You are on page 1of 18

FARABI EPSTEMOLOJSNDE AKIL Mehmet Ali SARI

zet/Abstract: Bu almada, Antikala bat Ortaa arasndaki geii gsteren dnrlerden biri olan Farabinin akl anlay, daha ok onun epistemolojisi iinde ele alnmtr. Akl anlaynda Farabi, her ne kadar Aristotelesin etkisinde kalrsa da, Aristotelesten farkl olarak bir takm belirlemelerde bulunur. Akl varlksal ve bilgisel olarak baz nitelemelere ve belirlenimlere sahiptir; akl, bir taraftan insann ulamas gereken bir amac gsterirken, dier taraftan, birbirinden farkl olan dnyalar birbirine balayan ynetici ve genel bir ilkedir. Bu yzden akl hem bir dnme yetisi hem de bir ilkedir. Anahtar Kelimeler: Akl, bilgi, dnlr (makul), dnme ilkesi, dnme yetisi, form, In this paper, t is aimed at studying the "conception of reason" in epistemology view of Farabi who is one of the thinkers that shows transition between Antiguity and western middleages. Whether Aristotle's influences on his view, he has determined the conception of reason differently from Aristotle' views. The reason has any ontological and epistemological determinations and characteristics; on the one hand, the reason exhibits a purpose which man should get at, on the other hand, it is a director and the general principle which connects the different world each other. Therefore, it is either the faculty or the principle of thinking. Key Words: Reason, knowledge, intelligible, principle of thinking, faculty of thinking, form

Ortaa slam ve bat felsefesine baktmzda, Tanr her eyin ilkesidir; en gerek, en yetkin ve en iyi varlktr. Tanr, varln btn niteliklerini eksiksizlik ve tamlk iinde kendinde toplamtr; her eyi yaratan, kendisi yaratlmam olan bir varlktr. Dolaysyla Tanr, zorunlu varlktr, onun dnda kalan hibir varln varoluu ise zorunlu deildir. (lken 1957: 54) Bu durumda bir yaratan bir de yaratlan yani tek tek varolanlar vardr. Varlkla Tanr, varolanlardan ise Tanrnn yarattklar kastedilir. Bylelikle varla ilikin olarak bir hiyerari sz konusu olur; zorunlu varlk olarak Tanr, bir de onun yaratt varolanlar. Ne var ki, varolanlarn iinde olu ve deimeye urama olana bakmndan da bir sralama sz konusudur. Ortaa felsefesinde hakim olan Tanr merkezli varlklara ilikin bir hiyerari dncesi, ortaa slam dnyasnn en nemli dnrleri iinde kabul edilen Farabinin felsefesinde de kendini gsterir. Ne var ki Farabinin

Ar. Gr. H.. Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

felsefi sistemi, bir yanyla Aristoteles mantna dayanan aklc bir metafizik anlayn, dier yanyla Platinoscu gr yardm ile slam inancnn uzlatrlmaya alld uzlatrc bir grnme sahiptir. (lken 1957: 54) yle ki Farabiye gre zorunlu varlk (vacibl-vcud) Tanrdr, ve Tanr, tek gerek ve nedendir, Tanr her eyin ve btn varln kaynadr. Tanr, btn kudret ve etkinlii ile, yokluu hi dnlmeyecek tarzda ve ezelde vardr. Onun ezeldeki bu varlnn, yine ezeli olarak tamasndan mmkn denen dnyalar (alemler) ortaya kar ve Tanr tarafndan yaratlan ilk varlk ilk akldr. Bu ilk varlkta yani ilk aklda bir okluk sz konusudur. nk o kendi z bakmndan kendisini mmkn olarak bilir, Tanry da zorunlu olarak bilir. Dolaysyla onda iki trl bilgi sz konusudur: Birincisi akln kendisi hakkndaki bilgisi, ikincisi Tanrnn bir paras olmas bakmndan bilgisidir.(lken 1957: 59) Akln kendi kendisini bilmesi bakmndan o zorunsuzdur; Tanry bilmesi bakmndan zorunludur. Kendisini zorunlu olarak bilmesi bakmndan ise baka bir akl yaratr; kendisini zorunsuz olarak bilmesi bakmndan ilk gn maddesini, krelerin gn yaratr. Kendi zn bilmesi bakmndan bu gn ekli veya nefsini yaratr. kinci akl ikinci bir g, o da nc akl yaratr ve bylece ay-alt evrene ininceye kadar bu byle devam eder. eylerin Tanrdan meydana gelmesiyle oluan mmknler aleminin ilki yukar dnya veya ay-st dnyadr. Bu dnya cisimden, maddeden ve her trl maddi ekilden uzaktr ve dolaysyla bu dnyaya duyularla ulalamaz. Bu dnyaya ancak dnme etkinlii ve bunu salayan akl ile ulalabilir. Bu yzden bu dnyaya akllar dnyas da denilir. Bu dnyadan farkl olarak, ay-alt dnya olarak adlandrlan dnya ise, insan ruhunun bir takm yetileriyle eriebildii deiim ve oluun meydana geldii maddi bir dnyadr. Ay-st dnya baka deyile akllar dnyasnda yukardan aaya doru birinci, ikinci, nc ve srasyla maddi dnyann bulunduu dnyaya doru akllar hiyerarik olarak yer alr. Bu sralama ierisinde ay-st dnyay oluturan her akla karlk gelen bir felek sz konusudur ki, bunlar birer gk cismine karlk gelir. Gk cisimlerinden bizim dnyamza en yakn olan nasl ay ise, fizik-tesi varlklar olan akllardan da dnyamza en yakn olan ay feleinin akl olan faal akldr. Bu akl, fizik dnya ile fizik-tesi dnyann
102

