17.yüzyılın özelliği rasyonalist olması. Yöntem olarak,; matematik ve fizik seçilmiştir.

Matematik, çünkü; karmaşık değil, açık seçik. Dolayısıyla matematik, ideal bir bilim haline geliyor.

Yeniçağda ilk defa felsefe, sistemli bir hale Descartes’ın eserleriyle ortaya çıkıyor. 17. yy da felsefe hep onun ardından geliyor. Bu nedenle 17. yy felsefesinin Descartesçı olduğu söylenir.

Descartes, yeniçağ felsefesinin kurucusu olduğu gibi, analitik felsefenin de kurucusudur. Ona göre matematik, açık seçikliğe ulaşmalıdır. Aritmetiğin ortaya koyduğu hep açık seçik, öyleyse hayal gücüne dayanan geometri de böyle sonuçlara ulaşabilir.

Descartes’a göre doğruyu bilmek, açık seçikliği bilmektir. Doğrudan kavranan şeyler, açık seçiktir. İşte analitik geometri bunu sağlayan bir yöntem. Doğruluğun yöntemi; açık seçik olmak. Aritmetikde işler böyle yapılıyor. Descartes, bunu felsefede de yapamayız mı? Diye soruyor.

Dorudan araçsız kavranılacak, kendisinden sağlam bilgiler türetilecek, sağlam bir nokta bulabilir miyiz? Diye soruyor.

‘Herkes birbirinin tersini söylüyor. Felsefede güvenilecek bir bilgi yok, hep çelişki. Ben bunların hiçbirine güvenmeyeceğim, yeniden başlayacağım’.

Bu dönemde Descartes her şeyden şüphe ediyor. Örnek olan matematik ve bulgularından bile. Bu şüphe, skeptik bir şüphe; amaçsız, sırf şüphe etmek için şüphe etmek değil. Metodik bir şüphe yani amaçlı bir şüphe.

Descartes, şüphe ederek şüphe etmeyeceği bir şeye varmak ve tüm bilgileri ondan türetmek için şüphe ediyor.

Tüm bilgileri ondan türeteceği sağlam bir nokta ararken Descartes. kendisinden şüphe edilmeyecek bir şey arıyor ve bu amaçla şüphe ediyor. duyularım beni bazen hatta çoğu kez yanıltıyor. Ve şu sonuca varıyor: . Düş görüyorum gerçek sanıyorum. belki de hayatın tamamı bir düştür. 3-Tanrının ille de iyi niteliklere sahip olacağında şüphe ediyor.İkinci olarak Descartes. Descartes’in şüphe ettiği şeyleri özetlemek gerekirse: 1-Matematiğin bilgilerinden şüphe ediyor. tanrının beni aldatmadığını. Tanrının varlığına körü körüne inanmama Descartes’le başlıyor. İnanamadığıma güvenemem. Çünkü. 2-Dış dünyanın varlığından şüphe ediyor. İlk kez Descartes. Oysa Descartes. ‘Bu dünyayı tanrı yaratmışsa ben bu dünyaya güvenebilirim’ diye ortaçağdan gelen bir düşünce var. şüphe ettiğinden şüphe edemeyeceğini görüyor. Şüphe ederken bilincinde bir şeyler olduğunu fark ediyor. sadece onun iyi niteliklere sahip olduğunu nerden bileceğim. Dış dünyaya güvenemem. dış dünyadan şüphe ediyor.

