark meyve konservesi akim, yemek zerine solraya karacaktn, yalan m? Sonra da kapa kapamadan braktn, yalan m?" Annemin Matzeralh'n basma kakl eylerin hibiri yalan deildi; ama gene de biliyoruz ki, asl yoktu bunlarn. Gelgeldim, kabahat hep Malzerah'a ykleniyor, hatla arada bir onun alad bile grlyordu; nk bazen yumuak ve ili biri olup kyordu Matzerath. Bu gibi durumlarda annemle Jan kendisini avutuyor, ben Oskar'a ise Tanr'n isler istemez katlanlmas gereken ve Allah bilir bir daha bozulmayacak olan yazgs, neden baa geldii bilinmeyen bir imtihan gzyle bakyorlard. Yani bu ar imtihana ekilmi, felein sillesini yemi ilekelerden bir yardm bekleyemezdim. ki yandaki kz Marga'yla Steflen Park'nn kum havuzunda oynaman iin sk sk gelip be* Byk arpn Tablosu: Birden ona kadar olan arpm tablosu. Kk arpm Tablosu: Ondan yukar saylarn arpm tablosu. (.N.) 101 If mi alan Bronski Tcyze'yc de bir retmen gzyle bakamyordun. Geri iyi yrekliydi Bronski Teyze, ama aptal m aptald. Dr. Hol-lalz'm ne yle pek aptal, ne iyi yrekli Inge Hemiresini de silmitim deflerden; nk uyank bir kzd Inge Hemire, doktor muayenehanelerindeki rasgele yardmclardan biri olmayp yeri doldurulamayacak bir elemand, dolaysyla hi vakti yoklu bana ayracak. Her gn birok kez drt katl apartmann yz akn merdivenini inip karak her katla derdime are aryor, apartmandaki on dokuz kiracnn leyin sofraya karaca yemei trampetime, syletiyor, ama kaplardan hibirini almyordum; nk ne He-ilandl Baha'y, ne Saati Laubschad', hele ne de o iko Bayan Ka-ter'i veya kendisine kar duyduum btn yaknla karn Truczinski Nine'yi mstakbel retmenim olarak grmeye bir trl yanamyordum. Tavan arasnda trompeti Mey oturuyordu. Drt kedisi vard Meyn'in, ama ayk olduu zaman hi yoklu. "Zinglers Hhc" adndaki bir lokalde dans mzii alyordu; Noel gecesi kendisi gibi sarho be arkadayla karlar iinden o sokak senin, bu sokak benim bala ka yrm, ilhiler syleyerek sert ayaza kar savamt. Bir defasnda ona lavan arasnda raslamlm; aanda siyah bir pantolon, srtnda pahal bir gmlek arka st uzanm, ayakkabsz ayaklaryla bir ard raks iesini saa sola yuvarlyor, beri yandan trompetini harikulade ttryordu. Sazn azndan ekip almadan, sadece ban evirip arkasnda dikilen bana bakt gz ucuyla, trampet alarak kendisine elik etmeye beni lyk bulduunu belimi; teneke trompetini benim teneke trampetime stn grd yoktu. Birlikte yaptmz det, Meyn'in drt kedisini damn zerine kard ve yamur oluklarnn hafiflen sallanmasna

yol at. Teneke alglarmz almaya son verince, kazamn altndan "Die Neuesien Nachrichlen" gazetesinin eski bir saysn kardm, yanbana kp dzlediim gazeteyi Mcyn'e uzattm, byk ve kk alfabeyi bana retmesini istedim. 102 Ama Mcyn, trompetini elinden brakr brakmaz szmt. Hepsi ey vard onun iin: Ard raks, trompet ve uyku. Hani ilerde de birok kez, daha dorusu Mcyn SA-Svari Alay'na trompeti olarak girip, birka yl imeyi brakncaya kadar, nceden provalarda bulunmakszn detler yaptk kendisiyle; atdaki bacalar, yamur oluklar, gvercinler ve kediler iin aldk, ama yine de bana retmenlik yapabilecek biri deildi Meyn. Dolaysyla, Sebzeci Greff'i bir deneyecek oldum. Greff, trampet sesinden pek hazzetmiyordu; bu yzden, trampetimi yanma almadan, onun yolun karsndaki biraz yana den bodrum kalndaki dkknna yollandm. Doru drst bir renim iin gerekli tm koullar vard ortada; iki odal evin drt bir yan, dkknnn ii, tezghn zeri ve arkas hatla patateslerin bulunduu olduka rutubetsiz kiler, kitap doluydu: Macera romanlar, ark trk kitaplar. Der Cherubincshe Wandersmann, Waller Fclix'in eserleri, Wiccherl'in Das Einfache Lcben'i, Dephnis ve Chloe, sanat monografileriyle deste deste spor dergileri, ayrca bilinmez nedenlerden tr ou sahildeki kum tepecikleri arasnda top peinden hoplayp srar veya koarken ekilen ve deta ya srlmccsinc sl sl kaslarn gsteren yar plak olan resimleriyle cilt cilt albmler. Grcll'in daha o vakitler dkknla ba hayli dertleydi. Belediye Zabtasndan gelerek terazi ve tartlar kontrol eden memurlar, baz uygunsuzluklar grp hilekrlktan sz etmi, Grefl de kesilen cezay deyip yeni tartlar almak zorunda kalmt. O dertli halinde de, derdini bundan byle yalnz kitaplara bavurup izci olanlarla akam toplantlar dzenleyerek ve hafta sonu gezilerine karak datlabilecei doald. Dkkna ayak alm ylece farkeden Greff, eitli mallarn fiyat etiketlerini yazmaya devam etti; ben de bu olumlu frsattan yararlanarak drt beyaz kart ve bir kalem aldm elime; yazl-n etiketleri rnek edinip Stlerlin yazsna zenerek harl harl iziktirmeyc koyuldum, bu yoldan GrefPin dikkatini zerime ekmeye altm. 103 Galiba Greff iin pek kkt Oskar, yle iri gzleri de yoktu, sonra hayli sar soluk bir oland. Bu yzden krmz kalemi brakp, GrcfPi hemen gzne arpacak plak olan resimleriy-le dolu eski bir albme altn elimi, albmle GrcIPin dikkatini ekmek isledim. Greff iin anlam tadn sandm eilen ya da uzanp gerinen olanlarn resimlerini, onun da grebilecei gibi eik tuttum. Dkkna bir mteri gelip krmz pancar ilemedike bin bir zenle fiyat etiketlerini yazp izmekten baka eye aldrmayan Grelf'in ban kaldrp okuma yazma bilmeyen bana biraz ilgi gstermesini salamak iin albmn yapraklarn grltyle ap kapamam ya da yapraklarm abuk abuk ve hrdatarak evirmem gerekiyordu. Hemen syleyeyim ki, Greff beni anlamamt. Eer dkknda izciler bulunuyorsa -leden sonra da kk izci nderlerinden ikisi, eksik olmuyordu beni zaten hi grmyordu gz. Ama yalnzca, sinirli bir sertlikle ve rahatsz edildii iin fkeyle sryor: "Brak o albm yerine, Oskar!" Nasl olsa okuyamayacaksn. Pek aplal bir ocuksun, sonra daha pek ulaksn. Albm yrtp atacaksn, o olacak. Alt gulden'den (azla para dedik ona. Cann oyun istiyorsa, sryle patates var dkknda, lahana var, onlarla oyna!" diye buyruklar yadryordu. Sonra klstr albmn elimden ekip alyor, donuk ve kat bir yzle yapraklarn evirmeye koyuluyor, beni ba lahanalar, frenk lahanalar, krmz lahanalar, beyaz lahanalar, algamlar ve patates yumrular arasna salp yalnzla terk ediyordu; nk trampeti yannda olmuyordu, Oskar'n. Geri Bayan Grell de vard ve Bay Grelf beni dkkndan kap dar ellikten sonra, okluk kar kocann yatak odasna yollanyordum. Bayan Lina Grell'in haftalardan beri yalakta yatt zamanlard; hasta ve keyifsiz yatyor Lina Greff, rk gecelik kokuyordu. Akla ne gelirse eline

alyordu da sadece bana bir ey retecek bir kitab almaya yanamyordu. Sonraki gnler Oskar, iinde hafif bir lasel duygusuyla yat 104 ocuklarn arka antalarna bakt; antalarn yan taraflarnda ar-dtvaz labclalarnclaki yazlar silmek iin sngerler ve paavradan silgiler, byklk taslayarak sallanyordu. Ama yine de, "Ne yapalm, sen kendin iledin bu halt; okul oyununa ses karmayp katlanacaktn; Froylayn Spollenhauer'lc bir daha dzelmeyecek gibi amayacaktn aran; bak u veletlere, getiler seni; sen daha Die Ncueslen Nachricten gazetesini doru drst elinde tutamazken, onlar ya byk ya da kk alfabeyi yuttular" gibi bir dnceye kapldn da hi anmsamyor, Oskar. Hafif bir hasetten sz amm az nce; evet, ondan le bir ey deildi. nk yle bir koklamak yetiyor, okuldan iyice souyordu insan. Siz en ucuzundan deri arka antalardaki sar ereveli ve zerleri pul pul arduvaz tabelalara iziklirecck yazlar silmekte kullanlan doru drst ykanmam, nerdeyse lime lime snger ve paavralar, btn o gzel yaz dktrme abalarndan kalkan buularla kk ve byk arpm tablosunda ykselen buharlarn ve czrdayan, tutukluk yapp yazmayan, kayan ve tkrkle slatlmalar gereken ta kalemlere ait terlerin sindii bu nesneleri bir kokladnz m? Ben, arada bir, okuldan evlerine dnen ocuklar yanbamda bir yere antalarn koyup futbolcu ya da ulusuluk oynadklar vakit, gnele kuruyup kavrulan sngerler zerine eildim, hani bana yle geldi ki sanki sngerlerin kolluk aklarna eytanlar yerlemi de byle gnl bulandrc koku bulutlar salglyor. Diyeceim; arduvaz labelal okul, pek zevkime gre deildi. Ama Oskar, ok gemeden eilim ve retimini zerine alan Bayan Grctchen Schefller'in de zevkine uygun biri olduunu ileri srecek deil hani. Kleinhammcr Caddcsi'nde Pastac Schelflcr'in dkkn zerindeki evini dolduran btn eyalar bana yukardan bakar gibiydi. Ss yerine kullanlan o rlckler, zerlerine armalar ilenmi yalklar, kanepe kelerinde pusuya yatm Kathe-Kruse bebekleri*, Kalhe Kruse adnda bir kadnn atlyesinde .m'uklar iin elle yaplan ve ince bir zevk rn kuma bebekler. (.N.) 105 nereye ayak atlsa hemen orada bitiveren kumatan hayvanlar, bir fil aya bekleyen porselenler, drt bir yanda gze arpan gezi hatralar, rlmeye balanm rgler, ilenmeye balanm naklar, gergefler, yarda kalm dmler ekiller ve san dii danteller. Bu tatl, nefis, rahat ve bunaltc lde kk, kn ar lde stlp yazn ieklerle havas zehirlenen evin varln aklayacak bir tek neden geliyor aklma: Gretchen Schcffler'in ocuksuz oluu. Bir ocuu olup da onun iin rgler rmeyi ne kadar islerdi Bayan Schefflcr, al ne kadar! Su Bay Schcffler'de mi, yoksa onun kendinde miydi? Ama ile bir ocuu olsun, onun iin rgler rp naklar ilesin, onu inci boncuklarla donatsn, ona oyalar hazrlasn, onu atma dikili pcklerle bezesin ne kadar, ah ne kadar isterdi Bayan Sclcfllcr! Byk alfabeyi renmek iin ite bu evden ieri ayak atmtm. Bir porselen eyaya da bir gezi hatrasna zarar vermemek iin ok aba harcadm. O cam nesnelerin canna okuyan sesimi deta evde brakp geliyordum. Bayan Schcffler, "Eh, yeter artk aldn!" deyip altn kazma dileriyle glmseyerek trampetimi dizlerimden ekip aldnda ve kumatan oyuncak aylar arasna koyacak olduunda, bir gzm yumdum hep, sesimi karmadm. ki Kathe-Kruse bebeiyle dostluk kurdum, onlar barma bastm; hep aptal aptal bakan bu hayvancklarn kirpikleriyle, sanki kendilerine abay yaknm gibi oynayp durdum; bebeklerle bu dzmece, dzmecelii iinde ylesine o kadar gerek izlenimi uyandran dostlua bavurup Grelclcn'i yukardan aa iki izgili, yanlamasna iki kavisli rme kalbine sevgiler rmek isledim. Planma diyecek yoklu dorusu. Daha ikinci ziyaretimde Gretchen bana kalbini at, yani nasl, bir orap sklrse ylece skt kalbinin rgsn, bana kalbinin btn o uzun ve baz yerinde dmckler yapm, incele incele iplik olmu liflerini gsterdi; btn dolaplar, sandklar ve kutucuklar at nmde; inci boncukla bezenmi bezleri, kumalar yayd; yn yn o106

cuk hrkacklar, mini mini ocuk nlkleri, mini mini ocuk pantolonlar; be yandakilere gre eyler; Grelchen bunlar zerime tutarak bana uyup uymadklarna bakt, giydirip kard hepsini. Sonra da Bay Scheffler'in Muharipler Dernei'nde kazand keskin nianc niann gsterdi, ardndan resimler srd nme, bizim albmdeki resimlere benziyorlard biraz; nihayet bebek takmlarna bir kez daha el atl, yle pantolana benzer bir ey ararken birden ortaya kitaplar kl. Oskar, hani bebek vr zvrlar gerisinde kitaplar bulunduunu ok iyi tahmin elmiii; nk Gretchen bir ara annesiyle kitaplar zerinde konuurken kulak misafiri olmu, nianllklar srasnda ve sonradan, ikisi de hemen ayn gen yata evlendikleri iin birbirleriyle kitap trampa ettiklerini, sinemann yanndaki kitaplktan dn kitap aldklarn, okuduklaryla ilerini tka basa doldurup bir bakkal ve bir pastacyla olan izdivalarna daha bir zenginlik kalmak, daha bir genilik ve parlaklk vermek istediklerini biliyordu. Grclchcn'in bana salayabilecei yle fazla kiiap yoktu. rg rp nak ilemeye balad balayal, okumay brakan Gretchen de galiba Jan dolaysyla okumaya frsat bulamayan annem gibi, uzunca sredir yesi olduu kitap kulbnn kocaman ciltlerini, rg rp nak ilemediklerinden ve bir Jan Bronski'leri de bulunmadndan henz okumay srdren kimselere armaan etmiti. Kt de olsa kitap kitaptr ve bu yzden kutsaldr. GrcteheV-in evinde ele geirdiim kitaplar klstr, ie yaramaz eylerdi ve Allah bilir bunlarn ou Doggerbank'ta br dnyay boylayan Gretchen'in denizci kardei Theo'nun kiiap sandndan km-l. Koliler Filo Takvimi'nin oktan denizin dibine gmlm gemilerle dolu yedi veya sekiz cildi, mparatorluk Bahriyesi'ndcki rtbeleri gsteren bir bror, deniz kahraman Paul Bencke zerine bir kiiap; Grelchen'in gnlnn diledii besin, sanyorum pek bunlar olamazd. Danzig'in Erich Keyser tarafndan kaleme alnm bir tarihi ve Felix Daln adnda birinin Totila, Belisar, Te107 ja ve Narses yardmyla Roma'ya kar girilii sava anlatan bir eser de, sanrm ayn ekilde denizci biraderin ellerinde parlakh-ln yitirmi, sr yerleri rselenmiti. Ayrca, Gretchcn'in kitaplnda Gustav Freytag'm Alacak ve Verecek* hesabn gren eseriyle Goethe'nin gnl akrabalklar** zerine bir eseri, ayrca Raspulin ve Kadnlar isminde bol resimli kaln bir cilt gzme arpt. Uzunca bir duraksamadan sonra -seme yapmak iin elimin allnda fazla bir ey yoklu, dolaysyla abuk karar veremiyordu m neye el attm bilmeden, sadece iimdeki sese uyarak ilkin Raspulin'e sonra Goehe'ye uzandm. Bu ikili uzan da hayalm, hi deilse trampetimden ayr yaamaya yeltendiim hayat belirleyip etkiledi sonradan. Oskar'n Akl ve Ruh Hastalklar Klinii'nin kitapln bir kltr ak-gzllyle odasna tad bu gne kadar da Schiller'e ve Schiller gibilerine bo verdim, Goelhe ile Rasputin arasnda, frkyle o allmci kl arasnda, kadnlar kendine bend eden o karanlk ruhlu kiiyle, kadnlarca bend edilmeye can alan o aydnlk ruhlu ozanlar kral arasnda bocalayp durdum. Zaman zaman kendimi daha ok Rasputin'c yakn grm, Goethe'nin hogrszlnden ekinmisem, bunun suu, iimde uyanan o hafif kukudayd. Eer Goelhe'nin yaad zamanlarda trampetini byle konutursaydn Oskar, Goethe sende doaya bir aykrlk grr, seni doaya aykrln la kendisi olarak mahkm eder, ile ylesine doal saylmayan bir kaslma gsterdii halde imdiye kadar senin hayranlk duyup zenmeye altn kendi doalln pek tatl erezlerle beslerken, seni yumruuyla olmasa bile Renkler retisi adndaki eserinin kaim bir cildiyle vurup yere sererdi. Ama biz yine Rasputin'e dnelim. Bayan Getchen Scheffler'in de yardmyla Rasputin, bana kk ve byk alfabeyi sklr* Alman yazar Gustav Peylag'm (dog. 13.7.1816 l. 30.4.1895) bir roman. ** Goethe'nin bir roman ; Trke'ye Prof. Dr. Sadi Irmak taralndan "Gnl Akrabalklar" adyla evrildi. 108 m, kadnlara nazik davranmay retmi ve Goethe'nin krp gcendirdii zamanlar, beni

avutmutu. Okumay renmek, beri yandan her eyden habersiz biri roln oynamak hi de kolay deildi; yllarca altna ieyen bir ocuk roln oynamaktan daha etindi, benim iin. Yataa iemede nihayet yaptm ey, her sabah kendimde, zerimden kolayca syrp alabileceim bir kusurun varln gstermekti. Oysa her eyden habersiz biri roln oynamak; kaydettiim o hzl gelimeleri saklamam, iimde yeni filizlenen aydn kiilere zg kendini beenmilikle srekli savamam gerektiriyordu. Byklerin bana yalaa ieyen bir ocuk gzyle bakmalarn omuz silkerek kabulleniyordum; ama yllar boyu onlarn bana bir budala gibi davranmas, hem Oskar' hem de ona retmenlik yapan Grctchen'i kryordu. Ben, kitaplar ocuk amarlar arasndan kurtarr kurtarmaz; Gretehen, zerine den retmenlik grevini kavrayp neesinden barp armaya balamt. Kendini hepten rgler iine kapayan ocuksuz Grelchen'i ayartarak rglerinden soyup karm, nerdeyse mutlu klmasn becermitim. Hani Alacak ve Verecck'i okul kitab yapsam daha ok sevinirdi Grelchen; ama ikinci dersimizde dorudan doruya alfabeyi renecekler iin satn ald bir kitab nme karnca, Raspulin de Raspulin diye direttim; boyuna da kyllerinin hayaln anlatan romanlardan, Cce Burun ve Parmak ocuk gibi masallardan ayrlmadn grnce, nihayet konumay kafama koydum. "Raspulin!" ve dediim oldu; ara sra dpedz bnlkle davranyor, Rau! Rau diye samalyordu Oskar; bylelikle derslerde neyin okunmasn istediini Grelchen anlasn, ama Oskar'n uyanmakla olan ve dela gagasyla lek tek heceleri toplayp deviren dehsn sezmesin istiyordum. abuk ve dzenli bir tempoyla reniyor, bunu yaparken de pek kafa yormuyordum. Bir yl sonra Pelersburg'la, btn Rus halkn sultas altnda tutan hkmdarn zel dairesinde, hep hasta arie'nin ocuk odasnda, suikaslilcr ve Orlodoks papaz109 lar arasnda, hele Raspulin'in katld cmblerde deta evimde hisseder olmutum kendimi. Tam bana gre bir eyler vard bu cmblerde, hepsi de bir kiinin evresinde dnp duruyordu. Kitaba yer yer serpilmi olan kmr gzl ve sakall Raspu-lin'i siyah orapl, ama vcutlarnn baka yerleri plak kadnlarla bir arada gsteren ada gravrlerden de anlamak bunu mmknd. Raspulin'in lmn bir lrl unulamyordum: Zehirli pastayla iine zehir katlm arapla zehirliyor, pastadan daha fazla isteyince zerine tabancayla ate ediyorlard; gsne saplanan kurun Rasputin'de bir raks arzusunu uyandrnca onu balyor ve gtrp Ncwa Irma'nn buzlu yznde atklar bir delikten ieri brakyorlard ve bunlarn hepsini subaylar yapyordu; bakent Pelersburg'taki hanmefendiler, pedercikleri Ras-pulin'e kendilerinden isledii her eyi verirlerdi de asla zehirli pasla vermezlerdi. Kadnlar ona inanyor, oysa subaylar kiiliklerine kar yitirdikleri zgveni yeniden kazanabilmek iin Ras-pulin'i ortadan kaldrmak gereini duyuyorlard. O atletik frknn yaam serveninden ve kibeliden holanan yalnz ben olmaym alacak bir ey miydi? Grctchen. el yordamyla yalpalayarak yine ilk evlilik yllarndaki kitaplara dnyor, yksek sesle okurken zaman zaman zlyor, rtleri syrp alyor zerinden, cmb szc getike rperip o byl szc zel bir vurguyla belirtiyor, azndan cmb laf ktka onu yaamaya hazr bir tavr taknyor, ama yine de cmb deyince gerek bir cmb hayalinde canlandramyordu. Ama annem Kleinhammcr Caddesi'ne gelip pastac dkknnn zerindeki derslerde hazr bulunmaya balar balamaz, i ktye sard. Bazen bir cmbe dnl onun bu gelileri; bundan byle cmb kk Oskar iin bir ders deil, varlmak istenen amacn kendisi oldu; okunan her cmlede bir veya iki sesli ki-kirdemelere yol at, dudaklarda kuruluklar ve atlaklar meydana getirdi, Rasputin diledike iki evli kadnn birbirlerine daha ok sokulmasn salad, kanepenin minderleri zerinde onlar tedirginlie srkledi, bacaklarn birbirlerinin bacaklarna bas110 rnak dncesini uyandrd kafalarnda. Balangtaki kikir-dcncler derken bilsin arlk'h gs geirmelere dnl! Ras-pulin kitabndan on iki sayfann okunmas, belki de hi islenmemi ve pek beklenmemi olan, ama gpegndz, leden sonra seve seve kabullenilen

bir sonu dourmutu; Rasputin'in asla itiraz etmeyecei, itiraz yle dursun, dnya var olduka bedavadan dataca bir sonutu bu. Nihayet iki kadn "Aman Allah! Aman Allah!" diyerek dalm salarnn orasn burasn balar tuttururken, annem: "Sakn, Oskar'cm bir ey anlamasn, bunlardan?" diye hatrlatacak oldu. "Ah ne gezer ekerim!" szleriyle yattrd annemi Grelchen. "Baksana, o kadar emek veriyorum, gene de bir ey, ama hibir ev rendii yok. Okumaya gelince: Galiba hi skemeyecek." Ve benim hibir eyin yerinden oynalamad bilmezliime rnek vermek iin ekledi: "Dn bir ekerim, Agues! Bizim bu okuduumuz Raspulin roman var ya, sayfalarn yrtp yrtp alyor, bir gzel kallyor, derken bakyorsun hibiri yok ortada. Bazen vazgeesim geliyor bu ders iinden. Ama sonra bakyorum kitaptan duyduu sevince de, haydi yrtarsa yrtsn diyorum. Alex'c syledim zaten, Noel'de yeni bir Raspulin al da, hediye el bari bize, eledim." Yani sizin de fark etmi olduunuz gibi, il drt yl iinde -ite o kadar, hatla ondan da uzun bir sre retmenlik etmiti bana Grelchen Schcffler- Rasputin'deki sayfalarn yarsn koparp almay baarm, hepsini kollayp gzeterek bir afacanlk ss allnda katlam, sonra eve gidip trampetimi konuturduum kede sz konusu yapraklar yine kazamn altndan karp dzlemi ve kadnlar tarafndan rahalsz edilmeden gizlice okumak zere tmn bir araya ymtm. Goclhe'dc de ayn yola bavurdum; her dn dersle bir "Dte! Dle!" diye haykrp Greichen'in elinden kitab ille de almaya kalktm. Yalnz Raspu-tin'e bel balamak niyetinde deildim n; ok gemeden yaadmz dnyada her Raspulin'e karlk bir Goethe bulunduu111 nu anlamtm; ya Rasputin Gocihe'yi ya da Goelhe Raspuin'i peinden srklyor, hatla onu yaratyor, ama gerektii zaman cann cehenneme yollamakta duraksamyordu. Oskar, ciltsiz kitapla tavan arasna veya bisiklelliin arkasndaki Heilandt Baha'nn sundurmasna ekilip Gnl Akrabalklan'nn kopuk sayfalarn iskambil karar gibi bir tomar Raspulin'le kartryor, bylece oluan yeni kitab giderek artan, ama yine de glm-scmcli bir hayretle okuyordu; Ollilie'yi* Raspulin'in kolunda Orta Almanya parklarnda uslu uslu gezinirken, Gocthc'yi ise sefih bir hayat yaayan asilzade kz Olga'yla kzaa kurulmu, kn hkm srd Pelersburg'la cmbten cmbe seirtirken gryordu. Ama biz imdi yine Kleinhammcr Caddesi'ndeki benim dersa-neye dnelim. Hani hibir ilerleme kaydetmiyor grnmeme karn, Grelehen, en gen kzs bazlardan birini tadyordu bende; benim yakncazmda, beri yandan o Rus frksnn gze grnmeyen, ama kll olduuna hi kuku bulunmayan mbarek eli allnda, odadaki hlamurlar ve kaktsleri de kendisiyle beraber srkleyerek bir gzel yeerip iekleniyordu. Ah, keke o yllarda Bay Schcffler arada bir elini hamurdan ekse de, pastane iin hazrlad rekleri bir baka rekle deitirseydi! Grelehen, onun taralndan yurulup yuvarlanmaya, oyuklarla, deliklerle donatlp frna verilmeye dnden hazrd. Kimbilir, frndan ne kard sonra? Belki bir ocuk. Gretchcn'c bu frna verilme hazzn ok grmemek gerekiyordu. Ama byle bir eyle de karlalmyor, dolaysyla Grelehen okuduu Rasputin romannn duygulan gcklayan ayialarndan sonra gzleri akmak akmak, salar hafif dalm oturuyor, kazma gibi dilerini oynatyor, ama dileyecek bir ey de bulamayarak "Aman Allahm! Aman Allahm!" diye mrldanp insann znde sakl yalan o dnya kadar eski mayay aa vuruyordu. Annemin Jan' vard, Gretchen'in imdadna koamyordu; hani Gretchen en akrak biri olmasa, dersin bu blmnn bir fel* Goclhc'nin Gnl Akrabalklar adndaki romann kadn kahramanlardan biri, Charlolle'nin kocas Cduard'n gnl kaptrd kz. (.N.) 112 kelle sona ermesi ilen deildi. Byle zamanlarda hemen soluu mutfakta alyordu Grelehen; az sonra kahve deirmcniyle dnyor, bir sevgili gibi deirmeni barna bastryor, kahve ekilirken yank ve ateli bir sesle, annemin elik ellii "O Kara Gzler" ile "Krmz Sarafan" arklarn mrldanyor, derken kara

gzleri alp mutfaa gtryor, atein zerine su koyuyor ve gaz alevinde su snrken pastaneye inip okluk Bay Scheffler'in itirazna aldrmayarak laze bayat ne bulursa alp getiriyor, her birinin zerinde ayr iek desenleri grlen kahve fincanlar, minik stlk, ekerlik ve pasla alalla-ryla masay donatyor, aralara hercai menekeler serpitiriyor, sonra fincanlara kahve dolduruyor, bir yolunu bulup "arie" operetinden melodilere atlyor, anneme ball bademler, ii kaymakl pastalar sunuyordu. Volga kysnda bir asker duruyor -bademli kurabiyeler- ok melek var m yannda -yumurtal kpk kurabiyeler kaymakl ne de tatl oluyor, ne de tatl oluyor. Ve kurabiyeleri, pastalar azlarnda inerlerken iki kadn daha bir serinkanl konumaya balyorlar; az sonra pasta ve kurabiyelere doyuyor, ite ylesine rndan km, uurumlar kadar derin ahlkszlk balana gmlm ar zamanlarna kar itenlikli bir hrsa kaptryorlar kendilerini. Ben o yllarda ar lde pasta ve kurabiye tkmyordum. Bu da eldeki resimlerden de grlecei gibi boyumun uzamasna yol am, ama beni daha da bir gebe ve biimsiz duruma sokmutu. ok vakit, Kleinhammcr Caddesi'ndeki dkknmza gidip tezghn bana geiyor, Malzeratl oriadan kaybolur kaybolmaz bir para kuru ekmei bir sicimin ucuna balayp iinde Ringa bal salamuras bulunan Norve fcklarndan birine sarktyor, ekmek grtlana kadar luzlu suya doyar doymaz sicimi ekiyordum. Ar lde mideye indirilen pasta ve kurabiyelerden sonra bu luzlu suya banlm ekmein nasl bir kusturucu ila etkisi gsterdiini bilemezsiniz. ok vakit Oskar, kilo vereceim diye tuvalete kapanyor kusuyordu; o kadar pasla kusuyordu ki, 113 bir Danzig guldeninden Fazla tutard hepsi; Danzig guldeni de dorusu ok parayd o zamanlar. Grelchcn'den aldm derslerin cretini ona bir baka eyle dyordum; ocuk giysileri dikmeye ve rmeye baylan Gretc-hen, beni kendisine manken yapmt; her cins ve her renk kumatan hazrlanm mini mini gmleklerin, kasketlerin, pantolonlarn ve paltolarn zerimde prova edilmesini ho karlaman ve sineye ekmem gerekiyordu. Bilmem anneni mi, yoksa Grelchcn mi akl elli, beni sekizinci ya gnmde kuruna dizilmeyi haketmi kk bir arevi klna soktular. nlerde iki kadnn Raspulin'e dknl doruuna ulamt. Bu dnemden kalma bir resim, beni yalar damlamakla olan sekiz mumun evreledii ya gn pastasnn yan banda, zerimde ilemeli bir Rus gmlei, bamda klhanca yana yatrlm bir Kazak kalpa, gsmde apraz fieklikler, ayamda beyaz bir klot pantolon ve ksa konlu izmelerle gsteriyor. Trampetimin de bu resimde yer almas bir mutluluk dorusu! Sonra Bayan Grctchen Scheffler'in. belki de benim srarm zerine, olduka Biedermcier slubuna ve Gnl Akrabalklar'na uyan, bugn bile elimin altndaki albmde yer alp, o Goethc ruhunu davet eden, benim iki ruhluluuma tanklkla bulunan, yani benim ayn trampetle Wcimar'da "anncler"in* yanna inip, Pc-tersburg'la hanmlarla cmbler dzenlememi salayan kostm dikmesi ve bana giydirmesi de bir baka mutluluktu! * Anneler : Goclhc'nin Fausl adl dramnda (kinci ksm, birinci perde) Mcplis-to ile Fausl bir kral sarayna gelirler. Sarayn btesi tamtakrdr, ortalkta deta bir matem havas eser. Meplisto, o allm eytan hnerlerine bavurup, karlksz para bastrarak ortal yine sevince boar. Bu arada Faust Kral'a bir vaaic bulunmutur; bu vaat gereince Kral Helena ile Paris'i bir an nce karsnda grmek isler. Faust, Mephisto'nun yardmna bavurur. Meplisto bunun iin "anneler" denen, insanlar tarafndan bilinmeyen, eytanlarca da ad edilmek istenmeyen ok derinlerde yalnzlk ve zamanszlk ortasnda yaayan tanralarn yanna innesi gerekliinden sz aar; Paust'a bir anahtar verir ve sz konusu derinliklere indiinde karsna kacak l l bir sacayam alarak yeryzne getirmesini, bununla her islenilen kiiyi ller lkesinden karabaliceini syler. (.N.) 114 STOCKTURM'DAN* SYLENEN ARKININ UZAK ETKS Hemen her gn bir sigara iimi odama gelen, beni tedavi edecekken her delasnda tarafmdan tedavi edilip sinirleri biraz daha yatm olarak odamdan kan Froylayn Dr. Hornslettcr'in,

dorusu sigaralarndan baka eyle pek dp kalkmayan bu pek ekingen hanm doktorun ikide bir ileri srdne gre, ben ocukluumda kendi iine kapal yaam baka ocuklarla gerei gibi oynamamm. Hani baka ocuklar konusunda pek haksz saylmayabilir Froylayn Hornstetler. yle ya, Gretclen'in yanndaki renciliim beni o kadar megul ediyor, Gocthc ile Rasputin arasnda bir o yana, bir bu yana beni ylesine ekip ekitiriyordu ki, ne kadar istesem ocuklarla halka olup hora tepmeme ve sayma oyunlar oynamama vakit brakmyordu. Ama bir bilgin edasyla kitaplara bo verip, hatla bunlara harf mezarl gzyle bakarak lanetler savurup, sokaktaki insanlarla ne zaman iliki kurmak istesem, bizim apartmandaki bacakszlara rastlyor ve bu acmasz yaratklarla biraz dp kalktktan sonra yeniden sa salim kitaplarma dnebilisem kendimi mutlu sayyordum. Oskar ya dkkndan geerek evden ayrlyor, ki o zaman kenSiocklurm : Bir zamanlar ehrin savunulmasnda nemli bir yer tutan, daha sonra zindan ve hapishane olarak kullanlan bir kule. (.N.) dilli Labcs Caddesi'nde buluyordu, ya da kapy arkasndan vurup kapyor, oturduklar daireden kp sahanla geliyordu; buradan sol taral izleyip doru kendini sokaa atabilir ya da drt merdiveni trmanp mzisyen Meyn'in trompetini konuturduu tavan arasna kabilir, son bir imkn olarak da apartmann avlusunu seebilirdi. Cadde, arnavut kaldrmlaryla denmiti. Avlunun stabilize kumu zerinde ada tavanlar geziniyor, hallar rplyor, tavan arasna gelince, ikili Mcyn'le det yapabilmemizi salyordu, bundan baka bir de manzaras vard burann; ta-vanarasmdan grlen manzara la uzaklara baklabiliyor, kulelere kanlarn arad, al aralarnda oturanlar romantiklelire o sevimli, ama aldatc zgrlk duygusunun insanda uyanmasna yol ayordu. Avlunun Oskar iin tehlikelerle dolu olmasna karn, tavan aras gvenilir bir yerdi; ne var ki, Alex Mischkc ile avanesi, gnn birinde buradan da attlar Oska'. Avlunun boyu apartmann boyu kadard, ama ancak yedi admd derinlii ve stne dikenli tel ekilmi katranl bir lahla perdeyle komu avludan ayrlyordu. Tavan arasndan ku bak pek iyi grlyordu bu labirent: Labcs Caddesi'nin, birbiriyle kesien Herta Caddesi ile Luisc Caddesi'nin ve uzakla, karda Maria Caddesi'nin evleri bi-raraya gelip avlulardan hatr saylr bir drtgen oluturuyor, bu drtgende ksre kar bonbon reten bir Fabrikayla birka baharat imalthanesi bulunuyordu. Baz avlulardan aa ve fidanlar darlara tayor, o sra hangi mevsimin yaandn haber veriyordu. Geri byklkleri deiikli avlularn, ama adalavanlar ve hal rpma ubuklar bakmndan hepsi bir rnekti. Tavanlar btn yl grlebiliyordu avlularda; oysa hallar ev ynetmelii uyarnca ancak sal ve cuma gnleri rplabiliyor, byle gnlerde avlularn gereklen byk olduklar ortaya kyordu. Tavan arasndan hepsini iitiyor ve gryordu, Oskar: Yz akn taban hals, yol hals, yatak nlerine serilen paspaslar, lahana salamurasyla ovuluyor, sonra fralanp rplyor, sonunda zerlerindeki desenleri aka gstermeye zorlanyordu. Yzler116 ce ev kadn plak ve tombul kollarn kaldrp salarn ve sa tuvaletlerini ksa balam earplar iinde koruyarak hal cesetleri evlerden karyor, lahla ubuklar zerine alp hal rpma yelpazelerine sarlyor ve bouk darbelerle avlularn darlk ve skkln darmadan ediyorlard. Oskar bu hep bir azdan sylenen temizlik kasidesine kar bir nefret duyuyordu iinde. Trampetiyle grltye kar savayor, yine de kadnlar karsndaki aresizliini isler islemez itiraf ediyordu. Hal rpan yz kadar kadn bir g fethedebilir, gen krlanglarn kanatlarndaki sivri ular kreltebilir, Oskar'n nisan havas iine trampetienni tapnakin bir iki vuruta -kcrtebilirdi. Hal rplmad gnlerde, apartmanmzdaki bacakszlar avludaki ubuklarn zerinde jimnastik yapyordu. Ben seyrek iniyordum avluya. Ancak Heilandt Baha'nn sundurmas bana biraz gvenlik salyor, nk Heilandl Baba, hurda eyalarn sakland sundurmasna yalnz benim girmeme izin verip teki ocuklarn yryp paslanm diki makinalarn, u ya bu paras noksan bisikletleri, mengeneleri, sra sra dizilmi ieleri ve sigara kutularnda

saklanan eri ya da eriyken dorultulmu ivileri grmesine pek msaade etmiyordu. Hayli oyalayc bir iti ivi dorultmak: Heilandl Baba ya sandk tahtalardaki ivileri skyor ya da bir gn nceden skt ivileri bir rs zerinde dorultuyor, hibir ivinin ziyan edilmesine gnl elvermiyordu. Ayrca, bir evden bir eve lanlrken yardma koan, bayramlarda konu komunun adaiavanlarm boazlayan, aznda inedii ttnn posasn avlunun, merdivenlerin ve tavan arasnn neresi rasgelirse lkrp alan bir adamd. Bir gn ocuklar, ocukluklarn yaparak Heilandl Baba'nm sundurmasnn yan banda bir orba piirmeye kalktlar. Nuchi Eyke adndaki ocuk, Heilandl Baha'dan kaynayan suya kez tkrmesini isledi, Heilandl Baba da bir hayli geriye ekilip isteneni yapt, sonra sundurmasna girip yine ivi dorultmaya koyuldu. Derken Alex Mischke yeni bir katkda bulundu orbaya, 117 un haline getirilmi bir kiremit parasn suya kartrd. Oskar orbann piirilmesini merakla izliyor, ama kenarda durup bir eye karmyordu. Alex Mischke ile Harry Schlager, byklerden gelip orbalarna bir gz alan olmasn diye bez ve paavralardan adra benzer bir ey almlard. Kiremit tozu fokurdamaya balad derken. Hanschcn Kollin ceplerini boca edip Aktien Gl'-nde yakalad iki canl kurbaay orbaya balad. Kurbaalarn yle arksz trksz, ayrca son bir kez srayp zplamadan tencerenin dibini boyladklarn grnce, adrdaki tek kz Susi Katcr'in yznde bir d krkl ve fkeli bir ifade belirdi. lkin Nuchi Eyke, pantolonunun dmelerini zerek, Susi Kaler'e aldr etmeden orbann iine iedi. Alex, Harry ve Hanschen izlediler onu. Parmak ocuk Oskar, on yandakilerc nasl ienir-mi gsterecekti ama, biraz olsun sidik gelmedi (rknden. Bunun zerine herkes gzn Susi'ye evirdi; Alex Mischke Susi'ye kenarlar ezilmi persil mavisi emaye bir kap uzalt. Dorusu o anda hemen savuup gitmeyi dnd Oskar, ama sonra biraz daha bekledi. Anlalan fistannn altnda bir kloluu bulunmayan Susi Kaler yere md, dizlerini elleriyle sard, nce kab altna ekerek bel bel nne bakt ve kap iindeki emayemsi rlt kendisinin de orbaya katacak tuzu olduunu haber verir vermez burnunu kvrd. le bunun zerine koarak uzaklatm oradan. Aslnda komayacak, sakin serinkanl yryp gidecektim. Ama ben kounca, gzleri daha nce orba tenceresinde balk avlayan oradakiler arkamdan bakt, arkamdan doru Susi Katcr'in sesini iitim: "Ne diye kouyor o bakaym? Bizi ele verecek mutlaka." Drt merdivenin drdn de de kalka trmanp ancak tavan arasnda rahat bir nefes aldm zaman, bu szleri hl ine gibi vcudumda hissediyordum. Yedi buuk yandaydm o zaman. Susi galiba dokuzundayd. Klein Kaschen sekizinde vard ancak. Alex, Nuchi, Hanschen ve Harry on, on bir yalarndayd. Bir de Maria Truczinski bulunuyordu evde, benden biraz bykt; ama oynamak iin avluya hi 118 inmez, Truczinski Nine'nin mutfanda bebekleriyle oyalanr ya da Protestan ailelerin ocuklarnn devam ettii bir ocuk yuvasnda alan yetikin ablas Guste'yle oynard. Dolaysyla, kadnlarn oturaklara idrarlarn aktrken kan rltya bugn bile katlanamaym alacak bir ey mi! Oskar'-n trampetini konuturup kulaklarn yattrd, tavan arasnda soluu alp fokurdayan orbadan yakay kurtarm hissettii bir anda skn eltiler hep birden, orbada tuzu olanlar yalnayak ve ayaklarnda potinlerle kageldiler; Nuchi de orbay getirdi. Os-kar'n evresini sardlar, en son Klein Haschen grnd. Birbirlerini drttler, crtlak bir sesle birbirlerini uyardlar: "Haydisene!" sonunda Alex arkadan yakalad Oskar', kollarn kskaca alarak kar koyamaz duruma gelirdi. Dilini slak ve dzgn dileri arasna kstrm glp duran Susi, yaplacak ite kt bir taraf grmediini aklayarak Nuchi'nin elinden ka kapl, kalalarna srte srle gm gibi parlatt bu demir parasn, sonra buular tten tencereye daldrp iyi bir ev hanm edasyla tenceredeki lapay, gereken kvam bulmas iin, yava yava kartrd; ka orbayla doldurup soulmak ister gibi fledi bir sre ve nihayet Oskar'a iirdi; hani mrmde daha byle orba imedim, lezzetini dorusu asla unutamayacam. Birden Nuchi'nin midesi bulamp tencere iine kusmaya balad, vcudumun salk ve afiyetini kendilerine isle ylesine dert edinmi laydu srs beni brakp gitti derken; ancak o zaman,

birka yatak aralmm asl bulunduu tavan arasndaki amar kurutma yerinin bir kesine emekliye srne ekildim ve bir iki kak pembe orbay iimden dar attm, ama kusmuklarda kurbaa arlklar bulamadm dorusu. Ak duran tavan aras penceresinin altndaki bir masann zerine trmanp, ku bak uzakla ki evlerin avlularna bakimi; dilerimin arasnda gcr gcr ezdim kiremit kalntlarn; bir ey yapmak iin gl bir istek duyuyordum, Maria Caddesi'ndeki evlerin uzak pencerelerini gzlerimle yokladm yle bir; l l cam. Birden o ynde barmaya, uzak etkili arkm sylemeye koyuldum; bir baar elde ede119 inceliimi gryordum, ama yine de uzak etkili arkda sakl olanaklara ylesine inanmtm ki, bundan byle avlumuz ve avlular bana dar gelmeye balad! Uzaa, uzaklklara, uzak baklara susam beni, tek bama ya da annemin elinden tutarak, Labes Caddesi'nden, kentin bu kenar semtinden dar karaeak ve evimizin dar avlusundaki btn o orbaclarn komplolarndan kurtaracak her frsat deerlendirmeye koyuldum. Haftann her perembesi alveri iin annem kente inerkei, okluk beni de yanma alyor, ne zaman Kmr Pazar'ndaki Zc-uglaus Pasaj'nda bulunan Sigusmund Markus'un oyuncak dkknndan bana yeni bir trampet almak istese beni de beraberinde gtryordu. O zamanlar, yani aa yukar yedi ile on yalan arasnda, tam iki haftada bir trampetin hakkndan geliyordum. On ile on drt yalan arasnda, bir trampetin teneke yznde ala ala delikler aman iin bir hafta bile ok gelmeye balad. Daha sonralar ise yeni bir trampeti bir gnde hurdaya karmann stesinden gelebiliyordum; beri yandan, ruh durumum bir denge iinde bulunuyorsa trampetimi drt ay kollayp gzeterek, ama yine de hzl hzl alabiliyor, yine de teneke yznn cilasmdaki birka atlak dnda hibir yerini hasara uratmyordum. Ama imdi sizlere hah rpma ubuklar, ivileri dorultan Heilandl Baba ve o zamana kadar bilinmedik orbalar icat eden yumurcaklanyla evimizin avlusundan ayrlp annemle iki haflada bir dkknna uradmz Sigusmund Markus'un ocuk trampetleri arasndan kendime yeni bir trampet seebildiim zamanlardan sz aacan. Bazen, trampetim daha yar salam du-ruyorken yine de bazen beni yanna ald oluyordu, annemin; bu gibi le sonralarn insanda hep biraz mzemsi bir izlenim uyandran, kilise anlarnn biri brakp birini alarak aralksz grltye boduu renkli Eski ehir'de ldryordu. okluk ho bir dzen iinde geiyordu Markus'u ziyaretlerimiz. Leiser, Slernfeld veya Machwilz maazalarndan gerekli birka teberiyi alp Markus'a uruyorduk; en gnl okayc de120 ine komplimanlar anneme sylemeyi det edinmiti Markus. Anneme kur yapt kukusuzdu; ama hatrmda kaldna gre, annemin altn diye niteledii elini harcrelle yakalayp sessiz sedasz pmekten le bir muhabbet gsterisinde de bulunmuyordu ancak imdi szn edeceim ziyarclinizdeki dize kapanma olayn saymazsak tabii. Anneannem Koljaiczck'tcn gsterili ve tombul bir vcutla iyi kalplilii ve hoa gider bir kendini beenmilii tevars eden annemin, Sigusmund Markus'un sevgi gsterilerine ses karmamasnn bala gelen nedeni, Markus'un arada bir kendisine kelepir ipekli kumalar, ucuza kapatlm, ama hibir yerinde kusur bulunmayan kma hanm oraplarn salmaktan ok hediye etmesiydi. Hele o gln denecek kadar az bir para karl iki haftada bir tezgh zerinden bana buyur edilen teneke trampetler! Dkkna her uraynzda annem, saat tam drt buua gelince acele yaplmas gereken bir iki ii daha olduunu ileri srp, Markus'tan yannda brakmak istedii ben Oskar'a gz kulak olmasn rica ediyordu, iler seferinde de Markus, garip bir glmsemeyle annemin nnde eiliyor ve annem, o pek nemli ilerini yapp karrken beni, yani Oskar' gzbebei gibi koruyacana tumturakl bir dille sz veriyordu. Konutuu cmleleri tuhaf bir vurguyla donatan Markus'un, pek halif ve incitici olmaktan uzak, alayl konumas annemin zaman zaman kzarmasna ve yoksa bu Markus iin i yzn biliyor mu gibilerden bir kukuya kaplmasna yol ayordu.

Ama annemin nemli dedii ve alabildiine bir hamaratlkla peinden seirttii ilerin ne lrl eyler olduunu ben de bilmiyor deildim. nk bir sre Dlgerler Soka'ndaki ucuz bir pansiyona gidip gelirken ona arkadalk etmitim; annem merdivenleri karak pansiyonda kayboluyor, bir krk be dakika ortalarda gzkmyordu. Bense bu arada, bir ey sylemeden getirilip nme braklan hep ayn tatsz limonatann banda, okluk likrn sesli sesli yudumlayan pansiyon sahibesinin hemen yannda oturuyor ve bekliyordum. Derken annem, halinde pek bir 121 deiiklik sczilmeksizin merdivenlerden iniyor, nndeki likr kadehinden ban kaldrmayan pansiyoncu kadna veda edip beni elimden tutuyor, ama elindeki scakln kendisini ele verdiinden haberi olmuyordu. Sonra, scack ve el ele, Ynl Dokumaclar Soka'ndaki Cafe Weitzke'ye yollanyorduk. Annem kendisine bir Trk kahvesi, Oskar'a limonlu dondurma syleyip bekliyordu; derken her zamanki saatinde Jan sanki oradan geerken kahveye uruyor ve yanmza gelip oturarak masann yattrc serinlikteki mermer yzeyine annem gibi bir Trk kahvesi getirtip koyduruyordu. Hi ekinmeden nmde konuuyorlard, konumalar benim hanidir bildiim eyleri doruluyordu: Annemle Jan amca hemen her perembe Dlgerler Soka'ndaki pansiyonda kiralanan ve kiras Jan Amca tarafndan denen bir odada buluuyor, krk be dakika burada ba baa kalyorlard. Beni peine takp Dlgerler Soka'na ve oradan Cafe Weitzke'ye getirmemesini sonradan herhalde Jan istemi olacakt annemden. Jan bazen pek sklgan, annemden de sklgan davranyor, annem hakllna ve doruluuna her vakit, halta pansiyondaki bulumalarn arkas kesildikten sonra bile inanmakta devam ettii bir ak saatinin son dakikalarna benim lank olmamda bir saknca grmyordu. Dolaysyla, sonradan, Jan'n istei zerine, hemen her perembe ikindisi saat drt buuktan altya birka dakika kalana kadar Sigusmund Markus'un yannda oyalanmaya balamtm; Markus, dkkanndaki leneke trampetleri gzden geirmeme ve bunlar almama ses karmyordu. Birden ok trampet zerinde -baka nerclc bulabilirdi bu frsat Oskar?- sesimi duyulabiliyor ve Markus'un o mahzun kpeksi yzne bakabiliyordum; kafasndaki dncelerin nereden geldiini bilmesem de, uzandklar yeri, bunlarn Dlgerler Soka'ndaki pansiyonda eletiini, burada zerinde numaralar yazl oda kaplarn trmaladn ya da "Yoksul Lazarus" gibi Cafe Weiizke'deki kk mermer masa altna tnediini seziyordum. Neyi bekliyordu Markus? Kendisine kalacak krntlar m? 122 Gelgeldim, annemle Jan geride krnt brakmyor, ne varsa hepsini kendileri tkmyordu. Asla doymak bilmeyen ve sonunda kendi ban yiyen byk bir itahlar vard. Kendi kendileriyle ylesine megul bulunuyorlard ki, masann altnda tneyen Markus'un dncelerine hafif bir meltemin srnak okay gzyle bakacaklar kukusuzdu. Sz konusu ikindilerin birinde -galiba eylld, nk annem Markus'un dkknndan pas kahverengisi son baharlk kostmle ayrlmt- Markus'un dalp gittiini, iine gmlm ve yitik, tezghn banda dikildiini grnce, o gn yeni satn alnm trampetimle dkkndan dar szldm. Zeughaus Pasaj'ndan, iki yannda kuyumcularn, mezeci dkknlarnn ve kilabevleri-nin dizildii o serin ve karanlk tnelden ieri girmeye heveslendim. Ama, ucuzluklarna phem olmamakla beraber benim yine de satn alamayacam teberilerin sergilendii vitrinler nnde oyalanmadm pek; tnelden geerek Kmr Pazar'na ktm. Zeughaus'n nndeki tozlu n orta yerine gidip durdum. Binann bazalt grisini anmsatan n cephesi, eitli zamanlardaki kuatmalardan kalma irili, ufakl top gllelcriyle donatlm, bu demir kamburlarn gelip geenlere kentin tarihini anmsatmas istenmiti. Glleler bana bir ey sylemiyordu; kald ki bunlarn yerlerine kendiliklerinden gelip oturmadklarm, gemi yzyllardan kalm cephaneyi eitli kiliselerin, vilyet konaklarnn ve bu arada Zcugfaus'in n ve arka cephesine yerletirilmesi iin mar Mdrl ile Eski Eserler Mclrl'nn ortaklaa altrdklar bir duvarc ustasnn bizim kentte yaadn biliyordum. Derken sada kalan, Zeughaus'dan yalnz dar ve ksz bir sokakla ayrlp stunlu kaps grnen tiyatrodan ieri girecek oldum. Dndm gibi tiyatroyu kapal bulunca -suare iin

gie ancak yedide alyordu trampetimi alarak, beri yandan gerekliinde geriye ekilme dncesine de kafamda yer vererek, kararsz, sola yrdm. Anszn Oskar, Stocklurm'la Uzun Sokaa alan kap arasnda durdu. Kapdan geip Uzun Sokaa, son123 ra sola sapp geni Ynl Dokumaclar Soka'na girmeyi gze alamadm, nk annemle Jan bu sokaklaki bir kahvede oturuyordu; henz gelmemilerse, Dlgerler Soka'ndaki islerini belki henz bitirmi veya mermer masada Trk kahvelerini iip dinlenmek zere kahveye doru yola koyulmu bulunuyorlard. Tramvaylarn srekli gidip gelerek ya kapdan girmek istedii ya da zil vurarak kapdan kp gcrtlarla viraj ald ve Kmr Pazar'na, Odun Pazar'a, kentin merkez istasyonuna yneldii yolu nasl geip karya geldim, bilmiyorum. Belki de byklerden biri, herhalde bir polis memuru beni elimden tutmu, tehlikelerle dolu trafik iinden kollayarak karya geirmiti. Birden Slockturm'un gkyzne yaslanan tula cephesinin nnde buldum kendimi ve dorusu belli bir ama gzetmeden iimdeki can skntsna uyarak trampetimin deneklerini duvarla kule kapsnn demir kasas arasna sktrdm. Tuladan duvar boyunca yukarlara yollamak isledim bakm, ama onu kulenin n cephesinden koturmakta glk ekiyordum; nk duvardaki oyuklardan ve kulenin pencerelerinden srekli gvercinler havalanyor, ama az sonra gvercin lnce ksa bir zaman dinlenmek iin yine su oluklar ve saaklar zerine konuyor, derken tekrar kendilerini duvarda aa brakyor, bakm da bu arada kendileriyle beraber alp gtryorlard. Gvercinlerin yaptklarna ierledim. Baklarma acdm, ekip geriye aldm onlar; iki trampet deneini ciddi bir edayla, beri yandan fkemi zerimden almak iin kaldra gibi kullandm; fazla direnmedi kap ve daha kap btnyle almadan kendini kulenin iinde dner merdivende buldu Oskar; merdivenleri oktan kmaya balamt, boyuna sa ayan yukar alyor, sol ayan ekip onun yanma alyordu. Derken zindann ilk demir parmaklkl hcrelerine geldi, bir burgu gibi kt dne dne; etiketlerle donatlm olup bakmna titizlik gsterilen ikence aletlerinin sergilendii ikence odasn geride brakt. Merdivenleri trmanrken -arlk sol ayan yukar alyor, sa ayan ekip onun yanna alyordu- dar kafesli bir pencereden bir gz 124 alt aalara, kalnl zerinde bir fikir edindi, gvercinleri r-kll, ama ayn gvercinlere merdivenin bir dneme yukarsnda tekrar rastlad, yine sa ayan yukar atmaya ve sol ayan onun yanna ekip almaya balamt; sa ayanda da sol ayandaki gibi bir arlk hissetmesine karn, uzun bir sre daha yukarlara kmak isteini duyuyordu. Ama merdivenler onun bu kma vaktinden nce son vermiti. Kulenin mimarisindeki anlamszl ve zavalll ite o zaman anlad. Bilmiyorum Stockturm ne kadar yksekti ve imdi ne kadar yksek? nk sa salim atlatt sava. Bakcm Bruno'dan, Dou Alman topraklarndaki Gotik slpta mimari eserlere ilikin bir kitap rica etmek isteini de duymuyorum. Sanrm, kulenin tepesine kadar krk be metre vard. Tepedeki klah kuatan bir galeride pek de abuk yorulan merdiven yznden kma son vermek zorunda kaldm. Yere oturup galeriyi evreleyen stunlar arasndan ayaklarm uzattm; sa kolumla kavradm bir stunun yan bandan eilerek aalara, Kmr Pazar'na baktm; sol elimle, btn merdivenleri benimle km trampetimi tutuyordum. imdi burada, bir sr kulesi olan, anlar alan, yal ve saygdeer, iinde hl Orlaa havasnn eslii ileri srlen, binlerce gravre baaryla hakedildii grlen kentin bir panoramasn tasvir ederek, yani Danzig'i ku bak anlatarak sizleri skmak niyetinde deilim. Yaz iin hi de nankr bir konu olmadklar sk sk sylenmesine karn, gvercinler zerinde de durmayacam. Bir gvercin deta bir ey sylemez bana, bir mart benim iin bir gvercinden daha ok anlam tar. Bar gvercini sznde de ancak eliik anlamda bir doruluk bulurum. Gvercinlere, gkyznn al kesimlerinin geimsizlikle stne olmayan bu kiraclarna bir bar mesaj emanet etmektense, sz konusu mesaj bir ahine, halta bir le

kargasna emanet ederim daha iyi. Szn ksas: Slockturm'da gvercinler vard. Ama gvercinler, eski eserler bakclarnn himmetiyle eli yz dzgn her kule zerinde vardr nihayet. 125 Oysa ben baka bir sey kestirmitim gzme; Zeughaus Pasa-j'ndan ktmda kapal bulduum ehir Tiyatrosu. Kubbesinin tepesinde mimikleri, kulisleri, suflrleri, aksesuar ve btn sahneleriyle be perdelik bir oyunun tlp korkun bir hurdaya evrilmesini salayacak o kol bulunmasa bile, her akam tklm tklm dolu olan bu sanat perisi ve kltr tapna, akl almayacak lde bytlm klasik bir kahve deirmenine, domuzuna benzerlik gsteriyordu. Yava yava batan ve ufku gittike daha ok pembelie boan gnein, fuayesindeki slunlu pencerelerden bir trl ayrlmad bu binaya ierledim. Kmr Pazar'-ndan, tramvaylardan, brolarn kapann kutlayan memur ve mstahdemlerden hemen otuz metre yukarda, Markus'a ait misk kokulu ucuz eya maazasnn, Cafe Weitzke'deki serin ve kk mermer masann, iki fincan Trk kahvesinin, annem ve Jan'n hayli ykseinde bulunuyordum; kirayla oturduumuz evi, avlumuzu, avlular, eri ivileri, dorultulmu ivileri, komu ocuklarn ve komu ocuklarnn piirdii kiremitli orbay aalarda brakmtm; imdiye kadar mecbur kalmadka lk atmam olan ben Oskar, imdi ortada zorlayc hibir neden yokken bir lk koyverdim. imdiye kadar o tiz perdeden ses tonlarn ancak trampeti elinden alnmak istendii vakit bir cam eyadan, cam ampullerden, bayatlam birayla dolu bir ieden ieri yollayan Oskar, imdi trampeti sz konusu olmadan da kuleden aa haykrmaya balamt. Kimse trampetini elinden almak istemiyor, ama yine de baryordu, Oskar. Hani gvercinlerden biri, kendisinden bir lk koparmak iin pisliini trampetimin zerine brakvermi de deildi. Yaknlarda bakr levhalar zerinde yeil paslar vard, cam yoktu; ama yine de baryordu Oskar. Gvercinlerin gzleri krmzms ve l sld, kendisine bakan cam bir gz bulunmuyordu ortada, yleyken baryordu Oskar. Nereye baryordu, hangi uzaklkt onu barmaya ayarlan? Kiremitli orbann iilmesinden sonra tavan arasndan avlulara doru plansz, geliigzel savrulan lklar, imdi burada bir hedefe ynelmi olarak m 126 sahnelenecekti. Hangi cam nesneyi gzne kestirmiti Oskar? Hangi cam zerinde-yalnz cam sz konusuydu nihayetdeneylere girimek isliyordu? Bu hedef de, benim yapmack diyebileceim yeni ses tonlarm ilk kez evimizi tavan arasndan akam gnei vurmu pencerelerine eken ehir Tiyatrosu, yani o dramatik kahve deirmeniydi. Hibirisiyle bir ey elde edemediim deiik gteki lklardan sonra, nerdeyse sessiz bir ln stesinden geldim: kvan duyarak ve hain bir gururla kendi kendine mjdeledi, Oskar: Sol fuaye penceresinin ortadan iki cam akam gneinden el ekmek zorunda kalm, bir an nce yeniden camla kaplanmas gereken drtgen biiminde kara iki kovua dnmt. Bundan byle elde edilen baarnn dorulanmas gerekiyordu. Yllardr aramakla olup bir kez ele geirdii slubu, ayn lde muhteem, ayn lde atak, ayn lde deerli ve okluk ayn byklkteki eserleri parma aznda kalan dnyaya armaan ederek gelitirme yolunu tutmu modern bir ressam gibi kendi kendimin retimine getim. Hepsi bir eyrek saat iinde fuayenin btn pencerelerini ve kaplardan bir ksmn camdan soyup aldm. Tiyatronun nne tell bir kalabaln toplandm grdm. Seyirden holanan insanlar vardr hep. Sanalmn bu hayranlar beni pek etkiledi, ama phesiz Oskar'm daha hoyrat ve biimci bir yntemle almasna yolal. Daha cesur bir deneye bavurmaya ve btn pencereleri ap ierleri gz nne sermeye niyetleniyor, yani ak fuayeden, sonra bir loca kapsnn anallar deliinden szlp henz karanlk salonu geerek btn tiyatro abonelerinin medar iftiharnn, yani tra edilmi eitli yzeylerinin hepsi de ayna gibi yanslan avize zerine ullanacak bir lk yollamak istiyordum ki, tiyatro nndeki kalabalkla pas kahverengisi bir kostm iliti gzme: Annem Trk kahvesini ierek Jan'dan ayrlm. Cafe Weitzke'den dnmt demek. Ama ne yalan syleyeyim, Oskar yine de o hametli avizeye bir lk yollamadan duramad. Ne

var ki, l baarsz kal127 ml anlalan; nk ertesi gn gazeteler sadece bilinmez nedenlerden lr sadece yer yer atlam fuaye ve kap camlarndan haber verdi. Gnlk hasmn arka safyalarnda bununla ilgili bilimsel ve yar bilimsel incelemeler, haftalarca hayal rn zrvalar stun stun sap dktler ortaya. "Die Neucslcn Nachric-ten" gazetesi ii kozmik nlardan sz amaya bile vardrd. Gz-lemevindekiler, yani yksek aamadaki fikir iileri gne lekelerinden dem vurdu. Anszn, ksa bacaklarmn elverdii lde hzl bir tempoyla kulenin dner merdivenlerinden indim aa; biraz soluk solua tiyatro nndeki kalabaln yanna geldim. Annemin pas kahverengisi kostmnn ortalkta parldad grlmyordu arlk; herhalde annem Markus'un dkknna gitmi, benim sesimin yol al zarar ziyan anlatyordu. Oskar, gelimemi durumunu ve elmas gibi sesini dnyann en doal bir eyi gren Markus'un, o anda dilinin ucunu yelpaze gibi saa sola sallayp bcyaz-sarms ellerini ovduunu geirdi hayalinden. Dkknnn kapsndan ieri ayak alnca karlatm manzara, bana uzak etkili haykrmla elde elliim btn baarlar unutturdu. Markus, annemin nnde diz kmt ve btn o kuma hayvanlar, aylar, maymunlar, kpekler, hatla gzleri alp kapanan bebekler, beri yandan itfaiye arabalar, salncak allar, onra dkkna gz kulak olan btn o kukla adamlar da sanki Markus'la beraber annemin nnde diz kmek isler gibiydi. Annemin iki elini ellerinin arasna alnt Markus; ellerinin srt ksmlarnda ak renk ayva tyleriylc rtlm esmer lekeler seiliyor, gzlerinden yalar akyordu. Annemin de baklarnda ciddi bir ifade, ortadaki duruma uygun den bir ilgi vard. "Hayr, Markus. Hayr!" diyordu annem. "Ne olur, bari burada, dkknda yapma bunu!" Ama Markus bir trl susmak bilmiyordu; konumasnda hi aklmdan kmayan byleyici, beri yandan abartmal bir ion vard. "Jan Bronski'yle dp kalkmayn, nk postanede alyor o, Polonya postanesinde, sonu iyi olmaz bakn, nk Po128 lonya'y tutuyor Bronski. Polonyallara yz vermeyin! Yz vere-cekseniz Almanlara verin! nk Alnanlar ilerleyecek, Alnanlar ykselecek, bugn deilse yarn, hatla imdiden kalkmmad-lar m biraz, ama Bayan Agnes hl Bronski'ye yz veriyor, yalnz kocas Malzerath'la dp kalksa neyse. Veya ltfedip Markus'la dp kalksa, Markus'a kalkp gelse! Hem yeni de vaftiz oldu Markus. Londra'ya gideriz sizinle, Bayan Agnes, orada eim dostum vardr, gereken belgelerin hepsi de tamam, siz yeter ki peki deyin, Bayan Agnes! Ama Markus'la gelmek istemiyor musunuz, ondan nefret mi ediyorsunuz, gzel, nefret edin. Ancak Markus'un sizden bir ricas var: u kak Bronski'den ekin elinizi, nk Polonya postanesinde kalacam diye diretiyor o, ama Polonya'nn ii grlecek yaknda. Almanlar bir gelmeye grsn, ii bi-tiklir Polonya'nn." nndeki bir sr imkn ve imknszlktan akna dnen annemin de gzlerinden tam yalar gelmek zereydi ki, Markus kapda beni grd; bir elini brakt annemin, be parmann beini de konuturarak beni gsterdi: "u yavruca, onu da alrz yanmza, Londra'ya gtrrz; kk bir prens gibi bakarm ona. Kk bir prens gibi." Derken annem de beni iark elmili, hafif bir glmseme beli-, rirgibi oldu yznde. Belki ehir Tiyalosu'nun camsz kalan lu-aye pencereleri aklna gelmi ya da Markus'un Londra'ya gitme nerisi kendisini byle keyiflcndirmiti. Yine de ban sallayp, dela bir dans davetini geri evirir gibi, pek fazia dnmeden: "Teekkr ederim, Markus, teekkr ederim. Ama imkn yok, sahi yok! Biliyorsun Bronski!" demesi dorusu artt beni. Amcamn adn bir parola gibi kabullenen Markus hemen doruldu, annemin nnde eilerek: "Balayn Markus'u!" eledi. "Bronski varken byle bir ey olamayacan dnmesi gerekirdi." Zeughaus Pasaj'ndaki maazadan ktk; henz dkknlarn kapanma saati deildi, yleyken Markus oyuncak maazasn 129

r, kilitleyip, be numaral tramvayn durak yerine kadar geirdi bizi. ehir Tiyatrosu'nun nnde hl bir kalabalk vard ve sada solda birka polis dikiliyordu. Ama ben korkmadm hi, cama kar elde ettiim baarlar o anda pek dndm yoktu. Mar-kus bana doru eilerek, deta bizden ok kendisi iin yle fsldad: "Meer Oskar'n elinden ne marifetler geliyormu! Baksana, trampet alyor, tiyatronun nnde hadise karmasn beccrvor. 130 TRBN ehir Tiyatrosu'nun fuaye pencerelerini ark ve trklerle krp dkmem, sahne sanatyla ilk kez iliki kurmam salamt. Oyuncak Markus'un o le sonras kendisini pek megul etmesine karn, annem tiyatroyla aramda kurulan dolaysz ilikiyi herhalde fark etmi olacakt ki, Stephan ve Marga, Oskar ve kendisi iin drt bilet alp son Advent* pazar her mz tiyatroda sahnelenen bir Noel masalna gtrd. kinci yan balkonda n srada oturuyorduk. Parter zerinde tavandan sarkan gsterili avize, tiyatroyu aydnlatmak iin canla bala alyordu. Bunu grnce, Stocurm'dan aa arklar ve trkler yollayarak onu krp dkmediim iin sevindim. Daha o zamanlar ok, ama pek ok ocuk vard. Balkolarda-ki ocuklarn says annelerin saysn geiyordu; varlkl kiilerin, yani ocuk yapmakta daha ekingen davrananlarn oturduu parterde ocuklarla ve annelerin says aa yukar birbirine denkti. u ocuklar da rahat durmaz ki bir trl! Benimle az ok uslu Slcphan arasnda Marga Bronski oturuyordu; alp kapanan kolluundan ikide bir kayp iniyor, bazen balkon parmakl nnde jimnastik yapmaya hevesleniyor, koltuun alp kapanmasn salayan mekanizma iinde ikide bir skp kalarak alamaya balyordu; ama o sersem ocuk azna annem bonbonlar tktrd m, koyverdii lklar hafifleyerek evremizdeki br Noel'e hazrlk sresi; Noel'den nce drdnc pazardan balar. 131 yaygarac ocuklarnkine gre katlanlr bir durum alyor ve ok gemeden kesiliyordu. kide bir kolluundan kayp inerek, ikide bir koltuuna trmanmaya alarak vaktinden nce yorulan Stephan'n kk kzkardei, azndaki bonbonlar emerek temsilin balamasndan az sonra uyuyakald; her perde kapannda alk iin uyandrlyor, gerekten de bol bol alklyordu. Tiyatroda, beni ilk perdeden balayarak ekip srkleyen ve kukusuz herkesten nce bana hitap eden Parmak ocuk adnda bir masal oynanyordu. Oyun ustaca dzenlenmiti; asla sahnede grnmeyen Parmak ocuk'un yalnzca sesi iitiliyor, byk byk insanlar oyuna ismini veren o gze grnmez, ama pek hareketli kahramann arkasndan seirtiyordu. Bir bakyorsunuz Parmak ocuk atn kulanda oturuyor, bir bakyorsunuz bol para karl babas taralndan iki serseriye satlyordu. Bir ara serserilerden birinin apkasnn kenarnda gezinip, oradan aalara sesleniyor, sonra bir fare yuvasna, fare yuvasndan kp bir salyangoz kabuuna giriyor, hrszlarla hrszlk yapyor, derken samanlar arasna karp bir inein karnn boyluyordu. Parmak ocuk'un sesiyle konumaya balayan inek boazlanyor, hayvann ikembesinde hapsolup kalm Parmak ocuk ikembeyle beraber ple allyor ve orada kurt tarafndan yutuluyordu. Ama kurdu, Parmak ocuk kurnazca kandrp babasnn evine getiriyor ve kilerden ieri sokuyordu; kilerde kurt tam ortal yamalamak zereyken Parmak ocuk yaygaraya balyor, oyun da tpk masallardaki gibi sona eriyordu: Babas hnzr kurdu ldryor, annesi de bir makas alp obur hayvann karnn yararak Parmak ocuk'u iinden karyordu. Hani karyor diyorsam, yalnz bard iitiliyordu Parmak ocuk'un: "Ah babacm, ah anneciim! lkin bir fare yuvasndaydm; sonra bir inein ikembesinde, derken bir kurdun karnnda aldm soluu; artk sizden hi ayrlmayacam." Bu son, bana dokunmutu; bam kaldrp baknca, burnunu mendilinin arkasnda sakladn grdm annemin, nk o da benim gibi sahnede olup bitenleri deta yaamt. Duygulan132 inaktan pek holanrd annem; bunu izleyen haftalar, hele Noel suresince beni ikide bir tuup

barna bast, Oskar'a bazen akadan, bazen zgn "Parmak ocuk'um benim" ya da "Benim mini mini Parmak ocuk'um" veya "Benim zavall, zavall Parmak ocuk'um" diye fsldad. Ancak 1933 ylnda beni alp ikinci kez tiyatroya gtrd annem. Benim bir yanl anlamam sonucu, geri iyi sonulanmad bu ikinci gidiim, ama zerimde srp giden bir etki brakt; hatla bugn bile bu etkiyle alkanp durur iim; nk olay akla olmu, her yaz gecelen ak havada Wagner mziinin doann kucana buyur edildii Zappot Orman Tiyatrosu'nda gemiti. Dorusu evde operadan biraz holanan yalnz annem vard. Matzeralh iin operetler bile fazlayd. Jan ise anneme uyuyordu; mzikal d grnne karn gzel melodilere kulaklar dpedz sard, ama aryalara baylyordu szde. Karthaus Orlaoku-lu'ndan arkadalar olup Zappot'la oturan, iskelenin, dinlenme evi nndeki lskiyenin, otel - kumarhane'nin klarna yukardan bakan ve kendileri de k olarak Orman Tiyalrosu'nun Opera temsillerinde alan Formclla kardeleri tanyordu. Oliva zerinden geiyordu Zappot yolu. Saray Park'nda bir le ncesi; krmz balklar, kuular, nl Fslt Maaras'nda annemle Jan Bronski; sonra yine krmz balklar ve bir fotorafyla el ele ortak alan kuular. Resim ekilirken, Matzerath, beni ata biner gibi omuzlarna bindirdi. Ben de trampetimi onun tam tepesine dayaynca herkes gld; resim albme yaptrldktan sonra da zaman zaman glmelere yolal bu davranm. Derken krmz balklardan, kuulardan, Fslt Maaras'ndan ayrl. Yalnz Saray Park'nda deil, parkn demir parmakl nnde, Glcttkau tramvaynda, Glellkau dinlenme evinde, her tarafta pazar gn vard; le yemeini Glellkau dinlenme evinde yedik; Ballk Denizi, yapacak baka ii yokmu gibi boyuna insan sularnda ykanmaya aryordu. Sahildeki gezi yolunu izleyerek Zappol'a giderken anszn pazar karmza kt. Btn dinlenme evi cretlerini Malzerath dyordu. 133 Gney Plaj'nda denize girdik, nk buras szde Kuzey Pla-j'ndan daha tenhayd. Erkekler, plajn erkeklere ayrlan ksmnda soyundu; annem bayanlar ksmnn bir kabinine gtrd beni; aile plajnda herkesin iine anadan doma kmam istedi. O zamanlar imanl ban alm giden kendisine gelince: Elli vcudunu saman sars bir mayo ierisine tkt. O bin gzl aile plajnda kendimi fazla plak gstermemek iin trampetimi nme tuttum ve sonra yz st kumlara uzandm; davetkr Ballk De-nizi'ne girmeyip nmdekini kumlar iinde saklamak, devekuu laktii izlemek istedim. Malzeralh'n, beri yandan Jan Bronski'nin yeni yapmaya baladklar yal gbcklcriylc ylesine gln ve deta acnacak bir grnleri vard ki, ikindi zeri kabinlere dnlerek gnele yanm vcutlarn yala ovulup nivea kremiylc kulsannasndan sonra pazarlk giysilerin yine zerlere geirilmesine memnun oldum. "Seestcrn" gazinosunda pasta yedik, kahve itik. Annem be kaili pastadan bir nc porsiyon getirtecek oldu, ama Matze-rath kar kt buna. Jan ise hem hayr dedi, hem de annemin isteini makul karlad. Annem pastay syledi, derken gelen pastadan Malzeralh'n tadmlk bir lokma almasna izin verdi, jan'a ise kendi clcciziyc yedirdi pastadan; her iki erkein de gnllerini ho ettikten sonra, kama biimindeki pek tatl pastay kk kakla kaklayarak midesine indirmeye balad. Oh, kutsal krema; zerine pudra ekeri ekilmi, akla bulutlu arasnda deien pazar ikindisi. Polonya soylular gzlerinde mavi gne gzlkleri ve nlerinde koyu limonatalarla masalarda oturuyor, ama limonatalarna el srmyorlard. Hanmlar mor trnaklaryla oynuyor, bir maazadan kirayla aldklar mevsimlik krk kaplarnn gve tozu kokularn denizden esen rzgrla bize doru yolluyorlard. Matzerath maymunca buldu bu krk kaplar. Ama bir tek le sonras iin bile olsa byle bir kab kendisinin de seve seve kirayla alacan belirtti annem. ]an: "Polonya soylularnda can sknts ylesine serpilip boy alm ki" dedi, 134 "borlarn oaltmakta olmasna bakmayarak Franszca'ya rabet etmiyor arlk, srl zppeliklerinden en baya bir Polonyaca konuuyorlar." "Seeslern"de oturup boyuna Polonya soylularnn mavi gne gzlklerine ve mor trnaklarna

da bakamazdk. i d pastayla dolan annem kalklmas isteinde bulundu. Dinlenme evinin park kaplarn at bize; ekilecek yeni bir resim iin beni bir eee bindirip kmldamadan durmaya zorladlar. Krmz balklar, kuular -doada neler de yokmu- ve sonra yine krmz balklar ve kuular, tatl sularn incileri saylan yaratklar. Hep iddia edildiinin tersine fsldamayan porsuk aalarnn arasnda gazino - kumarhanenin ve Orman Opera evinin klan-drclar Formclla kardelere rasladk. Kk karde operada alrken duyup iittii btn nkte ve fkralar ilkin zerinden atmadan yapamad. Aabcysi nktelerin hepsini nceden bilmesine karn kardeine olan sevgisinden yeri gelince katla katla glyor ve glerken kardeinden bir fazla alln diini gsteriyordu; kardeinin sadece alln dii vard. Derken maehanelel imek iin Gazino Springer'e doru yola koyulduk. Annem daha ok Kurfrsten'c gidilmesini istemiti. Gazinodan ktmzda hl daarcndan nkteler datp duran bonkr Formella karde, oradakileri akam yemei iin Restoran Papaan'a davet elti. Restoranda Bay Tuschcl'c rastladk, Tuschel, yar Zappot'luydu; Zappol'un ise be sinemasyla orman iinde bir operas vard. Ayrca Formella kardelerin efiydi Tuschel ve biz nasl kendisiyle tantmza memnun olmusak, o da memnun oldu bizi tandna. Bkp usanmadan parmamdaki yz eviriyor, ama yzk bir trl "dile benden ne dilersen" yzn ya da sihirli bir yze dnmyordu; nk olup bilen, hi ama hibir ey yoklu ortada, sadece nkte anlatan Tuschel'di bu kez, stelik daha nce kk Formella kardelen dinlediimiz nktelerin aynn anlatyor, ancak altn dileri o kadar fazla olmad iin sz daha ok uzatyordu. yleyken glyordu btn masadakiler, nk nkteleri anlatan Tuschel'di. Yalnz ben ciddiyetimi koruyor, kas135 kat bir yzle nktelerdeki can alc noktalarn canna okuyordum. Ah, yapmack olmalarna karn bu kahkaha salvolar bizim tkndmz kedeki pencerenin yuvarlak ve bombeli camlan gibi nasl da etrafa bir rahatlk sayordu. Tuschel'in halinde bir kran iladesi vard, nkte zerine nkte anlatyordu. Bir ara Goldvvasser likr getirtti; kahkaha ve Goldwasser likr iinde yzerken, anszn parmamdaki yz bir baka trl dndrmeye balad ve bunu yapar yapmaz da gerekten bir eyler oldu: Tuschel hepimizi, Orman Opcras'na davet elti. Operada oynanacak kk bir oyunu nihayet o kaleme almt; kendisi maalesef gelemeyecekti, randevular falan vard, ama ayrtaca yerleri ltfen kabul buyurmamz rica ediyordu; bir loca sz konusuydu, oturulacak yerler kolluktu, yavrucazn uykusu geldi mi uyuyabilirdi. Derken gm bir tkenmez kalem kard cebinden, bir karlvizitik zerine Tuschel'ce szler iziktirdi, bunlar gittiimiz yerde kaplar aacakt bize ve gerekten de at. Daha sonra olanlar birka kelimeyle anlatlabilir sanyorum: lk bir yaz akam; Orman Operas'nda bi yer yok, tamamen dardan gelen yabanclar doldurmu tiyatroyu. Daha oyun balamadan sivrisinekler yetiti; ama hep biraz geciken, bunu nazik bir davran gren son sivrisinek, kana susam bir vzriyla geliini haber verir vermez balad oyun. "Uan Hollandal" temsil ediliyordu. Orman Opcras'na adn veren ormann iinden bir tekne, denizlerde korsanlk yapmaktan ok orman yama ederek, srne srne kt ortaya. Tayfalar aalara kar arklar sylyordu. Derken ben Tuschel'in kolluunda uyuyakalmn; gzlerimi almda tayfalarn arklar ya devan ediyordu veya yeniden ark sylemeye balamlard: Dmenci, haydi dmen bana! Ama Oskar tekrar uyudu ve uyurken annesinin Hollandalya bu kadar ilgi gstermesine, sanki dalgalar zerinde kayp giderek Wagner'ce nefes alp vermesine sevindi. Annem, Malze-raih'la Jan ellerini yzlerine siper ederek irili ufakl aalar lo-rultularyla bimekte olduklarn, bu arada benim de ikide bir Wagner'in parmaklar arasndan kayp kurtulduumu fark cimi136 yordu. Sonunda bsbtn uyand Oskar; nk ormann iinde tek bana bir kadn dikilmi ve hayknp duruyordu. Sar sal bir kadnd; klardan biri, herhalde Formella kardelerden k, ldakla gzlerini kamatrp kendisini rahatsz elliinden: "Hayr! Hayr!" diye baryordu. "Eyvahlar olsun!" Bir ara da yle bard: "Kimdir bana bu ktl reva gren?" Ama bu ktl ona reva gren Formella kardelerden k, ldan bir trl kadnn zerinden ekmiyordu; annemin daha sonra solist diye niteledii kadnn haykr, sonunda

tek heceli kp-rp kabaran bir yaknmaya dnt; ama bu, her ne kadar Zap-pot Orman'nn aalarndaki yapraklan vaktinden nce soldura-bildiysc de, Formella'nn ldan bir trl ele geirip iini gremedi. O kadar parlaklna karn solist kadnn sesi baarsz kalmt. Bunun zerine Oskar srayp yardma komadan, o kstah k kaynan bulup uzak etkili lklarnn bir tekiyle canna okumadan, sivrisineklerin verdii hafif rahatszl da bu arada yok etmeden duramad. Bunun bir ksa devreye, kvlcmlarn etrafa sramasna, geri n alnabilen, ama yine de ortalkla panik yaratan bir orman yangnna yol amasn dorusu istememitim: kalabalkla yalnz annemi deil, hoyrat bir ekilde uykularndan uyandrlan Bay Matzerath' ve Bay Jan' da yitirdim; beri yandan trampetim de kargaalkta kaybolup gitti. Tiyatroyla bu nc karlamam, Orman Operas'ndaki geceden sonra piyanomuzun kapaklarn Wagner mziine aan hafif kilo alm annemi, bin dokuz yz oluz drt ylnn baharnda beni sirk havasyla tantrmak dncesine gtrd. Oskar, trapezdeki gm gibi parldayan artistlerden, Busch Sirki'nin kaplanlarndan, o becerikli fok balklarndan sz aacak deil sizlere. Hani sirk adrnn kubbesinden den lalan da ol-nad. Hayvan terbiyecilerinden kimsenin srhp koparlmad bir yeri. Fok balklar kendilerine retilen hnerleri gsterdiler, bu-' runlaryla havada dengeleyip tuttular toplar ve ringa balklaryla dllendirildiler. Ayrca ocuklar iin elenceli pek ok gsteri137 de bulunan ve ieler zerinde "Kaplan Jimmy" melodisini alp bir Lilipul ekibini ynelen mzikal palyao Bebra'yla tanmam, yine sz konusu sirke borluyum, ki bu da pek nemli bir tanma oldu benim iin. Manejde rastladk birbirimize. Annemle yanndaki iki kavalyesi bir kafes nnde durmu, maymunlarn yakksz davranlarn seyrediyor, o gn istisnai olarak grupla yer alan Bayan Hcd-wig Broski de ocuklarna midillileri gsteriyordu. Bana gelince: Bir aslann yzme kar esnemesinden sonra dncesizce davranp bir baykula oyalanmaya balamtm. Gzlerimi dikmi baykuu szyordum, belki de bayku beni szyordu; derken aptallap kzard Oskar, la can evinden vurulmu gibi usulcack bakuun yanndan ayrlp ev olarak kullanlan mavi - beyaz arabalarn arasna yolland, nk burada bal birka bcr keiden baka hayvan yoklu. Bebra bir su kovasyla nmden geti derken; ayaklarnda terlikler vard, ceketsizdi, pantolon asklar grnyordu. Sadece yle bir karlat baklarmz, yleyken hemen birbirimizi tandk. Bcbra kovay brakp iri ban yana eerek bana doru geldi; boyu, benim boyumdan aa yukar dokuz santimetre uzundu. Gptayla yukardan doru: "Hele bak sen, hele bak sen!" dedi gcrtl bir sesle. "Bugn yandakiler, yeter bydmz, deyip fazla boy almak istemiyor." Ben cevap vermeyince, yeniden giriti. "Adm Bebra. yle iddia edildii gibi raslgele bir Savoyar-de'nin olu deilim, doru ondrdnc Ludwig'in mahdumu Prens Hugen soyundan geliyorum." Hl sustuumu grnce, yeniden bir hamle yapt: "Onuncu ya gnmden sonra bymeme dur dedim. Biraz ge kaldm ama, olsun." O bu kadar ak yreklilikle konuunca, ben de kendimi tanttm, ama kaslp da kafamdan bir soy sop uydurup sylemedim, Oskar! dedim yalnzca. "Ne sylyorsunuz, kuzum Oskar'cm! u halinizle on drt, on be hatta on alt yanda var denebilir sizin iin. Olur ey deil! Daha dokuz buuk yandasnz ha?" 138 imdi de benim onun yan kestirmem gerekiyordu, kasten biraz dk tahmin eltim. "Siz komplimancmm birisiniz, gen dostum. Oluz be yle mi? O, bir zamanlard. Austosta elli nc ya gnm kutlayacam; dedeniz olabilirdim hani." Oskar, palyao rolnde gsterdii akrobasi baarlaryla ilgili olarak hoa gider birka ey syledi Bebra'ya, kendisini olaanst mzik yeteneine sahip biri diye niteledi ve biraz haris bir duyguya kaplarak ona kendi kk hnerlerinden birini gsterdi. Sirk meydanndaki ampullerden , gsterilen hnerin byklne aresiz inanmak zorunda kald. Bay Bcbra ise: "Bravo! Vallahi bravo!" diye barp hemen yannda almasn nerdi Oskar'a.

Bebra'nn bu nerisini geri evirdiime bugn bile hayflanrm bazen. O zaman yle syleyerek bu ilen yakam syrmi-tm: "Biliyor musunuz, Bay Bebra, kendimi seyircilerden biri olarak grmek daha ok memnun eder beni; brakn kk sanatm gizli kalsn, her trl alktan uzak byyp ieklensin. Ama sizin gsterilerinize gelince: Bunlardan alkm kolay kolay esirgc-yemem dorusu!" Bcbra, krklklardan geilmeyen iaret parman kaldrarak beni uyard: "Bay Oskar! Benim gibi grm geirmi bir meslektanza inann ki, bizler asla seyirciler arasnda yer alamayz. Bizlerin yeri sahnedir, arenadr. Bizler gsterilere k tutmak, gsterilere yn vermek zorundayz. Yoksa o adamlarn eline deriz. O adamlarn da bir kez eline dmeye grelim!" Nerdeysc kulamn iine girerek fsldad sonra, gzleri sonsuz zamanlarn gerisinden bakar gibiydi: "Bizimle geleceksiniz, Bay Oskar! Gsterilerin yapld sahneleri elinizde bulunduracak, meale alaylar dzenleyecek, tribnler kuracak, tribnleri enlendirecek, tribnlerden vaazlar verecek ve insanlk elenen eyin yklp gitmekte olduunu ilan edeceksiniz. Dikkat edin, gen dostum, neler, neler olmayacak tribnlerde. Tribnler zerinde bulunmaya, asla tribnler nnde dikilmcmeye bakn!" 139 sminin arlmas zerine Bay Bcbra kovasna uzand: "Sizi aryorlar, aziz tloslum. Yine greceiz ilerde; deil mi ki birbirimizi kaybedemeyecek kadar kz. Sonra Bcbra'nn dilinden drmedii bir sz vardr: Bizim gibi bcr insanlar, tribnlerin zeri istedii kadar dolu olsun, yine bir kede kendilerine bir yercik bulurlar. Tribn zerinde deilse bile altnda olur bu yer ama nnde asla! Doruca Prens Eugcn soyundan gelen Bebra sylyor ile size bunu." Oskar! Oskar! diye seslenerek bir arabann arkasndan kan anneni. Bay Bcba'um alnmdan ptn, sonra kovasna sarlp omuzlarn krek gibi kullanarak arabalardan birine doru dmen krdn son anda grmt. Malzerall ile Bay ve Bayan Bronski'ye ileden km bir tavrla yle dedi: "Tasavvur edin Allahakna, lilupullarm yannda buldum. lerinden biri de alnndan pl Oskar'. nallah ilerisi iin pek bir ey ifade etmez bu." Ama Bcbra'nn alnma kondurduu pck ilerde benim iin ok eyler ifade edecekti. Herki yllarn politik olaylar Bebra'y hakl karm, meale alaylarnn ve tribnler nnde resmi geitlerin vakti gelip almt. Ben nasl Bay Bcbra'nn tlerini dinlcmisem, annem de Ze-ughaus Pasaj'ndaki dkknda Sigusmund Markus'un kendisine ynelttii ve perembe ziyaretlerinde ikide bir tekrarlad uyarlarnn bir ksmna kulak vermiti. Markus'la Londra'ya gitmeyerek, Malzeraih'n yannda kalmt, dorusu benim byle bir yer deitirmeye pek itirazm olmazd-, Jan' da ly karmadan ancak arada bir grmeye balamt. Bu da kukusuz Dlgerler Soka'udaki kirasn Jan'n dedii pansiyon odasnda veya ailece oynayp srekli kaybettii iin Jan'a pahalya oturan skal partilerinde oluyordu. Markus'un dn dinleyerek annemin, daha ok balanmasa bile kendisinde karar kld Malzerall 1934 ylnda, yani olduka erken, ortada esen havay sezerek partiye girdi, ama yine de Zellenleiter'den daha stn bir mevkiye ykselemedi. Olaanst btn olaylar gibi bir araya toplanlp bir 140 skal oyunu evrilmesine neden oluturan bu terfi dolaysyla Malzerall, Polonya Postanesi'ndc alt iin Jan'a ynelttii uyanlara daha sert, ama daha sevecen bir hava verdi. Matzerath'n Zellenleiler'lic terhinden sonra, baka da fazla bir ey deimedi evde. Piyano zerinde Bay Greff'in bir armaan olan ask suratl Beethoven, ividen indirilerek yerine gene yle ask suratl Hitlcr'in resmi asld. Ar mzikten hi holanmayan Malzerah'a kalsa, Beethoven'i nerdeyse kap dar edecekti. Ama Beethoven sonatlarnn o ar tempolu cmlelerine baylan, bunlardan ikisini, n notada belirtildiinden daha ar bir tempoyla ett edip arada bir damla damla piyanomuzdan dktren annem, Beethoven'in ezlong ya da bfe zerinde bir yere yerletirilmesi iin diretti. Bu da nihayet en tehlikeli bir yzlemenin domasna yolat: Hitler ve dhi Beethoven karlkl olarak duvarlarda asl duruyor, bakyor, gzleriyle birbirlerinin iine nfuz ediyor, yleyken birbirlerine snamyorlard.

Malzeralh, her frsatla bir parasn satn alarak, yava yava bir niforma sahibi olmutu. Yanl hatrlamyorsam parti kaske-tiyle ie balad; kay ene altn tahri eden kasketi seve seve, hatla gneli havalarda bile banda tayordu. Bir sre, kafasnda bu kasket, beyaz gmlekler giyip siyah boyunbalar takl veya kolunda pazbent bulunan bir deri ceket geirdi srlna. lk kahverengi gmlei satn almasnn aras bir halta gememiti ki, izmeler ve kaka renkli klot pantolonlar edinmek isledi, ama annem kar koydu. Aradan yine haftalar geti ve gnn birinde lam bir niformaya kavutu Malzeralh. Her hafta birok kez, sz konusu niformay zerinde tamak iin frsal kyor, ama Matzerath onu yalnzca spor salonuna bitiik Mays ayr'ndaki pazar gn gsterilerine katlaca zaman giyiyordu. Ancak bu pazar gnleri hava ne kadar kt olursa olsun niformay srtna geirmeden duramyor ve giderken yanna bir emsiye almaya yanamyordu. ok gemeden beylik bir sz, evde azndan hayli sk iitmeye balamtk: "Grev zaman grev, iki zaman iki!" le yemei iin kzart141 malar hazrladktan sonra her pazar sabah annemi evde brakp yola dyor ve beni g durumda brakyordu; nk pazar gnlerine zg yeni politik durumu sonunda kavrayan Jan, Mal-zerath'n bir baka yerde hazrol durumunda dikilmesinden yararlanp sivil giysisiyle evde yalnz braklan annemi ziyarete geliyordu. Ben bir kenara sinmekten baka ne yapabilirdim? ezlonga yerleen annemle Jan' ne rahatsz etmek ne de kendilerini gzetlemek hevesine kaplyor, dolaysyla niformal babam gzden kaybolur kaybolmaz ve daha o zamanlar muhtemel babam gzyle baktm sivil giysili Jan gelmeden evden kyor, trampetimi ala ala Mays ayn'nn yolunu tutuyordum. lle de Mays ayr m olacak diyeceksiniz? Ltfen inann bana, pazarlar rhtmda grlecek hibir ey yoktu; orman gezintilerine de bir trl karar veremiyordum; Hcrz Jcsu Kilisesi'nin ii ise henz o vakitler bana bir ey sylemiyordu. Geri bunlardan ayr olarak Bay Greff'in izcileri vard, ama imdi bana bir sempatizan gzyle bakacak olsanz bile itiraf edeyim ki, Mays ayr'-ndaki hercmerci, Grcff'lerdeki o cendere iine skm erotizme stn tutuyordum. Gsteride ya Grciser* ya da Blge Eitim Mdr Lbsack konuuyordu. Grciser pek dikkatimi ekmedi asla; fazla yumuak ve ll bir adamd, nitekim ilerde Blge Eilim Mdrlne atanan Forslcr** adnda Bavyera'l daha sert birine yerini brakmak zorunda kald. Ama Forslcr'i aratmayacak bir adam varsa, oda Lbsack idi. halta Lbsack'n srlnda bir kambur olmasa, Frth'l Forster, kentin rhtmna tek ayan bile zor atard. Deerini doru takdir edip kamburunu yksek bir zek eseri * Grciser, Arlhur : 1934 ylnda Danzig Senatosunun bakanlna serildi. Polonya ile Almanya arasnda Naziler'le bir andlama imzalad. Savatan sonra Polonya'da sava sulusu olarak lme mahkm edildi. (.N.) ** Forster, Albert : 1935'dc Naziler tarafndan Danzig Blge Bakanlna getirildi, I Eyll 1939'da Polonya ile bamszlk andlamasn ineyerek Danzig'i" Almanya'ya katldn aklad. (.N.) 142 grdnden, Lbsack' Blge Eilim Mdr yapmt parti. Adam iinin ehliydi. Forsler kt bir Bavycra ivesiyle boyuna "Topraklarmza dneceiz, onlar geri alacaz!" diye barrken, Lbsack daha ok iin inceliklerine iniyor, Danzig-Platt Alman-cas'nn her eidini konuuyor, Bollermann ve Wullsutzki'den nkteler ve fkralar anlatyor, Schichau Doku'ndaki liman iilerine, O lira halkna, Emmaus, Schidlilz, Burgerwiesen ve Prausl sakinlerine nasl hitap edeceini biliyordu. Yzlerinden ciddilik akan komnistlerle bir tanmaya girmek zorunda kalacak veya arada baz sosyalistlerin gsz protestolaryla karlaacak oldu mu, niformasndaki kahverengi kamburunu zellikle kartp ona bir ycelik kazandran bcr adam dinlemek bir zevkli dorusu. Lbsack nkledan biriydi ve btn nkteli konumalarn kamburundan karyor, kamburundan adyla sanyla sz ayordu; nk byle eyler her vaki houna gider dinleyicilerin. $u kamburum var ya, o kaybolur da komnistler gene baa geemez diye iddiada bulunuyordu. Kamburunun kaybolmayaca, kamburunun yerinden oynallamayaca

ise nceden belliydi; dolaysyla, kambur ve onunla partililer hakl kt, ki bir fikre, bir ideye, bir kamburun ideal bir temel oluturabilecei sonucu karlabilir buradan. Greiser, Lbsack veya daha sonra Forster konuacak oldu mu, hepsi de tribnden konuuyordu. Bu da bodur Sayn Bcbra'mn bana vgsn yapt tribnd. Dolaysyla uzunca bir zaman tribndeki o kambur ve yetenekli konumac Lbsack'a Bcbra'-nn bir elisi gzyle baktm; Bcbra kahverengi bir tebdili kyafetle tribn zerine km, aslnda benim de davam olan bir davay savunuyor, dedim kendi kendime. Bir tribn de nasl eymi? Kimin iin, kimin nnde kurulursa kurulsun, mutlaka simetrik olmas gerekir bir tribnn. Dolaysyla, spor salonunun yan banda Mays ayn'ndaki bizim tribn de zellikle simetri kurallar gzetilerek kurulup a-ulmt. Yukardan aa; zerinde gamal ha resmi bulunan 143 yan yana alt sancak, sonra bayraklar, flamalar ve sancaklar, sonra enelerinin altnda kasketlerinin kaylar grlen siyah niformal bir dizi SS, sonra da marlar syleyip konumalar yaplrken ellerini palaskalarnn tokasnda tutan iki dizi SA, sonra parti mensuplarnn oturduu bir yn sra, konumac krssnn arkasnda ayn ekilde partililer, annece yzleriyle kadn derneklerinin yneticileri, sivil giyinmi meclis temsilcileri, Almanya'dan gelmi konuklar, kentin emniyet mdr veya yardmcs. Tribnn alt ksmn Hitler Genlii, daha dorusu Genlik Blge Fanlar alayyla Hillcr Genlii Blge Mzka Alay gcnle-liriyordu. Baz gsterilerde yine simetrik olarak sal sollu yerletirilmi kark bir koro tarafndan ya parolalar syleniyor ya da gftesi bakmndan, bayraklarn alp gerilmesine hepsinden elverili olup, zamann pek sevilen Dou Rzgr mar almyordu. Beni alnmdan pen Bebra, ayrca yle demiti: "Oskar, asla bir tribnn nnde dikileyim deme sakn! Bizim yerimiz tribnlerin zeridir." ok vakit baz kadn derneklerinin yneticileri arasnda kendime yer bulabiliyordum. Ama maalesef bu hanmlar, gsteri srasnda propaganda iin ellerini zerimde gezdirerek beni okamadan duramyordu. Tribnn ayak ksmndaki davullar, fanfarlar ve trampetler arasna teneke trampetimden lr karam-yordum; nk trampetim kiralk asker trampellcriyle bir tutulsun islemiyordum. Ne yazk ki, Blge Eilim Mdr nezdinde-ki bir giriimin de sonusuz kalm, adam beni byk bir d krklna uratmt; ne benim umduum gibi Bcbra'nn elisi, ne de o vaalkr kamburuna karn benim gerek byklm biraz olsun anlayacak biriydi. Tribnl bir pazar gn, hemen konumac krssnn yannda, karsna karak parti selamn verdim, ilkin bel bel yzne bakp sonra gz krparak: "Fhrer'iniz Bebra'dr" diye fslda144 dim, ama Lbsack'n kafasnda bir k falan akmad, tpk Nasyonal Sosyalist Kadnlar Birlii mensuplar gibi eliyle okad beni ve sonunda Oskar' -nk nutkunu ekmesi gerekiyorduiribnden kartt. Alman Kzlar Birlii yneticilerinden iki kz beni aralarna alp btn gsteri boyunca annem ve babamla ilgili olarak sorgulamadan geirdiler. Dolaysyla, partinin daha 1934 ylnda, ama Rhm'n* darbe giriiminin etkisi olmadan biroklarn d krklna uratmaya balamasna amamak gerekiyor. Tribn nnde dikilerek tribn seyrettike, Lbsack'n kamburunun ancak yetersiz lde yumuatt o simetriden kukulanmaya balamtm. Tabii en bala trampelilerle fanfarclara yklendim ve 1935 Auslos'u-nun boucu bir pazar gn gsterisinde de tribnn ayak ksmnda yer alan o trampetiler, fifreciler ve fanfarclarla kozumu paylatm. Malzerah, saat daha dokuzda evden ayrlmt. Vaktinde evden kp gitmesi iin kahverengi deri tozluklarnn boyanp cila-lanmasma yardm etmitim. Sabahn erken saati olmasna karn dayanlmaz bir scak vard. Matzcrath, sokaa kmadan terlemeye, parti gmleinin kolluk altlarnda terden gittike byyen lekeler belirmeye balamt. Tam dokuz buukta da, zerinde havadar ak renk bir giysi, ayaklarnda ajurlu zarif gri iskarpinler ve banda hasr bir apka Jan Bronski damlad eve, Jan, benimle biraz oynamak istediyse de, akamleyin

salarn ykam olan annemden bir trl gzlerini ayramad. Pek az sonra odada bulunmamn serbeste konumalarn engellediini, davranlarnn kallap Jan'm bir tutukluk iinde hareket etmesine yol atn fark ettim. nce yazlk pantolonu anlalan Jan'a pek dar gelmeye balamt; dolaysyla, yanlarndan svp Matzeralh'n izinden yrdm, ama Malzerath' kendime rnek almak gibi bir niyetim yoktu. Mays ayr' ynnde kouan niformallarla hnca hn Kiyevm, Erns (1887 - 1934): Alman Nasyonal Sosyalist Parlisi yneticilerinden; 1934 ylnda Hitlcr'c kar bir darbe hazrlad gerekesiyle tutuklanarak kuruna dizildi. (.N.) 145 1 dolu sokaklardan dikkatle kanp, gsteri yerine, ilk spor salonuna bitiik tenis alanndan yaklatm; bu dolambal yol ise tribnn arkadan grnyle tanmam salad. Siz bir tribn hi arkadan grdnz m? Tribnler nnde toplanmadan nce, halk onlarn geriden grnne aina klmak dorusu yerinde bir davran olurdu; bir neri benimkisi. Bir tribn geriden seyreden, yle doru drst seyredenin bundan byle alr gzleri, tribnler zerinde u ya da bu biimde hazrlanp kotarlan hokkabazlklara kar baklk kazanr. Ayn ey, kilise mihraplarnn geriden grnleri iin de sylenebilir; ama bunu bir baka blmde ele alacaz. Zaten her vakit yapaca ii adamakll yapmay huy edinmi Oskar'a gelince: O plak irkinlii iinde gerek izlenimi uyandran tribnn cephe grnyle yetinmeyip stad Bebra'nn szlerini anmsad ve sadece nden seyredilmek zere ina edilmi bu yapya, o kaba grnl gerisinden yaklat; kendi bedenini ve yanma almadan sokaa asla kmad trampetini kna skna payandalar arasndan geirdi; bir ara ne doru frlam bir diree loslad, tahtann birinden kt kt ban karm bir ivi elini delip geti, derken parti mensuplarna ail izmelerin bann zerinde yeri eelediini iitti, sonra hanm iskarpineikleri-nin sesi geldi kulana, nihayet alabildiine bunaltc, dolaysyla austos ayna hepsinden uygun den bir yere geldi. Tribn ayann i ksmnn nnde, bir lahla perdenin gerisinde kendine yetecek kadar yer ve barnak bularak, dikkati bayraklarla dalmadan, gzleri niformalarla incinmeden, politik bir mitingdeki o akustik gzelliin tadn karmak istedi. Konumac krssnn altna sinmitim. Samda solumda ve bamn stnde bacaklarn am, gzleri gne ndan kamaarak, kk trampeti Yavrukurl'larn ve Hitler Genlii'-ne mensup byk irampetilerin dikildiini biliyordum. Daha arkada da dinleyiciler vard; tribnn kabuundaki yarklar arasndan kokularn alyordum; orackla dikiliyor, dirsekleri ve pazarlk giysileriyle birbirlerine dokunuyorlard. Bazs yayan, baz146 s tramvayla gelmiti. Bazlar daha nce gezip dolatklar ilkbahar panayrndan bir ey anlamadklar iin, bazlar da kolundaki nianlsna bir ey gsterebilmek zere yapmt sz konusu yolculuu. le ncesi bu uurda kaynayp gitse bile, tarih sayfalar yazlrken hazr bulunmak isteyip gelenler de vard. Hayr, dedi Oskar kendi kendine, bu kadar insan bu yolu bouna lepmi olmamal. Bir gzn tribnn kabuundaki bir budak deliine yaptrd, Hindenburg Aalkl Yolu'ndan doru yaklaan bir kaynama farkelli; geliyorlard. Bann zerinde komutlar duyuldu, bando efi, elindeki denei sallayp saa sola iaretler akt, lanfarclar fanfarlarn prova edip alglarn azlklarn azlarna uydurdular ve alabildiine pespaye kiralk askerler gibi, sidol temizleme tozuyla temizlenmi teneke sazlarn bir ttrdler ki, Oskar'n ii szlad, "SA'dan zavall Brand" dedi kendi kendine, "Hitler Gcnlii'ndcn zavall Qucx,* sizler bouna ldnz." Sz konusu harekelin kurbanlarnn arkasndan Oskar'n syledii bu anma szlerini dorulamak isler gibi, dana derisi gerilmi trampetler zerine hemen inen gl darbeler, fanfar seslerine kart. Kalabalk arasndan geerek tribne kan yol, uzak-lan, doru niformallarn yaklatn belli ediyordu. Birdenbire Oskar'n azndan u szler dkld: "imdi ey ahali, beni dinleyin! Ey ahali!" Trampetim lam bana gre elimin almda hazr duruyordu. lhi bir yumuaklk tayan

denekleri ellerimle oynatmaya baladm, bileklerimdeki incelik ve zarafete yaslanp trampetimin zerine ustaca ve neeli bir vals temposu oturttum, Viyana ve Tuna'-y davet ederek valsin sesini gitlikec daha ie ileyecek gibi ykselttim. Derken bamn zerindeki birinci ve ikinci kiralk asker trampetleri benim valslen holand, bycek olanlarn o yass Brand vc Qucx : Nasyonal Sosyalizm dneminde halk kin yazlm kitaplar ve propaganda lilmlerinde, Hitler Genlii vc S.A. rglnn Nazizm urunda canlarn vermi ideal yeleri olarak gsterilen kimseler; Qucx, komnistler tarafndan ldrld. (.N.) 147 trampetleri de az ok ustalkla benim a valsime uydurdu kendilerini. Geri bu arada kulak denilen eyden nasibini almam Jan gibileri de vard; ben, halkn o pek sevdii drtte lk tempoyu hep vurmak isterken, bunlar bumbum, bumbum amatalarm srdrdler. Oskar, umutsuzlua tam kaplmak zereydi ki fanfarclarn kafasnda birden bir k akt ve fifreciler, oh Tuna, fifrelerini ile ylesine mavi tlrmeye baladlar. Sadece fanfar mzkasnn efiyle trampet ve fifre mzkasnn efi, hl vals kralna gvenleri olmadndan, irkin komutlarn saa sola haykryordu; ama onlar i bandan uzaklatrmlm, arlk benim mziimdi alan. Halk da bunun iin bana teekkrde bulunuyordu. Tribn nnde glmeler balamt, valsin melodisini terennm edenler vard, oh Tuna ve btn gsteri alan zerinde ile ylesine, Hindenburg Aalkl Yolu'na kadar ile ylesine mavi, ylesine mavi ve Sleffen Park'na kadar ite ylesine mavi sekiyordu benim vals ve bamn stndeki dmesi sonuna kadar evrilmi mikrofonla gleniyordu. Harl harl trampetimi konuturarak, budak deliinden bir ara darsn kolaan edecek oldum; baktm, benim valslen holanml halk, cokunluk iinde srayp duruyordu. Bir hal olmutu insanlarn bacaklarna; imdiden dokuz ili, dansetmeye koyulmutu, derken buna bir ifl daha katld; vals kralnn patanl onlar bir araya getiriyordu. Yannda Blge Bakanlar, Slurmbann yneticileri, Fors-ter, Greiser, Rausching* ve arkasndan uzun kahverengi Kurmay Heyeti kuyruuyla kalabalk iinde ate pskren, bir trl bir yol bulup tribne ulaamayan Lbsack'a ne tuhaftr ki benim vals hibir ey sylemiyordu. Basil bir mar mzii tarafndan, deta bir hortumla emilir gibi trbine kmaya almt, adam. Oysa benim bu oynak ve uar havam, onun halka gvenini yoketmiti. Budak deliinden Lbsack'm nasl kvranp durduu* Rausching, Hermann: 1933 - 1934 yllar arasnda Danztg, Senatosuna bakanlk elli. Danzing Parti Blge Bakanlna getirilen Forscr'in izledii politika dolaysyla Hitler ve Nasyonal Sosyalizn'e cephe ald; 1936'da Almanya'dan kal, Nazi rejimini eletiren eitli kitaplar yazd. (.N.) 148 nu gryordum. Ama budak delii de cereyan yapyordu, gzlerim esintiden nerdeyse yanmaya balamt, ama yine de Lb-sack'm hali bana dokunmutu, valslen "Kaplan Jimmy" arlistonuna getim, Palyao Bebra'nn sirkle bo maden suyu ieleri zerinde ald havay vurmaya baladm. Gelgeldim, tribn nndeki olanlarn arlistona akllar ermedi, bir baka kuaktandlar nk, arlistondan, Kaplan Jimmy'den falan tabii haberleri olamazd. Onlar -oh, aziz dostum Bcbra- Jinmy'yi ve Kap-lan' deil, karmakark bir havay vuruyor, fanfarlaryla Sodom ve Gomorra'yi ttryorlard. Bir yandan fifreler kendi balarna davranyor, sekiyor, zplyor, bir yandan fanfar mzkasnn efi, snepe algclar paylayp duruyordu. yleyken fanfar mzka-syla trampet ve fifre mzkas "eytan, hodri meydan" havasn alyordu; bu pek kaplans ayda tribn nnde skk dikilen binlerce partili yoldan nihayet bir eyi anlamas, halk arlistona davet edenin Kaplan Jimmy olduunu anlamas, Jimmy iin byk bir zevkti. Ve Mays ayn'nda henz danselmeyen varsa, vakit ge olmadan geride kalm son damlara uzanyordu; ancak Lbsack kendi kamburuyla danselmck zorundayd, nk evresinde cteklikli kini varsa hepsi meguld; ona yardm edebilecek olan Kadnlar Birlii'nc mensup hanmlara gelince; tribnn sert sralar zerinden aa kayyor, yalnz kalan Lbsack'tan enikonu uzaklayordu. Ama Lbsack byle yapmasn da kamburu tlemiti kendisine- yine de danselmeken geri durmad; berbat Jimmy mziinden

holanm gibi yapyor, ortada kurtarla-bilecck ne kalmsa kurtarmak istiyordu. Ama bundan byle ortada kurtarlacak bir ey kalmamt pek. Halk dansederek Mays ayr'ndan uzaklayordu; Mays ayn hani (ena inenip tepelendi, ama yine de yeil olarak bombo kald sonunda; halk Kaplan Jimmy ile beraber bitiikteki Steflen Park'nda gzden kayboldu. Bu parkla Jimmy'nin vaa-dctii bataklk ormanlar ve kadifemsi penecikleri zerinde dolaan kaplanlar vard, daha demin ayr zerinde itiip kakan kalabalk iin bir balla girmemi ormand park. Ne kanun kal149 mu ortada, ne dzen. Ama kllr daha ok sevenler, aalan on sekizinci yzylda ilk kez dikilen, 1807'de Napolyon ordularnn kenti kuatmasnda kesilen ve 1810'da Napolyon erefine yeniden dikilen Hindenburg Aalkl Yolu'nun gezi yerlerinde, yani bu yolun tarihsel zemini zerinde benim mziimi dinleyip dansedebilirdi; nk tepemdeki mikrofon kapatlmt, Olivia Kaps'na kadar iililebiliyordu mzik; nk tribnn ayak ksmnda dikilen olanlarla ben, Jinmy'nin zincirinden zdmz kaplanyla Mays ayr'n, zerindeki koyungzl papatyalara varncaya kadar boaltmadan iin arkasn brakmadk. Derken teneke trampetime oktan haketlii dinlenmeyi baladm, ama trampeli olanlar bir trl kendi trampetlerini almalarna son vermediler; mzikal etkimin yava yava etkisini yitirmesine kadar aradan hayli zaman gemesi gerekiyordu. unu da syleyeyim ki, Oskar, bulunduu tribn iinden hemen ayrlamad, nk 5A ve SS mensuplar izmeleriyle bir saat boyunca ha babam tribnn tahtalarn tekmelediler, kahverengi ve siyah taban tahtalarnda keli oyuklar atlar, tribnn iinde bir ey arar gibiydiler, bir sosyalistti aradklar belki ya da komnist bir sabotajc grubuydu. Oskar'm numaralarn ve aldatmaca manevralarn burada sayp dkmeye girimeden, u kadarn ksaca aklayaym ki bulamadlar Oskar'; nk Oskar'm dengi kimseler deillerdi. Sonunda tahta labirent sessizleti yine, karnnda Hazrcti Y-nus'un oturup yaa buland bir balina iriliinde vard bu labirent. Yo yo, Oskar, peygamber falan deildi, Oskar acktn hissediyordu. "Haydi, d yola ve o byk Ninova kentine varp oradakilere vaazlarda bulun!" diyen bir Rab yoklu ortada. Ayrca, bir Rab'bin benim iin bir yerde bir rizinus aac yetitirip, ayn aac sonra bir kurdun yemesini buyurmasnn gerei yoklu. Ben ne Tevrat'taki rizinus aacndan, ne de Ninova'dan lr szlanyordum; islerse bu Ninova kenti Danzig olsun, Tevrat'la ilikisi bulunmayan trampetimi kazamn altna soktum, kendi iim bamdan aknd; bir yere toslamamaya, bir iviye bir yerimi iz150 ORHAN KEMAL L HALK KTPHAf"""' dirmemeye alarak, peygamberler yutan bir balina byklne naslsa erimi, her trl gsterinin yapld bir tribnn karnndan bir yolunu bulup ktm dar. Isl ttre tlre, yandaki bir ocuk yavalyla Mays ayr'nn kenarn izleyen ve spor salonu ynnde tp tp ilerleyen bir kk olana kim dikkat ederdi? Tenis alannn gerisinde, tribnn ayak ksmndaki olanlar, kiralk asker trampetlerini, yass trampetlerini, filrclerini ve fanfarlarn nlerinde tutarak sekip duruyorlard. Herhalde ceza eitimidir dedim kendi kendime ve komutanlarnn ddne uyarak sekip duran olanlara biraz acr gibi oldum. Bir araya toplanm yneticilerin oluturduu kurmay heyetinden uzakta, bir kenarda Lbsack, yalnzlk iindeki kamburuyla bir gidip bir geliyordu. Hedefinden emin, istikbal yolunun dnemelerindeki tm otlar ve koyun gzlerini yolup almasn, izmelerinin keleri zerinde ar-keden Lbsack baarmt. Oskar eve geldiinde, le yemei sofraya karlm bulunuyordu. Halanm patates ve kara lahanayla kavrulmu kyma, yemek zerine vanilyah ve ikolatal puding. Matzeralh, azn ap bir ey sylemedi; annesinin akl ise baka yerdeydi. Ama leden sonra kskanlk yznden ve Polonya Postanesi dolaysyla kar koca arasnda bir kavga patlak verdi. Akama doru serinletici bir frtna, saanak halinde bir yamurla ve harikulade trampet alan doluyla birlikle gelerek hayli uzun bir gsteride bulundu. Bu durumda, Oskar'm yorgunluktan bitkin dm teneke trampeti dinlenebilir ve arlk yalnz evredeki seslere kulak verebilirdi.