Mehmet Ali SARI

snrn ayran ve ayn zamanda bu iki dnyay birbirine birletiren; fizik-tesi etkileri, kendi zerinden fiziki dnyaya aktaran bir merkezdir. Ksacas, varlk sralamasnda, maddi dnya ile maddi cisimlerden yoksun olan dnya yani akllar dnyas arasndaki geii ve balanty salayan akl faal akl dr. Bu durum akln ontolojik belirlenimini gsterir. Ancak bundan ayr olarak bu akl, ayn zamanda insann bu dnyadaki dier varlklar arasndaki en yksek yeri almasn salayan teorik mutlulua ulamasn salar. Bu durumda akl, bilgisel bir konumda st bir akl olarak, insann maddi dnyadan farkl olan dnlrleri ve ilk ilkeleri kavramasn salayan etkinlii dile getirir. Akllar dnyasndan farkl olan ay-alt dnya ise varlk bakmndan son derece eksik olan nesnelerin oluturduu dnyadr. Bu dnyada olu, bozulu ve srekli bir deiim sz konusudur, dolaysyla bu dnya ruhun bir takm yetileri ile eriebilecei bir dnyadr. Ay-alt dnyada nesnelerin varlklarnda zorunlu olarak maddeye ve maddi olana muhta olmalar bakmndan maddi tzler, zleri bakmndan etkin halde bulunamazlar. Bylelikle de etkinlikleri iin dardan bir nedene ihtiyalar vardr ki, bu da faal akl yani etkin akldr. Formun, ruhun yetileri tarafndan soyutlanmas srecinde, imgelem yetisinde bulunan duyusal izlenimlerin, dnlr (makul) formlar olarak aklda ortaya kmas, bu d etken yani faal akln mdahalesini gerektirir. Bu akl araclyla dnlrler baka deyile ilk ncller kavranlr olurlar. Dolaysyla ay-st dnya ile ay-alt dnya yani maddi dnya arasnda ba kuran faal akl, bir ynyle ruhun dnen ksmnn yetkinlemesi ve insann yksek formlar kavramasn gsterirken, bir ynyle de varlksal olarak ay-st dnyay oluturan akllardan biridir. Biz de bu almamzda Farabinin akl kavramn dneminin iinde nasl ele aldn, daha ok, bilmekle ilgisinde nereye yerletirdiini gstermeye alacaz. nk Farabi, akl kavramn antik dnemin iki farkl dncesiyle birlikte ele alm ve onu iki ynl hem varlksal hem de bilgisel bir belirlenim iinde deerlendirmitir. yle ki akl, bir yandan Tanrdan taan ilk varlk, kendini dnen etkin dnce ve dnyalar arasndaki geii salayan bir kpryken, bir yandan da akl ve dnme yetisi, balangta bir tr ruh veya ruhun bir paras veya ruhun yetkinliklerinden birisi ya da btn varolanlarn mahiyetlerini ve formlarn maddelerinden ayr olarak soyutlayp kavrama yatknlna sahip olandr. Bu durumda akl, maddi dnyadan maddi
103

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

olmayan dnyaya insann ykselmesini salayan bir yeti, ancak kendisi de giderek etkinleen ve etkinletike ierik deitirendir. Farabiye gre insann bu dnyadaki dier varlklardan farkl olarak belli bir yere gelmesini salayan kuramsal dnmesidir. Bu trden bir etkinlik ise ancak akl daha dorusu teorik akl yani faal akl araclyla nesnelerin zlerinin kavranmasyla gerekleir. Buna gre faal akl aracl ile insani dnmeyi olanakl klan veya balatan ise ilk ncllerdir. yle ki ilk ncller btn bilimsel faaliyetin balanglarn oluturan kantlamalarmz, akli karmlarmz kendilerinden kalkarak yaptmz ama kendileri kantlanamayan ve byle bir eye de gerek kalmakszn herkes tarafndan kabul edilen temel nermelerdir. Bu bakmdan insanda, ilk ncller trnden olan ilk dnlrler ve ilk ilkelerin bulunmas, insann son yetkinliini elde etme srecinde kendileriyle i grecei derin dnme, dnp tanma, pratik dnme gibi zihinsel oluumlarn varla gelmesi anlamna gelir. Ancak Farabiye gre insan, sadece kuramsal etkinlii gerekletiren bir yana sahip deildir, ayn zamanda insanda ruhun arzulayan yann oluturan duyum, arzu ve imgelem gibi yetilerin bulunmas da sz konusudur. nsann kuramsal dnmesinin balangcn bu yetiler oluturur, dolaysyla ruhun dnen ksm, ancak byle bir donanm zerinde ortaya kabilir. nk Farabi, ilk ncllerle ilk dnlrlerin ancak bu yetilerin olumasndan sonra, faal akl tarafndan dnen ruhta ortaya karlacan ifade etmektedir1. Ne var ki faal akla ulamadan nce insan aklnn etkinleerek getii evrelerin neler olduunun gsterilmesi gerekmektedir, nk bu etkinleme sreci, ilk ilkelerin ve formlarn kavranmasn gsteren bir emadr. Ancak Farabi bilgisel geliimi ve edimi gsteren akln ne olduuna gemeden nce, Maan-l Akl adl eserinde akln genel olarak u alt anlamda kullanldn ve anlaldn belirtir; lk olarak, genellikle halkn konumasnda akll ve erdemli insan derken kastettii ve Aristotelesin Phronesis dedii akl; bu akl kelimesiyle halk, bir insann akll olduunu veya bir adamn akl banda olduunu
1