bir bilinç içeriği. yöntem şüphesi. Yönteminden dolayı şüphe ediyor. dilsel olarak söylenemez. Oysa ‘Düşünüyorum öyleyse varım’ her zaman doğrudur çünkü. Düşünmüyorum diyorsam yine düşünüyorum ve varım. bu şüpheyle de ‘cogito’ya ulaşıyor. sadece kendisini temellendiriyor. Bilincimde. Bu durumda ‘Düşünüyorum o halde varım’ (Cogito ergo sum)’’. Yani şüphe. Bunları bir tarafa bırakıp. her türlü cisimsel hareketten şüphe ederim.‘‘Şüphe ederken düşünüyoruz. duyularım beni yanıltabilir. Sözkonusu olan. ‘düşünmüyorum o halde varım’ yine doğrudur. bir yaşantı duyuyorsam bundan şüphe edemem. ‘Düşünüyorum o halde varım’ derken. metodik bir şüphe. Çünkü. sadece yönteminin ilk adımı. Düşündüğünü bilmesi. varolduğundan emin olmasını sağlıyor yoksa varolmasını sağlamıyor. ‘Ben düşünüyorum o halde varım’ ‘ben’ diyorsam ‘ben’ diye bir şeyin olması gerek. nesnenin ögeleri birbirine karışmış olmayan bilgiye denir. Şöyle de dense yine doğru. bilinç içeriği var. Çünkü. bilmeden hiç bir şeyi doğru olarak kabul etmeyeceğim. Ancak bedenimin hareketinden. Descartes. açık-seçik olanı arayacağım. b) Seçik bilgi ise. yöntemi değil. zaman zaman da yanlıştır. Matematiksel Yöntemin İlkeleri: 1-Doğruluğunu apaçık görmeden. a)bir nesneyi açık olarak kavramak demek. Görüldüğü gibi şüphe onun yöntemi değil. bu söz kendisiyle çelişiktir. Bu nedenle ‘geziyorum öyleyse varım’ önermesi zaman zaman doğrudur. nesnenin kendisini bize araçsız olarak vermesi demektir. Descartes’e göre. .

Yöntemini Gerçekleştirmede Etik İlkeleri: 1-Yöntemimi belirlerken. dünyanın düzeninden çok kendimi değiştirmeye ve kendimi tamamıyla gücümüz dahilinde olan tek şeyin düşüncemiz olduğu fikrine inandırmak. Ahlak ilkesi: . 3-Her zaman talihimden çok kendimi yenmeye.2-İceleyeceğim şeyleri daha iyi anlayabilmek için karşıma çıkan güçlükleri mümkün olduğunca küçük parçalara ayıracağım. Bu 3 ilke kendini eğitmek amacına yönelik. beni rahatsız etmemeleri için kimseyle çatışmamam gerekiyor. 2-Bir kere karar verdimi bir daha şüphe etmeyeceğim. 4-Düşüncelerimi bir sıraya/ düzene koyarak basamak basmak çıkacağım ve hiçbir şeyi atlamadığımdan emin olmak için sürekli tekrarlar yapacağım. duygulardan arındırmalıyım. 3-Anlaşılması en basit ve kolay olan şeyden başlayacağım. Elimden geldiğince davranışlarımda kararlı ve sebatlı olacağım. Kendimi aşırı isteklerden. Onların kurallarına uyarak çalışacağım.

Onun varolmadığını söylemek onun niteliklerinden birinin eksik olduğunu söylemiş oluruz ki. onlar inanmıyor. Biz tanrının varolmadığını düşünürsek. Ben. Ben tüm özü ve doğası düşünmek olan ve varolması bir yere ve maddi bir şeye bağlı olmayan bir tözüm.’ Ontolojik tanrı kanıtı: ‘Tanrı en yetkin varlıktır. Dış dünyada böyle bir tanım var mı? Yok. . Dış dünyanın varlığını nasıl bilebilirim? Tanrı varsa dış dünya da vardır. benim bilincime koyar ve ben bu bilgiyi doğuştan getiririm. ‘Düşünüyorum o halde varım’ önermesine açık-seçik olduğu için inanıyorum (açık-seçikliği doğruluğun ölçütü kabul ediyor). Şüpheli bulduğum her şeyi reddeceğim. O halde tanrı vardır. öyleyse bu tanımı nerden ediniyorum? Olsa olsa bu tanımı tanrı.. tanrının niteliğinden bir şey eksik oluyor.diyor. şüphe etmek için şüphe etmiyorum. Duyularım beni aldatsa da tanrı beni aldatmaz.’’ Tanrı kanıtı: ‘Tanrı en yetkin varlıktır. tüm iyi şeyleri elde etmeyi de beraberinde getirir. dayanacağım sağlam bir nokta bulabileceğime inanıyorum. Neden aldatsın ki. Öyleki bu ‘ben’ yani kendisi ne ise o olduğum ‘ruh’ benden tamamıyla farklı bir şeydir. olur. Bu ise imkansızdır. ‘‘Ben skeptikler gibi. erdemli olmayı. Tanrının kendisine nitelik olarak baktığından ontolojik kanıt diyor. bu da onun tanımıyla çelişir. O halde dış dünyanın varlığı gerçektir. Tanrı en yetkin değildir. Tanrı en yetkin varlıktır.Akılllıca hareket etmek.

