Ali Şeriati _ Kapitalizm Kitaplar, uygarlığa yol gösteren ışıklardır. UYARI: www.kitapsevenler.

com Kitap sevenlerin yeni buluşma noktasından herkese merhabalar... Cehaletin yenildiği, sevginin, iyiliğin ve bilginin paylaşıldığı yer olarak gördüğümüz sitemizdeki tüm e-kitaplar, 5846 Sayılı Kanun'un ilgili maddesine istinaden, engellilerin faydalanabilmeleri amacıyla ekran okuyucu, ses sentezleyici program, konuşan "Braille Not Speak", kabartma ekran vebenzeri yardımcı araçlara, uyumluolacak şekilde, "TXT","DOC" ve "HTML" gibi formatlarda, tarayıcı ve OCR (optik karakter tanıma) yazılımı kullanılarak, sadece görmeengelliler için, hazırlanmaktadır. Tümüyle ücretsiz olan sitemizdeki e-kitaplar, "Engelli-engelsiz elele"düşüncesiyle, hiçbir ticari amaç gözetilmeksizin, tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak, engelli-engelsiz Yardımsever arkadaşlarımızın yoğun emeği sayesinde, görme engelli kitap sevenlerin istifadesine sunulmaktadır. Bu e-kitaplar hiçbirşekilde ticari amaçla veya kanuna aykırı olarak kullanılamaz, kullandırılamaz. Aksi kullanımdan doğabilecek tümyasalsorumluluklar kullanana aittir. Sitemizin amacı asla eser sahiplerine zarar vermek değildir. www.kitapsevenler.com web sitesinin amacı görme engellilerin kitap okuma hak ve özgürlüğünü yüceltmek ve kitap okuma alışkanlığını pekiştirmektir. Sevginin olduğu gibi, bilginin de paylaşıldıkça pekişeceğine inanıyoruz. Tüm kitap dostlarına, görme engellilerin kitap okuyabilmeleri için gösterdikleri çabalardan ve yaptıkları katkılardan ötürü teşekkür ediyoruz. Bilgi paylaşmakla çoğalır. ĐLGĐLĐ KANUN: 5846 Sayılı Kanun'un "altıncı Bölüm-Çeşitli Hükümler" bölümünde yeralan "EK MADDE 11" : "ders kitapları dahil, alenileşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler için üretilmiş bir nüshası yoksa hiçbir ticarî amaçgüdülmeksizin bir engellinin kullanımı için kendisi veya üçüncü bir kişi tek nüsha olarak ya da engellilere yönelik hizmet veren eğitim kurumu, vakıf veya dernek gibi kuruluşlar tarafından ihtiyaç kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılması veya ödünç verilmesi bu Kanunda öngörülen izinler alınmadan gerçekleştirilebilir."Bu nüshalar hiçbir şekilde satılamaz, ticarete konu edilemez ve amacı dışında kullanılamaz ve kullandırılamaz. Ayrıca bu nüshalar üzerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulması ve çoğaltım amacının belirtilmesi zorunludur." bu e-kitap Görme engelliler için düzenlenmiştir. Kitap taramak gerçekten incelik ve beceri isteyen, zahmet verici bir iştir. Ne mutlu ki, bir görme engellinin, düzgün taranmış ve hazırlanmış bir e-kitabı okuyabilmesinden duyduğu sevinci paylaşabilmek tüm zahmete değer. Sizler de bu mutluluğu paylaşabilmek için bir kitabınızı tarayıp, kitapsevenler@gmail.com Adresine göndermeyi ve bu isimsiz kahramanlara katılmayı düşünebilirsiniz. Bu Kitaplar size gelene kadar verilen emeğe ve kanunlara saygı göstererek lütfen bu açıklamaları silmeyiniz. Siz de bir görme engelliye, okuyabileceği formatlarda, bir kitap armağan ediniz... Teşekkürler. Ne Mutlu Bilgi için, Bilgece yaşayanlara.

TÜRKĐYE Beyazay Derneği

Tarayan: Gökhan Aydıner Ali Şeriati _ Kapitalizm Dünya Yayıncılık - 24 Kapak Tasarım Yunus Karaaslan Baskı-Cilt Step Ajans Haziran 2004 Dünya Yayınları Kıztaşı Cad. Kuriş Apt. No.51/1 Fatih-ĐST. Tel. : (0.212) 532 34 58 Ali Şeriati KAPĐTALĐZĐM Çeviri: Yakup Arslan Dünya yayınları Elinizdeki bu eser Dr. Ali Şeriati'nin tüm ekonomik görüşleri derlenerek oluşturulan bir kitaptır. Farsçada Đktisat Sosyolojisi ismi ile yayımlandı. Dünya Yayıncılık ĐÇĐNDEKĐLER Đktisat Biliminin Tanımı - 7 Nereden Başlıyalım - 16 Toplum Bilimi - 27 Feodalizmi ve Burjuvazi - 36 Kapitalizmin Akıllanması - 73 Uzlaşmacı Kapitalizim - 102 20. yy'in Özellikleri - 137 Tüketim Asaleti - 167 Komprador Burjuvazisinin Doğuşu -186 BĐRĐNCĐ BÖLÜM Đktisad Biliminin Tanımı: iktisattan amaç, servet değildir, iktisad bilmi, herne-kadar paradan sözediyorsa da, asıl konusu insan ve servet ilişkisidir. Mülkiyet adını verdiğimiz ve altyapı kabul ettiğimiz bu ilişkinin kendi içinde iki bölümü ya da iki ayrı ilişki türü söz konusudur: a) Toplum iktisad ilişkisi (servet) b) Ferd iktisad ilişkisi (servet) Bu alt yapılardan herbirinin birbirinden farklı üst yapıları vardır. Sosyalizm bunların altyapıyı oluşturduğunu söylüyorsa da, ben bunların üstyapı olduklarını savunuyorum. Yani feodalizmden burjuvaziye geçişte meydana gelen iktisadi değişim ve başkalaşımda mülkiyetin şekli değişmiştir; altyapıda bir değişiklik meydana gelmemiştir. Servetin şekli değişmemiş ama, insan-servet şeklinin biçimi değişmiştir. Feodalizmde ağa ve ırgat var. Kapitalizmde ise, patron ve işçi... Bu ilişki şekil olarak değişmez, işte bu bireysel mülkiyet, altyapıyı oluşturmaktadır. Bütün bunların ışığında ben, mülkiyet ilişkisinin bu anlamda bütün tarihsel olayların altyapısını oluşturduğu inancındayım. Öyle ki, bütün tarihi meseleleri bu ilişkiye göre yorumlayıp değerlendirmek mümkündür. Đktisad ve Đdeoloji Đlişkisi: Soru: Acaba toplumsal reformun ve feodalizmin güçsüzleşip, burjuvazinin ekonomik güçlenmesinin köklerinde ve kaynağında tamamen ekonomik sebepler mi yatıyor? Bütün toplumsal hareketlerin, manevi ve ahlaki gerikalmışlığın sebebi bütünüyle ekonomik midir? Cevap: Bu soruya özet bir cevap vermek istiyorum. Çünkü sorunun kendisi zaten geniş kapsamlıdır. Ve ardından şu soruyu da barındırmaktadır: Toplumda ve tarihte sosyal değişimin etkeni nedir? Yani

sosyologların cesaretli bir şekilde irdeledikleri, üzerinde durdukları problem... Burada iki noktaya değinmek gerekir: Bütün yeni oluşumlar gibi sosyal değişimlerin de iki türlü sebep ve etkeni vardır. Bunlardan biri uzak ve diğeri yakın sebeptir. Peki öyle ise, uzak ve yakın sebep nedir? Bunu şöyle örneklendirebilirim. Yağmurun sonucunda ovalar yeşillenir, otlar yeşermeye başlar. Ovanın yeşillenmesinin yakın sebebi, yani sonuç üzerinde doğrudan doğruya etkisi bulunan sebep yağmurdur. Ne var ki, yağmurun yağmasının da bir sebebi vardır. Kuşkusuz o da bulutların oluşmasıdır. Bulutların oluşmasının sebebi de, atmosferdeki havanın so-ğumasıdır. Bunun da sebebi, dünya ile güneşin birbirinden uzaklaşması ya da hava akımlarına göre güneşin bulunduğu noktadır. Bulutların meydana gelmesinin bir başka sebebi de, deniz sularının buharlaşmasıdır. Görüldüğü gibi, sebepler bu şekilde peşpeşe sıralanmaktadır. Ovanın yeşermesi gibi bir hadisenin pek çok yakın ve uzak sebebi vardır. En yakın sebebi de en son sebebidir. Yani şu anda sözkonusu ettiğimiz sonuç (Ovanın yeşermesi sonucu) üzerinde doğrudan etkin olan sebeptir. Yağmurun yağması ovadaki otların yeşermesinin yakın 'sebebidir. Güneşin deniz sularını buharlaştırması uzak sebebidir, işte sosyolojik meseleler ve olgular da böyledir. Her olayın sonuca daha yakın bir veya bir kaç tane yakın sebebi bulunur. Uzak sebepler de, daha başka sebeplerle birlikte sonucun meydana gelmesinde etkin rol oynarlar. Örneğin, uçağın icad edilmesi gibi bir olayı gözönünde bulunduralım: Uçağın icad edilmesi sosyo-teknik bir hadisedir. Bu falan bir gurup mühendis veya teknisyenin, uçmak için bir proje hazırlayıp böyle bir araçla uçmayı gerçekleştirmeleri hadisesidir. Dolayısı ile uçağın yakın sebebi, uçağın icad edilmesidir. Ne var ki, böyle bir icadı meydana getiren mucidin kendisi de bir üniversitede okumuştur, yani oranın kendi başına yeterli olmayan bir olgusudur. Ona teknoloji ve matematik dersi veren hocalar, böyle bir mühendisi yetiştiren üniversite ve bilim ortamı bir toplumsal sistemin ürünüdür. Böyle bir üniversite, siyahların Afrika'sında, Avusturalya'da veya herhangi bir feodal toplumda kurulamaz mıydı? Böyle bir üniversite ancak bilim, teknik ve sanayi alanında ileri gitmiş bir toplumda kurulabilir. Aynı şekilde bu üniversite toplumdaki ileri teknik düzeyin ürünüdür, olgusudur. Toplumdaki ileri teknik düzey de, toplumun refahının, kültürel ve sosyal gelişmişliğinin neticesidir. Çünkü teknoloji toplum kültürünün bir parçasıdır. Toplumun kültürü gelişmiş, bu şekli almıştır. Öyle ki bu kültür de toplumun ekonomik yönden geliştiğinin göstergesidir. Yaşam standartlarının yükselmesini sağlayan toplumun ekonomik yönden gelişmesi de, bölgesel, siyasi, ideolojik ve iktisadi sebeplerin ve toplumdaki sınıflar arası ilişkilerin ürünüdür. Bu da sonuç üzerinde doğrudan etkisi bulunan bir sebeptir. Uçağı yapan bay X, uçağın yapılışının yakın sebebidir. Ama toplumun ekonomik yönden gelişmesi de uçağın yapılışının uzak sebebidir. Dolayısıyla her toplumsal meselenin uzak ve yakın sebepleri vardır. Toplumsal meselelerin ve değişimlerin yakın sebepleri bir bütün olarak, genel bir yasa, bir kural gibi ekonominin, ideolojik, dinsel, bilimsel, ve ulusal uyanışın, toplumsal ve uluslararası siyasi şartların, toplumlar arası ilişkilerin ve dünya çapında baş gösteren olayların ürünü olabilirler. Ama nasıl? Örneğin otomativ sanayi, bugünkü düzeye ulaşmış tekstil sanayi, Avrupa ve Amerika'da gelişen iletişim (televizyon) sanayi özel bir sınıfın, özel bir kültürün, özel bir ekonomik alt yapının gelişmiş yüksek teknolojisinin ürünüdür. Uluslararası ilişkiler sonucu bu gelişmiş Avrupa toplumu örneğin; Asya ve Afrika'da henüz kabile hayatını yaşıyan ilkel bir toplumla temas kurar, bu toplumla bir takım siyasi yada emperyalist ilişkilere girer ve onun neticesinde Amerika'nın veya Đngiltere'nin ekonomik altyapısına, toplumsal ve sınıfsal düzenine sahip olmayan bu ikinci toplum televizyon üretmeyi öğrenir. Dolayısıyla Afrika'nın veya Asya'nın bu geri kalmış toplumunda gerçekleşen televizyon üretimi bu veya diğer toplumlarla girilen toplumsal ilişkilerin neticesidir. Aynı televizyon üretimi ingiltere'de, ingiliz toplumunun ekonomik ve toplumsal altyapısının, yine buna ilave olarak toplumun tarihsel değişiminin ürünüdür, o şartların bir neticesidir, ikinci bir örnek de ideolojik meselelerden verelim: Örneğin Faşizm 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında Avrupa'da bir ideoloji, yada şu anda resim, müzik, sanat, sinema ve tiyatro alanında varlık gösteren "sür realist" ekol gibi ortaya çı10 kan faşizm, Avrupa, toplumsal tarihinin, toplumsal değişiminin ürünüdür. Ortaçağdan sonra (Avrupa Toplumları) yeni bir döneme geçtiler, bilimin, teknolojinin ve ekonominin vazgeçilmez olduğunu öğrendiler ve daha sonra gelişme başladı!... Dini düşünceler ya değişime uğradı ya da bir kenara itildi. Bundan sonra bu gelişmeler felsefi ekoller için de geçerli olmaya başladı. Felsefi ekollerden biri, teknokrat sınıfı doğurdu. Almanya'da işbaşına gelen teknokrat sınıfı, daha çok faşizme sarılmaya başladı veya başka bir tabirle bizzat faşizmi doğurdu. Dolayısıyla faşizm, Almanya'ca teknokrat sınıfının ortaya çıkışının bir ürünüdür. Daha sonra, faşizmin ispanya'da ortaya çıktığını ve halen varlığını sürdürdüğünü görüyoruz. Öte yandan, faşizmin anası

12 Bunun sonunda burjuva sınıfı gelişti ve neticede soylu sınıfını ortadan kaldırdı. Çok güzel!. köylüleri tahrik edip büyük Fransız devrimini gerçekleştirdi. Ama Avrupa'daki tüketim tarzı ve ya*) Bu kitap yazıldığı dönemde Đspanya da faşizm iktidardaydı. Bu yüzden Eme Sezar veya Sordel -yahut her ikisi. Üretimin altyapısının bir neticesi olduğu inkar edilemez bir gerçektir. ispanyol ispanyol olacak.sayılan Almanya ve italya'da ise ortadan kalkıyor. Daha sonra büyük sermayedarlık ortaya çıktı. 16. kendi diliyle eğitim yapacaktır. Yani Fransız Fransız olacak. ticaret merkezlerimizde yaygın olan burjuva tipi tüketim doğu toplumlarında da vardır. Aynı şekilde Afrika'da da bunun bir benzerine rastlamak mümkündür. din adamlarına. bu sosyal değişimlerin sonucu ortaya çıkan ürünlere saHip oluyorlar. çarşılarımızda. Çok güzel!. Afrika'nın işgali. ve 17. orada temel etken ekonomik üretim biçimidir. bu toplumsal rejim ve bu yönetim biçimi ortaya çıktı. değişik görünümler altında Asya ve Afrika ülkelerinde varlığını sürdürdüğünü görüyoruz. Sonuçta. bir sanayi sınıfı haline geldi. Yoksa sömürüyü belirleyen üretim tarzı değildir. *) Daha geniş bilgi için "Dinler Tarihi'nin birinci dersine bakınız. üretim tarzı değildir." demişlerdir.. Fakat biz. Yani Avrupa'da bu şekilde ve ağır sanayi ile üretim yapmışlardır. Latin Amerika ülkelerinde. Avrupa'da 15. Çünkü burjuvazi iktidara gelmek istiyordu. Avrupa'da bu tür olayları doğuran sebeplerin ürünü değildir. Böylece burjuva sınıfı olgunluk düzeyine ulaşıp. Afrika. Avrupa'da bu ekoller. Yani her ulus anadiline dönecek.* Avrupa'da dine karşı ortaya çıkan aydınlık hareketi. incil ulusal dillere tercüme edilecek. çağdaş eğitim görmüş kimselerin din aleyhindeki hareketlerine Afrika ve Asya'da da rastlıyoruz. dini buhran gibi -batı için birer sosyal olay olan-olayları kendi üretim tarzlarından dolayı yaşamamışlardır. 11 şama biçimi. feodalizim döneminde toprak sahipleri (feodal ağalar) ile ırgatlar içinde yetişmiştir.. Dine karşı tavır takınmak. Ancak burada esas faktör sömürüdür. sanayi ilerledi. Yani bütün uluslar papanın kiliselerinde ve Latincenin içinde eriyip gitmeyecektir. Avustralya ve Amerika'nın keşfi ile uluslararası ticaret hız kazandı. yüzyıllarda Avrupa'da başgösteren aydınlanma hareketinin bir benzerini buralarda meydana getirmişlerdir. burjuva sınıfının olgunlaşması ile başgösteren sosyal olaylardır. 17. Buna rağmen ispanya'da henüz varlığını sürdürebiliyor. Ama aynı nasyonalizmi iki üç asır öncesinde islam 13 ülkelerinde görüyoruz. Nasyonalizm. yüzyıllarda Nasyonalizm hareketi meydana gelmiştir. bu yüzden burjuvazinin sloganı haline geldi. Aynı zamanda "sür realizm" ekolünün şu anda Iran resim sanatında. Bundan dolayı. ve 18. Bu burjuvazinin işine gelen-bir gelişmeydi.. Bilindiği gibi burjuvazi. her ulus kendi ulusal dini kurumuna sahip olacaktır. Ortaçağlardan Yeni Çağlara geçiş yapan Avrupa toplumunun geçirdiği toplumsal ve sınıfsal değişimin ürünüdür. Anur'dan Çin sınırına ve Endonezya'ya kadar uzanan bölge Đslam'ın egemenliği altındaydı. Buralarda başlıca etken ve sebep sömürü olmasına karşılık.. Bu din adamlarına ve dine cephe alıp. Oralarda üretim tarzını dahi sömürü belirler. Kısacası bütün Avrupa papanın bayrağı altında Latince konuşan hıristiyan bir ümmet olmayacaktır. Latin kilisesinin otoritesine uymaya tahammül edemiyordu. Dolayısıyla. Sömürü ne yapıyor? Bakıyoruz ki. Bilindiği gibi Avrupa'da feodalizimden modern burjuvaziye geçişte üretim tarzı değişmiştir. partisel ideolojik ve toplumsal boyuttaki varlığı bu toplumların altyapılarının gelişiminin ürünü değildir. Afrika ve Latin Amerika'daki toplumsal olaylar. misal olarak yönetimde batı demokrasisi ve ekonomik hayatımızda. Daha sonra bu sınıf.* Daha sonra faşizmin. Peki neyi sayesinde gelişmiştir? Haçlı savaşları. italyan italyan olacaktır. müzik ve tiyatrosunda bir akım olduğunu görüyoruz."üçüncü dünya ülkelerinde altyapı uluslararası ekonomik sömürüdür. kilise düzenine ve hakim olan dini anlayışa başkaldırdı. Irşad kurumunda verdiğim ilk derste de açıkladığım gibi.. Dolayısıyla Asya. kiliseye. Bu değişimin temel etkeni ise ekonomidir. Asya ve Afrika ülkeleri. Bolivya ve Afrika'da yaşayan faşizmin ideolojik ve partisel ekolü. din adamlarına ve dine karşı gelişen aydınlık hareketi Avrupa toplumunda yaşanan doğal sınıfsal değişimin ve ekonomik üretim tarzının bir sonucudur. ingiliz de ingiliz. Iran sanat ve edebiyatında varlık gösteren bu akım veya ispanya.. aynı . islam toplumunun sınırları Kuzey Afrika'dan Fars Körfezi'ne kadar uzanıyordu. Doğu ve Latin Amerika ülkeleri bu sosyal değişimleri yaşamadıkları halde. ulusal ekonomilerinin üretim tarzından dolayı batı toplumunun toplumsal altyapı ve üstyapı kurumlarıyla karşıkarşıya kalmamışlardır. din ve din adamlarına karşı olan akımlar. Avrupa'daki din buhranı ile Asya'da yaşanan din buhranı birbirinden farklıdır. Bu yüzden nasyonalizm sorununu bayraklaştırdı. Bu nasyonilst uyanış. Bu bölgede.

araştırma. ister siyasi yönden (istibdat). herhangi bir konuyu sunarken. onun yerine sadece bir sisteme karşı gelseydi aynı canlılık ve süreklilik ifade etmezdi. bu tabakanın kurtarılmasından ve onların menfaatinden sözeder. yüzyıla kadar gidip Viyana'yı kuşatıyorlardı. aynı inancı ve aynı duyarlılığı paylaşan tek bir ümmet yaşıyordu. "Bunlardan biri bize başkaldırdı mı diğerini ona karşı kışkırtalım. sömürü. Lawrens adlı ingiliz ajanı geliyor Araplarla. sanat. sömürmek. Kuzey Afrika'da -Bu bölgede yaşayan müslümanlar mağrip uygarlığını/mağrıp islam uygarlığını meydana getirmişler. münferid yaşama. mustazafların* Rabbinin adıyla başlıyorum. Halkın yeni bir müşkülle yüzyüze olacağı istiklal ve liberalizmin ardından sınıf sömürüsü veya kültür emperyalizmiyle karşıkarşıya gelir. Kur'an. Orada (Avrupa'da) Nasyonalizmi sırtlayan ulusal kahramanlar ortaya çıktı Bunlar yaşamları boyunca çeşitli eziyetler çekmiş. bize yaslanacaktır. Sonra diğerine dönüyor ve "Kıpti uygarlığı senindir Arami. Daha 19. hokkabazlık. sofuluk. idealizm. zühde yönelme. ister iktisadi yönden (sömürü). hasmına karşı bizden yardım isteyecek. ilahi gayesi. Onu ezdikten sonra kendiliğinden küçük bir lokmaya dönüşecek. mesajı ve risaleti tarihe havale edilecekti. Misal olarak. Bu ulusların ikisi de müslümandır oysa. Sen aslında. şuur ve mesuliyet adıyla halkta bulunan bütün değerleri yoketmekle ve onları 16 Konuşmamın konusu özel bir konudur. istiklal.. Böylece doğunun direnme gücü ortadan kalkacak. ezilenler de mustazaftırlar. En küçük parçalara bölünmeli. ve dini şahsiyetlerine uyuyorlardı. Bunun temelleri de değişik yöntemlerle (din. Oysa siz daha iyi bilirsiniz ki. Bundan sonra onu işgal etmek son derece kolaydı. Beşini. Đslam doğuşunda yeralan bu yekvücut dini güç. istibdat. Bütün Akdeniz islam donanmasının kontrolündeydi. Oysa islam ülkelerine. eski ve yeni rengarenk düzenbazlık. diğerlerinin tamamını tek bir sistem içerisinde uygulamaya koysun. Bizans uygarlığı. ister ulusal yönden (sultan). Ebuzer gibi. Sami uygarlığı senindir. Taşıdığı mana itibarıyla ilginçtir. ideoloji. Hepsi tek bir dinin değişik ekollerine. durum değişmez! Veya ister sonradan icad ettikleri metodlarla yönetsinler bunun ismi sömürüdür.Sen müslümanlıktan önce Türktün!" diyor. sığınaksız kalacaktır. uyuşturucu. bu film islam ülkelerindeki nasyonalizmin ne olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.düşünceyi. Daha müslü-man olmamışken. cinsi özgürlük. edebiyat. Sonra ne oldu? Nasyonalizm bu büyük uygarlığa. onun canlılığı kalmayacak ve gayesi son bulacaktı. insanı sömüren ezen her sistem. nihilizm. altısını. değişik zararı ve sistemlerde görülen bazan onunla mücadele edilen ve bazan onun yerine başkası getirilen sömürünün değişik şekilleridir. riyazet.. *) Kur'an'da geçen "ıstızaf' za'fa uğratılmış. Mısırlıya da "Sen aslında arap değilsin. propaganda. za'fa uğratmak gibi bir genel mana ifade eder!. parçalanmalıydı. 14 15 NEREDEN BAŞLAYALIM? Sözlerime.yaşayan halkın yarısına "Sen Arapsın" diğer yarısına da "Sen Berberisin" diyor. kültür ve ekonomik emperyalizme karşı mücadele verseydi. Eğer "Lawrens-Arabistan"ı seyrettiyseniz."diyor. Akdeniz uygprlığı. güçten düşürülmüş manasında kullanılmıştır. biz de onu kolaylıkla ezeceğiz. ulusların özgürlüğü uğruna kiliselerin işkencesinden geçmişlerdi. yeni yeni gelişmeye başlayan Batı emparyalizmini sürekli rahatsız ediyordu. sen sur. felsefe. Roma uygarlığı senindir. Türkleri birbirine düşman hale getiriyor." Iraklı'ya "Arami uygarlığı senin eserindir. boş felsefeler. aslında konunun içinde yeraldığı halde "neden şu noktalara değinmedin?" diye karşı çıkarlar. maddiyatçılık. Bundan dolayı. demokrasi liberalizm ve kölelik aleyhindeki bir sistemin gerçekleşmesinin ardından. bir konuşmacı ya da yazar . Bunlardan bir diğerinin boğazına sarılacak olursa. Sümer ve Akad uygarlıklarının sahibisin" diyor. batıda bu büyük evrensel güce dönüştü. hile. yüzbinlerce oyun. işte bu büyük. Birine diyor ki: "Sen müslümanlıktan önce araptın!" Diğerine de. tamamen etkisiz hale getirilmeliydi. Bunların tamamı. realizm. ayrıca bilinç. ister fikri ruhi ve ahlaki yönden (eşekleştirme) olsun veya bunlardan biri. Çünkü küçük küçük lokmaları yutmak kolaydı. onunu birbirine düşman yapalım. köleleştirmek. Babil. Bundan önce de Kopt (Copt) uygarlığını meydana getirmiştin. bu sihir. Bundan dolayı. Dolayısıyla kendi ayaklarıyla bizim kucağımıza düşecek. ilim. Osmanlı kılıçları Đslam adına güçleniyor ve Batı yayılmacılığının önünde büyük bir set oluşturuyordu. Çünkü. aralarına ayrılık düşecekti. mantık oyunları. iskender uygarlığına sahiptin. Kaptistsin (Copsite)" diyor. mesajı sürekli bir canlılık taşımaktadır. Çünkü bilimsel araştırmaların yönteminden habersiz halk yığınları. toplumsal gruplar genellikle. güçsüzleştirilmiş. "islam uygarlığıyla övünmeden önce.

yüzyıl Avrupa burjuvazisine benzemektedir. Dolayısıysömürmeye hazır hale getirmekle görevli güçlerin planlarının aracılığıyla) Kuranın risaletinin. sıcaklığını koruyacak gerekli ısıya ve iç dinamiklere sahiptir. Çünkü büyük Fransız devrimin gerçekleştiren Avrupa burjuvazisi. Henüz yeni oluşmaya başlayan bir burjuvaziye sahibiz ki bu durum'a göre 18. islam toplumlarındaki burjuvazi. ancak bizim kıymetini bilmediğimiz bereketlerden biri şudur: Avrupalılar fabrika ve madenlere gidip. sorumluluğunun aydınlanması için öncelikle hangi tarihsel aşamada bulunduğumuzu belirlememiz gerekmektedir. Allah'ın "halka" sıkça yer vermesini teşhis edip. para. insanlık ve halklara karşı yeni gelişen olgu ve formülleri yorumlamaya ve onlarla mücadele etmeye yöneliyorlardı. aydınların çözüm yollarının ve halkın. eksikliği giderebilirler. bizim toplumumuzda. bunun hakim sınıfın. sermayedarlık ve -şu anda anladığımız anlamda. bir kitle olarak varoldukları söylenemez. Pazar burjuvazisi hareketli ve açık bir sınıf değildir. Hususen Kuranın son suresinde. şiiliğe ve Allah'a olan inanç ve itikadten dolayı bize vermiş olduğu. söyledi. halk kitlelerinin işine yaramayan yabancı kültürlerin ürünü olan eserleri tercüme edeceğine bu güçlü ve hayat bahşeden ruhu ortaya çıkarmak gayretinde olmalıdır. Ve kendi açılarından büyük bir "şirk" olarak gördükleri. toplumun bünyesinde ve ruhunda mevcuttur.. Ekonomik açıdan islam toplumlarına egemen olan düzen. Ben de: "Bu uyanık eleştirmen ve bilinçli dindarların nübuvet ve Ali (a. yeni ortamda sömürüye. islam. çiftçiliğe ve 'ara burjuvaziye' dayanan bir ekonomik yapıya sahiptir. Bir aracı-komisyoncu-burjuvazisidir bu. yöneticilerin. Yani pazardan ve odalardan çıkan kimseler modern ürünlerini satmaya aracı oluyor ve batının tüketim tarzını kendi toplumlarında yaygınlaştırmaya uğraşıyorlar. Bu.konuşması veya yazısı için bir konu seçtiği zaman. köleliğe ve kültür sömürüsüne karşı gelemeyeceğini empozeye çalıştılar. sadece. Köy üretimine karşı şehir üretimini icad eden 18. bu meseleyi insana özellikten kurtarıp. *) Mudekkik Meşhedi'nin dediği gibi: "Allah'ın. zenginlerin ve kuvvetlilerin de bir Rabbinin olduğunu zımmen kabul etmek manasına geldiğini savunduklarını. "Rabbinas". Yani tarımın ürettiğini tüketiciye ulaştırır. Dolayısıyla. en azından. yaşayan mesajın kültüründe. Bu yüzden aydın. herhangi bir tepki göstermemesi gerekir. Iran burjuvazisinden ya da islam ülkeleri burjuvazisinden tamamen farklıdır. klasik bir pazar burjuvazisidir. din başka kapıdan çıkar. "Đlahinnas". şehir ekonomisi. bir mukaddesatçıların (geleneksel bir din bağlılarının). bu anlayışla Kur’anı. burjuvazisinin tersine bu burjuvazi şehirde herhangi bir üretim gerçekleştirmeden şehir tüketimini geliştirdi. bizim toplumumuz şu anda tarihsel aşama bakımından rönesansın başında. Ebuzer şöyle diyordu: "Bir eve fakirlik girince. genellikle bir pazar ekonomisine. /Yani bizim toplumumuzun belli başlı ve en büyük altyapfsı tarımsal üretimdir. Neh-cül Belagay'ı. Bir dostum." Veya inanmakta olduğumuz mektebin kurucusu peygamber şöyle buyurmaktadır: "Maddi . mektebinde "Ebuzer" gibilerinin yetiştiği bir dünya görüşüne sahiptir. sanayici. 17 la bir düşünsel ve toplumsal Ortaçağ'dan Bacon ve benzerlerinin Rönesans'ına benzer bir rönesansa geçiş durumu yaşanmaktadır. benim "mustazafların Rabbi" cümlemi eleştirdiklerini. Belli bir döneme özgü kapalı bir burjuvazidir. ortaçağın sonunda bulunmaktadır. Ne var ki. soyluların. "Melikinnas". Ama henüz bir sınıf. ibareleri üzerinde görüş belirtebilir ve "elnas" yerine. denebilinir.burjuvazi değildir.s. aydınların yeni bir sisteme temel olacak ideoloji. emperyalizme. Öte yandan kölelik. y. toplumsal çözümleme açısından onunla hiçbir benzerliğe sahip değildir. fakirliğin toplumsal bir hayat olduğunu zanneden diğer dinlerin aksine. sömürü ve zorba sistemlere karşı çıkmakla sınırlı tutulacak olursa Kur'an'ın risaleti bu yeni ortamda. Böyle bir atmosferde. duman ve kir yemekteler ve bazan da bir maden çökme18 Kuşkusuz bizim toplumumuzda da modern üretime başlayan kişiler vardır.y. ve imamların dualarının metnini tahhih edebilirler.. alemi kapsayacak hale getirebilir ve o kelimenin yerine "elalemin" ibaresini koyabilirler"! dedim. Şayet batının tarihiyle karşılaştırmak istersek. bankacı ya da büyük bir sermaye sahibi değildir. Oysa biz kitle ve sınıf psikolojisi bakımından bu ikisini birbirine karıştırıyoruz. Çünkü ulusal burjuvazi son derece modern ve ileri teknolojiye sahip bazı ürünler üretilebilir ancak bizim burjuvazi toplumsal bir görünüme sahip olmayacaktır.)'in zamanında yaşamadıklarından ve onlara da böyle hakimane uyarılarda bulunma imkanına sahip olmadıklarından dolayı üzgünüm! Şimdi böyle bir fırsatı olmadığından. sadece konunun başlığının ortaya koyduğu sınırlar içinde kalmalı tüm çabasını iddia ettiği konunun tahlili ve ispatı üzerinde yoğunlaştırmalıdır.

halkın sömürülmesi ve sınıflaşmaya karşı mücadele vermeye adamış ve bu yolda canını vermiş Ebuzer ile "Tanrının mabedleri açlık dolayısıyla açılmıştır" "Ey arpa sen devamlı olarak ilham ve vahiy kaynağısın" diyen Sen Pol nasıl kıyaslanabilir? Felsefeci veya tarihçi olanlar. Zira onun yanlışı. peygamberlerin varisinin. peygamberi de Đslah etmeyi! Adalet meselesi. ahiretin dünya tarlasında kazanılması gibi esaslardan kaynaklanmaktadır. hedef ve yönelişini bütün açıklığıyla ilan etmeliyiz. Aydınlara. toplumsal bir öncünün hatasıdır. toplumu aydınlatıp. Sen Pol ile Ebuzer'i kıyaslamak ve ikisinin benzer sıfatlara sahip olduğunu söylemek entellektüellik olmadığı gibi. ortak değer ve ölçülere sahip evrensel aydın sınıfının bulunmayacağına iyice inanmalıdır. dinin ilmi ve fikri bakış açısını mutlak olarak kabullenemezler. Hayatının tamamını sermayedarlık. ayrıca yabancılardan veya batılıları taklid ederek işinin başında dinle savaşmaya başladığından dolayı inzivaya itilen yerli aydınlardan elde etmiş olduğumuz neticelerden yeterince ders almamız gerek. Din aleyhindi yorumlar yapanlar. ona dayanmanın yanında. bu şahısların hizmetkar ve kölelerine de üç dinar vermektedir. bugün hangi sistemde mevcuttur? Hangi toplum veya sosyalist sistem böyle bir pratiği bugün kabullenmeye yanaşabilir? Biz bu dinin görüş. Onlar bilmelidirler ki dinin bütünü hiç bir zaman halkı bulunduğumuz zamandan geriye. halkı en zalim. Ali'nin yaptığı nasıl kıyaslanabilir ki?! Ali başa geçtiğinde bütün ödeme sisteminin değiştirilmesini emrediyor. altında üretilen ve hazır hale gelen araç bize getirilmekte ve biz sadece gaza basıp. / "Papa"nın işiyle. Allah'ın kullarını sınıflara göre taksim ediyorsun?" dedi ve elleriyle hurmaları birbirine karıştırdıktan sonra. taşıması gereken hedef ve mesuliyetler. korna çalıyoruz. boşa çıkaracak bir açıklama. toplumdaki tezatların yerine topluma hassasiyet ve kitlesel bilinç yerleştirme yolundaki gayretler. Meysem'i hurma satarken görür ve hurmalarını iyi ve kötü diye ikiye ayırdığını ve her birini ayrı fiyata sattığını görür.hayatı olmayanın manevi hayatı da olmaz. 19 gaybi ilhamın doğmasına vesile olabilir"! Boş midenin hiç bir şeyi olmaz. dinden dolayı onlardan uzaklaşmamalıdırlar. Tasavvuru bile mümkün olmayan bu pratik. hidayet etme maksadıyla sürdürmesi gereken çabalar ve "herkes kendi sahasında aydındır" ölçüsü doğrultusunda aydın çalışmasına yardımcı olacak araç ve vesileleri kendi toplumunun yaşantısından al21 makla hedefe ulaşabilir ve peygamber varisi olmaya layık olabilir. zorba ve . Bu dinin en önemli unsurlarından biri olan ekonomik yapı. adalete sağlamaya yöneltir. Bu şartlar . Dolayısıyla özetlemek gerekirse: Toplumumuzun sahip olduğu değerler. Onlar. aydının tanıması. bizim binmemiz için eşek gibi hammallık yapmak durumundalar!' Bu modern burjuvazinin kendisini ifade etme şeklidir. manevi boşluğun olacağından kuşku yoktur. normal bir yazardan çok. Fakir toplumlarda ahlak ve din adına yapılanlar korkunç bir dini sapmadır. masrafı modern bir şekilde yapma mantığını cazip ^ şeklidir. tarihteki bütün peygamberlerin yolunu devam ettirenlerin hatasıdır. dini istedikleri gibi yorumlasalar da. Nitekim ülkenin en büyük siyasi. maneviyatla hiç bir ilgisi yoktur. Bu dinin sahibi Allah izzet ve şerefi sever. askeri ve toplumsal şahsiyetine üç dinar verirken. Bilakis zulme karşı cihada. Ekonomik ve maddi yönden yoksul olan toplumlarda. bilakis hayatın tamamına hakm olan ve peygam20 berlerin öğretisini oluşturan bir ruhtur! Ali. sandıkları gibi ilerlemeye engel olmadığını hatırlatmamız gerekir. Yani üretimde herhangi bir katkısı olmadan. Toplumu kurtarma gayretinde olanın. Aydın kendi dininin toplumsal konumunu bizzat kendisi tesbit etmelidir. islam adına uydurdukları yalanlarıyla şöyle diyorlar: Fakirlik ve kötü şartlar altında yaşayanların kalbleri kırık ve saf olduğundan sinden dolayı binlerce insanın öldüğü haberi gelmektedir. toplumsal hayatın arzularından ve gerçeklerden zihinsel hayallere sevketmez. Ahlaki erezyona uğramış sahte aydınlar ile kurulan ilişki sonucunda elde etmiş olduğumuz acı tecrübe. dertlerden. ihtiyaçlardan." Eğitici bir cümle! Bu din konusunda şimdi yapılan yanlış yorumları. yeryüzündeki yaşantıdan gökyüzüne. Ona kızarak: "Neden halkı. mutlak bir cahillik ve insafsızlıktır da. Sözkonusu bu aydınlar çalışmalarıyla. karşısında bulundukları toplumun ve kültürün. belirli bir fiata satmasını emretti. Bu aydın. sadece bu dinin temel esaslarından biri değil. Halkla uyum içinde olabilmek için.

halkın cehalet unsurları konusunda şuurlanması. Avrupa'da esen rüzgarların etkisinde kalan yerli aydınlar bu etkilenmeyi dine karşı gelmekle veya ona ilgisiz kalmakla ifade etmeye başladılar. gayret ve insani çaba esasları üzerindedir. Ortaçağ Avrupa'sını patlatan hıristiyan protestanlar gibi bir seri reformlara vesile olmalıdır. Kendi toplumunun beklentilerinden dolayı. mağaralarda tapınaklarda çürümedi.. heyecana. Halihazırda genel anlamıyla mevcud olan. Bu sınıf. irsi veya zoraki bir konuma ve tekelci bir güce sahip değiller. zihinlerin aydınlık kazanması.sömürgeci güçlerin güdümüne sokmaya büyük bir gayret gösterdiler. Bu dinin küfür ve iman arasında yapmış olduğu tarihi sınıflandırmadır. kendi kaynağından beslenen ve hurafelerle dolu olmayan bir din. onların doğru yola sevkedilmeleri. eşitlik ve risalete karşı olanlara mukabil olarak. Toplumdaki bu değerlere ilgisiz kalan aydının üretmiş olduğu sorumluluk değerlerine yabanci kaldı. kendi başına Đslam'ın bu sınıfa karşı vermiş olduğu mücadelenin boyutlarını göstermektedir. Bütün bunlara ek olarak biz Đslam inancının adalet ve rehberliğe dayandığına inanmaktayız. aydın bütün bunları gözardı etmemelidir. Diğer yandan aydın sahip olduğu evrensel ve kendisine özgü düşüncesiyle bir bilginden daha fazla toplumun iman. Toplumumuzun dine bağlılığından ve dünyaya evrensel bir mesaj sunuyor olmasından dolayı. sorumluluk uğruna verilen canlarla ve insanlığın hürriyetini korumak için gösterdikleri kahramanca direnişlerle doludur. Adalet. çürümüşlükten. şehadet geleneği vardır uymayanlarını emretmesi. Elbette doğru. sorumluluğa ve evrensel bir dünya görüşüne sahip olan halk yığınlarının zenginliğine sahiptir. şehadet. Nitekim Kur'an Tevhid inancına inanmayanların sınırını dahada genişleterek onlara Kuranın değişik yerlerinde şöyle değinmektedir: "Mal toplamak ve biriktirmekle meşgul olanlar azaba duçar olacaklardır. Toplumun geleceği önündeki bu unsurları etkisiz hale getirerek veya dondurarak. Önemli olan Đslam'da ruhbaniyet sınıfının bulunmamasıdır. faydalı ve yardımcı olabilir. her şeyden önce dine yönelmelidirler. Toplumun geleceğini etkileyen her türlü düşünce ve din adına oluşturmuş olduğu sınırlamayı etkisiz hale getirmelidir. bilinçliliğe." 22 "Allah'ın ayetlerini inkar edenleri. adalet ile zulüm arasındaki yoğun mücadelelerle. Onların bilmiş ve tecrübeye dayanan konumları zaruretten kaynaklanmaktadır. Kültürünün en köklü temeli. Buna göre aydın toplumun kurtuluşu. gerçek dine karşı / olan. hareket ve bilinç kazanmasında etkili. bu sınıfın hakikati saptırma ve halkı alçaltmaya yönelik eylemlerinin tesirli ve geniş boyutlu olduğu gözönünde bulundurulursa meselenin mahiyeti daha iyi anlaşılır.barış ve uzlaşma dini haline getirilen hıristiyanlığı kurtuluşçu ve evrensel bir mesaja sahip bir din haline getirmeye çalışan Avrupalı protestanların aksine müslüman aydın hareketliliğe. toplumda aydın sınıfının ve bu sınıfın genç nesle sirayet etmesine ve gençlerin bu alandan yeterince yararlanmalarına engel oldu. Tarihi ise. Böyle bir dini mesuliyet platformunda oluşan ulema islam toplumunda resmi bir sınıf olmadığı gibi. diğer bütün dinleri reddeder. Onların çoğu zindanlarda işkence altında veya mücadele alanlarında şehid oldular. Đslam dinindeki ulema ve alim kesimi. Onların halk tarafından tercih edilmesi de tabii ve özgürce bir seyir üzeredir. dağınıklıktan uzak olduğunu zanneder. bu andan itibaren. düşüncelerin *) Tarihimizde şehadet hadiseleri değil. Bütün bunların ışığında aydın bu toplumda. onun aleyhinde şekillenen ve hatta onu yoketmek ' için varolması sağlanan bir din değil! Aydınlar. kitleler devamlı olarak aydını her türlü geri kafalılıktan. Ayrıca bu din. Düşüncesi de bu unsurlarla doludur. hepsi bir safta anılıyor. varlıkları güçleri ve nüfus alaniarı halka dayanmaktadır. halkın hürriyete kavuşması. "Dini yalanlayanı gördün mü? O. Hiç bir şeye sahip olmadığından dolayı.* Bundan dolayı bu din bağlılarının hiç biri. inançlara karşı her yönüyle tepki gösterir. hareket kazanması ve yeniden ihya edilmesi için şu noktalara eğilmelidir: . Sahip olduğumuz toplumun dünyaya sunabildiği bir şehadet geleneği vardır. islam'ın ruhbanlara karşı yürütmüş olduğu mücadele. Bilinçlenmiş aydının dine karşı tavır alması. resmi bir makama. Tevhid dininden başka dinlere. yetimi kovan ve yoksul bir parça ekmek bulmaya gayret etmeyen kimsedir". peygamberleri haksız yere öldürenleri" toplumda eşitlik ve adaletin yerleşmesi için çalışanların peygamberlerle birlikte zikredilmesi aydının önemini göstermesi bakımından ilgiye değerdir. iman ve aksiyon kıvılcımının parlaması. hristiyanlık ve daha önceki dinlerin bünyesinde oluştu. yeni bir aşk. hurafelerden arındırılmaları ve islam toplumunda zulüm ve fikri tekelciliğin kaldırılabilmesi için. topluma yeni bir hareketlilik ve canlı bir düşünce kazandırmalıdır. yozluktan. 23 verimleşmesi.

Toplumda bulunan çelişki ve toplumsal sınıflaşmaları. eleştiriye ve itira25 za açık içtihad ruhunu hakim toplumunun. toplum iki sınıftan ibarettir: Habil sınıfı ve Kabil sınıfı. Hem ilkel toplumda hem de. halkı alçaltan. burjuvazi. belirli tavsiyeler yaptıktan sonra şişme ve sınırlanmaya 24 vesile olan hammaddeyi enerji ve hareket kaynağı haline getirmelidir. araç. 4.Bilahare yeni bir "Islami ihya" hareketleriyle. aydınlatıcı bilgilenmenin meşalesini. hitabet ve diğer imkanlarla toplumda vicdanların işlemesine ve bilinçlendirilmesine çalışmalıdır. bilinçlenme. Zira halk kitlelerinin bilinçlenmeye ve aydınların imana ihtiyacı var. \ işte bu yüzden ben. Kölelik. asıl temeller üzerinde yükselmektedir. Artıklardan arınmış bu berrak enerjinin topluma hararet ve hareket kazandırmasına ve meydana gelen büyük şuur patlamasının genç neslin yolunu aydınlatmasına çalışmalıdır. bir grubun herşeye sahip ol27 masına karşılık. feodal dönemi tarım kademelerinin üretim kaynaklarını. 2. Kanaatımca bir toplumda iki temel taş Habili ve diğeri Kabili olan iki altyapı sözkonusudur. grubun da her şeyden yoksun olmasıyla neticelenir. Bununla hayat ve hareket için şekil almış din. feodalizm.Toplum kültürünün bir mühendisi durumunda olan aydın. tarihin belirgin bir zaman birimindeki bir olgudur. tarihi ve toplumsal kimliğini Batı'nın kültürü karşısında savunabilme gücüne sahip olmalıdır. kadercilik ve temkinli davranmanın ruhu yerine. irtibat türü. halkın bu silahla güçlenmesine çalışmak. insani. Marks'a göre bütün insanlık tarihi birbirini.1. aranızda dertli bir öğretmen olarak. sınıflar arası ilişki yapısına. Tarih gibi. Zamanı bir toplumdan aldığınız zaman. kendi kültürel kişiliğini ihyaya. 6. Diğeri bireyin malik kendi ve toplumun geleceğini tayin etme yetkisine sahip olduğu bir toplum. tarihinin kalbinde toplanmış bu büyük enerjiyi üretmeli ve tasviye etmelidir. Tarih de toplumun zaman içerisinde hareket etmesidir. donduran. kendi güçlerini korumak veya savunmak maksadıyla her türlü yalana başvuranların elinden alıp. yazarlık. Aydınların "yeni bir imana" ulaşmasını ve toplumların "kaynayan bir bilinç ve ilerlemeye" kavuşmasını dilerim. 5. kültürün etkili yönlerini keşfedip düzene sokmalı. araçlarını ve üretim sistemini. yani toplu malikiyetin esas olduğu toplumdaki hem hayvancılık üretimi ve avcılık. peygamberlerin birer varisi unvanıyla yükselterek toplumdaki soğuk ve karanlık kış gecelerine ışık ve sıcaklık saçmalıdır. 3. kapitalizm ve ilk basamağı sosyalizm olan. yenilikçilik. gericiliği. Kendi asıl kültürüne dayanarak. bunun karşısındaki zıt kutupta Kabili alt yapı veya iktisadi tekelcilik yani ferdi malikiyet. Tam tersine bunların tamamı. muhalif kutubu bu şekilde silahsızlandırarak. bir bütün halinde aşama aşama takip eden beş toplum şeklinden ibarettir: ilkel toplum devri. günümüz toplumunun dini haline gelen taklidcilik. halkımın derin acılarının tecrübelerinden ve tarihinden ayaklandım. sanatkarlık. kendi geleceğini tayin etme gücüne sahip olan ve. kapitalizmden sonraki sınıfsız toplumun "üst yapısı"nda bu iki kazanç şekli mevcuttur. Hayret! Bir toplumda iki altyapıdan başka bir esas toplumun şeklini oluşturamazmış! Biri malik. hoşgörülük ve aynı dilden oluşan bir köprü kurulmalıdır. Buna göre. hareket. komünizmin alt yapısı olarak farzedersek. değişik üretim sistemleri ve şekilleri. "halk sahili" arasında bir yakınlık. herkesin ona ve onun faydasına çalıştığı bir toplum. kapitalizm ve seçkin sınıfın bir toplumun "altyapısını oluşturduğu tezini kabul etmiyorum. Toplumsal bilinçlenmenin.Din silahını. akrabalık. . tarih boyunca bu şekillerin toplumların alt yapısını oluşturduğunu savunur Bu umuma ait malikiyetin bir ferdin mülkiyetine geçmesiyle. o topluma sahip olabilirsiniz. değişik toplumsal sistemlere. feodalizm. toplum. Ancak bu iki temelde. güç ve adalet kaynağı olan dine yeniden dönüşle.Hayat. kaynak ve üretilen mal sözkonusudur ve bunların tamamı "üstyapı"dır. dinin katıksız cev-heriyle ihya. saptıran ve iğfal eden yanlışlıklardan kurtarıp. Örneğin Habili veya sınıfın bulunmadığı komün. Hatta şehir burjuvazisinin. kölelik devri. hareket ve sapmalarla mücadeleye yönelmelidir. sınıfsız komünizm Marks. hayatı şekillendirme fırsatı bulacaktır.Birbirinden uzaklaşmış ve giderek bu uzaklığın artma gösterdiği "entellektüel adası"yla. 26 TOPLUM BĐLĐMĐ "MÜLK-MALĐK-MELA" = "ALLAH-HALK" Toplum bilimi yine diyalektiğe dayanıyor. aydını bugüne kadar takviye eden unsuru felç edip. hem de balıkçılık vardır.

Malik belirli bir bölgede köylüler üzerinde hakimiyet sahibi olan. kervansaraylar borsa merkezlerine ve tüccarlar büyük sermayedarlara dönüştü. eski ve köklü soylu ve şerefli hanların yerini alacağından. Bu yüzden gelişme gösterirler. şehir hayatı ve sermayenin hakim olduğu bir "altyapı" sistemine dayanan burjuvazi merhalesi.Toplumun efendi ve köle şeklinde ikiye bölündüğü. kölelikten kurtulmasına rağmen toprağın kölesi durumuna getirildiği. ziraat.Đlk komün toplum: Halkın toplu olarak yaşamını avcılık ve balıkçılığa dayanarak sürdüğü merhale.ortaktı. özel üretim kaynakları ve araçlara dayanmaktadır. Tarihin değişik kesitlerinde "altyapı" sınıf üzerinde şekil alır. Her ikisinde malikiyet. Bu değişim karşısında direnen kurumlar ise yokolmaya mahkum edildi. gerçeklere uymamaktadır. ilkel araç-gereç modern ve gün geçtikçe gelişen makinelere dönüştüğünden. Bu sınıf içerisinde değişik bir şekil almış olan han. ailesinden gelen verasetle "şerefli ve soylu" konumu olan. Görüldüğü gibi birinci ve yedinci merhaleler ile 2. Bundaki takamül de şöyle gelişecek: Kölelik. 28 üretime dayalı olarak -orman ve ırmak.Burjuvazi ve sanayinin gelişmesiyle. (Altyapı olan mülk burada. iki ayrı ilişki şeklinin tezahür ettiği kölelik merhalesi Malik ile köle ve insan ile hayvan arasındaki şekli olan tarihi değişimin bu aşamasında efendi köleye üretim aracıyla bakar ve onu istediği şekilde kullanma ve ezme yetkisine sahiptir. işçiler pazarlardan. sanai. esnaf ve sanatkarlık alanında yetenek kazanır ve şehirde kazanç elde etmeye başlarlar. sapan. Bu araçlar giderek ekonomik mübadele ve işleyişin temel yapısı oldu. köylüden vergi alan. tarihin her kademesinde toplumun "altyapısı" şu şekilde değişime uğramaktadır: 1. 5 . sanai kapitalizmi ve onunda uç noktası emperyalizm. ayrıcalığıyla bunların tamamından yoksun olan halkın sahibi olan toplumsal geçiş kademesi. 4. Ama benim kanaatımca Marks tarih felsefesinde birkaç unsuru birbirine karıştırmış ve toplumsal değişim merhalelerinde açık bir tutarsızlık sergilemiştir. ortak kullanıma dayanıyor. işçi eli boş bir şekilde sermayedarların emrine girer ve pazu gücünün karşılığını alır. Malikiyet. ve sermaye birikimi arttıkça. küçük elsanatı tezgahları büyük fabrikalara.ve 6. siyaset üreten. (Buradaki "altyapı" olan mülk. şekillendirdiği yönetim sisteminde belirli ayrıcalıklar sahibi olan. sermaye sisteminin içten patlamasına.Sermayedarların sayısı azaldıkça.Bir sınıfın toprak sahibi olduğu ve diğer sınıfın. Fark eden üretim araçları. Bundan başkası da olamazdı. Ortaya çıkan bu tablodan da anlaşıldığı gibi.) 2. tarih boyunca toplumun"altyapısını iki merhale oluşturmaktadır. tezgah ve buna benzer küçük araçların yerini modern ve gelişmiş makineler aldığından büyüme hızlanır. han ile köylü arasındaki irtibat şekli ortadan kalkar. Proletarya yararına devam eden takamül. 6. burjuvazi. 3. Dükkanlar süpermarketlere küçük ticari kurumlar büyük holdinglere. Para yerini de çek. onun yerine müşterek malikiyet ve sınıfsız bir toplumun oluşmasına vesile olur. toprakla alınıp satılan. kitleler küçük tezgahlarından ve dükkanlarından oldular ve büyük sanai fabrikalarına değişik üretim alanlarına yöneldiler. "malikiyet" "sınıflar arası irtibat" ve "üretim araçları"nın kemiyet ve keyfiyet şekli üzerindeki açıklaması. 3. Bunun karşılığında. üretim üzerindeki özel mülki30 yetin ve sermayenin lağv edilmesine. Misal olarak feodalizm ile sanai kapitalizminde "altyapı" aynıdır. 8. Toplumun bu yeni 29 şekillenmesinden dolayı giderek liberalizme kayma ve demokrasiye meyletme eylemleri gelişir. feodalizm merhalesi! 5. küçük sarraflar büyük bankalara. köylü. Belki de bundan dolayı. satıcı. ticaret. senet. tarım alanlarındaki köylüler arazilerinden. işçi yerine proletarya ile ifade edilmekteler. üretim şekli ve netice olarak üretimdeki irtibatın dış . köleden üstün ama köylülerden aşağı bir konuma sahip olan çiftçilerin olduğu "tarım merhalesi". 4. feodalizm. Fakat öncesine oranla daha çok köleleşir ve sömürülür.Üretim sistemi toprak mülkiyetine ve tarıma dayanan malikiyete göre şekil almış feodalizm. sermaye birikimi ve üretim merkezleri büyüme gösterdi. Bunlar arasında. hisse senedi ve kredi kartları gibi yeni mefhumlar bıraktı. sanai sahasında proletaryanın bilinçlenme tekamülü. servetleri büyüme gösterdikçe. sınıflar arasındaki irtibat şekline dayanıyor. üretim kaynağı ve çeşitli üretim şekillerine sahip olduğu tezi ortaya çıkar. soylularla hizmetkarlar. gücü artış gösterir ve bilinçlenme devri kademe kademe büyür ve neticede iki sınıf arasındaki diyalektik çatışması bu alt sınıfın yararına tamamlanır. Daha sonra bu yeni gelişmeye başlayan unsur. Onun teorisine göre. Ellerindeki kürek. merhalelerde farklı "altyapılar" sözkonusudur. el sanatları.araç.Kazanç.

mela'dan oluşan üçgen sınıfının karşısında "halk" (nas) bulunmaktadır. Allah ve nas birlikte anılmıştır. Misal olarak yaşamı tarıma dayanan. tekamül diyalektiği bir ütopyadan öteye gidememiştir. Çv. tamamen toplumun bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. araştırma ve içtihada dayalı bir sahadır. devamlı çalışmama rağmen bunu değiştiremiyor31 dum. resmi ruhban kurumunun sembolü olarak. Toplumsal sistemin takamülü.) benzetmektedir. Halbuki bunun aksi de olabilirdi. Bu yüzden ayetteki Allah kelimesi yerine "Nas" konulacak olursa anlamı değişmez. Şu ayette "Allah" kelimesi kaldırılıp yerine "Nas" kelimesi konduğunda mana değişmemektedir. resmi aracılık kurumu ortadan kaldırmıştır. köyde kürek. mahkum-"Allah-halk" "Mülk. resmi din kurumları ve uzun sakallı ruhbanlar sistemli biçimde yürüttükleri hilelerle halkı sürekli bir istibdat. 33 "hükmülillah" (hüküm Allah'a aittir) veya "elmülkülil-lah". Kuranda Fravun hakim siyasi gücün sembolü. Belam hakim. Daha sonra biri yetkin oldu ben yoksun. Bu üç çehre: ?'Mala". ders veren veya araştırma yapan kimseler olmuşlardır. medeniyet. Bu takva makamına yetersiz kimselerin sirayet etmesi. biri iktisadi çehre -zer-. devamlı olarak müslümanların kıyafetlerini bu ruhbanlardan ayrıştırması onların adaletlerine halkın içinde sıradan bir fert iken büyük zorluklar içerisinde ders okuyup takva mertebesine ulaşan. fert yalnız başına kendi gücüne dayanmakta ve üç değişik gücü kendisinde toplamaktadır. işler ve araçlardır ve bunların tamamı "üstyapıdır". Özetlemek gerekirse. 1. Đlkel ve gerikalmış merhalede toplumun tek kişiden oluştuğu bu kutupta. Hatta onları daha sert bir şekilde kınıyarak onları köpeğe ve eşeğe (bundan dolayı ıstıhmar denilmektedir. hakim="mülkmalikmela". Zamanla ben küreği o da atı bıraktık ve şehre gittik. kültür ve toplu yaşamanın farklı sahalarındaki değişim seyri bazan üç boyutta veya üç belirgin çehrededir: Biri siyasi çehre -zor-. malik. araç şekli ve üretim şekli açısından bir olabilir ve bunun yerine "altyapı" farklı da olabilirdi." Peygamberin. ilmi. Bir zamanlar ben köleydim o efendi. çalışmıyor kazanıyordu. Zira tarihi tekamülünü tamamlamamış bir çok ülkede böyle bir oluşuma gidilmiş veya bunun aksi görülebilmiştir. Eşitlik ve kardeşliğin hakim olduğu ilk merhalenin dışındaki bütün merhalelerde o hakimiyet makamında oturmuş ve ben de mahkum konumunda onun için koşturmuşum! Alt yapı. Tek bir çehresi vardır ve bu Kabili zihniyetin ifadesidir. Allah bu sınıflaşmada halkın safından olmuştur. Ben de hep mahrum kalıyordum. Kabilin üç değişik çehresi belirtilmiştir. Ben önceleri yaşadığım kabile içerisinde. Daha sonra köylü oldum o da ağa. istismar ve ıstıhmar altına sokmuştur.Kabili kutup. 2. Elbette şekiller değişiyor. Misal olarak *) islam Allah ile halk arasına giren. biri hakim oldu ben mahkum.Habili kutup. Kuran bu teslisi (üçlem) oluşturanları sert bir dille kınıya-rak onları hedef almaktadır. sonra hizmetkar oldum o da han.Kuranın ıstıla32 hıyla "göz dolduran". Marksın meter-yalist tarih anlayışındaki. ulema makamı resmi bir unvana sahip olmayıp. o mülklerin parasıyla birkaç taksi satın aldı ben de taksi şoförü oldum. Karun hakim ekonomik gücün sembolü. Misal olarak inne tekredullaha karzen hasene ayetin-deki borcun Allah'a değil de "Nas"a verilmesi sözkonusu-dur. Bundan dolayı Đslam Peygamberi şöyle diyordu: "Sakalın bir tutamdan fazlası cehennem ateşinde yanacaktır. dış bir savaşla veya içteki darbeyle "altyapı'sosyalizm yani müşterek mülkiyet olarak değiştirilebilir. isimler. Şimdi o fabrikatör ben de ploteryayım! Kimin "altyapısı" nasıl değişmiş? Değişen sadece şekiller. Toplumun "altyapısını" bu iki saha oluşturuyordu. kazma. "mütref'. gelişmesi. kardeşlik ve eşitlik bağlarıyla balıkçılık ve avcılık yapıyorum. ilk merhalede olduğu gibi birlikte çalışırsak değişmiş olur! Habili ve Kabili "altyapı'nın iki temel değeri toplumun iki kutba ayırmaktadır. sapan ve öküzlerle toprakta. biri de dini çehre -zühd-.* (mülk Allah'ındır) "Yekünüddini küllülillah") gibi tabirlerde hükümet etme hakkının halka kendilerini ve çocuklarını veya yakınlarından birini Allah'a nisbet . "rahip". Ortaya çıkan bu gerçek doğrultusunda toplumsal meselelerde yani toplum sisteminde (itikadi yani dünya sisteminde değil) "Nas" ve "Allah" birbirinin yerine doldurabilmektedir. "boynu kalınlar".görünümdür. Her ikisi tarih boyunca birbirine karşı ve birbirinin karşısında olmuştur. çalışma alanındaki araç kaynaklar giderek gelişme göstermesine karşılık biri devamlı malikti. Öyle ki Kur'an'da bir topluluk söz konusu edildiğinde. tarım araçları değişmemiş ve burjuvazi merhalesine henüz ulaşmamış ve sermayedarlığın kokusunu almamış olmasına rağmen. "karnı büyükler". devrimle.