Hseyin Aydnl; Farabide Tanr-nsan likisi, stanbul, z Yaynclk, 2000, s.99

104

Mehmet Ali SARI

kasteder. Bu akl ayn zamanda erdemli olmay da gsterir, dolaysyla akll insan denilince anlalan, iyi ve akla uygun olduu iin yaplmas gerekli olan eyi, veya kt olduu iin yaplmas uygun olmayan eyi yapmaya gre bir deerlendirmedir2. Ayn zamanda akln bu anlam, ktl oluturan veya yapan kimseye hilekar, iki yzl ve bu trden nitelemeler yaplmasna, aksine yani bir zihnin iyi olan eyi yapmas ve kt olann ktln gstermek amacyla ortaya koyma yeteneini dile getirmeye geldii de sylenebilir3. kinci olarak ise kelamclarn akl bunu emreder veya inkar (nehy) eder derken kastettikleri ve ksmen saduyu ile ayn manada olan akl. Burada akl unu kabul eder veya reddeder ifadesi, herkese yalnz doru diye kabul edilen eyi gsterir. Bu durumda herkese veya insanlarn ekseriyetince bir kanya akl denilmektedir4. nc olarak Aristotelesin kinci Analitikler (Kitab el-Burhan)da doutan ve sezgiyle, ilk ilkeleri kavrama yetisi olarak tanmlad akl. Burada akl, insann tmel, gerek ve zorunlu akl yrtmelerin kesinliini, baka hibir kant olmakszn, doal bir durumda ve bir tr insann kendisinden gelen bir yetenekle kazanmasna yardm eden ruhun yetisi olarak anlalr. lk bilgi ve hibir ekilde kantlama yapmakszn bahsettiimiz aklyrtmelerin kesinlii ondan gelir5. Drdnc olarak Aristotelesin Nikomakhosa Etik (Kitab-elAhlk)nn altnc kitabnda, deneyimde kkleen bir eilim (habitus) olarak iaret ettii akl. Bu akl, daha ok eylemlerimiz alannda, bir eit sezi, doru ve yanln ilkeleri hakknda yanlmadan hkm vermemizi salar. Farabiye gre, buradaki akl, ruhun paras olarak anlalr ki, zamanla btn cinslerin de dahil olduu konular hakknda devaml bir deney sayesinde, istemeden ortaya kan eylere bal olan nermeler ve yarglarn kesinlii ona bal olur. Bu ruhun z yledir ki onlar ya ister ya da reddeder. Farabiye gre bu durumdaki akl, insann bu tarzda ve ruhun bu ksm ile kazand erdemli insana, istemesinden dolay ortaya kan eya arasndan kabul gerekli olanlarla, kanmas gerekenleri ayrmak iin ilk ilevi grr.
Farabi; Maani-l Akl, ev; H.Ziya lken-Kvamettin Burslan, Kanaat Kitabevi, stanbul, s. 192 3 Farabi, a.g.e. s.192 4 Farabi, a.g.e. s.192 5 Farabi, a.g.e. s.192
2

105

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

Bundan dolay, bu ilkelerin dnce yardm ile kefedilebilecek olan eylerle ilikisi, ilk ilkelerle yaplan karmda sonu veren eylerin ilikisinin aynsdr6. nk ilk ncller bilimleri yapacak kii iin, yaplm olmayan eyleri kefetmek ilevini grdkleri gibi, ayn biimde, ahlaki ilkeler de erdemli insana yalnzca yaplmas uygun olan istemeye dayal eyler arasndan seme iin balang grevini grrler. Ayn zamanda bu akl insann hayat uzadka artar, nk bu ilkeler onda kk salar ve onun henz sahip olmad yarglar sayesinde insanlar birbirinden ayrlr7. Farabi beinci anlamdaki akl, Aristotelesin De Anima III (Ruh zerine)de drt anlamda kulland akl biiminde belirtir. Ona gre bu akl, ilk olarak Edilgin akl (Bil Kuvve Akl-ntellectu Potentia), ikinci olarak Etkinlik halinde Akl (Bil Fiil Akl-ntellectu Effectu), nc olarak Kazanlm Akl (Mstefad Akl-ntellectu Adeptus) ve drdnc olarak ise Faal Akl (ntelleigentia Agens) olarak ayrlr. te bu akl, insann teorik bilmesini gerekletiren akldr. Altnc manada kullanlan akl ise beinci maddede belirtilen akllarn bir deerlendirmesi ve alm olarak kabul edilir ve onlar tek tek aklanmaya alr. Farabinin Aristotelesin De Animann nc ksmnda bahsettiini syledii akl(lar) ay alt dnyaya konu olan akldr. Ancak Aristoteles bu eserinde akl, edilgin akl (nous pathetikos) ve etkin akl (nous poetikos) olmak zere ikiye ayrr. Farabiye gre ise Aristotelesin bu trden belirttii akl insan dnmesinin teorik ksmn yani teorik akl oluturur. nk insani varln oluum srecinde zincirin en nemli ve en son halkasn oluturan dnme yetisi, teorik ve pratik olmak zere iki yanldr. Bu bakmdan pratik akl, daha ok, teorik akln amalar dorultusunda i grr ve ona hizmeti olarak vardr. Bu hizmetse onun varolu gerekesini oluturur, bu da insan mutlulua ulatrmaktr. Bu bakmdan teorik akl, bilgi ve ruhun yetilerinin zirvesini oluturarak teorik bilmeyi, dnmeyi gerekletirir8. yle ki teorik dnme, insann yapt etkinliin akl araclyla gereklemesidir. Teorik dnme,
6 7

Farabi, a.g.e. s.193 Farabi, a.g.e. s.193 8 Hilmi Ziya lken; slam Felsefesi, Ankara, Seluk Yay. III. Bask, 1957, s. 60

106

Mehmet Ali SARI

cisimler dnyasnn oluturduu dnyadan balayp maddi cisimlerden yoksun olan ay-st dnyaya ulamay amalanmasdr. Bu ama ise ilk ncllerin veya formlarn kavranmasdr. Ancak bu durum belli bir aamay gsterir ve bu srete teorik dnmenin ilk halkasn duyumlar oluturur. nk maddi dnyayla balant ancak duyumlar ve onlarn edimi olan alg sayesinde gerekleebilir. Duyumlama, duyular araclyla duyulur nesnenin formunun, nesnenin maddesinden ayrlmasdr. Ancak duyusal alg aamasnda, formun duyum yetisi tarafndan alglanmas, bir cismin baka bir cismin formunu almasnda olduu gibi, tam bir etkilenim ierisinde gereklemez. Bu bakmdan duyumlama, duyulur formu, maddi yaps ve maddi durumlar ierisinde alglar ve bundan dolay duyumlama hal cisimlerin maddeleriyle bir iliki ierisindedir. Bu durumda, duyumlama araclyla tek duyu organlarnda oluan eitli duyusal izlenimler, kalpte bulunan ortak duyuda birletirilerek, d dnyayla direkt iliki ierisinde bulunmayan imgelemin altna alnr. mgelem, soyutlama srecinin bir st aamasn oluturur ve duyularla akl arasnda orta bir konumdadr. Farabi bu aamada duyumlara nesne olan maddi tzleri de, genel olarak kavranabilir (akli) olmaya yatkn olanlarla, byle bir yatknla asla sahip olmayanlar eklinde ayrr. Bu anlamda ruhun bir takm istekleri, tamamen maddi olan, maddede olan ya da madde olan ta, bitki ve benzerlerinden farkl olarak g halinde akllar ve g halinde dnlrler (makuller)dir. Dolaysyla dnme yetisi, iini, varolanlarn formlarn dnlrler olarak kavramakla gerekletirir ve iki tarzda olan varolanlarn formlar onun etkinlik alann oluturur. Bu durumda da akln, tamamen uzak olan ve tzleri bakmndan etkin akl ve etkin dnlrler olan varlklarn dnlr formlar ve tzleri, etkin olarak dnlr olmayan varlklarn formlar olarak ayrlr9. Bu yzden dnme yetisi de birbirinden farkl iki temel etkinlik gerekletirir; ilk olarak, ikinci tr dnlr formlar, insan zihni tarafndan, ruhun alt yetilerinin de arac ve yardmc olduu bir soyutlama sreci ierisinde karsama yoluyla kavranrlar. Bu soyutlama srecinin eitli aamalarnda ruhun dnen ksm eitli durumlarda varolarak, kazanlm akl (mstefad
9

Aydnl, a.g.e. s. 99

107

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

akl) dzeyine ular ki, bu dzeyde o, nceki dzeylerden farkl olarak, baka hibir yardmc ve aracya ihtiya duymakszn, soyut bir tz olarak kendini veya ayn anlamda btn etkin dnlrlerin formlarn, dnlr formlar olarak kavrar. Akln ikinci tr etkinlii ise, bir tr sezgisel etkinliktir ve bunun ilk deneyimi akln kazanlm akl dzeyine kmas araclyla yaanmaktadr. nk, bu noktadan itibaren akl, artk maddede bulunmayan soyut varlklarla yzyze gelmektedir. O, soyut varlklar, maddeden soyutlamak suretiyle deil, aklsal bir sezgi edimiyle bilir. Bu nedenle, karsamac akln konusu ve yardmclar olarak nitelendirilen duyu ve imgelem yetileri bu trden bir kavrayta, artk, sz konusu deildir. Farabiye gre bir takm zleri kavramas sonucunda etkinlemesi ve bunun araclyla kendisini gerekletirmesi aamasnn ilk ayanda akl, Edilgin Akl (Bil-Kuvve Akl)dr. Burada akl, baz etkinlikleri gstermesi bakmndan dnlrlerin formlarn alma olanana sahip bir yatknlk biimindedir ve ayn zamanda akln bu durumu, insan trn dier varlklardan ayrt eden temel zellii yanstr. Dolaysyla bu akla g halinde yani potansiyel halde varolan akl denilir. Baka deyile bu akl ya bizzat ruhtur, ya da ruhun bir ksmdr, veya ruhun yetilerinden herhangi biridir. Onun mahiyeti, btn varolanlardaki formlar veya zleri maddelerinden soyutlamak ve bir ounu form klma gcne sahip olan bir eydir10. Burada formlar maddeden ayrlm, ilenmeye hazr hale gelmilerdir. Bu bakmdan buradaki akl, bir benzetme yaplrsa, yeni doan ocuun ruhunda sakl bir g, potansiyel olan bir akl gibidir ve yorulup ekillenmeyi bekleyen bir tun veya amur nasl potansiyel (kuvve) halinde bir heykel ise, ekillenip bilgi meydana getirecek olan ocuun akl da g halinde bilici demektir11. Dnen ruhta yerlemi bulunan veya varolan dnlrlerin bir ksm tzleri etkinlik halindeki akldan ibaret olan dnlrlerdir, bir ksm ise etkin halde dnlrlerden olup tamamen serbest bulunabilmektedirler. Bir ksm ise, zleri itibariyle etkin halde varolmayan dnlrlerdir. nsanda bulunan akl ise, dnlrlerin resimlerini kabule hazr halde (mheyya) bulunan maddi bir yeti olup, hem edilgin olarak akldr, hem de maddi (heyulani) bir
10 11

Farabi, a.g.e. s.194 Fahrettin Olguner; Farabi, zmir, Akademi kitabevi, 1993, s. 93-94

108

Mehmet Ali SARI

akldr. Bu durumdaki fikir ve dnme yetisi ve glerin davranlar ilek halde akl olmayp, edilginlikten etkinlie yani g halinden hareket haline, eylem haline gemeleri gerekmektedir. Bu bakmdan insandaki ilk akl da edilgin olarak varolan dnlrlerdendir12. yle ki edilgin aklda kavranlanlar veya dnlrler olarak nitelendirilebilecek olan fikirler ve bilgiler mevcuttur. Dolaysyla bu evrede deneyimleri ve bilimsel bilgiyi belirlemek ve bilimi oluturmak insann ii deil, insann yksek derecesinde olan ruhun bir grevidir. u halde insann bilgisi yukardan gelmi olup akli alma veya aklyrtmeyle elde edilmi bir bilgi ve bilim olmayp Tanr tarafndan yaplan bir ltuftur (atiyyedir) 13. Ne var ki Farabiye gre duyumlar araclyla maddeden soyutlanan formlar, z kendileriyle varolan bu maddeden ayrlm olmazlar; onlar sadece bu akl iin bir form olurlar. Ancak burada, maddelerinden soyutlanan ve bu mahiyet iin form grevini gren form, eyadan formlar soyutlayan eyin isminden tretilmi bir isim olmak zere dnlrdr14. Burada akl, formlar zerine alan bir cisim gibidir ve dolaysyla akl, formlara gre maddeyken, formlarn aralarna gre formdur. Akl edilgin haldeyken bir tr ruhtur veya daha dorusu ruhun bir ksmdr, bir parasdr, ksacas ruhun yetilerinden bir tanesidir. Bu yeti varlklarn zlerini ve formlarn kavramaya, onlarn rneklerini brnmeye eilimli ve msaittir. Varlklarn formlar maddelerinden syrlp, bu akln formlar haline geldikleri zaman dnlr hale getirilmi olurlar. Ancak varlklarn formlarnn maddeden syrlma ilevi ruhun bir takm yetileri neticesinde meydana gelmektedir. Bu yetiler ierisinde yer alan duyumsama ve alglama neticesinde hayal etme gcne (imgelem) gelen birtakm resimler, formlar veya rnekler, bu seviyeden sonra, imgelem yetisinin dnlr klma edimi sonucunda, formlar maddeden tamamen ayrlrlar. Ne ki bu bakmdan akl, kendisinden formlarn karlm olduu maddeye benzemektedir. Nasl madde o ekle yani kendisini o yapan forma brnmse, ruhun bu yan da veya akl da, onun eklini alr, o ekle brnr. Farabi bu gr u rnekle aklar; Nasl bir mum zerine bir
12 13

