BK Giulini Kimya San. ve Tic. A.Ş.

Soğutma Suyu Şartlandırması Temel İlkeleri

Soğutma Suyu Şartlandırması Temel İlkeleri

Çeviri :

Selim Yenisey 2009

Tüm hakları saklıdır. . Kaynak belirtilmeden hiçbir şekilde yayınlanamaz.

............1 Soğutma suyu sorunlarına kuramsal yaklaşım..2.1........ 20 Isı eşanjörleri..1...................................1 Kalsiyum karbonat....... 18 Diğer sistemler........................4 Kapalı ve yarı açık soğutma sistemleri.2 2......2 Soğutma Sistemleri... 37 Kalsiyum fosfat......... 20 Çelik sanayiinde gaz yıkama sistemleri.....1 1....3 2......... 7 Tek geçişli soğutma...... 39 Silikat........................1...3 2..........................2........... 39 Demir oksit..1 2..............4.. 43 2.........1....................................... 43 Terimler ve Tanımlar.....1.........1............1..... 9 1.. 8 Açık çevirimli.......1...................................1........ çok geçişli soğutma......................3 Kalsiyum karbonat denge konumu.............. 40 Korozyon............ 12 1.......... 31 Kalsiyum karbonat çökmesinin kontrol edilebilirliği...................5 2..........1 1......1......1 1........... 26 2......................... 21 1........................................2 Soğutma kulesi.........................1....1 1......2 2 2.................................1... 27 Karbonik asit denge konumu................... 26 Toplam sertlik.............5 2...................4 2............ 29 Alkalinite ile karbonat sertliği hesaplama.........1 3 ......4...................2 2........ 25 Taş oluşumu.2 2..3 1...1.. 30 2...3..............4 2........................................................ 38 Kalsiyum sülfat.................1.............. 11 Açık soğutma sistemleri temel hesaplamaları................... 39 Katı maddelerin sedimantasyonu.......1....

......1...........4 Elektrokimyasal yaklaşım....1..............................3.. 90 Polifosfatlar..............1.........2 2..3...........4 3 3....1 2.. 76 Dispersiyonun mekanizması..................................... 48 Diğer parametrelerin korozyona etkisi....2..........1 3...........................4 3.....2 2......2 Biyolojik yaklaşım...3..1 2.........2 3.4.......................... 64 Korozif bakteriler...... 72 Sertlik stabilizatörleri ve dispersanlar............................2.1............ 76 Sertlik stabilizasyonunun mekaniği. 79 Polifosfatlar....................................3.. 70 Mantar..4..... 61 Bakteriler..... 90 Monofosfat......3 Yosun...............................2............1 3... 55 Kimyasal etkenler.......6 3.............4...................... 55 Fiziksel etkenler......... 45 En önemli korozyon çeşitleri...2..........1 2............3 2.3 2. 61 Mikroorganizmaların soğutma sisteminde çoğalması.........................5 3..2 3...................4...........Noniyonik dispersanlar...........4 2...3..................4................2 3..4.......... 66 Lejyonella.. 69 2.....1 3..4.... 59 2...1.....4.........2 2......................3 3..................... 89 4 ......... 75 Korozyon inhibitörleri........... 81 Organik polielektrolitler......... 90 Soğutma suyu şartlandırması.............. 78 Fosfonik asitler ve fosfonatlar... 86 Çinko........ 63 Biyofilm oluşturan bakteriler..............1....................2...............4....................................3 2............. 82 İyonik ..........................2...2.........

.2. 98 Organik klor ve brom dispensırları. 110 3.107 Organik brom bileşikleri...............1..............2...3 3...............................2. 97 3........3......3.................3......106 Quaternary ammonium bileşikleri.....1 Fosfonik asit ve fosfonatlar..................2 3...3..................... 105 İsothiazoline-one.....3...3 3.....3..........3.................3 3.....2........5 3...........2..............3..........2.....2.......................2....2.................3........................1 3......106 3.6 3............................6 4 4.....3..1 3...2......1.3................4 3............................. 96 Okside eden (yükseltgen) biyositler...3.........108 Glutar-dialdehyde....113 Destek filtreleme.................... 91 Nitrit...3.9 3......................... 92 Molibdat.......1......1 4.......................................2 Okside etmeyen (indirgen) biyositler...........................................2.4 3...111 Triazine bileşikleri...1..................... 93 İnhibitörlerin sinerjistik etkisi...... 92 Aromatik azoller......5 3....4 3......... 92 Biyositler........2...110 Organik sülfür bileşikleri.....117 5 ........8 3..........2 Mekanik proses.......... 98 İnorganik klor ve brom bileşikleri........... 113 Kondenser ve eşanjör boruları temizleme sistemi........102 Ozon...2 3.7 Silikatlar.............. 104 Hidrojen peroksit..

6 .

Demir çelik üretiminde su aynı zamanda büyük miktarlarda proses gazlarını temizlemeye kullanılır ve bu suyun uygun bir şekilde şartlandırılması sorunların çıkmasını önlemektedir. su ısı transfer elemanı olarak kullanılır. Su akışına göre ayırım şöyledir : – – – Tek geçişli soğutma Açık çevirimli (çok geçişli) soğutma ve Kapalı devre soğutma En büyük soğutma sistemleri güç santrallarında. 7 .1. rafinerilerde. demir çelik ve kimya sanayiinde bulunur. Soğutma sistemleri Endüstriel proseste sıklıkla ısının giderilmesi veya taşınması gerekir ve çoğunlukla ekonomik sebeplerden.

çökelti.1 Tek geçişli soğutma örneği 8 . soğutma sisteminde korozyon. Yüzey suları (dereler. Bu su. daha yüksek ısıda çalışan soğutma sistemlerinde de kullanılma imkanı varsa genel anlamda ekonomi sağlanmış olur.1. kanallar. ısı eşanjörlerinden geçirilir ve sonra kaynağına geri bırakılır. mikrobiyolojik üreme gibi sorunlar suyun karakteristiğine göre belirlenecektir. göller. Tek geçişli sistemlerde devasa miktarlarda su kullanıldığı için gerçek bir su şartlandırma maliyet nedeniyle uygulanmamaktadır. Genelde şartlandırma kum filtresi ile sınırlanmakta. taze su kullanımıdır. Şekil 1.1 Tek geçişli soğutma Termal proseslerin randımanı soğutucu ısısının düşmesiyle arttış gösterdiğinden en basit ve ekonomik soğutma metodu. geri bırakılmadan. Dolayısıyla. eğer yeterli miktarlarda su kaynağı varsa. kimyasal kullanılmamaktadır. vb) sistemin içine çekilir.

Isı eşanjörlerinde gerçekleşen ısınma. Isınmış soğutma suyunun soğutma kulesinde soğutulması suyun bir kısmının buharlaşması ile gerçekleşir. Prensip kısaca şöyle açıklanabilir : Sirkülasyon pompaları ile gerekli miktarda soğutma suyu kulenin havuzundan çekilir ve ekipmanlardan veya ısı eşanjörlerinden geçirtilerek buralardaki sıcaklığı üzerine alması sağlanır. blöf ve kaçaklar ile eksilen su. Bu artış sınırlandırılmazsa tuzlar er veya geç çözünme sınırlarını aşacaklardır. Buharlaşma. bir çok proseste büyük önem taşır. Isınmış bu su. Tuzların ve askıda katı maddelerin soğutma suyunda devamlı artacak olmaları taze suyun bir ön şartlandırmadan geçirilmesini gerekli kılmaktadır. soğumaya karşılık olmaktadır. Çözünmüş maddeler buharlaşmadıkları için.1. soğutma kulesinde soğutulurken eşanjörlerde gerçekleşen ısı artışı soğutma kulesindeki ısı düşümüne denktir. 9 . bu da tek geçişli sistemlere göre en büyük farklılıktır. Soğutma suyunda bulunan tuzların taze sudakilere oranına ise konsantrasyon sayısı denir. Yüksek tuz konsantrasyonlarından kurtulmak için suyun bir kısmı sürekli veya aralıklı olarak boşaltılmalıdır. Soğutmanın buharlaşma ile gerçekleştiği bu sistemlerde su sirkülasyonu ile geri dönüşüm gerçekleştirilir. sirkülasyon suyunda konsantrasyonları sürekli artar.2 Açık çevirimli (çok geçişli) soğutma Soğutma sularının kimyasal şartlandırılması bağlamında. açık çevirimli soğutma sistemleri. taze su ile tamamlanır. Bu işlem blöf olarak adlandırılır.

Şekil 1.2

Güç santrallarında açık çevirimli soğutma sistemi şeması

10

1.2.1

Soğutma kulesi

Isınmış su, soğutma kulesinde dolgu maddesinin üzerine eşit bir şekilde dağıtılır ve hava ile yoğun temas soğumayı iki şekilde gerçekleştirir :
● ●

Isının %15-25'i soğuk hava ile doğrudan temastan, Geriye kalan büyük bölümü ise soğutma suyunun bir miktarının buharlaşması ile.

Soğutma kulesine giren suyun ısısı ile çıkan suyun ısısı arasındaki fark ΔT ile ifade edilir.

En yaygın olarak kullanılan “ıslak” tip soğutma kuleleri doğal çekişli ve mekanik çekişli soğutma kuleleridir. Havanın ve suyun akış yönlerine göre de çapraz akımlı veya karşı akımlı olarak ayrılırlar. Doğal çekişli kulelerde havanın aşağıdan yukarıya doğru hareketi soğutma kulesi içindeki ısı ve yoğunluk farklarından gerçekleşir. Mekanik çekişlilerde ise hava hareketi fanlar ile sağlanır. Güç santralları, soğutulacak suyun fazlalığından, en ekonomik yol olan doğal çekişli yüksek soğutma kulelerini kullanırken diğer sanayiler daha küçük ve alçak mekanik çekişli soğutma kulelerinden, gereğinde birkaç ünite birden kullanırlar.

11

1.2.2

Açık soğutma sistemleri temel hesaplamaları

Sistem içinde su miktarını sabit tutmak için buharlaşan su devamlı tamamlanmalıdır. Suyla beraber buharlaşmadıkları için suyun içindeki maddelerin konsantrasyon artışı sonsuza kadar devam edemez çünkü bir noktadan itibaren çözünmüş tuzların çözünürlük sınırları aşılacaktır. Bu konsantrasyonlara çıkmamak için blöf ile sistemdeki suyun bir kısmı sürekli olarak veya aralıklarla dışarı akıtılmalıdır. Hesaplamalarda kullanılan sistem parametreleri : V C M B E = sistem hacmi (m3) = sirkülasyon miktarı (m3/s) = taze su miktarı (m3/s) = blöf kayıpları (m3/s) = buharlaşma kayıpları (m3/s)

CoC = konsantrasyon sayısı Taze su M ve blöf B ölçülebilirler. V sabit tutulduğuna göre :

Buharlaşma E ise pratik olarak şu formül ile hesaplanır :

Konsantrasyon sayısı CoC ise taze suyun M blöfe B oranı ile belirlenir

veya

12

13 . soğutma suyunda ve taze sudaki ilgili tuz konsantrasyonlarına göre belirlenir. Sistem bilgilerinin hesaplanması için iki formül uygulanabilir : Bu iki parametre bilinirse diğerleri her zaman hesaplanabilir. sülfat. Ancak tüm bu parametrelerin herbiri için değişik hata payları göz önüne alınmalıdır : ● ● ● ● ● TDS veya İletkenlik : dış etkenlerin karışması (asit besleme gibi) klorür : asit besleme veya klorlamanın etkisi sülfat : sülfürik asit besleme veya SO2/SO3'ün hava tarafından “yıkanması” sertlik : sertlik yapan maddelerin çökmesi karbonat sertliği veya m-alkalinite : sertlik yapan maddelerin çökmesi. asit besleme. Bu da soğutma suyundaki tuz konsantrasyonunun SCW taze sudaki SM tuz konsantrasyonu orantısına eşittir. karbonat sertliğini de kullanmak mümkündür. Toplam Çözünmüş Madde (TDS) de bu ölçüm için kullanılabilir ama klorür genellikle tercih edilir. İletkenlik. toplam sertlik.Tuzlar buharlaşmadıkları ve sirkülasyon suyunda kaldıkları için konsantrasyon sayısı. havadaki asidik gazlar ve asit üreten bakterilerin etkisi ile indirgenmeleri. kalsiyum sertliği.

Formüller ile ilgili Özet Tablo 1-1 de verilmiştir. Hiperbolik diyagram olarak Şekil 1. 14 . Tablo 1-1 * Bu formül Taze su miktarının Konsantrasyon sayısına bağıntısını göstermektedir.3'te verilmiştir.

termal yük veya konsantrasyon sayısı gibi faktörlerin yanında yarı ömrün doğru şartlandırma seçiminde özel bir ehemmiyeti vardır. Sadece.5 arası devasa boyutta.Şekil 1. Zaten 2'nin altında bir konsantrasyon sayısı yanlız büyük taze su gereksiminden değil. 5'in üstünde bir konsantrasyon sayısı ise kayda değer bir su tasarrufu sağlamamanın yanında çökelti şartlandırma maliyetlerini arttırmaktadır. CoC 5'in üzerinde ise göz ardı edilebilir seviyelerdedir. Su kalitesi. suyun yumuşak ve düşük TDS'li olduğu ve büyük miktarlarda taze su gerektiği takdirde 5'in üstünde bir konsantrasyon sayısının anlamı olacaktır. korozyonu önleme açısından da istenmemektedir. Açık çevirimli soğutma sistemlerinin işletmesi ve kimyası için önemli bir diğer parametre ise suyun ve/veya içeriğinin yarı ömrüdür. 15 .3 Konsantrasyon sayısına göre Taze su miktarı Bu diyagramda açıkça görüldüğü gibi : ● ● su tasarrufu CoC 1 ile CoC 1.

Şu formüllere göre hesaplanır : Genellikle yarı ömür. 16 . 20 ila 80 saat arasında kalan bir zaman dilimidir. soğutma suyuna belirli bir zamanda (t 0) eklenen maddenin konsantrasyonunun (c0) ilk konsantrasyonunun yarısına (c0/2) düştüğü süredir.Yarı ömür. Tüm formülleri içeren bir hesaplama örneği aşağıda verilmiştir.

/a (senelik kimyasal ihtiyacı) Hesaplamalar 17 . 2.400 saat Hesaplanacak parametreler 1.)M (taze suya oranla beslenecek kimyasal konsantrasyonu) Akt. 3.000 m3/s = 150 m3/s = 4 = 25 mg/L = 8.Hesaplama örneği Sistem verileri V C E CoC c(Akt. 4. M (taze su ihtiyacı) B (blöf miktarı) t1/2 (yarı ömür) c(Akt. 5.500 m3 = 10.)CW t0 (sistem hacmi) (sirkülasyon miktarı) (buharlaşma kayıpları) (konsantrasyon sayısı) (soğutma suyu kimyasalı konsantrasyonu) (senelik işletme süresi) = 3.

1. Kapalı devrelerdeki gibi yarı açık çevirimlilerde de demineralize veya yumuşatılmış su kullanılır. Su kayıpları kayda alınmayacak buharlaşma ve kaçaklardan ibarettir. Çok yüksek ısılarda çalışılmasından veya kalıplara vereceği büyük zararlardan dolayı sertlik çökmelerini önlemek için kalıplar.3 Kapalı ve yarı açık soğutma sistemleri Kapalı devre soğutma sistemlerinde. İndüksiyon sertleştirmelerinde olduğu gibi galvaniz korozyonu dikkate alınmalıdır. elektrikli cihazların veya indüksiyon ile sertleştirme işleminde kulanılan daldırma suyunun soğutulmasında görülebilir.4. Çoğunlukla kullanılan plakalı eşanjörlerin soğutulması ikincil bir buharlaşmalı açık çevirimli soğutma sistemi ile gerçekleştirilir. Eksiğin tamamlanmasında demineralize veya yumuşatılmış su tercih edilir. Buradan hareketle. Bu suların çok yıpratıcı olmalarından dolayı su şartlandırmada ana hedef iyi bir korozyon inhibisyonudur. Genelikle şartlandırma sorunsuzdur çünkü kimyasallar taze su miktarına orantılı beslenir ve buharlaşma olmadığı için soğutma suyundaki konsantrasyonları fazla değişmez. Isı eşanjörü de açık çevrimli veya hava soğutmalı kapalı bir devre ile soğutulabilir. Kapalı devre soğutma sistemlerinin kullanımı çelikhanelerde kontinü döküm kalıplarının soğutulmasında yaygındır. Yapısal olarak kapalı devrelerde su kayıpları çok azdır. demineralize veya yumuşatılmış su kullanılan kapalı devreler ile soğutulurlar. Yarı açık soğutma devrelerinin kullanım örnekleri. suyun soğutulması için ağzı kapalı bir depo genellikle yeterli olmaktadır. açık çevirimlilerin tersine. ısı eşanjörlerinde sıcak su soğutulur. 18 . Yarı açık soğutma sistemleri ise proseste kısa süreli yüksek ısılara ulaşılmasına karşılık düşürülecek ısı miktarının az olduğu uygulamalarda kullanılır. oksijen yarı açık çevirimlilerin içine devamlı işler ve koroziteyi sürekli artırır. Deponun ebadı ise gerekli ısı düşümünü radyasyon yoluyla kaybedecek zamanı sağlayabilecek ölçülerde olmalıdır. Kapalı devrelerin tersine. Bakınız Şekil 1.

4 Kontinü döküm haddehanesinde soğutma sistemi 19 .Şekil 1.

ıslak tozlar fana ulaşırlar ve pervanelerine yapışarak balans bozukluğuna sebep olurlar. Hafif. Bu işlem de çoğunlukla ıslak tip gaz yıkayıcılar ile yapılır.4. venturi nozullarında. Şekil 1. egzos gazı fanlarında ciddi sorunlara yol açabilir. gözenekli. Çevresel nedenlerden dolayı bu gazlar yıkanmalıdır. Çökeltiler dolayısıyla venturi nozullarında yıkama kalitesi düştüğünden.1 Diğer sistemler Çelik sanayiinde gaz yıkama sistemleri Demir cevheri çeliğe dönüştürülürken büyük miktarlarda tozlu konvertisör gazları ortaya çıkmaktadır.4 1. venturi gaz yıkama sistemi 20 . hidrate demir oksitleri mekanik olarak kolayca temizlense dahi kristalize kalsiyum karbonat tabakaları çok sıkı bir şekilde yapışır ve temizlenmesi çok zordur.5 Konvertisör.1. Bu devrelerde kalsiyum karbonat ve demir oksit çökeltileri. Bu tür çökeltilerin temizlenmesi için fabrika durdurmaları büyük operasyonel kayıplar demektir.

Yüksek pH'larda (pH 10-12. ağırlıklı olarak kalsiyum hidroksit şeklinde mevcuttur. fakat çelik üretimi için düşük pH gereklidir. Sürekli NaOH oluşumu pH'ı artırır. c) Sertlik stabilizatörü besleme Sakıncası : pH değişmez. 21 . d) Kalsiyum karbonatın karbon diyoksit stabilizatörünün birlikte beslenerek düşürülmesi ve sertlik Uygulamada en iyi neticeyi verir.5) çökeltilerin kimyasal kontrolü Demir Çelik sanayiinde sık rastlanan bu pH seviyelerinde kalsiyum. b) Kalsiyum fosfatı fosforik asit ile çökertme Sakıncası : Oluşan kalsiyum fosfat eğer susuzlaştırıcıdan geçiyorsa oradan temizlenmesi büyük bir mekanik güç gerektirir. a) Kalsiyum karbonatı sodyum karbonat ile çökertme Sakıncası: Ca2+ iyonlarını Na+ iyonları ile ikame etme iletkenliği önemli ölçüde düşürmez.

bir ısı tranfer yüzeyi vasıtasıyla. Böylece sıcak akım soğumuş.6 Borulu tip ısı eşanjörü Şekil 1.7 Plakalı tip ısı eşenjörü 22 .4. soğuk akım da ısınmış olur.1. Isı eşanjörü. sıcak bir sıvı akımından soğuk bir sıvı akımına ısıyı aktarır.2 Isı eşanjörleri Sanayi tipi ısı eşanjörlerinde. Şekil 1. bir gövde içinde sıralı borular bulunan “borulu tip” ile bir çerçeve içine monte edilmiş levhalardan oluşan “plakalı tip” en yaygın kullanımı olanlardır. Transfer yüzeylerinde oluşacak çökeltiler bu ısı alış verişini az veya çok engeller ve enerji kayıplarına dolayısıyla da büyük maddi zararlara yol açarlar.7. Bakınız Şekil 1.6 ve 1.

1 değeri ideal ısı transferi var demektir. Isı farkı ΔT belirleme yaygın olarak kullanılır ve ΔT ne kadar düşükse ısı transferi de o kadar iyi demektir. soğutma suyu giriş ısısından daha az etkilenir. Boyutsuzdur ve sadece 0 ve 1 arası bir değer sözkonusudur. eşanjörlerin temizliği basit bir ısı ölçümü ile kontrol edilebilir. buhar ve soğutma suyunun sabit debili olmasıdır. 23 . ısı farkını ciddi bir şekilde etkileyecek olması gözden kaçırılmamalıdır. Tek ön koşul. Termal değişim derecesi Φ. Ancak soğutma suyu giriş ısısının.Isı farkı [ΔT] ve termal değişim derecesi [Φ] Güç santralları kondenserlerinde veya her nerede buhar yoğunlaştırılıyorsa.

24 .

25 . Bunun sebebi ise korozif bir su veya korozyon yapıcı bakterilerdir. Bu oluşum. tortu olarak adlandırılan değişik çökeltiler oluşur. mikrobiyolojik üremeden veya korozyon artıklarından kaynaklanabilir.2 Soğutma suyu sorunlarına kuramsal yaklaşım Isıtma sistemlerinde taş. Taşlaşmanın yanı sıra su ile teması olan malzemeler korozyonun etkilerine açıktır. çözünmüş tuzların çökelmesinden. askıdaki maddelerin çökmesinden.

Daha iyi anlaşılması için “toplam sertlik” ve “karbonik asit” dengesi aşağıdaki bölümlerde anlatılmıştır.1 Taş oluşumu Taşlaşma. konsantrasyon artışı neticesinde çözünme sınırının aşılması ve/veya ısıda değişim olabilir.1. Genel olarak bu tip taşlaşma CO2 konsantrasyonu azalınca çözünmüş kalsiyum bikarbonatın reaksiyonundan (tepkimesinden) kaynaklanır. 26 .1 Kalsiyum karbonat Kalsiyum karbonat sert çökeltiler oluşturur ve soğutma sistemlerinde en sık rastlanan taşlaşma şeklidir.2. soğutma suyunda daha önceden çözünmüş maddelerin kristalizasyonu veya çökelmesidir. 2. Bunun sebebi.

1. 27 . Mg2+ (magnezyum). karbonat ve karbonat olmayan sertlik şeklinde yapılabilir. Doğal sularda strontiyum Sr2+ ve baryum Ba2+ da diğer katyonlar gibi kayda alınmayacak seviyelerde bulunduğu için burada sadece Ca2+ ve Mg2+ 'un su sertliğine olan etkileri incelenmiştir. Sadece Ca 2+ ve Mg2+ dikkate alırsak : Toplam sertlik = c(Ca+2)+c(Mg+2) diyebiliriz. örneğin kalsiyum ve magnezyum bikarbonat ve karbonatları.1 Toplam sertlik Doğal sularda en yaygın olarak Ca2+ (kalsiyum). Su sertliğini tanımlamak için bazıları hala geçerli değişik terimler kullanılırdı. Na+ (sodyum) ve K+ (potasyum) katyonları bulunur. Su sertliği alkali toprak grubundaki katyonlardan meydana gelir. Bu tepkime yıkama ve tekstilin kalitesini olumsuz bir şekilde etkilemekte idi. Bundan dolayı daha öte bir tanım. bikarbonat. Toplam sertlik değişik katyonların konsantrasyonuna göre münferit sertliklere ayrıştırılabilir : Toplam sertlik = Kalsiyum sertlik + Magnezyum sertlik Sertlik yapan bileşenler.2. kalsiyum ve magnezyum iyonlarının mineral asit tuzları şeklindeki varlıkları ise Karbonat olmayan sertlik olarak ifade edilir. Başka alkali.1. karbonat veya sülfat. Sertliğin geçmişten gelen önemi. alkali toprak ve diğer metal iyonlarına da eser miktarlarda rastlanır. klorür ve nitrat benzeri başka tuzlar şeklinde bulunabilirler. Sertlik bileşenleri. karbonik asit tuzları şeklindeyse Karbonat sertlik. Alkali toprak iyon konsantrasyonunun tamamına toplam sertlik denmektedir. sertlik yapan alkali toprak iyonlarının eskiden sabun üretiminde kullanılan yağ asitleri ile çözünmeyen tuzlar oluşturmasıdır.

Karbonat olmayan sertliğe de tersine Kalıcı Sertlik denir çünkü kalsiyum ve magnezyum iyonlarının bu kısmı. Karbonat Sertliğine eşit olacaktır. HCO3− ve CO32− iyonlarının konsantrasyonu. kalsiyum ve magnezyum iyonlarının eşdeğer konsantrasyonundan büyükse (örneğin yüksek bir NaHCO3 konsantrasyonu varsa) Toplam Sertlik. Resmi olmamakla beraber başka üniteler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu şıkta karbonat sertliğinin tanımı aşağıdaki gibi yapılır : Bundan dolayı karbonat sertliğine aynı zamanda Geçici Sertlik denir. Sertlik ünitesi [mol/m3] dür. karbonat ve bikarbonat iyonlarına eşit oranda bulundukları zaman karbonat sertlik CO2'in indirgenmesi ile yani ısıtılarak çöktürülebilir.Kalsiyum ve magnezyum iyonları. yukarıda belirtildiği gibi karbonat sertliğinin çöktürülmesinden sonra da çözünmüş olarak kalmaya devam ederler. Değişimler aşağıdaki orantılar kullanılarak yapılabilir : 28 .

Karbonik asit ayrışmaya devamla H3O+ (aşağıda sadeleştirilmiş olarak H+). (2) ve (3) üncü denklemlerin sabit katsayısı artan ısı ile büyür. karbonik asit doğal sularda değişik konsantrasyonlarda bulunur.1. pH'ın dengeyi etkilediği aşikardır ve Şekil 2. 29 . HCO3− ve CO32− meydana getirir. Karbon dioksit suyla ilk reaksiyonda karbonik asidi oluşturur.1.2.1 pH'a bağlı olarak karbonik asit biçimleri Özetlemek gerekirse. bu da yüksek ısıların dengeyi denklemin sağ tarafına çektikleri manasına gelir. Münferit reaksiyonlar şunlardır : Bu reaksiyonların her birine kitle eylemi kuramı uygulanırsa. Şekil 2. artan ısı ve artan pH ile karbonik asit dengesinin karbonatlar (CO32−) tarafına kaydığı belirlenmiştir.2 Karbonik asit denge konumu Serbest veya bağlı.1 karbonik asit biçimlerinin pH değerine göre dağılımlarını göstermektedir. denge sabit katsayısını belirleyen denklem elde edilecektir.

3 = m-alkalinite (MO topl.2 = p-alkalinite (PP topl. Doğal sularda bu değerler pH = 8.1'e göre hesaplanır.1.3'tür.2 civarında) kaynaklanır. Hassas bir analizde belirlenen bu iki nokta.2'e kadar = KS 8. belli bir miktar suyun belirlenmiş bir pH'a ulaşması için eklenmesi gereken H+ iyon miktarıdır.3 civarında) ve fenolftalein'den (renk değişimi pH=8. Aynı şekilde baz kapasitesi (KB) de belli bir pH'a ulaşılması için eklenmesi gereken OH− iyon miktarını ifade etmektedir.3 = -p-alkalinite (PP topl. Başlangıç pH'ına göre aşağıdaki parametrelerden iki tanesi belirlenir : Asit kapasitesi pH = 4.3'e kadar = KB 4.asiditesi) Asit kapasitesi pH = 8. m-alkalinite ve p-alkalinite için yapılan titrasyon neticeleri kullanılarak Karbonat sertliği Tablo 2.3 = -m-alkalinite (MO topl.ve p-alkalinite ile karbonat sertliğini hesaplama Suyun asit kapasitesi (KS).alkalinitesi) Baz kapasitesi pH = 4.alkalinitesi) Baz kapasitesi pH = 8. titrasyonlamada tamponlama kapasitesinin iyice düştüğü pH değerlerine karşılık gelmektedir.2.3'e kadar = KS 4.2'e kadar = KB 4.3 m.1.asiditesi) m-alkalinite ve p-alkalinite terimleri metil oranj indikatöründen (renk değişimi pH=4. 30 .2 ve pH = 4.

Kalsiyum karbonat denge konumu bilinirse. Kalsiyum karbonat çözündüğü zaman : Sistemde kalan birleşik CaCO3 çözünürlük katsayısı şöyledir: L ise 31 .8 m x 2.5 m x 0.8 m x 2. CO2 Soğutma suyunda en sık rastlanan durumlar mavi renklidir.1.ve palkalinite [mmol/L] m=p m = 2p m>0.8 m x 2. HCO HCO3− .8 2(m-p) x 2. korozyon veya taş yapma eğiliminden hangisi olduğunu belirlemek mümkündür.5 2− 3 − 3 CO32− HCO3− OH .ve p-alkaliniteden Karbonat sertliği hesaplaması Numunedeki anyonlar Karbonat sertliği hesaplaması Titrasyon neticesi m. 2.1.5 .5 m x 0.1 m.Tablo 2.p<0 [mmol/L] OH − [°dH] 0 m x 2. bir suyun özelliği.4 Kalsiyum karbonat denge konumu Bu konum suyun korozyon mu taşlaşma mı eğiliminde olduğunu belirler.p=0 2p > m > 0 m > 2p m>0. CO CO 2− 3 − m-p m x 0.8 0 m x 0.

Eğer su kalsiyum karbonat denge konumunda değilse ya kalsiyum karbonatı çözündürmek ya da kalsiyum karbonatı çöktürmek eğiliminde olacaktır.2 CaCO3 çözünürlük katsayısının ısıya bağıntısı 32 . Şekil 2. düşük ısıda olduğu bölgelerde ise korozif eğilimde olabilir. bölgesel termik yük artış olan bölgelerde kalsiyum karbonatı çöktürme eğiliminde. yani su kalsiyum karbonat açısından kararlı olmuştur.2 kalsiyum karbonat çözünürlük katsayısının ısıya bağıntısını göstermektedir. Şekil 2.Eğer bir su bu denklemi karşılıyorsa başka hiçbir kalsiyum karbonat ne çökecek ne de çözünecektir. Su. Eriyebilirlik katsayısı L ısıya ve iyonik kuvvetlere bağıntılıdır. Soğutma sistemindeki ısı farklılıklarından dolayı kalsiyum karbonat denge konumu ısının seviyesine göre yön değiştirecektir.

Bu miktar eğer karbonat dengesini sağlamak için gerekli miktardan fazla ise agresif karbonik asit var demektir ve su korozif kabul edilir. Aşağıdaki denklem uyarınca .eğer karbonat dengesini sağlamak için gerekli miktardan az ise CaCO3 çöker. ilk yaklaşımda sabit K sadece ısıya bağlı gibi gözüküyorsa da tuzluluğu yüksek sularda. bikarbonatın ayrışımını engellemek için bir miktar serbest veya bağlı karbonik asit gereklidir. bağlı karbonik asit miktarını aşan kısım agresif karbonik asit olarak anılır. Bu oran Tillmans denklemi ile belirlenir : Sabit K. suyun kompozisyonuna göre de değişkenlik gösterecektir. Tillmans denklemine göre hesaplanan serbest karbonik asit içeriği bağlı karbonik asit olarak anılır.Suyun kalsiyum karbonat dengesinde olması için serbest karbonik asit. 33 . Bu miktar -belli bir ısıda. Bu pH değeri de saturasyon pH'ı (pHS) veya denge pH'ı (pHE) olarak anılır. karbonik asit çeşitlerinin ayrışma ve CaCO 3 çözünürlük katsayısı denge sabitlerini şu formüle göre ilişkilendirir : Bunun sonucu olarak. İyon bağı ile bağlı karbonik asidin diğer bir adı Karbonat sertliğidir. Suyun taşlaşma veya korozif eğilimini değerlendirebilmek için hangi pH'da dengede olacağını belirlemek gerekir. Eğer ilave karbonik asit varsa. kalsiyum ve bikarbonat iyon konsantrasyonları belli bir oranda olmalıdırlar.

34 . Langelier Saturasyon İndeksi (LSI) Ryznar Saturasyon İndeksi (RSI) İndeksler ve hesaplama şekilleri aşağıda verilmiştir.Kalsiyum karbonat denge konumunun korozif veya taş oluşturma eyilimlerinden hangisi olduğunu görmek için iki indeks kullanılır .

( f C + f D ) ( f : faktör ) 35 .3 + f A + f B) .<0 : agresif >0 : CaCO3 çökme eğilimli =0 : kalsiyum karbonat denge konumunda <6 : taşlaşma >6 : korozif pHS = pHE = ( 9.

36 . Ayrıca. Uzmana. Ryznar indeksi tercih edilir. suyun korozif tarafta mı yoksa kalsiyum karbonatı çöktürme eğiliminde mi olduklarını ifade ettiklerini vurgulamak gerekir ve uygun bir şartlandırma belirlemek için ilave önemli soğutma sistemi parametreleri de dikkate alınmalıdır : – – – – – – – – – azami ısı akış süratleri yarı ömür ısı eşanjörlerinin tipi üretim malzemeleri askıda katı madde konsantrasyonu mikrobiyolojik yük organik kirlilik klorür gibi agresif iyonların konsantrasyonu Kalsiyum karbonat denge konumu ile bu parametrelerin titiz bir değerlendirmesi neticesinde uygun soğutma suyu şartlandırması hakkında karar verilebilir. uygun soğutma suyu şartlandırması hakkında karar verirken.Pratik sebeplerden dolayı. soğutma suyu şartlandırması alanında. Uygun soğutma suyu şartlandırma kavramını belirlemede bu indeks çok yardımcı olur. Bu indekslerin sadece gösterge niteliğinde. Diğer taraftan Langelier indeksi içme suyunda davranış belirleme için kullanılır. ekonomik ve çevresel etkenler de önemli rol oynarlar. basitçe fakat yeterli isabetlilik ile suyun hangi kompozisyonunda kalsiyum karbonatı çöktüreceğini veya korozyon beklemek gerektiğini öngörmesini sağlar. kimyasal ve teknik unsurların yanında.

1. CO2 bir degazör ile uzaklaştırılırken anında dekarbonizasyona sebep olur. veya sülfat konsantrasyonu b) Kireçle yumuşatma (taze su hazırlaması) Karbonat sertliği ve karbonik asit şu denklemlere göre uzaklaştırılır : c) Kuvvetli (asit) katyon reçineler ile yumuşatma Hidrojen iyonları katyonların yerini alır. hidroklorik veya sülfürik asit Sakıncaları : artan klorür koroziviteyi de arttırır. sertlik stabilizatörleri ve bunların işleyiş şekilleri ayrı bir bölümde ele alınmıştır. Dolayısıyla.2. Bu yüzden suda mineral asitler vardır. 37 .1. Sertlik yapıcıların (Ca 2+ ve Mg2+) yok edilmesi sodyum çevrimli reçinlerle de mümkündür.5 Kalsiyum karbonat çökmesinin kontrol edilebilirliği a) Asit besleme . d) Sertlik stabilizatörleri ile karbonat sertliğini dengede tutmak Kalsiyum karbonat çökmesini engellemek soğutma suyu şartlandırmasının temel işlevlerindendir.

Ca2+ ve ortofosfat konsantrasyonu analizleri yapılmalı ve ulaşılabilecek en yüksek ısı göz önüne alınmalıdır. kalsiyum fosfat'ınki de Ca3(PO4)2 (Apatit) aşılabilir. taze suda yüksek konsantrasyonda fosfat (PO43−) olduğu veya fosfat içeren su şartlandırma kimyasallarının kullanıldığı durumlarda. Fosfat içeren ürünleri uygulamadan. kalsiyum sertlik. kullanılan ürüne veya yarı ömrüne göre değişiklik gösterebilir. pH ve kalsiyum fosfatın denge noktası. İstenmeyen çökmeleri engellemek için denge pH'ı. ortofosfat konsantrasyonu ve ısı ile bağıntılıdır. Suda azami PO43− ve Ca2+ konsantrasyonları Ca3(PO4)2 çözünürlük katsayısı ile sınırlıdır. Kütle etkisi kanununa göre : Kalsiyum fosfat çözünürlüğü pH ile değişkendir ve düşen pH ile artar.1. Suyun kalsiyum fosfatı çöktürme eğilimi çeşitli hesaplama metodlarının kullanımıyla belirlenir. kalsiyum fosfat çökme ihtimaline karşı. Bu ifade.2. Kalsiyum fosfat çökeltilerinin temizlenmesi çok zor olduğu için. fosfat denge konumu çok yakından takip edilmelidir. pH E geçilmemelidir.2 Kalsiyum fosfat Soğutma sisteminde termik yükün fazla olduğu bölgelerde sadece kalsiyum karbonat çözünürlük sınırı değil. Uygulamada bunun manası : • • • Düzenli olarak Ca2+ ve PO43+ analizlerinin yapılması Isı eşanjörlerinde Tmax kontrolü gereğinde asit besleme ile pH düzeltme 38 .

Demir kökenli korozyon ürünlerinin çökmesi ve ilgili sorunlar geniş olarak 2. Taze su hazırlama işlemleri ile yok edilmemişse soğutma sisteminde oksitlenerek çok çabuk demir hidroksit'e veya demir oksit'e dönüşecek ve büyük topaklar halinde çökecektir.2.5 pH ≤ 7.1. değişik türden kalsiyum sülfat çökmesine rastlanır. 2.4 Demir oksit Ham suların çoğunda.5 pH > 7.5 pH > 7.5 Silikat Silikat çökeltileri kimyasal yollar ile temizlemek neredeyse imkansızdır ama aşağıdaki genel kabul görmüş kurallara uyulursa oluşumu engellenebilir : 1.3 Korozyon bölümünde tartışılacaktır. pH ≤ 7. 2.1. daha yüksek ısılarda ise azalır. özellikle kuyu sularında çözünmüş demir bulunur.1. Çoğunluk soğutma suları şartlarında alçıtaşı çözünürlüğü.5 silikat 200 mg/L SiO2 nin altınta tutulacak silikat 100 mg/L SiO2 nin altınta tutulacak Mg x Si < 40. kalsiyum karbonat çözünürlüğünün yüz kat ve daha fazlasıdır.3 Kalsiyum sülfat Soğutma sistemlerinde. Alçıtaşının çözünürlüğü 40°C'a kadar artar. en önemlilerinden biri alçıtaşı (CaSO 4 x 2H2O) olmak üzere.000* *Mg : mg/L CaCO3 ve Si : mg/L SiO2 39 . 2.000* Mg x Si < 20.

2. 40 .2'de verilmiştir. Tablo 2. Değişik kaynaklı çeşitli katı madde şekli Tablo 2.2 Katı maddelerin sedimantasyonu Soğutma suları neredeyse daima askıda katı maddeler içerir ve bunlar çökerek kritik noktalarda durumu kötüleştirebilirler.2 Olası katı maddeler ve kaynakları Soğutma suyunda çökeltiler Kalsiyum karbonat Kalsiyum fosfat Kalsiyum sülfat Demir oksitleri Silikatlar Diğer kaynaklar Mekanik hava Uçuşan mikrokirliliği organizmalar Kurum Havadan gelen toz Çimento tozu Kum tozu Diğer sanayi tozları Katran Böcek kalıntıları Bitkisel parçacıklar Kül Virüsler Bakteriler Sporlar Lifler Yosun hücreleri Polenler Korozyon ürünleri Flokülanlar Su hazırlamadan gelen katı cisimler Mikrobiyolojik bulaşma Askıdaki maddelerin sudan ayrışarak boruların cidarına çökmesi. oraya taşınmalarına ve akan suyun yırtıcı kesme hızına dayanarak birbirlerine yapışık tutacak adesif güçlerin varlığını gerektirir.

Tablo 2.Yavaş akış süratlerinde boruların yatay kısımlarına nakil. Katı maddelerin sedimantasyonu sadece dispersanların yardımı ile engellenebilir. Bu adezyon güçleri doğa ve kuvvet itibarıyla farklı olabilirler ve partiküllerin boyutları.15 0.5 1. Batan ve düz akımlı bölgeye ulaşan çok küçük bir partikülün zayıf bir adezyonu olacaktır. Şekil 2.3 Akış hızının askıdaki katı maddelerin sedimantasyonu üzerindeki etkisi Olası netice Düşük akış hızı. Yüksek akış süratlerinde. boru iç yüzeylerinin durumu gibi değişkenlerden de etkilenebilirler. düz akımlı katman ile çalkantılı katman arasındaki bölgenin cidarlara yönlenmiş türbülanslı bileşeni taşınımı yapar. ısı eşanjörlerinin tıkanmalarında akış hızı belirleyici bir rol oynamaktadır. şekilleri. Kritik noktalar ancak mekanik olarak temiz tutulabilir. İdeal akış hızı Boru malzemesinin ve muhtemelen varolan korozyon engelleyici tabakanın erozyonu Erozyon korozyonu Akış hızı [m/sn] < 0. Bu doğrultuda. hidrolik açıdan kaygan yüzeyli bir borunun içinde bile akış istikametinde yavaşlayacak 41 . örneğin eğer su ve partiküllerin yoğunluk farkı büyükse gerçekleşir. Katı maddelerin sedimantasyonu engellenemez. taşınan katı malzemelerin bir çökelti oluşturması adezyon güçlerinin varlığına bağlıdır. Partikül.5 – 3 >3 Daha önce belirtildiği gibi.15 – 1 1 – 1.3'ün gösterdiği gibi.

Adesif güçlerin gelişme imkanı artacak ve çökmenin ilk neticelerinden olan boru cidarının kayganlaşması gözlemlenecektir. Böylesi zayıf tutunmalı çökeltiler akış hızındaki ani değişmeler ile kolaylıkla yerlerinden söküleceklerdir. Daha iyi anlatım için dispersanlar ve çalışma şekilleri ayrı bir bölümde açıklanacaktır. Katı maddelerin sedimantasyonunu engellemek için fiziksel ve kimyasal yöntemler uygulanır.ve cidar ile adezyon güçleri geliştirmeden yapışabilecektir. Soğutma suyu tesisatı iç yüzeylerinde biyofilm oluşturucu bakteri varlığı adezyon güçlerinin oluşmasını şiddetle arttıracaktır. çık çevirimli soğutma sistemlerinde. Bu tür çökeltiler biyodispersanların uygulanması ile engellenir. Yağ ve petrol bulaşmasının kirlilikler içinde özel bir rolü vardır. akışkanın cidara yakın tarafında türbülanslara sebep olacak ve sedimantasyonu akımda cephe ve art bölgeler yaratarak etkileyecektir. metal yüzeylere tutunur ve diğer çökelti ve çökmüş malzemeleri bağlar. ısı transferini bozan kalın tabakaların oluşmasında harç vazifesi görür. Kaçaklar (mesela petrokimya sanayiinde) ile soğutma sistemine giren petrol. çökeltileri engellemek için kullanılan başlıca araçtırlar. 42 . Biyofilm. Ayrıca petrol bakteriler için besin kaynağıdır ve mikrobiyolojik etkinliğin artmasına yardımcı olur. Bu yüzden katı maddelerin çöküp çökelti oluşturmasını engellemek için biyosit kullanılması da esaslı önlemlerden biri sayılır. sirkülasyon suyunun %7 oranında bir kısmının filtrelerden geçtiği destek filtreleme ile askıdaki katı madde konsantrasyonu önemli derecede düşürülür. Kimyasallar. Tipik olarak pürüzlü bir boru yüzeyi. Soğutma kulesinin hava girişlerine konacak filtreler de hava kaynaklı kirliliği büyük ölçüde azaltır.

sıvı içindeki sert cisimler sebep olur. Anot Metal iyonlarının elektrolite geçtiği (oksidasyon) korozyona uğrayan metal yüzeyi. Katot Oksidasyon sırasında serbest kalan elektronların elektrolitin elektron alıcıları tarafından tutulduğu (redüksiyon) korozyona uğrayan metal yüzeyi.1 Korozyon Terimler ve Tanımlar Korozyon Malzemenin çevresi ile kimyasal ve elektrokimyasal etkileşime girerek zarar görmesidir. Korozyon hücresi Metaller korozyona uğradığı zaman oluşan elektrokimyasal hücreler. Bir elektrolit vasıtasıyla bağlantıda olan bir anot ve bir katotdan meydana gelir. Erozyon Malzemenin yüzeyinden başlayan mekanik tahribat. 43 . buhar.3 2. Akan gaz.3. Eğer akışkanların içinde patlayan kabarcıklar tarafından meydana gelirlerse kavitasyon olarak adlandırılır.2.

Pasivasyon Koruma katmanları ile metal yüzeyinin korozyona karşı direncini değiştirme (arttırma). Koruyucu tabaka Isı transferini bozmadan korozyon derecesini düşüren kaplama. elektrik akımını iyonik yerdeğiştirme ile aktaran cisimlerdir. Ancak sıvı elektrolitler katyonlar ve anyonlar içerir. katodik veya anodik inhibitörler vasıtasıyla gerçekleştirilir. Lokal hücre Elektrod bölgesi 1 mm2 den ufak korozyon hücresi. Katodik korozyon koruma Elektrokimyasal bir hücrenin katodunu gerçekleştirilen korozyondan koruma metodu.Elektrolit Genel olarak elektrolitler. Katodik veya anodik kutubun reaksiyon büyüklüğünün düşürülmesi. koruyarak 44 . Korozyon inhibitörü Agresif ortamlarda malzemelerin korozyonunu önleyen veya geciktiren madde.

Bunu gerçekleştirirken metal elektronlar bırakır ve metal iyonuna dönüşür. ilk serbest kalan metal iyonlarının tali reaksiyonlar ile tutulmaları ve oluşan korozyon ürünü → 2H2O (Oksijen korozyonu) → H2 (Hidrojen korozyonu) 45 . Elektronların metal içinde serbest hareketlerinden dolayı.→ 4OH− (Oksijen korozyonu) O2 + 4H+ + 4e2H+ + 2eTali reaksiyonlar Kısmi elektrokimyasal reaksiyonların tepkime ürünleri tekrar kendi aralarında veya başka su bileşenleri ile reaksiyona girebilirler. metal katyonların kristal kafeslerden çözeltiye transferinin ayrı bir bölgede gerçekleştiği olasıdır. Kısmi anodik reaksiyon Metal korozyonunun görüntü olarak bir çok şekli olmasına rağmen sebebi metallerin daha düşük bir enerji durumuna geçme (örneğin okside olma) eyilimleridir.2. Me → Me2+ + 2 eKısmi katodik reaksiyon Anodik reaksiyon ile serbest kalan elektronlar metal üzerinden aşağıdaki reaksiyonların baskın olduğu katodik bölgelere geçerler : O2 + 2H2O + 4e. Uygulamada.2 Elektrokimyasal yaklaşım Metalin çözünmesi genellikle elektrokimyasal bir proses olarak tarif edilir. Metal katyonların çözeltiye transferi anodik reaksiyon (tepkime).3. elektronların elektron alıcıları tarafından tutulması ise katodik reaksiyon olarak tanımlanır.

Bu potansiyel hakkındaki bilgi onun korozyona yatkınlığını gösterme açısından yetersiz kalabilir zira tali reaksiyonların korozyon ürünleri de önemli rol oynarlar. Mesela aluminyum ve krom. Şekil 2.3 Bir korozyon hücresi şeması Fe → Fe 2+ + 2e2e. sıvı ortamlarda.+ ½ O2 + H2O → 2OH− 2Fe2+ + 4OH− + ½ O2 → 2FeOOH + H2O (pas) oksijen fakiri anot oksijen zengini katot sonraki reaksiyon Oksijen redüksiyon (indirgeme) potansiyeli (ORP) bir metalin ne kadar asil olduğunu gösterir. Aktif anti-korozyon önlemleri genellikle tali reaksiyonları etkiler ve koruyucu tabakaların oluşmasına katkıda bulunurlar Korozyon prosesini Şekil 2. 46 .3 resimlemektedir. daha sonraki korozyon saldırılarından koruyan ince ve yoğun oksit tabakaları oluştururlar ve bu pasivasyonlayan oksit tabakaları onları olduklarından daha asil gibi gösterirler.tabakaların daha sonra yeni korozyon saldırılarına karşı koruyup koruyamadıkları önemlidir.

Şekil 2. Şekil 2.4'de görüldüğü gibi artan normal elektrod potansiyeline göre sıralı bir metal listesine elektromotiv dizi denir.Bir metalin elektrokimyasal potansiyeli onun metal erimesi ölçüsünün esas gücüdür.4 Bazı metallerin elektromotiv dizileri (suyun içinde) 47 .

48 . muhtemelen koruyucu katman olan sıvı film tabakasından yayılan oksijen miktarı.3. akış hızına ve korozyon reaksiyonunun oksijen tüketimine bağlıdır. oksijenin de varlığında demir2 iyonlarının oksitlenmesi daha düşük çözünürlüklü demir3 bileşikleri ile sonuçlanacaktır. Bu da metal gövdesinin katot bölgelerinde aşağıdaki denklem uyarınca pH yükselmesine yol açacaktır : Eğer bikarbonat iyonları varsa bu defa şu denklem uyarınca karbonat iyonlarının artmasına sebep olacaktır : Böylece çözünmez karbonatların oluşması kayrılacaktır. oksijenin yanısıra korozyon ürünlerinin naklini de engellediklerinden daha da önem kazanır. koruyucu tabakalar. katotda. Oluşan koruyucu katmanların yoğunluğu.2. OH− oluşturarak veya H+ iyonlarını tüketerek oksijenin indirgenmesidir. Demir bazlı malzemeler işin içindeyse. Ayırt edici özelliği. katotda pH yükselmesi ile inhibitörün çökmesi ve katot bölgesinde koruyucu bir film tabakası oluşturulmasına dayanır. Oksijen korozyonu için gerekli oksijenin yüzeye taşınması yayılma bazlı bir eylem olduğuna göre. Bu nedenle Zn2+ gibi katodik inhibitörlerin etkisi.3 En önemli korozyon çeşitleri Oksijen korozyonu Demir korozyonunun en yaygın tipi olduğu için oksijen korozyonunun pratik önemi çok büyüktür. ısıya. oksijenin sudaki konsantrasyonuna. kendi gelişmelerini ve içlerinde oluşan değişim tepkimelerini etkilemektedirler. Bu nedenle.

Hidrojen korozyonunun oluşması için oksijen hemen hemen hiç olmamalıdır ve bunun da düşük hidrojen konsantrasyonlarında (örneğin pH>7) hafif ve yüzeye dengeli dağılmış bir korozyona sebep olma gibi bir avantajı vardır. çinko ve demir korozyonunda aşağıdaki denkleme göre mümkündür : Bu proses bir çok aşama ile devam eder. Elektromotiv diziye göre bu tepkimeler. korozyonun şiddetinde olan değişikliklerden etkilenmeden. Genel korozyon Genel korozyon. hidrojen iyonları. 49 . Bundan dolayı buhar kazanı besi suyu ve ısıtma sistemlerine çoğunlukla sadece oksijeni tamamen yok edici ve pH'ı yükseltici şartlandırmalar yapılır.Hidrojen korozyonu Oksijensiz sıvı ortamda. katot bölgelerde hidrojene dönüştürülürler. metalin yüzeye paralel olarak kalkmasıdır.

Mikrobiyolojik kaynaklı korozyon (MIC) Soğutma sistemlerinde bakteri kaynaklı korozyon çoğunlukla hafife alınır. Bu bağlamda en önemli bakteriler ve bunların korozyon etkileri aşağıda açıklanmıştır : Sülfat indirgen bakteri (SRB) Anodik reaksiyon Katodik depolarizasyon (bakteri) Korozyon ürünleri Sülfür tüketen bakteri (korozif) Azotlayıcı bakteriler Demir bakterisi . (koloidal) 50 .

Korozyonun işlemesi genel korozyonun gösterdiğinden 10 ila 100 kat daha fazla olabilir. korozyon ürünleri ve onların çökmeleri tarafından sabitlenebilirler. Pitting korozyonunun mekanizması hakkında bir çok araştırma ve teori bulunmaktadır ama bütün malzemelere ve şartlara uygulanabilen kesin ve tatmin edici bir netice elde edilememiştir. Bundan dolayı anotda aşırı bir pozitif akım oluşur ve klorür iyonları çökeltilere anotda nüfuz ederek klorür konsantrasyonunu artırılar. 51 . aerasyon (havalandırma) hücreleri oluşur ve daha fazla havalandırılan bölgeleri katotlaştırırlar.Pitting korozyonu Pitting korozif saldırının bölgesel bir şeklidir. Uzun bir süre nedeninin değişik elektrolit konsantrasyonlu korozyon hücreleri olduğu düşünülmüş. ama günümüzde aşağıdaki prosesin de pitting korozyonunun görülmesinde önemli bir payı olduğuna inanılmıştır : Çökeltiler altında oksijen çabucak tükenir ve akış olmayan bölgelerde gibi indirgenmeler artık meydana gelemez. Pitting'in görülebilir boyutlara gelmesi için belli bir başlangıç ve gelişme süresinin geçmesi gereklidir. örneğin demir için şeklinde gerçekleşir. Ağırlık kaybına göre ölçülen toplam korozyon asgaride görülmesine rağmen delinmelerden dolayı aksamalara sebep olur. Anot ise sadece daha az havalandırılmış olmakla kalmaz ve metal erimesi. Bazen çukurlar küçük ve fark edilmeleri zordur ve bazı durumlarda genel korozyon tarafından gizlenebilir. Oksijen konsantrasyon farklılıklarından dolayı yeni bir tanım. Özelliği bir bölgede metal yüzeyinde küçük çukurlar (çukur : ingilizce pit) oluşurken diğer yüzeyler korozyondan neredeyse tamamen arınmıştır.

Klorür şu denkleme göre hidrolizlenir : Cl− ve H+ iyonları demirin erime hızını daha da artırır. Kontakt korozyonunda. Çözünmüş oksijenin yayılmasına değişken bir direnç oluşacağı için kanal şeklinde bir tip korozyon da gerçekleşebilir. artan klorür metal erimesini artırır. vs. vs. Bölgesel olarak pasivasyon filmine nüfuz eden ve erimelerine yardım eden klorürler tarafından hücuma uğrayan metaller tahrip olabilirler. Suyun içinde aşırı birikmeden veya çökelti altı zenginleşmeden dolayı klorür konsantrasyonu kritik bir seviyeye ulaştığı zaman pasivasyon etkisizleşir ve bu noktalarda metalin aktif erimesi gerçekleşir. Bu proses oto-katalitiktir yani klorür iyonlarının nüfuz etmesi artan metal erimesi ile çoğalır. Bu tür korozyon. 52 . Oksijen tüketen mikroorganizmaların bölgesel birikimi de aerasyon hücrelerinin oluşmasına yol açabilir. çevresindeki geniş katodik bölgelerin etkilerinin ve sıvıya nazaran elektrolitik kompozisyondaki farklılıkların meydana getirdiği toplu iğne başı gibi delikler çabucak derinleşir ve çukurlara dönüşür. ağırlıklı olarak yüksek alaşımlı çelikte ve aluminyum malzemelerde görülür. pasivasyon filmi oluşturan ve korozyona dayanıklı kabul edilen metallerde özel bir bölgesel korozyon şeklidir. Pratikte zarar görmüş veya homojen olmayan koruyucu tabakalar bölgesel oksijen konsantrasyonu farklılıklarına dolayısıyla da aerasyon hücrelerinin formasyonuna sebep olabilirler. Pitting.

örneğin çinko deniz suyunda çeliği korurken bakır veya pirinç aynı ortamda çeliğe saldıracaktır. sadece bir bileşenin tahrip olduğu korozyona selektif korozyon denir. Selektif korozyon Tek fazlı. Çinkosuzlaşmanın sebebi. İyi bilinen bir örnek olan pirincin çinkosuzlaşmasında sadece çinko alaşımdan çıkar ve geriye gözenekli.Kontak korozyonu İki değişik metal. Korozyonun derecesi. su ve malzemenin niteliği arasındaki bağlantı ve diğer aşamaların detaylandırılması hala tam olarak anlaşılmış değildir. bakırda zengin. sıvı ortamda. çok bileşenli bir üründe. daha az asil olan hücuma maruz kalacak olandır. Bu korozyonun şiddetinin bir ölçüsü anotdaki cereyanın yoğunluğudur. Ara yüzeyde malzeme kompozisyonunun değişmesidir. Bu sebepten dolayı küçük anotlar (demir gibi) büyük katotlar (bakır) ile temasta olursa tersi duruma nazaran çok daha çabuk korozyona uğrayacaktır. 53 . elektrolitik bir hücre oluşur. değme yüzeyi ve olguya karışmış metallerin elektromotiv güçlerine göre değişir . mekanik dayanıklılığı düşük bir yapı kalır. Uygulamalarda sıklıkla kullanılan bakır ve çelik metalik kombinasyonları korozyona yatkındırlar. aralarında koruyucu bir engel olmadan birbiri ile temas halinde ise.

1000 1000 . Tablo 2. soğutma suyunun sülfat konsantrasyonudur. Buradan hareketle.2000 > 2000 Betona karşı agresivite Yok Az Orta Ağır Çok ağır 54 . sülfat konsantrasyonu sınırlanarak bu tür korozyon kolaylıkla kontrol altına alınır. korozyona dayanıklı beton komponentleri kullanılabilir veya koruyucu kaplamalar uygulanabilir.4 Betona sülfat saldırısının değerlendirilmesi Sülfat konsantrasyonu [mg/L SO42−] < 150 150 .4'e göre değerlendirilebilir.500 500 . Eğer bu mümkün olamayacaksa.Beton korozyonu Soğutma kuleleri ve soğutma kulesi havuzları sıklıkla betondan yapıldıkları için bu tür korozyonun açık çevirimli soğutma sistemlerinde özel önemi vardır. Suyun betona karşı agresifliği Tablo 2. Beton korozyonunun şiddetini belirleyen.

Eğer oksit asidik ortamda eriyenden ise metal aynı ortamda çabucak korozyona uğrayacaktır.1 pH değeri Diğer parametrelerin korozyona etkisi Kimyasal etkenler pH'ın metaller üzerinde tesirini belirleyen. En düşük korozyon hızları. Şekil 2. Zn için pH= 11.2.3. Al için pH=6. karşılık gelen metal oksidin davranışıdır. Bunlara karşılık gelen metaller “anfoter” olarak anılırlar ve orta pH'lar en stabil oldukları değerlerdir.4. Bazı metal oksitler hem asidik hem de alkalin çözeltilerde erir.5 en üstteki asil metaller.5.3.5'lardadır. Elektromotiv dizide etkilenmezler.4 2. Anfoter metalllere örnek aluminyum ve çinkodur. Eğer oksit alkalin çevrede çabucak eriyenden ise korozyon derecesi bu pH'larda yüksek olacaktır. pH'dan pH'ın karbon çeliği korozyon hızına etkisi 55 .

demir -özellikle karbon çeliği. klorür iyonları –ve daha düşük ölçüde sülfat iyonları– pasif katmanları geçip aktivitesi yüksek anodik bölgeler yaratabilirler. Aksine. Tam doygun çözeltilerde bazı tuzların çökelmesi korozyondan koruyucu bir katman oluşturabilir.Şekil 2.5'de gösterildiği gibi. alkalinite ve sertlik yapıcı iyonların korozyondan koruyucu etkileri vardır.pH 4'e kadar asitte eriyen metal davranış biçimi gösterir. toprak. Askıda katı maddeler Çamur (tortu). yeni bir pH artışının tekrar korozyon hızlarını artırdığına göre. Suda var olan iyonların korozyon hızına etkisi değişiktir. anfoter metal davranışı sergilemektedirler. 56 . Bu noktada demir ve karbon çeliği.5 – 10 pH aralığında korozyon hızı pH'dan fazla etkilenmez ama ek bir pH artışı korozyon hızını pH 12'de en aza indirir. suyun tuz konsantrasyonunun veya iletkenliğinin artışı ile fazlalaşır. Çözünmüş tuzlar Normal ısıda. kirlilik ve diğer partiküller sisteme taze su ile veya soğutma kulesinde “havanın yıkanması” ile girebilir. 4. düşük sertlikli doğal su ile temasta bulunan metalin korozyon hızı. Bu malzemelerin çöktüğü bölgelerde sonuç olarak korozyona yol açacak aerasyon hücreleri oluşabilir.

Normalde proses kirliliklerinden.amonyum kompleksi bakıra karşı çok koroziftir ama pratik nedenlerden. amonyum tarafından başlatılabilecek olası mikrobiyolojik kaynaklı korozyonun daha büyük önemi vardır. Bu gaz.1. Safsızlıkların veya su şartlandırma programlarının neticesi. başka gazlar da var olabilir. Bu gazların korozyona etkileri 2.4 “Kalsiyum karbonat denge konumu” bölümünde konu edilmişti. 57 .1. Amonyum Amonyum –oksitleyici maddelerin varlığında– özellikle bakırı korozyona uğratır : Sonuçta oluşan bakır . İkinci olarak da demire karşı katodik davranan ve galvaniz korozyonu yapan ferro sülfür formasyonuna sebep olur. asidik bir reaksiyonu olduğu için bundan kaynaklanan düşük pH değeri koroziftir. özellikle rafineri ve petrokimya sanayiinden kaynaklanır ama sülfat indirgeyen bakterinin (SRB) sülfatı indirgemesi ile de oluşur. korozyonu iki şekilde artırır. hidrojen sülfür ve klordur. tipik örnekler amonyum.Çözünmüş gazlar Normal olarak karbon dioksit ve oksijen gibi gazlar suda çözünmüş olarak bulunurlar. Hidrojen sülfür Hidrojen sülfür soğutma sistemine girebilecek en tehlikeli gazlardandır.

Bir çok metalde korozyondan koruyucu filmin oluşması engellenir.Bakır bazlı alaşımların varlığında. eğer sulfür konsantrasyonu 0. 58 .1 mg/L'yi geçerse koruyucu tabakaların oluşumu tamamen engellenir. Sistemde hidrolizlenir ve hidroklorik asit ile hipoklorik asit oluşturur : Dolayısıyla pH düşerek koroziviteyi artırır. Klor Klor gazı soğutma sistemlerinde mikrobiyolojik kontrol için yaygın olarak kullanılır.

Şekil 2. Sözgelimi.3. kullanma suyu devresinde ısının 15°C'den 80°C'ye çıkması korozyon hızının %400 artmasına neden olur. Isı yükselirken bu eğilim 60°C'ye kadar devam eder.2 Isı Fiziksel etkenler Korozyon hızı ısıyla artar. Bakınız Şekil 2. Bu ısının üstüne çıkılınca çözünmüş oksijen kaybı ağır basmaya başlayacak ve korozyon hızı düşüşe geçecektir. oksijenin çözünürlüğü ısıyla azalsa bile korozyon hızlanır çünkü daha büyük miktarlarda oksijen metal yüzeyine ulaşabilmektedir. açık su devrelerinde.6.4. Genellikle difüzyon ısıyla artar ve daha çok çözünmüş oksijen katodik bölgelere ulaşabilir. Bundan dolayı.2.6 Isının açık çevirimli su sistemlerinde korozyon hızına etkisi 59 .

Re > 2320 akış turbulanslıdır. Şekil 2.7'de boru içinde iki akış türü gösterilmektedir. Bir metal parçası üzerindeki ısı farklılıkları. örneğin galvanize çeliğin çinko tabakası yaklaşık 66°C'de katotlaşır ve artık korozyona karşı koruma sağlayamaz. Bu olgu. artan oksijen difüzyonu korozyon hızının ısıyla sürekli artmasına yol açar. daha sıcak olan kısımların anotlaşmasına ve tabii daha soğuk olanların ise katotlaşmasına sebeptir. Bazı metaller ve alaşımlar artan ısı ile elektrik potansiyellerini değiştirirler.Kapalı devrelerde oksijen uçup gidemeyeceği için. neden ısı transferi eşit dağılmamış sistemlerde korozyonun oluştuğunu açıklamaktadır. Akış hızı Reynolds sayısı ile ayrıştırılan akışlar. Sadece korozyon tepkileşimleri oksijeni tüketmeye başladığı zaman korozyon hızı düşmeye başlar. Şekil 2. akış hızı [m/sn] boru çapı [m] ortamın kinematik viskozitesi [m2/sn] (normal şartlarda su için ≈10-6 m2/sn) Eğer Re < 2320 akış laminer.7 laminer akış turbulanslı akış 60 . laminer ve turbulanslı olarak iki şekilde tanımlanır.

İki değişik yoğunlukta taneciğin bitişik olması da korozyon hücreleri oluşturabilir. Ancak akış hızı daha da yükseldikçe koruyucu film oluşması erozyondan dolayı gittikçe kötüleşir. Tüm yüzeylerde çizikler. Korozyon için gerekli oksijen. Homojen olmayan bölgeler veya kristal yapıda farklı metal alaşımlar içerme. galvaniz hücrelerin formasyonuna yol açar.Türbülanslı akış şartlarında metal yüzeyinde ince bir film bulunur. Metalürji Metal yüzeyleri hiçbir zaman tamamen bir örnek ve düz değildir. Bu bölgeler de o zaman anotlaşır. Bu sistemleri korumak zordur veya sadece çok yüksek inhibitör konsantrasyonu ile korunabilir.3 Kontak korozyonu bölümünde tartışılmıştır. Gerilim altındaki parçalar dış kristallerinde anodik bölgeler oluştururlar. sıvının içinde çok rahatlıkla yayılır ama koruyucu filmin sağladığı kontrollü difüzyondan dolayı hemen hemen hiçbir zaman yüzeye ulaşamaz. inhibitörlü suda artan difüzyonun aynı zamanda yüzeye daha fazla inhibitör getirmesi ile dengelenir. 61 . bu olgu. Yavaş akışlı soğutma sisteminlerinde veya fasılalı işletimlerde difüzyonla yüzeye daha az miktarda inhibitör ulaşır. Farklı metaller Farklı metalleri bağlantılı yapmanın sonuçları 2. bu filmi inceltip daha fazla oksijeni yüzeye ulaştırsa da.3. çatlaklar. Artmaya devam eden akış hızı. vs şeklinde bulunan kusurlarda. elektron kaybetme ve metal iyonu oluşma ihtimali artar.

Bu da kabaca bir açık çevirimli soğutma sisteminin ısısıdır ve biyofilm oluşturucu bakteri. besin kaynağı oluşturabilir. mikroorganizmaların miktarı. Yine de şartlar elverdiği zaman. birkaç mikroorganizma. yağ.2. ısı eşanjörlerinde SRB ve soğutma kulelerinde yosun için en iyi sıcaklıklardır. taze su kalitesi ve soğutma kulesinin çevresindeki havada bulunan parçacık konsantrasyonuna bağlıdır.4. Yüzey suları taze su için kullanıldığı zaman çok büyük sayılarda mikroorganizmanın yanı sıra gıda da içeri alnacaktır. kısa sürede yoğun tıkanmalara sebep olacak bir olguyu başlatabilirler. amonyum proseslerinden de gelebilir. mikrobiyolojik üremenin sorun yaratabileceği birçok bölge vardır. Gıda arzı. korozyona sebep olan. petrol. Hava ile gelen mikroorganizmaların çoğunluğu üremeye fırsat bulamadan yok olacaklardır. ısı eşanjörlerinin tıkanması ise biyofilm oluşturan. yüzey aktif madde.4 2. bitki kalıntıları ve çevre havasının yıkanmasından çıkacağı gibi. özellikle yosun.1 Biyolojik yaklaşım Mikroorganizmaların soğutma sisteminde çoğalması Soğutma sisteminde. spesifik bir cins mikroorganizma aktif olmaktadır. Mikroorganizmaların ana kaynağı taze su girişi ve soğutma kulesinde havanın yıkanması ile çıkan tozlardır. Ölü mikroorganizmalar. tesisin belli bölgelerinde. sülfat indirgeyen bakteriler veya demir bakterileri tarafından gerçekleştirilmektedir. böcek. eski soğutma kulelerinde ahşap kısımların çürümesine özel bir mantar sebep olurken. Mikroorganizmaların çoğunluğu için en iyi üreme ısısı 20 ila 40 °C arasıdır. alkol. 62 . bunlardan bir tanesi suyun kendisidir. soğutma kulesi dolgu ve damla tutucularında mikrobiyolojik üreme belli bir yosun türü tarafından. Başka gıda kaynağı toz. Nitekim. Çoğunlukla. Dolayısıyla. Mikroorganizmaların gıdası da değişik kaynaklardan gelir. otomatik olarak uzun yarı ömür ve yüksek konsantrasyon sayısı ile artacaktır.

2. biyositlerin kullanımı ile kabul edilebilir seviyelere indirilmelidir. soğutma kulesinin iç ısısı ortam hava sıcaklığına bağlıdır. Ilıman bölgelerde soğuk mevsim boyunca soğutma kulesinin iç ısısı. Soğutma sistemlerinde mikroorganizmalar için en uygun pH değeri nötr ile hafif alkalin arasıdır.2 Bakteriler Bunlar soğutma kulelerinde en önemli mikroorganizmalardır.4. Bakteriler kompleks biyofilmler oluşturarak biyolojik kirlilik ve MIC'e sebep olurlar. yosun üremesi ideal ısısının belirgin şekilde altında olacaktır. diğer organizmaların da besin kaynağını azaltacağından. Kışın. 63 . Gıda konusunda bakteriler yosuna nazaran daha isteklidirler. Yosunun azalması. yosun üremesi için önemli olan ışığın parlaklığı da belirgin şekilde azalacağından bu organizmalar hemen hemen hiç çoğalamazlar. Dolayısyla. İnorganik maddelerin yanında organik maddelere de metabolizmaları için ihtiyacları vardır ama eser miktarlar bile yoğun üremelerine yetebilir. soğuk mevsimde mikrobiyolojik problemlerin daha az sorun yaratıcı olmalarının nedenlerinden bir tanesidir.Tabii olarak. endüstriyel soğutma sisteminde üremeleri.

Biyofilm ve çamur katmanlarının yaratabileceği başka bir problem. Polisakkaridlerden oluşan bu sümüksü katmanlar az veya çok güçlü bir şekilde hücreye bağlıdırlar ve mikroorganizmanın hücre yapısına destek veya rezerv olurlar (hücredışı polimerik maddeler).1 Biyofilm oluşturan bakteriler Birçok bakterinin hücre duvarları. değişik kalınlıklarda hidratlı malzeme ile kaplıdır. bunun neticesinde de yüzeye yakın yerlerde oksijensiz ortamlar yaratılacaktır. Bu çok katmanlı sümüksü biyofilmler soğutma sistemi duvarlarının büyük bir kısmını kaplayabilirler. korozyon inhibitörleri yüzeylere ulaşamaz ve son aşamada eşanjör boruları tamamen tıkanabilir.2. Bu şartlar sülfat indirgen bakterilerin (SRB) gelişmesi için en uygun ortamdır. korozif aktivitesi olan bazı bakterilere ideal ortamı sağlamaktır: bu katmanların içindeki bakterinin metabolizması için oksijene ihtiyacı vardır.4. Hücre bölünmesinden sonra da hücrelerin bibirinden ayrılmasını engeller.2. 64 . Bu biyofilm tabakası biyosidlere de karşı önemli koruma sağlar. Bu biyofilm kitlelerinin neticesi olarak ısı transferi azalır. dolayısyla katmanların içinde bir oksijen değişimi oluşacak. Sümüksü katmanlar bu hücrelerin yüzeylere yapışmasını sağlarlar. Antimikrobiyal maddeler biyofilm tarafından etkisizleştirilir veya içerilere nüfuz edemeden (örneğin okside edici biyositler) sadece yüzeyde çalışırlar.

gri veya bakteriyi portakal korur Zor renginde öldürülür Isı:20-40°C pH : 5-8 Aerobik sporlar oluşturur Basilus subtilis Basilus cereus 65 .Tablo 2.4 Metal Sarı – gri yüzeyleri inhibitörden izole eder Azalmış ısı transferi Biyofilmimsi Biyofilm Lifli olabilir Tıkanma Korozif Sarı.5 Soğutma sistemlerinde biyofilm oluşturan bakteriler Organizma Fiziksel özellikler Problemler Uygun ortam Türler Biyofilm oluşturucular Spor oluşturmayan Kapsüllü aerobiyont Psödomonas Flavobakteryum Aerobakter Enterobakter Mukoyid Klebsiella Proteus Biyofilmimsi Tıkanma Isı:20-40°C küme Korozif bakteriyi pH : 4–8 Sümüksü korur ideal : 7.

4-9. Soğutma sistemlerinde çoğunlukla sülfat indirgen türler baskın öneme haizdirler.2 Korozif bakteriler Mikrobiyolojik Kaynaklı Korozyon (MIC). sülfür bakterisi. Tablo 2.6 Türler Soğutma sistemlerinde korozif bakteriler Organizma Fiziksel özellikler Kahverengikırmızı çamur Lifli yapı.5 Korozyon Korozyon Isı: 20-40°C pH : 1-6 Korozyon Isı: 20-40°C Korozif Demir çöktüren Gallionella Krenotriks Leptotriks Spaerotilus Streptomices Tiyobasilus Tiyooksidan Sülfürik asit yapıcı Nitrik asit yapıcı Sülfat indirgen Aerobiyont Nitrobakter Aerobiyont Nitrozomonas Desulfovibrio Klostridiyum Tiyobasilus Siyah çamur Klostridiyum spor yapıcı Anaerobiyont Korozyon Isı: 20-0°C Çinkoyu çöktürür pH: 5 . Aerobiyont Sorunlar Uygun ortam Tıkanma Isı: 20-40°C Demir (10-60°C) oksit çökmesi pH :7. demir bakterisi ve azotlayıcı bakteriden kaynaklanır. Tablo 2.2.6 korozivite bakımından en önemlilerinin bir derlemesini vermektedir.2.4. sülfat indirgen.5 oluşumu Koku 66 .9 Gaz ideal: 7.

Eğer SRB oksijensiz ortamdan oksijenli bir ortama taşınırsa metabolizmasını durdurur ama hemen ölmez. Kükürt. bunun da manası SRB'nin soğutma suyunun deydiği yerlerde veya soğutma kulesinde değil ama aksine oksijenin nüfuz edemediği biyofilm ve çamur katmanlarında bulunmakta olduğudur. Oksjensiz ortama döndüğünde tekrar çoğalmaya başlar. çok geçişli soğutma sistemlerinin yaklaşık üçte birinde bulunur. 67 .Sülfat indirgen bakteriler Sülfat indirgen bakteri (SRB). anotdan açığa çıkan ferro demir (2) ile reaksiyona girer ve ferro sülfür oluşur (4). SRB'lerin dahil olduğu aşamalarından oluşur : korozyon prosesi Katot Anot Bakteri şu reaksiyon Bir korozyon hücresinin katotundan gelen atomik hidrojen (1) vasıtasıyla örneğin Desulfovibrio. Oksijensiz ortamlarda çoğalabilirler. Bu bakteriyel hareket korozyon hücrelerinin sürekli depolarizasyonuna sebep olur ve bundan dolayı kendi kendine yayılan bir korozyon meydana gelir. sülfatı kükürde indirger (3).

Demir bakterisi Bazı durumlarda, çelik yüzeyi korozyon artışına sebep, demir bakterisinin etkisidir. Yapılan mikroskopik analizlerde görülmüştür ki pas tüberkülleri içinde yapısallaşmış ferik oksit yanında demir bakterisi Gallionella feruginosa tarafından üretilmiş kristal yapısı olmayan ferik oksit çökeltileri de bulunmaktadır. Demir bakterisi ifadesi, ortak noktaları, çözünmüş oksijeni kullanarak demir2'yi demir3'e okside ederken enerjiyi tutan çeşitli türden bakterileri içerir.

Nitrit bakterisi Nitrosomonas ve Nitrobakter tarafından amonyumun oksidasyonu ile üretilen nitrik asit, pH'ın düşmesine ve bu noktalarda koruyucu katmanların tahrip olmasına sebep olur ve bunun neticesi de tipik pitting'dir.

68

2.4.2.3

Lejyonella

Lejyonella bakterisi, ısısı 10°C'nin üstünde olan Dünyadaki tüm yüzey sularında bulunur. Bu sebepten hem içme hem de soğutma suyunda rastlanırlar. Tek başına Lejyonella sistemlerde maddi zarara yol açmaz ama Pneumococcus ile birleştiklerinde zatüre yapan en yaygın patojeni oluştururlar. Bilinen yaklaşık 35 değişik Lejyonella türünün yarısı patojeniktir. Bazı bakteriler antibiyotiklere karşı özellikle dirençlidir. Bu tür, bağışıklıkları zayıflamış insanlarda, ölümcül olabilecek bir hastalığa yol açarlar. Lejyonellaya, havada asılı kalan ve duş, klima, soğutma kulesi kaynaklı bakterilerin akciğerlere girmesi sebep olur. Antibiyotik veya biyosid kullanılmadığı zaman, kanda veya suda yapılan Lejyonella sayımında, yaklaşık her 4 saatte bir, 2 kat arttığı görülür. Üreme ideal ısısı 30-40°C 'dir. Lejyonella bakterisi 10°C'nin altında ve 60°C üstünde ölür. Lejyonellaya karşı en etkili biyositler oksidan olanlarıdır ve 0,5 ila 1,5 arası serbest klor veya ozon çarçabuk Lejyonellayı öldürür. Ancak, Lejyonella amib ve paramecium gibi basit organizmaların içine de yerleşebilir. Konuk eden hücre ölse dahi içerde Lejyonella yaşamaya ve çoğalmaya devam edebilir. Bu durumlarda 10 mg/L şok dozaj bile bakteriyi öldürmeye yetmez Bakteriye karşı en etkili metod soğutma sistemini sürekli ozonlama olacaktır. İngilterede yaklaşık 10.000 irili ufaklı soğutma sistemine Lejyonella testi yapılmış ve %5 ila 10'unda yüksek sayı bulunmuştur. Normalde soğutma suyunda Lejyonella konsantrasyonu 10-1000 CFU/mL dir. Bu güne kadar yasal limit değer konulmamış olmasına rağmen Uluslararası araştırmalara ve ileri gelen soğutma kulesi imalatçılarına göre artan enfeksiyon riski içeren konsantrasyon olarak 100 CFU/mL kabul edilmiş ve bu değerin üstünde Lejyonella konsantrasyonlarına yoğun biyosit uygulamaları tavsiye edilmiştir.

69

2.4.3

Yosun

Yosuna, soğutma sisteminin ilk işgalcisi olarak bakabiliriz. Yiyecek konusunda ihtiyaçları gayet mütevazıdır ve fotosentez için gerekli karbon dioksit ve ışık şeklinde enerji haricinde suda normal olarak bulunan eser miktardaki elementler ile inorganik tuzlar en iyi şekilde üremelerine yeterlidir. Yosunun metabolizması için organik bir ortama ihityacı yoktur. Bu özellikler, soğutma kulesi havuzu ve dolgu maddeleri içini yosunun tercih ikametgahı yapmaktadır. Buralarda, yeterli ışık enerji ve soğutma suyunun yoğun hava ile temasından dolayı uygun karbon dioksit konsantrasyonunu bulacaktır. Mikroskopik organizmalar olan yosunlar, uygun şartlarda basit hücre bölünmesi ile çoğalırlar. Böyle bir bölünmeden sonra bebek hücreler koloniler halinde birleşebilirler. Bazı yosunların, yüzeylere, sümüksü hücre kaplaması ve lif gibi kollar ile tutunma yetisi vardır. Bir kaç bölünme adımından sonra soğutma kulesi havuzu, dolgu maddeleri ve platformları kapladığı gözle görülür. Belirtilen sebeplerden dolayı çoğalma ve kirlenme sadece soğutma kulesinde oluşur. Isı eşanjörleri ve kondenserler etkilenmezler yeter ki yoğun biyosit uygulamalarından kaynaklanan yosun kitleleri mobilizasyonu gerçekleşmesin. Görünür yosun herzaman uygun mikrobiyolojik ortam varlığının işaretidir çünkü ölen yosun koloniden kopacak ve organik safsızlık olarak soğutma sistemi boyunca çökecektir. Bir müddet sonra ölü yosun dekompozisyona uğrar ve bakteri ile mantarlar için uygun gıda kaynağı oluşturur. Bunun için yosun kontrolü, soğutma sisteminde mikrobiyolojik üreme ile başa çıkmak için önemli bir adımdır. Endüstriyel soğutma sistemlerinde rastlanan yosun öncelikle düşük evrimli çeşitlerden, örneğin mavi ve yeşil gibi türlere aittir. Tablo 2.7

70

yapışkan. kauçukumsu.7 Soğutma sistemlerinde yaygın olarak rastlanan yosun türleri Organizma Fiziksel özellikler Nisbeten büyük organizmalar.9 71 .Tablo 2.5-8.5-8.9 beslemesini engeller Tıkanmalara sebep olur Korozyon bakterisini korur Mavi-yeşil yosun Klorokkus Osilatoria Anasistis Stikokokkus Formidium yukarıdaki Isı: 35-40°C gibi (yeşil yosun) pH : 6-8. peltemsi Mavi ve mavi yeşil renkli Yaşamak için ışığa ihtiyacı var yukarıdaki gibi (yeşil yosun) Türler Sorunlar Uygun ortam Yeşil yosun Klorokus Ulotriks Spirogra Sinedra Senedesmus Aşırı Isı: 30-35°C bitkilenme su pH :5.9 Diatoma Siklotella İskeleti için Navikula SiO2 Fragilaria kullanır Asterionellas Diatoma Isı: 18-35°C pH: 5.

4 Mantar Mantarlar klorofilsiz bitkilerdir ve yosun gibi kalın selülozik bir zar ile farklılaşırlar. Gövdenin içine ulaşamayacağı için biyosid ile mantar kontrolü mümkün değildir. cinsiyetsiz bitkisel hücre silsilesi şeklinde olabileceği gibi cinsiyetli ve spor varlıklı da yapılabilir. soğutma kulesinin tahta iskeletini içten ve dıştan selülozu metabolize ederek çürütebilir. Ahşap kısımların tahrip olmasında önemli rol oynarlar. Mantarın benzetisi. Lenzites türü.4. Yosun ve bakteriler olmadan mantarların büyümesi zordur.2. Tek başlarına olabilecekleri gibi birbirlerine az çok bağlı lifli veya tekli koloniler halinde de olabilirler. Mantarlar daima biyofilm veya yosun tabakası içinde bulunurlar ama daha ziyade dost gibi kabul görürler hatta yosunlar onlara gıda bile sağlar. Bu sporlar çok dayanıklıdırlar ve en kötü şartları dahi atlatabilirler. Gıda konusunda mantarlar yosundan ve bakterilerden daha isteklidirler dolayısıyla soğutma suyunda üreme şansları nisbeten daha azdır. 72 .8 en önemli mantar çeşitlerini göstermektedir. Ortam şartları düzelinceye kadar uzun süre hareketsiz kalabilirler. Tablo 2. Mantar üreme için 0 – 40°C arası ısıya ve ideali 5 – 6 olmak üzere 2 – 8 arası pH'a ihtiyacı vardır.

8 Canlı Türü Soğutma sistemlerinde rastlanan mantar çeşitleri Organizma Fiziksel Özellikler Lifli.Tablo 2. floklar halinde veya karmaşık Beyaz veya gri Çoğunlukla spor üretir Kayış veya lastik gibi zar Sporlara benzeyen koruyucu katmanlar üretebilir Beyaz veya kahverengi Sorunlar Lifli yapı Aspergilus Alternaria Penicillium Fusarium Mucor Kladosporium Trikoderma Torula Monilla Vertikillum Sakromices Endomices Oospora Poria Lenzites Tahta yüzeylerin çürümesi Tıkanma Korozyon hücresi üretir Çamur oluşumuna katkıda bulunur Tıkanma Korozyon hücresi üretir Maya mantarı Bazidiomiseta Ahşap kısımların ağır tahribatı 73 .

74 .

eldeki su kalitesi ve ortam şartlarına uyarlanmalıdır. akılcılık ve ekonomik tutarlılık her uygulamada. dekarbonizasyon ve filtrasyon'dan oluşan bir şartlandırma ile daha iyi netice alınacaktır. maddeleri dağıtarak çökmelerini – – Korozyon reaksiyonlarını kabul edilebilir bir seviyeye çekmek Mikrobiyolojik üremeyi engellemek – Ne tür önlem gerekirse gereksin.5'te anlatılmıştır. Askıda katı engellemek. soğutma sisteminde arızaların olmaması için kimyasallar eklenmesine soğutma suyu şartlandırması denir. Soğutma suyu şartlandırması Soğutma suyuna.3. soğutma sisteminin özelliklerine. Soğutma suyunu şartlandırmanın şu hedefleri vardır : – Sertliğin çökmesini önlemek. Bölüm 2'de izah edilen muhtemel soğutma suyu sorunları sadece taze su hazırlanması ile engellenemeyeceği için flokülasyon.1. Sertlik çoğunlukla kalsiyum karbonat demektir ve sertliği kararlı bir duruma getirebilme imkanları 2.1. Aynı zamanda soğutma suyunun ve şartlandırma kimyasallarının yüzey sularına atılması ile ilgili yasal zorunluluklar da dikkate alınmalıdır. 75 .

baryum sülfatın fosfonat tarafından engellenmesini göstermektedir. bu mikroskopik kristallerin oluştuğu yerde. polifosfatlar ve az moleküllü organik polielektrolitler'dir. çoğu dispersan'ın ise sertlik stabilizasyonu etkisi vardır. sıvıları veya bir sıvıda çözünmüş maddeleri tutabilme yeteneği.1. Şekil 3. 3. Bu stabilizatörler kendilerine özgü hesaplanan konsantrasyonlarda etkilidir.1 Sertlik stabilizatörleri ve dispersanlar Sertlik stabilizatörlerinden dispersanlara geçiş aşamalıdır. Bu etki şekline THRESHOLD EFFECT1 denir.1 şematik olarak bu prensibin bir örneğini. THRESHOLD INHIBITOR'unun adsorbsiyonuna3 dayanır. kalsit kristal yapısında kalsiyum iyonları arası mesafe 4.3. bundan dolayı da sertlik stabilizatörlerine THRESHOLD INHIBITOR2 denmektedir. Fosfonat grubu baryumun yüzeyine yapışarak sülfat grubunun yerine geçmiş böylelikle kristalin daha büyümesini engellemiştir. Kararlılığı tam olan bir çözeltide önce mikroskopik kristaller gelişir ve THRESHOLD EFFECT. Örneğin.1 Sertlik stabilizasyonu mekaniği Sertlik stabilizasyonunun etki şekli kristal yapının büyümesini engellemeye dayanır. (Çevirmenin notu) 76 .96 Ă'dür ama sertlik stabilizatörü eklenmesiyle bu mesafe hafifçe artar ve normal kalsit zincirleme örgüsü oluşamaz. En yaygın kullanılanlar fosfonatlar. Çoğu sertlik stabilizatörünün dispersan etkisi. 1 2 Eşik değeri etkisi Eşik değeri aşılmasını engelleyici 3 Bir maddenin kendi yüzeyindeki moleküller arasında bulunan çekiş kuvveti vasıtasıyla gazları.

Çoğunlukla bu farklılaşma. inhibitör adsorpsiyonu.1 Baryum sülfat'ın fosfonat tarafından inhibisyonu (engellenmesi) Kümelenme bölgelerinde. (Çevirmenin notu) 77 .İnhibitörün bu çalışma şekli. aynı zamanda neden çok az inhibitör konsantrasyonunda bile kristal yapının farklı oluştuğunu açıklamaktadır. Ca2+ konsantrasyonuna orantısal olmamasını. Şekil 3. gerekli inhibitör konsantrasyonunun. kristallerin yüzeylere kuvvetlice yapışamamaları ve kolaylıkla uzaklaştırılabilmelerinden ibarettir. hatta stoikiometrik 4 konsantrasyonunun çok altında kalmasını açıklamaktadır. örneğin CaCO3 stabilizasyonunda. 4 Bir bileşikte elementler arasında ya da kimyasal bir olaydareaksiyona girenler ile ürünler arasındaki kantitatif ilişki.

çekici VAN DER WAALS güçleri. bu partiküllerin tek tek birbirleri ile etkileşimde olmalarına bağlıdır. Askıda katı maddeler sisteminin kararlı olabilmesi. bunların da nihayetinde çökmelerine sebep olurlar. Dispersanlar sadece korozyon inhibitörlerinin metal yüzeylerine kolayca ulaşabilmeleri için temiz yüzeyler sağlamakla kalmazlar ve daha yüksek konsantrasyonlarda uygulandıkları zaman. daha büyük parçaların oluşmasına.veya terpolymerler) organik polielektrolitler'dir. (Şekil 3.2 Dispersanlar itici güçleri artırırlar 78 .3.2 Dispersiyon (dağıtma) mekanizması Suda bulunan askıda katı maddeler elektrik yüklü parçacıklardır ve etraflarındaki iyon dağılımına genellikle etkileri vardır. eski çökeltilerin de yavaş yavaş sökülmelerine yardımcı olurlar.2) Dispersanlar bir veya daha çok değişik işlevsel grubu olan (homo-. co.1. Şekil 3. Eğer enerji yükü yeterli ise birbirlerini itme gücü topaklaşmalarını engelleyecektir ama geritepki çok düşükse daima mevcut. askıdaki parçacıkların birbirlerini itme gücünü artırmak için onların yüzeylerine adsorpsiyonlarına bağlıdır. Dispersanların etki mekanizmaları.

fosfonatlar. Soğutma suyu şartlandırması için dikkate alınabilecek fosfonik asit grubu içinde.3. sertlik stabilizatörleridir ve aşağıdaki fosfonik asit gurubu özelliklerine haizdirler : Kimyasal ve termik olarak C-P bağı çok sağlamdır. yüksek ısılarda çalışırlar ve uzun dayanma güçleri vardır. fosfonik asitler ve tuzları. yüksek konsantrasyonlarda uygulandığında. önemli farklılıklar vardır. Soğutma suyu şartlandırması için kullanılan en önemli fosfonik asitler Tablo 3. Kalsiyum karbonat şöyledir : inhibitörü olarak etkinlik sıralaması Fosfonatların dispersiyon kabiliyetleri kayda değer olmadığı için. demir bazlı malzemelerde korozyon inhibitörü görevi görürler.3 Fosfonik asit ve fosfonatlar Fosfonik asitler. Demire olan duyarlılıklarından dolayı fosfonatlar çok düşük konsantrasyonlarda dahi demir oksit çökelmelerini engeller. Hidroliz kararlılıkları sayesinde.1'de gösterilmiştir. Demir partiküllerinin yüzeyine adsorbe olarak aralarındaki birbirlerini çekiş güçlerini azaltırlar ve aynı bu sebepten dolayı. 79 .1. geniş bir pH aralığında. genellikle soğutma suyu şartlandırması uygulamaları için özel dispersanlar ile karıştırılırlar. birkaç ppm'lik düşük konsantrasyonlarda bile THRESHOLD EFFECT şeklinde olağanüstü etki gösteren. stabilite ve etkinlik açısından.

NTMP Amino-trimetilenfosfonik asit HEDP 1-Hidroksietan1.1disfosfonik asit DTPMP DETPMP Dietilenetriaminpentametilenfosfonik asit 80 .4-trikarboksilik PBS asit ATMP AMP.Ozon ve klor gibi okside edici biyosidler ile kullanıldığında kararlılık farkları dikkate alınmalıdır.1 Soğutma suyu şartlandırmasında en önemli fosfonik asitler İsim Yapı Kısa ad PBTC Eş anlamlı Bayhibit 2-fosfonobutanAM. 1. Aşağıdaki sıralamada PBTC'nin bile ozon uygulamalarında %30 degradasyona uğrayacağı unutulmamalıdır.2. Klora karşı stabilite : Ozona karşı stabilite : Tablo 3.

Şimdi büyük ölçüde.3. Şekil 3. aynı zamanda polielektrolit oldukları için.3 Polifosfatın monofosfata hidrolizi 81 . taş ve korozyon inhibitörü olarak içme sularının şartlandırmasında yaygın olarak kullanılmaya devam edilmekte. Günümüzde polifosfatlar. mineral partikülleri de dispersiyonda tutabilmektedirler. Ancak su etkisi ile parçalanma eğilimleri (Şekil 3.1. Su etkisi ile parçalanmış monofosfat mirobiyolojik üremeyi kolaylaştırmakta ve spesifik ısı ve pH şartlarında kalsiyum fosfat çökmelerine sebep olabilmektedir. kullanımlarını tek geçişli sistemlerle veya kısa yarı ömürlü sistemlerle sınırlamıştır. HMP) veya sodyum tripolifosfat gibi polifosfat zincirleri THRESHOLD INHIBITOR'ları olarak kullanılmışlardır.4 Polifosfatlar Uzun yıllar sodyum heksametafosfat (SHMP.3). açık çok çevirimli soğutma sistemlerinde sertlik stabilizatörü olarak polifosfatların yerini fosfonatlar ve organik polielektrolitler almıştır.

4 Poliakrilat sodyum tuzu En basit polikarboksilatlar saf poliakrilatlar. kalsiyum karbonat ve kalsiyum sülfat için çok iyi stabilizatördürler ama mineral katı maddeler dispersanı olarak kısmen etkilidirler. Asit grubunun pH'ına ve elektrik direncine bağlı olarak polimerler kısmen veya tamamen soğutma suyunda ayrışır. polimetakrilatlar ve polimaleatlardır.ve terpolimerlerdir. bütün ve suyun içinde tamamen ayrışmış poliakrilat sodyum tuzunu göstermektedir. Şekil 3.4.1. Bu polimerlerin kalsiyuma az dayanıklı olmalarından ve hatta kalsiyum tuzları şeklinde çökebileceklerinden. kalsiyum fosfat ve çinko için çok iyi stabilizatörlerdir.3. Şekil 3. özellikle demir oksitleri için çok iyi dispersandırlar. soğutma suyu şartlandırmasında.ve terpolimerler ise mineral katı maddeler. Stabilizatör veya dispersan olarak etkinlikleri.5 Organik polielektrolitler Soğutma sularının şartlandırmasına uygulanan organik polielektrolitler çoğunlukla polikarboksilik asit veya türevleri oldukları gibi değişken anyonik şarjlı ko. poliakrilat/polimetakrilat kopolimer veya terminal sülfonat 82 . ortalama moleküler ağırlıklara ve entegre olmuş fonksiyonel gruplara göre değişmektedir. Bu polimerler. 3000 – 3500 moleküler ağırlıklı ve karboksilik grupların yanısıra entegre (kuvvetli anyonik) sülfonat gruplu co. kalsiyum karbonat için orta dereceli. Nitekim karboksilik grup (-COO −) ile 2000 – 2500 moleküler ağırlıklı polimerler.

gruplu poliakrilat gibi değiştirilmiş bir yapıda kullanılmaktadırlar. Tablo 3.ve terpolimerler. Tablo 3.2 Adı Akrilik asit Monomerler Tip Karboksilik asit Yapı Metakrilik asit Karboksilik asit Maleik asit Karboksilik asit 2-akrilamido-2metilpropan sülfonik asit (AMPS) Na-p-stiren sülfonik asit (NaSS) Sülfonik asit Sülfonik asit 83 . Yüksek derecede sülfonlanmış ko. 2-akrilamido-2metil-propan sülfonik asit gibi monomerler veya sodyum-p-stiren sülfonik asitler (NaSS) bazal monomer akrilik ve metakrilik asit ile birlikte kullanılabilirler.2 soğutma suyu polielektrolitlerinin polimerizasyonu için kullanılabilen monomerlerden bazı örnekler göstermektedir. Tablo 3.3 ise bu monomerlerden ortaya çıkabilecek polimerleri vermektedir.

P içeren (örneğin fosfonatlar) bileşiklerin yerine kullanılabilirler.Tablo 3. Fosfonatların etkinliğine yaklaşabilmeleri için.3 Adı Soğutma suyu şartlandırması için polimerler Tip Hopolimer Yapı Poliakrilat Poliakrilat/ Kopolimer Polimetakrilat PA/PMA/AMPS Bu organik polielektrolitler P içermediklerinden ve hatta bazıları P ve N'den tamamen arınmış olduklarından. çok iyi sertlik stabilizatörü özelliği olan polikarboksilatlar bile fosfonatlara nazaran daha yüksek dozda beslenmelidirler. 84 . atık suda düşük P konsantrasyonuna müsaade edilen sistemlerde veya hiç P içermemesi gereken şartlandırmalarda.

Şekil 3.6 Poliasparajin asit yapısal formülü 85 .5 Fosfono. Sistemde uzun yarı ömür sağlayarak avantaj olan bu özellik doğada yığılmalardan dolayı çekiciliğinden kaybetmektedir. Son zamanlarda. biyolojik parçalanması kolay olan polielektrolitler geliştirilmiştir. Şekil 3.ve fosfinokarboksilatların grup özellikleri Şekil 3. deniz kabuğu veya salyangoz gibi doğada mevcut polipeptitlere benzer.ve fosfino-karboksilatların tipik örnekleri örnek R1 : polikarboksilat veya AMPS örnek R2: polikarboksilat Buraya kadar bahsi geçen organik sertlik stabilizatörlerinin ve dispersanların çevrede biyolojik ve fotokimyasal parçalanmaları çok yavaştır.5'te gösterilmiştir. Çabuk parçalanabilir olmalarından dolayı bu malzemeler sadece tek geçişli veya kısa yarı ömürlü sistemler için uygundur. Tipik örneği poliasparajin asididir.Sadece P içermeyen polimerler değil. Bu fosfono. bir çok düşük P içeren polimerler de kalsiyum fosfat ve kalsiyum sülfat stabilizasyonu için başarılı olarak kullanılmışlardır.

6 İyonik . Kimyasal olarak bu malzemeler noniyonik yüzeyakyif madde olarak kabul edilirler ve lipofilik 1 kirlilikleri ıslanabilir şekle çevirirler. petrol gibi organik kirlilikleri temizlemede kullanılmalarına ilaveten biyosit uygulamalarının da etkinliğini artırırlar. noniyonik (nötr) veya katyonik (pozitif yüklü) olabilir. yağ. yağlı maddeler gibi) bağlanır.3. suda az çözünen veya hiç çözünmeyen molekül veya gruplar (Çevirmenin notu) 86 . Sürfektanlar hidrofobik tarafta çok az farklılaşırken hidrofilik tarafta önemli farklar görülebilir.Noniyonik dispersanlar Noniyonik dispersanların diğer adı “biyodispersan”dır çünkü biyomas. suda kolaylıkla çözünen molekül veya gruplar 4 Üzerinde elektrik yük taşıyan.7 Şematik sürfektan molekülü hidrofilik3 (polar4) hidrofobik 5 non polar Sürfektan molekülünün hidrofobik kısmı kendisi de hidrofobik olan kirliliğe (petrol. suda çözünen moleküller veya gruplar (≠ non polar) 5 Polar olmayan. suyla yeterince reaksiyona girmeyen. Sürfektan molekülünün hidrofilik kısmı sürfektanı suda çözünür yapar. biyomas.1. Şekil 3. 1 2 Yağ tipi çözücülerde çözünme özelliği İçinde bulunduğu sıvının yüzey gerilimini azaltan maddeler 3 Polar olan.7'de görüldüğü gibi bir sürfektan 2 molekülü iki işlevsel parçadan oluşur : Şekil 3. Burada sürfektan molekülü. yardımcı solvent gibi davranır. Hidrofobik kısım daima bir hidrokarbon zinciriyken hidrofilik kısmı anyonik (negatif yüklü).

Noniyonik sürfektanlarlarda, hidrofilik kısımda elektriksel yük bulunmamakta, genellikle alkollü hidroksi veya polieter gruplar içermekte ve bunların bünyesindeki kuvvetli elektronegatif oksijen atomları, hidrofilik kısma, negatif polarizasyona benzer etki yapmaktadır. Buna göre noniyonik sürfektanların özellikleri anyonik sürfektanlarınkine benzemektedir. Noniyonik sürfektanların bir avantajı daha az köpürme eğiliminde olmaları ve anyonik sürfektanlara nazaran sertliğe daha az duyarlı olmalarıdır. Şekil 3.8 noniyonik sürfektanın kimyasal yapısından bir örnek göstermektedir. Şekil 3.8 Noniyonik sürfektan

Yukarıda söz edildiği gibi, anyonik ve noniyonik sürfektanların etki şekli benzerdir. Sürfektan hidrofobik tarafıyla kirliliğe bağlanmakta ve hidrofilik taraf ise çevreleyen su ile bir tür bağlantı sağlamaktadır. Şekil 3.9 Şekil 3.9 Sürfektanın organik kirlilikleri adsorpsiyonu

Böylelikle kir yüzeyden uzaklaştırılmış olur. Bu proses, boruların yüzeyindeki sürfektan molekülleri tarafından desteklenir. Moleküllerin su tarafı yönündeki yüzey aktif kısımlarının negatif kutuplu olmaları, her ikisi de sürfektan kaplı boru ve kirliliğin arasında elektrostatik bir itme oluşturur. Bu elektrostatik tepkileşme, hem kirin daha kolay dispers (dağıtılma) edilmesini sağlamakta, hem de küçük parçalara ayrılmasına sebep olmaktadır. Şekil 3.10

87

Şekil 3.10

Organik bir kirliliğin yüzeyden uzaklaştırılması

Eğer kirletici olarak biyomas söz konusu ise, biyomasın büyüyen yüzeyinden dolayı müteakip biyosit uygulamasının etkisi de önemli derecede artacaktır.

Orijinal metinde, bölümün başlangıç kısımlarında dispersan kelimesi kullanılırken daha sonra sadece sürfektan kelimesi geçmektedir. Bu ilk bakışta bir eş anlamlılık gibi gözükse de, yazarın vurgulamaya gerek görmediği gibi, surfektanlar (solventler ile), dispersanları oluşturan ana maddelerdir. (Çevirmenin notu)

88

3.2

Korozyon inhibitörleri

Korozyon inhibisyonunun tanımı, soğutma suyu ile temasta olan metallerin korozyon hızlarını kabul edilebilir bir seviyede tutmak için soğutma suyuna bir veya bir çok kimyasal maddenin eklenmesi olarak yapılmaktadır. Nötr veya hafif alkalin soğutma sularında metal yüzeylerinin, daima az veya çok gözenekli, kısmen suda eriyen, korozyon ürünleri veya pasif bir tabaka ile kaplı olması korozyon süratinin kontrol altında olduğunu ifade eder. Bu tabaka veya filmlere adsorbsiyon ve hatta onlarla bütünleşmeyle inhibitörler, molekül ve elektrik yüklerinin taşınmalarını geciktirirler. Hatta gözenekler veya benzeri kusurlar, metal yüzeyi atomları ile etkileşimlerini kolaylaştırarak bu taşınmaları daha da azaltırlar. Elektrokimyasal olarak inhibitörlerin etki şekli şu şekilde açıklanabilir : ya metalin anodik erimesini (anodik inhibitörler) veya bir oksitleyicinin katotda indirgenmesini (katodik inhibitörler), ya da korozyon sürecinin bu iki reaksiyonunu birden engellemek. Anodik inhibitörler ile tehlike, ihhibitör konsantrasyonunun az gelerek tüm anodik bölgeleri kaplayamaması ve bölgesel korozyon (pitting veya yarık korozyonu) oluşmasıdır. Bu sebepten anodik inhibitörler çoğunlukla güvenilmez olarak anılır. Korozyon inhibisyonu, açık çok geçişli soğutma sistemlerinde problemsiz bir işletme için gerekli önlemlerden sadece bir tanesi olarak görülmelidir. Diğer önlemler, yüzeyleri temiz tutarak korozyon inhibitörlerinin buralara erişmesini sağlamak hususunda, sertlik stabilizasyonu ile askıda katı maddelerin dispersiyonunu ve mikrobiyolojik kontrolü içerir. Şartlandırma kavramı ve uygulanacak kimyasalların seçiminde gözetilmesi gereken uyumun önemi ise çok büyüktür.

89

pH 7.3. kalsiyum fosfat (apatit) çökmesini engellemek için sadece özel fosfat stabilizatörleri ile beraber uygulanabilir.1 Çinko Soğutma devrelerinde katodik inhibitör olarak çinko tuzlarının yaygın bir kullanımı vardır.5 pH'a kadar mümkün kılabilmek için sülfonlu polikarboksilat türü özel çinko stabilizatörlerini aynı ande beslemek soruna kısmi çözüm getirmektedir. polifosfatın P-O bağının hidrolizi ile monofosfat şekline geri dönmesi uygulamada sorun yaratmaktadır. 3.2. Mikroorganik su canlıları üzerine olan toksisitesinden dolayı çinko tuzları uygulaması sınırlandırılmıştır ve her yerde izin verilmez. 3.4'te açıklandığı gibi.3 Polifosfatlar Katodik inhibitörler olarak sınıflandırılmıştır ve çoğu metalin katodik bölgelerinde dayanıklı bir polarizasyon filmi oluşturur. Çinko uygulamasını 8. Metal yüzeyinde çabucak koruyucu bir film oluşturur ama bu film çok dayanıklı olmadığı için çinko tek başına kullanılmaz. Normal soğutma suyu şartlarında.2. pH'a ve ısıya bağlıdır. Bölüm 3. 90 . Kalsiyum fosfatın çözünürlüğü fosfat ile kalsiyum konsantrasyonuna.2 Monofosfat Monofosfat anodik bir inhibitördür.2. Kalsiyum fosfatın çökme eğilimini belirlemek için denge konumları hesaplanabilir.1.5 ve üzerine çıktıkça artan bir şekilde çinko hidroksit olarak çökmesidir. Çinko iyonlarının bir başka dezavantajı.

onları daha iyi sertlik stabilizatörü yaparken polifosfatlar da daha iyi korozyon inhibitörüdürler. HEDP'nin bir dezavantajı olan kalsiyuma dayanım zayıflığı.2. daha yüksek sertlikte ve daha büyük konsantrasyon sayılarında işletim sağlamaktadır. ATMP veya DTPMP'den daha iyi korozyon inhibitörü özellikleri vardır.5 Nitrit Nitrit ilk kullanılan inhibitörlerdendir. Her ikisi de sertliği stabilize eder.4 Fosfonik asit ve fosfonatlar Bölüm 3. pH kontrolü olmadan.3'te tanıtılan bu malzemelerin performansı polifosfatlarınkine benzerdir. fosfonatlar.2. 3. Korozyon inhibisyonunun sadece fosfonat kombinasyonu ve yüksek alkalinite (yüksek pH) ile yapıldığı şartlandırmaya “all-organic” denir. Kapalı devreler için mükemmel olmakla beraber açık çevirimlilerde çok çabuk oksidasyona uğradığından kullanılamaz. HEDP'nin belirgin olarak PBTC.1. yüksek kalsiyum sertliğinde korozyon inhibisyonu ve Ca-HEDP çökmesini engellemek için özel karboksilatlar ilavesi ve yüksek HEDP konsantrasyonları gerektirmektedir. 91 . Çinko veya fosfat gibi inorganik innibitörler ile karşlaştırıldığında.3. Fosfonik asit ve fosfonatların kimyasal ve termik olarak polifosfatlardan çok daha kararlı olmaları. Demir bazlı malzemelerin fosfonatla korozyon inhibisyonu ancak sertliği stabilize etmek için gerekli fosfonat miktarını yaklaşık 10 kat arttırarak gerçekleştirilebilmektedir. metal iyonlarının kompleksi ile metal yüzeylerinde koruyucu bir film oluşturur. Özellikle düşük pH'lı soğutma sularında yetersiz nitrit konsantrasyonu bölgesel korozyonla neticelenir.

çevre üzerinde çinko veya krom gibi ağır metallerden daha az zararlı etki yapar. 92 .6 Molibdat Sodyum molibdat anodik bir inhibitördür ve çözünmüş oksijen varlığında. Film oluşturucu süreç. Bu partiküller anodik bölgeye doğru hareketlenirler ve koruyucu bir film tabakası oluştururlar. Açık çevirimlilerde yüksek fiyatından dolayı inhibitör olarak nadir uygulanır. Tabakanın gözenekli yapısından dolayı oksijen difüzyonu tamamen engellenemediğinden esas olumlu neticesi anodik inhibisyonu gerçekleştirmesidir. ferro ferrik molibden oksit oluşturur. kompleks bir pasivasyon filmi. Bazen. kendi kendini durdurur.2.7 Silikatlar Silikatlar korozyon ihibitörü olarak içme sularında ve kapalı devrelerde kullanılmakta fakat açık sistemlerde inhibitör olarak neredeyse hiç uygulanmaz. demir anot tarafında. Sodyum silikat. jelatinimsi olan bu tabakayı oluşturmak için korozyon ürünlerinin varlığı gereklidir. Molibdatlar esas olarak kapalı ve yarı açık sistemlerde inhibitör olarak kullanılır. 3. suda hidrolize olarak negatif yüklü kollaidal partiküller oluşturur.3.2. Molibden toprakta yaygın olarak bulunur. Düşük toksisitesi sayesinde. korozyon ürünleri ortalıkta kalmayınca.

Triazol inhibitörlerinin.8 Aromatik azoller Benzotriazol (BTA) ve türevleri. bakır bazlı malzemeler için en iyi inhibitörlerdir ama toliltriazol (TTA) da yaygın olarak kullanılır. yani burada inhibisyon. Şekil 3. kimyasal bağ oluşumunda etkin olan kuvvetlere benzer kuvvetle tutunması. (Çevirmenin notu) 93 .12'de gösterildiği gibi ilk olarak.2. İnhibitör tabakasının kalınlığı birkaç nanometre aralığı içindedir. TTA BTA'dan aromatik halkada sadece ek bir metil grubuyla farklılaşır. Şekil 3. birkaç molekül kalınlığında bir tabakanın adsorbsiyonu ve bakır yüzeyi ile doğrudan etkileşim ile gerçekleşir. temasta olduğu (sıvı veya gaz) başka bir maddenin moleküllerinin.3. Koruyucu tabakanın oluşumunda triazol grubunun önemli bir etkisi olduğu aşikardır çünkü bu grup ilk adsorpsiyon tabakalarında doğrudan metal yüzeyine bağlı dayanıklı bakır bileşikleri oluşturmaktadır.11 Benzotriazol Toliltriazol Triazol bazlı bakır inhibitörleri arayüzey inhibitörleri grubuna aittir. Bugüne kadar. kemosorpsiyon 1 bağlı. [Cu(I)İnhibitör]n şeklinde polimer benzeri zincirlerden oluşan tek molekül kalınlığında bir film oluşturduğu farzedilmektedir. 1 Bir metal veya yüzey enerjisi büyük bir maddenin yüzeyine. film oluşumunun ve inhibisyonun mekanizması tam anlaşılmış değildir.

12 Cu(I)-TTA tipinde bir bakır inhibitörü tabakası Birçok uzman bu ilk tek molekül kalınlığındaki tabakanın korozyondan koruyucu olduğuna inanmaktadır. özel işletme şartlarına veya mekanik temizleme sistemlerinin (sünger toplar gibi) uyugulanmasına bağlıdır. İnhibitör beslenmeyen su içinde daha önceden oluşmuş koruma filminin zamana yayılı koruma etkinliği üzerine yapılan araştırmalar. Bu tek molekül kalınlığındaki tabakayı oluşturmak için gerekli olandan daha fazla inhibitör varsa bu fazlalığın da fiziksel tutunması gerçekleşecektir. Laboratuar deneylerine göre.13) En uygun soğutma suyu şartlandırmasını belirlemek için koruyucu filmin dayanıklılık süresini bilmek gerekir.Şekil 3. Bu dayanıklılık süresi soğutma suyunun kalitesine. inhibitör tabakasında oluşacak hasarları kapatmak için yedek olarak kabul edilmektedir. 94 . (Şekil 3. Bu fazladan inhibitör. koruyucu filmin yavaş ama sürekli bir şekilde ayrıştığı ve belli bir süre sonra da tamamen parçalandığını göstermişlerdir. bakır üzerinde oluşan koruyucu inhibitör film çok dayanıklıdır ve sadece sürekli uygulamayı değil soğutma sistemine şok uygulamaları da mümkün kılmaktadır. Bu tek tabakanın metal ile soğutma suyu arasında belirleyici bariyer olduğu ve hem anodik hem de katodik korozyon tepkileşimlerini engellediği genel olarak kabul görmüştür.

001 in/yıl = 0. Çinko ve bakır iyonları pirincin yüzeyinden kopabilir ve bakır kristalleri yerel çökmeler ile çinko selektif korozyonu arttırabilir.13 TTA tabakası dayanıklılığının korozyon hızı ile ifadesi Yeterli koruma için pirincin bakıra nazaran daha yüksek konsantrasyonda inhibitöre ihtiyacı olduğu görülmüştür. Yetersiz inhibitör konsantrasyonunda kararlı bir koruyucu katman çinko üzerinde oluşamaz ve pirincin çinkosuzlaşması gerçekleşir. (Çevirmenin notu) 95 .Şekil 3. Bu süreç inhibitör tüketimini daha da arttırır ve neticede bakır artık korunamaz olur. aynı zamanda daha önce çözünmüş bakır iyonları ile Cu/İnhibitör bileşikleri oluşturarak çözünmüş bakır iyonlarının çökerek korozyona bir kere daha sebep olmalarını engelleyecektir.025 mm/yıl = 25 µ/yıl Soğutma sistemlerinde kabul edilebilir seviyeler 10-15 mpy'dır. * Korozyon hızı [mpy] “yılda binde bir (inç)” ölçüsünde metal kaybı olarak ifade edilir: 1 mpy = 0. Uygun inhibitör konsantrasyonu sadece pirincin yüzeyini korumakla kalmayacak.

bir bileşenin tek başına uygulanması durumunda gerekli konsantrasyondan daha az olduğudur.3. hem de katodik koruma gerçekleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun anlamı.9 İnhibitörlerin sinerjistik etkisi Burada konu edilen inhibitörlerin bazıları birlikte uygulandıkarı takdirde sinerjistik etkiler göstermişlerdir.2. Bu etkinin bariz bir örneği olan çinko ve monofosfat karışımında sinerjistik etki hem anodik. birkaç bileşenin birlikte uygulanması durumunda gerekli konsantrasyonun. 96 . belli bir korozyondan koruma seviyesine ulaşabilmek için.

Bu durum özellikle balıklar ve basit su organizmaları için geçerlidir ve bu bağlamda tamamen zarasız biyosit bulunmamaktadır. hayvanlara. soğutma devresine aralıklı olarak verilir çünkü seçme en dayanıklı mikroorganizmalar ile yapılan uyarlamalar. İdeal biyosit soğutma sisteminde en yüksek etkinliğe ulaşırken insanlara. 97 . aynı temel yapıda hücreleri olan başka organizmalara da zarar verecektir.3. atık su işleme merkezlerinin biyolojik faaliyetlerine olumsuz etkisi olmayacaktır. kompleks bir çalışma mekanizmasına sahip olmalıdır. Kural olarak. Mikroorganik hücrenin metabolizmasına birçok koldan hücum edecek bu tür biyosit. sürekli düşük konsantrasyonda ilaç beslemenin aleyhine netice vermiştir. balık ve diğer suda yaşayan organizmalara zarar vermeyecek.3 Biyositler Biyositlerin sağlamaları gereken bir çok koşul vardır fakat sadece bir kaç antimikrobiyal kimyasal hepsini karşılayabilir : • • • • • • • • • • Soğutma sisteminde bulunan zararlı mikroorganizmaların kontrolde tutan Biyostatik ve biyosit Dayanıklı mikroorganizmaları oluşturmayan Biyofilmlerin içine işleyen Biyomas veya diğer organik kirlilikler tarafından etkisizleştirilmeyen Diğer şartlandırma kimyasalları ile uyum sağlayabilen Geniş pH ve ısı aralıklarında çalışabilen Sistemin tüm malzemelerine zararsız Düşük toksisiteli Ekonomik olarak verimli Etkinlik ve maliyet performansının yanında düşük toksisite şartı artan bir şekilde önem kazanmaktadır. biyositler. Bu şartı yerine getirmek için bazı tavizler vermek gereklidir – soğutma sisteminde bulunan heterojen mikroorganizma gruplarına karşı etkin olacak bir biyosit.

14'te görüldüğü gibi bu denge tamamen pH'a bağıntılıdır. Hipoklorik asit ise aşağıdaki gibi parçalanacaktır : Şekil 3. basit uygulamalarıyla. Enzimlerin yardımıyla bir hücre metabolizmasını kontrol eder ve bu enzimler hücrenin içinde. Klorun biyosit etkisi hipoklorik asidin (HOCl) yüksek oksidasyon özelliğinden kaynaklanmakla beraber bazı hayati enzimlerin oksidasyonu özel önem taşır.3. Gaz klor suda eritilirse. Hipoklorit iyonuna (OCl−) nazaran hipoklorik asidin (HOCl) hücre içine girme kudreti çok daha büyüktür.1. sodyum hipoklorit veya gaz şeklinde yaygın olarak kullanılmaktadır.1 Okside eden (yükseltgen) biyositler İnorganik klor ve brom bileşikleri Klor çok uygun maliyetli bir biyosit olup. Bu değişim 0°C'de bile bir saniye içinde gerçekleşir. Enzimler biyolojik katalizörlerdir ve aynı zamanda hücrenin en hassas kısmıdırlar.3. Asidin kudreti iyona nazaran yaklaşık 100 misli daha fazladır. hücre zarı tarafından korunmakta olduklarından. 98 . biyosit etkili olabilmek için bu zarı delmelidir.1 3. tamamı hidroklorik asit ve hipoklorik aside dönüşecektir.3.

hipoklorik aside nazaran hipobromik asidi çok daha uygun kılar. pH 8'den 9'a doğru bir soğutma suyunda hipoklorik asitin büyük bir kısmı ayrışmış ve klor ile şartlandırma neredeyse tamamen etkisizleşmiş olacaktır. Üstelik hipobromit iyonunun (OBr −) biyosit etkisi. Hipobromik asit kuvvetli bir biyosittir ve hipoklorik asit'e benzer şekilde ayrışır : Daha düşük bir ayrışma sabit sayısından dolayı. Hipobromik asit. daha fazla hipobromik asit ilgilenilen pH aralığında bütün kalır ve alkalin soğutma sularında. Bu problemi bertaraf edebilmek için Şekil 3.14 pH'a göre ayrışmamış hipoklorik ve hipobromik asit Soğutma suyu pH'ının artışına paralel olarak hipoklorit iyon kısmı artar ve klor şartlandırmasının etkisi düşer. hipoklorik asidin brom ile reaksiyona girmesiyle kolayca elde edilir : 99 .14'ün gösterdiği gibi hipobromik asit uygulaması bir seçenektir.Şekil 3. hipoklorit iyonundan (OCl−) çok daha güçlüdür.

hidrojen sülfür ve kükürt. sodyum hipoklorit solüsyonu uygun miktarda brom tuzu. suda bulunan daha bir çok bileşikle reaksiyona girmesine ve klor tüketiminin esaslı bir şekilde artmasına sebep olur. ile karıştırılır. sülfit ve nitritler gelmesine rağmen soğutma suyunda bulunan organik bileşikler klor tüketiminin başlıca artış sebebidirler. Şekil 3. 100 .15 Klorlama kırılma noktası Klorun aşırı tepkime eğilimli olması.Uygulamada. örneğin NaBr. sadece mikroorganizmalar ile değil. Hipobromik asit hipoklorik aside göre daha az kararlı olduğundan bu karışım devreye beslenmeden hemen önce yapılmalıdır. Klorun okside ettiği inorganik bileşiklerin başında amonyum ve aminler.

serbest klor konsantrasyonu farkedilir bir şekilde artmaya. süre ile tutulmalıdır. Ancak suda bulunan çeşitli maddelerden kaynaklanan klor ihtiyacı fazla.5 – 1 mg/L serbest klor 30 dak. Sürekli klor beslenmesine rağmen. süre ile tutulması gereklidir. Canlı varlıklarda klor. Analizler yerinde yapılmalıdır. Bazı biyofilm oluşturan mikroorganizmalar ile yeşil yosun düşük klor konsantrasyonlarına dayanıklı olmalarından dolayı 5 mg/L serbest klor konsantrasyonunun 90 dak. Düzenli kısa aralıklarla yapılan klorlamalarda 0. her ne kadar etkileri daha zayıf olsa da. 101 . kloraminlerin de biyosit gibi davranmalarının izahıdır. ağır derecede kontaminasyona uğramış sular 20 mg/L serbest klorla şoklama gerektirektirirken standart soğutma sularında 2 – 10 mg/L yeterli gelecektir. (Kloroaminasyon : aynı anda klor ve amonyumun ölçümlü beslenmesi). Biyofilmlerin içine klorun girmesini kolaylaştırmak için noniyonik dispersanların (biyodispersan) birlikte kullanılması tavsiye edilir.Klorun çalışma şeklini anlayabilmek için amonyum ve aminlerin varlığında tutumunu incelemek faydalıdır : (Monokloramin) (Dikloramin) (Trikloramin) 1'den 3'e kadar olan reaksiyonlar denge reaksiyonları olup.15'te tarif edilmiştir. sadece tüm amonyak veya amonyum iyonlarının NCl 3 ile reaksiyona girmesiyle başlayacaktır. Yukarıda konu edilen reaksiyonlardan dolayı ortaya çıkan amonyaklı suda “klorlama kırılma noktası” Şekil 3. proteinlerin ana unsurlarından amino asitler ile benzer şekilde tepkileşime girer ve onları imha eder. yüksek askıda katı maddeli.

5 Dimetilhidantoin (BCDMH).1. Bu bağlamda. 3.2 Organik klor ve brom dispensırları Yavaş çözünen organik klor ve brom dispensırlarının küçük soğutma sistemlerinde veya yüzme havuzlarında kullanımları yaygındır. 1. Bugün. AOX'lar hiç degradasyona uğramazlar ve yaklaşık %30'u karsinojen trihalojenli metan (THM) ve dikloroasetik asitten oluşur.Klorürün tek reaksiyon ürünü olduğunun zannedildiği dönemlerde klor çevre dostu kabul ediliyordu.3 Dikloro-5 Etil5 Metilhidantoin gibi ürünlere de ara sıra rastlanılmaktadır. aktif madde olarak hipobromik ve hipoklorik asit salıveren 1-Bromo-3-Kloro-5.5 Dimetilhidantoin veya 1. özel önem kazanmaktadır.3 Dikloro-5.3. soğutma suyu tesisatının akarına monte edilmiş dispensırlar ile kullanılırlar. Soğutma devrelerinde nadiren de olsa klor dioksit kullanıldığı zaman üretim kullanım yerinde yapılmalıdır ve gaz klor ile sodyum klorit (NaClO2) reaksiyonu ile gerçekleştirilir. daha bilinen adıyla AOX'ları (aktif karbonun adsorbsiyonladığı halojenli organikler) ortaya çıkardığı bilinmektedir. Benzer. Klor dioksit kompleks organik moleküller ve amonyak ile daha az reaksiyona girdiği için çok daha az AOX üretir. çözünmüş organik karbon (DOC) içeren suların klorlanmasının kloro-organik maddeleri. 102 . BCDMH genellikle büyük tabletler şeklinde.

yalıtkan malzeme ve devamlı gaz akımı olan iki deşarj haznesi ile ayrılmışlardır. Şekil 3.16. Tablo 3. oksijen içeren gazlara elektriksel bir deşarj ile üretim.1 ppm (g/m3) 0.15 K (-112°C) 21.1.3. Gazın içindeki bir kısım oksijen molekülleri elektrik alanında parçalanır ve açığa çıkan atomlar anında serbest oksijen molekülleri ile birleşip ozonu meydana getirirler.013 mbar'da noktası 1. Kuru hava kullanılarak. Elektrodlar. her 1 kg ozon için 12 ila 18 kW enerji tüketimi ile.15 K (-252°C) 215 hg/m3 0. Ozon jeneratörlerinde. 20 ila 60 g/m3 konsantrasyonunda ozon üretilebilir.013 mbar'da erime noktası 1. Ozon molekülü üç oksijen atomundan oluşur ve ortam sıcaklığında kararsız bir gazdır.02 ppm (g/m3) +2. tüm ticari ozon birimlerinde kullanılan prensiptir.3 Ozon Teknik yönden. Merkezlenmiş iki elektroda yüksek bir elektrik yüklemesi yapılır.013 mbar'da yoğunluk Çalışma bölgelerinde izin verilen en yüksek ozon konsantrasyonu Koku sınırı Redox Potansiyeli 25°C Yüksek tepkileşim özelliğinden dolayı ozon kararlı değildir ve bu sebeple stoklanamaz ve yerinde üretilmelidir. Daha yüksek ozon üretim kapasitesi için ( > 1 kg/s) teknik oksijen veya oksijen ile zenginleştirilmiş hava artan bir 103 . En önemli fiziksel özellikleri Tablo 3.4'de verilmiştir.3. ozon üretilmiş en kuvvetli oksidanlardandır.4 Ozonun fiziksel özellikleri 48 kg/kmol kaynama 161.07 V Moleküler ağırlık 1.