151 VTRN Uzunca bir sre, daha kesin bir syleyi 1938 ylnn kasn ayma kadar trampetimle tribnler allnda lnedim, az ya da ok baarlar salayarak darmadan etlini gsterileri, konumaclar kekelettim, marlar ve koro arklarn valslere ve fokstrotlara dntrdm. Bugn bir akl ve ruh hastalklar kliniinde paral yalan bir hastaym. Sz konusu olaylar tarihe karm olup hl harl harl, ama lavnda olmayan bir demir gibi dvld iin, tribnler almdaki trampetimi konuturmalarma artk bir uzaklk gerisinden bakabiliyorum. Sabote edilmi alt il yedi gsteriye ve uygun admdan uzaklatrlm drt yrye ya da tribn nnde yaplan geil resmine dayanarak kendimi direni rgtnn bir mensubu gibi grmek, dorusu aklmn ucundan gemez. Direni rgtne mensup sz moda imdilerde. Direni ruhundan sz alyor, direni evrelerinden dem vuruluyor, hatta insanda direnii ie aktarabilme olanandan sz ediliyor ve bunun da adna "i g" deniyor. Ya savala yalak odalarnn pencerelerini karartmakla ihmal gsterdikleri iin pasif korunmann para cezasna arptrd, imdi ise kendilerini direni mensuplar olarak ne sren o okumu elendiler! Ama biz yine Oskar'n tribnleri altna bir z atalm. Oskar trampetini konuturarak acaba gzlerini mi balamt onlarn! stad Bebra'nm dn tutarak giriimi kendi eline alm da, 152 tribn nndeki halkn glp dansetmesini mi salamt? Alabildiine hazrcevap ve (elein emberinden gemi biri olan Blge Eitim Mdr Lbsack'n konserini rezil mi etmiti? 1935 yl austos'unun tek kap yemekli bir pazarnda ilk kez ve sonra yine birka defa, beyazkrmzi rengine karn Polonyal olmayan trampetini frtna gibi konuturarak kahverengimsi gsterileri datp nne mi kalmt? Evet, sizin de itiraf edeceiniz gibi, yaptm btn bunlar. Ama bunlar yaptm diye imdi bir akl ve ruh hastalklar kliniinin sakinlerinden olan ben, direni rglnden biri mi saylacam? Bu soruya hayr cevabm vermem gerekiyor ve sizlerden, bir akl ve ruh hastalklar kliniinin sakinleri olmayan sizlerden ricam, bana zel ve estetik nedenlere dayanarak, beri yandan stad Bcbra'nn uyarmalarna kulak vererek niformalarn renk ve biimini, tribnlerde normal olarak icra edilen mziin tempo ve ses gcn yadsyan, trampetini konuturup protestolarda bulunan biraz acayip bir ocuktan baka gzle bakmaynz. O zamanlar, tribnler zerindeki ve nndeki insanlar klstr bir trampetle etkilenebiliyordu henz. Ve itiraf edeyim, camlarn canna okuyan uzak etkili arkm gibi, bu hnerimi de giderek gelitirdim. Trampetimi yalnz kahverengi toplantlara kar konuturmuyor, kzllar olsun, karalar olsun, izciler olsun, PX rgtnden spanak gmlekliler olsun, Jchova Tanklar olsun, Kyffhauser Dernei mensuplar olsun, vejeleryanlar olsun, ozon harekeline mensup Gen Polonyallar olsun, hepsinin toplantlarnda tribn altna tnyordum. Ne syleseler, ne alsalar, hangi duada, hangi bildiride bulunsalar, trampetimle bir trl yara kamiyorlard. Dolaysyla, yaptm ykc bir iti. Trampetimle hakkndan gelemediim bir ey karsa, onu da sesimle haklyordum. Bylece gndz tribnlerdeki simetriyi konu alan giriimlerin yan sra, geceleri de faaliyet gstermeye balamtm: 1936 il 1937 knda ayartc rol oynadm ve ayartclktaki ilk dersleri de bykannem Koljaiczek'den aldm; bykannem o seri k, haftada bir kurulan Langfuhr Pazan'nda bir sergi amt; yani bir lezg153 hin bana drt etekliiyle myor, szlanp yaknan bir sesle "Taze yumurtalar! Alln sars tereyalar! Besili kazlar!" diye baryor, pazar sofralarna karlacak yiyecekleri mterilere sunuyordu. Sal gnleri kuruluyordu pazar. Bykannem banliy treniyle Vicreck'ten kalkp geliyor, Langfulr'a varmadan az nce tren yolculuu iin giydii kee terlikleri karp o biimsiz izmelerini ayana geiriyor, iki sepeti kollarna takp stasyon Caddcsi'ndeki sergisinin yolunu tutuyordu. Sergi zerinde "Anna Koljaiczck, Bissau" diye bir tabela aslyd. O gnlerde ne kadar da ucuzdu yumurtalar. 15'lik kutular daha hesaplyd. Bykannem

"Haydi pisi balklar! Haydi pomuchel, pek gzel!" diye barp duran iki balk kadnn arasna myordu. Ayaz tereyan ta gibi yapyor, yumurtalar taze tutuyor, balklarn pullarn pek keskin tra baklar gibi biliyor, pazarda alan Schwerdfeger adndaki adama i salyor, para kazandryordu; bir gz yoktu adamn, akta yanan bir mangal kmrnn ateinde tulalar kzdrp, bunlar gazele ktlarna sararak pazarc kadnlara cret karlnda kiraya veriyordu. Bykannem, her saat ba dzenli olarak Schwerdlcgcr'e kzgn bir tula getirtip drt eteklii allna srdryordu. Buular tten bir pakelii, Schwerdfeger anneannemin ile birazck kaldrd elekleri altna itiyor, ykn bir hamlede boaltp bir hamlede yeni yk yklenen demir tula iticisi, az sonra bykannemin eleklikleri altndan nerdeyse soumu bir tulayla kp geliyordu. Gazele kd iinde scakl depo edip sonra onu isleyenin emrine amade klan bu tulalara ne kadar imrenmiimdir. Bugn bile Anneannemin eteklikleri allnda byle scack bir tula olarak bulunmay, boyuna kendimle dei toku edilmeyi pek isterdim dorusu. Bykannesinin eteklikleri altnda Oskar'n ii ne diye soracaksnz belki. Bykbabas Koljaiczek'e yknp yal kadnn rzna gemek miydi niyeti yoksa? stedii unutmak myd? Bir yurt, bir yuva m aryordu kendine? Nirvana'cla son bulmak m isliyordu? 154 / Oskar'n cevab yle: Anneannemin eleklikleri altnda Afrika'y aryordum, bir kimsenin ille de grm olmas gerektii sylenen Napoli'yi aryordum belki. Irmaklar, sular bir yerde birbiriyle kavuuyor, bir yerde birbirinden ayrlyordu; bir yerde sert rzgrlar esiyor, bir baka yeri ise rzgr tutmuyordu; l l yamur yayor, ama kuru yerde oturuyordu insan; gemiler demir atyor, gemiler demir alyordu; Oskar'n yan banda teden beri scaktan holanan Tanr Baba oturuyor, bir yerde eytan drbnn temizliyor, bir baka yerde melekikler krebe oynuyordu; ister Noel aacnda klar yansn, ister Paskalyada yumurta aramaya km olayn veya Azizler gnn knlayaym, anneannemin etekliklerinin alt yaz mevsimini yayordu hep. Gnleri baka hibir yerde anneannemin etekliklerinin altndaki kadar huzur iinde geiremezdim. Ama anneannem pazarda benim, etekliklerinin altn ziyaret etmeme asla izin vermiyor, baka zamanlarda da bunu seyrek yapyordu. Yan bandaki kk bir sanda oturarak anneannemin koluna yaslanyor, bylece elekliklerinin altnda o scakl duyamaymn acsn karmaya alarak kendisinden insanlar ayartclk hnerini reniyordum. Kardei Vinzenl Bronski'-nin eskimi para antasn bir ipin ucuna balyor, kum sacla-rn kirlettii yaya kaldrmn inenmekten sertleen karlar zerine atyordu anneannem; yle ki, ipi yalnz onunla ben gryorEv kadnlar gelip gidiyorlar, her ey ucuzken hibir ey saln almak islemiyor, galiba hereyin kendilerine hediye edilmesini, hatta sle bir ey verilmesini bekliyorlard; nk bir ara bu hanmlardan biri Vinzent'in karlar zerine atlm duran para antasna eildi; parmaklar mein antaya dedi deecekken anneannem, kadnn biraz arm parmaklarn da beraber ekerek toplad oltay, klk kyafeti dzgn bal kendine doru ekip tezghn yanna getirdi ve tamamen gleryzl "Buyursunlar Madamcm!" dedi. "Biraz tereya isler miydiniz, altn gibi sar? Yumurta da var, on bei bir gulden'e?" \55 le bylelikle Anna Koljaiczck, doal rnlerini elden karyordu. Ben anneannemin bu ayartlarnda sakl yatan byy anlyor, ama doktor ve hasta oyunu oynamak iin on drt yandaki olanlar Susi Kaler'le kilere ekip gtren o ayarlya aklm er-miyordu. lerinde Alex Mischke'yle Nuchi Eyke kan balayc, Susi Kater doktor hanmck olup beni de hasta yaparak kiremit orbas gibi kumlu olmayan, ama azda kokmu balk tad brakan illar bizim evdeki yumurcaklarn bana zorla iirnelerin-dcn beri, bu ayart beni ayarlamyordu, bu ayartnn yolundan kayordum. Benim kendi ayartclm ise maddi bir nitelikten yoksundu ve ayartt kimselerden uzak tutuyordu kendini. Karanln basmasndan uzun zaman sonra, dkknlarn kapanmasndan aras iki saat kadar geince, annemle Matcrah'n yanndan yavaack uzaklayor, k gecesine salyordum

kendimi. Adet kimselerin grlmedii sessiz caddelerde, rzgr tutmayan kap azlarna snarak, nefis ve leziz erezlerin satld dkknlarn, manifaturaclarn, ayakkab ve saat gibi ele avuca gelip arzu edilmeye deer eyalar mterilere sunan maazalarn vitrinlerini gz allnda tutuyordum. Vitrilerin hepsi de aydnlatlm olmuyordu kukusuz. Halta n herkesi, en sradan kimseleri bile kendine ekmesine karlk, alacakaranlk sekin kimselere seslendiinden, inallarn sokak (enerlerinden uzakla alacakaranlk iinde mterilerine sunan maazalar yeliyordum. Benim gzme kestirdiim, salnarak nlerinden geerken gz kamatracak kadar aydnlk vitrinlere, vitrinlerdeki mallardan ok fiyat etiketlerine bir gz atanlar, apkalarnn balarnda doru durup durmadn ayna gibi vitrin camlarnda grmek isleyenler deildi. Kuru ve rzgrsz soukta, iri yumaklar halinde yaan karlardan uzak, sessiz ve lapa lapa yaan karlar ortasnda ya da tepemde ayazla byyen bir ay, kendilerini beklediim mteriler, sanki, kendilerine bir seslenen olmu gibi vitrinler nnde durakalyor, gzlerini raflarda uzun sre dolatrmayarak hemen ya da az sonra vitrinde sergilenmi nesnelerden sadece birine gzlerini dikiyorlard. 156 Yapmay tasarladm ey, bir avcnn iine benziyor, keskin ve amaz gzlerle sabr ve serinkanllk gcrekliriyordu. Ancak btn bu n koullarn gereklemesinden sonradr ki, sesime kan aklmadan ve ac ektirmeden avn stesinden gelmek ve onu ayartmak ii dyordu. Ayartmak, ama neye? Hrszla; nk en sessiz lklarmdan birini koyvererek vitrin camnda, lam en al raflarn hizasnda, mmknse o itah uyandran nesnenin lam karsnda yusyuvarlak bir oyuk ayor, sesimi son bir kez zorlayarak oyuu itip vitrinden ieri gcrli-yordum; bir ngrt duyuluyor, ama ses hemen yine boulup iitilmiyordu, yani tuz buz olan bir camn ngrts deildi bu; ses benim tarafmdan duyulmuyor, nk Oskar bunu duymayacak kadar uzakta bulunuyordu. Ne var ki, bir kez tersyz edildii kukusuz kahverengi klk mantosunun yakas tavan postundan gen kadn, yusyuvarlak deliin aldn iitiyor, lavan postundan yakasna kadar irkiliyor, karlarn iine dalp kamak isliyor, ama yerinden kprdamyor, belki kar yadndan, belki kar lazlalamca btn yasaklarn ortadan kalkacan sandndan yapamyordu bunu. Peki ama, ne diye bakmyordu evresine? Kar yumaklarndan ikilleniyor, evresine bakmyor, sanki kar yumaklarnn arkasnda yeni kar yumaklarndan baka bir ey varm gibi, sa elini yine tavan postuyla kapl mantosundan dar karrken hl evresine bakmyordu. Derken brakyor baknmay, elini oyuktan ieri uzatyor, o itah uyandran vitrinin zerine kapaklanm cam bir kenara ekip alyor, oyuun kenarnda elini yaralamadan ve ayakkablarn kelerini rselemeden mat siyah iskarpinlerden nce bir tekini, derken solda kalan br tekini yrtyordu. Ayakkablar mantosunun sa ve sol ceplerini boyluyordu hemen. Bir an, be kar yumaklk bir sre, cana yakn, ama kendisine bir ey sylemeyen bir profil seiyor Oskar, bunun Slernfels Maazas'ndaki modellerden biri olduunu, ne hikmetse o anda sokakla gezmeye ktn lam aklndan geirirken yaan kar altnda kadn kayboluyor, ilerdeki ilk fenerin san altnda bir kez daha belirip k emberinden kyor, 157 gen ve iei burnunda bir evli hanm ya da zgrlne kavumu bir model olarak oralardan savuuyordu. Bu i yaplp bittikten sonra -beklemek, pusuya yatmak, trampetimi konuturamamak, nihayet buzlu cam ark ve trklerimle stp eritmek etin bir iti- o hrsz kadn gibi, ama yanmda bir ganimet olmakszn, kalbimde hem bir ate, hem bir me, evin yolunu tutmaktan baka yapacak ey kalmyordu benim iin. Hani yukarda anlatlan model olayndaki gibi ayartmay be-ecremiyordum. rnein, belli bir ifti bir hrsz ift yapmak arzusunun iimde yanp tututuu oluyor, ama ya kadnla erkek her ikisi birden buna yanamyor ya da erkek, elini uzatmken kadn uzanan eli tutup geriye ekiyordu. Bazen elini uzatmak cesaretini kadn gsteriyor, o vakit erkek diz kp yalvaryor,

sonunda kadn, erkeinin szn dinleyip vazgeiyor, ama bundan byle de onu kmsemeye balyordu. Bir defasnda pek toy izlenimi uyandran iki sevgiliyi, kar attrrken, bir parfm maazas nnde ayartmaya kalktm. Erkek, cesur bir davranla bir ie kolonya yrtt vitrinden. Kz alayp szlanmaya koyuldu ve bundan byle hibir koku srnmeyeceini aklad. Oysa erkek, kzn gzel gzel kokmasn isliyordu ve ilerdeki ilk fenere kadar diretti. Ama fenerin orada gencecik kz, sanki niyeti beni kzdrmakm gibi aka ayak ular zerinde dikilerek erkei pmeye balad, sonunda erkek kardaki ayak izlerini gerisin geri izleyip kolonay vitrindeki eski yerine brakt. Birka kez yalca beylerde de ayn ey geldi bama, bunlarn k gecesi iinde ilerleyen alak admlarna bakarak ar bir umuda kaplyordum. Huu iinde bir ttnc dkknnn vitrini nnde durup, dnceleriyle Havana'da, Brezilya'da veya Brissa Adalar'nda dolayor, ama ben sesimi yollayp vitrin camnda alm ll bicili bir oyuu "Schwarze Wcisheil*" adndaki ulak bir puro kutusunun zerine devirir devirmez, bu beylerin iinde * Kara Bilgelik (.N.) 158 dcia alm duran bir ak trak diye kapanvcriyordu. Derken tersyz ediyor, ellerindeki bastonlar krek gibi kullanarak caddenin karsna geiriyorlard; beni ve saklandm kap azm farkelmeksizin nmden seirtiyor, o akn, sanki eytann tar-laklad yal beyefendi yzlerinden lr Oskar'n glmsemesine ses karmyorlard. Ancak hafif bir tasa da karmyor deildi Oskar'n glmsemesine; nk sz konusu beyler, okluk yan ban alm bu puro tiryakileri scak ve souk terler dkyor, dolaysyla, hele ani hava deimelerinde bir tme tehlikesiyle kar karya bulunuyorlard. O k sigorta accntalar, bizim semtteki ou hrszla kar sigortalanm maazalarn urad zarar ziyan tazmin iin kucak dolusu para demek zorunda kaldlar. Ben her ne kadar ii byk hrszlklara kadar vardrmyor, camda alm oyuklarn boyutlarn kasten, vitrinlerden bir defada ancak bir ya da iki para bir ey kaldrabilecek lde tutuyorsam da, hrszlk olaylar ylesine oald ki, emniyetteki hrszlk masas memurlar ilen gz aamaz oldular; buna ramen basn tarafndan beceriksiz polisler olarak aalanmaktan kurlulamyorlard. 1936 kasmndan Albay Ko'un Varova'da bir Ulusal Cephe Hkmeti kurduu 1937 mari'na kadar 28 hrszlk ve 64 hrszla teebbs olayna rastland. Hani hibiri de profesyonel hrsz olmayan bu yalca hanmefendilerin, dkkn ve maazalarda alan tezghtarlarn, hizmetilerin ve baretmenlerin vitrinlerden kaldrdklar eyalar ya hrszlk masas memurlar taralndan geri alnabiliyor ya da sz konusu acemi vitrin sansarlar, arzuladklar eyalarn kendilerine uykusuz bir gece geinmesinden sonra polise gilmc-yi aklcdcrek orada yle sylyorlard: "Ah, ok affedersiniz Memur Bey. Bir defa oldu. Bir daha m, Allah korusun! Anszn vitrinde bir oyuk beliriverdi; uradm dehetten yar kendime gelmi, oyuun ald vitrini yol kava geride brakmtm ki, baktm harikulade, pahal olduu kukusuz, halta belki de bedeli kolay denemeyecek zarif bir ift deri eldiven, paltomun sol cebine yasal olmayan bir yoldan gelip girivermi." 159 Ama polis, mucizeye inanmadndan, ele geirilen kimseler veya kendiliklerinden gidip polise teslim olanlarn hepsi de, yaptklarnn cezasn drt hafta ile iki ay arasnda hapis cezasyla demek zorunda kalyordu. Bana gelince: Ceza olarak ara sra eve kapatlyordum; nk her ne kadar kendi kendine ve aklllk edip polise itiraf etmiyorsa da, annem camlarn stesinden gelebilen sesimin bu hrszlk oyununda parma olduunu seziyordu. Kendine tamamen erefli bir insan ss veren ve beni sorguya eken Malzerath'a herhangi bir aklamada bulunmaya yanamyor ve giderek artan bir ustalkla trampetimin arkasna ve gelimekle geri kalm bir ya ocuunun hep ayn kalan cssesi gerisine saklanyordum. Annem, bu gibi sorgulamalardan sonra hep tekrarlyordu: "O bcr adam vard ya, hep onun yznden ile; Oskar'cm alnndan pt. Hemen sezdimdi zalcn bunun hayra alamet olmadn, nk eskiden bambaka ocuklu Oskar'cm." Yalan deildi; Sayn Bebra srekli olarak hafiften etkisi allnda bulunduruyordu beni; nk

biraz talihim yaver gitli ini, kimseye sormadan, al sana bir saal izin diyordum, kendi kendime ve evden kp gidiyordum. Ve bu bir saatlik izin, ufak tefek eyler satan bir manifaturac dkknnn vitrin camnda o dillere destan yuvarlak oyuumu ap rnein ii umutla dolu gen bit adam vitrindeki halis ipekten arap krmzs bir boyunbann sahibi yapmak olana salyordu bana. Acaba gzelce silinip temizlenmi bir vitrin camnda el kadar bir pencere aarak, zalcn varolan o ayartc elkiyi glendirmesini Oskar'a emreden Kl'nn kendisi deil miydi, sorusuna evet, cevabn vermem gerekiyor. Bir kez karanlk kap azlarna sinip beklememden belliydi bu; nk, bilindii zere, bir kap az, Kl'nn en sevdii yerdir. Beri yandan, ayarlmalarmdaki ktl hafifletmek islemi olmayaym ama, ayartmalara ne bir frsat bulduum, ne de bir eilim hissettiim bugn, kendi kendime ve bakcm Bruno'ya yle sylemeden duramyorum: "Os160 kar, sen o k mevsiminde gezintiye km, belli bir nesnenin sahibi olmay iddetle arzulayan byk ve suskun kimselerin yalnz kk ve orla aptaki dileklerini yerine getirmekle kalmadn, vitrin camlar nnde bu insanlarn kendi kendilerini tanmalarndan da yardmn esirgemedin. Birok mazbut k bayan, birok drst amca, dini bakmdan krpeliklerini koruyan birok yal bakire, sen kendilerini hrszla ayartmasaydin ve eskiden kk apla acemice bir el uzunluunun lnctlcnneye lyk tehlikeli bir alan ii sayan bu vatandalarn grlerini dcilir-meseydin, hrszla yatkn bir mizalar olduunu asla anlayamayacaklard." Her gece pusuya yatarak kendisini gzetlediim ve defasnda almaya yanamayarak ancak drdncsnde frsat karmayan ve polise asla ele gcirilemcycn hrsz Dr. Erwin Scholts'-un, stinaf Mahkemesinde herkesin ekindii bu Savc Bcy'in bana, yani hrszlarn ben kk yar tanrsna kurban vererek hakiki porsuk klndan bir ira frasn ardktan sonra yumuak, hogrl ve yarglarnda deta insancl bir hukukuya dnt sylenir. 1937 aralk aynda bir gn uzun sredir souktan titreyerek bir kuyumcu dkknnn karsnda dikiliyordum; kenlin kenar semtlerinden birinde, iki taralna dzenli aralarla akaaalar dikilmi bir yolun fazla ilek saylmayan bir yerinde bulunmasna karn iyi bir n ve isim yapm bir dkknd. Baka vitrinler ve oralarda sergilenen kadn oraplar, kadife apkalar ve likr ieleri nnde grsem, hi duraksamadan haklayacan baz avlar, ziynet eyalaryla saatlerin sergilendii sz konusu dkknn vitrini nnde belirmiti. Ziynet eyalarnn bir zellii vardr: nsan mklpesent oluyor, kolay kolay ilerinden birini beenemiyor, kendini usuz bucaksz kolyelerin akna brakyor, dolaysyla zaman dakikalara gre lmekten vazgeip inci yllarna vuruyor, bunu yaparken de incilerin insan boynundan daha ok yaayaca, zamanla elimsizleecek eyin bilezikler deil bilekler olduu, kimi me' 161 zarlardan yzkler karld ve bylelikle parmaklarn bu yzklere dayanamadnn anlald dncesinden yola koyuluyor. Ksaca, sz konusu vitrini seyredenlerden bazsn fazla kendini beenmi, bazsn ise fazla yavan grp ziynet eyalaryla donatmaktan vazgeiyordum. Kuyumcu Bansemer'in dkknnn vitrini yle fazla ykl deildi. O ince svire iiliinin rn olan birka gzide saat, ak mavi kadife zerinde bir dizi nian yz ve ortada all, daha dorusu yedi tane olaanst gzellikle mcevher paras; deiik renkle altndan ilenmi burmal bir ylan; ylann ince iilik rn olan ban bir topaz, iki elmas paras ve gzlerini iki safir ssleyip deerlendiriyor. Genellikle siyah kadifelerden holanmam, ama Kuyumcu Bansemer'in ylanna bu zemin iyi gidiyordu dorusu. Balan karc bir sadelik tayan ve mtenasip biimleriyle dikkati eken gm mcevherler altndaki gri kadife de yine yle uygun dmt, etrafa i gcklayc bir huzur sayordu. Hani yzklerden biri ylesine zarif bir ta sinesinde barndryordu ki, benzer zarafetteki hanmefendilerin ellerini eskiterek gittike daha ok zaralel kazanaca ve gnn birinde galiba yalnz ziynet eyalarna vergi olan lmezlik payesine ulaaca imdiden keslirebiliyordu. Sonra da gerdanlklar;

taklmalar insana uur getirmeyecek gerdanlklar, insana yorgunluk veren gerdanlklar, ve nihayet gerdanlk biimindeki be-yaz-sarms bir kadife altlk zerine yatrlm alabildiine hafif bir gerdanlk: Tek tek paralar zari! bir biimde birbirine gemi; dantel ilenir gibi ilenmi bir ereve; abajurla donatlm bir kanavie. Acaba hangi rmcek burada alim salglayp, all kk ve bir byk yakul tan yakalamak zere kendine bu a rd? Ve kendisi nerede pusuya yall bu rmcein ve neyi gzledi? Daha baka yakul talarn deil, aa yakalanm yakutlarn kan damlalar gibi ldayarak baklarn kendi zerlerine ivileyecekleri bir insan gzledi herhalde. Bu gerdanl kime armaan etmeliydim ki, hem kendi isteim, hem de o alln retip alln ileyen rmcein dilei yerine gelsindi? 162 1937 ylnn 18 aralk gn inenmekten sertlemi gcr gcr kar zerinde, her zamankinden daha ok kar kokan, her eyi kara havale etmek isteyen bir kimsenin dileini aacak kadar kar kokan bir gecede, bulunduum kap aznn sa st tarafndan karya geerken grdm Jan'. Ban kaldrp bakmadan kuyumcu dkknnn nnden yrd; duraklar gibi yapl derken, daha dorusu kendisine seslenen olmu gibi durdu, arkasna dnd veya dndrld ve o beyazlara brnm, sesleri fazla kmayan akaaalar arasndaki vitrin nnde dikilmeye balad. tkrldm, gz hep yal, mesleinde boynu bkk, akla haris, aptal olduu kadar gzellie dkn Jan Bronski, annemin eliyle yaayan, bugn bile hem inanp hem gerekliinden phe elliim bir dnceye gre Matzerath adna beni dnyaya getiren Jan, sanki Varoval bir terzinin elinden km k pallosuyla karda dikiliyordu; bir heykele dnmt deta, karm iinde dikilen ve karda kan izleri gren Parzival gibi gzn alim gerdanln yakul talarna dikmi, ite ylesine lalap scmbolle-mi olarak vitrin nnde duruyordu. Jan' sesimle ya da trampetimi konuturarak oradan uzakla-trabi lirdi m. Trampetim yanmdayd, paltomun altnda duyuyordum varln. Dmelerden birini zmeye greyim, hemen ortaya kacak, ayaz havann ierisine szlverecekti. Denekler iin de paltomun dmelerine bir el atmam yeterdi. Avc Huber-lus* da o bir tuhal geyii tfeinin ale menziline girdii zaman ekip vurmam ve Saulus** deiip bir Paul us olmutu. Papa, yzkl parman kaldrnca Attila tersyz edip gitmiti. Ama ben ektim ilii, ne deitim ne tersyz ellim; avc olarak, Os-kar olarak kaldm; hedefe varmak isledim, paltomun dmeleri* Hubelus : Lticl piskoposu (l. 727) ; bir efsaneye gre avcla ok merakl bir kimse; gnn bilinde boynuzlan arasnda bir ha iareti tayan bir geyikle karlamas zerine avcl terkeder; avclarn koruyucusu olan bir ermi. (CN.) ** Saulus : Havarilerden Paulus'un Hristiyanl kabulnden nceki ad. (.N.) 163 ni zp trampeti ayaza karmadm, denekleri trampetin yass beyaz tenekesi zerinde konuturmadm, aralk ayn trampetli bir ay yapp kmadm, sessiz bardm sadece, bir yldz nasl barrsa yle bardm belki, ya da suyun dibindeki bir balk gibi suskun bardm; ilkin o ayaz hava ierisine barp yeniden kar yadrmaya altm, sonra da cam ierisine bardm; geirgen olmayan camdan ieri, pahal camdan, ucuz olmayan camdan ieri, saydam camdan, arada snr oluturan camdan ieri Jan Bronski ile yakullu gerdanlk arasndaki vitrin camndan ieri bararak nceden bykln bildiim Jan'n eldivenli elinin geebilecei kadar bir oyuk atm; cam bir kiler kaps gibi, cennetin ferah, cehennemin dar kaps gibi itip yukar kaldrdm. Jan irkilmcdi hi, zarif eldivenli elini paltosunun cebinden karp cennetten ieri daldrd, eldiven cehennemi geride brakp dnd hemen; yakuttan talan, cennetten kovulmular da ierisinde olmak zere, tm meleklere yaraacak gzellikteki gerdanl, cennet veya cehennemden kaldrd; yakut ve altndan avn kavrayan elini gerisin geri cebine gtrd, ama ak vitrin nnde dikilmesine devam etti, oysa tehlikeli bir davrant bu, oysa artk kanayan ve Jan'n ya da Parzival'n bakn zorla kendi zerlerine eken yakutlar ortada yoklu. Oh, Baba, Oul ve Ruhulkuds! Baha'ya, yani Jana bir ey olmas islenmiyorsa. Ruh'ta bir eyler olmalyd. Oul paltosunun dmelerini zd Oskar, tella trampet deneklerine

sarld ve teneke trampet zerinde "Baba! Baba!" diye haykrmaya balad. Sonunda arkasna dnd Jan; ar, gerektiinde pek ar bir tempoyla caddeyi geerek geldi ve birden benimle, yani Oskar'la kap aznda karlat. Jan henz bana bo gzlerle bakp dururken, ama karlar da eridi eriyecekken, anszn karn yeniden altrmaya balamas ne gzel oldu! Yakutlara deen eldivenli elini deil de, br elini bana uzall Jan; akn ama sklm pklm denemeyecek bir edayla beni alp eve gtrd; evde annem beni merak edip duruyordu. Malzerath o her zamanki hoyrat ama pek ciddi denemeyecek 164 ses tonuyla beni polise teslim edeceini syleyerek gzm korkuttu. Jan bir aklamada bulunmad, fazla da'olurmad zaten, Matzerath'n masaya bira kararak kendisini davel ettii skal oyununa da yanamad. Giderken eliyle okad Oskar'; Oskar ise Jan'n kendisinden sr saklamasn m, yoksa dost olmalarn m istediini pek anlayamad. Aradan ok gemeden, Jan anneme hediye etli gerdanl. Annem sadece birka saat, o da Malzeralh yokken, herhalde mcevherin nereden geldiini bilerek, yalnz kendisi ya da Jan Bronski iin, belki de ayn zamanda benim iin lakt bu gerdanl. Sava biliminden az sonra Dsseldorf karaborsasnda gerdanl vererek, karlnda on iki kulu Amerikan Lucky Strike sigaras ve bir deri evrak antas aldm. 165 GSTERLMEYEN MUCZE Bugn akl ve ruh hastalklar kliniindcki yatamda, bir zaman her el atta elimin almda bulunan, ayaz demeyip, gece demeyip buz ieklerini eriten, vitrin camlarn delip aarak hrszlarn elinden tutan sesimdeki o gc ok vakit aradm oluyor. rnein bakcm Bruno'nun beni daha bir dolaysz gzelleye-bilmesi iin, kapnn yukarsndaki gzetleme penceresini can giysisinden soymay ne kadar isterdim. Klinie yatrlmadan nceki yl sesimdeki gszlk bana bir hayli zmlye mal olmutu. Gece manzarasna brnm sokaklarda baar ardnda koarak lm alp bir baar ekle edemedim mi, zorbalklan tiksinen biri olmama karn bazen yerdeki bir laa uzanyor, DsseldorCun kenar semtindeki sefil sokaklarn birinde bir evin mutlak penceresine nian alyordum. Dostum Dekoratr Viular'a hnerlerimden birini gstermek iin yanp tutuuyordum en ok. Dostumu gece yarsndan sonra Knig Aalkl Yolu'ndaki bir bonmarenin ya da eski konser salonu yanndaki bir parfmc dkknnn st taralna perde ekilmi vitrininde, yeil krmz ksa yn oraplarndan lamdm m, benim rencim olan veya rencim olabilecek Dekoratr Vitllar'-n nnde dikildii vitrin camn arklarmla krp dkesim geliyordu; nk Yuda m desem, Johanna m desem kendisine, hl bildiim yok. Viltlar asil bir slleden geliyor, kk ad Gottfried. Beni mahcup eden baarsz ark denemesini tutmayp sapasalam 166 kalm vitrin cam nnde trampetimi hafife konuturuyor, Vitllar'n dikkatini ekiyorum ve Vittlar dar karak bir eyrek saat benimle ene alp kendi dekorasyon hnerlcriylc alay ederken, ister islemez ona Gottfried diyorum, nk sesim ona Johanna ya da Yuda dememi salayacak mucizeyi gsteremiyordu. Jan Bronski'yi hrsz, annemi ise yakut tal bir gerdanlk sahibi yapan kuyumcu dkkn nndeki barmalarm, iddetle arzulanmaya deer eyalarn sergilendii vitrinler nndeki ark ve trklerim imdilik sona ermiti. Derken bir sofulua kaptrd kendini annem. Neydi onu byle sofulatran? Jan Bronski ile dp kalkmas, alnm gerdanlk ve zina durumunu yaayan bir kadnn katlanmak zorunda bulunduu o tatl meakkatler annemi solu ve kutsamalara dkn bir kadn yapp kmt. Zina gnahnn ilenii ne de gzel bir dzen iinde yrtlyordu: Perembeleri kentte buluulup kk Oskar, oyuncak Mar-kus'un yanna braklyor, Dlgerler Soka'nda ok vakit tatminkr, ama yorucu bir saat geiriliyor, ardndan Cafe Weitzke'de Trk kahvesi iilip pasta yenerek yorgunluk karlyor, sonra Yahudi Markus'a yollanlyor, Markus'lan Oskar'ckla birka kompliman ve hediye denebilecek dk fiyata ipek ileler alnarak dnlyor, be numaral tramvaya biniliyor, glmsemeler ve dncelerle bambaka yerde dolalarak Oliva Kaps

nnden geiliyor, Hindenburg Yolu zevkle geride braklyor, Spor Salo-n'un hemen yan bandaki Matzerath'm pazar sabahlarn harcad Mays ayn'nm farkna varlmyor pek, Spor Salonu evresindeki dneme isler islemez sineye ekiliyor -tam gzel bir eyler yaanmken sz konusu yap ne de irkin grnebiliyor insana-, solda bir dneme daha, derken tozlu aalar gerisinde krmz kasketli rencileriyle Coradinum beliriyor -aman ne ho! Ne olur Oskarcm da byle altn yaldzla C harli islenmi krmz bir kasket giyseydi bana! On nc yandan all ay ald Oskarcm; ortaokulda olur imdi, Latince renmeye balard: Kk, alkan, biraz yaramaz ve marur bir Conradinum'lu edasyla ortalkta dolar dururdu. 167 Demiryolu alt geidinin arkasnda Reichskolonie ve Helene Lange Okulu'na doru tramvay yol alrken, Bayan Agnes Malze-ralh'n akl Conradinun'a ve olu kk Oskar bakmndan karlm frsatlara gidiyor. Derken bir dneme daha; solda o soana benzeyen kulesiyle sa Kilisesi'nin nnden geiliyor; Max Halbe Meydam'nda, Kahveci Kayser nnde iniliyor tramvaydan; rakip dkknlarn vitrinlerine de bir gz atlarak, hir arnhl Yol gibi Labes Yolu'nda bin bir eziyetle yrnmeye balanyordu. Bagslercn bir can sknts, elinden tutulan anormal ocuk, vicdan azab ve ilenmi bir ghan yineleme istei, yelinmezlik, kanksamtk, Matzeralh'a kar duyulan bir nefret, ayn zamanda iyi yreklilik taan bir muhabbet ortasnda benimle, benim yeni trampetim ve Markus'tan saln alnm yar hediye ile paketiyle Labes Yolu'nu zahmetle geride brakarak dkkna geliyor annem, beni yulaf ezmelerinin, kk ringa bal fsnn, gaz varilinin, ku zmlerinin, ekirdeksiz zmlerin, bademlerin ve ball baharatl avdar reklerinin, Dr. Oelkcr maya tozunun, "persil pcrsildir" kutularnn, Orbin'in, Maggi ve Knorr rnlerinin, Kalherin msr kahvesi'nin, Hag kahvesinin, Vicllo ve Palmin yemek yalarnn, Khnc sirke ve turularnn ve drt meyveden yaplm reellerinin, tezgh zerine bal tatllnda yukardan sarkp yazn her iki gnde bir deitirilmeleri gereken ve deiik perdelerde vzldayan sinek ktlarnn bulunduu yere getiriyordu. Kendisi ise yaz k demeden btn yl her cumartesi, yksek ve alak perdede vzldayan gnahlar kendisine eken ar tatllktaki bir ruhla Herz-Jesu Kilisesi'ne gidiyor ve Rahip Wi-chnke Efcndi'ye gnah kartyordu. Annem perembeleri kente inerken nasl beni yanma alyor, beni deta kendisine su orta yapyorsa, cumartesileri kiliseye giderken de beni yannda gtryordu; kilisenin sslemeli kapsndan geiyor, serin katolik ini demeler zerine geliyorduk. Daha nceden annem trampetimi kazamn ya da kk paltomun altna tktryordu, nk trampelsiz yapamyordum artk; karnmn nnde sarkan teneke trampetim olmaynca alnma ve 168 omuzlarma elimi dokundurarak asla o Katolik istavrozu karamyor, ayakkablarm giyer gibi dizimi bkp burun kkmde yava yava kuruyan kutsal suyla kilisenin o prl prl sralarnda rahat oturamyordum. Herz-Jesu Kilisesi'ni daha vaftiz gnmden biliyordum; bana konmak islenen kfirce isim ortaya baz glkler karm, ama Oskar ismi zerinde diretilmi, ayrca vaftiz babam Ja da kilisenin kapsnda byle olmasn istemiti. Kiliseye girince Rahip Wi-ehnke Efendi, iimdeki eytan kovmak zere kez yzme fledi, istavroz karp elini bama koydu, zerime tuz serpip bir kez daha eylan kovma giriiminde bulundu; sonra kilisenin vaftiz trenlerine ayrlm asl blmne geldik. nme man Kanunu ve Rabbani Dua karldnda sessiz davrandm. Derken Rahip Wiehnke Efendi, bir kez daha "Defol blis!" szlerini sylemeyi uygun grd, daha o zamanlar her eyden haberi olan bana, zihin akl getireceine inanarak elini burnuma ve kulaklarma dcdircli. Sonra bir kez daha ak seik ve yksek sesle, cevap bekleyerek sordu: "eytandan ve onun btn fiillerinden, onun bln saltanatndan el ekiyor musun?" Ben bam sallayp da hayr demeye vakit kalmadan -nk eytandan el ekmeyi dndm yoklu- Jan, bulunduu yerden benim iin kez "Evci, ekiyorum!" diye tekrarlard. eytana dmanlk iln etmememe karn. Rahip Wiehnke Elendi, gsm ve iki omuzumun

arasn kutsal yala yalad. Vaftiz kurnas nnde yeniden iman Kanunu okundu. Sonra u kez kutsal sudan serpilip, krisamla yaland bam. Kirletilmek zere zerime geirilen beyaz bir giysi, karanlk gnler iin yaklan mum ve sonra salverilme. Ve Matzerath ekti ceremesini. Jan, beni kucana alp, yan bulutlu havada taksinin bekledii kapnn nne karrken, iimdeki eytana sordum: "Nasl, iyi allattn m vartay?" eytan iimde zplayp hoplayarak: "Kilise pencerelerine dikkat ellin mi, Oskar?" diye fsldad. "Hep can, hep cam!" Herz-Jesu Kilisesi 1871 - 1873 aras Fransa taralndan denen 169 harp tazminatyla birok binalarn kondurulduu yllar iinde ina edilmi olup yeni Gotik slbu gsteriyordu. Kilisenin inasnda abuk kararan tulalar kullanlm, ayrca bakr levhalarla kapl kulenin sivri klah da ok gemeden o geleneksel bakr alna kavumutu; dolaysyla, tuladan yaplm eski Gotik kiliseleriyle yeni Gotik kilise arasndaki ayrmlar ancak iin ehli kimseler seebiliyordu ve sevindirici ayrmlar da deildi bunlar. Gnah karma bakmndan eski ve yeni Gotik kiliseler arasnda bir fark yoklu; tpk Rahip Wichnkc Elendi gibi yzlerce rahip, cumartesi gnleri bro ve dkknlarn kapanmasndan sonra gnah karma sandalyesine oturup kll kulaklarn o prl prl ve siyahms kafese dayyor, gnah kartmaya gelenler de kalesin kararm rgsndeki gzler arasndan, o gnahs ucuzluktaki incilerin boncuk boncuk dizildii gnah ipliini rahibin kulandan ieri salyorlard. Annem, Rahip Wiehnkc Efcndi'nin iitme organnn araclyla, ne yapt, ne yapmadysa, dncede, szde ve liiliyatta ne olup billiysc gnah listesindeki diziye uyarak, o biricik mutlu klan kilisenin en yce makamna aklarken, kartlacak gnah bulunmayan ben, benim iin fazla przsz ve cilal tahta sradan ayrlyor, ini deme zerine geliyordum. Hani itiraf edeyim ki, Katolik kiliselerinin ini demeleri, Katolik kiliselerinin kokusu, ksaca tmyle Katoliklik, bugn bile aklayamayacam biimde, rnein, evci rnein kzl sal bir kz gibi beni kendine ekiyordu. Oysa kzl sa grsem boyamak geer iimden: Katoliklik ise benim bouna, ama yine de Katolik yasalarna uygun olarak vaftiz edildiimi ve bunun da deitirilemiyeecini hep ele veren kfrler getirir aklma. okluk kendimi en sudan olaylar srasnda, rnein dilerimi fralar, halta yz numarada deli hacet ederken kilisedeki yinlerle ilgili olarak u lrl aklamalarda bulunurken yakalarm: sa'nn kannn aktlmas olay yenileniyor kutsal yinlerde -senin temizlenmen iin akyor kan- te sa'nn kannn sakland kadeh -arap hakiki ve gerek oluyor sa'nn kan aktldka - gerek 170 Isann kan - kannn tcmaasyla - deerli kan - sa'nn kanyla ykanyor ruh - Deiim'dc kan akyor, zerinde kan lekeleri bulunan mihrap rts, sa'nn sesi gkleri delerek geiyor, sa'nn kan misk gibi kokular sayor Tanr'nn huzurunda. Siz de itiraf edeceksiniz ki, Katoliklik kokan bir edayla konumasn beecrebiliyorum hl. Eskiden Bakire Meryem Ana'y dnmeden tramvay bekleyemezdim. Muazzez, mbarek, mukaddes Bakire, bakirelerin bakiresi, rahmetin anas, ey mbarek klnm kadn, ey btn tapnmalara lyk, ki senden lalkoldu, ey sevgili ana, bakire ana, anl bakire, msaade et de, senin ana kalbinde tadn kardn gibi, ben de sa adndaki o tatlln tadn karaym, gerekten lyk ve yerinde, yakr ve ifakr bir davran olur seni, ey kralie, ey mbarek, mbarek klnm... Bu "mbarek" sz bazen, ama en ok annemle cumartesileri Hcrz-Jcsu Kilisesini* ziyaret ettiimizde beni bir fena lallla-lrd, bir zehirledi ki, vaftiz vartasn atlatm olup bana bir panzehir sunan iimdeki iblise krettim: Onun sunduu panzehir, Herz-Juse Kilisesi'nin ini demeleri zerinde aalayc bir edayla, ama yine de dimdik yrmemi salad. Kalbi kiliseye ismini veren Isa, sakramcni'lcrdcn baka, ar-nll Yol'daki rengrenk tasvirlerde de lekrar lekrar resmedilmi grlyor, ayrca eitli pozlarda heykeli bulunuyordu, ama heykeller de renkliydi. zeri boyanm aldan bir heykel de vard ki, bu heykelde sa, srlnda mavi bir Prusya urbas ve ayaklarnda sandallar, altn bir kaide zerinde uzun salaryla dikiliyor, gs kalesinin ona yerinde, btn doaya kafa tutarak, bir k halesiyle evrelenmi, stilize biimde kanad

tasvir edilen domates kirmzln-daki kalbini gsteriyor, dolaysyla kilisenin bu organa gre adlandrlmasn salyordu. Ak yrekli heykeli daha ilk grte, Kurtarc sa'yla vaftiz babam ve muhtemelen hakiki babam Jan arasnda ne kadar tatsz 171 mkemmellikte bir benzerlik bulunduu ister istemez gzme arpt. Saf bir kendine gvenle dolu o romantik gzler! O bir iei andran, her vakit alamaya hazr plesi az! Kalar daha bir belirginlikle ortaya karan erkeksi strap! O, biraz pataklanmak isleyen, dolgun ve pembe yanaklar! kisinde de kadnlar okamaya ayartan tokallanas bir yz ve bir saray kuyumcusunun usla eserleri gibi avu iindeki yaralan sergileyen bakml ve ilen rken, kadns yorgun eller! sa'nn yzne sanki frayla oturtulan ve beni babaca anlamayan Bronski baklarna kahrol-dum; nk ayn mavi baklar ben de de vard; ancak benim baklarm hayran brakyor, ama karsndakileri ikna edemiyordu. Oskar, kilisenin sa kanadndaki sa kalbinden ayrld; ar-mhl Yol'un ilk duranda, sa'nn armh allnda ikinci kez yere ylp kald yedinci duraa, tamamen plastik ikinci sa tasvirinin bulunduu yksek mihraba seirtti. Bu tasvirdeki sa, pek fazla yorgun olduundan veya kendini gerei gibi toparlamak islediinden gzlerini kapal tutuyordu. O ne kaslard yle! Hafif atletizmin on dalnda da yarmalara kanlan bir sportmen vcuduna sahip bu atlel, Herz-Jesu - Bronski'yi o saat unutturdu bana; annem Rahip Wiehnke Efendi'yc gnah karmaya geldike, beni huu iinde yksek mihrabn nne ekti. Bir yandan yksek mihrabn nne yryor, bir yandan gzlerimi atletimden ayrmyordum. Atletimin nnde dua ediyordum dersem, inannz bana. Benim sevgili atlet stadm diye hitap ediyordum, b-ln sportmenlerin sportmeni, bir kar uzunluundaki ivilerle armhla asl kalma ampiyonu. Ve asla rpnp sallanmyordu bu atlel. Ebedi k sallanyor, ama o en yksek bir puanla bu spor disiplininin stesinden geliyordu. Kronometreler tik lak alyor, zaman llyordu atletin. Kutsal eya odasnda yin yardmclarnn biraz kirli parmaklar, onun hak ettii alim madalyay temizlemeye balamt bile. Ama taltif edilmek ve takdir grmek iin spor yapmyordu sa. Aklma birden tapnmak geliyor, dizimin elverdii kadar yere diz kyordum: Trampetimin zerinde istavroz karyor, mbarek ve mustarip gibi szcklere 172 bavurarak Jesse Owens ve Rudolf Harbig isimleriyle bir yl nceki olimpiyatlar arasnda ba kurmaya alyordum. Ama her vakit bunu beceremiyor, nk sa'ya yan bandaki iki suluya kar centilmence davranmad sulamasn yneltmeden yapa-myordum. Dolaysyla, onu olimpiyatlardan diskalifiye edip bam sola eviriyor, solda, Herz-Jesu Kilisesi'nin lam ortasnda ilhi atletin nc plastik tasvirini grerek yeni bir umuda kaplyordum. "Msaade el, seni kez grdkten sonra dua edeyim" diye kekeliyordum bunun zerine. Yeniden tabanlarmn altnda ini demeyi buluyor, satran desenli zemini izleyerek sol yan mihraba geiyordum; her admda iimde bir sezgi beliriyordu iimde: Arkandan sana bakyor. Ermiler arkandan sana bakyor, ba-aa haa gerdikleri Pelrus ve apraz bir haa iviledikleri Andreas - Andreas Ha buradan geliyor- sana bakyor. Ltin Ha ve Passiyon Ha olduu gibi bir de Yunan Ha var. Kuma, tablo ve kitaplara resmedilmi Drtl Halar, engelli Halar, Lonca Yaprakl Halar plastik eserler halinde halara gerilmi grdm. Mzrakl Ha gzeldir. Malta Ha rabet grr, Gamal Ha yasaktr. De Gaulle Ha, Lorcn Ha var ayrca. Deniz savalarnda-ki kazanlan Antonius hann ismi Crossing T'dir. Zincire asl kulplu ha vardr ayrca, papaca Papa ha vardr. O Rus hann bir ad da Lazarus hadr. Bir de Kzlha var. Mavi Han kollar alkolsz mavi kesiir birbiriyle. Sar Ha zehirlidir. Hal seferiyle hidayete erdi, Hal rmcekler birbirini yedi. Derken arkama dndm, ha arkamda kald, hataki atleti de belime bir tekme atma tehlikesini gze alarak geride braktm, nk sa o-cuk'u sa st bacandan tutan Bakire Meryem'e yaklamak isliyordum. Oskar kilisenin sol kanadndaki sol yan mihrap nnde dikiliyordu. Bakire Meryem'in

yznde yle bir ilade vard ki, lpk annesinin on yedi yanda bir kzken Troyl'daki dkknda alp sinemaya gidecek para bulamad, ama nefsini krlelmek iin hayran hayran Asta Niclsen'li sinema afilerini seyrettii zaman173 lar yznde kendini aa vurmu olmas gereken ifadeye benziyordu. Meryem Ana yalnz sa'yla ilgilenmiyor, bir yandan sa dizindeki br olan szyordu; yanl anlamalara meydan vermemek iin hemen Vaftizci Yahya olduunu syleyeyim bu olann. ki olan da benim boyumdayd. nce eleyip sk dokumak gerekirse, boy bakmndan iki santimetre bir fazlalk tanyabilirdim sa'ya; eldeki metinlere gre sa'nn Yahya'dan yaa kk olmas gerekiyordu. Besbelli yandaki Kurtarc'nn anadan doma ve pembe bir heykelini yapmaktan haz duymutu heykcllra. Yahya'ya ise, sonradan llere deceini denerek, yar gsn, karnn ve sulama aygtn rten ikolata renginde kll bir post giydirmiti. Bu deta bym de klm, ylesine kendisine benzeyen iki olann yaknnda dikileceine, yksekteki mihrabn veya gnah karmak zorunda kalmadan gnah karma hcresinin orada elemek, Oskar iin daha holanaca bir ey olurdu. Kukusuz, olanlarn gzleri de Oskar'nki gibi mavi, salar kestane rengindeydi. Yalnz eksik bir taraf varsa, helkellra - berber, balarna Oskar'nki gibi lrcams salar kondurmam, onlarn lrbionlara benzeyen salaka buklelerini kesip atmamt. O anda "Anya manya..." diye bir sayma oyunu oynamak isler gibi parmayla sa'y gsteren Valtizci Yahya zerinde lazla oyalanmak istemiyor, sayma oyunlarna girmeden sa zerinde ak konuarak u sonuca varyorum: Ayn yumurtadan halkol-mu kimseleriz; ikiz kardeim olabilirdi hani. O da benim csse-deydi; sa'da da benim o vakitler sadece sulama aygt olarak kullandm aygt vard. O da benim gibi Bronski gzleriyle dnyaya kobalt mavisi bakyor ve benim jestlerime sahip bulunuyordu, ki bu da onda benim en ok kzdm eydi. Benim sz konusu kopyam, iki kolunu kaldrp ellerini o trl yumruk yapmt ki, bu yumruklar iine rahat rahat bir eyler, rnein benim trampet deneklerim sokulabilirdi ve hani helkel-tra bir de bunu yapsayd, ayrca pembe bacaklar zerine benim 174 - krnz trampetimin aldan bir modelini yerletirseydi, Bakire Meryem'in dizinde oturan ben olur, tpatp ben Oskar olur ve cc-maali trampetimle bir araya cem etlerdim. Bu dnyada pek ok ey var ki; istedii kadar kutsal ve mbarek olsun, kendi haline braklmamas gerekiyor. Bir halnn da sizinle beraber geldii basamakl bir merdiven, yeil gmi bir giysiyle donatlm Bakire Meryem'in, ikolata rengindeki kll posluyla Vaftizci Yahya'nn, kaynam jambon rengiyle Isa ocuun yanna kyordu. Sarlktan mustarip mumlar ve her kalitedeki ieklerle bezenmi bir Meryem Ana mihrab vard burada. Yeil Meryem'in, esmer Yahya'nn ve gl pembesi isa'nn kafalarnn arkasna tabak iriliinde nurdan haleler yaptrlmt. Altn yaldz varaklar, sz konusu tabaklarn pahasn da artryordu. Mihrap nnde basamaklar bulunmasa asla kmazdm yukar. Basamaklar, kap tokmaklar ve vitrinler, o zamanlarda Oskar zerinde balan karc bir etki yapyordu. Halta hastanedeki yatayla yetinmesi gereken imdi bile onun zerindeki etkilerini srdryor bunlar. te bu elki Oskar' bir basamaktan brne ekip gtrm, ama bu srada Oskar hep ayn hal zerinde kalmt. Derken l grubun pek yaknlarna kadar sokuldu; parmaklarnn boum yerleriyle biraz kmser, biraz saygl, grup-lakilere dokunabiliyordu imdi, trnaklaryla stteki rty kazyp boyann altndaki aly oriaya kard. Bakire Meryem'in giy-sisideki pliler, dolambal bir yol izledikten sonra bulutlardan bir bank zerinde dinlenen ayak ularna dklyordu. Meryem Ana'nn ima yollu belirtilen incik kemii, hcykellram ilkin eti heykele yerletirdiini, sonra da bunu plilere boduunu sezdirmekleydi. Oskar bir yanllk eseri snnel edilmeden kalm sa'nn sulama aygtn uzun boylu elleyip yoklarken, onu harekete geirmek ister gibi svazlayp dikkatle zerine bastrrken, biraz ho, biraz yeni ve artc bir duyguyla kendi sulama aygtnda bir kprdanma hissetti, bunun zerine kendisininkinin kendisini rahat brakmas iin Isa'nnkini rahat brakt.

175 Snnetli snnelsiz, orasn lazla kurcalamadm; kazamn allndan ekip aldm trampetimi, boynumdan kararak nurdan haleyi krmadan sa'nn boynuna astm. Bcrlmden tr, biraz zor oldu benim iin; sa'y sz konusu algyla donalabil-mek zere heykelin zerine kmak ve kaide yerini lutan bulutlardan bankn zerine basmak zorunda kaldm. Hani Oskar bunu vaftizden sonraki ilk kiliseyi ziyaretinde, yani 1936 ocak aynda deil de, ayn yln Byk Haflas'nda* yapm bulunuyor. Jan Bronski ile arasndaki gnahkr ilikiye, btn k gnah kararak yetimek kolay olmaml annem iin. Dolaysyla, Oskar, planl niyetini ayrntlarna kadar dnecek, lanetleyecek, hakl grecek, yeniden tasarlayacak, drt bir yanndan aydnlatacak zaman ve cumartesileri bulmutu; nihayet btn nceki tasarlar bir kenara iterek, yaln ve dolaysz bir yoldan, Basamak Duas'nn yardmyla Byk Hafla'nn pazartesi gn gerekletirdi niyetini. Paskalya, zirvesine ulamadan nce, gnah karmak isteini duydu annem. Byk Haftann pazartesi gn beni elimden tutup Labes Caddesi'nden ve Yeni Pazar'dan geirerek Elsen Cadde-si'ne ve oradan Maria Caddesi'ne. kard; Kasap Wohlgcmuth'un dkknnn nnden getik, Kleinhammer Park'nn yanndan sola vurduk, stten boyuna iren su damlalarnn sar sar damlad demiryolu alt geidim geride brakarak kardaki Herz-Jc-su Kilisesi'ne gelip girdik ieri. Gecikmitik. Gnah karma hcresinin nnde sadece yal iki kadnla rkek ve ekingen bir gen adam kalmt. Annem vicdan muhasebesine koyulurken -gnah karma kitabnn yapraklarn bir muhasebe defleri gibi, baparman tkrkle slatarak, bir vergi beyannamesi hazrlamak isteyen bir edayla kartrp duruyordu- ben mee aacndan yaplm sradan kayp indim aa sa'nn kalbine ve armhtaki atlete gzkmeden soldaki yan mihraba sokuldum. Paskalyadan nceki halta. (.N.) 176 Acele etmem gerekiyorsa da, ltroitus'suz ie koyulmak istemedim. basamak: Inloibo ad allara Dci. ocukluumdan beri beni sevindiren Tanr'ya. Trampeti boynumdan karrken, bulutlardan bankn zerine kadar ap yaydm Krie'yi, sulama aygtmla falan oyalanmadm, Gloria'dan hemen nce teneke trampeti sa'nn boynuna geirdim, nurdan haleye bir zarar gelmemesine clikkal ederek bulul banktan indim aa; balanma, af ve mafiret dileme: Ama nce trampet deneklerini sa'nn sanki smarlama bu i iin yaplm ellerine lululurdum; bir, iki, basamak; gzlerimi kaldrp yukarlarda kalan dalara baktm; biraz daha hal; nihayet ini deme ve Oskar iin bir ibadet rahlesi; rahlenin nne diz kt Oskar, trampeli ellerini katlad - Gloria in cxelsis Deo - katlanm ellerinin yan bandan gzlerini krptrarak sa'ya ve trampetine bakt, mucizeyi gzlemeye balad: Trampeti alacak myd sa, almayacak myd? Yoksa almas yasak myd? Ya alard Irampcli ya da gerek bir sa olmad anlalrd; sa trampeti almad m, Oskar'n gerek sa olduu ortaya kard daha ok. Bir mucize olmas islendi mi, beklemesini bilmek gerekiyordu. Ben de bekledim, sabrlydm ilkin, ama belki de sabrm yetecek kadar deildi. "Btn gzler seni bekliyor, ey Rab" szlerini ne ok kadar tekrarlarsa, ibadet rahlesi nnde kendini o kadar ok d krklna uram buluyordu Oskar. Geri Rab'ba da her trl ans tanyor, belki kendisine bakan olmad m, acemi bir balangla bulunmaya karar verebileceini dnerek gzlerimi yumuyordum; ama nihayet nc Crcdao'dan sonra baba, yaratc'-dan sonra, grnen ve grnmeyen ve oul, baba'dan, gerek oul, gerek baba'dan yarallmayp dourtulan, onunla, onun sayesinde bir olan, bizim iin, bizler iin yukardan ve brnd, bizler iin hatla, gmld ve dirildi yukarda, ykselip kt ve oturuyor, yarglayacak lleri, sonsuz, inanyorum, onunla, ayn zamanda ve konulu, inanyorum biricik kutsal, biricik Katolik ve... Ama hayr, Katolikliin sadece kokusunu duyuyordum, bir inancn sanrm sz edilemezdi artk. Kokuya ise bo veriyor, 177 baka bir eylerin bana sunulmasn bekliyor, teneke trampetimin sesini iitmek istiyordum; sa bana bir mucize gstermeliydi, ufak apta, fazla grltl saylmayacak bir mucize. nk

fazla grltl olmas Rahip Vekili Rasczeia'y bulunduum yere koturacak, Rahip Wiehnke Efendinin ise yal vcudunu srkleyerek mucizeden yana seirtmesine, tutanaklarn hazrlanp piskoposluk merkezi Oliva'ya ve orada hazrlanacak piskoposluk raporunun ise Roma'ya doru uurulmasna yol aacakt. Hayr, bu bakmdan o kadar a gzl deildim. Oskar, ermi biri iln edilmek islemiyordu. Kk apla, ahsn hedef alan bir nuci-zecikli bln arad; bundan byle lehinde mi, yoksa aleyhinde mi trampetini konuturmas gerektiini kesin olarak grp iitmek, her iki mavi gzlden, her iki tek yumurtaldan hangisinin ilerde kendisini sa diye gstermeye hakl olduunu ak seik anlamak istiyordu. Oturmu bekliyordum. Annem gnah karma hcresinde bulunuyordu; belki de imdi Altnc Buyruk'u geride brakmtk diye dnr dnmez, bir endie belirdi iimde. Boyuna yalpalayarak kiliseyi dolaan o yal adam, ana mihrabn, sonra yan mihrabn nnden sallanarak geti, dizlerindcki olanlarla Bakire Meryem'i selamlad; belki trampeti de grnls, ama ne olduunu kavrayamamt. Ayaklarn sryerek yoluna devam etti ve biraz daha yaland bu arada. Zaman geiyor, ama sa bir trl trampeti almyordu. Bir ara koro mahallinden sesler geldi kulama. ime bir tasa dt. nallah kimse kp org almaz dedim. Bakarsn yaparlard nk; Paskalya iin provalarda bulunur ve yaygaralaryla, belki de tam sa trampet almaya koyulmuken, onun bir nefes inceliindeki trampet vurular zerinden bir sva gibi geip giderlerdi. Ama ne bakalar org ald, ne de sa trampet. Bir mucize falan da gereklemedi; minderden dorulup kalktm, dizlerimin eklem yerleri lrdach; kendi kendimin elinden tutarak, canm sklm ve suratm ask, hal zerinden yrdm, bir basamaktan ekip bir yukar basamaa aldm kendimi, ama bu arada bil178 diim basamak dualarnn hibirine bavurmadm, aldan bulul zerine km derken, pek de ahm ahm denemeyecek iekleri arpp devirdim, o aplal ve plak olandan geri alacak oldum trampetimi. Bugn de sylyorum ve her vakit syleyeceim: Ona ders vermeye kalkmam bir hatayd. lkin elinden denekleri alp trampetimi onun dizine brakmam, deneklerle nce alak perdeden, sonra sabrsz bir retmen gibi davranp hzl hzl trampetimi konuturarak dzmece sa'ya bir eyler aklamam, nihayet denekleri yine eline tululurup onu Oskar'da rendiklerini gstermeye davel etmemi bana buyuran neydi? Bu kafaszlkla slne olmayan rencimin elinden deneklerle trampetimi, nurdan haleye aldrmakszn ekip almaya frsat kalmadan, Rahip Wichnkc Efendi arkamda beliriverdi irampcl vurularm bln kiliseyi enine boyuna arnlaml-; Rahip Vekili Rasczeia arkamda, annem arkamda, kiliseyi boyuna dolaan yal adam arkamda dikilmi duruyordu. Rahip Vekili ttp ekti beni, Rahip Wiehnke Efendi pal kl vurdu, anneni hngr hngr alamaya balad; Rahip Efendi bana bir eyler syledi fsldayarak, Rahip Vekili dize geldi, sonra dorulup sa'nn elinden denekleri ald, elinde deneklerle yeniden dize geldi, sonra kalkp trampete uzand, trampeti kard sa'nn boynundan, ama nurhan halenin bir yerinde bklmeye yolal. sa'nn sulama aygtna arpt sonra, bulutlan bir para kopard, derken dize gelerek, boyuna dize gelerek indi aa, trampetimi vermeye yanamad; ben zaten kzmtm, onun bu davran daha da kzdrd beni, Rahip Efcndi'yi tekmelemeye, dolaysyla annemi utandrmaya zorlad. Tekme savurduum, srp trmkladm, sonra da Rahip Efendinin, Rahip Vekili'nin, yal adamn ve kendisinin elinden zorla kendimi kurtardn iin, gereklen de mahcup olmutu annem. Hemen koup yksek mihrabn nne dikildim, eytan iimde hoplayp sryordu; tpk vaftiz gnnde olduu gibi bana yle fsldadn iittim: "Oskar! Baksana evrene! Hep pencere, hep cam, hep cam, Oskar!" 179 Ve armhta hi istifini bozmayarak suskun duran atletin yan bandan, apsisteki mavi bir zemin zerinde on iki havariyi canlandran krmz, sar ve yeil yksek pencerelere lklarm yolladm. Ama ne Markus, Ne Matta'y onlarn stnde, onlarn balarnda duran ve Hamsin Yortusu'nu kutlayan Ruhulkuds' hedef aldm kendime; birden vcudumda bir

titreme belirdi; sesin-deki elmasla kua kar savamaya baladm ve: Ben miydim nedeni? Yoksa kendisi hi kmldamad iin itiraza kalkan atlet mi? Yoksa mucize buydu da kimse anlamyor muydu? Benim birden titreyerek ve sessizce apsisten yana szldm grdler, annem dndakiler bir ibadet gzyle bakt buna, oysa benim aradm cam paralaryd. Ama baaramamt Oskar, henz Os-kar'n konuaca zaman gelmemiti. Kendimi ini deme zerine braktm ve sa baarszla uradndan, Oskar baarszla uradndan, Rahip Efendi'yle Rahip Vekili Rasczeia beni yanl anlayarak hemen: "Nedamet getiriyor, nedamet getiriyor!" diye samaladklarndan, ac ac gzya dkmeye baladm. Yalnz anneme bravoydu dorusu; ortalkta cam krklar grlmediine sevinmesi gerekirken, akllm gzyalarn anlayla karlad. Derken beni kucana ald annem; Rahip Vekili'nden trampetimi ve deneklerimi rica edip zarar ve ziyan deyecei konusunda kendisine sz verdi. Benim yzmden yarda kalm gnah karma iine devam edilip, gnahlar baland annemin, bu arada Oskar da ylece takdis edildi, ama onun iin bir nem tamyordu bu. Annemin kucanda Hcrz-Jesu Kilisesi'ndcn dar karken, parmaklarmla sayyordum: Bugn pazartesi, yarn Byk Hafta1-nn sals, sonra aramba, sonra Byk Perembe, sonra Byk Cuma, sonra da trampet bile alamayan, benden cam paralarn esirgeyen, bana benzeyen, ama dzmece olan o'nn ii grlecek, istese de istemese de mezar boylayacak o; ama ben trampetimi ilerde de konuturacam, ancak mucize gstermeyeceim artk. 180 BYK CUMA YEME Byk Hafta'nn pazartesiyle Byk Cumas* arasndaki duygularm anlatmak islersem, eliki kelimesi buna uygun den bir ey olur. Hem irampct almaya yanamayan aldan Isa ocua kzyor, hem bylelikle trampetin yalnz bana kaldn dnyordum. Bir yanda sesim kilisenin pencerelerine kar baar kazanmam, ama beri yanda sapasalam yerinde duran renkli camlar, Katoliklie kar beslediim ve ilerde yine birok kez baarsz gnaha girme eylemlerine yolaacak bir inan krntsnn Oskar'n iinde varln srdrmesini salamt. Ama eliki bu kadarla bilmiyordu. Bir yanda Herz-Jesu Kilisesi'ndcn eve dnerken bir denemede bulunmak isleyerek bir tavan aras penceresini sesimle tuz buz etmi, ama beri yanda sesimin dnyevi nesnelere kar baars, bundan byle dikkatimi ulrevi alandaki baarszlklar zerine ekmiti. e 1 iI<i demitim, bu eliki ilerde de varln srdrd iimde, bir trl ifaya kavumad, hatla yerimin ne dnyevi, ne de ulrevi alanda bulunduu, sz konusu alanlarn biraz anda brakl ve ruh has-lalklan kliniinde yaayp gittiim imdi bile bu atlak az, olduu gibi yerinde duruyor. Annem sol yan mihraptaki zarar ziyan dedi. Protestan olan Matzerath'n ilei zerine dkkn Byk Cuma'Iar kapal tutulPaskalya ncesi halimim cuma gn; Hazreti sa'nn armha gcrildigi gn. (C.N.) 181 masna karn, Paskalya dolaysyla iler tkrnda gidiyordu. Baka vakit dediini hep yaptrtan annem, Byk Cumalar Malze-rath'm arzusuna boyun eip dkkn kapyor, buna karlk Fronleichan yortusunda, mensup olduu Katolik mezhebinin gereini yerine getirip dkkn kapal tutmak, persil kutularn ve Hag-Kahve reklamlarn vitrinden uzaklatrp yerlerine elektrikle aydnlatlan rengrenk bir Meryem Ana tasviri koymak, ayrca o gn Oliva'y dolaan ruhani alaya katlmak hakkn elinde bulunduruyordu. Bir karton vard, bir yznde "Byk Cuma dolaysyla dkknmz kapaldr" yazs okunuyor, br yznde "Fronleicham dolaysyla dkknmz kapaldr" yazyordu. Byk Hafta'nn trampelsiz ve sessiz pazartesini izleyen Byk Cumas, Matze-ratl "Byk Cuma dolaysyla dkknmz kapaldr" yazs dardan okunacak biimde kartonu vitrine ast, hemen kahvaltdan sonra tramvaya atlayp Bsen'e doru yola ktk. Yine eliki szcne dnecek olursam, Labcs Caddesi de elikili bir izlenim uyandryordu; Protestanlar kiliseye gidiyor,

evlerinde kalan Katolikler ise pencerelerinin camlarn silip temizliyor, arka avlularda hal ve kilime benzer eyleri var gleriyle rpyorlard; sesler o kadar uzaklarda yanklanyordu ki, ncil'de ad geen kiralk askerler tm kira evlerinin arka avlularnda deta birden ok Kurtarc sa'y birden ok armha geriyor denebilirdi*. Ama biz Passiyon'a gebe hal rpmalarn arkamzda brakp, deerini birok kez kantlam bir dzene uyarak, annem, Malzc-ralh, Jan Bronski ve ben Oskar, dokuz numaral tramvaya bindik; Brsen Caddcsi'nde yol aldk, hava alanyla eski ve yeni talimgahlar nnden getik, Saspe Mczarl'nn yannda bir makasa girip kardan, Nculahrwasser - Brscn'dcn gelecek tramvay bekledik; annem bu duraklamay vesile yapp, glmsedi, ama yine de hayattan bezmi bir edayla gzlemlerde bulundu; kuru* sa'nn drt ncil'de anlalan.cckii ilelerin yks; Byk Hafa srasnda bu yk kiliselerde anlatlr ve canlandrlr. (.N.) 182 mu sahil amlarnn almdaki, geen yzyldan kalma, zerlerini ollar brm yamuk mezar talarnn grld o kk ama artk kullanlmayan Tanr tarlasn irin, romantik ve byleyici bir ke diye niteledi. "Hani artk kullanlmyor olmasa, buraya gmlmek isterdim dorusu!" diye hayranln belirtti mezarla. Ama yeri fazla kumlu bulan Matzeralh, ortalkta dal budak salm devcdikenle-rine ve yabani yulaflara alp (uttu. Jan ise hava alanlaryla mezarlk yannda makasa girip kan tramvaylarn grltsnn, bu her bakmdan asude kenin huzurunu karacandan korktuunu syledi. Kardan gelen tramvay yanmzdan geti, zil vurdu iki kez. Derken biz de hareket edip Saspe'yi ve Saspe Mezarl'm arkamzda braktk; bu mevsimde, aa yukar nisan sonunda pek tatsz ve kasvetli bir izlenim uyandran Brsen plajna geldik. Ayakta bir ey yenilip iilecek bfelerin kap ve pencereleri, zerlerine aklan tahtalarla rtlm; plaj tesisleri kr kr bakyor; iskelede bayrak falan yok; plajda iki yz elli kabin bombo dizilmi duruyor. Hava durumunu bildiren tabela zerinde bir nceki yldan kalma tebeir izleri: Scaklk yirmi derece; rutubet - on yedi; rzgr - kuzeydou; ilerki gnlere ilikin tahmin: Ak il bulutlu. ilkin hepimiz de Glettkau'a yryerek gitmek istedik, ama sonra sessiz sedasz ters yndeki dalgakrann yolunu tuttuk. Ballk Denizi, miskin ve yaylarak, sahili yalayp duruyordu. Bir amandrayla iaretlenmi dalgakranla beyaz fener arasndaki liman giriine kadar in cin grlmyordu ortada. Bir nceki gn yaan yamur, kumlar zerine her paras birbirinin tpatp ayn bir desen oturtmutu ve plak ayaklarla arkada damga gibi izler brakp bu deseni bozmak elendiriyordu insan. Matzerath, zerleri tra edilmi gibi biraz yass, gulden iriliindeki kiremit paralarn yeilimsi su zerinde sektirerek kaydryor ve bu ii iddial yapyordu. Onun kadar becerikli saylmayan Jan, bir yandan bu sektirme denemelerinde bulunurken, arada saa sola ba1X3 knp kehribar aryordu; hani birka ufak kehribar paras da buldu gerekten, ayrca kiraz ekirdei byklnde bir para ele geirerek anneme hediye elti. Annem de benim gibi yalnayak yryor, boyuna sama soluna bakmyor, deta kendi ayak izlerine gnln kaptrm grnyordu. rkek ve ekingen parld-yordu gne, hava serindi, hi rzgr yoklu ve gkyz berrakt; ufukla bir kurdele gibi Hela Yarmadas uzanyor, ayrca gkle kaybolup giden iki duman stunu seiliyordu; anszn gr alan iinde bir ticaret gemisinin silueti belirdi. Pe pee ve birbirimizden az ok aralklarla yryerek geni dalgakrann temel blmndeki ilk granit kayalara vardk. Annemle ben, yine orap ve ayakkablarmz giydik. Ayakkablarmn balarnn balanmasna yardm etti annem, Matzerath ile Jan dalgakrann kaygan tepesinde ak denize doru kayadan kayaya sekiyordu. Talar arasna skm yosundan sa ve sakallar, zemindeki atlaklardan karma kark fkrmt; Oskar'a kalsa tarayacakt onlar. Ama annem beni elimden tuttu; ikimiz de okul ocuklar gibi, nmzden giden adamlarn arkasndan yrdk. Her admda trampetim dizime vuruyordu; burada bile

trampetimi elimden almalarna kar koymutum. Annem, kol kapaklan ahududu renginde bir baharlk pardes giymiti. Kayalar keli ayakkablaryla yrmesini gletiriyordu. Benim her pazar ve bayram gnnde olduu gibi, teneke dmeleri yaldzl bir denizci paltosu vard srtmda. Denizci kasketimi, Grctehen Scheffler'in hatra eya koleksiyonundan gelen ve zerinde "SMS Scydlilz" yazan bir kurdele eviriyordu; rzgr olsa uuacakl havada. Matzeralh, kahverengi pardessnn dmelerini zd. Her zamanki gibi k giyinmiti Jan; zerinde prl prl kadife yakal bir pallo vard. Dalgakrann sonundaki fenere kadar zplaya sraya gittik. Fenerin allnda, ykleme ve boaltma iilerininkine benzer bir kasketle ii muflonlu bir ceket giymi yalca bir adam oturuyordu. Yan banda bir patates uval vard; uval iinde bir eyler rpnyor, srekli bir eyler oynuyordu. Galiba Brsen'li ya da 184 Neulahrwasser'li adam, bir amar ipinin ucundan tutmutu. Deniz yosunlaryla sarma dola olmu ip, ak denizin yardm bulunmakszn dalgakrann kayalklarna ap up vuran az ksm hl bulank Mottlau rmann ac sularnda kayboluyordu. Liman ykleme ve boaltna iilerininkine benzer kasketli adamn neden yle baya bir iple ve grld gibi bir manlar olmadan balk avladn merak etmitik. Annem, bir ktlk tamayan hafif alayl bir edayla bunu sordu adama ve sorarken ona amca dedi. Amca srtt ve di yerine ttn rengi kkler grnd aznda; herhangi bir aklamada bulunmakszn, havada lakla atan iri bir tkr aasnclaki kamburumsu granillcr arasnda alkanp duran zeri pelrollc rtl pis ve bulank su orbasna lkrd. Suyun iinde bir sre ileri geri salland tkrk, derken bir mart geldi, kayalardan ustaca kendini saknarak al-ald ve kapl gibi alp gtrd tkr", bunu gren br martlar, ciyak ciyak bararak arkadalarnn peine takld. Artk gitmeyi dnyorduk, nk dalgakrann zeri serindi, gnein pek etkisi olmuyordu. Birden baktk, adan ipi toplamaya balad. Ama annem yine gitmek isledi, gel gelelim Matzerath yerinden oynatlacak gibi deildi. Baka vakit annemin hibir ileini geri evirmeyen Jan da, bu kez onu desteklemeye yanamad. Gitmiiz veya kalmz, Oskar iin farkelmezdi. Ama bir kez gitmeyip kaldmza gre, adam izlemeye baladm. Adam dzenli el atlarla, her el alta yosunlar da syrp alarak oltay dizleri arasnda topluyordu. En ok yarm saal nce st k-smlaryla yle byle gr alanna giren ticaret gemisinin imdi u ierisine gmlm olduu, rotasn deitirerek limana girdii dikkatimi ekti. Bu kadar suya gmldne gre, demir cevheri yklemi bir isve gemisi olmal diye tahminde bulundu Oskar. Adamn ar ar dorulmas zerine isve gemisini olduu yerde braktm. "E imdicik biraz bir eyler kotaralm m he, ne dersin?" Adam bu szleri Malzerall'a sylemiti; Matzeralh sylenenlerden hibir ey anlamamasna karn, bayla onaylad. "E 185 imdicik biraz bir eyler kolaralm m hc..." diye tekrarlad adan. Sonra oltay ekmeye devam elli, ama harcad aba giderek artyordu; kayalardan aa inip oltann yanna geldi derken, geni kollaryla -annem lam zamannda yzn dnememili, geni kollaryla granit talar arasna, guluk guluk eden krfez ierisine uzand, bir eyler arad suda, bir eyler yakalad, bir eylere el att, bir eyleri ekti, oradakilcre yer an diye bararak sular damlayan ar bir eyi, kml kml canl bir nesneyi aramza frlatt. Bir beygir bayd bu, sahiciye benzeyen laze bir beygir bayd, siyah bir beygir ba, daha dn, daha nceki gn kineni olabilecek kara yeleli bir arap atnn bayd, nk rm deildi ba, kokmuyordu, koksa koksa Mottlau kokuyordu, ama dalgakran balan aa Molllau kokard zaten. Liman iisi kaskeliyle adam -kasket imdi ensesine yklmt- oktan gelmi, bacaklarn aarak, iinden ak yeil renkle kk ylanbalklarnn deli gibi kendilerini dar al alvcrdik-leri beygir bann tepesinde dikiliyor, balklar yakalamakla glk ekiyordu; nk kaygand balklar, stelik nemli talar zerinde hzl ve ustalkla hareket ediyorlard. stmzde o saat martlar belirmiti, mart lklar duyuyorduk. Yukardan balklar zerine saldryor, drd bir olup kk, hatta orta boy bir ylanbalm rahatack haklyor, ne kadar kovarsanz kovun gilmiyorlard; nk dalgakran kendilerinindi. Bir yandan martlar

kovmaya urap, bir yandan balklara el alan adam, aa yukar iki dzine kk ylanbalm, yardmsever Matzcralh'n azn al bir torba iine tkmay baarmt. Dolaysyla Mal-zcraih, annemin yznn sapsar kesildiini, ilkin elini, sonra da ban Jan'n omuzlarna ve Jan'n paltosunun kadife yakasna dayadn tabii gremedi. Ama kk ve orta byklkte ylan balklarn torbann iine tktktan sonra, beygir bandan iri ve koyu renkli ylanbalk-larn eliyle karmaya balad adam. Bir ara kasketi bandan dt. En sonunda oturmak zorunda kald annem, jan, annemin ban arka tarafa evirmek istedi, ama annem kar koydu; koca186 man ineksi gzlerini dikerek, adamn beygir bandan ylanbalk-larni ekip karn izledi. "unlara da bak hele!" diye syleniyordu adam, arada bir, gs geirerek, "Bak sen hele!" derken ayandaki izmeleri de yardma ararak, beygirin azn zorla at, iki enenin arasna bir sopa paras sktrd; yle ki, hepsi taslamam yerinde duran sar dileri gler gibi oldu hayvann. Ve adam -ancak imdi grlyordu ki, tepesi dazlak ve kafas yumurta biimindeydi- iki elini beygirin grtlana daldrd gibi, ikisi de en azndan bilek kalnlnda ve kol uzunluunda iki ylanbalm karr karmaz, annemin de dileri araland; kahvaltda yediklerini, stl kahve kalntsn ve francala ekmeinin yumaklar arasnda topak topak yumurta akn ve iplik iplik uzanan yumurta sarsn dalgakrann kayalar zerine kustu. rmesi srp giti bir zaman, oysa azndan bir ey gelmiyordu artk, hani kahvaltda ok bir ey de yememiti, nk kilosu fazlayd ve mutlaka kilo vermek istiyor, bu yzden eitli perhizlere bavuruyordu; ama bunlardan birini seyrek olarak sonuna kadar gtryor, kimse grmeden boyuna yiyecek attryordu. Buna ramen jimnastik antasn srtlayp, o acayip kart karlarn topland salona giderek prl prl mavi bir eofmanla labu jimnastii yapyor, bir trl kilo veremeviiy-le Jan'n, hatta Matzerath'n alay etmesine bakmayarak, Kadnlar Dernei'ndeki sah jimnastiklerinden bir trl geri kalmyordu. O gn de annem en fazla iki yz elli gram bir ey kusmulu ve ne kadar rrse rsn, daha ok kilo vermeyi bir trl baaramad. Sadece yeilimsi bir salya geliyordu azndan - ve martlar geliyordu. Annem kusmaya balar balamaz clamlam-lard; stmzde gittike alalan emberler iziyor, o yal ve kaygan vcutlaryla yukardan aa kendilerini brak brakveri-yorlard; annemin kahvalts uruna birbirleriyle ekiiyor, imanlamaktan korkmuyorlard; onlar uzaklatracak bir are de yoklu, hem olsa da kim yapacakt bunu? nk Jan Bronski martlardan korkup ekiniyor, ellerini gzlerine siper ediyordu. Oskar' dinlemiyordu martlar; Oskar trampetini martlara 187 kar harekete geirmi, beyaz vernik zerine inen deneklerle trampetini bu beyaz hayvanlara kar konuturmaya balamt. Ama hibir ie yaramyordu bu; olsa olsa martlar daha da beyaz-latryordu. Matzerath'a gelince, annemle hi ilgilenmiyor, glp duruyor boyuna, adama yknyor, sinirleri salam biri gibi davranyordu; ama adam nerdeyse iini bitirmiti; son olarak beygirin kulandan kocaman bir ylanbaln karp hayvann o beyaz lepemsi beyninin bir salya gibi dar akmasna yolam-ca, Malzeralh'n da annem gibi benzi sarard, ama yine de rol yapmay brakmad elden; adamdan yok pahasna ikisi de byk olmak zere drt ylanbal ald, fiyattan biraz daha krdrmak iin adamla pazarla girili. le o zaman takdir etlim Jan Bronski'yi. Alad alayacak bir hali vard, yleyken annemin ayaa kalkmasna yardm etli, bir elini annemin beline dolad, br elini nde tutarak annemi oradan uzaklatrd. Komik bir manzarayd dorusu, nk annem ayaklarnda yksek keli ayakkablarla kyya doru kayadan kayaya sekiyor, her admda aya burkuluyor, buna ramen ayakkablarnn keleri krlmyordu. Maizerath ile adamn yannda kalmt Oskar; nk kasketini yeniden bana geiren adam, patates torbasnn iri taneli tuzla yar doldurulmu olduunu gslererek nedenini aklamaya koyulmutu. Torbada tuz olmas, ylanbalklarnn tuz iinde saa sola koup gebermesi iindi. Sonra luz onlarn derilerinin zerinde ve hatla akndaki smks maddeyi ekip alyordu. nk ylanba-lklar luz iinde saa sola komadan duramyor, dolaysyla koarken koarken biran gelip lyor ve smklerini tuzlara brakyorlard. Ylanbalklar ttslenmek

isteniyorsa, byle davranmak gerekiyordu. Geri polis ve Hayvanlar Koruma Dernei yasaklamt bunu, ama ylanbalklar da ille tuz iinde saa sola koacakt. Hem tuz olmazsa, derilerinin i ve d yzeylerindeki smks maddeden nasl armdrlabiiirlerdi? Ylanbalklar geberdikten sonra otlarla gzel gzel ovulup temizleniyor, tts fs iine aslyor, kayn aalarndan hazrlanm ate zerine sarktlyordu. 188 Ylanbalklarnn luz iinde saa sola koumasnda uygunsuz bir taraf grmyordu Matzerath. Nihayet beygir kafalarnn iine de girmiyorlar m dedi. nsan cesetlerinin iine de girerler diye cevaplad adam. Hani Skagcrrak Deniz Sava'nclan sonra bir iyice semirdiini sylerler ylanbalklarnn. Daha birka gn nce klinikte alan doktorlardan biri evli bir kadndan sz amt; kadn diri bir ylanbalyla nefsini krlelecek olmu, ama ylanbal cinsel organna dilerini geirip bir daha brakmam, dolaysyla hastaneye kaldrlan kadn bundan byle hep ksr kalm. Adam tuz iinde kmldanan ylanbalklaryla dolu torbann azn kapayp, evik bir hareketle srlna vurdu. amar ipini toplam, boynuna asmt; ticaret gemisi limana girerken, o da Ncufahrwasscr'c doru yola koyuldu. Gemi bin sekiz yz tonluktu aa yukar ve sve gemisi deil, bir Fin gemisiydi, ayrca demir cevheri deil, kereste yklemiti. Srtna ylanbal torbasn vuran adam galiba Fin gemisindeki tayfalardan birkam tanyordu, nk pasl khne tekneye doru el sallad, bararak bir eyler syledi. Fin gemisindekiler de el sallyarak cevap verdi, onlar da bararak bir eyler syledi. Ama neden Matzeratl'm da el edip, "Gemi ahoi" diye sama bir lf ettiini bir trl anlayamadm dorusu. nk Matzerath Ren blgesinde doup bymt, denizcilie hi akl ermezdi, gemideki Finliler arasnda da hi tand yoklu. Ama ite bakalar el sallaynca el sallamay, bakalar barp glnce ya da el rpnca barp glmeyi ve el rpmay det edinmiti. Bu yzden deil mi, fazla acele edip, henz hi gerei yokken, byle bir davrann insana bir ey sala-mayp sadece pazar sabahlarna mal olaca bir zamanda tutup partiye kaydolmutu. Malzerath'n, Neufahrwasscr'li adamn ve azna kadar ykl Fin gemisinin peinden usul usul yryordu Oskar. Arada bir arkama dnyordum, nk beygir ban adam fenerin altnda brakmt. Ama ba hi ortada gzkmyordu, nk martlar bir pudra gibi zerini rtmt: Cam yeili denizde beyaz, minik bir nokta. Her an temiz pak havaya ykselebilen, yksek sesle ba189 rarak bir beygir bann zerini rlcn Icrlaze ykanm bir bulul; beygir ba kincmiyor, lklar alyordu. Grdklerimi yeter bulunca, marnlar ve Malzeralh' brakp savutum; laian taa srarken yumruumla Irampctine vuruyordum. Derken ksa bir pipoyu lllrmeye balayan adam geride braktm ve dalgakrann banda Jan ile anneme yetitim, Jan, annemi yine eskisi gibi luluyor, kollukluyordu; ama imdi bir elini annemin pardessnn kolundan ieri sokmutu. Ancak annemin de bir elinin Jan'n pantolon cebinde eletiini Malzeralh gremezdi; nk henz ok gerimizde bulunuyor, adamn bir lala kafalarna vurup sersemlettii drt ylanbaln, dalgakrann kayalar arasnda ele geirdii bir gazele kdna sarmaya alyordu. Nihayet bize yetiince, ylanbal paketini elinde sallayarak byktendi: "Adam yz elli dedi, ama ben bir gulden'e kapattm hepsini." Annemin yzne yine kan gelmiti biraz ve iki eli yine bir aradayd. "Ylanbalndan yerim diye aklndan geirmeyesin bak!" dedi. "Bir daha balk yemek mi, hele ylanbal, Allah gstermesin!" Matzeralh gld: "Brak bu lallar. Ylanbalklarnm nasl eyler olduunu daha nce de biliyordun, ama hi yemem demedin, halta ttslenmilerini bile yemekten geri kalmadn, ttslenmilerini de. Hele ben bunlar bn vr zvryla bir gzel hazrlayaym, yanna da biraz yeillik kataym yle, o zaman bakalm yer misin, yemez misin!" Elini lam zamannda annemin pardessnn altndan ekmi olan Jan bir ey demedi.

Brsen'e varncaya kadar onlar yine ylanbal zerinde konumasn diye, ben trampetimi konuturmaya baladm. Tramvay duranda ve tramvayn arka vagonunda da byn konumalarn engelledim. Ylanbalklar biraz scssizlemili. Saspe'de beklemedik, nk kardan tramvay geldi hemen. Hava Alan'n geliklen az sonra Matzeralh, trampetimi konuturmama aldrmayarak, lesiye aklndan dem vur190 du. Annem hi oral olmad, gzleri bamzn zerinden telere bakyordu. Derken Jan, Regalle marka sigaralarndan birini ikram elti anneme, sonra ate tuttu. Annem, sigarann aza alnacak ksmm dudaklarnn arasna yerletiren Matzeratl'a glmsedi, nk onun herkesin nnde sigara imesini ho karlamadn biliyordu. Labes Caddesi'nde Katolik kadnlar hl hal ve kilim rpmaya devan ediyordu. Matzeralh, cebinden anahtar karp kapy at. Drdnc katta, Trompeti Meyn'in bitiiinde oturan Bayan Kater'i merdivende grdm, morarm gl kollar sa omuzundaki rulo yaplm kahverengimsi bir halya yapmt. Her iki koltuunun allnda terden yumak yumak sar ve tuzlu kllar alev alev yanyor, hal bir ne, bir arkaya devrilecek gibi oluyordu. Sarho bir erkei de tpk bu hal gibi pekl omzunda tayabilirdi Bayan Kalcr; gelgeldim, kocas artk hayatta deildi. Yal bedenini kara kara ldayan bir lafla eleklik altnda tayarak yanmzdan geerken, vcudundan kalkan buular bana tos-lad: Amonyak, hyar turusu, karpit kokusu herhalde det gryordu. Az sonra avludan dzenli hal rpma sesleri geldi kulama. Sesler beni evin iinde oradan oraya kovalad, peimi brakmad bir trl. Nihayet yalak odamizdaki gardrop iine asl klk palto ve mantolar, bu Paskalya ncesi grltsnn byk ksmn yutup bana ulamasn nlyordu. Ama beni dolap iine kartan Bayan Kater'in hal rpmas deildi yalnz. Annem, Jan ve Malzeralh palto ve pardeslerini daha karmaya kalmadan, Byk Cuma yemeiyle ilgili kavga kopmutu. Ancak kavga ylanbalklarnla snrl kalmayarak oradan yine bana, benim kiler merdiveninden o nl dme srad. Sende kabahat, hep sende - o kadar mzmzlanma, ne yemek isliyorsan yap, yalnz ylanbaln brak, nasl olsa yeleri kadar konserve var kilerde, gil manlar al gelir, ama kiler kapsn kapamay unutma da gene yle bir ey olmasn- brak u eski teraneleri, balk orbas yapacam o kadar, kes arlk, stl, hardal191 l, maydanozlu balk orbas, yannda halanm patates, sonra bir defne yapra ve bir de karanfil Allahakna Alfred, mademki istemiyor - islemezse istemesin, brak sen girme araya, ylan-balklarn bedava almadm ben, gzel gzel temizlenip suya yatrlacaklar nihayet; hayr hayr, hele bir hazrlansnlar, sofraya gelsinler de, o zaman kim yermi kim yemezmi, grrz. Maizerath odann kapsn vurup kt, mulfaa girerek kayboldu, dikkati ekecek kadar grltyle mutfakla yemek hazrladn iitiyorduk. Kafalarnn arka ksmlarna apraz iki bak darbesi alp ylanbalklarnn hesabn gryordu. Fazlasyla oynak bir hayal gc olan annem, ister islemez ezlonga uzand; Jan Bronski de anneme yknd; ok gemeden el ele tutumu, Kaschubci'ca fsldamaya koyuldular. bykler evin iine bu ekilde daldklar zaman ben henz dolapla deildim, onlar gibi salonda bulunuyordum. ini sobann yannda bir ocuk iskemlesi vard, bu iskemle zerine tnemitim, ayaklarm sarktm sallyordum. Jan'm gzleri bendeydi, annemle ilerini nasl engellediimi ok iyi seziyordum, geri ben olmasam da fazla bir ey yapamazlard, nk Maize-ralh hemen aradaki duvarn arkasnda bulunuyor, kendisi grnmese bile elinde bir krba gibi saa sola savurduu yar cansz ylanbalklaryla aka onlara gzda veriyordu. Dolaysyla, annemle Jan, birbirlerine ellerini vermi, yirmi parmaklarnn yirmisini de bastryor, ekitiriyor, eklem yerlerini trdatyor ve bu seslerle canma okuyorlard. Avluda hal rpan Bayan Kaler'-in yolal sesler yetmiyor muydu sanki? Bu sesler btn duvarlarn iinden szp gelerek, gleri artmas bile giderek bana daha ok yaklamyor muydu? Oskar iskemlcciinden aa kayd, odadan gidiini fazla dikkati ekecek gibi sahnelememek iin bir an iin sobann yanna md, sonra tamamen kendi irampeliyle megul bir halde,

kapnn eiinden geip yalak odasna kayd. Hi ses karmamak iin yalak odasnn kapsn kapamayarak yar ak braktm, kimsenin beni geri armadn grnce se192 vindim. Oskar yatan allna m, yoksa gardrobun iine mi girsin diye dndm nce. Gardrobu daha uygun buldum, nk yalak altna girersem, o camn deniz mavisi denizci giysimi kirletecektim. Tam da dolabn anahtarna uzanabiliriyordu elim, anahtar bir kez dndrp dolabn aynal iki kanadn ayrdm birbirinden. Trampetimin dcnekleriyle, gardroptaki asklara geirilip demir ubuklar zerine dizilmi paltolar, mantolar ve klk elbiseleri bir kenara aldm. Ar kumalara uzanabilmem ve onlar yerlerinden oynatabilmem iin trampetimin zerine kmam gerekiyordu. Nihayet dolabn ortasnda bo bir yer ald, byk deildi Hzla, ama dolabn iinde mmek isteyen bir Os-kar' barndrmaya yelerdi. Hatla biraz abayla dolabn aynal iki kanadn kendimden yana eklim, gardrobun zemininde ele geirdiim bir al iki kanal arasna sktrarak parmak geniliinde bir aralk kalmasn baardm, bylelikle gerekirse darsn grebilecektim, ayrca ieriye biraz hava girmesi salanm oluyordu. Trampeti dizlerimin zerine yatrdm, ama almadm, pek hafiften de olsa bunu yapmayarak klk manto ve paltolardan kalkan buularn elimde olmadan beni tutuklayp, bedenimden . ieri nfuz etmesine braktm kendimi. yi ki, bu dolap vard ve pek nefes alp vermeyen bu ar kumalar vard; dela bl dncelerimi toparlayp bir kn yapmam ve hayalimde yaattm bir idole armaan etmemi salyordu kumalar; ylesine zengin bir idol ki, sunduum armaan ancak arla varmayan ll bir kvanla kabul ediyordu. Dikkatimi ne zaman bir ey zerine toplamak istesem her se-lerindc olduu gibi, bu kez de yine Brunshof Caddesi'ndeki Dr. Hollatz'n muayenesinde buldum kendimi ve haftalk aramba ziyaretlerinin benim iin nemli blmnn zevkini karmaya koyuldum. Hani dncelerimin evresinde dnp durduu kimse, beni hep uzun boylu muayeneden geiren doktorun kendisi deil, daha ok onun asistan Ine Hemire idi. Inge Hemire beni soyuyor, beni giydiriyor, sadece Inge Hemire oram buram lp beni tartya vuruyor, beni testlerden geiriyordu; k193 saca, Dr. Hollalz'n zerimde uygulad bln denemeleri ne Hemire kusursuz bir biimde, ama yine de biraz somurtarak yrtyor, her seferinde alaysz denemeyecek bir edayla baarszlklardan sz ediyor, ama Dr. Hollatz bunlar hep ksmi baarlar olarak niteliyordu. Seyrek olarak Inge Hemire'nin yzne bakyordum; zaman zaman bir ku gibi rpnan trampeti kalbim, daha ok hemire giysisinin kolal temiz beyaznda, onun kep olarak banda tad deta arlktan yoksun nesnenin ve Kzlha simgesiyle sslenmi sade bir broun zerinde dinleniyordu. Hemire giysisindeki kat ve kvrmlarn boyuna deiip durduunu grmek ne hotu! Srtndaki giysinin allnda bir vcudu var myd Inge Hemire'nin? Gittike kocayan yznden ve btn bakma ramen kaba kemikli ellerinden bir kadn olduu seziliyor, ama Jan'm ya da Malzeralh'n bazen gzmn nnde giysilerinden soyduklar annemde grdm gibi bir vcuda sahip olduunu ele verecek kokular ve buharlamalar barndrmyordu kendinde. Inge Hemire sabun kokuyor, insana yorgunluk veren bir il gibi kokuyordu. Kulana dayayp denildiine gre hastalkl kk vcudumun orasn burasn dinlerken, beni birka kez uyku bastrmt: Beyaz kumalarn kallaryla kvrmlarndan yaylan hafif karbol kokusuyla rtl bir uyku, dsz bir uyku; sadece Inge Hemire'nin brou uzakta byyor, byyor, ne bileyim bayraklardan bir deniz oluyordu, gn doarken ve gn batarken gnein Alplerdeki kzl yanss oluyor, bir gelincik tarlas oluyor, ayaklanmaya hazr bir gelincik tarlas, bilmem kime kar, kzlderililere kar, kirazlara, burun kanamalarna, horoz ibiklerine, bir araya toplanan kandaki alyuvarlara kar; derken gr alann batanbaa kaplayan bir tutkunun krmzs arka plan ele geiriyor, o zaman olduu gibi hl bugn bile pek doal bulduum, ama yine de bir trl isimlendiremediim bir tutku; nk krmz szcyle bu konuda bir ey anlatlamyor, burun kanamas da burada gsz kalyor, bayrak kuma rengini alyor, ama yine de krmz zerinde diretirsem, krmz beni islemiyor, paltosunu ters yz ediyor: Kara kara a kadn geliyor,

194 kara a kadn sar sar korkuluyor beni, mavi mavi yalanlar sylyor, mavi mavi inanmyorum, yalan almayn bana, yeil yeil durmayn karmda: Yeil iinde otladm tabutun rengi, yeil rtyor zerimi, yeil yeil beyaz oluyorum: Beni kara kara vaftiz ediyor, beni sar sar korkutuyor kara, sar yalan atyor bana mavi mavi, mavi mavi yeile inanmyorum, yeil ieklcniyor krmz krmz, Inge Hemire'nin brou krmzyd, bir Kzlha simgesi tayordu ngc Hemire, daha kesin bir syleiyle bir hemire giysisinin silinip ykanabildi yakalnda tayordu simgeyi. Ama alabildiine renkli byle bir dn srp gitmesi seyrek oluyordu, nitekim gardroptaki bu dten de ayn ekilde ekip aldlar beni. Oturma odasndan doru yaklaan gayet renkli bir grlt, bulunduum dolabn iki kanadna vurarak, beni yeni balam olan ve Inge Hcmire'ye ayrlan dten uyandrd. Ayk ve pasl bir dille, trampetimi dizlerimin zerinde tutarak, eitli desenler-deki klk palto ve mantolar arasnda olurdum; Malzeralh'n giydii parti n i (binasn m kokusu geldi burnuma; niforma palaska ve kaylaryla, meinsi meirsi yan bamda asl duruyordu, ingc Hemire'nin giysisindeki o beyaz kal ve kvrmlardan ortada iz eser kalmamt; yukardan ynl giysiler sarkyor, korel kumandan fanilalar toplanp bzlyor, zerimde son drt yln modasn yanstan apkalar, ayaklarmn ucunda iskarpinler, iskar-pinciklcr, cilal bollar, nalal ya da lastik keli ayakkablar sralanyor, dardan szan bir k demeli btn bunlar belli belirsiz aydnlatyordu; Oskar, dolabn kanallar arasnda bir aklk braktna hayfland. Oturma odasmdakilerden ne beklenebilirdi ki? Belki annemle Jan kanepe zerinde yalarken Matzeraih bastrmt; ama pek olacak ey de deildi; nk Jan sadece skat oynarken deil, her zaman ihtiyati elden brakmayan biriydi. Belki de, ki byle olduu anlald sonradan, Matzcrath kafalarna vurarak ldrp temizledii, sulara yatrp piirdii, baharatla ilemden geirdii ve sonra iadna bakt ylanbalklarn ylanbal orbas olarak, 195 yannda halanm patatesle, byk kse iinde salondaki masaya servise hazr durumda getirip koymu ve kimsenin sofraya gelmediini grnce, iine katt btn katklar sayp dkerek, monoton bir sesle ve deta bir yemek tarif eder gibi hazrlad orbann vgsn yapmaya balamt. Annem baryor, Kasc-hubei'ca baryordu. Kaschubei'cay da Matzeralh ne anlyor, ne de holanyordu bundan; ama aresiz btn sylenenleri dinliyor ve annemin ne demek islediini galiba seziyordu; nk olsa olsa ylanbalklarn, bir de, ne zaman barsa her seferinde yapt gibi, kiler merdiveninden dm sz konusu edebilirdi annem; dolaysyla Matzerath da cevaplar veriyordu; nihayet rollerini biliyordu ikisi de. Jan arada bir lafa karyordu; onsuz bir oyun dnlemezdi nk. Sonunda ikinci perde balayp piyanonun kapa rak diye ald; nolasz, ezberden, ayaklar her iyi pedal zerinde, bazen sesler i ie girip, bazen bir ses tekilerden sonra, bir ses tekilerden nce harekete geerek "Freischtz" operasndan "avclar korosu" sylendi: Bu yeryznde bir ei var m daha? - Halali'nin lam orla yerinde rak diye kapanan piyanonun sesi, ayaklarn pedallarden ekilii, piyano nndeki taburenin devrilii. Ve anneni kp geldi derken, yalak odasndayd imdi, gardrobun aynal kanallarna yle bir bakt, sonra kendini mavi bir hyaban altndaki karyola zerine attn grdm aralktan; annem alyor ve tpk evlilik kalesi olan yalan baucuna aslm alln yaldz ereveli renkli resimde tvbe ve istifar eden Maria Magdclana gibi ok parmakl bir oula ellerini ouyordu. Uzunca sre annemin szlann iiltim. Yalak hafife gcrdyordu; oturma odasndan bouk mrltlar geldi kulama. Matze-ralh' yattrmaya alt Jan, Malzeralh da annemi yattrmas iin Jan'a ricada bulundu. Mrltlar hafifleyip kesildi birden ve Jan yatak odasndan ieri girdi. nc perde: Jan yatan nnde dikilmi duruyor, bir anneme, bir tvbe ve istifar eden Maria Magdelana'ya bakyordu: Kollayarak yatan kenarna iliti derken, yz st yalan annemin srtn ve kalalarn okamaya ba196 lad, ona Kaschubei'ca yattrc szler syledi ve nihayet szlerin fazla kr etmediini grerek elini annemin eteklii allna kaydrd. Bunun zerine annem szlanmay brakt ve Jan da bylece ok parmakl Maria Magdelana'dan ekip ald gzlerini. ini bitirdikten sonra Jan'n

dorulup parmaklarn mendille kurulamas grlecek eydi dorusu. Derken Jan yksek sesle, oturma odasnda ya da mutfaktaki Matzerath'm anlayabilmesi iin Kasc-lubei'caya bavurmadan, szckleri leker teker vurgulayarak: "Eh gel artk imdi, Agnes!" dedi anneme. "Yeler arlk, unutalm olanlar. Alfred ylanbalii orbasn oktan gtrp yz numaraya boca elti. imdi bir gzel skal eviririz hep beraber, yer eyrek metelik olsun, kabul; olup bilenleri unutup gene neemizi bulduk mu, Alfred omlet yapar bize, palates kzartr." Annem cevap vermeyerek yataktan kayd aa, sar battaniyeyi eskisi gibi dzledi, dolabn aynal kanatlar nnde saa sola savurduu salarna bir eki dzen verdi ve Jan'n pei sra yatak odasndan kt. Aralktan ekip aldm gzlerimi; az sonra iskambil ktlarnn karlmasndan kan sesi iinim. Kk apta temkinli gller; Matzeralh kesti ve Jan datt ktlar, sonra da kozlarn paylamaya koyuldular. yle sanyorum ki, Jan'la Matzeralh karlkl ykseltmeye balad. Malzeralh daha yirmi le pas dedi. Bunun zerine annem Jan' karsna alp otuz allya kadar yksekli, otuz altda Jan da pas elli ve annem bir grand oynad, nerdeyse kazanyordu, sonra bir karo oynad, bunu Jan kazand, nc elde ise ikisiz bir kupa elini az kalsn kaybedecekken kazand annem. Bu aile arasnda oynanan skatn omlet, mantar ve patates tavalarndan tr ksa molalarla gecenin ge vakline kadar srp gideceinden emin bulunarak, sonraki oyunlara pek kulak kabartmadm; daha ok Ingc Hemire'ye ve onun uykuyu olumlu ynde etkileyen beyaz hemire giysisine bir yol bulup dnmeye altm. Ama Dr. Hollalz'n muayenehanesine ziyaretim bir aklk kazanamad bir trl; yalnz yeiller, maviler, sarlar ve karalarn ikide bir Inge Hemire'nin Kzlha brouna karmasndan 197 deil, ayn zamanda le ncesi olup bitenlerin de araya girne-sindendi bu: Ne zaman muayenehanenin ve ngc Henire'nin kaps alacak olsa, hemire giysisinin o temiz ve halif manzarasyla deil, dalgakrann liman kesiminde fener altnda tneyen Ne-ulahrwasser'li adamn, beygir bann iinden kml kml ylan-balklarn ekip karyla karlayordum; benim ngc Hcmi-re'de grdm o beyaz rengin de mart kanatlan olduu bylece anlalyordu. Mart kanatlar bir an iin beygir ban ve iindeki ylanbalklann rterek insan aldatyor, sonra yara birden alyor, ama kanamyor, krmz balamyordu; tersine karayd arap at, deniz ie yeiliydi ve keresle ykl gemi biraz pas getirip tablonun iine sokuyordu. Martlara gelince - gvercinlerin szn iitmek istemiyorum arlk avlarnn zerinde bir bulul yapyor, kanatlarnn ularn sulara daldryor ve hayvan kellesini benim ingc Hemirc'nin zerine alyorlard; ingc Hemire de ba yakalyor ve yakalaym kutluyor ve bir mart oluyor, bir kla giriyor, ama gvercin klna deil, ille de Kutsal Ruh Yortusu'nu kutlayan ku klna giriyordu. Daha Fazla kendimi yormayarak dolaptan ktm, lkeylc dolabn aynal iki kanadn aarak aa indim; aynalarda kendimi deimemi grdm, ama Bayan Kater'in de arlk hal rpmay-na sevindim. Geri Byk Cuma, Oskar iin sona ermiti, ama Passiyon zaman Paskalya'dan sonra yeni balayacakt. 198 AYAK UCUNDA DARALMA Ama annem iin bu ylanbal kaynaan beygir bal Byk Cuma'da ve Bissau'da anneannem ve daym Vinzent'in yannda Bronski'lerle kutladmz Paskalya Yortusu'nun ardndan strapl gnler balyor, gler yzl mays havas bile bu gnlere kar etkisiz kalyordu. Annemi yeniden balk yemeye Matzeralh'n zorlad doru deil. Annem, Paskalya'dan aras iki hafta gemeden, kendiliinden ve esrarengiz bir istein tutsa olarak, endamna falan aldr-makszn o kadar ok balk yemeye balamt ki, Matzerath bir ara yle dedi; "Bir zorlayan varm gibi ne diye dersin bu kadar bala, Agues!" Ama annem, kahvaltda zeytinyal sardalyayla ie balyor, iki saa kadar sonra, dkknda mteri yoksa, Bohnsack - aa balklarnn zerine saldryor, le yemeinde hardall ve salal kzarm pisi balklaryla morina balklar yemek isliyor, ikindi zeri yine konserve aacan eline alyordu:Jle halinde ylan-balklar, rollmopslar, kzarm ringalar. Mairczath

akam yemei iin yine balk kzartmaya ya da piirmeye yanamad m, bir ey sylemiyor annem, Matzerath'a atp tutmuyor, sadece sofradan sessiz sakin kalkp dkkna iniyor ve ttslenmi bir ylanbal alarak dnyordu. Baln derisinin i ve d yznden en son ya zerresine varncaya kadar btn ya kazdn, ksaca annemin elinde bak, balktan baka bir ey yemediini grnce, itah falan kalmylordu bizde. Annem gn boyu birka kez 199 kusmadan duramyordu. Malzerah, endieye kaplm, birey yapamadan duruyor: "Gebe misin yoksa nesin, Agues?" diye anneme soruyordu. Annem bir ey demiyor, bir ey diyecek oldu mu yalnz: "Samalama, samalama!" diye syleniyordu. Bir pazar bykannem, yeil yeil ylanbalklaryla mays tereyanda kzarm taze patateslerin le yemeinde sofraya karldn grerek, elinin ayasn tabaklar arasna indirip: "Yeter arlk be, Agrtes! Syle nen var? Nen var a be kzm? Madem yaramyor, neye bu kadar balk yersin? Nedenini de sylemezsin, tpk delirmi gibi yapar durursun byle?" deyince, annem ban sallad, patatesleri bir kenara itli, ylanbaln mays lereyana banarak ha babam attrmaya koyuldu; bir yana kmt sanki. Jan bir ey demedi. Bir ara annemle ikisini anszn ezlongun zerinde bastrdm; eskisi gibi el ele tutumulard, giysilerinin oras buras yerinden oynam, saa sola kaymt; Jan'n alam gzleri ve annemin vurdum duymaz hali dikkatimi ekti. Ne var ki, bu vurdum duymazlk birden tersine dnl, annem srayp kalkt czlongtan, bana elini uzatt, beni tutup havaya kaldrd, beni barna bast ve iinde anlalan hibir eyle, hatla kzartlm, suda kaynatlm, sirkeye yatrlm ve ttslenmi yn yn balklarla doldurulamayacak bir uurumun varln gsterdi. Birka gn sonra annemin yemee alt o melun sardalya-lar zerine saldrmay brakp, bir kenara kaldrd bir sr eski sardalya kutularmdaki zeytinyan bir tavaya dkerek gaz ocanda kzdrdn ve iliini grdm; kapda duruyordum, ellerim trampetimden ayrlp iki yana dverdi. Hemen ayn gnn akam annemin Devlet Hastanelerinden birine kaldrlmas gerekli. Ambulans gelene kadar alayp szland Matzerath: "Neden ocuu istemiyorsun sanki? Kimden olursa olsun. Yoksa hl o sama beygir kafasndan m bln bunlar? Keke gitmez olsaydk, nerden gittik! Ama sen de unut artk, Agnes. steyerek yapmadm ile." Ambulans geldi, annemi tayp kardlar evden. Sokakla kk ve byklerden bir kala200 ORHAN KEMAL L HALK KTPB/ " I balk birikmiti. Annemi alp arabayla; sonradan anlald ki, annem ne dalgakran, ne de beygir kafasn unutmutu ve beygirin ansn, ad isler Fritz, ister Hans olsun, giderken beraberinde gtrmt. Annemin organlarnda gayet ak seik, ac bir ak se-iklikle o Byk Cuma gezintisinin ans yayordu ve gezintinin tekrarlanmasndan korktuklar iin de sz konusu organlar kendileriyle ayn fikirde olan annemi lme srklemiti. Dr. Hollatz sarlktan ve balk zehirlenmesinden sz at. Hastanede sonradan anlald ki, aylk hamileydi annem; anneme ayr bir oda ayrdlar ve kendisini ziyaret etmemize izin verdiler, ziyaretine gittiimiz drt gnn drdnde de annem tiksintiyle dolu, tiksinti arasndan bazen bana glmseyerek, kaslmalarn harap etlii bir yzle bizi karlad. Bugn benim, beni ziyarete gelen dostlarma mutlu grnmeye altm gibi, ziyaretilerini biraz sevindirecek eyler bulup sylemek iin annem de o kadar aba harcyor, ama yine de dzenli aralarla kendini belli eden bir kusma nbetinin yava yava yenilgiyi kabullenen vcudunu ikide bir allak bullak etmesini nleyemiyordu; oysa birazck nefesten baka vudundan dar kacak bir ey de kalmamt; bu birazck nefesi de, defin msaadesine kavumay diliyorsa, herkesin eninde sonunda iinden dar almas gerekiyor. Annemin iinde, gzelliini o kadar bozucu kusma nbetlerine yol aacak bir neden kalmaynca, hepimiz rahal bir soluk aldk. Ykanp da zerine l gmlei geirilir geirilmez, yine o ainas olduumuz yuvarlak, kurnaz - saf yzn taknd annem. Bahemire annemin

gzlerini kapad, nk alayp duran Mat-zeralh ile Jan Bronski'nin gzleri hibir ey grmyordu. Benden baka herkes, erkekler, anneannem, Hedwig Bronski ve nerdeyse on dn yana basacak olan Stephan alyor, onlar alad iin de ben alayamiyordutn. Hem annemin lm hi artmamt beni; haltann perembe gnleri Eski ehir'e, cumartesileri ise HerzJesu Kilisesi'ne giderken annesine elik eden Oskar'n iinde oktan beri bir his vard. Annesi hanidir bir frsat 201 bulmak iin zorlayp duruyordu kendini, byle bir frsat ele geirir geirmez sacayan zp datacak ve bunu o trl yapacakt ki, Allah bilir nelrel etlii Matzerath'a miras diye lmnden kendisinin sulu olduu duygusunu brakacak, Jan Bronski'-nin, yani Jan'mn ise Polonya Posianesi'ndeki grevine "O benim iin ld, bana engel olmak islemiyordu, kendini feda etti benim iin" gibi bir dnceyle devam etmesini salayacakt. Seviebilmeleri iin rahatsz edilmeyecekleri bir yalak bulmak sz konusu olunca pek hesapl hareket edebilen annemle Jan, beri yandan romantik denebilecek bir davrann da stesinden geliyorlard. nsan kendilerine Romeo ve Jlyel diyebilir ya da szde su fazla derin olduu iin birbirine kavuamayan kral ocuklar gzyle bakabilirdi. lm kutsamasn zamannda elde eden annem, arlk hibir eylerin harekete getiremeyecei souk bir ceset olarak rahibin dualar altnda uzanm yalarken ben ou Protestan hemireleri gzetleyecek zaman ve frsat bulmutum. Katoliklerden bir baka trl, kendilerinden daha emin diyebileceim bir biimde ellerini kenetliyor. Rabbani Dua'y orijinal Katolik melinden sapma gsteren szcklerle yapyor, rnein anneannem Koljaiczek gibi, Bronski'lerlc benim gibi istavroz karmyorlard. Babam Mal-zerath - bana yalnz szde hayat vermi olsa bile bazen babam diyorum kendisine - bir Protestan olmasna karn, dua ederken br Proleslanlardan ayrlyor, nk ellerini gs hizasnda tutmuyor, bir kaslma durumundaki parmaklarn aa yukar cinsel organnn hizasna getirerek bir mezhepten tekisine kaydryor ve anlalan yapt duadan utan duyuyordu. Anneannem lm deinin nne kardei Vinzenl'in yanbana diz km, yksek sesle, kimseye aldrmadan Kaschubei'ca dualar ediyor, Vinzent ise sadece dudaklarn, ihtimal Polonyaca oynatmakla yetiniyordu; ama belertilmi gzlerinden, ruhunun bir sr olaylara sahne olduu anlalyordu. Trampetimi konutura-bilsem hani sevinirdim pek; nihayet o bir yn beyaz - krmz trampetleri anneme borluydum. Bana bir teneke trampet alaca202 gna ilikin o annece sz, Matzerath'n benimle ilgili tasarlarna kar arlk olarak terazinin bir kefesine o koymu, ayrca gzellii zellikle endam daha bir yerinde olup jimnastik kurslarna katlmak zorunluluunu hissetmedii zamanlar, trampet sololarmn konusu olmutu. Ama en sonunda kendimi tutamayp, annemin l olarak yatt odada onun gri gzl ideal tasvirini trampetimin tenekesi zerinde bir kez daha canlandrmak istedim ve hemen itiraza kalkan Bahemire'yi Matzerath'n oradan atlarak yattrmaya altn ve: "Brakn Hemire Hanm, ikisi birbirine ok balyd!" diye fsldayp benim tarafm tuttuunu grerek ardm. Annem pek neeli, beri yandan pek rkek ve ekingen olabilen bir kadnd. Pek abuk unulabilen bir kadnd ayn zamanda. Ama yine de iyi bir bellei vard. Beni gzden karmt, ama yine de ayn gzde eleiyordu benimle. Beni kmsyor, ama benimle terazinin ayn kefesinde bulunuyordu. Ben ark ve trklerimle camlan m tuz buz ediyordum, annem macun salyordu. Elinin altnda yeleri kadar sandalye bulunmasna karn, sulu sandalyesine oturuyordu bazen. Ne kadar iine kapansa, benim iin yine ak seik ortadayd. Tozdan korkuyor, ama yine de toz kaldrp duruyordu. Ek gelirlerle yayor, ama vergi demeye yanamyordu. Madalyonun ters yzydm ben kentlisi iin. Ne zaman kupa eli oynasa kazanyordu. Annem lnce, trampetimin erevesindeki krmz alevler biraz solar gibi oldu, ama beyaz vernik daha da beyazlal ve o kadar parlak bir renge dnl ki, Oskar bile bazen kamaan gzlerini yummak zorunda kald. Daha nce bazen diledii gibi Saspe Mczarl'na deil, kk ve asude Brennlau Mczarl'na

gmld zavall annem. 1917 ylnda gripten len vey babas Barutu Koljaiczek de orada yalyordu. Herkese sevilen bir bakkaliye sahibesinin cenaze treninde normal olduu gibi hayli kalabalk bir cemaat vard; sadece dkknnn mterileri deil, eitli firmalarn ticar temsilcileri, halta rakip esnaftan eri Weinreich ile Beyler Soka'ndaki bakkal dkknn ileten Bayan Probst trene katlm, mezarl203 m kk kilisesi cemaate dar gelmiti. Etraf iek kokuyor, gve yenii siyah giysi kokuyordu. Kapa henz kapatlmam tabutun iinde ac ve straplardan ufalan san bir yz taknmt, annem. Uzun boylu tren srasnda iimdeki u duygudan bir trl kendimi kurtaramadm: "imdi ba kalkacak havaya, bir kez daha kusmadan yapamayacak, biraz bir ey daha kald karnnda, bu kalan eyde dar kmak isliyor: Sadece benim gibi varln hangi babaya borlu olduunu bilemeyen aylk bir yavru deil, sadece bu yavru dar kmak ve Oskar gibi bir trampete kavumak islemiyor, ayrca balk da var ierde, zeytinyal sardalyalar deil, pisi balklar da deil, bir parack ylan-bal, ylanbahnn etinden birka beyaz - yeilimsi H, Skager-rak Deniz Sava'ndan kalma bir ylanbah, Byk Cuma'daki bir ylanbah, beygir bandan srayp kan bir ylanbah, belki de sallar allnda kalp ylanbalklarna yem olan babas Joseph Koljaiczek'in cesedinden frlam bir ylanbah, nk ylanbah ylanbahna dnr..." Ama kusmad bir trl annem, ylanbahn kendisinde alkoydu, yannda alp glrd, huzursuzluklarn nihayel ortadan kalkmas iin onu toprak allna havale etmek istedi. Erkekler, tabutun kapan kaldrp zavall annemin azimli olduu kadar tiksintiyle dolu yzn rtmeye davrandklarnda, Anna Koljaiczek adamlarn kollarna sarld, tabutun nndeki iekleri ineyerek kznn zerine kapanp alamaya balad, lnn o beyaz ve deerli giysisini ekitirerek Kaschubei'ca yksek perdeden szlanp yaknmaya koyuldu. Anneannemin, muhtemel babam Malzeralh' lanetleyerek kendisine kznn katili dediini syleyenler kt sonradan. Bu arada benim kiler merdiveninden dm de yine ortaya atlmt denildiine gre. Bylelikle anneannem, sz konusu masal annemden devralm oluyor ve benim geirdiim szde kazadan tr zerine yklenen suu Matzeralh'n unutmasna frsat vermiyordu. Ortadaki politik durumu btnyle ayak all ederek deta gnlsz sayg gsterip, sava yllar boyunca kendisini e204 kersiz, sun balsz, kahve ve gazyasz brakmamasna karn, anneannem ikide bir sulayp durdu Matzerath'. Sebzeci Grelf ve yksek sesle bir kadn gibi alayan Jan Bronski, bykannemi lnn bandan ekip aldlar. Tabut tayclar arlk kapa kapayabilir, tabutu srtlayp o ciddi yzlerini taknabilirlerdi. ki yannda karaaalarn sraland yol Brcnntau Mezarl'-n iki ayr paraya blyordu; deta isa'nn douunu canlandrmak zere sergilenecek bir oyun iin oraca kondurulmu gibi duran kck kilisesi, su kuyusu ve ele avca smayan cvl cvl kulanyla yar ky havas uyandran mezarln yapraklardan gzelce temizlenmi aalkl yolunda yryp hemen Matze-rath'n arkasndan cenaze alayna ba ekerken, yava yava houma gitti tabutun biimi. Daha sonralar da birok kez gzlerimi son yolculuklarda kullanlan siyah kahverengi tabutlar zerinde gezdirmek frsatn buldum. Zavall annemin tabutu siyaht. Harikulade bir ahenk iinde ayak ucuna doru bir daralma g-teriyordu. nsan vcudundaki oranlara bu kadar baaryla uygun den bir baka tabut kar m acaba bu yeryznde? Keke yalaklar da ayak ucuna doru bu daralmay gsterseler! Ne olur yalaklar da bizim btn o alageldiimiz yatmalarmz ayak ucuna doru bu kadar ak seik darallsalar! nk ne kadar yksekten atarsak atalm, ayaklarmzn payna den bu darack yerdir nihayet, bamz, omuzlarmz ve gvdemizin kaplad o geni mekndan sonra ayak ucuna doru daralan bu yer. Matzerath tabutun hemen, arkasndan yryordu. Silindir apkasn elinde tayor, ar ar yrrken byk zntsne karn dizlerini gerei gibi bkerek adm almak iin enikonu aba harcyordu. Gzlerim ensesine ilitike bir acma duyuyordum kendisine kar; ensesi geni olup, gmleinin yakasndan iki damar kyor, salarn balad yere doru uzanyordu.