a)Sonsuz töz. 1. hiçbir şeyin varlığına ihtiyaç duymayan (substans). kendi başına varolan. doğuştan getirilen idelerdir. Descartes’a göre 3 töz vardır: Töz. 2. en yetkin) b)Sonlu töz. dışarıdan gelen idelerdir. Töz. Her türlü cisimsel olan şeylerin kavramı.Descartes’a Göre İdeler İki Çeşittir: 1-Dışardan gelen ideler. Cisim (cisimsel dünya) . Tanrı (kendi başına varolan. 2-Doğuştan gelen ideler. Tanrı idesi ve matematiğin ideleri. bir şeyi bütün niteliklerinden soyutladığımızda geriye kalan şeydir. bu ideler sonradan kazanılmayan doğuştan getirilen ve açık-seçik olan şüphe edilemeyen hakiki idelerdir. Varolmak için kendinden başka. Töz. bunlar duyularla elde edilmeleri nedeniyle açık-seçik olmayan bulanık ve şüphe edilebilir idelerdir. Töz. Ruh (Ruhsal dünya) 3.

bize gevezeliği. Her şey tartışmaya açık olmadığı gibi şüphelide. Cismin hareket etmesi. yani doğada erek yoktur. bilincim istiyor ve kolumu kaldırıyorum) Descartes’a göre ruhsal dünya ile cisimsel dünya arasındaki köprü. yöntemsizlikten. cisimde düşünmez. kapladığı yeri değiştirmesidir. ilkelerini felsefeden türeten bilimler sağlam olsun. Felsefe. diyor. İtici güç (dünyanın dönmesi) olsa olsa tanrıdandır ama bir amacı yoktur. Descartes’a göre ruhsal dünya ile cisimsel dünya tamamen birbirinden ayrıdır. kozalak bezi de yer kaplıyor) DESCARTES’İN DOĞA ANLAYIŞI: Doğa anlayışında Galile ve Kopernik’in evren düşüncelerinden etkilenmiştir. çünkü. Yaptıkları boş ve yararsız şeyler. bilinç. . yöntemleri farklı olduğundan. Cisimsel dünyanın ki ise yer kaplamak.Ruhsal dünyanın en önemli özelliği. ‘FELSEFENİN İLKELERİ’ ADLI ESERİNDEN: Bugüne kadar filozof gözüyle bakınca hiçbir şey yapmamışlar. (Oysa insan gerçekliği var. düşünme. (Bu çözüm değil. cahilleri kolay kandırmayı sağlar hale gelmiş. doğuştan bir idedir. Felsefe sağlam değil ki. Ben de bu yüzden yöntem arıyorum. yer kaplamaz. felsefe de bunun içinde. Ruh. O göre her şeyin bir nedeni olduğu düşüncesi. benim kozalak bezim Plans Pneolis ikisinin ilişki kurduğu yerdir. Yapamayışları.

hepsinin yönteminin farklı olmasından. yöntemsizlikten. iyi hüküm vermek. Descartes’in akılcılığı rasyonalist felsefenin temelinde bir bilinç tasarımı olan ‘cogito’yu kullanılışından kaynaklanır. (Sağduyu. Çoğunluk doğruluğu benimsemez. sağduyunun eşit dağıtılmadığından değil. Kendi arayıp bulduklarımızla. töz) : 1-‘Cogito ergo sum’. 2-Maematiksel yöntemi. anlayışı kendinden sonrakilere problem olacaktır. kafamıza sokulanlar arasında büyük fark vardır.yy felsefesini etkileyen bir yöntemdir. dünyada en eşit dağıtılmış şeydir.Ben sistemimi bütünüyle kendim kuracağım. Descartes’in önerdiği metod. matematiksel düşünme metodu. 17. Herkes kendini akıllı sanır ve herkes kendinden memnundur. 3-Dualizm (ruh ile cisim arasındaki ikicilik). Descartes’e göre sağduyu. . Descartes’e göre tüm bunlar.) Descartes’ın Özelliği ve Etkileri (Rasyonalizm. Tanrı bunu herkese eşit paylaştırmıştır. Sadece bu metot kullanılırsa tüm çelişkiler ortadan kalkar. Birinin ‘a’ dediğine diğeri ‘b’ diyor. Felsefeye baktığımızda hep gevezelik ve boş laflarla dolmuş. doğruyu yanlıştan ayırdetme gücü. yöntem. Sağduyunun en eşit dağıtılmış şey olmasına rağmen herkes her konuda tersi görüşler öne sürüyor.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful