You are on page 1of 413

T R K S A N AY C L E R V E A D A M L A R I D E R N E

FELSEFE
2002
Prof. Dr. Tlin BUMN
Yayn Ynetmeni Galatasaray niversitesi Felsefe Blm

Prof. Dr. Ahmet ARSLAN


Ege niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm

Prof. Dr. Murat BELGE


stanbul Bilgi niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi Karlatrmal Edebiyat Blm

Do Dr. lhami GLER


Ankara niversitesi lahiyat Fakltesi Kelam Anabilim Dal

Prof. Dr. S. Seyfi N


Uluda niversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakltesi Kamu Ynetimi Blm

Prof. Dr. Kenan GRSOY


Galatasaray niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm

Prof. Dr. Ali Yaar SARIBAY


Uluda niversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakltesi Kamu Ynetimi Blm

Yard. Do. Dr. Zerrin KURTOLU


Ege niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm

Prof. Dr. Mustafa ERDOAN


Hacettepe niversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakltesi Kamu Ynetimi Blm

Prof. Dr. Ahmet CEVZC


Uluda niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm

Prof. Dr. Mete TUNAY


Bilgi niversitesi Edebiyat Fakltesi Tarih Blm

Yard. Do. Dr. Nilgn KILIN


Ege niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm

Aralk 2002 (Yayn No. TSAD-T/2002/12-338)


Merutiyet Caddesi, No.74 80050 Tepeba/stanbul Telefon: (212) 249 54 48 - 249 07 23 Telefax: (212) 249 13 50

2002, TSAD

Tm haklar sakldr. Bu eserin tamam ya da bir blm, 4110 sayl Yasa ile deiik 5846 sayl FSEK uyarnca, kullanlmazdan nce hak sahibinden 52. Maddeye uygun yazl izin alnmadka, hibir ekil ve yntemle ilenmek, oaltlmak, oaltlm nshalar yaylmak, satlmak, kiralanmak, dn ve ilmek, temsil edilmek, sunulmak, telli/telsiz ya da baka teknik, aysal ve/veya elektronik yntemlerle iletilmek suretiyle kullanlamaz.

"Felsefe 2002" kitabnn 1., 2., 3., 6., 8., 12., 13., 14. ve 15. blmleri "Cours de Philosophie Terminales L, ES et S dAndr Vergez et Denis Huisman; Editions Nathan 1998" kitabnn 2., 1., 11., 5., 16., 13., 15., 17. ve 18. blmlerinin aynen yaplm tercmesidir.

"Felsefe 2002" kitabnn 4., 5., 7., 9., 10. ve 11. blmleri "Cours de Philosophie, Complments pour Terminales L et ES dAndr Vergez et Denis Huisman; Editions Nathan 1998" kitabnn 10., 11., 7., 14., 15. ve 16. blmlerinin aynen yaplm tercmesidir.

ISBN : 975-8458-46-9 Birinci Bask - / 5 000 adet baslmtr. Lebib Yalkn Yaymlar ve Basm leri A..

NSZ
TSAD, zel sektr temsil eden sanayici ve iadamlar tarafndan 1971 ylnda, Anayasamzn ve Dernekler Kanununun ilgili hkmlerine uygun olarak kurulmu, kamu yararna alan bir dernek olup gnll bir sivil toplum rgtdr. TSAD, demokrasi ve insan haklar evrensel ilkelerine bal, giriim, inan ve dnce zgrlklerine saygl, yalnzca asli grevlerine odaklanm etkin bir devletin varolduu Trkiyede, Atatrkn ada uygarlk hedefine ve ilkelerine sadk toplumsal yapnn gelimesine ve demokratik sivil toplum ve laik hukuk devleti anlaynn yerlemesine yardmc olur. TSAD, piyasa ekonomisinin hukuksal ve kurumsal altyapsnn yerlemesine ve i dnyasnn evrensel i ahlak ilkelerine uygun bir biimde faaliyette bulunmasna alr. TSAD, uluslararas entegrasyon hedefi dorultusunda Trk sanayi ve hizmet kesiminin rekabet gcnn artrlarak, uluslararas ekonomik sistemde belirgin ve kalc bir yer edinmesi gerektiine inanr ve bu ynde alr. TSAD, Trkiyede liberal ekonomi kurallarnn yerlemesinin yansra, lkenin insan ve doal kaynaklarnn teknolojik yeniliklerle desteklenerek en etkin biimde kullanmn; verimlilik ve kalite ykseliini srekli klacak ortamn yaratlmas yoluyla rekabet gcnn artrlmasn hedef alan politikalar destekler. TSAD, misyonu dorultusunda ve faaliyetleri erevesinde, lke gndeminde bulunan konularla ilgili grlerini bilimsel almalarla destekleyerek kamuoyuna duyurur ve bu grlerden hareketle kamuoyunda tartma platformlarnn olumasn salar. Eitim sistemi ve eitim politikalar konularnda daha nce yaplm olan TSAD almalarnn ve bu arada rnek bir lise kitab olarak tasarlanm olan "Corafya 2001" balkl raporun ardndan, "Felsefe 2002" yine ayn abay bu kez felsefe alannda srdrmeyi amalamaktadr. Yirmibirinci yzyl kreellemenin olduu kadar kimlikler ve kltrler eitliliinin de yzyl olarak nmzde duruyor. Bilgi ve iletiim alarnn glenmesi ve yaygnlamas, kimliklerin ve kltrlerin kendi zerine kapanmasn tek bana engelleyemiyor. Yeni byk sistemler gelitirmek anlamnda olmasa da, kendi kltrn dnya ile ilikilendirmek ve her ikisinin karsnda da eletirel bir bak gelitirebilmek iin bugn toplumlarn felsefeye her zamankinden daha ok ihtiyac var. Bilim ve felsefe bir madalyonun iki yz gibidir. Felsefenin gelitirdii eletirel dnce ve sorgulama becerisi sonunda bilimsel dnce ve yeniliki bulularn da temelini oluturmaktadr. te yandan, tarihte felsefe ve demokrasinin servenleri arasnda bir ortaklk bulunmas dikkat ekicidir. Felsefesiz bir kltr ve demokrasisiz bir toplum; her ikisi de kendi bilincine ykselmekte, kendini kavrayp deerlendirmekte ve zgrlkleri amakta glklerle karlar. Bu balamda, yirmibirinci yzylda kendi zerine kapal, dnyadan kopuk kalmamay seen ve bu yolda Avrupa Birlii gibi uluslar tesi bir oluuma ye olmak yoluyla kendini dnyaya amay politik gndeminin merkezine yerletirmi bir toplum olarak, genlerimize dnya standartlarnda bir felsefe retimi salamamz zel bir neme sahiptir.
3

"Felsefe 2002", Galatasaray niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm retim yesi Prof. Dr. Tlin Buminin koordinatrlnde gerekletirilmitir. Hazrlk almalar kitabn eviri ve telif blmlerinin plannn oluturulmas aamasndan itibaren Ege niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm retim yesi Prof. Dr. Ahmet Arslan ile ibirlii iinde yrtlmtr. "Felsefe 2002" "I. Kitap" ve "II. Kitap" olarak iki ana blmden olumaktadr. "Bat Felsefe Gelenei: reti ve Kavramlar Asndan Yaklam" baln tayan "I. Kitap", Andr Verges ve Denis Huismann "Cours de Philosophie" (Edition Nathan, Paris 1990) adl kitabndan, Trkiyedeki lise felsefe program da gz nne alnarak seilmi blmlerin Prof. Dr. Ahmet Arslan tarafndan yaplan evirisinden olumaktadr. "Osmanl ve Trk Felsefe Gelenei: Dnemsel Yaklam" baln tayan "II. Kitap" ise, bir Avrupa lkesi iin dnlen lise felsefe programlarnda yer almayan ama Trkiyede eitim gren bir gencin kendi kltrnn nemli unsurlarn oluturan konulara ayrlmtr. Bu kitapta birincisinden farkl olarak dnemsel bir yaklam benimsenmi ve bu erevede Trk ve slam kltrnde yer alan Bat tarz felsefeye yakn alanlara olduu kadar, iinde felsefi boyutu da barndran ya da en azndan kendilerine felsefe ile baklmasna ihtiya gsteren, Trkiyenin toplumsal tarihinde etkili olmu dnce akmlarna da yer verilmitir. Daha ok siyaset felsefesine ait konular olan bu son blmler, felsefenin gen bir bireyin bir yurtta olarak eitilmesine yapaca katklar gz nne alarak belirlenmitir. "II. Kitap"n ilk blm olan "Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei" balkl blm Prof. Dr. Ahmet Arslan yazd. "Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei" blmn Ankara niversitesi lahiyat Fakltesi (Kelam Anabilimdal) retim yesi Do. Dr. lhami Glerin kaleminden okuyacaksnz. "Tasavvuf (mistik dnce) gelenei" balkl blmn yazar Galatasaray niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi (Felsefe Blm) retim yesi Prof. Dr. Kenan Grsoydur. "Siyasal bilgelik edebiyat gelenei" balkl blmn yazmn Ege niversitesi Edebiyat Fakltesinin (Felsefe Blm) retim yelerinden Yard. Do. Dr. Zerrin Kurtolu stlendi. "Cumhuriyet Dnemi" ncesinin "Modernlie Gei Dnemi / Tanzimat ve merutiyetler" balkl son blmnn yazar Prof. Dr. Ahmet Arslandr. Uluda niversitesi Edebiyat Fakltesi (Felsefe Blm) retim yesi Prof. Dr. Ahmet Cevizci, "Cumhuriyet Dnemi"nin ilk yazsn, "Felsefenin kurumsallamasnn balangc" balkl blm yazd. "Dnce akmlar" bal altnda "Aydnlanmaclk", "Milliyetilik", "slamclk", "Liberalizm" ve "Solculuk"u deerlendirdik. Bu blmlerin yazarlar, srasyla, stanbul Bilgi niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi (Karlatrmal Edebiyat Blm) retim yesi Prof. Dr. Murat Belge; Uluda niversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakltesi ( Kamu Ynetimi Blm) retim yesi Prof. Dr. Sleyman Seyfi n; Uluda niversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakltesi (Kamu Ynetimi Blm) retim yesi Prof. Dr. Ali Yaar Sarbay; Hacettepe niversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakltesi (Kamu Ynetimi Blm) retim yesi Prof. Dr. Mustafa Erdoan ve stanbul Bilgi niversitesi Fen-Edebiyat Fakltesi (Tarih Blm) retim yesi Prof. Dr. Mete Tunay oldular. II. Kitapn ve "Felsefe 2002"nin son blm "Sivil toplum hareketleri"nin deerlendirilmesine ayrld. Bu blm de Ege niversitesi Edebiyat Fakltesi (Felsefe Blm) retim yelerinden Yard. Do. Dr. Nilgn Toker Kln yazd.
4

NDEKLER

I. KTAP: BATI FELSEFE GELENE: RET VE KAVRAMLAR AISINDAN YAKLAIM


FELSEFEYE GR
BRNC BLM nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 17
1. 2. 3. 4. 5. By . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .17 Teknik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .19 Din . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .21 Bilim . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .23 Sanat . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .23
1. Bilim ve sanat arasnda mmkn yaknlklar 2. Sanatla bilim arasndaki kartlk
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .24 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .25

KNC BLM Felsefe nedir? . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 31


1. 2. 3. Felsefe ve derin dnme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .33 Teknik ve bilgelik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .34 Felsefi dnme ve hayat . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .35

BLG KURAMI (EPSTEMOLOJ)


NC BLM Doruluk fikri, akl-d, anlam . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 47
1. Dorunun doas, doruluk ve gereklik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .47
1. Doruluk apaklk mdr? . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .48 2. Doru, gerein kopyas mdr?
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .49

3. Doru fikir, baarl fikir midir? . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .50 4. Doru, bir yarglar sistemi iinde eliki olmamasdr.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .51

indekiler 2. Dorunun varl, phecilik (septisizm) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .52


1. lka phecilii ve descartes phe 2. Yunanl phecilerin kantlar
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .52 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .53

3.

Aklclk ve hermentik (yorum bilgisi): Doruluk kategorisinden anlam kategorisine . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .55


1. Aklsal olan ve akllca olan 2. Aklsal ve akl-d
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .55 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .56

3. Deneysel aklsallkla ilgili yeni anlaylar: Poppera gre dorulanabilirlik ve "yanllanabilirlik" . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .57 4. Hermentik (yorum bilgisi), anlam
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .58

DRDNC BLM Fikir ve yarg . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 67


1. Kavram ve soyutlama . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .67
1. Empirist bak as
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .67 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .69

2. Biyolojik soyutlama kuram

3. Aklc soyutlama kuram . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .70

2.

Yarg

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .71 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .71

1. Entelektalist kuram

2. radeci kuram . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .72 3. nerdiimiz zm . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .73

BLM FELSEFES
BENC BLM Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 81
1. Bilimsel tutum insan iin doal deildir: O tarihin bir fethidir. . . . . . . . . . . . . .81
1. Comteun hal yasas . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .81 2. Bilginin psikanalizi
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .81

3. Algdan bilime . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .82 4. Bilimsel olayn ina edilmesi


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .84

5. Bilimsel bir kavram rnei: Arlk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .86

2.

Bilim ile teknik arasndaki ilikiler


1. lke farkll

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .88

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .88

2. Bilgi ile eylem arasndaki mantksal ilikiler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .88 3. nsanbiimci aklama ve bysel eylem
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .88 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .89 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .90

4. Fakat pozitif teknik, pozitif bilimden nce ortaya kar 6. Teknikle bilim arasndaki kesinti 8. Tekniin bilime yapt hizmetler

5. Bilim, tekniin arlarna cevap vermek iin meydana gelir

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .90

7. kar gtmeyen bilim, teknikleri ilerletir . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .91


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .92

indekiler

VARLIK FELSEFES (ONTOLOJ)


ALTINCI BLM Uzay, zaman, tarih . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 99
1. Uzay, zaman ve insani durum
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .99 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .99

1. Uzay ve zamandaki olumsal durumum 2. Zaman karsndaki gszlm

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .100

3. Uzay karsnda gcm . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .101 4. Zamann uzaylatrlmas . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .102 5. Tmdengelimsel akl ve somut sre 7. Bilincin hakim olduu zaman
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .104

6. Yeni bir paradoks: Zamann an . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .105


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .106

2.

Klasik bir problem: Zaman gerek midir, yoksa zihinsel mi? . . . . . . . . . . . . . . .107
1. Klasik realist kuramlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .107 2. dealist kuramlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .108

3. 4.

Sonu . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .109 Tarih . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .112

YEDNC BLM Varolu. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 121


1. 2. 3. 4. 5. 6. Olmak fiilinin iki kullanm . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .121 z ve varolu . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .121 Varoluun indirgenemezlii: Ontolojik kant ve rtlmesi . . . . . . . . . . . . . .121 Varlk bilmecesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .123 Varlktan varolua . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .124 Jean-Paul Sartren varoluuluu . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .126
1. Varoluuluk bir hmanizmdir 2. nsann aknl 3. Varolan bir eyin doas yoktur
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .126 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .126 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .128

AHLAK FELSEFES (ETK)


SEKZNC BLM zgrlk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 135
1. zgr irade bir gerek mi yoksa efsane mi?
1. Descartes ve dikkat zgrl 3. Nedensiz eylem 4. Ahlak bilinci 2. Maine de Birana gre g duygusu
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .135 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .136 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .136

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .136

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .138

indekiler 2. 3. 4. zgrlk zorunluluun kabul edilmesi midir? . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .138 ada aklcla gre zgrlk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .140 Bir zgrlk felsefesi: Varoluuluk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .143
1. nsani varolu ve zgrlk 2. nsann aknl
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .143 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .144 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .144

3. Kendinde, kendisi iin, hilik: zgrlk ve bilin 4. nsan ve tarih: Sartre ve marksizm

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .145 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .146

5.

Varoluulua kar k: Yapsalclk

DOKUZUNCU BLM Ahlak ve mutluluk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 153


1. kar ahlaklar
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .153 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .153 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .153 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .155

1. Epikurosu ahlak 2. ngiliz faydacl

3. Freudun bak as

4. kar ahlaklarnn eletirisi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .156

2.

Duygu ahlaklar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .156

ONUNCU BLM dev . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 163


1. 2. Sosyolojik yorum . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .163 Kant ahlak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .164
1. Kantn biimcilii
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .165

2. Kategorik buyruun sertlii . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .165 3. Kantn mantkl


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .166 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .168

3.

Metafizik ve ahlak arasndaki ilikiler

SYASET FELSEFES
ONBRNC BLM Hak ve iddet . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 177
1. dev ve hak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .178
1. Doal hukuk ve pozitif hukuk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .179 2. Yasal iddet: Cezalandrma hakk
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .180

ONKNC BLM Devlet . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 189


1. 2. Siyasal retiler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .189 Ulus . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .195

indekiler

SANAT FELSEFES (ESTETK)


ONNC BLM Sanat . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 203
1. 2. 3. 4. Doa ve sanat Estetik seyir Gzel
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .203 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .206

Sanatsal yaratm

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .208

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .210 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .210 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .211

1. Platondan Hegele 3. Gzel sanatlar

2. Kant estetiinin ana iddialar

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .213

DN FELSEFES
ONDRDNC BLM Tanr problemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 225
1. Farkl tanr anlaylar; tanrtanmazclk
1. Geleneksel tanrclk (teizm) 2. Panteizm
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .225 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .225

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .227

3. Tanrtanmazclk (ateizm) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .229 4. Bilinemezcilik (agnostisizm)


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .229

5. "Ruh dini" . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .230

2. 3.

Problemin dolayl olarak ortaya konulmas: Psikolojizmin etkileri Problemin dorudan ortaya konulmas: Tanr var mdr?
1. Evrenin nedeni olarak tanr 3. Ontolojik kant 5. man problemi 2. Evrendeki dzenin kayna olarak tanr

. . . . . .231

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . .233

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .233 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .234

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .237

4. Ahlaksal kantlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .238


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .239

NSAN FELSEFES (FELSEF ANTROPOLOJ)


ONBENC BLM Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 249
1. 2. 3. nsann dinsel yorumu ve materyalist saldr Materyalizm eletirisi
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .250 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .252

Problemin ada bir tarzda ortaya konulmas: nsann saygnl ve gelecei . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .254

indekiler

II. KTAP: OSMANLI VE TRK FELSEFE GELENE: DNEMSEL YAKLAIM


KLASK DNEM
ONALTINCI BLM Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 265
1. slamn klasik dneminde belli bal felsefe etkinlikleri
1. Felsefe kavramnn tarih iindeki deiimi
. . . . . . . . . . . . . . . . . . .265 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .266

2. Felsefi yntem ve akl yrtme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .267

2. 3.

Yunan tarznda felsefe gelenei . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .268 Yunan tarznda felsefe geleneinin temel iki tezi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .270
1. Felsefe-din, filozof-peygamber ilikileri
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .271 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .272 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .273

2. Yunan tarznda felsefe gelenei ve slam olay

3. Bat hristiyan dncesinde iman-akl problemi

4.

Mslman filozoflarn klasik antik felsefi problemler karsndaki tutumlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .274


1. Tanr problemi 2. Varlk problemi 3. Bilgi problemi 4. Ahlak problemi 5. Siyaset problemi
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .274 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .275

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .275 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .276 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .276

ONYEDNC BLM Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 283


1. 2. slam teolojisinin dou nedenleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .283 lk teoloji ekol Mutezile . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .284
1. Mutezilenin ahsnda teolojiye duyulan tepkiler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .285 2. Snniliin teolojiyi benimsemesi ve ilk snni ekoller
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .285

3.

Ahlaki iyi ve ktnn rasyonellii-dinsellii


2. Doal ktlkler ve Tanrnn mutlak iyi iradesi

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .286

1. Ezeli takdir sorunu (kader) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .287


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .288 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .289

4.

Tanrnn emirlerinde ve doada nedensellik sorunu

ONSEKZNC BLM Tasavvuf (mistik dnce) gelenei . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 297


1. 2. 3. Tasavvuf ve felsefi bilgi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .297 Birlik prensibi ve ontolojik stats . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .299 Tasavvuf dncesinde insan anlay . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .301

10

indekiler

ONDOKUZUNCU BLM Siyasal bilgelik edebiyat gelenei . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .307


1. 2. 3. Siyasal teoloji . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .307 Siyasal felsefe
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .309 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .310 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .311 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .313

Siyasal bilgelik edebiyat

1. Siyasal bilgelik edebiyatnn ana kayna: Kelile ve Dimne 2. Siyasi bilgelik edebiyatnn slam dnyasndaki rnekleri

4.

Siyasal bilgelik geleneinin siyasete ilikin kavray . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .314


1. Ynetici-toplum ilikisi 2. Ynetimin ilkesi: Adalet 3. Halkn erdemi: taat
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .314 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .315

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .316 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .318

5. Siyasal bilgelik edebiyat-siyasal teoloji ilikisi

MODERNLE GE DNEM
YRMNC BLM Tanzimat ve merutiyetler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 325
1. Osmanl uygarlna toplu bak
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .325 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .326 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .327 . . . . . . . . .328

1. Osmanl modernlemesinin zellikleri

2. Osmanl modernlemesinde felsefenin rol

3. Osmanl modernlemesinin ana zellii: Kurumsal ve kltrel ikicilik

2.

Osmanl modernlemesinin en canl dnemi: kinci Merutiyet . . . . . . . . . . .328


1. slamn modernletirilmesi veya modernist islamclk 2. Modernist islamcln ana tezleri
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .329 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .329 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .331

3.

slam uygarlna kar bat uygarl


1. Batcln en gl kolu: Pozitivizm

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .331

2. Prens Sabahattin ve liberalizm . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .333 3. Abdullah Cevdet ve kktenci batclk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .334

4. 5.

Modernlie gei dneminde sosyalizm ve marksizm Trk milliyetiliinin douu

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .334

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .335

CUMHURYET DNEM
YRMBRNC BLM Felsefenin kurumsallamasnn balanglar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 345
1. 2. 3. Dergiler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .346 Cemiyetler
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .347 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .348

niversiteler

11

indekiler

YRMKNC BLM Dnce akmlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 353


1. Aydnlanmaclk
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .353

1. Tanm ve tarihsel belirlenimleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .353 2. Aydnlanmann zellikleri ve snrlar 3. Aydnlanma ve Osmanl 4. Aydnlanma ve Trkiye Cumhuriyeti
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .355 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .357 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .359

2.

Milliyetilik

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .364 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .364

1. Genel olarak milliyetilik 2. Osmanl ve milliyetilik

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .365 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .368

3. Modern Trkiye Cumhuriyeti ve Trk milliyetilii

3.

slamclk

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .373 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .373

1. slamclk akmn ortaya karan sebepler 2. slamclk akmnn ilk temsilcileri 3. slamclk akmnn politik boyutu

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .375 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .377

4.

Liberalizm

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .383 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .383 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .385

1. Tanm ve tarihi

2. Trkiyede liberalizm

5.

Solculuk

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .394

1. Tanm ve tarihsel belirlenimleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .394 2. Batda solun olumas ve geliimi 3. Osmanl toplumunda solculuk 4. Cumhuriyet dneminde solculuk 5. Halklktan sosyal demokratla
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .394 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .395 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .396 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .398

YRMNC BLM Sivil toplum hareketleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 401


1. 2. Tanm ve kapsam . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .401 Sivil toplum ve cumhuriyet projesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .403
1. ok partili dnemde sivil toplum hareketleri 2. zerk kurulular ve sorunlar
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .404 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .404

3. 1980 sonras sivil toplum hareketleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .405

12

I
BATI FELSEFE GELENE
RET ve KAVRAMLAR AISINDAN YAKLAIM

14

FELSEFEYE GR

16

BRNC BLM
nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat
Uzay ve zamanda yer alan uygarlklarn eitliliine ramen btn halklarn tekniklere, inanlara, bysel ve dinsel trenlere, estetik etkinliklere sahip olmu bulunmalar dikkate deerdir. erikleri bakmndan deiik olmalarna karlk insan dehasnn her yerde var olan bu ifadeleri, dinsel, teknik, sanatsal (ve teknik ile bilimde bilimsel kaygnn tohum halinde bulunmas lsnde bilimsel) biim altnda, kltrn, kaynan evrensel insan doasnda bulduunu gstermektedir. Kltrlerin bilanosunu karmak ve onlar zmlemek iini antropolojiye brakarak filozof, insan kltr zerine derinlemesine dnen bir adam olarak ortaya kmaktadr.
Btn kltrlerde ortak olan biimler

1. By
Klasik tanmlarda insan genellikle akll bir hayvan olarak kabul edilir. Bununla birlikte onun etkinliinin en uzak grntleri kesinlikle lgnca eylemler gibi grnmektedir: Btn ilkel toplumlarda byclk uygulamalar yaygn bir ekilde kendilerini gstermektedir. Aslnda bu uygulamalar, bir sayklama biimi altnda, btn dier etkinliklerin, yani kltr, din, teknik, bilim ve sanatn byk lde kendisinden kt insan aklnn ilk grntsdr. Dmanlarn uzaktan ldrmek amacyla kk heykelciklere ine batran, yamur yadrmak iin tarlalara birka damla su serpen, ak iksirleri hazrlayan byc, bynn tipik ve iyi bilinen rneklerini sunmaktadr. Hopi kabilesinden bir kzlderili, Hatralarnda anne-babasnn kendisi domadan nce katlanmak zorunda kaldklar by uygulamalarn anlatmaktadr. Byc, annesinin ikiz douracan haber vermitir. Annesi ise tek bir ocuk istediinden, byc onlar birletirmeye alr: "Kapnn nnden bir avu msr unu ald ve onu havaya serpti. Beyaz ynden iplik yapt, siyah ynden iplik yapt ve onlar birbirlerine sarp annemin sol bileine dolad (.) Annem artk trenlerde gsterilen ylan resimlerine bakmamaktayd. Onun rahminde su ylan olup doumum annda dar kmak iin bam indirmek yerine kaldrmam tehlikesi vard. Annem hibir hayvana zarar vermemeye dikkat etmekteydi. nk aksi takdirde sakat doabilirdim. Eer canl bir varln ayan koparrsa elsiz veya sakat doabilirdim(.) Babam anneme yemesi iin gelincik eti vermekteydi. Bundan ama evik olmam ve bu kk hayvann yuvasndan ustaca kt gibi benim de annemin karnndan kolayca darya szlmemdi". Bu rnekler aka bize by denen sayklamann ne olduunu gstermektedir. Byc psikolojik aralarla doa zerine etkide bulunur. O, okuyup fleme ile rzgarlar ve yamurlar yldrmaya alr. Ona gre dnya szlerle kandrlabilir, evcilletirilebilir ve ynlendirilebilir glerden meydana gelir. Dnya, ruhlarla doludur ve by "animizmin
znel sembolizm ve by

17

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


stratejisi"nden baka bir ey deildir. Salomon Reinach yle demekteydi: "Byc, byk ruhlarn konserinde orkestra efi gibidir". Byde znel benzerlikler nesnel eylem aralar olarak alnr: Sembol ele geiren, ayn zamanda nesneyi de ele geirir.
Kurumun gc ve arzunun gc

Voltairein inand gibi byc "doann yapamad eyi yapmann srr"n elinde tuttuu iddiasnda olan biri midir? Aslnda ilkeller, doayla doa-st arasnda pek bir ayrm yapmazlar. Bu ayrm ancak, bilimsel etkinlik, bizi doa yasas ve mekanik nedensellik fikriyle tantrdnda ak olacaktr. Byclk en azndan bycnn kendilerine egemen olma gcne sahip olduu gizli, bilinmeyen kutsal-d kuvvetlerin var olduu fikriyle ilikilidir. Bynn bu esrarl ve gizli zelliine iaret eden olgu, bycnn bildii esrarl reeteleri genel olarak yalnzca rencilerine vermesidir (ezoterik aktarma). Uygulamalarnn srekli baarszlklarna ramen bynn neden dolay varln srdrdn anlamak, bir problemdir. Aslnda byy devam ettiren ey, doyurma iddiasnda olduu arzu ve tutkularn iddetidir. nsann, yaam ve lm, salk ve hastal, mutluluk ve felaketi dzenleyen glere hakim olma arzusu, tecrbenin ac derslerini karartacak ve unutturacak kadar gl olmutur. te yandan bynn kurumsal zellii, toplumsal rgtlenmesi, trenlerin geni yaygnl ve uygulayclarnn itibar, baarszlklarnn ortaya karmas mmkn olan gzden dmeyi byk lde nlemitir. ada bilimimizin bugn iinde bulunduu ykseklikten bakarsak by, bir ryadan, hayali bir eylemden baka bir ey deildir. Onun psikolojik ve sembolik yntemleri, maddenin gerek yasalarn grmezden gelmektedir. Bununla birlikte insan kltr, kaynan tmyle ilkel byde bulmaktadr.

Teknisyenin dnyay deitirme iradesi

Teknik, bycnn sama reetelerinde tohum halinde vardr. nk byc her eyden nce eyleri deitirmek isteyen, dnyay, elinde hibir g olmayan bir gzlemci olarak seyretmekle yetinmeyen bir adamdr. Bycnn ryas, insan, evrenin bir oyunca olmak yerine ona kendi yasasn dikte etme iddiasna sahip bir yaratc haline dntrr. z itibariyle teknikle ilgili ve Prometheusu olan nedensellik fikri (Maurice Pradines neden, "yapandr" demekteydi) by ritelinde en yksek lde mevcuttur. phesiz bycnn kendisine dayand nedensellik, hayalidir; en azndan kendisi araclyla madde zerinde etkide bulunabileceimiz nedensellik, yanl olarak psikolojik nedensellik modeline gre, yani bizi ikna eden, korkutan, kandran bir nedensellik olarak tasarlanmtr. Ancak onda teknik nedensellik talebi kendini gstermekte ve bu talep btn baarszlklara ramen varln srdrmektedir. Bynn sayklamalar arasnda insan kendi gcne olan inancn ilan etmekten geri durmamaktadr. Din, en uzak kklerinde byyle sk skya ilikili gibi grnmektedir. By, "btn biimleri altnda mistisizmin ilk kaynadr". Bu, bynn doa-st alanna ynelik olmas demek deildir. nk bycnn egemen olduuna inand gler, doann kendi gleridir. Fakat by, bycyle rencilerini tm doaya hayat veren gle iliki iine soktuu lde bir mistisizmdir ve bynn kendileriyle yakn iliki iine girme iddiasnda bulunduu glerin doal olmalar, onlarn gizli ve esrarl olmalarn ortadan kaldrmaz. Grnmeyen bir dnyann varln tasdik etmesi ve insann bu dnyaya katlabilecei, onunla yakn ilikiye girebilecei iddiasyla by, dini hazrlar. Ayn ekilde by bilimin de kaynaklarndan biridir. Bilimsel belirlenim fikri -olaylarn tesadfen deil, belirli varlk koullarna bal olarak meydana geldikleri fikri- bycnn inancnda mevcuttur. En keskin grl by tarihilerinden biri olan George Frazer "Byc, ayn nedenlerin amaz bir biimde her zaman ayn sonular vereceine

Gizli glerle ilikiye girme

Belli bir belirlenimcilie inanma

18

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


inanr. O, daha gl bir meslektann bysnn, kendi okuyup flemelerine kar kp onlar baarszla uratmamas kouluyla, uygun bynn elik ettii uygun seremoninin yerine getirilmesinin ardndan, arzu edilen sonucun ortaya kacana kesin olarak inanr," demektedir. O halde by belli bir lde gerek belirlenimciliin bilgisini hazrlayan hayali bir belirlenimciliin tasdikini gerektirir. Nihayet sanatn kendisinin de kayna hi phesiz bydr. lk yontular belki by yapmak iin yaratlm heykelciklerdi. Tarih ncesi dneminde maara duvarlarna yaplm resimler by riteli ile ilikili grnmektedir. Maara duvarlar zerine izilen av resimleri hemen hemen her zaman yaral veya tuzaa drlm hayvanlar tasvir etmektedir. Bu tr sahneleri temsil ederek bycnn, bereketli bir av gvence altna aldna inanm olmas muhtemeldir. Ayrca bu resimlerde kadnlar genel olarak iman tasvir edilmektedirler. Bunun ise hi phesiz av hayvanlarnn bol olmasn, yani her zaman yenecek eyler bulunmasn gvence altna alan berekete ynelik by trenleriyle ilikisi vardr. Bylece ister teknik, ister din veya sanat sz konusu olsun, ortak bysel kaynaklarnda insan dehasnn btn eserlerinin temel anlamn grmekteyiz. nsan hibir zaman grnlerin edilgin bir gzlemcisi olmakla yetinmemitir. Alainin dedii gibi o hibir zaman "insana bir ey retmeyen tecrbe yamuru"nu biriktirmekle yetinmemitir. nsan her zaman gerek evreni aklamak ve deitirmek iin onunla arasna belli bir mesafe koymutur. Hayvann her zaman evrenin iine gml olmasna karlk insan, egemenlii altna almak amacyla, kendisini tasavvur etmek zere evrenle arasna belli bir mesafe koymutur. nsann evren hakknda gelitirdii ilk tasarmlarn mitolojik, ilk eylem reetelerinin sayklamaya benzer eyler olduklar dorudur. Ancak tam da ilkel fikirlerin bu hayali olma zellii, evren sahnesinin ve kendi eylemlerinin nne a priori tasarmlarn geiren insan zihninin dinamikliini ortaya koymaktadr. nsan, grmek ve maruz kalmakla yetinmeyip grnen eyin tesinde grnlerin srrn arayan, hayal eden, icat eden tek varlktr. Bylece by, en kt samalamalarnda bile akln zerkliinin ilk taslan vermektedir.
lk tasavvurlarn bysel ilevi

nsana evrenle arasna mesafe koyar.

2. Teknik
Eer teknik, byden ayrlp farkllamsa phesiz bu, sonularnn ilevi kadar (Baar lt, tesadfi olarak yaplan teknik bir buluu derhal korumaya ynelir) yntemlerinin doas bakmndan olmutur. Ancak ilkel topluluklarda doal yntemlerle esrarl gleri kullanan insanlarn yntemleri arasndaki ayrm bizim iin olduu kadar ak deildir. rnein ate yakmak iin bir usuln kefi, onu ilk bulanlar aknla srklemi olmaldr. ki akmak tan birbirine srterek bir kvlcm meydana getirmek bir dmana by yapmakla ayn lde olaanst bireydir. Tesadfen bulunmu bir formln "kutsallatrlmas", atein muhafaza edilmesini uzun zaman kuatm olan ritel, bundan kaynaklanmaktadr.1 Ancak balangta byl trenlerle evrili olmalarna ramen tekAyn zamanda doal ve bysel bir davran olan teknik

1 Yemekleri piirmeye, snmaya, geceyi aydnlatmaya, etrafta dolaan vahi hayvanlar korkutmaya yarayan ate, insan kltrnn en deerli kazanmlarndan biri gibi grnmektedir. Atein insan zihni zerindeki byleyici etkisi uzun zaman devam etmitir. XVII. yzylda bile bir kyn sakinleri veya aileler deil, biraraya gelmi insanlar grubunun sembol olarak "ateler"in says gz nne alnmaktayd.

19

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


nik reetelerin ounluu, her zaman, nceleri bilinli olmayan igdsel pratiklerden domutur. ou zaman aletin, organ devam ettirdii fark edilmitir. Sopa, darbe indiren veya ayran kolun devamdr. Olta, bklm parman devamdr. O halde tekniin biyolojik bir kayna vardr. O, akll bir varlkta, btn canl varlklara zg olan ortama uyumla ilgili kendiliinden yntemlerin gelimesinden baka birey deildir. Ancak, glerinden dolay marur olan insanln cokusunu besleme imkanna sahip olan by olmasayd, teknik, nefessiz kalma, hibir zaman ileriye gitmeksizin igdsel alkanlklar dzeyinde taklp kalma tehlikesiyle kar karya kalrd. Daha sonra bilim bir bakma bynn yerine gemitir. znel bakmdan onun ilevi ayndr: O, balangta igdsel bir pratikten baka bir ey olmayan teknie insann kendi damgasn vurur. leride, bilimin kendilerine srekli artan bir etkililik kazandrarak kendiliinden teknikleri nasl deitirdii ve alt st ettiini gsterme frsatmz olacak. Fakat nce by, daha sonra bilim tarafndan uratld btn deimelere ramen teknik, biyolojik uyumun en ince ynteminden baka bir ey deildir. Oswald Spengler yle yazmaktadr: "Teknik, hayatn taktiidir. Doaya hakim olmak iin tasarlanan stratejilerde silahlarn en eskisi olan hileyle, bugn doaya kar kullandmz makinelerin modelleri arasnda ortak izgiyi oluturan bir yol vardr".
Teknik ilerlemeler ve toplumsal rgtlenme

imdilik tekniin insan kltrnn en parlak grntlerinden biri olduu fikrini aklmzda tutalm. Geleneksel olarak ayrt edildikleri biimde tarih ncesi dnemler tam da teknik ilerlemenin aamalaryla tanmlanmaktadr: Yontma Ta Devri, Cilal Ta Devri, Maden Devri. Yaklak on bin yl nce karmak tarm-hayvan yetitiricilii tekniinin ortaya k, belki olaanst sonular bakmndan insanlk tarihinin ana olaydr. nsan, bitkileri toplamakla yetinmek yerine ekip bimeye, hayvanlar avlamak yerine yetitirmeye balad gn, taklit ettii ve deitirdii yaratc doann yerine kendini geirmitir. Tarm ve hayvan yetitiriciliinin karlkl olarak birbirlerini (hayvanlar beslemek iin yemlik ot yetitirmek, ekip bimek ve rn kaldrmak iin ise yk hayvan yetitirmek zorunludur) ve derhal saysz teknikleri gerektirdiklerine iaret edelim. Hayvan yetitiricilii, itle, duvarla evrilmi alanlar zorunlu klar. Bu ise malzemelerin hazrlanmas ve tanmasn gerektirir. Tamann kendisi, yollarn, gemilerin vb. yaplmasn zorunlu klar. Bu farkl tekniklerin dzenli ilikileri, karmak bir toplumsal rgtlenme gerektirir ve i blmn gerektirir. Tarm topluluu, savunmasn rgtlemek zorundadr (kendi paylarna madenlerle ilgili aratrmalar belirleyen askeri teknikler). Gruplarn youn olarak biraraya gelii ve kaynaklarn art, ynetici bir soylular snfna, eitli mesleklerin (mlekilik, dokumaclk, tpla ilgili teknikler) organizasyonuna, astronomiyle, takvim yapm ile megul olacak bir rahipler snfnn ortaya kna yol aar. Teknik ilerlemenin, ruhsal hayatn zenginlemesine imkan vermesi yannda ruhsal hayatn zenginlemesi de kendi payna yeni tekniklere ihtiya gsterir. Akdeniz havzasnda olduu gibi inde de yaznn ortaya k dinsel ve siyasal kayglarla (tapnaklarn defterlerini tutma, hanedanlklar listesi vb.) ilikili grnmektedir. Bu birka rnek teknik ilerlemenin kltrn dier biimleriyle sk skya ilikili olduunu gstermektedir. Ancak gnmzde tekniklerin olaanst gelimesi, ou kez bu gelimeden kaynaklanan dengesizlik ve kayglar ile birlikte (sanayileme sonucu sula-

Teknik ve hmanizm

20

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


rn kirlenmesi, kimyasal ilemler sonucu gdalarda meydana gelen bozukluklar, vardiya usul alma, isizlik, dehet verici kitle imha silahlar yannda sanayi devriminin dourmu olduu toplumsal karklklar) baz hmanistlerin phelerine ve teknie kar ba kaldrmalarna yol amaktadr. Onlara gre insan, byc ra roln oynam, korkun ve artk kontrol edilemez bir ilerleme iinde bulunan teknik, bir ekilde, kendini kltrn dna karmtr. Aslnda geleneksel hmanistlerin kendileri de ksmen bu kargaadan sorumludurlar. Ruhsal kayglar iine tekniklerin bilgisini eklemeyi reddederek teknik faaliyetin bu "kopu"unu desteklemi olmaktadrlar. Gilbert Simondonun ok iyi bir biimde grd gibi, nyarglarnn duygusal karakterini ortaya koyan ak bir elikiyle bu hmanistler, bir yandan insani anlamdan yoksun basit maddi nesneler olarak gznne aldklar makineleri kmserken, br yandan sanki gvenliimizi tehdit eden bir tr eytani ruhsal varlklar sz konusuymu gibi makinelere dmanca niyetler yaktrmaktadrlar. Oysa hmanist kltrle teknik uygarl birbiriyle bartrmak zorundayz. Mkemmel kafalar bunun iin almaktadrlar ve insann gelecekte varln devam ettirme ans buna baldr.

3. Din
Uzun sre Latince religio (din) terimi, religare fiilinden tretilmek istendi. Byle bir etimoloji, bize, dinin her eyden nce insan Tanrya balayan ba olduunu syleme imkann verecekti. Ancak dilbilimin gnmzdeki durumunda bu etimoloji artk kabul edilebilir deildir. Bugn (daha nce Ciceronun fark etmi olduu gibi) ilgi ve saygnn ihmal ve kaytszla zt olmas gibi religionun neglegereye zt olan relegereden geldiini sylyoruz (Bugn dinsel bir zenden ve sayg dininden sz etmekteyiz). Relegere fiili, Roma mparatorluunun son dnem Latincesinde colere, taparcasna sayg duyma, ateli bir tutku duyma anlamn kazanmtr. phesiz bu zen, sayg, varla ve insan kaderine deer verilmesi fikri, dinde ana fikirdir (Bir insan kutsal eyler ve dolaysyla yasak, kabul edilemez eyler, "tabu"lar olduuna inanr inanmaz, kelimenin en geni anlamnda inanan bir insan, bir mmin kimliini kazanr). Ancak szn ettiimiz yanl etimoloji din hakknda gerek ve derin bir tanm esinlendirmitir. Gemite Schleiermacher "Din, bamllmza ilikin mutlak bir duygudan ibarettir," demiti. nsan, kendisini varla getiren deildir. nsan, onu sonsuz bir biimde aan ve kar konulmaz gc, onda kendiliinden korku ve hayranlkla kark duygular uyandran gler arasnda gelimektedir. Din fikri, te yandan, doa-st kavramyla, hi olmazsa eylerin gerek anlamnn gndelik grntlerde olmad, mminin kendisiyle iliki iine girebilecei bir "arka dnya"nn var olduu duygusuyla ilikilidir. Empirik ve gndelik gereklerin tesinde, belki onlarn kaynanda, mminin eriebilecei kutsaln alan vardr. Spinoza gibi Tanr ile doay tek bir ey gibi alan panteist mistikler bile bu ayrmdan kamazlar. Spinoza iin gerek mmin, grnrdeki dzensizlik, olaylarn okluu, "yaratlm doa"nn "sonlu trleri" ardnda, kendisiyle "entelektel bir ak"la birleilmesi gereken "yaratan doa"nn derin birliinin gizlenmekte olduunu anlam biridir. Bununla birlikte dinin kaynan
Dnyevi olan-kutsal olan Din ve insan-tanr ilikisi

21

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


aramann uygun olaca yer, Tanr zerine felsefi dnme deildir. Filozoflarn Tanrs hibir zaman en ufak bir din yaratmamtr. Aslnda btn byk ada dinler, bir vahiyden kmlardr. Hristiyanlarn Tanrs kendisine inananlarla Kitab- Mukaddeste, Mslmanlarn Tanrs Kuranda, Hindularn Tanrs Vedalarda konumutur. Tanrnn kendisini kutsal metinlerde aa vurmasnn nedeni, kendi gleri, duyular ve aklna dayanarak insann kendi bana dinsel dorular ve deerleri kefetme gcne sahip olmamasyd. Bu anlamda rahip, papaz, mminler iin kutsalla kutsal-olmayan arasnda bir kpr kuran kii, zel bir kabiliyete sahip bir insan olarak esrarl ve kutsal gerekler dnyasna girme imkanna sahip bycnn dorudan mirass grnmektedir.
Dini aklamaktan ok anlamak

O halde btn dinlerin kaynanda esas itibariyle evrenin srr duygusu kendini gstermektedir. XVIII. yzyl, kutsal-d hayatn tutku ve karlarndan tretmeye alt dini hi anlamamtr (Voltaire, "Dini icat eden kim olmutur? Bir aptalla karlaan ilk hilekar" demekteydi). Din, kklerinde, egemenliklerini devam ettirmek zere gllerin yaratt bir hile deildir. O, yararllk, salkla ilgili akll tlerle ilikili bir ey de deildir. Renan s bir biimde branilere domuz eti yemelerini yasaklatan tek eyin tenya ve czzam korkusu olduuna inanmaktayd. Oysa salk kavramnn ortaya k ok daha getir ve Kitab- Mukaddes hibir zaman bir hastal herhangi bir yiyecee yklemez. Aslnda eer braniler domuz eti yemekten kanmlarsa, bunun temelinde yaklak on bin yl nce onlarn atalarnn domuzu doa-st deerler ve gerekliklerin ifadesi ve sembol olan kutsal bir hayvan, bir totem olarak grmelerinin yatyor olmas muhtemeldir. Sadece Hristiyanlara zg olmayan, dindar Yahudilerde de karlalan Cuma gnleri balk yeme adeti, sann ortaya kndan ok ncedir. O aslnda eski bir Sryani toteminin kalntsdr. Her ne hal ise, onun yemek rejimiyle ilgili kayglarla hibir ortak yan yoktur. Gnmzde dini "aklamak"tan, yani onu dinsel olmayan kayg ve etkinliklerden tretmekten vazgeilmektedir. Daha ok onu "anlama"ya, yani tad anlam ve deerlerin kavranmasna allmaktadr. Tm bir din "fenomenolojisi"nin amac budur. te yandan din, z bakmndan, bynn kesin olarak zdddr. Bycnn bir teknisyen olduu ynndeki iddiasn unutmayalm. O, formlleri ve okuyup flemeleriyle ruhlar dnyas zerine etkide bulunmak, ona hkmetmek ve onu arzu ettii ynde deitirmek gcne sahip olduuna inanr. Byc, Tanrya hkmetme, by etkisiyle onu zincire vurma iddiasnda olan biridir. Bylece btn dinlerin byy neden bir kfr olarak grdklerini anlyoruz. man, her eyden nce Tanrya gvenme eylemidir. Dindar insan tanrsal gleri kendi iradesine tabi tutmak yle dursun, bir alakgnlllk ve tapnma davran iinde Rabbinin arzular nnde eilen kiidir. Bununla birlikte baz etnologlar, sihrin "by"sn dinsel "dua"ya yaklatrrlar. Dua, Tanrya yneltilen bir istek deil midir? Onun amac tanrsal mdahaleden bir yarar elde etmek deil midir? Mmin, karlnda manevi, hatta maddi karlar elde etme umuduyla Tanry kurbanlar ve erdemlerle "byleme"ye almaz m? Aslnda onda bir tr byy grmek, duann zne ihanet etmektir. nk birinci olarak by formlnn szm ona bir belirlenimcilie dayanmas ve (teknik bir reete olarak) onunla etkili olduunu ileri srmesine karlk dua, ancak mminin i zellikleri ile bir deer ifade eder: Ancak saf ruhlarn dilekleri yerine getirilecektir. Ayrca gerek dua, kendisi iin, Tanrnn iradesine katlanma cesareti dnda herhangi bir ey istemeyen duadr. "raden yerine gelsin!". Dindar insann Rabbinden istedii budur. Teillard de Chardin yle demektedir: "Meydana gelen her ey,

Din bynn zdddr

22

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


hayranlk vericidir". Gerekten dinsel olan bir dua, bir tapnma fiilinden baka bir ey deildir. Tanrdan yamur veya gzel hava, bir snavda baar veya salk isteyen mmin, dini byye dntrp soysuzlatrmak tehlikesine dmektedir.

4. Bilim
By etkinliinde iki dilekle karlatk. Onlardan biri pratik trdendi: Doa zerine dorudan etkide bulunma, eyleri gerekten deitirip onlara arzu edilen biimi verme istei. Dieriyse ideolojik ve kuramsald: Dnya hakknda bir tasarm oluturma, sempati, antipati, sembolik yaknlklar yasalar ile eyleri aklama arzusu. Ancak by, vaatlerini yerine getirmemekte, uyandrd ihtiyalar doyurmamaktadr. O zaman bunlar kltrn iki ayr biimiyle farkllamaya ve doyurulmaya doru gitmektedir. Bu iki ayr biim, dnyann srrn bir te-dnyada arayan dinle, gitgide daha fazla arasz deneye dayanan bir pratik olarak ortaya kan tekniktir. te, bilimi insan zihninin kuramsal ve pratik iki talebini birbirine yaklatrma ve birletirme ynnde yeni bir aba olarak grebiliriz. Bu anlamda bilim, baarl bir bydr (nk by, dlenen, hayali bir bilimdir). Gerekten bilim, dnyay bir aklama istei, grnlerin hesabn veren bir kavramlar sistemi olarak ortaya kmaktadr. Ve bu aklama abasnda a priori akln, varsaymlar ortaya atan zihnin gzpeklii zgr bir biimde kendini gstermektedir. Ancak te yandan bilimsel aklama dorudan bir biimde gerekle boumaktadr. Bilimsel yasa, daha yksek bir aklsalla ve daha kesin bir etkililie sahip teknik bir reete olarak bir eylem formldr. Onda kuramsal aklsallkla pratik etkililik biraraya gelmektedir. lk bilimler geometri ve astronomi olmutur. Bunun nedeni phesiz mantksal bir dille ifade edilebilir deimez ilikileri kefetmenin en kolay gibi grnd alann, yldzlarn pozisyonlar veya geometrik ekillerle ilgili olan alan olmasdr. Fiziksel, kimyasal, biyolojik yasalar ancak daha sonra kefedilmitir. nk bu karmak alanlarda aklsal ve deimez ilikileri ortaya karmak iin grnleri byk lde zorlamak ve arasz verileri yeniden ina etmek gerekmektedir. Ancak bilimin karmak bir ilikiler sistemine ulamak zere somut verilerden uzaklar gibi grnd durumda bile gerekle temas kaybedilmez. Bunun tersi olur. Tarih boyunca bilimsel aklama ne kadar soyut, karmak olmusa, bilimsel ngr o kadar emin, gvenilir olmutur. En yksek aklsallkla, gerekle en sk temas -ngr ve eylem nesnesi olarak- hep yan yana yrr. O halde bilim ayn zamanda hem sk, matematiksel bir dille ifade edilebilir hem de pratik olarak her zaman dorulanabilir bir nermeler sistemi olma zelliine sahiptir.
Baar kazanm by

Gerekle srekli bir diyalog

5. Sanat
Bugn anladmz anlamda sanat, insan kltrnn en eski ifadelerinden biriyse de bu terim bugnk kesin anlamn ancak zamanla ve yava yava kazanmtr (Tarih ncesi insanlarn byl resimleri bugn bile gzellikleriyle bizi heyecanlandrmaktadr ve sanat eserleri, belki Malrauxnun grd gibi, hayret verici eitlilikleri altnda tm insan uygarlklarnn derin birliini gsteren en nemli tanktr). Uzun bir sre sanat kelimesi,
Sanat, faydal olandan ayrlmaktadr

23

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


aralarnda bir ayrm yapmakszn teknisyenin (zanaatnn), bilim adamnn ve sanatnn etkinliklerine iaret etmek iin kullanlmtr. Colbert, Marlydeki zarif alayanlara bir ekil vermek zere bir "pompa dzenei" yapmasn istemek iin Huygensi Fransaya ardnda, tekniin, bilimin ve sanatsal yaratmn ilevi biraraya gelmi bulunmaktadr. Ortaada sanat ve zanaat birbirine karmtr (ressamlar, hrdavatlar ve ecza satan baharatlarla ayn loncada yer almaktaydlar). Gzelsanatlar ancak XVII. yzyldan itibaren sradan tekniklerden ayrlmlardr. Sanat, kraln ve sarayn zanaatsdr. Ksa bir sre sonra kraln ressamlar ve heykeltralar artk mekanik bir topluluk iinde "boyaclar, mermerciler ve mermer cilaclar ile kartrlmak" istemedikleri iin sanatlar arasnda ayrmlar ortaya kmtr. Bu tarihten sonra gzelsanatlarla faydal teknikler artk birbirinin zdddrlar. Bylece bilim ve sanat birbirine yaklamtr. Buna gre her trl faydac kaygnn dnda olarak bilim dorunun, sanat ise gzelin peinde koar.

n 1. Bilim ve sanat arasnda mmkn yaknlklar


kar gtmeyen iki etkinlik

Bilim ve sanatta, ortak olan fayda peinde komama zelliine hakl olarak iaret edilmitir. Bu iki etkinlik, bu zellikleriyle tipik olarak insanidirler. Hayvan, ancak engelleri bilir. Onun gzellik deil, faydallk kaygs vardr. Anatole France bize "Bay Bergeretnin kk kpei yenilebilir olmayan gn mavisine hi bakmamaktayd," demektedir. Maurice Pradinesnin hakl olarak altn izdii gibi sadece insanlar nesneleri faydac zelliklerinden soyabilirler. "Optiin konusu phesiz aydnlatma zelliinden bamsz olarak k, akustiin konusu bildirdii eyden bamsz olarak sestir." Ayn ekilde sanat iin duyusal nitelikler, eylem iin herhangi faydal veya zararl bir nesneyi temsil etmekten uzaklarlar. Onlar basit olarak "kendilerini sunarlar". Van Goghun nl tablosu Saint Remynin Zeytin Aalarn seyrettiimde davranm, nmde gerek bir zeytin aalar tarlasn grdmde gsterdiim davrantan farkldr. Gerek zeytin aalar beni zeytinlerini toplamaya veya belki altlarnda bir leden sonra uykusuna davet eder. Gerek zeytin aalar tarlas, arzularm iin basit bir ara olarak benim nmde bulunur. Oysa Van Goghun Zeytin Aalar tablosunun nnde bulunan, benim.

Gizli bir uyuma ynelik ayn aratrma

Her ikisi de faydac kayglardan uzak olan sanat ve bilim, te yandan, bize grnler altnda gizlenen bir dnyay aa vurmaya almazlar m? Bilim duyusal grntnn tesinde, arkasnda aklsal yapy arar. Sanat gelip geici grntlerle ilgilenmez grnr, ama bunun nedeni onun bu grntlerde ebediletirilmeye layk olan yakalama, onun sradan bir bak tarafndan fark edilmeyen gizli uyumlarn aa karma arzusudur. Grn bakmndan ok eitli olan olaylar birka denklemde younlatran, "karmak grneni, basit olan grnmeyene" indirgeyen bir bilimsel kuram, bu zelliiyle bir sanat eseridir. Bilimsel etkinlikten her trl faydac kaygy dar atan Poincar "bilim adam" adna layk olan herkesin "estetik bir heyecan duymak ve bu duyguyu onu duyma kabiliyetine sahip olan kiilere geirmek iin" altn sylemektedir. Buna karlk mzik ve mimari de bir matematiktir. Kendisi olmakszn ne sanat ne bilimin olabilecei yaratc hayal gcne iaret edebiliriz. Sanat gibi bilim adam da yaratc sezgiye sahiptir. Deeri olan bir sanat eserinin yaratm, bir takm reetelerin uygulanmasndan baka bir eyi gerektirir. Ayn ekilde bilimsel bir keif de dedktif bir mekaniin otomatik rn deildir. Kantlamann reeteleri vardr, ama bulmann, kefetmenin yoktur. Verimli bir varsaym bulan, teklif eden bilim

Yaratc hayal gcnn rol

24

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


adam, bir ekilde bir sanat eseri ortaya koymakta deil midir? Sanat ve bilim adam dnyay kopya etmezler, onu yeniden yaratrlar. Balzac gibi Einstein da bir evren yaratr. "Bilimsel deha, dnyay olduu gibi yaratma kabiliyetidir," denmitir. Ancak bu tr benzerlikler phesiz sanatla bilim arasnda amalar bakmndan var olan temel farkllklar grmezden gelmeye gtrmemelidir.

n 2. Sanatla bilim arasndaki kartlk


Estetik deerler, duyusal niteliklerin iinde bulunur. Buna karlk bilim, duyusal reddeder ve ancak nicelii tanr. Brunschvicg, "Bilmek, lmektir," der. Sanat somuttur, bilim soyut. Bylece bilimin nesnellii elde etmesine karlk sanatnn gr znel olarak kalr. Bu, hayalin hakikate ztldr, ama ayn zamanda znel zenginliklerin, souk kiisel-dlkla ztldr. Verlaine "ocuklar, sanat insann mutlak olarak kendisi olmasdr," diyecektir. Claude Bernard da daha nce ayn eyi sylemitir: "Sanat benim, bilimse biz". Bilim adamnn yalnzca nesnelerin kendi aralarndaki ilikilerle megul olmak zere bilgisini her trl znellikten ayklama abasnda olmasna karlk, sanat doay "doann kendisi gibi deil, kendisi, yani sanatnn kendisi gibi" grr. Sanat, bilim adamnn talep ettii bu algnn "psikanalizi"ni reddeder. O, bilimsel ilecinin dar attn iddia ettii ryalarla, arzularla, tutkularla yaayan biri deil midir? Bir tara manzarasnn zelliklerini inceleyen corafyac, yeri ve yer altn aratran jeolog, bilimsel bir i yapmaktadrlar. ki jeologun grleri arasnda uyumazlk olabilir. Ama bilimsel etkinliin amac, bu elikileri zmek, nesnel bir doru zerinde uzmanlarn gr birliini salayabilecek kantlar getirmektir. Oysa bunun tam tersine, ayn tara manzaras birok sanat tarafndan ok farkl yorumlanacaktr. rnein Van Gogh ile Cezanne, Provencein resmini yapmlardr. Ama her biri onu kendi i dnyalarndan grmlerdir. Van Goghta bu, ac eken, trajik bir Provencetr. Onun resimlerinde yanan mealeler gibi yerden fkran selvi aalarna, dalgal doa iinde kaslm kollar gibi eri br dallara sahip zeytin aalarna baknz. Van Goghun manzara resimleri, kendisinin paralardr, frtnal i dnyasnn darya yansmalardr. Cezanne ise bunun tersine Provence yorumunda denge, dzen ve aydnlk peinde koan bir ruhu yanstr. Onda manzara ak, mantkl bir doay ortaya koyar. Evler, aalar tutarl bir btn iinde dzenlenir. O halde bir bilimin, buna karlk ise sanatlarn varlndan szedebiliriz. Bilim, sonular biriken kolektif bir eserdir. Onda daha nceki almalar daha sonraki bulularn aracdrlar. Einstein, Newtonun fiziinden hareket eder ve onu aar. Buna karlk Racineden daha iyi yazmak iin Racineden sonra yazmak, Vermeerden daha iyi resim yapmak iin Vermeerden sonra resim yapmak yeterli deildir. Bilim bir olutur, sanat ise srekli bir yeniden balang. Her deha eseri tektir, kiiseldir ve ilerlemenin bir an olarak ortaya kmaz. Vivaldi olmam olsayd belki Bachn baz konertolar var olmayacakt. Ama Bach ve Cezanne dnyaya gelmeselerdi hi kimse onlarn yerine eserlerini meydana getiremezdi. Buna karlk Newton olmasayd evrensel ekim yasasnn er veya ge kefedileceini dnmemizde bir saknca yoktur. Jean Rostand yle yazmtr: "Eer fiSanatta ilerleme yoktur znel sanat-nesnel bilim

25

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat


lanca bilgin u buluu yapmasayd biraz daha sonra bir bakas onu yapard. Mendel kaltm yasalarn bulduu bilinmeksizin lmtr. Krk yl sonra kii onu yeniden bulmutur. Ama yazlmam olan bir iir bayapt hibir zaman yazlmayacaktr".
Bilim analitik, sanat sentetiktir

te yandan bilim adamnn dnyaya kar tutumu kesinlikle sanatnn tutumuyla ayn deildir. Bilim adamnn tavr, analitiktir. O, karma basitle, daha ou daha azla aklar. Louis Hourticq yle demekteydi: "Bilim adam olaylarn akn yukardan aaya doru izler. Bilinten hayata, hayattan mekanie iner". Bilim bir anlamda sadece ayrtrmay bilir. Bundan dolay onun "yok etme konusundaki etkilii yaratma konusundaki etkiliinden daha byktr". Bilim u ana kadar atomu paralamay bilmitir, yaknda btn gezegeni havaya uurma gcne sahip olacaktr. Ama o henz bir hcreye hayat vermeyi baaramamtr. Buna karlk sanat, sevincimiz iin bir dnyay yeniden yaratmas ile belki evrenin gizli atlmna, onun canl birliine daha sadktr. phesiz o duyusal nitelikler, znel veriler dzeyini amamaktadr, ama "grntlerin karmaasn dzenleyen ereksellii tam olarak ortaya koymakta, eylere bir anlam vererek ruhsal maddeyi yaratmaktadr". O halde sanatnn amac, sentetiktir. Onun iin artk grnteki bir birlii soyut elerine ayrtrmak sz konusu deildir. Tersine ona uygun den, duyusal niteliklerin, eitliliklerini kaybetmeksizin iinde uyumlarn bulduklar, grnteki birlie sayg gstermektir. Hi phesiz bilimden kan teknik de bir sentezdir, nk o kefedilen yasalardan hareketle nesneleri yeniden ina eder. Ama belki teknik sentez, sanatnn senteziyle ayn ontolojik kapsama sahip deildir. Teknik, "varlklar" gelitirmek istemez, onun amac faydal olaylar, faydal hareketleri mmkn klmaktr. Teknik, ancak aralar yaratr, sanat ise bir eit kendinde erekler olan varlklar "gerekletirir". Etienne Souriaunun dedii gibi bir mhendis sadece nehrin bir yakasndan dierine geii mmkn klmak amacyla bir kpr ina ederse, bu kpr yalnzca bir aratr ve mhendis de sadece bir teknisyendir. Ama eer mhendisin amac sadece nehirden gei deil, kprnn kendisi, yani o andan itibaren kenarlaryla, hareketi veya ykseliiyle, k ve glgeler arasnda suyun yanstt kemerleriyle, mevcudiyeti ve mryle varln srdren o gereklikse, o zaman onu ina eden bir sanatdr, bir mimardr."

Teknikte sentez sanatta sentez

26

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat

A N A

F K R L E R

nsan kltrnn btn biimleri (by, din, teknik, bilim, sanat) sembolik dncenin ortaya kyla ilikilidir. nsan sadece bu dnyada var deildir, ayn zamanda bu dnyay tasarmlar, onu sorgulamak, yorumlamak, yceltmek ve deitirmek yeteneine sahip olduunu gstermek iin bu dnyayla arasna belli bir mesafe koyar. lkel byc (tarlalara birka damla okunmu su dkerek yamur yadrmak, kendisini temsil eden bir bebee ine batrarak uzakta bulunan bir dman ldrmek gibi) sembolik yntemlerle eylerin gidiini deitirme iddiasndadr. Bu, nesnel olanla znel olan, eyle sembol birbirine kartrmak demektir. Ancak te yandan o, bylece dnyay soruturma konusu yapar. Din, dnyaya hakim olma deil, ona tapnma iddiasyla bynn tersidir. Ancak o da tanrlarn dnyaya, kutsaln dnyevi olana aknln ortaya atarak dnyay soruturma konusu yapar (Rahip, ayinleri dzenleyen, mminler iin kutsalla dnyevi olan arasnda kpr kuran din adamdr). Hasmlar, dinlerin cevaplarn efsanevi eyler olarak grseler de hi olmazsa insann durumunun trajiklii (lm), insann kaderinin srr (Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz?), sonsuzun ve aknln esrarna ilikin problemler, kar konulmaz bir biimde kendilerini gstermektedir. Teknik, ilkin igdsel bir jesttir (Denek kolun, olta bklm parman devamdr), ancak o, bilim -matematiksel yapsnn kefedilmesi yoluyla evrenin aklsal tasarm- kendisine yepyeni ve srekli artan bir etkililik saladnda tam gelimesini bulur. Tarih ncesi dnemde byyle ilikisi olan sanat (paleolitik maaralarn duvarlarnda resmedilen verimli av sahneleri), modern alarda kar gtmeyen bir temsil olarak ortaya kmaktadr. Her trl bilimin, karma basit olanla aklayan, her zaman ayrtrma eilimi tayan -Bu zellii sonucu bilim, nkleer ada gezegenimizi havaya uurma gcne sahip olmasna karlk henz bir hcreye hayat verememektedir-, analitik bir etkinlik olmasna karlk, sanat sentetiktir. O, mutluluumuz iin bir dnyay yeniden yaratrken duyusaln alann terk etmez, ancak grnlerin karmaas iinde uyumlu sentezler ina eder.

27

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat

YORUMLAMA METN
lk alet : El
El balangta akl talarn tutan bir maa idi; insann zaferi, onu yapmla ilgili dncelerinin gitgide daha baarl bir hizmetkar klmas oldu. Ge paleolitik dnemden XIX. yzyla gelinceye kadar el, sonu gelmez bir ykseli yaad. Sanayide makinelerin i gren paralarn imal eden baz sanatkarlar sayesinde hala nemli bir rol oynamaktadr. Bu makinelerin nndeki ii kitlesi ise artk ham maddeyi datmak iin be parmakl veya bir dmeye basmak iin iaret parmakl bir maadan baka bir ey deildir. stelik henz bir gei dnemi iinde bulunmaktayz. nk, makineler imal etmenin, mekanik olmayan dnemlerinin yava yava ortadan kalkmakta olduu phesizdir. Eer her ey onun etkinliinin kendisiyle ilgili beyin blgelerinin dengesiyle sk skya ilikili olduunu gstermeseydi el denen bu organn rolnn azalmas fazla nemli olmazd. "On parman ne yapacan bilmemek", trmz boyutunda fazla endie verici deildir, nk bu kadar eski bir nro-motor aletin gerilemesinden nce daha binlerce yl gemi olacaktr. Ancak bireysel boyutta durum farkldr. On parmamzla dnmek zorunda olmamamz dncemizin normal, filogenetik olarak insani bir parasndan yoksun olmamz demektir. O halde tr boyutunda olmasa da bireyler boyutunda bugnden itibaren elin gerilemesi problemi sz konusudur.
A.LEROI-GURHAN, Hareket ve Sz

Anaksagoras, insann, elleri olduundan dolay hayvanlarn en zekisi olduunu ileri srmektedir. Oysa daha makul olan, insann en zeki olduu iin ellere sahip olduunu sylemektir. nk el bir alettir. Doa ise her zaman akll bir insann yapaca gibi her organ ondan yararlanma gcne sahip olana verir. Gerekten uygun olan, flt olana flt almay retmekten ziyade flt almasn bilene flt vermektir. Hakikaten en zeki varlk, en ok sayda aleti kullanmasn bilen varlktr. El ise tek deil birok alet gibi grnmektedir. nk o, deyim yerindeyse, btn dierlerinin yerini tutan bir alettir. Dolaysyla doann, en faydal aleti, eli, en byk sayda ustal kazanma gcne sahip olan varla vermesi uygundur. Ayrca insann iyi bir bedeni yapya sahip olmad, hayvanlar arasnda en anssz olduunu syleyenler de -nk onun ayakkabs olmad, plak olduu, savamak iin silahlar olmad sylenmektedir- yanlmaktadrlar.
ARSTOTELES, Hayvanlarn Ksmlar

28

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat

TARTIMA KONULARI

Mac vern u szn yorumlayn: "Uygarlk, faydal olann, kltr ise deerlerin alandr". Georges Braquen u sz sizde hangi dnceleri uyandrmaktadr: "Sanatn ii rahatsz etmektir; bilim ise gven verir." Freud, Bir Yanlgnn Geleceinde unlar yazmaktadr: "Hayr, bilim bir yanlg deildir. Ancak onun bize veremeyecei bir eyi baka bir yerde bulabileceimize inanmamz bir yanlgdr." Bu konuda ne dnyorsunuz? Jean Cocteaunun u dncesini yorumlayn: "iir, mitsiz bir dindir" (Bir Bilinmeyenin Gnl). Louis Hourticqin aadaki metninden hareketle sanatla bilim arasndaki ilikileri inceleyin: "Bilim daha oktan daha aza doru gider. O olaylarn akn bilinten hayata, hayattan mekanie geerek aaya doru izler. Oysa bizim merakmz doyurabilecek olan, ters ynde giditir. Bilim, kendilerinde dncenin douunu kefetmeksizin dokular paralar, kendisinde hayatn kvlcmn grmeksizin hcreyi ayrtrr, hatta kendisini yneten g hakknda hibir ey bilmeksizin ha-

reketi izler. Yok etmek iin o kadar byk olan etkililiinin yaratmak iin o kadar snrl grnmesinin nedeni budur. Bilimin gezegeni havaya uurma gcne sahip olduunu, ama tek bir hcreye hayat vermekten aciz olduunu grmekteyiz. Bedenini savunmak iin insana hizmet ettiinde bunu da ancak dman hayatlar ortadan kaldrarak yapar. Her zaman ancak paralamak iin mdahalede bulunur. Sanat bu analitik merakn karsna, yaratc etkinliini koyar. Bilim adamlarnn evreninin yannda sanatlarn evreni, baya grntler ve sradan deneyimlerden baka bireyi gstermez. Ama sanat eseri, kendisinden meydana geldii eylerin derin isteklerine uygundur: Sanat balangta yasalarna boyun emekle doay devam ettirir. Sanat eseri ancak mimar, heykeltra, ressam ele alp iledii maddenin imkan ve eilimlerine kendi tekniini uyarlad takdirde yaayabilirdir, yani gzeldir. Sanat, grnlerin karmaasn dzenleyen ereksellii aa karr. eylere bir anlam vererek ruhsal maddeyi yaratr."
L. HOURTICQ, mgelerin Hayat

29

nsan kltrnn biimleri: By, din, bilim ve sanat

nsan dehasnn doaya


ekledii ey" olan insan kltr, ok eitli biimler alr. Avustralyal byclerin danslar, atein aktarlmasyla ilgili trenler (aydnlatan, yiyecekleri stan, vahi hayvanlar uzaklatran "pratik" atele, eski alarn byl, kutsal atei), ada bilim, biliimin etkili teknikleri, bir papann saf duas arasnda ortak ne vardr?

Zihnin ilk nce dikkatini eken ey farkllklar, ilkel insandan ada insana uzanan evrimdir. Ancak, daha derinlemesine bir dnce bizi deimezlikleri dnmeye davet eder. nsan dnyada olmakla, yeryznde bir hayvan gibi yaamakla yetinmez; ayn zamanda dnyay ver ve yceltir. Onu sorgular, aklamaya giriir, hatta ister gerek, ister dsel deimeler sz konusu olsun, onu deitirmek iddiasndadr. ada insan, eylem konusunda eski insandan daha etkilidir. Ancak onun eylemde bulunmasnn nedeni her zaman d kuran bir varlk olmasdr.

Bilgisayar nnde

bir iadam.

Avustralyada

byclerin dans.

30

KNC BLM
Felsefe nedir?
Toulouseda retmenliinin ilk ylnn ilk dersinde Jules Lachelier, "Felsefe Nedir?" diye sormakta ve gen rencilerinin akn baklar arasnda bu soruya "Bilmiyorum" diye cevap vermekteydi. Tm Toulouse ehrine, Paristen kendilerine gnderilen ve daha rencilerine okutmakla grevli olduu disiplinin ne olduunu bilmeyen bu gen ve parlak filozofla alay etmek kalmt. Ancak Jules Lachelierin bu sz ok anlamlyd: O, felsefenin bir bilgi konusu olmadna iaret etmekteydi. Btn dier disiplinlerde reneceiniz bir ey vardr: Matematikte tutarl bir teoremler dizisi, fizikte, doa bilimlerinde, tarihte, aklsal bir biimde size aklanmaya allan bir olaylar veya olgular btn vardr. Ama felsefede buna benzer bir ey yoktur. phesiz sizden, byk filozoflarn fikirlerinden ve kuramlarndan bazlarn aklnzda tutmanz istenir. Ama bu kuramlardan herhangi birini paylamak veya onaylamak zorunda deilsinizdir. Zaten yetkili zihinler tarafndan oybirlii ile kabul edilmi hibir felsefe sistemi yoktur. rnein, Aziz Thomas ve Karl Marxn her ikisi de byk filozoftur, ama onlarn "sistemler"i birbirinden tamamen farkl, hatta birbirine karttr. Eer felsefeden, kesin ve gvenilir, sadece uzanp almanzn yeterli olaca bir bilgiler btnn bekliyorsanz, hayal krklnz tam olacaktr. Size bir bilgi vermediine gre acaba felsefe size bir yaama sanat, bir ahlak m nerir? Ancak, insana davran kurallar teklif eden sistemler, dnyay akladklarn ileri sren sistemler kadar eitlidir. Felsefede bir teorem veya fizik bir yasa ile ayn dzlemde "dorular" yoktur. Tarih boyunca sistemler birbirini izler. Her filozof kendisinden nce gelen filozoflar rtmeye alr ve daha sonra kendi payna o da rtlecektir. George Gusdorf, "her felsefenin gizli dileinin o olmasna karn hibir felsefenin felsefeyi ortadan kaldramad"na iaret etmektedir. Bylece biraz her sanat -ressam, mzisyen veya air- gibi, her filozofun dnyay kendine zg bir grme ve ifade etme tarz, Almanlarn dedii gibi, kendi "dnya gr" (Weltanschauung) vardr. Peki bundan, Paul Valery ile birlikte, felsefi bir sistemin "bir re minr sitten ne daha fazla, ne daha az ciddi bir ey olmad" sonucuna m varmalyz? Aslnda filozoflarn tartmalar ve gr ayrlklar, sadece tembelleri phecilie srkleyecek cinstendir. Bakalar onlarda tersine bu problemler zerine eilme, onlar zerinde dnme ynnde acil bir ary greceklerdir. Felsefi kuramlar, her eyden nce ierikleri, ortaya koyduklar sonular bakmndan deil, salam bir ekilde ynlendirilmeye allan bir dnce rneini sunmalar bakmndan deerlidir. Kantn belirtmi olduu gibi, "renilmesi mmkn olan bir felsefe yoktur; ancak felsefe yapmann kendisi renilebilir". Dikkat edersek, felsefe szcnn etimolojisi bu yorumu desteklemektedir. Felsefe, Yunanca sophiay, yani biraz fazla abuk bir tarzda "bilgelik" diye evirdiimiz eyi sevmektir. Sophia, sadece bir yaama sanat, makul bir ekilde davranta bulunmak, her trFelsefe kelimesinin etimolojisi Felsefi sistemler birbirinin zdddr Felsefe, dierleri gibi bir bilgi deildir

31

Felsefe nedir?
l lszlkten kanmak, felaketleri metin bir ekilde karlamaktan ibaret olan bir ahlak deildir: ayn zamanda bir bilgi, hatta eski Yunanllar iin temel bir bilgi, Aristotelesin dedii gibi, "ilk ilkeler ve ilk nedenlerin bilimi"dir. Sophia szcnn bu ikinci anlamn unutmaynz: Yunanllar iin bilge, ayn zamanda bir bilgindi. (Albert Bayet, derslerinden birinde yle bir aka yapmaktayd; "Bugn akl banda (sage) bir gen kz, hibir ey bilmeyen bir gen kzdr. Antik ada ise akl banda bir erkek, her eyi bilen biriydi.") O halde, etimolojisi bakmndan felsefe, ayn zamanda bir yaama tarz ve bir eit bilgi, bir kurtulu ve bir bilgidir. Hatta Yunanllar bu iki kavram arasnda sk bir iliki olduunu dnmekteydiler: Bizi kurtulua eritirecek olan, bilgiydi ve yanl bir davranta bulunan insan her eyden nce bilgisiz bir insand. Sokrates, "Hi kimse bilerek ktlk yapmaz" demekteydi.
Felsefe, sahip olmaktan ok peinden komaktr

Filozofun alak gnlll

Eer szcn etimolojisini dikkatle izlerseniz, felsefenin tam olarak "bilgelik-bilgi" olmayp yalnzca bu bilgeliin sevgisi (philo) olduunu fark etmeniz, gerekir. Rivayete gre tam bir alak gnlllkle kendisini bilge olmaktan ok "bilgeliin dostu" olarak niteleyen kii, M VI. yzylda yaam Yunanl matematiki ve filozof Pythagoras olmutur. Bu temel ayrma, XX. yzyln byk Alman filozofu, Karl Jaspers tarafndan da iaret edilmitir. Kk, ancak parlak Felsefeye Giriinde Jaspers, felsefenin zgn bilgiye sahip olmak deil, onu aramak, onun peinde komak olduu dncesi zerinde srar eder. Felsefe, ona gre, "dogmacla, yani kesin, tam bir ifadeye kavuturulmu bir bilgiye dnp soysuzlat takdirde kendine ihanet eder. Felsefe yapmak, yolda olmaktr. Felsefede sorular cevaplardan daha nemlidir ve her cevap yeni bir soruya dnr". O halde felsefi bir aratrmada, banazn marur dogmaclna zt olan gerek bir alakgnlllk vardr. Banaz, doruya sahip olduundan emindir. Bunun sonucu olarak da dorusunu bakasna zorla kabul ettirme arzusuna yenik der. Doruya sahip olduunu dndnden, artk kendisini doru klmak endiesi yoktur. Felsefenin bir talebi olan doru, onun kendi mal, sahip olduu bir ey olmutur. Banazda dorunun aratrlmas bir kesinlie sahip olunduuna ilikin yanlgya dnerek soysuzlar. Filozofun dorunun peinden komasna karlk, banaz kesin bilgiye sahip olduuna inanr. Felsefi alak gnlllk; doruya benim senden daha fazla sahip olmadm, onun ikimizin nnde bulunduu anlamna gelir. Bylece felsefi bilin, ne mutlak bir bilgiye sahip olduundan dolay mutlu, ne de ifa bulmaz bir pheciliin penesinde kvrand iin mutsuz bir bilintir. O, sahip olduu eyle yetinmeyen, ulama imkanna sahip olduuna inand eyi aratran kaygl bir bilintir. O halde felsefe, kendisini bir bilgiler topluluu olarak deil de berrak bir bilin olarak ortaya koyar. Felsefe, bir eye sahip olmaktan ok bir ey olmaktr ve eer Yunanca anlamna uygun olarak, bilgelik, her zaman ayn zamanda bilgiyi ve eylemi hedeflemekteyse onu ne bir kuramsal bilgiler topluluu, ne pratik bir davranlar reetesi olarak deil, daha ziyade genel bir tutum veya ayn zamanda hem bilgi hem eylemle ilgili bir yntem olarak grmek gerekir. Bilgelik, bizi bilgi alannda nyarglardan, eylem alannda ise tutkulardan ve kollektif bilincin drtlerinden uzaklatran eletirel bir tutumdur. Ancak bir tutum retiye dntnde, yani bilgi alannda sistemli phecilik, hayat ve eylem alannda ise insanlkd bir duyarszlk olduunda, yntem dogmaya dnerek soysuzlar ve bilgelik de kendine ihanet etmi olur.

32

Felsefe nedir?

1. Felsefe ve derin dnme


Felsefi almay, derin bir dnme (reflexion) almas olarak tanmlayarak felsefenin bir aratrma olduu, bir eye sahip olma olmad grn iyi ifade etmi oluruz. Derin dnme (r-flexion), sahip olduu bilgileri soruturma konusu yapan zihnin bir eit kendi zerine dnme hareketidir. Hayatla ilgili deneyimimiz bize bir sr izlenim ve gr kazandrr. Bir meslei icra etme, bilimsel bilgi bize daha tam ve daha kesin bilgiler salar. Ancak hayata ilikin deneyimimiz ne kadar zengin, bilimsel veya teknik bilgilerimiz ne kadar derin olursa olsun, bunlarn hibiri felsefenin yerini tutmaz. Filozof olmak, bu bilgi zerine dnmek, kendini sorgulamak, soruturmak demektir. Felsefeyi derin dnme olarak tanmlamak, onda birinci dereceden deil, ikinci dereceden bir bilgiyi, yani bilginin bilgisini grmek demektir. Felsefi derin dnmenin modeli, Sokratesi alay (ironie), yani gerekte soru sorma, sorgulamadr. Platonun Menon adl diyalogunda Sokrates, Menonu erdem konusunda sorguya eker. Menonun hayat ve ahlak konusunda belli bir deneyimi vardr. Erdem kavram onun bildii bireydir. "Onun hakknda konumamda bir zorluk yok!" der. Sokrates, onu, erdemi tanmlama konusunda sktrnca Menon tereddt etmeksizin "Erdem insanlara hkmedebilme yeteneinden ibarettir" cevabn verir. Sokrates buna, ocuklar ve klelerin de erdemli olabilecekleri, ancak onlarn hkmetme gcne sahip olmadklarn belirterek itiraz eder. Menon yukardaki szlerinde ancak dierleri arasnda erdemin bir rneini vermitir, onun tanmn ortaya koymamtr. O zaman kavram, yani "erdemi tm kapsamnda gz nne alan genel fikir" dzeyine ykselerek Menon erdemli olmann "iyi eyleri isteme" olduunu syler. Sokrates altn ve gmn de iyi eyler olduunu, ama onlarn peinden koan kiinin ancak adalet ve dindarla uygun bir tarzda davranmas durumunda erdemli olduunu hatrlatr. Grld gibi Menonun cevaplar her seferinde Sokratesin yeni sorularna yol amaktadr. Sokratesin, "Ben ancak tek bir eyi biliyorum, o da hibir ey bilmediimdir" demesine karlk Menon bildiini sanmaktayd. Bylece Sokrates, bilgilerinden emin olarak onun saflyla elenen insanlara en safa sorular yneltmekten vazgemez. Ancak ksa bir sre sonra Sokratesin sorular onlar rahatsz etmeye balar; onlar kendi dncelerindeki elikileri grrler ve hibir ey bilmediklerini fark ederler. Grld gibi Sokrates Menona hibir bilgi aktarmaz, sadece sorular sormakla yetinir. Burada derin dncenin konusu Sokratesin bilgisi deildir, Menonun bilgisidir. Menon hibir ey renmez, sadece youn bir ekilde dnr. Kefettii problemler aslnda daha nceki deneyimi ve bilgisi iinde mevcut bulunmaktadr. Sokrates kendisini, bir ebe olan annesine benzetmekten holanmaktayd. O hibir ey retmemekteydi, sadece ruhlar "dourtmak"la, onlara ilerinde tadklar problemler ve glkleri gn na karmalarna yardmc olmakla yetinmekteydi. Sokrates ite tam da bu noktada, yani hibir ey retmemesi, ama bizi dndrmesi bakmndan en mkemmel anlamda filozoftur. Sokrates, gndelik hayatn problemleri, zanaatlarn teknikleri, siyaset zerinde dnmekteydi. ki bin yllk bir tarihten sonra bizim iinde yaadmz entelektel ve teknik dnya Sokratesin adalarnn dnyasndan sonsuz derecede daha karmaktr. Felsefi dncenin ruhu deimemitir; ama onun konusu inanlmaz lde zenginlemitir. zellikle felsefe, bugn dncesinin en deerli gdalarndan birini oluturan bilimler ve
Felsefe yapmak, derin dnmektir

Sokratesin dourtma yntemi

33

Felsefe nedir?
tekniklerin olaanst gelimesini grmezlikten gelemez. Hatta bazlar, rnein, tarih felsefesinde, fizik felsefesinde, hukuk felsefesinde uzmanlamaktadrlar. te yandan genetik gibi tamamen bilimsel olan disiplinler de aratrmalarnn snrlarn saptamak ve ihtiyalar olan ahlaksal onamay elde etmek iin filozoflarn dnmesini talep etmektedir. ada bir yazar, ok hakl olarak felsefi dnce iin "her yabanc konunun iyi olduu"nu sylemitir. Hatta buna "her iyi konunun da ona yabanc olduu"nu eklemitir. Bununla kastettii, felsefenin bo bir dnme olmamas, gerein u veya bu alanyla ilgili deerli bilgilerden beslenen bir dnme olmasdr.1 Bilim zerinde felsefi dnmemiz, nce bilimin sonular ve yntemleri zerinde kendimize sorular sormamz demektir. Bilimsel bilginin doas nedir ? Acaba o derin geree mi erimektedir, yoksa bize sadece pratik formller ve ie yarar semboller mi vermektedir? Matematikinin szn ettii aksiyomlarn deeri ve anlam nedir? Bugn ok nemli olan felsefenin bu ynelimi bilgi kuramdr (epistemoloji).
Metafizik problemler

Ancak felsefi dnce ok daha ileri gider ve bilimin tanmad problemleri ortaya atar. Bilim aklsal, yani matematik formllerle ifade edilebilir yasalarla birbirine balayarak doal olaylar aklamaya alr. Bylece veri olan bir olayla ilgili olarak niin bir bakasnn deil de u tr bir eyin meydana geldii bilimsel olarak aklanr. Ancak bilimin ortaya atmad ok daha genel bir baka problem vardr. Bu, Leibnizin "Neden hibir ey yok deildir de bir ey vardr!" szyle ifade ettii problemdir. Gerekten evrenin varl kendisinden hareketle bilimin dzene koyma ve aklama abasna giritii gizil bir veridir. Ancak bu gizil veri her zaman zerinde dnlmeyi ve sorgulanmay gerektirir: Neden hibir ey yok deildir de bir evren vardr? te bu tamamen metafizik, yani ortaya konuu bilimin ele alabilecei eylerin tesinde olan bir problem trdr. nsan nereden gelmektedir, nereye gitmektedir? Bilin, evrenin son erei midir, yoksa gelip geici bir ilinei midir? Acaba insan tmyle belirlenmi midir, yoksa onun seme zgrl var mdr? Btn bu problemler tipik olarak metafizik problemlerdir.

2. Teknik ve bilgelik
Teknik gten baka g yoktur

Felsefenin bir bilgi olmadn -nk bilgi ilevini ada dnyada bilim stlenmektedir- fakat bilgi zerine eletirel bir dnme olduunu grdk. Felsefe bilgi olmad gibi bir g de deildir. ada dnyada insann gcn ifade eden ey tekniktir. Rnesanstan itibaren felsefi bilgelik idealinin yerine gitgide dnyann fethi ve deitirilmesi ynndeki prometheusu ideal gemitir. Bilgelik eskiden, dnyaya boyun emek, her eyi kabul etmek, felaketlere rza gstermek anlamna gelmekteydi. Stoaclarla birlikte dnyann aknn iyi ve tanrsal olduunu veya Spinoza ile birlikte neden ve eserler zinciri-

Her neyse bilim anda felsefe artk bir bilgi olma iddiasnda bulunamaz. Bilim kendi alannda kendini kabul ettirmitir. Srasyla matematik Euklidesle, fizik Galileyle, kimya Lavoisier ile, biyoloji Claude Bernardla birer pozitif bilim olmutur. Hatta filozoflarn uzun sre kendilerinin "zel av sahas" olduunu dndkleri insann alan da bilim tarafndan fethedilmitir. Psikoloji ve sosyoloji insan davranlarn inceleme alanna deney yntemini ve lmeyi sokmutur. Bu, felsefenin artk faydasz birey olduu anlamna gelmez! Ama felsefe bugn bize daha ak olarak kendisine dier disiplinler tarafndan salanan bilgilerden hareket eden bir dnme giriimi olarak grnmektedir.

34

Felsefe nedir?
nin zorunlu, mantksal ve kanlmaz olduunu reten felsefe, bu boyun emenin entelektel arac olarak grnmekteydi. Perspektif deiiklii XVII. yzylda Descartesn Metot zerine Konumasyla ortaya kt. Konumann nc ksmnda Descartes, "geici bir ahlak"a dayanmak zere stoac bilgelii benimser. "nsann dnyann dzenini deitirmektense kendi arzularn deitirmesi ve talihi yenmektense kendini yenmesi daha iyidir," der. Ancak Konumann altnc ksmnda, bu dnya merkezci bilgelik yerine, insan "doann efendisi ve sahibi klaca"n syledii tekniin hmanizmini geirir. Ve peygambersi bir sezgiyle mekaniin ve tbbn gelecekteki fetihlerini haber verir. XVIII. yzylda tekniin byk savunucusu Diderotdur. O, bilgelikleri mutluluktan vazgeme sanatndan ibaret olan filozoflara, teknikleriyle varoluumuzu deitirerek bizi gerekten daha mutlu edecek olan sanayicilerden bazen daha fazla nem verilmesinden aknlk duyar. "Bizi mutlu olduumuza inandrmakla megul olan insanlar gerekten mutlu olmamz salamakla megul olan insanlardan ok daha fazla vlmlerdir. Yarglarmz ne kadar tuhaf! Faydal eylerle megul olunmasn istiyoruz, ama faydal insanlar kmsyoruz." Bugn Diderotya ok ac veren bu kmsemeyi tamamen am durumdayz. Teknik ideal her tarafta zafer kazanmaktadr. Pozitif bilimin felsefi bilginin her trl ieriini boaltmas gibi, teknik g de felsefi gc her trl etkililikten yoksun klmaktadr. Ancak felsefi talep bir baka biimde yeniden kendini gstermektedir. Bilimsel bilgiden hareketle felsefi bak, bu bilginin temelleri zerine eletirel bir dnme olarak kendini ortaya koymaktadr. Teknik gten hareketle de ada anlamnda bilgelik, bu gcn koullar zerine eletirel bir dnce olarak kendini gstermektedir. Bugn byc ra teknisyen temas herkes tarafndan bilinen kayg verici bir temadr. Hayatmzn otomasyonunun dourduu "robotlama" tehlikesi yannda gezegenimizi birok defa ortadan kaldrma gcne sahip nkleer silahlarn varlnn ortaya koyduu tehlike, bilimin felsefenin yerini tutmad gibi tekniin de bilgeliin yerini tutmadn parlak bir biimde gstermektedir. R.P. Laberthonnire yle yazmaktadr: "Teknik bize eylerden yararlanmamz retir. Ancak biz kendimizin neye yaradn bilecek miyiz?" Teknik, insana ancak eylem aralarn verir, ama davranmza klavuzluk etmesi gereken erekler konusunda sessiz kalr. Oysa bugn her zamankinden daha fazla bilmemiz gereken ereklerle ilgili olarak bizi aydnlatacak bir bilgelie ihtiyacmz var. Bugnn dnyasnda insani glerimizin parlakl isteklerimizin ift anlamln trajik boyutuyla ortaya koymaktadr. Ve eer teknik, g ve istei uzlatrmann zorunlu bir arac ise, isteimizin ne olduunu ak bir biimde grmemize yalnzca felsefe imkan verir. Ancak felsefe deerler problemini ortaya atar.

3. Felsefi dnme ve hayat


Artk felsefi dnmenin nasl hayatn ortaya koyduu problemlere uygulanabileceini anlamaktayz. Kant, felsefenin btn ilerlemesini l bir soruda zetlemekteydi: "Neyi bilebiliriz? Ne yapmalyz? Neyi mit edebiliriz?" Birinci soru, bilgi problemine uygulanan felsefi dnmeyle ilgilidir. O hem bilim felsefesinin ve bilim tarafndan ele alnan grntlerin sistemletirilmesini, hem de bunun tesinde varln anlamnn derin
Kanta gre felsefenin program

35

Felsefe nedir?
aratrlmas olarak tanmlanan metafizii iine alr. kinci soru, pratikle ve insanln geleceiyle ilgili her eyi iine alr. Peki nc soru, "Neyi mit edebiliriz?" sorusu konusunda ne diyebiliriz? nsan gerekten hayatnn efendisi midir yoksa o sadece evrende i gren kr glerin bir oyunca mdr? Gelecekte bizi tamamen bir yok olu mu beklemektedir, yoksa lmsz bir ruha sahip miyiz? Bu dnyadaki varlmzn anlam nedir? nsann gelecei nedir? Ancak, eer felsefi dnmenin konusu dnyay bilmek ve eylemde bulunmak ise bunun iin onun bu dnya ve bu eylemle ilgili olarak belli bir biimde geriye ekilmesi ve onlara kar belli bir mesafede durmas gerekir. Felsefi dnmenin serinkanll ve nesnellii iin bu kaytszlk zorunludur. Paul Valery, "ancak istiridye ve ahmaklarn bir eye tmyle balandklar"n sylemekteydi. Ancak bu felsefi "kaytszlk" somut olandan, gerein kendisinden tehlikeli bir kopma anlamna gelmez mi? Eylem adam ou kez gerek hayata yabanc, dnceleri iinde kaybolmu filozofla alay eder.
Platonun idealizmi ve maara

Platon, Gorgias ve Theaitetosta bu eletirilerin szcln yapm ve onlara kar felsefenin savunmasn stlenmitir. Eylem adamnn bak as udur: Dncesini evrenin boyutlarnn zerine ykseltmek isteyen ve genel olarak insanlk durumunu sorgulayan filozof, gerek hayatn ortaya koyduu problemler karsnda ve dier insanlarla olan ilikilerinde tamamen ynn kaybetmi biridir. Thalesin astronomiyle megul olmasndan tr kafasn havaya kaldrp yrdn gren Trakyal kk zeki bir hizmeti kz, "nnde, ayaklar dibinde olan eyi fark etmeyip gkte neler olup bittiini bilmeye o kadar byk bir nem vermesi"nden dolay onunla alay etmitir. imdi hayatlarn felsefeyle geiren insanlarla ilgili olarak da ayn alayc tavr yerindedir: "nk bu yaratla sahip olan insanlar gerekten komularn bile tanmazlar, onlar komularnn ne i yaptklarn bilmemekle kalmazlar, onlarn bir insan m veya baka bir yaratk m olduunu bile bilmezler... Bu tr bir insan gndelik hayatta mahkemede veya baka bir yerde ayaklarnn dibinde veya gzlerinin nnde bulunan eylerle ilgili olarak konuma mecburiyetinde kaldnda tecrbesizlii yznden kuyulara dmesinden ve her trl glkle karlamasndan dolay sadece Trakyal kzlar deil herkesi kendine gldrr. Davranlarndaki korkun beceriksizlik hakl olarak onun aptal bir yaratk olarak grlmesine yol aar." (Theaitetos, 173-174. paragraflar) Ancak Platona gre somut eylerle ilikilerinde filozofun bu beceriksizliinin bir nemi yoktur, nk somut dnya, gndelik deneyler, akp giden olaylar dnyas, ancak bir grnler dnyas, bir hayaller dnyasdr. Gerek dnya dealar dnyas, yani filozofun aralarnda yaad ve sadece onun tanma imkanna sahip olduu ezeli-ebedi dorular dnyasdr. Bylece insanlar srtlar girie, yzleri duvara dnk olarak bir maarada zincire vurulmu mahkumlar gibidirler (Devlet, VII. Kitap). Bu insanlar, maarann dnda olup biten eyleri grmezler, grdkleri tek ey maarann duvarna yansyan glgelerdir. Baka bir ey grmedikleri iin de onlar bu glgelerin var olan tek gereklik olduunu sanrlar. Bu ahslar empiristleri, yani duyusal deney, somut olaylar dnyasnn (duvardaki glgelerin) tek gerek dnya olduunu zanneden kiileri temsil etmektedirler. Ancak bu mahkumlardan birinin aniden maaradan kurtarldn ve darya, aydnla karldn varsayalm. Onun balangta gzleri kamaacak, daha sonra yava yava gneli dnyaya alacaktr. Eskiden gerek zannettii eyin sadece karanlk bir hayal

36

Felsefe nedir?
olduunu fark edecektir. Bu renme, felsefeyle tanmay, gneli dnya ise filozofun yurdu olan ezeli ebedi dealar temsil etmektedir. Eer filozof parlak dealar terk eder ve tekrar maaraya dalarsa artk karanla alk olmayan gzleri mahkumlarn gerek olduunu dndkleri hareketli glgeleri bile seemeyecektir. Maarann karanlnda filozof artk hibir ey grmeyecek ve mahkumlar kr olduunu zannederek onunla alay edeceklerdir. Aslnda onun aydnlk iin yaplm gzleri ancak grnler karsnda krdr. Geni gkyznde umak iin yaplm kanatlar ile Baudelairein albatros kuu da geminin kprs stne dtnde byk kanatlarndan dolay zor durumda kalr: "Dev kanatlar onun yrmesini engeller." O halde Platona gre filozofun maddi gerekleri bilmemesi, pratikle ilgili konularda beceriksiz olmas dorudur. O, tek gerek dnya, dealar dnyasnda oturduu iin duyusal dnyay kmseme hakkna sahiptir. Ancak bu "idealist" felsefe anlay bize kar klabilir grnmektedir. O, Platonun "maddi gerekliklere" kar toplumsal nyarglarn yanstan kmsemesiyle ilikilidir. Platoncu bak as iinde pratik insan ve filozof kartl gerekte ve tamamen bilinli olarak kle ve zgr insan kartldr. Bu iki insan Theaitetosta yle takdim edilmektedir: "Senin doru olarak filozof dediin zgrlk ve rahatlk iinde yetimi kii, talihine klelere zg ileri yapmak derse beceriksiz ve yararsz bir adam gibi grnmekten korkmamal, rnein bir seyahat bohasn hazrlamay bilmemekten, bir yemee lezzetli veya bir konumaya ince eyler katma yeteneine sahip olmamaktan utanmamaldr. teki adam btn bunlar ustaca ve hzl bir ekilde yapabilir. Ancak buna karlk o ne giysisini zgr bir adam gibi soylu bir tarzda sa omuzuna atmasn, ne de sz sras kendine geldiinde tanrlar ve mutlu insanlarn hayat zerine uygun dt gibi gzel sz sylemesini bilir." Ancak byle bir filozofun saf dealar zerinde dnebilmesinin nedeni, klenin onu maddi endielerinden kurtarm olmasdr. Bu idealist filozof, kendisiyle dnya arasna kleyi koyduundan dolay maddi dnyay tanmazlktan gelebilir. Ama somut gerekle ilikisini kesmi byle bir "felsefe" her trl aldatmacaya ak deil midir? Gerek felsefe, maddi dnyay tanmazlktan gelmek yle dursun btn dncelerimizin koulu olan bu dnyadan hareket etmek zorundadr. Felsefenin grevi ykseltmektir, kovmak deil. Felsefi dnme, bir ka olamaz. Ancak felsefe, olaylar karmaa iinde, somut eitliliklerinde yaamakla da yetinemez. Lacroixnn ok gzel ifadesiyle "olay deneyime dntrme"yi amalayan felsefi giriim olaydan ders karma, evren hakknda sistemli, yani birlikli bir gre ulamak zere kendilerini anlamak iin olaylar birbirlerine yaklatrma, birlikte alma peinde koar. (Sun-istmi Yunanca "Birlikte ortaya koyuyorum" anlamna gelir.)
dealizmin eletirisi

37

Felsefe nedir?

A N A

F K R L E R

Felsefe kelimesinin etimolojisini unutmaynz: Bilgelik veya daha kesin olarak sophia sevgisi. Bu Yunanca sophia kelimesi hem sanat veya iyi yaama gc, hem de bilgi, temel dorularn bilgisi anlamna gelir. Felsefe kelimesini icat ettii sylenen Pythagoras alak gnlllkle filozofun bilgelie veya bilgiye sahip olan deil, onlarn dostu (philo) olan insan olduunu sylemek istemiti. Felsefe bir eye sahip olmak deil, onu aramak, peinden komaktr. XX. yzylda felsefe, kelimenin asl anlamnda, ne bir bilgidir, ne de g. Zamanmzda bilgi, ancak bilimsel bilgidir. Bilimsel bilgi ise srasyla fizik (XVII. yzyl), kimya (XVIII. yzyl), biyoloji (XIX. yzyl), hatta insan alannda (toplumbilim, ekonomi politik, psikoloji) kendini kabul ettirmitir. Ayn ekilde bugn g, ancak teknik alanna aittir (sanayi, tp, biliim). Peki bundan felsefenin tm deerini kaybettii sonucuna gememiz mi gerekir? Tam tersi! Felsefe, bilgilerimiz ve glerimizin btn zerine derin bir dnmedir. (Her eyden nce maddeyi ileyip biimlendirme gc olan) bilimsel bilgi ve asl anlamnda teknik g, erek ve anlamlarn bizzat kendilerinde bulamaz. Felsefe, bilgi zerine derin bir dnme (bilgi kuram), erekler, yani eylemin amalar zerine derin bir dnmedir -teknik gcmz arttka daha da zorunlu olan bir dnme!-. Ayn ekilde felsefe, kendine zg problemler ortaya atar: Bilimler neden u olay deil de dierinin meydana geldiini aklar; buna karlk felsefe varlk problemini (Neden hibir ey yok deildir de bir ey vardr?), deer problemini (Adalet, gzellik, doruluk nedir?), zgrlk, varolu ve lm problemini, yani insann gelecei problemini ortaya atar.

38

Felsefe nedir?

YORUMLAMA METNLER
Platonun Theaitetosunda Filozofun Portresi
SOKRATES
Sevgili dostum, filozofun halk arasndan birini alp ykseklere kardn ve bu insann "Ben sana ne hakszlk yaptm? Sen bana ne hakszlk yaptn?"sorularndan vazgeip bizzat adalet ve adaletsizliin ne olduklarn, zlerinin neden ibaret olduunu, geri kalan eyler gibi birbirlerinden de neyle ayrldklarn aratrmaya giritiini varsayalm. Bu adamn ayn ekilde "Pers kral hazineleriyle mutlu mudur?" veya "Altnlar olan bir insan mutlu mudur?" sorularn sormaktan vazgeip genel olarak kralln, insann mutluluk veya mutsuzluunun ne olduunu, onlarn karlkl zlerini, insanlarn onlardan birini nasl elde edecekleri, dierinden nasl kanacaklarn ele aldn var sayalm. Bu felsefi sorulara cevap vermek zorunda kaldnda bu sefer bizim dar kafal, kavga karmaya merakl adammzn kendisi zor durumda kalacaktr. Bu kadar yksek bir yerde bulunduundan tr ba dnecektir. Bulutlarn arasndan bakmaya alk olmad iin rahatszlk duyacak, ne diyeceini bilemeyecek ve kekeleyecektir. Bylece sadece Trakyal hizmeti kzlar, dier bilgisiz insanlar deil -nk bunlar onun durumunu anlayamayacaktr-, klelerin eitimine aykr bir eitim alm olan herkesi kendine gldrecektir. Theodoros, szn ettiimiz iki insandan her birinin durumu budur. Senin doru olarak filozof dediin zgrlk ve rahatlk iinde yetimi olann talihine klelere zg iler yapmak derse, saf ve ie yaramaz grnmesinden, rnein bir seyahat bohasn balamasn, tatl yemekler hazrlamasn veya ho szler sylemesini bilememesinden tr onu knamamalyz. Dieri btn bunlar ustaca ve abucak yapabilir. Ancak o, ne zgr bir adam gibi soylu bir tarzda paltosunu sa omuzuna atmasn, ne konuma sras kendisine geldiinde Tanrlarla mutlu insanlara yakan ekilde szlerini ahenkli klmasn bilir. YORUM a) Metnin durumu Bu metin, Platonun Sokratesi matematiki Theodoros ve rencisi Theaitetosla kar karya getirdii Theaitetos diyalogundan alnmtr. Sokrates, Theaitetos tarafndan sergilenen Protagorasn greciliini reddetmitir. Bu grecilie gre insan "her eyin ls" olduundan bilim znel duyumla ayn eydir. Nasl ki uyank bir adam iin sahip olduu duyum doruysa, rya gren biri iin de ryasnda grd grnt dorudur. Ama bilge veya deli, her insan kendi dorusunun ltyse, o zaman artk doru veya yanl yoktur. Dorunun teklii kart grlerin okluuna ayrtnda dorunun deeri ortadan kalkar. Eer Protagorasn dedii gibi btn grler doruysa Protagoras kendi grnn yanl olduunu syleyen kartlarnn bu grnn de doru olduunu itiraf etmek zorundadr. Yukardaki metni yani filozofun portresini ite byle bir tartmann ortasna yerletirmi bulunuyoruz. Burada, Platonun ok sevdii konu dna kmalardan biri sz konusudur. te yandan felsefe yetisinin doasnn kendisi bu konu dna kmay gerektirmektedir. nk filozof, zaman bol olan bir insandr. O bu tr konudan ayrlmalar, saa sola sapmalar kendine yasaklamaz. Doru peinde koma Akademinin bahelerinde bir gezintiye dnr. te yandan aslnda ancak grnte bir konu dna kma sz konusudur. Gerekte ise filozofun portresi, en derin amacnda, Protagoras ve Theaitetosun grecililiinin eletirisiyle ilikilidir. b) Bu pasajn genel fikri Bu pasajn genel fikri, iki insan, sradan insanla filozof arasndaki kkten kartlktr. Filozof genel olarak gnlk hayatta gln ve zor durumlarda kalan bir insandr. Bunun nedeni onun dncesinin duyusal eyleri hor grp dealar arasnda dolamasna karlk "sadece vcudunun site iinde bulunmas"dr. Yldzlar gzlemlerken bir kuyuya den ve Trakyal bir hizmeti kz kendisine gldren Thales byle biridir. G seyreden, ayaklar dibinde olup biten eylere dikkat etmez. Buna karlk sradan insan ounlukla maddi hayata kusursuz uyum salar. O, insanlar ve eyleri kullanmasn, yani her durumda kiisel karnn bak a-

39

Felsefe nedir?
sn benimsemeyi, bencil kudret iradesini etkili bir biimde kabul ettirmeyi bilir. O, maddi karn her eyin ls yapan bir "gereki"dir. Ancak bu gereki, genel kavramlar anlama, somut tikel deneyimlerin zerine ykselme, zleri bilme, kar gzetmeyen evrensel dorunun dzeyine kma gcnden yoksundur. Bu pasaj Gorgiastaki Kalliklesin parlak bir siyasal kariyeri dleyecei yerde zamann kendisine yarar olmayan bo tartmalarla geiren ve nne kan ilk aalk biri tarafndan sulandnda kendisini savunmay bilmeyen, arya yabanc, filozof rnei olarak Sokratesle alay ettii pasajla (486 a-d) birletirebiliriz. Burada Devletin VII. Kitabndaki nl maara efsanesini de hatrlayabiliriz. Maarann dibindeki duvara yansyan hareketli glgelerin gerek olduklarn dnen maara mahkumlar, arasz deneye ve somut grntlere mahkum olan sradan insanlar sembolletirmektedir. Onlardan biri zincirlerinden kurtarlp gerek nesnelerin parlak dnyasna -bu dnya ise dealar temsil etmektedir- gtrlrse onun karanla alm olan gzleri artk hibir eyi ayrt edemez -bu da sradan insann felsefeye olan kabiliyetsizliini temsil etmektedir-. Buna karlk sonunda filozof olmu, yani dealar tanma imkanna erimi olan bu adam tekrar maaraya, sradan deneyimin karanlna gtrldnde, gzlerinin oyulmu olduunu dnen arkadalar arasnda yolunu bulamayarak sendeleyecektir. O, Baudelairein geminin stne dm albatros kuudur: "Dev kanatlar yrmesine engel olur." c) Ayrntl aklama "Filozofun halk arasndan birini alp ykseklere kardn... varsayalm..." Felsefenin renilmesi, maarann dibinden dealarn yksek blgelerine doru bir ykseli olarak sunulmaktadr. Felsefeyle tanma, iinde yaadmz dnyadan kopuu, dealar dnyasna dn gerektirir. dealar dnyasna ykselmek iin bu dnyadan kamak gerekir. oktan bire, deienden ezeli-ebedi olana, grnlerden doruya ykselen bu yukar ynde diyalektiin (sunaggu) aamalar, grnlere tabi olan inan (pistis), matematiksel dncenin zelliini meydana getiren karsamac bilgi veya akl yrtme (dianoa) ve nihayet zlerin kendilerini kavrayan sezgisel bilgidir (nosis). "...bizzat adalet ve adaletsizliin ne olduklarn..." Adalet ve adaletsizliin kendileri, aslnda adalet ve adaletsizliin "zleri"dir. Sradan bir insana "Adil bir insan nedir?" diye soralm. yle cevap verecektir: "Adil bir insan benden bor ald paray geri verendir." Veya o "Mutlu bir insan nedir?" sorusuna "Mutlu bir insan, ok altn olan bir insandr" diye cevap verecektir. zetle, filozof-olmayan, sorulara tikel rneklerle cevap verir. Sokratik yntem ise tikel rnekleri amaktan ve genel tanm dzeyine ykselmekten ibarettir. Sokrates, Menona "Erdemli bir insan nedir?" diye sorar. Menon ona birliklerine kumanda etmeyi bilen general rneini zikrederek cevap verir. Ancak Sokrates, uslu bir klenin veya ocuun erdeminin kumanda etmek olmadn syleyerek buna itiraz eder: Erdemin tanmn vermek demek, erdemlerin rneklerini oaltmak, "bir sr erdem" saymak demek deildir, btn rneklere uyan genel bir tanm vermektir. Sokratesin sevdii tanmlar, Platonun szn ettii "dealar"n veya "zler"in habercisidirler. "...genel olarak insann mutluluk veya mutsuzluunun ne olduunu, onlarn karlkl zlerini, insanlarn onlardan birini nasl elde edecekleri, dierinden nasl kanacaklarn ele aldn..." Metafizik bir aratrma olan zn aratrlmas -ki bu, grnleri tesinde eylerin derin doasn bilmek isteyen bir aratrmadr- etik bir aratrmayla ilikilidir. nsana uygun olan eyin ne olduunu, doru idealin, hakikatin veya gerek mutluluun ne olduunu bilmek gerekir (nk btn Yunan filozoflar gibi Platon da mutluluku bir ahlak grn savunur, iyiyi mutlulua zde klar). Burada grnlerin, ann, zel durumlarn zerine ykselmeyi bilmek gerekir. Mutlak doru deay grmezlikten gelen ve ancak her bir insann ansal karyla ilgili grleri kabul eden sofistlerin greciliine bir ahlak-tanmama (Thrasymakhosun Devletteki, Kalliklesin Gorgiastaki ahlak-tanmamas) karlk olur. Sofistler mutluluu hazza zde klar, gnmzde ahlak deerlerinin psikolojiye indirgenmesi diyeceimiz eyi yaparlar. Kalliklese gre gl insan iin adalet, onun gcnn arzu ettii eydir. Aslnda zayflar da kar peinde koarlar. Onlar gllerin tecavzlerine kar zayflklarn koruyan ve byk ounluk tarafndan bu amala konulan yasalar adalet

40

Felsefe nedir?
diye adlandrrlar. Herkes adaleti, iyi n, nian ve dl salayan kurnaz bir davrana zde klar. Ancak burada da saf dealarla duyusal grnleri birbirinden ayrt etmeyi bilemeyen filozof-olmayanlar sz konusudur. Platona gre saf adalet, bir baka planda yer alan deer diye adlandracamz eydir. Daha sonra La Rochefoucauld gibi adaleti duyusal kara geri gtren sofistlerin psikolojik indirgemelerinin yerine Platon fenomenologlarn kavramsal bir indirgeme diyecekleri eyi koyar. Bu ikincide adaleti kendi zne, kendisini tanmlayan saf kavrama indirgemek sz konusudur. rnein Devlette Gygs efsanesi bir eit kavramsal indirgeme aracdr. Gygs, d davran bakmndan kusursuz bir obandr. Ancak bu, parmana geirecei ve bir ekilde dndrnce kendisini grnmez klan bir sihirli yz eline geirinceye kadardr. Bu yz eline geirince bir sr su iler. Gygsin grnmez olma gcn elde eder etmez ken adaleti, o halde, sadece bir grntr. Gerekten adil olan kiiyi yneten ise korku ya da kar deil, saf adalet deasdr. Byle bir insan grnmez olunca davrann deitirmez. Platon bylece davranmzn deerinin empirik karmzla llemeyeceini sylemek istemektedir. Bunun tersine, yarg ve davranlarmzn deerini len ey, mutlak doru olan deann doruluudur. Yasalar kitabnda diyecei gibi, "Her eyin ls insan deil, Tanrdr". "...Bylece sadece Trakyal hizmeti kzlar, dier cahil insanlar deil (nk bunlar onun durumunu anlayamayacaktr)..." Duyusal grnlerin, yani ktnn klesi olan insan, kendi kleliini bilmez; onu bilmesi iin ondan kurtulmas gerekir. Bylece Platon ve Sokratese gre "Hi kimse isteyerek ktlk yapmaz". Kt insan, bilgisiz insandr. O, yanln klesidir. Platonun ktye ilikin felsefesi bir kabahat veya gnah felsefesi deildir. Onda ktlk, yanla indirgenir. Ancak, bundan dolay kt daha az korkun deildir. Bu yanl, bu kendini bilmeyen bilgisizlik, srp gitme eilimindedir (Yanl yapan, yanlnda srar eder). Nasl gnah diye bir ey yoksa, meziyet veya fedakarlk diye bir ey de yoktur. Sokrates, adalet uruna lmekten mutludur. Baldran zehrini ierken alayanlar (duyusal eylerden hala kurtulamam olan) dostlardr. Sokratesin kendisi, bu karanlk dnyay terk etmekten tr sevinlidir. "klelerin eitimine aykr bir eitim alm olan herkesi kendine gldrecektir. " Burada platoncu felsefede eitimin neminin alt izilebilir (Bu felsefede esas olan duyusal dnyann zerine ykselmeyi renmektir). Bunun yannda filozofun ilgin bir ekilde zgr insana, hatta daha sonra soylu insana, filozof olmayann ise kleye zde klnmasna iaret etmek uygun olacaktr. Marksist dnrlere gre platoncu ikicilik (bir yanda duyusal dnya, dier yanda dealar dnyas) antik sitenin iki ana snfnn, kleler ve zgr insanlarn meydana getirdikleri snflarn, bilinsiz olarak farkl bir plana aktarlmasndan baka bir ey deildir. Platonun kendisi bir soyluydu. Filozof, kmsedii kle kendisini maddi kayglardan kurtard iin saf dealar dnyas zerine dnebilmektedir. dealist filozof, dnyayla kendisi arasna kleyi koyduu iin maddi dnyay tanmama imkanna sahiptir. Platoncu idealizmin bu anlamda gerei gizleyici bir yan vardr. Ancak platoncu felsefe byle bir yana da indirgenemez. Filozof ve filozof-olmayann zgr insan ve kleye zde klnmas zellikle bir sembol deerine sahiptir. Ve platonculuk sadece bir an veya toplum biiminin ifadesi deildir. O tm zamanlar iin deerini korumaktadr. d) Sonu Bu metnin bizim iin iki nemi vardr. 1. Tarihi nemi: Metin bizi bir anda Platonun dncesinin gbeine, duyusal dnya ile dealar dnyas arasndaki temel ayrma gtrmektedir. Filozof, her eyden nce, dealar arasnda yaamak iin duyusal dnyann aldatc parlaklklarn terk eden biridir. Felsefe bundan dolay hayretle balar. Filozof bu dnyada bir yabanclk duygusu duyar (Ynn gznde onu beceriksiz ve ou kez gln klan budur). Bu yabanclk duygusu dealar hatrlamann dier yznden baka bir ey deildir (Ruhu beden hapishanesine dmeden nce filozof saf dealar arasnda yaam olduunu bulank bir ekilde hatrlamaktadr). 2. Genel nemi: Platonun zel retisi ne olursa olsun bu metin felsefenin ne olduunu kavratma konusundaki nemini her zaman korumaktadr.

41

Felsefe nedir?
Filozof bu dnyay sorgular. Bundan dolay iyi bir uyum gstermedii gnlk hayatta baarsz grnr. Valery, "Bir eye tmyle balananlar sadece ahmaklar ve istiridyelerdir" demekteydi. Herkesin gznde bir zm olan, filozof iin yeniden bir problem olur. Filozof bir bakma ynn kesin dorularn problemler haline getiren kiidir. Felsefi dnce, evrensel ve kar gtmeyen bir doru peinde koar. Bu zelliiyle de o, kiisel karn doal klece tutumundan ve maddi ihtiyalara hizmet eden tekniin bak asndan ayrlr. Filozof saf doruyu arar. Bundan dolay felsefi dnce bir zgrle kavuma olarak grnr. Eskilerin felsefi incelemeyi en mkemmel zgr sanat olarak grmelerinin nedeni budur. Felsefe sadece genel dorular ortaya atmaya ynelmez (Felsefede adaletin ve mutluluun znn ne olduunu sormak zere "Bana kar hakszlk m yapld?" veya Paras olan adam mutlu mudur? trnden sorular sormaktan vazgeeriz), ayn zamanda o greli dncelerin yerine mutlaa erime hedefini geirmeye alr. Doruyu ve adil olan benim zel yarglarm karara balamaz, tersine yarglarm beni yarglar. Onlar, az veya ok, kural devi gren mutlak fikirlere gre bir deer ifade ederler.

TARTIMA KONULARI

* Felsefi dnce bizi dnyadan koparr m? * Felsefe ve bilgelik. * Bilim ve felsefe. * Felsefe zerine aadaki farkl yarglar karlatrn ve bu yarglarn temsil ettikleri farkl felsefe anlaylarn gsterin: "Filozof mmkn olduu lde bilginin tmne sahip olan insandr" (ARSTOTELES). "Felsefe her eyin bilimi deil, btnn bilimi olarak tanmlanabilir" (THIBAUDET). "Felsefe, renilemez, sadece felsefe yapmak renilebilir" (KANT)."Felsefe, deerini belirsizliinin kendisine borludur" (RUSSELL). "Felsefede sorular cevaplardan daha nemlidir"(JASPERS). "Felsefe, saf bir biimde kendimize ve etrafmza bakma kararmzdan baka bir ey deildir" (BERGSON). "Felsefe evrenle ilgili olarak sanki hibir ey apak deilmi gibi davranmaktr" (JANKELEVITCH). "Felsefe, uzakta bulunan bir eye sahip olma ryasdr. O, trajik olabilir, nk zddn iinde tar. Felsefe, asla ciddi bir ura deildir. Ciddi insan -eer byle biri varsa- evet dedii tek bir eyin insandr" (MERLEAU-PONTY). "Filozoflar dnyay eitli biimlerde yorumlamlardr; nemli olan onu deitirmektir" (MARX). "nsanlk ancak zebilecei sorunlar ortaya atar" (MARX). "Felsefe, zmlerinin geerli olmasyla deil, problemlerin kar konulmaz zelliiyle vardr ve kendini merulatrabilir" (ORTEGA Y GASSET).

42

Felsefe nedir?
elsefi bilgi -sadece o olmasa da- her zaman insann kendine bakdr. nk felsefe derin bir dnme, dncenin kendi zerine dnmesidir. Hayata ilikin deneyimimiz ne kadar zengin, bilimsel ve teknik bilgilerimiz ne kadar derin olsa da, bunlarn hi biri felsefenin yerini tutmaz. Filozof olmak, bu bilgi zerinde dnmek, onu sorgulamaktr. Filozof olmak sadece dnlen eyi deil, dncenin kendisini soruturma konusu yapmaktr. Felsefeyi derin dnme olarak tanmlamak, onda birinci dereceden bir bilgiyi deil, ikinci dereceden bir bilgiyi, bilginin bilgisini grmek demektir. Ayn ekilde rencisi olmayan bir filozofu veya retimi olmayan bir felsefeyi de dnemeyiz. Her felsefe ayn zamanda bir pedagojidir. nk bilgelik ancak bir bakasna iletildii ve paylald zaman bilgeliktir.

Eski Roma dnemine ait

bir mozayik: Filozoflar okulu.

Velazquezin aynada

kendine bakan filozof tablosu.

43

Felsefe nedir?
ilozof hibir zaman yalnz bana yaayan bir dnr deildir. Felsefi dnce bir ktphanenin iyi bir biimde sembolize ettii insan kltrnn btn zerinde bir dnmedir. Filozof, ayn ekilde, adalet ve zgrlk iin verilen savatan ayrlamaz. Felsefe, ykseltmek iin yaplmtr, kovmak, dar atmak iin deil. Felsefe bir davaya balanmaldr. XIX. yzyln sonunda Dreyfus davasnda, dramatik bir adli hataya kar verilmi olan rnek savata aktif olarak mcadele etmi olan Frderic-Rauh felsefenin "sokakta, hayatta, her gn verilen sava" olduunu sylemekteydi.
alma masasnda

1989da indeki idamlara kar yaplan

bir gsterisi srasnda Bernard-Henri Lvy.

Foucault.

44

BLG KURAMI (EPSTEMOLOJ)

46

NC BLM
Doruluk fikri, akl-d, anlam
S dnce, ancak eyleri bilir ve kendini bilin olarak bilmez. rnein, kendiliimden, "nmde bir lamba var; ayaklarm altnda bir hal var; balkonda iekler var" derim. Balangta btn bunlar kendisi sayesinde tasdik ettiim zihnimin eylemini dnmem. Dncem, tasdik ettii eylerin nnde kendini unutur, kendini siler. O halde zihnin ilk adm ontolojiktir. O, eyleri, varl, "vardr" ileri srer. Ancak ksa bir sre sonra yanlla ilgili deneyimim ortaya kar. rnein, kendime, "Balkonda bir sere var" derim, yaklarm: O, sadece kk, gri bir kat parasdr. Demek ki sere yoktu, ama ben sere grdm sanmtm. Sanmtm ki... Burada nce eylere dnk olan dncem bu sefer kendisi zerine dner. Bilgim zerinde dnrm, onun deerinin ne olduunu kendime sorarm. Zihnin bu ikinci adm, ontolojik admn tersi olan eletirel admdr. Nesneyi tasdik etmeyi bir tarafa brakarak kendi tasdikime dnerim, onu tartma konusu yaparm, kendimi bu tasdik eylemimde sorgularm. Bu eletirici dn, kendi dncem, onun mekanizmas, deeri zerinde bu dnmem beni bir bilgi kuram formle etmeye gtrr: Doru nedir? Tek bir doru mu vardr? Dorunun dereceleri var mdr? Burada srasyla bu birbirine bal soruyu inceleyeceiz. nce kendimize dorunun doasnn ne olduunu, doruyu yanltan ayrmann ltleri olup olmadn, doru hakknda hangi tanm kabul edebileceimizi soracaz. Sonra unlar inceleyeceiz: Bu ltler uygulanabilir mi? Kendisine eriebileceimiz hi olmazsa tek bir doru yok mudur? Yoksa, acaba phecilerin dndkleri gibi dorudan vaz m gememiz gerekir? Bu, dorunun varl problemidir. Nihayet doruya eriebileceimizi kabul edersek, eitli trden dorular olup olmadn da kendimize sorabiliriz. Bir fizikinin veya kimyacnn deneyin yargsna sunduu varsaym ile bir psikanalistin yorumu ayn trden deildir. Doa bilimlerinde zafer kazanan aklsallk kategorisini dier aklsallk biimlerinden, rnein "yorumsal" disiplinlere, hermenotie zg anlam kategorisinden ayrt etmemiz gerekmez mi?
Ontolojik yaklam, eletirel yaklam

1. Dorunun doas, doruluk ve gereklik


Gndelik dil ou kez doru ve gerek kelimelerini birbirine kartrr. Aslnda onlar arasnda zenle ayrm yapmak daha uygundur. Bir nesne (u hal, u lamba), bir varlk, "gerek" diye nitelendirilir. Bu lamba gerektir, baka deyile vardr. Bu masa gerektir. Buna karlk "Bu masa dorudur, bu lamba dorudur (veya yanltr)" demenin hibir anlam yoktur. Doruluk, yargyla ilgili bir deerdir. rnein, "Bu masa vardr, bu masa krmzdr" yargs, doru bir yargdr veya yanl bir yargdr. "Doruluk" veya "yanllk", o halde, bir nesneyi deil, benim yargmn deerini nitelendirir.

47

Doruluk fikri, akl-d, anlam


Bu noktay ortaya koyduktan sonra dorunun ltnn ne olduunu, doru bir yargy nasl tanyabileceimizi, tanmlayabileceimizi, onun zelliklerinin ne olduunu aratrmamz gerekmektedir.

n 1. Doruluk apaklk mdr?


Descartes ve Spinozaya gre apaklk

En basit cevap udur: Doru yarg, kendi i zelliklerinden tannr. Onun kendisi, doru olduunu gsterir. Apak oluuyla doru olduunu ortaya koyar. Bu, Spinozann grdr (Etika II, 43): "Dorunun iareti bizzat kendisidir. Doru bir fikre sahip olan, ayn zamanda doru bir fikre sahip olduunu bilir ve bilgisinin doruluundan phe edemez. Doru bir fikirden daha ak ve daha kesin hangi doruluk ltmz olabilir? Nasl k hem kendini, hem de kendisiyle birlikte karanlklar gsterirse, dorunun da lt kendisidir ve o ayn zamanda yanln da ltdr." Spinoza iin olduu gibi Descartes iin de apak grnen ak ve seik bir fikir, doru bir fikirdir ve bundan teye gitmek mmkn deildir. Spinoza, Ak ve seik fikirler asla yanl olamaz der. Descartes da kendi payna unlar yazar: "Ve u dnyorum, o halde varm dorusunun phecilerin en acayip varsaymlarnn bile gc yetmeyecek derecede salam ve emin olduunu grerek bu doruyu, aradm felsefenin ilk ilkesi olarak kabul etmeye tereddtsz karar verdim. Bundan sonra genel olarak bir nermenin doru ve phesiz olmas iin gereken eyi gzden geirdim. nk madem ki byle olduunu bildiim bir nerme bulmutum, o halde bu kesinliin neden ibaret olduunu bilmem gerektiini de dndm. Ve btn bunlarn ona uymadn farkettim: Dnyorum, o halde varmda dnmek iin var olmak gerektiini aka grmemden baka bana doruyu sylediimi temin eden bir ey bulunmadn grerek pek aka ve pek seike kavradmz eylerin hep doru olduunu genel bir kural olarak kabul edebileceime hkmettim" (Yntem zerine Konuma, IV).

Apaklk bir yanlg olabilir

Ancak bu doruluk anlay tehlikeli olabilir, nk apaklk iyi tanmlanmamtr. Biz bir apaklk duygusu duyarz, bir apaklk izlenimine sahibizdir. Ancak bu izlenime mutlak bir deer vermeli miyiz? Descartes bu gl hissetmitir, nk ak ve seik fikirlerimizin doru olduunu tasdik ettikten sonra, seik olduklarn dndmz fikirlerin hangileri olduunu belirlemede bir glk olduunu kabul etmitir. Gerekten yaanan kesinlik izlenimi, yargnn doru olduunu sylemek iin yeterli deildir. nk biz doruya sahip olduumuza inanabiliriz, ancak yanlg iinde olabiliriz. ok iten ve ok gl bir kesinlik duygusuna sahip olabilirim, ama yanlabilirim. Bu, doruluk-apaklk kuramna ciddi bir itirazdr. Yanl apaklklar doru apaklklardan nasl ayrt edebiliriz? ltn zorunlu olduu yer burasdr. Leibniz yle demitir: "Descartes doruyu apaklk hanna yerletirmi, ancak bu hann adresini vermeyi unutmutur." ou kez tutkular, nyarglar, gelenekler sahte apaklklar verir. En bildiimiz, en alk olduumuz grleri ak ve seik eyler olarak alma eilimindeyizdir. Albert Bayetnin dedii gibi, "Fazla apak fikirler, ounlukla l fikirlerdir". Buna karlk yeni, devrimci fikirler kendilerini g kabul ettirirler. Apaklk, szm ona apaklk, yani oturmu gelenekler ve allagelen dnceler adna konformizmlerine kurulmu resmi dnrler, yeni fikirlerin byk yaratclarn her zaman eletirmilerdir. Eski kimyaclar, Lavoisiernin keifleriyle alay etmi olduklar

48

Doruluk fikri, akl-d, anlam


gibi Fransz Bilimler Akademisi, Pasteurle dalga gemitir. En verimli dorular, hemencecik kendilerini kabul ettirmek yle dursun, aknlk ve rezalet lklar arasnda ileri srlmlerdir. Apaklk, kesinlik duygusu doruya nesnel bir temel salamas mmkn olmayan tamamen znel, srf psikolojik bir veridir.

n 2. Doru, gerein kopyas mdr?


Bu gre gre bir fikir, kendinde, i zellikleri bakmndan deil, geree uyup uymamas bakmndan doru veya yanl olarak nitelendirilir. Skolastikler yle demekteydiler: "Doruluk, dncemizin eylere uygunluudur." Doru fikir, geree sadk olan fikirdir. Bu tanma kar klamaz, ancak o belirsizdir. nk doru dncenin geree bu uygunluunu, bu sadk olmay yorumlamak gerekir. Saduyunun bununla ilgili yorumu basittir: Doru, gerein basit bir kopyasdr, gerein onu bilen zihnimdeki varldr. Doru bilgi, basit olarak gerein benim tarafmdan alnmas, alglanmasdr. Ancak biz bu kopya-doruluk anlaynn hibir anlam olmadn, her doru yargnn gerein, akl tarafndan, zihnin almasn gerektiren yeniden ina edilmesi olduunu, basit, edilgen bir yansma olmadn gstermek amacndayz ve bu sanatn dorusu kadar bilimsel ve felsefi anlamda doru iin de sz konusudur. Saduyuya gre sanatn dorusu sadk bir yansdan baka bir ey deildir. Atalarmzdan bize miras kalan iki portre, Carole Durandn tablosuyla Pierre Petitnin bir fotoraf arasnda saduyu hibir tereddt gstermez: Yal boya tablonun sahip olduu "i" benzerlie ramen doru olan, yalnzca fotoraftr. Ayn ekilde saduyu iin mulaj, heykeltralktan daha dorudur. Ancak biraz dnme, bu bak asn ama imkann verecektir. Son derece kk bir zaman aralnda, saatte 120 kilometre hzla giden bir otomobilin fotorafn ekerseniz elde ettiiniz resim, nesnesine "sadk" olmakla birlikte "yalanc"dr, nk size mutlak olarak hareketsiz bir nesnenin izlenimi verecektir. Buna karlk Gricaultnun Epsom Derbisi adl tablosunda, karnlar yere deer gibi drt nala koan atlar hayranlkla seyretmekteyiz. Bu tabloda szn ettiimiz canllk havas tam bir "sadakatsizlik"e ramen verilmektedir. Hibir zaman hibir at, bu ressamn eserinde olduu gibi n ayaklar arka ayaklarnn bir uzantsym gibi komamtr. Ayn ekilde Rodinin Yryen Adam, doru olsa bile, gerek deildir. nk, gerek yryte iki ayak hibir zaman birlikte yere basmaz, onlardan biri mutlaka havada olur (Gerekten fotoraflarda, yryen bir adam sanki sekiyormu gibi bir havaya sahiptir). O halde sanatn dorusu, kopya veya yans deildir, kurma ve deitirmedir. Sessizliin Sesinde Andre Malraux yle demektedir: "Sanat, kendisiyle biimlerin slup olduu eydir." Doru, stilize edilmi kaba gereklik deildir; zihin tarafndan deitirilmi, yeniden dnlm gerekliktir. Ayn ekilde bilimsel doru, kavramlar araclyla deneyimin tam olarak yeniden ina edilmesini gerektirir. Olaylar sadece kendi aralarnda zorunlu yasalarla birbirlerine bal deildir; doru yarg, olay, ancak deneysel teknikler yoluyla yakalar. rnein, en basit ve en ilkel grnen "Bu sabah saat sekizi be gee scaklk on yedi dereceydi" cmlesi, yksek bir soyutlama derecesi ve eitli deneysel teknikleri -nce zamann lm ile ilgili teknikleri, daha sonra termometrenin kullanlmasn- gerektirir. Beni dinleyenin bu
Doru, bir ina etmedir Yansma olarak doruluk

49

Doruluk fikri, akl-d, anlam


yargnn anlamn anlamas iin benim santigrad derecesinden sz ettiimi, scakln cisimleri genletirdiini ve "Scaklk, on yedi derecedir" dediimde pencereye koyduum derecelendirmi bir cetvele bal kk bir tpteki alkol yksekliini kastettiimi bilmesi gerekir. Scakln on yedi derece olduunu sylemek, zel bir dil kullanmaktr. Sz konusu yargm, kendisi de genleme kuramn gerektiren termometre tekniine gnderme yapar. "Bir alet, maddelemi bir kuramdan baka bir ey deildir" (Bachelard). Doru yarg tm bir teknik biim vermeler ve zihinsel ilemler ayla gerei baka bir plana aktarr ve yeniden ina eder. Eer doru, "ilemsel" ise, dorunun ltn veren ey ilemin pratik baars deil midir? imdi inceleyeceimiz de ite bu "pragmatik" bak asdr.

n 3. Doru fikir, baarl fikir midir?