müfret ve onların karşıtı din ve halk. iktisadi sistemin açılması nedir? Yani yeni bir üretim sistemi kurulur. Öyle ki böyle bir yorum. Bu sistemi geliştirmek için de. sınırı aşan sınıf. bazan zengin bir babanın çocuklarına büyüdükten sonra bir şey kalmamakta. Tahran'a gelip sanayi işçisi oluyor." Bağlı olan bir insan nasıl bir şahsiyet sahibidirse Bağlı olan bir insan düşünce ve dünya görüşü açısından bağımlı olan kimsedir." diyordu. "Rabbinas" "Melikinnas" ve "Đlahınnas" olarak beraber anılır. Bir harabeye dönmüş bağ ve susuz toprak kaldığından kardeşlerden biri payına düşeni satıp. Her yıl kendilerine ulaşan buğday ekmeklerine bile yetmiyor. "Şimdi köylerimizde görüldüğü gibi. Daha sonraları ticaret ve satıcılıkla kendisinin ve ailesinin refah seviyesi yükselir. Burada görüldüğü gibi nas (halk) toplumundaki bir ferdin aksine tüm toplumu ifade etmektedir. daha zorlu yolu tercih etmiştir. Ama şeref ve haysiyeti hiçe sayıp. Halbu-vaks "Toplumsal Sınıfların Psikolojisi Analizi"nde şöyle der: "Köylü ve çiftçi kelime açısından toprağa dayanır. insan tarım toprağına bağlıdır. o köyün henüz kapalı üretim-tüketim sistemini sürdürdüğünün belirtisidir. köy toplumunda toprak üretimi.. Sermaye halka aittir. Soyluların. Bunun ardından yağmaya.. onların kimliğini ortaya koyar. Diğer yanda buna karşı olan Allah ve halk Birbirine zıt ve düşman iki kutub. o da yünü parçaya. Ardından dışarıdan biri gelir. Sadece halk Allah'ın yeryüzündeki halifesi-dir. traktörlerle büyük . iran'daki bazı köylerde varlığını sürdüren karasaban ve öküzlere dayalı tarım sistemi. Süt üreten. kumaşa dönüştürür. Bu sistem açıldığında. Bu kapalı daire içerisindeki birbirine eşit üretim-tüketim sistemi onların bir yaşam tarzı olur. Bundan dolayı köy onun etrafına örülmüş bir duvardır. her türlü tevil ve istinbad mubah oldu! 34 Bir yanda verilmiş rızıktan dolayı azmış olan. Köyde kalan kardeşiyse fakirlik ve sefalet içerisinde sürünür. bir üretim kaynağı ve bir araç olarak algılamıyorlar bunun aksine bu üretim kaynaklarını mukaddes bir mekan olarak görüyorlardı. malikiyetin yapısı konusunda değişik açıklamaların yapılmasına yol açtı. Böylece ekonomik sistem kendiliğinden döner. sömürüye dayanan kanun veya kanunsuz özel mülkiyet sistemi gelişiyordu. toprağa dayalı üretim sistemidir. gasba.edenler bu hakka sahip değildirler. iktisadi yönden bağımlılık nasıl olur? Üretim ve tüketimden oluşan kapalı bir daire sistemidir. *) Muaviye şöyle diyordu: "Bütün mal Allah'ındır/' Ebuzer de buna itiraz ediyor ve: "Sen bütün mal Allah'ındır diyerek. Çelişki temelde etkili olmaya başlamış. "halk"ın yerine "fert" konuldu. büyük bir artezyen kuyusu kazar. 35 II. Kabe Allah'ın evidir. Bir birine düşman iki karşı kutup. Zira Allah'ın adıyla başlayan Kur'an halk (nas) kelimesiyle son buluyor. kendini Allah'ın unvanıyla bu mülkün sahibi olarak görüyorsun. *) Kuranda Allah. Milli. Đktisadi yönden de bağımlıdır. Barındırdığı tüm bireyleriyle toplumun başka bir kelimede bu kadar kapsamlı mana ifade etmesi mümkün olamazdı. üretim sisteminin genel manası açısından Halbuvaks'ın da tabiriyle.. toprağa bağlılık artış gösterir. Kur'an onu halkın özgür evi olarak ifade ederek.. Özel sermaye ve ferdi malıkiyete dini bir koruma ölçüsü getirilerek. Bu kapalı daire dıştaki üretim-tüketim sistemine açılır. Halbuki dinin getirmiş olduğu ölçü tam bunun tersineydi. Yün üreten ona verir. azınlıktaki seçkin bir sınıfın veya elit tabakanın yanında zikredilmez. IKÎNCÎ BÖLÜM FEODALĐZĐM VE BURJUVAZĐ Feodal sistemin özellikleri: Feodalizm. Üretir ve aynı daire içerisinde tüketir. dıştan yeni bir unsur ekonomiye girer. Açlığa rağmen toplumdaki şerefli yerini terketmeyip toprağını koruyan kimse ise. Buna göre bu sistemde.. toplumsal alçaklığa sürüklenen evini. toplumun sınıflara ayrılmasına sebep olmuştur. Dışarının duvarın içerisindeki ekonomik yapıyla bir ilişkisi sözkonusu değil. Halbuki mal halkındır' demen gerekiyor. "Nas" çoğul anlamını veren tekil bir kelimedir. Köye veya toprağa bağlılığın ifadesi olan bu iki kelime. Habuvaks şöyle diyor: "Köylüler ve çiftçiler başlangıçta toprağı. şahsi mülkiyet kapsamındaki evlere karşılık bu evin halka ait olduğunu sergiliyor. toprağın mukaddes bir konuma yerleşmesine sebep olduğundan. ecdadını ve toprağını 36 satıp mücadeleden kaçan kimsedir. karunların tekelinde tutulamaz şahıs veya makam ismi altında dini tekeline alamaz. Mela. siyasi ve ekonomik toplumlar tarih boyunca bir birine zıt iki kutuptan oluşan bir sistemle yönetilmişlerdir. islam'da halk (nas) kelimesi derin ve özel bir anlam ifade etmektedir. başkasına verip buğday alır..

onların dışındakiler ise şeytanın çocuklarıdır cindirler. Böylece köyün kapalı iktisadi sistemine yeni bir üretim girmiştir. Birinin han oluşu. Onun dışındaki dinler mutlak küfür. onun yerine tıransistörlü radyolar. Avrupa. Misafirperverlik. değişmez ve mutlak olarak görmektedir. oradan öteye hiç bir yer olmadığını söylüyorlardı. Yaşadıkları atmosferin dışında sadece devlerin bulunduğuna inanıyorlardı. katolik toplumundaki ahlaki altyapıyı oluşturduğu ortadadır. Feodal sistemle katolik inanç arasında bir fikri ve ideolojik benzerliğin bulunduğu açıkça görülmektedir. her şey ezeli ve ebedidir! Hayat . bütün toplumsal veya bireysel ilişkisi. Oradan Cenevre tarafına ve italya sahillerine kadar. özellikleri de belirgin değildi. Feodal bir sistemde yaşayan bir fert. î kapalı dünya görüşü ve toplumsal anlayışı doğurur. içinde bulunduğu dairenin dışında haksızlık ve karanlıktan başka birşey olamaz. Orta Çağ'da Portekiz'in başkenti Lisbon'dan öteye zulmet denizlerinin bulunduğuna inanıyordu. dini. Üretim ve tüketim bir daire üzerinde döner. Pancar dışarıya götürüldüğünde. onu ayaklanmaya itmez. Onların dünyası gelmiş oldukları çöllerle bu şehirden ibaretti. Çaresiz bu yeni üretim mahsûlü 37 köyden uzakta bulunan fabrikaya taşınır. dondurma ve tek yönlülük bulunmakta. dini görüşü de kapalı olacaktır. Köylü ve ağanın görüşleri aynıdır. büyük insanlara saygı. O dönemin ahiret anlayışında da böyle bir sistem geliştiriliyordu. mutlak ve değişmeyen bakış açısı anlayışı. traş-sabunları gelir. Bu köyün bir camisinde bütün efsane ve hikayeleri din olarak anlatan bir vaiz konuşmasının başında "Ey Zeki yurdunun ahalisi!" demeyi adet edinmişti. bu merkezden başka hiç bir şey mevcut değil. Feodalizmin. Yani bizim tarafta nevardı? Hiç olumlu bir şey yoktu. itikadını. maddiyata değil. bir ulusu yüceltmek ve benzeri karaktere sahip bu yapı bir nev'i ahlaki olarak toplumda yer etmiştir. Gökyüzü de. Dünyada mevcut olan tek kudret hıristiyanlık. Fabrika pancarı şekere dönüştürür ve kimin ürettiğini. Bundan dolayı dağların öbür yanında Đranlı kahramanlarla savaşan kahramana beyaz dev adını takmışlardı. Bu tarz inanmanın örneklerin "Şahname'de bile görmek mümkün? Bu dev veya beyaz dev kimdi? Sasaniler ve Aşkaniler kendi çevrelerini tanımıyorlardı. hayat da akıp gidiyor. siyasi düşüncesini ve bunların benzerlerini ebedi. Yani kapalı iktisadi sistemlerin dairesi içerisindeki insanın kendisi de dünyası da kapalıdır. din sadece hıristiyanlığın katolik mezhebi. Kapalı iktisadi sistem. Feodal toplumundaki din anlayışı da kapalıdır. Netice olarak kapalı bir iktisadi sistem. sahib oldukları böyle bir din konusunda kuşkuya kapılmazlar. kavmine. } diş macunları. feodal toplumda yaşayan insanın özelliklerindedir. barbarların veya "ecüc-mecuc'ların bulunduğuna kesin gözüyle bakıyorlardı. dünya sadece Batı'dan ibaretti. mertlik. Dünyayı. Nehrin akışı gibi. Onun nazarında. kabilesine aittir. Dünya görüşü kapalı olanın. Bu din kaynaklar feodalizm devresinin ahlakını oluşturur. Bu yüzden feodalizmin dünya görüşü kapalı bir görüştür. Onu tanımıyorlardı. törenleri. insani değerler adına sözkonusu ettiklerini insani değerler olarak ilan etse de. Hiç kimse köylü veya hizmetçi olduğundan dolayı isyan etmez.arazilere şeker pancarı eker. değer ölçüleri. insani fazilete dayanan bir ahlaki sisteme sahip değildir. Bir tek tanrı var ve o sadece onların inandığı dine. iktisadi ve fikri benzerlik var. dünyadaki gücün ve varlığın tek temsilcisi de Papa'ydı. Tek din olarak o görülür. açık bir iktisadi hal alır. nereden geldiğini düşünmeye fırsat bile bulmadan bu köyün ve çevredeki köylerin köylüleri tarafından tüketilir. Subuti. Kızgın çöllerden kaçıp Abadan a gelenler oradaki mükemmel yaşantıyı gördükten sonra bile. Feodal devre ahlaki yönden manevi üstünlük esasına dayanmaktadır. Halkın vasıtası kimdir? Halk nasıl yaşamalıydı? Elbette ki kilise vasıtaydı ve Papa'nın koyduğu kanun ve kurallara göre yaşamalıydılar. Orta Çağdan sonra. Hasan Abad dağının çevresini saran ve aşağıya doğru aydınlık veren bir kubbe gibidir. Onların hepsi tanrının çocuklarıdır. Batı'da feodal sistem ekonominin altyapısını oluşturuyordu. Feodal toplumda her sınıf kesimlerinde bulunan kimseler. toplumsal sistemi. merkezinde köyünün olduğu bir kürecik olarak görür. Elde edilen bu yüklü şeker pancarının köyde tüketimi yoktur. namusa bağlılık. Bu alt yapının. ahlak. Donukluk. 39 Bu yüzden de böyle bir düşünce yapısı feodal anlayışa uygundur. Sasani'ler döneminde Kazvin'de yaşıyanlar dünyayı bulundukları bölgeden ibaret görüyorlardı. Gökyüzündeki güneş gibi hanın varlığı da doğaldır. sistemler değişse bile değişmeye kapalı olmak ve kısır bir döngünün hayata hakimiyeti onların toplumundaki değişmez mutlak kanun mesabesindedir. Meşhed yakınlarında yakla38 şık 700 ila 800 zavallı ve yoksul insanın yaşadığı "Zeki" isminde bir köy var. Feodalizm kapalı üretim sistemidir. onların toplumuna. ezeli. inancını. Her iki yapıda. düzenlediği merasimleri. zulmet ve batıldır.

Bunun aksine cesedi toprağa gömülmüş olmasına rağmen uzun yıllar boyunca yaşayan. Sadi şöyle der: "Ben ne söyleyeyim. top40 lumsal kurum ve bir devredeki toplumsal enstitüler iktisadi. Ondan sonra gelenler. Midesini doldurmak için sanatını sergilediğinden. . yavrunun anne karnında beslendiği ve belirli bir süre sonra gerçekleşen doğumdur. manevi ruhun tecrit edilmesi. donuktur. kültürel ve fikri ölümün yeniden bir doğuma muhtaç olduğuna inanıyordu. çıkarlara göre şekil alan eserlerden yakınıyor. Nitekim bir ayakkabıcının oğlu ayakkabıcı. altyapı ve Đsa'nın sözcüsü durumundadır. surların dışına çıkabilenler "bireysellikten" kurtulup "tarihi benliğe" kavuşabilmişler. Bunun yanında bir hanın oğlu han ve bir melanın oğlu mela olmaktadır. Avrupa bin yıldan beridir ölmüş olduğunu kabul ettiğinden. Kilise böyle bir taşın üzerine bina edilmiştir. Bundan dolayı "Enveri sözün ustasıdır" demişler. sosyal ve fikri sistem gibi kapalıdır. "Bu cümlelerde. katolik mezhebinde kanun. Çünkü onların benliği toplumun benliğinde eriyerek yeni bir hayata dönüşmüştür. Birincisi. bir yazar veya bir öğrenci benliğinden sıyrıl-mazsa ölümsüzleşemez. insan kendi kendisine doğar. onun ölümüyle sanatı da öldü. toplumsal. "Rönesans" bir kimsenin veya toplumun iki ölümü olduğu gibi. Bu cümleyi söyleyenin feodal mi yoksa katolik mi olduğunu ayırmak imkansızdır. o insani ölümün. O. Enveri ise midesini doldurmak.sürdükçe bu durum da değişmez mutlak olarak varlığını sürdürecektir! Varislerin değişmesi. insanın derdinde. belirli bir konum ve makam kazanmak maksadıyla benliğini koruyordu. Nitekim ölüm de iki türlüdür. Ne şekilde? Nasıl bir hayatla? Yunanistan'da veya Roma'da bulunan ruhla canlanmak istiyordu. feodal sistemde varolan değerlerin kendisidir. Çünkü Mevlana benliğini toplumsal insanın ruhunda. değişmeye ve kendisini geliştirmeye açık değildir. mirasın bu aile içerisinde sonsuza kadar var olacağı anlamındadır! Feodal devrede bu ebedilik anlayışının diğer toplumsal kesitlere de yansıdığı söylenirse mesele daha iyi anlaşılır. iki doğumunun bulunduğu manasındadır. Bu tür aydınlar. kendi elleriyle gerçekleştirmiş oldukları doğumla toplumun hayatında sonsuza kadar hayat bulanların ölümü de var. geleneksel ve veraset yoluyla etrafına örülmüş olan duvarın. bir ressamın oğlu ressam olmaktadır. Bir şair. Đkinci doğuşla. katoliklerin benimsemiş olduğu altyapıyı da oluşturuyor. her zamanın ve her neslin sözcüsü durumundadırlar. Görüldüğü gibi ortaya konan bu ölçü. bir hizmetkarın oğlu hizmetkar. Alışmış olduğu geleneklerin ve kendisine mutlak bir gerçek olarak dayatılan dini görünümlü yanılgıların sınırını aşarak yeniden doğmayı gerçekleştirmesinin adıdır rönesans. Bu gayreti neden sarfediyor? Bu büyük sanatı neden sergiliyor? Midesini doldurmak ve çeşitli çıkarlar sağlamak için Sonuç ne oldu? Olu bir sanat. Her ikisi de birbirinin benzeridir. yenilenme ve donukluktan kurtulmaktır. Bir sistemin donuk durgun ve kapalı olması ve üst yapı açısından zahidane bir şekilde ahirete yönelmesi. Rönesans yeniden doğuş. katolik anlayışının en açık örneği yatmaktadır. onarmasıdır. insanın ızdırabında ve insanın ihtiyacında eritebilmişti. daha üstün bir çalışma ortaya koyarak kendilerinden öncekileri unuttururlar. Bu doğumu kendi irade ve isteğiyle gerçekleştirir. Çünkü her iki sistem de gökyüzü sahibinin iradesinden kaynaklanıyor. Bu kurumlar bu yapısıyla değişmez. Onu överler. Zira Petros katolik kilise sisteminin kurucusudur. bir köylünün oğlu köylü. Kendi ihtiyaçlarının sınırları arasında donmuş kısır bir sanat. Sadi de bu konuya değinirken Enveri'nin eserinde benlik koktuğuna işaret ederek. Yani yeniden doğuş. Ölümsüzleşen benlik. bir ferdin veya toplumun kendisini yeniden yenilemesi. Öte yandan bu durum. Ama sanat yönünden ondan daha zayıf olanların eserleri ölümsüzleşti. onunla yaşarlar her zaman biriminde her evde bulunur. Bundan dolayı bu dönemdeki feodal yapı. Zara gömdük42 ten 20 yıl sonra ölümü Rönesans. Bu yeniden hayat bulmanın temel unsuru nedir? Eğer Orta Çağın durgunluğunun ve donukluğunun alt yapısındaki unsurun feodal sistemdeki iktisadi yapı olduğunu düşünürsek -ki düşünüyorlar. Bu orta çağ devresinin çehresidir. ikinci doğumda ve anneye ihtiyaç yoktur. bir demircinin oğlu demirci. sözün efendisi Enveri böyle demiş"! Böyle insanlar neden tanımıyor? Oysa edebiyatın lamını bilmeyenler bile Mevîana'yı tanır. Biri insan öldükten sonra mezara konulmasıyla son bulan ölüm ve ikincisi ise insanın eliyle mezarını kazması ve kendisini diridiri mezara gömdükten 20 yıl sonra ölümü ile son bul41 duğu ölüm.bu yapıyı oluşturan sistem ilerici ve yapıcı olmaz. yeryüzüne hakim olanın nizamına karşı çıkan kimse gibidir. ebedi ve mutlak olarak kabul edilmekteydi. Mukaddes Petros şöyle diyor: "Hakim sınıfın veya toplumun sistemine karşı çıkan kimse. Ancak benliklerinden kurtulabilen şair ve yazarlar ölümsüzleşebilirler.

Bu sınıf feodalizmi yok ettikten sonra. Her taraf yem-yeşil-dir. öbür eliyle de kalın bıyıklarını büküyor. îki sınıf var ve bunların arasında başka hiç bir sınıf yoktur. Böyle yapılmamıştır. Mimar geliyor ve diğerlerinden apayrı yeni bir bina inşa ediyor. Tek kelimeyle yabancı giderlerin köye saldırısıyla ortaya . Avrupa üniversitelerinde burjuvazi konusunda verilen derslerde. bunu soylu sınıfla ilişkide olmanın dışında bir yolla kazanamaz. Ağanın ve ırgatın bulunmadığı sınıf burjuvazi sınıfıdır.maddi hayata isyan. Hatta o yukarıda. Açıktır ki. Burada iki sınıftan fazlası yoktur. Üretim ve tüketimi kapalıdır. Ağanın bu binada hanın evinden ayrı konuk evi var. Bunların bütün hayatında bu iki uç nokta mevcuttur. Bu şehirlerdeki durumun tam tersinedir. bunlar bir meclis ve mahfel-de bir araya gelemezler. Bu çiftçilik devresi. Ve açlık yeni bir unsurdur. yapıcı hayata ve otoriteye karşı gelme gibi düşünceler. Büyük bir avluya sahip belirgin özelliklerle yapılır. Başka da bir fonksiyonu yoktur. yabancı gider bulunmaz. tarihin akış seyri içerisinde onun yerine geçer. bunlar aşağıda olsa bile bu toplama aykırıdır. Tarım ve hayvancılığı da köye bağımlıdır. Bu bir sınıfın malıdır. Oysa meselenin daha iyi kavranması için bu dönemden örnekler verilmelidir.. Kapalı bir sistemin köyde değiştiğini düşünün. Han olduğunun anlaşılması için başındaki şapkayı da yana sarkıtmış. Daha fazla çalışabilmek için öküz gibi yiyiyor. Biri en yüksek zirvede ve diğeri en aşağı noktada. Han değişik bir insan. Binaların44 daki yapıya bakıldığında bu iki farklılık rahatlıkla görülür. Buna göre Orta çağdaki durgunluğun en önemli iki sebebi var: Biri feodalizm ve diğeri de katolik mezhebidir. Üst katta han ve akrabaları yani soylular yaşıyor. Büyüklük ve mimari biçim bakımından farklı olması gibi. toprak mülkiyetine sahip olan bir hanın dışındakiler ırgattırlar. Esasen rönesansın asıl anlamı da budur. Bir elinde tüfeğini tutup. Bu kaçınıl43 maz bir seyirdir. Hanların. Biri sadece araç olan ve en aşağılık bir hayat süren köylü. Kürsü hanlığa ve ocak da fakirliğe delalet eder. sadece feodal sistemin alt yapısına bağlanamaz. Her ikisi de toplumun geleceğinde etkilidirler. Kürsünün altında da bir ocak vardır. îlki iktisadi ve toplumsal unsurun alt yapısı ve diğeri fikri ve itikadi unsurun üst yapısını oluşturmaktadır. Ona böyle bakıyorlar. orta çağı yıkan hareketin cevheri olmalıydı. geriye kalanlarsa köylü.. feodalizmin hayatını sürdürdüğü döneme rastlar. ders anlatılırken de sadece nazari ve tarihi teori üzerinde durulmaktadır. Bu yüzden rönesans unsuru. Köy masrafı sisteminde. Bir araya toplanmaları mümkün değil.. köylü değişik bir insandır. uyanışın. yağ doludur. Ben onlar gibi yapmayacağım. Kışın buralara kürsü kurulur. Sistem amelelik ve klasik ziraat sistemidir. tarım ürünleriyle tıkabasa doldurulmuştur. Bir köpeği ve beş güçlü atı var. Şah makamı dedikleri bu odaları en değerli halı ve perdeler süsler. Eğer nisbi bir soyluluk kazanan olsa bile. Ki bu tarz yerlerde yaşanan gelişme yaklaşık 30 ila 40 yılın sonucudur. Bu sınırlı çiftçilikte ve hatta iki sınıf hakim olduğu bu toplulukta belirli bir refah sözkonu-sudur. Bilindiği gibi feodalizm burjuvazi ile yani şehir hayatına. dünyayı aşağılama. Bununla birlikte bu köy masrafı sisteminde belirgin bir refah vardır. Soyluların evlerinin ambarı tahıl doludur. Genellikle belirli bir kapıya ve45 ya duvara sahip değiller.. Aydın ve kararlı tutumuyla toplumda fazlasıyla etkili olan katolik unsuru zayıflatan ve Avrupa'nın ekonomik ve sosyal alt yapısını oluşturan feodalizmi tamamen imha eden güçlü bir enerji üretebilmeliydi. bağlar meyve doludur. Bu benim anlattığım sistemden farklı değil. Bunun ortası yoktur. öğrencilerden pek çoğu bu durumun neden böyle olduğunu anlayamazlar. ticaret ve sanaiye dayanan orta sınıfın hayat tarzıyla son bulur. paraya. teknolojiye muhalefet. ağaların köylerdeki evlerine bakıldığında bu yapıların. Özellikle de yola yakın olan köylerde gelişme merhalesi daha hızlı olmuştur. ekonomiye. neden hanın evinden ayrıdır? Neden böyle bir mimari yöntemi uygulanıyordu? Bunun manası. Bir diğeri de onların dünya görüşüne göre olanakların zirvesinde bulunan handır. burada oturanların eşit olmadığını ve çelişki içerisinde olduklarını göstermektir. öyleyse bir odada toplanamazlar. bir kalede yaşıyan büyük malik göreceğiz. Tanıdığınız bir köyü gözönünde bulundurun. daha aşağılardaysa köylüler yani ırgatlar yaşıyor. meselenin iyice hazmedilebilmesi için bir misal vereceğim: Vereceğim örneklerin benzerlerine toplumda sıkça rastlayabiliriz. han ve akrabalarının üst katta köylülerin ve hizmetkarların alt katta kalacağı şekilde yapılmadığı görülür. kendisi de gerçekten böyle olduğuna inanıyor. yüksekliğin de birbirinden farklı olmasına özen gösterilmiştir. Çünkü bu aşamaların üzerinden asırlar geçmiştir. Acaba bu misafirlere ayrılan bölüm. Çevresinde anbar ve buna benzer görevlerde çalışan bir sürü hizmetkar. Böyle bir ayrıcalık özgürlüğüne sahip olması mümkün değildir. Misal olacak Mahmud Abad köyünün topraklarına uzanalım.

köylüyü de idare ediyordu. Hele elbiseler gibi hergün değişen makyaj malzemeleri. üretimse sabittir. Çarığın yerine şehirlinin giymiş olduğu iskarpinleri giymek zorunda olduğunu hissettiğinden masrafı hemen üç bine çıkacaktır. Dörtbin küsürlük üretim geliri eski sınırlı üretimine bağlıyken. pencere doğramaları ve benzeri giderler. Önceki basit eşyanın yerini. kadar dükkanların borcuna batmış durumdaydı. hanın ambarlarına gidiyor. masraf gün geçtikçe artmaktadır. Bu bilgili adam. Bundan yirmi yıl önce dükkanına gittiğinizde. Şehre kaçmayı giderek artan giderlerden dolayı düşünüyor. ilerleyen dile ayak uydurmaya çalışıyor olmuştur. köyden gitmeye cesaret edemez. içinde bulunduğu duvarları aşarak dağların ardındaki şehre inmektedir. Sonra yavaş yavaş köyde dokunan kumaşların yerini tezgahlarda dokunmuş parçalar alır. tatlılar. daha önce çamurdan yapılan pencerelerin içine rast gele konulan eşya.. Çünkü sebzeden ve meyveden başka masrafı yoktu. üçbeş esnaf handan en az on bin tümen alacaklıdır. Çünkü getirilen malların. Bundan bir kaç yıl önce hanların vermiş olduğu görkemli ziyafetlerin geri planını araştıracak olsaydınız durumun hiç de göründüğü gibi olmadığını anlardınız. Her an şehre kaçmayı düşünen hanın eskiye ait tekbelirtisi. Daha sonra o krediyi de lüks veya modern masraf araçlarına veriyordu. Bir olan dükkanlar beşe-altıya çıkınca. zamanla para takas aracı oldu. Bu yeni oluşum. Köydeki yapı gereğince bağının meyvesini. Önceleri köyden tarlaya mekik dokuyan ve başka inançların bulunduğu yerlerle ilişkisi olmayan bu köylü. Artık zaman değişmiştir. traş kremi. Badanalar. Harcama dönemiyle birlikte açlık hadisesi doğdu. Geçen yıl ve evvelki yılın mahsûlünün neticesi olan üç bin tümenden iki bin tümenni harmandan önce aldıkları gözönünde bulundurulursa. Hatta çoğu para saymasını bile bilmiyordu. Kat kat artan masraf karşısında. bundan dolayı masraflarına para yetiştirmek için bağı bozup yerine buğday ekmeyi tercih eder. sebzesini yiyiyordu. üretim şekli değişmeden meydana gelmiştir. bundan dolayı paraya ihtiyacı yoktu. Köylü güveni kalmadığından hana karşı saygısını yitirir. yeni eşyaların en fazla alıcısı han ailesi olmuştur. buzdolapları ve şehirde üretilen kapılar hayatlarının parçası olmuş. kuru üzüm ve benzeri ürünlerin bulunduğu bir kaç çuval görürdünüz. bir şehirli gibi hızlı ve düzgün konuşmaya başlamıştır. gelişmeleri ondan dinler ve onun haberlerine göre yorumlar yapar. dünyadaki gelişmeleri. Tarlalarda eskiden eser ve belirti kalmamış. artık. geçmişten kalan sararmış posbıyıklarıdır. diş macunu. Harman daha da büyümüş ama elde edilen tahıl onların evine değil. Kapalı bir toplumda. kapalı bir ekonomik yapı ve kapalı bir dünya görüşüne sahip bir köyden eşeği olan biri çıkıp. bilgilenir. Hergün elbisesini ayakkabısını ve kozmetik malzemesini 47 değiştirir olmuş. Neden? Üretimi artırmak için.çıkmıştır. olayları ondan sorarlar. şimdi madeni raflarda düzenli bir hal almıştır. Radyolar. Fertler bu yeni dairenin etrafında dönmekten başka bir fonksiyon sahibi değiller. Dün köylü ekmeğini tarımdan. Tarımın neticesinden ürettiği gıdaları vardı. para bulabilmek için yumurtasını kahvehaneye satması gerekiyordu. Hatta bütün köylünün bilgin konumu biçtiği hanın kendisi bile. Bu yetmezmiş gibi. Bir süre sonra çay ve şeker gelir ve ardından şehirlilerin yediği şekerlemelerle. Han 48 . Kanal kazıp buğday eker. hatta hanın evi bile olsa yerde sade keçe seriliydi. başka köylere gitmektedir. belirli bir zamandan sonra köye gelir ve bir dükkan açar. Önceden hangi eve gitseydin. Bağında elde etmiş olduğu üzümleri kendisi yemektedir. Tavana süs için asmış olduğu bir kaç sabun torbası hemen göze çarpar. Modaya uygun yeni takım elbiseyi giydikten sonra. buğday. kendi lisanıyla reklam yaparak satmaya çalışır. Aldıkları çeşitli eşyalara karşılık daha önce hayvan veya tarım ürünleri verilirken. masrafların nasıl arttığı görülür. 46 Köyde bakış ufuku genişleyen tek insan bu olduğundan. Bu adam sürekli gezdiği için zamanla olgunlaşır. Bu çeşitli eşyaları eşeğin sırtında dolaştırırken. şehirden tüketim maddeleri yani kendi tabirleriyle eşya satın alıp getiriyor. Aç kaldığında kredi alması gerekiyordu. kremler.. Daha sonraki yılda bu masraf daha fazla artar. etini de öküzünden yiyiyordu. Han köydeydi ama boğazına. Şehrin lüks masrafı geldikten sonra. Düzenli bir şekil alan vitrinleri artık yabancı markalı ürünler. Ürün yeni yılda paraya dönüşür. Köylerin tek tüketim enstütüsüdür bu. Konuşma tarzı değişmiş. Sonraki yıllarda masraf sürekli yükselir. Öyle ki dünün sade köylüsü son moda elbiselerin içinde. lüks çoraplar ve benzeri mallar süslemektedir. masraflarını karşılamaya yetmeyeceğini anlamasına rağmen. bağlarını koruyamamaktadır. Han bütün tarlalarını satsa bile. Uzun süre köylere şehirlerdeki tüketim araçları bu yolla gitti. şimdiyse her yanı lüks halılar kaplamış. Eşeğin sırtındaki mallarını tamamen tüketememesi halinde. artık lüks tüketim malları doldurmuştur. içinde biraz fıstık. bir daha eski geleneksel kıyafetlerini giymesi doğru olmaz. Han da değişmiş.

onlar gibi asa taşımak. süs eşyalarını ve makyaj malzemelerini ve elbiselerini uzun zaman muhafaza eder. onların ayakkabısını veya çarşafını giymekten dolayı gururlanırlar. Bundan dolayı köylüleri eski geleneğe göre hayatlarını sürdürmeleri yolunda baskı yapar. Bu değişmeler de bu sınıfı ileriye götürüyor. Dükkan sahipleri. yenik olduğunu hisseder. Yeni döneme burjuvazi hakim oldu. onlar gibi konuşmak ister.ve ailesi durumu kötüye gittikçe esnaf kesimin yaşantısı ve giyimi iyileşmektedir. Orta sınıf olgunlaştı ve netice sağladı. Durmadan ev değiştiriyor. şu hanın ırgatlığını yapıyordu. Bunlar şehirlerde büyük bir zahmetle çalışarak biriktirmiş oldukları paralarla. Han bile bu kutsallığa inanır. Feodallerin büyük darbe yemesiyle büyük şehirlere ve limanlara doğru yayıldılar ve daha sonra yönetimi ele geçirdiler. îlk önce dükkan sahibinin karısının elbisesi değişir. geçmişin hatıralarını zihinlerden silmek istiyor. kadın elbisesi ve benzeri tüketim mamullerini yayan ilk merkezin dükkan sahiplerinin evleri olduğu görülür. Eski usulle yemek yemek onların kıvancıdır. şimdiyse değişmeler oluyor. Bu sınıf ise durmadan değiştiriyor. yani burjuvazi sınıfı söz sahibi olur. Feodalizmin gelişme gösteren bir sınıf tarafından yıkılması ve ardından Orta Çağın sonuna doğru burjuvazinin bu köhne sınıfın yerine geçmesi. Hana inanma ve onun faziletli bir yaratık olduğunu kabullenmek sözkonusu de49 ğildir. "Şahnişin" denilen misafir konaklarının zahiri durumunu sürdüren hanlarla. Bu gidişatta burjuvanın başarılı olmasına karşılık. Karısı ve ailesi. orada oturmak istiyor. değişen şartlar. onun asaletini. geleneklerini. ne de köylüdür. Geçmişte güçlü olmasına rağmen. Bütün bu zahmeti geçmişte duyduğu aşağılık kompleksinden dolayı yapmaktadır. feodalizm psikolojisi toplum bilimi açısından çelişki içerisindedir. değişen ortamın karşısında direnmeye çalışır. ırgatın hanlar karşısında duymuş olduğu aşağılık kompleksi de son bulmuştur. asaletin. Neden? Çünkü han. Bunun aksine feodal burjuvaya karşı komplekse kapılmaktadır. kendisi kazanır. Şu geçmiş hayatı yansıtan evlerdeki yaşantıya göz atıldığında. onlar gibi yaşarlar. Ancak her şey. yeni yaşantının. Bu yüzden geçmişin koruyucusudur. Öte yandan tarihte köklü bir alt yapıya sahip olan hanlık kurumunun çoğunlukla dini yorumlarla desteklenen soyluluk geleneği böyle bir gelişmede bile kutsallığını yitirmez. Köydeki feodalizm alt yapısının yerini bu kez. öteki kesim yokolmaya mahkumdur. Bu durum bizzat han için de övgü kaynağıdır. Ve sermaye sahibi esnaf kesimi hakim olur. Gelecek onun varlığı için bir teh50 dit oluşturmaktadır. Burjuvazi geçmişte ayakçı konumundaydı. Ne handır. işte bu orta sınıf eşek sırtında satıcılığa başlayan esnaf kesimidir. Bundan dolayı burjuva psikolojisiyle. Bununla birlikte han. Handan daha iyi düşünür. Bundan dolayı yeni masrafın. toplumdaki sembollerin değişmesinden korkar. Oysa geçmiş onu gururlandırmakta-dır. ilerleme sağlandıkça. Kendisi çalışır. Şimdi ise para ve mevki sahibi olduğundan hanın kürsüsünün yanında oturabiliyor. gelişen olaylar onun aleyhine olmakta. Çünkü bütün soyluluğu geçmişe bağımlıdır. dışardan gelecek hertürlü değişim ve reformlar karşısında büyük bir taassub . giyimin. gün geçtikçe her alanda zayıflamaya doğru gittiğinden gelecekten endişe duymaktadır. Artık o her şeydir. Hanın yerine yerleşip. görünüşünü muhafaza etmeye büyük bir özen göstermektedir. yokol-du yani feodalizm burjuvası son buldu. Bu ikisi birbirinin aksine hareket etmektedir. Geçmişte böyle bir şey söz konusu değildir. köye geri dönüp içinde yaşanmaya müsait olmayan evleri. sırf kompleksten dolayı satın almakta ve yazın arabasına binerek oraya gidip. burjuvazi alt yapısı almıştır. burjuvazinin yeni temsilcileri. tevekkül. şükür. Hatta geçmişte girmesine izin verilmeyen hanın bırakıp kaçtığı "Şahnişin'i satın alıp. Bundan dolayı teslimiyet. ruhuna fatiha okumayı planlıyor! Köyde ırgatlık yaparken. Böylece yeni hakim sınıf dönemi başlamış olur. onun şahsiyeti gelişme göstermiştir. köylüler arasında yeni bir sınıf olarak ortaya çıkar. Ailesi. köylerde radyo. Büyük Fransa devrimi. toplumdaki sınıfların. Hatta atası gibi giyinmek. onun gibi yürümek ve onun gibi oturmak ister. haçlıların müslümanlara karşı başlatmış olduğu savaşta feodaller taşımış oldukları öncü misyonundan dolayı yok olmaya doğru gidince. tatil yapmaktadır. geçmişteki geleneksel yapının korunmasını isteyerek. Han giderlerin yoğun hücumuyla birlikte yıkıldı. orta sınıfın yeni Orta Çağ soy-lularıyla "luiler'i arasındaki sınıfın gelip onların rejimini yıkmasıyla gerçekleşti. Bununla birlikte köylünün. Öte yandan feodalizmin Batının ekonomisinin alt-yapısını oluşturduğu inkar edilemez. ülkenin bir kaç küçük şehrinde bir virüs gibi gelişme gösteren burjuvazi toplumda gelişme gösterdi. açılan yeni ufukla kendisinin giderek ilerlediğini ve hanın gerilerde kaldığını görür. Bu burjuvazinin feodalizm ve çiftçiler arasındaki gelişmesi demektir. Feodal kapalı geleneklere bağlı ve soyluluğa inanmakta. Onun gibi olmak. şehre gelenleri bilirim. rızaya inanma onların dünyasında bir anlam ifade etmez.

gayretli. Öte yandan bütün gelişmelerden habersiz bir şekilde babasının yerine han olmak isteyen eski soylu çocuğunu okula yerleştirmek veya resmi bir işini yaptırabilmek için esnafın oğluna ricada bulunacak. maddi ve ekonomik ilerlemeyi doğurur. ve 15. Yapılan yatırım köyün hayat şeklini değiştirir. Çiftçilik ve ırgatlık yapanların 52 donukluğu ve çektikleri zahmet ile feodalist yaşam tarzının. düşüncelerin değişmesiyle değişeceğini savunuyor. 14. Bu etkili her gelişme ve değişimdir. Ancak tarihsel ve yaşamsal tecrübelerini gösterdiğine göre. bütün yorumlarını akla dayandırır. diğerlerine nazaran daha çabuk bilgi sahibi olu51 yor. Olaylarla ilgilenme oranında bilinç seviyesi artmaktadır. Geliştirmiş olduğu yeni tüketim şekliyle gelir sağlayan esnafın çocukları. Bu dünya görüşü. Hayatta ekonomik soyluluğa inanıp insani soyluluk ölçüsüne -iyi veya kötü şekliyle.göstermektedir. Giderek hayat tarzı . herkesten önce öğrenim yaparak köye. yenilikçi ve aydın görünümündedir. akıllı. Burjuva geleneklere bağlı olmadığından. Misal olarak bazı unsurların etkisi ve çevre ko53 nusundaki bilgilenmeyle şuur seviyesi artan bir kişiyi verebiliz. düşüncenin etki neticesinde değiştiğini belirtir.değer vermediğinden ayrıca ahlaki öğretilere inanmadığından. tarlalarda çalışan köylü bu kez madenlerde veya fabrikalarda çalışmaya başlamıştır. ekonomik üretime. Daha önceleri buğday ekerken bu sefer. düşünce. şehirlerdeki refah seviyesini anlamaya başlar. yaşam tarzlarının değişeceğine inanır. saydam dünya görüşü ve yenilikçi. Bu bilgi onun düşüncesinin değişmesine vesile olacağından. reformcu. medeniyete ve ilerlemeye bakışı tamamen birbirinden farklıdır. Geleneksel bina ve giyim tarzının hızla değişmesini sağlamaya çalışan tüccar ve esnaf kesimi. düşünce ve yaşama tarzıyla ilgili herşeyi değiştirmeye çalışmaktadır. Böyle bir görüş. zeki. Ardından da bütün bunlardan sonuç çıkarmaya çalışacağım. Yeni medeniyet. orta sınıfın eseri olarak. Bu kapalı geleneklerin yıkılmasıdır. Açıktır ki yeni medeniyet. Burada bir esası vurguladıktan sonra konuyu tamamlamak istiyorum. Böylece burjuvazinin gelişmesinin neticesiyle burjuvazi anlayış. yüzyılda feodal anlayışın yerine Batıya hakim oluyordu. toplumun farklı düşünmeye başlıyacağı ve böylece. her insanda bir idrak gücünün ve kültür kalıntısının bulunduğunu. devingen durumdaki bir topluma uyum sağlar. kültürün iktisadi yapının temelini oluşturduğundan. aksine onları yıkmaya çalışır. açık. öğretmen ve memur olarak geri dönüyor. Tahsil yapabilme yollarını araştırır. Kendi dönemlerinin kapandığından habersiz olan hanın bugün içine düştüğü durum budur. Bu iki sınıfın açıklığa. Köyde hayat şartlarının fazlasıyla düşük olmasına karşılık daha değişik hayat şartlarının varlığını keşfeder. Burjuva geçmişteki yıkıcı tavrının aksine. Rönesans yani Orta Çağ aleyhindeki bu yeni hareket. haberleri takip etmeye ihtiyaç duyar. pancar ekmeye başlar. ekonomik değişikliğe yol açıyor? "Marx" toplumsal ve ekonomik sistemin değişmesinden sonra düşüncenin değiştiğini savunarak. yeni üretim şekli araştırır. burjuvanın ruhunun tecellisidir. köyde kıyafet. bazan da toplumsal sebepler hayatın değişmesine vesile olduktan sonra düşüncenin değiştiği görülmüştür. Acaba düşüncenin değişmesine sebep olan unsur. Bu bilinçlenmenin akışı içerisinde yaşam şartlarının kötülüğüne karşılık. Veya şehre giderek işçilik yapar. iktisadi ve toplumsal değişime de vesile sayılabilir mi? Veya iktisadi sistemin değişmesinin neticesinde mi düşünce değişiyor? Yoksa düşüncenin değişmesi mi. Öte yandan çağdaş sosyologlardan olan "Max Weber" bunun aksine bir görüş savunarak. feodal devrenin akış açısının aksine tekniğin ilerlemesine. dinin bakış açısı ve geleneklerin değişmesiyle. Buna göre Max Weber bir toplumun ekonomik yapısının. dünya görüşü. Eşek ve katırın yerine bundan böyle arabaya binecek. ekonomik sistemin düşünceyi de değiştirdiğini kabullenmek gerektiğini vurgulayarak. açık ve dinamik bir dünya görüşüyle çağdaş medeniyetin iktisadi tekniğinin temelini oluşturmaktadır. reformcu ve gelişmeye inanan ekolüyle feodalizm devrini sona erdirdi. Ancak burjuva menfi bir duyguya sahiptir. zihinlerden geçmişi silebilmek için. geleneksel prensip ve kapılılığı bu orta sınıfın geleneksel prensip ve kapalılığı bu orta sınıfın gelişmesine yol açtı. Bunun neticesinde daha fazla radyo dinleyip. devamlı bir değişim içerisinde. Önce düşüncesi değişmiş ve ardından da yaşam tarzı. bazen insanın düşüncesi değiştiği zamanlarda yaşantısının değiştiği. Bazan da köyde çıkan maden kaynağına şehirden yatırım yapılır. Eski gelenek ve adaletler karşısında kendisini bağımlı görmez.

ekonomik yapının değişimine kadar sabretmesi gerekir tezi ileri sürülürse insanın toplumdaki mesuliyetinin varlığı inkar edilmiş olur. yüzyılda burjuvazinin şekil değiştirdiğini söylerken. bazan fikriunsur. O öldüğünde "esfelesafilin" de cehennem ateşinde yanar. Bu dünyada bir iki odalık bir yer olsa yeter! . Bu fikir feodal dönemin düşünce tarzıdır. anlayış tarzının. Alt-yapı değiştiğinde. 50 ila 60 yaşına gelmiş olmasına rağmen başını sokacağı bir evi yoktu. ortaya çıkıp şöyle diyor: "Hayır beyler! bu doğru değil. Tarih bir evreden başka bir evreye geçer. tarihin zorlayıcı unsuru içerisinde etkileyici fonksiyonunu ifa etmeli ve gayretiyle toplumun şeklini değiştirmelidir.. dindeki hurafelere. Rönesans ve Orta Çağ değişiminde sözkonusu bu iki önemli faktör mevcuttu. Katolik. Neden biz 56 yoksul olalım ve herşey onların olsun? Mesele birinin maddi durumu çok kötüydü. O yakuttan sarayları başkasına ver. ama neye yarar? En fazla on. Sen ise açlık ve çektiğin acılara karşılık ahireti elde edersin. maddi ve ekonomik sistemin değişmesinden ayrıdır. Öyleyse toplumun zorlayıcı unsurlarıyla. kilisenin halk ile Allah arasında aracı görevini üstlenmesine karşı ortaya çıkıp kiliseye itiraz ettiler ve Hıristiyanlıkta yeni bir reform hareketi başlattılar. sapmaya. dua. onun temel anlayışına işaret edebiliriz. tanrıyı küçük görmektir. Protestan ise bunun aksine. bilinçli. Çünkü bu durum meşiyet-i ilahidir. Böylece burjuvazinin 13. determinist değişme merhalesini beklemesinin yanlış olduğu ortadadır. Đşte insanın ve özellikle aydının mesuliyeti buradan kaynaklanmaktadır." diyorlardı. sanatın. 54 Ancak bu mesuliyet teorik ve hayali olmamalıdır. Bu köylü fezan kendi kendisine şöyle diyordu: "Allah'ım sen 'kim bir kaç selavat okursa ona cennetimde yakuttan bir saray vereceğim' diyorsun. düşünce ve inanç üretmesi ve toplumu istediği şekilde yoğurup. tarlaların ve sarayın onun malı olduğu doğrudur. bazan maddi yaşam tarzı unsuru bazen de toplumsal öğeler insanın değişmesine sebep olur ve onun neticesinde toplumsal sistem değişime uğrar. Protestan dininin bütün özelliklerini burada anlatmak mümkün değilse de. Her iki unsurun etkili olması halinde. şiirin. Değişti de. küfre girmiş olur. Bu dönemden sonra burjuva yani orta sınıf. Protestan mezhebi (Protestan yani itiraz etmek) daha önceki dini protesto etmek demektir. lezzet almamız için yeryüzündeki nimetleri şirin görünümlü yaratmıştır. Max Weber'in dayandığı diğer bir unsur. netice olarak Avrupa'nın düşünce yapısının değişme seyrine girdiğini söylüyoruz. zikr. dinin. Đnsan tarihin her merhalesinde. Bundan dolayı yeryüzündeki nimetleri aşağılamak. Eğer insanın düşünce tarzının değişebilmesi için. oruç. Yani eğer bir eşek gelir de "neden ben güzel bir şey olarak yaratılmadım" derse. Toplum. Toplum. Bundan dolayıdır ki. Böylece yaşam tarzının düşünceyi değiştirdiği gerçeği ortaya çıkıyor. Alt-yapı değişir. namaz ve sıkıntıdan dolayı acı çekmekle meşgulüm. Bu mesuliyet insanın istediği gibi karar alması. daha önce de bahsettiğimiz gibi dünyayı aşağılama ve riyazet yoluyla ahirete yönelmeyi tebliğ ediyordu. onbeş veya yirmi yıllık bir hayat sürer. Burjuvazi protestanı konuşuyor. Feodal dönemde din ise köylüye şöyle diyordu: "Bu dünyadaki sürülerin. alt yapıyı oluşturan feodalizmi değiştirdi. hür ve irade sahibi insan fonksiyonu toplumun değişmesine. insan bilinçli. Yeni çağın başlangıcında. yani Rönesans döneminde bu değişim unsuru Weber'e göre protestan unsurudur. Ben 50 yıldan beridir salavat okumakla. ilmi ve önlenemeyen toplumsal unsurlara sahip bir sisteme sahiptir. üst yapının. içinde bulunulan zor şartları kader-i ilahiymiş gibi gösterme şekli. yönlendirmesi manasına gelmez. îkisi hangi şekilde mevcuttu? Burjuvazi gelişti.. "Allah. yeni şekil almasına vesile olur. 14. Previdance nedir? Meşiyet-i ilahidir. aydının elinde istediği gibi yoğuracağı bir hamur değildir. (Nitekim islam'a böyle bir anlayış girmiştir. Allah'ın insanın gülümsemesinden dolayı sevindiğini vurgulamamaktaydı. toplumdaki hayat şartı değişmektedir. bilgili ve karar alabilme gücüne sahip bir birey olarak. Buna göre bir köylü de durumundan şikayetçi olursa küfre girmiş olur. Protestan yani Avrupa hıristiyan aydınlar dini 55 anlama tarzına." Bu katoliklerin düşünme tarzıdır. mevcut bütün şartlara rağmen toplumunu daha sağlıklı bir ortama ve refah içerisindeki bir merhaleye ulaştırmak için gayret gösterme sorumluluğu taşıdığı. ve 15. Genellikle onun bunun evine gidiyor "dün gece hazreti rüyada gördüm bana 'git falanın evini sevaplandır' dedi" diyordu. O ateşte yanarken sen de cennette Tuba dallarının altında rahata kavuşursun. düşüncenin. edebiyatın. duyguların ve ahlakın değişmesi kaçınılmaz olur.) Yani "Previdance".değiştikçe ekonomik düşünceleri de değişecek.

bağ ve düzenlemeler. Buradan yola çıkarak. soylu sınıfın tekelcilik anlayışı. Ve feodal devreyi destekleyen kiliseye bu anlayışla kaçınılmaz olarak karşı çıkıyor. çalışmak ve gelişmek isteyen bu ferdin önünde hiç bir din. Đsveç. köyün geleneksel dininin şemsiyesi altına sığınmıyor. güçlü ve ilerici medeniyet atmosferinde aşağılık bir insan yetiştirmiş olduğundan dolayı da yeriyor. "bireysel özgürlük" tüccarın sloganı haline gelir. maddiyata yönelmenin ve iktisadın asil görülmesinin Allah'ın isteğine uygun olduğunu ve bunun meşiyet-i ilahinin kendisi olduğunu söylüyorlardı. Bir sanatkarın yapmış olduğu tabloyu küçük görmek. dünya malının küçümsenmesine. Allah bütün bu nimetleri bizim için. mülkiyetin din adıyla aşağılanmasına itiraz ettiler ve buna karşılık mal sevgisinin. değersizdir. Đspanya. Ferdi özgürlüğün öncülüğünü yapmalarının temelinde de bu yatıyor. Avrupa haritasını zihninizde canlandırın. lezzet almamız için yaratmıştır. Öte yandan bu hareketli. manasız. bırak gitsin!" sloganı. Burjuva. Bütün bu nimetleri sadece biri için mi. Yani bırak çalsın. Saat onda trenden inip Barcelona'ya indiğinizde. düzenlemesi ve bağı olmamalıdır. Protestanlar keşişlerin cennet ve cehennemi satmalarına. bırak götürsün. Soyluların "Şahnişin"lerinden beslenmeyi kabullenmiyor. Đngiltere ve bilahare Amerika gibi ülkelerin ekonomik durumunu kıyaslayın. muhalif yorumla ortaya çıkmaktadır. Almanya. onu yapan ressamı küçümsemek demektir. Bugün bu hale geldi. eleştiriyorum. çirkin ve dünyanın kiri olduğunu söylersek. Hayvan leşi gibi pistir. ekonomi ve sanai açısından en iyi durumda olan ülkelerde. 58 Görüldüğü gibi aynı anda hem övüyorum. sınıf veya toplum engeli. geri bırakan geleneklerin yıkılmasında önemli fonksiyon oynayan feodalizmin etkisiz bırakılması yolunda etkili olmasından dolayı Övüyorum. "Beyler! Geleneklere. Geri verseniz zoruma gitmez." Đşte bu şekilde konuşan burjuva sınıfıdır. dine ve soylulara bağlı olan melanın. Protestan kilisenin insan ile Allah arasında aracı konumuna getirilmesine itiraz etti. Ekonomik güç yönünden Đspanya'dan daha iyi durumda olan ülke Đtalya'dır. Bu olağan üstü nimetlerle bezenmiş kainat sofrasından beslenmemizin ve yerin altındaki ni57 metlerden yararlanmak için toprağın karnını yarmamızın başka ne anlamı olabilir? Bütün bu nimetler kulluğu daha fazla yerine getirmek ve yaratıcının sonsuz gücünü görmek içindir. Han'ın tekelinde bulunan mülkiyet kutsallığına son verip. yoksa hepimiz için mi yarattı? Bütün ürünü." "Büyük bir dikkat. evlenmeye getirilen kısıtlamaya. Bu ülkelerin ekonomik ve sanayi yönünden kıyaslaması yapıldığında medeniyet. kanuni kural. yaratıcının bütün bunları boşuna yaratarak zahmet çekmiş olduğunu söylemiş oluruz. Eğer bütün bunların boş.15 genç çocuk ayakkabınızı boyayabilmek için etrafınızı sarar! Bu ülke Orta Çağda tıpkı Bağdat gibi. Böyle bir sıralamada Đspanya ekonomik yönden en alt sı59 radadır. sınırlamaların büyüdüğü ve yükselme oranında ekonomik yoksunluğun da varlığını . kulluğumuzun gereği şükran borcu olan ibadeti ifa etmemize sevk edicidir. değişimci. insan değerinin düştüğü. Biz ise bunu insanlık adına hümanizm amacı için yaptığını sanıyorduk. Bu itirazı kendisi için yapıyor. hem de eleştiriyorum! Neden? Toplumu donduran. kavmi engeller ve sınıfların kendi yararlarına oluşturduğu tekel sınırı gibi yerleşik sistem. kültür nurunun merkezi durumundaydı. yaşları 7 ila 18 olan 10 . çalışmasına gelişmesine engel olduğundan. Halkın arasından çıkmış. aşağı seviyedeki insan sayısında artma meydana geldiği. Bu ileri görüşlülüğe sahip olduğundan tüccarın her türlü sınırlama. Protestanlar da soyluların saraylarını destekleyen geleneksel dine karşı çıkmak ve yoksul kesimi savunmak maksadıyla ortaya çıktı. bağ ve kısıtlamadan kurtulmak için büyük çaba gösterir. burjuva sınıfı gelmiş ve başka şeyler konuşuyor. kendisi de mülkiyet sahibi olmak istiyor. Bu yüzden mülkiyetin tekelleşmesine şiddetle karşı çıkıyor. Burjuva kendisi için özgürlük istiyor. burjuva sınıfının özgürlüğü oldu. özen ve güzellikte yaratılan kainat. Bu anlayış burjuvazinin özgürlük istemesinin kaynağını oluşturur. Çalışabilmek ve kendisine kapalı tutulan yoldan geçebilmek için. soyluların menfaatine konuşacağından kuşku yok. Đtalya. Almanya Fransa'dan daha iyi bir duruma sahiptir. Bütün bu ülkeler arasında sanai ve ekonomik açıdan en zayıf ülke ispanya'dır. Amerika Almanya'dan daha üstün bir konuma sahiptir. Burjuva diyor ki: "Sana ne oluyorda konuşuyorsun? Bizi yaratan bir Allah var ve benim de aklım var. Is-panya'daki Endülüs medeniyeti dünyanın en parlak medeniyetiydi.Şimdi. kilise ve dinin emirlerinden uzaklaşmayı muhalefetin gereği olarak ilan ettiler. "Bırak çalışsın. Gümrük. sütü hanın evine taşırken bana bütün bunlar dünyanın kiridir. Ancak Yeni Çağdaki özgürlük. Fransa bunların arasında orta hallidir.