Neden beni Truczinski Nine elimden tuttu, neden Grelchen Scheffler ya da Hedwig Bronski yapmad bunu? Truczinski Nine bizim evin ikinci kalnda oturuyordu, bir ad yoktu anlalan, her yerde kendisine Truczinski Nine diyorlard. 205 Tabutun nnden, elinde buhurdanlk, yin yardmcsyla Rahip Wiehnkc Efendi yryordu. Gzlerim Maizeraih'n ensesinden l tayclarn krklarla dolu enselerine kayd. O anda iinde beliren lgnca bir arzuyu yenmek zorunda kald Oskar; tabutun zerine kmak isteini duymutu birden. Yukarda oturup trampet alacakt ama denekleri trampetin teneke yzne deil, tabutun zerine vuracakt. l tayclar tabutu tarken yalpalyorlard, oysa kendisi ala biner gibi zerine binip koturacakt onu. Tabutun arkasndan gelenler Rahip Efendi'nin dualarn tekrarlyordu, oysa Oskar, trampetle ne geirecekti onlar. Tabutu ukurun yanma getirip tahtalar ve iplerin yardmyla aa indirdiklerinde serinkanlln bozmadan duracakt. Vaaz verilirken, yin ngraklar alarken, buhurdanlktan buhurlar tterken ve saa sola kutsal su serpilirken, Oskar Latince szlerini tabutun zerine trampelleyecek ve kendisini tabutla beraber iplerin yardmyla ukura sarklrlarken istifini bozmayacakt. Annesiyle ve annesinin rahmindeki o yavruyla birlikle ukurun iine girecekti. Cemaat yerden topraklar avulayp avulayp aa serptiinde Oskar yine yukar kmak istemeyecek, tabutun ince ve dar ayak ucunda oturacak, trampetini konuturacak, alabilir-se toprak allnda trampetini almaya devam edecekti; la ki denekler ryp ellerinden dsn, ta ki annesi onun iin, o annesi iin, ikisi de birbiri iin ryp giderek zerlerindeki eli topraa ve topran sakinlerine havale etsinler. Hatta o zaman bile Oskar, imkn olsa ve izin verilse, kemikikleriylc ana rahmindeki kkrdaks yavruya seve seve trampet alacakt. zerinde kimse oturmuyor, tabut Brenntau Mezarh'nn karaaalar ve salkmslleri altnda zeri bo yalpalayarak ilerliyordu. Mezarlar arasnda gagalaryla yerden kurtlar deviren, zangoun ekmeden bien alacah, bulacah tavuklar, sah sollu kaynaalar sonra. Ben, Matzcralh'n arkasndan yryordum. Truczinski Nine elimden tutmutu; hemen arkamdan anneannem geliyordu; Sebzeci Greff'le Jan anneannemin, Bayan Hedwig de Vinzenl Bronski'nin koluna girmiti. Kk Marga ile Slephan 206 el ele luiumulard. Sclcfllcr'in nnde saati Laubsclad, Hei-landt Baba, Trompeti Mcyn; ama Meyn trompetini almamt yanna ve biraz ayk grnyordu. Her ey sona erip basal dilemeleri balaynca, Sigusmund Markus iliti gzne. Matzerath'n benim, anneannemin ve Bronski'lerin ellerini skp bir eyler mrldanarak cemaatin arasna, siyah ve akn, kart. Alexander Scheffer'in Markus'lan ne istediini anlayamadm ilkin; birbirlerini tanmyorlard. Tansalar da pek fazla tanyamazlard. Ama derken Mzisyen Mcyn de sylenmeye balad. Ovulunca rengini brakan o kekremsi yeil bitkilerin oluturduu ykseke bir il gerisinde dikiliyorlard. Tam o anda Bayan Kalcr, yanmda mendilinin arkasna saklanm srtan ve biraz vaktinden nce serpilip boy aln grnen kz Susi, Malzeratl'a basal dilemeye geldi; bu arada benim bam da okamadan duramadlar. Birden it arkasndan sesler ykseldi, ama ne konuulduu anlalamyordu. Trompeti Meyn iaret parman Mar-kus'un siyah elbisesine vurarak n sra itelemeye balad onu; derken Markus'un sol koluna Meyn, sana da Schefller girdi; her ikisi de geri geri giden Markus'u, mezarlardan birine aya taklp tkezlememesine dikkat ederek aalkl ana yola doru srdler, ona mezarln ak kapsn gsterdiler sonra. Adeta bu bilgiye teekkr eden Markus kapya doru yrd, silindir apkasn bana geirdi ve bir daha dnp arkasna bakmad; Meyn ve Pastac SchcITIcr geriden onu izliyorlard. Ne Matzcrall, ne Truczinski Nine, benim kendilerini ve basal dileyenleri brakarak ortadan kaybolduumu farketmedi. Oskar skm da yle bir uzaklamas gerekiyormu gibi geri geri yryerek mezarcyla yardmcsnn yanndan geti, derken komaya balad, sarmaklara falan aldrmadan kotu, az sonra karaaalara ulat, kapya varmadan Sigusmund Marks'a yetiti. "Bak sen, kk Oskar'ck!" diye ard Markus beni grnce. "Sylesene, kk Oskar'ck, ne diye Markus'a byle davranrlar? Ne yapt ki Markus ona bu

muameleyi reva grrler?" 207 Markus'un ne yaptn bilmiyordum, terden slak elinden tutup ak duran demir kapdan darya kardm kendisini; tram-petilerin koruyucusu Markus ve tranpeti, belki de Markus'un trampetisi Oskar, kendileri gibi cennete inanan Schugger Leo'ya rastladlar kapda. Leo'yu tanyordu Markus, nk Leo'yu kentte bilmeyen yoktu. Kendisinden bahsedildiini iilmitim; daha rahip okulunday-ken gneli bir pazar gn dnya, kutsamalar, mezhepler, cennet ve cehennem, hayat ve lm, onun iin ylesine yerinden oynam, saa sola kaymt ki, Leo'nun dnyaya bak da bundan byle, kak, ama yine de drt ba mamur ldamaya balamt. Schugger Leo'nun ii, btn cenaze trenlerinden sonra -ve nerde bir istifa olay bagslerse hemen kokusunu alrd Leo-zerinden dklen prl prl bol elbise ve beyaz eldivenle kta yasl cemaat beklemekti. Markus ve ben, onun imdi burada, Brennlau Mezarl'nn demir dvme kapsnn nnde i icab beklemesinde ve basal dilemek iin sabrszlanan eldiveni, devrilmi sulu berrak gzleri ve boyuna bir eyler geveleyen azyla cemaate doru ilerlemesinde alacak bir taraf grmedik. Mays ortas, neeli, gnlk gnelik bir pazar gn. Aalar ve allklar kulardan geilmiyor. Yumurtalarnn sayesinde ve yumurtalarnn araclyla lmszl canlandran gl gdakl tavuklar. Havada bir uultu. Etrafla lozsuz taze bir yeil. Schugger Leo rengi alm silindir apkasn eldivenli sol elinde tutuyordu. Gereklen hidayete ermi biri olduundan hafif ve rakseder gibi admlarla, eldiveninin kflenmeye yz lulmu be parman ileriye uzatarak, Markus'la bana doru geldi; ortada yaprak kmldamamasna karn rzgra kaplm gibi vcudunu yana eerek karmzda durdu. Markus, ilkin ekingen, sonra kesin bir hareketle plak elini kendisine doru uzanm eldivenin kuma iine braknca, szckleri iplik iplik uzatarak mrldand Leo: "Ne gzel bir gn. Artk oradadr imdi. Herey uygun ve yerindedir orada. Rab'bi grdnz m? Habemus ad Dominum. nmden geip gitti demin, ii aceleydi. Amin." 208 Amin dedik biz de, Markus gnn gzel olduu konusunda Leo'ya hak verdi, ayrca szde Rab'bi grdn aklad. Arkadan cemaatin bir uultuyla yaklatn iittik. Markus elini Leo'nun eldiveni iinden ekip ald, ayrca bir bahi tututurdu Leo'nun eline, sonra bana Markus'a bir gz atarak acele uzaklat, arkasndan bir kovalayan varm gibi hzland birden, Brennlau Poslancsi'in nnde kendisini bekleyen taksiye yneldi. Gzden kaybolan Markus'un havaya kaldrd toz bulutu arkasndan bakp duruyordum ki, Truczinski Nine yine elimden tutlu beni. irili ufakl gruplar halinde geldiler. Schugger Leo hepsine basal diledi, gnn gzelliine cemaatin dikkatini ekti, herkese Rab'bi grp grmediini sordu ve her zamanki gibi verilen az ok bahileri ald, ama hi bahi vermeyenler elc olmutu. Matzcrath'la Jan l tayclarn, mezarclarn, zangoun paralarn verdi ve Schugger Leo'nun elini pmesini sklarak ve gs geirerek kabullenen, plen eliyle ar ar dalan cemaati arkadan takdis eden Rahip Wiehnkc Efendi'ni cretini dedi. Bizler ise, bykanneni, kardei Vinzcl, ocuklaryla Bronski, cenaze trenine, yannda kars olmadan gelmi Sebzeci Greff, ayrca Bayan Greichen Schcfflcr, sade koumlu ve tenteli iki arabaya yerletik. l yemei iin Goldkrug nnden vurup orman iinden geerek Polonya snr zerinden Bissai-Abbau'a geldik. Vinzent Bronski'nin iftlii bir vadi iinde bulunuyordu. nne yldrmlar ekmek zere srayla kavak aalar dikilmiti. Samanln kaps menteelerden karlm, ktklere yatrlm, zerine de rtler yaylmt. Ayrca evreden gelmi baz konuklar grlyordu iftlikte. Yemein sofraya karlmas hayli gecikti. Samanlk kapsnn nne kurulmutu sofra. Gretchen Scheffler beni kucana oturttu. Yal yemekler karld nce, sonra tatllar, sonra yine yallar, patates raks, bira, kaz dolmas, bir domuz yavrusu, sucuklu pastalar, sirke ve eker iine yatrlm kabaklar, kekre kremal stle yaplm lapa. Akama doru

209 samanln ii rzgrlard biraz, fare trtlar duyuldu, komu ocuklarla iftliin avlusunda cirit atan Bronski ailesinin ocuklarnn sesleri iitilmeye balad. Derken masann zerine gaz lambalar ve skal kartlar getirildi. Ama patates raks yerinde braklp kaldrlmad. Evde yaplm yumurta likr de vard ayrca, ortala nee sal. ki imeyen Greff arklar sylyordu. Kaschubei'hlar da ark sylyordu ve kanlar ilk Mctzerath datt; Jan ikinci, kiremithancde alan iiba nc oldu. O anda zavall annemin yokluunu hissettim. Gecenin ge vaktine kadar oyuna devam edildi, ama erkeklerden hibiri de bir kupa eli kazanamad. Jan akl almayacak bir ekilde drtsz bir kupa elini kaybedince, biraz sesini ykseltti Malzeratl: "Agnes olsayd, yzde yz kazanrd." Grelchen Schefller'in kucandan kaydm aa, darda anneannemi ve Vinzenl Bronski'yi grdm; bir araba okunun zerine oturmulard. Vinzenl, yar yksek sesle yldzlara Polonyaca sesleniyordu. Anneannem arlk alamaz olmutu, etekliklerinin altna girmeme ses karmad. Kim beni bugn etekliklerinin altna alr? Kim gn n, lambalarn n sndrr benim iin? Bykannemin ben yiyeyim diye eleklikleri allnda saklad, eleklikleri allna depo ettii ve bir zamanlar bana yarasn diye, ben tadn alaym diye Os-kar'a buyur ellii o san sar eriyen hafif ac tereyann kokusunu kim bana verir? Drl eteklik altnda uyuyup kaldm derken; zavall annemin ilk zamanlarna bsbtn yakn bulunuyordum ve ayak ucuna doru incelip daralan tabutta annem gibi soluksuz deilse bile, onun gibi sessizlik iindeydim. 210 HERBERT TRUCZNSK'NN SIRTI Annenin yerini hibir eyin tutamayaca sylenir. Daha topraa verilmesinden aras biraz gemiti ki, zavall annemin yokluunu hissettim. Perembe gnleri Sigusmund Markus'a uramalarn arkas kesilmiti. Beni alp Inge Hemire'nin beyaz giysisine gtren kalmamt artk. Hele cumartesi gnleri annemin lmn btn aclyla duyumsuyordum, gnah karmaya giden bir annem yoktu nk. Yani Eski Danzig, Dr. Hollatz'n muayenehanesi ve Herz-Jesu Kilisesi uzamda kalmt. Gsterilerde bulunmak hevesini de yitirmitim. Yoldan geenleri nasl ayanp vitrinler nne ekebilirdim; nk ayartc Oskar'n ayartclk meslei yozlam, ekiciliini yitirmiti. Beni Noel'de masal oyunlar grmeye ehir Tiyalrosu'na gtren veya Krone ya da Busch Sirki'ne giderken yanna alan bir annem yoklu arlk. Bsbtn yalnz, beri yandan suratm ask, inceleme ve aratrmalarm srdryordum; kentin d mahallelerindeki dmdz uzanp giden yollardan can skntsyla geip Kleinhammer Caddcsi'nc geliyor, Bayan Gretc-hen Scheffler'i ziyaret ediyordum, Scleffler bana gece yans bile gnein batmad lkelere KdFlcnezzh gemisiyle yaptklar gezileri anlatrken, ben boyuna Goethe ile Raspulin'i birbiriyle kyaslyor, kyaslamalar bir lrl sona erdiremeyip, bu l l kasvetli ksr dngden okluk tarihi ettler yardmyla yakam kurtaryordum. Roma evresinde yaplan bir sava, Danzig ehrinin imparatorluk tarihi, Khler Denizcilik Takvimi ve benim 211 standart eserlerim, bana btn dnya zerine az buuk bilgi salyordu. Dolaysyla, bugn bile, Skagerrak deniz savana katlp bu savata balan ya da zarar gren btn gemilerin zrh kalnlklar, ate gleri, ne zaman kzaktan indirildikleri, manevra yetenekleri ve mrettebat saylan zerinde dakik bilgiler verebilecek durumdaym. ok gemeden on drdne basmtm; yalnzl seviyor, bol bol gezmelere kyordum. Trampetimi de lep yanma alyor, ama onu konuturmakta tutumlu davraniyordum; nk annem aramzdan ayrld iin, gerektiinde yeni trampetlere kavuabilmem kolay deildi ve kolay da olmad. 1937 gz myd, yoksa ilkbahar m? Aalkl Hindenburg Yolu'nu kente doru tp tp kyordum; aa yukar Cafe Drlmevsim'e kadar da gelmitim; yapraklar dklyor ya da aalarda tomurcuklar patlyordu; kesin olan bir ey varsa, doada bir kprdanma

sezilmekteydi. Birden, dosdoru Prens Eugen, yani On Drdnc Ludwig soyundan gelen dostum ve stadm Bebra'ya rastladm. yldr grmemitik, yleyken ta yirmi adm kadar uzaktan tandk birbirimizi. Yalnz deildi Bebra; kolunda gneyden gelme, boyca Bebra'dan belki iki santimetre ksa, benden parmak uzun gzel ve nazl bir bayan vard; bana talya'nn en nl uyurgezeri Roswitha Raguna olarak tantt bayan. Bir fincan Trk kahvesi imek iin beni Cafe Drlmevsim'e buyur etli. eri girip, akvaryumun bulunduu keye oturduk. Kahvenin mdavimi olan kadnlar, aralarnda fs fs konumaya balad.: "Hele u ccelere de bak, Lisbelh, grdn m? Krone Sirki'nde mi alyorlar dersin? Belki biz de gideriz sirke ha?" Bebra bana glmsedi, nerdeyse pek seilemeyen binlerce hafif krk belirdi yznde. Bize kahveyi geliren garson pek uzun boyluydu; Roswitha bir pasta sylerken, frak giymi adama bir kule gibi ban kaldrp bakt. Bebra beni gzetliyordu: "Bizim, cam celld arkadamz du212 romundan memnun deil galiba?" dedi. "Nen var bakalm dostum? Camlara m artk sz dinletemiyorsun, yoksa sesine mi bir hal oldu?" O gen ve takn haliyle hemen Oskar, henz bsbtn sara-np solarak elden kp gitmemi hnerinin kk bir rneini sergilemek istedi. Aranarak evreme bakndm, hemen akvaryumun ss balklaryla su alt bitkilerinin nndeki byk cam gzme kestirdim. Ama ben daha lklarm yollamadan: "Gerei yok a canm!" dedi Bebra. "yle de inanrz sana. Ltfen bir zarara neden olmayalm, bir su taknna, balklarn lmne falan yol amayalm!" Mahcup bir edayla, en bata Senyora Roswilha'dan zr diledim; Senyora minyatr bir yelpaze karm, telal telal yellenmeye balamt. "Annem ld!" diye bir aklamada bulunmaya altm derken "Bunu yapmayacakt. Gcendim dorusu kendisine. Hep sylerler, bir anne hereyi farkeder derler, hereyi duyar, hereyi balar derler. Anneler gn tekerlemelerinden baka bir ey deil hepsi. Annem bende bir cce varl sezdi. Elinden gelse cceyi kaldrp atard bandan. Ama beni kaldrp atamad, nk ocuklar cce bile olsa belgelerde kaytldr, yle ha deyince kaldrlp anlamazlar. Sonra ben onun ccesiydim, beni kaldrp almakla kendi kendini atm, kendi kendini engellemi olacakt. Ya ben, ya cce diye sorup durdu annem kendi kendine. Nihayet kendi hayatna son verdi, balktan baka yiyecek komad azna, hem taze balk bile deil. Sonra da sevgililerine yol verdi; imdi annem Brcnntau Mezarl'nda yaladururken herkes diyor ki, annemin sevgilileri ve dkknn mterileri diyor ki: O cce var ya, trampet ala ala mezara yollad annesini. Kadncaz Oskar yznden yaamak istemedi, onun kanls Oskar'dr." Bol bol abartyordum, belki de Senyora Roswitha'yi etkilemekti niyetim. nk annemin lmnn suunu okluk Mat-zeralh ile Jan Bronski'ye yklyorlard. Gizli niyetimi sezmiti Bebra. "i abartyorsunuz, azizim. lm annenize srf kskanlk213 w tan ierliyorsunuz. Sizin gzel hatrnz iin deil de, o zahmetli sevgi servenleri urunda annenizin mezar boylam olmasna bakarak kendinizi ihmal edilmi gryorsunuz. Bir dhide normal olduu gibi, siz de kt yreklinin ve kendini beenmiin birisiniz." Sonra gs geirip Senyora Roswitha'ya gz ucuyla bakarak: "Bizim kendi byklmzde direnmemiz kolay deil" diye ekledi. "D bakmdan bir geliip serpilme olmakszn insan olarak kalabilmek ne celin bir grev, ne celin bir i!" Hem przsz, hem buru buru bir cildi olan Napolili Uyurgezer Roswilha Raguna, bir ara on sekiz yann baharnda tahmin ettiim, derken, seksen, belki de doksanlk bir nine olarak bende hayranlk uyandran Senyora Roswilha, Bay Bebra'nn ngiliz modas smarlama k elbisesini eliyle okad, sonra kiraz siyah Akdeniz baklarn bana yollayarak yemiler vaat eden karanlk sesiyle beni hem duygulandrd, hem kaskat brakr "Ca-rissimo Oskarnello! Sizi ve acnz ne kadar anlyorum. Andiamo, bizimle gelin: Milano, Paris, Toleda, Guatemala." . Anszn bir bas dnmesi zerime ullanr gibi oldu, Senyora Raguna'nn lerlaze ve alabildiine yal eline sarldm. Kylarma kylarma vuruyor Akdeniz, zeytin aalar

kulaklarma Ildyordu: "Roswilha anneniz gibi olacak, Roswitha anlayacak sizi, hereyin iini okur Roswitha, hereyi bilir, yalnz kendi kendini bilip tanyamaz, mamamia, yalnz kendi kendini tanyamaz, Dio!" Tam iini okumaya ve uyurgezer baklaryla iimi aydnlatmaya balamt ki, ne tuhafsa elini birden ve korkuyla elimden ekli Raguna. Benim on drt yandaki a kalbimden mi yle dehete kaplmt acaba? sler gen bir kz, ister pek yal bir nine olsun, Roswitha'nin benim iin Roswitha demek olduunu sezmi iniydi? Napoli azyla fsldayarak konuuyordu; bir ara titredi vcudu, iimde okuduu korkun eylerin bir trl sonu gelmiyormu gibi labirc stavroz kard, ardndan sessiz sedasz yelpazesinin gerisinden kayboldu. 214 ararak bir aklamada bulunulmasn istedim; bir ey sylemesi iin ricada bulundum Bay Bebra'ya. Ama Bebra da dorudan doruya Prens Ege soyundan gelmesine karn serinkanlln yitirmiti; aznda bir eyler gevelemeye balad, sylediklerinden ancak unlar anlayabildim:"Dehanz, gen dostum, de-hanzdaki o ilahi, ama beri yandan hi kukusuz o eytani taral Roswilha'cigimin akln kartrd biraz. Hani itiraf edeyim ki, size zg olan ve birden parlayveren o taknl ben kendim de pek anlalmaz deilse bile yadrgatc buldum. Ama fark etmez." - Bu son szlerle kendini toparlamaya alt Bebra- "Ne olursa olsun, bizimle gelmeye bakn. Bebra'nn o sihirli gslerilerine siz de katln. Kendinizi biraz eitir, biraz kontrol allnda tutarsanz, bugn orlada hkm sren politik durumlara karn bir seyirci kitlesine kavumamz hi de imknsz bir ey olmaz." Hemen kavramtm. Bana her vakit tribnler zerinde bulunmam salk veren, asla tribnler nnde durmamam syleyen Bebra'nn kendisi, hl bir sirkle seyirci karsna kyorsa da, ayak lakm arasna karm bulunuyordu. Dolaysyla nerisini, zldm belirterek nazike geri evirdiim iin hi de d krklna uramad. Senyora Roswitha ise yelpazesinin gerisinde, iitilebilir bir sesle rahat bir nefes ald ve bana yeniden o Akdeniz gzlerini buyur etti. Daha bir saat ene aldk. Garsona syleyip bo bir su barda getirttim, ulak bir lk alarak camda yrek biiminde bir oyuk atm, altna da yine ufak bir lk atarak ssl yazyla frdolay "Oskar'dan Roswitha'ya" ithafn nakedip barda Senyora Raguna'ya armaan ellim. Bebra hesab dedi, bolca da bahi verdi garsona, sonra ktk. Kapal Spor Salonu'na kadar beni geirdiler. Trampetimin deneiyle Mays imenlii'nin br bandaki plak tribn gstererek - imdi anmsadm, 1938 ilkbaharndayd- stadm Bebra'ya tribnler altndaki trampetiliimden sz atm. Bebra ne diyeceini bilemeyerek glmsedi. Senyora Roswitha'ya gelince, seri bir yz laknd. Senyora'nn bizden birka 215 I adm akla durduu bir sra, Bebra veda eder gibi kulama yle fsldad: "Ben kvramadm bu ii, aziz dostum! Onun iin ben kim, bundan byle size retmenlik yapmak kim. Neylersin, u irkef politika yok mu!" Sonra, tpk yllar ncesi sirkin araba evleri arasnda kendisine rasladm zamanki gibi alnmdan pl beni; Sinyorina Ros-witha ise bana porselenden farksz bir el uzatt; ben de nazik, on drt yandaki bir ocuk iin deta fazla allm bir edayla Uyurgezer Sinyorina'nn parmaklan zerine eildim. Bay Bebra el ederek: "lerde yine grrz, yavrucuum!" diye seslendi. "Koullar nasl olursa olsun, bizim gibileri birbirini yitirmez." "Atalarnz balayn!" diye uyard Scnyora da beni. "Kendi varlnza aln ki, kalbiniz huzura kavusun ve eytan ifrit olsun." Sanki Scnyora beni bir kez daha, ama bu kez de bou bouna valtiz elmi gibi bir duygu uyand iimde. Savul ordan melun eytan! Ama eytan savulmad. Kalbimde bir boluk, mell mahzun arkalarndan baktm, el ettim; derken bir taksiye bindiler ve taksi tamamen ierisine alp yuttu onlar, nk Ford araba bykler iin yaplmt, dostlarmla gazlayp giderken bo ve mteri arar gibi bir grn vard.

Krone Sirki'ni bir gidip grmeye raz etmek iin o kadar uratm, Matzerath' raz edemedim; aslnda hibir vakit btnyle sahip olamad annemin yasn tutmaya vermiti kendini. Ama anneme de kim btnyle sahip olmutu ki? Jan Bronski bile baaramamt bunu. Belki de bunun stesinden gelen bir ben vardm, nk onun eksikliinin acsn en ok Oskar ekiyordu; onun eksiklii Oskar'n gnlk yaamn bozguna uralyor, hatta olanaksz duruma sokuyordu. Annem beni aldatmt. Babalarmdan bir ey beklenecek gibi deildi. stat Bebra Propaganda Nazr Goebbels'te kendi stadn bulmutu. Bayan Grelchen Scheliler kendini tamamen K in Yardm Dernei'nin almalarna adamt; kimsenin a kalmamas, kimsenin memesi is216 teniyordu. Bense trampetime bal kaldm, trampetimin bir zamanlar beyaz olan ve alna alna incelen teneke yznde bsbtn yalnzla gmldm. Akamleyin Malzeraih'la karlkl oturuyorduk. O, yemek kitaplarnn yapraklarm kartryor, ben trampetimi konuturarak yaknyordum. Bazen Matzerath alyor, ban kitaplara gmerek saklyordu. Jan, gn getike evimize daha seyrek uramaya balamt. Politik durumu z-nnde tutarak ihtiyatl davranmak gereklii, nk ilerde durumun nasl bir seyir izleyeceinin keslirilemeyecei grnde Matzeralh'la birleiyorlard. Dolaysyla, deiik nc kiilerin katld skat partileri giderek seyrek evrilmeye balamt ve ancak ge vakitler salondaki yukardan sarkan lambann altnda oynanyordu. Bissau ile bizimLabes Caddesi arasndaki yolu bundan byle yitirmie benziyordu bykannem; Matzeralh'a ierliyordu, bana da ierliyordu belki, nk bir ara yle sylediini iitmiim: "Zavall Agncs'ciim, trampet sesine katlanamaz oldu, lp gitli" Annemin lmnden sulu grlmem, horlanan trampetime inadna daha sk sarlmama yolayordu; nk bir anne gibi lmezdi trampet, yenisi saln alnabilirdi; trampet beni anlyor, bana her vakil aradm cevaplan veriyor, benim kendisinden ayrlmadm gibi o da benden ayrlmyordu. O zamanlar evimiz dar gelip caddeler on dn yam iin fazla ksa ya da uzun grndnden, gndz vitrinler nnde ayartc roln oynamak iin frsat kmayp, akamlar da evlerin kap azlarnda gereklen ayartc kimliimden, trampetimle tempo tutarak drt merdiveni paldr kldr kyor, yukarya kadar yz on alt basamak sayyor, her katla duruyor, iki odal daireler kendilerine dar geldii iin her kattaki be daire kapsndan dar szan kokular alglyordum. lk sralar, bazen Trompeti Meyn'den yana ansmn yaver gittii oluyordu; Meyn amarlarn kurutulduu tavan arasndaki yatak araflan arasna sarho olarak uzanp esiz bir mzik yeteneiyle trompetini flyor, onun bu konserleri trampetim 217 iin bir zevk kayna oluyordu. 1938 maysnda Machandel'e veda etmiti Meyn ve her nne kana mjdeliyordu: "te imdi yeni bir hayat balyor!" SA-Svari Bandosu'na yazlmt. Bundan byle ayaklarnda izmeler ve knda deri pantolon, azna bir damla iki koymadan merdivenlerin basamaklarn beer beer inip ktn gryordum. Birinin ad Bismark olan kedilerini hl ayrmyordu yanndan; nk tahmin edilecei gibi, arada bir gene de Macandel raks galip geliyor, Meyn'in mzisyen damarnn kabarmasna yol ayordu. Saati Laubschad'n seyrek alyordum kapsn; yz kadar saatin grlts ortasnda sessiz yaayan bir adamd Laubschad, dolaysyla ar bir zaman kaybn ancak ayda bir gze alabiliyordum. Hcilandl Baba'nn darack kulbecii hl evin avlusunda duruyor ve Heilandt Baba eri ivileri dorultuyordu. Yine eskisi gibi ada tavanlar ve ada tavanlarnn yavrular vard avluda. Ama ocuklar deimiti; arlk niforma giyip siyah boyunba takyor, kiremit tozundan orbalar piirtiliyorlard. Arlk avluda byyp serpilen, boylar boyumu geen ocuklarn isimlerini pek bildiim yoktu. Bir baka kuakland hepsi; benim kuak ilkokulu bitirmi, bir sanat ve bir meslek edinmeye balamt; Nuchi Eyke berber olmutu; Alex Mischkc, Schichau Doku'nda kaynak olmak istiyor, Susi Kaler'c gelince Sternfeld Maazasnda lez-ghlarlk reniyordu ve imdiden bir erkek arkada vard. drl yl iinde her ey ne kadar da deiebilmili. Geri hallarn rpld eski direk hl avluda duruyor, ev

ynetmeliinde sal ve cuma gnlerinin hal rpma gnleri olduu yazyordu; ama hal rpmalardaki o aklayc sesler seyrek ve deta pes perdeden duyuluyordu arlk. Hiller'in iktidar ele almasndan sonra, evlerde yava yava elektrikli sprgeler n plana gemeye balam-l; hal rpma direkleri gittike yalnzla gmlyor ve bundan byle sadece serelerin iine yaryordu. Dolaysyla, bana kala kala merdivenlerle tavan aras kalmt. Su borularnn altnda o deerli kitaplarma gmlyor, merdivenlerden inip karken insanlar zledim mi, ikinci katta solda218 ki ilk kapy alyordum. Truczinski Nine her zaman bana kapy ayor, Brenntau Mezarl'nda elimden tutup beni annemin mezarna gtrdnden beri, ne zaman Oskar, trampel denekle-riyle kapsna dayansa, beni ieri buyur ediyordu. "A be Oskar'cm, biraz yava alsan u trampeti olmaz m! Herbert uykucuunu almad daha, gene dn gece fenayd, oto-inofille getirdiler." Sonra Truczinski Nine beni ekip ieri alyor, sll arpa kahvesi karyor nme, kahveye daldrp yalamak iin de ipin ucundan sarkan esmer bir akide ekerini yalyor ve bu arada trampetimi dinlenmeye brakyordum. Truczinski Nine'nin kk ve yuvarlak bir ba vard; kl grisi salar bu ban zerini ylesine bir saydamlkla rtyordu ki, kafasndaki pembe derinin l l parldad grlyordu. Seyrek sa tellerinin tm kafaslm arka ksmndaki o en kntl yere gelip bir topuz yapyordu; fazla byk olmamasna karn bir bilardo topundan kkt. Truczinski Nine nasl durursa dursun, drt bir yandan grlebilen topuz firketelerle tutturulmutu. Glerken sanki yznn iki tarafna oturtulmu gibi bir izlenim uyandran tombul yanaklarn, Truczinski Nine, her sabah krmz grapon ktlaryla ovuyordu. Bir farenin bak vard gzlerinde ve Herbert, Gustc, Fritz, Maria adnda drt ocuk anas yd . Maria ben yatayd, ilkokulu yeni bitirmiti,Schidlilz'leki bir memur ailesinin yannda yatp kalkyor ve ev idaresi reniyordu. Vagon fabrikasnda alan Fritz seyrek geliyordu eve. Sevdii birden ok kz vard, her gece ilerinden biri kendisini yatana alyordu. Kzlarla Ohra'daki "Reilbahn" gazinosuna dansa gidiyordu. Evin avlusunda mavi Viyana cinsinden ada tavanlar besliyor, ama kendisi sevgililerinden ba alamad iin tavanlara aresiz Truczinski Nine bakyordu. Otuz yalan civarnda sessiz sakin biri olan Gusle, merkez istasyonunun yaknndaki Eden Oteli'nde servis iinde alyor, henz bekr olup birinci snf otelin btn personeli gibi Eden gkdeleninin en st katnda yatp kalkyordu. Arada bir geceyi evde geiren Montr Fritz sayi219 mazsa, annesiyle, ocuklardan en by olup Neufahrwasser liman semtinde garsonluk yapan Herberl kalyordu yalnz. Burada da ite kendisinden sz aacaz. nk Herbert Truczinski, zavall annemin lmnden sonra mutluluk dolu ksa bir sre Os-kar'n abalarnn hedefini oluturdu; hani bugn bile kendisini dostum diye gsterebilirim. Starbusch'un yannda garsonluk yapyordu Herbert. "Zum Schweden" adndaki meyhanenin sahibinin ismiydi Starbusch. Meyhane Protestan Denizciler Kilisesi'nin karsnda bulunuyordu ve mterileri de "Zum Schweden" adndan kolayca kestirile-cei gibi okluk skandinavyallard. Ama Ruslar, Serbest Li-man'dan Polonyallar, Holm'dan ykleme boaltma iileri ve liman ziyaret eden Alman sava gemilerindeki tayfalar da bu meyhaneye geliyordu. Gereklen Avrupai bir hava esen meyhanede garsonluk yapmak bir raslant eseri deildi. Ancak "Reitbahn Ohra"da edindii deneyimlerdi ki -Neufahrwasscr'de almaya balamadan, Herbert, bu nc snf dans lokalinde garsonluk yapmt-, "Zum Schweden" meyhanesinde kaynaan dil curcunas zerinde, ngilizce ve Polonyaca krntlaryla kark Plat Almancasm baskn klmak gcn salyordu Herbert'e. Buna ramen, arzusu hilafna, ama bedava tarafndan bir cankurtaran arabas ayda bir iki kez kendisini alp eve tayordu. Byle zamanlarda evde ister istemez yzkoyun yatyor, glkle soluyordu; nk nerdeyse yz kilo vard ve birka gn vcudunun btn ykyle yatana ykleniyordu. Byle gnlerde Truczinski Nine habirc syleniyor, ama beri yandan yine habire Herbcrt'in rahat iin urap didiniyor, Herbcrt'in sarglarn her yenileyiinde sa topuzundan bir firkete alarak, sert bakl ve bykl bir adamn yalann karsnda asl duran erevelenip camlatlm resmine

vuruyordu; adam, benim foto albmnn ilk sayfalarnda yer alan o bykl beylerden bazsna benziyordu. Ama Truczinski Nine'nin firketesiyle iaret etlii adam, benim ailenin bir ferdi deil, Herbert'in, Guste'nin, Frilz'in ve Maria'nn babasyd. 220 Truczinski Nine, bir ara duvardaki resmi gstererek glkle soluyan ve inildeyip duran Herbert'in kulana: "Senin de sonun onun gibi olur sonra, bak syleyeyim!" diye ineleyerek fsldad, ama siyah vernik ereveli o babann nasl ve nerde son bulduunu veya belki bu sonu aradn aka belirtmedi. "Bu sefer n'oldu bakaym ha?" diye sordu kollarn kavuturup. Herberl: "Gene o svelilerle Norveliler!" diye cevaplayarak bir tarafndan br tarafna dnd, yalak atrdad. "Hep gene onlar, hep gene onlar! Her zaman da onlar m olacak bu meretler. Son defa bakalar deil miydi ha? Okul gemisinden hani ya? Ad neydi meretin, sylesene canm, ha ya, Schlagcter, sen hep sveliler, Norveliler tutturmusun, baka bir ey lanmyon." Herbert'in kula -yzn gremiyordum- kenarlarna kadar kzard. "Bu kaz kafallar yksekten atarlar hep, bbrlenir dururlar, bir matahmlar gibi racon keserler." "Brak u olanlar, Herbert. Sana ne sankim onlarn bbrlenmelerinden. Neme lzm, izinli olup ehre indiler mi, hepsine bak, efendi gibi. Yoksam yine senin Lcnin'den mi bahsettin onlara ha? spanya i savama m burnunu soktun yinq, syle haydi, syle!" Ama Herbert, bundan byle cevap vermedi, Truczinski Nine de ayaklarn sryerek mutfaa, arpa kahvesinin bana dnd. Ancak srl iyileir iyilemez Herbert'in yzn grebilmitim. Mutfakla bir iskemlede oturuyordu; pantolon asklarn karp mavi donlu kalalar zerine brakt, kalasndaki etin dnceler duraksamasna yol ayormu gibi usul usul yn gmleini syrd zerinden. Srt yuvarlak ve hareketliydi. Kaslar yorulmak bilmeksizin ordan oraya geziniyordu. Sivilcilcr ekilmi pembe bir arazide, ku-lunlarn allnda ya iine yatrlma benzeyen bel kemiinin iki yannda kzlms kllarn gr bir biimde byd grlyordu. Aa doru kllar kvrla kvrla iniyor, sonunda Herberl'in yazn da giydii ayn klotlar iinde kayboluyordu. Aadan yu221 karya, klotlardan boyun kaslarna kadar srln, kldan rty yer yer kesintiye uratan, sivilceleri ortadan kaldrp krklar yapan, hava deiince kanmaya balayp, mavi siyahtan yeilimsi - beyaza kadar deiik nanslar gsteren ok renkli kocaman yara nianlan kaplyordu. Bu yara nianlarna dokunmama izin vermiti, Herbert. imdi yatakla yalan, pencereden bakan, Akl ve Ruh Hastalklar Klinii'nin idar binalaryla arkadaki Oberralh ormann aylardr seyreden, ama bunlar zerre kadar grmeyen ben, bugne kadar Herbert Truczinski'nin srtndaki yara nianlar gibi sert, onlar gibi hassas, onlar gibi insan artp aptallalran nelere dokundum acaba? Birka kz ve kadnn cinsel organ, benim kendi penisim, ocuk sa'nn o aldan sulama aygt, sonra en fazla iki yl nce RoggenTcld'deki kpein bulup bana getirdii yzkt parmak; daha birka yl ncesine kadar yanmda saklayabiliyordum bu parma, bir reel kavanozunun ierisinde, el srlemeyecek gibi, ama buna ramen pek ak seik ve bir btn olarak; yle ki, trampet deneklerine el almaya greyim, parman her iki parasn hissedebiliyor ve sayp dkebiliyordum. Ne zaman Herbert Truczinski'nin srtndaki yara nianlarn anmsamak istesem, trampetimi konuturarak, trampetimi konuturup belleime yardmc olarak, parman bulunduu o kavanoz nnde otururdum. Seyrek olmasna ramen, ne zaman bir kadn vcudunun peine dsem, bir kadnn yara nianna benzer organlaryla yetinmeyerek Herbcrl Truczinski'deki yara nianlarn kendi kendime icat ederdim hep. Ama pekl yle de diyebilirim: Dostum Hcrbcrl'in geni srtndaki o dolgun et paralarna ilk dokunularm, daha o vakitler, sevgilere hazr kadnlarn ksa bir sre ellerinde bulundurduklar o sertliklerle tanacam ve zaman zaman bunlar kullanacam mjdelemiti bana. Yine Herberl'in srtndaki yara nianlan, bana vaktinden nce yzkl parma mjdelemi, Herberl'in yara nianlan olmadan nce de bu ii trampetimin denekleri yaparak, nc ya gnmden beri bana yara nianlarn,

cinsel organlar ve nihayel yzkl parma 222 mjdelemiti. Ama daha da gerilere uzanmak yerinde olacak sanyorum; Henz annemin karnnda iken, yani Oskar adn henz almamken, gbek bamla oynaym, birbiri ardndan trampet deneklerini, Herbert'in yara nianlarn, gen ve yal kadnlarn zaman zaman lav pskren kraterlerini, nihayet yzkl parma, ocuk sa'nn sulama aygtyla tantktan sonra da ikide bir, gszlmn ve snrl yeteneklerimin kaprisli bir kanl gibi boyuna yanmda tadm penisimi mjdelemiti bana. Bugn trampet deneklerine dndm yine. Yara nianlarn, yumuack organlar, artk yalnz arada bir sertleen kendi penisimi ancak trampetimin benim iin izdii dolambal yoldan anmsayabiliyorum. nc ya gnm tekrar kullayabilmem iin oluz yanda olmam gerekiyor. Sezmisinizdir sanrm; Os-kar'n hedefi gbek bana dntr; btn bu sz kalabal ve Herbert Truczinski'nin yara nianlar zerinde bu kadar duruum, sadece bunun iin. Srtm anlatmaya devam etmeden ve bu konuda yorumlara girimeden, unu bir kez syleyeyim ki, pek bir himayeden yoksun, yani tehlikelere hedef olmaya hazr gl vcudunun n tarafnda, sol uylukla, Ohra'da alan bir fahienin eseri olan bir srktan baka bir yara nian yoktu dostumun, yani kendisini sadece arkadan vurabiliyorlar, sadece arkadan yanna yaklaabiliyordu; Fin ve Polonya kamalar, Spcicher adasnda alan istifilerin sustallar, okul gemilerindeki denizci adaylarnn yelken baklar, srtn sadece arkadan iaretlerle donatabiliyordu dostumun. Herbert le yemeini yedikten sonra haftada kez patates tava vard, bunu da kimse Truczinski Nine gibi ince, yasz, yine de tr tr kzartamazd yemei yeyip taba bir kenara ittikten sonra Die neueslen Nachrichtcn gazetesini uzatyordum kendisine. Herbert, pantolonunun asklarn indiriyor, gmleini yukar kaldrp gazeteyi okurken srtn sorguya ekmeme izin veriyordu. Bu sorgulamalar yaplrken Truczinski Nine de okluk masada oturuyor, eski yn oraplarn skp zaman zaman, tahmin edilecei gibi, fotoraf ekilip rtuu yaplan ve camlattr223 lip Hcrbert'in yatann karsndaki duvara aslan kocasnn feci lmne iarette bulunmay unutmuyordu. Parmam yara nianndan birine dokundurur dokundurmaz balyordu soruturma. Bazen da trampet deneklerinden biriyle dokunuyordum. "Bir daha dokun bakalm delikanl, hangisini diyorsun, anlayamadm. Senin sylediin galiba uyuyor bugn." O zaman yara nianna yeniden, bu kez daha sert bastryordum. "?la o mu? Ukraynallardan kald o. Gdingen'li biriyle kaptk anlayacan. nce seninkiler karde karde bir masada oturuyordu. Bir ara Gdingen'li tekisine dedi ki: Ruski, Ukraynal da bu sz kaldramad, lrm de gene Ruski olmam diye dayatt. Salla Weichsel'i inip gelmi, daha nce de birka rmaktan gemiti, cebinde bir hayli mangiz vard. Gdingen'li Ruski dediinde mangizinin yarsn, saa sola iki smarlayarak Starbusch'a yatrm bulunuyordu. Bana da ite ikisini ayrmak dt; hani detim olduu zre gayet yavatan. Herbert daha bu ile urarken, senin Ukraynal Wasserpollack demesin mi bana. Btn gn bir grayderle amur irkef kazan Pollack da Nazi gibi bir ey syledi. Eh, Oskarcn, sen de Herbert Truczinski'yi bilirsin, grayderde alan herifi hemen gardrobun nne iki seksen uzalverdinv, Ukraynalya da bir Wasserpollack'la bir Danzig'li arasndaki lark anlatmak zereydim ki, arkadan ileyiverdi seninki. Dediin yara nian ite ordan kalma." Herbert "yara nian da ite oradan kalma" derken, bir yandan da deta sylediklerini pekitirir gibi gazetenin sayfalarn evirdi. Ben daha sonraki yara nianna bir ya da iki kez bastrana kadar, arpa kahvesinden bir yudum ald. "Ha, o mu? Pek nemsiz bir ey o. ki yl nceydi aa yukar Pillau'dan bir torpidobot filosu gelip demir atl bizim buraya, racon kesti, bandoyla "Mavi Denizciler" havasn alp kzlarn akllarn balarndan ald. ki iptilas denizcilerin arasna nasl girer, bugn bile bir muammadr benim iin. Seninki Dresden'-liydi, dn bir Oskar, Dresden'li. Ama bir

denizcinin Dresden'li olmas ne demek, nerden bileceksin sen." 224 Elbe kysndaki gzel Dresden'den bir trl ayrlmak bilmeyen Herberl'in dncelerini oradan ekip alarak yine Neulalr-wasser'e getirebilmek iin dostumun kendi ifadesine gre o n-tevazi yara nianna bir kez daha dokundum. "E dedim ya ile. Seninki bir torpidobotta iaretiydi. Yksekten alp, teknesi Trockendock'da yatan bir lskoluyla dalga gemek isledi. Chamberlain, emsiye falan filan. detim olduu zere gayet sakin dedim ki kendisine, brak byle davalar. Isko-lu da sylenenlerden bir ey anlamyor, elindeki ikiyle masann zerine boyuna resimler izikliriyordu. Ben ona, brak bu davalar delikanl, buras senin memleketin deil, burada Birlemi Milletlcr'in borusu ter deyince, senin torpiclocu bana "Beutede-utseher" demesin mi. Saksonya ivesiyle, anlyor musun. Hemen tabii birka tokat akeltin, kesti sesini. Bir yarm saat sonra, lain masann allna yuvarlanan bir gulden'i almak zere eilmitim, stelik masann alt karanlk olduundan bir ey greniyordum senin Saksonyal ban ektii gibi iledi arkadan." Glerek Die neucstcn Nachrichten'in sayfalarn evirdi Herbert. "le bu da oradan kalna" diyerek, gazeteyi homurdanmaya balayan Truczinski Nine'ye doru ilip kalkmaya alt. Herbert, tuvalete henz gitmeden - nereye gitmek istediini yznden anlamtm, masann kenarna tutunarak dorulduu bir sra, genilii bir skat karlnn boyu kadar olan siyah-mor ve dikili bir baka yara nianna dokundum. "Herbert imdi tuvalete gidecek, delikanl. Sonra anlatrm." Ama be yeniden dokundum yara nianna, ayaklarm yerden yere vurdum, yandaki bir ocuk gibi davrandm; byle yapmam her zaman imdadma yetiiyordu. "Peki, peki. Anlatmazsam rahat etmeyeceksin sen. Ama pek ksa keseceim bak." Herbert yeniden oturdu. "Tarih 1930 ylnn Noeli: Limanda ts yok, istifiler ke balarnda aylak aylak bekleiyor, kim daha uzaa tkrecek diye birbirleriyle yaryorlard ki, temiz ve fiyakal taranm salar, mavi niformalar, rugan izmelerle kardaki Denizciler Kilisesi'nclen Finliler ve s225 veliler skn elli. Bir pandomima kaca hemen dodu iime, kapda durmu gelenlerin o pek dindar yzlerini seyrediyordum; kendi kendime, ne diye bu herifler cckellerindcki apa dmelerle oynar durur, diye dnrken patlak verdi; eh baklar uzun, gece ksa. Zaten Finlilerle sveliler oldum olas birbirlerinden pek hazelmez. yi ho ama, senin Herbcrt'in onlarla ii ne, orasn eytan bilir. Akln peynir ekmekle yemi herifiolu sanki, nk nerde hrgr ksa oraya koar hemen. Evet, ne diyordum, tam dar kmak zereydim, Starbusch arkamdan seslendi: "Kolla kendini, Herbert!" yi ama delikanl bir grevle gelmi rahibe gidecek, ufak tefek bir gen, Malm'dcn kalkp gelmi buraya, rahip okulundan, Finliler ve svelilerle ayn kilisede bir Noel kulamam imdiye kadar; senin anlayacan olana yardm edelim dedik, koluna girip de sa salim onun evine dnmesine alacaktk ki, daha delikanly cppesinden yakalamaya frsat kalmad, arkadan afiyetle yedik ba. Eh, haydi bakalm, yeni yln kutlu olsun diye geirdim iimden; hem de Mbarek Gcce'de. Kendime geldiim zaman tezghn zerinde uzanm yatyordum, o gzel kancazm bira bardaklarnn iine bedavadan akp duruyordu. Baktm, Slarbuscl, ecza dolabndan piaster kutusuyla seirtiyor, yaram imdilik saracak." Bu anda sa topuzundan bir firkete ekip alarak: "Ne diye bakalarnn iine burnunu sokarsn?" diye sylendi Truczinski Nine. "Baka zaman kiliseye ayak atan biri olsan bari! Ne gezer!" Herbert, aman canm sen de der gibi elini oynatt, gmleini yerde sryp pantolon asklarn sallandrarak tuvalete gilli. erlemi gibi yryordu ve ierlemi bir edayla: "Bu yara nian da o zamandan kald senin anlayacan." dedi; fkeli yryle, kiliseden ve kiliseyle ilgili btn baklanmalardan kendini uzak tutmak isler gibiydi. Yznumara insann zndk olduu, zndk olabilecei ve zndk kald yerdi deta. Birka hafta sonra Herberl'i suskun ve her trl soruturmaya yanamaz durumda buldum.

Bir derdi var gibiydi, ama srlnda o allm sarg da grlmyordu. Tersine, oturma odasnda 226 kanepe zerinde gayet normal ve arka st yatyordu. Yaral olarak yalanda yatmyorsa da, sanki ar yaral bir hali vard. Gs geiriyor, Allah, Marks, Engels diyor, lanetler savuruyordu. Bazen bir yumruunu sallayp gsne indiriyor, sonra br yumruunu yardma aryor, "nea culpa, mea maxima culpa" diye barp duran bir kalolik gibi dvnyordu. Herbert Letonya'l bir kaplan vurmutu. Geri mahkeme serbest brakmt kendisini, nk onun mesleinde sk sk grld gibi nefsi mdafaadan yapmt bu ii. Ama beraat kararna ramen l.elonyah, l bir Lelonyal olarak kalmaya devam elmi ve sylendiine gre nazenin, stelik midesinden rahalsz bir adamck olmasna karn bir ton arlk gibi yklenmiti Herbert'in zerine. Herbert arlk ie gitmiyordu, iini brakmt. Sk sk meyhanenin sahibi Slarbusch eve gelip kanepeye, Hcrbert'in yanbama oturuyor ya da mukfaktaki masada Truczinski Nine'nin karsna geip antasndan Herbert iin sfr sfrlk bir Slobbe Machandel, Truczinski Nine iin de Serbest Liman'dan gelen 250 gram kavrulmu halis kahve karyordu. Ya dorudan Herberl'i ikna etmeye urayor, ya da olunu almaya raz etmesi iin Truczinski Ni-ne'yi kandrmaya alyordu. Ama Herbert yumuanyor ya da bir bakma yumuak kalmakta devam ediyor, bundan byle garsonluk yapmayacan, hele Neufahrwasser'de, Denizciler Kilisesi'nin karsndaki bir meyhanede bunun hi sz konusu olmayacan aklyordu. Bundan byle garsonluk yapmay dnmyordu hi; nk garsonluk yapan baklanr, baklanan da gnn birinde ufak tefek bir Lctonyal kaplan baklayarak lsn yere serer; bu da niin, sadece kaplana kar nefsini mdafaa etsin diye, Herbert Trucziski'nin drt bir taraf srlm bir tarla gibi Fin, sve, Polonya, Danzig ve Alman baklarnn yara nianlaryla dolu srtnda bir de Lelonya bann izi kalmasn diye. "Yine gidip Neulahrvvasser'dc garsonluk yapacama gmre alann kapa daha iyi!" diye aklad, Herberl. Ama gmre de kapa atmad. 227 NOBE 1939 ylnda gmrk tarikleri artrlp, Polonya ile bamsz Danzig Devleti arasndaki snrlar zaman zaman kapatld. Anneannem banliy treniyle Langfuhr pazarna gidip gelemez oldu ve oradaki tezghn brakmak zorunda kald. Kulukaya yatmak iin pek bir heves duymamasna karn, elindeki yumurtalar zerine tnedi dcla. Liman ringa balklarnn kokuundan geilmiyordu, mal ylp kalmt. Derken devlet adamlar bir araya gelerek aralarnda anlatlar; sadece benim dostum Herbert kendi iinde bir anlamaya varamad, isiz gsz kanepede yatmay ve arpac kumrusu gibi dnmeyi srdrd. Oysa gmrk idaresi para ve ekmek veriyordu. Yeil niforma veriyor, kollanp gzetilmeye deer yeil bir snr veriyordu. Herbert ise ne gmrkle almak isliyor, ne garsonluk yapmaya yanayordu artk, btn istedii kanepede yatp pis pis dnmekti. Ama insann da bir ii gc olmas gerekiyordu. Hani yalnz Trczinski Nine deildi byle dnen. Geri Truczinski Nine, Bay Starbuscl'un ileine uyarak olu Herberl'i kandrp yeniden Neufahrwasscr'dcki meyhanede almaya raz etmeyi aklndan geirmiyor, ama onu kanepeden uzaklatrmay da ilemiyor deildi. Hem Herberl'in kendisi de artk iki odal evde pineklemekten ksa bir sre sonra bkm, bundan byle sadece szde pis pis dnr gibi yapm ve gnn birinde Die cuestcn Nachrichten'228 deki i nerilerini ve islemeye istemeye Vorposten'deki ilnlar gzden geirmeye balamt. Keke elimde olsa da yardm eclebilscydim dostuma. Herbert gibi bir adamn darda kalp kendisine uygun olmayan iler peinde komas doru muydu? Ykleme boaltma iinde almak, hangi i olursa olsun eyvallah demek, kokmu ringa balklarn gmmek. Herberl'i Moltla kprlerinin biri zerinde dikilmi, martlara tkrk alarak inemdik tlnn tiryakisi olmu durumda bir trl kafamda canlandramyordun. Derken aklma bir fikir geldi, Herbcrt'lc ortak bir i tutabilirdik; haftada, hatla ayda bir iki saatik kendimizi tamamen

ie vererek alabilir, bey gibi yaayabilirdik. Bu alandaki deneyimlerle pien Oskar, die dokunur eyalarn sergilendii vitrinleri, o hl elmas gibi sesiyle delip aarak gzclk yaparken, Herbert elini abuk tutacak, hani derler ya el uzunluu gsterecekti. Nasl olsa kaynak makinelerine, maymuncuklara ve dier ara ve gerece ihtiyacmz yoklu. Mulasz, makinesiz i grebilecektik. Hapishane arabasyla bizler, aralarnda mutlaka bir iliki bulunmas gerekmeyen iki ayr dnyaydk. Sonra hrszlk ve ticaret Tanrs Merkr'n de hayr duas bizimleydi; nk Rakirc burcunda doan ben, Merkr'n mhrn tayor, bu mhr zaman zaman kat ve sert nesneler zerine vuruyordum. Bu hrszlk servenini sktla geitirmek sama olurdu hani. Dolaysyla, abucak anlatverclim; ama anlattklarmza da bir itiraf gzyle baklmasn ltfen. Herbert ile ben, onun isiz gsz bulunduu sre iinde nefis ve leziz yiyeceklerin satld dkknlara girip orta apla iki soygunda bulunduk, ayrca bir krk dkkannda hatr saylr bir soyguna girilik: adet mavi tilki krknden, bir adet fok bal krknden manto, bir adet Acem koyunu krknden manon ve bir adet de ksrak derisinden k, ama pek o kadar deerli saylmayan, benim zavall anneciimin sanrm seve eve zerine geirecei bir manto; ile maazadan kaldrdmz mallard bunlar. Hrszlktan el ekmeye bizi zorlayan neden, arada bir zeri229 mize ullanan o tatsz sululuk duygusundan ok, kaldrdmz mallan nakit paraya evirmekle giderek daha ok glkle kar-lamamzd. Mallar krl bir ekilde elden karmak iin aresiz yine Ncufahrwasser'e yollanmas gerekiyordu Herbert'in, nk ie yarar araclar kentin sadece liman semtinde eleiyordu. Ama buras da Herbert'c hep o midesinden rahatsz sska Lelonyal kaplan anmsatyor, dolaysyla Herbert mallan Schichau Soka-'nda, Hakelwerk'te, Burgerwiesen'dc, arlk neresi rasgelirse orada elden karmaya bakyordu; yeter ki Ncufahnvasser olmasn-dr, gel gelelim Neulahrwasser de krklerin peynir ekmek gibi kapld bir yerdi. Bu yzden kaldrdmz mallarn elden karlmas uzadka uzuyordu. Dkknlardan ardmz nefis yiyecekler Truczinski Nine'nin mutfan boylamt, Acem koyunu krknden manonu da Truczinski Nine'ye hediye elti Herbert; daha dorusu hediye etmeye alt. Truczinski Nine manonu grnce, bir kenara brakt akay. Geri yiyecekleri; sesini karmayarak, kimbilir belki de yiyecek hrszlna yasalarn izin verdiini dnerek kabullenmiti. Ama manon demek lks demekti, lks de dncesizlik, dii-cesizlik de kodesi boylamak demekti. te byle sade ve doru bir dnce geirmiti kafasndan Truczinski Nine; o are gzlerini am, sa topuzundan bir firkete alarak demiti ki: "Senin de sonun baban gibi olur, bak syliyeyim sana!" Sonra Herbert'in nne Die Ncusten Nachrichlen ya da Vorposlen gazetesini srmt; bununla demeye getirmiti ki, eh imdi kendine efendice bir ii ara bakalm; yle rasgele bir i olmasn bak, sonra benden yemek falan bekleme. Herbert, bir hafta daha kanepe zerinde uzanp yall, dnd, somurtup durdu; ne yara nianlaryla ilgili bir soruturmaya raz edilecek, ne de o pek zengin vitrinleri haklamaya kandrlacak gibi deildi. Dostum iin anlay gsterdim, zntsn son yudumuna kadar afiyetle yudumlamasna imkn verdim; kendim de Saati Laubschad'n yannda, onun zaman alan saatleriyle oyalanarak vakit geirdim; bir kez daha Mzisyen Mcyn'i ziyaret 230. edecek oldum, ama Meyn arlk iki lalan koymuyordu azna, rompetiyle SA-Svari Bandosu'un notalar arkasndan koturup duruyordu; klk kyafetine dikkat ediyor, rzgrl bir ekilde davranyordu; sulara gmlm, son derece mzie aina bir adan kalma kutsal artklar izlenimini uyandran drt kedisi fena halde bakmsz dm, iyice ktlemilerdi. Beri yandan, annemin salnda sadece toplulukla ien Matzeralh' ok vakit gecenin ge saatinde o yksk kadehlerin banda cams gzlerle nne bakp dururken buluyordum. Malzeralh albm kartryor, pozometre az ok iyi ayarlanarak ekilmi kk dikdrtgen lolorallar iindeki zavall annemi, imdi benim yaptm gibi diriltmeye urayor, gece yarlarna kadar alayarak havasn buluyor, sonra hl karlkl duvarlarda atk kalarla asl duran Hitler ve Beethoven'le "sen" hitabn kullanarak teklifsiz konumaya balyor, hatla o

sar dhiden cevap alr grnyordu; ama azna iki koymayan Hitler, ayya bir Zcllenleiler olan Matze-rath' nemsemeye lyk grmedii iin susuyor, cevap vermiyordu. Bir sah trampetim sayesinde taslamam anmsayabiliyorum bunu i o raddeye gelmili arlk: Herbert sklat, yani Truczinski Nine'ye yukars dar, aaya doru bollaan mavi pantolonunu souk kahveyle odurup adamakll fralatt, iskarpinlerini ayana geirdi, apa dmeli ceketine brnd, Serbest Liman'-dan saln ald beyaz ipek al zerine, yine Serbest Liman'n gmrksz pazarndan gelme kolonya pskrtt ve ok gemeden banda mavi siperli kasketle, drl keli ve kaskat, ayakla dikilmeye balad. "Ben yle bir gidiyorum, kendime bir i bakaym hele!" dedi. Eliyle vurup sola ykarak, Prens Heinrich'in ansn yaatan kasketine biraz klhanbeylcrine zg bir biim verdi, bunun zerine Truczinski Nine elindeki gazeleyi aaya indirdi. Ertesi gn hem kendine bir i, hem bir niforma bulmutu Herbert. Ama gmrk yeili deil, koyu griydi niforma; dostum Deniz Mzesi'ne mze bekisi olmutu. 231 Bu btnyle korunmaya deer kentin korunmaya deer her eyi gibi. Deniz Mzesi'nin hazineleri de eskiden kalma ve ayn ekilde mzelik bir burjuva konan dolduruyordu. Konak dta ta bir revnakla dantel gibi ilenmi tok cephe sslemelerini sinesinde barndryor, ite ise koyu meeden oymalar ve dner bir merdiveni bulunuyordu. Birden fazla gl, ama yoksul komular arasnda Karun kadar zengin olmak ve zengin kalmakla n salm kentin titizlikle filere ve kataloglara geirilmi tarihi sergileniyordu mzede. Tarikat mensubu valyelerden ve Polonya krallarndan parayla satn alnp bir sr imza ve mhrlerle donatlm ayrcalklar; Weichsel azndaki Deniz Kalesi'nin son derece deiik kuatmalaryla ilgili renkli gravrler; bir tabloda Saksonya Kral nnden kaan bahtsz Stanislau Leszcynski, kentin surlar iinde grlyor, ne korkular iinde kvrand yal boya resimde belli oluyor aka. Ruslarn General Lascy kumandasnda kenti kuatmalar dolaysyla Bapiskopos Potos-ki ve Fransz elisi De Mon'nin de pek korkmu bir halleri var. Hepsi de titizlikle etiketlendirilmi bu eserlerin. Limanda demirledii grlen zambakl (lamalar altndaki Fransz gemilerinin adlar da yine yle okunakl yazlm etiketlere. Bir ok ima yollu anlatyor, kentin nc August'a teslimi gerektii zaman Kral Slanislau Leszcynski bu gemiyle Lotlringen'c kat diyor. Ama mzedeki grlmeye deer eserlerin ounluunu, kazanlm savalarda elde edilen ganimetler oluturuyor; nk bilindii zere, kaybedilen savalarn mzelere ganimet eserler hediye etmesi gibi bir durumla seyrek karlalr ya da hi karlalmaz. Bu yzden mzedeki koleksiyonun medar iftihar da byk bir Floransa filosuna ait bir kalyon heykeliydi. Ana liman Brg-ge olmasna karn, Floransah tccarlardan Portinari ile Tani'nin mlkiyetinde bulunmutu kalyon. Danzigli korsanlarla Danzigli kaplanlardan Paul Beneke ve Manin Bardewiek, 1473 ylnn nisan aynda Seeland adasnn nnde volta atarken, Sluys nnde kstrp ele geirmiti kalyonu. Subaylar ve kaptan da iinde olmak zere ok saydaki mrettebat kltan geirilip gemi ve ge232 minin yk Danzig'e getirilmi, Floransah Tccar Tani'nin Flo-ransa'daki bir kilise iin verdii sipari zerine Ressam Menling'-in yapt alr kapanr bir Kyamet Gn tablosuyla altn bir valtiz kurnas gemiden alnp gtrlerek Meryem Ana Kiliscsi'-nc konmutu; Kyamet Gn tablosu, bildiim kadaryla, bugn bile Polonya'daki Katolik gzleri enlendiriyor, ama heykelin savatan sonra ne olduu hl mehul. Benim zamanmda Deniz Mzesi'nde saklanyordu. Btn parmaklarn gstererek, tembel ve uyuuk, yukarda kavuturduu kollarnn altndan, ne doru frlam memelerinin stnden kehribar gzleriyle dosdoru karya bakan tombul, yeil ve plak bir kadn heykeli. Ama bu kadn, kalyonun pruvasmdaki bu heykel felket getirmiti. Tccar Portinari sz konusu heykeli sevdii bir Flamanl kz model olarak kullandrp, kalyon heykellerini tahtadan oymakla n saln bir heykeltraa yaptrmt. Yeil heykel, kalyonun pruvasna henz yerletirilmiti ki, Flamanl kz o zamanlar normal olduu zre, byclkten kovuturmaya uram, cayr cayr atete yaklmadan nce sk bir sorgulamadan geirilmi ve sorgulama srasnda hmisi durumundaki Floransah tccarla

kendisini bu kadar gzel model olarak kullanan heykeltra sulamt. Denildiine gre, atelen korkan Portinari, kendini asarak canna kym, bundan byle bycleri kalyon heykellerine model almamas iin hclkcllra-n da yetenekli iki eli kesilmiti. Portinari'nin varlkl bir adam olmas dolaysyla mahkeme Brgge'de srp gider ve ortal heyecana verirken, kzn heykelini pruvasnda tayan kalyon, Paul Beneke'nin korsan ellerine gemi, lccar Seyor Tani bir korsan teberi allnda can vermi, sra Paul Beneke'ye gelmiti; birka yl sonra Beneke doup byd kentteki soylularn gznden dm ve Stocklurm'un avlusunda ba suya sokularak bodu-rulmulu. Beneke'nin lmnn ardndan heykel hangi geminin pruvasna yerletirildi ise, o gemi, daha limandan ayrlmadan, baka gemileri de kendisiyle atee srkleyerek, yanp gitmiti. 233 Heykele bir ey olmamt tabii, atee dayanklyd, oturmu dengeli biiminden lr armatrler arasnda kendisine sahip kacak merakl kimseler bulmutu. Ama hangi geminin pruvasna yerletirilirse, o geminin eskiden kuzu gibi olan mrettebat ayaklanmaya kalkyor, sonunda krlp saylar bir hayli azalyordu. Alabildiine becerikli bir kaptan olan Eberhard Febcr kumandasnda Danzig Filosu'nun Danimarka'ya kar 1522'de girilii harekt, Feber'in kumandanlk mevkiinden drlmesine ve kclte kanl ayaklanmalarn kmasna yol amt. Hani tarihe baklrsa, tarih din kavgasna balyor bunu -1523'te Protestan Rahip Hcgge halkn bana geerek, onu kentin yedi kilisesindeki tasvir ve heykelleri krp dkmeye, yakp yok etmeye kkrtm-; ama yine de, bize gre, etkisi uzun sre kaybolmayan o kadn heykeldeydi btn kabahat; nk heykel, Feber'in bulunduu geminin pruvasn sslyordu. Bundan elli yl sonra da Stephan Bathory kenti, baarsz kalan bir kuatmaya giriince, Oliva Manaslr'nn Barahibi Kaspar Jeschke, verdii tvbe ve istifar vaazlarnda, bu kuatmann gnahkr kadn heykeli yznden balarna geldiini aklamt. Nihayet heykel, Polonya kralna Danzig Kenti tarafndan armaan edilmi ve kt seferlerde kraln hi yanndan ayrmad heykel, ona kt bir akl hocal yapmt. Danzig'e kar alan sve seferlerinde, ayrca svelilerle anlaan ve kente dnp gelmi yeil heykelin yaklmasn isleyen yobaz din adam Dr. Agi-d Stach'in yllar yl zindana kapatlmasnda bu tahtadan kadnn ne lde rol oynadn bilmiyoruz. Biraz karanlk kalan bir sylentiye gre, ilezya'dan kaarak Danzig'e gelen Opilz adndaki bir ozan, kentle birka yl hsn kabul grm, ama mahvedici oyma heykelin bir depodaki varln sezip onu dizeleriyle terennm etmeye kalkar kalkmaz pek erken yala br dnyay boylaml. Ancak on sekizinci yzyln sonuna doru, Polonya'nn bl-ld gnlerde, kan dklmeden kenti ele geiremeyen ilk Prusyallar, tahtadan Niobe heykeline kar bir lernan kard. 234 Bu fermanda ilk kez bir resmi belgede adyla sanyla kendisinden sz alan heykel, avlusunda Paul Bcncke'nin ba suya sokularak bodurulduu ve galerisinden benim uzak elkili l ilk olarak denediim Slockturm'a naklediliyor hemen, daha dorusu orada zindana kapatlyor, bylelikle insan hayalinin o pek sekin rn alan, ikence aletleriyle kar karya bulunup, btn on dokuzuncu yzyl boyunca rahat durmas salanmak isteniyordu. 1932 ylnda Stocklurm'a trmanp oradan sesimle ehir Ti-yatrosu'nun fuaye penceresini knp dktmde, halk aznda "Yeil Matmazel" ya da "Yeil Mamzel" denen Niobe, berekel versin kulenin ikence odasndan uzaklalrlal yllar olmutu. Yoksa klasik sluptaki tiyatro binasna ynelttiim saldrdan bir sonu alabilir miydim, Allah bilir? Mzenin mdr herhalde bir baka kentten buraya gelmi, hibir eyden habersiz bir adam olmal ki, Niobe'yi eli kolu bal durmaya zorlayan ikence odasndan kartm. Bamsz DcvIcl'in kuruluundan az sonra alan Denizcilik Mzesi'nc yerletirmi, ama aras ok gemeden kendisi bir kan zehirlenmesinden lp gitmiti. Son derece alkan bir adan olan mdr, kk bir plakay duvara tuttururken uramt bu felakete; ilgili plakayla sz konusu heykelin Niobe adnda bir kalyon heykeli olduu anlatlmak isteniyordu. Yeni gelen mdr, kentin tarihini bilen ihtiyatl bir adamd; Niobe'yi mzeden uzaklatrmaya kalkm, o netameli kz Lbeck kentine armaan etmeyi dnmt; hani Trave kysndaki bu kk kent, tula yap

klieleri de iinde olmak zere hava bombardmanlarn biraz ucuz at-lalmsa, bunun tek nedeni o zamanlar sz konusu armaan ka-bullcnmeyip geri eviriidir. Szn ksas Niobe ya da "Yeil Matmazel" Denizcilik Mzc-si'nde kalm ve on drt yl bile denemeyecek bir sre iinde iki mze mdrnn lmne ihtiyatl mdr bunlarn arasnda deil, o kendini baka yere naklellirmiti sonradan, ayaklar dibinde yalca bir rahibin ruhunu teslim etmesine, Yksek Teknik Okulu'ndan bir renciyle Pelri Lisesi'nden olgunluk snavn 235 henz baaryla vermi iki son snf rencisinin canlarna kymasna, kendilerine gvenilir ve ou evli barkl drl mze bekisinin hayatlarnn snmesine yolaml. Teknik okul rencisi de aralarnda olmak zere lenlerin hepsinin yznde nurlu bir ifade grlm, gslerinde yelken baklar, engeller, harpullar. Alln Sahili'nden gelme ular ga-yel sivri mzraklar, yelkencilerin kullandklar uvaldzlar gibi sadece Denizcilik Mzesi'dc bulunabilecek keskin ve sivri nesnelere rastlanmt. Yalnz lise son snl rencilerinden sonuncusu elini ilkin bana, sonra da yanndaki pergeline alm, nk onun lmnden az nce mzedeki tm kesici ve delici aletler ya zincirlerle balanm ya da mahfazalar arkasnda gvenlik allna alnmt. Cinayet masas memurlarnn her seferinde hazin bir intihar olayndan sz amalarna karn, kentte ve gazetelerde bir dedikodudur dolamaya balamt: Hepsi de Yeil Matmazcl'in bann altndan kyor bunlarn. Yetikin erkekleri ve delikanllar hayallan lme iletmesinden ciddi olarak kukulanlmaya balanmt Yeil Malmazel'in. Konuuluyor, tartlyor, ama bir sonuca ulalamyordu; gazetelerde srl Niobe olay iin bir serbest krs alm, ama valilik sz konusu iddiann doruluu gerekten, ama gereklen kantlanmadka, acele bir adm atlmasnn dnlmediini aklamt. Dolaysyla, yeil tahta heykel, bundan byle de Denizcilik Mzesi'nin bir ziyneti olarak kalmakta devam etli; nk Oliva'-claki mzeyle, Kasaplar Soka'ndaki ehir Mzesi ve Arlus Saray erkek delisi kadna bir trl kaplarn amaya yanamad. Mze bekilerinden yana sknt ekiliyordu. Bekiler tahtadan bu bakireye gz kulak olmak islemedikleri gibi, mzeye gelen ziyaretiler de kehribar gzl kadnn bulunduu salona uramadan geiyordu. Model ynne hi diyecek olmayan heykeli gerekli yan kla donatan Rnesans pencerelerinin gerisinde uzun sre bir olay kmad. Toz toprak birikti ortala, temizleyici kadnlar, heykelin yanna uramamaya balad. lerinden biri 236 heykelin resmini ektikten az sonra eceli gelip ama resim ii dnlrse yine de garip denecek bir lmle len zamann kovsan gitmez fotoraflar, Bamsz Devlet'i, Polonya'nn, Almanya'nn, halta Fransa'nn basnna bundan byle cani heykelin flala ektikleri resimlerini yollanyor. arivlerindeki Niobc portrelerini imha ediyor ve artk sadece eitli bakanlarn, devlet reislerinin, lkelerinden kovulmu krallarn gelileri ve gidileriyle ilgili fotoraflar retiyor, kmes hayvan sergileri, Reichstag toplantlar, otomobil yarlar ve ilkbaharn yolal taknlarla ilgileniyorlard. Bundan byle garsonluk yapmak istemeyen ve gmrkle de almaya yanamayan Herbert Truczinski, zerinde bir mze bekisinin fare grisi niformas, halkn "Malmazel'in misafir odas" adn takt salonun kapsnn yan bandaki deri iskemleye yerleinceye kadar da durumda bir deiiklik olmad. Daha almaya balad ilk gn, Max Halbe Meydam'ndaki Iramvay durana kadar geirdim Herberl'i. Dosum iin pek tasalanyordum. "Sen imdi yollan bakalm eve. Oskar'cm! Biliyorsun, seni yanmda sokamam mzeye." Ama ben trampetim ve trampet deneklerimle byk dostumun gzleri nnde o kadar srarl dikildim ki: "Eh, madem gitmek istemiyorsun, gel bakalm Yksek Kap'ya kadar. Ama oradan gzel gzel dnersin eve, tamam m!" dedi Herbert. Ancak ben Yksek Kap'dan be numaral tramvayla dnmek istemedim; bunun zerine, dosum, Rulul-kds Soka'na kadar beraberinde glrd beni, derken mzenin kapsndaki revnaa vardk, burada dostum bir kez daha beni bandan savacak oldu, sonra gs geirerek gieden ocuklar iin bir bilet ald.

Geri ben arlk on drdnde bulunuyordum, giri cretini tam olarak demem gerekiyordu, ama giede-kilere neydi bundan. Neeli, sessiz sakin bir gnd. Ne ziyaret, ne de denetlemeler iin gelen giden vard. Bazen bir yarm saatik trampetimi konuturuyordum, bazen Herbert bir saallen fazla kestiriyordu. Niobc, 237 kehribar gzleriyle n sra bakp duruyor, bizim hedefimiz olmayan bir hedefe sal sollu memcleriyle erimeye alyordu. Kendisiyle ilgilenmiyorduk pek. Herbert eliyle uzak kalsn der gibi bir iaret yaparak: "Benim tipim deil zaten." diye sylendi bir ara. "u katmer katmer yalara, u cifle gerdana bak!" Herbert ban yana eerek Niobe'de kusurlar bulmaya devam etli: "Hele u bele bak sonra, sanki iki kiiyi rahat alacak bir tahtabo mbarek. Herbert t pt yosmalar sever daha ok, yle bebek gibi ufack tefecik eylerden holanr." Herbert beendii kadn tipini enine boyuna anlatyor, ben de onu dinliyordum; krek gibi kocaman elleriyle hayalindeki endamla yosma tipinin siluetini yourup ekillendirmeye alyordu. Onun bu kadn tipi uzun sre benim de idealim olarak kald; ne yalan syleyeyim, hatta bugn o kamuflaj roln oynayan hemire giysisi iinde bile bu ideali aramaktan vazgemi deilim. Daha mzeye geldiimizin nc gn kapnn yanndaki iskemleden ayrlmaya kalktk. Temizlik yapmak bahanesiyle hani gereklen de salonun ii fena pislenmiti- tozlan alp tavann mee demesinden rmcekleri sprdk, salonu gerekten ve szcn tam anlamyla "Malmazcl'in misafir odas" durumuna sokarak, zerine k den ve kendisi saa sola k dren tahtadan yeil haspaya yaklatk. Hani Niobc bizi hi etkilemiyor deildi; tombul olmasna karn o yabana atlamayacak gzelliini, bizim etkisinden uzak kalamayacamz kadar akta tayordu. Ne var ki, arzulu gzlerle kendisine bakmyor, en kk ayrntlar bile deerlendirmeden brakmayan tarafsz uzman kiilerin gzyle onu szyorduk. Herberl'le ben, serinkanllklarn yitirmeyen souk bir cokunluk iinde iki kii olarak kalyor, kadn vcudunun eitli paralar arasndaki oranlar karlayarak Mal-mazel'i sigaraya ekiyor ve bunu yaparken klasik sekiz ba uzunluunu l alyorduk. Niobe, biraz fazla ksa bacaklarna kadar uzunlamasna bu lye uyuyor, ama enlemesine her bir yan, kala ksm, omuzlar, gs Yunan lsnden ok Hollanda l238 sne vurulmay gcrckliriyordu. Ba parman lersinc evirip: "Benim iin yalakta fazla oynak haspa!" diyordu Herbert. "Yalak greini Ohra ve Ncufahrwas-ser'den bilir senin Herbert; bunun iin kadna ihtiyac yok." Herberl'in stten az yanmt. "Eh, narin bir ey olsa, ince bir beli olup da aman krlacak diye saknsa insan, o zaman bir ey demezdim bak." Tabii i o raddeye gelse Niobe'ye de bir diyeceimiz bulunmazd, onun grei huyuna da ses karmazdk. Herbert pek iyi biliyordu ki, kendisinin plak ya da yar plak kadnlardan bekledii pasiflik, hani sadece endam yerinde ve t pt kadnlar iin sz konusu olamazd; tombul ve iman kadnlarda da bulunabilirdi pekl; ince kzlar vardr, yalakla kmldamadan yalamazlar bir trl; be erkek iriliinde kadnlar da vardr, uykudaki bir krfez gibi akntdan yoksundurlar adela. Ama biz bilerek ii basite indirgiyor, her eyi iki grupta toplamaya alyor, boyuna daha balamasz davranarak kasten Niobe'ye hakaretler yadryorduk. Bu amala Herbert beni kucana alm, ben de her iki trampet deneimle kadnn memeleri zerinde trampet almtm ve ilalanm olup iinde hibir canlnn barnmad o bir sr tahlakurdu oyuundan gln bulutlar halinde tozlar havaya kalkana kadar srdrmtm bunu. Ben trampet alarken kadnn kehribar gzlerine gzmz dikmitik. Ne bir kmlt, ne de bir gz krpmas, ne bir gz ya, ne gz yaarmas. Nefret saan o gz yarklar iinde tehdilkr bir toparlanma grlmyordu. Tra edilmi, krmzmtrak olmaktan ok sarms renkteki iki kehribar paras, salondaki demirba eyay ve pencerelerden bir bln geri dbkey bir arpklkla, ama olduu gibi yanstyordu. Kehribar dzenbazdr, kim bilmez bunu. Ziynet eyal payesine yceltilmi bu reine rnnn o kalle huyundan biz de elbet

haberdardk. Buna karn hl erkeklerdeki o dargrlle uyarak diilere ilikin hereyi aktif ve pasif diye snflara ayrmaya devam ediyor, Niobe'nin grnrdeki ilgisizliini grmz destekleyen bir kant olarak decrlendiri239 yor, kendimizi gven iinde hissediyorduk. Bir ara Herbert pis pis hmklayarak Niobe'nin diz kapana bir ivi akmaya koyuldu. iviye her vuruta ben kendi dizimde bir ac duyar gibi oluyordum; oysa Niobe ban bile kaldrmyordu. Yeil yeil kabaran tahta heykelin gr alan iinde yapmadmz sersemce ey kalmad: Herbert bir ngiliz amiralinin pelerinine brnd, bir drbnle donanp bana da uygun bir amiral apkas geirdi; ben de amiralin ua olup, krmz bir cepken giydim, uzun bir peruk laktm; Trafalgar Deniz Sava'n canlandrdk Herbert'le Kopenhag' topa tulluk, Napolyon'un filosunu Abukir yaknndaki il yavrusu gibi dattk, yelkenleri iirip o burun senin, bu burun benim dolap durduk. Hcrcyi sineye ekiyor sanlan, halla olup bilenin farkna varmyor grnen Hollandal byc kz model alm kalyon heykeli nnde ilkin tarihi bir poz verdik kendimize, sonra yine ada bir poz takndk. Ama bugn biliyorum ki, her ey bize bakyor, hibir ey grlmeden kalmyor, duvar ktlarnn bile insanlardan daha salam bellekleri var. Hani Aziz Tanr deil yalnz her eyi gren; mutlaktaki bir iskemle, bir ask, bir tahta kadn heykeli, yaplan her hareketin hibir eyi unutmayan bir tan olabilir pekl. ki halla veya ondan biraz daha uzun bir sre Denizcilik M-zesi'nde altk. Herbert bana bir trampet armaan etmi ve risk primi olarak artrlan haftaln alp ikinci kez Truczinski Nine'-ye gtrmt. Bir sal gnyd ki pazartesi kapalyd mze gieden ocuk bileti kesmeye ve beni ieri sokmaya yanamadlar. Herberl, nedenini renmek istedi. Giedeki adam ask sural-h, ama tatll da elden brakmayarak kendilerine yaplan bir bavurudan sz at; dolaysyla, ocuklarn bundan byle mzeye sokulmas yasaklanmt. Babam mzeden ieri girmemi istemiyormu, ama aada gienin yan banda kalabilinniim; nk alan ve yalnz bir adam olan babanm bana gz kulak olacak zaman yokmu; gelgeldim salona, Malmazel'in misafir odasna artk adm almam doru deilmi, bir ihtiyatszlktan baka bir ey olmazm bu. 240 Herberl peki demek zereyken drttm, uyardm onu; bir yandan giedeki adama hak verdi, br yandan maskotu olarak, koruyucu melei olarak gsterdi beni, kendisini koruyup esirgeyecek ocuksu bir masumiyet ve safiyetten dem vurdu; szn ksas, gie memuruyla ahbaplk kurup memurun sylediine gre benim son bir kez mzeye girmemi salad. Bylece byk dostumun elinden tutarak her vakit cilas tazelenen o grkemli dner merdivenin basamaklarndan bir kez daha kp Niobe'nin bulunduu ikinci kata geldim. Sessiz bir le ncesi, ondan da sessiz bir le sonu. Herbert gzlerini yan yummu, zerinde sar ivi balan grlen deri sandalyesinde oturuyordu. Ben de ayaklar dibine mmlm. Trampetimin sesi kmyordu. Hepsi de mee deli tavandan sarkan ve yelkenleri iin elverili bir rzgr bekleyen uskunalara, firkateynlere, korvetlere, be direklilere, kalyonlara, alipalara, ky yelkenlilerine ve kliperlere gzlerimizi krptrarak bakyorduk. Model teknelerden oluan filoyu szyor, filoyla birlikte serin bir meltemin kmasn bekliyor, misafir odasnda hi rzgr esmemesinden tedirginlie kaplyor, Niobe'ye bakp da korkuya kaplmak zorunda kalmamak iin elimizden geleni yapyorduk. Yeil tahtann oyulabilcceini, dolaysyla Niobe'nin de lebileceim bize gsterecek bir tahta kurdunun trts iin neler vermezdik. Ama hibir kurdun trts duyulmuyordu ortalkta. Mze mdrl, Niobe'nin tahta vcudunu kurtlara kars bak klarak onu lmszle kavuturmutu. Dolaysyla, bize kala kala model lilo kalyor, yelkenleri iirecek rzgr aptalca bir umutla gzlemek, Niobe korkusuyla sama bir oyun oynamak kalyordu; Niobe'yi yok kabul ediyor, kendimizi zorlayarak onu grmezlikten geliyorduk; hani belki unutacaktk da haspay, ama ikindi gneinin anszn ve lam bir isabetle onun sol kehribar gzn bombardmana tutup, alev alev tututurduunu grdk. Aslnda bu yangnn bizi hi artmamas gerekiyordu. Nihayet Denizcilik Mzesi'nin ikinci

kalndaki gneli ikindileri biliyorduk; n at pervazndan derek ustunalar ele geirdiin241 de saatin ka vurmu ya da ka vuracandan haberimiz vard. Kald ki. Eski ehrin, Yeni ehrin, Karabiber ehrin kiliseleri de zerlerine deni yaparak, o toz kaldran gne nn akn kendi saatlerinin zamanlaryla donatyor ve tarihi an sesleriyle mzemizin tarih koleksiyonuna arz hizmetle bulunuyordu. Bu durumda gne, tarihi bir kimlik kazanp sergilenmeye deer grlmse ve Niobe'nin kehribar gzleriyle ayn komplo eylemine mensup olmasndan kukuya dlmse, bunda alacak ne vard? Ama bizim bir oyuna ve kkrtc bir samala ne istek duyduumuz, ne kendimizde cesaret grdmz o ikindi vaktinde, baka zaman duygusuz tahtann birden parlayp tutuan baknn zerimizdeki etkisi bir kal daha byk olmutu. Sklm pklm gzlemeye balamtk, bir yarm saal daha sabretmemiz gerekiyordu, mze bele kapanyordu nk. Ertesi gn Herbert iinin bana yalnz gitti. Kendisine mzeye kadar arkadalk ellim; gienin yan banda beklemek istemeyerek, binann karsnda kendime bir yer buldum. Byklerin korkuluk olarak kulland bir kuyrukla donatlm granit kre zerinde trampetimle oturup bekledim. Merdivenin br kanadn da yine dkme demir kuyruklu bir krenin koruduunu sylemek gerekmez sannn. Trampetimi seyrek konuturuyor, ama konuturunca da bunu hayli yksek perdeden yapyor, geerken yanmda durup adm sorarak, benim o zamanlar henz gzel, ksa, ama bukleli salarm terli elleriyle okayan ou kadn kimselere kar bir protestoda bulunuyordum. le ncesi gemiti. Ruhulkuds Soka'mn sonunda tuladan o iko kule-siyle bir tavua benzeyen Sankt Marien Kilisesi, krmz, siyah ve yeil renkli ufak bir kle halinde kulukaya yatma benziyordu. Kule duvarlarndaki yarklardan aralksz havalanan gvercinler yanbamda yere konarak sama sapan eyler konuuyor, kulukann daha ne kadar sreceini, neyin zerinde kulukaya yalldm, bu yzyllar boyu sren kulukann hedefe gtren yol olmaktan kp bizzal hedefin kendisine dnp dnme242 yeceini onlarda bilmiyordu. leyin, Herbert dar kt. Truczinski Ninc'nin, az kapatlamayacak gibi tka basa doldurduu azk antasndan, zerlerine domuz ya srlp aralarna parmak kalnlnda kan sucuu konmu iki dilim ekmei alarak bana uzatt. Benim yemek istemediimi grnce, haydi ye der gibi ve mihaniki bir hareketle bam sallad. Sonunda sucuklu ekmei yemeye koyuldum, kendisi bir ey yemeyen dostum Herbert bir sigara yakt. Mze onu yine ierisine almadan iki kadeh Machandcl yuvarlamak zere Brotbanken Soka'ndaki bir meyhaneye dald. Machandel'i yuvarlarken grllamdaki adem elmasna takld gzm. Kadehleri kafasna diki tarz houma gitmedi. O mzenin dner merdivenini kal ve ben granit kremde oturmaya balayal aradan hayli bir zaman gemesine karn, dostumun hop kalkp hop inen adem elmas, hl gzlerinin nnden gitmedi Oskar'n. kindi, mzenin renkli soluk cephesi zerinde srnerek ilerliyordu. Jimnastik yapar gibi bir korniten brne sryor, perilerin ve bereket simgesi olan boynuzdan borularn zerinde at koturuyor, zaten olgun durumda tasvir edilen zmleri gereinden ok olgunlalryor, bir ky elencesinin orta yerine gelip konuyor, kre be oyunu oynuyor, srad gibi gllerden bir salncak zerine kuruluyor, ayak pantolonlar iinde al veri yapan halktan kiilere soyluluk balyor, kpeklerin pelerine dt bir geyii yakalyor ve nihayet gnee ksa sre, ama yine de srekli olarak bir kehribar gz aydnlatma iznini balayan ikinci kattaki o malum pencereye ulayordu. Usul usul granit kremden aa kaydm. Trampetim sert bir ekilde kaba ve duygusuz taa arpt, beyaz erevesinin verni-iyle vernikli alevlerinden birka yerlerinden frlayp, bina nndeki revnaa kan merdivenin zerine serildi. Ezbere bir eyler sylemi, bir dualar etmi, bir eyleri saym olabilirim o anda; az sonra cankurtaran arabas mzenin kapsnn nne dayanm, kapnn iki yann yoldan geenler

tutmutu. Bir yolunu bulup, arabadan inen adamlarla binadan ieri kay243 di Oskar. Onlardan daha abuk merdivenleri trmanp ktm, oysa adamlarn daha nceki kazalardan mzenin ierisini bilmeleri gerekiyordu. Herberl'i grnce glmekten zor tuttum kendimi. nden Niobe'ye yapm, Niobe'nin zerinden sarkyordu aa; lahla heykelin rzna gemek isler gibiydi. Ba Niobe'nin ban rtm, kollar Niobe'nin yukarya kalkk ve apraz kollarn smsk sarmt. Gmlek yoklu zerinde. Sonradan, gzelce katlanm olarak kapnn yanndaki sandalyenin zerinde buldular gmlei. Srtndaki btn yara nianlarn aka ortada tayordu dostum Herbert; nianlardan oluan bu yazy okudum, harflerini saydm. Hibiri eksik deildi, ama balang halinde yeni bir yara nian da seilmiyordu. Hemen benim arkam sra salona dalan cankurtaran arabasnn adamlar, Herberl'i Niobe'den ayrp almakta glk ektiler. ki taraf keskin ksa bir baltay, ehvetten gz dnen Herbert, emniyet zincirinden koparp alm, baltann bir azn lahla Niobe'ye saplam, br azn da Niobe'ye allayarak kendi etine geirmiti. st tarafla bu kadar mkemmel bir birleme salayabilmesine karn, pantolonunun ak olup ierden hl dalaveresinin seri ve lf anlamaz uzand yerde demirleyecek bir krfez bulamamt. "ehir Cankurtaran Hizmeti" yazl battaniye Herbert'in zerine rtlnce, ne zaman bir ey kaybetse her seferinde olduu gibi yine trampetine el atl Oskar; mzenin adamlar kendisini "Malmazel'in misafir odas"ndan kararak merdivenlerden indirip bir polis arabasyla eve gtrdklerinde, hl trampetini yumruklayp duruyordu. imdi, klinikle tahta ve et arasnda bu sevgi deneyini anmsarken, Herbert Truczinski'nin srtnda lop lop, renk renk, sert ve duyarl, ilerdeki her eyi nceden aa vuran, nceden dile getiren, sertlikten ve duyarllktan yana her eyi geride brakan yara nianlan labirentinde dolaabilmek iin Oskar'n yine yumruklu almas gerekiyor; kr bir insan gibi bu srttaki yazy okuyor. 244 Ancak Herberl'i o lalsz oyma heykelden ayrp aldklar u an, aresizlik taan annul kafasyla bakcm Bruno kageliyor. Kollayp gzeterek trampetimden ekip alyor yumruklarm, trampeti madeni karyolamn ayak ucundaki sol demire geirip yorgan dzeltiyor. "Ama Bay Malzcralh!" diye uyaryor beni. "Siz byle hzl hzl trampet alarsanz, baka taraflan iitirler, bu ne hzl trampet almak byle derler. Mola verseniz biraz ya da azck yava alsa-mz!" Evet, Bruno, bundan byle gelecek blm trampetime daha alak perdeden dikte ettirmeye alacam; oysa, zellikle bu blmde anlatacaklarm, alktan nefesi kokan gmbr gmbr bir orkestrann varln gerektiriyor. 245 NAN, UMUT VE SEVG Bir zamanlar bir mzisyen vard ve Meyn idi ad ve bir gzel trompet alard. Bir evin drdnc kalnda at allnda oturur, birinin ismi Bismarck olan drt kedi besler, sabah erkenden gece ge vakte kadar bir ieden Machandel raks yudumlard. Ve gnn birinde felket kendisini ayltana kadar devam elli imeye. lerde olacaklar nceden haber veren iaretlerin varlna bugn pek inanmyor Oskar. Ama yine de o zaman gelecekteki bir lelketi mjdeleyen yelerince iaret vard; felket ayana gittike daha byk izmeler geiriyor, boyuna daha byk izmelerle daha byl admlar alarak felketi saa sola tamay tasarlyordu. Doslum Herbert Truczinski, gsnde tahtadan bir kadnn al yara sonucu lp gitmiti. Kadnn kendisine bir ey olmam, mhrlenip onarm bahanesiyle mzenin mahzeninde muhafaza allna alnmt. Gelin grn ki, felket mahzene kapatlamaz; pis sularla kanalizasyona karr, havagaz borularna szar, btn evlere dalr bylece; orba tenceresini navimlrak alev zerine koyan bir kimse, yiyeceini kaynatan nesnenin felket olduunu sezemez. Herbcrl'in Langfuhr Mezarl'na gmlnde, kendisini Brenlau Mczarl'ndan tandm Schugger Leo'yu bir kez daha grdm; hepimize, Truczinski Nine'ye, Guste'yc, Fritz ve Maria

Truczinski'ye, iko Bayan Kater'e bayram ve pazar gnleri Fritz'-in ada tavanlarn Truczinski Nine iin boazlayan Heilandl Ba246 ba'ya, o yce kalpliiiiyle defin masrafnn rahat yarsn eken muhtemel babam Malzerath'a, Herbcrl'i pek tanmayp Matze-ralh' ve belki ayn zamanda beni tarafsz mezarlk topra zerinde grmeye gelen Jan Bronski'ye, salyalarn aktp titreyen beyaz ve kfl eldivenlerini uzatarak, ac ve sevinci birbirinden ayrt etmeyen o kark basal dileini iletti. Schugger Leo'nun eldivenleri yar sivil, yar SA - niformasyla mezarla gelmi Mzisyen Meyn'c doru kanat rparken, ilerde bagslerecek felketin bir dier iareti aa vurdu kendini. Leo'nun soluk eldivenleri rkek havaya frlad birden ve uup uzaklat; Leo'yu da ard sra mezarlar zerinden ekip gtrd. Bararak bir eyler syledii duyuluyordu Leo'nun; ama mezarlktaki aalara asl kalan krk, kopuk szcklerin bir basal dileiyle ilgisi yoklu. Kimse Mzisyen Meyn'in yanndan ayrlmamt; yleyken Meyn deta yalnz, Schugger Leo tarafndan tehis edilip felket damgasn yemi olarak cemaat arasnda dikiliyor, zellikle yannda getirdii ve Herbert'in mezar zerinden uzaklara doru bir gzel ttrd trompcliyle, ne yapacan arm oynayp duruyordu. Harikulade ttrmt trompeti; nk hanidir yapmad bir eyi yaparak Machandel imiti, nk yat Herbert'in lm lena dokunmutu kendisine; oysa beni ve trampetimi dostunum lm bir suskunlua gmmt. Bir zamanlar bir mzisyen vard ve Meyn idi ad ve bir gzel trompet alard. Bizim evin drdnc kalnda oturur, birinin ad Bismarck olan dn kedi besler ve sabah erkenden gece ge vakte kadar bir ieden Machandel yudumlard; gnn birinde, ya 1936'nn sonu ya da 1937'nin banda SA-Svari Birlii'ne yazld ve birlik bandosunda eskisinden ok daha mkemmel ald trompetini, ama al arlk harikulade deildi, nk deri klot pantolonlar ayana geirdikten sonra Machandel imeyi brakm, bundan byle ayk kafayla ve yksek perdeden trompetini urmcye balamt. 247 SA'dan biri olan Mcyn, 1920'lcrde bir komnist genlik rgtne, sonra da Krmz Karlallar'a kendisiyle beraber yelik aidat dedii ocukluk arkada Herbert Truczinski lp topraa verilecei zaman trompetine ve Machandel iesine yeniden el atmt; nk harikulade ttrmek istemiti trompetini, bunu da ayk kafayla yapmak istememiti; kahverengi at zerinde de mzisyen kulan muhafaza eden Mcyn, mezarlkta bir yudum daha alm ikisinden ve trompet alarken de SA-niformasnn zerine geirdii sivil paltosunu karmamt; oysa apkasz da olsa, mezarlkla trompetini kahverengi niformayla llrmcye niyet etmiti. Bir zamanlar SA'dan biri vard, ocukluk arkadann mezarnda harikulade ve Machandel duruluunda trompetini ttrrken, SA-niformasnn zerindeki sivil paltosunu karmamt. Her mezarlkta benzerine raslanan Schugger Lco, btn cemaate basal dilemiti de, yalnz SA'nn adamna beyaz eldiveiyle dokunmamt; nk Leo, SA'nm adamn tehis etmi, ondan korkmu, yksek sesle bararak eldivenli elini ve basalm ekip geriye almt. SA'nm adam basalksz ve souk trompetle eve dnm, at altndaki dairesinde drl kedisiyle karlamt. Bir zamanlar SA'nn bir adam vard ve Meyn idi ad. Her Allah'n gn Machandel iip trompetini harikulade ttrdnden beri, birinin ad Bismarck olan drl kedi besliyordu evde. SA'nn adam Meyn, gnlerden bir gn ocukluk arkadann cenaze treninden dnd, biri ondan basal dileini esirgedii iin mahzun ve ay m i durumdayd ve evinde drl kedisiyle yapayalnz buldu kendini. Kediler svari izmelerine srnyordu; Meyn bir gazeteye sanl ringa bal kalalarn nlerine koyunca, izmelerden uzaklatlar. O gn evin ii, hepsi de erkek ve birinin ad Bismarck olan ve beyaz peneleri zerinde kara kara yryen drt kedinin kokusuyla doldu iyice. Ama evde Machandel yoklu, bu yzden ev gittike daha ok kediler, daha dorusu tekirlerle kokmaya balad. al altndaki drdnc katla oturma24X

sa, Meyn bizim dkkna inip Machandel alrd belki. Ama bu durumda merdivenlerden korkuyor, ayrca komulardan ekiniyordu; nk onlarn nnde artk azna bir damla iki koymayacana, tamamen ayk yeni bir hayata balayacana, bundan byle mazbut bir mr srp iler tular yeri olmayan kepaze bir genliin sarholuklarna yz vermeyeceine sk skya ant imiti. Bir zamanlar bir adam vard ve Meyn idi ad. Gnn birinde birinin isini Bismarck olan drl erkek kediyle al allnda yalnz buldu kendini ve kedilerin kokusunu hi beenmedi, nk leden nce can skc bir olay gemiti bandan, sonra evde hi Machandel kalmamt, iindeki tatsz duyguyla susuzluu byyp kedilerin kokusu da artnca, ii mzisyenlik olan ve SA-S-vari Bandosu'nda alan Meyn, yanmayan sobann nndeki demirden ate kartrcsn kapl gibi kedilere girili, Bismarck da aralarnda olmak zere drdnn de canm cehenneme yollamak isledi ve hesaplan grldnden emin oluncaya kadar dayaktan geirdi hepsini, ama yine de evdeki kedi kokusu keskinliinden bir ey kaybetmedi. Bir zamanlar bir saati vard ve Laubschad idi ad ve bizim evin birinci kalnda pencereleri avluya bakan iki odal bir dairede otururdu. Saati Laubschad bekrd ve NS-Halk Yardm rg-t'nn ve Hayvanlar Koruma Dcrnci'nin bir yesiydi. yi bir kalbi vard Laubschad'n, btn bezgin insanlar, hasta hayvanlar ve bozuk saatlerin yeniden bellerini dorultmasna yardm ederdi. Saati Laubschad bir ikindi dalm, leden nce topraa verilen bir komusunun cenaze trenini dnerek pencere nnde otururken, ayn evin drdnc kalndaki Mzisyen Meyn'in anlalan all slak ve slak allndan bir eyler damlayan yar dolu bir patates uvaln avluya kardn ve p bidonlarndan birinin iine braktn grd. Nerdcyse azna kadar dolu bulunduundan bidonun kapan ancak glkle kapayabilmiti Meyn. Bir zamanlar drl kedi vard ve Bismarck idi birinin ad. Ve Meyn isminde bir mzisyenindi hepsi. Ama idi edilmemi le249 I i kirler pek keskin ve fena bir koku satklarndan, gnn birinde belli bir takm nedenlerle kokuyu hi beenmeyen mzisyen, demir ate kartrcyla dve dve drt kedinin cann kard, lelerini bir patates uvalna atarak drt merdiven aaya indirdi. uval, avluda hal rpma direinin yan bandaki p bidonlarndan birine almak iin acele ediyordu; nk uval geirgendi ve daha ikinci katla altlan damlamaya balamt. Ama p bidonu hayli doluydu, kapan kapayabilmek iin uvaldaki p sktrmas gerekiyordu. Mzisyen sokak kapsndan evi yeni ter-ketmiti ki -nk kedi kokan, ama kedisiz dairesine dnmek islemiyordu-, uval iindeki sktrlan p yeniden genilemeye balad, uval ve uvalla birlikle p bidonunu yukarya kaldrd. Bir zamanlar bir mzisyen vard, dn kedisinin drdnn de cann kard dve dve, sonra onlar p bidonunun iine gmd, sonra evden kp arkadalarna gilli. Bir zamanlar bir saati vard, dalm pencere nnde oturuyordu ve Mzisyen Meyn'in yar dolu bir uval p bidonu iine tktrarak evden ktn, ayrca p bidonunun kapann Mcyn gittikten az sonra yukarya kalktn ve gittike kalkmaya devam etliini grd. Bir zamanlar drt kedi vard, gnlerden bir gn kokulan her zamankinden fena kt iin, dvle dvle ldrlp bir uvala tkldlar ve p bidonuna gmldler. Ama birinin ad Bismarck olan kediler tamamen lmemiti, bln kediler gibi onlar da yedi canlyd; uval iinde kprdanp duruyor, p bidonunun kapan oynatyor ve hl dalm pencere nnde oluran Saati Laubschad'a u soruyu yneltiyorlard; Bil bakalm, Mzisyen Meyn'in p bidonuna gmd uvalda ne var? Bir zamanlar bir saati vard, p bidonunun iinde bir eylerin kmldamasndan tedirgin olup kalkt, birinci kattaki dairesinden ayrlp avluya indi, bidonun kapan kaldrd ve uval at; dvlmekten cam kan, ama hl canl kedileri ald, tedavi etmek zere dairesine gtrd. Ama kediler daha ertesi gn 250 ORHAN KEMAL

L HALK KTPHAK'^ onun saati parmaklar altnda can verdi ve saati iin, yesi olduu Hayvanlar Koruma Dernci'ne bir ihbarda bulunmaktan ve ayrca Parti Blge Bakanl'na partinin itibarn zedeleyici hayvan eziyetini duyurmaktan baka yapacak bir ey kalmad. Bir zamanlar SA'nn bir adam vard, drt kediyi ldrd dve dve, ama henz bsbtn lmemi kedilerce ele verilip bir saati tarafndan ihbar edildi. Derken i mahkemeye dkld ve SA'nn adamna para cezas kesildi. Beri yandan SA'da bu olay zerinde durularak, SA'nn adam uygunsuz davranndan tr SA'dan alld. Hatla 1938 ylnn sekiz kasmn dokuz kasmna balayan ve sonradan Krislal Gece ad verilen gece gsterdii cesaretle, bakalaryla beraber Michaelis Caddesi'ndeki Langfuhr Havras'n atee vermesine, ayrca ertesi sabah nceden belirlenmi birok dkknn temizliinde enikonu emei gemesine karn, btn bu abalar dikkate alnmayarak SA'nn adam SA'dan uzaklatrld. Hayvanlara reva grd insanlk d eziyet yznden rtbesi skld ve parti ye listesinden silindi ad. Ancak bir yl sonra, ilerde Waffen - SS tarafndan devralnan Yun Savunmas rgl'ne girebildi. Bir zamanlar bir bakkal vard ve bir kasm gn kapad dkknn; nk kentle bir eyler oluyordu. Olu Oskar'- elinden tutarak 5 numaral tramvayla Uzun Sokak Kaps'na geldi, nk Zappol ve Langfuhr'daki havralar gibi buradaki havra da yanyordu. Havra nerdeyse yanp kl olmutu ve itfaiye yangnn evredeki br binalara sramamasna dikkal ediyordu. niformal ve sivil insanlar srkleyip getirdikleri kitaplar, kutsal eyalar ve acayip bezleri enkaz nnde bir araya topladlar. Da gibi ykselen yn atee verildi derken; Bakkal Matzerath da frsattan yararlanarak parmaklarn ve duygularn bu resmi yangnda stt. Ama olu Oskar, babasn bu kadar yanp tutumu ve megul grnce, gze gzkmeden oradan svt ve Zeugha-us Pasaj'na doru komaya balad; nk beyaz - krmz lake teneke trampetlerine bir zarar gelmesinden korkuyordu. Bir zamanlar bir oyuncak vard ve Sigmusmund Markus idi 251 ad ve dkkannda beyaz - krmz lake teneke trampetler de satyordu. Demin sz geen Oskar, bu teneke trampetlerin ba al-cisyd; nk ii trampetilikti ve trampetsiz yaamyor, yaamak istemiyordu. te bunun iin yanan havradan ayrlarak Ze-ughaus Pasaj'na komutu, nk orada trampetlerine gz kulak olan adam vard; ama adam yle bir durumda buldu ki, Oskar'a bundan byle ya da bu dnyada bir daha trampet satamazd. Ben Oskar'm; kap ellerinden kurtulduumu sandm yangnclar, benden nce Markus'u ziyaret etmi, fray boyaya daldrp vitrin zerine erilemesine Stterlin yazsyla Yahudi Domuzu diye yazm, ama sonra kendi ellerinden kan yazy beenmemi olacaklar ki, izmelerinin keleriyle vitrin camlarn krp dkmlerdi; bu yzden Markus'a taktklar isim ancak sezgi yoluyla karlabiliyordu. Yangnclar kapy kmseyerek vitrinde atklar bir delikten ieriye girmilerdi ve imdi ocuk oyuncaklaryla kendilerine zg o malum oyunu oynuyorlard. Onlar gibi ben de dkkna vitrin yoluyla girdiim zaman oyunlar sryordu henz. Birka pantolonlarn syrm, ilerinde yar sindirilen bezelyelerin henz seilebildii kahverengi sosisleri, yelkenli gemiler, keman alan maymunlar ve benim trampetler zerine kondurmutu. Hepsi de Mzisyen Mcyn'e benziyordu, onun giydii SA-niformas vard zerlerinde; ama aralarnda Meyn grlmyor, nitekim o anda dkknda bulunanlar da baka tarafta bulunmuyordu. Biri hanerini ekmi, bebeklerin vcudunda yaralar ayor, ama onlarn gergin gvdeie-riylc kollar ve bacaklarndan sadece lalas tozlarnn fkrdn grerek her seferinde deta d krklna uruyordu. Ben, trampetlerimi kurtarmaya bakyordum. Trampetleri beenmemiti SA'm adamlar. nk trampetlerim fkelerine katlanamyor, onlar ise trampetlerimin sessiz durmasn ve dize gelmesini istiyordu. Ama Markus, onlarn fkesinden yakasn kurtarmt. Yazhanesine girip Markus'la konumak islediklerinde kapy tklatmam, kilitli olmasna aldrmayarak onu yklenip krmlard. 25"? Masasnn banda otururken bulmulard, Oyuncak Markus'u. Markus koyu gri gndelik

ceketinin kollarna deti olduu zre kolluklar geirmiti. Bandan omuzlarna dklm kepekler, bir sa hastalndan mustarip olduunu gsteriyordu. Parmaklarn Kasperle kuklalarna geiren biri, Kasperle'nin b-ykannesiyle lahlans lahtams dokundu Markus'a; ama Markus artk kendisiyle konuulacak, aalanacak gibi deildi. Masann zerinde bir su barda duruyordu; vitrin camnn tuz buz olmasndan kan lk Markus'un dilini daman kurulmu, iinde beliren susuzluk, su bardan kalasna dikmesine yolam olacakt. Bir zamanlar bir trampeli vard ve Oskar idi ad. Gnlerden bir gn oyuncak dkknnn sahibini elinden alp dkkn harabeye evirdiklerinde, kendisi gibi cce Irampclilcr iin dar zamanlarn kapy aldn sezmiti. Bu yzden dkkndan ayrlrken enkaz arasndan biri salam, ikisi pek hrpalanmam trampet yrtt ve boynuna ast trampetlerle Zeughaus Pasaj'-ndan karak, belki o anda kendisini arayp duran babasn bulmak zere Kmr Pazar'na yolland. Bir kasm le ncesinin hayli ilerlemi vaktiydi. ehir Tiyatrosu'nn yan banda, tramvay durana yakn bir yerde dindar kadnlarla soukla yen irkin suratl kzlar durmu, dini brorler dalyor, kumbaralarla para topluyor ve ellerinde, iki sopa arasna gerilmi olup, zerinde Birinci Koritl Meklubu'nun* on nc blmnden bir para yazl bir afi tutuyorlard. "nan - Umul - Sevgi" szcklerini okuyabildi ancak Oskar ve bu szcklerle tpk ielerle oynayan bir jnglrgibi oynad: man, imanszlar, iman tahtas, imanna kadar, umul, umul dnyas, sevgisizler, sevgililer, muhabbet kular, abuk inananlar, umul kaps, gnl yaras. abuk inanan ve safdil btn bir halk, Noei Baba'ya inanyordu. Ama gerekte havagaz idaresinin bir memuruydu, Noel Baba. (*) Korilh mektuplar : ncil'de Havarilerden Pauls'un Korimh'dcki Hristiyan cemaatine yazd iki mektup. Mektuplardan biri I.S. 54 ya da 57 ylnda Efes'te tekisi 55 ya da 57 ylnda Makedonya'da kaleme alnmtr. (.N.) 253 Benim bildiim fndk fstk ve badem kokard; ama bu, gaz kokuyordu. Sanyorum ilk advent'e az kald deniyordu. Ve ilk ad-venl'tcn* drdnc advent'e kadar tm advcnllerin musluklar havagaz musluklar gibi alyordu, fndk ve badem koktuklarna karsndakileri inandrmak iin, btn fndk kranlar rahal-a inansnlar diye. Geliyor! Geliyor! Gelen kim? sa ocuk mu? Kurtarc m? Yoksa koltuunun allnda boyuna tik tak eden saatle Tanr Baha'nn havagaz memuru mu? Ve geliyor, diyordu ki: Ben bu dnyann kurtancsym, bcnsiz yemek piiremezsiniz. Ve kendisiyle konuup anlaabiliyordunuz ve derken uygun bir tarifeden sz ayordu size, gcr gcr silinip parlatlm havagaz musluklarn ayor ve gvercinin^pimesi iin Rululkuds' musluun azndan aklyordu. Ve sonra fndklar ve kabuklu bademler datyor ve hemen krlp aldklarnda bunlar da aklyorlard dar: Ru-hulkuds ve havagaz. Dolaysyla, saf insanlar iin youn ve mavimsi havada maaza vilrinlerindeki btn havagaz memurlarn Noel babalar olarak, eitli fiyat ve renklerde sa ocuk'lar olarak grmek kolaylayordu. Ve dolaysyla o tek mutlu klc Havagaz klarcsi'ne inanlyordu. Havagaz idaresi basncn ykselip dt gazometrelerle alnyazsm anlatyor ve normal fiyata bir advent zaman dzenliyordu. Bu advent zamannn ilerden doru yaklaan Noel'ine oklar inanyor, ama onun yorucu gnlerini ancak depo ettikleri badem ve fndklar kendilerine yetmeyen kimseler sa salim atlatabiliyor, oysa herkes yetecek kadar badem ve fndk var sanyordu. Ama Noel Baba'ya inanmann havagaz memuruna inanmak olduu anlaldktan sonra, Korinh Mcklubu'nun ierisindeki sraya baklmakszn sevgi yolu izlenmeye alld: Seni seviyorum, oh, seni seviyorum, oh, seni seviyorum. Sen de kendini se* 6. yzyldan buyana Hristiyanlar taralndan kullanan Noel'e hazrlk dnemi Katolik Kilisesine gre, Noel'den nceki dn haftay ierir. Perhizle geirilen bu sre Ortodoks Kilisesincc 40 gn kapsar. (.N.) 254 viyor musun? Beni seviyor musun, syle, beni gerekten seviyor musun? Ben kendimi de seviyorum. Ve srf sevgiden bayr turpum, diyorlard birbirlerine, bayr turplarn seviyorlar; sevgiden bir bayr turpu, brsnn ban koparyordu. Ve bayr turplar arasndaki harikulade, ama ayn zamanda harikulade dnyevi sevgiye ilikin rnekler anlatyorlar,

dilerini birbirlerine geirmeden hemen nce, taze, a ve acar, yle fsldyorlard: Turpuum, syle, seviyor musun beni? Ben de beni seviyorum. Ama sevgiden bayr turplar birbirlerinin balarn koparp havagaz memuruna inancn devlet dini olarak iln edilmesinden sonra, inan ve vaktinden nce el atlm sevginin ardndan geriye kala kala Korinth Mekubu'nun nc blm kalyordu: Umut. Ve henz daha eneleri iletecek turplar, fndklar ve bademler varken, ok gemeden sona ereceini ve bylelikle yeniden balayabileceklerini ya da devam edebileceklerini ummaya balyorlard; final mziinden sonra ya da final mzii srasnda mziin ok gemeden bileceini umar gibi tpk. Ama hl neyin biteceini bildikleri yoktu. Yalnz ok gemeden bileceini, bakarsn yarn bileceini umuyor, bugn inaallah bitmez diyorlard; nk anszn bir bitii ne yapacaklard. Ve derken bitince, arabuk davranp umut dolu bir balang yaptlar bu bititen; nk burada biti demek, herkesin iinde umut ve balang demektir, en kesin bitilerde bile byledir bu. Dolaysyla, u da yazlmtr: nsan umduu sre, umul dolu bitilerle boyuna yeniden balayacaktr. Ama ben, ben bilmiyorum dorusu. rnein bugn Noel babalarn beyaz sakallan altnda kimin gizlendiini bilmiyorum; Uak Ruprechl'in torbasnda neler bulunduunu bilmiyor, gaz musluklarnn nasl kapanp borularn nasl tkanacam bilmiyorum; nk ite yine advent akyor musluklardan ya da daha dorusu hl advent akyor, bilmiyorum denemek zere, bilmiyorum, kimin iin deneniyor, bilmiyorum acaba lsnler diye mi gaz musluklarn yle sevecenlikle temizliyorlar? Bilmiyorum, hangi sabah, hangi akam, bilmiyorum, gnn u ya da bu vakti 255 ? ! ' olmas nemli mi, nk sevgi gnn u zaman, bu zaman diye bir ey tanmaz ve umul sonsuzdur ve inan snr lamnaz, yalnzca bilmek ve bilmemek zamanlara ve snrlara baldr ve ok kez vaktinden nce sakallarda, srtlanm torbalarda, kabuklu bademlerde son bulur, bu yzden yine yle demeden duramayacam: Bilmiyorum, oh, bilmiyorum rnein barsaklar neyle doldurduklarn, doldurulmas iin kimin barsann gerektiini, ince ya da kaba, her dolduruun fiyat okunabilsc bile bu fiyata neler dahildir bilmiyorum, bu doldurularn isimlerini hangi szlklerden yrttklerini bilmiyorum, bilmiyorum kimin eli, bilmiyorum kimin dili. Szckler bir anlam tayor, kasaplar sktla geitiriyor, ben dilimler kesiyorum, sen kitaplar ayorsun, ben bana zevk veren eyleri okuyorum, sen neyin sana zevk, verdiini bilmiyorsun. Barsaklardan ve kitaplardan sucuk dilimleri ve alnllar ve barsaklarn doldurulmas, kitaplarn seslerini duyurmas, lika basa ve sktrlarak doldurulmas ve sk yazlarla donatlmas iin kimin sesinin kesilmesi, kimin soluksuz kalmas gerektiini renemeyeceiz; bilmiyor, seziyorum: Szlkler ve barsaklar dil ve sucukla dolduran kasaplar ayn kasaplar, Paulus diye biri yok, adamn ismi Saulus itli ve bir Saulus'du adam ve Saulus olarak Korinih'lilere kendisinin inan, umul ve sevgi adn verdii, sindirimi kolay diye vd, bugn bile boyuna deien Saulus klyla elden karlmakta olduu sudan ucuz sucuklardan sz etli. Ama benim elimden oyuncak dkknnn sahibini aldlar, oyunca dnya yznden kaldrmak istediler. Bir zamanlar bir mzisyen vard ve Mcyn idi ad ve gzel trompet alyordu. Bir zamanlar bir oyuncak vard ve Markus idi ad, beyaz -krmz lake leneke trampetler salyordu. Bir zamanlar bir mzisyen vard ve Meyn idi ad, birinin ismi Bismarck olan drt kedi besliyordu. Bir zamanlar bir teneke trampeti vard ve Oskar idi ad, bir oyuncak gerekiyordu kendisine. Bir zamanlar bir teneke trompeti vard, ve Meyn idi ad, drt kedisinin drdn sobasnn ate kartrcsyla dve dve ldrd. Bir zamanlar bir saati vard. ve Laubsclad idi ad, bir Hayvanlar Koruma Dcrnei'ne yeydi. Bir zamanlar bir teneke irampeli vard, ve Oskar idi ad, elinden oyuncaksn aldlar. Bir zamanlar bir oyuncak vard ve Markus idi ad bu dn yadan giderken ne kadar oyuncak

varsa yannda alp gtrd hepsini. Bir zamanlar bir mzisyen vard, ve Meyn idi ad, lmemise bugn hala yayor, yine bir gzel trompetini ltryordur. 256 257 KNC KTAP HURDA DEMR Ziyaret gn bugn: Maria yeni bir Irampel gelirdi. Teneke trampetle beraber oyuncak maazasndan ald faturay yatamn kafesi zerinden bana uzatmak isleyince, elimle iaret ederek kalsn dedim; bakcm Bruna grnnceye kadar baucumdaki zile bastm. Ne zaman bana Maria mavi ktlara sarlm bir rampel gelirse her seferinde yapt gibi, paketin sicimlerini zd Bruno; iinden trampeti deta merasimle karp alarak ambalaj ktlarn titizlikle katlad. Sonra lavaboya yrd yrd diyorsam gerek bir yrmeyi kastediyorum-, yeni trampetin zerine scak su aktt, beyaz ve krmz lakeyi de birlikte kazmak zorunda kalmadan kenarndaki fiyat etiketini dikkatle kard. Maria, beni pek yormayan ksa ziyaretinden sonra giderken, eski trampeti de alp gtrd; Bay Truczinski'nin srlyla tahta kalyon heykelinden sz aarken ve ilk Korinth mektubunu biraz keyfi bir yoruma konu yaparken elimin altnda paralanmt rampel; Maria onu gtrp evimizin kilerindeki, biraz mesleim, biraz da zel amalar dolaysyla bana hizmet eden br teneke trampetlerin yanna yerletirecek. Henz gitmeden: "Eh, fazla yer kalmad kilerde: Klk patatesleri nereye koyacam, Allah bilir" diye sylendi Maria. Bir ev kadn olarak konuan Maria'nn sitemini iitmezlikten geldim ve emekliye ayrlan trampeti siyah mrekkeple gzel gzel numaralamasn, trampetin zgemii konusunda bir pusulaya decei tarih ve ksa bilgileri yllardr kiler kapsnn i lara261 fi n el a asl duran ve 1949 ylndan beri trampetlerim zerinde bilgi sahibi bulunan gnle geirmesini rica etlim. Maria, teslimiyet dolu bir edayla ban sallayarak yapacan aklad sylediklerimi ve bir pckle bana veda edip gitti. Bendeki bu dzen duygusu ilerde de kavrayamayaca ve biraz netameli bir gzle bakaca bir ey olarak kalacak. Maria'nn gsterdii duraksamay pekl anlyor Oskar, nk byle bir titizliin neden kendisini bir hurda trampet koleksiyoncusu yaptn Os-kar'n da bildii yok. stelik Bilke'deki evlerinin patales kilerindeki hurda trampet ynn bir daha asla grmek islemiyor. Babalarnn koleksiyonlarn ocuklarn kmscdiklerini, dolaysyla olu Kurt'un da gn gelip kendisine miras kalacak btn o zavall trampetlere bo vereceini, nihayet deneyimlerine dayanarak seziyor Oskar. Durum byleyken, Maria'dan beni her baltada bir, dzenli yerine getirildi mi gnn birinde kilerin trampetle dolmasna yol aacak ve klk patateslere yer brakmayacak ileklerde bulunmaya ilen nedir? Gnn birinde bir mzenin kp benim hurdaya km trampetlerime ilgi gstereceine ilikin olarak kafamda seyrek, hatla gittike daha da seyrek kp snen saplantya, kilerde ancak birka dzine trampet biriktii zaman kaptrmm kendimi. Yani koleksiyon merakmn kkenini burada aramak doru olmaz. Koleksiyon tutkum, daha ok basil bir nedenden kaynaklanyor ve zerinde dndke bu neden o kadar daha doru grnyor bana: Hani bakarsnz gnn birinde teneke trampetler lkeniverir. pek ele gemez artk, yasaklanr, yok olmaya mahkm bir nesne durumuna getirilir. Bakarsnz bir gn Oskar, pek rselenmemi trampetlerinden birkan alp bir tenekeciye gtrerek onartmak zorunda kalr, yle bir kalafatlan geirtilerek bu mall gaziler sayesinde trampelsiz korkun bir dnemi allatmann yolunu bulur. Akl ve Ruh Hastalklar Klinii'ndcki hekimler de, koleksiyon merakm zerinde, baka deyimler kullanmalarna karn 262 benimkine benzer grler ne sryor. Dr. Froylayn Hornstet-ler bendeki saplantnn

doduu gn bilmek isledi htt. Tam bir kesinlikle bu tarihin 9 Kasm 1938 olduunu syledim, nk o gn benim trampet deposunun mdr Sigusmund Mar-kus'u kaybetmitim. Zaten zavall annem ld leli, gerektiinde yeni bir trampete kavumak celin bir i olmutu; nk Zeugha-us Pasaj'na yaplan perembe ziyaretlerinin arkas ister istemez kesilmiti. Malzeralh'n ise, benim algmla pek ilgilendii yoktu; Jan Bronski'ye gelince, evimize gittike daha seyrek uramaya balamt; bu yetmiyormu gibi, Oyuncak Markus'un dkkn tahrip edilince, trampet durumunun ne kadar ktye gittiini varn siz dnn arlk. Tamtakr braklm tezgh grr grmez, aka anlamtm: Markus sana lampel falan vermez bundan byle, Markus trampet falan alp salmaz, beyaz - krmz gzelim lake trampetleri reterek bunlar oyuncak maazalarna datan firmayla ilikilerini srekli kesti Markus, demitim kendi kendime. Ama oyuncak dkknnn sonunun gelmesi, ocukluumun oyunla geen hayli neeli gnlerinin sona erdiine yine de beni inandramamt o zaman; Markus'un harabeye evrilmi dkknndan biri salam, ikisinin yalnz kenarlar arpk le-neke trampet yrterek bu ganimetleri eve lam, bylelikle ilerisi iin tedarikli davrandm sanmtm. Trampetleri dikkatle kullanyor, onlar seyrek olarak, ancak darda kalnca konuturuyor, bln le sonralarn Irampelsiz geiriyor, yeni doan gne katlanmam salayan trampetli kahvaltlardan hi de islemeyerek kendimi yoksun brakyordum. Yani Oskar perhiz yapl, kurudu, Dr. Hollatz'n ve gnden gne kemikleri daha bir irileip serpilen lnge Hemire'nin nne karld. Bunlar bana tatl, eki, ac ve lezzetsiz ilalar verdiler, suu benim bezlerime yklediler; Dr. Hollalz'a gre, szde bezlerim fazla ya da gerekliinden az alyor, dolaysyla salk ve afiyetim zerinde olumsuz etkiler yapyordu. Dr. Hollatz'dan yakay kurtarmak iin Oskar perhizi biraz 263 I gevetti, yeniden kilo ald, 1939 ylnda gene o eski yandaki Oskar'a dnl; ama tombul yanaklara yeniden kavumasnn diyetini, Markus'un maazasndan kaldrd trampetlerden sonuncusunu da kesin olarak hurdaya karmakla dedi; teneke yznde bir yark ald trampetin, takur tukur sallanmaya balad; beyaz ve krmz lakesi dkld, pas tuttu ve kt sesler kararak karnnn nnde sarkmaya balad. Yaradltan yardmsever, hatta iyi yrekli bir adam olmasna karn, bana yardm etmesi iin Matzerath'a bavurmam sama olurdu. Annem ld leli parti ilerinden baka ey dnd yoktu Matzeralh'm; Hcre Bakanlar toplantlaryla vakit geiriyor veya fazla iip gece yarlar oturma odamzdaki Hitler ve Beethoven'in siyah ereveli resimlcriylc yksek perdeden, senli benli syleiler yapyor, Beethoven'den alnyazsna ve Fhrer'-den ngrye ilikin bilgiler alyor, ayk durumda k muhtalar iin ba toplamaya kendi ngrlm yazgs olarak bakyordu. Malzerath'm ba toplad pazar gnlerini anmsarken tatsz bir duygu saryor iimi; nk byle bir pazar yeni bir trampet ele geirmek zere baarsz kalan bir denemede bulunmutum. leden nce ana caddedeki sinemalarn ve Sternfeld Marke-ti'nin nnde yardm toplayan Matzeratl leyin eve dnm ve hem kendisi, hem de benim iin Knigsberg el sotesini stp sofraya karmt. Hl aklmdadr: Lezzetli yemekten sonra -Matzeratl dul kakl sre iinde bile yemek piirme tutkusundan bir ey yilirmemili, mkemmel beecriyordu bu ii-yardm toplamaktan yorulduu iin biraz kestirmek zere ezlonga uzand. O tam uyuyor gibi nefes alp vermeye balaynca, ii yar dolu ba kumbarasn piyano zerinden uzanp aldm, bir konserve kutusundan yaplm kumbarayla odadan svtm. Dkkna inip tezghn allna girdim, teneke kumbaralar iinde bu en glncnn rzna getim orada. Hani on kurulardan yana zenginlemek iin deil; salaka bir dnce, kumbaray trampet olarak bir denemeden geirmemi buyurmutu. Tenekeye nasl vurursam vuraym, denekleri nasl elimde deitiriisem deitireyim, gelen cevap hep aynyd: K muhlalanna kk bir ba! Alar doyuralm, yenleri tmeyelim! K muhtalarna kk bir ba!

Bir yarm saat sonra kestim umudu, dkknn kasasndan bir be kuru alp K Muhtalarna Yardm Kampanya'sna baladm ve bylece iindeki para fazlalam olarak kumbaray yeniden gtrp, Malzerall uyand zaman eski yerinde bulmas ve pazar gnnn geri kalan saatleri KMY kampanyas urunda teneke kutuyu ngmarak ldrmesi iin piyanonun zerine braktm. Bu baarsz kalan deneme beni kesin olarak tedavi etmiti; bundan byle asla bir konserve kutusu, ters evrilmi bir kovay, bir amar leeninin dibini trampet olarak kullanmaya kalkmadm. Bazen yine de byle bir denemede bulunmsam, bu yz karas denemeleri unutmak iin aba harcyor, bu kt zerinde onlara yer vermiyor ya da bu yerin eklen geldii kadar az olmasna alyorum. Nihayel bir konserve kutusu bir teneke iranpel deildir, bir kova kovadr nihayet, bir leende ise insann ya kendisi ykanp temizlenir ya da oraplarn lalan ykar. Bugn kaybolann yerini tutacak bir baka ey nasl bulunmuyorsa, daha o zamanlarda da yoklu byle bir ey; beyaz - krmz ldayp duran bir teneke trampet, kendi propagandasn kendisi yapar, yani gereksinim duymaz bir aracya. Oskar yalnz braklm, ihanete uram, satlmt. Kendisine en ok gereken bir eyden, yani bir trampetten yoksun, yandaki bir ocuk yzn bundan byle srekli nasl koruyabilirdi? Arada bir yatan slatmak, hele akam dualarn ocuksu bir edayla aznda gevelemek, asl ad Grefl olan Noel Baha'dan korkmak, "Neden otomobillerin tekerlekleri var?" tarznda yandaki bir ocuun tipik ve elendirici sorularn bkp usanmadan sormak gibi yllar boyu sahnelenmi yanltma denemelerinin, byklerin benden bekledikleri btn bu eza verici abalarn bundan byle irampelsiz stesinden gelmem gerekiyordu; 264 265 ok gemeden umudumu kesmeme ramak kalmt. Dolaysyla, bir aresizlik iinde, babam saylmayan, ama beni dnyaya getirme olasl son derece byk olan Jan Bronski'yi aramaya kalk-lm; Ring Caddcsi'nin zerinde Polonya Mahallesi'ne yakn bir yerde Jan Bronski'yi beklemeye balad Oskar. Zavall annemin lm, Matzerath ile Posta Sekrelerlii'ne terfi eden amcam Jan arasndaki bazen dostane denebilecek ilikinin, birden deilse bile yava yava ve politik durum naziklctii lde daha kesin bozulmasna yol am, esiz gzellikteki ortak anlara karn bu iliki rgsn zp dalmt. Annemin nazenin ruhu ve tombul bedeni yok olunca, iki erkek arasndaki dostluk da gmleyip gitmiti; annemin ruhunda yansyp anmemin etiyle beslenmi iki erkek, imdi sz konusu besin ve kendilerini yanstan dbkey ayna ortadan kalknca, politik bakmdan kart grler ne srdkleri, ama ayn tln itikleri kadnsz toplantlarna son derece yetersiz gzyle bakmaya balamlard. Ama bir Polonya Postanesi ve kollan emirlenmi gmleklerle yaplan Hcre Bakanlar toplantlar, kocasna ihanet ederken bile incelik ve zarafeti elden brakmayan bir kadnn yerini tutamaz. O kadar ihtiyatl davranmalarna karn nihayet Malzcrath'n dkknn mterilerini ve partiyi, Jan'n ise Posta daresini dnmesi gerekiyordu -zavall annemin lmyle Si-gusmund Markus'un urad felket arasnda geen ksa srede, babam olmas muhtemel iki erkek yine de birok kez bir araya gelmiti. Ayda iki defa gece yars Jan, oturma odamzn penceresini tklatyordu. Matzerath perdeyi ekip pencereyi biraz aralaynca, ikisi de alabildiine aptallayor, nihayet Jan veya Malzeralh gerek kendisini, gerek karsndakini g durumdan kurtaracak sz bulup, gecenin bu ge saatinde karsndakini bir skat oyununa davet ediyordu. Sebzeci dkknndan Greff'i alp geliyorlar, Greff oynamak islemedi mi, Jan yznden oyuna yanamad, eski izci bakan olarak -izci oyman bu arada datm bulunuyordu nk- dikkatli olmas gerekliinden, ayrca iyi skat oyna266 yamayp oynamaktan da pek hazzetmediinden yanamad m, oyunun nc adam Pastac Schefflcr oluyordu okluk. Geri Schelfler de Amcam Jan'la ayn masada islemeyerek yer alyor, ama miras yoluyla ele geen bir eya gibi Malzeralh'n ahsna ynelen, anneme kar

bir zaman duyduu yaknlk, sonra perakendeci dkknlarn bir dayanma ierisinde bulunmas gerektii gr, Matzcralh tarafndan arlnca, Klcinhammer Cad-desi'ndeki evinden koup gelerek, oturma odamzdaki masann bana gemesine, kurt yenii soluk ve unsu parmaklaryla kartrd iskambil ktlarn, a insanlara datlan ekmekler gibi oradakilerc dalmasna yetiyordu. Bu yasak oyunlar okluk gece yarsndan sonra balayp sabah saat te, Ssheffler'in frnda bulunaca saatte sona erdiinden ben, zerimde gecelik, hi grlt yapmamaya alarak yatamdan ancak seyrek kabiliyor, kimse grmeden ve trampetsiz, masa altndaki karanlk keye sokulabiliyordum. Daha ncelerden fark etmi olacanz gibi, masa allnda teden beri en rahat gzlemler yapabiliyor, gzlemlerim arasnda kyaslamalar yapabiliyordum. Annem aramzdan ayrlp gittikten sonra her ey ne kadar da deimiti. Artk masann stnde dikkatli davranmaya alan, ama yine de oyunlar bir bir kaybeden, masann almda ise ayakkabsz ayaklarn oynatp zavall anmemin bacaklar arasnda gzpek fetihlere girien bir Jan Bronski bulunmuyordu. Yllardr oynanan skat oyunlar erotik bir havadan yoksundu artk, hele sevgiden iz, eser kalmamt. Alt pantolon baca, deiik balk kl motifleri sergileyerek, klollu ya da klolsuz ve kimi az, kimi ok kll all erkek bacan rtyordu. Masann allnda bacaklar tesadfen bile olsa birbirlerine dokunmamaya all kat aba harcamasna karlk, yukarda gvdeler, balar ve kollar halinde yalnlap geniliyor, politik nedenlerle yasaklanmas gereken, ama isler kazanlsn, ister kaybedilsin "Polonya bir Grand Hand kaybetti" gibi bir zrn ileri srlmesine veya "Serbest ehir Danzig, Byk Almanya iin az nce yzde yz bir karo kazand" gibi muzaffer bir szn sylenmesi267 ne zemin hazrlayan bir oyunu evirmeye urayordu. Bu manevralara son verecek bir gnn kp gelecei grlyordu nceden, nk btn manevralar gnn birinde biler ve alan geniler, gelip atan nazik durum karsnda manevralar plak olgulara dnr. 1939 baharnda Malzerath, haflalk Hcre Bakanlar toplantlarnda, Polonya Poslanesi'nde alan Jan'dan ve eski izci bakan Grcff'len daha tehlikesiz skat arkadalar bulmutu. Jan Bronski ise, alnyazsnn kendisini ierisine all kamp dnerek isler islemez Polonya Postanesi'ndekilere sarld; bunlardan biri, Mareal Pilsudski* kumandasndaki o efsanevi birlikte hiz-mel eden ve o gn bugn biri brnden birka santimetre ksa iki bacak zerinde dikilen aksak Kapc Kobyella idi. Topallayan ksa bacana karn Kobyella becerikli bir kapcyd, zaman zaman elinden kan baz ilerde de usta bir zanaatkar olduunu ortaya koyuyordu; belki iyi bir tarafna gelir, benim hasta trampetimi de onarrd. Kobyella'ya giden yol ise Jan Bronski'dcn geiyordu; sadece bu yzden, her le sonu saat altya doru, en bunaltc austos scanda bile Polonya Malallcsi'nin yaknnda bir yere gidip dikiliyor, dairelerin kapanma saatinden sonra okluk dakik olarak postaneden kp eve dnen Jan' bekliyordum. Ama Jan gelmiyordu. Baban olmas muhtemel adam, daire kapandktan sonra ne yapyordu acaba sorusunu kendi kendime yneltmeksizin saat yedi, yedi buua kadar bekliyordum okluk. Ama Jan gelmiyordu. Hastayd belki de, alei vard; belki de bir baca krlm, alya alnmt. Oskar yerinden ayrlmyor, arada bir Posla Sekrcteri'nin odasnn pencere ve perdelerini szmekle yetiniyordu. Tuhal bir ekingenlik Hedwig Teyzesine gitmesini nlyor, Hedwig Teyzenin annemsi bir sevecenlik taan ineksi gzlerle kendisine bakmas kendisine hzn veriyordu. * Pilsudski, Josef (dog. 1867, l. 1935) : Polonya devlet adam ve mareal; 1914 - 1916 yllan arasnda Rusya'ya kar savar, 1918 - 1922 arasnda Polonya devlet bakan ve Polonya ordusu bakumandan; 1920'de Kzlordu'yu Varova yaknnda yenilgiye uratarak mareallik payesine ulat. (.N.) 26X Sonra Bronski ailesinin belki kendi vey kardeleri olan ocuklarn sevmiyordu pek; bu ocuklar ona bir bebekmi gibi davranyor, onunla oynamak, onu bir oyuncak gibi kullanmak isliyorlard. Oskar'n nerdeyse yat on besindeki Stephan ona babaca, hep ders verir gibi,

yukardan bakarak davranmak hakkn nereden alyordu? Sonra hep ayn on drdne benzeyen yal yz ve sa topuzlaryla Marga, Oskar' can isledii zaman giydirip soyabilecei az var, dili yok bir bebek mi sanyordu yani? Saatlerce Oskar'n salarn tarayacak, fralayacak, orasn burasn ekitirip dzeltecek, onu terbiye edecekti, yle mi? Tabii ikisi de bana anormal ve acnacak bir cce ocuk gzyle bakyor, kendilerini ise salam ve normal, ilerisi iin ok eyler vaa'deden ocuklar gibi gryorlard. Nilckim Anneannem Koljaiczek'in gzdeleriydi ikisi; oysa ben, bykannemin beni kendi gzdesi olarak grmesini gletiriyordum; masallarn, masal kitaplarnn yle pek etkisinde kalacak bir ocuk deildim nk. Anneannemden beklediim, bugn bile uzun boylu ve ballandra ballandra hayalimde canlandrdm ey gayel akt, dolaysyla ele geirilebilecek gibi deildi; Oskar anneannesini ne zaman grse, hemen dedesi Koljaiczek'e zenmek, anneannesinin eleklikleri allna girip kaybolmak ve mmknse onun rzgr tutmayan eleklikleri dnda bundan byle asla nefes almamak isliyordu. Bir yolunu bulup bykannemin eleklikleri altna girebilmek iin neler yapmadm! Bykannem, etekliklerinin allna girip oturmasn islemiyordu Oskar'n, diyemeyeceim hani. Ancak buna msaade etmekle de ekingen davranyor, ok vaki beni geri eviriyordu; sanrm Koljaiczek'e yar buuk benzeyen ne varsa eleklikleri altnda barndrmaya razyd; ama Kundak Koljaiczek'in ne cssesinc, ne de onun hep el altnda atelenmeye hazr kibritlerine sahip olan ben, kaleden ieri ayak atabilmek iin, Truvallarm tahta atna benzeyen bir hile dnmek zorundaydm. Oskar, gerekten yandaki bir ocuk olarak Lastik bir lopla oynarken gz nnde canlandryordu kendini; yandaki 269 Oskar, topu sanki kazara anneannesinin eteklikleri allna yuvarlyor, sonra ileri srd yuvarlak bahanesinin ard sra, bykannesi hileyi akp topu daha geri evirmeye vakil bulamadan etekliklerden ieri kaymaya davranyordu. Bykler varken, asla uzun sre eteklikler allnda kalmama izin vermiyordu anneannem. Bykler onu alaya alyor, okluk ineleyici szlerle ona gz vakti patates tarlasndaki nianllk dnemini anmsatyorlar, zaten yaradltan soluk benizli olmayan anneannemin adamakll kzarmasna ve bu kzarmann da bir sre kaybolmamasna yol ayorlard; yznn bylece kzarmas da sa aarm altmlk bykanneme fena gitmiyordu dorusu. Ama anneannem yalnzsa pek de yalnz kald yoktu; ayrca, zavall annemin lmnden sonra anneannemi gillike seyrek grmeye balamtm, hele Langfhr Pazar'ndaki tezghn dattndan bu yana zor grebilir olmutum- palates rengi etekliklerinin altna girip oturmama daha bir gnlden rza gsteriyor ve bunu daha uzun bir sre yapmama izin veriyordu. Etekliklerden ieri ayak atabilmek iin pek aptalca bir lastik lopla aptalca bir numaraya bavurmam gerekmiyordu o zaman. Trampetimle taban tahtalar zerinden kayyor, bir bacam altma kvrp brn mobilyalardan birine dayayarak da gibi duran anneanneme doru hzla yaklayor, anneannemin aya dibine varnca trampet dcnckleriyle drl kat rty kaldrdm gibi soluu ierde alyordum. Drl perdenin drdn ayn zamanda indiriyor, bir dakikack sessiz duruyor sonra, vudumda-ki gzeneklerin tmyle soluyup kendimi hafif acm tereyann hibir mevsime bal bulunmakszn eleklikler altnda egemenliini srdren o srekli ve keskin kokusuna brakyordum. Ancak bunun zerine irampelini konuturmaya balyordu Oskar; nihayet anneannesinin holanaca paralar biliyordu; sk skya izlenen bir kundak korkusuyla Koljaiczek'in gelip eleklikleri allna snd vakit, palates yapra atei banda anneannemin duymu olmas gereken ekim ayndaki yamur hrtsna 270 benzer ezgiyi trampetimden karyor, ince apraz bir yamuru teneke trampetin zerine yadryordum; derken gs geirmeler iitiyordum zerimde, ermilerin isimlerini iitiyordum; bunlarn, anneannemin yamur altnda mp, Koljaiczek'in ise kuru yerde oturarak tuzunu kuruttuunda iittii gs geirmelerinin ve ermi adlarnn bir ei olup olmadna karar vermeyi sizlere brakyorum. 1939 austosunda bir gn Polonya Mahallesi'nin karsnda Jan Bronski'yi beklerken sk sk

anneannemi anmsadm. Belki de imdi Hedwig Tcyze'yi ziyarete gelmitir, diye geirdim aklmdan. Anneannemin etekliklerinin allnda oturarak acm tereya kokusunu soluyabilme dncesi ne kadar ekici de olsa, iki merdiveni trmanp zerindeki plakada "Jan Bronski" yazan kapnn zilini almadm. Hem Oskar ne verebilirdi anneannesine? Trampeti dalp dklmt, trampeti konuturulacak gibi deildi artk, trampeti ekim aynda palates yapra atei zerine incecikten yaan apraz bir yamur sesinin nasl ktn unutmutu. Annekanncsine giden yol ise o gzs yalarn grltl kulisinden getii iin Ring Caddesi'nde kalyordu Oskar; zillerini vurarak Hecresangcr'i inip kan hepsi de be numaral tramvaylarn kardan gelilerini seyrediyor ya da nnden geip giderlerken arkalarndan bakyordu. Hljan' m bekliyordum? oktan bu iten vazgemitim de, sadece bu vazgeiim iin henz uygun bir neden aklma gelmeyip yerimden kmldamyor deil miydim? Uzunca sre beklemelerin eitici bir etkisi vardr. Ama beri yandan uzunca beklemeler, bekleyenleri, bekledikleri karlama sahnesini kafalarnda gayel ayrntl biimde canlandrmaya gtrr ki, bu da bekleyen eyi her trl srpriz ansndan yoksun brakr. Ama yine de benim iin bir srpriz olmutu Jan'n gelii. Jan'n kendisi beni grmeden, ben onu beni grmeye hazrlksz grmek, krk dkk trampetimi konuturup onu yanma ekmek iin gl bir istek duyuyor, trampet denekleri elimin altnda hazr olduum yerde dikilmemi srdrerek merakla bekliyordum. Uzun boylu akla271 malarda bulunmak zorunda kalmayaym diye, trampetimi iri iri konuturup lk la brakarak aresizliimi aa vurmak isliyor, kendi kendime yle diyordum: Hele be tramvay daha, hele tramvay daha, hele u tramvay da gesin. Korkular iinde kvranarak, Bronski ailesinin Jan'n istei zerine Posta daresi tarafndan Modlin veya Varova'ya nakledilmi olabileceini zihnimde canlandrdm. Etliim btn yeminleri bozarak bir tramvay daha bekledim; lam evin yolunu tutmak zere arkama dnmtm ki, geriden biri yakalad Oskar'i, bir byk adam gzlerimi elleriyle kapad. Gzlerimin zerinde lks sabun kokan, ltif kurulukla yumuack erkek elleri, Jan Bronski'nin ellerini hisscilin. Jan, ellerini gzlerimden uzaklatrp dikkati ekecek kadar yksek sesle glerek beni kendinden yana dndrnce, trampetimi konuturarak iinde bulunduum berbat durumu gz nne sermenin vak gemiti. Dolasyla, her iki trampet deneini, benimle arlk bir ilgilenen bulunmadndan, cepleri saak saak olmu, dizime kadar gelen pislik iindeki ksa pantolonu kelen asklar alma sokuturdum. Ellerim bola kald, yrekler acs bir sicimin ucunda sarkan teneke irampelhni havaya kaldrdm, yaknp szlanarak kaldrdm havaya; gz hizasna kadar. Rahip Wiehnke Efendi'nin yin srasnda kutsanm ekmei havaya kaldrd gibi kaldrdm trampetimi ve Rahip Wiehnke Efendi gibi yle diyebilirdim: Bu benim elim, bu benim kanm. Ama en ufak bir ey sylemedim, derisi yzlm trampetimi havaya kaldrmakla yelindim, sadece kaldrdm trampetimi havaya ve yle kkl, mmknse mucizemsi bir deiim isteinde bulunmadm; istediim sadece trampetimin onarlnasyd. Jan, sese baklrsa asab bir zorlamann eseri olan, yersiz kahkahasn hemen yarda kesti; trampetimi grd, grlmeyecek gibi deildi zaten; sonra bumburuuk trampetten ayrd gzleriyle benim il il ve hl sahici yandaki ocuk gzlerimi arayp buldu. lkin biri tekisi gibi hibir ey sylemeden iki mavi iristen, irislerdeki prltlarla yanslamalardan ve bir gzn 272 normal olarak anlataca eylerden baka bir ey gremedi gzlerimde; nihayet gzlerimin sokakta istenildii kadar raslanan yansmalara ve yanstmalara hevesli su birikintilerinin herhangi birinden larksz olduunu anlaynca, bul n iyi niyetini ve o anda belleinde el atabilecei nesnelerin tmn bir araya toplad ve benim bir ift gzmde annemin gri olmasna karn biimi benimkilere benzeyen gzlerini bulmaya zorlad kendini; ne de olsa annemin gzleri yllar boyu kendisi iin lulufkr ve tutkulu ldayp durmutu. Ama sanrm gzlerimde kendi aksini grerek ard Jan; ancak byle olmas kendisinin babam sayld,

daha dorusu bana hayal veren kimse olduu anlamna gelmezdi. nk Jan'n, annemin ve benim gzlerimin belirleyici zelliini ayn said il - kurnaz, prl prl - aplals bir gzellik oluturuyordu ki, bu hemen btn Bronskilerdc, ayn ekilde Stephan'-da ve ondan biraz daha az belirgin olarak Marga'da, buna karlk pek ak seik anneannemle kardei Vinzcnt'te de bulunuyordu. Ama btn siyah kirpikli mavi gzllme karn, kanma Koljaiczek'in kundak kanndan hi deilse bir nebzenin karm olduu inkr edilmezdi; oysa Renli Malzeralh' anmsatacak bir zellik bulmak kolay deildi bende. Trampetimi havaya kaldrp da baklarm konuturduum zaman, kendisine sorsanz, en iyisi byle sorulardan kamaya bakan Jan aresiz yle cevap verecekti: "Annesi Agnes'in gzleri bana bakyor; belki de bakan benim kendi gzlerim; annesiyle beni birbirine balayan o kadar ok ortak zellik vard ki! Ama Amerika'da bulunan veya denizin dibinde yalan amcan Koljaic-zek de onun gzlerinden bana bakyor olabilir. Ancak Matzcralh deil bana bakan ve o olmad da iyi bir ey." Jan, trampeti elimden alarak evirip evirdi, orasn burasn tklatt biraz. Pratik bir adam olmaktan uzak, bir kurunkalemi bile doru drst yontamayan Jan, sanki leneke trampetlerin onarmndan anlarm gibi yapt; kendisinde pek seyrek rastlanr bir davranla bir karar varm grnerek beni elimden lullu; onun byle yap dikkatimi ekmiti dorusu, nk trampetin 273 onarlmasnn pek acelesi yoktu; benimle Ring Caddcsi'nden karya geti, beni elimden tutarak Hceresangcr tramvay durana gtrd; tramvay gelir gelmez, beni de peinden ekerek, be numaral tramvayn sigara ienlere ayrlm arka vagonuna bindi. Oskar sezinlemiti: Kente iniyorduk; Hevelius Meydan'na varp Polonya Postanesi'nden ieri girecek, Oskar'n trampetinin haftalardr gereksinim duyduu avandanlk ve ustalkla donatlm Kapc Kobyclla'y bulacaktk. Tramvayla yaplan bu yolculuk zevkli ve przsz geebilirdi; ancak 1939 yl 1 Eyll arifesinin akamyd.* Arkasna bir rmork takm be numaral tramvay, Max Halbe Mcydan'ndan balayarak, Brscn plaj ve kaplcalarndan dnen yorgun, ama yine de grltc yolcularla tka basa dolmu, kente doru zil vurarak yol almaya balamt. Trampeti kapcya braktktan sonra, kimbilir Cafe Weitzke'de saman pl limonata banda ne nefis bir yaz sonu akam geirecektik. Gelgeldim limann azna, Weslerplatte'ye kar "ilezya" ve "Schleswig-Holslein" adndaki iki zrhl demir atm ve gerisinde cephaneliin bulunduu krmz tuladan surlara elik gvdeli dner ift taretlerini ve kazc-mallarn yneltmiti. Polonya Postancsi'ndc kapc blmesinin kapsn almak ve masum bir ocuk trampetini onarlmak zere Kapc Kobyella'-nn eline teslim etmek ne gzel bir ey olurdu! Ama postanenin ii, daha aylar ncesinden balanarak bir savunma durumuna sokulmu, o ana kadar kendi halinde insanlar olan postane personeli, memur ve mvezziler Gdingen ve Oxhoft'lc hafta sonu eitimlerinden geirilerek bir kaleyi savunacak bir birlie dntrlmt. Olivia Kaps'na yaklamtk. Jan Bronski terliyor, Hindcn-burg Aalkl Yolunun tozlu yeiline gzlerini dikmi bakyor, ular alln yaldzl sigaralarn birini yakp birini sndryor, tutumluluunun izin verdii snr haydi haydi ayordu. Annesiy* 1 Eyll 1939'da Alman ordular Polonya'ya saldrmt. (.N.) 274 |e ezlongla yan yana yatarlarken Oskar, bir iki kez Jan' gzetlemi, o zamanlar da Ja'n yine terlediini grmt; ama bu bir iki kez saylmazsa, muhtemel babasna hi bu kadar terlerken raslamaml. Zavall annem leli hayli zaman olmutu. Daha ne diye terliyordu Jan? Onun hemen her duraa yaklatmzda tramvaydan inmek isteini duyduunu, ama her inmeye hazrlannda yannda bulunan beni anmsadn, benim ve trampetimin kendisini gerisin geri yerine oturmaya zorladn grnce anladm ki, Ja'n terlemesi, onun bir devlet memuru olarak Polonya Posta-nesi'ni savunmas gerektii iindi; nk postaneden kamt Jan; ama Ring Caddesi'yle Heeresanger'in yapt kede beni grm, memurluk grevine dnmeye karar vermiti. Ne mc-nur, ne de postanenin savunulmasnda ie yarayacak biri olan beni yan sra

srklyor, te yandan terleyip sigaralar iiyordu. Neden bir ikinci kez, soluu kamakla almyordu sanki! Byle bir ey yapmak istese, onu bundan kukusuz alkoymazdm. Nihayet mrnn en iyi yllarn yayordu, krk beinde bile yoklu henz. Gzleri mavi, salar kahverengiydi; bakml elleri titriyordu ve bu kadar yrekler acs bir biimde lerlcmesc, muhtemel babasnn yannda oturan Oskar'n burnuna gelecek koku, souk ter deil, lavanta kokusu olacakt. Odun Pazar'nda tramvaydan inip, Altstadischcr Graben'dan aa yrmeye baladk. Bir yaz sonu akam; yaprak oynamyor. Saat sekize gelmek zere; Eski clir'deki* kiliselerin anlar eskisi gibi gkyzne tuntan bir manzara oturtmu; gvercin bulutlarn havaya kaldran anlarn oyunsu mzii: "Serin kabre kadar ayrlma sadakat ve drstlkten". Mzik kula okuyor, ner-deyse alamakl yapyor insan, oysa drt bir yanda glmeler duyuluyordu. Gnete yanm ocuklar, tyl bornozlar, renk renk deniz toplar ve yelkenli gemiler. Kadmlar tramvaylardan iniyor, tramvaylar Glcllkau ve Heubudc plajlarnda sudan yeni Danzig'c bir scmin ad. (.N.) 275 km insanlar durmadan tayp getiriyordu. Gen kzlar imdiden mahmur baklarla dillerini oynatyor, ahududulu dondurmalarn yalyordu. Derken on be yandaki bir kz dondurma klahn elinden drd, tam eilip nefis yiyecei yerden almak isterken duraksad, yerde yava yava eriyip dalan serinletici dondurmay kaldrmn talarna ve arkadan gelenlerin ayaklarm-daki iskarpinlerin penelerine terkelti; ok gemeden bykler arasna karacak, arlk sokakla dondurma yalanlayacakt. Schneidcrmhle Soka'na gelince sola saptk. Hevclius Mey-dan'na alyordu sokak ve meydan yer yer gruplar halinde dikilen SS'ler tutmutu: Kollar pazbentli, jandarmalar gibi karabinalar tayan gen delikanllar ve yal aile reisleri. Meydandan gc-meyip etraftan dolamak ve Rahn zerinden postaneye erimek kolay olmayacakt. Jan Bronski SS'lcre doru yrd. Niyeti akt: SS'ler kendisini ileriye koyvermeyecck, postaneden kesinlikle Hevelius Meydan'n gzetlemekte olan amirlerinin gzleri nnde onu geri evirecekler ve bylece Jan da geriye evrilmi bir kahraman olarak az buuk bir kiilik kazanacak, kendisini buraya getiren be numaral tramvaya allayp eve dnebilecekti. Ne var ki, SS'ler meydandan gememize ses karmadlar, belki yandaki bir olan elinden tutan k giyimli baym Polonya Posianesi'nc gideceini akllarnn ucundan geirmemilerdi. Nazike, dikkatli olmamz tlediler yalnz. Ancak parmaklkl bahe kapsndan geip postanenin parmaklkl ana kapsnn nne gelmitik ki, dur! diye seslendiler peimizden. Jan, durak-sayarak arkasna dnd. Ama o anda postanenin ar kaps biraz aralanp bizi hemen ieri aldlar; ok gemeden Polonya Posiane-si'nin tatl bir serinlikle dolu gie salonunda dikilmeye baladk. Jan Bronski'yi kendi adamlar pek de ho denemeyecek bir ekilde karladlar. Ona gvensizlik duyuyorlard; yle grlyordu ki, oktan umudu kesmilerdi kendisinden; dorusu Jan'n. yani Postane Sekreleri'nin ortadan toz olmak islediinden kukulanm olduklarn aka itiraf etliler. Jan, sulamalar geri evirmekte glk ekiyor, kimse kendisini dinlemiyordu. Derken 276 onu alp gtrdler ve mahzenden kum torbalan karp gie mahallindeki pencerelerin gerisine yerletirme grevi aln bir grubun iine katllar. Kum lorbalar ve benzeri sama eyler pencerelerin nne ylyor, evrak dolaplar falan gibi eyalar, gerekirse hemen arkasnda bir barikat kurulabilmesi iin kapnn yanna srlp getiriliyordu. Adamn biri benim kim olduumu anlamak isledi, ama Jan'n cevabn bekleyecek vakli yoklu anlalan. Herkes sinirli grnyor, bazen bararak, bazen da son derece alak sesle konuuyordu. Trampetim ve trampetimin derdi unutulmutu dela. Kendisine bel baladm, karnmn nndeki o hurda ynna yine eski saygnl kazandracan umduum Kobyella bir trl ortalarda gzkmyordu, belki bulunduumuz salondaki mvezzi ve gie memurlar gibi o da, kurun geirmedii sylenen sk skya doldurulmu kum torbalarn birinci veya ikinci katta harl harl st sle yyordu. Oskar'n yannda oluu Jan iin tatsz bir eydi.

Dolaysyla, bir ara Doktor Michon adndaki bir adamdan yapaca ie ilikin direktif alrken, ben yanndan svtm. Besbelli, postane mdr olan, basnda bir Polonya elik miferi tayan adamn gzne gzkmemeye alarak, biraz aradktan sonra ilk kata kan merdiveni buldum ve yukarda, koridorun nerdeyse sonunda bycek ve penceresiz, ierisinde cephane sandklan tayp kum torbalar yan kimselerin grlmedii bir odayla karlatm. zerlerine rengrenk pullar yaptrlm mektuplarla dolu tekerlekli sepetler, skk durumda koridorda duruyordu. Oda alakt ve toprak rengi ktlarla kaplyd duvarlar. erisi hafif lastik kokuyor, tavandan abajursuz bir ampul sarkyordu. Elektrik dmesini aramayacak kadar yorgundu Oskar. Sanki Maria, Sanki Kalharina, Sanki Johann, Sankt Brigilla, Sanki Barbara, leslis ve Ruhulkuds kiliselerinin ok uzaklardan gelen an sesleri Oskar' uyaryorlar, saal dozu oldu Oskar, yatma zaman artk, diyorlard. Dolaysyla ben de mektup sepetlerinden birinin 'ine kvrldm yadm, yorgunluktan benim gibi can km trampetimi yanbama yatrp uyudum. 277 POLONYA POSTANES Lodz, Lublin, Lwow, Torun, Krakow ve Czestodova'ya* yollanmay bekleyen, Lodz, Lublin, Leinberg, Thorn, Krakau ve Tschcnslochau'dan yollanan mektuplarn doldurduu bir amar sepetinin iinde uyudum. Ama ne Malka Boska Czeslochow-ka'y, ne siyah madonnay grdm dmde; ne Mareal Pilsuds-ki'nin Krakovv'da saklanan yreini grdm, ne de Thorn kentine o byk nn salayan zencefilli rekleri trdat t im azmda. Benim henz onarilmam trampetimi bile dmde grmedim. Tekerlekli amar sepetini dolduran mektuplar zerinde dsz yattm ve mektuplar bir yn halinde st ste bulunursa szde duyulacak o fsldaalar, fiskoslar, gevezelikleri, mahrem konumalar iitmedim. Mektuplar bana hibir ey sylemedi, hibir yerden mektup beklediim yoklu, kimse benim ahsmda bir mektup alcs ya da gnderici gremezdi; haberlerle dolup taan dnyann bizzat kendisi olarak baklabilccek da gibi posta yn zerinde antenimi indirmi, yce dalar ben yarattm gibi bir edayla uyumutum. Pan Lech Milcvvczyk adndaki birinin Varova'dan Danzig-Schlidlilz'dcki yeenine yazd mektup, yani bin yllk bir kaplumbaay bile uykusundan uyandracak kadar alarm dolu o mektup olmad kukusuz beni uyandran; beni ne yakndan duyulan makineli lfek sesleri, ne Serbest Liman Danzig'te demir' Polonya'nn Kielce blgesinde bir kent: Hazreti Meryem'in siyah bir heykelinin bulunduu bir hac yeri. (.N.) 278 lemis zrhllarn ift taretlerinden allan ve uzaktan uzaa gmbrtleri duyulan mermi salvolar uyandrd. Hani kolaycack kt zerine iziklirilip makineli tfekler, ift taretler deniyor imdi. Ama bir saanak yamur, bir dolu serpintisi, ben dnyaya gzlerimi atm zaman kopmu frtnaya benzer bir yaz sonu frtnasnn gelip geii de olmaz myd beni uyandran? Alabildiine bir mahmurluk vard zerimde, kafamn iindeki dncelerin bir trl iinden kacak halde deildim ve sesler hl kulaklarmda, btn mahmur kimseler gibi durumu tm plaklyla niteleyen isabetli bir tehisle: "te ate balad!" diye sylendim kendi kendime. amar sepetinden km, henz ayaklarmdaki sandallar zerinde kararsz dikiliyordum ki, narin trampetini nasl salama alacan dnmeye balad Oskar. Uykusuna barnaktk etmi sepetteki mektuplarn iinde iki eliyle urap bir ukur at; gev-ecik st sle ylmt mektuplar, ama beri yandan dililer gibi birbirine gemiti; yine de ilerinden hibirini yrtp atmad Oskar, bkp buruturmad, hele pullarn kullanlm duruma sokmad, hoyrata amad sz konusu ukuru; hayr, arap sa gibi birbirine girmi mektuplar kollayp gzeterek birbirinden ayrdm, zerinde "Poczta Polska" damgas grlen ou mor zard mektuplarn, halta kartpostallarn hibirine zarar gelmemesine alm; hibir zarfn almamasna zen gsterdim; nk ortada deitirmedii bir ey brakmayan nne geilmez olaylara karn haberleme mahremiyetine halel gelmemesini istiyordum. Makineli tlek atei arttka, mektup dolu amar sepetinde-ki huni biimli oyuk byyp

geniledi. Sonunda yeter bu kadar dedim, lmcl hasla trampetimi yeni hazrlanm tiril tiril yataa yatrdm. Dayankl duvarlar ren duvarc ustalar nasl tulalar ilerse, ben de zarflar birbirine kenetleyerek trampetimin zerinde deil, on deil, yirmi katl kaln bir yorgan rdm. arapnel paralarndan ve mermilerden teneke trampetimi koruyacan umduum bu nlemi tan almtm ki, postanenin Hevelius Meydan'na bakan cephesinde, aa yukar giri salo279 nunun hizasnda zrhl hedeflere kar kullanlan ilk mermi patlad. Tuladan dayankl bir kagir yap olan Polonya Postanesi, SS'-lerin nceden sk sk provas yaplm bir yldrm saldrya geip, hemen cepheden ieri szabilecekleri bir gedik aarak, ii uzatmadan kendisini ele geirebilecekleri korkusuna kaplmakszn, bu tr daha bir yn mermiyi rahalack sineye ekebilirdi. Jan Bronski'yi aramak zere, bro olarak kullanlan odayla ilk kattaki koridor tarafndan evrelenmi emin ve penceresiz bir yer olan Posta Dalm Salonundan ayrldm. Muhtemel babam ararken, deta ondan daha byk bir istekle harp malul Kapc Kobyella'y aryordum kukusuz; nk akam yemeini Ie-da ederek kente, Hevelius Meydan'na ve oradan pos'.anaye trampetimin onarm iin gelmitim. Kobyella'y zamannda, yani yzde yz beklenen yldrm saldrsndan nce bulamadm m, iler tutar yeri kalmam trampetimin titizlikle onanlp salam bir duruma sokulmas ii suya derdi. Dolaysyla Jan' aryor Oskar, ama kafasndan hep Kobyella'-y geiriyordu. Kollarn gsnn zerinde kavuturup, birok defa ini demeli uzun koridoru arnlad. Geri postane binasndan ald kukusuz tek tk atelen, SS'lerin srekli cephane harcadklarn gsteren atelerden ayrt edebiliyordu; ama postanedeki tulumlu silhendazlar brolarna ekilmi, keza zmbalama ii gren silhlarn brakarak postanenin zmba ve damgalarn ellerine alm olmalydlar. Koridorda muhtemel bir kar saldr iin ayakla bekleyen ya da yerde mevzilemi yatan bir hazr kuvvet hazrda grlmyordu. Sadece Oskar devriye geziyordu ortalkta, silluzd ve pek erken bir sabah saatinin tarihi olaylara gebe verlryle kar karya bulunuyordu. Ne var ki, altn deildi bu sabah saatinin aznda tad, kursundu* Postane avlusuna bakan odalarda in cin gremedim, dnce* Trk atasz "erken kalkan yol alr. erken evlenen dl alr" ile aa yukar ayn anlamda "Mogensunde /Gold im Mundo = Sabah saali / lar aznda alln" Alman ataszn telmih. (.N.) siz bir davran olarak deerlendirdim bunu; binann Schncider-nlle Soka'na bakan taralnn da gven allna alnmas gerekirdi. Postane avlusyla paket ykleme rampasndan sadece tahta bir itle ayrlm polis karakolu yle gzel bir saldr noktas oluturuyordu ki, bu kadarna resimli ocuk kitaplarnda rastlanabilirdi ancak. Brolar, laahll salonunu, para mvezzilerinin odasn, muhasebeyi, telgrafhaneyi dolatm: Hepsi bu odalardayd. Zrhtan levhalar ve kum torbalarnn gerisinde, yere yklm mobilyalarn arkasnda yatyor, kekeleyerek konuuyor, deta tutumlulukla ate ediyorlard. Odalarn ounda daha imdiden kimi pencereler SS'lerin makineli tfekleriyle tanmt. Uranlan zarar yle bir gzden geirdim; huzur iinde, rahat ve derin nefes alnp verilebilen bar zaman elmastan sesimin etkisine dayanamayarak olduu yere ylp kalm pencere camlaryla postanenin krlp dklen camlar arasnda karlatrmalar yaptm. Eh, benden Polonya Poslancsi'nin savunulmasna bir katkda bulunmam islenirse, o ufak lefek ve ak gibi Dr. Michon, postanesinin mlki amiri olarak deil de askeri amiri olarak yanma sokulup sadakat and ierek beni Polonya hizmetine almaya kalkarsa, sesim emirlerine amadedir: Polonya iin ve Polonya'nn yabans aan, ama boyuna yemi verdii grlen ekonomisi iin Hevelius Meydan'n evreleyen btn kar binalarla, Rhmde'ki evlerin cam pencerelerini, Schneidermhle Soka'ndaki cam dizisini, polis karakolunu ve sesimi her zamankinden daha uzak etkili konuturarak Aitstdtischcr Grabcn'm ve valye Soka'nn btn o temiz pak camlarn birka dakika iinde hava ceryanlarna yol aacak kara kovuklara dntrebilirdim. Bu da SS'lcrle durumu seyreden vatandalar arasnda panik yaratrd. Bylelikle pek ok ar

makinelinin yapaca ii grr, daha savan banda mucizevi silahlarn varlna herkesi inandrrdm; ama Polonya Postanesi'nin kurtarlmasna gelince, yine kurtaramazdm onu. Ancak postanenin savunulmasnda bana bavuran kmad. Mdr, kafasnda bir Polonya elik miferi tayan Dr. Michon 280 281 adndaki bey, bana sadakat and falan iirmedii gibi, ben merdivenleri hzla inip de gie salonundan ieri dalarak soluu adamn bacaklar arasnda alnca, bana Icna bir tokat patlatt ve bararak Polonyaca kfrler savurdu, sonra savunma ileriyle uramaya koyuldu yeniden; bana da tokat sineye ekmekten baka yapacak ey kalmad. Btn poslanedekilerin ve nihayet sorumluluu omuzlarnda tayan Dr. Michon'un sinirli bir hali vard, korkuyordu hepsi de, dolaysyla davranlar balanabilirdi. Gie salonundaki saat, drd yirmi getiini haber veriyordu. Drd yirmi bir geceyi gsterince, arpmalarn saate bir zarar vermediine inandm. Saat iliyordu; zamann bu serinkanlln iyiye mi, yoksa ktye mi yoracam bilemedim bir trl. Kesin olan bir ey varsa, ilkin gie salonunda kalp Jan' ve Kobyella'y aradm, Dr. Michon'a grnmemeye altm. Ama ne amcam bulabildim, ne Kapc Kobyella'y. Salondaki pencerelerin camlarnda hasarlar saptadm, ana kapnn yan bandaki svada atlaklar ve irkin oyuklar grdm ve ilk iki yaraly getirirlerken hazr bulundum. Yarallardan biri yalca bir adamd, aarm salar hl titizlikle iki yana ayrlm duruyordu, sa kolunun st tarafn bir mermi syrp gemiti; yaras sarlrken heyecanl heyecanl konuup durdu. Hafif yara, beyaz sarg bezleriyle sarlp sarmalanm) ki yeniden srayp kalkacak, silhna sarlacak ve belli ki kurun geirmedii sylenemeyecek kum torbalarnn gerisine kendini alacak oldu. Allah'tan lazla kan kaybnn yol al hafif bir fenalk onu tekrar yere sererek gerekli istirahat yapmaya zorlad; bu istirahali yapmadan, kendisi gibi yalca birinin, ald bir yaradan az sonra eski gcne kavumas dnlmeyecek bir eydi. Ayrca banda elik bir mifer tayan, ama sivil giysisinin mendil cebinden bir mendilin gen biimli ucu grnen, memur klnda bir valye gibi nazik ve ince bir doktor olup Michon adn tayan, dn akam Jan' sk bir sorgulamadan geirmi bulunan ellinin stndeki ufak tefek ve sinirleri salam adam da, benzi sararm yal bir adam olan yaralya, Polonya adna serinkanlln korumas emrini verdi. 282 kinci yaral glkle soluyarak bir ot yatak zerinde yatyor ve kum torbalarnn yanna varmaya kar bundan byle bir istek duymuyordu. Dzenli aralarla yksek perdeden ve ulanp sklmadan baryordu, nk karn blgesinden bir kurun yemili. Tam, Oskar kendi arad kimseleri bulmak zere kum torbalarnn arkasnda yalanlan bir kez daha gzden geirmek zereydi ki, ana kapyla onun bitiiine rastlayan iki mermi gie salonunda bir angrtya yol at. Kapnn nne itilmi dolaplar anszn kapaklarn aarak cilt cilt evrak ynlarn dar kustu; havada yaprak yaprak alp dald evraklar, derken gelip ini deme zerine kondu hepsi, demenin zerinde kayarak yle hesap pusulalaryla temasa geldiler, yle hesap pusulalarnn zerini rttler ki, gerek bir muhasebe ileminde bunlarla tanmalar olanakszd. Artakalm pencere camlarnn da tuzla buz olduunu, irili ufakl sva kalntlarnn duvarlardan ve tavandan dkldn sylemek gerekmez sanrn. Derken bir nc yaraly srkleyip al ve kire bulutlan arasndan salonun ortasna getirdiler, ama sonra elik miferli Dr. Michon'un emri zerine lekrar kendisini alp birinci kala karmak zere merdivenleri trmanmaya koyuldular. Oskar basamaklar oflayp puflayarak kan adamlarn peine takld; kendisini geriden bir aran, sorguya eken ve halta az nce Dr. Michon gibi hoyrat ve kaba eliyle beni tokatlayan kmad. Tabii, Oskar da postane savunucularnn ayaklarna dolamaktan kanmaya enikonu aba harcyordu. Yava yava merdiveni geride brakan adamlarn peinden birinci kata knca, korktuum bama geldi: Yaraly o penceresiz, dolaysyla emin bir yer olan Posta Dalm Salonu'na soktular; oysa ben, kendim iin ayrmtm burasn. stelik ortada yalaa benzer bir ey

bulunmadndan, sepetler iindeki mektuplarn pek ksa ama yumuak bir yatak ii grebileceini dndler. Irampelimi artk yerlerine yollanamayacak mektuplarn durduu bu tekerlekli amar sepetlerinden birine yerletirdiim iin pimanlk duymutum. Bu vcutlar oyulmu, delik deik edil283 ini mvezzi ve gie memurlarnn kan, on ya da yirmi kal mektup ve kartpostallar arasndan szp trampetimi, onun imdiye kadar sadece lkc cila olarak tand bir renge boyayacak myd? Polonya kanyla trampetimin ne alp verecei vard! Kendi mendillerini, beyaz ve kolal gmleklerini Polonya bayrann yar rengi olan krmzya boyasalard ya! Nihayet sz konusu olan Polonya'yd, benim trampetim deil. Polonya kaybedecek diye, Polonya'nn beyaz- krmz kaybetmesini istiyorlar diye, zaten zerindeki taze boya yelerince kuku uyandran benim trampetim de mi mahvolsundu? Yava yava kafama bir dnce gelip yerlemiti: Hi de Polonya deil, benim yer yer yumrulmu trampetimdi sz konusu olan. Memurlara bir simge olarak Polonya yetmemi, onlar coturacak bir bayrak gibi Jan, beni kandrp postaneye getirmiti. Ben geceleyin tekerlekli mektup sepetinde uyur, ama ne sepetle yuvarlanp, ne d grrken, postanenin nbel tutan memurlar bir parola gibi birbirlerine yle fsldamlard: Can ekien bir ocuk trampeti bize snd. Biz Polonyalyz, bize snan bu ocuk trampetini korumadan yapamayz. Kald ki, ngiltere ve Fransa'nn da bizimle imzalanm garanti andlamalar var. Posta Dalm Salonu'nun ak duran kaps nnde kalan-dan geen bu tr ie yaramaz soyut dnceler benim hareket zgrlm kstlarken, postane avlusunda ilk makineli llek sesleri duyulmaya balad. Daha nceden sezinlediim gibi, SS'ler Schneidermhle Soka'ndaki polis karakolundan ilk saldrya gemilerdi. Az sonra hepimiz yere yuvarlandk; SS'ler posta ykleme rampasnn st tarafndaki paket solununa alan kapy havaya uurmutu; ok gemeden de paket mahalline girdiler, oradan paket kabul salonuna daldlar; gie salonuna giden koridorun kaps, oktan ak duruyordu nlerinde. Yaral adam tayp yukar kararak trampetimin sakl bulunduu mektup sepeti ierisine yatranlar, tabanlar kaldrd birden; daha bakalar da onlar izledi. Grltye bakarak, zemin kat koridorunda, daha sonra paket salonunda arpmalarn ba284 lad sonucunu kardm. Derken SS'ler geri ekilmek zorunda kald. Oskar, ilkin duraksayarak, sonra daha bir kararl, Posta Dalm Salonu'na girdi. Sar-gri bir yz vard yaralnn; dileri akla, gzleri kapalyd; gzkapaklarmn gerisinde gz krelerinin oynad grlyordu. Ama mektup sepetinin kenarndan aa sarkyordu ba, dolaysyla sepetteki mektuplar kirletme tehlikesi azd. Sepetin ierisine elini uzatabilmek iin ayaklarnn zerinde dikilmek zorunda kald Oskar. Adamn k ar bir kle gibi, lam da trampetimin gml bulunduu yere bastryordu. Oskar ilkin kollayarak adam ve mektuplar gzeterek sonra daha sert ekip ekitirerek sonunda yrtp paralayarak dzinelerle mektubu inildeyip duran adamn altndan kard. Bugn diyebilirim ki trampetimi elimin allnda lam hissetmeye baladn anda adamlar dolu dizgin merdivenden ktlar, koridoru geerek geldiler; SS'lcri pakel mahalinden pskrtm dnyorlard'. Zaferi kazanmlard imdilik, gltklerini iitiyordum. Kapnn yan bandaki bir mektup sepetinin arkasna sindim; adamlar doru yaralnn yanna geldiler; ilkin yksek sesle konuup ellerini kollarn oynatarak sonra alak perdeden kfrler savurarak, sepet iinde yalan adamn yarasn sardlar. Birden, gie salonu hizasndan binaya iki tanksavar mermisi isabet elli, ardndan iki iane daha; anszn sessizleti ortalk. Serbest Liman'da, Wesierplalie karsnda demirlemi sava gemilerinin ate salvolar iyi yrekli homurdanp duruyor, dzenli aralarla uzaktan uzaa gmbrdyordu; ama insan zamanla alyordu sese. Yaralnn bandaki adamlarn gzne grnmeden, trampetimi yzst brakp, Posta Datm Salonu'ndan svtm; yeniden amcam ve muhtemel babam Jan' ve bu arada Kapc Kobyella'y aramaya koyuldum. kinci katta Postane Basckreteri Naczelnik'e ayrlan daire bulunuyordu; galiba Naczclnik

zamannda davranp ailesini Brom285 berg ya da Varova'ya tamt. lkin postanenin avlusuna bakan birka depoyu aradm, sonra Jan' Naczelnik ailesine ayrlm dairenin ocuk odasnda ele geirdim. ac aydnlk bir oda; maalesef kimi yerleri serseri kurunlarla zedelenmi gler yzl duvar ktlar. Bar zaman olsa insan iki pencerenin arkasna geip Hevelius Meydam'n seyreder, gnln elendirirdi. Henz sapasalam duran salncak bir at, bir sr top, devrilmi atl ve yaya askerlerle dolu bir valye kalesi, iinde demiryollar ve minyatr marandizlerle kapa havaya kalkm bir karton kutu; kimi az, kimi ok rselenmi bir hayli bebek, dank bebek odalar; ksaca bir oyuncak furyas, Nac-zelnik'in biri kz, biri olan, iyice martlm iki ocuk babas olduunu ele veriyordu. Yumurcaklar ne iyi Varova'ya nakledilmiti de, rneklerini Bronski ailesinde grdm byle iki mark kardele yzyzc gelmekten kurtulmutum. Kurun asker dolu ocuk cennetinden ayrldna Postane Basekrcteri'niu olunun ne ok zlm olacan hafif bir zlem duygusuyla geirdim iimden; belki ilerde Modlin Kalesi iin yaplacak arpmalarda Polonya svarisini takviye etmek iin, birka oyuncak Ulan svarisini de pantolonunun cebine tktrp beraberinde gtrmt. Oskar, kurun askerlerden (azla bahsediyor ama, yine de unu itiraf etmeden duramayacak: Oyuncaklarn, resimli ocuk kitaplarnn ve topluca oynanan oyunlarn bulunduu bir de etajer vard odada ve en st gznde dizi dizi alglar grlyordu. Bal sars bir trompet, arpmalara ayak uyduran bir binaya mermi isabet ellike n n len bir ngran yan banda suskun duruyordu. Etajerin sanda, kenara doru, rengrenk bir armonika eik durumda boylu boyunca uzanmt. Anne ve babann, evltlarna sahici drl keman leliyle donatlm sahici kk bir keman armaan edecek kadar akllarndan zorlar varm anlalan. Kemann yan banda, sapasalam beyaz yz grnen ve tabladan birka oyuncak kple evresi sarlarak yuvarlanp giimesi nlenmi bulunan, isler inann, ister inanmayn, beyaz ve krm286 z bir trampet yer alyordu. Trampeti kendi gcmle yukardan indirmeye kalkmadm. Uzanaca yerin snrl olduundan haberi vard Oskar'n; cceliinin kendisini aresiz brakt yerlerde byklere bavurabilir, onlardan ricalarda bulunabilirdi. Jan Bronki ile Kobyella, demeye kadar inen pencerelerin alttan yaklak te bir hizasna kacak kadar st sle ylm kum torbalarnn gerisindeydi. Kobyella, Jan'n sana yatmt; Oskar, Kobyella'nn kan tkren yaralnn allnda kalp kukusuz giderek daha ok ezilen trampetini adamn allndan karp onaracak zaman bulunmadn hemen anlamt; nk ban kayacak vakti yoklu Kobyella'nn, kum torbalar arasndaki bir aklktan tfeini uzatm, Hevelius Meydan zerinden Schne-idermhle Soka'mn kesine doru dzenli aralarla ate ediyordu; buraya, Radaunc Kprs'nn hemen nne bir tanksavar topu gelip yerlemiti. Jan tortop olmu, bam saklam, titreyip duruyordu. Kire ve kumla pislenmi koyu gri giysisinden tanmtm kendisini. Ayaklarndaki ayn ekilde gri iskarpinlerden sadakinin ba zlmt; eilerek zlen ba baladm, bir fiyong yaptm. pi biraz ekince Jan irkildi ve (azla mavi iki gzn sol kolunun dirsek altndan ileri doru uzatarak, akl almaz lde mavi ve sulu baklarla beni szd. Oskar yle bir gzden geirince, amcasnn yaral olmadna gven getirdi; ama yine de iin iin alyor Jan, nk korkuyordu. Ben onun szlanmasn larkclmez-den gelip, Basekrcter Naczclnik'in baka bir yere nakledilmi olunun trampetini gsterdim, ak seik jestlerle, son derece dikkatli davranp ocuk odasndaki kurun tutmayan yerlerden giderek etajere yaklamasn ve teneke trampeti raftan indirip bana vermesini isledim kendisinden. Amcam beni anlamad, benim muhtemel babam anlamad beni; zavall annemin sevgilisi kendi korkusuyla ylesine megul ve doluydu ki, benim ondan yardm isteyen jestlerim korkusunu daha da artrmt kukusuz. Hani Oskar bararak derdini anlatabilirdi, ama tfeinden baka bir

2X7 eye kulak asmayan Kobyella'nn kendisini odada grmesinden ekindi. Bylece Jan'n soluna, kum torbalarnn gerisine uzandm; ainas bulunduum serinkanlln bir parasn mutsuz ve muhtemel babama aktarabilmek iin, vcudumla vcuduna dokundum. Az sonra gerekten biraz sakinlemi buldum Jan'; dzenli olarak sesli sesli soluyuum, nabz atlarnda az ok bir dzen salamt. Ama ban ilkin yava ve yumuak, sonra kesin ve sert, oyuncaktan geilmeyen tahta etajere doru dndrmeye alp, kukusuz vaktinden nce, dikkatini bir ikinci kez Naczel-nik'in olunun teneke trampetine ekmeme karn, yine beni anlamad Jan. Alttan yukar doru yryerek vcudunu ele geirip, yukardan aa gerisin geri inen korku, aada, belki de ii keeli ayakkablarn tabanlarnda ylesine bir direnile karlayordu ki, tabanlar kaldrp kendini dar atmak isliyor, sonra ters yz edip mide, dalak ve karacier zerinden kamaya balyor ve Jan'n zavall kafasna gelip buraya ylesine yuvalanyordu ki, Jan'n mavi gzleri ne frlyor ve gzlerin aklarnda, Oskar'n daha nce muhtemel babasnn gz krelerinde grmedii i ie dolam damarcklar aa karyordu. Amcamn gz krelerinin yeniden ieri ekilmesini salamak, kalbini biraz hale yola koymak, epey zaman ve zahmete maloldu bana. Ama estetik hizmetindeki tm abalarm SS'lcrin orta aptaki bir sahra lopunu savaa sokmalar zerine boa gitti; SS'ler drbnlerle bakarak sahra topuyla direkt ala gemi, postane nndeki demir ili yere sermiler, binann ula rgsnn iine serpitirilmi direkleri birer birer, hayran olunacak bir dakiklikle ve yksek bir eilim seviyesini aa vurarak pes ettirip, sonunda binay ve onu eviren demir kafesi kesinlikle dize gelmeye zorlamlard. Zavall amcam on be il yirmi direin birer birer kn btn bedeni ve ruhuyla ylesine iten yaad ki, sanki yerle bir edilen yalnz direkler olmam, onlarla beraber, onlarn zerinde dikili duran, amcamn ainas bulunduu ve kendisi iin hayali nem tayan hayal rn lanr heykelleri de 288 birer birer yklp gilnii. Sahra topunun mermilerinden binaya isabet eden olduka, amcann bunu, daha bilinli ve ustalkl atlsa, benim camlarn canna okuyan lmn stnlne ancak eriecek tiz bir lkla karlayn ancak byle aklamak mmkn. Geri Jan ateli bir ekilde baryordu, ama planszd bar ve sonunda bu bar Kobyella'nn o kemikli ve sakal vcuduyla kendini kaldrp bizden tarala atmasna yolal. Kobyclla, gzleri kirpik-siz o sska ku ban kaldrp sulu gri gzbcbcklcrini zerimizde gezdirdi. nildeyen Jan' tutup silkeledi, gmleini aarak vcudunda bir yara var m diye bakt -hani ncrcleyse glmeden duramyordum, ama en ulak bir yara izi gremeyince Jan' srt st yatrp enesini tullu, sallad, krdelti Jan'n enesini, sulu ve gri akp snen gzlerini Jan'n mavi Bronski gzlerine dikti, Po-lonyaca ve yzne tkrkler saarak kfrler savurdu Jan'a ve nihayet yerden tfeini alp ona alt; amcam, kendisine ayrlan at mazgal nnde brakt tfeini hi daha kullanmam, henz emniyet mandaln bile amamt. Tfein dipii, kuru bir ses kartarak Jan'n sol diz kapana vurdu. Btn ruhsal aclardan sonra byle ilk kez hissettii liziki bir ac Jan'a iyi gelmiti anlalan, nk atlan tlei tullu; madeni ksmlarn soukluunu ilkin parmaklarnda, daha sonra kannda duyunca bir an i-kilirgibi yapi. ama derken Kobyella'nn kfrleri ve cesaret veren kandrc szleriyle kendisine ayrlm al mazgalna doru srnerek ilerlemeye balad. Muhtemel babamn sava konusunda o kadar isabetli, btn o yumuak ve zengin hayal gcne karn o kadar gereki bir lik-ri vard ki, durumun gerektii gibi kavranlamacln aa vuran bir kahramanlk gstermesi g, hatla imknszd. Dolaysyla, kendisine ayrlan mazgaldan ate alann grp ie yarar bir hedef Gemeksizin, vcudundan hayli ilerde eik tuttuu tfei Heveli-us Meydan'ndaki evlerin allar zerine evirerek, abuk abuk vc kr krne mermilerini yakp tketti ve sonra yine srnerek, elleri bo, kum torbalarnn gerisine ekildi. Jan'n gizlendii 289 yerden kapcya yollad baklar, okul devlerini yapmam bir rencinin, mahcup ve

somurtkan, suunu iliral ediine benziyordu. Kobyclla, birka kez alt enesini oyallklan sonra glmeye balad; sanki arkas gelmeyecek gibiydi glmesinin, ama birden korkutucu bir ekilde glmeyi kesti, postanenin sekreteri olarak kendi amiri durumundaki Jan Bronski'nin incik kemiine drt lekme savurdu; lam toparlanm, o biinsiz ortopedik ayakkabsn Jan'n brne indirmeye hazrlanyordu ki, makineli llek atei ocuk odasnn geri kalan st camlarn bir bir dolap tavann altn stne getirince, ayan ckli geriye, kendini yere alarak tfeinin arkasna geti, Jan'la oyalanarak kaybettii zaman gidermek isler gibi suratn ast, acele mermi zerine mermi yadrmaya balad; hani btn bu mermileri de kinci Dnya Sava'nda harcanan cephane iine katmak gerekiyor. Acaba Kapc Kobyella beni grmemi iniydi? Btn harp malullerinin insanda sayg uyandrd gibi, genellikle pek sert ve yanma yaklalmaz bir adam olan Kobyclla, havas kurunlu bu esintili odada kalmama ses karmamt. Acaba Kobyclla'nm, buras nihayet bir ocuk odas, dolaysyla Oskar da burada kalabilir ve arpmalar arasndaki molalarda burada oynayabilir gibi bir dnce mi gemiti kalasndan? Ne kadar bir sre yerde yatp kaldk, bilmiyorum; Jan ile odann sol duvar arasmdaydm ben, ikimiz de kum torbalarnn ge-risindeydik; Kobyella ise tleinin arkasnda yalyor, iki kiinin yerine ale ediyordu. Aa yukar saat ona doru ate elindi. Ortalk ylesine sessizleli ki, sineklerin vzltsn iitmeye baladm. Hcvclius Meydam'ndan doru kulama sesler geliyor, verilen komutlar iitiyor, ara sra limanda demirlemi sava gemilerindeki loplarn bouk gmbrtsn duyuyordum. Akla bulutlu arasnda deien bir eyll gn; gne, frasyla drt bir yan sar yaldza boyuyordu; bir soluk kadar inceydi her ey; ama yine de bir duyarszlk iindeydi. Pek yaknda on beinci doum gnm kutlayacaktm. Her yln eyll aynda olduu gibi yine bir teneke trampete kavumay diliyor, ondan baka bir ey d290 sunmuyordum; bu dnyadaki btn dier hazinelere senin olsun deyip, aklmda sadece bcyazkrmz lake bir teneke trampet yaatp baka bir eye yer vermiyordum. Jan'da hibir kmldama yoklu. Kobyclla ylesine dzenli soluyordu ki, Oskar, nihayet kahramanlar da iinde olmak zere btn insanlarn vcudu zindclelircn bir ekerlemeye gereksinim duyduklarn ve bu yzden Kobyella'nm da ksa sava molasndan yararlanarak ufak bir ekerleme yaptn sand. Gzn hi uyku Iltmayan bir ben vardm ve ben yatakilerin btn amanszlyla trampet peindeydim. Hani sessizlik bir yandan byyp, yazdan yorgun dm bir sinein vzlts yava yava kesilirken, Naczelnik'in olunun trampeti yine aklma gelmiti de, onun iin deildi: Oskar arpmalar srasnda, savan grlts drt bir yannda dalgalanrken bile gzden uzak tutmamt bu trampeti. Ama imdi trampeti ele geirmek iin ortada frsat gryordum ve kakmdaki btn dnceler bana bu frsat karmamam sylyordu. Oskar, yava sava doruldu; cam paralarndan kendini kol-layarak usulca, ama gzn hedeflen ayrmakszm oyuncan bulunduu tahta etajere yneldi; daha etajere varmamken, zihninde, kk bir ocuk iskemlesinin zerine, ocuklarn evler, binalar kurmakla kullandklar tahta kpleri yp bir temel yapt, onu gcr gcr bir trampetin sahibi klmaya yetecek kadar yksek ve gvenilir bir temci; ama birden Kobyella'nm sesi ve onun kuru kapc elleri arkamdan yetiti. Umutsuzluk iinde, pek yaknamzda duran Irampeti gsterdim. Kobyella beni tutup geri ekti. Ben her iki kolumu uzatp trampeti istedim. Bir ara harp malul duraksar gibi oklu, lam yukar uzanmak, beni mutlu klmak zereydi ki, makineli tfek mermileri odadan ieri dolmaya balad, binann ana kaps nnde tanksavar mermileri patlad. Kobyella beni tutup odann bir kesine. Jan'n yambama savurdu, tekrar kendini yere alp tfeinin arkasna geti; o, tfeine ikinci defa mermi srerken, benim gzlerim hl teneke lampel-tevdi. 291 r Yerde uzanm yalyordu Oskar; mavi gzl amcam Jan Broski'yc gelince, tan hedefe varmama ramak kalmken, topallayan baca ve kirpiksiz gzlerinin sulu bakyla ku kalal Kob-yella beni kenara savurup odann kesine, kum torbalarnn gerisine yatrd zaman

kln bile kprdatmamt. Hani Oskar alyor falan deildi. Yreimde bir fke giderek kabarp bymeye balamt; iimde semiz, beyaz-mavimsi, gzsz kurtlar oalyor, kendilerine uygun bir le aryordu: Polonya'dan bana neydi? Polonya da ne oluyordu? Onlarn svarileri vard. Svarileri atlasalard ya atlarna! Ama onlar lamfcndileri ellerini pyor, ama bir hamfendinin yorgun parmaklarn deil de, bir sabra lopunun makyajsz namlusunu ptklerini ancak i iten gelikten sonra fark ediyorlard. Ve birden Krupp soyundan gelen lamfcn-di iini boaltmaya balyordu. Dudaklarn aklatyor, sinemalarn dnya haberlerindekine sava grltlerine kt bir biimde bile olsa yknyor, paralayn tatsz bonbonlarn postanenin ana kapsna frlatyor, binada kendisine bir gedik amak istiyor, ayor ve gie salonumla alan gedikten ieri giriyor, bundan byle kimseyi yukar koyverip aa brakmamak iin merdivenleri Ulyord. Sonra iamlcndii makineli llekler gerisindeki maiyeti ve zerlerine "Ostmark" ile "Sudeteland" gibi gzel gzel isimler yazlm zrhl gzetleme arabalar bir trl doymak bilmiyor, zrhtan ve gzetleyerek, postanenin nnde takur lu-kur kol geziyorlard; sanki kltr ve sanat merakls iki hamlen-diydiler de. bir saray gezmek istiyorlar, gelgeldim saray henz almam bulunuyordu. Bu ise bir an nce ieri girmeyi arzulayan mark lamlendilcrin sabrszln artryor ve onlar sarayn dardan grlebilen btn odalarna kurun grisi keskin baklar yollamaya zorluyor, bylelikle saray muhafzlarnn terleyip melerine ve bunalmalarna yol ayorlard. Zrhl gzetleme arabalarndan biri Oslmark'l galiba ad-valye Soka'clan gelerek yine postane zerine yrmek istiyordu ki epeydir cansz gibi duran amcam Jan, sa bacan kaldrp ate mazgalnn nne tuttu; gzetleme arabas, gzetleme 292 yaparken bakarsn bacana da ate eder umuduyla yapmt bunu. Belki de bir kurunun insala gelerek baldrn ya da topuunu syrp geeceini ve askerlerin abartmal bir topallamayla ate hatlndan geri ekilmesine imkn veren o yaray aacan ummutu. Bacan aralksz havaya kalkk durumda tutmakjan Bronski iin zahmetli bir isti: zaman zaman bu davranndan ister islemez vazgeiyordu. Ancak srt sl dndnde, bacan iki elivle diz ksmndan destekleyip baldrla vla topuunu daha uzun bir sre ve daha ok bir baar umuduyla serseri mermilere ve zellikle ledcle yollanacak kurunlara peke ekecek gc buldu. jan' o zaman ne kadar ok anlamsam ve hatla bugn ne kadar ok anlyorsam, kendi amiri olan Posia Sekreteri amcam bu yrekler acs ve umutsuz durumda gren Kobyella'nm o zamanki fkesini de gene yle doal karlamtm. Kapc Kobyella, srad gibi yerinden kalkm, ikinci bir srayla yanmza gelmi, elini uzatp yerdeki klesi yakalam, klce halindeki Jan' kavram, btn kleyi kaldrp sonra tekrar yere frlatmt; sonra yeniden yakalam, klenin orasn burasn alrdalp k-lrdelmis, sa iaralian luup sol tarafa veritirmi, sa elini kaldrp yaptrm, soluyla kleyi brakm, ama havadayken tekrar yakalamt; bu kez sa ve sol ellerinin ikisini birden yumruk yapp tam Jat'm zerine indirecekken. Ja'a. benim muhtemel babama vuracakken, bir angrt olmu, sanki melekler Tanr'}1! ululamak ici bu argrly karmlar, sanki radyonun iinden gkyz ark sylemeye balamt. Ja'a deil, Kobyella'ya isabet etmiti mermi; bir mermi byk bir aka yapm, bu akaya gle gle krlm kiremitler, krklar gle gle toz, svalar gle gle un olmu, tahtalar kendilerini paralayacak baltaya kavumu, btn o gln ocuk odas tek ayak zerinde sekmeye balam, Kathe - Kruse bebekleri patlayp atlam, salncakl at, tabanlar kaldrm ve iinden, al zerimde bir binici olsayd da frlatp alsaydm yere diye geirmi belki, derken Marklin na 293 Klular'da* konsl ksiyon bozukluklar olduu anlalm ve Polonya Svarileri gelip bir anda odann drt bir kesini ellerine geirmiti. Sonunda oyuncaklarn bulunduu etajer devrilmi, ngraklar alarak Paskalya'nn geldiini mjdelemi, armonika mar mar diye sesini ykseltmi, borazan, bilmem kimin iin bir eyler liflemi, hepsi de ayn zamanda seslerini duyurmutu. Prova halinde bir orkestrayd sanki: Haykrmalar, barmalar, kinemeler, n n lmeler, sangrdayarak krlp dklmeler, atlayp patlamalar,

gcrdamalar ve lklar; ok yksekte tm mermi, ama yine de demeleri oyup gemiti. Mermi odaya isabet ettii zaman, ocuk odasnn meleklcrce korunan kesinde, pencere altnda bulunan benim payma teneke trampet dmt. skar'm yeni trampeti; bir tek delii bile yoktu, sadece lake yzeyinin bir iki yeri atlamt, o kadar. Yeni ele geirdiim, dela kendiliinden yuvarlanp gelerek anszn nmde beliriveren trampetten basm kaldrnca, Jan'a yardm etmek gerektiini grdm; Kobyella'nm ar vcudunu kendi vcudundan bir trl uzaklatramyordu Jan. lkin merminin amcama da isabet etliini sandm; nk pek doal denecek biimde inildeyip duruyordu. Gene yle doal biimde inildeyen Kobyella'y nilayc yuvarlayp bir kenara alnca. Ja'n vcudundaki yara berenin pek nemli olmad anlald; cam paracklar sa yanan ve bir elinin arka yzn izmiti, o kadar. Acele bir karlatrma sonunda grdm ki, benim muhtemel babamn kan, Kapc Kobyclla'm kanndan daha ack renklcydi; kapcnn bacaklarnn st ksmlarnda, pantolon. slanp koyu bir renk almt. Peki ama, Jan'm o zarif gri ceketini kim paralayp tersine evirmiti, anlamak mmkn olmad. Kobyella m yapmt bunu, yoksa mermi mi? Omuzlar lena halde hrpalanmt ceketin; as* Marklin I i rinas taralndan ocuklar ici yaplan oyuncaklar; paralar halinde olup, ocuklar bu paralar bir araya getirerek emada gsterilen oyuncaklar kurup atarlar. (.NJ 294 tan km, dmeleri kopmu, dikileri patlam ve cepleri tersine evrilmiti. Benim yardmmla Kobyella'y ocuk odasndan karmadan, hoyrat bir frtnann celilerinden dar savurduu teberileri bir araya toplamaya alan zavall amcam Jan'n bu davrann ho karlamanz rica ederim. Taran, sevdii kadnlarn resimlerini -zavall annemin belden yukar bir resmi de bunlar arasndayd- yine arayp bulmutu amcam; para antas almamt bile. Koruyucu kum torbalarnn bir ksmn mermi sprp gittii iin, odada ok uzaklara kadar savrulan skal kartlarn tek bana bir araya toplamas g ve tehlikeliydi; nk amcam oluz iki kartn otuz ikisini yeniden ele geirmek isliyordu; otuz ikinci kart gremeyince bir mutsuzlua kapld; Oskar, harap olmu iki bebek odas arasnda bulup kendisine uzatr uzatmaz, karim maa yedilisi olmasna aldrmayarak glmsedi. Jan'n ocuk odasndan sryerek nihayet koridora kard Kapc Kobyella, amcamn anlayabilecei birka sz konuacak kadar kendini toparlamt: "Var m bir ey?" diye sordu endieli bir tonla. Jan. elini Kobyella'nn pantolonundan ieri daldrd, Kobyella'nm yasl erkek bacaklar arasna soktu; elinin kanla dolmas zerine, evet der gibi basn sallad. Ne kadar mutluyuz hepimiz de: Kobyella, artk gururlanmaya devam edebilirdi; Jan maa yedilisi de iinde olmak zere btn iskambil ktlarna kavumu, Oskar ise yeni bir trampet ele geirmiti. Kan kavlimin halsizlctirdii Kobyella, Jan vc Viktor Weluhn adnda biri tarafndan aa kattaki Posta Datm Salo-nu'na indirilirken, trampeti her admda dizine vuruyordu Oskar'-n. 295 SKAMBLDEN EV Kaybettii kan fazlalamasna karn arl gittike arlan Kapc Kobyella'nm lammasna Viktor Wekihn yardm etti. 1leri derecede miyop Viktor Weluhn'un gznde gzlk vard o zamanlar; dolaysyla, merdivenlerin ta basamaklarn karken sendelemiyordu. Miyop bir kimse iin ne kadar inanlmaz grnrse grnsn, isi nvczzilikti Viklor'un. Bugn kendisinden sz aldka zavall Viktor eliyorum. Nasl annem, liman nndeki dalgakrana ailece yaptmz bir gezinin sonunda zavall annem olmusa. Mvezzi Viktor da gzln kaybederek -hani baka nedenlerde bunda rol oynamt kuskusuzzavall gzlk-sz Viktor olmutu. Ziyaret gnleri: "Zavall Yikio'u grdn m?" dive soruyorum dostum Vilar'a. Ama Fligcrn'lc Cerres-leim arasndaki ilerde sz konusu edilecek o tramvay yolculuumuzdan sonra kayplara kart Viktor, inallah peine dm dedeklillcr bouna ararlar da kendisini, bulamazlar: inallah Viktor bu arada kaybolan gzlne kavumu ya da kendisine uygun bir baka gzlk ele geirmitir de. v ine bir zaman olduu gibi, bu kez Polonya'nn deilse bile Federal Almanya'nn posta hizmetinde, miyop gznde gzlk, renk renk makbuzlar ve il il

paralarla insanlara mutluluk datmakladr. Kobyella'y sol taralndan tutmakta olan Jan: "Fena durum, deil mi?" diye sylendi soluyarak. "Ya bir de ingilizler, Franszlar yetimezse, o zaman halimiz 296 nasl olacak, kimbilir!" "Ama gelirler muhakkak Rydz-Smigly daha dn dedi ki radyoda: Bize verilmi bir garanti var, sava pallar patlamaz btn Fransa yckvcul olarak Polonya'nn yannda yer alacaktr." Cmlesini bitirinceye kadar gven duygusunu korumakla glk ekti Jan; nk sr ksm izilmi elinden szan kann manzaras, Polonya - Fransz garanti andlamasna kar iinde bir kuskunun domasna yol anasa da, btn Fransa Siegfried Haiti'ni ap yckvcul olarak Polonya'nn yannda ver alncaya kadar kendisinin kan kaybndan lp gidebilecei korkusunu uyandrmt iinde. "Muhakkak yola kmtr Franszlar. ngiliz filosuna gelince, daha imdiden Ballk Denizi'ndc volta atyor." Viktor Weluhn, konuurken yanks uzun zaman srp gidecek oturakl deyimler kullanmay seviyordu; merdivende durdu bir ara: sa kolunda kapcnn kurunlanm vcudunun arl, sol elini tpk bir liyalrodayn gibi havaya savurup be parmann beini de konuturarak: "F, haydi gelsenize, sizi marur ngilizler!" diye sylendi, Jan Bronski'yle Viklor VVeluhn tekrar tekrar Polonya - Fransz - ngiliz ilikilerini sz konusu ederek Kohyella'y yava yava sahra laslanesine gtrrlerken. Bayan Grclchen Schelllcr'in kitaplarnda bu ilikiler zerine okuduklarn kafasndan geirdi, Oskar. Kevser'in 'Danzig Tarihi" atili kitabnda unlar yazlyd: "1870 - ] 871 Alman - Fransz savanda 1870 ylnn 21 Auslo-s'unu le sonras drt Fransz sava gemisi Danzig limanna girdi; kovda volta alarak loplarnn namlularn rhtmla kent zerine yneltti: ama bir sonraki gece Kaplan Vvcickmann kumandasndaki Nymplc adndaki korvet, Pulzigcr Wiek'te demirlemi filoyu ekilip gitmeye zorlad." Birinci kattaki Posta Dalm Salonu'na varmadan az nce, doruluu ilerde anlalan u gre ver verdim kafamda: Simdi Polonya Postanesi ve btn Polonya ovas saldrya uraken, ngilizlerin Anavatan filosu lskoya'nn kuzeyindeki liyorlarn bi297 rinde az ok gvenlik iinde yalyor; Fransa'nn byk ordusuna gelince, henz le yemeini yiyor ve Majino Haiti'nin n kesimlerinde birka kesil eyleminde bulunarak Polonya - Fransz garanti andlanasm gereini yerine getirdiine inanyor. Posla Dalm Salonu'nun ve seyyar hastanenin nnde Dr. Micho karlad bizi; hl basnda elik mifer duruyor, ss iin ekelinin sl cebine yerletirdii mendilin ucu grnyordu; yannda Varova'dan gnderilmi Konrad adnda bir temsilci vard. Hemen Jan Broski'nin korkusu, btn deiik nanslaryla ortaya kt. Ja Hronski, en ar yaralardan birini aln bir insan ss verdi kendine. Viktor Weluhn ise yaral olmadndan ve gz gzlkle donallrsa iyi bir nianc grevini yapabileceinden, yine gie salonuna yolland. Jan'la benim ise penceresiz salona girmemize izin verildi; salondaki mumlar ancak yar buuk aydnlatyor, nk Danzig Elektrik daresi artk Polonya Posla-nesi'ne elektrik vermeye yanamyordu. Jan'n yaralandna pek inanmak islemeyen, ama postanenin savamaktan ylmaz bir savunucusu olarak jan'a pek de lazla deer vermeyen Dr. Micho, posta sekreterine szde shhiyeci grevini yklenip yarallarla ilgilenmesini emretti; beri yandan aresizliini sezer gibi olduum bir el hareketiyle okad Oskar', arpmalardan uzak kalmam iin beni gzden uzak tutmasn Jan'a tembihledi. Bir sahra lopu mermisi gie salonu hizasnda binaya isabet edince, il yavrusu gibi daldk. elik milcrli Miclon'la Varo-va'l Temsilci Konrad ve Mvczzi Weluhn, kendi ate mevzilerine koutu. Jan'la ikimiz de, sekiz yaralyla, arpmalarn btn grltsn boup hafifleten kapal bir salonda bulduk kendimizi. Dardan sahra topu binay dvyor, ama salondaki mumlarn titrek alevinde bile bir deiiklik grlmyordu. Yarallarn inildeyip szlanmalarna karn, daha dorusu yarallarn inildeyip szlanmalarndan lr sessizdi ierisi. Ja, yalak araflarn para para koparp, tell ve beceriksiz, Kobyella'nn bacan sard, sonra da kendi yarasn tedavi etmek isledi; ne var ki am-

29X canm yanayla elinin arkas kanamaz olmutu arlk; zerleri kabuk balam susuyordu izikler; ama belki acyor, amcamn korkusu iin bir besi oluturuyorlar ve bu korku, tavan alak ve bunallc salonda saa sola kprdayacak bir are bulamyordu. Derken amcam, dalgn ve dikkatsiz, ceplerini kartrp skat ktlarn olduu gibi kard ortaya; savunmann krlp kne kadar skal oynadk. Otuz iki kl kartrlp kesildi, datld ve oyun balad. Mektup sepetlerinin hepsi de daha nceden yarallarla doldurulduu iin, Kobyella'y bir sepele dayadk; baktk ki Kobyella arada bir devrilecek gibi oluyor, bir baka yaraldan aldmz pantolon asklaryla balayp doru drst oturmasn saladk, sakn elinden iskambil ktlarn clrmeycsin diye tembihledik; nk Kobyella'sz olmuyordu, skal oyunu iin bir nc kii gerekliydi, Kobyella'sz ne yapardk? Mektup sepetlerinde yalanlara ise siyah, krmzdan ayrmak g geliyor, dolaysyla skal oynamak islemiyorlard. Dorusu Kobyella da skal oynamaya yanamyor, uzanp yalacak oluyordu; her eye bos vermek, her eyi kentli akna brakmakt bln dilei. Nihayet kapc elleri bos, gzlerini kirpiksiz yumarak, postanenin yklmas iinin son anlarna seyirci kalmak isliyordu. Ancak biz onun byle bir teslimiyete kaplmasna msaade etmiyorduk, onu kskvrak balamtk ve nc olarak oyuna katlmaya zorluyorduk. Oskar ise ikinci oyuncunun yerin i tuluyor, kimsede Parmak (ocuk'un nasl olup skal oynayabildiine amyordu. fcvel, ilk kez bir byk adam gibi sesimi karp "on sekiz" deyince Ja Bronski elindeki iskambil ktlarndan gzlerini kaldrarak akl almaz ltle mavi bir bakla ksa bir sre bana bakt, daha arttr, daha! der gibi ban sallad, ben tie bunun zerine "yirmi" eledim. Ja duraksamadan: "Daha daha!" diye sylendi. Ben : "Yirmi iki? Yirmi ? Yirmi drt?" diyerek arttrmam srdrdm. Yirmi drtte Ja: "Pas" dedi. Sra Kobyclla'dayd imdi, pantolon asklaryla bal olmasna ramen yeniden ylp kalacak gibi oldu. Ama biz onu lulup kaldrdk; darda, oyun oyna299 eliimiz salondan uzakta bir yere isabet eden bir lop mermisinin gmbrtsnn gemesini bekledik, sonra bagsleren sessizlikte tiz perdeden bard Jan: "Yirmi drt, Kobyella! Duymadn m, olan kaa arttrd?" Allah bilir nerelerden, hangi derinliklerden kp geldi, kapc. Gz kapaklarn sanki bir vinle ancak kaldrabilmi gibiydi. Ja'n daha nce el almdan, ama hile yapmak gibi bir niyet tamakszn eline tututurduu on kart zerinde sulu sulu gezindi gzleri. Sonra: "Pas" dedi. Daha dorusu konuamayacak kadar kurumu dudaklarndan okuduk bunu. Ben baya bir ispati ektim. Jan kontra oynuyordu. K tutabilmek iin Kapc Kobyclla'ya seri seri baryor, kendini toparlayp islenilen kartlar vermesi iin kaba brn durmadan drtyordu; nk ben ellerindeki btn kozlar ekip almtm, ama bende karo olmad iin Ja'n oynad karo asm alnca el yine bana gei i; kupa beyini ektim derken, Jan onluyu verdi, Kobyella da dokuzluyu, kupa serisiyle oyunu kazanmam yzde yz garantiye girmiti: Bir oyun, iki kontra, c "Schneider", drt ispati etler krk sekiz, yan on iki metelik. Bir sonraki oyunda, byk bir riski gze alp ikisin bir Grand oynadm: her iki olan da elinde bulunduran, ama ancak otuz e kadar arllran Kobyella karo olann kupa oglany la alnca oyun canland biraz. Arkadan karo asn ekti Kobyella. benim de buna kars bir ey vermem gerekiyordu; Jan onluyu verdi, Kobyella hepsini toparlayp cck(i kenara, sonra papaz oynad; benim eli kentlime geirmem gerekiyordu, ama bunu yapmayarak ispatinin sekizlisini verdim. Jan btn ustaln gsteriyordu, hatta bir ara maca onlusuyla el bile kapt, ama derken ben getim Jan', hay Allah, Kobyella'da maa olanyla beni gemiti; maa olann unutmu veya Jan'-dadr dive dnmtm, ama ile Kobyclla'da kmt, Kobyella geti beni, sonra da tabii elindeki br maalar oynad, ben verdim boyuna, Jan elinden geleni yapyordu, sonunda kupa gstermeye baladlar, ama i ilen gemiti, aldm ktlar say300

ORHAN KEMAL L HALK KTPH* ~ dim, 52 tuttu: Bir lkisiz Oyun, Grand eder alm; yani yz yir-i puan ve bunun karl otuz Icik kaybediyordum. Jan. bana dn olarak iki gulden bozuk para verdi, kaybettiimi dedim; ama Kobyella oyunu kazanmasna ramen yine ylp kalmt, kendisine kazand para denecek gibi deildi, o anda merdivenlere ilk kez isabet eden bir tanksavar mermisini bile umursamad, oysa yllardr bkp usanmadan temizleyip cilalamt bu merdivenleri. Posta Dalm Salonu'nun kaps sarslp da mum alcvcikleri balarna geleni ve balarn hangi yne yatracaklarn bilemez olunca, yine bir korku ald Jan'. Derken merdivenler tekrar sessizlie gmld; ikinci tanksavar mermisi binann uzak d cephesinde patlad, ama yine de Jan ktlar kararken akln karm gibi davranyordu. Katlar dalrken de iki kez hala yapt, ama ben bir ey sylemedim. Ate devam etlii sre, Jan'a sz kr edecek gibi deildi; boyuna telalanyor, yanl kart atyor yere, hatla kar atmay unutuyordu. Unutuyor ve kk, biimli ve hassas etli kulaklarndan biriyle boyuna thsarlar dinliyor, bizse bu arada onun kendini oyuna vermesini sabrszlkla gzlyor-duk. Jan oyunu gittike daha dalgn oynuyordu; oysa Kobyella, ylp kalacak gibi olup brne clrihnesi gerektii anlar saylmazsa, hep oyunun iindeydi. Ancak oyunu kazand veya kontra oynayp Jan ile benim bir Grandjmz boa harcatt zaman, ylp kalyordu. Kazanmak ya da kaybetmek arlk ilgilendirmiyor kendisini, oyunu sadece oyun iin oynuyordu. Biz savlan sayar, sonra sayma iini yinelerken, Kobyella kendisine dn verilmi pantolon asklar iinde eik asl duruyor, yaadna bir iaret olarak sadece grtlandaki adem elmasnn korkutucu biimde hareket etlii grlyordu. Bu kiiyle oynanan skal oyunu Oskar' da yormutu. Hani postanenin kuatlmas ve savunulmasyla ilgili grlt ve sarsntlarn sinirlerimi ar yormasndan deil, daha ok btn maskelerin byle ilk kez ve tasarladm gibi dar bir zaman sresi iinde drlmesinden kaynaklanyordu bu. Ben o gne ka301 dar sadece sladm Bcbra ile yanndaki Uyurgezer Bayan Rosvvit-la'ya kendimi btn plaklyla gstermi, amcan ve nuhle-mcl babamn, ayrca bir harp malul Kapc'nu yani ilerde haya-tm/n lankar olarak asla sz edilemeyecek bu insanlarn karsna nfus czdanma uyarak on be yanda biraz a(ak skat oynayan, ama cce llerime /ersah fersah uzak den bu cabalar, oyun balayal daha yarm saat gemeden ellerimde, kollarmda ve bamda pek iddedi arlara yol amt. Oskar oyuna son verse memnun olacakt hani ve bunun iin yeteri kadar frsat da ele geirebilirdi. Ama imdiye kadar tanmad bir sorumluluk duygusu, ona dayanmasn ve muhlemel ba-basndaki korkunun karsna lek etkili are saylacak skal oyunuyla kmasn llyordu. Bylece srdrdk oyunu ve Kobyelfa'nm lmesini yasakladk. lmeye bir trl (irsal bulamad Kobyella, nk iskambil ktlarnn boyuna ortada dnmesine alyordum. Bir ara merdivenlerde bir patlama duyulup mumlar devrilerek kk alevleri grnmez olunca, hemen ben, aklm basmda, ilk yaplacak ii yaparak jan'n cebinden kibriti kardm; Jan' ular yaldzl sigaralarn da ekip aldm kibritle; bylece yeryzne deta yeniden getiren ilk kimse oldum, kendisini yattracak bir Rc-galle marka sigaray ateleyip Jan'a uzattm; Kobyella karanlktan yararlanarak aramzdan ayrlmaya frsat bulamadan, alev zerine alevle aydnladm ortal. ki mumu trampetinin zerine oturttu Oskar, sigaralar hemen elinin alma koydu; ama kendisi sigaraya rabet etmiyor, Jan'a zaman zaman bir sigara ikram etmekle yetiniyordu. Kobycl-la'n da bzlm azna bir sigara tututurdu, imdi biraz daha dzelmiti durum; oyun canland, sigara avutucu bir etki yapm, Jan' yattrmt, ama yine de oyunlar birbiri arkasndan kaybetmesini nleyemedi. Jan terliyor ve kendini yapt ie ne zaman btnyle verse her seferinde olduu gibi, dilinin ucunu st dudanda gezdiriyordu. Bir ara o kadar kendinden geti ki, Alfred ve Matzeralh dedi bana, Kobyella'nm yerinde de zavall 302 annem v;r z hir

bt dondan c-5i t? narak V.X'kc Kohyc||a, d cn clmezdi. 303 ranp karo olann ekti -bu arada sunu syleyeyim ki, Jan'n karsnda Malzcrath'm deil de zavall annemin yerini tutmak daha ok houma gitmiti-, ardndan kupa olanm oynad asla Matzeralh'Ia karlatrlmak islemiyordum hani-, gerekle harp malul ve kapc Kobyella olan Matzeralh oynasn diye sabrszlkla beklemeye balamt, ama Kobyclla'um oynamas zamana bakyordu; derken Jan'n kupa as rak diye saklad yere; anlam-yordujan, anlamak islemiyordu, her vakit mavi gzl kalmt, o kadar; ve kolonya kokmutu hep, kafas hi ermemiti ve imdi de neden Kobyella'nm btn ktlar elinden yere drdn, mektuplarla ve l adamlarla amar sepetini devirdiini anlamad; ilkin l adam, sonra bir kucak mektup, sonunda da gzel rlm sepetin kendisi yz koyun serildi yere, bir mektup seli bize doru akt, sanki bize yollanmt btn mektuplar, sanki imdi bize iskambilleri bir kenara itip mektuplar okumak ya da pullarn karp toplamak dyordu. Ama Jan ne mektuplar okumaya, ne de pullarn toplamaya yanat; ocukken ok pul toplam, imdi iskambil oynamak, Grandland'n sonuna kadar oynamak isliyordu; kazanmak isliyor, yenmek isliyordu. Kobyclla'y tutup kaldrd yerden, sepeti tekerlekleri zerine olurllu, ama yerde yatan l adama dokunmad, mektuplar da gerisin geri aktarmd sepete, yani sepeti yeleri kadar arlkla donatmad; yleyken kmldayp duran lalil sepete balanm Kobyclla'um yerinde bir lrl rahat oturamayp gittike bir yana kayklmasna at, sonunda Kobyella'ya: "Rica ederim. All reel, oyunbazlk yapma, iitiyor musun?" diye kt. "u eli de oynayalm, sonra kalkar gideriz evimize. Hey, beni dinlesene kuzum!" Oskar, yorgun, doruldu; kollaryla bandaki giderek iddetlenen arlar yenerek kk ve dayankl trampcli ellerini Jan'n omuzlarna koydu; sesini ykselterek, srarl bir tonla konumaya zorlad kendini: "Brak onu baba, ld adamcaz, artk skat oynayamaz! Ama islersen seninle altm all oynayalm?" O anda kendisine baba diye hitap etliim Jan, kapcnn geride kalan cansz vcudunu brakt, gzlerini dikip mavi mavi, ma3(14 viyle dolup taarak bana bakt ve alamaya balad: "Hayr, hayr lavr hayr hayr..." Ben ellerimle okadm Jan', ama o hayr dc-ncvc devan elti. Anlaml, anlaml ptm Jan' ama onun sonuna kadar oynayamad elindeki ktlardan baka ey dnd yoklu. Beni karsnda annem olarak grp szland: "Kazanmtm, Agues. Yzde yz kazanmtm." Ben, yani onun olu, annem Agues roln benimsedim, kendisine hak verdim, kazanm olacana yemin ederek doruladm szlerini. Halta aslnda kazandm. Agncs'ciinin szlerine kulak vermesini syledim. Ama Jan ne bana, ne de anneme inand, yksek sesle szlanarak alad ilkin, sonra sesini alaltarak azndan peltek sesler karmaya balad, soumu bir kle gibi orackla duran Kobyella'nm bacaklar arasnda gezdirdi ellerini, mektuplar arasnda iskambil ktlarndan bir ikisini bulup ald, ama otuz ikisini ele geirmeden ii rahat etmedi bir lrl. Ktlarn zerine, Kobyella'nm pantolonundan damlam o yapkan svy temizledi, her ktla urat bir sre, sonra onlar kartrp yeniden dalmak isledi; ama sonunda biimli, dar olmayan, ama biraz fazla przsz ve geirgenlikten uzak alnnn gerisinde bir k akar gibi oldu ve hu yeryznde artk skat oyunu iin bir nc adan kalmadn anlad. Derken Posta Datm Salonu'nda t kmaz oldu. Sanki darda son skal oyuncusu ve nc adam iin uzun sreli bir dakikalk sayg duruuna geilmiti. Anszn kap yavaa alr gibi geldi Oskar'a; omuzlan zerinden bakp bu yeryznde akla gelmedik her trl eyle karlaabileceini bekleyerek, Viktor Weluhn'un luhal derecede kr ve bos yzn grd.

"Gzlm kaybettim, Jan!" dedi Viktor. "Hl burada msn? Kaalm haydi! Franszlarn gelecei yok, gelseler bile i iten gemi ola-eak. Beni gtr buradan, Jan! Beni yanna al, gtr buradan; gzlm kay bel t i m." Zavall Viktor, belki de yanl odaya geldiini sanmt; nk 11(1 sylediklerine bir cevap alp, ne gzln bulunca ne de Jan 305 kamaya hazr kolunu kendisine uzatnca, gzlksz yzn geriye ekip kapy kapad. Ksa bir sre ayak seslerini izledim; Vik-lor el yordamyla ilerlemeye alyor, deta bir sis bulutunu ikiye ayrarak kap uzaklamak istiyordu. Jan'n aklna glnecek ne gelmi olabilirdi? Jan ilkin alak perdeden ve gzlerinden hl yalar aklarak, ama derken yksk sesle ve neeyle bir glme nbetine kaptrd kendini; o taze, pembe ve btn sevip okamalara hazr uzatlm dilini aznda oynatmaya balamt. Skal ktlarn havaya alp kapt; nihayet, suskun adamlar ve mektuplarla dolu odada t kmayp, bir pazar gnnn havas ortada bagslcrir gstermez, soluunu tutarak, dikkatli ve dengeli el hareketleriyle iskambil ktlarndan alabildiine nazl bir bina kurmaya balad. Maa yedilisiylc ispati kzn binann temeli yapt, her ikisinin zerine karo papazn yatrd, sonra kupa dokuzlusuyla maa asm dikip zerlerine ispati sekizlisini yatrarak, birinci temelin yanna ikincisini kt. Dikine konulan kzlar ve aslarla iki temeli birbirine balad; yle ki, btn kartlar birbirini destekliyordu. Derken, ikinci kaln zerine bir ncsn kmaya karar verdi ve bunu da benzer merasimlere uyarak, zavall annemin yabancs olmamas gereken srarla ve kesin el hareketleriyle yapt. Kupa kzn krmz yrekli papaza dayaynca, bina kmedi; hayr, hafifecik durdu yerinde, soluksuz llerle ve soluunu tutmu direklerle dolu odada hafiflen soluyarak, ili ve duygulu durdu. Bu da ellerimizi kavuturmamza yolal ve btn inaat kurallarna gre binay gzden geiren kukucu Oskar'a, insann genzini yakan duman ve kokuyu unutturdu; duman ve koku azar azar, kvrla kvrla Posta Dalm Salonu'nun kapsndaki aralklardan ieri szyor ve iskambilden binasyla bulunduumuz salonun cehenneme kap komu olduu gibi bir izlenimin domasna yol ayordu. SS'ler alev makineleri sokmulard savaa; cepheden saldrmaktan kanm, ieriyi dumana boarak binadaki son savunucular dar karmaya karar vermilerdi. Dr. Michon'u o duruma getirmilerdi ki, bandan elik miferi alp bir yatak araf 306 kapm, yatak arafnn da yetmediini grerek cebinden ss mendilini alm, her ikisini birden sallayarak Polonya Postanesi'-ni teslime kalkmt. Oluz kadar yan krlemi ve atele kavrulmu adam, havaya kaldrdklar ellerini ve kollarn enselerinde kavuturarak postane binasn sol yan kapdan terk edip avlu duvarnn nne dikildiler ve burada yava yava yaklaan SS'lcri beklemeye baladlar. Sonradan anlatldna gre, avlu duvarnn nne gelip dikilmc-Icriyle saldrganlarn avluya ulamas arasnda geen ksa srede savunucularn ya da drd kam, postane garajiyla ona bitiik polis karakolunun garaj zerinden gemi ve Rahm'cleki boaltlm evlere dalarak kaybolmutur. Halta bu evlerde parti rozetleri tayan niformalar bulup srtlarna geirmi, ykanp temizlenmi, ardndan birer birer svmlar. Ayrca denildiii-nc gre, ilerinden biri Altsadscher Graben'dc bir gzlkye uram, kendi gzl postanedeki arpmalar srasnda kaybolduu iin gzne uyan yeni bir gzlk alm. Halta Viktor Wcluhn nk Viktor Weluhn'mus ad yeni gzlkle donanm olarak Odun Pazar'ndaki bir meyhanede bir bira imi, sonra bir bira daha imi, nk alev makineleri susaimm kendisini; sonra da nndeki sisi biraz hafifleten, ama hi de eski gzlk gibi silip atamayan yeni gzlyle lirar etmi ve hl da sryormu bu firar, nk peine denler ite ylesine yapkan eylermi. Dierlerine gelince otuz kadardlar ve kamaya karar verememilerdiJan tam elindeki kz kupa papazna yaslayarak elini mutlulukla geriye ektii an, bunlar duvar dibinde, yan kapnn karsnda dikilmeye balamlard. Daha ne diyeyim? Gelip buldular bizi. Kapy birden aarak ."Dar!" diye bardlar, bir rzgr estirdiler ortalkta, iskambilden binann kmesine yolacllar. Byle bir mimariden anlayacak insanlar deillerdi; isleri gleri betondu onlarn. Bir ey ina edecek oldular m, bir

daha yklmamak zere ina ediyorlard. Postane Sekreteri Jan Bronski'nin fkesinden ate pskren, hakare307 te uram bir ifadeye brnen yzn umrsamadlar. Kendisini dar ekip kardlar solanelon, ama Jan' bir kez daha iskambil ktlarna uzanp, salondan karken yanna bir eyler aldn gremediler; Oskar'n yeni ele geirdii trampeti, zerindeki mum kalntlarn kazyp yanna aldn, bir sr tep feneri ortal aydnlatt iin mum kalntlarna bo verdiini fark edemediler; lencrlerin gzlerimizi kamatrdn, dolaysyla kapy bulmamza pek imkn vermediini anlayamadlar. Cep lmbalar ve ileri doru uzattklar silhlarnn arkasndan: "Dar!" diye bardlar, Jan'la ben koridora ktktan sonra da barmalarm srdrdler. Bu barmalanyla Kobyclla'y, Varova'dan gelmi Kon-rad', ayrca Bolatk' ve salnda tclgral giesinde alm ufak tefek Wischnewski'yi kastediyorlard. Bunlarn dediklerini yapmadklarn grerek korktular bir ara. Ancak kendilerini Jan' ve benim nmde gln duruma soktuklarn anlayp -nk onlar "Dar" diye kkredike, ben yksek perdeden glyordm-kcslilcr barmay, "Ha, yle mi?" dediler ve bizi alarak avludaki kollarn havaya kaldrp, ellerini enselerinde kavuturan ve susam bulunan ve siemalardaki dnya haberlerinde gsterilmek zere filmleri ekilen otuz kiilik grubun yanna gtrdler. Biz yan kapdan dar karlr karlmaz, muhabirler bir zel araba zerinde monte edilmi film makinelerini altrp, sonradan bln sinemalarda gsterilen ksa metrajl bir (ilm ektiler. Duvarn nnde dikilen grup arasndan beni ayrp akllar sonra. Oskar o anda bir cce oluunu anmsad, her eyi balatan yamdanln anmsad; ellerinde, kollarnda ve bandaki tatsz arlar yeniden ulland zerine, trampeliylc bir ara yere ykld, rpnmaya balad; yar gerek bir nbet geiriyor, yar numara yapyordu; ama bu nbet srasnda bile elinden trampetini brakmad. SS'ler onu bir arabaya tkp da araba yola koyulunca, Oskar kendisini Belediye Haslanesi'ne gtreceklerini anlad: Jan, zavall Jan, aptal ve mutlu, n sra glmsyor-du; sol elindeki bir iskambil kdn sallayarak -sanrn kupa kzydarabayla uzaklaan olunu ve Oscar' uurlad. 308 SASPE'DE YATIYOR Son yazdm blm demin balan aa yeniden okudum. Yazdklarmdan memnun kalmadm ama, hepsinin Oskar'n kaleminden kt, gn gibi ortada; nk lazla sze kamadan, zetleyerek, az szle bilinli bir zetlemeyi ama edinen bir yazya uygun olarak, arada bir yalan sylemeyi deilse de, abartmaya kamay baarl bu kalcn. Ama gereklen ayrlmamak iin, Oskar'n kalemini arkadan vurup burada bir noktay dzeltmek islerini: Bir kez Jan' naa-lesel sonuna kadar oynayamad ve kazanamad oyun bir grandhad deil, ikisiz bir karoydu; sonra Oskar Posta Dalm Salonu'udan ayrlrken yalnz yeni trampetini deil, mektuplarla ve pantolon asklar bulunmayan l adamla amar sepetinden dm yer yer atlak eski trampetini de yanna almt. Bir de buna eklenecek u var: SS'lerin: "Dar!" diye barmalarna kulak verip beylik cep fenerleri ve silhlarn davetine uyarak Jan'la lien dar kar kmaz. Oskar kendisine snacak bir yer aram, bir amca gibi iyi yrekli insanlar izlenimini uyandran iki SS arasna gidip dikilmi, ac ac alar gibi bir poz taknm ve sulayc bir edayla Jan', babasn gstermiti; onun bu sulamalar da zavall Jan', masum bir ocuu srkleyip Polonya Poslane-si'c getiren ve hunharca bir Polonya laktiine bavurup mermilere siper olarak kullanmak isleyen kt kalpli bir adan durumuna sokmutu. Oskar bu Yuda oyununu uygulayarak, salam ve hurda iran3(19 peller konusunda kendisine kimi karlar salayacan ummu ve bunda da hakl olduu sonradan anlalmt: SS'lcr Jan'm belinin ortasna tekmeyi indirmi, dipiklerle onu ilip kakm, ama benim trampetlerimden hibirine dokunmamlard; ilerinden biri, burnunun ve aznn evresinde bir aile reisine zg tasa ve kayg krklar grlen yalca bir SS, eliyle yanaklarma vurarak okamt beni; seilemeyen beyaz-sansm biri de beni kucana alm ve

onun bu davran (ca halde dokunmutu Oskar'O zamanki bu yakksz davranmdan bazen utan duyduum bugn, ikide bir yle diyorum kendi kendime: Jan farknda olmamt yaptmn, kendisini iskambillerden hl ayrama-ml ve sonra da bir trl ayramad; onu artk hibir ey SS'le-rin akllarna gelecek en komiinden en eytanisine kadar hibir bulu ekip alamazd skal kartlarndan. Jan artk iskambil ktlarndan kurulu evlerin ebedi lkesinde yaayp giderken, bizler, yani SS'lcrle ben -nk Oskar da kendini SS'lerdcn sayyordu-tuladan rlm duvarlar arasnda, ini deli koridorlarda, al, kire ve mermer karm kornilerle donatlm tavanlar allnda dikiliyorduk; bu korniler, duvar ve ara duvarlarla ylesine iice girmiti ki, mimari dediimiz btn bu yaptrma ilerin u ya da bu koullarn zorlamasyla anszn dalvcreceinden enikonu korkmak gerekiyordu o gn. Tabii bunu sonradan rendiimi syleerek kendimi balatmak islememi kald ki, ne zaman bir iskele grse, aklna hep ykma ii gelen ben, insana yarar biricik oturulacak yer olarak iskambillerden evlere inancn yabancs deilim. Btn bunlara ayrca ailevi bir neden katlyor ve bu neden de sz konusu davranmn cezasn bir kat daha arlatryor; nk le sonrasnda, jan Bronski'nin sadece amcam, sadece muhtemel babam deil, gereklen babam olduu kans belirmiti iimde. Bu da beni Matzeralh'dan srekli olarak ayran bir uzaklkt; nk Malzeratl ya benim babamd, ya hibir eyim. ]939 ylnn bir eyll'ndc -hani sizin de o mutsuz le son310 ras, iskambil ktlaryla oynayan mutlu Jan Bronski'nin babam olduunu anladnz kabul ediyorum- ikinci byk suu iledim. Hibir zaman, halta en gz yal ruh durumlarnda bile kendi kendimden saklayamayacann bir ey varsa, trampetim, hayr, ben kendim, yani rampeti Oskar. ilkin zavall annemi, sonra da amcam ve babam olan Jan Bronski'yi mezara yollamtm. Ama ben de herkes gibi, deta hibir eyle kap dar edilmeyecek kaba ve hoyrat bir sululuk duygusunun haslane yalamda zerime ulland gnler, bir zaman moda olup bugn de k bir apka gibi birok kimsenin bana geirdii o cahillie snyordum. Polonya barbarlnn masum bir kurban olan akgz -cahil Oskar', ateler iinde ve iltihaplanm sinirlerle Belediye Hasta-nesi'ne gtrp, Malzcrath'a haber ilettiler. Matzcralh, ben Os-kar'n kaybolduunu daha aksamdan polise bildirmiti. Jan'm da kendilerine eklenmesi gereken kollarn havaya kaldrp ellerini enselerinde kavuturmu oluz kiiye gelince, dnya haberleri ajansndan gelmi aclamlarea filimleri ekildi ve boaltlm Viktoria Okulu'na gtrld. Buradan da Scbiesstange Hrt-pishanesi'ni boyladlar, sonra da emekliye ayrlm viran Saspe Mezarl'nn yumuak kumlar kucak at kendilerine. Btn bunlar nerden biliyor Oskar? Schuggcr Lco'dan; nk hangi kumlu toprak zerinde, hangi duvar nnde otuz bir adamn kuruna dizildii, hangi kumlu topraa otuz bir adamn gmld kukusuz resmen aklanmamt. Hcdwig Bonski'ye nce Ring Caddesi'ndeki evi boaltmasn bildirdiler; ev yksek rtbeli hava subaylarndan birinin ailesine ayrlmt. Olu Stcphan'm yardmyla eyalar derleyip toparlamaya alr, Ramhau'a gmeye hazrlanrken -birka hektar arazisi ve bir koruluu bulunuyordu Ranha'da, ayrca buralar kiralam olan mstecirin evi vard- ikinci bir haber ald Hedwig Bronski ve bu dnyann ilelerini yanstan, ama bu ilelere bir trl akl erdiremeyen gzleri, olu Slephan'n yardmyla habe311 ri usul usul hecelemeye balad; okuduklar, anlad kadaryla, siyah zerinde beyaz bir kesinlikle onu dul bir kadn yapyordu. Syle yazyordu haberde: Ebcrhardt Askeri Mahkemesi, Sl.L. 41/39, Zappot, 6 Ekim 1939 Bayan Hedwig Bronski. Dman sallarnda Almanya'ya kar savaa kalkl iin Jan Broski'nin divan harp larafmdan lme mahkm edilerek cezasnn inlaz edildii duyurulur. Zelewki (Askeri Mahkeme Yargc)

Siz de gryorsunuz ki, Saspc'nin hi ad gemiyor burada. Aile ferileri gzetilerek, iekler yiyip celenkler yutacak pek geni bir toplu mezarn bakmnn yol aaca masraflardan esirgenmek istenmi, dolaysyla mezarn bakm ve gerekirse llerin, yerlerinden alnarak bir baka yere tanmas haberi ileten makamlarca stlenilip Saspc Mezarl'nn kumlu topra tesviye edilerek mermilerin bo kovanlar, bir ianesine varncaya kadar -nk biri kalr hep yerde- toplanm, sada solda duracak kovanlarn, artk emekliye ayrlsa da erefli bir mezarln gr-m n ci rk i n lei i recei d n I m l . Bu hep yerde kaldrlmadan kalan lek bo kovan Schuggcr Leo bulmutu; ne kadar sakl tutulsa bile Leo'dan sakl kalabilecek bir mezarlk gsterilemezdi. Zavall annemin gmlmesinden ve vcudu yara ialanyla donanm dostum Herbert Iruc-zinski'nin topraa verilmesinden beni tanyan ve Sigusmund Markus'un da nereye gmldn mutlaka bilmesi gereken Lco ama ben ona sormadm asla bunu, kasm sonuna doru, hastaneden yeni taburcu edildiim gn o bo kovan bana uzattnda mutluluk iinde yzyor, sevincinden deta yerinde duramyor-du. Ama imdi hafif okside olmaya balayp, belki iinde Jan'a ras-lam kurunun ekirdeini barndran bo kovanla sizi Schuggcr 312 Lco'nun pei sra ekip Saspe Mezarl'na gtrmeden, Danzig Belediye Haslancsi'ni ocuk servisindeki madeni yatakla, benim imdiki Akl ve Ruh Hastalklar Klinii'ndeki madeni yatam arasnda bir karlatrma yapmanz rica edeceim. Her iki yatak da beyaz lakeydi, ama yine de deiikli birbirinden. Uzunluk bakmndan ocuk servisindeki yatak daha ksayd; ama bu ocuk yalann parmaklkl kafesini mezroya vuracak olursak, imdiki vataktan daha yksekli. 1939 ylnn ksa ve yksek yatan stn tutmakla beraber, bykler iin olan benim bugnk yalamda, zamanla alakgnll nitelik kazanan huzuruma kavutum; evresine daha yksek, ama yine madeni ve lake bir kales klmas iin aylar ncesinden yaptm bavuru geri mi evrilir, yoksa kabul mu edilir, orasn artk hastane idaresine brakyorum. Bugn ziyaretilerimin eline deta her lrl himayeden yoksun terkedilmi bulunurken, ocuk servisindeki ziyaret gnlerinde yalamn evresindeki yksek cil, ziyareti Malzerath'tan kar koca GrcIT'lerlc, Schefflcr'lerden uzakta tutuyordu beni; ocuk servisinde geirdiim son gnlerde, sl ste drt eteklik iinde kmldanan ve Anna Koljaiczek adn tayan o da gibi vcudu, tasayla dolu ve glkle soluyan paralara ayryordu kalesini. Anneannem Anna Koljaiczek geliyor, karmda gs geirip duruyor, buru buru kocaman ellerini arada bir havaya kaldryor, yark yark pembe avularn gsteriyor, derken ellerini ve avularn aresizlik iinde aa indirip, rak diye kalalarna vuruyordu. Sz konusu saklay bugne kadar kulaklarmdan gitmi deil henz; ama trampetimle bu aklamay ancak yaklak olarak karabiliyorum. Daha beni ilk ziyaretinde kardei Vinzcnl Bronski'yi kendisiyle beraber getirmiti anneannem; Vinzent Bronski yatamn kalesine tutunuyor, geri alak sesle, ama srarla ve mola vermeksizin Polonya Kraliesi'nden, yani Bakire Meryem'den sz ayor, ilhiler sylyor ya da ilhiler syleyerek orda burdan anlatyordu. Yaknda bir hemire varsa buna seviniyordu, Oskar; n313 k hsm ve akrabalarm boyuna beni suluyordu; zerime bulutsuz ak Bronski gzlerini dikiyor, Polonya Postanesi'ndeki skal oyununun sonularn unutmak iin rpnan benden, Jan'n skal kartlar arasnda korkuyla geirdii son saatlere ilikin bir aklama, bir basal sz, kollayc bir rapor bekliyorlard. Bir itiraf iitmek istiyorlard benden, Jan' thmetten kurtarmam isliyorlard; sanki ben yapabilirmiim gibi bunu, sanki benim tanklmn bir arl ve inandrc gc olabilirmi gibi. rnein yle bir aklamada bulunsam Hbcrlardt Mahkemesi iin ne anlam tard sanki: Ben, Oskar Malzeraih, bir eyll arifesinin akam eve dnen Jan Bronski'nin yolunu gzledim, onarm gereken bir trampeti bahane ederek, onu savunmak islemedii iin terkettii Polonya Postancsi'nc yeniden ekip gtrdm. Hayr, Oskar byle bir tanklkta bulunmad, muhtemel babasn thmet altndan kurtarmad;

ne zaman konumaya karar verse, ylesine iddetli kaslmalar iinde kvranp durdu ki bahemirenin talimat zerine kendisini ziyarel sresi snrlandrld, anneannesi Anna Koljaiczek ile muhtemel bykbabas Vinzent Bronski'nin kendisini ziyaretleri yasakland. ki ihtiyar yine Bissau'dan yaya kalkp gelmi ve bana yanlarnda elma getirmilerdiocuk servisinin salonundan tarallara zg bir davranla ar lde sakngan ve aresiz, ayrlp gittiler. Anneannemin saa sola yalpalayan drt eleklii ve kardei Vinzant'in sr gbresi kokan siyah yabanlk giysisi salondan uzaklatka, benim suum, benim o pek ar suum daha da byyp artt. Ayn zamanda olup bilen o kadar ok ey vard ki! Yatama Malzcrath. Grcfflcr, Schclfler'ler meyve ve pastalarla sokulmaya altklarnda, Karlhaus ile Langfuhr arasndaki demiryolu henz ulama almad iin, BissauT ziyaretiler Goldkrug ve Brenntau zerinden yaya bana geldiklerinde, hemireler, beyaz ve sersemletici, hastane dedikodularm mrldanp durarak ocuk servisinin melekleri roln oynadklarnda, Polonya henz kaybolmamt. Ama ok gemeden kaybolacakt, o nl on se314 kiz gn getike elden gitti nitekim, ama ok gemeden henz elden gitmedii anlald; nitekim bugn de ilezya ve Dou Prusya, Yurdundan Kovulanlar Derneklerinin abalarna karn henz elden gitmemi bulunuyor. Hey, lgn svariler, hey! Atlar zerinde brtlen toplamaya dkn svariler! Ellerde ular beyaz-krmz Hamal mzraklar! Nostalji ve gelenek kokan blkler! Resimli kitaplarda anlatlan saldrlar: Lodz ve Kutno dolaylarndaki krlar zerinden vurup gider, Modli'de bir kale olutururlar. Hey, o ne drt nala giditir o! Akam kzll gzlenir hep. Akam kzllnda saldrya geer svariler, grkemli n ve arka planlarda bir tablo gibidir nk sava ve ressamlar iin lm bir modeldir- bir ayak zerine yklenir vcut, br ayak gevecik ve serbest; sonra vcut devrilir aa, eller brtlenlere ve yaban gllerine uzanr yol kenarlarnda; yaban glleri vcutlarda kudurup durur, atlayp pallar ve kanmaya yol aarlar, bu kant olmadan da svariler asla allmaz ileri. Ulan'larm yine bir yerleri kanyor, tnazlara doru dndryorlar atlarn baslarn bu da bir tablo konusu oluturabilir hani ve spanya'da ad Don Quijotc olan birinin arkasnda toplanyorlar; ama arkasnda toplandklar adamn buradaki ad Don Kiehol'lur, hzn taan soylu bir vcudu vardr, doma byme Polonyal Don Kiehol emrindeki btn Ulan'la-ra at zerinde nasl el pleceini retmitir ve Ulan'lar bir lamlendiymi gibi ikide bir centilmence pp dururlar lmn elini, ama nce bir araya toplanrlar, arkalarnda akam kzll, nlerinde Alman tanklar: Krupp von Bollcn ve Halbach haralarnda yetitirilmi aygrlar; hani bundan soylularna kimse binmemitir. Ama o yar spanyol, yar Polonyal lme vurgun kak valye -bravo Don Kiehol, vallahi bravo- Hamal mzran indiriyor, beyaz-krmz takrdyor, yle ki kirazlar ekirdeklerini tkrp atsnlar istiyor, svarilere sesleniyor Don Kiehol: "Siz soylu Polonya svarileri! Bu grdkleriniz elik tanklar deil, yel deirmenleridir yalnz ve yalnzca koyun; sizi el pmeye davet ediyorum, buyrun!" 315 Ve bylece svariler, blk blk, elik tanklarn gri brne saldryor ve akam kzllna biraz daha kzlms bir parlt kalyorlar. Son cmledeki koyun ve buyrun arasndaki kafiye iin, ayrca bu sava lasvirindeki iirsellikten lr zr diler Oskar. Polonya svarisinin urad kayb rakamlarla belirtmem ve Polonya seferini anmsatacak kuru bir istatistii srarla okuyucu nne srmem daha da yerinde olurdu belki. Ama istenirse buraya bir yldz koyabilir, aada bir aklamann bulunduunu haber verip, iirsellii yerli yerinde brakabilirim. Aa yukar yirmi eylle kadar hastanedeki yatamdan, Jesc-hkcnlal ve Oliva'daki ormanlk tepelere gelip buralarda mevzi-lcmi bataryalarn mermi salvolarn iittim. Derken en son direni yuvas Hela Yarmadas da teslim oldu. Serbest Liman Dan-zig, tuladan gotik slubundaki mimari eserlerinin Byk Almanya'ya katln knlayabilir ve siyah bir mercedes arabada yorulmak bilmeksizin dikilerek, deta durmadan dik al selamlar veren Fhrer ve anslye Adolf Hiller'in o mavi gzlerinin ierisine bakabilirdi; bir noktada, kadnlar

zerindeki etkisi bakmndan Jan Bronski'nin mavi gzlerine benziyordu bu gzler. Ekim ortasnda Oskar, hastaneden taburcu edildi. Hastanedeki hemirelerden ayrlmam g olmuu. Hemirelerden biri -galiba Berni ya da Firni idi ad. Hini ya da Herni Hemire, biri beni sulu duruma sokan hurda, br Polonya Postanesi savunulurken ele geirdiim salam trampet olmak zere iki trampeti bana ulazmca, haftalardr teneke trampetimi dnmediimi, benim iin bu yeryznde teneke trampetler dnda bir baka eyin, yani hastane hemirelerinin de bulunduunu anladm. Yeni bir trampet ve yeni bilgilerle donanm olarak, Matzc-rath'n elinden tutup hastaneden ktm; hep yanda kalan bir ocuun henz biraz gvensiz ayaklaryla Labes Caddesi'ncic dikilerek, gnlk yaama, gnlk yaamn can skntlarna ve ilk sava ylnn ondan da skc pazar gnlerine braktm kendimi. Kasm sonuna doru bir sal gn haftalar sren bir nekahet 316 dneminden sonra ilk kez sokaa kmtm- Max Halbc Meydan ile Brsen Caddcsi'nin yapt kede suratm asm trampetimi konuturuyor, nemli souk havay pek umursamyordum; birden eski Rahip Okulu rencisi Schuggcr Lco'ya raslamaya-ym m! Uzunca bir sre akn glmseyerek kar karya dikildik; ancak Lco, glase eldivenlerini redingotunun ceplerinden karp, bir teni andran bu beyaz-sarms mahfazalar parmaklaryla el ayalarna geirince, kime rasladim ve bu raslanimn bana neler getireceini anladm hemen; Oskar korkmaya balad. Kaiscr-Kurukalvccisi'in vitrinlerini gzden geirdik beraber; Max Ha I be Meydam'nda birbiriyle krosman yapan be ve dokuz numaral birka tramvayn arkasndan baktk, sonra Brsen Caddesi'ndeki hep birbirine benzeyen evler nnden yrdk, bir iln stununun birka kez evresini dolandk, Danzig guldeninin Alman markna evrileceini haber veren bir iln ett ellik, bir Persil ilnnn orasn burasn kazyp beyaz ve mavi altnda biraz krmz ele geirdik, bu kadarla yetinip tekrar meydana dnmek isledik: birden Schuggcr Leo her iki cldivcniylc s kar' bir evin kapsnn azna iteledi; eldivenli elinin sol parmaklarn ilkin arkasna, sonra redingotunun elekleri altna uzatt, pantolon cebinde dolatrd parmaklarn, cebindeki teberileri eklen geirdi, sonra bir ey bularak evirip evirdi, eldivenli elini yava yava ileri uzatt, gittike daha ileri illi elini. Oskar' evin avlu duvarna sktrd, uzun bir kolu vard Schuggcr Leo'nm, ama duvar olduu yerde duruyordu. Ben, kolu nerdeyse omuz eklemimden kurtulacak, zgrlne kavuacak, gsme arpacak, gsm delip geecek, arkadan iki kuluncumun arasndan kacak ve bu kf kokulu evin merdiven duvarndan ierlere dalacak, ama Leo'nun elinde 1 uttuu eyi Oskar asla gremeyecek, ama Labes Caddesi'ndeki evlerinin ynetmeliinden pek bir ayrlk gsteremeyen Brsen Caddesi'ndeki evin ynetmeliiyle yz yze gelecek diye dnrken ve lam buna inanmak zereyken, be parmakl eldivenini at l.co. 317 Gemici paltomun hemen nnde eldivenli elini -apa biimli dmelerden birine oktan bastrmaya balamt el- o kadar abuk at ki parmaklarnn boum yerlerinin ptrdadn iittim; avucunu bir koruyucu mahfaza gibi saran parlak ve kf kokulu eldivenin zerinde bo kovan duruyordu. Elini yeniden yumruk yaptnda, peine taklmaya hazrdm Leo'nun. Bu birazck maden paras beni hayli etkilemiti. Yan yana yryorduk; Leo'nun solundayd Oskar, Rrsc Caddesi'-nden aa indik; artk c bir vitrin, ne bir iln stunu nnde duruyorduk; Magdeburg Caddcsi'i getik, Brscn Caddcsi'nin sonuna gelip zerlerinde gece kalkp inen uaklar iin ldaklarn yand sandk biimli iki yksek kuleyi arkamzda braktk; ilkin bir itin evreledii havaalannn kenarndan yrdk, nihayet biraz kuruca aslall yola ktk, Brsen ynnde akp giden dokuz numaral tramvaylarn ard sra yol almaya baladk. Hi konumuyorduk, ama Leo bo kovan hl eldivenli elinde, avcmda tutuyordu. Ben duraksayp da nemli hava ve souk dolaysyla dnecek gibi yaptm m yumruunu ayor, maden parasn avcmda hoplatyor, deta yzer adm, yzer adm ekip boyuna beni daha ilerlere gtryordu. Sasc snrna varmadan az nce gereklen dnmeye kalktm grnce,

ark ve trklere bile bavurdu beni alkoymak iin. kesinin zerinde arkelli, bo kovan, ak az yukar gelecek biimde tuttu, bir llln az gibi hayli ne lrlam salyal al dudana bastrd, gittike hzlanan yamur hrtsna bazen tiz. bazen sisin ner-deyse boup yuttuu ksk bir mziin karmasna yol at. Os-kar yordu. Sadece bo kovandan karlan mzik onu tmyor, alabildiine berbat hava da fena halde mesini gizlemek iin herhangi bir abada bulunmasn nlyordu. Brscn'c eken neydi beni? yi gzel; bir bo kovandan mzik karan o fareli kyn kavalcs Leo diyelim. Ama ben daha baka mziklerde iitiyordum. amar ykanan evlerdeki su buharlarn andran kasm sisini delip geerek Tersane ve Neufahrwas-scr'clcn gelen vapur sirenleri ve limana girip kan bir lorpiclobo3IX tun a ulumas Iskoya, Schellmhl ve Rcichskolonie zerinden bize ulayor, dolaysyla Lco yen bir Oskar'. sis ddkleriy-le sirenlerin ve slk alan bir bo kovann pei sra ekip gtrmekte glk ekmiyordu. Aa yukar llavaalam'n Yeni Talimgl'lan ve Zingelgraben'-dan ayran ve Pclonkcn'e doru kvrlan tel rgnn hizasnda durdu Sehugger Lco, bir sre ban yana eerek ve salyasn bo kovan zerine aktarak soukla tir tir titreyen bana bakt. Elindeki bo kovan emip alt dudana yaptrd, sonra aklna esip kollarn deli gibi oynatarak srtndan kuyruklu ceketini kard, slak toprak kokan ar giysiyi bamla omuzlarmn zerine alt. Yeniden yola koyulduk. Oskar eskisinden daha m az yordu, bilmem. Bazen Leo srad gibi be adm ayor aray, sonra duruyordu; buruuk, ama alabildiine beyaz gmleiyle yle bir hali vard ki sanki ortaa zindanlarndan, rnein Stoekturm'dan birtakm servenler sonunda kam denebilirdi: Gz kamatrc beyazlktaki gmleiyle aklndan zoru olanlarn izleyecekleri moday gsteriyordu. Leo, yalpalayp duran Oskar' redingot iinde grnce, durup durup kahkahay bast; her kahkaha sonunda gaklaya bir karga gibi kanat rpyordu deta. Gerekten de komik bir kua. boz deilse de siyah bir kargaya benziyor olmalydm; nitekim redingotun elekleri de arkamda, benden biraz uzakla sarkyor, bir kuyruk gibi yolun asfalt rtsn spryordu; geride geni ve hametli bir iz brakyordum; bu iz, omuzlarnn zerinden geriye doru daha ikinci baknda gururlandrd Oskar'; Oskar'n iinde uyuklayan, henz tmyle aa vurulmam bir trajediyi calandu masa da, onu ima eden bir izdi bu. Daha Max Hablc Mcydan'ndaykcn, Leo'nun beni Brscn'c ya da Meufahrwasscr'c gtrmeyi dnmediini sezmitim. Bu yaya yryn, yaknda modern bir polis at poligonu bulunan Saspc Mezarl ile Zingclgraben' hedef ald daha bala belli etmiti kendini. Eyll sonuyla nisan sonu arasnda kaplca ve plajlara ileyen tramvaylar her oluz dakikada bir geiyordu. Langfulr banliys319 nn son evlerini arkamzda brakmtk ki, kardan elen r-morksuz bir tramvayla karlatk. ok srmedi, Magdeburg Caddcsi'ndeki makasla kardan gelecek tramvay bekleyen tramvay, arkadan yetiip geti bizi. Yan banda ikinci bir makasn bulunduu Saspe Mezarl'na varmadan az nce bir tramvay zil vurarak geriden yaklat, sonra kardan bir araba bize doru gelmeye balad; ok nce arabay puslu havada beklerken grmlk, nk gr koullar iyi olmad iin nemli sar bir k yakmt. Kardan gelen tramvaydaki vatmann yass ve ask surat henz gzlerinin nnden gitmeyen Oskar', Schugger Leo asfalt caddeden ekerek, sahildeki tepelere benzeyen kumlu bir arazi zerinden gtrmeye balad. Kare biimindeki bir duvar mezarl eviriyordu. Gne ynnde bulunup, zerindeki kalabalk bir sr ssler grlen ylece kapllm pasl kk bir demir kapdan ieri girdik. Yerlerinden oynam, yana kayklp devrilmek zere bulunan veya hanidir burun zeri kapaklanm duran ve ounun arkasyla iki yan kabaca ilenip nleri perdahlanm kara sve granitinden veya yeil mermerden yontma mezar las-larn doru drst gzden geirmeme maalesel vakit brakmad Leo. Dolambal yollarda byyen kara kuru bes all sahil am; mezarln btn aa ss bu kadarckl. Annem daha hayatlayken bu tramvaydan bakm, bu viran yeri btn teki mezarlklara stn tuttuunu aklamt. Oysa kendisi Brcnnlau Mezar-l'nda yalyordu imdi. Toprak orada daha

yalyd; karaaala akaaalann yetimesini salyordu. Kuzeydeki dinarn ack ve parmaklksz bir kapsndan beni tekrar dar kard Leo; bu romantik viranenin ierisine daha almaya kalmadan mezarlktan ayrldk. Hemen duvarn arkasnda kumdan bir dzlk zerinde dikilmeye baladk. Sahile doru kalrtrnaklan, amlar ve yabani gller, ttp duran la-pams bir boluk iinde alabildiine belirgin, yzp duruyordu. Mezarla doru baknca, kuzey duvarnn bir parasnn kirele yeni badana edildii dikkatimi ekti. 320 Yeni etkisi uyandran ve buru buru gmlei gibi beyaz rengiyle gz kamatran duvarn nnde bir faaliyettir akl Leo'yu. Kendini zorlayarak kocaman admlar atyordu ve all admlar sayar gibiydi; yksek sesle sayyor ve Oskar'a imdi sorarsanz Ltince yapyordu bunu; bir yandan da galiba Rahip Okulu'nda rendii bir duay mrldanyordu. Derken duvardan yle byle on metre uzaklkla bir yere iaret koydu, yeni badana edilmi ve sanrm svas onarmdan geirilmi duvarn az berisine bir tahta paras brakt, btn bunlar da sol eliyle yapt, nk sa elinde bo kovan tutuyordu. Nihayet pek uzun sren bir inceleme ve lme iinden sonra uzaktaki tahta parasnn hemen yanma o ii bo ve u ksm biraz dar maden parasn yerletirdi; bu maden paras, kurundan bir ekirdei bir sre kendi iinde barndrm, sonunda biri kp iaret parman bkerek bir tetii ekmi ve kurun ekirdeinin barnandan ayrlp o lmcl yer deitirme eyleminde bulunmasn emretmiti. Durduk da durduk duvar nnde. Schugger Leo'nun azndan salyalar akyor, salyalar iplik iplik uzuyordu. Eldivenlerini birbirine geirdi Lco. Bir sre Ltince ilhiler okur gibi mrldandktan sonra sustu, nk sylediklerini cevaplandracak bir cemaat yoklu oriada. Leo arkasna dnyor, fkeli bir sabrszlkla duvar zerinden Brsc Caddesi'nc gz atyor, okluk bo tramvaylar makasla durup bekledike, zil vurarak birbirlerine yol verip birbirlerinden uzaklatka, ban o yana eviriyordu; yasl bir cemaat gzlyordu belki de, Ama yaya olsun, tramvayla olsun, kimseler gelip Leo'nun eldivenli elleriyle kendisine basal dilemesine imkn vermiyordu. Bir ara alana inmek isleyen uaklarn homurtusu duyuldu zerimizde. Bamz kaldrp bakmadk, katlandk grltye ve kanat ularndaki akp snen klarla Ju 52 tipi uan alana inmekte olduunu gzmzle grp inanmaya yanamadk. Motor grltlerinin kaybolmasndan az sonra -karmzda duran beyaz duvar gibi sessizlik de eza vericiydi- elini gmleinin altna sokarak bir ey kard, Schugger Leo; sonra hemen ya321 nnna sokuldu, kara giysisini Oskar'n omuzlarndan ekip ald ve srad gibi kalrtrnaklan, yaban glleri ve sahil amlar ynnde kyya doru ilerlemeye koyuldu ve srayp giderken birinin bulmasn hesaplam gibi bir jestle bir ey drd yere. Ancak Leo kayplara karnca -mezarln nndeki alanda bir hayalet gibi grnp kayboldu bir sre, sonunda yere yapk stms bir sis tarafndan yutuluverdi-, ancak yamurla kendimi yapayalnz bulunca, kumlarn iine saplanm duran karton parasn eilip aldm yerden: Skal kartlarndan maa yedilisiydi. Saspe Mezarl'na gidiimizden birka gn sonra, anneannesi Anna Koljaiczek'e Langfuhr Pazar'nda raslad Oskar. Bundan byle Bissau'da gmrk ve snr diye bir ey kalmadndan, anneannem yine yumurtalarn, tereyan, karalahanalann ve klk elmalarn pazara gtrebiliyordu. Herkes koa koa ve bol bol alyordu pazara getirilen mallan; nk yiyecek maddelerine el konulmas pek yaknd, bu da herkesi yiyecek stoku yapmaya gtryordu. Oskar, anneannesini mallarn gerisinde mm grr grmez, paltosunun, kazann ve gmleinin altnda, plak teninin zerine skal kartnn temasn hissetti. Bedava yolculuk ederek eve dnebileceini syleyen bir biletinin davetine uyup Saspe Mezarh'ndan Max Halbe Meydam'na gelirken maa yedilisini yolda yrtacak olmutum. Ama yrtmadan brakp maa yedilisini anneannesine verdi Oskar. Kendisini grnce karalahanalann gerisinde irkildi anneannesi. Belki de Oskar'n geliinin hayra alamet olmadn dnmt. Ama sonra, balk sepetleri arkasnda kendini yar gizleyen Oskar' el

ederek yanma ard. Oskar nazland, nemli yosunlar zerinde yatan ve boyu nerdeyse bir metreyi bulan canl bir pomuchel baln gzden geirmeye balad; Oltomin Gl'-nden karlan ve kk bir sepet iinde dzinelercesi bir arada hl islakoz yryn talim edip duran stakozlar seyretti, sonra da bu yry kendi zerinde uygulayarak gemici paltosunun arka tarafyla kn kn anneannesinin tezghna yaklat; ancak anneannesinin tezghn ayakla lutan tahta kazklardan 322 birine arpp da elmalar yere yuvarlaynca, ceketinin altn yaldz apa biimindeki dmcleriyle yzn gsterdi anneannesine. Scliwerdfeger, gazete kdna sarl olarak getirdii tulalar anneannemin etekliklerinin altna itti, tula ilicisiyle souk tulalar yine ekip ald bykannemin allndan, yannda tad ar-duvaz bir tabel zerine bir izik ekerek bir sonraki tezgha yrd. Anneannem, bana il il bir elma uzatt. Kendisine bir cima veren bykannesine Oskar ne verebilirdi? lkin skat karln, sonra da skat karl gibi Saspe Mezarh'nda brakmayarak yanna ald bo mermi kovann. Uzun sre, bir ey anlamayarak, birbirinden bu kadar deiik iki nesneye, skat kartyla bo kovana bakp durdu, Anna Koljaiczek. Derken Oskar'n az, Arna Koljaiczek'in bartsnn altndaki kkrdak-s kadn kulana yaklat ve btn ihtiyat elden brakp Jan'n kulak memeleri uzun ve biimli, pembe ve kk, ama elli kulaklarn dnerek yle fsldad: "Saspc'de yalyor!" Sonra iinde karalahanalar bulunan bir kfeyi devirerek hzla oradan uzaklat. 323 MARA Tarih, zel haberleri rtkanlkla ileterek iyi yalamadan geirilmi bir ara gibi Avrupa'nn caddelerinde yol alr, yzerek sulardan geer ve uarak havalar fethederken, lke ocuk trampetlerini skartaya kartmaktan teye gemeyen benim iler fena gidiyor, ar aksak yryor, halta hi yerinden oynanyordu. Bakalar deerli madenleri har vurup harman savururken, bende gene teneke suyunu ekmiti. Geri Oskar pek bir yeri izilmemi yeni trampeti Polonya Poslancsi'nden kurtarm, dolaysyla Postane'nin savunulmasna bir anlam kazandrabilmiti; ama teneke larmpetlcrv hurdaya karmas en iyi gnlerinde ancak sekiz haftalk bir zamana bakan Oskar iin, Bay Naczalnik'in olunun trampeti ne deer tayabilirdi. Belediye Haslanesi'nden taburcu edilmesinden az sonra trampet deneklerimi harl harl altrarak trampetimi konuturmaya, trampetimi konuturarak trampet deneklerimi altrmaya ve hastanedeki hemireleri kaybediimden lr szlanp yaknmaya baylamtm. Saspe Mczarh'ndaki yamurlu le sonras iime mola verdirmemi, tersine Oskar kendini bir kal daha zorlayarak, btn abasn SS'ler karsndaki utanlacak davrannn son tan saylan trampeti yok etmek gibi bir devin stesinden gelmeye yneltmiti. Ama trampet diretiyor, bana cevap veriyor, zerine indirdiim her darbeye bir darbeyle yaknarak karlk veriyordu. Ne thaf324 lir ki, gemi yaammdaki snrl bir zaman blmn silip almaktan baka ama tamayan bu gibi boumalarda ikide bir Viktor Wcluhn'u anmsyordum; oysa Viktor Wcluhn miyoptu, benim aleyhimde tanklkta bulunamayacak biriydi. yi ama, miyop Viktor Weluhn kamay baarmam myd? Yoksa miyoplar miyoplardan daha ok ey gryordu da, benim ikide bir zavall dediim Wcluhn, davranlarm siyah-beyaz bir siluet gibi okumu, yaptm o Yuda'ca ii akm, Oskar'm srrn ve yzkarasn kaarken beraberine alarak dnyann dn bucana m tamt? Ancak aralk ortalarna doru boynumdan sarkan krmz-be-yaz lke, vicdanmn sulamalar inandrc gcn yitirdi. Teneke trampet dklmeye balad, teneke inceldi ve saydam bir durum almadan orasnda burasnda yrtklar belirdi. Ne zaman bir ey ac ekse ve bir ykla doru ilerlese her seferinde olduu gibi, bu kez de teneke trampetin acsn gren grg lan Oskar, ac sresini ksaltmak istedi. Son Advent haftalar srasnda hzl bir tempo tutturdu; ylesine alt ki, konu komu ve Malzeralh elleriyle balarn sarp rttler, nk Mbarek

Gece'ye* kadar trampetin hesabn grmek istiyordu Oskar; nk Mbarek Gece, thmet allnda bulunmayan yeni bir trampete kavuacam umuyordum. Hakkndan da gelmitim; yirmi drt ocak gecesinin gndz yumru yumru olmu, gevecik lakrdayp duran ve bir kaza sonucu dalp dklm bir arabay andran pasl bir nesneyi bedenimden ve ruhumdan uzaklalrdm; yle umuyordum ki, artk benim iin de Polonya Posiancsi'nin savunusu kesinlikle kmt. Beni bir insan olarak grecek olursanz asla bir insan, Oskar kadar d krklna uralan bir Noel yaamamtr; Noel gecesi, Noel aac altnda buldu Oskar bulacan; her ey vard da, bir teneke trampet yoklu. ' Hazreli sa'nn doduu 24 aral 25 arala balayan gece. (.N.) 325 na kplcriyle dolu bir kutu duruyordu ortada, asla kutuyu amadm. zerine binilip sallanlacak bir kuu, szde sekin bir hediye olup beni Lohengrin* yapacakt. Galiba beni kzdrmak iin, hediyelerin sraland masaya drt de resimli kitap koymak cesareti gsterilmiti. Bana kalrsa ie yarar hediyeler olarak bir ift eldiven, bir cilt bot, ayrca Grelchen Schefflcr'in rd krmz bir kazak saylabilirdi. Oskar gzlerini akn akn, iinde tahta kpler bulunan kuu kuuna kaydrm, sonra da resimli kitaplardaki penelerinde eit eit alglar tutan o kumatan gln oyuncak aylara dikmiti. Yine byle dzmece bir canavar penesinde bir trampet tutuyor, sanki trampet alabilirin i, sanki hemen bir havay vurmaya balayacakm gibi, hatta o anda trampeti alyormu gibi yapyordu; benimse bir kuum vard yalnz, trampetim yoklu; birden ok evler ve binalar ina etmek iin tahta kplerim vard da, bir tek trampetim yoklu; son derece ayaz k geceleri elime geireceim yarm eldivenlerim vard da, yarm eldivenlerimle k gecesine karacam ve ayaz havann scack bir eyler iitmesini salayacam yuvarlak, bzsu ve lake bir teneke tram pel i m yoktu. Herhalde Malzcralh trampeti saklyor, diye dnd Oskar. Belki de pastac kocasyla Noel erezlerimizi yiyip yutmaya gelen Grelchen Scleffler trampetin zerinde oturuyordu; ilkin kuu kuunun, tahtadan ina kplerinin ve resimli kitaplarn bende uyandraca sevinci grp zevklenecek, sonra da gerek hazineyi karp bana buyur edeceklerdi. Boynumu bktm, bir budala gibi resimli kitaplarn sayfalarn evirmeye baladm, bir ara sradm gibi kuu kuunun srtna bindim, iimde alabildiine byk bir tiksinti duyarak en azndan bir yarm saat sallanp durdum. Odadaki lazla scaa aldrmayarak krmz kaza zerime geirip, bana uyup uymadna baktm; Grelchen Scheffler'in yardmyla potinleri giydim ayama. Bu arada Greff'ler de dam-lamt, nk all kii iin hazrlanmt kaz dolmas. Malze* 13. yzyln sonlarnda kaleme alnm bir desan kahraman. (.NJ 326 r rath'n ustalkla hazrlad ii pimi meyva dolu kaz gvdeye indirilip can eriklcriyle armutlarn oluturduu bir soukluk yenirken, Grcfl'in br drt kitabn yanna brakt resimli kitab umutsuzlukla elinde tutmaya balad Oskar. orba, kaz dolmas, krmz lahana, halanm patates, can erikleri ve armutlar yeyip nar gibi yanan bir ini sobann scak soluunu zerimizde duyarak, hep birden bir Noel arks sylemeye baladk; Oskar da katld arkya, derken bir ark daha, sevin artk, ve bir ark daha, oh am aac ne kadar yeil, oh am aac ne kadar yeil, n n anlarn n n anlarn her yl yeniden ve nihayet -darda anlar almaya balamt- ve nihayet trampetimi versinler isledim, daha nce Mzisyen Meyn'in de aralarnda bulunduu ikili flemeli Sazlar Topluluu sazlarn flyordu, yle ki pencere pervazlarndan sarkan buzlar... ama ben trampetimi istiyordum, onlar vermiyordu, trampetimi ortaya karmyorlard bir trl, Oskar; "Evet!" diyordu, onlar: "Hayr!" diyordu. Sonunda bastm l, hanidir lk almamtm, bylece uzun bir aradan sonra sesimi eeleyip bileyerek cam nesneleri delip geen sivri bir alet yaptm; hani ne vazolarn canna okudum bu aletle, ne bira bardaklarn ve ampulleri krp dktm ne de vitrin camlarn delip getim; grme gcnden yoksun braktm bir gzlk de olmad. Sesimi daha ok am aacnn dallarndan sarkp grkemli bir hava iinde ortala bayram sevinci saan renkli

krelere, kk anlara, gm kpnden yaplm kolaycack krlabilen nesnelerle Noel aacnn sivri ularna yklendim: nn nn yaparak Noel aacnn btn ssleri toz olup dald. Beri yandan, hi gerei yokken, bir sr ine yaprak am aacndan ayrlp sprlmek zere yere dkld. Ancak mumlar, sessiz ve mbarek, yanmalarna devam elti, ama btn bunlara karn, yine de bir trampete kavumamt Oskar. uncack bir anlay yoklu Matzeralh'da. Beni bu yoldan terbiye mi etmek istiyordu? Yoksa beni gerektike bol bol trampetle donatmak aklna m gelmiyordu. Bilmem. Ama ite btn bunlar bir fclkeli hazrlar gibiydi; ancak ilerde beni bekleyen felket 327 yaklatka bakkal dkknnda gnden gne byd grlen bir kargaann pek saklanamaz duruma gelmesidir ki, benim ve dkknn -kul daralmaynca bzr yetimez derler- bir hzr gibi lam zamannda imdadma yetiti. Oskar, lezghahn arkasnda durup peksimet, margarin ve suni bal salacak boyda olmayp byle bir eye de pek heves duymadndan, szcn sadelii dolaysyla yine babam diyeceim Malzcralh, zavall dostum Hcrbert'in en kk kzkardei Maria Turczinski'yi ald dkkna. Yalnz ad Maria (Meryem) deildi kzn, kendisi de gerekten yle biriydi. Dkknmz bir iki haftada yine eski nne kavuturmakla kalmad, ileri tall bir sertlikle ekip evirirken -Matzerath gnl rzasyla boyun eiyordu- benim durumumun deerlendirilmesinde de bir bakma keskin bir zek eseri gsterdi. Daha Maria, tezghn bandaki yerini almadan, karnmn nnde sarkan hurda ynyla yaknp szlanarak merdivenlerin yz akn basaman paldr kldr inip ktm grnce, kullanlm bir leeni trampet yerine buyur elti bana. Ama Oskar byle uydurma bir trampeti geri evirdi, bir leenin arkasn trampet olarak kullanmaya yanamad, dayatp diretti bu konuda. Ne var ki, Maria dkkna yerleir yerlemez, Malzeralh'a szn dinletmeyi bildiinden isteklerim dikkate alnd. Ancak Maria ile. oyuncak dkknlarndan ieri ayak almaya bir trl raz edilemedi Oskar; rengrenk oyuncaklarla dolu dkknlar grdm m, Sigusmund Makus'un ayaklar allnda inenmi dkknyla bir kyaslama yapmam gerekecek, bu da kukusuz beni zecekti. Yumuak bal ve uysal bir kz olan Maria beni oyuncak dkknnn kapsnda bekletiyor ya da kendisi yalnz arya kyor, duruma gre bana drt il be haftada bir yeni bir trampet alp getiriyordu. Teneke trampetlerin bile seyrek bulunmaya balayp karneye bindirilclii son sava yllarnda, dkkn sahiplerine eker veya biraz kahve vererek trampetleri tezgh allndan karnesiz almak zorunda kald Maria. Btn bunlar da ah-layp oflamdan, kalarn atp gzlerini belertmeden gayel dik328 katli bir ciddilikle yapt, davrannda sanki bana yeni ykanp gzelce elden geirilerek onarlm orap ve gmlekleri giydirir gibi bir doallk bulunuyordu. Maria ile aramdaki ilikiler sonraki yllarda srekli deimi, imdilerde bile bir berraklk ve akla kavumam olsa bile, bugn ocuk trampetlerinin fiyat ]940'iakinden daha yksek olmasna karn, onun bana trampetleri buyur edi tarz hep ayn kald. Bugn bir moda dergisinin abonelerinden Maria; beni her ziyaret ediinde bir ncekinden daha k oluyor. Oysa bir zamanlar? Maria gzel miydi? Deirmi ve hep ykanm izlenimi uyandran bir yz vard; burun kknde kavuan gr ve koyu kalar altnda biraz lazla ne frlam ksa. ama sk kirpikli gri gzlerinin bak serin ama souk deildi. zerindeki cilt, sert ayazda mor mor gerilip atlayarak ac veren pek belirgin akak kemikleri, yznn ferahlatc bir dzlk izlenimini uyandrmasna yol ayor, bu dzlk irkin olmayan, hele hi gln denemeyecek minik, ama btn minikliine karn zari! burnuyla bir kesintiye uramyorclu. Aln yuvarlak olup dard ve burun kk zerine gelen ksm daha erkenden dncelerin parlakln tayan hafif dalgal kahverengi salar sakaklarnda balyor, Truczinski Ni-ne'deki gibi bir ensesi bulunmayan kk bam rtyordu. Maria beyaz nln kuanp da tezgh bana getii zaman, kanla bol bol beslenen grbz kulaklarnn gerisinde henz sac topuzlar vard; kulak memeleri maalesef yukardan aa serbesl sarkmayp irkin denemeyecek bir kvrm yapmasna karn dorudan doruya alt ene zerindeki elle pek hoa gitmeyecek biimde kaynyor ve Maria'nn

karckteriyle ilgili birtakm sonular karlmasn salyordu. Sonralar Malzerath, sylene sylene ondlc yaptrtt salarn, bu da Maria'nn kulaklarnn sakl kalmasn salad. Bugn Maria, modaya uygun olarak ksa kesilmi salarnn allnda etle kaynam kulak memelerini akla tayorsa da, bu ufak gzellik kusurlarn, biraz zevksiz, kocaman kpelerle gizlemeye alyor. 329 Nasl ki Maria'nm bir el atta ele geecek kk banda dolgun yanaklar, pek belirgin akak kemikleri ve ukara gmlm olup deta gze arpmayan burnun iki bana cmertlikle oyulmu gzler bulunuyorsa, orta boydan aa gsterilebilecek bedeninde biraz fazla geni omuzlar, hemen omuz hizasnda balayan dolgun memeleri, dolgun bir kalas ve kalalar tayan uzun, buna karn tombul bacaklar vard; haya kllar arasndan ierler grlebiliyordu. Belki o zamanlar Maria'nm biraz ie arpkt bacaklar; ayrca hep kzarm duran elleri byyp gelimesini bitirip kesinlikle bir tenasp kazanm vcudunun tersine ocuksu grnmt bana, parmaklarnda bir uyuukluk farkeder gibi oldum. Bu ocuksu ellerden de kendini bugne kadar bsbtn kurtarm deil Maria. nceleri yumru yumru pabular, daha sonra zavall annemin kendisine pek uymayan eski moda zarif iskarpinleri iinde zorlanp duran ayaklan, bir bakasndan devralnan o sala zararl ayakkablara karn yava yava ocuksu krmzln ve glnln yitirmi, Bal Almanya ve hatla talyan meneli modern ayakkab modellerine kendini uydurmutu. Maria (azla konuuyor, ama kap kaak ykarken, ayrca yarm kiloluk ve iki yz elli gramlk kese ktlarna eker doldururken ezgiler mrldanmaktan holanyordu. Akam, dkkn kapanp Matzerall hesab grdkten sonra, ayrca pazar gnleri ve i arasnda bir yarm saatik dinlenmek istedii zamanlar, askere arlp Gross-Boschpol'a giderken kardei Frilz'in kendisine hediye etlii mzkay eline alyordu. Maria'nm mzkayla almad hemen hibir ey yoktu. Hiller Genlii Alman Gen Kzlar Birlii'nin akam toplantlarnda belledii izci arklar, radyodan rendii ve 1940 ylnda grevli olarak birka gn iin Danzig'e gelen kardei Frilz'ten kapt operet melodileri. Maria'nm Yamur Damlalan'n nasl ustalkla aldn, ayrca Rzgr Bana Bir ark Syledi'yi, Zaral Leander'-e yknmeden nasl az mzkasndan kardn anmsyor Oskar. Ama i zaman Hohner marka mzkasn asla eline almazd 330 Maria. Gelen giden bir mteri olmasa bile, mesai saailcrinde mzie kaplar kapar, ocuklar gibi yuvarlak harfleri yan yana dizerek fiyat etiketlerini yazp mallarn listelerini karrd. Dkkn ynelenin ve zavall annemin lmnden sonra rakip dkknlara kaptrlm mterilerden birazn yeniden elde ederek dkknn srekli mterileri yapann kendisi olduu gzden kaakcak gibi deildi, ama yine de Matzeralh'a kar deta kul klelie varan bir saygy da hi elden brakmayan bir kzd Maria. Bu sayg da, zaten her vakit kendine gvenen bir adam olan Matzeralh' hi tedirgin etmiyordu. Sebzeci Grcfl ile Gretchcn Scheffler kendisine taklacak oldular m: "Nihayet kz dkknma aldm, onu yetitirdim" gibi bir neden ileri sryordu hep; ite bu kadar yalnkatt dnceleri, ancak en sevdii ii yemek piirme srasnda daha ince, duygulu ve dolaysyla daha saygdeer biri oluyordu. Hani ne diye hakkn yesindi Oskar: Matzeralh'm hazrlayp sofraya kard lahana lurusuyla Kassler domuz budu, hardall domuz bbrekleri, zerine ekmek rendelenip ekilerek kzartlan Viyana Pirzolas, ama hepsinden ok kremal ve bayr lurplu sazan balklar yok mu, nefisti dorusu. Koklamasna ve yemesine doyum olmazd. Geri Maira'ya dkkndaki ilerle ilgili olarak pek de lazla bir ey retmi deildi Malzeraih, nk bir kez kzn perakende alverilere kar doutan yetenei vard; ikincisi, toplan mal almasn kukusuz iyi heceliyorsa da, tezghtarln inceliklerinden zaten Matzcrath'n kendisi enikonu habersizdi. Ama Matzerall yemek piirmesini, kzartma ve buulama gibi eyleri yapmasn kza bellclmiti; Maria daha nce iki yl Schidlitz'dcki bir memur ailesinin yannda hizmet etmi, ev ilerini orada renmiti: ama yine de yanmzda almaya balad zaman bir suyu bile kay-natamyordu.

ok gemeden Malzcrath, tpk zavall annemin salndaki gibi bir yol izlemeye balad: Mutfakla hkmn yrtyor, bir pazar gn kzartmasndan br pazar kzartmasna seirtiyor, mutlu ve memnun, saatler boyu kap kaak ykamakla oyalanyor, 331 arada bir kcnle inip sava yllarnda giderek zorlaan alverileri yapyor, toptanc firmalara ve ktisat Mclrl'nc gerekli siparileri verip denecek paralar dyor, bu ite pimi biri gibi maliyeyle yazmalar yneliyor, iki baltada bir zengin bir layal gc ve zevk eseri gsterip acemice denemeyecek gibi dkknn vitrinini dekore ediyor, sorumluluu bilen biri gibi davranp partideki ilerini gryor, Maria tezghn bandan ekilip alnacak gibi olmad iin ii bandan akn bulunuyordu. Btn bu hazrln, gen bir kzn kala kemiklerinden, kalarndan, kulak memelerinden, ellerinden ve ayaklarndan bu kadar uzun boylu sz amann ne gerei var? diye soracaksnz. Ben de tamamen sizinle beraberim; insann byle anlatlmas ho bir ey deil. Buraya kadar Maria'nn irkin bir tablosunu izdiinin hani ok iyi bilincinde Oskar; ama hep irkin kalmayacak bu tablo. Dolaysyla, tabloyu aydnlatacan umduu son bir cmle: Btn o isimsiz hemireleri bir kenara brakrsam, Oskar'n ilk gz ars Maria oldu. Cnn birinde seyrek yaptm bir davranta bulunup, trampetime kulak vermem zerine anladm bunu: baktm Oskar yeni ve srarl, ama yine de saknp kollayarak teneke trampetine iindeki tutkuyu mjdeliyor. Trampetimi byle konuturmam lena karslamamt Maria; ama bana elik etmesi gerekliini sanarak mzkasn eline almas ve bu az trampetini alarken kalarn irkin bir biimde almas pek houma gitmedi. Ne var ki kendisi ok vakit orap yamayp kese ktlarna eker doldururken, ben trampetimi konuturmak isledim mi ellerini iki yana sarklyor, arbal ve dikkatli, yz tamamen sakin, trampet deneklerime bakyor, oraplar tekrar yamamaya koyulmadan yumuak ve uykulu bir davranla elini ksa kesilmi seyrek salarmn zerinde gezdiriyordu. Ne kadar efkat ve sevecenlikle olursa olsun kimsenin kendisini okamasna katlanamayan Oskar, Maria'nn eline ses karmyordu; zamanla bu elin okayn ylesine arar duruma gelmiti ki, Maria'nn kendisini okamasna yol aan havalar, ok332 luk saatlerce ve eskisinden daha bilinli trampetine syletiyor, sonunda Maria'nn eli kar duramayarak dileini yerine getiriyordu. Beri yandan, her akam beni yataa Maria yatrmaya balamt. Beni soyuyor, oram buram ykyor, pijamam giymeme yardm ediyor, yalaa yatmadan bir kez daha sidik torbam boaltmam bana llyor, sonra kendisi Protestan olmasna karn, benimle bir kez Rabbani ua'y, kez de "selam sana ey Meryem Ana"y, bazen da "Ey sa senin iin yaar, senin iin lrm" okuyor, nihayet insana rehavet veren dost bir yzle zerimi rtyordu. Elektrii sndrmeden nceki bu son dakikalarn gayet gzel olmasna karn, Rabbani ua'y ve Ey sa duasn yava yava ince bir imayla "Deniz yldz, selam sana" veya "Maria senin iin"c evirmitim. Gece uykular dolaysyla ler akam yaplan bu hazrlklardan hi holanmyordum; kendi kendime hakimiyetimin nerdeyse temelini kertmi bu hazrlklar, genellikle hi renk vermeyen biri olan benim yzmde, o henz yeni yetien kzlar ve sanclar iinde kvranan erkekler gibi kalle kzartlarn belirmesine yol amt. Ne diye saklansnd Oskar: Ne zaman Maria kendi clcciziylc beni soysa, beni soyup inko leen iine dikse ve lra, sabun ve keseyle beni keseleyip temizlese, yani ne zaman on beini bitirmek zere olan ben Oskar'n ok gemeden on yedisine basacak bir kz karsnda ryan ve fazla ak seiklikle dikildiini dnsem, her seferinde iddetle kzarp bozar-yordum ve yzmde beliren ate kolay kolay kaybolmuyordu. Ama Maria benim cildimdeki renk deiikliini fark etmez grnyordu. Keseyle frann beni o kadar atelendirdiini mi dnyordu acaba? Oskar'n byle kzarmasna yol aan eyin temizlik olduunu mu geiriyordu aklndan? Yoksa Maria utanga ve ince bir kzd da, benim her akam byle yzmde beliren kzarmann nedenini anlyor ama anlamazla m geliyordu?

Bugne kadar da hep anszn kzarp durdu yzm, he dakika ve bazen daha uzun sren kzarty hibir eyle gizyelemedim. 333 Daha kibrit szcn iitir iitmez yz pancar gibi kzaran Kundak Bykbabam Koljaiczek gibi, benim hi de tanmam gerekmeyen biri yaknmda, her akam bir leen iinde keselenip fralanan kk ocuklardan sz aacak oldu mu, kanm, damarlarmda dolu dizgin dolamaya balyordu. Byle zamanlarda bir Kzlderiliye benziyordu Oskar; daha imdiden evremdekiler glmsemeye, bana acayip, halta yoldan km biri gzyle bakmaya koyulmulard; nk kk ocuklarn sabunlanmalar, keseyle ovulmalar, sabun bezinin en mahrem yerlerinde gezinmesi evrem iin ne anlam tayabilirdi? Serbest bir kz olan Maria ise benim yanmda hi sklmadan en atak davranlarda bulunabiliyordu. Ne zaman oturma odasyla yalak odasnn tahtalarn silip temizlemek istese, nce bacak larndaki oraplar syryordu nmde, bylelikle Matzerath'n kendisine hediye ellii oraplar kollayp gzetmek isliyordu. Ve bir cumartesi dkkn kapandktan sonra Maria elekliini ve bluzunu kard; eski psk, ama lemiz etekliiyle az ilerime, oturma odasndaki masann bana gelip dikildi ve etekliiyle suni ipek bluzmdaki birka lekeyi benzinle ovarak karmaya alt. Nasl olmutu da, Maria, stndeki giysileri soyunup giysilerinden benzin kokusu uar umaz, naif-ayarlc bir vanilya kokusuyla tatl tall kokmutu? Vanilya kokan bir kkle mi omulu vcudunu acaba? Bu kokuyu veren ucuz bir parfm m vard? rnein Bayan Katcr'in vcudunun amonyak buular salglay, rnein anneannem Koljaiczek'in etekliklerinin altnn hafif acm lereya kokmas gibi, bu rayiha da Maria'ya zg bir ey miydi? Her eyin nedenini aratrmadan duramayan Oskar, vanilya kokusunun nerden geldiini de kurcalad. Hayr, Maria vcudunu bir kkle fayan ovmuyordu, onun kendisinde vard bu ltif koku. Hatta kendisindeki bu kokudan habersiz olduuna ilikin bende o zamanlar uyanan kan bugn bile sarslm deil; nk pazar gn halanm patates ve esmer renkte tereyal karnbaharla dana pirzolas yenip sofraya vanilya pudingi karlnca, krmz peltemsi tatlya baylan Maria, polinli ayamla ma334 sann bacana vurduum iin sallanp duran pudingten az bir ey yiyor; bunu da istemeye islemeye yapyordu; Oskar ise, bugne kadar, pudingler arasnda en yavan olan bu alabildiine basit vanilyal pudinge bayld deta. 1940 Temmuzunda, zel cephe haberlerinin Fransa seferinde-ki hzl tempoyu ve baarl seyri haber vermesinden az sonra, Ballk Denizinde plaj mevsimi balamt. Maria'nn kardei Onba Fritz Paris'ten ilk kartpostallar yollarken, Malzeralh ile Ma-ria karar verdiler; Oskar denize gtrlecekti, deniz havas iyi gelecekti Oskar'a. Maria le paydosunda -dkkn birden e kadar kapal kalyordu- beni alp Brscn sahiline gidecek ve drde kadar orada kalabilecekti; Malzeralh'a gre hi sakncas yoktu bunun, nihayet kendisi de arada bir tezghn bana geip mterilere grnmekten memnunluk duyacakt. zerinde apa deseniyle yeni bir mayo alnd Oskar iin. Maria'nn zaten krmz bordrl yeil bir mayosu vard, kzkardei Gusle konfirmasyonda* kendisine hediye etmiti. Annemin zamanndan kalma bir anta iine yine annemden kalma lyl beyaz bir bornoz sokuturuldu, yanna da gerei yokken kk bir kovacik, bir krekik ve eit eit pastalar yerletirildi. Trampetimi ben kendim tayordum. Tramvayla Saspe Mezarlg'nn nnden geerken korktu Oskar. ite ylesine sessiz, ama yine de konukan bu yerin manzarasnn zaten iindeki pek byk saylmayan deniz banyosu hevesini krmasndan nasl korkmasnd? Onu mahva srkleyen kimse ince yaz giysileri giyinmi olarak tramvayla mezar nnden n n geerken, Jan Bronski'nin ruhu ne yapyor imdi acaba diye sordu Oskar kendi kendine. Dokuz numaral tramvay durdu. Saspe diye bard bileti. Kendimi zorlayarak Maria'nn yan bandan Brscn'c doru baktm, kardan gelen tramvay yava yava byyor, srnerek yak' Hristiyan dininde 16. yana gelen genlerin erikinlerin oluturduu cemaat kabul treni. (.N.) 335

layordu. Gzlerimi evremde gezdirmesem! Grlecek zaten ne vard orada. Sska, clz sahil amlar, mezarln sslerle donatlm pasl parmaklk kaplar, tutunacak bir yerleri kalmayp deta bolukta duran karmakark mezar talan; yle talar ki, zerlerindeki yazlar, devedikenleriyle yabani yulaflar okuyordu artk. En iyisi gzlerimi ap pencereden dar evirerek yakarlara bakmak: le orada homurdan duran semiz.]u 52'le.r* bulutsuz temmuz gnde motorlu uaklarn veya pek semiz sineklerin homurdan gibi tpk. Zil alarak kalktk, kardan gelen tramvay, nmz bir an kapad, rmorku getikten hemen sonra bam evirmeden duramadm; viran mezarl grdm btnyle; ayrca kuzey duvarndan bir para; geri duvardaki o beyazlyla dikkati eken yer glgede duruyordu, yleyken iimde son derece tatsz bir duygu uyand. Anszn beyaz yer kayboldu, Brsen'e doru yaklamaya baladk. Gzlerimi yeniden Maria'ya evirdim; hafif ve beyaz bir yaz giysisini dolduruyordu vcudu. Yuvarlak ve soluk parltl boynuy-la dolgun gerdannn zerinde, hepsi ayn irilikle olup olgunluktan nerdeyse allayacakm izlenimi uyandran eski ve krmz tahta kiraz tanelerinden bir kolye tayordu. Sadece sezmi miydim, yoksa gereklen kokusunu mu almtm? Oskar hafite eildi Vanilya kokusunu da Ballk Denizi'ne beraber gtryordu Maria, rayihay derin derin iine ekti ve rk kokan Jan Bronski'yi hemen yendi iinde. Polonya Postanesi'nin savunusu, daha onu savunanlarn elleri kemiklerinden ayrlmadan tarihe karmt. Os-kar'n burnu, bir zaman pek (iyakal, ama imdi ryp dklen muhtemel babasnn sat kokudan baka kokular duyuyordu. Brscn'dc yarm kilo kiraz ald Maria, sonra beni elimden tt-lu, baka kimsenin elinden tutmasna Oskar'n istemediini biliyordu; sahildeki am orman iinden geerek plaja geldik. Nerdeyse on alt yanda olmama karn plaj yneticilerinin anlad yoktu bunu- kadnlar blmne girmeme ses karlmad. Su: * Bir lip uak: Junkcrs'in ksaltlm ekli. (.N.) 336 On sekiz; hava: Yirmi all; rzgr: Dou -ileriki gnlere ilikin tahmin: Ak. Kara bir tahta zerine yazlm duruyordu bu sz-cklcr; onlarn bitiiinde Can Kurtaran Dcrnei'nin yazlar, acemice iziktirilmi eski moda resimlerin yannda boulanlarn nasl dirilt ileceine ilikin kurallar. Resimlerde boulan kimselerin hepsinin de izgili mayolar vard, kurtarclar ise byklyd, kalle ve tehlikeli sular zerinde hasr apkalar yzyordu. Kabinlere bakan kz, plak ayaklarla nmzden yrd. Tvbe ve islilar eden biri gibi beline bir ip dolamt ve ipin ucunda btn kabinleri aan koca bir anahtar sarkyordu. Kabinler nnden uzanp giden kuru bir hasr. 53 numaral kabini verdi bize kz. Kabinin tahtalar scak, gnele kavrulmu, benim kr diyebileceim doal bir renkte: beyaz - mavimsi. Kabindeki pencerenin yan banda bir ayna; kendisini pek ciddiye ald yok artk. Oskar'n soyunmas gerekiyordu ilkin. Yzm duvara dnerek zerimdckileri karmaya baladm. Maria'nn yardmn islemeye istemeye kabullendim. Sonra Maria, pratik bir salamlk taan eliyle tuttuu gibi kendinden yana dndrd beni, yeni alnan mayoyu bana uzatt, dar yn giysi iine kaba ve hoyrat tkt beni, mayomun asklarnn dmelerini vurarak kabinin arka duvarna bitiik bankn zerine kaldrp koydu; trampetimi ve denekleri elime tututurup, bu kez kendisi acele ve sert hareketlerle soyunmaya balad. ylece biraz konuturdum trampetimi ilkin, bir yandan da kabinin budak deliklerini saydm. Saymay ve trampetimi konuturmay kestim derken. Maria'nn iskarpinlerini karrken dudaklarn niin yle komik biimde bzdn ve n sra bir slk tutturduunu bir trl aklm almad; iki ton yksek perdeden, iki ton alak perdeden ttryordu sln. oraplarn bacaklarndan syrp all, bir bira arabasnn srcs gibi slk alyordu Maria; iekli fistann kard derken, bir yandan sln alarak kombinezonunu listanmn zerine ast, sutyenini zp yere brakt elinden, belli bir hava gzetmeksizin, hl sln zoraki ttrerek sporcularnkine benzeyen klotunu syrp dizleri337 ne indirdi; derken dizlerinden kayp ayaklarna dt klot; Maria, ierisinden.ayaklarn ekip alarak sol ayayla klotu kabinin bir kesine itti. O kll geniyle Oskar' korkutmutu Maria. Geri Oskar zavall annesinden biliyordu,

kadnlarn ap aralan plak olmazd, ancak Maria bir Malzerath ya da Jan Bronski karsnda annesi gibi bir kadn deildi. Ve derken tehis ellim onu. fke, utan, isyan, d krkl ve mayonun altnda yar komik, yar sanc vererek sertleen sulama aygtm, yeni bir tokmak urunda trampelimi ve trampetimin iki tokman] unutturdu bana. Oskar, srad gibi Maria'nn zerine atld. Maria, kll geniyle yakalad Oskar'. Oskar yzn kllara gmd. Dudaklarnn arasndan ierlere doru boy verip yeerdi kllar. Maria glyor ve Oskar' ekip bir kenara almak istiyordu. Ama ben boyuna daha ok iime ektim Maria'y, vanilya kokusunun izini ele geirmitim. Hl glp duruyordu Maria. Hatta vanilyasnn banda kalmama gz yumdu, holanyor gibiydi bundan, nk glmesine bir trl ara vermiyordu. Ancak ayaklarn kayp da bu kaymam Maria'nn cann actnca -nk kllarn brakmamtm Maria'nn ya da kllar beni brakmamt ancak sz konusu vanilya gzlerimi yaartnca, arlk azmda mantarlarn veya baka bir eylerin keskin lezzetini duymaya balaynca, vanilya tadn bsbtn kaybedince, Maria'nm vanilya arkasnda gizledii loprak kokusu, toprak olup ryen Jan Bronski'yi alnma ivileyerek, beni bir daha benden ayrlmayacak lmlln tadyla tantrnca, braktm Maria'y. Oskar, kabinin kr renkli tahtalar zerine kayp dt; yeniden glmeye balayan Maria onu kaldrp kollarna aldnda, onu okayp vcudunda alkoyduu tek ey olan tahta kiraz kolyeye bastrdnda, hl alyordu Oskar. Ban sallayarak kllarn dudaklarmdan toplayp ald Maria ve arm: "Bu seninki de ismi yan, Oskar'cm?" dedi. "Hem ne olduunu bilmez, sokulursun yanna, sonra da kalkp alarsn!" 338 GAZOZ TOZU Biliyor muydunuz? Eskiden hangi mevsimde olursa olsun yass paketler iinde saln alabilirdiniz. Bizim dkknda Wald-meister markalsn salard annem; bir yeildi ki paketler, o kadar olur! Rengini iyice olgunlamam portakallardan alan gazoz tozlarna porlakall denirdi. Bundan baka ahududu lezzeti veren bir gazoz lozu daha vard ve bir gazoz tozu da vard ki, zerine bildiimiz su aktlnca frdar, kprr, yerinde duramaz bir trl, daha yatp durulmadan iildi mi, uzaktan limon tad uyandrr ve bardakta limon rengi alrd, yalnz biraz daha koyuydu, kendine at ss veren, yapma bir sar rengi vard. Gazoz tozunun azda uyandraca lal dnda ambalajn zerinde verilen bilgiler nelerdi? "Doal gazoz lozu" yazard bir yerde; bir baka yerde "tescil edilmitir" ve "rutubetlen koruyunuz", nokta nokta bir izginin allnda da "Buradan yrtnz" yazs okunurdu. Baka kimler salard gazoz tozunu? Sadece bizimkisinde deil, her bakkaliyede -ancak Kaiser Kurukahveci'yle lkelim kooperatiflerinde bulamazdnz- elde edilebilirdi bu gazoz lozu. Bakkal dkknlarnda ve yollardaki sat kulbelerinde bir paket gazoz tozunun fiyal (enikti. Maria ile ben, genellikle para vermezdik gazoz tozuna. Eve varncaya kadar bekleyemcdik mi, bakkal dkknlarnda veya kulbeler nnde ister islemez fenik der, halta bazen bir trl gzmz doymak bilmedii iin alt fenik deyip iki yass pa339 kel gazoz tozu alrdk. Kim balad ilkin? Sevenler arasnda eskiden beri sregelen bir tartma konusudur. Bana sorulursa, Maira oldu balayan. Os-kar balad diye bir iddia da bulunmad Maria imdiye kadar. Bu sorunun cevabn hep ak brakt; ama pek zerine dlse, verecei cevap "Gazoz tozu" olurdu kukusuz. Tabii herkes de hakl bulurdu Maria'y. Ancak Oskar bu mahkmiyet kararna rza gsteremezdi; perakende sat fiyat fenik olan bir gazoz tozu Oskar' batan karmaya yetti gibi bir itirafla bulunamazdm dnyada ben. O vakitler on altsndaycln; kendimi ve elbet Maria'y sulu gryor, ama rutubetten korunmas gereken bir gazoz tozunu asla mahkm etmeye yanamyordum.

Doum gnmden birka gn sonra balamt. Takvime baklrsa plaj mevsimi sona ermek zereydi. Ama bir trl eyll kisvesine brnmeyi bilmiyordu hava. Yal bir austos gnnn ardndan yaz, btn grkemiyle boy gstermiti; plaj mdrnn kabininin zerine ivilenmi Cankurtaran Dcrnei'ne ilikin ilnn yan banda yle yazyordu: Hava scakl 2Q - Su scakl 20 - Rzgr Gney-Dou, gkyz az bulutlu. Hava kuvvetlerinde onba olan Fritz Truczinski Paris'ten, Kopcnbang'tan, Oslo'dan ve Brksel'den kartpostallar yazmaya devam cde.dursun grevli olarak boyuna ordan oraya dolayordu-, Maria ile ben biraz yandk gnete. Temmuz aynda aile plajnn glgelii nnden bir yere ayrlmadk. Ama derken Conra-idum'un altnc snfnda okuyan krmz mayolu bir olan salaka lekerlemeleriyle Maria'y rahatsz edip, Petri Yksek Okulu'-nun yedinci snfndan bir otuk da can skan uzun boylu ak ilanlaryla Maria'ya musallat olunca, austosun ortasnda aile plajn braktk, kadnlar plajnda suya yakn ok daha sakin bir yer bulduk kendimize; Ballk Dcnizi'nin iko gdk dalgalar gibi burunlarndan tknefes soluyan kadnlar, diz arka boluklarnda grlen varislere kadar suya girmi, dalgalar iinde keyf alyor, kk ocuklar ise, anadan doma ve edep duygusundan 340 yO|<sun, kadere kar savayor, yani boyuna yeniden yklan kumdan atolar kuruyorlard. Kadnlar plaj: Mademki kadnlar kendi aralarnda olup evreden kendilerini bir gzclleycnin bulunmadna inanyorlard, Oskar'n o zamanlar ierisinde saklamay becerdii delikanl, gzlerini kapamal ve sere serpe kadn davranlarnn zorunlu bir tan olmamalyd. Kumlara uzandk. Maria'nn zerinde krnz bordrl yeil bir mayo, benim zerimde mavi bir mayo. Kumlar uyuyor, deniz uyuyor, ayaklar altnda inenmi midyeler evrelerindeki seslere kulak vermiyordu. nsan uyank tuttuu sylenen kehribarlar, bizim olduumuz yerde yoktu. Tabeladaki yazya gre Gney-Dou'dan esen rzgr usul usul uykuya yatt, fazla yorgun dm btn geni gkyz esnemekten bir trl kendini alamyordu; Maria ile ben de yorulmutuk biraz. Az nce denizden kmtk ve yemeimizi denize girmeden deil, ktktan sonra yemilik. Yediimiz kirazlarn henz kuruman ekirdekleri geen yldan kalan kuru-beyaz ve hafif ekirdeklerin yanbana kumlar zerine uzanm yatyordu. Oskar, bu kadar lmllk taan grnm karsnda henz laplazc kiraz ckirdekleriyle dolu bir yllk, bin yilk kumlar avulayp trampetinin zerine aktt, bir kum saati yapt bylelikle, kemiklerle oynayan lm rolne km biri olarak tasarlad kendini. Scak ve uykulu eti altnda, Maria'nn tamamen uyank iskeletini canlandrd, dirsekle dner kemik arasndaki boluktan ierleri seyretti, Maria'nn omurgasnda aa yukar inip karak say oyunlar oynad, elini kala kemiindeki iki delikten daldrp kuyruk sokumuna kadar gezdirerek gnln eledi. lm rolnde deniz kumu saatine dayanarak bulduum bu elence karsnda Maria kprdanmaya balad. Gzlerini amadan, kendini sadece parmaklarnn klavuzluuna brakarak deniz antasnn iine soktu elini, bir eyler arand, ben de avcum-da kalan kumu, iindeki en son kiraz ekirdekleriylc kuma bulanm trampetimin zerine akttm. Maria galiba arad az n341 zkasn bulamaynca, antay yere ykt, kuma serilmi rt zerinde mzka deil ama. bir paket Waldmeisler tozu belirdi. Maria arm gibi yapt. Belki armt sahiden. Bana gelince, gerekten bir aknla kaplmtm; ikide bir yle syledim kendi kendime ve hl da sylenip duruyorum: Nasl olmutu da bu bir paket gazoz tozu, doru drst limonata iecek paralar bulunmayan isiz kimselerle limandaki ykleme ve boaltma iilerinin ocuklarnn satn ald bu ucuz nesne, bizim antann iini boylamt. Oskar hl bunu dnp dururken, susamt Maria. Ben de istemeyerek, dncelerimin akn yarda kesip, kendi kendime enikonu susadm itiraf eltim. Yanmza bardak almamtk, sonra iilecek su iin en azndan oluz be adm yrmek gerekiyordu, o da Maria giderse; ben yola koyuldum mu elli adm kadar ekerdi kukusuz. Plaj mdrnden dn alnacak bir barda, mdrn kabininin yan bandaki emenin musluunu evirip

doldurmak iin, srt st ya da yzkoyun yatm nivca krcmiyle l l yanan et tepeciklerinin arasnda ve kzgn kumlarn zerinde bir yolculuu gze almak gerekiyordu. kimiz de yolu gzmze kcsliremedik, dolaysyla gazoz tozu paketi olduu gibi kald yayg zerinde. Maria'nn bu ii yapmasn beklemeyerek, sonunda ben uzanp paketi aldm. Ama onu yeniden yayg zerine brakt Oskar, Maria elini uzatp alsn diye bekledi. Ne var ki, almad Maria. Bunun zerine paketi ben yeniden alarak Maria'ya uzattm. Maria geri evirdi Oskar'a; ben, teekkr edip paketi Maria'ya hediye edecek oldum; ama Oskar'-dan hediye falan kabule yanamad Maria. Pa1<cli aresiz yine yaygnn zerine braktm. Gazoz tozu kmldamadan uzun bir sre ylece kald. nsann soluunu kesen bir aradan sonra elini uzatarak paketi alann Maria olduunu anmsyor Oskar. Hepsi bu kadar olsa iyi; Maria nokta nokla izginin akndaki "Buradan yrtnz" denen yerden bir kt parasn koparp alarak, bana uzatt alm paketi. Ama bu kez Oskar teekkr ederek hediyeyi geri evirdi. 342 perken gcenmi bir poz laknd Maria. Pek kesin bir jestle paketi yaygnn zerine brakt. Eh, bu durumda iine deniz kumunun dolmasn beklemeyerek, bu kez benim pakete el uzatmamdan ve onu alarak Maria'ya buyur dememden baka yapacak ne kalmt. Oskar'n anmsadna gre, bir parman paketle alan delikten ieri soktu Maria; sonra parman yeniden ekip kararak dikine, ortada grlecek gibi tuttu: Ucunda beyaz-mavimsi gazoz tozu vard. Sonra buyur al der gibi bana uzatt parman. Ben de aldm tabii. Burnumun direinin szlamasna aldrmayarak, ltif bir koku hissediyormuum gibi yzme bir honutluk ifadesi verdim. Derken elini yumar gibi yapt Maria, ben de pembe avucuna biraz gazoz tozu serpmeden duramadm. Avucunda biriken gazoz tozunu ne yapacan bilemedi Maria. Elinin ayasna ylp kalan gazoz tozu kendisi iin yeni ve artc bir eydi. Derken ben eilerek azmda ne kadar tkrk varsa tozun zerine boca etlim, sonra boyuna yineledim ayn eyi, azmda tkrk kalmaynca braktm. Gazoz tozu frdamaya ve kprmeye balad Maria'nn avucunda. Waldmeisler'li gazoz tozu bir yanarda gibi lav pskrtt, avu ii kaynamaya balad; bilmem hangi ulusun safra yeili gazabyd sanki kaynayan. Maria'nn daha nce grmedii ve o ana kadar hissetmedii bir evler oluyordu avu iinde; nk Maria'nn elceizi titriyor, kaslr gibi oluyor, ban alp gitmek isliyordu; nk Waldmeisler gazoz tozu Maria'nn elini sryor, bir yol bulup cildinden ierlere sokuluyor, Maria'da bir gcklanmaya yol ayor, Maria'da bir duygu uyandryor, bir duygu, bir duygu ki... Avcundaki yeil, isledii kadar bysn, Maria kzardka kzard, sonunda elini azna gtrp uzun diliyle avucunu yalad; bu yalamay ylesine sk ve ylesine aresiz tekrarlad ki, sanki dili o i gcklayan Waldmeisler duygusunu silip atmak istemiyor da, ona btn duygularn normal snrna kadar, halta bu snr da aan bir keskinlik ve g kazandryor gibi bir sanya kapld Oskar. 343 Derken sz konusu duygu hafifledi yava yava. Maria kikir-deneye balad ve Waldmeistcr gazoz tozunu avcunda bir gren var m diye evresine baknd, drt bir yann mayolar ierisinde soluyup duran ilgisiz ve nivea kremi yan deniz inckleriyle evrilmi grnce, yaygnn zerine brakt kendini ve inadna beyaz sarg zerinde yzndeki utan kzarts azar azar kayboldu. Belki de le saalindeki plaj havas Oskar'n uykusunu getirebilirdi; ama aradan daha yarm saat gemiti ki, Maria yerinden dorulup kalkm, henz yar dolu gazoz tozu paketine uzanmay gze almt. Waldmcisler gazoz tozunun artakalann, Wald-meister gazoz tozunun bundan byle yabancs olmayan avu iine dkmeden nce nefsiyle savam myd Maria, Allah bilir. Bir kimsenin gzln temizlemesi iin gerekecek kadar bir sre gazoz tozu paketini solda, pembe avu iini ise sada hareketsiz ve karlkl tullu. Hani ne pakete, ne avucuna dikti gzlerini; ne de yar dolu paketten bo avucuna, bo avucundan yar dolu pakete kaydrd; sadece paketle avu ii arasndaki bolua bakp durdu ve kalarn att. Ama sert baklarn yar dolu paketten ne kadar daha gsz olduu anlald derken; paket

avu iine yaklat, avu ii pakete kar kt. Maria'nn baklarndaki melankoli karm sertlik kayboldu, bir merak ve nihayet sadece bir agzllk gelip oturdu bu baklara. stesinden ge gelebildii yapmack bir serinkanllkla gazoz tozunun geri kalann elinin etli ve scaa karn kuru ayasna yd Maria, derken paketi ve serinkanll kaldrp bir kenara alt. bo kalan elini gazoz tozuyla dolu eline destek yaparak gri gri bakt, gri gri bakarak bir ey istedi benden, tkrm istedi, neden ama kendi tkrn kullanmyordu, Oskar'n tkr m kalmt ki, kendi aznda daha ok tkrk vard mutlaka, tkrk o kadar abuk yerine gelmezdi, ltfen kendi tkrne ba-vursundu, kendi tkrnn benimkinden geri kalr yeri yoktu, hatla daha iyiydi belki, bir kez benimkinden daha ok tkr olduu kukusuzdu, nk ben o kadar abuk tkrk salglaya-myordum, hem kendisi Oskar'dan daha bykl. 344 Ama Maria ille de benim tkrm istiyordu. Baka bir tkrn sz konusu olamayaca daha iin banda anlalmt. 11le de benden tkrk isleyen gzlerini zerimden bir trl ayrmyordu, ben de bu amansz yumuamazln nedeni olarak, onun serbest sarkmayp yzne bitiik duran kepe kulaklarn gryordum. Dolaysyla, yutkundu Oskar; kafasndan yle eyler geirdi ki, normalde aznn suyunu aktmaya yelerdi bunlar; ama deniz havasndan mdr, tuzlu havadan m, yoksa tuzlu deniz havasndan m, tkrk bezleri yan yolda yzst brakt kendisini. Bunun zerine, Maira'nn baklarndaki arya uyarak, dorulup aresiz yola koyuldum. Saa sola bakmadan, scak kumlar zerinde elli admdan fazla bir yol teptim, emeye varp atm musluu, bam alttan yukar evirdim, azm aralayp suyun alma tuttum, itim suyu, azm alkaladm, suyu yuttum, aznm yeniden tkrk salglayacak duruma gelmesine altm. Plaj mdrnn kabiniyle bizim kum zerine yaylm beyaz yayg arasndaki yolu, her ne kadar bilip tkenmez grnp korkun bir manzarayla kuatlm bulunuyorsa da, geride brakp dndm. Yzsl yatar buldum Maria'y, kollarn kavuturmu ve ban kollarna gmmt. Sa topuzlar, dolgun ve yuvarlak srtnda uyuuk ve tembel yalyordu. Drllm Maria'y; nk artk Oskar'n aznda tkr vard. Maria kmldamad. Yeniden drttm. Oral olmad. Sol elini kollayarak tutup atm. Sesini karmad; avucu botu, sanki Waldmcisler gazoz lozu diye bir ey tanmamt. Sada kalan parmaklarn kvrp dorulttum; pembe pembe belirdi el ayas, scak ve botu, izgileri nemliydi. Yoksa kendi tkrne bavurmak zahmetine mi katlanmt Maria? Ben gelene kadar bcklcyencmi iniydi? Belki de gazoz tozunu avcmdan liflemi, henz btnyle hissetmesine zaman kalmadan iinde uyanan duyguyu bomu, elini kum zerine serili yaygya srle srle temizlemi, sonunda o hafif batl inanl ay tmseiylc semiz Merkr ve gergin kabark duran Vens ku345 sayla geni ve elli eli ortaya kmt. ok gemeden kalkp evin yolunu tutmutuk. Maria daha o gn bir ikinci kez avucunda gazoz tozu kprtt m, yoksa gazoz tozuyla tkrmden meydana gelen karm ancak birka gn sonra tekrarlanarak Maria ile benim iin bir rezalet mi oluturdu, bunu asla bilemeyecek Oskar. Bir rastlant, daha dorusu isteklerimize boyun een bir rastlant sonucu, Malzerath, az nce sz edilen plajdaki gnn akam -yemekte ayzm orbas ardndan da patates brei yemilik- Maria ile bana uzun boylu aklamalarda bulunarak, Blge Parti rgt iindeki kk bir skat kulbne ye olduunu ve bundan byle haftada iki akam Springer Birahanesi'nc giderek hepsi de ocak bakam skat arkadalaryla buluacan ve yeni Blge Parti Bakan Sclke'nin de ara sra oraya geleceini, zellikle bu yzden sz konusu toplantlara gitmesi gerekliini ve maalesef kendilerini haftada iki akam yalnz brakacan syledi. Bu akamlar, Oskar, Truczinski Nine'nin yannda yalarsa daha iyi olur, dedi. Truczinski Nine de buna raz oldu; nk bylesine bir zm, Malzcrath'n bir gn nce, Maria'n haberi olmakszn yapt neriden ok daha uygun grnmt Truczinski Nine'-ye; Matzeralh'n nerisine gre, haftada iki kez ben Truczinski Nine'nin yannda deil,

Maria bizde geceleyecek, ezlongla yatacakt. Maria, ok zaman nce dostum Herbert'in yara nianlaryla dolu srtna barnaklk etmi geni yalakta uyudu ilkin. Ar mobilyalar odalarn k olan arka odada bulunuyor ve Truczinski Nine oturma odasnda uyuyordu. Eskisi gibi yine "Eden Ole-li"ni souk bfesinde alan Guste Truczinski otelde kalyor, izinli olduu gnler kanepenin zerinde yatyordu. Ama Onba Fritz Truczinski, yannda uzak lkelerden hediyeler getirerek cepheden izinli dnd m, Hcrber'in yatan alyor, Maria ise Truczinski Nine'nin yalana geiyor, Truczinski Nine de kanepe zerinde sabahlvordu. 346 Ama ben, ne srdm isteklerle bozdum bu dzeni. lkin beni kanepenin zerine yatracaklard; bu niyetlerini ok konumayarak, ama ak ve kesin geri evirdim. Bunun zerine Truczinski Nine yal kadn yatan bana brakp, kanepeyle yetinecek oldu. Ama Maria hayr diye dayatt, yal annesinin geceleri rahatsz olmasna gnl elvermedi; fazla sze gerek grmeyerek, Herbert'in eski garson yatan benimle paylaabileceini aklad: "Oskar ile bir yatakta yatabiliriz pekl" dedi. "yle ya, eyrek porsiyon bir olancaz, Oskar!" Bylece Maria haftada iki kez benim yatak arafmla yorganm alp, bizim zemin kattaki daireden ikinci kattaki kendi dairelerine tayor ve benimle trampetime sol tarafnda yatacak bir yer hazrlyordu. Matzerath skat oynamaya gittii ilk gece hibir ey olmad. Herbcrl'in yala pek byk grnd bana. nce ben yattm, sonra Maria geldi. Mutfakta ykanp temizlenmiti, zerinde gln denecek kadar uzun ve eski moda kaskat bir gecelikle girdi ieri. Oysa Oskar kendisini plak ve kll beklemiti, bir d krklna urar gibi oldu ilkin, ama sonra bir memnunluk duydu, nk ninesinin ninesinden kalma bir sandklan Ma-ria'nn karp giydii gecelik yer yer katlar yapyor, hemire giysileri ndeki o beyaz plileri andryordu. Komodinin nnde dikilerek salarn zp dalmaya balad Maria, bir yandan da slk alyordu. Zaten ne zaman soyunup giyinse, ne zaman salarn rse ya da rglerini zp datsa hep slk alard. Taranrken de bu iki sesli sl sivriltilmi dudaklarnn arasndan bkp usanmakszn flediyse de, ama bir trl bir havaya dntrmedi. Tara kaldrp yerine koyar komaz kesildi slk. Maria arkasna dnerek bir kez daha sallayp silkeledi salarn, bir iki el harekeliyle komodinin zerine eki dzen verdi ve verdii bu eki dzenle enikonu neelenip colu, abanoz aacndan siyah ereve iindeki babasnn rtulu ve bykl resmine eliyle bir pck yollad, sonra bln arlyla srayarak yalaa girdi, birok de-la kprdanarak karyolann yaylanmasna yol at, son yaylan347 lan sonra yakalad gibi enesine kadar ekti yorgan, bir tepe gibi duran yorgann altnda kayboldu, kendi yorgannn altnda yatmakta olan bana dokunmad bi, derken tombul ve yuvarlak kolunu bir kez daha kuty yorgann allndan karp bann zerinden arkalara uzatt, geceliin yeni, gerilere kayd kolunda ve sndrmede kullanlan kordonu arand, kordonu bulup sndrd ve karanlkta sesini hayli ykselterek bana iyi geceler diledi. Maria'nn nefes alp verii hemen bir dzene kavutu. Belki yalancktan yapmayarak gereklen uyumutu Maria; nk gndzn onun kadar altktan sonra, bu almay adamakll bir uyku izleyebilirdi ve izlemesi de gerekiyordu. Ama Oskar'n daha uzunca bir sre seyredilmeye deer, uyku karc sahnecikler geip durdu hayalinden. Pencere nne ekilen karartma kadyla duvarlarn aras her ne kadar youn bir siyahln arl altnda bulunuyorsa da, yine de sarn hemireler Merberl'in yara nianlaryla donanm vcudunun zerine eildi, Schugger Leo'nun buru buru gmlei bir martya dnt -byle olmas da akla yaknd hani- ve mart ulu, ulu ve gidip bir mezarlk duvarna arpt ve paraland ve duvar kirele yeni badana edilmi gibi bir grnme kavutu ve ... Ancak gittike arlaan ve yorgunluk veren bir vanilya kokusu, uyku ncesi filminin pr pr edip kopmasna yol anca, Maria'nn oktan lalim edip durduu dzen iinde neles alp vermeye balad Os-kar. Aradan gn gemiti ki, yine byle gen kzs bir illet ve edeple gelip yalaa girdi, Maria. zerinde gecelikle geldi, slk alarak rglerini zp dam, taranrken de ttrd sln,

sonra tara bir kenara koydu, komodinin zerine eki dzen verdi, babasnn fotorafna eliyle bir pck yollad, srad gibi yalaa girdi, yaylandrd yaylandrd yata, yorgana el all ve o anda grd -ben Maria'nn srln seyrediyordum- bir paket grd o anda -uzun gzelim salarna kar bir hayranlk duyuyordum-, yorgan zerinde yeil yeil bir eyler kefetti, ben gzlcri34K mi yumdum, Maria gazoz tozunun manzarasna alncaya kadar beklemek istedim, karyolann yaylan kendini geriye atan Maria'nn allnda gcr gcr tl, derken snd lamba ve lambann s-nne Oskar gzlerini at ve bildii bir eyi kendi kendine dorulad: Maria sndrmt, karanlkla dzensiz soluyup duruyordu, gazoz tozu paketinin manzarasna alamamt henz; ama oday karanla bomasnn gazoz tozuna daha bir dirilik kazandrmad ve Waldmeister gazoz tozunun filizlenip yeererek gecenin koynuna kabarck kabarck sodyum oksit salglamasna yol amad kesinlikle sylenemezdi hani. Nerdcyse karanln Oskar'n taraln tuttuuna inanacam geliyor. Zifiri karanlk bir odada dakikalarn sz edilebilirse, daha aras birka dakika gemeden, yalan baucundan baz kmltlar farken i m; Maria olta all ipe, ip oltaya geldi, ben de yalakla oturan Maria'nn geceliinden aalara sarkm uzun gzelim salarn yeniden hayranlkla seyre koyuldum. Ampul, abajurun plili kumann gerisinden nasl da dzenli ve san aydnlatyordu oday. Henz yorgan gergin geriye allm ve el srlmemi bir yn halinde duruyordu Maria'nn ayak ucunda. Bu yn zerindeki gazoz paketi, karanlkta kmldamaya cesaret edememiti. Maria'nn ninesinin ninesinden kalma gecelii hrdad derken, gecelein kollarndan birindeki etli ve geni elin havaya kalkmas zerine, Oskar, az boluunda tkrk toplamaya koyuldu. Sonraki haftalarda Maria ile ben bir dzineyi akn ou Waldmeisler'li, ama Waldmcister'li gazoz tozlar suyunu ekince limonlu ve ahududulu gazoz tozlarn ayn ekilde avu iine boalttk, tkrmle kprttk, Maria'nn giderek deerini daha ok takdir etlii bir duyguyu besleyip gelitirdik bylece. Azmda tkrk toplama iinde zamanla biraz uslalaln, azmn bir anda bol bol sulanmasna yol aan baz yntemlere bavurmaya baladm ve ok gemeden bir paketteki gazoz tozuyla kez hemen birbiri ardndan, kavumak iledii duyguyu Maria'ya buyur edip verebilecek duruma geldim. Oskar'dan memnundu Maria, bazen onu tutup barna bast34') ryor, gazoz tozunun salad hazdan sonra hatla iki kez neresi gelirse yzne pckler konduruyordu; ardndan ok vakil hemen uykuya dalyor Maria, ama uyumadan nce onun karanlkla bir sre kikirdediini iitiyordum. Gittike glk eker olmutum uyumakla. On all yandaydm, hareketli ve oynak bir ruhum vard; Maria'ya olan sevgimi, gazoz tozunda uyuklayan imknlar tkrmle uyandrp hep ayn duygunun domasna yol aarak deil de, daha baka yollarla aa vurmak gereksinimini duyuyor, bu yzden uykularm kayordu. Yalnz n sndrlmesinden sonraki zamana snrl kalmyordu Oskar'n dnmeleri. nnde trampeti, Oskar gn boyu arpac kumrusu gibi dnyor, Rasputin romanndan koparlm ve okunmaktan iler tutar yeri kalmam sayfalar kartryor, Grelchen Schefflcr'le zavall annemin, benim derslerim nedeniyle dzenledikleri cmbleri anmsyor, beri yandan "Gnl Akrabalklar" romanndan koparlm sayfalan kartrp Gocthe'ye danyor, yani byc Raspulin'in ilkel duygusalln alp ozanlar prensi Goelhc'deki btn dnyay kucaklayan doa duygusuna bavurarak bir eki dzene sokuyor, ok gemeden arie gzyle bakmaya baladm Maria'y Granddc Anaslasia'nn yz izgileriyle donatyor, Raspulin'in soylu-eksanirik maiyetinden hanmefendiler seerek yanna veriyor, ama ok gemeden Maria'y, fazla ehvetten tiksinti duyarak, bir Oilic'nin ilah saydamlna ya da tutkusuna gem vuran Charlotc'nin ilfclinc brnm durumda grmek istiyordum. Kendini de bazen deimi gryordu Oskar; bazen Rasputin, bazen onun katili oluyordum; pek sk yzba, arada bir de Charlollc'nin* kararsz ei olarak bakyordum kendime. Hatla bir defasnda itiraf edeyim ki Goethe klna girerek uyuyan Maria zerinde szlen bir peri

oldum. Ne tuhafsa, yaln ve gerek yaamdan ok edebiyattan uyar* Goelhe'nin "Gnl Akrabalklar" romanndaki kadn kahramanlardan biri. (.N.) 1 350 ORHAN KEMAL L HALKKTPH*'"-**! lar bekliyordum. Dolaysyla, zavall annemin etinin zerinde sk sk altn grdm Jan Bronski'den hemen hibir ey renememitim. Bu nbetlee annemle Jan'dan ve Matzcralh'la annemden oluan gs geirmeler, terlemeler ve nihayet bitkinlik iinde inildemelerle dolu, iplik iplik snerek alan yuman sevgi anlamna geldiini biliyor, yine de Oskar bu sevginin sevgi olduuna inanmak islemiyordu; ama boyuna bu yumaks sevgiye kyor yolu, ama bu sevgiden nefret ediyordu; bu sevginin sevgi olarak bizzat uygulamasn yapncaya, bu sevgiyi biricik gerek ve varl mmkn sevgi olarak kendi kendisine kar savunmas gerekinceye kadar byle de srp gilli bu. Maria yatt yerde dorulmadan gazoz tozunu uzanp ald. Gazoz tozu kprmeye balaynca, bacaklar kaslmalar iinde kalp saa sola savruluyor, dolaysyla, sz konusu duygu iinde uyanr uyanmaz, ok vakil gecelii kalalarna kadar gerilere kayyordu. Gazoz tozunun ikinci kez kprnde gecelik halta karnnn zerinden ykarlara trmanyor, yuvarlarla yuvarlana la memelerinin nne kadar gelip dayanyordu. Haltalar boyu Ma-ria'nn sol elini gazoz tozuyla doldurmutum, derken bir defasnda bir ahududu gazoz tozundan artakalan paray gbek ukurunun iine boca etlim; hani Goelhe ve Raspulin'i okumutum da byle bir ey yapmay daha nceden planlam deildim, kendiliinden oluvermiti. Maria'nn itiraz etmesine kalmadan tkr saldm loz zerine; loz kraterde fokurdamaya balaynca, Maria itirazda bulunmasn salayacak btn nedenleri birer birer yitirdi, nk kaynayp kpren gbek ukurunun avu iine gre hayli stnl vard. Gazoz tozu ayn gazoz tozu, lkrm ayn tkrkt; gazoz tozunun uyandrd duyguda da bir deiiklik gereklememiti, ancak daha gl, ok daha glyd imdi bu duygu. ylesine sivrilmi olarak kendini aa vuruyordu ki, Maria zor dayanabiliyordu; bir ara ne eildi, kaynayp kpren ahududularn diliyle gbek ukurundan uzaklatracak oldu; nitekim grevlerini yerine getiren Waldmeisler'li gazoz tozlarn da ayn yola bavurarak lemize havale elmiti hep. Ama bu 351 kez dilinin uzunluu yetmedi, gbek ukuru Alika'dan ya da Fc-rland adasndan daha uzakt kendisine. Ama benim hemen ya-nbamdayd Maria'um gbek ukuru, dolaysyla dilimi ukurun iine daldrdm, ahududularn toplamaya koyuldum, bir lrl gelmiyordu arkas, toplarken toplarken kendimi o kadar yi-lirdim ve yle blgelere girdim ki, toplama iznimin bulunup bulunmadn soracak bir kolcu lalan grmedim ortalarda, btn ahududularn teker teker devirmek iin bir sorumluluk duyuyordum; gzmde, aklmda, yreimde, kulamda ahududundan baka ey yoklu; sadece ahududu kokusu alyordu burnum; ahududularnn ylesine peine dmtm ki, ahududu toplamada gsterdii bu abadan Maria'nm memnunluk duyduunu ancak ylece larkcdebildi Oskar; Maria memnunluundan sndrd diye dndm. Memnunluundan kendini gvenle uykunun kollarna brakyor ve arada iini srdrmene izin veriyor senin; nk ahudududan yana zengin Maria dedim. Ahududular bitince, baka yerlerde mantarlara rasladm. Ama bunlar yosunlarn ok ahlarnda sakl yattndan, dilim baarsz kald toplama iinde; on parmam da gene yle baarsz kalnca, on birinci bir parmak byttm vcudumun bir yerinden. Bylece Oskar, bir nc trampet tokmana kavutu, ya ne de olsa buna elverecek kadard. Dolaysyla, teneke trampeti deil, yosunlar tokmaklamaya baladm. Ve birden bilemez oldum: Ben miydim tokmaklayan, yoksa Maria'nm yosunlan m? Yosunlarla on birinci parmak bir bakasmnd da sadece mantarlar myd benim olan? Aadaki o beyefendinin kendine gre bir kalas, kendine gre bir iradesi mi vard yoksa? Oskar myd ii yapan, yoksa aadaki beylendi mi?

Maria'ya gelince vcudunun yukarsyla uyuyor, aasyla uyumak zere bulunuyor, zararsz vanilyalarla yosunlar allnda tuzlu mantarlar, ama hereydeu nce gazoz tozunu isliyor, ama onu, benim de islemediimi istemiyor, onu, ayr ba ekeni, kendisinin bir ba olduunu ortaya koyan, kendisine benim vermediim bir eyleri iinden dar salan, ben yalarken kendisi kal352 kp dikileni, benim grdklerimden baka dler greni, ne okuyabilen, ne de yazabilen, yleyken benim yerime imza atan, kendi burnunun dorusuna giden, daha varln ilk farkettiim gn benden ayrlm bulunan, benim dmanm olan, ama ikide bir kendisiyle birlemem gerekeni, beni ele veren ve yzst brakan, benden bkm olan, taralmdan ykanp paklanan, ama beni kirletip pisleleni, hibir ey grmeyen, ama hereyin kokusunu alan, kendisine siz diye hitap edeceim kadar bana yabanc olan istemiyordu. Oskar'nkinden bambaka bir bellei var hani; nk Maria bugn odama girip Bruno halden anlayan bir edayla koridora svt m, bakyorum Maria'y tanmyor bir lrl, tanmak islemiyor, tanmyor, rezilce davranp son derece duygusuz kalyor, Oskar'm yrei ise heyecanla kekeliyor Oskar'n azn: "Dinle Maria! Gzel gzel neriler: Bir pergel salm alp evremizde bir ember izebilir, sen bir ey okuyup diki diker ya da imdiki gibi benim el radyomu kartrrken boynunun eim asn lebilirim. Brak u radyoyu! Bak gzel gzel nerilerim var: Gzlerimi alatr, yine alayacak duruma gelebilirim. Karlaaca ilk kasaba varp yreini kyma makinesinden geirtebilir Oskar, ama sen de ruhun iin ayn eyi yapacaksn kukusuz. Ayrca, ikimizin arasnda sessiz durup durmas iin, bir kuma hayvan satn alabiliriz. Ben bir solucan olmaya azmelsen, sen de sabrl olmaya: Balk tutmaya gidebilir ve daha mutlu olabiliriz. Ya da bir zamanki o gazoz tozu,-hatrlyor musun hani? Bana Waldmeister dersin, ben de kprrn, sen daha fazlasn istersin, ben sana artakalann veririm -Maria, gazoz tozu, gzel gzel neriler Maria! Ne diye radyoyu kartryorsun hep, radyodan baka bir ey dinlemiyorsun? zel haberler duymak iin sanki lgnca bir istee kaptrmsn kendini." 353 ZEL HABERLER Trampetimin beyaz deirmi yzeyinde deneylere girimek pek kolay olmuyor. Bunu bilmeliydim. Trampetim ayn denekleri istiyor hep. Darba darbe kendisine sorular yneltilmesini, darbe gibi inen cevaplar vermeyi ya da havada savrulan denekler altnda zgrce ene alarak soru ve cevaplar ak brakmay isliyor. Diyeceim, trampetim ne sun yoldan kzdrlp i etleri kokulara uratacak bir lavadr, ne de birbirlerine uyup uymadklarn bilemeyen iftlerin dansedip horan tepecekleri bir pisttir; dolaysyla Oskar, en yalnz saatlerinde bile, trampetinin teneke yzeyine gazoz tozu serpip zerine tkrn aktarak yllardr trampetin yaamad ve benim yllardr enikonu hasret kaldm bir gsteri dzenlemeye kalkmad. Sz konusu gazoz tozuyla bir deneyde bulunmaktan kendini alamad geri, ama bunu yaparken dolaysz bir yoldan yrd, trampetini ie kartrmad; yani kendimi sergiledim aka, nk rampetsiz, kendini sergileyen biriyimdir hep. Gazoz tozu ele geirmek zordu ilkin. Bruno'yu Grafenbcrg'tc-ki btn bakkal dkknlarna yolladm, tramvaya bindirip Ger-resheim'a gnderdim, kente de inip bir bakmasn rica etlim; ama tramvaylarn son duraklarndaki sal kulbelerinde bile gazoz tozu bulamad Bruno. Gen tezghlar kzlar byle bir eyi henz duymamt; sat kulbelerinin sahipleri olan yalca kadnlar ise, szck daarcklarnn zenginlii dolaysyla anmsam, Bru-no'nun anlattna gre, dalgn ve dnceli, elleriyle alnlarn 354 ovarak: "Nasl, nasl?" demilerdi. "Gazoz tozu mu? Evel vard, ok eskiden, Wilhclm zamannda, Hitler'in baa getii ilk yllarda, evet satlyordu o zamanlar. Ncrde imdi! Ama bir limonata veya bir coca cola islerseniz?" Yani bakcm benim hesabma pek ok ie limonata ve coca cola ili, ama aradm eyi bir trl salayamad bana, yleyken Oskar'n istei sonunda gerekleti. Yorulmak nedir bilmeden alt Bruno ve dn zeri yazsz bir beyaz paket getirdi; klinikte alan Froylayn

Klein adnda bir hanm doktor anlay gstererek bana yardm etmek istemi, elinin altndaki kutular am, ekmeceleri ekmi, kitaplar kartrm ve sonunda birka gram o maddeden, birka gram bu maddeden alp birbirine katarak pek ok denemeden sonra bir gazoz tozu elde elmi, toz da Bru-no'nun sylediine gre kpryor, insanda bir karncalanma duygusu uyandryor, yeil bir renk alabiliyor ve pek uzaktan Waldmeister tad veriyormu. Bugn ziyaret gnyd. Maria geldi. Ama Klepp geldi daha nce. Aslnda anmsamaya demeyen bir eye bir saate yakn glp durduk. Klepp'i ve onun Leninist duygularn gzeterek konumay gncel konular zerine ekmekten sakndm; dolaysyla haftalar ncesi Maria'nn hediye ettii kk transistorlu radyonun Slalin'in lmyle ilgili haberinden sz amadm. Ama Klepp haberi biliyordu adela, nk paltosunun kahverengi damal koluna siyah bir bani beceriksizce tutturulmutu. Derken Klepp kalkp gitti, Vilar girdi ieri. ki ahbap yine bozumular anlalan, nk Vittlar glerek ve parmaklaryla eytan boynuzlar yaparak selamlad Kelpp'i: "Bu sabah tra olurken radyoda Slalin'in lmn iiterek ardm," dedi alayl alayl ve Klcpp'-in paltosunu giymesine yardm edecek oldu. Yal l l yznde uhrevi bir hava, kolundaki banl dzeltti Klepp: "Ben de onun iin kolumda bunu tayorum ya!" dedi gs geirerek ve Arms-trong'un trompetine zenip New Orlcan Function'un ilk mezrlerini mrldand: Irrah trahdada traah dada dadada - sonra kapdan kp gitti. 355 Vittlar odada kalmt. Oturmak istemedi, aynann nnde kprdanp durdu daha ok; aa yukar bir eyrek saal, kafamzda Stalin dncesi olmadan, birbirimize anlay dolu bir edayla g-lmsedik. Vittlar' srdam m yapmak isliyordum, yoksa onun defolup gitmesini salamak myd amacm, bilmiyorum; el ederek onu yanma ardm, bana doru eilmesini iaret etlim ve byk kepe kulaklarnn ierisine fsldadm: "Gazoz tozu? Byle bir toz iittin mi, Gottfried?" Korkuyla srayp kafesli yatamdan uzaklat Villlar; byk bir cokunluk ve stesinden ok iyi geldii dramatik bir jestle iaret parman bana doru uzatt, tiz perdeden: "Ne diye beni gazoz tozuyla batan karmak iliyorsun iblis?" dedi. "Benim bir melek olduumu hl renemedin mi?" Ve bir melek gibi kanat rparak odadan kp gitti Vitllar, ama ilkin lavabonun zerindeki aynaya bir kez daha gz atmay ihmal etmedi. Akl ve Ruh Hastalklar Klinii dndaki genler gerekten tuhaf oluyor, yapmaca kayorlar. Vitar'n arkasndan Maria geldi. Yeni bir baharlk kostm diktirmi kendisine, bir de zarif ve fare grisi apkas var ve apkann zeki bir tutumluluk taan saman sars bir ss bulunuyor. Benim odada bile apkasn bandan karmad. slnkr selamlad beni, yanan uzatt, hemen transistorlu radyoyu at sonra, geri bana hediye etmiti radyoyu, ama sanki kendisi kullanmak zere getirmiti, o iren kulunun ziyaret gnleri yapacamz konumalarn bir blmn stlenmesini isler gibiydi: "inin mi bu sabah haberi? Enfes deil mi?" "Evet, Maria!" diye cevapladm sabrla. "Stalin'in lmn benden de saklamak istemediler, ama ne olur, kapat imdi u radyoyu!" Maria bir ey demeden sylediimi yapt, sonra apkasn bandan karmadan oturmaya devam etli, her zamanki gibi Kurt'-tan konumaya baladk. "Bir dn, Okar, seninki uzun orap giymek istemiyor bir trl! Oysa martlayz, sonra radyoya baklrsa hava daha da so356 uyacakm." Ben radyo szn iilmezlikten geldim, ama orap iinde Kurl'un tarafn tuttum. "Olan artk on ikisinde Maria: Okul arkadalarndan ulanyor, onun iin uzun yn oraplar giymek istemiyor tabii." "Ama benim iin onun sal daha nemli. Paskalya'ya kadar uzun yn orap giyecek, o kadar!" Bu tarih ylesine kesin aa vuruldu ki, kollayarak yattrmaya altm Maria'y. "Madem yle, kayak pantolonlar al ocua, nk uzun yn oraplar gereklen irkin. Sen de onun yanda olduun zaman dn! Hani Labes Caddesi'ndeki evimizin avlusunda? Hatrlasana

bir, Klein-Kaschen'e ne yaptnz, o da Paskalya'ya kadar uzun oraplar giyiyordu. Kbrs'la len Nucky Eyke, sava bilmeden az nce Hollanda'da br dnyay boyla-yan Axel Mischke, sonra Harry Schlager; ne yaptlar Klein-Kaschen'e hepsi? Uzun yn oraplarna katran srdler, katran da ete yapp kald ve Klcin-Kaschen aresiz hastaneye kaldrld." "Susi Kalcr yok mu, hepsi onun bann altndan kt, yoksa oraptan falan deil." Maria, fkeyle sylemiti bunlar. Susi Ka-ter, daha sava balar balamaz muhabere hizmetinde alan kzlar arasna karm ve sonradan Bavyerah biriyle evlenip giimi-ti; ama nasl kadnlar ocukluk gnlerinden kalma anlipatilerini la ninelik zamanlarna kadar ilerinde saklarsa, Maria da kendisinden birka ya byk Susi Kaler'e kar srp giden bir hn duyuyordu iinde. yleyken Klein-Kaschen'in kalran srlm oraplarna iarette bulunmam, bir bakma etkisini gsterdi; Kurl'a kayak pantolonlar alacana sz verdi Maria, Kurt'la ilgili vlmeye deer eyler anlatt. retmenlerden Kenneman son veliler toplantsnda vg dolu szler sylcmili ocuk iin. "Dn bir, snlta ikinci. Dkknda da yardm ediyor bana, hem de nasl anlatamam." Bam sallayarak takdir duygularm belirttim, sonra dkkna alman en son teberileri anlatt Maria. Oberkassel'de bakkaliyenin bir ubesini amas iin kendisini cesarellendirdim. Zaman uygun bunun iin dedim, ortadaki refah havas srp gidiyor he357 nz -bu haberi radyodan dinlemitim;- derken zile basp Bruno'-yu arma vaktini gelmi olarak grdm. Odaya giren Bruno, iinde gazoz tozu bulunan beyaz bir paketi bana uzatt. Oskar, tm ayrntlaryla dnp tasarlamt plan. Bir aklamada bulunmadm, sadece sol elini vermesini rica etlim Maria'-dan. lkin san verecek oldu, sonra dzeltti, ban sallayp glerek bana sol elinin srt ksmn buyur etti, kimbilir belki de elini peceimi sanmt. Ben, ayas yukar gelecek biimde elini dndrp Ay Tmsei ile Vens Tmsei arasna paketteki tozu boca edince ard. Ama sesini karmad, ancak Oskar eilip tkrn gazoz tozu yn zerine salglaynca irkildi, "Brak u samal, Oskar!" diyerek hrsland birden, srayp kalkt, geriye ekildi, avucunda frdayp yeil yeil kpren toza dehetle gzlerini dikti. Alnndan aalara doru kzard yz. Tam ben umuda kaplmken, admda lavabonun yanna vard; suyu iren suyu, ilkin souk, sonra scak suyu gazoz tozunun zerine aktp sabunla ykad ellerini. "bBazen gerekten katlanlmaz oluyorsun, Oskar. Bay Mns-terberg hakkmzda ne dnr sonra canm!" Beni balamasn rica eder gibi Brunoya bakt sonra, ben sz konusu deneyi yaparken Bruno yalan ayak ucunda dikilmi bekliyordu. Maria'-nn bundan byle skhnamas iin bakcm odadan kardm ve Bruno kapy kilitler kilitlemez Maria'ya yeniden yataa yaklamasn syledim. "Hatrlyor musun, Maria? Hatrlasana, gazoz lozu, paketi fenikti hani? Dnsene, Waldmcister'li, ahudu-dulu gazoz tozlar, ne de gzel kprrd, ne gzel kaynayp ka-barrd! Sonra, bunlarn insanda uyandrd o gcklayc duygu, Maria, ya o duygu.!" Maria hatrlamad. Aptalca bir korkuya kapld nmde, biraz titriyordu, sol elini saklad, konuacak baka bir konu bulmak iin byk bir aba gsterdi; bana yeniden Kurt'un okulda kazand baarlardan, Stalin'in lmnden, dkkna alnan yeni buzdolabndan, Oberkassel'de amay tasarlad bakkaliyenin yeni ubesinden anlatmaya balad. Bense gazoz tozuna sadakat358 ten ayrlmadm, gazoz lozu deyip durdum. Maria doruldu, gazoz tozu diye yalvardm, acele veda elti Maria, apkasn dzeltti, ama gitmeye de karar veremedi bir trl, radyoyu kartrmaya balad, czrdad radyo, radyonun grltsn bastracak kadar yksek bir sesle: "Gazoz tozu, Maria!" diye haykrdm. "Hatrlasana, Maria!" Derken kapya gidip durdu Maria; alyordu, ban sallad, can ekien birini terkedip gider gibi usulcack kapad kapy; ci-zrdayp duran, slklar alan radyoyla beni yalnz brakt. Demek oluyor ki, Maria bundan byle gazoz tozunu anmsamyor. Oysa nefes alp verdiim ve trampetimi konuturduum sre, gazoz lozu benim iin kprp duracak; nk 1940 ylnn gz sonunda Waldmeisler'li ve ahududulu gazoz tozlarn canladran, elimi birtakm araylara

iteleyen, beni horoz mantarlarnn, konik apkal mantarlarn ve daha baka bilmediim, ama ayn ekilde yenebilen dier pek ok mantarn deviricisi olarak yetitiren, beni baba yapan, evet, gencecik baba yapan tkrm olmutu hep; tkrm beni babala ykseltmi, iimde gcklayc duygular uyandrm, beni dourtucu durumuna sokmu, bana mantarlar toplatm, benim retim eylemine katlmam salamt; nk kasn banda pheye yer kalmamt artk. Maria hamileydi, iki aydr hamileydi Maria ve ben, Oskar doacak ocuun babasydm. Hani bugn bile inanyorum byle olduuna, nk Matze-rath'la Maria arasndaki o i ok daha sonra oldu. Uyuyan Maria'-y vcudu yara nianlaryla dolu kardei Herberl'in yatanda onba olan kk kardeinin cepheden yollad kartpostallar nnde, karanlk odada, odann duvarlaryla pencerenin karatma kd arasna gebe brakmamdan iki hafta, yo hayr, on gn gemiti ki, Maria'y bizim ezlongta yatar buldum; o Matzerath'n altndayd, Matzerath onun zerinde; ama bu kez uyumuyor Maria, azn am, hava almaya abalyordu. Oskar, dncelerle oyalandn tavan arasndan inmi, sofay geerek odaya girmiti. kisi de farketmemili beni; balan i359 ni sobadan yanayd. Doru drst soyunmamlard bile. Malze-ralh'n klotu dizlerinden sarkyor, pantolonu yerdeki halnn zerinde tortop duruyordu. Maria'nn entarisiyle kombinezonu, sutyen zerinden kolluk altlarna kadar syrlmt. Klotu iren biimde sa ayana dolanm, sa bacayla ezlongton sarkyordu. Sol aya sanki olup bilenlere katlmyor, bkk bir durumda ezlongun minderleri zerinde, Malzeralh'm bacaklar arasnda bulunuyordu. Malzcralh sa eliyle Maria'nn ban dndrmeye, sol eliyle cinsel organnn azn geniletmeye alyor, beri yandan kendi cinsel organna yol iz gsteriyordu. Malzeralh'm gerilmi parmaklar arasndan, yandan halnn zerine bakyordu Maria; halnn zerindeki deseni ta masann allna kadar gzleriyle izler gibiydi. Kadife kapl bir yasta dilerini geirmiti Matzerath ve ancak Maria'yla konuacak olduu zaman dilerini yastktan ekip alyor; nk arada bir ilerine ara vermeksizin konuuyorlard. Ama saat eyrek geceyi vurmaya balar balamaz duraklar gibi oldular ve saatin grevini yapmasn beklediler; sonra Maria zerindeki almasn srdren Malzeralh, "Saat eyrek geiyor," dedi. Ardndan: "Nasl, iyi mi byle?" diye sordu. Maria birok kez evet diyerek cevaplad soruyu. "Aman dikkatli ol!" dedi Matzerah'a. Matzeralh da pek tabii dikkatli olacana sz verdi. Ama Maria zellikle bu kez ok dikkatli olmasn buyurdu Matzerath'a, hayr buyurmad da tledi yalnz. Bir ara Matzerath: "Nasl, daha ok var m?" diye sordu. "Az kald, az!" diye cevaplad Maria. Sezlongtan sarkan bacana kramp girmi olacakt ki, bolukta saa sola savruluyor, ama klotu yine de dmeyip ayanda kalyordu. Malzerath yeniden dilerini kadile yasta geirdi, ama birden haykrd Maria: "ekil! ekil!" Matzerath da ekilmek isledi, ama ekilemedi, nk Oskar ekilmesine vakit kalmadan geldi, ikisinin tepesinde bitiverdi: trampeti Matzeralh'n beline dayayp, denekleri trampetin zerine indirip kaldrmaya balad; nk iitmek ilememitim ekil szlerini, nk trampetim onlarn ekil szlerinden daha hzl konuuyordu, nk Matzerath'n ekilmesine izin vermek 360 niyetinde deildim, Jan Bronski de hep ekilip gitmiti annemden, nk annem de hep ekil! ekil! demiti jan'a, ekil! ekil! demili Malzerath'a ve ekilip ayrlmlard birbirlerinden ve zmbrtlarn rasgele bir yere aktmlard; bu i iin hazrda bulundurulan bir havluya, havlu yoksa ezlongun, oda olmad halnn zerine salmlard zmbrtlarn. Ama ben Matzerath'n ekilip gilmesini istemiyordum; nihayet ben de ekilip gitmemitim. Ben ekilip gitmeyen ilk kimse olmutum. Dolaysyla, ocuun babas bendim, Matzeralh deildi; her vakit, sonuna kadar babam olduunu sanmt Matzerath; oysa babam Jan Bronski'ydi benim; ekilip gitmemek, ierde kalmak, ierde brakmak Jan'-dan gemiti bana; sonunda ierden kan da Matzcrath'n deil, benim olum olacakt kukusuz; Matzeralh'n olu yoktu zaten. Gereklen baba diye baklacak biri deildi Malzeralh; isterse on kez zavall annemle evlenmi, isterse gebe kald iin Maria'yla evlenmi olsundu. Maria'yla evlenirken yle dnmt muhakkak: Evde ve sokaktaki insanlar elbet akacak ii. Gereklen de bu insanlar akmlar,

Maria'y gebe brakann Malzerath olduunu ve krk beine yakn Malzeralh'm on sekizini sren Maria ile evleneceini dnmlerdi. Ama nihayet yama gre elinden i gelir biriydi kz; Oskar'cn eve byle bir vey annenin gelmesine sevinmesi gerekirdi, nk Maria zavall ocuk iin bir vey anne deil, gerek bir anne gibiydi. Doru, pek akl banda bir ocuk deildi Oskar, aslnda Silberhammer ya da Topia'-daki hastaneye yatrlmas gerekirdi, ama olsun. Gretchen Schefller'in inandrc konumalar zerine sevgilim Maria'yla evlenmeye karar vermiti Malzerath. Yani onu, muhtemel babam babam diye gsterecek olursam, yle demem gerekiyor: "Baban mstakbel eimle evlendi, sonradan benim olum Kurl'a da kendi olu Kurt gzyle bakt, yani benden kendi torununu vey kardeim gibi grmemi ve vanilya kokulu sevgili Ma-ria'ma da balk yumurtas kokan yalana ald bir vey anne olarak bakmam isledi. Malzeralh, muhtemel baban bile deil senin; ne sempatini, ne anlipatini hakeden yabancnn yabancs bir 361 j^jf I adam; iyi yemek piirir, iyi yemekler piirerek imdiye kadar iyi kt bir baba gibi bak, sana; nk zavall annen onu sana brakp gitti; imdi adam herkesin nnde kadnlarn en lsn elinden kapyor ve seni kendi izdivacnn ve ondan be ay sonra bir ocuk vaftizinin, yani iki aile enliinin tan yapyor; oysa bu enlikleri dzenlemek sana derdi, Maria'y evlendirme dairesine senin gtrmen gerekirdi, vaftiz annesini ve vaftiz babasn senin semen gerekirdi diye dnnce, yani bu trajedinin ba rollerini gzden geirip, rollerin gerekli kiilere datlmad kansna varnca, oyundan umudumu kesiyordum; nk gerek karakter artisti Oskar'a bir figran rol verilmiti oyunda; yle bir rol ki, olmasa da olurdu hani. Oluma Kurt adn takmadan, ona dorusu hi vermemem gereken bu ad vermeden -nk olana gerek bykbabas Vinzent Bronski'nin adn koymam gerekirdi-yani Kurt adna rza gstermeden, Maria'nn gebelii srasnda ocuun doumuna kar ktn hani saklamak istemiyor Oskar. Daha Matzerall ile Maria'y ezlongla bastrdm, Matze-rath'n terden slak srtna tneyip trampetimi konuturduum ve onu Maria'nn istedii gibi tedbirli davranmaktan alkoyduum gnn akam, sevgilimi gerisin geri kazanmak iin umutsuz bir giriimde bulundum. Matzeratl, i iten getikten sonra beni silkip atabildi zerinden, beni dvmeye kalkt, Maria ise Oskar' korudu ve dikkatli olmad iin veritirdi Malzerath'a. Malzerath yal bir adam gibi kendini savundu. "Kabahat sende!" dedi Maria'ya. "Bir defaya raz olacaktn, ama doymak bilmezsin ki!" Bunun zerine alamaya balad Maria. "Ne yapaym, bende yle abuk olmuyor." dedi. "Sok kar ieri, tamam. O zaman baka birini bul kendine. Ben tecrbesizim doru, ama Eden Oleli'nde alan kz kardeim Guste'nin bilgisi var bu konuda ve bana bir ara dedi ki: Aman dikkatli ol, Maria yle erkekler var ki, btn isledikleri zmbrtlarn aklsnlar dar, o kadar. Sen de bunlardan birisin demek, ama ben bu ile youm, bende imdiki gibi olursa olur. 362 Ama sen yine de dikkat edecektin, bu kadarn sanrm borlusun bana, bu birazck dikkati gstermen gerekirdi." Sonra alamaya koyuldu Maria, hl czlongta oturuyordu. Malzerath, ayanda klot, Maria'nn byle alayp ulumalarna katlanamayacan haykrd; sonra fkelendiine piman oldu; derken yine el uzatt Maria'ya vcudunun henz plak yerlerini okamak istedi, ama Malzeralh'n bu davran da Maria'y ileden kard. Oskar asla bu durumda grmemiti Maria'y; yznde krmz lekeler belirdi, gri gzleri karardka karard: "Snepenin birisin sen zaten!" dedi Malzeralh'a. Bunun zerine Matzerath da uzanp yerden pantolonunu ald, ayana geirip dmelerini ilikledi. "imdi ekip gidebilirsin artk o Bucak Bakan arkadalarnn yanna!" dedi Maria. "Onlar da senin gibi ipak." Malzerath ceketini alarak kapnn kolunu kavrad; artk bu ii burada kapadn, kadn denen eyi bsbtn kanksadn syledi. "Bu kadar kzginsan kendine yabanc iilerden birini lavla!" dedi. "O gazinoda hizmet eden Fransz garson var ya, o daha iyi becerir

mutlaka!" Sevgi deyince kendi kafasnda rezilce olmaktan uzak daha baka eyler canlandn, imdi bir skat partisine gideceini, skal partisinde insann hi deilse nelerle karlaacan bildiini syledi. Derken odada yalnz kaldm Maria'yla. Maria alamay brakt; dalgn, dudaklarnda pek hafif bir slk, klotunu ayana geirdi. ezlongla yalarken fistan krmt, uzunca bir sre uraarak krklklar dzeltti. Sonra radyoyu at, Wcichscl ve No-gat rmaklarnn su seviyeleri bildiriliyordu; Maria kendini zorlayarak dinlemeye alt; aa Mottlau'n su seviyesi de aklandktan sonra vals programn haber verdi radyo ve elerken valsler balad; anszn yine klotunu kard Maria, mutfaa girdi; bir leen tngrts geldi kulama, musluktan su akl ve pof diye yakld havagaz; Maria'nn leen iine merek ykanacan dndm. Bu biraz tatsz dnceden kap kurtulmak iin kendini alan valsin ezgilerine verdi Oskar. Hatta yanl hatrlamyorsam, 363 Strauss mziinin birka ezgisini trampet zerinde aldm ve houma da gitti. Derken vals havalar kesilip, bir zel haber yaynlad radyoda. Atlantik'le ilgili bir haberdir, diye dnd Oskar ve yanlmad anlald; birden ok denizalt rlanda'nn batsnda u kadar bin brutlo tonluk yedi ya da sekiz gemiyi denizin dibine yollamt. Ayrca, daha baka denizaltlar Atlantik'le hemen yine o kadar ton tutarnda birok tekneyi sulara gmmt. Bu arada Kaptan Temen Schcpke komutasnda bir denizalt -ama Kaptan Temen Krelschmar da olabilir hani- ite ikisinden biri ya da bir nc Kaplan Temen en ok tonajda gemiyi ve ayrca XY- snfndan bir ngiliz destroyerini batrmt. Ben, zel haberin ard sra radyoda alan "ingiltere'ye Doru" marn trampetimin zerinde evirip evirerek nerdeyse bir valse dntrrken, kolunda bir havluyla Maria girdi ieri. Biraz alak sesle: "ittin mi, Oskar?" dedi. "Gene bir zel haber verdiler. Byle giderse..." Ama byle giderse ne olacan Oskar'a aklamadan nce bir sandalyeye olurdu, arkalna Matzeralh'n hep ceketini geirdii bir sandalyeydi. Sonra elinde kvrd slak havluya bir sosis biimini verdi, hayli yksek perdeden ve falsosuz, "ngiltere'ye Doru" marna slkla elik etmeye balad. Mar radyoda sylenip bini derken, ama Maria final blmn bir kez daha tekrarlad, sonra yine valsler almaya balaynca dmeyi evirip kapad radyoyu. Sosis biimindeki havluyu masann zerinde brakp oturdu ve tombul ellerini kalalarna dayad. Birden odann iti pek sessizleli, ancak ayakl saatin gittike grltsn arttrarak alt duyuluyordu. Radyoyu yeniden asam m diye dnr gibiydi Maria. Derken ban masann zerinde duran sosis biimindeki havluya yaslayarak sessiz ve dzenli bir al tutturdu. Kendisini irkin bir durumda bastrdm iin acaba Maria utanyor mu, diye sordu Oskar kendi kendine. Maria'y biraz neelendirmeye karar vererek sessizce odadan svtm, karanlk dkkna inerek pudinglerle jelatin kdnn yan banda duran 364 bir paketik alp dndm, lo koridoru geerken bunun Wald-ncislcr'li bir gazoz lozu olduunu grdm. Oskar ele geirdii ganimetten memnundu, nk Maria'nn Waldmeister'li gazoz lozuu btn teki gazoz tozlarna stn tuttuunu sezer gibi olmutum birok zaman. Odaya girdiimde, hl Maria'nn sa yana sosis biiminde kvrlm havlu zerinde yatyordu. Kollar da yine eskisi gibi aresizlik iinde saa sola oynuyor, bacaklarnn arasnda bulunuyordu. Oskar soldan doru yaklat, Maria'nn gzlerini yumuk ve kuru bulunca d krklna urad. Maria kirpikleri biraz birbirine yapm gzkapaklarn kaldrncaya kadar sabrla bekledim, sonra uzattm paketi, ama Maria Waldmeisler'li gazoz tozunu farkclmcdi, sanki gzleri paketin ve Oskar'm iinden geiyor, uzaklara bakyordu. Herhalde gzleri gzyandan grmez oldu diyerek baladm Maria'y ve kendi kendimle ksa bir danp grmeden sonra dolaysz davranmaya karar verdim. Masann altna girdim srnerek, Maria'nn hafif ie dnk ayaklarnn dibine lnedim, parmak ular nerdeyse yerdeki halya deen sol elini yakalayp avu ii grnene kadar evirdim, sonra dileyip atm paketi, tozun yarsn Maria'nn kar koymadan bana brakt el ayasna serptim, sonra

tkrm salgladm zerine; tozun kaynayp kprn daha yeni seyrelmeye balamm ki, Maria canm pek actan bir tekme all gsme, tekme de Oskar' kaldrp odann ortasna, halnn zerine frlatt. Duyduum acya aldrmayarak hemen yine dorulup kalkm masann altndan kmtm. Maria da ayaa kalkmt benim gibi. Hzl hzl soluyor, kar karya dikiliyorduk. Maria havluyu alarak sol elini silip temizledi, havluyu ayaklarmn nne atl sonra, bana melun pis domuz dedi, zehir saan bir cce, kak bir bcr olarak niteledi beni, bir akl hastanesine kapatlmam gerekliini syledi. Beni yakalayp kafamn arkasna aplaklar indirdi. Benim gibi bir haylaz olan dnyaya getirdii iin veritirmeye balad zavall anneme ve ben baracak, odadaki ve btn 365 dnyadaki cam nesnelerin canna okumaya niyetlenerek l basacak olunca havluyla azm tkad; dilerimle srdm havluyu, sr etinden daha sertti. Ancak, Oskar kizarp morarmasn baarnca beni koyverdi Maria. O anda zahmet ekmeden btn kristal bardaklar, pencere camlarn ve ayakl saalin camdan mahfazasn lmla krp dkebilirdim. Ama barmadm, bir hncn gelip iime kk salmasna izin verdim; hani ylesine benliime yerleti ki hn, bugn bile Maria odama girse, dilerimin arasnda o havluyu bir zaman nasl hisseimisem, ylece hissediyorum. Sa solu belli olmayan bir kzd Maria, dolaysyla benden elini ekerek iyi yrekli glmeye balad, elini att gibi yeniden at radyoyu, alan valse slkla katlarak bana doru yaklat; dargnl gemiti, benim houma giden bir eyi yapmak, salarm okamak isledi. Oskar pek yaknna kadar sokulmasna izin verdi Maria'nn, sonra iki yumruuyla, alttan yukar, Maria'nn vcudunun Mat-zerath'a dalaveresini ieriye koy verdii yerine vurdu. kinci bir kez vurmaya hazrlanrken yumruklarm yakalad Maria, ben de bunun zerine o kahrolas yere dilerimi geirdim ve dilerimi brakmayarak Maria'yla ezlongun zerine ykldm; radyodan verilen ikinci bir zel haber kulama geldiyse de, haberi iitmek islemedim, dolaysyla kimin ne kadar gemiyi sulara gmdn bugn size aklayamayacak Oskar; nk hkrklarla kark iddetli bir at nbetinden sonra dilerim zlm. Maria'nn zerinde hareketsiz yatmaya balamtm. Cannn acsndan alyordu Maria; Oskar ise hncndan ve sevgisinden alyor ve bu sevgi kurunsu bir baygnla dnmesine karn bir trl sona ermiyordu. 366 BAYGINLII BAYAN GREFF'E TAIMAK Ondan, yani Bay Greff'len holanmyordum. O, yani Bay Greff de benden holanmyordu. lerde benim iin bir trampet makinesi ina etlii zaman da bir trl snamadm kendisine. Byle srekli antipaliler iin gerekli gc pek gsleremedii bugnlerde bile, Oskar'n Bay Greff'len pek hazzettii yok; oysa Greff diye biri yaamyor artk. Greff bir sebzeci dkkn iletiyordu. Ama yanlmayasnz sakn; ne patateslere inand vard Greff'in, ne lahanalara; yleyken bahecilik alannda geni bilgi sahibiydi; kendini baheci olarak, doay seven bir vejetaryen olarak gstermekten zevk duyard. Ama zellikle et yemedii iin gerek bir sebzeci olmaktan uzakt Bay Grefl. Bahe rnlerinden, bahe rnlerinin gerektirdii gibi sz aamayan bir adamd. Sk sk mterilerine; "u enfes patateslere bir bakn ltfen!" dediini iitiyordum. "Tombul tombul patatesler kabna smyor, boyuna yeni biimlere giriyor, yine de ylesine bakir bir rn bu. Benimle konuuyor mbarek, onun iin de bu patatesleri seviyorum." Tabi gerek bir sebzeci hibir zaman byle konumaz, byle konuup mterilerinin kafasn kartrmaz. Palates tarlalarnda kocayan anneannem Koljaiczek'in bile patates rnnn en iyi olduu yllar u bir tek cmlecikten baka bir ey kmazd azndan: "Haydi bu yln ekini bldrdan daha iri, haydi bu yln ekini daha tombul." Kald ki Anna Koljaiczek'le kardei Vinzent Bronski geimlerini 367 daha ok palates rnnden salyorlard; Sebzeci Greff ise, bu yl patates iyi olmad m, bakarsn erikler iyi oluyor, dolaysyla a kapatyordu.

Her eyde arla kaan bir adamd Bay Greff; rnein dkknda ille de yeil bir nlk takmas m gerekiyordu, mteriler karsnda glmseyerek ve bilgilik taslayarak spanak yeili nl "Allah Baba'nn yeil bahvan nl" diye nitelemesi ne kadar da kendini beendiini gsteriyordu. Sonra izcilii de bir lrl brakmyordu Greff. Asl aranrsa daha 1938'dc dernei dalmas gerekirdi, izci olanlara kahverengi gmlekler ve siyah renkte k klk niformalar giydirilmeye balanmt arlk; ama eski izciler, sivil ya da yeni niformalaryla sk ve dzenli olarak eski oymak bakanlarna geliyor ve oymak bakanlar Allah Baba'nn verdii bahvan nln kuanm, giar alarken onlar sabah zerine, akam zerine bestelenmi arklar, izci havalan, marlar, ekin trkleri, Meryem Ana ilhileri sylyor; kendi halk trklerini, yabanc lkelerin halk trklerini terennm ediyorlard. Zamannda davranp NSK'ya* ye olmutu Bay Grcfl ve 1941'dcn sonra yalnz sebzeci deil, ayn zamanda Pasif Korunma grevlisi olarak faaliyet gsteriyordu. Ayrca eski izcilerinden ikisi, Jungvolk'ta nemli baarlar salam, biri bayraktar ve grup bakan olmutu; btn bu nedenlerden lr Hitler Genlii Blge Bakanl tarafndan Grefl'in patates kilerinde dzenlenen bu arkl ve lrkl akamlara izin verildii sylenebilirdi. te yandan Blge Eilim Bakan Lbsack, Bay Grelf'in eitim merkezi Jankau'daki Blge Eitim Kurslar iin arkl akamlar dzenlemesine nayak oluyordu. Derken bir ilkokul retmeniyle beraber Greff'e, 1940 banda Danzig-Bat Prusya Eyaleti iin "Sen de syle" adyla, genlerin syleyecei ezgileri kapsayan bir kitap hazrlama grevi verildi. Kilap ok iyi hazrlanmt; sebzeci Greff Almanya Genlik rgl Bakanfnn imzasn tayan bir mektup ald Berlin'den, orada dzenlenen bir mzik relNasyonal Sosyalist Kltr Dernei. (.N.) 368 nenleri toplantsna arlyordu. Diyeceim becerikli bir adamd Bay Greff. Hani sadece btn arklarn gftelerini ezbere biliyordu da onun iin deil; ayrca adr kurmaktan anlyor, akla o trl ale yakp sndrmesini baanyordu ki, bir orman yangn asla kmyordu; bir hedef saptayp elde pusula yryler yapabiliyor, gkle grnen btn yldzlar isimleriyle sayp dkebiliyor, neeli ve scrvenli hikyeler uydurup anlatabiliyor, Weichsel rmayla ilgili efsanelerin hepsini biliyordu; "Danzig ve Hanse Andlanas" ad allnda konferanst akamlar dzenliyor, valyelik Tarikal'nm bln sivrilmi kiilerinden enikonu bir bilgiyle sz ayor, yine de bu kadaryla yetinmeyip tarikatlar kentinde Almanlara den grev konusunda akla gelmedik ak la malarda bulunuyor ve konuurken araya seyrek durumlarda pek anlaml bir izci tekerlemesi sokuturduu oluyordu. Delikanllara kar ayr bir muhabbeti vard Greff'in. Olanlara kzlardan daha ok sempati besliyordu. Dorusu islenirse kzlar hi sevmiyor, bln sevgisini olanlara ayryordu. ok vakit olanlara kar ezgilerle aa vurulamayacak kadar byk bir yaknlk duyuyordu iinde. Bay Grefl'i, sevgisine, ak gibi liril tiril olanlar arasnda daha temiz, pak bir hedef aramaya zorlayan belki de kars Bayan Grefl, sutyenleri her vakit yal ve klotunun oras buras delik bu pasakl kadn olmutu. Ama zerinde her mevsim Bayan GrcIT'e ail le gibi amarlarn ieklendii aac besleyen bir baka kk daha olabilirdi. Demek istediim, sebzeci ve pasif korunma grevlisi olan kocas Ray Grclf, o sere serpe ve biraz salaka tombulluuna dnp bakmamasdr ki, Bayan Greff'i pasakl bir kadn yapyordu. Srm gibi, adaleli ve dayankl insanlardan hazzediyordu Bay Greff. Doa deyince perhizi, perhiz deyince zel biimde bir vcut bakmn anlyor, vcuduna nasl bakacam biliyordu. Vcuduna inceden inceye titizlik gsteriyor, onu scakla eiliyor ve orijinal birtakm bululara bavurarak soukla kar karya brakyordu. Oskar, att lklarla uzak ve yaknlar etkisi altna 369 alarak camlar m tuz buz ediyor, camlarn gerisindeki buz ieklerini mi dalyor, sarkan buzlar m angur ungur aa indiriyor, Sebzeci Greff de ele gelen somut aralarla bunun zerinde yryordu. Buzun ierisine ukurlar ayor Greff, aralk, ocak ve ubat aylar bir baltayla ukurlar

oyuyordu. Erkenden, henz ortalk madan kilerden bisikletini karyor, baltasn bir soan uvalna sararak Brsen zerinden Saspe'ye gidiyor, sahili tutup Glell-kau'a doru karla rtl yolda ilerliyor, Brsen ile Glettkau arasnda bisikletinden atlyor aa, ortalk yava yava aarrken soan uvalna sarlm balta ykl bisikletini n sra buzlu yolda ilerek iki yz, yz metre sonra donmu Baltk Denizi'ne geliyordu. Bir sis brm oluyor ortal, dolaysyla Greff'in nasl bisikletini bir kenara ekip soan uvalndan baltay kardn, bir sre sessiz ve huu iinde dikilip, rhtmn buzlan arasnda skp kalm yk gemilerinin sis ddklerini dinlediini, sonra ceketini soyunup biraz jimnastik yaparak gl ve dzenli balla darbeleriyle Baltk Denizi'nin buzlarnda yuvarlak bir oyuk amaya baladn sahilden kimse gremiyordu. Rahat rahat, bir eyrek saate bakyordu, Greff'in oyuu amas. Bunu nerden bildiimi ltfen sormaynz. Oskar'n o zamanlar bilmedii bir ey yok gibiydi. Dolaysyla, denizin buzlu yznde Greff'in ne kadar zamanda bir oyuk atn da biliyordum. Greff terliyor, terleri geni ve bombeli alnndan, tuzlu tuzlu, karlar zerine dyordu. Uslayd Greff oyuk amakla; buzlu yzeyde ember biiminde derin bir yol eiyor, derken emberi balang noktasna getirip balyor, sonra da eldivensiz elleriyle aa yukar yirmi santimetre kalnlndaki buz kitlesini denizden telere, tahmin edilecei zere Hela Yarmadas ya da sve'e kadar uzanan buzlu yzeyinden kaldrp alyor, sonunda ya sonsuz gibi grnen, gri renkli ve iinde donmu pislikler barndran su, oyukta grnyordu. Balklar kendisine ekiyordu oyuk. Greff hani istese, imdi bir dokuzgz baln ya da on kiloluk bir morinay, oltay att gibi yakalayabilirdi. Ama Greff ol 370 ta falan atmyor suya, soyunuyor, anadan doma soyunuyordu; nk soyundu mu, hep anadan doma soyunurdu Greff. Oskar, kn zerinize souk sular dklm gibi tmek niyetinde deil sizleri. Dolaysyla lal uzatmayarak u kadarn syleyelim ki, Sebzeci Greff k aylan haftada iki kez ballk denizinde ykanyordu. aramba gnleri yalnz oluyordu ykanrken. Sabah saat altda bisikletiyle yola kyor, yediyi eyrek geene kadar baltayla sz konusu oyuu ayor, aceleci ve cokulu jestlerle giysilerini soyup alyor zerinden, orasn burasn karla ovup srad gibi oyuk iine dalyor, oyukla barp aryordu; hatla bazen ark ve trkler sylediini iitiyordum: "Kanat sesleri gelir yaban rdeklerinin gecede" ya da "Frtnalar oyna-mzdr..." diye arklar syleyip ykanyor denizde, iki. en ok dakika lklar atyor, baryor, sonra bir srayta, fena halde ryan, yeniden buzlarn zerine kyordu; buular salan stakoz krmzlnda bir et klesi, oyuk evresinde koup duruyor, barp armasn srdryor, nk iindeki yangn srp gidiyordu. Nihayet giysilerini giyinip bisikletine atlyor, saat sekiz sularnda yine Labes Caddesi'ne dnp tam zamannda sebzeci dkknn ayordu. Haftann ikinci banyosunu alrken birden ok olan yannda oluyordu Greff'in. Dorusu bu manzaray kendi gzleriyle grdn ileri srmyor Oskar, asla yok byle bir ey. Ancak grenlerden dinledim; mzisyen Meyn sebzeciyle ilgili olarak bir sr eyler biliyor ve bunlar btn semtte yayyordu. Mcyn'in anlad hikyelerden biri yleydi: En seri k aylarnda bile Grelf, pazar gnleri birden ok olann eliinde denize giriyordu; ama yanndaki olanlar Greff'in kendisi gibi anadan doma plak suya girmeye zorladn Mcyn'in ileri srd yoklu; yar ryan ya da nerdeyse bsbtn ryan olanlarn srm gibi vcutlarla buzlar zerinde oynamas ve birbirlerinin vcutlarn karla ovmas yetiyordu Greff'c. Evet, kar iindeki olanlar Greff'i ylesine zevklendiriyordu ki, banyodan nce ve banyodan sonra onlarla ok vakit buzlar zerinde oynayor, aralarndan biri kar371 la ovulurken o da yardm ediyor, ayrca bln olanlarn hep birden kendisini karla ovmalarna ses karmyordu. Mzisyen Meyn'in Glellkau sahilindeki gezi yolundan aradaki sise karn bir defasnda grdne gre, arklar syleyen ve barp aran rlplak Greff, izci rencilerinden ikisini tutup kendisine doru ekmi, havaya kaldrm onlar ve plak olanlarla barp ararak zincirinden boanm bir l grup halinde Ballk Denizi'nin kaln buz tabakas zerinde lgnca koup durmu.

Brsen ve Neufahrwasscr'de Greff adnda bir sr balk bulunmasna karn, Greff bir balk ailesinin olu deildi kukusuz. Sebzeci Greff Tiegenhof'luydu, ama kzlk soyad Barlsch olan kars Lina Greff, kendisini Prausl'la tanmt. Greff o zamanlar Katolik Bekrlar Dernei'nin ynetimi iinde gen ve giriken bir rahip adayna yardm ediyor, Lina da bu rahip adayn grmek zere her cumartesi onun evine uruyordu. Galiba Bayan Grelf'in bana hediye ettii bir resme gre -nk hl albmde duruyor resim yirmi yandaki Lina o zamanlar gl kuvvetli, topa gibi, neeli, iyi yrekli, hoppa ve aptal bir kzd. Sanki Al-brecht'e babasnn bycek bir sebze ve meyve bahesi vard. Sonradan sk sk ileri srdne baklrsa, rahibin dn tutarak, dnyadan habersiz, GrefPe vard zaman yirmi iki yandayd ve babasndan ald parayla Langfuhr'daki sebzeci dkknn amt. Dkkndaki mallarn byk bir ksmm, meyvelerin nerdeyse btnn babasnn bahesinden ald iin, iler iyi gidip deta kendi kendine yrm, GrcfPin ticaretten anlamayan bir adam olmas da pek bir saknca dourmanl. Evet, GrefPin tabladan birtakm oyma iler yapmak gibi o ocuksu huyu olmasaym, ehrin ocuu bol bu kenar semtinde iyi bir yerde bulunup yannda yresinde rakibi olmayan sebzeci dkknn alln yumurtlayan bir tavuk yapmak pek zor kamaya-cakm; ama l ve tart ayar memurlarnn drt kez gelip sebze tartmakta kullanlan teraziyi kontrol etmeleri, arlklar alp gtrerek teraziyi mhrlemeleri ve Greff'e her seferinde irili ufakl cezalar yazmalar zerine mterilerin bir ksm dkk372 ra uramayarak pazardan alveri etmeye balam ve ortada: "GrefPin malnn kalitece stne yok, hatla pahal da deil, ama galiba bir bit yenii var iin iinde, nk yine l ve tart memurlar geldiler dkknna" gibi szler dolamaya balam. Ama ben GrefPin mterileri kazklamak istediinden emin deilim; nk GrefPin yapt baz deiiklikler sonunda terazi, patatesleri GrefPin zararna olarak tartmaya balamt. Ayrca Greff, savatan az nce teraziye bir alg nitelii kazandrm, tartlan patateslerin deien arlklarna gre belli bir melodinin bu mzik aletinden dklmesini salamt. On kiloya kadar patates alan mteriler, patatesle birlikle, deta saln aldklar patatesin cabas olarak "Saal'n aydnlk kysnda" melodisini dinliyor, yirmi be kilo patatesle 'Hep sadk ol ve drst kal" melodisi alyor, elli kiloda ise "Tharau'l Anna" melodisinin saf ve byleyici tonlar duyuluyordu. l ve tart memurlarnn GrefPin bu mzikal kaprislerinden holamnaym doal karlyordum; ama Oskar, Sebzeci GrefPin kaprislerini beeniyor, Lina Grcfl de kocasnn sz konusu acayipliklerine gz yumuyordu; nk GrcIPlerin evlilikleri, cvel GrefPlerin evlilikleri kar kocann birbirlerinin acayipliklerine gz yummasndan oluuyordu. Dolaysyla denebilir ki, GrefPlerin evlilii iyi bir evlilikti. Karsn dvp baka kadnlarla aldatmyordu Greff; iki imiyor, har vurup harman savurnu-yordu, derli toplu giyinen, neeli bir adamd daha ok; sadece genler deil, dkkna gelip kendisinden patates ve patatesle beraber mzik alan mlerilerce de hosohbet ve yardmsever tabiatndan lr sevilip saylan biriydi. Bylece Sebzeci Greff de, kars Lina'nn yldan yla giderek daha pis kokan pasakl bir kadna dnmesini serinkanllk ve logrlc karlyordu. Kendisini sevenler, karsnn pasakllndan ak ak sz ettike onun glmsediini gryordum. Malzcrath arada bir Bayan Lina'nn bu haline kzacak oldu mu, patateslerle dp kalkmasna karn bakml ellerini fleyip ovarak yle sylyordu Greff: "Tabi, tabi, yerden ge hakkn 373 1 var, Alfred. Biraz savsak bir kadndr Lina'cm. iyi ama seni alalm, beni alalm rnein, biz gkten zembille mi indik?" Matzc-rath diretince, Grell kesin, ama dost bir edayla sona erdiriyordu aralarndaki syleiyi: "Hakl olduun taraflar bulunabilir, Alfred. Ama ne olursa olsun, iyi bir kalbi var Lina'cmm. Nilayet tanrm kendisini." Hani Lina'cm tanyor olabilirdi Bay Grefl; gelgeldim Una onu pek tanmyor, tpk konu komu ve mteriler gibi, eve sk sk gelen olanlarla kocasnn arasndaki ilikide ateli bir dost ve eitici bir insana kar genlerin bayranlk duygularndan baka bir ey gremiyordu.

Ama bende ne hayranlk duygulan uyandrabiliyor, ne de beni eitebiliyordu, Grell. Hem Greff'in tipi deildi, Oskar. Byyp gelime kararn vcrebilseydim, tipi olabilirdim belki; nk imdi aa yukar yandaki olum Kurt, hnk deyip Mari-a'nn burnundan dmesine, bana pek az ekmesine, Matzerath'a bele hi benzememesine karn, o kemikli iri vcuduyla taslamam Greff'in tipi bulunuyor. Greff ile cepheden izinli gelen Fritz Truczinski, Maria Truc-zinski ve Allied Matzcralh arasnda gerekleen izdivaca tanklk etliler. Maria da tpk kocas gibi Proteston olduu iin sadece nikh dairesine gidilmekle yciinildi. Aralk ortalaryd. Malzcrath, zerinde parti niloras evel'i yaptrd nikh memuru nnde. Bu i olurken Maria aylk hamileydi. Sevgilimin karn sislike, Oskar'u iindeki hn da byd. Oysa Maria'nn gebeliine aslnda bir itirazm yoktu; ancak benim hayal baladm ocuun gnn birinde Malzerath'n adn tayacak oluu, beklenecek bir varisten genellikle duyulacak btn sevinci haram ediyordu bana. Dolaysyla, Maria be aylk hamileyken, kukusuz pek ge olarak karnndaki ocuu drmesini salamak zere ilk kez bir denemede bulundum. Karnaval zamanyd; Maria tezgh zerinde sucuklarn ve domuz yalarnn asl bulunduu pirin ubua kttan birka ylan, patates burunlu iki palyao maskesi tutturmak isliyordu. Raflara dayatld zaman salam duran merdiven, imdi tezgha dayatlm 374 oynuyordu. Maria la merdivenin tepesinde, elleri kt ylanlar arasnda, Oskar la aada, merdivenin aya dibinde. Trampet deneklerimi kaldra gibi kullanp, omuz vererek ve kaya gibi azmimi yardma ararak, merdiveni yukar, sonra yana itlim. Kt ylanlarla palyao maskelerinin arasnda dehete kaplarak hafif bir lk alt Maria; merdiven sallanmaya balad; Oskar yana ekildi; Maria rengrenk ktlar, sucuklar ve palyao maskelerini de kendisiyle beraber srkleyerek yanbama dt. Grnd kadar da kl deildi durum. Maria'nn sadece aya burkulmulu, yatakta kalmas ve kendine dikkat etmesi gerekiyordu; ama bakaca bir yerine bir ey olmamt ve ilerde de vcudu gittike biimsiz bir durum almaya devan etli. Ayann burkulmasna kimin yol atn Matzeralh'a sylemedi Maria. Ancak ben nmzdeki yln mays aynda, doumdan aa yukar iki hafta nce karnndaki ocuun dmesini salamak zere ikinci bir denemeye bavurur bavurmaz, Maria kocas Matzerath'la konumak zorunda kald, ama yine de olduu gibi anlatmad gerei. Yemek yiyorduk, yanmda yle dedi: "Os-kar'ck da son zamanda yle delice oyun oynuyor ki, bazen karnma bile vuruyor. Belki ocuk doana kadar annemin yannda kalsa iyi olur, yer de var nasl olsa." Malzerath sylenenleri dinlemi ve onlara inanmt. Gerekle ise canice bir nbet, Maria'ya kar, anlatlandan bambaka bir davranta bulunmaya zorlamt beni. Maria, le paydosunda ezlongun zerine uzanmt. Malzc-ralh dkkndayd; yemekten kalan bulaklar ykam, o anda vitrini sslyordu. Odann ii sessizdi. Bir sinek vzldyor olabilirdi belki; saat yine eskisi gibi iliyor, radyoda spiker paratlerin Girit Adas'ndaki baarlarn ksk sesle haber veriyordu. Ancak nl boksr Max Schmelling konumaya balaynca, kulak kabarttm. Anladma gre, paratle atlayp Giri'in kayalk toprana ayak basl zaman, dnya ampiyonunun aya bur-kulmutu ve imdi yatakta yalp kendine dikkat etmesi gerekiyordu; portatif merdivenden dtkten sonra yalakta yatmas ge375 reken Maria gibi tpk. Schmelling sakin ve alakgnll bir edayla konutu, ardndan nleri Schmelling kadar byk olmayan paratler anlatmaya baladlar. Oskar arlk dinlemiyordu. Sessizlik; belki vzldayan bir sinek; saat yine eskisi gibi; pek hafiflen alan radyo. Pencerenin nndeki kk iskemleciimde oturuyor, ezlongla yalan Manann karnn seyrediyordum. Gzlerini yummutu Maria, glkle soluyordu. Arada bir suratm ask, elimdeki denekleri teneke trampetime indiriyordum. Ama kmldamyor Maria, beni karnyla ayn odada nefes alp vermeye zorluyordu. Evet, saal de vard odada, sonra pencerenin camiyi a perdesinin arasna skm bir sinek ve arka planda kayalk Girit Adasyla radyo. Ama btn

bunlar gz ap kapayncaya kadar ksa bir srede kayboldu, Maria'nn karnndan baka bir ey gremez oldum, bu karnn byle kmbet yapt oda ve bunun kimin karn olduu aklmdan kp gitti; kimin bu karn byle iirdiini pek bilemez duruma geldi Oskar, sadece bir tek istek duyuyordu: Bu karn ortadan kalkmal, bir kusurdan baka bir ey deil bu karn, senin nn kapyor, ayaa kalk ve bir eyler yap1 Dorulup kalktm ayaa. Bak bakalm, ne yapabilirsin? Karna doru yaklatm, yanma da bir ey almtm. Biraz havalandrlmak isliyordu bu karn, fena halde az vard iinde. Yanma aldm eyi anszn kaldrdm, Maria'nn karnnn zerinde, Ma-ria'yla beraber nefes alp veren elli ve yaygn eller arasnda bir yer setim kendime. Durma ver kararn Oskar; bakarsn Maria gzlerini averir. Birden gz altnda tutulduum gibi bir duygu belirdi iimde, ama dosdoru Maria'nn hafif titreyen eline bakmaya devam eltim, onun sa elini karnnn zerinden ektiini, sa eliyle bir ey yapmay tasarladn anlamtm; dolaysyla, Maria sa eliyle Oskar'n yumruk yaplm elinden makas kvrp ald zaman pek armadm. Belki birka saniye daha elim havada, ama bo, saatin tik takn, sinein vzltsn ve Girit haberlerinin bittiini bildiren spikerlerin sesini iittim; sonra radyo yeni bir yayna, ikiden e kadar neeli havalara balamadan dnp k376 lirn odadan; fazla yer igal eden bir karndan tr oda bana pek dar gelmeye balamt. ki gn sonra Maria bana yeni bir trampet ald, beni suni kahve ve patates tava kokan ikinci kattaki Truczinski Nine'nin yanna kard, ilkin kanepenin zerinde uyudu Oskar, Herbert'in yalanda yatmaya yanamad, nk yalan hl Maria'nn vanilya kokusunu tayabileceinden korkuyordu. Bir hafta sonra da Heilandl Baba ocuk karyolam yukar karp, benimle Maria'nn ve bizim orlak gazoz tozunun altnda sessiz sakin durmu yalan yanna kurdu. Truczinski Nine'nin yannda yatt ya da daha vurdum duymaz birine dnt Oskar. Nihayet Maria'nn karnn bundan byle grdm yoktu; nk Maria merdiven kmaktan saknyor, ben de zemin kattaki dairemize, dkkna, sokaa, hatla evin avlusuna ayak almamaya dikkat ediyordum. Yiyecek ii gittike sarpa sardndan, avluda yine adatavanlar beslenmeye balanmt. ok vakit, Onba Frilz'in Paris'ten yollad ya da izinli gelirken yannda getirdii kartpostallarn nnde dikiliyordu Oskar. Paris ad kafamda birtakm hayallerin canlanmasna yolayordu; Truczinski Nine bana Eylel Kulesinin bir kartpostaln uzatnca, bu atak yapnn demir konslruksiyonu zerine eilerek Paris'i trampetimde konuturmaya, daha nce asla bir mssel iiine-miken, bir mssel havas vurmaya baladm. Hazirann on ikisinde, benim hesaba gre iki halta erken, benim beklediim gibi ikiz burcunda deil de, yenge burcunda olum Kurt, gzlerini dnyaya al. Bir Zcvs ylnda domutu babas, olu bir Vens ylnda dodu. Babas insan ikilli yapan ve icat yeteneiyle donatan Bakire Burcunda, Merkr'n hkmranl altnda, olu da yine Merkr'e bal olarak, ama insan serinkanl, hamarat bir zekyla donatan ikiz burcunda dnyaya geldi. Bende Terazi Burcundaki Vens'n, Aszendent hanesinde hafifletip yumuattn, olumun Aszendent hanesindeki Ko serlleliriyor-clu; olum Mars'n zerindeki etkisini ilerde sezdirecekti bana. 377 Truczinski Nine, tell bir edayla bir fare gibi davranarak haberi duyurdu: "A be Oskar'cm, dnsene bir, leylek bir kar-dak geriverdi sana. Kz olmasn demitim ya ben daha nce, kz olmad, hani ya kz evld dert aar insann bana." Hi oral olmayarak, Eyfel Kulesi'yle kulenin yanna yeni eklenmi Zafer Tak nnde trampetimi konuturmaya devam ellim. Truczinski Nine de bir bykanne olarak kendisini kutlamam benden beklemez grnyordu. Pazar olmasna aldrmayarak dudaklarna ruj srm, krepon kadyla ovarak yanaklarna pembe bir renk vermiti; boyanm bir yzle evden karak zemin kala, szde ocuun babas Malzerath'a yardm etmeye indi. Dediim gibi haziran ayndayd. Aldatc bir ay. Btn cephelerde baarlar birbirini izliyorBalkanlardaki baarlar baar diye gsterilcbilirse kukusuz-, ama Dou'da ok daha byk baarlarn arifesinde bulunuyor, dev gibi bir ordu Rus topraklarnda ierlere doru

ilerliyordu. imendifer idaresinin ii bandan aknd. imdiye kadar Paris'te pek elenceli gnler geiren Frilz de Dou ynnde bir yolculua kmak zorunda kalmt ve o kadar abuk sona ermeyecek, bir izin dn yolculuuyla kar-imlamayacak bir yolculuktu bu. Oskar'a gelince, prl prl kartpostallarn banda sessiz sakin oturuyor, ilk yazs yumuak havalarn hkm srd Paris'te vaki geiriyor, hibir eyi umursamadan trampetinde "Trois jeunes tambours" havasn vuruyordu. Alman igal ordusuyla hibir ilgisi yoklu, dolaysyla partizanlardan, partizanlarn kendisini Sen kprsnden aa atabileceklerinden falan korkmuyordu hi. Yo hayr, tamamen sivil giysiler vard zerimde. Trampetimle Eyfel Kulcsi'ne trmanyor, yukardan uzaklarn grnmnn gereklii gibi tadn karyor, kendimi pek iyi hissediyor, o ayartc ykseklie karn ac-lalh intihar dncelerinden uzak bulunuyordum; yle ki, ancak aa inip doksan drt santimetre boyumla Eyfel Kulesi'nin ayann dibinde dikildiim zaman olumun douu aklma geldi. Hey be, bir oul! diye geirdim iimden. yana gelsin, ona bir trampet alacam. Grrz bakalm, ocuun babas kimmi! 378 O Malzcralh Beyefendi mi, yoksa ben Oskar Bronski mi? Scak austos aynda -sannn tam da o gn yine bir kuatma hareketinin, diyeceim Smolensk kuatmasnn baaryla sonulandn haber vermiti radyo- vaftiz edildi olum. Ama nasl olmutu da anneannem Anna Koljaiczek ile kardei Vinzenl Bronski bu vaftiz trenine davet edilmilerdi? Jan Bronski'yi babam, gittike acayipleen sessiz Vinzenl'i de baba tarafndan bykbabam diye gsteren hikyede karar klacak olursam, byle bir davet iin yeteri kadar neden vard; nihayet Koljeiczek ile Vinzenl, babasnn ninesiyle dedesi oluyordu Kurt'un. Elbel bu neden, daveti yaparken asla Malzeraih'n aklna gelmemiti. Malzeath, en nazik anlarda, rnein skal oynarken enikonu kaybettii zamanlar bile kendini iki bakmdan, dourlucu ve besleyici olarak baba bilmiti hep. Oskar baka vesilelerle b-ykannesiyle bykbabasn ilerde yeniden grd; bu iki yal insan Almanlalnlml, Polonyal deillerdi arlk ve Kaschube-i'ca bundan byle yalnz d grr olmulard; kendilerine Volksdcutschen* deniyor Volksgruppe diye gslcriiiyorlard. Jan'dan dul kalan Hedwig Bronski ise, Ramkau Blgesi Kyl Dernei Bakan olan Baltkl bir Almanla evlenmiti ve imdiden verilmiti dileke; kabul edilir edilmez Marga ile Stephan, vey babalar Ehlers'in adn tayacakt. On yedi yandaki Slcphan gnll olarak askere yazlm, eitilmek zere piyade eitim merkezi Gross-Boschol'a yollanmt. Avrupa'nn btn sava sahnelerini ziyaret etme ansna sahipti; oysa ok gemeden kendisi de askerlik ana girecek Oskar, kara, deniz veya hava kuvvetlerinde yandaki bir trampeti iin bir i bulunana kadar ister istemez trampetinin banda pinekleyecekti. Kyl Dernei Bakan Ehlcrs at yolu. Vaftizden iki hafta nce arabac mahalline geip, yanna ei Hedwig'i alarak, cilt all bir arabayla Labes Caddesi'ne geldi. Da doru arpk bacakl, Volksdeuschcn : Alman topraklan dnda toplu olarak yasayan Almanlara verilen isim. (.N.) 379 midesinden rahatsz bir adam olup Jan'la asla kyaslanacak gibi deildi. Misalir odasnda inek gzl Hcdwig'lc yanyana oturttular, Hedwig'ten lan bir ba ksayd boyu. Kimse konumad ilkin. Derken havalardan sz ald. Dou'da ok eyler olduu, harektn baarl getii ne srld. 1915'lekinden daha evik ve zinde bir harekt diye aklndan geirdi Malzcrath; 1915'le Dou cephesinde bulunmutu. Jan Bronski'nin laln etmekten kanyorlard; ama ben sonunda hepsinin hesabn yanl kardm, azm ocuksu bir glnlkle bzerek birok kez yksek sesle "Jan Anca! Jan Anca!" diye bardm. Malzcralh irkildi, eski doslu ve rakibiyle ilgili olarak hoa gidecek birka nazik sz syledi. Jan' hi grmemiti Ehlcrs, yleyken bir lf kalabalyla hemen Matzerath'n sylediklerine katldn bildirdi. Hatla Hedwig'in birka damla ya geldi gznden, yanaklarndan aa gereklen ve yavaack yuvarland yalar; nihayet Jan konusunu yle syleyerek kapad: "yi bir insand. Bir karncay bile incitmezdi. Kim derdi byle harcanp gidecek diye; ekingen biriydi slelik, kendi glgesinden bile rkerdi."

Bunun zerine Matzerath arkasnda dikilen Maria'dan bira getirmesini isledi ve skal oyunu bilip bilmediini sordu Ehles'e. Hayr, bilmiyordu Ehlcrs, bilmediine de pek hayfland; ama Eh-lers'deki bu kk noksan grmeyecek kadar yi'sck ruhlu biriydi Matzeralh, halta omuzlarna vurdu Ehlers'in, bardaklara bira konurken skat oyunundan anlamamasnn hi nem tamadn, skal oyunu olmadan da aralarnda iyi bir dostluk kurulabileceini aklad. Bylece Hedwig Bronski, Hedwig Ehlcrs olarak yine gelip gitmeye balamt evimize; olum Kurl'un vafliz trenine Kyl Dernei Bakam olan kocasnn yan sra eski kaynpederi Vinzenl Bronski ile kzkardei Anna'y da alp geldi. Matzerath bu iten haberli grnyordu; iki ihtiyar sokakla, komu evlerin pencerelerinin altnda yksek sesle ve itenlikle ho geldiniz, diyerek karlad. Evde anneannem, drt elekliinin allna el atp vaftiz hediyesi olarak bir kaz karnca: "Ne zahmet etliniz anac380 n!" dedi. "Sen gel de bize bir ey getirme, zarar yok, gene memnun edersin beni." Ama bu szler getirdii kazn ka para edeceini bilmek isleyen anneannemi pek sevindirme/niti. Yal kaza elinin ayasyla pal pal vurarak iliraz etti: "yle deme, Alfred, yle deme! Bu kaz Kaschubei kaz deil. Alman kaz bu. Lezzeti de savatan nceki kazlar gibi tpk." Bu durumda uyrukluluk sorunu zmlenmi oluyordu, yalnz vaftizden nce birka glk daha bagslerdi, nk Protestan kilisesine ayak atmaya bir trl yanamad Oskar. Bunun zerine trampetimi taksiden alp gelerek bir yem gibi kullanmak islediler. Protestan kiliselerine insann trampetini yanma alarak da girilebileceini ikide bir belirttiler srarla, ama ben yine de gayet koyu bir Katolik olarak kaldm. Rahip Wichnke Efendi'nin kulana gnahlarm ksa ve derli toplu itiraz ederdim de, bir Protestan kilisesindeki vafliz vaazn dinlemezdim. Malzcralh, boyun edi nihayet. Belki sesimden ve bunun yol aabilecei zarar deme ykmllnden ekinmiti. Dolaysyla, kilisede Kurt vaftiz edilirken, ben takside kaldm, arkadan ofrn ban seyrettim, dikiz aynasnda Oskar'n yzn inceledim derken yllar ncesinde kalm kendi valliz trenimi anmsadm; Oskar'n iinden eytan kovmak zere Rahip Wichnke Efendinin bavurduu btn abalan bir bir aklmdan geirdim. Vaftiz treninden sonra sofraya oturuldu. ki masa birletirilmiti. Dana ba orbasyla baland yemee. Kaklar ve orba kselerinin kenarlar. Kyden gelenler hprdetmeye baladlar orbay. Greff orbasn ierken sere parman gergin tutuyordu. Gusle, orba kann zerinden yayvan yayvan glmsyor, Ehlers kak zerinden konuuyordu. Vinzcnl, eli titreyerek kendi kan arand. Sadece yal kadnlar, anneannem Anna Bronski'ylc Trunzinski Nine, kendilerini tamamen ellerindeki kaklara vermilerdi. Oskar deta kaktan dt yere, oradakiler daha orbalarn ierken svp dar kt ve yalak odasna girip olunun beiinin bana gelip dikildi; nk yemek odasnclaki-ler kaklarnn gerisinde, orbay kak kak ilerine aktmalar3X1 na karn gittike dncelerden soyunur ve ileri kak kak boalp bzlrken, Oskar, olu zerinde dnmek istiyordu. Tekerlekli bir sepetin zerinde ak mavi tlden bir gkyz. Sepetin kenarnn fazla ykseklii dolaysyla, ilkin bln grp grebildiim, krmz-mor bzlm duran bir ey oldu. Ama sonra trampeti ayaklarmn altna koydum, ancak o zaman benim uyuyan ve uykusunda vcudu sinirli sinirli kaslan olumu grebildim. Bebein manzaras karsnda u ksa cmleden, "Hele yana gelsin, bir trampet alacam ona" cmlesinden baka bir ey aklma gelmedi; olum da kendi dnce dnyasna ilikin bir bilgi sunmad bana; dolaysyla, o da benim gibi inallah kula delik bebelerden biri olur, diye temennide bulunmaktan baka benim iin yapacak ey kalmad; nc ya gnnde kendisine bir trampet alacama yeniden sz verdim, sonra trampetimden atladm aa, yemek odasndaki byklerin yanna dndm. Ben odaya girdiimde, kaplumbaa orbalarn yeni bitirmilerdi. Yeil ve tatl konserve bezelyelerden hazrlanan sade yal yemei alp geldi Maria. Domuz pirzolasna Malzcratl karyordu; kendi eliyle yapt servisi, ceketi zerinden syrp atarak gmlekle kald, pirzolay dilimlere bld ve dal dalvcren bol z-sulu etin banda ylesine sevecen ve sere serpe bir

yz laknd ki, gzlerimi baka tarafa evirmeden duramadm. Sebzeci Grcff iin zel servis yapld, vejeleryanlar el yemedikleri iin konserve kukonmaz, halanm yumurta ve kremal bayr lurpu karld nne. Ama patates presinden Grefl de tekiler gibi tabana bir servis ka ald, ancak zerine kzartmann salasndan deil, her eyi dnen dikkatli Maria'nn hl czrdayp duran kk bir tavayla mutfaktan getirdii tereyandan dkt. tekiler bira ierken, bardandaki tatl ray yu-dumlad Greff. Kiyev'dcki kuatma harektndan konuuluyor, alnan tulsak says parmak hesab yaplarak hesaplanmaya allyordu. En ok Baltkl Ehlers'in harl harl katld grlyordu sayma iine; ilkin her yz binde bir, parmaklarndan birini bir 382 yay gibi yukar savurdu; yukarya doru gergin uzanan parmaklarnda bir milyon tulsak topland derken, bu kez parmaklarnn birer birer ban uurup saymasn srdrd. Sayla sayla saylar artan ve deerini gittike yitiren Rus tutsaklar zerinde konuacak bir ey kalmaynca, Gotenhafen'daki denizaltilardan anlatmaya balad, Bay Scheffler. Malzerath da anneannem An-na'nn kulana eilerek her hafta Schichau Tersanesi'nde iki denizaltnn denize indirildiini fsldad; aklamasna bir somutluk vermek isteyerek szlerini el hareketleriyle pekitirdi. Denizalt yapmyla ilgili bu szleri hayran hayran dinleyen konuklardan bazs Matzerath'n el hareketlerine zendi, dikkatle, ama acemice tekrarlad bunlar; sol eliyle dal yapan bir denizaltya zenmek isteyen Vinzcnt Bronski'nin nndeki bira bardan devirmesi zerine anneannem sylenmeye balad. Ama Maria: "Zarar yok! Nasl olsa rt ykanacakt yarn, bir vaftiz yemeinde masa rts lekelenmi, olur byle eyler" diyerek ortal yattrmaya alt. Beri yandan Truczinski Nine de eline bir bez alp rt zerinde gllenen biray kurulad; sol elinde kocaman kristal bir anak tutuyordu, puding doluydu ii, zerine krk bademler serpilmiti. N'olur, keke puding zerine baka bir ey dkselerdi! Ya da hibir ey dklmeyip yle yenseydi. Ama ile vanilya suyu aktmlard zerine, sular iinde bir su, koyu, sar bir su: vanilya suyu. Hibir fevkaldelii olmayan, ama yine de esiz vanilya suyu. Galiba bu yeryznde vanilya suyundan daha sevindirici, beri yandan daha zc bir ey yoktur. ncecikten ve yumuak kokup duruyor vanilya, beni azar azar Maria ile kuatyordu; sonunda btn vanilyalarn elebas olan, Malzeralh'n yannda oturan, Malzeralh'n elini elinde tutan Maria'y gremez, odadaki varlna katlanamaz oldum. Derken Bayan Grcff'in etekliine tutunarak ocuk iskemleci-inden kayd aa Oskar, Bayan Greff'in ayaklarnn dibine uzand; stnde pudingini kakladn iilti Bayan Greff'in, Li-na Greff'in vcudunun evreye yayd buuyu ilk kez tatl Os383 fipfr1 kar, bu buu btn vanilyalar hemen susturdu, onlar yiyip yut-lu, cansz brakt onlar. Ne kadar eki ve mayho olsa da yeni kokuda direttim, nihayet vanilya konusunda kafamda yayan tm anlar sersemleyip seslerini karamaz oldu. Derken yava yava, sessizce, kaslmalara yol amakszn zerime ullanan bir kusma nbeti imdadma yetiti. Kaplumbaa orbas, para domuz kzartmas, nerdcy-se sapasalam konserve bezelyeler ve sonra birka kakk vanil-yal ikolata pudingi iimden dar kt, ile bu srada baygnlmn farkna vardm, baygnlmn iinde yzp durdum; Bayan Lina Greff'in ayakkablarnn dibinde genileyip yaylmaya balad Oskar'n baygnl ve bundan byle her gn baygnlm alp Bayan Greff'e gtrmeye karar verdim. I 384 YETM BE KLO Vjazma ve Brjanski. Ve balad amurlu, balaklkh gnler. Os-karda 1941 ylnn ekim ortalarnda amur iinde yrmeye balad. Orta cepheden batak iinde ilerleyen ordunun kazand baarlarla. Bayan Lina Grefl'in o geit vermeyen pek balak arazisinde benim elde elliim baarlar karlatrmam ho grnz ltfen. Nasl ki Moskava'dan az beride tanklar

ve asker kamyonlar balaa gmlp kalmsa, ben de bataa saplanp kalmtm. Geri Moskova nnde tekerlekler dnyor, amurlar harmanlyor, ben de teslim bayran ekmemi bulunuyordum henz; kelimenin lam anlamyla Greff bataklnda amurlar harmanlayp kprtmenin stesinden geliyordum, ama artk ne Moskava'dan az beride, ne de Grcff'lerin evinde bir ileri harekttan sz alabilirdi. Az nceki karlatrmay hl elden brakmak gelmiyor iimden; nasl ki yarnn strateji uzmanlar balaa saplanp kalm bu harekttan ibret alm olacaklarsa, ben de Bayan Grelf'c kar srdrdm savatan kendime gre birtakm dersler karmtm. Hani ikinci Dnya Sava'nda geri hatlardaki giriimlerin deerini kmsememek gerekiyor. Oskar on yedisini sryordu o zamanlar ve yaa kklne karn Bayan Lina Greff'in n arkas pek grlmeyen sinsi eilim alannda yetierek bir erkee dnmt. imdi asker kyaslamalar bir yana brakyor, Oskar'n kaydettii ilerlemeleri sanat kavramlaryla lmek isliyorum; diyeceim u; Maria o, insan byleyen saf vanilya koku385 sundan bir sis iinde beni nazenin duygularla tantrm, gazoz tozuyla mantar aramalar gibi airane eylemlere aina klmsa, Bayan Grefl de kendine zg pek kekremsi ve kat kat youn sisle, o epik, uzun solukluluu elde etmemi salamt; bu uzun so-lukluluk cephede kazanlan baarlarla benim yatakta kaydettiim baarlar terazinin ayn kefesine koymam salyor imdi. Evet, mzik! Maria'nn o ocuksu bir duyarll iermesine karn tatl az mzkasndan yola koyulmu, doru gidip nayslro krssnn bana gemitim; nk Bayan Lina Greff, nme bir orkestra karmt. Orkestrann ylesine bir genilii ve derinlii vard ki, olsa olsa Bayreuth ve Salzburg'ta bulunabilirdi bylesi. te bu orkestrada yayl, flemeli, vurmal, ekmeli btn enstrmanlarn generalbas'm kontrapunkt'un, on iki sesli, dokuz sesli bestelerin, seherzo'daki girilerin, andantedeki tempolarn, hepsinin stesinden gelmeye balamtm; hem pek kuru, hem akc bir yumuaklkla tutabiliyordum duygularm. Bayan GrefPin orkestrasnda son noktaya kadar gidiyor Oskar, yleyken latmin olmuyor, denemese de memnun kalmyordu, ki gerek bir sanatya da yakan budur. Bizim dkknla GrefPlerin sebzeci dkknnn aras yirmi adm kadard. Dkkn karmzda bulunuyor, biraz yana dyordu; iyi bir konumu vard, Kleinhammer Caddesindeki Postac Alexander Scheffler'in dkknndan ok daha iyiydi yeri. le bu yzden, kadn vcudunun anolomisiyic ilgili incelemelerde, statlarm Goethe ve Rasputin'lc ilgili incelemelerimden daha ok baar saladm. imdiye kadar iki ayr alandaki bilgilerimin birbirinden dikkati eker lde deiik oluu, belki de iki kadn retmenimin birbirine benzememesinden ileri geliyor; bu neden, gz nne alnd m, sz konusu durum balanabilir sanyorum. Bayan Lina Greff, bana asla bir ey retmek istemez, vcudunun zenginliklerini bir temaa ve deney malzemesi olarak pasif bir tutumla dpedz emrime amade klarken, Bayan Grelc-hen Scheffler, pek byk bir ciddilikle retim iine sarlyordu. Benim eilim ve renim alannda ilerlediimi grmek, yazlar 386 yksek sesle okuduumu iitmek, ben gzel gzel yazlar de-nirken irampeli parmaklarm izlemek, benim gramer hazretleriyle dostluk kurmam salamak ve kendisi de bu dostluktan yararlanmak istiyordu. Ama Oskar bir ilerlemenin btn gze grnr belirlilerini kendisinden esirgeyince, Gretchen Scheffler sabrn yitirmi ve annemin lmnden az sonra, her eye karn yedi yl sren bir eitim ve retimin ardndan tekrar eski rg ilerine dnm ve postac kocasyla evlilii ilerde de ocuksuz kaldndan, bundan byle sadece arada bir, en ok byk bayramlarda kendi eliyle rd kazaklar, oraplar ve yarm eldivenlerle beni sevindirir olmutu. Arlk aramzda Goethe ve Raspu-tin'in sz edilmiyordu; hani Oskar bu alandaki incelemelerinin bsbtn kuruyup gitmesini iki stadn eserlerinden kopard sayfalara borludur; bu sayfalar da bazen orda, bazen surda, ama en ok tavan arasndaki amar kurulma yerinde saklyordum; bylece kendi kendimi yetitirip, tek bama yarglar verebilecek duruma geldim. Hastalkl Lina Greff ise yataa balyd: benden kaamaz, beni terkedemezdi, nk hastal srp gitmesine karn o kadar cidd deildi; dolaysyla lm, vaktinden nce Lina Grefli

ekip benden alamazd. Gelin grn ki, bu bizim gezegen zerinde her ey gnn birinde yok olup gittiinden, incelemelerine bilmi bir gzle bakp yatalak kadn terk eden, Oskar'm kendisi oldu gnn birinde. Diyeceksiniz ki, delikanl Oskar'n iinde byyp yetimesi gereken dnya ne kadar snrlym. Bir bakkaliye, bir pastane ve bir sebzeci dkknndan ilerde yaayaca erkeksi hayat iin gerekli donanm salamak zorundayd Oskar. Pek nemli ilk izlenimleri hayli kf kokan bir kk insanlar dnyasnda topladm itiraf etmekle beraber, unu da belirteyim ki, Oskar'n nihayet bir nc retmeni daha vard. te Oskar'a dnyann kaplarn amak, onu bugnk insan yapmak, onu, daha yerinde bir szck aklma gelmedii iin kozmopolit diyeceim bir kii durumuna sokmak, bu retmene nasip oldu. 387 iinizdeki pek dikkatli okuyucularn fark elmi olaca gibi, stadm Bebra'dr szn elliim retmen; dosdoru Prens Eu-gen soyundan, 14. Ludwing sllesinden gelen, cce ve mzisyen polyao Bebra. Bebra diyorsam, tabi onunla birlikte olan bayan, uyurgezer Rosvviha'y, gzellii zamandan bamsz Ros-witha Raguna'y da kastediyorum bununla. Malzeralh'n beni Maria'dan yoksun yaatt o karanlk yllarda ikide bir dnmeden duramadm Roswitha'yi. Ka yanda acaba Sinyora, diye sordum kendi kendime. On dokuzunda deilse, yirmi yanda iek gibi bir kz deil midir? Yoksa yz yanda bile dipdiri ayakla kalp, hi kocamayan minyon genlii canlandracak doksan dokuzluk albenili bir yal kadn m? Yanlmyorsam, bana ile ylesine akraba olan bu iki insana annemin lmnden az sonra rasladm. Cafe Drtmevsim'de oturup Trk kahvesi ilik, sonra ayrld yollarmz. Politik bakmdan kk ama nemli ayrlklar vard aramzda; Bebra Propaganda Nazn'na yaknlk duyuyor, yapt imalardan kolaylkla karttma gre, Gocbbels ve Gring efendilerinin fakirhanelerinde hnerlerini sergiliyordu; doru yoldan sapmasn pek eitli nedenlerle aklayp balatmaya alt, bu arada ortaa sa-raylarmdaki palyaolarn hepsinin nfuzlu bir mevkileri olduundan sz at; Philipp ya da Carlos denen birini saray erkny-la gsteren spanyol ressamlarna ait tablolarn reprodksiyonla-rn kard nme, sz konusu kat ve souk kalabalklar ortasnda dantellerle bezenen alvar gibi bol giysiler giymi yaklak Bebra'nn, hatla belki de benim cssemde palyaolar seiliyordu. Sz konusu resimcikleri beenmitim, nk bugn o dhi ressam Diego Velazquez'in ateli bir hayran diyebilirim kendim iin; dolaysyla Bebray biraz sktrmak istedim. O da bunun zerine ispanya Kral 4. Philipp'in sarayndaki ccelikle, Ren blgesinde doup byyen sonradan grm Joseph Goebbels'in konandaki ccelii karlatrmaktan vazgeti. etin gnlerin gelip attndan, zayf kiilerin zaman gelince tehlikeden kamalar gerektiinden, gelimekte olan gizli bir direni eylemin388 1 den sz at, ksaca "ie ka" deyimini atl ortaya ve bu deyim de bir kez azdan kt iin Oskar'la Bebra'nn yollan ayrld birbirinden. Hani stada bir kin besliyor deilim. Sonraki yllar btn iln stunlarndaki varyete ve sirk afilerini gzden geirerek, Bebra'nn ismini aradm ve iki kez Signora Raguna'yla beraber rastladm bu isme, ama dostlarmla grmek iin en ufak bir giriimde bulunmadm. Rastlantya braktm ii, rastlant da bana yr olmad. Hani Bcbra'yla yollarmz 1943'le deil, 1942 ylnn gznde kesisey-di, Oskar asla Bayan Lina Greff'i retmen yapmaz kendine, stat Bebra'nn rencisi olurdu. Ama imdi her Allahn gn, okluk leden nce erken saatle Labes Caddesinden karya geip sebzeci dkknna giriyor, grg kurallarna uyarak ilkin bir yarm saatik Bay Greff'in yannda kalyor, kendini gittike daha ok tahtadan oyma ilere veren bu acayip adamn o komik, n n ten, inildeyip gcrdayan makineleri nasl yaptn izliyor, dkkna mteri geldi mi drtp uyandryordum kendisini nk Cicilin o zamanlar evresinde olup bilenleri gz grmyordu. Ne olmutu bu adama byle? Bir zamanlar d dnyaya bu kadar ak olan, hep aka edip latifede bulunmaya hazr bekleyen bu sebzeciyi ve genler dostunu byle suskunlua srkleyen neydi? Neydi onu byle yalnzla

gmen? Onu acayip biri ve kendine bakmdan biraz savsak davranr yal bir adam yapan neydi? Genler arlk gelmiyor Bay Grelf'in dkknna, yeni yetienleri de Bay Greff tanmyordu, izcilik dnemi gnlerinde evresine toplad genleri sava alp eitli cephelere srmt. lkin cephelerden mektuplar, derken sadece kartposlallar ald Greff, gnn birinde de ilkin yavrukurt, sonra oymak bakan olan Ho-rost Donath'n ok sevdii bu olann temen rtbesiyle Dinez'de ehit dtn rendi. Ve o gn bugn kocamaya balad Greff, stne bana aldrmaz oldu, kendini bsbtn oyuncak makinelerin yapmna ver389 di; yle ki dkknda patatesler ve lahana balarndan daha ok n n tp duran, inildeyip gcrdayan makineler grlmeye balad. Tabi yiyecek maddelerindeki genel durum da katkda bulundu bu ie, dkkna ancak seyrek ve dzensiz mal gelmeye balamt; Matzerath gibi, byk toptanclardan e dost araclyla dkkna gerekli yiyecek maddelerini almann stesinden gelecek biri deildi Greff. Dkknn hazin bir grn vard, dorusu Grcff'in o sama grltc makinelerinin acayip, ama yine de dekoratif nesneler olarak dkkn ssleyip doldurmasndan memnunluk duymak gerekirdi. GrefCin giderek daha kemeke bir hal alan beyninin ortaya koyduu bu rnleri beeniyordum ben. Bugn bakcm Bruno'nun sicimden heykellerini grdke, Greff'in dkknnda sergilenen eserler geliyor aklma. Nasl benim sanatkrane oyunlarna gsterdiim hem glmselemeli, hem cidd ilgi Bruno'ya haz veriyorsa, mzikli makinelerden birinin beni elendirdiini anlamaktan Greff de kendine gre bir memnunluk duyuyordu; yllar yl beni hi umursamayan Greff, bir yarm saat sonra kars Lina'ya ziyarette bulunmak zere deta bir atlyeye evrilmi dkkndan ayrlacak oldum mu, d krklna uram grnyordu. Yatalak Bayan GrefPc yaptm okluk iki il iki buuk saat sren ziyaretler konusunda size ne anlatsam ki! Oskar ieri girer girmez yatt yerden el ediyor Bayan Greff, onu yanma aryordu; "Oh, sen miydin Oskarcm. Sokul yle sokul! stersen gel, yalaa gir hemen. Ne kadar da souk odann ii. Bizimkisi de szm ona soba yakyor." Bylece yorgann altna kayyor, Bayan Greff'in yanna uzanyordum. Trampetimi ve o srada elimin allnda bulunan iki trampet tokman yatan nne brakyor, sadece anp biraz porsumu bir nc tokman benimle beraber Bayan Greff'i ziyaretine izin veriyordum. Bayan Greff'in yanna uzanrken soyunuyor deildim. Ynl, kadifeli giysiler ve deri ayakkablarla yataa giriyor, epey sonra, insan terletecek kadar stan bir mesaiye karn, zerimde he390 inen hibir yeri burumam ayn giysilerle keelemi yalaktan kyordum. Kars Lina'nn yalandan ktktan biraz sonra, henz zerimde Lina'nn vcudunun salglad buular, pek ok kez Sebzeci Greff'in yanna inmi zamanla bu inilerim det halini almt, bu dete can ve gnlden uyuyordum. Ben henz karsnn yannda yatp son temrinleri zmeye urarken, Bay Greff, elinde scak su dolu bir kap, yatak odasna giriyor, kab bir taburenin zerine brakyor, yanma da havluyla sabunu koyarak bir ey sylemeden ve yataklakileri bir tek bakla olsun rahatsz etmeden geldii gibi kp gidiyordu. Oskar kendisine sunulan scack barna okluk hemen ter-kedip leenin yanna varyor, vcudunun kimi yerlerini ve yalakla ne kadar etkili olduunu ortaya koyan tokman adamakll bir ykamadan geiriyordu; bir bakasnn araclyla bile burnuna gelse, karsnn kokusuna katlanamayn pekl anlyordum Bay Greff'in. Ama yle leriaze ykanm karsna knca Bay Greff, beni gler yzle karlyor, yapt btn makineler ve onlarn alrken kard seslerle Oskar' tantryordu; hani kendini bu ge aa vuran senli benlilie karn, Oskar ile Grelf arasnda nasl olup bir dostluun kurulamadna, Greff'in bana yabanc kalmakta devam ettiine, bende yalnz bir ilgi uyandrp asla sempatimi kazanamadna bugn bile aar dururum. 1942 Eyll'nde o srada on sekizinci ya gnm arksz trksz geride brakmtm ve

radyoda Altnc Ordu Slalingrad' ele geiriyordu- otomatik trampet makinesini ina etti Grefl. Tabla bir atk iine patates dolu iki terazi kefesini denge durumunda ast; sonra sol kefeden bir mandal tahta atk zerine monte edilmi trampet makinesini harekete geirdi, derken tngr mngr, bam bum, gm gm sesler duyuldu, ziller vurdu, gonglar ald ve bunlarn hepsi angurtulu ve hazin bir hava tayan kakofonili bir finalle son buldu. Makine houma gitmiti; ikide bir onu altrmas iin rica 391 edip durdum Greff'e. nk Oskar bu makineyi Greff'in kendisi iin, kendi batn iin yaptn sanyordu. Ama ok gemeden kesinlikle yanldm anladm. Belki Grelf birtakm ilhamlar almt benden; ama makineyi benim iin deil, kendisi iin yapmt; nk makinenin finali ayn zamanda kendi finali oldu. Ancak bir kuzey-dou rzgrnn evin nne tama creti almadan getirip brakaca temiz bir ekim sabahnn erken saatiydi. Truczinski Nine'nin yanndan vakitli ayrlp sokaa kmtm. Tam o srada Matzerath, dkknnn kapsnn nndeki ke-pengi kaldryordu. Yeil boyal Lahta kepengi kaldrrken gidip yanma dikildim; kap alr almaz, geceleyin ierde biriken bir bakkal dkknna zg kokular, bulut halinde gelip bana arpt, derken Matzeralh her zamanki sabah pcn yzme kondurdu. Maria ortalarda gzkmeden Labes Caddesi'nden karya getim, bat ynnde arnavutkaldrmna uzun bir glgem dyordu; nk sada, douda gne, Max Halbe Meydan 'run stnde kendi gcyle yukalara trmanyor, bunu yaparken Baron von Mnchhasen'n bavurduu numaradan yararlanyordu; Baron von Mnchhausen de* gmld bir bataklktan kendisini kendi sandan tutarak ekip karmt. Sebzeci Grcff'i benim gibi tanyan herkes, bu saae dkknn vitrin kepengini inik, kapsn henz kapal bulsa benim gibi aard. Geri son yllarda gittike daha ok acayipleen bir adam olmutu Grefl, ama imdiye kadar i zaman hep dkknda bulunmutu. Belki de hastadr diye geirdi iinden Oskar, ama bu dnceyi hemen yine kafasndan kovdu. nk daha geen k, eski yllardaki gibi dzenli olmamakla beraber ykanmak iin Ballk Denizinin buzlu yznde kendisine oyuklar aan bu doa adam, baz yalanma belirtileri de gsterse, bugnden yarna nasl yle hastalanabilirdi? Yalakta yatmak ayrcaln yeleri kadar hamaratlkla elinde bulundurmuyor muydu kars? Ayrca Bay Greff'in yumuak yalaklar hor grdn, ot ilteler ve seri ke* inanlmaz hikyeler anlatmaktan holanan ve anlatt hikyeler daha sonradan derlenip bir halk kitab haline getirilen bir baron. (.N.) 392 reveller zerinde yatmay yelediini de biliyordum. Dolaysyla, kendisini yalaa ivileyen bir hastalk sz konusu olamazd. Kapal kepenkler nnde dikilerek kardan bizim dkkna baktm; Matzerath' grdm ierde, lhliyal elden brakmayp Bayan Greff'in hassas kulaklarna gvenerek, teneke trampetimi biraz konuturdum. Fazla grlt karmam gerekmeden, dkknn kapsnn sana den ikinci pencere ald; zerinde gecelikle buz iei sakssnn gerisinde Bayan Greff gzkt; ba ondle maalarndan geilmiyor, gsnn nnde bir yastk tutuyordu: "Ayol, gelsene ieri Oskar'cm, gel haydi! Ne bekliyorsun, bak ne souk dars!" Bir aklamada bulunmak ister gibi, trampet deneklerimden biriyle vitrinin nndeki sa kepengc vurdum. "Albrccht!" diye sesini ykseltti bunun zerine Bayan Grcff. "Albrechl, nerdesin hu? Hay Allah, ne oldu bu adama?" Bir yandan kocasna seslenerek pencereden ayrld. Odalarn kaps vuruldu, derken dkkna inip kepenkleri kaldrd Bayan Grefl ve az sonra da lklar koyvermeye balad. Kilerde baryor, ama ne diye bardm bilmiyordum; nk dkknn nnde bulunan, sava yllarnda seyrek olmakla beraber ballann belli gnlerinde gelen patateslerin kilere aktarld delik de kapalyd. zerindeki zillli tahtalara bir gzm dayayp baktm, aada elektrik yanyor, kiler merdiveninin st basamaklarndan birinde beyaz bir ey duruyordu; Bayan Greff'in gsnde tuttuu yastkt belki. Yast Bayan Grelf merdivende drm olacakt, nk artk kilerde deildi kendisi,

lklar yine dkknn iinden geliyordu; az sonra da ses yatak odasndan iitilmeye balad. lk la telefonun kulakln kaldrd Bayan Grcll, numaray evirip alcdan ieri barmaya koyuldu. Ne olup bittiini anlad yoklu Oskar'm, kulana sadece kaza sz alnd, sonra da bir adres; Labes Caddesi 24 numara diye bir ok kez lkh bir sesle tekrarlad Bayan Greff, sonra kulakl yerine koydu; zerinde gecelik, yastksz, ama salarnda maalar, lklar alarak pencereyi vcuduyla doldurdu, benim ok iyi bildiim o iman gv393 desini buz iei sakssnn zerine atl, elli ve soluk krmz ieklerin iine daldrd iki elini; yukardan aa ylesine lklar salmaya balad ki, kolay dayanlacak gibi deildi ve Oskar galiba Bayan Grelf de sesiyle camlar krp dkecek diye geirdi iinden. Ama krlp dklen bir cam olmad. Pencereler alarak komular balarn kard; kadnlar sorular sordu birbirine, erkekler dar frlad, ceketini zerine yar buuk geiren Saali Laubschad kotu, Heilandt Baba onu izledi; Bay Reissberg, Terzi Libischewski, Bay Esch bitiik evlerden karak seirttiler. Halta Probst bile, berber deil de kmrc olan, oluyla kp geldi. zerinde beyaz nlkle rzgr gibi seirtti Malzeralh; Maria ise kucanda Kurt'la dkknmzn kapsna kadar gelip orada durdu. Tell byk insanlarn oluturduu kalabala dalp, beni arayan Matzeralh'tan kolaylkla yakam kurlardm. Matzcralh ile Saati Laubschad bir eyler yapmay dnen ilk kimseler oldu. Pencereden eve girmeye altlar, ama Bayan GrcIT hibirini yukar koyvermedi; nerdc kald, odadan ieri sokacakt onlar. Trnaklaryla oray buray kazyp ellerini saa sola vurdu, dilerini oraya buraya geirdi, beri yandan sesini gittike yksekli, ama syledikleri az buuk anlalabiliyordu imdi; ilkin cankurtaran arabasn beklemek gerektiini bildirdi. Kendisinin oktan bunun iin telefon etliini, dolaysyla baka kimsenin telefon etmesine gerek olmadn, byle bir durumda nasl hareket edileceini bildiini syledi. Herkes kendi dkknyla ilgilensindi; zaten olan olmutu; merakt herkesinki, baka bir ey deildi; felket baa gelince dostlarn nasl dost olduu grlyordu ite. Ve bylece szlanp yaknrken pencerenin altna toplanm insanlar arasnda beni kefetmi olacakt ki seslendi ve o sra yukar kmak isleyen kimseleri silkip att iin bo kalm kollarm bana uzatt ve kalabalk iinden biri -Oskar hl bugn bile Saali Laubschad olduunu sanyor bunun- beni tutup kaldrd, beni Malzerath'n yapma etme demesine kulak asmayarak pencereden ieri sokmaya kalkt ve buz iei sakssnn hemen nnde Mat394 zerath beni lam ele geirmek zereydi ki, Bayan Lina Greff uzanp yakalad Oskar', onu scak geceliinin zerine bastrd, barmas kesildi ve bundan byle sadece yksek sesle inildeyip szlanarak solumaya balad. Nasl Bayan Greff'in barmalar az nce konu komuyu, utanp sklmalar bir kenara brakan bir tel iine srklemise, onun imdi ince ve tiz perdeden inildemesi de, buz ieklerinin altndaki kalabal, ayaklaryla yeri eeleyip duran suskun ve ne yapacan bilmeyen bir kalabala dntrmt; bu kalabalk gzyalaryla yz yze gelmeyi pek gze alamyordu arlk; bln umudunu, merakn ve ilgisini gelmesi beklenen cankurtaran arabasna balamt. Bayan Grclf'in inildeyip szlanmas Oskann da houna gitmemiti. Onun acl ses tonlarna pek yakn bulunmamak iin kucandan biraz aalara kaymaya altm. Kollarm boynundan zp buz iei sakssnn zerine ylece oturdum. Maria, kucanda ocukla dkknn kapsnda dikildii iin, kendini fazla gz almda hissediyordu Oskar; dolaysyla oturduum yerden kalktm, durumumun nezaketini kavramtm, ama beri yandan dndm sadece Maria'yd: komular umursadm yok-tu;dcrken Bayan Grcff'in kysndan acklm uzaa, fazla bir titremeyle sarslyor bu ky ve beni yalaa buyur ediyordu. Bayan Lina Greff benim svp gittiimi farketmemi veya kendisine pek uzun sredir harl harl yedek para hizmeti gren Oskar'n o kk vcudunu gitmekten alkoyacak gc bulamamt. Belki Lina da Oskar'n bir daha dnmemek zere elinden kayp uzaklatn, barp armalaryla bir grltnn dnyaya gzlerini atn ve bu grltnn bir yandan

kendisiyle Trampeti Oskar arasnda bir duvar rp, beri yandan Maria ile aramdaki duvar yktn sezmiti. Greff'lerin yatak odasnda dikilmi duruyordum. Trampetim eik ve gevek sarkyordu nmde. Oskar biliyordu hani oday, zsuyu yeilliindeki duvar halsn btn ayrntlaryla ezbere tanmlayabilirdi. Orackta, tabure zerinde bir gn ncesinden 395 boz bulank sabunlu suyla dolu leen duruyordu. Herey yerli yerindeydi, ama yine de elle tutulup zerlerine oturulmaktan, zerlerine yatlmaktan, arplp toslanmaktan anp ypranm mobilyalar bana yeni, hi deilse onanhp yenilenmi gibi grnd; sanki duvar diplerinde drt ayak ya da drt bacak zerinde dikilen ne varsa hepsinin yeni ve mthi souk bir parltya kavuabilmesini salamak iin, Bayan Lina Grelf'in barmas, sonra da tiz perdeden inleyip szlanmas gerekmiti. Dkknn kaps ak duruyordu. Oskar gilmek islemiyordu ama, yine de o kuru toprak ve soan kokan yerden ieri szld; kepenk aralarndan szan gne, ierisini uuan loz dilimlerine blyordu. Bu yzden Bay Greff'in grlt ve mzik makinelerinin byk ounluu lolukla kalyor, k sadece birka ayrntya, bir zile ve konlraplak mandala ve trampet makinesinin alt yanna vuruyor, denge durumunu koruyan patates dolu kefeleri grmemi salyordu. Tpk bizim dkkndaki gibi tezghn arkasnda kilere alan kapak kaldrlm duruyordu, galiba o rtkan acelecilii iinde Bayan Greff ardna kadar amt kapa; ama engelini tezghtaki yerine geilmemiti, hafif bir ilile Oskar kapa devirebilir, kilere girii engelleyebilirdi. Toz ve kl kokusu saan tahtalarn gerisinde hareketsiz dikiliyor, gzlerimi merdivenin bir blmyle kilerin beton demesinden kk bir paray kapsayan alan l l dikdrtgene dikmi bakyordum. Ayrca bu drtgen iine sa st taraftan basamaklar halinde ykselen setin bir paras giriyordu. Bay Greff herhalde kilere yeni alm olacakt bunu, nk imdiye kadar frsat dtke kileri ziyaret etmi, byle bir setle karlamamtm. Ama sz konusu dikdrtgen kapsamnda sa st keden siyah iskarpinler ve tuhaf ekilde ksalm grnen ii dolu iki yn orap yer almasa, Oskar bir sel dolaysyla o kadar uzun zaman ve bylenmi gibi kilerden ieri bakmazd. Penelerini grmyordum ama, Greff'in spor ayakkablar olduunu anlamtm. Ama byle, yrye kacakm gibi hazrlanan kilerdeki kimse 396 Greff olamaz diye geirdim iimden; nk ayakkablar demede durmuyordu, aa doru dikilmi burunlar selin tahtalarna demese, daha ok bolukta szlyorlar denebilirdi. Dolaysyla bir an, parmak ular zerinde dikilen Bay Greff olmasn diye dndm; nk bu komik, beri yandan yorucu egzersiz, onun gibi bir jinnaslikiden ve doa insanndan beklenebilirdi. Tahminimin doruluuna kanaat getirmek, beri yandan gerekirse Sebzeci Greff "i adamakll bir alaya almak iin, gayet ihtiyatl davranarak dik merdivenlerden indim; bu arada, belleimde yanl kalmadysa, insan korkutan, beri yandan korkuyu savan bir hava vurdum trampetimle: "Kara A kadn geldi mi? Evet evci evet!" Ancak ayaklar smsk yere basar basmaz gzlerini dolambal yollardan, bo soan uvallar, s sle ylm bo meyva sandklar zerinden telere kaydrd Oskar; daha nce grmedii o seli syrarak geli baklar. Derken Bay Greff'in spor ayakkablarnn havada asl durduu ya da burunlar zerinde dikildii yere yaklat. Havada asl bulunann Bay Grefl'in kendisi olduunu kukusuz anlamm. Ayakkablar ve ayakkablarla birlikle kaba rlm, koyu yeil oraplar havada asl duruyor, oraplarn yukar-larnda plak erkek dizleri grlyordu. Sonra da pantolonun paalarna kadar kll bacaklar. O anda cinsel organmda kml kml hafif bir inelenme duydum; kmdan kalkt bu inelenme, duygsuzlaan srlmdan yukarlara trmand, enseme gelip yerleti, souk ve scak rpertiler sal vcuduma, sonra oradan yine ap arama atlayp zalen minik sulama aygtmn bzlmesine yol al; derken o anda kamburlam srlmdan yine yukarlara srad ve enseme gelip oturdu, daralp bzld orada; bir kimse, yannda aslmaktan, hatla amar asmaktan

konuacak olsa hl bugn bile boulurcasna vcudu inelenir gibi oluyor Os-kar'n; sadece spor ayakkablar, yn oraplar, dizleri ve ksa pantolonlar deil, btnyle Bay Greff boynundan aslm duruyordu; bir oyuncu gibi zorlanm bir ifade oturmutu yzne. 397 s. Vcudumdaki kaslmalar ve inelenmeler artc bir abuklukla son buldu derken. Greft'in manzaras normal bir manzara niteliine brnd; nk asl bir adamn vcut durumu, nihayet elleri zerinde koan, ba zerinde dikilen, drt ayakl bir ata binmek zere olan bir adamn gerekten o zavall vcut durumu gibi normal ve doaldr. Bir de dekor ii vard. Ancak o anda Bay Greff'in kendisi iin ne byk klfetlere girmi olduunu anlad Oskar. Asl Greff'in iinde bulunduu ereve ve evre alabidiine sekin ve fanteziydi. Sebzeci Greff kendisine bir lm biimi aram ve ll, dengeli bir lme kavumutu. mr boyunca belediye zabtasnn l ve tart ayar memurlaryla ba derde giren ve tatsz yazmalarda bulunmak zorunda kalan, dkkndaki terazisiyle arlklarna el konan, meyva ve sebzeyi gerektii gibi tartmad iin cezalar deyen Bay Greff kendi kendisini gramna kadar tartm, arlk olarak da patatesleri kullanmt. Mal parlaklktaki belki de zerine sabun srlm ip, makaralarla iki direk zerinden geirilmiti; direkleri Bay Greff zellikle son gn iin bir iskelenin zerine almt ve iskelenin tek bir amac vard: Greff'in son eseri olmak. Bol bol harcanan en iyi inaat kerestesine bakarak, GrefPin tulumlu davranmak gibi bir eyi aklndan geirnemi olduunu kardm. naat malzemesinin pek bulunmad sava yllarnda sz konusu direk ve tahtalar salamak sanrm kolay olmamt. Greff takas yoluna bavurarak, meyva verip kereste almt belki. Dolaysyla, atlan yapda gereksiz, sadece dekorasyon ilevi gren paralar vard. blmden oluan ve basamak basamak ykselen set setin bir kesini dkkndan grebilmiti, Oskar- deta btn atky yukarlara ekip gtryordu. Sebzeci Grcfl'in galiba model diye kulland trampet makinesinde olduu gibi, Greff'le karsndaki arlk, atk iinde bolukta durmaktayd. Beyaz badanal drt ke direkle tam bir uyumazlk durumundaki zarif yeil bir kk merdiven, Greff'le beraber havada szlen tarla rn patatesler arasnda bulunu398 yordu. Patates sepetlerini, izcilerin iyi becerdikleri ustaca bir dm atarak ana ipe balamt Greff. atknn iini beyaza boyanm, buna ramen gl bir k saan drt ampul aydnlattndan, Oskar o grkemli basamaklar kmakszn ve bunlarda sakl kutsalla halel getirmeksizin, patates sepetlerinin yukarsnda bir telle o izci dmne tutturulmu karton levhay okuyabildi: Yetmi drt kilo dokuz yz gram. Greff'in zerinde bir izci niformas vard. Son gnnde Greff sava yllar ncesinin niformasn geirmiti srlna. niforma kendisine artk dar gelmiti; stten iki dmesini vuramam, kemerini balayamamt. Bu da Greff'in o eski k giyiniine tatsz bir eni veriyordu. Sol elinin iki parman izci detine uyarak birbiri stne koymutu. Kendini asmadan izci apkasn sa bileine balam, earptan ise aresiz vazgemek zorunda kalmt. Ksa pantolonun dmeleri gibi, yakasndaki st dmeleri de ilikleyememili; bu yzden gsndeki kara kvrck kllar gmleinden dar tayordu. skele nndeki merdivenin basamaklarnda birka yldz iei vard, ayrca bunlarla bir uyumazlk iinde maydanoz saplar grlyordu. Greff, yldz ieklerinin byk ounluundan, ayrca birka glden alk direine bir elenk yaparak, diree asl dn tabloyu epeevre sslemi, dolaysyla basamaklara pek fazla iek kalmam olacakt. Sol nde cam bir ereve iinde izciliin kurucusu Sir Baden Powell aslyd. Sol arkada, camsz bir ereve iinde ermilerden Sanki Gcorg'un, sa arkada ise Michclangelo'nun elinden kma Hazreli Davut un erevesiz bir resmi bulunuyordu. Sa n direkte de ereveletilip camlatlm olarak aa yukar on all yandaki pek irin bir olann fotoraf aslyd; temen rtbesiyle Donez'de ehit dm en sevdii rencisi Horst Donath'n eskiden ekilmi bir resmiydi bu. skele nndeki merdivenin basamaklar zerinde, yldz iekleri ve maydanozlar arasnda

drt kt paras da bulunduunu burada kaydetmem yerinde olacak sanrm. Kt paralan 399 basamaklarn zerinde o lrl duruyordu ki, glk ekilmeden bir araya getirebilirdi. Oskar da yapt bu ii ve zerinde ahlk zabtasnn birden ok damgas grlen ve Greff'i mahkemeye davet eden bir ar belgesini hecelemeye balad. Bu konuda anlatlacak bir ey daha varsa, o zamanlar cankurtaran arabasnn rtkan sesinin, bir sebzecinin lm konusunda daldm dncelerden beni uyandrm olmasdr. Az sonra paldr kldr indiler merdivenden, atk nndeki basamaklardan kp bolukla asl duran Greff'e el koydular. Ama Greff'i biraz havaya kaldrmalanyla, kar arl oluturan patates sepetlerinin yere dp devrilmeleri bir oldu: Trampet naki-nesindeki gibi zgrlne kavuan bir mekanizma almaya balad; Grcff, sz konusu makinenin zerini, atknn yukar ksmnda kontrplakla kaplamt. Aada patatesler iskele nndeki setin basamaklar zerine ve oradan da belon demeye patr patr yuvarlanrken, yukarda teneke, tahta, bronz ve cam zerine inen darbeler iitildi, yukarda zgrlne kavuan bir trampet takm Albrcchl GrefPin byk finalini almaya balad. Patates nn yol al grltleri -bu arada unu da syleyeyim ki, cankurtaran arabasyla gelen salk memurlarndan bazs patateslerin birounu ceplerine indirmiti- GrcTPin trampet makinesinin organize grltsnn yan sra irampetiyle canlandrmak, Oskar'n en etin devlerinden birini oluturuyor bugn. Belki de benim trampetim, GrefPin setii lmn biimini kesinlikle etkiledii iin, bazen Oskar trampetine, GrefPin lmne tercmanlk yapan derli toplu bir paray oturtmay baaryor; dostlarm ve bakcm Bruno parann ismini sorunca "Yetmi be kilo" diyorum. 400 ORHAN KEMAL , LKALKKTPHAr.'pSI BEBRA'NIN CEPHE TYATROSU Haziran ortasnda olum Kurt bir yan bitirdi. Babas Oskar, sessiz sakin karlad bu olay, hele iki yl daha gesin de diye dnd. 1942 ekim'inde Sebzeci Grcff, biim yn gayet mkemmel bir daraacma ast kendini; yle ki, Oskar bundan byle canna kymay en yce lmler arasnda grmeye balad. 1943 ocanda Stalingrad'n ok sz edilir olmutu. Ama Malzeralh daha nce Pearl Harbour, Tobruk vc Dnnkirchen isimlerini nasl vLirgulamsa, Stalingrad ismini de yle vurguladndan, bu uzak kentte olup bilenlerin zerinde, zel haberler araclyla tandm br kcnllcrdekinden daha ok durmadm; nk Oskar iin cephe haberleriyle zel haberler bir eit corafya renimiydi. Kuban, Mius ve Don nehirlerinin nerde akln, yoksa nasl bilebilirdim? Uzak Dou'daki olaylara ilikin uzun boylu radyo haberlerinden daha iyi kim bana kalkp Alaulen takm adas Alu, Kiska ve Adak'n coraf konumlarn aklayabilirdi? Bylece 1943 aralk aynda Stalingrad'n Wolga kysnda bulunduunu renmitim, ama Altnc Ordu'yu pek umursadn yoklu; aklm o sra hafif bir gribe yakalanm Manadayd daha ok. Maria'nn gribi yava yava geerken, radyodakiler corafya derslerini srdrd; Rzew ve Demjans, Oskar iin bugn bile her Rusya haritasnda gzleri kapal bulaca yerlerdir. Tam Maria iyilemiti ki, olum Kurt bomacaya yakaland. Tunus'ta etin 401 arpmalara sahne olan birka vahann son derece g isimlerini aklmda tutmaya alrken, Afrika'daki kuvvetlerle beraber Kurl'un bomaca ksr de eriyip gitti. Oh, hazlar, sevinlerle dolu mays ay. Maria, Matzeralh ve Gretchen Scheffler, Kurl'un ikinci doum gnn kutlamaya hazrlanyor, Oskar da yaklaan bu gne hayli nem veriyordu; 1943 hazirannn on ikisinden sonra hepsi bir yl gibi bir zaman kalyordu. Yani bir sonraki ya gnnde ben de hazr bulunabi-lirsem, olum Kurl'un kulana yle fsldayabilirdim: "Hele dur, ok gemeden sen de trampetini konuturacaksn." Ama Oskar 1943 ylnn on iki haziran Danzig-Langfuhr'da deil, eski bir Roma kenti olan Metz'de bulunuyordu. Hatla Danzig'ten uzak kal o kadar srd ki, 12 Haziran 1944'tc Kurl'un nc ya gn kutlanrken hazr bulunmak iin, hava bombardmanlarndan hl zarar grmemi baba ocana vaktinde dnmesi kolay olmad.

Beni doup bydm kentten ekip gtren neydi? Fazla sze kamadan ksaca anlataym: Bir hava kuvvetleri klasna evrilmi Pcslalozzi Okulu nnde stadm Bebra'ya raslantn. Ama Bebra tek bana beni kandrp, sz konusu yolculua raz edemezdi; Bebra'nm kolunda Raguna, yani o byk Uyurgezer Sinyora Roswitha vard. Kleinhammer Caddesi'nden geliyordu Oskar. Bayan Grelchen Schefflcr'e ziyaret edip biraz "Roma Sava" adndaki eski kitaptan okumu ve daha o zamanlar, yani Belisar* zamannda yeryznn renkli olaylara sahne olduunu, kpr balarnda ve kentlerde, yani pek geni bir coraf alan iinde zaferlerin kutlanp yenilgilerin sineye ekildiini grmt. Son yllarda OT rgl'ne** ait barakalarn yer ald bir karargh haline sokulan Frbel ayr'ndan geiyordum; aklm Ta-ginae'deydi, 1552 ylnda burada Tolila'y yenilgiye uratmt (*) Dou roma imparatoru I. Jslinianus'un bakumandan (505 - 565) (.N.) (**) (Organisation Todl):1933 ylndan balayarak Alman otoban ina yapmn, 1938 ylnda ise Alman - Fransz snrndaki istihkmlarn daha sonra Atlantik duvarnn inasn yneten Fritz Todt adndaki bir mhendisin kurduu vgt. (..N.) 402 Narses*; ama kazand zaferden deildi aklmn byk Ermeni Kumandan Narses'de oluu; beni kendine eken daha ok bu kumandann vcut yapsyd, arpk vcutlu kambur bir adamd Narses, bir cce, bir bcr, bir liliput idi. Oskar'dan belki de bir ocuk ba kadar uzundu boyu, diye dndm kendi kendime! Pesialozzi Okulu nnde dikiliyor, pek abuk serpilip boy alm birka hava subayna bakp, apoletlerindeki rtbe iaretlerini birbiriyle karlatryordum. Narses'in apoleti falan yoktu omuzlarnda, byle bir eye gereksinim duymamt, diye sylendim kendi kendime; birden okulun kaps nnde o byk kumandan seer gibi oldum, kolunda bir bayan vard -ne diye kolunda bir bayan olmasnd Narses'in?-, havac devlerin yannda minicik kalan vcutlaryla kardan bana doru geldiler; her eye ramen bir orla nokta oluturuyorlard, tarihle kuatlmt evreleri, yeni yelme o iki havac arasmda ile bylesine yal bir grnleri vard. Tolila'lar ve Tei'larla** aa boyundaki bu Dou Golla-ryla dolu btn klann, Narses adndaki o bir tek Cce Ermeni karsnda ne hkm vard ki! Ve Narses minik admlarla Os-kar'a yaklat. Oskar'a el elli, Narses'in kolundaki bayann da kendisine el eltini grd Oskar; Bebra ile Raguna bana selam verdi; havaclar saygl bir davranla bir kenara ekildiler; azm Bebra'nm kulana yaklatrarak: "Aziz stadm!" diye fsldadm. "Sizi o dev vcutlu Belisar'dan daha ok takdir elliim byk Kumandan Narses sanmtm." Alakgnll bir edayla, sus sus, der gibi elini oynatt Bebra. Ama Raguna benim karlatrmamdan holannt. Konuurken ne de gzel oynatyordu azn: "Rica ederim, Bebra! O kadar da haksz m bizim gen Amigomuz? Damarlarnda Prens Eugen'in kan akmyor mu yani? E Lodovico qualterdiccssimo? Senin atalarndan deil mi yani Prens Eugen?" * Bizans imparatoru ju.stinianus'un bakumandan (478 - 573) ; Tolila kumandasndaki Dou Gollan'n yendi ve ltalya'daki egemenliklerine son verdi. (.N.) ** Dou Golar'n son kral; 552'dc Vezv yaknndaki Narscs'c kar savarken ld. (.N.) 403 Bebra, koluma girerek beni bir kenara ekti, nk havaclar bizi seyrediyor, gzlerini dikmi, gittike taciz edici baklarla bize bakyordu. Nihayet nce bir temen, sonra iki gedikli Bebra'nn nnde esas durua geti; Bebra'nn niformasnda bir yzba rtbesi, kolunda Propaganda Bl yazan bir pazubent vard. Madalya ve nianlarla donanm delikanl havaclar Ra-gun'dan imza rica edip, imzalan alnca, Bebra bir iaret akarak makam arabasn ard; arabaya bindik, araba lareket ederken havaclarn cokun alklarn sineye ekmek zorunda kaldk. Pestalozzi Caddesi, Magdeburg Caddesi ve Heercsanger'den getik. Magdeburg Caddesi'nde Raguna trampetime takld: "Gryorum ki hl trampetinize sadksnz, aziz dostum?" diye fsldad o Akdeniz sesiyle; bu sesi hanidir iitmemitim. "Ec, vefa konusunda daha daha neler

var bakalm?" Oskar cevap vermedi, uzun uzadya kadn kz hikyelerini dinlemekten esirgedi Ragu-na'y; ama byk uyurgezerin ilkin trampetini, sonra trampeti biraz hararetle kucaklayan ellerini okamasna, ve okamann giderek daha gneysi bir havaya brnmesine kar durmad, glmsedi yalnz. Halta Heeresangcr'e sapp be numaral tramvay hatln izlerken, onun bu davrann karlksz brakmadm, sol elimle sol elini okadm, Raguna ise sa elime yaknlk gsterdi. Derken Max Halbe Meydan'n geride braktk. Oskar inmekte ge kalmt; birden arabann dikiz aynasnda, Bebra'nn ak kahverengi ve pek yal zeki gzleriyle bizim birbirimizi karlkl okamalarmz gzetlediini farkeltim. Doslum ve stadm Bebra'y dnerek ekecek oldum elimi, ama Raguna ellerimi tutup brakmad. Derken dikiz aynasnda glmsediini grdm Bebra'nn, sonra gzlerini bizden ayrarak ofrle yarenlie koyuldu. Ros-wilha Raguna ate gibi bastrd elleriyle ellerimi okuyor, o Akdeniz azyla konuuyordu; tatlyd konumas ve dosdoru beni hedef alyordu. Oskar'm kulana fsldyor sesi, arada souk bir tona brnyor, birden alabildiine tatllaarak btn duraksama ve kalarm silip atyordu. Reichskolonie'ye doru Kadn 404 Hastalklar Klinii ynnde yol alyorduk. Roswitha ayr geen btn yllar kendisini dndn itiraf etli Oskar'a; geri Bebra mkemmel bir dost ve harikulade bir alma arkadayd, ama kendisiyle bir evlilik yaam dnlemezdi. Benim aradaki bir sorumu: "Bebra yalnz basma yaayacak bir insan", diyerek cevaplad Roswitha; kendisi Bebra'y tamamen serbest brakyordu, ok kskan huyuna karn Bebra da Rosvvitha'y kendisine balamann mmkn olmadn yllar getike daha iyi anlamt; ayrca Cephe Tiyatrosunun yneticisiydi Bebra, dolaysyla evliliin gerektirdii devleri yerine getirmeye vakti yoktu; buna karlk Cephe Tiyatrosu birinci snf bir tiyatro topluluuydu, imdiki reperluvaryla savatan sonra "Winlergarten" ya da "Ska-la" sahnesinde pekl boy gsterebilirdi; acaba ben de bu tiyatroda almak isler miydim? Allahn bana balad btn o yetenek kullanlmadan kalyordu; eh yam da elveriliydi bu ie, bir yl gibi bir sre bir denemede bulunabilirdim, hani Rosvvitha'nm kendisi bizzat garanti verebilirdi bu konuda, ama belki de Oskar'n yapacak baka ileri vard, yok muydu, daha iyiydi ya o zaman, bugn yola karlard, bugn leden sonra Danzig-West-preussen'da son temsillerini vermilerdi, imdi Lothringen'c gidiyorlard, oradan da Fransa'ya geeceklerdi, dou cephesi imdilik hesapla yoklu, o cephedeki baarl temsillerden yeni dnmlerdi; benim, yani Oskar'n ans vard; dou cephesindeki temsiller henz bitmiti, imdi Paris'e gideceklerdi, mutlaka gideceklerdi Paris'e acaba benim yolum Paris'e dm myd hi? 'le byle, aziz doslum! Sizin o trampeti kalbinizi madem Raguna fethedemiyor, brakn Paris fethetsin, andiamo*." Byk uyurgezer Roswitha szn bitirmek zereydi ki, durdu araba. Hindenburg Yolu'nun aalar, yeil ve Prusya kokarak, dzgn aralarla uzanp gidiyordu. Arabadan indik Bebra ofre beklemesini syledi; Cafe Drtmcvsim'e girmek istemedim ben, nk biraz dank kafamn temiz havaya ihtiyac vard, dolay* talyanca: Gelin gidelim. (-N.) 405 syla Slcflen Park'nda dolamaya baladk. Bebra samda, Ros-witha solumda. Bcbra bana Propaganda Bl'nn anlam ve amacn aklad, Roswitha bln gndelik yaamyla ilgili kimi olaylar anlatt. Bebra asker ressamlar, sava muhabirleri ve cephe tiyatrosu zerinde gevezelie koyuldu. Radyoda zel haberler verilirken iittiim uzak kentlerin isimleri ise Roswit-ha'nn Akdeniz azndan dklmeye balad. Kopenhag dedi Bebra. Palermo diye fsldad Roswitha, Bclgrad diye akd Bebra, Roswitha bir tragedya artisti gibi Atina diye yaknd. Ama ikisi iki taraftan durmadan hayranlkla Paris'ten sz atlar, Paris'in az nce ad edilmi btn kentleri glgede brakacan srarla belirttiler; sonunda Bebra bir cephe tiyatrosunun yzba rlbe-sindeki yneticisi kimliiyle nerdeyse resm diyebileceim bir neride bulundu: "Siz de bizim aramza katln, delikanl! Trampetinizi konuturun, bira kadehlerini ve elektrik ampullerini ezgilerinizle tuz buz edin. Gzelim Fransa'daki, o her vakit gen Paris'teki igal ordusu size teekkr edecek, sizden cokun alklarn esirgemeyecektir."

Sadece formalite bakmndan dnmek iin biraz zaman isledim. Rahat, bir yarm saat Raguna'nn yannda, dostum ve stadm Bebra'dan uzak, mays yeili aalar arasnda yrdm, sklm ve dnceli bir yz takndm, elimle alnm ovdum, hi yapmadm bir eyi yaparak ormandaki ku cvltlarna kulak kabarttm; sanki bir nar blblnden beni aydnlatmasn, bana bir akl vermesini bekler gibiydim. Yeillikler ortasnda bir bcek, yksek perdeden ve dikkati ekecek gibi crlamaya balaynca dedim ki "yi yrekli ve bilge doa, bana nerinizi kabul etmemi llyor. Saygdeer stadm. Bundan byle bana Cephe Tiyatrosu topluluunun bir yesi gzyle bakabalirsiniz." Bunun zerine girdik Cafe Drlmevsim'e; kahvesi az bir Trk kahvesi iip evden kamn ayrntlar zerinde konumaya baladk; ama buna evden kama deil de, evden ayrlma diyorduk. Kahvenin nnde planmzn ayrntlarn bir kez daha gz406 den geirdik. Sonra Raguna'ya ve Propaganda Bl'nn yzbas ve Cephe Tiyatrosu'nun yneticisi Bebra'ya veda eltim. Bebra makam arabasn emrime vermeden ii rahat etmedi. Onlar Ra-guna'yla Hindenburg Aalkl Yolu'nu izleyerek geze geze kente karlarken, Bebra'nn yalca gedikli ofr beni gerisin geri Langfuhr'a, Max Halbe Meydan'na getirip brakt; nk Labes Caddesi'ne arabayla giremezdim ve girmek istemiyordum; Os-kar'n asker bir arala evin nne gelii pek byk ve gereksiz bir tela yol aard. Kaybedecek fazla zamanm yoklu. Matzerath' ve Maria'y son bir kez grdm. Olum Kurt'un beiinin parmaklklar nnde uzunca bir sre dikildim, yanlmyorsam babaca kimi dnceler geti kafamdan, sarn yumurca okayacak oldum, Kurt diretti, okatmad kendini, ama Maria okamalarma istekli grnd, yllardr alk olmad sevgi gsterilerini biraz ararak kabullendi ve bunlara iyi yrekli karlkla bulundu. Malzeralh'tan ayrlmam ne luhafsa kolay olmad; Matzerath mutfaktayd, hardall salada bbrek kzartyordu. le ylesine almaya vermiti kendisini, belki bir mutluluk iindeydi, dolaysyla onu rahaisz etmeyi bir trl gze alamadm. Ancak Matzeraih arkasna uzatarak elini krlemesine gezdirip bir eyler arannca, Oskar daha nce davrand, zerinde kylm maydanoz bulunan lahla tepsiyi alp eline tututurdu; Matzerath'n; hani bugn de yle sanyorum ki, ben mutfaktan ktktan sonra Malzerath uzun bir sre, akn ve aptal, tepsiyi elinde tutmutur, nk daha nce Mal-zerath'a asla bir yerden bir ey alp uzatmaml Oskar, Malzerath iin elinde bir ey tutmam ya da yerden bir ey alp kaldrmamt. Yemei Truczinski Ninc'yle yedim, elimi yzm Truczinski Nine ykad ve yataa o yatrd beni. Truczinski Nine kendi yatana yatp hafif bir slk alarak horuldamaya balayncaya kadar bekledim, sonra terliklerimi ayama geirip giysilerimi kaplm, boz sal farenin slk alarak horuldad ve horuldayarak koca-d odadan ktm dar; anahtarla kapy amak beni biraz u407 ratrd; ama sonunda srgy yuvasndan ektim; zerimde gecelik, elimde giysi yn, hl yalnayak, amarlarn kurutulduu tavan arasna yollandm. Pasif korunma iin tavan arasna yerletirilmi kum torbalar ve kovalar arasndan sendeleyerek yryp, benim o gizli keye vardm; bir araya ylm yamur oluklarnn ve pasif korunma ynetmeliine karn tavan arasna depo edilmi gazele demetlerinin arkasndan gcr gcr bir trampet kardm, Maria'nn haberi olmadan tutumlu davranp saklamtm bu trampeti. Sonra Oskar'n kitaplarna uzand elim: Bir tek ciltle toplanm Raspulin ile Goelhe. Acaba bu gzde yazarlarm da alsam myd yanma? Oskar, elbiseleriyle ayakkablarm giyip trampetini boynuna asar ve denekleri pantolon asklarnn altna yerletirirken. Tanr Diorysos ve Tanr Apollon ile tartmalara girilim. lgn sarholuklarn tanrs yanma ya okuyacak bir ey almamam ya da alrsam Rasputin'i almam tlerken o gayet zeki ve akl banda Apollon beni Fransa gezisinden caydrmaya kalkt; ama Os-kar'm bu geziye kesinlikle karar verdiini anlar anlamaz, bavulda hibir eksiin bulunmamas zerinde diretti; Goelhc'nin yzyllar nceki edepli esnemelerinden hangisi olursa yanma almam syledi, ama ben "Gnl Akrabalklarnm btn cinsel sorunlar

zecek gc iermediini bildiimden, inadna Raspu-lin'i ve onun ryan, ama siyah orapl hanmefendilerini de yanma aldm. Apollon armoniyi, Dionysos sarholuk ve kaosu istiyordu; Oskar ise kaousu armonize eden, aklbandal eslctik-leliren bir yar tanryd, la eski zamanlardan srp gelen bulun o tam tanrlara stnd: Oskar beendii eyi okuyabilir, oysa tanrlar kendi kendilerini sansr ederlerdi. Bir kira evine ve bir kira evindeki on dokuz kiracnn mutfandan elrafa salan kokulara nasl da alyor insan. Merdivenin her basamana, zerlerinde isimler okunan her kapya ayr ayr veda ellim. Oh, ie yaramaz deyip ilen altklar, yeniden trompetini ttrp duran, yeniden ard raks yudumlayarak kendisini gelip almalarn gzyelen Mzisyen Meyn! Ve gerekten ge408 lip aldlar Mcyn'i, ama trompetini yannda gtrmesine izin vermediler. Oh, kz Susi muhabere hizmetinde alan irkin vcutlu Bayan Katcr! Oh, Axel Mischke; kamn verip ne aldn karlnda? Boyuna algam yiyen Bay ve Bayan Woiwuth! Midesinden rahatsz olduu iin piyadeye ayrmamlard Bay Heinert'i, Schichau Doku'nda alyordu. Sonra biliiimizdeki hl Hci-nowski adn tayan Heinert'in anne ve babas! Oh, Truczinski Nine! Kap arkasnda yumuak uykularda bir fare; kulam kapya dayannca azndan kan slk seslerini iittim. Asl ad Rel-zel olan Klein-Kaschen ocukken hep uzun yn oraplar giymesine karn, imdi ykselmi temen olmutu. Schlager'in olu lm, Eyke'nin olu lm, Kollin'in olu lmt. Ama Saati Laubschad hl yayor ve l saatleri diriltiyordu. Ayrca Hei-landl Baba yayor ve hl eri ivileri dorultuyordu. Bayan Scwerwinski haslayd: Bay Schwerwinski sapsalamd, ama yine de karsndan nce br dnyay boylad. Ya karda, zemin katta kimdi oturan? Alfred ile Maria Matzerath oturuyordu, yanlarnda nerdeyse iki yan bitirecek Kurt adnda bir yumurcak vard. Ya gece uykular uyunurken o byk ve tknefes evden kp giden kimdi? Oskar idi, Kurt'un babas Oskar. Yanma ne almt karartlm sokaa karken? Trampetini almt ve kendisini eitmekle bavurduu kitabn almt. Peki neden btn karartlm ve pasif korunmaya inanm evler arasndaki yine yle karartlan ve pasif korunmaya inanan bir evin nne gelip durmutu? nk eitimini deilse bile baz duygusal becerileri kendisine borlu bulunduu Bayan Grelf oturuyordu bu evde. Peki ne diye bu karanlk evin nnde bandan kasketini karmt? nk Sebzeci Greff gelmiti aklna, kendi arln tarlan ve bu arada kendini ipe eken kvrck sal ve kartal burunlu Grefl'i anmsamt; kendini astktan sonra da kvr kvrd salar Greff'in ve kartal burunluydu, ama eskiden gz ukurlariinde dalgn, dnceli duran gzleri alabildiine bir zorlanmlkla dar frlamt. Peki neden Oskar, kokard havada uuan denizci kasketini yine bana geirmi ve banda kasket, sz konusu 409 evin nnden tp tp, uzaklamt? nk Langfuhr marandiz istasyonunda bir randevusu vard. Peki tam zamannda randevusuna yetiti mi? Yetiti. Yani son dakikada Braunshfer al geidi yaknndaki istasyon seline varmtm. Dr. Hollalz'n o civarda bulunan muayenehanesinin nnde oyalanm deildim hani. Geri zihnimden lnge Hemire'yc Allahasmarladk demi, Kleinhammer Caddesi'ndeki pastac frnn selamlam, ama btn bunlar yolda yrmeme ara vermeden yapmtm; yalnz Hcrz-Jesu Kilisesinin kaps bana biraz mola verdirmili, bu da benim nerdeyse ge kalmama yol ayordu. Kap kapalyd, ama ben yine de Bakire Meryem'in sol bacandaki o ryan ve pembe sa ocuk'u adamakll kafamda canlandrabilmilim. Derken yine zavall annem gelmiti gzlerimin nne: Gnah karma hcresi nne diz kmt; nasl mavi yarm kiloluk ve iki yz elli gramlk kese ktlarna eker dolduruyorsa, Rahip Wienkc Efendi'nin kulaklarn da bakkal dkkn ileten bir kadnn gnallaryla ylece dolduruyor-du; Oskar ise sol yan mihrabn nnde diz km, sa ocuka trampet almasn retmek isliyordu, ama sa ocuk trampet almaya bir trl yanamyor, bana bir mucize gstermiyordu. Oskar ant imiti, andn kapal kap nnde yineledi imdi: Trampet almasn reteceim ona, bugn deilse bile yarn releceim. Ama nmde uzun bir yolculuk beni beklediinden, brs gn iin ilim andm; kilisenin

kapsna srtm dndm, sa o-cuk'un elimden kurtulamayacana emindim, alt geidin yanndan seli trmanp ktm yukar, Goclle ile Rasputin kitabmn sayfalarndan bazsn drdm bu arada, ama yine de kltr malzememin en byk blmn benimle beraber yukar, raylar arasna karabilmilim; akl talan ve traversler zerinden yalpalayarak bir boy ilerledim, az kald beni bekleyen stadm Beb-ra'ya arpp yere deviriyordum, ile ylesine karanlkt ortalk. "Bak sen, trampeli stadmz!" diye bard Yzba ve Mzisyen Palyao Bcbra. Sonra o bana, ben ona dikkatli davranma410 nz syleyerek, hatlar ve kavak yerleri zerinden gz kararlamasna yrmeye baladk, manevra yapan marandizler arasnda yolumuzu kaybettik bir ara, derken cepheden izinli dnenlere ayrlm treni bulduk; Bebra'nn Cephe Tiyalrosu'na zel bir kompartman ayrlmt. Oskar tramvaylarla bir hayli gidip gelmiti o gne kadar, imdi ise trenle gidecekti. Bebra kompartmandan ieri tikli beni, Ra-guna elindeki dikiten ban kaldrp bana bakt, glmsedi, glmseyerek yanamdan pl, sonra yine glmseyerek, parmaklarn elindeki dikiten ekmeksizin, Cephe Tiyatrosu'nun br iki yesini bana tantl: Felix ile Kitty adnda akrobatlard bunlar. Teni biraz griye kaan Kit'ye hani sevimsiz denemezdi, sarn bir kzd; sarn rengi bal andryor, boyu da aa yukar Sinyora Raguna'nn boyuna geliyordu. Tclaffuzundaki hafif Saksonya ivesi sevimliliini daha da aritryordu. Akrobat Felix galiba hepsinden uzunuydu ilerinde, rahat yz oluz sekiz santimetre vard. Dikkati ekecek kadar uzun boyu zavally zyordu. Benim gibi doksan dn santimetrelik bir cceyi karsnda grmesi, iindeki kompleksi daha da glendirmiti. Profili de yaman bir kou alnn profilini andryordu biraz, bu yzden Ra-guna akadan "Cavallo" ya da "Felix Cavallo" diye kendisine hi-lap ediyordu. Yzba Bebra gibi akrobat Felix'in zerinde de ha-k bir nilorma vard, ancak niformada yalnz bir avu rtbe iareti bulunuyordu. Bayanlar da gezi kostmlerine evrilmi haki niformalar iindeydi ve bu giysiler hi yakmyordu kendilerine. Derken Raguna'nn diklii eyin de haki bir niforma olduu anlald, bunu da sonradan ben giyecektim. Kuma Felix ile Bebra balamt; Roswiiha ve Kitty elc nbetlee dikiyor, ha-k kuma habire kesip kltyorlard; sonunda bana uyacak bir ekelle pantolon ve bir kasket hazrlanp kt ortaya. Ama Os-kar'm ayaklarna gre bir ayakkab hibir levazm deposunda ele geirelecek gibi deildi, dolaysyla sivil potinlerimle yetindim, asker izmelerimi giymedim ayaklarma. Kimlik belgelerim zerinde gerekli tahrifat yaplmaya balan411 i3 di, derken. Akrobat Felix, bu ince ite enikonu becerikli olduunu gsterdi. Kabalk etmek islemeyerek itiraza kalkmadm, byk Uyurgezer Raguna belgede beni kardei gsteriyordu, tabi ben de aabeyi oluyordum; Oskarnello Raguna, doum tarihi: 21 Ekim 1912, doum yeri: Napoli. Bugne kadar bir sr ismim olmutu, Oskarnello Raguna da biriydi bunlardan ve phesiz hi de en kts deildi. Sonra da ite, hani derler ya, yolu tuttuk. Stolp, Stettin, Berlin, Hannover, Kln zerinden geip, Mclz'c doru vurduk. Berlin'i hemen hi grmedim diyebilirim; nk be saat kaldk hepsi; stelik tam biz vardmzda alarm verildi. ster islemez Thomas Snana girdik. Cepheden izinli dnenler, sardalya gibi sman kubbelerinin allna skmt. Bizi bir jandarma snaktan ieri soktuu zaman, sadan soldan halo diye barmalar duyuldu. Dou cephesinde bulunmu birka er, Bebra ile adamlarn Cephe Tiyatrosu'nun daha nceki temsillerinden tanyordu; alk ve slk sesleri iitildi. Raguna eliyle saa sola pckler yollad. Derken bizden bir oyun islediler, eskiden bira mahzeni olarak kullanlan kubbeli sman bir ucunda kala gz arasnda sahneye benzer bir ey atld. Kolay kolay hayr diyemedi Bcbra; kald ki, bir hava binbas da candan ve srarla snaktaki kalabaln nne bir oyun karlmasn rica ediyordu. lk kez gerek bir tiyatro temsilinde sahneye kyordu Oskar. Hani btn btn hazrlksz

deildim, Bebra yol boyunca benim numaralar benimle prova edip durmutu, ama yine de heyecanlandm, bu da Raguna'ya ellerimi okayarak beni yattrma Frsatm salad. Sahne iin gerekli dekor paralarn ieren bavullar oradakiler hemen alp geldiler, erler pek hamarat eylerdi; derken Felix ile Kitty, artist numaralarna balad. kisi de lastik gibiydi; birbirleriyle birleip bir yumak oluturuyor, boyuna birbirlerine geiyor, iinden kyor, birbirlerinin evresinde dolanyor, birbirlerinden ayrlp birbirlerine kavuuyor, azlar ak ve iliip kakarak kendilerini seyreden askerlerin kasklarnda gnlerce sre412 cek sanclara yolayorlard. Onlar bu numaralarn srdrc dursun, Mzisyen Palyao Bcbra kl sahneye. Kimi az, kimi ok dolu ieler zerinde o sava yllarnn moda melodilerini tngrdatt: "Erika" ve "Mamalschi, bir tay armaan et bana". ielerin boyun ksmlarnda "Ey yurdumun yldzlar" melodisini karmaya alt derken; ama bu melodi kalabal pek sarmaynca, o eski parlak numarasna el alt, ieler zerinde btn gcyle "Kaplan Jimmy" melodisini vurmaya balad. Bu yalnz cepheden izinli dnenlerin houna gitmekle kalmayarak, Oskar'n mark kulan da okad. Dolaysyla, Bebra, yle ahm ahm denemeyecek, ama yine de kesin baar salayan birka hokkabazlk numarasndan sonra, byk uyurgezer Roswilha Raguna'mn sahneye kacan mjdelediinde, seyirciler enikonu hazrlanm bulunuyordu; Roswilha ile Oskar' bu durumda ancak baar bekleyebilirdi. Trampetimi hafiflen konuturarak numaralarma baladm, sonra gittike daha hzl darbeler indirerek doruklarda dolamaya baladm ve numaralar biter bilmez ustaca tek vurulara bavurarak oradakileri alka davet ettim. Bunun zerine, Sinyora Raguna, raslgcle bir askeri, halta subay kalabalk arasndan sahneye ard, kaarlanm yal avular ya da mahcup arsz erleri karsna oturtup ilerini okudu; nihayet Raguna'nm elinden gelebilen bir eydi bu; seyircilere onlarn ne kadar maa aldklarn sylemekle kalmayarak zel yaamlarna ilikin baz ayrntlar da aa vuruyordu. Bunu da pek nefis bir biimde yapyor, srlar aa vururken esprili davranyor, seyirciler taralndan srlar fa edilmi olarak grlen byle kimselerin eline sonunda dolu bir bira iesi tututurarak, ieyi herkesin grebilecei gibi yukar kaldrmasn sylyor, sonra da Oskamcllo'ya bir iaret akyordu: Gittike hzlanan trampet vurular; yapmam istenen ey, daha baka grevlerin stesinden gelebilmi sesim iin bir ocuk oyuncayd nihayet. Ve birden rak diye bira iesi tuzla buz oluyor, lelein emberinden gemi avuun ya da az st kokan bir erin yer yer bira sram yz kalyor geriye, derken bir alk, uzun sre srp giden bir alk kopuyor, bakent ze413 rine yaplan ar bir hava saldrsnn grlts bu alk sesine karyordu. Bizim, seyircilere sunduumuz numaralar hani yle birinci snf eyler deildi ama, elendirdi onlar, onlara cepheyi ve izni unutturdu, sonu gelmez kahkahalarn, domasn salad; stmze yukardan bombalar yap sna iindekilerle sarsarak yer yer toprak altnda brakt, elektrii ve darda kalnnca yaklan mumlar sndrp her eyi halla pamuu gibi all zaman bile karanlk ve boucu bir tabutu andran snakla kahkahalar, "Bebra!" diye haykrmalar, "Bebra'y dinlemek istiyoruz!" diye barmalar duyuldu. Derken o iyi yrekli ve kaya gibi salam Bebra, sahnede grnd, karanlkla palyao roln oynad, mezar iindeki kalabala kahkaha salvolar attrd; seyircilerin Sinyora Ragua ile Oskarncllo'yu sahnede grmek istemesi zerine, borusuyla: "Sinyora Raguna oook yorulmu, sevgili sevgili kurun askercikler" dedi. "Kk Oskarnello da Byk Almanya ii-iin ve niha zaferrr iin biraaaz kestirecek." Bu srada Roswitha yanbamda yalyor ve korkuyordu. Ama Oskar korkmuyor, yine de Raguna'n yannda yatyordu. Ros-witha'nin korkusuyla benim cesaretimin sonucu ellerimiz birbirine kavutu. Ben onun korkusunu, o benim cesaretimi arad. Nihayet ben de biraz korkuya kaplr gibi oldum, Roswitha cesaretlendirdi beni. Ve ben iindeki korkuyu kovup onu cesaretlendirdikten sonra, erkeksi cesaretim derken bir ikinci kez dorulup ayaa kalkt. Benim erkeksi cesaretim on sekiz yanda bulunurken, Raguna Allah bilir ka yanda, kanc yatay durumda, beni cesaretlendiren o talimli korkusuna kapld. nk tpk yz gibi o tulumlu ller iindeki, ama yine de hibir eksii bulunmayan vcudunun izler oyarak

ilerleyen zamanla hibir alp verecei yoktu. Cesareti zamandan bamsz, korkusu zamandan bamsz bir Roswitha kendini bana teslim etti. Ve bakent zerine yaplan bir byk hava saldrsnda st loprakla rtlen Thomas Snandan pasif savunma grevlilerinin bizi karmalarna kadar benim cesaretim sayesinde korkusunu yenen o lili414 putun on dokuz yanda m, yoksa doksan dokuz yanda m bulunduunu kimse renemeyecek, Oskar da hani kendi vcut llerine uyan o ilk gerek kucaklamann gzpek bir nine tarafndan m kendisine balandn bilemiyor, dolaysyla bu konuda suskunluu daha ok koruyabilecek durumda. 415 BETONU DENETLEME YA DA MSTK BARBARCA SIKINTI Romallarn kurduu bir garnizon kenti olan Melz'in yal ve saygdeer kazemallarmda hafta, her akam gsteriler dzenledik. Ayn gsterileri iki hafta da Nancy'de tekrarladk. Sonra Chlons sur Marne, bir hafta misafir elti bizi. Oskar'n azndan tek lk Franszca szckler dklmeye balamt. Reims da Birinci Dnya Savafnm yol at ykn hl hayranlkla seyredi-lebiliyordu. n, btn yeryznde yaygn bu katedralin ta yz, insanlk denen nesneden midesi bulanarak kaldrmlara aralksz su kusuyordu; yani geceleri de iinde olmak zere her Al-lahn gn yamur yayordu Reims'da. Buna karlk, Paris'te prl prl yumuak bir eyll havasyla karlatk. Raguna'nn koluna girip rhtmlar boyunca dolaarak on dokuzuncu ya gnm kutladm. Fritz Truezinski'nin kartpostallarndan tandm bakent Paris, yine de en ufak bir d krklna uratmad beni. Roswitha ile Eyfel Kulesi'nin ayaklan dibinde dikildik; ben doksan drt, o doksan dokuz santimetre; gzlerimi yukar kaldrdm bir ara; kol kola ikimiz, ilk kez esizliimizin ve byklmzn bilincine vardk. Cadde ortasnda ptk, ama Paris'te hi zerinde durulacak bir ey deil bu. Oh, sanat ve tarih havasn o ne harikulade soluyutu. Hl Roswitha'yi kolundan tutarak, Harp Mallleri Katedralini ziyaret ettiimde, o byk, ama fazla geliip boy almam, dolaysyla 416 her ikimize de akraba bulunan imparator geldi aklma. Nasl Na-polyon, kendisi gibi bodur biri olan kinci Frcdirik'in mezarnda "imdi bu adam yaasayd, biz burada olamazdk" demise, ben de onun szlerine zenerek Roswitha'nm kulana muhabbetle fsldadm: "imdi Korsikal yaasayd, biz burada olamaz, kprler allnda, rhtmlar zerinde, Paris sokaklarnda pemezdik." Devcileyin bir programla Salle Pleyel'de ve Sarah Bernhardl Tiyalrosu'nda sahneye klk, Oskar byk kentlerdeki sahnelere abuk alt, rcperluvarn bir incelik ve mkemmellie kavulur-du, igal ordusunun mark beenisine uydurdu kendini; artk sesimle o basit, bir fevkaldelii olmayan Alman bira kadehlerini tuzla buz etmiyor, Fransz saraylarndaki en sekin, zarif, bir nefes kadar ince flenmi vazolar ve meyva tabaklarn krp dkyordum. Kltr tarihi asndan hazrlyordum programm; Ondrdne Lui zamanndan kalma kadehlerle ie koyuluyor, On-beinci Lui dnemine ilikin cam eyalar cam tozuna eviriyordum. O, devrim gnlerini anmsayarak mutsuz Onaltnc Lui'nin ve onun kafasz Maria Anloinette'inin ayakl kadehlerine iddel-le ykleniyor, biraz da Louis Philippc'tcn kalma kristallere giriiyor ve sonunda Fransz Genlik slbu'nu canlandran fantezi kristal nesnelerin canna okuyordum. Geri parter ve balkonlardaki hki seyirci kitlesi kendilerine sunduum numaralarn tarih akn pek izlemiyor ve cam paracklarna gelii gzel paracklarm gibi alk tutuyorsa da, arada kurmay subaylar ve gazeteciler kp bu yerde yalan paralar dnda benim tarih anlayma da hayranlklarn belirtmekten geri kalnyorlard. Bilgin tipinde niformal biri, kumandanlk onuruna verdiimiz galadan sonra kendisine takdim edildiimiz zaman, hnerlerimle ilgili olarak pohpohlayc szler syledi. Seine-Sladl'ta bulunup Fransa ileri uzman olduu anlalan ve programimdaki slp uyumazlklarna deilse de, birka ufak tefek kusur zerine mahrem bir konuma erevesinde dikkatimi eken sayl Alman gazetelerinden birinin muhabirine zellikle teekkr borluyum. 417

K boyu Paris'te kaldk. Birinci snf otellere yerletirdiler bizi. Ne saklayaym, Roswitha btn k yanbamdan ayrlmad, Fransz yataklarnn stnlklerini denemek ve bu stnlklerin gerekliine kanaat getirmek frsatn buldu. Oskar mutlu muydu Paris'te? Evde kalan yaknlarn, Maria'y, Matzeralh', Bayan Gretchen'i, Alexander Scheffler'i, olu Kurl'u, anneannesi Anna Koljaiczek'i unutmu muydu? Hani unutmam olsam bile, yine de yaknlarmdan aradm kimse yoktu. Dolaysyla, eve sahra poslasyla bir kartpostal falan yollamadm, onlara yaayp yaamadm bildiren bir iarel iletmedim, bylece kendilerine bir yl bensiz yaama olanan baladm; nk daha yola karken kararlatrmtm dnmeyi, ben yokken evdekilerin neler yaptklarn bilmek dorusu ilgin bir eydi. Sokakta giderken, bazen da sahnede gsteride bulunurken, seyirci askerlerin yzlerine bakp bana aina izgiler aradm oluyordu. Halta bir iki kez Oskar, bir sr piyadeler arasnda Maria'nn yakkl kardeini gryorum sand, ama grd o deildi; hk renk yanltyor insan. Ancak Eyfcl Kulesi, eve kar zlem duygular uyandryordu iimde. Hani kuleye km da uzaklarn grnmnn ayartsna kaplm, doup bydm kente doru bir ilili duymu deildim. Oskar kartpostallara bakp dncelere dalarak daha nce kuleye o kadar sk kmt ki, gerek bir k d krkl-yla dolu bir initen baka bir ey salamayacakt. Eyfel Kule-si'nin dibinde, ama yanmda Roswitha bulunmakszn tek bama, metal yapdaki o atak demir kemerlerin oluturduu ayaklar altnda dikilir ya da merken, aradan arkalarn grlebildii, ama yine de kapal kmbet biimindeki yap, anneannemin her eyi rten balna dnp kyordu. Eyfel Kulesi'nin allnda otururken anneannemin drt eleklii allnda oluruyor, Marsfeld'i Kaschubei'daki patates tarlas olarak gryordum; bir Paris ekim yamuru Bissau ile Ramkau arasna bkp usanmadan ve apraz yap duruyor, bylesi gnler metro da iinde olmak zere btn Paris, acm tereya gibi kokuyor burnuma, bylesi gnler dur418 gunlayor, dalp dalp gidiyordum; Roswitha davranlarnda beni kollayp gzetiyor, iimdeki acya sayg duyuyordu, nk ince ve hassas bir kadnd. Btn cephelerin baaryla daraltldklarna ilikin haberlerin geldii 1944 Nisan'nda bavullarmz hazrlayp Paris'ten ayrldk; Bcbra'nn Cephe Tiyatrosu'yla Atlantik Duvan'n mutlu klmamz gerekiyordu. Le Havrc'den baladk turneye. Suskun ve dalgn bir hali vard Bebra'nn. Temsillerde baarsz kald hi grlmeyip her zamanki gibi seyircileri gldrmesine karn, perde iner inmez, alabildiine kocam Narscs yz lalayordu. Balangta beni kskanan, daha da kts genliimin gc nnde yenilgiye urayan biri gibi geldi bana; ama sonra Roswit-ha kulama fsldayarak durum zerinde beni aydnlatt; geri tan olarak onun da bir ey bildii yoktu, sadece gsterilerden sonra kapal kaplar arkasnda Bebra'yla konuan subaylardan sz at. yle grlyordu ki, stat ie katan syrlp dolaysz bir eyler tasarlyor, damarlarnda dolaan alalarndan Prens Eu-gen'in kannn ynetimine brakyordu kendini. Kurduu planlar kendisini bizden ylesine uzaklairm, ylesine yaygn bir ilikiler a iine srklemiti ki, bir zaman kendisinin olan Roswit-ha'yla Oskarn sk fk ilikisi, krklarla dolu yznde ancak yorgun bir glmsemenin belirmesine yol ayordu. Bir gn Tro-vill'de bulunur, Kurhotel'de kalrken, ortak giyinme odamzn halsnn zerinde Roswitha'yla birbirimize smsk sarlm olarak bastrd bizi; bizim birbirimizden ayrlmak islemediimizi grnce, rahatnza bakn der gibi eliyle iarel elti, kendi makyaj aynasna doru konuarak: "Elenin ocuklar!" dedi. "pn seviin! Yarn belon koruganlar ziyaret edeceiz. Bakarsnz br gne varmaz betonu gcr gcr dilerinizin arasnda duyarsnz; onun iin pmek zevkinden yoksun brakmayn kendinizi." 1944 Haziran'nda olmutu bu. Arada Atlantik Duvan'm Bos-caya'dan yukarlara, Hollanda'ya kadar dolam, ama okluk kydan uzakla kalmtk; ancak Troville'de ilk kez hemen sahil ke419 narnda temsiller verdik ve burada Atlantik Duvan'n gezip grmeye davet edildik. Bebra daveti kabul etti. Geceleyin Caen'den az beride sahildeki kum tepeciklerinin drt kilometre

uzanda bulunan Bavent kyne nakledildik. Burada bizi ky evlerine yerletirdiler. Geni bir otlak, allklar, elma aalan. Meyveden calvados denen bir eit rak yapyorlard burada. Bu raky itikten sonra iyi bir uyku uyuyorduk. Sert bir hava pencereden ieri doluyor, bir su birikintisinde kurbaalar sabaha kadar vak vak tp duruyordu. Kurbaalar vardr, trampet alar gibi tramp tramp, diye bir ses karrlar. te bu eit kurbaalarn ln uykumda iitiyor ve kendi kendimi uyaryordum. Evin yolunu tutman gerekiyor artk Oskar, olunun yan doldurmasna ne kald, trampeti doum gnnde eline tututurmalsn, bunu yapacana sz verdin ona. Oskar kendi kendini byle uyararak her saat ba ii cz eden bir baba gibi uykulardan uyanp ellerini karanlk evresinde gezdiriyor, Roswilha'nin yanbanda bulunduundan emin olmak, kokusunu alglamak isliyordu; pek haliften tarn, dvlm karanfil, ayrca kk hindislan cevizi kokusu, Noel ncesine zg koku, pasta ve kurabiyelere kartrlan baharat kokusu; halta yazn bile bu kokuyu kendisinde barndryordu Ros-wilha. Sabah olur olmaz, iftliin nne bir zrhl araba gelip dayand. Avluda hepimiz de soukta titredik biraz. Sabahn erken vakti, hava serin; denizden esen rzgra kar gevezelik ellik; Bebra, Roswilha, Felix ve Kitty, Oskar ve bizi Cabourg batsndaki bataryasna gtrecek stemen Herzog, hep beraber alladk arabaya. Normandi yeildi dersem, iplik gibi dmdz uzanan yolun kenarnda iden slak, hafif sisli otlaklarn zerinde gevi getirip duran beyaz-kahverengi benekli ineklerin de szn etmeden geemeyeceim; hani bizim zrhl arabay ylesine serinkanl karlaylar vard ki, kamuflaj iin bir boyayla daha nceden boyanmam olsa arabann zrh kaplamas utantan kpkrmz kesilirdi. Kavak aalar, allar, bodur bitkiler. Derken pencereleri420 nin kepenkleri takur tukur vuran kaba saba ve bo sahil otelleri; gezi yoluna saptk, arabadan inip slemcn'in arkasna takldk. stemen, Yzba Bebra'ya biraz yukardan, ama yine de kusursuz bir sayg gsteriyordu. Kum tepecikleri arasndan, sahile arpp krlan dalgalarn grllsyle dolu kumlu bir rzgra kar ilerlemeye koyulduk. Beni ie yeili ve gen kzs hkrklarla bekleyen yumuak-bal Ballk Denizi deildi bu. Atlantik, o alabildiine eski laktiini yine uyguluyor, mel oldu mu sahile saldrp, cezirde gerilere ekiliyordu. Derken ulatk belon koruganlara; hayranlmz belirttik, okadk, sesini karmad. Anszn: "Dikkat!" diye bir ses duyuldu belon iinden. ki kum tepesi arasnda bulunup yass bir kaplumbaaya benzeyen "Dora Yedi" adndaki, ale mazgallar, gzetleme yarklar ve kk apta toplaryla mel ve cezire gzlerini dikmi korugandan upuzun biri frlad. Lankes adnda bir a-vulu bu; stemen Herzog ile bizim Yzba Bebra'nm karsna geip tekmil verdi. Lankes (Selam akarak): Dora Yedi, bir avu, drt er. nemli bir vukuat yok. Herzog: Teekkr ederim. Rahata gein, Lankes avu. -ittiniz ya, Yzbam, nemli bir vukuat yok. yldr byle. Bebra: Ne de olsa met ve cezir var. Doann bize sunular. Herzog: Bizimkileri de uratran bu ya zaten. Onun iin deil mi, korugan yanna korugan oturtuyoruz. Birbirimizin ale hatl iine girmeye baladk nedeyse. Yeni koruganlarm yaplabilmesi iin ok gemeden eskilerden bazsn havaya uurmak gerekecek. Bebra: (Beton zerine vurur, Cephe Tiyatrosu'nda alan adamlar da onun gibi yaparlar) Peki slemen'in kendileri beton koruganlara inanyorlar m? Herzog: nanmak yerinde bir sz deil galiba, Yzbam. Burada artk hibir eye inanmyoruz gibi bir ey. Ne dedin, Lankes avu? 421 Lankes: Evci, stemenim, hibir eye inanmyoruz gibi bir ey. Bcbra: Ama bl beton karyor, beton dkyorsunuz. Herzog: Tamamen sz aramzda, Yzbam: Deneyim sahibi oluyor insan. Daha nce inaat ilerinde hi bilgim yoktu, hepsi birazck bir eyler renmitik okulda, elerken sava kt. Beton konusunda burada edindiim bilgileri savatan sonra deerlendirebileceimi umuyorum. Nihayet lkemizde yklan yerlerin yeniden yaplmas gerekecek. -Bakar msnz u

betona, Yzbam, yakndan bir bakar msnz! (Bebra ile adamlar burunlarn iyice betona yaklatrrlar) Ne gryorsunuz, midyeler, islridyeler. Nihayet her ey elimizin allnda. Al kartr birbirine, lamam. Talar, midyeler, islridyeler, kum, imento... Daha ne diyeyim size, Yzbam; sanrm bir sanat ve oyuncu olarak bu konuda gerekli anlay gstereceksiniz. Lankes avu, Yzba'ma anlatr msnz beton koruanlarn iine ne gmdmz. Lankes: Baslne, stemenim, koruanlarn iine ne gmdmz Yzbama anlatacam. Kpek yavrular gmyoruz beton koruanlarn iine, Yzbam. Her koruann temelinde bir kpek yavrusu yalyor. Bebra'nn adamlar: Mini mini bir kpekik. Lankes: ok gemeden Caen'den Havrc'a kadar uzanan btn blgede kpek yavrusu bulunmaz olacak. Bebra'nn adamlar: Mini mini kpeklikler bulunmaz olacak. Lankes: le o kadar hamaratz bu konuda. Bebra'nn adamlar: O kadar hamarat. Lankes: ok gemeden kedi yavrular gmmeye balayacaz. Bebra'nn adamlar: Miyav! Lankes: Ama kedilerin kpek yavrular kadar deeri yoktur. Onun iin ok gemeden patlak verir diye umuyoruz. Bebra'nn adamlar: Gala temsili. (Alk tutarlar) Lankes: Nasl olsa provasn yaptk yeleri kadar. Kpek yavrular suyunu ekince... Bebra'nn adamlar: Vah vah! 422 Lankes: ... korugan falan da ina edemeyiz arlk, nk kediler uursuzluk getirir. Bebra'nn adamlar: Miyav miyav! Lankes: Ama Yzbam ksaca bilmek islerlerse bizim neden kpek yavrularn... Bebra'nn adamlar: Mini mini kpekikleri... Lankes: Hani bana sorarsanz, ben inanmyorum byle bir eye. Bebra'nn adamlar: Th! Lankes: Ama buradaki arkadalardan ou taradan geliyor; tarada ise bugn bile bir ev, bir samanlk veya bir kilise yaplacak oldu mu, canl bir ey gmlmek istenir iine ve... Herzog: Peki yetiir, Lankes avu. Rahata gein. -Yani Yzbamn da iittii gibi burada, Atlantik Duvar'nda batl inanlar hkm sryor. Tpk sizin tiyatrolarda olduu gibi; hani sizin tiyatrolarda gala temsilinden nce slk alnmaz, oyuncular oyuna balamadan omuzlar zerinden arkalarna tkrr ya... Bebra'nn adamlar: Th th lh! (Karlkl olarak birbirlerinin omuzlar zerinden tkrrler) Herzog: Ama aka bir yana, adamlarn bu batl inancna dokunmamak gerekiyor. Son zamanda koruanlarn kaplarn is-tridyeden mozaiklerle beziyorlar, belon sslemeler yapyorlar. Onlarn bu davranna ok yukardan gelen bir emir zerine ses karmyoruz. Adamlarn oyalanmalar gerekiyor nihayet. Onun iin, belon sslemelerden rahatszlk duyan Binbamza ikide bir sylyorum, insann beyninde ssler olacana betonda ssler olmas daha iyi. Binbam, diyorum. Biz Almanlar bu gibi eylerden holanrz. Buna kar ne yapabilirsiniz ki. Bebra: Biz de nihayet Allanlik Duvarnda bekleyen orduyu elendirmek zere burada bulunuyoruz. Bebra'nn adamlar: Bebra'nn Cephe Tiyatrosu, sizin iin syleyecek, sizin iin oynayacak, sizin en son ve kesin zaferi kazanmanza yardm edecek. Herzog: Sizin ve adamlarmzn bu grndeki isabete hi 423 diyecek yok dorusu. Ancak, tiyatro yalnz bana bu ii baaramaz. Burada daha ok kendi kendimizden medet ummak zorundayz, elden geldii kadar herkes kendi bann aresine bakmak zorundadr. Ne dedin, Lankcs avu? Lankes: Evet, stemenim. Elden geldii kadar herkes kendi bann aresine bakmak

zorundadr. Herzog: ittiniz ya, Yzbam. Ancak, imdi sizden zr dilemek islerim; Dora Drt ile Dora Be'i dolamam gerekiyor. Ama siz rahat rahat beton yapy gzden geirebilirsiniz. Greceksiniz ne yap, ne yap! Lankes avu size aklayacaktr her eyi... Lankes: Her eyi aklayacam stemenim. (Herzog'la Bebra askerce birbirlerini selamlar. Herzog sadan uzaklar. O ana kadar Bebra'nm gerisinde bekleyen Raguna, Os-kar, Felix ve Kitty frlayp ortaya karlar. Oskar'n elinde trampet, Raguna'mn elinde bir azk sepeti vardr. Felix ile Kitty korunan beton alsna trmanr, orada akrobasi numaralarna balarlar. Oskar ile Roswitha korunan yanbamdaki kumlarn iinde kk kovalar ve kk kreklerle oynar, birbirlerine abay yakm gibi davranp arada bir sevin lklar atar, bazen da Felix ile Killy'ye taklrlar.) Bcbra: (Koruna drt bir yandan gzden geirdikten sonra kaytsz) Syler misiniz, Lankes avu, asl mesleiniz nedir Sizin? Lankes: Boyaclk, Yzbam. Ama ok gerilerde kald. Bebra: Yani dz boyaclk m? Lankes: Ayn zamanda dz boyaclk, Yzbam. Ama daha ok artistik boyaclk. Bebra: Baknd hele, baknd hele! Byk Rembrandl'a zeniyorsunuz demek, ama belki de Velazquez'e? Lankes: Eh, ikisinin aras bir ey. Bebra: Ama cann, madem yle; ne gerei var burada beton karmann, beton dkmenin, beton koruganlara bekilik etmenin. Sizin yeriniz propaganda bldr. Bizim topluluun tam sizin gibi asker ressamlara ihtiyac var. 424 Lankes: Bu bana gre bir i deil, Yzbam. Bugnk anlaya gre benim resimlerim biraz fazla arpk. -Acaba Yzbamn bana ikram edecek bir sigaralar var m? (Bebra bir sigara uzatr) Bebra: arpkla modern mi demek istiyorsunuz? Lankes: Modern ne demek? Beton a balamadan arpk moderndi bir sre. Bebra: Ya? Lankes: Evet. Bcbra: Kaln boyayla m alyorsunuz? Spatula kullanyorsunuz belki de? Lankes: Eh, o da var. Baparmamla giriiyorum ie, tamamen otomatik olarak, aralara iviler ve dmeler yaptryorum, 1933'ten nce bir ara zincifre krmzs zerine dikenli tel ekmi, basnda olumlu yanklar uyandrmtm. imdi bu eserlerim svire'de sabun tccarl yapan bir zel koleksiyoncunun evinin duvarlarn sslyor. Bebra: Ah u sava yok mu, kahrolas sava! Bugn de hurda beton dkyor, dehanz tahkimat ilerinde harcyorsunuz. Oras yle, bu ii bir zaman Leonardo ve Mikelanj da yaptlar; ellerinde bir Madonna siparii bulunmad zaman, sava aralar, kl makineleri ve mstahkem mevki ina etliler. Lankes: Grdnz m ile. Ncrdc olsa aksayan bir laraf kyor. Gerek bir sanat ne olduunu aa vurmak zorundadr. Yzbam, korunan giriindeki sslemeleri grmek isterler mi acaba? Ben yaptm hepsini. Bebra: (Sslemeleri adamakll gzden geirdikten sonra) Hayret dorusu! Bu ne biim zenginlii, bu ne anlatm gc byle!' Lankes: Strkrcl formasyonlar diyebilirsiniz bunlara. Bebra: Peki yarattnz bu eserin, bu kabartma ya da tablonun bir ad yok mu? Lankes: Sylemitim: Formasyonlar. arpk formasyonlar da diyebilirsiniz. Yeni bir slp. imdiye kadar henz deneyen kmad. 425 Bebra: Olsun. Mademki bu eserin yaratcs sizsiniz, ona baka isimlerle kartrlmayacak bir isim vermeniz gerekirdi... Lankcs: isim! simden ne kar? Sanat sergilerinin kalologlar iindir isimler. Bebra: Bir eyden ekinir gibisiniz, Lankes avu. Yzba deil de, sanatsever biri gibi grn

beni. Sigara? (Lankcs elini uzatp sigaray alr) Evet, bekliyorum? Lankes: Eh, mademki siz yle buyuruyorsunuz; bu eseri yaparken Lankes'in kafasndan unlar geti: Burada iler bir son bulursa, nihayet gnn birinde son bulacak nasl olsa, yle ya da byle, o zaman koruganlar kalacak, nk baka her ey yklp gitse elc yine kalr koruganlar. O zaman da gelir zaman. Yzyllar gelir demek isliyoum. (Son ald sigaray cebine sokar) Acaba Yzbamn bana ikram edecek bir sigaralar daha var m? Sa-olun, Yzbam, ok saolun. -Ve yzyllar gelir, bir hi gibi geip gider koruganlar zerinden. Ama nasl piramitler kalmsa, koruganlar da kalr ylece. Ve derken gzel gnlerden bir gn, bir eski eserler aratrcs kp gelir ve koruganlar grp yle dnr: Bu bir zamanlarn Birinci ve Yedinci Dnya Savalar arasndaki a amma da sanallan yoksunmu; sar, gri bir beton, arada bir koruganlarn girilerinde Hcimal slubuyla amatrce, kaba sslemeler- ve birden aratrc Dora Dn, Dora Be, Dora Alt ve Dora Yedi ile karlap benim strktrel arpk formasyonlarm grerek yle syler kendi kendine: Bak sen! lgin dorusu! Byl, tehdilkr, ama insann iine ileyen manev bir havas var deta. Bunu kukusuz bir dhi, belki de yirminci yzyln tek dhisi btn zamanlar iin geerli olarak yapp kolard. Acaba bir ad da var m eserin? Sanaty ele veren bir imza falan? -Yzbam balarn biraz yana eerek dikkatle bakacak olurlarsa, arpk formasyonlar arasnda greceklerdir ki... Bebra: Gzlm? Siz de yardm eder misiniz, Lankes avu. Lankes: le orada yazyor, Y'zbam. Herbert Lankcs, yl 1944, isim: Mistik, barbarca can sknts. 426 Bebra: Bununla yzylmz nitelendirmi olabilirsiniz. Lankcs: Bakn, grdnz m? Bebra: Belki be yz ya da bin yl sonra onarm almalar yaplrken beton iinde birka kemik paras da bulacaklar. Lankes: Bu benim verdiim ismi daha da pekitirir. Bebra: (Pek heyecanlanm) Zaman dediin nedir, biz neyiz, aziz dostum, eer eserlerimiz... Ama bakn: Felix ile Kitty, benim akrobatlar, beton zerinde jimnastik gsterilerinde bulunuyor. Kitly: (Bir kt paras uzunca bir sreden beri Roswiiha ile Oskar, Felix ile Kitty arasnda elden ele dolatrlmakta, zerine bir eyler yazlmakladr. Kitly hafif Saksonya ivesiyle) Gryor musunuz, sayn Bebra, beton zerinde neler, neler yaplmaz! Ellerinin zerinde yrr.) Felix: Beton zerinde havada birka lakla alan olmamtr imdiye kadar. (Sr st bir lakla atar) Kitty: Gereklen byle bir sahnemiz olmalyd. Felix: Yalnz biraz rzgrl yukars. Kitly: O kadar scak deil ama. Sonra btn sinemalar gibi pis kokmuyor. (Bir yumak gibi tortop olur) Felix: Hem burada bir iir yazdk. Kilty: Oskarnello ile Rosvvitha yazd iiri. Felix: Ama kafiye lulurmada bizim de emeimiz geti. Kitty: Bir szck eksik yalnz, o da oldu mu bitti saylr. Felix: Sahildeki saplara ne dendiini bilmek istiyor, Oskar. Kitly: Onlar da iire girecek de. Felix: Yoksa nemli bir yan eksik kalr. Kilty: Oh, syler misiniz, asker karde, nedir bu saplarn ad? Felix: Belki de syleyemez, dman iitir sonra. Kitly: nan olsun, baka kimseye anlatmayz. Felix: Hani sadece sanal bize kaplarn asn diye. Kitly: Ne ok aba harcad Oskarnello, deil mi ama! Felix: Bir de gzel yazd ki! Stleri in yazsyla. Kitty: Bu yazy da nerden renmi? Felix: Bilmedii tek ey saplarn ad. 427 Lankes: Yzbam izin verirlerse? Bebra: Sava iin ok nemli bir sr sz konusu deilse hay hay! Felix: Oskarnello da bilmek istiyor mademki. Kitty: iir de onsuz bilmi olmayacak mademki. Rosvvitha: Hepimiz de merak ettiimize gre. Bebra: Pekl, emrediyorum, buyrun syleyin! Lankes: Bunlar tanklarla kartma aralarna kar yaptk. Grnlerinden dolay da Rommel Kukonmaz diyoruz. Felix: Rommel...

Kitty: ...Kukonmaz? Nasl, uydu mu iire, Oskarnello? Oskar: Uydu, uydu. (Szc kdn zerine yazar, iiri ko-rugann atsnda dikilen Kitty'ye uzatr. Kitty vcuduna iyice yumak biimi verir ve bir renci gibi okur iiri) KTTY: Atlantik Duvarnda Batan trnaa silahl, diler kamufle, Betonlanm yerler, Rommel kukonmaz, imdiden yola dmz pantolonlar lkesine, Her pazar kabuu soyulmu, tuzlu suda piirilmi patatesler, Ve cumalar balk, tavada yumurta ayrca, Yaklayoruz rahatlklar lkesine. Uykularmz tel rgler iinde henz, Sahra tuvaletlerine maynlar dyoruz, Sonra da dlerini gryoruz, kameriyelerin, Bovling arkadalarnn, kumrularn ayrca, Buz dolaplarnn o canm fskiyelerin, Yaklayoruz rahatlklar lkesine. br dnyay boylasa da bazlarmz, Yrekleri szlasa da baz annelerin, Parat ipeiyle kp gelse de lm, Giysisinde pliscli ssler eksik deildir, 428 Ve tyler tavus kuundan balkl kuundan, Yaklayoruz rahatlklar lkesine Lankes: Denizin cezir zaman. Roswiiha: Kahvalt vakti geldi yleyse. (Elindeki fiyonglar ve yapma kuma ieklerle ssl azk sepeti bir yay izer havada) Kitty: Aman ne gzel, akla piknik yapacaz. Felix: Doa slahmz kamlyor. Roswiiha: Oh, yemek yemenin kutsal eylemi! Kahvalt srd srece uluslarn elini kolunu balarsn. Bebra: Korugan zerinde yapalm kahvaltmz. Pekl bir masa iini grr belon. (I.ankes'den baka hepsi korugamn zerine trmanr. Roswiiha yere iek motifleriyle bezenmi i ac bir rt yayar. dela dipsiz bir kuyuyu andran sepetin iinden pskll ve kenarlar saakl kk minderler karr. Hafif yeil beneklerle sslenmi bir gne emsiyesi alp, hoparlrl minik bir gramafon uygun bir yere yerletirilir. Tabakklar, kak-klar, bakklar, yumurtalklar ve peeteler-datlr.) Felix: Gier ezmesinden biraz verirseniz memnun olurum. Kitty: Stalingrad'dan kurtarabildiimiz havyarlardan kald m biraz daha? Oskar: Danimarka tereyan ekmek zerine bu kadar kaln srmesen iyi olur, Roswiiha. Bebra: Roswilha'nin endamn dnmen dorusu yerinde bir davran, evl. Roswiiha: Ne yapayn, tadna doyamyorum bir trl. Hem bana iyi geliyor. Hey be! Kopenhag'daki havaclarn nmze kardklar o kremal pastay dnyorum da. Bebra: Termostaki Hollanda kakaosu iyi scak kalm. Kitty: u Amerikallarn teneke kutular iindeki keklerine de baylyorum dorusu. Roswitha: Ama ancak Gney Afrika'nn lngwer reelinden zerine srld m nefis oluyor. Oskar: Roswiiha, yle ktlktan km gibi yeme ne olur! 42> Roswitha: Peki sen ne diye o iren ngiliz Corned bifteinden parmak kalnlnda dilimler kesip kesip attryorsun? Bebra: Ya sen, Lankes avu? Erik reeli srlm zml ekmekten incecik bir dilim istemez misin? Lankes: u anda grevli olmasaydm, Yzbam. Roswitha: Sen de emredersin, o zaman yer. Kitty: Evet, emret. Bebra: Madem yle, emrediyorum, Lankes avu: Fransz erik reeli srlm bir dilim zml ekmek, bir adet rafadan Danimarka yumurtas ve Rus havyan yiyecek ve bir bardakk Hollanda kakaosu ieceksiniz. Lankes: Baslne, Yzbam. Bebra: Lankes avu iin fazla minderiniz yok mu?

Oskar: Benim minderi alsn, ben trampet zerine otururum. Roswitha: Ama lmeyesin sakn, canikom. Zira netameli yerdir beton, sen de beton zerinde oturmaya alk deilsin. Kitty: slerse benim minderi vereyim. Ben biraz jimnastik yaparm bu arada, ball ekmekler de daha iyi kayp gider boazmdan. Felix: Ama rt zerinde yap da jimnastiini, betonu balla lekeleme. Sonra askeri malzemeye zarar verme suu ilemi olursun. (Hepsi kikirder.) Bebra: Oh, ne ho u deniz havas. Roswilha: yle. Bebra: nsann gnl alyor. Roswitha: yle. Bebra: Kalbi kabuundan syrlyor. Roswilha: yle. Bebra: Ruh kozasn delip kyor dar. Roswitha: Kendisini deniz seyredince, ne kadar da gzelleiyor insan. Bebra: Baklar zgrle kavuuyor, kanatlanyor deta. Roswilha: Kanatlanp uuyor... Bebra: Uup gidiyor deniz zerinden, sonsuz deniz zerin430 den... Peki ama, Lankes avu, kyda be adel siyah cisim gryorum. Kilty: Ben de. Bei de emsiydi. Felix: Yo, all. Kitty: Hayr, be. Bir, iki, , drt, be. Lankes: Lisieux'nin rahibeleri bunlar. Ynettikleri ocuk yu-vasndaki ocuklarla Lisieux'den alnp, bizim bu yakna yerletirildiler. Kitly: Ama Kitty ocuk falan grmyor hi. Yalnz be emsiye. Lankes: ocuklar kydedir, onlar Bavent'de brakrlar hep; bazen cezirde buraya gelerek, Rommel Kukonmazlarna taklp kalan midye ve istridyeleri, yenge ve stakozlar toplarlar. Kitly: Zavalllar! Roswilha: Acaba kendilerine biraz bifleklc birka kek ikram etsek mi? Oskar: Bana sorarsanz, erik reeli srlm zml ekmek verelim daha iyi; nk bugn cuma, el yemez rahibeler. Kitty: Bakn, komaya baladlar imdi. emsiyelerini de yelken gibi kullanyorlar. Lankes: Yeleri kadar, midye ve stakoz topladlar m hep byle oyun oynamaya balarlar sonradan. En bala Rahibe Aday Ag-neta; pek gencecik bir ey, dnyadan haberi yok henz. -Acaba Yzbann bana ikram edecek bir sigaralar daha var m? Sao-lun, ok saolun, Yzbam.- u orada geriden gelen, tekilerin peinden gitmeyen iman da Barahibe Scholastika'dr. Rahibelerin deniz kysnda oynamalarn islemez, belki rahibelik yasalarna aykrdr da ondan. (emsiydi rahibeler arka planda kouur. Roswilha gramofonu altrr. "Petersburg Kzak Yolculuu" adnda bir ark duyulmaya balar. Rahibeler arknn havasna uyarak dansedip sevin lklar atarlar.) Agneta: Yehuuu. Barahibe Scholastika! Scholaslika: Agneta! Agneta! 431 Agneta: Yehuuu. Barahibe Scholastika! Scholaslika: Geriye dnn, yavrucuum Agnela! Agneta: Dnebilsem. ekip gtryor beni. Scholastika: Dnebilmek iin Tanr'ya dua edin. Agnela: Acl bir dn iin. Scholaslika: nayet dolu bir dn iin. Agneta: Sevin dolu bir dn iin. Scholastika: Dua edin. Rahibe Agnela!

Agneta: Hep dua ediyorum zaten. Ama ekip gtryor, brakmyor bir trl. Scholaslika: (Sesini biraz alaltr) Agnela! Agneta! Agnela: Yehuuuuu, Barahibe Scholaslika! (Rahibeler grnmez olur. Arada bir arka planda belirip kaybolur emsiyeleri. Mzik susar. Korugann kapsnn bitiiindeki sahra telefonunun zili alar. Lankes avu korugann stnden srayp iner aa, telefonun kulakln eline alr, tekiler yemeklerini yemeye devam ederler.) Roswitha: Burada, bu sonsuz doa ortasnda bile telefon ha? Hcrzog: (Elinde kulaklk, telefonun kordonunu kendisiyle srkleyerek yava yava sadan yaklar, ikide bir durup konuur.) Uyuyor musun, Lankes avu! Dora Yedinin nnde birtakm pheli cisimler kmldyor. Apak grlyor hepsi. Lankes: Rahibe bunlar. stemenim. Herzog: Rahibeler de ne geziyormu burada. Hem ya deillerse: Lankes: Ama yle, stemenim. Apak grlyor. Herzog: Galiba kamuflaj diye bir ey hi iitmedin sen? Beinci kol diye bir ey duymadn hi? Yzyllardr uyguladklar laktiktir ngilizlerin; ellerinde ncil gelirler, sonra birden gm gm. Lankes: Bunlar stakoz topluyor, stemenim. Herzog: Hemen sahildeki cisimler temizlenecek, anlald m? Lankes: Baslne, stemenim. Ama bunlar stakoz topluyor yalnz. 432 Herzog: Durma, hemen ge makinelinin bana, Lankes avu! Lankes: Ama ya stakoz topluyorlarsa? Cezirden yararlanyor, ynettikleri ocuk yuvas iin... Herzog: Emrediyorum, Lankes avu! Lankes: Bastnc, stemenim. (Lankes avu korunaa girip kaybolur. Herzog, elinde telefonun kulakl, sadan uzaklar.) Oskar: Rosvvilha'cm, iki kulan da kapar msn ltfen, imdi ale edilecek de; filmlerde, dnya haberlerinde gsteriliyor ya, onun gibi tpk. Kitty: f, ne fena. Bari daha sk bir dm yapaym kendimi. Bebra: Hani ben de bir sefer iiteceimize inanr gibi oluyorum. Felix: Gramalonu yeniden altralm, ses biraz hafifler. (Gramafonu altrr, Plallcr'lcr "The Great Prelender"i syler plakla ar ar, trajik bir hava iinde srklenip giden mzie uygun olarak makineli tfek takrtlar duyulur. Rosvvilha kulaklarn tkar. Felix amuda kalkar. Arka planda be rahibe emsiye-leriylc havaya uar. Plak susar, tekrarlanr, sonra sessizlik. Felix, amuda kalkmay brakr. Kitty, vcudunun dm eklini zer. Rosvvilha, zerinde kahvalt arlklar bulunan rty acele toplayp, azk sepetine tkar. Oskar ile Bebra ona yardm eder. Sonra hepsi korugandan aa inerler. Lankes avu, korugann kapsnda grnr.) Lankes: Yzbamn bana ikram edecek bir sigaralar daha var m acaba? Bebra: (Adamlar korkuyla Bebra'nn gerisinde yer alr) Lankes avu, iazla sigara iiyorlar. Bebra'nn Adamlar: Pek fazla sigara iiyorlar. Lankes: Bu beton yaplardan, Yzbam. Bebra: Gnn birinde beton kalmazsa? Bebra'nn Adamlar: Beton kalmazsa? 433 Lankes: Beton lmszdr, Yzbam. Yalnz bizler ve bizim sigaralarmz... Bebra: Biliyorum, biliyorum, dumanla birlikte uup gideriz. Bebra'nn Adamlar: (Ar ar uzaklarlar) Dumanla birlikte... Bebra: Aradan bin yl bile gese beton kalr ve ziyaret edilir. Bebra'nn Adamlar: Aradan bin yl bile gese. Bebra: Kpek kemikleri bulurlar beton koruganlarda. Bebra'nn Adamlar: Kpek kemikikleri. Bebra: Sonra o sizin arpk formasyonlarnz. Bebra'nn Adamlar: MSTK, BARBARCA SKNT -(Lankes avu, aznda sigara, yalnz

kalr.) Oskar'n kendisi, beton korugann zerinde kahvalt yaparlarken az konumu veya hemen hi konumam olsa bile, Atlantik Duvar'ndaki konumalar kayda geirmeden duramad, nk mttefik kartmasndan az nce sada solda iitilen szlerdi bunlar; ayrca kitabn bir dier blmnde sava sonrasn, bizim bugnk mreffeh ve drt ba mamur burjuva yaamn ele aldmzda, beton ressam Lankes avu yine karmza kacak. Sahildeki gezi yolunda zrhl araba hl bizi bekliyordu. stemen Herzog seker gibi uzun admlar alarak, kendilerini korumakla grevli bulunduu Bebra'yla adamlarnn yanna geldi. Deminki kk olay dolaysyla Bebra'dan zr diledi. "Ne yaparsnz, yasak blge yasak blgedir," dedi; bayanlarn arabaya binmesine yardmc oldu, ayrca ofre baz direktiller verdi. Gerisin geri Bavenl'e doru yol almaya baladk. Pek acele etmemiz gerekiyordu, le yemei yiyecek vaktimiz yoktu; nk kyn sonundaki kavak aalarnn arkasnda sakl yatan o irin Norman Saray'nn valyeler salonunda bir temsil verecektik. Sahnedeki aydnlatma durumunu gzden geirmek iin topu topu yarm saatlik bir zaman bulabildik; sonra da Oskar trampetini konuturdu ve perdeyi at. Gedikliler iin oynuyorduk. Sk sk kaba glmeler duyuluyor, biz de iin inceliine bakmyor434 duk. Ben, iinde hardall birka Viyana sosisi barndran bir otura sesimle tuz buz etlim. Suratn boyam Bebra da para para olan oturaktan lr gzyalarn akll, cam krklar arasndan sosisleri ararak hardala banp gvdesine indirdi, bu da salonda bulunan hk niformallar neeye bodu. Kitty ile Felix bir sredir Krach modas deri giysiler ve Tirol apkacklaryla sahneye kyor, bu da onlarn akrobasi numaralarna ayr bir eni veriyordu. Roswitha vcudunu smsk saran sim ilemeli bir giysi giyip, soluk yeil kollarna ular devrik eldivenler geiriyor, mini mini ayaklklarm yaldz ilemeli sandallarla sslyordu; hafif mavimsi gzkapaklarn hep inik luluyor, o uyurgezer Akdeniz sesi kendisindeki eytan gce tanklk ediyordu. Oskar'n kyafet deitirmesi gerekmediini sylemi miydim bilmem? zerine "SMS Seydlitz" markas ilenmi eski bahriyeli kasketimi bama geiriyor, deniz mavisi mintanm ve alln yaldz apa dgmcleriyle donanm ceketimi giyiyordum; ayaklarmda dizlerime kadar gelen bir pantolon, daha aada dizlerime kadar kan ular devrik oraplar ve giyilmeklen enikonu ypranm ayakkablar grlyor, bcyaz-krmz lake bir trampet nmde sarkyordu; tpk bu trampetin ei olan be trampeti oyuncu eyalarmn bulunduu bavulda depo etmitim. Akamleyin subaylar ve Cabourg'taki bir istihbarat merkezinde alan kzlar iin tekrarladk gsteriyi. Roswitha biraz sinirliydi, geri lalso yapmad hi, ama numarasnn lam orta yerinde gzne mavi ereveli bir gne gzl tak, bir baka hava lullurdu, gelecei okurken daha bir dolaysz davrand, rnein mahcupluu dolaysyla kibirli davranan sar soluk bir kzn yzne kar, efiyle arasnda bir gnl maceras bulunduunu syledi. Bu kehanet hani tatsz geldi bana, ama salonda bol bol kahkahalarn atlmasna yol at, nk galiba kzn efi salondayd ve hemen kzn yannda oturuyordu. Gsteriden sonra sarayda karargh kurmu alayn kurmay subaylar bir parti verdi; Bebra, Killy ve Felix parti iin kaldlar, Ra-guna ve Oskar ise gze arpmadan salondan svp yatmaya git435 tiler, renkli bir gnn sonunda hemen uykuya daldlar ve ancak sabahleyin saat bele karma harektnn balamas zerine uykularndan uyandrldlar. Bu konuda fazla ne syleyeyim sizlere bilmem? Bizim kesime, Orne rmann aznn yaknna Kanadallar kt, Ravent boaltld ister istemez; bavullarmz hazrlam bekliyorduk. Alayn kurmay heyetiyle geri hatlarda bir yere gidecektik. Sarayn avlusunda bacasndan dumanlar tten motorize bir seyyar mutfak bulunuyordu. Roswiiha, benden bir kahve alp gelmemi istedi; nk henz kahvalt etmemiti. Bense biraz sinirliydim o sra, ge kalrm da arabay karrm diye korktum, dolaysyla Ros-witha'nm ricasn yerine getirmeye yanamadm ve biraz da kaba davrandm kendisine. O zaman Roswitha srad gibi, elinde bir kupa, ayaklarnda topuklu ayakkablar, kahve almak iin seyyar mutfaa doru seirtti; o scak sabah

kahvesine tam kavumutu ki, yan banda denizden atlan bir mermi patlad. Oh, Roswitha, bilmem ki ka yamdaydn? Bildiim bir ey varsa, 99 sanlimclrecikti boyun ve sen konulun mu Akdeniz konuurdu; tarn kokar, kk hindistancevizi kokardn ve btn insanlarn iini okurdun. Okuyamadn bir ey varsa, o da senin kk kalbindi; yoksa benim yanmda kalr, o ok kzgn yakc kahveyi almaya gitmezdin. Bebra, Lisieux'da bir yolunu bulup, Berlin'e gidebilmemiz iin izin belgesi kartt. Kumandanlk binas nnde kendisini bekledik; yanmza dnp geldiinde, Roswiiha'nm br dnyay boylamasndan beri ilk kez konulu: "Biz cceler ve palyaolar, devler iin dklm kat betonlar zerinde dansetmeyecek-lik. Keke kimsenin bizi aramayaca tribnler nnde kalsaydk!" Berlin'de Bebra'dan ayrldm. "Rosvvithacn olmadktan sonra btn o smaklarda ne yapacaksn yani!" diyerek, rmcek a inceliinde glmsedi bana Bebra. Beni alnmdan pt, hizmet ktlaryla donanm Kitty ile Felix'i, Danzig merkez istasyonuna kadar beni geirmeleri iin yanma verdi. Aksesuardan 436 artakalan be trampeti armaan elli bana; bylece yanmda trampetler ve eskisi gibi kitabm, 11 Haziran 1944'le olumun ya gn arifesinde, doup bydm kente geldim. Kent sapsalam yerinde duruyor, Ortaas bir hava iinde her sabah eitli ykseklikteki kulelerden irili ufakl canlaryla evreyi grltye bouyordu. 437 SA'YI ZLEMEK Evet, dn! Saat yirmiyi drt gee, cepheden izinli gelenlere ayrlm tren, Danzig Merkez lslasyonu'na girdi. Felix ile Kitty beni Max Halbc Meydanfna kadar geirdi; birbirimize veda ederken Kitly'nin gzlerinde yalar belirdi; sonra onlar Hochsliess'de-ki kararghlarna yolland, ben Labcs Caddesi ni kk admlarla arnlamaya koyuldum. Akamn dokuzu olmak zereydi. Evet, dn! Enikonu yaygn kt bir det: Bugn ufak bir senedi tahlil ettii iin kalkp yabanc bir lejyonda asker olmaya giden ve birka yl sonra biraz yalanm olarak, yurda dnp bandan geenleri anlatan her genci modern bir Odysseus yapp kyor. Bu arada dalgnlkla yanl bir trene binenler, rnein Frankfurt'a gidecekken Oberhausen'da soluu alanlar grlyor, yolda balarndan bir eyler geiyor bylelerinin, gememesi de mmkn m, yaadklar kente dner dnmez Circe,* Penelope** ve Tclcmachos*** gibi adlan azlarndan dlmyorlar. Oskar dnnde hibir eyi deimemi buldu, bir kez yalnz bu yzden bir Odysseus olamazd. Odysseus kiiliinde Penelope diye kendisine hitap elmesi gereken sevgili Maria'cmn ev* Yunan mitolojisinde geen ve karlat btn yumuklar hayvan klna sokan bir byc kadn: Odysseus'un arkadalarn da domuz klna sokar ve Odysseus taralndan byy bozmak zorunda braklr. (..N.) ** Odysseus'un esi. (.N.) *** Odysseus ve Penelopc'nin olu. (.N.) 438 resini apkn erkekler sarmaml. Oskar'n yola kmasndan ok nceleri kesinlikle Malzerath'la karar klmt Maria ve hl onunla beraber yayordu. nallah aranzdaki okumularn, sa-lndaki uyurgezerliinden lr erkeklerin ban dndren zavall Roswitha'ya bir Circc gzyle bakmak gemez akllarndan. Eh, olum Kurl'a gelince, babas iin kln bile kprdatmamt; dolaysyla, babas Oskar' tanyamad kabul edilse bile, bir Telemachos olmaktan uzakt dpedz. Kyaslama yaplacaksa -yurduna yuvasna dnen bir kimsenin byle bir kyaslamay ho karlamas gerektiini anlamyor deilim hani-, izin verin, Tevrattaki Kaybolmu Oul olarak gstereyim kendimi; nk kapy bana Matzerath am, muhtemel bir baba deil de, gerek bir baba gibi beni karlamt. Hatta Oskar'n dnmesine sevinmi, sahici ve suskun gzyalar aktmt; yle ki, o gnden sonra kendimi yalnz Oskar Bronski deil, ayn zamanda Oskar Matzeralh olarak grmeye balamtm.

Maria daha serinkanl, ama souk denemeyecek bir davranla kmt karma. Masada oturuyor, Ikisai Mdrl'ne verilecek yiyecek kuponlarn yaptryordu ve sigara sehpasnn zerine Kurt'un doum gn hediyesi olarak henz ambalajlarndan karlmam birka teberi ymt. O pratik yaradly-la ilk dnd ey benim salk ve aliyetim olmu, beni soyup eskisi gibi ykam, yzmn kzarmasn grmezden gelmi, pijamam giydirip beni masann bana oturtmu, Matzerath da bu arada hazrlad halanp kavrulmu patatesi ve sahanda yumurtay gelirip nme koymutu. nme karlan yemei yiyip st imi ve ben yer ierken sorgulama balamt: "Nerdeydin a cann Oskar'cm? Aramadmz yer kalmad. Polisler de drt dnp seni aradlar, sonra da bizi mahkemeye ardlar, seni ldrp bir yere almadmza yemin ettirdiler. Neyse artk, buradasn ya imdi. Ama bizi de az zmedin, daha da zeceinden baka; nk geldiini gidip polise haber vermemiz gerekiyor. Allah vere de ieri lkmasalar seni. Eh, haketmedin de deil. Sen bir ey syleme hi kimseye, evden ka git, olur mu?" 439 Maria uza grmt, gereklen zc birtakm olaylar ba-gsterdi ilerde. Salk Bakanlndan bir adam kagelip Malze-ralh'la mahrem bir grme yapt; ama Malzerath bararak konuuyor, dolaysyla ne syledii iitilebiliyordu: "Asla, asla olmaz! Ben byle bir ey yapmayacama dair lm deinde rahmetli karma sz verdim. ocuun babas benim nihayet, salk polisi deil." Bylece bir akl ve ruh hastalklar kliniine yatrlmaktan yakay kurtarmtm. O gnden sonra her iki haftada bir eve resm bir mektup geliyor, mektupla Matzerath ulak bir imza atmaya davet ediliyordu; Malzerath imzay atmaya yanamyor, ancak yzn her seferinde endieyle buruturuyordu. Ama Oskar acele elli, kimi olaylar atlayp ilerde anlatlacaklara el uzatt; onun iin MalzeratlVn yzndeki buruuklar yeniden dzlemesi gerekecek, nk eve dndm gece sevincinden yerinde duramyordu Malzeralh; ilerisi iin Maria'dan ok daha az tasa ediyor, bana ondan daha az soru soruyor bana, benim sa salim dnmle yetinip tesini aramyor, yani gerek bir baba gibi davranyordu. Ben, beni grnce biraz aran Truczinski Ni-ne'nin yanma karlp yalaa yatrlrken: "Aabeyine yeniden kavumas Kuri'cuumuzu kimbilir ne kadar sevindirecek!" dedi. "Hem yarn Kurt'uun nc ya gnn kutluyoruz." Olum Kurt iin doum gn masasnda mumlu pastadan ayr bir de Bayan Gretchcn'in kendi elceiziyie rd bir kazak vard, ama Kurt hi umursamad kaza. Beri yandan iren san renkle lstik bir top grlyordu; lopun zerine olurdu Kurt, al gibi zerine binip onu koturdu ve nihayet bir mutlak bam alp lopa saplad. Sonra da havayla doldurulmu btn toplarda lorlu halinde dibe ken o liksin tatl suyu emdi delinmi yerinden. Top o bir daha onmayacak yaray yeni almt ki, Kurt yelkenli gemiyi skartaya karmaya, bir hurda durumuna getirmeye balad. Ayrca, henz el srlmemi, ama korkutucu bir biimde el srlmeye hazr, bir krbala topa duruyordu masa zerinde. 440 Olunun ya gnn daha ok ncesinden dnen ve varisinin nc doum gnnde hazr bulunmak zere zamann en hrn ve zorba olaylar iinden Dou'ya doru acele yol alp gelen Oskar bir kenarda duruyor, olunun bu tahripkr etkinliini seyrediyor, o azimli olana kar gnlnde bir hayranlk duyuyordu; kendi vcut llerini olununkileie karlatrp biraz endieyle kendi kendine itiraf elli: Sen burda yokken boyunu at olun Kurt, nerdeyse on yedi yl geride kalan doum gnnden beri korumay baardn 94 santimetrelik boyu olan, bal gibi iki, santimetre geride brakt; dolaysyla, kendisini tram-peti yapmann ve bu vakitsiz bymeye enerjik bir "Dur" demenin zaman geldi artk. O byk kltr kayna kitabmla beraber tavan arasndaki amar kurutma yerinde at oluklar arasna sakladm artistik eya bavulundan, yeni fabrikasndan km gibi gcr gcr bir teneke trampet alp geldim ve bykler byle bir eyi yapmadklarna gre; zavall annemin verdii sz tutarak nc doum gnmde bana tand ans ben de oluma tanmak isledim. Bir zamanlar dkknda alacak kimse olarak beni gren Malzeralh'm, benim bu ie

yaramadm anlaldktan sonra, Kurl'a bakkaliyenin mstakbel sahibi gzyle bakmas pekl mmknd: "Bunun nne gemek gerekiyordu" diyorsam, Os-kar' perakende ticaretin bir can dman grmeyiniz ltfen. Bana ya da oluma ilerisi iin fabrikalar vaadedilsc, smrgeleri de ierisinde olmak zere bir kralln miras olarak kendisine braklaca sylense, yine de ben bundan baka trl davranmazdm. Oskar. hibir eyi ikinci bir elden devralmak niyetinde deil; dolaysyla, olunun da benzeri bir davranta bulunmasn salamak ve onu -ile dncemin sakal taraf da buradayd- srekli bir yandaln teneke Irampelisi yapmak istiyordum; gen ve umut dolu bir insann bir teneke trampeti devralmas, bir bakkaliyeyi devralmas kadar iren deildi sanki. Bugn byle dnyor Oskar. Ama o zaman diledii tek ey vard: Trampeli bir babann yanbana tranpeti bir oul koy441 mak, aklan ikili lokmak vurularyla byklere bakmak, dour-tucu bir irampcli soyu kurmak; nk eserimin kuaktan kuaa, tenekeden ve beyaz-krmz lake, aktarlp gitmesini istiyordum. Ne trl bir yaam ileride bizi bekliyordu. Yan yana, ama ayn zamanda deiik odalarda, ikimiz bir arada ama o Labes, ben Luise Caddesinde, o kilerde, ben tavan arasnda. Kurt mutfakla, Oskar tuvaletle, szn ksas baba ve oul sada solda ve bazen bir arada trampetlerini konuturabilir, uygun frsat kt m ben kendi anneannemin, Kurt kendi anneannesinin, yani ikimiz de anneannemiz Anna Koljaiczek'in eteklikleri altna kayabilir, orada yatp kalkabilir, tokmaklar kaldrp indirerek hafif ac tereyann kokusunu soluyabilirdik. Anneanneme alan kap nnde mer, olum Kurla derdim ki: "Bak ile ieri, olum! Geldiimiz yer oras. Hani uslu durursan, bir saalik ya da daha uzun bir sre ayn yere dnebilir ierde bizi bekleyen topluluu ziyare edebiliriz." Kurt'a gelince, eteklikleri allndan ileri uzanp ierlere acele bir gz alar ve nazik bir soruyla benden, yani babasndan bir aklama rica ederdi. "O gzel bayan var ya", diye fsldard Oskar da "hani orada, orta yerde oturuyor, zarif elleriyle oynuyor, hani insan alamakl yapacak kadar yumuak oval bir yz var, ite zavall annemdir o, yani senin bykannen; yedii bir ylanbal orbasndan, ama belki de kalbinin ar narinlii yznden lp gitti." "Sonra baba, sonra?" diye srarla sorard Kuri. "Ya oradaki o bykl adam?" Ben de bunun zerine esrarengiz bir hava iinde sesimi alal-lp cevap verirdim: "Ha, o mu? O senin bykeleden Joseph Kol-jaiczek. O akp snen kundak gzlerine, o Polonyal romantizmine ve burun kk zerindeki o pratik Kaschubei'h kurnazla dikkat ediyor musun. Ayak parmaklan arasndaki yzgeleri de grdn m. Columbus'un denize indirildii 1913 ylnda tomruk sallarndan birinin altn boylad, uzun sre sularda yzp Amerika'ya vard ve orada milyoner oldu. Ama yine de suya giriyor 442 arada bir, yzerek buraya geliyor ve zavall annemi ana rahmine drd yer olan burada tekrar sulara dalp kayboluyor." "Peki, bykannemin arkasnda saklanan, ama imdi onun yanbana geen ve bykannemin ellerini elleriyle okayan o yakkl bay kim? Tpk seninkiler gibi mavi gzleri var, baba?" Uslu ve efendi olumun bu sorusuna cevap verebilmek iin hayrsz ve hain bir evlt olan benim, btn cesaretimi toplamam gerekecekti o zaman: "Sana bakan bu gzler, Bronskiler'in harikulade mavi gzleridir, Kurt'uum. Senin gzlerin gri renkle geri, bu bakmdan annene ekmisin. Ama yine de zavall annemin elini pen Jan'dan kalr yerin yok. Nihayet Jan'n babas Vin-zent de btn acayipliine karn Kaschubei'h gerek bir Brons-ki'ydi. Gnn birinde biz de dneceiz oraya, hafif ac tereya kokusunu evreye saan o kaynaa biz de yol alacaz. Sevin onun iin." Benim o zamanki dncelerime gre, ancak anneannemin iinde veya her zaman bavurduum ltife yollu benzetile bykanne adndaki o tereya fsnda aile gereklen topluca bir arada yaayabilir. Btn dier uralar gibi sa'y izleme ykmlln de islemeyerek tadm ve Baba'ya, Oul'a ve daha nemlisi Kutsal Ruh'a ulak bir srayla

eriebileceim, hatla onlar geebileceim bugn bile, bir yol bulup bykannesinden ieri girmesi her eyden ok imknszlaan ben, atalarm arasnda alabildiine gzel aile sahnelerini gzlerimin nnde canlandryorum. Ozclliklcyamurlu gnler yle dndm oluyor kendi kendime: Anneannem davetiyeler karyor ve hepimiz bykannemin iinde buluuyoruz, Jan Bronski geliyor, Polonya Postacsi'ni savunan gsndeki mermi ukurlarna iekler, diyelim karanfiller sokuturmu. Benim tavsiyeme uyularak kendisine de bir davetiye yollanan Maria mahcup bir edayla anneme yaklap, onun sevgisini kazanmaya alyor, annemin tutmaya balad ve kendisinin kusursuz bir biimde tulmakla devam etlii hesap defterlerini uzatyor ona, annem ise Kaschubei'ca bir kahkaha 443 koyveriyor, sevgilim Maria'y kendisine doru ekip yanaklarndan pyor ve gz krparak: "Oh be Maria'cm!" diyor. "Kimin kimden ikyete hakk var ki. kimiz de bir Matzerath'la evlendik, ama ikimiz de bir Bronski'yi barmza bastk." Jan'n hayat verdii, annemin anneannem Koljaiczek iinde belli bir sre karnnda tad ve derken o tereya fcmda dnyaya gzlerini aan bir oul olarak daha baka dnceleri kafamdan geirmekten kendimi kesinlikle alkoymam gerekiyor. nk byle bir olay kesinlikle baka olaylar ardndan srkleyip getirecektir. Belki o vakit, nihayet kendisi de bu ember iinde bulunan vey kardeim Stephan Bronski'nin kafasnda Brons-ki'ce bir dnce uyanr, ilkin benim Maria'ya gz koyar, sonra da ona daha ok sokulmaya alr. Dolaysyla, hayal gcm, zararsz bir aile toplantsyla snrlyor kendini. Bir nc ve bir drdnc irampetiden vazgeiyorum; Oskar ve Kun'la yetiniyor, toplantda hazr bulunanlara, yabanc lkelerde anneannemin yerini alan Eyfel Kulesi'yle ilgili kimi eyler anlatyorum; bizleri davet eden Anna Koljaiczek de iinde olmak zere trampetlerimizin konuklar elendirmesi ve konuklarn trampet vurularndaki ritme uyarak elleriyle dizlerinde tempo tutmas sevindiriyor beni. Anneannemin iinde dnyay ve bu dnyadaki ilikiler rgsn ap yaymak, snrl bir yzey zerinde ok katl olmak ne kadar ayartc bir dnceyse de, Oskar'm imdi, Matzerath gibi kendisi de muhtemel bir baba olduu iin, Kurt'uun nc ya gnne, yani 1944 yl 12 Haziran'ndaki olaylar zerine eilmesi gerekiyor. Bir kez daha belirteyim ki, doum gn armaan olarak bir kazak, bir top, bir yelkenli gemi, bir krba ve bir topaca kavumutu olan ve benden de bcyaz-krmz lake bir teneke trampet alacakl. Tam yelkenli gemiyi hurdaya karmt ki, yanna yaklat Oskar; tenekeden yeni armaan arkasnda saklyor, kullanlm trampet ise karnnn nnde sallanyordu. Kurl'la kar karya dikiliyorduk, aramzda bir admck bir uzaklk vard; Os444 kar parmak ocuk, Kurt boyu Oskar'dan iki santimetre daha byk bir dier parmak ocuk. Yznde vahi bir ifade vard Kurt'un, ne de olsa yelkenliyi krp dkmekle meguld; Pamir adndaki yelkenlinin son direini de alaa etmiti ki, trampeti arkamdan ekip alarak yukar kaldrdm. Yelkenlinin enkazn anszn elinden yere drd Kurt, trampete saldrd, trampeti tuttu, evirip evirdi, yzndeki gergin izgiler biraz yatr gibi oldu. Eh, trampet deneklerini de kendisine uzatabilirdim imdi. Ama ne yazk ki, bu ikili hareketimi yanl anlad Kurt, kendini tehlikede sanarak trampetin kenaryla vurup denekleri almak iin eildim, o arkasna uzand, yerden kaldrdm denekleri yeniden kendisine uzatmak isterken doum gn armaanyla bana vurdu, topacna deil de bana, Os-kar'a vurdu, topacna deil, oysa topac yivliydi, dnmek iin yaplmt, ama Kurt kendi babasnn vnlayp dnmesini istiyordu, krbalamaya balad beni, belki de karde olduumuzu dnd; Kabil Habil'i krbalad, derken Habil dnmeye balad, ilkin yalpalayarak, ama zamanla hzland dn ve dzgnleli, balangla bouk bouk ve ters ters homurdand, zamanla durulup berraklal sesi, topalar gibi bir akma tutturdu. Ve Kabil, giderek daha yukarlara ekip gtrd sesimi, derken sesimde bir tebeirleme bagsterdi, sabah duas okuyan bir tenorunki gibi kmaya balad sesim, gms meleklerin Viyanah ocuk ar-kclar'nn, bir renim ve eitimden geirilmi

idililerinki gibi kmaya balad; Habil'in de yere serilmeden byle km olmalyd sesi, ben de nihayet Kurlun krba darbeleri altnda yere serildim. Benim byle yere yklm ve perian durumda vnlamaya devam ettiimi grnce, birok kez odann havasn krbalad Kurt; sanki krba sallamaya doymamt kolu. Derken trampeti uzun boylu incelemeye koyuldu, bir yandan da kukuyla gz altnda lultu beni. Beyaz-krmz lake armaan trampeti oradaki sandalyenin bir kesine ald ilkin, sonra elinden deme tablalar zerine brakl. Yelkenli geminin devcileyin gvdesini yerden 445 alarak trampete girili. Trampeti almyor, onu vurup krmaya savayordu. Ne kadar basit olursa olsun, herhangi bir havay trampetten karmaya uramyordu elleri. Yznde zorlanm bir katlk, trampetin tenekesine tekdze darbeler indiriyordu. Bylesine bir trampeliyi beklememiti trampet, oynar gibi havada savrulan pek hafif deneklerin darbelerine katlanabilirdi, ama kaba bir yelkenli enkazndan oluan bir ahmerdann darbelerine hayr. Trampet eilip bkld, evresini brakp kamak, darbelerden yakasn kurtarmak istedi; beyaz-krmz lakeyi zerinden alarak ve gri-mavi tenekeye aman dileterek kendini grnmez duruma sokmak isledi. Ne var ki, babasnn doum gn armaanna aman vermedi oul ve baba yeniden araya girip, vcudunun birok yerinde ar ve szlar hissetmesine aldrmayp hal zerinde srnerek oula yaklamak isleyince yeniden krba darbeleriyle karland: Yorgun topa, krbacn tadn biliyordu, topa gibi dnmeyi ve vnlamay brakt; beri yandan trampet de denekleri oynar gibi havada savuran, denekleri ne kadar gl savunua savursun zerine hoyrat indirmeyen ince duygulu bir trampetiye kavumaktan keli umudunu. Maria ieri girdiinde, trampet oktan hurdaya karlmt. Beni kucana ald Maria; imi gzlerime, yrtlm kulama pckler kondurup, dilini krba izleri grlen ellerimde gezdirdi, bu izlerden akan kanlar yalayp uzaklatrd. Al ne olur Maria, bu kendisine kl davranlm, boy atp gelimekte geri kalm, acnacak derecede anormal ocuu sadece pmeseydi de, onu dvlm bir baba grse, onun her yara beresinde kendi sevgilisini grseydi! lerdeki karanlk ve kasvetli aylarda onun iin ne byk bir avuntu kayna, ona nasl gizli ve gerek bir koca olurdum! lkin felket vey kardeim Slephan Bronski'nin bana ulland. Hani Maria'y dorudan ilgilendiren bir ey deildi bu. O srada vey kardeim temenlie lerfi etmiti ve oktan vey babas Ehlers'in adn tayordu. Felket, Buz Denizi'nde vey kardeimin bana ullanm, onun subay kariyerine bundan byle 446 kesinlikle son vermiti. Stephan'm babas Jan, Polonya Poslane-si'ni savunduu iin Saspc Mezarl'nda kuruna dizilirken gmleinin altnda bir skat karl tam, olu Temen Ehlers'in niformasn ise ikinci snf bir Demirha Nian, bir piyade rozeti ve bir elc Dondurulmu Et Nian* sslemiti. Haziran sonunda Truczinski Ninc'ye hafif bir inme indi, nk posta idaresi kara bir haber iletmiti kendisine: Olu Onba Fritz Truczinski ey urunda ehit dmt: Fhrer, millet ve vatan. Bu da cephenin orta kesiminde olmu, Fritz'in czdanndan Heidelberg'li, Brest'li, Paris'li, Bad Krcuznach'l ve Selanikli ou glen cana yakn yosmalarn resimleri kmt; ayrca birinci ve ikinci snf Demirha Nianlar, bilmem hangi yaralanmalara karlk verilen nianlar, gs gse bir savala kazanlan bronz bir bilezik ve bir tanksavar lop mermisinin iki yarm paras. Sonra da Kanauer adnda bir yzba, cephenin orta kesiminden doruca Langfuhr'un Labes Caddesi'ne Friiz'in birka mektubunu yollamt. Matzeralh elinden gelen yardm esirgemedi ve Truczinski Nine ok gemeden iyilemeye balad; ama bundan byle eski salna da kavuamad bsbtn. Pencerenin nndeki bir sandalyede kprdamadan oturuyor, gnde iki kez yanma karak kendisine gerekli teberileri gtren bana ve Matzcrath'a. cephenin orta kesimi denen yerin nerede bulunduunu soruyordu. Uzak myd buraya cephenin orta kesimi? Bir pazar trenle kalkp gidebilir miydi? Malzeratl btn iyi niyetine karn bu konuda bilgi veremiyor, dolaysyla giderek

hareketlenen orta cepheye ilikin birka deiik bilgiyi, uzun le sonralarnda trampetini konuturarak, sandalyesinde kmldamakszm oturan, ama boyuna ban sallayan Truczinski Nine'ye sunmak, zel haberler ve cephe haberleriyle corafya konusunda kendini yetitirmi bulunan ba* Kuzey Kutbunda liyakat gsteren askerlere verilen madalyann halk arasndaki ismi. (.N.) 447 na dyordu. apkn Fritz'e pek bal olan Maria'ya gelince, sofulamu birden. Btn temmuz ayn, ald dini eitimin gereklerini yerine getirmekle geirdi, pazarlar Herz-Jesu Kilisesi'ne giderek Rahip Hecbt'i ziyaret elti; tek bana kiliseye gitmekten holanmasna karn, bazen yanna Matzerath' alp gtryordu. Ama Protestan kilisesindeki tapnmalar Maria'ya yetmedi. Bir halta ortas -perembe mi, yoksa cuma myd?- daha normal kapanma saatini beklemeden dkkn Matzcrath'a brakp Katolik olan beni elimden tuttu; Neuer Mark'ta doru yrmeye baladk, sonra Else Sokafna, oradan Meryem Ana Caddesi'ne saptk. Kasap Wohlgemulh'un nnden geerek Kleinhammer Park'na geldik. Oskar, galiba Langfuhr istasyonuna gidiyoruz, kk bir yolculuk yapacaz, belki de Bissau'a, Kaschubei'a gideceiz diye dnrken sola vurduk, demiryolu alt geidinin nnde batl bir inanca uyarak durduk, nce bir marandizin gemesini gzledik, sonra da yukardan pis pis sularn damlad alt geitten getik, sonra sinemadan tarafa yryerek sola saptk ve tren yolu boyunca srdrdk yrmemizi. Ya Maria beni Brunhof Cad-desi'ndeki Dr. Hollatz'n muayenehanesine gtryor, ya da mezhep deitirecek, onun iin benimle Herz-Jesu Kilisesi'ne gitmek isliyor diye geirdim iimden. Kilisenin ana kaps, tren yolu seline bakyordu. Selle ak kap arasnda durduk. Bir austos gnnn ikindi zeri, havada bir uultu. Arkamzda, raylar arasndaki akl talar zerinde, ellerinde krekler, balarnda beyaz bartlerle Dou'dan gelmi kadnlar alyordu. Ayakla dikilip glgeli ve serin kiliseden ieri baktk. ok arkalarda insan usia-ca kendine eken bir gz; ebed kandil. Arkamzdaki set zerinde alan Ukraynal kadnlar kazma ve krekleri ellerinden braktlar. Bir boru tt, bir tren yaklat, geldi sonunda, gelmiti, henz gilmemiti, nmzden geip uzaklamamt henz, ama derken gilli. Bir boru tt. Ukraynal kadnlar yeniden kazma ve kreklere sarld. Maria kararszd, ilkin hangi ayan atacan bilemez gibiydi, derken doutan ve ayrca vaftiz nedeniyle Tek 448 Mutlu Klc Kilise'ye* daha yakn bana ykledi sorumluluu; yllardan sonra, o gazoz tozu ve sevgi dolu iki haftadan sonra kendini yeniden Oskar'n yol gstericiliine brakt. Bunun zerine tren yolu setini, setteki grltleri, austos ayn ve austos aynn uultusunu darda braktk. Biraz mahzun, parmak ularm gmleimin allnda sakl duran trampet zerinde hafif yollu gezdirdim, ama yzm kendi haline ve bir umursamazla lerkcdcrek, zavall annemle bu kilisede ziyaret elliimiz yinleri, akam ibadetlerini ve cumartesi gnah karmalarn anmsadm; annem, Jan Bronski'yle pek kzla dp kalkmaya balad iin lmeden az nce sofulam, her cumar-icsi az buuk gnah karr olmu, pazarlar kutsamalarla glenmeye alm, bylece bir sonraki perembe Dlgerler Soka-'nda Jan'n karsna hafiflemi ve glenmi durumda kmak istemiti. O zamanki rahip efendinin ad neydi acaba? Ad Wi-chnke idi rahip efendinin ve hl Herz-Jesu Kilisesinin rahipliini zerinde bulunduruyor, alak perdeden ve anlalmaz bir dille tatl tatl vaazlar veriyordu; Credo'yu** o kadar ince ve alamakl bir sesle okuyordu ki, soldaki Bakire Meryem'i, sa ock'u ve Valtizci Olan barndran yan mihrap olmasayd, ben bile o zamanlar bir inan duygusuna kaptrabilirdim kendimi. Ama yine de Mariay dsardaki gne ndan alp kilisenin ana kapsndan ieri sokmam, sonra da kendisini ini deme zerinden ekerek kilisenin orta yerine getirmemi salayan bu yan mihrap olmutu. Oskar acele etmeksizin, mee srada Maria'nn yan banda sessiz sakin oturuyor ve giderek daha bir duygusuzlayordu. Son kez buraya geleli yllar gemiti aradan, buna ramen sanki hep ayn kimseler yine gnah karma kitabnn yapraklarn kartryor, Rahip Efendi

Wiehnke'nin kulann boalmasn gzl-yorlard. Biraz kenarda, kilisenin ortasna yakn bir yerdeydik. * Katolik Kilisesi. (C-N.) ** (Latince : nanyorum) ; Kiliselerde okunan man Kanunu'nun balangc. (.N.) 449 Bylelikle Maria'y bir seim yapmakla rahat brakmak ve bunu kolaylatrmak istemitim. Bir kez Maria gnah karma sandalyesinin insan sersemletecek kadar yaknnda bulunmuyordu; dolaysyla sessiz sedasz, resm denemeyecek bir tarzda mezhep deitirebilirdi. Sonra da gnah karmadan nceki durumu grebiliyordu oturduu yerden, dolaysyla, olup bileni bizzat izleyerek bir karara varabilir, islerse gnah karma hcresine girip Rahip Efendinin kulana eilerek, mezhep deitirmenin ayrntlarn konuabilirdi. Onun henz acemi ellerde, kilisenin kokusu, tozu ve kabartma ssleri, grkemli melekleri, krlan klar, ihlilac.li vcullaryla ermileri altnda, tatl ezalardan yana zengin bir Katolikliin nnde, altnda ve arasnda diz kp, terslen balayarak ha kardn grmek zd beni. Oskar eliyle hafiflen Maria'ya dokundu, ona nasl doru ha karlacan gsterdi, renmeye hevesli Maria'ya alnnn gerisinde nerede Babann, gs iinde nerede Oul'un ve omuz eklemlerinin neresinde Kutsal Rh'un bulunduunu, ayrca amin demek iin ellerin nasl katlanmas gerekliini retti. Maria onun rettii gibi ha kard, sonra amin pozisyonunda katlad ellerini ve aminden kalkarak dualara koyuldu. Oskar da lm birka yakn iin duaya alt ilkin, ama Roswitha'si iin Tanr'ya yakarp onun ebed huzur ve ilh bazlardan hissedar olmasn satn almaya alrken ylesine dnyevi ayrntlar zihnine t ki, ebed huzur ve ilh hazlar, sonunda Paris'teki bir olele gelip yerleti. O zaman Prlalion'da aradm kurtuluu, nk bu duann biraz daha serbest bir havas vardr; ezelden ebede deiim, sursum orda, dinum el juslum -yerinde olan ve dorusu budur- bu kadaryla yelindim ve gz ucuyla Maria'y izlemeye koyuldum. Bir Katolik gibi tapnmak yakyordu Maria'ya; irin ve resmedilmeye deer bir grn vard. Tapnmak kirpiklerini uzatyor, kalarnn daha bir belirgin ortaya kmasn salyor, yanaklarn yakp tututuruyor, alnn arlatryor, boynunu esnek, burun kanatlarn oynak ve devingen bir duruma sokuyor450 ORHAN KEMAL . L HALK KTPHANES du. Maria'nn aclarla icklencn yz, az kalsn ona yaklama denemelerinde bulunmaya gtrecekti beni. Ama lapnanlar rahatsz etmemek gerekiyor; lapnanlar ne balan karmal, ne de onlar tarafndan batan karlmaldr; islerse dier kimseler taralndan seyredilmeye deer grnmek lapnanlarn houna gitsin, tapnmalar zerinde olumlu bir etki yapsn, byle bir yola bavuru lmanal id ir. Bir ara przsz cilal kilise srasndan kaydm aa, ellerimi gmleimin allnda bir kmbet yapan trampetimin zerine koydum. Maria'clan kap ini demeye geldi Oskar, trampetiylc kilisenin sol kanadndaki armh Duraklarfnn* nnden geti, Ermi Anlonius'un nnde -bizim iin dua el- oyalanmad; nk biz ne bir para antas, ne de evimizin anallarn kaybetmitik; eski Pruzzcn'lcr tarafndan ldrlen Prag'l Adalbel'i de solumuzda braktk ve durup dinlcnmeksizin bir ini panodan tekisine sekerek bir satran gibiydi iniler- sol yan mihrabn basamaklarn mjdeleyen hal nne gelip durduk. nannz ki, Yeni Gotik slbunda bir tula yap olan Hcrz-Je-su Kilisesinde, dolaysyla sol yan mihrapta herey eski durumundayd; o ryan pembe sa ocuk hl Bakire Meryem'in sol bacanda oturuyordu; hani Maria demiyorum ki, benim mezhep deitiren Maria ile kartrlmasn. Bakire Meryem'in sa dizine doru hl ikolata rengindeki kll postuyla zerinde doru drst bir giysi bulunmayan Vallizci ocuk yerlemiti. Bakire Meryem eskisi gibi sa iaret parmayla sa'y gsteriyor, bir yandan ela Vaftizci Yahya'ya bakyordu. Ama Oskar, yllar sren bir gaybubetten sonra da Bakire Meryem'in kaslmasndan ok, iki olann durumlaryla ilgilendi. sa'nn boyu nc doum gnnde benim olum Kurlun boyu kadard, yani Oskar'dan iki santimetre daha uzundu. Eldeki

* Hazrcl-i isa'nn armha eriklii Golgolha'ya kadar grlrkcn getii yol. Katillik kiliselerinde on dn dura canlandran on drt lablo halinde tasvir edilir. (.N.) 451 belgelere gre ya sa'dan daha byk olan Vaflizci Yahya benim boyumdayd. Ne var ki, her iki olann yznde bym de klm kimselere zg zeki bir ifade bulunuyordu ve bu ifade benim yzmn de yabancs deildi. Deien bir ey yoklu ortada; ok yllar ncesi zavall annemle Herz-Jesu Kilisesini ziya-rel ettiim zaman, gene tpk byle pek akgz baklar vard her ikisinin. Halnn zerinden yryp basamaklar ktm, ama balang duasna bavurmadan yaptm bu ii. Tasvirlcrdeki her kvrm gzden geirdim; iki plak olann boyal aldan vcutlarn, parmaklarmn lmndeki duygular bir araya loplasam kendisiyle boy leneyecci kadar keskin duygulu trampeli tokmamla usul usul izledim, tokma dokundurmadm hibir yer brakmadm; bacaklar, karn, kollar. Vcuttaki ya balamaktan ileri gelen krklar ve aradaki ukurlar saydm; tpk Os-kar'n boyu bou, lpk benim grbz ellen vcudum, benim gl ve biraz yal dizlerim, benim ksa, ama adaleli irampeli kollarm. Hani yumurcak da lpk benim gibi tutuyordu kollarn. Meryem Anann bacanda oturuyor, sanki trampet alacak-m, sanki Oskar deil de Isa imi, sanki benim trampetimi gzler dururmu, sanki bu kez niyeti ciddiyni, Meryem Anaya, Vallizci Yahya'ya ve bana irampciicn yle ahenkli ho havalar karp sunacakm gibi kollarn ve yumruklarn havaya kaldrmt. Yllar nce ne yapmsam onu yapm yine. trampeti karnmdan ekip alarak sa'y bir snamadan geirdim. Boyal aly dnerek sakngan davranp Oskar'n beyaz-krnz trampetini sa'nn pembe bacaklarna srdm, ama bunu hncm almak iin yaptm, yani bir mucize olacak diye sersemce bir umuda kaptrmadm kendimi. slediim, sa'nn gszln elle tutulur biimde grmekti daha ok. Her ne kadar sa orada yle oturuyor ve yumruklarn havaya kalkk tutuyor, her ne kadar benim boyuma ve benim salam vcut yapma sahip bulunuyor, benim nice zahmetlere ve nice byk yoksunluklara katlanarak uyandr452 may baardm yandaki ocuk izlenimini aldan ve kolay-cack uyandrmak isliyorsa da, trampet yalamyordu, alabilirmi gibi yapyordu yalnz, galiba yle dnyordu: trampetim olsayd alardm. Ben de dedim ki, buyur ite trampet sana, ama yine de akmayacaksn. Her iki trampet deneini, gle gle katlyordum hani, sosis biimindeki parmaklarnn arasna kstrdm sa'nn, on parma arasna kstrdm, haydi al bakalm imdi, pek sevgili lsa'cm; boyal al, teneke trampet alyor. Oskar dnd, basama indi, hal zerinde yryp yine ini demeye geldi. alsana haydi sa ocuk! Oskar bir hayli geriye ekildi heykellerden, heykellerle arasna bir uzaklk koydu ve glmekten iki bklm oluyordu adeta, nk sa ocuk orackla yle oturuyor, trampet alamyordu, almak istemiyordu belki de, - Can sknts iimi bir aa kabuu gibi kemirmeye balamt ki, iinim birden: sa ocuk ram pel alyordu. Her ey susmutu. sa ocuk deneklerden bir san indiriyordu trampete, bir solunu. Sonra da iki denekle birden almaya balad, denekleri apraz apraz tutuyordu elinde, hani onlar havada fena da savurmuyordu; bu ii gayet ciddi yapyor, eitlemelerden holanyor, basil ritimlerde ylesine bir ustalk gsteriyordu ki, ar ve aprak ritimler karyordu sanki trampetten, gemi yzyllardaki bir kiralk asker gibi de deildi al, aldklarnda tamamen bir mzikalite vard, halk havalarn da kmsemiyordu; o zamanlar azdan aza dolaan "Her ey geer" melodisini ald, tabi onun ardndan "Lili Marlcn"i; derken yavaa, ama galiba biraz anszn o mavi Bronski gzl ve bukleli ban dndrd bana, hayli kendini beenmi bir edayla glmsedi ve Oskar'n en beendii paralar potpuri halinde bir araya toplayarak almaya koyuldu; "Cam, cam, camck" ile balad potpuri, oradan "Ders Program"na geti, sa ocuk da tpk benim gibi Raspulin'i Goethe'ye kars koz olarak kullanyordu; benimle Slockturn'a kyor, benimle yerlerde srnerek tribn allna giriyor, dalgakranda ylanbal yakalyor, yanma katlarak zavall annemin ayak ucuna doru

daralan tabutunun arka453 snda yryor ve hep bir yolunu bulup anneannem Koljaie-zck'i drt eteklii allna giriyordu ki, bu beni hepsinden ok a ilan bir ey oldu. Derken Oskar yaklat. Bir g onu sa ocuka doru ekmi, anszn Oskar hal zerinde yrmek, ini deme zerinde dikilmemek istemiti. Mihrap nndeki merdivenin bir basama onu alp bir sonraki basamaa iletti. Byle byle yukar ktm. Onun aaya indiini grseydi m, hani daha memnun okudum. Sesimin son kalntlarn kazyp bir araya toplayarak: "sa ocuk!" dedim. "Bak, biz seninle byle bir bahse tutumadk. Hemen geri ver bana trampetimi. Senin han var, o yeter sana." yle anszn kesmeyerek yava yava almasn bitirdi sa ocuk, denekleri ar bir dikkat gsterip trampetin teneke yzne apraz durumda brakt ve Oskar'n dncesizlik ederek daha nce kendisine sunduu trampeti itiraz etmeden ona geri verdi. Teekkr falan etmeden on iblis abukluuyla basamaklardan inip yan mihraptaki Katolik havadan kendimi dar almak isliyordum ki, anszn bir ses, buyurucu olmasna karn gnl okayarak omuzlarma dokundu: "Beni seviyor musun Oskar?" Arkama dnmeden cevap verdim: "Ne gezer!" Bunun zerine sa ocuk sesini c ulak bir ekilde ykseltmeyerek yineledi: "Beni seviyor musun Oskar?" Ters ters cevaplandrdm: "Ne yazk ki hi, ama hi sevdiim yok!" O zaman nc bir kez, iimde bir boluk duygusu uyandrarak beslendi sa ocuk: "Oskar, beni seviyor musun? Yzm evirip baktm: "Senden nelret ediyorum yavrucuum, senden ve senin btn o cvrcndekiierde!" Ne Uhalsa benim bu aalayc szlerim onda bir zaler cokusunun uyanmasna yardmc oldu. lkokul retmeni bir bayan gibi iaret parman havaya kaldrd ve bana bir grev ykledi: "Sen Oskar'sn, bir kayasn sen, bu kaya zerinde kilisemi kuracam. D peime!" Bu durumda ne kadar hrslandm tasavvur edersiniz sanrm. fkemden tepem atmt. Aldan ayak parmaklarnn birini kopardm sa ocuk'un, ama sa ocuk artk kmldamaz olmu454 lu. "Bir daha syle bakaym bunu!" dedi Oskar, tiz bir sesle. "Syle de, senin o boyalarn kazyaym zerinden!" Bundan byle bir ey sylemedi sa ocuk; her zamanki gibi yine o yal adam geldi, btn kiliselerde ayaklarn sryerek dolaan o yal adam. Sol yan mihrab selamlad geerken, beni hi larkclmemiii, ayaklarn sryerek yoluna devam elli ve lam Prag'l Adalbert'in yanma varmt ki, ben yalpalayarak merdivenden indim, haly geip ini demeye ktm ve arkama dnmeden satran desenli ini deme zerinden geerek Maria'nn yanna geldim; o anda Maria tpk benim rettiim gibi usulne uygun ekilde ha karyordu. Maria'y elinden tutarak kutsal su kurnasna gtrdm, kilisenin ana cemaat yerinde, deta kapnn hemen yannda bir kez daha ana mihraba doru dndrp ona ha karttrdm, ama kendim ha karmadm onunla beraber; Maria diz kmeye kalknca, onu ekip darnn gneli havasna daldm. Akam zeriydi. Setteki tren yolunda alan Ukraynal kadnlar gitmiti. Langluhr banliy istasyonunun az berisinde bir marandiz treni manevra yapyor, havada salkm saak tatarcklar uuuyordu, yukardan doru gelen an sesleri manevra yapan marandizin grltsne karyordu. Maria'nn yznde alam bir ilade vard, bana gelince haykrmak isliyordum; sa neyi-meydi benim; ah yle bir barsaydm; sa'nn handan bana neydi! Ama sesimin onun kilisesindeki pencerelere kar gsz kaldn da ok iyi biliyordum. Kilisesini ilerde de Petrus* ya da Pelri veya Dou Prusya diliyle Palrikeil adndaki adam zerinde kursundu. "Aman Oskar, kilisenin camlarna sakn dokunmaya-sn!" diye fsldyordu iimdeki eytan. "Bak senin sesinin de canna okur sonra." Dolaysyla, gzlerimi kaldrp sadece bir bakmakla yelindim, Yeni Gotik slbundaki bir pencerenin enini boyunu ltm, sonra kurlardm kendimi, onun peine dme* lk havarilerden olup Hazreli Isa (aralndan Aran dilinde kaya anlamna Kep-has (Yuansa : Pelros) ad verilen, sa'nn, kilisesini zerine kurmak isledii kaya olarak grd, sa'nn

lmnden sonra Hristiyanlarn nderliini ele alan ve asl ad Simon olan bir balk. (.N.) 455 dim. Maria'nn yan sra tslasyon Caddesi'ndcn alt geide doru yrmeye koyuldum. Yukardan sular damlayan al geidi geride brakp Kleinhammer Parkfna ktk, sonra saa sapp Maria Caddesi'ne vurduk, Kasap Wohlgcinuth'un nnden getik, soldaki Else Caddesi'ne saptk, Striessbach'dan geip Ncucr Markl'a geldik; burada pasif korunma iin yangn sndrmede kullanlmak zere bir havuz yapyorlard. Uzun srd Labcs Caddesi, ama sonunda eve vardk. Maria'dan ayrlp doksan basama karak tavan arasna geldi Oskar. amar kurulma yerine yatak araflar aslmt ve araflarn gerisinde pasif korunmada kullanlmak zere ylm kumlar grlyor, kumlarn, kovalarn gerisinde de benim kitabm ve Cephe Tiyatrosu'ndan kalma teneke trampet stokum bulunuyordu. Ve bir ayakkab kutusunda skartaya karlm, ama hl armut biimini koruyan birka ampul vard. Bu ampullerden ilk nne geleni ald Oskar, sesiyle tuz buz elli, sonra ikincisini alp camdan loz haline gelirdi, daha sonra da ncsn iki paraya bld, bycek parann zerine gzel gzel harflerle SA yazd sesiyle, sonra da hem cam, hem yazy parampara etli, ayn eyi bir kez daha yineleyecek oldu, ama ampul kalmamt. Pasil korunma kumlarnn zerine bitkin brakm kendimi: Oskar'n sesine henz bir ey olmamt, sras gelince sa'nn yerini alacak biri vard ortada. Ama benim ilk mritlerini Toz Alclar olacakt. 456 TOZ ALICILAR evreme mrit toplamak, nme yenilmez glkler karyordu; bir kez bu yzden sa'nn yerini almaya uygun biri deildi Oskar. Ne var ki, o zamanlar byle bir ile grevlendirildiim birtakm dolambal yollardan kulama geliyor, selefime inanmamama karn beni onun halefi yapyordu. Ama "Her kim ki phe eder, inanr; her kim ki inanmaz, en uzun sreli olur inanc" kuralna uygun olarak Herz-Jesu Kiliscsi'nde yalnz ahsna kar aa vurulan kk mucizeyi pheler allna bir trl gmmeye yanamyor, trampet gsterisini bir kez daha tekrarlamaya raz etmek istiyordum. Birok kez Oskar. yannda Maria bulunmakszn, sz konusu tula yap kiliseye gitti. Sandalyesine ivilenmi oturan ve beni bir trl yolumdan alkoyamayan Truczinski Ninc'nin elinden ikide bir kurtulup evden dar kyordum; sa'nn bana sunaca ne vard? Ne diye yar geceleri kilisenin sol kanadnda geiriyor, zangoun kapy zerime kapamasna ses karmyordum? Ne diye Oskar sol yan mihrabn nnde kulaklar cam gibi seri, her yeri kaskat olana kadar dikiliyordu? nk nedamet dolu teslimiyetime ve nedamet dolu klrlcrimc karn ne trampetimin, ne sa'nn sesini iitebiliyordum. Miserere.* Gece yarlar Herz-Jesu Kilisesi'nin ini dcmele-rindeki kadar mrmde hi daha yle dilerimin lakrdadn * (Lal. merhamet eyle): Katolik kiliselerimle tvbe, istifar ve delinle ilgili ilhinin balangc. (.N.) 457 duymadm. Hangi palyaonun Oskar'nkindcn daha mkemmel bir kaynana zrlts olabilirdi? Bu takrtlara bavurarak, bol keseden mermi yakan makineli tfeklerle dolu bir cephe kesimine yknyordum bazen. Bazen da daktilo kzlarnn ve daktilo makinelerinin tmyle bir sigorta acentasn alt ve st enem arasnda bulunduruyordum. Sesim saa sola uzanyor, sada solda yanklanyor, kendisine arkadalar topluyordu. Stunlar bir me nbetine tutuluyor, kilise kubbesinin tyleri diken diken oluyordu. Arada bir ksryordum; ksrm tek ayakla ini demenin satran deseni zerinden sekerek armht Yolu gerisin geri yryor, orta cemaat yerinden yukarlara trmanyor, koro yerine ykseliyor, altm kez ksryordu; cgannicle bulunmayp, daha ok ksrk egzersizi yapan bir Bach topluluuydu sanki; tam Oskar'n ksrnn org borularnn iine g bel srnerek girdiini ve pazar gnk koro mziinde kendisini aa vuracan ummaya balyordum ki, kilisenin giysi odasnda bir ksrk sesi duyuluyor, ok gemeden minberden geliyor ses ve sesler ksrerek yksek mihrabn gerisine, armha gerili o atletin arkasna kayyor, orada snp gidiyor,

ksrerek arabuk ruhunu teslim ediyordu. Baarld diye ksryordu ksrm; oysa baarlan bir ey yoktu; sa ocuk, kaskat ve ytnu-amaz, trampet deneklerimi ellerinde tutuyor, trampetimi pembe al zerinde tutuyor, ama konuturmuyor onu, benim yerini alacam dorulanyordu. sa'nn yerini almas konusunda kendisine verilen buyruu yazl olarak elinde bulundursa, hani pek memnun kalacakt Oskar. O zamanlardan bende u alkanlk, daha dorusu u kt alkanlk kald: Kiliseleri, hatla en nl katedralleri gezerken ini deme zerine ayam atmaya greyim, salk durumum ne kadar mkemmel olursa olsun ksrmeye balyor, srekli ks-ryor, ksrm kilisenin yap slbu, ykseklii ve geniliine gre Gotik, Romantik ya da Barok bir biimde alp yaylyor ve aradan yllar gemesine karn benim bir zaman Ulm ya da Speyer Katedrali'nde saldm bir ksr trampet zerinde bu458 gn yeniden seslendirmemi salyor. Austos aynn ortalarnda bir mezar kadar souk Katolik bir havann etkisine kendimi braktm o gnler, uzak lkelerde turistik kilise gezileri ancak dzenli rical hareketlerinde bulunan niformal kimseler iin sz konusuydu; yanlarnda tadklar gnlklere belki de u trl notlar dyordu bu kimseler: "Bugn Orviclo boaltld. Harikulade bir kilise cephesi; savatan sonra Monika ile buraya gelinecek ve yakndan grlecek." Evde beni tutacak hibir ey olmad iin, kilisenin kolaylkla bir mdavimi kesilmitim. Evde. Maria vard geri, ama Mari-a'nn da Matzeralh' vard. Bundan baka olum Kurt vard evde. Ama yumurcak giderek daha ekilmez oluyor, gzlerimin iine kum atyor; beni trmklyor, hem de bunu ylesine yapyordu ki, trnaklarnn ular kaba etimin iinde krlp kopuyordu. Ayrca olum bana bir ift yumruk gstermiti ve yumruklarn ylesine beyaz boum yerleri vard ki, sadece insann zerine inmeye hazr bu ikiz kardeleri grmek, burnumdan kan boanmasna yetmiti. Ne tuhafsa Malzeraih beceriksizce, ama can ve gnlden bana arka kyor, imdiye kadar umursamad bu insann kendisini tutup kucana almasn nedense Oskar ho karlyordu. Malzeraih kucana alyor, barna bastryordu onu; halta bir defasnda pm, gznden yalar gelerek Maria'ya, ama daha ok kendi kendisine yle demiti: "Hayr hayr! z evldna nasl kyar insan! stedii kadar dedikleri gibi olsun, islerse btn doktorlar yle sylesin. Onlar yazp izikiriyorlar, tamam. Kendi ocuklar yok anlalan." Masada olurmu, her akamki gibi yiyecek kuponlarn gazele ktlarna yaptran Maria, gzlerini kaldrd: "Sakin ol canm, Alfred! Hani yle konuuyorsun ki, sanki ben hi zlmyorum. Ama bugn byle oluyormu bu i. Ne yapacamz, ne edeceimizi ben de bilemez oldum vallahi." Bunun zerine, zavall annemin lmnden bu yana sesi kmayan piyanoyu iaret parmayla gsterdi Malzeraih: "Agues olsa, byle bir eyi ne 459 kendisi yapar, ne de yaplmasna izin verirdi." Maria piyanoya bir gz all, kalkk omuzlarn lekrar indirirken: "Tabi canm!" dedi. "Annesiydi ocuun, onun iyi olacan umdu hep. Ama gryorsun ile, ne iyileti, ne de bir ey; ler tarafta ayana dolayor insann; yaamas yaama deil; lse lmyor da." Acaba o gc Matzerath'a. hl piyano zerinde asl duran ve karanlk baklaryla karanlk bakl Hillcr'i szen Beethoven'in resmi mi vermiti? "Hayr hayr!" diye bard Matzerath. "Dnyada yapamam!" Yumruunu masann zerine, slak ve yapkan gazete ktlarna indirdi. Akl ve Ruh Hastalklar Kliniinden yolladklar mektubu getirmesini isledi Maria'dan, gelen mektubu okudu, dnp dnp okudu, sonra didik didik ederek paralar ekmek kuponlarnn, ya kuponlarnn, yiyecek kuponlarnn, gezi kuponlarnn, ar ii kuponlarnn, en ar ii kuponlarnn, hamile ve emzikli kadnlar iin zel kuponlarn arasna savurdu. Geri Matzerath sayesinde sz konusu doktorlarn eline dmedi Oskar, ama o gn bugn Maria'yla ne zaman kari-lasa alabildiine enfes bir da havas ve harikulade bir klinikle bu klinikle aydnlk, modern i ac bir ameliyat salonu canlandryor gzlerinde; bu salonun deri kaplama kapsnda beni rkek, ama gven veren bir glmsemeyle Maria karlyor, sonra beni alp birinci snl doktorlarn eline teslim ediyor ve bu doktorlar da Maria

gibi gven veren bir edayla glmsyor bana, ama beri yandan sterilize beyaz nlklerinin arkasnda insana gven veren ve etkisini hemen gsteren rngalar tutuyorlar. Diyeceim, btn dnya terkelnili beni; ben de birok kez bu dnyay terk edecek olmu, Salk Bakanl tarafndan kaleme alnan bir yazy imzalamaya kalktka Malzeralh'm parmaklarnn zerine den ve onlar hareketsiz brakan zavall annemin glgesi beni bundan alkoymutu. Ama Oskar nankrlk etmek istemiyor; bir trampeti vard henz. Sonra da sesi, cam konusundaki blu baarlarm bilen sizlere pek yeni bir ey sunamayacak, deiiklikten holananlar460 nzn cann skabilecek sesi vard; ne var ki, benim iin trampetten ok, Oskar'n sesi, var oluumun hep taze kalacak bir kanlyd; nk sesimle camlar tuz buz ettiim sre varn demektim; ustaca ynetilen soluum camn soluunu kestii sre, iimde henz hayal var demekti. Oskar sesini ok konuturuyordu o vakitler. Umutsuzluk iinde konuturup duruyordu. Ge saatler Herz-Jcsu Kilise-si'nde her ayrlmda krp dklm bir ey oluyordu sesimle. Evin yolunu tutmu dnerken uzun uzadya aramayp, doru drst karartlmam bir lavan arasn gzme kestiriyor ya da pasif korunma ynetmeliine uygun olarak iin iin yanp duran mavi boyal bir sokak fenerini kendime hedef alyordum. Kiliseden her dnmde eve gilmck iin bir baka yol seiyordum. Bir defasnda Anton Mllcr Caddesi'ni izleyip Maria Caddesine kyor Oskar, bir baka sefer Uphagen Yolu'ndan yukar trmanyor, ConradiunVun evresinden dolayor, okulun cam kapsnda angrtlara yol ayor, sonra Reichskolonic zerinden Max Hal-be McydanTna geliyordu. Austos sonlarna doru bir gn kiliseye ge kalp da kapy kapal bulunca, her zamankinden uzun bir dolambal yol izleyerek eve dnmeye karar verdim; iimdeki byk fkeyi bylelikle dar alacaktm. nme kan her fenerden birinin canna okuyarak, stasyon Caddesini tutup yrdm; sinemann arkasndan saa, Adolf Hitler Caddesine saptm, solumda kalan Piyade Klasfnn cephesindeki pencerelere ilimedim, ama hncm kardan, Olivia ynnden gelen nerdey-se bo bir tramvaydan aldm, bulank bir n dar szd karartlm btn sol pencerelerini camndan soydum tramvayn. Oskar, elde ettii baarya pek aldrmamt; tramvay gcrtl bir sesle fren yapp durdu, iindekiler indiler aa, sylenip ho-murdandlar, sonra yeniden bindiler tramvaya, bunun zerine Oskar deta yemek stne bir erez olarak, nefis yiyeceklerin pek bulunmad bir zamanda kendine nefis bir yiyecek aramaya koyuldu ve Langluhr banliysnn sonuna kadar geldi. Brendt-Marangoz Atlyesi'nin yannda, barakalardan oluan geni hava 461 alan klasnn hemen nnde Baltic ikolata Fabrikas'n ay nda serilmi yatar grnce, potinli ayaklan olduu yerde durdu, hemen. Ama tedenberi srp gelen baarl tarzda, kendimi vakit geirmeksizin ikolata fabrikasna tantacak fazla bir hn kalmamt iimde. Acele etmedim, ay tarafndan daha nce saylm camlan bir de ben saydm, sonu ayn kt. Eh, arlk gsteriye balayabilirdim; ama ilkin, Hochslriess'dcn balayarak, belki de stasyon Caddesi'nin kestane aalan altnda yrrken peime taklm olanlarn neyin nesi olduunu anlamak istedim. All, yedi kadar Hohcnlricdberg tramvay durann nnde ve iinde bulunuyor, br bei de Zappot osesi'ndeki ilk aalarn arkasnda dikiliyordu. Tam ikolata fabrikasnn hatrn sormay bir baka tarihe ertelemek, olanlardan yakam kurtarmak, yani gze grnmeden dolambal bir yol izleyip, Hava Alan'nn bitiiindeki iren yolu kprsnden, sonra da Laubenkolonie iinden geip Klcinham-mer Caddesi'ndcki Aktien Bira Fabrikasfna kmak isliyordum ki.Oskar kprden doru slk sesleri iitti, orada da olanlar vard demek, slk alarak anlayorlard aralarnda. Artk phe kalmamt, takip ediliyordum. Bu gibi durumlarda, yani takipilerin belli olup henz takibin balamasna kadar geecek ksa srede, uzun uzadya ve tadn kararak son kurtulu yollarn kendi kendine sayp dkyor

insan. rnein Oskar, anne ve baba diye avaz kt kadar bara-bilirdi; olmazsa trampetine bavurabilir, istedii kimseyi, diyelim ki polisi yanna ekip getirebilirdi. Benim cssemde bir kimsenin byklerin desteini grecei kukusuzdu, ne var ki -hani zaman zaman byle davrand olur Oskar'in- yoldan gelip geen byklerin yardmn, bir polisin devreye girmesini istemedim; bir merak ve kendime gven duygusuyla, iim iimi yiyerek ii oluruna braktm; en salaka bir ey yaparak ikolata fabrikasn eviren katranl itte bir gedik aradm kendime, ama bulamadm. Derken olanlarn tramvay durandan ve Jappot osesi'nin aa462 lan altndaki glgeliklerden ayrldklarn grdm. Oskar it boyunca ilerledi, ama kpr tarafndan da gelmeye balamlard, oysa ben itte hl bir gedik ele geiremiyordum. Olanlar da abuk gelmiyordu hani, salnarak ve tek tek yryorlard, dolaysyla Oskar itte gedik arama iini biraz daha srdrebilirdi, byle bir gedik bulmam iin gereken zaman bana ok grdkleri yoktu. Ne var ki sonunda eksik bir latann oluturduu bir gedik grp kna skna iinden geince, itin br banda mein ceketli drt olanla karlatm; elleri klot pantolonlarnn ceplerini iirmiti. Baktm ki durumu deitiremeyeceim, itteki gedikten geerken pantolonumun yrtlan yerini arayp buldum; sada, arkadayd bu yer. Karlayarak enini boyunu ltm, deliin byk olduunu anlaynca ierledim, ama oral dcilniim gibi yaparak bekledim; btn olanlar tramvay durandan, oseden ve kprden geldiler, delik kendi csselerine gre olmadndan ili trmanp benim tarafa getiler, ancak o zaman gzlerimi kaldrp baktm. Austosun son gnlerinden birinde oluyor bu, ay zaman zaman bir bulutu alp nne tutuyordu. Yirmiye yakn olan saydm. En ulaklar on drt, en bykleri on all, nerdeyse on yedi-sindeydi. 1944 yl scak ve kuru bir yaz yapmt. Bycek olanlardan drdnn havac yardmclarnn giydii niformalar vard zerlerinde. Anmsadma gre 1944 ylnda bol kiraz olmutu. Olanlar kk gruplar halinde Oskar'm evresini sardlar. Biraz yksek sesle birbirleriyle konuuyor, benim anlamak iin hi aba harcamadm bir argoya bavuruyorlard. Beri yandan acayip isimlerle aryorlard birbirlerini. Bu isimlerden birka hl aklmdadr. rnein, aa yukar on beinde, hafif peeli ceylan gzl bir olann ad Rilschase idi, bazen da Dresch-hase diyorlard kendisine. Onun yanndakinin ise Baba Hindiydi ad. lerinde en ulack tefecikleri olan, ama yaa en kkleri olmad su gtrmeyen, st duda ne doru frlam peltek konuanlarna Kohlcnklau adn takmlard. Bir havac yardm463 tsna Misler, bir dierine ise pek yerinde olarak orbalk Tavuk diyorlard. Ayrca, tarih isimler tayanlar da vard aralarnda. Bir olann Aslanyrckli Riar, yz st rengindeki bir dier olann ise Mavisakal idi ad; sonra benim hi de yabancs olmadm Tolila ve Tcja isimleri. Hatla yeleri kadar kstah bir davranla kendilerine Belisar ve Narscs adlan taklm iki olan bulunuyordu. sl bir rdek havuzu eklinde ukurlalrlm gerek bir kadife apkayla fazla uzun bir yamurluk giyini Srbeker adndaki birini daha bir dikkatle szdm; sadece on alt yanda olmasna karn etenin clebasyd. Oskar'a aldr etmez grnyor, galiba bu yoldan beni ezmek, sindirmek isliyorlard; dolaysyla biraz neelenip, bir ocuk romantizmi olduu kukusuz byle bir olaydan yakam kurtaramadm iin de kendime biraz kzarak, bacaklarmda bir yorgunluk, trampetimin zerine ktm; tpk ayn on drdy-m gibi bir gzle baktm trampetime, kafamdaki dncelerden bir bln Hcrz-Je.su Kilisesi'ne yollamaya altm. Kimbilir belki bugn trampet alard Isa, belki azn da ap bir ey sylerdi. Bense, Baltic ikolata Fabrikas'nm avlusunda oturuyor, bir hrsz jandarma oyunuyla oyalanyordum. Oysa sa beni bekliyordu belki. Bakarsn ksa bir sre trampetini konuturacak, sonra azn yeniden ap kendi yerini almamn anlamn bana aklayacakt. Belki gitmediim iin imdi d krklna uram, kukusuz azametle kalarn almt. Bu olanlar hakknda ne dnyordu acaba? Kendisinin bir ei olan, kendisine halel ve vekil setii Oskar, bu olan srs karsnda nasl davranmalyd? sa'nn: "Yavrular brakn, bana gelsinler!" sz, Putte, Drcschhasc, Mavisakal, Kohlenklau ve Srbeker lkaplarn tayan bu yeni yelmeler

iin de kullanlabilir miydi? Derken Srbeker, yan banda sa kolu Kohlenklau olduu halde, yaklat Oskar'a. 'Kalk ayaa!" dedi. Oskar'm gzleri hl ayn zerinde dinleniyordu, dnceleri hl Herz-Jesu Kilisesi'nin sol yan mihrabnn nndeydi; yerimden kmldamadm. Strbeker bir iaret akt bunun zerine, 464 Kohlenklau da ayayla vurduu gibi, kmn allndan trampeti uzaklatrd. Dorulup kalktm, daha fazla hrpalanmaktan korumak zere trampeti alp mintanmn allna yerletirdim. "ana yakn olan u Srbeker", diye geirdi iinden Oskar. "Gzleri biraz fazla ukurda, fazla yakn birbirine ama, az ksm zarif ve oynak." "Nereden geliyorsun bakaym?" Soruturma balyordu demek. Byle karlanm houma gitmemiti, gzlerimi yeniden ay yuvarlana diktim, Ay' -nasl olsa hereyi sineye ekerdi ay- trampet olarak canlandrdm hayalimde, sonra da benim ba bo byklk hezeyanna gliim-sed i m. "Bak srtyor seninki, Srbeker." Kohlenklau beni szd, efine "tozunu almak" diye niteledii bir ilemde bulunulmasn nerdi. Arka planda dikilen tekiler, illi Aslanyrekli, Mister, Drcschhasc ve Pulle de toz almaktan yana olduklarn akladlar. Hl aklm Ayda, "tozunu almak" szn heceledim. Ne de gnl okayc bir sz. Ama ierdii anlam, ho bir ey deildi sanrm. ete yeleri arasnda bagsleren homurtular: "Burada ne zaman toz alnacana ben karar veririm!" diyerek susturdu Strbeker, sonra bana dnd: "Seni sk sk stasyon Caddesinde gryoruz. Ne yapyorsun orada bakaym? Ncrdcn geliyorsun imdi, ha?" st ste iki soru birden. Duruma hkim olmak istiyorsa, Oskar'm en azndan birini cevaplandrmaya karar vermesi gerekiyordu. Yzm aydan ekip aldm, mavi ve keskin bakl gzlerimi Strbekcr'c evirerek serinkanl: "Kiliseden", dedim. Yamurluu iinden bir eyler mrldand, Strbeker. Bu mrldanma benim verdiim cevab blnlyordu. Kohlenklau, kiliseden szyle Herz-Jesu Kilisesi'ni kastettiimi sezmiti. "smin ne bakaym?" 465 Bu soruyu bekliyordum. Karlaan iki kiinin birbirlerine sormadan duramadklar bir soruydu bu; konumalarda haln saylr yer tutan bir soru. Uzun ya da ksa bir sr tiyatro oyunlarn, ayrca operalar, rnein Lohengrin operasn besleyip yaatan, bu sorunun yantyd. ki bulutun arasndan Ay yeniden ortaya kp n yollasn, bu k gzlerimin mavisinde kak orba iebileceim bir sre yansyp Strbeker zerinde etkisini gstersin diye bekledim ve sonra dedim ki, ismim sa dedim, nk bu ismin yapaca etkiyi kskanyordum, nk Oskar desem mutlaka glecek, bu ismin iini greceklerdi, ismim dedim: sa. Bu itirafyla ortal uzun bir sessizlie bodu Oskar; derken Kohlenklau ksrr gibi yaparak: "Seninkinin tozunu almadan olmayacak, cl." diye sylendi. Tozunu almak tarafls olan yalnz Kohlenklau deildi, Strbcker de parmaklarn aklatarak sz konusu ileme izin verdiini belirtti. Bunun zerine beni yakalad Kohlenklau, parmaklarnn boum yerlerini sa kolumun pazusuna bastrd; sonra bu boumlar kuru, abuk, scak ve szlatc, oynatmaya balad. Birden, bu kez dur anlamnda parmaklarn aklatt Strbeker. Demek tozunu almak denen ey buydu. "E, imdi syle bakaym, ismin ne?" Kadife apkal ef sklma benziyordu, sa eliyle bir boks harekeli yapt; yamurluunun fazla uzun kolu geriye kayp ay nda kol saati grnd ve fslt halindeki szleri sol yanbaimclan geip gitli: "Dnmen iin bir dakika zaman! Ondan sonra Strbeker'den kes umudu!" Nihayet Oskar bir dakika daha cezalandrlma korkusu olmadan Ay' seyredebilir, Ay'n kraterlerinde kap snaca bir ke arayabilir ve sa'nn yerini almak konusundaki

kararndan ca-yabilirdi. Kes umudunu sz houma gitmediinden, ayrca olanlarn saat zamamyla beni snrlamalarna ne olursa olsun msaade etmek islemediimden, yaklak oluz be saniye sonra: "sa!" dedi Oskar. Bunu etkileyici bir olay izledi, ama olay benim tarafmdan 466 sahneye konmad hani. Ben sa'nn halefi olduumu akladktan hemen sonra, Slrbekcr'in parmaklarn aklatmasna ve Koh-Icnklau'n yeniden tozumu almasna frsat kalmadan alarm ddkleri almaya balad. Oskar: "sa!" dedi ve ayn sz tekrarlamak zere yeniden bir soluk ald, Havaalanfnn sirenleri de pe pee alarak beni do-ruladlar; Hochslricss Piyade Klasnn sireni, Langfuhr ormannn az berisindeki Horst Wessel Yksek Okulunun alsna yerletirilmi siren, Slcrnfeld Byk Sat Maazas'nn sireni ve pek uzaktan, Hindenburg Aalkl Yolfndan doru Yksek Teknik Okulu'nun sireni. Banliydeki bn sirenler uzun soluklu ve etkili sesleriyle ba melekler gibi, tarafmdan sunulan mesaj alp gecede kabarp ve alalmalara yol aarak, dleri pr pr yaplrlp yer yer kopartarak, uyuyanlarn kulaklarndan ierlere girinceye ve etki allna alnamayan aya, karartmadan zgr bir gk cisminin mthi nemini balaymcaya kadar bir sre geti aradan. Oskar, alarm tamamen kendinden yana grrken sirenler Slrbcke'i kzdrmt. elc mensuplarndan bir ksmna alarm dorudan doruya hilap etmi, onlar gren1 bana arm, dolaysyla selin adamlarndan drt havac yardmcsn il zerinden allayarak bataryalarna, tramvay cleposuyla havaalan arasndaki sekiz virgl sekiz mevzilerine yollanmak zorunda brakmt. Aralarnda Be I i sar da olmak zere selin adamlarndan nn Conradinum'da pasif korunma nbetleri vard, bu yzden hemen yolu tutmalar gerekiyordu. Geride yaklak on be olan kalmt; bunlar eli altnda bulundurarak, gkle bir ey grlmediinden tekrar sorgulama iine koyuldu Strbeker: "Hl, yanl anlamad ksa sa'sn demek. - Peki brakalm imdi bunu. Baka bir soru: u fenerlerin ve pencere camlarnn iini nasl beeeriyorsun bakaym? nkr edeyim deme, hereyi biliyoruz." Hani her eyi bilmeye bilemezlerdi. Sesimle u ya da bu baary elde ederken beni gzetlcmilerdi en ok. Bugn az ve z bir deyile mein ceketliler diye tanmlanabilecek o yar yelmelere biraz hogryle davranrsam iyi olur, dedi Oskar kendi kendine. 467 Onlarn hedefin zerine yle dolaysz ve acemice atllarn balamaya altm, yumuak bir tarafszlk iinde ktm karlarna. Birka haftadr btn kentle sz edilen nl toz alclar bunlard demek. Polisin ve Hiller Genlii Devriye Kollarndan birounun peine dt bir genler etesi. Sonradan anlaldna gre, Conraclinum'da, Petri Yksek Okulu ile Horst Wes-sel Yksek Okulunda okuyan rencilerdi bunlar. Ama Naufahr-wasser semtinde bir ete daha vard ki, elebalarn liseliler oluturmasna karn, yelerinden rahat le ikisi Schichau Doku'yla Vagon Fabrikasfnda alan raklard. ki ete seyrek durumlarda ortak alyor ve bunu da Bischofsbcrg Genler Yurdu'ndaki akam kurslarndan dnen Hiller Genlii Gen Kzlar Birlii yneticilerini ele geirmek zere, Schichau Soka'ndan balayarak Steffen Parkn ve Hindenburg Aalkl Yolu'nu taramak istedikleri zaman gerekletiriyorlard. eteler arasnda ngar kmamasna zen gsteriliyordu, her eteye ilikin alma blgesinin snrlar inceden inceye belirlenmiti. Strbekcr, Neulahrwas-ser'li elenin reisine bir rakip deil de, bir dost gzyle bakyordu. Toz Alclar her eye kar sava amlard, Hiller Genlii mensuplarnn brolarna basknlar dzenliyor, sevgilileriyle parklarda sevien cepheden dnm izinli askerlerin nian ve rtbelerine musallat oluyor, hava kuvvetinde alan arkadalarnn yardmyla uaksavar bataryalarndan silh, cephane ve benzin aryor ve la bandan beri ktisat Mdrl Binasfna byk bir saldrnn planlarn hazrlamaya alyorlard. Toz Alclarn rgt ve planlar zerinde hibir ey bilmeyen, ayrca o zamanlar kendisini pek ksz ve acnacak durumda gren Oskar, bu yar yeni yelmeler arasnda bir gven duygusuna kaplr gibi oldu. len ie bu olanlarla birlik grmeye baladm kendimi, arada pek fazla bir ya fark bulunduu engelini -ben yirmisini dolduracaktm yaknda- umursamadm hi ve

kendi kendime klm: Ne diye olanlara hnerinin bir rneini gs-termiyorsun? Olanlar hep merak eder, bilmek islerler. Sen de on beinde, on altsnda olduun zaman unutma. Onlarn nne bir 468 rnek kar, onlara bir gsteride bulun. Sana hayran kalacak, belki de bundan byle sana ba eecekler. Senin o bir sr grg ve deneyimlerle bilenmi etkileme gcn aa vur haydi. imdiden sana yklenmi greve uy, evrene mritler topla ve sa'nn yerini almaya bak! Benim dnceli halimin birtakm nedenlere dayandn Strbekcr sanrm sezmiti; bana zaman brakt, ben de bundan dolay kran duydum kendisine. Austos aynn sonlar. Mehtapl bir gece, hava hafif bulutlu. Alarm ddkleri. Sahilde iki , ldak. Herhalde bir keif uadr. Paris'in boaltld gnler. Karmda Baltic ikolata Fabrikas'nn ok pencereli binas. Orta cephede savaan ordu, geriye doru uzun bir koudan sonra We-ichsel Irna'nda mola vermiti. Tabi Baltic ikolata Fabrikas perakende satlar iin mal karmyor artk, sadece hava kuvvetleri iin ikolata retiyordu. Dolaysyla, General Patton'un askerlerinin, zerlerindeki Amerikan niformalarna Eyfcl Kulesi allnda geit resmi yaptrdklar dncesine de Oskar'm kendini altrmas gerekiyordu. Bu ise benim iin zc bir eydi; Oskar trampet deneklerinden birini havaya kaldrd. Roswitha ile Pa-ris'de geirdiimiz bunca saatler! Slrbcker elimin hareketini far-kelmi, gzleriyle trampet deneini izlemi ve sonra baklarn ikolata fabrikasna kaydrmt. Pasifik'de pek parlak bir gndz nda kk adacklardan biri Japonlardan temizlenmeye u-ralrkcn, burada ikolata fabrikasnn bn pencereleri ay iinde yzyordu. Birden Oskar kendisini iitmek isleyenlere yle seslendi: "sa simdi camlar tuz buz edecek!" Daha ilk camn hesabn grmeye kalmadan, bamn stnde, ykseklerde bir sinek vzlts dikkatimi ekti. Bundan sonraki iki cam ay ndan soyup alrken yle dndm: Can ekien bir sinek, onun iin byle tiz perdeden vzldyor. Sonra sesimle labrikann st katndaki pencerelere kara boluklar yerletirdim. Narvik Klas'nn yaknndaki bataryada yuvalanm olabilecek ldaklarn yansmalarn fabrikann orta ve alt kat pencerelerinin biroundan uzaklatrmadan nce, birden 469 ok ldan sarlk hastalna yakalandna inandm deta. lkin sahil bataryalar atee balad, sonra da ben orta katn hesabn grdm. Hemen ardndan Allscholtland, Pclonken ve Schhellmhl bataryalarna ate izni kt. Ben de zemin kattaki pencerenin canna okudum. Derken havaalanndan gece avc uaklar havaland, fabrikann zerini syrarak getiler. Daha ben zemin katn iini bitirmeye kalmadan bataryalar atei kesti ve Olivia zerinde ldan ayn zamanda ele geirdii drt motorlu bir uzun menzilli bombardman uann drlmesini avc uaklarna brakt. Balangla Oskar kendi gsterileriyle uaksavar bataryalarnn etkili abalan ayn zamana raslarsa, olanlarn dikkatini blebilir, hatla dikkallcrini fabrikadan ekip gecenin sulas altndaki gkyzne yneltebilir diye korkmutu. Bu yzden, iimi bitirdikten sonra, btn ete mensuplarnn hl ikolata fabrikasndaki camlardan soyulmu pencerelere bakp durduunu grnce, hayretim pek byk oldu. Hatla bombardman uann hesab grlp, uak yana yana, seyredenler iin gzel bir manzara oluturarak Jcschkental Ormanna inmekten ok dp, yakndaki Hoh n fried be rg Yolu'ndan doru bravo diye barmalar ve alk sesleri gelince, aralarnda Pulle de olmak zere ele mensuplarndan ancak bir ya da ikisi camsz fabrikann manzarasndan kendilerini kurtarabilmiti. Ama benim iin asl nemlisi, ne Slrbckcr, ne de Kohlcnklau'n uan drlmesini umursa ma mayd. Derken yine eskisi gibi sadece ay ve yldzlar kalmt gkle. Avc uaklar alana inmiti. ok uzaktan kulama itfaiye arabalarnn sesi gelir gibi oldu. Slrbeker bana dnd, o hep kmseyici bir edayla kvrk duran az iliti gzme, eliyle yine o boks hareketini yapl ve fazla uzun yamurluk allnda grnen kol saatini kolundan karp bir ey demeden bana uzatt; glkle soluyor, bir eyler sylemek istiyordu, ama uaklarn gittiini haber vermekle megul sirenlerin susmasn bekledi, sonra adamlarnn alklar arasnda yle dedi: "Pekl

sa! stersen 470 aramza katlabilir, bizimle alabilirsin. Toz alclar derler bize, tozunu almak deyiminin ne demek olduunu biliyorsan anlarsn!" Oskar kol saatini eliyle leraziledi, rakamlar parlayan ve gece yarsn yirmi dakika geceyi gsteren pek ustaca yaplm nesneyi Kohlenklau'a armaan etli. Soran baklarla efine bakt Kohlenklau. Strbckcr peki, al der gibi ban sallad. Oskar'a gelince, eve dn iin trampetine bir eki dzen verdi: "sa nden gidecek. Arkadan gelin hepiniz!" 471 SA'NIN DOUU OYUNU Mucizev silahlarn ve kesin zaferin ok konuulduu zamanlard. Ama biz loz alclar ne berikinin, ne de tekinin szn ediyor, yine de o mucizev silahlara sahip bulunuyorduk. Oskar, oluz krk yeli etenin elcbalm zerine aldnda, ilkin Slrbeker tarafndan Nculahrwasser'li etenin elebasna takdim ettirdim kendimi. Ncufahrvvasser Klavuz Kaptanlk Dai-resi'nde bir mdrn olu olan on yedi yandaki topal Moor-kalc, sa baca sol bacandan iki santim ksa olduu iin re karlm, ne hava kuvveti yardmclna ne de er olarak askere alnmt. Moorkahne topalln kendinden emin bir edayla ve ak seik sergilemesine karn ekingen bir ocuktu ve konuurken yava kyordu sesi. Dudaklarnda biraz kurnazca bir glmsemeyi hi eksik etmeyen bu delikanl, ConradinunVun son snfnn en iyi rencisiydi ve ilerde Rus ordusunun bir itiraz bulunmazsa, olgunluk snavn rnek bir baaryla vermemesi iin hibir neden yoktu; Moorkahnc'nin niyeti felsefe renimi yapma ku. Slrbeker bana kar nasl kaytsz artsz bir sayg duyuyorsa, Topal Moorkahne de beni toz alclarn efi sa olarak gryordu. Oskar hemen daha ie balarken, Slrbeker ile Moorkahne'den deponun ve kasann yerini aklamalarn isledi, nk iki etede basknlardan kaldrdklar ganimetleri ayn mahzende saklyordu. Langfuhr semtinde Jcschkenlal Yolundaki sessiz ve kibar bir villada bulunuyordu mahzen; rutubetsiz ve geni bir yerdi. 472 Soyadlar "von Pullkamcr" olan Pulle'nin anne ve babas, hafif meyilli bir imenliin yoldan ayrd drt bir yan sarmaklarla sarlm bir maliknede oturuyordu; daha dorusu Bay von Pull-kainer gzelim Fransa'da bir alaya kumanda ediyor, valye Ha Nian'na sahip olup Pomeranya-Polonya-Prusya karm bir aileden geliyordu; Bayan von Puttkamer ise hastalkl bir kadnd ve daha aylar ncesi szde ifaya kavumak umuduyla Yukar Bavyera'ya gitmiti. Villann hkimi, loz alclarn Putlc'diyc ardklar Wolfgang von Pultkamer'di imdi; nk mahzene amar ykanan mutfaktan getiimiz iin, yukardaki odalarda eleen sar ve yal hizmetiyle asla karlamyorduk. Depoda yn yn konserve kutusu, sigara falan gibi tttrecek eyler ve parat yapmaya yarayan lop lop ipekli kumalar vard. Raflarn birinde askeri hizmetlerde kullanlan iki dzine kadar saat aslyd ve Slrbcker'in direktifi uyarnca Puttc bunlar srekli iler durumda tutuyor, bilinin brnden geri kalmamasna ya da ileri gitmemesine alyordu. Pulte'ye ayrca iki makineliyi, bir tfei ve bir sr tabancay temiz tutma grevi verilmiti. Ayrca bir bazuka, makineli tfek cephanesi ve yirmi be el bombas gsterdiler bana. Btn bunlar ve ayrca bir dizi benzin bidonu iktisat Mdrl'n ele geirmek zere yaplacak saldr iin ayrlmt. Bu durumda sa olarak verdiim Oskar'm ilk emri u oldu: "Silhlar ve benzin bidonlar! baheye gmlecek, ateli silahlarn tetik yay karlp bana teslim edilecek. Bizim silahlarmz bakadr.'' Sadan soldan kaldrlm nianlar ve madalyalarla dolu bir sigara kutusunu bana gstermesi zerine, glmseyerek olanlarn bunlar alkoymalarna izin verdim. Ama parat baklarn aslnda ellerinden almalydm, nk sonradan kullandlar bu baklan; hani gzclcecik ele avuca gelen ve insan kendilerini kullanmaya buyur eden eylerdi. Derken, kasay kardlar nme. Oskar kasadaki paray arkadakilere saydrd ilkin, bir de kendisi sayd ve kasa mevcudunu iki bin drt yz yirmi mark olarak kayda geirtti. 1944 yl eyll 473

balarndayd. Ve 1945 austos'unun ortalarmda General Konjew ile Schukow, Wcichscl hattn zorlayarak delip geince, mahzende saklanan kasamz aresiz feda ellik. Putlc'nin iliraf zerine, Eyalet Bamahkemcsi'nin krssnde tomarlar ve ynlar halinde otuz alt bin mark topland. Mizacna uygun olarak, Oskar, elenin faaliyetleri srasnda kendini arka planda tutmutu. Btn gndz okluk tek bama, olmazsa yanma Slrbeker'i alarak sada solda dolayor ve elenin geceki almas iin zahmete deer bir hedef aratryordum; byle bir hedef ele geirdim mi, organizasyon iini Strbeker veya Moorkahne'ye brakyor ve kendim Truczinski Ninc'nin yanndan ayrlmakszn ite imdi bala sylediim o mucizev silahn ne olduunu aa vuruyorum- her zamankinden uzun menzilli sesimi gecenin ge bir saatinde yattm odann penceresinden dar yolluyordu m; bylelikle birok parti binasnn zemin pencerelerini, yiyecek kuponlarnn hazrland bir basmc-vinin avluya bakan penceresini tuzla buz eltim. Bir defasnda olanlarn kendisinden almay diledikleri bir lise retmeninin evinin mutlak penceresini istek zerine, ama islemeye istemeye krp dktm. Hkin ayna kmtk. V 1 ve V 2'lcr ngiltere'ye uuyor, bana gelince sesimi, Langfuhr zerinden arp Hindenburg Yolundaki aa dizisini izletiyor, Danzig Merkez lslasyonu'nu, Allstadt' ve Rechtsladt' geirerek Kasaplar Soka'na ve mzeye ulatryor, olanlarn buradan ieri girmesini salayarak kendilerine Niobe'yi, yani kalyon heykelini arattryordum. Ama Niobe'yi bulamadlar bir trl. Yanbamda Truczinski Nine, yerinden kmldamakszn ban sallayarak sandalyesinde oturuyordu; birbirimize benzeyen baz ortak yanlarmz vard; nk Oskar uzak menzilli ezgisini arrken o da uzak menzilli dnyor, gkyzn gzleriyle tarayarak olu Herberl'i, cephenin orta kesimini tarayarak olu Frilz'i aryordu. Ayrca 1944 banda evlenip Ren blgesine taman byk kzn da, uzaktaki Dsseldorf kentinde aramas gerekiyordu. efgarson 474 Kslerin evi Dsseldorf'dayd nk, ama kendisi Kurland'a alyordu. Ancak iki haftalk izni srasnda Bay Ksler kars Gus-tc'yle birlikte yaayabilmi, Guste de onu tanyabilmek iin ancak bu kadarck bir sre ele geirebilmili. Sessiz, huzur dolu akamlard. Truczinski Nine'nin ayaklar dibinde oturuyor Oskar, trampetini belli bir hava gzetmeksizin birazck konuturuyor, sonra ini sobann zerinden pimi bir elmay alarak bu buru buru kocakar ve ocuk yiycceiyle karanlk yalak odasna girip kayboluyor, karartma kdn yukar ekip pencereyi azck aralayarak dardaki ayazn ve gecenin ieri akn etmesine biraz izin veriyor ve bu arada o iyi nianlanm uzak menzilli sesini darlara yolluyordu; ama o kml kml yldzlardan hibirini sesine hedef alnyor, samanyoluna da hi u-ramyor, doru Winterfcld Meydan'n, ama buradaki radyoevini deil de onun karsndaki Hitler Genlii Ynetim Brolarnn yan yana sraland binay gzne kestiriyordu. Ak havada bir dakikay bulmuyordu iimi grmem. Bu srada sobada pimi elma, pencerenin nnde durmaktan biraz souyordu. Elmay azmda geveleyerek Truczinski Ninc'ylc iram-petimin yanma dnyor ve ok gemeden yataa yalyordum. Oskar uyurken, toz alclarna sa adna parti kasalarn, yiyecek kuponlarn ve bunlardan daha nemlisi resm mhrleri, doldurulmak zere bekleyen basl belgeleri ya da Hitler Genlii Devriye Kolu yelerinin isimleri yazl bir listeyi yrteceklerinden emin bulunuyordu. Strbeker'le Moorkahnc nin tahrif edilmi kimlik belgelerini kullanarak akla gelmedik densizliklerde bulunmalarna gz yumuyordum. etenin ba dman Hitler Genlii devriyeleriydi bir kez, dolaysyla canlan istedikleri gibi rakiplerini avlasn, tozlarn alsnlard ve Kohlenklau'un deyimiyle -uygulaycs da yine oydu bunun- rakiplerinin klarn biraz parlatmalarna da ses karmazdm dorusu. Sadece bir giri olan ve benim asl planlarm hi ele vermeyen bu trl etkinliklerden zaten uzak kalyordum; bu yzden, 475 ] 44 eyll'de, biri o blgeye korku salm Helmut Neilberg olmak zere yksek rtbeli iki devriye kolu kumandann kskvrak balayp, Molau'da, Kuh Kprs'nn yukar kesiminde

suda boanlarn toz alclar olup olmadn syleyemeyeceim. Ama sonradan ileri srdklerine gre, toz alclar etesiyle Ren kysnda, Kln'de faaliyet gsteren Polonya partizanlarnn bizim eylemlerimizi etkileyip hatla ynettikleri savn, hem Os-kar, hem sa olarak, yani ifte bir kimlikle etenin banda bulunan benim geri evirmem ve masal diye nitelemem gerekiyor. Ayrca, Pulle'nin babasnn Mareal Rommel'c pek yaknlk duyup sonradan intihar etmesi yznden, mahkemede yirmi temmuz suikaslileriyle ilikimiz bulunduu da ileri srlmt. Babasn sava srasnda belki drl be kez ylece ve her dclasn-da baka bir rtbeyle gren Putlc, aslnda bizi hi ilgilendirmeyecek intihar olayn ancak mahkemede renmi, utanp sklmadan ylesine iler acs bir al tutturmutu ki, yan banda duran Kohlenklau'n, yarglarn nnde Pulte'nin tozunu almas gerekmiti. (elemiz faaliyet gsterirken yetikinlerin bizimle iliki kurmas ancak bir kez olmutu. Dok iileri -benim tahmin elliim gibi komnist eilimliydi hepsi bizim eteye mensup Schichau Doku'nda alan raklar etkileri allnda tutmaya ve bylece bizi bir Yeralt Kzl rgl yapmaya almlard. Hani sz konusu raklar da bu ie isteksiz grnmemi, ancak aramzdaki lise rencileri politik nitelikle herhangi bir amac benimsemeye yanamamlard. pheci biri olan ve loz alclar etesinin leoris-yenliini yapan havac yardmcs Misler, bir toplantda ylece dile getirmiti grn: "Bizim bir partiyle alp vereceimiz yok asla, bizim savamz kendi anne ve babalarmza ve btn dier byklere kardr; ama bu bykler u ya da bu grteymi, oras bizi ilgilendirmez." Mister, dncesini hayli sivri szlerle aa vurmasna karn aramzdaki btn lise rencileri ona hak verdiler, bylelikle loz alclar etesi ikiye blnd. Schichau Doku'nda alan raklar 476 -hani beni ok zen bir eydi bu, nk olanlar elinden i gelir kimselerdi kendi balarna bir ele kurdular; ama, Slrbckc'in ve Moorkahne'nin itirazna karn, bir yandan da toz alclar etesinde almaya devam elliler. Mahkemede -nk onlarn kurduu etenin de bizimkisiylc beraber hesab grlnt-Dok blgesindeki denizalt ana gemisini kundaklamakla sulandlar. Gemide eilim gren yz akn dcnizaltc ve deniz eri bu yangnda leci ekilde hayaln kaybetmiti. Yangn gverteden km, gverte allnda uyuyan mrettebatn koularndan ayrlmalarna imkn brakmam, henz on sekizine basmam deniz erleri fincan gibi alm gzlerle kendilerini limann sularna alarak canlarn kurtarmak istemise de, geriden doru bir anda etrafa saldran yangn tarafndan olduklar yere ivilenip kalmlar, avazlar kt kadar barp durduklar iin, geminin motorlu sandallarndan ale edilerek hepsinin ldrlmesi gerekmiti. Gemiyi biz kundaklananlk. Belki Schichau Doku'nda alan raklar yapmt bu ii, ama belki de Weslerland - g-t'nden kimseler, yangn karmt. etenin manevi reisi olan bende bykbabam Koljaiczck'dcn gelme bir kundaklk eilimi bulunabilecek olmasna karn, loz alclarn kundaklkla ilikisi yoklu. Kicl'deki Deutsche Werke AG Dokundan Schichau Dokuna nakledilen ve elenin ikiye blnmesinden az nce gel i p bizi ziyaret eden o montr iyi anmsyorum. Fuchswall'daki bir ykleme ve boaltma iisinin iki olu lirich ile Horsl Pictzger, adam Ip bize, Puttkamc ailesine ait villann mahzenine getirmilerdi. Adam dikkatle depomuzu gzden geirmi, ie yarar silahlarn eksikliine dikkatimizi ekmi, nazlanarak ama yine de vc szler sylemi ve ete reisinin kim olduunu sorup da Slrbcker hemen, Moorkahnc ise duraksayarak beni gsterince ylesine uzun ve kendini beenmi bir kahkaha alml ki, Oskar taralndan tozu alnmak zere loz alclarn eline teslim edilmesine ramak kalmt. Baparmayla omuzlar zerinden beni gsteren adam: "Bu 477 mu, bu cce mi?" diye sormutu Moorkahne'ye. Biraz arm glmseyen Moorkahne'nin azn amasna vakit kalmadan, Slrbekcr, korkutucu bir serinkanllkla cevabn yaplirml:"Bizim sa o!" Ad Waller olan montr bu szc iitmeye katlanamadn-dan, bizim kendi yerimizde bize

kmak kstahlnda bulunmutu: "Sylescnizc kuzum, politik bir amacnz var m sizin, yoksa kiliselerde yin yardncssmz da, Noel'de sa'nn douu oyununu sergilemek iin prova m yapyorsunuz?" Bunun zerine Strbcker mahzenin kapsn aarak Kohlcnk-lau'a bir iaret akm, ceketinden bir parat ban ipak syrvcrmi ve montrden ok ete mensuplarna: "Biz kiliselerde yin yardmcsyz ve sa'nn douu oyununu sergilemek iin prova yapyoruz" demiti. Ama cann actacak bir ey yaplmam monlre, sadece gzleri balanarak villadan dar karlmt. ok gemeden de yalnz kalmtk; nk Schichau Doku'nda alan raklar bizden ayrlm, monlrn nderlii allnda rgtlenmilerdi ki, denizalt ana gemisini de atee veren onlard. Slrbekcr, benim de uygun bulduum gerekli cevab vermiti monlre. Bizim politikayla ilgimiz yoktu ve Hitler Genlii devriyeleri, gzleri korkutulduktan, brolarndan arlk pek kamaz, ksalar da merkez istasyonunda yoldan km ya kk kzlarn kimlik belgelerini kontrol etmekten baka i yapamaz duruma getirildikten soma, alma alanmz kiliselerin ierisine kaydrm ve radikal sol kanada mensup monlrn deyimiyle sa'nn douu oyununu sergilemek iin provalara balamtk. lkin elimizden kaptrdmz, pek becerikli olanlar olan Schichau Doku'ndaki raklarn yerine yeni elemanlar bulmamz gerekiyordu. Ekim sonunda Slrbekcr Herz-Jesu Kilisesi'nde yin yardmcl yapan Felix vc Paul Rennwand adndaki iki kiiyi, ani iirerek eteye ald. Slrbcker, kzkardeleri Luzie araclyla bu iki kardee kancay takmt. Henz on yedisinde bile olmayan kz, benim itirazma karn ani ime treninde hazr bu478 lundu. Rennwand kardeler, ete mensuplarnn o bir tahtas noksan akllaryla simge gzyle baktklar trampetimin zerine sol ellerini koymu ve toz alclarnn parolasn tekrarlamlard; hani yle sama ve hokuspokuslu bir parolayd ki, u anda belleimden kp gitmi bulunuyor. Ani ime treninde Luzic'dcn gzn ayrmamt Oskar. Luzie omuzlarn kaldrmt; sol elinde hafilc titreyen bir sucuklu ekmek tutuyor, alt dudan oynatarak sucuklu ekmei aznda geveliyordu; gen biiminde donuk bir tilki yz vard, ale gibi yakan kavurucu gzlerini Strbekcr'in srlna dikmiti; toz alclarn gelecei konusunda kayg vc endieler belirdi iimde. Mahzendeki odalarmz bir baka biimde dzenlemekle ie baladk. Gerekli dekor paralarnn salanmasnda yin yardmclaryla birlikle urayor, almalar Truczinski Ninc'nin evinden ynetiyordum. Sanki Kalharinen Kilisesi'ndcn, sonradan anlaldna gre on aknc yzyldan kalma orta boy gerek bir Yusuf heykcliyle birka amdan, yinlerde kullanlan birka kapla bir sa Bedeni Sanca* kaldrdk. Trinitat Kilisesi ne geceleyin yaptmz bir ziyaret bize sanat bakmndan ilgin denemeyecek tahta borazanl bir melekle duvar ss olarak kullanabileceimiz rengrenk ve motifli bir hal kazandrd. Eski bir orijinalin kopyas olan hal, tek boynuz adnda efsanev bir hayvan vc hayvann sahibi olan nazenin bir bayan canlandryordu. Geri Slrbekcr, biraz hakl olarak, kzn hal iine dokunmu glmsemesinde, Luzic'nin tilki yzndeki glmseme gibi zalim bir oyunbazln n planda dikkate arptn aklad ama, yine de ben. benden sonra gelen bu ete elebas inallah sz konusu havvan gibi kadnn sultas altna girmeye kalkmaz, dedim kendi kendime. Hal daha nce "Kara El" ve "Kurukafa" gibi akla gelmedik sama resimlerle donatlan kilerin n duvarna getirilip aslarak tek boynuzlu hayvan * Hamsin Yortusundan sonra gelen 2. perembe gn sokaklardan alaylar halinde geilerek arap ve ekmein sa'nn kan ve Ix'denine dot (.N.) lnmesinin kullan. 479 molili nihayet btn toplantlarmzn havasna egemen olmaya balaynca, kendi kendime

sordum: Zaten buraya girip kan, senin arkandan kikirdeyip duran bir Luzie varken, ne diye Oskar, ne diye sanki halyla dokunmu bu ikinci Luzic'yi barndrrsn mahzende? Bir Luzic ki, sana bal ete yelerini tek boynuzlu hayvanlar durumuna sokacak; bir Luzic ki, halya dokunmu yayor ve seni gzne kestirmi bulunuyor; nk yalnz senin gerekten clsancv bir taraln var Oskar, nk boynuzlar an lde burulmu seyrek raslanr bir hayvandan kalr yerin yok senin. Advent* zamannn en sonunda kagelmesi ne iyi olmutu. evredeki kiliselerden kaldrdnz, saf bir inanla tahtadan oyulup sa'nn douunu tasvir eden orijinal byklkte heykellerle sz konusu halnn nn ok gemeden ylesine kapadm ki, haldaki efsanev motif arlk pek ne kmaz ve bizi bu efsanevi canlandrmaya ayartmaz oldu. Ocak ortalarnda Aden-lcr'dcki saldrsna geti General Runsledt; beri yandan biz de o byk giriimimiz iin gerekli hazrlklar bitirmi bulunuyorduk. Tamamen Katolik bir hava iinde yaayp, Matzcrath' zntlere sokan Maria'nn elinden tutarak, pe pee birok pazar saat on yinlerine gitmi, btn ete mensuplarna da sz konusu kiliseye gitmelerini buyurmutum; dolaysyla yeteri kadar renmitik kilisenin iini. Oskar'm herhangi bir cam, sesiyle tuz buz etmesine meydan kalmadan, yin yardmclar Felix ile Paul Renmvand'n desteiyle, 18 ocak' 19 ocak'a balayan gece Herz-Jcsu Kiliscsi'nc daldk. Kar yayor, ama yerde kalmyordu. , el arabasn kutsal eya hcresinin arkasna getirip dayandk. Kilisenin ana kapsnn anahtar Rennwand kardelerin kndeydi. Oskar nden yrd, teker teker alp kutsal su kurnasna gtrd olanlar ana cemaat yerinde Yksek Mihrap'a doru dndrp diz klrd. * Noel ncesinde, Noel'e hazrlk saylan dn hafta. (.N.) 4S0 Sonra Hcrz-Jesu heykelinin** zerine bir rt ektirdim, alrken sa'nn mavi baklarnn bizi fazla engellemesini istemiyordum. Dreschhase ile Misler gerekli ara ve gereci sol yan cemaat yerine, yan mihrabn nne tadlar. sa'nn douunu anlatan heykeller ve yeil am dallaryla dolu ahr, ilkin alnp ana cemaat yerine getirilecekti. Bol sayda oban, melek, koyun, eek ve inek vard elimizde; mahzenimiz figranla doluydu, eksik olan ba kiilerdi yalnz; Bclisar, mihrap ilevi gren masadaki iekleri yrll. Talila ile Tcja da haly yuvarlayp bir rulo yaptlar. Kohlcnklau ise ara ve gereci sarglarndan kard. Oskar bir ibadet rahlesinin gerisinde diz km, heykelin sklmesi iine gzkulak oluyordu. lkin o ikolata rengindeki kll posluyla vaflizci olan leslc-rclenip alnd yerinden. yi ki yanmzda bir demir testere getirmitik. Al iinden kan parmak kalnlndaki demir ubuklarla vaftizci olan, bulul tasvirine balanmt. Testereyi Kohlenk-lau kullanyor, bir lise rencisi gibi acemice alyordu. te yine Schichau Dokunda alan raklarn eksikliini duymutuk. Derken Strbcker geti Kohlenklau'm yerine. biraz daha dzgn yrmeye balad; yarm saatlik grltl bir uramadan sonra vaflizci olan yere serebilmi, onu bir yn battaniyeye sarp, gece yars kilisede kol gezen sessizlikle bir sre babaa kalmlk. K btnyle Bakire Meryem'in sol bacana oturduu iin sa ocuk'un testereyle kesilmesi daha ok zaman ald. Dreschhase ile Rennwand kardelerin by ve Aslan Yrekli Riar, bu i iin rahat krk dakika harcadlar. Ama u Moorkahnc de nerede kalmt? Adamlarn alp doru Neufahrwasscr'den buraya gelecek, kilisede bizimle buluacakt; kiliseye giriimiz, bylelikle pek gze arpmasn istemitik. Strbeker'in keyfi yerinde deildi, sinirli bir hali var gibi geldi bana, birok kez Rennwand kardelere Moorkahnc'nin gelip gelmediini sordu. Nihayet, he* Hazreti sa'y kalbi ak durumda gsteren heykel. (.N.) 481 pimizin bekledii gibi Luzie ismi oradakilerden birinin azndan kar kmaz, bir ey sormaz oldu arlk, demir testereyi Aslan Yrekli Riar'n beceriksiz ellerinden kapl ve bir sre cann diine takarak uratktan sonra sa'nn hesabn grd. Heykel yere yatrlrken bandaki nur halesi krld. Bunun zerine Slrbeker benden zr

diledi. O anda bana da bulaan sinirliliin ancak g bel nne geebildim ve aldan altn yaldzl tabak biimindeki nur halesinin paralarn toplatp, iki kasketin ierisine koydurdum. Kohlcnklau, sanrm bunlar bir yaptrcyla birletirilir birbirine, dedi. Testereyle kesilen sa ocuk, minderlerle beslenerek iki yn battaniyeye sarld. Planmz Bakire Meryem'i nce kaba elinin yukarsndan testereyle kesmek, daha sonra da testereyi ayak labanlaryla bulut arasna dayayp, ikinci bir kesme iine girimekti. Bulutu kilisede brakacak ve sadece Meryem'in iki parasn, arkadan pek la-bi sa'y ve imkn bulursak vaftizci olan Pullkamcr'lerin villasndaki mahzenimize tayacaktk. Al paralarnn arln fazla yksek tahmin etmitik. Bln heykeller ileri bo olarak dklmt, ama kenarlar kukusuz iki parmak kalnlnda vard, bize glk karan yalnzca demir iskeletti. Olanlar, zellikle Kohlcnklau ve Aslan Yrekli Riar almaktan bitkin dm, bir molay hakelmii; nk tekiler lelere kullanamyordu. cle yeleri saa sola dalm, sralarda olmuyor ve yor, ama Slrbeker ayakla dikiliyordu. Gecenin hkm srd bo kutsal yapnn arl allnda olanlar ezilir gibiydi. Ayrca Moorkhne'nin grnmeyii havay gerginletirmiti. Rennwand kardeler Strbeker'dcn korkar gibiydi, kenarda durmu fsldayorlard; birden susmalarn, grlt yapmamalarn buyurdu Slrbeker. Usulca, sanrm gs geirerek, ibadet rahlesinin nnden kalktm ayaa, doru Bakire Meryem'den artakalan parann zerine yrdm. Meryem'in valzci Yahya'y hedef olan bak, mihrabn al tozuyla dolu basamaklarna evrilmiti. Daha nce sa'y gsteren iaret parma imdi boluu ya da daha ok ka482 ranlk yan cemaat yerini gsteriyordu. Basamak basamak ktm mihrab, sonra bam evirdim, Slrbckcr'in aada kalan gzlerini aradm, Slrbekcr'in gzleri baka yerdeydi, nihayet Kohlcnklau drtt, davetime uymas iin uyard kendisini, bunun zerine Strbekcr bana bakt; onun bu kadar gvensiz baklarla baktn hi grmemitim; niyetimi anlamamt, ama sonunda anlad ya da anlar gibi oldu, ar ar, fazlasyla ar admlar alarak bana yaklat, ama mihrabn basamaklarn bir rpda kt ve beni Bakire Meryem'in sol bacandaki, sa ocuk'n knn aa yukar olduu gibi kalb km beyaz, biraz keli, testerenin iyi kullanlmadn ele veren kesilin yzeyine olumu. Sonra abucak indi basamaklardan, bir admda ini demeyi buldu; yine hemen dncelere dalmak zereydi ki, ban evirdi; birbirine yakn gzlerini, akp snen kontrol lmbalar gibi kst ve beni sa'nn daha nceki yerinde ylesine doal ve tap-nlmaya lyk dununda oturuyor grnce, sralardaki br ele mensuplar gibi halinde isler istemez etkilenmi bir ifade belirdi. Dolaysyla fazla bir zaman gemeden hemen planm kavrad Strbeker, hatta benim planla glgede brakacak bir baka plan karsma kt. Heykelin sklmesinde Narses ile Mavisakal'n kulland iki beylik cep lenerini dosdoru benim ve Bakire Meryem'in zerine evirtti; i n gzlerimi kamatrdn grnce, krmz k dmesine baslmasn buyurdu, bir iarel akarak Rennwand kardeleri yanna ard, onlarla bir eyler fsl-dai; ama Slrbcker'in islediini yapmaya yanamad, Rennwand kardeler. Bunun zerine kendisine bir iarel lalan verilmeden, Kohlcnklau iki kardee yaklat, toz almak iin hazrlanm elinin kemik boumlan grlyordu. Bunun zerine iki karde boyun ediler, Kohlcnklau ve havac yardmcs Misler taralndan gz allnda tutularak, Kutsal Eya Hcresi'ne girip kayboldular. Oskar tela kaplmadan bekledi, trampetine eki dzen verdi, uzun boylu Misler rahip kyafetiyle, Rennwand kardeler ise yin yardmclar gibi giyinmi olarak dnp gelince hi amad. Yar rahip aday kyafctindcki Kohlenklau bir yin iin gerekecek 483 ,U, ne varsa alp gelmiti; getirdii teberileri bulul tasviri zerine brakarak uzaklat. Rennwand kardelerden by elinde buhurdanl, k ise ngraklar tutuyordu. zerindeki pek bol rahip giysisine karn Misler'in Rahip Wiehnke Efendi'den pek kalr yeri yoklu; balangla bir ilkokul rencisi gibi davrand; ama sonra elindeki metne ve kulsal yinin akna kaptrd

kendini; hepimize, zellikle bana sama denemeyecek ve alays olmayan gerek bir yin sundu; ilerde, mahkeme nnde Kara yin de olsa hep yin olarak ad geecek bir yindi bu. olan basamak duasyla ie balad: Sralarda oturan, ini deme zerinde ayakta dikilen ele mensuplar diz kp ha kardlar; derken Misler, bir dereceye kadar gfteye hkim yin yardmclar tarafndan da desteklenerek yin ilhisini okumaya koyuldu. Daha lntrotus'ta deneklerim trampet zerinde ihtiyatla kmldamaya balamt. Kyrie'ye daha bir gl konuturarak elik ettim trampetimle, Gloria in excelsis Deo'da trampetimi konuturarak Tanrya vgler dendim, Oralion diye bardm, gndz yinlerde okunan havariyum mektubundan bir para yerine uzunca bir trampet solosu getim. Allclujavers'i iyi kvrmtm. Credo'da ete mensubu olanlarn nasl bana inandklarna tank oldum. Offcrlorium'da trampetimi biraz geri plana aldm, Misler'in cemaate ekmek sunmasna, araba su katmasna, arap kadeliyle beni llslemesine imkn verdim, Misler'in elini ykayn seyrettim. Fenerlerin krmz nda Oralc lralr.es diye trampetimi konuturarak, yinin Deiim Blm'ne geilmesini saladm: Bu, benim vcudum. Kutsal yin dzenine uyarak, Oremus gibi teganni etli Misler. Sralardaki olanlar iki eit Rab-ban Dua'yla karma ktlar, ama Mister Proteslanlarla Katolikleri kamuoyunda birletirmeyi baard. Daha onlar bu Rabbani Dua'nn hazzn tatmaya devam ederken, confilcor'a balamalarn bildirdim trampetimle. Bakire Meryem parmayla trampcli Oskar' gsteriyordu. sa'nn yerini almtm. Yadan kl eker gibi yryordu yin. Mister'in sesi tap kabaryor ve sonra kendi iine ekiliyordu; ne de gzel takdis etti cemaati: Gnahlarn ba484 I lan ve yarglama. Son olarak aile, missa esi -gidebilirsiniz artk, salverildiniz,- szlerini kilisenin i meknna havale edince, gerekten hrev bir salverilme oldu bu; dnyev bir tutuklama, dinsel inanc pekimi ve Oskar ile sa adna glenmi bir toz alclar etesini karsnda bulabilirdi ancak. Daha yin srasnda otomobil sesleri iilnilim. Strbeker de ban seslen yana evirmiti. Dolaysyla ana kapdan, ayn zamanda Kulsal Eya Hcresiyle sa yan kapdan doru grltler gelip, izme keleri ini demenin zerinde takrdamaya balaynca, armayan Slrbeker ile yalnz ben oldum. Slrbcker, Bakire Meryem'in bacandan kaldrp almak istedi beni. El edip uzaklatrdm. Oskar' anlamt Strbeker, peki der gibi ban sallad, ete mensuplarn diz km durumlarn korumaya, diz km durumda polisi beklemeye zorlad, olanlar da bylece ayaa kalkmadlar: Geri titriyorlard ve ilerinden iki dizinin zerine kenler vard, ama hepsi de sessiz sedasz beklediler. Derken polisler sol yan cemaat yerinden, ana cemaat yerinden, Kutsal Eya Hcresi'nclcn bize doru yaklap sol cemaat yerini kuatt. Krmz yanmayan bir sr fenerin i . Strbeker ayaa kalkarak ha kard, cep fenerlerinin karsna dikildi, kadile apkasn hl diz ken Kohlenklau'a verdi, ama yamurluunu soyunmad srlndan; ikin ve kabark duran cep fenersiz bir glgenin, yani Rahib Wichnkc Efendi'nin zerine yrd; glgenin arkasndan ince bir karalty, evrisini yumruklayan birini ekip a ald ve bana bir bere geirmi kzn gen biimindeki bzlm yzne vurmaya balad; ama sonunda bir polisin att yumruk Slrbeker'i kilise sralarnn arasna savurdu. Ben Meryem Ana'nn kucandaydm. "Hey, Jeshke!" diye polislerden birinin arkadana seslendiini iittim aadan. "Baksana, bizim efin olu bu!" Bylece Oskar, Polis Mdr'nn olunu becerikli bir ete mensubu olarak emrinde altrm olmann hazzn tatl, polislere kar koymayarak alamaya balad. Yeni yetmelerin balan 485 kard yandaki bir ocuk roln oynad ve polislerin himayesine snd. Derken Rahip Wichnke Elendi kokma ald beni. Yalnzca polislerin barmalar duyuluyordu ortalkla. Rahip Wiehnke Efendi beni, ini demeye brakt, zerine bir fenalk gelmiti, en yakn sraya gidip kt. Bizim ara ve

gerelerin yan banda dikiliyordum ben, manivelalar ve ekilerin gerisinde Dreschhase nin ie balamadan hazrlad sucuklu ekmek dilim-criyle dolu azk sepetini kefettim. Sepeti kaparak ince mantonun iinde yp duran sska Lu-zie'yc yrdm, sucuklu ekmek dilimlerini buyur ellim kendisine; Euzic beni havaya kaldrd, beni sa kolunda tutup ekmek dilimleri bulunan sepeti sol koluna ast, bir dilim de parmaklarnn arasna ald, sucuklu ekmek dilimi dilerinin arasn boylad; bu arada Luzic'nin alegibi yanan o yenik dm ve dolgun yzn seyrettim: ki siyah dar aralkla tedirgin gzler, ekilenmi gibi bir cilt, ineme eyleminde bir gen, bir bebek. Kara A Kadn, zarlarn soymadan sucuklar gvdeye indiren, lkmrken daha da incelen, a. I aan, daha ok genleen, daha ok bebelcen bir yz bu manzara damgasn vurmutu zerime. Kim imdi alnmdaki, alnmn gerisindeki geni ekip alr benden? Daha ne kadar zaman iimde bir eyler geveleyip duracak bu yz? Sucuu, sucuk zerindeki zarlar ve insanlar ineyecek aznda ve bir gen nasl glmserse, tek boynuzlu hayvanlar terbiye, edip kendilerine altran hal desenlerindeki kzlar nasl glmserse, ylece glmseyecek? Slrbeker'i iki polis memuru alp gtrrken, kana bulanm yzn Oskar'a evirdi Lzie, kendisini tanmyormuum gibi yaparak gzlerimi kardm ve be alt polisin arasnda, sucuklu ekmek dilimini tkman Luzie'ni kolunda, eski etemin mensuplarnn ard sra alnp gtrldm. Ne kalmt geriye? Hl krmz yanan iki beylik cep fenerimizle acele zerlerden syrlp atlan yin yardmcs ve rahip giysileri arasnda Rahip Wiehnke Efendi. arap kadehi ve kutsanm 4X6 ekmek kutusu, mihrabn basamaklar zerinde duruyordu. Tcs-lerelenmi Vallizci Yahya ile leslerclcnmi Isa, Pullkamerlcre ail villamzn mahzeninde tek boynuzlu hayvan motifiylc ssl halnn bozduu dengeyi salayacak Bakire Meryem'in yannda kald. Oskar' alp bir mahkeme nne kardlar ve bugn sa'nn ikinci yarglan diye nitelediim, gerek benim, gerekse sa'nn aklanmasyla sonulanan bir yarglanma oldu bu. 487 I KARINCA YOLU Gk mavisi iniler denmi bir yzme havuzu canlandrn hayalinizde ltfen. inde gnelen yanm, sportmen vcutlu insanlar yzyor; kenarnda, kabinler nnde gene esmer vcutlarla erkekler ve kadnlar oturuyor. Bir hoparlrden bir mzik de dklebilir hani, yle alak sesli bir mzik. Semiz bir can sknts, hafif ve zgr; mayolar geren erotik bir hava. Havuzun zeminine denmi iniler kaygandr, ama kayan olmaz yine. Grnrde lazla yasak levhalar yoktur; ama zaten gereksizdir lev lalar, nk yzmeye gelenler yalnzca iki saat iin buraya gelir ve yasak olan eyleri havuz dnda yaparlar. metre ykseklikteki allama tablasndan arada bir allar biri; ama havuzda yzenlerin, yere uzanm resimli dergi okuyan yzme havuzu mterilerinin dikkatini zerine ekemez. Anszn lafil bir esinti. Hayr, bir esinti deil, gen bir adamdr bu; acele etmeden ve gzn hedefinden ayrmadan, basamaklar birer birer trmanp atlama kulesine kar. Avrupa ve deniz an lkelerle ilgili rportajlarn doldurduu dergiler hemen ekilir yzlerden, gzler gen adamla trmanp kar merdiveni, yerde yalan vcutlar daha ok uzanr; elini alnna siper ederek bakar gen bir kadn; biri elc bir ey dnm, ne dndn unutmutur; bir sz sylenmeden kalmtr, bir sevgi syleisi yeni balamken kesilip sona ermitir, nk o anda gen adam dzgn yapl ve gl vcuduyla atlama tahtasnn zerinde dikilmektedir. Derken srar, hafif bombeli elik borulardan oluan korkulua yaslanr, deta bir 4X8 can skntsyla aalara bakar, kalalarnn zarif bir hareketiyle korkuluktan koparr vcudunu, ileriye doru uzanan ve her admda yaylanan atlama tahtasnn zerinde cesaretle yrr, aalara bakar, gzlerini ufaltp alacak lde kk gk mavisi bir havuz yapar, havuzdaki kz ve kadn yzclerin balklar krnz, sar, yeil, beyaz, krmz, sar, yeil, beyaz, krmz, sar habire birbiri iine geip durur. te orada da tandklar

oturmaktadr: Doris'le IZrika Scluilcr; sonra Jutta Danicla; yannda kendisine hi uygun dmeyen bir erkek arkada vardr. Tandklar el ederler, Julla el eder. Dengesini yitirmemeye alarak o da tandklarna el edip karlk verir. Tandklar ona seslenir. Ne isliyorlar acaba? Haydi! Haydi! diye seslenirler. Haydi, ne duruyorsun, atlasana! diye seslenir Jutta. Ama o allamak iin kmamn. Sadece yle bir aaya bakmak, yukardan aalarn nasl grndn anlamak ilemitir; sonra korkulua tutunarak basamak basamak merdivenlerden inmeyi dnmtr. Oysa imdi herkesin iitebilecei bir sesle barrlar aadan; yksek sesle: Atlasana, haydi alla, ne duruyorsun, atlasana haydi! diye barrlar. Bir atlama tahtasnda insan gkyzne ne kadar yakn bulunursa bulunsun, sizin tie itiraf edeceiniz gibi Allahn bels bir durumdur bu. Yzme mevsiminde deil ama, 1945 ocanda Toz Alclar etcsi'ylc benim durumum ite bundan pek deiik deildi. Hatla daha yukarlara trmanmay gze almlk biz, allama tahtasnn zerinde skk duruyorduk; aada, iinde su bulunmayan havuzun evresini al nal biiminde yarglar, yarg yardmclar, tanklar ve mbairler almt. Derken yaylanan ve korkuluu bulunmayan atlama tahtasna Slrbeker yrd. "Alla!" diye seslendi yarglar korosu aadan. Ama Slrbeker atlamad. Bunun zerine tank sralarndan uzun boylu bir kz doruldu; Berchtesgaden modas bir ceketle gri renkle pilili bir eleklik giymiti. Beyaz, ama silik ve belirsiz denemeyecek yzn bu4X9 gn bile gen biiminde olduunu ileri srebilirim bu yzn akp snen ve hedef oluturan bir iaret gibi havaya kaldrd. Ve Luzie Rennvvand barmad, fsldad sadece: "Alla Strbeker, alla haydi!" O zaman atlad Slrbekcr, Luzic de yine tanklara ayrlm tabla sraya olurdu, aaya doru ekitirdii rme Bercllesga-dc ceketiinin koluyla, yumruk yaplm ellerini rtt. Daha sonra Moorkhne topallayarak atlama tahtasna geldi. Yarglar allamaya buyur etliler Moorkahnc'yi. Ama Moorkhne allamak islemedi, ne yapacan arm halde trnaklarna bakp glmsedi. Luzie rme ceketini yine serbest brakarak yumruklarn yn ceketinin kollarndan karp ekik gzl ve kara ereveli gen yzn kendisine kaldrana kadar bekledi: Sonra hedefin cazibesine lgnca kendini kaptrp genin zerine atlad, ama ulaamad gene. Daha kulenin merdivenini karken bel benizleri atan Koh-lenklau ile Pulte, allama tahtasnda birbirlerine girdiler. Puttc'nin tozu alnd, hatla Kohlcnklau atlarken Pile'yi de beraberinde srkledi. Uzun ve ipek gibi kirpikleri olan Dreschhase atlamadan nce dipsiz bir hznle perdelenmi gzlerini yumdu. Havac yardmclar, allamadan nilormalarn soyunmak zorunda brakldlar. Ayrca Rennvvand kardelerin de yin yardmclar olarak cenneti boylamalarna izin verilmedi; nk savala ele geirilebilen incecik ynden rlm cckcliylc tank sandalyesinde oturan ve atlama tahtasndan allama sporunu tevik eden kzkardciklcri Luzie buna katlanamazd asla. Tarihte yazlann tersine olarak ilkin Belisar ile Narses, sonra da Tolila ile Teja atladlar. Arkadan Mavisakal atlad, Aslan Yrekli Riar izledi kendisini, sonra da toz alclar etesinin ayak takmndan Nase, Busc-hman, Olhafcn, Pfciler, Klnesenf, Jatagan ve Fussbinder alladlar. 490 Stuchel de, a baklar insann akln kartran, aslnda ite ylesine ve kazara ete mensuplar arasnda bulunan bu lise rencisi de allaynca, atlama tahtasnda kala kala bir tek sa kald ve yarglar korosu tarafndan Oskar Malzeralh adyla atlamaya buyur edildi, ama bu arya uymad sa. Ve tanklar srasndan zalim Luzic omuzlan arasndaki o ince Mozart sa

lopuzuyla dorulup kalkarak rme ceketli kolunu uzatp bzlm azn oynatmadan: 'Alla, Isa'cm, alla haydi!" diye fsldaynca, on metre ykseklikteki bir atlama tahtasnn ayartc zelliini kavradm hemen, anszn kl renkli kedi enikleri diz kapaklarmda kprdanmaya, ayak tabanlarmn allnda kirpiler iftlemeye, kolluk altlarmda krlang yavrular uumaya balad; ayaklarmn altnda sadece Avrupa'nn deil, btn dnyann bulunduunu grdm. Luzon Adasnn zerinde Amerikallarla Japonlar ate dans yapyor, ekik gzllerle yuvarlak gzller niformalarndaki dmelerin kimini bu dansta kaybediyordu. Ama Slockholm'da bir terzi vard, zarif bir akamlk giysisine dmeler dikiyordu. Yine bu srada Burma fillerini Mountbalten* her aptaki mermilerle doyuruyor, Lima'daki bir dul kadn papaanna "caramba" szcn sylet meye alyor, Pasilik'in ortasnda Gotik kaledraller gibi kulelerle bezenmi kocaman iki uak gemisi yzerek birbiri zerine seirtiyor, karlkl olarak uaklarn havalandrp birbirlerini denizin dibine yolluyorlard. Ama uaklar bundan byle inecek bir alan bulamyor, aresizlik iinde ve melekler gibi lamamen simgesel olarak bolukla szlyor, homurdana lomurdana yaktlarn tketiyorlard. Ama tam o srada iini paydos eden Harapanda'ki bir tramvay biletisini hi rahatsz etmiyordu bu durum. Bilcli, bir tavaya yumurta kryor, iki kendisi iin iki de nianls iin ve glmsyor, her eyi hazrlayarak nianlsn bekliyordu. Konjevv ve Schukovv ordularnn yeniden harekele geecei de tabi nceden kesiirilemcyecek * 1943 - J946 yllar arasnda Burma'y Japonlardan gci alan ngiliz komutan. (.N.) 491 bir ey deildi. rlanda'da yamur yaarken, ordular Weichsel cephesini yarp ilerliyor, Varova'y pek ge, Knisberg'i pek erken olarak ele geiriyor, buna ramen Panama'daki be ocuklu ve tek kocal bir kadn tarafndan ocan zerine konan stn tamasn nleycmiyorlard. Bylece ba ksm henz a ada olaylarn ipinde ilmikler allyor, hatta imdiden ipin geri taraflar rlerek tarih oluyordu. Beri yandan baparma aa doru evirmek, aln krtrmak, bacazn nne sarktmak, el skmak, ocuk dnyaya getirmek, kalpazanlkla bulunmak, elektrii sndrmek, dileri fralamak, bir kimseyi kurunlamak, bir bebein alln temizlemek gibi eylemlerin ayn lde becerikli deilse bile dnyann drt bir bucanda yaplmakla olduu dikkatimi ekmi ve bedelinden amayan bu bir sr eylem aklm kartrmt. Dolaysyla dikkatim, benim erefime atlama lahla-s allnda dzenlenen mahkemeye yneldi yeniden. "Alla lsa'c-m, alla haydi!" diye fsldad, erken olgunlam tank kz Lu-zie Rennwand. eytann kucanda oturuyor, bu da onun bakireliini daha belirgin bir duruma sokuyordu. Lzie'yc bir sucuklu ekmek dilimi uzatarak, ona haz salyordu Oskar. Luzie uzanan sucuklu ekmek dilimini alyor, buna ramen bakireliinden bir ey yitirmiyordu. "Alla. sa'cm, alla haydi!" diye fsldyordu ekmei ineyerek ve bana hi rselenmemi gen yzn buyur ediyordu. Ama allamadm ben ve bundan byle de allama tahtalarndan allamaya asla niyetim yok. Hani Oskar'm son yarglan da olmad bu. Beni birok kez, son olarak bu yaknlarda kandrp atlama tahtasndan allatmak istediler. Toz Alclarn yarglanmasndaki gibi yzkl parmak davasnda da en iyisi buna sa'nn nc yarglan diyorum ben- gk mavisi iniler denmi susuz yzme havuzunun kenarnda yeteri kadar seyirci vard. Tank sralarnda oturuyor, benim yarglanmam sayesinde ve benim yarglanmamdan sonra yaamlarn srdrmek istiyorlard. Ama ben dndm geri, kolluk ahlarmda uumaya balayan krlang yavrularn bodum, tabanlarmn altnda izdivalarn 492 kutlayan kirpileri zerlerine basarak ezdim, dizkapaklarnn arkasndaki ukurda yuvarlanm kl renkli kedi eniklerini a brakarak ldrdm hepsini ve atlamann yksek duygularn kmseyerek kaskat dnp korkulua yrdm, oradan merdivene gelip basamaklardan inmeye baladm ve atlama kulesinin yalnz zerine klmak iin deil, ayn zamanda atlamadan gerisin geri inilmek zere yapldn her basaman dorulamasn saladm. Aada Maria ile Malzeralh beni bekliyordu. Rahip Wiehnke Efendi kendiliinden gelip beni takdis elti. Bayan Grclchcn Schcffler, bana klk bir pallocukla pasla getirmiti. Kurt

bymt ve artk ne baba, ne de vey baba gzyle bakmak isliyordu bana. Anneannem Koljeiczck kardei Vinzent'i kolundan tutmu dikiliyordu karmda. Vizent dnyann nemene ey olduunu biliyor, abuk sabuk konumasn srdryordu. Mahkemeden ktmzda sivil bir memur Malzeralh'a doru gelerek bir yaz uzail ve: "Gereklen bir dnseniz, Bay Malzeralh!" dedi. "ocuu sokaktan koparmak gerekiyor. Siz de gryorsunuz, byle bir biare yavrucak ahlksz kimselerce nasl k-lye kullanlyor." Maria alyordu, yarglanma srasnda Rahip Wiehnke Elen-di'in yanna ald irampcli lump boynuma asl. Merkez lsias-yonu'nun bitiiindeki tramvay durana yrdk. Yolun sonuna doru beni kucana ald Matzeralh. Malzcrailn omuzlarnn zerinden bam evirip gerilere bakarak, kalabalk arasnda gen bir yz aradm; bu yzn sahibi de allama tahtas zerine kacak m, Slrbcker ile Moorkhnc'nin peinden yzme havuzuna atlayacak m, yoksa o da benim gibi bir merdivenin oluturduu ikinci bir imknn varln sezmi miydi, anlamak isledim. Bugne kadar da yollardan ve meydanlardan geerken gzlerimi evrede gezdirip ne yakkl, ne de irkin denebilecek, yleyken boyuna erkeklerin kanls olan yeni yelme sska bir kz aramak alkanlndan kendimi kurtaramadm. Hatla klinikteki yalamda bile, Bruno tanmadm bir ziyaretinin geldiini ha493 ber vermeye grsn, irkiliyorn. Kapldm dehetin nedeni de u: le imdi Luzie Rennwand geliyor, diyorum kendi kendime, ocuklarn umacs ve Kara A Kadn kimliinde geliyor, seni son bir kez allama tahtasndan allamaya buyur edecek diyorum. Mektubu imzalayp Salk Bakanl'na yollasn m, yollamasn m, on gn dnp tand Matzeralh. On birinci gn mektubu imzalayp da yollad zaman, kent dman topusunun atei allna girmi bulunuyordu. Ve posta idaresinin byle durumda mektubu yerine ulatraca pheliydi. Mareal Rokossowski ordusunun zrhl nc birlikleri El-bing'e kadar sokulmutu. Weiss kumandasndaki ikinci ordu Danzig evresindeki tepelere mevzileniyordu. Mahzenlerde yaama gnleri gelip almt. Hepimizin de bildii gibi, dkknn altndayd bizim mahzen ve holden, tuvalet karsndaki bir giriten on sekiz basamakl bir merdivenle iniliyordu. Hcilandt Baba ve Bayan Kaler'lerin mahzenlerinin arkasnda, Schlagcr'lerin mahzeninin nndeydi. Ama Bayan Kalcr, sonra Saati Laubschad, Eyke'lcr, Schlager'ler, yanlarna birka boha ve kn alarak kentten kamlard. Bunlarn ve Bayan Grclchen Scleffler ile Bay Alexander Schclflcr'in son dakikada, eskiden tenezzh vapuru olarak kullanlan bir gemiye kendilerini attklar ve geminin Sicilin ya da Lbcek'e doru yol ald ya da bir mayna arpp havaya utuu sylentileri dolamaya balamt. Kesin olan bir ey varsa, evler ve mahzenlerin yardan ou boaltlmt. kinci bir giri yerinin bulunmas gibi bir stnle sahipti bizim mahzen ve bu giri yeri de gene hepimizin bildii gibi, dkknda, tezghn gerisindeki kapakl. Dolaysyla, Malze-ralh'n mahzene ne indirip, mahzenden ne kardn kimse grmezdi. Zaten Matzeralh'n sava yllarnda mahzene yp depo elmesini baard yiyecekleri hani kimse afiyetle yiyin demezdi bize. Rutubetsiz ve scak mahzen, baklagiller, undan mamul yiyecekler, eker, sun bal, buday unu ve margarin gibi gda maddeleriyle doluydu. tr tr peksimetler Palmin ya kutular 494 zerine ylm, Leipzig Kark Konservesi, ayabakan erii, bezelye ve dier erik cinsleri raflarn zerine kutu kutu dizilmiti; pralik bir adam olan Malzeratl, bu raflar kendi clceiziylc yapm ve duvarlara akt takozlar zerine yerletirmiti. Aa yukar savan ortalarna doru, Greff'in nayak olmasyla kilerin tavan ve beton demesi arasna direkler atlm, bu direklerin yiyecek deposuna, hava saldrlarna kar ynetmelie uygun bir snak gvenliini balamas istenmiti. Taciz amacyla yaplan hava saldrlar dnda Danzig'in yle bycek bir bombardmana uramayina bakarak birok kez bu direkleri yine skp atmaya kalkmt Malzeral, ama Gref hep kar kmt. Pasif Korunma Grevlisi Grcff arlk karmaz olunca, bu kez de Maria direklerin kalmasn rica etmeye balad Malzcralh'clan; nk Kurt iin, ama bazen da Kurtla beraber benim iin bir gvenliin ortada bulunmasn

istiyordu. Ocak sonunda balad ilk bombardmanlar; Heilandt Baha'yla Malzeralh el birliiyle Truczinski Nine'nin sandalyesini alyor, bizim mahzene indiriyorlard. Ama derken, belki de Truczinski Nine'nin isteine uyarak, belki de tama zahmetinden yldklar iin, evde, pencere nnde brakmaya baladlar Truczinski Ni-ne'yi. Kentin i kesimlerini hedef alan o byk bombardmandan sonra, Maria ile Malzeratl, yal kadn alt enesi sarkm durumda buldular, ilerine yapkan bir sinek kam gibi gzleri dnmt. Bunun zerine, yalak odasnn kaps rezelerinden karld. Hcilandl Baba, sundurmasndan gerekli alet edavalla birka sandk tahtas alp geldi. Malzeralh'n kendisine verdii Derby sigaralarn lllrcrek Truczinski Nine'nin boyunun lsn almaya koyuldu. Bu arada Oskar da yardm elti. Tepelerden lop at balar balamaz, tekiler kendilerini yeniden mahzene alllar. Heilandt Baba, elini abuk tutmak ve yle ayak ucuna doru incelmeyen basit bir tabut atmak istiyordu. Oskar ise. daha ok geleneksel biimde bir labutun atlmas taraftaryd ve arkasn koyvermedi; tahtalar o kadar direterek Heilandt Baha'nn teste495 resinin allna tuttu ki, Hcilancll Baba sonunda, her insan lsnn hakl olarak kavumay dileyecei ayak ucuna doru incelen bir tabutu hazrlamaya karar verdi. Sonunda zarif bir tabut atlp kt ortaya ve Truczinski Ni-ne'yi Bayan Greff ykayp paklad, dolaptan tiril liril bir gecelik alp giydirdi zerine, trnaklarn kesti, sa topuzuna bir eki dzen verdi, lirkelcyle gerektii gibi durmasn salad topuzun; szn ksas, lmnden sonra da Truczinski Nine'nin salnda seve seve arpa kahvesi iip patates presi yemi gri bir fareye benzemesine alt. Ama bombardman srasnda sandalyesinde otururken kaslp kalmt fare ve dizleri bkk durumda tabut iine yerletirilmesi gerekiyordu; bu yzden, Maria, kucanda Kurt'la birka dakika iin odadan kt; Heilandl Baba da iki bacan krd Truczins-ki Nine'nin ve bylece tabutun kapatlp ivilenmesini salad. Ne yazk ki siyah deil, yalnzca sar boya vard elimizde. Dolaysyla Truczinski Nine, boyasz, ama ayak ucuna doru incelen bir tabut iinde evden karlp merdivenlerden indirildi. Oskar, tabutun arkasndan trampetiyle yryor, tabutun kapan seyrederek zerindeki yazy okuyordu: Dzenli aralarla Vitello Margarini, Vilello Margarini, Vilello Margarini diye yazyor kapakla ve Truczinski nine ldkten sonra da onun beenisinin salamln doruluyordu; Truczinski Nine salnda halis bitki zlerinden yaplan nefis Vilello Margarini'ni deme lercyama deimemi, nk margarini sala daha yararl grmt; ona gre bu ya zinde tutuyordu insan, besliyor, nee veriyordu. Heilandl Baba, Manav Greff'in el arabasna ykledi labulu, Lisc Caddesi'nden, Maria Caddesi'nden, Anton Mlier Yo-lu'ndan geirip-burada iki ev yanyordu-Kadn Hastalklar KIi-nii'ne doru gtrd. Dul Bayan Greff'in yannda mahzende kalmt Kurt. Maria ile Matzerath arabay iliyor, Oskar ise arabann zerinde tnyordu; tabul zerine trmanmay pek istiyor, ama koyvermiyorlard. Yollar, Dou Prusya'dan ve Werder'den kaanlarla tkanmt. Kapal Spor Salonu nndeki demiryolu 496 alt geidinden geilecek gibi deildi pek. Matzeralh, Conradi-num'un bahesinde bir ukur kazlmasn nerdi, ama Maria kar kt neriye. Truczinski Nine'nin yanda olan Heilandl Baba da hayr der gibi eliyle bir iaret yapu. Ben de Troczinski Nine'nin okulun bahesinde gmlmesini istemiyordum. Ancak Belediye Mezarlklar'ndan da umudu kesmemiz gerekiyordu, nk Kapal Spor Salonundan balayarak Hindenburg Aalkl Yolu yalnz askeri aralara akt. Bu yzden, fareyi, olu Herberl'in yanna gmemedik, ama Belediye Mezarlklan'nn karsnda bulunan Stcffcn Parknda Mays ayn'nn arkasnda kk bir yer setik kendisine. Toprak donmutu. Maizerath ile Heilandl Baba nbetlee kazma sallayarak, Maria ta sralarn yannda yresindeki sarmaklar skp almaya alrken, Oskar kendi bana bir yol tuttu ve ok gemeden Hindenburg Yolu'nun aalar arasnda buldu kendini. Bu ne trafikti byle!

Tepeden ve Werdcr'dcn geriye ekilen tanklar birbirlerini sryp gtryordu. Aalarda asl yanlmyorsam hlamurdu hepsi- Volkssturm rgl mensuplaryla askerler grlyordu. niformalarnn ceketlerinin n yzndeki karton yaftalar zerinde bir bakma okunakl yazlm yazlar, aalarda sallandrlanlarn vatan haini olduklarn bildiriyordu. Aslmlardan birounun bir zorlanmlk iladesi taan yzlerine baktm, kendini asan Manav Grcf'lc genel ve zel bakmdan karlatrmalar yaptm arada. Ayrca, kendilerine pek bol gelen niformalar iinde yn yn gen olanlar grdm, birok kez Strbckcri seer gibi oldum aralarnda, ama her selerinde yanldm anladm, olanlarn hepsi de birbirine benziyordu; yine de ben, simdi asmlardr Slrbekcr'i, dedim kendi kendime. Acaba Luzie Rennwand'i da sallandrmlar myd? Bu dnce Oskar' kanatlandrd. Sa ve soldaki aalara gz gezdirerek bir kzn ince vcudunu aradm, gzm kapatp, lanklar arasndan yolun karsna getim, ama bu tarafta da Slr-beker'e benzeyen erler, yal Volkssturm mensuplar ve delikanllar grdm yalnz. D krklna urayarak aalkl yol boyun497 i ti ca yryp yar harap olmu Cafe Drlmcvsim'e geldim, istemeyerek geri dndm sonra, Truczinski Nine'nin mezar banda dikilerek Maria ile tmsein zerine sarmaklar ve yapraklar serptiimde, hl bir aata sallanan Luzie'nin o gl ve ayrntl grntsnden kendimi kuriaramamtm. Dul Bayan Grcff'in el arabasn gtrp manav dkknna brakmadk. Malzerath ile Heilandt Baba, arabay skp paralara ayrd, tek tek paralar dkknmza gtrp tezghn arkasna yerletirdiler ve dkknn sahibi Malzeralh Heilandt Baha'nn cebine kk paket sigara soktu: "Bakarsn araba yine gerekebilir bize", dedi. "Burada bir bakma emniyetle saylr." Heilandl Baba bir ey sylemedi, ama uzanp uzanp nerdeyse boalm raflardan birden ok makarna paketiyle iki kese kd eker ald. Cenaze gmlrken, ayrca gidi ve dnle ayaklarnda grlen kee terlikleri sryerek dkkndan kt ve raflarda kalan az buuk mal da mahzene tama iini Matzcralh'a brakt. Artk mahzenden dar kamaz olmutuk deta. Ruslarn Zi-gankenberg'e, Pictzgendorf'a girdikleri, Schidlilz nne geldikleri syleniyordu. Ama tepelerde bulunduklar kesindi, nk mermilerini dosdoru kentin i kesimlerine yolluyorlard. Alt ehir, st ehir, Yeni ehir, Eski ehir, Gen ehir, Yal ehir, Karabiber ehir, yedi yzyl boyunca imar edilip durmu btn bu semtler gn iinde yanp kl olmutu. Ama Dazig'in ilk yan deildi bu. Daha nce Poncranya'llar, Brandenburg'lular, tarikat mensubu valyeler, Polonyallar, sveliler, sonra yine sveliler, Franszlar, Prusyallar, Ruslar, ayrca Saksonyahlar; bunlarn her biri birka ylda bir tarihe yeni sayfalar katarak, kenli yaklmaa lyk bulmulard. imdi de Ruslar, Polonyallar, Almanlar ve ngilizler bir olmu, Gotik sanalnn tula yaplarndaki tulalar yznc defadr yakyor, ama bir peksimet elde ede-miyorlard. Hker Caddesi, Uzun Cadde, Geni Cadde, Byk ve Kk Dokumaclar Caddesi yanyor; Tobias Caddesi, Kpek Caddesi, Allstdtischer Graben, Vorsldlischer Graben, sonra ka498 Ie duvarlar ve uzun kpr yanyordu. Kran Kaps ahapt, dolaysyla pek nefis bir yan vard. Kk Pantoloncular Soka-'nda yangn, ayana geirecei gz kamatrc renkle bir sr pantolon iin l aldryordu. Maria Kilisesi ilen da doru yanyor, sivri kemerli pcncereleriyle ortal bir bayram enliine bouyordu. Sanki Katharincn, ankl Johann, Sanki Brigittcn, Barbara, Elisabeth, Peter ve Paul, Triniatis ve Kutsal Cesed Kiliselerinin baka yere tamamadan kalm anlar an kulelerinde eriyor ve sessiz sedasz yere damlyordu. Byk Dcirmcn'dc krmz budaylar tlyordu. Kasaplar Soka, pazar gnleri yenen yank pirzola kokuyordu. ehir Tiyatrosunda Kundaknn Dleri adnda tek perdelik sinsi bir oyunun galas yaplyor, Rcchtsladfdaki Belediye Saraynda yangndan sonra itfaiyecilerin maalarna, gemi yangn gnlerini de kapsamak zere zam yaplmas karar allna almyordu. Ruhui Kuds Caddesi, Kutsal Ruh adna yanyor, Franziskus Manastr ermilerden Franziskus adna nee iinde kavruluyordu; nihayet Franziskus atei seven ve

ilhilerinde atei terennm eden bir ermiti. Kadnlar Soka, Baba ve Oul iin ayn zamanda yanp tutuuyordu. Odun Pazar, Kmr Pazar ve Saman Pazarnn yanmakla olduklarn sylemek gerekmez sanrm. Ekmekiler Sokanda artk ekmek kmyordu frnlardan. Stler Sokafnda stler kaynam tayordu. Sadece Bal Prusya Yangn Sigorias'nn binas tamamen simgesel nedenlerden yanmaya yanamyordu bir trl. Yangnlarla hi de bas ho deildi Oskar in. Dolaysyla, yanan Danzig'i seyretmek zere Malzerath merdivenlerden at arasna ktnda, dncesizlik edip bir yangnda kolay yanabile-cek birka para teberimi ayn yerde saklamasaydm, mahzende kalr, ben de kendisiyle gitmezdim. Cephe Tiyatrosu stokumdan kalm son trampetimle, Goethe'mi ve Rasputin'imi kurtarmam gerekiyordu. Ayrca kitap sayfalar arasnda Ro