Doru ve baar

Amerikal filozof William Jamesle (1842-1910) pragmatizm, dorunun biricik ltnn baar olduunu ileri srer. Dnce, eylemin hizmetindedir. Fikirler, eylemde bulunmak iin yararlandmz aletlerden baka ey deildir: Doru fikir, en fazla kazan getiren fikirdir, en verimli, en etkili fikirdir. Bu kuramn deerini belirleyebilmek iin Jamesin szlerine hangi anlam vermek gerektiini bilmeliyiz. Doru fikir, yararl fikirdir. Ama "yararl" olmak nedir? Bu kelimeyi, doru olduu gsterilebilir anlamnda m almalyz? Bu durumda pragmatizm ok kabul edilebilir bir eydir. "Doutan fikirler"e ve saf apaklklara o kadar dkn olan Descartesn kendisi, insanlarn kendileri iin nemli olan doru bir deerlendirmede bulunduklarnda, sonularnn kendileri iin kt olmadn grdkleri ilerle ilgili akl yrtmelerinde, alma odasnda oturup hibir sonucu olmayan dnceler ileri sren bir aydnn akl yrtmelerinde olduundan ok daha fazla doruyla karlaldn kabul etmekteydi. Ne yazk ki pragmatistler "yararl" kelimesini, en geni ve en belirsiz anlamda kullanrlar. W. James, ondaki belirsizlii ortadan kaldrmak iin hibir ey yapmamtr. O yle yazmaktadr: "Doru olan, hangi ekilde olursa olsun yararl olandr." Bylece verimli teknik uygulamalar olan bir fizik veya kimya yasas dorudur. Ancak te yandan bana, "i huzur" veren, beni hakl karan bir siyasal inan da dorudur. Bir felsefi kuram, eer endielerimi gideriyorsa, bana "zihinsel rahatlk" salyorsa, dorudur. Bir din de eer beni teselli ediyorsa, ahlaki bakmdan beni iyiletiriyorsa, dorudur. Tanr fikri de btn dier fikirler gibidir. O da ancak verimli, kar salayc ise dorudur. W. James laf hi dolatrmakszn yle demektedir: "Tanr kendisinden yararlandmz bir eydir." Bu bak asnda doru, bir var olu deeri olmak zere akl deeri olmaktan kmaktadr. St. Exupery nsanlarn Topranda yle demektedir: "nsan iin doru, onu bir insan yapan eydir." Doru, beni gelitiren, bamszla kavuturan, gerekletiren eydir. "Doru, hi de kantlanan ey deildir. Eer baka bir toprakta deil de bu toprakta portakal aalar gl kklerle geliiyor ve meyve veriyorlarsa, portakal aalarnn dorusu bu topraktr. Eer dierleri deil de bu din, bu kltr, bu deerler sistemi insann olgunlamasn destekliyor, onda kendinden haberi olmayan byk bir soylu varln ortaya kmasna, zgrlne kavumasna yardmc oluyorlarsa bu, bu deerler sisteminin, bu kltrn insann dorusu olduklarn gsterir."

50

Doruluk fikri, akl-d, anlam


Peki bu durumda doru ve yanltan sz edebilir miyiz? Bu bak asna gre birok eliik dorunun olmas mmkndr, nk farkl insanlar kendilerine faydal olan eyi farkl sistemlerde bulabilirler, onlarn gelimesine zt grler salayabilir. Yanln kendisi gerektiinde pragmatik bir sahte-doru olabilir. Dreyfus olay srasnda bazlar yle dnmekteydiler: Dreyfusn yanl tanklklara dayanlarak mahkum edilmi olmasnn fazla nemi yoktur. Davann yeniden almas milliyeti partiye zarar verecei iin bu mahkumiyeti adil bir ey olarak grmek gerekir. Kavgac bir yazar yle demekteydi: "Bir yanl, fransz ise, artk yanl deildir." Pragmatizm, doruluk kelimesinin btn anlamn ortadan kaldrmaktadr. ou zaman dorunun kefi, tutkularmz, eilimlerimiz, alkanlklarmza zor gelen bir eydir. Renan, dorunun bazen "ac" olduunu sylemekteydi. Sapkn grlerinden dolay aforoz edilen eski-papaz Loisy, Hatralarnda, dostu kalmaya devam eden Albi piskoposu Monsenyr Mignotdan 1916 ylnda ald bir mektubu zikreder. Loisy, ona, din zerine bir eser hazrladn yazm ve fikrini sormak zere bu eserin ana izgilerinden sz etmi olduu iin piskopos ona u cevab yollamtr: "Ne yazk ki daha imdiden yazacaklarnn fazla doru olmasndan korkuyorum." Pragmatist bak as iinde byle bir cmlenin hibir anlam yoktur. Doru, akln kantlad (veya kantladna inand) eydir. O, yrei altst eden, alkanlklar sarsan, etten ve kemikten yaplm varl kayglar iine atan eydir. Bir grn teselli edici, rahatlk ve gven verici olmas, onun doru olmasn gerektirmez. Tersine eletirel zihniyet her zaman tetikte olmak zorundadr. Jean Rostand yle der: "Teselli verici dorular iki defa kantlanmaldr". Pragmatizme kar nesnelliin haklarn tesis etmemiz, "kar"n, "fayda"nn nesnel ve geni kaygsna kar nesnel "dorulama" taleplerinin deerini yeniden vurgulamamz gerekir.
Doru, znt verici olabilir

n 4. Doru, bir yarglar sistemi iinde eliki olmamasdr.


Aklc bir perspektif iinde doruyu bir yarglar sisteminin elimemesi olarak tanmlayabiliriz. Bu tanm, hem "biimsel" denen doruya, hem "deneysel" doruya uygun der. a) Biimsel doru Aadaki kyas gz nne alalm: Byk ncl: Btn insanlar namusludur. Kk ncl: Bay Dupont bir insandr. Sonu : O halde Bay Dupont namusludur. "Bay Dupont namusludur" sonucu, mantksal adan dzgndr. O, ncllerle eliki iinde deildir. Sonu, byk ncle zdetir, nk kk ncl bana Btn insanlar (namusludur) ifadesi yerine Bay Dupont ifadesini geirme hakkn vermektedir. (nk Bay Dupont "insanlar" snf iine girmektedir). "Bay Dupont namusludur" sonucu ncllerden tr biimsel olarak dorudur, nk bu sonu ncllerin ayndr, ncllerle ayn eyi sylemektedir, nk "totolojik"tir. Ancak ncllerin kendileri gibi sonu da ierik bakmndan yanl olabilir. Bay Dupontun namuslu olmamas mmkndr, nk btn insanlarn namuslu olduklar hi phesiz yanltr. O halde biimsel doru, gerei bilmez; o sadece zihnin kendi kurallarna uygun

51

Doruluk fikri, akl-d, anlam


olandr. Biimsel dorunun baar kazand alan, matematiktir. rnein, bir genin alarnn toplamnn iki dik aya eit olduunu sylemekteyim. Bu doru mudur, yanl m? Eer Euklidesin postlalarn kabul ediyorsam, dorudur (eliik deildir), ama euklidesi olmayan bir aksiyomatii kabul etme karar verirsem, yanltr (eliik). b) Deneysel doru "u anda yamur yayor" eklinde bir nerme sadece biim bakmndan deil, ierik bakmndan, deneysel olarak doru olduu iddiasndadr. O, geree ilikin bir iddiadr. Ancak burada da dorunun ltnn, yarglarmn elimemesi olduu, maddi bir veri zerine beyanlarmn uygunluk ve zdelii olduunu gstermek kolaydr. "Yamur yayor" demekteyim, nk iimle megul olurken su damlalarnn penceremin camna vurduunu duymaktaym. Bu tekil yarg, ancak doru olduu ortaya konduunda, baka deyile u anda farkl deneysel durumlarda gerek hakknda ortaya atabileceim eitli yarglara ters dmedii takdirde doru olarak gz nne alnabilir. rnein, pencereye giderim, yamurun yadn grrm ve aada yolun slanm olduunu saptarm. Btn bu yarglar, yani "Su damlalarn duyuyorum", "Yamuru gryorum", "Yol slaktr", birbiriyle elimemektedir. O halde yamurun yad dorulanmtr. Ancak tam, kesin bir dorulama mmkn mdr? Kesin bir doruyu kefetme gcne sahip miyiz? Gerekten kuramsal ltleri belirlemek yetmez, ayn zamanda onlarn pratikte uygulanp uygulanmadklarn bilmek gerekir. Acaba eriilebilir tek bir doru var mdr? phecilik, bu soruya olumsuz ynde cevap verir.

2. Dorunun varl, phecilik (septisizm)


Andre Lalanden Felsefenin Teknik ve Eletirel Szlnde phecilik, "insan zihninin kesin bir biimde hibir doruya eriemeyeceini ileri sren reti" diye tanmlanmaktadr. Zihin, herhangi bir eyi tasdik etme veya inkar etme gcne sahip olmadn sylemektedir. Bu reti M IV. yzylda nl Yunan phecileri Pyrrhon (Pascal phecilii ifade etmek iin srekli pyrrhonculuk ifadesini kullanr), II. yzylda Karneades ve I. yzylda Aenesidemos tarafndan savunulmutur.

n 1. lka phecilii ve descartes phe


Descartesn Felsefi Dncelerinin de mutlak bir phenin kullanlmasyla balad bilinmektedir. Descartes duyularn tankln reddeder (Grdmz, duyduumuzu, hareket ettiimizi dnrz; ancak bunlarn bir yanlg olduunu anlarz), hatta matematik dorular reddeder (nk her eye gc yeten "kt niyetli bir cin"in btn dncelerimde beni aldatyor olmaktan holanmas mmkndr). Fakat bu descartes phe, septiklerin phesinin tamamen tersidir. lkin descartes phe, gelip geicidir (Descartes, dnd ve phe ettii olgusu dnda her eyden phe edebileceini fark ettiinde bu phe sona erer. Bu kendisinden phe edilmesi mmkn olmayan "Dnyorum, o halde varm" dorusu, kendisinden birok baka dorunun fkraca bir ilk dorudur).

52

Doruluk fikri, akl-d, anlam


Sonra bu phe iradi bir phe, ilevi, dnme eyleminin kendisini tm saflyla ortaya karmak iin "zihni duyulardan, hatta her trl dnme konusundan uzaklatrmak" (abducere mentem a sensibus) olan, Descartesn deyiiyle, "yapmack" bir phedir. Descartesn phesi zmz bakmndan ruh olduumuzu ortaya koymak amacyla sahip olduumuz dnceleri geici olarak bizden uzaklatrmay hedefleyen bir ilecinin pedagojisiyle ayn deere sahiptir. Descartes phe yntemseldir ("Kt cin"in kendisi, Henri Gouhiernin mkemmel bir biimde ifade ettii gibi, "yntembilimsel kukla"dan baka bir ey deildir), doruyu aratrmann hizmetine sunulmu bir tekniktir. Descartes phe iyimser ve "kahramanca" (Hegel) bir phedir, o felsefe binasnn ina edilmesinden nce gelen bir alan temizlemedir, yeni bir felsefe kurmak iin daha nceki btn bilgilerin iradi olarak bir yana braklmas, yok saylmasdr.

n 2. Yunanl phecilerin kantlar


Bunun tam tersine olarak pyrrhoncularn ve onlarn rencilerinin mutlak phecilii, bir hareket noktas deildir, bilgi macerasnn sonunda ortaya kan bir sonu, bir baarszlk sonucudur. Aenesidemos pheci kantlar Sextus Empiricusun saysn bee indirdii on balk altnda gruplandrmtr. Montaigne, Pascal, daha sonra Anatole Franceda karlalan bu kantlar bilmemiz gerekir. a) Grlerin elimesi Filozoflarn grlerinin birbirleriyle elimesi olayndan (rnein Herakleitosun gerein salt deimeden ibaret olduunu sylemesine karlk Parmenides deimeyi inkar etmekteydi) etkilenen pheciler, tek ve evrensel olmas gereken doruya ulaamayacamz karamsar sonucuna varmaktaydlar. pheciler bazen byk gezginler olmulardr: ok eitli insanlarn birbirine zt grler savunduunu, farkl deerleri benimsediini grmeleri sonucunda artk hibir eye inanmamlardr. rnein Pyrrhon ok saydaki askeri seferinde Byk skendere elik etmiti. Montaigne Almanyay, talyay ziyaret etmi, zellikle "ktphane"sinde saysz ve ok farkl sistemler arasnda yolculuk yapmt. Pascal, Montaignenin pheci temalarn yeniden ele alr: "Pirenelerin bu tarafnda doru olan, br tarafnda yanltr." b) Sonsuza kadar geriye gidi Bir doru, kant olmakszn, doru olarak kabul edilemez. nk dorunun, "klelerin vcuduna vurulan ve onlar sahiplerinden katklarnda tanmaya yarayan damgaya benzer" bir iareti yoktur. Bir iddiayla ilgili bir kant nerdiimde, pheci bana "Kant kantla!" diyecektir. Bu iddiay kantlamak iin getireceim kantn kendisi bir baka kanta, bu kant da bir bakasna ihtiya gsterecek ve bylece sonsuza gidilecektir. te yandan en ufak bir eyi bilmek iin sonsuza kadar geri gitmek, yani bu veriyi sonsuz sayda baka verilerle iliki iine sokmak gerekir. nk her ey baka eylerle iliki iindedir ve en ufak bir eyi bilmek iin onun tm evrenle ilikisini bilmek gerekir. Biz hibir eyin btnn bilmeyiz, bu demektir ki hibir ey bilmeyiz.

53

Doruluk fikri, akl-d, anlam


c) Dorulanamaz postlalar kabul etme zorunluluu Kanttan kanta sonsuza kadar geriye gidemediimiz iin zihin her zaman bir kant olmakszn, doruluu garanti edilmemi basit bir varsaym bir hareket noktas olarak kabul eder. d) Dialel (diallln: "birbiriyle") Ksr dnglerden saknarak akl yrtmek mmkn deildir. rnein, b nin doru olduunu farz ederek a nn doru olduunu kantlarm, a nn doru olduunu farz ederek de b nin doru olduunu kantlarm. Hibiri bana a priori olarak verilmi olmayan nermeleri birbirleriyle kantlamam ise bir ksr dng iine dtm anlamna gelir. En kusursuz ksr dng udur: Aklmn deerini kantlamak iin akl yrtmem, yani tam da deeri pheli olan sz konusu akl kullanmam gerekir. Montaignenin dedii gibi buyurun dolaba! e) Her gr, grelidir. Protagoras "nsan her eyin lsdr" diyordu. Anatole France, bu nl sz yle yorumlamaktayd: "nsan, evrenle ilgili olarak ancak insanileecek eyi bilir. O ancak eylerin insaniliini bilir." Evren hakknda her iddia, bu iddiay ileri srene gredir. Sokrates Protagorasn tezini yle yorumlamaktayd: "Ayn rzgarn iimizden birini rpertmesi, dierini rpertmemesi bazen bamza gelmez mi? O zaman tek bana ve kendisi bakmndan rzgar hakknda ne diyeceiz? O serin midir, serin deil midir? Veya Protagorasn dedii gibi o, rperen insan iin serin olup, rpermeyen insan iin serin deil midir?" Ayn bir nesne ile ilgili iddia sadece bireyden bireye deimekle kalmaz, ayn insanda onun iinde bulunduu ana gre (Dnya neeli veya zgn olmama bal olarak bana farkl grnr), hatta gzlem noktasna gre deiir (Yakndan bakldnda kare olan bir kule uzaktan yuvarlak grnr). phecilere gre nesnel dorular yoktur, yalnzca tmyle farkl znel grler vardr.
phecilik: kendi kendisiyle eliki iinde olan bir reti

phecilik konusunda ne dnmeliyiz? "Yryerek hareketin varln kantlayan" insanlar gibi bugn btn yetkili kiilerin oybirlii ile kabul ettikleri dorularn varln kabul ederek ada bilimin, phecilii rtt gereine iaret edebiliriz. Ancak daha temel bir eletiri olarak, pheciliin kendi kendisiyle eliki iinde olduunu syleyebiliriz. nk phecilik, bilgi hakknda doru bir kuram olduunu ileri srmektedir; dorunun ulalmaz bir ey olduunun doru olduunu sylemekse, en azndan bir dorunun varln kabul etmek ve bylece kendi tezini yalanlamaktr. Ortaya konan her dnce -hatta kendi kendime belirttiim bir dnce- bir doruyu hedefler, doru olduunu dnr ve gizil olarak kendi deerini ortaya koymaya ynelir.

54

Doruluk fikri, akl-d, anlam

3. Aklclk ve hermentik: Doruluk kategorisinden anlam kategorisine


n 1. Aklsal olan ve akllca olan
Doru kavram akl kavramyla sk skya ilikilidir. Dncemiz akl gcne sahip olduu iindir ki phecilii, baka deyile her trl doruluk imkannn a priori olarak inkarn, yukarda grdmz gibi, reddetmeliyiz. Ancak aklcln, akln deerini tasdik etmenin ne olduunu akla kavuturmak gerekir. Skolastikler insann akll bir hayvan olduunu sylemekteydiler. Onlar bununla, insann ayrt edici zelliinin akla sahip olmas olduunu kastediyorlard. Ancak burada bir karklk mmkndr, nk akla uygun (raisonable) kelimesi bizim iin daha dar, entelektel olmaktan ok ahlaksal, zel bir anlama sahiptir. Akll, akla uygun bir dnce, akl banda, makul bir dncedir. Akll bir eylem, yalnzca akl bakmndan anlalmas mmkn bir eylem deildir, doru, ahlaksal bakmdan hakl bir eylemdir. Her zaman yeteri lde yaplmayan bir ayrm, aklsal (rationel) dnceyle akla uygun, akllca (raisonnable) bir dnce arasnda ayrm yapmalyz. Aklsallk (rationalit), ne srlen nermeler arasnda biim bakmndan dzgn, mantksal bir ilikidir. Bir dnce, balang aksiyomlarndan hareketle dzgn bir ekilde akl yrtlp tmdengelimde bulunulduunda aklsaldr. Akllca, akla uygun bir dnce ise daha ok aksiyomlarn seimi, rnein hayata klavuzluk edecek ilkelerin seimi dzeyinde ortaya kar. Burada akl yrten akln (raison raisonnante) ok tesinde, deerler plannda bulunuruz. Pascal, aksiyomlar seen eyin yrek olduunu sylemitir. O halde akllca, akla uygun bir dnce, aklsal bir dnceden baka bir ey gerektirir. O, deerlerin sezilmesini, deerlerin seimini ierir. Akll bir adam, yalnzca dzgn bir tarzda nermeleri birbirlerine balayan insan deildir; o, salkl deerlendirme gcne sahip olan, ahlak duygusu, hayat tecrbesi, doru sezgileri sayesinde balang aksiyomlarn doru seen insandr. Belli bir aklclk, belki byk filozof Hegelin kendisinin de aklcl, burada zerinde durmak istediimiz bu aklsal olanla akla uygun, akllca olan birbirine kartrmadan her zaman kanamamtr. Gerekten Hegel ne demektedir? "Aklsal olan her ey gerek; gerek olan her ey aklsaldr." Eer bu cmle yalnzca gerek olan her eyin aklsal, yani zihinle kavranlabilir, hi olmazsa aklla aklanabilir olduu anlamna geliyorsa, aklcln kusursuz bir tanmdr. XIX. yzyln banda Hegel, XVIII. yzyl filozoflarnn, Aydnlanma filozoflarnn fazla dar olan aklclklarnn geersizliini ilan etmekteydi. Bu filozoflar, akl adna, rnein dinle alay etmekte, gemiin bo inanlarn alaya almaktaydlar. Hegel, gerek bir aklcnn her eyi, hatta din gibi akla aykr grnen ve belki akln sembolik bir grntsnden baka bir ey olmayan bir eyi anlamak iin aba gstermesi gerektiini syleyerek buna itiraz etmektedir. Gerek aklc, eletiren ve alay eden deildir, anlamaya alandr. Ancak Hegel, tarihin tmyle zihinle kavranlabilir, aklla anlalabilir olmas gerektii eklindeki bu cesur ve verimli fikirden gizlice bir baka fikre, her eyin akla uygun olduu, meydana gelen ve gemite meydana gelmi olan her eyin sadece anlalabilir deil, ayn zamanda hakl olduuna gemektedir. Tarihin tmyle Akln grnts olduunu sylemektedir. Baka deyile Tarih, Akl veya Fikir veya Ruh olan ikin Tanrnn grndr. Bylece tarih sadece aklsal, aklla aklanabilir deil
Akllca olmak ne demektir?

Hegel, aklsal olanla akllca olan birbirine kartrmaktadr

55

Doruluk fikri, akl-d, anlam


ayn zamanda akla uygun bir ey olmaktadr. Her ey, aklsal olduundan, hakl olmaktadr. Tarih boyunca kendini gsteren nayet, Bilgelik "mutlak anlamn ve yceliini gerekletirmek iin halklarn mutsuzluu, strab, tikel amalar ve bilinsiz isteklerini kullanmakta"dr. Her eyi anlamann, her eyi mazur grmek olduu sylenmitir. Herbert Marcuse, hegelci akl kavramnn tehlikeli olduuna iaret eder. nk onun olaylar anlama tarz, btn iinde her eyin kendi yerinde olduu ve kendi ilevini yerine getirdiini gstererek herkesi balamakla sonulanmaktadr. Bylece "klelik, Engizisyon, ocuklarn altrlmas, gaz odalar, nkleer hazrlklar hakl karlabilirler".
Spinoza, aklsal olanla akllca olan birbirinden ayrmaktadr

Bu mistik aklcla daha XVII. yzylda Spinozann felsefesi olan bilimsel trden aklcl tercih etmek uygundur. Spinozaya gre (dorudan doruya bilimden kan) aklc felsefe, tm doa olaylarnn aklsal, anlalabilir olduunu ileri srer. Ancak o, bundan dolay meydana gelen her eyin akla, yani kendisi de greli ve tanmlanmas g bir ey olan belli bir insan bilgeliinin ilke ve deerlerine uygun olduunu sylemez. En mkemmel anlamnda aklc bir filozof olan Spinoza, hem doa olaylarnn aklsal zelliinin (nk akln zellii, eyleri olumsal varlklar deil, zorunlu varlklar, aklsal belirlenimle aklanabilir varlklar olarak gz nne almaktr), hem de te yandan doann insani bilgelie, aklmzn deerlerine kaytszlnn altn izer. (Tm doay ilgilendiren) aklsal dzen, her tarafta akla uygun olann alannn dna taar. Spinoza, "biricik konusu insanlarn gerek karlar ve insan trnn devam olan insan aklnn tesinde doann, insann ancak son derece nemsiz bir parasn tekil ettii doann btnnn ezeli-ebedi dzeniyle ilgili saysz erekleri iinde barndrd"n syler. Tm doal gerekliklerin zel varlk ve eylemlerini belirleyen yalnzca bu dzenin zorunluluudur. Biz evrenin btnnn aklmzn alkanlklarna boyun emesini isteriz. Ama daha teye bakmamz gerekir. Akln kt dedii ey, doann btnnn dzen ve yasalar bakmndan deil, bizim kendi doamz bakmndan ktdr. Aklszca olan (yani insani bilgelie aykr olan, insan iin kt olan) bir ey aklsal olabilir, yani bilimsel olarak aklanabilir. Kty aklamak, onu hakl karmak deildir, bir defa anladktan sonra tekniin bu kty yenmesine imkan vermektir.

n 2. Aklsal ve akl-d
O halde "aklsal"n gerek kart "aklszca olan" deildir, "akl-d"dr. Bu kelimeden neyi anlamalyz? nce bu akl-d terimi, akl hor gren her felsefe, her dnce tarz, akldan baka bir eye dayanma iddiasnda olan her gr iin kullanlr. Bylece bilimncesi dnce, akl-d diye nitelendirilebilir ve bu bakmdan da yanl diye mahkum edilebilir.
Varolu, akl-ddr

Ancak akl-dn yalnzca geree (kt) bir yaklam tarz olarak m almalyz? eylerin kendileri bazen akl-d, yani her trl aklsalla direnen bir zellie sahip deil midirler? Bu soruya en inanl aklc bir filozof bile hi olmazsa tek bir akl-dnn var olduu eklinde cevap vermek zorundadr: Bu, varolu olgusunun kendisi, hibir eyin var olmamas yerine bir eyin var olmasdr. Kant, varoluun bir veri, kavrama indirgenemez "mutlak bir durum" olduunu sylemekteydi. Byk ada mantk Ludwig Wittgensteinin (1889-1951) dedii gibi, "Esrarl olan, dnyann nasl olduu deildir, var olmasdr". Varolma aklla karsanabilen bir ey deildir, ama varln nasl, yani olaylar arasndaki bantlar aklsaldr, yani aklla kavranlabilir yasalara tabidir. Peki doa yasalar neden ol-

56

Doruluk fikri, akl-d, anlam


duklar ekildedirler de baka ekilde deildir? Doa yasalar buyruklar olarak, her an yrrlkten kaldrlabilir buyruklar gibi grnebilir. Hume, sonuta yarn gnein doacandan, atein zerine koyduumuz suyun imdiye kadar her zaman olduunun tersine birazdan bir buz parasna dnmeyeceinden emin olmadmz sylemekteydi. Hume, nedensellie inancmzn kaynann sadece alkanlk olduunu sylemekteydi. Ancak Humeun kendisine dayanarak, nedensellik kavramn ortadan kaldrdn iddia ettii bu akl yrtmesinde de nedensellik kavramn kullanmak zorunda olduunu syleyebiliriz. Bilimin baarl olduu, yani olaylar an her zaman matematiksel dille betimleye muvaffak olduu bir gerektir. Bilimin ve aklc felsefenin her trl abasnda hakim olan a priori ilke, dnyann aklla kavranlabilir olduu ilkesidir. phesiz bu ilkenin kendisi bir postla, bir inan fiili olarak gz nne alnabilir. Einsteina gre, "Anlalmaz olan, dnyann anlalabilir olmasdr". Bununla birlikte bu inan fiilini hakl karan ey, esinlendirdii davranlardr. Bilim, bugne kadar baarl olmutur. Olaylar arasndaki bantlar aklsal yasalarla dile getirilebilmektedir. Bilim, ilke olarak, akl-dn reddeder. phesiz o zamana kadar kabul edilmi olan bir kuram erevesinde aklanamaz olan bir olayn ortaya kt olur. Ama eer bu olay doru gzlemlenmise, bilimin aklc zihniyeti bu kuramn yanl olduunu, sz konusu olay aklamann bir baka aklsal tarz olmas gerektiini dnr. O zaman bilim bu elikiyi zmek iin bir baka aklsal kuram icat eder. Bilim tarihi, srekli devrimlerin tarihidir. Kavramlar ve kuramlar altst olmaktaysa, bu akln yenilgisi demek deildir; tersine dinamizmi hibir zaman belli bir kuramlar topluluuna boyun emeyen akln bir zaferidir. Bilim, tesadf inkar etmez. Ancak tesadf (rnein lotoda "kan" numara) akl-d deildir. Tesadf, istatistiin dnda her trl ngr imkann boa karr, ama bunun nedeni sz edilen olayn her trl bilimsel yasa, her trl aklsal belirlenimin dnda olmas deildir. Tersine onda sz konusu olan ey, yasalarn ok fazla olmas ve onlarn birbirleri iine girmi bulunmalardr. Tesadfte ngry imkansz klan ey, belirlenim yokluu deildir, belirlenimlerin meydana getirdii karmakln arldr. Bilim olumsall, yani bir olayn nedeni olmakszn ortaya kma imkann reddeder. phesiz gnmz mikrofiziinde bir atomun durumu belirlenemez olabilir, ama o bundan dolay belirlenmemi deildir. Fiziin btn ile ilgili olaylar aklsal yasalara itaat ettikleri iin temel paracklarn hareketlerinin akl-d olduunu ileri srmek zordur. Bir olumsallklar toplam, bir belirlenim olamaz. Bir akl-dlar toplam, global bir aklsall meydana getiremez.
Dnyann dzeni aklsal mdr?

Tesadf ve akl-d

n 3. Deneysel aklsallkla ilgili yeni anlaylar: Poppera gre dorulanabilirlik ve yanllanabilirlik


ki tr doruyu, aklsalln iki biimini birbirinden ayrdk. Bir yanda biimsel doru vardr. Balang aksiyomlarndan dzgn bir ekilde karlm olan bir nermenin doru, biimsel olarak doru (ve phesiz aklsal) olduu sylenir. Bu durumda deney plannda, somut olaylar plannda olup bitenlerin fazla bir nemi yoktur. O halde aklsallk burada imkanlar dnyasnda bulunur. Doru kesindir, ancak balangta ortaya atlm olan (ve kendileri bakmndan ne doru ne yanl olan) tanmlar ve aksiyomlara grelidir.

57

Doruluk fikri, akl-d, anlam


Dier yanda deneysel doru vardr. Bu doru da aklsaldr. O da bir sistemin iinde eliki olmamas olarak tanmlanr. Esrarl grnen bir olay -rnein, XVII. yzylda Toriellinin deneyini: Bo bir tulumbada su belli bir noktaya geldikten sonra daha yukar kmamaktadr- aklamak iin bir varsaym (bu rnekte atmosfer basnc) ortaya atlr. Bu varsaym bilinen olaylar btnn aklsal bir sistem iinde yeniden ele alr. Varsaymdan yeni sonular karlr: rnein zgl arl olan cva, hava stununu dengelemek iin bo tpte 76 santimetreye kmak zorundadr. Bu varsaym dorulanr, dorulamalar tekrarlanr (Bir dan tepesinde cvann ykseklii daha azdr vb). Deneysel doru, sadece mantksal sonularyla birlikte bir aksiyomlar sisteminin kapal aklsalln deil, ayn zamanda yenilenebilir deneylerin yargsna tabi klnan bir kuramn ak aklsalln gsterir.
Deneysel dorulama

Bununla birlikte dorulama hibir zaman nihai deildir. Bir varsaymdan bir sonu karrm. Bu sonucu dorularm. Bu, sz edilen varsaymn mutlak olarak doru olduunu kantlamaz, nk dorulanan sonu, baka varsaymlarla da uyuma iinde olabilir. Gerekten deneysel veriler bir varsaymla uyuma iinde olduu srece bu varsaym ancak geici olarak dorulanm sayabilirim. Buna karlk eer iyi bir biimde dzenlenmi deneyler, varsayma aykr bir durum gsterirlerse, bu varsaym sonuta geersiz klnm, rtlm veya Poppern dedii gibi "yanllanm" olur (Bu kelime, dorulamann tersi anlamna gelmektedir). Doa hibir zaman mutlak ve kesin bir evet demez, ancak hayr dediinde bu hayr kesindir. Karl Popper unlar yazmaktadr: "Bir kuramdan karlan sonularn doruland grlrse, kuram geici olarak snavdan baarl km demektir. Onu bir kenara itmenin nedeni olmadn grmz demektir. Ama eer sonu olumsuz olmusa veya baka deyile kuramn sonular yanllanmsa, bu yanllama, bu sonularn kendisinden mantksal olarak karld kuramn kendisini de yanllar. Burada olumlu bir kararn kuram ancak geici bir sre iin ayakta tutabilecei grlmelidir. nk olumsuz kararlar onu daha sonra her zaman ortadan kaldrabilir. Bir kuramn sistemli ve sk snavlara dayand srece (...) doruluunu kantladn syleyebiliriz." Bir kuramn hangi koullarda bilimsel olduunu syleyebileceimiz grlmektedir: Eer kendisini deneysel snamaya tabi tutabilirsek bu kuram bilimseldir. Ve bilimsel bir kuramn (her zaman greli ve gelip geici) doruluu, dorulanm olmasnda deil yanlln gstermesi, kendisini rtmesi veya Poppern dedii gibi "yanllamas" mmkn olan btn deneysel ilemlerden baaryla gemi, btn snavlar baarm olmasnda yatar. Bir doru, onu snamann deneysel aralar olduu takdirde bilimseldir. O halde bir kuramn bilimsel zellii "dorulanabilir" olmasndan ziyade "yanllanabilir" olmasnda yatar. Ancak dar anlamda aklsal olan, daha genel olarak aklla kavranlabilir olann alann tketmemektedir. (Aklsal nermeleri deneysel snavlara tabi tutma peinde koan) doa bilimlerinin bu yaklam tarz yannda, akln, anlam veya mana diyebileceimiz eyi ortaya karmaya alan daha az kesin, ancak ilgin baka yaklamlarn da gz nne almalyz. Aklsallk kategorisinin kesin bilimlere (matematik veya doa bilimlerine) zg olmasna karlk, anlam kategorisi yorumsal disiplinlere, Paul Ricoeurn hermentik dedii eye zgdr.

n 4. Hermentik (yorum bilgisi), anlam


Ak anlam ve gizli anlam

XX. yzyln hermentiinin ustalarndan biri olan Freuddan alnan bir rnekten hareket edelim. Burada bir ryann yorumu sz konusudur. Gen bir kz ryasnda kz kar-

58

Doruluk fikri, akl-d, anlam


deinin ikinci ocuunun ldn grr. Gen kz, nasl birka yl nce talihsiz kz kardeinin ilk ocuunun tabutu nnde durmusa tpatp ayn ekilde, ama bu kez ryasnda, tabutun nnde durmaktadr. lgin olan ey, onun hibir znt duymamas, tersine bir tr sevin duymasdr. Bu ryann bir ilk anlam, ak anlam, anlatt hikayenin ok basit olan anlam vardr: Gen bir kz ryasnda kz kardeinin ikinci ocuunun cenaze treninde bulunduunu grmektedir. Ancak bu dolaysz, grnr veya Freudun dedii gibi ak anlam yannda gizli, sakl bir anlam daha vardr. Freud iin ryalarn ounluunun, uyank halde bastrlm bir arzunun ifadesi olduunu biliyoruz. phesiz bu ryay gren gen kzn arzu ettii, kz kardeinin ikinci ocuunun lm deildir. Ancak bu arada Freud birka sene nce kz kardeinin birinci ocuunun -gerek - cenaze treninde gen kzn ok ekici bir erkekle karlam olduunu renir. Gen kz bu adam o zamandan beri bir daha grmemitir, ancak grmeyi ok arzu etmektedir. O halde rya bu adamn kendini gsterdii bir rnek-durumu ortaya karmaktadr. Psikanalitik yorumda ryann gizli anlam udur: "Bu adam tekrar grmek istiyorum!" Ryann gizli anlam ak anlamnda hem ortaya konmakta, hem gizlenmektedir. Burada aklmzda tutmamz gereken ey, yorumun (veya hermentiin) ift anlam zerinde oynamasdr: 1. Ak anlam, 2. Gizli anlam. Ak anlamdan hareketle bu gizli anlamn okunmas psikanalize zg deildir, ok eski ve daha nce dinsel dnce alannda uygulanm bir yaklamdr. Kutsal metinlerin yorumu, uzun zaman bir hermentik olmutur. u yada bu metnin ayn zamanda hem maddi, ak, hem de manevi, gizli bir anlam olacaktr. rnein, Kitab- Mukaddeste arklar arksnn nce ok ak bir grnr anlam vardr. O, insani sevgiyi, gen insann nianlsna kar duyduu sevgiyi vmektedir. Ama din adamlar uzun sre onda ruhsal bir anlam grmlerdir. Buna gre bu arkda sz edilen ebedi sevgi ancak mminin kilisesine kar duymas gereken sevginin bir semboldr. Hermentiin btn bu rneklerinde -psikanalizde olduu gibi geleneksel dinsel hermentikte de- Ricoeurn ok doru bir ekilde syledii gibi, "Yorum, gizli anlam grnrdeki anlam dorultusunda deifre etmekten, grnrdeki anlamn ierdii anlam dzeylerini amaktan ibaret olan bir dnce almasdr". Hermentik tipler phesiz ok eitlidir. rnein, tarihin hegelci bir tarzda -psikanalitik yorumun bir lde tersi olan bir tarzda- yorumu, bir hermentiktir. Gerekten hegelci felsefe tarihsel bir dnemin anlamn, bu dnemin ne anlama geldiini gsterecek tek ey olan gelecekte bulur. Olayn gzlerini kr ettii adalar, birbirini izleyen olaylarn her birinin sadece ak anlamn grrler. Ama olayn gerek kapsam ancak daha sonraki kuaklarca grlecektir (Hegel, mutlan ancak sonunda ortaya kacan syler). Buna karlk Freuda gre gelecei aklayan, deyim yerindeyse, gemitir. rnein, bir nevrozun belirtileri veya bir ryann safhalar, gerek anlamlarn, ancak znenin gemiini bilen kiiye aarlar. Yetikin insann problemlerinin anahtar, onun ocukluundaki eylerde bulunur. Nihayet btn bu durumlarda yorum almas ak anlamndan hareketle gizli anlam aa karmaktan ibarettir. Marksist felsefe de kendini bir hermentik olarak ortaya koyar. rnein, XIX. yzyl Fransasnda Bourboncularla Orleanclar iki kart kraliyet ailesi, iki ayr gelenek, iki ayr bayrak (Bourboncular beyaz, Orleanclar mavi-beyaz-krmz bayrak) iin dvtklerine inanrlar. Bu siyasal atmalarn ak anlam budur. Marksist analiz onda bir snf mcadelesi olan gizli bir anlam kefeder. Bourboncular, toprak sahipleridir, Orleanclar sanayicilerdir. Bu mcadelenin gizli anlam, rakip ekonomik karlarda bulunur.
Hermentik trleri

59

Doruluk fikri, akl-d, anlam


Sz edilen hermentiklerin doruluu

imdi matematik bir dille ifade edilmi ve deneyin yargsna tabi klnan fiziksel bir kuramn doruluuyla ayn ey olmayan bu yorumun doruluunun ne olabileceini kendimize sormamz uygun olacaktr. Burada problem, aklamakla anlamak arasndaki ayrma indirgenemez. Gerekten (kelimenin fenomenolojik anlamnda) "anlama", yaanan anlamn yakalanmasdr. Oysa yorum, yaanan anlamn tesine geer, nk o tam da gizli bir anlam aa karr. Yoruma dayanan bilimlerde olduu gibi deneysel bilimlerde de bir yanda yaanan deneyim, te yanda aklayc kuram arasnda bir kopukluk, "bilgi kuramsal bir kesinti" vardr. Yalnz birinci durumda kuram, formelletirilmi bir nermeler topluluudur (matematiksel dil); ikinci durumda ise kuram, nerilmi bir anlamdr. Fakat zellikle yanllanabilirlik lt (yani deneysel olarak rtlme imkan) sadece deneysel trden bilimlerde vardr. Yorumsal disiplinlerde o yoktur. Bir yorum ustaca, kendi parlaklndan tr ikna edici olabilir, ama gene de keyfi olarak kalr; nk gerektiinde onu rtmeye, yanl olduunu gstermeye imkan verecek deneysel bir aygt yoktur. Biraz yetenekli bir marksist, yorumuyla btn tarihsel olaylar aklayabilir. Bir psikanalist, btn klinik olaylar yorumlayabilir. Bundan dolaydr ki Jacques Monod, Karl Popperin eserinin Franszca basksnn nsznde, hermentik aklsall bilimsel doruluktan kkten bir biimde ayrmaya zen gsterir: "Marksizm ve psikanaliz, kuramlar kendi yaplar gerei rtlemez olduklar iin, bilim ddrlar."

60

Doruluk fikri, akl-d, anlam

A N A

F K R L E R

Doru, ne apak grnendir (nk yanl apaklklar ve eliik dorular vardr), ne faydal olan, beni gerekletiren eydir (nk teselli edici yanllar, korku verici dorular vardr). Doru, bir yarglar sisteminin elikisizlii, (mantksal bir akl yrtmede) sonularn ncllerle tutarll, (deneysel bilimlerde) sonucun deneye dayanan yarglarla uyumudur. Deneysel bilimlerde en azndan geici doru budur: nk deneyin varsaym rtmesinin mmkn olmasna karlk (K. Popper), onun nihai olarak doru olduunu gstermesi mmkn deildir. Yeni deneylerden hareket eden yeni yarglar varsaymn doru olmadn gsterebilir. Dnyay konu alan tutarl yarglar bilimsel aklsall tanmlar. Bununla birlikte akl-d tmyle ortadan kaldrlamaz. Evrene ilikin yasalar tam olarak matematiin diline evrilebilseler dahi varoluun kendisini aklayamayz. Flaubert, "Neden her ey?" diye sormaktayd. Zamann kendisi akl-ddr. Sonra, nceden karsanamaz, ama akln ayn olana indirgeyemeyecei ykmlar ve yeniliklerin taycsdr. airin yaratc hayal gc, mminin iman, mistiin deneyimi, indirgenemez deneyimler olarak yaanr. Bilim bazen onlar yanlglar olarak aklamaya alr, ama yaanan bir deneyim, varolusal bir veri olarak inkar edilemez. Sadece sanat, gzele ilikin deneyimini canlandrma niteliine sahiptir. Sadece mmin, kutsaldan pay aldndan sz edebilir. phesiz bilimsel konuma biimi yannda doruyu hedeflediini dnen baka konuma biimleri de vardr. Hermentik, anlamlar ortaya koyma iddiasnda olan yorum sanatdr. Ancak yorumlar "atma" halindedir (Ricoeur). Freudun aa kard gizli anlamlar (bastrlm cinsel arzular) Marxn ne srd anlamlar (rtk snf atmalar) deildir. Bu ustaca yorumlar, rtlemez olmalar lsnde, bilimsel denetime izin vermezler.

61

Doruluk fikri, akl-d, anlam

YORUMLAMA METNLER
Descartes apakln eletirisi
"Hatrladma gre Descartesn bir yerde syledii ey, yani ne dediimizi bilerek bir eyden sz ettiimizde bu ey hakknda bir fikre sahip olduumuz iddias geerli deildir. Aslnda ou kez en hzl hareketten sz ettiimizde olduu gibi birbirleriyle uyumayan eyleri birbirleriyle birletirdiimiz olur. Bunun imkansz bir ey olduu kesindir. Dolaysyla onun bir fikri, kavram da yoktur. Ancak ne demek istediimizi bilerek ondan sz etmemiz mmkndr. nk bir baka yerde akladm gibi ou zaman kendisinden sz ettiimiz eyi belirsiz bir biimde dnrz ve onunla ilgili olarak zihnimizde var olan fikrin bilincinde deilizdir. Bir eyi aklmzla kavradmz ve yeterli lde analiz ettiimiz durum bunun dndadr."
LEIBNIZ, Felsefenin lkeleri Vesilesiyle Descartes zerine Dnceler

YORUM a) Metnin sunulmas Descartes iin doruluun iareti zihinsel apaklktr. Ak ve seik bir fikir, doru bir fikirdir. Bununla birlikte doruyu apaklkla tanmlamak, problemi, zmeksizin geriye itmektir. nk bu durumda bir fikrin ak ve seik olduunu hangi iaretlerden tanyacamz bilmemiz gerekir. O halde apakln salt psikolojik lt yetersizdir. Dorunun mantksal bir lt gereklidir. Descartes bu problemin bilincindedir. Beinci tirizlara Cevaplarnda "yanln, yanl olarak grnmemekten ibaret olduu"nu kabul edecektir. Yntem zerine Konumada da yle demiti: "Pek aka, pek seike kavradmz eylerin hep doru olduunu genel bir kural olarak kabul edebileceimize hkmettim. Fakat yalnz seike kavradmz eylerin hangileri olduunu grmekte baz glkler vardr." Leibniz bu metinde apakla dayanan doru tanmn -belirsiz ve znel olduunu dnd tanm- eletirmekte ve kendi ltn nermektedir. b) Metnin ayrntl aklamas "Descartesn bir yerde syledii ey... geerli deildir"

Leibnizin kastettii yer, kincil Dncelerdeki bir pasajdr. Bu pasajla Descartesn Mersennee yazd Temmuz 1641 tarihli mektupta yer alan dier bir pasaj karlatrlabilir: "Ne dediimizi bilerek konutuumuzda, szlerimizle hibir ey ifade etmeyiz ki bu szlerimizle kastettiimiz eyin ne olduundan emin olmayalm." O halde Descartes iin sylenen eyi bilerek konumak doru bir fikre sahip olmann iaretidir. Port-Royal Mant okuluna mensup btn descarteslar gibi Descartes iin de dil, dncenin yanssdr. Kendimizi ifade ettiimiz dilin fazla nemi yoktur. Aa Breton diliyle de ak dnebiliriz. Lengistik bir ara olarak, ekilciliin fazla nemi yoktur. nemli olan canl sezgidir. Descartes, skolastik mantk tarafndan tanmlanan doru yargnn kurallarn kmser. Eer Descartes doru dncenin rneini matematikte aramaya ynelmise bunun nedeni onun iin matematik tmdengelimin srekli bir sezgiden baka bir ey olmamas, matematikinin akl yrtmesinin kaynan, kendileri bakmndan apak olan "basit doalar"da, apak ilkelerde bulmasdr. Doruyu tanmlama konusunda Leibniz ok daha zor beenir biridir. Bir eyi anladmz izlenimine sahip olmamz, gerek bir fikre sahip olduumuzdan emin olmamz iin yeterli deildir. Descartesa gre fikir: Descartes iin ak bir fikir karanlk bir fikre, seik bir fikir bulank bir fikre karttr. Bu farklar akla kavuturmakla balamamz gerekmektedir. nk Leibnizde de ayn terminolojiyle karlamaktayz (Daha ileride "bulank" dnce sz konusudur, ama onun anlam Descartesnkiyle ayn deildir). Descartesta ak fikir, aktel, (yani o anda sahip olunan) bir sezgi araclyla kavranan fikirdir, fikrin dikkatli bir zihinde hazr bulunmasdr (I, 22). Buna karlk bu aktelliini kaybetmi bir fikir, belirsiz bir biimde bir zamanlar sahip olduumu hatrladm bir dnce, bulanktr. Descartesa gre dierlerinden iyi bir biimde ayrt edilen, ona kendisine ait olmayan hibir ey yklemediimiz bir fikir seiktir (lkeler, I, 45). Burada lt konusunda Descartestan ok daha sert olan Leibnizin Descartes iin seik bir fikir olan bir fikri ak diye adlandrd ok dikkate deer. Gerek-

62

Doruluk fikri, akl-d, anlam


ten Leibnize gre bir fikir konusunu dierlerinden ayrt etmeme imkan verdii zaman ak diye adlandrlr: Ama leibnizci anlamda, yani dierlerinden ayrt edilen bu ak fikir eer i elerini ayrtrma gcne sahip deilsem bulank bir fikir olarak kalmaya devam eder. rnein, Leibnizin dediine gre, kendilerini ayrt edebildiimiz ve hata yapmakszn tanyabildiimiz iin eitli renkler hakknda ak bir fikre sahibiz (Descartes bunun seik bir fikir olduunu syleyecekti). Ancak bu fikir, bulank olarak kalmaya devam eder, nk bir rengi tanmlayamayz, ne olduunu bir kre anlatabileceimiz tarzda elerine ayrtramayz. Ayn ekilde bir iirin, bir resmin, bir mzik parasnn gzel olduunu ak olarak bilebiliriz, ama bundan tr estetik yargmzn seik olmas gerekmez. Kendisini analiz etme gcne sahip olmadm iin estetik duygum bulank olarak kalr. "ou kez... birbirleriyle uyumayan eyleri birbirleriyle birletirdiimiz olur" Elizabethe yazd 1678 tarihli bir mektupta Leibniz, burada temas ettii rnei, en hzl hareket rneini gelitirmektedir. "En hzl hareket" imkanszdr. Bir ember zerinde istediiniz en hzl harekete sahip bir nokta dnn. Her zaman daha hzl bir hareketi tasarlayabiliriz. Birinciyle ayn merkeze sahip olan, ancak yarap daha byk olan bir dier ember zerinde ikinci bir hareket eden noktay dnmemiz yeterlidir. Bu ikinci nokta, ayn zamanda birinciden daha byk bir uzay kat edecektir. O halde daha hzl gidecektir. u halde en hzl hareket kavramnn imkansz bir eyle ilgili bir kavram olduunu gryorsunuz. Hareket fikrini, hz fikrini, en byk varlk fikrini rahata kavramaktayz. Ama bundan dolay bu fikirlerin bir araya gelip gelmeyeceklerini, onlarn birbirleriyle uzlap uzlaamayacaklarn kavrayamamaktayz. Ayn ekilde Descartes en mkemmel Varlkn zorunlu olarak var olduunu kantlamaya altnda aceleci davranmaktadr. nk nce varlk fikriyle en mkemmel olan ey fikrinin birbirleriyle uzlaabilir fikirler olup olmadklarn kantlamak gerekir (Descartes bunu ihmal etmektedir). Hatta nl "Dnyorum o halde varm" bile, Descartesn ona yaktrd apaklk zelliine sahip deildir. Descartes "varm", ancak bir olgu nermesi, arasz bir deney verisidir. Burada mantksal bir zorunluluu kavrayabilecek, ben ve var olma terimlerinin zorunlu olarak nasl birbirlerine bal olduunu, yani niin var olduumu grebilecek sadece Tanrdr. "... ou zaman kendisinden sz ettiimiz eyi belirsiz bir biimde dnrz ve onunla ilgili olarak zihnimizde var olan fikrin bilincinde deilizdir. eyi aklmzla kavradmz ve yeterli lde analiz ettiimiz durum bunun dndadr" 1676da Leibniz, Simon Fouchere unu yazmaktayd: En kk bir doruyu sonuna kadar inceleyen herkesi alklama alkanlm var. Gerekten bir fikir ancak elerine ayrtrldnda seiktir: "Bir eyi mkemmel bir biimde anlamak, onu meydana getirmek iin yeterli olan her eyi anlamaktr. rnein, madenlerin ayarlarn lenler, bir cisim hakknda ancak onu fiziksel ve kimyasal bir zellikler okluuna indirgediklerinde seik bir fikre sahip olurlar. Altn hakknda seik bir fikre sahip olmak, onun rengini, younluunu, kezzaba kar tepkisini vb. bilmek demektir. Seik bilgi, sezginin tesine geer, dilde ifade edilir. Leibnizci anlamda bulanklk, bir zmleme kusurundan ileri gelir. Buna ilave olarak dncelerimizin ounlukla "bulank" olduunu, hatta farkl derecelerde olmakla birlikte hemen hemen her zaman yle olduklarn sylemek gerekir. (Yanl ve doruyu kkten bir biimde birbirinden ayran ve aristotelesi muhtemel kavramn reddeden Descartes iin olduu gibi) seik olanla bulank olan arasnda bir uurum yoktur. Leibnize gre "Doa, srama yapmaz" ve fikirlerimiz az veya ok bulanktr. Sonsuzu tasavvur eden sonlu varlklar olduumuz iin bu bulanklk kanlmazdr. Her alg bir okluun, beden dediimiz gr merkezinde yansyarak krlan sonsuzluun birliidir. Her alg sonsuzu iinde bulundurduundan, sonsuz ancak bilinsiz olarak sonsuz olabilir. Denizin grltsn duyduumda, bu algm bulanktr, nk toplamlar denizin grltsn meydana getiren su damlalarnn her birinin grltsn seik bir biimde duymam. Ancak tek bir varlk seik dncelere sahip olabilir. Akll varln sadece seik dnceleri olsayd, Tanr olurdu. Seik dncelerimin kendileri farkl derecelerde olabilirler. Bir nesnede, bu nesneyi tam olarak ayrtrmadm halde, paralar ayrt edebilirim. Fakat ancak bu ayrtrmay sonuna kadar gtrdmde, btnle

63

Doruluk fikri, akl-d, anlam


paralar arasndaki ilikiyi kusursuz bir biimde bildiimde, upuygun bir fikre sahibimdir. Bireysel bir varl hibir zaman upuygun bir biimde bilemem, nk her birey sonsuzu iine alr. Ama baz soyut kavramlar bilebilirim. Saylarn bilgisi upuygun, yani kusursuz bir biimde zmlenmi bilginin iyi bir rneidir. Bir sayy ilk arpanlarna ayrtrabildiimizde, onun hangi ilemlerle ilk birim kavramndan itibaren olutuunu bildiimizde bu say hakknda upuygun bir fikre sahibizdir. imdi Leibnize gre bilginin derecelerinin hangileri olduunu anlamaktayz. Dierlerinden kendisini ayrt ettiim bir fikir, ak bir fikirdir (Onun hakknda, zelliklerinin neler olduunu karsamakszn, mantksal olarak mmkn olduunu kantlamakszn, sadece kendisini ayrt etmeme imkan veren bir isim tanm verebilirim). Kendisini zmlemem, elerine ayrtrmam mmkn olan bir fikir ise seik bir fikirdir. Tmyle tketici bir zmlemenin varln kantlayan gerek bir tanm yapmama imkan veren bir fikir, upuygun bir fikirdir. Bir nermeyi kantlamak, onun zmlemesini yapmak, yklemin znede ierilmi olduunu gstermektir (Bu ise znenin elerine ayrtrlabilir olmasn gerektirir). Peki hareket noktasnda ilkel apak kavramlar yok mudur? Ve bu ilk elerin kendileri sezgiyle kavranmaz m? Bu dolambal bir yoldan giderek, doruyu apakla zde klan Descartesn anlayna geri dnmek demektir. Ancak burada iki noktay belirtmeliyiz. Birinci olarak Leibniz ilk kavramlar Descartestan daha geriye gtrmektedir. rnein, Leibniz iin uzam "basit bir doa", bir ilk kavram deildir. Uzam, daha temel olan iki kavram gerektirir: Tekrar ve okluk. Uzam birbiri ardndan gelmeyen, ama srekli olan bir tekrarlamadr. Birbiri ardndan gelmeme onu sreden, sreklilik ise kesikli saydan ayrr. kinci olarak Leibnizde sezginin konusu, z bakmndan, Descartesta olduu gibi, her enin doas deildir, her eyden nce bantlar, eleri kendi aralarnda birletiren zorunlu ilikidir. c) Sonu Bu ksa zet, descartes yntemle leibnizci yntemi birbirinin karsna koymamz iin yeterlidir. Descartesn doruyu apakla dayanarak tanmlamas bir ilecilik, ruhsal bir arnma yntemine gtrmektedir. Apakl taklitlerinden nasl ayrabiliriz? Sk bir ekilde phe yntemini uygulayarak! Descartes apaklk, phenin btn saldrlarna direnebilen ey olacaktr. phe, nyarglar, sahte apaklar ortadan kaldran en byk ykcdr. Bylece dorunun fethi insann kendisiyle srekli savann sonucu olacaktr. Bu ruhsal deneyimin karsna Leibniz kendi mantksal, aklsal yntemini koymaktadr. Doru, iyi yaplm bir hesapla karsanabilen eydir. Hesabn, kendisini elerine ayrtrma imkann bana verdii bir kavram, upuygun bir kavramdr. Leibnizde sk bir bilimsel dil gelitirme, kullanm kurallaryla birlikte bir iaretler btnn tanmlama zorunluluunun kayna budur. Sk sembolletirmeler, tketici zmlemeler, uyumalarn incelenmesi, sk bir kantlamann aralar bunlardr. Descartesn ileci iradeciliinin karsna Leibniz tm mantkln koymaktadr.

64

Doruluk fikri, akl-d, anlam


kinci Dnya Sava srasnda Vermeerin kaybolmu bir tablosunu eline geiren dahi bir sahteci, bu gerek tablodan hareketle Hitlerin sa kolu olan Mareal Gringe satt bir dzine kadar sahte resim yapmay baarmtr. Fransa, Alman igalinden kurtulduunda bu kii, van Meegeren byk glklerle karlamtr. Hapiste yeni bir sahte Vermeer yaparak masum olduunu ileri srmtr. Dnemin btn resim eletirmenleri onun oyununa gelmilerdir. lerinden bir tanesi bile onun sahteciliini fark etmemitir. Bu hikayeyle ilgili olarak ne dnmemiz gerekir?
1990da Londrada

Sahte bir ngiltere kraliesi, gerek bir "nl kiinin benzeri" olabilir. "Sahte salar" gerek bir peruu meydana getirirler. Sahte bir Vermeer de gerek bir van Meegeren olabilir.

Nitekim Washington Ulusal Mzesi sahte olduklarn bilerek tm van Meegeren koleksiyonunu satn alm ve bu sahtecilii aklayan tarihsel bir uyar notuyla onu sergilemitir.

Solda Vermeer,

sada van Meegeren

bir nl kiilerin benzerleri yarmas

65

Doruluk fikri, akl-d, anlam

H.

G. Clouzot'nun 1960ta evirdii "Doruluk" filmini yorumlarken Brigitte Bardot roln gerekenden daha "doru" bir ekilde oynad. Filmde rol icab intihar etmekteydi, ancak o kendi hayatnda "gerekten", "hakikaten" intihara kalkt. Tam zamannda mdahele edilerek hayata dndrld ve iki ay klinikte yatmak zorunda kald. Bu fotorafta o mahkeme salonunda yarglar nnde grlmektedir. Sahne oyuncusu dsel bir hayatta gerei, gerek hayatta ise uydurma olan oynayan kiidir. Bu, daha nce Diderot'nun, Tiyatro Oyuncusunun Paradoksu adl eserinin konusuydu. Buna gre tiyatro oyuncusu ne kadar "imi gibi yaparsa" o kadar baarldr. Annesini kaybettii gn Londra'da Phedre piyesini oynayan Sarah Bernardt bize bunun bir rneini vermektedir: O gn Sarah Bernardt sahnede iyi rol yapamamtr, yani iyi "oynayamamtr". Bunun zerine seyirci tarafndan iddetle protesto edilmi, slklanmtr.

66

DRDNC BLM
Fikir ve yarg
1. Kavram ve soyutlama
Kavram, soyut bir fikirdir, yani gerein zihin tarafndan yaltlm bir cephesini temsil eden bir fikirdir. Soyut fikir, tam da soyut olduu iin geneldir. rnein, insan fikri geneldir. nsan, ne Pierredir, ne Jean ne de Ren. O, ayn zamanda hem Pierre, hem Jean, hem Ren, hem btn dier insanlardan sz etmek iin uygun olan genel bir kavramdr. O halde insan fikri tmel olarak btn insanlar ifade eder. Bundan dolay Ortaa filozoflar soyut fikirlere tmeller adn vermekteydiler. Mantklar bir kavram iki bakmdan ele alrlar: ilem ve kaplam. Bir kavramn ilemi onun tanmdr, yani onun iine ald zelliklerin toplamdr. Eskiler, rnein, insann akll bir hayvan olduunu sylemekteydiler (Hayvan "yakn cins", akll "trsel ayrm", yani insan dier hayvan trlerinden ayran zelliktir). Bir kavramn kaplam ise, bu kavramn kapsad bireylerin listesidir. Kavramlarn ilem ve kaplamlar ters ynde deiirler. nsan kavramnn hayvan kavramndan daha zengin bir ilemi vardr, nk o hayvan cinsinin btn dier zelliklerine bir de "akll" zelliini ekler. Bu nedenle de onun kaplam daha yoksuldur: nk "insan" kavram "hayvan" kavramndan daha az sayda bireyi iine alr. Varlk fikri, en byk kaplama (O, var olan her eyi kapsar), buna karlk en kk ileme (tek bir zellik, varlk zellii) sahiptir. Kavramn tersine bir birey, tanmlanamaz. Onun kendisini bireyselletiren, kendisine zg olan zellikleri vardr. Bireyin hibir kaplam yoktur. Sokrates olan tek bir kii vardr: Sokratesin kendisi. Buna karlk onun ilemi sonsuzdur. Bireyin ilemini vermek, onu tanmlamaktan ok betimlemektir, nk tanmn konusu birok bireyde ortak olan genel zelliklerdir. Birey, tikel olandr, somut olandr. Ancak soyutlama problemini psikolojik adan -yani meydana gelii asndan- ortaya koymalyz. Soyutlama hangi zihinsel ilemler sonucu gerekleir? Soyutlama nasl mmkndr? Ayr bana verilmi olmayan bir eyi ben nasl ayr bana bir varlk olarak dnebilirim?
Bir kavramn ilem ve kaplam

n 1. Empirist bak as
Empiristler bu probleme kkl ve olumsuz bir zm teklif ederler. Onlar saf ve basit olarak soyutlamay inkar ederler. "Genel olarak insan fikri nasl mmkndr?" sorusuna empirist, "Genel olarak insan fikri mevcut deildir" diye cevap verir. rnek olarak, Berkeleyin bize syledii budur: "nsan" dndmde kk veya byk, iri veya ufak, zayf veya atletik yapl tekil bir bireyi, somut deney tarafndan bana verilmi olan bir imgeyi gzmn nne getiririm.

67

Fikir ve yarg
Nominalizm

O halde genel fikir bir yanlgdr. Ancak gene de bu yanlgnn nasl mmkn olduunu aklamak gerekir. Bu konuda empiristler bize u aklamay verirler: Yanlgnn kayna kelime, isimdir. rnein ben, Pierrein, Jeann, Rennin nnde ayn "insan" kelimesini telaffuz ederim. Kelimenin kendisi somuttur, telaffuz ettiimde o zel bir grlt, sesli bir imgedir; alkanlk sonucu, benim farkl grsel imgelerle, Pierrein, Jeann, Rennin imgeleriyle birletirdiim sesli bir imgedir. Szm-ona genel fikirde var olan tm ey, somut imgeler ve bir isimdir, o kadar. Empiristin, nominalistin bak as budur. Nominalizm tarih boyunca ou kez az veya ok radikal bir tarzda savunulmutur.1 Ortaada Roscelinus, Occaml William, XVII. yzylda Hobbes, XVIII. yzylda Berkeley, Condillac, XIX. yzylda Taine, nominalistlerdir. Nominalizm phesiz kktenci biimiyle savunulamaz. Eer kelime somut imgeye bir ey ekliyorsa, bunun nedeni tam da onun bo bir ses olmamasdr, bir fikre gndermesidir. Abelardusun daha kendi zamannda Ortaa nominalistlerine syledii uydu: Kelime, bir anlam olduu iin, bir sesten fazla bir eydir. Kendi dncemle ilgili kavramm, fikrin kelime ve imgeleri byk lde atn bana kolayca gstermektedir. Kelimeler aradmda, dncemi sembollerle ifade ettiimde, bu ifadelerin ve sembollerin dncemin zenginliini tketmekten uzak olduklarn fark ederim. Bu problemi akla kavuturmak iin Binet (denekler olarak kzlar Armande ve Marguerite ile) kkrtlm ie bak yntemini uygulamaktayd. rnein, denee unu soruyordu: Adalet fikrini dndnzde aklnza ne geliyor? Baz denekler gzleri nne somut bir eyin, rnein bir terazinin veya krmz klahl bir yargcn geldiini sylemekteydiler. Ancak bu yoksul imgelerin adaletten anladklar eyi tketmekten uzak olduunu da kabul etmekteydiler. Binet u sonuca varmtr (Akln Deneysel ncelemesi, 1903): "nsanlar yz bin franklk dnceleri ile ilgili drt kuruluk imgelere sahipler." Ayrca baz baka denekler imgeleri gz nne getirmeksizin dnmektedirler. Onlar szn ettiimiz soruya adaletin tanmyla cevap vereceklerdir. "Dnmek Epinal katedralinden aa bakmak deildir", insann zihnini bantlara, yarglara, anlamlara yneltmesidir. Ayn dnemde Wurzbourg okuluna, dnme psikolojisi (Denkpsychologie) okuluna mensup Alman psikologlar, Watt, Bhler, Klpe de benzeri sonulara varmlardr: nsan imgesiz dnebilir. Somut imgelere ihtiya gstermeyen, soyut bir kural, bant bilincine, zihinsel bir dorultuya indirgenen saf dnceler (Bewussheit) vardr (Burada Husserlin ynelimsellik temasnn psikoloji alanna aktarlmasyla karlamaktayz). Bu tr analizler ak olarak dncenin, algnn bilincimize yerletirdii somut tasavvurlarn edilgen oyununa indirgenemeyeceini gstermektedir. Dncelerimin altnda yatan psikolojik bir dinamizm, zihinsel bir etkinlik vardr. Yalnz, Binet ve Wurzbourg okuluna ait psikologlar, bu altta yatan etkinliin derin doas hakknda bize fazla aklama vermemektedirler.

Kelime ve imgelerin tesinde dnce

Bilimde yapay uylamlarn neminin altn izen ada epistemolojik bir kuram da"nominalist"olarak nitelendirilmektedir. rnein duard le Roya gre bilimsel olgular bilim adam tarafndan gzlemlenen olgular olmaktan ok ina edilen olgulardr. Bilimsel olgu eylerden ok insann zihninde vardr. "Olgular, yaplmlardr." Bu bilim anlay neden "nominalist" olarak nitelendirilmektedir? nk, Lalanden dediine gre, "Bilimin nesnel diye adlandrdklar bir deeri olduunu reddeden filozoflar ayn zamanda onu sadece olgular kayt etmeye ve pratik reeteler sunmaya imkan veren bir dil olarak gz nne almaya doru gitmektedirler (A. Lalande, Teknik ve Eletirel Felsefe Szl).

68

Fikir ve yarg

n 2. Biyolojik soyutlama kuram


Eer her soyutlama znenin bir etkinliini gerektiriyorsa, bu etkinlik eilimlerimizin, hayati ihtiyalarmzn etkinlii deil midir? Bazlar bize u eliik dnceyi teklif etmektedir: Eer soyutlama, genel kavramlara sahip olma gcmz varsa, bunun nedeni zellikle salt bir ruh olmamamz, ihtiyalarmz ve tepkilerimizin dncelerimizi ekillendirmesidir. Bu kuram Laporte tarafndan savunulmaktadr. Daha nce de Bergson tarafndan ana izgilerinde ortaya atlmtr. ki kavramn gz nne alalm. Eer ok susamsam ve bana bir kadeh krmz arap, bir bardak bira ve bir tas souk su ikram edilirse bu farkl sv karsnda ayn hareketi, ayn davran gsteririm. Onlardan herhangi birini alp dudaklarma gtrrm. O halde iki kavramnn kayna biyolojiktir. Sz konusu svda ortak bir ey olduunu bana kefettiren ey, susuzluumdur. Onlarn de "iki"dir, nk de susuzluumu giderir. Soyutlama her algda tohum halinde bulunur, nk alg eylemin hizmetindedir ve her alg, eyler dnyasnda onlarn canl varla faydal olan ynlerini soyutlamaya ynelir. Doa zengin, karmak, sonsuz derecede eitlidir, ama eilimlerimiz sonlu saydadr. Uygarln en deiik ikileri istifademize sunmasna karlk ime hareketi her zaman ayndr. htiyalarmzn her biri tm bir nesneler snf tarafndan doyurulma imkanna sahip olduu iin eyler arasndaki benzerlikleri ortaya karan ey eilimlerimiz, hareketlerimiz ve duygularmzdr. Bergson, "gereksiz olandan hareket ederek algda zorunlu olan soyutlayan"n eilimlerimiz olduunu sylemekteydi. O, "genel olarak otun otullar kendine ektii"ni ileri srmekteydi. Gerekten de ister glgede, ister gnete olsun, ister nemli, ister kuru olsun, ot daima ottur, yani otlanlacak bir eydir. O halde soyut "ot" kavram otul hayvann davrannda tohum halinde bulunmaktadr. te yandan psikanalizin ksa bir incelemesi bize duygusallk dzeyinde kendiliinden soyutlamalarn olduunu gstermektedir. Baba kompleksinden ac eken ekingen, baba imgesinin "yerine geen" ve srasyla zerinde otoritelerini icra eden retmenleri, subaylar, efleri nnde aalk duygusundan doan tepkilerini srekli olarak tekrarlar. ocuklukta kazanlm bu kompleksler, bu nevrozluya davran kalplarn, srekli tekrarlanan deimez davran emalarn kabul ettirir. Daha genel olarak, bizi ok genel tepki cinsleriyle donatan alkanlklarmz, tpk eilimlerimiz gibi irade-d ve bilin-d genellemelerin kaynadr. Eilimler ve alkanlklar durumlarn karmakln birbirinden ayr ve soyut temalara bler. Ancak genel kavramn bu tr ruhsal kaynakl oluumu bizim iin yeterli deildir. Soyutlamann uzak kaynann eilimler, duygular ve alkanlklar olduunu kabul edebiliriz. Gene de yaanan, eylemde oluturulan soyutlama ile dnlen soyutlamay birbirine kartrmamak gerekir. Bergsonun ok doru olarak iaret ettii gibi, "ister mermer, ister tebeir olsun kire karbonat zerine her zaman ayn ekilde etkide bulunmasndan dolay hidroklorik asidin soyutlama gcne sahip olduu sylenemez". Biyolojik soyutlama kuramn sosyolojik bir kuramla tamamlamakla da yetinemeyiz. phesiz toplumsal hayatn talepleri her zaman soyutlama gc gerektirir. Genel kavramlar, grubun btn yelerinde ortaktr ve doa zerine kolektif eylemde bulunmaya imkan verirler (Oysa somut ve tikel sezgiler bizi yalnzla ve gszle mahkum eder). Toplumsal hayatn, somut bireyseli bastrmaya bizi zorlad ve dncelerimizde soyut tmeli destekledii tartlamaz. Ancak toplum, bizden kavramlar yaratma gcmz harekete geirmemizi taArzu ve soyutlama

Psikanalitik yorum

Yaanan soyutlama, dnlen soyutlama

69

Fikir ve yarg
lep ederse de onu tamamen olmu bitmi bir biimde yaratmaz. Bizde biyolojik ve toplumsal eilimlerden ayr bir eyin, akln kendisi olan, bamsz bir soyutlama ve genelleme yeteneinin var olduunu kabul etmemiz gerekir.

n 3. Aklc soyutlama kuram


Bir laboratuvar deneyi

Sonu olarak sylersek, soyutlama ancak akldan, insana zg olan ilikileri kavrama yeteneinden hareketle aklanabilir.

A, B, C, D vb. eklinde bir dizi kutuyu gz nne alalm. A kutusuna bir ekerleme yerletirelim. Deney odasna bir empanze sokalm. Sonra ayn deneyi yanda bir ocukla (yani artk dilin ne olduunu epeyi renmi olan biriyle) yapalm. "Deneme ve snama" yoluyla empanze ve ocuk A kutusuna konulmu ekerlemeyi kolayca bulacaklardr. Deneyi uygulayan, daha sonra ekerlemeyi B kutusuna koyacaktr. ocuk ve maymun onu nce A kutusunda arayacaklar, tesadfen B kutusunda olduunu kefedeceklerdir. Yeni bir deneyde ekerlemenin yeri yine deitirilecek, yani C kutusuna konulacak ve iki denek de onu daha nce iinde bulunduu B kutusunda aramaya devam edeceklerdir. Daha sonraki deneylerde ekerleme D, E, F, G vb. kutularna yerletirilecektir. ok ksa bir sre sonra empanze ve ocuun davranlarnn kkten bir biimde farkllat grlecektir. empanze bir sre sonra ne yaptn bilmez bir hale gelecek, ocuk ise yeni deneyde ekerlemenin bir sonraki kutuya yerletirildiini abucak anlayacak ve dosdoru o kutuya ynelecektir. Bu " bir sonraki kutu" kavram tipik olarak soyut bir aklsal ilikidir. "Bir sonraki kutu", somut kutulardan hibiri deildir, srasyla onlardan her biridir. "Bir sonraki kutu" bir varlk deildir, bir ilikidir. Onu ancak zihin kavrayabilir.
Descartesn balmumu paras

Kavramlar oluturma yetenei akln farkl olanda ayn olan arama yeteneinin kendisidir. Descartes kinci Dncede balmumu kavramnn duyusal bir nesne deil, zihinsel bir kavram olduunu bize gstermektedir: "Kovandan alnan bir balmumu paras, dokunduumuzda kat, serttir. zerine vurduumuzda ses karr(...)Ama onu atee yaklatrrsanz (...) rengi deiir, ekli kaybolur, bykl artar, sv haline gelir (...). Bu deimeden sonra ayn balmumu varln devam ettirmekte midir? Devam ettirdiini itiraf etmek gerekir. Ancak onda devam eden eyin duyularm araclyla onda gzlemlediimiz eyle hibir ilgisi yoktur(...). O halde hayal gcyle bu balmumunun ne olduunu tasarlamamn mmkn olmadn, onu tasarlayan eyin yalnzca aklm olduunu kabul etmem gerekir." Balmumu parasnn birlii akln aratrmasna grelidir. Ayn ekilde Altnc Dncede Descartes bize akln somut tasavvurlar ve imgelerin erevesinin ok dna ktn hatrlatmaktadr. Bin kenarl bir ekli dnmek istediimde onun bin kenardan meydana gelen bir ekil olduu eklinde doruyu kavrarm, ama bin kenarl bir eklin bin kenarn tasavvur edemem. Olsa olsa belirsiz olarak ok kenar olan bir okgeni tasavvur ederim, ama bu belirsiz imge hibir zaman bir bin kenarl okgeni dier okgenlerden ayran zellikleri kefetmeme izin vermez.

Bilim ve soyutlama

Sonra biyolojik veya toplumsal soyutun, bir ema haline getirdii somuttan daha yoksul olmasna karlk, dnlen soyutun, matematik soyutun, "srekli bir ilikiler ayla

70

Fikir ve yarg
aklsal hale getirdii" somuttan bir bakma daha zengin olduunu syleyelim.2 Bachelard, "Bilim, gerei basitletirir, akl ise karmaklatrr" demekteydi. Denklemler, olaylardan daha zengindir, nk bir olaylar okluunun karmak ilikilerini anlamamza imkan verir. Ayn ekilde soyut varsaym, dolaysz somutu yoksullatrmak yerine zenginletirir. Brunschvicgin dedii gibi, "Dolaysz deneyim dnyas, bilimin gerektirdiinden daha ok ey deil, daha az ey ierir". imdi kendimize soyutlamann metafizik anlamnn ne olduunu sorabiliriz. Ortaada "tmeller kavgas" dneminde Platonun kavram realizminin (dealar aklsal bir dnyada bamsz bir varla sahiptir) karsna Abelardusun konseptalizmi (Kavramlar, eylerde mevcut deildir, ancak zihnimizde zel bir varla sahiptirler) konulmaktayd. Kantn retisi ada bir konseptalizmdir.
Tmeller kavgas

2. Yarg
Empirist filozoflar, yargy, kavramlar arasnda pasif bir arma indirgemek istemilerdir. Karn beyaz olduunu sylemek, kar znesiyle beyaz yklemini birletirmektir. Burada bala ("dr") sadece benim alkanlk sonucu gerekletirdiim bir balanty ifade eder (Kar ve beyaz benim gemi deneyimimde her zaman birbirini artrmlardr). Bu hesaba gre sahibinin krbacn gren kpein titremesi, bir yargdr! phesiz tepkilerimiz ve davranlarmz ou kez armlarla, artl reflekslerle aklanabilir. Leibniz, "Eylemlerimizin drtte nde empiristiz" demiti. Ancak yarg tamamen farkl bir eydir. Bir yargda bulunmak, kendiliinden ve irade-d zihinsel armlarn okluuna egemen olmaktr. Yarg, zihnin bir eylemi, "kendisiyle bir inancn ierii zerine bilinli bir tarzda karar verdiimiz ve onu doru diye ortaya koyduumuz zihinsel bir karardr" (Lalande). "Bu hoca hogrldr" veya "Bu palto siyahtr" dediimizde yarglar ileri srmekteyiz. Yargnn gramerin kategorilerine (zne, yklem, bala) boyun edii ve zorunlu olarak dilsel bir biime mahkum olduunu dnmekten kanmamz gerekir. "Evet!", "Hayr!", "Harika!" gibi szler, "Gk mavidir"le ayn lde yarglardr. Yarg kesinlikle daha nce var olan kavramlar arasnda bir iliki deildir, O bir fiildir ve tersine yargdan hareketle aklanmas gereken, kavramdr (Her kavram, ilemini ve kaplamn kesinlie kavuturan eitli yarglarn bir zeti ve kristallemesidir). Ancak burada yarg problemini psikolojik adan ele almalyz. Yarg bir tasdik olarak ortaya kar; inan, yani zihnin ortaya konan nermeyi onamasn gerektirir. nancn temeli nedir?
Yarg, kavramlarn balantsndan fazla bir eydir

n 1. Entelektalist kuram
Spinozaya gre inanc belirleyen ey, onun i akldr. Bir fikri onamamz aklayan, bu fikre zg olan apaklktr. Ayn ekilde phe de sadece elikinin ve fikirlerin bulanklnn sonucudur. Doru bir fikir, zihnimizi igal eder etmez, ona inanmaktan
Onamamzn temeli olarak apaklk

2 Leon Brunschvicg somut ve soyut kavgasn douran temel yanlmacann yanlln gstermektedir. Soyut, somuttan daha yoksul deildir ve tene ak olan sarho adalarn "kansz" diye nitelemekten holandklar bir aklcla kar duyduklar tiksinmeyi mahkum etmek gerekir.

71

Fikir ve yarg
kendimizi engelleyemeyiz. Bende kendini tasdik eden, benim inancma kendini kabul ettiren, fikrin kendisidir. nk bir fikir "sessiz bir resim" deildir. O kendini tasdik eder. Demek ki inancn psikoloiik dzeni, fikrin doasnn yanssdr. Ya fikir karanlk, bulanktr ve ben kararsz kalrm veya fikir ak, seiktir, dorudur ve ben gven duyarm. Kesinliin psikolojik dzeni, apakln mantksal dzeninin ayndr ve bu sonuncunun kendisi de varlk dzeniyle, ontolojik dzenle ayn eydir. Bu bak as derhal nemli bir eletiriyle karlamaktadr: Yanl, vardr. Doru olduundan emin olarak ben yanl bir eyi tasdik edebilirim. Kesinlik duygusuna sahip olmama ramen dndm ey yanltr. nancn dzeni her zaman dorunun dzenine paralel deildir ve bir eye neden inandmz veya inanmadmz bilme problemi, sadece bir mantk problemi deildir. Spinoza, bu eletiriye, yanln pozitif bir gereklie sahip olmadn syleyerek cevap vermektedir. Yanl sadece eksik, yetersiz, bulank bir bilgi, bir apak fikirler yokluu, basit bir bilgi kusurudur. stediimiz kadar bir insann yanl bir eyi kabul etmek istediini dnelim. Hibir zaman onun emin olduunu syleyemeyiz, nk biz emin olmadan pozitif bir eyi anlamaktayz." Ama yanl bir inan da pozitiftir, nk onu doruymu gibi tasdik ederiz. Yanl, sadece bilgisizlik deildir; o ayn zamanda bir yanlsamadr. Ben yanldmda doruyu bilmemekle kalmamaktaym, ayn zamanda yanl onamaktaym, yanl kabul etmekteyim. O halde tasdik ilkesi, fikrin isel aklndan bamszdr. Peki onun yeri neresidir?

n 2. radeci kuram
stediimiz eye nasl inanabiliriz?

Descartesa gre onama ilkesinin yeri, iradedir. Descartes yle der: "Koan bir adam grmek, onu grdn kesin olarak tasdik etmekten baka bir eydir. Akl, tasavvurlarn, fikirlerini sunar. Ama onlar istedii gibi dzenleyen, tasdik veya inkar eden iradedir." Descartes bylece yanl u ekilde aklamaktadr: Yanl, iradenin "erken", ok abuk bir tasdikidir. Onda iradenin ne ak, ne de seik olmad halde herhangi bir fikri onamaya karar vermesi sz konusudur. Bu tez ilk bakta kar klabilir grnmektedir. Ben istediim eye inanma gcne sahip olduum, rzam, onamam istediim gibi kullandm izlenimine sahip deilim. rademi kullanarak kendimi bir eye inanmaya zorlamam, aslnda ondan phe ettiimi itiraf etmem deil midir? Bu anlamda, "Her inanma istemi, bir phe etme isteidir" denilmitir. Ayn ekilde ben iradi bir fiille apak bir eye inanmay reddedebilir miyim?

Baktmz eyi grrz, istediimiz eye bakarz

Descartes buna iradenin inanc ancak dolayl olarak, dikkat araclyla belirledii cevabn vermektedir. Bylece o Peder Meslanda yle yazabilmekteydi: "Apak bir doruyu kabul etmeyi reddetme zgrlne sahibiz." Bunun iin dikkatimizi apaklktan baka yana evirmemiz yeterlidir. Alain, "En mkemmel kantlar bile, bu kantlar gz nne almay, dikkatli dnme abasyla onlar canl klmay reddeden biri iin, l olarak kalrlar" demitir. Sonu olarak, grdmz eye inandmz doruysa da buna ancak baktmz eyi grdmz ve ancak istediimiz eye baktmz eklememiz gerekir. Dikkatimizi ve yargmz istedii gibi kullanan bu irade, nedeni olmayan bir tercih, salt bir seme zgrl olmak zorunda deildir. stek, kaynan etten kemikten yaplm varlkta, eilimlerimizde, somut kiiliimizde bulur. Dolaysyla en sevdiimiz inanlar-

72

Fikir ve yarg
mzn her zaman kantlanmas en kolay, en apak eyler olmamalarna amamamz gerekir. Birok insan hayatn bir teorem gibi kantlanabilir olmayan dinsel, siyasal, felsefi inanlar uruna feda etmitir. Kimse bir teorem iin, kantlanmas mmkn bir fizik yasas iin lmemitir, (Galile sylediklerini geri alr; o astronomi iin lmeyi reddeden insandr!). Buna karlk ehit, inancnn davasna sk skya bal olduunu, "ahitlii"nden ayrlamaz olduunu hisseder. Frdric Rauh, ahlak idealinin ancak eylemde ve eylemde bulunanlarla temas sonucu hayat bulduunu sylemekteydi. Bir ideale inanmak, onu sonuna kadar yaamaktr. Bundan dolay Platonun felsefesinin temelinin (Sradan deneyimin aldatc grnlerinin tesinde saf idealar dnyas vardr) Sokratesin hayat olduu sylenebilir. Sokrates, kar peinde komamasyla, cesaretiyle, maddi eyleri hor grmesiyle rencilerine ve kendine bu dnyann bir nemi olmadn gstermektedir. ada bir dnrn dedii gibi, "Bir yaama tarzyladr ki biz bir dnme tarzn seeriz" (Joly). te yandan her trl karardan, her trl eylemden bamsz olduu ileri srlebilecek tek bir salt entelektel kesinlik alan var mdr? radeciler bu soruyu hayr diye cevaplandrrlar. En soyut bilimler, matematik bile, bir uylamlar ve aksiyomlar sisteminin seimine dayanr. Bir genin alarnn iki dik aya eit olduuna inanmak, Euklidesin aksiyomlar sistemini kabul etmektir ve bu kabul, benim seme zgrlmn saf bir karar zerine dayanr.
Matematik yasalar bile bir seimin sonucudur

n 3. nerdiimiz zm
Ancak ne entelektalizm, ne iradecilik, inan problemine tam olarak doyurucu bir zm sunmuyor gibi grnmektedir. Entelektalizm, inanlarmzn (insani, fazla insani olan) koullarn grmezlikten gelmektedir. radecilik ise, hi olmazsa en kktenci biimlerinde, bunun tersi olan yanl yapmaktadr. Tm inanlarmz bir eye "balanma" eyleminden hareketle aklamak, psikolojizmin yanlgsna dme tehlikesini dourmaktadr. O, doru inanlar yanl inanlardan ayrma ynnde her trl imkan elimizden almaktadr. phesiz yle ahlaksal kesinlikler vardr ki onlar geerli bir temeli eylemde, her varln kendini bir ykmllk altna koyduu bir deneyimde bulurlar. Rauhun, ahlak idealinin kantlanamayaca, fakat "sokakta, hayatta, savata, gne gn yaanaca" grnn doru olduunu kabul edelim. Ayn ekilde sanmak, dnmek anlamnda inanmakla gvenmek, itimat etmek anlamnda inanmak arasnda ayrm yapmak da uygundur. Bir eye, rnein bir dostun sadakatine inanmak, bir inan fiilini gerektirir. nk bir insann davran bir lde zgrln sonucudur ve insanlar arasndaki ilikiler, eylerin bilgisiyle ayn planda yer almazlar. Hatta benim inanma eylemimin dostumun sadakatini ayakta tutmaya katks olabilir (Eer ona inanrsam, o beni d krklna uratmak istemeyecektir). Bununla birlikte inanlarmzn ou, eer kaynaklarn sadece eilimlerimiz, tutkularmzda bulmaktaysalar ve aklsal kantlara dayanan bir temele sahip deilseler, yanl inanlardr. Yarn sokaa kp dolamay arzu ettiimiz iin havann gzel olacana inanmamzla, baz istasyonlarn barometrik ve higrometrik verilerine dayanan meteorolojik bir haritaya dantktan sonra herhangi bir arzu veya karla ilgisi olmakszn yarn yamurun yamamasnn muhtemel olduunu dndmzden havann gzel olacana inanmamz arasnda byk fark vardr. Ayn ekilde dinsel inanlar da temel olarak bizim iten balanma ve inanma eylemimize sahip olmakla yetinemezler. Bir
Doru ve kantlar

73

Fikir ve yarg
dinin hayatm zenginletirmesinden, bana cesaret ve umut vermesinden dolay doru olmas zorunlu deildir. nan, nedensiz bir ey olma iddiasnda deildir. O, kant talep eder (fides quaerens intellectum). Vahyedilmi bir din, tarihsel tanklklara dayanr ve akla uygun onamamz, bu tanklklarn tarafsz incelenmesini gerektirir. Hele matematik bir doru, duygularma veya nedeni olmayan bir kararma hi bal deildir. phesiz bir teoremin geerlilii, bir aksiyomlar sistemine dayanr. Ama bu sistemin iinde kantlanmam doruluu temellendiren ey, mantksal bakmdan dzgn bir biimde gerekletirilen bir tmdengelimdir. te yandan sk mantksal tutarllk koullarna (eitli aksiyomlarn bamszl, uyumas, yeterlilii) uyan sistemin kendisi de tamamen keyfi bir biimde seilmi deildir. Sonu olarak yukarda kabul ettiimiz gibi eylem ve iradenin yetki alanna giren ahlaksal kesinlikleri bir kenara brakrsak, entelektalizmle iradecilik arasndaki atma bize u ekilde zlebilir grnmektedir:
Yanln psikolojisi ve inanma ahlak

radeciler bize ou zaman ince ve nfuz edici bir yanln psikolojisini vermektedirler. Buna karlk entelektalistler bir inanma ahlak sunmakta ve bir bilginin hangi koullarda doru olduunu anlatmaktadrlar. phesiz inancn psikolojisinde yrek, tutkular, arzular nemli bir rol oynar. Ama onlar inanlarmzda ancak yanl olan aklar. Eilimler ve tutkularn bu ince mekanizmasn bilmek gerekir; ama bunu inanlarmz bu eilimler ve tutkular zerine oturtmak iin deil, onlardan artmak iin bilmek gerekir. nk doru, igdler ve tutkular da iinde olmak zere tmyle yaayan kiiden hareketle tanmlanamaz. Dorunun aratrlmas, insann hayal gcnden, ihtiya ve tutkularndan kendini kurtarmasn, romantiklerin yrein dzeni dedikleri bedenin dzenini terk etmek zere ile ekmesini, aba gstermesini gerektirir. Doru inan, akla dayanan, dolaysyla salt psikolojik motivasyonlardan uzak olan inantr. Bertrand Russell, yanl inanlarn ancak psikolojisinin yaplabilecei, buna karlk doru fikirlerin mant ilgilendirdiini sylemekteydi. Bir problem zerinde doru dnmenin ancak tek bir tarz vardr ve bu doruluk bizden deil, nesnenin yapsndan kaynaklanr. Buna karlk yanlmann her biri psikolojimizin bir zelliinden kaynaklanan binlerce eidi vardr (Aristoteles, yanln ok yzl olduunu sylemekteydi). Dorunun kiilik-d ve nesnel olmasna karlk, yanllarmz tm varlmzla bizi yanstr. Ancak iradecilik vardr, iradecilik vardr ve Descartesn iradeciliine ok zel bir yer vermeliyiz. Descartes doruyu tutkular, karlar veya "balanmalar"a tabi klmamaktadr. phesiz ona gre, tasdik eden iradedir. Doru inan gibi yanl inanta da onun karar vardr. Ancak yanlta iradenin "acele hkm verme" veya "nyarg"nn akl-d gleri tarafndan yoldan karlmasna karlk, doru bir inan sz konusu olduunda bunun tersine irade sadece akln yla aydnlanmak zere kendini tutkularn belirleniminden kurtarmay bilir. Descartes, zihinde byk bir akln iradede byk bir eilimi belirlediini ilan eden ilk kiidir. Bu anlamda irade, kusursuz bir inan salnn, verimli bir yarg pedagojisinin ilkesi olabilir. rade akla dayanmayan her nermeyi kabul etmeyi reddetmek zere dncelerimizin gidiini ynlendirmelidir. Yntemsel phe, yargnn geici olarak askya alnmas ilkesi budur. Aklcla kar kanlar, bir insann "o zamana kadar kazanm olduu btn grleri akln dzeyine uydurmak zere istedii gibi bir kenara atabilecei"ne itiraz ederler. Descartes, bu kahramanca giriimin zorluklarn kabul eden ilk kiidir. O, yetikinler ol-

Descartesa gre aklclk ve irade

nanlarmz yntemli olarak incelememizin zorunluluu

74

Fikir ve yarg
madan nce arzularmzn taleplerine ve mrebbilerimizin szlerine boyun een ocuklar olduumuzu bilmekteydi. te yandan, ada psikoloji, ocuun kazand ilk inanlarn neden o kadar uzun bir sre ve bazen her trl eletiriye direnerek varln devam ettirdiini daha iyi anlamamza imkan vermektedir. ocuk, anne babasn sevdii ve onlar tarafndan sevilmeyi arzu ettii iin anne babasna inanmaktadr (Bu, aktarma [transfer] mekanizmasdr). Anne babasnn, rnein, dinsel veya siyasal konulardaki grlerinden phe etme durumu ortaya ktnda yetikinin duyduu byk ac buradan kaynaklanmaktadr. Bu phe, yetikinde, bazen yle bir sululuk duygusu yaratr ki o belki kendisine daha pheli grndkleri lde eski inanlarn daha byk bir enerji ve tutkuyla savunmaya devam eder. Banazln zehirli srr budur. Onu aklayan ey, kiinin yetersizlii ve savunduu davann zorluklar konusunda sahip olduu bulank bilgiyi bir tr telafi etme arzusudur. Bylece siyasal bir tartmada karsndakinin kantlarnn stnln hisseden insan, sert bir tavr taknr ve karsndakine hakaret etmeye ynelir. Jung, "Banazlk, phenin ar telafisidir" der. nsann bir kez alkanla doduktan sonra akla domas ok zordur. Yrein yaam olduu bir "evet"e, zihnin gcyle "hayr" demek ok zordur. Jean Guitton Bay Pougetnin Portresi adl ok ho kitabnda Peder Pougetnin kendisine bir gn unu sylediini anlatr: Hayatmn sonuna yaklatm u dnemde kendime inanszla yaklaan sorular sorduum anlar oluyor. Ama bu ayartmalar derhal kafamdan kovuyorum. Ancak bu tutum, ift anlamldr. Daha nce benimsemi olduumuz bir teze kar aklmza gelen kantlar kt ayartmalar olarak m grmeliyiz? Tam tersine tarafsz olarak incelemek, deerlerini saptamak iin geici olarak onlara haklarn vermek devimiz deil midir? phesiz bu kantlar, sahte-kantlar, tutkulu bir kandrmann kt niyetli akla uygunlatrmalar (rasyonalizasyonlar) olabilirler. Ancak incelemezsem bu konuda nasl yargda bulunabilirim? Eletirici dncenin iine debilecei tuzaklara kar onu daha ileri gtrmek, tamamlamaktan baka are yoktur. Her trl tutkudan arnm bir akl belki hibir zaman var olmamtr. Ama bundan dolay onu kendimize ideal olarak almaktan vazgememiz mi gerekir? Bu inan sal ok seyrek olarak yerine getirilir. nk o bizden aba sarf etmemizi ister. ok kii bu abay reddederek kendini yanl inanlara mahkum eder. "Dnce, tasarruf iin, hazr giyinir." Fazla dnmeksizin insan kendi siyasi partisine, gazetesine, ortamnn alkanlklarna gvenir. Birok parti, baka gazeteler ve baka ortamlar olduunu biliriz. Ama hayat bu eyler zerinde dnme zaman vermez. stediimiz ey her eyden nce "entelektel konfor", zihin gvenlii ve i huzurdur. Bazen doruluk zihniyetinin dman olan kesinlik zihniyeti budur. Doruluk zihniyeti, doruyu kendimize tercih etmemizden ibarettir. Eski fikirlerimiz, tutkularmz ve alkanlklarmzn meydana getirdii sahte-kesinlikler iinde uyumamamz, sevdiimiz, ok sevdiimiz dncelerimize kar belli bir mesafeyi korumamzdan ibarettir. Lagneau, hayranlk uyandrc bir biimde unlar sylemektedir: "Ancak zihnimiz kendisini daha yukarda tutarak, onlar srekli olarak yarglamak yoluyla canllklarn korursa, fikirler hayatiyete sahip olabilirler."
Fikirlerden daha yukarda olan ruh

75

Fikir ve yarg

A N A

F K R L E R

Dnmek, yarglamak, ileri srlen nermeyi onamaktr. Yarglarmzn temeli nedir? Entelektalizm onun fikrin kendisinde tad kesinlik olduunu syler. Spinozaya gre karanlk ve bulank fikir, beni phe iinde tutar; buna karlk ak ve seik bir fikir bana kendisini kabul ettirir. Kesinliin psikolojik dzeniyle dorunun mantksal dzeni bir ve ayn eydir. Bu sonuncunun kendisi ise varln dzenini, yani eylerin bizzat kendi dzenini yanstr. Ancak gnlk deney bunun tersini gstermektedir. Benim kesinliklerimin ou kez apak veya kantlanm dorularla hibir ilikisi yoktur. Btn yarglarmn anahtar zihin deildir, iradedir. Bu iradeci kuram paradoksal grnmektedir. stediim bir eye inandm nasl savunabilirim? Gerekte ben ister tenimin gzyle ister aklmn yla ancak grdme inanrm. Buna ancak baktm eyi grdm ve sonuta ancak istediim eye baktm eklemek gerekir. rade yargy ancak dolayl olarak, yani dikkat araclyla belirler. Aslnda bu iki kuram (iradeci ve entelektalist kuramlar) farkl planlarda dorudurlar. radecilik bize zellikle ince bir yanl psikolojisi sunar. Arzumun dikte ettii inanlar, genellikle yanl inanlardr. Entelektalizm ise bize bir inanma ahlakndan haber verir. O bize yarglarmzn gerekten ne olduunu deil, ne olmas gerektiini syler. Hangi aklk, aklsallk koullarnda bir inancn doru olabileceini anlatr. Ancak irade belli bir inan kategorisinde meru bir rol oynar. Frdric Rauhun "ahlaksal kesinlikler"in kantlamaz olduklar, onlarn ancak "sokakta, hayatta, savata yaandklar" grn kabul edelim. Ama dnmek anlamnda inanmakla (bir gazetecinin u grnn doru veya yanl olduunu dnme -ki bu tarafsz bilgi ve akln yetki alanna giren bir eydir-) gvenmek, itimat etmek anlamnda inanmak arasnda ayrm yapmak gerekir. Bir insana, bir davaya inanmak (rnein bir dostun sadakatine inanmak), bir inanma fiili gerektirir. nk bir insann eylemi bir lde zgrlnden kar ve insanlar arasndaki ilikiler, eylerin bilgisi ile ayn plana ait deildirler. nanma fiili hatta dostumun sadakatini yaratmaya katkda bulunabilir (Eer ona inanrsam, beni hayal krklna uratmak istemeyecektir).

76

Fikir ve yarg

YORUMLAMA METNLER

Gndelik dilin iinde bulundurduu belli bir karkla kar dikkatli olmalyz. nanma fiili, gndelik dilde en belirsiz, en kararsz bir biimde kullanlr. O, ok basit olarak "sanyorum, bana yle geliyor" anlamna gelebilir. Bu kullanmnda inanmak, basit olarak, "emin olmak"tan daha zayf, daha belirsiz bir anlam ifade eder. Ancak bu alanda daha belirgin dncelere ulamak istiyorsak dikkatimizi sanmak, dnmek anlamnda inanmak zerinde deil, gvenmek, itimat etmek anlamnda inanmak zerinde toplamalyz. Bu konuda kredi kavram bize yol gsterebilir. Birine kredi amak, ite inanc inan olarak gerekten meydana getiren ilem bana bu gibi gelmektedir. phesiz burada i veya para dnyasnda bu ilemin gsterdii maddi cephe zerine taklp kalmamalyz. Bir insana kredi amay kabul eden bir banka, belli bir sre iinde ve belli bir kar karlnda kendisine tekrar dnecei midiyle bu insann kullanmna belli bir para miktarn sunar. Ayrca banka ile sz konusu insan arasnda ngrlen koullar iinde bu geri verme olay gereklemedii takdirde bankann taahhdn yerine getirmeyen borluya kar baz nlemler alma hakkna sahip olduu zerinde anlamaya varlmtr. Ancak asl anlamnda inanma sz konusu olur olmaz, deyim yerindeyse, kredi amay bu maddi ykten kurtarmak durumundayz. Eer ben bir eye veya bir insana ina-

nrsam, yani gvenirsem, bu benim kendimi onun hizmetine komam veya onunla ilgili temel bir taahhde girmem anlamna gelir. Bu taahhdn konusu sadece sahip olduum ey deil, benim kendimdir. Gnmzn felsefi diliyle bunu yle syleyerek ifade etmek mmkndr: Bu inancm, emin olmada kesinlikle mevcut olmayan varolusal bir iaretin etkisini tar. Kanaatimin konusu doa, belli bir insann deeri olsa da onun kanaat olarak benim tarafmdan bir insan hakknda taahhde girmeye benzeyen bir eyi ierdii phesiz sylenemez. Bir kanaat sahibi olmada her ey sanki benim bir eit kendi zerime kapanm bir durumda bulunuyormuum veya oturduum yerden kmakszn beni hibir taahht altna sokmayan bir yargda bulunuyormuum gibi cereyan eder. Buna ek olarak bu bak asndan inanmann izlemek -ancak bu kelimeyi edilgin anlamda almamak kouluyla "izlemek"- olduunu syleyebiliriz. Burada kredi imgesini faydal bir biimde tamamlamak zere iin iine katlma imgesini katabiliriz. Bir eye inandmda bu inanma eyleminin gerektirdii bir i toplanma, bir araya getirme ile ona katlrm. Bu adan en gl inancn veya en canl inancn varlmzn btn glerini en tam olarak taahht altna sokan inan olduunu syleyebilir.
GABRIEL MARCEL, Varln Srr.

77

Fikir ve yarg

oa bilimcisi Louis Agassiz, "Nasl ki sprge otu fundalk demekse insan da toplum demektir" diyordu. nsanlk kavram, ortak paydalar Andre Malrauxun kendisinden o kadar gzel bir biimde sz ettii "insanlk durumu" olan her trden,

her dinden, her etnik gruptan, her adan insanlar iine alr. O halde soyut ve genel insan kavram, hibiri dierine benzer olmayan milyonlarca insana dayanr. nsanlk ayn zamanda hem btn insanlarn toplam, hem de tek bir varln znn kendisidir.

Bu resimde kitle ilk bakta eitli varlklarn ayr trden bir toplam gibi grnmektedir. Ama birbirlerinden o kadar farkl olan bu insanlar bir ayn temsili seyretmede birlemi deil midirler? Bylece bir festivalde, konserde veya gsteride kendini gsteren, bir eler

topluluundan ok bamsz ve gerek bir varl olan ve bundan dolay da byle kavranmas gereken bir varlktr. Bir fotoraf makinesinin gr alan iine tm temsilcilerini toplamak mmkn olmasa da insanlk kavram da bu tr bir eydir.

Raymond Depardon

tarafndan ekilen bir fotoraf

78

BLM FELSEFES

80

BENC BLM
Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik
1. Bilimsel tutum insan iin doal deildir. O tarihin bir fethidir.
n 1. Comteun hal yasas
Auguste Comtea gre bilimsel bilgi, insan zihninin olgunluunu, uzun bir tarih sonunda glkle kazanlm olgunluu temsil eder. nsanlar nce dnyann tanrbilimsel aklamalarn kabul etmilerdir (Rzgar tanrs Eolen bir kaprisiyle aklanan frtna). Daha sonra tanrlar yerine soyut gleri geirmiler ve ortaya metafizik aklamalar kmtr (Havann "dinamik gc"yle aklanan frtna). Nihayet ada, pozitif ve bilimsel aklama, eylerin nihai nedenini tasarlamaktan vazgemi ve olaylarn nasl cereyan ettiini betimlemekle yetinmitir. Burada nesnel bir tarzda olaylar birbirlerine balamak, onlarn gerekten tabi olduklar ilikileri ortaya karmak sz konusudur (rnein rzgar, havann atmosferin yksek basnlarndan alak basnlarna doru bir yer deitirmesidir). leride, Auguste Comteun pozitif aklamayla ilgili grnn dar olup olmadn soruturacaz. Ancak belki fazla sistematik olan hal yasas, dikkatimizi tartlmaz ve byk kapsama sahip bir olay zerine ekme deerine sahiptir: Bilimsel tutum, insanda kendiliinden olan bir tutum deildir; o, tarihin ge bir rndr. nsann kendisini evreleyen doal olaylar hakknda verdii ilkel aklamalar -bugn kendiliklerinden ocuklarn akllarna gelen aklamalar- her zaman insanbiimci grnmektedir. lk insani aklamalar, doal olaylara insani duygular yklemekten ibarettir. nsan, kendiliinden ve bilinsiz olarak doaya kendi psikolojisini yanstmaktadr. Eole, bizim gibi fkelenebilen bir varlktr. Bayan baronesin aydan korkmas gibi doa da "boluktan korkar". Tanrbilimsel veya metafizik denen aklama, salt psikolojik bir aklamadr.
Tanrbilimsel a, metafizik a, bilimsel a

n 2. Bilginin psikanalizi
O halde bilimsel zihniyete erimek iin bilgiden, kendiliinden ve bilinsiz psikolojik yanstmalar atmak ve Bachelardn dedii gibi, "bir bilgi psikanalizi"ni gerekletirmek zorunludur. Bu "psikanaliz" epeyi zordur, belki hibir zaman tam deildir. Her neyse o yzyllarn eseridir ve bilimin yaknlarda ortaya kan bir macera olduunu asla unutmamalyz. nsan, yz binlerce yldr dnya zerindedir. Buna karlk bilimsel fizik XVII., kimya XVIII., biyoloji XIX. yzylda ortaya kmtr. Aslnda gerein kendiliinden bilgisi, bilim-ddr. O, psikanalizden gememi, ryalarmz ve tutkularmzdan arnmam bilgidir. Bilimsel olmayan bilginin zelliini oluturan ey, her eyden nce, nesnel olanla znel olan birbirine kartrmasdr. Sarkacn kefedilecek araziyi temsil eden cografya haritasnn zerinde gezdirerek kaybolmu
Kendiliinden bilgi, arzularmzn nesne zerine yanstlmasdr

81

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


bir eyay bulacan iddia eden radyoestetiste bakn. Sarkacn, harita zerinde aranan eyann bulunduu yeri temsil eden noktann tam stnde titreyeceini ileri srmektedir. Ancak sz konusu arazinin maddesiyle, kat zerinde onu temsil eden harita arasnda hibir gerek fiziksel iliki yoktur. Harita insan zihni iin araziyi temsil etmektedir ve radyoestetist saf saf sarkacna bu haritay okuma sanatn yklemektedir. Ayrca dil, insanbiimciliin ve znel yanlglarn doal taycsdr. Suyun "uyuduu"nu, gnein "doduu"nu, sanki gk yklem olarak maviye sahip gramatikal bir zneymi gibi gn mavi olduunu syleyerek maddi olaylara "canllk" ykleriz.
Bilimsel bilgi, ina edilmesi zor bir bilgidir

Paul Eluard, "Gerei kendimiz gibi grmememiz gerekir" der ve bunu sylerken bir bilim adam gibi konuur. Ancak ben, doal olarak dnyay kendim gibi grrm ve onu kendisi gibi grmem iin ok almam gerekir. Bu alma, bilimin almasdr. Bilim adam "insanbiimciliin" (Planck), znel yanstmalarn ortadan kaldrlmasn bilimsel etkinliin baarsnn koulu ve ls olarak alr. Onun ideali artk benim znel eilimlerimin yansmalar olmayacak nesnel bantlar ortaya koymaktr. rnein, bilim iin gk, gramatikal bir zne, mavinin yklemi olaca bir varlk olmaktan kar. Gn mavisi, gne tayfnn nlarnn eit olmayan dalmnn sonucundan baka bir ey deildir. Bilimsel etkinliin ve bilimsel eitimin abasn karmaklatran ey, benim dnyaya sadece kiisel duygularm deil, ayn zamanda toplumsal gelenekten edindiim tm zelliklerimi yanstmamdr. Bachelard yle der: "S zihin, gen deildir, hatta ok yaldr." Biz dnyaya bize retilen her eyi yanstrz. Bylece Ortaada insanlar her ke banda boynuzlu eytanlar grmekteydiler. Bugn gkyzne iyi zmlenmemi, ada zamanlarn btn korkularn tayan sahte-bilimsel bir kltr yanstmaktayz: "Uan daireler" grmekteyiz.

Nesnellik, hibir zaman dolaysz deildir

Bilimsel nesnellie nasl eriebiliriz? Hibir gerek bilimsel kltrmz olmasayd bunu yle cevaplamak eiliminde olabilirdik: Tutkulardan, gelenekten, hayal gcnden gelen eyi dar atmak yeterlidir. eylerin ilkel algsna geri dnmek, olaylarn kendilerini konuturmak gerekir. Ama bu cevap birazdan greceimiz gibi ift anlaml bir cevaptr. nk nesnellikle ykl olan tam da sz konusu kendiliinden, ilkel algdr. Buna karlk bilimsel, nesnel gerekliin, tesis edilmesi iin ok karmak ve zorlu bir alma gereklidir. Arasz olarak alglanan ey, zneldir. Nesnel olan ey ise bunun tersine "dolayl"dr, ona ancak dolambal yollardan ve birtakm dzeneklerle ulaabiliriz.

n 3. Algdan bilime
Kendiliinden alg bize, niteliksel (Evren bize "duyusal nitelikler" denen eyi meydana getiren sesler, renkler, kokularn karmak bir toplam olarak sunulur); eit eit ve ayn trden olmayan (O, bir karmak olaylar yndr);
Kendiliinden alg

birbirinden ayr ve bamsz "varlklar"dan meydana gelen bir dnyay gsterir. Duyular gibi dil de bizi yanltt iin dnyann birtakm "znitelikler"in belirledii "tzler"den meydana geldiini dnrz: Mermer souktur, yn scaktr, kurun ardr. lkel fizik ve kimya yalnzca bu arasz verilerden sz ederler (rnein simyaclar kurundan "kurunluu" karmak ve bylece "geride kalan ana madde"ye yeni ve daha deerli bir biimi, "altnl" geirmek istemekteydiler). Ayn ekilde drt unsur kura-

82

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


m da s algnn sistemletirilmesinden baka bir ey deildir. Herkes dolaysz olarak su, hava, toprak, ate arasnda ayrm yapar. O halde dorudan doruya algmza kendisini kabul ettiren eyi ana ey olarak alma eilimindeyiz. Ama bizi bilime bu yol gtrmemitir. Yanmadan hibir ey anlamakszn atei saatlerce seyredebiliriz. Voltaire 1763te Tessan kontuna unlar yazmaktayd: "Siz hala fizik zevkinizi devam ettiriyorsunuz (...). Ben ise ondan vazgetim ve ite sebebi: Bir gn ateimi flerken odunun neden dolay yandn dnmeye baladm(...). Kimse bana bunu syleyemedi." Ama Bachelard onu bize gsterdi: Tuhaf ekilli, parlak renkli, yakc dilli alevin grnts bizi hlyalara daldrr, bilind arzularmz uyandrr ve besler; ama o, bilimin kayna deildir. Bilim grnlerin tesine geilmesini ister. Ancak gizli olann bilimi vardr." Yanmann srr bir kez kefedildikten sonra "alevsiz" bir atein, "gze arpmayan bir paslanma"nn rneini verebiliriz: Solunum. S gzlemin arasz olarak deer verdii ey genel olarak ayrntdr. Arasz ve sradan alg, empiristlerin sandklar gibi bilimin anahtar olmak yle dursun, uzun sre onun ilerlemesine engel olmutur. Empirik gzlem, bilimin kayna deildir, bilimsel bilgiye bir engeldir. Bachelardn "bilgi kuramsal engel" dedii eydir. Arasz algnn tersine bilimsel bilgi Nitelikleri niceliklere evirir (Bilimin ortaya k, lmenin ortaya kdr: sesli ve renkli "yaanan" ey yerine bilim dalga boyu, frekans llebilen titreimleri kefeder). Empirik eitliliin yerine aklsal birlii geirir.1 Kimyada sonsuz derecede deiik cisimler birbirleriyle eitli tarzlarda birleme zelliine sahip, yz civarnda basit cisme indirgenir. Cisimler atomlardan meydana gelirler. Atomun kendisi de ayrtrlabilir: Elektronlar, fotonlar, ntronlar, ekirdekler bugn maddenin nihai yap talar gibi grnmektedirler. Ancak fizikinin eritii birliin, drt unsur kuramnda karlatmz dnyann basitletirilmesiyle hibir ilgisi yoktur. Drt unsur retisinde sahte bir basitlik, eletirilmemi dolaysz bir sezginin kurbanydk. O, sadece ayrtrma yapmamadan ileri gelen sahte bir basitlikti. Buna karlk elektronun "basitlii" bir balang basitlii deildir, sonu planna ait olan, ayrtrmann kendisinin rn olan ve onun snrn gsteren bir basitliktir. te yandan elektron gerek anlamda "basit bir unsur" deildir. Eer o ada bilimin grd gibi "bir dalgann kendisine elik ettii parack" ise, elektronun kendisi de bir btn, bir "ilikiler toplam" olarak grnmektedir. Bilimsel bilgi dolaysz gzlemin varlklar grd yerde ilikiler grr. Nasl ki gn mavisi bir tzn ana nitelii deilse, ynn scakl veya mermerin soukluu da bir varln nitelikleri deildir. Bu dolaysz veriler benim bedenimle nesneler arasndaki ilikilerin gereini gizlemektedir (Filanca mermer, "kendinde" souk deildir, byk bir iletkendir). eylerin btn grnrdeki nitelikleri, gerekte dier nesnelerle ilikilere indirgenirler. Bylece arlk yerekimi alanna, bir objenin rengi yanstt a tabidir.
Bilimsel bilgi dolaysz algy terk eder Bilimsel bilgiye engel tekil eder

Gaston Bachelard yle yazmaktadr: Btn cisimler, hatta dmeyenler de derler! Kaprisli bir eri izerek topraa doru inen l yaprak da dey olarak der. Sonbahar hava akmlar grnte dn deyliine engel olsalar da dmenin derin yasasn kefetmi olan aklsal dnce eri olarak dme grntsne ramen bunu ilineksel bir durum olarak kabul eder. Basit bir cebirle ifade edilen dme yasasnn aklsall dnya yzeyinde den btn cisimlerin hareketleri iine kaznm durumdadr.

83

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik

n 4. Bilimsel olayn ina edilmesi


Bilimsel bir olgu nedir?

O halde bilimsel gerek kendiliinden ve edilgin olarak gzlemlenen gerek deildir. O, ina edilen bir gerektir. Olgu ancak bize nesnel, llebilir zellikler salayabilecek bir biimde ortaya konduunda bilimsel anlama sahiptir. Olgu, bilimsel olarak ina edilmesi genel olarak gzlemi grsel ve uzaysal bir alana aktarmak iin bir dizi teknik dzenekler tasarlamaktan ibarettir. rnein, burada znel ve belirsiz olan arlk duyumu yerine terazinin ibresinin kadran zerindeki hareketinin grsel deerlendirilmesini geiririz. "Kuvvet", gerilebilir bir yayla llr. Elektriin bilimi, uzayda llebilir etkiler meydana getirmek zere elektrii kullanan teknikler (terazi sayesinde llen elektroliz sonucunda ampermetrenin veya galvanometrenin ibresinin kadran zerindeki yer deitirmesi) sayesinde gelimitir. Scaklk, artk deri zerinde hissedilmeyip bir termometre zerinde okunduunda bilimsel bir olgu olur. Bu kadar basit bir rnekte bile dolaysz olarak "yaanan" eyle, bilimsel olarak "bilinen" ey arasndaki byk farkll anlayabiliriz. Scakln "yaanan" algs, vcudumuz yzeyinde bulunan termik alclara baldr. Ancak bu alclarn kendileri de bir scaklk kayna olan organizmann bir parasn olutururlar. Scaklk izlenimi sadece vcudumuzun kendisiyle temas halinde olduu ortama deil, ayn zamanda vcudumuzun kendisine baldr. O, kan dolamndaki deimelere tabidir. te yandan organizmann uyum gc her trl nesnel deerlendirmeye engel olur. ok fazla stlm bir odadan geldiimde snf bana souk gelir. Oysa buz gibi bir rzgarn estii avludan geliyorsam, onu scak bulurum. Bu "soukluk", "lklk", "scaklk" izlenimleri znel ve grelidir. Ayrca onlarn belirsiz olduunu da eklemek gerekir. Termometre lei zerinde edeer olan scaklk farkllklar, scaklkla ilgili duyumumuz iin edeer deildirler. 20 derece etrafnda yarm derecelik bir scaklk farkna duyarlyzdr. Ama ok alak veya ok yksek scaklklar sz konusu olduunda duyarlmz ok daha az ayrm yapar.

Bilimsel aletler

Celsius leine gre yaplm sradan bir termometre kadar ilkel bir aletin kullanlmas bile bizi "bilim"in dnyasnn iine sokar. Bu dnyada termik alclarm, organizmam ve ortam arasndaki karmak ilikilerin yerini, bir nesneyle ortam arasndaki ok daha basit ilikilere dayanan bir lme alr. Bir scaklk hakknda yargda bulunmak, derecelendirilmi bir skala zerindeki cva stununda meydana gelen genlemeyi lmektir. O halde bilimsel gzlem, aletler gerektirir. Alet ise elle ilemeye ihtiya gsterir. Aletin kendisi bir kurama dayanr (rnein termometre, genleme kuramna dayanr). Bachelardn dedii gibi "Bir alet, maddelemi bir kuramdr". Bilimsel olayn tm anlam, tm deeri, ancak olayn gzlemlendii anda bilimin sahip olduu kuramlara baldr. rnein, 1856 ylnda Dseldorf yaknlarndaki Neanderthal vadisinde tuhaf bir kafatasnn st ksmnn bulunmas zihinleri heyecana srklememitir. Virchov onu "geri zekallktan kaynaklanan bir yap bozukluu" olarak grmtr ve "eer krk sene sonra ayn tipten bir baka kafatas st, Trinil kafatas st, son derece verimli tartmalar dourmu"sa, bunun nedeni, bu arada Darwinin Trlerin Kkeni adl eserinin yaymlanmasnn insann kkeni problemini ortaya koymu olmas, bylece zihinleri evrimci varsaym konusunda duyarl klmas olmutur.

na edilen ve yeniden ina edilen bir dnya

Bilim, alglanan dnya yerine ina edilen dnyay geirir ve bu ina hem kavramsal, hem tekniktir. O, matematikinin en soyut teknik ilemlerinden deney yapann maddi biimlendirmelerine kadar geni bir alan iine alr. Bilim ilerledike bilimsel olgu kaba olgudan, yani sradan alg tarafndan algland ekilde olgudan uzaklar. Bylece teles-

84

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


koplar tarafndan salanan imgeler kameralara kaydedilir. Onlarn topladklar zayf k tanecikleri, spektroskopinin her geen gn daha karmaklaan tekniklerine teslim edilir. Uzman olmayan bir gz, gk cisimlerinin yayd n ayrmasndan ortaya kan spektrumdan hibir ey anlamaz. Ancak bytlmeleri ve uygun bir ekilde ilenmeleri, bu belirsiz lekelerde says yz bine varan ve bilim adamlarna yldzlarn kimyasal yaps, scaklklar, onlar gne sisteminden ayran ortamn doas, hareketlerinin hz ve yn hakknda bilgiler veren izgi ve bantlar ortaya koyar. Mesafelerin bilimsel lm ancak teknik iyilemeler ve aralksz kuramsal ilerlemeler sayesinde "iki sonsuz"u, ok byk ve ok kk olann sonsuzluklarn fethedebilmitir. Yer lmclerinin mtevazi almalar jeodezinin temelidir. Dnyann boyutlarnn bilgisi paralaks yntemi sayesinde dnyann gezegenlere olan uzakln lme imkann verir (Bir yldzn merkezinden dnyann merkezine ve gzlem yapann ayaklarnn dibine izilen iki dorunun meydana getirdii aya, paralaks denir). Bu lmler trigonometrik hesaplamalar gerektirir. Uzak yldzlarn mesafelerini belirleme, kendi payna karmak fotometrik bilgiler gerektirir. Dominik Dubarlen yazd gibi, "her zaman daha nemli kuramsal bir arka fonun mdahelesini gerektiren, temel ilemsel faaliyetlerle birlikte bulunan hesaplama ilemlerinin giderek artmas" sz konusudur. Sonsuz kk boyutlar konu alan lmlerle ilgili olarak da ayn eyi syleyebiliriz. Herhangi bir giriim (interference) saann geniliini ancak bir bilgi birikiminden, teknik birikimden hareketle bilebiliriz. Bilimin evreni, algnn evrenini olaanst lde geniletir. Bir atomun ap, bir milimetrenin on milyonda birinin birka katdr. Buna karlk galaksimizin ap, yz bin k yldr (Ik yl, n saniyede yz bin kilometrelik bir hzla bir ylda katettii mesafedir). O halde bilimin dnyas, nesnel dnya, tm bir teknik yaratmlar ve entelektel ilemler araclyla yeniden ina edilen, baka bir dnyadr. Bilimde olay sanki bilim adam tarafndan imal edilmitir. Eduard le Roy bu anlamda (ar, ancak anlaml bir ifadeyle) yle demekteydi: "Olaylar, yaplmtr." Leon Brunschvicg de ayn ynde yle demekteydi: "Msrn tarihi, msrbiliminin tarihidir." phesiz veri olan bir gerek vardr, bilimsel inalar keyfi yaratmlar deildirler. Sonuta bilim adamnn bir alet zerindeki bir sonucu okumas gerekir. Bu ise dolayl da olsa bilimsel bilgiyi duyusal deneye balar. Duyusal veriyi yorumlayan zihin olsa da bu veriyi gren, duyu organdr. te yandan bilim adamlarnn kuramsal inalar birbirlerini doruladklar ve pratik uygulamalara imkan verdikleri iin nesneldirler. Ancak kaba duyusal verilere zg znel yanlglara kar kazanlan bu nesnellie bir dolaymla, karmakl gitgide artan kuramsal ve teknik dolambal bir yolla ulalr. Fizik nesnelliin kazanlmas nce duyusal znelliin dar atlmasn gerektirir (Scaklkla ilgili izlenimin yerine termometrenin okunmas geirilir). Sonra (empirik bilginin hareket noktas olan, ancak bilimsel bilgiye bir engel oluturan) duyusal znelliin kendisi, bilimsel bir analizin konusu olur. Bylece scaklkla ilgili duyumun znelliinin kendisi fizyolojiyle bilinir, belirlenir ve aklanr. Bilginin znellikten kurtarlmas sreci ancak o zaman tamamlanr. Olay tmyle "yaplm", yaratlm bir ey deilse de hi olmazsa Maurice Pradinesnin dedii gibi, "yeniden yaplm"tr. Olay, her zaman belli, kesin koullarda elde edilmi bir sonutur. Bu koullarn kendileri ise bir bilgi ve teknik birikimden hareketle ortaya konulmulardr. Her neyse bilimsel etkinlik bir seyretme deil de bir ina etme olmas lsnde hem kuramlar, hem aralardr. Bilimle teknii birletiren sk ilikiler konusunda bu kadarn sylememiz yeter.
Kuram ve alet

Bilginin znellikten kurtarlmas

85

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik

n 5. Bilimsel bir kavram rnei: Arlk


Kuvvet, ktle ve yerekimi

Klasik bir rnek alalm: Bu, arlk kavram ve onunla ilikili baka kavramlar, kuvvet kavram (Bir arlk, kuvvetin zel bir rneidir, nk bir cismin hareketini meydana getirme veya deitirme gcne sahip her neden, kuvvettir) ve ktle veya madde miktar (1687de Newton tarafndan yaratlm klasik fizikte iki cismin ktlelerinin oran, arlklarnn oranna eittir. Bu oran bulunulan yerden bamsz bir sabittir) kavramdr. Bu kavramlar Newtondan itibaren bilimsel kavramlardr. phesiz onlar (zellikle Einsteinla birlikte) nemli deimelere uramlardr. Ancak biz her eyden nce dolaysz, bilim ncesi bilgiden bilimsel bilgiye gei olayyla ilgileneceiz ve bilimsel bir kavramn dolaysz bilginin bir devam olarak deil, onunla bir kesinti meydana getirerek ortaya ktn greceiz. Bilimsel kavram, empirik, bilim ncesi kavrama gre kkten bir deiiklik meydana getirir. Aristoteles iki tr cisim ayrt eder: Ar cisimler ve hafif cisimler. Ar cisimlerin (bir ta) kendiliklerinden aaya doru hareket etmelerine karlk hafif cisimler (duman) kendiliklerinden yukar doru giderler. Yukar ve aa karlkl olarak hafif ve ar cisimlerin "doal yer"ini ifade eder. Bylece bilimsel olmayan bilginin duyularmza, doal olarak grdmz eye baml olduu (nk biz dumann yukar doru ktn, tan ise aa dtn grrz) ortaya kar. Biz dorudan doruya kendini alglarmza kabul ettiren eyi ana ey olarak grme eilimindeyizdir. Ancak bununla kalmamaktadr. Aristotelesin bilim ncesi anlaynda maddi cisimler farknda olmakszn evlerine (doal yer) kavumaya alan insanlara, yuvalarna dnmeyi arzu eden hayvanlara benzetilmektedir. Tan dme hareketinde yerekimi ivmesi, onun "aa doru gitmeyi arzu etmesi" ve "tavlann kokusunu aldklar"nda daha hzl giden atlar gibi hareketini hzlandrmasyla aklanmaktadr. Psikanalizin diliyle ifade etmek gerekirse Aristotelesin, kuramnda bir "yuva kompleksi"ni yansttn, baka deyile maddi cisimlere oturduklar yerlere kar zel bir duygu yklediini sylememiz mmkndr. Bachelardn dedii gibi burada yeni bir bilgi kuramsal engelle karlamaktayz: lkel insann kendisini evreleyen doa olaylar hakknda verdii aklamalar -bugn ocuklarn aklna kendiliinden gelen aklamalar- her zaman insanbiimci grnmektedir. lk insani aklamalar, doal olaylara insani duygular yaktrmaktan ibarettir. Bilimsel zihniyete erimek iin, o halde, bilgiden kendiliinden ve bilind psikolojik yanstmalar dar atmak gerekir. Ayn ekilde ilk kuvvet ve ktle kavramlarnn da tmyle insanbiimci olduunu gsterebiliriz. Kuvvet, kas kuvvetiyle ilgili deneyimden hareketle tasarlanmtr. Bylece muntazam bir hareketin, dzenli bir ekilde srdrlebilmesi iin, bir kuvveti gerektirir gibi grnmesine karlk skunet, "doal bir durum" olarak gz nne alnmtr. Bir at arabasnn, onu eken at balarndan kurtulduunda, hareketini arlatrdn ve sonunda durduunu grmyor muyuz? Bu kendiliinden deney, uzun sre, bilimsel eylemsizlik yasasnn kefi konusunda byk bir bilgi kuramsal engel oluturmutur (Eylemsizlik yasas, d bir kuvvetin etkisine uramad srece maddenin skunet veya hareket durumunu devam ettirdiini syleyen yasadr). Kepler bile ilk almalarnda (1596) gezegenlerin muntazam hareketinin bir dzenleyici melein (angelus rector) kuvvetini gerektirdiini dnmekteydi. Ayn ekilde ktle kavram uzun sre psikolojik kaynann izlerini korumutur (ar cisimleri hareket ettirmek iin kuvvet). (Bilimsel olmayan dilde)

Yerekimi hakknda bilim ncesi bir tasarm: Aristoteles

nsan biimci eilimler

Kuvvet ve ktle hakknda bilimsel olmayan tasarm

86

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


ancak ar ktlelerle ilgili olarak ktleden sz edilir. "Ancak fazla ykl olann yk vardr. Ktle kavram kkten ok byk eyler iin kullanlr"(Bachelard). Fizik derslerinde yeni balayan renciler kendilerine iki miligramlk bir ktleden sz edildiinde glmserler. Bachelardn syledii gibi, "Onlar iin ktle, her zaman byk, iri ktledir". Kuvvet veya ktle kavramlar ancak yaanan niteliklerin yerine llebilir nitelikler getiinde bilimsel kavramlar olurlar. Bilimsel bir kavram (en basit bir dzeyde bile), bir lme aletinden hareketle tanmlanr. Arlk kuvveti, ucuna bir arln asld elastiki yayn gerilmesiyle ifade edilir. Bu gerilmeyi lmek yeterlidir. Elimde bir yay veya bir terazi varsa arlk kavramn niceliksel olarak ifade edebilirim. Bu alet kullanm, bilimsel bir kavramn oluturulmasnn zorunlu bir kouludur. Lord Kelvin, "dnmek, tartmaktr" der. Bununla birlikte alet kullanma "bilimsellie" ulamak iin yeterli bir koul deildir. Alet kuramnn gelimesinden ok nce alet icat edilmi ve kullanlmtr (Bu durum zellikle ilkel aletler iin sz konusudur). nsanlar, arlk hakknda bilimsel bir anlaya sahip olmalarndan ve kaldracn ilkesini formle etmelerinden ok nce teraziden yararlanmlardr. Bilimsel kavram tek bana bir e deildir; o, bir kuramn, bir kavramlar ann bir parasdr. Bir fizik elkitabna gz atarsak Newtonun yerekimi kavramnn, arasz ve dorudan bir deneye gnderen tek bana bir e olarak deil, bir kavramlar topluluu, birbirine bal bir kavramlar sistemi olarak kendini gsterdiini grrz. Belli bir yerde bir cismin arl, cismin ktlesinin yerekimi ivmesi vektryle arpmnn sonucudur: P = mg. O halde ktle, cismin arlnn yerekimi ivmesi vektrne blnmesidir. Bu kavramlar ksaca aklayalm. Arlk, vektrel bir niceliktir. Onun bir yn (yerekimine gre aaya doru) ve bir dorultusu (cisimler dey olarak derler) vardr. Arlk sadece boylama gre deil, enleme gre de deiir. Hassas bir dinamometre araclyla ayn cismin kutuplarda ekvatorda olduundan biraz daha ar ektiini gzlemleyebiliriz. Cismin arl bulunduu yere baml ise de belli iki cismin arlklarnn oran, lldkleri yer neresi olursa olsun ayn kalr. rnein hacmi, ayn elikten imal edilmi bir baka silindirin iki kat olan elik bir silindir (lmn yapld yer neresi olursa olsun) her zaman bu ikinci silindirin arlnn iki kat ar eker. O halde arlk (Newton fiziinde) belli btn cisimler iin deimez olan bir e, madde miktar veya ktle ile (Ktle, yalnzca cismin kendisine bal olan skaler bir byklktr) yerekiminin gc, g vektr denen yere gre deien bir enin fonksiyonudur. Uluslararas ktle birimi kilogramdr (Platinden yaplm bir kilogram Uluslararas Arlklar ve ller Brosunda muhafaza edilmektedir). Uluslararas arlk birimi ise newtondur (Pariste bir kilogramlk bir ktle bir kilogram kuvvet arlndadr veya 9,81 newton arlnda bir arla sahiptir). (m arp g nin rn olan) yere gre deien arlk, grld gibi (klasik fizikte bir sabit olarak gz nne alnan) deimez ktleyle kartrlmamaldr. ada fizikte ktle kavram ok daha karmaktr. Einsteinin kuramna gre bir cismin ktlesi artk bir sabit deildir. O, hzla birlikte artar. phesiz klasik aletlerle llebilir orta lekteki hzlarda fark ihmal edilebilir dzeydedir. O halde belli bir lme leinde Newtonun kavramlar geerliliini srdrmektedir. Ancak rnein, atom fiziinde k hzna yakn bir hzda elektronlar frlatmak zere kullanlan tanecik hzlandrclarn gz nne alalm. Bu safhada Newtonun kavramlar artk yeterli deildir. Bachelardn dedii gibi srekli bir evrim iinde olan bilimsel kavramlar "lme aletleriyle ayn yatadrlar".
Grelilik fiziinde ktle "dnmek, tartmaktr"

Kavramlar ebekesi

87

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik

2. Bilim ile teknik arasndaki ilikiler


n 1. lke farkll
Teknii pragmatik doas

Bilimsel etkinlikle teknik etkinlik, ilke bakmndan, birbirinden ayrt edilebilir. Bilimin gerekte var olan nesnel ilikilerin srekli bir kefi olarak kendini gstermesine karlk teknikten, geni anlamda, "faydal kabul edilen baz sonular meydana getirmeye ynelik iyi tanmlanm usuller btn"n (Lalande) anlayabiliriz. Bilim, gerek nesnenin peinden koarken, znel zevklerimizi, bireysel tercihlerimizi dar atmak ister. Teknik ise bunun tersine kendisini tam da bilimin kendini kurtarmaya alt bu ihtiyalarmzn, arzularmzn, znel amalarmzn hizmetine koar. Teknik, "olmas gerekeni, olmas temenni edileni", yani gerekte olmayan meydana getirmek iin bir aba"dr. Bilim ise olan bilmek, aklamak iin bir abadr.

n 2. Bilgi ile eylem arasndaki mantksal ilikiler


Teknik: uygulamal bir bilgi

Tekniin doay deitirmeyi, ona insani arzunun isteklerine boyun edirmeyi istemesine karlk bu istein ancak bilgi sayesinde bir gce kavumas mmkn gibi grnmektedir. Bilim bize doa yasalarn, olaylarn ilikilerini aa vurur; Teknik ise arzu edilen bir sonucu elde etmek iin bu yasalarn bilgisinden yararlanr. Kuramsal neden-eser ilikisi mantksal olarak teknik bir ara-ama ilikisine dntrlebilir grnmektedir. Teknik, uygulamal bir bilgidir. "Bir kez olaylar ortaya konup yasalar formle edilir edilmez insan, ihtiyalarn, arzularn, hatta kaprislerini doyurmak iin derhal onlardan yararlanmaya alr. te o zaman sanat veya teknik dediimiz ey ortaya kar. Fizik ve kimyadan yararlanan mhendis, makineler imal eder. Fizik, kimya, biyolojiden yararlanan hekim, bir reete yazar. Sosyolojiden yararlanan yasa koyucu, bir kararname yaynlar." Geni halk topluluu ounlukla bilim ve teknii birbirine kartrr. nk bilimi o ancak eyler zerinde etkide bulunma imkan verdii, pratik uygulamalar yoluna girdii andan itibaren tanr. Bylece Pasteur veya Claude Bernardn adn bilen birok insan onlarn ikisinin de hekim olduunu zanneder. Oysa Pasteur bir kimyac, Claude Bernard ise bir fizyologdu. Ancak onlarn bilimsel almalar ok verimli tp tekniklerine yol amt.

n 3. nsanbiimci aklama ve bysel eylem


By uygulamalarnn anlam

lk aklama biimlerinin insanbiimci olduunu grdk. nsanlar ilkin doa kuvvetlerini kendi imgelerine gre tasavvur etmiler, onlar ruhlar olarak grmler (animizm, canlclk), onlar zerine insani psikolojik zellikler yanstmlardr. O halde, ilkel topluluklarn, psikolojik aralarla doa zerine etkide bulunmaya alm olmalar bizi artmamaldr. By yntemleri bu tr eylerdir. By, eylem plannda olaylar aklamann insanbiimci ve canlc aamasna karlk olan "canlclk stratejisi"dir. Bylece ilkeller, sanki doa kuvvetleri insanlar gibi kelimelerle ynetilebilirmi gibi byl szlerle rzgarlar, yamurlar, hastalklar zerine etkide bulunmaya alrlar. Yunanllar fkelenmi dmana bir rehine sunar gibi ters esen rzgarlar dindirmek iin phigeneiay kurban ederler. Taklide dayanan bynn amac, zayf bir doann glerini canlandrmaktr. Kuraklk dneminde byc bir saanak yadrmak iin tarlalara birka damla kutsal su serper. Bilinsiz bycler olarak biz de Aralk aynn uyuyan g-

88

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


neini uyandrmak iin Noel aac zerinde mumlar yakmaktayz. znel benzerliklere dayanan by ayinleri iin de ayn eyleri syleyebiliriz: Byc, bir insan temsil ettii kabul edilen kk bir bebee ineler batrarak bu insan ldreceini iddia eder. Bazen bir resimle yetinilir: Baz tarih ncesi maaralarn duvarlar, avn verimli olmas iin okla vurulmu hayvan resimleri veya kabilenin soyu tkenmemesi iin iman kadn resimleriyle kapldr. Prestijlerini sadece kendilerini evreleyen psikolojik deerlere borlu olan tuhaf usuller yzyllar boyu devam etmitir. Bylece 1100 yllarna doru Thophile, "demiri kei sidiinde slatmak gibi bir ilemle bile karlaabileceimizi" syler. Burada bir kiinin karakterinin, aalatc bir uygulamayla salamlat rneinden hareketle demiri "slattmz" aktr.

n 4. Fakat pozitif teknik pozitif bilimden nce ortaya kar


Bysel eylem safhasyla insanbiimci aklama safhas arasndaki paralellik bize arpc grnmektedir. Ancak "pratik"le "kuram"n sistemli olarak paralel seviyelerde kaldklarn sanmamalyz. Gerekte pozitif ve aklsal bir bilim kurulmadan nce gerek dnyaya uyarlanm etkili, pozitif tekniklerin olumu olduunu grmekteyiz. Mantksal bakmdan teknik, bilginin bir uygulamas gibi grnmekte ve bu bilginin aklsallk dzeyine karlk olan bir etkililik dzeyine ulamas olarak kendini gstermekteyse de bilimler ve tekniklerin tarihi, gerekte olaylarn farkl cereyan etmi olduunu gstermektedir. lkel topluluklar bilim adna layk herhangi bir bilime sahip deildirler. Onlarn doa hakkndaki kuramlar insanbiimci yanlglara mahkum kalmaktadr. Bununla birlikte onlar son derece usta tekniklere sahiptirler (te yandan bu tekniklere by usullerini de eklerler). Yerlilerin aa gvdelerinin iini oymak suretiyle yaptklar kayklar kusursuz bir biimde dalgaya uymaktadr. Yay ve oklar avcya onlardan bekleyebilecei btn hizmetleri sunmaktadr. Burada kuram pratiin ok gerisindedir. Alain yle demektedir: "yle grnyor ki bu alarn btn pozitif fikirleri aletlerin iinde kapal bir durumda bulunmaktadr ve onlar oradan karmak mmkn olmamtr." Eer etkili teknik pozitif bilimden nce gelmekteyse (eylem ve dnce arasndaki kesinti yasas), bunun nedeni ilk tekniklerin igdnn, kendiliinden ve bilind biyolojik uyarlamann devamndan baka bir ey olmamalardr. Alet, doal olarak organ devam ettirmektedir (Yunancada organ (organon), alet anlamna gelir). Sopa, kolun devamdr; olta, bklm parma taklit eder. Andre Leroi-Gurhan Ortam ve Teknikler adl gzel kitabnda, tekniklerde gerekleen insani eilimlerin hayvann biyolojik uyumunda i gren kuvvetlerin devam olduklarn gstermitir. Ustalk, bilgiden nce gelmektedir. te yandan eylemin acillii bilimsel olarak neden etkili olduklarn aklama imkanna sahip olmadan ok nce rastlant sonucu kefedilmi empirik usullerin kullanlmasn gerektirir. Voltaire, sanatlarn ounluunu salkl felsefeye deil, mekanik bir igdye borlu olduumuzu sylemekteydi. Ve o, szlerine unu ilave ediyordu: "Eer kuramn kaldralarn kullanlmasndan nce gelmesi gerekseydi iri bir ta yerinden oynatabilmek iin ka asr geecekti!" Ayn ekilde eik dzlemin kullanlmas da kuramdan birka yz yl nce ortaya kmtr. Mimarinin balanglarndan itibaren ok ar ktleleri belli bir ykseklie karmak iin onlar eik dzlemler boyunca itmek akla gelmi ve aradan fazla zaman gemeden eim ne kadar yumuaksa iin o kadar kolay olaca fark edilmitir. Bugn bile ou kez gcmz bilimimizi amaktadr. Psikiyatrlar elektrook teknikleriyle baz meTekniin zaman bakmndan bilimden ncelii

Biyolojik uyum zorunluluu

89

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


lankolik hastalarn durumunu iyiletirmektedirler, ama hi kimse elektrookun beyin zerine etkisinin ne olduunu tam olarak bilmemektedir. Nihayet politik eylem de hemen hemen empiriktir. nsanlar ynetim teknikleri ortaya koymak iin gerekten bilimsel bir sosyolojinin kurulmasn bekleyemezler.

n 5. Bilim, tekniin arlarna cevap vermek iin meydana gelir


Bilim, teknik dzeyde problemlere cevap verir

Tarihsel bakmndan pratik kuramdan, teknik bilimden nce gelir. Bilim, teknii izler ve btn bilimlerin kaynanda pratik kayglarla karlalr. lk matematikiler, Msrl yer lmcleri, "geometriciler", yani Nilin tamasndan sonra toprak paralarn yeniden paylatrmalar gereken "toprak lmcleri"ydi. Ayn ekilde aritmetik de ticaretten, al veri zorunluluundan domutur. "Hesaplar", nceleri tccarlarn kendileriyle kzlerini veya koyunlarn saydklar akl talaryd. Yunanllarda llemeyenlerin kefine yol olan ey, flarn hacmini lme olmutur. Ayn ekilde XVI. yzylda matematikileri zaman, hz, snr kavramlarn analiz etmeye gtren ey, zemberekli saatlerin yapm, askerlik sanatna topuluun girmesi, denizcilikteki ilerlemeler olmutur.

Bilimsel aratrma ve sanayi

Baz elkitaplarnda buhar makinesi, termodinamiin ilkelerinin uygulamasnn rnei olarak verilir. Oysa buhar makinesi, bilimsel termodinamikten nce ortaya kmtr. Carnot, ngilterenin buharl gemilerinin iyi ilemesine borlu olduunu dnd denizlerdeki stnln elinden almann hayalini kuran yurtsever bir subayd. Bylece o buharl gemilerin verimini ykseltmenin yollarn dnmeye balad. Scaklkla i arasndaki ilikiler zerine kendi kuramn gelitirdi ve 1824te ada termodinamik bilimini temellendiren Atein Hareket Ettirici Gc zerine Dncelerini yaymlad. Ekonomik, siyasal durumlara gre bilimsel ilerleme tevik edilebilir veya engellenebilir. rnein, XIX. yzylda byk metalurji sanayicileri bazen bilimsel aratrmay engellemilerdir. O zamanlar metalurji alanna, yeni tekniklerin gerektirebilecei pahal yatrmlardan korkan korumac ve tutucu bir burjuvazi trst hakimdi. Bylece bilgin Henri le Chatelier Metalurji Dergisini yaymlamaya baladnda metal sanayiinin patronlar mhendislerine onu desteklemeyi yasaklamlardr. Biyokimya alannda durum farkl olmutur. Bu alanda o sralar henz byk trst yoktu. mbikiler, sirkeciler, ipekiler iyerlerinin kaplarn istediklerine amakta zgrdler. Bu uygun koullar Pasteurn olaanst kariyerine ok yardmc olmutur. Pasteur, bira imal etme konusunda glklerle karlaan reticiler tarafndan ziyaret edildiinde, Lille niversitesinde ders vermekteydi. Mayalanma problemi zerine aratrmalarnn hareket noktas bu ziyaret olmutur.

n 6. Teknikle bilim arasndaki kesinti


Bilim teknikten ayrlmtr

Ancak bilim, bilim ncesi doal tekniin basit bir devamndan tamamen farkl bir eydir. Bilim nceleri st rtk bir ekilde bulunan usullerin akla kavuturulmasndan ibaret deildir. phesiz bilimsel neden kavram, kkeninde, ak bir ekilde teknik bir kavramdr, nk Maurice Pradinesin doru bir ekilde belirttii gibi neden, "yapan ey"dir. Ancak bilimle kendiliinden igdsel pratik arasnda bir kesinti vardr. Bilim, ilkel teknie kar mesafe alr, usullerini iyiletirmek zere aklsal olarak onu analiz eder.

90

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


Maurice Pradines unlar yazmaktadr: "nsanlar, bina yaparak mimar olmazlar. Daha ok ykarak mimar olurlar. Ama bu analiz denen bir ykm tarzdr. Analiz, kaba ykmn harabeye evirdii eyleri elerine ayrtrmaktr. Analizde binann srrn, gcn aratrmak iin ykmak sz konusudur." Teknisyen zihniyeti bilimsel zihniyet haline gelirken ani bir deiime urar.1 Gerekten bilimsel abay harekete geiren ey, her zaman tekniin baarszlklardr. Teknisyen, pratik etkinliine kar koyan engellerle karlar (rnein Floransal su ustalar bo tulumbalarda suyu 10.33 metrenin zerine karamamaktadrlar). Bilim adam bu pratik engeller zerinde dnr, onlar kuramsal problemler haline getirir. Galile, Torielli artk kendilerine," Suyu nasl yukar kartmalym?" diye sormazlar", "Su neden dolay 10.33 metrenin stne kmamaktadr?" diye sorarlar. Baarya erien kendiliinden bir etkinlik hemen hemen bilinsiz olarak gerekleir. Bilincine varmay, zellikle bilimsel bir problemin bilincine varmay douran ey ise, her zaman baarszlklar, glklerdir. Ancak ksa bir sre sonra bilim adam bilim adam olarak problemleri onlarn kendileri iin ortaya koymaya balar. Artk bu problemleri dourmu olan pratik glkleri dnmez. Teknisyen eylemde bulunmak istemekteydi, bilim adam ise her eyden nce anlamaya alr. Bilim, yalnzca tekniin hizmetkar deildir, o ayrca bir bilme ihtiyacna, tamamen entelekstel bir meraka cevap verir. Bilim, kar gtmeyen dncenin plan olan kendi plannda gelimeye ynelir. Alainin dedii gibi, "Dnce mesleklerden ayrlr ve eylerin srrn kendinde, kendi i tartmalarnda arar". Alain, teknisyen olacak rakla bilim adam olacak renci arasnda bir paralellik kurarak teknik zihniyetle bilimsel zihniyet arasndaki fark ok gzel bir ekilde akla kavuturur. Atlyede dnmek, fikirlerle ve eylerle oynamak sz konusu deildir, nk alet acemiyi yaralar. Ayn ekilde kk bir katip de damgal kat zerinde hata yapamaz. rak zellikle denenmi teknikleri taklit etmeyi renir ve onun iin aratrma ve yaratma sz konusu deildir. Oysa okulda durum tamamen farkldr. "Problemi zdkten sonra tahta silinir ve "Yanl toplamalar kimseye zarar vermez". Yanln dnya bakmndan, dourduu maddi bir sonu bakmndan nemi yoktur, yanl yapan insan bakmndan nemi vardr. Yanl, zerinde dnmek ve dolaysyla ileri gitmek iin bir frsattr. rencinin etkinlii bir i olduu kadar oyundur, hatta iten ok oyundur ve hayatn dnda yer alan bu oyun, eyleme ve somut olana kar bir mesafe alan bilimsel oyunun ta kendisidir.
Bilim adam, eylemde bulunmak deil anlamak ister

n 7. kar gtmeyen bilim teknikleri ilerletir


kar gtmeyen bilim de kendi payna bazen bilim adamnn kendisinin tahmin etmedii verimli pratik uygulamalar bulabilir. Hertz, elektromanyetik dalgalar kefettiinde buluunun radyoyla yayn yapma pratik sonucuna yol aacan tahmin etmemiti. Dnya kamuoyu, Mdusen kurtarma salnn denizde batmas olay zerinde yorumlar yaptnda Cauchy, Bilimler Akademisine sanal saylar hakknda bir muhtra sunmaktayd. Gazeteciler bu tuhaf hesaplar, bu "soyutlama lgnl"n acmaszca dillerine doBilim yeni teknikler dourur.

Marx igdsel etkinlikten aklsal teknie geiin nemi zerinde srar etmitir: "En beceriksiz bir mimarn en usta bir ar zerine olan stnlnn nedeni mimarn evi nce kafasnda tamasdr."

91

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


ladlar. Kazaya urayan insanlara yardm iin etkili teknikler ortaya konsayd daha iyi olurdu! Kimse mhendislerin sanal saylarn sembolizmini alternatif akm olaylarna uyarlayacaklarn, matematikilerin hesaplarnn elektrikle ilgili teknikleri ileriye gtreceini, bunun ise dier sonular yannda deniz fenerlerinin aydnlatmasn da iyiletireceini tahmin etmemekteydi. Aslnda bilimin verimli dolambal yolundan geen zihin, pratik problemleri aklsal ve ok daha etkili bir biimde ele alma gcne sahiptir. Bilimden kan teknik, bilimden zaman bakmndan nce gelen rutinlerden ok farkl olacaktr. Bachelard, bunun ok basit ve arpc bir rneini vermektedir: nsanln XX. yzyla kadar kulland aydnlatma teknikleri her zaman ayn ilkeye dayanmtr: Onlarda aydnlatmak iin bir maddeyi yakmak sz konusuydu. XX. yzylda iinde akkor halinde bir telin bulunduu ampulle birlikte gerek bir devrim gerekleti. Bu kez aydnlatmak iin yanmay engellemek sz konusuydu. Gerekten ampulde sadece asal bir gaz vardr. Ama bu teknik dzenein mmkn olmas iin yanma olaynn bilimsel bilgisi zorunludur.
Tekniin efendisi olan bilim

Bu safhada bilim ve tekniin karlkl bamll ak bir biimde kendini gstermektedir. Teknisyen, bilimi pratie uyarlayan insan olmaktadr. Teknisyen, mhendis olmaktadr. Teknisyen teriminin kendisi sanayide zel bir anlam kazanmaktadr. O, mhendisin yardmcs ve astna iaret etmektedir. Bylece "bilinmeyeni faydal olana dntren bilimin gzel zinciri"nde herkes kendi yerini bulmaktadr. Bilim adam kefetmekte, mhendis uyarlamakta, teknisyen gerekletirmektedir. Bylece bilim, tekniin efendisi olmutur. Ancak tekniin de kendi payna bilime yapt hizmetler grmemezlikten gelinmemelidir.

n 8. Tekniin bilime yapt hizmetler


Laboratuvar sanayiye bamldr

Aslnda en saf bilim, teknikten yalnzca faydal bir ama peinden komamasyla ayrlr. Ama daha dar bir anlamda, bilimsel etkinliin kendisi, ilemsel olmas bakmndan teknik bir ey olarak nitelendirilebilir. Formel mantn kendisi bile bir ilkeden hareketle bir sonu ortaya koyduu iin ilemseldir. Formlleri "sktran", sembolleri birbirlerine dntren matematik son derece ilemseldir ve te yandan ilemlerinin bazsn teknik yapm harikalar olan hesap makinelerine emanet edebilir. Madde bilimleri phesiz tm deneysel tekniklerin ibirliini gerektirir. Burada bir tanm, bir yapm, elle ilemedir. O, sk bir biimde bir aletle ilikilidir. Bir varsaymn dorulanmas teknik bir sorundur. Ustaca uyarlanm maddi bir aygt tasarlamak gerekir. Laboratuvar, aygtlarn imal eden sanayiye bamldr.

Uydular rnei

Bilim ve teknik arasndaki bu sk ilikileri gl bir ekilde gsteren ey, bugn yapay uydularn frlatlmasdr. Daha nce kendinden itmeli aygtlarla atmosferin yukars aratrlabilmekteydi. Ama bu aygtlara taklm olan kaydedici aletler ancak ok ksa bir sreyle ve sadece belli bir noktada dey dorultuda gzlem yapabilmekteydiler. Burada teknik imkanszlk, bilimsel gzlemlerin kapsamn snrlamaktayd. Birka yl boyunca dnyann etrafnda dnme gcne sahip olan yapay uydular, btn bu glklerin stesinden gelmeye imkan vermektedir. Uygun kayt aletleriyle donatlm olan bu uydularla en deiik ve verimli gzlemler yaplabilmektedir. Dierleri arasnda u imkanlar sayalm: ok uzak mesafelerden dnya zerindeki bulut kitlelerinin incelenmesi, foto-saya

92

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik


tpler yardmyla elektromanyetik nmn incelenmesi, kozmik nmn iddet deiimlerinin incelenmesi Tekniklerin gelimesi hatta o zamana kadar kabul edilen bilimsel kavramlarn alt st olmasna yol aabilir. rnein, bize sonsuz kkler alannda ilemler gerekletirme imkan veren l aletlerindeki gitgide artan hassaslk, gzlemde lek deiikliine yol aar. Bu, bilimsel dncede son derece verimli krizler yaratabilecek yeni alanlarn kefine alan bir kap demektir. Bylece dnyann, mutlak uzaya, esire (ther) gre hareketini ortaya koymak amacyla Michelson ve Morley tarafndan gelitirilen deneysel aygt, einsteinc devrimin hareket noktas olmutur. Eer esir, yani mutlak referans uzay, bir gerekse, dnyann kendi etrafnda dn ynnde gnderilen bir nn saniyede 300.000 km art x lik bir hz (Burada x, dnyann yrnge zerindeki hzdr), ters ynde gnderilen bir nn ise saniyede 300.000 km eksi x lik bir hz olacaktr. Michelson ve Morleyin farkl ynlerde yaylan iki n bir interferometrede toplamaktan ibaret olan tekniklerinin amac, giriim saaklarnda okunabilir olan bu kk fark ortaya koymaktr. Michelson ve Morleyin aygt teknik olarak dnyann gerekteki yer deitirme hzndan on misli daha kk bir hz ortaya koyabilecek bir tarzda mkemmelletirilmitir. Sonuta aygt, iki n arasnda en ufak bir hz farkn gstermemitir. O zaman mutlak referans uzay varsaymn bir kenara itmek ve tm klasik Newton mekaniini yeniden ele almak zorunluluu ortaya kmtr. Ama deneyin olumsuz sonucunun bilimsel bir problem ortaya koymasnn nedeni tam da Michelson ve Morley aygtnn k demetleri arasndaki ok kk bir farkll deerlendirebilecek kadar hassas bir teknii gerekletirmi olmasdr. Baka bir alanda, mikrofizik alannda, bilimsel kavramlarn alt st olmas yine olaanst hassaslkta tekniklerin ortaya konmasyla ilikilidir. rnein, atom fiziinde byk bir gle elektronlar frlatmak iin kullanlan hzlandrcy, betatron denilen parack hzlandrcsn gz nne alalm. Her elektron, n hzna yakn bir hzla bir hzlandrcnn evresi boyunca milyonlarca tur atabilir ve hassas bir biimde bir hedef zerine yanstp ynlendirilebilir. Einsteinn dinamiinin Newtonun dinamii yerine geirilmesini zorunlu klan ey, bu tr hzlar lme imkan olmutur. Newton iin kitlenin bir sabit olmasna karlk, Einsteinn sisteminde kitle hzla doru orantl olarak artmaktadr. mo m = V2 1 - C2 Bu forml, V C ye doru gittiinde mnin sonsuza doru gittiini gstermektedir. phesiz klasik aletlerle llebilir orta boyuttaki hzlarda fark ihmal edilebilir bir farktr. Aletlerin hassasl m ile mo birbirinden ayrmaya imkan vermez. Ama daha ince teknikler deney yapan ok byk hzlar lmeye gtrdnde Newtonun denklemleri artk yeterli olmamaktadr.
Daha hassas aletler gzlem derecesini deitirir

93

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik

A N A

F K R L E R

Mantksal olarak tekniin bilimin bir uygulamas olmas gerekir. Bilim, doay deitirmek, onu insani bir iradenin isteklerine uydurmak isterse de bu istek ancak bir bilgi araclyla gce dnme imkanna kavumaktadr. Aslnda acil durumlarn etkisi altnda bulunan teknik, zaman bakmndan byk lde bilimden nce gelir. Bilimsel kimya ve biyolojinin douundan ok nceleri insanlar tpla uramlardr. Bilimsel kavramlarn zaman iinde yava yava olumasnn nedenlerinden biri daha ok tekniin baarszlklar ve bu baarszlklarn ortaya kard sorunlar olmutur. Her eyden nce bilimsel etkinliin insanln ok yaknlarda ortaya km bir baars olduunu anlamak gerekir. Fiziin ortaya kmasndan bu yana henz yzyl gememitir. Kimyann iki yzyllk bir gemii vardr. Biyolojinin douu ise sadece bir yzyl ncesine rastlamaktadr. Bu kadar ge bir ortaya k nasl aklamak gerekir? Bunun nedeni bilimsel dncenin insan iin doal bir ey olmamasdr. O, tarihin ge bir rndr. Aristoteles iki tr cisim ayrt etmekteydi: kendiliklerinden yukar doru giden hafif cisimler (rnein duman) ve kendiliklerinden aaya doru hareket eden ar cisimler (rnein ta). Aristotelesi burada kendiliinden alg aldatmaktayd. Ancak bununla kalmamaktadr. Aristotelesi bilim-ncesi anlayta maddi cisimler safa bir biimde yuvalarna dnmeye alan insanlara benzetilmektedir (Yukar, hafif cisimlerin "doal yer"i, aa ar cisimlerin "doal yer"idir). Yerekiminin artmas tan "aa doru gitmeyi arzu etmesi" ve dolaysyla "tavlann kokusunu aldklarnda" hzn arttran atlar gibi hareketini hzlandrmasyla aklanmaktayd." ada yerekimi kavramnn kazanlmas bu "psikolojik yanstmalar"n bir yana braklmasn, cisimlerin bolukta dme deneyini, bir yasann matematiksel olarak formle edilmesini (artk cisimlerin neden dolay dtklerini deil, nasl dtklerini kendimize sormamz) gerektirir. Bilimsel bir kavram hemencecik ilk deneylerle elde edilmez, o yava yava oluur. Ayrca o hibir zaman kendi bana, ayr bir e deildir, tm bir kavramlar ann bir parasdr. Newtonun yerekimi kavram, bize ne kadar basit grnrse grnsn, oktan birbirine bal kavramlardan meydana gelen bir sistemdir (Belli bir noktada bir cismin arl, kitleyle yerekimi vektrnn arplmasnn bir rndr). Bilim, arasz deneyin bir yanss deildir, akln karmak ve srekli bir yaratmdr.

94

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik

YORUMLAMA METNLER
Bilimsel bilginin devrimci zelliine ilikin iki metin
nce iinde akkor halinde telin bulunduu elektrik ampulnn XIX. yzyla kadar btn insanlk tarafndan kullanlan tm aydnlatma tekniklerinden nasl ayrldn gsterelim. Btn eski tekniklerde aydnlatmak iin bir maddeyi yakmak gerekmekteydi. Edisonun ampulnde ise teknik ustalk, bir maddenin yanmasn engellemekte yatmaktadr. Eski teknik, bir yanma tekniidir. Yeni teknik ise bir yanmama tekniidir. Bu diyalektii kullanmay bilmek iin yanma hakknda hangi zel olarak aklsal bilgiye sahip olmak gerekir! Yanabilir maddeleri snflandrmakla, yanabilir eyleri deerlendirmekle, yanmay devam ettirebilir maddelerle ona uygun olmayan maddeler arasnda ayrm yapmakla yetinen yanma konusundaki empirik bilgi artk yeterli deildir. Yanmay engellemek iin onun maddi bir gcn gelimesi deil, bir bileim olduunu anlam olmak gerekir. Oksijen kimyas yanma konusundaki bilgiyi tepeden trnaa deitirmitir. Edison elektrik ampuln, yani kapal lamba camn, fitilsiz lambay, bir yanmama teknii iinde yaratr. Ampul, lambann alevinin hava cereyanyla titreyip snmesini engellemek iin yaplmamtr, iindeki incecik telin etrafnda bulunan havay korumak iin yaplmtr. Elektrik ampulnn sradan bir lambayla ortak hibir yan yoktur. Onlarn her ikisini ayn terimle (lamba) adlandrmaya imkan veren tek zellik, her ikisinin de karanlk bastnda oday aydnlatmasdr. Onlar birbirlerine yaklatrmak, karlatrmak, adlandrmak iin lamba ortak hayata ilikin bir davrann konusu klnr. Ama bu ama birlii, amatan baka bir ey dnmeyen iin bir dnce birliinden baka bir ey deildir.
G. BACHELARD, Uygulamal Aklclk

Filozoflar fizik yasasnn rnei olarak cisimlerin dme yasasn vermeyi severler: Btn cisimler der. Ancak onlar bu yasaya hayat veren elikiyi seyrek olarak akla kavutururlar. Evet, btn cisimler, hatta dmeyenler bile der. Uma, inkar edilen bir dmedir. Kaprisli bir helezoni hareketle topraa doru inen l yapraklar dikey olarak derler. Sonbahar rzgarlar grnrde bu dmenin dikeyliini bozarsa da, bunlar doru dmenin derin yasasn kefetmi olan aklsal dnce tarafndan, eik dme grntlerine ramen, ilineksel eyler olarak kabul edilirler. Basit bir cebir formlyle ifade edilebilir olan dmenin aklsall yeryzndeki btn cisimlerin hareketlerine kaznmtr. Cisimlerin dnn fenomenolojisinin byk eitliliini ar cisimlerin dme hareketinin numenolojisinin mutlak genelliine evirmek gerekir. Bylece dmek fiili empirik dilden aklsal dile geer. Dmenin arasz cephelerini bir yana brakr brakmaz fenomenal cephe numenine kavuur. O aklsal problemlere, matematik problemlere yerini brakabilir. Bylece bilim, deneyin uzun ifadesi deildir. Onun kavramlar, ilke olarak, dikkatini algnn sunduu birbirinden ayr nesnelere ynelten bir empirizmin kavramlar deildir. Onlarn zelliklerinin ne olduunu felsefi olarak ifade etmek iin zel bir bilimin dokusunu oluturan kavramlar aras ilikilere ilerde tekrar dneceiz. imdilik srekli olarak ilk verileri eletiriye tabi tutan temel bir dnme araclyla arasz grnlerin altnda kalan kavramlarn kaplamn belirleme almasna iaret etmemiz yeterlidir. zetle, empirizm apak olaylarn kaydedilmesiyle balar. Bilim ise gizli yasalar kefetmek iin bu apakln geersizliini ilan eder. Yalnzca gizli olann bilimi vardr.
G. BACHELARD, Uygulamal Aklclk

95

Bilimsel kavramlarn oluumu: Bilim ve teknik

olaysz bilginin somut dnyas

Mauritz Escherin tabasks (1950):

Dzen ve karmaa

renklerden, tonlardan, hareketli formlardan meydana gelen ok renkli ve dzensiz bir dnyadr. Bilim bu karmaann yerine dzenin dnyasn geirir. rnein Kepler, Mars gezegeninin yrngesinin bir elips olduunu gsterir. Filozof Gaston Bachelard, bilimsel kavramlarn aklsallk ve ina edilmilik zellii zerinde srar etmitir. lk bakta birbirleriyle ilgisiz eylerden meydana gelen dnya, gerekte okunabilir bir dnyadr. O matematik bir dille, Gaston Bachelardn "akln esperantosu" diye adlandrd bir dille yazlmtr.

Filozof

Gaston Bachelard

96

VARLIK FELSEFES (ONTOLOJ)

98

ALTINCI BLM
Uzay, zaman, tarih
"Ey Zaman! Uuunu bir sre iin durdur!", bir mutluluk ann ebediletirmek iin air byle haykrmaktayd. Ama bu dilek gerekleemez ve hemen hemen dnlemez. Bunu fark etmek iin Alainle birlikte unu sormak yeterlidir: "Zaman, ne kadar zaman iin uuunu durduracaktr?" Saf zaman, hesaba katlmamas imkansz olan bir eydir. Olaylarla dolu somut sreyi, rnein dolu dolu gemi bir gn gz nne alalm. Hayal gcm kullanarak bu sreden, onu igal eden sevinleri, endieleri ve olaylar dar atabilirim. Btn bu olaylarn meydana gelmediini varsayabilirim. Ancak hayal gcmn ortadan kaldramayaca bir ey vardr: Zamann kendisi, btn bu cereyan eden olaylarn erevesi. Dahas var: Sre ne kadar bo ve olaylar bakmndan ne kadar yoksulsa, zamann gerekliini o kadar ok hissederiz ve o, o kadar ok zerimize ker. Dolu saatler abuk geer; buna karlk skldmz saatler en uzun saatlerdir, nk onlarda artk saf zamann kendisi vardr ve hibir ey ona kar olan dikkatimizi datmaz. inde hibir eyin meydana gelmedii saatler bir trl bitmek bilmez ve bu anlamda hakl olarak "Sklmak, saf zaman hissetmektir" denmitir. Zaman gibi uzay da gz nne almamazlk edemem. Hayal gcm kullanarak kolayca bir odadan btn eyalarn ve o odada bulunan insanlar dar atabilirim. Ama uzayn kendisini ortadan kaldramam. Somut sre gibi somut uzam da soyutlama yoluyla yoksullatrabilirim. Ama somut uzamn erevesi olan uzay, zaman gibi kendisinden kurtulma ynndeki btn abalarma kar koyar. Zaman ve uzay, ortadan kaldrmam mmkn olmayan deneyimimin verileridir. Onlar zorunlu bir tarzda benim evrenime bal grnmektedirler. Deneyimimin bu deimez ereveleri karsndaki durumum nedir?

1. Uzay, zaman ve insani durum


n 1. Uzay ve zamandaki olumsal1 durumum
ou kez, rnein bir snav dosyasn oluturmak iin, adnzn arkasndan nerede ve ne zaman doduunuzun sorulduu filer doldurmusunuzdur. Neden baka bir tarihte deil de o tarihte ve o yerde dodunuz? Buna verebileceiniz bir cevap yoktur. O tarihte ve o yerde domusunuzdur, o kadar. Siz imdi ve buraya (hic ve nun) bamlsnz. Bu zellikler, iinde bulundurduu olumsallkla ilgili olarak bu dnyada sizin durumunuzu belirler ve sizi aresi olmayan bir tarzda snrlandrrlar. Sizin ayn anda her yerde bulunma kabiliyetiniz yoktur. rnein, ayn anda hem Fransada, hem inde yaayamazsnz

Olumsal, zorunlunun zdddr. Zorunlu olan olmamazlk edemeyen, aklla zorunlu olarak karsadm eydir. Olumsal olan ise bir nedeni olmakszn, aklamas olmakszn bana verilmi olan eydir.

99

Uzay, zaman, tarih


ve zamansal gereklemenizin koullarnn zerine kamazsnz, onlar aamazsnz. Ortaada yaamanz veya 3000 ylna bir ziyaret yapmanz imkanszdr. Ayrca esiri olduum bu uzay ve zaman benim iin anlalmaz eylerdir. Hayal gcm onlar sonsuz olarak tasavvur etmekten kendini alkoyamamaktadr. Ama aklm bunu anlamamaktadr. Her zaman bir "sonra"y ve "daha te"yi farz edebilirim ve hayal gcm Pascaln dedii gibi "her zaman doann nme koymaktan bkmad eyleri tasarlamaktan bezmekte"dir (Dncelerin yazarnn "korku" dedii budur). te yandan uzay ve zamann "en zorba efendilerimiz" (Miguel de Unamuno) olduklar doruysa da onlarn her biri karsndaki durumumuz ayn deildir. Zaman karsnda kleliimizin tam gibi grnmesine karlk uzay karsnda belli bir zgrle sahibiz. Jules Lagneau, "Uzay gcmn, zaman ise gszlmn ifadesidir" demekteydi.

n 2. Zaman karsndaki gszlm


Zamann geriye dndrlemezlii

Uzayn geriye dndrlebilir olmasna karlk (Onu zt ynlerde kat edebilirim ve baladm yere geri dnebilirim. rnein, Paristen Lyona gidip tekrar Parise dnebilirim), zamanda geriye gidilemez. Zaman ancak tek bir ynde katedebiliriz. u andan geriye gidemem, geen yl yeniden yaayamam. Tersine srekli olarak ondan uzaklarm, hatta onunla ilgili hatram bile deiir, gzel bir grnm alr. Zaman her eyi kendisiyle birlikte alp gtrr, herhangi bir eyi sabit olarak tutmama engel olur. Evrenin aralksz deimesine duyarl olan Herakleitos ("Hibir zaman ayn rmakta iki kez ykanamayz"), zamann, "u dama oynamaktan holanan ocuk"un ykc kaytszln hissetmiti ve Eski Ahitteki Vaiz kitab zntyle "deliler gibi bilgelerin de ld"n syler. Proust, kalbimizin bouna isyan ettii zamann bu trajik geriye dndrlemezliinden herkesten fazla etkilenmiti. Uzun yalnzlk yllarnn arkasndan hayatnn sonuna doru bir gece toplantsnda hazr bulunduunda eskiden tand insanlar o kadar deimi bulur ki maskeli bir baloya katld izlenimine kaplr. Vals yapan o eski sarn gen kz, iman bir dul klna brnmtr; yerinde duramayan o eski gen temen, gs nianlarla dolu, gbekli, beyaz sal bir albay olmutur: "Ama onlar uzun zamandan beri kazanm olduklar bu yeni balardan, bir kez balo sona erdikten sonra, ellerini yzlerini ykayarak kurtulamazlar." Btn arzumuza ramen zamann geriye dndrlemezliini deitiremeyiz. Proust, hatrlamann bysnn baz zel anlar tm duygusal nanslaryla bize geri verebileceini dnmekteydi. Bu, duygusal bellek kuramdr. Fakat gerekte yaam olduumuz ekilde gemii bellek araclyla btnyle asla bulamayz. nk onu hatrlamamz, u anda iinde bulunduumuz eye bamldr ve hatralarmz da bizimle birlikte deiir. nsan yreinin zamann geriye dndrlemezliini reddediinin bir dier iaretini, ebedi dn efsanesinde bulmaktayz. Stoaclar, birka bin yllk bir dnemin sonunda her eyi iine alacak evrensel bir yangnn arkasndan zamann tm aknn ayn olaylarla tekrar balayacana inanmaktaydlar. Nietzsche de evren tarihinin, her olaya ait binlerce ayrntyla birlikte, sonsuz olarak yeniden tekrarlanacan dnmekteydi: "u anda yaadn ve gemite yaam olduun ekilde bu hayatn bir kez daha, saysz kez daha yeniden yaamak zorunda kalacaksn. Her ac, her zevk, her dnce, her inleme yeniden sana dnecek; u rmcek, aalarn arasndaki u ay , u an, kendin dahil hayatnda szle anlatlamaz byk veya kk ne varsa hepsi ayn dzen, ayn sra iinde geri d-

100

Uzay, zaman, tarih


necek. Varoluun ebedi kum saati yeniden alt st olacak ve sen, toz zerrecikleri arasnda bir toz zerrecii olan sen de onunla birlikte havaya savrulacaksn." Belki bu efsaneye esin kayna olan ey, airlerin ou kez insani zamann geriye dndrlemezlii karsna koyduklar doann zamannn grnteki geriye dndrlebilirliidir: Benim yava yava yalanmama karlk, ilkbahar her sene geri gelmektedir. Ama bu srekli genleme, ancak grntedir; nk bitkiler, dnya, yldzlar da yalanmaktadr. Gerekte zaman, basit bir ritm, aralksz olarak ayn yerlerden geen dairesel bir yar pisti gibi gz nne alnamaz. Zaman, Platonun Timaiosta olmasn istedii gibi "deimez ebediliin hareketli imgesi" deildir ve geriye dndrlemezlii onun ana zellii olarak kalmaktadr. Zamann geriye dndrlemezlii karsndaki trajik gszlm hem beni gemiimin karsna koyan deneyimlerimde, hem gelecee doru ynlendiren deneyimlerimde kendisini gstermektedir. Pimanln dourduu ac, gemile ilgili gszlm aa vurmaktadr. Gemite zgr bir biimde bir seim yaptm duygusuna sahibim. nk baka trl davranma imkanm vard. Fakat artk bir ey yapamam, olan oldu. nmde bulunduunda sadece bir tasar olan ve kendisini zgr bir biimde gerekletirdiimi dndm eylemim, bugn artk geriye dndrme imkanm olmakszn gereklemitir. Zamann zalim bysyle o, benim kaderim olmutur. zgrce yaptm bir eylem, gemite kalan bir eylem olurken, benim iin bir kadere dnmtr. Pimanln dourduu acya, gelecek sz konusu olduunda, beklenen eyin yol at ikence karlk olmaktadr. Zamanda her ey ayn hzla yolculuk eder ve ben, yarnki randevumdan beni ayran saatlerin akn hzlandramam. Ayrca onu yapmak elimde olsa bile, yapmaktan piman olabilirim, nk o hayatm ksaltacaktr.1 Janklevitch yle yazmaktadr: "Bu kadar ksa yllar nasl olup da bu kadar uzun gnlerden meydana geliyor?" Sonuta, gelecek beni korkutmaktadr, nk benim lmm iinde bulundurmaktadr. "Bir adam doduu anda, lecek kadar yaldr" der Martin Heidegger ve lm tehlikesi benim btn mmknlerimin ufkunda kendini gstermektedir. Kontes Anna de Noaillesin u ok gzel msralarda ifade ettii ey de budur: "Asl sahip olduumuz bizi bekleyen iler Ben imdiden lym madem ki lm beni bekler."

n 3. Uzay karsnda gcm


Yukarda gsterdiimiz gibi zamana gcm yetmemesine karlk uzay zerinde etkili olabilirim. Varoluumun kendisiyle karan zamana szmn gememesine karlk, uzaya, dmda bulunan eye szm geer. Gabriel Marcelin diliyle sylemem gerekirse "Ben zamanm", ama uzaya "sahibim". Zamann varolusal "sr" olmasna karlk uzay nesnel "problem"dir. Yunancada problema, Latincede ob-jectum, ne konulan ey anlam1 Anatole France, bu konuyla ilgili olarak ilgin bir dou hikayesi anlatmaktadr. Bir ocuk gkten gelen bir cinden hayatnn skc anlarn ksaltma "ayrcal"n elde eder. lkokulda sadece teneffsleri yaar ve zamann akn hzlandrr. Sonra sevdii kadnla evlenmek iin, daha sonra ocuklarnn daha abuk bymelerini grmek iin, daha sonra emekliye ayrlabilmek iin, nihayet tatsz bir yallk hayatndan kurtulmak iin cinden zamann ksaltmasn ister. Sonunda toplam olarak ancak birka gn yaam olduunu grr.

Uzay bilimsel nesnellie izin verir

101

Uzay, zaman, tarih


na gelir. Uzay, problemler ve tekniklerin zel yeri, zel alandr; nk uzay, nmde bulunan eydir. Uzaya bakabilirim, onu blebilir, lebilirim (lmek, belli uzunluktaki bir doru parasn uzunluu belirsiz doru paralaryla karlatrmaktr). Tekniklerin etkililii nesnelerin uzayda yer deitirmelerinden baka bir ey midir?1 Bilimin ancak arasz deneyin verilerini uzaya aktararak evreni ifade etme ve fethetme baarsna erimesi dikkate deerdir. Bilimde, rnein,arla ilikin znel ve belirsiz kas duyumu, yerini, terazinin ibresinin kadran zerindeki durumuna brakr. Organizmamn ortamla son derece karmak ilikisini ifade ettiinden (nk organizmamn kendisi bir scaklk kaynadr ve ben scakl iletebilme zelliklerine gre eyleri scak veya souk bulurum) tr bulank ve aldatc olan scaklk duyumunun yerini, termometrenin okunmas, yani veri olan bir ortam iinde bir alkol veya cva stununun genlemesine ilikin grsel deerlendirme ve bu genlemenin derecelendirilmi bir cetvel zerinde llmesi alr. Ayn ekilde elektrik bilimi, elektrikle ilgili ilkel duyumlarmz ihmal ederek uzayda grlebilir ve llebilir etkileri (terazi yardmyla llen elektrolizin rnleri olan galvanometrenin ibresinin yer deitirmeleri) meydana getirmek zere elektrii kullanan teknikler sayesinde gelimitir. Zamann kendisine de ayn ekilde, yani onu uzaysal alana aktarmak suretiyle hakim olabiliriz. Bu bilimsel olarak zaman uzaya indirgeme problemi, felsefede zel bir neme sahiptir ve tm dikkatimizi zerinde toplamaldr.

n 4. Zamann uzaylatrlmas
Zamann uzayla llmesinden daha sradan bir ey yoktur. Yoldan geen birine "Belediye binas daha uzak m?" diye sorduumda, bana aralarnda bir ayrm yapmakszn "Be dakika ileride" veya " yz metre ileride" diye cevap verilir. Bilimsel olarak zaman lmek, hareketinin muntazam olduu kabul edilen bir cismin katettii bir uzay, rnein bir saatin kadran zerinde ibrenin katettii uzay lmek demektir. Bir duvar saati, sabit kabul edilen periyodik bir olayn tekrarlanmalarn (bir sarkacn salnmlarn, bir zemberein gerilimini, bir kuarsn titreimlerini) kaydeder ve eitli salam saatlerin uyumas pratikte onlarn hareketlerine olan gvenimizi teyit eder. Ancak uzay tarafndan llen bu soyut ve muntazam zaman, Bergsona gre, gerek zamann, bilin tarafndan yaanan srenin doasn arptmaktadr. Uzay ve zamann rn olan bu "krma kavram", yani duvar saatlerimizin evcilletirilmi zaman, zgr ve vahi olan doal zamana, niteliksel olan, llebilir olmayan, sevincimizin ritmine gre hzlanan, zntmzn temposuna gre yavalayan yaanan sreye ihanet etmektedir. Hepimiz, her ikisi de ayn ekilde llmesine, diyelim saat tutulduunda bir buuk saat olarak llmesine karlk heyecanl bir filmin, psikolojik olarak, skc bir konferanstan daha ksa srdn biliriz. Bergson iin bilin tarafndan yaanan zaman, salt niteliksel bir deimedir; o, lye gelmez, birbirinden ayr ve yan yana dizilen anlardan olumaz. Tersine o batan bir gnein renkleri veya bir arknn notalar gibi birbiriyle birleip kaynaan anlarn organik birliidir: "Tamamen saf olan sre, benimiz kendini yaamaya braktnda, imdiki halle daha nceki haller arasnda bir ayrm yapmaktan kandnda, bilin hallerimizin birbirini izleyiinin alm olduu ekildir. Bunun iin benimizin tmyle geen duyum

Bergsona gre zamann indirgenemezlii

Uzay, gc ifade eder. Emperyalist lgnlk her zaman yaama alan talebiyle birlikte bulunmaz m?Ayn ekilde yenilen fatih topraklarnn, yani "uzay"nn azaltlmasyla cezalandrlr. Napolyon, yenilgisinin sembol olarak kk Sainte-Hlne adasna srgn edilmitir.

102

Uzay, zaman, tarih


veya izlenim iinde kaybolmasna ihtiya yoktur, nk bunu yapt takdirde o devam etmekten kesilir. Onun daha nceki halleri unutmasna da ihtiya yoktur. Bu halleri hatrlarken bir noktay baka bir noktann yanna koyar gibi bu halleri imdiki halin yanna koymamas, bir arknn notalarn hatrladmzda olduu gibi onlar bu halle birletirip kaynatrmas yeterlidir." Ancak (pratik ihtiyalardan dolay) doal olarak da dnk olan zihnimiz, geometrik uzaydan (nesneleri zmleme ve onlar zerinde etkide bulunmaya mkemmel bir ekilde imkan veren ereveden) yakasn kurtaramaz ve haberimiz olmadan bu uzay, hallerin birbirlerini izlemesine ilikin bu tasavvurun iine dahil eder. Bilin hallerimizi artk birini dierinin iinde deil, dierinin yannda alglayacak bir tarzda yan yana koyarz. Ksaca zaman uzaya yanstrz, sreyi uzam olarak ifade ederiz ve anlarn birbirlerini izlemesi, paralar birbiri iine girmeksizin, birbiriyle kaynamakszn birbiriyle temas halinde olan srekli bir doru veya zincir biimini alr (...) Saf sre, sayyla en ufak bir benzerlik gstermeksizin birbiriyle kaynaan, belirli kenar izgileri olmakszn birbiri iine giren niteliksel deimelerin birbirlerini izlemelerinden baka bir ey deildir. Saf sre, saf olarak ayr trden olmadr (...) Sreye, en ufak bir e trden olmay ykler yklemez, gizlice uzay ortaya atm oluruz." Zaman veya daha dorusu sre, Bergsona gre, eylerin yzeyinde yer alan soyut bir boyut deildir, benim i hayatmn gerek, somut hareketidir. Gerek deime, sre ve hayat olduu iin hareket, z itibariyle uzaya yabancdr. Hareketi yalnzca katedilen uzaydan hareketle gz nne almak, Eleal Zenonun paradokslarnn gsterdii gibi onu anlamay kendimize yasaklamaktr. Zenon, hareketin imkanszln kantlamak iddiasndayd. Dikotomi kant (kelime, "ikiye blme" anlamna gelmektedir) hareket eden bir cismin belli bir noktaya varmak iin nce gidilecek bu mesafenin yarsn, sonra geri kalan mesafenin yarsn, sonra geri kalann yarsn vb. katetmek zorunda olduuna ve bunun bylece sonsuza kadar gideceine iaret eder. O halde kuramsal olarak tm mesafe hibir zaman kat edilemez. "Akhilleus ve kaplumbaa" kant ok mehurdur. "Tez ayakl" Akhilleus kendisine belli bir avans vererek bir kaplumbaayla yarr. Akhilleus bir A0 pozisyonundan hareket eder. Kaplumbaa ayn anda daha ilerideki bir T0 pozisyonundan yrmeye balar. Kaplumbaann hznn Akhilleusunkinden on defa daha az olduunu varsayalm. Zenon, Akhilleusun kaplumbaay hibir zaman yakalayamayacan ileri srer. T1 A0 T0 A1 Akhilleus, kaplumbaann hareket noktas olan T0 a geldiinde, kaplumbaa, Akhilleusun biraz nce katetmi olduu mesafenin tam olarak onda biri kadar ondan nde bulunur. Akhilleus bu yeni T olacaktr. Akhilleus bu yeni T2 noktasna geldiinde, kaplumbaa bu kez T1-T2 aras noktasna ulatnda kaplumbaa T0-T1 mesafesinin onda birine eit yeni bir uzakl katetmi, mesafenin onda birine eit bir uzakl geride brakm olacaktr. Akhilleus bir nceki sefer kaplumbaa tarafndan igal edilmi olan her noktaya vardnda, kaplumbaa, Akhilleusun getii mesafenin onda birine eit bir avans koruA2 T2 A3
Eleal Zenonun paradokslar

103

Uzay, zaman, tarih


yacaktr. Uzay sonsuza kadar blnebilir olduu iin kaplumbaa her zaman sonsuz kk bir avans koruyacaktr. Eleal Zenon en basiti ok kant olan iki kant daha ortaya atmaktadr. Bir hedefe doru atlm olan ok, yolculuunun her annda uzayn belli bir noktasn igal ettiinden tr hareketsizdir. Zenon neden bu tr samalklar zerinde durmaktadr? nk o, somut srede yaanan hareketi, bu hareketin uzaydaki yrngesiyle kartrmaktadr. Gerekten hareketi lmeye yarayan uzay, sonsuza kadar blnebilir. Ama hareketin kendisi, yani yaanan sre, blnemez. "Ksaca harekette ayrt edilmesi gereken iki e vardr: Katedilen uzay ve onun kendisi araclyla katedildii eylem; birbirini izleyen durumlar ve bu durumlarn sentezi. Bu elerden birincisi e trden bir niceliktir, ikincisi ise (...) bir niteliktir."

n 5. Tmdengelimsel akl ve somut sre


karsamak, zamann varln inkar etmektir

Bergsona gre yaanan, niteliksel, ayr trden, somut sre, uzaysal dsallklarn taleplerine gre pratik ihtiyalarn biimlendirdikleri analitik ve tmdengelimsel kavrayn dnda kalr. Tmdengelimin zamann inkar olduunu gstermek kolaydr. Bir nermeyi baka bir nermeden karmak, matematikte olduu gibi ustaca yerine geirmeler yoluyla, bu ikinci nermenin birinciye zde olduunu, onunla ayn eyi sylediini (bu iki nerme, totolojiktir) gstermektir. A nn B ye eit olduunu, B nin C ye eit olduunu varsayarsam, A nn C ye eit olduunu syleyebilirim, nk bu son nerme, temelde, ilk iki nermeyle ayn eydir. Gelecei imdiden karmak; gelecei imdiye zde klmak, imdinin zmlemesinde gelecei kefetmek, gelecei gelecek olarak inkar etmek, genin i alar toplamnn daha nce gelen teoremler, tanmlar ve postlalarda ierilmi olduu gibi gelecein imdide ierilmi olduunu sylemektir. O halde akln ideali, Emile Meyersonun iyi bir biimde grd gibi, eseri nedene indirgeyerek, eseri tmyle nedene zde klarak zamann geriye evrilemezliinden kurtulmaktr: "Aklamak, zdeletirmektir." Burada mantksal zdelik kronolojik ardarda geliin yerini almaktadr. Ancak bilimin, eserleri tmyle nedenlere indirgemeye ve evrende birbirini izleyen olaylar kendi aralarnda birbirlerine zde klmaya muvaffak olmas durumunda gerek her trl gvenilirliini kaybeder ve Var olan, Bir olana feda edilmi olur. Bu durumda evrende gerek anlamda hibir ey meydana gelmemi olur. Bu, "akozmizm"dir. Dnyann var olduunu kabul etmek ise tersine her olayn kendi deeri, kendi arl, kendi rengi olduunu, tmyle yeni bir ey olduunu, herhangi bir ilkeden btnyle karlamayacan grmektir. Varlk, srekli olarak yeniliklerin fkrmas, sredir. Fakat dnyann zamansal varoluu iin denmesi gereken fiyat da onu btnyle aklamann imkanszldr. Klasik bilim ancak zaman feda ederek, zaman yalnzca gerein basit bir boyutu klarak oluabilmitir. Bylece astronomi -gksel hareketlerin yasalarnn bilgisinden hareketle- zamansall uzayda yer deitirmelere indirgedii iin kesin ngrlerde bulunur. Ama zamansal gerekliin kefi, her zaman, tmdengelimsel zdeletirme idealine bir snr getirir. rnein, madde bilimlerinde, maddenin korunmas ilkesi enerjinin azalmasyla atma iinde bulunur (Enerji sya dnr. Ancak bu durumda o artk tam olarak ie dnemez). Biyolojide cansz maddeden hayatn kendisine gei bir yana, ceninden yetikine gei, ilkel ana formlarn daha karmak formlara evrilmesi, ksmen indirgenemez bir oluu aa vurur gibidir (Yetikini ceninden, insan amipten bir sonu olarak karamayz). Burada zaman, eyleri amaktadr. O, varoluun ta kendisidir. Sonra gelen, her zaman kendisine baml olduu, ancak kendisine indirgenemedii nce geleni zenginle-

104

Uzay, zaman, tarih


tirmektedir. Ayn ekilde insanlarn tarihi, somut olaylar tam olarak aklanabilir, dolaysyla ngrlebilir olmayan canl bir olu olarak ortaya kmaktadr. Bu olgudan hareketle Bergson gibi "zihnin zelliinin doal olarak hayat, yani sreyi anlamama olduu" sonucuna m varacaz? Ancak bir mantk biiminin gszlyle akln tmyle gszln birbirine kartrmamalyz. Klasik tmdengelimsel mantn ie yaramad yerde diyalektik bir mantk baarl olabilir. Diyalektik, totolojik analizle deil, alan elikilerle alr. "eyleri ve kavramlar balantlarnda, karlkl eylemlerinde ve bunlarn sonucu olarak ortaya kan deimede, yani onlarn doular, gelimeleri ve ortadan kalkmalarnda gz nne alan" bu yntem, oluun kendisinin yasalarn kavramaya alr. Kartlarn ztl ve zlmesiyle alan diyalektik, oluun zellii olan elikileri, karlkl etkileri ve sramalara dayanan ilerlemeyi anlamaya alr. Onda dnce artk zdeten zdee deil, tezden antiteze ve senteze doru ilerler. te yandan bu lnn de hareketli olua, bir ncekine benzer bir ritm ve sre deimezliini soktuu dorudur ve burada da zdelikleri yeniden bulma ynnde bir abann varln grebiliriz.

Olu ve diyalektik

n 6. Yeni bir paradoks: Zamann an


Aristoteles, zaman "nce-sonraya gre hareketin says" olarak tanmlar. Gerekten nce ve sonra ayrm zamanla ilgili deneyimde temel olan eydir. O, gemi-imdi-gelecek anlarn (bu dnyada hibir varln kendisinden kaamad) geriye dndrlemez bir biimde birbirlerini izlemesidir. Ancak zamann bu anndan bana gerekten sadece bir tanesi veri gibi gelmektedir, sadece bir tanesi benim tarafmdan tartmasz olarak gerekten yaanyor gibi grnmektedir. Bu, iinde bulunduumuz an, imdidir. Eer iyi dnrsek, biz hibir zaman imdiden kurtulamamaktayz. phesiz gelecekle ilgili endiemiz bir olgudur. Gemite meydana gelen, artk geriye dnlmesi mmkn olmayan bir olayla ilgili pimanlmz bir olgudur. Gemite uradmz alaltc bir muamelenin hatrasnn yaratt fkemiz bir olgudur. (Leon Bloy "Ac, geer, ama ac ekmi olma asla gemez" demekteydi). Ancak bu olgular, u andaki olgulardr. Gelecekle ilgili gerek olan ey, onun olacadr. Gemile ilgili gerek olan ey, onun olmu olmasdr. Gemi ve gelecei gereklikleri bakmndan gz nne almaya altmzda, onlarn tm anlamlarn u andaki dncelerimizde bulduklarn grmekteyiz. Aziz Augustinusa, " zaman vardr: Gemiin imdisi, imdinin imdisi, gelecein imdisi" dedirten ey, buydu. Epikurosu bilgeliin z, etkisine uramak durumunda olduumuz eyin sadece imdi olduu, buna karlk her trl hakiki varlktan yoksun olan gemi ve gelecein (nk onlardan biri artk var deildir, dieriyse henz var deildir) ise gereklikler deil, sadece kanlar olduunu ilan etmekten ibaretti. Epikurosa gre gerek olan tek ac, iinde bulunduumuz anda yaadmz fizik acdr. Yarnla ilgili korkumuz, hayal gcnn rn olan bir korkudur, dolaysyla son zmde hayali bir korkudur. Epikurosa gre bunun en iyi rnei lm korkusu, lm gelecee ait bir ey olduu iin zellikle en sama olan korkudur. Ben duygu ve dnce sahibi canl bir varlk olarak var olduka, lm yoktur; lm olduu zaman ise artk ben var deilim. O halde bir anlamda var olan sadece imdidir. Ama ayn ekilde var olmayann da yalnzca imdi denen ey olduunu savunabilirim (Szn ettiimiz paradoks, zamann akl-dl dediimiz ey budur). imdi dediimiz ey nedir? zerinde birazck dnSadece imdi vardr...

...Ancak onu yakalamak imkanszdr

105

Uzay, zaman, tarih


mem bana imdi dediimiz eyin zellii var olmama olan iki ana ayrtn gstermektedir. Bu anlardan birincisi tam biraz nce cereyan etmi olan eyin andr, ikincisi tam biraz sonra cereyan edecek olan eyin andr. Tam biraz nceki gemile tam biraz sonraki gelecek arasnda imdi nerede bulunmaktadr? Biraz nce zamann tek gereklii olduunu kabul etmek istediimiz imdinin, zerinde dnlnce kavranlamaz bir varlk, matematik bir nokta, varolusal genilii olmayan salt bir uydurma olduu anlalmaktadr. Aristotelesin analizine gre zaman, iki yoklua, olmu olan bir yoklukla olacak olan bir yoklua ayran bir varlktr. Aristoteles, zamann blnebilir olduunu syler. Ancak onun bazlar gemite bazlar gelecekte olan paralar var deildir. Zaman bir varlk mdr, yoksa yokluk mu? Aristotelesin skntl cevabn anlyoruz: "Zaman ancak eksik ve karanlk bir varlktr.

n 7. Bilincin hakim olduu zaman


Zamann niin "gszlmn ifadesi" olduunu grdk. O, aralksz olarak elimizden kaan ey, ayn zamanda benim kendi varlm ve her an beni kendimden ayran eydir. Ancak tmyle oluun klesi gibi de grnmyorum. Eer tmyle srenin akna kaplm olsaydm onun getiinin bilincinde olmazdm. Denizde akntya yakalanm ihtiyatsz bir yzc, eer geriye bakmazsa, kumsaldan hzla uzaklatn fark etmez. Ama ben zamann aktnn farkndaym, zaman dnrm, zamann farkl ksmlar arasndaki bir ilikiyi kavrarm ve bu iliki onlarn hibirine ait olamaz. Leon Brunschvicg yle demekteydi: "Zaman ele alan yarglar, zaman d yarglardr." Hem zaman iinde bir bilin, hem de zamann bilinci olduumdan hi olmazsa ksmen zamann elinden kurtulduumu ve ona hakim olduumu syleyebilirim. Eer tmyle zamana yakalanm olsaydm zamansallmn tek boyutu iinde bulunduum an, "imdi" olurdu. Gemi artk, gelecek henz var olmad iin varoluum tam olarak her anla bir der ve hibir zaman zamann bilincine sahip olmazdm. Oysa gerekte oluun ak karsnda bir mesafe almaktaym ve bir anlamda imdiden hibir zaman kaamamaktaysam da bir baka anlamda srekli olarak onun dna ktm syleyebilirim. Yaptm ve yapacam eyi dnrm. Martin Heideggerin szn ettii endie ve dlerini gelecee yanstan, her zaman kendisinden biraz nde ve gemiini hatrlayabildii iin biraz arkada olan u "uzaklklarn varl"ym. Her neyse, insan hibir zaman kesin olarak kendisiyle bir dmez, hibir zaman kendi ada deildir. Gnmz felsefesi bu betimlemeleri ok gelitirmitir ve ou kez onlardan zamansalln insani gerekliin kendisi olduu sonucunu karmtr. Benimsediimiz kendi aklc pozisyonumuzdan bakarsak, daha ok zamann bilincine varmamzn zihnimizle zaman amamz ifade ettii ve onun bizde dnme ve akl boyutumuzu ortaya koyduunu syleyeceiz. Daha nce grdmz gibi bir anlamda ben zamanm, ama bir baka anlamda ben zamana sahibim. Baka deyile benim davranm mekanik olarak evremdeki uyarclar tarafndan belirlenmemektedir. Dnme, birok imkan gz nne alma, tepkilerimi erteleme zgrlne sahibim. Varlm, zamann farkl anlarn hesaba katarak dzenleyebilirim ve bunu yapmamn nedeni bende bir lde her eyin aknn dnda kalan bir dnme ve sentez ilkesinin bulunmasdr. Siz, "Ben ok deitim" dediinizde bile bu deimeleri bir ayn "ben"in birliine gnderdiiniz iin sizde her ey deimemitir. Bu analizi derinletirmek istersek, zamann bilincine varlmasnn onun farkl anlarna ayn deeri vermek anlamna gelmediini grrz. Gerekten her zaman bilinci, gelecee

Zamanda bilin ve zamann bilinci olarak insan

106

Uzay, zaman, tarih


dayanr. u andaki tm eylemlerim ancak gz nne aldm gelecekle ilgili bir anlama sahiptir. Yazdm u sayfa, bir dkkandan yaptm alveri, buzdolabna koyduum et de ayn eye tanklk ederler. Eer yarm saat iinde leceimden emin olsaydm veya yarm saat iinde dnya zerinde benim eylemlerimi devam ettirecek ve onlara bir anlam verdirecek tek bir insann kalmayacandan emin olsaydm, bu yaptklarm yapmazdm. Gemiin kendisi de ancak gelecekle ilgili tasarlarmdan hareketle anlam ve deer kazanr. Bu durum sadece her birimizin kiisel bellei iin deil, her toplumun u andaki zlemleri dorultusunda ina ve tasavvur ettii ekilde gemi tarihi iin de sz konusudur. O halde zamana ilikin bilincim eylemin hizmetinde grnmektedir ve burada daha nce insann zaman karsndaki gszl konusunda teklif ettiimiz analizleri biraz daha inceltmemiz gerekmektedir. phesiz zaman geriye dndrlemez ve yapm olduum bir eyin yaplmam olmasn salayamam. Ama bu gemiin bilincine vararak ona yeni bir anlam verebilirim ve gelecekle ilgili ondan dersler karabilirim. Ksr pimanlk acsnn ardndan verimli pimanlk gelir ve ilk gszlk zgrle dnr.1

2. Klasik bir problem: Zaman gerek midir, yoksa zihinsel mi?


Felsefi problemler ve kuramlarn tarihi, geleneksel olarak u soruyu iinde bulundurmaktadr: "Uzay ve zaman eylerin iinde mi bulunur, onlar nesnel gereklikler midir, yoksa basit olarak insan zihninin eyler arasnda tasarlad ilikiler, dnyaya ilikin zel tasarm biimleri midir?" Birinci zm benimseyen kuramlar realist, ikinci gr savunan retiler ise idealist olarak adlandrlrlar.

n 1. Klasik realist kuramlar


Descartesn kuram tamamen realisttir. Zaman, ona gre, birbirinden bamsz anlarn birbirini izleyiidir. Uzaya gelince o, cisimlerin zn, maddi tzn kendisini oluturur. Descartes maddeyle ilgili olarak unlar syler: "Maddenin uzamnn veya uzayda yer kaplama zelliinin bir ilinek deil, onun gerek formu ve z olduunu dnyorum" (Uzay, tz olarak alnd iin Descartesn evreninde boluk yoktur). Newtonun anlay da tipik olarak realisttir, ancak farkldr. Newton, uzayn bilimi olan geometriyle, maddenin bilimi olan fizii birbirine kartrmad gibi -oysa Descartes bunlar ayn ey olarak alr-, uzayla maddi tz de birbirine kartrmaz. Ancak Newton iin uzay ve zaman, ilerinde bulunan (uzay) veya cereyan eden (zaman) olaylardan bamsz olarak var olan gerek, mutlak erevelerdir. "Kendinde ve doas gerei, d bir eyden bamsz olarak var olan mutlak, gerek ve matematiksel zaman, muntazam bir biimde akar (...) Herhangi bir d eyden bamsz olarak doas gerei mutlak olan uzay da hep ayn kalr." Greli hareketler yannda (Gemici, kendisi de okyanusta hareket halinde olan geminin gvertesinde gezinir) mutlak hareketler (rnein, dnya, mutlak uzaya

Bizi kayglara srkleyen, bize aclar veren zaman yannda, teselli eden, iyiletiren zaman, bunun yannda bizi gerekletiren, olgunlatran zaman vardr. "Zaman ilerlemenin boyutu olduu iin yalnzca gszlm deildir."

107

Uzay, zaman, tarih


gre hareket eder) vardr. Hatta pratikte "zaman lmeye yarayabilecek hibir muntazam hareket olmasa da -ki bu mmkndr, nk btn hareketler yavalatp hzlandrlabilir- mutlak zamann ak deimez". Mekaniin denklemlerinde yer alan t (zaman) parametresi, bu muntazam, ideal zamandr. Devam eden olaylardan bamsz olarak var olan bu mutlak zaman, uzam olan olaylardan bamsz olarak var olan bu mutlak uzay, Tanr tarafndan dnyay ilerine almalar iin yaratlm erevelerden fazla eylerdir. Uzay ve zaman Tanrnn kendisinin zellikleri, alglama tarz (sensorium Dei), hatta varlk tarzdr. "Tanr her zaman vardr ve her yerde vardr. Her zaman ve her yerde var olmasyla uzay ve zaman oluturur."

n 2. dealist kuramlar
a) Descartes ve newtoncu realizmin eletirisi Descartesa kar Leibniz uzayn bir tz olamayacana iaret eder. nk uzay sonsuza kadar blnebilir. Uzayn saf okluk olmasna karlk her tz, birdir. Ayn ekilde Leibniz, Newtonun bir rencisi olan Clarkela polemik bir mektuplamay srdrmtr. Leibniz uzay ve zamann, uzaml eyler ve birbirini izleyen olaylar dnda mutlak bir gereklii olduunu kabul etmek istemez. Kk sonlu dnyamz iin sonsuz mutlak bir uzay ve zaman kabnn zorunlu olduunu niin dnelim? Bu, "kk bir sinek iin ok byk bir kafes" olacaktr. Leibnizin bak as genel metafiziinden hareketle iyi bir biimde kavranabilir. Bu metafizikte Tanr her zaman yeter sebep ilkesi tarafndan belirlenir. imdi dnyadan bamsz mutlak bir uzay-zaman erevesinin varl, bu ilkeyi g duruma drr. "Eer zaman, varlklarn devam ettiren eylerden bamsz olarak gerek olsa, Tanrnn evreni neden baka bir an yerine o yaratt anda yaratm olduunu aklayamayz. Yaratm annn seiminin yeter sebebi olmaz. Yaratmn yeri iin de ayn ey sz konusu olur." Eer evrenin yaratmndan nce gelen gerek bir zaman ve gerek bir uzayn varln reddedersek, bu glk ortadan kalkm olur. Tanr zamanda ve uzayda, yani zorunlu olarak hesab verilemeyecek olan bir anda ve bir yerde yaratmamtr. O, evreni yaratmtr ve bu yaratmdan itibaren uzay ve zamann yalnzca eyler arasndaki dzen ve iliki olarak yorumlanmas gerekir. "Nasl ki zaman, mmkn birbiri ardndan gelmelerin dzeniyse, uzay da mmkn yan yana var olmalarn dzenidir." Yani gerek yaratm iin mmknler iinden sadece "ayn zamanda mmknler", baka deyile "birbirleriyle uyuabilir mmknler" seilmitir. Uzay ve zaman farkl uyuma dzenlerinden baka eyler deildirler. rnein, olaylar ezamanl olabilirler. Bu uzaysal uyumadr. Ama gen olan ben ile ihtiyar olacak benin evrenin uyumu iin ayn lde zorunlu olduklarn varsayalm: Ben ayn zamanda hem gen bir adam, hem yal bir adam olamam, ancak birbiri ardndan bunlar olabilirim. Zaman, ezamanlln kendisinden dar atlm olduu bu uyumay ifade eder. Uzay ve zaman Leibnize gre eyler deildirler, salt bantlardr. b) Kant idealizm Kanta gre de uzay ve zaman mutlak gereklikler olarak gz nne almak mmkn deildir. nk o zaman Birinci Antinomide sergilenen glklerle karlarz. rnein, evrenin zamanda bir balangc, uzayda snrlar olduunu kabul edelim. Bu varsaym,

108

Uzay, zaman, tarih


nce makul grnmektedir. rnein, bana yle gelmektedir ki iinde bulunduum andan nce sonsuz anlar ve olaylarn gelmi olduunu kabul edemem. Diyebiliriz ki eer evrenin bir balangc olmam olsayd, olaylar dizisi hibir zaman iinde bulunduumuz ana kadar gelemezdi. Skolastiklerin dedii gibi, "Geriye doru sonsuz, imkanszdr". te yandan eer evrenin bir balangc varsa "Peki ondan nce ne olup bitmekteydi?" eklinde bir soruyu da kendime sormamazlk edemem. Ayn ekilde eer evrenin snrlar varsa "Peki, bu snrlarn tesinde bir ey yok mu?" sorusunu da kendime sorarm. Dnnce, uzay ve zamann gerek sonlu, gerekse sonsuz olduklarn tasarlamak mmkn deil gibi grnmektedir. Uzay ve zamann snrlar olduunu ileri sren tez, onlara kar kan tezden daha fazla savunulabilir deildir. Bu glklerden kanmann tek yolu, uzay ve zaman kendinde eyler olarak almaktan vazgemektir. Uzay ve zaman, duyarllmzn a priori ereveleri, evrene ilikin tasarmmzn znel koullardrlar. Onlardan kendimizi kurtaramamamz, hibir eyi onlarn dnda dnemememiz, zaten onlarn bizim bir paramz olduklarn gstermiyor mu? O halde uzayn bir zorunluluk zelliine sahip olmasnn nedeni, onsuz hibir eyi bilemememdir. Uzay, evrenseldir; nk geometrinin a priori ina etmeleri evrensel olarak geerlidir. O halde uzaysal-zamansal erevenin ana zellii, onun transandantal (transcendantal) idealliidir. "deallik" diyoruz, nk o benim duyarllmn znel bir formundan baka bir ey deildir. "Transandantal ideallik" diyoruz, nk o her trl bilginin a priori olarak evrensel ve zorunlu bir kouludur ("Transandantal", Kantta her trl bilginin a priori koulu anlamna gelir). te yandan Kant, zamann i duyunun formu olmasna karlk (i hayatm anlar ve hallerin birbirlerini izlemesi olarak alglarm), uzayn d duyunun formu olduunu (Ona gre d dnyay ayn zamanda hem uzayn formu, hem de olaylarn birbirleri ardndan geliinin formuna gre alglarz) akla kavuturur. Fakat uzay ve zaman, transandantal ideallik zellikleri yannda empirik bir gereklik cephesine de sahiptir. Onlar hem bilginin hem de empirik verilerin formlardr. rnein, uzay bir kavram deildir, nk bir kavram somut gereklikleri zetleyen soyut bir semboldr ("Kpek" kavram, var olan kpekleri sembolize eder). Uzayn birlii ise bunun tersine her trl bileimden nce gelen, saf bir sezginin konusu olan bir ilk veridir. Uzayn ksmlar ancak daha sonra bir blme yoluyla elde edilirler. Ve bu ksmlar bir kavramn bir araya toplad bireyler gibi kendi aralarnda benzer olmayan eyler deildirler. Tersine onlar etrdendir. O halde uzay, Kanta gre, anlk tarafndan ina edilen soyut bir kavram deildir, duyarllmn saf bir sezgisidir. Bu arada Kantn uzaynn zellikleri (etrden olma, boyutlu olma) euklidesi ve newtoncu uzayn zelliklerinin ayndr. Kantn yapt ey sadece Newtonun mutlak uzay ve zamann insan zihnine tamas olmutur. Kantta Tanrnn algs insann algs olmutur.

3. Sonu
Hangi zm nermeliyiz? Her eyden nce bize yle geliyor ki uzay ve zamana bilincimizin dnda bir gereklik mal edebiliriz. Bunu inkar etmek, bizi bilinemez olarak kalacak zaman-d ve uzay-d bir kendinde dnya varsaymn ileri srmeye gtrecektir. te yandan uzay ve zamandan kanmamzn imkansz olmas, onlar tam olarak anlamamzn imkansz olmas da onlara sadece znel bir varolu yklememiz iin yeterli nedenler deildirler.

109

Uzay, zaman, tarih


Bununla birlikte znelcilikte doru olan bir ey vardr. Gerekten zaman ve uzay, onlarn yaplar hakknda sahip olduumuz fikir, bizim kendimize bamldr (Bu fikir, uygarlklara gre deimektedir ve bir ocukla yetikinde ayn deildir). Balangta uzay ve zaman, sezgisel, znel verilerdir. Ancak onlardan hareket ederek, gerei gitgide daha yakndan kavramamza imkan veren kavramlar oluturma yeteneine sahip olmaktayz (nk bilimsel bir kavramn deeri son zmde aklayabildii deneysel verilerin zenginlii ve teknik uygulamalarn verimlilii ile llr). Bylece uzay ve zaman, ina edilen eyler olmakla birlikte uzay ve zamana ilikin en gelimi bilimsel kavramlar, son zmde, bizim kendi yapmz yanstan bilincin dolaysz verilerinden daha nesneldirler. Kant, Euklides ve Newtonun boyutlu etrden uzayn sezgisel bir veri, duyarllmzn dolaysz bir formu olarak betimlemitir. Gerekten o bilimlerin gelimesinin belli bir dzeyinde yer alan gelimi bir kavramdr. yle grnmektedir ki o ne ilkel bir sezgi, ne de bilginin kesin bir verisidir. a) Uzaysal-zamansal tasarmn ilkel ve znel biimleri Hayvanlarda, ocuklarda, ilkellerde uzay ve zaman, uygar bir insann veya bir bilim adamnn uzay ve zaman hakknda sahip olabilecei anlaytan ok uzak verilerdir. Bu vesileyle, yaanan sre gibi yaanan somut ve ayr trden bir uzayn da olduuna iaret edelim. Bergsonun uzayla zaman arasnda kurduu ztlk, uzay ve zaman farkl gelimilik dzeylerindeki eyler olarak gz nne almasndan dolay biraz yapay grnmektedir. Bergson, fazla kavramlatrlm bir uzayn karsna sezgisel ve dolaysz psikolojik bir sreyi yerletirmektedir. Yaanan uzay, ayr trden ve zel nitelie sahiptir. Her hayvan trnn uzay, onun duyu organlarnn yapsna baml olmakla kalmamaktadr, ayn zamanda o, canl varln igdleri tarafndan belirlenmektedir. Von Uexkll, "her trn evrenle ancak ksmi bir iliki iinde olduu"nu, "dnyann geri kalan blmnn onun iin deersiz olduu"nu, "hemen hemen var olmad"n gstermitir. Uzay trlerde kesinlikle uzaml eylerden ve Umweltten, yani evreleyen dnyadan ayrt edilmemekte, geometrik uzakla gre deil, hayati deere veya kara gre tanmlanmaktadr. Kendiliinden varolu dzeyinde -bu, hayvan gibi insan iin de geerlidir- uzay, Lewinin iyi bir biimde gsterdii gibi, her blgesi ayn deere sahip olmayan (rnein, snfnzda giri kaps, pencereler, hocann krss sradan yerler deildirler, her biri sizin iin zel bir anlama sahip olan belirli yerlerdir) bir amalar ve aralar (means ends field) alandr. Bu fikirler dorultusunda sosyologlar ve antropologlar, ilkel topluluklarn uzaynn akln tasarlad bo ve biimsel uzaya tamamen zt olduunu gstermilerdir. lkellerde uzay, kamp rneine gre tasarlanmakta (rnein yuvarlak olarak dnlmekte) ve yine onun gibi blgelere ayrlmaktadr. Uzay yaplandrlmtr, her yer farkl ve somut bir belirleme almtr. Totem, manzarada varlk kazanr ve uzay, sunan, kutsal yerin etrafnda dzenlenir. Leeonhardtn analizleri burada Lvy-Bruhln daha nce gelitirmi olduu bir bak asn zenginletirmitir. Lvy-Bruhl, lkel Zihniyette yle yazmaktayd: "Uzayn blgeleri ne tasarlanr, ne kelimenin gerek anlamnda temsil edilir; o daha ok her eyin kendisini igal eden eyden ayrlamaz olduu karmak btnlerde hissedilir. Her ey orada yaayan gerek veya hayali hayvanlardan, orada yetien bitkilerden, orada oturan kabilelerden, orada esen rzgarlar ve frtnalardan pay alr." Ayn ekilde sa-sol

110

Uzay, zaman, tarih


ayrm da -beynin iki yarm kresinde fizyolojik bir temele sahip olsa da- hi phesiz toplumsal ve dinsel kaynakldr. Jean Piagetnin yapt gibi, ocukta uzay kavramnn yava yava gelimesini incelemek zellikle ilgintir. ocukta uzay kavram, balangta bir birlie bile sahip deildir. ocuun eylem ve dnyay tanma emalarnn okluuna karlk olan birok uzay vardr. nce azla ilgili emme alan vardr, dokunmayla ilgili tutma alan vardr, grme alan vardr. Yava yava bu alanlar bir birlie kavuur. rnein, ocuk grd eyleri tutmaya, grme ve tutmay birletirmeye balar. En uzun zaman alan ve en zor olan balangtaki ben-merkezciliin terk edilmesi ve geriye dn kavramnn kazanlmasdr. Balangta bedenin kendisi, ocuun onun etrafnda uzayn dzenledii zel, tek perspektiftir. Daha sonra ocuk,bedenini dier cisimler gibi bir nesne olarak grmeye ular ve (nesnelerin hareketlerini kendi bedenine gre dzenledii gibi) kendi hareketlerini de nesnelere gre dzenlemeyi renir. Uzay gibi zaman da farkl dzeylerde gz nne alnabilir. Her hayvan trnde zamann kendi deeri vardr. (Koullu refleks yntemiyle) sinekler muntazam aralklarla yiyeceklerini aramak zere eitilebilirler. Deney, scaklk deimelerine gre veya baz yiyeceklerin alnmasndan sonra, onlarn periyodik dnlerinin hzlandrlabilecei veya geciktirilebileceini ortaya koymutur (nk bu faktrler metabolizmann hzlandrlmas veya yavalatlmasn belirlemektedirler). Daha nce kendisini igal eden olaylarn deerleri ve anlamlaryla sk skya ilikili olan psikolojik insani zamandan sz ettik. Bu psikolojik zaman ou kez bayramlar, tatiller, nemli gnlerin geri geliiyle belirlenen toplumsal zamandr. Bilimsel deerlerin derin bir biimde iine nfuz etmi olduu toplumumuzda takvimin, astronomik olaylar ve nesnel, aklsal zamanla ilikisi vardr. lkel toplumlarda ise durum byle deildir, hatta antik Romada da byle deildi. Fustel de Coulanges, antik Romayla ilgili olarak unlar sylemekteydi: "Takvimi ayarlayan ne ayn hareketi, ne gnein grnrdeki hareketiydi. Onun temelinde olan, yalnzca dinin yasalar, ancak rahiplerin bildikleri esrarl yasalard. Bununla birlikte, anlar ayn deere sahip olmayan, tersine her birinin kendi zel kiilii olan bu ayr trden, zel zamandan hareketle akl, tpk yaanan uzaydan hareketle aklsal bir uzay oluturduu gibi, nesnel bir zaman kavram oluturmaya alr. b) Aklsal uzay ve zaman kavram E trden, boyutlu euklidesi zaman, Kantn iinde duyarlln a priori, dolaysz, zorunlu ve evrensel formlarn grd newtoncu zaman, o halde, gerekte bilimsel kurgularn sonucudur. Ancak uzay ve zamann kavramsallatrlmasnn bu dzeyde sona ermediinin altn izmek gerekir. Euklidesi-olmayan geometriler bize baka mmkn uzaylar gstermekle kalmamlar, Einstein da elektromanyetizmle ilgili denklemleri yorumlamak iin tm klasik Newton mekaniini ve Newtonun uzay ve zaman kavramn yeniden ele almtr. Michelson ve Morleyin yaptklar deney, mutlak uzaya, esire (ther) gre dnyann hareketini aklamann imkanszln gstermitir. Dnyann hareketi ynnde yaylan bir n, ters ynde frlatlan bir ndan daha kk bir hzla hareket eder gibi grnmemektedir. Kk grelilik kuram, Newtonun mutlak ortam (esir) kavramn ortadan kaldrmakta ve uzay ve zamann maddi nesnelerin hareketiyle olan sk balln gstermektedir.

111

Uzay, zaman, tarih


te yandan byk grelilik kuram, uzayn geometrik zellikleriyle yerekimi alan arasnda bir balant kurmaktadr. O halde bilimsel kavramlarn bu evrimini yorumlamak iin, euklidesi-olmayan geometrilerde kullanlan ve (fizik olaylarn yorumlanmas iin model devi grmedikleri srece) zihnin saf kurgular olan tamamen matematik kavramlarla, asl anlamnda deneysel kavramlar arasnda bir ayrm yapmak gerekir. Einsteinc anlay kesinlikle uzay ve zamann gerekliine kar kmamaktadr. O sadece euklidesi uzay anlay ile newtoncu zaman anlaynn, srf deney verilerine uygun olarak uzay-zamann gereklii hakknda daha doru bir aklama verebilmek amacyla yeniden gzden geirilmesi gerektiini gstermektedir.

4. Tarih
Zaman, doumumuzla balamaz ve lmmzle sona ermez. Gerekte bizzamansal bir akn iinde bulunmaktayz. Gemi zamanda olmadmz gibi gelecek zamanda da olmayacaz. Anibalin birliklerinin ar yenilgilerini grmedik, yaknlarda iki yznc yldnmn kutladmz Fransz Devriminde hazr bulunmadk. Romada putperestlerin mezarlar zerinde ou kez u yaz vardr: "Yoktum, var oldum, artk var deilim" (Non eram, fui, non sum).
Tarih: bilim ve olu

Tarih, her birimizin ancak ksa bir ann oluturduumuz zamann belirsiz akdr. Burada dilimizdeki bir belirsizlikten kanmamz gerekir. Tarih kelimesi iki anlama gelebilir: Tarih bilimi ve tarih biliminin inceleme konusu olan tarihsel olu. Bu blmn konusu yntemleri, glkleriyle tarih bilimi deildir, felsefi dncenin konusu olarak gz nne alnan tarihsel olutur. Kelimenin en geni anlamnda, var olan her eyin bir tarihi vardr veya daha dorusu her ey deitii iin var olan her ey bir tarihtir. Btn yldzlar gibi gnein de bir tarihi vardr; o domutur ve lecektir. Linn ve Cuviernin XVIII. yzylda bile hala deimez olduklarna inandklar hayvan trleri (Her trn iinde benzer benzeri meydana getirmektedir) bugn biliyoruz ki bir evrime tabidirler. u anda yeryznde yaayan canllarn kendilerinin ayn olmayan atalar vard. Bylece bugnn at, nc dnemde ortaya kan (ve fosillerin varlna tanklk ettikleri) bir dizi deiimler sonucunda, imdikinden daha kk bir bykle sahip olan be parmakl bir memeliden gelmitir.

Evrim ve tarih

Milyonlarca yl devam eden bu evrim, (dnya zerinde belki bir milyon yl nce ortaya km olan) insan da ilgilendirmektedir. Gney Afrikal Ostralopitekten Neandertal insana, daha sonra (sadece otuz bin yl nce ortaya km olan) Cro-Magnon insanna gelinceye kadar insann morfolojisi deimi, beyninin hacmi bymtr. Buna karlk Cro-Magnon insanndan bugnk toplumlarn insanna gelinceye kadar dikkate deer bir biyolojik gelime, organizmada nemli deiiklikler sz konusu olmamtr. O halde o zamandan bu yana bir evrim yoktur. Ama ne kadar ok teknik, kltrel deime yaanmtr! Tarih, evrimin yerini almtr. O halde organizmann zaman iindeki biyolojik deimeleri evrim, zaman iinde insan toplumlarnn deimesi ise tarih diye adlandrlmaktadr.

112

Uzay, zaman, tarih


nsanl hayvanlktan ayran ey -Fransz toplum bilimcisi Auguste Comteun (17981857) iyi bir biimde grd gibi- yalnzca insann dar anlamda bir tarihi olmasdr. (Organizmalarn ok yava gelimesini bir tarafa brakrsak) hayvan topluluklarnda bir kuaktan dierine hibir ey deimez. Buna karlk insan biyolojik kaltmndan baka kltrel bir miras da devralr. nce sz, sonra yaz gelecek kuaklara atalarnn geleneklerini aktarr. Denildii gibi "oullar babalarndan daha yal klan" bu miras, yeni kuan ona ekledii ve bir sonraki kuaa geirdii yenilikler, bulular, daha sonraki ilerlemeler iin bir hareket noktasn oluturur. Bylece tarihselliin iki yz olan gelenek ve ilerleme, Comteun dedii gibi, "bireyin imdiki, gemi ve gelecekteki trn btnyle derin ban yaratrlar". Bu anlamda icatla gelenei birbirinin karsna koymamak gerekir; bir kuan icatlar bir sonraki kuan gelenekleri olur. A. Comteun u nl szn esinlendiren, bu keskin tarihsel sreklilik duygusu olmutur: "nsanlk, canllardan ok llerden meydana gelir." Daha sonra gelenek halini alan icatlarn birikmesi, bizi tarihin dz bir izgi olduuna inanmaya itebilir. Pascaln u sznde sylemek istedii buydu: "Bu kadar yzyl boyunca ardarda gelen btn insanlar, her zaman varln srdren ve srekli olarak renen tek bir insan gibi gz nne alnmaldr." Pascaln aklnda olan zellikle bilimlerin tarihi, bilimsel bilgilerin srekli ilerlemesiydi. Ancak bu alanda bile yle grnyor ki tarih kesinlikle dzenli bir birikimin sakin yryne sahip deildir. Tarihsel olu, izgisel deil, Hegelin XIX. yzyln bandan itibaren gayet iyi bir biimde grd gibi, diyalektiktir. Baka deyile tarih ancak krizler ve mcadelelerle, bir krizin zmne, elikilerin senteze kavumasna karlk olan birbirini izleyen sramalarla devam etmektedir. Tarihsel olu, dncenin heyecanl bir diyalog iinde ilerlemesi gibi, zt gr alarnn zlmesiyle, tezden antiteze ve senteze gidile gereklemektedir. Hegelin iinde yaad dnemin Fransz Devrimi ve sonularyla imdinin sadece gemie eklenmedii, ayn zamanda onu inkar etmeye alt alt st olularla dolu kritik bir dnem olduunu unutmayalm. Hegel alt st olmu, devrimci bir dnemin, tarihin hzlanr gibi grnd, "devin yedi fersahlk izmelerini giydii" bir dnemin tan olmutur. Diyalektik tarih anlay te yandan oluun btn anlarn ve insan kltrnn btn alanlarn iine alr. Sanat tarihi rneini alalm. Eski Msr sanat, tuhaf ve lsz eserleriyle (rnein dev byklkteki piramitler) sembolik bir sanattr. Klasik Yunan sanat bu lszln antitezini oluturur. Onda Tanrlar artk canavarlar deil, uyumlu llere sahip yakkl atletlerdir. Yunan sanatnn modeli, zarif, sakin, dengeli formdur. XIX. yzylda stnlk kazanan, ancak daha nce Hristiyanlkla ortaya km olan (katedraller) romantik sanat, bir sentezi tekil eder. O, bir nceki dnemin insani deerini korur, ancak onun cansz soukluunu reddeder. Yunan skuneti terk edilir. Onda mimari, resim, mzik ve iir, ruhun kavga ve aclarn ifade eder. Hegelin tarih felsefesi byk bir gelecek vaat etmitir. O zamana kadar filozoflarn Spinozann cmlesiyle sylersek, hayata "ezeli-ebediliin cephesinden" bakmalarna karlk Hegel bize her eyi tarihin bak asndan grmemizi retmektedir. Bugn sama veya insan isyan ettirici grdmz gemiin, u kurumu veya u adeti, onlar kendi zamanlarna yerletirmeyi bildiimizde tamamen anlalabilir olmaktadr. Bir tarih felsefenin erevesinde Hegelin Ne ki gerektir, aklsaldr; ne ki aklsaldr, gerektir szne tm anlamn verebiliriz. Ancak Hegelin tarih felsefesi tr eletiriye yol amtr:
izgisel tarih ve diyalektik tarih

113

Uzay, zaman, tarih


Hegelin tarih felsefesine yaplan eletiriler

a) nce Hegele gre tarih, nayetle ayn ey gibi grnmektedir. Grnte dzensizlikten baka bir ey olmayan, yzeyden bakldnda "en tuhaf bir karklk" manzaras gsteren (Muazzam bir g boalmndan sonra nemsiz, anlamsz bir ey meydana gelmekte veya grnte nemsiz koullarda ok nemli bir ey ortaya kmaktadr) tarih, Evren Ruhunun ykselii ve zaman iinde kendini aa vurmasdr. Kavramn kendini aa vurmasnn, dnyada Mutlak Ruhun gereklemesinin "eitli anlar" ve "eitli dereceleri"ni meydana getiren, "halklarn ruhlar"dr. Marksistler bu bilinli idealizmin karsna materyalizmlerini koyarlar. Tarihi meydana getiren Ruh deildir, maddeyle iliki iinde olan insan almasdr. Bylece tarihin diyalektiini aklayan elikiler "halklarn ruhlar" arasnda deil, mcadeleleri, (retim glerinin hareketinin her safhasnda) tarihsel oluun en maddi zembereklerini oluturan toplumsal snflar arasnda ortaya kar. b) Hegelci tarihsicilik her eyi hakl karma tehlikesini gstermektedir. Tarihi, muzaffer olan nayete zde klmak, Hegel gibi "nayet, mutlak ereini ve ann gerekletirmek iin felaketi, acy, zel amalar ve halklarn bilinsiz iradesini kullanr" demek, tarihi tanrlatrmaktr. enadan geen muzaffer Napolyonda Hegel "ata binmi Evren Ruhunu" selamlamam myd? Hegelci akl tarihteki en kt vahetleri balama, hatta yceltme tehlikesini gstermiyor mu? Hegelin nl "Dnya tarihi, dnyann en son mahkemesidir" szn reddetmeliyiz, nk o, olguyla hakk, olayla deeri birbirine kartrmaktadr. c) Daha genel olarak, Hegelin felsefesi gibi felsefeler ilerleme postlasna, deimenin her zaman uzun vadede daha iyi bir duruma doru gittii dncesine dayanmaktadrlar. phesiz bilimsel ve teknik ilerlemeler saptanabilir ve llebilirler. Ama hangi lt adna ahlaksal bir ilerlemenin, sanatsal bir ilerlemenin varln ileri srebiliriz? Dnyay yanllar da ynetmektedir. nsanln gelecei hakknda mitli olma, aklla deil, imanla ilgili bir eydir.

114

Uzay, zaman, tarih

A N A

F K R L E R

Uzay ve zamanda ortak olan ey, her ikisinin de a priori ereveler veya Kantn dedii gibi dnya hakkndaki deneyimimizin kendilerinden getii "akn varlklar" olmalardr. Bu snfta bulunan btn eyalar veya insanlar hayal gcm kullanarak yok farz edebilirim. Ama hayalimde bile olsa uzayn kendisini, her algnn olmazsa olmaz koulunu ortadan kaldramam. Ayn ekilde zaman, iindeki her olaydan boaltabilirim, geen bir saatlik sre iinde hibir ey sylemediimi, hibir ey yazmadm, hibir ey yapmadm farz edebilirim. Ama zamann kendisini ortadan kaldramam. Zamana "uuunu bir sre iin durdurmas"n syleyen aire filozof sorar: "Zaman, ne kadar zaman uuunu durduracaktr?" Zamanla uzay arasndaki en grnr fark udur: Uzayda geriye gidilebilir (A noktasndan B noktasna gidebilir, daha sonra B noktasndan A noktasna geri dnebilirim). Ama zamanda geriye gidilemez. nce-sonra ayrmnn tek bir yn vardr: Doumumdan lmme kadar zamann bir parasn geriye dnmeksizin ancak tek bir ynde katedebilirim. Uzay dnmek kolaydr, nk o nmde bulunan, blp lebileceim bir eydir. Hareket eden bir cisim tarafndan zamanda katedilen bir uzay da lebilirim, ama srenin kendisini lemem, nk o benim varoluumla karr, hemen hemen dnlemez bir eydir. Dar anlamda hibir zaman imdinin dna kamam ve var olann sadece "imdi" olduunu syleyebilirim. Ancak ayn kesinlikle, matematik bir noktadan baka bir ey olmad iin imdinin var olmadn da syleyebilirim. imdi ya ok yakn gelecee veya dolaysz gemie blnr. Aristoteles, zamann iki yoklua blnen bir varlk olduunu sylemekteydi: Birinci yokluk, olmu olann, ikinci yokluk olacak olann tekil ettii yokluktur. Bununla birlikte zaman her eyi tmyle alp gtrmez, nk ben geen zamann bilincindeyim. "ok deitim" demek, deimeleri, esrarl bir ekilde zaman aan, ona hakim olan bir "zne"ye balamak demektir. Benim zneye baml olduumu dnen bilin, kendisi sayesinde zamann elinden katm eyin ta kendisidir. Zaman, dnyadaki tm deimeleri iine alr ve bu geriye dnlmez aka tarih denir. Zamann u ann aklamaya, onun neden ve sonularn gn na karmaya alan tarih bilimini bir yana brakalm. Bizi saran tarihsel gereklie eilelim. Tarihin ortaya koyduu tm sorular arasnda en temel olanlarndan biri ilerlemenin gerek mi olduu yoksa hayali bir ey mi olduu sorusudur. Bilim, teknik geliirler, zamanla mkemmelleirler. Ancak sanatta, ahlakta, kurumlarda bir ilerlemeden sz edilebilir mi? Hegel "Gemii sadece gelecek yarglar" demekteydi: "Dnya tarihi, dnyann en son mahkemesidir". Ancak yanllar da dnyay ynetir, korkun eyler, cinayetler tekrarlanr. Tarihin gerekten bir anlam m olduu, yoksa bir karklk ve dzensizlikten mi ibaret olduunu bilme konusu zlmemi bir konudur.

115

Uzay, zaman, tarih

YORUMLAMA METNLER
Ebedi Dn
Bir gn, bir gece, en derin bir yalnzlk annda bir cin gizlice yanna sokulsa ve sana unlar sylese ne dersin? "u anda yaadn ve gemite yaam olduun ekilde bu hayatn bir kez daha, saysz kez daha yeniden yaamak zorunda kalacaksn. Her ac, her zevk, her dnce, her inleme yeniden sana dnecek; u rmcek, aalarn arasndaki u ay , u an, kendim dahil hayatnda szle anlatlamaz byk veya kk ne varsa hepsi ayn dzen, ayn sra iinde geri dnecek. Varoluun ebedi kum saati yeniden alt st olacak ve sen, toz zerrecikleri arasnda bir toz zerrecii olan sen de onunla birlikte havaya savrulacaksn." Dilerini gcrdatarak, seninle bu ekilde konuan cine lanetler savurarak, kendini yere atmaz msn? Veya ona yle cevap verebilecein lmsz bir an yaamak m aklna gelir: "Sen bir Tanrsn ve ben hayatmda bundan daha tanrsal bir ey duymadm." Eer bu dnce sana hakim olursa, u anda olduundan baka bir varlk yaparak, belki ezerek, seni tmyle deitirecektir. Her eyle ilgili olarak sana sorulan bu soru, "Bunu bir kez daha, sonsuz kez daha ister miydin?" sorusu ar bir yk gibi senin davrannn zerine kecektir. Yoksa acaba bu son, ebedi dorulamay, bu son ebedi yaptrm arzu etmek zere kendine ve hayatna kar ilgi gstermen gerekmez mi?
NIETZSCHE, Neeli Bilgi

Bu sert, bazen sylenildii gibi, birdenbire ortaya kveren keif, Nietzschenin hayatn kkl bir biimde deitirir, onun hayatnn son dnemini haber verir. Aslnda onun eserini dikkatli bir biimde okumu olanlar bu ebedi dn temasnn ancak 1881de kesin bir biimde formle edilmi olmakla birlikte- Nietzschenin dncesini her zaman megul etmi olduunu bilirler. Daha 30 yandayken Nietzsche, ilk denemelerinin birinde, Uygunsuz Dncelerde yer alan Tarih ncelemelerinin Hayat in Yarar ve Zararlar adl denemesinde, mezarlar arasnda ar admlarla dolaan, bir kadavra zerinde otopsi yapar gibi gemiten sz eden tarih allameliini mahkum eder. O, yle yazar: "Dostlarna hayatlarnn son on yln, yirmi yln yeniden yaamak isteyip istemediklerini soracak biri, onlar arasnda hangisinin bu tarih-st bak asn kabul etmeye hazr olduunu kolayca renebilir. Onlarn hepsi bu soruya Hayr! cevabn vereceklerdir." Ebedi dn ryas, ahlaksal sonularyla birlikte bu "tarih-st bak as"na yaplan u arda mevcut bulunmaktadr: "Tm hayatnz daha nce yaam olduunuz ekilde, sevin ve aclaryla yeniden yaayacak cesaretiniz var m?" b) Metnin ayrntl aklamas "...Bir gn, bir gece, en derin bir yalnzlk annda bir cin gizlice yanna sokulsa..." Nietzschenin dierleri gibi bir filozof olmadn hemen grmekteyiz. O, air bir filozof, bir peygamberdir. Ebedi dn burada tuhaf ve esrarl bir atmosfer iinde bir tanrsal vahiy gibi sunulmaktadr. Tmyle yeniden yaanacak olan hayatmzn en sradan ayrntlar esrara brnmektedir. Her ey geri dnecektir: "u rmcek, aalar arasndaki u ay , u an, kendim. Nietzscheye ayrm olduu eserinde Lou Andreas Salome, dostunun ebedi dnten ancak alak sesle ve tm vcudu titreyerek sz ettiini anlatmaktadr. "...u anda yaadn ve gemite yaam olduun ekilde bu hayatn bir kez daha, saysz kez daha yeniden yaamak zorunda kalacaksn... hepsi ayn d-

YORUM a) Metnin sunulmas 1881 yaz mevsimi boyunca Nietzsche Yukar-Engadinede kk Sils-Maria kynde kalmaktadr. Ebedi Dn dncesi ilk defa Silvaplana gl kysnda yapt bir gezinti srasnda bir kaya kntsnn yannda aklna gelir (Bugn buraya bu olay hatrlatan bir levha dikilmitir). Dnyay meydana getiren eler snrl sayda olduundan, onlarn mmkn birleimleri de yle olduundan her bir anmzn geri gelmesi gerekir. Sonsuzlua dek ayn safhalardan yeniden geeceiz; u anda yaadmz hayat daha sonra, ondan da sonra ebedi olarak yeniden yaayacaz.

116

Uzay, zaman, tarih


zen, ayn sra iinde geri dnecek. Varoluun ebedi kum saati yeniden alt st olacak..." Tarih biliminin (ve yaratm, ilk gnah, kefaret kavramlaryla tarihsel bir perspektife sahip olan Hristiyanln) tasarlad ekilde zaman, geriye dnlmez bir eydir. Onda her an yaanr ve bir daha asla geri dnmemek zere ortadan silinir. Bu ekilde tasarlanan zaman asla geriye gitmeyen bir hareket ettiricinin katettii bir doru gibidir. Nietzsche, zamanla ilgili bu ada imgeyi reddetmekte ve antik filozoflarn zaman hakkndaki grlerine geri dnmektedir. Bu filozoflar iin zaman daha ziyade bir ritm, aralksz olarak ayn yerlerden tekrar tekrar geen daire eklinde bir yry yolu gibiydi. Zaman, bir doru zerinde hareket eden bir nokta deil, Paul Valerynin dedii gibi, "her an yeniden balayan" sonsuz bir gidi iinde her zaman ayn daireyi izen bir noktayd. Platon, Timaiosta "Zaman, deimez ebediliin hareketli imgesidir" demekteydi. Stoaclar bu temay ak bir biimde formle etmilerdi. Onlara gre milyonlarca yllk bir dnem sonunda tm evreni iine alan bir yangnn arkasndan zamann tm ak ayn olaylarla birlikte yeniden balamaktayd. "Dilerini gcrdatarak, seninle bu ekilde konuan cine lanetler savurarak, kendini yere atmaz msn?" nce ebedi dnte Nietzscheyi ilgilendiren eyin, bu inancn ona derinden inanan insan zerindeki etkisi olduunu syleyelim. Nietzschede konu artk (antik dncede olduu gibi) kozmolojik deil, varolusal bir perspektiften, hatta psikolojik ve birazdan greceimiz gibi ahlaksal bir perspektiften gz nne alnmaktadr. Sz konusu olan benim, benim hayatmdr "Bu hayat tekrar yaayacaksn". Bilmemiz gereken, bu ebedi dn dncesine dayanma gcne sahip olup olmadmzdr. Nietzschenin kendisi her zaman bunun iin yeteri lde cesarete sahip olmadn hissetmekteydi. 3 Aralk 1882de Rapallodan dostu Peter Gasta unlar yazmaktayd: "Her eye ramen u son iki haftay yeniden yaamak istemezdim." Dn kefeden insan, cine lanet etme arzusu duymaktadr, nk bu inan, bizi bamza gelen ve ebedi olarak gelecek olan her trl kt deneyimleri yeniden yaamaya mahkum etmektedir. Bize vaat edilen bu lmszlk trnn kayg verici yan budur. Odysseus gittikten sonra Calypso lmsz olmasna, sonsuza kadar azap ekmeye mahkum olmasna alamaktayd. Ebedi dne tahamml etmek iin duyulmam bir ahlak gcne ve cesarete sahip bir insann ortaya kmas gerekmekteydi. Burada nietzscheciliin iki ana temasnn, ebedi dn ve stn-insan temalarnn nasl birbirleriyle sk skya ilikili olduu grlmektedir. stn insan, her eyden nce ebedi dne gzn krpmadan bakabilen insandr, kendisine ebedi dn ifa etmi olan cine "Sen bir Tanrsn ve hayatmda bundan daha tanrsal bir ey duymadm" diyebilen insandr. "Eer bu dnce sana hakim olursa, olduundan baka bir varlk yaparak, belki ezerek, seni tmyle deitirecektir. Her eyle ve bir eyle ilgili olarak sana sorulan bu soru, Bunu bir kaz daha, sonsuz kez daha ister miydin? sorusu son derece ar bir yk gibi senin davrannn zerine kecektir" Ebedi dn temas temelde ahlaksal bir temadr. Dairesel tekrarlan sadece bir imkan, kantlanmam bir varsaym olsa bile, nasl Cehenneme inan, Orta a insanlar zerinde derinden etkide bulunmusa "sadece onun dncesi bizi deitirebilecektir". Fakat Cehennem ile ilgili efsanenin bizi aralksz olarak eylemlerimizi kendisi adna yarglanacamz d bir yasaya uymaya davet etmesine karlk, ebedi dn varsaym bizden sadece kendimize uymamz, en derin irademizden ne istediimizi bilmemizi, "sonsuza kadar yeniden ve yeniden nasl yaamak istiyorsak yle yaamamz" istemektedir. Nietzsche ahlaknn tek emrini u ekilde ifade etmemiz mmkndr: "Bu dnyada yapmay doru bulduun eylemlerin ebedi olarak geri dnebilecei bir ekilde davran!" Valery, Olduu Gibide, Defter Bde u cmleyi yazdnda ok nietzschecidir: "Eer ona sonsuza kadar dayanabilirsen istediini yap!" Burada hibir akn ykmllk olmad iin, bize "Ne isen o ol!" dedii iin nietzscheci ahlak, "ahlak-tanmayan" bir ahlaktr. Yine bu, bir eylemi ortaya koymak, onu milyonlarca defa ortaya koymak olduu iin o, son derecede sk bir ahlaktr. Ebedi dne inan, bu gelip geici hayata korkun bir ciddilik kazandrr. Ebedi dn efsanesi iradenin ikinlii ile ilgili olarak bir mihenk ta grevini yapar: "stediin her eyde kendine, onu son-

117

Uzay, zaman, tarih


suz defa yapmay istediimden emin miyim? sorusunu sorarak balarsan bu senin iin en salam hareket noktas olacaktr." Herkes sadece gerek isteinin ne olduunu bilsin!" En byk sevinci almakta bulan, alsn! Her eyden nce dinlenmeyi seven, dinlensin! Her eyden ok itaat etmekten holanan, itaat etsin! Ama seiminin nereye gittiini bilsin (...)Sz konusu olan ebediliktir." c) Sonu Ebedi dn Nietzschede ancak yzeyden bakldnda kozmolojik bir temadr. Bundan dolay bilimsel bir iddiaym gibi onu rtmeye almak yararszdr (Bilimsel bir anlamda alnd takdirde phesiz o eletirel bir incelemenin altndan kalkamaz). Ebedi dn, daha ziyade benim hayat hakkndaki tutumumu deitirmeye ynelik bir varsaym olarak gz nne alnmaldr. O halde o ahlaksal bir temadr. Nietzsche, intikam alc "Tanr"y cezalandrc ve dllendirici "Tanr"y ldrmtr. Ama ebedi dn ebedi bir yaptrm, ikin bir yaptrmn edeeri olan bir eydir. O, her trl akn yargcn yokluunda benim en ufak eylemlerime ebediyet ciddilii verir. O, ayn zamanda mistik bir temadr. Ebedi dn, bu hayatn ebedi tasdikidir. Nietzsche hayatn dman olan ahlakn tanrsn ldrmtr. Ama o hayatn tanrs nnde dindar bir insan olmak istemektedir. Ebedi dn hayata koulsuz tapmann bir hazrldr. "Dostlarm, btn aclar kutsadnz gibi hibir sevinci de kutsadnz oldu mu?". Nietzschecilik mistik bir panteizmdir. Schopenhauerin hayat mahkum etmesine karlk Nietzsche ona ebediliin damgasn vurmakta ve felaketler ve aclara ramen ona tapmamz istemektedir. Ebedi dn felsefesi, nihilizmin tamamen zdddr (Nietzsche sadece bu hayatn inkarn, ileci ahlak inkar etmek istemektedir) O, sulayan ahlakn yerine kutsayan bilgelii geirmek istemektedir. Nietzschede dnya ve hayat yeni bir anlamda kutsallatrldklarn grmektedirler ve ebedi dn nee verici bir sr gibi ortaya kmaktadr: Bilmeceleri ve straplar arasnda hayata tapma. Nietzschenin trajik felsefesi bir sevin felsefesidir.

118

Uzay, zaman, tarih

urada XX. yzyln en nemli sanatlar, bilim adamlar, siyaset adamlar grlmektedir. Ancak tarih, kendisinde rol oynam olan byk

adamlarn bilinli eylemlerine indirgenebilir mi? Tarihin anlam genel olarak ancak daha sonra ortaya kar. Ancak gelecek, gemie bir anlam

verir. Byk filozof Hegel (1770-1831) yle demekteydi: "Tarihi insanlar yapar, ama onlar yaptklar tarihi bilmezler."

Dominique Durandn

duvar resmi: XX. yzyl yapanlar

insteinin grelilik kuramlarnn baars bizi her bilginin bilen zneye greli olduu, dolaysyla herhangi bir evrensel doruya erimemizin imkansz olduu inancna gtrmemelidir. Bu kuramlarn basit olarak rettikleri ey, kendisinden hareketle bir hareketi lebileceimiz zel veya mutlak bir iaret noktasnn var olmaddr. Bylece Dnya

sadece Gnee gre, yani galileci bir referans sisteminin erevesi iinde dnmektedir. 1951 ylnda deneysel olarak dnyann dnn kantlamak iin altm metre uzunluunda bir sarkac Panthonun kubbesinden aa sarktan fiziki Leon Foucault, hareketin yasalarn ortaya koymada referans sisteminin nemini akla kavuturmutur.

(Pariste, Sanatlar ve Meslekler Ulusal

Mzesindeki) Foucaultnun Sarkac

119

120

YEDNC BLM
Varolu
1. Olmak fiilinin iki kullanm
Eski mantklarn dilinde, "olmak" sadece basit bir bala, bir yklem olarak ele alnabilir. Mesela, eer karn beyaz, Sokratesin lml olduunu ileri sryorsam, burada olmak, yalnzca bir zellii ya da nitelii (beyaz, lml) bir zneye, bir tze (kar, Sokrates) yklemeye yaramaktadr. Baka trl syleyecek olursak, snf mant dilinde, "olmak" sadece bir aidiyeti ileri srmemi salar: kar beyaz nesneler snfna aittir, Sokrates ise lml varlklar snfna. Ama olmak bir de mutlak anlamnda ele alnabilir. Kendimin, duvar saatinin "olduu" nu sylediimde, bu durumlarda "olmak" fiili en genel anlamnda, yani farkl varolu tarzlarna ilikin herhangi bir yargda bulunmakszn (Tanrnn varolduunu sylememle, benim varolduumu, nesnelerin varolduunu sylemem arasnda bir fark olduu aktr) varoluu tasdik etmeme yarar. En azndan ilk bakta, varolmak bize olmakla ayn dzleme yerletirilebilir gibi grnmektedir: yol kenarnda am orman olduunu sylemem, onun varolmas anlamna gelir. Konuma dilinde, bu kavramlar ayn kapya ksa da, felsefe dili bu terimler arasnda bir ayrm gzetebilir. Ama szcn ilk anlamnda ve en sradan kullanmnda, varolmak, olmak kavramnn verdiini sadece daha fazla enerji ile ortaya koyar; varolmak, var olan her ne ise onun deneyimindeki gereklik ve sahicilik zelliinin srarla zerinde durur.

2. z ve varolu
z, basit olarak, bir ey ne ise onu o ey yapan eydir. Varoluun bir eyin var olma olgusu olmasna karlk z var olan bir eyin ne olduunu, zel olarak ona ait olan ana niteliklerin neler olduunu syler. Skolastikler, Aristotelesi izleyerek z ve ilinek arasnda ayrm yapmaktaydlar (rnein, insan, z bakmndan akll bir hayvandr; ilinekleri bakmndan byk veya kk, siyah veya beyazdr).

3. Varoluun indirgenemezlii: Ontolojik kant ve rtlmesi


Ontolojik kant, Aziz Anselmus tarafndan ortaya atlm (XI. yzyl), Descartes tarafndan benimsenmi (XVII. yzyl) ve Kant tarafndan eletirilmi (XVIII. yzyl) olan Tanrnn varlyla ilgili kanttr. Bu kant mkemmel bir varlk olarak tanmlanan Tanzden karlan varolu

121

Varolu
rnn znn kendisinden onun varoluunu karmak iddiasndadr. phesiz bu kantn taraftarlar Tanr olmayan her eyle ilgili olarak zn varolutan kesin bir tarzda ayrt edilmesi gerektiini kabul ederler. rnein,insann z, onun varoluunu iermez. nsann tanm dnyada bir milyar insann veya be insann veya hibir insann varolmasn gerektirmez. Hibir sonlu varln z-tanrbilimciler hibir "yaratn" z diyeceklerdironun varoluunu iermez. Bir yaratn varlndan daha krlgan, daha az gvenli ve daha baml hibir ey yoktur. Berulla kardinali, "nsann varln ortadan kaldrmak, onun kleliini ortadan kaldrmaktan daha kolaydr" demekteydi. Aziz Anselmus ve Descartesa gre, Tanr sz konusu olduunda ise durum bunun tersidir. Tanrnn yalnzca z, yalnzca Tanr kavram, onun varoluunu ierir. Descartesa gre, nasl bir matematiki bir tanmdan hareketle bu tanmdan onun ierdii sonular karrsa ayn ekilde Tanr kavramndan hareketle, bu kavramdan Tanrnn varln karabiliriz. Tanr fikri, mkemmel bir varlk fikridir. Eer o var olmasa, mkemmel olmaz; nk onda tam da varolu denen o zellik eksik olur. Mkemmel varln zn tekil eden nitelikler arasnda her nitelik gibi mkemmellik olarak gz nne alnmas mmkn olan zorunlu varolu da bulunmaktadr.
ze indirgenemez olan varolu

Kant bu kant gl bir biimde eletirirken asl anlamnda varoluta kantlara ve kavramlara indirgenemez olan, onlarn dnda kalan eyi aa karmtr. Kant, varoluun bir nitelik olmadn syler: Varolu bir baka kavramda ierilmi olan bir kavram deildir. Mkemmel bir varlk kavramndan phesiz zorunlu olarak var olan bir varlk kavramn karabilirim, ama bu kavramdan varoluun kendisini karamam. Varolu mutlak bir durum, veri olan bir eydir. Varolu, kavramdan tamamen farkl bir eydir. O, kavramlarn balantlar planndan baka bir planda yer alr. Yz gerek talerlik bir servet basit olarak yz taler kavramndan daha mkemmel, daha karmak bir kavram deildir. Kavram bakmndan gerek yz talerle sadece dnlen yz taler arasnda bir fark yoktur. Yalnz birinci durumda ortada bir servet vardr, ikinci durumda ise bu servet var deildir. Ve bu plak olgu, var olma olgusu, bir yklem, bir nitelik olamaz. Varolu hibir biimde zden karlamaz. Aziz Anselmus ve Descartesn grne ramen Tanr kavram da bu mutlak kuraln bir istisnasn oluturmaz. Nasl ki mmkn yz taler kavramndan gerek yz talerin varln karamazsam, Tanrnn znden de onun var olduu sonucuna geemem. Baz felsefe tarihileri Kantn eletirisine kar Aziz Anselmus ve Descartesn kantn savunmulardr. Ancak bunu yaparken onlar, her eye ramen, bu eletiride daha nemli olan eyi, yani varoluun "mutlak bir durum", her trl kavrama yabanc ve indirgenemez olma olgusunu tasdik etmilerdir. Gerekten Kanta, Aziz Anselmus ve Descartesn kendisinden hareket ettikleri mkemmel varlk kavramnn basit bir kavram olmad, bir tr i deneyim olduu sylenerek kar klabilir. Mkemmellik kavram kendisini anlamakszn tasarladm ve zihnimi aan akn bir eyin benim zihnimde bulunmasdr. O daha bu haliyle bir varoluun zihnimde bulunmasdr. Bu anlamda ontolojik kant, bir varla ilikin i deneyimdir, yoksa bu varln karsanmas deildir. Kant belki Aziz Anselmus ve Descartesn derinliine sylemek istedikleri eyi yanl anlamtr, ama asl anlamnda varolu denen eyde orijinal olan, indirgenemez olan, karsanamaz olan, aklsal olmayan eyi gayet iyi anlamtr.

122

Varolu

4. Varlk bilmecesi
Kelimenin en geni anlamnda varolu, baka deyile varlk, dnyada en sradan, fakat ayn zamanda en esrarl olan eydir. Ben varm, dnya var ve dnyadaki her ey var. Bu en temel, ancak hemencecik unutulan bir cmledir. nk eylerin varoluuna, Heideggerin dedii gibi "varolanlar"n "varlk"na armaktan ok, hepimiz var olan eylerin doasyla, o ok saydaki "varolan"larn zyle megul oluruz. "Var"n ok basit apakln, basit varlk olgusunu bir yana brakrz. Bu felsefi srr en byk sklkla tanmazlktan geliriz. Bu sr phesiz dnmekten ok yaama kaygsna sahip olan herkes tarafndan tannmazlktan gelinir. kar ve tutkularnn basks altnda bulunan insanlar kendi ileriyle urarlar. Onlar kelimenin pascalc anlamnda oyalanrlar. Ancak bilmek ve dnmek isteyenler bile hemen zlere, kavramlara, yani somut eyleri aklayan soyut fikirlere giderler. Ancak zlerinden nce eylerin varoluu bir problem oluturur. Leibniz, Neden hibir ey yok deil de bir ey var? diye sormaktayd. phesiz Leibniz bu soruya bir tanrbilimci cevab vermekteydi: Dnyann esrarl varl bizi bu dnyann yaratcs olan zorunlu bir varla gnderir. Genel olarak varlk, temelini ve kkenini koulsuz bir varlkta, Tanrda bulur ve yaratlmam yaratc her yaratn nedenidir. Ama bu cevap, bu problemi zmekten ok yerini deitirir. Dnyann varl Tanrnn varlyla aklanabilir olsa bile Tanrnn kendisinin varl esrarl kalr, nk o hibir eyden karlamaz. Bu son nokta hatta yukarda iaret ettiimiz gibi Kantn ontolojik kant eletirisinde en ak olarak ortaya kan eydir: Varolu -isterse Tanrnn kendisinin varoluu olsun- bir eyden karsanabilir bir ey deildir. Dnyann varlna gelince Tanr, dnyann varlnn srrn da ortadan kaldrmamaktadr. nk ancak Spinozann felsefesinde dnya, btn zellikleri ile, bir genin zelliklerinin onun tanmndan kmasna benzer bir tarzda Tanrdan kabilir. Ama rnein, Hristiyanlar iin dnya bu ekilde Tanrdan kamaz. nk onlara gre dnya nceden grlemez bir yaratmn sonucudur, esrarl bir sevginin ifadesidir. Dnyann varl ve bizim varlmz, bir teoremin sonucu deildir, bir lutfun eseridir. Bu varlk bilmecesinin zerinde amzda zel bir gle Martin Heidegger durmutur. Jean Paul Sartre Bulantda heideggerci sorgulamann szcln stlenir. Varlk, anlalamaz. "u bahe, u ehir ve benim kendim, her ey veridir. Bunun farkna vardnda insana bulant gelir ve her ey havada yzmeye balar" diye yazar Sartre. Bu adan sk sk varln sama olduu sylenir. Ancak kelimenin ilk ve dolaysz anlamyla yetinirsek varln samaln ileri srme, bir deer yargs, varoluun nitelii zerine ahlaksal bir yarg deildir. Varlk samadr demek, Schopenhauer tarznda, hayat irkindir veya acmaszdr demek deildir. Sama kelimesi mantklarn ona verdikleri anlamda alnmaldr: Varlk aklla karsanabilir bir ey deildir. Sartre yle der: Var olanlar grnrler, onlarla karlalr, ancak hibir zaman karsanamazlar. Var oluun bir veri olduuna ilikin byle bir kefin illa skc veya ac verici deneyimlerle ilikili olarak ortaya kmad noktas zerinde srar edelim. phesiz varln olumsall duygusu bazen bir skntnn ortasnda veya byk bir mitsizlik vesilesiyle ortaya kar. Ancak eylerin nedeni olmad, onlarn salt veri olduklarn bazen bir sevincin, bir mutluluk annn, byk bir hayranlk duygusunun tam ortasnda kefettiimiz de olur. "Yrek cokun bir sevin iindeyUnutulan ve yeniden bulunan varlk

Neden hibir ey yok deil de bir ey var?

Heidegeer ve Sartreda varlk bilmecesi

123

Varolu
ken de soru oradadr, nk o anda her ey deimitir ve sanki bizim iin onlarn yokluunu anlamak varlklarn anlamaktan daha kolaym gibi her ey adeta ilk defa kendisini bize gsterir" der Heidegger. Her neyse, ana soru udur: "Neden hibir ey yok deil de bir ey var?" Bu soruyu unutmaya alsak bile o gizlice varln srdrr. Heideggerin dedii gibi" ksa bir sre sonra yeniden yok olmak zere varla gelen bir ann bouk sesi gibi aklmza sadece bir defa gelse bile" bu sorunun btn insanlar iin anlam vardr.

5. Varlktan varolua
Varlktan ayr olan varolu

Buraya kadar bazen yapld gibi varlk sorusuyla varolu sorusunu ayn eymi gibi ele aldk. phesiz tanm yapmakta zgrz ve varolu kelimesini ok genel olarak varlk kelimesiyle ayn anlamda alabiliriz. rnein, bir varlk filozofu olduunu ileri sren Heidegger, kendi dncesini varoluu filozoflarn dncesinden tamamen ayrt etmek ister. Gerekten varolu, dar anlamda, znel varolutur. Varoluu diye adlandrlan filozoflarn sorguladklar bu varolu, nce benim kendi varoluumdur. eyler vardr, ancak onlar var olduklarndan habersizdirler. eyler vardrlar, ancak varolua sahip deildirler. eyler "kendilerinde"dir, ama "kendileri iin" deildirler. eylerin var olduklarn, kendimin var olduumu bilen benim ve bu anlamda eyler ve kendim, "benim iin"dir. Varolua sahip olan benim ve bilincimle evreni varolua kavuturmaktaym. (Spinoza gibi) evrene, (Hegel gibi) tarihin btnne gre insan aklamaya alan aklc trden filozoflar yannda, ilk plana var olan zneyi yerletiren felsefeler vardr. Felsefesi "Dnyorum, o halde varm"la, "dnyorum" zerine bir dnceyle balamasna ramen Descartes bir varolu filozofu deildir, nk Descartesn dnen znesi, varolan bireysel bir zne deildir, evrensel akldr. Buna karlk Descartesla ayn ada tamamen baka bir soruturmadan hareket eden, "sonsuz uzaylarn ebedi sessizlii" iinde insann yalnzl, kaygs, gnah, ebedi kurtuluuyla ilgilenen Pascaln felsefesi en mkemmel anlamda bir varolu felsefesidir. Dncesi son derece zengin ve karmak olan Platonda hem aklc bir felsefe, hem de bir varolu felsefesiyle karlatmz syleyebiliriz. O aklc bir felsefedir, nk Platon akl yrtr, rtr veya kantlar, logosa ana bir yer verir. Ama her zaman bir oyun olmayan diyalogdan tr o, ayn zamanda varoluu bir felsefedir. rnein, Gorgiasta Sokrates ve Kallikles kart hayat tarzlarna sahip iki var olan ahs olarak kar karya gelirler. O, Sokratesin oynad yksek rolden dolay da bir varolu felsefesidir -Sokrates bitmi, tamamlanm bir sistemin szcs deildir, kendini sorguya eken bir dnrdr-.Yine o, efsanelerin, yani kavramlar imgelere eviren veya daha kesin olarak akln, akl yrten akln yetersiz olduunun grld yerlerde imgelere bavuran mecazi hikayelerin nemi nedeniyle de bir varolu felsefesidir. Efsaneler gerekte asl anlamnda varolusal sorular, yani Platonda zamansallkla ilgili olan sorular ortaya atarlar. Gerekten akl, her trl zamanla ilgili dncenin dnda kalarak, yalnzca bir doruyu baka bir dorudan karabilir, dorularn birbirlerini dolaysz olarak ierdikleri bir sistem ina edebilir. Ama zamann, varolusal zamann ie kart her yerde akln ina edemedii eyi efsanenin anlatmas ve betimlemesi gerekir. Bylece Platonda efsane kkene ilikin problemlerle (tanklar olmayan olaylarla, rnein, Timaiosta evrenin yaratlyla) ve nihai erek problemleriyle (r-

Descartes, Pascal, Platon: Varlk filozoflar m, varolu filozoflar m?

124

Varolu
nein, insann nihai ve doa-st kaderiyle) ilgili olarak en mkemmel anlatm yntemidir. Akl, logos, genel kural olarak zamansall, varolusal bir ey olan tarihsellii anlayamaz. Ancak en mkemmel anlamda varolu filozofu, XX. yzyln btn varoluu felsefelerinin babas olan filozof, Danimarkal dnr Sren Kierkegaarddr (1813-1885). Bir varolu filozofundan daha da fazla bir insan olan Kierkegaardn -nk o kendini bir tr anti-filozof olarak tanmlamtr-, btn felsefelere, zellikle Hegelin felsefesine kart olarak varoluun bir tan olmak istediini syleyebiliriz. Gerekten felsefenin (zellikle Hegelde) sisteme ynelmesine karlk varolu, hibir sisteme indirgenemez bireyselliiyle insani varln ortada hazr bulunmasdr. Varolu aklanamaz, sadece yaanabilir. Filozoflarn ulamak istedikleri doru, nesnel, evrensel olmak iddiasndadr, varolusal gereklik ise znel, tikel, ksmidir. zc, aklc ve sistematik olan felsefe varoluu, zellikle en keskin ve en trajik biimi altnda varoluu, yani yaratkla Yaratc arasndaki zel, aklanamaz, yaanan iliki olan dinsel varoluu anlayamaz. Kierkegaard iin iman deneyimi, mutlak olarak akla yabanc, genel plandan kavram ve zlere indirgenemez, varolusal plana ait bir deneyimdir. dev insan genel kurallara itaat ettii iin filozof ahlaksal, etik deneyimden sz edebilir. Ama dinsel deneyim her trl genel kural reddeden zel, biricik bir ilikiyle ilgili deneyimdir.ok basit bir rnek bize ahlaksal bir kurban etmeyle dinsel bir kurban etme olay arasndaki fark anlama imkann verebilir. Olunu kurban etmeye hazr olan brahimle kzn kurban eden Agamemnon grnte birbirlerine benzemektedirler. Gerekte ise onlar arasnda hibir benzerlik yoktur. Agamemnon sadece bir ahlak kahramandr. O kzn ahlaksal, yurtsever bir amala tanrlara kurban etmektedir. Rzgarn kmas ve Yunanllarn filosunun yola kabilmesi gerekmektedir. Agamemnon babalk devini, krallk devine, yani daha genel bir deve feda eder. Bunun tersine brahim hibir ahlaksal ama peinde deildir. Tanr onu yapmasn emrettii iin olu shak kurban etmeye hazrdr. Ama bu emir hibir ahlaksal amala hakl karlamaz, hatta ahlaksal adan baklrsa bu fedakarlk samadr, bir skandal niteliindedir. Temelde o, brahim ile Tanr arasnda tamamen zel olan bir meseledir. Dinsel deneyimde bir insanla bir Tanr arasnda szle ifade edilemez, akl diline evrilemez bir iliki vardr. phesiz bir varolu felsefesi Pascal veya Kierkegaardda olduu gibi mutlaka dinsel bir felsefe olmak zorunda deildir. Ama o her zaman dnyada bir durum iinde bulunan, yani kendi geleceiyle, gerekletirilmesi veya gerekletirilmemesi kendisine kalm olan imkanlaryla iliki iinde bulunan bir znel insan, var olan zne felsefesidir. Bu insan sadece doadaki nesnelerle deil, ayn zamanda dier insanlarla da iliki iinde bulunan bir insandr. Fransada 1945 ylnda en fazla baar kazanm varolu felsefelerinden birini, Jean Paul Sartren varoluuluunu analiz ederek bu varolu kavramn aydnla kavuturalm.
Kierkegaard ve varolu felsefesi

Dinsel deneyimin rnei

125

Varolu

6. Jean Paul Sartren varoluuluu


n 1. Varoluuluk bir hmanizmdir
Varoluun ncelii

Jean Paul Sartre bir konferansna u ok zel bal vermitir: Varoluuluk bir hmanizmdir. Sartre, varoluun zden nce geldiini ilan eder. Burada imal edilmi nesnelerin varoluundan tamamen farkl olan insani varolu sz konusudur. rnein, konferansnn nnde bulunan u srahi vardr. Ancak o var olmadan nce dnlm, belki onu yapan insan tarafndan bir kat zerine izilmitir. O, zel olarak iine su konulmas iin tasarlanmtr. Bir rnee gre ve bir ama iin kullanlmak zere yaplm olan bu srahi bir kavram, bir fikir, baka deyile bir varolu olmadan nce bir z olmutur. Ama ben, insan, ok basit olarak sadece varm. Benim kiiliim nceden ve belli bir amala izilmi bir rnee gre yaplmamtr. nsan sz konusu olduunda varolu zden nce gelir. Varoluun ze bu ncelii arkasndan bir zgrlk felsefesini srkler. Herhangi bir amaca hizmet etmeyi, herhangi bir giriimde bulunmay seen benim. Varoluun bu nceliini ileri srerek Sartre phesiz baz klasik filozoflarn zc tanrbilimlerine saldrmaktadr. O, Leibnizin Tanrnn daha sonra kendisini gerekletirmek iin nce mmkn insan kavramn tasavvur ettiini syleyen aklc tanrbilimine tamamen kardr. Byle bir felsefede somut varolu ancak zn almasdr. Ve rnein tm hayatmn eylemleri beni tanmlad ileri srlen balangtaki formln aa kmasndan baka bir ey olamazlar. Fakat varoluuluk bu noktada -Sartre kendisinin tanr tanmaz olduunu ilan etse de- insann esrarl bir sevgiden, nedeni olmayan tanrsal bir cmertlikten ortaya ktn syleyen Hristiyan geleneiyle birlemektedir. nsan iyi dzenlenmi bir mekanizma deildir, kendini mahvetme veya kurtarma konusunda zgr olan bir yaratktr. Her neyse varoluuluk kesin olarak bilimcilie kardr ve yapsalclk varolu felsefesine kar bilimciliin bir tr intikam olacaktr.

Varolu ve nesnellik

Bilimcilik her zaman insan bir ey gibi aklama arzusuna boyun eer (Teknokrasi de, pratik alanda, insan bir nesne gibi kullanmaya alr). Sartredan ok nce Gabriel Marcel bu temay gelitirmiti. O, 1925ten itibaren varolu ve nesnellik arasnda ayrm yapmaktayd. Nesne, nmdedir, onu dtan inceleyebilirim, analiz edebilirim. O bir problem tekil eder (Yunanca problem, Latince nesne (ob-jet), nme konulan ey anlamna gelir). Ben nesnelere sahibim, ama kendimle ilikilerim artk sahip olma ilikileri deil, bir olma durumu, yani varolu durumudur. Ben, u kol saatine sahibim, ama u bedenim veya u bilincim. Saatimin bozulmas saatinin tekniinin zebilecei nesnel bir problemdir, ama kendimi suladm bir yanl, bir problem deildir, varolusal bir srdr. Dorudan doruya kiiliimi, varoluumu ilgilendiren hibir ey nesnel teknikler alanna ait deildir. Teknisyenin suu, kiiyi nesneletirmek, ona bir btnde kullanlabilir bir e gibi davranmaktr.

n 2. nsann aknl
Her duruma bir anlam vermek

Btn bunlar insani varoluun, kendisini aklama, doaya indirgeme ynndeki her trl abaya indirgenemezliinin altn izmektedir. Sartre, zellikle, insann aknl zerinde durmaktadr. Spinoza, ada varoluuluun tersine, insann bir imparatorluk iinde baka bir imparatorluk olmadn, onun yalnzca doann bir paras olduunu ve

126

Varolu
kendisini evreleyen ey tarafndan tamamen belirlenmi olduunu sylemekteydi. Bu dogmatik tezin yerine Sartre bir diyalektii geirir. Gerekten Sartre bir yandan her insann bir "durum iinde" olduunu kabul eder (Bu her varolu felsefesine zg olan bir kabuldr). nsann bir bedeni, bir gemii, dostlar veya dmanlar, nnde engeller vb. vardr. Ama te yandan duruma anlamn veren, var olan insandr. rnein, bir belirlenimci, bir "zc" insanlarn "dayanlmaz bir durum iinde" olduklar iin bakaldrdklarn iddia eder. Sartre ise, hibir durumun kendisi bakmndan dayanlmaz olmadna, ona bu anlam veren eyin varolusal bir bakaldr projesi olduuna dikkat eker. Bir baka eyle ilgili olarak ayn durumu Tanrnn bizi bir snamas olarak grebilirdik. Gelecee ilikin niyetlerimi, amalarm imdiki duruma yanstarak, hangisi olursa olsun, bu durumu zgrlmn sebebi klmaktaym. Daha nce Kierkegaard da her varolu durumunun arkasndan saysz imkanlar srklediine iaret etmiti. nsann omuzlar zerine ken seim yapma zorunluluunun nedeni buydu. Var olan bir ey olmak, imkanlar tasarlamak iin dnya sahnesinde birinci planda bir rol oynamak zorunlu deildir. Kierkegaard iinde hibir olayn cereyan etmedii, en byk olayn bir yaban horozunun umas olduu Danimarkann tam gbeinde yer alan Jutland ovalarnn ortasnda bile insann bir varolan olduunu, seim yapmak (rnein Tanrya lanet etmek veya tersine ona kranlarn sunmak) zorunda olduunu sylemekteydi. En ac verici, en zorlayc durumlar insann zgr bir varolan olma durumunu ortadan kaldrmazlar, tersine onu ortaya karrlar. Sartre 1945 ylnda unlar sylemekteydi: "Hibir zaman Alman igali altnda olduumuz zamanki kadar zgr olmadk." Paradoks ancak grntedir, nk bir durum ne kadar zor, trajikse, ne kadar bizi zorlarsa, yapacamz seim o kadar acildir. Durumlara anlamlarn veren ey, benim bir varolan olarak kararlarmdr. Dnya benim zgrlmn aynasndan baka bir ey deildir. Sartren aknlk dedii ey, gelecee ilikin bir tasaryla u andaki bir durumun almasdr. te tam da bir durum iinde olan varlklar olduumuz iin, Pascaln dedii gibi , "gemiye binmi" olduumuz iin seimlerimiz kanlmazdr, bir tr "zgr olmaya mahkumuz". Sememeyi semek de bir seim yapmaktr. Hibir ey yapmamak, varolan bir insan olarak bir karar vermektir ve bunu yapandan hesap sorulabilir. Buna her an seim yapmak zorunda olduumuzu da ekleyelim. Dn verdiim zgr kararlar yarnki kararlarm balamaz. Her an, eer istersem, hayatm deitirebilirim. Burada varolu kavramnn onu varlk kavramnn karsna yerletiren ok zel bir anlamn kavramaktayz. Var olmak, kendisine mhlet verilmi olma, geleceimi yeni bir yne evirme ve bylece gemiimi deitirme ve onu kurtarma imkanna sahip olmamdr. zgrlm ancak lmmle sona ermektedir. Var olmaktan kesildiim anda hayatm, varlk ve z olmaktadr. O artk tmyle gemitedir, artk kader haline dnmtr. Varoluum bundan byle verilmi bir ey gibi anlatabileceim, betimleyebileceim donmu, belirli, kapal varlk haline dnmtr. zetle varlk, gemi varolutur. Hegel daha nce olaanst bir sz sylemiti: "Wesen ist was gewesen ist": Varlk, var olmu olandr. Bylece cehennemde olan Kapal Oturumun kahramanlarnn artk gemi hayatlar zerinde hibir gleri yoktur. Onlardan biri yle bir cmle -varoluuluun nl cmlelerinden biri- sarf eder: "Sen hayatndan baka bir ey deilsin." Var olduum (ve her an hayatm deitirme gcne sahip olduum bir zamanda zgrlm dile getiren, ldm zaman ise zm ve kaderimi ifade eden bir cmle. Hayatm o andan itibaren artk varlk haline gelmek zere varolu olzgr olmaya mahkumuz

Varlk, gemi varolutur

127

Varolu
maktan kmtr. O, benden sonra yaayanlar iin artk tamamen bitmi bir hikayeden baka bir ey deildir. "lmek, yaayanlara yem olmaktr."

n 3. Varolan bir eyin doas yoktur


Ben ne isem o deilim

Bir durum iinde varolua sahip olan insann, -hangisi olursa olsun- bu durum karsnda zgr olduunu grdk. Onun kendi karsnda, kendisiyle ilgili olarak da zgr olduunu eklememiz gerekir. Varolua sahip olan bir varlk olduu iin insann doas yoktur. Bu cmleyi kolayca aklayabiliriz. u akl tann, u koltuun bir doas vardr. Onlar tamamen ve basit olarak neyse odur. Onlar "kendinde" varlklardr. (Altnn som olduunun sylendii gibi) onlarn gereklikleri, somdur. Onlar iin ne "ieri", ne "mmknler" sz konusudur. Ama insan varolua sahip olduunun bilincindedir. O, "kendisi iin" vardr. Tekrar edelim: Dier varlklarn bir ey "olma"sna karlk, insan varolua sahiptir, yani o "kendisi iin"in aknl sayesinde her zaman bir ey "olma"nn dna kar. Etimolojik anlamnda var olmak, "dna kmak"tr (ex-ister). zgr varoluun ifade ettii bu srekli da k, varolua sahip olan hibir eyin, var olmaya devam ettike, nceden belirlenmi bir doann klesi olamayaca sonucunu dourur. Ne bedenim, ne karakterim dediim ey, ne hayat artlarm benim iin bir kader deildir. Gndelik dilde dendii gibi, ben "paam kurtarabilirim, iin iinden syrlabilirim (sen sortir)". Varoluculuun anlam budur. Varolan bir ey olmak, her eyden nce bilinli bir varlk olmaktr. Bilinli zihnim kendime bir z, bir doa yaktrmam bana yasaklamaktadr. rnein, zgn olduumun bilincinde olmam ne demektir? Bu zntm benim uzamda bulunan bir nesne gibi ortaya koymam demektir. Bir bakasn grr gibi yerimde duramadm, kvrandm grmem, aladm iitmem demektir. zntsnn bilincine varan ben, artk zntl olan benin tamamen ayn deildir. "Kendisi iin" olmak, bilinli olmak demek, artk tam olarak kendisiyle bir dmemek, kendini hibir zaman bir ey olmamaya mahkum bir varlk olarak grmek demektir. Varla sahip olmamz (eyler, nesneler gibi) ne isek o olmamzdr. Varolua sahip olmamz ise her zaman ne deilsek o olmamzdr, ne isek o olmamamzdr. Ben ancak zihnimde, ne isem oyum. Gerekte her zaman niyetim kt olmakszn ciddiye alamayacam rolm aarm. nk bu rol benim olmadm, oynadm bir roldr. Kelimelerde Sartre, kk Sartren bembeyaz sakal ile Tanr babaya benzeyen ciddi byk babasnn nnde nasl rnek-ocuk komedisini oynadn anlatr. Ama bu rnek-ocuk o deildi (nk biz hibir ey deiliz, salt zgrlz ve "varlk hilii"yiz), o, o rnek-ocuk gibiymi gibi yapmaktayd. Bylece Varlk ve Hilikin nl bir rneini yeniden ele alrsak, "canl jestlerine sahip olan ve biraz fazla saygyla eilen" bir kukla gibi yanmza yaklaan garson bize bir komedi oynad duygusunu verir. O, neyi oynamaktadr? Garsonu. ten Geti filminde fiyakal niformas iinde byk bir honutlukla aynada kendine bakan sava, yce, asil bir "ey"e dnen, z gerei Efendiyi temsil ettiini dnen diktatrn kt niyeti daha vahimdir. Sartren "alak" dedii (O, bylece argo bir kelimeye felsefi bir anlam kazandrr) insan, tam da varolua sahip olduunu unutan ve "zsel" bir stnle sahip olduunu zanneden "tkabasa varlkla dolu" bir insandr. Son derece kt niyetle insan doa bakmndan erkein kadndan stn olduunu, namuslu insann serseriden baka bir ze sahip olduunu, beyazlarn siyahlara hakim olmak iin yaratlm olduunu ilan edebilir.

zc efsanelerin reddedilii

128

Varolu
byk varoluu kitap "alaklar"n kurbanlarnn savunmasn stlenir. Yahudi Sorunu zerine Dncelerde Sartre, Yahudileri, Yahudi dmanlarnn zihinlerinde bulduklar geleneksel ve efsanevi imgeden kendilerini kurtarmaya davet eder. "Yahudi z" diye bir ey yoktur ve dier halklar gibi Yahudiler de varolularn kazanmak zorundadrlar. Ayn ekilde Jean Genet vesilesiyle (Aziz Genet, Komedyen ve ehit) Sartre namuslu insanlarn cani bir yarata dntrmeye altklar gen bir sulunun vakas zerine eilir. O, gen suluya "Sen bir serseriden baka ey deilsin" denmitir ve belki o zgrl iin toplumun ona ykledii bu kt insan roln stlenmekten baka bir k yolu grmemitir. Ama nasl ki "z gerei" namuslu insanlar yoksa, "z gerei " hrsz veya serseriler de yoktur. Ayn ekilde Simone de Beauvoir, kinci Cinste kadnn ne olduu ileri srlyorsa o olmadn; a priori bir kadn z, ezeli-ebedi kadnlk diye bir eyin var olmadn gstermeye ynelir. Ezeli-ebedi kadnlk, zencilerin ocuksu olduklar, Yahudilerin dalaverac olduklarna ilikin efsanelere benzer zc bir efsanedir. Kadnn doas gerei cilveli, hoppa, erkekten daha az zeki olduu doru deildir. Bilinli varolanlar olduumuz iin insani varln z yoktur. Bilin her veriyi nesne olarak koyduu, onu at veya Sartren dedii gibi hilie dntrd iin bilinli varolan, varln zdddr. Sartren "hilik" dedii, bilincin bir zellii olan bu, insann kendisiyle veya bir durumla bir dmemesi, kendisinden srekli olarak ayr olmas olgusudur. Bilincim nesne olarak koyduu ve at bu benin zelliklerini "hiletirir". O halde ben her zaman bu hile, bilincin gstergesi olan bu "hilik"le kendimden ayrym. Sartre burada (kant veya descartes biimi altnda) geleneksel niversite idealizmiyle, yani dnlen eyin dnen zneye greli olduu ve bilincin nce geldii gryle bulumaktadr. Burada, "Bilin her eyin zerine ykselen gurur ve her eyi dncenin bir varl klan inkardr" diyen Alainden fazla uzakta deiliz.
Yahudi, cani, kadn

Hiletirmenin tehlikeleri

129

Varolu

A N A

F K R L E R

Varolu, var olan eyin doas, z gz nne alnmakszn, basit olarak varlk, varolma olgusudur. rnein ben, benim bir insan, bir Fransz, bir hoca olmam olgusunu basit olarak var olmam olgusundan ayrt ederim. Bir zn tanmlanabilir, analiz edilebilir olmasna karlk basit varolu olgusu saptanr, yaanr bir olgudur. Kantn ifadesiyle varolu, mutlak bir durumdur. Onunla karlarz, ama onu tanmlayamayz. phesiz Aziz Anselmus ve Descartes, Tanr fikrinden onun varolduunun karabileceini ileri srmlerdir. nk onlara gre Tanr fikri, mkemmel bir varlk fikridir. Bu fikir, var oluun kendisi olan mkemmellik de iinde olmak zere btn mkemmellikleri iermez mi? Ama Kant bu akl yrtmeyi rtmtr: Mkemmel bir varlk fikrinden olsa olsa mkemmel bir varolan fikrini karrm. Ama varoluun kendisi karsanabilir bir ey deildir. Kafamdaki yz talerlik bir servet fikrinden cebimde bu yz talerin var olduunu karamam. Tanr fikrinden veya dier herhangi bir fikirden birok fikri karabilirim, ama hibir varoluu karamam. ada varoluu filozoflar (XIX. yzylda Kierkegaard, XX. yzylda Sartre) hibir sisteme, hibir manta indirgenebilir olmayan insani varoluun her eyden nce zgrlk olduu zerinde srar etmilerdir. Nedenlerden dolay eylemde bulunduum sylenecektir, ama varoluular buna varoluun nedenleri zgrce yaratmak olduu eklinde cevap vereceklerdir.

130

Varolu

YORUMLAMA METNLER
nsan kendisini ne yaparsa odur
nsan, tasarsndan baka bir ey deildir, o ancak kendini gerekletirdii lde varolur, o halde insan, eylemlerinin btnnden, hayatnn kendisinden baka bir ey deildir. Bylece retimizin baz insanlar niin korkuttuunu anlayabiliriz. nk ounlukla onlarn mutsuzluklarna tek bir tahamml etme tarzlar vardr. Bu, yle dnmektir: Koullar bana kar oldu. Aslnda olduumdan ok daha deerliydim. phesiz hayatmda byk bir ak olmad, byk bir dostluk yaamadm. Ama bunun nedeni bu duygularma layk olacak bir erkek veya kadna rastlamam olmamdr. ok iyi kitaplar yazmadm, nk onlar yazmak iin zamanm yoktu. Kendimi adayacam ocuklarm olmad, nk hayatm kendisiyle birletireceim bir insana rastlamadm. O halde bende bir sr kabiliyet, eilim, imkan kullanlmadan, ylece tmyle imkan olarak kald. Onlar bana sadece gerekletirmi olduum eylemler dizisinin hakkmda yargda bulunmaya izin verdiinden daha byk bir deer kazandrmaktadr." Oysa bir varoluu iin gereklemi olan aktan baka bir ak, ortaya km olan ak imkanndan baka bir ak imkan yoktur. Sanat eserlerinde kendini dile getiren dehadan baka da bir deha yoktur. Proustun dehas Proustun eserlerinin btndr. Bunun dnda hibir ey deildir. Racinein dehas onun trajedilerinin toplamdr, bunun dnda bir ey deildir. Racinein kendisi onu yazmam olduuna gre Racinee yeni bir trajedi yazma imkann niin ykleyeceiz? Bir insan hayatnda bir eye balanr, baland eyi gerekletirir, bunun dnda o hibir ey deildir. phesiz bu dnce hayatta baar gstermemi olan birine acmasz gelebilir. Ama te yandan insanlar unu anlamaya hazrlkl klar ki nemli olan sadece gerein kendisidir, dler, beklentiler, umutlar ise yalnzca gereklememi bir rya, hayal krklyla karlam mitler, faydasz beklentiler olarak bir insan tanmlarlar; yani onlar insan pozitif anlamda deil, negatif anlamda tanmlar.
J.P. SARTRE, Varoluuluk bir hmanizmdir

131

Varolu
" aroluuluk nedir?" 1945 ylnda, bu felsefi hareketin ok moda olduu bir srada kendisiyle bir mlakat yapmak iin gelmi Amerikal gazetecilerin sorduu bu soruya Sartre yle cevap vermiti: "Hayatm kazanma arac." Sartren insann varoluu zerine analizi bu elenceli szden ok daha ileriye gitmektedir. Ona gre varolu ve zgrlk, bir ve ayn eydir ve insanda varolu zorunlu olarak zden nce gelir; nk ancak lmnden sonra bir insan korkak veya cesur, dahi veya aptal, cmert veya bencil olarak nitelendirebiliriz. Varolu, zerinde btn isteklerimizin boy verecei zemini oluturur: Baz insanlar kararsz kalacaklar, bazlar glklerin stesinden gelerek kendilerini gerekletireceklerdir. Sartren nl sz buradan kaynaklanmaktadr: "Yapmak, yaparken kendini yapmak ve yapt eyden baka hibir ey olmamak."

Sovyetler Birliine yapt

bir yolculuk srasnda lde yryen Sartre

132

AHLAK FELSEFES (ETK)

134

SEKZNC BLM
zgrlk
zgrlk problemi zerinde bir tartmaya girmeden nce zgrlk hakknda btn zgrlk biimlerine uygulanabilecek kadar geni bir tanm vermek istersek, ancak olumsuz bir tanm benimseyebiliriz: zgrlk, zorlama yokluudur. O halde bundan byle zgrlklerden sz edecek, zgrlk kelimesini oul kullanacaz. nk kendisinden kurtulduumuz ne kadar ok sayda zorlama varsa o kadar ok sayda zgrlmz, serbestliimiz olacaktr. Bylece fizikte serbest d yapan (yani yerekimi dnda btn dier kuvvetlerden bamsz olarak den) bir cisimden sz edilir. Siyasette hkmetin otoritesi karsnda bir bamszlk alann varsayan toplanma zgrlnden, dernek kurma zgrlnden sz edilir. Ekonomik alanda serbest ticaret, gmrk kstlamalarndan, tarifelerden kurtulmu ticarettir. Bundan hareketle metafizikiler mutlak bir zgrlk kavram yaratmlardr. Lalanden ok iyi bir ekilde syledii gibi, "zellikle doaya zt olmas bakmndan doa-st, yani meta-fizik diye adlandrlmas mmkn olan mutlak zgrlk fikri bir tr snra ulamadan ibarettir. Mutlak zgrlk kavramnda eylem, btn neden trlerine yabanc olma noktasna ulancaya kadar birbiri ardndan her trl nedenden kurtulmu olan bir ey olarak tasarlanr. Bu ekilde tasarlanan zgrln sadece d zorlamalardan deil, her trl i belirlenimden bamsz olarak eylem gc anlamna geldiini kavramamz gerekir. Bu anlaya gre benim daha nceden dncelerim, igdlerim veya alkanlklarm tarafndan belirlenmi olmayan eylemler ortaya koyma ynnde esrarl bir gcm vardr. Metafizikilerin-Renouvierye gre insanlarn doru veya yanl olarak kendilerinde bulunduuna inandklar eylem gc olan- zgr iradeleri ite byle bir eydir. "nsanlar, sanki bilinlerinin hareketleri ve bu hareketlere baml olan eylemleri kendilerinde bulunan bir eyin etkisi altnda deiebilirmi gibi ve sanki eylemden nce gelen o son anda kendilerini belirleyen hibir ey yokmu gibi dnme eilimindedirler." Bu zgrlk kavramn kabul edebilir miyiz?
Zorlamalardan kurtulma olarak zgrlk

Metafizik zgrlk

1. zgr irade bir gerek mi yoksa efsane mi?


phesiz bu ekilde tanmlanan bir zgrln varln kantlamak imkanszdr. nk bir nermeyi kantlamak, onun zorunluluunu ortaya koymak, onun kabul edilmemesinin mmkn olmadn gstermektir. Oysa zgrlk, eer bir eyi yapmama gc, ngrlemeyen eylemlerde bulunma gc ise, olumsall, yani zorunluluun yokluunu gerektirir. Alain bu konuyla ilgili olarak, "Herhangi bir zgrlk kant, zgrl yok eder" demitir.
zgrlk kantlanamaz

135

zgrlk
Gsterilebilir mi?

zgrl kantlamak mmkn deilse de belki onu yaamak mmkndr. Tek kelimeyle zgr irade, kantlanamaz, ama yaanabilir. zgr iradenin varln savunan tm filozoflar, psikolojik veya ahlaksal deneyimin basit tasvirlerinden hareket ederler. Descartes, "rademizin zgr olduunu kantsz, sadece ona ilikin deneyimimizle biliriz" demekteydi. Leibniz zgr iradeye ilikin "canl i duygu"muzu yardma armaktayd. Bergson, "bilincin dolaysz verileri"nde zgrl bulmakta, Maine de Biran ise ona kaslarmz hareket ettirme deneyimimizin ortaya koyduu "ilkel olgu"da rastlamaktayd. Bu filozoflarn sonularn kabul etmeli miyiz? Yaptklar analizlerde onlar izleyelim:

n 1. Descartes ve dikkat zgrl


zgr irade

Descartesa gre bilincimizde Tanr gibi, bizim de sonsuz bir zgr iradeye sahip olduumuz ynnde bir fikre, deneyime sahibiz. Srf zgr irademizin gcn gstermek iin apakl bile reddedebiliriz. phesiz "Dnyorum, o halde varm" gibi apak bir nerme, benden kendisini tasdik etmemi talep eder gibi grnr. Ama ben her zaman onu gz nne almaktan kanma, dikkatimi baka bir yne evirme zgrlne sahibim. Akln yla ak ve seik olarak grdm eye inanrm, ama te yandan sadece baktm eyi grrm ve istediim eye bakarm. O halde dorunun apakl bile benim zgr dikkatimin keyfine baldr. Ancak bu yorum ok tartmaldr. nk benim dikkatimin ileyii belirlenmemi grnmemektedir. Ben, beni ilgilendiren bir eye dikkat ederim ve eer dikkatimi ilgin olan bir eyden baka bir yana evirme gcne sahipsem, bu onu dorudan veya dolayl olarak beni ilgilendiren bir baka ey zerine evirme isteimden trdr. Dikkat gcm, son tahlilde, onu belirleyen tm hayatmn balamndan ayrmam tamamen keyfidir.

n 2. Maine de Birana gre g duygusu


Bir pheci zerine kazanlan zafer

Maine de Birana gre, zgrlm en iyi bir biimde bana gsteren ey, g deneyimi, en sradan kas gc deneyimidir. rnein, kolumu dimdik uzatarak u sandalyeyi havaya kaldrrm. Biraz sonra kolum armaya balar. Ama ben, eer istersem, bu abam devam ettirebilirim. Ben yalnzca kaslm, ac duyan beden deilim, ayn zamanda duyduum acya ramen o abay devam ettiren, bedenden stn olan, "organik-st" iradeyim. Bylece kendi bedenimin kar koymasna ve ac iinde olmasna ramen kelimenin tam anlamnda zgr olduumu hissetmekteyim. Bu analiz dorudur, ancak eksiktir. nk g deneyimimde bir acya direndiim, kaslarmn eylemsizliini yendiim duygusuna phesiz sahibim, ama her zaman bu direnmeyi gerekletirmek, bu abay gstermek iin bir nedenim vardr. Bu neden en azndan atletik bir baar gstermek, bir rekor krmak veya Maine de Birann kuramn kantlamaktr.

n 3. Nedensiz eylem
Bossuetden Gidee

Bossuet apak bir ekilde zgrlmz hissetmemiz iin onu u veya bu ynde bir davranta bulunmamz iin hibir nedenimizin olmad eylerde denememiz gerektiine iaret etmekteydi. Bir Ortaa dnr, Buridan, bizden ackl olduuna inand bir durum zerinde dnmemizi istemitir. Bu, ayn derecede a ve susuz olan ve nnde

136

zgrlk
ayn uzaklktaki bir mesafeye bir kova suyla bir demet yulafn konduu bir eein durumudur! Ona gre bu eek hem alktan, hem susuzluktan lecekti. nk onun hibir baskn neden olmakszn bir karar verebilmesi iin insan gibi zgr iradeyle donatlm olmas gerekmekteydi. Biz eer kendisini gerekletirme kararn verirsek, herhangi bir eylemi, rnein tamamen sama, hibir nedeni olmayan bir eylemi, gerekletirme gcne sahibizdir. Andr Gidein Prometheusunda, bir kahvede alan garson yle der: "Uzun zaman insan hayvanlardan ayran eyin, nedeni olmayan bir eylemde bulunmak olduunu dndm... Bununla faydas olmayan bir eylemi mi kastediyorum? Hayr! Nedeni olmayan, hibir nedeni olmayan bir eylemi kastediyorum, anlyor musunuz? kar, tutku, bunlarn hibirin rol olmayacak! Hibir kar gtmeyen, kendinden kaynaklanan, hibir amac olmayan, dolaysyla hibir efendisi olmayan bir eylem, zgr eylem, saf eylem!" Vatikann Zindanlarnda Gide, kahramanlarndan birine ok karakteristik, hibir nedeni olmayan bir eylem yaptrr. Kahramanmz Lafcadio, trenle Romaya gitmektedir. Gece olduunda kompartmannda zayf, gsz grnl biriyle, Amde Fleurissoirela tek bana kalr. "Lafcadio yle dnmekteydi: Kim grebilir? te o orada, yan bamda, elimin altnda, kolayca hareket ettirebileceim u ikili kap. Bu kapy ittiimde direnmesi mmkn deil, bu onun aniden ne doru devrilmesine yol aacaktr, hafif bir itmem yeterli olacaktr (...) En ufak bir lk duyulmayacaktr (...) te size nedeni olmayan bir cinayet. Polis ne kadar zor durumda kalacak! Aslnda olaylardan ok ben kendimi merak ediyorum." Lafcadio karar rastlantya brakr: "Krda bir ate grnceye kadar ar ar on ikiye kadar sayabilirsem, adam kurtuldu! Balyorum, bir, iki, , drt (yava, yava!) be, alt, yedi, sekiz, dokuz... On, ite bir ate!" ve cinayet gerekleir. Nedeni olmayan bir eylem mmkn mdr? Nedeni olmayan eylemin tam da nedeni olmayan bir eylem yapma arzusu, gndelik olaylarn dna kma istei tarafndan belirlendiini syleyerek bu soruyu cevaplandrabiliriz. Peki bu arzunun kendisi zihinde bir ilk balang olarak m ortaya kmaktadr? Varl ileri srlen nedensiz eylemi yapann kendisi bu konuda kt bir yargtr. Eylemin ona nedeni yokmu gibi grnmesi, gerekten yle olduunu gstermez: nk sz konusu eylem bilin-d nedenler tarafndan belirlenmi olabilir. Daha nceden Spinozann kendisi yle demekteydi: "zgr irade yanlgs, eylemimizi meydana getiren nedenleri bilmememize elik eden eylem bilincimizden kaynaklanr." Ve Spinoza bunun mkemmel bir rneini verir: "Sarho durumda olan bir insan zgr bir kararla gevezelik ettiini zanneder, oysa bunun nedeni, drtsne kar koyma gcne sahip olmamasdr ve sarholuu getiinde o, dncesizce sarf ettii szlerinden piman olacaktr." Psikanaliz bunu gayet iyi gstermitir. Nedenlerini bilmediimiz biraz tuhaf eylemlerimiz aslnda eylemlerimiz arasnda en az zgr olanlardr. nk onlarda kendilerini ne kadar bilmiyorsak o kadar ok kleleri olduumuz bilin-d nedenlerin etkisi altnda eylemde bulunmaktayzdr. zellikle cinayetler ve byk sular her zaman (ou kez bilind kompleksler, gizli engellemeler tarafndan) derin bir biimde belirlenmilerdir. Hekim S. Lebovici, P. Mle ve F. Paschenn yazm olduklar bir raporda unu okumaktayz: "Bir ocuk, komularndan birinin altn saatini alar ve onu, bu eyleminden herhangi bir kar elde etmeksizin yannda tar (...) Bu olay, annenin evi terk etmesinden ok ksa bir sre sonra meydana gelir ve anne sevgisinin deerini o kadar iyi sembolize eden bu parlak nesneyi ocuk nedenini bilmeksizin aldn syler (...) Yetikinlerde sk rastlanan bu,
Nedensiz eylemin eletirisi

Nedensiz eylemin bilin-d motifleri

137

zgrlk
eylemin bir nedeni olmamas karakteri, ilerinde kayg ve engellemelerin ifade edilir gibi grnd ok sayda suun zelliini oluturmaktadr." Burada eylemin bilinli bir nedeni olmamas, onun bir sevgi engellenmesini telafi etme ynnde belirsiz bir istek tarafndan bilinsiz olarak belirlenmi olduu olgusunu gizlemektedir. Ayn ekilde "nedensiz eylem", bilin-d bir saldrganln ani bir boalmasn temsil eder. Onun bir nedeni yokmu gibi grnmesi, (daha nce bastrlm olduu iin) bilinli benle btnlememi bir "itki"yi aa vurur. Genel olarak zgrle ilikin "i duygu"nun, "yaanan deneyim"in hibir nesnel deeri yoktur. Cokulu manyak, hastalnn balang safhasnda genel inmeli (nro-frengi), madde bamls, bunlarn tm, ok gl bir zgrlk duygusuna sahiptirler. Ayn ekilde hekim Logren iaret ettii gibi, ou zaman bir geri zekal olan telkine yatkn kii, ahlaksal basklarna urad insanlara kar ne kadar kr bir gven duymaktaysa o kadar daha ok zgr bir biimde davrand duygusuna sahiptir.

n 4. Ahlak bilinci
Pratik akln postlas olarak zgrlk

zgr iradeyi savunan biri unu syleyecektir: Seimlerimizin belirlenmi olmas durumunda ahlaksal hayatmz tm anlamn kaybetmez mi? Kanta gre zgrlk "postla"sn, ahlaksal ykmlln imkannn koulu olarak kabul etmek zorundayz. Ahlaksal ykmll zorunlulukla kartrmamak gerekir. Zorunluluk, -olmamazlk edemeyen ey- zgrlk ve sorumluluu dlar. lmcl dmannz pencereden atarsanz, ona "d!" demenize gerek yoktur, nk o dmezlik edemez, dinamiin yasalar onun dmesini zorunlu klar. Buna karlk "Yalan syleme!" eklindeki bir ahlaksal ykmllk, zgrl gerektirir: Bu ykmlln bir anlam olmas iin ona uymak veya uymamakta zgr olmam gerekmez mi? Ahlak buyruu, ancak iyi ve kt arasnda bir seme imkanmz olduunda bir anlam ifade eder. Kant, "Yapmalsn, o halde yapabilirsin!" der. Bu son ifade, eletirilemez deildir. Eer zgr irade ykmlln bir kouluysa, bu koulu sadece talep etmek yetmez, onun gerekten var olduunu ortaya koymak gerekir. te yandan iyiyle kt arasnda bir seim, kesinlikle nedeni olmayan, olumsal bir seim deildir. Ahlaksal davrann nedenleri iine deerlerin ekicilii de girer. Ayn ekilde yanl bir davran, nedeni olmayan bir seimin ifadesi deildir. Onu belirleyen, bir hazzn, maddi bir karn dayanlmaz ekiciliidir. Bylece salt zgr bir iradenin, olumsal bir seimin lehine yardma arlan kantlarn hibiri bize kesin grnmemektedir. Sz konusu zgr iradeyi kabul etmek, insan davran iine olumsall, akl-dl sokmak demektir. Fakat te yandan tersini, insan davrannn aklanabilir olduunu, bir nedeni olduunu dndmzde de onu zorunlulua tabi klm olmaktayz. Bu durumda zgrlk hala bir anlama sahip olabilir mi?

2. zgrlk zorunluluun kabul edilmesi midir?


zgrlk ve zorunluluk

Stoaclk veya spinozaclk gibi zorunluluk felsefesine gre insan yalnzca evrenin bir unsuru, btn tarafndan belirlenmi doann kk bir paras, evren makinesi iinde basit bir dilidir. ada bilim, bu evrensel belirlenimcilik felsefesini yeni kantlarla zengin-

138

zgrlk
letirmekte deil midir? nsan davrannn biyolojik, psikolojik, sosyolojik bir okumas, ondan her trl olumsall dar atar gibidir. Biyoloji, tm hareketlerimizi kimyasal dei tokularla, hormonlarn etkisiyle aklamyor mu? Psikanaliz, en esrarl davranlarmz ocukluktaki koullarmzn farknda olmakszn ruhumuzda meydana getirdii "kompleksler"den hareketle aydnla kavuturmuyor mu? Sosyoloji, kendi payna eylemlerimizin kaynanda eitimimizin, toplumsal snfmzn vb. belirlemelerini grmyor mu? Ancak stoaclk, spinozaclk gibi felsefeler bize bu kanlmaz zorunluluu zgrle dntrme imkann gstermektedirler. zgr olmak iin, zorunlulua rza gstermek, neden ve eserlerin birbirlerini kanlmaz bir biimde izlemelerine evet demek yeterlidir. Stoallar zgrl tanrsal zorunlulua boyun emeye indirgemekteydiler. Parere Deo est libertas: zgrlk, kar konulmaz belirlenimi yrekten benimsemektir. Rousseaunun, toplumun yasas ile ilgili olarak bizden istedii eyi evrenin yasalar karsnda gsterelim: "zgrlk, kendi koyduumuz yasaya uymamzdr." Bu zorunluluun zgrle dntrlmesinin mekanizmasn Spinozada inceleyelim. Spinozaya gre zgr olmak, eylemlerimizin gerek nedeni olmaktr. Ancak biz kendiliimizden eylemlerimizin tm nedeni deilizdir. Biz doann iinde sonlu ve zayf varlklarz ve balangta kleyizdir, yani eylemlerimiz irademizi yanstmaktan ok daha nce bizi tehdit eden her eye kar korkularmz ifade eder. Hayatta gcmzn artmasn ifade eden sevin, evrenin kr glerinin basks altnda bulunan gcmzn azalmasn yanstan zntden daha nadirdir. ou kez insanlarn eylemlerinin tuhaf grnmesinin nedeni, eylemlerin hem onlarn arzularna, hem de d nedenlere baml olmasdr. Bylece en derin arzumuz, varlmz devam ettirmek olmasna ramen intihar eden insanlar vardr. Veya paraya sahip olmamzn biricik faydas, onun ihtiyalarmz doyurmay mmkn klmas olmasna karlk, para hrsna kaplm bir cimri hayat iin en zorunlu eylerden kendini mahrum eder. Her an ac, hatta lm bizi tehdit etmektedir. "Birok tarzda d nedenlerin etkisi altndayz ve kart rzgarlarn harekete geirdii denizin dalgalar gibi talihimiz ve kaderimizi bilmeksizin yzp durmaktayz. nsanln bu temel klelik durumunu nasl zgrle dntrebiliriz? zgr olmas iin insann artk d nedenler deil, yalnzca kendi doas tarafndan belirlenecek eylemleri yapmas gerekir. "Sadece kendi doasnn zorunluluuyla var olan ve eyleyen bir eye zgr, varl ve eylemi bir bakas tarafndan belirlenen eye zorlama altnda bulunan ey diyorum. Ancak yine soralm: Koca evrende bu kadar krlgan bir varlk olan insan kendisini nasl zgr klabilir? Spinoza burada, antik "bilgelik"in zm olan bir zm nermektedir. Evrende zgr olmak iin evreni kabul etmek yeterlidir. stediimiz her eye sahip olamayz. O halde sahip olduumuz eyi isteyerek kendimizi zgrle kavuturacaz. Ama bamza gelen her eyi nasl kabul edebiliriz? Spinoza cevap vermektedir: Aklla! zgr olmam iin meydana gelen her eyin zorunlu olduunu anlamam, aklmla bu kanlmaz zorunlulukla birlemem, onunla bir dmem yeterlidir. Bama bir felaket geldiinde, evrendeki neden ve eserler zincirinin bu felaketi kanlmaz kldn anlarsam, sakin olurum, aclarm bireysel varlmn dar bak asndan gz nne almay bir yana brakrm, onlar btnn asndan, her eyin birbirleriyle balants asndan (Tanr ile doay bir ve ayn varlk olarak gz nne alan Spinozann diliyle sylersek Tanrnn bak asndan) ele alrm. Bylece , "genin znden, i alarnn toplamnn iki dik aya eit olduuSpinozaya gre zorunluluk

Spinozac zgrlk, zorunluluun kavranmasdr

139

zgrlk
nun kmasyla ayn zorunlulukla her eyin Tanrnn ezeli-ebedi belirleniminin rn olduunu anlayarak sadece skunet bulmakla kalmam, ayn zamanda en yksek mutlulua eriirim.
Spinozac zmn eletirisi

zetle Spinozada zgrlk, zorunluluun bilincine varmaya indirgenmektedir. Ancak zgrl teslimiyete indirgemek bize zor grnmektedir. Spinoza iin zgrle kavumak, iradi olarak klelii kabul etmek anlamna gelmiyor mu? Evrenin klesi olan bizler bu klelii daha iten ve daha tam olarak yaadmz zaman daha zgr m olmaktayz? Bu kuram, tekniklerin gelimesinin henz banda bulunduumuz, insann henz doa zerinde byk bir gce sahip olmad bir yzyln damgasn tamaktadr. XX. yzylda ise byle bir teslimiyet tutumu artk yeterli deildir. Hatta biraz anormaldir. U noktasna gtrldnde, bu tutum her trl somut eylem cesaretini krmaktadr. Eer sonu kanlmaz olarak kabul edilmek durumundaysa ne trden olursa olsun herhangi bir giriimde bulunmann ne anlam vardr? Hatta baz zayf kiilikler nceden teslim olmay tercih edeceklerdir. Bu Alman psikiyatrlar tarafndan betimlenmi olan "nceden teslim olma", baarszlktan korkan adayn snava girmemesi, iflas etmeden nce intihar eden tccarn teslimiyetidir. Bylece kendisini slatmas mmkn olan yamurdan nce davranan Gribouille, tutup kendini nehre atar. Kadere rza gstermek, zgrl elde etmek deildir. Gerekten zgrlmz kazanmamz iin bu "Gribouille kompleksi"ni amamz gerekir.

3. ada aklcla gre zgrlk


zgr olmak, kendimiz olmaktr

Burada geleneksel metafizie ait zgr irade anlayn terk edeceksek, bunu sa duyunun zgrlk hakknda sahip olduu ve bu anlaytan ok daha doru olan anlaya geri dnmek iin yapacaz. Bu anlaya gre ben herhangi bir biimde, "nedeni olmakszn" eylemde bulunduumda deil (nk byle bir eyi dnmek mmkn deildir), ok basit olarak arzu ettiim eyi yaptmda, derin eilimlerimi tatmin ettiimde zgrmdr. zgr bir biimde dnmemiz demek, kuralsz, nedensiz dnmemiz demek deildir, kendi aklmza, kendi anlay ve bilgilerimize gre (d zorlamalara maruz kalmakszn) dnmemiz demektir. Descartesn dedii gibi, "Eer her zaman ak olarak doru ve yanl olan bilirsem, hibir zaman hangi yargda bulunmam, hangi seimi yapmam gerektii konusunda sknt ekmem ve bylece hibir zaman kaytsz olmakszn tmyle zgr olurum". Auguste Comteun "Geometride zihin zgrl yoktur" cmlesi bundan dolay anlam ok belirsiz bir cmledir, nk zihnimin bir teoremi tasdik etmesini zorunlu klan akl yrtmenin i mant ise de zihnim hibir d gcn zorlamas altnda deildir. Zihnin sz konusu tasdiki onun yalnzca kendi yasalarndan kaynaklanmas anlamnda zgrdr.

Bir problemin akll zm olarak zgr eylem

Ayn ekilde zgr eylem, zerinde en fazla dnlen eylem, en derin bir biimde bir nedeni olan eylem, btn nedenlerini tartp deerlendirdiimiz eylem, zetle, nedeni olmayan bir eylemin tamamen zdd olan bir eylemdir. phesiz gelip geici bir kaprise,

140

zgrlk
tutkulu bir drtye boyun ediimde zgr deilimdir, nk byle bir durumda yaptm eyden piman olurum. Kendini meyhaneye atan sarho, bakara salonuna koan kumarbaz zgr deildir. nk sarho yarn hasta olacak, kumarbaz bor altnda ezilecektir. Onlarn istedii bu deildir. iddetli, belki bir an iin kar konulamaz olan bir drt onlara hakim olmutur, ama bu drt onlarn kiiliklerinin btnn ifade etmemektedir. Bununla birlikte zgr eylemi sadece kendimden hareketle de tanmlayamam. nk ben veri bir durumda eylemde bulunurum. Metafizikilerin, "nsan zgr mdr, yoksa deil midir?" sorusu, soyut bir dzlemde ortaya atld iin hibir anlam olmayan bir sorudur. Bu, "nsan mutlu mudur, yoksa mutsuz mudur?" diye sormaya benzemektedir. Gerekte zgrlk, insan doasnn yle olmak bakmndan zelliini oluturan bir durum deildir, o bir zgrlemenin, bir fethin sonucudur, Lon Brunschvicgin ok gzel bir ekilde syledii gibi zgrlk "veri olan bir ey deildir, meydana getirilmesi gereken bir yapttr". Bundan dolay zgr eylem, deiik biimler altnda kendini gsterir. O, zorunlu olarak veya hatta sklkla bir ikilemin iki kk arasnda bir seim deildir. ou kez iinde bulunduumuz durumun ortaya koyduu problemlere orijinal bir zm olarak ortaya kar. zgr eylem bu noktada akll eylemle ayn ey olmaya doru gider. Racinein trajedisinde Andromaquea bakn. O, korkun bir ikilem iine dmtr: Ya gen olu Astyanaxn hayatn kurtarmak iin Pyrrhusla evlenecek ve Hektorun hatrasna ihanet edecektir (yle dnmektedir), veya Pyrrhusla evlenmeyecek, Hektora sadk kalacak, ama Astyanax feda edecektir. Ne karar verecektir? phesiz "e sevgisi"nin gcyle "anne sevgisi"nin gcn lmesi ve bilekelerini hesaplamas sz konusu deildir. te yandan Andromaquen karar her trl nedene yabanc, salt bir yaratm da deildir. Sonunda Andromaque Pyrrhusla evlenmeye -Pyrrhus, Astyanaxn eitimini gven altna alacan vaat eder-, fakat dn treninden hemen sonra intihar etmeye karar verir. Trajik, ancak zerinde uzun uzun dnlm olan bu karar, bu ustaca strateji, zgr bir eylemdir (nk nceden zerinde dnlm, aklc bir eylemdir), ama her trl nedene yabanc, belirlenmemi bir eylem deildir. Hatta o mutlak olarak nceden ngrlemez bir eylem de deildir, nk Andromaquen zm, mmkn zmlerden biridir.1 zgr eylem sadece bakalaryla ilikilerimizin dourduu bir problemi zen eylem deildir. zgrlk problemi, daha temelde, insann evrenle ilikilerinden ortaya kan bir problemdir. Tarihinin balangcnda insan, kendisine dman bir dnya iinde "yabanc", evrenin klesidir. Onun beslenmesi, snmas, hayvanlardan korunmas gerekir. Zekas sayesinde insan yava yava evrenin btn glerine hakm olacak, dnyaya boyun eerek kendini zgrle kavuturacaktr. Evrenin klesiyken, onun efendisi olacaktr. Evrenin belirlenimini, doa yasalarn tanmay ve kullanmay bilerek kendini zgrletirecek, ihtiyalarn doyuracak ve gvenliini salayacaktr. Zorunluluun bilgisi ve kullanlmas insann zgrlemesinin arac olacaktr.
1 Corneillein Perthariteinde Andromaquen durumuna benzer olan, ancak zm farkl olan bir durumla karlarz. Rodelinde tacn ve olunun hayatn ancak Grimoald ile evlenerek kurtarma imkanna sahiptir. O problemi Andromaquedan tamamen farkl bir ekilde zer: Grimoaldla evlenmeyi kabul eder ve ondan olunu kurban etmesini ister. Bu durum tamamen delice bir tutum olmakla birlikte onda nedeni olmayan zgr bir seimin ifadesini grmekten kanmamz gerekir. Gerekte Rodelinde burada hem olunu kaybetmeyi hem kocasnn hatrasna olan sadakat duygusunu feda etmeyi kabul ederek pazarlktan ve galibin artlarndan gurur sayesinde kanmak istemektedir.

zgrlk ve zgrle kavuma

141

zgrlk
zgrlk, belirlenimcilik, kadercilik

Gerekten insan kleletiren kadercilikle onu zgrle kavuturan belirlenimcilii birbirinden en byk bir zenle ayrmamz gerekir. Kadercilik yle der: Korktuunuz bu olay, kanlmazdr. Gemite ne olmu olursa olsun, ondan kanmak iin ne yaparsanz yapn, o mutlaka meydana gelecektir. Yunan mitolojisinde Oedipusun kaderi babasn ldrmek ve annesiyle evlenmektir. Daha nce gelen olaylar ne olursa olsunlar, bu sonu zorunludur, meydana gelmemezlik edemez. Buna karlk belirlenimcilik sadece olaylarn zorunlu yasalarla birbirlerine bal olduklarn ileri srer. Bylece metal bir ubuun stlmas onun zorunlu olarak genlemesini meydana getirir. Ama eer metal ubuun genlemesini istemiyorsanz, bunun yolu vardr: Onu stmaktan vazgemeniz yeter! O halde insann zgrle kavumas iin bir mucizeye ihtiyac yoktur. Peri masallarnda olduu gibi doa yasalarnn ilemekten kesilmesine ihtiyac yoktur. Doa yasalarn akll bir biimde kullanmas yeterlidir. Etkili teknikler araclyla engelleri imkanlara evirmesi yeter. Alain, bizi, sularn zerinde ynn bulan bir yelkenli rnei zerinde dnmeye davet etmektedir. Rzgarlar terstir, ama yelkenci usta manevralarla, zigzag yaparak ilerlemeyi baarr. Bunun iin onun mucizevi bir biimde rzgarlarn ynn deitirmeye ihtiyac yoktur. Sadece akll bir biimde doa yasalarn kullanmay bilmesi yeter. Alain yle der: "Okyanus iyiyi, kty bilmez. Dalga, rzgar ve ay takip eder ve ben bir yelkeni atmda rzgar onu aya gre iter. Yelkenci yelkene yn verir, dmene aslr ve rzgarn kendi gcn kullanarak rzgara kar ilerler." Hegel, daha nce insann "akln hilesiyle" kendini zgrletirdiini sylemekteydi. Akl, dorudan doruya etkide bulunmaz, doa yasalar araclyla dolambal olarak etkide bulunur. "Ayn zamanda akln amalarnn gereklemesi iin" doa yasalarn kurnaz bir biimde ie kartrmak, "nesnelerin birbirleri zerine etkide bulunmalarna imkan vermek ve onlarn karlkl srtmelerinden yararlanmak yeterlidir". Bylece Spinoza, zgrln, zorunluluun bilincinde olmak olduunu sylerken hi olmazsa gerek bir zgrle kavumann ilk kouluna iaret etmekteydi. Engelsin AntiDhringte yazd gibi, "Zorunluluk ancak anlalmad lde krdr. zgrlk doa yasalarndan bamsz bir eylemi dlemek anlamna gelmez, o bu yasalarn bilgisi ve bylece belli amalar gerekletirmek zere sistemli olarak onlar harekete geirme imkan demektir".

zgrlk ve teknik

O halde zgrl (evrenin yasalarndan yararlanarak ona egemen olmak demek olan) teknie, Descartesn Yntem zerine Konumann altnc blmnde bizi "doann efendisi, sahibi" klacan syledii teknie zde klacaz. Ancak adalarmz her zaman bu aklc iyimserlii paylamamaktadrlar. Tekniin, insan doa karsnda zgrletirdiini kabul etmektedirler. Ancak buna insann kendi tekniklerinin klesi olduunu eklemektedirler. Sava silahlarnn korkun gelimesine, atom bombasnn dehet verici sonucuna iaret ederek makinelemeyi her trl ktln sorumlusu olarak sulamaktadrlar. Gerekte bu tr kantlar, kesin deildir. nk maddi alanda gereinden ok teknie sahip olduumuzu deil, daha ok insani ilikiler alannda yeterli lde tekniimiz olmadn sylemeliyiz. nsan toplumlarnn ileyiini ve insan davrannn belirlenimini fiziksel ve kimyasal olaylarn belirleniminden ok daha az biliyoruz. zgrlmz bu-

142

zgrlk
gn o kadar tehlikeli bir biimde snrlandran, budur. Sanayi alannda gereinden ok tekniimiz olduunu deil, siyaset, kaynaklarn paylalmas, uluslararas ilikiler alannda kafi sayda tekniimiz olmadn sylemeliyiz. Ekonominin ve insani ilikilerin dzenlenmesi maddenin iletilmesi kadar aklsal olsayd ok daha zgr olurduk. zgrle ulamamzn yolu, insan bilimlerinin gelimesinden gemektedir. Bu noktada ounlukla grmezlikten gelinen temel bir fikirle karlamaktayz: zgrlk , anari deildir, tersine o aklsal bir dzenleme gerektirir. Fizik dnyada belirlenim olmasayd, eer o srekli bir mucizeler alan olsayd, insani eylem onda hibir dayanak noktas bulamazd. Bu durumda onun kaprislerinin klesi olurduk ve hibir zgrlk mmkn olmazd. Ayn ekilde bir toplumda soyut olarak herkesin zgrln gven altna alan yasalarn yokluu, gerekte en zayfn en gl tarafndan ezilmesiyle sonulanacaktr. "Ekonomik liberalizm" denen rejim sadece soyut bir ekonomik zgrlk salar. Bu rejimde arz ve talep serbesttir. Devlet, fiyatlarn ve cretlerin tesbitine karmaz. Bu ise somut planda, retim aralarna sahip olanlarn i glerinden baka bir eyleri olmayanlara hakim olmalarn dourur. Liberalizmin ilkesi "serbest bir kmeste zgr tilki"dir. Pere Lacordaire bunu ok kesin bir cmleyle ilan etmitir: "Zayfla gl arasnda, ezen, zgrlktr; zgrle kavuturan, yasadr." Ksr zgr irade efsanesinin karsna, o halde, doa ve topluma ilikin srekli olarak daha kesin ve daha tam olan aklsal bilgiden hareketle insann yava yava zgrle kavumasnn somut gereini koymann devimiz olduuna inanyoruz. Bu belirlenimlerin bilgisi, aklsal tekniklerden yararlanmak yoluyla kiiliin gelimesi, btn olarak insann gerekletirilmesinin biricik olumlu hazrln tekil edecektir.
zgrlk anari deildir

4. Bir zgrlk felsefesi: Varoluuluk


Burada bizim aklclmzdan ok farkl olan, ancak en mkemmel bir anlamda bir zgrlk felsefesi olan bir felsefe hakknda ksa bir zmleme yapmay teklif ediyoruz. Bununla 1945ten 1968e kadar Fransz entelektel hayatna hakim olmu olan varoluu felsefeyi kastediyoruz.

n 1. nsani varolu ve zgrlk


Varoluu filozoflarn en nls olan Jean Paul Sartre, Varoluuluk bir hmanizmdir eklindeki ok karakteristik bal tayan uzun bir konferans vermitir. Gerekten varoluuluk her eyden nce zgrlk olarak ortaya kan insani varlk zerine bir dnmedir. nsani varolu, rnein imal edilmi nesnelerin varlndan kkl bir biimde farkldr. Konumacnn nnde bulunan u srahi vardr. Ancak o var olmadan nce dnlm, belki onu imal eden tarafndan bir kat zerine izilmitir. O, iine su konulmak zere tasarlanmtr. Bir modele gre ve belli bir kullanm amacyla imal edilmi olan bu srahi, bir varolu olmadan nce bir kavram, bir fikir, baka deyile bir z olmutur. Ama ben, insan, u veya bu ey olmadan nce varm. u veya bu ey olmaya karar veren benim. nsan sz konusu olduunda varolu zden nce gelir. Kiiliim nceden izilen bir modele gre ve belli bir ama iin yaplmamtr. Herhangi bir amaca hizmet etmeyi, herhangi bir eylemde bulunmay seen benim.
Varolu, zden nce gelir

143

zgrlk

n 2. nsann aknl
Spinoza, insann bir imparatorluk iinde bir baka imparatorluk olmadn, kendisini evreleyen ey tarafndan belirlenmi olduunu sylemekteydi. Bu dogmatik tezin karsna Sartre bir diyalektii koymaktadr. Gerekten bir yandan Sartre, her insann "bir durumda" olduunu kabul etmektedir. Onun bir bedeni, dostlar veya dmanlar, nnde bulunan engeller vb. vardr. Ama te yandan duruma anlamn zgrce veren insandr. rnein, bir belirlenimci, ezilen insanlarn dayanlmaz bir durumda bulunduklar iin isyan ettiklerini ileri srecektir. Sartre bir durumun "kendinde" dayanlamaz bir durum olmadna, ancak bir isyan tasarsnn ona bu anlam kazandrdna iaret eder. Bir baka tasaryla sz konusu durumu Tanrnn bizi bir snavdan geirmesi olarak grebilirdik. Gelecekle ilgili niyetlerimi, tasarlarm imdiki duruma yanstarak onu zgrce bir eylem motifi haline geiren benim. Sartre ite bu anlamda, "Biz hibir zaman Alman igali altnda olduumuz zamanki kadar zgr olmadk" demekteydi. Bu cmledeki paradoks ancak grntedir, nk bir durum ne kadar g, trajik, zorlayc ise yapmamz gereken seim o kadar acildir. O halde durumlara bir anlam kazandran ey benim kararlarmdr.
"zgr olmaya mahkumuz"

Dnya her zaman yalnzca benim zgrlmn aynasdr. Ve Sartren aknlk diye adlandrd ey, iinde bulunulan bir durumun gelecee ilikin bir tasaryla almasdr. Biz tam da "durum iinde" olan varlklar olduumuz iin, Pascaln dedii gibi, "gemiye binmi" olduumuz iin seimler kanlmazdr, zgr olmaya bir eit mahkumuz. Sememeyi semek de bir seim yapmaktr. Hibir ey yapmamam da zgrlmn bir karardr ve benden hesap sorulabilir. Buna her an seim yapmak durumunda olduumuzu ekleyelim. Dnk zgr kararlarmz yarnki kararlarmz balamaz. Eer istersem her an hayatm deitirebilirim. Var olduum srece, mhlet alm durumundaym ve geleceimi yeni bir yne evirmek imkanna sahibim, bylece gemiimi deitirip, onu kurtarabilirim. zgrlm ancak lmle son bulur. Varoluum sona erdii anda hayatm artk varlk ve z olur. O artk tmyle gemitedir, kader haline gelmitir. O artk tamamen olmu bitmi bir eydir, bu ekilde benden sonra yaayanlarn baklar nne konulmu bir eydir: "lmek, dirilere yem olmaktr."

n 3. Kendinde, kendisi iin, hilik: zgrlk ve bilin


Beni evreleyen her durumun sonuta anlamn ancak benim gelecee ilikin tasarlarmdan aldn kabul edelim. Burada bir belirlenimci tasarlarmn salt bir zgrlkten fkrmadklar, onlarn kendilerinin benim kendim, doam tarafndan belirlenmi olduklarn syleyerek bir itirazda bulunabilir.
Ben neysem o deilim

Sartre bu itiraza, insann gerek anlamda bir doas olmadn syleyerek cevap vermektedir. Bu akl ta, bu koltuun bir doas vardr. Onlar, tam ve basit olarak kendileridir. Onlar "kendilerinde"dirler. (Altnn som olduunun sylendii gibi) onlarn gereklikleri somdur. Onlarda ne bir "i", ne "mmknler" vardr. Ama insan, var olduunun bilincindedir, o "kendisi iin" vardr.1 Varoluu bilincinde yansr. Dolaysyla o kendine a

eyin "varlk" olmasna karlk insan "varolu"tur, yani o "kendisi iin" olann aknlyla "varlk"n kendisinden kurtulur. Var olmak (ex-ister) etimolojik anlamnda "dna kmak"tr. Ne bedenim, ne karakterim denen ey, ne hayat artlarm benim iin bir kader deildir. Gndelik dilde denildii gibi ben her zaman "paam kurtarabilirim, iin iinden syrlabilirim (sen sortir)". Varoluuluun anlam budur.

144

zgrlk
priori olarak tanmlanm hibir doa ykleyemez. rnein, hznl olduumun bilincinde olmam, zntm uzamda bulunan bir nesne gibi ortaya koymam demektir. Bir bakasn grr gibi huzursuz olduumu, kprdayp durduumu grmem, hkrdm iitmem demektir. zntsnn bilincine varan ben, artk tam olarak znt duyan ben deildir. "Kendisi iin" olmak, bilinli olmak, artk tam olarak kendimizle bir dmememiz, ne isek o olmaya hibir zaman iin mahkum olmamamz demektir. te sartrec insan, bu anlamda, olmad eydir, olduu ey deildir. Ben, u garson olduunu bilen ve mkemmel bir biimde bu rol oynayan garson gibi ancak zihnimde, ne isem o eyim. Ne olduumun bilincinde olduum iin o olduum eyi olmay ancak oynayabilirim. Bilincim nesne olarak ortaya koyduu ve at benimin zelliklerini "hiletirir". O halde her zaman bu hi, bilincin gstergesi olan bu "hilik" beni kendimden ayrmaktadr. Sartre burada (descartes veya kant biim altnda) geleneksel niversite idealizmiyle, yani dnlen nesnenin dnen zneye greli olduu ve bilincin nce geldii gryle birlemektedir. Bu noktada "Bilin her eyin zerine ykselen gurur ve her eyi dncenin bir varl haline getiren inkardr" diyen Alainden fazla uzakta deiliz. nsan bilinle tanmlanr ve psikolojik bilin-d yoktur. Bir bilin iin var olmak, var olduunun bilincinde olmaktr. Bilincin eitli dereceleri yoktur, daha ok veya daha az bilinli olamayz. Ancak bilin farkl amallklara brnr. Hayal kurmak alglamaktan farkl bir ey deildir, o sadece nesneyi bir baka tarzda ortaya koymaktr (onu var-olmayan gibi ortaya koymak). Hatta baylma, u heyecann son noktas, bilincin ortadan kalkmas olan ey, aslnda tehlikeyi aklsal bir biimde ortadan kaldrma usulleri yerine bysel bir usul koyan bilincin bir hilesinden ibarettir. rnein, kafesinden kam fkeli bir kaplann nnde baylrm. Bu, tehlikeyi ortadan kaldramadm iin tehlike bilincimi ortadan kaldrmam demektir. Tehlikeyi nesnel (aklsal) olarak ortadan kaldrmak yerine znel olarak (by yoluyla) ortadan kaldrrm. nsann bu yenilgisi gene de bir ekilde insan bilincinin bir karardr. Bilin-dn inkar eden Sartre, klasik psikanalizin yerine varolusal psikanalizi geirir. Ona gre komplekslerim, farknda olmakszn ocukluumun olaylar tarafndan bende meydana getirilen eyler deildirler. Gerekte ekingen, endieli veya korkular olan biri olmay seen benim ve bilin-d denilen ey, benim bilincimin "kt niyeti"nden baka bir ey deildir.
Bilin-dnn inkar

n 4. nsan ve tarih: Sartre ve marksizm


Sartren dncesinde bir evrim var mdr? O sonunda militan marksizmle birlemek zere balangtaki varoluuluu az ok terk etmemi midir? Sartren son byk eseri Diyalektik Akln Eletirisi (1960), ilk eseriyle, Varlk ve Hilikle (1943) badaabilir mi? Aslnda Sartre komnizmin baz tarihsel cephelerini (Stalinin insanlk d diktatrln), hatta klasik marksizmin baz izgilerini her zaman mahkum etmitir. rnein o, diyalektik materyalizmi (yani esas itibariyle doann kendi yasalarnn diyalektik olduunu ileri sren Engelsin retisini) reddetmektedir, ancak insanlarn tarihinin diyalektik ilikilerle aklanabileceini ileri sren tarihsel materyalizmin her zaman savunucusu olmutur: "Ayn zamanda marksizmin tarihin tek geerli aklamasn verdiinden ve varoluuluun geree tek somut yaklam biimi olduundan emindik." Bununla birlikte Varlk ve Hilikteki zgrlk hakknda grnteki idealist retiyle, yani temelde (bilincin her zaman nesnesini at lde) insann her zaman zgr oldu-

145

zgrlk
unu syleyen retiyle Diyalektik Akln Eletirisinde uzun uzun yeniden ele alnan- insann feodal ve kapitalist toplumlarda kkl bir biimde yabanclam olduu ve ancak sanayi retimindeki artn mmkn klaca bir devrimle zgrlne kavuturulabilecei grn nasl badatrabiliriz?
Bireysel zgrlk, kolektif yabanclama

Gerekte Varlk ve Hilikin bireysel varoluu incelemesine karlk, Diyalektik Akln Eletirisi kolektif varoluu incelemektedir. phesiz her "kendisi iin" varlk, tasarlarnda zgr olarak kalr, ancak yabanclam toplumlarda bireysel "praksis"lerin toplam hi kimsenin artk zgrlkle ilgili amacn tanmad bir duruma yol aar. rnein, feodal dnem ininde her kyl ekilebilir topraklarn oaltmak iin arazisindeki aalar kesmektedir ve in ksa bir sre sonra sel basknlarna ak aasz bir lke haline gelir. Bylece bu rnekte bireysel "praksis"ler felakete yol aan ve istenmeyen bu ortak sonularnda yabanclam durumda ortaya karlar. Yabanclama, her zgrln iine dt tuzaktr (XIX. yzylda iiler "zgrce" cretlerinde azaltma yaplmasn kabul etmekteydiler, nk cretlerinde azalmay isizlie tercih etmekteydiler).1 Snflar savanda sz konusu olan grup (rnein devrimci iiler) yabanclam zgrlklerin paralarn toparlar ve etkili bir praksise giriir. Colette Audrynin gzel bir ekilde syledii gibi, "Sartren felsefi dncesi, eserinin bandan sonuna kadar, dikkate deer bir birlik ve devamllk gsterir. Bu devamllk sonsuz kez tekrarlanan bilincin bir ey olmad, insani gerekliin znn amalar ynnde her zaman kendini amak olduu, dolaysyla onun belirlenime indirgenemeyecei grnde kendini gsterir". Kendisini yabanclatran toplum tarafndan koullanm olan insan ancak ona kar belli bir mesafe alarak sonunda onu deitirebilir. Tarih, insani zgrlklerin birbirlerini kurtardklar ve kendilerini devrimci praksisler olarak tasdik ettikleri alandr. Sartren marksizmi temelde varoluuluunun olduu ey, yani bir hmanizm olarak kalmaktadr.

n 5. Varoluulua kar k: Yapsalclk


Varoluuluun ortaya koyduumuz temel tezinin -1. Bilincin rol; 2. Her zaman bir "durum iinde" bulunan zgrln onu koullandran eyle mcadelesi olarak yorumlanan tarih zerine vurgu; 3. Gizil olarak bu iki tezin altnda bulunan temel tez, yani insann aknl tezi- varoluuluun ardndan gelen felsefe hareketi tarafndan, yapsalclk tarafndan iddetle reddedildiine iaret etmemiz gerekiyor. Yapsalclk phesiz kelimenin asl anlamnda bir felsefi okul deildir. Jean-Marie Domenachn, "Yapsalcln silahrleri" dedii, ama aslnda saylar drt olmas gereken dnrleri, etnolog Claude Levi-Strauss, psikanalizci Jacques Lacan, marksist filozof Louis Althusser ve filozof Michel Foucault hibir ekilde birbirleriyle ortak hareket etmek zere anlam kiiler deildirler, onlar ayn problemleri ele almazlar ve her konuda birbirleriyle kesien grlere sahip deildirler. Ancak onlarn eitli giriimlerinde felsefe yapmann yeni bir biimi kendini gstermektedir. Ana hatlarn ortaya koymak iin bu hareketin kaynaklarna geri gitmemiz gerekmektedir.

"nk bask (sadece bask altnda tutulanlar ortadan kaldrarak) zgrl ortadan kaldrmaz, o onlara boyun emekten baka bir k yolu brakmayarak zgrl kendisinin su orta yapar." (Diyalektik Akln Eletirisi)

146

zgrlk
Yapsalclk, felsefe problemlerini ada bilimsel mantn ve lengistiin zihniyeti iinde yeniden dnr. Mantk Ludwig Wittgenstein Mantksal-Felsefi ncelemesinde, mantn "evrenin mimarisi" olduunu sylemekteydi. Dnyay manta gre anlamak, ifadeleri biimsel olarak ele almak, sadece mantksal yaplaryla ilgilenmek zere nermelerin sezgisel ieriini, yaanan anlamn parantez iine almaktr. Bu yntem lengistikte parlak bir biimde kendini kabul ettirmitir. Yap kelimesi bugnk anlamyla ancak 1928de, lengistlerin Laheydeki Birinci Uluslararas Kongrelerinde yaptklar tartmalarda ortaya kmsa da Ferdinand de Saussure (1916da yaymlanm olan) Genel Lengistik Derslerinde her dilin bir sistem gibi gz nne alnmas gerektiini gstermiti: Bir iaretler bileimi olan dil, biimsel bir sistemle ayn eydir. Bir dilin eleri -ister anlam birimleri, kelimeler, ister farkl ses birimleri, fonemler sz konusu olsun- kendilerinde, kendi ierikleri asndan deil, bir sistem oluturan ilikiler a asndan gz nne alnmaldrlar. Fonemler gibi kelimelerin de "diferansiyel bir tanm vardr, onlar ancak birbirlerine zt olarak ortaya konabilirler". Yzba kelimesi ancak temen veya komutan kelimesinin zdd olarak bir anlama sahiptir ve (t) fonemi ancak onu derhal (b) foneminden ayrt ettiim iin anlaml bir fonemdir (Bir bala ta arasnda derhal ayrm yaparm). Yapsalclar iin dilin yaps btn kilitleri aan bir anahtardr. Lengistik modelden hareketle toplum biimleri, edebi eserler, mutfak gelenekleri verimli bir biimde incelenebilir. Albrsin hakl olarak iaret ettii gibi yapsalcln insan, artk Malrauxun insan gibi eylemlerinin toplam deildir, "ifade edilmi veya edilmemi szlerinin veya cmlelerinin toplamdr". Levi-Strauss gibi bir yapsalcnn bir toplumu nce efsaneleriyle, yani szleriyle tanmlamas dikkate deerdir. Ve o, bir toplumun btn kurumlarnda, somut ierikleri altnda yeralan lengistlerin incelediklerine benzer biimsel bir sistemi ortaya karmaya alr. Her toplum bir dei tokular sistemidir ve dei toku edilen eylerin doas ne olursa olsun -onlar ister tketim maddeleri, ister efsaneler veya kadnlar olsunlar- bu sistemin biimsel yaps aratrlabilir. Btn bunlarda kurumlarn yaanan anlam bir tarafa braklr. Bir semantikten ziyade sentaks kurmak sz konusudur. O halde burada felsefe yapma tarznda kkl bir deiikliin varolduunu kabul edebiliriz. Yapsalcln her birini varoluuluun bir yneliminin karsna koyabileceimiz temel ynelimini akla kavuturalm a) Foucaultun bir deyimini kullanmamz gerekirse, yapsalcln "sistem ak" doal olarak tarihe yklenen nemi azaltmaya doru gider. Gerekten bir sistem, bir yap, zamann belli bir annda bir arada var olan unsurlarn bir dzenleniidir. Onda aklama senkronik (ezamanl) bak asndan yaplr. Tarih artk aklsalln ayrcalkl bir alan deildir. Tarih, dzensizlik, ilineksellik, daha sonra yeni bir yapda tekrar dengeye kavuacak olan bir sistemin bozulmas anlamna gelir. Bylece Foucault iin birbiri ardndan gelen uygarlklar arasnda bir kesinti vardr, onlarn her birinin kendine zg bir yaps, bir dil tr vardr (Rnesansta dil, gerei temsil etmek ister. Klasik ada ise dil, dzene sokmak, snflandrmak ister. Bylece her dnemi zel bir zihinsel yap belirler). Ancak Sartrea gre, "Foucault bilinmesi en ilgin olan eyi (...) insanlarn bir dnceden baka bir dnceye nasl getiklerini sylememektedir. nk bunun iin onun praksis, yani tarihi iin iine kartrmas gerekmekteydi ve o tam da bunu reddetmektedir". b) Yapsalclk bilin-dnn, yani Sartren inkar ettii eyin gerekliini vurgular. nsan bilimlerinde yapsalc yntem, kltrler ve kurumlarn nmze koyduklar ok
Tarih-d bir bak as Yapsalclk ve biimcilik

Yapsalclk ve lengistik

Lengistik modelin verimlilii

Yeniden tasdik edilen bilin-d

147

zgrlk
anlaml mesajlar bir tr "deifre" etmekten ve onlarda "gizli bir sentaksn kurallar"n kefetmekten ibarettir. Bilin-dnn varln bu tasdik ediin temelde yapsalcln tam analmyla bilimsel tutkularyla ilikili olduuna iaret edelim. nk "her bilim, gizli olann bilimidir". Bachelard, kendiliinden bilgi, yani alglanan, yaanan bilgiyle bilimsel bilgi arasnda bir kesinti olduunu gstermitir. Bu, madde bilimleri iin olduu kadar insan bilimleri iin de geerlidir. Burada freudu psikanalizin etkisi ak olarak ar basmaktadr. Lacann btn aratrmalar Freuda dn bal altnda yer almaktadr ve Freudun kendisi de saussurec lengistik iinde daha iyi anlalabilir. Nrotik belirtiler bir psikanalist iin deifre edilmesi gereken anlalmaz iaretler, "bastrlm" anlamlar kefedilmesi gereken esrarl szler deil midirler? Onlarda sadece bir imge sz konusu deildir ve nrotik belirtinin gerisinde dilin yapsyla ayn olan bir yapnn bulunduunu anlamak gerekir. "Maddi bilin-d"nn, "pozitif dillerin incelenmesinin kefettii ayn yasalara" boyun ediini grmeliyiz. rnein, ryadaki yer deitirme olay (bastrlm bir nesneye, ryann ak ieriinde mevcut tek ey olan bu nesnenin ksmlarndan biriyle gizlice iaret edilmesi) gramercilerin ad deiimlerinin ayndr. Bu bizi artmamaldr, nk insan her eyden nce szdr, nk karlatmz yasaklamalar nce kelimelerdir, nk hayvansal ihtiya ancak dilde ifade edilerek bizde insani bir arzu haline gelir. Bylece Lacana gre freudu bilind, "znesinin gramer ve sentaksn bilmedii bir konuma"dr.
znenin reddi

c) Bilin-dnn rolnn tasdikine kolayca yapsalcln en nemli temasn, anti-hmanizmini balayabiliriz. Lacann dedii gibi, "Ben, var olmadm yerde dnrm, dnmediim yerde varm". Beni belirleyen yaplar bilin-ddr. Varoluuluun da temsil etmeye devam ettii descartes veya daha ok kant dnen znenin ncelii, o halde, yapsalclk tarafndan reddedilmektedir. nsan, yaplar nnde ortadan kalkmaktadr. Daha Saussurede bile insani varln eylemi olan sz, ikincildir. nemli olan dildir, btn szleri aan kiilik-d sistemdir. nsan dilin yerinden ve yaplarn rnnden ibarettir. Foucaultun dedii gibi, "Dnenin insan olduunu dnmeksizin dnmek istemeyen herkese ancak felsefi bir glmeyle karlk verilebilir". Tanrn ldn ilan eden Nietzscheden sonra yapsalc filozoflar bir ekilde insann ldn haber vermektedirler. Varoluulukla yapsalclk arasndaki kartlk Sartre ve Althusserin marksizm hakkndaki kart anlaylarnda da kendini gstermektedir. Sartre iin marksizm, kendini dnyaya yanstan, onu deitiren ve tarihi yapan insandr. Marksizm bir praksis hmanizmidir. Althusser iin ise marksizm, bir anti-hmanizmdir ve insan burada da yaplarn bir rndr. Snf savalar artk burada "durum iinde zgrlkler"in atmas deildir, tarihin belli bir annda belli bir topluma zg olan "retim ilikileri"ni meydana getiren ilikiler, farkllklar ve ztlklar sisteminin yansmasdr: "retim ilikilerinin yaps retici aktrler tarafndan igal edilen ve stlenilen yerleri ve ilevleri belirler. retici aktrlerin kendileri ise bu ilevlerin tayclar olmalar lsnde bu yerleri igal eden varlklardan baka bir ey deildirler." Tarihin "gerek zneler"i, o halde, somut insanlar deildir, bu "yer ve ilev tanmlayclar ve datclar"dr, baka deyile retim ilikileridir. Mikael Dufrenne u sonuca vararak bu metni iyi yorumlamaktadr: "O halde retim ilikilerinin insani ilikiler olduunu sanmaynz! Sistemi oluturan ve ileten, ilikileri dile getiren nermelerdir ve insanlar nermelerle ilgili fonksiyonlarda deikenlerden baka bir ey deildirler.

Marksizmin iki farkl yorumu

148

zgrlk

A N A

F K R L E R

En geni anlamnda zgrlk, zorlama yokluudur ve kendisinden kurtulduumuz ne kadar ok sayda zorlama varsa o kadar ok sayda zgrlk, serbestlik vardr. rnein, bir tan yerekimi yasasn engelleyebilecek her eyden kurtulmu olduu durumda "serbest" dt sylenir. Serbest dei toku, gmrk zorlamalarndan ve tarifelerden kurtulmu ticarettir. Basn zgrl, sansrn zorlamalarnn yokluudur. Metafizik zgrlk veya zgr irade her trl belirlenimden kurtulmu zgrlk, mutlak zgrlktr. zgr iradeye inanmak, rnein u cinayeti ilemi olan filancann (ayn ortamda yetien ve ayn koullarda bulunan ayn adam olarak) bu cinayeti ilememi olabileceine inanmaktr. Sadece tm d zorlamalardan deil, ayn zamanda her trl i belirlenimden de kurtulmu olan metafizik zgrlk, o halde, insana gndelik hayatnn her annda verilmi olan bir tr mucizevi gtr. zgr iradenin taraftarlar iki kant yardmlarna arrlar: Birincisi, zgrlmle ilgili sahip olduum "gl i duygu", isel zgrlk deneyimimdir. kinci ve daha nemli olan ahlaksal deneyimimizdir: Eylemlerimizden, zellikle yanllarmzdan kendimizi sorumlu hissetmemiz, eylemlerimizin zgr faili olduumuzu bildiimizi gstermektedir. Bu kantlarn bilincin tanklna dayandklar fark edilecektir. Ama bu tanklk reddedilemez mi? Eylemlerimiz belki bilin-d nedenler tarafndan belirlenmitir (Spinozadan sonra psikanalizin bize syledii budur). ada felsefede Jean Paul Sartren varoluuluu, mutlak zgrln tarafn tutmaktadr. nk varolu hibir manta, hibir sisteme indirgenemez. phesiz baz nedenlerle eylemde bulunduum sylenecektir, ama varoluular buna nedenleri seenin ben olduum ynnde cevap vermektedirler. Bunun tersine yapsalclar aklcla ve mantksal yaplara bir dn temsil etmektedirler. nsan artk her trl manta meydan okuyan, aknln efendisi deildir. O tekrar basit bir bilgi nesnesi olmaktadr. Ve onun (bilincinde olmad) z, zellikle dilin yapsnda deifre edilebilir.

149

zgrlk

YORUMLAMA METNLER
Spinozada zgr iradenin reddedilmesi
"Kendi payma sadece kendi doasnn zorunluluu sonucu eylemde bulunan eye zgr, baka bir eyin etkisi sonucu varla gelmek ve belli bir tarzda eylemde bulunmakla belirlenm olan eye mecbur bir ey diyorum. rnein, Tanr (zorunlu olmakla birlikte) zgr olarak vardr, nk o yalnzca kendi doasnn zorunluluu sonucu vardr. O halde grdnz gibi ben zgrl, zgr bir karar iine deil, zgr bir zorunluluk iine yerletiriyorum(...) Ama belli ve kesin bir tarzda var olmak ve eylemde bulunmakla belirlenmi olan tm yaratlm eylere gelelim. Bir ta kendini iten d bir nedenden bir miktar hareket kazanr (...) Her tekil nesne var olmak ve belli ve kesin bir yasaya gre davranmak bakmndan zorunlu olarak d bir neden tarafndan belirlenmitir. imdi hareketine devam ederken tan bu hareketini srdrmek iin mmkn olan her abay yaptn bildiini ve dndn tasavvur ediniz. Bu ta hi phesiz sadece kendi abasnn bilincinde olduu iin(..) zgr olduuna inanacaktr (...) Btn insanlarn sahip olmakla vndkleri ve aslnda sadece onlarn kendi arzularnn bilincinde olmalarndan, bu arzular belirleyen nedenleri bilmemelerinden kaynaklanan insan zgrl ite byle bir eydir. Bylece bir ocuk zgr olarak st arzu ettiini zanneder (...) Bir sarho daha sonra sylememi olmay tercih edecei bir sz zgrce sylediine inanr.
SPINOZA, Schullere Mektup, Mektup 58, 1674

Jean Paul Sartreda zgrln tasdik edilmesi


zgrle kar saduyu tarafndan kullanlan kesin kant bize gszlmz hatrlatmaktan ibarettir. Arzu ettiimiz ynde durumumuzu deitirmeye gcmz olmas yle dursun, kendimizi bile deitirme gcne sahip deiliz gibi grnmektedir. Ben ne snfmn, ulusumun, ailemin kaderinin dna kma konusunda, ne en nemsiz drtlerimi veya alkanlklarm yenme konusunda zgrm. i, Fransz, kaltmsal olarak frengili veya veremli domaktaym. Hangisi olursa olsun bir hayatn tarihi, bir baarszln tarihidir. eylerin arzularmza kar kan etkisi yledir ki en kk bir sonucu elde etmemiz iin yllarca sabretmemiz gerekir. Ayrca "doaya hakim olmam iin ona boyun emem", yani eylemimi belirlenimciliin zincirinin halkalar iine sokmam gerekir. nsan "kendisini yapmak"tan ok iklim, toprak, rk, snf, dil, bir parasn oluturduu toplum, kaltm, ocukluunun bireysel koullar, kazanlm alkanlklar, hayatnn kk veya byk olaylar tarafndan "yaplm" gibidir (...). Bu kant zgrlk savunucularn hibir zaman derinden rahatsz etmemitir(...) (nk) dnya, bizim tasarladmz projeyi gerekletirilemez klan engellerini ancak bir zgrln zgrce ortaya kmas olaynda ve onun sonucu olarak gelitirir ve ortaya koyar. nsan ancak zgrlnn alannda engelle karlar. Daha iyisi yle demeli: Belli bir varln bir engel tekil etme zelliinde bu varln kendisine ve zgrle den paylarn hangileri olduunu a priori olarak belirlemek imkanszdr. Benim iin bir engel olan ey, bir bakas iin yle olmayacaktr. Mutlak engel yoktur, fakat engel, engelleyici zelliini zgrce yaratlm, zgrce kazanlm teknikler zerinden gsterir. Ayrca engelin engel tekil etme zellii zgrln kendine komu olduu erein deerine bal olarak deiir. Eer istersem u kayalk ne pahasna olursa olsun u dan tepesine kmama bir engel oluturmayacaktr. Ama eer sz konusu k arzuma zgrce bir takm snrlar koymusam o zaman bu kaya benim cesaretimi kracaktr. Bylece dnya nme koyduu engellerle kendime izdiim ereklere ne kadar nem verdiimi ortaya koyar. yle ki onun benim hakkmda m yoksa kendisi hakknda m bana bilgi verdiini hibir zaman bilemem.

150

zgrlk
Ayrca dnyann nme koyduu engeller, zgrlmle salt yok edici bir g olarak basit bir iliki iinde deildir. O bir veri olan kaya ile veri olarak var olmaya alan zgrlm arasnda, yani zgrlmn henz olmad olumsallkla onun salt olgusall arasnda zgrlk tarafndan aydnla kavuturulan bir ilikidir. Ayn trmanma arzusuna sahip iki insan gz nne alalm: Onlardan atletik yapya sahip u trmanc iin o kaya trmanmas kolay bir kaya olacak, dieri, yani acemi, antrenmansz, zayf bnyeli biri iin o, trmanlmas zor bir kaya olacaktr. Ancak bedenin kendisi de ancak zgr bir seim sonucu antrenmanl veya antrenmansz bir beden olacaktr. Ben orada olduum, kendimi neysem o ey yapm olduum iin o kaya benim vcudum iin gl bir engel meydana getirmektedir. ehirlerde yaayan ve avukatlk cbbesi altna gizlenmi vcuduyla savunma yapan avukat iin ise bu kaya ne trmanlmas kolay, ne zor bir kayadr. O, onun iin hibir biimde ortaya kmakszn dnyann btn iinde erimitir. Bu anlamda kendisini benim yarattm glklerle (daclk, bisiklet binicilii, spor) kar karya getirerek vcudumu sska olarak seen benim. Eer spor yapmay sememi olsam, ehirde kalmay ve sadece ticaret veya zihinsel almalarla megul olmay semi olsam, vcudum bu bak asndan sska olarak nitelendirilmeyecektir. O halde zgrlk paradoksunu sezmeye balyoruz: Ancak bir durum iinde zgrlk vardr ve ancak zgrlk sonucu bir durumun kendisi vardr.
J. P. SARTRE, Varlk ve Hilik

151

zgrlk

Berlin duvarn amaya

alrken vurulan bir snmacnn lm


n

Kasm 1989da Berlin

duvarnn yklmas

152

DOKUZUNCU BLM
Ahlak ve mutluluk
Ahlaksal talebi hakl karmak, insan doasndan hareketle onu aklamaya girimek; ideali, deeri -var olmayan ancak var olmas gerekeni- gerekte var olan bir ey zerine dayandrmaktr. O, deeri varlk zerine oturtmak, aklsall doaya dayandrmaktr. Ancak bunu yapmann iki tarz vardr. Ya ahlaksall dolayl olarak doadan hareketle aklarm, rnein yle derim: Sonuta dev denen eyi yaparsam, alrsam, yalan sylemezsem, gerektiinde yaknlarma yardm edersem, gvenlik iinde yaarm, etrafmdakilerin saygsn kazanrm ve toplum beni korur. Bylece fedakarlm ve yardm severliim aslnda bencilliimin bir kurnazl olur ve ahlaksal hayatm karma dayanr. Veya beni kendiliinden iyilik yapmaya iten duygulara, eilimlere bavurarak ahlaksal davranmn hesabn veririm. Ktlkten doal olarak irendiimi, buna karlk ahlaksal davranlarn doal olarak bana ekici geldiini saptarm Bu ikinci durumda ahlaksallk dorudan doruya doaya, duygularma dayanr. Bu bak asnda ahlaksal hayat artk kurnazca bir hesaba dayanarak doaya geri gitmez. O, dorudan doruya doann ifadesi olur.
Ahlakn temeli

1. kar ahlaklar
n 1. Epikurosu ahlak
Epikuros geleneksel bir ahlak, hatta kurallarnda olduka sert bir ahlak, dolayl olarak basit kar ve haz kaygsndan hareketle hakl karmaya alr. Burada deer gerekten doadan hareketle aklanr ve ahlaksal bakmdan arzu edilebilir olan, gerekte arzu edilene dayanr: Btn canllar gibi insanlar da her eyden nce hazz ararlar. Haz, plak, biyolojik bir olgudur. "Her hazzn kayna, beden hazzdr." Ancak Epikurosun bu szyle bir iddet ve sefihlik hayatn hakl karmaya altn sanmaktan kanalm. Durum tamamen tersidir. nk Epikurosta gerek haz, "ac yokluu"dur. Bylece Epikurosun ahlak her eyden nce acdan, yani her trl ac verici eyden, tehlikeden, maceradan kanmaktan ibarettir. Epikuros yapay hazlar (konfordan, gururdan doan hazlar), hatta doal olmakla birlikte hayat iin dar anlamda zorunlu olmayan hazlar (rnein cinsel tutkulara ilikin hazlar) mahkum eder. Byle hazlar, kark, sorunlu hazlardr ve aclara yol aarlar. Aslnda bilge kii yalnzca ayn zamanda doal ve zorunlu olan hazlarn peinden koacak ve sk bir biimde en azla yetinecektir: Biraz ekmek, biraz su, zerinde uyumak iin biraz saman ve biraz dostluk. Hazzn yceltilmesine dayanan sert ve ileci bir ahlakn epikurosu elikisi grlyor!
Acdan ka

n 2. ngiliz faydacl
XVIII. yzylda ngiliz hukukusu Jeremy Bentham tarafndan ortaya atlm olan kar ahlak, bu dnemde ngiliz ticaretinin yaratm olduu refahla ilikilidir. Ancak o,

153

Ahlak ve mutluluk
znde daha ilenmi bir biim altnda Epikurosun ustaln tekrar etmekten baka bir ey yapmamaktadr.
Haz aritmetii

Aslnda Benthamn doal haz arayndan hareketle dolayl olarak hakl karmaya alt, geleneksel ahlaktr. Bentham kaba ve bilinsiz haz kaygsnn ou kez ahlakszca eylemlere yol atn, bunun yannda sonuta ona boyun een kiinin kendisine sevinten ok aclar getirdiini kabul etmektedir. Bunun tersine, kar ve hazzna akllca hizmet etmek arzusunda olan kii, ahlaksal davran diye nitelendirilmesi uygun olan eyi yapacaktr. Drst insan, usta bir muhasebecidir. O, eyleme girimeden nce dnr ve karn hesaplar. Bu kii "haz aritmetii"nde ustalar. nk ahlaksal bilanosunu karmak iin hazlar her trl boyutunda "lmek" gerekir. Bu boyutlar, hazzn "iddet"i, "sre"si, zaman bakmndan "yaknl" (u anda nmzde bulunan bir haz, uzak bir hazdan daha iyidir), "kesinlii" (Emin bir hazz yalnzca muhtemel olan bir hazza feda etmemeliyiz), "safl" (Acyla kark olmayan bir haz, saftr), "verimlilii" (Bir haz baka hazlar dourduu lde verimlidir), hatta kapsam, yani benim hazzmn ilgilendirdii insanlarn saysdr (nk en azndan bana hibir maliyeti olmadnda doal olarak hazzmn bakalar tarafndan paylalmasn tercih ederim). Bu hazlar hesab araclyla Bentham, geleneksel erdemlerin, kartlar olan erdemsizliklere gre, daha saf, daha uzun mrl, daha verimli, daha kapsaml hazlar verdiini kantlar. rnein, ll imenin ayyalktan daha fazla haz verdiini grmek kolaydr. Ancak basit olarak, psikolojik adan, bu haz aritmetii kar klabilir gibi grnmektedir. O, "mutluluun, bir hayattn btnnde, mmkn olduu kadar az acnn ve en ok sayda hazzn yer almasndan ibaret olduu" postlasna dayanmaktadr. Oysa gerekte haz ve mutluluk, ayn trden ve karlatrlabilir eyler deildir. Onlar ayn plana ait deildir. Ben ok mutsuz olabilirim, ama gene de bir bardak st imekten haz duyabilirim veya fazla haz duymakszn kendimi ok mutlu hissedebilirim. "Elenenler" ve haz peinde koanlar, ou kez mitsiz insanlardr.

karlarn uyumas

te yandan Benthamn kendisi tarafndan iaret edilmi olan bir baka, zel olarak ahlaki plana ait olan bir glk vardr. Her insann kendi karn iyi hesaplamay bildiini var sayalm. Peki bundan herkesin kendi kar peinde koarken bakalarnn kar peinden de koaca sonucu kar m? Bu soruya genellikle XVII ve XVIII. Yzyl ngiliz faydaclar, karlarn kendiliinden uyuaca cevabn vermektedirler. O zamanlar ok revata olan ekonomik liberalizm, rnein Adam Smithle birlikte, tccarn karnn, mterinin karyla ayn olduu, iverenin karyla cretlilerin karnn vb. bir dtn savunmutur. Byle bir iyimserliin olaylar tarafndan yalanlandna kani olmak iin tam da XIX, yzyl ngilteresinde sosyal snflarn manzarasn gz nne almak yeter. Sanayi burjuvazisinin olaanst zenginlemesine, ii snfnn zellikle korkun lm orannn iaret ettii, mthi sefaleti elik etmitir. Her ne kadar, bireysel bencillikler arasnda bir ncel uyum yoksa da, kar ahlak bir baka kaynan yardmna geldiini grecektir. Benthamn bir hukuku, ceza hukukusu olduunu unutmayalm. yi dzenlenmi bir dl ve cezalar sistemi araclyla karlar dardan ve yapay olarak uzlatrlabilir. Doal olarak sizin czdannz korumak, benim ise onu almakta karm vardr. Ama iyi dzenlenmi bir toplumda bunlar olmayacaktr.

154

Ahlak ve mutluluk
Byle bir toplumda benim sizin czdannz armakta artk hibir karm olmayacaktr, nk, bu toplumda hrszlar hapse gnderilecektir. phesiz Bentham, hapishaneyi, insann zgr olduu zamana gre daha mutsuz olaca, ancak kural uygulayan ve disipline uyan mahkumun kurala uymayana gre daha mutlu olaca bir yer olarak tasarlar. Bylece mahkum namuslu olmay, yani karn iyi hesaplamay renir. Byle bir sistem kendisini ahlakn temeli olarak sunabilir mi? phesiz hayr, nk bu sistemde Bentham, kendi ilkeleriyle tutarl olarak, kazanl dolandrclklarn ve sahtekarlklarn gizleyebilecek kadar usta olan bir hrsza hangi eletiriyi yneltebilir? Sonuta ceza grmeyen hrsz, karn iyi hesaplam demektir. Aslnda Benthamn ahlak, yalnzca ahlakn bir karikatrdr. ok hakl olarak bu ahlakn temelde her trl ahlaka yabanc insanlara, ahlaki davranlar yaptrma niyetinde olduu sylenmitir. Benthamn sisteminde bencillik, zgecillie damgasn vurmaktadr. Onu temellendirmek yle dursun, tahrip etmektedir, nk kar gden zgecillik, zgecillik deildir. kar, ahlak temellendiren deil, yok eden eydir. Bu noktada, erdemleri inkar etmek iin onlar kara indirgeyen La Rochefoucauld, meseleyi daha doru grmtr: "Irmaklarn denizde kaybolduu gibi erdemler de karda yok olur."
Faydacln baarszl

n 3. Freudun bak as
Freudun ahlak konusundaki fikirleri dorudan doruya kar ahlakyla ilikilidir. Ona gre ahlak, "haz ilkesi" ile "gereklik ilkesi" arasnda bir uzlamann sonucudur. zgecillik, psikanalizin aydnla kavuturduu srelerle, bencillikten trer. Kk ocuk niin temiz olmay, anne babasna itaat etmeyi, baz itepilerini feda etmeyi kabul eder? nk ok basit olarak anne babasnn, varl iin vazgeilmez olan sevgisini kaybetmekten korkar. Bu sevgiden yararlanmaya devam etmek iin yasaklamalar kabul eder, onlar zmser, "iine alr" (Bene dayatlan bu yasaklar, bylece, kiiliin kendi iinde st-ben haline gelir). ocuk sevilmekten mahrum olmamak iin doyumdan vazgeer. Ahlak bilincinin veya daha kesin olarak st-benin bu oluumu, Oedipus kompleksinin ortadan kaldrlmas dnemine geri gider. Kk ocuun annesini yalnz kendisi iin istedii ve babasndan nefret ettii bilinmektedir. Daha sonra o, cezalandrlma korkusuyla bu nefretten vazgeer ve babasna kar duyduu nefretin yerine babasyla bir zdeimi geirir. Babasn ldremedii iin ona benzemeye alr ("Anne, kendisine sahip olunmak istenen, baba ise kendisi olunmak istenen varlktr"). Babayla zdeim kurmak, her eyden nce babann yasaklarn benimsemektir ve Freud bu anlamda unu syler: "stben, Oedipus kompleksinin mirassdr." Btn bunlarda yle grnyor ki ahlakn ve sevginin temeli, bencilliktir. Bir tr hesap yaparak baka avantajlarmz terk edip bir avantaj olarak sevilmeye deer vermeyi reniriz. Bu bak asnda ahlakn ierii tamamen keyfidir. Hrszla kar hayranlk duygusu iinde yetimi bir hrsz ocuu, st-beninde hrszn deerlerini bulacak ve bu deerlere uygun davranmamaktan tr kendini sulu hissedecektir. Marc-Andr Blochun doru bir ekilde iaret ettii gibi, en kt bir haydudun ocuu bile son derece rahata babasnn imgesine gre oluturulmu bir stbene sahip olabilir, yeter ki bu baba ocuun gznde saygnla sahip olmu ve bu saygnln korumay bilmi olsun. te yandan babann taklidi, baz igdlerden fedakarlk edilmesi veya onlarn bastrlmasn gerektiriyorsa, ocuk bunlar da yapabilir. nk
st-benin meydana gelii Her trl ahlaksalln temelinde bencillik vardr

155

Ahlak ve mutluluk
duygusal antaj, eitimi veren anne babann herhangi bir talebini deerli klabilir ve onu "iselletirtebilir." st-ben, Henri Barukun dedii gibi, u "adaletsiz g", o halde, olsa olsa gerek bir ahlak bilincinin karikatrdr.

n 4. kar ahlaklarnn eletirisi


Tanmlanamaz bir mutluluk aray

Demek ki mutluluun aratrlmas ahlaka tamamen yabanc bir plan iinde yer alr. phesiz mutlu olma arzusu evrenseldir. Pascal yle der: "Btn insanlar, hatta kendini asanlar, mutluluu ararlar." Ancak mutluluk kavram son derece belirsizdir. Eer mutluluu "u andaki ve tm gelecekteki durumumda en yksek rahatlk, huzur" diye tanmlarsam, sonlu bir varlk olarak benim kendimin mutluluumun koullarn tanmlayamadm grmekteyim. Bunun iin benim sonlu elere sahip olmann tesine geen bir bilime, her eyin bilgisine ihtiyacm vardr. phesiz mutluluk, empirik alann stne kmaz, ama bu alan da snrszdr. Kant, herkesin akllca tler vermesinin mmkn olduunu, ancak bu tlerin belirsiz ve pheli olduklarn hatrlatmtr. Mutluluk, belirsiz bir idealdir, akln bir ideali olmaktan ok hayal gcnn idealidir. topyac Charles Fourier (1772-1837), mutlak mutluluk lkesini hayal etmekte (1600 kiiden oluan bir kyler topluluu) ve mutluluu "tm tutkularn srekli bir atlm" olarak tanmlamaktayd. O, mutluluk-ahlaksallk ztln, yapmay arzu ettiim eyle yapmak zorunda olduum ey arasndaki kkten kartl kabul etmekteydi. Fourier "Ahlak, Tanrya bir hakarettir" demekteydi, nk Tanr benim tutkularmn, arzularmn, eilimlerimin nedeni, yaratcsdr. O zaman uyumlu toplum -eer byle bir toplum mmknse- ahlakn temeli deil, her trl ahlak kavramnn ortadan kalkmas anlamna gelmektedir.

2. Duygu ahlaklar
Eer Benthamn ahlak sistemi kyorsa belki ona -ve La Rochefoucauldya- bu ahlakn psikolojik postlalarnn da kar klabilir olduunu eklemek gerekir. nsan harekete geiren eyin sadece veya esas itibariyle kiisel kar kaygs ve bencil hesaplar olduu kesin deildir.
Sempati deneyimi

Bizi doal olarak iyiye iten eilimler, duygular yok mudur? "Duyarllmzn onura, edebe aykr eylemleri seyretmek veya onlarn hikayesini dinlemekten rahatsz olduu" bir gerektir. Bunun tersine fedakarlk, cmertlik olaylarna tank olduumuzda hayranlk duygularyla cotuumuzu hissetmekteyiz (Tiyatroda, sinemada duygusal kalabalklar kendiliklerinden iyi kahramann tarafn tutarlar ve ona yaplan ktlklerden nefret ederler). nsanla ilgili ilk gerek, benin yalnzl deildir, kiilerin birlikte var olulardr. Sevincimizi- hatta kendi hazzmz, kendi karmz pahasna- baka insanlarn mutluluunda bulmamzn kayna olan sempati duygular, dostluk ve sevgi deneyimleri, insan doasnn temel verileridir.1

Benthamn kendisi hazzn kapsamn, yani paylalabilme zelliini hesaba kattnda bunu kabul etmektedir. Bylece kurnaz benciline en az da olsa bir toplumsallk vermekten ve Le Sennein ok iyi bir ekilde syledii gibi sistemini "sonsuz kk bir sempati eilimi ile, sonsuz kk bir sevgiyle dzeltmekten kendini alamamaktadr".

156

Ahlak ve mutluluk
Baka insanlarn mutluluuna tam bir kaytszlk demek olan mutlak ahlak-tanmazlk, kkten tek bencilikle, yani asli zelliini belirttiimiz bu bilinlerin iletiiminin sert inkaryla ilikilidir. Bunu, kahramanlar zalim olmaktan ok bencil olan Marki de Sadeda ak bir biimde grmekteyiz. Bu kahramanlardan biri rnein yle demektedir: "Duyulmam alaklklarn bir araya gelii sayesinde en kk bir hazz satn alabileceksem, bunun ne zarar var? nk haz, houma gitmektedir, o bendedir, bana aittir. Cinayetin sonucuysa beni ilgilendirmez, nk o benim dmdadr." Bylece Saden kahraman, kendisini mutlak bir yalnzla mahkum etmektedir ve eer insanlar ok yaygn olarak bu tek bencilikten kanmaktaysalar bunun nedeni onlarn doal olarak duygulara sahip olmalardr. O halde ahlak temellendirecek olan ey, kendiliinden duygular olacaktr. rnein, arkasnda trajik bir dekorun bulunduu bir duygu ahlakn gelitiren Schopenhauern gr budur. Ona gre farkl bireyler, dnyann tz olan tek bir "yaama istei"nin grnlerinden baka bir ey deildir. Bu yaama istei, samadr, nk hayatn, kendisinden baka bir amac yoktur. Hayat kr bir biimde ve bir nedeni olmakszn kendini oaltr ve devam ettirir. Fakat korkun bir yanlgnn kurban olan bireyler, ounlukla kendilerini yaama isteinin tm olarak alrlar, birbirleriyle mcadele ederler ve ne kalcl bulunan, ne de bir anlama sahip olan "dnya nimetleri"ni ele geirmek iin (Sisyphosun kaya paralarn elde etmek iin bouan ocuklar gibi) birbirlerini boazlarlar. Schopenhauera gre bu yrekler acs hastaln byk ilac acmadr. Gerekten acma, bencillii sevgiye dntrebilir, nk bakasnn acsn gren ben, kendi payna, ac duyar ve bylece insanlar kendi zerlerine kapanmaktan ve birbirlerine kapal olmaktan karlar. Acma bize btn varlklarn derin birliini gsterdiinden ayn zamanda ahlaksal ve metafizik genilie sahip bir duygudur. Buna karlk ahlakszlk, bireysel tikellikler yanlsamasyla ilikilidir. Genellikle "duygucu" ahlaklar ahlak deerlerini insan doasnn doal eilimlerine dayandrrlar. Marie Jean Guyauya gre hayatn doal atlm zgecildir. Salkl bir insan, herhangi bir aba sarf etmeksizin veya herhangi bir hesap yapmakszn, dolaysz olarak, kendisini bakalarna adama, fedakarlk yapma eilimindedir. Bu bak asna gre bencil, bir hastadr. O, hayatiyetten yoksundur, darda sarf edemeyecek kadar az kaynaklar olan ve elindeki bu az kayna kendisini kurtarmaya, kendisiyle dnya arasna koruyucu bir barikat dikmeye ayran kiidir. Ahlaksal hayat, en basit olarak, hayatn kendisidir, nk hayatn kendisi bakalarna ak olma, cmertlik, fedakarlktr. Bu koullarda Guyaunun ahlak devsiz, yaptrmsz bir ahlak olarak kendini gstermektedir. Onda sert ve akn bir deve boyun eer bir biimde uymak zere insann bir kurala itaat etmesi, kendi doasn sakatlamas sz konusu deildir. Kendim olmam, varlmn temeli olan cmerte atlma kendimi brakmam yeterlidir. nk ancak bakalarna vererek kendimi tam olarak gerekletiririm. O halde ahlak, doal duygularmn, hayatn atlmnn kendisinin iindedir. Bergsonun nl eseri Ahlak ve Dinin ki Kaynanda karlatmz da bu trden ancak ok derinletirilmi dncelerdir. phesiz Bergson, ahlakn belli bir adan bize bir kurallar ve ykmllkler sistemi olarak grndne itiraz etmemektedir. Gerekten o mesleki grevini yerine getirmek, bakasnn maln elinden almamak vb. trnden kolektif bir alkanlklar btnne indirgenen ortak ve gndelik bir ahlaktr. Onda akn ykmllklerden ziyade toplumsal
Bergsona gre ahlak Tek bencilik ve ahlakn varln kabul etmeme

Schopenhauera gre acma

Ahlak ve hayat

157

Ahlak ve mutluluk
zorunluluklar sz konusudur. Ortak kurallar, grubun kendini koruma eiliminden baka bir ey ifade etmezler. Onda toplum denen byk organizmaya zg bir tr biyolojik denetlemeler sz konusudur. Bundan dolay ortak ahlak, tutucu ve zamana uyucu bir zellie sahip olacaktr. te yandan iyi disipline adilmi bir yurttata artk bir ykmllk deil, alkanlk sz konusudur.
Kahraman ve aziz

Ancak Bergsona gre gerek ahlak, kahramann veya azizin vicdannda cisimlemi olan ahlaktr. Bu kiiler, grubun alkanlklarndan ayrlan ve bir atlm iinde yeni ahlaksal deerler yaratan r aclardr. Bergson klasik psikolojinin, heyecan bir anormallik, bir bozukluk, belli baz zihinsel tasavvurlarn ardndan gelen bir deerler ykm olarak gren anlay emasnn burada, bu olayda tersine evrilmesi gerektiini dnmektedir. nk burada ilkin heyecan artk bir sonu deildir, bir kaynaktr. Sonra ve zellikle heyecan artk bir dzenin yklmas deildir, deerlerin yaratlmasdr. Kahraman ve azizi harekete geiren heyecan yaratc bir heyecandr. Heyecan sadece deerler yaratmaz, ayn zamanda onlarn yaylmasna imkan verir. nk kahramann ve azizin cokusu, bulacdr. Kitle, yukardan gelen bu aryla uyanr. Onda uyuklama halinde olan idealin gleri, yeni fikirlerin byk yaratclarnn temsil ettii rnek tarafndan harekete geirilirler. Burada kitle artk bir ykmlln veya alkanln zorlamasna boyun emez, kar konulmaz bir heyecan duyar, kahramann arsnn ekimine kaplr. Bu ar, bir grubun karyla snrl olduu iin kapal bir ahlak olan sosyal ahlakn dar barikatlarn ykar. Kahramann ve azizin ahlak ak bir ahlaktr, bize tm insanln iyiliini hedefleyen deerleri gsterir. Balangta kapal ahlakn temsilcileri bu ahlaka kar karlar. Atinann tutucular Sokratesin derslerinden rahatsz olurlar, Filistinin dinsel otoriteleri sann vaazndan endie duyarlar ve Sokratesle sann sonuta ldrlm olduklar bir gerektir. Ama onlar yeryzne ortadan kalkmayan tohumlar atmlardr. Bergson iin gerekte iki farkl ahlakn olmadna iaret edelim. nk sosyal alkanlklarn btn olan kapal ahlak, kahramann ahlaksal giriimini iddetle engelleyebilse de gemiin byk ahlaksal yeniliklerinin bir tr souk ve donuk, kurallar haline getirilmi sonucundan baka bir ey deildir. Gerekten yeni ahlaklar sonunda trelere girerler ve cmert atlm, kurallar ve geleneklere dnerek katlamaya doru gider. Kahraman ve azizin ahlak, fkran kaynanda alnan, yaratc genliinin en canl annda kavranan ahlaksal atlm, oturmu kurallarn rahatl iinde uyuuklua gitme tehdidi ile kar karya bulunan cmert yrekleri silkip uyandran bir atlmdr.

Duygu, ahlakn temeli olamaz

Ahlak, yrein atlmna, duygulara dayandrabilir miyiz? Ahlaksal deerlerin hayatn atlm iinde bulunduunu kabul edecek miyiz? Ahlak pedagojisinde duygularn byk bir rol oynadklar phesizdir. Kimse cokunun, cmert duygularn devimizi yerine getirmemizde iimizi kolaylatrdndan, bu nedenle eitimin onlar gelitirmeye almas gerektiinden phe etmeyecektir. Ancak felsefi dnceye ahlaksal deerleri doal duygular zerine dayandrmak zor grnmektedir. nk doal duygularn sadece ahlaksal hayatn deerlerine zg olmadklar aktr. Acma ve sevgi, duygulardr, ama kin ve kskanlk da yledirler. Eer iyi duygularla kt duygular arasnda bir ayrm yapyorsam, bunun nedeni iyi ve ktnn kuralnn duygular amasdr. nk ben bu kural adna o duygular yarglamaktaym. Kendisi bir deer yargsnn konusu olan doal itepiler, bundan dolay, szn ettiimiz kuraln ilkesi olamazlar.

158

Ahlak ve mutluluk
te yandan Guyau ve Bergsonun ahlak zerine dayandrma iddiasnda olduklar bu hayat atlmnn ift anlamlln kabul etmeliyiz. Guyau ve Bergson iin hayat, duygusal, cmert bir atlmdr. Ama baka bazlarna gre hayat atlm tamamen farkldr. rnein, Friedrich Nietzsche, hayatn deerleri adna bir sertlik ahlaknn, bir anti-ahlakn savunmasn yapmaktadr. Bergsonda hayatn doal atlmnn en yksek ifadesini azizlerin merhamet dolu balarnda bulmasna karlk Nietzsche ayn hayat atlm adna acma ve sevgiyi mahkum etmektedir. nk ona gre acma, gten drc bir ac kaynadr. Sevgi ise zayflar yapay bir biimde varlkta tuttuu iin doaya aykrdr. Nietzscheye gre hayat atlm, kudret ve tahakkm iradesidir, muzaffer bencilliktir. Grld gibi doal itepi zerine gerek bir ahlak, gerekse bir ahlak-tanmama dayandrlabilir. Hayat atlmnn kendisi hibir zaman bir ahlak ilkesi deildir. O ancak onu onaylayan veya mahkum eden bir deer yargs sayesinde ahlak ilkesi olur. Bylece Nietzsche ve Schopenhauerin her ikisi de buyurgan, bencil, zalim bir yaama isteinin varln kabul etmektedirler. Ancak Schopenhauer, bu istei mahkum etmekte ve acma duygusuna stn bir yer vermektedir. Buna karlk Nietzche, onu onaylamakta ve bir eylem ilkesi olarak tesis etmektedir. O halde doal itepiyi reddetmeye veya yceltmeye karar verdiim yargnn kendisi, doal itepinin alanna ait deildir. O baka bir plana aittir. Sonra gerekten ahlaksal diye kabul ettiim duygularn kendileri de her zaman ok gvenilir klavuzlar deildir. Duygular znel, zamana gre deien eylerdir. Harekete geirdikleri doal davranlar bilinsiz olduklar iin ou kez tehlikelidirler. Pimanlk karakteristik bir ahlak duygusudur. Ama ondan daha bo ve daha tehlikeli bir duygu yoktur. Hata geriye dnlmez bir biimde ilendikten sonra byk ac duyma neye yarar? Pimanlkta deersizlik duygusu insann o kadar kafasna saplanr ki insan tam kendisini terk etmesi gereken anda o utan verici gemiten bir trl kendini kurtaramaz. Pimanlk, zarar artk olup bittikten ortaya kt iin sama bir duyarllktr. Vladimir Janklvitchin ho bir ekilde syledii gibi, o "kafas ge alanlarn ahlak bilinci"dir. Spinoza pimanlk duygusu iinde kvranan insann iki defa gsz olduunu sylemitir: nce bir hata yapm olduu iin, ikinci olarak umutsuzlua dt iin. Ve herkes pimanln greli, deiken zelliini bilir. Hassas ruhlar, kk gnahlar, hatta hayali kabahatlerden dolay kendilerine sonsuz eziyet ederler. Angelo Hesnard, "temiz olmayan dnceler"den dolay korkun ac eken, ama eyleme geer gemez pimanlklarn unutan hassas insanlardan ok doru bir biimde sz etmitir. nk "i hata" (dncede kalan ve kimseye zarar olmayan hata) ahlakszca eylemin kendisinden daha ok pimanlk verir. Gerek ahlakszlara, gerekten ok byk sular ileyenlere gelince onlar genellikle hibir pimanlk duymazlar. Kty yapma alkanl, onlar katlatrr. (Racinenin Mathan Athaliede bunu gayet iyi bilir: O, "suikast yapa yapa btn pimanlklarn yok etmek istedii"ni sylemez mi?)
Schopenhauer ve Nietzsche

Pimanlk duygusunun ift anlamll

159

Ahlak ve mutluluk

A N A

F K R L E R

kar ahlaknn dolayl olarak doaya dayanmasna karlk (Eninde sonunda namuslu bir adam olarak davranmam daha akllca, iyi hesaplanm karma daha uygun bir ey deil midir?) duygu ahlak dorudan doruya doay ifade ettii iddiasndadr: Ona gre hayatn en derin atlm, cmertlik ve zgecilliktir. Bununla birlikte kar yalnzca bir ahlak grntsn temellendirebilir. Platon yle demekteydi: Bir insann oban Gygs gibi kendisini istedii anda grnmez klan sihirli bir yze sahip olduunu tasavvur edelim: te bir ahlakn otantiklii hakknda karar vermek iin kar klamaz bir lt! Eer grnmez olmamzdan, btn baklardan gizli olarak bize fayda getirecek kt iler yapmakta yararlanrsak daha nceki tmyle kar peinde koan drstlmzn sahte olduu ortaya kacaktr. Eer karmza ve bize sunulan sihirli kolaylklara ramen drst davranlarda bulunmaya devam edersek, ancak o zaman bizim ahlakllmz gerektir. Onun gerek olmasnn nedeni ite tam da bencil karmz gz nne almamamzdr. O halde kara dayanmalar yle dursun "rmaklarn denizde kaybolmalar gibi erdemler de karda yok olurlar." Peki bizim bencil karmza yabanc olan ahlaksal hayat doal duygulara dayanmaz m? Schopenhauer, bencilliin duvarlarn ykma gcne sahip olan tek eyin acma olduunu ileri srmektedir. Bergson, sadece yeni deerler yaratmakla kalmayan, ayn zamanda onlarn yaylmalarna da imkan veren kahraman ve azizin yaratc heyecanndan sz etmektedir (nk bu yaratclarn cokular bulacdr). Ahlak gerekten yrein atlmna, duyguya dayandrlabilir mi? phesiz ahlak pedagojisinde duygularn oynayabilecei byk bir rol vardr. Coku, cmert duygular, ahlaksal davran kolaylatrrlar ve ahlak eitimi bu tr duygulardan yararlanmak, onlar gelitirmek iin kullanlabilir. Ancak felsefi dnce iin ahlak deerlerini duygulara dayandrmak g grnmektedir. Eer ben iyi duygular yle olmayanlardan ayrt ediyorsam, bunu bu duygular yarglad iin onlar aan bir ahlak kural adna yapmaktaym. Her kendiliinden drtnn bir eylemin meru ilkesi olduunu dnrsem, cinayeti basit olarak baz insanlarn ldrmekten byk bir coku duymalarndan dolay merulatran Marki de Sadea vereceim bir cevabm olamaz. Bir deer yargsnn konusunu oluturan doal drtler (vicdan adna kendilerinin iyi veya kt olduklarn syleyeceim doal drtler), o halde bir yargnn ilkesi olamazlar.

160

Ahlak ve mutluluk

YORUMLAMA METNLER
Nietzschein ahlak tanmazl
Bakn yeryznde idealin imal ediliinin gizlendii srrn derinliklerine daldrmak isteyen biri var m? Kim buna cesaret edecek? Peki bu karanlk fabrikaya yle gizlice bir gz atalm. Bu derinliklerde neler olup bitmektedir? Bana grdnz syleyin, ey en tehlikeli meraklarn insan! - u anda ben sizi dinliyorum. - Ben hibir ey grmyorum, ama bundan dolay daha iyi duyuyorum. Bu bir uultu, her keden, her gizli keden gelen sinsi bir uultu. Bana yle geliyor ki burada yalan syleniyor. Bal gibi bir tatllk her sese yapm. Bir yalan, zayfl meziyete dntryor olmal. Bunda phe yok. O sizin sylediiniz gibi. - Devam edin! - Ve misillemede bulunmayan gszlk, bir yalanla "iyilik"; korkak bayalk, "alak gnlllk"; nefret edilen insanlara boyun eme, "itaat" (Bu boyun emeyi buyurduu sylenen kiiye itaat, Tanr dedikleri varla itaat) oluyor. Zayf varlkta zararsz olan ey, korkaklk, onun bolca sahip olduu ve kapda hazr bekleyen korkaklk, kanlmaz bir biimde, kulaa ho gelen, parlak bir ada brnyor ve "sabr", hatta bazen "erdem" adn alyor. "ntikamn alma gcne sahip olmama", "intikamn almay istememe", hatta bazen kendisine yaplan hakareti "affetme" oluyor ("nk onlar ne yaptklarn bilmiyorlar-sadece biz onlarn ne yaptn biliyoruz"). "Dmanlarn sevmek"ten de sz ediliyor ve sucuk gibi terliyoruz. - Devam edin! - phesiz btn bu dua mrldanclar, btn bu sahte para basclar sefil yaratklar! Gizli kelerine saklanm olarak kendilerini scak tutuyorlar. Tanrnn kendilerini semi olduunu, sefaletleri sayesinde seilmi olduklarn ileri sryorlar. nsanlar en ok sevdikleri kpeklerini krbalamazlar m? Belki bu sefalet de bir hazrlktr, bir eitimdir, hatta belki daha fazla bir eydir: dln bir gn bulacak, yz katyla, para olarak, hayr, mutluluk olarak faiziyle birlikte geri alnacak bir ey. Onlarn ebedi mutluluk dedikleri bu. - Sonra? - imdi onlar bana gllerden, balgamlarn yalamak zorunda olduklar dnyann efendilerinden (phesiz korkudan tr deil, hayr, kesinlikle korkudan tr deil, Tanr btn iktidar sahiplerine sayg gstermelerini emretmi olduundan tr) daha iyi olduklarn, sadece daha iyi olduklarn deil, ayn zamanda paylarnn daha iyi olduunu, hi olmazsa bir gn yle olacan sylyorlar. Ama yeter artk, dayanamyorum, biraz hava, hava girsin ieri! dealin imal edildii bu karanlk iyeri ta tepesine kadar yalan kokuyor. - Dur, bir dakika daha izin ver. En koyu siyah stn ve masumluun beyazna evirmeyi bilen bu kara by virtzleri ile ilgili u ana kadar bir ey sylemediniz. Onlarn inceliklerindeki mkemmellii meydana getiren eyi, en yalanc sanat dokunularn fark etmediniz mi? Dikkatli olun! Bu intikam ve kinle dolmu yer alt yaratklar, bu intikam ve kini ne yapyorlar? Hi imdiye kadar byle bir dil duydunuz mu? Eer szlerine inanrsanz hi hn duyan insanlar arasnda bulunduunuzu tahmin edebilir misiniz? - Sizi duyuyorum, kulaklarm yeniden ayorum (heyhat, kere heyhat! Derhal burnumu tkamak zorunda kalyorum. Onlarn o kadar ok tekrarlam olduklar eyi imdi kavryorum: "Biz iyiler- Biz adil olanlar!". stedikleri eye "misilleme" adn vermiyorlar, "adaletin zaferi" diyorlar. Onlarn nefret ettikleri dmanlar deil, hayr, onlar "adaletsizlik"ten "dinsizlik"ten nefret ediyorlar. Onlar intikama, tatl intikamn sarholuuna (Daha o zamanlar Homeros "baldan tatl olan intikam" diyordu) deil, "Tanrnn zaferine, adalet Tanrsnn dinsizler zerindeki zaferi"ne inanyorlar ve onu mit ediyorlar. Onlarn yeryznde sevdikleri "kin kardeleri" deil, onlarn deyiiyle "sevgi kardeleri", btn iyiler, dnyann btn adaletli insanlar. - Onlar hayatn btn aclarnda kendilerine teselli pusulas devi gren eye ne diyorlar- sama hayallerine ve gelecekteki ebedi mutluluk beklentilerine? - Nasl? Doru mu duydum? Onlar buna "son yarglama gn, teki dnya", kendilerinin hkmdarlnn, Tanrnn hkmdarlnn gelecei gn diyorlar. Bu gn beklerken "iman", "mit" ve "sevgi" iinde yayorlar. - Yeter, yeter!
F. NIETZSCHE, Ahlakn Soykt

161

Ahlak ve mutluluk

Marguis de Saden

Man Ray tarafndan yaplm bir portresi

Bob Rofelsonn

Postac Kapy ki Kere alar filminde Jack Nicholson ve Jessica Lange

162

ONUNCU BLM
dev
Ahlak ister dolayl olarak kara, ister dorudan doruya duygulara balayarak doaya dayandrmak, ahlaksal hayatn zglln inkar etmek, deerleri zevklerin ve arzularn empirik gerekliine indirgemektir. O, ahlak buyruunu -olmas gerekeni-, gerekte var olduklar ekilde eilimlerimin biyolojik olgusallna indirgemektir. Eer ahlak, Nietzschenin dedii gibi, "tutkularn mecazi dili"nden baka bir ey deilse artk ahlak yoktur. Oysa ahlaksal talebin bilince bir ykmllk, bir dev kl altnda kendini gsterdii tartlamaz. karma, tutkularma, doama aykr da olsa devimi yapmam gerektii dncesine sahibim. Ortada tartlmaz bir emir sz konusudur: "Yapmalsn!". Bilin, kendisini aan bir devi yerine getirmek zorunda olduunu dnr. devin bu aknlk zelliini nasl aklayabiliriz?
devin aknl

1. Sosyolojik yorum
Emile Durkheima gre kiisel ahlak bilincimiz, Durkheimn kolektif bilin dedii eyin yanksndan baka bir ey deildir. Kiisel bilincimizin, vicdanmzn sesi olarak kendisini gsteren ve ahlakmz biimlendiren, toplumun taleplerinin gcdr. Kolektif bilin, kiisel bilincimiz olarak kendini gstermekle birlikte onu aar ve ondan kmaz. Ahlaksal devin zellikleri son derece toplumsal zelliklerdir. dev, kolektiftir (nk genel olarak bir grubun btn yelerine kendini kabul ettirir), zorlaycdr, yani insan kendisini yapmaya zorlar. Durkheimn kuram ahlaksal ykmlln akn (dtan ve yukardan) zelliini olduka iyi aklar. devin bizi amasnn, bize yukardan kendini kabul ettirmesinin nedeni, bireyi aan ve onun zerine etkide bulunan toplumun kendisinden km olmasdr. Buna gre ahlak, nezaket kural veya dille ayn plana ait bir gerekliktir. Onda, kaynan insanlarn srekli deien kaprislerinden baka yerden alan kurallar sz konusudur. Nasl ki insanlar kendilerini ifade etmek ve anlalmak iin gramerler ve szlklerde derlenip dzenlenmi olan dillerinin alkanlklarna uymak zorundaysalar, ayn ekilde davranlarn da kurallara -insanlarn vicdanlaryla karlatrlrsa sahip olduklar grlen dsallk ve otoriterlik zellikleriyle toplumsal karakterde olduklar belli olan kurallara- uydurmak zorundadrlar. Ancak bu dev anlay, ciddi bir glkle karlamaktadr. Ykmll bu biimde yorumlamak, ahlak konformizme, yani iinde bulunulan zemin ve zamana uygun davranmaya indirgeme tehlikesini gstermez mi? Oysa ahlaksal hayatn kahramanlar olarak ou kez biz tam da mevcut kolektif kurallarla atmaya giren insanlar grmez miyiz? Kiisel bilin, vicdan, ahlak ideali adna bazen toplumun taleplerine kar kar. Sophoklesin nl trajedisinde Antigone, lkesine ihanet etmi olan kardeini erefli bir biimde gmmeye karar verdiinde kral Kreonun emirlerine, yani devletin otoritesine
Kolektif bilin

Kiisel bir yargnn zorunluluu

163

dev
kar km olur. O, sitenin "yazl yasalar"nn karsna kiisel vicdannn "yazlmam yasalar"n koyar. Burada ahlak bilincinin toplumsal bir zellie sahip olmas yle dursun, grubun taleplerine zt gibi grnd kabul edilecektir. Fakat Durkheimn bu kantmza yle kar kabilecei grlmektedir: Antigone, tm toplumsal bilinci reddetmemektedir. O, ihanetine ramen kardeini uygun bir biimde gmmeye karar verdiinde ailenin eref yasalarna itaat etmekte, yeri geldiinde siyasal otoritenin buyruklarna ters den baka bir organize toplumun -dinsel grubun- buyruklarna uymaktadr. Sonuta ona ailenin llerini onaylanm trenlere uygun olarak gmmesi gerektiini reten, Thebai rahipleridir. Doru, ama bu, toplumun bizden eliik taleplerde bulunabileceini kabul etmek demektir. Ren le Sennenin hakl olarak syledii gibi, "Toplum, kendisine eliik emirler vererek beni kendi zerine geri frlatmaktadr. Devlet dinle atmaya girmekte, ailemizin karlaryla lkemizin karlar birbiriyle atmakta, mesleimiz bizden taraf tutmamz istemekte (...) partisinin istedii eyi sonuna kadar gtren partili lkesine kar hain durumuna dmektedir. Bizim kiiliimizde bizzat kendisine kar blnm olan topluma itaat etmekle nasl yetinebiliriz?".
Konformizmlerin okluu

eliik konformizmlerin okluu sonuta seme ve belki toplumdan almadm bir ideale gre (nk toplumu bu ideale gre yarglayan benim) karar verme durumunda olann benim kendim olmam gerektirmektedir. Ahlaksal ykmllk, zerinde etkide bulunan eitli toplumsal basklardan bamsz olarak bireyden doru olduuna inand eyi yapmasn talep eder. Sonuta toplumun kendisi bir doru deil, olgudur; dier herhangi bir gereklik gibi hakknda yargda bulunmam gereken bir gerekliktir. Kolektif bilincin sahte-ahlaksal buyruu burada basit bir olgu, ahlaksal olmak zorunda olmayan ve benim kendisiyle ilgili olarak bir deerlendirmede bulunmam gereken toplumsal bir olgudur. Her bakaldr, ahlaksal deildir, ama konformizm, konformizm olarak ahlak probleminin bir zm olamaz. imdi ahlakn temeline ilikin araymzn bizi gtrd g durumu kavrayabiliriz. Ykmllk kavramn reddettiimde, "yreimin sesi"ni dinlemekle, znel bir itepiye uymakla yetindiimde, ahlaksal hayat igdsel hayattan ayrlmamakta ve bize temel grnen aknlk zelliini kaybetmektedir. te yandan, bana tartmasz olarak kendini kabul ettirme iddiasnda olan bireysel vicdanma, dtan olan bir kurala itaat ettiimde de ahlaksal hayat hakl karlmayan bir itaat olma zelliini gstermektedir. Bu ikilemin zm kiisel vicdan kendisinden yoksun klmakszn ahlaksal deerin aknln korumaktan geecektir. Yani ahlaksal deerlerin ayn zamanda hem aknlk, hem de isellik zelliini korumas gerekir. XVIII. yzylda Kantn yapmaya alt ey de tam bu olmutur.

Deerlerin aknl ve isellii

2. Kant ahlak
Aydnlanma filozofu olan...

Aydnlanma dneminin btn byk dnrleri gibi Kant bir hmanisttir. O, ahlakn insani varla dtan olan bir ilkeye -bu ilke ister bize kendilerini hakl karmakszn emirler veren bir Tanr olsun, ister kendilerini ynetmek bahanesiyle uyruklarn bask al-

164

dev
tnda tutan bir devlet olsun- itaat etmeye indirgenmesini kabul etmez. Kantn ahlak, kendimizden bir bakas tarafndan ynetilebileceimiz fikrini reddeder. zerk-olmamay kabul etmez. devin lt de kayna da insani varln kendisidir. Ahlak deerlerinin yaratcs insandr. Davrann, insann kendisi ynetir. Aksi takdirde ahlaksal zne eylemde bulunmam, onun zerinde eylemde bulunulmu olur. Kantn zerkliinin (autonomie) talebi budur. Ancak Kant, yalnzca bir XVIII. yzyl hmanisti deildir; ayn zamanda pietist bir ailenin oludur (Pietizm, ateli ve ok sert bir lutherci mezheptir). nsan doasnn ilk gnah yznden bozulmu olduu dncesi iinde yetimi olan Kant, tutkulara, duyarlla, doal eilimlere gven duymaz. Yaad dnemin ngiliz ahlaklarnda ve Rousseauda grd duygu ahlak, Kant endielendirir. kar ahlak onu korkutur. Tek kelimeyle o bir yandan, deerleri insani varla dtan olan bir ilkeye dayandrmay reddederken te yandan onlar doaya, eilimlere, duyarlla tabi klmay da istemez. (Dikkatle okuduu Rousseau gibi) Kant iin de deerlerin kayna olacak olan ey, bilintir (vicdan). Ama onda artk igdsel ve duygusal bir bilin sz konusu deildir. Kanta gre ahlak bilinci, akln kendisinden baka bir ey deildir.
...ama sert bir ahlak olan Kant

n 1. Kantn biimcilii
yi, Kanta gre, asla bir nesne deildir. Ne salk, ne zenginlik, ne zeka tartlmaz olarak birer iyi deildirler. nk her ey onlar iyi veya kt bir tarzda kullanma kararmza baldr. Koulsuz olarak iyi olan tek ey (btn iten bilinlerin kabul edecei gibi), iyi niyet, baka deyile ahlaksal niyettir. Herhangi bir yetikin gibi, bir ocuun da kendilerinden ayn paray vererek ayn ucuzlukta alveri yapabilecei bir ekilde herkes iin ayn olan sabit bir fiyat saptayan iki tccar dnelim. Bu iki tccar ayn ekilde davranmaktadr. Eylemlerinin maddesi ayndr. Ama eylemin biimi farkl olabilir. Bu tccarlardan biri, rnein sadece kar duygusuyla, geni bir mteri kitlesini koruyabilmek iin deve uygun davranmaktadr. Dieri ise deve uygun davranmakla yetinmemektedir. O ahlak yasasna kar katksz saygsndan dolay yle davranmaktadr. Ahlaksal olarak, yani iyi niyet iinde davranan, sadece ikincisidir. Kanta gre ahlaksal yargy belirleyen ey, eylemin maddi ierii deildir. Dolaysyla, "iyi niyeti iyi klan ey onun sonular ya da baarlar deildir". nemli olan tek ey niyettir, hatta iyi niyet "btn abasna ramen hibir sonu elde edemediinde bile, tpk btn deeri kendinde bulunan bir mcevher gibi parlaklndan en ufak bir ey kaybetmez".
yi niyet

n 2. Kategorik buyruun sertlii


Bylece koullu buyruun (bir koula bal olan buyruun) ahlaksal bir buyruk olmadn anlyoruz (rnein "hapse girmek istemiyorsan, hrszlk yapma!"). Ahlak buyruu her zaman kategoriktir, yani koulsuzdur ("Yalan syleme!" "Yaknlarn kendin gibi sev!"). Bunun sonucu olarak kategorik buyruk evrenseldir ve durumlara gre deimez. Geriye, aklmzla ayn ey olan ahlak bilincinin nasl olup da kendisini bir emir, kaba bir buyruk olarak ortaya koyduunu renmek kalmaktadr. Bunun nedeni, insann srf akll bir varlk olmamasdr. O ayn zamanda tensel bir varlktr; bir duyarll, eilimleri, tutkular vardr. Duyusal doas her zaman aklnn buyruklarn takip etmeye hazr deildir. Eer akl bize acmasz dev diliyle konumaktaysa, bunun nedeni tensel doamdevin talepleri

165

dev
z susturmak zorunda olmamz, insani irademizi ancak aba sarf ederek dev yasasnn nnde eilmeye zorlama ihtiyac iinde bulunmamzdr. Bylece kaynan bilincimizde bulmakla birlikte ykmllk, doamza akn bir eydir. O halde ahlak alan, doann alan (igdlere hayvansal boyun ei) deildir; ancak te yandan o azizliin alan da deildir (nk bu ikincide tanrsal lutfun dnme uratm olduu doa, ahlak deerlerine kar igdsel ve kar konulmaz bir ekim duyar). Ahlaksal deer, doamz devin taleplerine boyun edirmek iin harcadmz abayla llr.
Haz, ahlakn erei deildir

Bu sert grn felsefi anlamn iyi anlamak gerekir. Kant bize namuslu adamn sadece ac ekerek, zahmet duyarak ve zorlama altnda devini yerine getiren insan olduunu sylememektedir. Hatta o, hibir sevin duymakszn, srf bir angarya olarak devini yapan insana acmaktadr. Pedagojik adan bozuk bir ruhu, ahlaksal iyinin yolunda sevk etmek iin ona kiisel avantajn gstermek, bana gelebilecek bir zarar korkusuyla onu korkutmak veya onda cmert duygular uyandrmak ihtiyacn duyabileceimizi kabul etmektedir. Ancak felsefi adan ahlakn temeli olan eyin akln saf buyruu olduunu savunmaktadr. Sonuta namuslu adam devini yapmaktan zevk alyorsa, ne mutlu ona! Ama nemli olan ahlaksal davran olarak onun eyleminin zelliini belirleyen eyin haz aray olmadnn altn izmektir. Namuslu adamn ahlaksal eylemini temellendiren ey, erek olarak alnan haz deildir.

n 3. Kantn mantkl
Kant iin ahlaksal eylem, akln biiminin kendisine uymaktan baka kaygs olmayan eylemdir. Ve devlerimiz a priori olarak akln biimsel yapsndan karlabilirler. Bylece ahlak, sk bir biimde bir eylem mant olarak kendini gsterir.
elikiden kamak

a) Akln ilk ilkesi elikiden kanmaktr. Buradan kategorik buyruun ilk zdeyii kmaktadr: "Eyleminin ilkesi evrensel bir kural olarak tesis edilebilecek ekilde davran." Bir eylemde bulunmadan nce eylemimizin ilkesinin bir i eliki sonucu kendi kendisini ortadan kaldrp kaldrmadn grmek zere kendimize u soruyu sormak zorundayz: "Ya herkes ayn eyi yaparsa?" Bylece ilke olarak bana emanet edilen bir eyi geri vermemeyi veya hrszlk yapmay veya yalan sylemeyi kendime neremem. nk bu ilkeler bir elikiye dmeksizin evrenselletirilemezler. b) Akla gstermemiz gereken sayg, phesiz, akll zneye, yani insani varla da uzanr. ki eyden tr Kanta personalist felsefenin kaynanda saygn bir yer amamz gerekir: Bunlardan birincisi, onun insani varln sadece kendisine ait olan zerklii zerinde srardr. Dieri, onun insani varla sayg talebidir. Akl sahibi insan sadece deerlerin kayna deildir, o ayn zamanda en stn deerdir. Buradan da ikinci zdeyi kmaktadr: "Her zaman insanl kendinde ve bakalarnda bir ara olarak deil bir ama olarak gz nne alacan bir biimde davran!" (Bu ilkeden hareketle klelik ve daha genel olarak insann insan smrmesinin her tr kolayca mahkum edilecektir). c) nc zdeyi, ahlaksal zerkliin nemini vurgulamaktadr: Bizzat kendi koyduum bir yasaya uymaktaym ve btn insanlar, akl sahibi zneler de ayn yasaya uymak durumundadrlar. "Her zaman akll iradeni evrensel bir yasa ortaya koyan bir ey gibi gz nne alacan bir biimde davran!" Bu durumda ideal toplum, aralarndaki uyum herkesin bakalar iin olduu gibi kendisi iin de evrensel olarak geerli kurallar koyma-

Bakasna bir ara deil, bir ama olarak davranmak

Evrensel bir yasa koymaya doru

166

dev
sndan kaynaklanan zgr insanlardan oluan bir cumhuriyet olarak kendini gstermektedir. Bu demokratik toplumda tabi olan, bilincinin zerkliini inkar etmeksizin yneticiye itaat edecektir, nk yneticinin ona emrettii ey evrensel akldan baka bir ey olmayan kendi aklnn kendisine dikte ettii eydir. Kendisi de ynetici olsa tam olarak ayn emirleri verecektir. Bu, Rousseaunun ok sevdii genel irade dncesini aydnla kavuturur. Genel irade artk bir semen ounluunun olumsal kaprisi deildir, evrensel akln taleplerinin saf ve basit ifadesidir. Bu noktadan itibaren ynetici artk tanrsal hukukun eseri deildir ve eer akln taleplerine ihanet eden bir zorba ise toplumun ondan makamn terk etmesini isteme hakk -daha dorusu devi- vardr. Kantn bu ykmllk kuram, sistematik zelliiyle etkileyicidir. Bununla birlikte baz eletirilere aktr. Her eyden nce onun biimciliinin yetersizliine iaret edilebilir. Kantn iyi niyetin bir eylemin ahlaksal deerinin zorunlu koulu olduu grn kabul edelim. Ancak iyi niyet yeterli bir koul deildir. phesiz Kant ahlaksal niyeti basit temenniyle kartrmamaktadr. Szn ettii iyi niyet phesiz bir eylemde gerekleme cesaret ve iradesine sahip olan niyettir. Ama tam da bununla ilgili olarak ahlaksal eylemin sadece bu eylemi esinlendiren niyete gre deerlendirilmesinin doru olup olmadn kendimize sorabiliriz. Birok insan, gerekte kendisini rahatsz eden bir sinekten onu kurtarmak ynnde son derece iyi bir niyetle uyuyan efendisinin kafasna koca bir kaldrm tan indiren hikayedeki ayya benzemektedir. Byk engizisyon yarglar, kendilerini doru yola sokma ve ebedi cehennem azabndan kurtarma iyi niyetiyle sapkn grllere ikence etmekteydiler. Son derece iyi niyetli anne babalar, kendilerine gz kulak olmak, balarna kt eylerin gelmesini nlemek, hayatn tehlikelerinden kendilerini korumak iin ocuklarn uyumsuz ve tedavi edilemez ekingen yetikinler haline getirebilirler. Bu eylemlerde bulunanlarn iyi niyetlerinin kesin olduu, onlarn ruhlarnn temiz olduu ileri srlerek bu tr eylemlerin ahlaksal bakmdan mkemmel olduklar m sylenecektir? Bu yolda Kant izlemek iin niyetlerin saflndan baka bir eyle ilgilenmeyecek ve eylemlerin konusuna kar tamamen kaytsz olacak mistik bir ahlakn ilkesini kabul etmemiz gerekir. Gerekte dnyada iyiliin miktarn arttrma, insan mutluluu iin alma, yaknlarmzn tam olarak gelimelerine yardmc olmann grevimiz olduunu hissediyoruz. Biimsel bir ahlakla yetinemeyiz, nk somut olarak eylemde bulunmamz, deerleri dnyada gerekletirmemiz gerekir. Gerekten ahlaksal olan eylem yalnzca iyi niyetli eylem deildir, ayn zamanda etkili eylemdir. O halde o, akl ve dnceyi, niyetimi somut koullara uydurmam gerektirir. Lon Brunschwicg yle demektedir: "Ruhlarn deeri, fikirlerin deerinden vazgeemez." Hegel, Kantn "gzel ruh" dininin, iinde gizli bir bencillii barndrdn gstermitir. Kant, koullar ne olursa olsun, bir masumu kurtarmak iin bile olsa yalan sylememizi yasakladnda -nk davranmn somut sonular ne olursa olsun nemli olan itenlik kuralna uymaktr- kabul etmek gerekir ki ahlaksal znenin almasn ok rahat bir ekilde basitletirmekte, onu her trl aratrma zahmetinden, her trl kaygdan, her trl dnmeden kurtarmakta, "devlerin atmas" ile ilgili problemle yz yze gelmekten uzaklatrmakta, ona ucuz bir i huzur, gvenlik salamaktadr. Bu durumda niyet, ktl isteyerek yapmadn syleyerek azardan kurtulan ocuun ahlaknda olduu gibi, bir mazeret olmasa da bir snma olma tehlikesi gsternsanlarn yaptklarna kaytsz olan bir ahlak yi niyet yeterli midir?