Almanya'nın da öyle. Ruhul Kudüs bizde olduğundan. Alim ve talebe ıstılahlarımız var. ekonominin zayıflığına eşit bir şekilde katolik mezhebinin güç kazandığı gerçeği ortaya çıkmaktadır." Bu Max Weber'in ortaya koymuş olduğu ekonomik ve / mezhebi coğrafyanın genel bir tasnifidir. maddi hayata. islam'da düşünce üreten olan alimler var. Alim kimdir? Alimler verasete mi dayanıyor? Hayır! Belirli bir resmi sınıf bağlısı mıdır? Hayır! Bir teşkilat üyesi midir? Hayır! Alim. Avrupa da katolik mezhebi islam toplumuyla tanıştığından dolayı is61 lamize olmuştur. sanaiye ve ilerlemeye müsaitti. Avrupa'nın düşüncesini ve yeni ilim tarzını almasına rağmen dininde kalması gibi. Bununla beraber Protestanlık. ama ruhani sınıf yoktur. Bundan dolayı burjuva sınıfı protestanlığın kuruculuğunda büyük pay sahibidir. Halk da hür bir iradeyle istediği alimden istifade eder ve ilmi derecesine inandığı bir alimi taklid eder. son yüzyıldaki savaşlar boyunca sayısız protestan öldürüldü. Amerika'nın mezhebi protestandır. Katolik mezhebiyse maddiyata karşıydı. Bunun yerine dini özgürlük ve ferdi içtiad söz konusudur. onu dünyada yaymak bizim vazifemizdir. Diğer yandan 60 Rönesans zamanında bütün Avrupa ülkelerinin medeniyet ve uyanma bilincini aldığı ispanya. 62 . Hristiyanlıkta ruhani. islam'da alim var. ve 15. bugün hepsinden daha gerilerde bulunmaktadır. düşüncesini ve hareket tarzını almasına rağmen hıristiyan kalması Tıpkı Avrupa'ya gidip öğrenim yapan müslümanların. sanai ve medeniyetle değiştirmede güçlü bir motor görevini yerine getirdiğini göstermektedir. islam'da halk öğrenci konumundadır. medeniyet ve maddi ilerleme de güç kazanmıştır. Büyük çoğunluğu katolik olan Fransa'da. Yani Đslam'ın dünya görüşüyle tanışan hıristiyanlığın. Avrupa'nın modern anlayışına göre inancını yeniden yorumlamaktadır. Alim ve alim olmayan arasındaki ilişkiyi belirleyen kurallarımız ve Islami ıstılahlarımız var. protestanların Avrupa'nın feodal yapısını. "protestanların güç kazandığı her yerde. aşağı doğru inildikçe. Öyle ki düşünce değişikliği. Max Weber'in de dediği gibi. islam'da ilahi emirlerin üstünde. hüküm sahibi bir kurum ve insanın düşünmesini kısıtlayan bir anlayış yoktur. Çünkü protestan mezhebi. Maddiyat inancını şekillendiriyordu. öğrenmede ve belirli bir seviye kazanmada özgürdür. islam'da ruhani (ulema) kelimesi yenidir ve oradan gelmiştir. ancak bunlar ruhani (ulema) bir sınıfı oluşturmaz. Aynı • şekilde ekonomik gelişmenin sağlandığı ülkelerin sıralanmasında. Bundan dolayı bu mezhep bağlıları. kendi başına araştırma yapmada. Yani burjuva güçlendiği zaman. şifa dağıtan kutsal bir nefes sahibi kimsedir. Katoliklerin güçlü oldukları yerlerde ise medeniyet. Bunun en büyük sebebi katolik mezhebinin teslimiyetçi zihniyetidir.sürdürdüğü görülür. Protestanlara karşı düzenlenen büyük katliamların ardından Fransa ekonomik bir güç sağladığında sonra protestanların büyük bir bölümü ya Amerika'ya göç etti ya da etkisiz bırakıldı. bir şehrinde üçyüz bin kişiyi sadece protestan olmaktan dolayı katlettiler. ispanya'nın mezhebi genel olarak katoliktir." islam'da ne vardı? iki şey: ilki kilise isminde resmi bir kurumu yoktu. diğerlerinden daha fazla bilgili olan kimse değildir. Fransa'da büyük çoğunluk katolik olmasına karşılık. burjuva. Avrupa'da ekonomik sistemin değişmesine vesile oldu. Oradaki mollalar "siz cismani. Öyleyse her iki şekli de mevcuttur. ispanya'nın. Burjuva sınıfının hakim olmasını sağlayan şartlar protestanlık ile uyum içerisindeydi. sanai ve ekonomi zayıflamış. Ortaya çıkan bu * değerlendirme. . Öte yandan Avrupa'da 14. biz ise ruhani bir varlığız. Bilgisi değil makamı kutsaldır. Burjuvazi Avrupa'da feodalizmin değişmesine sebep oldu ve neticede burjuva hakimiyeti sağlandı. Islamize olmuş hıristiyanlıktır. gerikalmışlıktan kurtulamamıştır. siz değil! Yani halk onlardan da bilgili olsa ruhani olamaz. islam'ın dünya görüşünü. Ancak şu protestanlık ve burjuvazi nereden kaynaklanıyor? Almanya'lı bir yazar bundan 80 küsur yıl önce beş ciltlik bir kitap yazmıştı. "Protestanlık kısaca.bilakis. yüzyılların Orta Çağda katolik mezhebi ve feodalizmle mücadele etmelerine sebep oldu. Biz Ruhul Kudüs'ün varisleriyiz. tekniğe. Kendilerini donduran. Ruhani kelimesi Hıristiyanlıktan dilimize girmiş ve "Ruhul Kudüs " ten türemiş bir ıstılahtır. gerilemiştir. sınırlayan ve geri kalmaya sevk eden mezhep aleyhinde ayaklanıyor. Yani islam toplumunun verdiği uyanıştan dolayı aydın kesim protesto yoluna gidiyor ve itiraz ediyor. Avrupa'da olsalar bile sanai yönünde ilerleme sağlıyamamaktadırlar. protestan sayısı küçümsenmeyecek derecededir. Bu seçimde kimse onu zorlamaz. Öyle ki parlak bir tarihe ve hıristiyanlığın merkezi olma özelliğine sahip olan italya bile. ben şimdi onun görüşlerini bir kaç cümleyle özetlemek istiyorum. katolik mezhebini protesto etti ve protestanlık mezhebini kurdu.

Ebu Ala Meri'nin bu şiiri. Bu Avrupa'lılar îslam ülkelerinde yıllarca kaldılar ve daha sonraları geri döndüler veya dönmeye zorlandılar. binalardan ve bu dönemlerdeki sultalardan daha değerli ve anlamlıdır. dini. cennet ve cehennemin alınıp-satılması aleyhinde. dinleri yok. islam'ın dünya görüşünü. içtihadını. kilise. / ara rejimi geldikten sonraki yıkım dönemi. düşünce özgürlüğünü. islam hükümetinin en görkemli zamanında yönetimin üst noktalarına ulaşma. kilisenin halk ile Allah arasındaki resmi aracılığına. ve 11. dünyaya önem vermek. Ebu-Ala Meri şöyle diyordu: "Halk iki türlüdür. Ancak Moğullar Irana geldikten sonra biz hem feodalizmin ve hem de katolik anlayışın sultası altına girdik. Allah ile kulun aracısız ve herhangi bir kurumun müdahalesi olmadan doğrudan irtibat kurmasını. dinin. nasyonalist düşünce giderek yeretti. italya'nın sokaklarındaki bakkal. Bundan dolayı ben çoğunlukla Haçlı Seferleri yerine "Haçlı Göçü" ibaresini kullanıyorum. hür içtihadın. . Diğer yandan islam toplumunda dini ve fikri bir merkeziyetçiliğin yerine siyasi merkeziyetçilik var. Düşüncenin. bu düşünce tarzıyla yıkmıştır. asırda yola koyulup Konstantine. Gazneli." islam'ın en güçlü olduğu dönemde Meri böyle bir şiir söylüyor. Orta Çağın ruhbanlık ve zahitlik anlayışının yerine hakim oldu. fikri. şiirleri islam toplumunda hatta dini medreselerde okunup 64 yorumlanabiliyor. kazanç ve refah içerisindeki bir hayata kavuşmak gibi dünya görüşü. dini araştırmasını. Bu dönemde > Moğollar yeniden feodalizmi. ısmarlama rejimleri ve hanedanlığı islam toplumunun başına musallat etti. Ve sözkonusu sistem veya bloklar mevcut değildir. felsefi. Halk üzerinde haksızca bir sömürü kuran kilise. pa-paizm. Tarihte ona ait bir şiirin yakıldığına veya yok edildiğine dair bir rivayete rastlanmamıştır. Batı halkı Doğu'ya gelip halkın arasında yaşamaya başladı. islam'ın düşünceye vermiş olduğu değerin açık bir göstergesidir ve kanaatimce bu şiir "islam medeniyeti" adına tarih boyunca yapılan görkemli saray. Feodalizm yıkıldı. bunları yıkan düşünceleri islam'dan aldı. Haçlı seferleri dünyada meydana gelen bütün savaşlardan farklı boyutlara sahiptir. ulema sınıfının dışındakilerinin bundan yoksun oldukları şeklindeki düşünceler aleyhinde mücadele verdiler. inancını. inancın. ve 11. düşünce özgürlüğü. akılları yok veya akılları var. ulusal hükümetlerin eline geçti.. Ancak Yeni Çağda daha sonraları siyasi merkeziyetçilik. Đslam kültürüyle bu şekilde tanışmak. Avrupa siyasi merkeziyetçiliği islam toplumundan almış ve siyasi merkezleşmeye karşı olan feodalizmi. kilisenin etkisi kaldırıldı onun yerine hürriyet. ruhaninin dini törenlerde vasıta olarak kabul edildiği ve dini özgürlüğün bulunmadığı avrupa. Burjuvazi gelişti. Bu hür anlayışla. Dünyada meydana gelen savaşlarda bir ülkenin veya toplumun sistemi ile başka sistemler savaşıyor. Filistin'e ve Suriye'ye gelip oralarda uzun süre kalıp savaştılar. araştırmasını^ neticesini bilmek için) maksadıyla Avrupa'da amacıyla koyuldular. Allah ile kul arasındaki serbest irtibat hakkının tamamen kilisede merkezleştiği. bir toplumun diğer bir toplumla savaş halindeki tanışıklığı gibi değildir.islam'da. toplumsal ve sanatsal yönetmelik yayınlayan resmi bir kurum yoktur. islam'ın bu düşünce tarzıyla etkisiz bırakıldı. kültürünü ve sosyal ilişkisini tanıdı ve Doğu'dan 10. Daha sonra bu dönemlerde sufilik. Özgürlüğü sağlamak. dünyaya tasallut etme ve dünyaya sövme gücünden yoksun bu kör adam (Ebu-Ala) şiir divanını yayınlayabiliyor. Konunun fazlasıyla uzadığını üzülerek belirtmek isterim. zayıf ve yalnız adam. Şiirleri günümüze kadar okunabiliyor. Haçlı seferlerindeyse durum böyle değildir. Bunlar savaştan sonra geri mi döndüler? Ha63 yır. Yani hiç kimsenin tanımadığı bu güçsüz. örgütsel ve hukuki statüsüne itiraz etti. Selçuk ve Moğol Türklerinin gelip bu. siyasi merkeziyetçiliğini ve ulusal birlik gücünü olarak bunları. cami. protesto etti. islam toplumu böyle bir özelliğe sahipken biz bugün bu hale geldik. Feodal sistemin yerine. hamal ve benzerleri Doğu Avrupa'dan gelen halkla birlikte yaya veya atlı olarak islam'ın güçlendiği 10. Doğu'nun yaşam tarzını. din ulemasının baskısı ve zorbalığı aleyhinde ve din ulemasının üstün olduğu. düşünce ve aklın önündeki engelleri kaldırmak (yani labratuarında araştırma yapan bir müslüman fizikçinin. Yani Avrupa yıllarca süren devamlı Haçlı Seferleri boyunca Doğu toplumlarıyla olan ilişkisi neticesinde.. kanuni. toplumuna hakim olan feodal sistemin yerine koydu. Ya dinleri var... Bundan dolayı kısaca sonuç çıkarmaya çalışacağım. akli. Feodalizmi. kabile sultanlığını Avrupa toplumundan kovup. yüzyılın sosyal sistemin yöntemini aldı Ve bu yöntemle Avrupa'da feodalizm aleyhinde. dini bağımsızlık ve dini araştırma yapabilme serbestliği getirildi. zühd anlayışı büyük bir yayılma gösterdi ve islam toplumunda (tıpkı hıristiyanlıktaki gibi) sadece ahirete yönelme eğilimi yaygınlaştı.

islam'ı zühd ve inzivaya iticek. teknolojiye. üzerinde "Allah" ibaresi bulunan bir sahte etiketle satıldığını görmekteyiz. mahzen. yeni ticari yolların açılması. Misal olarak: Dinar. Benim bu kitap ve diğer eserlerde gördüğüm kelime sayısı iki bini geçiyor ve bu kelimelerin ve ıstılahların tamamı islam'dan Avrupa'ya girmiş Bu kelimeleri. kervansaray. uzlet. kerrabe (arp. burjuvanın gelişmesiyle ve Islam ülkelerinde üretilen araçların etkisiyle feodalizm tamamen etkisiz bırakıldı. Hıristiyanlık ise halka sürekli dünya nimetlerinin kötülüğünü anlatmıştır. ve 15. islam toplumundan alınca ufukları genişledi. Bu kitapta Alman hanım çok güzel bir yöntem kullanarak. konuşmacıların sohbetlerinin büyük bölümünde islam'dan Alman diline girmiş olan ıstılahları çokça kullanıyor olmalarına değiniyor. yüzyılda coğrafî keşifler.. Bu yüzden camilere sıra gelmiyor ve hatta buraları aşağılıyorlardı. Yüzde üç veya dördü felsefi ıstılahlardan oluşmaktadır. Ya ticareti malları veya ticari meseleleri kapsıyor. Gazneliler döneminde saray bağlısı binlerce han islam toplumunda boy göstermeye başladı. Kuşkusuz bu islam ekonomisinin etkisinden kaynaklanıyor. midenin aç olmasını öğütlüyordu. Ondan sonra daha çok ticareti ilgilendiren teknik ıstılahlar var. Kimya gibi. Bu evrensel dünya görüşü islam'la tanınmıştır. tasavvuf. Avrupa'nın kapalı toplumu açılma sürecine girdi. Mahzenlere büyük eşyalar bırakılırdı Pek çok çeşit orada toplanırdı. Bunlar Moğulların islam toplumuna bıraktığı armağanlardı.) etiketine karşılık. Bu.Moğullardan sonra islam adına oluşan mezhep bir nevi katolik mezhebinin aynısıydı.. Veya bugün her çeşit eşyanın bulunduğu mekana "pazar" demeleri gibi. Tahran'da satılan malların üzerindeki (Mede in. Karınları açlıktan guruldadığında büyük bir yaptıklarını sanıyorlardı. büyük pazarlar ve uluslararası ticaretin Avrupa'ya yayılması devri başlayınca. Mesela "elcebri" arabçadaki "el" ekiyle birlikte kullanmaktadırlar. şişe) gibi. Kuşkusuz bütün bu kelimeler. Bu kelime Avrupa'da "meğzen" olarak kullanı66 lırken Doğu"ya gelince "mağaza" oldu. bir dile iki fransızca kelime girdiğinde çoğu insan farkına varır. Hatta Avrupa'da bir haçın. teknolojik. Fransızlar şimdi kervansaraya "lökervansaray" diyorlar.. kitabına akıcılık kazandırıyor. Ruhbaniyet. konuşmacıların daha çok arapça. kenara çekilme. Asya'ya ulaşmış. Bir kahvede bir hanımın arkadaşıyla sohbet etmesini aktaran yazar. Kilisenin zühdü ve riyazet aleyhinde yazdığı ve yayınlattığı eserinin ismini Kur'an'dan alarak "Yeryüzü Maideleri" koyuyor. elmas ve buna benzer pekçok kelime değişik şekillerde Alman diline girmiştir. Nehirlerde taşımacılık yapabilmek ve denizlere açılabilmek için gerekli olan pusulayı. Bu ilişkinin neticesinde. Bir Alman hanım "Allah'ın Güneşi Batının Çehresini Parlatıyor" isimli bir kitap yazdı. inzivaya çekilme anlayışı yayıldı. saraylarda oturan hanlar bu kez camilere yerleşti. Bir önceki dönem. 14. Bu kelimelere bakıldığında islam ekonomisinin Yeni Çağ veya Orta Çağın sonlarında Avrupa'daki ekonomik etkisi daha iyi anlaşılır. Andreo V. . Bu kelimelerin yüzde sekseni sadece ticari terimlerden oluşuyor. riyazet.. Fransız kültürünün bunca etkisine rağmen. maddi hayata. dünya görüşü ve dünyadaki hayat tarzını daha iyileştirme dönemiydi. Amerikan’ın keşfi. Avrupa'da burjuva kendi yaptığı . . farsça veya türkçe konuştukları halde kelimelerin Almanca olmadığından bile habersiz olduklarını yazıyor. ekonomik hayat muhalif bir duruma sürüklediler. ekonominin seviyesini ve kaynağını göstermeye yetmektedir. Bunlar ticari araçlardır. Bunlardan yüzde onu ilmi kelimelerdir. Çünkü padişahlar ve Moğul komutanları saray65 larında benzersiz ziyafetler veriyorlardı. Ancak daha sonraki sistemler. göçler. Ama bu iki bayan iki saat boyunca Almanca konuşuyor olmalarına rağmen kullandıkları kelimelerin Almanca olmadığını fark edemiyorlar. e bakın. Ve Lisbon'dan öteye yol olduğu67 nu ve Avrupa'dan başka dünyaların da bulunduğunu anladılar. limanlar. Kahvehane. içe çekilme. islam'da ruhbaniyet. ticari.'Hıristiyanlık bilgi nurunu yakalayabilmek için. islam'ın devamlı olarak yeryüzündeki nimetleri üstün gördüğünü anlatmayı hedefliyor. kervan. bazar. dünyadan rahatsızlık duymak gibi düşünceler Moğullar döneminde islam toplumuna kültür ve dini ruh olarak giren özelliklerdi.Kelimenin başındaki "lö" onların malıdır. ilmi ve felsefî terimleri belirlemek için sıraya koydum. Bu hanım yazar kahvede iki Alman bayan arasında geçen iki saatlik konuşma süresince.. mağaraya çekilme. Bu süreç içerisinde camiler ya yıkıldı veya tamamen terk edildiler. Doğu ve Batı'nın ticari etkileşimiyle.

taklit mallarını üzerine Doğu'nun etiketini basarak satıyordu. Biri servet yani iktisad. Öteyandan dindeki . özellikle Iran ve Buhara ya ait sikkelerin bol miktarda bulunması Batının Orta Çağda feodal ve kapalı bir toplum halindeyken. Sözkonusu haç örnekleri bugün Paris'te bulunmaktadır. "işte bundan dolayı katolikler dünya görüşünü islam' dan aldığı zaman protestan oluyordu. "Dünya ahiretin tarlasıdır. 70 Bununla da anlaşılıyor ki. Hiç kuşkusuz bu yeni açılım dönemi. Haçlı seferleriyle birlikte başlayan protestanlık harekatı ve üstyapının yıkılması hareketi. Avrupa'nın dünya görüşünü ve feodal yapısını değiştirme sürecini hızlandırdı. katolikler aleyhinde protestanlığı da oluşturmuş ve onu aleyhte ayaklandırmış da değildir. Din. ve ahlaki 69 fesattır. diyor. duygu ve ekonomi temellerine dayanır. bir toplumun ekonomik yönden kalkınmasını. gelişmesini sağladığı ve sosyal adaleti sağlayabilmek için gerekli tedbirleri aldığı zaman var olur. ve 12. bir ticari ve iktisadi medeniyettir. takammüle ulaştırılmasıdır. yüzyılda Haçlı seferleri sonucu islam toplumuyla olan ticari. cehalet olur.. Bu dine ait sikkelerin geçmişinden anladığım kadarıyla. Bugün Doğu'ların düşmüş olduğu gülünç durumu. Max Weber'in de söylemiş olduğu gibi Avrupa'nın gelişip. Cehalet fesattır ve fesat da sınırlama. uzun yıllar bilincinde olmadan yaşadı. neden? Çünkü islam. Ben Hindistan'da bulunan islam'dan etkilenmiş "veda" kitabına sahip hinduların sikkeleri üzerinde araştırma yaptığımda bu dinin de Islamize edildiğini gördüm. Fakirlikten cehalet doğar. küçük tezgah yapısına dayanması ayrıca şehirlerin kalbini oluşturan islam toplumunun yoğun uğraşları arasında olan pazar hayatının zenginleştirilmesi için büyük gayret gösterdi. Bu üç kelime iktisadi servet manasındadır. Avrupa'da böyle büyük bir medeniyetin kurulmasına ve ülkeyi saran kapalı devrenin yıkılmasına yolaçtı. Yani burjuvazi. Ahlak. Bu "fakirlikte Allah'ın rızası var" denilen dinden farklı bir dindir. yani bir toplumun alın yazısı. Nitekim bu din de ekonomik hayata. şehir hayatı. Ve protestanlık. Din dünya görüşüne sahip olduğundan. Ekonomik asalete de sahip olan bu altyapının. işte bundan dolayı Lui Garde şöyle diyor: "Esasen îslami Medine toplumu. el sanatlarına. Batıdaki altyapıyla farkı nedir? Farkı şudur: islam'da ekonomi bir araçtır. Öteyandan Avrupa'da özellikle Stokolm şehrinde yapılan kazılarda islam ülkelerin. çalışmaya ve gelişmeye muhalif motiflere sahiptir. din değil. olgunluk ve tekamül sadece ekonomik bir servet ve güç sahibi olan toplumlarda bulunabilir. Bu idealizm manevi bir tekammüldür ve doğrudan tabii realizme. Ahirette yeniden başlama. Her iki unsur da tamamen Haçlı seferlerinin sonucu olmuştur. değişmesine. islam dini. Han ve köylü arasındaki dengesiz çelişkilerin içinde büyüyüp gelişen burjuva orta sınıfının oluşması 10. Çünkü fakirlik olduğunda. "Bir eve fakirlik girerse. burjuvanın gelişmesini. insanın midesi tok olmalıdır. bir dünya görüşü ve ekonomik asaletten oluşan güçlü bir alt yapıya sahiptir. islam'da. Bunu ben söylemiyorum. başlayan ticaretin ve ekonomik ilişkilerin boyut ve etkisini göstermektedir. Ve açıkça islam'ın ekonomik risalet olduğunu resmen ilan ediyorum. yeni şekil almasına etki eden unsurdur. onarma imkanı da yoktur. islam'ın evrensel ve dünyayı düzene sokma görüşüdür. toplumsal hayatın hareketlilik kazanması. din öbür kapıdan çıkar". Ali (a. burjuva ve protestanlığın gelişmesi böyle bir anlayışı ortaya çıkarmış da değil. Rönesans Yunanların altın devrine geri dönüş veya Yunan ve Roma devresine yeniden dönme değildir Bu unsurlar yeni medeniyeti oluşturmadığı gibi. Allah maddi ve tabii olgularda aranır. Kur'an'da üç kelime var. asıl hedef insanın eğitilip. teknik ve ilmi etkilenmesine dayanır. ticaret ve göçlerin neticesinde oluşmuştur. Ekonomik bir asalete sahip olan bir dindir. burjuva orta sınıfın gelişmesi. Batı. Bundan dolayı ben islam'ın meteryala dayanan bir idealizm olduğunu söylüyorum. ekonomi ve ticaretle uğraşan kesim Hindistan'ın soylu ve zengin sınıfıymış. Ahiret yani hayatın felsefesi. bir milletin alınyazısı." Jeoloji uzmanı Debr de şöyle diyor: "islam gelip Kuzey Afrika'dan Körfeze kadar olan geniş bölgeleri kontrolüne geçirdikten sonra topraklarda tarım azaldı. Bu ne demek? Yani dünyasını bozan ahirette bir risalet sahibi olamaz. 11. dünya görüşünün ve dine bakış açısının gelişip. insan türünün alınyazısı. ekonomik.s. Batılılar bu "Allah" ibaresinin dini bir mefhum olduğunu bilmediklerinden. Ekonomik bir refah seviyesi olmayanın dini ve maneviyatı da olmaz. Kapalı feodal sistemin yıkılması. maddi hayat manasındadır. Orta Çağın 68 sonlarına doğru hıristiyanlığın Islamize edilmesini sağladı. Maddi hayattaki amelinin neticesi olmalıdır. biri hayr ve diğeri de Allah'ın fazlı." Ebuzer. tıpkı doğudan gelen Kılıç ve diğer malların üzerindeki etiketi kopya ederek tüketiciye malın Doğu dan geldiğini ispatlamak maksadıyla haçın üzerine "Allah" ibaresi bulunan etiketi vurabiliyorlardı. Ekonomik sistemin değişmesine yol açan unsur yani burjuvazi. Bu benim savunduğum görüştür..) söylüyor: "Maddi hayatı olmayan' içim nur doludur' derse yalan söylemiş olur. yani tekamül. toplumun ticarete.

ihya ettiler. dolaylı olarak kapitalizmin uyanmasına ve akıllanmasına vesile olmuştur. Bir bilgin. Avrupa aydınları dine giren fazlalıkları protesto ettiler. bunun hangi tarihi diyalektikten etkilendiği toplumsal inkılapların ve sınıf değişimlerinin ne şekilde geliştiği konusuna girdiğinde büyük bir yorum gücüne erişir ve patlama noktasına gelir. bir unsur. isa'nın kurduğu dinin düşüncesini. ploterya sınıfının uyanıp. Toplumsal ideallerin. ilmin cebri iticiliği ve tarihi hedefin yüklediği misyonla karşı karşıya gelir. aksiyon. ilerleme ve yapıcılığa kaynak yapabilmek için. Ve kendisi hakim sınıf olur. O da "Kapitalizmin akıllanması" şeklinde yorumlanan meseledir. Diyalektiğin zorlayıcı tezadıyla. işçi sınıfının bilinç kazanması ve sınıf öncülüğünün parti ismiyle yürütülmesi. kendi aleyhindeki sınıfı etkisiz bırakır ve inkılapçı bir tavırla hakim sınıfı yıkar ve daha sonra kendisi yönetime gelir. bir toplumdaki dini kaldırmaya çalışıp. kapitalizm sınıfı da aynı şekilde ve aynı ilmi kanun doğrultusunda. ideolojik ve ilmi bir meseleden bugün hususen üçüncü dünya ülkelerini yakından ilgilendiren tamamen pratiğe ve gerçeğe dayanan bir meseledir. bakış açısını değiştirdiler ve dini yeniden yorumladılar. Neden? Bir yazarın dediği gibi Marxsizm. Yani prbler sınıfın tarihi felsefeyi ve diyalektiğin tarihteki fonksiyonunu öğrendikten sonra bilinçlendiği. ütopyadan ve büyük idealleri dondurmaktan öteye gitmez. Bu esas doğrultusunda hakim sömürgeci sınıf. hedefe ulaştırabilir. yani bu son sistemdeki kapitalizm sınıfı da. Kuşkusuz kendi smıfı da. uyanıp. Bunun boyutlarını kav*) Çünkü bu mesele teorik. yani reform yoluna gittiler. bilinçlenmenin ilmi bilgilenmeye vesile olan unsurunu. dialektik inkılabı ve tarihin zorlayıcı seyrini bu sınıfın menfaatine yönlendirip. adaletin. tarihin seyrini inkılap yolundan saptırmak ve bu unsurları kendi sınıfının devamı yolunda kullanmak imkanına sahiptir. Aksine geleneksel dini görüşün değiştirilmesi sayesinde meydana geldi. Buna göre kapitalizm devrime sebep olan önemli bir unsurun "rekabet" olduğunu ve bu unsurun ekonomide . bilinçlenmesine vesile olduğu kadar. Eğer böyle bir yönteme kalkışsalardı. aydınların kendi ideallerini gerçekleştirmek için. Marx'ın da inandığı gibi. topluma hakim olan dinin gücüyle birlikte adaletin. sınırlama. bir tarihçi veya bir feylesof. dinin yorumunu anlaşılma biçimini ve tarzını değiştirmeli. Avrupa'daki tecrübeler. karşısında yeni bir tehlike görür. aydınların din unsurunu bir kenara itmediğini gösteriyor. bir ekol hadiselerin seyrini değiştirmek yoluna gittiği şekilde. 72 KAPĐTALĐZMĐN AKILLANMASI Şimdi defalarca işaret ettiğim ancak ayrıntısına girmediğim bir meseleye değinmek istiyorum. Yani Kapitalizm akıllanıyor. bilinçleniyor. Kapalı toplum oluşturmaya aracı tutulan dini. bu sürede hangi unsurun inkılabın akışını onun lehine şekillendirdiğini anladığı. **) Şivardzın sozkonusu ettiği ıstılah şudur: "Le Capitalisme Se Ra-tionalise". inkar etmediler. karşı taraf yani düşman "da aynı şartlar altında bilinçlenir ve süreci kendi lehinde değiştirebilmenin yollarını araştırır. sosyal ve sınıf unsurunun onun varlığını tehlikeye soktuğunu ve hangi tarihi akışın. Ve mümkün de değil. Öyle ki Avrupalı aydınlar dinin bakış açısını değiştirip. hareket kanununu ve tarihsel evrimleri kendi »sınıfını korumak. ve amil olarak. dini olumsuzlayıp. Kapalılık. kuşkusuz kilise onları halkın karşısında etkisiz hale getirecekti. bir reformla yenilediler. yeni medeniyetin gelişmesinde büyük bir rol oynamaktaydı. ilerlemenin ve gelişmenin gerçekleşmesine sarfetmeliyiz. 73 ramaya başladığı an. Mümkün olsa bile en az yüz asırlık bir çalışma gerektirir. insanın bilinçlenmesi. tutumun ve hangi sınıf irtibatının hakim sınıfı ve kapitalist sistemi kesin bir patlama noktasına getirdiğini ve bu yoldaki tehdit unsuru olduğunu anlamaya başlar. hangi etkenlerin kapitalizmi içten yıkmaya vesile olduğunu anladığı gibi. Ortaya çıkan bu gerçekler. toplumsal şuurlanma.zaaf noktasını oluşturan geleneksel hurafelere ve sapmalara karşı başlatılan protesto hareketi. tarihin değişim kanununu araştırdığı. hurafelere itiraz ettiler. dinin inkarına bağlı gören aydınların bu düşüncesi bir ütopyadan başka bir şey değildir. toplumun bütün kabiliyet ve yeteneklerini. donukluk ve yokolmaya vesile kılınan dini. yorumlanmalıdır. hürriyetin ve ilerlemenin dini bir toplumda gerçekleşmesini. Bu analizden de anlaşıldığı gibi. Yeni medeniyet dinin terk edilmesi veya protestosuyla oluşmadı. kitleleri dinsizleştirme hareketini başlatmasının büyükbir facia olmakla birlikte herhangi bir neti71 ce sağlanamayacağını da ispatlamaktadır. hangi tarihi. Bundan dolayı bu mesele ayrıntılı olarak incelenip. Böyle bir yol.

işçilik sayısal yönden yoğunlaşır ve tıpkı sudaki sıcaklığın uğradığı keyfiyet değişikliğinde olduğu gibi bir değişim oluşur. suyun keyfiyeti (yoğunluğu) de farklı olur. işçi sınıfının devrimine gerekli zemini hazırlayacak unsurları ortadan kaldırabileceği gibi. Örnek olarak bir şiiri tek başınıza okuduğunuzda. işçi -işçi genel manasıyla çalışan sınıf sömürülen sınıf manasında. Meydana gelen bu krizde sermayedarların işçileri işten çıkarması da kaçınılmaz olacaktır. küçük sermayeli tüccarların yerini büyük sermaye sahibi sanayicile*) Bu fizikte de görülmektedir: Misal olarak hareketin sudaki kemmiyeti (miktarı) artırıldıkça. işçilerin çalışma alanı birlikte yaşadıkları atmosfere de yakındır. Eğer dikkat ettinizse fabrikalarda çalışanların dışında. Yani rekabeti ortadan kaldırır." Keyfiyet ve kemmiyet. Daha önceleri 10 veya 20 kişilik gruplar şeklindeki iş yerleri olmasına karşılık. büyük fabrika sahipleri milyonlarca dolar karşılığında üretmiş oldukları ürünü yakmak veya denize dökmek zorunda kalmayacaklardır.yani köylü dağınık olduğundan eşit şekilde baskı görmez. Kemmiyetin artması keyfiyeti de değişmektedir. duygusallığı. keyfiyeti (yoğunluğu) de değişir ve buharlaşmaya başlar. düşünce alışverişi yapmalarına ve fikri tartışmaların çıkmasına vesile olacağından. tarım ve feodal yapı sistemini geri plana iter ve iş gücünün sayısal yönden yoğunlaşmasına vesile olur. okullarda toplu olarak eğitim gören öğrencilerin bilinçlenme sürecide hızlı olmaktadır. zihinlerindeki kargaşa ve yoğunluk süreklilik kazanır. işçilerin birbirleriyle sürekli temas içerisinde olmaları neticesinde bilinç seviyeleri artar. Suyun sıcaklığı yüz dereceye çıktığında. Ve sebebi de keyfiyetin belirli bir safhaya ulaşmasıdır. . uyanış veya işçi sınıfının bilinçlenmesidir. Bu yoğunluk gün geçtikçe de artar. 76 rin almasıyla birlikte sermaye birikimi ve ardında işçi yoğunluğu meydana gelir. 19. sanai sisteminde işçiler yan-yana toplu olarak çalışıyorlar ve bazan 500 metrekarelik bir alanda 2 bin 3 bin işçi topluca çalışabiliyor. kazancı düşüreceği. ancak işçi sınıfı onu uyandırabilir. holdingler ve Ortak Pazarlar kurar. Bu kemiyetin değişmesidir. Büyük talebe karşılık az bir arzla piyasayı dengelemeye çalışıyorlar. Bu yoğunluk onların bilinçlenmesine vesile olmaktadır. Bu değişimin ismi. Şirketler. Đşçi sınıfının devrimini hızlandıran unsurlardan biri dialektiki bir esastır: "Keyfiyet ve kemmiyettir değişimi. bu şiiri bu keyfiyetle okumasının yerine şimdi bir grup toplanmış ve aynı şiiri aynı key75 fiyetle okumaktadır. Bu gerçekler ışığında. heyecanı arttırır ve bütün bunların düşünceyi etkilemesi ortamını doğurur. kendiliğinden bilinçlenemez. bunun neticesinde ekonomik buhran ve işsizlik doğuracağını ve bu olumsuz platformun işçi sınıfının devrimine yol açacağını anladığı zaman. Sınıf sisteminde de durum buna benziyor. Bu süreklilik anlaşmalarına. y. sorunun hızlı bir şekilde programlanabilmesi.şişmeye yol açarak kapitalizmi zorlayacağını. Köyde bir tarlada köylüler 100 bazan 200 metre aralıklarla çalışıyorken. o da -tıpkı Marx'ın inandığı gibi. kadar etkilenmezsiniz. insanların bu şekilde biraraya gelmeleri. Ancak piyasaya bol miktarda malın sürülmesinin. bir grupta okunması. 74 bütün bu unsurları ortadan kaldırabilir. Bugün hiç bir zaman 1920 ve 1925 yıllarındaki hikayelerde anlatıldığı gibi. yakınlaşmaları ve yoğunluk oluşturmalarının sebebi bir iş merkezinde veya hayatın herhangi bir safhasında ortaya çıkan şartlardan kaynaklanıyor. Buna göre kapitalizmin sanayi sisteminde. Gruptaki duyguyu. Bunlar belirli bir süre toplu halde duruyor ve daha sonra evlerine dağılıyorlar. 100 küçük sermayeli tüccarın yerini beş büyük sermayeli sanayici alınca işçinin sayısı yoğunluk açısından büyüme gösterir.bütün bu unsurların işçi sınıfının devrimine vesile olduğunu kabullenmektedir. Diğer bir ifadeyle. Sanai sistemi ve kapitalizm teknolojisi gelişme gösterdikçe. Halbuki feodal sistemde işçi -çalışan sınıf. hatta kazancın işçi masraflarına bile yetmeyeceği düşüncesiyle. bunları değiştirebilir de. onda sınıf bilinci gelişmez veya geç oluşur.toplu olarak baskı altındadır. bizim de hissedebildiğimiz toplumsal ve sosyal bir kanundur. krize sokan ve bununla birlikte proleterya sınıfının devriminin hızlandırıcı unsurlar doğurmaktadır. Yani iki üç kişinin oturup. Bu şekilde şiir okunuşu. ona öncülük yapar ve onu sınıfı konusunda bilinçlendirir" demesi kemmiyete ve köylünün iş yerinde tıpkı işçi gibi sıkıştırılmamasına dayanıyor. heyecanı ve etkiyi meydana getiren özel durumu ne oluşturuyor? Kemmiyet artmıştır. Böylece bu ekonomik seyir içerisinde işçi sınıfının kozasını örmeye başlamasını engeller. Rekabetten dolayı iki sermaye sahibi aynı cinsi fabrikasında bol miktarda üretiyordu. Buna ek olarak evleri de yanyana olabiliyor. Bunlar kapitalizmin varlığını tehlikeye.y^'da Marx'ın "Köylüler inkılapçı bir sınıf olamaz. üretilen malın büyük bölümü yakılıyor veya denize dökülüyordu. Burada kemmiyet keyfiyete dönüşür. devrimin keyfiyeti. Marx bunu toplum biliminde sözkonusu ediyor. Buna karşılık dağınıklık ve perakendelik bu bilince zemin oturtmakta veya bu akışı yavaşlatmaktadır.

79 Proleter sınıfın devrimini kolaylaştıran en büyük zorlayıcı unsur onun bilinçlenmesiydi. Küçük sermayenin yerini büyük sermayeler aldığından. Öyle ki bizzat Fransa'da proleteryanın sağcı partilere oy verdikleri. Kavimlerin çeşitli olması. dondurucu hurafeleri ayakta tutan bir dinin varlığı veya benzeri unsurların bulunması harekete vesile olmamaktadır. Büyük bir alanda birbirine en az üç kilometre uzaklıkta bulunan bir çok işçi yerleşim sahasının bilinçli bir şekilde yapıldığını görmek mümkündür. karşısındaki gücü. Tarihi seyrin böyle değişime uğramasının en büyük sebebi sermayedarların kendisini tehdit eden unsuru iyi tanıması. gücünü. göstergenin şiddetli bir şekilde sağa kaydığı görülür. Bir sınıfın bilinçlenmesini köreltmek. anlaması onu harekete yöneltebilir. Çünkü bugünün sermaye sahibiyle. Bu yüzden fabrikaların yakınında bir işçi mahallesi. durumu realistçe yorumlayıp hadiselere hakim olabilmesine. genellikle bütün fabrikaları tek bir merkezde topluyorlardı. ancak fakirliği hissetmek böyle bir harekete kaynaklık yapabilir. karar alabilme kabiliyeti kazanmasına. şartları. yeğenin amcasını. yüzyılda böyle bir gelişmenin sözkonusu olmadığı görülüyor. tez ve antitezin birarada çelişkisiz ve problemsiz bir şekilde yaşadıkları donmuş sayısızca diyalektik var. yüzyılda işçi sınıfının devrim yapabilmesi ihtimali çok büyüktü. Öyle ki zaman geçmeden gündeme geldi ve sonuç elde edildi. Diyalektik hareket eder. Hiç kimse sermaye sahibinin bütün bu unsurlardan haberdar olmadığını söyleyemez.la kıyaslandığında. Ama artık böyle yapmıyorlar. işçilerin kaldığı yerleri de çalışma merkezinden uzak ve ayrı ayrı düzenliyorlar. devrimin hızlanmasına sürecine girmesine ve diyalektiğin hareket kazanmasına sebep olduğu açıktır. Ancak şimdiki durum 19. Bir sınıfın bilinçlenmesi. Fransa ve italya'da seçim tablosunda sağa mı sola mı meyilli olduklarının rahatlıkla gözlenebildiği söylenebilir. dünün bakkalı arasında çok fark var. Topluluklar ha77 linde bulunmanın kazandırdığı bilinç unsuru da. onların raporuna göre hareket edebilir. Yani daha önce de söylediğim gibi yoksulluk tek başına harekete vesile olmaz. Bir sınıfın ezilmesi. tarihin akış seyrini değiştirmektedir. yüzme havuzları ortak. ikisinin arasında ise genellikle parlaklar. çalışma merkezleri. yoksul. Bütün bu unsurlar. sinemaları. çalışma merkezlerini dağınık yaptıkları gibi. Bilindiği gibi Batı kapitalizmi bu başarıyı elde edebilmiştir.y. Halbuki diyalektik gereğince. Yani her yerleşim alanındaki grup kendi sinemasına.. atmosferi. filozof. sınırlayıcı. Bir sanayi merkezi veya şehri oluşturuluyordu. işte kapitalizm işçi sınıfının konsatisyonunu ve beraberliğini bu şekilde önlüyerek. işçilerdeki şuurlanmanın ve yoğunluk platformunun meydana gelmesini engellemesidir. Dayıoğlunun teyzesini. sınıf devriminin gerçekleşmesi için gerekli şartları oluşturur. onun topluluğundan kopuk bir şekilde yaşamını sürdürür.bir düşüncenin veya haberin bin. bir nevi akıntıya karşı koyabilmenin yollarını araştırır. istediği gibi sosyolog. Doğal bir ilişkinin. Eski çalışma atmosferinde. Yani ezilen sınıf. Yaşam şartları zayıfladığı Fransa'nın ekonomisi savaştan veya başka bir sebepten dolayı çökme gösterdiği zaman seçim tablosu sola doğru kaymaktadır. meseleleri daha iyi kavramasına vesile olmaktadır. tarihin akış seyri içerisinde proleter sınıfın devamlı bir şekilde sola yönelmesi ve bunun devrimle neticelenmesi gerekiyordu. boş araziler ve kullanılmayan sahalar bulunur. Fransa'da hayat şartları biraz iyileştiğinde seçim tabloları sağ partilerin ağırlığın somut bir şekilde gösteriyor. Eskiden kalma bir çok sanayi merkezinde. bilgin ve hatta "sosyalizmin büyük teorisyenleri" olan Marxsizm uzmanların emrinde çalıştırabilir. şehri ve merkezi kuruluyordu ve işçiler burada topluca yaşıyorlardı. bilinçlenmesine. ingiltere'de olduğu gibi. tarihin doğal kanunu karşısında. y. Diğer bir yerleşim alanında yine aynı sınıftan olan bir topluluk. ploterya kesimi ve başka bir tabirle Marx'ın bahsettiği Avrupa işçi sınıfı sağa yöneliyor. Ama yapılan 78 saptamaların tersine tarihin yönü değişime uğramıştır. arasıra ziyarete gitmesinden başka bir şekilde ilişkileri olmaz. onu harekete zorlamaz. Buraların birbiriyle ilişkisi de olmaz. kendi sahasında alım-satımını yapar ve kendi sınırları içinde yaşamını sürdürür. düşünce alışverişinin oluşması güçtür. sınıfının özelliğini ve ihtiyacını anlamasına. son zamanlarda fabrikalardan yaklaşık 2-3 kilometre uzaklıkta yeni işçi yerleşim sahaları yapılıyor. spor salonuna gider. Ancak 20. bilakis ezildiğini hissedip. ikibin veya beşbin kişilik bir topluluğa kısa bir zamanda yayılması kolaylaşacaktır. Meydana çıkan bilinç neticesinde herkes tehlikenin boyutlarını görür ve kendisini ona göre hazırlar.. enerjisini örgütleyebilmesine sınıfının bilinçlenmesine muhalif güç karşısına daha kararlı bir şekilde çıkmasına. Spor salonları. saptırmak veya ertelemek nasıl . Daha önce de belirttiğimiz gibi 19. plajları ve yaşam şartları ortaktı. uyanmasına. Bununla birlikte.

aç olmanın açlığı anlamaya yetmediğini görürüz. yoksulluk ve sömürünün farkına varacaktır. onun gerçek ve lüks gideriyle kendi durumunu karşılaştırdığı zaman yoksullluğun ve sömürüldüğünün farkına varır. böyle diyordu. değeri dört tümen bile yapmayan eski bir masanın arkasında oturduğu görülürdü. üretimin az olması. Allah'ım şükürler olsun. diğerlerinin düşünce kapasitesini görebildiğinde ne kadar bilmediğini farkeder. şu eski masanın ardına büzülen Hacı Ağa'dan . ahlak ve maneviyatla yorumlamaya çalıştığı aklı ve kurnazlığından başka bir şey değil) büyük bir şehrin gelirine sa82 hip olan bir tüccar eski yamalı elbiseleriyle küçük ve bazen karanlık bir hücrede. nede sınıf tezatı? Varlıkta mı? Üretimde mi? Gelir de mi? Hayır. din ve ahlaktan kaynaklanmaz. Tamamen açıktır ki. Öyle olduğundan bir çorbayı yoğurt ve ekmekle yiyor ve "hayatın hiç bir değeri yoktur!" diyordu. Veya açlığı hissediyor. aldıklarını. onu nasıl önleyebileceğini de bilir. yediklerini. Bir insanın aç olduğu halde. ama kendisinden bilgililerle karşılaşıp. Böyle bir hastamız olsaydı ne yapardık? Şükürler olsun ki. durumunu kıyaslama imkanı olmayan bir yoksulun en üstün durumda olduğunu sanması da mümkündür. giydiklerini. "Bu ne haldir ki. ZITLIK Yoksul insanın yoksulluğunun farkına varmasının sebebi. Ortaya çıkan bu gerçeklerle. Tüketememek nasıl anlaşılır? Sınıf tezatı. Kendisini tamamen kaybetmişti. bu bir tür kapitalizm aklıdır. her yanı toz ve toprak kaplamış. Zira kapalı bir atmosferde yaşayan bir insanın dört kelime bilmesiyle kendisini bütün alimlerden daha bilgili görmesi nasıl mümkünse. ezilme ve sömürülme gibi göze görülebilen gerçeklerdir. Öyleyse yoksulluğunun bilincine vardıkça. açlığın anlamını idrak edemediği gibi. Ancak benim yoksulluğumun bilincine varmama ne sebep olmaktadır? Toplumsal açıdan tecrübe edersek. Tahran'ın boğucu Ağustos ayında doktorun. Gerçi onun dış etkisi. Bu yüzden bir nevi kılasik burjuva geleneğini yansıtan pazarımızda geçmişte (onların durumunu ahlak veya dini bakış açısına yamamak istemelerine rağmen. diyeceği bir hastamızın olmamasından dolayı şükretmeliyiz. Asıl mesele. onun şartlarına sahip olan herkesin onun sahip olduklarına sahip olmasıdır. Neden? Yanında oturan Mirza beyin elbiselerinin onunkinden daha değerli olduğunu vurgulamak için. kapitalizmin din. fakirliğini ve açlığı anlayamam ve durumu tanıyamam. 80 grulduyor ve açlığı hissediyor ama o açlığı hissetmiyor. yoksulluk. yokluğu oluşturan en önemli fonksiyy lun tüketim biçimi oldusu ortaya çıkıyor. hastalık. Onun gibi olanların neyi var? Zira o. Karnı açlıktan *) Bilinçlenme bir zihni meseledir. giyecek gibi asıl giderlerin yanında. Esasen aksini düşünmüyor bile. tattıklarını ve bilgi seviyesini görmedikçe yoksulluğu. 81 Sömürülmek ve yoksulluk. dünyada kendisinin sahip olmadığı şeylerin ne olduğunu bilmesi gerek. Bu tabii bir durumdur. Bizi tüketememekle karşıkarşıya getiren. gün geçtikçe durumumuz kötüleşiyor?" diyordu. böyle bir hastalığımız yoktur. Ben. Öyle ki bu dört kelimelik ilme sahip olan alim bilgi eksikliği duymaz. Dostlardan biri anlatıyordu: Adamın biri fakirlik. başkalarının varlığını. halı. gelirden yoksun olması. sömürülüşü. alım gücü ve varlığın olmayışı değildir? Öyleyse nedir? Masrafın az olmasıdır. sınıfsal gerçeklerin bilincini yakalayabilmem daha da kolaylaşacaktır. dünyaya ve müdüre şükrederek. Ve hatta onun. başkasıyla kıyaslayarak veya karşılaştırarak görebilir. Allah'a. hanımının ve çocuklarının giyimi ve durumu da zahiren. Ve o durumunu tabii olarak karşılıyor.mümkün olabilir? Eğer biri bir sınıfın bilinçlenme yollarını bilirse. Yemek. Ancak başka sınıfın tüketim biçimini gördüğü. Buna göre insan bir gerçeği. Durumumuz çok iyidir. Tabii yaşam şekli. yoksulluk. borç ve benzeri sıkıntılar arasında bocalayıp duruyor. otomobil ve benzeri lüks maddelerin yokluğunu hissettiğinde. içinde bulunduğu zor duruma hamd edebiliyor. masrafta. ama tabii olmayan yoksulluğunun farkında değil. yine başkalarının yaptığı tüketim seviyesidir. yine tüketim oranında anlaşılır. bir doktor hastasının hastalığını teşhis ettiği zaman onu önleyici tedbirler almaya başlar. yoksulun yoksul kalmasına vesile olan unsuru bulabilmektir. Bilinçlenmenin en büyük ve güçlü fonksiyonu." Đnsanın kendisini veya diğerlerini aldatabileceği sayısız sebepler var. Daha sonra kendi kendisini avutuyor ve şükretmenin gerektiğini savunuyordu: "Yazın bu kavurucu sıcağında. sömürülen sınıfın yoksulluğunu anlamasına ve bu yoksulluğun sona erdirilmesine çalışmasına yardımcı olmaktadır. Yani ne? Yani bir sınıf eğer bir milyonluk bir güce sahip olsa ve hepsi aynı oranda tüketse geri kalmışlıklarını ve yoksulluklarını anlayamazlar.

sınıfının üstünlüğünü göstermeye çalışması daha azdı.) Soylularla. Bütün arkadaşlarına. Onlar bazan gezmeye ve güzel bir lokantaya yemek yemeğe giderler. zaman geçmeden herkes duyar. Bir nevi üstünlüğünü. salon çalışanları arasında irtibat da yoktur. dış görünüşe. dostlarına. ruhen rahatlamaya çalışır. Bugün ise sınıflar arasındaki gerçek uçurum daha az olmasına rağmen. onlar soyluluklarını satmaya devam ediyor! Bu tezat gösterisi psikolojisi ve masrafın gösterişi. Spor salonları özeldir.eski mahallelerdeki çoğunlukla aynı olan evlerin kapıları. Hatta kapının tipini. Esasen islam toplumunun alt yapısı. halı. şimdiyse diğerlerinden tamamen farklı renk ve biçimlerle yapıyorlar. Yaşantısındaki rahatlığı ve masraflarıyla hiç bir ilgisi yoktur. soyluluğu simgelemeye çalışıyorlar. hayatının. varlığının ve yaratılışının özel ve tabii olduğunu başkalarına yüklemeye gayret ederler. Esasen kendi soyluluğunun. Bugün kimse bu geleneğe değer vermese bile. Tatil sahaları. Dışarıdan gelen biri olsa. Yoksa dış cephenin tuğla veya taş olmadı onun hayatına etki etmez. Şu beyin maaşı 200 veya 300 tümen arttığında. Oysa dış cephede en pahalı mermerleri ve işlemeleri kullanmaktan kaçınmaz. rengini. Bu unsur. Yoksa bunu kendisi belki hiç görmez bile. içeriye. O bunu başkaları için yapar. Üye kartları var. Ancak evlerin içine girildiğinde aynı manzarayı görmeyi beklemek doğru değildi. pencereleri ve saman karışımı yapılan sıvaların biçimi birbirine benzerdi. irtibat. çevresini ve süsünü benzersiz bir şekilde yapmaya büyük bir özen gösteriyorlar. tamamen kapalı bölgelerdir. elbise. Batı'daki bu sınıf çelişkisi içimize nüfuz etmiş ve yeni nesil bu sözde ayrıcalığı yakalamaya çalışıyor. Hacı Ağa'nın kendisinden daha yoksun olduğunu görür! Böylece ondan sömürülme ve yoksulluk kompleks ve ezilmişliği meydana gelmez. Onlara ait restorantlar kapalı devre çalışıyorlar. Öte yandan bu olduğundan fazla sözkonusu edilen dış görünümünde durumdan dolayı ihtilaf ve çelişkiden daha da pekiştirme yoluna gider. başkalarını aşağılama yolunu tıkamış. misafirhaneye girince durumun pek de dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını. buralarda yaşayanların hepsini akraba zannederdi. akrabalarına ve mahalle sakinlerine onlardan daha . otomobil. Yani ne kadar paranız olsa da. onların toplumsal etiketleri özeldir. kanının. Batıdaki bu soyluluk geleneğinin. yerde serili olan değerli halılar ve kurulan zengin sofralar olduğu görülür. Evlenmeleri kapalı sistemdir. Bundan dolayı Mirza. oturma. Hatta gerçekte varolan ihtilaf ve tezattan daha fazla dış görünüme yönelir. Avrupa'dan daha önce akıllanmışlardı! Klasik şehirlerin -Kaşan ve Yezd gibi. eziklik duymasına vesile olmaktadır. Bundan 100 ila 200 yıl önce sermayedar ve kapitalist sınıfın-bir kaç sermayedar dışında-yani genel olarak tüccar sermayedar ve mülk sahibinin. Bu gelenek günümüzde bile var. Buna karşılık evinin içini kireçle badanalar. o restorantlara giremezsiniz. gi85 riş kapısı. yani "Fransa Devrimi "nden iki asır sonra soyluluk sisteminin yıkılmasına rağmen Avrupa'da daha da şiddetle artmıştır: Günümüzde bile yürüyüş ve giyinişleriyle. Geçmişte bütün evlerin kapıları birbirine benzerdi. orta ve fakir sınıflar aralarında büyük uçurum olmasına rağmen. özelliğini. arabalarının ve elbiselerinin benzersiz ve üstün olmasına gayret gösteriyorlardı. Bunu. bizdekinden fazla olduğundan kuşku yok. (Spor salonları ailelere veya soylulara aittir. Bu yüzden çoğunlukla görünüşe bakar. gösterişli kıyafeti.daha iyidir. bu ayrıcalıkları yakalamayan yoksulları tahrik etmektedir. Günümüz yeni sistemi bütün gücünü dış görünüme har83 car. Bu bizim karşı karşıya bulunduğumuz sınıf sisteminin yeni bir ruhudur. Ortaya çıkan manzarayla. Ancak sınıf bakımından diğerinden ayrı ve üstün olduğunu göstererek. ihtilafını ve sınıfı arasındaki fasılayı görmesini sağlar. işte bu örnekten de anlaşıldığı gibi bizim geçmişteki kapitalistler. çoğunlukla Avrupa'da ve bizde de yeni başlamış şekliyle yoksul kesimin komplekse kapılıp. gösterişi daha fazladır. bulunduğu mahaldeki sınıftan farklı ve daha üstün sınıfa ait olduğunu sergilemeye çalışıyorlar. durumun hiç de komşu evdekine benzemediği rahatlıkla fark edilir! Kıyaslanamaz bile! Halbuki yeni şehirlerde ve yeni sınıf sistemlerinde biz bu çatışmayı olduğundan daha fazlasıyla görebiliriz. insanların ser84 vetlerinden dolayı soyluluk ve üstünlük taslamalarına engel olmuştur. ama Hacı Ağa'nın bunlarla bir alıp-veremiyeceği olmaz. Oysa bu durum şimdi. mobilya ve benzeri eşya ile kendini gündeme getirir ve daha az gelir sahibi olanları ezmeye aracı kılar. Bu bile tek başına. yoksulun fakirliğini. gösterişe. Çünkü islam toplumunda böyle bir geleneğe yolaçacak ne bir malikiyet ve ne de ekonomik sistem sözkonusu olmazdı. sert kuralları bulunduğundan. Hareket tarzı. kalkma. Sınıfının üstünlüğünü gösterircesine diğerlerini azarlar. Küçük ve büyük evler olmasına rağmen dışarıdan büyük bir farklılık göze batmazdı. Böyle bir bakış açısıyla giriş kapılarının. kendi sınıflarını toplumdaki en seçkin kesim haline getirmekten taviz vermezler. islam ahlakına dayalı bir şekilde.

Otomobil almak için sofradan kısar ve "midemizi kim görecek. Yoksullara ait olmayan 3-4 sinemaya gidemeyen fakirler. Öyle ki. sağlıklı. Soylu olmayan sınıf. Gerçekten de stres atmak. lezzet alacak kadar kültürü de yoktur. ama ekmek yoğurt yiyerek hamdeder! Masraftaki tezat. daha doğrusu o kıyafetle onu operadan içeriye bile sokmazlar. 15 ve 20 frank olan sinemalar var. soylulara. Paris operası. çocuklar için gerekli olan gerçek ihtiyacı gözardı ederler. Arabesk ve halk müziği daha çok hoşuna gider. Esasen kendisi. Diğeri de opera ve tiyatrolardı. Bir fark olmayacak da. sadece perşembe günleri sinamaya gidiyor olmasıdır. Şanzile'de sinemaya gidemez. Hatta oturduğu sandalye henüz sıcak da olabilir. Evinin güneş gören. ama sonra hamd eder! Elindekiyle yetinir. Ancak kapitalizm daha sonra onun bu isteğini yerine getirmesine imkan tanıyacak. ancak ona herhangi bir şey vermeden ve onun soyluların ya87 nında.üstün olduğunu ve yükseldiğini göstermeye çalışır. güzel ve en elverişli bölümünü. Ancak buna rağmen. Ama yoksul ve zavallılar tatile gitmenin yerine şüş meydanına gidip dolaşmakla yetinirler. O. "tamam işçi sınıfına deniz kenarına gitmesi ve yoruluncaya kadar yüzebilmesi için imkan tanıyacağız. akrabaları ve kendi sınıfı böyle bir isteğini yerine getiremez. benim sahip olmadığım nimetler nelerdir? Deniz kenarında plajları var. büyük bir hızla deniz kenarına gider. Nasıl? Ona satınalma gücü mü veri- . kısarlar ve gösterişi olan şeylere yönelirler. Yani o devamlı olarak. Böylece benim sınıfımın yüzüne devamlı olarak kapalı olan yerler ve mekanlar gördüm. Ne yapacak? Hiç! O işçi aynı sinemada istediği filmi seyredebilecek. Deniz kenarındaki tatil sermayedar ve servet sahibi için kaçınılmaz bir masraftır. Bana tanıdıkları imtiyaz sadece sembolikti. Soyluların masrafının sembolü olan otomobil ve buzdolabını da ona verirler. operaya gidemez. insanda kompleks oluşturur. Hatta ihtiyaç-sız borçlar yapar ve yalan masraflara yönelir. Sermayedar. Esasen sanat ve sanat merkezleri onlara ait olmalıdır. Fransa'da bileti 10. En önemli ihtiyaçlarını. onun tavrı ve kıyafeti. O da. yüksek tahsil yapmışlara. elini suya sokar ve hızla geri döner! Bunu sadece başkalarına göstermek için yapmaz. otomobil bizim şeref meselemizdir" der. hatta masrafının az olmasından dolayı para üstüne para yığdığını söylemiştik. Bundan dolayı bu sınır içerisinde komplekse yol açar. Deniz kenarına gitmenin bir masrafı olmaz ki. onun karşı koyma duygusunu ve onun ailesinin tepkisini etkisiz hale getirmek istiyor. psikolojik ve manevi bir masraftır. yani yoksul ve işçi sınıfının masrafındaki gösterişi artırdı. Ama kendisi. sağlık. şehrin dış semtlerindekilerine gitmek zorundalar. uyanır ne yapacağını araştırmaya başlar. Diğer yandan o işçinin Moier ve Puçini'nin operasını seyredip. Ama Şıvardz'ın akıllandığı dediği sermayedar durumu değiştirirdi. Sürekli bir şekilde kendisinin yokluğuna karşılık başkalarının varlığını görür. Zira o sinemaya haftanın sadece perşembe gününde biletlerin 1 frank olduğunu açıkladığından.'fazlasıyla entellektüel olanlara. soylulara ve servet sahiplerine ait olan lezzet ve nimetler nedir? Onla86 rın sahip olduğu. hanımı ve çocukları en kötü şartlar altında yaşarlar. duyar ve hisseder ve bunun neticesinde bilinçlenir. operaya gitmiş olmak için gider. aynı sandalyede oturup. bir vasiyeti yerine getirircesine koşturur. çevresi. Dünyanın en lüks sinemalarında onların pozunu vermekten geri de kalmaz. Bu bir çeşit masraftır. bugünü tercih ediyor. lezzet ve tatil için gitmektedir. Ama işçi haysiyeti kurtarmak için gider. Bizim sermayedar ve klasik burjuvamızın masrafını gizlediğini veya az gösterdiğini. soylu sınıfın karakterini kazanmasına meydan tanımadan. Lüks bir otomobilde oturur. Bu bir ferdin ve insanın içini ilgilendiren psikolojidir. Tahran'da bile bu haysiyeti kurtarmaya çalışan işçi sayısı az değil. Böylece bilmem kaçıncı yıllarca özlemini. lezzet alacaktır. büyük. Bazen sadece bir günlük vakti olmasına rağmen. sahipolmadığı şeylere başkalarının sahip olduğunu gözleriyle görür. Operada hizmet işlerini yürütenler bile onun yedi ced ve soyu kadar şık giyinmiştir. ama kendi masrafindaki gösterişi de kısmadı. içinde bulunduğu çelişkili durum onu seferber eder karşı sınıf aleyhinde içinde büyük bir kin alevlenir. kapısı yılda iki kez açılıyor olmasına rağmen bütün servet ve imkanlarıyla misafir odası için düzenler. otomobil ve diğer araçları bulunduğundan deniz kenarında tatile giderler. Luilere ve reislere bağlı olan sanatkarlara aittir. Nasıl? Misal olarak ben Fransa'da bir işçiyim. Herkesin gittiği yoldan. Önce sorgular. Tıpkı patronu gibi. sömürülen sınıfın uyanmasına da kaynak olur. satınaldığı sandeviçi ailesiyle birlikte bira içerek yudumlayacaktır. Böylece kompleksten kurtulmuş olur! Neden? Çünkü büyük bir duyguyu. rahatlamak ve içindeki hasreti gidermek için de büyük bir özveri örneği sergiler. "operanın fiyatı bugün 2 franktır" dendiği zaman o ailesi ve hacı teyzesiyle birlikte. hasretini çektiği operaya giderek kompleksini giderir. Yoksul ve zengin sınıf arasında sadece basit bir fark var. bunun yanı sıra psikolojik yönden kompleksten kurtulmak.

çalıştırmak istediğin zamanlarda içine bir tümen atman gerekiyor! Bir şey değil! Ama soylular ve burjuva istediği zaman onu çalıştırabilir. yaşlandığı zaman çoluk-çocuğunun geçimini sağlayamayacağı korkusuyla yaşıyordu. Herhalukarda onun. Ve "Allahım şü89 kürler olsun. Yani o fabrikada bu kadar . yani elmanın fiyatını 10 tümen yükseltmekle birlikte. Batının pazarı durgunlaşır ve iflasa doğru gider. harcıyor. Onların hayat şartları araçları daha iyi. Hem siyasi açıdan gururları kamçılanır. Halk satın alamayacak kadar yoksullaştığında. Kapitalizm işte burada gerçekten "yatırım" yapar.. Komşuları evine gelir. dilencilikten. Nasıl? Bu yollardan biri "kredi'dir. "Kapitalizmin Akıllanması" meselesi. hamd olsun durum çok iyileşti!" der. durum çok güzelleşti. Geleceğine dair hiç bir garantisi yoktu. geri kalmış ülkelere. burjuvanın ve soyluluğun sembolü olan bir ürünü var. Böylece bir yöntemle. Kendisinin bozuk parası olduğunda ya bir dilenciye verir. o bu ikramlarla soyluluk ve yücelik duygusuna kapılır. devamlı olarak onun komşusundan. Sınıfının durumu değişmemiş olmakla birlikte. sahte bir satınalma duygusu verilir. Mecburen parayı cebinden çıkarır. birisine yardım eder veya kumbarasına atmamışsa ufak tefek ihtiyaçları tamamlamaya harcar. Efendi! Buzdolabı özlemi mi çekiyorsun? Evet! Para vermen gerekmez. onu onların yararına 60 tümen yapıyorlardı. Misal olarak uranyumu Tanzanya'ya götürüyor ve ordan elmas getiriyorlardı. soyluların sinemasına gidebilir ve deniz kenarında tatil yapabilir. Ve neticesi özenti ve gösterişe dayanan "tüketim". ona da gerçek olmayan bir satınalma imkanının tanınması da ihmal edilmez.'güvensizlik. onlara satınalma imkanı tanıyordu. Ama ne olmuş ki? îşçi. ama fazla fark etmez.. emniyetsizlik ve sarsıntılı durumu ortadan kaldırmak maksadıyla. al götür! Televizyona mı ihtiyacın var. O zaman o ne yapar? Daha önce çocukları bozuk para alıp. yakınlarından yemeye devam eder. kendisi üretebilecek kadar para sahibi olmaması ve bulunduğu durumun dengelenmesidir. artık daha fazla satın alıyor. huzursuzluk. işçi hakları ve benzeri bazı sosyal imtiyazları kapitalizm ona bir nevi bağışlar. Bir diğer imtiyaz da toplumsaldır. Sigorta. akrabasından. Sermayedar. Daha önce işçi devamlı olarak geleceğinden endişeleniyor. Batılıların Doğululara vermiş olduğu krediler iki sebebe dayanır: Biri. Gerçek olmayan satın alma gücü. ama her halükarda işçi de deniz kenarına gidebiliyor ya. Ikinci. senin de var! Onun sadece bir sınırlaması var. satın alma ve sınıflar arasında irtibat kurabilme imkanı verilmeden. herhangi bir yerinin sakatlanması halinde fabrikadan atılacağını. Böylece otomobil. Eğer ona satınalma gücü verilirse sınıflar arası ilişki ortadan kalkar. güzel ve gurur verici aracı olan refahın sembolünü evinde bulundurmaktadır. Hatta bir kısmını bağışlar bile. buzdolabı ve televizyonun da aralarında bulunduğu soyluluk ve yücelik sembolü olan 4-5 parça ürün işçiye de verilir. kapitalizm ürünlerinin o ülkeye girme oranı aniden yüzde 30 nispetinde artış gösterir. işçinin daha kötüdür. ona yatırım yapılmakta! Zira işçiyi isyana sevkeden en önemli unsurlardan biri geleceğinin olmayışından endişe duymasıdır. Bu şekilde otomobil sahibi de olabilir. soyluluğunun en büyük göstergesi ve belirtisi olan. Yani Fransa'nın en büyük sermayedarının televizyondan fazlası yoktur. hayatın en lüks. Sözü edilen bu yoksul ülke. rüyamızda bile bunu göremezdik. Öte yandan gerçek olmayan satınalma gücü artış göstermiştir. bir eksiklerini tamamlarlardı. Çünkü taksit. yoksul sınıfa "bütün bunlar bedavadır!" hayalle90 riyle verilen yalancı bir duygudur. doyma ve rahatlama imkanı vermesine rağmen hiç bir masraf yapmamasıdır. Sermayedanrı onun bütün hayatına musallat oluşu ve istediği zaman işten atabileceği endişesi onda isyan duyguları coşturuyordu. halkın üretilen mallarını alamayacak kadar yoksullaşmaması. yoksulluktan. ama şimdi bütün o paralar telefizyonun kumbarasına girmek zorundadır. sosyal güvence. durumdan memnun kalır. Gerçi soyluların yerleri yine yüksekte ve bizim yerimiz de aşağılardadır. Bu durumu gören kapitalizm. Artık bu kandırmaca değil. ev sahibine "gel şu televizyonu aç'demeye utanır. Artık işçi her istediğini alabilir. Karısı artık yavaş yavaş bozuk paraları biriktirmeye başlar 200 ve 300 tümen olduğunda bir dertlerine deva olur. hayatta her türlü mucizeyi gerçekleştirebilir! Ona.sebep de.liyor? Hayır. Ona bedava vermiştir. keyifleniyorlardı. Bununla hem onlara minnet yapılıyor. Bu dengenin korunması için. hem de toplumsal ve ekonomik yönden bir nevi ilerleme kaydettiğini zanneder. ona bir güvence ve sınıf imtiyazı tanımaktadır. durumdan ve herşeyden memnun kalıyor ve hem de pazarlarında daha fazla ürün tüketebilmeleri için. kapitalizmin ezilen sömürülen yoksul tabakasına sahte bir tatmin olma. Hüseyin'den bir yolunu bulup borç alır ve yeniden çalıştırır. Elmasın gramını 50 tümene almalarına rağmen. Filmin devamını görmek istediğinden Hasandan. hem onlar dünyadan. Neden? Çünkü televizyonunu açtıktan 15 dakika sonra kapanır. para vermeden götür! Fakat şurada bir kumbara var.

Öte yandan kapitalist sınıfının hizmetinde olan feylesof. bu duvarları yıkıp. yüzyıldaki Fransa'nın inkılabçı işçi ve ploreterya sınıfıdır. îşçi sınıfının bu durumunu bilen kapitalizm. Aynı sınıf. Allah adına: "sen böyle kalmalısın.zaman çalışabilir ve bu müddetten sonra emekli olabilir. ahlak ve buna benzer değerlerle. fasit ve halkın hukukuna saygı göstermeyen bir insan konumuna düşeceğini vurgulamaktadır. sigorta için yüzde 10'luk kesinti yapar." $eya "böyle bir hadise olmamış bile. Böylece durumu giderek iyileşiyor. din. Anlatmak istediğim mesele şudur: Üretimdeki ihtilafı korumak için. ona muhabbet beslemesini sağlamak istediğini" yazabiliyorsun. Sosyal dayanışma ve sigorta hakları daha fazla artmış. ancak kendisinde oluşan infialle dinden de uzaklaştı. imkanları çoğalmıştır. 19. Karısının hamileliği ve yapacağı her doğum için 250 tümen mükafat (ikramiye) vereceğini söyler. O bütün bu dini ve edebi muhasarayla tamamen ümitsizleşir. Hazreti Mesih. Sınıfının mücadelesini veriyor ve greve gidebiliyor." Bu kutsal unsur onu ümitsizleştirmiştir. masraf ihtilafının ortadan kaldırılması ve 1 *) Ben falan beye itiraz etmiş ve falan kitabından. Allah adına kendisine söylenilenlerin aslında Allah'tan olmadığının farkına vardı. soylu. onun sınıfı arasındaki bu alandaki tezat sona erdirilmiş olur. sosyolog. en inkılabçı sınıfın işçi sınıfı olduğunu. onun yüzüne gülen nimetlerdir. tekelleşebilir ve başkalarını yoksul bırakma yetkisine sahip tek merci olduğunu zanne92 der. îşte bundan dolayı Rum Kilisesi. yalandır". Ve canı sıkıldığı zaman 1-2 saat grev yapabilsin. Bu değişimi yakalamanın ancak devrim ve herşeyi yakıp-yıkmaktır. Kapitalizm. işçi sınıfının nefes alabilmesi için ona sendikalaşma hakkı verir. O çalışma saatini 93 yarım saat daha azaltabilir. Ancak tarihi seyir içerisinde bilinçlendiği. feodal ve şahsiyetli kimseler de böyle yaratılmış. Bununla birlikte soylu sınıf. çalışma ve kazanma imkanı da olmayabilir. Çünkü Tanrı "zer ve zor"un emrindeydi. Birkaç yeni grev daha yapabilir de. "esasen ben böyle bir rivayeti kitaba ekledim" veya "bu zayıf bir rivayettir" . Hatta düşüncesinde kan da akıtabilir! Mutlak bir hürriyet sahibidir! Ama inkılapçı düşünceyi hayata uyarlamamalı. Kapitalist sınıfla. sınıf bilincini kazandığı zaman. Daha sonra onun karısına ve çocuklarına sosyal güvence sağlamak maksadıyla. aranıza böyle bir fasıla koymuştur. onu kendi durumunu muhafaza etmesi yolunda bütün ahlaki ve güzellik ünvanlarıyla onları uyarmakta. seçkin. yüzyılın işçi sınıfı mücadelesi tamamen meteryalist unsurlara dayanmaktaydı.hakkında "halifenin huzuruna çıktı. zor ve gösteriş"ten oluşan bu teslisin emrinde hareket ediyordu." Bu nasıl bir nizamdır ki. Yüce yaratıcı seni bu şekilde yaratmış. onların önderleriyle . sermayede en büyük paya sahipti. Kapitalist. Öyle ki 19. biraz da kendisinin bu nimetlerden yararlanabilme hakkına sahip olduğunu düşünmüyordu. Kilisenin sermayeden yana olması onu. Maaşını artırabilir. onun bulunduğu konumu değiştirmemesini sağlamaya çalışmaktadır. Kilise toptan kendisini onlara vakfetmiş ve onların hizmetine girmişti. işçinin eline bir şey vererek onu bağımlı kılmaya. boyutları büyümüş. bu hale geldikten sonra inkılapçı düşünceye sahip olup olmaması birşey değiştirmez. O. Eğer düşünceyle inkılap yapmak isterse yapsın. alacağınız bir borcunuzdan veya alacağınızdan dolayı bir zalimin kalmasına gözyumarsanız. onu kucaklamasını. kendisini üstün. Kaybedecek bir şeyi de yoktur. zalimden merhamet dileniyor. işçinin içindeki isyan duygularını tamamen söndürür. işçi sahip olduğu yaşam şartlarıyla muhafazakar olur. Esasen kilise "zer. Kapitalist sigorta için yüzde 5 ve diğer masraflar için de yüzde ikilik *) Ondokuzuncu asırda olduğu gibi. dedim. Esasen senin ve şu soylu kesimin arasındaki büyük duvar. Böyle bir hayat için yaratılmışsın. geride kalanlara gönül vermesini sağlayarak varlığından dolayı riske girmeye kalkışmamasını garantilemek ister. tamamen yoksullaşabilir. şerefli. zulüm sistemine yardımcı olmuş sayılırsınız" diyor. Bundan böyle çalışmanın devamlı olması için devamlı bir müsabaka başlar. yüzyılda işçi sınıfı devamlı olarak ümitsizdi ve her şey onu aşağılamaktaydı. din ve bu sınıf sistemi aleyhinde isyan etmeye itti. Kilise: "sen aslında böyle yaratılmışsın. şahsiyet ve haysiyeti artmış. Ama birbakıyoruz geçen yıl 8 saat çalışan işçi bugün 7 saat çalışıyor. Bu eleştiriden dolayı başlangıçta o yazar efendinin: "Esasen sözkonusu bu rivayet sahih değil. yazar ve şairler. Ancak kapitalizmin yapmış olduğu bu küçük masraf. onca inkılabı çıkışlara sahip imam Musa Kazım herhalukarda şianın imamıdır. Marx'ın kendisi bile. bu şianın imamı: "Kalbinizdeki son nefeste bile. durumunu değiştirmesi halinde günahkar. Maneviyat. zira onların kaybedecek bir şeyleri olmadığını vurgular. Ne fark etti? Şu farketti 19. 91 bir kesinti yapar. Dünyanın en büyük yatırımını yine kilise yapmakta olduğundan. Bütün bunlar ona yönelen. kızgınlığının sona erip. Çünkü nasıl olsa. hiç bir zaman halkın hizmetinde olmamıştır. onca kutsallığına rağmen böyle yoksul bir hayatı tercih ettiğine göre bu bir mukadderattır! "Din. O.rahatlıkla anlaşabilecekler. sonsuz fasıla ve farklılık kader-i ilahidir.

düşmanlık ve suizan. işçi artık böyle bir yönteme ihtiyaç duymuyacak. Ümitsizliği. sigorta. yoketmesi. Bunun üzerine imam. onda ümitsizlik yerine giderek ümitlenme ağır basıyor. "Hayır efendim! Bu bir rivayettir. Evet bu kendisinden de özveride bulunan kapitalizmin akıllanmasıdır. bunun doğruluğu bütün çıplaklığıyla görülecektir. peygamber soyunun ve şia şehitlerinin mücadelesine rağmen kısa bir zamanda kalktı. musafaha yapıp. Ama bu başarının asıl sebebini bulmak gerek? Üzülerek söylemek gerekir ki.. Ali'nin kokusunu almış her şia böyle düşüncelere karşı mücadele etmelidir. Daha önce de söylediğim gibi. işçinin isyan etmemesi. imamların. bu kapitalist sistem ve sınıf farkının korunmasıyla bu sınıfın hayatını sürdüremiyeceğinden. Ancak o "neden bu rivayet üzerinde ısrar ediyorsun!" şeklindeki bir itirazla bir minberde şöyle demişlerdi. kucaklaştılar ve ondan sonra ihtilaf. halktan bazılarının yanlış bilgi aktarmasından dolayı halifelik ve suizan meydana gelmişti. ideolojiyi yok etmek için sendikayı ve ideolojik partiyi yıkmak için de sendikal hakları oluşturuyor. sınıfsızlık. yüzyılın sonunda düşünceleri büyük bir patlama gösteren. bir sınıf çerçevesi ve kapitalizmi tehdit etmez. hiç bir şeyi olmadığından dolayı. işçi devrimini yok etmek için yüzde 5'i işçinin veya toplumun menfaatine bağışlayabilir. buzdolabı ve. işkence. bu konuda büyük bir dikkat ve hassasiyet sahibi olan. ortadaki gerçeklere objektif bir şekilde bakıldığında. herkesten çok işçi ve patronlarla irtibat içerisinde olan. mecburen devrim yolunu seçiyordu. Risk ihtimalini daha baştan Orta'dan kaldırır. Veya ideoloji yerine ona sendikalaşma kapılarını açtılar. 50 yıl geriye atmak veya tamamen yoketmek istemektedir. dağıtması. Sendika da kompleks ihtimalinde nefes aldırma maksadıyla kurulur. Mesele şöyleydi. onun ziyafetine gitti. Kuşkusuz bu yolda belirgin bir başarı da sağlamıştır. Yani 19. toplum ve sınıfının boyutlarında değil de. yoksul ve prole96 . geçmişteki çelişkilerin. sömürünün dozajını hafifletir ve düşman sınıfın menfaatine bağışlarda bulunur. eşitlik. soyluluk komplekslerinin yok olmasına. kendi menfaatinden bile vazgeçmeyi göze alabilmektedir. ekonomideki sömürüyü en ayrıntılı bir şekilde açıklayan. Evet. Ancak sen onu kötü göstermeye çalışıyorsun. düşmanlık ve suizan ortadan kalktı! Elhamdülillah! imamet ve hilafet arasındaki ihtilaf. Yani yüzde 20 kazanmanın yerine yüzde 15 kazanmaya hazırdır. kapitalist toplum ve sistemi yıkması. işçinin mevcut durumu muhafaza ederek.kendisini üstün görmesi duygusunu onda uyandırdılar. Çünkü patronunun sahip olduğu her şeye kendisi de sahip olmuştur. uyanış başlamasında önemli bir rol oynayan. bir de bakıyor ona yavaş yavaş bir şeyler veriliyor. kızmaması ve hatta sınıf bilincine sahip olmaması için aslında gerçek olmayan bazı imtiyazlar verir. yeni kapitalist dönemde işçi devrimini yoketmek için kendisinden özveride bulunmakta ve hatta . Bu ona huzur vermekte. buhranın azalmasına ve durumun zahiri bir rahatlama1 seyrine girmesine sebep olmaktadır. Yani sermayedar inkılap yoluyla onu kaybetmemek ve birşeyler alması için iştahlandırmak maksadıyla işçiye birşeyler verir. Onun menfaatini. Yavaş yavaş işçiye bir şeyler verildi veya en azından -gerçek de olmasa.. herkesten fazla onları meselelerini tanıyan Batı Kapitalist sistemindeki sömürüyü görebilen. tüketici olarak gösteriş yoluna sapmasına. Burjuvazi. şimdi hamd olsun ki kalktı! Bu önemli hadiseyi nakletmememe rağmen beyefendi beni "standart şii" olmakla suçluyor! Ben "standart şia"ymışım da o değilmiş!" Eğer şia senin söylediğin nesneyse. Bu da onun mutluluğuna. Bütün bu imtiyazlar.) Ve bir de bakıyor ki. yoksulların ve proleter sınıfın hakları konusunda hassasiyet sahibi olan. 30. 19. deniz tatili.diyecekini zannediyordum. sendikalaşma. Tam tersine falan kapitalist ve fabrikayı zor durumda bıraksa bile asıl güzergahtan sapar ve işçi sınıfı açısından netice alamaz. (Grev hakkı. döneminde menfaatin en fazlasını almak isteyen kapitalizm. Halifenin hizmetinde bulunanların ispiyonculuğundan dolayı meydana gelen ihtilaf. patlatması ve bir yere ulaşabilmek için sınıfının devrimini gerçekleştirmesi gerekirken. Evet sınıf ihtilafı böylece kalmış oluyor! 94 ayrıca bu seyir içerisinde mülkiyet ve sınıf ihtilafının da. bugüne kadar sendika hareketiyle kazandığı 78 *) Kapitalizm. 95 yıllık başarısını daha fazla pekiştirmek istemesine vesile olmakta. Bununla ihtimali 20. Gerçekte var olmayan hamasi bir üstünlük taslamaktadır. 40. muhafaza edilmesi unsuru "kapitalizmin akıllanması"dır. bütün o kanlara. onca riyaziyat. yüzyılda-kine benzer bir devrimin 20 yıl sonra gerçekleşmesi ihtimalini gördüğü an. peygamberin sıla-i rahim rivayetine uyarak.

Doğunun Afrika'nın ve Latin Amerika'nın tamamı bu şekilde yağmalandı. Bundan dolayı Avrupa'daki inkılabın gecikmesine neden oluyorlar. burjuva ahlakını ve yaşantısını kazanarak. ***) Yaklaşık 300 kişilik kapasitesi olan bir gemiye en az 1000 kişi yüklüyorlardı. bu konuda hasas olan ve hatta savaşan kimseler olarak ortaya çıbanlar nasıl oluyor da. Bazan şu geri kalmış ülkelerden işçiler alıyorlardı. Ancak 19. 60 ve 70'li* yıllarda. bu sermayeyi nereden getirdiği neden sorgulanmıyor? "Tamamı işçi sınıfının emrinde olmalı. sigorta. bütün dünya sathında yapılmasını istemekle birlikte. sömürülen insanların haklarını almak için sınıf mücadelesi veren. Avrupalı hükümetlerin ve ulusunun olmasını istediğiniz sermaye hangisidir?! Ne millileştirilmelidir? Esasen kimin malı? işçi ile patron. Bu dönemde Batının en bilinçli ilericileri. proleterya sınıfının devrime davet edildiği Avrupa'da "üzerine kavga edilen yorgan "in esasen nereden geldiği ve kimin malı olduğunu zaman. Esasen işçi sınıfı geçmişteki hassasiyetini de yitirmiştir. satınalma gücü.karşısında seslerini çıkarmıyorlar? Batı'nın kapitalizminin değerlendirilmesi ve sınıflandırılmasında. kapitalist sınıfı "rasyonalist" (Se Rationalise) olmuş ve akıllanmıştır. Bu devrelerde yani 1850. vuruyor. Marx'ın teorisi pratikte gerçekleşmemiştir. ikinci olarak işçi sınıfı erezyona uğramış. emperyalistlerin vahşice sömürüsü -onlara karşı takındıkları kurt kuzu siyaseti. Neden böyle yaptığını bilmiyorum? Kuşkusuz bu hayret verici.terya sınıfının bilinçlenmesinde büyük katkısı bulunan Marx'ın kendisi bile bu meseleye işaret etmemiştir. mücadelenin. Bunları Amerika'ya götürdüklerinde onları özel bir tarzda gemilere istif ediyorlardı. yolda üçyüz kişinin telef olmasını da hesaba katıyorlardı. Bunun sebebi de. maneviyatı. inkılabın söz konusu olduğu. halkın normal hayatını. Afrika kabilelerini hayvan köle olarak yakalıyorlardı. kapitalist ile proleterya sınıf I arasındaki irtibata itiraz. toplumsal imtiyaz. yüzyılda Fransa sermayedarlarından talep edilen. sermayesinin bir kısmını işçi sınıfına veriyor. toplumun. Batı kapitalizminin oluşması için. Biz de diyoruz ki. kendi menfaatinden özveride bulunarak proleteryanm bir burjuvazi hayatı sürdürmesine imkan tanıyor. inanılmaz ve bazan da nefret ve taleplerin öncüleridirler. Almanya. Öldürüyor. Böyle bir dönemde bizim en değerli sanat ve kültürel eserlerimizin yanısıra. her şeyi.malına kurt sürüsü gibi saldırıyordu. vahşicesi ve canicesi yaşanıyordu." Şeklindeki düşüncelerine hayret ediyorum. Böyle bir yaşam tarzıyla Afrikalılar kahve tarlalarında işçi olarak çalıştırılıyor. burjuvalaşmıştır. tabii su ürünlerini ve hayvancılığı tamamen veya kısmen katletmektedir. Veya başka bir tabirle. Böyle bir teşebbüsle ucuz iş gücünü kendi fabrikasının hizmetine sunmaktadır. Afrika ve Asya'da sömürünün en şiddetlisi. üçüncü dünya ülkelerinin bütün zenginliklerini. Üçyüz kişilik bir gemiye 1000 kişi istifledikleri 97 kanlarıyla basit giyecekler bulmak durumundaydılar. Genellikle kendi im*) Her zaman meseleye bütün boyutlarıyla ve net bir bakış açısıyla bakarak doğruyu yakalamalı. Patron ile yoksul arasındaki haksızca irtibata itirazın. kültürü. Hollanda ve Đngiltere kapitalistlerden talep edilemezdi. sosyal güvence. ailelerini refah seviyesine ulaştırmak gibi imtiyazları. uluslar arasındaki bu büyük tezat!. ahlakı ve normal hayatı yok ediyorlardı. Amerika'ya varıncaya kadar 1000 kişiden geriye ancak 600 ile 700 kişi kalıyordu. o ülkenin veya eyaletin tarımının. hakkı ve yerinde bir çıkıştır. çok az miktardaki yiyecekle geçinmeye zorlanıyorlardı. Latin Amerika. bütün toplum ortak kullanmalı ve halk hükümetinin istifadesinde olmalıdır" dediğiniz sermayeyi nereden bulduğunu neden sormuyorsunuz? Ne halkın malı olacak? Hangi sermayenin kapitalizmin değil de. **) Hatta kapitalizm fabrikasını falan yerde işletmeye sokabilmek için. Fransa ve benzeri ülkelerdeki sermaye üstüne sermaye yığan kapitalistlerin. Meseleye daha önceki bilgilerle şartlanarak bakmak yanlış olur. Sömürü bütün vahşiliğiyle üçüncü dünya (bugünkü adlandırması ile) ülke halkının canına . yatırımları yaparak işçiye rahat bir hayat sunmasını sağlayan paraları nereden bulduğunu sorgulamıyorsunuz? Acaba bu yatırımı akıllandığı için mi . hammaddelerini karşılıksız olarak yağmaladılar. ormanları. neden kapitalizmin akıllandığını söylüyorsunuz da. Doğunun hammaddelerinin yağmalanmasına değinilmemesi gerçekten garibime gidiyor! Bunu neden söylemiyorlar? işçilerin haklarını sömürdüğünü söyledikleri ingiltere. Yani yolda 300 kişi ölüyor ve 700 kişi de Amerika'ya ulaşan diğer köleler onların zararlarını karşılayabiliyordu! 98 araştırmak gerek!? Öte yandan ilmi kariyerine ve toplumsal tahlillerine güvendiğim ve bazan fikirlerine işaret ettiğim Sosyalist Birlik Partisi (Socialistes Unifies "PSU") kurucusu olan Şıvardz'ın "artık kapitalizm akıllanmış. hukuki.

Bizim ülkelerimize bu 30-40 yıl zarfında göndermiş oldukları masraf ürünlerine devamlı olarak yüzde 300'den yüzde 600e kadar zam yapmalarına karşılık. *) Yünümüzü götürüyor. piyasada dengeyi sağlayabilmek maksadıyla. giden ürünlerle kıyaslıyarak netice almaya çalışıyor.*) Şıvardz ve grubu. bu hiç bir zaman genel manada olmamıştır. Böylece yani kapitalizmde sermaye sahipleri arasındaki rekabe-tin son bulması -öyle ki bütün devrelerde genel manada böyle bir şeye rastlanmamıştır. kesinlikle inanılır bulmayacaktık. dünya kapitalist sistemindeki rekabetti.) Partiden ayrıldıktan sonra. yüzyılda öne sürdükleri tezleri kendiliğinden çürüyordu. Saflarını sıklaştırır. Cezayir ve Macaristan konusunda fazlasıyla gerici ve insanlık dışı tavırlar takındığından dolayı. Dünyada mevcut olan arz-talep ve tüketim kanunlarına göre. Öyle ki Sosyalist Partisi başkanı Movle israil'in yanında yeralıp. tahmin edemediği hatta hissedemediği bir kapitalizmdir. bizi ilerletip. kapitalistlerle işbirliğine yanaşmayan ve işçi sınıfına karşı mesuliyet hisseden bir entellektüel tabakası oluşturdular. Fiyatlarda indirim yapmaması halinde. Mısır'a karşı savaşmaktan çekinmedi. dünya piyasalarında ürünlerin fiyatları 30 yıl zarfında belirli miktarda artmakta ise de. Ama kapitalizm şekil değiştirir ve işçi sınıfının devrim saldırısı karşısında "uzlaşmacı kapitalizm" hisarına sığınır. değerlendirme tasnif ve devrelere ayırma diyalektiğine ters düşmektedir! işçi devrimini yokeden. Ancak bizim ithal ederek ödediğimiz ücret devamlı olarak artmıştır. Nazari diyalektik konusundaki görüşlerine değindiğim Şıvardz. (Renouvellement le la pense e maxiste). Bu merhaleyi işçi sınıfını burjuvalaştırması geciktirmemiş. Eğer durum bu şekilde olursa. dünyanın büyük ekonomist yorumcularından biri olarak böyle bir sonucu ortaya çıkarması sözkonusu olmasaydı. marksistlerin 19. devrimci ve ilerici aydınların yapmış olduğu tahlil. Çünkü rekabet. kapitalizmin akıllanması değildir. geri bırakılmış (Afrika. bize de ceket ve pantolan giydiriyor! Şükürler olsun ki. medeniyete kavuşturdular! 100 doğrulanır. bütün bu ürünlerin ham maddelerinin bizim ülkemizden. bir kısmı zamanla değer kaybetmiştir. Burjuva ve masrafın artması karşısında. Bu sosyalist miydi?! Öte yandan Komünist Partisi başkanı Moris Turz'ın da sinema oyuncusu Birigte Bardotun villasının yanında lüks bir villası vardı. Fransa Komünist Partisi'nden ayrılan kimselerdir. 102 Kapitalizm bu tezattan dolayı şiddetle baskı görür ve yaşayabilmek için işçiyi daha fazla sömürür. Oysa bu kendi zararına tamamlanır ve işçi sınıfının bilinçlenmesi artar. mallarının büyük kısmını denize döktüğü veya yaktığı çokça görülmüştür. dünya kapitalizminin yıkılmasına vesile olacaktı. piyasaya girebilmektir. (Onlar Komünist Partisini kapitalistlerle uyum içerisinde olmaktan ve kaynaşmaktan dolayı suçluyorlardı. asır devrimi için öngördükleri unsurlardan biri. 99 yapıyor? Yoksa sizin için. Çünkü marksizmin işçi devrimi . bizzat kapitalizmin rekabeti işçi sınıfının devrimine sebep olacaktır. asır marksizminin tanımadığı. uyanık. bilgili. araştırmalara dayanarak. ham madde fiyatlarının yükselmesine eşit bir şekilde çalışan personelin maaşlarını. bizim fakirliğimiz ve sömürgeleştirilmemiz geciktirmiştir. piyasadaki konumunu kaybedecek ve yerini rakibine terkedecektir. yüzyıl marksistlerinin. Bu durum da sosyalist. Bazı ürün fiyatlarının artmasına karşılık. 20. "Marksizm Düşünce Tarzına Yeniden Bakış" isimli küçük bir kitabın sahibidir. Ancak rekabetin buhranı içerisindeki kapitalist.ve kapitalizmin uzlaşma yöntemini seçmeleriyle. onun masraf. ürettiği malını maliyatının altında satarak. sermaye sahiplerini ürünlerinin fiyatında indirim yapmaya. Çok acayip ve inanılmaz bir netice ortaya çıkıyor. 20-30 yıl zarfında geri kalmış ülkelerden Avrupa'ya getirilen ham maddelerin fiyatları konusunda birliste sunuyor. işçinin ücretini kısmaktan başka çare bulamaz. bilinçli ve görüşlerin yenilenmesinden yana olan bir kimse olarak. Böyle bir karşılaştırmayı yapanın. Ancak bunun neticesi de enflasyon olacaktır. Böyle rekabetlerde üreticilerin. üçüncü dünya ülkelerinin zenginlikleri yağmalanarak onlar geri bırakıldı mahvedildi ve yoksulluğun pençesine mi itildi? Bunlardan hangisi? "Açların Coğrafyası" isimli kitabın yazarı olan Hanri Lakus. bu buhran kısa zamanda onları mağlup edecektir. 19. bir tez 101 UZLAŞMACI KAPĐTALĐZM "Uzlaşmacı Kapitalizm". Bu yüzden her-gün ücretinin artırılmasını ister. üretimi ve makinelerin kapasitesini kısmaya mecbur edeceğinden. Latin Amerika ve henüz haraç vermeye devam eden) ülkelerden getirildiği hesaba katılmaktadır. belgelere. ihtiyaçları da büyür. 19. işte bu son tezad işçi sınıfının devrimine yo-laçar. Bir diğer yol da. Böyle bir rekabet. Bu ham maddeye karşılık. Asya.

felsefe. ekonomî. savaş araçlarına. Hangi sosyolog. Sel meydana gelmemiştir. yapılan ilmî tahminlerden de daha aşağı seviyelere düşer. Sağlanan bu değişiklik ve basan da batılı ekonomi ve toplum bilimi uzmanlarının bütün hesaplarını alt-üst etmeye yetmektedir. iki kez Rum ordularını dize getiren Đran ordularının. tarihin akışını değiştirir ve yapılan bütün ilmî tezleri çürütür. Bu seyirde daha önce tahmin edilir bir belirti değil. proleterya devriminin gerçekleşmesine vesile olmanın yerine Avrupa ve Amerika işçilerini çalıştırarak. üçüncü dünya ülkeleri üzerinde söz sahibi olan sömürgeci güçlerin belini kırmıştır. insan gücüne dayanan çalışma seviyesine. Marksin tahmininin zahiren doğru olmakla birlikte. islam güçleri karşısında kardan arslan gibi eriyip gidiyor. medeniyet. bütün aklî delil ve yorumlara rağmen doğru çıkmadı.sahip olan iki büyük imparatorluğu nasıl yıkabildiğini tahmin edebilir mi? Bu. yapılan mantıkî ilmî tezlere göre tedbir alma imkanı doğmaktadır. Sen. Diğeryandan hicretin üçüncü yılında. kapitalizm de tahmin ederek. gerçek olan budur. Bu dönemde "Teodor" ve "Herekleyus". bu toplumsal bilincin ışığında harekete geçen kitleler. Düzenlenen "2000 yılı kongresinde" bizi doğuluların durumunun 2000 yılında bugünkünden 30 kat daha kötüleşmesine karşılık. bu bilgileri bilgisayara vermeleri halinde aynı neticeyi sağlayacaklarından kuşku yok. 10 ila 12 yıl zarfında. yalın kılıçlarıyla tarihî bir destan yazdığına şahit olmaktayız. Yıllarca gerikalmışlığın örneği olan.tahmin etmesi gibi. kaynak ve enerjiye dayanılarak yapılmış olması daha da ilginçtir. irade ve kararlılıkla hareket etmemesi halinde. bilgisayar ve hesaplara dayanarak. Bu güçler Romanın partizan grubunu oluşturuyor. Bu "yeni kapitalizm" isyana tahrik eden. üçüncü dünya ülkelerindeki insanlar bilinç ve iman seviyesine ulaşabilirler. tarih. teknolojik seviyesine. pratikte yanlıştır. medeniyetten. tarih felsefesi ve toplumsal bilim uzmanlarının idrak sınırını aşan "iman ve şuur" enerjisinden kaynaklanan olağan üstü bir güçle. "Abdullah Ubeyd" bin kişilik bir orduyla "Uhud" savaşına giriyor ve islam ordusu güçlerinin üçte birini kaybediyor! Yine bu ordu onbirinci yüzyılda -peygamberin vefatından bir yıl sonra. teknoloji. ekonomik kaynak ve irtibata. Öyle ki. teknik ve bilimden yoksun olan bir toplumun 5. sızlamaya ve . Bu yüzden "uzlaşmacı kapitalizm" yöntemini benimser. Hem de sadece 300 kişilik bir orduyla. ilim.yani Uhud savaşından dokuz yıl sonra. Yaptıkları hesap ne kadar yanlış ihtimalinden arındırılmış olsa bile. Iran tarihinde destanlar yazan Zaloğlu Rüstem daha islam ordularıyla karşılaşmadan ağlamaya. mevcut en dakik ekonomik verilere. felsefe ve bunlara ilave olarak kaleleri yıkan silahlara mancınık. ihtimallere. onları üçüncü dünya ülkelerinin sömürülmesine ortak yapar. Misal olarak. sanat. kocaman bir kumarhane veya fuhuşhaneye dönüşmüş olan ülke uluslara bakın! Bilinçlenme ve uyanma başladığında "iman" unsuru kumarbaz. insanoğlu yapılan bütün hesap ve programları alt-üst edip. ancak bu değişimin sebebi ilmî tahlillerin eksik olmasından çok. toplum ve ekonomi bilimi uzmanı. güneşin doğmasıyla birlikte karlar eriyecek ve falan yeri sel basacak" şeklindeki bir metroloji tahmininin doğru çıkmaması gibi. coğrafî açıdan korkunç bir yarımada olan Arabistan'ı bir tufan misali sarıyorlar ve bir yandan "Roma'yı ve diğer yandan iran'a hücum ediyor ve beş yıl sonra bu iki bölgeyi kontrolü altına alıyor. veya tahmin edilen neticeyi vermemiştir.. gerekli önlemleri alacaktır. Bu dönemde Roma ve Arabistan müttefik güçlerinden oluşan 200 bin kişilik bir ordu müslümanlara saldırmaktadır. Bu ilmî tez "falan yerde kar yağacak.. insanı tedbir almaya sevk eden bilinçlenme seyridir. islam ordusunun hiç bir askeri teknik ve silaha sahip olmamasına rağmen. batılıların durumunun o nisbette iyileşeceği tahminini yürüttüler. üçüncü dünya ülkelerinin geleceğini kendileri tayin edebilir. Çünkü bunda rol oynayan bir neslin. mevcut iş ve idarî güce. Çünkü insanın bilinçlenmesi seyri içerisinde. Ancak bu hesapta unuttukları ve hesaba «atmadıkları yani bu seyir içerisindeki insan fonksiyonudur. mevcut üretime. bütün bilgin. teknik. Yaptıkları hesap o kadar yanlışsızdır ki. mantık ve sosyolojiye dayanarak bir tez sunuyorsun ama. Bu seyirde daha önce bilinçlenme seyridir. Öteyandan diğer tarihlerden daha çok haberdar olduğumuz islam tarihine baktığımız zaman hicretin ikinci yılında islam'ın en büyük ve görkemli "Bedr" Savaşında. tarih. Ortaya koydukları bu tahminin. Ancak bu ilmî delilin yanlış olduğunu göstermez.. tahmin edilir bir mesele değildir. dünün ve bugünün tarihî ve jeopolitik yapısına bakalım. Roma medeniyetini tanımış yüzbin kişilik bir orduyla 'Arabistan'da bulunmaktadırlar. Zira ilmî ve mantikî deliller için bütün 103 deliller mevcuttu. Bunun örneği. bütün sebepleri etkisiz kılıp. devreye girdiği an. bir grubun irade ve kararlılığıdır. tarih. Fizik. fasıd ve gayesiz insandan kah104 ramanlar doğurmuş. bedabe ve ben105 zer.

cinin insanda hulul etmesi anlamında kullanılmaktadır. Hasta insanın cin veya diyoyu "kendi" yerine asıl. zihinlerde canlandırmak istiyorum. Hatta bu konularda uzmanlaşan marx. onun yerine cin veya diyonun yerleşmesi. Bunun tersine. farsçada ve "aline" Avrupa'da genel olarak müşterek bir mana ifade ederler. kendisini kaybetmiş. bunun yerine divane. ilim. 106 ALĐNASYON "Alinasyon" meselesini burada toparladım.her şeyi kendisine nisbet verecek. Filimde. cunun veya divanelik hastalığına bu şekilde bir yorum getirilmekteydi. gerçek varlığın zedelenmesi ve insani olmayan bir kimliğin veya şahsiyetin insanda belirmesiyle oluşur. biyoloji ve benzeri sahalarda daha geniş boyutlara ulaşmıştır. "tarihî felsefe"ye ve "tarihî zorlayıcı fonksiyon'a inanmıyor değilim. aklını kaybetmiş. asırda kendi felsefesine soktu ve ondan sonra Marx ve talebeleri.insanın kendisini / kaybedeceği bir hastalığa yakalanmasına vesile olacak ' şartların oluşması anlamına geliyor. Bu gerçeği tanımamak ve inanmamak. "kendisinde değil veya "değişmiş" ifadeleri kullanılırdı! Yani divane veya mecnun olmuş. Ayrıca daha önce Edebiyat Fakültesinde "Faydasız insan" ismi altında verdiğim bu çerçevedeki konferansımı Tahran Edebiyat Fakültesi talebeleri tarafından kitap haline getirilmişti. Alinasyon -lügat manası açısından. (Iranda yapılan en insanî filim bu "Gav" filmidir). Alinasyon eski manasına göre gerçekleşmiyor. Netice olarak insanın."kendi benliğinin" dışındaki. beşeriyetin acı çektiği cahillik ve bilgisizlikten daha acı verici ve kötüdür. cinin fonksiyonunu ifa eden yeni bir unsur sunmaktadır. iptal edilmiş ve "kişilik108 siz" bir varlık olarak gündeme gelecek. "insana benzeyen varlık". Bu açıklamalarıma rağmen. Geçmişte. Alinasyon hastalığını tanımanın yanı sıra. Bütün bunlara -aklımda kaldığı .tevhidin bütün boyutlarıyla anlaşılabilmesi.kardeşine dertli bir mektup yazmaya ve kendisinin yok olduğunu vurgulamaya başlıyor! Duruma bir baktım. Ben burada bunların hepsine işaret edeceğim. Bu insana inanmamaktan. cin onun ferdi kişiliğine nüfuz etmiş. Kelimenin bu şekildeki açıklamasıyla. cin (diyo) onda hulul etmiş (aline olmuş). Burada bütün tehlikeleri -insanın kendi benliğinde insan olarak kalmasını tehdit eden tehlikeleri. "Meşhetli Hasan" kendisini öküz sanıyor ve sahibinin gelmesini beklercesine ahırda yulaf yiyordu. "Alinasyon" ibaresi aline (aliener) kökünden türeme. Toplum ve tarih bilimi konusunda yapılan yorumları biliyor ve etkisine inanıyorum. Kendi "fıtrî ve gerçek varlığını" yitirmektedir.sosyolog. insan olmayan bir varlığa dönüşmesi veya insan kişiliğinin iptal olup. Bütün bu unsurlar insanın benliği "aline" etmekte ve yitirmektedir. Hayattaki bu faktörler insanı "kendisine yabancılaştırmakta. kendi "kimliğini" ve "hüviyetini" tanımamaktadır. kendisini tanımıyor.. Bunun en güzel açıklamasını iran'da düzenlenen "Gav" filmidir. Netice olarak da. ekonomist. bu hadisede cinin rolünün bulunmadığını vurguluyarak. cini kendi kişiliği olarak kabulleniyor. maddî. Hastalığa yakalanan. Bugün ise bu ıstılah psikoloji. filozof ve tarihçiler tahmin edemezler. gerçekten durum beklenilenden de kötüydü! Ne onu ve ne de bunu -hiçbirini. kendisinin farkında değil. bunun yerine tarihî ve felsefî unsurlara fazlaca güvenmekten kaynaklanıyor. fikrî ve psikolojik hayatında pek çok saptırıcı unsur sözkonusu olmuş ve söz-konusu olduğu söylenebilir. insan kılığındaki. artık kendi gerçek varlığını hissetmiyecek bile. insanlığın tarihinde. Hegel bu ıstılahı 19. insanın gerçek fıtrî kişiliğini yok eder ve onun yerine insanın bedenini doldurur. akıl. Mecnun -cin çarpmış. meseleyi anlamamış ve tahmin edememiştir. Cin veya diyonun yerine insanları mecnun veya divane eden unsurun oluşturduğu günümüz insanı nasıl bir yaratıktır? inanç mektepleri (ideolojiler) ve ilmin değişik unsurlardan sözediyorlar. Yani cin insanın "benliğinin" yerini almıştır.arapçada. gerçek ve sağlam olarak hissetmeye başlar. yani cinin insanda hulul etmesi. Bunlara ilave olarak bugüne kadar değinmedikleri veya benim şimdiye kadar rastlamadığım meselelere de değinmek istiyorum. Ancak bugün ilim. Herşeyi kendisi ve kendisini her-şey hissedecek. Bu yeni unsur insanda hulul eder. 107 îlk olarak. Burada meseleye kısaca değinecek insanî ve ahlakî tevhidin programlanmasına zemin oluşturmaya çalışacağım. toplum biliminde bu Đstılahtan yararlandılar. insanın "iptali" manasındaki bu durum. bile. cununun asıl sebebinin cinin insanın ruhuna hulul etmesi veya insanın kimliğini yitirmesine bağlı olmadığını kesinlikle biliyor.. divane -diyo çarpmış. onun üzerindeki suçlamaları kaldırmakla birlikte. duygu ve şahsiyetini yitirmiş ve onun insanî kimliğinin yerine.

Halbuki insan. guruptan biri ayrılarak olduğu yerde durur. Teknokrasi ve Brokrasi: Teknokrasi ve brokrasi bugünkü dünyaya hakim olan iki sistemdir. Kendilerini "para" sanıyorlar. değişime uğradığına inanıyorlardı. araştırmacılar ve çağdaş mütercimler son olarak "insanın kendisine yabancılaşması" olarak tercüme ettiler.kısaca değineceğim.kadarıyla. o yıllarca taksi şoförlüğü yaptığından. basit maddi değerler etrafında merkezleşen ve ruhu paraya dönüşen "meteryalist" arasındaki fark burada daha iyi anlaşılmaktadır." şeklinde bir}hadise anlatırdı. onu anti-tabiat duygusuna ve tabiat üzerinde tasallut oluşturma arzusuna iter. Aslında uzun bir cümleyle bu ibare aktarılmış. burjuvazi ve Orta Çağdaki kilise dini arasında sözkonusu ediyorlardı. işte burada islam'ın. Mark. inanç. 109 ulaşıyor. yani hem eski (kilise ruhbanlığına) ve hem de yeni (ekonomik burjuvaziye) karşıydılar. Makineleşme: Makineye bağlanmak. Zira hem sosyalisttiler ve hem de ahlakiydiler. manasız ve tekrar olan hareketten başkasını yapamıyor. Bu iki sistem insana belirli özellikleri bulunan bir çalışmayı yüklüyorlar. Yani tamamen birbirine zıt iki unsur. Sistemli bir şekilde gelişen bu yapı insanın. ferdin çalışmasının tek boyutlu olması. Bu aline olayı. makina veya iş araçları olabilir. tabii ve tamamen tabiattan üstün bir olgudur. Her ferd küçük bir hareketle bir işi gerçekleştiriyor -bir ürünün tamamen üretimini değil. "ruh hastalarından bazılarının hastalığı gelişiyor ve cunun derecesine *) Alinasyon ibaresini. Belirli bir şeyle alinasyonun had safhasına ulaşmak. Hatta akıl. Ekonominin Alineleştirmesi 1. En güzel örneği. Marx "Alinasyon" meselesini. "ruhbanlığa" ve "dünya perestliğe" şiddetle karşı olmasının hedefi daha bir açıklık kazanıyor. "ahiret pazarlayan (insanın tamamen kemale ermesini belirtisi olan ahirete yönelme değil) ruhban ve burjuva ruhu taşıyan. başka bir yabancı şeye dönüşmesini gösteriyor. inkar edildiğine inanmaktadır. Gerçek ulamayla. Görüldüğü gibi. Bunun sebebi de farsçada böyle bir tabirin bulunmamasıdır. toplumsal sistem ya da hayat şekli olabilir. "Marxs'ın "Tam Đnsan" ve "Harbret Markuze'nin "Tek Yönlü insan" konusunda işlediği meselelere benzemektedir. giderek makine yoluyla "aline" olmuş ve en sonunda kendisini makine sanmaktadır. O da yola koyularak 'iyi bu bizi oraya kadar ulaştırır!' der. "Harbret Markuze"de şöyle der: "Bugünün toplumsal sisteminde insanın bütün boyutları iptal edilmiş ve sadece kuru bir yönü kendisine bırakılmıştır. tabiî olmayan bağlılıklar da olabilir. sınıfa dayanan çalışma sisteminde ve teknalojik toplumundaki sömürüye dayanan yapısında "aline" olmasına sebep olur." -Resmi cunun!. Efendi neden duruyorsun?' dediğimizde "Benzinim bitti!" cevabını verir. "iş" bir nevi "anti-tabiat" unsurudur. limonata veya su yetiştiririz. Yani hem profesyonel bir şekilde kenara çekilip Zühdle meşgul olan tam ve eksiksiz insan değil ve hem de putperest ve faiz yiyenler. Hatta ilerleme sağlayıp. Zira esasen. insanın hem "Zühd" ve hem de "para" vesilesiyle aline yapıldığına. basit halk diliyle aktarabilecek ıstilahların bizim halkımızın da dilinde bulunabileceğinden kuşku yok. duygu. teknokrasi ve brokrasi merhalesine ulaşan sosyalist ülkeler bile. Bunun ne kadar doğru olduğu da ortada. sömürüye dayanan iş sistemi."Misal olarak toplu olarak yemek salonuna doğru giderken. Đdari veya . halkın anlayacağı bir şekilde ammiyane ve hatta hurafe bir tabir kullanmaları esasen bize de ders olmalıdır. Çarli Çaplin'in "Yeni Asır" isimli filimdeki olaylardır. Hegel'in ve Sosyolog talebelerinden oluşan ahlakî sosyalizm döneminden ele almaktadır. Marx'tan önce insanın alinasyonu meselesini. Cin yerine konan bu unsur. yıkılmış ve başka bir şeye dönüşmüşlerdir. Ahlakî sosyalistler. Bütün boyutları alt-üst olmuş.ve ömrü boyunca bu cüzî. Aslında bir çok boyut sahibi olan insan sadece bir boyutlu (Unidimen Sionel) hale getirilmiştir. insan işinin teknik ve mekanikleşmesi. benim ruh sağlığı doktor arkadaşlarımdan biri. Çünkü bunlar her iki top110 lumsal sisteme. Mecburen kendisine biraz büsküvit. Esasen insanın gerçek hakikati ihtiyaçtan kaynaklanır. "iş" unsuru. tarih boyunca bütün toplumsal sistemlerde gerçek hakikat yani "tabii insan" olumsuzlanıp." Daha önce de değindiğim gibi. Fıtrat karşısındaki bu unsurlar insanı benliğinden çıkarabilir. Buna benzer ıstılahların ve daha kapsamlı bir anlamı. kuşkusuz bu da bir insanın bütün boyutlarını yıkarak. 111 2. bu sistemden kendisini kurtaramamaktadır. çalışma zamanının makinaya göre tanzim ve taksimi. Batılı sosyolog ve felsefecilerin böyle bir meseleyi anlatabilmek için. Kendi benliklerini bedenlerinde hissetmezler.

onlar olmadan hiç bir şey ifade etmez. yaptığından haberdar değil. tohumunu ekip. nereye gittiğinden habersiz olduğu bantın üstündeki vidayı arada bir sıkıştırmaktan sorumludur. Değişik boyutları olan. başlangıcını programlar. çalışma esnasında çalışmasına hakimdi ve çalışma şeklini kendisi tayin ederdi. uçağın iniş ve kalkışından oluşan bütün bir harekette müdahalesi olmaz.. Çalıştığı işyerinde. Yani varlıklarının felsefesini tamamen yitiriyorlar! Kendisi "kendisi" değil. . bazı kıyasçı ve telaşlı aydınlar. idare. çalışma aracı ve araçları ona hakimdir. çalışacağı sahayı özgürce seçer. Artık emekliye 113 ayrılmış ve eve gelmiştir. bu işte sadece cüzi bir işi ifa eder. Siyantizmin ilim ve naturalizm tabiat olmadığı gibi. teknoloji rakabeti ve sermaye sisteminin makinaya yüklediği sunî bir olgudur.. Onun yerine (makamına!) Fabrikalara yerleştirilen makineler monta edilmiş. orada dördüncü idarenin müdürü ve dördüncü kademe sınıfına mensup bir reis beydir! Çektikçe uzanan koyun barsağı gibi uzun olan bu sıfatların arasında insanı ifade eden bir kelime bulunmaz! Tasnifte geçen "durum" ve "makam" isimlerinden olunan cümleyi. veya bir bantın kenarında durmuş ve nereden gelip. yediği ekmeğin oluşumundan da haberdar değildir. Brokrasi ve makine sisteminde çalışan insan. Çarkların arasında yutulunca feryadını bile duyuramaz. kazanç ve kazanılan neticeden dolayı çalışmasını şekilendirir." Yeni Asır" filminde işçinin saati makine çarkları arasına düşüyor. o kendi ismi ve kimliği olarak kabullenmektedir. bir işin sadece bir bölümünü monoton bir şekilde tekrarlayan bir varlık oluşur. Makinayı bu yükten kurtarmak için. Köylü kendi işini özgürce seçmiş. etrafındakiler ve karısı bütün güçleriyle zihinlerini zorluyarak onun isminin bundan 30-40 yıl önce Hacı Hüseyin'in oğlu Hasan bey olduğunu hatırlamaya çalışıyorlar! Aslında kendisi bile yıllanmış bu isme yabancıdır} Her zaman işçi insan. Makinizmin Esaretinde" isimli konferansımda şöyle demiştim: "Benim makinizmi eliştirmemi. Çarkların arasında yutulur gider. (Nitekim buradada aline olduğu. O. yaptığı işin neticesinden haberdardır ve aline olmamıştır. harmana götürdükten sonra. Kendi "gerçek benliği" ve "gerçek şahsiyeti" yerine bu yeni sıfatları koymuştur. otuz yıl boyunca cüzî bir hareketi sürekli olarak tekrarlamasına rağmen. yaptığı iş konusunda gerekli bilince sahip değildir. Tarlasını süren. Sadece şu vidayı sıkar. ömrünün sonuna kadar serbest seçme hakkı bulunan ve işin tamamını yapan bir insanın yerine. makinizmi yıkmak gerekiyor. reis beydir. şirket veya fabrikanın yaptığı işin bir anlamı var. O artık brokrasinin büyük bir binasındaki küçük bir tuğla veya teknolojinin makinelerindeki bir vida konumundadır. Bu bugünkü insanın makine arasında sembolik olarak yutulması. *) Tahran Teknik Fakültesindeki "Makina.dönüşür. Veya \ sadece güvenlik. yerleşim veya reis beyin ilgisini çekmekle görevlidir. büyük makine onu yutuyor. şimdiyse çalışma tarzı. Geçmişine ait bir "belirti" olmamasına rağmen. Esasen bu "konum" ve "makam" vesilesiyle "aline" olmuştur. "ismi'de yoktur! Geldiği bu yeni konumda kendisi. Hedef.teknoloji sisteminde. bütün personelin ortak olarak yaptıkları işin ürününden habersizdir. O. Brokrasi ve teknokrasideki işçi "unsur" değil. sulamasını yaptıktan sonra ürününü biçip. bir hareketi tekrarlar. değirmende un haline getiren köylünün yediği ekmeğin aksine. kontrol. Gerçek insan "işleyen". kullanmaktadır! Hurdalaşıncaya kadar kullanır! Emekli oluncaya kadar "kafayı üşüten'lerin sayısı da az değil. Zira o ömrünün sonuna kadar manasız -kendisi açısından. Borsada müdürdür veya para saymakla görevlidir. Bunların hiç biri "üretim"değil bir ürünün oluşmasını sağlayan yüzlerce hareketten sadece cüzî bir harekettir. Oysa yeni insan bunlardan hiçbirini yapmaz. Kendisine yabancılık ve kendisinden başkasının kendisinde hulul etmesi. Yani makineleşme! Kuşkusuz bu da brokrasi ve teknokrasiden doğmuştur. Saatini almak için çarkların arasına girince. Makinizm. benim makinaya olan inancımın gevşekliğine bağlıyor ve neticede "jetin yolcu için eşekten daha iyi olduğu'nu bana ispatlamaya çalışıyorlardı! Halbuki mainizm makina değil. gerçek manasıyla bir fabrika veya idare olmuştur ve onu istihdam etmekte yani. kendisini tanımadığı ve ne yaptığını bilmediği anlaşılıyor). ancak insanın yaptığı hareket anlamsız ve 112 tekrardır. "memur" değil! Memur. bir "robof'tur veya unsurun taklidi! "Hizmetçi'dir. "çalışan" ve yaptığından haberdar olan kimsedir. Bu yük aynı ölçüde insanlığa da yüklenmiştir. Çalışmasının neticesinden ve hedefinin bilincindedir. yapacağı işin şekil ve araç-gereçlerini icad eder. / insan çarklar arasında kalan bir cisim gibi ya vidaya ya somuna veya contaya -iş makinasının isteği doğrultusunda. "alinasyon"u vurgulamaktadır. borsa veya havayolları gibi büyük bir kurumda çalışıyor olmasına rağmen. Bir insanın banka. işaret verir veya şu kağıdın altını imzalar.