Farabi; El-Medinetl Fazla, ev: Ahmet Ate, stanbul, 1990, s. 67 Farabi, Maani-l Akl, s.194-195 14 Farabi, a.g.e. s.194

109

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

nak yaplr, bu nak o mum zerinde sadece yzeyde kalmayp, iine ileyerek btn muma formunu verecek ekilde onu kavrad ve mumun o nakn btn formunu ald dnlrse, ite dnme kuvveti de eyann formunu bu tarzda kavrar15. Bundan dolay, g halindeki akl, maddeye ve alaca formun konusuna benzemektedir. Ancak burada edilgin akln madde olmasyla, dier cisimlerin madde olmas farkl farkl durumlardr. Halbuki edilgin akln kendisi ile kavramn kendisi arasnda bir fark yok gibi grnr. Edilgin akln kendisi, o cismin z ve formu olacak durumdadr. Ne var ki, henz kendisi o ekle brnmemi, o formu ve ierii kazanmam durumdadr. Bundan dolay o, yani akl, edilgin (Bil kuvve) ismini almaktadr; o form ve z kazanr kazanmaz etkin halde akl haline gelecektir16. Dnlrler de henz maddelerinden syrlmadklar iin ilek halde deil, g halinde bulunan dnlrlerdir. Maddelerinden syrldklar anda dnlr, akl da ilek olarak meydana gelir ve ilek halde dnlr haline gelir17. Esasen g halinde akl ilek haldeki dnlrle ilek yani etkinlik olarak akl haline gelir ve etkinlik halindeki dnlr ile etkinlik yani ilek hle getirilen akl ayn eyi ifade eder. G halinde olan yani ilek halde olmayan dnlrlerin (makullerin) ilek halde dnlr olabilmeleri onlarn ilek akl tarafndan kavranmalarn gerektirir. te bu noktada akl, Etkinlik halindeki Akl (Bil fiil akl) olur. Bu durumdaki akla etkinlik halinde veya ilek halde akl, g halinden (kuvveden) hareket haline, iler hle gemi akl denilir. Fakat akln bu aamaya gelmesi iin bir takm nitelikleri kazanmas gerekmektedir. Onlar edilgin olmadan etkin olmaya karan akln znn, Farabiye gre herhangi bir maddeyle asla ilgisi yoktur18. Bu bakmdan kendinde, ilek halde bulunmayan dnlrlerin veya formlarn, on kategorinin ancak bir ksmnn uygulanmas neticesinde ve yeni bir varlk tarz kazanmas sonucunda ilek akl olduklar sylenebilir19.

15

Trker-Kyel; Arsitoteles ve Farabnin Varlk ve Dnce retisi, Ankara, A..D.T.C.F.Y.,1969 s. 129 16 Trker-Kyel, a. g. e., s. 129 17 Farabi, a.g.e., s.195 18 Farabi; El-Medinetl Fazla, s. 67 19 Macit Fahri; slam Felsefesi Tarihi, ev: Kasm Turhan, stanbul, klim Yay., 1992, s. 114

110

Mehmet Ali SARI

yle ki, dnlrlerin ilek aklda dnlr olmalar demek, dnlrler o akln formlar olur demeye gelir. Bu anlamda etkinlik halinde olan yani ilek akl, ilek dnlr ve akl olmak demek ayn eyi dile getirir. O halde Farabiye gre, hatrlama (taakkul) ilevi yani varln dnce haline gelmesi, varln formunun aynen aklda hissedilmesi20 anlamn tamaktadr. Bu duruma gre varlk ve dnce arasnda ortak olan yn ise formdur, form sayesinde dnce varl kavrayabilmekte, varl kendi zne evirebilmektedir. Bylelikle form hem kavranlacak olan nesne durumuna gemekte hem de kavrayan zne durumunda olabilmektedir. Ancak bunun gereklemesi aamasnda edilgin akl kendi kendine ilek akl haline gelemez, o halde onu edilginlikten etkinlik haline geirecek olan birtakm artlarn bulunmas gerekmektedir, nk o kendi kendine bu etkinlii yani dntrme ilemini yapamamaktadr21. Bu ise ancak bir kavray araclyla gerekleir. Bu kavray ve dolaysyla yetkinleme ierisinde etkinlik haline yani ilek hale gelmeyi bekleyen dnlrler, etkinlik halinde dnlr olmalar bakmndan maddenin veya nesnenin formlardr. Ancak bu formlar ilek halde olmalar bakmndan ruhun dnda bulunmaktadrlar. Bu dnlrler zihinde ilek olarak bulunduklar zaman, onlarn ilek olan bu varlklar, kendi maddelerinde form olmalar bakmndan olan varlklar deildir. nk bu formlar zati olarak var olmalar iin, zaman, uzam, durum, nitelik, nicelik, etkinlik veya hareket gibi bir takm kategorilere ihtiya duyarlar22. Ne var ki dnlrler zihinde iler halde dnlr olduklar anda kategorilere olan ihtiyalar ortadan kalkar ve dnlrler darda ilek olarak bulunduu zaman evrenin varlklarndan biri olurlar23. Bununla birlikte btn varlklar kavranabilirler ve akln hazr halde bulunan ekilleri haline gelebilirler. Bylece ilek haldeki dnlrler yine akln kendi abas ile ilek yani etkinlik halindeki akl biimine gelebilirler. Bu ekildeki akl, ancak bu forma nazaran ilek halde akldr, baka formlara yani darda bulunan alglanmaya hazr formlara gre

20 21

Trker-Kyel, a. g. e., s.129 Trker-Kyel, a. g. e., s.128-129 22 Trker-Kyel, a. g. e., s.130 23 Farabi; Maani-l Akl, s.197

111

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

g halinde akl olmaya devam eder, nk onun ilek halde akla brnmesi iin form biiminde olmas gerekmektedir24. Etkinlik halindeki akln hatrlamas veya ince ileyii (taakkul) sz konusu olduu zaman onun anmsayabilecei eyin ancak kendisi olmas durumu ortaya kabilir. Bundan dolay hatrlanan, ince ileyie konu olan bu durum ayn zamanda ilek olan dnlrden baka bir ey olamaz. Burada akln hatrlad konu yani kendisi, daima etkinlik halindeki akl olmaktadr. Fakat dardaki nesneler edilgin halde dnlr durumundadrlar, o eyler hatrlanmadan nce yani ince kavraya konu olmadan nce, onlarn formlarnn maddeden ayrlm veya syrlm olmas gerekmektedir. Ne var ki, ortada birtakm eyler vardr ve bunlar sadece form olarak bulunmaktadrlar. Bu formlarn kavranmas veya dnlmesi iin maddeden syrlma ilemine uramalar gerekmez25. Ancak o formlar yeniden kavranma konusu olmakla, etkinlik halindeki akl yeni bir akl haline gelir, ite bu akl kazanlm (mstefad) akldr. Eer ilek akln, etkinlik halindeki btn dnlr formlar nasl bildiini ve onlarla ayn olduunu dnrsek, bu durumda onun bilme nesnesinin akln kendinden baka bir ey olmadnn farkna varrz ki, bu durumda akl, kazanlm (mstefad) akl ismini alr26. Kazanlm akl (Mstefad Akl) srf dnlrleri -makulleri- kavrayacak hle gelmi akl demektir. Bu akl insani varln elde edebilecei varolu mertebelerinin en son basaman oluturmaktadr. Teorik akln bu en son dzeyinde insan adeta yeni bir ontolojik stat kazanmakta; kendisi iin btnyle farkl olan entelektel bir deneyim yaamaktadr. Bu mertebede akl, daha nce bir soyutlama etkinlii ierisinde kazanlm dnlrleri -ki bunlar kendisinin formlardredilgin dnlrler olarak kavrar ve yeni bir stat kazanr27. Bu durum iindeki teorik akl, maddi bantlarndan tamamen bamsz olarak gereklemi bulunan dnlrleri kendinde kavrar ve ay-st dnyann maddeden yani ncesiz ve sonrasz olarak ayr bulunan ilek olarak
24 25

Trker-Kyel, a. g. e., s.130 Trker-Kyel, a. g. e., s. 131 26 Fahri, a. g. e., s. 114 27 Aydnl, a.g.e., s.97

112

Mehmet Ali SARI

dnlrleri kavrayabilecek duruma ykselir. Bunun anlam ise maddede varolan formlarn olduundan farkl bir varlk kazanacak tarzda maddelerinden ayrlmasdr28. Bylelikle, artk, soyut varlklar dzeninin insana en yakn olan basamanda, hibir zaman maddede bulunmam ve bulunmayacak olan faal akl (etkin akl) yer almaktadr. Bu seviyeye gelmi olan insan akl, artk, faal akln yani etkin akln kendisine balayaca soyut kavramlar kavrama yeteneini kazanarak en stte bulunan faal akldan bir eyler alm akl seviyesine kar29. Kazanlm akl, soyut kavramlar kavrayan akl anlamn da tad iin akln bu seviyesi, bir takm yeti ve edimleri kazanm olan akl olarak adlandrlmaktadr. Kazanlm akl nceki ksma, yani etkinlik halindeki akla nazaran maddeye gre form, etkinlik haline gelen akla gre bu eylemi gerekletirenin konumu grnmndedir30. Kazanlm akl etkin akln formuna benzer; etkin akl ise kazanlm akln maddesi ve konusu gibidir. Ne var ki, etkin akl ayrca edilgin akln da formudur, edilgin akl ise onun maddesidir. Bu bakmdan yani madde ve form bakmndan akllar arasnda u trden bir sralama ortaya kar; kazanlm akl konu gibidir, bununla beraber ilek akln formu yerindedir, ilek akl da kazanlm akln konusu yerinde olup, edilgin akln formu konumundadr31. Bundan baka kazanlm dnlrler, konularnn yalnzca etkinlik halinde olmas bakmndan da ilek akldan ayrlrlar. Bu ksmda akl, ilek akl tarafndan maddeden ayrlan dnlrleri ve maddi olmayan formlar, madde olmamas zelliiyle kendini kavrad gibi dorudan doruya kavrar32. Kendisinde madde olmamann en yksek seviyesine ulaan kazanlm akla, akllara ilikin ilerlemenin en yksek noktas olarak gsterebiliriz. nk kazanlm akl maddeye en uzak olan bir akldr, ondan sonra etkinlik halindeki akl gelir, nihayet daha aa derecelerde bulunan ve gitgide maddeye yaklaan formlar gelir. Nefsani formlar, doa unsurlarnn formlar ve nihayet ilk madde. Dzen aadan yukarya doru, yani ilk maddeden itibaren
28 29

Farabi, a.g.e., s.197 Olguner, a. g. e., s. 94 30 Fahri, a. g. e., s. 114 31 Farabi; El-Medinetl Fazla, s. 130 32 Fahri, a. g. e. s, . 114

113

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

dndmz zaman, heyulani maddedeki cisimsel form demek olan doaya, ondan sonra edilgin akla gelinir, sonra kazanlm akldan geilerek faal akla ulalr33. O halde bu dnyada kazanlm akldan balayan etkinlik halindeki akldan geerek aa glere, doaya, drt unsurun formlarna ve nihayet bu dnyadaki varlk mertebelerinin en alt basaman gsteren ilk maddeye inen bir dzen vardr34. Bundan dolay btn kavranabilir formlarn toplam olan kazanlm akla, bu dnya dzeninin saa olarak baklabilir. Ayrca tersten yorumlandnda yine kazanlm akldan balayarak, tesinde, gksel kreye ya da en altta faal akln bulunduu ay-st dnyaya ulaan bir ykselme vardr35. Bu bakmdan kazanlm akl, insan kavraynn ve aklnn ulam olduu en yksek seviyedir36. nsan aklnn maddi dzeydeki varl, balangta gereklememi olan tam bir yatknlk veya olabilirliktir ve bylece bir yatknla sahip olma asndan btn insanlar eittir. Ne var ki z gerei akl olmamasndan dolay insan, ancak bir yatknlk olarak sahip olduu entelektel varln kendi bana gerekletirip etkin hale getiremez. Farabi zellikle bu balamda, fiziksel dnya ile fizik tesi varlk dnyas arasnda, insann bundan sonraki hayatnn ayrlmaz bir paras olarak srekli devam edecek bir balant ortaya koymaya alr. Bu balantda aktif olan taraf, hi olmazsa iin banda, metafiziksel olan taraf yani soyut akllarn sonuncusu olan faal akldr. Bu akl, insandaki entelektel oluumun ve geliimin insann dndaki nedenidir37. Faal akl, edilgin akl etkinlik halinde akl, edilgin dnlrleri de ilek olan dnlrler haline getiren ve bylece insandaki akli gelimeyi yneten etkendir. Faal akl insani akl ile Tanrsal akl arasnda bir kprdr ve bu bakmdan bu akl, maddeden arnm olan, maddeden bamsz olan varlklarn birinci basaman meydana getirir. Faal akl hazr halde veya g halinde olan dnlr etkin hle getiren akldr. Faal akln edilgin akla durumu ise,
Trker-Kyel, a. g. e., s. 130 Farabi; Maani-l Akl, s.199 35 Fahri, a. g. e., s. 114 36 Henry Corbin; slam Felsefesi Tarihi, stanbul, ev: Hseyin Hatemi, letiim Yay. II. Bask, 1994, s. 292 37 Aydnl, a.g.e., s.99
34 33

114

Mehmet Ali SARI

gnein, karanlkta kaldka, edilgin halde gr olan gze durumu gibidir. Karanlk demek edilgin halde k demektir veya etkin halde n yokluu anlamna gelir. Ik ise, aydnlk bir kaynakla aydnlanmadr38. Gz k olduu zaman, etkin olarak grr, yani renkler etkin olarak grnrler. Ve bylece bu k sayesinde gz, gnein kendisini grr, bu durumda da edilgin olarak gz, etkin olarak gz olur. Dolaysyla maddi akla hareket haline geebilecek olan akl yani mnfail akl denilir39. Demek ki k edilgin olarak grnen eyleri etkin olarak grnen eyler haline getirebilmektedir, ite edilgin akl effaf olan fakat, henz k olmam olan eye benzemektedir40. Nasl gne k gibi bir ey araclyla gz etkin olarak grc durumuna getiriyorsa, faal akl da gnee benzeyen bir hareketle edilgin akl etkin akl haline getirebilmektedir. Farabiye gre dnen ruhta (kuvve-i natka) ve doann verdiklerinde, kendiliklerinden etkin halde akleden olma yetenei yoktur41. Bunlar etkin halde akleden etkin akl olabilmek iin kendilerini g -potansiyel- halinden etkin, hareket haline geirecek olan bir eye ihtiya duyarlar ki, buna da faal akl denilir. Faal akl yardmyla kendilerinde akledilenler -dnlrler- meydana gelince edilgin olan akl etkinlik halinde olan akl konumuna geer. Faal akl sayesinde insan akl etkin akl ve dnme veya akledebilme yetenei kazanm olur. Faal akl insan akln etkin akl durumuna getirir ve ayrca edilgin olarak dnlr olanlar da etkin olarak dnlr durumuna getirir. Faal akl, varlksal olarak, insan zerinde ve insann evrenine en yakn varlktr, maddelerin zerine ekillerini yanstarak ve edilgin olan insan kavrayna bu ekillerin bilgisini yanstr42. Farabiye gre faal akl, maddeden syrlm olarak ezelden beri mevcut bulunmaktadr, sonradan maddesinden syrlm deildir43. Formlarn ilk madde ile veya dier maddelerle birlemesi faal aklda ezelden beri bulunan formlarn onlara uygulanmasyla gerekleir. Faal akl form yaratt maddeye gre bazen etkindir bazen edilgindir. Ancak faal akl ilk neden deildir; tek
38 39

Trker-Kyel, a. g. e., s. 130 Farabi; El-Medinetl Fazla, s. 68 40 Trker-Kyel, a. g. e., s. 130 41 Olguner, a. g. e., s. 148 42 Corbin, a. g. e., s. 292 43 Trker-Kyel, a. g. e., s. 131

115

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

bana, iinde harekette bulunduu maddeyi yaratamaz44. Bundan dolay faal akl etkinlikte bulunduu maddeyi kendisine verecek olan baka bir nedene veya illete ihtiya duymaktadr. Bu anlamda faal akln faaliyeti ve etkinlikte bulunduu konu ya cisimlerdir veya cisimlerdeki kuvvetlerdir, bu konular ve maddeler faal akla gksel cisimler tarafndan verilmektedir45. Ne ki faal akln faaliyeti kesintisiz ve deimez deildir, bu ondaki bir hareketsizlik nedeninden deil, ancak daha ok onun zerinde etki yapmas gereken maddenin eksiklii veya ondan taan formu almaya yeterince hazr olmamas gibi baz nedenlerdendir46. Farabiye gre faal akln etkinlii mkemmelliinden dolaydr. Bu nedenle de bir halden bir hle geme olana yoktur. Byle olduu halde etki yapmas ve birok formlar oluturmasnn nedeni ise, maddenin eitliliinden ve niteliinden meydana gelmektedir. Daha dorusu faal akl insana bilgiyi veren insan ruhuyla ilikide bulunan bir akldr, aksi halde insann bilgisi, kendi aklnn almasyla meydana gelmi deildir. nk faal akl insann bu dnyadaki mutluluunun kaynadr, bu da ancak ilk ncllerin kavranmas ile gerekleir. yle ki dncenin varla etkisini salayan aklyrtmeler iinde yleleri vardr ki onlar ne kantlama ile, ne de bir karm veya aklyrtme sonucunda elde edilmilerdir; onlarn nereden ve nasl olutuklar tam olarak bilinmez. Bununla beraber onlar tmel, zorunlu ve doru olan nermelerdir ve zihinde kesin bir bilimle kavranrlar47. Bu ilk ncller (hakikatler) olarak snflandrlan grubun ztlarndan biri snrszca doru, dieri ise snrszca yanl olarak kabul edilmektedir. te bu noktada, insann gayesi olan mutlulua ulamasn salayacak olan bilim ve felsefenin amac, bu ilk bilgi ve hakikatlerin nereden ve nasl geldiini aratrmak ve bilmektir48. Bu anlamda Farabiye gre ilk ncller ve hakikatleri kavrayan bir ruh yetisidir. Bu yeti ruhun bir parasdr ve yaratltan itibaren insanla beraber bulunandr. Bundan dolay doutan getirilen ilk nclleri kavrar; madem ki genel olarak asl dnme edimi etkin akln bir ilevidir, edilgin akl etkinlik
44 45

Trker-Kyel, a. g. e., s. 131 Trker-Kyel, a. g. e., s. 131 46 Fahri, a. g. e., s. 115 47 Trker-Kyel, a. g. e., s. 131 48 Hseyin Atay; Farabi ve bn-i Sinaya Gre Yaratma, Ankara, A...F.Y., 1974, s. 4-5

116

Mehmet Ali SARI

halinde akl biimine getiren de faal akldr. Dolaysyla da ilk nclleri kavrayann ve ayn zamanda ilk nclleri varla getirenin de de faal akl olabilecei sylenebilir.49 nk faal akln insan aklnda yapt bu aydnlatma ile, insan ile insan st arasnda bir kpr kuran ruhun dnen yan, faal akln kendisinde meydana getirdii bu kkl deiim sayesinde, bizzat faal akln kendisini dnme olanan elde eder. Bu iliki insann sanatsal, teknik, ahlaksal ve metafiziksel olanaklar ile baarlarnn varlk zeminini oluturur. Bu metafizik ilikinin insani varlktaki ilk belirtisi, onda, onun ilk yetkinliini oluturan ilk ncllerin meydana gelmesidir ki, bunlarn salad olanak ierisinde insanlk dzeyinde evrensel bir anlama zemini oluur. Bylelikle ilk ncller btn insanlarda ortak olarak bulunan a priori ilkeler olurlar. Buraya kadar anlatlanlara baktmzda, Farabinin bilmekle ilgisinde dile getirilen akl anlayyla Aristotelesin etkisinde kald akla ilikin varlksal belirlenimde ise Platinoscu bir etkinin varolduu sylenebilir. nk bu durumda akl, Tanrdan taan ilk varlktr ve btn varolu bu etkinlik altnda gerekleir. Bundan dolay Farabi akl anlayyla farkl olan her iki dnceyi slam anlay ile birlikte bir araya getirmitir. Ancak Farabi, Aristotelesten farkl olarak ilk ncllerin veya dnlrlerin kavranmas ve ortaya konulmasyla ilgisinde, Kazanlm Akl ve Faal Akl ortaya koyar. Bu durumda bilgisel belirlenimlerde bulunan akl, ilk ncllere ilikin bilginin elde edilmesinde, ruhun bir yetisi ve ruhun bir parasdr. Bu yzden, maddi dnyadan daha dorusu cisimsel olmaktan yoksun olan formlarn kavranmas da, madde olmaktan yoksun olan akl araclyla gereklemektedir. Ancak akl st formlara ulamada birtakm deiikliklere urayarak bir farkllamay gstermektedir. Bu sre esnasnda akln kendisini kavrayarak ortaya koyduu, kendisinin bilincine erierek baka bir deile etkinleerek yetkinletii sylenebilir. nk akln kavrad dnlrler akln kendisiyle ayn olmaktadr ve dolaysyla akl kendi kendini kavramaktadr. Ayn ekilde Farabi, felsefesinde btnl oluturmak daha dorusu insann varln bir ynyle maddi dnyaya bal olduunu bir yanyla da akllar dnyasna bal olduunu gstermek iin, akl varlksal olarak da iki
49

Trker-Kyel, a. g. e., s. 131-132

117

SBArD

Mart 2006, Say 7, sh. 101 118

dnya arasna yerletirir. Bu durumda akl, insann teorik dnmesinin gereklemesini salayarak, maddi olmayan bir baka deile ay-st dnyaya ulamasn salar ki, bu akl da faal akldr. Bu yzden faal akl hereyin stnde bir akl olarak hem varlksal hem de bilgisel bir belirlenimi gsterir. Faal akl varlksal olarak maddi dnya ile maddi olmayan dnya arasnda bir kprdr; ayn zamanda da ilkeleri ortaya koyan, onlarn kavranmasn salayan genel bir akldr. Akla ilikin bu belirlenimlere gre, insann bir gc olarak akl anlayndan ayrca ay-alt dnyay yneten aklla ve sonunda kendini dnen etkin dnce olarak tanmlanlan, dolaysyla btn varln nihai ilkesi eklindeki akl anlayna ykselen bilgi kuram ortaya kmaktadr. O halde Farabi tarafndan akln birbiriyle yakn iliki iinde bilgisel, kosmolojik ve varlksal olarak ayr bakmdan tasarlandn ve snflandrldn syleyebiliriz.

KAYNAKA ATAY, Hseyin: Farabi ve bn-i Sinaya Gre Yaratma, A...F.Y., Ankara, 1974 AYDINLI, Yaar: Farabide Tanr-nsan likisi, z Yaynclk, stanbul, 2000 CORBN, Henry: slam Felsefesi Tarihi, ev: Hseyin Hatemi, letiim Yaynlar, stanbul, 1990 FAHR, Macit: slam Felsefesi Tarihi, ev: Kasm Turhan, klim Yaynlar, stanbul, 1992 FARAB: El-Medinetl Fazla, ev: Ahmet Ate, stanbul, 1990 FARAB: Maani-l Akl, ev: H.Ziya lken, Kvamettin Burslan, Kanaat Kitabevi, stanbul. OLGUNER, Fahrettin: Farabi, Akademi Kitabevi, zmir, 1993 TRKER-KYEL, Mbahat: Aristoteles ve Farabinin varlk ve Dnce retisi, A..D.T.C.F.Y., Ankara, 1969 LKEN, Hilmi Ziya: slam Felsefesi, Seluk Yaynlar, Ankara, 1957

118