167

dev
mektedir. Pascal, yedinci Provincialenda eylemi hakl karmak iin niyeti yceltmenin yeterli olduunu ileri sren ahlak hocalarn acmaszca eletirmiti. (rnein nedensiz olarak bir cinayet ilemek amacyla deil erefinizi korumak iin rakibinizi delloda ldrebilirsiniz veya Pascaldan bir yzyl sonra Aziz Alphonse de Ligorinin dedii gibi, kendisini alktan ldrmek amacyla deil, almaya sevk etmek amacyla meydandaki dilenciye sadaka vermeyi reddedebilirsiniz.) Pascal bu tr ahlak hocalaryla ilgili olarak onlarn "eylemlere izin vererek dnyay, niyetleri temizlie kavuturarak ncili memnun ettikleri"ni sylemekteydi.
Hayata kaytsz bir ahlak

Her ahlak, bir yaama sanatdr ve Kantn ahlak hayattan fazla uzaktr. Kant -ahlak felsefesine daha fazla g kazandrmak iin- ahlaknn kurallarnn sadece insanlar iin deil akl sahibi her varlk iin geerli olacan syleyecek kadar ileri gider. Gerek insan doasna bu kadar kaytszlk phesiz Kantn ahlak iin bir etkililik garantisi deildir. Kantn kendisi dnyann balangcndan bu yana belki hibir insann eylemlerini srf aklsal bir ilkeye gre belirlemediini kabul etmiyor mu? Gereklemesinin somut imkanna kar bu kadar kaytsz bir ahlak, o halde, yetersiz grnebilir. Peguy ite bu anlamda "Kantn elleri temizdir, ancak elleri yoktur" demekteydi. te yandan zerklik kaygsna ramen Kant insann kendi iine kaba bir eilimi yerletirmektedir. Tensel varlk akll varlktan kkten bir biimde koparlm grnmektedir. Bu durumda insan doas neden veya nasl akla itaat edebilecektir? Kant bu nedenle, bencilliimizi ayaklar altna alan, ama ahlak yasasnn gerekletirilmesinde bizi ycelten ahlaksal bir nedenin, sayg duygusunun varln kabul etme durumunda kalr. phesiz sayg, dorudan doruya tensel doamzdan kan bir duygu deildir. Eer ahlak yasasndan nce gelen, onun dnda yeralan bir duygu olsayd, Kantn kat biimci perspektifinde sayg, ahlaksal bir duygu olmazd. Bu nedenle Kant, ruhumuzda sayg duygusunu yaratan eyin ahlak yasasnn kendisi olduunu dnmektedir. Ancak eer bizim doamz byle bir duyguyu duyabiliyorsa, bunun nedeni doamzn Kantn kat biimciliinin varsayar grnd kadar kkl bir biimde deerlerden kopuk olmamasdr. O halde, bu dzeyde, Yasann, sk ykmlln souk ahlaknn Sevgi ahlak nnde silindiini kabul etmekten kendimizi alamayz.

3. Metafizik ve ahlak arasndaki ilikiler


Ahlak ve metafizik arasndaki ilikiler konusunu soruturmakszn ahlakn temeli problemi zerinde dnemeyiz. Her eyden nce metafizii dinden ayralm. Din, vahyedilmitir (Kitab- Mukaddeste Tanr mminlere konumu, onlara emirlerini iletmitir). Dinsel bir ahlak kabul etmek o halde nceden vahye inanma eylemini gerektirir. Buna karlk metafizik, akldan kt iddiasndadr. Metafizik bir sistem, dnyann kkenini, insan ruhunun doas ve kaderini, evrenin derin anlamn vb. aklamak iin akl tarafndan tasarlanan bir kuramdr.
Ahlakn metafizik ilkeleri

Kanta gelinceye kadar ounlukla ahlak bir metafizie dayanmaktayd. Byk filozoflar, Platon, Aristoteles, Spinoza ahlak problemini kozmolojik olarak ortaya koymaktay-

168

dev
dlar. nce evrenin anlamnn ne olduu ve insann evrendeki yerini bilmek sz konusuydu. Metafizik, eylerin zn ve ereini kefettiini ileri sryordu. nsan ondan hayatnn anlamnn ne olduu ve kendisini bekleyen kaderi renebilirdi. O halde insana kendisi iin ayrlm olan erekleri tantarak metafizik arasz olarak ahlak temellendirmekteydi. Bylece Aristoteles iin insann erdemi, gzn erdeminin grme olmasyla tamamen ayn anlamda olmak zere, akll bir varlk olmaktr. (Bitkisel ruh ve duyusal, igdsel ruh bakmndan hayvanlardan farkl olmayan) insann zn meydana getiren ey akll ruh olduu iin, insan akla uygun bir hayat srmek zorundadr. rnein, stoaclar neden bir boyun eme ahlakn savunurlar? Neden bizi sevdiimiz insanlarn lmn herhangi bir nesnenin kaybyla ayn sakinlikle karlamaya davet ederler? Neden bama gelen bir acy bir ktlk olarak grmeyi reddetmek zorundaym? Btn bu sorularn cevabn stoaclarn metafizik sisteminde aramak gerekir. Meydana gelen her ey, yksek Akl tarafndan belirlenmi olduu, aklsal bir ama tarafndan idare edilen dnya dzeni iyi olduu iindir ki benim bu dnyaya boyun emem, irademi ona uydurmam gerekir. Ancak Kant metafizie kkten bir eletiri yneltmitir. Her eyden nce sonular birbirlerine tamamen zt olan bir metafizik sistemler okluu vardr. O halde evrensel ve kesin olmas istenen bir ahlak bu kadar tartmal bir temele dayandrmak mmkn deildir. te yandan (Burada Kant, Rousseaunun fikirlerini yeniden ele almaktadr) namuslu adamn doru yanl hakknda salkl karar vermesi iin metafizii incelemi olmasna ihtiya yoktur. Bilgin gibi cahil de devini bilir ve onun kadar devini yerine getirmek zorundadr. O halde metafizik phelidir, yararszdr, hatta Kant onun imkansz olduunu dnr. Gerekten ben evrenin derin anlamn bilemem; eylerin kendilerinde ne olduunu bilmem; numenleri bilmem, ancak fenomenleri, yani duyarllmn a priori formlar olan uzay ve zaman arasndan bana verilmi olduklar ekilde eylerin grnlerini bilirim. Bilim bu fenomenleri dzene sokmak, onlar yasalarla birbirlerine balamakla yetinir. Bilim adamnn bilgiyi oluturmak iin elinde sadece grnler vardr. eylerin derin varl, uzay ve zamann tesi, bilgimizin dndadr. O halde ahlakn, insan bilincinden, z itibariyle akl olduunu sylediimiz bilinten baka bir temeli yoktur. Evrenin hibir anlam olmasa da, ruh lml olsa da Kantn rencisi akln ilkelerine sayg gstermeyi dev bilir. Ancak Kant bir baka tarzda metafizii yeniden bulacaktr. O, ahlak metafizie dayandramaz, fakat ahlaksal bilincin verilerinden hareketle, umutlar olarak, metafizik nermeler ortaya atacaktr. Baka deyile ahlakn metafizie dayandrmak yerine, sadece postla olarak, ahlaka dayanan bir metafizik kuracaktr. a) Sorumluluk duygusundan, ahlaksal ykmllk deneyinden hareketle Kant, insann zgrln ileri srecektir. Kendimi sorumlu hissetmem, ykml hissetmem, zgr olmam gerektirmez mi? Zorunluluun (olmamazlk edemeyenin) zgrl darda brakmasna karlk (Bir akl yrtmenin ncllerini kabul edersem onun sonucunu reddetme zgrlne sahip deilimdir) ykmllk, zgrl gerektirir grnmektedir. Eer doru szllk ahlaksal bir ykmlln konusuysa, bunun nedeni, benim doruyu syleme veya yalan syleme konusunda zgr olmam deil midir? Kant yle demektedir: "Yapmalsn, o halde yapabilirsin."
Ama ahlak, metafizii temellendirebilir Kanta gre metafizik ahlak temellendiremez

Pratik akln postlas

169

dev
b) Ayn ekilde dev bana bugnk hayatta erime gcne sahip olmadm (nk irademi duyusal etkenlerden tamamen artmaya muvaffak olamamaktaym) bir ahlaksal mkemmellii gerekletirmemi emretmektedir. O zaman Kant, bu dnyada erime imkanna sahip olmadm ahlaksal mkemmellii gerekletirme imkann bana verecek olan ruhun lmszln ileri srmektedir. c) Nihayet Kant, erdem ve mutluluun bu hayatta her zaman bir arada bulunmadn zntyle kaydetmektedir. Son derece namussuz olup refah ve mutluluk iinde yaamamz mmkn olduu gibi ok erdemli olup son derecede mutsuz olmamz da mmkndr. Bu durumda Kant, bir dl ve cezalar sistemiyle te dnyada erdemle mutluluk arasnda arzu edilen uyumu yeniden kuracak adil bir Tanrnn varln ortaya atmaktadr. Bu son postlann Kantn ahlakna yeniden zerk-olmamay sokup sokmad sorulmutur. Kant eylemlerimizin tek nedeninin ahlak yasasna sayg olmas gerektiini sylemiti. yileri dllendirecek, ktleri cezalandracak adil bir Tanrdan sz ettiinde Kant, eylemlerimizin ilkesi iine tekrar kar sokma tehlikesi ile karlamyor mu? Ancak Kant burada kendisiyle bir elikiye dmemektedir, nk adil bir Tanrnn varl sadece akln bir postlasdr, hibir ekilde ahlaksal ykmlln temeli deildir. Onun iin ahlaksal hayatn amac, bizi mutlu etmek deildir, sadece mutlulua layk klmaktr. Bu koullarda ve Kantn postlalar hakknda ne dnlrse dnlsn, ahlaksal ykmll duymak iin metafizik bir sistemi savunmann zorunlu olmad kabul edilecektir. Ykmllk, her trl kuramsal anlaytan nce bizde var olan bir bilin verisidir. Bununla birlikte ahlaksal bilin zerinde dnme bizi bu dnyada pozitif olgular ve gerekliklerden baka bir eyin olduunu dnmeye gtrmektedir. Ahlaksal hayat, bizi bir deerler dnyasna sokuyor gibi grnmektedir. Bu bakmdan ahlaksal hayat bir tr metafizik deneyimdir. O bizi olgularn, doann zerine ykseltmektedir. Sokrates cesareti, skuneti, kar gzetmeyii ile rencilerine ve bizzat kendisine "dealar dnyas"nn maddi olumsallklar dnyasndan daha gerek olduunu kantlamaktadr.

Bir deerler dnyas

170

dev

A N A

F K R L E R

Ahlaksal talep bilince kendini dev biiminde takdim eder. karma, tutkularma, doama aykr olsa da devimi yapmak zorunda olduum duygusuna sahibim. Bilin, kendisini aan bir ilkeye boyun emek zorunda olduunu kabul ediyorsa, bu ilke nereden kmaktadr? Onun otoritesinin kayna nedir? Sosyolog Durkheim ve onun okulu iin devin bizi amasnn, bize kendini yukardan kabul ettirmesinin nedeni, onun bireyi aan ve bireyin zerine bask yapan toplumun kendisinden kaynaklanmasdr. Ahlaksal devin zellikleri, en yksek lde toplumsal zelliklerdir: dev kolektiftir (nk topluluun btn yelerine kendini kabul ettirir), zorlaycdr (yani insanlar kendisini yapmaya mecbur eder). Ancak eer devin ilkesi toplumdan geliyorsa, eer o benim kiisel irademe yabanc ise, ona boyun emek iin nedenim nedir? Sophoklesin nl trajedisinde Antigone, yurduna ihanet etmi olan kardeini saygn bir trenle gmmeye karar verdiinde kral Kreonun iradesine, yani devletin iradesine kar kar. Devletin yazl yasalarnn karsna kiisel bilincinin (vicdan) yazl olmayan yasalarn koyar. Bazlar buna burada da hala toplum kaynakl bir devin sz konusu olduunu syleyerek itiraz edebilirler: Kardeini kraln yasana ramen uygun bir trenle gmen Antigone, yine toplum kaynakl bir alkanla, yani ailenin kutsal geleneklerine itaat etmektedir. Ancak buna iki toplumsal dev (devletin yasas, aile gelenei) arasnda skm olan Antigoneun kiisel vicdan adna seim yaptn syleyerek cevap verebiliriz. Kantn ahlak, bu glklerden kanmaktadr. Kantn ahlak, bir zerklik ahlakdr. O, bizim kendimizden baka biri tarafndan belirlenebileceimiz fikrini reddeder. Kant bizden kendi aklmza uymamzdan baka bir ey istemez. rnein o, akl adna bizden evrensel kurallara uymamz ister. rnein, yalan syleme yasaktr, nk yalan sylemek akla aykrdr, nk yalan syleyenin ilkesi evrenselletirilemez (Yalan syleyen kendisine yalan sylenmemesini mit eder). O zaman aklmz neden kendini kategorik, koulsuz bir buyruk biiminde ortaya koymaktadr? nk insan yalnzca akll bir varlk deildir, ayn zamanda tensel bir varlktr. Onun duyarll, arzular, tutkular vardr. Eer akl acmasz dev biiminde konumaktaysa, bunun nedeni tensel doamz susturmak zorunda olmamzdr. Kant, ahlakn kendine zgln korumak ve rnein mutluluk arayyla ahlaklln ayr eyler olduunu gstermek iin aba sarf etmitir. Ancak bazlar ahlak bilincinin bu tamamen aklc temelini tartacaklardr. rnein, ortak bilincin kendilerinde saf ahlaklln parladn grecei, bununla birlikte bir samala yol amakszn evrenselletirilebilir olmayan fedakarlklar vardr.

171

dev

YORUMLAMA METNLER
Doa bakmndan iyi- dev bakmndan iyi
Skolastik okullarn eski cmlesi: nihil appetimus nisi sub ratione boni; nihil aversamus nisi sub ratione mali,1 ou zaman doru, ancak felsefe iin tehlikeli bir biimde kullanlmaktadr. nk "iyi" (boni) ve "kt" (mali) terimleri, dilin yoksulluu sonucu kendilerini ift anlaml olarak kullanmaya msait klan bir belirsizlik iermektedir. Alman dilinde (...) Latinlerin tek bir iyi kelimesiyle (bonum) adlandrdklar eyi ifade etmek zere ok ayr iki kavram ve yine ok ayr iki kelime var. yi ile ilgili olarak Almancada iki kelime: gute ve wohl kelimeleri, kt ile ilgili olarak da yine iki kelime, bse ve vebel (veya weh) kelimeleri var. Wohl veya vebel, her zaman ancak bizimle ilgili olarak ho veya tatsz olan eyle, bizde bir haz veya ac meydana getiren eyle ilikilidir ve bu nedenle bir nesneyi arzu ettiimizde veya ondan kamak istediimizde bunu sadece bu nesnenin bizde meydana getirdii haz veya ac duygusundan tr yaparz. Oysa gute ve bse, her zaman akln yasas tarafndan belirlenmi olan bir eyi kendi nesnesi klma iradesiyle bir ilikiyi ifade eder. nk o, hibir zaman dorudan doruya nesne ve bu nesnenin tasarm tarafndan belirlenmez, tersine o, akln bir kuraln bir eylemin gerekesi (kendisiyle bir nesnenin gerekletirilebilecei bir gereke) klma gcmzdr. O halde gute ve bse, asl anlamnda eylemlerle ilgili bir eydir, kiinin hissetme tarzyla ilgili bir ey deildir ve eer bir eyin basit olarak ve her bakmdan iyi veya kt (gute veya bse) olmas mmknse yalnzca davran tarz, iradenin ilkesi, dolaysyla iyi veya kt bir insan olarak davranta bulunan kii, iyi veya kt olabilir, yoksa bir nesnenin kendisi iyi veya kt olarak adlandrlamaz (...). O halde en iddetli bir damla hastal nbeti altnda kvranan stoacnn u ekilde haykryla alay edebiliriz: "Ey, ac, istediin kadar bana eziyet et! Senin kt bir ey olduunu itiraf etmeyeceim". Ama bunda haksz oluruz, nk bu stoac haklyd, nk onun ac lklar atmasna neden olan ey, bizim vebel dediimiz eydi. Ama bu ac, onun kiiliinin deerini hibir biimde azaltmamaktayd (...) Burada pratik akln eletirisinde kullanlan bir yntem paradoksuna iaret etmenin yeridir: Bu paradoks, iyi ve kt kavramnn (grne gre kendisine temel olma devi grd) ahlak yasasndan nce deil, (burada olduu gibi) yalnzca bu yasadan sonra ve bu yasaya gre belirlenmesi gerektiidir.
E. KANT, Pratik Akln Eletirisi 1. "Biz bir eyi ancak iyi olduu iin arzu eder ve bir eyden ancak kt olduu iin kanrz". Bu Aquinolu Thomasn doac retisini ifade eden skolastik bir deyimdir. Buna gre irade, doas gerei iyiye ynelir ve doas gerei ktden kaar. Bu durumda gnahn nedeni sadece bilgisizliktir ve bu durumda kusur ve meziyet kavramlar bulanklarlar. Kanta gre byle bir anlayta empirik eilimlerin konusu olan doal iyi kendini irademe takdim eden ahlaksal iyiden, devden ayrt edilemez. Kant, doa ile ahlakllk arasna skolastiin kabul etmedii ak bir uurum yerletirmektedir.

172

dev

aduyuya gre dev, toplumun birey zerine uygulad zorlamalara iaret eder. rnein, bir yurtta lkesinin ordusunda hizmet etmek zorundadr. Ancak dev, ahlaksal ykmllk kavram daha derin bir taleptir. Bu anlamda onu aydnla kavuturan XVIII. yzylda Alman filozofu Kant olmutur. Kanta gre devde kategorik bir buyruk sz konusudur. Ahlaksal dev, bilincin mutlak, koulsuz bir talebidir, evrensel akln bir talebidir. XIX. yzylda Danimarkal filozof Kierkegaard etik aamann, ahlaksal aamann zerinde dinsel aamann bulunduunu syleyecektir. Bylece Kitab- Mukaddeste brahim peygamber Tanr emrettii takdirde olu shak kurban etmeye hazrdr. Byle bir fedakarlk dncesi ahlaksal deildir, bu evrensel bir talep olamaz. Onun ancak mminin her eye gc yeten Tanrnn nndeki zel durumunda bir anlam vardr.
n

1938de Sava Bakanl

tarafndan bastrlm afi

173

dev

John Hustonun 1966 ylnda

evirmi olduu Kitab- Mukaddes adl filminde brahimin shak kurban edii
n

Knisberg mzesinde bulunan

E. Doerstingin tablosu: Kant adalarn masasna kabul ediyor.

174

SYASET FELSEFES
175

176

ONBRNC BLM
Hak ve iddet
Hakk olgudan ayrmak, doru olan, meru olan basit olarak gerek olandan ayrmaktr. Hak, genel olarak izin verilen eydir. O halde hak bize temelde ahlaksal bir kavram olarak grnmektedir. phesiz o devden ayrt edilebilir: dev, katdr, beni bir eylemi gerekletirmeye zorlar. Mesleki grevimi zenle yerine getirmem, devimdir. Hak ise daha genitir. O, ift bir olumsuzlamadan geerek devime balanr. Hak, yasaklanm olmayandr. Hak bana sadece bir eyi yapma yetkisi verir ve zgrlme braklm alan iinde beni davranmn tek yargc yapar. Sokaklarda dolamak, sinemaya gitmek vb. hakkna sahibim. Bunlarn tek yargc benim. Hak gibi dev de ahlak kurallar gerektirir. Ancak baz eylemleri yapmam talep etme, bazlarn yasaklama konusunda zgrlm zorlar gibi grnen dev kuralnn tersine hak kural, bu zgrlm korur, onu gerekletirme frsatlar salar gibi grnr. O halde devin tersine hak bir g gibi grnmektedir. Birok dilde gc ifade etmek zere iki kelime mevcuttur (ngilizcede I can ve I may). Fiziki olarak mmkn olan yapabilirim, ama te yandan bir baka anlamda ahlaksal olarak izin verileni de yapabilirim. Hak denen ey, bu ikinci gtr. Leibniz, "hak, ahlaksal bir gtr", yani kurallara uyan bir gtr demekteydi. Hak, bir kuralla izin verilen ey ise de yeri vicdan olan ahlaksal kuralla kolektivitenin yazl yasa veya grubun btn yeleri tarafndan kabul edilen gelenek olarak kabul ettirdii toplumsal kural arasnda ayrm yapmak gerekir. rnein, mobilyal bir dairenin kiracs olduumu ve ev sahibimin beni evden karmaya hakk olup olmadn kendime sorduumu dnelim. Bu soru iki anlamda anlalabilir. a) Ev sahibimin beni evden atmas ahlak bakmndan doru, meru mudur? Muhtemel evden atlmam doal hukuk denen eye, baka deyile insanlarn vicdannn kendiliinden meru diye kabul ettii eye uygun mudur? Bu soruya cevap vermek iin kendimi "vicdanen" sorguya ekmem, belki bir din adamna, grm geirmi namuslu bir insana danmam yeterlidir. Ev sahibimin dairesini boalttrmak konusundaki insani nedenlerinin acilliini incelerim (Sonuta bu daire onundur; o dairesini kendi ailesinin bir yesine vermek istemektedir vb.) Ancak te yandan kendimi akamdan sabaha sokakta bulmam, mali glklerime ramen bir otele gitmeye mecbur kalmam doru mudur? b) Fakat Ev sahibimin beni dar atma hakk var mdr? sorusu tamamen farkl bir anlama gelebilir. Yasa, bu evden kartmaya izin vermekte midir? Bu evden kartma, lkemde yrrlkte olan, pozitif hukuk diye adlandrdm yazl mevzuat sistemlerine uygun mudur? Burada bana bilgi verecek olan, artk vicdanm deildir. Bunun iin bir hukukuya, avukata veya valilikteki bir grevliye danmam gerekir.
Ahlak kural, toplum kural Hak: ahlaksal bir g

177

Hak ve iddet
Bu ksa analiz, hakla ilgili olarak ortaya kan byk felsefi problemlere iaret etmektedir. Bunlar, hak, dev, yetki, ykmllk aras ilikiler; fiziki gle (I can), ahlaksal g (I may) aras ilikiler, baka deyile kuvvetle hak aras ilikiler; nihayet ahlak yasasyla toplum kural, baka deyile doal hukukla pozitif hukuk aras ilikilerle ilgili problemlerdir.

1. dev ve hak
Hak ve dev arasndaki karlkllk

Her eyden nce devle hak arasnda var gibi grnen temel karlklla iaret edebiliriz. Benim iin bir hak olan ey, bir bakasnda benimle ilgili bir deve karlktr. Bunun tersine benim bir bakasna kar olan devlerim, tam olarak onun haklarn ifade eder. cretlinin ivereninden szlemesinde belirtilmi olan creti ve cretli tatil iznini talep etme hakk vardr. Ona bu creti demesi ve bu cretli tatili vermesi ise ivereninin devidir. te yandan iverenin cretliden haftada 45 saat iyerinde hazr bulunmasn talep etme hakk vardr ve bu alma saatlerini yerine getirmesi de iinin devidir. Bu tr rnekler kolayca oaltlabilir. Eer bir gazetede bana sulamalarda bulunulmaktaysa bu gazetenin mdrne yaz yazarak kendimi savunmam hakkmdr ("Cevap hakk" denen ey, budur). Gazetenin mdrnn ise bu cevabm gazetenin bir sonraki saysnda yaymlamas devidir. Ancak bu dev ve hak karlklln nasl aklayabiliriz? Bu konu zerinde dnen Auguste Comte, hak kavramnn herhangi bir zarara yol amakszn ortadan kaldrlabilecei ve yalnz bana dev kavramnn yeterli olaca sonucuna varmtr. Gerekten eer herkes herkese kar grevini yerine getirirse herkesin hakk, bu haktan sz etmeye gerek kalmakszn, gvence altna alnm olur ve haklardan sz etmemek daha dorudur. nk herkes kendi haklaryla ilgili ok canl bir duyguya sahiptir ve onlar adna ok rahata hakk olandan fazlasn ister. Kendini kabul ettirme, gcn arttrma istei, bencillik ve kskanlk, hak kavramnda ok rahata erefli bir mazeret bulabilir. Dolaysyla bana bakalarna kar devlerimden sz edilmesi, toplumun dzeni iin ykc etkileri olan bireyci taleplere frsat vermemek iin haklarmn sessizce geitirilmesi daha iyidir. Auguste Comtea gre hak kavram, ancak tarihin belli bir dneminde faydal olmutur. "Birey, hak adna kendisine uygulanan haksz basklara kar savamtr. Bylece "hak" talebi yalnzca olumsuz (Comteun kendi deyiiyle "tamamen metafizik") bir ierie sahip olmutur. Gerek ve akla uygun devlerin tanmland ve gerekletirildii ahlaksal bir dzende hak talebinin artk bir anlam yoktur. "Herkesin devleri vardr ve bu devler herkese kardr. Buna karlk hi kimse gerek anlamda herhangi bir hakka sahip deildir. Adil bireysel gvenceler, ciddi siyasal tehlikelerini gstermeksizin eski haklarn ahlaksal edeerlerini meydana getiren bu evrensel karlkllktan karlar. Byle bir sistem, grnte gayet gzel bir tutarlla sahiptir. Ama tehlikelerden korunmu deildir. Hak taleplerini gereinden fazla vurgulamak phesiz ahlak iin tehlikeli olabilir. Ancak devlerin yararna haklar unutmak da ayn lde tehlikelidir. nk "ahlak dzeni" adna en kt basklar merulatrlabilir. Auguste Comte tarafndan tasarlanan etik evren biraz boucudur. "Yasaklanmam her eyin mecburi olduu", bireysel zgrlklerin ortadan kaldrlm olduu diktatrlkleri dndrr. Gerekten ba-

Auguste Comte: devin iinde kaybolan hak

Hakk savunma devi

178

Hak ve iddet
kalar bize hakkmz olan her eyi vermediklerinde adaleti istememizin ou kez kanlmaz olduunu grmekteyiz. Auguste Comteun etik dnyas, iinde sadece kusursuz yarglarn olaca ve bu nedenle de avukatlardan tasarruf edilebilecei bir uygarl hatrlatmaktadr. Ama bu hayali bir dncedir ve gerek dnyada herkesin gerektiinde haklarn kabul ettirmesi kt deildir. Daha da iyisi insani varlk ilk planda bir deer olduundan hakkmz savunmamzn devimiz olduunu anlamamzdr. O halde dev ve haklarn karlklln sylerken haklara devlerle ayn nemi vermeye devam edeceiz. Ve bize yle gelmektedir ki "Bakasnn benimle ilgili hakkn benim ona olan devim temellendirir" ile "Benim bakasna olan devimi onun hakk temellendirir" cmleleri ayn lde dorudur. Her neyse, hak ve devin karlkll zerine bu dnceden, hak kavramnn zorunlu olarak kiilerden meydana gelen bir topluluk tasavvurunu, her insann baka insanlarla dayanma iinde olduuna ilikin bilinci gerektirdii fikrini aklmzda tutalm. Kant bu anlamda hakk her bir insann zgrlnn herkesin zgrlyle uyumasn mmkn klan koullar btn olarak tanmlayabilmekteydi.
Her bir insann zgrl, herkesin zgrl

n 1. Doal hukuk ve pozitif hukuk


Her hak, yasa gcne erimeye alr ve "pozitif hukuk"u, yani yasa tarafndan onaylanm olan kurallar hukukunu, "doal hukuk" denen eyin, yani herkesin vicdanndaki i adalet talebinin cisimlemesi, nesnellemesi olarak gz nne almak doru grnmektedir. Montesquieu daha o zamanda geleneklerin, kurumlarn farkllna duyarl bir sosyolog olmasna ramen pozitif hukukun basit olarak doal hukukun, yani her lkede zel durumlara uyarlanm evrensel ahlak ilkelerinin basit bir sonucu olduuna emin bulunmaktayd: "Yasa, dnyann btn halklarn ynetmesi bakmndan insan akldr ve her lkenin siyasal ve sivil yasalar bu insan aklnn uyguland zel durumlardan baka bir ey olmamaldrlar. Yasalar akln ifadesinden baka bir ey olmamak zorunda olabilirler, ancak onlarn kayna muhtemelen bir baka eydir. Hibir lkede pozitif hukuk, saf akln a priori bir yaratm deildir. O, tarihin karmak bir rndr. nce rf hukuku, sonra yazya geirilmi hukuk olarak pozitif hukuk tarihi dnemlere gre geliir. Savalarla, devrimlerle, tarihin sraylaryla birlikte deiir. Franszlarn hukuk sistemi, Roma hukukunun, derebeylik hukukunun hatralarn muhafaza eder. z bakmndan byk Napolyon reformlarn yanstrsa da XIX. yzylda birok noktada deiiklie uramtr. Sosyologlar, toplumlarn bireysel giriimlerle, iradelerle ekillenmedikleri olgusu zerinde srar etmilerdir. Toplum her yerde ilk, daha geriye gidilemez bir olgudur. O halde kolektif rgtlenmeden nce gelecek ve onu aacak bir doal hukuk dncesi artk ancak metafizik bir hayaldir. Toplum ortaya kar kmaz en azndan zorlayc adetler klnda bir dzenleme sistemi kendini gsterir. Platon, Devletinde bir haydutlar topluluunun bile bir kurallar btn, yelerine kabul ettirdii ve sert yaptrmlarla kendisine uyulmasn salayan bir devler ebekesi olmakszn varln srdremeyeceine iaret etmitir. Hukuk, kolektif organizmaya doal olarak kendini kabul ettirmeye ynelen bir kurallar btnnden baka bir ey deildir. Her toplumun kendi kurallar vardr: Medeni hukuk, ticaret hukuku, ceza hukuku vb. Onlar her bir talebinden hareketle tretmek mmkn deildir.
Doal hukuk

Pozitif hukukun tarihsel kkenleri

179

Hak ve iddet
Doal hukuk znel bir kan mdr?

Bu koullarda varl ileri srlen "doal hukuk", sadece bireylerin vicdanlarndan kan ve ou kez tehlikeli olan talepleri temsil eder. Her yurttaa kiisel bir gr adna pozitif hukuka, geerlikte olan yasalara uymama izni verilecek midir? Bu durumda Donnedieu de Vabresin esprili bir ekilde syledii gibi, hrsz her zaman zenginliin dalmn eletirebilecek, hain lkesinin d politikasna saldrabilecek ve zina yapan kadn aile yasasn burjuva alkanl olarak reddedebilecektir. Hukukular ve sosyologlar arasnda yaygn olmakla birlikte doal hukuk kavramnn bu eletirisi bize inandrc grnmekten uzaktr. Her eyden nce gerekte ahlak bilincinin kar gtmeyen ve evrensel olan bir talebini bencil bir taleple, bireysel igdnn bir nerisi ile kartrmak doal hukuk kavramn arptmaktr. "Doal hukuk"u inkar etmek, ahlak bilincini inkar etmektir.

Doal hukukun pozitif hukuka aknl

Sonra yazl yasalar sisteminin hibir zaman salt aklsal olmad dorudur. Ancak tam da doal hukuk adna, evrensel bilince esin kayna devi gren "yazl olmayan yasalar" adna, pozitif hukukun baz grntlerini eletirmek, bunun sonucunda doal hukukun talepleri dorultusunda pozitif hukukta bir deiiklik meydana getirecek bir dnce hareketini yaratmak mmkn olduu gibi ayn zamanda da arzu edilebilir olan da bir eydir. Nitekim bu sayede gemite papaz Pierrein enerjik eylemi sonucu Fransz hkmeti kiraclarn evlerinden karlmas ile ilgili yasal rejimi daha insani bir ynde deitirmitir. Bylece adalet ideali, doal hukuk dediimiz ey, yepyeni bir pozitif hukuk yaratmasa da bu pozitif hukuku eletirerek onun iyiletirilmesine katkda bulunur. Alainin "Adalet, hukuk hakknda hukuku kurtaran phedir" szn bu ynde anlamamz gerekir. Ve pozitif hukukun, doal hukukun taleplerini tam olarak karlamamas ile ilgili gszl, doal hukukun kusurlu olduunu gstermez, tersine onun aknln ortaya koyar. Montesquieunn olaanst gzel bir ekilde syledii gibi, "yaplm yasalardan nce adalet ilikileri vard. Pozitif yasalarn emrettii ey dnda adil ve adaletsiz bir eyin var olmadn sylemek, emberlerin izilmesinden nce yaraplarn eit olmadn sylemektir".

n 2. Yasal iddet: Cezalandrma hakk


Hukukun kaynanda olan iddet?

Adalet fikri bir bakma iddeti reddetme anlamna gelir. Gerekten hukuk kendiliinden iddetin yerine kurumlar, szlemeleri, insanlar arasndaki ilikileri bar bir yoldan dzenlemeyi hedefleyen yasal bir rgtlenmeyi geirir. Ancak adalet kurumunun kendisi ift anlamldr: Gerekte o ne kaynanda, ne ileyiinde tm iddetten arnm deildir. Her eyden nce adalet kurumunun kendisi adil olmayabilir. O sadece egemen olanlarla egemen olunanlar arasndaki kuvvet ilikilerini ifade edebilir ve bu durumda sakl ve rgtlenmi bir iddetten baka bir ey deildir. Bu iddet, mevcut dzenin grnts altna gizlendii lde daha da korkuntur. deal bir adli sistemin (kusursuz bir adaletin) kaynanda iddet olabilir. deal adaletin ancak kanl bir devrim sonucu tesis edildii durum bunun bir rneidir. iddet kullanmama grnn taraftarlar bile bu varsaym bir kenara itmezler. "Korkaklk ve iddet arasnda bir seim yapma durumu karsnda kaldmda iddeti tavsiye edeceime inanyorum" diyen Gandidir.

Hukukun ileyiinde olan iddet: yaptrm

Hukukun ileyiinde de ayn problem karmza kmaktadr. Gerekten ahlaksal bakmdan kusursuz bir yasalar sisteminin kurulmu olduunu varsaysak bile bu yasalara

180

Hak ve iddet
sayg gsterilmesini salamak zorundayz. Hibir toplum tam olarak bir adliye ve polis aygtndan imdiye kadar vazgeemedii gibi gelecekte de vazgeemeyecektir. phesiz yasalar ne kadar adilse zorlama o kadar az zorunlu olacaktr. Bununla birlikte insan tutkularn, bakasna tahakkm etme igdsn, bencillii gz nne alrsak, bask aygtnn ortadan kalkmas, "devletin yok olmas" fikri son zmde hayali bir dncedir. Cezalandrma hakkyla, yasal iddetle ilgili problemden kanamayz. Btn toplumlarda uygulanm ve uygulanmakta olduklar ekilde yaptrmlarn varl akla m dayanmaktadr? yle grnmektedir ki yasal iddet, kkeni itibariyle akldan ok bilin-d duygusallktan kmaktadr. Durkheimn okuluna mensup olan bir sosyolog, Fauconnet, XX. yzyln banda yaptrmlarn bysel bir kaynaa sahip olduklarn gstermitir. Tarih, etnografya sadece insani varln deil nesnelerin, eylerin, hayvanlarn da yaptrmlara uradklarn ve sorumlular olarak gz nne alndklarn ortaya koymaktadr. Belli bir ilkel toplumda kurbann yannda bulunmu olan kanl sopa cezalandrlr. Racinein Davaclarnda bir kpek yarglanr (Bu, gerekten var olmu olan eski adetlere tekabl eder). XVII. yzylda llere yaptrmlar uygulamaya devam edilmitir (rnein onlar paralanmlardr). XVIII. yzyla kadar ihanet, devlet bakanna kar suikast sularnda sulunun anne babas ve ocuklar da cezalandrlmtr. Fauconnetye gre bu olaylar aklanabilirler ve kendi uygulamalarmz da aydnlatrlar. Gerekten cinayet ok byk bir kolektif heyecan yaratr. Toplum en kutsal deerlerinde yara almtr. Bu kolektif heyecan boalmaya alr. Onun (Amerikal sosyologlarn diyecekleri gibi) izin verilen kalplar, serbeste kendilerini ifade edebilecekleri ve yatabilecekleri yollar bulmalar gerekir. phesiz ilenmi olan cinayetin meydana gelmemesini salamak mmkn olsa, bu kolektif heyecan ortadan kalkacaktr. Ama olan olmutur ve hibir teknik, ilenmi olan cinayeti ortadan kaldramaz. lenmi olan cinayeti gerekten ortadan kaldrmak mmkn olmad iin toplum onu byl bir yolla silmeye alr, yani cinayetin "gnah keisi" devi gren bir semboln yok etmek iin aba sarf eder. Bu gnah keisi, hayal gcmzde herhangi bir benzerlik ilikisi ile bu cinayetle ilikilendirilen veya basit olarak cinayet yerinin yaknnda bulunan herhangi bir nesne olacaktr. rnein, kurbann yannda bulunmu olan kanl bir sopa byk bir trenle yaklacaktr. O halde ilkel sulama kuvvetleri by trne girer. Bugnk yaptrmlarmz da ayn trdendir, ancak eletiri zihniyetinin gelimesi onlarn uygulama alann daraltmtr. Bugn "bysel" samal artk besbelli olduu iin bir eyi, bir lnn cesedini, sulunun ailesini cezalandrma uygulamalarn terk etmi bulunuyoruz. Ve eer hala bir caniyi iledii bir cinayetten tr cezalandryorsak, bunun nedeni, zgr iradeyle eylem arasnda kurduumuz metafizik iliki deildir, basit olarak hayal gcmzn (yaknlk arm sonucu) kolayca cinayetten caniye gemesidir. lm cezas rneinde cinayeti ortadan kaldramadmz iin caniyi kelimenin gerek anlamnda ortadan kaldrmaktayz. Akl asndan bu bir baarszlktr, nk bu bir l yerine iki l demektir. Ama by plannda kolektif incinme duygusu tatmin edilmi olmaktadr. Bununla birlikte bysel kaynandan hareket ederek yaptrmlarn mutlak anlamda akl-d olduklar sonucuna geersek, yanl yapm oluruz. Akl, ta bandan, bu duygusal ve bysel akm kanalize etmek ve snrlandrmak iin mdahalede bulunur. Georges Gusdofr unlar yazmaktadr: "Ksas yasas, fazla kolayca sanld gibi, ceza hukukunun
Cezai yaptrmlar aklla hakl karlabilirler mi? Cezai yaptrmlarn bysel kayna

Gnah keisinin cezalandrlmas

181

Hak ve iddet
balanglarnda, bir kan dkclk kural deildir, tersine gemite hkm sren sonsuz kan dkcln bir snrlandrlmasdr: Bir gz iin sadece bir gz, bir di iin sadece bir tek di!". Birok ceza hukuku kuramcs, yaptrmlarn ilkesini akla dayandrmay denemitir. Ancak metafizik seme zgrlnn, kefaret kavramlarnn reddedilmesi ve belirlenimci bir kuramn bak asnn benimsenmesi durumunda dahi ortadan kaldrc yaptrm ve yldrc yaptrm hakl karlamamtr. Burada artk karanlk bir metafizik adna suluya geriye evrilmesi mmkn olmayan eylemlerinden tr gnahn bedelini dettirmek deil, toplumsal kar adna gelecekle ilgili sular ve cinayetlerin nlenmesi sz konusudur. Eylemlerimizin sk bir biimde belirlenmi olduuna inanmasna ramen Spinoza da sulularn cezalandrlmas gerektiini dnmekteydi: "Doalar bozuk insanlar zorunlu olarak yledirler diye daha az korkulacak, daha az zararl yaratklar deildirler. O halde nasl zehirli ylanlarn kkn kurutuyorsak onlar da zarar verici olmaktan karmak dorudur. Toplumun korunmas ihtiyacnn yaratt yaptrm bu anlamda ortadan kaldrcdr.
Ortadan kaldrc yaptrm, yldrc yaptrm

Ancak birok kuramcya gre yaptrm, her eyden nce, yldrcdr. Yaptrmda sz konusu olan rnek oluturmak, balarna neyin geleceini gstererek sularn muhtemel taklitilerinin gzn korkutmaktr. Bylece eylemlerin belirlenmesi iine ceza korkusunun kendisi de girecek ve bu korku, ktlkten caydrabilecek gl bir neden olacaktr. lm cezasn savunanlarn ounlukla bavurduklar kant budur: "Toplum kafay cinayet adaylar geleceklerini grsnler ve gerilesinler diye kaldrr. Uzun bir sre, mahkumlarn idam halkn nnde gerekletirilmitir. Hatta ngilterede XIX. yzyln ortasna kadar herkesin seyredebilmesi iin sulularn asld gnler tatil ilan edilmitir. Herkesin nnde uygulanan bu cezalarn ikili bir ilevi vard. Bu ilevlerden biri, itiraf edileni, rnek yoluyla korkutmakt; dieri, daha gizli olan ise muhtemel taklitinin infaz olaynda hazr bulunarak saldrgan itepilerini bastrmasna imkan vermekti. Arthur Koestler, 1807de iki nl sulunun aslmasnn krk binden az olmayan sayda seyirciyi ektii ve coan halkn idam mahallinde yz l braktn anlatmaktadr.

Cezai yaptrmlar ne ahlak, ne akl bakmndan tatmin edicidir

Aslnda gerek ortadan kaldrc gerek yldrc yaptrm ahlaksal adan ok tatmin edici deildir. Her eyden nce onlarda sulu kiiye basit bir nesne gibi davranlmaktadr (rnek oluturma vesilesi). Oysa Kantn iyi bir ekilde grd gibi ahlak, her insani varln bir ara deil, ama olarak muamele grmesini talep eder. Fransada, 1939da geni bir gazeteci ve fotoraf kitlesini ekmi olan Weidmannn idamndan bu yana yetkililer, halkn nnde gerekletirilen idamlardan vazgeme karar almlardr. lm cezasna arptrlanlar, bir hapishane avlusunda daha gizli bir biimde idam edilmilerdir. lm cezas etkili bir rnek miydi? O, daha ok baz evrelerde mahkumun prestijini arttrmaktadr. Her neyse, Albert Camus, "lm cezasn kaldran veya artk uygulamayan otuz lkede cinayetlerin saysnn artmad"na iaret etmektedir. Bir yaptrm ancak eer eitici ise gerekten tatmin edicidir. Daha Platon sulunun kendisinin hastann hekim istedii gibi yargc istemesi gerektiini sylemekteydi. phesiz Platon, metafizik bir perspektif iinde zellikle ceza ekmenin erdemlerini dnmekteydi. Ancak yaptrm daha olumlu bir anlamda tedavi edici olabilir. Eer sulu hastaysa onu tedavi etmek gerekir. Psikiyatrinin, psikanalizin bu konuyla ilgili olarak nnde ne-

Eitici yaptrm

182

Hak ve iddet
mi her geen gn daha ak olarak ortaya kan bir uygulama alan bulunmaktadr. Her eyden nce belki mahkumu toplum hayatna yeniden uydurmak, eer mmknse ona bir meslek retmek, ona dayanma duygular kazandrmak, toplumsal hayata yeniden katlmasna yardmc olmak gerekir (1945ten bu yana Fransada adli reformlar bu tr ilkelerden esinlenmektedir). Ancak ideal olan, kendilerini cezalandrmak zorunda kalmamak iin sular ve cinayetleri nlemektir. Gerekten sularn nedeni hayatta karlalan yoksunluklar, hayal krklklarnn saldrgan tepkilere neden olmasdr. Deerlerinde hayal krklna urayan toplum da kendi payna sululara kendi saldrganln gstermektedir. Bu krimojen yoksunluklar ne kadar kuvvetliyse, onlara kar bir denge oluturan toplumsal yaptrmlar o kadar ar olmaktadr. Gemite bir ekmek alan insan, hapse atlabilirdi. Bugn bu nemsiz su, eer bir kovuturmaya urarsa, ancak hafif bir para cezasyla cezalandrlmaktadr. Daha nemli bir hrszln yaptrm (eer tekrarlanan bir hrszlk deilse) ertelenen bir hapis cezas olacaktr. Bu yumuamann nedeni, ekonomik gelimenin sua eilimi azaltmasdr (Bugn Fransada karlnda en az cret verilen bir saatlik bir alma bile, iki kiloluk bir ekmek satn almak iin yeterlidir, hatta fazladr). Ayn ekilde kt koullu meskenler, alkolizm gibi toplumsal belalara kar amansz bir sava ve herkesin hayatn daha gvenilir ve daha az zahmetli klma ynnde abalar, toplum-kart eylemlerle mcadele etmenin biricik aralardr. phesiz sadece ekonomik gelime sz konusu deildir. rnein, gen sululuunun nedenleri z itibariyle ekonomik deildir. Onu nlemek iin zorunlu olan ey, eitim faaliyetleridir (genlik evleri, bo zamanlarn dzenlenmesi vb.). Ama en genel anlamda krimojen itepileri engelleyerek ceza yaptrmlarn en aza indirmeye imkan verecek olan ey her zaman toplumsal gelimedir.
deal olan, sular nlemektir

183

Hak ve iddet

A N A

F K R L E R

Filozoflar doal hukukla (evrensel akln doru grd eyle) pozitif hukuku (hukuk metinlerinde ve yasalarda bir olgu olarak, yani pozitif olarak var olduu ekilde izin verilen ve yasaklanan eyle ilgili kural) birbirinden ayrmaktan holanrlar. dealde pozitif hukukun doal hukukun ifadesi olmas gerekir. Montesquieu yle yazmaktadr: Yasa, yeryznde btn halklar ynetmesi bakmndan insan akldr ve her ulusun siyasal ve sivil yasalarnn bu insan aklnn uyguland zel durumlar olmalar gerekir. Gerekteyse pozitif hukuk hibir lkede saf akln bir yoktan yaratm deildir. O, tarihin karmak bir rndr. rf hukuku, daha sonra yazl hukuk olarak o savalarla, devrimlerle, tarihin ani sramalaryla deiir. Bu koullarda doal hukuk, yazl hukukun kayna olmaktan ok, yazl hukuku sorgulayan ve adalet adna onun u veya bu noktasnn dzeltilmesini isteyen akln eletiri ilevini temsil eder. Alain, Adalet, hukuk hakknda hukuku kurtaran phedir der. lke olarak hukukun ilevi, yasalar olmad takdirde insanlar arasnda kanlmaz olarak hkm srecek olan iddetin yerine toplum halinde bar iinde yaamay mmkn klacak kurallar ve szlemeleri geirmektir. Ancak iddet hukukun kendisinin ta merkezinde, kaynanda, siyasal gcn ileyiinde ve hukuku ihlal edenlere kar ngrlen yaptrmlarda mevcuttur. Ceza hukuku, yurttalarn iddetlerini, kendi payna iddet kullanarak cezalandrr. Bir katile lm cezas uygulamak, onun kendisinin uygulam olduu bir iddet olayn kendi ahsna uygulamaktr. phesiz iddet hibir zaman ahlaksal olarak tatmin edici deildir. Doru bir davann hizmetinde olsa bile iddet her zaman bir zayflk ve baarszlk iaretidir. Ancak iddete bavurmama ideali de belki pratikte hibir zaman uygulanabilir deildir. iddetin bir olgu olarak var olduu bir dnyada sistemli olarak iddet kullanmamay setiimde bilerek veya bilmeyerek iddetin kendi lehlerine uyguland sulularn su orta durumuna derim. ngiliz smrgeciliine kar pasif ve iddete bavurmayan bir direnme stratejisini baaryla uygulam olan Gandinin kendisi bile unlar sylemektedir: "Korkaklk ile iddet arasnda seim yapmak durumunda kaldm takdirde iddeti tavsiye edeceimi sanyorum.

184

Hak ve iddet

YORUMLAMA METNLER
nsann saldrganl
nsan kesinlikle kendisine saldrldnda kendini koruyan, yumuak huylu, sevgiye susam varlk deildir; tersine o igdlerinin says hayli yksek olan bir yaratktr. Bundan dolay onun iin hemcinsi sadece mmkn bir cinsel yardmc, cinsel bir nesne deildir; o, ayn zamanda, kendisini ayartan, yoldan karan bir eydir. Gerekten insan saldrganlk ihtiyacn dier insanlarn zararna olarak doyurma, onlarn almalarn karln vermeksizin smrme, rzalar olmakszn onlardan cinsel olarak yararlanma, mallarn, mlklerini eline geirme, onlar alaltma, onlara ac ektirme, ikence etme ve onlar ldrmeye alr (...) Bizzat kendimizde varln ortaya karabileceimiz ve hakl olarak bakalarnda da varln kabul edebileceimiz bu saldrganlk eilimimiz, dier insanlarla ilikilerimizde problem yaratc ana faktrdr. Uygarla o kadar ok aba ve i ykleyen de odur. nsanlar birbirlerinin karsna diken bu asli dmanlk sonucunda uygar toplum her zaman kme tehdidi altnda bulunmaktadr. nsanlarn ibirlii yapma konusundaki karlar uygar toplumu devam ettirmek iin yeterli deildir. gdlerden kaynaklanan tutkular, aklsal karlardan daha gldrler. Uygarlk insann saldrganln snrlandrmak ve aklsal plana ait ruhsal tepkiler yardmyla onun grntlerini azaltmak iin her eyi ie komak zorundadr. nsanlar zdeimlere ve erei bakmndan bastrlm sevgi ilikilerine itme yntemlerinin seferber edilmesi bundan kaynaklanmaktadr. Cinsel hayata snrlandrmalar getirilmesinin de nedeni budur. Komumuzu kendimiz gibi sevmemiz konusunda bize kabul ettirilen ideal de buradan kaynaklanmaktadr. Bu yle bir idealdir ki onun gerek hakl karm tam da hibir eyin ilkel insan doasna ondan daha fazla aykr olmamasdr. Uygarln onun adna sarf ettii btn abalar bugne kadar hemen hemen hibir sonu vermemitir. Uygarlk, kaba kuvvetin en kaba arlklarn sululara kar kuvvet kullanma gcn yalnzca kendisine tahsis ederek nleyeceine inanmtr. Ama yasa insan saldrganlnn en dikkatli, en ince grntlerine ulaamaz. Daha byk bir insan kitlesini her zaman sevgi balaryla birletirmek mmkndr, yeter ki bu grubun dnda darbeleri alacak olan baka bazlar kalacak olsun!
S. FREUD, Uygarln Rahatszl

185

Hak ve iddet

iddet ve hukuk arpc bir kartl temsil ederler. phesiz hukuk hibir durumda iddete izin vermez. Fritz Langn filminde kz ocuklarn ldrmek iin tenha yerlere srkleyen Lanetlenmi Mnin veya asayi gleri zerine parke talarn frlatan ve yollarda otomobilleri yakan Mays 68in dzene kar kan rencilerinin yapt gibi kimsenin bakasna tecavz etmek, kaba ve sert davranmak, bakasn ldrmek "hak"k yoktur. Ancak insanlar ou kez iddeti ortadan kaldrmak amac da iinde olmak zere iddet kullanma hakkna sahip olduklarn ileri
n

Nicholas Rayin

Yaama fkesi adl filminde (1955) James Dean

srerler: M (Peter Lorre) hrszlar tarafndan "yarglanr". Daniel Cohn-Banditin silahl CRS nin yzne frlatt alayc bak yasal iddetle yasal olmayan iddeti birbirinin karsna koyan atmay sergilemektedir. Hukukun merulatrd bir iddet biimi olabilir mi? Katile lm cezasn uygulayarak onun bana kendisinin ilemi olduu suun aynsn getirme hakkna sahip miyiz? Yaama fkesi filminde James Deann saldrganl ise bunalm iindeki bir toplumun yansmas olan belli bir "kurumsal" iddeti sembolize etmektedir. Bylece televizyon, sinema, gazetelerin gndelik olaylar sayfalar, nedeni olmayan iddetin, dil, hareket, durumla ilgili iddetin binlerce rneini

sergilemektedir. Acaba bunlarn amac kendileri olmasa iddet eylemlerine dnmeleri mmkn olacak bir "kudret iradesi"ni yattrmak mdr? Ne olursa olsun kuvvet hakk meydana getiremez ve Rousseau nun hatrlatt zere

hibir fizik g ahlaksal bir deerle donatlm deildir. Saint-Louis "Sava, hakk meydana getirmez" demekteydi.
Jos Giovanninin

ehirdeki ki Adam adl filminde (1973) Alain Delon

186

Hak ve iddet

68 Maysnda

Daniel Cohn-Bandit (stte)


n

Fritz Langn

Lanetlenmi M adl filminde (1931) Peter Lorre (altta)

187

188

ONKNC BLM
Devlet
Devlet, ulus, yurt; bu terim birbirine kartrlmamaldr. Devlet, "hukuki bir topluluk"u, yani ayn bir yasamaya, ayn siyasal otoriteye boyun een bir bireyler topluluunu ifade eder. Daha kesin olarak o bu otoritenin kendisine iaret eder. Devlet, hkmettir ve hkmetin kendileriyle otoritesini gsterdii yaplarn btndr. Ulus, daha ok doal bir topluluk, hi olmazsa yelerinin her biri tarafndan kabul edilen tarihin rn olan bir topluluk olarak ortaya kar. Polonyann, srasyla Rus, Avusturya ve Prusya devletlerinin otoritesine boyun een paraya blnm, paylalm olduu dnemde, Polonyada yaayanlar gene de kendilerini Polonya ulusunun yeleri olarak grmeye devam etmekteydiler. Habsbourglarn Avusturya devleti, otoritesi altnda birok ulusu bulundurmaktayd. te yandan ulusal bir topluluun yeleri, hkmetlerinin kararlarnda kendi taleplerini grmediklerinde, bu ulusun artk sz konusu devlette kendini tanmad sylenir. rnein, devrimci bir bakaldr, ulusla devlet arasndaki bir atmay gsterir. Buna karlk ulus kavramyla yurt kavram arasndaki ayrm daha incedir. Yurt, "ulusun duygusal ad"dr. Yurt kavram bir duygu topluluuna iaret eder. Yurt, temelde, bireyler tarafndan balln, yceltmenin konusu olmas bakmndan ulusun kendisidir.
Devlet, ulus ve yurt arasndaki ayrm

1. Siyasal retiler
Bu problemle ilgili olarak mutlakiyetilik, anarizm ve demokrasi balklar altnda farkl tezleri ema halinde ortaya koyabiliriz. a) Mutlakiyetilik Bununla devletin mutlak bir gce sahip olduu sistemi kastediyoruz. Bu retide bireyin kendinde deeri yoktur. O itaat etmek zorundadr. Bu grte, devletin otoritesi, bireylerin kendilerinden treyemez. Onun akn bir kayna vardr. Egemen ya Tanr Horusun bu dnyada cisimlemesi demek olan Msr Firavunlar, tanrlatrlm Roma imparatorlar gibi Tanrnn kendisidir (teokrasi) veya Tanrnn yeryzndeki temsilcisidir. Bu ikinci, bir lde eski Avrupann Hristiyan krallarnn durumudur. phesiz kral sadece dnyevi ilerin efendisidir. Ruhsal alana ise Kilise hkmeder. Hatta baz papalar kraln dnyevi iktidarn da dolayl olarak papa araclyla aldn ileri srerler. Her neyse, iktidarn kayna bireyler deildir ve egemen, uyruklarna kar sorumlu deildir. Bossuetye gre devlet, insanlara hesap vermek zorunda deildir: "sa tarafndan kutsanm olan" hkmdar, ancak Tanrya kar sorumludur ve "kamunun kudreti karsnda bireylerin hibir hakk yoktur". te yandan Bossuetnin siyaset anlay onun tanrbilimi balamnda yorumlanmaldr. Her ne kadar uyruklarn egemene koulsuz olarak boyun emeleri grevleriyse de, bunun nedeni insann ilk gnah sonucu dm olmas, doas bakmndan kt olmasdr. "Herkesin her ey zerinde hak iddia edecei ve her eye

189

Devlet
kar kaca vahi ve ilkel bir zgrlk durumunda kendi balarna brakldklar takdirde insanlar, kendilerini hastalkl tutkularna kaptrarak birbirlerini yok edeceklerdir. Ancak Tanrya kar sorumlu olan mutlak gce sahip bir egemen onlara dzen ve bar salayabilir.1 b) Anarizm
zgrln mezarl olan devlet

(Rus Bakunin ve Kropotkin, Fransada lise Reclus ve Jean Grave gibi) anaristler ise bunun tam tersine, devleti, en byk ktlk ve bireyi en yksek deer olarak grrler. Onlarn tercih ettikleri dsturlar, "hayatn yaamak", "istediini yapmak", "kiiliini gelitirmek"tir. Onlar iin her itaat insann hakkndan vazgemesi, kiiliin ortadan kaldrlmasdr. Her otoriteye bakaldrya izin vardr. Jean Grave, Ne Tanr, ne Efendi!" diye haykrr. Devlet, zgrln devredilmesi ve Bakuninnin dedii gibi "bireysel hayatn tm grntlerinin iinde gml olduu geni mezarlk olduu iin mahkum edilir. Devlet sadece canl, somut bireylerin zgrln yok eden soyut canavar deildir, o ayn zamanda evrensel dayanmay ortadan kaldrd iin, kendini ancak baka devletlere kar ortaya koyduu iin -buysa sava ve aclara yol aar- gerekten evrensel deerlerin gelimesine en byk engel olarak ortaya kar. Anaristlerin ahlak-tanmayan, topluma kar kan insanlar olmadklarn anlamamz gerekir. Onlar, bunun tersine, bireyin ancak topluluk hayatnn ilikileri iinde geliip serpileceinden tamamen emindirler. Ancak onlara gre zgr bir biimde rza gsterilen toplumsal balar sz konusudur. Devlet, yapay zorlamalaryla doal toplumun ancak bir karikatrdr. O halde anaristler devleti, yarglarn, ordularn ykacak bir devrim isterler. O zaman devletin ykntlar zerinde zgr insani topluluklar ykselecektir. phesiz anarist kuramlar iyice incelenmeksizin reddedilmemelidir. Tarih boyunca devletin ou kez kiilerin gelimesini ktrme uratm veya ortadan kaldrm olan zorba bir biim alm olduu bir gerektir. Devlet ou kez hakim bir toplumsal snfn klk deitirmi ifadesidir ve devletin yasalar bu durumda "insann insan tarafndan smrlmesi"nin st rtk aracndan baka bir ey deildir. te yandan yk ve zenginliklerin daha adil bir paylamn salayacak olan toplumsal hayatn daha iyi bir rgtlenmesinin, bugn de btn siyasal rejimler altnda devletten ayrlamaz bir durumda bulunan zor kullanmalar ve yaptrmlar aygtn kltmeye imkan vereceini de kabul edebiliriz. Ancak anaristleri ryalarnn sonuna kadar takip edemeyiz. Onlarn temel kavram, bireyin -kendisine kabul ettirilen her trl rgtlenmenin dnda- sadece benzerleriyle barl ve verimli ilikiler kurma arzusunda olduudur. Kropotkin, insanda kar konulmaz doal bir fedakarlk ve yardmlama duygusunun varlna inanmaktadr. Ona gre insanlar, doalar gerei baskn cmert igdlere sahiptirler. Ancak anarizmin, insanlarn bencillikleri ve tutkularn hi hesaba katmayan bu nkabul tartlabilir niteliktedir.

Doal toplum

Anaristlere gre insan, doas bakmndan zgecildir

Her trl tanrbilimsel bak as dnda bu trden kantlarla Hobbesun Leviathann 12. blmnde ele alp gelitirmi olduu kuramda da karlalmaktadr. Szn ettiimiz bu blme baklmas uygun olacaktr.

190

Devlet
c) Demokrasi Anaristlerle birlikte insani varln tek deer, insanlarn mutluluunun tek "kendinde" erek olduunu kabul edelim. Ancak onlara kar devletin -yani kurumlar, yasalar, ynetmeliklerde cisimleen u soyutlamann- bireysel arzularn gereklemesi iin zorunlu bir ara olduunu ekleyelim. zgrlk ve disiplini birbirine zt eyler olarak almaktan kanalm. Bakalarnn haksz tecavzlerine kar her insann zgrln korumak iin bir otorite gereklidir. Ancak bireysel zgrlkleri gelitirmenin arac olmaktan kp kendisini en yksek bir ama olarak ortaya koyduunda devlet her trl meruluunu kaybeder. Toplum Szlemesi her trl demokrasinin temel belgesi olarak gz nne alnmas gereken Rousseaunun, ok iyi grm olduu nokta burasdr. Devletin bireylerin doal olarak haklar olan zgrlk ve eitliklerini (ortadan kaldrmak yle dursun) gerekletirmek ve gven altna almaktan baka bir amac yoktur. "Her ortan, kiilik ve mallarn topluluun btn gcyle savunacak ve koruyacak ve herkesin herkesle birleirken sadece kendisine itaat edecei ve eskisi kadar zgr kalaca bir biraraya geli biimi bulmak; ite toplum szlemesinin zmn verdii temel problem budur. Bu demokratik bak as iinde devlet akn bir ey deildir. "Kendisini meydana getiren bireylerden olutuundan egemenin bu bireylerin karlarna kar bir kar olamaz. Yasa, kaynan bireylerin iradelerinde bulduu iin zgrl ortadan kaldramaz. nsann kendisine koyduu yasaya uymas, zgrlktr. Bireylerin ou kez birbirine zt olan eitli tikel iradeleri, nasl olup da kendilerini ortak bir yasada ifade edebilmektedir? Burada iin iine szleme, herkesin herkese genel iradeden baka bir iradeye uymayacan taahht ettii anlama girmektedir. Genel irade, yalnzca ortak iyiyle ilgilenmek zere herkesin farkl karlarn, tutkularn bir tarafa iten iradedir. phesiz "her bir insan, insan olarak, yurtta olarak sahip olduu genel iradeye aykr olan veya ondan farkl olan bir iradeye sahip olabilir". Bununla birlikte, genel irade, her birimizin dnda olan bir g deildir, nk o, topluluun yeleri tarafndan ortak olarak kabul edilen, ancak her insann "tutkularn susturduu"nda, bencil arzularn bir tarafa braktnda kendisinde kefedecei akln kuralndan baka bir ey deildir. Tutkularn drts gerek kleliktir ve bir insan genel iradeye itaat etmeye zorlamak, onu kendi aklna boyun edirmektir, dolaysyla "onu zgr olmaya zorlamak"tr. Genel irade, biraraya gelen halkn tartmalarnda kolayca ortaya kabilir, nk insanlarn ortak karlar vardr. phesiz Rousseaunun ok iyi bir ekilde syledii gibi, szlemeyi "zorunlu" klan zel karlarn ztldr, ama onu mmkn klan da bu ayn karlarn uyumasdr. Ve Rousseau unlar ekler: "Tikel iradelerden birbirlerini ortadan kaldran en ok ve en azlar karn, geriye farkllklarn toplam olarak genel irade kalr." Fakat her zaman teklif edilen bir yasayla ayn grte olmayacak bir yurttan var olmasnn mmkn olmasndan tr genel irade, her zaman herkesin iradesi olamayacandan genel irade olarak ounluun iradesini almak dorudur. Ama bundan tr aznln zgrl ortadan kalkm olmayacaktr. nk insanlar daha nce ounluun iradesine uyacaklarna oybirliiyle karar vermilerdir. Hi olmazsa her demokrasinin postlas budur. te yandan Rousseaunun bireyler ve devleti kar karya getirmemek arzusu o kadar byktr ki, halkn kendi semi olduu vekillerine kr bir biimde itaat ederek zgrln devredebilmesini kabul etmez. Ona gre halkn temsilcileri tarafndan teklif edilen yasalarn, her zaman, halkn kendisinin referandumundan geirilerek onaylanmas zorunludur.
Genel irade Bireysel zgrlklerin arac olan devlet

J.J. Rousseauya gre genel irade

191

Devlet
d) Demokrasinin olas sorunlar
Liberalizm

Ancak demokratik ideal de eitli eletirilere yol amtr. XX. yzyl birok adan demokrasinin bir bunalm a gibi grnmektedir. Bu bunalm genel olarak bireyci ve liberal dncenin bunalmdr. Kuramsal olarak liberal reti salam ve uyumlu grnmektedir. Benjamin Constantn u szleri, onun zelliklerini btn kapsamyla ortaya koymaktayd: "Her eyde, dinde, felsefede, edebiyatta, sanayide, siyasette zgrlk; ve zgrlkten ben bireyselliin despota ynetmek isteyen otorite zerinde olduu kadar, aznl ounlua kle etmek isteyen kitleler zerinde de zaferini kastediyorum. Despotizmin hibir hakk yoktur. ounluun sadece, aznl dzene uymaya zorlama hakk vardr. Ancak dzeni bozmayan her ey, kanaat gibi sadece ie ait olan her ey, kanaatin ifade edilmesinde (fiziksel iddete yol amak yoluyla olsun, kart bir kanaatin ifadesini engelleme yoluyla olsun) bakasna zarar vermeyen her ey, sanayi alannda rakip sanayicinin zgrce faaliyette bulunmasna imkan veren her ey bireyseldir ve meru olarak toplumsal iktidarn yetki alan iinde deildir. Ancak ada dnyada sanayinin ve genel olarak tekniklerin inanlmaz geliimi liberal demokrasinin zmekten aciz grnd yeni sorunlar ortaya karmtr. Aklsal ve bilimsel yntemlerin her tarafa yayld bir ada devlet adamlarn genel oy verme sistemiyle semek hakl mdr? Bugn sk sk siyasal eitlik sisteminin hkmeti kamuoyuna, yani devlet ilerinden hibir ey anlamayan bir insan kitlesine boyun emeye gtrd sylenmektedir. O zaman demokrasi bir "bilgisizlerin zorbal", bir "sradan insanlarn egemenlii" olmaktadr. te yandan bireylerin zgrl ve ekonomik rekabet, bir biimde en zayfn en gl tarafndan bask altnda tutulmas ve smrlmesi olasln dourmaktadr. Amerikada Demokrasinin son derece berrak analizcisi, Alexis de Tocqueville daha 1845 ylnda unlar yazmaktayd: "Geni demokrasi ortamnda baz sanayilerin meydana getirdii kk aristokratik toplumlar, gnmzde, eski zamanlarn byk aristokratik toplumlar gibi ok yoksul bir ounluun yannda ok zengin birka insan iine almaktadr. zgrlk adna, ok gl sanayiciler, bir emekiler kitlesini srekli gvensizlik iinde ve sefil bir durumda tuttuklarnda, yasa nnde eitlik ancak bir aldatmacadr. Anatole France, "Fransz Devrimi eitlik ad altnda zenginliin imparatorluunu kurdu" demekte ve yle devam etmektedir: "Yurttalar yoksul gibi zenginin de kpr altlarnda yatmasn, sokaklarda dilenmesini ve ekmek almasn yasaklayan yasalarn grkemli eitlii karsnda almak zorundadrlar. En yoksul yurttan, oy pusulas sayesinde, siyasetin gidii zerinde en gl milyarder kadar etkiye sahip olduu mu sylenecektir? Ancak unutmayalm ki her zaman, enformasyona sahip olan ve medya zerine uygulad denetimle kamuoyunu oluturan snf, hakim toplumsal snftr. rnein, bir gazete, nemli yatrmlar temsil eder. Bir gazete kurmak iin byk bir sermaye gerektiinden basn zgrl ou kez kuramsal bir doru olarak kalr. Gazetelerin ounluunun sermaye kesiminin elinde olmas, demokrasi asndan basn ve yayn zgrln tehlikeye atan sorunlu bir ortam dourur.* 20. yzylda demokratik liberalizme alternatif olma iddiasyla ortaya kan siyasal retiler arasnda, teknokratik retiyi, faist retiyi ve sosyalist retiyi sayacaz.
* Yayn ynetmeni notu: Devletin, piyasalar dzenleyici, bireysel ve blgesel gelir eitsizliklerini giderici bir ilev grmedii; iktidarn uygulamalarn denetleyebilecek basn ve yayn zgrlnn tam olarak bulunmad siyasal sistemlerde demokrasi gerekten metinde sz edilen ekilde yozlaabilir. Ancak, ada demokratik rejimler bu tehlikelerin bilincinde olarak ve yaam olduklar tarihsel ac deneyimlerden de ders alarak demokrasiyi, demokrasiden dn vermeden koruyacak ve gelitirecek hukuksal ve kurumsal dzenlemeleri hayata geirmektedirler.

Liberalizm, bir tr tahakkme yol aabilir mi?

192

Devlet
e) Teknokrasi, faizm, sosyalizm "Teknokratlar"a gre iktidar, "siyasal bilimler" alanndaki bilgisiyle sivrilmi uzman bir sekinler grubuna ait olmaldr. 1819 ylndan itibaren Saint-Simon (1760-1825), devletin en yksek uzmanla sahip insanlar tarafndan ynetilmesi gerektiini ilan etmekteydi. "ktidarlar"n arkasndan "yetenekler" gelmeliydi. Gerek siyaseti, bir durumu analiz etme ve aklsal areler bulma yeteneine sahip, ok bilgili bir mhendis olacaktr. Siyaset, "eyler"in ynetimi olmak zere "insanlar"n ynetimi olmaktan kacaktr.1 Saint-Simonun rencisi olan Auguste Comte da kendi payna Pozitif Siyaset Sisteminde (1851-1854), bilimsel bir siyasetin temellerini attn ileri srecektir. Comte, Protestanlktan km "bat hastal" olan esrarl bilin, zihin zgrl kavramn eletirir. Ona gre, nasl geometri ve astronomide zihin zgrl diye bir ey yoksa toplum bilimlerinde de yle bir ey yoktur. Yurttalarn "glerini aan konularda mutlak bireysel inceleme haklarn" ellerinden almak gerekir. Auguste Comteun dledii pozitivist toplumda yasama yetkisi, bilim adamlar ve bilgelerden meydana gelen "ruhsal bir g"e ait olacaktr. Bu g, eli altnda bulundurduu gl bir yrtme kuvvetinin "kendiliinden, srekli ve sistemli" yardmndan faydalanacaktr. phesiz bu "teknisyenler hkmeti" kavramnda doru olan bir eyler vardr. Ama siyaset bilimi her ne kadar bize eylemde bulunma imkanlar verebilse de, siyasal eylemin gerekletirmesi gereken amalar veremez, deerleri belirleyemez. te yandan en azndan Saint-Simon ve Auguste Comteda sz edilen nl siyaset bilim uzmanlarnn, "sanayiciler" ve "bankaclar" olduklarn gz nne alrsak, teknokrasinin ekonomik olarak ansl snflarn egemenliinin aracndan baka bir ey olmadn syleyebiliriz. Faist reti, dar anlamda, talyada Birinci Dnya Savandan sonra iktidar eline geirmi olan diktatr Benito Mussolininin retisidir (Faizm kelimesi Romallarn fasciosundan gelmektedir. Fasci, ortasna bir baltann yerletirildii bir dal "demet"idir. Bu amblemi Romada ancak baz yksek memurlar kullanabilirdi. Mussolini onu, kendi hareketinin sembol yapmtr). Ancak faizm kelimesi sonunda tm bir benzeri retiler grubunun ad olmutur. Faizm, zellikle iki dnya sava arasnda Fransada yeni-kralc Charles Maurrasn (1868-1952), "Fransz Eylemi" adl hareketinin kendisine geni bir n kazandrd korporatif devlet retisidir. Bireycilie ve aklcla kar olan faizm, gerek "bireysel" zgrlk, gerek "evrensel" deerler (adalet, doruluk) "efsaneler"ini mahkum eder.2 Millet meclisi artk siyasal partiler denen soyutlamalarn temsilcilerini bir araya getirmeyecektir, ulusun gerek organizmalarnn temsilcilerini, yani niversite, kilise, ii ve patronlarn temsilcileriyle meslek odalarn, iftileri bir araya toplayacaktr. Mussolininin "demetler ve loncalarndan, meslek odalar"ndan meydana gelen meclisi budur. Charles Maurras da kendi payna bireycilii eletirir ve eden oluan (Franszca R ile balayan) blokun ktln ilan eder (Bunlar "otoriter ve dzenleyici", kurtarc rgt olan, ve "zgrlk ve liberal Hristiyanln en iyi panzehiri"ni oluturan Katolik kilisenin birliini bozan Protestan Reform hareketi; krallk otoritesini ykm olan Fransz
1 Saint-Simon, bilim adamlar ve teknisyenlerden meydana gelecek bir Avrupa hkmeti hayal etmektedir. Bu hkmet, yeryznn ekonomik kaynaklarnn aklc bir biimde iletilmesini gzetecek ve merkezi Newtonun mezarnn bulunduu yer -son derecede anlaml bir sembol!- olacaktr. Bu tutumla, Fransz milliyetisi Maurice Barrsin (1862-1923) tutumu arasnda karlatrmalar yaplabilir. Barrse gre birey, doal, ulusal, mesleki, yerel kklerinden "koparld" andan itibaren bir hitir. Barrs, canlandrc geleneklerden kopmu olan bireyin soyut aklnn karsna "toprak"n, "ller"in esin kayna olduklar bilin-d, kaltmsal bilgelii koyar. Evrensel dorular yoktur, ancak ulusal dorular vardr. "Fransz" dorusunun kendisi de "provensal" dorularn, "breton" dorularn yzyllar boyu meydana getirdii uyumdur.

Teknokrasi

Faizm

193

Devlet
Devrimi [Revolution]; nihayet sanat ve edebiyat alannda bakaldry, lszl, dzensizlii ifade eden Romantik harekettir). Faistler iin olduu gibi Maurras iin de devletin yeniden kazanlan otoritesi loncalara, eyaletlere, yerel birimlere iyi belirlenmi baz haklar ve zgrlkler tanyan merkeziyetilik-kart bir siyaseti dlamaz.
Devletin tanrlatrlmas

Gerekte -Mussolini deneyinde- sz edilen birlikler her zaman ancak diktatrn ve onun mutlak gce sahip faist partisinin edilgin aralar olmulardr. Faizm, mutlakiyetilie saf ve basit bir dn olarak, kendini gstermitir. Onun gerek felsefi temeli, devletin kendisini tanrlatrmaya ynelen Hegelin sistemidir. Bu sisteme gre devlet, basit bir "bireyler topluluu", herkesin gvenliini salamaya ynelik basit bir ara deildir, bireylerden daha yksek ve daha esasl bir gerekliktir. Devlet, bireylerin onun organlarndan ibaret olduklar bir organizmadr. O, bireyleri kendi bencilliklerinden kurtarr, bir ballk ve fedakarlk hayat iine sokar. Devlet, Ruhun gerekte cisimlemesi, "gerek Tanr", "dnyevi varlk kazanm Tanr"dr.1 Fakat bu propaganda szlerinin tesinde, faizmin gizli anlamn aratrmak istersek, bu reti ekonomik olarak ayrcalkl toplumsal snflarn korkusunun ifadesi olarak ortaya kmaktadr. 1914-1918 savandan sonra devrimci ii hareketi byk bir yaygnlk kazanmtr. Mlk sahibi burjuvazi, geleneksel liberal devletin artk ayrcalklarn devam ettirebilecek kadar emin ve gl bir ara olmad duygusuna sahiptir. Ulusalc bir "kutsallk edebiyat" grnts altnda devrimci gleri "efsaneler"e ynlendirebilecek, ama gerek ilevi, ii kitlelerinin zlemlerini bastrmak olacak gl bir devlet ihtiyac buradan kaynaklanmtr.2

Sosyalizm

Komnist biimi altnda sosyalist retinin de amac -ama tamamen tersi gerekelerleliberal demokrasiyi ykmaktr. Siyaset burada da snflar arasndaki savan bir aracndan baka bir ey deildir. Ancak bu kez o, ak olarak itiraf edilen ve herkese ilan edilen bir eydir. Komnist kuramclara gre, kapitalizmden sosyalizme gei, ancak siyasal bir devrimle olabilir. Devleti ii snfnn bir arac yapmak zere burjuvazinin hakimiyetinden kurtarmak gerekir. phesiz komnistlerin uzun vadedeki amac temelde anaristlerinkine benzer olan gerekten zgrlk ve eitliki snfsz bir toplumun meydana getirilmesidir. Ancak gz nne alnan ara, -gerekte komnist partisinin ve onun liderlerinin diktatrlnden baka bir ey olmayan- ii snfnn diktatrl, komnizmi kanlmaz bir biimde totaliter devlet retilerine yaklatrr. Sovyet Rusyadaki stalinci deney, bu srecin pek inkar edilemez bir rneini temsil etmektedir. Kusurlar ve tehlikelerine ramen demokratik rejim bugn hala inanl savunuculara sahiptir. Onun temeli olan genel oy hakknn bir gz boyama olmas gerekmez. Gerek zm, halkn eitiminde, eletiri zihniyetini arttran retimin, kltrn gelitirilmesindedir. O zaman ve ancak o zaman, bireyler demokratik rejime gittike daha layk olacaklardr.
1 Mussolininin kendisi ok hegelci bir perspektif iinde yle yazmaktayd: Devlet mutlaktr, onun nnde bireyler ve gruplar ancak grelidirler. Liberalizm bireyin kar karsnda devleti inkar etmekteydi. Faizm ise devleti bireyin asl gereklii olarak yeniden tasdik eder. Faizm ancak grnte kapitalizme kardr. Gerekte onun eletirdii sadece kozmopolit olmasndan phelendii ve halkn memnuniyetsizlii karsnda gnah keisi roln oynatmak istedii "yahudi bankerler"dir. Silah reticisi sanayiciler zellikle ve byk lde faistlerin milliyeti politikalarndan yararlanmlardr. Szde iddetli bir ekilde kapitalist dman olan Mussolinin partisinin ilk toplants 23 Mart 1919 da Milanoda San Sepolcro meydannda, sanayici ve tccarlar tarafndan kendisine tahsis edilmi olan salonda yaplmtr.

194

Devlet

2. Ulus
Devletin bir topluluun rgtlenmesini iaret etmesine karlk, ulus kavram, birlii bilinler tarafndan, devletin orada egemen kld dzenden ayr olarak yaanan, kabul edilen bu topluluun kendisini ifade eder. Yurtseverlik bu topluluun deerine ilikin duygudur. Bu gizli birliin temeli nedir? Alman Ulusuna Nutukta (1813) Fichte, ulusun temeli olan eyin rk birlii olduunu syler. Oysa ayn bir ulus, iinde ok eitli etnik gruplar barndrr (Korsikal bir Fransz, fizik olarak bir Alsasldan daha ok bir talyana benzer). Tarih boyunca halklar o kadar birbirine karmtr ki byk Siyah, Beyaz ve Sar rk ayrmlar dnda etnik gruplar kesin olarak birbirinden ayrmak ok zordur. Bazlar bu konuda toprak birliini yardma armaktadr. Yurt (patrie), kelime anlam bakmndan, babalarn topra (patria terra, anayurt, baba yurdu), eitli balarn bizi kendisine balad zerinde doduumuz toprak parasdr. Ancak rnein, Araplar henz gebe olduklar zamanda bile topluluklarna ilikin canl bir duyguya sahiptiler ve bir tr ulusu oluturmaktaydlar. Ulusal birliin nemli bir faktr dil birliidir, nk ulusun kltrel mirasn tayan dildir. Ancak bu faktr de belirleyici deildir (ngiltere ve Amerika Birleik Devletleri ayn dili konumakla birlikte iki ayr ulustur. Ulusal birliine o kadar dkn olan svirede ise drt dil konuulur). Antik ada ulusal birliin temeli ounlukla dindi. Her sitenin kendi tanrlar vard, insanlar yurtlar gibi tanrlar iin de dvmekteydiler. Ancak uluslar aan evrensel bir ideale sahip olan Hristiyanln ortaya kyla bu artk geerli deildir. Kendi amzda hi olmazsa her yurttan kendi setii dinini istedii gibi yaama hakkna sahip olduu laik devletlerde bu artk hi geerli deildir. Yukarda anlan faktrlerden hibiri bir ulusu yaratmak iin yeterli deildir. Ulus her eyden nce yelerinin iradesine, bir ulus meydana getirmek arzu ve bilincine dayanr. Ernest Renann nl bir yazsnda syledii udur: Bir ulus bir ruh, manevi bir ilkedir. Aslnda tek bir ey olan iki ey bu ruhu meydana getirir (...) Bu iki eyden biri gemite, dieri gelecektedir. Biri zengin bir ortak hatralar mirasna sahip olmaktr. Dieri bugn birlikte yaamaya raz olma, birlikte yaamay arzu etme, atalardan alnan mirasa deer vermeye devam etme iradesidir. Gemite kendilerinden gurur duyulan ortak eyleri olmak, iinde yaanlan zamanda ortak bir iradeye sahip olmak, gemite birlikte byk iler yapm olmak, onlar gelecekte de yapmay istemek, ite bir ulusu meydana getiren ana koullar bunlardr. te yandan temel olann bugnn rzas, bugnk birlikte yaama tasars olduuna dikkat ekelim. Ortak gemiin hatrlanmas ancak bu tasardan hareketle bir anlam kazanr. Hatta tarihle ykl toplumlarn "tarihlerini bildiklerinden ok yarattklar" sylenebilmitir. 1870 savandan sonra Fransz tarihileri ulusal gemite Almanlarla olan btn atmalar ortaya karmak eiliminde olmulardr. Bireylerin hatralar gibi, bilincine vardklar ekilde halklarn tarihi de bugnn deerlerinden ve tasarlarndan hareketle yeniden ina edilir. Yurt belli bir deerdir. Ancak bu deer iin ayn lde kymetli baka deerleri feda etmemek gerekir. Gerek yurtseverliin bir karikatr olan ulusalclktan kanalm. YurtUlusuluun tehlikeleri Irk, toprak, dil, din birlii mi?

Ulusun birlii ortak bir irade zerine dayanr

195

Devlet
severlik adna lkemizin baka uluslarn haklarna tecavz etmesini istemeyelim. Evrensel olan ve btn yurtlar aan adalet, doruluk deerleri vardr. Askeri adalet tarafndan vatana ihanet suundan mahkum olmu olan Dreyfusn masumluu ak olarak ortaya knca, birok milliyeti, Fransz yurdunun ifadesi olan bir askeri mahkemenin adli bir hata yapmakla sulanamayaca gerekesiyle davann yeniden grlmesine kar kmaya almlardr: "Bir yanl, Franszlar tarafndan ilendiinde, artk yanl deildir. Byle bir tutum, gerek yurtseverlikle hibir ilgisi olmayan bir banazl temsil eder. Ulusun bir mutlak olmadn hibir zaman unutmamak gerekir. Bu kapal toplumu bir mutlak haline getirmek, her trl sava merulatrmak demektir. phesiz uluslar birbirlerine kar kmak suretiyle kendilerini ortaya koyarlar, phesiz onlar baka gruplarla atmalar sonucunda kendilerinin bilincine varmlardr. Bergsonun dedii gibi, "Toplumsal dayanma byk lde bir toplumun kendini bakalarna kar savunma zorunluluunun eseridir (...) nsan nce birlikte yaad insanlar, btn dier insanlara kar sever". Alman devleti, Napolyonun ordularna kar savamas sonucu kendi birliinin bilincine varmtr. talyan birlii duygusu, Avusturyaya ve papann dnyevi egemenliine kar verilen mcadelelerde kristallemitir. Amerika Birleik Devletleri, ngiltereye kar yapt bamszlk savanda kendisinin bilincine varm ve bir ulus olarak ortaya kmtr.
Toprak ve ller yerine Deniz ve Yaayanlar

Ama gerek yurtseverlik bu eski kompleksleri yenmeyi ve kendini verimli bir uluslararascln erevesi iinde tasarlamay baarabilir. eitli uluslar arasndaki ibirlii, her ulusta deerli ve yeri doldurulamaz olan eyi ortaya koyabilir. Barrsn kendi zerine kapanm, srekli olarak eski anl gnleri ve aclar hatrlayan ulusalc bir bencillik fikrini ima eden "toprak ve ller" forml yerine Claudelin imdiye ve gelecee dnk olan, ilk plana lkeler ve ktalar arasndaki ilikileri ve dei tokular yerletiren "deniz ve yaayanlar" formln tercih etmek daha uygundur.

196

Devlet

A N A

F K R L E R

Ulusun (yurt adyla tannan ve sevilen) canl bir topluluk olmasna karlk, devlet, hukuki bir toplulua, yani ayn bir yasamaya, bir ayn siyasi otoriteye boyun een bireyler topluluuna iaret eder. Daha kesin olarak devlet, hkmettir ve onun kendileriyle gcn orta koyduu yaplarn btndr. Bir ulus ise bir zamanlarn Polonyas gibi birka devlet tarafndan paylalm olabilir. Anarizm devletin gcn reddeden retidir. Ona gre birey en yksek deerdir ve devlet en byk ktlktr veya Bakuninnin dedii gibi, "bireysel hayatn btn grntlerinin iine gml olduu byk mezarlk"tr. Anaristler insann doas bakmndan iyi olduuna inanrlar. Onlarn reddettikleri ey, topluluk hayat deildir -onlar zgrce benimsenen toplumsal balarn var olmasn temenni ederler-, devletin yapay iddetidir. Onlara gre insann istedii yalnzca hemcinsine yardm etmektir. O halde devleti, yarglarn, polislerini, ordularn, ksaca "basky temsil eden tm gleri" ortadan kaldrmak gerekir. Onun tam karsnda bulunan mutlakiyetiliin, totalitarizmin taraftarlar -ki onlar da genellikle insann doal olarak kt olduuna inanrlar- devletin mutlak gcn zorunlu grrler. Bunlarda devlet, son noktada, tanrlar. O, bireyleri bencilliklerinden kurtarr, onlar bir fedakarlk ve kendini adama hayat iine sokar. Bireyin hibir deeri olmadna inanan faistler aileye, lonca veya derneklere belli bir deer verir gibi grnrler. Ancak gerekte bu sonuncularn devlete itaat etmekten baka bir haklar yoktur. talyan diktatr Mussolini yle demekteydi: "Devlet mutlaktr. Onun nnde bireyler ve gruplar ancak grelidirle.. Demokratik devlet kuram bireysel zgrlk fikrini devleti disiplin fikriyle birletirir. Onda devlet totaliter g taraftarlarnda olduu gibi artk kendinde bir ama deildir. O, bireysel arzularn gerekletirilmesi iin zorunlu bir aratr. Ama te yandan bakalarnn haksz tecavzlerine kar herkesin zgrln korumak iin de bir otorite, rgtlenme gereklidir. Devlet, yurttalarn genel iradesini, yani onlar "tutkularn susturmu olarak" birbirleriyle tarttklarnda ortaya kan iradeyi temsil eder. Kararlarn yurttalar topluluuna ait olduu dorudan demokrasi, yurttalarn temsilciler setikleri byk devletlerde uygulanabilir deildir. Her durumda yasay yapan ounluktur. Ama aznlk da ifade ve eletiri hakkn korur.

197

Devlet

TARTIMA KONULARI

Devlet hakkndaki u farkl grleri karlatrn: n Devlet, btn souk canavarlarn en souudur ve o soukkanllkla yalan syler. Onun azndan u yalan kolayca kar. Ben, devlet, yani halkm."(NIETZSCHE) "Devlet, rgtlenmi ahlakszlktr: ieride polis, mahkemeler, snflar, ticaret, aile; darda kudret iradesi, sava, fetih, intikam." (NIETZSCHE) "Maddi g yokluu, devletin lmcl gnahdr."(IHERING) "Devlet olduunda, zgrlk yoktur. zgrlk hkm srdnde ise devlet olmayacaktr." (LENIN) Devlet glyse, bizi ezer. Devlet zayfsa mahvoluruz. (VALERY) n Devlet, ulus, yurt kelimelerinin anlamn akla kavuturunuz. n Ulus fikrinin deeri: yurtseverlik ve uluslararasclk.

n Paul Valerynin u gr sizde hangi dnceleri uyandryor? "Dnyay deerli klan, arlklardr. Ama o ancak lmllklar sayesinde varln srdrr." n u iki ifadeyi karlatrn: "Toprak ve ller" (BARRES) ve "Deniz ve yaayanlar"(CLAUDEL). n Vauvenarguesin u sz hakknda ne dnyorsunuz? "Ktlk sava kkrtr, erdem ise avar. Eer hibir erdem olmasayd, her zaman bar iinde olurduk". n Winston Churchillin u szn yorumlayn: "Uygarlk sivillerin grne dayanan bir toplum anlamna gelir. O iddetin (...), ordugah ve sava koullarnn yerlerini parlamentolara (...) ve bamsz mahkeme salonlarna brakmalar demektir."

198

Devlet

917 devrimi tarafndan kurulmu olan sovyet

siyaset sistemi "proleteryann diktatrl" olduu iddiasndayd, fakat gerekte bir tek partinin, komnist partisinin ve onun liderlerinin diktatrlyd. Burada resmini grdmz trenden be yldan daha az bir sre sonra (yani 1989 ylnda) sovyet devriminden geriye ne kaldn kendimize sorabiliriz. Bakan Mihail Gorbaov komnist partisinin gelecei iin bir takm dileklerde bulunmaya devam etmekle birlikte ok parti sistemini ve bat tarznda siyasal zgrl kabul etmektedir. Bir baka ada mutlakiyetilik biimi olan Hitlerin diktatrl burada Diktatr adl filminde byk sinema sanats Charlie Chaplin tarafndan alaya alnmaktadr.
n

Charlie Chaplinin

Diktatr (1940)

6 Kasm 1984de

Moskovada Ekim Devriminin yldnmnn kutlan

199

Devlet

tn demokrasilerde bakan dorudan

veya dolayl olarak halk tarafndan seilir. O iktidarn yine kendisi gibi seilmi olan temsilcilerle paylar. ok hakl olarak meru iktidar "oy sandklarnda bulunur" denmektedir. Genel oy hakk kendisi bakmndan tartlmaz grnmektedir. Rousseaunun iyi bir biimde gsterdii gibi o "genel irade"yi ortaya karmann tek yoludur. Rudyard Kiplingin etkili bir ekilde ifade ettii gibi bir lkeyi ynetmekte "kelleleri saymak, onlar kesmekten daha iyidir". Bir bata tr devlet, bir baka byk halk sevinci tablosu: mam Humeyninin byk resmi altna toplanm halk ran slam Cumhuriyetinde dinin ve manevi nderinin nceliini gstermektedir.

Yukarda:1980de

Amerikan bakan Ronald Reagann seilmesi


n

Yanda: 1986 ylnda

ran slam Cumhuriyetinin yldnm kutlamas

200

SANAT FELSEFES (ESTETK)

202

ONNC BLM
Sanat
Sanat kelimesi ift anlamldr. O, hem teknie, hem gzel sanatlara; hem zanaatnn almasna, hem sanatnn almasna iaret edebilir. En genel anlamnda sanat, insani bir retim, "insann doaya ekledii" eydir. Fakat teknik etkinliin faydac kayglar tarafndan ynlendirilmesine karlk sanatnn etkinlii -bu sayfalarda sz edilecek etkinlik-, zel bir deeri, gzeli hedefler. Lalanden Felsefe Szlne gre "Sanat veya Sanatlar, bilinli bir varlk tarafndan meydana getirilen her trl gzel retim"dir. Estetik denen ey de sanat zerine felsefi dnmeden ibarettir.1 Sanat zerinde dnmek her eyden nce gzel dediimiz bu zel deerin anlamn aydnla kavuturmaktr.
Sanat

Estetik

1. Doa ve sanat
Gzel ve irkin duygusu, sanatsal etkinlikten nce geliyor gibi grnmektedir. Gzel resimler veya gzel heykellerin var olmasndan nce insanlar bir iein, bir hayvann, bir yzn, bir gne batnn gzelliine duyarl olmulardr. O halde sanatsal gzellikten bamsz olarak doal bir gzellik vardr. Doal gzelliin lt nedir? Canl bir varlk sz konusu olduunda, onun "gzellik"i, formlarnn ilevlerine mkemmel uyumundan kaynaklanyor gibi grnmektedir. nmzde birok yar at olduunu varsayalm. Onlarn en gzelleri, bacaklar ince ve gl olanlar, yumuak formlar bizde en kolay bir ekilde yarn hzn hatrlatanlardr. Daha genel olarak canl bir varln gzellii genlikle, salkllkla, canllkla ilikili gibi grnmektedir. phesiz cansz varlklarn, bir kayann, bir gne batnn gzelliiyle ilgili nesnel bir lt vermek daha zordur. Charles Laloya gre, cansz varlklarda gzellik, gtr. "ki kayadan en gzel olan, en kocaman olan, en yklamaz olandr. ki berrak gkten en gzel olan, en parlak, en usuz bucaksz olan, iki frtnadan en gzel olan en iddetli olan, hatta iki lden en gzel olan en mit krc, en vahi, en tekdze olandr. Ancak burada gzellik yargs herkesin zevkine, farkl alara ve uygarlklara greli olan son derece znel bir ey gibi grnmektedir. Romantikleri byleyen derin ve ssz ormanlar, dev dalar, dibi grnmeyen uurumlar, Mme de Svign iin, "korkun sszlklar"dan baka eyler deildir. Doal gzellik, o halde, her eyden nce kiisel bir duyguya cevap veren, bizde sevin duygusu uyandran eydir. Lalo, "Doada gzel diye adlandrdmz ey, her eyden nce, kendisiyle en byk mutlulukla birlikte olacamz hissettiimiz eydir" der.
Doal gzellik

Estetik terimi, Yunanca aisthesis, duyudan gelmektedir ve XVIII. yzylda ortaya kmtr. Kantta estetik duyarllk ve onun "a priori formlar" olan uzay ve zamanla ilgili felsefe alandr. Ancak Kantta kelime bugnk anlamnda, yani gzellik duygusu, zevk ve genel olarak sanat zerinde felsefi dnme anlamnda da kullanlr.

203

Sanat
Sanatsal gzellik

Peki sanatsal gzellik? O ok basit olarak insani tekniklerle doal gzelliin gsterilmesi, ifade edilmesi deil midir? Leonardo da Vinci, "Gz, resmedilen gzellikten doal gzellikten duyduu zevki duyar" demekteydi. Kendi elinden km heykeli canlandran heykeltra Pygmalionun efsanesi, kusursuz sanatsal gzelliin canl varlklarn gzelliiyle ayn ey olduunu ima eder gibidir. Tm okullara ait btn sanatlar her zaman doadan esinlenmek gerektiini tekrar etmilerdir. Boileau gibi, Victor Hugo da onu ileri srmekte ve Ruskin unlar sylemektedir: "Mimar dalara gnderin. Orada doann bir kemerden, bir kubbeden ne anladn rensin!" Yunan mimarisinin kenger yapra, gotik mimarinin yonca yapra, sivri kemeri, doadaki yapraklarn taklidinden baka bir ey deildir. Bununla birlikte bizim amacmz, doal gzellikle sanatsal gzellik arasndaki bu zdeletirmenin bir nyargdan, sanatn gerek alanna girmeden nce ortadan kaldrmamz gereken temel bir nyargdan baka bir ey olmadn gstermektir. phesiz sanatn baz formlar, baka baz formlarna gre daha kolayca doal gzellikle sanatsal gzellik arasnda bir zdeletirmeye imkan verirler. Klasik diye adlandrlan sanatlar en byk bir ounlukla eserlerinde zaten gzel olan, yani doada salkl ve ho bir ekilde var olan temsil etmeyi semilerdir. Phidias, Praksiteles, daha sonra Leonardo da Vinci, Rafael, Mikel Anj, insanln stn tiplerini, atletleri veya muhteem gzellikteki kadnlar temsil ederler. Klasik mzik, ses uyumlarnn ar basmasn arar. Corneillein cesaret ve soylulukla dolu kahraman, yksek bir ruha sahiptir. Heykelcilik, ok zel olarak, hemen hemen her zaman kendileri bakmndan gzel olan modelleri temsil etmeye nem vermitir. Malzemesinin salaml, boyutluluuyla o daha kolayca gereklik izlenimi yaratabilir. Brunetirein (Pariste Montparnasse mezarlndaki) heykelinin, modeline, sanatya kahramannn burnu zerindeki kelebek gzlnn vidalarn skmann iyi olacan dndrecek kadar benzeyen heykelinin, nasl gzel bir heykel olmu olabileceini anlamakta glk ekeriz.

Sanat eserinin gzellii doann gzellii deildir

Ancak klasik sanatn, heykelciliin kendileri bile sanatsal gzelliin doal gzellikten baka bir ey olduunu bize sezdirmektedir. Bedbaht Junieyi alatmaktan karanlk bir zevk duyan Neronun sadistlii, kendisi bakmndan bizde irenme douracak iren bir tutkudur, ama Racinein Rembrandt hatrlatan bir k-glge atmosferi iinde bu sadistlii ortaya koyduu Britannicustaki unutulmaz sahne, trajedi sanatnn tartlmaz aheserlerinden biridir. Rodin, konusu sefahatle gemi bir hayatn ypratm olduu yal bir kadnn iren plak vcudu olan Heaulmire Byleydi adl heykeliyle hayranlk verici bir eser yaratmam mdr? Klasik estetiin stad olan Boileau, daha o zamanlar yle yazmaktayd: "Hibir ylan, hibir iren canavar yoktur ki sanat tarafndan taklit edilince gzlere ho grnmesin."s Sanat eserinin gzellii, doann gzellii deildir. Baz sanatlar ne demi olurlarsa olsunlar, zerinde iyi dnlrse bu apak bir ey olarak grnmektedir. Riberann ei bc aya, Murillonun dilencileri, Hollanda resimlerindeki sigara dumanna boulmu odalar, Potterin inekleri veya Chardinin kazanlar sanatsal olarak gzeldir. Ama mutfaktaki bir kazan, ayrlktaki herhangi bir inek, Madridin her taraf dklen bir sokanda karmza kan bir dilenci, phesiz gzel deildirler; onlar doal bir gzellie sahip deildirler veya en azndan biz onlara ancak sanatsal kltrmzden hareketle bir

204

Sanat
tr gzellik ykleriz. Bir kilisenin nnde karlatmz bir dilencinin "bir Murillo gibi" gzel olduunu syleriz. Sradan mutfak aletleri bize Chardinin bir tablosunu hatrlattklar iin sanatsal bir heyecan verir. Oscar Wilde bir gn bir dostuna yle yazmaktayd: "Bugn bahem Corotnun bir resmine benziyor" ve Goncourt kardeler, gnlklerine, bir tavlann kapsndan bir an iin grdkleri atlarn "Gricaultlar kadar gzel" olduklarn yazmlardr. Gerekten kltrl bir kafa iin doal gzelliin gelimesi sanatn gelimesiyle ilikilidir. Bize doann baz gereklerinden zevk almamz reten, sanat eserleridir. Eer sanat eserleri olmasayd onlara kaytsz kalrdk. Doal gzellikle sanatsal gzellik arasndaki kkl ayrm (Kant, "Sanat, gzel bir eyin temsili deildir, bir eyin gzel temsilidir" der) Pascal megul etmi olan bir gl zmemize imkan vermektedir. Pascal yle yazmaktadr: "Resim ne kadar bo bir ey! Orijinaline hayran olmadmz eylere olan benzerliiyle bizi kendine hayran ediyor."1 Gerek udur ki sanat hibir ekilde bir taklit deildir. Taklit, sanatsal ihtiyalardan baka ihtiyalara cevap verir. Eer ben fotoraftan, ocuklarma ok benzeyen bir imge bekliyorsam, bunun nedeni bir sanat eserine sahip olmay arzu etmem deil, onlarn gen yalarnn sadk bir hatrasn korumak istememdir. Tarih ncesi dnemin insanlarnn maara resimleri, ok sadk bir biimde av sahnelerini temsil ederler. Ama bizim iin onlarn gzelliini meydana getiren ey, bu sadakatleri deildir. Ayrca tam taklit kaygs burada herhangi bir estetik arzuya deil -nk maaralarn en derin ksmlarna kaznm olan bu resimler hemen hemen grlemez idiler- ok daha byk lde ritel bir ileve boyun emektedir -nk maara resimlerinin doruluu sanatnn deil, bycnn ihtiyacna cevap vermekteydi-. Gerekte doay taklit etme iddiasnda olan gereki sanat, zaman bakmndan ge bir sanattr, sanatsal bir sapmadr. Zolann, Courbetnin gereki sanatlarnn, bir sanat olarak kalmalarnn nedeni, aslnda tam da lmcl vaatlerini yerine getirmemeleri, doann bir kopyas olmamalardr. Malraux, "Courbetnin yangnnn arkasnda gerein kendisinden ok Rembrandt vardr" der. zgr tiyatronun kahramanlk dneminde Antoineda sanatlar istedikleri kadar srtlarn seyircilere dnsnler veya le vaktini gstermek iin gonga on iki defa vurdursunlar, bu szm-ona "hayat dilimi"nin hayata sadece ismen benzedii, en gerek tiyatronun bile gerekten baka bir ey olduu hissediliyordu. Hatta sanat, gereklik izlenimini, gereklik yanlsamasn ancak geree srtn eviren teknikler sayesinde verebilir. Rodinin Yryen Adam, Nudenin Mareal Ney gibi eserleri bu adan tipiktirler: nsan hibir zaman Yryen Adam gibi, yani her iki aya da yerde, tam olarak yere basan bir tarzda, yrmemitir. Gerein estetik yanlgsn verebilmek iin isteyerek ne kadar ok yanl yaplmtr! Sanat, doadan baka bir dnyadr. Ve gelecek sanatya bir eser yaratma dncesini veren ey, genellikle doann gzelliinin yaratm olduu bir heyecan deildir. Sanatya bir iir veya bir roman yazma dncesini veren ey, hayat deildir, iir veya roman okumaktr. Ayn ekilde bizi resim yapmaya itebilecek ey de doay seyretmemiz deildir, mzeleri veya sergileri ziyaret etmemizdir. Sessizliin Sesinde Malrauxun gzel bir ekilde syledii
Sanat, doann bir taklidi deildir

Bu rnekleri kolayca oaltabiliriz. rnein Lalo (Estetie Giriinde) bize yal Aiskhylosun Agamemnonun korosuna, sslenmi ve ba sarglarla bal, boynu dimdik, az kaba bir bantla kapal ve merhamet dileyen gzlerle sunaa doru yryen gen phigenieiay tasvir ederken ikayet dolu szler arasnda "Onun bir sanat kadar gzel olduu"nu sylettiini hatrlatmaktadr. Ayn ekilde Chateaubrianda gre bir balerin "grnr hale gelmi ve kendi yasalarn icra eden bir melodi" gibiydi.

205

Sanat
gibi, "Nasl ki bir mzisyen,blblleri deil mzii, bir air, gne batlarn deil msralar severse, bir ressam da ncelikle ekilleri veya manzaralar seven biri deildir, tablolar seven biridir (...) Efsanevi hayat hikayelerine gre Cimabue, koyunlarn resmini yapan oban Giottoya hayran olur. Gerek hayat hikayelerine gre ise Giottoya resim yapma akn veren koyunlar deil, Cimabuenn tablolardr". Ve Malraux, gen bir ressamn kendi tarzn bulmadan nce phesiz taklit etmekle baladn, ancak doay deil statlarn eserlerini taklit etmekle baladn gsterir. Ayn ekilde yeni sanatlar her zaman eski sanatlardan hareketle kendilerini ararlar. ereveleme, flu veya "sert" k verme problemleriyle fotoraflk, nce resim sanatndan esinlenmitir ve Malrauxnun dedii gibi ilk fotoraflar, "sahte natrmortlar, sahte manzara resimleri, sahte portreler" olmulardr. Sinemann kendisi kesinlikle hayattan deil, sirkin ve tiyatronun farsndan hareketle yaratlmtr.
Sanat, gerekten ok sanattan esinlenir

O halde sanat, btn grnleri altnda, gerein bir yanss deil, baka bir plana aktarlmasdr. O, baka bir dnyann yaratlmas, sevdirilmesidir. Malrauxun ifadesiyle, "sanat, formlarn sluba dnt" artc simyadr. Sanat eserinin gzellii, doann kendisinde bulunan bir deerin kopya edilmesi deildir, zel ve zgn bir gzellik deerinin yaratlmasdr. Bu analizimizde daha ileri gidebilmemiz iin imdi sanatsal yaratmdan sz etmemiz gerekmektedir.

2. Sanatsal yaratm
Sanatsal yaratm aklanabilir mi?

Ancak bir yaratm nasl aklayabiliriz? Aklamak, yeniyi eskiye, bilinmeyeni bilinene geri gtrmektir. Bir yaratm aklamak, onun zgnln, aknln inkar etmek, yaratmn yaratc zelliini reddetmektir. te yandan eer felsefi estetik, gerekten sanat eserlerinin srrn kefetme yeteneine sahipse, estetikinin kendi payna deerli sanat eserlerini yaratabilmesi gerekir. Paul Valery acmasz bir biimde unu sylemekteydi: Gerekten bilmenin tek gstergesi, yapabilmedir. Filozoflarn evreni logosla, yani akl ve dille aklama iddiasnda olmalarna karlk sanat dilin ve akl yrten akln tesinde bir ey olduunu ileri srer. Sanat eseriyle ilgili olarak genellikle sezgiden, esinlenmeden, dehadan sz edilir. Bu, sanat eserinin srrnn dille ifade edilemez bir ey olduunu, effaf akln yaratmak gibi analiz etmekten de aciz olduu binlerce aklanamaz eyden meydana geldiini sezmek demek deil midir? Her sanat eseri gnee benzer bir ey olduu iddiasndadr: Gzmz kamatrabilir, ama kendisine bakp ne olduunu aratramayz. Ancak sanatta tanrsal bir yaratm, bir mutlak yoktan var edi deil de belli bir lde daha nceden var olan malzemelerin biime kavuturulmas sz konusu olduu iin sanatsal yaratmn bir analizi mmkn gibi grnmektedir. Eer Vivaldi olmam olsayd, Bachn konertolar imdi elimizde olduklar ekilde ortaya kmazlard. Kbizm Cezannea ok ey borludur. Ve Andy Warholun ok baar kazanm olan eserleri aslnda tketim toplumumuzun gnlk manzaralarn, Coca-cola ieleri, Marilyn Monroenun portreleri veya bir dolarlk banknotlar, sonsuza kadar yeniden ele almaktan baka bir ey yapmamaktadr.

206

Sanat
Her eyden nce sanat eseri, bir tarihi olan ve bir toplumsal snfa ve evreye ait olan bir insann eseri olarak kalmaktadr. Psikanalistler imgelerde "estetikleen" itepilerin, bastrlm olduklar iin eylemlere dnemeyen itepiler olduunu gstermilerdir. Yaratm, tutkularn st bir plana aktarlmas, yceltilmesidir Leonardonun psikanalizini yapm olan Freud Louvreun Sainte Annenda Meryemin elbisesinin kvrmlaryla farknda olmakszn, irade-d bir biimde izilmi olan bir takntsal akbabay kefetmektedir. Baka psikanalistler, Greuzen Krk Testisinde bir kzlk bozulmasnn bilind semboln grmekte, onun, yetikin bir kadn vcuduna, buna karlk kk masum bir kz ocuu bana sahip olan gen kzlarnda cinsel bir bastrmann belirtisini kefetmektedirler. Bir sanat eletirmeni, Vlaminckin anarist eilimlerini bastrm olduunu ve bomba atamad iin tm dnyaya kan sratmak zere ar canl renkler kullanp kendini zgrle kavuturduunu sylemekteydi. Baka baz estetikiler, sanat eserinin salt psikolojiye indirgenmesinin tesine geerek, hatta bazen byle bir indirgemeye kar karak, sanatn toplumbilimsel bir koullandrmasn aa karmaya nem vermektedirler. Marksistlere gre sanatsal yaratm, toplumsal snflar arasndaki atmalarn veya belli bir ada insann doaya kar verdii savan az ok bilin-d, st rtk ve "gizemli" bir tarzda bir baka plana aktarlmas anlamna gelir. Bu analizler ou zaman derindir. Henri Lefebvrein Vergiliusun eserlerinin veya Elizabeth a tiyatrosunun piyeslerinden ounun, grnlerine ramen, "siyasal bir anlam"a sahip olduklar, Diderotnun dramlarnn, XVII. yzyln gz yaartan komedilerinin burjuvazinin ekonomik atlmnn bilgisiyle verimli olarak aklanabilecei grn kabul ediyoruz. Bununla birlikte bir sanat eserinin psikolojik veya tarihsel "kaynaklar"nn incelenmesi, sanatsal yaratmda esas olan eyi, yani eserin deerini, onu asl anlamnda bir sanat eseri klan eyi bir kenara brakmaktadr. Sanat psikolojisi veya sosyolojisi sanatta ancak sanatsal olmayan eyi aklamaktadr. Hayat hikayesine dayanan estetik, paradoksal olarak dehay veya yetenei, yani gerek sanaty geri kalan ounluktan ayran eyi, herkesin hayatnda var olan ve sanaty dier insanlardan hibir biimde farkllatrmayan sradan zaaflar, basit kusurlar, nemsiz srlarla aklama iddiasndadr. Tarihsel, sosyolojik aklama da ayn lde ksa menzilli bir aklamadr. Rembrandtn dehas, devrinin Hollandas ile aklanamaz, nk sonuta Hollandal kk ressamlarn en sonuncusu bile bu zaman yanstr. Ama o, Rembrandt deildir. Sanatsal yaratmn srr, sanat eserinin malzemesinde, kaynaklarnda deildir, tersine bu malzemeyi, bu kaynaklar alp gtren, onlar sanat eserlerine dntren esrarl atlmdadr. Sanatn mucizesi, hibir zaman yalnzca bu verileri yanstmamas, onlar her zaman dntrmesi, bir baka dnyann iine sokmak zere onlar iinde yaadmz dnyadan koparmasdr. Ne kadar bunalml olursa olsun (Rimbaudnun iirlerini, Van Goghun resimlerini dnn) gerek bir sanat, bir dzeni, bir birlii, tutku ve kleliklerin balangtaki karmaasn zgn bir uyuma, yksek bir tutarlla dntrmeyi ortaya koyar. Malrauxun iyi bir biimde grd gibi slup, daha nce kendisini ezen hayat zerine zgr insann damgasn vurur ve her sanat eseri yengiye uratlm bir klelie tanklk eder: Sanat, bir kar-kaderdir. Ama sanat eserinin yaratm hangi srelerle gerekleir? Sanatlar "esinlenme"yi, bilin-d kendiliinden yaratm yardmlarna armaktan pek holanrlar. Buna gre TarEsinlenme Sanatsal yaratmn psikolojik aklamas

Sanatn sosyolojik aklamas

Sanatsal yaratm her trl aklamaya meydan okur

207

Sanat
tini eytan Sonatn ryasnda bestelemi, Coleridge Khubla Hann uykusunda yazmtr. George Sand, "Chopinde yaratmn kendiliinden, mucizevi bir tarzda ortaya kt"n, yaratmn Chopinin onu aramakszn, nceden tahmin etmeksizin, aniden, yce bir biimde, tamamlanm olarak kendini gsterdii"ni ileri srmekteydi. Gerekte bu aklamalar phelidir. Henri Delocroixnn syledii gibi, "Sanatlarn insanlarn kendilerinin ani sezgilerine, szm-ona esinlenmelerine inanmalarnda karlar vardr. Gerekte ise Nietzschenin syledii gibi iyi sanatnn hayal gc, srekli olarak iyi, sradan, kt eyler retir. Ancak onun son derecede keskinlemi olan yarg gc bunlar arasnda seim yapar, onlarn bazsn dar atar, bazsn birletirir." Paul Valry unu kabul ederken daha samimi konumutur: "Tanrlar bize cmerte bir ilk dizeyi bahetseler de bu dize ile uyuacak ikinci dizeyi biimlendirmek ve bu doa-st baa layk olmak bizim iimizdir." Alain de ayn ynde olmak zere unu syler: "nsani yaratmn en yksek yasas, ancak alarak yaratmaktr." Bundan mmkn olan tek estetiin, sanat eserinin yaratlmasn kendine rnek alan bir teknisyen estetii olduu sonucuna m varmalyz? Ama byle bir analiz ancak, usulleri aa kararak sanatyla zanaaty birbirine zde klar ve gerek problemi skalama tehlikesini gsterir. Bir sanat eserinin yaratmn tam olarak aklamann imkansz olduunu kabul etmeliyiz. Kaynaklarn psikanalizci, toplumbilimci aklamas, usullerin teknik yorumu, ancak yaratmn etrafndaki eyleri aydnlatr. Ama bir duyarlln kaygsnn, tutkularn dzensizliinin ne tr bir simyayla berrak formlarn dengesine dntn syleyemez. Sanat eserinin srrn oluturan ey, dzensizlikle dzen, duyarllkla slup arasndaki bu uyumdur. Ve bir edebiyat eletirmeninin Racine hakkndaki syledii u sz, btn iyi sanatlarla ilgili olarak syleyebiliriz: "Racine bin kusuru olan bir insan ve bin meziyeti olan bir ii olduu iin o kadar byk bir sanatdr."

3. Estetik seyir
Estetik zevkin znellii

Estetik "yaratm" probleminin tam karsnda deyim yerindeyse estetik eserin "alnmas" problemi bulunur. Estetik algyla tamamen znel bir dnyaya girmi olmuyor muyuz? Her seyirci, her dinleyici estetik zevkini, bu zevki bulduu yerde alr ve zevklerin eitlilii ok renkli, ok kvrml bir yelpaze zerinde sralanr. Sanattan holanan birinin zevkini incelemenin imkansz olduu sylenebilir. nk ortada tek deil binlerce zevk vardr. "Yaratclar"n ortak bir psikolojisi olmasna karlk, seyircilerin her biri ortak bir l olmakszn kendi tarznda zevk duyar. phesiz btn seyircilerde estetik duygu kendini bir i sevinle ortaya koyar. Ama Karl Mnchingerin ynetiminde alnan Bachn kinci Brandenburg konertosunu dinleyen kltrl bir sanat severle, Top 50 listesi iinde bulunan filanca arky kendinden gemi bir ekilde dinleyen bir yeni yetme, ayn duyguyu mu duyarlar? Bize yle geliyor ki bilinli olarak estetik duygunun znelliini kabul eden Victor Baschn grn benimsemek, estetik duygu hakknda her trl felsefi kuramn imkann kesin olarak ortadan kaldrmak ve gzelliin gerek deeriyle ilgili her trl yaklam reddetmek demek olacaktr.

Sanat eserinin yaratt her duygu estetik deildir

Gerekten sanat eserinin dourmu olduu en yaygn duygular, estetik duygular deildir. Ak sak fotoraflardan veya gen ve yakkl erkek mirasyedilerin yoksul ii

208

Sanat
kzlaryla evlendikleri "popler" diye adlandrlan romanlardan holanan bir insanla ilgili olarak sanatsal bir seyirden sz etmeyiz. Malrauxnun dedii gibi, "alk doyurucu" bu sanatlar, "kar-sanatlar"dr. Bir sanat eserinin estetik deerinin byk halk yn zerinde elde ettii baaryla hemen hemen hibir ilgisi yoktur. XIX. yzylda Stendhaln tannmayan bir romanc olarak kalmasna karlk, Etienne Bquetnin Mavi Mendilinin roman alannda en byk baary kazanm olduunu unutmayalm. Phdrein tam bir baarszlkla karlat, Le Cidin ancak yar-baar elde ettii XVII. yzylda Thomas Corneillein Timocrate en byk baary elde etmiti. Margotnun alad bir melodram bir sanat eseri deildir ve Margotnun duygusu da estetik bir seyir deildir. nsan deneyiminin yaplarn gerekten kendilerini gsterdikleri ekilde betimleme ynnde bir aba olan ada fenomenoloji, estetik algnn kendine zglnn hakkn vermitir. Mikel Dufrennein iyi bir biimde gsterdii gibi sonsuz derecede eitli olan tercihlerimiz, zevklerimiz, estetik deneyimi meydana getirmeleri yle dursun, hedefimizin kapsamn daraltrlar. "Zevk sahibi olmak, zevklere sahip olmamaktr." Benim yargm, gzelin ls olmak yle dursun, beni yarglar. Gerekten geerli estetik duygu, estetik bir gerekliin kabul edilmesidir. "Eserin bizde olmas bir yana, biz eserin iindeyiz." "Duygu"dan bir ruhun hayatnn znel bir ann deil, "temel" bir kefin koulunu anlamak artyla, estetik "duygu"dan, estetik "heyecan"dan sz edebiliriz. Estetik bir haz, kendine zg bir hazdr. Onu bir baka eye geri gtrmek, onun zne ihanet etmektir. Stendhal ile birlikte "Gzellik bir mutluluk vaadidir" demek hibir ey sylememektir, nk estetik seyredi phesiz bir mutluluktur, ama herhangi bir mutluluk deildir. Eer duyusal bir hazzn veya hatta cinsel bir hazzn sz konusu olduunu kastediyorsak, estetik seyredii kendisinden bir baka eyle kartryoruz demektir. Ancak duyusalcla kar olan kuram, estetik seyretmeyi aklsal bir dzenin, gizli bir mantn alglanmasna indirgeyen entelektalizm de estetik duygunun kendine zglne sayg gstermemektedir. Leibniz, "Mzik, saydn bilmeyen bir zihnin yapt bir aritmetik ilemdir" demekteydi. Fakat bir konserin dinleyicilerine verdii duygu, matematik bir problemi zm olma duygusuyla ayn ey deildir. Peki estetik seyretmenin z nedir? rnein Van Goghun nl Zeytin Aalar tablosunu seyrettiimde duyduum duygunun zellii nedir? Duygumun, gerek zeytin aalar nnde duyacam duyguyla hibir ortak yan yoktur. Gerek zeytin aalar beni zeytinlerini toplamaya veya belki glgelerinde bir leden sonra uykusuna davet eder. Zeytin aalar nmdedir, arzularmn basit aracdr. Buna karlk Van Goghun zeytin aalarnn nnde olan benim. Bir kartpostal veya sradan bir resim zerindeki zeytin aalar bana uykuyu, tatili dndrr. Onlar benim iin ancak bir yokluktur, oysa Van Goghun zeytin aalar, byleyici bir varla sahiptirler, onlar kendi kendilerine yeterler. Onlar kelimenin gerek anlamnda beni alp gtrrler, karrlar, kendi evrenimden koparrlar. Birdenbire ne tatilin dnyas, ne Provence blgesi, Van Goghun dnyas olan bir dnyaya sokarlar. Bu dnya, eri br, kark zeytin aalarnn bu dramatik ve ac iinde kvranan dnyas, bende Van Goghun dram ve acsnn tesinde esrarl ve srekli bir mutluluk duygusu dourur. Estetik seyir, yakamz brakmayan, btn dier eyleri gzmzn nnden silen bir gerein bizi istila etmesidir, btn geri kalan eyleri ortadan kaldran bir gzellik duygusunun ruhumuzda hazr bulunmasdr. Altnc Brandenburg Konertosunu dinlemekteSeyretme ve kendinden geme Estetik zevkin asli zellii

209

Sanat
yim. Alto solistlerin polifonisi Konservatuvarn salonunun yrtlm yer hallarn, ypranm duvar kaplamalarn grmeme engel olmamaktadr. Ama birdenbire, bir anda, her ey silinmektedir. Artk ne salon, ne dier insanlar vardr. Sadece Bachn kendi varl demek olan sesin varl vardr. Yalnz deilim. Ortada beni varln d koullarndan alp uzaklara gtren bir diyalog vardr. Salona ne oldu? Artk o benim iin mevcut deildir, nk maddi olan her ey uup gitmitir.1 algclara ilikin grsel algm, alg aletlerine ilikin iitme duyumum, kkl bir deiimle, beni kendimin stne karan bir duyguya, cokuya dnmtr.

4. Gzel
n 1. Platondan Hegele
Estetik seyretmenin, bana varln kefettirdii bu deer nedir?
Platon iin gzel, deann duyusal grntsdr...

Gzel, kendini bana somut, duyusal bir biim altnda, formlar, renkler, sesler olarak gsterir. O halde o duyusal grnlerin empirik dnyasna, Platondan beri btn filozoflarn bizi amaya davet ettikleri dolaysz deneyiminin yzeysel ve prltl dnyasna m aittir? O zaman sanatn dnyas, bir hayaller ve yanlglar dnyas olacaktr. Ama sanat bizzat Platonun kendisine gre bir yanlg deildir, bir iaret, imadr. Platoncu kuramda duyusal gzellik, deann bir yanssdr ve sanat, grnlerin altnda gizlenmi olan gerek bir dnyann varlndan haber veren insandr. Bunu anlamak iin Platonun d metafiziini hatrlamamz gerekir. Ruh, bu dnyada cisimlemeden nce, Varlkn hakikati tarafndan aydnlanm olarak saf dealar dnyasnda yaamaktayd. Kendisi iin bir zindan olan bedene (sma sema) dtnden bu yana, onun gr kararmtr. Estetik deneyim, bu durumda, dealar dnyasna yeniden ulamak isteyen ruhun nnde bulunan en uygun yol olarak ortaya kmaktadr. Hayranlk verici bir bedeni veya bir sanat eserini grmenin yaratt heyecan, bedene dm olan ve bu dnyada cisimlemesinden nce seyrettii dealar dnyasn bulank bir ekilde hatrlayan ruhun uyanmas gibidir. Platona gre ak deneyimi, en alt dzeyde olan, ancak en sk rastlanan ve en kolay yaanan estetik deneyimdir. Bylece platoncu ruhun ykseliine ilikin diyalektik, gzel bir bedene, daha sonra btn gzel bedenlere, arkasndan gzel biimlere duyulan akla balar. Gzel ruhlara, gzel erdemlere, gzel bilimlere duyulan akla devam eder. Diyalektik ykseliin son safhas, duyusal gzelliin ancak bir sembol olduu ve somut olan iine ald deann bilgisidir. O halde gzellik, grnnden baka bir eydir. O, dea anlamna gelir. Bylece Platonun kendisi, metafiziinin en derin fikirlerini iirsel benzetmeler, efsaneler araclyla ifade eder. Efsanenin iiri, sert ve kuru ifadesi birok okuyucu tarafndan anlalmayacak olan felsefi doruyu, hem gizler, hem de ima eder. Efsane gibi btn dier sanat formlarnda da ayn durum sz konusudur: Sanat, saf deann somut ve duyusal bir klk altnda ifade edilmesidir.

Plotinos, olaanst gzel bir biimde yle demekteydi: "Mimari, talarn ortadan kaldrdmzda binadan geri kalan eydir."

210

Sanat
XIX. yzyln banda Hegelin nl estetik kuram, tarihsel bir perspektifle zenginlemi olarak platoncu izgi zerine yerleir. Ona gre gzellik, her zaman deann duyusal grntsdr. Din gibi sanatn da gerek ierii deann gerek ve nihai ifadesi deildir. Sanat, tam doruyu ifade etmez, sadece dorunun somutta brnebilecei grnty ifade eder. "Sanat eserinde, hakikatin sadece belli bir alan ve belli bir derecesi, yani duyusal olana aktarlmas ve orada konusuna uygun bir ekilde grnmesi mmkn olan bir hakikat sergilenebilir." Platonda olduu gibi Hegelde de bir diyalektik vardr, ancak Platonun diyalektiinin kiisel bir dnyadan elini eteini ekme ve ykselme olmasna, estetik heyecandan hareketle birbirini izleyen aamalarla saf deay elde etmeye muvaffak olan bir ruhun manevi yolculuu olmasna karlk, Hegelde bireyin ykseliinin yerine bir tarih felsefesi geer. rnein, eski Msrn (dev byklkteki piramitler gibi) acayip ve lsz sanat eserlerinin temsil ettii "sembolik" sanatn "tezi"nin arkasndan, tanrlarn artk canavarlar deil de uyumlu biimlere sahip yakkl atletler olarak tasarlandklar Yunan sanatnn "antitez"i gelir. Sentezi ise Hegelin "romantik" diye nitelendirdii sanat oluturur. Bu sanat Hristiyanlkla balayan ve bir nceki dnemin insani deerini korumakla birlikte onun cansz soukluunu reddeden sanattr. Bu nc aamada, Yunan skuneti terk edilir; heykeltralk, resim, mzik ve iir, ruhun mcadeleleri ve aclarn ifade eder. Ancak sanatn aheserleri deaya, mutlak Ruha nihai olarak sahip olmay ifade etmezler. "Yalnzca sonunda gerekte ne ise o olan varlk" nihai ifadesini, sadece felsefede -ve garip bir ekilde Hegelin felsefesinde- bulur. Bylece dinin hakikati gibi sanatn da hakikati yalnzca, deann biricik doru ifadesi olan felsefede bulunur. Benedetto Croce, Hegelin estetiinin "sanatn btn biimlerini srayla gzden geirdii"ni ve "onlarn tmn, zerinde felsefe yaztnn bulunduu bir mezara koyduu"nu sylemektedir. Sanat, deann klk deitirmi, rtk bir ifadesi olduundan Hegel, "sanatn dnce nnde lm"nden sz edebilmektedir. Gzel, sadece dorunun bulank bir kefidir. Hegelde veya Platonda sanat yalnzca diyalektiin bir urak yeri, deann fethine giden yolda geici bir aamadr.
Hegel iin de yledir, ancak tarihsel bir bak as iinde yledir

n 2. Kant estetiinin ana iddialar


Kantn XVII. yzyldan bu yana Yarg Gcnn Eletirisinde teklif ettii estetik, phesiz gzellik deerinin kendine zglne daha fazla sayg gstermektedir. Kantn analizleri bize almam grnmektedir. phesiz daha iyi anlamak iin onlar, Kantn felsefesinin btn iine yerletirmek gerekir. Burada Kantn, kendilerinden hareket ederek, estetik deerin zelliini belirttii drt nl forml hatrlatmakla yetineceiz: 1. Estetik haz, bir nesneyi veya bir temsil biimini hibir kar gtmeyen bir holanma veya holanmama duygusuyla yarglama yetisidir. Bu holanma duygusunun konusu olan eye, gzel denir. 2. Kavramsz olarak herkesin houna giden ey, gzeldir. 3. Gzellik, bir nesnede, kendisine herhangi bir erein tasarm elik etmeksizin alglanan bir ereksellik biimidir. 4. Kavramsz olarak zorunlu bir holanma duygusunun nesnesi kabul edilen ey, gzeldir.

211

Sanat
Zevk yargs, kar gtmeyen bir yargdr

a) Birinci forml, gzellii faydal olanla veya tamamen znel olan bir kar, bir hazla tanmlayan btn doac estetiklerin karsna konabilir. Sanat eserinin verdii haz, biyolojik bir eilimin doyurulmas deildir. Yeme arzusu uyandran bir "natrmort" veya cinsel bir arzu uyandran "plak kadn" resmi, bizim iin bir sanat eseri olma zelliini kaybederler. Tensel arzularmz doyuran hayali gdalar olmalar yle dursun, kar gtmeyen bir seyretmenin nesneleri olan sanat eserleri, bizi bu arzudan kurtarrlar. Bu noktada Kantn bir rencisi olan Schopenhauern iyi bir biimde grd ey, budur. Ona gre, estetik davrann kar peinde komay, bencil ve kr yaama isteine en iyi aredir. Estetik seyir beni hayran brakr, onda ben arzularmn zorbalndan kurtulurum. Trajik tiyatro zellikle bu klece yaama isteini kar gtmeyen seyretmeye dntrme zelliine sahiptir. Onda yaama isteinin atelilii, bir seyir, bir seyretme konusu olur. Ayn ekilde mzik, kendisini nesnelletirerek bizi bu yaama isteinden kurtarr (Allegro arzunun ykselii, adagio onun doyurulmasnn arkasndan gelen hayal krkl anlamna gelir). b) imdi Kantn estetik deerin temelinde bulunan ift anlamll hayranlk verici bir biimde aydnla kavuturan ikinci ve drdnc formllerini inceleyelim. Estetik haz yargsnda, evrensel, zorunlu, ama akl-d, kavrama yabanc bir ey vardr. Bu iki noktay gz nne alalm: phesiz bir sanat eserinin gzellii, znel veya kolektif bir duyguya bal deildir. O, evrensel bir deere sahip olma iddiasndadr. Burada anlalmam sanat eserlerinin var olmas olgusunun kendisini kesinlikle geersiz klmad bir evrensellik, olgu evrensellii deil, bir hak evrensellii sz konusudur. Sonuta birok insan matematikten de anlamamaktadr, ama bundan dolay matematik doru ve geerli olmaktan kmamaktadr. Gzelin evrenselliini gsteren ey, gerekten gzel bir sanat eserinin onu douran psikolojik ve toplumsal koullar artk alm olduunda dahi kltrl bir evrede hayranlar bulmaya devam etmesidir. Bizim toplumumuz artk kesinlikte Homerosun iinde yaad toplum deildir, ama Odysseus, iirinden hibir ey kaybetmemitir. Etienne Souriaunun doru bir ekilde syledii gibi, "Don Juann valsi, Mozartn adalarnn gznde, bu dans, zamanl Fransz saray dansna (menuet) kart olarak kyl dans klan toplumsal karakterini ada insan iin kaybetmitir. Ama bu kaybediin, mzii mziksel varlna indirgemek dnda ne sonucu olmutur?". Bu mziksel varlk, btn sosyo-psikolojik tikellikleri aar. Olgusal olarak deil, hak bakmndan evrensel olan estetik deer, ayn zamanda zorunludur. Vermeerin dier herhangi bir nemsiz Hollandal ressamdan stn olduunu kabul etmemek imkanszdr. Racinein trajedilerinin Voltairein trajedilerinden daha gzel olduunu kabul etmemek imkanszdr vb. Ancak bu evrensellik ve bu zorunluluk "kavramsz olarak" tannr. Bir sanat eserinin deeri souk akl yrtmelerle kantlanabilir bir ey deildir. O duyulur, kantlanmaz. Racineden haz almam iin, Boileaunn iir Sanatn okumu olmama ihtiya yoktur. Estetik duygu, anlkla hayal gc arasnda nceden grlemez, bir tr mucizevi bir uyum gerekletirir. Kant iin estetik duygu, salt znel bir zevkle evrensel bir yarg arasndaki elikiyi somut olarak zer. Kanta gre estetik zevk, sadece bir duygu yargs (Gefhlsurteil) deildir, ayn zamanda bir yarg duygusu (Urteilsgefhl), baka deyile duyguyu konu alan zorunlu bir tmeldir. c) imdi estetik deere, "ereksiz bir ereksellik" ykleyen Kantn nc formln aklamamz gerekmektedir. Sanat eseri, bir uyum olduu iin, bir ereksellie sahiptir. Bu "ereksiz" bir erekselliktir, nk sanat eserinin uyumu kendisinden baka bir ey deildir;

Gzelin duygusu a priori olarak vardr

Sanat eseri, ne duyusal bir kara, ne aklsal bir kara cevap verir

212

Sanat
sanatn dnda bulunan bir erein hizmetinde deildir. Onun bu, bir erei olmayn, rnein, temsilin sonunda aktrlerin seyirciyi selamlamalar iyi bir biimde ifade eder. Onlar el ele tutuurlar ve seyirciye teekkr ederler. Bylece daha nce olanlarn bir oyundan baka bir ey olmad anlalr. Sanata "dtan" olan bir erein olmamas platoncu ve hegelci sanat kuramlarna kar kma imkann verir grnmektedir. O halde bir sanat eserinin estetik deerini felsefi doruluu veya ahlaksal niyetlerine gre yarglamamalyz. Sanat bir haberci deildir. Bir davaya balanan sanat -ki byle bir sanat gerekten sanatsal olabilir- sistemli olarak dar atmakszn, bir sanat eserinin asl anlamnda sanatsal deerini meydana getiren eyin onun bir davaya balanmas, herhangi bir ahlaksal, siyasal, dinsel idealin hizmetine koulmas olmadna iaret edeceiz. Gatan Picon, hakl olarak, Pharsale kabartmalarnn, sadece Demeter ve Kornin tanralna inananlar, katedrallerin ise sadece Nazarethli sann Tanr olduuna inananlar iin hayranlk uyandrc eyler olmadn hatrlatmaktadr. Hatta belki Malrauxnun iaret ettii gibi, estetik deerler dnyaya "gerek Tanr"nn heykelini bir "put"un karsna koymaktan vazgeerek "her iki heykel"e de hayran olunmaya baland gn girmitir.

n 3. Gzel sanatlar
Estetik, felsefi bir disiplindir ve felsefe, birlik ve tutarlla aktr. O halde estetikilerin, estetik ifadelerin eitliliini bir "sistem"e gre dzenlemeye almalarna armamak gerekir. nce gzel sanatlarn hiyerarik bir dzene gre snflandrlmalar giriimlerinden sz etmek gerekmektedir. Charles Lalo, bu giriimlerin zayfln gstermitir, nk her hiyerari bu hiyerariyi kurann felsefi grlerine baldr. Bylece Hegel ve Schopenhauern birbirine kart hiyerarileri, kendi felsefeleri gz nnde bulundurularak aklanabilir. Hegel iin sanat deay somut bir biim altnda gstermekten baka bir ileve sahip olmadndan, onun en yksek biimi edebiyat, en aa biimi mziktir. nk mzik, her trl fikirden en kolayca vazgeebilen bir sanattr. Buna karlk hegelci tmmantkla tamamen kar karak evrenin tzn bilin-d ve sama bir yaama isteinin meydana getirdiini ileri sren Schopenhauer, akln dilini konumayp varln derinliklerini harekete geirdii iin mziin sanatlar arasnda birinci sanat olduu sonucuna varr. Klasik sistemler, genel olarak uzaya ilikin sanatlarla, zamana ilikin sanatlar ayrmn yapmakla yetinirler. plastik sanatn (mimari, heykeltralk ve resim) karsna, ritm sanatn (dans, mzik ve iir) koyarlar. Hem uzayla, hem zamanla ilikisi olan sinema sanat, bu bak asndan yedinci sanat olarak adlandrlr. Ancak ne romana, ne tiyatroya yer veren bu snflamann yetersiz olmas bir yana, Souriauyu izleyerek, buradaki plastik ve ritmik ztln eletirebiliriz. Plastik sanatlarda da zaman vardr ve ritmik sanatlar da bazen uzay sanatlar kadar uzayla ilgilidir. iirde uzay nemlidir. Guillaume Apollinairein Calligrammesnn tipografisi o kadar nemlidir ki o olmasa iirleri anlalamaz. Uzay, mzikte de nemlidir. Orkestrann alglarnn sahnedeki yerleri, salonu dolduran sesin hacmini bir yana braksak bile, mzikte sesler yksek ve alaktr, ykselir ve alalrlar. te yandan antlarn grsel grntleri saatler ve mevsimlere gre deimez mi? Yunan tapnaklarnn ihtiamnn ayrlmaz bir paras olan zamansal zellii inkar etmek de faydaszdr. Van Goghun resimlerindeki sinirli zaman, Matissein resimlerindeki durgun, uyuuk zaman grmemek mmkn deildir.
Gzel sanatlarn hiyerarik snflandrlmas

Farkl snflandrma ilkeleri

213

Sanat
Alain de kendi payna bir sanatlar snflamas yapmtr. Bu snflamann ilkesi, toplum sanatlar (dans, tiyatro) ve bireysel sanatlar (resim, heykeltralk) ayrmdr. Bu sonuncular "mevcut insani dzenin dorudan katks olmakszn sanatnn eyle ilikisi" ile aklanrlar. En basiti, belki sanatlar duyu organlarndan hareketle snflandrmak ve dokunsalkassal sanatlardan (spor ve dans), grsel sanatlardan (mimari, resim, heykeltralk), iitmeye dayanan sanatlarndan (mzik ve edebiyat), grme ve iitmenin sentezine dayanan sanatlardan (tiyatro ve sinema) sz etmektir. Souriau, Sanatlarn Snflandrlmalarnda iki ilkeye dayanan bir snflandrma nerir: nce izgiler, hacmlar, renkler, parlaklklar, hareketler, karlan sesler ve mzikal sesler ayrm; sonra birinci dereceden sanatlar (temsili olmayan sanatlar) ve ikinci dereceden sanatlar (temsili sanatlar) ayrm.

214

Sanat

A N A

F K R L E R

Bir zamanlar Anatole France yle yazmt: "Bay Bergeretnin kk kpei yenebilir olmayan gn mavisine hibir zaman bakmazd." Estetik deerler, ancak bir insani bak veya kulak iin yledirler. Kelimenin gerek, yani sanatla ilgili anlamnda gzel, ne tensellie, ne sradan bir kara indirgenebilir. Kant, XVIII. yzyldan bu yana estetik deerin kendine zgln iyi bir biimde gstermitir. Gzele ilikin yarg, "kavramsz", yani akln kurallar veya normlarndan karlamaz olmakla birlikte kar gtmeyen, evrensel ve zorunlu bir yargdr (Baka deyile onda znel veya keyfi olan hibir ey yoktur). Racinein bir trajedisinin gzelliini bana kabul ettirmesi iin Boileaunun iir Sanatn bilmek ihtiyacnda deilim. ada sanat felsefesi basit bir fenomenoloji, aklama olmaktan ok betimleme, kendisine ihanet edilmeksizin bir baka deneyime indirgenmesi mmkn olmayan bir deneyimin betimlenmesi olma iddiasndadr. Psikanalistler ve sosyologlar, sanat eserini evreleyen eyler, onlarn konular veya malzemeleri hakknda bize bilgi verebilirler, ama gzellik olmak bakmndan gzellik deeri zerinde bize herhangi bir aklamada bulunamazlar. Leonardo da Vincinin psikanalizini yapm olan Freud, belki bizi Louvredaki Saint Anne tablosunda Meryemin elbisesinin kvrmlarna farknda olunmakszn izilmi takntsal bir akbabann varln grmeye davet etmekte haksz deildir. Ama Freudun aklamad ey, Leonardonun almasnn niin bir aheser olduudur. Tarihsel ve sosyolojik aklama da ayn lde ksa menzillidir. Rembrandtn dehas, dneminin Hollandasndan hareketle aklanamaz, nk sonuta en nemsiz Hollandal bir resim ustas da kendi zamann yanstmaktadr, ama o bir Rembrandt deildir. Sanat sosyolojisi gibi psikoloji de sanatta her zaman ancak sanatsal olmayan eyi aklar. Tensellie, maddi karlara indirgenemez olan estetik deer, ayn ekilde ahlaka da indirgenemez. (Kendini siyasal, ahlaksal veya dinsel amalarn hizmetine koan) bir davaya "balanan" bir sanat olabilir, ama sanat eserinin deerini meydana getiren "balanma" deildir. Hatta belki Malrauxun ileri srd gibi estetik deerler insanlarn artk "gerek Tanr"nn heykelini bir "put"un karsna koymakla yetinmedikleri, her ikisine de hayranlk duymay rendikleri gn dnyaya girmitir. Estetik deer o gn ahlaksal ve dinsel deerler yannda kendine zg varln kazanmtr.

215

Sanat

YORUMLAMA METNLER
Plotinosa gre gzel kavram
Yukar dnyann ve iinde yaadmz aa dnyann gzel eyleri niin gzeldirler? Onlarn gzel olmalarnn nedeni bir kavramdan pay almalardr. nk formdan yoksun olan her ey bir form almak zere varla getirilmitir ve bir kavram, bir akldan veya formdan pay almadka irkin ve tanrsal akla yabanc olarak kalr. Kavram, bir varln kendisinden meydana geldii birok parasn birbiriyle birletirerek onlar dzene sokar. Onlar ayn noktada toplanan bir btn haline getirir ve birbirleriyle uyum iine sokarak onlarda birlii yaratr. nk kavramn kendisi birdir ve onun kendisine biim verdii varln da -birok paradan meydana gelen bir varln yle olmas ne kadar mmknse- bir olmas gerekir.
Plotinos, Enneadlar

nin, okluun karanlklarna derek alalr. Bununla birlikte Bir yayldnda, karanlklatnda ve oklukta yok olduunda, bu okluk birlii yeniden bulmaya, en yksek kaynanda aydnlanmaya ve hareketsizlii yeniden kazanmaya alr. Yukar dnyadan iinde bulunduumuz dnyaya doru inen tama hareketine, iinde bulunduumuz dnyadan yukar dnyaya doru giden bir dnme hareketi karlk olur. Bu hareketle bedene dm, ktnn iinde karanla brnm olan ruh, tekrar kendini toplayacak ve balangtaki ilkeye kadar ykselmeye alacaktr. Bu dnya, yukar dnyann ilkelerinden tmyle kopmu deildir. Aklsal gzellikler gibi duyusal gzellikler de vardr. Duyusal gzellikler aklsal gzelliklerin yansmalardr. Yukar dnya lml bir bedenin duyusal gzelliinde mevcuttur ve onun oradaki varl aa karlabilir. "...gzel olmalarnn nedeni ... bir kavramdan pay almalardr..." Bu ayn kitabn nc paragrafnda Plotinos, grkemli bir ekilde mimarinin, bir binadan talarn vb. attmz zaman geride kalan ey olduunu syleyecektir. Eer ev gzelse "bunun nedeni, evin d varlnn, talar bir yana brakrsak, onun blnmez varln oklukta gsteren i kavramdan baka bir ey olmamasdr". Gzellik, kavramn mevcudiyetidir. Burada Platonun etkisi ok aktr. Plotinosun bu kitabn banda kendi kendisine sorduu sorular, ("Grmenin cisimdeki gzellii grmesini mmkn klan ey nedir?"... "Neden ruha ilikin olan her ey gzeldir?"... "Btn gzel eyler tek ve ayn olan bir gzellikten tr m gzeldirler, yoksa cisimlerde ayr bir gzellik dier varlklarda ayr bir gzellik mi vardr?"... "Bu gzellikler veya bu gzellik nedir?"), Platonun Byk Hippiasnda sorduu sorularn aynlardr. Plotinosun zmleri, dorudan doruya Platonun len ve Phaidros kitaplarnda syledii eylerden esinlenmektedir. Platonun temel retimi, duyusal gzelliin bir deadan pay almaktan ileri geldii ve ruhun dealar hatrlamasndan tr bu gzellii tand ve sevdii idi. Phaidrosta Platon, her insan ruhunun biri yumuak ve uysal,

YORUM a) Metnin sunulmas rencisi Porphyrios tarafndan kaleme alnm ders notlarndan meydana gelmi ve yaymlanm olan Plotinosun eseri, alt Enneaddan, yani her biri dokuz kitab bir araya getiren gruplardan oluan elli drt kitab ierir. Birinci Enneadn altnc kitabndan karlm olan yukardaki metin, bize Plotinosun estetiinin ana temasn vermektedir. O, ancak Plotinosun ok orijinal bir sentezini yapt Platon, Aristoteles ve stoaclarn eserlerinden hareketle tam olarak anlalabilir. Plotinos (204-269) sadan sonra nc yzylda retimde bulunmutur. b) Ayrntl yorum "...yukar dnyann ve iinde yaadmz aa dnyann gzel eyleri..." Yukar dnya ile iinde yaadmz aa dnya arasndaki kartlk, Plotinosun felsefesinin temel bir temasdr. Plotinosa gre varln en yksek kayna olan dille ifade edilemez Bir, kendiliinden etrafa yaylr, baka varlklar meydana getirir, sonunda madde-

216

Sanat
dieri sert ve itaatsiz iki at sren bir arabac gibi olduunu anlatr. Vaktiyle gkte ruhlar tanrlarn alayn izlemiler ve kt huylu atn taknlna ramen kendinde adalet, kendinde bilim gibi saf zlerin parlak dnyalarn ksa sreliine grmlerdir. Kt huylu at tarafndan aaya doru ekilmi olan ruhlar tekrar dnyaya dmler ve beden hapishanesine girmilerdir. Bununla birlikte onlar dealar dnyasnn silik bir hatrasn korumakta ve kavramlar yakalama, duyumlar okluundan genel kavramn birliine ykselme gcn ellerinde tutmaktadrlar. Platona gre bu dnya zerinde ruhlar uyandrmaya, onlara bedene girmeden nce tandklar o mutlak gzelliin hatrasn yeniden kazandrmaya en uygun ara, duyusal gzellii seyretmektir. "...formdan yoksun olan her ey .... irkin ... olarak kalr..." Gzel olan ancak maddede bir kavramn varldr. Bununla birlikte bu varlk burada aristotelesi kavramlarla ortaya konmaktadr. Platoncu pay alma kavramnn yerine burada aristotelesi form kazanma kavram gemektedir. mile Brhiernin ok yerinde olarak belirttii gibi, "pay alma, maddenin form kazanmasyla ayn anlama gelmektedir. Ama burada dil artk Platonun dili deildir, Aristotelesin dilidir. Plotinos btn bu blmde, bir yeni-platoncunun duyusal eyleri ele almak ihtiyacn duyduu dier btn durumlarda olduu gibi, aka Aristotelesin etkisi altndadr". "...mutlak irkinlik..." Mutlak irkinlik, formdan yoksun olmadr. Plotinosaa gre kt, pozitif (gerek) bir varla sahip olmad gibi, irkinin de pozitif (gerek) bir varl yoktur. Negatif deer kavram, Kantn 1763 ylnda felsefi dnceye teklif edecei "negatif byklk" kavram, Plotinosun mistik iyimserliinde mevcut deildir. Plotinosu yukar dnya-aa dnya ayrmnda gnostik, manikeist trden bir ikilik grmekten saknalm. Plotinosun kendisi, gnostik mezheplere kar bir eser yazmay gerekli grmtr. Onun iin, iyinin dnyasna rakip olacak bir ktnn dnyas yoktur. Kt, Plotinos iin, kendine ait olan varlk plannda iyi ile kavga eden pozitif bir tz deildir. "Kt sadece bilgeliin klmesi, iyinin yava yava ve srekli olarak azalmasdr." Kt, asli bir tz deildir, peinde koanlar tarafndan sadece kendisinde zayf bir tarzda parlamaya devam eden iyinin bir yansmas olmasndan tr aranan eydir. Gen Augustinusu ikici manikeist yanlglarndan kurtaracak olan eyin, Plotinosu okumas olduunu unutmayalm. Bazlarnn pozitif bir z olarak tasvir ettikleri irkinlik, (Franois Mauriac Hatralarnda bykannelerinden biriyle ilgili olarak onun yallnda irkinliin parlak kalntlarn muhafaza ettiini sylemekteydi) bir gzellik yokluundan, gzellii elinden karmadan baka bir ey deildir. irkinlik ancak gzellikten hareketle tanmlanabilir. O, gzelliin kararmasnn, gzelliin dalmasnn, alalmasnn en son noktasdr. Bu noktada Birin "yaylmas" artk son bulur, ortadan kalkar. Her trl gzelliin ortadan kalkt, yani Birin etkide bulunmaktan kesildii yerde varln kendisi de ortadan kalkar. Varlk ancak Birle, onun sayesinde var olduu iin; gzellik, gzn grebilecei duyusal hale getirilmi birlik olduu iin, irkinlik yetersiz, az birlikten baka bir ey deildir. Mutlak irkinlik her trl akln ve formun yokluu olduuna gre, o, yokluktan, hilikten baka bir ey deildir. "...Kavram, bir varln kendisinden meydana geldii birok parasn birbiriyle birletirerek onlar dzene sokar..." Gzelliin uyum ve simetri olduu gr daha stoaclarda karmza kmt. Plotinos, Gzellik zerine adl kitabnn banda "grnr gzelliin, paralarn birbirine ve btne olan simetrisi" olduunu hatrlatr. Ancak stoac reti yetersizdir, nk o Platonun hakl olarak ileri srd gzelliin eitli planlarnda yukarya doru ykselen hiyerarisini tanmazlktan gelir gibidir. Tek bana simetri, gzeli meydana getirmez ("nk birdenbire geceyi delen imein gzelliinde sz konusu olan simetri hangisidir?"). Gzeli meydana getiren ey, kavramn mevcudiyetidir ve bileik varlklara birlii kazandrarak gzellii veren ey, kavramn aknldr. "...onun kendisine biim verdii varln da birok paradan meydana gelen bir varln yle olmas ne kadar mmknse bir olmas gerekir" Bir, Plotinos iin, en yksek gereklik, gerek Tanrdr. Bir, kesinlikle Varlk deildir; o daha ok her var-

217

Sanat
ln dille ifade edilemez kaynadr. O, her eydir ve bu eylerden hibiri deildir. O, her varln, her hayatn, her deerin kendisinden kt eydir. Ancak kendisi hakknda hibir eyin, ne hayatn, ne zn tasdik edilemeyecei eydir. O, her eyin stndedir ve her eyin mutlak kaynadr. Bir, her varln -ontolojik tamln ve dolaysyla hatta farkl derecelerinde gzelliin- kendisiyle var olduu eydir. "Bedende egdm birlii olduunda, salk vardr. Paralar bir arada tutan birlik olduunda, gzellik vardr. Paralarn bir arada bulunmas ve uyuma doru gidi sz konusu olduunda ruhta uyum vardr." Her varlkla ilgili olarak "onun ne kadar az varsa o kadar az bir olduu, ne kadar ok varsa o kadar ok bir olduu" sylenebilir. Gzellik dereceleri -birliin gerekleme dereceleri olduklarndan- ayn zamanda ontolojik tamlk derecesini gsterir. c) Sonu Platonun retiminde esas olan iinde barndran plotinosu estetik, metafizik bir estetiktir. Duyusal gzellikler, aklsal gzelliklerde daha yksek bir derecede var olan deadan pay aldklar iin gzeldirler. Gzelin dorudan bamsz bir varl olmad gibi (Gzel, dorunun gz kamatrc grkemidir) Varlktan bamsz bir gereklii de yoktur (Gzellii meydan getiren birlik, ayn zamanda varlklar da ortaya koyar).

218

Sanat

TARTIMA KONULARI

Gzeli nasl tanmlayabiliriz? Aadaki szleri karlatrnz: "Gzellik, mutluluk vaadinden baka bir ey deildir." (STENDHAL) "Gzellik nedir? Bir uylam, ancak yere ve zamana gre deeri olan bir para." (IBSEN) "Gzel, her trl fazlaln dar atlmasdr." (MKEL ANJ) "Gzel, ancak faydal olan zerinde iek aar; bu, l ve kafiyenin balangta bellee hizmet amacn gtm olduklar iir iin bile geerlidir." (ALAIN) "Gzel, kar peinde komayan bir doyumun konusu olan eydir." (KANT) "Gzel, doruluk, oran ve dzendir."(KANT) "Gzel, bir haz olarak alglanan bir mantktr."(R. De GOURMONT) "Gzel, her zaman tuhaftr." (BAUDELARE) n Sanat ve toplum n Sanat ve metafizik n Sanat ve ahlak n Sanat eserleri aklanabilir mi? n Claude Royun u sznden ne anlyorsunuz?" nsan edebi sanatlar icat etti; edebi sanatlar da insan." n Pascaln u gr sizde hangi dnceleri uyandryor? "Asllarna hayranlk duymadmz eylerin

benzerlerine hayranlk duymamza yol aan resim ne bo eydir!" n Kafkann u sz hakknda ne dnyorsunuz?" Sanat dorunun etrafnda uar, ama ok kararl olarak yanmama isteiyle." n Thomas Mannn u sz hakknda ne dnyorsunuz?" Sanat, bir g meydana getirmez; o, ancak bir tesellidir." n George Moreun (1852-1933) ve Tolstoyun (18281910) u szlerini karlatrnz: "Sanat demokrasinin dorudan antitezidir" (MORE), "Byk sanat eserleri herkes tarafndan eriilebilir ve anlalabilir olduklar iin byktrler" (TOLSTOY). n Romain Rolland unu yazmaktadr: "Sanat, iddeti ortadan kaldrmaldr ve bunu sadece o yapabilir. Sanatn grevi Tanrnn kralln, yani sevgiyi hakim klmaktr." n Jean Rostandn u szleri sizde hangi dnceler uyandryor? "Eer bir bilim adam bir kefi yapmam olsayd, biraz daha sonra bir bakas onu yapacakt. Mendel kaltm yasalarn bulduktan sonra tannmam olarak lmtr. Otuz be yl sonra onu yeniden bulanlarn says tr. Ama yazlmam olan edebi bir kitap, asla yazlmayacaktr. Byk bir bilim adamnn erken lm insanl geciktirir, byk bir yazarn erken lm ise onu yoksun brakr."

219

Sanat

an Goghu oynayan Kirk Douglas, Mozart canlandran Tom Hulce, Camille Claudel ve Rodini yorumlayan Isabelle Adjani ve Grard Depardieu sanatsal yaratmn birok cephesini gstermektedirler. Bergson, "Nerede sevin varsa, orada yaratm vardr" der. Yaratc, sanat eserinin byk yaratcs, resimle, mzikle, edebiyatla, sinemann diliyle, kendine zg bir dnya kurar ve kahramanlarna zerk, zgr, bamsz bir hayat kazandrr. Flaubert, "Madam Bovary

benim" demekteydi. Ama Madam Bovary onun elinden kamtr ve Jean Renoirin Madam Bovarysi artk kesinlikle Flaubert deildir. Kahramanlar, Pirandelloda olduu gibi yazarlarn aradklar zaman bile yaratclarnn ellerinden kaarlar. Yaratcnn ve onun tarafndan yaratlm olanlarn hibir zaman birbirlerine tam olarak kavumakszn nasl birbirlerini kovaladklarn gsteren sanat ve kahramannn bir ikili varl, ikiye blnmesi sz konusudur.

n Solda: Bruno Nuyttenin Camille Claudel adl filminde (1989) Isabelle Adjani ve Grard Depardieu

Altta: Milos Formann Amadeus adl filminde (1984) Tom Hulce


n

Sada: Vicente Minellinin Vincent van Goghun Tutkulu Hayat adl filminde (1956) Kirk Douglas

220

Sanat

eklamclk bir sanat mdr? Reklamclk denen ifade biiminden nefret eden "reklamdan holanmayanlar"n dnda kalanlar iin phesiz evet. Bununla birlikte yedinci sanat (sinema) yurttalk hakkn, sanat olarak adlandrlma hakkn zorlukla elde etmitir. ar (Tsar) parfmnn bu reklam sanat kelimesinin gz nne alnd bir kelime oyununa dayanmaktadr. Fotoraf, izgi film, iizgi roman, radyo kendi balarna ayr sanatlar olmulardr. Reklam da yle yle olmutur. Malraux, "Sanat m? O, kendisiyle formlarn slup olduu eydir" demekteydi.

221

Sanat

B
"

u, sanat deil, Bu, gerek bir sanat olamaz... "Kaba" sanat (lart brut), "hipergereki sanat", "hayata yakn" sanat, "eyasal"(chosal),

"malzemesel"/maddi sanat, sanat mdr? Jouy-en-Josasda Cartier vakfnda bulunan Armann bu heykeli, Long Term Parking (uzun sreli park etme), ok nldr.

Ama burada hangi lde bir sanat eserinden sz edilebilir? Eskiler "zevkler tartlmaz" demekteydiler, Hegel de Estetikinde bu konuyu yeniden ele almtr.

Ama onu en iyi bir biimde ifade eden Etienne Souriaudur: "Yalnz sanat, bir formle brndrlemeyenleri ifade eder."

222

DN FELSEFES

224

ONDRDNC BLM
Tanr problemi
Einstein, Avrupaya yapt bir geziden Amerika Birleik Devletlerine dnmekteydi. Hava limannda bir gazeteci kendisine u soruyu sordu: "stat, Tanrya inanyor musunuz?" Sylendiine gre nl bilgin ona u cevab verdi: "nce bana Tanrdan ne anladnz tanmlayn, Ona inanp inanmadm syleyeyim." nk "Tanr var mdr?" sorusunun cevab Tanr kelimesine verilen anlama baldr. Felsefe dilinde varolu sorusunun cevab, z hakknda sahip olunan tasarma baldr. "Tanr vardr" diyenle "Tanr var deildir" diyen arasndaki diyalog, bazen bir sarlar diyaloudur, nk onlarn ikisi "Tanr" kelimesine ayn anlam yklememektedirler. te yandan iki insan Tanrnn var olduunu savunduklarnda da zorunlu olarak ayn grte olmalar gerekmez, nk "Tanr" kelimesi her ikisinde tamamen farkl fikirlere gnderebilir. Bu balang gl hi olmazsa iin banda uzun zamandr klasiklemi bir kant, evrensel kabul kantn, tartmamzn dna atma imkann vermektedir. "Tanr vardr, nk hemen hemen btn uygarlklar, hemen hemen btn insanlar ona inanmlardr" denmektedir. Byle bir akl yrtme hemen hemen hi kantlayc deildir, nk bir doru gibi, yanl zerinde de insanlar uyuabilirler ve bir grn herkes tarafndan kabul edilmesi onun deerinin gvencesi deildir. te yandan aslnda ortada byle evrensel bir kabul de yoktur, nk "Tanr" kelimesi eskiden en eitli inanlara iaret etmi olduu gibi imdi de ok farkl grleri iine almaktadr. "Tanrnn varl lehine ve aleyhine" klasik tartmaya girimeden nce Tanry tasarlamann farkl biimlerini bilmemiz gerekir. Ayn zamanda tanrtanmazclk (ateizm) diye adlandrlan ve dar anlamda sadece u veya bu Tanr anlaynn deil, tm tanr anlaylarnn reddi anlamna gelen tutum hakknda baz bilgiler vermemiz uygun olacaktr. Gerekten burada bir glk vardr. Baka bir ad altnda ona bir yer verse de Tanry reddeden her felsefeyi "tanrtanmaz" olarak grebilir miyiz? Veya iinde Tanr kelimesinin bulunmad gerekesiyle bir sistemi tanrtanmaz bir sistem olarak grme hakkna sahip miyiz?
nce Tanrnn ne anlama geldiini bilmek gerekir

1. Farkl tanr anlaylar; tanrtanmazclk


n 1. Geleneksel tanrclk (teizm)
"Vahyedilmi" btn byk dinlerin (Yahudi, Hristiyan, Mslman) anlay olduu iin bu Tanr anlay en bilinendir. Aziz Augustinus, Aziz Thomas, Descartes, Malebranche, Pascalda, ada Hristiyan filozoflarnda bu anlayla karlamaktayz. Pascal, filozoflarn ve bilim adamlarnn Tanrsnn karsna dinlerin Tanrsn, brahim, shak ve Yakubun Tanrsn koyduunda burada Tanr anlaynn kendisi ile ilgili bir kartlk-

225

Tanr problemi
tan ok bu Tanry bilme, onun varln tasdik etme aralaryla ilgili bir kartlk sz konusudur. Metafizik, Tanrya ulamak iin sadece akla bavurur. Buna karlk din z itibariyle -ve bazlarna gre tamamen- kutsal bir metnin insanlara vahyedilmi olduuna inanmaya dayanr. O halde Tanrya erime yollarn ele aldmz zaman bu ayrmla megul olmamz uygun olacaktr.
Akn bir tanr

Tanrc anlayta Tanr her eyden nce evrenin yaratcsdr. O, yaratlm dnyaya akndr (yani dnyann dnda ve stndedir). O, var olan her eyin kayna, mantksal dorularn, doa yasalarnn ilkesi, ahlak deerlerinin en yksek kayna ve gvencesidir. Bu ilke, genel olarak, bir kii, mkemmel, her eye gc yeten ve ok iyi Varlk olarak tasarlanr. Bu bak as iinde Tanr bir kii ise de phesiz kendisine hitap edebileceimiz, ancak kendisini tam olarak tasarlayamayacamz akn bir kiidir. Tanr benim yaratlm snrl aklm aan sonsuz ve esrarl Varlktr.

Kendi imgemize gre tasarladmz bir Tanr?

Filozoflar ve tanrc tanrbilimcilerin Tanr hakkndaki bu tanmlarn, kitlenin Tanr hakknda sahip olduu "insani, fazla insani" imgeden, herkesten nce tanrc dnrlerin eletirdikleri o safa imgeden zenle ayrmak gerekir. Kimse, insann, Tanry kendine gl benzer bir varlk olarak tasarlama ynnde gl bir eilime sahip olduunu yadsmaz. Voltaire bu eilimi, ok etkileyici bir forml iinde dile getirmiti: "Tanrnn insan kendi imgesine gre yaratt ileri srlmektedir. nsan Tanrnn kendisiyle ilgili olarak da ayn eyi yapmtr." M VI. yzylda Kolophonlu Ksenofanes yle demekteydi: "Etiyopyallar tanrlarn siyah ve bask burunlu olarak tasvir etmekte, Trakyallar kendi tanrlarnn mavi gzl kzl sal olduunu sylemektedirler. Eer kzlerin, atlarn ve aslanlarn elleri olsayd ve eer onlar elleriyle insanlar gibi resim yapp sanat eserleri meydana getirebilselerdi, atlar tanrlar at eklinde, inekler ineklere benzer grnmde izerlerdi." Max Scheler, "Muhammedin Tanrsnn ln vahiliine alk bir eyhin banazlndan bir eyleri iinde tadn, gen Cermen halklarn Hristiyan Tanrsnn mavi gzl Kuzey Almanyal bir efi hatrlattn syleyecektir. Bylece birok tanrc filozof, Tanrnn bir sr olduu olgusu zerinde srar ederek Tanrya ilikin her trl tasarmn bo ve aldatc olduunu kabul ederler.1 Gabriel Marcel yle demektedir: "Tanrdan sz ettiimde, sz ettiim Tanr deildir."2 ou kez tanrtanmaz olduunu syleyenler, yalnzca Tanr hakkndaki safa ve insanbiimci bir imgeyi reddederler. Onlar bir vitray tanrsna, bir puta inanmay reddederler. rnein, le Dantec yle demekteydi: "Tanrtanmaz olduumu sylediimde sadece doa yasalarnn bir insandan sz eder gibi kendisinden sz etmenin mmkn olduu bir Tanrda te1 Fakat Tanrya dua eden, bir baba olarak ona hitap eden, ona aclarn ve mitlerini aan inanan, nasl her zaman onu somut olarak tasavvur etmekten, ona insani davranlar yklemekten kanabilir? Dinin tanrs ayn zamanda esrarl ve insana yakn bir Tanrdr. duard le Roynn iaret ettii gibi son derece nemli ve yaygn bir olgu udur ki Tanrya ilikin insanbiimci anlay hem felsefi bakmdan yasak, hem de dinsel bakmdan zorunludur. Bu sz sadece tanrsal gerekliin, kendileriyle bu gereklii tasavvur etmeye altm szler, kavramlar ve yoksul imgeleri sonsuz olarak at anlamna gelmektedir. nsanbiimciliin eletirisi ok klasik ve srekli olarak yeniden ele alnm olan bir temadr. Urielin Raporunda Julien Benda Efendisine yeryznde yaayan insanlar hakknda hesap vermek zere dnyaya inmi olan ba melee unlar syletir: Onlar sizin hakknzda kendi llerine gre bir tasavvur gelitirmiler; yle ki buna gre Sonsuz olann bir az, gzleri kulaklar var."

226

Tanr problemi
mellerini bulduklarn syleyen varsaymn beni kesinlikle doyurmadn kastediyorum." Bu anlamda "tanrtanmazlar" bazen "kendilerine sunulan arptlm imgede Tanrnn varln kabul etmeyi reddeden insanlar" olacaklardr (Jules Lagneau). Ancak gerekte tanrclktan baka felsefi tutumlar da vardr.1 Srasyla panteizm, gerek tanr tanmazclk (Btn tanr tanmazlar, kendilerini tanmayan mminler deildirler) ve idealist "Tanr-deer" dinini inceleyeceiz

n 2. Panteizm
Etimolojik olarak bu kelime her ey (pan) tanrdr (theos) veya Tanr her yerdedir anlamna gelir. phesiz panteizmi btn eylerde, btn hayvanlarda tanrlar gren ok tanrc fetiizmle kartrmamak gerekir. Panteistler, tersine, evrenin temel birliine inanrlar. Ancak onlara gre Tanry evrenden ayrmamak gerekir. Tanr ne evrenin yaratcsdr, ne onun dnda veya onun stndedir (akn). Tanr evrenle bir der veya evren Tanrdadr, Onun dnda deildir. Tanrnn sonsuzluu zerinde ok srar eden panteistler yaratc bir Tanr kabul etmek istemezler. Onlar yle derler: Eer Tanr sonsuz ise kendi dnda bir evren yaratmamtr, nk sonsuz olana, tanm gerei, herhangi bir ey ilave edilemez. Eer Tanrdan ayr bir evren Tanrya ilave edilirse, evren art Tanr, Tanrdan fazla bir ey olur. O zaman Tanr sonsuz olamaz. Yaratc bir Tanrya inanmak, Tanrnn sonsuzluuna hakarettir. Eer Tanr kendisi dnda bir ey yaratm olsayd, o zaman var olan her ey, mutlak sonsuzluk olmazd. O halde evren Tanrdadr, Onun dnda deildir. Tanr evrene ikindir. Bylece stoaclar Tanrnn cisim olduunu sylemekteydiler. Ancak evren denilen byk cisim hareketsiz maddeden yaplm deildi. Tersine evren, Tanrnn ruhunu oluturduu canl bir varlkt. Tanr, dnyann ruhu, her eyin iinde bulunan akld. Ruhumuzun kendisi de tanrsal nefesin bir parasndan ibaretti. Yeni-platoncu bir filozof olan Plotinosa gre tikel ve somut varlklar Tanrnn bir yaratmnn konusu deildirler, onlar daha ok tanrsal birliin alalmasdr. okluk Birden yaratm sonucu deil, Birin zamanda ve uzayda dalmas sonucu ortaya kmtr. Olu, eylerin deien ak, Ezeli-Ebedi varln daha aa dereceden bir formudur. Spinozaya gre tikel somut gereklikler, tmdengelim yoluyla ezeli-ebedi tanrsal birlie geri giderler. Nasl gen kavramndan, onun i alarnn iki dik aya eit olmas sonucu kmaktaysa, tikel eyler de Tanrnn znden kan etkilerden ibarettirler. Sonlu varlklar Tanrnn yaratmlar deildir, Onun paralar "sonsuz tzn sonlu grnmleri"dir. Tanr veya doa (Deus sive natura), bizim ilerinden ancak iki tanesini, uzam ve dnceyi bildiimiz, sonsuz sayda ana nitelie sahip olan sonsuz tzdr. nsan, Tanrnn
kin bir Tanr

Stoaclar, Plotinos, Spinoza

te yandan lkan byk felsefi sistemleri ne geleneksel tanrcla, ne panteizme indirgenebilirler. Platon iin gerek Tanr, her eyin ezeli-ebedi rnekleri olan dealarn btndr. Ama gzlerini bu ezeli-ebedi rnee evirmi olarak kendisinin yaratmad, kendisinden nce var olan bir maddeyle dnyay meydana getiren bir Yapc da vardr. Aristoteles iin Tanr, saf dnce, dncenin dncesidir (nosis noeses). Tanr sadece dnyay yaratmamakla kalmaz, o ayn zamanda kendisinden aada bulunan dnyay bilmez. Buna karlk dnya, modeline ve ereine ynelir gibi Tanrya ynelir. Bylece Aristoteles iin Tanr dnyay bilmeksizin- "kendisine ynelen bu dnyann hareketsiz hareket ettiricisidir". Aristotelesi yorumlayan Ravaisson yle demekteydi: "Dnya kendisini dnen bir dnceye asl olan kendisini dnmeyen bir dncedir."

227

Tanr problemi
bir parasdr. nsann ruhu sonsuz dncenin bir n, bedeni ise sonsuz uzamn son derece kk bir parasdr.1
Hegelci panteizm

Panteizme yeni bir biim altnda XIX. yzylda Hegelde de rastlamaktayz. Hegel iin Tanr, nceleri doada uyku halinde bulunan, btn eksiksizlik ve parlakl ile ancak en sonunda kendini gstermek zere yava yava tarihte gerekleen mutlak ruhtur. Tanr nceden verilmi deildir, o kendisini insani kltrn rnlerinde aama aama gerekletirir. O halde Tanr nce, ileriye doru gitmekte olan insan ruhunun kendisidir veya daha doru olarak, geliimleri iinde, kltrn ve insani eserlerin kendisine doru yneldikleri mutlak bilgi, ideal snrdr. Aknln, tenin geleneksel roln, burada, gelecek stlenmektedir. O halde gerek aknlk yoktur. Tanr tarihin iindedir. Tarihin gerekletirdii deerler dnda deerler yoktur. ki halk, iki uygarlk attklarnda zafer kazanan halk veya uygarlk gerekte ruhun oluunun bir ann temsil eder. "Hak", muzaffer olan gle; "deerler", dnyann gidiiyle ayn ey olurlar. Tarihin sonunda baz halklar mahkum edecek, bazlarn balayacak son bir yarglama gn olmayacaktr. Tanr, tarihin dnda ve stnde olan akn bir yarg deildir. O, tarihin kendisidir, oluta gerekleen eydir: "Dnya tarihi dnyann en son mahkemesidir". Bununla birlikte evrende fiilen gerekleen ey, u anda zafer kazanan ey, tanrsal zn kendisinden ibaret olduu ey deildir, nk Tanr kelimenin, gerek anlamnda var olan deil, olacak olandr. Hegelden itibaren bu Tanr anlay, eitli biimler altnda byk bir baar kazanacaktr. Tm ada ilerleme felsefesi hegelci sistemden esinlenmitir. Onun Hristiyan dncesine uyarlanm bir dier yanksn Teilhard de Chardinin evrimciliinde veya air Rilkenin dncelerinde bulmaktayz: "Tanrnn gelecek olan, ebedi olarak gelecek olan olduunu, bizim yapraklar olduumuz bir aacn tam olgun meyvesi olduunu neden dnmeyelim? Meydana gelen her eyin bir balangc olduuna inanmyor musunuz? Bu Tanrnn kendisinin balangc olacak deil midir? Eer peinden kotuumuz ey oktan tarihe karm bir varlksa onun arkasndan komamzn ne anlam vardr?"

Panteizmin ift anlamll

Aslnda hegelci panteizm z itibariyle ift anlamldr ve iki ekilde yorumlanabilir: Ya bu kendini gerekletiren Tanr, insan zihninde srekli ilerleme iinde olan "idealin bir kategorisi"nden ibarettir (Renan) ve bu durumda insan bir yaratk olmaktan kar ve kendisi araclyla o idealin gerekletii ey, baka bir deyile Tanrnn kendisinin yaratcs olur veya Tanr, Oluun, -her aamasn daha nce gelen anlarla aklamamz mmkn olmayan, tersine her aamas kendisinden sonra gelen eyi hazrlayan, yalnzca mut1 Yahudi-Hristiyan tanrclkla (dnyann ve insanlarn yaratcs olan Tanr) panteizm (Tikel eyler Tanrnn ksmlarndan baka bir ey deildirler) arasndaki bu ztlk dinsel tutumun kendisinde, rnein sevgi anlaynda da devam eder. Panteist bir sistemde insann Tanry sevmesi anlalabilir (nk Tanr varln btndr), ama insann yaknn sevmesi pek anlalamaz (nk yakn Tanrnn bir dalmasndan, paralanmasndan baka bir ey deildir). Tanrnn tikel varlklar sevmesi ise daha da az anlalabilir bir eydir (nk Tanr bir ahs deildir, tikel varlklar ise onun ikin birliinin alalmas, azalmasndan baka bir ey deildir) (Spinoza Etikasnn beinci ksmnda XIX. teoremi kantlarken yle der: "Tanry seven kiinin Onun tarafndan sevilmeyi arzu etmesi imkanszdr"). Bireysel varlklarn balangtaki birliin paralanmasndan meydana geldii panteist bir metafizikte sevgi, ancak kaybolmu birlie duyulan nostaljik arzu olabilir. Bir bireye kar duyulan sevgi ise bir snrlama, tikel bir varlk iine "gmlme" olacaktr. Buna karlk tanrc bir dncede yaratlm insanlarn kendilerinin bir deeri vardr; sonsuz Varlka duyulacak sevgi, Tanrnn kendisinin sevdii insanlara kar duyulacak bir sevgiyi dlamaz. Aziz Yuhanna yle demekteydi: "Eer biri Tanry sevdiini sylyor ve kardeinden nefret ediyorsa o bir yalancdr. nk grd kardeini sevmeyen grmedii Tanry sevemez". Kurtulu tikelden tmele kata, yaratm eyleminin kendisinin yapt eyi bozmakta bulunmaz. Yaratlm insanlarn bir zerklii ve pozitif deeri vardr.

228

Tanr problemi
lak bilginin bilincinde yeniden ortaya kmak zere tarihte kendine yabanclaan dea tarafndan ynetilen Oluun- balangcnda fiilen var olan deadr. Ancak sadece Hegelin panteizmi deil, her panteizm ift anlamldr. Panteizm, Tanr ve dnyay birbirinden ayrt etmeyi reddetmedir. Bu ise iki ynde anlalabilir. Ya sadece Tanr gerektir, spinozac terimlerle sylersek, var olan sadece "yaratc doa", tzn birliidir ve okluu iinde eitli olan somut dnya, "yaratlm doa" sadece grnte vardr. Bu, dnyann kendisinin yalnzca bir rya olmasna karlk gerekten var olann sadece Tanr olduunu ileri sren Asya panteizmidir. (Bu anlaya akozmizm, yani kozmosun, evrenin var olmadn ileri sren reti denebilir.) Veya bunun tamamen tersine, sadece evren gerektir. Dnya, var olan eylerin toplamndan baka bir ey deildir. Bu durumda Tanr her eyi ifade etmek iin kullanlan bir kelimeden, bo bir kelimeden baka bir ey deildir. Ve panteizm burada klk deitirmi bir tanrtanmazclktr. "Eer her ey Tanr ise Tanr hibir ey deildir." Gerekten panteizm, tanrtanmazclktan, yaratcyla yaratlm arasndaki ayrm hayli zayflatmakla birlikte belli bir lde korumas bakmndan ayrlr. Stoallarda dnya ruhu dnya ile ayn ey deildir. Dnya ruhu, dnyay "geren", ona yap ve hayat veren eydir. Plotinos birle ou birbirinden ayrt eder: ok, Bir tarafndan yaratlmamtr, ondan "km"tr. Spinozada "yaratlm doa" "yaratan doa"nn yaylmasdr. Hegelde deann tarihin aknn dnda bir varl olmamakla birlikte, dnya tarihinin gerek, somut ak, kendisi altnda bulunan ve kendisini aklayan deadan ayrt edilir. Bylece panteist zm, zayf bir tanrclkla saf ve basit bir tanrtanmazclk arasnda kalmaya mahkum olarak, her zaman bir ift anlamllk gsterir.

n 3. Tanrtanmazclk (ateizm)
Bu, Tanrnn btnyle inkardr: Dnya akn bir varlk tarafndan yaratlmamtr; bir i birlikten, kendisinin gelimi hali anlamna gelecei bir ilkeden de kmamtr. O bir eree, kendisinin sonu ve gelimi hali olarak nceden konulmu bir hedefe doru ilerlemez. Maddenin herhangi bir yaratc neden veya yaratc nedene benzer bir ey tarafndan aklanmaya ihtiyac yoktur. Madde ezeli-ebedidir1, onun ne ba vardr, ne sonu. Evrendeki tm olaylar, zellikle insann varl ve tarihi, hareket halinde olan maddenin geliim yasalarndan hareket ederek aklanabilir. Maddeden km olan insan yava yava onun bilincine varmtr ve evrende nihai olarak eriilmesi imkansz hibir sr yoktur. Bu, zellikle marksistlerin bak asdr. O halde dar anlamnda tanrtanmazclk materyalizmi ierir.
Materyalist tanrtanmazclk

n 4. Bilinemezcilik (agnostisizm)
Bu terim, ounlukla, sadece Tanr hakknda hibir fikre sahip olunamayacan dnenleri deil (Sully-Prudhomme Tanry "anlamadm eyi anlamam iin bende eksik olan ey" olarak tanmlamaktayd) ayn zamanda bu dnceye Tanrnn var olup olma1 Tanrtanmazlar, zellikle marksistler, bu ifadeden holanrlar. Belki bu anlamda "ezeli-ebedi" ifadesi yerine "srekli, devaml" ifadesini kullanmak daha iyidir. nk tanrbilimin geleneksel terminolojisinde ezeli-ebedi her zaman devam eden deil, zamann dnda olan anlamna gelir.

Bilinemez bir Tanr

229

Tanr problemi
dnn bilinemeyeceini ekleyen kiileri iaret etmek iin kullanlr. Tanrtanmazclardan farkl olarak bilinemezciler, evreni esrarl bulurlar. Evrenin yaratlm olmas veya bir balangca ve sona sahip olmamas, ayn lde kavranlamaz eylerdir. Pozitivist Littr mutlan, "kendisine dalmak iin ne teknemiz, ne yelkenimizin olmad okyanus" olduunu sylemekteydi.

n 5. "Ruh dini"
Dorular ve deerlerin kayna olarak Tanr

Baz filozoflar, onda hakikatlerin ve deerlerin kaynan bulmalar bakmndan insan ruhunun kendisine Tanr adn verirler. Bu gelenek zellikle XIX. ve XX. yzyl Fransz idealizmi, Jules Lagneau ve Leon Brunschvicgin idealizmlerinden oluan gelenektir.1 Lagneaunun bak as yle zetlenebilir: Tanr, kelimenin gerek anlamnda var deildir. Tanr, deerdir; var olan deildir, olmas gerekendir; bir varlk deildir, bir taleptir. Var olan her ey snrldr, bamldr, ama dncemiz mutlak deer kavramna ykselebilir. Tanrnn var olduuna inanmak, Tanrya hakaret etmek, onu dondurmak, bir eya gibi ortaya koymaktr. Tanr varlk deildir, bir deerdir. Varolu Tanr iin bir tr kirlenme olacaktr. Sonu olarak Tanrnn tanrsalln korumak iin varlndan vazgeilecektir. te yandan bu "deer-tanr", elikiye dlmeden inkar edilemez. nk "Deerler yoktur" diyecek kadar ahmak biri, "Deerler yoktur" demenin, gizil olarak, deerli bir ey olduunu dnr ve bylece deeri inkar ederken onu tasdik etmi olur. Kendi zerine dner dnmez, kendi zerinde dnr dnmez her dnce, dncenin ilk ve ana tasdikinin dncenin deerini tasdik etmek olduunu kefeder. te dncenin kendisiyle kefedilen dncenin bu mutlakl, Tanrdr. Leon Brunschvicg iin Tanr, ruhumuza ikin olan dorunun ve adaletin ilkesidir. Bu idealizm, ounlukla denilenin tersine, bir panteizm deildir, nk burada Tanr doaya zde klnmamtr. Ruh, maddenin, eylerin varlnn hesabn vermek zorunda deildir; nk madde, ruhun altnda, bir eit ona layk olmayan eydir. Tanr, maddenin deil, dorularn ve deerlerin kaynadr. Brunschvicgin panteizmle ortak olarak paylat ey, Tanry akn bir varlk, bir kii olarak grmeyi reddetmesidir. Tanr ruhun, onun dnda bulunan, ona akn olan, esrarl bir kayna olmayp, ruha ikindir. Bilincin kayna olan Tanr bir kii deildir. "Tanr sevgidir" dendiinde bundan Tanrnn bizi yaratm olan ve bizi seven esrarl bir kii olduunu deil, basit olarak "bizde seven" ey, kar peinde komayan bir sevginin ruhsal ilkesi olduunu anlamak gerekir. Bu nedenle dolay Brunschvicg bir tanrtanmaz olarak grlmeyi istememektedir. Kiisel ve yaratc bir Tanrya inanmay reddetmek, ona gre, tanrtanmaz olmak deildir, tersine daha saf bir inanc, bu ikin Tanrya, "sembollerin bolluu, dualarn vgs, trensel debdebelerin ihtiam ile kendisine tapnlmayacak yoksul, plak Ruh-Tanrya" inanmay kabul etmektir. Brunschvicge gre, tam tersine, bir kiilik olan, yaratc ve dllendirip cezalandran bir tanrya olan inan insan biimcilik ve puta tapma ile lekelenmitir ve ruh-Tanry gzden karmas bakmndan tanrtanmazdr.
1 Brunschvicgin Spinozadan, Lagneaunun Descartes ve Kanttan esinlenmelerine karlk bu iki filozof esasta Tanr konusunda ayn grtedirler. Tanr, ruhtur ve bu ruh evrensel dorular ve deerleri kavramas bakmndan insan ruhudur.

230

Tanr problemi
Grld gibi filozoflarn Tanr hakknda sahip olduklar anlaylar ok eitlidir. Geleneksel Tanrnn varl problemini ak bir ekilde tartmak iin , hangi Tanr anlayndan sz ettiimizi bilmemiz gerekir. Bundan dolay bundan sonra gelecek sayfalarda sz konusu olann tanrclk olduunu, yani yaratc ve akn, her eye gc yeten, mkemmel, doa yasalarnn ve (mantksal, estetik, ahlaksal) deerlerin kayna olan bir Tanrnn, kiisel bir Tanrnn, byk bat dinlerinin ve tanrc filozof ve tanr bilimcilerin Tanrsnn varl problemi olduunu akla kavuturalm.

2. Problemin dolayl ortaya konmas: Psikolojizmin etkileri


Tanr var mdr? Bugn bu problem seyrek olarak dorudan bir biimde ortaya konmaktadr. nanl veya inansz olsunlar, bugn insanlar karsndakilerin tutumlarna kantlarla cevap vermek yerine, eletirmek istedikleri tezin kaynanda biyolojik, psikolojik, toplumsal motiflerin varln ortaya kararak, bu tutumu dolayl bir yntemle alt etmeye almaktadrlar. Byle bir yntem, psikolojizm olarak adlandrlabilir. Bu "taktik" yeni deildir; o, tanr savunmaclar, zellikle din ve ahlak vaizleri tarafndan her zaman uygulanmtr. Dorudan doruya inansz kiinin kantlarn tartmak yerine ona yle denmitir: Siz gururunuz nedeniyle Tanrya inanmay reddediyorsunuz, nk sizden stn ve kendisine baml olacanz bir varl kabul etmek istemiyorsunuz. Ayn ekilde en yksek bir yargca inanmanz, snr tanmayan tutkularnzn tatminini rahatsz edecektir. Dinsizlerin man Kitab adl eserinde Pre Sertillanges unlar syler: "Tanrtanmaz materyalizmin iki avantaj vardr: O, evreni gururumuz iin muhteem bir oyuncak ve tutkularmz iin serbest bir mekan klar." Sertillanges, belagat gc yksek bir vaizin u szlerini byk bir memnuniyetle zikretmektedir: "...dibinde gn yansdn grmeksizin suda domuzun suratn arayan, haz peinde koan tanrtanmaz..." Bu tartma yntemi tanrtanmazlar tarafndan da ayn yaygnlkta kullanlr. Herkes Nietzschenin Hristiyanla ynelttii eletiriyi bilir: Hristiyanlar bu dnyadaki mutsuzluklarn telafi iin kendilerine bir te dnya yaratm olan kleler, hayatta yenilmilerdir. Onlar gerek deerlere, efendilerin ve gllerin deerlerine katlamamalarnn tesellisi olarak sahte deerler yaratmlardr. Beden salna sahip olmadklar iin ruhun kurtuluu masaln uydurmulardr. "Bu dnyaya iftira etmek, onu kirletmek iin baka bir dnya icat etmilerdir." gdlerinin eksiksiz biimde tatmini anlamna gelen dnya zevklerinden pay alamadklar iin "gnah" kavramn ortaya atmlardr. Ancak dinsel tutumun psiko-sosyolojik eletirisini balatan Ludwig Feuerbach ve Karl Marx olmutur. Feuerbach, hegelci yabanclama temasn, materyalist bir perspektife aktarmtr. Hegele gre (eer Tanr isterse) dea, kendini gizler. Tam olarak kendini gstermeden nce geici olarak tarihte kendine yabanclar. Feuerbacha gre bunun tam tersine bu dnyada gerekletiremedii adalet ryasn kendinden ayrarak, kendisine yabanclatrarak ge yanstan, insandr. Adalet, sevgi, bilgelik insan bilincinin zellikleridir, onlar "fantastik" bir biimde Tanrya yanstlan insani ideallerdir: Feuerbach, "Tanrlar, insann gereklemi arzulardr" der ve ona Marxn hayran olduu u arpc cmleyi ekler: "Yoksul insann zengin bir tanrs vardr." Bylece Tanr, hayali bir gereklik adna aslnda kendisine ait olan bir eyin elinden alnm olduu insann hayali bir yanstmasnNietzschenin kant Tanr var mdr?

Marksist kant

231

Tanr problemi
dan baka bir ey deildir. Tanrnn ve te dnyann varln inkar etmek, o halde, insan iin kendi maln yeniden ele geirmesinden baka bir ey olmayacaktr. Marx, Feuerbachn temalarn benimseyerek akla kavuturur: Dnya zerinde insann insan smrmesiyle insani deerler ayaklar altna alnmtr. O zaman bu deerler dinsel masallar biiminde ge yanstlr. nk Marxa gre din "halkn afyonu, kalpsiz bir dnyann kalbidir".1 Smrenler yeryznde smrdkleri insanlara, kendilerinden mahrum ettikleri nimetleri te dnyada vaat ederler.
Durkheimdan Freuda

Tanrya inanmayann nnde baka dolayl eletiri sistemleri de vardr. O, Freuda da bavurabilir. Freud kendisine tanr inancnda ocuun babaya kar sevgisinin bir aktarmnn, adil, iyi ve her eye gc yeten bir babann korumas altnda ocuklua nostaljik bir dnn sz konusu olduunu gsterecektir. "Babann l, Tanrnn douudur". O Bergsondan da bir eletiriyi dn alabilir. Bu, aslnda Ahlak ve Dinin ki Kaynann yazarnn statik dinleri, sosyolojik biimlerinde donmu olan ilkel dinleri aklamakta kulland bir eletiridir. Buna gre lm korkusu, bilinli bir varlkta, gelecee inan duygusu tarafndan telafi edilen bir kayg yaratr. Baarszlk korkusu, insanlarn iyiliini isteyen bir gce inanmayla telafi edilir. Dinsel inanlar basit olarak akln berrak grnn insan kntye gtrecei eye (lm korkusuna, nceden kestirilemeyen eylerin yaratt ylgnla) kar igdnn kendini savunma tepkisidir. O halde din, ruhun hayatnn bir an deil, yaama igdsnn hizmetinde olan bir aratr. Dinsel mitolojinin herhangi bir doruluk deeri yoktur, biyolojik bir ilevi vardr.2 Bergsonun ilkel dinlerde gzlemledii dinin efsane yaratma ilevi budur. Nihayet inanmayan bir kii Durkheimda da (Dinsel Hayatn lkel Biimleri) silahlar bulacak ve tanrcya yle diyecektir: "Tanr sembolik ad altnda siz, sizi aan, sizi kendi zerinize ykselten toplumun bilincine varyorsunuz. (Toplumsal hayatn seremonilerinde birey teselli edici ve glendirici bir etkinin kendisine nfuz ettiini hisseder.)

Psikolojizmin ift anlamll

Psikolojizm hakknda ne dneceiz? Jean Lacroixnin dedii gibi, ister din ve ahlak vaizlerinin, ister Tanrya inanmayanlarn psikolojizmi olsun, her psikolojizm "kantlara kantlarla kar kmay reddeder, bir sistemi dorudan bir tarzda gerekelerle sarsmaya deil, biyolojik, psikolojik ve toplumsal temellerini gstererek ykmaya alr". Bylece psikolojizm metafizik soruyu cevaplandrlmam brakr. phesiz eer metafizik tercihlerimizi, gerekten onlara karmas mmkn olan tm duygusal veya toplumsal motiflerden arndrmak zere, onu kendimize uygularsak bu eletiri yntemi verimlidir. Ama bu yntemin kapsam tamamen psikolojiktir. Bay Dupontun kendini rahata tutkularna brakmas iin tanrtanmaz olmas mmkndr. Bay Durandn ise lmden korktuu iin tanrya inanyor olmas mmkndr. Bu bize bay Dupont ve bay Durant
1 Aslnda dini inancn en gl olduu grup genel olarak yoksul proleterya deildir. Marksistler bunu kabul ederler ve dncelerini ylece akla kavutururlar: Din korku iinde olan, kendilerini tarihin mahkum ettiini hisseden toplum snflarna aittir. Buna karlk gl ve mit dolu, ykselmekte olan snflar dinden vazgeebilirler. XIX. yzylda yenilmi olan soylular snf ve ezilmi olan halk arasnda dindarlk yaygnd. Buna karlk burjuvazi voltaireciydi. Daha sonra ii snf kendi gcnn bilincine vardnda ve burjuvazi gelecekten korkmaya baladnda bu kez burjuvazi dine snd. Bu olgu bir marksiste u sz sarf ettirmitir: "Bay Homais epeyidir dine dnd, nk her grevde eczanedeki kalfas karsnda titriyor ve eczanelerin devletletirileceinden korkuyor." Dostoyevskinin bir kahraman "nsan Tanry kendini ldrmemek iin yaratmtr" der.

232

Tanr problemi
hakknda birok bilgi verir, ama Tanrnn varl problemini zmemize katkda bulunmaz. Dolaysyla bu konuda her iki grubun grlerini dinleyerek bu problemi dorudan ortaya koymamzn zamandr.1

3. Problemin dorudan ortaya konmas: Tanr var mdr?


Burada Tanrnn varl lehine ortaya atlan farkl kantlar inceleyeceiz. Ayn ekilde tanrya inanmayanlarn bu kantlara ynelttikleri eletirilere de iaret edeceiz. Bu sunumumuz nesnel kalmaya ve her iki grubun da dncelerine ihanet etmemeye alacaktr. Burada amacmz sadece okuyucuya kiisel dncelerine klavuzluk edebilecek zet ama ak bir bilgi vermektir.

n 1. Evrenin nedeni olarak tanr


Bu kant, iki somut biimde takdim edilebilir. Ya Tanr olaylarn nihai nedeni olarak ortaya konur: Her olayn bir nedeni vardr. Bu nedenin de bir nedeni vardr. Bu sonuncunun da bir baka nedeni vardr. Ama bir noktada durmak ve olayn bir ilk nedenini kabul etmek gerekir. Bu, Tanrdr. Veya Tanr -Aziz Thomasnn Aristotelesten dn alm olduu terimlerle- "evrenin ilk hareket ettiricisi" olarak ortaya konur: Evrende hareket vardr. rnein bir cenin, yetikin olur. O, kuvve halinde bir yetikindi, fiil halinde bir yetikin olacaktr. Dnyada her an kuvve halinde, g halinde olan ey, fiil haline geer, yani gerek olur. Hareket ettirmek, bir eyi bir kuvve halinden fiil haline geirmektir. Hareket etmek, bu deiime, bu geie maruz kalmaktr. Hareket eden cisim, hareketini bir baka eye geirir. Ancak balangta bir hareket kaynan kabul etmemiz gerekir. Aziz Thomasnn dedii gibi "Kendisi bir bakas tarafndan hareket ettirilmeyen bir ilk hareket ettiriciye erimek gerekir ve herkes bunun Tanr olduunu anlar". Daha genel olarak, evrenin varlk nedeninin kendisinde olmadn, onun olumsal olduunu syleyebiliriz. "Neden hibir ey yok deil de bir ey var?" diye kendimize sorabiliriz. Bu sorunun cevab "nk Tanr, evrenin aklamasn ve varlk nedenini kendisinde bulduu zorunlu varlktr" olacaktr. Bu kantlara eitli eletiriler yneltilmitir. lk hareket ettirici kant, bazlarna ok modas gemi grnmektedir. Gerekten Aristoteles ve Aziz Thomas2 yalnzca hareketsizliin normal, doal olduunu, buna karlk hareketin bir aklamaya ihtiya gsterdiini dnr gibidirler. Ama XVII. yzyldan bu yana fizik, eyleri baka trl gz nne almyor mu? Biz hareketsiz olma veya muntazam bir harekette bulunma durumlarn deitirmek zere bir baka faktr ie karmadka hareketsiz olan bir cismin hareketsiz1 Felsefi Tanr problemini grmezlikten gelmenin birka tarz vardr. Psikolojizm, felsefi Tanr problemi yerine bir inanma veya inanmama psikolojisini geirir. manclk (fideizm) "kalbe duyarl" bir Tanrya inanma eylemini akln yetki alan dna karr. Mistisizm Tanrnn esinlenmi kiinin ruhunu "ziyaret eden", orada "ikamet" eden szle ifade edilemez varlna bavurur. Aquinolu Thomas, Aristotelesin kantn Hristiyan tanrbiliminin taleplerine uyarlar. Aziz Thomas iin ilk hareket ettirici, evrenin hareketlerinin nedeni olan yaratc Tanrdr. Oysa Aristoteles iin bunun tersine Tanr itmeyle deil, varlklar kendine ekmeyle hareket ettirir. lk neden en son erektir, nk Aristotelesin Tanrs kendisine ynelen dnyay bilmez.

lk neden olarak Tanr

233

Tanr problemi
liini, muntazam harekette bulunan bir cismin hareketini koruduunu kabul etmekteyiz (Eylemsizlik ilkesi). O halde muntazam hareket de hareketsizlik kadar doaldr. ada dinamik iin hatta hareketsizlik, hareketin zel bir halidir. Ksaca aristotelesi kant Galile-ncesidir
Kantn eletirisi

Nedensellie dayanan kant (neden ve eserler dizisini sona erdirmek veya daha dorusu balatmak iin bavurulan Tanr), Kant tarafndan eletirilmitir. Kanta gre akl, nedensellik ilkesini, nedensellik "kategorisi"ni meru bir tarzda veya meru olmayan bir tarzda kullanabilir. Eer ben "Bir metal ubuun stlmas, bu metal ubuun genlemesinin nedenidir" dersem, nedensellik kategorisini doru bir biimde kullanm olurum. nk bu iki olay, stma ve genleme, bana deney tarafndan verilmitir ve insan zihninin onlar nedensellik kategorisiyle birletirmekten baka yapacak bir ii yoktur. Ancak akl, Tanrnn evrenin nedeni olduunu ileri srdnde bu bantnn tek bir terimi -evren- bana deney tarafndan verilmitir, dieri, yani Tanr ise tmyle varsaylan bir eydir. Akl, deney tarafndan verilen iki olay birbirine balamak iin nedensellik kategorisini kullanma hakkna sahiptir, ama olaylarn dnda, gerek deneyin dnda bulunan bir eyi tasarlamak zere nedensellik kategorisini ktye kullanma hakkna sahip deildir.1 Nedensellik ilkesi, bir kefe davet ilkesidir, bir uydurmaya izin verme ilkesi deildir. Kantn bir yorumcusunun dedii gibi, "Nedensellii dnyada arama hakkmz vardr, ama dnyann kendisiyle ilgili bir nedensellik icat etme hakkmz yoktur". Brunschvicg de benzeri bir eletiri ortaya koymutur: Dnya neden vardr? Bunun iin Tanr yardma arlmaktadr. Ama nedensellik ilkesinin talepleri Tanr iin de bir neden istemeye bizi itmeyecek midir? "Yaratlmam bir yaratcnn varl, kendisi adna yokluktan bir ilk nedeni karmaya muvaffak olmakla vndmz ilkeyle ak bir eliki meydana getirmektedir." Eer nedeni olmayan bir Tanr kabul ediyorsak daha basit olarak nedeni olmayan bir dnyay da kabul edebiliriz.

n 2. Evrendeki dzenin kayna olarak tanr


Ereksellik ve inayet

Bu, ok eski ve ok nl bir kanttr. Dnya, en yksek bir zekann eseri gibi grnmyor mu?2 Bir iein, bir manzarann gzellii, tesadfi bir birlemenin mi rndr? Canllarn organlarnn, rnein (optik bir aletle sinirsel bir aleti uyumlu bir ekilde birletiren) gzn oluumu, tesadfn, yani hibir ama gtmeyen mekanik nedenlerin ilineksel bir birleiminin sonucu olabilir mi? phesiz matematikiler, kuramsal olarak btn birleimlerin mmkn olduunu ve herhangi bir birleimin ortaya kabileceini syleyebilirler. rnein, daktilolarn zerindeki tulara herhangi bir srayla basacak maymunlar tesadfen lyaday yeniden yazabilirler. Ama bu kuramsal imkan, pratikte muhtemel deildir. Gerekten dnyann dzeni, btn olaylarn varlk koullarn bir ama dorultusunda bir araya getiren zeka sahibi bir ilk nedenin var olmasn gerektirmektedir. Bu ereksellie dayanan kant veya bazen (Yunanca "erek, ama" anlamna gelen telos kelimesini kullanarak) dendii gibi teleolojik kanttr.
1 Bu varsaymda Tanr dorulanamaz bir tezin konusu, olaylar aklama iddiasnda olan ancak kendisini kantlamann imkansz olduu salt bir varsaym olacaktr. Laplace, "Tanr m? Benim byle bir varsayma ihtiyacm yok!" demekteydi. Voltairee bkz. "Evren beni zor duruma sokuyor ve bu duvar saatinin var olduu, ancak onu yapan bir saatinin olmadn dnemiyorum".

234

Tanr problemi
Bu kantn sadece bir i amalln varlna (her organizmann i yapsnn uyumu) deil, ayn zamanda d bir amalln varlna (Evrenin tm ksmlar birbirleri iin yaratlmtr: daha zel olarak her ey, yaratmn hkmdar olan insan iin yaratlmtr) dayandna iaret edelim. O halde bu kant sadece evrenin belli bir plana gre dzenlenmesini deil, ayn zamanda bu dzenlemenin kusursuz olduunu, bu dzenin doru ve iyi olduunu varsaymaktadr. Eski Ahitteki Yaratl kitabnda dendii gibi, "Tanr yapt her eyi grd. Onlar ok iyiydiler". O zaman bu kant, evrende ktln varl ad altnda, ana bir glkle karlamaktadr. Doada ac ve dzensizlik yok mu? Canl varlklar mcadele iin ok eitli ve korkun saldr ve savunma silahlaryla donatlm deiller mi? Eer iekler gzlerimizi bylemek iin varsalar, peki bize ac, hastalk ve lm getiren virsler niye var? Victor Hugo, bir Jacques Prvertin esinini nceden haber veren msralarda unlar sylemekteydi: "Dnya lmn kaynat ve yaratklarn gruplar halinde birbirlerini yedikleri bir bayram yeridir" Brunschvicg, kelimenin neroncu anlamnda "sanat tanr"dan sz etmekteydi (Neron bir sanat olduunu iddia ediyordu ve Roma yangnnn manzarasn hayranlkla seyretmekteydi). Ancak bu korkun, ktnn varl problemi hibir yerde Kitab- Mukaddeste, Eyp kitabnda olduu kadar etkileyici ve derin bir ifade bulmamtr: "Kadndan doan insan az bir sre yaar. Gl gibi doar ve ba koparlr." Genellikle ktnn varl problemi bir ikilem biiminde ortaya konur: Ya Tanr, her eye gc yetendir. O zaman eer istemi olsayd kty ortadan kaldrabilirdi. Demek ki istememitir, o halde o btnyle iyilik deildir. Veya Tanr, btn iyilii iinde her trl ktl ortadan kaldrmay istemitir. Eer bunu yapmamsa bunun nedeni ona gcnn yetmemesi olmutur. Kt ortada olduuna gre, Tanr ayn zamanda nasl hem sonsuz derecede iyi, hem sonsuz derecede gl olabilir? Tanrbilimciler Tanry bu ikili gszlk ve kt niyetlilik phesinden kurtarmak istemilerdir. Onlar Tanrnn avukatln stlenmilerdir. Tanr savunmas denen eyin konusu budur. Tanrdan her trl pheyi uzaklatrmak iin en basit olan ey, ktnn ister dorudan doruya (insann baka insanlara yapt ktln sorumlusu olduu durum), ister dolayl olarak (Tanrnn insanlar ilemi olduklar gnahlardan tr cezalandrmas durumu ) insann hatas sonucu ortaya ktn kabul etmek olmayacak mdr? Ancak btn bunlarda insan evrene kendi psikolojisini yanstmakta deil midir? Etikann birinci kitabnn ek ksmnda unlar yazan Spinozann gr buydu: "nsanlar her eyi bir ama uruna, yani elde etmek istedikleri bir fayda iin yaparlar (...) Kendilerinde ve kendilerinin dnda kendileri iin faydal olan elde etmelerine yarayan birok arala, rnein grmek iin gzlerle, tmek iin dilerle, beslenmek iin bitki ve hayvanlarla, kendilerini aydnlatmas iin gnele, balklar beslemesi iin denizle karlatklarnda, bunun sonucu onlarn doadaki her eyi kendi yararlarna tahsis edilmi aralar olarak gz nne almalar olmutur (...). eyleri aralar olarak gz nne aldktan sonra onlar bu eylerin kendi kendilerine meydana gelmi olduuna inanamamlardr. Ama kendileri iin hazrlama alkanlnda olduklar aralardan hareketle, doada her eyi inTanr savunmas: ktden sorumlu olan insan deil midir? Ktnn varl

235

Tanr problemi
san iin dzenlemi, her eyi onun kullanm iin yapm olan bir veya birden fazla efendinin var olduu sonucuna gemilerdir (...) Doann bize salad ok sayda avantaj yannda baz olumsuz eylerle, frtnalar, yer sarsntlar, hastalklarla da karlamlardr (...). O zaman tm bu kt eylerin Tanrlarn insanlarn kendilerine kar yapm olduklar hakaretlere, yani oluturduklar dinlere kar ilemi olduklar sulara sinirlenmelerinden tr balarna geldiine karar vermilerdir. Deneyin her gn bunu yalanlamasna, bir sr rnekle iyi ve kt eylerin dindar veya dinsiz insanlarn bana hibir ayrm yapmakszn geldiini gstermesine ramen, bu nyarglarndan vazgememilerdir."
lk gnah

Problem daha nce Kitab- Mukaddes tarafndan da gl bir biimde ortaya konmutu: Bana gelen felaketlerin altnda ezilmi olan Eyyb ne Tanrya kar bir gnah ilediini, ne adalet konusunda grevini yerine getirmediini dnmektedir. Bu durumda bana gelen felaketler ona haksz, utan verici grnmektedir. Tanr iyiyse, iyi insanlar neden ac ekmektedirler? Pascal buna yaratmn balangtaki uyumunu bozan eyin ilk gnah, Ademin gnah olduu ynnde cevap vermektedir. Bizler de Ademin ocuklar olarak bu gnahn ykn ekmekteyiz. Ancak bunu ne ekilde anlamalyz? lk olarak doa yasalar gerei gemite yaplan bu yanln sonularna maruz kaldmz dnebiliriz. Ama Tanr, masumun bana bela gelmesini nasl istemi olabilir? O zaman sadece ilk gnahn sonularn deil, ayn zamanda Ademin kendisinin sorumluluklarn da miras olarak aldmz kabul etmemiz gerekir. Pascal "Sulu domamz gerekmektedir, yoksa Tanr zalim olacaktr" demekteydi. Ancak bir sorumluluu miras olarak almak ne demektir? Brunschvicg burada, biyolojik olanla ruhsal olann birbirine kartrldn sylemekteydi.

Kt, sonlu bir zihnin yanlgs mdr?

Gerekten, Tanr savunmasnn nnde tek bir yol kalmaktadr: Ktnn yalnzca bir grnt, bizim snrl aklmz aldatan bir yanlg olduunu sylemek. Bilindii gibi, Leibniz bunu gstermeye almtr. Ona gre kt, greli bir eydir. O ancak parlakln ortaya kard iyiye gre bir anlam ifade eder. Bylece ressamn tablosunda glgeler, n deerini ortaya karrlar. Ve eer evrende uyumsuzluklar gryorsak, bunun nedeni evrenin senfonisini btnnde kavramamamzdr. Dnyadaki her olay hakl karan, onun btndr. oke olmamzn nedeni, yalnzca btnn bir anlam verdii tablonun ancak bir yann, bir ayrntsn grmemizdir. Leibnizci bu "iyimserlik" ok eletirilmitir. Dmanlar, Candidede Voltairein yapt gibi, dnyadaki btn sefaletleri hatrlatmak ve onlar iinde insan en ok isyan ettirenleri ortaya koymakla yetinerek bu iyimserlikle alay etmilerdir. Daha Leibnizin kendi zamannda Malebranche, beyni olmayan ocuklar gibi hilkat garibelerinin genel olarak yalnzca birka gn yaadklar ve ancak anneleri ve ebeler tarafndan grldkleri halde nasl olup da evrenin uyumunu ortaya karacaklarn kavrayamadn sylemitir. Ama bu eletiriler Leibnizin kantlarna bir cevap tekil etmezler, nk Leibniz, ktnn grntsn bizim bilgisizliimizle aklamaktadr. te yandan bilgisizlie bavurmann pozitif bir hakl karmak olmad da bir gerektir.

Kt yoktur

Aziz Thomas ve baz Yeni-thomaslarn zm ilgintir. Onlara gre kt, varolma kelimesinin dar anlamnda var deildir. nk ktlk bir olumsuzlamadr. Krlk bir ktlktr, ancak o grmenin yokluudur. Ayn ekilde gnah hibir zaman yaplan bir eyde deildir, yaplmayan, ihmal edilen bir eydedir. Var olan her ey, var olmas bakmndan, iyidir ve kt, her zaman bir varln yokluudur. Jacques Maritain, ktnn "var ol-

236

Tanr problemi
mama anlamna gelen olan hastalk" olduunu syler ve Nietzschenin bir szn tekrar ele alan Pre Sertillanges "eytan, Tanrnn bo durmasndan baka bir ey deildir" der. Peki bu yokluun nedeni nedir? Varln tamlndaki bu eksik, bu boluk niindir? Panteist bir sistemde bu soruya cevap vermek imkanszdr, ama yaratmc bir bak as iinde buna cevap vermek kolaydr. Dnya, Tanr deildir, yaratlmtr. Bu, onun snrlar olaca, iinde yokluun bir alannn bulunaca anlamna gelir. Dncelerde Victor Hugo yle der: Tanr dnyay yarattnda Onu parlak, iyi, olaanst, hayranlk verici, Ama kusurlu kld. Eer yle olmasayd Yaratk yaratana eit olaca iin Kaybolan Sonsuzda bulunan bu mkemmellik Tanryla karacak, onunla bir olacakt Ve yaratlanlar ok parlak olacaklar iin Tanrya geri dnecekler ve var olmam olacaklard O halde sonuta, evrenin Tanr olmamasndan tr ktnn varl aklanabilir. Bu kuram bizim snrlarmz aklayabilirse de (rnein sonsuz bir akla sahip deiliz), gerek bir varla sahip olan aclarmz aklayamaz. Snrl yaratklar olarak kalmaya devam etmekle birlikte daha az ac duyacamz bir ekilde yaratlm olmamz, Tanr iin mmkn deil miydi? Bundan dolay, bugn btn Tanr savunmalar biraz addrlar. Bugn Tanrya inanan biri basit olarak ktnn ac verici bir sr olduunu, imann ona tahamml etmeye yardmc olacan, fakat onun aklama anahtarn vermeyeceini kabul edecektir. Dnyada ktnn gerek varlnn kabul edilmesi lsnde, ondaki ereksellik veya dzenden hareket ederek, Tanrnn varln ortaya koymaya alan kantn gc azalmaktadr. Tanrtanmazc iin kt problemi diye bir ey bir ey yoktur. Tanrbilimcilerin doru bir biimde iaret etmi olduklar gibi, tanrtanmaz, dnyadaki ktlklerden varlna inanmad Tanry sorumlu tutmaya kalkarsa tutarsz olacaktr. O olsa olsa Stendhaln u nl szn tekrar edecektir: "Tanrnn tek mazereti, var olmamasdr."
Tanr savunmasndan vaz geilmesi

n 3. Ontolojik kant
Bu kant, XI. yzylda Aziz Anselmus tarafndan ortaya atlm ve Beinci Dncede Descartes tarafndan tekrar ele alnmtr. O, Tanr kavramnn kendisinden Tanrnn varln karmaktan ibarettir. Bu kant ok basit olarak yle ifade edilebilir: Mkemmel bir varlk fikrine sahibim. Bu varlk, eer var olmasayd, mkemmel olmazd. O halde vardr. Baka deyile btn mkemmelliklere sahip sonsuz bir varlk fikrine sahibim.Varolu bu mkemmelliklerden biridir. O halde onun var olmas gerekir. Aziz Anselmusun kant, XIII. yzylda Aziz Thomas tarafndan eletirilmitir. Aziz Thomas yle der: Bir fikirden bir varolua, basit bir kavramdan gerek bir varla geemezsiniz. Bu haksz bir biimde mantktan ontolojiye gemektir. rnein, zihninizde zerinde mutlu insanlarn yaadklar adalar, periler veya cinler tasarlayabilirsiniz. Bunlar sadece bir fikirdir ve bir fikir, konusu olan eyin varln iermez. Onlar hayal etseAziz Thomas tarafndan eletirilen Aziz Anselmus

237

Tanr problemi
niz de zerinde mutlu insanlarn yaadklar adalar var deildir. phesiz mkemmellik fikri, dierleri gibi bir fikir deildir. O, mutlak olanla, mmkn olan btn niteliklere sahip olan bir varlkla ilgili bir fikirdir. Mkemmel varlk fikrinin, mkemmel varln varolmas fikrini ierdiini kabul etmemiz gerekir. Ama bu akl yrtme bizi fikirlerin alan dna karmaz ve mkemmel Tanrnn var olduunu kesinlikle kantlamaz.
Kant tarafndan eletirilen Descartes

Kant, Descartesn ontolojik kantna benzeri eletiriler yapmtr. O yle demektedir: Varolu bir mkemmellik, bir kavram, nesnenin dier nitelikleri gibi bir nitelik deildir. Zihnimizde bulunan "yz taler" (on bin frank diyelim) kavramyla czdanmzda gerekten var olan yz taler kavram arasnda hibir fark yoktur. Tek fark birinci durumda bu yz talerin gerekte var olmamas, ikinci durumda ise var olmasdr. Ve bir varolu, tanmlanan, bir kavramdan karlan bir ey deildir, saptanan, kendisiyle karlalan bir eydir. "Bu sandalye vardr" dediimde var olma olay sandalyenin tanmndan karlamaz. Sandalyenin varln onun tanmndan zmleme yoluyla karamam. Varolu, kavrama kendi gerekliini ekler. Kant, "Bir varlk yargs hibir zaman analitik deildir, her zaman sentetiktir" dediinde bunu dile getirir. Kantn eletirisi, Descartesn kantna kar kesin sonuca gtrc nitelikte midir? Bazlar buna kar kmtr. Descartes mkemmel Varlkn tanmndan onun var olduunu karmaktan ok, kendi dncesinde kendini aan sonsuz bir varln deneyimine sahiptir. O, kendisinden haksz olarak bir varoluu karmak zere soyut bir zden hareket etmemektedir, dncesinde sonsuz bir eyin varln kefetmektedir. Ancak bu ekilde takdim edildiinde de kant gcnn bir ksmn kaybetmektedir. nk zihnimde kendisiyle karlatm bu sonsuzun, kiisel bir Tanr olarak nitelendirilmesi zorunlu deildir.

n 4. Ahlaksal kantlar
Ahlaksal bir talep

Birok insan, Tanrnn varln tasdik etmede mantksal bir talepten ok, ahlaksal bir talebin varln grmektedir. Onlar yle demektedirler: Sadece Tanrya inan, hayatmza bir anlam verir ve ahlak bilincimizi tam olarak doyurur.1 rnein, Kant, Tanrnn varlna ilikin geleneksel kantlar acmasz bir ekilde eletirmesine ramen sonunda ahlak planna ait gerekelerle onun varln talep etmeye gitmektedir. Bu dnyada hayatn koullar, namuslu insann cesaretini krma tehlikesi gstermektedir. ou kez devin buyruuna sadakatle uyan kiilerin bana felaketlerin gelmesine karlk, ok ahlaksz insanlar byk bir refah ve mutluluk iindedirler. O zaman Kant, te dnyada bu hakszl dzeltecek ve ktleri cezalandrp iyileri dllendirerek mutluluk ile ahlakllk arasnda arzu edilen uyumu yeniden kuracak adil bir Tanrnn varln talep eder.

Marcel Proustu bir te dnyann imkann gz nne almaya iten ey, sanat eserleri zerinde dnmesi olmutur. "Yeryzndeki bu hayat koullarnda, ne kendimizin iyilik yapmaya, ince, nazik olmaya raz olmas iin, ne de kltrl bir artistin, uyandraca hayranlk, kurtlar tarafndan yenecek olan bedeni iin pek nem tamayacak olan bir eser zerinde, tpk Weermeerin o byk bilgi ve incelikle yapt sar duvar panosu gibi eser zerinde yirmi kez yeniden almakla kendisini ykml grmesi iin hibir neden yoktur. Ayn ekilde Vinteuln sonatnn byl notalar bir lmszlk vaadini ilerinde barndrrlar. Belki yok olacaz ama "elimizde rehineler olarak bu tanrsal tutsaklar olacak () ve lm onlarla daha az ac, daha az alaltc, belki daha az muhtemel olacak."

238

Tanr problemi
Bu talep, Brunschvicgi endielendirmektedir. Bu, dolayl olarak mutluluk, duyusal kar, dl kaygsn yeniden iin iine sokarak, ahlaksal hayatn safln tehlikeye drme riskini iinde tamyor mu? Ahlaksal hayatn zerklii, her trl empirik kayg karsndaki bamszl zerinde o kadar srar etmi olan Kant, burada kendine ihanet etmi olmuyor mu? phesiz Kant iin ahlaksal hayat metafizik mitler zerine ina etmek deil, bunun tersine, ahlak bilincinin verilerinden hareketle bir metafizik ortaya koymak sz konusudur. Bununla birlikte Kantn bu adil Tanrya bavurmas, her trl ift anlamllktan korunmu deildir. Descartesn mkemmellik kavram zerine dnceleri, tamamen felsefi bir dzlemde olmak zere, daha derindir. Descartesn Metafizik Dncelerinin pheden hareket ettiini biliyoruz. imdi phe etmek, snrlarmz kabul etmek, zihnimizin, bilincine vard bir mkemmellik ideali ile ilgili olarak kendisinin yetersiz olduunu itiraf etmesidir. Bu mkemmellik ideali nereden gelebilir? phe etmeye devam ettiim dnyadan deil, snrlarn hissettiim kendimden de deil. O, bende beni aan bir eyin varlna tanklk ettiim anlamna gelmiyor mu? Benim sonlu varlmla, taleplerimin sonsuz varl arasndaki bu eliki Tanrya gidiin bir yolu deil midir? ada bir romanc yle demekteydi: "nsan, kendisi iin fazla byktr." nsann bilincinde var olan, ama kendisini aan ideal, belki Tanrnn varlna tanklk etmektedir. Ancak byle bir talep hala ok belirsiz kalmaktadr. Ve birok inanan insan, felsefi dnmenin Tanrnn varln kabul etmede ancak bir giri olduu grndedir. Onun varln tanma, bir baka tutumu, Pascaln "bir baka plana" ait olduunu syleyecei, iman denilen tutumu gerektirir.
Mkemmellik kavramnn kayna

n 5. man problemi
(Burada ar bir tutumu temsil eden) Sren Kierkegaarda gre iman, akldan tamamen baka bir plan zerine yerleir ve hatta akl tamamen reddeder. Kierkegaard, bilgi tanrbilime ok dmandr. O, aklsal bilginin basit el yordamlamalarnn karsna, imann yaanan kesinliini koyar. Aklsal nesnelliin karsna, imann kiisel kararn yerletirir. yle yazar: "mann, dman olarak grmesi gereken kanta ihtiyac yoktur." Ancak bu tutumu savunmak zordur. Gerekten iman, hibir zaman kendini belirsiz bir inan, soyut bir tanrclk deil, vahyedilmi bir dine inanma olarak takdim eder. rnein, Kierkegaard, ncillerde anlatlan eye iman etmektedir -yani gvenmektedir-, saya iman etmektedir. O halde bir vahyin ieriini kabul etmek suretiyle iman, bilgiye yer ayrmaktadr. Kierkegaard, bir Hristiyann hi olmazsa sann var olduundan emin olmas gerektiini kabul etmekteydi. Etienne Gilsonun ok hakl olarak belirttii gibi bu saf ve basit imana, az "bilgi" eklemek deildir. Ayrca bu dzeyde, tarih dzlemine ait sorular sormak zere metafizikten kmak durumundayz. Gemie ilikin herhangi bir metin gibi "kutsal kitaplar"n deeri de tarih ynteminin ltlerine gre belirlenmek zorundadr. Ancak byle bir alanda kafamzda pein bir fikir, bir art dncemiz olmakszn tarih yntemini kullanmamz mmkn mdr? rnein, inanmayan biri, inanan birini mucizelere ilikin hikayeleri geerli tanklklar gibi kabul etmesinden tr eletirecektir. (Oysa din-d bir metin sz konusu olduunda her ikisi de mucizeyle ilgili bir hikayeyi uydurma bir ey olarak reddetmede gr birlii iinde olacaklardr). nanan ise inanmayana mucize kavramn a priori olarak reddetmemek gerektiini, nk bunun bir eyi incelemeden karara varmak olacan syleyerek karlk verecektir.
nan ve akl

239

Tanr problemi
Bu dzeyde her trl tartma faydaszdr ve baz dnrler inanma veya inanmamann zgr bir seimin, Pascal tarz bir bahse girmenin konusu olabileceini dneceklerdir. Ancak bahsin deerinin ve onun biim ve ieriinin ortaya koyduu itirazlar ne olurlarsa olsunlar1, bahse girme fiili ve insan tarafndan bu Tanr probleminin ortaya konmasnn kendisi, tartma gtrmez bir biimde bir ihtiya ve arnn varlna tanklk etmektedir. Pascaln Tanrs "Eer beni daha nce bulmam olsaydn, aramazdn" der. Ama, aknlk, bir "varlk-st"ne ar olarak insan bilinci, Tanrnn var olmadn ilan ettii anda bile kendinde Onun gizli varln aa vurmuyor mu? Etienne Souriaunun olaanst gzel bir biimde yazd gibi, "abamzn zamansal ve tarihsel hzl ak iinde somut olarak gerekletii bu varolu tarznda bize grnen, halnn arka yz, dmler, prtkler, tarazlar, para para tutarszlklarn bulunduu yzdr. Ama rnn kendisi mutlak olarak saydamlktan uzak deildir. Onda bazen bir an iin dier tarafta bulunan parlak eyi tm aklyla grebileceimiz bir tarzda k ve glgeler esrarl bir biimde dolamaktadr." (Tanrnn Glgesi)

Bahse girme

Aslnda Pascaln nl bahsi veya Pascaln sefih insana teklif ettii bahis kar gtmeyen bir bahis deildir, bir kumarbazn bahse girmesidir. Eer sefih insan "sa" zerine oynarsa, Tanrnn var olmas zerine para yatrrsa, Tanr var olduu takdirde, ebedi hayat ve ebedi mutluluu kazanacaktr. Ve kaybedecei ey sadece, bugnk hayatnn sefil zevkleri olacaktr. Sonsuz olan bu mmkn kazan gz nne alnrsa yatrlan ey nemsizdir. Ancak bu kant Tanrnn bu bahsi kabul etmesine baldr. Eer Tanr onunla bu bahse girmemise, Etienne Souriau bu sefih insann bir deli gibi olacan sylemektedir: "O suda akan bir yapran bir akl tanesinin iki yannda tereddt ettiini grmektedir. Ve kendine yle demektedir: Rotschildle bir milyona bahse girerim ki yaprak bu akl tanesinin sandan geecektir". Yaprak sadan gemektedir ve deli kendi kendine "Bir milyon kazandm!" demektedir. Delilii nerededir? Milyonun var olmamasnda deil, Rotschildin bu bahsi kabul etmemi olmasndadr.

240

Tanr problemi

A N A

F K R L E R

Tanrclk, kusursuz bir kii olarak tasarlanan akn, her eye gc yeten, yaratc bir Tanrnn varln ileri srer. Olumsal dnyann zorunlu nedeni, dnyann dzenini ve zellikle evrimini (nk zamanla dnyada bir gelime meydana gelmitir) aklayan inayet olarak kendisine bavurulan bu Tanr, tanrtanmazlarca inkar edilir ve bilinemezciler tarafndan ise tasdik edilmez. Tanrtanmaz, inayetin karsna dnyada ktnn bir ayp meydana getiren bilmecemsi gerekliini koyar. Aslnda iki trl tanrtanmazclk vardr: Tanr "kantlar"n, tanrc akl yrtmeleri rtt iddiasnda olan klasik tanrtanmazclk ve Tanry akla aykr bir varsaym olarak deil de insann zgrlne engel olan ahlak-d bir rakip olarak reddeden daha ada bir tanrtanmazclk. Nietzsche, hem "Tanrnn lm"n hem stn-insann ortaya kn ilan eder. Gl ve zgr insan, "neyse o olmak", kendini tam olarak gerekletirmek iin bir efendinin ve yargcn hayaletini reddeder. Panteistler iin Tanr, akn bir efendi deildir, doaya ikindir. Kelimenin gerek anlamnda "her eyin Tanr olduu"nu ileri sren panteizm, Tanryla evreni birbirinden ayrmay reddeder. Bu ise, gerek bir mistisizm (Sadece Tanr gerektir, evren ancak bir hayaldir), gerekse basit olarak klk deitirmi bir tanrtanmazclk (Sadece evren gerektir, Tanr kelimesi, evrenin zerine konulmu bir etiketten baka bir ey deildir) anlamna gelebilir. XIX. yzyln ve XX. yzyln ilk yarsnn aklc filozoflar (Lagneau, Brunschvicg, Alain), Tanry bir baka biimde tasarlamaktadrlar. Onlara gre Tanr, deerdir; olan deil olmas gerekendir; bir varlk deil, bir taleptir. Var olmak Tanr iin bir eit kirlenme olacaktr. Tanrnn tanrsalln korumak iin varlndan vazgemek gerekir. Filozoflarn ve bilim adamlarnn Tanrsnn karsna bir akl yrtmeyle, kantlamayla deil, kutsal kitapta (Kitab- Mukaddes veya Kuran veya Vedalar) kendini aa vuran bir habere inanma, gvenme fiili ile ortaya konan imann Tanrsn yerletirmek uygundur. Tanrya bahisle, ama tam olarak Pascaln bahsiyle deil de anlamn anlamszla kar bahsiyle de ulalabilir (Pascaln bahsini bozan ey, altnda gizlenen -yokluk, hilik deil-, cehennem korkusudur). Pre Valensin yle demekteydi: "Tanrnn var olmadna dair elimde bir kant olsa bile ona inanm olmaktan tr znt duymam. Ona inanarak kendimi ycelttiimi dnrm. Eer Evren aptalca bir eyse onun iin ne yazk! Tanrnn var olduunu dnm olmamdan tr hatann bende deil, var olmamasndan tr Tanrda olduunu dnrm."

241

Tanr problemi

YORUMLAMA METNLER
Freuda gre dinsel yanlg
Freud, 1927 ylnda, Amerikal bir hekimden dinle ilgili bir mektup almtr. Aada bu mektubu ve Freudun onunla ilgili olarak teklif ettii ilgin analizi bulacaksnz. "Size bu mektubu X niversitesinde tp tahsilimi bitirdiim yl bama gelen bir olay anlatmak iin yazyorum(...) Bir leden sonra yal bir kadnn cesedi getirildii ve otopsi masas zerine yatrld srada otopsi salonundaydm. Bu kadnn o kadar tatl, o kadar ho bir yz (this sweet faced woman) vard ki ok etkilendim. imek gibi aklma u fikir geldi: Hayr, Tanr yok! Eer bir Tanr olsayd bu kadar sevimli bir kadnn (this dear old woman) otopsi salonuna getirilmesine izin vermezdi. O leden sonra evime dndmde, otopsi salonunda grm olduum manzarann etkisi altnda, artk bir daha kiliseye gitmemeye karar verdim. Zaten daha nceden de Hristiyanln retilerinden phe ediyordum. Ancak btn bunlar zihnimden geirdiim srada bir ses, kararm zerinde olgun bir biimde tekrar dnmem gerektiini syleyen bir ses, ruhuma hitap etti. Sonraki yllarda Tanr ruhuma Kitab- Mukaddesin Tanrnn sz olduunu, sa hakknda retilen her eyin doru olduunu ve sann bizim tek midimiz olduunu ak olarak gsterdi. Bir hekim ve kardeiniz olarak sizden dncelerinizi bu nemli konu zerine yneltmenizi rica ediyorum ve sizi temin ederim ki eer ruhunuzu kendisine tamamen aarak bu konuyla megul olursanz Tanr bana ve daha biroklarna yapt gibi sizin ruhunuza da doruyu gsterecektir." Bu hekim benim iin byk bir istekle Tanrya dua ettiini ve Ondan bana inanma iradesi, gerek iman vermesini istediini belirtiyordu. Bu dualar yerine gelmedi. Bununla birlikte meslektamn bana gelmi olan bu olay zerinde dnmemizi gerektirmektedir. Onunla ilgili olarak duygusal motiflere dayanan bir yorumlama yapmaya almann daha iyi olaca dncesindeyim. nk bu olay kendisi bakmndan artc, ancak mantksal adan zellikle iyi temellendirilmemi bir olaydr. nk Tanrnn sevimli yz hatlar olan yal bir kadnn cesedinin bir otopsi masas zerindeki varlndan baka bir ok vahice eyin meydana gelmesine izin verdiini hepimiz biliyoruz. Bu her zaman byle olmutur ve Amerikal meslektamn eitimini bitirdii srada da baka trl olmas mmkn deildi. Bu meslee yeni balayan hekim, btn bu olumsuzluklar hakknda hibir eyi bilmeyecek lde dnyadan habersiz olamazd. O zaman Tanrya kar bakaldrmas, neden tam da otopsi salonunda duymu olduu o duygu vesilesiyle ortaya kmtr? nsanlarn i olaylarn ve eylemlerini analitik olarak gz nne almaya alk biri iin bu olayn aklamasn fazla uzaklarda aramaya gerek yoktur. Bu aklama o kadar yaknlarda bulunmaktayd ki birdenbire belleime szverdi. Bir tartma srasnda, dindar meslektamn mektubundan sz ederken, orada bulunanlara onun yal kadnn cesedindeki yznn kendisine annesini hatrlattn bana yazm olduunu syleyiverdim. Ancak onun mektubunda bu ifade yoktu, zaten onun mektupta olmasnn imkansz olduunu da kavrayabiliriz. Fakat gen meslektamn yal kadn ifade etmek iin kulland efkat dolu kelimelerin (sweet faced, dear old woman) etkisi altnda zorunlu olarak aklmza bu aklama gelmektedir. O halde bu gen hekimin yarg zayflnn sorumlusu olarak annesinin hatrasnn onda uyandrd duyguyu gsterebiliriz. Eer psikanalizin tank olarak ok uzaa gitmeksizin aklanmas mmkn olan ufak ayrntlar yardmna arma ynndeki kt alkanlndan kendimizi kurtaramamsak ayrca meslektamn daha sonra bana hekim ve karde (brother physician) olarak hitap etmesiyle ilgili ayrnty da hatrlayabiliriz. Olaylar yle tasarlayabiliriz: Gen adama annesini hatrlatan bir kadnn plak (veya biraz sonra plak hale gelecek) vcudunu grmesi onda Oedipus kompleksinden kaynaklanan anne nostaljisini, hemen arkasndan babasna bakaldrmasnn tamamlayc bir paras olarak kendisine elik edecei nostaljiyi uyandrmtr. Baba ve Tanr onda henz birbirlerinden ok uzaa konulmamtr. Babasn ortadan kaldrma istei Tanrnn varlndan phe

242

Tanr problemi
etme grnts altnda bilinli hale gelebilir ve anneyle ilgili nesneye uygulanan kt muamelelerin tahrik ettii incinmeyle akln gznde kendisini merulatrmaya alabilir. Dinsel alana aktarlm yeni itki Oedipus durumunun devamndan baka bir ey deildir ve bundan dolay da onunla ayn kaderi paylamaktadr: Gl bir kar-akma yenilmektedir. atma srasnda yer deitirme dzeyi devam etmemektedir. Amac Tanry hakl karmak olan kantlar sz konusu deildir. Tanrnn hangi phe gtrmez iaretlerle phe eden kiiye varln kantlad da sylenmemektedir. atma hallsinasyonlu bir psikoz biimi altnda cereyan ediyor gibi grnmektedir. pheciyi Tanrya direnmekten vazgeirmek iin i sesler kendilerini duyurmaktadr. atmann sonucu yine dinsel planda kendini ortaya koymaktadr. Bu sonu Oedipus kompleksinin kaderi tarafndan nceden belirlenmitir. O, baba Tanrnn iradesine tam bir boyun emeden ibarettir. Gen adam mmin olmutur. Dinsel bir olay yaam, bir deiim geirmitir. Btn bunlar o kadar basit ve aktr ki bu durumun anlalmasnn, bir insann dine dnme psikolojisinde ne doru atlan nemli bir adm olup olmadn sormaktan kendimizi alamyoruz.
Freud, Bir Yanlgnn Gelecei

Tanr probleminin ada bir biimde ortaya konulmas


Evren bir makine deildir. Evren evrim iinde olan, geriye dndrlemez bir sretir ve rnein on milyar yl nce evren henz iinde biraz helyumun bulunduu bir hidrojen bulutu iken, galaksiler daha yeni olumakta iken varln farz edeceimiz bir zeka, evrende bu zamandan yedi milyar yl sonra, zamanmzdan milyar yl nce ortaya kacak olan genlerle ilgili yasann varln tahmin edemezdi -tabii eer bu yasay kendisi icat etmemise, eer yaratc bir zeka deilse- Zamanmzdan milyar yl nce tek hcreli mikro-organizmalarn genetik mesajlarn tamamen bilen bir zekann kendisi de bu ilk genetik mesajlardan daha sonra aslann, zrafann, insann yapsn ynetecek olan yasalar tahmin edemezdi -tabii yine eer onlar kendisi icat etmemise, yani yine eer kendisi yaratc bir zeka deilse-. Bugn bize kendini kabul ettiren evrimci bak as iinde gemi ve gelecek, evren tarihinin hibir annda iinde bulunulan anla bir simetri iinde olmamlardr. nk gelecek yeni biimler bakmndan her zaman gemiten daha zengindir ve gelecei gemiten karmak mmkn deildir, bunun nedeni ok basit olarak gelecein ne fiilen ne bir imkan olarak gemiin kendisinde ierilmi bulunmasdr. XX. yzyln iinde bulunduumuz bu ikinci yarsnda, o halde, Tanrnn varl problemi u ekilde ortaya konmaktadr: Dnya evrim iinde olan, epigenetik, srekli yeni biim kazanan bir sistemdir. Dnya hibir durumu ile ilgili olarak kendisinde meydana gelen ve kendisini daha yksek bir bileim derecesine gtren bu yeni biim kazanmalarn tek bana, sadece kendisiyle aklayamaz. Evrenin ilk balangc problemini bir kenara braksak bile evren, hibiri kendisinden nce gelen tarafndan aklanmas mmkn olmayan bir dizi varlk balanglarndan olumaktadr. Evrende nce gelen, sonra geleni aklamamaktadr, nk zaman iinde yeni biimler ortaya kmaktadr. O halde evrenin kendi zerine kapal ve kendine yeterli bir sistem olmadn kabul etmemiz gerekir. Onun srekli olarak yaratc yeni biimler aldn kabul etmemiz gerekir. Dnyada meydana gelen, ama dnyann kendisi olmayan bu yeni biim kazanmalarn kaynana "Tanr" diyebiliriz. Eer "Tanr" kelimesinden holanmyorsak bir baka kelimeyi seebiliriz. Bunun hibir nemi yoktur. Aristotelesin yapt gibi duygusal bir ierii olmayan daha soyut bir terimi kabul edebiliriz. Ancak durum deimez: Nesnel olarak yaratc evrimi, yani deneysel olarak milyarlarca yldan beri kendini gsteren evrimi kabul etmemiz durumunda evreni kendimizle elikiye dmeksizin kendi bana ele alamayz. O, tek varlk veya mutlak anlamda varlk olamaz. Tanrtanmazclk evrenin kendi kendisine yettiini ve dardan herhangi bir biimlendirme almadn,

243

Tanr problemi
nk tanm gerei onun var olann btn olduunu ileri sren bir felsefedir. Empedoklesin 17. fragmannn syledii gibi "O, tek varlk olduuna gre bymesini nereden alacaktr?" O halde tanrtanmazcln dnlebilir olmas iin evrenin dardan herhangi bir gerek yeni biimlendirme almayan, gerekten geriye dndrlemez bir evrim iinde olmas mmkn olmayan, kendisinde bir azalmann olmas da mmkn olmayan ezeli-ebedi bir sistem olmas gerekir. Parmenidesten sonra Empedokles bunu da sylemiti: "Varlk olduuna gre evren, ortadan kalkamaz." Ama zellikle de deneysel bilimler bize evrenin srekli yeni biimler almakta olan bir sistem olduunu ve fizik, biyolojik veya entelektel bir sistemde artk yeni biim kazanmalarn olmad durumda sistemin bozulmaya, ayrmaya, zlmeye ve sonunda yok olmaya doru gittiini gstermektedirler. O halde tanrtanmazclk devaml olarak meydana gelmekte olan oluum ve yaratm inkar etmeye almaktadr ve bunu da srarla yapmaktadr. nk o olumakta olan bir dnyay dnmekten acizdir. Ona sabit veya dngsel bir dnya gerekmektedir. Tanm gerei evren demek olan Varlkn oalma veya azalmay iinde bulundurmamas gerekmektedir. Tanrtanmazcln mmkn olmas iin olumakta olan yaratmn var olmamas gerekir. Her eyin ezeli-ebedi ve yaratlmam olduu varsaylan bir doann iinde ezeli-ebedi olarak bize verilmi olmas gerekir. Tanrtanmazclk gereklemekte olan bir evrim olayn kabul edemez. O mmkn olan btn aralarla bu olguyu inkar etmeye veya saklamaya alacaktr. Ancak buna gitgide daha az muvaffak olacaktr, nk bugn yaratmn tarihiyle ilgili olarak elimizde bulunan bilgi parlak bir ekilde bu yenilenmeyi, bu srekli olarak nceden grlemez olan yeniliin ortaya kn gstermektedir.
Claude Tresmontant, Tanrtanmazcln problemleri

244

Tanr problemi

tn dinlerde temel olan dua, bencil bir dilekle kartrlmamaldr. Onu amac Tanry egemenlii altna almak, dualarn gcyle Tanry zincire vurmak olan bir by eylemi olarak grmek, kfr, Tanrya hakarettir. Gerek dua, dua edenin Tanrdan kendisine Onun iradesini kabul etme cesaretini vermesinden baka bir ey istemedii duadr. "raden yerine gelsin!" te dindar insann Yaratcsndan diledii ey budur.
n

stte: Lbnanda, Varzede Birlik Kilisesi Rahibeleri Alt sada: Pariste mer camiindeki Mslmanlar Alt solda: Taylandl Buda rahipleri

245

Tanr problemi

insel inan tehlikeli sapmalar gsterebilir. Bu durumlarda din denetimsiz itepilere boyun emenin aracndan baka bir ey deildir. Dinsel banazlk insann yaknna kar sevgisi yerine nefreti geirir. Bu nefretin bahanesi, dierinin bir baka dini benimsemi olmasdr Yoldan km dinsel klavuzlara gsterilen kr itaat bazen her trl eletiri zihniyetini ortadan kaldrm ve Guyanada Jonestown kentinde 1978 deki toplu intihar olay gibi sapk eylemlere yol amtr. 1209 ylnda Papa III. nnocent Albigeois diye adlandrlan Katharlara (cathare) kar bir hal seferini emreder. Katharlar dnyay iki ilkenin, iyi ve ktnn ynettiini syleyen manikeistlerdi ve en yksek lde iyi olan bir Tanrya inanan Hristiyanlar bu rakip mezhebin varln kabul edemezlerdi. Katharlar bugn ancak harabeleri kalm olan Montsgurdaki tahkim edilmi atolarnn 1244 ylnda ele geirilmesinden sonra ortadan kalktlar.

Yukarda: 20 Kasm 1978de Guyanann Jonestown ehrinde "Halkn Tapna" mezhebinin 400 yesinin toplu halde intihar etmeleri

n Aada: 16 Mart 1244te Montsgur Katharlarnn Montsgur atosunun dibinde diri diri yaklmalar (XIX. yzyl gravr)

246

NSAN FELSEFES (FELSEF ANTROPOLOJ)

248

ONBENC BLM
Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi
nsan, canllar dnyas iinde olaanst, tamamen zel bir varlktr. Bu, her eyden nce, onun kendi doasn sorgulayan ve kendisini tartma konusu yapan bir varlk olmas olgusunda kendisini gsterir. nsan, bir yandan dier hayvanlar gibi bir hayvandr. Memelilerin btn biyolojik zelliklerine sahiptir. Onlarn evrimlerinin -hi olmazsa imdilik- son aamasn temsil eder. Ama te yandan btn hayvanlardan -ve anlaldna gre ta batan bu yana- kkl bir biimde ayrlr. O, teknisyen, alet yapan bir hayvandr: Bu (belki birka yz bin yl ncesine geri giden) eski paleolitik dnemin kaba bir biimde yontulmu (bak olarak kullanlan) iri akmak talarndan ada sanayiinin en son zamanlarndaki harikalarna kadar insan trnn evrensel bir gstergesidir. O, konuan, iaretler yapan bir hayvandr. Btn ilkel topluluklarn (rnein Avustralyada yontma ta devrinde donup kalm olan yerli topluluklar vardr) bir dili vardr. Tarih ncesi insanlar maaralarnn duvarlar stnde bize desenler, resimler brakmlardr. O, kurallara itaat eden, izin verilenle yasaklanan ey arasnda ayrm yapan toplumsal bir hayvandr. te yandan bu l zelliin, insanla hayvan arasnda kesin bir kesinti meydana getiremeyecei de dorudur. Teknik, dil, ortama uymann mkemmellemi aralarndan baka bir ey deildirler; onlar hayatn hizmetinde olan aralardr. Sonuta hayvanlar aletler yapmasalar da onlar kullanmaktadrlar (empanzeler byk bir ustalkla denekten yararlanmaktadrlar). Arlar, zel "danslar"la yiyeceklerin bulunduu yn iaret ederek kendi aralarnda iletiimde bulunuyor gibi grnmektedirler. Arlar, karncalar, beyaz karncalar insanlar gibi rgtlenmi toplumlarda yaamaktadrlar. Bununla birlikte toplumsal kuraln hayvanlar dnyasnda doal bir yasa olmasna karlk (O, igdsel bir zorunlulukla kendini kabul ettirir gibi grnmektedir) ister Bergsonun dnd gibi bencil zekann toplumsal igdnn talebine kar kmasndan tr olsun, ister insani kurallarn bir baka kaynaa sahip olmalarndan olsun, kurallarn srekli olarak ihlal edildii insan toplumlarnda durum farkldr. Ancak insanla hayvan arasndaki temel fark, bize gre, baka bir yerde yatmaktadr: nsan, kar gtmeyen davranlarda bulunabilmesi bakmndan biyolojik bir varlk olmaktan kmaktadr. Anatole France, "Bay Bergeretnin kpei yenebilir olmayan gn mavisine hibir zaman bakmazd" diye yazmtr. Bilimlerin kaynan teknikte, gzel sanatlarn kaynan by pratiklerinde aramamz gerekse bile tarihin belli bir annda bilim ve sanat kendilerini dourmu olan biyolojik ihtiyalardan syrlmlardr. Sanatn her trl faydac kaygnn dnda gzeli hedeflemesine paralel olarak, bilim de dorunun aratrlmas olmutur. Bylece insan bize biyolojik bir organizma olarak grnmekten kmakta, kendini bir ruh olarak ortaya koymaktadr. kar gtmeyen bilgiye sahip olabilen insan, dnyada kar gtmeyen bir sevgi gsterebilen de tek varlktr. Btn memelilerin diisi phesiz ocuklarna sevgi gstermektedir, cinsel ekicilik btn trlerde mevcuttur. Ama insan dnya zerinde ailesel veya cinsel, igdsel duygularn snrl alan dnda zgecil bir davran, saf bir sevgi davran gstermeye muktedir tek varlktr. lphesiz bir hayvan olan...

...ama kar gtmeyen davranlarda bulunma yetisine sahip tek varlk olan insan

249

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi


mekte olan dmanna su veren asker, yaral bir kuu yerden kaldran ve eli iinde stan yoldan geen biri, biyolojik olarak tasavvur edilmesi mmkn olmayan eylemler yapmaktadrlar.
Cinsel birleme ve lmn merasimletirilmesi

Ve eer insan bir yandan en mkemmel anlamda teknisyen bir hayvansa, te yandan Pierre Lecomte du Noyn syledii gibi "faydasz eylemler yapma ihtiyac duyan" da tek varlktr. Btn hayvan trlerinde, cinsel birleme ve lmn tamamen biyolojik olaylar olmalarna karlk insan, en uzak tarih-ncesinden bu yana evlenme ve lm trenleri yapmaktadr. Cinsel birleme son derece karmak bir toplumsal ritel tarafndan evrelenmitir. Bu toplumsal ritelin bir uygarlktan dierine ok deien biimleri onun her zaman var olan ve insan artc nitelikte olan nedensizliini daha da iyi bir biimde gstermektedir. Evlenme ve lmle ilgili seremoniler de ayn anlama sahip grnmektedirler. Lecomte de Noy, nsann Saygnl adl eserinde yle yazmaktadr: "Evlilik seremonisinin insann hayvanca iftlemeye kar knn bir ifadesi, salg bezlerinin kleliine kar dile getirilmemi bir bakaldr olup olmadn kendimize sorabiliriz." Ayn ekilde o kadar yaygn olan ve biyolojik olarak o kadar tuhaf olan, atafatl olmasa da, dendii gibi, "yoluna yordamna uygun" gmme trenleri, insann halk diliyle "bir kpek gibi topraa atlmak" istemediini gstermektedir. Bylece insanla hayvann akrabalnn en byk bir aklkla kendini gsterdii alann kendisinde insan bu akrabal gl bir biimde reddetmektedir.

1. nsann dinsel yorumu ve materyalist saldr


Tanrnn yaratm

nsan, ok erkenden, kendine zglnn, zel saygnlnn bilincine varm grnmektedir. Onun dinsel dnya grnde dile getirdii, bu saygnlktr. Bu gre gre insan, geici bir sre iin tesadfen yeryznde ortaya km bir varlk deildir. Her eye gc yeten ve mkemmel olan Tanr onu kendi imgesine gre yaratmtr. Tanr onu zgr, yani Tanrya ynelme, Tanrnn rnei olduu ruhsal mkemmellie yaklama veya bunun tersine, isteyerek Tanrdan yz evirme gcne sahip olarak yaratmtr. Tanr onu lmsz yaratm, ona yeryzndeki ksa kalnn hazrlayc bir "snav" olaca ruhsal bir gelecek vaat etmitir. Dinsel gr bir yandan insan alaltmaktadr, nk onu kendisini yarglayacak, ebedi olarak cezalandracak veya dllendirecek bir Varlkn yarat klmaktadr. Ama te yandan dinsel grte insan yceltilmektedir, nk insan sonsuz ve mkemmel olan Tanrnn imgesine gre yaratlmtr, bir ruha sahiptir, lmsz ve zgrdr. nsanla hayvan arasnda alamaz bir uurum vardr. Aslnda "insann gelecei" kavramnn kendisi zel olarak dinsel bak asyla ilikili gibi grnmektedir. Bir gelecekten sz etmek, ereksellie yer vermek, insann dnya zerinde amasz, nedensiz olarak bulunmadn kabul etmektir. Ayn zamanda o, insann nnde anlam dolu bir gelecein bulunduunu kabul etmektir. nsann lmsz ruhu bir baka dnyada Tanrya kavumak, bu dnyada gerek dualar, gerekse eylemlerle onu yceltmek iin yaplmtr. Dinsel bak asnn ana hatlarnda (Bergson "temel sezgisinde" diyecekti) eitli geleneklerde ve tarih boyunca kendine benzer olduu grlmektedir. Bununla birlikte o bazen ok safa, "insani, fazla insani" bir ereve iinde takdim edilmitir. Jean Guittonun

250

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi


sevdii ifadeyle sylemek gerekirse, dinin "ruhu" kendini saf ve fazla aydnlanmam alarn zihniyetiyle uzlama iinde bulmutur. Voltaire, "Tanrnn insan kendi imgesine gre yaratm olduu sylenir. nsan da Ona ayn ekilde karlk vermitir" der. Ortaada mminler kendilerine ok yakn, bir yargca benzeyen, btn eylemlerimizi gzetleyen ve hemen hemen hibir esrarl yan olmayan bir Tanr tasavvur etmekteydiler. Buna gre yaratklarn efendisi olan insan bu Yargn baklar altnda merkezinde kendisi olmak zere yaratlm bir dnyada oturmaktaydlar. Bilimsel bilgilerdeki ilerleme, Rnesanstan itibaren bu zihniyeti ykacak ve o kadar ok sayda inanan kuaklar boyunca "insanbiimci" bir zihniyetle birlikte bulunan dinin kendisini tartma konusu yapacaktr. 1. XVI. yzyldan XVII. yzyla kadarki dnemde, zellikle astronomi alannda yaplan byk keifler, Ortaa zihniyetini alt st etmitir. Ferdinand Alqui yle yazmaktadr: Ortaan insanlar, dnya zerinde "bir gn kendilerine hesap sormas gerekecek iyi kalpli bir derebeyin topra zerine yerlemi gibi yaamaktaydlar(...). Bilim dnyann tarihsel, corafi, astronomik imgesinin genilemesiyle bu ayrcalkl duruma son verdi. Tm uygarlklarn kendisinden haberi olmad, geni ktalarn kendisini bilmedikleri, nihayet insann, zerine yaratmn merkezindeymi gibi yerletirildiini dnd bu dnyann bolukta hareket eden ve hibir ayrcal olmayan bir gezegenden baka bir ey olmad ortaya ktnda insanlar nasl ayn kararllkla sann grnmez varlna ve yaknda geri dneceine inanabilirlerdi?" Bu noktada, Galile tarafndan dorulanan koperniki keiflerin neminin ne denli byk olduu anlalmaktadr. Eer Galile, Katolik Kilisesi tarafndan mahkum edildiyse bunun nedeni, sadece yorumla ilgili bir mesele deildir, onun Kitab- Mukaddesin gnein hareketiyle ilgili pasajlarnn geleneksel ve ak yorumundan uzaklam olmasdr. zellikle de insann ikamet yerinin, onun geleceinin ilk eylemini oluturan snavdan geme yeri olan dnyann bundan byle sadece dier gezegenler arasnda bir gezegen olmas, evrenin sonsuz bykl iinde kaybolmu bir toz zerresinden baka bir ey olmamas nedeniyledir. Pascal, bu tr keiflerin sonucunda insann duymu olduu terk edilmi duygusunun en keskin bir biimde bilincine varmtr: "Bu uzaylarn ebedi sessizlii beni dehete dryor." Bundan sonra Tanr daha esrarl, insana daha uzakta grnmektedir. Kalbimiz onun varln talep etmeye devam etmektedir, ama o aklmzla kavranlmaz grnmektedir. 2. XIX. yzylda evrim kuram, insanla hayvan arasndaki uurumu kapatm gibi grnmektedir. nsan, birbirini izleyen canl trlerin uradklar yava deimeler sonucunda ortaya km "evrimlemi bir hayvan"dan baka bir ey deildir. nsan Tanrnn imgesine gre yaratlm o, varlklarn efendisi olmaktan km, maymunun bir akrabas, Jean Rostandn szn ettii "salyangozun uzak torunu" olmutur. nsann kkeni zerine tarih-ncesinin verileri bu alanda daha da rahatsz edici kesinlikler salamaktadr. st paleolitik dnemin insanlar -Cro-Magnon, Grimaldi veya Chancelade rk- (bizimkine benzer olan) 1500 santimetre kplk beyin hacimleri, bysel ve dinsel ayinleri, maara duvarlarna izmi olduklar resimleri, teknikleriyle bizim kadar gnmz maymunlarna uzaktrlar. Ama ne doru frlam yz, gl bir kemik kntsnn altnda bulunan gz ukurlar, gl alt ve st ene kemikleri, olmayan enesiyle ak bir biimde maymuna benzer bir grnt izen Neanderthal insan iin ayn eyi syleyemeyiz. Beyin hacmi baMaymunun kuzeni olan insan Yermerkezciliin yanlgs

251

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi


zen 1000 santimetre kpn altnda, maymunsu izgileri -aln ve ene yokluu, bask kafatas- son derece belirgin olan aa paleolitik dnem insan, Java insan, Pekin insan, gnmz insan ile byk insans maymunlarla ortak bir kkene ok yakn bir aamay tekil etmektedir. imdi Java insannn lmsz bir ruha ve ruhsal bir gelecee sahip olduunu syleyecek miyiz? Eer gnmz insan, uzun bir tarih ve birok aama sonucunda bir hayvan trnden kmsa insanla kendisinden km olduu trler arasnda yalnzca bir karmaklk fark olduunu kabul etme ynnde gl bir arzu ortaya kacaktr. stelik bu farkllk da ancak ara aamalar bilmediimiz lde bize kkten grnen bir farkllktr. O halde XIX. yzylda evrim kuramnn dourmu olduu tartmalar bizi artmayacaktr. Tanrtanmaz, materyalizmin kendisini bir sava aleti yapmasna karlk btn spritalizmler evrim kuramna olumsuz bir gzle bakmlardr.
Ruhun varl yanlgs

3. Sonularn yzeysel olarak inceleyen biri iin ada antropoloji de insan eskiden vnd zel durumu ve saygn konumundan alaa etmi gibi grnmektedir. Nrofizyolojideki ilerlemeler "ruh"un organizmaya sk skya bal olduunu ortaya koymaktadr. Ruh hastalklarnn incelenmesi, rnein dil bozukluklarnn, konuma yitiminin incelenmesi, beyinde baz yerlemelerin var olduunu ortaya koymutur. Szl dil beyinde nc n sol kvrma bamldr; grme, iitme, dokunma ile ilgili hatralar olduka iyi belirlenmi ruhsal-duyumsal blgelerle ilikilidir. Cokularmz, fkelenmelerimiz, aklarmz, isalg bezlerinin salglamalarna baldr. Kendi payna sosyoloji de bize fikir ve davranlarmzn alm olduumuz eitim, iinde yaadmz evre, ait olduumuz toplumsal snf tarafndan belirlendiini retmektedir. Nihayet psikanaliz, genellikle bilin-d olarak kaldklar lde bizi daha da fazla belirleyen etkenlerin klesi olduumuzu gstermektedir. Bilinli nedenlerle eylemde bulunduumuzu dnyoruz, oysa farknda olmakszn bizi harekete geiren, igd ve tutkular planna ait gizli motivasyonlardr. Grnte ok yce olan u dinsel ynelim aslnda bastrlm cinsel bir tutkunun eseridir. u efkat, alak gnlllk davran gerekte mazoist bir boyun eme ihtiyacna geri gtrlebilir vb. Ksaca koperniki kuramn, insan, dev ve kavranlamaz bir evrenin iine atmasna karlk, evrimci ve psikanalizci kuramlar ona kendisinden o kadar gurur duyduu bu "akl"n hayvansal ve tamamen igdsel kkenlerini gstermektedir. Buradan basit materyalizmin doru olduu sonucuna m gemeliyiz? Byle bir bak as iinde insann ne ruhu, ne zgrl vardr, ne de o ruhsal bir yetenee sahiptir. nsan igdlerinin, iinde yaad koullarn oyuncadr. Spinozann diliyle sylersek, o sadece "doann bir paras"dr. Organik kimyann kr mekanizmalarnn en son rn, sonu olmayan neden-eserler zincirinin basit sonucu olan insann hibir gelecei yoktur.

2. Materyalizmin eletirisi
Materyalist kuram yalanlayan, kendisidir

Ancak tartma, materyalist kantlarla kesin sonuca balanmaktan uzaktr. nk her eyden nce materyalizmin kendisi bir kantlar btn, bir felsefe, yani insann ruhsal etkinliinin bir rn olarak kendini ortaya koymaktadr. Psikolog Delacroix, "ruhun bir gr"nden baka bir ey olmadn syleyerek materyalizmi eletirmekteydi ve tm anlamn kazanmas iin bu ifade olduu gibi alnmaldr. Burada kendisini inkar eden -

252

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi


retiyi tasarlayan, insan ruhudur. Materyalizm kendi tarznda, insan ruhunun ustalk ve gc yannda kar peinde komamas ve nesnelliini gstermektedir. nk onda ruh, kendi bamlln aydnla kavuturmaya almaktadr. phesiz ruh, materyalist kuramn nesnesi olarak alalm olmaktadr, ama bu kuramn yaratcs olarak, dnen zne olarak kendi hkmdarlnn parlakln ortaya koymakta deil midir? Evrimi zet olarak gsteren tablolarnda, insanmslar ailesini memelilerin tarihinin sonuna, bir sayfann altnda bir parantezin iine yerletiren materyalist bilim adamlarn zikreden paleontolog Jean Pivetaux, bu bilim adamlarnn bir eyi, evrimi kefeden, onunla ilgili bu kitab yazan, bu zet tabloyu veren ve o parantezi koyann yine insan olduunu unuttuklarn belirtmektedir. Bundan dolay astronominin, biyolojinin, antropolojinin byk keiflerini, ruhun bir yenilgisinden tamamen baka bir ey olarak yorumlamamz gerekir. Geni bir evrene ok kk ve baml bir varlk paras olarak gz nne alnan insan yerletiren, egemen ruh olarak insandr. O halde insan ayn zamanda, hem ortaya koyan zgrlk hem ortaya konulan nesnedir. Leon Bruhschvicgin hayranlk verici bir biimde ifade ettii gibi, "nsan iinde kendini fark ettii, gezegenini fark ettii bir dnya sistemine gtren, akln kar gtmeyen atlm, cmert ve yce karlkllk ilevidir. Bu dnya sistemi iinde insann kendisi ve gezegeni, insann kendisinden baka bir bak as iine yerletirilir ve gerek hareketler bu bak asna gre dzenlenir ve kavranr (...). Hesabnn sonularn deneyimin sonularyla karlatrdnda bilim adam kendisine unu kantlam olur: O, gerek bedensel organlar bakmndan gerekse dnyann uzay iinde bulunduu blge bakmndan kendisine her zaman bal grnd noktadan dncesini evirmi, onu uygun bir sistem iinde evrendeki hareketlerin dzenine uydurmay bilmitir." Astronominin keiflerinden antropolojinin keiflerine geersek, onlarn insann saygnln tehlikeye drmekten uzak olduklarn kolayca grmekteyiz. Her eyden nce antropoloji, doru olduunu iddia ettii lde nesnel olduunu, yani yarglarmz ve davranlarmzn kaynanda ortaya karmaya alt tutkusal, igdsel, znel motivasyonlardan korunmu olduunu dnr. "Tm insan yarglarnn akl-d olduu"nu ileri sren bir psikanalizci, ilke olarak, bu kendi psikanalitik yargsn akln kn ifade eden genel yasann dnda tutmamazlk edemez. O halde onun akla ve doruya -herhangi bir aknlk deilse de- belli bir zerklik tanmas gerekir. Onun "dorunun psikolojisi"nin yaplabilecei dncesini reddetmesi gerekir. Psikolojinin doru olmas iin denmesi gereken fiyat budur. Gerekte antropoloji bizim uyanklmz arttrr. Salkl bir eletiriyle kar peinde komayan ve cmerte olduunu dndmz davranlarn gerekte bencil ve tutkudan kaynaklanan davranlar olduunu kabul etmek, ruhun bir grn olduunu sandmz eyde igdnn varln kefetmek, kar peinde komayan davran ve ruhsal hayat ortadan kaldrmak deildir, tersine onlar kurtarmaktr. Tartuffe psikanalizden geirdiimiz zaman, Aziz Vincent de Pauln gerek efkat ve alak gnlll daha parlak bir biimde ortaya kar. "nce dnceyi saflatrarak hakketmek gerekir" demek, dncenin deerini ortadan kaldrmak deildir. Byle yntemlerle ruh, aslnda ruh kl altnda kendisinde bulunan ruh-olmayandan kurtulur ve bilin kendi eletirisini yapar. Akl-dnn kefi, akln bir zaferidir; bilin-d ve akl-d motivasyonlarn bilgisi, ruhsal hayat iin zorunlu bir n hazrlktr.
Materyalist kuram: ruhun kendi zerine zaferi

253

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi

3. Problemin ada bir tarzda ortaya konulmas: nsann saygnl ve gelecei


nsann bir gelecei var mdr?

Materyalizmin eletirisi bizi bir hmanizmin zorunlu olduunu ileri srmeye gtrmekle birlikte imdi bu hmanizmi yorumlamak, onun metafizik anlamn akla kavuturmak gerekmektedir. nk gerekten de insann saygnlna inanmak, zorunlu olarak insan iin bir gelecek kabul etmeyi gerektirmez. Gerekten Nietzscheden km olan tm bir ada hmanizm akm, insann samaln ve "terk edilmilii"ni, yani Tanrnn lm olduu bir dnyada onun tek bana kalmln ilan eder. nsann geleceine inanmaksa, bunun tersine, onu bir btn iine, Karl Jaspersin dedii gibi, iinde insann macerasnn bir anlam kazand, insann artk terk edilmemi olduu bir "toplayc" iine yerletirmek demektir. Bu ise (Hristiyan bak as iinde) bir tanrbilim veya hi olmazsa (Marksistlerde olduu gibi) belki tanrbilimin st rtk bir biiminden baka bir ey olmayan bir tarih felsefesi gerektirir.

Tanr tanmaz varoluularn durumu

1. Nietzschede ve onun tanrtanmaz "varoluu" izleyicilerinde, rnein Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Andre Malrauxda insann saygnl, Tanrnn lmyle, nceden hazrlanm bir gelecein reddiyle birlikte ileri srlr. Etienne Borne ok yerinde olarak "ada tanrtanmazcln insann btnsel bir tasdikini Tanry inkarda aradn" sylemektedir. Nietzschenin parlak bildirileri bilinmektedir: stn insanlar, bu Tanr sizin iin en byk tehlike olmutur. O ancak mezarnda yattndan bu yana siz yeniden hayata kavutunuz. Ancak imdi byk le vakti gelmektedir. imdi stn insan, efendi olmaktadr. Ancak imdi insann geleceinin da sonularn douracaktr. Tanr ld. imdi stn insann yaamasn istiyoruz." Sartreda da ayn durum sz konusudur: nsann zgrl Tanrnn lmesini gerektirir. Kahramanca bir biimde terk edilmiliini stlenerek tanrlaacak olan, insann kendisidir. nsann "z", doas yoktur. O, eylemlerini yaratt gibi kendini de ideal olarak yaratr. Sorumluluu tamdr. Hayatna Tanrnn lmnn elinden ald anlam verecek deerleri o kendisinden, yalnzca kendisinden karr. Ama insan zgr bir biimde hayatyla ilgili bir anlam yaratabilir mi? Varoluuluk bylece her hangi bir eyi dorulamakta deil midir?

Dnyann samal her trl gelecei ortadan kaldrr

Aslnda Sartren eserleri ve "o davaya balanmalar", "yaratlan deerler"in hmanizmin geleneksel deerleri olduunu gstermektedir. Bunlar adalet ideali, btn insanlarn daha mutlu olacaklar bir toplumun ina edilmesidir. Bununla birlikte sama, yabanc ve "insandan rahata vazgemesi mmkn olan" bir dnyada bu deerlerin peinden koulmas Malraux ve Camusnn de eserlerinde ortaya kan trajik bir grnt kazanmaktadr. Malraux, dnya hakknda bize ok karamsar bir gr sunmaktadr: Onun romanlarnda savalar, basklar, ikenceler ve zellikle her yerde ufukta grlen lm korkusu sama felsefesinin tablosunun arka fonunu oluturmaktadr. Evren insana kefedilebilir hibir gelecek sunar gibi grnmemektedir. Ama bu gene de eylemden vazgemek iin bir neden deildir. Malrauxnun spanyol cumhuriyetilerin yenilgisini anlatan romannn adnn Umut olmas dikkat ekicidir. Neden eylem? nk eylem, her eye ramen, insann zgrln ifade eder. Devrimin deerini oluturan, herhangi bir siyasal ama deildir, bakaldr ve zgrln or-

254

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi


taya konmasdr. Bylece devrimci eylem, sonularndan ok bir davran olmas bakmndan deerlendirilir. nsanlk durumunun samalna bir cevap olan Malrauxnun hmanizmi ancak estetik bir hmanizm olabilir. Bundan dolay Sessizliin Sesinin yazar iin sanat eserinin tankln yapt ey zgrlnn kendisidir. Ressam, heykeltra duygularna, aclarna, dier insanlar gibi maruz kaldklar evrenin ykne uyum ve gzellik kazandrarak kr evren zerine zgr insann damgasn basarlar. "Sanat, bir kartkaderdir", anlamn kaybetmi bir dnyada metafizikilerin iflasndan sonra elimizde kalan tek "mutlak deer"dir. 2. Ancak baka baz hmanistler insan eylemine bir ereksellik ve etkili olma ans tanmaktadrlar. Bununla marksistleri kastediyoruz. phesiz bunlarda da Nietzsche ve ondan sonra gelen varoluu ardllarnda olduu gibi insann varln ortaya koyan ey, Tanrnn inkardr. nk Marxa gre "nsan ancak varln kendine borlu olduunda kendi efendisi olabilir". Marxn mjdecisi olan Feuerbach, insana ancak Tanrnn elinden alnan eyin verilebileceini sylemekteydi. Bununla birlikte marksist insan, bundan dolay sama bir dnyada faydasz eylemler yapan nedensiz bir zgrle eit klnmaz. Marksizmin insan bir doas, doyurmas gereken ihtiyalar, talepleri olan bir insandr. Onda insan, akln, kalbini ve igdlerini doyurabilecek bir insani dzeni dler. Bu adalet ve mutluluk ryas nceleri gerekten bir ryadan baka bir ey deildir ve insan kendini dman bir doa ve kt organize olmu bir toplumda "yabanclam" olarak bulur. Bu toplumda retim aralarnn zel mlkiyeti ve toplumsal snflar arasndaki ayrm, insann insan tarafndan smrlmesinin eitli biimlerini (antik klelik, feodal serflik ve ada ii snfnn durumu) ortaya koyar. Ancak bilim ve teknik, insana btn bu engellerin stesinden gelmek ve eksiksiz olarak kendini gerekletirmek suretiyle yabanclamadan kurtulma imkann verir. nk insan ancak uzun bir tarihin sonunda, "snfsz bir toplumu" yaratma amacnda olan devrimden sonra, gerekten kendisi olacaktr. Teknik sayesinde doann efendisi, adil bir toplumun mutlu yurtta haline gelecek olan gerekten insan olan insan, tarihi sre iinde insani almann rn olarak ortaya kacaktr. nsan tarih boyunca teknikleri araclyla kelimenin gerek anlamnda kendini yaratr. Prometheusu aklcln mirass olan marksist felsefe, tapnma tutumunun ("Tanrm, iraden yerine gelsin!") yerine almaya tapmay geirdii iin bilinli olarak mistiklik kartdr. Onda artk gvenen bir dindarca tutum iinde nayetn akn seyretmek sz konusu deildir; tersine bizden istenen kendisini insana layk bir hale getirmek iin "dnyay deitirmek"tir. Bununla birlikte marksist tutum iinde dinsel iyimserlikten bir eyler vardr -ancak bu ey, baka bir plana aktarlm olarak vardr-. Onda insann kendisiyle ve doayla barmas umudu ve beklentisi vardr. Bir Camusde, Malrauxda ruhun, insan yreinin talepleriyle tarihin trajik ve sama gerekleri arasnda her zaman ac verici bir uurum olmasna karlk, Marxta snfsz mutlu bir toplumun ilan nesnel bilimsel bir ngr olarak sunulur. Kapitalizmin elikileri "doadaki deimeleri yneten zorunlulukla" proletarya devrimini ve komnist toplumu douracaktr. Devrim phesiz insan zgrlnn eseridir, ama o "insanln kendi nne ancak zebilecei problemleri koymas"ndan dolay tarihin zorunluluu iine kaznm bulunmaktadr. Marxn Hegelin rencisi olduunu unutmayalm. Hegel iin oluun, kendisinin eksiksiz varlna, eksiksiz bilincine varmak zere birbirini izleyen aamalardan geerek geMarksistlerin durumu

Snfsz bir toplumun yaratlmas

Bizzat tarihin ak iine kaznmtr

255

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi


lien ve gerekleen Ruhun bir yolculuundan ibaret olduunu unutmayalm. Ruh tm saflnda kendini ancak tarihin sonunda aa vurduu iin her halk, her uygarlk bir tr Ruhun bu ilerleyiinin bir safhasn gerekletirme devine sahiptir. phesiz Marx hegelci idealizmi eletirir: Marx iin ta batan itibaren doa haline gelen ve tarihe hayat veren Fikir deildir, tersine bilin, fikirler, hareket halindeki maddenin ge bir rndrler. Ama te yandan Hegel gibi Marx da ilerlemeye inanr. O, hegelci panteizmin "Ne ki gerektir, aklsaldr; ne ki aklsaldr, gerektir" ana slogannn yanl olduunu sylemez. Olu, diyalektiktir, yani alan elikilerle ilerler. Tezden antiteze ve senteze giden bu diyalektik mantk, gerek oluta ve insan dncesinde ortaktr. Burada aklla sama bir dnya arasnda artk bir eliki yoktur. Ruh, olula barr ve tarihteki sramalar sonunda insann llerine gre olan bir dnyay meydana getirecektir. O halde marksist bak as iinde insann bir geleceinden sz edebiliriz; nk tarihin bir anlam vardr, o insanl "parlak yarnlar"a hazrlar. Ve "snfsz toplum"un gelecei marksist felsefede, ruhu inanlarda "te dnya"nn oynad rol oynar.
Hristiyan bir tarih felsefesi

3. Tarih felsefesinin klk deitirmi bir tanrbilim olarak ortaya kmasna karlk gnmzde Hristiyan tanrbilimi de kendi payna, kendisini bir tarih felsefesi olarak sunmaktan ekinmemektedir. Her eyden nce ada tanrbilimciler dinsel bak asyla yapc bir hmanizmin talepleri arasnda hibir uyumazlk grmemektedirler. Srekli olarak Eski Ahitteki Yaratm ksmnda yeralan ve insann dnyaya Tanr tarafndan onu ilemesi, ona tam olarak hakim olmas iin yaratlm olduunu syleyen pasaj hatrlatlmaktadr. Bylece bu Hristiyan tanrbilimine gre insann teknikle ilgili macerasnn tanrsal ngrye kar dinsizce bir bakaldrma olarak ortaya kmas yle dursun, o, Rabbin arzularna gerek bir boyun emedir. O halde ada bilimin baarlar da Hristiyann ruhsal hayatnn aktif hanesine kaydedilecektir. Bugn artk tartlmayan evrim kuram (Papaln humani generis bildirisi Katoliklerin evrim kuramn kabul etmelerine izin vermektedir) tanrsal yaratmn ileyiine daha iyi nfuz etmemize imkan vermekte deil midir? Teilhard de Chardin gibi byk bir bilim adamnda evrimin verileri Hristiyan bir tarih felsefesine gerek bir girii tekil etmekte ve bizi dinin insann gelecei zerine retilerini kavramaya hazrlamaktadr. nk Teilhard, her eyden nce, evrimi olduu gibi gz nne almak ve her trl felsefi ve tanrbilimsel yorumdan nce gerekten bize verilmi olan, deneyde tartmasz bir biimde ortaya kan incelemek istemektedir. O, insanla ilgili her trl varsaymdan nce "insan olay"ndan hareket etmektedir. "nsan olay" ise belli bir dorultusu olan muazzam bir tarihin sonucu olarak ortaya kmaktadr. O, nce madeni, sonra bitkisel, daha sonra hayvansal olan madde srasyla gitgide daha karmak, fiziksel olarak daha az muhtemel formlar kazanmtr. Hayvan trlerinin "byk sramalarla bir tabakadan dierine" evrimlemesi sresince sinir sistemi aralksz olarak gelimi, eitlenmitir. Bu srecin sonunda bilin ortaya kmtr. Bylece "en basit atomdan en yksek canllara kadar evrenin apak olarak belli bir yne doru giden ve ykselen tek bir byk dizi olarak dzenlenmi olduu"nu bize gsteren, bizzat olaylarn pozitif incelenmesidir. Bu evrim insann tarihinde devam etmektedir. nsan henz gereklememitir. Onun "insanlama"sn gerekletirmesi, yaratcsna kavumas iin daha yapaca ok ey, katedecei ok mesafe vardr. nk evrim, yaratmn gerek yznden baka bir ey deildir. Marksist bak asnda olduu gibi bu bak asnda da insan trnn bir gelecei sz konusu ise de acaba insan bireyinin bir gelecei var mdr? Hristiyan inancnn so-

256

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi


nucu olarak Teilhard bundan emindir. Ama deney ve akldan hareketle yalnzca felsefe birey olarak insann geleceine ve lmszlne inanc yaratabilir mi? nce lmszlk arzusunun kendisinden utanmamz gereken tamamen bencil bir istek olmadn kabul edelim. Bazlar birey olarak insann nemli tek ey olan insanla seve seve kendini feda etmesi gerektiini sylemektedir. Ancak insanlk yalnzca her bireyin bilincinde yaayan bir eydir. Onun dnda insanlk, bir soyutlamadan baka bir ey deildir. nl bir tartmada Leon Brunschvicg, kiinin lmszln savunan Gabriel Marcele kmseyici bir havayla yle demekteydi: "Gabriel Marcelin lmszlnn Bay Gabriel Marceli Leon Brunschvicgin lmnn Bay Brunschvicgi ilgilendirdiinden ok daha fazla ilgilendirdiini sanyorum." Gabriel Marcel buna kendisini ilgilendiren eyin, bakalarnn lmszl olduu cevabn vermitir. Sevdiimiz insanlarn nihai lmn kabul etmek, "onlar lme terk etmek" ve dolaysyla en kar gtmeyen, en cmert duygularmza samalk damgasn vurmak deil midir? Teilhard de Chardin, dinin bildirilerini bir yana braksak bile bireyin lmszlnn evrimin kendi mant iinde var olduunu dnmektedir. Gerekten bilinli bir bireyin lm, ana dorultusu mkemmel bir biimde uyumlu grnen bir evrimde bir "yapm hatas" ortaya koyar gibi grnmektedir. Eer lmn kesinliinden, nihailiinden emin olursak "dnya, kendisinden doan bilincin akl ana eritii her seferinde, bundan bkknlk duyup kendini kaybetmek gibi kabul edilemez bir durumda kendini bulacaktr". O zaman her evrimin amac tek mkemmellii hayvanlarn hi olmazsa bilmeme ansna sahip olduklar bir zalimce durumu bilmek olan hem lml, hem bilinli bir varlk meydana getirmek olmayacak mdr? Ama bu tr dnceler kant deildir. te yandan bilinli varln lm evrendeki tek canavarlk da deildir. Dostoyevskinin o zamandan bu yana almam olan bir salamlkla iaret ettii gibi, karlnda sunulan telafiler ne olursa olsun, masum bir ocuun acs iyi bir Tanr tarafndan yaratlm bir dnyada en byk bir rezalet olarak kalmaktadr. Gerekten insan bireyinin geleceine her trl inan bir iman eylemi gerektirir. phesiz insan trnn geleceiyle ilgili olarak da ayn eyleri syleyebiliriz. Yalnz bana akl asndan bakarsak, ada sava silahlarnn kendisine verdii inanlmaz gle insanln kendi kendisini ortadan kaldrmas mmkndr. Kapitalizmin arkasndan gelecek ekonomik rejimin, insanln gelimesine daha yararl olmamas da mmkndr. Dnyay yanllar da ynetmektedir. Bir tanrbilim veya tarih felsefesi erevesinde insann gelecei kuram bir inanma fiili gerektirir. Maurice Merleau-Ponty yle der: "nanma fiili, dnyann kark sylemini belirli bir sze dntrr... Mmin, devrimci, savalarnn Gkte veya Tarihte imdiden kazanlm olduunu dnr." Sadece kendi imkanlaryla ba baa kalm olan aklc felsefe ancak insann saygnln ileri srebilir. Onun gelecei ise kendisi iin bir bilmece olarak kalmaya devam eder.
nsann geleceine inan, her eyden nce bir iman eylemidir lmszlk arzusu

257

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi

YORUMLAMA METNLER
1. nsanln yaras

Psikanalizin Gl balkl, 1917 tarihli bir yazsnda Freud, tarihinin modern dneminde insanln ciddi yara aldn grdn yazmaktayd. Kozmolojik nitelikte olan birinci yara, dnyann gneten daha kk olduunu ve kendi etrafnda dndn syleyen Kopernikin yaratt yarayd. Biyolojik olan ikinciye, retisi in-

sann gururuna vurulmu olan kesin bir darbe gibi grnen (ve hi de yle olmadn grm olduumuz) Darwin neden olmutu. Psikolojik olan ncs btn grnlere ve inanlara ramen insann hibir zaman ruhunun hakimi olmadn ileri sren psikanalizdi.
M. Robert, Psikanalitik Devrim

2. Sama nsan

"Sisyphosun tm sessiz sevinci oradadr. Kaderi kendisinindir. Kayas kendi eyasdr. Ayn ekilde sama insan, ektii ikencesini seyrettiinde, btn putlar susturur. Birdenbire sessizliine kavuan evrende, yeryznden binlerce kk hayranlk sesi ykselir. Bilinsiz ve gizli davetler, btn yzlerde grlen bu davetler, zaferin dier zorunlu yz ve ona denen fiyattr. Glgesiz gne yoktur ve geceyi tanmak gerekir. Sama insan "evet!" der ve onun abas artk kesilmeyecektir. Kiisel bir kader varsa da stn bir gelecek yoktur veya en azndan onun nnden kalamaz, ama hor grlebilir olduunu syleyecei tek bir gelecek vardr. Geri kalan eylerde o gnlerinin efendisi olduunu bilir. nsann kendi hayatna geri dnp bakt bu hassas anda, kayasna geri dnen Sisyphos, kaderi demek olan bu aralarnda hibir ba olmayan eylemler dizisini seyreder. Bu, kendisi tarafndan yaratlm, belliin bak altnda birletirilmi ve yaknda lm tarafn-

dan kendisine son damga vurulacak olan kaderidir. Bylece insani olan her eyin tamamen insani olan kaynandan emin olarak, grmeyi arzu eden, ancak gecenin bir sonu olmadn bilen bir kr gibi o srekli bir yry iindedir. Kaya yuvarlanmaya devam eder. Sisyphosu dan eteinde brakyorum! Hepimiz ykmz tekrar buluruz. Ama Sisyphos tanrlar inkar eden ve kayalar yerinden kaldran stn sadakati retir. O da her eyin iyi olduunu dnr. Bundan byle efendisi olmayan bu evren ona ne ksr, ne bo grnr. Bu tan her paras, bu karanlklarla dolu dan her parlak madeni tek bana bir dnya oluturur. Zirvelere kma ynnde verilen kavgann kendisi bir insan yreini doldurmak iin yeterlidir. Sisyphosun mutlu olduunu dnmek gerekir.
Camus, Sisyphos Efsanesi

3. ada kahraman

amzn kahraman bir pheci, bir heveskar, bir karamsar deildir. Basit olarak o tesadf, kargaay, baarszl, 1936 y, spanya Savan, 1940 bozgununu yaam biridir. O, devler ve grevlerin karanlklat bir za-

manda yaamaktadr. O, gelecein olumsalln, insann zgrln hibir zaman olmad kadar gl bir biimde hissetmektedir. yi dndmz takdirde biliriz ki hibir ey gvenli deildir: Henz ok uzakta olan zafer,

258

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi


ou kez ihanetini grdmz bakalar. nsanlar hibir zaman bugn olduu kadar eylerin aknn dolambal olduunu, gz peklikten ok ey istendiini, dnyada ve birbirleri karsnda yalnz olduklarn bu kadar iyi grmemilerdir. Ama bazen sevgide, eylemde onlar birbirleriyle anlamakta ve olaylar onlarn isteklerine cevap vermektedir. Bazen u coku, u parlt, u zafer an veya Marie de Hemingwayin dedii gibi u konyakl kahve (Gloria) hepsini silip gtrmektedir. nsann eylerde tamamen hazr bir biimde bir gelecein plann grdne inand inan zamanlar dnda kim bu sorular sormaktan kanabilir ve kim bir baka cevap verebilir? Veya daha dorusu hayallerini terk etmi iman, kendisiyle baka insanlarla birletiimiz ve iinde bulunduumuz zaman gelecekle birletirdiimiz, ve bylece sonunda her eyi bir anlama kavuturduumuz, dnyann belirsiz konumasn kesin bir sze dntrdmz hareketin kendisi deil midir? Hristiyanln azizleri, gemi devrimlerin kahramanlar hibir zaman baka bir ey yapmamlardr. Onlar basit olarak savalarnn daha o zamandan gkte veya Tarihte kazanlm olduuna inanmaya alyorlard. Bugnn insanlarn elinde ise byle bir imkan yoktur. amzn kahraman ne eytan, hatta ne de Prometheustur. O, insandr.
M. Merleau-Ponty, Anlam ve Anlamszlk

259

Felsefe ve antropoloji: nsann gelecei problemi

tanley Kubrickin klt filmi, ayn zamanda hegelci ve nietzscheci etkiler tayan bir film olan 2001, bir Uzay Maceras (1968), insan bilincinin ana ilerlemelerinden her birini hatrlatarak tm insanlk tarihini kucaklamaktadr. Bu ilerlemeler srasyla unlardr: Tarih ncesi alarda maymunlardan insanlara geii gsteren alete hakim olma, insanlarn gitgide makinelere (zellikle bilgisayarlara) daha fazla kle olmalarn gsteren teknik devrim, nihayet uzak bir galakside bir yldz gibi hareket eden, tahmin edilmeyen potansiyellere sahip byk ceninin sembolize ettii, bir tr Ebedi Dnle yeni bir insann douu.

260

II
OSMANLI VE TRK FELSEFE GELENE

DNEMSEL YAKLAIM

262

KLASK DNEM

264

ONALTINCI BLM
Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei
Bugn dilimizde kullanlan felsefe ve filozof szckleri, Yunanca philo-sophia ve philo-sophos szcklerinden gelmektedir: Felsefe, philo-sophia szcnn arapalam eklidir. Filozof szcnn eski dilimizdeki karl ise philo-sophosun arapalam ekli olan feylesof idi. Sonu olarak bu iki szck Bat dnyasnda olduu gibi slam dnyasnda da felsefenin temelde antik Yunan kaynakl bir etkinlik olduuna iaret etmektedir. Burada "klasik dnem"le kastettiimiz, slam kltrnn veya uygarlnn klasik dnemidir. slam kltrnde, klasik dnem diye adlandrlmay hak eden dnem, MS VIIIIX. yzyllarda balayp XI-XIII. yzyllarda zirvesine erien ve XIV-XV. yzyllardan sonra ise yerini duraklamaya ve gerilemeye brakan byk kltr ve uygarlk dnemidir. Bu dnemde slam dnyasnda askeri ve ekonomik alanda, ehircilik, mimari alannda kaydedilen byk gelimeler yannda dar anlamda entelektel alanda, yani bilim, sanat, edebiyat vb. alannda da nemli baarlar elde edilmitir. Bu erevede olmak zere bu dnemin balarnda daha eski ve byk dier uygarlklardan (Hint, ran, Yunan) slam uygarlna kazandrlm eylerin iinde bilim ve felsefeyle ilgili eserler de vardr. MS zellikle IX. yzylda eviriler yoluyla slam dnyasna kazandrlm olan antik Yunan bilim ve felsefe mirasnn arkasndan, slam uygarlnda da byk bir bilim ve felsefe hareketi ortaya km, adlar bugn de dnce bilim, felsefe ve dnce tarihinde belli bir nem tayan baz bilim adamlar (Biruni, ibn Nefis, bni Heysem, drisi, Harezmi, mer Hayyam vb.) ve filozoflar (Farabi, bni Sina, bni Rt, bni Tufeyl, bni Haldun vb.) yetimitir.

1. slamn klasik dneminde belli bal felsefe etkinlikleri


Szn ettiimiz bu klasik dnemde slam dnyasnda yaptklar ie, yazdklar eserlere, bu eserlerde ortaya koyduklar dnce ve sistemlere bakarsak esas olarak tr faaliyeti, bu faaliyetlerle megul olan tr insan, bu faaliyetleri iine alan farkl gelenei felsefe ad altnda toplayabiliriz. Bunlar a) Farabi, bni Sina, bni Rt gibi kelimenin asl anlamnda filozoflar ve bunlarn eserlerini, dncelerini iine alan Yunan tarznda felsefe gelenei veya saf felsefe gelenei, b) Nazzam, Cahiz, Gazali gibi felsefe kelimesinin biraz daha geni anlamnda tanrbilimci dnrleri -slam kltr iindeki zel adlaryla Kelamclar- ve bunlarn eserlerini, sistemlerini iine alan tanrbilimsel dnce gelenei- yine slam kltrndeki zel adyla Kelam-, c) Hallac Mansur, Muhyiddin-i Arabi, Mevlna Celleddin-i Rm gibi kiilerin ve bunlarn eserleri ve dncelerinin temsil ettii mistik veya gizemli dnce geleneidir (Bu sonuncu gelenek iinde yer alan dnrlere slam kltrnde mutasavvf veya tasavvufu, onlarn yaptklar ie veya iinde
slamn klasik dnemindeki felsefe anlaylar

265

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


yer aldklar dnce ve yaama hareketine geni olarak tasavvuf hareketi denir). Bu gelenee bir lde her nden de ayr baz zellikler tayan siyasal bilgelik gelenei veya hkmdarlara tler gelenei diyebileceimiz bir drdnc gelenei ve bu gelenek iinde yer alan Nizamlmlk, Turtui gibi yazarlar ekleyebiliriz. Bu blmde bu gelenekler iinde zel olarak birincisini, yani Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe geleneini, saf filozoflar hareketini ele alacaz. Ancak daha nce bu farkl gelenekleri "felsefi" gelenekler olarak adlandrmamza imkan veren eyin ne olduunu, te yandan bu gelenekler iinde yer alan dnrlerin birbirlerinden hangi ana veya tipik zellikleriyle ayrldklarn ortaya koymak zere giri mahiyetinde birtakm temel bilgiler vermeyi gerekli grmekteyiz.

n 1. Felsefe kavramnn tarih iindeki deiimi


Bu kitabn "Felsefe Nedir?" baln tayan ikinci blmnde, felsefenin ne olduu, ana zelliklerinin neler olduu konusunda baz bilgiler verilmi, baz belirlemeler getirilmitir. Bu belirlemeler arasnda birinci olarak felsefenin bugn artk bir bilim, herhangi bir varlk alanyla ilgili olarak kesin ve gvenilir bir bilgiler topluluu olmad zerinde durulmutur. kinci olarak felsefenin bugn bir yaama sanat, bir ahlak olarak grlmedii noktas da vurgulanmtr. Birinci noktayla ilgili olarak, felsefenin bugn bir bilgi olmaktan ok bilgi zerine bir dnme, bilginin bilgisi veya ikinci dereceden bir bilgi olarak kabul edildiini grdk. Yeni adan itibaren bilimlerin felsefeden ayrldklar, XVII. yzylda Galile ile fiziin, XVIII. yzylda Lavoisier ile kimyann, XIX. yzylda C. Bernard ile biyolojinin felsefeden ayrlp bamszlklarn ilan ettiklerini biliyoruz. Yine XIX. yzyldan bu yana ortaya kan gelimelerle birlikte uzun bir sre filozoflarn yetki ve uzmanlk alanlar iinde olduklar kabul edilen insanla ilgili konularn da bugn artk felsefenin alan dna karldklar, ekonomi, sosyoloji, psikoloji gibi zel olarak insan ve insann faaliyetlerini konu alan aratrma dallarnn bugn felsefenin dnda birer bilimsel disiplin olarak zerkliklerini tesis ettiklerini gzlemledik. kinci noktayla ilgili olarak, insanlara davran kurallar teklif eden felsefi sistemlerin, dnyay aklama iddiasnda olan felsefi sistemler kadar farkl ve eitli olduunu, felsefede bir teorem veya bir fizik yasasyla ayn planda "dorular" olmadn, her filozofun kendisinden nce gelen filozoflar reddettii ve kendi payna da kendisinden sonra gelenler tarafndan reddedildiini, dolaysyla insanlara doru yaama kurallar teklif etme iddiasnda olan felsefelerin de inandrclklarn byk lde kaybetme durumunda olduklarn tespit ettik.
Antik dnemin felsefe anlay

Bununla birlikte renci, felsefenin yaratcs olan eski Yunanllarn felsefeyi hi de byle bir ey olarak anlamadklarn da grm olmaldr. "Felsefe Nedir?" blmnde iaret edildii zere Yunan filozoflarna gre felsefe hem bir bilgi idi, hem de bir yaama sanat, hem doru ve gvenilir bir bilgiler topluluu, hem de bir kurtulu reetesi, bir mutluluk forml idi. Yine bu blmde grdmz gibi, eski filozoflara gre bu iki kavram arasnda sk bir iliki de vard: Felsefe bizi kurtulua gtrecek olan bilgi idi ve Sokratese gre ahlak bakmndan yanl davranta bulunan bir kiinin byle davranmasnn nedeni sadece ve sadece bilgisiz olmasyd.

266

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


O halde felsefenin konusu ve amacyla ilgili olarak, en azndan son birka yzyldan bu yana nemli bir anlay farkllnn ortaya km olduu bir gerektir. Bilimlerin felsefeden ayrlmas, bamsz varlklarn ortaya koymalar, gerekten felsefenin alann ok byk lde daraltmtr. te yandan filozoflarn zaman iinde birbirlerinden ok farkl, hatta birbirlerine tamamen zt yaama sanatlar, ahlaklar teklif etmeleri felsefenin bir ahlak, bir kurtulu reetesi olarak deeri zerinde de ciddi pheler yaratmtr. Ancak bu itiraz, phe ve gelimelere ramen felsefe ortadan kalkmam ve alan, ilevi ve amac zerine son iki yzyl iinde yaplan saysz tartmaya ramen gnmze kadar varln devam ettirmitir. imdi bunun bir nedeni, daha nce iaret edilmi olduu gibi, felsefenin kendisine yeni birtakm konular bulmas veya kendisini yeni bir biimde tanmlamas ise -rnein o artk evren hakknda, varlk hakknda bir bilgi deildir, birinci dereceden bir bilgi deildir; ancak bilginin bilgisi, bilimler tarafndan insanlara salanan bilgi zerinde bir dnme, bu bilginin sorguya ekilmesi, aydnla kavuturulmasdr-, bir baka nedeni de bilimin yetki alan iinde olmayan baz sorularn, metafizik denen sorularn varln hala korumaya devam etmesidir -rnein yine bu kitapta eitli yerlerde kendisine iaret edildii zere "Neden hibir ey yok deildir de bir ey vardr?" sorusu-. te yandan "Felsefe Nedir?" blmnde hatrlatld zere tekniin, insana eylem aralar vermesine karlk insan davranna klavuzluk etmesi gereken erekler zerinde tamamen sessiz kaldn grmekteyiz. Baka deyile bilim olgular aklamasna ve onlara hkmetmemize imkan vermesine karlk deerler, idealler, erekler alanyla ilgili olarak bize herhangi bir ey sylememektedir. Bugn dnyay deitirmek, hatta eer istersek onu tamamen ortadan kaldrmak gcne sahip olduumuzu biliyoruz. Ama dnya zerindeki herhangi bir deiiklii niin ve hangi ynde yapmamz gerektii konusunda ne bilim, ne onun uygulamas olan tekniin veya teknolojinin bize herhangi bir ey sylemediini, syleme gcne sahip olmadn da anlam bulunuyoruz. Tek cmleyle deerler, idealler, erekler alan, iyi ve ktnn, doru ve yanln, hakl ve hakszn, adil olan veya olmayann alan, bilimin ve tekniin ilgi ve yetki alan dnda bulunmaktadr. Bylece felsefe gnmzde bir de deerler, erekler alannda makul insani konumay mmkn klan bir faaliyet olarak karmza kmaktadr.
Gnmz felsefe anlay

n 2. Felsefi yntem ve akl yrtme


Ancak btn bunlardan daha da nemli olan ve felsefenin, felsefi dncenin, felsefi akl yrtmenin ilk ortaya kt gnden bu yana deimez bir karakteristiini oluturmu ve felsefi bir dnceyi felsefi bir dnce, felsefi bir kantlamay, felsefi bir kantlama, ksaca felsefeyi felsefe klm olan bir ana zellii vardr. Bu, felsefenin konusu, ilgi alan veya amacyla deil de yntemiyle ilgili olan bir zelliktir. Felsefeyi konusu, problemleri ve erei, amac bakmndan tanmlamamz mmkn olduu gibi, btn bunlardan daha nemli ve daha doru olarak yntemi bakmndan, konularn ele alma veya amacna ulama tarz bakmndan da tanmlayabiliriz. Bu adan ele aldmzda felsefe veya felsefi kuramlar "her eyden nce ierikleri bakmndan, ortaya koyduklar sonular bakmndan deil, dzgn ve kesin bir biimde yneltilen bir dncenin rneini vermek bakmndan deerlidirler". Baka deyile felsefeyi felsefe yapan ne konusu, ne amacdr, yntemi, dnme biimidir, Kantn dedii gibi onun "kendisini aklsal nedenlerle merulatrabilme, hakl karma iddiasnda olan entelektel bir faaliyet biimi" olFelsefi dnme yntemi

267

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


masdr. Bununla kastedilen, felsefi dncenin dzgn, tutarl, sistemli, birlikli bir akl yrtme olmas, iddialarn veya sonularn akla dayanan (rasyonel) nedenlerle hakl karma, kantlama gcne sahip olmasdr. "Felsefe Nedir?" blmnde felsefi dncenin bu ana zelliiyle ilgili olarak Kantn bir baka nemli cmlesi zikredilmitir: "renilmesi mmkn olan felsefe yoktur. Ancak felsefe yapmann kendisi renilebilir." Kantn bu cmlesinde felsefenin sonularna deil, bu sonular ileri srmesine imkan veren akl yrtme biimine, kantlama yntemine iaret ettii aktr. Kantn demek istedii, felsefede sonularn nemli olmad veya bir filozofun dncesinin sonularn renmenin nemli olmad, nemli olann felsefe yapmann, yani felsefi olarak dnmenin kendisi olduudur. te konuya bu adan, yani felsefi dnmenin zellii, felsefi akl yrtme ynteminin kendisi asndan bakarsak Ortaa slam dnyasnda ortaya kan yukarda szn ettiimiz farkl etkinlikleri felsefi bir etkinlik olarak nitelendirebiliriz. Gerek bu blmn konusunu oluturan saf felsefe veya Yunan tarznda felsefe gelenei, gerekse dier gelenek, yani tanrbilimsel dnce veya slam uygarlndaki adyla Kelam (teoloji), mistik dnce veya slam uygarlndaki adyla tasavvuf, nihayet siyasal bilgelik veya slamdaki adyla hkmdarlara tler gelenekleri, bu geleneklere ait dnrlerin iddialarn felsefi olarak ortaya koyma, yani mantkl, tutarl, sistemli akl yrtmelere dayanarak kantlama ve savunma abasnda olan hareketler olmalar bakmndan felsefi olarak adlandrlmay hakketmektedirler.

2. Yunan tarznda felsefe gelenei


Klasik dnemde Farabi, bni Sina ve bni Rt gibi mslman filozoflar gerek konular, gerek amalar, gerekse yntemleri bakmndan antik felsefenin ve filozoflarn bir devamdrlar. Onlar eviriler yoluyla tanm olduklar Platon, Aristoteles, Plotinos gibi byk antik filozoflarn ele aldklar problemleri ele alrlar. Bu problemler, bilginin mmkn olup olmad, bilgide akln m yoksa duyularn m nemli olduu, varln neden ve nasl meydana geldii, eylerin belirlenmi olup olmad, doru bir siyasi rejimin ilkelerinin neler olmas gerektii, insan davranlarnn ereinin haz m, mutluluk mu olduu, Tanrnn ne tr bir varlk olduu, Onun varlnn aklsal olarak kantlanp kantlanamayaca trnden bugn de felsefenin bilgi kuram, varlk felsefesi, siyaset felsefesi, ahlak felsefesi, din felsefesi gibi alanlarna ait olan problemlerdir. Onlarn bu problemleri ele al tarzlar da yine eski Yunan filozoflarnn yntemlerinin benzeridir. Onlar da antik filozoflar gibi olgular dnyasndan derledikleri veya kendi bilgi ve birikimlerinden hareketle oluturduklar ilkelerden, ncllerden kalkarak doru akl yrtmeler yapp bilgi deerine sahip olduklarna inandklar baz sonulara varma abasndadrlar. Bu sonular temele alarak da birey olarak insan iin, toplum iin doru yaama, mutlulua ulama nerilerinde bulunurlar.
Kelamn hareket noktas

Tanrbilimci dnrler veya Kelamclar baz bakmlardan bunlardan farkldrlar. Bir defa onlarn zaman bakmndan ortaya klar saf filozoflardan ncedir. Bu ayn zamanda birincilerin, yani kelamclarn hareket noktalarnn ve amalarnn farkllna da iaret eder. Saf felsefe hareketinin kayna antik Yunan felsefesi ve filozoflardr. Amalar ise

268

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


yukarda ksaca iaret ettiimiz gibi eski Yunan filozoflarnn eserini devam ettirmek, onlarn ele aldklar konularda onlar gibi dnmeye devam etmek veya u veya bu nedenlerle onlar tarafndan ele alnmam olan problemleri onlarn tarznda ele alp ilemektir. Buna karlk tanrbilimci dnce hareketinin kayna slamn dnda deildir, slamn bizzat kendisidir. slamn kendi tarihinde, kendi siyasal ve kltrel, dinsel zemininde ortaya km olan slama zg problemlerdir. Bu problemler genel olarak slam vahyinin, slam retisinin dogmalaryla, yani inan unsurlaryla ilgili problemlerdir. nan unsurlar derken slam retisine gre bir Mslmann inanmakla sorumlu olduu kuramsal dorular kastediyoruz. rnein, Tanrnn var olduu, tek bir Tanrnn var olduu veya Tanrnn tek olduu, onun her eyi bilen, her eye gc yeten, irade sahibi, adil, vb. bir varlk olduu, evrene akn olduu ve evreni yaratm olduu, insan bekleyen bir gelecek hayat olduu ve insann bu dnyada yapm olduu iyi veya kt davranlarn bu gelecek hayatta karln bulaca, insann bu dnyadaki eylemlerine gre dllendirilip cezalandrlaca bu tr inanla ilgili unsurlardr. lk Mslmanlar, bu grleri veya dogmalar olduklar gibi kabul etmiler ve onlarda herhangi bir sorun grmemilerdir. Ancak zaman iinde slam dnyas genilemi, baka ve farkl dinlere, inanlara mensup topluluklar iine almtr. Hristiyanlk, Mazdeizm, Yahudilik gibi bu farkl dinlerin mensuplar doal olarak bu tr inan unsurlar zerinde pheler gstermiler, onlarda baz problemler grmler, onlara itirazlarda bulunmular ve onlarla ilgili aklsal aklamalar, temellendirmeler istemilerdir. te yandan zamanla Mslmanlarn kendi aralarnda da siyasi ve fikri gr ayrlklar sonucu baz mezhepler ortaya km ve bu mezhepler de sz konusu inan unsurlaryla ilgili farkl yorumlar gelitirmilerdir. Neticede bu inan unsurlarnn aklsal olarak ortaya konmas, aklanmas, aralarnda tutarl ilikiler kurulmas, sistemletirilmesi ve savunulmas ynnde bir hareket ortaya kmtr ki ite bu hareket, tanrbilimsel dnce hareketidir. Bu hareketin konusu sz konusu, slam dogmalar olmu, amacn ise bu dogmalar aklsal olarak aklamak, ilemek, temellendirmek ve rakip retilere kar savunmak oluturmutur. O halde Kelam bu iki zelliiyle, yani konusunun spesifik olarak slama ait kuramsal problemler olmas ve amacnn slam retisi iinde yer alan bu kuramsal grleri savunmak, onlar rakip retilere kar muzaffer klmak olmas zelliiyle saf felsefe hareketinden ayrlmakla birlikte yntemi bakmndan onunla birlemektedir. Bu yntem, yukarda iaret ettiimiz gibi "tezlerini, iddialarn akla dayanan nedenlerle merulatrma, hakl karma yntemidir" ve bu bakmdan kelamclarn yaptklar i Ortaa Hristiyan dnyasnda felsefeyi tanrbilimin hizmetkar olarak gren Hristiyan filozoflarnn yaptklar iin benzeri olmutur. Nasl Aziz Anselmusu ontolojik tanr kantn ortaya atm olmasndan dolay bir filozof olarak kabul ediyorsak, ayn ekilde Tanrnn salt bir irade olduu, evreni herhangi bir tercih ettirici neden olmakszn zaman iinde yoktan var ettii grn ileri srmesinden dolay Gazaliyi de bir felsefeci olarak kabul etmek durumundayz. Tasavvuf hareketinde durum biraz daha karmaktr. leride mistik dnce (tasavvuf) geleneine ayrlm olan blmde grlecei zere, tasavvufular, gerek gerekliin yaps ve bilgisi, gerekse bu dnyada insan hayatnn erei ve mutluluun doas ile ilgili olarak kendilerine zg grlere sahiptirler. Gerek hakkndaki grlerini ok genel
Kelamn zel problemleri ve amac

Kelamn yntemi

Tasavvufun konusu ve amac

269

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


olarak her eyi Tanrnn kendisi veya grnts olarak ele alan, var olanlarn birliini savunan bir panteizm olarak nitelendirmemiz mmkndr. Gerein bilgisi ile ilgili olarak ise tasavvufular akla, akl yrtmeye kar sezgiyi, gerein dorudan, arasz algsn savunurlar. nsan hayatnn erei ve en yksek mutluluk olarak ise onun gerein ilkesi, tz olan Tanryla birlemeyi, ona kavumay veya onun iinde erimeyi, yok olmay gsterirler.
Tasavvuf niin felsefedir?

imdi ilk bakta tasavvufularn bu akla kar klarnn, akl yrtmeyi, kantlamalar kmsemelerinin, hatta ak olarak gerek Yunan tarznda felsefeyi, gerekse speklatif tanrbilimini reddetmelerinin onlar felsefe-d bir hareket olarak nitelemek iin yeterli olacan dnebiliriz. Ama byle dnrsek yanl yapm oluruz. nk felsefe tarihinde Bergson gibi Gazali gibi, akla, akl yrtmeye, speklatif dnceye kar kan, ancak bunu yaparken yine akla, dnceye dayanan, bu kar klarn aklsal nedenlerle ortaya koyan baz dnrler vardr ve nasl ki Bergson dile, kavramlara, akl yrtmelere, analitik akla kar ynelttii eletirisinde yine dile, kavramlara, akl yrtmelere dayand ve son zmde kendisini "akla dayanan nedenlerle merulatrmaya alt" iin bir filozof ise ve bergsonculuk da bu nedenden tr bir felsefe ise tasavvufular iin de ayn durum sz konusudur. Onlarn da akla, akl yrtmelere, kantlamalara kar klar, onun yerine ak diye, sezgi diye, gerein arasz algs diye adlandrdklar bir eyi geirmeye almalar kendisini aklsallk plannda hakl karmaya alan bir dnceler dizisinden hareketle oluturulan bir kar ktr. Bundan dolay onlarn felsefe dmanl felsefi bir dmanlk, akla muhalefetleri aklsal bir muhalefettir. te yandan tasavvuf akmna mensup dnrler saf filozoflar geleneine ait dnrler gibi ilenmi, tutarl, sistemli gr ve tezlerden meydana gelen bir varlk kuram, bilgi kuram, ruh kuram, insan felsefesi ve mutluluk retisi de gelitirmilerdir. Bu zellikleri bakmndan da slamda mistik dnrler bir felsefe tarzn, felsefi dncenin bir trn temsil eden insanlar olarak ele alnmak durumundadrlar.

3. Yunan tarznda felsefe geleneinin temel iki tezi


Tek bir felsefe vardr...

imdi zel olarak Farabi, bni Sina, bni Rt gibi kelimenin asl anlamnda filozoflarn temsil ettii saf felsefe hareketine veya Yunan tarznda felsefe geleneine geelim. Bu gelenek iinde yer alan filozoflar felsefenin varlk, bilgi, ahlak gibi zel ilgi alanlaryla ilgili konularda ayn grleri, ayn tezleri savunmazlar. Ancak felsefenin kendisinin ne olduu konusunda benzeri bir gre sahiptirler. Bata Farabi, bni Rt olmak zere Mslman filozoflar, antik filozoflarn kendi aralarnda eitli konularda gr ayrl iinde olduklarn bilmez deildirler. rnein, onlar Atina okuluna mensup Platon ve Aristotelesin bilginin imkanna inanmalarna ve bizim balca bilgi kaynamzn akl olduunu savunmalarna karlk sofistlerin pheci olduklarn, bilginin mmkn olduuna inanmadklarn bilirler. Sonra yine onlar Platon ve Aristoteles gibi bata gelen antik filozoflarn Tanrnn, hatta tek bir Tanrnn varln kabul etmelerine karlk Sokrates ncesi dneme mensup filozoflarn, Doa filozoflarnn maddenin ve evrenin ezeli olduunu, dolaysyla bir yaratcya ihtiya gstermediini dndklerini bilirler. Ayn ekilde kendilerinden nce yaam antik a filozoflarnn mutluluun ne olduu konusunda da farkl grler savunduklarn, rnein, Epikurosun onu hazza indirgemesine karlk

270

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


stoaclarn mutluluu dnyaya, dnyann aclarna metin bir ekilde tahamml etmede aradklarnn bilincindedirler. Bununla birlikte onlar, bu farkl grlerin felsefenin balang dnemine ait acemiliklerden, ilk filozoflarn el yordam ile hareket etmelerinden kaynaklandn dnrler. Onlara gre gerek, doru, mkemmel bir felsefe yannda yanl, sahte, sakat felsefeler de vardr. Hakiki filozoflar yannda filozof gibi grnen ama gerekte yle olmayan sahte filozoflar vardr. Hakiki felsefe, kesin dorulardan meydana gelen ve btn akll insanlarn, filozoflarn zerinde uyumak durumunda olduu bir eit bilimdir, hatta dpedz bilimdir. Bu gr son derece bilinli bir biimde ortaya atan ilk Mslman filozof, MS IX-X. yzyllarda yaam (870-950) Trk asll Farabi olmutur. Farabi, doru felsefe ile yanl felsefe, gerek filozofla yalanc filozof arasnda bir ayrm yapmakla kalmaz, ayn zamanda lkan iki byk filozofu olan Platon ile Aristotelesin felsefenin btn byk meselelerinde ayn grleri savunduklarn dnr ve bunu gstermek zere de bir eser yazar. Saf felsefe geleneine ait olan Mslman filozoflarn zerinde anlatklar ikinci nemli bir husus, bu bilim zelliine sahip olan gerek felsefeyle doru bir ekilde anlalan dinin temelde birbirlerine benzedikleri, birbirlerine ters dmedikleri grdr. Baka deyile, gerek felsefe, ayn zamanda gerek dini temsil eder veya gerek felsefeyle gerek din birbiriyle atmazlar. Onlar bni Rtn deyiiyle "st kardei"dirler. Daha genel olarak ifade etmek gerekirse szn ettiimiz Mslman filozoflara gre aklla iman arasnda bir eliki yoktur. slamn veya imann tasdik ettii eyi felsefe veya akl da syler, onaylar veya felsefenin, akln syledii ey, dinin, imann syledii eye aykr deildir. rnein, Kurana gre Tanr vardr ve tek bir Tanr vardr. Farabi ve dier Mslman filozoflara gre felsefe, Sokrates ncesi doac filozoflarn eksik, henz mkemmellememi felsefeleri deil de Platon, Aristotelesin temsil ettii felsefe, tanrc (teist) felsefe de bunu syler. Hatta bununla kalmaz, gerek felsefe Kurann kendisine inanlmasn emrettii bu Tanrnn varln aklsal olarak da kantlar. rnein, evrenin kendisi bakmndan mmkn olduunu, mmkn bir eyin ise kendisini imkandan gereklie karacak zorunlu bir varla ihtiya gsterdiini, bu zorunlu varln ise Tanr olduunu gsterir. Felsefe sadece Tanrnn varl ile ilgili olarak deil, Tanrnn zellikleri veya sfatlar, gelecek bir hayatn, yani Cennet ve Cehennemin varl ile ilgili olarak da Kurann getirdii eyleri tasdik eder, dorular, onlarn aklsal aklamalarn verir ve kantlar.
...ve bu felsefe ile din bir ve ayn eydir

n 1. Felsefe-din, filozof-peygamber ilikileri


Ancak bu durumda ortaya yle sorun kar: Eer gerek felsefe ile doru anlalm din, bir ve ayn eyse onlar arasnda ne fark vardr? Filozof ve peygamber bir ve ayn kii midir? Eer felsefe ile din bir ve ayn ey, filozof ve peygamber bir ve ayn kii iseler onlardan birinin varl gereksiz deil midir? Bu sorulara bu gelenek iinde yer alan Mslman filozoflar, temelde ayn olmakla birlikte ayrntlarda ayrlan baz cevaplar vermilerdir. Bu cevaplarda ortak olan yan udur: Felsefe ve dinin ilgilendikleri konular ve amalar ayndr, ancak bu konular ele al ve ifade edi biimleri ayrdr. Bu ayrln veya farklln nedeni ise insanlarn genel olarak halk ve sekinler olarak iki gruba ayrlmalardr. Halk, sradan insan akl sahibi deildir, soyut dnceden, kavramdan anlamaz. Aklsal kantlar kavrayamaz. O ancak somut rneklerden, duyusal benzetmelerden, meFelsefe ile din neyle birbirinden ayrlrlar

271

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


cazlardan anlar. Peygamber veya gerek din sahibi, toplumun, insanln btnnn kurtuluunu hedefledii iin soyut, aklsal, bilimsel dorular onlarn anlay dzeylerine uydurarak temsillerle aktarr. Buna karlk insanlar arasnda hem aklsal kabiliyetleri var veya gelimi olan, hem de bilimle felsefeyle uramak iin kafi derecede bo zaman bulunan sekin bir grup vardr. Bunlar filozoflar veya bilim adamlar, uzmanlardr. Onlar gelimi akllar sayesinde bu benzetmelerin, somut, tikel rneklerin gerisinde yatan hakikatleri olduklar gibi kavrama kabiliyetine sahiptirler.
Din, halkn anlay seviyesine uyarlanm felsefedir

Bir rnek vermek gerekirse sradan insan Tanry ve onun niteliklerini insanbiimci bir tarzda tasavvur etmekten kendini alamaz. Tanry maddi, duyusal bir varlk, bir baba veya kudreti snrsz bir hkmdar olarak dnr. Ona insanlar gibi fke, sevin, intikam vb. duygular yaktrr. Oysa filozof akl sayesinde Tanrnn herhangi bir insani duyguya sahip olmadn, maddi, fiziksel bir varlk olmadn vb. bilir ve Tanr kavramnn kendisinden hareket ederek btn bunlar kesin bir biimde kantlar. Bir baka rnek vermek gerekirse, sradan insan, halk, gelecekte bizi bekleyen kaderi, Cennet veya Cehennemi maddi duyusal terimlerle tanmlar. Cennette yaanacak hayat bu dnyadakine benzeyen maddi, duyusal, haz verici bir hayat olarak grr. Oysa filozof gelecek hayatta bizi bekleyen mutluluk ve azabn maddi, duyusal bir mutluluk ve azap olmadn bilir. Filozof ve peygamberin kendilerine gelince, bu konuda, Mslman filozoflar arasnda baz gr farkllklar vardr. Saf felsefe geleneinin gerek anlamda kurucusu veya yaratcs olan Farabi, halk ile sekinler arasnda yapt ayrm filozof ve peygamberin kendilerine de tar. Ona gre filozofun ana zelliinin gelimi bir akla sahip olmasna karlk peygamberin gl yan mkemmel lde gelimi bir hayal gcne sahip olmasdr. Bundan dolay peygamberin kendisinin de saf, soyut, kuramsal doruyu hayal gcne uyarlanm bir biimde alp o ekilde halka iletmesine karlk filozof saf hakikati soyut, kavramsal biimde alr ve yine o ekilde aklar (Bu gr kelimesi kelimesine ilerde Spinozann da benimseyecei ve savunaca grtr). Zaman bakmndan Farabiden sonra gelen ve bazlar tarafndan saf felsefe geleneinin son byk temsilcisi olarak kabul edilen bni Rt ise (XII. yzyl) Farabinin bu grn benimsemez. O bir yandan Kuranda hem sradan insana hitap eden maddi, duyusal ifadelerin, hem de filozofa hitap eden maddi-olmayan, duyusal olmayan szlerin olduunu kabul eder; te yandan peygamberin hem mkemmel biimde gelimi bir hayal gcne, hem de ayn lde gelimi bir akla sahip olduuna inanr. bni Rte gre her peygamberin ayn zamanda filozof olmasna karlk, bunun tersine her filozof ayn zamanda peygamber deildir. Bununla birlikte bni Rt de sonuta Kurann veya dinin esas olarak geni halk tabakasna, ounlua hitap ettiini, bundan dolay da onda maddi, duyusal temsillerin en ok sayda bulunduunu kabul eder.

Filozof-peygamber ilikileri

n 2. Yunan tarznda felsefe gelenei ve slam olay


slam felsefesinin kendine zg problemleri

Verdiimiz bu aklamalar, saf felsefe gelenei iinde yer alan filozoflarn sadece Yunan felsefesinden kendilerine intikal etmi olduu ekilde eski felsefe problemleri zerinde dnmedikleri, ayn zamanda slam olaynn yaratm olduu yeni kltrel, felsefi problemler zerinde de kafa yorduklar ve bu ikincilere felsefi ifadeler kazandrmaya, kavramlatrmaya, onlarn felsefi aklamalarn vermeye alm olduklarn gsterir. As-

272

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


lnda bunda da alacak bir ey yoktur. Gerekten de hibir felsefe bolukta ortaya kmaz ve bolukta gelimez. O, ele alp ileyecei problemleri iinde domu olduklar kltrde bulur ve bu problemleri ele alr, onlara felsefi zmler getirmeyi stlenir (Marx, insanln hibir zaman zemeyecei problemleri nne koymadn sylemekteydi). Nitekim slam olaynn yaratm olduu dnyada yle baz yeni kavramlar, yeni problemler vardr ki bunlarn eski Yunan dnyasnda karlklar yoktur. rnein, Yunan dnyasnda tektanrc dinlerin temel kavram ve konular olan peygamberlik, vahiy, tanrsal yasa (eriat) gibi eylerin herhangi bir karl yoktur. Dolaysyla Yunan felsefesinin gndeminde, bu tr kavramlarn ele alnp felsefi olarak aklanmas trnden kayglar mevcut deildir. Yunan dncesinde yoktan yaratm gibi bir kavram veya olay da yoktur. Genel olarak tm Yunan dncesi, Tanry ezelden beri var olan bir maddeye ekil kazandran, onu biimlendiren, karmaa halinden dzenli hale, kaostan kozmosa geiren bir yapc olarak tasarlar. Buna karlk Yahudilik, Hristiyanlk ve Mslmanlk gibi tektanrc dinler Tanry evreni, varl iradesiyle yoktan varla getiren yaratc bir g olarak tasarlarlar. Yunan dncesinde felsefe ile din arasnda ilikiler problemi vardr, ama bu problem tektanrc dinlerde, bu arada slamda ortaya kan aklla iman arasndaki ilikiler probleminden farkl bir problemdir ve dorusunu isterseniz fazla nemi olmayan bir problemdir. Oysa Ortaa Bat Hristiyan dncesi iin olduu gibi szn ettiimiz dnemin tm slam dncesinin,tm slam felsefesinin ana problemi bu aklla iman arasndaki ilikiler problemidir.

n 3. Bat hristiyan dncesinde iman-akl problemi


Bat Hristiyan dncesinde bu problemle ilgili olarak balca iki tutum ortaya kmtr. Bunlardan birincisi, Kilise babalarndan biri olan Tertulianusun "nanyorum, nk samadr" sznde en keskin ifadesini bulunan tutumdur. Bu tutumun bir benzerinin XIX. yzylda Kierkegaard tarafndan dile getirildiini de grmtk. Kierkegaard, imann konusu olan eyi akln tasdik edemeyeceini, inanmann deerini zaten bunun verdiini, imann akldan deil iradeden kaynaklandn, hatta inancn insann bilerek kendini uuruma atmas anlamna geldiini sylemitir. slam dnyasnda da bunun benzeri olan baz grleri, filozoflarn deil de tanrbilimci (kelamc) baz gruplarn savunduunu Farabi bize, limlerin Saym adl nl eserinde kelamclara ayrm olduu blmde sylemektedir. Bu tutumlardan ikincisi Tertulianusla ayn dnemde (MS II. yzyl) yaam olan bir dier Kilise babas olan Clemensin dile getirdii grtr. Bu gr de "Anlamak iin inanyorum" cmlesinde en veciz ifadesini bulmaktadr. Bu, iman dorularnn ayn zamanda aklsal olduu, akla uygun olduu, dolaysyla aklla anlalabilecei ve savunulabilecei tezini iermektedir. Hristiyan Ortaanda bu grn en iyi temsilcisi bilindii gibi Aziz Thomasdr. Bugn de Katolik kilisesinin resmi grn tekil eden bu gr en ilenmi bir biimde ortaya atan Aziz Thomas, bununla birlikte Hristiyanln tmyle aklsal olduunu veya akln tm Hristiyan inanlarn felsefi olarak aklayabileceini dnmez. O, akl imann hizmetine koar, felsefeyi tanrbilimin hizmetkar yapar, ama akln, felsefenin aklsal olarak aklayabilecei Hristiyan dogmalarnn yannda, zerlerinde gr belirtemeyecei birtakm baka Hristiyan inanlarnn, srlarnn mevcut olduunu ileri srer. rnein, Hristiyanln ana dogmas olan Tanrnn ey, Baba, Oul, Kutsal-Ruh olduunu ileri sren Teslis domasn, Teslisin srr olarak felsefenin,
"anlamak iin inanyorum"

273

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


akln yetki alannn dna karr. Hristiyan dnyasnda dinin tmyle aklsal olduu, felsefenin zerinde gr belirtemeyecei herhangi bir inan unsuru bulunmad grn savunan hatr saylr bir dnr yoktur. Buna karlk Farabinin, onunla ayn lde olmasa da bni Rtn savunduklar ise tam da bu nc grtr. Bunun saf Mslman felsefe geleneine ait dnrlere kar, Gazali gibi tanrbilimcilerin nasl fkesini ekecei ve bunun sonucunda Gazalinin felsefeye nasl saldraca, hatta baz tezleriyle ilgili olarak onlar nasl kafirlikle sulayacan bir sonraki blmde greceiz.

4. Mslman filozoflarn klasik antik felsefi problemler karsndaki tutumlar


zel olarak slamn kendisinden, onun Tanrnn sfatlar, peygamberlik, vahiy, gelecek hayatta bizi bekleyen kaderin mahiyeti gibi salt islami kavram ve konulardan kaynaklanan problemlerin dnda kalan daha dar, klasik anlamda geleneksel felsefi problemlere gelince, Mslman filozoflar bu problemler zerinde de her zaman tam olarak ayn olmayan grler ileri srmlerdir. Bununla birlikte Yunan dnyasndan kendilerine intikal etmi olduu ekilde bu klasik, geleneksel felsefi problemlerle ilgili olarak da onlar arasnda ortak baz tutumlarn olduunu sylememiz mmkndr. Bu tutumlar genel bir balk altnda toplamamz gerekirse, onlarn M V-IV. yzyllarda ortaya km olan Atina felsefe okulunun ve bu okulun MS III. yzylda yeralan yeni bir yorumu olan Yeni-platonculuun bir devam olduklarn syleyebiliriz. Atina okulu Sokrates, Platon ve onun rencisi olan Aristotelesin temsil ettikleri okuldur. Bu okul varlk konusunda spiritalist-idealist, bilgi konusunda rasyonalist, ahlak konusunda entelektalist-mutluluku bir ahlak grne sahiptir. lk slam filozofu olarak kabul edilen Kindiden (IX. yzyl), slam felsefesinin gerek kurucusu olarak kabul edilen Farabiye, ondan XI. yzylda yaam ve Farabinin manevi bir rencisi olan bni Sinaya, Endls Mslman felsefe okuluna mensup olan bni Tufeyle, bni Bacceye (XII. yzyl), nihayet bu Endls okulunun en nemli temsilcisi olan bni Rte uzanan saf filozoflar geleneinin ite ana hatlarnda yukarda belirttiimiz bu Atina felsefe okulunun ve Yeni-platonculuun grlerini savunduunu syleyebiliriz. Bu genel tabloyu biraz akla kavuturalm.

n 1. Tanr problemi
slam filozoflarnn Tanr anlay

Farabinin Tanrs ayn zamanda Platonun, Aristotelesin, Yeni-platoncu okulun kurucusu ve en nemli temsilcisi olan Plotinosun ve nihayet slamn Tanrsnn bir sentezidir. Bu Tanr, Aristotelesin Tanrs gibi salt akl, salt dnce, kendi kendisini dnen bir dncedir. te yandan Farabi, bu Tanrnn akln, aklsalln ilkesi olmakla birlikte insan akl tarafndan tam olarak kavranlamayacan syler: Tanr bir gne gibidir. Nasl ki biz gne sayesinde eyleri grrz, ama gnein kendisini gremezsek, gnein kendisine bakamazsak, ayn ekilde biz Tanr sayesinde evreni, evrendeki aklsall kavrarz, ama Tanrnn kendisini aklla tam olarak kavrayamayz. Farabi bylece Platon gibi varln nihai ilkesinin, yani Tanrnn upuygun bilgisinin insan aklnn imkanlar

274

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


zerinde olduunu kabul eder. Ancak bununla da kalmaz, evrenin Tanrdan Tanrnn kendi kendisini dnmesinin sonucu olarak ktn, tatn ileri srer. Evrenle Tanrnn ayn tzden olduu, evrenin zaman bakmndan bir balangc olmakszn Tanrdan kt ynndeki bu gr ise -Tanrnn evrene akn olmad, onun iinde, onunla bir ve ayn ey olduu, evrenle Tanr arasnda tz veya doa bakmndan bir fark olmadn ileri sren gre panteizm denildiini biliyoruz-, ne Platonun ne Aristotelesin gr olmayp Plotinosun grdr. Nihayet Farabi bu Tanrya, slamn Kuranda Tanr hakknda Tanry tasvir ederken kulland birok olumlu sfat ykler ki bu da gerekte Plotinosun asla kabul etmedii bir eydir. nk Plotinosa gre varln ilkesi veya kayna olan Bir, tanmlanamaz, szle ifade edilemez bir gerekliktir. Netice olarak Farabinin bu Tanr anlay ve Tanr ile evren arasndaki ilikiler kuram olan panteizmi bni Sina tarafndan da kabul edilir. bni Rt ise buna aristotelesi ynden baz itirazlar yneltir.

n 2. Varlk problemi
Antik Yunan felsefesinde Sokratesten nce gelen btn filozoflar (Thales, Herakleitos, Empedokles, Demokritos vb.) varln maddi cinsten olduunu kabul ederler. Onlara gre var olan her ey maddidir veya son zmde maddeye indirgenebilir. Bu arada ruh gibi, duygular ve dnceler gibi eyler de aslnda maddi eylerin, maddi yaptalarnn bir biraraya gelii veya birlemesi sonucu ortaya karlar. Ksaca, Sokrates ncesi tm Doa filozoflar materyalist bir varlk veya gereklik anlayna sahiptirler. Buna karlk Sokratesten itibaren maddi yapda olan varlklar yannda maddi olmayan eylerin de var olduu, hatta asl var olann bunlar olduu ileri srlr. Sokrates bu varlklarn rneklerini adalet, cesaret, lllk gibi ahlak kavramlarnda veya daha dorusu bu kavramlara karlk olan gerekliklerde bulur. Adalet, cesaret gibi eyler bir kelimeden ibaret deildir. Onlar bir varla, gereklie tekabl eder. Bu gerekliklerin ise maddi eyler olmadklar aktr. Platon ise maddi-fizik dnyann gerekliini tmyle reddeder ve gerekten var olan eylerin matematiin nesneleri gibi dnlen eyler, akln konusu olan eyler, yani dealar olduklarn ileri srer. Bu arada insan ruhunun da tamamen madde-d, cisim-d bir ey olduunu, ezeli ve ebedi, lmsz olduunu ve beden denilen eyde bir zindanda bulunur gibi bulunduunu savunur. Aristoteles, Platonun bu madde-d gerekliklerini kabul eder, ancak onlar Platon gibi maddi-duyulur dnyann dna ve stne yerletirmez. nsan ruhuna gelince onu gzn grmesi, baltann keskinlii gibi tam teekkl etmi olan organizmann bir ilevi klar ve organizma yok olduunda, yani beden ortadan kalktnda ruhun da yok olacan syler. Yunan tarznda felsefe gelenei iinde yer alan slam filozoflar, varlk anlaylarnda bu gr devam ettirirler. Yani onlar da varln z itibariyle madde-d olduunu kabul ederler. Farabinin ruh konusunda Aristotelesi takip eder gibi grnmesine karlk bni Sina Platonu izleyerek ruhun salt madde-d bir tz olduunu ve dolaysyla lmden sonra varln devam ettireceini kesin bir dille tasdik eder. bni Tufeyl, bni Bacce gibi dier nemli mslman filozoflar ise ruhun doas ve gelecei konusunda Farabiyi deil, bni Sinay izlerler.
slam filozoflarnn varlk anlay

n 3. Bilgi problemi
Atina felsefesinin bilgi konusunda duyumcu veya deneyci deil, aklc olduunu syledik. Bu konuda en ar bir pozisyonu temsil eden Platondur. Platon maddi-duyusal
slam filozoflarnn bilgi anlay

275

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


dnyann gerekliini reddettii iin onun bilgisini edinme aracmz olan duyumlar ve deneyin de bilgi bakmndan deerini reddeder. nsan ruhunda doutan gelen ve akln kendi rn olan bilgilerin varln kabul eder. Aristoteles bilgi kuramnda Platonun bu grn duyular ve deneyi tamamen reddetmemek, bilginin meydana gelmesinde onlarn belli ve snrl bir rolleri olduunu kabul etmek suretiyle biraz deitirerek takip eder. Ancak son zmde ve temelde onun da bilgi anlay rasyonalisttir: eylerin doalarn, zlerini olduklar gibi kavrayan akldr veya aklsal sezgidir. Bata Farabi olmak zere dier Mslman filozoflarn da duyum ve duyusal algya belli ve snrl bir yer vermekle birlikte bu aklc bilgi kuramn benimsediklerini grrz.

n 4. Ahlak problemi
bni Miskeveyh

Felsefe tarihinde ahlakla ilgili biri iradeci, dieri entelektalist iki farkl ve birbirine kart yaklam tarznn olduunu biliyoruz. Descartesn birinci, Sokratesin ikinci grn en iyi temsilcisi olduklarn da grdk. Sokrates, ahlakta esas olann bilgi olduunu ve doru bilginin zorunlu olarak arkasndan doru eylemi yaratacan ileri srmekte ve ahlaksz bir insan kt niyetli deil, eksik, yetersiz bilgi sahibi bir insan olarak tanmlamaktayd. nk ona gre kimsenin bilerek ktlk yapmas mmkn deildi. Descartes ise, apak dorularn bile arkalarndan zorunlu olarak tasdik edilmeyi dourmadn, apak dorularn tasdikinde veya reddedilmesinde dahi iradenin ie kartn sylemekteydi. Ksaca o, doru hakkndaki bilgimizin doruyu yapmamzda yeterli olmadn, bilgi ile eylem arasna irademizin girerek doruyu sememize imkan verdiini sylemekteydi. Yunan dnyasnda Sokratesten sonra gelen Aristoteles de Sokratesin bu entelektalizmini yumuatm ve doru eylemin meydana getirilmesinde iradenin roln de kabul etmitir. Ama gerek Sokrates, gerekse Platon ve Aristoteles insan mutluluunun temelde tinsel bir mutluluk olduu konusunda gr birlii iinde olmulardr. slam filozoflar, zellikle bni Miskeveyh gibi ahlak felsefesi alannda eserler vermi olan yazarlar, ahlak ve mutluluk konusunda genel olarak Aristotelesi izlemilerdir. Onun arlklardan kaan ve makul lde duyusal hazlar inkar etmeyen, bununla birlikte temelde tinsel olan mutluluk anlayn savunmulardr. Ancak onlarda zaman zaman tasavvufularla ortak olarak paylatklar bir ileci ahlak, maddi ve bedeni hazlarn inkar, bedenin reddi ynnde bir eilime de rastlanmaktadr.

n 5. Siyaset problemi
Farabi

Son olarak siyaset felsefesiyle ilgili bir eyler de syleyelim: Farabi, slam dnyasnda siyaset felsefesinin de kurucusudur. Bu siyaset felsefesi zel olarak platoncudur. Farabinin Platonun siyaset felsefesine getirdii en byk deiiklik ise onun filozof kraln peygamberle zdeletirmesidir. Platon yneticinin filozof veya filozofun ynetici olmasn ister. Farabi de ayn grtedir. Ancak slam peygamberlik zerine dayanmaktadr ve Muhammed bir slam devleti kurmutur. Bu devletin kendisine gre ekillendii ilkeler ise eriat tarafndan verilmitir. Btn bu unsurlar gz nne alan Farabi yle bir siyaset kuram gelitirir: slam phesiz ayn zamanda bir bilgi ve ahlak, bir inanlar btn ve bir uygulamalar toplamdr. Ama o zellikle hukuk ve siyasettir, yani eriattir, tanrsal yasadr. Peygamberin kendisi de esas olarak bir yasa koyucudur. te yandan felsefenin kendisi de birok ey olmas (metafizik, bilgi kuram, ahlak vb.) yannda esas olarak

276

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei


bir siyasettir ve filozof toplumu ynetmesi gereken kii, yneticidir. Bylece Farabi bir yandan slam eriate, tanr yasasna geri gtrr, peygamberi yasa koyucuya indirgerken te yandan felsefenin kendisini de bir siyaset olarak alp filozof ile yneticiyi, filozof ynetici ile yasa koyucu peygamberi birbirine zde klmaya alr. Farabinin devleti Platonun devleti gibi banda filozof-kraln olaca, ynetimin ilkelerinin akla, bilgiye dayanaca, yasalarnn felsefenin yasalar olaca kapal, otoriter bir devlettir. Farabinin rencisi olan bni Sina da bu gr devam ettirir. XIV. yzylda yaam ve tarih, siyaset felsefesi, sosyoloji alanna ilikin grleriyle bir nc olarak kabul edilen bni Haldun ise bu platoncu-farabici ideal devlet kuramna iddetle kar kar ve onun yerine insan doasna ve siyasi olgularn gzlemlenmesine daha uygun dtn dnd "bilimsel-gereki" bir devlet kuram geirmeye alr. Bu kurama gre devletin kkeninde akl deil g vardr. Hukukun kayna da ayn ekilde hak deil, gtr. Bir toplumun birtakm kurallar olmakszn yaamas mmkn deildir. Bu kurallar bu toplumda gce sahip olan bir kii koyar. Filozoflar ynetici olmadklar gibi ayn zamanda ynetici olmamaldrlar. nk onlar siyasi eylerin doasn bilmezler, gereki deil, hayalcidirler. Her doal varlk gibi devletin de doal bir mr vardr. O doar, geliir, en yksek noktasna eriir, yalanr ve ortadan kalkar. Bylece tarihte bir ilerleme, evrim yoktur. Mevsimlerin her zaman ayn srayla birbirlerini takip etmesi gibi devletler de tarih sahnesinde her zaman ayn aamalardan geerek birbirlerinin yerlerini alrlar.
bni Haldun

277

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei

A N A

F K R L E R

Felsefeyi konusu, ele ald problemler ve erei bakmndan tanmlamamz mmkn olduu gibi bundan daha nemli ve daha doru olarak yntemi, konu ve problemlerini ele al tarz bakmndan tanmlamamz da mmkndr. Bu ikinci adan felsefe Kantn en zl bir biimde syledii gibi "kendisini aklsal nedenlerle merulatrabilme iddiasnda olan entelektel bir faaliyet"tir ve felsefi dncenin, felsefi akl yrtmenin, felsefi bir kantlamann bu zellii slamn klasik denen dneminde birden ok entelektel-kltrel gelenekte kendini gsterir. Bunlar slam dnyasnda Yunan tarznda felsefe veya saf (pure) felsefe gelenei, tanrbilimsel (teolojik) dnce veya Kelam gelenei, mistik dnce veya Tasavvuf gelenei, nihayet siyasal bilgelik edebiyat veya hkmdarlara tler gelenei diye adlandrlan geleneklerdir. Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe geleneine ait en nl Mslman filozoflar Farabi, bni Sina ve bni Rttr. Bunlarn esas kaygs Yunan dnyasndan veya antik dnyadan slam dnyasna eviriler yoluyla gemi olan felsefi-bilimsel miras korumak, gelitirmek ve ileriye gtrmektir. Bu filozoflar esas olarak Platon-Aristoteles-Plotinos tarz idealist-rasyonalist gelenee baldrlar. Varlk, bilgi, ahlak ve siyaset alanlarnda bu gelenein tezlerini seslendirirler. Bunun yannda onlar slam olaynn getirmi olduu yeni birtakm kavramlar, kurumlar ve problemleri de ele alp ilerler. Bu kavramlar iinde en nemlileri peygamberlik, vahiy, tanrsal yasadr (eriat). Bu problemlerin banda ise Ortaa boyunca gerek Mslman, gerek Hristiyan dnyasn ayn lde megul edecek olan din ile felsefe veya imanla akl arasndaki ilikiler problemi gelir. Saf felsefe geleneine mensup Mslman filozoflar felsefenin zel dallar veya disiplinleriyle ilgili olarak her zaman ayn grleri savunmazlar. Byk Yunan filozoflar Platon, Aristoteles veya Plotinos benzer bir perspektiften hareketle dnyaya bakmalarna karlk kendi aralarnda nasl birbirlerinden ayrlmaktaysalar Farabi, bni Sina ve bni Rt gibi byk Mslman filozoflar da felsefenin baz zel problemleri ile ilgili olarak her zaman ayn grleri savunmazlar. Bununla birlikte onlar u iki temel gr en gl bir biimde savunma konusunda birleirler: Btn akll insanlarn, bilge insanlarn, hakiki filozoflarn zerinde uzlamak durumunda, hatta zorunda olduklar bilim deerinde bir felsefe vardr ve bu felsefe ile, gerek felsefeyle doru anlalan veya doru yorumlanan gerek din arasnda hibir eliki olamaz. Bu ana tez, ilk olarak tm Mslman saf felsefe geleneinin kurucusu kabul edilen Farabi tarafndan dile getirilir. Daha sonra bni Sina, bni Tufeyl tarafndan devam ettirilir ve en gelimi, en ilenmi formunu bni Rtte bulur. slam dnyasnn son byk dnr bni Haldun da ayn problemi kendi tarznda ele alr.

278

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei

YORUMLAMA METNLER
Farabiye gre din ve felsefe
Sylendiine gre bu ilim (felsefe) eskiden Irak halk olan Kaldeliler arasnda mevcuttu. Onlardan Msr halkna gemi, oradan Yunanllara intikal etmi, Sryaniler ve daha sonra Araplara geinceye kadar onlarda kalmtr. Bu ilmin ierdii her ey Yunan dilinde, daha sonra Sryanicede, nihayet Arapada ifade edilmitir. Bu ilme sahip olan Yunanllar onu hakiki hikmet ve en yksek hikmet diye adlandrrlar ve onun elde edilmesine ilim, onunla ilgili zihin durumuna ise felsefe derlerdi. Bununla en yksek hikmeti arama ve sevmeyi kastederlerdi. Onlar en yksek hikmetin potansiyel olarak btn erdemleri ierdiine inanrlar ve onu ilimlerin ilmi, ilimlerin anas, hikmetlerin hikmeti ve sanatlarn sanat diye adlandrrlard. Bununla da btn sanatlar iine alan sanat, btn erdemleri iine alan erdemi, btn hikmetleri iine alan hikmeti kastederlerdi... ...Bir eyi kavratmann iki yolu vardr: Birincisi onun znn aklla alglanmasn salamaktr. kincisi onu ona benzeyen bir misalle tahayyl ettirmektir. Tasdik de iki yoldan biriyle meydana getirilir: Kesin ispat etme ve ikna etme yoluyla. imdi varlklarn bilgisi kazanldnda veya renildiinde eer onlarn kavramlar aklla kavranlyor ve kesin ispatlar araclyla tasdik ediliyorlarsa, bu bilgileri iine alan ilim, felsefedir. Eer onlar kendilerini temsil eden misaller araclyla tahayyl (hayal gc) yoluyla bildiriliyor ve bu tahayyl ettirilen eyler ikna yntemleriyle tasdik ettiriliyorlarsa eskiler bu bilgileri iine alan eyi din diye adlandrmaktaydlar. Bu aklsallarn kendileri alnr ve ikna yntemleri kullanlrsa onlar iine alan dine popler, mehur, zahiri felsefe denir. Bundan dolay eskilere gre din, felsefenin bir taklididir. Her ikisi de ayn konular ierir ve varlklarn ilkeleri hakknda bilgi verirler. nk her ikisi de varlklarn ilk prensibi ve ilk nedenle ilgili bilgi verirler ve her ikisi de insann kendisi iin varla getirilmi olduu nihai ama, yani en yksek mutlulukla dier varlklarn nihai amalar hakknda bilgi verirler. Felsefenin btn bunlarla ilgili olarak akla veya kavramaya dayanarak bilgi verdii her eyde din hayal gcne dayanan bilgiler verir. Felsefenin ispat ettii her eyle ilgili olarak din ikna eder... ... Sonu olarak felsefe zaman bakmndan dinden ncedir.
Farabi, Mutluluun Kazanlmas

279

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei

TARTIMA KONULARI

n bni Rtn "Felsefe eriatn dostu ve ayn memeden st emmi z kardeidir" szn yorumlayn. n Farabinin "Eskilere gre din felsefenin bir taklididir" sznden ne anlyorsunuz? n bni Rtn aadaki metninden hareket ederek felsefeyi dinsel bak asndan nasl merulatrdn inceleyin: "Acaba eriat felsefeyi farz klm mdr? Bu szden maksat ister tavsiye, ister farz klma yoluyla olsun felsefe ve mantkla ilgili bilgilere bakmak ve onlar renmenin eriat bakmndan mubah (yaplmasna izin verilen) m, haram (yaplmas yasaklanan) m, yoksa farz (yaplmas emredilen) m klnm olduu konusunu yine eriatn bak asndan incelemektir. Biz deriz ki: Eer felsefenin yapt i varlklar incelemek ve bu varlklarn Yapcya (Tanr) nasl delalet ettiklerini, yani meydana getirilmi olan eyleri onlar varla getirene iaret etmeleri asndan incelemekten te bir ey

deilse aktr ki bu ismin (felsefenin) iaret ettii ey, yani felsefe ve mantn ierii eriat bakmndan ya vacip ve farzdr veya tavsiye ve tevik edilen bir eydir. Hi phe yoktur ki varlklar srf kendilerinde var olan sanatn bilinmesi ve tannmas suretiyle kendilerini yapanlara iaret ederler ve bu sanat ne lde mkemmel bir biimde bilinir ve tannrsa, sz edilen sanatkar hakknda elde edilen bilgi de o lde mkemmel olur. Varlklarn gz nne alnmas ve incelenmesini eriatn tavsiye ettii ve insanlar buna tevik ettii muhakkaktr. eriat varlklar aklla incelemeye ve onlar hakknda aklla bilgi sahibi olmaya insanlar davet etmitir. Bunun byle olduu Yce Tanrnn kitab olan Kurann birok ayetinde gayet ak bir ekilde belirtilmitir" (Felsefe-Din likileri (Fasl-l Makal). n Tertulianusun "nanyorum, nk samadr" szn yorumlayn. n bni Rtn her peygamberin ayn zamanda filozof olmasna karlk her filozofun ayn zamanda peygamber olmad grnden ne anlyorsunuz?

280

Yunan tarznda felsefe veya saf felsefe gelenei

Sokrates ve rencileri

Mukhtar al-Hikam wa-Mahasin al-Kalim, Al-Mubashshir Suriye, 13. yy balar.

281

282

ONYEDNC BLM
Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei
Teoloji veya slam dnce gelenei iindeki ismiyle "Kelam", slam dininin inan esaslarn aklla temellendirme, kantlara dayanarak savunma; bu inan esaslarna ieriden ve dardan yneltilen eletirileri karlama amacyla oluturulmu akli bir aba, entelektel bir disiplindir. Byle bir disiplinin veya bir savunma sanatnn olumasn gerektirecek tarihi nedenlere ksaca deindikten sonra, bu akli abann ayrt edici zelliklerini ortaya koyacaz.
Teolojinin tanm ve dou nedenleri

1. slam teolojisinin dou nedenleri


Kuran, oktanrcln egemen olduu bir toplumda Tevhid, yani Tanrnn bir olduu ve ldkten sonra insanlarn dirilecei (ahiret hayat) inancna dayal, ahlak bakmndan iyi ve adaletli bir toplum oluturmay amalayan dini ve ahlaki bir kitaptr. Teoriden ziyade iman ve iyi davran (amel) zerine vurgu yapar. lk slam toplumu bu ilkeler zerine oluturulmu sade ve etkili bir toplumdu. Fakat bu uzun srmedi. nc halife Hz. Osmandan itibaren toplumda politik sorunlar ve fikir ayrlklar kt. Hz. Osmann ldrlmesi zerine "Hariciler" denen dini-politik bir grup olutu ve bunlar, ahlakl pratik davrann imandan ayrlmayacana inandklar iin byk gnah ileyenin dinden ktn ileri srdler. Dini kltrleri zayf ve lde yaadklar iin olduka sert ve banaz olan bu gurup, Hz. Aliyi ldrp, kendileri gibi dnmeyen Mslmanlara ok sert iddet uyguladlar. Daha sonra bunlara kart olarak ortaya kan ve "hkm erteleyen"(Mrcie) olarak isimlendirilen grup, byk gnah ileyen kiinin mmin olduunu syledi. nk onlara gre Mslman olmann art iman etmektir. Byk gnah ileyenin te dnyadaki durumu Allaha kalmtr. Bu gr, daha sonra "Ehli Snnet" denen orta yolu ve ounluu temsil eden grubun genel kanaati olmutur. Bir dier tartma konusu "kader" olmutur. Baz kiiler, Kurandaki baz ayetleri -onlarn edebi zelliklerine ve balamna dikkat etmeden- szlk anlamnda yorumlayarak, Tanrnn insann bu dnyada bana gelen btn olaylar ezelde takdir ettiini, dolaysyla insann rzgarn nndeki yapraa benzediini iddia ettiler. Bu gr, iktidar Hz. Aliden hile ve zorla alan Muaviye ve oullarnn iine yarad, yani kendi iktidarlarn kitlelerin nezdinde merulatrmay salad iin yaylmaya allmtr. Daha sonra bu gr de kartn dourdu. Mabed el-Chen (. 704), Gaylan ed-Dmek (. 742) ve Hasan el-Basr (. 728) gibi kiilikler Emevi iktidarna ve onun destekledii "Cebriye" denen kaderci akma kar ktlar ve kaderi inkar ettiler. Erken dnemde ortaya kan ve daha sonra Kelam ilminin sistematik sorunlarndan biri olan bir sorun da Tanrnn sfatlar sorunudur. Bilindii gibi Kuranda Tanr insana

283

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei


benzetilerek anlatlr. Erken dnemde slamn yayld corafyada yeni Mslman olan baz kiiler -eski inanlarnn da etkisiyle- Tanrya maddi bir zellik yklediler. Bu gr de kartn dourdu. Cehm b. Safvan (. 745), ilk defa ezeli takdiri savunan grnn yannda Tanrnn sfatlarn da btnyle reddetti. slamn douundan sonra ilk iki yzylda teoloji (kelam) henz olumamt. Bunun yerine bahsettiimiz gruplamalar, bu gruplarn oluturduu zel inanlar (akaidler) ve bunlarn birbirleriyle tartmalar vard. slam toplumunun iinde bu tip ayrmalar ve dnce tartmalar olurken; slamn yayld ran, Irak, Suriye ve Kuzey Afrika blgelerinde Mslmanlar, bu blgelerin eski dini inan sistemleri (Maniheizm, Mecusilik, Mazdeizm, Helenlemi Hristiyanlk) ve yeni-platonculuk gibi felsefe kltrleriyle karlamlardr.

2. lk teoloji ekol Mutezile


lk teoloji okulu Mutezilenin ortaya k

te bylesine bir ortamda (VIII. yzyl) baz Mslman bilginler, ortaya kan sorunlar sadece dini metinlerin (Kuran ve Hadisler) szlk anlamlarna bal kalarak, olduu gibi ve dogmatik bir ekilde deil de, birtakm akl esaslara dayanarak ve gerektiinde bu metinlerdeki mecazi ifadeleri yorumlayarak (tevil) zmeye altlar. Sistematik anlamda teolojiyi (kelam) kuran ve giderek ayn zamanla ilk teolojik ekol oluturan bu aklc gruba hakim grten ayrlanlar anlamnda "Mutezile" ismi verilmitir. Mutezile, ilke olarak dini metinlerin insan aklna zt olarak olumad, akla gre mmkn olmayan eyin dine gre de mmkn olamayacan ve eer akl ile din metinleri arasnda bir eliki ortaya karsa, akln esas kabul edilip dini metnin yorumlanmas gerektiini kabul etmitir. Mutezile, bu metodolojik ilkelerden kalkarak Tanrnn zatndan ayr sfatlarnn olmad, ahlaki anlamda iyi ve ktnn dini metinden nce insan akl tarafndan bilinebilecei, Tanrnn hibir ktl yaratmad, insann eylemlerinde zgr olduu, Kurann anlamnn Tanryla birlikte ezeli bir ey deil, Onun tarafndan yaratlm olduu gibi daha birok konuda zgn grler ileri srmtr. Mutezile, kendini "be esas" ile tanmlar. Bu esaslar unlardr: 1 Tanrnn teklii ve yaratlm varlklardan hibir eye benzemedii (tevhid), 2 Tanrnn adil olduu, Ondan hibir ktln kmad (adalet), 3 Byk gnah ileyen kiinin ne mmin ne de inkarc olduu, 4 Ahirette herkesin adil bir ekilde mutlaka yarglanaca, 5 yiliin tavsiye edilmesi ve ktln engellenmesi. Bu ekol, byk ounluu Abbasiler dneminde yaam ok sayda dnr kendine ekmitir. Bu bilginler, ekollerini savunmak iin yzlerce eser yazmlardr. Ne yazk ki bata Mool istilas olmak zere baka baz nedenlerden dolay, slam dncesinin bu ilk aklc akmnn eserlerinden pek az gnmze kadar gelebilmitir.1

Bu ekoln nemli temsilcileri unlardr: Vasl bn At (. 699), Ebl-Huzeyl Allaf (. 748), el-Nazzm (. 845), Bir bn el-Mutemir (. 825), Muammer (. 842), el-Chz (. 869), el-Cubba (. 849), Kad Abdulcabbr (. 1025), Zemaher (. 1143).

284

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei

n 1. Mutezilenin ahsnda teolojiye duyulan tepkiler


Teolojiyi temsil eden Mutezileye Snni orta yolu temsil eden ve birou hukuk mezhebi kurucusu ve nderi olan Hadis ve hukuk bilgini sert bir ekilde kar kmtr. Eb Hanife, Ahmed b. Hanbel, mam afii, mam Mlik, Eb Yusuf, Evzai, Sfyan es-Sevr, Zhri vs. nl kiilikler inan konularnda Mutezilenin yapt yorumlara kar karak, halk bu ekoln grlerinden etkilenmemesi iin korumaya almlardr. Onlar, metafizie ilikin ayet ve hadislere olduu gibi inanlmasn savunuyorlard. Tanr imgesini her trl cisimsel armdan uzak tutma (tenzih), benzetme ifade eden ayetlerin (rnein, Allahn eli, yz vs.) gerek anlamlarnn ne olduunun bilinemeyeceini itiraf etmek, bunlar hakknda soru sormamak, bu tr ifadeleri baka kelimelerle yorumlamamak bunlarn temel ilkeleri idi. Teolojiden daha sonra ortaya km olan "tasavvuf" ve "Yunan tarznda felsefe" disiplinlerine bal olan bilginler de teolojiyi eletirmilerdir. Tasavvufular duygusal bir dindarl (gnl Mslmanl) ve sezgisel bir bilgi yolunu savunduklar iin, akla ncelik veren teolojiye kar kyorlard. Filozoflar ise, teologlarn sorunlar halkn anlayamayaca kadar girift ve karmak hale getirdiklerini, dier taraftan filozoflar ikna edemeyecek kadar da zayf ve temelsiz kantlara dayandklar gerekesiyle eletirmilerdir. nl slam bilgini Gazali, teolojiyi tp bilimine benzeterek slam toplumunda bir grup entelektelin bu ile uramasn ve inan konularnda sorunlar olan kiilere yardmc olmasn normal karlam; fakat, halkn genelinin bu disiplinden uzaklatrlmas gerektiini savunmutur.
Teolojiye kar gsterilen tepkiler

n 2. Snniliin teolojiyi benimsemesi ve ilk snni ekoller


Snnilik, bir mddet teolojiye direndikten sonra onu benimsemitir. Mutezileden ayrlan Ear (.941) bir kitapk yazarak bu ilimle uramann lzumu ve gerekesini anlatmtr. "Earlik" olarak bilinen teoloji okulu ondan sonra gelimitir. Earyle ada olan ve ayn zamanda bir Trk olan Eb Mansur Mtrd (. 944) ise, Maverannehir (Bugnk Trk Cumhuriyetleri) blgesinde baka bir Snni teoloji okulu kurmutur. Mtrd, daha nce Eb Hanifenin ortaya koymu olduu inan ilkelerini akl ile temellendirmeye almtr.2 Mtrdlik, teolojik konumu bakmndan Mutezile ile Earlik arasnda bir yerde durmaktadr. rnein, Tanrnn sfatlar konusunda Earlie yaknken; insann sorumluluu ve dini ahlakn doas konularndaki grleri Mutezileye daha yakndr. Teoloji, kurulu aamasndan sonra (8. ve 9. yzyllar) giderek gelimi ve bilgi, bilginin kayna, imkan, eitleri; varlk, varln mahiyeti, zorunluluu, imkan, yaratlml; Tanrnn zat, sfatlar, varlnn kantlar; imann mahiyeti, pratik ahlaki davranla ilikisi; kader, yani insann eylemlerinde ve seiminde zgr olup olmad; peygamberlik, peygamberliin ispat, mucizenin imkan, peygamberlerin sfatlar; ahiret; Kurann yaratlp yaratlmad gibi konular kl krk yararcasna akli ve nakli kantlarla tartmtr.
Mutezileye tepki olarak snni (Ear-Mtdr) ekollerin ortaya k

Earden sonra bu ekol, Bakillan (. 1013), Gazali (. 1111), Cveyni (1085), Razi (1209), Beyzav (. 1291), ehristani (1153), c (1335) gibi byk teologlar yetitirmitir. Mtrdnin grleri ise kendinden sonra Bezdevi (. 999), Ebl-Muin Nesef (. 114), Sabun (1184), bn Hmam (. 1457) ve Beyazi (. 1687) gibi alimler tarafndan savunulmutur.

285

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei

3. Ahlaki iyi ve ktnn rasyonellii - dinsellii


Mutezile ekol, altn an, Abbasiler dneminde yaamtr. Abbasilerin kyle bu ekol varln clz da olsa Zeyd-ii mezhebi iinde srdrmtr. Snni Earlik ortaya knca, halifeler ve sultanlar bu ekol bir anlamda devletin resmi ideolojisi olarak desteklemi ve kitlelere yaylmasn salamlardr. Mutezile, Snni bilim adamlarnca "sapkn" ilan edilmi, devlet tarafndan da yer yer takibata uramtr. Abbasilerin k ile Mutezile de etkisini giderek yitirmitir. Mtrdlik ise, slam imparatorluklarnn bir anlamda "tara"snda kald iin, fazla gelimemi ve kitleselleememitir. Seluklu ve Osmanl imparatorluklarnn kltr merkezlerinde ve medreselerinde yaklak bin yl boyunca (rnein Nizamiye Medreselerinden balayarak) Earliin grleri okutulmutur. Teoloji, metodolojisini ve konularn tarihte oluturmas dolaysyla, doal olarak, bir ynyle tarihsel bir disiplindir. Bundan dolay slam teolojisinin birok konusu da tarihte kalmtr. Fakat slam teolojisinin ele alp tartt yle konular vardr ki bugn de genel teoloji ve zelde slam teolojisi iinde hala gncelliini ve sorun oluunu korumaktadr. rnek olarak, slam teolojisinin baat ekolnn (Mutezile, Earlik, Mtrdlik) ahlak bakmndan iyi ve ktnn rasyonel mi yoksa dinsel (vahye bal) mi olduu; insann Tanr karsndaki ahlaki konumu (kader); yeryzndeki ktlklerin Tanrnn (mutlak iyi olan) iradesiyle badatrlmas ve doada nedenselliin olup olmad sorunlarna baklarn karlatrmal bir tarzda zetlemeye alacaz.
rnek bir teoloji sorunu olarak ahlaki iyi ve ktnn kayna

Mutezileye gre ahlaki iyi ve kt insan eylemlerinin bizzat doasnda olan zsel niteliklerdir. Bir insan eylemini veya bir insani ilikiyi iyi ve kt yapan ey, bu eylemin veya ilikinin bizzat kendi doasnda mevcuttur. rnein: Yalan sylemeyi "kt" yapan ey, yalann bizzat kendisidir. nsan akl eylemlerin doasnda olan bu iyilii ve ktl kefeder. Yoksa eylemler insanlarn onlara iyi veya kt demesiyle bu nitelikleri kazanmazlar. Dolaysyla, eylemler iyi ve kt, adalet ve zulm olma niteliklerini Tanrnn iradesinden de almazlar. Yoksullara yardm etmek kendiliinden "iyi" olduu iin, insan akl buradaki iyilii kefetmitir. Tanr da, yoksullara yardm etmek, bizzat iyi olduu iin onu insanlara tavsiye etmitir. Vahiy gelmeden nce insan akl, ahlaki iyi ve ktnn ne olduunu bilme kabiliyetine sahip olduu iin ahlakn bir otonomluu sz konusudur. nsan akl, ahlaki iyi ve ktnn bir ksmn direkt ve zorunlu olarak apak bir ekilde grr, bir ksmn da dnerek ve akli karmlar yaparak grr. Vahiy, akln iyi dediine iyi, kt dediine kt der. Vahyin asl ilevi, insanlar iyilie tevik etmek ve ktlkten uzaklatrmaktr. Vahiy, ahlaki iyiye "sevap", ahlaki ktle ise "gnah" gibi metafizik nitelikler ekler. nsanlar vahiy ve peygamberlerle karlamasalar da akllaryla Allahn varlna, birliine inanmak ve ahlaki dorular bulmakla ykmldrler. Baz Mutezile bilginleri ahlaki iyiyi erdem yapan eyin eylemin doasnda bulunan yarar ve huzur, sevin, mutluluk verici zelliine balarken; bazlar da Kantn ahlak felsefesinde olduu gibi, o eylemin insan onurunu korumas ve dev oluuna balar. Mutezileye gre insanlar arasndaki ahlaki anlamazln nedeni, insanlarn yanl inanlar, bilgisizlikleri ve igdlerine uymalardr. rnein, slam tarihindeki Haricilerin birok Mslman acmaszca ldrmelerinin nedeni, onlarn cahil bir kitle oluu ve birtakm yanl inanlarna banazca balanmalardr.

286

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei


Earliin grleri genel olarak, bu konuda Mutezilenin tam zdddr. Onlara gre eylemler, kendi doalarnda bizzat iyi ve kt deildirler. Onlar iyilik ve ktlklerini Tanrnn iradesinden alrlar. rnein, eer Tanr yalan sylemenin "iyi" olduunu syleseydi, yalan iyi bir ey olurdu. Tanr yalan sylemenin "kt" olduunu syledii iin yalan ktdr. nsan akl, tek bana ahlaki iyi ve ktnn ne olduunu bilemez. Ancak Tanrnn vahiy yoluyla bildirmesiyle bilebilir. Earler insanlk tarihindeki ahlaki gr ayrlklarn gereke gstererek byle bir sonuca varrlar. Vahiy olmadan insan akl ne Tanrnn birliine inanmak ne de ahlaki iyi ve kty grmek ve yapmakla ykmldr. Ykmlln biricik kayna vahiydir. Mutezile ile Earlik arasnda orta bir yol bulmaya alan Mtrdlik, eylemlerin kendi doalarnda iyi ve kt olduu, ayrca akln eylemlerin doasndaki bu iyilii ve ktl grebilecei konusunda Mutezile ile ayn grtedir. Allah, emir ve yasaklarn bildirirken bu iyilii ve ktl gz nnde bulundurmutur. Ancak Mtrdler, insan aklnn vahiy olmadan Tanrnn varlna ve birliine inanma ve ahlaki dorulara uyma ykmllnn olmadna inanarak Mutezileden ayrlrlar, Earlere yaklarlar. Mtrd, insanlarn arzu, drt, alkanlk, evre, toplum ve kltrden kaynaklanan ahlaki anlamazlklardan ancak vahiy yardmyla kurtulabilecekleri kanaatindedir. Mtrd, akl ile vahyin birbiriyle elimeyen ve birbirini tamamlayan iki bilgi kayna olduunu ileri srer.

n 1. Ezeli takdir sorunu (kader)


Tanrnn mutlak iradesi karsnda insann zgrl ve sorumluluu (kaza ve kader) sorununa gelecek olursak; bu sorunun, btn semavi dinlerin, hatta insanln temel ve genel bir sorunu olduunu ncelikle belirtmeliyiz. Henz sistematik teoloji disiplini olumadan nce, ilk defa Cehm b. Safvan adndaki dnrn Tanrnn iradesi karsnda insann hibir gc ve bamszl olmad, insann btn eylemlerine Tanr tarafndan zorland eklinde grler ileri srdn belirtmitik. Bu gr belli bir taraftar kitlesi de bulmutur. Bunlara "Cebriyye" denmitir. Muaviye bata olmak zere, Emevi hkmdarlar bu gr kendi karlar dorultusunda yaygnlatrmaya almlard. Mutezile, sistematik teolojiyi kurmadan nce Hasan el-Basr, Vasl b. At, Gaylan ve Mabed el-Chen gibi nemli kiiler bu grle mcadele etmi, insann eylemlerinde zgr olduu ve bunlardan sorumlu tutulacan ileri srmlerdir. Mutezile, bu gr rasyonel olarak temellendirmi ve sistemli hale getirmitir. Mutezile bu soruna, hem metafizik boyuttan hem de ahlaki boyuttan bakarak zmeye almtr. Metafizik boyuttan bakarken, Tanry mutlak adil olarak grdkleri iin, insan eylemlerini yapmaya zorlamay Ona yaktramamlardr. nsan nce bir eylemi yapmaya zorlamak, sonra da "Sen niye bu eylemi yaptn?" diye onu sorguya ekmek, btn insanlara gre apak ahlakszlktr, ktdr. nsanlara yaktramadmz bu eylemi, mutlak adil olan Tanrya nasl yaktrabiliriz? Tanrdan hibir kt, haksz, eksik eylem kmaz. Dnyevi-ahlaki adan da baktmzda ktlk yapanlar knamamz, iyilik yapanlar vmemiz ve ayrca hukuki soruturmalara ve kovuturmalara bavurmamz, insann eylemlerinde zgr olduunu gsterir. Ayrca insanlar bilinleriyle ve akllaryla da bunu bilmektedirler. Mutezile, insann zgrln ve sorumluluunu aklsal olarak
Tanr karsnda insann irade ve eylem zgrl (kader)

287

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei


temellendirdikten sonra dinsel metinlerdeki "zorlama" dncesini artran ifadeleri bu dorultuda yorumlamlardr. Earler, soruna Tanrnn mutlak kudreti asndan bakarak insana eylem ve iradesinde zgrlk vermeyi Tanrya ortak koma gibi grmlerdir. Earlere gre, insann bir eylemi gerekletirmesi iin gerekli olan irade ve g, Allah tarafndan yaratlmtr. nsan eylemde bulunurken ite bu yaratlm irade ve gc kullanr. Bundan dolay, insann eylemlerini Allah yaratr, insan ise kazanr (kesb). Earlik, Cebriyye ile Mutezile arasnda bir orta yol izmeye almtr. Ancak, bunu sradan insanlarn anlayabilecei bir ekilde dile getirememitir. Bu nedenle kitleler bu gr "zorlama" olarak alglamtr. "Allahtan baka eyleyen ve Allahtan baka yaratc yoktur", "nsan grnte zgrdr, fakat aslnda mecburdur", eklinde sloganlam ifadeler, Earliin konuya bakn zetler. Earler, Tanrnn insan ile olan ilikisini, Tanrnn fiziksel doa ile olan ilikisi gibi grmeye almlardr. Eylem iin gerekli irade ve kudretin Allah tarafndan yaratldn kabul etmekle birlikte, insann semesinde veya dier deyimle kazanmasnda (kesb) zgr olduunu iddia etmeleri, muhalifleri tarafndan bir eliki olarak grlmtr. Earler, Tanry salt mutlak g olarak grm ve ahlak byle bir Tanr tasavvurunun buyruuna baladklar iin ona zerklik vermemilerdir. Mtrdliin bu konudaki yaklam, Mutezileye olduka yakndr. Earliin yapt yaratma-kazanma ayrmn benimseyen Mtrdlik, eylemin yaratlmasn Allaha, kazanlmasn da btnyle insana verir. Burada Mtrdliin Earlikten ayrlp Mutezileye yaklat nokta, iradenin insana ait olmas ve yaratlmam olmasdr. Mtrdnin bu konudaki gr Eb Hanifenin daha nce formle ettii grlerinin aklsal olarak temellendirilmesidir. Eb Hanife, "Kaza ve Kader" olarak bilinen Allahn ezeli bilgisinin insan zgrlne zarar vermedii kanaatindedir. nk Allah, insann istedii gibi yapaca eylemleri sadece ezelde mutlak bilgisiyle bilmitir. Bu bilgi betimleyen (tasviri) bir bilgidir. Yoksa belirleyici-zorlayc (takdiri) deildir. Ne var ki, insann zgr davran ile Tanrnn ezeli bilgisi arasndaki iliki herkesi tatmin edici bir ekilde hibir zaman zlememitir. Aslnda sorunun zmszl metafizik doasndan kaynaklanmaktadr.

n 2. Doal ktlkler ve Tanrnn mutlak iyi iradesi


Yeryzndeki ktlklerin Tanrnn mutlak iyi iradesiyle badatrlmas

Bir dier teolojik sorun, insann yeryznde karlat doal afetler, hastalklar, savalar, ac, strap, alk vb. ktlklerin Tanrnn mutlak iyi olan iradesiyle nasl badatrlaca sorunudur. Bu sorun, ada din felsefesinde "Ktlk sorunu", "Tanrnn adaleti" sorunu olarak bilinir. Mutezile, adalet ilkesi gerei Allahn insanlar iin en iyi-en yararl olan yaratmak zorunda olduuna inandklar iin, insanlarn iradelerinden kan ahlaki ktlklerden Allah sorumlu tutmazlar. Allah insanlar bu ktlkleri yapmaya muktedir yapm, fakat zgr iradeleriyle bu ktlkleri yapmamalarn istemitir. Dier taraftan, Allah durduk yerde gren bir kimseyi kr, salkl bir kimseyi hasta, zengin bir kimseyi fakir yapmaz. Bunlarn tersi de dorudur. Bizim insan olarak ahlakszlk veya ktlk olarak bildiimiz eyleri, Tanr kastl olarak insanlara asla vermez. Ancak insana her mutluluk, sevin ve zevk veren ey ahlaki anlamda "iyi" olmad gibi, her ac, strap, sknt ve zarar veren ey de "kt" deildir. Tpk ameliyat olmann hastaya ac vermesine ramen son tahlilde

288

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei


onun iyiliine olduu gibi. Doada insana zarar, sknt, elem ve strap verme imkannn bulunmasna gelince, Mutezile, bunu insann yeryznde deneniyor olmasna balar. Denenme ortam belli bir "risk" iermek zorundadr. Eer yeryznde hibir risk olmasayd insann denenmesinin anlam olmazd. Hatta baz baz Mutezil bilginler, Kuran ayetlerine dayanarak insan zgr olduu halde yeryznde sknt veren eyler olmasayd insanlarn ounlukla Tanrnn tavsiyelerine uymayacaklarn ileri srerler. Baz Mutezil bilginler, kimi insanlarn bu dnyada elem, strap, ac ve skntya maruz kalmalarn ahiretteki ebedi mutluluklarnn bir kefareti olarak grdkleri iin bunlara "ktlk" dememilerdir. Ear ekolne bal nl bilgin Gazali de bu konuda Mutezile gibi dnm ve "Dnyamz, mmkn dnyalarn en iyisidir" demitir. Earlere gelince onlar, Tanrnn iradesine "adalet" ve "iyilik" gibi bize ait nitelikleri yklemeyi uygun grmedikleri iin, ktlk sorunu zerine fazla dnmemilerdir. Ktlkler de doada olan her olay gibi, Tanrnn iradesi ve yaratmasyladr. Tanrnn iradesinden kan her ey de hikmetlidir. Fakat insan olarak biz bu hikmet ve anlam bilemeyiz. Bize den teslimiyettir. Mtrdler, Earlerle beraber Tanrnn insanlar iin en iyiyi yaratmak zorunda olduu grne katlmazlar. Onlar, Earler gibi Tanrnn irade ve yaratmalarndaki hikmetin, anlamlln bilinemeyecei kanaatinde de deildirler. Mtrdler, Earlerin benimsedii Tanrnn insana g yetiremeyecei sorumluluklar ykleyebilecei grne de katlmazlar. Bu konuda da Mtrdler Earlikle Mutezile arasnda orta bir yeri benimsemilerdir.

4. Tanrnn emirlerinde ve doada nedensellik sorunu


slam teolojisinde ekoller arasnda tartmalara konu olmu nemli bir konu da Tanrnn buyruklarnda ve doada nedenselliin olup olmaddr. Mutezile ve Mtrd bilginler, Tanrnn vahyinde insana emrettii ve yasaklad eylemlerde ve nesnelerde bu emir ve yasa gerektiren bir nedenin bulunduunu kabul ederler. Tanrnn hkmn douran bu nedendir. Yoksa Tanr keyfi olarak bu hkm koymamtr. rnein, temiz gdalarn "helal" olmalarn gerektiren ey, onlarn temiz ve faydal olmalar; pis ve zararl eylerin "haram" olmalarn gerektiren ey de, onlardaki pislik ve zarardr. alma eyleminin yasak olmasnn gerekesi, bu eylemin mal alnana verdii zarardr vb. Tanr, buyruklarnn bir ksmnn gerekesini Kuranda aklamtr, bir ksmn da aklamamtr. Aklamadklarn insanlar akl yrtme ile kavrayabilirler. Ear ekolne mensup bilginler, Tanr tasavvurlarna uygun olarak nk onlar Tanry mutlak ve hibir kayda bal olmayan bir kudret olarak dnyorlard Tanrnn buyruklarnda herhangi bir neden ve gereke aramazlar. Tanrnn herhangi bir nesne veya eylem/iliki hakkndaki hkm, bu nesnenin veya eylemin/ilikinin kendi doasnda bulunan bir gereke ve nedenden kaynaklanamaz. Bizzat Tanrnn mutlak iradesinden kar, Tanrnn hkm ile bizim neden/sebep dediimiz ey arasnda sadece bir yan yana bulunma sz konusudur; yoksa, bir neden-sonu ilikisi yoktur. Doadaki nedensellie gelince, Mutezil bilginler, Ortaada slam filozoflarnn savunduu nedensellie (determinizm) yakn bir neden-sonu ilikisini kabul etmilerdir.
Tanrnn emirlerinde ve doada nedensellik sorunu

289

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei


Doay Tanr yoktan yaratmtr. Ondaki kanunlar da O koymutur. Mucizenin anlam, bu kanunlar istedii zaman kaldrmasdr. Earler, doada nedensellii kabul etmezler. Onlar, bu konuyu izah etmek iin srekli "yaratma" ve Leibnizin "monad"larna benzer "atomlar" kuramn gelitirmilerdir. Buna gre, hibir varlk, herhangi bir eyin nedeni olamaz. Byle bir gc yoktur. Doadaki nesnelerin sahip olduu g, etkin bir g deildir. Btn cisimlerin asln oluturan atomlarn birbirlerini etkileme, birbirlerine tesir etme gc yoktur. Onlar i ie gemi deildirler, sadece yan yana dururlar. Tanr bu atomlar her an yok edip tekrar varla kartmaktadr. Doann algladmz tarzda grnmesi Tanrnn srekli yaratmas sayesindedir. Nesnelerin kendilerine ait "doa"lar yoktur. Atein yakma, stma; ekmein doyurma; ikinin sarho etme; tohumun bitki olma...vs. zellii ve kabiliyeti yoktur. Aralarnda bir zamandalk (arka arkaya gelme) vardr. Fakat neden-sonu ilikisi yoktur. O anda bu eserleri veya sonular Allah yaratmaktadr. nsanlar alev ile pamuu bir araya getirince Allah "yanma" olayn yaratmaktadr. Bundan dolay, "doa yasalar" dediimiz yasalar aslnda Tanrnn eyleri ve olaylar her zaman ayn tarzda meydana getirme ynndeki alkanlndan ibarettir. Earler, bu tip bir ontolojiye (varlkbilim) Tanr tasavvurlarnn gerei ve mucizeyi aklama kaygsyla bavurmulardr. Pakistanl nl air-filozof Muhammed kbl, 19. yzyln balarnda ekirdek fiziindeki son gelimeleri gz nnde tutarak Earlerin "srekli yaratma" teorisini savunmutur.
Teolojinin skolastiklemesi ve son durum

Sonu olarak, 11. yzyla kadar slam toplumlarnda botanikten tbba, biyolojiden fizie her trl doa bilimlerinin, felsefenin ve din bilimlerinin ciddi bir gelime gsterdii bilinmektedir. Mutezile ekol XI. yzyla doru politik baz nedenlerden dolay etkisini yitirmitir. Mtrdlik ise Maverannehir blgesinden dar fazla kmamtr. Seluklu sultan Alparslan, veziri Nizamlmlke "Nizamiye Medreseleri"ni kurdurmu ve Earlii resmi gr olarak benimsemitir. nl Ear tanrbilimcisi ve mrnn ikinci yarsnda mistisizmi (tasavvuf) benimsemi olan Gazalinin bu medresede uzun sre ders verdii ve yneticilik yapt bilinmektedir. Gazali, Earlerin teolojik bak asndan slam filozoflarn sert bir ekilde eletirmitir. O, Dinsel Bilimlerin Canlandrlmas adnda halk iin kapsaml bir kitap yazarak burada mistisizmle Earlerin teolojik perspektifini ideal dindar yaam olarak harmanlamtr. Gazalinin slam toplumu zerine etkisi ok byk olmutur. Giderek birok tarihi nedenle medreselerde felsefe ve doa bilimleri zayflam ve medreseler teolojinin arlkta olduu birer kurum haline gelmitir. nsann eylemlerinde bir etkisinin olmadn ileri sren, doada ise nedensellii yadsyan bir teolojinin egemen olduu toplumda bilim bata olmak zere, felsefe ve eletirel dncenin gelimemesi doal bir sonu olarak ortaya kacaktr. Bu teolojik bak as, "ilahi kader" doktrini ile slam toplumlarnda bireysel ve toplumsal ahlakn gerilemesine de sebebiyet verdii Mehmet Akif bata olmak zere birok Mslman aydn tarafndan eletirilmektedir. Bata sylediimiz gibi teoloji, slam dininin inan ilkelerini aklsal olarak savunmak iin kurulmutu. Gelime dneminde byk ekol ortaya karmtr. Fakat bunlardan biri (Mutezile) giderek yok olmu, dieri (Mtrdlik) kyda kalm, biri ise (Earlik) "Ehl-i Snnet"in gr olarak slam toplumlarna hakim olmutur. Fakat bu hakimiyet, iinde muhalefetini tamad iin giderek kemiklemi ve uzun bir sre skolastik bir tarzda, ayn konular zetleyerek, yorumlayarak kendini tekrar edip durmutur. Osman-

290

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei


l medreselerinde de genellikle Ear yazarlarn kaleme ald kelam kitaplar veya bunlarn erhleri, yani yorum ve aklamalar okutulmutur. 19. yzyln sonu ve 20. yzyln balarndan itibaren Cemaleddin Afgani (Materyalizme Reddiye), Muhammed Abduh (Tevhih Risalesi), Seyyid Ahmet Han (Kuran Tefsiri), Muhammed kbl (slamda Dini Dncenin Yeniden Kuruluu) gibi isimler, amzn yeni sorunlarn gz nnde tutarak Mutezileden de etkilenerek teolojiyi yenilemeye almlardr. lkemizde de . Hakk zmirli (Yeni Kelm lmi) ve erafetin Yalkkaya (ctimai Kelm lmi = Toplumsal Tanrbilim) bu abaya katkda bulunmaya almlardr. Aydnlanmadan sonra Batda Hristiyan teolojisinin gsterdii gelimeler (bata Protestanln ortaya kmas) gz nnde bulundurulursa, slam teolojisinin entelektel adan olduka zayf olduu sylenebilir.

291

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei

A N A

F K R L E R

Tanrbilim veya slam Dnce gelenei iindeki ismiyle Kelam disiplini, slam dininin inan esaslarn aklla temellendirme ve bu inan esaslarn dier dinlerden ve felsefi akmlardan gelen saldrlara, eletirilere kar savunma amacyla oluturulmu bir abadr. Tanrbilimin ilk ekirdek sorunlar, byk gnah ileyenin dinden kp kmad (iman-amel ilikisi) ve Kader sorunu olarak islam toplumunun iinde kmtr. Bu sorunlar etrafnda Hariciler, Mrcie, Cebriyye ve Kaderiyye gibi henz sistematik olmayan gruplamalar olumutur. Daha sonra, sekizinci yzylda ilk sistematik ekol olarak Mutezile, son derece rasyonel bir Teoloji Okulu kurmutur. Earlik, Mutezileye tepki olarak Snni inan esaslarn sistemletirmitir. Maverannehir (Trkistan) blgesinde gelien Mtrdlik ise, bir snni ekol olmasna ramen Mutezile ile Earlii biretirmitir. slam teolojisinin kendine konu olarak ele alp zmeye alt, ve bu gn de gncelliini koruyan rnek drt temel soruna, bu ekollerin bak alar yledir: Ahlaki iyi ve ktnn aklla m yoksa vahiyle mi bilinebilecei sorununu Mutezile ve Mtrdlik, akl ile bilinir eklinde cevaplarken; Earlik, vahiyle bilinir eklinde zmtr. kinci sorun olan Ezeli takdir konusunda yine Mutezile ve Mtrdlik, insann eylemlerinde zgr olduunu savunurken; Earlik insana eylemlerinde ve iradesinde zgrlk tanmamtr. Snni kader teorisi, Earliin grdr. Doal ktlklerin Tanrnn mutlak iyi olan iradesiyle badatrlmas sorununda Mutezile, gelitirmi olduu Adalet ilkesiyle, Tanrya kt eylemleri yklemezken; Earlik ve Mtrdlik, Tanrnn mutlak gc ve mutlak iradesiyle istediini yapabileceini savunmutur. Tanrnn eylemlerinde hikmet ve doada nedensellik sorununda ise Mutezile ve Mtrdlik, her iki alanda da yani Tanrnn fiillerinde hikmeti, sebebi, anlam; doada ise greli bir nedensellii (zorunluluu) savunmutur. Ear ekol ise, ne Tanrnn eylemlerinde, ne de doada nedensellii kabul etmitir. Onlar, Tanrnn mutlak keyfi iradesini savunmulardr. Byk islam bilgini Gazali, Earliin grlerini Tasavvuf ile biretirerek kendinden sonra gelen Snni dnceye damgasn vurmutur. Mutezile, on birinci yzylda Snnilik tarafndan bastrlm ve yok edilmitir. Mtrdlik ise, Trkistandan dar kamamtr. Snni devletlerin resmi ideolojilerini Earlik belirlemitir. Giderek Osmanl mparatorluu dneminde Teoloji, skolastik bir kimlie brnerek gerilemitir. Son iki yzylda slam teolojisini iine dm olduu taklit ve tekrarlardan kurtarmak iin Afgani, Abduh, S. Ahmed Han ve M. kbal gibi tannm islam dnrleri tarafndan baz teebbsler olmutur. lkemizde de Cumhuriyetin kurulu yllarnda . Hakk zmirli ve erafettin Yaltkaya tarafndan baz yeni admlar atlmak istenmi ise de fazla bir yenilik yaplamamtr.

292

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei

YORUMLAMA METNLER
G Yetirilmeyecek eylerle Mkellef Tutulmak
Alimlerimiz, Earyyenin muhalefetine ramen yle dedi: "Allah Tealann, kullarn, onlar tarafndan meydana getirilmesi mmkn olmayan eylerle mkellef tutmas caiz deildir. nk, kr bakmakla, ktrm yrmekle mkellef tutmakta olduu gibi gsz sorumluluk altnda bulundurmak hikmetten (bilgelikten) uzaktr; bundan dolay an yce, hikmet sahibi Allaha byle bir ey nispet edilemez. Sorunun deriletirilmesine gelince, sorumluluk demek, znesine sknt verecek bir ii imtihan iin emretmek, demektir. nk, yaparsa ondan dolay dllendirilecek, yapmazsa cezalandrlacaktr. te byle bir ey ancak kul tarafndan meydana getirilmesi dnlebilen hususlarda olabilir, yoksa imkansz olan eylerde deil.
Nureddn es-Sbn, Mtudyye Akaidi

Peygamberliin zellikleri
Peygamberlerin kendilerine has baz sfatlarnn bulunmas gereklidir. Onlar, bu sfatlar sayesinde yce Allah ile kullar arasnda elilik niteliini kazanm olur. Allah Teala yle buyurur: "Allah, elilii kime vereceini daha iyi bilir." (6. Enm, 124). Elinin, kendi andaki insanlarn en aklls ve en gzel ahlaka sahip olmas bu sfatlardandr. Peygamber olacak kiinin, elilik grevini engelleyecek sfatlar tamamas da gereklidir. Eer peygamberlikten nce byle bir nitelik tayorsa Allah onu peygamberlik srasnda ortadan kaldrr. Nitekim, Hz. Musann dilindeki kekemelii onun duas zerine ortadan kaldrmtr. Peygamber, gerek szlerinde, gerek fillerinde kendisini lekeleyecek ve onun manevi deerini drecek hatalardan korunmutur. Eer kast ve iradesi olmakszn kendisinde bir hata meydana gelecek olursa, Allah, onu gecikmeden kendi haline brakmadan uyarr ve knar. Byk stat mam Eb Mansur el-Mtrd yle dedi: "Korunmuluk, sorumluluu kaldrmaz." Bunun manas udur: Peygamberin gnahtan korunmu olmas, onu itaate zorlamad gibi, gnah ilemesini de engellemez. Ne var ki korunmuluk Allahn bir ltfu olup peygamberi iyilik yapmaya sevk eder; ktlkten de al koyar. Fakat ilahi imtihann gereklemesi iin onda yine de irade bulunmaktadr. Mslmanlarn byk ounluuna gre peygamberin kfrden masum oluu vahiyden nce de sonra da sabittir. Haricilerin Fudayliyye kolu buna kar kmtr. (...)
Nureddn es-Sbn, Mtudyye Akaidi

293

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei

TARTIMA KONULARI

n Gazalinin "Var olandan daha iyi bir dnya olamaz" szn ilahi adalet ve ktlk (teodise) sorunu asndan tartnz. n slam dnce tarihinde tanrbilimin ortaya k gerekelerini aratrnz. n Ahlaki iyinin, insan aklyla m yoksa dinsel vahiyle mi bilinebilecei tartmasnda ekollerin grlerini tartnz. n Nedensellik konusunda teologlarn grleriyle bilim felsefesindeki determinizm ve indeterminizm grlerini mukayeseli tarzda tartnz.

294

Tanrbilimsel dnce (Kelam) gelenei

Doudan ve

batdan dnyann byk dnr ve filozoflar farkl dilleri ve kltrleri temsil eden Babil Kulesinde.

295

296

ONSEKZNC BLM
Tasavvuf (mistik dnce) gelenei
1. Tasavvuf ve felsefi bilgi
slam mistisizmi eklinde de deerlendirebileceimiz tasavvuf, kii temelinde yaanan dini tecrbeyi en isel noktadan yakalayarak bunu, dnce, estetik zevk ve ahlakla btnletirmeye gayret eden bir tavr iaret eder. Fakat o, daha nceki bahislerde, felsefe iin ifade edildii ekliyle, "kendisini aklsal nedenlerle merulatrabilme, hakl karma iddiasnda olan entelektel bir faaliyet biimi" deildir. Hatta felsefede cevaplardan ok sorulara dayal olarak gelien mesafeli yaklam, tasavvufta yerini, verilmi olanla daha bir kucaklamay ve onun i anlamlarnda daha bir derinlemeyi salayan bir kabullenie brakmtr. Sadece, iten kavranarak anlalacak, bir yaant halini ve ona dayanan bir bilgiyi referans olarak almas, varln zyle bireysel cokunun egemen olduu bir bulumay zlemesi, Tasavvufun sistematik dzeyde kendini kantlama ihtiyacnda olmadn da bize gstermektedir. Btn mistik tavrlarda olduu gibi, byle bir yneli, (felsefenin istemi olabilecei gibi) akl yrtmelerle srdrlen ve neden-sonu ilikilerinin salad bir aklama abas deil, iinde veya kar karya bulunulan Varlk (ya da Hakikat) alanna bir nfuz edi, onda kendini fark edi ve bu yolla yine kendini bir "sr" halinde znel olarak yakalamay arzulaytr. u da var ki, tasavvuf bu tavrn, slam demek olan belirli bir dinin kalplar iinde, ortak bir inan zemininde ve bu dinin temel Kitab olan Kuran- Kerime ve Peygamberinin kendi yaayyla somutlatrd, "gzel ahlak"a (mekrim-i ahlaka) mracaatla gereklemitir. Bu yolla, iinde iir, musiki, edebiyat, zellikle de birer yaama slubu oluturmay hedefleyen ahlak eitimlerinin yer ald gelenek ya da gelenekler olumu; farkl iklim ve corafyalarda, oralara has zellikler ve yine farkl dnemlerde zamanla btnleen tazelikler barndran kltrler vcut bulmutur. O halde u soruyu sorma zaman gelmitir. Tasavvufun, bir taraftan, akl yrtmelerle srdrlen sistematik rgye nazaran, farkl dinamizme sahip bir bilgi zerinde younlamas; dier taraftan, inanca dayal bir din gelenei iinde deerlendirilecek olmas, onun felsefe olarak ele alnabilirliini bouna bir ura haline getirmez mi? Bu soru hakl olmakla beraber, ona verilecek olumsuz bir cevap, bizi felsefe tarihinin ok nemli ve yaratc bir damarndan mahrum klacaktr. nk genelde, tasavvuf dncesindeki akl tesi tavr al, akl bir yok say ve reddedi deil; nemini teslim ederek, fakat boyutlarnn da snrlarn gstererek, onun farkl bir kavraya doru almas anlamnda, bir eletiri eklinde de yorumlabilir. Aslnda, bu eletirinin bile felsefi bir deeri vardr. Nitekim, XVIII. yzyl filozoflarndan . Kantn akl zerine yapt eletiri felsefesi, sonular ayn olmasa da, burada hatrlanabilir. Hatta belki, tasavvufun bu tavr, aklsal ve genelleyici bir aklamann, bireysel, znel, yaamsal olan unuttuu sistemci zihniyet
Tasavvuf felsefe ilikisi Tasavvuf, felsefi bilgiden farkldr

297

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei


karsnda Ekzistans Filozoflarnn ald tavrdr. Ya da belki bu, gerei farketme yolunun "akl" (zeka) deil, sezgi olduunu syleyen Bergsonun gr ile karlatrabililir. Her halkarda, dierlerinde olduu gibi, tasavvufta da bu tavrn ve onun ifade ettiklerinin, sistematik dzeyde kavramlatrlarak yle bir ortaya konuluu vardr ki, felsefi yorum burada kendini tatmin edilmi bulur. Bir baka syleyile, tasavvuf yaayna dayal bir i tecrbede gerek anlamlarn kazanacak olmalarna ramen baz mutasavvflarn (tasavvuf insanlarnn) kavramlar ve tutarl fikir btnlkleri erevesinde dile getirmi olduklar grler, felsefe temalar eklinde deerlendirilebilirler. Ayrca bu grler, felsefe geleneklerinin genel olarak ele aldklar, bilgi, varlk, insan ve deer gibi ana konularda, karlatrmal aratrmalara elverili bir konum sergileyebilirler. Nitekim bu adan bakldnda, bn-i Arab, Sadrettin Konev, Nablus, Davut Kayser vb. baz mutasavvflar, kullandklar dil, grlerini temellendirme biimleri, yaptklar alntlar ve kendilerini savunurken oturduklar zemin itibariyle felsefe tarihinin iine yerlemiler, nazari (kuramsal) tasavvuf adn verdiimiz bir dnce geleneinin srdrcs konumunda olmulardr. stelik bu dnrler, felsefe kltrlerinin ortak miras eklinde nitelendirebileceimiz, lka Yunan Dncesinden de (zellikle Yeni-platonculuk) ifade ve sistem imkanlar bakmndan yararlanm; farkl referans temelleri dolaysyla onun basit birer izleyicisi olmakszn, daha ileri dnemler iin, yeni sentez ufuklar amlardr.
Tasavvuf felsefi bir deerlendirmeye aktr

Fakat uras da var ki, tasavvuf dncesi sadece felsefi endie tayan nazari (kuramsal) tasavvuf metinlerinden yansmaz. Bunlar daha ok, onun kendine has anlatm biimleri olan, sohbet, hikaye, menkbe, mektup ve iir gibi trlerdir. Hatta sembolik zellikler tayan farkl dini ve estetik faaliyetler de bu tasavvufi anlamlarn rtl olarak dile getirildii yerlerdir. Sadece akla deil, fakat ayrca ve zellikle bireysel zeminde kendini bulan "gnl"e ve yaant hallerine hitap etme gereklilii bu anlatm, musiki ve raks (dans)a kadar geniletebilir. Ama yine de sylemeye devam edelim ki, ister felsefi, ister metafor ve sembol ykl metin ve yaplar olsun, tasavvufi ifadenin, hedefi ve sonular bunun aksini gsterse de onun yorum, zmleme ve karlatrma anlamnda felsefi deerlendirmeye elverili bir taraf vardr. Btn bu sylediklerimiz asndan, hem kelamc, hem filozof, hem de mutasavvf olarak nitelendirebileceimiz Gazali (. 1111)nin grleri, son derece ilgintir. nk ilk defa olarak o, tasavvufu mistik tecrbe iinde snrl kalan bir bilgi olmann tesinde, dier slam bilimleri, bu arada felsefe bakmndan da deerlendirmi ve yerini gstermitir. stelik dnce sisteminin kuruluu ve buna hareket noktas oluturan temel soru, bir iman adamndan beklenilenin ve sonda varlacak noktann aksine, felsefi sorgulay tarzyla nemli derecede benzerlik gsterir. Al Munkd min al Dalal adl eserinde ortaya konan bu temel soru, tam da bilgi felsefesinin ana konusunu oluturmakta; dini alanda da olsa kesin bir bilginin ltlerinin ne olmas gerektiini gndeme getirmektedir. Gazalinin hayranlk uyandran ve kademeli bir tartma niteliinde sunulan akl yrtmelerinin nihayetinde varlan sonu, bu ltlerin kelam ve felsefeden ok tasavvuf da bulunabilecei eklindedir. Adeta matematiinkini andran byle bir kesinlik, "vahyedilmi ilahi dorularn" akl yoluyla onaylanmas biiminde deil; kiinin, kendi isel varl ile sz konusu dorular, birlikte kefetmesi demek olan dinsel ve bireysel bir tecrbeyi oluturabilmesiyle salanacaktr. O halde, Gazaliye gre tasavvufi i tecrbenin yaatt psikolojik hal, iman alannda, malumat ve akl yrtmelerin insana kazandrd bilgiye nazaran, belki bunlara da dayanak olabilecek ekilde, nem kazanmakta, kesinlik ve apak-

lk defa olarak Gazali Tasavvufun felsefe asndan nemini vurguluyor

298

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei


lk, nesnel ve aklsal olandansa znel ve yaantsal bir alanda deerlendirilmeye balanmaktadr. Sz konusu olan bilgi (ya da hal) "tad alma", "tadarak bilme" anlamnda "zevk" kelimesiyle ifade edilecektir. phesiz ki bu XII. yzyl dnrnn vurgulad tarzdaki bir isel tecrbe, ilk defa gndeme getiriliyor deildir. Ama buradaki yenilik, bunun, felsefe ve din bilimlerinin genel yaplanmas iindeki yerinin gsteriliyor olmas ve daha ileriki yzyllarda zerinde ok durulacak znel tabanl kesinlik kriterinin tasavvuf kanalyla da ortaya karlmasdr. Ayn ey, akl-iman farkllnn sistematik bir biimde yerini almas bakmndan da nemlidir. Bu yolla "dini olan", akla dayanan bir metafizik (rasyonel metafizik) ve nesnel olgu referansl bir bilim anlay karsnda kendi yerini belirleyebilecek ve onu koruyabilecektir. Gazalinin bu gr ile, tasavvufun akl ve isel tecrbeyi kendine has bir biimde kademelendiren klasik anlay arasnda yakn bir ilginin bulunduu aktr. Buna gre slam Dncesinde en temel prensip konumunda olan "Tanrnn Birlii" inanc, onu fark edebilme ve yaayabilme anlamnda balca seviyede, deerlendirilebilmektedir. Bir ilk seviyede bu, inanan genel bir kitlenin dini emir ve yasaklar renip onlara titizlikle uymas anlamndadr ki, henz, inanlan bu Birlik prensibi zihni bir tefekkre (derin dnce) ve ruhi bir manalandrmaya (anlamlandrma) konu olmamtr. Burada dsal bir kayt altna girmenin getirdii bir yaptrm, Tanrdan ok onun verecei cezalardan bir korku, dller iin bir mit sz konusudur. kinci seviye, "Birlik prensibinin dnce ve bilim prensipleri tarafndan tannmasdr ki, burada btn bir yaratlmlar alannn temelinde yatan tanrsal bilgelik ve adalet, neden-sonu ilikilerinin ortaya koyduu bir aklama abas erevesinde kantlanacak ve bu da her trl kantlamann dayana konumundaki zdelik prensibinin de zorunluluk yoluyla gsterdii gibi, kendisini en temel birlik durumunda olan "Tanrsal Birlik"e doru aacaktr. Tasavvuf dncesi bu tr bir fark edie, bilimsel kesinlik anlamnda "ilm al-yakn" adn vermektedir. Kelamclarn ve filozoflarnki diye nitelendirilen byle dsal bir yaklamn sadece aklsal ltlere bal kalnarak gerekletiriliyor olmas, mutasavvflar tatmin etmemekte ve onlar "Marifet" denen ve Birlik Prensibinin, kiisel anlamda bizzat yaanarak anlalmas demek olan "ayn al-yakn" (gzle gryormuasna kesinlik) seviyesini aramaya sevk etmektedir. Ayn seviyenin bir ileri merhalesinde ise "hak al-yakn" (tam olarak hakikatiyle bilmek)e ulalmas arzulanmaktadr. Byle bir seviyede, akl dzeyi, reddedilmeksizin almakta, kantlayc akl yrtmelerin dsal geerlilikleri, yerini dini tecrbeyi yaayann kalbinde kendini hissettiren "mutlak bir"e terk etmektedir. Burada aklsal bir sylem deil, derin bir sezgi sz konusudur. Buna gre "Birlik Prensibi", artk sadece yaradl anlamamz mmkn klan aklettirici ve birletirici bir ilk neden deil, insann kendi varoluundan hareketle, zndeki srra katlmay denedii varln ya da hakikatin ta kendisidir.
Tanrnn Birlii Prensibinin balca seviyede deerlendirilmesi

2. Birlik prensibi ve ontolojik stats


Birlik Prensibinin anlalmas ve yaanmasnn yannda, Tasavvuf dncesindeki en ilgin gr, bu prensibin ontolojik (varlk bilimsel) statsdr. Zira zaman zaman yanl anlalarak uzun yzyllar srecek tartmalara yol aacak, zaman zaman da sihirli bir denek gibi, pek ok felsefi tartmay tatmin edici bir sentezle sonlandracak olan bu gr; Tanr-Evren, ya da bir baka ifadeyle Yaratan-yaratlan ilikisini konu almaktadr.
Tanr-Evren ilikisi

299

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei


Vahdet-i Vcd gr

Aslnda temeldeki Birlikten baka bir ey yoktur. Bu grn tasavvuf dilindeki ad, bn-i Arab (. 1240)nin dncelerine bal kalnarak sylemek gerekirse, vahdet-i vcd dur. Gerek Bir ya da Birin Gereklii Tanrdr. Btn yaratlmlar alan, bu Birlikin salad, btnlk ve ahenk fikri erevesinde Tanrsal Gereklii ve Kudreti yanstmaktan baka bir ey yapmamaktadr. Tanr sadece var deil fakat "Varlk"n ta kendisidir. Btn dier varlklar var olmalar bakmndan Ondandr. O ise sadece "kendinden", "kendisiyle" ve "kendinde"dir. Yani var olmak bakmndan kendinden bakasna muhta deildir. Aslnda varlk olan ya da var olan sadece Odur. Evrenin yaratl, Onun kendi iinde kapal bir "hazine olmakdan karak, bilinmeyi arzu edii" ile alakaldr. Bu yzden evren, Onun kendini bilmeyi arzu ediinin bir tezahr, Onun kendinden kendine olan alveriinin bir sahnesi, Onun kendi kendisini temaa ettii bir ayna konumundadr. O halde evrendeki her varlk aslnda kendi yeteneinin elverdii lde Onun Birliini yanstmaktadr. Bu Birlik (Vahdet) ilk ve tmel bir belirlenim prensibi durumundadr. Evrenin yani btn yaratlmlar alannn hakiki manasdr. Yine, her eyin kendisiyle anlalabilecek olduu z, okluun arkasndaki dzen prensibi, bu Birlikden bakas deildir. Her ey okluun iindeki yeri bakmndan, bu Birlikin anlamlandrd btnn zorunlu bir parasdr. Ama Birlik, paralarn toplam demek olan btne indirgenmeyip daha st bir prensip konumunda olduundan, okluu oluturan her bir para, sadece btn iindeki yeri bakmndan deil, fakat ayrca, kendi apnda bu prensibin yansmas ve rnei olmak bakmndan da deer tamaktadr. Bylece bu anlayta okluk, temeldeki Birlikin anlalmas bakmndan bir imkan; Birlik ise, okluun ancak kendisiyle varlkta kalp z kazanabilecei dayanaktr. Her iki alan da ballak (korelatif) olarak ele alnmak durumundadr. Tasavvuf dncesinin ska tekrarlad bir deyimde ifade edildii gibi; sz konusu olan, tek bana dnlm bir Birlik ya da okluk deil; "oklukda Birlik; Birlik de okluk" (Kesret de Vahdet; Vahdet de Kesret) dur. Vahdet-i vcd retisine, slam inancnn temel grlerinden biri olan Tanrnn Aknln reddettiine ilikin birtakm itirazlar yaplmam deildir. Ama bu itirazlar yerini bulmamaktadr. Zira bu retide, Tanr evrenle zdeletirilmi ve evrene nazaran Onun aknl ortadan kaldrlm deildir. Tam tersi, kendisine gerek varlk tannmayan, evrendir. Hatta, Tanrnn karsnda evren varl neredeyse "yokluk" seviyesindedir. nk gerekten var olan sadece Tanrdr. Buna gre, evren Tanr olmad gibi, Tanr da evren deildir. Aksi takdirde yokluk varla, varlk da yoklua indirgenmi olurdu. Tanr kudret ve azametinin evrende tecelli ediyor olmas, Onun evrene indirgenmesi demek deildir. Nitekim sz konusu retinin en kuvvetli savunucular durumunda olan bn-i Arab ve yolundan gidenler, Birlik (Vahdet) mertebesinden nce, Biriciklik (Ahadiyyet) olarak anlan bir tam belirsizlik (l teayyn) hlinden bahsetmektedirler ki bu, Tanrnn en st ve hibir bilgiye konu olamayacak mutlak aknlk halinden baka bir ey deildir. Aslnda dikkat edilecek olursa Birlik (Vahdet) prensibi de temelini bu Biriciklik (Ahadiyyet) prensibinde bulmaktadr. Byle bir grn, yine de bir tr panteizm (kamu tanrclk) eklinde deerlendirilip deerlendirilemeyecei tartma konusu olmaya devam etmektedir. Bazlar ise, buna panteizm yerine panantheizm (panentheisme: Her ey Tanrdaclk) demeyi tercih etmektedirler. Vahdet-i vcd anlaynn anlalmasndaki glk ve yol aabilecek olduu pek ok tepki dolaysyla, mam Rabban (. 1624)nin ismi etrafnda dnlen ve Vahdet-i u-

Birlik ve okluk

Vahdet-i vcd retisi Tanrnn aknl fikrini reddetmekte midir?

Vahdet-i uhd

300

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei


hd adn alan, ilk bakta birincisine kar imi gibi grnen, ama mutassavvflar tarafndan yaanan ruh hlleri itibariyle ondan ok farkl olmayan bir baka reti daha ortaya kar. Bu retiye gre, Tanr-evren btnln, aknln ortadan kalkt fikrini uyandracak bir metafizik yarg eklinde savunmak doru deildir. ki alann ontolojik ayrlklar doktriner anlamda gzetilmelidir. "Tanryla bir olma"nn, mistik tecrbeyi isel olarak yaayan kiinin coku durumundaki alglay tarzna balanmas daha yerinde olacaktr. Bu tecrbe ise, znel ve bireyseldir. Dolaysyla genelletirilmesi ve kantlanmas mmkn deildir. Ancak yaayann duygular asndan bir anlam tar.

3. Tasavvuf dncesinde insan anlay


Btn bu anlatlanlar erevesinde unu syleyebiliriz ki, evreni anlamaya almak, yaratltaki srr kavramaya almaktan baka bir ey deildir. Bu ise, Tanrnn kendini bilmeyi arzu edii demek olan ilahi ve ebedi ak dan pay almak ve yine bu arzu editeki mutlak iradeye kendini teslim etmektir. Burada yava yava, tasavvuf dncesinin insana verdii nemi fark etmeye balyoruz. nk, bu biliin gereklemesi anlamnda, Tanrnn asl murad ve dolaysyla asl muhatab nsandan bakas deildir. Btn yaratlmlar iinde sadece O, varln zn, Tanrnn mutlak gzellik ve iyiliini sezebilir. Tanr ona "kendi ruhundan flemitir"; bir baka deyile, onu kendi kudretini bilecek seviyede yceltmitir. Fakat bu, insana, o nispette byk bir sorumluluk yklemek, ve Kurann ifadesiyle bu, "emaneti" ona vermektir. Nasl evrenin grevi, Tanr Kudret ve Gzelliini bildirmek ise, nsann grevi de bu Kudret ve Gzellii en saf ekliyle idrak etmektir. Bylelikle insan yaratln asl amac olarak ortaya kmakta, evren ve Tanr arasnda bir bili kprs oluturmakta, potansiyel (bil kuvve) anlamda Birlik Prensibinin kendisiyle ve kendisi asndan fark edilmek durumunda olunduu bir ayna vazifesi grmektedir. Fakat insann bu deeri ancak z itibariyledir, ve onun egoizmi demek olan "benlik"i bu z yakalamada engeldir. O halde o, kendini benlik rtleri altnda saklayan "asl beni"ni yakalayabilmeli; bir baka ifadeyle kendini arndrmaldr. nl dnrmz Yunus Emre (XIII. yzyl)nin "bir ben var bende benden ieru" deyii bunu ima etmektedir. Bylece, insan kendisine kar verdii bir mcadele sonunda kendini bilme ve bu ekilde de gerek anlamyla Tanry bilme ve sevme derecesine ykselecektir. Tasavvuf dncesi, kendi zn bu yolla fark edip, yaratltaki asl gayeyi, arnarak yakalayabilmi olan kiiyi, insanlk mahiyetini kendinde, mkemmel ekliyle gerekletirmi anlamnda, Kmil nsan (nsan- Kmil) olarak adlandryor. Bat dillerindeki evirisi bakmndan Evrensel nsan (IHomme Universel) da denen Kmil nsan, ayrca, ahlaki erdemleri en iyi bir ekilde yaayan kii olarak, dier insanlar iin bir rnek konumundadr. Ve tasavvuf dncesi, bu rnek olma kavramna ruhsal eitim ve ahlak kazanma bakmndan ok zel bir anlam ykleyecektir. Mevlna Celleddin-i Rm (. 1273)ye gre, benlii yenmenin, ruhsal olgunlua ermenin ve bu yolla Tanr katna kavumann en uygun yolu "ak"tr. nk ilahi bir anlam tayan ak, asl varlndan ya da gerek Sevgili olan Tanrdan ayr dm olan insann nasl bir ayrlk acs iinde olduunu bize fark ettirir. Dnr, en tannm eseri olan Mesnevisinin ilk onsekiz beyitinde, bu hasret duygusunun metafizik arln bize aksettirmektedir. Fakat mutlak varlk olan sevgiliye kavuup, Onunla bir ve btn olma miTasavvuf dncesinin insana verdii nem ve nsan- Kmil

Mevlna ve lah Ak

301

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei


di, bu ayrlk acsn, kendi iine ken bir sknt ve mutsuzluk kayna olmaktan kartarak, sabr ve teslimiyet cokusu haline getirir. Bu arada sevgi yaratlmlar alannn tamamna yaygnlatrlr.
Tanrya kavuma, insann kendisiyle btnlemesidir

O halde, ak, insann kendine has varlk konumunun tam bir farkediliidir ki bu, Tanrdaki kendini arzulay halinin insandaki yansmasndan baka bir ey deildir. Bir farkla ki, mutlak varlk olan Tanr, kendi taml iinde ve belki de bunun bir gerei olarak, "Kendi"ni "Kendi"nden aktarrken, bunun aynas durumunda olan insan, simetrik bir varolu hamlesiyle ve gerekteki yokluu dolaysyla, kendindeki, kendine olan mesafeyi idrak ederek, Tanrdan baka bir ey olmayan Asl Varlk kendi varlk temeli olarak istemektedir. Tanr, bilinmeyi arzulayarak bir rahmet bolluu eklinde, Kendini Kendinden tarmakta; dieri ise, kendi eksikliinin bilinci olarak gerek varlna ynelmektedir. Bu diyalektik, evren karsnda olduu kadar, dostluk ve sevgi ilikisi srdrdmz dier insanlar asndan da, her seferinde kademeli olarak alarak tekrar edilecek; ve Tanr demek olan Asl Vatana doru yol alnacaktr. Bu durumda bir ilk deerlendirmeyle, sadece Tanr iin olan bu ak aslnda insan dnyaya ve dier insanlara ilgisiz kalmaya; bilimden ve toplumdan uzaklamaya sevk etmez. Zira madem ki evren, Tanr kudretinin ortaya kt yerdir, burada yer alan her ey Onun adna sevilir, renilir ve korunur. Evrende egemen olan dzenlilik ve kanunluluk, kendimizde bulmamz ya da oluturmamz gereken ahenk ve l prensibi iin de bir rnek oluturur. te yandan, kim olursa olsun her insan ilahi zn barna konumundadr. O halde btn insanlara farkllklar ve seviyeleri itibariyle bir gz ile bakmal, hogr ve balama temele alnmaldr.

302

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei

A N A

F K R L E R

Dini tecrbesini en isel noktadan yakalayarak bunu dnce, estetik zevk ve ahlakla btnletirmeye gayret eden tasavvuf, aslnda felsefi bilgiden farkldr. nk O, kendisini aklsal nedenlerle merulatrabilme, hakl karma iddiasnda olmayp, iten kavrayarak anlalacak bir yaant hali olmak istemektedir. Fakat yine de baz tasavvuf insanlarnn (mutasavvflarnn) kavramlar ve tutarl fikir btnlkleri erevesinde dile getirmi olduklar grler felsefe temalar eklinde deerlendirilebilirler; karlatrmal aratrmalara elverili bir konum sergileyebilirler. Nitekim Gazali, (. 1111) tasavvufi bilgiyi kesinlik ve apaklk ltleri bakmndan deerlendirmi; burada vurgulanan isel tecrbenin, felsefenin ve din bilimlerinin genel yaplanmas iindeki yerini gstermitir. Sz konusu olan znel tabanl kesinlik kriterinin tasavvuf kanalyla da ortaya karlmasdr. Tasavvuf Dncesindeki en temel gr Tanrnn Birlii prensibi ve bunun ontolojik statsdr. Buna gre Gerek Bir, ya da Birin Gereklii Tanrdr. O Varlkn ta kendisidir. Evrendeki her varlk, aslnda kendi yeteneinin izin verdii lde Onu yanstmaktadr. Evrenin yaratl Onun kendi iine kapal bir "hazine olmaktan karak, bilinmeyi arzu edii" ile alakaldr. Bu gre Vahdet-i Vcd ad verilir. O halde, evreni anlamak, yaradltaki srr kavramaya almak; Tanrnn Kendini bilmeyi arzu edii demek olan ilahi ve ebebi aktan pay almaktr. Bu da insann kendi iinde bir arnmay gerekletirmesiyle mmkn olur. Bu yolla zn fark edip, yaratltaki asl gayeyi yakalayabilmi olan kiiyi, tasavvuf, insanlk mahiyetini kendinde, mkemmel ekliyle ortaya kartabilmi anlamnda, "Kmil nsan" (nsan- Kmil) olarak adlandrmaktadr. Tasavvufun bir dier cephesi de, byle bir mistik tavr, dnyadan ve insanlardan uzaklatrmak iin nermediidir. Zira madem ki evren, Tanr kudretinin ortaya kt yerdir, burada yer alan her ey Onun adna sevilir, renilir ve korunur. te yandan kim olursa olsun, nereden gelirse gelsin, her insan ilahi zn barnadr ve her trl hogrnn konusu olmaldr.

303

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei

YORUMLAMA METNLER
Hasret Acs - Teslimiyet Cokusu
(1) * it, bu ney neler anlatyor; dinle, ayrlklardan nasl ikyet ediyor: * "Beni bir sazlktan kestiklerinden beri, kadn erkek bunca insan ferydmdan inledi. * Ayrlk aclaryla para para olmu bir kalp isterim; t ki itiyak derdini erh edebileyim. * Aslndan, vatanndan uzaklam olan kimse, o vuslat zamnn bekler durur. (5) * Ben her cemiyette, her mecliste aladm, inledim durdum. Kt halli olanlarla da dp kalktm, iyi halli olanlarla da. * Herkes kendi zannnca benim dostum oldu, ama kimse dernumdaki esrar (srlar) aratrmad. * Benim esrrm, ferydmdan uzak deildir. Fakat her gzde onu grecek nur, her kulakta onu duyacak kudret yoktur. * Beden ruhtan, ruh da bedenden gizli deildir; lkin can grmeye herkes iin izin yoktur. * Bu neyin sesi atetir, onu hava sanma; kim ki bu atei tatmamtr o kimse yok olsun! (10) * Ak ateidir ki neye dmtr; ak cokunluundadr ki, araba dmtr. * Ney, yrinden ayrlm olann ateidir. Neyin perdeleri, bizim (vuslata mni olan) perdelerimizi yrtt. * Ney gibi hem zehir, hem panzehir, hem dost, hem de mtak olan kim grd. * Ney, kanla dolu bir yoldan bahsetmekte; Mecnnun ak hikyelerini sylemektedir. * Bu akln mahremi ve srda, (Allahn kudret ve tecellisne) hayran olandan (bhs) bakas deildir; dile de kulaktan baka mteri yoktur. (15) * Bizim gam ve kederlerimizden gnler uzad, vakitsiz bir hle geldi: gnler, (ayrlktan doan) atelerle yolda oldu. * Gnler geip gittiyse, varsn gesin, ne gam! Yeter ki sen kal; ey paklkta benzeri bulunmayan! * Balktan baka her ey suya kanar; nasipsiz olana da gn uzar. (18) * Ham (ervah) olanlar, hi pimiin, olmuun hlinden anlar m? Bunun iin sz ksa kesmek gerek, vesselm!"
Mevlna Celleddin-i Rm, Mesnevi (lk Onsekiz Beyit)

Hak ve Alem
Hak zhiren grnen her eyin, btnen, "Ruhu"dur. Bu anlama gre O, Btn Olandr. Ve Onun, lemin doal sretlerine olan nisbeti bedeni idre eden ruhun bedenin sretine olan nisbeti gibidir.
bn-i Arab, Fuss

304

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei

Birlik ve okluk
Hakkat bilen rif kii Birlikte Kesreti grr; nk bilir ki kendi hakkatlerinin farkl ve ok olmalarna ramen, lh simlerin hepsi de tek bir asln dellidirler. (simler Bu durum, her "sret"in i yapsna nfz edii ynnden Heyul (yni maddenin ilk cevheri) kavram araclyla daha da iyi anlalabilir. Kesretine ve eitliliine ramen btn "sretler", eninde sonunda, kendi maddeleri olan tek bir cevhere irc edilebilirler. Ve bu trl "nefsini bilen" de "Rabbini bilir", nk (Rabb) onu Kendi Sreti zere yaratm olup hatt O, insnn hviyyet ve gerek hakkatinin da ayndr.
bn-i Arab, Fuss

arasndaki) bu (fark) Tek olan Varln hakkatnda akl bir mhiyeti haiz olan (yni yalnzca bilkuvve mevcd bulunan) bir kesrettir. Ve bu (akl kesret de), Tek Olan Varlk (lemde) tecell ettii zaman uhd mertebesindeki bir kesrete dnr. Fakat bu ikinci hlde dahi tecelldeki kesret Tek Bir Gerek iinde mhede edilir.

TARTIMA KONULARI
n Tasavvufun felsefece deerlendirilmesi ne anlama gelir? n Tasavvuf Dncesinde Tanr-evren ilikisi nasl deerlendirilmitir? n Tasavvuf Dncesinde yer alan Tanrnn Birlii Prensibi ile nsan anlay arasnda nasl bir iliki vardr?

305

Tasavvuf (mistik dnce) gelenei

Ya Ali

konulu hat.

306

ONDOKUZUNCU BLM
Siyasal bilgelik edebiyat gelenei
Ynetim sanat anlamna gelen siyasa veya siyaset terimi, Ortaa slam dnyasnda, farkl ynetme pratiklerine iaret eden pek ok slami metin iin kullanlr. slam dnyasnda siyaseti konu edinen byk gelenek vardr: a) Hkmdarlara adil bir ynetim iin gerekli olduu dnlen ahlaki tler vermek amacndaki edebi metinler etrafnda biimlenen siyasal bilgelik edebiyat; b) Mslman hukukularn ve teologlarn, temel ilkelerini slam Vahyinden karsadklar ve hilafet kuram etrafnda ekillenen siyasal teoloji (slam hukukunu ifade eden eriati (kutsal yasa) temel ald iin eri siyaset de denir); ve c) Yunan felsefi mirasnn etkisi altnda ekillenen ve amac aklsal olarak temellendirilmi en iyi rejim olan siyasal felsefe. Sz konusu gelenein yan sra, XIV. yzyl slam dnr bni Haldun tarafndan dnce dnyasna kazandrlan ve siyasal olgular, ahlak ya da dinle deil, btnyle siyasal dinamiklerle aklayan siyasal bilimi de saymalyz. Siyasal bilim iyi, kt, adil vb. gibi deerlerden hareket etmez; tersine yalnzca gereklemi siyasal olgulardan hareket ederek onlarn arasndaki nedensel ilikileri aklamaya alr. Bu da demektir ki siyasetin, herhangi bir ahlaksal ya da dinsel kaygyla, yani deerler alanyla hibir ilikisi yoktur. Siyasal olaylar da tpk doa olaylar gibi belli yasalar uyarnca gerekleirler ve onlar aklamann tek yolu, kendisine uyduklar yasa ya da yasalar bilmektir. Siyasal bilimci iin nemli olan, toplumsal ilikilerin ne ekilde dzenlenmesi gerektii deil, ne ekilde gelimi olduudur. te tam da bu nedenledir ki siyasal bilim, siyaseti olguyla deil deerle; olanla deil olmas gerekenle ilikilendiren slam dnyasnda gelenekselleememitir. Bu blmde Hint-ran popler bilgelik edebiyat evresinde gelien siyasal bilgelik geleneini ele alacaz. Bilgelik (sophia, hikmet), insann, kendisi, iinde yaad dnya ve toplum hakknda bilinli olmasn; akl ve bilgiyle dnp tanarak eylemesini, salam bir kavraya sahip olmasn salayan bir erdem olarak tanmlanr. Bu kitabn ilk blmnde de anlatld gibi, insan nyarglardan, tutkulardan ve kolektif bilincin kkrtmalarndan koruyan eletirel bir tutum olarak bilgelik, sadece bir yaama sanat, bir ahlak deildir. O ayn zamanda, felsefenin kendisine referansla tanmlanaca bir bilgidir. Kayna bakmndan ilahi ya da insani olduu konusunda farkl grler mevcut olsa da, bilgelik, her durumda bir erdemdir. te "popler ya da siyasal bilgelik edebiyat" ifadesinde geen bilgeliin anlam, onun bilgece, ahlakl bir yaam srmeleri ve iyi bir ynetici olabilmeleri iin hkmdarlara gereken erdemleri konu ediniyor olmasdr. Bu gelenei incelerken ne demek istediimiz daha iyi anlalacaktr. Ancak daha nce, siyasal bilgelik edebiyat geleneinin dier iki gelenekten farkn ortaya koymak zere, siyasal teoloji ve siyasal felsefenin ayrt edici zelliklerine deinmemiz gerekmektedir.
slam dnyasndaki siyasal dnce gelenekleri

bni Haldunun siyaset bilimi

Bilgelik nedir?

1. Siyasal teoloji
Siyasal teoloji, esas olarak kutsal teolojinin bir ksmdr. Kutsal teoloji, slam dnyasndaki karlyla kelam, Tanr tarafndan gnderilmi olan vahyin dogmalarn aklamak,
Siyasal teoloji, kutsal teolojinin bir ksmdr

307

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


savunmak ve temellendirmek zere, teologlar tarafndan gelitirilen dinsel bir bilimdir. te siyasal teoloji de vahyin siyasal retilerinin bir aklamas veya kutsal bir vahiy zerinde temellenen siyasal eylere ilikin bir aratrmadr. Baka deyile siyasal teoloji, belli bir dinsel topluluun, iyi bir mmin olabilmek ve hakiki mutlulua ulamak iin kendi ilahi vahyi tarafndan nerilen yaam tarzn, teolojik retilerden karsanm bir siyasal ynetimin ats altnda mmkn klmay amalayan gelenein addr ve bu bakmdan da znde inan zerinde temellenen siyasal bir retidir. Bu tanmdan da anlalaca gibi, siyasal teoloji, doas gerei, ilkelerini kendisinden karsad vahyi ve kutsal yasay sorgulayamayacaktr. O halde siyasal teologun spesifik ilevi, vahyin siyasal retisini tesis etmek, aklamak ve savunmaktr.
Siyasal teolojinin temel sorunu: kim ynetmeli?

Diyebiliriz ki insan stne, toplum stne konuan her din, kendisinden siyasal bir teoloji tretilebilecek bir potansiyele sahiptir. Nitekim Yahudi, Hristiyan ve slam siyasal teolojilerinin mevcut olduunu biliyoruz. slam toplumunun, peygamberi Muhammed nderliinde bir siyasal rgtlenme deneyimi yaad bilinmektedir. Muhammedin peygamber olarak sahip olduu dinsel otorite, onu, yeni oluan slam toplumunun doal siyasal lideri yapmtr. Kendisinden sonraki ynetici, baka deyile siyasal otorite konusunda sessiz kalan Muhammedin lmyle birlikte, bu yeni siyasal toplum, acilen cevaplanmas gereken bir soruyla kar karya kalmtr: Muhammedden sonra, onun siyasal otoritesini kimin devralaca, baka deyile onun ardlnn (halefinin) kim olaca sorusuyla. slam toplumunun yeni yneticisinin, kendisine gre belirlenecei ilke ve ltlerin neler olmas gerektiine dair tartmalar, siyaseti, ayn dnemde ortaya kan teoloji (kelam) ve hukuk (fkh) okullarnn en gzde konularndan biri haline getirmitir. lk kez toplumun doal liderini yitirmesi ile gndeme gelen siyasal ardln kim olaca sorusu, zamanla, sorulduu dnemden bamszlam ve evrensel bir boyut kazanarak btn slam siyaset dncesinin kendisinden beslendii temel bir sorun olarak formle edilmitir. Kim ynetmeli? sorusunda ifadesini bulan bu sorun, Mslmanlarn siyasal dnce dnyasnda halifelik (hilafet) kuram olarak zmn bulmutur. Ancak halifelik kuramndan, dolaysyla bir slam siyasal teolojisinden bahsedebilmek iin Abbasi Hilafeti dnemini beklemek gerekmektedir. nk bu dneme kadar yaplan tartmalar ve benimsenen dnceler, btnyle pratik kayglardan beslenmekte ve konuyla ilgili muhalif gruplarn pratik ama ve karlarna hizmet etmektedirler. Dolaysyla teorik olarak vahiyden beslenen gl, temellendirilmi, tutarl bir siyasal dnce sistemi olmaktan uzaktrlar. Abbasiler dneminde, tamam, Muhammedin siyasal pratiini ideal slami rejim olarak kabul eden siyasal teolojik kuramlar retilmitir. Maverdi, Gazali, bni Teymiye gibi Mslman teolog ve hukukularn, vahye dayal bir ahlak ve adalet kavram etrafnda rdkleri siyasal dnceleri, mmince bir yaam mmkn klacak, dolaysyla dinin koruyucusu olacak slami bir devlet modelinin teorik atsn oluturacaktr. Siyasal teoloji konusunda zellikle belirtilmesi gereken ey, her siyasal teolojinin, kendisini reten zel dinsel toplumun benimsedii dinsel kaynaktan beslendiidir. Baka deyile siyasal teoloji, temellendirme yntemi bakmndan baka kltrlerden baz kavramsal aralar dn alsa da, z ya da kken bakmndan, her dinsel toplum iin yerlidir. Dolaysyla, bir siyasal reti olarak her siyasal teoloji, kendisine inanan zel dinsel toplulua hitap eder.

Halifelik kuram

308

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei

2. Siyasal felsefe
Herhangi bir zel dinsel veya dnyevi ynetimle ilgisi olmayan siyasal felsefe ise, siyasal eylerin ilkelerine veya doasna ilikin bir aratrmadr. Baka bir deyile, siyasal felsefe, siyasal eyler hakkndaki kanlarn yerine, onlarn hakiki bilgisini geirme abasdr. Kanlar, grnler dnyasndan beslenir; dolaysyla grnte mevcut olanla snrlandrlmlardr. Grnler dnyas ise, gerek duyularn bilgi elde etme srecindeki snrll, gerekse bu dnyaya hakim olan deime olgusu nedeniyle yanltcdr. Oysa hakiki bilgi grnn gerisindeki hakikatle ilgilidir ve hakikat ncesiz-sonraszdr (ezeli-ebedi), yani zamann, deimenin kt etkilerinden korunmutur. Felsefenin amac, ite bu hakikatin bilgisinin; siyasetin amac ise bu bilgiye dayanan hakiki mutluluun elde edilmesidir. Bu durumda siyasal felsefenin ne olduu sorusu, konusu ancak hakikatin bilgisine sahip olunduunda cevaplanacak olan hakiki mutluluk olacaktr. Yunan tarznda felsefe geleneinin temsilcileri tarafndan ortaya konan slam siyasal felsefesi de mevcut olanla deil, olmas gerekenle ilgili bir siyasal aratrmadr. slam dnyasnda temel bir felsefi disiplin olarak siyaset felsefesi, ilk kez Farabinin "en iyi rejim" araynda ifadesini bulmutur. Farabi, "insan hakiki mutlulua gtrecek en iyi rejimin hangisi olduu" sorusunu, "bu rejimin kendine dayanaca hakikatin ne olduu" sorusundan bamsz dnmez. Yunan felsefesinden miras alnan insani yasa (Nomos) kavramn siyasal felsefesinin temeline koyan Farabi, slam siyasal felsefesinin akaca kanal belirlemitir. slam filozoflar ilgilerini, Tanr tarafndan vahyedilmi ilahi bir yasaya deil, aklsal olarak kavranlan ve temellendirilen insani bir yasaya yneltmilerdir. Bu son derece nemlidir. nk bu seimle birlikte filozofun siyaset aratrmasnn temel kavram, yani yasa, ilahi deil insani bir sfat tayacaktr. Bunun anlam ise, siyasal teologun aratrmasnn snrlarn belirleyen ve sorgulanamaz olan ilahi yasann, siyasal alandaki yetkisinin iptal edilmesidir. Filozofun aratrmas insani akln, insani bilgeliin klavuzluunda gerekleecei iin doal olarak sorgulamaya kapal bir alann varln reddedecektir. Ancak ilahi yasann siyasal alandaki otoritesini reddeden slam filozoflar, bir yandan da akln vahiyle, felsefenin dinle uyum iinde olduunu iddia etmektedirler. Onlara gre insani akln aratrp elde ettii hakikatle, lahi Vahiy tarafndan ifa edilen hakikat bir ve ayndr; farkllk felsefe ve dinin, bu ayn hakikati elde etme yntemlerinde ortaya kmaktadr ki bu yntem farkllnn nedeni de toplumun, hakikati kavrama kapasiteleri bakmndan farkl snflara blnmesi, yani sekinler (havass) ve halk (avam) arasnda filozoflar tarafndan yaplan ayrmdr. Siyasal felsefelerinde platoncu bir anlaya sahip olan slam filozoflar, bu ayrm da Platondan miras almlardr. Yunan tarznda felsefe geleneinin anlatld blmde de vurguland gibi, insanlar akl kapasiteleri bakmndan farkldrlar. nsanlarn byk ounluu (halk), soyut, kavramsal dnmeden yoksun olduklar iin, hakikati aklsal olarak kavrayamazlar; onlar hakikati, ancak duyusal benzetmeler ve somut rnekler vastasyla hayal glerinde canlandrabilirler. nsanlarn ok az olan dier ksm ise hakikati aklsal olarak kavrar (filozof-sekin). Zaten hakikat ve hakiki mutluluk aratrmasn yapacak olanlar da bu son gruptan olanlardr. te bu ayrm nedeniyle, hakikatin, akl yetisiyle kavranld, kesin kantlama yntemi ile tasdik edildii etkinliin ad felsefe; hayal gcyle (tahayyl yetisiyle) bilindii, ikna ynteAkl vahiyle atmaz Siyasal alan hakikatin bilgisiyle dzenlenmelidir

309

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


mi ile tasdik edildii etkinliin ad ise dindir. Dolaysyla felsefe ve din arasnda, amaladklar hakikat bakmndan herhangi bir eliki ya da atma sz konusu deildir. Her iki etkinlik arasndaki fark, kullandklar yntemden kaynaklanmaktadr. Ancak onlarn her ikisi de farkl yntemlerle ayn bir hakikati elde etmektedirler. te felsefenin akl ile elde ettii hakikati, insanlarn byk bir ounluunun sahip olduu hayal gc ile elde etmesi nedeniyledir ki din popler felsefe olarak tanmlanr.
Akl-vahiy uyumunun siyasal sonular Vahdet-i Vcd gr

Akl ve vahiy arasndaki bu uyum iddiasnn siyasal felsefe asndan nemli sonular olmutur. ncelikle, hakikati elde etme yntemleri bakmndan farkllaan felsefe ve dinin, hakikati avama ifade edi yntemi ayn olmak durumundadr. nk Platon iin olduu gibi slam filozoflar iin de ynetici, hakikati aklsal yntemle kavrayan kii, yani filozof olmaldr. Bu, filozofun halk ile bir diyaloa girmesi demektir. Ancak halk filozofun dilinden anlamayaca iin, filozof halkn dilinden konumal, yani onlarn hayal gcne hitap etmelidir. Bu noktada gzel sz syleme sanat olarak tanmlanan retorik (hitabet) devreye girecek ve filozof, halk hakiki mutlulua ulatrmak iin tpk peygamber gibi hayal gcne dayanan kantlama yntemini, yani iknay kullanacaktr. Buna bal olarak ortaya kan bir dier nemli sonu da, Platonun filozof-kralnn, slam felsefesinde filozof-peygamber-ynetici olmasdr. nk peygamber mkemmel bir hayal gcne sahiptir ve hakikatin somut rnekler, benzetmeler vb. ile dier insanlarn hayal gcnde canlandrlmasnn en mkemmel rneini oluturmaktadr. Yneticilik hakikatin bilgisi kadar halka aktarlmasn da iermektedir. nk ynetimden ama, halk hakiki mutlulua tamaktr. Dolaysyla peygamber yneticidir. Muhammed son peygamber olduu ve artk hayatta olmad iindir ki onun varisi, filozoflar olacaktr.

Kim ynetmeli, filozofun da sorusudur

slam dnyasndaki siyasal teoloji geleneinden sz ederken, "kim ynetmeli" sorusu etrafnda gelien tartmalardan ve bu tartmalar sonucunda oluan halifelik kuramndan bahsetmitik. imdi grlyor ki "kim ynetmeli" sorusu filozofun da sorusudur. Baz ada yorumcular, slam filozoflarnn da ayn soruyla megul olduklarn, dolaysyla halifelik kuramndan ve eriatten etkilendiklerini iddia etmektedirler. Ancak hemen belirtmeliyiz ki, "kim ynetmeli" sorusu aslnda siyasal teolojinin zgn sorusu deildir. Ayrca filozofun sorusu, "Muhammedden sonra kim ynetmeli" deildir. Kendisini peygamberin varisi ilan etmesinin tek nedeni, filozofun, ilk yneticisi peygamber olan bir toplumda yayor olmasdr. Dahas filozofun nerdii zm hibir teolojik ierik tamamaktadr. slam filozofunun soruya cevab Platonun cevabyla ayndr: "yaayan akl", yani hakiki bilgiye sahip olan filozof ynetmelidir.

3. Siyasal bilgelik edebiyat


imdi zel olarak slam dnyasndaki siyasal dnce geleneklerinin en kkl ve yaygn olanna, popler bilgelik edebiyat, prenslere aynalar veya hkmdarlara nasihatler adlaryla da anlan siyasal bilgelik edebiyat geleneine geebiliriz. Yukarda temel zelliklerini belirlediimiz dier iki gelenekten siyasal teoloji slam ulemas, siyasal felsefe ise slam filozoflar arasnda kabul grmken, siyasal bilgelik gelenei geni halk kitleleri tarafndan tereddtsz benimsenmi, hatta dier geleneklerin mensuplar arasnda da kabul grmtr.

310

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


Sz konusu gelenek, zel olarak slam dnyasnn rn olmayp, hem doulu (Hintran) hem de batl (Yunan-Roma) kaynaklardan beslenir. Doulu kaynaklar arasnda zellikle Hint bilgelik edebiyatnn en nemli eserlerinden olan Kelile ve Dimneyi, ran (Pers) bilgelik edebiyatndan Hdaynameyi; Batl kaynaklar arasnda da Aristotelese atfedilen Srlarn Srrn (Srr al-Asrr) ve Pythagoras, Sokrates, Galenos, Demokritos, Sophocles, Diogenes, Epiktetus gibi pek ok Yunanl ve Romal bilge ve dnrn Arapaya evrilerek derlenen zl szlerini sayabiliriz. Elbette sz konusu eviriler, slam dnyasndaki siyasal bilgelik geleneinin yalnzca balang itibariyle kendilerinden beslendii kaynaklardr. Bu eviriler vastasyla edebi dzyaz ile tanan pek ok slam dnr, ayn trden eserler kaleme alarak, gelenein yerlemesine ve popler hale gelmesine nemli katklar yapmlardr. O halde imdi slam dnyasndaki siyasal bilgelik geleneinin balanglarna dnelim. slam kltrnn klasik dneminin balanglar olarak dnlen VIII. yzyl sonlarnda balayan eviri faaliyetleri ile slam dnce dnyas farkl kltrlerin yazl rnleriyle tanmtr. Abbasi halifesi Memun tarafndan 830 ylnda Badatta, eviri faaliyetleri iin zel olarak kurdurulan Bilgelik Evi (Beytl-Hikme), eviriye verilen zel nemin gstergesidir. Mslman olmayan toplumlarda retilmi olan bilimsel, felsefi ve edebi eserlerin, doymak bilmez bir merakla Arapaya evrilmesi, her ikisi de bilgelii temele alan iki nemli gelenein, (burada siyasal felsefe olarak andmz) Yunan felsefi bilgelik geleneinin ve Hint-ran popler bilgelik geleneinin, slam dnyasna kazandrlmalarn salam ve bu geleneklerin slam kltrndeki karlklarn yaratmtr. Yunanl ve Romal bilge, filozof ve sanatlarn zl szlerinin evirileri ise siyasal felsefeden ok, Hint-ran popler bilgelik geleneiyle birleerek, slam siyasal bilgelik edebiyat geleneinin kurucu unsurlarndan olmutur. Arap edebiyatnda dzyaznn gelimesi de bu dnemde gereklemitir. eviri faaliyetlerinden nce Arap edebiyat, zellikle iirin gazel, kaside, rubai gibi eitli trleri bakmndan olduka zengindir. Ancak edebi dzyaz konusunda henz kayda deer bir eser mevcut deildir. Pek ok masaln ortak bir at altnda veya anlatcnn amac dorultusunda bir araya getirildii hikaye formu, ran kanalyla Hint edebiyatndan miras alnr ve randa olduu kadar Arapa konuan lkelerde de popler hale gelir. Bir papaann bilgece konuarak hikayeler anlatt Papaann Kitab (Tutiname), Hint masallarna dayanan Sinbatn Kitab (Sinbadname) ve klasik Arap edebiyatnn en nl eseri olan Bin Bir Gece Masallar popler yntemin iyi rnekleridir. Zamanmzda da poplerliini koruyan ve kimi hikayeleri Hollywood filmlerine de konu olan son iki kitap, halk arasnda anlatlan hikayelerden beslenir. Sinbatn Kitab, gemici Sinbatn yolculuklar sresince yaad maceralar anlatr; Bin Bir Gece Masallar ise kadnlara gvenmedii iin evlendii her kadn ertesi gn ldrten bir hkmdar ile evlenen ehrazatn, lmden kurtulmak iin hkmdara bin bir gece boyunca, arkas yarn tarznda anlatt hikayelerden oluur.
Farsa ve Yunancadan eviriler Doulu ve Batl kaynaklar

Hint popler edebiyat

n 1. Siyasal bilgelik edebiyatnn ana kayna: Kelile ve Dimne


Arapaya kazandrlan edebi eserler arasnda zellikle Farsadan yaplan eviriler dikkat ekmektedir. Bunlar arasnda hkmdarlara nasihatler zel bir neme sahiptir. te slam dnyasnn siyasal bilgelik gelenei ile tankl, bir Hint masal ve bilgelik kitaKelile ve Dimne bir Hint masal kitabdr

311

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


b olan ve Pers hkmdar Nuirevann istei zerine VI. yzylda Sanskriteden Farsaya evrilmi olan Kelile ve Dimnenin, VIII. yzylda, sonradan Mslman olarak bni Mukaffa adn alan ranl dnr Rozbih tarafndan Farsadan Arapaya evrilmesiyle balar. slam siyasal bilgelik geleneinin ana kayna durumunda olan bu eser daha ayrntl bir incelemeyi hak ediyor.
Kelile ve Dimne fabl trnde yazlmtr

Hintli bilge Beydebaya atfedilen ve ahlak yasalar zerine ina edilmi siyasal bilgelik edebiyatnn en iyi rneklerinden olan bu eser, fabl tr hikayelerden oluur. Fabl, kahramanlar insans zelliklere sahip hayvanlar olan bir masal trdr ve birok yazar, insansal dnyaya ilikin eletirilerini, gerek kendilerini korumak, gerekse yazdklarnn daha kolay anlalmasn salamak iin fabl trndeki hikayelerle dile getirmitir. Adn, ba kahramanlar olan iki akaldan alan ve baz bakmlardan M VI. yzylda yaayan Yunanl masalc Aesopun masallar ve XVII. yzyl Fransz airi La Fontainein fabllar ile karlatrlan Kelile ve Dimnedeki hikayeler, slam kltrne, insanlar dnyasndaki problem ve ilikilerin hayvanlar dnyasna aktarlmasyla oluan masallarn ve rnek alnacak sz ya da ksa yklerin (mesellerin), bitmez tkenmez stokunu salamtr. Eserin yazl nedeni, hkmdarlara bu dnyada iyi hret sahibi olmann, iyi ve adil bir ynetici olmann yollarn gstermeyi amalayan tler vermektir. Kitabn yazar, ynetim, ahlak, adalet, hkmdarn grevleri vb. gibi siyasal konulardaki dncelerini ahlaki tler formunda sunmakta ve bu tleri, ou fabl trndeki hikayelerle aklamaya almaktadr. Hikayelerde sz konusu edilen hayvanlarn hepsi birtakm insani zelliklere sahip olarak tasarlanrlar: dnrler, konuurlar, hkmdardrlar, vezirdirler, hrsl ve yalancdrlar, adil ya da zalimdirler vb. Hint bilgeliinin nemli bir esi olarak belirleyebileceimiz temkinlilik, Kelile ve Dimnenin hikayelerine de sinmi ve yazar insani dnyadaki ktlkleri aklamak ve eletirmek iin, ona tpa tp benzeyen bir baka dnya yaratarak, tlerini gerek olmayan kiiletirilmi hayvanlar araclyla ifade etmitir. Kitapta adalet, en byk erdem olarak konumlanr. Devletin temel amac, herkesin birbirinin hak ve hukukuna sayg gsterecei siyasal adaleti salamak olarak ifade edilir. Bu siyasal adalet sayesindedir ki en byk ktlk olan zulm ve bakalarnn hakkna tecavz engellenir. Bir hkmdar iin kalc olan mlk deil, iyi addr ve bu da adil ve merhametli davranarak, acelecilikten saknarak, devlet idaresinde adil ve uzman kiileri grevlendirerek vb. kazanlr. Yazarn devlet idaresi konusunda verdii tlerin hepsinde ortak olan tema, iyi ahlakn, adil olmann zorunlu koulu olduudur. Bu tema gelenein btn eserlerinde ortaktr. Yine bni Mukaffa, slam ncesi mitolojiye ait iki eseri, Sasani hkmdarlar ve ynetimi hakknda yazlm olan Hdayname ve Annameyi de Farsadan Arapaya evirmitir. Mslmanlar, bu kitaplardaki hikayeleri, kendi Arap oktanrc (pagan) gemilerinin yetersiz, zayf hikayelerinden daha renkli, daha retici bulmu ve daha ok tercih etmilerdir. bni Mukaffann ahlak ve ynetim sanat stne sz konusu evirileri, hem slam hem de Bat dnyasnda, ge ortaalar sresince gelien siyasal bilgelik geleneinin prototipi olmutur.

Zulm en byk ktlktr

Siyasal bilgelik geleneinin batl kaynaklar

Siyasal bilgelik edebiyat geleneinin bir dier kaynann Yunanl ve Romal filozof, sanat ve dnrlerin zl szlerinin evirileri olduunu sylemitik. zel olarak ahlakla ilgili olmalar nedeniyle siyasal bilgelik edebiyatna kolaylkla ekleniveren bu szler, gelenein yazarlar tarafndan sk sk alntlanr. Birka rnek verdiimizde bat kaynakl zl szlerin, dou popler bilgelik geleneiyle rtme nedenleri ak hale gelecektir.

312

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


"Unutma ki haz irkinlikle doludur ve unutma ki haz geer fakat irkinlik kalr" (Musonius); "sabr gl bir kaledir", "hakikat, asaletin meyvesidir" (Demokritos); "konumadaki bilgelik ve dinlemedeki kibarlk vastasyla, ruhun hazineleri ve asil kkleri aa kar" (Epiktetus); "akldan daha byk bir eitici ve zamandan daha iyi bir uyarc yoktur", "akll bir insan, kendisi bir rnek haline gelmeden nce, bir bakas tarafndan oluturulan rnekten ders almay bilendir" (Nicomachus); "fke aklnza galip geldii veya arzularnzn peinden kotuunuz srece, kendinizi bir insan olarak dnemezsiniz" (Sophocles). Bu rnekler de gstermektedir ki, Yunan ve Roma kaynakl zl szler de, tpk Hintran popler bilgelik edebiyatndaki hikayeler gibi, bilgece, ahlakl bir yaam srmek isteyen insanlara t vermeyi amalamaktadr. te slam dnyasndaki siyasal bilgelik edebiyat gelenei, edebi formunu doulu kaynandan, bilgelik kavrayn ise hem doulu hem de batl kaynandan alm ve bu iki kayna baz temel slami elerle besleyerek kendi slami kanalna aktarmtr.

n 2. Siyasi bilgelik edebiyatnn slam dnyasndaki rnekleri


Sz konusu gelenein slam dnyasndaki nemli rnekleri arasnda, hkmdar Keykavus bni Kabus tarafndan, oluna ithafen yazlan ve kendi adyla anlan Kabusun Kitabn (Kabusname), nl Seluklu veziri Nizamlmlkn, Siyaset Kitabn (Siyasetname) ve yine ayn dnemde ve evrede, bir yandan slam devletinin temellerine ilikin dnceleri bakmndan siyasal teoloji geleneine dahil olan ama te yandan da bir mistik olan Gazalinin Hkmdarlara Nasihatlerini (Nasihat l-Mlk), rann en byk airlerinden olan irazl Sadinin Bostan ve Glistann, Karahanllar dneminde Yusuf Has Hacipin Kutadgu Biligini, Osmanllar dneminde Knalzade Ali Efendinin Ycelerin Ahlakn (Ahlak- Al) sayabiliriz. Gelenein Batl rnekleri arasnda ise Ksenophonun Hierosunu, Ciceronun Grevler stnesini, Senecann fke stnesini, Krallarn Aynas adl anonim eseri, Aquinolu Thomasn Krallk stnesini, D. Scottusun, Hristiyan Yneticiler stnesini, Erasmusun Hristiyan Prensin Eitimini sayabiliriz. imdi, slam siyasal bilgelik geleneine dahil ettiimiz Hind-slami siyasal kavrayn en iyi rneklerinden bazlarn, aralarndaki ortak zellikleri belirleyebilmek iin tek tek ele almalyz. Kendisi de bir hkmdar olan Keykavus (XI. yy.) Kabusnameyi, hikaye ve manzumelerle, ahlak, ev, aile ve devlet idaresi ile ilgili konularda olu Gilan aha t vermek iin kaleme almtr. Ayet ve hadisler yannda, Sokrates, Platon, Aristoteles gibi Yunan filozoflarnn zl, bilgece szlerini de kullanr. slam kltr dnyasna en nemli katks Nizamiye Medreselerini kurmak olan Nizamlmlk (XII. yy.) Siyaset Kitabn, Seluklu Hkmdar Melikahn, devlet idaresi hakknda bir kitap yazlmas iin, kendi devlet adamlar arasnda at bir yarma vesilesiyle kaleme almtr. Kitabn amac, hkmdara, bu dnyada adnn baki kalmas ve te dnyada kurtulua erimesi iin, devlet idaresinde nelere dikkat etmesi gerektiine ilikin tavsiyelerde bulunmaktr. Nizamlmlkn din ve dnya ilerinde baarl olmak isteyen hkmdarlara tavsiyesi, tarihi hikayelerle gemi hkmdarlarn kanun ve adetlerini, ayet ve hadislerle eriate dair hkmleri renmesi ve kitabnda ifade ettii kendi nasihatlerini dinlemesidir.
slam dnyasnda bilgelik edebiyat formunda yazlm eserler

313

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


Gazalinin (XII. yy.) Hkmdarlara Nasihatleri, zamann sultan Sencere yazd sylenmektedir. Bir baka iddiaya gre ise eser Seluklu hkmdar Melikah iin kaleme alnmtr. Gazali, nce adil ve iyi bir ynetimin dayanmas gereken ahlaki tavsiye ve tleri ifade eder, sonra da bunlar Kuranda anlatlan kimi tarihi olaylarla, Behram, Nuirevan gibi slam ncesi hkmdarlarn, Muaviye, Harun Reid gibi slam halifelerinin yaamlarndan rnekler vererek ve Aristoteles, Platon gibi Yunan filozoflarndan veciz szler naklederek, hikayelerle aklar. Ayrca bu eserde mektup formu da kullanlmaktadr. ranl air Sadi irazinin (XII. yy.) siyasal bilgelik geleneine dahil edilen Bostannda da adalet, siyaset cmertlik, tevazu gibi ahlakn ve siyasetin ortak konular anlatlr ve her hikayenin sonunda birka cmle ile bu hikayeden karlmas gereken ders ifade edilir. Sadi, yer yer baz zl szleri aktarr ve bunlarla ilgili kendi fikirlerini belirtir. slami-Trk edebiyatnn ilk yazar saylan Yusuf Has Hacipin (XII. yy.) Kutadgu Biliginin yntemi, imdiye kadar andmz dier eserlerin ynteminden farkldr. Bu kitapta dini, ahlaki ve siyasi konular, adaleti temsil eden bir hkmdar, mutluluu temsil eden bir vezir, akl temsil eden vezir olu ve kanaati ve akbeti temsil eden sofu bir dindarn konumalar, tartmalar etrafnda rlen ahlaki tlerle ilenmektedir. Eser, gelenee uygun olarak zamann Karahanllar hkmdarna ithaf edilmitir. Osmanl mparatorluunun nemli ehirlerinde kadlk yapan Knalzade Ali Efendi (XVI. yy.), Ycelerin Ahlaknda zellikle aile ve devlet ahlak zerinde durur. mparatorluun son zamanlarna kadar ders kitaplarna esas tekil eden eser, asl olarak Knalzade Ali Efendinin, eski slam ahlak dnrlerinin ahlak risalelerinin, kendi gr ve rneklerini de ekleyerek yapt bir derlemesi olup, son blm, ayet ve hadislerin yan sra ibretli hikayelere de yer vermesi bakmndan siyasal bilgelik geleneine dahil edilmektedir.

4. Siyasal bilgelik geleneinin siyasete ilikin kavray


Eserlerdeki ortak konu ve anlaylar

Siyasal bilgelik edebiyatn bir siyasal gelenek olarak adlandrmamzn tek nedeni, bu tre dahil olan eserlerde kullanlan yntem deildir. Yntem, esas olarak bu gelenein edebi ynne vurgu yapar. Ancak sz konusu yntemler vastasyla ifade edilen siyaset anlaylar arasndaki paralellikler ve ortaklklar sayesindedir ki, slam dnyasnda popler olan bir siyasal gelenekten sz etmemiz mmkndr. O halde bu gelenein ortak konu ve anlaylarndan sz etmeliyiz.

n 1. Ynetici-toplum ilikisi
Hkmdar, Tanrnn vekilidir.

Eserlere ilikin zet tantmlardan da hemen anlalaca gibi, gelenein konusu hkmdar veya devlet bakandr. Bu bize siyasetin hkmdarn ynetimi ile bir tutulduunu gstermektedir. Kukusuz buradaki asl vurgu, btn bu eserlerde tanr ve hkmdar arasnda yaplan benzetme stne olmaldr. nk gelenein kavrayna gre evrenin hakimi Tanr, dnyann hakimi ise hkmdardr. Hkmdar Tanrnn yeryzndeki glgesi, halifesidir. Nasl ki glge insan yakc gneten korursa, devlet bakan da halkn tehlikelerden korur. rnein, Sadi, devlet bakanna yle seslenir: "Hkmdarm, sen bir

314

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


cennetlik aasn, glgen bir yllk yola kadar yaylmtr. Allahm, sen bize acmsn da halkn zerine bu glgeyi yaymsn." Devlet bakannn, Tanrnn kullar zerindeki en byk nimeti olarak dnlmesi, siyasal bilgelik geleneinin en nemli temasdr. Bakansz bir toplum anari iindedir ve hem birbirlerine zarar verdikleri hem dmana kar korunmasz olduklar iin, yok olmaya mahkumdur. Gazali, bakan olmayan bir toplumu, lidersiz hareket eden denizdeki balklara benzetir. Byk balklarn kk balklar yememesi iin, yani toplumun devam iin ynetici zorunludur. slam siyasal bilgelik edebiyat yazarlarnn hkmdar ve halk ile ilgili sk sk kullandklar temel benzetme vardr: 1) oban-sr benzetmesi; 2) baba-oul benzetmesi; ve 3) aa-kk benzetmesi. oban-sr benzetmesine gre, hkmdar toplumun obandr; halk ise onun bakmakla ve korumakla ykml olduu srdr. Sr nasl obansz kaldnda kurtlara yem olursa, halk da bakan olmadan yok olmaya mahkumdur. Ancak eer hkmdar halkna zulmederse, o bir oban deil bir kurttur. oban-sr benzetmesi iin anlatlan tarihi bir hikayede, ava giden ve askerlerinden uzak den bir hkmdarn, kendisine doru gelen bir at obann dman sanarak ldrmeye kalkmas, obann kendini tantarak lmden kurtulmas konu edilir. Hkmdar oban dncesizlikle sular ve hala yayor olmasnn mucize olduunu syler. obann cevab, hkmdara verilen bir ttr: "Bir hkmdarn dostunu dmanndan ayrt edememesi iyi bir ey deildir. Sen ki beni saraynda ka kere grm, atlar, otlaklar sormutun. Yine de beni dmandan ayrt edemedin. Halbuki ben oban kulunuz, istenilen bir at, yz bin atn iinden derhal bulur karrm. Demek ki obanlm akl ve fikir iledir. Sen de benim gibi ol srn, atn koru." Baba-oul benzetmesine gre, iyi bir hkmdarn, hkm altnda olanlara bir baba gibi davranmas gerekir. Nasl ki bir baba bazen ocuuna fkelenir, onu dver, actr; bazen de gzyan silerse, hkmdar da yle olmaldr. Aa-kk benzetmesinde ise, hkmdar, kk halk olan bir aaca benzetilir. Aa kknden kuvvet ald iin, hkmdara halkn gnln incitmemesi, halka zalim davranmamas tlenir. Aksi takdirde, hkmdar kendi kkn baltalam olacaktr.
Hkmdar toplumun obandr Ynetici toplum iin zorunludur

n 2. Ynetimin ilkesi: Adalet


Yine siyasal bilgelik geleneine gre, hkmdarn sahip olmas gereken en temel erdem, adil olmasdr. Adalet, ahlaksal bir ilke olarak ynetim sanatnn temelinde yer ald gibi, toplumun da kendisi zerine ina edilecei balca siyasal-ahlaksal deerdir. Adaletin kart zulm, yani hakszlktr. Geri, nce de sylemi olduumuz gibi, gelenein tavr, zalim bile olsa bir yneticinin mevcudiyetinin zorunluluuna vurgu yapmaktr. "Bir toplumun bakansz kalarak birbirlerini mahvetmelerindense, bakann altm yl halkna zulm ve ikence yapmas daha tercih edilecek bir husustur." Ancak gelenein yazarlarnda ortak olan bir baka dnce de zulmn er ya da ge toplumun kne neden olacadr. "Devlet (mlk) kfrle devam eder, zulmle devam etmez" ifadesi de bu dnceyi zetlemektedir. nk halkna zulmeden bir hkmdar, srye dalan bir kurt ya da
Yneticinin erdemi adalettir

315

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


bindii daln kkn kesen biri gibidir. "Adalet mlkn temelidir" z deyii, slam siyasal bilgelik geleneinde adalet ve devlet arasnda kurulan olmazsa olmaz ilikinin en iyi ifadesidir. yle ki adil ama Mslman olmayan yneticiler, slam siyasal bilgelik edebiyatnn neredeyse btn eserlerinin ortak rnekleridir. zellikle Sasani hkmdar Nuirevan rneinde anlatlan tarihi hikayeler, adaletin zellikle iyi bir ynetimin temel, vazgeilmez unsuru olduuna iaret etmektedir. Nuirevann adaleti, onun dneminde "halka deil dikenle gl yaprayla bile dokunulmad" sylenerek anlatlr. Adalet, ynetimin yle vazgeilmez bir parasdr ki, devlet bakanna sk sk verilen tlerden biri udur: "yle uyu ki, adalet isteyen birisi kapna gelecek olursa, feryadn iitebilesin!" Hkmdarn bizzat kendisinin halkna hakszlk yapmamas da yeterli deildir. nk kendi ynetimi altnda yaplan btn hakszlklarn sorumlusu hkmdardr. Bu nedenle adil bir hkmdar, ynetimi altndaki insanlarn tm yapp etmelerinden haberdar olmak zorundadr. yle ki hkmdarn sahip olduu fiziksel bir eksiklik bile, onun sorumluluunu iptal edemez. Bu dnceyi ifade eden hikayelerden biri yledir: Kulaklar ok az iiten ve hakszla uram olanlarn ikayetlerini, onlar bilinli olarak yanl aktaran kt niyetli veziri araclyla dinledii iin, doru kararlar veremeyen bir hkmdar, evrenin yneticisi olan tanrnn karsna gittiinde zel durumunun kendisini kurtarmayacan bildiinden bir nlem alr ve hakszla uram olanlarn krmz giysi giymelerini emreder. Bylece krmz elbiseli birini grdnde, onu yksek sesle konuturarak derdini anlayacak ve doru kararlar verebilecektir.
Ynetici Tanrya kar sorumludur

Adalet sz konusu eserlerin hepsinde Tanr ile ilikilendirilir. nk hkmdara ynetme gcn veren Tanrdr, ynetici, bu geici dnyada Tanr tarafndan adaleti salamakla grevlendirilmi biridir; dolaysyla o, btn evrenin asl yneticisi olan Tanrya kar sorumludur. Hatta onun ibadeti, iyi bir ynetici olmas, yani adaletidir. Bu dnceyi ileyen pek ok hikaye anlatlr. Zalim bir ynetici, bir din adamna ibadetlerin hangisinin daha yce olduunu sorar. Cevap arpcdr: "Senin iin leye kadar uyumak en yce ibadettir. nk uyuduun mddete halk incitmezsin." Ancak iyi bir hkmdarn adaletten baka da sahip olmas gereken nitelikler vardr. O, merhametli, efkatli, iyiliksever, cmert, fkesine yenilmeyen, sabrl, akll, temkinli vb. gibi erdemlere de sahip olmaldr ki halkn rahata kavuturabilsin, lkesinde bir tek kii bile ac ekmesin! Yine Nuirevanla ilgili bir rnek anlatalm: Nuirevan halknn durumunu anlamak iin kendisini hasta gsterir ve halka, bu hastalktan kurtuluu iin gayet eski, harap bir yerden bir tula getirilmesi gerektiini duyurur. Ancak btn lkede byle bir tek tula bile bulunamaz. Nuirevan, o zaman ok sevinir ve amacnn lkesinin ve halknn ne durumda olduunu renmek olduunu anlatr.

n 3. Halkn erdemi: taat


Halkn erdemi itaattir

Anlalyor ki hkmdarn siyaseti, temelinde adalet olan pek ok erdemi gerektirmektedir. Peki halkn erdemi nedir? Siyasal bilgelik gelenei, slami kaynaklara dayanarak, bu erdemi "itaat" olarak belirler. Kurandan aktarlan, "aranzda yetki sahibi olanlara itaat ediniz" ayeti bile tek bana aklaycdr. Aktarlan kimi hikayelerde, zalim bir yneticinin er ge ynetimden uzaklatrlacandan sz edilir. Ancak bu dnce, halkn za-

316

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


lim bir yneticiye isyan hakk gibi grnse de, nce de sylemi olduumuz gibi, toplumun anariye dmesi tehlikesi nedeniyle aka ifade edilmez. Halka byle durumlarda sabretmesi, ii Tanrya havale etmesi nerilir. Siyasal teoloji geleneinde de ayn anlay hakimdir. Mesela, slam hukukusu Maverdi, halka slam dininde yeri olmasa bile yneticinin keyfi karar ve uygulamalarna uyulmasn tler: "Be vakit namazda sultann arzusuna uyarak siyah giyilir. Muhalefet etmeye izin verilmez. Her ne kadar eriatte byle bir ey yoksa da, halifeyle ztlamamak iin byle hareket edilir." Her iki gelenekte de isyan hakk bir fikir olarak sakl tutulsa da halka, ne olursa olsun itaatin tlenmesi, yneticinin ynetme yetkisini Tanrdan ald dncesinden beslenir. imdi ynetici, zulm, adalet ve Tanrya kar sorumluluk kavramlarn temele alarak, siyasal bilgelik edebiyat geleneinde sz konusu edilen toplumlar arasnda bir derecelendirme yapabiliriz. Buna gre en kt toplum bir yneticisi olmayan, anari iindeki toplumdur. Bir derece stte Mslman olsun ya da olmasn zalim bir yneticinin ynetimindeki toplum vardr. Bunun da stnde Mslman olmayan adil yneticinin ynettii toplum bulunur. Derecelendirmenin en stnde ise, en iyi siyasal toplum olan adil bir Mslman yneticinin ynetimindeki toplum bulunur. Verilen rneklerden de karsanabilecei gibi, siyasal bilgelik geleneine dahil olan kitaplarn hepsinde ortak olan en ayrt edici zellik, hkmdarlara, adalet, yneticilik, soyluluk, asalet, dinsel sekinler, toplumun yaps ve devleti ynetmek iin gereken eitli hnerler, dnyevi iktidarn erdem ve kusurlar, iktidarn geniletilmesi ve dzenlenmesi iin ne tr teknikler uygulanmas gerektii, bu tekniklerin nasl uygulanaca gibi devlet ynetimi ile ilgili konularda t ve tavsiyelerde bulunulmaktadr. Bu t ve tavsiyeler, teorik bir at altnda deil, tarihsel veya dinsel bir at altnda ifade edilmektedir. Bunun nedeni, sz konusu eserlerin retorik bir yntemle yazlm olmasdr. Siyasal filozoflardan sz ederken, onlarn, halka, halkn anlayaca dil olan retorik yntemle hitap etmeleri gerektiine deinmitik. Hikayeler, zl szler, masallar, tarihi olaylar retoriin vazgeilmez eleridir. te siyasal bilgelik geleneinin slam dnyasnda geni kabul grmesinin en nemli nedeni budur. Bu gelenekte, ifade edilen ahlaki ilkenin evrensellii, aklsal, felsefi, bilimsel temellendirmelerle deil edebi kalplar, hikaye ve bir bilgelik ifade eden zl szlerle; sarf edilen szn, t ve tavsiyenin otoritesi ise Kuran ve hadisler vastasyla tesis edilmeye allmaktadr. Bu yntem ayn zamanda, eserlerde ifade olunan dnceleri, okuyan herkesin anlamasna ak klar. Hikayeler reticidir (didaktik) ve mutlaka ibret verici, ders karc bir sonuca doru gider. Nitekim bu zelliinden dolay, bu edebi tr, ksa hikayelerden ders karma (kssadan hisse) edebiyat olarak da adlandrlmaktadr. Ama, Nicomakhosun dedii gibi, insann, kendisi bir rnek haline gelmeden rnek haline gelmi olan bakalarnn bana gelenlerden ders almay renmesidir. Ancak yazarn kendi ahlaki dn ifade etmesine araclk eden gerek slam ncesi gerekse slam dnemindeki ynetimlerle ilgili hikayeler, gerekli delillerden yoksun olarak ve tketici olmayan bir tarzda ilenmektedir. Nitekim slam tarihiliini tam da tarihi olaylarn eletirisine dayanmad iin eletiren bni Haldun, siyasal bilgelik edebiyatnda ileri srlen grlerin bilimsel tespitlere deil ilhama dayal tler olduunu ifade etmektedir.
En kt toplum bir yneticisi olmayan toplumdur

Siyasal bilgelik edebiyatnn yntemi retoriktir

Hikayeler ibret vericidir

317

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


Ahlak ve siyaset arasnda zsel bir birlik olduu varsaylr

Yine siyasal bilgelik edebiyatna dahil edilen eserlerdeki bir baka ortak nokta da, bu eserlerde ahlak ve siyasetin, doallkla ve zorunlulukla bir arada bulunmasdr. Adalet bu gelenein merkezi temasdr ve yalnzca dnyevi ynetimin deil, te dnyadaki kurtuluun da anahtar kavramdr. Sylemi olduumuz gibi, pek ok eserde Mslman olmayan adil bir hkmdarn, zalim bir Mslman hkmdardan daha iyi olduu vurgulanmaktadr. Ahlak ve siyasetin bu zsel birlii, daha nce deindiimiz siyasal teoloji ve siyasal felsefe geleneklerinde de mevcuttur. Ancak ilkinde merkezi kavram ilahi yasa, ikincisinde ise akldr. Siyasal teolojide, ilahi yasa, adalet ve ahlakn dolaysyla hem bu dnyadaki hem de teki dnyadaki mutluluk ve kurtuluun gvencesi olarak dnlr. Siyasal felsefede ise, akl, erdemli ve adil ynetimin olduu kadar hakiki mutluluun da kendisiyle elde edilebilecei tek insani kaynaktr ve adil olan ilahi yasaya deil doaya, evrenin dzenine uygun olandr.

5. Siyasal bilgelik edebiyat - siyasal teoloji ilikisi


Ahlakn dinsel kaynana vurgu

imdi denilebilir ki, konular bakmndan siyasal, amalar bakmndan ahlaksal, yntemi bakmndan kii gvenirliine (ethos) ve okuyucularnn duygulanmlarna (pathos) dayal bir retorik, temel motifleri bakmndan tarihsel/dinsel, slubu bakmndan ise edebi olan siyasal bilgelik gelenei, bir yandan siyasal teoloji ile, bir yandan da siyasal felsefe ile benzerlikler gstermektedir. Bu gelenek, ahlakn dinsel kaynana yapt vurguyla siyasal teolojiye yaklar. Hatta denilebilir ki Kelile ve Dimnenin evirisiyle siyasal bilgelik geleneinin mirasn devralan slam dnyas, bu gelenee zaman iinde kendi rengini vermi ve onu, siyasal teolojinin bir ksm haline getirmitir. Nitekim, siyasal teolojiler tarafndan retilen pek ok ideoloji, rnein "hkmdarn Allahn yeryzndeki glgesi olduu" ideolojisi, aktarm olduumuz gibi, sz konusu gelenek tarafndan da benimsenmi ve tekrar tekrar retilmitir. Dolaysyla siyasal bilgelik gelenei, siyasal teoloji karsnda bamszln yitirmitir. Yine ilgisini olmas gerekene evirmesi asndan da bu gelenek, siyasal felsefeye yaklar. Ancak siyasal felsefeden farkl olarak onun asl ilgisi mevcut ynetimin verilen ahlaki tler uyarnca yeniden biimlendirilmesidir. Siyasal felsefe ise sorularn mevcut bir rejimden hareketle sormad gibi, cevaplarn yer ve zamandan bamsz olarak verir. Yine pek ok Yunan filozofundan sk sk nakledilen bilgece, basiretli szler, siyasal bilgelik geleneinde ifade olunan ahlaki grleri de siyasal felsefeye yaklatrmtr. Ancak felsefi gelenein akla yapt kaytsz artsz vurgu, bilgelik gelenei ile mesafesini korumasn salamtr. Sonu olarak unu da belirtmek gerekir ki, slam dnyasndaki siyasal dnce gelenei olarak snfladmz siyasal bilgelik, siyasal teoloji ve siyasal felsefenin ortak zellii olarak belirlediimiz ahlak ve siyaset arasndaki zdelik slama zg deildir. stisnalar bir yana brakrsak, genel olarak Antik Yunan siyasal felsefesi de, Ortaada Bat dnyasnda gelitirilen siyasal teoloji ve felsefeler de insann bu iki pratik etkinliinin zdeliini varsayarlar. XVI. yzylda bu zdelik ilikisini paralayarak siyaset ve ahlakn kendi doal snrlarna ekilmesini salayan, dolaysyla siyaseti, kendi doas ve ilkelerine aykr davranmaya zorlayan ahlakn glgesinden kurtararak modern siyasal te-

Siyasal bilgelik-siyasal felsefe ilikisi

Ahlak-siyaset zdeliinin paralanmas

318

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei


orilerin ncs olarak siyasal dnce tarihine kaydolan nl talyan siyaset teorisyeni Machiavelli olacaktr. Machiavellinin giriimi bir bakma siyasal bilgelik geleneinin sona ermesinin de habercisidir. nk bu gelenein kendisinden beslendii tek kaynak, ahlak ve siyaset arasnda varsaylan zdeliktir. Dolaysyla bu zdeliin paralanmas, siyasal bilgelik geleneinin kendisinden beslendii kaynan kurumas, akaca kanallarn kapatlmas anlamna gelmektedir.

319

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei

A N A

F K R L E R

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei, slam dnyasndaki nemli siyasal gelenekten biridir. Vahyin siyasal retilerinin bir aklamas olan siyasal teoloji, mevcut dinsel toplumun temellendirilmesine hizmet eden bir siyasal retidir. nsani bilgelik ve insani yasay temele alarak erdemli bir toplum retisi gelitiren siyasal felsefe, siyasal alandaki mevcut kanlarn yerine hakiki bilgiyi geirme abasdr. Siyasal bilgelik edebiyat gelenei ise, doulu kaynaklardan devralnan hikayelere dayal bir yazm tarzyla, yneticilere ahlaki tler vermeyi amalayan ve hem teolojiyle hem de felsefeyle benzerlikleri bulunan bir gelenektir. slam dnyasnda en yaygn olarak kabul gren gelenek budur. Siyasal bilgelik edebiyat gelenei, ahlak ve siyaset arasnda varsaylan zdelikten hareket eder. Bu, ancak ahlakl bir yneticinin iyi bir ynetici olaca anlamna gelir. Ahlakl olmann, dolaysyla iyi bir ynetici olmann en nemli koulu ise adil olmaktr. Zulmn kart olan adalet, iyi bir ynetimin olmazsa olmaz kouludur; en temel ahlaki ve siyasi erdemdir. o kadar ki, bir ynetici iin adil olmak, en byk ibadettir. Ynetici, Tanrnn yeryzndeki temsilcisi olarak dnld iin, kendi ynetimi altnda yaplan her trl zulmden sorumlu tutulur. nk yneticiler, nihai yarg olan Tanrnn karsnda, zulme uram bir koyunun bile hesabn vermekle ykmldr. Sz konusu gelenekte siyasetle ilgili neri ve dnceler, tarihi olaylardan, hikayelerden, benzetmelerden hareketle anlatlr. Yneticilere verilen t ve tavsiyeler teorik bir at altnda deil, tarihsel veya dinsel bir at altnda ifade edilir. Bu yntem, eserlerde ifade olunan dnceleri, okuyan herkesin anlamasna da ak klar. Siyasal bilgelik geleneinin bu kadar geni bir kabul grmesinin en nemli nedenlerinden biri budur.

320

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei

YORUMLAMA METNLER
mit ve Korku
ittim ki, Nuirevan lm deindeyken olu Hrmze u tleri vermitir: Fakirlerin gnllerini gzet. Yalnz kendi rahatn dnme. Eer sen yalnz kendi rahatn dnecek olursan, senin ilinde kimse rahat edemez. oban uyumu, kurt srye dalm! Bunu akll insan kabul etmez. Yoksullar koru; ah ahali sayesinde ta tamaktadr. Padiah bir aaca benzer, kk ahalidir. Aa ise kknden kuvvet alr. Elinden geldii kadar halkn gnllerini yaralama. Eer yaralarsan kendi kkn baltalam olursun. Eer sana doru bir yol lazmsa, padiahlarn yolu mit ve korku yoludur. Bir insanda iyilik midi, ktlk korkusu olunca, aklllk onun tabiat olur. Eer bir padiahta bunun her ikisini bulursan; onun ikliminde, mlknde snak bulursun. nk padiah, Cenab Hakkn (Allahn) ltfunu mit ettii iin halka merhamet eder; saltanat elinden gider diye korktuu iin de halka zarar vermekten korkar. Bir padiahn tabiatnda mit, korku yoksa o iklimde rahatn kokusu bulunamaz. yle bir padiahn mlknde bulunduun zaman, ayan bal ise (evli isen) zulme, cefaya raz ol, otur; yok tek at, tek mzrak isen (bekar isen) ban al baka yere ka... Bir iklimde ahaliyi padiahtan memnun grmezsen, o iklimde refah, saadet arama. Kafa tutan, kabaday padiahlardan, kahramanlardan korkma; fakat Allahtan korkmayandan kork. Bir padiah memleket ahalisinin gnln ykyorsa, o, memleketin mamur olmasn ancak ryada grr. Bir memleketin harap, padiahn kt n sahibi olmas, zulmden ileri gelir. Bu szn hakikatini ancak ince, derin dnen kimse bulur.
Sadi irazi, Bostan

TARTIMA KONULARI
n Siyasete ilikin teolojik ve felsefi kavraylar arasndaki farklar zerine dnnz. n Siyaset ve ahlak arasndaki zdelik ilikisinin paralanmasnn olumlu ve olumsuz sonular neler olabilir? n Siyasal bilgelik edebiyatyla siyasal felsefe arasndaki benzerlikler zerine dnnz. n Toplumun devam iin bir ynetici zorunlu mudur? Neden? n Halkn erdeminin yneticiye itaat olmas, sizce adil midir?

321

Siyasal bilgelik edebiyat gelenei

Ku avcs ve gvercinler

Kelile ve Dimne Badat, 13. yy'n ilk yars.

322

MODERNLE GE DNEM

324

YRMNC BLM
Tanzimat ve merutiyetler
Trklerin de iinde yer ald slam kltr ve uygarlnn klasik dnemi VIII-IX. yzyllarda balayp en parlak baarlarn XI-XIII. yzyllar arasnda gsterdikten sonra XIV-XV. yzyllardan itibaren yerini duraklamaya ve gerilemeye brakr. Osmanl Devleti ise bildiimiz ise XIII. yzyln banda kurulup XX. yzyln ilk eyreinde ortadan kalkar. O halde Osmanl Devleti veya mparatorluunun mrnn en azndan son yzyl slam uygarlnn gitgide daha derin bir durgunluk ve karanla gmld bir dnem iinde geer. mparatorluun son yzyl, XIX. yzyl veya "imparatorluun en uzun yzyl" ise genel olarak dier slam lkeleri ve toplumlar gibi Osmanl mparatorluunun da modernlemeye gei abalarnn balanglarna tanklk eder.

1. Osmanl uygarlna toplu bak


Osmanl uygarl, baz bakmlardan baarl bir uygarlktr. Osmanl uygarlnn kendisinden evvel yaam ve kendisine benzeyen Roma uygarl gibi zellikle hukuk, devlet tekilat, ehircilik, mimari, edebiyat gibi alanlarda kendi trnde olgun ve mkemmel eserler, kurumlar meydana getirmeye muvaffak olduu kabul edilmektedir. Buna karlk onun bizi daha yakndan ilgilendiren bilimsel ve felsefi dnce alannda herhangi bir nemli ilerlemeyi gsterememi olduu bir gerektir. Onun bu alanlardaki etkinlii esas olarak slamn klasik dneminde ortaya konmu olan felsefi dnceleri, tartmalar, akmlar ou kez ve herhangi bir yenilik kaygsnda olmakszn tekrarlamaktan ibaret olmutur. Osmanl kltr adamlar, dnrleri, yazarlar Bat kltrnn XVII. yzyldan itibaren gerek bilim, gerekse felsefe alannda ortaya koyduu yeni bululara, yeni dncelere, yeni akmlara ise hemen hemen tamamen kaytsz kalmlar, hatta bu bulu, keif ve dncelerden byk bir ounlukla habersiz olmulardr. Osmanllar mimari alannda Mimar Sinan gibi byk bir mimar ve Sleymaniye, Selimiye camileri gibi Ayasofya ile boy lebilecek gzellikte mimari eserler meydana getirmilerdir. iir alannda Fuzuli, Baki, Nedim, eyh Galib gibi stn edebi mkemmellii temsil eden airlere sahip olmulardr. Resim alannda ran minyatr ile boy lebilecek olgunlukta bir Osmanl minyatr sanatndan ve Levni gibi minyatr sanatlarndan sz etmek mmkndr. Ama tm Osmanl dnemi boyunca Gazali gibi veya Gazali apnda bir Kelamcya, Muhyiddin Arabi ve Mevlna apnda bir tasavvufuya, Farabi veya bni Rtle ayn dnce zgnl ve olgunluuna sahip Yunan tarznda felsefe geleneine mensup bir feylesofa rastlamak mmkn deildir. Osmanllarn belki devlet tekilat alannda gsterdikleri baarnn bir uzants veya paraleli olarak, siyasal bilgelik edebiyat alannda bir lde canl ve nemli bir literatrlerinden ve bu literatr iinde yer alan Gelibolulu Mustafa Ali Efendi, Knalzade Ali Efendi, Katip elebi gibi yazarlarndan sz etmek mmkndr.
Osmanllarn baarlar

325

Tanzimat ve merutiyetler
ve zaaflar: Batdaki deimelerin dnda kalma

Osmanl Devleti, Batda Ortaan yava yava ortadan kalkmaya balad bir zamanda kurulmu ve gelimitir. XIV. yzyl, Bat dnyasnn birbiri ardndan ok nemli deimeleri, devrimleri yaayaca yeni bir dnemin balang yzyldr. Bu deimeler bilindii gibi Hmanizma, Rnesans, Reformasyon hareketleriyle balar. Byk corafi keifler, kapitalizmin ortaya k, sanayi devrimi, XVII. yzyl bilimsel devrimi, ngiliz siyasal devrimi, merkezi ulusal devletlerin ortaya k, Aydnlanma, Byk Fransz devrimi vb. gibi nemli ekonomik, siyasi, dnsel devrimlerle devam eder. Osmanllarn Avrupada geni topraklar olan ve Bat dnyasyla askeri, ticari, siyasi dorudan iliki iinde bulunan bir imparatorluk ve toplum olarak bu deimelerden haberdar olmamas ve en azndan bazlarndan etkilenmemi olmas phesiz dnlemez. Ama Osmanl mparatorluunun yneticileri ve aydnlar en azndan kurulu ve gelime dnemindeki kendine yeterlik ve Batya kar stnlk duygularnn etkisi altnda bu deimelere uzunca bir sre kaytsz kalmlardr. Ama mutlaka bir tarih vermek gerekirse, II. Viyana bozgunundan sonra Batyla ilikilerde Osmanl mparatorluu aleyhine deien denge, XVIII. yzyl boyunca Avusturya-Macaristan mparatorluu ve arlk Rusyas karsnda uranlan askeri yenilgiler, Byk Fransz Devriminden sonra imparatorluun eitli blgelerinde ortaya kan ve onun devam iin byk tehdit oluturan yeni dnce akmlar, milliyetilik, XVIII. yzyln sonundan itibaren Osmanl yneticilerinde imparatorluun yaayabilmesi iin gzlerini Batya evirmek ve oradan baz yenilikleri almak, imparatorlukta Batl devletler ve toplumlar tarznda yeni birtakm dzenlemeler, reformlar yapmak ihtiyacn ve bilincini dourmutur.

n 1. Osmanl modernlemesinin zellikleri


Osmanl modernlemesi pratik amaldr

Osmanl yneticileri, batllamaya ve modernlemeye pratik bir yaklamla girmilerdir. Yaplmas istenen, devletin veya imparatorluun varlnn gven altna alnmas ve devamnn salanmasdr. mparatorluun varlna ynelen tehdit, phesiz esas olarak askeri bir tehdittir. Dolaysyla, askeri reformlar ncelii oluturmutur. Bat tarznda tekilatlandrlan yeni bir ordu kurmak, bu orduya yeni bir eitim verdirmek, yeni sava teknikleri kazandrmak temel kayg olmutur. Bu erevede olmak zere yeni okullar (istihkam ve yol iin mhendislik okulu, cerrah yetitirmek iin askeri tp okulu vb.) almtr. Ancak yeni dzenlemelerin (Tanzimat kelime anlam bakmndan "dzenlemeler" demektir) orada kalmayaca aikardr. Yeni ve gl bir ordu iin, gl ve iyi ileyen bir maliye sistemine ihtiya vardr. Bu bte, vergi toplama vb. alannda yeni kurumlar ve tekniklere ihtiya gsterir. Askeri ve mali deiiklikler veya dzenlemeler btn bunlar gerekletirecek yeni idari kurum ve mekanizmalar gerektirir. Bu, baka alanlardan kaynaklanan ve burada ayrntsna girmemizin gerekli olmad baz faktrlerle birleerek Osmanl yneticilerini idare ve hukuk alannda da yeni dzenlemelere, iyiletirmelere (bu dzenlemeler iin kullanlan bir baka kelime "Islahat" iyiletirmeler anlamna gelir) gtrecektir. Askeri alanda balayan, mali ve idari, hukuki alana genileyen bu yeni dzenlemeler, iyiletirmelerin bunlarla da kalmayaca, giderek daha geni alanlara, siyasi alana, eitim alanna, kltr alanna, gndelik hayata yansyaca aikardr. Nitekim XIX. yzyln ikinci yars, bu sonuncu alanlarda yeni ve nemli kurum ve kavramlara, deiimlere tanklk edecektir.

326

Tanzimat ve merutiyetler

n 2. Osmanl modernlemesinde felsefenin rol


Ancak, bizi burada ilgilendiren bu dnem iinde var olan veya ortaya kan felsefi nitelikli dnceler, hareketler, okullardr. ok uzun sren bir fikri-felsefi durgunluk, donukluk, gerileme dneminin arkasndan bu yeni dnemde birdenbire ve gl, canl bir felsefe hareketinin veya felsefe, dnce akmlarnn ortaya kmasn beklemenin gereki olmadn kabul etmemiz gerekir. Daha nce iaret edildii gibi, slamn klasik dneminde eitli ve gl felsefe geleneklerinin ortaya kmasn mmkn klan en azndan yz yllk bir mayalanma, hazrlanma dnemi gerekmitir. Antik dnyann byk filozoflarnn ve felsefi mirasnn Arapaya kazandrlmasnn balanglar IX. yzyln balarna, Harun Reit dnemine kadar geri gider. Buna karlk Farabi, ancak X. yzyln balarnda ortaya kabilmitir. Ayn ekilde, Osmanllarda da Yenia Bat dncesi ve felsefesiyle temas nceleri mahcup ve ekingen bir biimde balam, Bat dncesinin yeni akm ve rnlerini tanmak, anlamak ve hazmetmek uzun bir hazrlk dnemi gerektirmitir. stelik, Osmanl-Trk dncesi, Yenia Bat dncesi ile karlatnda bu ikincinin felsefi dnce alannda yaratm olduu birikim, slamn antik felsefe ve dnce mirasyla karlatnda nnde bulduu ve tanmak, zmsemek durumunda kald felsefe ve dnce birikiminden ok daha fazladr. te yandan Osmanllarn modernleme hareketinin balangcnda MS IX. yzylda antik felsefi-bilimsel eserlerin youn bir ekilde slam dnyasna kazandrlmas olgusunda var olan nemli bir ey de eksiktir. Bununla kastettiimiz, MS IX. yzylda Mslmanlarn felsefeyle uramaya balamalarndan nce ortaya kan byk ve geni kapsaml, sistemli eviri faaliyetidir. Bu yzylda Abbasi halifeleri Harun Reit, Memun gibi yneticiler ve Kindi gibi, Mslman toplumunun bilimi, felsefeyi seven koruyucular tarafndan desteklenen youn bir eviri faaliyeti sonunda antik dnyann hemen hemen tm bilimsel-felsefi miras Arapaya kazandrlm bulunmaktayd. Oysa tm XIX. yzyl boyunca bu ynde baz dilekler dile getirilmi olmasna ramen, Yenia Bat dncesinin ve dnrlerinin ancak ok az sayda eserinin Trkeye kazandrlm olduunu grmekteyiz. Bu ynde ciddi ve sistemli bir eviri faaliyetinin ortaya ktn grmek iin Cumhuriyet Trkiyesini ve 1940larn Milli Eitim Bakanl tarafndan yrtlen Bat Klasiklerinin Trkeye evrilmesi giriimini beklemek gerekmitir. Bunda hi phesiz, bu dnemde Osmanl modernlemesini gerekletirmeye alan hkmdarlar, onlarn etraflarndaki idareci brokratlar ve aydnlarn, fikir adamlarnn tm ilgilerinin esas olarak saf felsefe problemlerinden ok pratik problemlere, devlet ve siyasetle ilgili problemlere ynelik olmasnn byk etkisi vardr. Gerek inasi gibi aydnlanmac, uygarlk ve ilerlemeci bir Tanzimat dnrn, gerekse Namk Kemal gibi Tanzimat eletiren yar islamc, yar milliyeti, yar aydnlanmac, ama zellikle zgrlkc ve merutiyeti bir ideolojiyi savunan Yeni Osmanl dnrn tasalandran, yalnz siyasi dnce ve siyasi ilgilerdi. Temel idealini zgrlk ve merutiyet olarak belirleyen Namk Kemalin zgrln felsefi anlam, felsefi imkan gibi konularla ilgilenmediini grmek ok ilgintir. Osmanllarn modernleme dneminde Batnn felsefi problemleri, bu arada bir felsefe problemi olarak zgrlk zerinde ilk olarak dnen ve yazlar kaleme alan kiinin Ahmet Mithat olduu anlalmaktadr. Ancak XIX. yzyln sonlarnda ve ancak ilk defa Ahmet Mithatla birlikte modern Osmanl dncesinde spritalizm ve materyalizm tartmas, Schopenhauern felsefesinin eletirisi ve bu arada zgrlkle belirlenimcilik arasndaki ilikiler konusuyla karlamaktayz.
Felsefi arka plandan yoksundur

327

Tanzimat ve merutiyetler

n 3. Osmanl modernlemesinin ana zellii: Kurumsal ve kltrel ikicilik


Modernlie geiin genel zellii: ikicilik

Bir baka zellik bu dneme damgasn vurmutur. Bu btn bu yzyl boyunca varln srdrecek ve ancak Cumhuriyetle birlikte ortadan kaldrlacak olan kurumsal ve kltrel ikicilik olgusudur. Btn bu yzyl sresince hemen hemen her alanda eski ve yeni bir arada varln srdrmtr. Yeni, Bat tarz yasalar yannda slam hukuku, yeni, Bat tarz mahkemeler yannda eriat mahkemeleri, yeni, Bat tarz eitim kurumlar yannda eski okullar, medreseler, vb. var olmaya devam etmitir. Bizim konumuz bakmndan bu ikiciliin sonucu bu yzyln ortalarndan itibaren aydnlarn zihnini megul eden en nemli fikri-felsefi problemin yeni-eski, Bat-Dou ikilemi problemi olmasdr. Bu problem, btn uzantlar ile birlikte hatta gnmze kadar varln srdrmtr. Batnn, Bat uygarlnn ne olduu, onun zn, temelini, ruhunu neyin oluturduu, Dounun, Dou uygarlnn z ve deeri, bu uygarlklarn birbirleri karsndaki durumu, birbirleriyle uzlatrlp uzlatrlamayaca vb. zerinde yaanan tartmalar gerek Tanzimat, gerekse zellikle Merutiyet dneminin en canl, en youn tartmalar olmutur ve bu tartmalar bilindii gibi bugn de devam etmektedir.

2. Osmanl modernlemesinin en canl dnemi: kinci Merutiyet


II. Merutiyet dneminin fikri zenginlii

Modernlie gei dneminde felsefi dnce ve tartmalar en canl ve en zengin bir biimde kinci Merutiyeti takip eden yllarda ortaya kmtr. Bunun bir nedeni, bu dnemin kinci Abdlhamitin otuz yllk her trl dnceyi bastran sk istibdat dnemini takip eden bir rahatlama, dnceleri zgrce ifade etmeyi mmkn klan bir dnem olmas ise, ikincisi, yaklak yz yllk bir birikim, hazrlanma dneminden sonra artk felsefi tartmalarn ok daha bilinli, ok daha bilgili bir zemin zerinde yaplmaya balanmasnn imkan dahiline girmesidir. Artk Batnn hem edebi, siyasi, fikri, felsefi akmlar, eserleri, yazarlar ok daha yakndan tannmakta, hem Osmanl toplumunun hemen her alana ait problemleri kavramsal olarak konuma, tartma dzeyine ekilmi bulunmaktadr. Tanzimatn balanglarnda sz konusu olan, genel ve yzeysel olarak yenilikiler, reformcularla onlara bir tepki olarak ortaya kan gelenekiler, tutucular ayrmdr. Birinci Merutiyete kadar batclar, doucular, islamclar, Trkler ayrm henz ortaya kmamtr. Namk Kemal, Ali Suavi gibi Gen Osmanllarla birlikte bu ayrmlar yava yava ortaya kmaya balamaktadr. kinci Merutiyet dneminde ise hem bu ayrmlar daha netlemekte, hem onlara yeni birtakm ideolojiler eklenmekte, hem de bu farkl akmlar ve ideolojiler arasnda birtakm uzlamalar gereklemeye doru gitmektedir. Bu dnemde ortaya kan ve kendi tezleri ve kar akmlara kar eletirileriyle, zm nerileriyle sistemli olarak teekkl eden ana zmler kaba hatlaryla, Cumhuriyet dneminde de varln srdrecek ve dnce hayatmzda ana yerlerini koruyacaklardr. Tanzimat ve Birinci Merutiyet dneminde tohumlar atlan kinci Merutiyet dneminde ise, en canl bir biimde ortaya kan Avrupa-Bat, Dou-slam tartmas aslnda bir felsefe veya fikir tartmas deildir. Bundan ok daha geni olarak bir dnya gr-

Batclar-Doucular

328

Tanzimat ve merutiyetler
, bir ideoloji tartmasdr. Bu tartmada, fikirler hi phesiz nemli bir rol oynarlar. Tartmann taraflar kendi grlerini, tezlerini felsefi, bilimsel, tarihsel veriler ve kantlarla savunmaya alrlar. Ancak bu fikirlerin gerisinde insanlarn hayatla ilgili tercihleri, duygu ve inanlar, beendikleri veya korumaya altklar yaama tarzlar vardr. te yandan bu ideolojik tartmann, uygarlk tartmasnn taraf olanlar kendi ilerinde de tam bir birlik ve homojenlik oluturmazlar. Gerek Avrupaclar, batclar, gerekse doucular, islamclar kendi aralarnda birtakm alt gruplara ayrlrlar. Doucular, islamclar arasnda Batdan gelecek her trl yenilie kar kanlar, geleneksel slami kurum ve deerleri savunanlar, dorudan doruya modernizme kar kanlar vardr, modernizm ile gelenekilik arasnda bir uzlatrma gerekletirmek isteyenler, baka deyile slam modernletirmek isteyenler vardr. Bu ikinci gurubu modernist islamclar olarak nitelendirmek mmkndr ve bu dnemde onlar arasnda ounlukta olanlarn bu modernist islamclar olduunu belirtmek gerekir.

n 1. slamn modernletirilmesi veya modernist islamclk


slamn modernletirilmesi veya modernist islamclk gr, yalnz Osmanllarda ortaya kmamtr. Hatta bu hareketin nde gelen ve dnyaca tannan dnrleri Osmanl dnyas dndaki Mslman lkelerinde yetimitir. Bunlarn banda, XIX. yzyln son eyreinde stanbula gelii bir olay olmu olan Cemaleddin Afgani bulunur. Bu akmn dier nl temsilcileri olarak, Afganinin Msrl rencisi Muhammed Abduh, Hindistanda doaya uygunluk fikrinin, aklclk eiliminin slamla atmad grn ileri sren Seyit Ahmed Han, slam dnyasnn gelenekle ilgisini kesmeden btn metafizik, teolojik sorunlarn Batnn bu alandaki yeni felsefi kuramlarn gz nne alarak yeniden dnmesi gerektiini savunan Pakistanl Muhammed kbal zikredilebilir. Osmanllarn szn ettiimiz son dneminde ise, bu akmn belli bal temsilcileri, bata Mehmet Akif olmak zere smail Hakk zmirli, ehbenderzade Ahmet Hilmi, Mehmet Ali Ayni, smail Fenni Erturul gibi aydnlardr.
Modernist slamclk

n 2. Modernist islamcln ana tezleri


Bu modernist islamclk hareketinin ana tutumlar ve grleri nelerdir? Her eyden nce bu aydnlar veya dnrlerin, kategorik olarak Bat kart olmadn belirtmemiz gerekir. Bunlar Batnn bilim ve teknii ile dier yanlar, yani siyasal sistemi, toplumsal yaps, ahlaki-manevi zellikleri arasnda bir ayrm yaparlar. Batnn bilim ve tekniine kar deillerdir. slam toplumunun bu alanda ok geri bir durumda olduunu kabul ederler ve onun geri kalmlnn temel nedeni olarak grdkleri bu alanda Batdan her trl bilim ve tekniin alnmas konusunda hemfikirdirler. Ancak Bat toplumsal yapsnn, Bat hukukunun, Bat ahlaknn slam toplumlarna ithal edilmesinin hem imkansz, hem gereksiz, hem de zararl olduunu dnrler. Onlara gre slam dini akla uygun, doal bir dindir, dolaysyla akln en parlak bir rn olan bilimin sonularyla atmaz. Ayrca zaten gerek Kuran, gerekse Peygamber, akl, dnceyi vmekte ve Mslmanlarn bilimle uramasn tevik etmektedirler. O halde imann verileri ile bilimin sonular arasnda herhangi bir elimenin olmas sz konusu deildir.
Batnn bilimi, slamn maneviyat

329

Tanzimat ve merutiyetler
Hukuk

nsanlar arasndaki ilikileri dzenleyen hukuka gelince, yine bu dnrlere gre slam hukuku temelde tanrsal olmakla birlikte insanlarn doal, toplumsal ilgi ve ihtiyalarn gz nne alan, onlar doru ve dzgn bir ekilde dzenleyen bir kurumdur. Ayrca bu hukuk donuk, deimez, yeniliklere kapal bir hukuk da deildir. Gemite slamn klasik dneminde eitli ve farkl hukuk okullarnn varl, bu hukukun yumuaklnn ve zamana, artlara, ihtiyalara gre deiiklik gsterdiinin bir iaretidir. slam hukukunun geri kalmlnn nedeni, onda yanl olarak yeni yorumlamalarda bulunma imkannn, teknik deyimle "itihat kaps"nn uzunca bir sreden beri kapanm olmasdr. Bu yol ald ve onun temel ilkesi olan "zamann deimesiyle hkmlerin deiecei" ilkesine yeniden ilerlik kazandrld takdirde, Batdan yeni kanunlar ithal etmeye gerek kalmakszn slamn ruhuna ve slam toplumlarnn gemiteki yaayna uygun olarak yeni dzenlemeler yaplabilir, yeni kurallar gelitirilebilir. Bu yazarlar slam hukukunun ada dnceler, modern hukuk karsnda uygulanamaz hale gelen veya insan rahatsz eden kadn erkek eitsizlii, ok kadnla evlilik gibi hkmleri konusunda ise bir gr birlii iinde deildirler. Bazlar bunlarn tmyle kaldrlabilecei grndedir. Ama en azndan tm bu konularda ada demokrasi, insan haklar, eitlik deerleri asndan slam hukukundaki eski uygulamalara baz snrlandrmalar getirilmesi grndedirler. Ahlak-manevi deerler konusunda ise bu slamc dnrler daha katdrlar. Batnn ahlak bakmndan bir gerileme, bir d iinde olduu, onda manevi deerlerin artk unutulduu, insanlarn maddi-duyusal deerler peinde kotuklar, ailenin paraland, insanlarn bireyciletii dncesindedirler. Mslman ahlaknn ve Mslman sosyal deerlerinin, Batdan alabilecei veya almas gerektii herhangi bir ey olduu kanaatinde deildirler. Afganinin kendisi bile Baty olduka iyi tand halde, onun dnya grnn esas itibariyle materyalist olduunu dnr ve materyalizme bir reddiye yazar. Ahmet Hilmi ve smail Fenni Erturul da ayn ynde, yani materyalizmin rtlmesi ynnde birer eser kaleme alrlar. Batnn materyalizmin bir sonucu tanrtanmazclktr. Ahmet Hilmi "Allah nkar Etmek Mmkn Mdr?" ad altnda tanrtanmazlara kar da bir eser yazar. kinci Merutiyet dnemi slamc dnrleri bu genel ideolojik tutum ve grleriyle kalmazlar, onlar iinde bazlar ayn zamanda slamn klasik dneminde varln grdmz Kelam, tasavvuf hareketlerini kendi tarzlarnda, modern tarzda yenilemeye, devam ettirmeye alrlar. rnein, smail Hakk zmirli iinde Kelamn klasik problemlerini aradan geen zaman zarfnda Bat felsefesinde ortaya kan yeni kuramlar, yeni kantlar, yeni grlerle karlatrp ele ald ve sergiledii bir Yeni Kelam lmi yazar. Benzeri ekilde Mehmet Ali Ayni eyh Ekberi (yani bni Arabiyi) niin severim? adl kitab ve dier yazlaryla eski tasavvuf geleneini, mistik dnce gelenei yeniden canlandrmaya giriir. slamc dnrlerden bazs, daha dar anlamda felsefi bir faaliyette de bulunur. Bu dnemde Bat felsefesi, artk ok youn bir ilgi konusudur. Zamann nl Bat filozoflarnn eserleri, felsefe tarihleri evrilmektedir. Batnn bu dneminde revata olan felsefi, sosyolojik, iktisadi akmlar ve dnceleri yakndan takip edilmektedir ve onlarn Osmanl aydnlar arasnda taraftarlar, savunucular, hatta temsilcileri ortaya kar. Bu cmleden olmak zere Baha Tevfik XIX. yzyl materyalizminin adeta bir ncili saylan Bch-

Ahlak

Yeni Kelam ve Tasavvuf

Materyalizmin tannmas

330

Tanzimat ve merutiyetler
nerin Kuvvet ve Maddesini Trkeye kazandrr. Bu eser, kamuoyunda bir bomba tesiri yapar ve Ahmet Hilmi buna, yani materyalizme kar yukarda szn ettiimiz felsefi eletirisini kaleme alr. Radikal batclarn nemli bir ismi olan Tevfik Fikret Tarih-i Kadim ve Tarih-i Kadime Zeyl adl iki iirinde XVIII. yzyl nl aydnlanmacs DHolbachn ve Bchnerin izinde ilerleyerek Tanr kavramna, dine kar eletirilerini ynelttiinde yine slamc cepheden ciddi hcumlarla karlar. Bu hcumlarn bir ksm tamamen duygusal ve gayri ciddi olmakla birlikte, bir ksm tanrtanmazcln felsefi ciddi bir eletirisi niteliindedir.

3. slam uygarlna kar bat uygarl


Batclar, Avrupaclar da kendi ilerinde ok farkl gruplar, kiileri bir araya getirir. Aslna baklrsa batclar iinde Avrupann, Bat uygarlnn tm kurum ve kavramlar, deerleriyle bir btn olarak alnp Osmanl-Mslman uygarl yerine geirilmesini savunan pek kimse yoktur. En azndan Cumhuriyete, Atatrk devrimlerine kadar byle bir topyekn uygarlk deitirme projesini bilinli ve sistemli olarak ayrntl bir biimde savunan ve sergileyen bir dnr mevcut deildir. Batclarn byk ksmnn temel dncesi, Tanzimatn Batnn salt askeri, bilimsel ve teknik yeniliklerinin kabulnn Osmanl devleti ve toplumunu kurtarmak iin yeterli olmayacann artk ortaya kt dncesidir. Onlar siyasi, devlet tekilat ile ilgili sorunlarn temelinde toplumla, toplumsal yap ve zihniyetle ilgili sorunlarn bulunduunu kavramlardr. Gen Osmanllarn uzun yllar bir ideal olarak peinden kotuklar ve gerekletikleri takdirde, Osmanl devleti ve toplumunun kurtulua erieceini dndkleri merutiyet, parlamenter rejim ve zgrln gereklemesi, Osmanl toplumunun ve halknn durumunda nemli bir deiiklik meydana getirmemitir. Geriliin sorumlusu sadece hkmdar, onun mutlakiyeti kt ynetimi deildir. Toplumun kendisi, toplumu oluturan snflar, gruplar, bireylerin kendileri, zihniyetleri an gerisindedir. O halde dikkatimiz, toplumun kendisine ynelmeli, onu yneten yasalar, toplumsal kurumlarla bireysel zihniyet arasndaki ilikiler ortaya karlmaldr.

n 1. Batcln en gl kolu: Pozitivizm


Osmanl aydnlar arasnda, daha XIX. yzyln ikinci yarsndan itibaren Fransada A. Comte tarafndan ortaya atlan ve E. Renan, Littre, Mill gibi baka baz dnrler tarafndan da benimsenen pozitivizme kar yaygn bir hayranlk vardr. Osmanllarda bata inasi, Ahmet Rza, Ahmet uayp olmak zere Beir Fuat, Hseyin Cahit Yaln, hatta Ziya Gkalp gibi aydnlar pozitivist gr benimsemeye iten balca nedenler unlardr: A. Comte, insanln teolojik, metafizik ve pozitif olmak zere zihin aamasndan getiini ve etraflarnda olup biten eyleri bu zihniyete uygun olarak akladn ileri srmekteydi. Comtea gre insanlk, iinde bulunduu yzylda artk ilk iki aamay geride brakm ve pozitif zihin ve bilim aamasna gemiti Bundan baka pozitivizm yine bildiimiz gibi sadece metafizik bir kuram, bir bilgi kuram deildi. Ayn zamanda XIX. yzyln devrimlerle alkanan toplumunu istikrara kavuturmaya alan bir toplumu yeniden dzenleme, ina etme projesiydi. A. Comte, toplumun ayr ve bamsz bir biliOsmanllarda pozitivizm

331

Tanzimat ve merutiyetler
min, sosyolojinin konusu olabilecek bir zellikte olduunu, toplumsal olaylarn birtakm doal yasalara uygun olarak meydana geldiini, bu yasalarn bilimsel yntemlerle anlalp aklanmasnn mmkn olduunu, dolaysyla sosyolojinin, yani toplumun biliminin verilerine uygun olarak toplumu, toplumsal kurumlar, siyaseti, devleti arzu ettiimiz ynde ekillendirip dzenleme gcne sahip olduumuzu ileri srmekteydi. Bu grlere uygun olarak olarak yine bu kitabn Devleti ele alan XII. Blmnde grdmz gibi, St. Simonun bir rencisi olan A. Comteun dledii toplumda yneticiler, toplumu yneten yasalarn bilgisine sahip olan bir sekinler grubu, bilim adamlar ve filozoflardan meydana gelen bir teknokratlar grubu olacakt. Byle bir kuramn kendilerini Osmanl toplumunun bilginleri veya filozoflar olarak gren aydn yneticilerine, brokratlarna ne kadar cazip gelecei ve onlarn toplum mhendislii projelerine ne kadar uygun decei aikard. Eer bu kuram doruysa, Osmanl toplumunun iinde bulunduu byk kriz, byk kargaa, pozitif bilimlerin bilgisine sahip sekin bir zmre olan aydn brokratlarn nderliiyle alabilir ve bylece topluma hem istikrar ve dzen gelebilir, hem de Osmanl toplumu ada uygarla, yani Bat uygarlna ulama yolunda hzl bir ilerleme iine girebilirdi. Nitekim Osmanl aydn brokratlarnn kurduu bir sekinler grubu, daha sonra bir siyasi parti olan ttihat ve Terakki cemiyeti Fransz pozitivistlerinin bu "dzen ve ilerleme" slogann "birlik ve ilerleme" sloganna evirerek tekilatn temel dsturu haline getirecektir. Yine bu ana grlerdir ki, Osmanl toplumunun en iyi eitim grm bir zmresi olan asker brokrat-aydnlarn ttihat ve Terakki partisinden sonra da ynetime zaman zaman el koymaya itecek uygun bir ideolojiyi ve bu ideolojinin etkileri zamannmza kadar devam edecektir. Cumhuriyet dneminin ynetici aydn-brokratlarnn akl ve bilim adna ynetime el koyma ve toplumu akla ve bilime uygun reformlarla ilerletme projelerinin gerisinde esas olarak bu inan ve ideoloji bulunacaktr.
Geleneksel din yerine insanlk dini

Bu genel ideolojinin, dnya grnn eitli uzantlar da Osmanl pozitivistleri tarafndan dile getirilmitir. A. Comteun, bo inanlarn, modas gemi tarihsel kurumlarn banda sayd geleneksel din yerine, insanlk idealini, insanlk dinini geirmek dncesi, kozmopolitizmi, inasinin nl "Vatanm yeryz, milletim insanlktr" slogannda ve bu slogan olduu gibi tekrarlayan Tevfik Fikrette ifadesini bulur. Ahmet Rza da geleneksel dini dnce ve inanlar deersiz grerek, dinin yerine pozitivist dnceyi geirmek gerektiini aka ilan eder ve dnya vatandal fikrini savunur. Pozitivizmin bilim dinini, bilimciliini, bunun bir uzants olan materyalizmini Beir Fuat kiisel hayat ve intihar ile temsil eder. Hseyin Cahit Yaln, pozitivist filozoflardan Stuart Millin zgrlk zerine, E.Renann sann Hayat, H. Tainein ngiliz Edebiyat Tarihi adl eserlerini Osmanl Trkesine evirir ve pozitivizmin edebi-estetik cephesini Osmanl okuyucusuna tantr. Gkalpn nl "Sakn hakkm var deme,- hak yok vazife vardr" sz yine bu kitabn Hak ve iddeti ele alan XI. Blmnde grdmz, A. Comteun, herkesin herkese kar devlerini yapmas durumunda herkesin hakknn gvence altna alnm olaca, dolaysyla haklardan bahsetmenin gerekli olmayaca, bu nedenle haklardan sz etmenin doru olmad grnn vulger bir ifadesinden baka bir ey deildir. Nihayet Tevfik Fikret nl Tarih-i Kadim ve Tarih-i Kadime Zeyl iirlerinde XVIII. yzyl aydnlanmaclarndan kaynaklanan geleneksel din ve Tanr eletirileriyle de birletirerek pozitivizmin dine dman duygularn ve saldrlarn en parlak bir biimde dile getirir. Yine Tarihi Kadimde Fikretin, pozitivistlerin insanln tm gemi tarihini teolojik ve metafizik zihniyetin hakim olduu, bir bo inanlar tarihi olarak grmelerinin bir yansmasn ve

332

Tanzimat ve merutiyetler
onu bu nitelii ile mahkum ediini grrz. Halukun Aments adl iirinde ise Fikret, yine pozitivist inann ana iddias olarak akl ve bilgiyi kendilerine inanmamz ve hayatmzda klavuz olarak benimsememiz gereken doru yol gstericiler olarak sunar ve fen ve bilimin, insanln nnde yeni, altn bir a aacana inanr -Atatrkn "Hayatta en hakiki mrit ilimdir" szyle karlatrn-. Fikretin hmanizmini de pozitivist inann bir sonucu olarak grmemizde bir mahzur yoktur.

n 2. Prens Sabahattin ve liberalizm


Osmanl aydnlar arasnda ilginin, siyasi ve idari sorunlardan sosyal ve kltrel sorunlara kaymasnn en iyi rneklerinden biri, dar anlamda liberal olmamakla birlikte Trkiyede geni anlamda liberalizmin kurucusu olduu kabul edilen Prens Sabahattindir. Prens Sabahattin, dar anlamda bir liberal deildir, nk kendisini bir liberal olarak tanmlamad gibi beslendii kaynaklar da klasik liberalizmin, yani ekonomik liberalizmin, liberal devlet, liberal demokrasi, liberal ahlak anlaynn kuramn yapm olan J. Locke, David Hume, Jeremy Bentham, Adam Smith gibi byk ngiliz filozoflar, hukukular, ekonomi yazarlar deildir. Bununla birlikte o, toplumsal gelimenin kaynan bireyci giriimde ve idari olarak merkeziyetsizlikte grmesi bakmndan, geni anlamda, liberal gr temsil eden bir dnr olarak ele alnabilir. Sabahattin, toplumlar cemaati ve merkeziyeti toplumlarla, bireyci giriime nem veren ve idari olarak merkeziyetsiz bir yapya sahip olan toplumlar olarak ikiye ayrr. Ona gre bu ikincinin en iyi rnei Anglo-Sakson toplumlar, zel olarak ngilteredir. Merutiyet, sadece siyasal yapda bir deiiklik anlamna gelir. Onu toplumsal yapda reformlarla tamamlamadka Osmanl mparatorluu kmeye mahkumdur. Yaplmas gereken Osmanl toplumunda eitim yoluyla bireyci bir zihin, bireysel giriim ruhunu yaratmak, ziraat, sanayi ve ticarete arlk vererek bir burjuva snfn meydana getirmek, bylece devlette etkin olan brokrasi ruhunu, brokrat memurlarn nfuzunu ortadan kaldrmaktr. Prens Sabahattin de pozitivistler gibi, toplumbilim yoluyla ve yapay olarak toplumu deitirmenin mmkn olduuna inanmaktadr. Ancak onun bu konuda rnek ald akm, A. Comte ve okulu deil, Fransada le Play tarafndan kurulmu ve kendi zamannda E. Desmolins gibi yazarlar tarafndan devam ettirilen toplumbilim okuludur. Prens Sabahattinin liberallii olduka pheli bir dnr olmasna karlk Osmanllarn son dneminde daha bilinli ve daha geni kapsaml bir liberal grn varln gsteren iaretler de vardr. Eer liberalizmin ayrt edici zellikleri olarak ekonomide zgr giriimi, pazar ekonomisini, siyasette btn yurttalarn eit olarak siyasal ynetime katlmasn, kii hak ve zgrlklerinin gvence altna alnmasn, hukuk devletini, sosyal ve kltrel alanda, iinde din ve ahlak dahil olmak zere btn kurumlarn rasyonel dnce temelinde sorgulanmasn ve din ve dnce zgrlnn savunulmasn gryorsak, byle bir liberal grn bu dnemde birok insan tarafndan benimsendiini ve savunulduunu syleyebiliriz. Bu dnya grne mensup aydnlar arasnda Mehmet Cavit, liberal ekonomik kuramn genel bir sergilenmesi ve savunulmasn temsil eder. Cavit, devletin ekonomiye mdahelesine ve korumaclk politikasna iddetle kar kar ve liberal ekonomiyle liberal siyaset arasndaki sk ilikileri vurgular, liberal ekonomik gelimenin liberal siyasal demokratik bir toplumu gerektirdiini belirtir. Yukarda pozitivist gelenek iinde yer alan dncelerinden sz ettiimiz Ahmet uayp, dnce zgrlnn ayrlmaz bir paras olarak din ve vicdan zgrln savunmasyla, bu zgrln
Bireyci insan ve merkezi-olmayan idari yap

Liberal fikirlerin ortaya k

333

Tanzimat ve merutiyetler
salanmas iin din ve devlet ilerinin birbirlerinden ayrlmas gerektii ynndeki analiziyle, parann insanlar zgrletirdii, toplumsal sorunlarn yalnzca ekonomik gelime ile zlebilecei tarzndaki fikirleriyle liberal gelenek iinde de yer alr. Tevfik Fikret de hmanizmi, evrenselcilii, dinsel alanda serbest dnceyi savunmas ve sava aleyhtarl gibi fikirleriyle, hem Aydnlanma gelenei iinde yer alr, hem de liberalizmin temel deerleriyle uyum iinde olan bir dnya grn temsil eder.

n 3. Abdullah Cevdet ve kktenci batclk


Kkl reformculuk

Batclar arasnda her zaman tutarl veya sistemli olmamakla birlikte baz ok cesur, devrimci fikirler Abdullah Cevdet tarafndan dile getirilir. Abdullah Cevdet, modernlemenin sadece siyasi ve idari kurumlarda deiiklikle gerekleemeyeceini, onun toplumsal ve ekonomik yaplardaki deimeleri de aarak kltrn kendisine, zihniyetin kendisine uzanmas gerektiini dnr. Bu balamda olmak zere, modernlemeye uygun bir zihniyet yapsna sahip olunmas gerektiini savunur. Batnn anlalmas iin onun kltrnn tannmas gerektiini, bunun iin Bat klasiklerinin dilimize evrilmesi ve onlarn derin anlamlarna nfuz edilmesinin zorunlu olduunu yazar. Bu arada daha sonra Cumhuriyet dneminde gerekletirilecek olan baz reformlarla ilgili nerilerini ortaya atar. Bunlar, laiklik, Arap harflerinin atlarak yerine Latin alfabesinin kabul, slam hukuku yerine Bat hukukunun geirilmesi, kadnlara erkeklerle tam eitlik verilmesi, alaturka tart ve ller yerine uluslararas tart ve ller sisteminin benimsenmesi nerileridir.

4. Modernlie gei dneminde sosyalizm ve marksizm


Solcu dncenin ilk temsilcileri

Cumhuriyet ncesi modernlie gei dneminde, sosyalist ve marksist eilimli iki dnce hareketinden de sz etmek mmkndr. Birinci hareketi, gazeteci Hseyin Hilmi, Refik Nevzatn iinde bulunduu bir grup solcu temsil eder. Bu grubun sosyalist dnya gr ve proje hakknda derinlemesine bilgi sahibi olmad, ama zgrlk, ilerici, bar ve enternasyonalist bir ynelime sahip olduu grlmektedir. Marksist solun balca temsilcileri ise Mustafa Suphi, efik Hsn gibi isimlerdir. Bunlar, sosyalist sola ait aydnlardan farkl olarak, Trk toplumunun kurtuluunu, snf mcadelesi kavram zerine kurulu anti-emperyalist bir savatan gemesi gerektii dncesindedirler. Ancak her iki grubun da solun gerek evrensel deerleri, gerekse varlk ve bilgi konularyla ilgil felsefi sorunlar zerinde ok az durduu ve daha ok milli demokratik bir devrim peinde kotuklar anlalmaktadr. Batclar arasnda Dou uygarlnn bir btn olarak terkedilmesi gerektiini olduka ak bir ekilde savunan bir baka isim ise Baha Tevfiktir. Trkiyede ilk felsefe dergisini 1912 ylnda yaymlayan, Bchnerin yukarda szn ettiimiz nl materyalist elkitab Kuvvet ve Maddesi yannda yine XIX. yzyln bir baka nl materyalist kitab olan Haeckelin Evrenin Srlar adl kitabn Trkeye eviren, materyalist olduunu aka ilan eden Baha Tevfik, Dou ile Bat arasnda zigzag yapmaktan artk vazgememiz gerektiini, Batnn hayatnn her bakmdan stn olduunu, Dounun artk dnce alannda rn vermek gcn kaybettiini, bunun en iyi bir biimde bizzat felsefe alannda grldn syler.

334

Tanzimat ve merutiyetler
Bat uygarln bir btn olarak benimseme ynnde batllamay savunanlar arasnda esas olarak Trk-milliyeti hareket iinde yer alan Ahmet Aaolu da vardr. Aaolu, Bat uygarlnn yalnzca maddi ynnn alnabilecei grnde olanlara kar, uygarln bir btn olduu, dolaysyla yalnzca bir ynnn alnamayacan ileri srer. Zaman zaman Batya kar baz eletiriler yneltmi olsa da Bat uygarlnn temeli sayd kurumlar ve deerleri savunur. O, sadece Batnn kendisine layk grd kurum ve deerleri Doudan esirgedii iin Batllar sular ve byle bir Bat ile mcadele etmek iin Batnn kendisinin kulland aralar kullanmak gerektiini belirtir.

5. Trk milliyetiliinin douu


zerinde durduumuz gei dneminin en nemli dnce akmlarndan, ideolojilerinden biri ise zel olarak kinci Merutiyet dneminde arlk kazanm olan Trk milliyetiliidir. Tanzimat, dinleri ve milliyetleri ne olursa olsun btn Osmanl yurttalarnn kanun nnde eitlii, yani hukuk eitlii kavramn n plana kartmtr. Namk Kemalin iinde bulunduu Yeni Osmanllar buna, Fransz devriminden kaynaklanan dier nemli bir fikri, bir Osmanl yurdu ve Osmanl ulusu yaratma projesini eklerler. Ancak XIX. yzyl boyunca Hristiyan unsurlar arasnda grlen ulusal bamszlk hareketleri, yzyln sonuna doru imparatorluk bnyesinde yeralan Arnavutlar ve Araplar gibi Mslman unsurlar arasnda da benzeri hareketlerin ortaya k Osmanl aydnlarndan bir ksmn yeni bir kavrama, Osmanl yurdu ve ulusuna kar Trk yurdu ve Trk ulusu, Trk milliyetilii kavramna gtrr. Bu Trk yurdu ve Trk ulusu esas olarak iki ekilde anlalr: Yurt olarak Anadoluya dayanacak ve ulus olarak Osmanl mparatorluu iindeki Trkleri esas alacak bir milliyetilikle, yurt olarak Trklerin yaadklar btn dnyay, Turan iine alacak ve ulus olarak da bu corafyada yaayan btn Trkleri birletirecek bir milliyetilik. Daha nce baz hazrlklar olmakla birlikte Trkl, Trk milliyetiliini bilinli bir siyasi, iktisadi, kltrel bir proje, bir ideal olarak ortaya ilk atan kii 1904te yaymlad Siyaset Tarz adl kitabyla Yusuf Akura olur. Bu dnemden sonra ilerinde mer Seyfettin, Ahmet Aaolu, Ziya Gkalp olmak zere birok yazar, dnr bu akmn savunucular ve temsilcileri olurlar. Trk milliyetilii ideali, ksa zamanda etkisini her alanda gsterir. Dilde Trklk, Trkenin ilenmesi, gelitirilmesi, sadeletirilmesi, Batl eserlerin sade Trkeye evrilmesi talepleri ile kendini gsterir. ktisatta Trklk, ulusal bir ekonominin gelitirilmesi, ulusal bir burjuvazinin yaratlmas hedefi olarak ortaya konur. Edebiyatta Trklk, mer Seyfettinde olduu gemi Trk tarihinin ve kahramanlarnn yceltilmesi, bylece bir Trklk gururu ve bilincinin yaratlmasna ynelir. Bu noktada nemle zerinde durulmas gereken bir nokta, Trk milliyetilii akm iinde yeralan dnrlerin Trklk ve slam arasnda bir eliki grmemeleridir. Bunlara gre ulus din, dil, rk, tarih, rf ve adetlerden vb. oluan ortak bir duyguyu, ortak bir dnceyi, gelecee ilikin ortak bir ideali paylaan insanlar topluluudur. Ulusu meydana getiren eyler arasnda en nemli bir unsur olarak din de vardr. Din, her ulusta zel bir karakter, ulusal bir kimlie brnr. Dolaysyla Trk milliyetilii, slam dinini dlamak yle dursun, nemli kurucu bir bileeni olarak onu iine almak zorundadr. Ahmet
Milliyetilik ve slam Trklk-milliyetilik

335

Tanzimat ve merutiyetler
Aaolu bu gr, gl bir ekilde dile getirdii gibi Trk milliyetiliin bayrak ismi olan Gkalp de nl Trklemek, slamlamak, adalamak projesinin iine bir ilke olarak sokar. Ancak daha sonra olduu gibi bu dnemde de Trklk, slamn temelde milliyetilii reddettiini, onun slamdaki kardelik duygusuna aykr olduunu ileri sren baz slamclarn eletirisine uramaktan kurtulamaz. Merutiyet dnemi, Trk milliyetiliinin birinci biimi, yani yurt olarak Anadoluyu, ulus olarak Osmanl mparatorluu iinde yeralan Trk unsurunu hedef alan milliyetilik gr ise Cumhuriyet Trkiyesinde benimsenerek devam ettirilir. Trklkle slamlk arasnda herhangi bir eliki olmad gr ise daha gl bir ekilde savunularak, yine XX. yzyl Trkiyesinde Trk-slam sentezi grn ileri srenler tarafndan devam ettirilir.
Trklk, islamclk ve batclk

Cumhuriyet ncesi gei dneminin en etkili dnr olan Ziya Gkalp, bir telifi, uzlatrmacdr. Onun projesini en iyi ifade eden ey, bizzat kendisinin ortaya atm olduu "Trklemek, slamlamak ve adalamak" idealidir. Gkalpin bu projesinde darda tuttuu ana akmlar grld gibi liberalizm ve sosyalizmdir. O gerek liberalizmin, gerekse sosyalizmin insan ve toplum anlaylarna kardr. Bireycilikle toplumculuu birletirerek her ikisini ayn potada halk ve ulus potasnda eritmek ister. Giriim zgrln ve mlkiyetin dokunulmazln ortadan kaldrmak istemez. Ancak onlarn yarataca snflama ve snf atmalarnn zararlarna inanr. Devletin ekonomiye mdahele etmesini uygun bulur. Ancak bunun da bireyi ortadan kaldrma, bireysel mlkiyeti yok etme, her eyi devlete irca etme noktasna kadar gelmemesini uygun bulur. Gkalpin dncesinin temelinde de ulus kavram bulunur. Ulus ayn dili konuan, ayn dini paylaan, ayn ahlaki deerlere inanan, ayn estetik zevkleri olan, bunlarla ilgili olarak ayn eitimi alm bireylerin meydana getirdii tarihsel, kltrel, ruhsal bir topluluktur. Btn bunlarn sonucu olarak, uluslarn ortak fikirleri ve ortak bilinleri vardr. Bu ortak fikir ve bilin, toplum iinde dayanma, gven ve ortak deerler yaratr. Ulus ne liberallerin dndkleri gibi her biri kendi kiisel, bireysel karlar ve hedefleri peinde koan insanlarn meydana getirdii ve sadece ekonomik ibirliine veya ayn siyasal yasamaya tabi yapay bir varlktr, ne de sosyalistlerin dnd gibi karlar birbirlerine zt snflarn birbirleriyle sava halinde bulunduu gerilimli bir toplumsal rgtlenmedir. Ulus, tarihin ve kltrn rn olan ve bireyleri arasnda bir ruh birliinin, duygu ve dnce birliinin, zevk birliinin olduu doal-kolektif bir varlktr. Gkalpin dncesinin ikinci temel kavram kltr-uygarlk ayrmdr. Ona gre kltr doal, tarihsel ve ulusaldr. Yukarda sylediimiz ortak fikir, duygu ve zevkleri ifade eder. Bir baka ifade ile kolektif bilinci veya vicdan temsil eder. Buna karlk uygarlk ne doal ne ulusaldr. O, farkl ve eitli uluslara mensup bireylerin bireysel dnce ve yaratmlarnn rndr. Uygarlk ruhsal deil aklsal, znel deil nesnel, kolektif deil bireysel yaratmlar toplamdr. Bundan dolay uygarlkla kltr, birbiriyle atma iinde olmak zorunda olmad gibi bir kltrn bir ulustan dierine aktarlmasnn mmkn olmamasna karlk uygarlk, farkl uluslar tarafndan paylalabilir. Bir kltrn bir baka kltrden, bir ulusun baka bir ulustan alabilecei eyler de ancak bilim, felsefe, teknik gibi Gkalpe gre sadece uygarlk alanna ait olan unsurlar olabilir. Gkalp bylece Batdan uygarlkla ilgili unsurlarn alnmasn meru kldn dnd gibi uygarlkla ile kltrn, Bat uygarl ile Trk kltrnn birbirlerini karlkl olarak dengeleyebilecei midindedir ve yine bylece bireyci, aklc, evrenselci aydn-

Ulus nedir?

Kltr ve uygarlk

336

Tanzimat ve merutiyetler
larla, topluluku, yerelci, ruhu halk arasnda bir uzlatrma, uyum gerekletirme iddiasndadr. slamn bir din olarak kltrn nemli bir bileenini, kolektif vicdann ayrlmaz bir parasn meydana getirmesinden dolay slamla Trk kltr arasnda da bir gerilimin olmamas gerektii grn de gz nne alrsak, Gkalpin bylece belki biraz da fazla kolayca olmak zere Trklk, Mslmanlk ve batclk veya milliyetilik, islamclk ve adalama arasnda kapsaml bir uzlatrma giriimi olan projesinin boyutlarn kavrayabiliriz. Ancak her uzlatrmac giriimin bana geldii gibi bu uzlatrmacln da ilerde, uzlatrlmasna allan bu ideolojiyi saf bir biimde korumak gerektiine inanan kat savunucular tarafndan ciddi eletirilere maruz kaldn hatrlatmamz gerekir.

337

Tanzimat ve merutiyetler

A N A

F K R L E R

Osmanllarda Tanzimatla balayan ve Cumhuriyetin ilan ile sona eren dnem, imparatorluun, devletin ve toplumun Bat kaynakl kurum ve kavramlarla adalatrlmas abalarna tanklk eder. Bu abalar esasta pratik, pragmatik amaldr. mparatorluun varln koruma, bunun iin zellikle askeri, idari, siyasi alanda gerekli yenilikleri yapma ihtiya ve amalarndan kaynaklanr. Ancak zamanla genileyerek tm bir toplumun, toplumsal kurumlarn, bireylerin zihin yaplarnn deitirilmesi projesine dnr. Osmanllarn modernletirme projesi, teorik bir hazrlk dnemi olmakszn balar. Teorik-felsefi problemler zamanla Osmanl aydnlarnn ufkunda ve gndeminde yerlerini alrlar. kinci Merutiyet dnemi siyasi dnceler, projeler asndan olduu gibi saf felsefe problemlerinin tannmas ve ele alnp ilenmesi asndan ok zengin bir laboratuar grnts gsterir. Bu balamda olmak zere dnemin belli bal batl filozoflar, dnce akmlar, felsefe tartmalar tannr ve tartlr. Osmanl aydnlar arasnda materyalizm-spritalizm, pozitivizm, liberalizm, sosyalizm, marksizm taraftarlar ve kartlar kendilerini gsterir. Bununla birlikte asl tartmalar batclk- islamclk kavram ifti ekseninde cereyan eder. slamclar arasnda geleneksel islamclar ve daha byk bir ounluk olmak zere slamn modernletirilmesini savunan modernist islamclar vardr. Bunlar Batdan bilim ve tekniin alnmas, geri kalan alanlarda, zellikle sosyal ve ahlaki deerler alannda slam uygarlnn geleneksel kurum, kavram ve deerlerinin korunmas gerektii grndedirler. Bu gei dneminde batclara en ekici grnen Batl akm, pozitivizm olur. Pozitivizm, akl ve bilgiyi temsil eden sekin bir aznlk eliyle toplumun iradi olarak dzen ve istikrara kavuturulabilecei ve srekli bir ilerleme iine sokulabilecei gryle imparatorlukta birlik ve ilerlemeyi salamak isteyen aydn-brokratlarn toplumsal mhendislik projelerine en uygun bir kuram olarak grnr. te yandan pozitivizmin modas gemi bir zihniyetin rn olarak grd geleneksel din yerine insanlk dinini geirme, geleneksel siyasal, toplumsal, ahlaksal kurum ve deerleri akln ve bilimin nda sorgulama ve yeniden dzenleme hedefleri, hmanizmi, evrenselcilii de serbest zihniyetli, eletirici birok Osmanl aydnn derinden etkiler. Tanzimattan Cumhuriyete giden gei dnemi sreci iinde Cumhuriyet Trkiyesinde varln koruyacak ana dnce akmlar, toplum projeleri, ideolojiler ve dnya grlerinin teekkl ettii gzlemlenir. Bu ana ideolojileri en genel olarak aydnlanmac, islamc, milliyeti, liberal, solcu ideolojiler olarak snflandrmak mmkndr. Bunlar saf, ideal modellerdir. Aralarnda birtakm geiler, sentezler mmkn olduu gibi bir dnr ayn zamanda bunlardan hem biri, hem dieri iinde yer alabilir. Bu sentez abalarnn bilinen en iyi rnei trklemek, islamlamak ve batllama arasnda herhangi bir eliki grmeyen veya bir uzlama, uyum salamak isteyen Ziya Gkalptir.

338

Tanzimat ve merutiyetler

YORUMLAMA METNLER
Siyasetin Yolu
Osmanl lkelerinde Batdan feyz alarak (kuvvet kazanmak) ve ilerlemek (terakki) arzular uyanal belli bal siyasi yol tasavvur ve takip edildi sanyorum. Birinci, Osmanl hkumetine bal eitli milletleri temsil ederek ve birletirerek bir Osmanl milleti varla getirmek; ikincisi halifelik hakknn Osmanl devleti hkmdarlarnda olmasndan faydalanarak btn Mslmanlar sz konusu hkumetin idaresinde siyaseten birletirmek; ncs rka dayanan siyasi bir Trk milleti tekil etmek Osmanl milleti vcuda getirmek arzusu pek yksek bir hayali gayeye, pek yksek bir mide doru ycelmiyordu. Asl maksat Osmanl memleketindeki mslman ve mslman-olmayan halka ayn siyasi haklar tanmak ve vazifeleri yklemek; bylece aralarnda tam eitlik meydana getirmek, fikirlerce ve dince tam serbestlik vermek, bu eitlik ve serbestlikten faydalanarak sz konusu halk aralarndaki din ve soy farkllklarna ramen birbiriyle kartrarak ve temsil ederek Amerika Birleik Devletlerindeki Amerikan milleti gibi ortak vatanla birlemi yeni bir milliyet, Osmanl milleti meydana karmak ve btn bu zor ilemlerin sonucu olarak da "Byk Osmanl Devleti"ni asli ekliyle, yani eski snrlaryla korumakt Osmanl milleti meydana getirmek hayalinin Fransa mparatorluu ile beraber ve onun gibi tekrar dirilmek zere ldne karar verilirse hata edilmemi olduunu sanrm. Osmanl milliyeti siyasetinin baarszl zerine ortaya slamiyet siyaseti kt. Avrupallarn panislamizm dedikleri bu fikir son zamanlarda Gen Osmanllktan, yani Osmanl milleti meydana getirme siyasetine ksmen katlan frkadan kt(Bunlar) slam unsurlarn -evvela Osmanl lkelerindekileri, sonra btn dnyadakileri- soy farklarna bakmakszn dindeki ortaklktan yararlanarak tamamen birletirmeye, her Mslmann en kk yanda ezberledii "Din ve millet birdir" kuralna uyarak btn Mslmanlar tek bir millet haline koymaya alma gereine inandlar. Bu bir bakma Osmanl lkeleri zerinde yaayanlar arasnda ayrlma ve farkllamalar davet edecekti, Mslman ve Mslman-olmayanlar artk ayrlacakt. Ama dier bakmdan byk bir uyuma ve birlie neden olacakt. Btn Mslmanlar birleecekti Abdlazizin son devirlerinde "Panislamizm" sz diplomatik konumalarda iitilir olduMithat Paann dmesinden, yani Osmanl milleti yaratma fikrinin hkumete bsbtn terk olunmasndan sonra Sultan II. Abdlhamit de bu siyaseti uygulamaya alt Irk zerine dayanan bir Trk siyasi milliyeti meydana getirmek fikri pek yenidir. Gerek imdiye kadar Osmanl devletinde, gerekse gelip geen dier Trk devletlerinin hi birisinde bu fikrin mevcut olduunu sanmyorum Trkleri birletirme siyasetinin uygulanmasndaki i glkler slam siyasetine oranla fazladr slam, Trkln birlemesinde son zamanlarda Hristiyanlkta olduu gibi iinde milliyetlerin domasn kabul edecek ekilde deimelidir. Bu deime ise hemen hemen zorunludur da: Zamanmz tarihinde grlen genel cereyan rklardadr. Dinler, din olmak bakmndan, gittike siyasi nemlerini, glerini kaybetmektedirler. Toplumsal olmaktan ziyade kiisellemektedirler Toplumlarda vicdan zgrl, din birliini