Avrupa insanının çehresini de insanlıktan mahrum bırakılmış bir sömürgeciye dönüştürdü. onlarla işi bittikten sonra size bakar. nüfuz ve gücü tekelleşmiş hakimiyet ve malikiyeti ve bunun neticesinde sınıflaşmayı doğurur ve bir bütün olan insanı (ben-i ademi) insanî olmayan dört parçaya ayırır. bunlardan hiç biri bir bütün ve eksiksiz insan değildir. Sınıfların şekillendiği sistemlerde toplumdaki sınıf tezadı. mahkum etme ve eleştiri için tedbirsiz. 5. ayrıca efendi ve köle şekline dönüştürür ki. kendisini ve elinde bulunan imkanların. berber de öyledir. Bütün duygular. Bir doktorun ilk olarak aklına gelen sizin hastalık . fetva. olduğundan daha fazla olmasının gerektiğini zanneder. Aslında ise. hayvani karekterlerinin gerçek olduğuna inanırlar.. mazlum ve mahkum veya zalim. halinizi -ahvalinizi sormadan önce. Kendisini bulunduğu durumdan daha üstün veya aşağı görmeye devam edecektir. yüzlerce kez reddetmenin. saygı ve şahsiyet duygusu onun paralarından kaynaklanıyor. insanî olmayan kutuplara ayırır. ayakkabınıza bakar. eğer o yazı bir kez daha okursa problem kalmaz. Bugün ise onun makamında oturuyorsunuz. insanın aline olmasında en önemli unsurdur. Misal olarak size akraba olan bir ayakkabıcıyla karşılaştığınız zaman. Bu karekter onlarda hulul etmiştir. Sınıfa dayanan sistem. Toplumda da aynı anlayışa sahiptir. Çoğunlukla. Kur'an'ın. sadece dünyanın sömrülen insanların gerçek varlığını iptal etmekle kalmamış. tilki. Dünyaya ve maddî hayata yönelmenin sembolü olan para da aynı erezyonu gerçekleştirir! \ Para. Yok eğer "sömüren" sınıftaysa. Zühd de maddî hayata itiraz sembolü olarak. Esasen sömürü. basitçe değerlendirmeleri. 'gitmesi için ona biraz yemek veriyordunuz. Çünkü eğer "sömürülen" sınıfta olursa. insan sınıf sisteminde aline olur. Uzmanlık: Bugün bütün sosyologlar. normal bir insanınkinden daha az olduğunu zanneder. kapınızın önünde yiyip. ona sahip olan kendisinden olduğunu zanneder. yoksa kişilikleriyle mi kazandıklarına bakın. Hatta aynaya baktığı zaman bile. kendi zatî gücü olarak görür. birlik ve müşterek bir yapıya sahip olan insanlığı. bir kaç boyutlu insanı -ki her insan bir kaç boyutludur. ahlakî ve akrabalık değerlerinden para sesi gelir ve rengi altın rengidir. dinî. Daha öncede söylediğim gibi sınıflaşma insanın bölünmesine yol açan unsurdur. ondan değil. adaletsizce ve acale davranışları çoğu kez avam seviyesinden daha da basitleşmektedir. bunu ilk olarak sözkonusu eden ahlakî sosyalistlerden nakletmek istiyorum. saldırmanın ve bir yazıdan dolayı kötülemenin yerine. bir açıklamayı ahlakî sosyalistlerin. katil ve hakim bir konuma getirir.. gasıp.Açıktır ki bazı tahsil yapmışların haksızca. Bir terzi de ilk olarak elbiselerinizi görür. insanî özellikler. paraya ait değerleri ona nisbet eder. Uzmanlık. Herhalukarda. Para ve zühdü. 114 3. Bu Kabilî sistemin devam.kendisine ait olmasına çalışır. sözkonusu bu 116 kişiliği görür. insanı aline eder. onun gelmesiyle birlikte ateşe atılan barut gibi yerinizden fırlıyorsunuz. faiz yiyenlerin ruhuna şeytanın hulul etmesi şeklindeki benzetmeye yakın. böyle bir problem ortaya çıkmıyacaktır. Gerçek insanî varlıklarının yerine. Para.tek boyutlu hale getirir. insanı ya yoksul. paraya dayanan imkan ve değerlerin -kendisine ait olanları değil. muhterem. hem ailesi ve hem de toplum ona saygı ve büyük şahsiyet gözüyle bakar. Düne kadar her türlü imkandan yoksundu. sahibi insan. kendi sınıfının ona vermiş olduğu gücü. insanı Kabil ve Habile dönüştürür. Bu dört tip insanın her biri değişik insan şekline dönüşür. insanı sömüren ve sömürülen. Makamında kendisine gösterilen saygının hangisinin kendisine ve hangisinin paraya ait olduğuna dikkat edin. büyük. toplumda güç sahibidir. Burdan başlıyarak "sınıf ve konum"unun kendisine vermiş olduğu güç ve imkanın. Bir nevi kendisini para kabullenir. fare ve koyun! 115 4. Hatta bazan o yazı daha başta bir kez bile okunmuş olsa. mukaddes ve güvenilir şahsiyetlerin bir listesini çıkarın ve bunların bu konumu paradan dolayı mı. insanın kendisini kaybetmesinin ve kendisine yabancılaşmasının en önemli fonksiyonunun "uzmanlık" olduğunu kabullenmekteler. Böyle olması gerektiğine de inanır. Bir gözlükçü veya bir göz doktoru da böyledir. Hem kendisi. Biriktirmiş olduğu bu para da ona saygı ve şahsiyet kazandırmıştır. diyo veya para cininin hulul ettiği insanın durumunda görüyoruz. para biriktirmiştir. evinize geldiği zaman. Çevrenizde bulunan saygıdeğer. Çünkü ya işportacılıkla veya kaçakçılıkla durumunu düzeltmiş. sömürülen veya sömüren sınıfta olması onun kendisini tanımasına vesile olmayacaktır. Ancak bu güç yabancı olmasına rağmen. Sınıfsal Sistem: Taksim edici her unsur insanı aline yapar. Öyle ki hukuk ve bütçe karşısında kendisini en üstün hak sahibi kabullenir. Bu dört karekteri oluşturan hayvanlar şunlardır: Kurt. Para: Para.

kendisini yetiştirmiş. bir grubu ordu mensubu. şöyle diyordu:" Bir sahada uzmanlaşmış bir insan. fırka tezadı etkisiz kalıyor. Hz. "Medeniyet"i inkar edemiyen. her ferd işçidir. genel müdürler. Bir hareket bu noktaya kadar ulaşabiliyordu. Ömer. bizim anladığımız manadaki bakıştan daha çok. Kültür ihtilafı. siyasetçidir. toplumcudur. hal ehli olduğunu. diğeri fıkıhta uzmanlaşmadıkça ilerleme de sağlanamaz! Tıpkı bir felsefecinin söylediği gibi. "Benim gibi olanlardan çok eksikliğim var". Yani uzmanlık oluşmadan.durumunuz. Mark Kuze'nin dediği gibi "tek atmosferli" olmaktadır. medeniyet oluşmaz. Ammar'ın da aralarında bulunduğu sahabeden tip ve kıyafetleriyle ayırdetmek -şimdi aramızdaki ihtilaf konusu ayrı bir mesele. mütefekkirdir. Bütün müslümanlar o dönemde birliktirler. dil farklılığı. ama "sunî" olarak yapılmaktadır. barsaklarının ve kalbinin işleyişine bakar. "benim istediğim toplum. onlar toplumsal bir konudur. iman ehlidir. ineklerini kurban ediyorlardı.»yoksa siyasî bir lider. cami ehlidir. çiftçidir. memurluk mesaisinin dışında bir-kaç saat de bahçeyle meşgul olmalı. avukatlar. "medeniyet. ondan sonra halinizdir. insanın diğerlerinin bütün ihtiyacını -öyle ki her şeye ihtiyaçları var.iptal etmesi ve kendi zaaflarını görememesidir. . benden fersah-fersah mesafede. askerî. iyi bir aile reisimi. bunun en bariz örneğidir..imkansızdı. zahid. 2 saat mütalaa yapabilir veya fabrikada 5 saat ekonomi işler yapabilir. bir ay fabrikadan veya tarlada çalışabilirler. ben şiirde. kendisine yabancılaşmamak için. Ancak bu "gösteriş" için yapılan. ibadet ehlidir. bugün devrim yapılmış ülkelerde. Esasen şunu açıklamak istiyorum: sadece konuşmanın sapmalarından biri. Bizzat peygamber. . Çünkü. diplomaside uzmanlaşıyor. bir kısmı dışişlerinde. tipi gösterir mi? Hayır! Ekonomik. Veya bir adam bir saat yazı yazabilir. gruplardan. Bundan dolayı "uzmanlık" insanı tek boyutlu yapmaktadır. Eksikliklerini hissetmez. Fedakarlık ve özverinin doruk noktası. tiplerden ve değişik dallardan bir "birlik" meydana getiriyor. mizacınızdır. hepsi düşmanla mücadele etmek için silahlanıyor. Veya "Medeniyet insanın kendisine yabancılaştığı bir saattir. Bunlar bugün var. hindular iyi niyetli oluşlarını göstermek ve müslümanların rızasını kazanmak için. Daha büyük ve yüce bir "vahdet'e kavuşmak maksadıyla fırkalarının mukaddesatından fedakarlıkta bulunuyorlardı. tarlada işçidir. hukukçudur. Ali'yi. Herkesin gelip müşkülatını sorması için bir makamda oturan. Bir kısmı içişlerde ve diğer bir kısmı ekonomide uzmanlaşıyor. herkesten daha iyi düşündüğü hayali duygusunu onda doğurur. Veya bir doktor kendi içine yöneldiğinde." 117 Hareketler nasıl yok olur? Bir hareket oluştuğu zaman. bütün halkı seferber eder ve "ulusal bir birlik" icad eder. Ve bütün bu mücadeleciler "uzmanlaşıyor". arif. siyasetçi veya taklit mercii olduğunu kıyafeti. asıl işi yine asıl iştir! Ancak gerçekten de tarihin "uzmanlık" olmadığını gösterdiği ve her şeyin uzmanlık alanına göre ölçülmediği tek dönem peygamber dönemi ve yaşama tarzıdır. öğretim görevlileri 118 ve diğer dallardaki şahsiyetler. Ancak mücadele bitip başa geldiklerinde yine bölük-pörçük oluyorlar. Halbuki ben defalarca bazı talebelerim karşısında eksiklik duygusuna kapılmışımdır. insanın kendisine yabancılaşacağı bir saata göre tanzim edilmiştir". o mimarlıkta. hepsi birlikte kardeş oluyor. onları düşünür. Böyle bir uzmanlık. toplumsal. Hind Yarımadasında ingilizlere karşı mücadele sözkonusu olduğu zaman. bakanlar. üniversite öğretim görevlileri ve bakanlar yılda bir ay fabrikalarda çalışabilmelidirler. duygusuna kapıl119 maz Hepsinden daha güzel konuşması. Medeniyetin "uzmanlık" üzerine şekillendiğini üzülerek söylemek gerekir. (Unidimens lonnel). çoğu kez onlardan önce faliyete başlamama rağmen. Bir grubu dairelerde memur. kıyafetinden anlamak mümkün değil. iyi bir koca olduğunu göstermez. Ebubekir. Sınıflardan. midesinin. Siz seramikte. onun kıyafetinden anlaşılmaz. Sapmanın başlangıcı böyle başlar. işçi tipi midir? Savaşçı tipi midir? Tüccar tipi midir? Tipi. bir grubu ulema oluyor. Ardından mücadele ruhu giderek kayboluyor ve güçlü beden paramparça oluyor. diğer sahabeden yani peygamberin eğitiminden geçmiş. askerî bir insan mı. Sınıflar arasındaki fasıla ortadan kalkıyor. bir hareketten öteye gitmez. hepsi müşterek bir hayat sürdürüyor. teknoloji ve ilmi yönünden ilerleme sağlamış bir toplum olmalıdır" demek zorunda kalan bir sosyolog. Hz. hangi aileden olduğunu. mücadelecidir. Onların tiplerinden kimin neci olduğunu anlamak mümkün değil. ilerlemiş. bir grubu siyasetçi.

"beyefendinin" toplantıya "buyurması" istenir! Ve giderek bir çok insanî kabiliyetlerini yitirir. Esasen. veya bir büyük siyasî şahsiyettir veyahut manevî bir şahsiyettir. böyle bir diyalogun şerefine nail olamaz. Orada. Şimdiye kadar böyle bir hadise gerçekleşmiş değildir. ya büyük bir toplumsal şahsiyet. ilk bakışta bu herne-kadar Đhlasın belirtisi olarak görülse de.. bütün ailesini bu hazretin ilmihaline göre yetiştiriyor olmasına ve bir gün bu hazreti kendi 1 sofrasının başına davet etmeyi hayal etmesine rağmen. Aslında böyle bir diyaloga ihtiyacı da yoktur! Onunla. Bu eksikliği bir gün. bir tuğla fırınlarında çalışan işçi. Kuranı tanıyor ve gerçekten de bütün ha121 yatını Đslam'a göre tanzim ediyor. bir gurup sermayedarın menfaatine hizmet tekelinden kurtarmıyorsunuz? Neden? Neden?" şeklindeki sorularla ulemayı sıkıştırmaktayız. ama toplumsal irtibatında. Rivayetlerin ve Kur'an'ın ayetlerinin. bugün iman ve itikadından dolayı yoksul kesimle irtibat kurabiliyor. mikrofon arkasında veya felsefe dersi başında nasıl hissettiğimi hatırlıyorum! Soru: Kapsülün işi. büyük bir cüz'ün parçasıdır. ondan sonra ölsem de ehemmiyetinin olmuyacağını düşünüyordum. Çünkü sadece zihin çalışıyor. bir ziraatçi gibi 8 saat tarlada çalışabiliyor. ilk hareketi kapsül mi üretiyor? Cevap: Teknik açıdan doğrudur.Bugün içinde bulunduğumuz durumu gözönünde bulunduralım: Devamlı olarak "Neden zamanın ihtiyacını idrak etmiyorsunuz? Neden yoksul sınıfın ihtiyaçlarını anlamıyorsunuz? Neden sınıf tezadını hissetmiyorsunuz? Neden sömürüyü anlamıyorsunuz? Neden fıkhımızı. Zaafları ortaya çıkar. kendisini herşey sanması doğru değildir! Başka bir mesele var. din bilgisi. Psikolojik. Çünkü ben bu yazıya. ne de çalışmasını ister. ondan böyle bir şey beklemenin yanlış olacağını görürsünüz. kalemi kırılır veyahut da bir kenara itilir.ileri nokta olduğunu gördüğüm "ahlakî fazilet" sahibi bu kimselere gıpta etmişimdir. yıllarca vücudunun pek-çok manevî uzvunun tatil edildiğinin farkına varır. Tıpkı boynu veya karnı büyüyenler gibi. Sapmış bir adam olur. Genellikle zenginlerle ve makam sahipleriyle diyalog içerisindedir. (Tekammül kanununda olduğu gibi). ne yatırım yapmasını. bir sapmadır. kimse ne amel ister. normal bir insanın ise çalışıp. Bir çiftçi. daha sonra toplumsal bir insan olmuştur artık.. işin anlamını anlayabilmek için fabrikada işçiyle birlikte çalışmaya gidiyor. halkın ne yaptığını hissetmemesi tabiîdir. Konuşmacı ve yazarın sadece zihni faaliyet gösterir. Zihin de insanın bir organıdır. Önce ahkam. "Tek boyutlu" olur. toplumun üst sınıfıyla diyalok kurmaya itmiştir. "kendi seviyesindeki" kimselerle irtibat ve diyalog içerisindedir. kış geldiği zaman. Böyle bir adamdan. devamlı olarak onu fakir halka yönelmesi yolunda iğnelemesini. tecrübe kazanmakla birlikte geliştiğini ve ondan daha ileri noktaya ulaştığının farkına varır. Neticede konuşma ve hitabe kabiliyetleri doruğa ula120 şır. duygu. Muhammed dostudur. onları etrafına toplayıp. dinî meseleler. öğle yemeği yememem halinde bunun sağlık açısından bir problem oluşturacağını. bu sözkonusu kimse arasında bir fasıla. daha zayıf olur ve yavaş-yavaş yok olur". Büyük bir fıkhı şahsiyetle diyalog içerisinde olan. anlamamalıdır da! Ama bolluk ve zenginlik içerisinde büyüyüp mühendis olan biri. bir yönü gelişmiştir! Đşte böyle tek yönlü bir adam olur! Daha sonra insanda gurur devresi başlar ve yaptığı işten memnunluk hissi onu başka yöne çeker. Daha az çalışan. Bu seviyeden.. bu eleştiriler boşunadır. fıkıh. ellerdeki nasırın. kimlerdir? Ya pazarın büyük bir şahsiyetidir. Esasında gerçekten Ali dostudur. ancak küçük bir fitilden başka bir fonksiyonu olmayan kapsülün bu durumu anlamayıp. * * * . onlara dinî konuları anlatıp. Çünkü o bu işleri yapacak bir sistem ve fert durumuna gelmiştir. Zamanla bu adam darbe yer veya sesini keserler. "seviyeli" ve "şahsiyetli" kimseler. ünü bir ya- . hasa-siyet ve kıymet vermişim. onu kendisine taklid mercii kabullenmesine. bir seviye duvarı var-ve aşılması imkansızdır. olduğundan daha fazla değer. Ben bazan makale yazdığım zaman. 2x5 metrelik tek odada. Bu nedenler anlamsızdır. toplumsal yapı onu kendiliğinden. ^a-lan ayetullahın mürüdü olmasına... Bu uzuvların yıllarca kullanılmamasından dolayı zayıfladığını gördü. en güçlü olur. kendisini değerlendirmeye başlar. insan küçük bir cüz olarak. Ondan sadece toplantı düzenlemesi. Birde bakar ki. Ardından mağlup olmuş bir şekilde. islam'dan da yararlanan solcular bu risaleti de yerine getiriyorlar! içerisinde "mahsur kaldığı sınıftan dolayı" bundan fazlasını anlayamaz. fiziki yönden beş kişinin yerleşmesinin anlamını yakalamaya çalışır. Buna karşılık. kurşunu harekete geçirmektir. ve benzeri konuları tahsil eder. Hacmi küçük olmasına rağmen vazifesi büyüktür. o da şudur: "En çok çalışan organ. Zira eğer bir alimin hayatına bakarsanız. ne para vermesini. onları ümitlerle tahrik etmek şeklinde algılamaktadır. terbiye ve. Sadece zihni kabiliyeti ve hafızası gelişme gösterir.

Şimdi artık. Yani o. kısır toplumsal yapıdan ve coğrafi sınırlarda haps olmaktan kurtarmaktı.. Arkadaşlarımız ve benzeri konular da daha biz dünyaya gelmeden tayin edilmiştir. fıtraten seçkin biri olsa bile -mesele Ebu Talip gibi. Ama keyfiyet yönünden değişmez. toplumsal bir mesele konusunda açıklama yapan ulemadan bir alim. aynı irtibattır. daha biz yumurtanın kabuğunun içindeyken tayin edilir. Ayetullahılazim makamına ulaşır. Ama bu ye'ni bir meseledir. böyle bir ruhla ve böyle bir irtibat içerisinde -köye hakim olan hanın tesiri ve hükmü altında. fizikî yönden yerleştirilmeleri problemdir! Onlara gitmesi gerekir. benim için bazı şartları tayin edici olmaktadır. Ebu Cehil. başka bir yapıya intikaldi. Benim dünyanın bu coğrafî biriminde doğuşum. tüccar veya soylular sınıfından olan kimse. Mekke'de sürü sahibi. ama sadece konuşmak için değil. Mısır veya Tanzanya'da doğmuş olsaydım. toplumsal zindandan. kapitalistten daha çok sağcı olur. Toplumsal durumumuz. Đstisnalar kaideyi bozmaz. Hayvan seviyesinde görülen varlıklardı! Hayatı yaşıyan gerçekten bu üç sınıftı. jandarma. maddî yönden yoksul kesim arasında bulunmasına rağmen. Bu durum.5 nisbetinde köylerden gelenler olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü han ekonomiyi elinde bulundurmaktadır. Diğer ikisi (jandarma ve molla) ondan doğmuştur. Köyde kurulan bu sistem içerisinde "ağa'nın oğlu. inancımız. Ama babasının köyde hanla olan irtibatının geleneğine uyarak o da memleketin "hanı'yla irtibata geçer. Ben eğer isviçre.•122 na. bir şehirden başka bir şehire göç etmekle sınırlı değildir. han ve molla" üçgeninden oluşmaktadır. insanın iki zindanı var: Biri "toplumsal zindan" ve diğeri "coğrafî zindan". Bir insanın nasıl düşündüğünü öğrenmek için. Yani bu aç talebeye sınıflar ko124 nusunu açtığın zaman. fikri olarak da beslenmektedir. Bu üç kesim hükümet etmekte. hüccetülislam. böyle düşünebilmek için bu atmosferden . Ben bizim Kevir köyüne giden bir doktoru biliyorum. duvarlarını büyüt. zevkimiz ve hatta inkılapçılığımız. ayetullah ve onun ardından. tabiî olarak Ebu Sufyan. üç unsurun birleştiği bir yapıdan "jandarma. Tarihin altyapısında devamlı olarak. O. Başka şekilde düşünmesi beklenemez. imanımız. Onlara rehberlik yapmak için de değil! Bilakis kendisini adam etmesini. bu üç kişi köylü üzerinde hükümet hakkına sahip olmuş. Dine bağlı olan. Köylerde nasıl bir yapı 123 mevcuttur? Köy. üç kişinin işini tek başına yapmaktadır. Bir insana "nasıl düşünüyorsun?" sorusunu sormanın yerine ona kimden yediğini sormak gerekir! îstisnayi durumların dışında bu bir genel kaidedir. Saniyen bizim "ilimler havzası'na hakim olan psikoloji aynı psikolojidir. bütün köylülerin varlığından çok fazlaydı. atılmasıyla birlikte. bütün büyük beşeri toplumlarda olduğu gibi. edebiyatımız. . Bir tümörün yerinden sökülmesi. Böyle bir şeyin imkanı yok mu? Biz kendiliğinden bir tipe giriyoruz. geriye kalanlar ise ırgatlık. daha önceki şartlara göre. Peygamberin hicreti. Bu üç kişinin irtibatı. insanları sınıfa dayanan tiplerden. han.. başka bir çeşit insana geçişti. köyde 5-6 yıl kaldıktan sonra geri döndüğünde getirmiş olduğu para. Maddî olarak beslendiği yerden. bir kalede haps edil. Çok ilginçtir. bir hücrede değil. büyük bir şahsiyet haline gelir. her üçü devamlı olarak birbiriyle irtibat içerisinde olmuştur. ilk başta onun nereden finanse edildiğine bakmak gerek. Hacmi ve çeşidi fark eder. Toplumsal yaşantımızda. Bu tip daha biz doğmadan bize yüklenmiştir..gerekli atmosfer olmadığından o meclis ve yetki sahibi yaşlılar karşısında "Muhammedi" bir düşünceye sahip olamayacaklardır. kuşkusuz bugün durumum farklı olacaktı Netice olarak bu coğrafî kesimde dünyaya gelişim benim için. iyi bir insan. doğumuyla kendisine sunulan zindandan kurtulabilmesine yardımcı olabilmek için gitmeli. yeni hür bir dünyaya geliş gibi. bizim seçimimiz olmadan bize yüklenir. molla ve eşkiyanın yerine halkı soymak için köye gelen doktorun devreye girmesine kadar devam eder. Daha sonra sıkketülislam.gelip ders okumaya başlıyordu. Toplumu kendi inancına göre bina etmek ve irtibatların bu değer ölçüsüne göre şekillenmesi. Bakın şöyle olur: Toplumsal irtibatı kemmiyet yönünden değişir. Bir çeşit insandan. bu üçünün yarine "doktorların" halkı soyduğuna kuşku yok. Hiç olmazsa zindanı. arkadaşları ve Dar'ul Nedve çerçevesi içerisinde kişiliğini yitirmek durumunda kalacak. Hem de başka bir şekilde. çok yakın ve samimi olmakla birlikte diğer iki kişi devamlı bir şekilde hanın etkisi altında olmuştur. Yani hiçbir şey değillerdi.. sağ kanattan daha sağcı olan bir çok insan görmüşüzdür. Yoksa irtibat. Geleneksel ve miras baskısıyla kanser tümörüne dönüşmüş bir toplumu. Farsça dilinin bize yüklenmesi gibi. Yani "az bir gelişme" gösterir. tayin edici bir fonksiyon ifaetmiştir. sanatımız. islam peygamberinin yaptığı en köklü işlerden biri. taklit merciilerinin büyük nisbette yani en az yüzde 95. yani kendisine miras kalan zindandan. .

peygambere "sen git kendi işini gör. devamlı eli öpülen. Onu o atmosferden söküp. arkasında görüşümüzü pekiştirmek için bir ton şiir okusak. eğer bize iki kilometre uzaklıkta bulunan güney bölgesindeki.. Sermayesi de yoktur. sökülmelidir.onlar için zillet olmaz mı? Gece ve gündüz. daha çok yapılan propagandaların etsizik kalmasına tepki mahiyetindeydi. Bu sevinç. bizzat biz bu konuşmaların kurucusu olmalıyız ve ondan sonra dünyaya dalıp. hatta Medine müslümanlarını da etkilediğinden. Devamlı olarak orada oturan.. maddî ideolojiye yönelmeleri* dünyayı bir kenara itmeleri ve ardından gidip yoksullarla yaşamaları. Hayali bile zor olan bu yaşantı bugün sadece teoride hatırlanır ama. Bütün bu çabalar günde iki hurma kazanıp. bu konuşmaları dinleyip. zindanda haps olduğumuz anlaşılıyor. yine o "soylu kureyş" kimliğinden sıyrılamayacaktır. Daha sonra ! aç kaldıklarından ilk kez açlığın manasını hissettiler. biz senin yerine de çalışırız ve kazancımızı paylaşırız" derler. ev yok. ardından bunu desteklemek için bir sürü riva127 yet nakletsek ve ardından toplum bilimi ile yorumumuzu ortaya koysak bile. ama nasıl? Burada makam veya masa başı yok. O derece hastalanmışlardı ki. işçi gibisin. bizden daha muttaki. dünyanın zindanında ölüp gitmeliyiz!? Böylece. Maddiyata inananların. Bunlar konuşma sanatıdır. Çalışması da gerekiyordu. Esasen laftan ibaret kalan sözlerin hiç bir anlamı olmaz. Yoksa Đslam'ı içinde bir süs. . Kısır kalma propagandası. bir dekor veya bir örtü olarak gizleyecektir. Keçilerini sağmalı. Bütün bunlar realiteden uzak boş sözlerdir. bir kaç gece uykusu gelmez. Adem'e kadar belli olan. imha ettiğini bildiğimize göre. Onun anlıyacağı islam. Biz müslümanlardan biri. onun da yediği bu "bey" bir çok şeyin anlamını idrak edemezdi. benim kardeşlikten sözetmem laftan öteye gitmez. . Ebubekir! Muhterem ve büyük bir şahsiyet olduğunuz doğrudur ama. çocuklarını da alıkoyup.. Bir yerden bir yere nakl olanın. Medine'de ekmek. Kureyş kabilesinden daha aşağı seviyede olan Hazrec kabile126 sinin. bütün arkadaşları büyük ve soylu ve şeceresi Hz. yani üç-beş yahudinin -hem de yahudilerin en kötüsünün. ilk defa açlıkla karşılaşıyor. insanın açlığı hissetmesi olduğunu söylerler. hayatını bu şekilde değiştiren. Onu gaspetmişler. bu yüzden ameleler gibi sokak başında iş bulmak için beklemen gerekiyor.veya kocası ölmüş dul kadınlarının yanında çalışması gerekiyor. Hepsinin helak olacağını. mütedeyyin. samimi vatandaşımız ve din kardeşimiz de olan müslümanın evine gider misafir olursak. Hepsinin ona çalıştığı herkesin ona getirdiği. hem de nasıl mescid! Ev istediği anlaşılır. toplumsal yaşantılarından ve dünyalarından kopup. ilk çocuğun doğmasıyla törenler düzenleniyordu. bu atmosferden kurtarılıp. burada tıpkı bir amele.. Hatta bir sürü ayet okusak. özgür bir platformda gelişmesini 125 sağlamak gerek.. Hem de konuşmayla değil. Peygamber de onları Medine'ye getirdi. yemek istediği anlaşılır yemek yok. bizim düşünce sınırlarımızı aşmaktadır. Hz. onların dertlerine ortak olmaları -islam'ın dünya konusundaki bunca köklü ahlakî değerlendirme yapmasına rağmen. Tıpkı bir amele gibi şehre gelinmiş ama. Çıkarılmalı. Müslüman da olsa. Yoksa benim ve onun arasındaki iki kilometrelik fasılanın korunmasıyla birlikte. vermemişler. oruca! Yaptığı hazırlıkla gün boyu yemeğe minnet etmez! Onun cinsi değişmelidir. Orucun hikmetinin. Peygamber de tıpkı bu ameleler gibi çalışmak durumundadır. bizzat acısını midelerinde hissederek! Evi olmadığı için bir kaç gece mescidte yatar. Ama bütün vitamin eksikliklerinin. Şimdi burada mescidte yatması gerek. Medine'nin havasının Kureyşliler için öldürücü olduğunu şaiası yayılmıştı. minberlerden bize dünyanın fazleti hakkında konuşmalar yapılmıyor mu? Ayrıca dünyanın insanı ne kadar bozup. Aynı zamanda açdır da. Ancak onlar buna tahammül edemezler. . Çünkü insanın geleceği üzerinde etkili olabileceğini sanmak yanlıştır. ramazan ayında telafi edildiği orucun bu hissi doğurması kuşku vericidir? Bu nasıl tip bir açlıktır? Hile-i şer'i yoluyla. sağlık için uygulanan rejim gözüyle bakar.. Allah'ın emrini hedeften saptırmaktır! Dinle oynamadır! Çalışmayan adamın tuttuğu orucun amacı nedir? Orucun ne olduğunu anlayamaz.çıkmalıdır. aşılamak ve adam etmek zaruridir. karınlarını doyurmak içindir. çalışması da gerekiyor. eğer bir kaç dal hurma ağaçları varsa onlara bakmalı. Ayrıca üç-beş arabın hurma yetiştirerek yaşamını sürdürdüğü Medine'de yaşamak onlara zor geliyordu. bütün mülkü orada kalmıştır. yaptığımız laftan öteye gitmez. Toplumsal gerçeklerle hiç bir ilgisi yoktur. Öyle ise onun. kısır kalacaklarını söylüyorlardı. iş yok. Islamî anlayışını da değiştirir. onun çocuklarıyla birlikte yaşadığı yerde yatarsak ve çocuklarımızla birlikte onun sofrasının başına oturursak "kardeşliğin" ne olduğunu anlarız.

zaafın gelenekleştiği. Bunların birbirinin üzerinde ekmek ve tuz hakları var. -Şu taklid merciinin elindedir. yaşadığımız hayatın rengine boyanmasına vesile olmaktadır. Böyle bir düşüncenin. fedailik. Tıpkı yeniden gündeme geldiği gibi. Bakın henüz bile. gayret gösterme. Bizim ulama bile. ne ders halkasına. ne de şöhrete sahiptirler. yeni bedenlere can verdi ve ümitleri yeniden kendisine bağladı. Amelin küçüğü veya büyüğünden çok.. ne soyluluğa. Onlar bu "para" ve "din" çerçevesi içerisinde kendilerini hapsetmeden. hiç bir karşılık beklemeyen aşıkları. dini bina etmek için biri çıkmadan. kuşkusuz islam'ı yeniden ihya edecekler. dünyaya bir taze güç olarak girmek isteyen islam'a karşı hiç bir zaman bu derece geniş boyutlu saldırıların olmadığı bir zamanda. bütün varlıklarını yeni bir iman 130 uğruna feda etmelerine rağmen. Amele yönelme. Meydan böyle boş kalınca. üzerine konan tozdan kurtardıklarına şahid olmaktayız.Ancak resmi olmayan nesil arasından doğan fedakarlık. ameli güzelleştirir. bugün varlıkları. hiç! Yaptığımız hayırların hiç bir değeri yoktur. Ali'ye ve . "kelamımız" böyle olmuş. komploya kalkışmaz gerçeği de. hiç bir müfti. islam'ı savunmak ve dünyada gölgelenen çehresini yeniden açığa çıkarmak için meydana gelen boşluğu doldurduklarında.. hiç bir taklit merciî. yine o paranın koruyucusu olmak zorundadır. kendi-kendimizi kandırmamız yetmiyormuş gibi. ne ilimler havzasına. 128 Đrfan'a. her yandan yes unsurları kaynadığı. Öyle ise aradaki bu bağ ve irtibat koparıl-malıdır. kendisine yönelik bir tehlikenin doğduğundan kuşku yok. Bunların tamamı iman ve ümit belirtisidir. Düşmanın bütün gayretine rağmen. Allah'a. "Fıkhımız" böyle olmuş. Şu selam bile vermeye üşendiğimiz sokaklardaki isimsiz basit insanların. O zaman bu din ne olur?! Kurucusu para olan bir din. Çünkü bu hayırlar amelle birlikte değildir. diğer bazı ülkelerde ölü bir toplum olarak unutulurlarken. Birbirine bağımlı haldedir. tıpkı yeni gelmiş bir vahinin dinamik fonksiyonları. Öte yandan tevhidi dünya görüşüne. inancımıza olan imanımız kadar. cüphe ve kıyafeti bulunmayan samimi insanların fedakarlığına bağımlı olduğuna inanmalıyız. materyalist çerçeveden çıkamıyacağından da kuşku yok. eğer kurucu olmazsa çalışmaz. yeni bir çehre. onda amelden kaynaklanan hareket ve gayreti göstermek önem taşımaktadır. hiç bir usul. tarihin yönünü hissettiler. Samimiyet ve ihlastan kaynaklanan bu güç eserden dönüp. makam. hiç bir hatip ve hiç bir yazar din için çalışmaz. hiç bir resmiyeti ve gelenek bağlısı olmayan. umulmadık bir şekilde gündeme getirmiştir. Bir amel hayata bütün olarak yansımalıdır. bu yeni ruh Filipin'den ta Türkiye'ye -Avrupa sınırına. hiç birisinin ismi hiç bir yerde mevcut değil. zamanı. inanan biz müslümanların böyle kısır bir çerçeveye sıkışması. Bu görkemli harekette. herhangi bir dini aba. Bugün ümitsizliğin bu derece büyüğü. islam'ın ulema sınıfının tekelinden çıkarıldığı ümidindeyim. insanı bir yönden ümitvar ediyor. şunu yaparsan bu kadar günahkar olursun" şeklinde dini bir ölçü kazandırmış olmasın129 dan dolayı. Ancak . Öteyandan ortada bir güç olmasa. Ne saygıya. Ben 10-13 yıl önce Paris'teyken 8-9 müslüman gencin Islamî çalışmalar yaptığını görüyordum. Bugün bu sevdalıların bütün dünyada islam'ın çehresini. Ancak bu güzergahta. yoksulluktan ve dünyaya karşı mücadele etmekten sözetmelerine sebep olmaktadır. onun yeniden bütün dünyada gerçek manada gündeme gelmesini sağlayacaklardır. ne müride. yani en Uzak Doğu ülkesinden ta Avrupa sınırına kadar uzanan bu çizgide islam yeni bir biset gibi. "tefsirimiz" böyle olmuş. Nitekim Çin'de bulunan 60-70 milyon müslü-man veya diğer ülkelerdeki büyük müslüman kitleleri daha önceleri azınlık statüsüne bile alınmazken.kadar. kitlelerden. Bunun hiç bir önemi yoktur. gibi canlandı. Resmi din kurumunun ölümüyle. "ulemamız" böyle olmuştur! Çok güzel! Pazarımızın da böyle olduğundan kuşku yok. paraya bağımlı oldukça kimse onu tanımaz. Öyle ki. alt-yapıları meteryalizm olan komünistlerin halktan. sürdürmesinin. yükselttikleri sesleri dünyanın belirli odaklarını korkutmaktadır. soyluluk. islam'ın ölmü-yeceği gün gibi açığa çıktı. şöhreti unvanını bulunmayan. düşman varlığına yönelik bir tehlike hissedip. "vazimiz" böyle olmuş. kişiliğimizin. "mela'nın daha önce bize "bunu yaparsan şu kadar sevap kazanırsın. ne makama. resmi ulemanın elinde fazlasıyla temel bir gücün bulunduğu doğrudur. anlayışı. yeni bir düşünce ile. Başka şekilde olmasına imkan yoktur. şuurlu bir şekilde tehlikeyi hissetmeli ve birlik içerisinde düzenlenen bütün komploları etkisiz hale getirebilmeliyiz. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen ben. dinin varlığını.Din. kendimizce Allah'ı ve halkı aldattığımızı sanıyoruz. bizim gibi insanlar bu islam'a sevdalılar kervanına -patates soymadan tutta çay dağıtmaya kadar yapacağı küçük bir hizmet kuşkusuz islam risaletine bir hizmet yapmış oluruz. sevdalı bir şekilde islam'ı.

diğer bütün müslüman talebelere kadar uzanmaktadır. bütün ideolojilerden daha geri noktadaki mesaj sahibiydi.kendimizi bu sınıftan dışarı çekip. her yönden eksik olan ideolojilerden yararlandılar. öteki yana yöneldik bu kez de tek yönlü. Veya islam'dan uzaklaşıp. kendimizi de görmezlikten gelmemiz kaçınılmaz olacak. sözkonusu bu bir kaç müslümanın yanında bir ilmihal ve bir ibrikten başka bir şey yokken. 131 Kanaatimce bizler -bu sınıfın zindanında hapsolan.bunu 3-5 seneden fazla sürdürebilmeleri şüpheliydi. basit ve sınırlı Islamî kültürü benimseyerek. Eğer onları görmezlikten gelirsek. Şimdi dünyadaki savaşlar. Öteyandan bir kaç müridin getirmiş olduğu hums ve zekat onun geçimine yetmektedir. Buna rağmen çoğu yerde. sürekli bir üreticiliğe sahiptir. dünyanın en büyük güçlerini köşeye sıkıştırabilmişlerdir. köklü ve kapsamlı bir kültüre sahip olan islam'ı kabullenseler. yakın bir zamanda öleceği vehmini veriyordu. yeniden ikinci kez "irtica"nın zindanına düşerler. bu gerçeği gözönünde bulundurarak islam'ın kurtuluşu için seferber olmalıdırlar. Şerî kesim anlayışını bulmuşlar ve onunla mücadele etmektedirler! Onları sadece ferî konulara çekenlerin yeri olamaz.. O zamanlar. insanlığı diğer bütün ideolojilerden daha ileri noktalara ulaştırabilme gücüne sahip olduğunu da ispatlamıştır. etkisinin önemi daha iyi de anlaşılıyor. Bence en büyük tehlike de budur. yeniden geri dönerler. 0 yaşam tarzını düzenliyorlardı. Ama bugün durum tamamen farklıdır. bu şekilde doğup. neler yapabilirler? Cezayir'de müslümanla133 rın 5-6 ayet ve 2-3 Islamî rivayetten oluşan sathî. Biz eğer hareketlenen bu sahneden kaybolursak. kısır görüşlü ve gerici olduk. Şimdi görüldüğü gibi. Dünyada hiçbir güç islam kadar sömürünün kurbanı olmamıştır. bilakis benim anlatmaya çalıştığım müslümanlar. Artık kimse bunları sadece "Şeri kesim meseleleriyle" uğraşan kimseler olarak görmemekte! Hayır Şerî kesim peşinde koşmuyorlar. ve unvan. bugünkü insanın arayıp da bulamadığı bir kurtuluş ve doğru yoldur. ilk önce. Ben sömürülmüş islam'dan sözediyorum. Biraz ilerleyip. Harekette heyecan. Öyle ki. mesuliyet yükleyen büyük bir alternatif güç olmuştur. Onların karşısında kendimizi eskimiş olarak kabul ediyoruz. Ancak kitleler savaşa giderken. islam yine "zindanda" kalırsa. bütün bu çıkmazlardan kurtulmanın yolunu bulduklarını ortaya koydular. islam'ın kurtuluş savaşı olacaktır. "Ulema' da bu konulara açıklık getiriyordu. giderek zayıflıyorlardı. Bu düşünce tarzı kalıcıdır. ölmüş oluruz. islam ideolojisi bugün bir alternatif olarak ortaya çıkmış ve bugün. diğer yana yöneldik bu defa de faşizm belasına kapıldık. o tarafa yöneldik bu kez kapitalizme duçar olduk. Yani "varlığı" ve "etkinliği" Avrupa'da hissediliyor. ona dayanabilir ve bütün eksiklikleri -öyle ki. Öyle müslümanlar ortaya çıkıyor ki. 132 Kuşkusuz bu da.ortadan kaldırabilir. benim kanaatimce dünya durmadan bu tarafa doğru kaymaya devam ettikçe. Kendimizi dünyada yeniden şekillenen ve giderek yayılan bu genç Islamî gücün içine atabilmeliyiz. Çünkü beslendiği devamlı bir yer yoktu. meselenin başını-sonunu yorumluyordu. aralarında. başka ideolojilerin peşine takılması. emperyalizme karşı mücadele verdiklerini görmekteyiz. Yani insanın diğer boyutunu açıklayıp. Şimdi baktığımda ise orada hareket eden büyük bir güç haline geldiğini görüyorum. Đdeoloji ve sistemlerin içine düştüğü çıkmazlar. islam'a göre hareket etmemişlerdir. Onur kaynağı bu hareket. bugün başka bir nesil olmuşlar. Sadece kalıcı da değil. geniş boyutlu tesir ve etkiye sahiptir. Bu gelişme sadece iranlı talebeler arasında değil. "Gayıp imamın naibi" olmakla birlikte "yeryüzünün ve gökyüzünün direği"dirde. Çünkü hiç bir söylev ve gündeme sahip değildi.. Bundan 30-40 yıl önce islam. islam sınıfının veya islam kitlesinin kurtuluşunun yerine islam asırlık zindanından kurtarılmalıdır. Bu durum bana çalışmaların. yirmi yıl öncesine kadar "bütün meselelere çözüm getireceğiz diyen fazlasıyla ilerici ideolojilerin yetersizliği -gerçekten de dünya büyük nisbette buna inanmıştı islam'ın muzaffer olmasına büyük şans tanımaktadır. islam'ın çehresini gölgelemek için müslümanları gericilikle yaftalamaları. islam milletinin. Đşte bu müslümanlar. lakap. Eğer büyük. içtimaî ve sınıf hicretini gerçekleştirmeliyiz. -elbette bizim gibi değil. daha çok kendilerini gülünç duruma getirmektedir. onun misyonu bittikten sonra yeni ideolojilerin peşinde ümit aramaları kaçınılmaz olacaktır. Afrika'da herkesten önce silaha . bu tarafa yöneldik ferdiyetçi olduk. Bu yüzden sömürüye karşı başlatılan savaş. bir iç. islam ülkelerindeki bütün aydınlar. müslümanlar değil! Eğer müslümanlar kurtulup. kitleleri götüren savaşlardır. Bizzat islam kurtulmalıdır. Buna benzer bir sürü. Bu onların kültürünün kaynağı olur. oluşturulanlar olarak. Geleneksel bir yaşantıyı. pazarı ve mevcut durumu idare etmekten başka bir şeyle meşgul olmuyordu.durmadan bizi geride bırakarak ilerliyorlar. Bunun yerine.

davranışı. ilk önce köy burjuvazisi ve onun ardından şehir burjuvazisi dönemi başladı. Çok sade bir giyim ve kıyafetiyle halktan biridir. laftan öteye gitmez! Burada olduğu için böyle konuşuyor. Medine'de nasıl yürüdüğünü izleyin. "Ağa" geğirir. bu onun makamına mı işarettir?! Bu nasıl bir makamdır? Lakaba ve lakab yapmaya ihtiyaç mı var? Daha önce o lakabı "devlet'ler ve "saltanat'lar ifade ediyordu.'dan Resulullah'a" şeklindeki unvanı yazıyorlardı. mürid tefsir etmesi lazım! Ağanın maksadı şuydu. davranış şekli budist rahiplerinin davranışıdır. budist rahiplerinin. ona hakaret etmiş olursunuz. Sonra.. Bu tamamen "Para"nın kültürünü ifade ediyor! 136 20.. saygı ve edep koridorundan geçip. Bu irtibat.. Kocasının ve babasının kılıçlarını alıp yıkıyor. bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde "zamanın otoritesine". kılıcından kan damlıyordu. Buradadır ama. hangi tipten olduğunu göstermektedir. her şeyden önce nereye oturacağını hesaplar. yoksa Ali'den ve Mu135 hammed'ten mi? Tavrı. tamamen belirgin olan gurubun zindanından kurtarılması gerekir. Sadece bu bile. paranın hizmetinde olacaktır. onun sınıfının ve düşünce tarzının simgesidir. halkın. "eğer" Muhammed'e hazret(!) derseniz. Firavun sihirbazlarının tavrıdır. asırda büyük sermayedarlığa dönüştü. kültür ve teşrifatının bir olgusudur. "neden "aleyhisselam" veya "hazreti" ve. toplumsal konumu. Hiç bir fark yoktur... 20 yıl sonra müslümanların izinden gitmeye başladı ve onlara uydu.. "hakim sınıfına" veya daha açık ifadeyle "paraya" bağımlı hale getiren. soylu. tamamen diğerlerini aşağılayıcı. islam'ın. keşişlerin veya Ortodoksların davranışından farklı değil. kalkış şekli. Bu. Aşağı sınıftan biri. Esasen bir kısım şeylerin hacmi arttığında. bu tavır soyluluk sınıfından mı geliyor. Fars Kralına". Ona aîvam gözüyle bakar.. birşeyler "saçmalar" hepsi onun bu sözlerini nakletmelidir! Bu hepsinin peygamberliğine inandığı. çeşitli ıstılahlarla irtibat kurabilir. onun kopyasıdır. Kıyafeti. Bu fasıla devamlı bir şekilde korunmalıdır. bizzat islam'ın kurtuluşunu gerçekleştirmektir. yoksa "Muhammedi" bir tavır mıdır? Siz Peygamberin kıyafetine bakın. Yani kapıkulu sisteminin. O bir yere girdiğinde. Ulemanın bu tavrına bakın.. . haşmetli..Y. Ağa. içeri girip sohbet edilemez. Onlar da cevap olarak ". müslümanların. Kolay bir şekilde kapı çalınıp. insanların ve kitlelerin kurtuluşunun tek yolu. islam'ın giderek yeni bir hal aldığı ortada. onun yolunda canını feda ettiği ve dünyayı değiştirmek için bütün yaşantılarından vazgeçtikleri islam Peygamberinin tavrı. Ama bir ayetullaha yazılacak mektubun zarfı çoğu zaman. oturuşu. Aynı şekilde Ali savaştan döndüğünde. buydu diye. karmaşık bir sistem. tavrı. ĐN ÖZELLĐKLERĐ Kartelleşmiş Kapitalizim Rönesansla birlikte. Birde yazdığı mektuplara bakalım. Halkın hizmetinde olamayacağı gibi. davranış şekli Firavun sihirbazlarının. Siyah Afrika. ancak çağdaş ismi kapitalizm olan bu olgunun sermayedarlığa benzer hiç bir yanı yoktur. bugün artık bir lakab ifade eder! Bugün "eğer" bir adama "hazret" derseniz.. halkı dinin hizmetçisi olarak da görür. Y. Su misalinde olduğu gibi. "Din". dinin kurtardığı insan gözüyle değil! Peygamberimizin halk ile olan irtibatıyla "ulemamızın" halkla olan irtibatını kıyaslayın!? Ulemadan bazılarının takındığı tavır. sünneti ve irtibat şekli olamaz. belirgin gelenek. Ne onların ve ne de peygamberin lakabı ve unvanı var. onun lakablanna yetmemektedir!? Bu lakablar nereden geliyor? Hangi sisteme aittir? Hangi kültürden kaynaklanıyor? Sınıf kültüründen başka yerden mi kaynaklanıyor? Sınıf kültürü neden lakaba gerek duyuyor? Çünkü halk ile bu sınıf arasındaki fasıla çok büyüktür.. 134 Bu peygamberin tutumudur. Neden onlar ilerlediler? Çünkü. rivayetler.sarılır ve emperyalizme karşı mücadele verir. "para" tarafından beslendiği müddetçe din. çok sathî ve zarif bir îslamî kültüre sahipti. müridleri de (summun -bukmun) hiç bir sual sorma hakkına sahip değil! Konuşmaya hakları yok. bir seri teşrifat. 19 ve 20.. Rum Kralına". Mektubun altındaki imza şöyledir: "Abdullah oğlu Muhammed'ten. Okuduğu ayetler. . "Abdullah oğlu Muhammed'ten. şeklindeki unvanları kullanmadın diye itiraz eder.. bunun için dilinde sayıkladığı konuşmayı dinlememek gerekir. tıraşı. Zamanın iki büyük gücünün yöneticisine yazılmış mektup.. Ali'nin velayetine ait sözler. suyun hacmi arttığında. "Hazret". buhara dönüşür. yüksek tabakadan biriyle görüşmek istediğinde. Şüphe yok ki. daha çok "kapıkulu" tavır mıdır. şimdiyse bunu "din" yapmaktadır. şekli değişir. eğer başka bir yerde olsaydı bir keşiş olurdu.. veya budist bir rahip. eve girince Fatma'ya sesleniyordu: Kılıcımı yıka!" Bu hanımıdır da. Şimdi Ali'yi büyük övgülerle anarsın. Tavrı. iki sınıfın irtibatı değildir! iki sınıf arasındaki irtibatta bir seri lakab ve teşrifat olmalıdır.

Yani dini hükümeti oluşturan düşünce din olmuştur. sosyoloji açısından bir şeyin insanın yerine geçmesi manasındadır. Öyle ki özgürlüklerin ortadan kalkması bugün zirveye ulaşmıştır. takvanın açığa çıkarılması ve mukaddeslerle birnevi oynamadır. Iranda başa geçen Kerim Han Zen gibi. Amerika ve Avrupa'da tipi veya benzer isimlerle yayılan başıboşluğa kuralsızıklara ne demeli? Cevap: Bu dönemdeki hastalığı. Bu da o dönemin ruhu değildir. 139 . halkın özgürlüklerini kısıtlayıp. hükümetin şekli değil. hatta hain ^e suçluların özgürlüğünün kaldırılmaması için mücadele ediyorlardı/*' Demokrasi hangi şekle dönüştü? Çağdaş asırdaki şeklini.. * Sual. ilk yarısı. kabile. genellikle dine dayanmaktaydı. özel bir sınıftan. "Demokrasi". ekol ve bir düşünce mektebi olmuştur. makineleşme sistemi işbirliği içinde. kabileden. "Krasi" yani hükümet. Onların bu yeniden kuralsız yaşantıları tarihe geçmiştir. seçme ve gözlemleme hakkı yine halkındır. esas ve kanuna dayanmanın yerine halkın genelinin oyuna dayanır. hükümetlere karşı oluşan bir yönetim şeklidir. halk bu hakkı. bilakis bu hastalığın.. Bu hükümete inanç ve güven. kuralsız ve sonsuz özgürlük isteme dalgası da. Yani ismi demokrasi olan diktatörlük ruhu boy gösteriyor. Boğucu bir atmosfere ve topluma hakim olan ruha itirazdır. Bu gruplar kayıtsız şartsız bir özgürlüğün sağlanmasını. Đşte buna demokrasi diyorlar. ayak. göz ve. seyyidlik. mevcut duruma değişik bir yolla itiraz ve protesto olduğunu söylemek daha yerinde olur. bir hükümetin kurulmasının ana teması olabilmekteydi. düzensizlik. Yani hükümetin gücünün. genellikle hoş karşılanmayacak olumsuz bir inzivayı yaymaktaydılar. Büyük Fransa Devrimi esnasından anarşist gruplar oluştu. aksine olumsuza başka bir olumsuzla itiraz ruhudur. korudu ve korumaktadır. Ama şiddetli ve hızlı bir şekilde ruhunu kaybetti. inancının. saltanat. ırk veya aile gücü olmuştur. Buna göre halkın oyuyla değil de zorla halka musallat olan bir hükümet aynı zamanda demokrat olmakla birlikte liberal olabilir. siyasi partilerin hükümeti oluşturması misalinde olduğu gibi. Bu saldırı gün geçtikçe daha da bir arttı. aileden. Teknolojinin insanın varlığına yönelik saldırının gün geçtikçe hızlanması. Liberalizm ve demokrasinin»*) sarsılması * "Demo" halk ve halk kitleleri anlamında kullanılmakta ise de. Melamtiye. bütün bu güçlerin yerine. 138 Değişik hakim güçlerin yerine ekonomik gücün oturması. Tarihte hakim olan güçlerden (hükümet ve yönetici mekanizmasını oluşturan güçler) biri.. Azl etme. Ancak yeni asırda hükümetin gücü. Bunun sebebi de. Misal olarak. oligarşi. Hükümetlerin kaynağını oluşturan bir diğer güç de.) ve diğer yarısı düşünce.. başı-boşluk. düşüncesini.. Sanayi. insan da iki yarıdan ibarettir. bir diktatöre de dönüşebilir.. bugünkü ingiltere ruhunu. iş araçlarıdır (el. Bu fırkanın taraftarları. Buna göre. Sadece saygıdan dolayı! Ancak asrımızda. kulak. isyan. Eski asırlarda düşünce gücü. geleneksel ingiltere sistemiyle. Diğer bir güç de. Direktif. onun sınıf ve toplumsal imtiyazlarına önem verilmez. ideoloji. Amerika ve Avrupa'da meydana gelen. vahşileşti ve vahşileşmektedirde. duygu ve iradeden oluşan bölümüdür. yani.y emperyalizmin dünya sathında. çocukların terbiye edilmelerini. kurallara bağlı ve fanatik bir toplum haline getirmeye çalıştı. tek bir fertten ve ne de dinden kaynaklanmaması.. düşünce gücü olmuştur. başıboş. o dönemin ruhu ve kendisi olarak kabul etmek yanlıştır. siyasî ve hükümetin değişik bir şekli olan bu yönetimde. din ve ideolojiyle desteklenmiştir. bugün heryer-den daha fazladır. diktatörlük. Đngiltere'deki. bir guruba veya sisteme verir. ilahî ve. ekonomik güç yani üretim. bu. buna benzer.Dünya Emperyalizminin Doğuşu 20. değişik şekillerde yayılmasına şahid olmuştur. milliyet veya geleneğe dayanıyordu. devamlı olarak diğerinin hizmetinde olur. açıklama özgürlüğüdür. y. zühd gösterişinin yaygınlaştırılması. Liberalizm. 137 Gün geçtikçe özgürlük sarsılıp. özgürlük ve halkın özgürlüğü. insan bu yarılardan biriyle oluşur ve insanın iş araçlarını oluşturan bu bölüm. Iranda me-lamtiye (malamatiyya) ismiyle bir tasavvuf fırkası oluştu. zayıflamasını daha bir artırıyor. Teknolojinin insanın varlığına yönelik saldırısı yeni çağdan önce başlamıştı ancak günümüzde yeni bir şekil aldı. Liberalizm halka özgürlüğünü tanıyan hükümet tipidir. tüketim ve masraf gücü hakim oldu ve hükümetin kaynağını teşkil etti.. sıfatıdır. ırktan. itikadını ve. Halkın oy verdiği bir demokratın karşısında.

Ama çağdaş asırda teknoloji ve makinenin insanın insanlık ve manevî yönüne karşı saldın başlattığı görülmektedir.. (**) Durhem'den naklen. daha önceki misal arasında büyük fark var. Felsefi yönden bir insanın toplumdaki üstünlüğünü savunmaktır. misyon yeni bir şekilde özetlenmektedir. çünkü bütün bu özellikler. kendisini değiştirebilen. insan makinanın zindanında tutsak hale gelmiş. Öyle ki bu sanayi. Bugün adına teknolojikleşme dedikleri devrede ise. bağımlı bir araç ve kainattaki güçlerinden habersiz bir hale dönüşür. Yani ferdi özgürlüğe ve bir şahsın menfaatini. 141 tndividualizm Buradaki individual ve alism den maksat. . şüpheye tahammülü yoktur. onu destekleme. çoğunluğun sosyalizmi tanımasının.Çağımızdan önce. Elbette Durkheim'm sosyalizmi ifade şekli. Bunun en bariz örneğin yazı kamışıyla. Yani kainatta özgür bir irade ve seçme gücüne sahip olan insan. kendisinde inkılab yapabilen. yani makinenin düşüncenin. bugünkü sosyalizmin manasından tamamen ayrı bir anlam taşımaktadır. yeni medemiyetin belirgin yüzünün. bilinen insanî ruhu değiştirmesi. Fırça. Hat sanatı insanın. Makina.'*'' Esasen Durkheim. daha önce söylediğim. "Kamo'nun tabiriyle "insan isyan edebilen bir hayvandır" veya "Descartes'in" ifadesiyle "insan kuşkulanıp. düşünebilen. makina. değerlerden kopmak. Bu saldırı. Ancak. Makine kuşkuyu tanımaz. (*) îndividualism. insanın düşünce. biz. indyuyid ve alismi takviye ettiğini ve buna karşılık sosyalizmi zayıflattığını savunmaktadır. Bu insanın sahip olduğu risalet. ahlakî ve lugatça açısından. zamanla insanı yavaş bir şekilde yoketme sürecine girer. Doğuda hissedip. insan makinanın tutsağı değildi. Bu durum gün geçtikçe artış gösteriyor. Çünkü bu hastalık henüz bizim toplumda belirgin hale gelmemiştir. şüphe duyan bir hayvandır" gibi tasnifleri de yapılan bir varlıktır. bir ferdin diğer bir ferde bağlanması. Ama bu teknolojik gelişme. gevşemek. insana hizmet etme fonksiyonu yerine insanı kendi hizmetine sokuyordu. ressamın elinin-ve parmaklarının yerini alan ve onları destekleyen basit bir araçtır. (Bu görüş. duygunun ve iradenin yerine geçmesi. irade ve zevkinin yerine geçiyor. Bizim tanıdığımız insan. bağlılık ve "ben'in "biz"deki dağılma ölçüsüdür. Durkham açısından sosyalizm birlik. elektronik ve ağır sanayi merhalesine ulaştığında. geçmişte beşeri toplumlarda sosyalizmin güçlü olduğunu. bu sanat yeteneğine yardımcı olur. Yani makina. kendi araçlarının peşi sıra hareket eden. insanın insanî varlığına karşı makinanın başlatmış olduğu saldırı. yeni medeniyette meydana gelen durumdur.. güç kazandığını ve bu asrın sosyalizm asrı olduğunu savunanların görüşüyle çatışmaktadır. Sanayi ağır makinalar 140 devresinin başlangıcında. sosyalizmin ilerlediğini. oluşturabilen. Yeni Çağdan önce insanın iş araçları bölümüne yönelik saldırı onu tamamlayıcı ve destekleyici olmuş gerçekten makine ve sanayi insanın hizmetinde olmuştu. veya diğerinin "benliere ve bizlere" katılması. insanın yerine karar alıyor. Đnsanın şekli değişmiş ve makina tarafından devreden çıkarılmıştır. insanın iş araçlarını oluşturan yarısına saldırmıştı. matbaa arasındaki büyük çelişkidir. kendisi hakkında karar alabilen. seçebilen. düşünce ve zevkinin yerine geçmesiyle. belirli imtiyazlardan yoksun kalmıştı.' ' Durkheim. tamamlama unsuruyken. bağımlılık problemi ve makinanın zindanında hapsolmak anlamında değildir. bağımlı hale gelmek. Matbaa veya yazı makinesi insanın bu yeteneğini tamamen körletir ve tedrici olarak yok eder. toplumun menfaatine tercih eden kimse. makineyle çatışma halindedir. Psikolojik ve sosyoloji açısından ise.) Başka bir ifadeyle iki yönü bulunan. Öyle ki. insanlığa insanlık eklemelidir. Hat kamışı da. kendisine güveni olan. Makinenin çalışması için bir araç durumundadır. yeni bir insan türünü oluşturmaktaydı. algılıyamayız. bir zayıf "biz" ve kuvvetli "ben" halini alır. Makina bütün bu özellikleri ondan alır. bencillik ve hodbinliği ifa eder. zamanımıza doğru geldikçe individual ve alizm güçlendikçe. isyanı kabullenemez. başlangıçta hissedilmez. Öyle ki makina. insanlık makineye uyumlu hale gelmiştir. daha önce insanın hizmetinde olma. Bunun aksine bizim tanımadığımız ve bize yabancı olan yeni bir insanın oluşması hadisesi sözkonusudur. fotoğraf makinesinin insanın duygu. ama çağdaş asırda teknolojinin insanın insanlık yarısını oluşturan bölümüne karşı başlattığı korkunç ve feci saldırısı başlıyordu. sanatkarlığının güzelliğinin göstergesidir. bu kez yeni bir hal aldı. Biz bu işin sadece taklitçiliğini yapıyoruz. Makineleşme idari bürokrasinin hastalığını. sosyalizmin zayıfladığını savunmaktadır. insan giderek makinanın bir vidası haline gelir ve neticede makina insanı yönlendirmeye başlar.

kabilenin her efradı o ihaneti kendisine yapılmış olarak kabul ederdi. Her komşunun karşısında bir "biz" aile olgusu her mahallenin. 143 Makine. Geçmişte bir kabileye ihanet edildiği zaman. Onların hepsi yaşamak için. iş araç-gereçleri ve hatta insana yüklenen arzular. kendilerinden bahsedildiği zaman bile ben" yerine biz" kelimesini kullandıkları görülür. insan arzularına bağlılığı nisbetinde "aline" olur. Bir aileyi misal olarak verelim: Çocuklar ailede. Geçmiş "ben" mücerredinin yerine biz" ve yeni toplum "biz" bütününün yerine "ben" mücerredinin üzerine bina edilmiştir. Sadece arzularına kavuşmaya yöneldiğinden. "benler'in veya "bizler'in genel ismidir. Çünkü kendisini bir "biz in parçası olarak görüyordu.. diğer şehir karşısında "biz" olgusu sözko-nusudur. Her yerde. yaşamak o değerler için değil. Yani bütün kabiliyetlerini yitirir ve sadece tek bir yöne yönelir. ben i sizi ve "biz'i genel manasında kullanıyor. şimdi otobüse binmek için Tahran'a gidiyoruz. Yani "ben". idarî ruh. "ben" parçaydı ve "biz" bütün. Veya başka bir tabirle kendisini "biz"den çok. ... Gayeler ve hedefler tam yüz seksen derece birbirine zıt şekilde değişime uğramıştır. diğerleri bundan etkilenmemektedir. kekler ve erkekler de kızlar karşısında bir "biz'dirler. bir şahsın 'ben'i. itikadı ve tipi tayin ediyordu. bir toplumda yaşamasına rağmen. onlarla hiç bir irtibat ve bağlılık duygusunun bulunmaması sonucu oluşur. Eğer bunların konuşmasına dikkat edilirse. her şey yaşamak için olmuş. "ben" olarak hisseder. diğer maile ve her şehrin. Buna göre "biz" nispi.. hanımı. Ancak şimdi hayat asalet ve değer kazanmış. Henüz bile kabilelerde kimse kendisini "ben" olarak görmez. "biz"den daha fazla hissedilmektedir. Đnsan bir "biz" olgusunda yer aldığı zaman. geçmişte onlara ulaşmak için hayatın başlangıç kabul edildiği hedeflerdi. Çocukların karşısındaki "biz" ile. geçmişteki toplumun birleşiğini "ben' ler teşkil ediyordu ve yeni toplumun birleşiğini de "ben'lerin karışımı. insanı "aline" eden unsurlardır. kabilesi ve toplumu içerisinde erimiş. öğretmeni ve. Geçmişte ilim öğrenebilmek için yaşıyorlardı. Çocukların karşısında. Kimyasal bir tabirle. Bir köylü kendisini ailesi. Elbette yaşantının başlangıcında illede maddiyatın bulunması şart değildir. ve buna bağımlı olduğundan bütün insanlık değerlerini ve şahsiyetini yitirir. insanın bir toplumda kendisini yalnız hissetmesidir.(***)"Ben". Yani herkesin daha fazla para kazanması maksadı. Buna göre bir insan yüzlerce ve binlerce "biz'e bağlı olabilir. Tarih boyunca insan bir hedef için yaşamaktaydı. izafi bir olgudur. Halbuki geçmişte kendisini "biz" olarak görüyordu. Yalnız. içtimaî kurumlar. iktisadî değerler. Bugün ise durum böyle değildir. Öyle ki "ben" hissedilmiyordu. Bugün "ben'leri bir araya getiren bağlar o derece gevşemiş ve zayıflamıştır ki. Açıktır ki. kendisini toplumdan ayrı ve soyutlanmış olarak algılayabilir. Zayıf yönü: Bugünkü toplumu saran. Biz" ise. Aksine kendisini kabileyi oluşturan bedenin bir hücresi olarak görür. Kendisinde hissetmiş olduğu şahsiyet "biz"dir. Đnsanın Đnandığı Bütün Aseletlerin Yerini Alması Geçmişte insan değişik unsurlardan dolayı yaşıyordu. "biz" izafi bir varlıktır. Yani başka şeyleri gerçekleştirmek için yaşıyordu. Halbuki geçmişte yaşantı. Açıktır ki. "ben" değil. bir çok 'ben'lerin "ben" karşısındaki birliği. kaybolmuş olarak görür. yaşamak onlar için değil. bugünkü toplumda her şeyin yönü değişmiştir. bugün ise yaşamak için ilim öğreniyorlar. Garip. Yani bugün hayat için başlangıç kabul edilen hedef. Geçmişte "ben'lerin "biz" arasındaki bağ çok güçlüydü. üretim araçları. Aileden birine ihanet yapılınca. mutlaktır. babaların karşısındaki çocukların bizi arasında büyük bir fark var. iman. "Ben" nisbi bir şey değil. Yani kabilenin diğer üyeleri karşısında kendisini bir fert olarak görmez. baba. itikat içindi.. Geçmişte Tahrana gitmek için otobüse bindiğimizi kabul edersek. diğerlerinin karşısında belirgin ve müşahhas bir şekilde hissedilen ferdiyettir. Bugün bütün duygular. Geçmişteki toplumların mantık dilinde. komşu. herkesin karşısında bağımsız bir şekilde varlığını ortaya koyar. / 144 Hayatın Asaletinin. karşısında hissedilen varlık. çocuğu. maneviyat. Ancak. duygular. Yeni toplum ise. bir hastalık gibi kök salan.. bugünün toplumunda insan artık kendisini "biz" olarak görmüyor. karşı "biz"in uyanmasına ve hareketlenmesine vesile olur. yani "ben'in kendisini hiç bir "biz"e bağımlı ve ait olarak görmemesidir. gayretler ve faaliyetler sadece yaşamak içindir. büyüklerde bir biz" olgusudurlar. okumayla mutlak bir şekilde pekiştirilemez. büyüklere karşı bir "biz" oluştururlar. O hedefi veya şeyi imanı. Kızlar er142 Kuvvetli yönü: Her fert.

Kuşkusuz bütün bu protestolar. insana giydirilen bu dar elbiseler. başkaldırı. Misal olarak. neden karışık. insanî değerlerin teknoloji. ama yersiz bir feryattır. Hatta siyantizm ekolunun kurucusu olan "Descartes'e bile muhalefet eder. dağınık küçük gruplar ve kesintili dalgalar şeklindeki tepkiden kaynaklanıyor. her şeyi kırıp geçmelidir. Kitle bizden daha güçlü olduğu için. Ya "Kafka kahramanı" gibi yok olmalı veya etrafındaki her şeyi dağıtabilmek için. Başkaldırısı kendisine getirilen kısıtlamalardır. Gün geçtikçe onun bedeni üzerindeki ağırlığını. bugüne kadar süregelen aleyhteki başkaldırı. kuru. bir şeyler okumasına izin verilmediğinden tek çare olarak başkaldırı yolunu seçiyor. değerli insan arasında fark olmuştur. sadece Orta Çağ bağnazlığına karşı bir baş kaldırış 147 değil. Rönesans. makine mekanizmi. boğulmak ve yok olmak. kompleksten kurtulmak veya benzeri gayelerle okuyorda olabilirler. elde belirli ölçüler var. kabul görmemektedir. buhranlı ve anarşi içinde görünmüyor? Çünkü buhran ve kuralsızlık. devamlı mantıksızca bir eylem olacağından. Buna göre. kapsamlı ve geniş boyutlu olamıyor. Yani Batı'nın olağan üstü görkemli sistemini. bir odadan çıkmasına. güçlü ama kuru üretim. isyan ediyor. tıpkı gergedan misalinde olduğu gibi. îsyan cebrî bir olgudur. buna karşılık bugünün toplumu ve makina bunun yerine yalan söylese bile bir teknik işçiye daha çok değer verirler. bir şey yemesine. tüketim ve masraf teşkilatının bugünkü insana yüklemiş olduğu yeni ekonomik yük. Buna rağmen Avrupa'nın bugünkü durumu. Rönesans ile bu kural tanımazlık ve buhran arasında fark olduğundan kuşku yok. . konuşmasına. takviye edildikten sonra bugün bütün duygu ve hislerimiz üzerinde hükümet kuran insanın sadece bir kabiliyet boyutudur. Nitekim dağınıklığın sembolü olan hipilik veya ondan daha köklüsü olan "Albert Camus" veya "Sartre" gibilerinin tepkisiyle ortaya konan isyanı. isyanlar bir nevi hastalıktır. küfrediyor. Bu iki tepki şeklini bugün Avrupa ve Amerika'da görmek mümkündür. ayrıca geçit vermez. Buna göre bugün Batı'da süregelen değişik boyutlardaki isyan ve başkaldırılar. Rasyonalizm.Bunlardan bazıları daha haysiyetli ve şerefli bir yaşam tarzı. insanlığa faydalı olup. hiç bir zaman bir mektep olarak sunulup. iki insanın veya daha fazla sayıdaki insanın değerini belirlemek için. en değerli ve layık olan insanı seçer ve ona bizim açımızdan hiç bir değeri olmayan maddi veya manevi mükafatlar verir. iki yoldan başka yolunun bulunmadığını söylemek istiyor. Elbette toplum bu seçimi yaparken. Standart ölçülerle. şeklini hepimiz tanıyoruz. Yani teknolojinin bir yönü rasyonalizm olunca. iş araçlarının yarısının tamamlayıcısı iken. Her şeyin varlığı. aksine toplumun ruhunu tamamen değiştirip. onun yerine yeni bir ruhu hakim kılan genel bir tepkidir. Yunsko "Gergedan" da aynı şeyleri söylüyor. her geçen gün daha fazla artıyor ve onu vahşice baskı altına almaya devam ediyor. geleneksel yapıya veya teknolojiye bir nevi tepkidir. 2. üstün gördüğü insanla. onun zıddıyla tanınır. Bu tepki. daha önce de söylendiği gibi ya insanı yok eder (Kafkan'ın yok olması gibi). yeni değerleri ortaya koyar. rasyonalizmden kaynaklanan ruhsuz ve zorlayıcı irtibat kurma (fikri ve felsefî açıdan) sisteminin.) Bütün bu başkaldırılar. tahsiliyle öğünmek. Albert Camus her şeye muhalefet eder. ayaklanmalı. daha ezici hale getiriyor. olmadığına bakmaz. makina ile uzlaşan. tüketim ve masraf ismindeki kuru ve ağır sistem ve rasyonalizm altında eziliyor. şimdi insan makina araçlarının tamamlayıcısı 145 durumuna gelmiştir. Bu merhametsizce baskı karşısında insan iki tür tepki gösterir: 1. isyan ve protestolarla tanıyabiliriz. bu yön bizim diğer bütün hususiyetlerimizden daha güçlü hale gelir ve insanın değer duygu ve hususiyetleri rasyonalizmin baskısı altında kalır. Ancak bu ölçümü makina yaptığında. Delice isyan ve başkaldırma. Devamlı olarak işe yarar ve fayda sağlayan kimselerle. seçimi yapmaya hakkımız olmaz. Brokrasi. somurtkan ve ciddi makineleşme. tıpkı gergedan gibi anlında bir boynuz çıkarmalıdır. Misal olarak biz doğru sözlü ve dürüst insanlara değer veririz. Anlında çıkaracağı bu boynuzla sağa sola saldırıp. Bugün toplumun değer biçtiği. Bu tepkisi cebridir. makinanın seçip ödüllendirdiği insan arasında bir benzerlik ve yakınlık sözkonusu değildir. Bu korkunç baskı altında çürümek. insanın varlığı söz konusu olmaz veya insanı isyana sevkeder (Yunsko'nun "gergedanı" gibi. üretim. Avrupa'nın hasta bedeninden yükselmektedir. üretim ve ekonomi tarafından veya başka bir tabirle menfaatin asalet ruhu tarafından seçilmesi. Bugünün insanının meydana gelen unsurlar karşısında. 146 Mantıkî olmayan bir şey karşısında isyan. Teknoloji Sisteminin Đnsanın Đnsanı Yarısına Yüklenmesi Başlangıçta makina. ama bir mektep tarafından kabul görmez. insan brokrasi.

devre dışı bırakılır. Toplumdaki diğer olumsuz etkilerinin yanı sıra. dışarıda hem cinsiyle veya karşı cinsle irtibat kurarak doldurmaya çalışır. Evde çocuk görülmez.bundan dolayı bütün değerleri ve hatta manevî değerleri bile sanayileşmiş ekonomik toplum belirler. annesinin sesini duymak ve benzeri hareketlerle. zorbalıklar. Farklı zevk. sevgi. süt emmek. görüşme. Ancak aile bağlarının kopmasının topluma nasıl yansıdığına bakmak gerekiyor. aile fertleri ve özellikle karı-koca arasındaki fasılayı daha bir derinleştirir. bozuk bir ruhi ve psikolojik durum oluşturur. otel ve restorantlarda davet partilerinin verilmesinin yaygınlaşması. irtibat ve talepte bulunma fazlasıyla azdır ve giderek de azalıyor. aile içindeki bağlar kopmaya başlar. Ya tehlikeli bir boyuta ulaşacak şekilde ihtiyaçlar yerine getirilmez veya yerine getiril150 mesi getirilmemesinden daha kötüdür. Evlerin önündeki bahçelerin. Ailenin her bir ferdi. yemezse özel bir durum oluşur. biri mühendis ve. Yani bir toplumda. fikirbirliği. Çocuk normalde anne sütüyle beslenmesi gerekiyor. Ancak bugün kadın ve erkek arasındaki en belirgin irtibat. Aslında pratik olan bu tarz. Ailelerin her-geçen gün yörüngesinden sapması. Bugün Avrupa ve Amerika'da aile sadece şekil olarak vardır. avluların yerini parkların alması. ancak hiç birinin diğerine ihtiyacı olmaz. toplumdaki çarpık yapının göstergesidir. pekçok zarif ruhî ihtiyacını giderir. aile içinde temin edilmesi gereken tabii ihtiyaçlardan karı-koca ve çocukların mahrum kalması. diğer yandan ailenin bağlarını gevşetir. Đkisinin duygu atmosferi birbirine yabancı olduğundan. okullara bomba atarak işledikleri cinayet ve . asıl anlamıyla değil. Daha sonra bu boşluk tehlikeli bir halde doldurulur. özgürce gelişme gösteremezler. yine bu anne-baba sevgisinden yoksun olmaktan kaynaklanan boşluğun eseridir. bjhanın devamlı olmayacağı açıktır. çünkü başka atmosferde büyümektedir. Aile fertlerinden her birinin ekonomik bağımsızlığı. dostluk. Toplumun temeli. Yani aile fertleri arasındaki ilişki. Yani bir ailenin simgesi olan mutfak.. 200 mutfağın görevini ifa etmeye çalışır. Bugün genellikle mutfağa önem verilmez. Ailenin bütün fertleri birarada yaşar. Böylelikle kabiliyetler daha baştan tayin edilir. cinsî ihtiyacın yerine getirilmesi şeklini almıştır. inanç ve zevk farklılıkları giderek koyulaşır. yani yönlendirilir. teknoloji veya değişik bir güzergahta ayrı sahalarda ilerleme sağlarlar. Bu sevgi ihtiyaçları. Geçmişte ailede müşterek bir ekonomik yapı vardı.. insan sütünün birbirine benzediği ve aynı etkiyi bıraktığı söylenemez. Meydana gelen boşluğu.. meşreb ve faaliyet sahası. istiklalini elinden alır. okşanmak. cinsi ihtiyaçlardan çok fazladır. ailenin zayıflaması.. ortak zevk alma duygusunun yokluğundan kaynaklanan boşluğu. propaganda içerikli yazılar yazabilen iki yazar. Sevgi ve okşama duygusunun azlığı. şimdiyse 149 her ferdinin ayrı bir ekonomik yapısı oluşmuş durumdadır. Temel taşları devamlı olmadığında. Misal olarak 200 apartmanın bulunduğu bir bölgede restorand mutfaktan daha önemlidir. öpülmek. ailenin zayıflamasını daha bir kolaylaştırır. Çünkü ailenin zayıflamasına yolaçan sevgi ve okşama yokluğu. Ailenin Zayıflaması ve Dağılması Geçmişte ailenin simgesi ocak ve ateşti. Özellikle de para bu güzergahı belirlemede önemli bir rol oynar. olur. Aile sunî bir kuruma dönüşür. Giderek gelişen bu alt-yapıdan dolayı. meydana gelen bu boşluk ve eksikliği gösteriyor. Yani erkek ve kadınların büyük bir kısmı. "Yung"in yaptığı araştırmaya göre. çocuk annesinin vücudunun kokusu. Erkek ve kadının genellikle muhabbetle yerine getirilen birçok ihtiyaçları sözkonusudur. felsefi derinliğe sahip yazılar yazan felsefecilerden daha fazla değerlidir. Yani bir aile mutfağın görünüşüyle tanınırdı. aile taşları üzerinde yükselmektedir. Böyle olunca da. yetenek ve kabiliyetler kendi hedefleri doğrultusunda parlayıp. Bu bilim. bütün gerekli tüketim araçlarına sahip olabiliyor. Biri doktor. Çocuğun bu muhabbet kucağından yoksun bırakılması onda büyük bir boşluk meydana getirir. inek sütüyle. Buna karşılık bir fabrikada çalışan basit bir işçi 3-5 yıldan sonra. toplumdaki ruhsal dengeyi de alt-üst eder. Misal olarak dünyanın yaklaşık 70 dilini anlayabilen Şarbon Üniversitesi dil bilimi profösörü Ben Neyst gibi olağan üstü yetenek sahibi bir insanın yıllarca gösterdiği çabaya rağmen 148 binecek bir arabasının bulunmaması. topluma psikolojik yönünden de yıkıma iter. Çağdaş asrın Doğu ülkelere nüfuz etmesinin belirtisidir. "Vansan Munti'nin "Kara Afrika" isimli kitabında Belçikalı karanların Afrika'da (hem de modern bir eğitimden geçmiş olmalarına rağmen) işledikleri cinayetler. Her yemek çeşidinin insan üzerindeki psikolojik etkisi farklıdır. Cinayete meyletme de. dışarıda doldurmaya çalışmaları bunun neticesidir.

kendi başına bir yaşama şeklidir. Amerika'lı bir öğretmen ve öğrenci arasında büyük bir fark görülmez. ekonomik sistem ve brokrasinin ortaya çıkması. insan tipini belirleyici oldu. brokrasi ve ekonomik sistem (üretim. boş zamanların doldurulması monotonlaşmış ve renksizleşmiştir. genelleştirilmiştir. teknoloji ürünleri brokrasi ve yeni ekonomik sistem de standart hale gelmelidir. Ancak teknoloji. Boş zaman. Yani Iran'lı bir öğretmen ve öğrenciyle. Böyle bir boş zaman. anlamsız ve saçmadır. Standart bir veya bir kaç tipin oluşması makinenin işine yaramaktadır. gazete. insanın onda gerçek yönünü bulacağı zarif bir andır. çağdaş asrın önemli özelliklerindendir. asıl olmayan boş zamandır. kendisiyle aynı ülkede yaşamakta ve bazıları da kendi vatandaşları olduğundan. Bir toplumda halk boş kaldığında namazla bu boşluğu doldurmaktadır. (Profösör Şandel'den naklen. insanların çeşitliliğini sınırlıyarak. standartlaşacak şekilde gelişme gösterir. Bugün öğretmen ve öğrenci standart hale gelmiştir. Boş vaktin ortadan kalkması. boş ve sınırlıdır. değersiz. zorunlu olmasından dolayı. ikincisi.benzeri hareketleri konusunda vermiş olduğu istatistik bilgiler bu tezin açık örnekleridir.) Teknoloji. tek veya bir kaç tip insanın bazı özellik ve yeteneklerini muhafaza edebilmelerine imkan tanıyor. işten dolayı gelen yorgunluğu gidermek ve yeniden çalışmaya başlamak için sinirleri hazırlama unsurudur. Đnsan eğer özgürce gelişirse. Çalışma esas olmakla birlikte. Boş zaman iki türlüdür: ilki. çalışma esnasından daha seviyesiz ve ahmaktır. çalışmak yaşamaktır. Görüldüğü gibi. "Biz. boş zamanlarında en derin duyguları kendisinde yeniden canlandırır ve onun düşüncesine dalar. boşluğun işle doldurulması. tüketim ve masraf) tek tip insan talep etmektedir.) Boş zamanlarda yapılan işin araçtınlması sosyoloji ve hususen toplum psikolojisi için önemli bir belirleyici unsurdur. Bugün boş zamanın doldurulması. makma tarafından üretilen tek tip insan. insanların kalıplaşması ve tek yönlü olmaları. televizyon. Öyle ki geçmişte insan. Boş zamanın nasıl değerlendirildiğinin incelenmesiyle. sinema. bir şahsın veya toplumun şeklini anlamak mümkündür. tatil bölgeleri. iki toplumun tipi birbirine benzememektedir. onları standart hale getir151 mesi gibi. Ama ilk tipteki insanın boş zamanda. Böylece insanlar arasındaki çeşitlilik de giderek yok olur. daha çocukluktan beri ailenin muhabbet ve sevgisinden yoksun olan çocukların devlet tarafından eğitilmesinin ürünüdür. Giderek gelişen bu özellik. tatil şekilleri değişik olabiliyor ve tatil şeklinin seçimi zorunlu olmuyordu. brokrasi ve ekonomik sistem (üretim. oyalanma ve boş zamanını doldurma şeklini seçip uyguladığından. insanın kendisiyle başbaşa kaldığı ve "kendisi" olan zamandır. Bir bahçivanm tabiî yapılarına müdahale etmesi. çalışmadan çok daha önemlidir. Üretim mamulleri standartlaştığı gibi. Yani toplum. güllerin sağını-solunu budayıp. insanın çalışma esnasında fırsat bulamadığı düşünme imkanını bulur ve kendisini düşünebilir. boş zaman teferruattır. işte bundan dolayı. geçmişte sayısı fazla olan bu tip insanlar. vatanlarını ve toplumlarını terk ettiklerinde garipleşirler ve ülkeleri de garip kalır. Yani her insan sadece kendisine benzeyecek. sunî tatilin yaygınlaşması ve kısacası insanın kendisiyle başbaşa kalmasına meydan verilmemesi. tüketim ve masraf. bütün insanlar 152 sunî bir konumdadır. insan tiplerinin ortaya çıkacağından kuşku yok. tatil çeşidinin sınırlı. boş zamandır." Başka bir tabirle. insanların sayısınca. Böyle boş zaman. gezi alanları bu boş zamanı doldurmayı hedeflemektedir. Standart hale gelen insan. yine makinenin seçimiyle gerçekleşmektedir. Tüm bunlar. park. boşlukta uçan var olduğu kuşkulu olan kuşlarız. 153 Nitekim ikinci şekildeki yerinde değerlendirilen boş zaman. boş zamanın asıl ve çalışmanın teferruat olduğu. Makine ürünü haline dönüşen insan da. Çünkü böyle bir zamanda. Boş zamanı değerlendirmesi. Yani çalışma esnasında. özgürce tatil. yetenek ve kabiliyetlerini yitirecektir. Nitekim bu çok önemli bir meseledir. Yeni tip ve türdeki insanın icat edilmesi. . Sınırlı bir insan türünün varlığını koruması da. oyalanması boş. Bundan dolayı boş zaman. Ancak bunun neticesinde. Netice olarak. Boş zaman. değerlidir. Çalışma zamanında insan hiç bir zaman gerçek "kendisi" değildir. Birinci şekilde ise. başka bir toplumda ise halk boş zamanlarında şarkı söylemekle meşguldürler. Bu tür boş zaman.

Bugünün insanıysa yalnızlıktan kaçıyor ve yalnızlıktan korkuyor. şu evi satın alabilsem? Şu işi yapabilsem? Veya benzeri düşünceler gibi. Gerçekten de öyledir. En büyük duygu oluşunu ve insanın kendisini anlayabilmesi. Sadece bu zamanda. belirgin bir şeyin veya yerin insanın düşüncesini yönlendirmesiyle oluşur. Yazarın tatil şekli. düşünme yeteneği en alt seviyededir. aksine ondan istenilen şekilde çalışmak durumundadır. sanatkarın. Durgum. keyfiyette değil. Bir kaç boyutlu insanı. arap bölgelerinde bu yetenek daha azdır. benim şahsiyetimin vitrinidir. insanın düşünmeye olan ihtiyacı da giderek ortadan kalkıyor. Geçmişte düşünce ve tefekküre fazlasıyla önem veriliyordu. genellikle düşünme yeteneğinden yoksun olmasından dolayı meydana gelen boşlukla yorumlanmaktadır. Tatilin şeklini belirgin. insanı tek boyutlu hale getirir. Tefekkür yani düşüncenin derinliğine dalmak. çalışan insanın insanlık boyutunu. tatil şekli tamamen birbirinden farklıydı. Bu esnada.. ders bitiminde bu insanların kişiliği farklılaşır. düşünmek için iyi bir fırsata dönüştürülmesidir. Öte-yandan boş vaktin değerlendirmesindeki en önemli mesele. içindeki boşluğu hissetmemek ve ondan uzaklaşmaktır. Ancak bu meseleyi zahidlerin uzlete çekilmesi veya toplumdan kaçma hastalığıyla karıştırmamak gerekiyor. bir insanın varlıklardan sıyrılıp. oluşturur. zengin olan Ak Deniz sahillerine gitmeyi tercih ediyor. Toplum boş vakti işgal ettiğinde. ("Lorda Yolculuk Esnasındaki Düşüncelerim" kitabından Alex Carel). düşünce önemlidir.Profösör Şandel "Tek Boyutlu insan" adlı kitabında şöyle diyor: "Bugünün toplumunda insanın boyutunu daire veya fabrika. Ders esnasında. Biri sosyal irtibata ilgi duyarken. Başka bir ibareyle. gerçekler oldu-ğu gibi. kendisine ait olduğu tek zamandır. Bugün ise. insanın kendisiyle başbaşa kaldığı. Mananın değer ifade ettiği yerlerde. düşünme şekli ve niteliği bakımından farklılıklar mevcuttur. yani insanın kendisiyle olması. Hayvanlarda içgüdü var ama düşünme yeteneği yoktur. tefekkür yeteneği her yerden daha fazlayken. Bu tefekkür. diğeri yalnız kalmayı tercih eder. mutlak bir şekilde düşünmedir. iş tayin eder Başka bir tabirle. düşünmesi arasında fark var. Yani hepsi deniz kenarına gidiyor. düşünme ortamını oluşturmak için imkan tanınıyordu. kalıplaşmış ve standart bir şekle sokarak.. bugünkü medeniyetin işlemiş olduğu en büyük cinayetin. insanın bir şeye bakıp düşünceye dalması. boş zamanında görebiliriz. Ben çalışmadığım (yani işsizlik ve boş zamanlarda) an. Yalnızlık. düşünce yeteneğini tamamen körlettiğini bilirler. Herkes olduğu şekle göre çalışmaz. Tersine bu boş vaktin. ancak insanın kendisiyle başbaşa kalabildiği bir zamanda gerçekleşebilir. 156 . ama fakir olanı Mazenderan sahillerine gitmek zorundayken." Herkes tatil yaptığı ve boş zamanını geçirdiği gibidir. toplumun on154 ları yönlendirdiği ve mecbur bıraktığı şekilde. istediğim tatil şeklini seçmekte özgürüm. bütün o çıplaklığıyla ortaya konulur. Çocuğun devamlı olarak oyuncaklarla oyalanması veya daha çok uykuyu tercih etmesi. Neden boş zamana» bu kadar önem veriyoruz? Çünkü boş zamanlar. işçinin ve. Ayrıca çocuklarda da içgüdüyle hareket edebilme 155 yeteneğine karşılık. Düşünme. derin ve zarif bir ruha sahip olan Hint bölgesinde düşünme. Kavimlerde de . Geçmişte değişik insanlar. bu zamanın anlamsız bir şekilde doldurulması veya insanın bu zamanda bir kaç boyutlu olması değil. düşünme imkanını da öldürmüş olurlar. Öyle ki. herkesin yaptığı tatilin şekli birbirine benzemektedir. insanın kendisiyle başbaşa kalmasıyla. insanın gerçek ömrünü ortaya koyar. yani genel olarak. boş zamanı değerlendirme imkanlarını gün geçtikçe kısıyor. bugün bu durumu toplum belirliyor. sınıfta bulunanların hepsi birbirine benziyorken. fabrika veya çalıştığı sahanın şartları. Her insan yalnızlığa ihtiyaç duyduğu nisbette güçlüdür ve ihtiyacı daha azdır." Toplum. Şandel şöyle diyor: "Bugün biz tatil esnasında bile tek boyutlu hale gelmişiz. Bu fikrî atmosferde herhangi bir maslahat ve zaruret sözkonusu olmadığından. kendilerine özel tatil yapıyorlardı. Geçmişte boş zamanımızı değerlendirmekte özgür olmamıza rağmen. onun çalışma sahası tayin eder. Onun şahsiyetini daire. Boş kaldığım zaman istediğim gibi yaşarım. kendisi içinde yaşayabilmenin yöntemini bulan kimsedir. Nitekim bu mananın bilincinde olanlar. isteyerek seçtiğim bu tatil şekli. insan kendisini muhasebeye çekip. insanda psikolojik bir inkılabın gerçekleşme ihtimali vardır. insanın günlük hadiselerden uzak bir şekilde bütün bağlardan kopması ve insanın ağırlığının ortadan kalkmasıyla başlayan fikri yoğunluk. kendi başımayım. Misal olarak. yüksek bir tepede yanlız başına her şeye kuşbakışı bakarak. değerlendirme imkanı bulur. Toplulukta kendisini kaybetmesinin sebebi. Aradaki fark ve ihtilaf sadece kemmiyettedir. Yeni medeniyette düşünme fırsatı olmadığından. Büyük insan.

derin manevî. Şagal'ın ve Ramberan'dın bütün eserlerinin yakılmasına neden karşısınız ki? Bu eserler insanlığın manevî servetidir. şimdiyse sanatsal bir yönü olan süsleme sanatıdır. Yani her millet. daha önce bina yapımını. elektronik sistemin hiç bir zaman telafi edemiyeceği zengin yetenek ve sonsuz zenginlikten. insanlığa hizmeti dokunmamıştır. ilki: Hiç bir sanat eseri. Bu kitapta sergilenen acı manzara. çöpe atılmasına muhalif misiniz? Cevap: Ben bunda bir sakınca görmüyorum. Ama bazan ben kendi ihtiyacımı belirlemede hata yapabilirim. Amerika ve Avrupa'da kendi medeniyetlerinin acımasız. insanını temel ihtiyaçlarından olduğundan kuşku yok. Avrupa'nın makineleşme medeniyetinin saldırısıyla kesintiye uğradı. "Pol Simon"un tabiriyle bugünün insanı. metroya ulaşmaktan başka hiç bir beklenti içerisinde değil. Isfahanın seramik sanatı. hayattaki geniş boyutlu problemler. yerini giderek dünyanın her tarafını çepeçevre saran müşterek bir medeniyete terk etmek zorunda bırakıldı. "işe yarar". kuru ve çirkin çehresinin farkına varmış bir grup insanın yeniden eski medeniyetle ilgilenmeleri ve onu yeniden ihya etmeye çalışmaları sevindiriciyse de yetersizdir. Motzar'ın. Yani elbise. bugünün ve . maddî ihtiyaç158 ları giderici ve günlük yaşantıya uyumlu olabilmesi oldukça. Pikaso'nun. Betoven'in. diğer kültür ve medeniyetleri kesintiye uğratarak.Düşüncenin olumsuz ve bariz özelliklerinden biri beklentidir. Siz. Ancak pratiğe uygulana-bilecekse. irtibat ve yaşama metodu muzaigini oluşturan geçmişe ait kültür ve medeniyetin yok olmasına. örtünmek ve ısınmak için. Sadece sanat yönü bulunan bir eserin. bugün ise bu ilmî özellik sözkonusu değil. felsefî. hedefe götürücü gücün diri kalabilmesini de sağlar. Geçmişte kalemliğin büyük bir ilmî faydası vardı. yani toplumun hizmetindeydi. Öteyandan bugünkü toplum anlayışında. Paris Lor Müzesinin . ikincisi: Bir insanın sanata olan ihtiyaç ve duygusu. diğerinin yerini alamaz. edebî ve sanat eserlerinde ve ayrıca giderek yok olmaya doğru yuvarlanan -yıkılan harebeleri üzerinde satış pazarları ve tüketim toplumları oluşturulan.Avrupalı olmayan medeniyette ve insanlık tarihinde büyük. geçmişteki medeniyetler de yok olmaya devam edecektir.ve Londra Biritiş Müzesinin yıkılmasında veya Şekspir'in. kültürlerde. bir manavın vitrinine koyarsak. Bugün kalemliklerin sadece süs için kullanılmadığını kim söyleyebilir. Her biri ayrı sitilde olan bütün bu medeniyetler. zarif sanat zevki. Öyle ki ölçü. insanın duygu ve kabiliyetinin ürünüdür. beş kuruşa satılmayacağından ve bir işe yaramayacağından kuşku yok. bir tablo diğerinin yerini doldurmaz. Misal olarak. yetenek ve zenginlikler doludur. çeşitli tecrübeler. Mikelanj'ın. hiç bir zaman son bulmaz. Beklenti. Herhalukarda Avrupa medeniyeti. Duyinçi'nin. insanların faydasına olmayan bütün yetenekleri bir kenara itmiş. sayısız fayda ve güzellikleri bulunan geleneksel medeniyetlerin özelliklerini yok etmiştir. Batı medeniyetinin saldırısı157 nın olumsuzluklarını ortaya koymaktadır. bulan hiç kuşkusuz insanlığa büyük bir hizmet etmiştir. Sual: Siz işimize yaramayan şeylerin. güzellik için değil Sanatın iki türlü özelliği var. sanat ve hatta teknik zenginliklerden yoksun kalması. etkisinin kalkmasına ve unutulmasına vesile olmaktadır. sonsuz tecrübe. Ancak insanın menfaatinin ne olduğuna ve ne istediğine bakmak gerek? Esasen hangi insandan sözediyoruz? Büyük ve görkemli insanlık değerlerinin oluşturulmasına vesile olan. güzelliği ve gösterişli olmasını bulan insan." Bugünkü insanın. Ama elbisenin lüksü. zevk ve özellikleri taşıyan medeniyet ve kültür birikimine sahipti. Bilakis insanın sanattan istifade şekli değişebilir. Bundan dolayı korunmaktadır. Doğunun sıcak yuvasının dağılmasıyla birlikte. Bir kimseyi veya şeyi bekleme değil. ilk olarak elbise giymeyi düşünen. "Futuşi" medeniyeti değerlendirdiği "Çin Nelerini Kaybetmiştir" isimli kitabında. belirgin reng. basit bir aracın Rönesans dönemindeki en değerli sanat eserinden daha önemli olduğu söylenebilir. Geçmişte müşterek evrensel bir medeniyet yoktu. Bu ihtiyacı toplumun menfaati ile sınırlamanın doğru olmayacağı da ortadadır. aksine beklentini bizzat kendisi değerlidir. ırk ve kavim geçmişte kendisine has. Sorduğunuz soru doğrultusunda eğer Hafız'ın divanını. Ho-go'nun. Bugünkü medeniyette öldürülen bir başka yön de beklenti olgusudur. Dinlerde. mevcut durumu kabullenmemekten kaynaklanırsa.' sanayi medeniyetinin saldırısıyla Çinlilerin ne kadar köklü zenginliklerini kaybettiklerini göstermektedir. Đnsanın yetenek zenginliğiyle büyüleyici bir zarafet sergileyen bu medeniyetler.

aynı zamanda üreticidir de. tepki göstermedir. Diğer olgular iradesiz bir şekilde. aheng ve frekansta ses çıkarmalı. medeniyet ve makina insandan soyutlanacağından. insan önce eşeğe bindi. medeniyetin güçlenmesi. sermaye. Yunan burjuvasıyla. Sermaye sahibi ister istemez. içmek. Zamansız öten horuza. makinenin hızına yetişmeye çalıştı. Bu sistemde çalışan insan değil. kaçınılmaz olarak medeniyet ve makinaya uymak zorunda bırakılmıştır. Bununla birlikte brokr^si ve teknolojinin bireyi. Ancak daha sonra araca bindi bu merhaleden sonra makinanın insan tarafından kontrol edebilme ihtimali giderek zayıfladı. iradenin aracıdırlar. ancak bunun bir önemi yoktur. güzellik ve "varolmaya" duyulan aşk hedef belirleyicidir. imkansız hale gelmiştir. 159 Medeniyetin Đnsandan Bağımsızlaşması Medeniyetin insandan bağımsızlaşması ve neticede insanın zayıflamasına karşılık. . kapitalizm menzumesi ve sanayi zamanı tahammül etmemektedir. sahip olduğu sermayeye bağımlı. Kuşkusuz. Hayatın mana ifade etmesi. Geçmişte her toplumdaki sınıf. insanın isyan etmesi ihtimalinden daha fazla artar. bu aracın isyan ihtimali çok azdı. kapitalizm tarafından doldurulur. onun belirlediği şekil ve zamanda aynı tempo. Bundan dolayı bu irtibat meselesi üzerine fazlasıyla araştırma yapılmıştır. dünyanın üretenler ve tüketenler 161 şeklindeki iki kutbun oluşmasına yolaçmıştır.yarının insanı mahrum kaldı. Melekler bile bir araçtırlar. hız kazandığını ve kaçınılmaz bir şekilde hızını artırdığına değinmiştik. esir hale gelmiştir. tıpkı bir iş aracı gibi kendi karışık ve somurtkan makinesine "monta" ettiği ortadadır. uyum sağlamak zorunda kaldı ve insanın hızı. isyan. makinanın isyan etmesi ihtimali hızla büyüdü. Bugün büyük bir medeniyet karşısındaki küçük bir ülkenin yeni masraf ürünlerinden kendisini uzak tutabilmesi. Hepsi. önemli bir fonksiyonu ifade ediyorlar. Küçük misallerle bu daha da açık hale getirilebilinir: Misal olarak. pek-çok değerin etkisiz kalmasına zemin hazırlamıştır. yaşama mana kazandırır. Makinenin yanında insan. yeni medeniyette zayıflar. insanın en büyük değeri ve sıfatı. Bu iki dünya arasındaki derin ve acıklı irtibat. Diğer yandan tüketici blok. belirlenen şekilde hareket etmek durumundadırlar. Ham madde ile modern üretim araçlarının fiyatı arasında büyük farklılık vardır. tarihin isyancılarıdır.kaldırarak. sadece tek boyutlu ve tek yönlü insanlara yakındır ve onları talep eder. Cazibe gücü ve diğer olgular gibi. Bir insan. itaatkar ruhunu yerleştirmesine imkan tanımaktadır. iman. Öyle ki insanın zayıflaması. ibrahim dininde bu özellik fazlasıyla belirgindir. Amerika veya Hind burjuvası arasında fark vardı. Ancak ham madde üreticisi. dünyanın hiç bir ekonomik ve siyasî meselesi bu kadar ehemmiyet taşımamaktadır. Buna karşılık modern üretim ürünlerinin tüketicisidir. "güç" ne ifade eder? Varlığının anlamsızlığını ve ruhun boşluğunu hiç bir teknik dolduramaz. Yani ham ürünler gider. Zira insanı meleklerden ayrı kılan. "isyan edebiliyorsam ben varım" sözü tamamen doğrudur. Hatta sermaye sahibi kapitalizme esir düşmüş. başkaldırma. Bu farklılık giderek artar büyür. ruhun yüceliği. Marksın ıstılahlarından olan "Clac Mondiyal" isminde bir konu var. Yani insanin iradesi. insandaki "isyan ihtimali"ni -insan fıtraten asidir. Zira insanın küçük bir ihmali veya gafleti karşısında. kendisine ait belirgin bir takım özelliklere sahiptir. teknoloji kapitalizmi onları değiştirdikten sonra yeniden piyasaya sürmektedir. herhangi bir şeyi yapıp yapmamakta hür 160 müdür? insanlığın sermayesini oluşturan medeniyet ve kültürler isyanın ürünüdür. sermaye sahibine değil. Daha önce makinenin insandan nasıl mustakilleştiğini. makine ve medeniyetin isyan etme ihtimali. yemek ve yaşamak kadar önemlidir. onun iradesidir. Yaşamanın manasını kaybedersek. Yani ham maddelerin fiyatı giderek düşer ve tüketim araçlarının fiyatı hergün daha fazla artar. Ham madde ile tüketim ürünleri arasında mesafe. sessizleri değil. Dünyanın Tüketim ve Üretim Şeklinde Đkiye Bölünmesi Dünyanın modern tüketim ve ham üretim şeklinde iki bloka dönüştürülmesi. durgunluk ve itaatin değil. Parlak zekanın bu kuru sistemi içerisinde makina. insanın bu büyük yetenek ve özellik yani "isyan". o derece hesaplanmış ve programlanmış ki. Tarihin yönünü değiştiren büyük medeniyetlerin öncüleri. insana makinede bulunan muti. bizzat bu sistem insanı çalışmaya zorlamaktadır. Çünkü iradeyle yapılmış değildir.

Makina ikisinin ortasında kalanları üste koyar ve onlara daha fazla değer verir. giderek köklü bir halde güç kazanır. bazı bağlar onları birbirlerine yakınlaştırmaktaydı. Yani bu iki zıt kesim. dünya siyaseti ve rehberliği üzerinde nasıl bir tesiri olabilir? Eğer biz toplumu sınıflara taksim edecek olursak. itikadi ve.. gibi alanlarda asıl rehberlik parlak zekanın elindeydi. dinî. "evrensel sınıfın oluşmasını sağladı. Eştin Beg gibilerinin böyle bir mücadele veremiyecekleri açıktır. bundan böyle onların yakınlaşmasına. parlak düşüncelerinin yerine çalışan kesimce yönlendirilir. işçi sınıfı da aynı konuma kavuşuyordu. o nispette kendimi diğer sınıflardan uzaklaştırırım).. işçi sınıfı kendi sınıfının bilincine ulaşarak.) Buna göre mevcut medeniyetin belirgin özelliklerinden biri. Evrensel işçi sınıfı. ortak stratejiye göre hareket etmeleri imkanı doğuyor. Ulusal. sınıf vicdanı. fikrî yönden aşağı seviyede olanları alta ve fikrî üstünlüğe (parlak zekaya) sahip olanları üste koymak durumundayız.. Ekonomik yönden maslahatın korunmasının bölgelere göre değişmesi. iki sınıf arasındaki uzaklaşma ve yabancılaşma giderek artacaktır. Çünkü bugünün toplumuna öncülük yapanların. Toplum. kalemiyle protestosunu. Ama dünya burjuva sınıfı ve dünya işçi sınıfı oluştuğunda. Bunun ikisinin ortasını oluşturan kesim. böyle değildir. değişik eğilim. aptalları aşağıda tutarken. dünyada mevcuttu. makinanın işine yaramaz. Ulusal bir platformda. ulusal özellik. Bütün dünya burjuvazisinin ortak menfaatleri onların gücüne güç katıyor. Bugün eğer topluma öncülük edenler üzerinde araştırma yapılacak olursa. ulusal ve geleneksel düşüncelerin yok olmasına. zorbaların elinde olmuştur. Her toplumdaki işçi ve burjuva sınıfı. iki sınıf arasındaki dinî ve millî bağlar zayıflar ve iki sınıfın mutlak bir şekilde birbirine yabancılaşmasına ve uzaklaşmasına vesile olan sınıf bilinci. durumun böyle olduğu. Jan Pol Sarter. neden duvar üzerinde ezziyet görmüş zayıf bir el çiziliyor? . bugün ulusal sınıfın giderek evrensel bir sınıfa dönüşmesi aşamasının yaşandığı bir atmosferde yaşıyoruz. Buna göre. Ve buradan iki sınıf arasındaki mesafe giderek derinleşmektedir. Bu savaşı. burjuva ve işçi kendisini dünyadaki sınıfına bağlı gördü. Çünkü bizim insan konumundaki değerlendirmemizle. Parlak zeka sahiplerine daha fazla önem veririz. hiç bir zaman toplumun bütün yönüyle faydalanacağı Sarter. Polonya işçisi dindardı. aydınlanır. Bundan dolayı toplumda ilerleyip. Parlak zeka sahipleriyle. sıfat ve özelliklere sahipti. O da şuydu: mahalli maslahatlar uluslararası boyut kazandığında. evrensel bir sınıfa dönüşmesi. (Elbette gerçek fikrî. tepkisini beyan ediyor? "Duvar" isimli kitabının kapağında. kendi bölgesinin şartlarına uygun bir şekilde. Buna "Konsi-yans Dukles" yani sınıf vicdanı denir. Ulu162 sal sınıfın cihanşümul bir sınıfa dönüşüp. kapitalizmi darboğazdan kurtarması 164 gerektiği düşünülürse. makinenin değerlendirmesi arasında fark var. bir yerde itikada dayanmayan bir altın savaşı başlatmaları kaçınılmazdır. ancak büyük kapitalist dev. bir sınıf bağlılarının aralarında uyum ve andlaş-ma sağlamalarına ve ayrıca burjuva gibi bir sınıfın evrensel platformda giderek güç kazanmasına sebep olabilir. ve anlaşmasına vesile olmayacak. doğuşuyla birlikte bu farklılığa son verecek... Onda "işçi olma" bilinci daha da belirginleşir. Ayrıca toplum orta kesimden olan aydınlarca yönlendirilir. Öteyandan bu uzaklaşma ve yabancılaştırmayı daha fazla artıran başka bir unsur daha vardı. orta sınıfın mutlak ve zorba bir şekilde işbaşına gelmesi ve bu orta sınıfın zamanın tarihini kontrollerine geçirmesidir. Bu seçimin. diğer bölgedeki kendilerine benzeyen sınıflarından bağımsız bir şekilde maslahatlarına göre hareket etmekteydi. evrensel kapitalizm sınıfı ve. dini veya kavmî bağlar. ulusal özelliklerin. Almanya işçisi ataist ve buna benzer. Yeni Medeniyette Orta Sınıfın Doğması Bugün insanın hür iradesinin yerine seçimi yapan makine ve kapitalist sistemdir. makinanın standart aracını oluşturmaktadır. Esasen geçmişte de hükümet devamlı olarak yeteneklerin yerine.işçi de böyleydi. zekalılara orta kesimden daha az değerle değerlendirir. Can Eştin Beg veya benzeri şahsiyetlerin öncülük yapmadıkları görülür. parlamaktadırlar. ilkel sınıfın evrensel boyuta dönüşmesiyle şiddet ka163 zanır. burjuva ile işçi arasındaki fasıla. (Ben öğretmen olduğumu hissettikçe. Öyle ki. Yani her ikisi kendisini iranlı ve müslüman kabul ediyordu. Bu iki sınıf birbirinden ayrı olmasına rağmen. dünyada güçlenmesi neyi değiştirecek veya nelerin değişmesinde etkili olabilecek? Ulusal sınıfın.. Bu bağlar milli ve dinî özelliklerce besleniyordu. burjuvazi ve işçi sınıfı büyük boyutlu bir dayanak kazanıyor ve güçleniyordu. Değişik toplumlarda benzer isimlere sahip olan sınıflar. dini irtibat ve anlaşabilme imkanından dolayı fazla değildi. Makinanın tasnifiyse. neden kafese kıstırılmış bir arslan gibi böyle feryat ediyor? Yumruğuyla.

Üstün yeteneğin ürünü olan sanat ve kaleme getirilen sınırlamadan daha kötü bir musibet olamaz. ihtiyaç isteği o derece fazladır ki. Kimi zaman ferî tüketim araçlarının isteği insanda 166 167 şiddetle artar. tüketim asaleti ismiyle bir tez var. inkılap öncüleri ve toplumun içinden çıkmış parlak zekalıların yerine. Standart bir şekilde üretim yapamayan diğer fabrikalar da. Puşkin. Feri ve lüks tüketimeyse ihtiyacımız yoktur. (Elbette şampiyonluk için yapılan spor değil). Destoyevski. Ama yazmak ferî bir meseledir. içten hesapçı orta sınıf toplumun siyasî öncüleri durumuna gelirler. Yani eğer benim elim hareket etmezse felç olur. radyo.Amerika ve Avrupa siyasi liderlerinin. ama çoğunlukla "sathi" olarak. Fabrikanın üretimi. Meskoviç ve Doğu Avrupa'nın ahlak ve toplum öncülerinin oluşturduğu 165 kuşağın etkisi vardır. Eğer hayatın akışı akamete uğrarsa bu aslî ihtiyaçtır. siyasetçileri tarafından.. Bu edebiyat kuşağı 19. bu iplik fabrikası ürününü sunmuyor. Elbette bu. Spor bir aslî ihtiyaçtır. Çünkü Meşhed piyasasına sadece. Bundan dolayı devamlı olarak benzer bir üretim içerisindedir. En azından. Bu fabrika kırk yıl önce yapıldı. yüzyılın sonlarında büyük bir edebiyat süreci başlattılar. Geçmişten günümüze kadar bunun ne kadar geniş boyutlara ulaştığı ortadadır. dışarıdan kendisine yüklenen sınırlama boyutlarını aşacak niteliktedir. Kemmiyet ve keyfiyetini muhafaza etmesi halinde. ilk başladığı şartlarda sahip olduğu gücü bile elde edemez. sanatkarın hiç bir hedef ve gaye sahibi olmaması anlamına gelmez. Sanat. Daha önceleri telefon. Uzun geçmişten günümüze kadar. bu yönden seçebiliriz. yöntemlerine ve kalıplarına göre şekillenmektedir. insan onun aslî bir ihtiyaç olduğunu zanneder. onlara ihtiyacımız var. Çünkü makine üretimi pazarının özelliği. ilk merhaleden ve ekonominin gelişmesinden sonra. TÜKETĐM ASALETĐ Makine ve kapitalizmin kaçınılmaz olarak yöneldikleri. çeşit ve şekil bakımından fazlasıyla sınırsız ve fazladır. Sanatkar ve yazarın seçmiş olduğu yol ve sahip olduğu imanın getirmiş olduğu sorumluluk. Hangi sebeple? Arz ve talep arasındaki dengesizlikten dolayı Meseleyi daha fazla açıklığa kavuşturmak için. sonu hüsran olur. feri ve lüks tüketim keyfiyet. Ferî ve lüks ihtiyaçlar da iki türlüdür: Müsbet ve yüce ihtiyaçlar. Bugün ise. (Onun aslî mi. gibi. burjuvazi ve teknokrasi ruhu hakim olma sürecine girer.. insan onun aslî veya ferî olduğunu teşhis etmekte zorluk çeker. Siyasî parlak zekanın ve inkılapçı öncülerin yerine. hayret engiz bir kabiliyetin kaynağı olan sanat ve edebiyat müesseseleri. televizyon ve benzeri tüketim araçları yoktu. sanattan uzak olmaları bu musibetin acısını daha fazla artırmaktadır. Buna karşılık. o zamanki talebe tamamen uygundu. edebiyat ve . Edebiyatta Tolstoy. Bu iki tüketim arasında fazlasıyla fark vardır. kemmiyet ve keyfiyet yö168 . üstün zekadan kaynaklanan fikrî. Edebiyat. yoksa ferî mi olduğunu anlayabilmenin en güzel yolu. Öyle ki Sovyet devriminde bütün önemli noktalara. Aslî tüketimin diğer özelliklerinden biri de. ya bürokrattırlar. Makinenin özelliklerinden biri. üretiminde hiçbir zaman sabit bir üretim yapmasının mümkün olmamasıdır. onun keyfiyet yönünden sınırlı olması. Meşhed iplik fabrikasına bakalım. Fabrika eğer üretimini sabit tutarsa. sanat ve felsefe de hızla ilerleme sağlıyor. Aslî tüketim. onların hedeflerine. insanın tüketimi iki çeşittir: Aslî tüketim ve feri tüketim. çeşit ve şekil yönünden keyfiyetini korumasıdır. kendilerini yetiştirmiş. insan düşüncesinden kaynaklandığından. Böyle bir üretimle. keyfi yönden değişmeyen yiyecek ve giyecek gibi. veya teknokrat. içki ve benzeri ihtiyaçlar. Bütün uzman siyasetçiler. resmi kurumlarının ve devlet başkanlarının hiç bir zaman parlak zekalılar arasından seçilmemiş olması tesadüfü değildir. kültür ve sanat aracı olan filimleri. Eğer biri yazamazsa hayat durmaz. değişen şartlar karşısında dayanabilmesi mümkün değil. pazarın mevsimine göre üretim yapmak durumundadırlar. tahsil yapmış teknokratlar ve medreseler tarafından eğitilmiş şahsiyetler yönetime geldi. Hususen bu sınırlamayı getirenlerin. înkılab yapmış ülkelerde de. devlet ve parti teknokratları. yok eğer devam ediyorsa bu tüketim araçları tamamen ferî ve lükstür). Ve menfi ve inhirafi ihtiyaçlar: Sigara. bugünkü medeniyetin en büyük irtibat. Fazladan bir lükstür bu. onu hayattan çıkarmaktır.

Kapasite 3-Çeşit Ve burada fazlasıyla önemli olan bir mesele sözkonusu olmaktadır. olduğu yerde duraklamaman. sadece yaşamak ve ayakta kalabilmek içindir. Meşhed fabrikasından daha ucuz olacağı gibi. bunun 169 aslî tüketimler ölçüsünde ve genel anlamıyla böyle bir ölçünün varolduğunu kastetmiştik). Misal olarak. Daha sonra böyle bir rekabetten kaynaklanan bir kargaşanın dünya sathına yayıldığına şahit olmaktayız. daha baştan üretim fazlasına sahipti. üretim malları170 nın (ülkedeki ihtiyaca göre) takas edilmesidir. bu fabrikanın Meşhed'teki fabrikadan daha kaliteli ve ucuz malına piyasada daha fazla müşteri bulacağını inkar etmek mümkün değil. üretim ve tüketim arasındaki ihtilafın neticeleridir. kültürlerin. Ancak bazan ürünlerin takas yapılması mümkün olmayabilir. içki içmeyen Afrika'nın inancı- . cins ve diğer özellikler yönünden de daha üstün olacaktır. Bütün bunlar. Meydana gelen bu dengesizlik. ve dünya medeniyetlerinin değişmesine vesile olmaktadır. Zira iran'daki fabrikalar. Bu siyasî kargaşa. Sözkonusu bu pazarları elde etmek için. hiç bir zaman üretimdeki kapasite ve çeşit boyutunda olmaz ve o seviyede gerçekleşmez. Bundan dolayı. hayatını ve varlığını sürdürebilmek için. Bu ucuzluk. insan zevki gibi birçok şeyin değişmesine vesile olduğunu söyledik. Diğer yandan tüketim pazarı. Pazar bulabilmek için de. Makinelerin en son teknolojiye uydurulması ve hızlı üretime geçilmesi. kalite ve malın çekici özelliği (modern olmasından dolayı). şarap ürünü fazlasına sahiptir. azalan talep başka bir ürünle takas yapma ihtimalini de azaltıyor. insanların son istekleri karşısında duraklamak. Üretimdeki şişmenin ve kapitalizmin onu arzetmek için izlediği yolların. kimsenin Meşhed'te üretilen malı almamasına vesile olacaktır. (Daha önce bunun sınırlı olmadığını söylerken. hangi kutbun tesirinde kalacağı ve tüketim şeklini değiştirmesi gerektiği konusunda direnme gösterdi. Bir rivayete göre. kutuplar arasındaki rekabet zorunlu olarak kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. sebebi teknik ve ilme hakim olan sistemde aranması gereken. Bu fazlalığı tüketmek için. ülke içinde veya dışında kendi mallarına pazarlar bulmak zorundadır. ölmek anlamına gelir. her şehirde açmış olduğu mağazalarla faaliyet sürdürüyor. birkaç kutuplu ekonomik topluluklar faliyet gösteriyor. Ekonomik buhran. insanın zevkinin değişmesiyle nasıl bir irtibatının olabildiği sorusu akla gelebilir? Üretim fazlasını düşünün. Arz ve talep arasındaki dengesizlik sebebiyle. Asıl tüketime nazaran. medeniyetin bütün imkanlarından yararlanır. Çünkü tüketici insandır ve ondaki tüketimin çok boyutlu olması isteği sınırlıdır. Öyle ki bu üretim şişmesinden dolayı. Arz ve talep arasındaki bu uyumsuzluk. daha seri bir üretim yaptığını ve işçilerine de az bir ücret verdiğini düşünürsek. kağıt fabrikasının üretimi son sekiz yıl içerisinde yüz kat artış göstermiştir. Piyasadaki rekabetin. zorunlu olarak oluşan üretim ve tüketim arasındaki ihtilaftan kaynaklanıyor. üretimin hızıyla yaygınlaştırılamıyor. Piyasadaki kalite. hiçbir zaman sekiz yıl içerisinde yüz misli bir artış göstermez. piyasaya daha kaliteli ve ucuz mal sürebilmek için bütün imkanlarını seferber etmelidir. Çünkü tüketim. kalite. Tüketicideki kapasite ve çeşit türü boyutu. Üretim şişmesi ve bundan dolayı tüketim pazarları arama örneklerini görebiliriz. iplik veya tekstil fabrikası varlığını sürdürebilmek için bu rekabete katılacaktır.nünden çeşitli ve üretken olmak zorunda olmasıdır. Böyle pazarların bulunması ve üretim fazlasının tüketilmesi için. Açıktır ki. üretim fazlası bulunmayan ve sadece tüketicinin bulunduğu pazarlar temin edilmelidir. buna karşılık piyasadaki talep. Bundan dolayı. makinada süregelen rekabet üç temel unsura dayanıyor: 1-Fiyat 2. Elbette üretimin tüketilmesinin. Yani ben piyasada güzel bir kumaş gördüğüm zaman onu alacağımdan. zevklerin. dinlerin. Fransa tüketim pazarı bulamadığı. renk. üretim üzerindeki etkisinin fazla olduğu ortadadır. asrın yeniliklerine sahip bir fabrikanın. dışarıda pazar bulmak zorunda kalmışlardır. Misal olarak ayakkabı fabrikalarına bakalım: Iran ayakkabı fabrikaları bütün ülke sathında değişik ayakkabılar üretmekte ve alıcı bulabilmek için de. genelde makinelerin modernleşmesi ve piyasaya daha ucuz mal sürerek hakimiyet kurmaya çalışmaları sonucu oluşan rekabetten kaynaklanıyor. Misal olarak Tahran'da teknolojik ve elektronik açıdan daha büyük kapasiteyle. Sermaye sahibi bu üretim şişmesini engelleyebilmek için. Kuşkusuz en doğru pazar bulma şekli. Fiyatı. Sanayileştikten sonra. hükümetlerin ve ondan da önemlisi insanların şeklinin. çeşitlilik ve seri üretim temposuna ayak uydurabildikçe var olacaktır. üretim fazlası birikmeye başlandı. bu üretime ayak uydura-mamakta. makinanın fazla üretim buhranına saplanmasına vesile oluyor. geniş boyutlu bir tüketim alanına sahip olan çeşitli yerlerde kullanılan kağıt tüketimi ve talebi.

başka bir yoldan insan ve medeniyet meselesine girmektedir. zevklerin. Yani vahşileri medenileştirme unsuru. Ne için? Yerli halkın medeniyet zevkini kazanması için. çalışma şeklinin. Iran halısı misalinde olduğu gibi. Avrupa'nın üretmiş olduğu Iran halısının taklidini. mağazalara bunca masraf yapılmasının sebebi nedir? Çünkü bunların tamamı bizim seçimimizde etkili olacaktır. acı ve sevilmeyen bir içkiydi. yaptıkları propaganda ve reklamlarla. asıl mallar gibi satabilmektedirler. elbis^ veriyoruz. yerleştiriliş şekli bizi kendisine cezbeder. güzelliği. bir Afrika ülkesinin malı olsaydı. çünkü o ürünlere karşı kendisinde sempati oluşmuştur.171 nı. Bu hedefine ulaşmak için her yola başvuracaktır. herhangi bir karşılaştırma yapmadan tad alma zevkimizin ona (Coca Cola'ya) doğru yönelmesine sebep olur. onları şarap içmeye ve bu ürünü tüketmeye yöneltecek hali getirmelidir. güzellikleri anlama duygularının. Arabanın atın yerine konması için. Yerli halk atın bütün psikolojisini biliyordu. Bu unsur. Bizim yerli halkın Iran halısını tanıyıp çok beğenmesine rağmen. Bu değişim bazan öyle geniş boyutlu oluyor ki^kimi zaman taklit ve kalitesiz mallan. Şeker bütün ülkelerde standart ölçülere . Avrupa emperyalizmi ilk olarak Asya'ya geldiği zaman ismini şöyle koymuşlardı: "Medeniyet bağışlayan olgu". sadece bineceği bir ulaşım aracı değildi. Bu 173 sömürü. ucuz olduğundan dolayı satın almıyorlar. kola içme zevkinde olduğu gibi. modernleşme yatıyor. Bütün dünyada. kendisini modern çağa uymuş göstermek için. Sömürü. O italya'da üretilen ayakkabıları satın alır. Afrika'nın geleneksel zevkleri ortak bir noktada toparlanabilir ve Fransa zevkine uyumlu hale getirilebilinirse. Şimdiyle üç-beş yerde. Veya Pepsi ve kolanın misalinde olduğu gibi. kalitesi ve benzeri konulardan ayrı "eşya psikolojisi" isminde bir mesele 172 var. artık şarap fazlasının tüketim kapıları kendiliğinden açılacaktır. zorunlu olarak ortaya çıkan bir olgudur. yerli halkın zevklerini rahatlıkla değiştirebiliyorlar. her ülkede üretilen ürünler değişikti. arzulanan ve ayva şerbetinden daha güzel tadı olan bir içecek haline geldi.. at konusundaki bütün kanatlarını değiştirmek kaçınılmaz olacaktır. Ürünün özelliği. zevkimize etki etmektedir. Üretim ve tüketim arasındaki mesafeden kaynaklanan. teknoloji kapitalizmi şeklinde. kötü tadı olan. Silah fabrikalarının yaptığı gibi. Hatta kola şişesi ve onu üreten ülke de.. Bu cümleden olmak üzere. onun güzel. eşyanın makul fiyatı. Vitrin. Zevklerin değişmesindeki en önemli unsur. (Tarih insanın bilinçli hareket etmesinden çok ahmakça hareket örnekleriyle doludur). açık veya dolaylı olarak. üretimin tüketim zevkini birbirine benzetmektir. o halıyı alıp evine sermektedir. şehirlerini modernize ediyoruz" propagandası. ekonomik kutupların. hiç kuşkusuz reklamdır. seçkin insanların veya bizden modern olduğunu kabullendiğimiz toplumların Kola içtiğini görmekle başlayan kompleks. çoğu kez ürünün maliyeti kadar reklam masrafı yapılmaktadır. Acaba Coca Cola. Değişik unsurlar ve mal psikolojisini etkileyen çeşitli yollar. Yeni pazar platformunda başlayan rekabet. Mesela Erk Meydanında 200 tümene zorla alabileceğimiz bir ocağı bize Çarşamba Pazarında (aynı kalite ve ölçülerde) 100 tümene de verseler belki almayacağız. iranlıların damak tadı bu kadar kısa zaman içerisinde onun tiryakisi haline gelebilir miydi? Damak tadının değişmesinde önemli bir meselenin yattığını görüyoruz. Fransa'nın şarap fazlasının tüketimine engel oluyorsa. taklit halıyı bilerek satın alır. Reklam ve propaganda yoluyla. hem de aynı teknolojik sistemlere sahip merkezlerce üretilen tüketim ürünleri var. Yani bir Fransız. Elbette aynileşen.. Aslında onu bir nevi Iran halısının asaletine inandığından dolayı. anlayışını ve zevkini değiştirerek. Daha önce. Eğer dine dayalı gelenekler. şimdiyse sevilen. dekor başta olmak üzere. ortak bir noktada toplamaktadır. medeniyetin en büyük özelliklerinden biri sömürüdür. Yani "elbiseleri yok. ortak bir noktada toplanan bu zevklerden tek hedef. Yani reklam ve taklitçilik duygusuyla onu öyle değiştirdiler ki. bu geleneklere karşı mücadele verilir. her türlü meşru olmayan yollarla ürünleri için pazar bulmaya çalışmalarına neden olduğundan. ürettikleri malları tüketecek pazarlar oluşamayacak. At yerli halk için. At onun dostu ve arkadaşıydı. güçlü. uyumlu ve anlayışlı olduğu gibi düşüncelerini değiştirmek gerekiyor. Çünkü onlar medeniyet zevkine ulaşmazlarsa. yeni bir pazarın oluşmasına vesile olmuştur. standart hale getirip. kendi ülkesinde üretilen ayakkabılardan daha kötü olduğunu bilse bile italya'da üretilen ayakkabıyı giyer. Kendi ürünlerini satmak için zevkin değiştirilmesi unsuru. Bu içecekler iran'a ilk girdiğinde boğazı yakıyor. Taklidi tercih etmesinin temelinde.. tatillerin vs. kalitesiz ve değersiz halıları onların yerine satabilmektedirler. eski ve yeni yöntemlerle belirginleşti. ilimde. ilk önce yerli halkın at konusunda zevkini. Kısacası onları medenileştiriyoruz. Yerlinin arabayı tercih etmesi için. canyoldaşı.

Sunî ve tabii olmayan tüketimin.. işte bu merhaleden sonra iki yeni buhran gündeme gelir: 1. modern hayatın hiçliği işte budur. tüketim piyasasını çeşitli ürünlerde doldurmak. Magdolin'in tabiriyle (tüketim çeşidinin artırılması ifadesi ona aittir): "Üretim kapasitesine göre. Tüketim asaleti. sanat ve teknik işbirliği içerisinde insanda. Bugünkü toplumlar ilim ve teknikle donanmış olduklarından. yıllık tüketim seviyesi bunun bir kaç katıdır. Bir sınıfta tüketim asaletini oluşturabilmek için. Beşeriyet modern yaşantıda. yeni tüketim şekilleri bulunmaktadır. Veya başka bir ibareyle. Yaşamı kolaylaştırma adına. Ailelerdeki ekonomik buhranın. tek boyutlu insan medeniyetin ürünüdür. yani gerçek olmayan satınalma . tatilini ve duygularını. Satınalma asaletinde. Mesele televizyon. ama modern insanın huzur ve sessizliğini böyle bir ortamı oluşturma araçlarını sağlamaya feda ettiğine şahid olmaktayız. yeni ürünler icad etmek. ikinci yol. Halbuki daha önce. tüketen insan ortaya kondu. Çünkü bu tüketim sunî ve gerçek dışıdır. şeker veya tatlının her ülkedeki özelliği farklıydı. yani bir toplumda sadece tüketen bir 176 grubun oluşması. Makinanın tek patentle ürettiği ürünün şekillendirdiği. insanın tek boyutlu. bu ürünler de 500 çeşitte tüketiliyordu.Psikolojik buhran. tek tipli ve . Misal olarak yemek. beşyüz. Daha sonra ilim. kapitalizm değişik şartları doğurur ve bu şartlarla o sınıftaki insanlarda gerçek ve tabii olmayan satın alma gücü oluşturur. Yani yeterli gelirin bulunmasıdır. Yani yılda 100 tümen-lik bir gelir artışına sahip olan bir ailenin. Tüketim asaleti.. Makine üretiminin. Bir çoğu üretilen malın tüketicisidir. Tonybee'nin tabiriyle içteki düşmanlardan biri de gelir ile tüketim eşitsizliğidir. Üretim şekli de.sahiptir. Toplum içerisindeki en büyük tehlike ve yıkım 175 tüketim çeşidinin artması ve yalancı ihtiyaçlarla sunî tüketim cinsinin hızlı bir şekilde yaygınlaştırılmasıdır. bütün gücünü. satınalma gücünün bulunmasıdır. insanlığı tabiî seyrinde saptırarak. huzur ve sessizliktir. birkaç şekilde yenilen bir üründür. çoğunlukla dış etkenler etkisiz hale getiriyordu. hatta tek bir 174 tüketim şeklini almasını sağladığını görmekteyiz. tüketimi artırabilmek için. Gerçek olmayan satınalma gücü. gerçek satın alma gücümüzün ölçüsüdür. Mesele 20 milyon Đran'lı yüz çeşit ürüne ihtiyaç duymaktaydı. gün geçtikçe geliri ezmesi sonucu insan psikolojik buhrana girer. Daha önce televizyon ürünü yoktu. tüketim ile satın alma imkanının aynı boyutta olmasıdır. ürün çeşitlerinin artışına hız kazandırmak gerekiyor". insanın satınalma gücünün yerine ihtiyaca göre satınalınması. Buna göre tüketim kapasitesinin artırılmasının bir başka yolu da ürün çeşidini artırmaktır. Ancak sadece bir kesimde tüketim asaleti oluşur. Yeni pazarların emperyalizm veya propaganda yoluyla bulunması ve yeni tüketim araçları bulmanın yanı sıra. temel sebebi böyle bir dengesizliktir. şimdiye kadar bulunmayan tüketim ürünlerini icat etmek. Avrupa'nın giderek hissettiği. yeni sunî tüketim ürünlerini çeşitli şekilde yaygınlaştırılmasını sağlamaktadırlar. 2. insanlığın tabiî yapısından sapması da o nispette artacaktır. tüketimden ayrı bir mesele olduğundan. insanın sunî ve yalancı tüketimini artırmaktır. ikincisi. Tonybee "Beşeriyet içindeki Düşman" adlı tezinde şöyle diyor: "Tarih boyunca beşeri toplumları. Ürünlerin çeşitli cinslerde anormal bir şekilde artması. Doğru satınalma gücü nedir? Doğru satın alma gücü. onun ruhuna ve cismine zarar vermektedir. Fabrikalarda üretilen ürünün birikmesini engelleyecek bir tüketim makinesine dönüşmek.Ekonomik buhran. beş bin ve daha fazla çeşit olarak artar. yüz çeşit olan ürün. Doğru satınalma şekli. tersine tüketimin kendisi yaşamın hedefidir. Ancak bunun yerine onun varlığını tehdit eden bir iç unsur sözko-nusudur. Gün geçtikçe yeni ürünler icad edilmekte. Tüketime karşılık gelir seviyesinin düşmesi sonucu ortaya çıkar.. dışarıdan gelebilecek tehlike karşısında korunabilmektedirler. kapitalizm tüketimii]!1 artmasını sağlayacak ürünün çeşitli olması yöntemine dayanır. Tüketicinin masraf kapasitesi sınırlı olduğundan. Üretim fazlasının şişmesini engellemenin başka bir yolu. Bir insanın sadece tüketici olması ve bununla birlikte buna "tüketim asaleti" ismini vermek nasıl doğru olabilir. Yeni tüketim şekli iki yolla mümkündür: îlk önce. Onda tüketim yaşam için başlangıç değil. herşey tüketime feda edilir. Tüketim için bulunan bu yeni buluşla. Modern insanın felsefesi." Tüketim ürünlerinin cinsi ne kadar artarsa. gün geçtikçe büyüyen tüketime feda etmek zorundadır.

hiçbir zaman ne iyi bir öğretmen olabilir ve ne de iyi bir emlakçı veya taksici. satınalma gücü bulunmamasına ve zayıf olmasına rağmen. Bu kampanyada 200G tümen 2500 tümen olur. gelişme imkanını yitirmesi kaçınılmaz olacaktır. insanın değişik faaliyet sahaları olmasıyla birlikte. dört taraftan bağlanan bir arabaya dönüşür. insanın böyle yollara başvurması kaçınılma. Aslında bu bir ruhsal meseledir. . kaçınılmaz bir şekilde. psikoloji meselesine girmez ki. Yerinde satın alma gücünde hakim olan gelirken. Bir psikologun tabiriyle. Kapitalizm yürüttüğü faaliyetle. Değişik alanlara yönelen bir insanın. tüketim araçlarının satınalınmasını. Asıl mesleği öğretmenlik olan bir emlakçı veya taksici. Öyle bir atmosfer ve şartlar oluşturur ki. "tüketim asaleti" olarak özetlenmektedir. milyonlarca tümen kazanabilir. Yani bir tümenle bir televizyon almış olursunuz ve kampanya sahibi sizden başka para talep etmez. Bu televizyonlar. tüketime hakim olan sahip olma ihtiyacıdır. Temelde de. kredi. bu televizyonları satınalabileceğini zanneder. hırsızlık. ve çok önemlidir. Çünkü bu insanın hayat seyrindeki en büyük sapmadır.gücünde. Bir toplum veya sınıfta tüketim asaleti. Bu sapmalar bazan. hem ferde ve hem de topluma zarar vericidir. tersine kendiliğinden satınalma gücüne ve imkanına dayanması gerektiği açıktır. Hayali kolaylık ve insanın satın alabilece178 179 ğini hissetmesi. Yaptıkları propagandalarla. belirli bir sınıfta oluşturacağı gerçek dışı satınalma gücüyle. tüketim ürünlerinin taksitlerini ödeme gücünden yoksun olacaktır. "Tüketim Asaleti" teziyle getirilen satınalma gücüyle meydana gelen fasıla giderek. Başlatılan bu kampanyada. Bu gerçek olmayan satın alma gücü duygusunun insan ve toplumda nasıl etkili olduğuna bakalım: insan "tüketimin asaleti" felsefesinin takipçisi olduktan sonra. Kişiliği bölünür. Elbette iyi bir gelir sağlayabilir ama. meşru veya meşru olmayan işlerle asıl güzergahından saptırılmasıyla meydana gelen zayıflama. Tıpkı sunî iştah gibidir. Đnsan satınalamıyacağını farkedemiyor mu? Hayır. tüketim arasındaki boşluğu doldurmak için.. imkanın veya gücün olması değil. ek çalışmalar şeklindeki meşru şekillerde ortaya çıkabilir. insan. Kapitalizm keşf etmiş olduğu bu yolla. ihtiyaca dayanamayacağı. Üretim fazlasının dağıtılması ve tüketim kapasitesinin artırılması için gerçekleştirilen bu faliyet. Gerçek satınalma gücüne sahip olmayan tüketici sınıf. rüşvet alma. Avrupa'da bazı televizyonlar var. başvuracağı bütün tabiî olmayan yollar. insanda (taksit. Tüketimin. yolsuzluk. insan ruhunun. yemeye ihtiyacı olduğunu ve yiyebileceğini zanneder. içte >w dışta köklü bir dengesizlik oluşturur. insan kendisinde satınalma gücünü hissetmeye başlar. hafifletmeyi hedeflerler. ürünün satılmasına getirilen kolaylıktır. Satın alma kolaylığı ne demektir? Gerçek olmayan satın alma gücünün oluşmasını sağlayan şartların ve aldatmacanın propagandası Esasen kolaylık değil de. gerçek olmayan suniî) satın alma gücünü oluşturmaya çalışır.. Ancak onun bu kampanyada kaç televizyon parası kazandığı ayrı bir mesele. toplumda sınıflaşmaya sebep olur. işlerinin birbiriyle irtibatlı olmaması onun zayıflamasına ve gelişme unsurlarının parçalanmasına sebep olur. insandaki bu dengesizlik. aldatmaca kampanyası yani. insanın gözünde kolaylaştırıp.. satınalma gücü onunla uyumlu hareket edemez ve kısa zamanda topallamaya başlar. yanlarına yerleştirilen kumbaralarla çalışır. Yani insan gerçekten yeme kapasitesini doldurmasına rağmen. bir eşyanın fiyatına sadece bir tümen vade eklemekle. Ancak iş bununla bitmez. tüketim ile gelir arasındaki boşluğu doldurabilmek için de çeşitli yollara başvurmak zorunda kalacaktır. bir dalda merkezleşmesi gerekir. yersiz satınalma gücünde hakim olan tüketim ihtiyacıdır. Ama ekonomi. kumbaraya atmış olduğunuz bir tümen piyangodan televizyonu size çıkarabilir. neticede toplumu yok eder. Satınalma gücüyle. Yani insan ruhî ve fiziki gücünden fazla bir şekilde vaktini. Herhalukarda yöneleceği bütün bu yollar sapmanın başlangıcıdır. satınalma ve tüketime ölçü 177 olursa. Öyle ki cebimizde bir tümen olmasına rağmen. insan cebindeki bir tümene rağmen. Zira. gelir getiren işlere yatırır. burs ve benzeri yöntemlerle. Eğer ihtiyaç sınırı. ya dize gelir veya yok olur. şartlanması oluştuğunda tüketim ölçüsü ihtiyaç olur. particilik ve benzeri meşru olmayan şekillerde görüleceği gibi. bir de bakıyoruz beş bin tümenlik bir aracı satınalma gücünü kendimizde hissediyoruz.

kültürel. Ben istediğime oy vermekte serbestim. ben gece-gündüz elbisemin modelinin onunkine uyması için. 18 yılı verdim. duygularına ve zevkine ters bile düşse. Kapitalizmin hergün yeni bir çeşidini ürettiği. Bugünün dünyasındaki pratik inanç ise "Utilitarizm" (yani menfaatin üstünlüğü ekolü. gelecek 18 yıla kadar taksit ödemem gerekiyor.. Beşeriyet topluluklarındaki fertlerin haklarının korunması. Ferdin özgürlüğünün ortadan kalkması budur. herhangi bir çıkış yolu bulamaz. Oysa ki. "aldatan özgürlük" gizli tahakküm veya "mecburi seçim" gibi temel kaidelerle ifade edilebilinir. bütün milletlerin tek bir millet olarak görülmesi). öyle ise bu gelecek 18 yıl artık benim değil. ceplerine daldırdılar. her ne kadar hukukî ve siyasî yönden özgür olduğu vurgulansa da. seçme ve değiştirme nisbetinde.Ve özel bir mesele. Taksitini ödemekten ve onu düşünmekten başka bir şey yapamaz. onu önceden yaşamasının. ona karşılık bir ev aldım. her şartta taksitlerini muntazam bir şekilde ödemekten başka seçeneği olamaz. Şimdi ilim hangi 182 inancın takipçisidir? Utilitarizmin. diğeri eneb ve diğeri de üzüm). Çalışmanın şartları. kararalma. hayatında risk ve tehlike ihtimalinin de bulunmasıdır! Ancak anlaşma altına girmiş bir insan. ikincisi pratik "pragmatizm" inancıdır. Taksit altına giren insanın geleceği rehin alınmıştır. tamamlamasının anlamı budur. işgal edilmiş. değiştirme ve benzeri özelliklerini otomatik olarak kaybe180 der. yani insanın elinde değil. . kişi veya şeyi seçmekten başka alternatifi yoktur. Bu yüzden seçim. Bütün ulusların siyasetleri utiletarizm inancına dayanır. ama benim oyum daha önce bana empoze edilmiştir. Ben oyumu özgürce. Geleceği taksit ve anlaşmayla işgal olduğunda. zahiren herkes hürdür. menfaat üstünlüğü. toplum hukuku sözkonusu değil). ancak kendisi için tayin edileni seçmek durumundadır. rehine alınmış gelecek tıpkı geçmiş gibidir. her istediğini seçebilir ve karar verebilir. yapabilir gibi ibarelere raslanır. yani toplum için zarar ettiği görülmüş müdür? Esasen yeni ekonomik ve toplumsal kurumların temeli. Şandel şöyle diyor: "Bugün ellerini başlarından indirip. Seçilmesi gereken. dikkat ve sadakatla beyan ederim. insan sahip olduğu sermaye nisbetinde. anlaşmaya bağlanmıştır. ancak milyonlarca özgür oy 2 veya üç kişiye verilir. neticesi aşikar diktatörlük olur. uzlaşmacı bir tavır takınmak zorundadır. Ekonomide de kanunî yönden herkes hürdür. utiletarizme göre kurulmuştur. sanat. menfaat asaleti ve "Utilitarizm"in takipçisidir. işte insanın gerçek hayatı yaşamadan önce. masrafından az olduğu. karar alma ve değiştirme gücü tüketim ürünlerinden dolayı yok olur. Neden? Çünkü o bizi modernleştirmiştir. Ortaya çıkan bu gerçekler. (Eğer insan Hakları Evrensel Beyannamesi okunursa. Açık diktatörlük oylamadan sonra ve gizli diktatörlük oylamadan önce sözkonusudur. hiç önemi yoktur. yapabilir. Öyle ki Batı toplumunun demokrasi ve liberalizm sisteminde. devamlı ferdin haklarına işaret edildiği. Ekonominin icad ettiği gerçek dışı satın alma gücü neticesinde.. ortaya çıkan diktatörlük ve çağdaş köleliğin gerçek manası budur işte. evin malıdır. Gizli diktatörlükle empoze edilir. Bunlardan biri "hümanizm" ve beşeriyetin üstünlüğü yolundaki teorik inanç (insanların birliği. yani kendi ulusunun menfaatine dayanır. servet ve sermaye sahibidir. bir millete. Bu inançta halk menfaatleri birlikte eşittir.. hürriyet. insan hakları. Çünkü taksit.. Yeni Medeniyetin Đki Đnançlılığı Bugünün toplumu birbiriyle zıt iki inanca uymaktadır. 181 ama herkes özgürce bir şekilde ve hem de çoğu kez birçok değerli eşyasını satarak onları satın alır. özgür geleceğe sahip olur. ister üstün zekaya sahip olsun veya olmasın. Ben eğer bir ev alıyorsam. insan sahip olduğu sermaye kadar özgür geleceğe sahiptir. seçme. o da geleceğin işgal edilmesi. Bağlı gelecek tıpkı geçmiş gibidir. rengarenk tüketim mallarından hiçbirini almak için. (Tarihte iki inançlı bir toplum hiçbir zaman görülmemektedir)." Ama ben aksini iddia ediyorum ve diyorum ki: Hayır. Hiçbir zaman bir makinanın faydasının. propaganda ve siyasî unsurların oluşturmuş olduğu atmosferde.. Esasen bugün dünyada iki inancın hakim olduğu söylenebilir. insanın diğer bir önemli özelliği. aileye veya ferde baskı yapılmaz. her ferd . her ferd . kendisini savunma. inancına. Makine teknolojisi. mevcut gelirin durumuna göre öngörülüp. (Biri engur. insan. hakikat ise menfaate göre çeşitlidir). geleceğe sahip olmadığı için böyle bir ihtimalin altına girmez. ileride kavuşacağı öngörülen huzura kavuşabilmek için. onun arkası sıra koşturuyorum. Çaresiz olarak çalışmanın şartlarında.

Geçmişte ilmin değeri. pratik inançları bir olmuş mudur? Konuşmaları peygamberin konuşma üslubuna benziyor. mantıkçılar ve felsefeciler onu isbatlamak için uğ184 raşıyorlardı. Bugün ise insana ulaştırdığı menfaat ölçüsündedir. Nitekim ilmin ahlakî veya hurafî değerlerin emrinde olması. bugün ise güç kazanmaktadır. teknoloji ve brokrasi"nin hizmetine görevlendirilmesi ve kölesi olması anlamındadır.Banka.. J. Felsefe daha çok insanın yetişmesine veya tamirine yardım eder. Başka bir ibareyle yeni eskulastik zihniyet. giderek utiletarizme doğru hızlı bir şekilde kayıyor. Bugün devlet kurumlarının çalışması şöyledir: Mesela bir proje üzerinde araştırma yapılmak isteniyorsa.) ürünleridir.. Orta çağ ile asrımız arasındaki belirgin fark.. utiletarizm ruhu kazanıyor.Modern burjuvazi . ilmin "sermaye. beyinlerini yitirmeleri yani dış kapitalizm tarafından beyinlerinin dağıtılması. "Verkur"un yüce ruhu. çek vs. Sanat. üstün zekalarını koruyamadıklarını. insanın hakikata ulaşması ve olgunlaşmasına yardımcı olması nispetindeydi. dünya Orta çağ bağlarından ve dinden kopup. özgürlüğe kavuştuğunu iddia etmekteyse de. Tarihin hiçbir döneminde toplum bu kadar tezat içerisinde olmamış ve görünüşü ile gerçeği bu derece birbiriyle çatışmamıştır. kredî. asrın zorbalarının ve kapitalistlerinin emrinde olmasından daha az tehlikelidir. alimler değil. toplumun ilmî ruhu ve . daha iyi menfaat sağlamasına vesile olur. Geri kalmış ülkelerdeki bu manzara. Rönesanstan beri. Geri kalmış ülkelerdeki felaketlerden biri. mantık ve benzeri ilim dallarının görevlendirilmesi. alim de onu yapıyor. kuyuya atılmasıdır. derin felsefî içerikli yazı yazandan daha fazladır. insanlık dışı bir inanç sözkonusudur. ilim. Bu topluma hakim olan nifakın ruhudur. En vahşi inançtır. ferdin düşünce özgürlüğü yoktur ve önceden belirli mesuliyetleri yerine getirmekle sorumludur. Yani inançları her zamankinden daha insancıl olmuştur. Günümüzün alimi kapitalizmin elinde bir araç olmuştur. Birgite Bardot'un servet. ikincisi menfî ve yapmacık burjuvazi (komprador). değerlendirme ve ispatlamakla yükümlüdür. Konusu yeni sanai ürünleri veya yeni sanaiyi ilgilendiren (kaukçuk. Misal olarak kapitalist "şu kimyasal maddeyi yap!" diyor. sanat ve şehvet yönünden Fransa üzerindeki tesiriyle. "Berg-son'un üstün maneviyat ve yeteneği ile "Benvenist"in olağanüstü beyniyle kıyaslayın. O da ilmin köleleştirilmesi ve onun zindanın çukuruna atılması veya çukurdan çıkarılıp. . Ama eskulastik zihniyette ilim... Zira bugün ilmin hedefini kapitalizm veya siyasetçiler tayin ediyor. ancak teorik inançları. ile çalışan burjuvazi. ilmin kilisenin emrinden çıkarılıp. Bugün ise tamir etmesi daha önemlidir. verimsizleştirilmesidir. ulema. ilmî hedefleri papa belirliyordu. Çünkü maddî yönden. fabrikaların emrine girmesidir.. Bugün beyinler (hatta tahsilin bünyesinden önce) kapitalizm tarafından satın alınmaktadır. Yeni Eskulastik Eskulastik. bugün daha güçlü ve tehlikeli bir pençenin altında (kapitalizm ve siyaset) inlemektedir. Dün sloganı hakikati keşfetmek idi. din adına ilan edilen emirleri yorumlayıp..P. Sartre gibilerinin özgür düşünce feryadları da bir netice sağlayabilmiş değil. "toplum" sözkonusudur. (*) Ülke yetkililerinin utiletarizmden (fayda asaletinden) bahsettikleri görülmüş müdür? Yani teorik inançlarıyla. 183 hizmeti ve aklın din aracılığıyla köleliğidir. Buna göre yeni bir Orta Çağ başlamıştır. Halbuki ilim (ilmin özgürlüğü anlamında) hakikatla uğraşmaktan başka hiçbir vazifeyle sorumlu değildir. onların diğer zenginlik kaynakları gibi yağmalandığını göstermektedir. Hatta edebiyat bile giderek. Ayrıca gerçek burjuvazi de iki çeşittir 1. onların kendi beyinlerini. Eskulastik de aynı amaçlıdır. Buna göre eskulastik. petrol ve. bu üstün değerlerin. Öyle ki özgür ilim. 185 KOMPRADOR BURJUVASĐNĐN DOĞUŞU Burjuva iki türlüdür: Birincisi müsbet ve gerçek burjuvazi. özgür felsefe vs. bir grup uzmanı o projeyi araştırmak için görevlendiriyorlar. yani ilmin dine * Küçük ve sınırlı bir düşünür grubunun değerlendirmesini ölçü almayan. Pratik ve amel inançları sözkonusu olduğunda. dinî inancın esaslarını savunmak ve açıklamak için felsefe. Parayla hiç ilgisi olmayacak bir seviyededir. Eskulastik zihniyette. sözkonusu değildir. Yani basit ticari bir oyun yazanın değeri..

2- Klasik burjuvazi - Klasik burjuvazi daha çok geri kalmış ülkelerde var, toprakla irtibat halindedir, geleneksel tarımla ilgilenir. Ancak bu ülkelerde giderek zayıflayıp, yokolmaktadır. Bununla birlikte, onun yerini modern burjuvazi almaz, aksine komprador burjuvazi hakim olur. Avrupa'nın modern burjuvası, Avrupa'nın doğuşunda etkili olmuştur. Yani ham maddeyi satın alıp ondan yeni bir ürün üretmektedir. Böylece faydalı bir sınıf durumundadır, toplum da onlardan yararlanmaktadır. Tarımla uğraşan klasik burjuvanın oluşması da faydalıydı. Çünkü 186 !üretime katılıyor ve hammaddelerde tasarruf sağlıyordu. Misal olarak, yünü halıya dönüştürüyordu. Diğer yandan yün, buğday ve benzeri ürünleri de, bizzat yerli bölgelerde üretiyor, bir mal olarak dışarıdan ithal etmiyordu. Ancak komprador burjuvazi, modern toplum üretimi ve geri kalmış toplum tüketimi kutupları arasında, sadece tellalli fonksiyonuna sahip oldu. Hem de kendi bölgesinde bir etkisi olmadan. Komprador burjuvanın fonksiyonu menfidir, kendi ülkesinde modern ürünlerin fazlasıyla satılmasına gayret eder. Ayrıca komprador burjuva, klasik burjuvayı da yok eder. Batının ürettiği ürünleri cezbederek, hızlı bir şekilde tüketilmesine çalışır. Eski geleneksel tüketimin, yeni tüketime dönüşmesi için (propaganda araçlarıyla) güçlü bir fonksiyon ifa eder. Kendi ülkesindeki üretim kabiliyetini ortadan kaldırır; her şeye, hatta bulaşık yıkanmasına bile müdahale eder. Bu da en büyük ihanettir. Çünkü tüketici olduğum ölçüde, benden üretici olma gücü alınmaktadır. Ulusal sermaye yatırımın yeniden canlanmasının önlenmesi en büyük cinayettir. Ulusal sermaye (komprador burjuvanın vasıta fonksiyonunu üstlenmesine son verilmesi durumunda) rahatlıkla modern ürünleri üretebilecek güçtedir. Böyle olması durumunda, iç pazar elinde bulunacak ve bununla da daha kapsamlı ürünlerin üretimine geçebilecektir. Misal olarak Reno fabrikası. Önceleri atarabası üreten bu fabrika şimdi en modern arabaları üretiyor. Reno fabrikasının böyle güçlenmesine ve sermaye sahibi olmasına ne sebep olmuştur? Çünkü kimse yoluna engel çıkarmamış ve özgürce faaliyet sürdürebilmiştir. Geri kalmış ülkelerde de böyle bir imkan vardır. Ama komprador burjuvazi engel olmaktadır. Misal olarak 187 "Aladdin" (gaz ocağı) Afrika, Asya, Okyanus bölgeleri ve... ülkelerinde bir tüketim zincirine sahiptir. Bu bölgelerin her birinde komprador burjuvazisi oluşmaktadır. Yerli halktan biri çıkıp, Alaaddine benzer bir ocak yapar. Elbette bu aladdin gibi olmayıp, onlarla rekabet edecek seviyede olmayabilir. Eğer pazara aladdin sürülmemiş olsaydı, bu aladdinin benzerini üreten yerli, daha sonra ilerleyebilir, tüketim boyutlarının genişlemesi ve daha büyük işler yapabilmesi mümkün olacaktı. Komprador burjuvası, herhangi bir bölgede bir yatırımcı kendi ürününe benzer bir mal üretmeye başladığı zaman, vakit geçirmeden onu daha başlangıç noktasında boğup imha ediyor. Komprador burjuvazinin, ulusal üretimi bilinçli bilinçsiz olarak yoketmesi iki yolladır: 1- Meşru yollar. Yerli ürünlerin, yabancı mallarla rekabet etme gücünün olmaması. Çünkü dış üretimin, sermaye, imkan ve köklü geçmişi var. Öte yandan yerli halkın ürettiği mal, yabancı üründen daha fazla tutulmaktadır. Bu unsurları gözönünde bulunduran yabancı kuruluşlar, yerli üretimi durdurmak, iflas ettirmek için en acımasızca rekabete girişmekte, çoğu kez kırdığı fiyat maliyetin çok altında olmaktadır. Öyle ki yerli firma o fiyatla ürünün hammaddesini bile alamamaktadır, ilerde bu zararını fazlasıyla çıkaracağının hesabını yapan yabancı firma karşısında, yerli firma rekabete dayanamaz. Burada şöyle bir soru akla gelmektedir: Yabancı firma neden kendi ürününü, zararına satıyor? Cevabı açıktır. Çünkü bu firma, onlarca başka ülkede aynı ürünü satarken, bu zararı rahatlıkla kapatmaktadır. Birkaç yıl sonra yerli üretimciyi rekabette mağlup edip, onu devre dışı bıraktıktan 188 ve tamamen imha ettikten sonra, ürününün fiyatını hızla artırır. Ve kısa zamanda zararını kapatır. Bu komprador burjuvazinin yerli üretime karşı izlediği meşru bir mücadele yöntemidir. Çünkü bu programın uygulayıcısı, yerli komprador burjuvadır. 2- Meşru olmayan yollar. Meşru yolu buysa, meşru olmayan yolların nasıl olacağı ortadadır. Ulusal üretimin önünde engel oluşturmak için, yerli halkın siyasetine müdahale etmek... Daha keskin, etkili ve kestirme yol. Modern burjuvazi üretiminin, klasik tarım ekonomisine hakimiyeti. Modern burjuvazi üretimi, üretim ve ekonomisinin altyapısı klasik tarım olan bir ülkeye girer. Üretim kaynağı tarım olan bir toplumda, birinin tüketiminin aniden burjuvazi tüketimine dönüştüğünü düşünelim (kravat,

radyo, motorsiklet, çeşitli yemekler vs...). Bu burjuvazi tüketiminin, tarım ekonomisine tasallutudur. Eğer bir kişinin yerine, toplumun böyle bir değişim yaşadığını farzedersek, bu tüketim şeklinin yüklenmesi, toplumsal birliğin, ekonomik istibatın parçalanması ve köklü bir sapmanın gerçekleşmesinden başka bir şeye yaramaz. Tarım ve küçük ziraat şeklinin zayıf üretimi üzerindeki yoğun modern üretimin ağırlığı, paranın değerini yitirmesine neden olur. Hızlı büyüyen enflasyon, paranın sadece sembolik bir değer ifade etmesine ve ekonominin tamamen bağımlı hale gelmesine imkan hazırlar. ? Bir toplumda psikolojik veya fikrî bir buhran oluştuğunda, onun ekonomik faktörlerine bakmak gerekir. Buhranın temel ekonomik dinamiklerini tespit ederek, hasta189 lığa teşhis konabilir. Bunun aksini de, değerlendirmek gerekir. Bir toplumda, bir ekonomik gelişme ve değişiklik üzerinde araştırma yapıldığı zaman, bu gelişme ve değişiklik neticesinde ortaya çıkacak psikolojik tesirleri de hesaplamak, bizi daha fazla doğru karar alabilmeye yaklaştıracak. Iran şiir ve edebiyatında 7,8 ve 9. asırda görülen şiddetli karamsarlık, ruhî ve fikrî buhran, manevî ve ruhî boşluktan kaynaklanan dert ve acıların asıl kaynağı nedir? Moğolların ilk olarak sikke bastığını görüyoruz. Bir paranın, kültür ve para ortamına sahip olmadan bir ülkeye girmesi, kuşkusuz aniden bütün ekonomik mübadele ve dengeleri alt-üst edecektir. Bu değişiklik o derece buhran oluşturucu ve ekonomi, toplumsal irtibat ve pazar üzerindeki tesiri fazladır ki, toplum ve ferd büyük zarar görmektedir, ikinci Dünya savaşının, halk üzerindeki ekonomik etkisi tamamen açıktır, italya, Almanya, ingiltere ve diğer ülkelerde, savaş paraya tesir ettiği zaman, bu etki kendisini toplum ve fertler arasındaki irtibatta hemen hissettiriyordu. Köylerin yakın bir zamanda etkisiz bırakılmasının sebebi, geri kalmış toplumlardaki modern tüketim şeklinin hakimiyetidir. Sanaileşmenin başlangıcında köylerin varlığı felsefesi ortadan kalktığından, köyler de yok olmalıdır, ingiltere köyleri ne zaman yok oldu? Ağır sanaî oluştuğu ve tarımı kendisine cezbettiği zaman. Ancak yeni bir devrenin başlangıcı oldu. Sanaî ordusunun henüz fethetmediği, geri kalmış toplumların köyleriyse yok oluyorlar. Yani henüz bir mühendisleri, derin su kuyuları, traktörleri ve benzeri imkanları yoktur. Pek çok köyün terkedildiğini ve çiftçilerin göç etmek zorunda kaldığını görüyo190 ruz. Bu göç (köyün şehirlere göçü), eğer sanainin belirmesiyle birlikte gerçekleşmişse, tabiidir. Ama bu göçler sanaî üretiminin oluşması için değil, tersine modern tüketimin saldırısından dolayıdır. Sanaî ürünlerinin tüketim saldırısı sonucu gelişen çiftçinin şehre göç etmesi, kaçınılmaz olarak "iş" doğuracaktır, ancak gerçek manada iş değil.( ' Köyden maksad, şehre yönelmemek eylimidir. Çiftçinin yaşadığı köyler tüketimin saldırısıyla (üretimin değil) yok olduğu ve çiftçi zahiren işçiye dönüştükten sonra, durum ne oldu? iki durum oluştu: Mutlak işsizlik ve gizli istenmeyen işsizlik. Tarımla uğraştığı zaman, mevsimlik çalışması vardı. Köylerin yıkılmasından sonra, bir mıntıkanın yüzbin kişilik mevsimlik işçisi mutlak veya gizli işsizlikle yüzyüze geldi. Köylerin yıkılma ve köylünün şehre hücumu esnasında zahiren müsbet bir değerlendirme yapılır ve (çiftçi daha önce uyuyordu, şimdiyse çalışıyor, daha iyi maaş alıyor, şiîndiki maddi durumu mevsimlik çalışma yaptığından daha iyi olmuş, geliri artmıştır) gibi yorumlar getirilir, * Đş bir kaç türlüdür: 1- Gerçek, faydalı ve üretime dayalı iş (ampluva). 2- Kötü işsizlik (suzampluva). Istılahi bir iştir. Yani bir oyalanma şekli. Hem de boş bir oyalanma. Đşçi, topluma herhangi bir faydası dokunmadan 7, 8 veya daha fazla saat çalışır. Bütün sermayeleri on tümeni geçmeme ihtimali olan, sokaklarda ellerinde sigara ve kibrit satan satıcılar gibi. 3- Gizli işsizlik (ampluvazgize). Bu tür işçilik de toplum açısından faydası olmayan işsizliktir. îşçi (gizli işçilikte) çalışıyor görünür, zahmet çeker, ama işinin faydası boşuna ve yersizdir. Bu işsizliğin, kötü işsizlikle farklı yanları var. (Masanın arkasında kibrit oyunu oynayan memurlar gibi). 4- Mevsimlik iş (ampulvaperyodik). Mevsimlik iş, işçinin yılın büyük bir bölümünü işsiz olarak geçirdiği bir çalışma şeklidir. Belirli bir mevsimde çalışır. Đnşaat işçisi veya üzüm toplayıcıları gibi. 5- Đşsizlik f şemaj). Đşin olmaması ve mutlak bir işsizlik. 191 ancak bu durumun tamamen zahiri yönüdür, iş sahası açılmıştır, ama bir toplumun ekonomisindeki randıman - kapasitesi menfî yönde etkilenmiştir. Yani iktisadî bir randımanı bulunmayan, bir modernleşmekten kaynaklanan değişimdir. Çiftçinin işçiye dönüşmesi, gerçek işin bulunmasıyla değer arzeder. işin, üretime

dayanması, modern tüketim mallarıyla ilgili işler değil. Modern tüketimin belirtisi, küçük dükkanların büyük galerilere dönüşmesi ve caddelerde modern vitrinli mağazaların yaygınlaşmasıdır. Bu değişiklik bile, yeni ek işleri getiriyor. Yeni masraf, biraz yeni iş, modern vitrin yapımı ve benzeri yeni işler... Ama bunlar gerçek işler değil, tellalık işleridir, aracılık ve ayrıntı işlerdir. Masrafını tüketiciye yüklemekten başka, bu işin oluşmasının üretime hiçbir katkısı yoktur. Netice olarak, vitrinciler, yedek parça satıcıları, boyacılar doğar ama, komprador burjuvalar gibi üretime hiçbir katkıları olmaz. * Bunlar sadece üretim ve tüketim arasındaki mesafeyi artırmaktadırlar. Gelirleri de, tüketiciden zorla alınır. Ben lüks bir mağazadan bir malı aldığımda, mağazanın lüks olmasından (vitrininden, dekorasyonundan, satıcının şık olmasından ve ...) dolayı fazladan bir para ödemem gerekiyor. Böylece benim tükettiğim mal, bana daha pahalıya mal olur. Görünürde faal grupların, yeni çalışmaların ve oluşumların meydana gelmesine rağmen, hergün fiyat artışının dışında, ulusal gelire herhangi bir katkının olmadığını görüyoruz. Böylece, modern ve sanaî ürünlerinin girişinin başlangıcında, gerçeğe benzeyen ve doğal olmayan bir unsur, az gelişmiş toplumlarda.belirmeye başlar. Bu unsur, orta grup ismini alır. işleri, tıpkı komprador burjuva gibi tellalık ve aracılıktır. Grup dedik, sınıf değil. Çünkü sınıf, bütün boyutları toplumda belirginleştiği ve ona mensupların toplumda müşahhas sıfatlara sahip olduğu zaman oluşur. Bu toplum bilimindeki, sınıf tasnifidir. Arabistan'da fertler petrol işçisidir, ama sınıf değildir. Çünkü böyle özellik ve sıfatlara sahip değiller, işçiye rastlanmamakta, sadece işçi fertlere rastlanır. Bu orta sınıf, yeni asıl olmayan fer'i işler yapmaktadır. Yoksul ve başlangıçta hiçbir şeyi yokken, her şeye (hem tüketim ve hem de gelir açısından) sahip olan patron arasında, yeni bir sınıf. Daha önce yoksul kesim ile zengin kesim vardı. Şimdiyse ikisinin arasında yer alan üçüncü bir sınıf oluşmuştur. Fikri yönden de, zahiren daha aydın, bilinçli ve akıllı görünmektedir. Bir toplumda sanaileşme gerçekleştiği, yani o toplum üretime geçtiği zaman, orta sınıfın asaleti vardır ve kendi asil şekliyle oluşur. Ancak makina ve sanai üretimi başlamadan önce, bu orta sınıf sadece modern tüketimle ilgili ürünler için meydana gelir. Bu sınıf boş, anlamsız, yalancı ve toplumun sırtında bir kambur durumundadır. Avrupa'da genellikle köklü partiler düşünceler, ideolojiler, hareketler ve üstün sanat eserleri, orta sınıf geliştikten sonra doğdu, inkılaplar da bu orta sınıfın doğuşuyla başladı; bu sınıf fazlasıyla aydındır. Ne soyluluk gelenekleri, ne avamın donuk adetleri ve ne de dinin ağır sorumluluğu onları bağlamamaktadır. Hiçbir şeye bağlı değildirler, devamlı olarak değişim ve yenilik taraftarıdırlar. Ama bu orta sınıfı taklid ederek ortaya çıkan kopya 192 193 orta sınıf, gerçek orta sınıfın aksine ahlaken karektersizliğin, çirkinliğin, yalancılığın, bağnazlığın, uşaklığın ve tellalığın simgesi oldu. Yalan, bağnazlık, çirkinlik ve dolandırıcılık sahte orta sınıfın kültürü oldu. Oysa bilinçli olmak, devrimcilik, değişim taraftarı olmak ve korkusuz olmak gerçek orta sınıfın hususiyetlerindendir. ) ' ? Bedevi Kabilelerin Hızlı Gelişimi' Sanaileşmenin yaygınlaşması, dünya ekonomisi ve dünya tüketiminin uluslararası bir boyut kazanmasına vesile olurken; propaganda ve kitle iletişim araçları, özellikle de masraf karşısında tüketimin büyümesi ve bunun neticesinde doğan ekonomik emperyalizm ve sömürü, bedevi kabilelerin hızla gelişmesini zorunlu kılmıştır. Asırlar boyu kapalı toplumlar ve sabit tarihler mevcut olmuştur. 19. yüzyıla kadar, geçmişteki insanlar gibi yaşarlardı. 19. yüzyılda "etnoloji" ve "antropoloji" ilmi gelişmeye başladı. Etnoloji, daha çok ırkları tanıma ve dünyanın değişik ulus ve kabilelerinin özelliklerini inceleme bilim dalıdır. Antropolojiyse daha çok ırkların, ulusların yaşayış tarzlarını, düşüncelerini, inançlarını, kültürlerini ve geleneklerini incelemektedir. 19. yüzyılda sosyoloji, ilk insanın tanınması, tarihin başlangıcının incelenmesi, beşeri toplumların oluşmasını araştırmak, ilk insanın din, medeniyet ve mantıkî tefekkür tarzını inceleyebilmek için etnoloji ve antropoloji gibi bir bilim dalına ihtiyaç duymaktaydı. Toplumları tanımaktaki en iyi yöntem buydu, zira ilk insan ve toplumu hakkında elde herhangi bilgi yoktu. Arkeoloji konusundaki bilgiler çok az, tarihi rivayetler büyük olaylardan ve yalanlardan ibaretti. Buna ilave olarak 194

din. toplumların yakınlaşmasının sağlanmasında ve tedrici olarak bir "beşeri ümmetin" oluşmasına yardımcı olduğu inkar edilmez bir gerçektir. Niu-l. yapıcı ve müsbet bir ha-keket kaynağına dönüşecektir. bir . üretimleri yoktur. irtibat. yeniden yerlerini alacaklardır. dünyanın bina edilmesine yardım eden ilim ve sanatın doğmasına vesile olan tarihi tecrübelerin üzerinde bina • edilmektedir. genel anlamıyla beşerî v\-. onların hızlı bir şekilde ilkel yaşamdan kopmalarında. Beşeri ümmet. Toplum bilimi. geciktirilmeden yapılmalıydı. bundan sonra artık bakir ve ulaşılmamış toplumlar olmayacaktır. çıplak. takviye edilmesi. Bu durum sadece medeniyetin hızla gelişmesini sağlamakla sınırlı kalmayacak. Taylor ve Moler gibileri sömürücülerin yardımıyla ilk kez uzak kalmış. dünyada yeni keşfedilen ümmet için büyük ve evrensel bir din sunabilmek. Şimdi üretim. bütün bu zenginliklerin sökülmesine sebep oldu. insanlığın tarih caddesine girişi hakkında yeterli kanaate varılabilinir. Daha açık bir ibareyle sözkonusu bu kitleler. Nitekim bu gelişmeler giderek uçak gibi maddî yolların ve kitap gibi manevî yolların kapalı ve dünyadan kopuk toplumların açılmasına. merkezi ve güney Afrika bölgelerinde yaşayan toplumlarının yaşayış tarzları. Bunu sağlayacak gücün. Kuşkusuz o ümmet de . Bütün toplumlar. düşünce. ilkel toplum kurumları. Öyle ki. bu hareketi 19. insanlığın .\\ ve bilinç gücünün artması ve ihsan aklının en önemli . yüzyılın sosyolojisinin. tarih felsefesinin. buzdolabı satmıştır. küçük ihtilafların ortadan kaldırılmasında. geçmiş tarih konusundaki bilgilerin doğru bir şekilde ortaya çıkmasına yarayacaktı. Bi/. bunun yamsıra ona keyfiyet ve muhteva do kazandıracaktır.kavimler 196 unsuru. Hatta yakın bölgelerde yaşayan topluluklardan habersiz olan bu kabileleri inceleyip. bilinçli. kapalı ve el değmemiş kabileleri meçhul sahraların derinliklerinde. uyanık ve işin ehli uluslar. yıllarca sürdürdükleri araştırmalarla 19.im bu güç. böylesine el değmemiş zengin kaynaklardan tamamen yoksun kaldı.şekilde gudülnıektudirh-r. gelen rivayetlerde de." Bu yayılmacılık politikasının gezginlik devri korkunç bir tahribata sebep olduğu gibi. değişik . doğru bir şekilde ortaya çıkarabilmek için. 195 Fazlasıyla önemli bu kavim ve kültürleri inceleme çalışmaları. tarihin ilk dönemindeki insan toplumlarının temel kurumları. Şandel'in deyimiyle: "Batı emperyalizmi eskimolara bile. bugünkü durgunluktan veya Batının maddî veya fikri ürünlerinin tüketici olma durumundan kurtulup. ekonomi ve ilmin dışında yeni bir unsur sözkonusu olmaktadır o da. yüzyılın müsbet bir sıfatı olarak da görmek gerekiyor.ıçete ya/übili1. Buna göre. Sadece r. yeni beşerî medeniyet ve ilim siyah. tarihin ilk dönemlerindeki ilkel hayatı. Bundan dolayı büyük ırk bilimcilerinden Espenser. düşünce. onların dillerini öğrenerek. okyanus. yalnız Amerika ve Sovyetler insanlığın ilerlemesinde tek söz sahibi olmayacaktır. yıllarca onların arasında yaşayıp. ekonomik.büyük olaylar konusunda. kalan son fırsatlar büyük bir ganimet olarak görülüyordu. yeni medeniyetin eseriyle tanıştı ve bütün toplumların ruhu ve varlığı bu medeniyetin rengine bulandı. ilk ilkel toplumların yaşantısı konusundaki bilgilerin netleşmesi. Açıktır ki. taklitçi hale getirilen ve menfi bir güzergahta seyreden uluslar. hiçbir yapıcı özelliği bulunmayan ulusların. kuralsız ve evsiz bedevi bir kabilenin toplumsal yapısı değerlendirildiğinde. adet. mesuliyeti dünya aydınlarının omuzuna yüklenmiştir. zorunluydu. doğru bir şekilde yeniden yorumlanarak genel bir bilgi elde edilebilir. psikolojisinin ve genel olarak insan biliminin daha doğru bilgilere dayanmasını ve tezlerin daha gerçekçi olmasını sağlayabildiler. Jürinden biri olan maslahatına uygun olanı bulması açısından önemli bir fonksiyonu ifa edecektir. Zira ondan sonra ilim. yeteneklerin gelişmesi. beşeri ümmtt planı gerçek. <n-lar. sınıf yapısı. Büyük Okyanusun ıssız adalarında. onların gelenek. Zira yetenekli. hayatın hızla gelişmesine. Bunun neticesinde. duygu. henüz bile hazreti Şuayb dönemindeki bedevi hayat geleneğini sürdüren kabilelerin sürülerinin içine süt makinalarını sokabildiler. Kara Afrika'da ve Kızıl Amerika'da keşfettiler. taklit etmekle sınırlandırılmışlar ve hayatın gelişmesinde herhangi bir'rolleri yoktur. yalnızca maneviyat olduğundan da kuşku yok. Esasen bugünkü medeniyetin kültürü de tek taraflıdır. Tarihte büyük medeniyetlere beşiklik ettikleri halde bugün donuk bir hal alan uluslar. toplumun şekil alması. Diğer yandan. ruh.-• leştiğinde. Bundan dolayı eskimoların veya Avustralya bedevi toplumlarının.. dünya ekonomisi ve tüketim saldırısı. Zira insanlığın tanınması için. sarı ve Asyalı yeteneklerden tamamen yoksundur. kuşkulu yorumlar ağırlıklıydı. Misal olarak vahşi. şimdi sadece tüketiciyiz ama. Bugün donuk olan veya hareketsizleştirilen. projesinin gerçekleşmesi. tekamül. sadece >tandarı. Neden acaba? Çünkü beşeri kanatlardan birinin elindedir. kendilerine mahsus mantık ve ilkel düşünce tarzlarını inceliyebilme imkanı buldular. yapıca hale gelmesinin kaynağı olacak.

bir ülkedeki halkın kendisi de ilerici ve gerici olarak. Çünkü iki kesim arasındaki tüketim irtibat ve müşterekliği bu tezadı giderek sona erdirecektir. batılılaşmanın sembolü olma yolunda yarıştı. mürteci. Bu seyir içerisinde. Bunun neticesi sunî sınırlar ve halkların parçalanması olmaktaydı. 199 yabancılaşmayı büyük bir marifet bilmektedir. Batılılardan daha aşırı olmada büyük taassub göstermekteydiler. batılılaşma ve medenileşme hareketinde ilerledikçe. soyluluk ve din aleyhindeki . bu bilinçlenme hareketiyle birlikte birer maymun. şehirlerle köyler arasındaki fasılanın azalması veya tamamen ortadan kalkmasıdır. Modernleşme ve Avrupai yaşantı ve ahlak yönünden. Yeni medeniyetin bir başka özelliği de (Marks'ın da arzuladığı ve onu sınıfsız toplumun özelliği olarak gördüğü) bugün medenileşmiş ülkelerde gerçekleşen. inancı artıyordu.Tarihi bir geçmişi olmamasına rağmen bugün ilerleyip medeniyete sahip olan Batılı ülkeler gibi topluluklar. Burjuvazinin Bozulması Dünyanın yeni hakim medeniyetine ve günümüzün medeni toplumlarına hakim burjuva sınıfının bozulması. Bu akıma kapılanlar. münevver. kendilerini yeni medeniyet karşısında kaybederek kendilerini onlara benzetmeye çalışarak. Batı geçmişiyle öğünüyorken. yobaz. toplumun en ilerici kanadı. Avrupalılık ve entellektüel edası takınmakla başlar. derin bir mana kazanacaktır. zenginleşip. (Meşrutiyet döneminde dinciler ve pazar kesimi ilerici olarak isimlendirilirken. şehirde yaşayanların istifade ettiği imkanlardan istifade edebilme firsatı buldular. tarihte parlak medeniyete sahip olan tarihî topluluklar. istibdat. Dünya savaşları arasında meydana gelen bilinçlenme ve uyanışla birlikte. Öyle ki bedevî veya tarihî (*) topluluk Avrupa atmosferine girdiği zaman. eskimolar. Avrupalı olmayan yerli 198 halklar arasında. bu hareketin tesirini büyük boyutta azaltabildi. Bunun neticesinde Batılılaşmış aydın ile. Asimile ve asimilasyon olgularının doğmasıyla yenilikçi tüketim ve yenilikçi düşünce arasındaki tezad 19. hiç kuşkusuz insanın tekamülü ve aklî gelişmesi inanılmaz bir şekilde hızla ge197 lişme sağlayacak. Avrupaileşmiş. ileri görüşlü ve benzeri isimlerle sıfatlandırılıyorlardı. Asimilasyonun Doğuşu Az gelişmiş ülkelerin.Henüz bile durgun olan ve medeniyeti bulunmayan bedevî topluluklar. Batılı değerlere bağlılıkta daha fazla fanatikleşip. şiddetli ihtilaf ve tefrika oluşturuluyordu. geleneklere bağlılıkta daha fazla taassup gösteriyor. 19. Bu imkanlarla birlikte. asimile olmuş Batı taklitçileri. asırda Batının siyasî. gerici olarak nitelendirilen kesim eskiye. Avrupa'yla karşılaştığında ortaya çıkan önemli bir unsur asimilasyon olmuştur. Hiç Şüphesiz bu iki asrın en belirgin özelliğidir. Bunun için bütün kişiliklerini ve yüce değerlerini feda etmeye de hazırdırlar. birbirine düşman kutuplar haline getirilmekteydi. iktisadî ve kültürel yolla gerçekleştirdiği nüfuz neticesinde. 3. geçmişle bağlarını koparmayı. yüzyılda en uç noktasına kadar ulaştı. uşak-ve yoz taklitçiler olarak görülmeye başlandılar. garpzade ve kişiliksiz kesim. şu şekildedir: Burjuvazi yeni asrın başlarında. veya daha doğrusu suçlanıyorlardı. şehirli ve köylü arasındaki tezat ortadan kalkarak. Evrensel medeniyet ve teknolojide ikisi arasındaki farklılık ve tezat ortadan kalktı. asimileye uğramış yerli halk arasında üçüncü bir düşünce akımına bağlı entellektüel sınıfı doğar ve aydının gerçek misyonunu ifa etmeye çalışır. 2. Ancak 20. Taklitçi ve yenilikçiler de. yerli halk ile Avrupa arasında bir nevi aracılık görevini gönüllü olarak üstlenirler. Öte yandan yenilikçiler taklit. geri kafalı ve benzer isimlerle anılıyorlardı. asırda ve hususen 1. Köyle yaşayan halk da çok^ hızlı bir şekilde. ilerici-gerici kesimler arasındaki ayrılık şiddetle büyüme gösterir. Đran ve Hind gibi. asimile hareketini yürütenlerin iğrenç çehresi ortaya çıkarak. batılılaşma rüzgariyle asimile olmaya yönelen topluluklar Avrupa'dan daha ilerici olmaya büyük gayret gösterdiler. ve 2.Bugün duraklama devresinde bulunan. yeni devre onların yerini başka kesimler aldı). Her iki tip insan da. Daha önce bu asimile hareketine öncülük yapan taklitçi. eskiye ait bütün değerleri yıkmayı ve kendilerine * Üç çeşit toplum var: 1. tek tip insan meydana getiriliyordu. kahraman ve vatanperver olarak görülürken. Buna karşılık asimile hareketinin öncüleri. bağnazlaşmaktadırlar. Öte yandan gerici kesim. aydın. Buna ilave olarak. Asimilasyon.medeniyet ve kültüründe katkıda bulunabilirlerse. Misal olarak.

han. yüzyıldır. maksadımız 15. Asya ve Afrika'da büyük bir dünya ekonomi piyasası oluşturmaya gayret gösteren burjuvazi. ideallerin ve düşüncelerin tamamı. bütün gümrük engellerini. onun iftihar kaynağı oldu. düşüncenin çeşitli olmasından."bırak gitsin" gibi 18. feodalizme karşı çıkan. ancak ilk asrın başlangıcı derken. insani değerlerin yerleştirilmesinin savunucusu konumundaydılar. Buna göre. Bu. ferdî ve azınlık haklarına tesir etti. asırda. yüzyılda Büyük Fransa Đnkılabını dünyada meydana getiren harekettir. bağımsız. refah içerisindeki kesime değil. bir nevi burjuva hareketidir. değişmemiştir. yeni bir kişiliğe bürünüyor. çalışma. asrın düşüncesini yansıtan bu şiarların iki boyutu bulunmaktadır: Bir boyutu. Burjuva sınıfının böyle bir özelliği vardı Nitekim 17 ila 18. Avrupa. Meşrutiyet döneminde görülen sloganların. büyüme. insanî yönünden ve diğer bir kısmı iktisadî yönünden. 19. burjuvazi bozulup. Evet. 18. yön değiştirdiğini görmekteyiz. 20. Fransada birisine iyi adamdır denmek istendiğinde "açık görüşlüdür veya özgürce düşünebiliyor" denilir). Bozulması o derece yük200 sek dozajlı oluyor ki.. burjuvazi. 16 ve 17. ağa ile köylü. Belli bir müddet sonra da. ikinci boyutundaysa. aydın. Yani burjuvazi şekil değiştirip. hükümetleri. bir kısmı. sanayi dallarında çalışan . sınıf tekelleşmesine. Burjuvazi bu şiarları sözkonusu ettiği zaman. ilerici. Burjuva. gayretli. han ve ırgat arasında gelişen bir orta sınıf 202 olarak değerlendiriyoruz. bunun neticesinde ulema ve halk uyandı. Büyük Fransa Đnkılabının edebiyatının tesiriyle. bütün faziletlerinin ayaklar altına alınmasına neden oluyor. şehir hayatından. Bu hareketi burjuvazi başlattığından. şehirde. bütün halkı bu şiar etrafında toplayan entellektüel boyutudur. sadece işi için yani para karşılığı çalışma için yaşayan büyük burjuva bu şiarları sadece kendi menfaati ve ekonomik geleceği için kullanabilmektedir. Burada maksat ticaretin özgürlüğünün yerine. kendi ticareti önündeki engelleri kaldırmak. maneviyatları ortadan kaldırmak ve bütün beşeriyeti kendi tüketim pazarları haline getirmek için. asırla. mücadele edilmektedir. Yeni asrın başlangıcında burjuva iki kanattır. Diğeri de. bir nevi Fransa Đnkılabı edebiyatının tercümesidir. Ancak böyle bir asil misyon sahibi olan burjuvazinin. Fransa'da gerçekleşen bu inkılabın düşünce ve tefekkür tarzı. Ancak yeni asırda yani 20. aydınların başlatmış olduğu hareket de. boyutları Doğuya kadar uzandı. istiklal sahibi. pazarda. Burjuva hareketinin bu asil özelliğine rağmen. kültürleri. Neden acaba? Çünkü burjuvazi biz iranlıların tasavvur ettiğinin aksine (nitekim. işte bundan dolayı. oligarşi karşısında demokrasi hükümeti gibi şiarlar ve buna ilave olarak Avrupa'da bulunan oligarşik rejim. Feodalizm ve büyük malikiyet döneminde. değerini yitirdi. Yoksa burjuvazi ilk önce: "Ticaret. ikinci yarıdaysa ekonomik ve siyasî hedefler ağırlıktaydı. başlangıçta tamamen insanî amaçlar taşıyordu. bütün Avrupa ülkelerine hızlı bir şekilde yayıldı. inanç. boyutları bütün dünyaya ulaşan bir hareketti. insaniyet ve hürriyetin savunucusu ve ayrıca ırk. Biri paradan başka bir şeyi olmayan ve sadece para için çalışmak taraftarı olan kanat. Fransa inkılabı. bey. yüzyılda tanıdığımız (devamı bugüne kadar gelen) aydınlar hareketi ve düşüncelerin özgürlüğü olarak ifade edilen liberalizm (belirgin özellik ve yapısı bulunan bir harekettir.emperyalizmi koymak daha doğru olacak. ilim taraftarı. feodal yapı ve dine dayalı yönetimler karşısında demokrasinin savunulması. çocuk terbiyesinin ve dinin özgürlüğü. asrın başlangıcını kastediyoruz. 18 ve 19. sömürgeci para sahiplerini ve başkalarını sömürerek sermaye biriktirenleri burjuva olarak görüyoruz) Avrupa'da kullanılan ıstılahın genel manasıyla. fabrikada. meşrutiyet hareket} başladı. tekammüle ulaşmıştır. şahsiyet ve kişilik sahibidir. bütün gelenekleri. iki sınıf arasındaki bunca köklü ayrıcalığa muhalif. burjuvayı feodalizm döneminde. ırgat arasında gelişen ve büyüyen bir sınıftır. bu sloganları sadece. hukukî ve siyasî kısıtlamaları kaldırabilmek maksadıyla kullandı Esasen her iki boyut. ırk ve aile soyluluk anlayışına karşı olan kimselerdi. konuşma ve seçme özgürlüğü" demiyor muydu? Buna göre daha sonra. onu elde edebilmek için canlarını verebilmektedirler ve veriyorlar da. Bunun için. devamlı olarak birbirine bağlı bir halde de olabilmiştir. Nitekim Đran'daki meşrutiyet hareketi. sermaye birikimi. başka ulusları kendi hegemonyaları altına almak.mücadele cephesi. Bundan dolayı. grup ve asılsız soyluluk yerine. ferdî yaşamdan. para sahibi. ancak Fransa'da kendisine has özelliklerle gerçekleşiyordu. hür düşünceli. Ticaret 201 özgürlüğü.. asırda dünya emperyalizminin uşağı olarak."bırak Çalışsın". ahlakî ve insanî faziletin özgürlüğüdür. Yeni asrın sonları da derken. genel eşitlik. hayatın ve üretimin geniş boyutlu olmasından yana olanlara verilen isimdir. meseleye bakmaktadır. çalışma ve paradan. hükümet. Bundan dolayı bu yeni hareketin ismini. Günümüzde zihnimizde ifade edilen manasıyla değil. ticaretini özgürce yapabilmek.

Feodalizm devresinde. eriyor ve azınlık olarak ortaya çıkıyor. Nasıl düşme gösterir? Tıpkı toplumun iki sınıftan oluştuğu ve 205 aradaki boşluğun hızla büyüdüğü feodal sistemde meydana gelen düşüş gibi. orta tabaka feodal devrede oluştu. bu orta tabaka gelişip. Bu sınıf. çalışma. burjuvazi devresinden farklıdır. on. bu kadar mağaza yok204 tu. genel olarak orta sınıfla ifade edilirler. Bu burjuva sınıfı şehirde gelişme gösterir. Bunun tedrici olarak mı. Neden yeni asrın sonlarında burjuvazinin bütün insani değerli şiarları. köylü kökünden geliyor. Bu onun sınıfıdır. Bu gelişme hergün daha fazla artış gösterir. onları birbirinden ayıran belirgin özellikler vardır. Bu burjuvazinin. Burjuvazi gelişme merhalesini tamamlayınca. özel sektörler. şekli yapısı değil. berber. bütün şehrin mağazalarla kaplı olduğunu görüyoruz. günümüze kadar uzamıştır. Kapitalizm devresi. buralar. Sadece seyyar bir mağaza veya ziyaret bölgelerinde kurulan mevsimlik pazarlar bulunmaktadır. özelliği ve mimarına tesir etmektedir). Bir şehrin çoğunluğunu orta sınıf oluşturur ve bu sınıfın gelişmesi böyle bir değişimle büyür. burjuvazinin tekamüle ulaşması olarak değerlendirilir. işçi sınıfı. inkılap yoluyla olmaz ve genellikle tedrici tekamül yoluyla oluşur. özgür bir kesimdir. yirmi veya otuz dükkana dönüşüyor. feodalizm karşısında güçlenmesinin belirtisidir. büyür. burjuvazinin kapitalizmden çok farklı olduğunu görebilmemize engel değildir. Bu gelişmenin boyutları o kadar genişlemiştir ki. atölye. Bazıları bu görüştedirler. Açıktır ki. başka bir sınıf yoktur veya fazlasıyla zayıftır. orta sınıf giderek yok olmaya mahkum ediliyor. yazar ve okumuş kesimden oluşan bir orta sınıf bulunmaktadır. derken zamanla köyün dükkan sahipleri veya sermayedarları ismiyle bir grup oluştu. Burjuvazi döneminde. Her ikisinde-ki insan şekli. başkalarını^ sömürmezler. yoksa direkt olarak gerçekleştiği ise başka bir konudur. burjuvazi döneminde gelişir ve yaygınlaşır. kültür şekli. Öyle ki burjuva sınıfı. üç. hiç bir zaman birleşmesi mümkün olmayan iki sınıfın göstergesidir. memur. devlete bağlı kurumlar. burada çalışanlar çoğunlukla orta sınıftır. Feodal sistemden kapitalizme geçiş sürecinde. birbirinden farklıdır. genellikle bizim zihnimizde yer etmiş olan ismini zengin veya parababaları koyduğumuz burjuvaya ait değil. teşkilatın bünyesinde ve toplumun şeklinde burjuvazi sisteminden kapitalizme geçiş şekli inkılapla gerçekleşmelidir. bu sınıfın sembolü olarak gelişme gösterip. Sömürmeye ve sömürülmeye meydan verilmeyen. burjuva işbaşına geçerek topluma hakim hale gelir ve bu gelişmenin ardından orta sınıf yeniden düşme gösterir. on dükkan sahibi. Burjuva köyde ilk önce küçük bir dükkan sahibiydi. dükkan sahibi. Ancak bunların yaşayış tarzının ne köylülere ve ne de hana benzememesi dikkat çekmektedir. ikisinin ortasında. Bu burjuvazi sistemi gelişip. Ne han kesimine ve ne de ırgatlara aittir. Bu sınıf. bakkal/baharatçı gibi küçük imalathaneler. bakır. Ancak bütün mesele. Ancak kapitalizm merhalesinde de. büyüdüğü zaman. Bundan dolayı. köyün yapısı. Buralarda meşgul olanlar. Yani onu da burjuvazi sistemi olarak görürler. Bu alt-yapı. tezgahlar.orta halli okumuş kanattır. idare memurları. Bir şehre baktığımız zaman ise. Okumuş kesim 203 burjuva sınıfındandır. Bununla birlikte toplum yine gerçekler ve hakikat açısından. Ama burjuvazi gelişme gösterdiği zaman bu dallar. terzi. Çoğunlukla kapitalizm. alt-yapı-da. Öyle ise kapitalizm ve burjuvazi birbirine eşittir. Ancak bu tez. yani asrımızın sonlarına doğru. imalathane veya mağaza sahibidir. Orta çağda. yayılma gösteriyor. birbirine zıt iki sınıfa bölünmektedir. Birbirinin zıddı olan bu iki sınıf arasında. Köylerin yapısında. sanatkar. kapitalist sisteme dönüşür. orta sınıf mensubudur. çoğunlukla şehirli. Bir dükkan sahibi. toplumsal irtibat tarzı ve sınıflarının şekli tamamen birbirinden ayrıdır. bunun varlığı daha da belirgindir. bunun neticesinde her caddede birbirine benzer pek çok mağazanın hızla açılması. Nitekim burjuvazi kelimesi de. Bu ayakkabı. Her ne kadar bu sınıftan bazıları üst sınıfa girseler de. orta tabakanın genel ismi haline geliyor. Toplumsal sınıfın şekli değiştiği zaman. Çünkü halkın büyük bir . Neden ikisini eşit tutalım? Çünkü burjuvazi sisteminin kapitalizme dönüşümü. sadece ekonomik şiarlara dönüştü? Çünkü yeni merhalede. iki dükkan sahibi. iki. kendileridir. bu sınıf yeniden toparlanıyor. bir sistemin başka bir sisteme dönüştüğü anlaşılır. üst sınıfa bağlıdır ve kendisi bağımsız bir sınıf değildir. ismini kapitalizm koyuyorlar. her ikisi birbirinin zıddıdır. bir orta sınıf oluştu (köylerin alt-yapısı. Belirtisi de şudur: Ticari ürünlerin uğrak yeri olan şehir ve kervansaraylar ile köy ve büyük tüccarlarla köydeki feodaller arasında bir vasıtadır. Feodal sistemde bir dükkan.

topluluklar da vardı. Neden düzensiz bir şekilde gelişiyor? Çünkü şehrin alt-yapısındaki sınıflar. Avrupa bunu göremediğinden. Mesele bundan 40 ila 50 yıl önce Meşhed şehri. yüzyılda Tahran ve Isfahanın çizilen haritalarına baktığımızda. Harem ismiyle bir mekan var. büyük kısmı şehrin üst kesimlerinde mağaza ve dükkan sahibiydi. Şehirlere dört bir yandan bakıldığında arkeolojik ve jeopolitik yönden farklılıklar görülür. lüks marketlere. Böylece bu seyir içerisinde. Şehirli olmadığı halde. Bunlar da tüccar ve kazanç sahibidirler ama. modern ve batılılaşmış manada. Ekonomik yönden. hızla orta sınıfa dönüştüğünü rahatlıkla görebiliriz. Nitekim eğer şehirler üzerinde bir araştırma yapılıp. Bir nevi feodalizmin. saltanat bağlısıdır. Yani eski pazarın asalet ve değeri azalır. mağazalara. şehirde yaşıyordu. ancak içtimaî ve sınıf açısından değişime uğramıştır. bunların kıyafetleri hangi kesimden olduklarının belirtisiydi. Takiabad dört yolu çevresinde kümeleniyordu. Klasik. hiçbir zaman şehirli üretimine sahip değildiler. herhangi bir özelliği bulunmayan basit halk caddenin sonlarında yaşıyordu. Bugün ise. köylerden şehre doğru göçe başlıyacaktır. değerleri de değişmiştir. şimdiyse bunların hiçbiri belirgin değil. Misal olarak halı ticareti. Şehir haremin çevresini. Harem ve Haremden çıkan yolların şekli tamamen belirgin olurdu. Yeni hayat eski yaşayış tarz ve standartlarına uymadığından. şehirde bir parazit gibi yaşama şekliydi bu. artık bundan böyle nerede okuduğu. modern ürün satıcıları olan ve Avrupa'nın modern teknolojik ürünlerini ithal eden kesimdir. şehrin geometrik ve sembolik görüntüsü tamamen kaybolmuştur. eski şekil ve nizamından uzaklaşmış. Yeni bir olgu şehrin biçimini değiştirir ve merkezi bir nokta etrafındaki. Şehirde olmalarına rağmen. sadece kitaplarda okur. Halbuki bundan 20-30 yıl öncesine kadar herkes alış-veriş için ve hatta ev satın almak için pazara gelirdi. Yani bu çocuk. Iran şehirlerinin bu süre içerisinde iki kat arttığını görürüz. Bu sınıflar iki türlüdür. atarabaları vardı ama. Buna karşılık. bundan 10 ila 15 yıl önceki haritası çıkarılıp. alt sınıfın. Daha sonra ekonomide meydana gelen ani bir değişiklikle. yeni yaşam tarzı ve şehir planının doğmasına vesile olur. Ayrıca şehrin çevresinde yaşıyan toprağa 206 bağlı. yeni iş. şehrin gelişmesi ve binaların yapımı da uymaz. Her ikisi her halükarda. unvanları. nereden doktora aldığı ile değerlendirilmektedir. Çünkü şehir plansızlaşmış ve düzensiz bir şekilde gelişmiştir. etkisi ve simgesi bulunmayan bir kıyafetten öteye gitmez. her taraftan rahatlıkla görülebiliniyordu. Şehrin merkezi olan imam Rıza haremi çevresinde odaklaşan şehir merkezi. Klasik burjuva. bugünküyle kıyaslandığı zaman. bir tavaf halkası gibi sarıyordu. Batı üretim kurumlarına değil de ülkenin üretim yapısına bağlı olan Hacı ağalardan oluşmaktaydı. Misal olarak eğer eski Meşhed'in havadan fotoğrafı çekilmiş olsaydı. Yukarıdaki iki özellik (sınıfların ve şehirlerin durumu). Bütün şehir ondan ibaretti. kümelenme seyrinin önüne set çeker. Eski burjuva. Şehrin çevresindeki eski 207 Çaharbağ'da. Diğer yandan. 18. Eski klasik kıyafetlerin yerinde artık yeller esmektedir. . zekidir. Harem şehrin bir köşesinde kalmıştır. bu ikinci nesle ulaşmış hiç bir sembolik yapısı. eski burjuvaysa. Babasıysa başka meselelere dayanmaktadır. nerede asistan olduğu. sınıf bulunmadığı anlamında değil. Yeni burjuvaziyi oluşturan dinamikler. Lalezar ve Şahrıza gibi mekanlara talep hızla artmaktadır. aynı kaynaktan beslendikleri doğrudur. Hiçbir şeyin'sembolü değildir. Eğer eski kıyafetlerden geriye küçük bir kalıntı kalmışsa. şimdiyse oğlu mühendis veya doktor olmuştur. yerli üretimdi. isimleri. Şimdiyse genel ihtiyaçlar için bile pazara gidilmiyor. hem de sermayedar. seyahların verdiği bilgilere ve o zamanın haritalarına dayanarak söylemek mümkündür. Yeni burju-vaysa modern mağaza sahipleri. yeni hayat standartları ve yepyeni bir sınıf oluşur. bundan 10-20 yıl önceki Meşhed şehrinden pek farklı olmadığını görüyoruz. veya talep her geçen gün azalıyor. uşakları. özel paytonu var. modern caddelere. çalışma şekilleri ve aileleri belliydi. Tahran'da pazar giderek etkisini ve muhtevasını hızla kaybediyor. evinde hizmetçileri ve kocaman bıyıkları var. Hem burjuva değil. Merkez olma durumunu yitirmiş. özgürleşmiş ve eski kalıplardan bağımsız bir şekilde gelişmektedir. Bunun neticesinde klasik burjuvazi. bu asalet ve değerler lüks sokaklara ve mağazalara eklenir. dünya teknoloji ürünlerinden kaynaklanıyor. pazar kesimidir. Şehir ile köyler arasında bir nevi aracılık yapanların. Tahtı Cem-şid. Bununla birlikte iki yeni sınıf doğmatadır: Biri yeni soyluluk ismiyle. fıstık ticareti. bundan 500 yıldan beridir aynı özelliğini koruduğunu. Bir kısmı tarımla uğraşıyor. Elbette. Bu şekilde şehirde yerleşmiş ve değişmiyorlardı. klasik burjuvanın karşısındaki yeni burjuvazi. baharat ticareti yapıyorlardı. bir kısmı şehir üretiminin ticaretini yapıyordu. Hatta bu durumun. Hanları. şehirli değillerdi. satış ve tüketim şekli. Ancak. yeni burjuvaya dönü208 şüyor.bölümü. tipleri. yeni modern yaşantı. Şehrin kendisinde sınıflar vardı. Misal olarak bir hacı ağa.

çalışma şekli ve ekonomik gelir bir bütün olarak bir sınıfın oluşmasındaki temel unsurlardır. şimdi bundan eser kalmamıştır. çok önemli bir mesele var. modern tüketim ve çalışma şekliyle. orta sınıftır. Ama kapitalizm oluşmaya başlayınca. eski tabiriyle proleterya sınıfi. özellik. sosyal ilişkileri. konuşması farklıdır. bundan daha geniş boyutlarda gelişme gösterir. Çünkü giderek şehirli değerine sahip oluyorlar. büyük bir toplumda kendisine has dil. Bu gelişmeye yönelen. yeni sınıftır. Bu yeni sınıfın. Tatil. kendisinin. Bu sürecin devamında. bir eğitimci. yas törenlerinin yapıldığı "Tekye'ler yapılır ve buralarda "zencirzeni" törenleri -eski geleneklerde olduğu gibidevam eder. kendi sınıfından olan bir televizyon satıcısıyla aralarında hiçbir benzerlik yoktur. Köydeki muhtelif ekonomik sebeplerden dolayı şehre gelir ve ardından ya şehirde yeni bir iş kurar veya işçilik gibi sahalarda çalışmalara yönelir. bir müdür. kendi hesabını şehrin hesabından ayrı tutmaktadır. tüketim şekli. genellikle merkezi caddenin uzağında ve özellikle hava alanı çevresinde yoğunlaşmaktadır. Burada da. içeride hiçbir tiple uyuşmadığından. alt sınıfın orta sınıfa yükselmesi ve de209 ğişimî hadisesinin yaşandığı görülür. intikal ve oluşma merhalesindedir. devamlı olarak şehrin bir kenarına yapışarak gelişme göstermiştir. bu sınıfı geliştiren yeni nesil olan onların çocukları. Bu sınıfın ilk oluşturucuları. yok oluyor? ilk değerler yok oluyor. iki kesim de burjuva olmasına rağmen. Bu sınıf geliştiği zaman. kıyafetleri ve karekterleri değişir. Pek çok giyim ve şekli yapısı eski sınıfın kalıntısı olduğundan. Çünkü bu yeni oluşan sınıf. daha sonra gelen nesil bu sınıfı geliştirir. sınıfı geçmişin kalıntılarından tasfiye edilmemiştir. yaşayış tarzı. Đçinde tandır bulunan (şu Meşhet'te) evleri görüyoruz. Memur olmuştur ve günde onbeş tümen maaş almaktadır. Şimdi eğer şehrin geri plandaki sokaklarına baktığımızda. O da şudur: Bir sınıf hiçbir zaman çalışma dalıyla veya ekonomik geliriyle değerlendirilmemelidir. dil. hata komşularına da satıyorlar. Köydeki molla da. yeni sınıfla çatışmaktadır. şehre gelince "ruze" okumasına devam eder. meseleleri birbirinden ayrıdır. bundan dolayı eski sınıf kalıntıları henüz onların arasında barınıyor. Bir sınıfın özelliği bulunduğunda (Belirli özellikleri bulunan ve çoğunlukla birbirlerine benzeyen ve bin yıllık geçmişe sahip olan Hacı ağalar gibi) zaman. Kendisine ait özellikleri bulunan. Bu yeni teşkil olan sınıfta. Bir de. duygu ve yaşama tarz ve yöntemi gibi farklı unsurların yanısıra ekonomik yapı. henüz şekil alamamıştır. genellikle orta sınıfın ilkel şekli olmasıyla birlikte. tatil ve oyalanma anlayışları tamamen farklıdır. şu 210 içinde tandır bulunan evin radyosu ve teybi de var. Bu sınıf. bütün özellikleri. Orta sınıfa dönüşen bu kesim nereden geliyor? Şehrin aşağı sınıflarından biri. Buna daha önceki geleneksel bağlardan kopması ve beynini geçmişten arındırması yardım eder. bu sınıf azalma gösterir. törenleri. başka bir yaşam tarzını getiren modern sınıfı da meydana getirir. yaşam tarzları. orta sınıfa yükselir. Eski ve yeni değerleri -her ikisini-uyumsuz bir şekilde bir arada görüyoruz. davranışları. Müzik setine sahiptir. düşünce. her birinin tarzı ayrıdır.hızla modern burjuvaziye dönüşür. bir bankanın yüksek dereceli bir memuru olabilir. Ekmek pişiriyorlar. bir okulun hademesi veya bir bankanın bekçisiyken. aile yapıları genellikle birbirine benzer. Bir başka sınıf da (ki bu çok önemlidir). eğlence. Henüz yeni oluşma sürecine girmiştir. bir ordu subayı. Bunun tersine bir sınıf veya topluluk. Bu yeni sınıftır. Bunlar sınıflarına kısa bir süre önce geçiş yapmışlar. dini inançları. aile yapıları. kültür. Bu gelirine göre. inanç ve duygu sahibidir. Eski yapıyla ticaret yapan pazardaki bir Hacı ağayla. Bu sınıfın başlangıcında. karısının ve çocuklarının giyim tarzı değişmiştir. Veya bunlar. Bununla birlikte hangi değerler. yaşam tarzı. Bu sınıf değerlendirildiğinde. Tıpkı köyde olduğu gibi. şehir topluluğunun içinden çıkar ve orta sınıf haline gelir. adetleri. genellikle yeni oluşmuş tipleri görürüz. Daha önce bu ailenin geliri tarıma dayalıyken. aydın bir sınıfa dönüşür. Modern burjuvayı oluşturan bu sınıf. köyde değişen hayat şartları neticesinde şehre gelmek zorunda kalan ve artık köyde yaşamalarına imkan kalmayan kesimdir. Veya köyden aşağı bir sınıftan şehre gelip. din. giderek orta sınıf olma noktasına yükselir. ancak birbirine benzememekte olmasına rağmen birarada yaşamaktadırlar. değerlendirilmesi gereken. Bu burjuva olarak gelişen. Çünkü daha yeni oluşmaya başlamış ve şekil'almamış. Eğer köyden şehre gelip 211 . sosyal ilişkileri. Bu iki sınıfın simgesidir. Sanat duyguları. ayrı bir tipe sahiptirler. Bu sınıf. gelenekleri. Öte yandan yeni oluşan sınıfta. yaşam tarzını düzenlemektedir. ruh ve zevk açısından.

akrabalarına. Bundan dolayı. inanç. Memur veya işçi . paranın artması kadar. doktor. büyük yatırım. nasıl meydana geldiğini ve nasıl incelenmesi gerektiğini tasnif etmek istiyorum. küçük bir sermaye yeterlidir. burjuva için iki seçim ve iki yoldan başka. Bir pazarda. sermayenin bir merkezde toplanması zihniyeti hakim oluyor. Acaba bir kısmı teknokrat. geçmişe ait olan bütün bu görüş. Tarım ürünlerinin mübadelesi için. kaçınılmaz olarak daha aşağı bir sınıfa kayacaktır. sermaye. küçük bir sermaye ile hem üst sınıftan ve hem de alt sınıftan bağımsız bir şekilde çalışabilirdi. Daha önce bu değerlere düşmanlıkta şartlanmış olduğundan. satış mağazaları. burjuva geliştiği nisbette kapitalizm merhalesine ulaşır ve netice olarak burjuvazi dağılır. Buna göre. orta sınıfın nasıl olduğunu. proleterya ve brokrat olan kesime orta sınıf ismini vermek mümkün müdür? Đçtimaî ve sınıf açısından nasıl tasnif edilip. sermaye sahibinin aksine gelişmeye başlar. Modern burjuva ilerleme ve medenileşme felsefesine sahiptir. bizzat burjuvanın kendisinde geriye dönüş isteği başlar. modern tezgah ve büyük sermaye gerekiyor. sigorta. Orta sınıf olan bu son kalıntılar neye dönüşür? Ya işçiye. Yani burjuvazi zamanında birikimin dağılmasına karşılık. tavır ve değerlendirmesiyle alay eder. Küçük bir el sanatları tezgahı kurmak için de az bir sermaye kafidir. onun kaçınılmaz sonudur. kendilerinin de zihinlerindeki bütün değerlerin değiştiğinin farkına vardıkları görülür. üretimi bulunmayan bizdeki orta sınıftan farklıdır. bazı şahıslara karşı saygı beslerdi. gelenek ve tavırlarına karşı takınılan saygı ve değerlere muhalefetle başlar ve zihninde yer etmiş bütün bunlara yönelik değerler yıkılır. ailesine. Memur ve işçi için daha fazla maaş. büyük makineler ve sermayenin altında ezildikten sonra. sermaye sahibi sayısı da azalıyordu. büyük bir sermayeye dönüştürmek ve bunu rekabet yapacak şekilde kalıcı hale getirebilmek. ikinci-üçüncü sınıfa. Böylece ya bu büyük sermayeye şirket etmek. tercih kalmamaktadır. değerlendirmeye konulabilir? Kapitalist dönemde sermaye birikimine neden fazlasıyla ilgi gösterilir? Çünkü eski burjuva devresinde. demircilik ve mücevheratçılık gibi. Daha sonra makine geldiği zaman. Kapitalist devredeyse. bir kısım makam ve davranışlara değer verirdi. yakınlarına. geleceğe ümitle bakan. Ya küçük sermayeleri birleştirip. büyük bir sermayeye dönüşmüştür. Bu doğrultuda eski geleneklerin yok edilmesini. Özgürlükçü. Şimdiyse gelip. üretim büyümektedir. büyük bir market veya mağaza gördüğünüzde. aşağı bir sınıfa dönüşmek. Kapitalizm o derece gelişip merkezileşiyor ki. büyük bir kısmı orta sınıftan üst bir tabakaya yükseldiler ve geri kalanları üç ayrı sınıfa dağıldılar. iki alanda da mükemmeldir. Veya oldukları gibi kalıp. / Kapitalizm isminde bir sınıfın bulunduğu kapitalist devrede (bu sınıf diğerlerinden daha güçlü ve kemiyet açısından da daha azdırlar). Yani beş kişi sermayedar olmuş ve 95 kişi de ikinci'sınıfa geri dönmüştür. üst ve alt sınıfın esaretinden kurtulmayı isterler. 212 bugünün Tahran'ında ancak 5-6 büyük sermaye sahibinin bulunabileceği söylenebilir. dağılmak. bazı kimselerle dalga geçer.orta tabakayı oluşturanlara bakılırsa. isim. bu mağaza iki gelecek tayin etmiştir: Yüz esnaf ve beş dükkan. oluşturduğu orta sınıf yaşayışında. veya daha aşağı bir sınıfa geri dönüş alternatifi doğmamaktadır. Döndüğü zaman bu değişmenin ilk başlangıç süreci.neticesinde. Misal olarak geçmişte Nişabur ve Sebzvar gibi küçük şehirlerde en az yüz büyük ve güvenilir tüccar varken. Bundan dolayı. daha kötü bir sınıfa dönüşmek. yüzyılda meydana gelen orta sınıf arasındaki farkların bulunması ayrı bir meseledir. bazı işleri kötü görür. Dükkan veya bakırcı tezgahı açmak için yeterli olan az sermaye. Tüccarlar. ikinci sınıfa. sermaye sahiplerine dönüşür. ilerici. hür ve sağlam düşünceli kimseler olarak bilinirler.olmak. Ben. kapitalizmde bunun aksine belirli merkezlerde toplanır. bir sanayileşmiş kapitalist toplumun sermayesi bir kaç kıyafette kendisini gösterir. sermaye sahibi sermayeyle gelişirdi. Avrupalı hem üretir. Bundan dolayı klasik burjuva ya küçük bir esnaftır veya sanatkar. Halıcılık. değer ölçüleri tamamen değişir. Kapitalizm oluşmaya başlayınca. Mesele köyde olduğu zaman. hana. Sermayenin toplandığı kesimin dışında kalanlar. hem de satar. personel sayısı artmakta. geniş arazi. Burjuvazi döneminde. Burjuvazi döneminde ferd. Elbette burada oluşan orta sınıf ile 17 ve 18. işler mübadeleye (ticarî) ve el sanatları ürününe dayanır. mühendis ve tamir uzmanı213 na (teknik uzmanlığı olan bir kişiliğe) dönüşürler. büyük ve pahalı makinaların alınması. Kapitalizm dö-nemindeyse. artık büyük sanaî yatırımına yeterli . birçok yönden birbirinden farklıdır. Bizdeki orta sınıf ile Avrupadaki orta sınıf. Sermaye ve para kapasitesi arttıkça sermaye sahipleri de artıyordu. proleterya ve memura veya teknisyen. aşırı sermaye. Teknik unsurların -dünya ekonomisi. ancak bu güzergahta da sermaye sahiplerinin sayısı her geçen gün azalır.

ne layık olma. Đkincisi. bir halıcılık tezgahı açabilirdi (halı ustası olarak). başka iki sınıfın daha olduğunu söyleyebiliriz. ne seyyar satıcı.olamamaktadır. ne cesaret gerekmiyor. uzmanlık ve teknik sahalarda çalışan teknisyenler. Bir sınıf. şiir ve felsefe dalları tercih edilirdi. Bu iki sınıf. sosyal sınıfın tipini de teşhis etmemiz. kapitalist sınıfa bağlıdırlar. bunu yapmamaları durumunda yok olacaklardır. devreden çıkardı. bir katırla bir araba yapımı gerçekleşebilir. kendisi işini seçer ve hiç kimse ona emretmez. Küçük bir sermayeyle şeker üreten bir 214 tezgah kurabilirlerdi. Seyyar satıcı köyde orta sınıf mensubudur. Bekçibaşı veya defterdar. Geçmişte iki ortak. yok etti. aslında idarî sistemin bölümlerindendir. Biri. aynı bölgede bir kaç teknik ders gören biri. Zira yeni düzen bu dalları (işleri ve çalışma türünü) belirler. ne de ırgat. Teknokrat ve brokrat. modern makinaların ithal edilmesi gerekir. Öte yandan günümüzde orta sınıfın da etkisi son bulmuş. ne ahlakî meseleler. Buna rağmen. topluma hakim yeni sistem seçmektedir. Gelirin dışında. Alt ve üst sınıftan kop^ıayı hedef edinir. bir kısım yedek unsurları da kendisinde toplar. Oysa. Bu iki ayrı olgu. Küçük sermayelerin birleşmesiyle de. Eğer sanaî devresi olmasaydı. iki sınıf sözkonusudur. Böyle bir tasnif yapılıyor olmasına rağmen. kuşkusuz uzmanlık ve teknik dallarından daha çok. Bunlar kapitalizmin neticesidirler. çünkü dillerin kökleri konusunda yeterli bilgi sahibidir. ne insanlık şerefi. Kendisi. daha fazla şeker üretebilmek için. Bunlar geçmişteki Hacı ağaların yerine geçmiş ve onların konumuna sahip olan kesimdirler. sanayi devresine aittir. Ama bu iki sınıf (memur ve teknisyen) bağımsızlık taraftarı mıdır? Acaba istiklallerini elde edebilmişler mi? Hayır. (Teknisyen. eski aşağı tabaka (işçi ve amele) da ortadan kalkmıştır. 72 dil bilen büyük bir şahsiyettir. Ancak yeni devrede. kapitalizmin karşısında yer alır. edebiyat. Bundan da anlaşıldığı gibi. Yeni aşağı tabaka proleteryadır. Geçmişte 10 katır ve bir atla bir kervan düzenlenmesi. ne uyanıklık. Sanaî devresi burjuvaziyi ezip. Ancak bu şekilde şeker fabrikasını kurabilirler. öğrenimini tamamladıktan sonra kimsenin iş vermiyeceği bir dalda okumayı tercih etmez). bin sermaye sahibi. tayin eder. Her gün. parasını kazanır. sadece onun aslî unsurlarından oluşmaz. onun bir ayda kazandığını 2-3 gün içerisinde kazanır. sermayelerin toplanmasına yardımcı olmalıdır. bağımlılık şeklini. sanaî sisteminin düzenleyicisi kurumlarda çalışan memur kesimidir. Bu çalışmaları için ne beyin. "Ben ve Nist" tarihte benzeri az bulunur. Hiç kimse onu tanımaz. Veya tüccar olarak halı satım mağazası açabilirlerdi. Hiç birinin . Ne handır. 100 bin tümenle iştirak edip. Bu yüzden öğrenim dalını biz değil. meseleyi daha anlaşılır kılacaktır. Bundan dolayı kapitalizm. ne de ırgat sınıfındandır. Yani hemen hemen bütün dilleri biliyor. bir işi yaparlar. bunun yardımıyla bir iş yeri idare edilebilinirdi. Bugün ise küçük sermayelerin birleşmesi kaçınılmazdır. sınıf eğitimi açısından nasıl bir yere sahip215 tir? Belirli özellikleri bulunan proleter ve kapitalistin. sanayileşmiş toplumlarda belirli işler için eğitilip uzmanlaştırılan kimselerdir). Bunlar burjuvaydılar da. sınıf açısından. kültür. onun bir ayda kazandığını kazanabiliyorlar. Daktilo yazmak. Bilakis han sınıfındandır ve o sınıfa bağımlıdır. en az yüz milyon tümenle başlayan. kapitalizm feodalizmin ve proleterya da çiftçi ve ırgatın yerini almaktadır. Yeni sistemde. Eğitim ve tahsil dalını kapitalizm önerir. burjuvazi sınırsız bir şekilde büyür ve devam ederdi. Yani bu sınıfın yapısında mevcut olan. Diğer yandan bir gemicilik tershanesinin kurulabilmesi için. zorunlu kılar. gelir meselesinin dışında. sermayelerini bir merkezde toplamaları lazım. Eğer bütün eğitim dallarının maddi değeri olsaydı. Bu yatırım için. aynı zamanda. orta sınıfı oluştururlar. bir bağımsız üretim ve ekonomik kuruluş sahibi sayılmaktadır. müzik. büyük sermayeler doğar. Böyle bir kimse. Nasıl bağımlıdırlar? Tahsil şeklini kimler tayin eder? Kuşkusuz 216 kapitalizm (hiç kimse. diğerleri de bu dalları kaçınılmaz olarak seçmek zorundadır. sanat. ekonomik sıkıntı çeker ve öğretmenlik maaşıyla geçinmeye çalışır. toplumsal konum yönünden orta sınıfın diğer iki sınıftan bağımsız olmaya meyilli olduğunu ve giderek yayılma çabası içerisinde olduğunu söylemiştik. aynı orta sınıftan olduğu söylenebilir mi? Orta sınıf konusunda. ne sömürülür ve ne de sömürür. bakış açısı ve. Öyle ki bir mağazası bulunan bir kimse. en az 2000 klasik burjuva sermayedarının. kapitalizme bağlı iki izafî sınıftır. Kendi başına bir adamdır.

Böyle olunca. misyon sahibi olduğunda. Farklı bir kişilik sahibi olmuştur. başkaları alır. Toplumdaki sınıfsal konumunu izah edecek bir dayanağa sahip olmadığı gibi. Ahlakî ve psikolojik yönünden de. Korkularını gidermek için onlara. işte burada burjuvazinin değişim süreci başlar. bu süreci çabuklaştırır. klâsik burjuva din. 20. hayatı refah içerisindedir. patron sınıfının vasıtasıyla değişime uğramıştır. Daha önce istediği işi yapabiliyorken. Buna göre bugün bile ismi fazlaca konuşulan ve sosyoloji yönü araştırılan faşizm: yeni sistemde insanî şahsiyetini ve toplumsal konumunu kaybeden. rahatlıkla tehdit edilir. felsefe ve ideoloji sahibidir. kendisini yorumlayamaz. ruhunu zillet' kölelik ve daha güçlü sınıfın bağımlılığından kurtarma arzusu duyar.olması şart değil. Ister-istemez bu misyon. insani şahsiyete ve kendisine has ahlaka ihtiyacı olmadığını da kimse söyleyemez. brokratların. Yetenek ve düşüncesinin neticesini kendisi değil. felsefesi ve imanıdır. şimdi ise başka bir sınıftan beslendiği için. işçilerin sayısını azaltmaya yetmemektedir. meydana gelen bu boşluğu doldurmak için faşizme yönelmektedir. Şimdiyse. Her yönden özgürlükleri kısıtlandığı gibi. teknokrat ve brokrat sınıfına bağlıydılar. Buna göre brokratlar. zengin değil. yaşam tarzını kendisi seçmeden yaşayan. buna rağmen patronlara bağımlıdır. kültürel ve ilmî açıdan yüksek öğrenim görmüştür. işçi sayısında her geçen gün artış sağlanır. onlardan korkarlar. Modern burjuvaysa. sayı yönünden azalır ve sermayenin toplanması açısından çoğalır. Buna karşılık. Neden faşizme dayanıyorlar? Çünkü. Burjuvazinin artık orta sınıf olmaması. şimdi yüz misli artmış olan tüketimi onun bu seçeneğini kısıtlayıp. Kapitalizme bağımlıdır. Itikadî. insanî değeri bununla ölçülür. Mesela. istikrar ve belirgin kişilik sahibiydi. Burjuvazinin etkisiz kalması. Ahlakî yönden ise. Onları desteklemelerine rağmen. aydın bir uşak olmaya namzettir. Diğer yandan işçi sayısını kontrol eden unsur. Büyük Fransa inkılabını gerçekleştiren burjuvazi. Çalışma şeklini kendisi seçmeden çalışan. Bu vesileyle. para. Ekonomi ve ruhu zincirle bağımlı haldedir. tamamen toplumsal dinamiklere dayanmaktadır. Maaş bağımlısı. Geçmişte hiçbir şey onu tehdit etmiyordu. zekasını başkalarına kiraya vermiştir. Şahsiyetini başkalarına rehin vermiştir. mülk yardımında . tarihin bu kesiminde bu defa da faşizmin öncüsü-dür. kapitalizme siyasî yönden musallat olur. teknokratlar ve tahsil görmüşler zaman geçmeden izafî bir unsur olarak kapitalist sınıfa 217 katılır ve toplum kapitalist ve işçi olarak iki sınıfa bölünür. hayatı açıklayıcı ideolojiye. Faşizm. Kendisi. Kendisi için değil de. ruhî ve ekonomik yönden de başka bir sınıfa bağımlıdır. bundan böyle burjuva. Zira. kul bağımlısı olmuştur. onun toplumun öncülüğünü elde etmeye çalışmasına vesile olur. Nitekim bu unsurlar. Bu sınıfa dönüştüğü zaman. Düşünce ve ahlak değişimi hızlanır. 20. Öte yandan bir düşünür. onlardan daha üst bir sınıftan olan kapitalist kesim. Teknokrat ve brokratlar eski orta sınıfın yerine geçmiştir. eski orta 218 219 kesimin ideolojisi. onlara haraç verir. yüzyılda Büyük Fransa inkılabını gerçekleştiren burjuvazinin. Neden böyledir? Çünkü değerleri ve çalışma türünü kapitalizm tayin ediyor. Daha sonra. Onların sınıfında güç kazanır. kendisi ve yaşama mana ifade eder. onu içtimaî ve iktisadi yönden kendisine bağlayan. istiklal sahibi değildir. Sadece tekniğini bilmesi yeterlidir. ancak geçmişte bu sınıf bağımsızken. kapitalizme bağlı bir izafî olgu olarak ayaktadır. kapitalist sınıfın içinde yer alacak. şimdi başka bir sınıfa bağlıdır ve hiçbir yetki sahibi değildir. Bunlar toplumun liderliğini elde ettikleri zaman. Refah seviyesi artmış. asırda faşizm. seçme iradesi güç ve hürriyetine sahip olduğundan ne sömürülüyor. güdümlü bir şekilde hareket eden. Halbuki daha önce hiçbir sınıfa bağlı değildi. Nasıl özgür olur? Şimdi onun kölesi durumundadır. bu kesim insanî kişiliğini yitirmekte. Sözkonusu bu öneri ve programa göre hareket edenlerin. belirli bir konuma sahip olabilirler. devamlı olarak makina yoluyla işçiye olan ihtiyacını sürekli olarak azaltan yeni teknolojidir. başkaları için varolan bir insandır. Geçmişteki burjuvazi her iki sınıftan da bağımsız. Soylular ve sermaye sahipleri arasında bulunmuyor olsalar da. ne de sömürüyordu. 17-18. asırda faşizmin alt-yapısı olmasına vesile olmuştur. ideoloji. hedef sahibi olmak ve varlığının mana ifade etmesi için böyle bir yola başvuruyor. Ancak makina ne kadar geniş boyutlara ulaşsa âa. Bu kesim ruhî açıdan. ne işçiler ve ne de kapitalizm neticesinde doğdu. ruhî ve toplumsal felsefeye. felsefesi olmayan öğrenim görmüş. kapitalist sınıf arasında bulunurlar. Kapitalist sınıf. onu insanlıktan çıkarmaktadır. hedefsiz bir sınıftır. medenî bir şahsiyettir. bağımsız ? bir hedef sahibi insana dönüşür. Almanya ve italya faşizm öncüleri. teknokratların ve onlara bağlı aydınların toplumda başlattığı bir harekettir. sosyal misyon.

tatillerden. Mütefekkir bir insan hayatın tamamına hakim olmaya çalışır. Her ne kadar. Misal olarak birinin övülmesi veya birine hakaret etmek. Bu kesim de düşünce gücüne sahiptir. maaşı ve gücü fabrikadan kaynaklanır. Birisine muhalif olduğumuz zaman. fazilet. duygu. diğer iki sınıftan (işçi ve kapitalist sınıftan). kendi toplumu. isyandır bu. bir sınıf insanının isyan ruhu. Meydana gelen boşluk. Töhmet yoluyla başlayan. Neden? Çünkü o. Çünkü . ideali olduğundan. Onun düşüncesi kendi iradesinin emrinde değil. bu duygular şuur altına yerleşir. Diğer taraftan. kendi ruhunu başkalarının emrine vermiştir. insanlık faziletinden. sınıfına ve sosyal yapısına sahiptir. 2. idealidir. Zihnin altına yerleşen bu duygular onu. Bu yüzden. Faşizm. lüzumsuz harcamalar yapmaktadırlar. işçinin bedeni başkasının 221 emrindedir ama. ruhu proleterdir. Bu seçim kapitalizm aleyhinde şekillenmeyi kaçınılmaz kılıyordu. hayatın anlamsızlaşması. Ekmek yediği kapıya nankörlük etmektedir. onların psikolojik durumlarını yansıtır. Bu ruhun bağımsızlığını gösterir. Yani sosyal nasyonalizm. Esasen. Teknokrat ve brokrat sınıfın. Buna göre faşizmi oluşturan unsurlar şunlardır: 1. Elbette bu sınıf. Oysa. kendisine. onun faziletlerini de sayarlar. / îşçi esaret altında değil mi? Sömürülür ama. Bu hedef. Bu sınıfın aklı var ama.tek boyutlu bir insan değil. faşizm. duygu sahibidir. ilerlemesi. patronun evinde yaşıyorlar. bütün bu değerleri çalışması esnasında para kazanmaya feda etti. sinirlenmemiz gerekmez. basit bir hedef sayılsa da. duygularına ve insanlığa sonsuz ihanetlerde bulundular. çünkü şahsiyeti yaralanmıştır. konumuna. imkan. çünkü hanın. Hadiselere sinirlenmemizin sebebi onları objektif bir şekilde yorumlayamıyor olmamızdır. ömrünün sonuna kadar onu şekillendirir. paraya karşı bir düşmanlık ve aşağılık kompleksine bilinçsiz bir şekilde kapılırlar. birinin hoşumuza gittiğini ve diğerinden nefret ettiğimizi gösterir. Hatta proleter kesim kadar bile şahsiyet ve özgür bir kişilik sahibi değildir. Buna karşılık herşeyi fabrikadan gelir. ruhu ve düşüncesi kendisine aittir. Đki insandan birinin. bir nevi parayı yakmaktadır. bir takım toplantılarda. Proleterya ise sadece bilek gücünü kiraya vermiş. Felsefe sahibi olmaktan çok. 220 akla hayale gelmeyecek. fazlasıyla pahalı bir tablo satın alarak. Bu ömrünün sonuna kadar onun hedefidir. Bu ruha sahip olanlar. bütün manevî kabiliyet. Bunlara karşılık. birine düşman olmakla birlikte. Kendisine. proleterya aleyhinde. başka bir boyutu onun aleyhinde isyan ederdi. . Ancak bugünkü dünyada. bir beklenmedik başkaldırıdır. Eğer tek boyutlu hale gelmesi sağlanmış olsaydı. entellektüel sınıfın kendisine ait bir iradesi sözkonusu değildir. düşünme gücünü değil. sevgi. böyle bir olguyu yoketmeye sürükler. duyguya dayanır. varolmanın ve yaşamının hedefi olur. Bu. onları desteklemektedirler. duygu birikiminin neticesidir. Elbette bir de. başkalarına kiraya vermiştir. bir evi olanlardan bir kısmı birçok yeni ev alma arzusu da taşımaktadır. kendi kültürüne. toplumsal bir kişiliği var. onları bir kenara attı ve para kazanmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı." Onasis. "Max Veber" şöyle diyor: "Bazı kapitalistler. aşklardan. ismi de sosyalizm ve nazizmdi. delil getiririz. çünkü her şeyi tahlil eder. haklılığımızın felsefesini yapar. duygulardan. kapitalizm aleyhinde. Bundan dolayı. Bu psikolojik bir gelişmedir. kendi çocuğuna istediği bir oyuncağı yapma özgürlüğüne sahip değildir.bulunup. sınıf özgürlüğüne sahiptir. Bunlara göre faşizm. Tahsili. insanî fedakarlıklardan ve benzeri değerlerden vazgeçti. esaret altındadırlar. bu entellektüel fabrikada uçak üretiyor. Nitekim. sermaye sahibi aleyhinde isyan eder. üstün ruh sahibi olmayanlar için genel bir kaidedir. Özgürlüklerden. îşçi böyle bir esaret duygusuna kapılmaz. faşizm ilmî ve felsefî olmaktan çok. Ama insanî iradeden yoksundur. Vücudunda meydana gelen boşluğa isyandır. insanların yapmış olduğu bütün işler. içinde tutuklu bulunduğu kendi insani değerlerine karşı isyan eder. yani kendi sınıfının insanlık dışı durumu aleyhindeki isyanıdır. inancından. tedrici olarak faşizmin tarihini meydana getirir. Para elde etmek gayesiyle. Öyle ki. kişiliğini ve şahsiyetini yitirmiştir. ilmî ve medenîlik açısından daha ileridirler. sermaye sahibi olmadan önce. Bu isyan. bağımsız bir bedene değil. ev alma ve ücretinin artması arzusunu taşıdığını farzedelim. hedefinin ve manasının bulunmamasından kaynaklanır. dostluklardan.Bir sınıfın başka sınıf üzerindeki esaretine karşı. konuşabilir. sermaye ve insani değerlerin yok olmasından kaçınmaz. yani en az 30 yıldan beridir. Bu işinden de zevk alır. istediği gibi düşünüp. patron aleyhinde isyan eder. Böyle bir şahıs. Hatta çalıştığı fabrikada. Onun herşeyi kapitaliste aittir. ilk başlarda kapitalizm aleyhtarlığı şeklinde 222 başladı. Eğer doğru yorum yapabilirsek. lezzetten tad alan ve bazı şeylere inanan inanç sahibi bir kimseyken. Onlardan zengin olanlar.

"Bundan dolayı!" diyor. benim temel amacımdır. Öyle ise. 223 2. Bu ilgiyi çekme teşebbüsü. Veya çalışmamın bizzat kendisi asıl hedefim de olabilir. hazırlanmaktadır. . hiçbir ticari amaç gözetilmeksizin. Yani ben varolduğumu hissediyorum. sadece görmeengelliler için.kitapsevenler. yaşamamın bir anlamı yoktur. ne çalışma esnasında. Cehaletin yenildiği. Entellektüel. Bunun neticesinde. ne de tatil esnasında. kaynaklanan hadisenin tecellisi-dir. Aksi kullanımdan doğabilecek tümyasalsorumluluklar kullanana aittir."DOC" ve "HTML" gibi formatlarda. bu kez de hayatı anlamsız bulup. büyüklerin ilgisini üzerinde toplamaya çalışır. iyiliğin ve bilginin paylaşıldığı yer olarak gördüğümüz sitemizdeki tüm e-kitaplar. UYARI: www. Boş zamanlarda asıl meselelerimle ilgilenebilmek maksadıyla. Kendi şoförü olan ile. Egzistansiyalizmden yoksunum. Bunun kendisi. Amerika ve Đngiltere'de meydana gelen. bu bahane son bulur. Bu e-kitaplar hiçbirşekilde ticari amaçla veya kanuna aykırı olarak kullanılamaz. tarayıcı ve OCR (optik karakter tanıma) yazılımı kullanılarak. engellilerin faydalanabilmeleri amacıyla ekran okuyucu. 5846 Sayılı Kanun'un ilgili maddesine istinaden. Giderek topluma ve hayata karşı kinle dolmuştur. Onun çalışmasının neticesini. onun varlığı da tecelli etmez. Varlığını ispatlamak için. Buna göre. Çocuklar gibi. konuşan "Braille Not Speak". ses sentezleyici program. Çocuklar. ilmî delil ve mantıkî tezlerle (tanıdık. değişik yollara başvurmak durumundadır. fertte ve sınıf yapısında değişiktir. hiç bir hedefe de sahip değilim. Ben ise. Bundan dolayı. bir tecelli şekli faşizm olan bir bomboş insandır. para karşılığında çalışıyorum. davranıyorlar. Neden bu bahane ortadan kalkar? Kimde bu bahane biter? Yaşamalarını anlamsız görenlerde. varlığından kuşku duymaktadır.Diğer yandan. Meydana gelen derin boşluğu doldurmak ve hayata mana kazandırmak için isyan eder. Neden? Çünkü normal zamanda bile. para alıyorum. Çünkü bu cinayetlerin çoğu. ulaştığım hedefin de başkalarının hedefi olduğunu görürüm.. Bu varlığının yokluğundan. Yazarlık gibi.Çalışmada. tatil zamanında.. hedef sahibi olduğunu kavrayamam. onun varlığından habersizmiş gibi. Düşüncemi söylüyorum. Eğer katil bulunursa. Polis. uygarlığa yol gösteren ışıklardır. başkalarının şoförü olan arasındaki farkın misalinde olduğu gibi. Tümüyle ücretsiz olan sitemizdeki e-kitaplar. Geriye kalan parayla ne alabileceğini kestiremeyince. düşman gibi) katili bulmaya çalışır. engelli-engelsiz Yardımsever arkadaşlarımızın yoğun emeği sayesinde. görme engelli kitap sevenlerin istifadesine sunulmaktadır. brokrat ve teknokrat sınıfı çalışmaktadır. yazıyorum. tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak. ama hedefi yoktur. Ancak sanaileşme döneminde tatil saati olamaz. sevginin. varolmak ve yaşamak için bulunan bahane de ortadan kalkar. hedefsizdir. ama neden varım? işçi ve sermayedarın (ruhî ve psikolojik açıdan felsefî açıdan değil). sayısızca cinayetin katilini bulmakta polis zorluk çekiyor. başkalarının tayin ettiği manaya sahip olan biriyim. "Ben bu işi yapıyorum" diyemez. "neden bu cinayeti işledin?" diye sormaktadır. Şoförlük yapmak için. "Engelli-engelsiz elele"düşüncesiyle. uyumluolacak şekilde. Kimse onun varolduğunu farketmemektedir. benim varlığımın manası yoktur. başkaları almaktadır.Serbest olduğu. o. öyleyse geriye sadece çalışma kalıyor. .com Kitap sevenlerin yeni buluşma noktasından herkese merhabalar. çocuklarda. kullandırılamaz. sorgulamaya başlarlar. insanın varlığının manası iki şeyde tecelli eder: 1. Bundan dolayı. 224 Ali Şeriati _ Kapitalizm Kitaplar. böyle hedeflere önem vermeyen veya ilk hedefine ulaşmış olanlar. büyükler kendi aralarında konuştuklarında. "TXT". kabartma ekran vebenzeri yardımcı araçlara.

görme engellilerin kitap okuyabilmeleri için gösterdikleri çabalardan ve yaptıkları katkılardan ötürü teşekkür ediyoruz. Siz de bir görme engelliye.Sitemizin amacı asla eser sahiplerine zarar vermek değildir. zahmet verici bir iştir. Bu Kitaplar size gelene kadar verilen emeğe ve kanunlara saygı göstererek lütfen bu açıklamaları silmeyiniz..kitapsevenler. www. Bilgi paylaşmakla çoğalır. Sizler de bu mutluluğu paylaşabilmek için bir kitabınızı tarayıp." bu e-kitap Görme engelliler için düzenlenmiştir. Ne mutlu ki. düzgün taranmış ve hazırlanmış bir e-kitabı okuyabilmesinden duyduğu sevinci paylaşabilmek tüm zahmete değer. bir görme engellinin. Teşekkürler. Ayrıca bu nüshalar üzerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulması ve çoğaltım amacının belirtilmesi zorunludur. okuyabileceği formatlarda. ĐLGĐLĐ KANUN: 5846 Sayılı Kanun'un "altıncı Bölüm-Çeşitli Hükümler" bölümünde yeralan "EK MADDE 11" : "ders kitapları dahil. Bilgece yaşayanlara. Tüm kitap dostlarına."Bu nüshalar hiçbir şekilde satılamaz.. kitapsevenler@gmail.com Adresine göndermeyi ve bu isimsiz kahramanlara katılmayı düşünebilirsiniz. braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılması veya ödünç verilmesi bu Kanunda öngörülen izinler alınmadan gerçekleştirilebilir. bir kitap armağan ediniz. ticarete konu edilemez ve amacı dışında kullanılamaz ve kullandırılamaz. vakıf veya dernek gibi kuruluşlar tarafından ihtiyaç kadar kaset. Sevginin olduğu gibi. alenileşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler için üretilmiş bir nüshası yoksa hiçbir ticarî amaçgüdülmeksizin bir engellinin kullanımı için kendisi veya üçüncü bir kişi tek nüsha olarak ya da engellilere yönelik hizmet veren eğitim kurumu.com web sitesinin amacı görme engellilerin kitap okuma hak ve özgürlüğünü yüceltmek ve kitap okuma alışkanlığını pekiştirmektir. TÜRKĐYE Beyazay Derneği Tarayan: Gökhan Aydıner Ali Şeriati _ Kapitalizm . bilginin de paylaşıldıkça pekişeceğine inanıyoruz. Kitap taramak gerçekten incelik ve beceri isteyen. CD. Ne Mutlu Bilgi için.