Suyun kalitesine ve sistemin durumuna bağlı olarak. Şartlandırma kimyasallarını seçerken. Ozonlama.yaygınlıkla kullanılmaktadır çünkü bu şartlarda enerji tüketimi. diğer bütün şartlandırma kimyasallarının ozon tarafından en azından kısmen parçalandıkları göz önüne alınmalıdır. Güçlü biyosit ozon sadece mikrobiyolojik üremeyi engellemekle kalmaz. Şekil 3. aynı zamanda organik kirlilikleri. 6 ila 10 kW'a düşmektedir. bir çok bileşikle reaksiyona girer. ozon jeneratörü ve çevre ekipmanlarına gereken sabit yatırım 50. istenilen konsantrasyona göre.3 gram ozon mikroorganizmaların kontrolü için yeterli olacaktır.000 € civarındadır. bakiye ozonun kontrolü ile sürekli gözetim altında tutulmalı ve soğutma kulesinden önce 0. sadece Fosfono-bütan trikarbonik asit ve tuzlarının yeterli bir kararlılık gösterdikleri. oksijen atomunun parçalanmasıyla hızlı ve selektif bir şekilde. 104 . Ozon molekülü.05 g/m3 ozon konsantrasyonunun geçilmediğine emin olunmalıdır. istenmeyen yan reaksiyonlara girmeden soğutma suyundan temizler. devir eden her 1 ton su için 0.16 Ozon oluşumunun temsili resmi oksijen molekülleri oksijen atomları oksijen molekülleri ile birleşiyor ozon molekülleri 1 kg/s üretim kapasitesi için.1 ila 0.

Eğer devir eden soğutma suyu ozon taşıyıcı olarak kullanılıyorsa.3 g/m3 üstüne çıkarak önemli bir sorun oluşturmaktadır.3. mikrobiyolojik denge aralıksız bozulur ve toplam sayımlar düşük tutulur. Ozon yeterli konsantrasyonda devamlı var olması için besleme sürekli yapılır. Bu besleme şekli. 3. çökelti oluşmasını kolaylaştırarak eşanjörlerde daha uzun devir zamanlarına sebep olan biyofilmleri engellemek bakımından da faydalıdır. şartlandırma kimyasallarının daha az parçalanması dolayısıyla tercih edilmektedir.1–0.2 Okside etmeyen (indirgen) biyositler Bir çok durumda okside etmeyen organik biyositler okside edenlerden daha etkilidir. Taze suyun ozonu taşıyıcı olarak kullanılması. toplam sirkülasyon hızının taşıyıcı dalgaya oranı dolayısıyla zenginleşmiş suda ozon konsantrasyonu 0. Mikroorganizmaların kullanılan biyosite karşı dayanıklılık geliştirmemesi için değişik organik biyositlere dayalı ürünler veya okside etmeyen ürünler okside edenlerle değişimli olarak kullanılmalıdır.3. Böylelikle. Okside etmeyen biyositlerin çokluğundan dolayı takip eden bölümlerde sadece 105 . 3.1. Hidrojen peroksit (H2O2) sadece yüksek konsantrasyonlarda etkilidir (yaklaşık 15 mg/L).4 Hidrojen peroksit Diğer oksidan biyositlerin çoğunluğunun tersine. Demir ve bakırın katalizasyonuna bağlı olarak parçalanması yarı ömrünü kısaltmakta ise de bazı durumlarda özel katalizörlerin uygulanması ile etkinliği arttırılmıştır (MOLClean teknolojisi).

2 Quaternary ammonium bileşikleri Bu cins ürünler pozitif yüklü hidrofilik amonyum grubu özelliklerindedir. 3.18'de gösterilen Benzalkonium klorürdür (Alkyldimethyl-benzyl ammonium chloride). çift sayılı C-atomu zincirlerinden oluşabilir ve zincir uzunluğu dağılımında C12 oranı yaklaşık %50 olan hindistan 106 . Uzun alkil grup.3. proteinlerin yapısını bozarak ve hücre duvarının geçirgenliğini değiştirerek hücreleri öldürürler. Hücre zarına bağlanma becerileri sayesinde. Geniş bir bakteri ve mantar yelpazesinde etkin olmakla birlikte çok iyi yosun öldürücüdürler.17).2. Şekil 3. Quats'ların soğutma suyu uygulamalarında en önemli temsilcisi şekil 3.en önemlileri anlatılacaktır. 8 – 18 arası.3.2. (Şekil 3. En etkili okside etmeyen biyositlerden bir tanesi 5-Chloro-2-methyl-4-isothiazoline-3-one ve 2-Methyl-4isothiazoline-3-one karışımından elde edilen tepkimedir.1 Isothiazoline-one Değişik Isothiazoline-one türevleri etkili geniş spektrumlu biyositlerdir.17 5-Chloro-2-methyl-4-isothiazoline -3-one 2-Methyl-4-isothiazoline -3-one 3. Quaternary ammonium ürünleri (Quats) etkisi alkalinite ile artar. Etki mekanizması hücre proteinlerinin inhibisyonuna dayanır.

Dibromo-acetamide. Quads'ların bu adsorbsiyon özellikleri. soğutma suyunun biyolojik atık su arıtma tesislerine girdiği zaman elimine olmalarını sağlamaktadır.19) 107 . yağ veya kirlilik parçacıklarını dağıtmaya veya emülsifiye etmeye çalıştığından biyosit olarak etkinlikleri kalmamaktadır. 3. karşılıklı olarak etkilerini nötralize ederler. alkalin hidrolizi.3 Organik brom bileşikleri Organik brom biyositleri arasında en yaygını 2. Monobromo-nitrilopropionamide ve Cyano-acetamide' e ayrıştırılır. Şekil 3.2. (Şekil 3.3.18 Benzalkonium klorür Bu ürünler kullanılacağı zaman bir çok faktör göz önüne alınmalıdır : kirliliği yüksek sistemlerde quats'lar.cevizi asidine tekabül eder. Aşırı dozlama veya sadece yüksek türbülanslı bölgelerin varlığı önemli derecede köpürmeye yol açabilir. veya ışık tarafından Dibromoacetonitrile. Ürün. nükleofil madde.2 Dibromo-3 nitrilo-propionamide (DBNPA) dır. kuvvetli yüzey aktif özelliklerinden. Aynı anda anyonik polimerler (dispersanlar) beslendiği takdirde.

Bronopol'un hidrolizlenmesi yavaştır (t1/2 = 14 gün eğer ısı 30°C. HOBr formasyonundan dolayı sinerjistik etki oluşur. pH 8 ise) ama Beta-bromo-beta nitrostyrene'ninki çok hızlıdır (t 1/2 = 20 dak eğer ısı 30°C. Şekil 3. pH 8 ise). 2-Bromo-2-nitropropane-1.diol (Bronopol) ve Beta-bromobeta nitrostyrene'de organik brom biyosittirler.Şekil 3.20 DBNPA'nın yarı ömrünün pH değeri ve ısı tarafından nasıl etkilendiğini göstermektedir.3.19 DBNPA'nın ayrışması Klor ile beraber kullanıldığında. 108 .

4 Glutar-dialdehyde Şekil 3. biyolojik parçalanması kolaydır ancak daha yüksek konsantrasyonlarda uygulanmalıdır.3. proteinlerin doğal yapısını bozarak etki yapan ve düzenli kullanımı olan bir soğutma suyu şartlandırıcısıdır.2.21'de göserilen Glutar-dialdehyde.Şekil 3.20 DBNPA'nın yarı ömrü 3. Suda bulunan yaşam şekillerine karşı diğer bir çok biyositten daha az toksikdir.21 Glutar-dialdehyde 109 . Şekil 3.

2.22 MBT 1 Hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan ve solunumda görevi olan bir tür protein.5 Organik sülfür bileşikleri Organik sülflür bileşiklerinin biyosit etkisi hücre büyümesinin engellenmesine dayanır. 2 İnhibitörün enzime bağlanması ile enzimin üzerinde etkili olduğu maddeye bağlanmasının engellenmesi. Organik sülfür bileşiklerinden en geniş soğutma suyu biyosidi olarak uygulama alanı bulanı Methylenedithiocyanate'tir (MBT. sitokromdan bir Fe iyonunun eksilmesi enerji transferini durdurur ve hücrenin ani ölümü ile sonuçlanır.3. Şekil 3. (Çevirmenin notu) 110 . Methylene Bis(thiocyanate)). normal olarak düşük enerjili bir (Fe3+) sitokromun1 bir elektron kazanarak yüksek enerjiye yükselmesidir. temel metabolizmalarını benzer zannettirerek gerçekte değişik olan metabolizmalar ile kombine olmalarının sağlanması.3. 3 Enzimin katalizör görevi engellenmeden kimyasal reaksiyon gücün düşürülmesi. hayatı idame ettiren reaksiyonlarını engeller ve hücrenin ölümü ile sonuçlanır. MBT (Şekil 3. Rekabetsiz ortamda3 ise mikroorganizmaların. Rekabetli bir inhibisyonda 2 Fe3+ iyonu bir tuz tarafından bağlanır.22) yosuna. Mikrobik solunum. mantara ve bakteriye karşı etkilidir.

CO 2'nin havadan alınmasını önler.2. mavi.3.6 Triazine bileşikleri Soğutma devrelerinde Triazine bileşikleri özellikel yosunu kontrol etmek için kullanılır. Yosunun fotosentezini engeller ve böylece ana metabolit. Yeşil. 111 . kahverengi yosunlara ve diatomea'ya karşı geniş spektrumlu biri biyosittir.3.

112 .

Basınç farklılıkları ile çalışan tam otomatik filtreler yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bir kısım şartlandırma kimyasalının flokülasyon ile elimine olması bu işlemin olumsuz tarafıdır.1'de görüldüğü gibi otomatik filtre. üçe bölünmüş bir depodan oluşmaktadır: 113 . sistem suyunu. dispersanları zorlayan seviyelerde askıda katı maddeler ile yükleyebilir. Bu gibi durumlarda kimyasal şartlandırmanın destek filtreleme ile takviye edilmesi tavsiye edilir. bu adımı.4 Mekanik proses 4. soğuk taze suyun sistem suyu tarafından ısıtılması.1 Destek filtreleme Prosesten veya soğutma kulesinden kaynaklanan kirlilik ve mekanik pislik. Flokülasyon uygulanan durumlarda. Eğer flokülasyon ve filtreleme taze su hazırlanmasında kullanılıyorsa. Çalışma prensibi ProMinent marka atmosferik bir filtre kullanılarak açıklanacaktır. Kural olarak sirkülasyon yapan suyun % 5 ila 10 kadarı sürekli filtrelerden geçirilir. devredeki suyun bir kısmını bir deviasyonla flokülasyon/filtreleme öncesine verilmesi ile de yerine getirmek mümkündür. Şekil 4. kış günlerinde flok oluşmasını kolaylaştırıcı bir etki yaparak bir yarar daha sağlıyacaktır.

Filtre yatağını temizlemeye yetecek kadar suyu içerecek büyüklüktedir. Filtreleme bölümü altında bulunan alt bölüm ise filtrelenmiş suyun toplandığı bölümdür ve bir dikey hat ile ters yıkama bölümünün üstünden boşaltılır.Otomatik filtre (Şekil 4. Orta hazne filtreleme bölümüdür. suyu plaka yüzeyince eşit dağıtarak hem boşaltırlar. filtreleme bölümünün üst kısmında bulunan ayrı bir boru ile atıksulara boşaltılır. Kirli ters yıkama suyu.1) Üst hazne ters yıkama suyu deposudur. Bu haznenin içinde. Alt filtreleme bölümü ile üst ters yıkama bölümü birbirlerine borularla irtibatlıdır. katı parçacıkları temizlemek için bir tabaka ince kum bulunur ve buradaki nozullar. Filtrasyon malzemelerinin bir karışımı da mümkündür. hem de alışıldık çakıl taşı katmanı olmadan ters yıkama suyunun yine eşit dağılımlı girişini sağlarlar. 114 . Hemen ters yıkama deposunun altında bulunur ve dip kısmı filtre nozullarını taşıyıcı plakadan oluşur.

Kum katmanının gitgide kirlenmesi üzerindeki basıncın kademe kademe artmasına ve besi borusu ile tersyıkama borusunda su seviyesinin yükselmesine yol açar.Filtreleme (Şekil 4. 115 . Su kolonu tersyıkama borusunda üst dirseğe varmadan otomatik bir boşaltma sistemi devreye girer ve havayı borudan emer. Tersyıkama deposu irtibat boruları vasıtasıyla dolar dolmaz filtrelenmiş su dikey borudan sisteme geri dönmeye başlar. Bu kuvvetli emiş suyu güçlü bir şekilde tersyıkama borusuna çeker ve sifon etkisiyle tersyıkama döngüsü başlar. Su buradan filtreleme bölümüne geçer ve kumdan sızarak filtre nozulları vasıtasıyla filtrelenmiş su bölümüne ulaşır.2) Ham su kollektörden girer ve cazibe ile besleme borusundan inerek k hava alma bölümüne gelir ve burada aynı zamanda akış yönü değişir.

3) Tersyıkama borusundan geçen su miktarı çapından dolayı besi borusuna nazaran çok daha fazladır. 116 . Tersyıkama bölümünde su seviyesi düştükçe tersyıkama akış hızı 44 m/s'ten 30 m/s'te kadar yavaşlar. Filtre yatağından çıkan kirlilikler tersyıkama borusundan atığa gider. Bundan dolayı filtre bölümü ile filtrelenmiş su bölümü arasında bir basınç farkı oluşur. Cazibe bir kere daha filtrelenmemiş suyu filtre yatağından geçirerek tersyıkama bölümüne doldurur.Tersyıkama (Şekil 4. Bölmede su seviyesi sifonlamayı durdurma borusunun ağzına gelince hattaki hava emilir. Depo dolduktan sonra filtrelenmiş su. böylelikle sonraki döngüde filtrelenmiş su kaybı olmaz. soğutma devresine geri dönüş yapar. filtre nozulllarından ve filtre katmanından geçerek filtre bölümüne dolarken kumu gevşetir ve yoğun bir şekilde yıkar. İrtibat borularından yukarı doğru yönlenen su tersyıkama bölümünden filtrelenmiş su bölümüne dolar.

kondenser boru çapından biraz daha büyük olmalıdır (Şekil 4. Boruların ve topların cinsine bağlı olarak. Daha sonra şekilde gösterildiği gibi kondensere geri gönderilirler. Su basıncı ile toplar boruların içine sokuşturulur ve kondenser çıkışında su akımından bir süzgeç ile ayrıştırılırlar.5). topların çapı aşınarak boru çapına eşit olana kadar değişik sayılarda tekrarlanır. En sık kullanılan top tipleri : • • • • • • plastik kabartma top uzun ömürlü top parlatıcı top zımpara kaplamalı top süngerimsi kauçuk top yekpare zımpara top 117 . En iyi neticeyi elde edebilmek için uygun top seçiminin yanında en etkin uygulama mekanizmasını da belirlemek önemlidir. soğutma suyu ve kirliliğin özellikleri olduğu kadar sisteme özgün hidrolik faktörlerin de rolü büyüktür. şimdi süngerimsi kauçuk toplarla kondenser ve eşanjör borusu otomatik temizleme işlemi ile eşanlamlı olmuştur. Süngerimsi kauçuk toplar boru temizleme sisteminin teknolojik temelini oluşturmaktadırlar. Topların seçiminde boru malzemesi. bu sirkülasyon.2 Kondenser ve eşanjör boruları temizleme sistemi Enerji santralları kondenserlerinin veya büyük ısı eşanjörlerinin sürekli veya aralıklı olarak mekanik temizlik işlemleri yüksek teknoloji kabul edilir. TAPROGGE ismi. Çalışma prensibi Şekil 4. En yaygın kullanılan TAPROGGE ve AMERTAP'ın süngerimsi kauçuk top tekniğidir. bir besleme düzeneği ile süngerimsi kauçuk toplar kondenserin giriş kısmına gönderilir.4'te gösterilmektedir.4. Mucidi Josef Taprogge'nin ismini taşıyan bu sistemde. Eskimiş toplar devreden çıkartılır ve yerlerine yenileri konur. temizleme işleminin düzgün yapılabilmesi için. Bu topların çapı.

4 Taprogge sistemi 118 .Şekil 4.

Şekil 4. Her durumun kendine has şartları olacağı göz önüne alınarak toplara biçilebilecek ömür iki-üç günden bir aya kadar uzayabilmektedir. boruların tıkanıklık seviyeleri ve çökelti cinsleri topların kullanım sürelerini etkileyen baş faktörlerdir. Yüzey pürüzleri. paslanmaz çelik ve titanyum borular için ortalama 12. taşlaşma ve korozyon şekilleri olduğu için top yapısı ve kaplaması bu özelliklere göre seçilmektedir. sertlik belirlemede su akış hızı.5 Temizleme mekanizması Her boruya saatte bir. devir akış profili ve en önemlisi uygun özellikte toplar. Kural olarak. Topların nominal çapı. bakır ve pirinç borular için 6 veya 12 temizleme topunun yeterli olduğu görülmüştür. boruların tek tek temizleme frekansını belirleyici etkenlerdir. boru çapından 1 ila 3 mm daha geniş top çapı seçilirken. giriş ağzına top besleme. boruların iç çapına ve su akış hızına göre değişkendir. darboğaz ölçüleri ve süzgeç açısı belirleyici olmaktadır. Topların dağılımı ve dolayısıyla her borunun temizleme frekansı. 119 .Muhtelif boru malzemelerinin kendilerine özgü tıkanma. Değişik tipte topların karışık ve kontrollü azalan hızlarda kullanılması ile daha iyi dağılım elde edilir.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful