You are on page 1of 153

Albert Hourani _ Avrupa ve Ortadou

avrupa ve orta dou albert hourani


Albert Hourani 1915'te Manchester'da dodu. Oxford'da Madalen College'da okudu. Beyrut Amerikan niversitesinde okutmanlk yapt, ikinci Sava srasnda Britanya Orta Dou Brosu'nda alt. 1958'de balad St. Antony's College'daki Orta Dou Merkezi mdrl grevini, Ocak 1993'teki vefatna kadar yrtt. Orta Dou tarihi, Arap milliyetilii ve ada slam dncesi konularnda, ada arkiyatln klasikleri arasna giren nemli almalar yapt. Yazarn Trke'de daha nce yaymlanm almalarndan bazlar unlardr: Arap Halklar Tarihi, Trc: Yavuz Alogan, (stanbul: letiim Yay., 1997); Bat Dncesinde slam, Trc: M. Krat Atalar, (stanbul: Pnar Yay., 1997); ada Arap Dncesi, Trc: Latif Boya-c-Hseyin Ylmaz, (stanbul: nsan Yay., 1994); "Osmanl Islahat ve Sekinlerin Politikalar", Trc: Bahattin Aydn, slam Dnyas ve Batllama: Deiim ve Sorunlar, (stanbul: Yneli Yay., 1997) iinde, s. 87-123.
trkesi ahmet aydoan fahrettin altun

yneli

iindekiler
Giri 1 slam'a Ynelik Batl Yaklamlar 2 slam, ve Tarih Felsefecileri 3 Mslmanlar ve Hristiyanlar 4 Volney ve mparatorluklarn Enkaz 9 13 41 117 127 5 Wilfred Scaven Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan 6 H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura 7 Toynbee'nin Tarih Algs 8 slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu 289

135 157 197 231 Dizin

GR
Bu kitaptaki denemelerin tamam, u ya da bu biimde, Batl dnr ve akademisyenlerin slam'a ve kendilerini Mslman olarak tanmlayanlara ilikin tavrlarna ve daha da genel olarak Hristiyanlarn baka din mensuplaryla ilikilerine ynelik bir ilginin rn olarak ortaya kmtr. Denemelerin kimisi slam' anlamaya alan Batl Hristiyan'n ve (farkl bir biimde) Hristiyanl anlamaya alan Mslman'n nnde duran engelleri, gerek bu iki inancn doasndan kaynaklanan, gerekse de bu inanlara sahip o-lanlar arasndaki temaslarn karmakark tarihi dolaysyla kendini gsteren zorluklar dorudan ya da dolayl bir biimde aklamaya almaktadr. Denemelerin birinde, srekli olarak kar karya gelen iki dinin birbirlerini tedirginlikle tanmlay biimlerine deindim. Her ikisi de dierine kar btnyle yabanc olmamakla birlikte, kendi dnce sistemleri ierisinde birbirlerine gerekte onun gelitii ve ballarnn onu yorumlad ekliyle anlalabilir bir yer vermekte zorlanrlar.

Bu kitaptaki ilk be denemenin hepsi bu konunun farkl boyutlarn aydnlatmaya alr. Bunlardan en uzunu olan "slam ve Tarih Felsefecileri" isimli deneme, Arabic Thought in the Liberal Age" adl almamda filizlenen dncelerden hareketle mevcut eklini almtr. Ayn zamanda, Avrupa'dan Arap dncesine hangi fikirlerin girdiini anlamaya alrken, slam'a dair kimi fikirlerin de Avrupal dnrLondra, 1962.
Avrupa ve Orta Dou

lerce nasl anlatldna dikkat etmekten kendimi alamadm. Kimi kez, Renan ile Afgani, Comte ile Osmanl reformcular ya da Muhammed Abduh ile Herbert Spencer arasndakiler gibi, varolan kiisel balantlar ya da gerekletirilen edebi yazmalar da dikkatimi ekti. Bununla beraber bu ilginin kkleri daha derinlere dayanr ve iki farkl yerde bulunur. Bunlardan birisi, Hristiyan-larla Hristiyan olmayanlar arasndaki ilikilere dair uzun zamandr varolan bir ilgidir. Burada kendilerine kran borlu olduum kimselerin bulunduunun farkndaym, bunlarn hepsi denemelerde aklanmad: Charles Malik ve Jean de Menasce ile deiik dnemlerde yaplan uzun sohbetler, J. Panielou2, C. Journet3 gibi ilahiyatlarn yazlar, R. W. Southern, N. Daniel ve J. VVaardenburg4 gibi akademisyenlerin Avrupal yaklamlara ilikin almalar. Ayrca her ikisini de ahsen tandm iki dahinin, uzun yllardr mesai arkadam olan Robin Zaehner ve zaman zaman karlatm saygn bir otorite, Louis Massignon'nn rahatsz edici etkisini hissetmedim deil. Kitaptaki son deneme, yani tarih yazmna dair olan, farkl bir ilgi alanna sahipmi gibi grnebilir. Bu deneme, zamanmzda Orta Dou tarihinin nasl yazlmas gerektiine ilikin bir dnme abasndan neet etmekle beraber, ayn zamanda benim ana temamn belli bir ynn de somut bir biimde aklar. Tarihilerin, zellikle Avrupal ve Amerikal tarihilerin Orta Dou tarihini yazmaya alrken kullandklar yntemlerin aklanmasna ynelik herhangi 2 J. Daniel>u, Le my stere du salut den nations (Paris, 1948). 3 C. Journet, L eglise du verbe inecime, 2 cilt. (Paris, 1955); ng. trc: The Church ofthe Word Incarnate, 1. cilt (Londra, 1955). 4 R. W. Southern, Western Vievs of islam in the Middle Ages (Cambridge, Mass., 1962), Trkesi: Orta a Avrupasnda slam Algs, Ycneli Yay., stanbul, 2000; N. Daniel, islam and the West: the Makilg of an Image (Edinburgh, 1960) ve islam, Europe and Empire (dinburgh, 1966); J. D. J. VVaardenburg, L'islam dans le rniroir del'occidert (The Hague, 1961).
10
Giri

bir giriim, "slam", "slam toplumu", "slam medeniyeti" kavramlarnn, slam'n hakim din olduu sz konusu blgelerin tarihinin anlalmasnda salkl bir kategoriler tasla sunup sunmadna ilikin problemi kanlmaz olarak gndeme getirir. Bu denemeyle birlikte, tamamen Yakn veya Orta Dou ile ilgili olmakla beraber, ad geen balamda konu d olmadna inandm bir denemeyi, Toynbee'nin Study of History'sine ilikin olann da dahil ettim. Bunun iki nedeni var. Birincisi, Toynbee'nin tarihe ilikin perspektifinin Yakn Dou'daki imparatorluklarn ve uygarlklarn ykselii ve kne dair gzlem ve dnceleriyle ekillenmi olduunu dnmem, ikincisi ise kitaptaki mevcut denemelerden birkann onun tarihe bak tarznn etkisinin ak iaretlerini gstermesidir. H. A. R. Gibb zerine yazdm deneme de, yine dierlerinden farkl bir ilgi alanna sahipmi gibi grnebilir. Sz konusu denemenin kaynaklarndan biri, fikirlerin, birey olarak dnrlerin zihinlerinde dou ve gelime biimlerine dair beslemi olduum daimi ilgide bulunur. Henz bir renci iken okunan eserlerden, entelektel biyografi modeli olarak Gibbon'un otobiyografisi, Keynes'in iktisat Marshall'a dair denemesi5, R. W. Chapman'm Ingram Byvvater portresi6 zihnimde yer etmiti. Yaknlarda E. H. Gombrich'in Aby Warburg'un hayat zerine yapt alma, akademisyenin mesleinin aclarn, cokularn ve

gerek bir akademisyeni btn hayat tek bir konu zerine dnme ve aratrmayla biimlendirmeye ynlendiren takntnn zn canl bir biimde ortaya koydu.7 Sz konusu akadeJ. M. Keynes, Essays in Biography (Londra, 1933). R. W. Chapman, The Portrait of a Scholar, and Other Essays... (Oxford, ete, 1920). E. H. Gombrich, Aby Warburg, An Intellectual Biography (Londra, 1970). Ayrca bkz.: F. Gilbert, 'From Art history to the History of Civilization: Gombrich's Biography of Aby Warburg', Journal of Modern History, cilt 44, (1972), s. 381.
11
Avrupa ve Orta Dou

misyenlik idealine ilikin kimi dnceler benim Gibb almamda da bulunabilirse de, burada da kitabn merkezi temas kendisini hissettirecektir. Zira slam'n doas ve geliimi ile kendilerini Mslman olarak tanmlayan kimselerin anlalabilmesine ilikin bir taslak sunma abas Gibb'in zihnini srekli megul etmekteydi. Zaman zaman "Yakn Dou" zaman zaman da "Orta Dou" tabirlerini kullandm dikkatlerden kamayacaktr. Bu tabirlerin kklerini, kesin anlamlarn ve bunlardan hangisini kullanmann daha avantajl olacan tartmak uzun ve yararsz bir i olacaktr. "Yakn Dou" tabirini, ncelikli ve arlkl olarak, Akdeniz'in dou yakasnda yer alan lkelere izafe ederek kullanmaya altm, "Orta Dou" terimini ise, daha ziyade, genel olarak Arapa konuan ve Mslman lkelere atfen kullandm. Elbette sz konusu kullanm alanlarnda tamamen tutarl olmak mmkn deildir. Arapa szck ve isimlerin tam bir transkripsiyonunu vermek gerektiinde bir miktar deiikliklerle Encyclopaedia of islam'n ikinci basksn kullandm, btn iaretler metinden karlmtr, fakat notlara dahil edilmitir. Denemeler farkl zamanlarda ve farkl amalar iin yazlm olduundan, onlar, yeniden yazmakszn bugne aktarmak imkansz olacakt. Zaman zaman bir ifadeyi dzelttiim ya da deitirdiim oldu; ayn zamanda birka bibliyografik referans ekledim ya da deitirdim, fakat genel olarak sz konusu notlar, denemeleri yazarken kullandm malzemeyi iaret eden ifadeler olarak gz nnde bulundurmak daha doru olacaktr.
12

SLAM'A YNELK BATILI YAKLAIMLAR Szlerime beni bir konferans vermek zere davet eden ve zellikle, neredeyse krk yl kadar nce, yazlaryla ilk karlatmdan bu yana, kendisine sayg duyduum Cloud Montefiore adna dzenlenmi bir konferansta bana bu imkan veren niversiteye teekkrlerimi sunarak balamalym. Syleyeceim eyleri kurgularken Montefiore hakknda dnyordum. almasnn byk blm Hristiyanln geliimi ve onun Yahudilikle ilikisiyle ilgilidir; fakat kitaplarndan biri bana kendi konumla ilgili grnyor. Montefiore'in kadim Musevilerin1 dinini rnekleyerek, dinin kkeni ve geliimi ile ilgili verdii konferanslarda slam hakknda aka bir eyler syledii elbette dnlemez. Montefiore, on dokuzuncu yzyl Kutsal Kitap tenkitilii hareketinin gelitirdii fikirlerle soruna yaklamakta ve Yahudiliin gelimesine ilikin, selefleri olan byk akademisyenlerin ileri srd Eski Ahit kitaplarnn yeniden tefsiri ve dzenlenmesi zerine oturan bir aklama sunmaktadr. Burada geleneksel dzenleme yerine ncelikle tarihi eserler, daha sonra manzum eserler (Mezmurlar ve Sleyman'n Meselleri) ve sonra da kehanete dayal eserlerolduka farkl bir tasnif nerilir. Buna gre Hoea, Amos; aya ve Mika'nn blmleri gibi en erken kitaplar, M sekizinci yzyldan kalan kehanete dayal eserlerdir. Bunlar C. G. Montefiore, Lectures on the Origin and Grovth of Religion, an Illustrated in The Religion of the Ancient Hebreus (Londra, 1892).
Avrupa ve Orta Dou

dzenleyen tarihi kitaplar ve hukuki metinler, kk bir ksm dnda, uzak bir gemiin yeniden inasdr. Bu dzenleme biiminden Yahudiliin gelime biimine ilikin net bir

bak ortaya kar. Hz. Musa'dan nceki kabile atalar, tek bir Tanr'ya tapnmaya ynelik bir tr doal eilime sahip olabilme durumlarndan baka, kendileri hakknda hibir ey bilemediimiz, belirsiz efsane figrlerden baka bir ey deildir. Hz. Musa ile birlikte daha salam bir zemine kavuuruz, yine de tektanrcln (monoteizm) deilse bile teketaparln (monolatry) arz- mevuduna kavuuruz: bir tanrdan daha fazla tanrlar mevcut olmakla beraber sadece birine taplmaktadr ve O'na tapnma kutsal bir yere ynelmektedir ve ahlaki bir yasaya itaate balanmaktadr. u halde Peygamberlerle birlikte yalnzca tek bir Tanr'nn olduuna dair tam bir teyide ulayoruz ve bu salam temel zerine btn bir ibadet, gelenek ve hukuk yaps ina edilmektedir, ki tarihi Yahudilik de budur. Btn bunlar bilinen hususlardr ve benim konum da deildir. Bununla beraber bunu aktarmamn nedeni, Kitab- Mukaddes'e ve Yahudilie ilikin bu bak asnn Batl akademisyenlerin Ku'ran ve slam'a bak tarzlarn nemli lde etkilemesidir. Montefiore'in kitabnda, ayn ekoln dier kitaplarndaki gibi, Yahudiliin doas ve geliimine, dier tek tanrc dinlerin doas ve geliiminin ve zellikle Semitik dilleri konuan ve yazan dier halklarn sahip olduklar inanlarn incelenmesi yoluyla k tutmaya ynelik bir giriimi grebiliriz. Bu, bir Yahudi iin Yahudiliin, bir Hristiyan iinse Hristiyanln biricik olarak algland yerde ya btn dinler snfnn ya tek tanrc dinler snfnn ya da semitik dinler snfnn herhangi birisinin mntesibi olan insan ruhunun, eitli benzer belirtilerini ortaya karan farkl anlaylarn da mevcut olduu anlamna gelir. Demek oluyor ki, "dinler bilimi" gibi bir ey vardr ve bir din dierini aydnlatmak, aa kavuturmak zere kullanlabilir. On dokuzuncu yzyln Kitab- Mukaddes uzmanlar] hakl olsayd Yahudilik Kehanetle balayacak, Gelenek Ke14
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

hanetten geliecek ve Yasa hem insanlarn dnyadaki hayatlarn dzenleyerek, hem de onlar Tanr'ya daha da yaklatrarak zel bir rol oynayacakt ("yasa ki," diyor Montefiore, "Tanry yaklatrd ... [ve] onun sayesinde Tanr'nn kutsayc varl yrekte hissedildi").2 Aktr ki, Yahudiliin anlalmas gereken kavramlar Kehanet, gelenek ve yasaya mteallik kavramlar ise, bu kronolojik ve mantki dzen ierisinde gerekleen slam aratrmalar Eski A-hit'in anlalmasnda bize yardmc olabilecektir. slam, hi phesiz hayat ve retisi zerine pek ok ey bildiimizi sandmz bir Peygamberle balam olan bir dindir ("bildiimizi sandmz" dedim nk geleneksel biyografilerin ou yakndan ve eletirel bir biimde ele alndnda ufalanmaya balamaktadr). slam, peygamberin ve sahabelerinin uygulamalarn kaydeden ve aamal bir biimde ilk yzyllarda geliip ekillenmi olan devasa boyutta bir gelenee, Hadise ve bunun yannda Kuran ve Hadisten mantksal bir karm yoluyla elde edildii iddiasn tayan ve dolaysyla kutsal bir hukuk normuna sahip olduu dnlen her eyi kucaklayc bir hukuk ve ahlak sistemi olan eriata sahiptir. Modern slam aratrmaclnn gelitii kklerden birisi, sz konusu benzerlie ilikin farkndalktr. Yahudilii incelemekle balayan akademisyenler slam' incelemeyi srdrdler, ilk inceleme sahalarndan rendikleri eletiri yntemlerini slam'a uygulayarak slam'n erken gelime dnemine ilikin Mslmanlarn kendilerinin sahip olduklar resimden baz bakmlardan olduka farkl olan bir resim meydana getirdiler. Sadece iki isim zikretmek gerekirse, Macar Yahudisi Ignaz Goldziher, hadisin gelimesine ve -nemine ilikin grmz deitirdi ve Alman Protestan Julius Welhausen, Peygamberin mesajnn yarm yzyldan fazla bir zaman ayakta kalm olan bir devlet ve toplum yapsnda tecessm edi biimine ilikin bir aklama sundu ki, A.g.e., s. 548.
15
Avrupa ve Orta Dou

ancak imdilerde bu aklama biimine meydan okunmaya baland.3

Fakat ayn zamanda, Montefiore'in aklad din gr bir baka bakmdan nemlidir. Konferanslar sona erdirirken u ifadeleri kullanmtr bir neslin inan ve umutlarn bu denli aa vurduundan btn bir pasaj aktarmaktan kendimi alamyorum, ...olas snrlar erevesinde, Yahudilie ilikin kalc bir reform imkan mevcut mudur? Yahudilik, dinin ruhundan ziyade eriat kurallarna kat riayet ve kendini adamann snrlarn krdktan sonra Yahudilik olarak kalamaz m? Bu yle bir sorudur ki cevabn gelecek, yalnzca gelecek verecektir. sa'nn dini denli tinsel ve hatta Paul'n dininden daha evrensel olacak, kehanete dayal bir Yahudiliin ryasn grenler muhtemeldir ki yanlsamann kurbandrlar. Fakat herhalde bu yanlsamaya harcayabilecekleri emek, gsterebilecekleri sadakat gz ard edilemez. Bir yanlsama iin e-mek ve aba sarf etmi olup da, dnyaya yine de faydas dokunmu olanlar sadece onlar olmayacaktr. nk hayali bir Yahudilik davasna ballklar sonuta Tanr'nn amacna ballktr. Onlar Tektanrcln ampiyonlar, dnya apnda bir teizmin nc askerleri, hibir lmly tanrsal seviyeye ykseltmemelerine karn, yine de insann her eyin Babas ile akrabalnn ve birlikteliinin hakikatini ilan edebilirler. Bu dine brakn gelecek ne isim verecekse versin. Bunun gibi bir ifade, tektanrcln, doru ve gerek bir din olsa da, insanlarn Tanr hakkndaki dnme ve ona tapnma biimlerinin onlarn insani karakteristikleriyle kimi on dokuzuncu yzyl dnrlerinin syleyecei zere, rksal karakterleriyle ya da dilleriyle veya toplumsal yaplaryla ekillendiini; bu biimlerin insan toplumu gelitike deitiini; ve Tanr kavraynn sslendii ya da gizlendii efsanevi unsurlardan arnd ve artk snrl insan toplulukla. Goldziher, Muhammedanische Studien, 2 cilt (Halle, 1889-1890), ng. trc: S. M. Steren (der.) Muslini Studies, 2 cilt (Londra, 1971); J. Welhausen, Das arabische Reich und sein Struz, (Berlin, 1902), ng. trc: The Arab Kingdon and s Fail, (Kalkta, 1927). Montefiore, op. cit., s. 551-552.
16
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

larnn ben-bilinli kibirlerinin etkiledii tabirlerle ifade edilmedii bir zaman drt gzle bekleyebileceimizi ima etmektedir. Montefiore'in bu dnya apndaki mstakbel teizme dair slubu modern bir yazm tarz olabilirse de, fikrin bizatihi kendisi yeni zamanlara zg deildir. Bu tarz benzer ekilde, Yahudi, Hristiyan ve Mslmanlarn arasnda da uzun ve muteber bir gemie sahiptir ve grubun her birinin dierine bak tarzna katkda bulunmutur. Hristiyan ve Mslmanlarn tarihi ilikilerini kutsal sava, Hal Seferleri ve cihad asndan anlamak mmkndr ve bunun iin tarihsel bir merulatrma sz konusudur. Suriye, Msr, Kuzey Afrika, spanya ve Sicilya gibi Hristiyan topraklarndaki ilk byk Mslman yaylmas; Hristiyanlarn spanya, Sicilya ve Kutsal Topraklar'daki yerleri ilk kez geri almlar; Osmanllarn Asya ve Balkanlardaki genilemesi ve de son iki yzylda Avrupa'nn salad stnlk gibi gelimeler her iki tarafta da phe ve dmanln uyanmasna ve yaamasna sebep oldu. Bu durum bugn iin bir dmanlk sebebi deilse bile, en azndan her iki tarafa da kendilerini ifade edebilecekleri bir dil salamaktadr. Bismarck, Fransa'y Tunus'u igal etmeye tevik ederken, Fransz babakanna 'Kartacay barbarlara brakamazsnz' diyordu; Allenby Kuds'e girerken Hal Seferlerinin hatrasn canlandryor; Bidault Fas Kraln tahtndan indirirken bunun gerekesini, Ha' Hilal'e tercih etmek eklinde izah ediyordu. Dier tarafta Filistinliler ve Cezayirliler ulusal bir savata, kastl olsun ya da olmasn, kutsal savan hatralarn artran cihad, Mcahid gibi szckleri kullanmaktadrlar. Fakat Hal Seferleri ve cihad Hristiyanlk ile slam dnyas arasndaki siyasi ilikilerin btn gerekliini kuatmakta, Hristiyanlarn slam'a, Mslmanlarn Hristiyanla ynelik yaklamlarn ksmen aklayabilmektedir. Bu iki farkl inanca sahip olan topluluklar Akdeniz havzasnda bin yldan beri kar karya gelmektedirler. Bu iki 17

Avrupa ve Orta Dou

topluluk arasndaki ilikinin dmanca olduu su gtrmez ancak yine de her iki tarafn nezdinde de zoraki bir birbirini tanma gayreti olduunu da belirtmek gerekir. Zoraki diyorum nk hibiri dierine ilikin ne yapacan tam olarak bilmiyor. Ortodoks Mslman ilahiyatlar iin bu tedirginliin sebebi inandklar Hristiyanlk ile bizatihi Hristiyanlarn inanr grnd Hristiyanlk arasndaki farkllktan kaynaklanmaktadr. Montefiore'in bahsettii ve isimlendirmesini daha sonraya brakt "dnya apndaki teizm" Mslmanlar iin zaten mevcuttur ve bir isme de sahiptir. Bu, Tanr ile insan arasnda bir ahitle tasdik edilmi, Tanr tarafndan szlerini aklamas ve insanlara gerek benliklerini hatrlatmas iin gnderilen ve "Peygamberlerin Mhr" Hz. Muhammed'de sona eren bir peygamberler silsilesi tarafndan vazedilmi bulunan, insan aklnda yaradltan mevcut, tek tanrl dinin tam ve son vahyi olan slam'dr. Mslmanlar hem Hz. Musa'y hem de Hz. sa'y bu silsilenin ierisinde grr. Her ikisi de ayn mesaj vazetmilerdir ve Kuran tarafndan sa'nn zel yeteneklere sahip olduu sylenir: O Adem gibi, yaratc "kn" (ol) szc ile yaratlmtr; mucizevi bir biimde bir bakireden domu, bir anlamda "Kelimetullah", bir anlamda "Ruhullah"tr. yle grnyor ki, ilk dnemde Peygamber kendisini yeni bir din kuran birisi olarak deil, ezeli bir dini ihya eden ve tamamlayan birisi olarak gryordu. Bununla beraber kendisi ve etrafndaki sahabeler yaklamlarnn Yahudi ve Hristiyanlarda karlk bulmadn aknlkla grdler. Hristiyanlar onu, peygamberlerin mhr olarak grmek yle dursun, bir peygamber olarak bile kabul etmiyor, Kuran' Tanr'nn sahih kelam olarak grmyorlard. Mslmanlarn tek bir Tanr'nn varlna inandn kabul etseler bile, onlar Teslis ve Bedenlenmeyi reddetmekle, dolaysyla onun doasn yanl anlamakla suluyorlard. Bu sarslma, deyi yerindeyse, bu darda braklmlk hissi her zaman varolageldi. Orta a Mslman dncesinin bununla karlamasnn iki ekilde olduu sylenebi18
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

lir. Mslmanlar, bir taraftan, peygamberlerin sonuncusunu Hz. sa ile ayn ruhi seviyeye yerletiren bir gr gelitirdiler. Bu srecin ipularn, Goldziher'in gsterdii gibi, geleneksel biyografilerde ve hadislerde grebiliriz.5 Peygamber mucizeler gsteren bir kimse olarak resmedilir ve ona atfedilen retiler Yeni Ahit'inkilere olduka benzerdir bir hadiste Hz. sa'nn rettii dua neredeyse hi deitirilmemi gibidir. Dier taraftan, Yahudi ve Hristiyanlara sahih kutsal metinler gnderildii, ancak Yahudi ve Hristiyanlarn Hz. Muhammed'in peygamberlik vazifesini ifa etmesinden korktuklar iin bu metinleri tahrif ettikleri ynnde bir iddia ortaya atlmtr. Kutsal kitaplarn tahrif edilmesine ilikin bu fikir Kurani bir temele sahip olup sonrasnda ilahiyatlar tarafndan ilenmitir. Hristiyanlar, baz ilahiyatlar, Yeni Ahit'teki metinleri kasten saklamaktan ve yerlerine yeni dolaysyla da yanl olanlar koymaktan, dier baz ilahiyatlarsa her iki tarafa kutsal kabul edilen metinleri yanl yorumlamaktan dolay sorumlu tutarlar. Bilhassa Eski Ahit'in ilk be kitabndan beincisindeki (Tesniye) iki ayet ve Kutsal Ruh'tan bahseden Yuhanna n-cili'ndeki iki ayet Mslmanlar tarafndan peygamberlerinin geliini haber veren ifadeler olarak deerlendirilmitir.6 Ayn ekilde Gazali bize, Hristiyanlarn Hz. sa'nn Tanr olduunu ileri srer ekilde okuduklar kimi metinlerin, onun insan olduunu ifade eder bir biimde anlalmas gerektiini syler.7 Bu tahrif sulamalarnn baz yanklar modern zamanlarda hala iitilebilir. Kktenci grlere sahip Protestan misyonerlerden gelen saldrlarla karlatklarnda, Mslman reddiyeciler, Hz. sa'nn dinini, onun St. Paul ve Kilise tarafndan tahrif edilmi daha sonraki biimlerinden ayrt Goldziher. op. cit., s. 346f. L. Gardet, L'islam, regio et eommunaute, (Paris, 1967), s. 38lf.

el-Gazali, al-Radd al-jamil -ahiyat 'Isa bi-sarih al-injil, der. ve Franszca'ya tercme eden, R. Chidiac, (Paris, 1939). 19
Avrupa ve Orta Dou

ederek ad geen misyonerlere cevap vermeyi ok abuk rendiler. Nitekim 1867 gibi grece erken bir dnemde, zamannn Kitab- Mukaddes eletirisine ilikin kimi bilgilerini sergileyen Hindistanl bir Mslmanla, Delhili eyh Rahmetullah ile karlayoruz.8 Daha sonra da, Menar dergisiyle balantl, Kahire'deki mehur bir slamc yazar grubu, ieriinden anlald kadaryla beinci yzylda Mslman olmu bir talyan tarafndan yazlan ve doal olarak Hz. sa'nn hayatn Hristiyani olmaktan ziyade slami bir gr asndan veren, doruluu kabul edilmeyen bir eseri, Barnabas ncili'ni kullanmlardr. 18. yzyln balarnda Avrupal akademisyenlerce bilinen bu eserin ilk yaym, 1907'de Oxford'da yapld; ve neredeyse hemen Arapa'ya tercme edildi ve sa'nn gerek retisinin ne olmas gerektiini gstermek iin kullanld.9 Elbette slami gelenein tamam bundan ibaret deildir. Dncelerinde sa figrnn insan- kamil, ya da mkemmel insan olarak grnd mistik yazarlar vardr; nitekim Halla iin Hz. sa hem peygamber hem de azizdir ve sufiliin hedefi olan ilahi ve insani olan arasndaki btnlemenin bir timsalidir. Fakat daha sonraki sufi dncesinde insani bir retmeni takip etmek ya da bir veliyi arac klmak, iinde dnyevi ayrmlarn ve farkllklarn ald gizemli varlklar dnyasna giriten daha fazla bir anlam ifade etmez. Dahas, Hz. sa'ya zel bir sayg besleyenlerin bile gz nnde bulundurduklar Hristiyan ilahiyatnn sa's deil, Kuran'n sa's idi: Hibir anlamda Tanr'nn olu olmayan, Rahmattallah al-Dihlevi, zhar al-haqq, (stanbul, A. H. 1284 [18671). Bu kitaba dikkatimi ektii iin bayan A. Powell'a kranlarm sunmak isterim. Onun u makalesine bkz.: 'Mawlana Rahmat Allah Kairavvani ve Muslim-Christian Controversy in India in the mid-19. century', Journal ofthe Royal Asiatic Society, (1976) i, s. 42f. J. Jomier, 'L'Evangile selon Barnabe' i., Institut Dominicain d'Etudes Orientales, Melanges 6 (Kahire 1959-61), s. 137f.
20 slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

pek oklar iin haa gerilmemi bir insan, bir peygamber. Kuran'daki bir ayete dayanan Ortodoks Mslman inanc, Hz. sa'nn hata lmedii yolundadr. Bu inanca gre ya Hz. sa'nn yerine bir baka kii kimilerine gre Yuda armha gerilmitir ya da Hz. sa armha gerilmise bile lmden kurtulabilmitir. Tanr tarafndan gnderilen, ac ve strap eken fakat sonunda mahzun olmayan beeri bir varlk durumundaki sa'ya ilikin bu inan, pek ok Mslmana, Hristiyanlarn Bedenlenme ve Teslis akidesine nispetle tek, akn ve her eye kadir Tanr inanlaryla daha ok uyum iinde grnr. Yakn zamanlarn Mslman yazarlarnn eserlerinde, hem modern dnyada bir din kimliiyle hem de slam'n stnlnn bir iareti olarak, haddi zatnda bunun ok kere ileri srldne ahit oluyoruz. Bu Mslman yazarlar, Hristiyanlarn modern bilimin nda geleneksel inanlarn savunamadklarn, buna karlk, Mslmanlarn inanlar itibariyle modern bilimin verileri karsnda sarslmadklarn belirtmektedirler. Onlara gre bunun sebebi, slam'da mucizevi ya da akld olan hibir eyin olmamas ve gerekten de slam'n modern dnrler tarafndan gzden geirildiinde modern insann inanma ihtiyacn tatmin edebilmesidir. Mslman dnrler, kendi inanlarnn, Tanr'nn doas ve onun dnyadaki ilerinin biimlerine ilikin yegane makul doktrin olduuna btnyle inandklarndan, kimi modern Hristiyan akademisyenlerin slam'a ilikin olarak gsterdikleri ilgiyi, pek az istisna olmak kaydyla, Hristiyan dnrlerin sylediklerini anlamaya ynelik olarak gstermezler. Mslmanlarn Hristiyan retisine gsterdikleri ilgi, baz Hristiyanlarn slam akaidine gsterdikleri ilgi ile kyaslandnda olduka zayf kalr. Mslmanlarn bu konuyla ilgiliymi gibi grnen kitaplar dahi aslnda daha farkl kayglarla oluturulmutur. Bir an iin ilk ya-

ynlandnda geni ilgi uyandran ve aradan yirmi yl getikten sonra bile ilgin ve gerekten kendine zg grnen bir kitab dnelim. Bu, tannan Msrl bir doktor ve yazar
. 21 Avrupa ve Orta Dou

Muhammed Kamil Hseyin'in eseridir ve ngilizce tercmesi 1959'da, A Friday in Jerusalem, City of Wrong ismiyle yaynlanmtr.10 ekil itibariyle, Kutsal Cuma gn yaananlarn rol alanlarn gr alarndan bir dizi kurgusal betimlemesinden ibarettir. Kitabn ierii armha gerilmenin anlam zerine bir dnce giriiminin sonucunda ina olmutur. Kitabn uyandrd heyecann anlalmas g deildir: nihayet dinine bal, sadk bir Mslman Hristiyanln merkezi gizemini, saygdeer bir biimde kabullenmeye alyor gibidir. Fakat kitaba daha yakndan baktmzda, umulandan tamamen farkl bir eser karmza kar. Her eyden nce Hz. sa armhta lmyordu, yazarn sylediine gre "izah edemeyeceimiz bir ekilde, Tanr onu kendi katna ykseltiyordu."11 Dolaysyla yazar, hala Ortodoks bir Mslmann bak asndan yazyordu. kinci olarak ve daha da artc bir biimde, gerekte yazar iin Hz. sa'nn ldrlm olup olmamas nemli deildir. nemli olan, onu mahkum edenlerin onu armha germeye niyetli olup olmamalardr ve Kamil Hseyin'in ilgisi, Han Hristiyanlar iin sahip olduu anlama deil, Hz. sa'y armha germek isteyenlerin niyetlerine yneliktir. Kitap, armha gerilmeden ziyade bireysel vicdan ile ahlaki olmayan toplumsal irade arasndaki bitimsiz mcadeleye ilikindir. Hristiyanlar karsnda Ortodoks Mslmanlar zora sokan ey, Hristiyanlarn Hz. Muhammed'in peygamberliini reddettii yerde, Mslmanlarn Hz. Muhammed'i Hristiyanln da ierisinde bulunduu bir gelenein ihyacs gibi grmeleridir. Hristiyanlar endieye sevk edense olduka farkl bir durumdur. Hristiyanlar iin slam'n akideleri, baz dorular olmakla birlikte, yanllar ile ele alnmas gereken bir sistemdir. Bu sistem ierisinde doru olanla yanl olan birbirine o kadar karmtr ki, sonuta doru 10 M. K. Hseyin, Garya zalima, (Kahire, 1958), ng. tere: K. Cragg, M. K. Hseyin, City of'Wrong: a Friday in Jerusalem, (Amsterdam, 1959). A.g.e., ng. trc: s. 222. 22
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

olann dahi tahrifat sz konusu olmutur. slam'n, doru yanlar gz nnde bulundurulduu anda bile, niin var olduu ve ilahi silsile ierisinde ne gibi roller stlendii bu yaklama gre belirsizdir. Yakn zamanlarda M. T. d'Alverny, R. W. Southern ve Norman Daniel12 birok nemli tarihi, Orta a Hristiyan yaklamlarnn slam'a ynelik alglama tarzlarnn nasl gelitiklerini konu edindi. Orta a Hristiyan dncesindeki saldrnn ana hatlar onlarn katklaryla yeterince aa kavumutur. Her eyden nce Hristiyan dnrler slam Peygamberini gerek bir peygamber olarak gremi-yorlard. Onlara gre evrensel bir peygamber, Mesih'in gelmesine ynelik bir misyon stlenirdi; zel bir peygamber gelecekten haber verirdi. Fakat slam'n Peygamberi evrensel peygamberler silsilesinin iaret ettii hadiseden sonra geldi ve gelecee ynelik hibir ey sylemedi. Dahas, Hz." sa'dan sonra gelen bir peygamberden, daha nce gnderilmi olan hakikatleri kendi mesajnda tecessm ettirmesi beklenirdi fakat o, armha gerilme, bedenlenme ve teslis gibi Hristiyanln esas olan eyleri inkar etti. Ayrca Onun insani karakteri Hristiyanlarn bir peygamberde bulmay umduklar karakterden olduka farkl grnyordu: o bu dnyada g ve iddet kullanarak bir krallk ina eden birisi olarak deerlendirilmekteydi. Btn bu nedenler dolaysyla slam, Hristiyanln arsn daha da teye tayan ve tamamlayan bir din olarak dnlemiyordu. Putperestliin ya da Yahudi sapknlnn bir biimi olabilirdi. slam yalnzca, hatalarnn ak edilmesi ve putperestlik ya da sapklk izelgesinin tam olarak neresinde yer aldna karar verilmesi iin, ancak ikincil bir amala incelenmeye deerdi.

M. T. d'Alverny, 'Deux traduetions latines du Coran au moyen age', Archives d'histoire doctrinale et litteraire du Moyen Age, 16. cilt (1948), s. 69f; R. W. Southern, Westren Vieu's of Mam in the Middle Ages, (Cambridge, Mass., 1962H; N. Daniel, islam and the West: the Making of an Image, (Edinburgh, 1960). 23
Avrupa ve Orta Dou

Hristiyanlarn slam'a ynelik tavr, slam henz bir yzyln doldurmadan nce, alas bir abuklukla formle edildi. Dou Kilisesinin byk teologlarndan biri, aml St. John Mslman ynetimindeki Suriye'de yayordu. Arapa'ya Greke kadar hakimdi ve tpk babas ve bykbabas gibi, mrnn son demlerine dek Emevi halifelerinin bir memuruydu. Kuran'a, Mslmanlar arasnda dini dncenin kaynaklarna ilikin bilgi sahibi olan St. John, slam konusunda inceleme yapan ilk Hristiyan dnrdr. slam'la ilgili olan eseri siyasi bir polemik olmaktan ziyade, slam'n teolojik dzeydeki yanllarn rtmeye ynelik ciddi bir giriimdi; yaad a ciddi ve ak teolojik argmanlar kullanmann mmkn olduu bir dnemdir ve gerekten de kitap bunun bir iaretidir. Emeviler zellikle ynetimi altnda bulundurduklar Hristiyan nfusunu slam'a dndrmek iin bir aba sarf etmediler. Muhtemelen, Hristiyanlar slam'a kendilerini er ge yutacak bir deniz olarak deil, Roma mparatorluunun eyalet ehirlerine yeni yneticiler getiren fakat asli kurumlarn tahrip etmeksizin brakan u barbar hareketlerden biri olarak bakmaktaydlar. St. John'un slam'a ilikin ilk deerlendirmesi, kendisinin en temel dini eseri olan Bilginin Kaynann dinsel sapkla ilikin blmnde karmza kar. Ona gre slam, bir Hristiyan heretizmidir ve deindii yz birinci heretizmdir. slam, Hristiyanlkla yaratlmam, dorulmam, ebediyen yaayacak, grnr ve grnmez her eyin yaratcs olan Tek Tanr inancn paylar, fakat o, esasa ait olan kimi Hristiyan akidelerini reddeder. slam Hz. sa'nn tanrsalln ve armha geriliini reddetmek suretiyle, hakikatin anlamn boaltr. slam'n belli hakikatleri bnyesinde barndrmas bunu yapmasna engel oluturmaz. slam'n Tanrs, Hristiyanln Tanrsnn sahip olduu niteliklerden mahrum olmas dolaysyla zden yoksundur. Bunun yannda slam'n, Hz. Muhammed'in bir peygamber olduu ve Kuran'n ona gnderilen bir Tanr kelam olarak alglanmas gerektii ynndeki inanlar Hristiyanlarn 24
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

kabul edemeyecei inanlardr.13 St. John, Bir Mslman ve Hristiyan Arasndaki Tartma isimli eserinde her ne kadar bu eserin kendisine ait olduu pheliyse de St John'un retisinin bir ksmn yanstmas bakmndan -nemlidir Hz. Muhammed'in peygamberlik misyonuna kar gelitirilmi olan argmanlar daha detayl bir biimde ortaya koymutur. St. John'a gre, Hz. Muhammed'in bir peygamber olarak gelecei daha nceki peygamberlerce haber verilmemitir. Hz. Muhammed, retisini dorulayacak ne bir iaret sunmu ne de bir mucize gstermitir. St. John'a gre, Hz. Muhammed'in peygamber olamayacann bir dier gerekesi de, peygamberler silsilesinin Vaftizci Yahya ile tamamlanm olmasdr.14 Bu noktaya, Bat Avrupa'daki kiliseden ok nce, ak ve serinkanl bir anlayla ulalabilmiti. Bat Avrupa, ilk kez slam gcnn meydan okumasyla karlatnda nasl kar konulacana ilikin gerek bilgiye sahip olmakszn, korku ve cehaletle yorulan bir tavrla kimi sama ve tamam da yalan yanl bir yn efsane retti. Onlara gre Mslmanlar, yanl bir lemeye tapan putperestlerdi, peygamberleri bir byc, hatta papa olmak iin hrsla kar koyup isyan ederek Arabistan'a kaan ve burada kendi kilisesini kuran bir Roma Kilisesi kardinaliydi. slam'a dair ciddi bir inceleme ve almann habercilerini ancak on ikinci yzylda gryoruz. Bu almalarn byk blm, karlkl ilikilerin dier yerlere gre daha youn ve daha karmak olduu spanya'da yaplmtr. Bu almalar, himayesinde Kuran'n (Ketton'lu Robert tarafndan) ilk Latince tercmesi yaplm olan,

Cluny Manastrnn keii Peter (Venerable) tarafndan zendirilmitir. Bu dnemden itibaren, her ne kadar efsaneler ortada dnp dolasa ve onlara inanlmaya St John of Damascus, De Haeresibus i., J. P. Migne, Patrologia Graeca 94, s. 764f. ng. trc: D. J. Sahas, John of Damascus on Mam, (Leiden, 1972), s. 51f. St John of Damascus, Disputatio Saraceni et Christiani, Migne 96, s. 1336f. ng. tere: Sahas, op. cit., s. 99f. 25
Avrupa ve Orta Dou

devam edilse de, slam'n konumu noktasnda ilahiyatlarn incelemeleri bir Hristiyan dnce emas iinde gerekleti ve iyi niyet ve yardmseverlikten bsbtn yoksun deildi. Nitekim St. Thomas Aquinas iin, Putperestlerin, Yahudilerin ve Heretiklerinki olmak zere tr inanszlk sz konusudur. St. Thomas'n tanmlamasna gre slam, inanszlk biimleri ierisinde bir bakma en gnahsz, bir bakma ise en ciddi olan ilk kategori ierisinde yer alr. slam heretiklerin gnahlarndan daha gnahszdr, nk Mslmanlar ncil'i hibir zaman kabul etmemilerdir; bir bakma daha ciddi olandr nk, daha ok, inan konusunda yanllk ierisindedir. Puta tapanlar Hristiyan olmaya zorlanmamaldr. Bir insan en yksek iyinin mutluluunu ve gnencini yaamak iin zorlanamaz. Bu nedenle birok putperest zmre zerinde hkmran olan Hristiyan yneticiler, onlarn Tanr'ya kulluk etme biimlerini hogryle karlamaldr.15 Sz konusu Orta a yaklamna ilikin birtakm hususlar, yakn zamanlara dein varln srdrdyse de bunlarn on altnc yzylda yeni amalara matuf olarak benimsendiine tank oluyoruz. Bu dnem Reform a'dr, ayn zamanda Osmanllarn Orta Avrupa'da ilerledii ve Bat Akdeniz'in kontrol iin Trklerle spanyollarn mcadele ettii yzyldr. Bu iki sre ya da ilerleme pek ok biimde birbiriyle balantlyd. Benim konumla dorudan alakal olmayan siyasi balantlar sz konusuydu; Kutsal Roma-Germen m-paratorluu'ndan Protestanlar, spanya'dan Yahudiler kendilerine Osmanl topraklarnda snaklar buldular; Hollandal tccarlar Berberi korsanlar spanyol ve Portekiz denizciliine karn kullanyorlard. Dini dnce alannda balant daha da karmaktr. slam artk teolojik bir problem deildir. Zira slam'n artk Hristiyan vahyinin doasna ve kiliseye dair byk tartma ya da uzlamazlkla ilgili bir boyutu kalmamtr. Bununla beraber, slam hala Bat Avrupa'nn bilincinde varln srdrd ve kendisinden kor15

St. Thomas Aquinas, Summa Theologica, 2. blm ii, Question 10, 'Of Unbelief, in general'. 26
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

kulduundan ve de genellikle hala yanl anlaldndan bu tartmalarda polemik amal kullanlabilmektedir. Hristiyan yazarlar slam'la ilgili alrlarken artk ncelikli olarak onun hatalarn ortaya koymak iin deil, birbirlerinin yanllarn aa karmak iin aba sarf etmektedirler. Luther'in yazlarnda slam'a ve Osmanl tehlikesinin yaylmasna ilikin pek ok atf sz konusudur. slam, Orta a'da Deccal'n hizmetindeki bir iddet hareketi olarak grlyordu. slam'n akla kapal olduu dnlyor ve bu nedenle dntrlemeyecei varsaylyordu. O dnemdeki anlaya gre, slam'a ancak klla kar konabilirdi ki bunun imkanndan sz etmek de her zaman mmkn deildi. Fakat zamanla yaanan deiiklikler sonucunda slam'n gerek Deccal olmad, gerek Deccal'n baka bir yerde olduu dnlmeye baland. Artk Papa ve Trkler "sa'nn ve Kutsal Kilisenin iki temel dman" olarak alglanmaya baland. Trkler Deccal'n bedeni ise, Papa onun bayd.16 Bu dnemden itibaren bu, yaygn bir tema olarak karmza kar. slam, iliklere kadar ilemi olan ve kuaktan kuaa tevars edilen bir dmanln gzleriyle grlr. slam kendi bana ele alnmaz, ayn zamanda yaklamakta olan dmann sembol olarak da alglanr. On altnc yzyln sonlarna doru Avrupa'ya srgn edilen bir ngiliz Katolik olan William Rainolds,

Kalvin doktrinlerinin slam akideleriyle karlatrld ve bu karlatrma esnasnda slam'a grece daha iyi bir yer verildii, Calvino-Turcismus isimli bir kitap yazd: Her ikisi de Hristiyan inancn yok etmenin peindedir; her ikisi de Mesih'in tanrsalln inkar etmektedir, Kalvin'in szde ncil'i, slam'n Kuran'ndan daha kt ve berbat olmas bir tarafa, pek ok bakmdan ondan daha ok tiksinti uyandrc, daha gnahkar ve eytanidir.
17

16 17

M. Luther i., A. Malvezzi, L'islamismo e la cultura europea, (Floransa, 1956), s. 235. W. Rainolds, Calvino-Turcismus, (Antwerp, 1597) nsz: Malvezzi'den alnt, s. 247. 27
Avrupa ve Orta Dou

Doal olarak, bu dncelere, ayn zamanda bir ngiliz ve Anglikan olan Matthew Sutcliff adndaki bir Protestan, De Turcopapismo isimli bir kitap yazarak kar koydu.18 Yaklak bir yzyl sonra ngiltere'deki ilk Orta Dou uzmanlarndan biri olan Humphrey Prideaux, ayn silah bir baka dmana kar kulland. Prideaux'un kitabnn bal olduka dikkat ekicidir: slam Peygamberinin Hayatnda Tam Olarak Aa km Olan Sahtekarln Gerek Doas. Hristiyanl Bu Sulamadan Korumaya Ynelik lave Edilmi Bir Deerlendirmeyle Birlikte. Kitabn alt bal da yine dikkat ekmektedir: amzn Deistlerinin Dncesine thaf Olunur. Prideaux'un eseri Mslmanlar dorudan karsna almaz. Gerekte yapmaya alt ey, iki dinin kkeni ve kurucusunun karakteri arasndaki kartla iaret ederek Hristiyanl, "doal dinin ve akln ortak ilkelerinden" baka bir ey benimsememek arzusundaki deistlerin saldrlarna kar korumaktr. Belli bir aamann zerine ykseltemeyeceimiz bu ilkeler yardmyla Hristiyanlk, o denli yceltilir ki kkenini baka bir yerde aramak zorunda. kalrz.19 Bir nesil sonra, Voltaire benzer balkl bir oyun yazd: Fanatizm ya da Muhammed Peygamber. Peygamber burada, insan olunun duygu ve inanlarn kendi "kt emellerine" hizmet etmek iin kullanan teokratik tirann timsali olarak grnr.20 Fakat bir yzyl sonra dman deiir. Bir grup Hristiyan, slam' Mslmanlara saldrmak iin kullansa da, slam artk daha ok insan ilerlemesinin nn tkayan, akld ve geleneksel glere saldrmak amacyla ilerleme taraftarlarnca kullanlr. Szgelimi 1883'te Ernest Renan, slam ve bilim zerine mehur bir konferans vermi ve burada bu ikisinin birbirleriyle badamadn ileri srmtr. Bkz.: N. Daniel, idam, Europe and Empire, (Edinburgh, 1966), s. 9. 19 Bkz.: P. M. Holt, 'The treatment of Arab History by Prideaux, Ockley and Sale' B. Lewis ve P. M. Holt (der.), Historans of the Middle East, (Londra, 1962), s. 290f.
20

J. A. Voltaire, Oeuvres completes, 4. cilt, (Paris, 1877). 28


slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

Dou'da veya Afrika'da bulunmu olan herhangi bir kimse, Mslmanlarn dar grl ruhuyla, bilime gzn kulan mutlak bir biimde kapatmasn salayarak herhangi bir ey renme ya da yeni bir fikre kendisini ama imkanndan yoksun brakan, kafasn kuatan ve gzlerini kapatan bu tr bir demir halkayla karlaacak ve irkilecektir.2 Renan slam' ak bir dille eletiriyordu ve slam'n dier dinlerden daha fazla insanlar bu demir halkann iinde hapsettiine inanyordu. Bununla beraber, yazdklarnda eitli "Semitik" inanlarn reddine ve "eletirel ruhtan bamsz bir biimde gelimi olan dini geleneklere inanmann imkanszlna" dair ak bir ima sz konusuydu.22 slam'n ilerleme nnde bir engel tekil ettii, modern dnyada yaamak isteyen bireyler ya da halklar iin zorunlu olan kimi erdemlerin yeermesini engelleyen bir inan olduu dncesi zaman zaman hala ileri srlmektedir. Ancak buradaki gerekeler Renan'nkilerden farkldr. Renan'a gre slam (veya btn vahyi dinler) bilime karyd imdilerde ise slam'n

(veya geleneksel dzene meruiyet salayan her trl inancn) toplumsal ve ekonomik gelimeye kar olduu dncesi karmza kmaktadr. Ad geen dnce bu modern ekline, byk lde modern bir deneyimle, yani smrgeci tecrbe araclyla kavutu. Bakalarnn inisiyatifinde olmak ve gsz kalmak derin ve bilinli bir deneyimdir. Bakalarnn zerinde otoriteye sahip olmak, varlnn bilincinde olunmasa da, insanlar derin bir biimde etkileyebilir. ngiliz olsun Fransz olsun, Mslman halklarn zerinde kendilerini hakim konumda bulanlar, zikrettiim u eski tavrlar bir biimde srdren bir yaklam kolaylkla benimseyip devam ettirebilirler. Bu yaklamda, bir kimsenin inisiyatifinde bulunan kimselere kar, onlar bamllk biimini kabul etmekte gnll olduklar srece, bir tr aidiyet hissini; artlar itibariyle doal olan bir stnlk hissini nk gce sahip olma entelektel olsun ahlaki olsun,
21 22

E. Renan, L'islamisne et la science, (Paris, 1883), s. 2-3. E. Renan, L'averir de la science, (Paris, 1890), s. 50.
29
Avrupa ve Orta Dou

belli niteliklere hem bal, hem de onlar glendirici niteliktedir ve gten yoksun olma bunlar zayflatabilir ve bunlarn her ikisinin de altnda yatan temel bir endieyi, bir yanl konumda olma hissini, ne olduu belirsiz dncelere sahip yabanc kitlelere ynelik bir tedirginlii ayrt edebiliriz. Klasik bir rnek vermek gerekirse, Lord Cromer'in Modern Egypt adl eserini zikredebiliriz. Yazara gre, ngiliz ynetimi samimi bir yardmseverlikle Msrllarn hayrna kullanlmaktadr. Yazarn iddias, slam'a kar en cretkar haliyle ileri srlmekteydi. Lord Cromer'e gre slam, bir din olarak "soylu bir monoteizm" olmakla birlikte, toplumsal bir sistem olarak "tamamen baarszla uramt". slam kadnlar aa bir konumda tutmaktayd; "din ve hukuku ayrmaz ve deimez bir btnde dondurmutu, yle ki bu durum toplumsal sistemin btn esnekliini kaybetmesiyle sonulanmt." slam klelie cevaz vermekteydi; dier i-nanlara ynelik hogrszle genel bir eilimi vard ve mantki dncenin gcnn gelimesini tevik etmiyordu. Dolaysyla Mslmanlardan kendi kendilerini ynetebil-meleri ya da toplumlarn slah edebilmelerini beklemek yanlt. Bununla beraber slam, Avrupal reformcunun kendilerine yardm etmeye alt halklar ile tesis edebildii hassas balar ne kadar kuvvetli olursa olsun, bunlar bir anda koparp atabilecek bir hissiyat aa karabilir. Cromer'in dncelerinde "slam'n bakaldracana ynelik" korku ve endie bir an iin bile gz ard edilmez.23 aret edildii zere bu tarz yaklamlar daha nceki kartlarnn modern biimleri olarak dikkate alnabilir. Fakat on dokuzuncu yzylda, ileride hakknda daha fazla ey sylemeyi arzu ettiim yeni bir durum gn yzne kyordu. Bunu, Avrupal zihin ve imgelemin, varolan her eyi deerlendirmek zere devasa boyutta yaad genileme meydana getirdi. Bunun bir boyutuna, bir baka deyile zaman ve mekan itibariyle "teki"nin romantik kltne ilikin olarak Lord Cromer, Modern Egypt, 2. cilt, (Londra, 1908), s. 123f., 569f. 30
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

pek bir ey sylemeyeceim. Daha ziyade dikkatimi eken nokta, insann ya tahakkm salayabilmesi iin ya da Tanr'nn eserlerini takdir edebilmesi iin bnyesinde barndrd evrensel entelektel merakn her eyi bilme itiyaknn gelime biimidir. nsan dnyas ile ilgili olduu srece bu zihni hareket iki dorultuda gelimitir. Ad geen hareket, ilk olarak kendi zel balam ierisinde sreler, olaylar ve insanlarn aratrlmas dorultusunda, ikinci olarak tm belirli durumlarn aklanabilecei ortamlardaki kategoriler sisteminin inas dorultusunda gelimitir. Bir din, medeniyet ve toplumsal btn olarak slam hakkndaki modern Avrupal aratrmalarda, ikinci durum ilkinden daha nce ortaya kmtr. On dokuzuncu yzyl byk bir entelektel sentezler ayd. Tarih felsefecileri ya

da evrensel tarihiler eitli kltr veya medeniyetleri ayrmaya, her birinin zn tanmlamaya ve birinden dierine doru yaanan gei srecini izlemeye alyorlard. Biyolojik bilimlerin etkisi altnda kalan toplum felsefecileri rklar, kltrleri ve dinleri kendi aralarnda snflamaya ve onlar arasndaki akrabalk ve soy balarn belirlemeye alyorlard. Sosyologlar, toplumsal ilikilerin bir tipolojisini kartmaya ve belli toplumlar eitli "ideal tiplere" uygunluklarna gre snflamaya abalyorlard.24 Bu tarz sistemlerin evrensel olmas ve o nedenle de slam' belli oranda aklamas gerekiyordu. Birka istisna dnda, slam Batl zihin yapsnda pek saygn bir yer igal etmemitir. Hegel ve onu takip eden evrensel tarihiler iin slam medeniyeti, kendi bana zgnl ve yksek deeri olan bir medeniyet deildi, onun tarihi grevi Greko-Romen medeniyetini modern Avrupa'ya iletmekten ibaretti. Renan gibi rk ve dil teorisyenleri iin slam, insanlk kltrne katks tek bir eyle, monoteizmin yaratlmasyla snrl olan Semitik ruhun bir rnyd; "bu grev tamamlanr ta24 Bkz.: A. Hourani, bu kitabn ikinci blm ('slam ve Tarih Felsefecileri').
31 Avrupa ve Orta Dou

marnlanmaz Semitik rk sratle kt ve yerini insanln kaderinin nnde uygun adm ilerlemek zere Aryen rka brakt."25 slam' anlamaktaki bu glk, belki de bir lde Avrupa'nn slam'n doasna ve statsne ilikin her zaman sahip olageldii belirsizlikten kaynaklanmtr. Fakat ayn zamanda buna basit bir cahillik, eski tavrlarn tahakkmne meydan okuyabilecek bilgi yokluu da sebep olmutur. Bu durum, byle bir niyete sahip olmakla birlikte slam hakknda dier dinler iin yapt gibi zel bir sosyolojik inceleme yapamadan lm olan Weber gibi byk ve dikkatli bir dnr iin bile geerlidir. Ayrntl aratrmalarn, kklemi dncelerin ana hatlarn deitirmeye balamas ancak yaadmz yzylda karmza kan bir durumdur. Wellhausen ve Goldziher, eletirel akademisyenliin modern yntemlerini kullanarak, kendilerini bir mr boyu slam' derinlemesine incelemeye adam olan akademisyenlerin ilk kuana mensupturlar. stesinden gelinmesi gereken i o denli karmak, kaynaklar o kadar ok ve bir o kadar da az bilinmekte ve alan o denli azdr ki, imdi bile byk oranda cehaletin izlerine rastlamak mmkndr. Fakat bu dnemden itibaren yaplan almalardan zamanla "slam" tabirini kullan biimimizi etkileyebilecek iki genel dnce ortaya kmtr. ncelikle "slam" kavram, kendi bana "Mslman lkeler" diye adlandrdmz blgelerde olup biten her eyi aklamaya yetmemektedir. Bir btnlk olarak kltr fikri, her eyin bu kltrn z tarafndan belirlendii varsaym, on dokuzuncu yzyln yeni ufuklar aan fikirlerinden biri olmakla birlikte, artk salkl bir aklama biimi olmaktan uzaktr. Birka ak rnek alalm. Daha nceki neslin slam tarihileri, 'slam ehri' olarak adlandrlan bir eyden bahsetmeyi alkanlk haline getirmilerdi. Bu ehrin toplumsal yaps hatta, fiziksel ekli bile sakinlerinin Mslman olmas olgusuyla belirlenmiti. Fakat son
25

E. Renan, Histoire generale et systeme compare des lagues semitigues, 5. bsk., (Paris, 1878), s. 409f. 32
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

birka yl ierisinde eitli akademisyenler bu gr tekrar ele aldlar ve Orta Dou'nun ve Kuzey Afrika'nn ehirlerinde zellikle "slami" olan eyin baz bakmlardan, Orta a ya da sanayi ncesi ehirlerde ska rastlanlan eylerden daha az nemli olduunu gsterdiler.26 Nitekim, slam'n ekonomik gelime nnde bir engel olduu fikri, yaknlarda, bir Fransz akademisyeni olan Maxime Rodinson tarafndan slam ve Kapitalizm isimli almasnda ele alnd ve slam akidesi veya hukukunda kapitalist gelimeyi ne engelleyen ne de tevik eden bir eyin olmad bir kere daha gsterildi. Bu durumu aklayabilecek baka amiller bulunmaldr.27

kinci olarak, bir kltr ya da toplumdaki bir eyi aklamak iin "slam" kavramn kullandmz durumda bile, onu ustaca ve eitli aklama biimleriyle balant ierisinde kullanmalyz. Bu, sosyal antropolog Clifford Geertz'e ait islam Observed isimli zgnl byk ancak hacmi kk bir kitapta verilen bir derstir.28 Geertz, Her biri dnyann bir ucunda olan iki Mslman lkeye, Fas ve Endonezya'ya ilikin yazarken bu lkelerin her ikisinden de "Mslman" olarak bahsetmenin herhangi bir anlam olup olmadn soruyordu. Vard sonu, "slam toplumu" gibi bir eyden bahsetmenin mmkn olmad, slam tarafndan ksmen biimlendirilen toplumlar varsa da bu toplumlarn, ayn zamanda fiziksel dnyadaki konumlar, miras aldklar dil ve kltr ile, sahip olduklar ekonomik imkanlar ve siyasi tarihleri tarafndan biimlendirilmi olduklar ynndedir. Bu toplumlar slam'dan nce ortaya km toplumlardr ve eer slam onlar biimlendirmise, onlar da slam' farkl tarzlarda da olsa biimlendirmilerdir. 26 Bkz.: A. Hourani ve S. M. Stern (der.), The Islamic City, (Oxford, 1970). M. Rodinson, islam et capitalisme, (Paris, 1966), ng. ter.: islam and Capitalism, (Londra, 1974).
28

C. Geertz, islam Observed; Religious Development in Morocco and Indonesia, (New Haven, 1968). 33
Avrupa ve Orta Dou

Elbette bu, "slam" diye tanmlanan bir ey yoktur anlamna gelmez. Bundan maksat, sadece slam kavramnn dikkatli bir biimde ve kendi gerek alannda kullanlmasnn gerekliliini gsterebilmektir. Yapmamz gereken btn ihtiyatl ayrmlar yaptmzda ve toplumsal varlklar olarak Mslmanlarn geleneklerin ve halihazrda varln hissettiren ihtiyalarn ana yakalanm dier insanlar gibi hareket ettiini fark ettiimizde dahi geriye bir ey kalmaktadr. Bu, Mslmanlarn Tanr'nn kelam olduuna inandklar bir kitapta ifadelendirilen ve milyonlarca kadn ve erkein asrlardr yaadklar bir hukuk ve ibadet sistemi eklinde dzenlenmi olan, Tanr'nn ne olduuna, dnyada nasl hareket ettiine dair ilahi bir mesaj olan slam'dr. Avrupa ve Amerika'da meydana gelmi olan belki de en artc ve sonuta en nemli deiiklik, bu inan ve ibadet sisteminin bir kere daha ciddiye alnmasdr. Dier dinlerin doasn ve kaderini anlamaya ynelik olarak beliren ilgileri aklamaya almak beni bir kere daha konunun dna karacaktr. Zaten son yirmi yl ierisinde neredeyse btn Hristiyan zmreleri bu meseleyi kavramtr. Bununla beraber, slam dinine ynelik modern Hristiyan yaklamn ayrt etmek istiyorum. phesiz bunlar sadece kendileri itibariyle deil, ayn zamanda kendileri araclyla da dier pek oklarn aklayabileceimiz ideal tipler olarak hizmet edeceklerdir. Bunlardan ilki, Kant'a kadar geri gtrlebilecek olan ve bugnn Ortodokailerinden biri haline gelmi bulunan bir tavrdr. Bu yaklam tek gerek din ile kendisi araclyla insanlarn onu anlatmaya altklar farkl inan sistemleri arasndaki ayrma iaret eder. Akl ya da ahlaki vicdan yoluyla btn insanlarn dorudan ulaabilecei tek bir Tanr vardr, fakat onun vahyine karlk vermeye alrken insanlarn tutabilecei pek ok yol mevcuttur farkl fikirler, farkl semboller, eitli ritel trleri; ki bunlardan bazlar uzunca bir zamandan beri pek ok insan tarafndan paylalr, bunlar devam eden bir gelenekte birikip toplanmtr ve 34
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

byk dinler olarak tanmladmz ite bunlardr. Fakat sonuta hepsi tek bir hakikati anlatmaya ynelik, mkemmel olmayan giriimlerdir ve bundan u iki sonutan birisi karlabilir: Ya hepsi kabaca birbirine denktir ya da her biri dierinde daha az belirgin olan deerleri iermektedir. lkinden hogrnn, ikincisindense diyalogun kanlmazl

renilmelidir. slam'n kendine zg deeri phesiz Tanr'nn aknlnn kaytsz artsz kabuldr. Bu dnce biiminin gzel bir rnei Kanadal Protestan bir ilahiyat olan Wilfred Cantwell Smith tarafndan sunulmutur. Kitaplarndan birinde, sonuta St. John tarafndan sorulan sorunun aynsn yneltmektedir. Smith, "Kuran Tanr'nn sz mdr?" sorusuna "evet" ya da "hayr" eklinde bir cevap vermeyi reddetmekte veya daha ziyade her iki cevab birlikte vermektedir: Hayr, nk Kuran ak bir biimde belli bir zaman ve mekan dzlemindeki bir insann szdr. Evet, nk o insanlarn kendisi vastasyla Tanry bilip tanmaya yneldikleri bir szdr. Byle bir ifadenin imalar aktr ve Wilfred Cantwell Smith onlar betimlemektedir. Kutsal Kitap ve bedenlenmeye dair benzer bir soruya da ayn cevab verecektir.29 Fakat byle bir gre, ayn ncl gibi gzken eyden hareket etmekle beraber, tam tersi bir sonuca ulaan bir ikincisi karlk gelmektedir. Kalvinist gelenek iinde yetien bir baka ilahiyat olan Hollandal Hendrik Kraemer de yine Tanr'nn insana vahyi ile bu vahyin insandaki karl arasnda yapt bir ayrmla balayacaktr. Fakat onun iin Vahiy, sessizlik iinde Tanr'nn bireysel vicdana kar konumasnn sesini deil, ak ve biricik bir eyi, bedenlenmeyi ifade eder. Ve bu, yegane hakiki cevabn Hristiyan inanc olduunu beyan eder. Dier btn karlklar, btn dini sistemler sadece insan yapsndan, "insan yaps tinsel dnyalardan" ibarettirler. Bunlar Tanr'ya alternatif yollar olmad gibi, bir kimsenin kendisi vastasyla, hissedilmez bir biimde ve ac ekmeksizin, ha29

W. Cantwell Smith, 'Is the Qur'an the Word of God', uestions of Religious Truth, (Londra, 1967), s. 39f. 35
Avrupa ve Orta Dou slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

kikate ulaabilecei "evangelik hazrlklar" da deildir. Sonu itibariyle bunlarn hepsi gnahkarca eylerdir: Hatta "Tanr ile asli birliini zafer kazanm bir ekilde kavrayan mistik bile... bu yce yolda insanolunun temel ve asli gnahn, Tanr gibi olmak crmn ilemektedir. Dier bir deyile: d tekrarlamaktadr."30 Fakat kukusuz bu dini sistemler temel anlam ve neme sahip olmadklarndan, insan Tanr'ya yaklatracak hibir ey yapmasalar bile yine de bunlar, en azndan dzen, sanat ve bir tr toplumsal erdem reten insan kltrnn baarlar olarak nesnel bir biimde incelemek mmkndr; Kraemer'in slam'a dair yazlarnda Mslmanlarn naif ve elimsiz insani baarlarna ilikin belli lde duygusal ve sempatik bir anlay mevcuttur. Bu iki yol arasnda, kimi Hristiyan teologlarn imdilerde tercih ettii bir ncs yer almaktadr. Bunlar Kalvinizminkinden olduka farkl olan doa ve doast arasndaki ilikilere dair bir grle balamaktadrlar. Hristiyanlk haricindeki dier dinler gibi slam da, deyi yerindeyse Kiliseye giden yolda bir duraklama noktas olarak grlebilir. Dolaysyla Kilise konusunda mehur bir Katolik ilahiyat olan Kardinal Journet tarafndan yaplan bir almada, Mslman toplumu tpk Yahudiler gibi bir grup ya da zmre olarak nazar itibara alnr. Bu grup iinde belli lde bir ruhsal yaam mmkn olmakla beraber "gerek ve ontolojik arzu" Kilisenin n arayacaktr. slam ve Yahudilik "tesadfi ve mkemmel olmayan bir biimde de olsa milyonlarca ruh iin Kutsal Ruh tarafndan isel bir biimde desteklenen k kayna olabilir."31 Hristiyanlk tarihinde slam'a ilikin bir Hristiyan yaklamn tanmlama ynnde bir gayretin izlerine ilk kez Vatikan Konslnn ifadelerinde rastlayabiliriz. Onlar slam'da Hristiyanlarn kabul edebilecei u unsurlar inH. Kraemer, Religion and the Christan Faith, (Londra, 1956), s. 144. C. Journet, L'Eglise du Verbe incarne, ng. trc: The Church of the Incarnate, (Londra, 1955), s. 35f. 36

sana konumu olan Tek bir Tanr'ya, hesap gnne, bir Peygamber olarak kabul edilen Hz. sa'ya iman eksiksiz tanmaktadrlar ve bunlar doal dzen ierisinde ibirliini mmkn klmaya yeterlidir.32 Kukusuz bir anlamda byle bir ifade, en azndan Mslmanlarn onu grd ekliyle, slam problemiyle ilgili deildir. Bu, slam peygamberinin statsne ilikin hibir ey sylememektedir: O bir peygamber miydi? Kuran hakikate bir tanklk mdr? vs. htiyatl pek ok Hristiyan teolog daha ileri gitmekte gnlszdr fakat herkesin bu derece ihtiyatl olmasna gerek yoktur; bir adm daha atp, speklatif olabilmekle beraber iki dinin uzun tarihinde yeni olan fikirler serdetmeye gnll olan Hristiyan yazarlar mevcuttur. Bunlardan biri Oxford'da Dou Dinleri Profesr olan R. C. Zaehner'dir. Profesr Zaehner At Sundry Times isimli kitabnda slam Peygamberinin peygamber kimliini tanmakta bir an bile duraksamaz: Yahudiliin haricinde nebevi gelenekler mevcuttur ve slam Peygamberi de onlardan birine ait olmaldr. Hibir kstas yoktur ki peygamberlik vasfn ondan esirgeyebilsin, aksini ileri srmek ayn zamanda Yahudi peygamberlerinden de bu vasf saknmay gerektirecektir. Aslnda Kuran, peygamberliin esasdr. Kuran'da hibir kitapta olmad kadar kendisini, tanmayan insanlara aklayan ve mutlak bir biimde akn bir varln mevcudiyetine ilikin bir hisse kaplrsnz. Dahas, ayet doru bir biimde anlalrsa Kuran'n mesaj Yeni Ahit'in mesajn tekzip etmekten ziyade onu teyit eder. Kitab- Mukaddes'e ynelik Mslman yaklamnn bir tr tersine evrilmesiyle Zaehner, Kuran'n hangi pasajlarnn bir Hristiyan tefsirine ne kadar dayanabileceini gstermeye alr.34
32 33 34

Concile oecumenique Vatican II: documents conciliaires, (Paris, 1965), s. 215. R. C. Zaehner, At Sundry Times, (Londra, 1958), s. 27. A.g.e., s. 195f. 37
A\vrupa ve Orta Dou

Cesaret bakmndan hi de daha geride olmayan, btn inanlarn nihai birleme noktas olarak Hristiyanlk tasavvuruna en az Zaehner kadar derin bir biimde bal olan bir baka dnr de byk Fransz oryantalist Louis Massignon'dur. Massignon baka herkesten belki daha fazla, slam' modern Hristiyan dncesinin bilin seviyesine geri getiren, gerekten dahiyane niteliklere sahip bir isimdir. Btn eserlerindeki dank referanslarnda ve "brahim'in duas"35 zerine ksa ve zor bir denemede kimi Mslman yazarlarda karlalan temay ele alp inceledi: Araplar Hz. smail'in torunlardr; slam manevi bir nesep silsilesi ierisinde Hz. brahim'den gelmektedir. Ona gre slam, Hz. brahim'in Hz. smail iin yapt duann gecikmi bir cevabdr. Fakat o srgn edilmi kardee verilmi teselliden daha fazla bir eydir, ayn zamanda kurtulu "ekonomisinde" olumlu bir role de sahiptir. Tanr, bizi kendimize dndrmek zere gelen tanklarn, yabanclarn, ziyaretilerin silsilesi araclyla konumutur. Hz. Muhammed yalnzca, bu bilgiye sahip olmayanlara Tanr'nn bilgisini vermek zere deil, ayn zamanda Yahudilere ve Hristiyanlara Tanr'nn aknln hatrlatmak zere de gnderilmitir o, z itibariyle eriilmezdir ve eer her halkarda olacaksa, bize ancak bir yabanc olarak gelir. Fakat o ayn zamanda bir meydan okumadr: Mesih'in tanrsalln inkar ederek Hristiyanlar onu tasdik etmeye ve Mslmanlarn inanlarnda eksik olan kendi inanlaryla tamamlayarak slam' kurtarmaya arr. Onlar bunu, slam'n hem tasdik ettii ve hem de reddettii eylerin farknda olmakla, slam karsnda Hristiyanlar gibi yaamaya alarak ve inancn kutsal yerlerinde, zellikle elHalil ve Kuds gibi duann makbul olduu hac mekanlar ve ibadet yerlerinde ortaklaa dua ederek yapabilirler. Knanan ve dlanan teki eklindeki bu slam tasavvurunu ve duada ayn kutsal yerleri nemsemi olan
35

L. Massignon, 'Les trois prieres d'Abraham', Opera Minora, 3. cilt, ((Beyrut, 1963), s. 804f. Bkz.: J. D. J. Waardenlburg, U'slam dans le tmiroir de l"ccident, (The Hague, 1961). 38
slam'a Ynelik Batl Yaklamlar

inan kavrayn nasl anlamlandracaz? Bu, kendi artlarnn dnda bir baka biimde ifade edilemez ya da aklanamaz. Bu nokta, rahatszlk vericidir ve Hristiyanlarla Mslmanlar arasndaki diyalogda gzden uzak tutulmamas gereken bir konudur. O halde bu konuyu size brakyorum.
39

SLAM VE TARH FELSEFECLER ) H. A. R. Gibb'e Dnyada slam'n tezahr sradan bir olay deildi. Bir dini hareketin geri kalm bir blgeden karak bir nesil i-inde, bilinen dnyann belli bal g ve kltr merkezlerinin birkan kuatmas ve bu ilerlemenin ksa mrl bir barbar saldrsndan fazla bir ey olduunu ispat etmesi, bunun yannda on yzyllk bir tarih iinde dnyann drtte birine, kltr ve toplumun btn seviye ve safahat itibariyle, damgasn vurmas tarihte pek sk gndeme gelmemitir. Bir dinin teblii olarak balayan ey, hzla bir devletin kurulmasna yol am ve devlet zlp daldnda o arkasnda, edebi bir kltr, bir hukuk sistemi, bir toplumsal hayat rgtlenmesi ve devlette ierilen topraklarn ok tesindeki blgelerin doasnn ekillenmesine katkda (*) Bu almaya byk katks dokunmu olan eserleri minnettarlk ve kran hisleriyle zikretmeliyim: N. Daniel, islam and the West: the Making of an mage, (Edinburgh, 1960); J. W. Fck, Die arabischen Studien in Europa bis in den Anfang des 20. Jarhunderts (Leipzig, 1955) ve B. Lewis ve P. M. Holt'un Historians of the Middle East (Londra 1962) isimli derlemesi iinde 304-314'de 'islam as an Historical Problem in European Historiography since 1800', A. Malvezzi, L'slamismo ela cultura europa (Floransa 1956) R. W. Southern, Western Vievs of islam in the. Middle Ages (Cambridge, Mass. 1962) [Trkesi: Orta a Avrupasnda slam Algs, Yneli Yay., stanbul, 2000], J. D. J. Waardenburg, L'slam dans le miroir de l'occident (The Hauge, 1961) (bkz.: C. E. Bosworth'la J. Schacht'm The Legacy of islam isimli derlemesi 2. Bask (Oxford 1974) s. 9. M. Rodinson'un 'slam'n Batl maj ve islam Hakkndaki Batl almalar' isimli makalesi.
Avrupa ve Orta Dou

bulunan ahlaki bir lk brakmtr. Belki de en tuhaf olan, bu devasa insan, dnce, hukuk ve kurumlarn hareketinin, son tahlilde, dneminin uygar dnyasnn en uzak kesinden gelen ve kendininkinden ok uzak alara ve insanlara damgasn vuran tek bir insandan kaynaklanm grnmesidir: ... nk bu tip insanlar ve bu tip kltrleri tek bir insana, Mahomet'e Arapa'da Muhammad denilen insana borluyuz. Bir Arap kabile ruhundan bir ulus, srekli kavga yapan kabile takmn bir devlet, yazya sahip olup olmad bile belli olmayan bir leheyi, dnya medeniyeti dili yapan odur. le yaplan artc gece basknlaryla, ilk askeri seferleriyle slam' Farslara, Trklere, Balkanlara, Hindistan'a, in'e, Malezya'ya ve Sudan'a kadar gitmesini salayan bu devasa yaylma onun eseridir. slam, neredeyse doumundan itibaren, aratrdklar ey ister sebep sonu yasalar olsun isterse Tanr'nn niyetleri olsun, insanlk tarihinde bir anlam bulmaya alan Bat Avrupa'daki bir kesim iin bir problem olagelmitir. Bu denemenin esas amac, modern zamanlarn balangcnda, Avrupa dncesinin kendi uzmanlk alanna ynelik btn bilgiyi elde etmesinden ve gemite olann sistematik bir aklamasn vermeye almasndan bu yana, dnr ve akademisyenlerin problemi nasl ele alp incelediini gstermektir. Fakat iinde yaadklar gelenek iin slam'n ne yeni bir problem, ne de Hindistan veya in'in kltr ve inanlarna ynelirlerken sergiledikleri ayn yansz merakla ele alabildikleri tek mesele olmadn kavrayamazsak, onlarn dncelerindeki btn bir boyutu gzden karm ola-

caz. slam her zaman Avrupa tarihinin nde gelen gerei olagelmitir ve o, iinde yayld Hristiyan dnyasna hem tesadfi hem de zaruri problemler dourmutur. slam, ilk nce askeri bir meydan okuma nitelii kazanmtr. Halifeler dnemindeki genilemenin erken safhasnda ve devamla 1 L. Massignon, 'Situation d l'Islam', Opera minora, 1. cilt, (Beyrut, 1963), s. 12. 42
slam ve Tarih Felsefecileri

sekiz; yzyl sonra Anadolu ve Balkanlarn Trk yneticileri dneminde slam, Hristiyan inan ve kltr alanlarn bnyesine katm ve Bat Hristiyanlna hayati bir tehdit oluturmutu. Bu ekilde tehdit edilen Hristiyan uluslar iin slam'n ne olduuna, gcnn kaynaklarna, siyasetinin hedefleri ve muhtemel ynne dair bir fikir oluturmak -nemliydi. Fakat onunla ilgili olarak bundan daha fazla bir ey sz konusuydu: askeri meydan okuma, Hristiyanlarn doru olarak kabul etmedikleri bir doktrinler sistemi iinde teekkl etmiti ve yanl bir inanca istinat etmi olsa bile uzun zamandr Hristiyan olan blgelerinin fethinde baarl olmutu. Bu nasl olabilirdi? Dnyada sonsuza dek yaayabilen hibir yeryz devletinin olmadna, hakl olann malup olmasna karn hala hakl olabileceine ve dnyevi zafer ve felaketin doru ve yanlla hibir zorunlu ilikiye sahip olmayacana inanarak, Augustinci tarih gr iinde yetien birisi iin slam'n zaferi, elbette onun doru olduuna delil oluturmazd. Fakat o yine de bir problem arz etmekteydi: slam'n Hristiyanlk zerindeki zaferi, dnyann takdir edilmi dzeninde, eer varsa, ne gibi bir yere ve role sahipti? O Hristiyanlarn gnahlar iin bir ceza myd? Yoksa kurtuluun esrarnn tedrici alm iinde daha o-lumlu bir role mi sahipti? Bu soru kanlmaz bir biimde bir dierini sahneye ard: phesiz slam yanl olmasna yanlt ancak kesin olarak hangi anlamda gerekd, tam olarak hangi noktada yanlt? Hristiyanlar tarafndan btnyle gerek ve doru olarak grlemezdi. O, armha gerilmeyi, bedenlenmeyi ve kefareti (kurtuluu) inkar ediyordu ve Eski Ahit'in peygamberlerinin iaret ettii hadiselerden yola karak, Mesih'in doumu ve lmnden sonra nebevi bir gelenein varolduunu iddia ediyordu. Dier taraftan onun katksz bir putperestlik olarak deerlendirilmesi de sz konusu olamazd: tek bir Tanr'ya inanyor, peygamber araclyla Tanr'nn vahyine, ahlaki mkellefiyete ve hesap gnne iman ediyordu. 43
Avrupa ve Orta Dou

Daha yakn zamanlarda, Hristiyanlar slam hakknda daha fazla bilgilendike bu problem yeni bir boyut kazand: Kuran'n ahlaki kavraylarnn kimisinin zgnl, Tanr'nn aknl ve hkmranl, dnyann sonunun yaknl, hesap gnnn korku ve acs, "Allah dostlar"nn safl, insanlk tarihinde slam'n brakt izin derinlii ve btn bunlarn ardnda peygamberinin sesindeki buyurganlk tonu gibi durumlar aklamaya ihtiya duyan meselelerdir. Bunlarn en azndan sradan insani gerekelerle aklanp ak-lanamayacann sorulmas gerekmektedir. Byle bir soruya eitli cevaplar vermek mmkndr. slam, ya bir Hristiyan sapknl; ya insanlar gerek vahye imandan saptrmak iin eytann bir hilesi; ya aresiz insan aklnn vahyin gereklerini kavramaya ynelik bir giriimi; ya Hristiyani hakikatin paganlarca kabulne ynelik evangelik bir hazrlk; ya Kilise ve srailoullarnnkiyle birlikte kurtulua giden bamsz bir yol, ya da ayn tanrsal kaynaktan fkran -nc bir din olarak grlebilir. Ortodoks bir Hristiyan iin bunlar nerilerden baka bir ey deildir. Kilisenin, slam peygamberinin peygamberlik iddialarna ynelik hibir zaman tek bir otantik ve deyi yerindeyse "resmi" yaklam olmamtr ve belki de olamayacaktr Hristiyanlar ve Mslmanlar arasndaki ilikiyi belirleyen gerilim ve tedirginliin pek ok sebeplerinden birisi udur: Mslmanlar Hristiyanl slam ile nihayete eren srecin zorunlu aamas olarak dikkate alrlarken ve sadece Mslman olmakla Hristiyanla ynelik belli bir tavr taknrlarken, Hristiyanlar iin bu byle deildir. slam Hristiyanlktan sonra gelmitir ve onun gelecei onda ima edilmemi ya da nceden sylenmemitir. Bu itibarla bir Hristiyan,

slam'a zg bir tavr taknma zorunluluu hissetmez. Herhangi bir Hristiyan, ikinci Vatikan Konseyinin imdilerde yapt gibi, slam retisinde hakikatin unsurlarn tanrken ve, ahlaki ve toplumsal dzende karlkl ibirlii ve anlay ihtimalini kabul ederken isterse u soruyu sormaktan hala imtina edebilir: Hristiyanln yaygn bir biimde zaten kabul edildii 44
slam ve Tarih Felsefecileri

bir dnyaya slam niin ve nasl geldi? Ve eer bu soruyu soracak olursa bunu birden fazla ve deiik bir biimde cevaplandrabilir. aret ettiklerimizden yalnzca sonuncusu Kilisenin retisiyle telif edilmesi bakmndan glk arz eder. slam, bir meydan okuma olarak Hristiyan dnyasnda ilk kez ortaya ktnda Batl Hristiyanlarn ona ynelik tavr korku ve dehetle kark bir vaziyet arz ediyordu. Bu tavr, varln Orta a'n balarndan Hal Seferleri'nin sonuna dek srdrd. Fevkalade parlak bir almada2 Profesr Southern bu yaklamn kklerinin cehalette bulunduunu gsterdi. Bunun kartn ifade etmek gerekirse, cehalet ve nyargnn sebebi korku ve dehetin kendisiydi, nk bu, lmcl bir tehlikeye maruz kal annda insanlarn dmanlarn insan suretinde dehetengiz varlklar olarak grmesi sonucunu douruyordu. slam ve Hristiyanlk arasndaki temasn ilk drt yzyl ikincisi asndan bir "cehalet a"yd3, Avrupallar slam hakknda neredeyse hibir ey bilmezlerken ve onu sadece Kitab- Mukaddes'in nda yorumlamaya alrlarken, slam peygamberi Deccal olarak grlmekte ve slam'n douu dnyann sonunu haber veren bir olay olarak deerlendirilmekteydi. Askeri eitlik durumunda, Hal seferleri dneminde, slam'la daha dorudan temas bu cehaleti datmad. Hristiyanlarn tavrlar bir mddet iin korkulu ve tedirgin bir yaklamdan umut ve zafer beklentisi ile kark bir yaklama doru evrilmekle beraber, bu durum onlarn bilgilerini hemen hi artrmad gibi anlay ve vukufiyetlerini de derinletirmedi. slam hakkndaki yeni grleri, zafer cokusu iinde ortaya km olmakla beraber hala kurgusal bir inadan ibaretti.4 phesiz, hi deilse birka Hristiyan'n slam'n doasn ve onun ilahi takdir iindeki yerinin ortaya kartt R. W. Southern, Western Vievs of islam in the Middle Ages, (Cambridge, Mass., 1962). A.g.e., s. 1. A.g.e., s. 29. 45
Avrupa ve Orta Dou

problemi el yordamyla anlamaya alt bir dnem vard: On ikinci yzyln sonlarnda Cluny manastr ve civarnda bir grup akademisyen, manastrn ba rahibi Peter (Vanerable)'dan esinlenerek Kuran' ve dier metinleri evirip incelediler ve Mslmanlarn inanlarn ve ileri srdkleri iddialar kendilerinin anladklar biimde kavramaya altlar. Bir yzyl sonra, dnyann batsna Moollardan gelen yeni bir meydan okuma eitli sonular dourdu. Kimi Avrupal yazarlar Moollar potansiyel Hristiyanlar ve Mslmanlara kar mttefikler olarak gryorlarsa da dierleri, Hristiyanlk ve Mslmanln zafer kazanm putperestlie kar ortaklaa sahip olduklar eyin daha fazla farkndaydlar. Hatta kimi yazarlar, slam'n kendi asli kimliini terk edeceini umacak kadar ileri gittiler ve Mslmanlara ncil'i ikna edici bir biimde gtrme arzusu, Raymond Lull ve dierlerini, bitmeyen dmanlk ihtimaliyle kar karya bulunan bir nceki ada faydasz hatta zararl gibi gzken bir almaya, slam ve Arap dili almasna zorlad. Fakat bu beklentinin mr pek uzun srmedi. Hristiyan dmana kar olduu kadar kendi muhaliflerine de bir reaksiyon olarak, slami ortodoksinin daha uzun mrl bir biimde yeniden canlan, Hal Seferleri sonucunda kurulan devletleri sktrp sonra da yklmasna yol at; buna karlk Fransisken ve Dominiken misyonerlerin ilk incelemesi, dorusunu sylemek gerekirse, tek bir Mslman'n bile dinden dnmesinin ne kadar g olduunu gsterdi. Nitekim on drt ve on

beinci yzyllardaki slam' renmeye ve anlamaya ynelik drt ortadan kalkt ve bir sre daha onun eyann tanrsal dzeni iindeki yerini belirleme konusunda yeni giriimlerde bulunulmad.5 Uzun bir sre iin her ne kadar yeni ilerlemeler kayde-dilmediyse de, "akl ve umut anda"6 yaplanlar mehul A.g.e., s. 67. A.g.e., s. 34. 46
slam ve Tarih Felsefecileri

deildir. Cluny okulu tarafndan elde edilen bir miktar bilgi ve anlay muhafaza edildi ve bunun daha sonraki dnrler zerinde bir etkisi oldu. Profesr Southern'in kitab, en kazanml bir biimde, Daniel'in Orta a Avrupas'ndaki slam almalarnn baar ve snrlarna ilikin yapt titiz almasyla birlikte okunabilir.7 Daniel'in gsterdii gibi, Cluny'de oluturulan bilginin boyutu Orta a mirasnn paras olarak yaamtr; eer ondan pek az kii yararlanm olsayd, o kullanlmak zere hazrd ve onu dikkate alan dnce, cahilin faraziyelerine nispetle ok ok stn olacakt. Dolaysyla putperestlik sulamalar hala slam'a isnat edilirken, bilenlerin ellerinde bunlar savunulabilir, ciddi ve salam bir biimde temellendirilmi sulamalardan ok sofistike hilelerdir. Eitimliler hi deilse bilirler ki, slam Tanr'nn birliine, peygamberlerin varlna, gkten gnderilmi bir kitabn vahyine ve bu kitabn tanrsal tabiatna inanmaktadr. ayet slam' mahkum ediyorlarsa, bunu kendilerinden nceki yazarlardan daha etkili, bildikleriyle daha tutarl gzken bahanelerle yapyorlard. Onlarn indinde slam, akli delilin varln reddediyor, g ve iddete asli bir rol veriyordu. (Bu, yani slam'n g ve iddete asli rol verdii safsatas sras geldiinde Hristiyanlarn slam karsnda benimsedikleri tavr iin teorik meruiyet ve mazeret ilevini grmtr: Genellikle kabul edildii zere misyoner aba, silahla desteklenmedike umutsuzdu ve probleme yegane gerek zm, Mslmanlarn ldrlmesi ya da dinlerinin deitirilmesi suretiyle slam'n yok edilmesiydi.) slam'n peygamberini ya yalanc ya da peygamberlikle hibir ilgisi bulunmayan bir kimse olarak dnyorlard. Ya yanl reten uursuz bir peygamber ya da peygamberliin asli ve elzem niteliklerine sahip olmayan sradan bir insand. St. Thomas Aquinas tarafndan tamamland zere bu nitelikler taneydi: Tutkulardan arnmlk, mucizeler gsterme ve peygamberin peygamberlii dolaysyla syledii eyin N. Daniel, islam and the West: the Making of an Image, (Edinburgh, 1960). 47
Avrupa ve Orta Dou

deimez, mutlak doruluu. Fakat Orta a Avrupasnn gznde slam'n peygamberi doru olan hibir eyi nceden haber vermemi, hibir mucize gstermemiti, hayat da erdemli, faziletli bir model deildi. En kt haliyle dnldnde o, "hilekar bir meczup, ya da bir byc"yd8, en iyi haliyle, g elde etmek iin peygamberi nitelikleri ileri sren bir dolandrc, gce sahip olduunda bir mstebit, dini iddia ve argmanlar kendi ahlaki dknln meru gstermek zere kullanan dk ve iki yzl bir kimse idi. Fakat bu, su katlmam derecedeki hasmane resim, iki bakmdan tadil edilmelidir. slam'n iddialarn reddeden kimseler bile, byk blm itibariyle, ondan kendine zg, zel bir teolojik staty esirgememilerdir. Kuran, peygamberin btn dnyay glgeleyen muhteem sureti, Halifelerin gc ve Mslman devletlerin sre giden kuvveti grmezden gelinemezdi. Bunlar, hi deilse, slam'n "tanrsal ekonomi" iinde zel bir yere sahip olduu varsaymn ortaya atmlard. slam, Hristiyanlarn gnahlar iin bir ceza olabilirdi ve bu nedenle onu Tanr'nn cezalandrc sevgisinin bir iareti saymak mmknd. Bunun yannda slam, bnyesinde barndrd hatalara ramen Hristiyani hakikatin bir yansmas ve o nedenle kendi tarzndaki geree bir tanklk da olabilirdi. slam'a, Hristiyan dncesinin ats iinde, teolojik bir stat vermeye, ona bir varlk sebebi kazandrmaya ynelik ilk teebbs, Emeviler dneminde Suriye'de yaayan, Greke kadar Arapa'ya da hakim olan ve slam'n

anlamna ilikin derin bir biimde dnen ilk Hristiyan teolog olan St. John'a kadar geri gitmekteydi. Onun "ton itibariyle serinkanl ve iyi niyetli bir nitelie sahip olan"9 polemik yazlar, slam'n Hristiyan kaynana vurgu yapmtr ve Do-u'da olduu kadar Bat'da da onu takip eden daha sonraki dnrler slam'da "Hristiyanlk gereine sathi ve stnA.g.e., s. 246. A.g.e., s. 5. 48
slam ve Tarih Felsefecileri

kr olmakla beraber geerli bir delil" bulmulardr.10 slam peygamberi kendi yanllarn baz dorulara kartrmt. ayet Kuran Mesih'in tanrsalln reddetmise, hi deilse sa'nn peygamberliini kabul etmi ve onu "Tanr'nn sz" ve "Tanr'nn ruhu" eklinde adlandrmt. Teslisi reddetmise, btn vurguyu "Tanr'nn birlii" zerine teksif etmiti. Dolaysyla slam su katlmam bir imanszlk, kr bir putperestlik olarak kabul edilemezdi: Bir Hristiyan sapknl, sapk bir mezhep, yanl bir biimde kendine ait bir vahye sahip olduunu iddia eden ve haddizatnda Yahudilik ve Hristiyanln gerek vahyinden bir eyler yanstan "-nc bir din" olarak deerlendirilebilirdi. Dahas slam'n iddialarna en iddetli biimde kar km olanlar bile onun varlnn kimi tesadfi yararlar salayabileceinin farkndayd. Hristiyanlar ondan bireyler renebilir ya da onu kullanabilirlerdi: eer o gnahlar iin bir cezalandrma idiyse ayn zamanda sadakatin, cezann ve erdemli etkinliin uygulanmasna ynelik bir frsat sunarak erdemleri iin bir vesile olabilirdi. Fakat bu dnce izgisi, tamamen farkl bir yne de ekilebilirdi: Hristiyan vahyine inananlar slam' bir ders vazetmek zere kullanabiliyorlar-sa gerekte vahye hibir biimde inanmayanlar da ayn eyi yapabilirlerdi. Orta a'n inanszlk biimlerinden birisi, dnyay birbiri ardnca kandrm olan " sahtekar" byk dinin kurucusu dncesidir. Erken Orta alarda geerli olan bu tarz bir dnce gzergah, dnce trafiine on dokuzuncu yzyla kadar ak kald. Fakat Reform dneminden hemen sonra aamal bir vurgu deiiklii ba gsterdi. Osmanl mparatorlu-u'nun glenmesi ve Hristiyan Avrupa'nn gvenliine kar yeni bir tehdidin ortaya kmas, ilk fetihlerle uyanm olan slam korkusunu bir kere daha su yzne kard. yle ki korku, imdi daha da bykt. Nitekim, Avrupa'da siyasi bilin dzeyi daha yksekti ve iki inan arasndaki ayrmn A.g.e., s. 272. 49
Avrupa ve Orta Dou

snrlar daha keskin bir biimde izilmiti. Snrdaki barbar bir dmann ani bir biimde ykselii, byyen gcnn daha fazla bilincinde olan bir toplum iin daha byk bir hayati tehdit arz ediyordu. Orta a Avrupas'nda slam'dan ayrlamaz gibi grnen bu g ve iddet, insanlarn nne yeniden gelmiti. Fakat be yzyl ncesine nispetle yaanan korku daha az derindi. slam'n iddialar ve retileri, Hristiyan inancna artk bir tehdit tekil etmiyordu ve imdi bu inan Grek felsefesiyle uzlam ve yeni entelektel savunmalar oluturmutu; slam artk ne destekiler kazanmas muhtemel olan bir sapknlk, ne de kendisine kar ciddi savunmann zorunlu olduu entelektel bir saldryd. Hristiyanlar Osmanl ordusundan korkabilirlerdi fakat sancan tadklar dine, aalayc bir tarzda olmasa bile, soukkanl bir biimde bakabilirlerdi. Ayn zamanda Hristiyanlk Reformcu mcadelelerle ypratlmt ve bu ereve ierisinde slam sadece bir dman olarak deil ayn zamanda, bir kartlk ve siyaset silah olarak da ortaya kmaktayd. Dolaysyla kimi Protestanlar slam'dan renecekleri bir eylerin olduunu dnyorlar ya da sanki bunu byle yazmann faydal olduuna inanyorlard. Szgelimi Luther, her ne kadar temel yaklam "korku ve dehetle" kark ise de, (Papa ve Trkler "Hz. sa ile onun Kutsal Kilise'nin iki temel dman" idi)11 Mslmanlarn ibadet ve kltrlerinin sadeliini Katoliklerinkiyle karlatrarak vg konusu yapmaktan kendini alamyordu.12 Ayn ekilde Kralie Elizabeth, sultana ilk elisiyle birlikte

gnderdii bir mektupta, Protestanln slami doasn vurgulad.13 Hi phesiz bu ekilde yazmaktaki esas neden siyasiydi. Trklerin ie yarar mttefikler olabilecei dnlyordu. Zira, Protestanlar gerektiinde ayn lde dier tarafta da mcadele edebilirlerdi.
12
13

Malvezzi, L'islarnismo e la cultura europea, (Floransa, 1956), s. 235. A.g.e., s. 239. A.g.e., s. 261-262. 50
slam ve Tarih Felsefecileri

sveli Protestan P. Vinet ise slam' bir tr Katoliklik olarak resmedebiliyordu. Ona gre slam'n peygamberi kendisini, tpk Papann yapt gibi, bir Kilise bakan olarak gsteren bir Hristiyan mrtediydi.14 Katolik tarafnda da, slam' bir tr Protestanlk eklinde deerlendirmek mmknd. Bundan hareketle William Rainolds, Calvino-Turcismus gibi anlaml bir bal tayan mehur kitabnda, iki sahte doktrin arasndaki paralellikleri u ekilde izer: Muhammedanizmin temel ilkeleri Kalvinizminkinden ok daha iyidir. Her ikisi de Hristiyan inancn yok etmenin peindedir; her ikisi de Mesih'in tanrsalln inkar etmektedir, Kalvin'in szde ncil'i, slam'n Kuran'ndan daha kt ve berbat olmas bir tarafa, pek ok bakmdan ondan daha ok tiksinti uyandrc, daha gnahkar ve eytanidir.15 Fakat burada da din farkllklarna ramen, Trklerle kazanl bir ittifak iin mitvar olmak mmknd ve esasen Fransz Kral 1535'de bunu baarmt. slam'n, temelli bir biimde, siyasi terimlerle dnle-bilmesi, hem arz ettii siyasi tehlikenin boyutunu, hem de Avrupa'daki bir tavr deiikliini gstermektedir. Siyasi dnce teolojik belirleyicilerinden uzaklayordu, fakat teoloji de ayn zamanda slam'n iddialarnn ilintili olduu problemlerden baka bir alana kayyordu. Byk mnakaa ya da husumet konular Mesih'in doas ve teslis doktrininden ibaret iken slam'n syleyecek bir eyleri olabilirdi. Fakat slam'n, zellikle ltuf, kurtulu, inan ve amellere dair retilen Hristiyan sorunsallar noktasnda syleyecek hibir eyi yoktu. Reform dneminden sonra slam'n doasna ve statsne ilikin teolojik problem geri planda kald. Sz konusu problem ortaya kt zaman da salt kendisi iin, izah etmeye ynelik derin bir arzudan dolay deil polemiki amalarla, Hristiyanlkla bir ztla iaret etmek zere ortaya kyordu. Pascal'a gre slam peygamberi, sa Mesih'in
14

A.g.e., s. 241. W. Rainolds, a.g.e., s. 247.


51
Avrupa ve Orta Dou

Calvino-Turcismus,

(Antvverp,

1597),

nsz: Malvezzi'den alnt,

zdddr. Mesih'in insanlar ldrlyorken o ldryordu. O ballarn okumaktan men ediyor, oysa Mesih'in havarileri onlarn okumalarn buyuruyordu, O insani bakmdan zafer kazanmt, oysa Mesih mahv perian olmutu; ve gerekte o baarl olduundan dolay Mesih iin fani olmak elzemdi.16 Yapt hibir ey insani bir aklamadan fazlasna gereksinim duymuyordu; "Onun yaptn herkes yapabilirdi, nk onun hibir mucizesi yoktu, hibir eyi nceden haber vermiyordu".17 O, "O otoritesi olmayan, sradan ve gln biriydi".18 On yedinci yzyln sonlarna doru bir kere daha peygamberin mehur hayatn yazarken Prideaux, kitabna "slam peygamberinin hayatnda eksiksiz bir biimde aa km olan hilekarn doas" eklinde bir isim vermektedir.19 Pascal gibi onun da amac "slam ile Hristiyanlk arasndaki ztla iaret etmek"tir, birinin btnyle insani, dierinin tanrsal bir kaynaa sahip olduunu gstermek ve insanln tanrsal olandan ne kadar uzak dtn gstererek Hristiyanl zamannn moda olan Deizmine kar savunmak-tr.20 Fakat slam btnyle insani olarak nazar itibara alnm olsayd en azndan, zde insani eylerle ilgilenen yeni sekler kltrn ilgisini ekebilirdi. Sekler kltr mevcut eylerin

ounu incelemi ve onlar belli ilkelere istinaden dzenlemeye alm, dolaysyla da uzmanlk alan iin neredeyse btn bilgiyi temin etmiti. slam ve Araplara zg eyler hakkndaki daha eski incelemelerde, bilme arzusu semitik gramer ya da antikiteyi inceleyerek Kitab- Mu1 L. Brunschvicg (der.), B. Pascal, Oeuvres, 14. cilt, (Paris, 1921), s. 37-38. 17 A.g.e., s. 38. 18 A.g.e., s. 34, 36. 19 (Londra, 1697); cf. P. M. Holt, 'The treatment of Arab history by Prideaux, Ockley and Sale' B. Lewis ve p. M. Holt (der.), Historians of the Middle East, (Londra, 1962), s. 290f.; yeni basks iin bkz.: P. M. Holt, Studies in the History oftheNearEast, (Londra, 1973), s. 50f.
20

Holt, a.g.e., s. 292. 52


slam ve Tarih Felsefecileri

kaddes metinleri hakknda daha iyi bir bilgiye sahip olmak veya Mslmanlar dininden dndrmek gibi eitli saiklerle karmtr. Bu kayglarn birou tanmaya devam edildi. Dier Dou dinleri ve kltrleri yeni bir hogrnn eliinde ele alnrken, slam'a dair eski korku ve endieler hala slam'la ilgili almalar glgeliyordu. Fakat burada da sekler zihnin merak kendisini gstermi ve yeni bir tr oryantalizm belirmeye balamt. Kuran'n yeni ve daha doru tercmeleri yaplmtr. Kuran 1698'de Maracci tarafndan Latince'ye, 1734 tarihinde ise Sale tarafndan ngilizce'ye evrilmitir. Elyazmalar toplanm, dikkatli bir biimde incelenmi ve salt konunun ilginlii dolaysyla slam tarihine ilikin zenli almalar yaplmtr. Pococke'un Specimen Historiae Arabun, Ockley'm History of Saracens isimli eserleri bu almalara rnektir. Yeni a'n sekler dnrleri de, slam'da dikkate ayan yeni bir eyler bulabiliyorlard ve en azndan birka dikkatlerini oryantalistlerin almalarna ynelmiti. Onlara gre slam peygamberi, artk bir Deccal deildi, tarihte belli bir yeri ve rol bulunan bir insand. slam, artk eytani bir ey olarak deil, sebepleri ve doas akli bir biimde tartlabilecek tarihsel bir olgu olarak alglanyordu. Halifeliin oluumu ve srdrlmesi, devletlerin ve toplumlarn nasl teekkl ettiini ve bir arada tutulduunu anlamaya hevesli olanlara dersler sunabilirdi. Ksacas slam, pek ok on sekizinci yzyl dnrlerinin eserlerinde kk bir tema olarak ortaya kmakta, fakat kendisine ilikin grlerde bir uzlamaya rastlanmamaktadr. Voltaire'e gre slam peygamberi "marur ve cretkar bir arlatan"d ve Kuran her ne kadar kendi dnemi ve mekan iin iyi kanunlar getirmi olsa da "tutarsz ve gln bir isnat" idi.21 Voltaire mehur oyunu, Le Fanatisme ou Mohamet le Prophete'de slam Peygamberini, dnyay sarsan bir sahtekar olarak, "ayana kapanm ereni dei21

J. M. A. Voltaire, Esasi sur les Moeurs, 7. Blm. 53


Avrupa ve Orta Dou

tirmek amacnda"22 ve kendi hedeflerinin ve fiillerinin farknda olan birisi olarak gsterir: Tanr ben ki seni beerlerin felaketlerine kullandm, Senki benim korkun gayelerimin taplas aracsn, Sana kar geldim ama senden hala korkuyorum, Evren bana taparken ben kendimi mahkum edilmi hissediyorum. Bana verilen zelliklere bouna kar kyorum. lmlleri kandrdm, kendimi kandramam.23 Diderot'nun Encyclopediesinde de, slam'n zaferi bilinli bir sahtekara atfedilir: Yurttalarn karakterlerini onlarn cehaletini, saflklarn rendikten ve cokuya hep hazr olduklarn grdkten sonra kendini peygamber ilan edebileceini anlam, vahiy alyor gibi yapm, konumutu...24

Fakat, slam'n yaylmasn, daha derin ve bir aklamaya ihtiya duyan fevkalade bir baar olarak dnen farkl bir akm da vard. Leibnitz'e gre slam, doal bir teoloji biimi olmas dolaysyla yaylm, Peygamberin takipileri onu Hristiyanln gtrlmemi olduu Asya ve Afrika'nn uzak rklarnn arasna dahi tayabilmi ve buralarda Tan-r'nn birliinin ve ruhlarn lmszlnn hakiki doktrinine kar olan bo inanlar yok etmitir.25 Rousseau, erken slam'da teolojik ve politik sistemler arasndaki yakn birlii vmtr. Rousseau, bu noktaya, Araplar Barbarlara boyun edikten sonra deinmise de, Hristiyanlktaki iki g ara22 23 24 25

J. M. A. Voltaire, Oeuvres Completes, 4. cilt, (Paris, 1877), s. 115. A.g.e., s. 162. D. Diderot ve J. le R. d'Alembert, Encyclopedie, 9. cilt, (Neuchetel, 1765), s. 864. G. W. von Leibnitz, Essai de Theodicee, C. J. Gerhardt (der.), Philosophischen Schriften, 6. cilt, (Berlin, 1885), s. 27; ng. trc: E. M. Huggerd, (Londra, 1952), s. 51. 54
slam ve Tarih Felsefecileri

sndaki keskin ayrm konu edinmemitir.26 Condorcet daha da ltufkardr. slam peygamberinin karakteri, dinmeyen bir cokuyu, dirayet ve feraseti, bir air ve savann niteliklerini bir araya getirmitir. Ona gre slam peygamberinin hedefi ncelikli olarak siyasi idi, Arap kabilelerini tek bir at altnda toplamak, yekvcud klmakt; ve saf bir dinin yaratm bu amaca matuf olarak atlan ilk admd. Kurduu devlette, her ne kadar dini istibdadn ykselmesiyle daha sonra ortadan kalkacaksa da, bir mddet dnce zgrl vard ve Grek bilimleri yeniden canlanmt.27 Benzer ekilde Comte de Boulainvilliers, slam Peygam-beri'nin hayatna dair mehur kitabnda, doal din olan slam', Hristiyanln iddialaryla karlatrmakta ve slam'n kurucusunun tabii erdem ve yeteneklerine tam olarak inandn ifade etmektedir. Boulainvilliers, slam Peygam-beri'nin peygamberlik yetenei ya da vahyinin gerek bir vahiy olup olmad noktasnda ikna edici bir delilin olmadn ileri srer. Ona gre Hz. Muhammed'in ncelikli hedefi siyasidir ve siyasi tasarlarn gerekletirmek iin bu dnemde i karklklar yaayan Hristiyanl kullanmak yerine, yeni bir din ihdas etme yolunu tercih etmitir. hdas ettii din kendi zihninin rn olmakla beraber, grlmedik yeteneklere sahip olduundan skender veya Caesar'inkine eit olan sanat, mahareti, kararll, cesareti ve hayal gcnn canll sonuta ihdas ettii din de o denli mkemmel olmutur: Onun bilmek ve tanmak istediinin tesinde, bizi aydnlatan Hristiyan vahyinin yardm olmadan, Onunki kadar
26 27

J. J. Rousseau, 'Du Contrat Social' B. Gagnebin ve M. Raymond (der.), Oeuvres Completes, (Paris, 1964), 4. Kitap, 8. Blm, s. 462-463. Marquis de Condeorcet, 'Esquisse d'un Tableau historique des Progres de l'Esprit humain' A. Condorcet O'Connor ve M. F. Arago (eds.), Oeuvres, 6. cilt, (Paris, 1847), s. 1202; ng. trc: J. Barraclough, (Londra, 1953), s. 86-87. 55
Avrupa ve Orta Dou

akla yakn, gerein na uygun azizler iin bir teselli ve gnahkarlar iin korkun bir reti ortaya kmazd.28 Hz. Muhammed, dininin yasa ve ritellerini geni lde Araplarn ortak adet ve rflerinden kartmtr. Her ne kadar Araplar hain ve gaddar olsalar ve dier insanlarn sevdii eylerden tiksinti duysalar da ayn zamanda, "manevi ynleri gl, cmert, yarar gzetmeyen, cesur ve ihtiyatl" idiler.29 Boulainvilliers'm slam'a ynelik hissiyat bu ifadelerin ima ettiinden bile daha ltufkar olabilirdi. Hristiyan vahyine inanma konusundaki ihtiyatllna ramen Boulainvillers'm dine ynelik tavr felsefi deistlerinkine benzer

grnr. Ahlaki alanda olduu kadar doktriner alanda da neyin doru neyin yanl olduunu ayrt etmeye yegane muktedir olan insan akldr; dinin gerek ilevi, kalbi tatmin etmek ve insani tecesssn azgnlklarna engel olmaktr. Bu adan grldnde slam, yaln, ak seik ve akli doas nedeniyle hayranlk uyandracak pek ok eye sahiptir.30 Bu dnrler slam' insani, zellikle siyasi bir fenomen olarak deerlendirmektedirler. Nitekim an en byk imparatorluk kurucusu olan Napoleon'un bir selefine slam Peygamberine ilikin takdir hislerini sunmasnda alacak bir ey yoktur. Napoleon slam toplumunu ilk kez Msr'da grmt, Kuran' ve peygamberin hayatn inceledi, hatta slam'a imann ikrar etti; mrnn sonuna kadar Msr seferini ve onunla ilgili her eyi dlemekten haz duydu. St. Helena srgnnde, Voltaire'in anlatm biimi ile sert bir tartmaya giriti. Voltaire'in slam peygamberinin karakterini kt amala kullandn ve dnyann ehresini deitiren muhteem bir insana aalk bir sulu gibi davrandn ilan etti. Biyografilerde efsanevi olan pek ok olmakla bera28 30

Comte de Boulainvilliers, La Vie de Mahomed, (Londra, 1730), s. 247. (Buradaki heceleme birinci baskdaki gibidir.) A.g.e., s. 3. Cf. R. Simon, Henry de Boulainviller, (Paris, tarihsiz [1941]). 56
slam ve Tarih Felsefecileri

ber, ortada bu denli ksa bir zamanda dnyann fethi gibi apak bir gerek vard. Bu aklanmalyd ve bunu fanatizmle ya da tesadfi artlarla aklamak ok zordu. Btn bunlarn arkasnda, bir ey, bir "bamzdan gemeyen, grp itimediimiz bir ey" olmaldr.31 Bu ekilde bir sunum tarz ierisinde slam bilmecesinin sekler terimlerle yeniden ifade ediliini bulmak mmkndr. Fakat salt bilme ve anlama arzusunun yn verdii bu gibi ifadelere ou zaman seyrek rastlanyordu. Hatta slam'a ilikin mevcut bilgiden daha fazla faydalanma durumunda olanlarda bile, farkl bir biimde de olsa, polemiki bir sesi iitmek ok kere mmkndr. Artk, Katolik kilisesinin ya da vahyedilmi dinin iddialarnda slam'n kendisi deil, slam araclyla yaklam olan dman hedeflenmektedir. Nitekim Gibbon iin slam, akln mutaasspln tahakkm altna alnabileceine ilikin bir dersin konusuydu. slam'n merkezinde akli bir inan sistemi yer alr: slam Peygamberinin Tanrs, filozoflarn Tanrsyd: biimsiz ve mekansz, benzersiz ve ilineksiz, bizim en gizli dncelerimizin kendisine malum olduu, kendi doasnn zorunluluuyla mevcut olan, kendinden btn ahlaki ve entelektel mkemmeliyeti kartan, snrsz, ezeli ve ebedi bir varlk.32 Bu fikir akl tarafndan kavrand ve bir "felsefi Ateist" kendini ona kaptrabilirdi. Fakat ini kolayd ve filozof kendi kendini aldatan bir peygamber oldu: Ayn objeye aralksz, dzenli olarak eilen bir zihnin enerjisi genel bir nesneyi zel bir arya dntrecektir; anlayn ya da imgelemin scak arlar gn ilham olarak hissedilecek; dnce ameliyesi vecd ve sanr ile nihayete erecek, grnmez nasihat bir Tanr meleinin suret ve niteli1 M. Dunan (der.), Comte de las Casas, Le Memorial de Sainte-Helene (Paris, 1951), cilt 1, s. 528-529; cf. C. Cherfils, Bonaparte et Vidam, (Paris, 1914). 32 J. B. Bury (der.), E. Gibbon, The History of the Decline and Fail of the Roman Empire, cilt 5, (Londra, 1911), s. 361. 57 Avrupa ve Orta Dou

iyle tanmlanacaktr. Cokudan sahtekarla geen adm tehlikeli ve kaygandr... yle ki yanlsama ve ihtiyari aldatma arasndaki karmakark ve ortalk alanda bilin uyuklayabilir.33 Daha da kts, filozof bir vaiz olur olmaz, vaiz bir hkmdar ve ordu komutanna dnmt ve karakteri sre ierisinde lekelenmiti. Bununla beraber o, aslnda fevkalade yetenek ve maharetler sergilemitir. yle ki baarlarnn atfedilmesi gereken yer, mucizevi bir unsurdan ziyade bunlardr. Dinin kalcl da, halifelerin ellerinde dnyevi erki olduu kadar ruhani gc tutmaktaki ve bamsz bir ruhani otoritenin gelimesini engellemekteki beceri ve yetenekleri gibi, insani etkenlerle aklanmaldr. Karlatrldnda, slami ynetimin sonular ve etkileri yararlyd; putperestliin yerini daha insani bir tapnma almt, yardmseverlik ve dostluk ruhu yaylm, , intikam, bask ve zulm kontrol altna alnmt.34 II Bu bin yllk dnce srecinde neredeyse her zaman kendisine rastlanan bir etkenden sz etmek mmkndr. Bat Avrupa'nn slam'a ynelik tavr yarglayc bir tavrdr. slam, dar bir alana hapsedilerek kendisinden baka unsurlarla deerlendirilmektedir. Orta a'da balayan on sekizinci yzylda daha da glenen Avrupa dncesi slam hakkndaki hkmn Hristiyanlk ve vahye dayal olma iddiasndaki btn dinleri dolayl ekilde mahkum ederek vermiti. Bunun yannda, slam inanl Hristiyanlarca yarglanm ve gerekte kimi ynlerden Hristiyanln antitezi olarak nitelenmiti. Hatta Napoleon ya da Condorcet gibi slam peygamberinin insani gcne ve onun insani baarlarna yksek bir deer atfedenler bile insani olann dnda hibir eyin mevcut olmadn; yani Hz. Muhammed'in pey33 34

A.g.e., s. 400-401. A.g.e., s. 419-421. 58 slam ve Tarih Felsefecileri gamber olma ve Kuran'n Tanr kelam olma iddiasnn yanl olduunu sorgusuz sualsiz doru olarak kabul ediyorlard. Grdmz zere zamanla bu yarglama srecine, slam'n kendisi itibariyle ne olduuna ilikin inceleme ve anlay sreci eklendi. On sekizinci yzyln sonuna doru slam hakknda ykselmi olan bu bilgi ve kavray dzeyi sekler dnrlerin slam hakkndaki hkmn etkilemiti. Fakat buna ramen yine de bu, Ortodoks Hristiyanln erevesi iinde dnenleri; bir baka deyile evren hakknda tam ve nihai gerei ifade eden inanlar manzumesi olarak, geleneksel formlasyonlaryla Hristiyan doktrini benimsemi olanlar ve Hristiyan fikirler sistemi ierisinde slam'n statsnn ne olduunu soranlar hemen hemen hi sarsmad. On dokuzuncu yzylda yaayanlarn byk bir blm, ya slam' hi gz nnde bulundurmadlar ya da onu Hristiyanlk d hatta Hristiyanlk kart olarak grdler. Bu insanlar slam'n gerekte ne olduu sorusunu cevaplama ihtiyac hissetmediler. Szgelimi Schlegel'in, Philosophy of History isimli eserinde brnd dil, tarihi "akmlar"n yeni dili de olsa, aslen geleneksel bir gr dile getirmitir. Aralarnda klasik medeniyetin dalp kt, iki byk kabile hareketi arasnda keskin bir kartlk varsayan Schlegel, bir tarafa, Hristiyanl kabul etmi ve temeli itibariyle barn ve uygarln doumunu hazrlam olan Alman kabile hareketlerini, dier tarafa kendisini slam'n ykselmesiyle davurmu olan Arap kabile hareketini yerletirdi. Bu, slam'n erken dneminde, belli bir ahlaki enerji ve karakter yeinliiyle canlandrlmsa da Araplarn "kabile ruhu fke, nefret, gurur ve intikam duygularyla ynlendirilmitir. slam bu hislere gem vurmam aksine bunlar glendirmi ve onlardan faydalanmann yollarn aramtr. Schlegel'e gre slam, "inansz bir peygamber" tarafndan vazedilen "bo bir kibir ve anlamsz bir gurur" diniydi. Btn insanlarn aklla ulaabilecei "doal din" dolaysyla olumlu bir ierie sahip olan slam, btn kurtulu unsurlarn uzlama, merha-

59

Avrupa ve Orta Dou

met, sevgi, saadet gz ard etmitir. O nedenle bir medeniyet yaratamamtr. Ynetim sistemi insanl sefih, korkun bir devletin otoritesine boyun ediren slam, "ruhani ve maddi otoritenin Hristiyan kart bir karmndan ibarettir ve yakp yok edici cokusuyla, fethettii lkelerdeki antikitenin btn kalntsn ve daha yksek bir uygarln her trl krntsn ortadan kaldrmtr."35 Newman, daha karmak tarzdaki benzer bir karlatrmay, yeterince tannmayan Lectures on the History of Turks isimli kitabnda yapmtr. Nevraan iin slam, dini bir sahtekarlk olmakla beraber putperestlik kadar kt deildir. nk slam, putperestlikten sonra byk bir ilerlemedir. slam'da "tek bir Tanr'ya, onun vahyine, vaatlerine, ahlaki yasann ezeliliine ve ebediliine, gelecek kurtuluun kesinliine" inan esastr.36 Bu fikirler Hristiyanlktan alnm olmakla birlikte, bunlara kendisine ait bir yanl, "ulusuluk prensibinin bir takdisini" dahil etmitir.37 Bir anlamda kendi evrensel misyonunu reddetmi, temelini inancn tekil ettii imparatorluk, gururlu rka yaslanarak evrensel bir din olabilecekken milli bir kimlie brnmtr. Bu durum, "vatanseverlik hissiyatyla, aile erefi, gemie sadakat ve kabile ruhuyla yakndan ilikilidir."38 Bu nedenle slam, "Tanr diniyle eytann dini arasnda" bir yerde bulunur.39 slam, balangta Tanr'nn verdii grevi yerine getirmi olabilirdi. Haddizatnda halifelik medeni bir kurumdu. Halifelik, paylalan bir iyi olarak, toplumu dzenleyen bir ilkeye sahipti. Bunun aksine barbar bir devlet ortak dorular ihdas edebilmekle birlikte toplumu dzenleC. W. F. von Schlegel, Philosophe der Geschichte, cilt 2, (Viyana, 1829), s. 70-107; ng. trc: J. B. Robertson, (Londra, 1846), s. 317-342. [J. H. Hevvman], Lectures on the History of the Turks in Its Relation to Christianity, (Dublin, 1854), s. 105. 37 A.g.e., s. 248.
38 39

A.g.e., s. 277. A.g.e., s. 106. 60


slam ve Tarih Felsefecileri

me gcnden yoksundur. nk o, bir inan, bir slale, ya da hrete ynelik bir arzu tarafndan rgtlenmektedir. Oysa hilafet, vicdan, tutku ve hissiyat rgtlemeye muktedir ortak bir akli ilke zerine ina edilmitir. Fakat ayn ey, halifelii devralan Trkler iin sz konusu deildir. Trkler, yiitlik, gvenilirlik, doruluk, adalet hissi, itidal ve nezaket gibi sahici erdemlere sahip olmalarna ramen esas itibariyle barbardlar. Manevi hayattan, akli ilkelerden ve entelektel disiplinden yoksun olan Trkler, slam'a hibir ey eklemedikleri gibi, Hristiyanla da yardmlar dokunma-mtr. Barbar erdemlerini hakikatin hizmetine sunabilirlerdi: On birinci yzylda douya ya da batya ynelmek, Tanr'ya ya da eytana kar gelmek hususunda bir tercih yapmak zorundaydlar. Yanl seim yaptlar ve o nedenle Seluklu Trkleri "insan rklar arasndaki byk bir Mesih dman oldular."40

Schlegel'in iki kabile hareketi arasnda varsayd keskin kartlkta, on dokuzuncu yzyl dncesinin nemli bir halkas olacak olan, rksal teorinin erken davurumunu grebileceimiz gibi, Newman'n yaklamnda da, muhtemelen, slam'n insani ilerlemenin ncs olduu ynndeki on dokuzuncu yzyl Avrupa dncesinin bir uzantsna rastlayabiliriz. Bununla birlikte, Schlegel ve Newman, esas itibariyle, Hristiyan olarak dnm ve yazmlardr. Onlarn grleri, her ne kadar aka beyan edilmemi olsa da, Hristiyan inanlaryla tutarllk arz eder. Bu tutumlar peygamber ve takipilerinin salt insani baarlarna kar adil tutum sergilemeleriyle de tam olarak rtr. slam' hasmlarn bunaltacak bir silah olarak deil kendi dzlemi ierisinde bir dnce objesi olarak nazar itibara alan, saduyu sahibi bir Hristiyan akademisyen muhtemelen kendi yargsn Schlegel ve Newman'dan daha fazla bir ihtiyatkar-lkla ifade edecektir. Fakat yine de bu akademisyen, her ne kadar mecbur olmasa da, kendisini onlarnkinden esas itibaA.g.e., s. 128.
61
Avrupa ve Orta Dou

riyle farkl olmayan bir gr benimsemeye mezun addedecektir. Nitekim Peygamber ve halifelere dair yazd kitaplar hala btnyle almam olan Sir William Muir, Peygamberi eytann oyunca, oluturduu toplumu ise ksr ve orak yle de kalmaya mahkum bir toplum olarak grebiliyordu. Ona gre slam duraand; ruhani ve maddi olan kartrmakla gerek zgrl yitirmiti; mutlak monari ve denetimsiz bir askerlik ruhsat arasndaki orta yoldan habersizdi; en iyi haliyle bile oluturduu medeniyet, aile hayatna hibir biimde nfuz etmediinden, ne istikrarl ne de kalc olabilirdi.41 slam'n retisinde haddi zatnda kimi dorular bulunmakla birlikte bunlar bile hakikate ulamada engel tekil ediyordu. slam'da, daha nceki vahiylerden dn alnm birok doru mevcuttur. Bununla birlikte dnyann henz tand Muhammed'in klc ve Kuran, medeniyetin, zgrln ve
42

hakikatin en azl dmanlardr. Daha byk bir oryantalist olan Henri Lammens, slam'a, peygamberine ve Araplara daha da btncl ve maskelenmemi bir gzle bakabiliyordu. Ona gre slam'n douu, kendisine kar az ok baaryla mcadele etmi olan Suriye ve dier lkelerin halklarn epeevre kuatm olan talihsiz bir tarihi kazayd. Balangta, peygamber samimiydi; "vahiyleri" kendi kendine yapt telkinlerin bir sonucu olmu olsa bile, en azndan kendisi bunlara inanmt. Fakat daha sonra vahyin bu nitelii giderek azalm ve Medine dneminde "gerek vahiy"43 nihayet peygambere galip gelmiti. Fakat bu kaba yarg, Lammens'in erken dnem slam tarihinin kimi nemli ynlerini bu denli keskin bir biimde ayrt etmesine imkan vermitir. Lammens, doduu ehirli Sir W. Muir, The Caliphate, its Rise, Decline and Fail, (Edinburgh, 1924), s. 601. 42 Sir W. Muir, The Life of Mohammed, (Edinburgh, 1912), s. 522. H. Lammens, 'Mohamet fut-il sincere?', Recherches de sciences, religieuses, cilt 2, (1911), s. 48. 62 slam ve Tarih Felsefecileri ve ticari evrenin slam'n geliimini ekillendirmede oynad rol rnek olarak gstermi; ve slam'daki birliin yzeyi altndaki kimi yerli geleneklerin direncini ortaya kartmtr. Bu geleneklerin direnci gerek Lbnan vadisinde, slam ncesindeki Suriye'nin Hristiyan kimliinin yeniden canlan ile, gerekse de ykselen Emevilerin temsil ettii slam'da kendisini gstermitir.44 Bu tarz grler, on dokuzuncu yzyln tipik Ortodoks Hristiyan dncesinin slam'a ynelik tavr olarak anlalmaldr. Bu dnceleri temsil edenler, slam hakknda ister Muir ve Lammens kadar bilgili olsunlar, isterse de Schelegel ve Newman kadar az ey bilsinler, ortak bir ynelimi paylarlar ve slam' beeri dinlerin en dzeysizlerinden biri olarak

grrler. Tpk bilin gibi insan zihni de her zaman her trl problemle uyarlamaz. Nitekim, Bat Hristiyan dncesinin on dokuzuncu yzyl boyunca karlat problemler, Orta a'n problemleriyle ayn deildir. Zira slam, artk reel siyasi meydan okuma konumundan uzaktr. Gnmzde yaand ekliyle, Fransa Babakannn Fas Sultann tahtndan indirmenin meruiyetini ararken, ha hilale tercih ettiini beyan ederek, mevcut fiilini haklla-trma gayreti ierisinde olmas gibi, zaman zaman siyasetilerin baka nedenlerle yapmay tasarladklar eyleri meru gstermek iin Hal figrlerini ne karmalar sz konusuysa da, genel olarak slam dnyas Avrupal glerin eline kolayca geiveren zahmetsiz bir corafya olarak kabul edilmitir. Kald ki, slam artk teolojik bir meydan okuma deildir. Teolojisi nadiren bilinir ve bilindii kadaryla da "korkun ve dehetli" deildir. Avrupa'nn, artk, bn Rd'n sisteminde olduu zere, Hristiyan dnrlerin ya rtmek ya da kendi inanlaryla uzlatrmak zorunda olduklar felsefi fikirlerle slam' ilikilendirme durumu kalmamtr. Bu ada slam'n, Kilisenin doasna ve Hristiyan doktriniyle modern bilimin iddialarnn uzlatrlmasna dair Bat
44

L
Kr.: K. S. Salibi, 'islam and Syria in the vvritings of Henri Lammens' i., Lewis ve Holt, op. cit., s. 330-342. 63
Avrupa ve Orta Dou

Hristiyanln sarsm byk tartmalara dahil edecek hibir eyi yoktur. Geleneksel inan biimlerinin ana hatlarna ilikin Hristiyan dncesinde, bu dncenin yaad dnemlerdeki teolojik meseleleri zmede slam'n herhangi bir katks olmamas sebebiyle, slam'n kendisine ait bir gndemi ve problem alanlar olduu hususu ounlukla dikkatlerden kamtr. slam ve Hristiyanlk arasndaki paralelliklerin dourduu sorunu Mahometanism Unveiled isimli eserinde zmeye alm alan C. Forster nadir istisnalardan birisidir. Forster, bu iki dinin rastlantnn tesinde, birbirlerine yakn olduklar kanaatindedir. Akidelerinin soyut doalar, ibadetlerinin basitlii, kurucular tarafndan taknlan tabiatst ya da peygamberi karakter bakmndan her ikisi de birbirine benzerdir. Her ikisi de karanlk kkenlerden birdenbire domular, erken dnemlerinde ayn tip engellerle karlamalarna ramen ani ve hzl bir biimde yaylarak insan zihni zerinde srekli bir hakimiyet kurmulardr. Her ikisinin de baars salt insani artlarla aklanamaz, byle bir eye girimek karmza cevaplanmas gereken sorular kacaktr. hangi kr talih, hangi gizemli tesadf bu kadar birbirinden bamsz ve iliintisiz nedenleri birbiriyle bylesine rtecek bir biimde bir1 araya getirmitir?45 Hristiyanlk iin olduu gibi slam iin de bu mesele ancak bir ekilde cevaplandrlabilir: zel, her eyin zerinde her eyi takdir eden Tanr'nn inayetinin mdahallesiyle, hakim ve muktedir olan bir takdirin dahliyle.46 slam sz konusu olduunda bu takdir ne olabilir? Bu Tanr'nn Hz. smail ve onun zrriyetiyle ilgili olarak Hz. b45 C. Forster, Mohametanism Unveiled, cilt 1, (Londra, 1829), s. 62; Kendi torunu tarafndan Forster'la ilgili yaplm bir alma iin bkz.: E. M. Forster, Marianne Thornton, (Londra, 1956), zellikle s. 145 ve 163 ('onun kitab... deersizdir').
46

A.g.e., cilt 1, s. 68-69. 64


slam ve Tarih Felsefecileri

rahim'e yapt vaadin tahakkukudur. Tanr'nn vaadi Yahudilere Hz. shak, Araplara da Hz. smail ile geldi ve ilki Mesih ile sona ererken, ikincisi slam Peygamberi'nde nihayete eriti. Hz. shak araclyla eriat ve din dnyann byk bir ksmna, Hz. smail ile de daha byk bir ksmna verilmitir. Fakat paralellik buraya kadardr. Hz. shak, Hz. brahim'in meru ocuudur ve onun araclyla meru inan, buna karlk gayr meru ocuk olan Hz. smail ile ise sahte bir inan gnderilmitir. Bu gr kendi kendiyle eliir grnmektedir: Tanrsal inayet ve takdirle gnderilmi olan slam peygamberi nasl olur da ayn zamanda sahte bir inanc vazedebilirdi? Buna Forster, slam'n takdir-i ilahideki yerinin sadece menf bir ama olmas eklinde cevap vermektedir. O putperestliin ktlklerinden dnyay arndrmak zere gnderilmitir: slam peygamberi gnderildiinde Hristiyanln putlara tapmas, Yahudiliin, Yahudilere vaadedilmi olann tersine bir yeryz krall aramas nedeniyle, bu iki dinin her ikisi de yozlamt. slam, Hristiyanl kokumuluklarndan arndrd ve o, Yahudilerin yanl bir ekilde aradklar dnyevi gnenci kendisine vaadedilenle uyum iinde hakl bir biimde elde etti. imdi bu menf ama tahakkuk ettiine gre islam'a ne olacaktr? Sonuta Forster, Mslmanlarn dinlerini terk ederek Hristiyanla dneceklerine ve hatta bunun (da ok zor olmayacana inanr: slam'n "elverili nitelikleri ve kurulu inan yaps"47 onlarn din deitirmeye yaklamalarn kolaylatracaktr; ve Asya ve Afrika'nn pek ok yerinde cari olan A-rap dili din deitirmenin nemli bir arac olacaktr. Tpk Greke ve Latince gibi o da, ncil'in nihai zaferini temin etmek iin tanrsal irade tarafndan tasarlanmtr. Fakat bunun iin yeni bir yaklam zorunlu olacaktr ve bu yaklam slam'n insanla getirdii faydalara dair bir bilinlenme zerine ina edilecektir.
47

A.g.e., cilt 1, s. 107. 65 Avrupa ve Orta Dou Onlara sahip olmadklar eyi, ancak sahip olduklar ey hakkndaki doru bir bilgiyle anlatabileceimizi umabiliriz. Bylesi nadir ve gerekten ayrks dnrleri bir tarafa brakacak olursak slam sorunu, pek ok deiik kaynaktan beslenen yeni bir sorgulamann iaretlerini grebileceimiz yzyln bana dek Batl Hristiyan zihinlerde hemen hibir yank uyandrmamtr. Bunlardan birisi, slam'a ve dier dinlere dair, akademisyenler, misyonerler, smrge grevlileri ve seyyahlar tarafndan toplanan gz kamatrc bilgi btnyd. Bu bilgi sz konusu olduunda, slam hakknda bu zamana kadar dnlm olandan daha ok aratrlacak eyin mevcut olduunu kabul etmek zorunluydu. slam, sahtelii nedeniyle mahkum edilecekse bu ancak daha zenli ve daha karmak bir ekilde ve sadece mahkum edici olmaktan ziyade anlayarak, deerlendirerek ve rterek yaplabilirdi. Bu, duyarl Hristiyanlar arasnda, Kilise dndakilerin, daha te bir nitelendirmeye hacet kalmakszn, basite cahil putperestler eklindeki bir nitelemeyle geitirilemeyecei ynnde yeni bir bilinliliin domasna sebebiyet verdi: Byle yapmak dinlerinde ak bir biimde sunulmu olan mspet deerleri, bunlardan kaynaklanabilecek insani erdemleri ve bunlarn ierebilecei kurtulu imkanlarn gz ard etmekti. Bu tarz sorular en azndan sorulmalyd ve olumsuz bir biimde cevaplandrlm olsa ve slam btnyle yanl ve sapkn olarak deerlendirilmi olsayd bile, geriye bir mesele daha kalyordu: Bu ada tarihsel dncenin byk geliimi Hristiyan bilincine yansm, ncil'in btn dnyaya vaaznn zamanla gerekleecek ve ancak zamannn gelmesiyle kemale erecek bir sre olduuna dair yeni bir bilin yaratmt.49 slam'n Hristiyan nfuzuna kar ortaya koyduu diren, bunun da tesinde slam'n rakip olarak Hristiyanla kar stn konumda olmas, sadece misyonerlerin stratejik sorunlarn deil, ayn zaA.g.e., cilt 2, s. 378. Kr.: J. Danielou, Le mystere du sakt des natios, (Paris, 1948). 66
slam ve Tarih Felsefecileri

manda slam'n yayl ve direncinin bir anlama sahip olup olmad, en azndan bir ama iin kullanlp kullanlamayacana ilikin temel bir meseleyi de gndeme getiriyordu. Bununla birlikte, bu tarz etkenlere, kendisi dnda hibir eyle aklanamayacak olan bir baka etken daha eklemeliyiz. Bu, grlmedik bir zgnlk ve artc bir gce sahip bir kafann, Louis Massignon'un, o zamana kadar yerlemi olan anlay, yaplm olan almalar alt st eden etkisinden baka bir ey deildir.50 slam hakkndaki kanaati kendi hayatnn da deitii u noktada olumaya balar: 1908'de Irak'ta bir umutsuzluk annda, Tanr'nn varlnn ve ona olan derin bir kran borcunun ani bir biimde idraki. Massignon bu tecrbeyi bir slam lkesinde, slam'n dili Arapa araclyla yaamtr. Ona, hayatnn dier yarm asrndan daha fazla bir zaman sadk kald problem alanlarn ortaya karm olan slam'n ilahi kayna hakknda bir daha zail olmayacak his ve kavray kazandran belki de bu hadisedir. ayet slam ilahi kaynakl ise, Mesih'le vahyedilmi olan hakikatin tamlndan, mkemmeliyetinden nasl olur da sapm olabilirdi? Eer sapm ise hala, bir kurtulu yolu olabilir miydi? Massignon, cevabn ipularn tarihin btn anlamn bulduu yerde buldu: Tanr'nn kendisini ifa ettii ve peygamberlerin konumu olduu "kutsal dua yerleri"nde.51 slam, Tanr'nn Hz. brahim'le konumasyla ve Hz. brahim'in Tanr'nn arsna cevap vermesiyle, Yahudilik ve Hristiyanln balad yerde balad. Forster'in iki nesil evvel ileri srd zere slam, Hz. brahim ve zrriyetine verilen ahitten Hz. smail'in hari tutulmasyla, Hz. brahim'in zrriyeti Hz. shak ile Hz. smail arasnda blndnde farkllamtr. Fakat kopu tamamlanamamtr. Vaat hala canldr. Hz. smail'in zrriyeti, Tekvin'de vaadedildii gibi hala ondaki paynda srar etmektedir ve
50

Kr.: J. D. J. Waardenburg, s. 136f., 257f., 283f. L. Massignon, 'La Palestine et la paix dans la justice', Opera Minora, cilt 3, (Beyrut, 1963), s. 461. 67
Avrupa ve Orta Dou

slam, unutulmadklarna dair bir teminat olarak gnderilmitir. Fakat slam peygamberine gnderilen vahiy bundan daha fazla bir eydi, kendine zg deerlere sahipti. Hristiyanln ve Yahudiliin yozlamalarna kar, Kuran btn gerekliin kayna ve putlarn yok edicisi Tanr'nn akn olduunu belirtir ve O'na ibadette btn inananlarn birlik ierisinde olmalarn tler: Tanrnn, ilk ocuu smail'in 'hicretini' emrettii 'akit kuyusu' Bersaba'da yapt ikinci duasnda brahim, onun le g etmesini yeter ki onun zrriyetinin orada hayatta kalmasn diler; Allah bu smaili Arap rkn, slam'n oluumundan sonra tehdidini btn putperestlerin zerinde tuttuu klca, "birok faydalar bulunan demire' (Kuran 57:25) mtemayil klarak onlara dnyada belli bir sreklilik balamtr; 'ilk mslman' olan brahim'in Rabbi, tek Allah vardr denilin-ceye dek bu putperestlere kar kutsal sava ilan edilecektir... Arap rknn tarihi, yazda ilk gz yalar olan Agar'n gz yalaryla balar. Arapa, gz yalarnn dilidir: Allah'n znde ulalamaz olduunu ve en iyisi de byle olduunu bilenlerin gz ya. Eer o bize gelirse, i arasnda dinlendirici bir ara eklinde normal hayatmz durduran bir yabanc gibi gelir; ve geip gider. Arafat kurbann derinletirerek bazlar burada birlemeye giden bir yol buluyorlar fakat yalnz ve gecede. nk Musa ve sa'dan sonra gelen ve btn yaratl etkisi altna alacak lm kararnn negatif habercisi Muhammed ile birlikte ortaya kan slam, brahim'in smail ve Araplar iin ettii duasna verilen gizemli cevaptr: (smail iin) "Seni de mkafatlandrdm". Arap slam' sonuna kadar reddedilecek dlanmlarn umutsuz hak iddias deildir; onun kutsal topraklara gizemli nfuzu da bunu gsterir. slam'n olumlu bir grevi de vardr. O, srail'e cismani bir akrabala gre Davud'un soyundan gelecek bir Mesih beklemesi noktasnda seilmi olduunu reddeder onun zaten geldiini bu zatn nceden kararlatrlm bakire bir anneden

gelen Meryem'in olu sa olduunu ve kyamet gnnn belirtisi olarak dnyann sonunda tekrar geleceini syler.52
52

L. Massignon, 'Les trois prieres d'Abraham', Opera Minora, cilt 3, s. 811-812.


68
slam ve Tarih Felsefecileri

Tanr'nn bu biriciklii gerekten de slam'n muhteem ve srekli mesajdr; tpk sanat gibi: eklin cismi ve kabartmalaryla Yaratcnn eserlerini taklit etmeye alma; fakat sakin tevekklyle yok olann ksa sren geiinin altn izen narin temsilinde onun mevcut olmamasyla onu hatrla; ve onun simas hari her ey yok olmaya mahkumdur. Kuran, bu nedenle Mslman' hakikate eritirebilecek ruhsal bir arac iin bir balang noktas olabilir. Haddizatnda bu, Hz. smail'e verilmi olan vaadin "maddi gerekesidir.54 Byle olmadnda, verilen tesellinin bir kandrmadan baka bir anlam olmayacaktr. Bu Kuran'dan yola kp onun ierdii kavramlar ve kurallar manzumesini iselle-tirmeye alm olanlarca ve onlara kalpte ve zihinde salam bir yer verenlerce takip edilmi olan yoldur. Bu, her eyden nce "insann Tanr ile btnlemesini arayanlarn, yani mistiklerin yoludur. Mistisizmin slam'a dardan dahil edilmi bir ey olduunu kabul edenlerin karsnda yer alan Massignon, haddizatnda slam' ciddiye almann kanlmaz sonucu olarak, tasavvufu isel bir mantk tarafndan meydana getirilmi bir ey olarak deerlendirir. slam toplumunun btnl mistik azizlerin grnmez hiyerarisiyle srd-rlmse, mistiklerle de Kuran'n potansiyelleri gelimi ve yine onlar araclyla, Tanr'nn birliine ve Tanr ile insanlarn birliine dair yeni bir anlay gelitirilmitir. Fakat Kuran'dan balayp da ilerleyen yolun bir yerinde duran ve bir birlik peinde koan aratrmac, slam'n tesine gemelidir. ayet insanlar hakikatin btnne yalnzca Kuran'la eriebilmi olsaydlar, o takdirde Mesih'in lmnn de bir anlam olmayacakt. Mistik kavray noktasna ulaarak slam kendinden baka bir eye dnmektedir. eriat almakta, Kabe sadece bir sembol olmakta, Peygam! L. Massignon, 'Situation de l'Islam', Opera Minora, cilt 1, s. 14. 54 L. Massignon, La passion d'al-Hosayn-ibn Mansour Hallaj, cilt 2, (Paris, 1922), s. 463.
69
Avrupa ve Orta Dou

berin sureti azizlik normuyla, 922'de Badat'ta lme mahkum edilen mistik Hallacnki ile yer deitirmektedir. Bu durumun arkasnda Mesih'in, el-insan el-kamil, mkemmel insan sureti kendini gstermektedir.55 Hedefine ulamakla slam ayn zamanda balad noktaya, bir zamanlar hac yeri olan Tanr'nn brahim'e ilk kez teselli verdii dn noktasna geri dnmektedir; ve bu noktada slam artk u-zaklatrlm olan karde deildir. O artk Mesih'e bahedilmi olan Tanr'yla birlemenin bir parasdr. Muhteem gzellikteki bir dille ifade edilmi olan ve sadece szlerle deil, eylemleriyle de kendisini sunmu olan slam'n mevcut durumuna dair bu bak as, slam aratrmalar alannda olduu kadar Fransz kamuoyunda, literatrnde, teolojisinde, misyonlarnda da derin bir iz brakmtr. Eer Daniel, slam aratrmalarnn "gelecei fiilen inanm Hristiyanlarn elindedir"56 diyorsa, bu ksmen Massignon dolaysyladr. Ondan sonra bir grup akademisyen, slam ve Hristiyanlk arasndaki asli farkllklar gz ard etmeksizin, Mslmanlar hakikate eritirebilecek gizli yollar ortaya karmaya abalad. Onlar arasnda Arap kkenli birka rahibi zikredebiliriz ki, bunlar iin kanlmaz bir biimde Arap dilini ve onun kltrn 'kutsallatrma', ya da baka bir ifadeyle sylemek gerekirse, bir baka din iin kutsal olan bir dilde Hristiyan kltrn oluturma ve bu gerekle yourma sorunu ortaya kmaktadr. Nitekim Moubarac, Massignon'un gzde temalarndan birini daha da ileriye gtrerek, slam' brahim'in saf ve tek tanrl dinine bir geri dn giriimi olarak

yorumlamt. Bu, Kuran'da brahim'in bir mmin modeli, hakiki dinin kurucusu olarak sunulmas dolaysyla, bilinli bir teebbst.57 Hayek bir L. Massignon, 'L'homme parfait en islam et son originalite eschatologique', Opera Minora, cilt 1, s. 107f. N. Daniel, 'Some recent developments in the attitude of Christians tovvards islam' A. H. Armstrong ve E. J. B. Fry (der.), Rediscovering Eastern Christendom, (Londra, 1963), s. 165. Y. Moubarac, Abraham dans le Coran, (Paris, 1958), s. 100, 107, 143. 70
slam ve Tarih Felsefecileri

baka ipucunu takip ederek slam ve Hristiyanlk arasnda ortak bir kkenden ok, ortak bir ierie ilikin bir ey ortaya karr: Mslmanlar Mesih'e ve Kutsal Bakire'ye sayg gsterirler ve zamann, tarihin bittii yerde Mesih'in dnn "son adalet savas"n beklerler. Bu, slam' bir ynyle Hristiyanlatrmak iin yeterli deilse de, Mslman ve Hristiyanlar arasnda dostluk ve kardelii mmkn klmak iin yeterlidir.58 Benzer ekilde kendisi sadece Arap olmayp ayn zamanda Mslman olan Abdl Celil, slam'da Bakire Meryem'e gsterilen saygya vurgu yapmtr.59 Fakat bu tarz dnceler titiz bir biimde ele alnmazsa teolojik konumda belli bir belirsizlie yol aabilecektir. Bylece slam, alternatif bir kurtulu yolu, gerek bir nebevi din ve hatta bir tr gizli Hristiyanlk eklinde anlalabilecektir.60 ki Fransz Katolik akademisyen J. Jomier ve L. Gardet, Massignon'la olduka farkl bir iliki ierisindedirler. Belki de Massignon eserlerini vermemi olsayd yazdklar gibi yazmayacaklard; fakat yazdklar farkl bir dnsel iklimde, modern Fransa'nn yeniden canlanan Thomist geleneinde kk salm olup, farkl ve daha dikkatli bir zihin durumunun rndrler. Gardet'nin almas, zaman zaman Anavati ile birlikte, slam'la Hristiyanlk arasndaki kayda deer farkllklar ortaya kartarak ve balca teolojik farkllklar gstererek61 esas itibariyle slam uygarl ve dncesinin farkl boyutlarna dair dikkatli bir incelemeye girimitir. Buna karlk Jomier, Kuran'daki Kitab- Mukaddes'e
58 59

M. Hayek, Le Chrst de l'islam, (Paris, 1959), s. 10-16. J. M. Abdel-Jalil, Marie et l'islam, (Paris, 1950). Kr.: D. Masson, Le Coran et la revelation judeo-chretienne, 2 cilt, (Paris, 1959); bir Hristiyan ilahiyat tarafndan yaplan dikkatli ve sorumlu bir eletiri iin bkz.: G. C. Anawati, 'Vers un dialogue islamo-chretien', Revue Thomiste, (1964), 2 ve 4. L. Gardet, La ite musulmane, (Paris, 1954); Connaitre l'islam, (Paris, 1958); 'Recherches de l'Absolu', Les Mardis de Dar el-Salam 1951, (Kahire, tarihsiz); L. Gardet ve M. M. Anavvati, Introduction la theologie musulmane, (Paris, 1948); G. C. Anavvati ve L. Gardet, La mystique musulmane, (Paris, 1961).
71
Avrupa ve Orta Dou

ait unsurlarn ve slam'n bunlara ilikin olduka farkl olan anlama biimlerinin ayn lde titiz bir incelemesini yapmtr. Hristiyanlk'ta vahiy fikri ilerleme fikriyle balantldr, slam'da ise byle bir durum sz konusu deildir. Dnem dnem peygamberler tarafndan hatrlatlan, yalnzca doal bir din vardr. Hristiyanlk'taki doast fikri Tanr'nn hayatna bir katlma dncesine dayanr. slam'n sa'ya bak bedenlenme, armha gerilme, kefaret ve kurtulu fikrini bnyesinde barndrmaz. Bunun sebebi, slam'a gre kurtuluun Tanr'dan gelmesidir. Yine de Jomier bu farkllk ve benzerlikleri grmezden gelen ya da toptan reddeden bir doktrinin inasna kar uyarda bulunur: Baz Hristiyanlar iinde ihtiva edebilecei btn zenginlikleri daha iyi gsterebilmek iin tamamen Hristiyan nda Kuran'daki sa ile ilgili anahtar-pasajlar yorumlamay ngrmektedirler. Ve ieriklerinden karttmz baz balamlarndan kopartlm pasajlar, ok kolayca yaplan yorumlar kaldrdklar iin bu kiiler bylesi bir giriimin yanl olmadn

savunuyorlar. Kiisel olarak biz bu hakka sahip olmadmz dnyoruz. Bir olay ilgimizi ekti: Milyonlarca Mslman iin Kuran bizimkinden ok farkl ve kendi izgisi iinde tamamlanm bir kurtulu ncil'ini temsil etmektedir. Kuran'n genel retisini harfi harfine anlyorlar ve bunun nda Critologie de inceliyorlar. Geree nyargszca bakldnda yeterli olduu kesindir ve birbirimizi incitmemek iin mutabk olduumuz noktalar a-ramak daha doru olur. Allah'a tamamen kulluk etmemiz, Vahiy bizi zorlasa bile akla ters decek hibir ey sylememek Mslmanlarla sahip olduumuz ortak noktalardr. Allah'n birliine, peygamberler araclyla insanlara konutuuna inanyoruz. Bu bile ok. Belki de en nemli noktalardan biri de Mesih'in havarilerine aktard ekliyle Hz. sa'nn mesajnn aklanmasnda bulunur. ncil'in ve yorumlarnn sahihlii hakkndaki tavrmz anlald gn, diyalog kurmak i-in pek ok zorluk alm olur. Bugne kadar ncil'in sahihlii meselesi Hristiyanlarla Mslmanlar arasndaki ilikilerdeki sorunlarn en nemlisi olarak karmza kmaktadr.62 J. Jomier, Bible et Coran, (Paris, 1959), s. 117-118.
slam ve Tarih Felsefecileri

Bu tarz yeni dncelerin, Katolik Kilisesinin yeni ortodoksisini oluturduunu sylemek abart olmayacaktr ve bunlarn yansmalarn Vatikan Konseyinin ifadelerinde ak bir biimde bulmak mmkndr. Bu ifadeler, Mslmanlar, Hz. Muhammed'in ilahi vahyin szcs olduuna ilikin iddialarna dair herhangi bir yarg belirtmez ve onun retisinde Hristiyanlarn kabul edebilecekleri ve doal dzen ierisinde ibirlii salayabilecek unsurlarn bulunduunu aa karr: Kilise Tek, hay ve layemut, rahman ve rahim, yerin ve gn yaratcs, insanlarla konumu olan Allah'a tapan Mslmanlara sayg duymaktadr. Onlar, slam inancnn bahedildii brahim'in Allah'a inand gibi, gizli de olsalar Allah'n btn emirlerine btn ruhlaryla boyun emeye almaktadrlar. sa'y tanr olarak kabul etmeseler de onu bir peygamber olarak sevip sayyorlar, Annesi bakire Meryem'e sayg duyuyorlar ve bazen ondan byk bir inanla bahsediyorlar. Bunun dnda Allah'n btn insanlar diriltecei gnde yapaca hesab (hesap gnn) bekliyorlar. Ahlaki hayat gz nnde bulunduruyorlar ve namazla, zekatla ve orula Allah'a ibadet ediyorlar. Eer asrlar boyunca Hristiyanlarla Mslmanlar arasnda dmanlklar vuku bulmu olsa da, hepsine gemii unutmay ve karlkl birbirlerini anlamay ve ayn zamanda btn insanlar iin birlikte toplumsal adaleti, ahlaki deerleri, bar ve zgrl savunup gelitirmelerini tlemektedir. Bu yeni yaklam sadece Katolik Roma Kilisesi'nde grlmez. Anglikan Misyonlarn teolojisine ynelik benzer bir ilgi ve hakikate, saygya ve dostlua ynelik benzer bir arzu Anglikan Kilisesi'nde de benzer bir dnce akmn ortaya karmtr. Canon Cragg'in eserlerinde sz konusu farklln saklanmas noktasnda bir aba gze arpmaz: slam Hristiyanlk deildir, fakat deyim yerindeyse Hristiyanlk ynnde "uzatlabilmeye" elverilidir. slam'n balca kavramlar ancak bedenlenme doktriniyle zmlenebilecek problem alanlar ortaya kartmaktadr. irk, (sadece Tanr'nn sahip
63

72

L
Concile Oecumenique Vatican II: Documents conciliaires, (Paris, 1965), s. 215. 73
Avrupa ve Orta Dou

olduu eyi bakalarna atfetme) slam, (Tanr'nn gcn, iktidarn tanma ve teslim olma) ilahi yasann hkm altndaki toplum ve imann aracs olarak devlet gibi slami kavramlarn

tmnde Tanr ve insan arasnda ancak ilahi iradenin ortadan kaldrabilecei bir uurum yer almaktadr.64 Burada ana hatlaryla ele aldmz slam'a ynelik Hristiyan yaklamlar, gnn ortodoksisi haline gelmitir. Fakat bu, sz konusu yaklamlara hi itiraz edilmedii anlamna gelmemektedir. Massignon'la gn yzne km olan bu dnceye kar, yine grlmedik bir zihin gcne sahip bir baka yazara ait olan ve Massignon'un bak asn reddeden bir bakas ortaya konabilir. Dnemindekilerden olduka farkl birka almada Kalvinci teolog Hendrik Kraemer, slam'a hem Massignon'unkinden, hem de Massignon'un kar kt eski ifade biimlerinden farkl bir adan bakmtr. Kraemer'in de slam'n retisiyle Mesih'in Vahyi arasnda bir snr izerek yoluna koyulduu doruysa da, bu snr daha farkl bir zellik gsterir. Kraemer'in dncesinin temelinde doa ve doast arasndaki ilikilere dair Katolik teolojisinden hayli farkl olan Kalvinci bir gr yer alr. Kraemer'in izdii bu snr yalnzca slam ve dier dini sistemler arasnda deildir. Bu snr, bir yandan "Hristiyan" dier yandan "Tanr'nn Mesih'te tecelli etmesi" dahil, btn dini sistemler arasndadr. Temel ayrm, Mslman ve Hristiyan dnme ve yaama tarzlar arasnda deil, daha ziyade insan aklnn ina ettii btn dini sistemler ile vahiy arasnda ya da Kraemer'in aklad biimiyle, Tanr'nn insanlar iin dnd ile insanlarn Tanr hakknda dndkleri arasndadr.65 Vahiy, O'nun biricik iradesinden kaynaklanan, Tanr'nn kendiliinden olan eylemidir ve ona verilecek yegane hakiki karlk imandr. Fakat dinler, her
65

K. Cragg, Sandals at the Mo.ique, (Londra, 1959), s. 103f. H. Kraemer, Religion and the Chisan Faith, (Londra, 1956), s. 144. 74
slam ve Tarih Felsefecileri

ne kadar "imana ilikin ilk ve asli karar ve eylemlere"66 kk salabilirlerse de insani giriim tarafndan oluturulan insani yaratlar tarafndan vcuda getirilirler. Bu dinler Tanr'nn Mesih'teki tecellisinin bir yansmasn ierebilirler. Onlar dzen, kltr, dayanma, akn idealler ve insann dnyadaki arsna dair bir bilin yaratabilirler. Fakat onlar hala esas itibariyle gnahtan arndrlmam insann, Tanr'y arzulayan ve el yordam ile onu arayan fakat O'nun suretinde henz yeniden yaratlmam insann dnyasna aittirler: nsan Tanr'y arzu eder, fakat her nedense O'nu kendine zg biimde arzular ... Hibir yerde, insan yaps ruhi dnya67

nn btn biimlerinin kkten reddine rastlamayz. man gemile kkl bir kopma anlamna geldiinden, yukardaki ifadeden insan yaps bir dinden imana doru aamal bir geiin olamayaca sonucu kar. Hristiyanln dndaki dinler hibir ekilde bir evangelik hazrlk olarak nazr itibara alnamazlar. Onlar hakikatin unsurlarn bnyelerinde barndrsalar bile, Tanr'nn insan kendisine yaklatrmak iin kullanaca unsurlar kesinlikle bunlardr demek imkanszdr. Tanr, kurucularn reddettiklerini kullanabilir. En soylu ve hakiki olarak grnen, gerekte imana doru bir adm deil, aksine bir engel olabilir. Mistik, itidal ierisinde kendi kaderinin ya da evrenin yce efendisinin farknda olarak, kendi varln Tanr, dnya dzeni ya da ilahi dzen araclyla gerekletirir. Mistik artc bir biimde insanln asli gnahn iler. Yani "Tanr gibi olmak" ister. Bir baka deyile o, d tekrarlar.68 Bir paradoks gibi grnebilecek olan bu durum araclyla btn beeri dini sistemlerin topyekun reddi, sz konusu dini sistemleri zgn bir aklkla grmeyi mmkn hale getirebilir. Onlar, biri dierini yarglamakszn insan zihninin rnleri olarak grlebilir, incelenebilir ve anlalabilir.
66 68

A.g.e., s. 85. A.g.e., s. 334. A.g.e. 75


Avrupa ve Orta Dou

Kraemer'e gre slam' mahkum etmek iin hibir neden yoktur. nk slam, Hristiyanlk deildir ya da o, Hristiyan olmaya ynelik baarsz bir giriim olarak da deerlendirilemez. Bir dereceye kadar o, Yahudilik ve Hristiyanln deitirilmi bir formu olsa da, balangcndan itibaren bamsz bir benlik bilincine sahip olmutur. Bu nedenle o, insan zihninin ayr bir yaratm olarak grlebilir. slam'n kendisi sadece soyutt fikirlerin yaratcs deil, ayn zamanda btn bir yaama tarznn, bir kltrn ve medeniyetin, bir toplum ve devletin de yaratcsdr. Aslnda o, Hristiyan kltryle, "akraballk, derin farkllk ve dmanlk" karm, zgn ve girift bir ilikiye sahiptir.69 slam ve Hristiyanlk, dou dinlerinin "kozmik natralizmiyle", insan, tabiat ve kozmosun ahemgine ynelik araylaryla karlatrldnda, Tanr ve dnya arasnda derin bir uurum olduunu ve bu nedenle insann hayatnda temel bir ahenksizliin bulunduunu dnmeleri dolaysyla ayn konumdadrlar.70 Her ne kadar onlar ayn aileye mensupsalar da ayn kavramlar birbirlerinden olduka farkl biimlerde anlamlandrrlar. Kraemer'e gre slam, kendi kavramlarn yzeysel bir biimde anladndan esas itibariyle basit bir dindir. slam'n vahiy fikri mekaniktir: Sz (kelam), insan vcudu deil kitap olmutur. Vahyin ierii Tanr'nn nakledilebilir eylemlerinin, O'nun yaayan insan sa Mesih araclyla konumasnn ve eylemesinin yerini alan birtakm deitirilemez ilahi szlerdir.. slam'n gnah ve kurtulu algs belli belirsizdir. Tanr ve (dnya arasnda Tanr'ya gsterilen itaate dair oluan ahlak dnda kurtulua yer yoktur. slam'n Tanr'nn yceliine ilikin benzersiz kavray insan kiiliinden mahrum brakr, insan ancak feragat gstererek kimlik kazanr. slam'n Tanr tasavvuruna gre Allah, zsel niteliklerinin kzgn alevinde buharlap gzden kaybolan, her eye gc yeten, hametli ve ei benzeri olmayan bir 69 H. Kraemer, World Cultures and World Religions: the Corning Dialogue, (Londra, 1960), s. 24.
70

A.g.e., s. 20f.

76
slam ve Tarih Felsefecileri

yaratcdr. Nitekim slam, Kraemer'e gre, kendine ait bir mistizmden yoksun olup, ancak mhtedilerin getirdii kadaryla bir mistisizme sahiptir. Zirvesine Gazali ile ulaan entelektel geliim, Mslman vahiy anlaymca ve kitlelerin tahakkm ile akamete uramtr. nk slam'n zgn niteliklerinden birisi i dayanmasnn gl olmasdr. Peygamberin hedefi sadece bir din vazetmek deil ayn zamanda bir topluluk oluturmakt, o kadar ki slam dnyevi bir kimlie sahip olsa da balangcndan itibaren bir teokrasi olmutur. Btn bunlar, slam'n onay verdii kavramlarn aradaki akrabala ramen, tam olarak Hristiyan "yarm hakikatler" olmayp, bu kavramlarn tamamyla farkl bir nitelie sahip olduklarn gstermektedir.71 III slam hakkndaki bu tarz yeni grler ele aldmz dnemin sonuna doru ortaya kt ve ancak imdilerde Hristiyan inancnn geleneksel nizamlarn kabul edebilecek kimseler zerinde bir etkiye sahip olmaya balamaktadr. Fakat ortodoksi slam'n ve dier dinlerin Hristiyanln asli meseleleriyle ilikisini grmeye balamadan ok nce Hristiyan olmayan inanlarn mevcudiyeti yzyl boyunca yeni bir tr Hristiyan inan formlasyonunun telaffuzunu veya genel olarak yeni bir tr inan nizamn ekillendirmeyi deneyen bir baka dini dnce akmyla dorudan ilikili hale gelmiti. Bu ifadelendirmenin temelinde dinin tanrsal ve insani unsurlar arasndaki ak ayrm yer alr. nsan trn yaratan ve onlar ayakta tutan bir Tanr ve tanrsal bir vahiy vardr, bir baka deyile mnferit insan teklerine Tanr'nn arzusunun Tanr'nn inisiyatifiyle kendiliinden iletilmesi sz konusudur. Fakat bu vahyin aka davurulduu kavramlar, semboller,, "metaforlar" insanidir, gerekte tanrsal mdahalenin gerekliine insani bir kar-

H. Kraemer, The Christan Message in a Non-Chiristian World (Londra, 1938), s. 215. 77


Avrupa ve Orta Dou

lktr. Bunlar insani kstasla deerlendirilebilir ve deerlendirilmelidir bu gerei insan dilinin anlatabilecei kadar hakiki ve uygun bir ekilde aklayp aklamamalar bakmndan; ki sonu itibariyle, her zaman yetersizdirler anlatm hibir zaman mkemmel deildir, tekrar tekrar yeniden biimlendirilmeye gereksinim duyar. Bu tarz hkmlerin arkasnda, uzun bir dnce sreci yer alr. Kkenlerini sorgulamak, her ne kadar zahmetli olsa da, faydal olacana kuku yoktur. Ancak burada bunun izlerini, bilinebilecek her eyi dnce sistemlerine dahil etmeyi kendine i edinmi ve bylelikle on dokuzuncu yzyln byk bilimsel disiplinlerini jeoloji, biyoloji, antropoloji, mitoloji, tarih yazm meydana getirmi olan ve ayn zamanda, baka kaynaklardan neet etmekle beraber, insan inanlarnn eitliliinin bilgisindeki devasa genilemeyle ona belirgin biimini kazandrarak, kesinliin mmknl hakknda kkl bir sorgulamaya yol am bulunan Batl ruhun byk hareketinin balad noktann tesinde srmeye gerek yoktur. On dokuzuncu yzyl tarih yazmnn yaad byk geliimden nce zaten Kant, din ve inanlar arasnda asli bir ayrm yapmt "Sadece tek (hakiki) din, buna mukabil eitli trde inanlar" vardr.72 Gerek din btn ilkelerimizin yce zemini olarak ahlaki yasann saflnn inasna; mkemmel bir insan formuna dair bilincimizde ahlaken mkemmellemi ve temsil edilmi bir insanlk fikrine (bu mkemmel insann gerekten var olup olmamas nem arz etmemekte, nem arz eden onun fikrinin zihnimizde bulunmas gereklilii olmaktadr); ve btn insani ykmllklerin "evrensel yasa koyucu (kimliiyle yceltilen) Tanr"dan gelen, tanrsal emirler olarak kabul edilmesine dayanr.73 Tanr'nn yasalar olarak kavranlan bu ykmllklere aklla ulalabilir ve bu nedenle, btn insan72

I. Kant, 'Die Religion innerhalb der Grenzen der blossen Vernunft', Werke, cilt 6, (Berlin, 1907), s. 107; ng. trc: T. M. Green ve H. H. Hudson, (Chicago, 1934), s. 98. 73 A.g.e., s. 103; ng. trc: s. 95.

78
slam ve Tarih Felsefecileri

lar tarafndan bilinebilirler; fakat daha nemsiz baka yasalar olabilir ki bunlar aklla deil ancak vahiyle bilinebilir. Bununla beraber bunlar ancak ikincil konumdadrlar ve btn insanlar mutlak olarak balayc deildirler; sadece arta bal olarak, bir kilisede Tanr'y yceltmeyi arzuladmz takdirde balaycdrlar. Belli kiliselerin bu arta bal kanunlarnn veya belli inanlarn gerekten Tanr tarafndan amlanp amlanmadklarn deerlendirmek, bu hususta bir yargda bulunmak imkanszdr: Kesin bir biimde bunu iddia etmek mmkn deildir ancak bunun byle olabileceini reddetmek de yanl olacaktr. Bu tarz inanlar arasnda Kant, dorusu, slam'a yksek bir yer vermemitir: Kant onun cennetinin ehevi ve ahlaki tavrnn da kibirli bir tavr olduunu dnyordu o inancn mucizelerle deil zaferlerle pekitirmenin aray iindeydi.74 Bir sonraki kuakta, Hegel, varolan eylerin eitlilii ve okluuna ilikin, gerek ve olgular arasndaki Kant ayrmla yeni bilimden karsanm arpc bir kavray birletirerek, "somut ve tarihsel bakmdan arta bal bir formda, idealist metafiziin genel geer dorularna dair az ok bir temsil olarak bir dini dogma gr"75 ileri srd. Kant ve Hegel'in pei sra Alman felsefesinin kavramlarn kullanarak Kitab- Mukaddes'in ve kilisenin yapsn aklamaya yeni bir Hristiyan yazar ve akademisyen tipi ortaya kt. Bu yeni eletiri hareketinin balang noktas "vahyin biimi hakknda yeni ve daha insani bir kavray"t. Eski ve Yeni Ahit metinleri, dier yazl metinlerle ayn ekilde incelenip deerlendirmeye tabi tutuldu ve insan zihninin rn olarak dikkate alnd. Eletirmenin grevi belli bir yazarn hangi fikirlerinin yetitii evreyle, an ruhuyla, insanlarn hayatyla, hadiselerin seyriyle, dier zamanlarn
74

A.g.e., s. 111, 184n; ng. trc: s. 102, 172n. 3 A. Quinton, Thought' S. Novvell Smith (der.), Edvardian England, 1901-1914, (Londra, 1964), s. 277.

79
Avrupa ve Orta Dou

veya dier lkelerin elenmi edebi eserleriyle ilintili olduunu gstermekti.76 Bu tarz ilkeler, Hristiyan inancnn gelimesine uygulandnda, ayn zamanda slam hakkndaki fikir ve anlaylarda da bir etkiye sahip olmu olmas gereken kimi ciddi sonular ortaya kard. Bunlardan bir tanesi de, yasa ve peygamberlerin, genellikle kabul grm srasnn tersine, Kitab- Mukaddes'teki ilk be kitabn eitli tasniflere tabi tutulmasyd Duhm tarafndan peygamberlik hakknda u ifadeler ortaya konmutur; peygamberlik fenomeni yrekte yazl ahlaki yasa hari her tr Musevi yasadan bamszdr .. byk peygamberler yasann ocuklar deil srail dininin esinli yaratclardr. Peygamberlik, aklamas mmkn olmayan yce ve balangta
77

varolan bir gerektir. Srecin bir baka ve belki de daha da nazik yn, ncil anlatlarnn kahraman, tarihi sa figr hakkndaki aratrmayd. Tehlikede olan bir kitap veya bir devletin gelimesi deil, bir kii olduundan ve insani erdemin timsali olarak sz konusu kii zerinde hemen herkes hemfikir olduundan, gsterilen btn dikkate ramen bu faaliyet ancak ve ancak birbirinden bamsz dnrlerin insan tabiatnn "ne olduu" veya "ne olmas gerektii" hakkndaki kanaatleri tarafndan ynlendirilebilirdi; bu nedenle almann sonucu Hz. sa hakknda bir yn farkl ve deiik grler aa karacakt. Bu tarz grler, en iyi halleriyle, an etik ciddiyetinin zorlayc ve etkileyici niteliine sahip olabilirlerdi, ancak onun ls artk, ahlaki deil, estetik olan eyin "edebi bir resmi" olabildi: sa "hitabetinin gzellii", "kiiliinin ve szlerinin sonsuz ekicilii ve bys"78 ile (eski dinlerini terk ederek dinini benimseyen) taraftarlar kazanr.
76 78

J. Strachan, 'Criticism (Old Test.)' J. Hastings (der.), Encyclopedia ofRelgion and Ethcs, cilt 4, (Edinburgh, 1911), s. 314. A.g.e., s. 317. E. Renan, Vie de Jesus, (Paris, 1879), s. 158, 169. 80
slara ve Tarih Felsefecileri

Sre ierisinde insan ahsiyetinin baka bir ekilde "zlmesi", bir fikirler sistemindeki bir unsura dnmesi gerekten vaki olacaktr. Strauss'un Life of Jesus'unda temel kavram artk Mesih vastasyla Tanr'nn vahyi deil, dinin kendisi, insan kavraynn esasdr ki, hem Tanr hem de insanlar temel bileenler olduklarndan, biri yekdierinden farkl deildir: Snrsz ruh ancak kendisini snrl ruhlarda amladnda yine snrl ruh, ancak kendisini snrsz ruh iinde erittiinde gerektir. nsanlar bu hakikati ya bir fikir formunda veya mitlerde somutlat ekliyle kavrayabilirler; ilki felsefedir, ikincisi ise din. Fakat bu mitler beeri kaynakldrlar, bunlar "bir halkn veya bir topluluun ruhu tarafndan" meydana getirilirler ve bu nedenle bir dinden dierine deiiklik arz ederler. Hristiyan dininde sa adnda birisi "Mesihlik iddiasndaki bir Yahudi" etrafnda eitli trdeki mitlerin topland bir ekirdek grevini grd ona izafe edilen Eski Ahit mitleri, Mesih beklentisinin rettii mitler, kendi hayat ve karakterinin brakt izlenimini aa kard dierleri. Bu mitler mit olarak yo-rumlanmaldrlar: Yani insann, muhayyilesiyle Tanr ile birlemeye geri dnd yollar olarak.79 Tarihi kiiliin hi yaamadn ispat etmenin imkansz, ayn zamanda zorunlu olmadn da gstermi olan Bruno Bauer'in konumu, bundan ok da uzak deildir: emin olabileceimiz yegane gerek genel fikirlerin gerei idi.80 Benzer ilkeler daha ileri bir sorgulama hattna, Hristiyan toplumunun gelimesine gelip dayand: Normal tarihsel kategorilerle, insani faktrlerin etkisi altnda bir eyin dierine dnt artlarla aklama abas. Nitekim Harnack iin Hristiyanln gelimesi, ak bir ruh ve ierik deiimini bnyesinde barndrr. Hz. sa'nn ncil'i sadece Yahu-

D. F. Strauss, Das Leben Jesu, 2 cilt, (Tbingen, 1840), ng. trc: George Eliot, 3 cilt, (Londra, 1846). 80 Kr.: A. Schvveitzer, Von Reimarus zu Wrede, (Tbingen, 1906), s. 137-159; ng. trc: W. Montgomery, The Quest of the Historical Jesus, (Londra, 1910), s. 137-160.
81
Avrupa ve Orta Dou slam ve Tarih Felsefecileri

dilere tebli edilmiti, Yahudi olmayanlarn ncil'i St. Paul'n icaddr, o ki "srail dinini Mesih'in armhyla mahvetmitir."81 Hz. sa yeni bir mezhep ya da okul kurmad, yeni bir din vazetmedi, Tapnan imhasndan ve Yahudi ulusuna vukuu yakn olan yargdan baka bir ey retmedi; yeni ve bilinli bir biimde farkl bir dini gtren Paul'd.82 Hristiyanla ilikin bu yeni bakn baz ayrntlarna bir miktar daha eilmek faydal olacak gibi grnmtr. nk bu slam'a ve dier dinlere dair ortada olan bak tarzlar zerinde de esasl bir etkiye sahip olmutur. Ayrntl olarak aklanm yntemler ve bunlarn ulatklar sonular dier peygamberi nderlere, kutsal kitaplara ve dini topluluklara da uygulanabilirdi. nsanln tarihi dinlerinin her biriyle ilgili olarak ayn trde soru sormak mmkn olacaktr. Kutsal kitaplarnn metinleri nasl oluturulmutur? Tarihi bir sreci nereye kadar kaydetmiler ve ne kadarn bir hikaye olarak kendileri yaratmlardr? Kutsal kitap veya gelenein birikimiyle olumu olan mit'in ardndaki kurucunun ahsiyetinin insani gereklii neydi? Kurucunun zamanndan itibaren akideler ve kurumlar hangi tarzlarda ve hangi insani drtler altnda geliti? Btn bunlarn ardnda, muhtemelen cevaplandrlmayacak olan fakat sorulmas gereken bir baka soru yer almaktadr: Bu dinde insani olan ne, tanrsal olan nedir? inde dini inanlarn ve kurumlarn geliip olgunlat insani biimlere veya tanrsal inayet ve takdirin ileyi biimine ne kadar k tutmaktadr? Dinlere bu adan bakanlar iin, slam'dan daha ilgin gelebilecek belki de baka bir ey yoktur. slam sadece bir kutsal kitaba sahip bir din deil, geliiminin erken dneminde nihai biimini alm bir dindir. Devasa yazl bir gelenee sahiptir, doru ve uygun bir biimde tahlil edildiinde akidelerin ve kurumlarn nasl gelitiini anlamak bakmn82

A. von Harnack, Mission and Ausbreitug der Christentuma, cilt 1, (Leizpizg, 1915), s. 58; ng. trc: J. Moffatt, cilt 1, (Londra, 1908), s. 56. A.g.e., s. 44f; ng. trc: s. 42f. dan aratrmacya yardm edebilecektir. slam'n dini nderi, bir peygamber olduunu iddia etmiti ve bu nedenle dinin gelimesinin anahtarn peygamberlikte grenlerin dikkatini cezbetmek bakmndan olduka uygun durumdayd. O tarihin nda gelimiti (ya da yle grnyordu) ve ayrntl bir biimde kaydedildiinden eylemlerinin ve szlerinin incelenmesi, bir dinin kurucusunun tarihi kiiliinin aamal olarak nasl mitsel bir figre dntnn aklanmasnda yardmc olabilirdi. slam dncesinin ve kurumlarnn geliimi ayn zamanda metinlerde tam olarak kaytlyd ve aratrmaya akt. Yneticilerin veya bir kilisenin otorite-siyle deil de, uzlalan grn dikkatli bir biimde hazrlanna ilgi duyan Mslmanlarn akli faaliyetleriyle meydana gelmiti; bu nedenle dini bilincin ilerlik biimine ve onun siyasi karlar ve toplumsal gereksinimlerle karlkl etkileimine k tutmas gerekirdi. C. H. Becker'in ileri srd gibi: Hristiyanlk gibi bir dnya dini fazlasyla karmak bir yapdr ve byle bir inan sisteminin evrimi, hayatmzn en erken dnemlerinden beri hibir biimde ilikili olmadmz bir dinin incelenmesiyle en iyi ekilde anlalr... Muhammedanizmin geliimi noktasnda yaplacak bir incelemeyle elde edilecek sonular da ayn lde artc olacaktr: Burada tarihi eletirinin gl nda gelien gelenein seyrini, sradan bir insann tedrici bir biimde mucize insana, Tanr ve insan arasndaki aracya, azize dnmn ve daha ou fiil olmakla beraber, ona atfedilen szlerle
83

yldan yla genileyen szlerinin derlemesini grebiliriz.

Gerekten bu, ge on dokuzuncu yzyldaki gl slam uzmanlnn pek ounun kkenini ve ynelimini aklamaktadr. Szgelimi, Julius Welhausen'n slam aratrmalarnn kkeni ilk eserlerinden biri olan Eski Ahit hakkndaki ciddi eletirisinde ksmen bulunabilir. Prolegomena to the History oflsrael'de, Welhausen, Yahudiliin geliimindeki 83 C. H. becker, 'Christentum und islam', Islamstudien, cilt 1, (Leipzig, 1924), s. 386f; ng. trc: Christanity and islam, (Londra, 1909), s. 2f. 82 83
Avrupa ve Orta Dou

dnem arasnda ak bir ayrm yapt. Hz. Musa dnemi, esas itibariyle bir devletin ina edildii ve dier btn srail kurumlarnn daha sonra ortaya kaca aamayd: Henz bir teokrasi halini almam devlet aamas bu daha sonra "harap olmu bir devletin kalntlarndan"84 ortaya kacaktr. kinci dnem, peygamberler safhasyd ki, rol srail akidesinin ve ibadetinin gelitirilmesi olacaktr: Kendilerinden baka hibir dayanaa gereksinim duymayan, uyandrlm ve bylelikle insan kurumlarn silip spren "dnya tarihinin frtnasnda" yaamaya yatkn kiiler.85 Bu peygamberlerin teblileri, yeni deil eski hakikatlerdendi ve yasay uy-gulamayp yorumlamadlar. Bu, bir nc safhann, dier bir grup insann, srgn esnasnda yetien ve tapnan onarmndan sonra da devam etmi olan ruhban kastnn rolyd. Bunlarn oluturulmalar Ruhbanlk Yasasyd: Fakat ayn zamanda bunlar peygamberlii ve dini ruh alanndaki eski zgrl yok ettiler. Peygamberlerin yerine otorite sahibi bir kitab yerletirdiler ve Kelam'n insanlar bir "kitap halk" oldu.86 Devlet, peygamberlik ve yasa: her ne kadar aralarndaki iliki kukusuz tam olarak ayn olmasa da, bu unsur slam'da da bulunur. Devlet peygamberin tebliinden sonra, ancak peygamberliin ierii tam olarak somutlamadan nce kurulmutur; yasa sonradan ortaya km ve bu noktada da belki dini zgrl yok etmitir. Dolaysyla slam'a dair bir aratrma dinin genel tabiatnn aydnlatlmasnda yardmc olabilirdi. Ancak devletin metafizik nemine ve onun en yksek formu olarak ulus devlete ilikin inan Welhausen'n iinde yaad an tipik karakteristiiydi, dolaysyla unsurdan birine, Arap ulus devletine, zel bir
85 86

J. Welhausen, Prolegomena zur Geschichte Israeh, (Berlin, 1883), s. 448; ng. trc: J. S. Black ve A. Menzies, (Edinburgh, 1885), s. 422. A.g.e., s. 422; ng. trc: s. 398. A.g.e., s. 434; ng. trc: s. 409.

84
slam ve Tarih Felsefecileri

dikkatin gsterilmesi gerekirdi, ki Welhausen'n yapt da budur.87 Benzer uralar veya saplantlar, iinden kt entelektel evre liberal Hristiyan bir muhit olmamakla beraber, Ignaz Goldziher'in slam aratrmalarnn altnda da yatar. Eitimi hem geleneksel Yahudi, hem de modern Avrupai olmak zere ikili bir zellik gsterir: O, Talmut alm olmakla birlikte Orta Avrupa'da, gymnasium'a giden ikinci kuak Yahudi kuana mensuptur. slam'a yaklam biimi, belki de her iki kaynaktan neet etmitir. Kendi neslinin bir Yahudisi olarak dier dinlere ynelik belli bir tavr tevars etmitir: Kaytszlk veya husumetin baka bir eyle, (Maimonides tarafndan ifade edilen) "uluslarn peygamberleri" fikriyle buna gre Tanr bu peygamberler araclyla, asli hakikatleri dorudan ve aktan aa deil de bir perdenin ardndan ileterek, Yahudi olmayan dnyaya konumutur kart bir tavr. Bir Yahudi olarak, ann ortodoksi ve reform arasndaki byk ikilemini yaad. Reformcular Yahudilerin zel konumlarn veya vahyin geerliliini zorunlu olarak inkar etmiyor, ancak bunlar liberal Hristiyanlarnkine benzer ekilde yeni bir tarzda yorumluyorlard. Ayn zamanda burada tanrsal ve insani unsurlar arasnda asli ayrm yer almaktayd. Akide tanrsald ve peygamberlerin araclyla gelmiti, fakat yasa (sadece

Talmut'unki deil Tevrat'n kendisinin iindekiler de) tarihi gelimenin ve bu nedenle insani faktrlerin rnyd. Goldziher'in kendisi Alman-Yahudi reformculuunun ana akmna mensup deildi.88 Pek ok Macar Yahudisi gibi o da genel olarak "Neolegen" olarak tannan bir gruba mensuptu ve gerekten de hayatnn byk bir blm bunlarn Budapete'deki cemiyetlerinin sekreteri olarak geti. "Neolegen" haddi zatnda tutarl bir teolojik konuma sahip deildi, fakat
87

Kr.: J. Welhausen, das arabische Reich und sein Struz, (Berlin, 1902); ng. trc: The Arab Kingdom and s Fail, (Kalkta, 1927). 88 Kr.: S. Dubnovv, Weltgeschichte des jdischen Volkes, cilt 9, (Berlin, 1929), s. 385f.

85
Avrupa ve Orta Dou

onlardan bazlar reformculua scak bakmaktaydlar ve Goldziher'in, bu topluluun dini sistemlerdeki tanrsal ve insani unsurlar arasndaki ayrma dair esas tezini kabul ettii akt Meseleyi bu ekilde ele alnda Almanya'daki din d alanlarda yapt almalarn katks bykt, ki burada Goldziher, Yakn Dou'ya Sprenger ve Nldeke gibi akademisyenler tarafndan uyguland ekliyle eletirel tarih yntemleriyle ve Max Mller ve dierleri tarafndan gelitirilen mitoloji bilimiyle, bir baka deyile mitleri bir an ya da bir halkn kolektif ruhunun davurumlar olarak yorumlama abasyla tant. Gerekten de ilk kitab bu bilime bir katkyd: Der Mythos bei der Hebraern und seine geshichtliche Entvicklung.89 Olgun insanlarn, genliin ateiyle yazm olmaktan hicap duyabilecekleri ve daha sonra sahiplenmedikleri trde bir kitapt bu, bununla beraber o-nun dnme biiminin aklanmasnda yardmc olacaktr. Kitabn merkezinde din ve mit arasndaki ayrm yer alr. Saf din kaba, baya ve paganistik eylerden arnm saf monoteizm fikrine sebebiyet veren baml mizaca sahiptir. Erken dnemleri itibariyle kendisini mitlerden henz kurtaramamtr, bunlar insan zihninin ani ve kendiliinden eylemleri olup, belli bir dnrn bulular ya da olan eylerin hakiki bir kayd deildirler. Bununla beraber dini bilin gelitike mitlerle ilikisini koparr, kendisini bilimsel bilinle birletirir, monoteizm fikrine ular ve bir teoloji gelitirir. Kitabn esas amac Renan ve dierlerinin, sadece Arilerin mit oluturmaya ve bu nedenle sanata kabiliyetli olduklar ynndeki rk teorisini rtmektir; bu teoriye karlk olarak Goldziher, btn uluslarn, Ariler kadar Semitik rkn da mitler retebileceini ve Kitab- Mukaddes'teki brani hikayelerine, dierleriyle ayn lde geerli bir mitsel yorumun yaplabileceini kantlamaya alt. lgisi tanrsal unsurdan insani olan ayrt etmeye, saf monoteizmin kendisini insani yaratmlardan kurtard ta89

(Leipzig, 1876); ng. trc: R. Martineau, Mythology among the Hebrevs, (Londra, 1877). 86
slam ve Tarih Felsefecileri

rihi sreleri izlemeye ynelmi olan birisine gre slam'n nemi ortadadr. slam'n kkeninde bir saf monoteizm iddias, gemiten tam bir kopu yer alr; ve bu iddia btn bir gelime srecine, dini bilinle bir akide ve hukuk sisteminin aamal bir biimde teekklne neden olmutur. Bu sre Goldziher'in almalarnn temel temasn oluturdu. O, Muruvva isimli makalesinde slam'n kkeni hakknda yazarken, genel din grne uygun olarak, slam ve iinde gelitii putperest evre90 arasndaki "gerilime" vurgu yapacak ve dini dncenin daha sonraki gelimesini incelerken, hadise, dogma ve hukukun geliimine ve Zahiriler'e dair eserlerinde olduu zere, onu tarihsel bilincin isel mant-"yla ieriden yola karak tarihi kanunlara boyun een bir sre olarak ele alacaktr.91 Goldziher'in zamanndan ok sonra hatta zamanmza kadar din ve slam konusundaki bu genel tavr, slam almalarndaki nemli bir ynlendirici g olarak varln korumutur. Bu, H. A. R. Gibb'in Modern Trends in islam'n nszndeki gibi bir ifadenin temelini oluturur:

...insan, biimci dogma olarak deil de, evrenin doasna dair deien grlerimizle ilgili genel kavramlar olarak yorumlanmas artyla, Hristiyan akidesinin geleneksel olarak muhafaza edildii metaforlarn, kavrayabileceim ruhi hakikatin en yksek seviyesinin sembolik ekilde davurumu o-larak beni entelektel bakmdan tatmin ettiini sylemeye kalkacam. Kiliseyi ve Hristiyan insanlarn cemaatini hayatnn srdrlmesi bakmndan yek dierine bal olarak gryorum. Kilise Hristiyan bilincin tarihi birikimi ve arac olarak hizmet etmektedir ve bu kimlii asndan o, Hristiyan deneyiminin akntsyla srekli yenilenen ve bu tec91

90

I. Goldziher, 'Muruwwa und Din', Muhammedanische Studien, cilt 1, (Halle, 1889), s. lf; ng. trc: S. M. Stern (der.), Mslim Studies, cilt 1, (Londra, 1967), s. lif. I. Goldziher, Muhammedanische Studien, cilt 2, (Halle, 1889-1890); ng. trc: S. M. Stern (der.), Mslim Studies, cilt 2, (Londra, 1971); La Dogme et la loi de l'islam, (Paris, 1920); Die Zahiriten. Ihr Lehrsystem und. ihre Geschichte, (Leipzig, 1884); kr.: J. D. J. Waardenburg, s. lif, lllf, 239f, 265f. 87
Avrupa ve Orta Dou

rbeye hem yn hem de messir g kazandran kalc unsurdur. slam'a bakm, kanlmaz olarak, bunun karl, tamamlaycs olacaktr. slam kilisesi ve onun yeleri benzer bir karm oluturmaktadrlar; slam yaayan bir organizma olarak kald ve akideleri, ballarnn dini bilincini tatmin ettii srece her biri yek dierini biimlendirmekte ve karlkl olarak bir birlerini etkilemektedirler. Mslman dnce ve deneyiminin tarihi yapsn tam olarak gz nnde bulundurmakla beraber, slam', gelien sembolizminin ieriini zaman zaman yeniden dzenleyen her ne kadar bu yeniden dzenleme, ak kurallarn katlyla (tpk nemsiz addedilemeyecek lde Hristiyanlkta vaki olduu zere) gizlense de bir organizma olarak grmekte92

yi m.

Bu dikkatli ifadede, dini gelenekleri birbirinden ayrt e-den ve onlar ortaklatran ey arasnda bir denge gzetil-mitir: Hepsi toplumun ve insan tabiatnn kanunlarna bal olarak gelimektedirler. Ancak meydana getirdikleri ey, doas itibariyle farkldr ve kymet itibariyle de farkl olabilir "Hristiyan doktrininin geleneksel olarak muhafaza edildii metaforlar" sembolik ekilde "ruhi hakikatin en yksek seviyesinin anlatm" olarak grlr. Fakat ayn zamanda bu dnce izgisini baka bir ynde de gelitirmek mmkndr: Her biri deerli olan bir ey ieren, tam olarak anlatlamayann az ok yetersiz davurumu olan, dini sistemlerin nihai denkliine doru; bu hesapa hepsinin de saygyla ve herhangi bir yargda bulunmakszn deerlendirilmesi gerekir, nk deerleri itibariyle Tanr'nn indinde farkllk arz etsin ya da etmesinler her biri kendi geleneine bal olan insanlar tarafndan nesnel olarak deerlendirilemezler. Bu tarz bir din kavray Wilfred Cantwell Smith tarafndan gelitirilmiti. Bir kere daha o, "batini inan" ve "ak
slam ve Tarih Felsefecileri

sistem"93 ayrmyla yola kar, inan yle byle evrensel olan insani bir fenomendir94, fakat ak sistemler deiiklik arz ederler ve bunu sadece ibadet biimlerinde deil ayn zaman da akideler de grmek mmkndr. Deimelerinin nedeni, insani, farkl kltrlerin davurumlar, bir halkn dini biimleridirler.95 nk insanlk kanlmaz olarak, belli deerleri kutsallatran kendilerine ait dini gelenekleriyle, farkl kltrel gruplara blnr. slam toplumunun deerleri ve ayrc vasflar nelerdir? Bunlar Mslmanlarn Tan-r'ya ya da O'nun dnyadaki ilerine dair kendilerine zg konuma biimlerinde bulunur: O kendisini deil, kendine dair bir eyi davurur ve bunu, bir kiiyle deil bir kitapla, insan olan bir peygambere vahyedilmi bir kitapla yapar; bu kitabn ierii her eyden nce sadece Tanr'ya kulluk yaplacan buyuran bir emirdir ve dolaysyla ayn zamanda politeizme, insan

zorbalna, "kalbin sahte tanrlarna" dair bir yasaklamadr.96 Bunlar bir dinden ok bir toplumun deerleri olarak deerlendirilmelidir, nk "din" ya da "dinler" kavram, kendisi Yahudi-Hristiyan dnce geleneinin modern dneminin rn olan, yanl bir kavramlatrma-dr. Bu yanl bir biimde, temel nitelikteki iki gerei birbirine kartrmaktadr: Bir taraftan kiisel inancn hayatiyetini, dier taraftan insanlarn tarih araclyla inanlarn somutlatrdklar farkl insan kltrlerinin birikmi geleneini.
97

93
94
95

W. Cantwell Smith, The Fath of Other Men, (New York, 1965), s. 17.

A.g.e., s. 20. A.g.e., s. 16.


92

H. A. R. Gibb, Modern Trends in islam, (Chicago, 1947) s. xi. A.g.e., s. 59. W. Cantvvell Smith, The Meaning and End of Religion, (New York, 1964). 88 89
Avrupa ve Orta Dou

IV Bylesi yazlarda, Hristiyanlk (ya da Goldziher'de Yahudilik) snrlar iinde kalnarak, slam'a, ayr bir tanrsal vahiy biimi olarak olmasa bile, en azndan tanrsal arya insan karlnn ayr bir cinsi olarak, kendi hakk olan varl teslim etme noktasna gelmi olan st rtl ve kendisini hayatn btn ynlerinde davuran ve kendine zg belli deerleri ieren slam gryle karlaabiliriz. Fakat btn dini sistemleri ve btn medeniyetleri, insan tininin rnleri olarak gren bir baka dnce akm daha vard. Bilginin "yeni ve daha insani bir Vahiy biimi kavrayna" sevk edecek derecede genilemesi ve grlerin bu dorulta deiimi, ayn zamanda, vahiyle ve aklla bilinen arasndaki ayrmn reddine de yol aabilirdi: Son tahlilde tpk dier insani olgular gibi dinler de, bununla kastedilen insan zihni olsun veya mutlak bir ey olsun, insan zihninin rnleri olarak grlebilirdi. Bu, on dokuzuncu yzyln zgn fikirlerinden birinde, ilerleme ya da gelime fikrinde st rtl bir biimde mevcut olan bir sonutu: Varolan her ey, kendi iinde ihtiva ettii ilkelere gre deien, gittike daha karmak biimler retmek zere maddeye etki eden bir "erk"in mdahalesiyle srekli, kendi kendini yaratan bir srecin paras ve srecin hedefinin kendi dnda bir ey deil de onun kendisinin en yksek aamas olduu fikri. Bu ekilde grldnde, srecin her aamas kendine zg biricik bir neme, her biri bir eye, eer btn anlamak zorundaysak bu eyin ne olduunu ayrt etmemiz gereken bir eye katkda bulunmutur. nsanlk tarihine uygulandnda bu kavray btn hadiselerin ve kurumlarn bir birlie sahip olduu bir "dnem" veya "medeniyet" fikrine nem kazandrd, nk dini inan veya "ruh", rk ya da snf tabirleriyle tanmlanm olsa da hepsi tek bir "gcn" davurumlaryd. Tarih, bu ynyle yeni bir nem kazand: O, doann ve evrenin kaderinin zmyd ve tarihsel aratrma, bu zmn kendisi araclyla meydana geldii kanunlar tanmlamaya ynelik bir 90
slam ve Tarih Felsefecileri

giriimdi ve olmu olan her eyin olduu gibi niin ve ne zaman olduunun ve srece ne gibi bir katkda bulunduunun aklc bir aklamasn vermekteydi. Dolaysyla btn dierleri gibi slam medeniyeti aamas da yeni bir anlam kazand ve onun hakknda yeni sorular sormak, hi deilse, eski sorular yeni bir tarzda sormak zorunlu hale geldi. slam sadece bir din olarak deil, ayn zamanda yegane unsurun dini inan olduu bir uygarlk olarak grld. zme kavuturulacak mesele, slam akaidinin doru veya yanl olup olmad deil, bu medeniyetin doasnn, dierlerinden onu farkl klann ne olduu meselesiydi. Ona doasn kazandran temel g slam dini mi yoksa baka bir ey miydi? O

ve kendisinden nce ve sonra gelenler arasndaki iliki neydi, birinden alp dierine tad ey neydi? Bunlarn nda onun btn sre iindeki rol ve bu srece kendine zg katks neydi? Bu akmn ilk byk dnr iin slam'n rol nemsiz olmamakla beraber ikincil bir deer tayordu. Grdmz zere Hegel'in dncesi "dini" bir yoruma akt ve ayn zamanda ikinci veya hmanist bir yoruma da akt. Ona gre akl, tarihi srecin hem maddesi hem de etkin biimsel ilkesiydi. Tarih, akln ilerlemeci bir tarzda kendi kendini gerekletirmesi, kendini kavramasdr, onu potansiyel halden gncel hale getiren akld ve bu dnce zgrlkt: Akl, zgrken ve bu durumunun bilincinde iken ve genel iradelerin uyum iinde olduu zgr bir toplumda ve devlette somutlatnda tam olarak kendisidir. Bu oluum iinde drt temel sre vardr: Hukukun dsal zorlayc bir g olarak var olduu Dou dnyas, Tinin kendisinin farknda olduu Grek dnyas, Tinin zgrln kavrad fakat bunu ancak bireysel inan alannda gerekletirebildii, buna karlk toplum ve devletin zorbaln alannda kald Roma dnyas ve zgrln devlette somutlat Cermen dnyas. slam'n rol, bu drdnc dnyann ortaya kmasna yardm etmekti. Roma dnyasn istila eden barbar halklar, Romallarn olmad kadar zgrd fakat bunlar
91
Avrupa ve Orta Dou

sadece belli hedefleri takip etmekte zgrdler. Bamsz iradeleri dzenlemek iin ortak bir hedefleri, tek bir ilkeleri ya da yasalar yoktu ve bu nedenle kamusal hayatlar "ans ve engellerin" alan olmutu. slam bu paral durumu dzelten antitez olarak gelmiti. O, esas itibariyle Tek olana, ekimin ve sadakatin mutlak objesine kulluk etmekti. Fakat bu sadakat arl da ayn zamanda kendi kusurunu bnyesinde barndryordu. nk slam'da btn insanlar Tek'le karlatrldnda bir hiti, sekler varln yegane amac, Tek olana kul olmakt. Bu nedenle slam, Yahudilikte Bir ile en azndan baz insanlar arasnda varolan ve Hristiyanlkta insan ruhunu Bir'den insan dnyasna, kendisine bir kendilik bilincinin dnyle geri gnderen, zel ilikiden yoksundu. Aksine slam'n, insan dnyasyla, Tek'e saf tapnmann sunumu dnda, hibir ilikisi yoktu ve ortak inan ve kulluun dnda insanlar arasnda hibir salt doal zinciri tanmyordu. Tapnma, hedefi soyut Tek'lik olduundan, taknla ve banazla eilimliydi ve coku, her ne kadar muhteem ve kahramanca olsa da soyut olduundan, ayn zamanda yok ediciydi. Coku sndnde dnyevi karlar, g ve ihtiam tutkusu yava yava alevlenmeye balad, fakat Mslmanlar son noktada Bir'e inandklarndan hibir zaman bu dnyevi eylere gerek bir ballk gsteremezlerdi ve er ya da ge bu coku yeniden canlanacakt. slam medeniyetini ksa mrl yapan ey, bu ruhi deiimidir. slam medeniyeti ok abuk ieklenmi fakat ksa srede zlmtr, "nk Evrensellik tarafndan sunulan hibir ey temelde salam ve kalc olamaz." Daha sonra gerekten de Osmanllar dneminde belli oranda bir yeniden ina gereklemitir fakat ok ge kalnmtr: Ruh, slam'dan, tarihi misyonu antitezi bir sentezde btnlemek olan modern Avrupa'ya ilerlemitir ve slam dnyasna duyumsal hazdan ve Dou'ya zg rahat ve skundan baka bir ey kalmamtr.98 98 G. W. F. Hegel, "Vorlesungen ber die Philosophie der Geschichte' Werke, cilt 9, (Berlin, 1848), s. 43 lf; ng. trc: J. Sibree, (Londra, 1857), s. 369f. 92
slam ve Tarih Felsefecileri

On dokuzuncu yzyln tarihilerinin ve tarihi dnrlerinin pek ou bir anlamda Hegel'in ocuklardrlar. Fakat getirdii genel kavramlar pek ok farkl ekilde, farkl vurgularla gelitirilebilirdi. Eer tarih, farkl dnemlere blnm bir sre ise, her bir dneme bakldnda asli vurguyu iki noktadan her birine yapmak mmknd: Bir yerden baka bir yere vazgeilmez bir adm olarak katksna, pozitif deerine ya da onun yerine geenden daha

az deerli solan bir ey olarak kusurlarna. Bu grlerin her ikisi de, slam hakknda ciddi deerlendirmelerde bulunmu olanlarn dncelerine yansmtr. Genel olarak ilk yolu tutmu olanlar arasnda olan Auguste Comte, tpk Hristiyanlk gibi slam' da insanln eitiminde zorunlu bir aama olarak dikkate ald. Ona gre haddizatnda bunlarn her ikisi de monoteizme ve feodalizme ilikin iki ilkeyle ayn aamaya, "orta" dneme aittiler. Fakat bir birlerinden eitli ekillerde farkhlarlar: Hristiyanlk iki gc birbirinden ayrrken, slam birletirmitir; Hristiyanlk ynetilenlerin dinidir ve itaat disiplinini vazetmitir; buna karlk slam, ynetenlerin dinidir ve emir disiplinini vazetmitir. Kimi bakmlardan slam insan ilerlemesine Hristiyanlktan daha msaittir. Ne bir teokrasiye, ne de karmak akide ve doktrinlere sahiptir ve dolaysyla bir insann kendisini ondan zgr klmas daha kolaydr ve tebaalarna, szgelimi Greklere, yoksun olduklar bir toplumsal disiplin kazandrmtr. Fakat son tahlilde ne slam ne de kadim dman Katolik Hristiyanl, evrensel bir din olabilirdi: Bunlarn arasndaki uzun atmalar, hareket kabiliyetlerinin tamamen yok olmasyla, her iki tarafn da tkenmesiyle neticelenmitir ve bu durum nihai bilimsel dnce, endstriyel faaliyet ve pozitif din ann geliini mmkn hale getirmitir." Fakat, slam'n tarihi rol bitmi olsa bile bir ey baki kalmt: Trkler hala bir ynetici halk niteliine sahiptiler 99 A. Comte, Systeme de Politique Positive, cilt 3, (Paris, 1853), s. 490-491, cilt 4, (Paris, 1854), s. 505f. 93
Avrupa ve Orta Dou

ve bu kimlikleriyle Dou'ya pozitivizm ilkelerinin yaylmasnda zel bir rol oynayabilirlerdi. Comte, Osmanl reformlarnn ilerleyiini byk bir ilgiyle takip etti. O, reform nlemlerinden byk bir vgyle bahsederek ve Dou'nun metafizik aamadan, "karmakark bir alkant ... veya tarikat eyhleri tarafndan anlalabilmi basit hatalara taklp kalan filozoflar"100 dneminden gemeksizin slam'dan dorudan pozitivizme geebileceini umut ederek eski Veziriazam Reit Paa'ya gnderdii bir mektubu, Systeme de Politique Positive'in nc cildindeki nsze dahil eder. Daha sonra yzyln banda, daha yakn bir iliki kurulmutur: Paris'te srgn bulunan Jn Trklerin lideri Ahmed Rza Bey bir pozitivist ve Fransa'daki Comteu dernein bir yesiydi ve 1908'de Jn Trklerin devrim haberleri kendilerine ulatnda, o ve dierleri bunu pozitivist felsefenin bir zaferi olarak telakki ettiler. Trklere mukabil ranllar pozitivist olacak en son zmreydiler: Toplumsal disipline sahip deildiler ve dinleri ilerlemenin nndeki bir engel haline gelmiti.101 Geriye bir ey kalyordu: slam'n gerekletirmi olduklarnn hatras. Comteu insanlk dininde, insanlk tarihi, bedenlenmi Tanr'nm yerini alacaktr ve gemi, inanan kimsenin zihninde sonsuza dek korunacaktr. nsanlk Kilisesinin toplu dua ylnda, bir hafta slam tek tanrclnn, Dou'daki pozitivizmin mmkn olan yegane habercisinin yadedilmesine ayrlacaktr. Bu haftada, Perembe Muhammed yortusu, Pazar tek bana slam'n hatrasnn topluca canlandrlmas ve Pazartesi militaristik drtnn son muhteem davurumu, militaristik dnemin sonu ve endstriyel an balangc, Lepanto sava kutlamasna tahsis edilecektir.102 Lepanto kutlamasnn, en ateli inanllar tarafndan bile byk bir saygyla karlanp karlanmad pheliyse 100 A.g.e., cilt 3, s. xlvii-xlix. 101 A.g.e., cilt 4, s. 508-509. 102 A.g.e., s. 145. 94
slam ve Tarih Felsefecileri

de genel olarak, salt insani gelime srecindeki bir aama olarak slam'a pozitivist bak biimi olarak adlandrabileceimiz ey, olduka yaygnd ve haddizatnda on dokuzuncu

yzyl Dou aratrmaclna ilham vermi olan yaklamlardan biriydi. Bu, yzyln ortasnda slam medeniyetinin dou ve gelimesinin salt insani aklamasn, tarihi etkenler bakmndan yapmaya alan bir dizi akademisyenle balad: Von Kremer ve Sprenger bunlarn arasndadr.103 Daha sonra L. Caetani bu fikri dini faktrlerden ziyade psikolojik faktrlere vurgu yaparak daha belirli ve bilinli bir biimde pozitivist dorultuda gelitirdi. Ona gre slam'n douu, dini istek ve arzu ile dolu, ortak bir ama dorultusunda bir araya gelmi insan topluluunun aniden ortaya kmas deil, dnya tarihini, Asya ve Avrupa'nn karlkl etkileimini ekillendirmi olan temel sre iindeki bir dnemdir. Asya'nn ruhu, en temelde, ulus veya rk fikrine yer vermemek zere dinidir, Avrupa ruhu sekler ve dini alanlar arasnda bir ayrm yapar ve bundan dolaydr ki, Roma Hukuku ve rasyonel dnce onun rnleridir. slam'n doduu zamanlarda Orta Dou'nun semitik halklar, Roma'nn siyasi kurumlar ve Bizans'n Helenlemi Hristiyanln benimsemekle Ari rkn tahakkm altndaydlar. Fakat Doulu ruh, Avrupa'nn bu ahlaki tahakkmn geici bir sre olarak kabul edemedi: Hristiyanlk bile, her ne kadar kkeni itibariyle doulu ise de, Batl ruhla karm ve bylelikle Avrupal olmutur. lk olarak Hristiyan sapknlarca daha sonra slam'la doldurulmu olan ruhi ve ahlaki bir boluun doumuna yol aan iddetli bir "milliyeti" tepkinin sebebi de budur. Ayn ekilde, Yakn Dou halklar tarafndan gsterilen sert bir "milliyeti" tepkinin de nedeni budur. Dolaysyla slam, Dou'nun, bakaldrsnn bir "sembo-l"yd: Bunu yaparken Arap olmak sona eriyor ve yenilmi 103 A. Von Kremer, Cdturgeschichte des Orients unter den Clalifen, 2 cilt, (Vienna, 19871877); A. Sprenger, Das Leben und die Lehre des Mohammed, 3 cilt, (Berlin, 1861-1865); kr.: J. W. Fck, 'islam in European historiography', Lewis ve Holt (der.), op. cit., s. 305-6. 95
Avrupa ve Orta Dou

halklarn, Suriyelilerin, Kptilerin ve dierlerinin hakim olduu evrensel bir din oluyordu; bildiimiz kadaryla slam' yaratm olanlar bunlard, buna karlk Araplar gerekte pagan kaldlar.104 u halde Caetani'ye gre slam, Avrupa kltrne kar bir bakaldrnn davurumuydu. Fakat bu demek deildir ki mesele, bu aklama biimiyle zme kavuturulmutur, tersine bu bir baka problemi davet ediyordu. Eer slam, salt insani etkenlerin rn olsayd kendi kendini meydana getiren ve kendini izah edici olarak deil de kendisinden nce gelen etkenlerin bir sonucu olarak grlebilirdi. Bu ekilde grldnde slam'n esas tarihi problemi yerini ald Grek medeniyetiyle olan ilikisiyle idi; ve problem ortaya ktnda keskin kartlkla cevaplandrlamazd ancak daha ziyade karlkl nfuz etme ve Grek ruhunun slami biimde yeniden canlanmasyla aklanabilirdi. Bylesi bir dnce izgisi baz ayrntlaryla birlikte C. H. Becker tarafndan ortaya kondu. Ona gre slam dini ile genellikle slami olarak adlandrlan medeniyet arasnda keskin bir ayrm vard. Balangta slam, Yahudilik ve Hristiyanlktan etkilenmi olmakla beraber, Peygamberin kendisindeki kimi "psikolojik" eilimlerden kaynaklanan dini bir drt mevcuttu. Fakat bu yeni dinin bizatihi kendisi devletin teekklnn sebebi deildi: Bunun temel nedeni ekonomikti yani, Arap siyasi amalarna ynelmi ve dini, "kabile l" olarak kullanan Arap kabilelerinin alyd. Yenilmi uluslarn slam'a dnmesi de, ayn zamanda, esas itibariyle siyasi ve ekonomik artlarla, ynetici ve hakim toplulua katlma ve vergilendirmeden kurtulma arzusuyla aklanmaldr. Arap devleti ve slam topluluu olutuka, z itibariyle ne Arap ne de slami olan bir kltr dodu. "Byk skender olmakszn slam medeniyetinden bahsedilemez"105, kltr ve kurumlar, daha nce varolmu ola104 105

L. Caetani, 'La funzione deli' islam nell' evoluzione della civilta' Scientia, cilt 11, (Bologna, 1912), s. 397f. C. H. Becker, Islamstudien, cilt 1, s. 16.

96

slam ve Tarih Felsefecileri

nn bir devamyd. "Araplar sadece temasa getikleri klasik dnem sonras antikitenin uygarln gelitirmeyi srdrdler"106 ve sre byk oranda slam'a kendi dnce alkanlklarn getirmi olan Yahudi ve Hristiyan mhtediler tarafndan iletilmiti. Hristiyan ve Mslman kltrnn temeldeki benzerliinin sebebi de budur ancak byk bir istisna sz konusudur: Avrupal insan tasavvuru s-lam'nkinden olduka farkldr ve bundan dier pek ok farkllklar neet etmitir slam'da Batl zgr yurtta kavramna benzer nitelikte hibir ey yoktur.107 Benzer bir gr daha temkinli bir tarzda Levi Della Vida ileri srmt. slam kltr pekala Helenizmin rn olabilir ancak bu onun zgnln ortadan kaldrmazd. Kkleri (dier Doulu inanlarn katksyla) Yahudilik ve Hristiyanlkta olmakla birlikte o, Kuran ve yazl gelenek araclyla tanm olan slam ncesi Arabistan'n belli -zelliklerinin kalnts nedeniyle, "Hristiyanln taklidinden baka bir ey" olmamak sulamasndan masundur. Bununla birlikte bunun deeri fazla abartlmamaldr: Bunlar barbar bir an karakteristikleridir ve slam'daki orijinal zellikler kadar ondaki "kabaln"da sebebidirler.108 Bu tip dnrler slam' kabaca deerlendirebilir, orijinal olduunu reddedebilirler, fakat en azndan, onun, antik kltr tamak suretiyle modern dnyaya deerli bir katkda bulunduunu teslim etmilerdir. Fakat vurgu slam'n kendinden ncekilerle ilikilerinden kendinden sonrakilerle olan ilikisine kaydnda, yargnn daha kaba ve insafsz ve hatta Hristiyanla kart olarak slam hakkndaki mezkur yargnn bir sekler biimi olduu sylenebilir, ki bu
106 107

C. H. Becker, 'Christentum und islam', s. 401; ng. trc: s. 39. C. H. Becker, 'Der islam als Problem', 'Der islam im Rahmen einer allgemeinen Kulturgeschichte', 'Die Ausbreitung der Araber im mittelmeergebiet', hepsi i., Islamsutudien, cilt 1; kr.: J. D. J. Waardenburg, s. 50f, 88f, 121f, 249f. 108 G. Levi Della Vida, Aneddoti e svaghi arabi e non arabi, (Milan ve Napels, 1959), s. 8-9.

97
Avrupa ve Orta Dou

yarg daha nceki nesillerin ortak tavryd. Szgelimi Renan'n almasnda bu kartlk "Sami" ve "Ari" rklar arasndaki sekler bir kartlk biimini alr. Renan slam'n insan uygarlna yapt katky inkar etmemekle birlikte, bu katknn sona erdiine ve sresini tamamladna inanr. Renan'a gre tarihin itici gc rk ruhudur ve temel ayrm, dini topluluklar arasnda deil aksine rklar arasndadr. Hristiyanlk ve slam her biri kendine zg mantaliteye sahip olan iki farkl rkn rndrler. slam semitik zihin durumunun karakteristik rnyd. O akln kullanmna engel olan, bilimin gelimesini engelleyen bir dindi. Yksek ideallerle insan kalbine ruh verme amacnn tesine gemelerine, insan dncesine ve hareketine hkmetmelerine izin verildiinde btn dinlerin bunu yaptklar doru olmakla birlikte slam bunu, zel bir tarzda yapmaktayd. Onun toplumu "ilerlemeye kart fikir, szde bir vahye dayanan akln dayatt bir devlet ve toplumu yneten bir dogma"109 zerine kurulmutur. Mslman bir bilim adam gibi bir ey asla olmamtr ve olamazd da: Bilim gerekten retilmitir ve slam toplumunda hogr ile karlanmtr, ancak bilim adamlar ve filozoflar gerekten Mslman deillerdi. slam dncesinin grkemli a Abbasi dnemindeydi ancak Abbasi halifelerinin kendileri pek de inanl kimseler deillerdi. Saraylarnn ve imparatorluklarnn kltr tam olarak Mslman olmam olan ve kabul etmeye zorlandklar dine kar derin bir bakaldr ve nefret iinde olan insanlar tarafndan retilmi, bir "yeniden canlandrlm" Sasani kltryd. "Arap" felsefesi ve bilimi ancak dil itibariyle Araplara zgyd ve ruh itibariyle "Greko-Sasani" idi.110 Irk merkezli kuram imdi-o kadar eski moda olarak grnyor ki etkisinin gcn anlamak hemen hemen imkanszdr. Fakat Renan bu ekilde dnrken hibir biimde yalnz deildi. Gobineau, insan rklarnn eitsizliine dair kitabnda ben109 110

E. Renan, L'Islamisme et la Science, (Paris, 1883), s. 11. A.g.e., kr.: E. Renan, Averroes et l'Averroisme, (Paris, 1852), s. iii.

98
slam ve Tarih Felsefecileri

zer bir tez ileri srmt. slam, daha nce varolan uygarlklar tarafndan yutulamad iin, Arap rk tarafndan yaratlmtr. Ayn ekilde dier rklar hakiki bir ekilde slam iinde hazmedilmemitir: Kendileri olarak kalmlar ve sonuta kendi kltrlerini yeniden ortaya koymular, hissettirmilerdir. "Szde" slam uygarl bu nedenle asla varolmamtr: O farkl rklarn uygarlklarnn bir karmyd. Onun dini Arap, hukuku ran ve Romal, bilimleri Grek-Suriye ve Msrldr.111 Renan'a gre, hem Grekler hem de ranllar, Sami deil Ari idiler ve bu bir tesadf deildi. Bilim ve felsefe "enikonu dnlm, bamsz, ciddi, cesur felsefi bir aratrma, ksaca gerek" tarafndan ekillendirilmi Ari zihninin rnleridir; buna karlk Samiler "Antikitenin tand en saf forma deinen salam ve gvenilir sezgiler"e112 sahipti. Ve tpk Samilerin deil de Arilerin bilimi retmi olmalar gibi sanatlarn velut anas Miti de yine onlar retmitir. Sami ruhu ak olmakla beraber verimli deildi, onun dnyaya yapt katk tek bir szckle zetlenebilirdi: Tektanrclk, "monoteizm l".113 Dini mistisizm ve ilahiyattan, mitolojiden ve hayatn yaratc zenginliine ilikin bir anlamdan yoksun, basit ve dardan aldklar istisna kabul edilirse babaerkildir, bu nedenledir ki ayn zamanda epik yahut plastik sanatlardan ve siyasi uygarlktan da yoksundur. "Arap rknn siyasi devletlerinde olduu gibi tam bir kargaa."114 Monoteizm tesis edildiinde Samiler insanlk kltrne byk katklar yapmlar ve mealeyi Arilere teslim etmilerdi. Ayn silsileden gelerek iki byk soylu rk bir mddet daha birbirini tamamlamtr. Samilerin asli misyonu "ok tanrcla ve Aryen Comte de Gobineau, Essai sur l'Inegalite des Races Humanines, cilt 1, (Paris, 1884), s. 181f. 12 E. Renan, Histoire generale et systeme compare des langues semitiques, Blm 1, 5. bask, (Paris, 1878), s. 3.
113 114

A.g.e., s. 6. A.g.e., s. 14. 99


Avrupa ve Orta Dou

dini dncesinin iinde boulduu (teorik ve pratik) karmaklklara son vermek" olmutur. Fakat "bir kez bu gr tamamlannca Sami rk geri ekilmi ve A-ri rkn insanln kaderini belirleme yolunda yalnz brak, 115

mtr. Bu tez ilk defa ileri srldnde devasa bir etki yaratmt. Grdmz zere bunu rtme arzusu Goldziher'in ilk kitabna esin kayna olmu, ayn drt, mehur Mslman yaync Cemaleddin Afgani'yi makul bir cevap vermeye sevk etmiti. Bu cevap Renan'n tasvibine mahzar olmu ve vasflar teslim edilmiti. Renan bu niteliklerin varln bir Afgan (ya da daha kuvvetli bir ihtimalle bir ranl) olmas hasebiyle Cemaleddin Afgani'nin kendisinin Ariliine atfediyordu.116 Jacop Burchardt, Renan'dan da ileri gitti. slam' gerekletirmi olduklarndan dolay saygya deer bile bulamad. slam uygarl sadece modern Avrupa'nnkinden daha geri deil ayn zamanda daha ncekinden de bir geri giditi. slam'n zaferi iki etkenle aklanabilirdi: lki Araplarn, "nefsinden feragate, fertlerin ve kabilelerin snrsz kendine gvenleriyle ... yeni bir inanca davet edilmi ve bu inan uruna dnya hegemonyas iin toplanm zeki ve evik bir millet" olmas;117 ikincisi bu inancn kendisinin doas. Peygamberin kendisi radikal bir basitletirici, "her nevi putperestlie ... bu zamana dein gelmi gemi inanlarn her 115 A.g.e., s. 409f. 116 Jamal al-Din al-Afghani, 'L'Islamisme et la Science', Journal des Debats, 18 ve 19 Mays 1883; yeniden basm i., La Refutation des Materialistes, Franszca trc, A. M.

Goichon, (Paris, 1942). Afgani'nin ranl kkeni ile ilgili olarak bkz.: N. R. Keddie, Sayyid Jamal ad-Din al-Agghani: a Political Biography, (Berkeley, Cal., 1972), s. lOf. 117 J. Burckhardt, Historiche Fragmente, (Stuttgart, 1957), s. 56-57; ng. trc: H. Zohn, Judgements on History and Historians, (Londra, 1959), s. 61.
100
slam ve Tarih Felsefecileri

trl koluna" dmand118 ve bu, onun hem gc hem de zayfl idi. slam baarl olmutu nk bu "bir nemsizin zaferiydi ve insanln byk ounluu nemsiz ve sradandr." Ancak ayn sebepten dolay bir kere baarl olduunda daha kapsaml iki dinin, Hristiyanlk ve dalizmin geni alanlarn ortadan kaldrd.119 O, daha nceki tarihleri kabul etmi olanlarn zihninde zel, yok edici bir gce sahipti. Gemiteki hallerinden utananlara gurur verecek gc vard.120 Gemilerinin zenginliinin yerine kuruluu ve birlii yerletirmiti. Sadece tek bir devlet biimini, despotizmi tanyordu: "Btn slam devletleri kk lekte dnya imparatorluunun sadece kopyalarndan ibaretti" ve yegane deiiklik bir ama iin yaayan hkmdarlar ile bunlarn yerini alan sradan despotlar arasndaki yer deitirme idi.121 Benzer ekilde slam, sadece iki hayat idealine sahipti, hkmdar ve dervi; yurtseverlik hissi yoktu bunun yerine sadece dini bir gurur; epik, drama yahut komedi yoktu, btn bunlarn yerine grameri ve pohpohlayc konumay ycelten bir edebiyat vard. Onun inanc ikinlikten yoksundu, hakiki sadakat ve mistisizm gibi eyler dardan gelmiti. Bu teorilerin yapt gibi aadan yukar bir zaman skalasna uygarlklar ve toplumlar yerletirmek, bunlar hakknda yegane dnme biimi deildir. Doa bilimlerinin modern dnce biimine o denli gl bir etkisi sz konusudur ki, Montesquieu'den bu tarafa yntem ve amalar itibariyle doa bilimlerininkine benzer bir toplumlar biliminin oluturulmasna ynelik pek ok giriimde bulunulmu118 119

A.g.e., s. 58; ng. trc: s. 62. A.g.e., s. 60; ng. trc: s. 63. A.g.e., s. 64; ng. trc: s. 66. J. Burckhardt, Weltgeschichtliche betrachtungen, (Leipzig, 1935), s. 169; ng. trc: M. D. H., Reflections on History, (Londra, 1943), s. 87; kr.: Historische Fragmente, s. 61f, ng. trc: s. 64f. 101
Avrupa ve Orta Dou

tur. Amac, yarglamak deil snflamak, daha geni veya snrl ilave snflar kapsayan genel kanunlar formle etmek; yntemi, paylatklar genel doay, snflarn bamsz yelerinden soyutlamak olacakt. Bu ekilde grldnde slam hakknda en ilgin olan ey, onu dier btn toplumlardan farkl klan deil de dier toplumlarn snrl bir topluluuyla ya da bu trdeki dier toplumlarla ortaklatran ey olacaktr, fakat kukusuz ortak zelliklerin ne olduuna dair pek ok farkl gr savunulabilecektir. On dokuzuncu yzylda bu tarz pek ok toplum snflamalarna giriildi ve bunlardan bir ksm da slam'la ilintiliydi. Szgelimi Marx ve Engels, Krm Sava'ndan ksa bir sre nce bir mektuplamada Osmanl mparatorluunun akbetinin ska ve oka tartld bir dnemde, materyalist bir tarih kuram erevesinde slam'n douunu aklamaya abalamlar ve bunu Asyal toplumlar dierlerinden ayrarak yapmlard. kisi de, kkeni Adam Smith ve Mills'in122 yazlarnda bulunabilecek bir fikri kullanarak, Dou ve Bat tarihi arasnda esasl bir ayrm yaparlar ve slam'n douunu ilkine ait tipik bir fenomen olarak deerlendirirler. Engels'e gre btn Dou tarihini aklayan temel gerek, toprakta zel mlkiyetin olmaydr. Sahara'dan Dou Asya'ya uzanan geni l blgelerindeki iklim ve topran durumu, suni sulama ileri haricinde tarm imkan-szlatrr ve bunlar ancak hkmetin becerisiyle yaplr ve srdrlebilir. Dier bir deyile tarm siyasi etkenlere baldr: tek bir sava btn bir uygarl mahvedebilir. Ticaret gzergahnn

Arabistan'n kuzeylerinden Irak ve ran'a kaymas nedeniyle Arabistan ve civar lkelerde, yedinci yzyl boyunca hkmetlerin zayflamas sz konusuydu; hkmet zayfladnda, yerleik toplum da ayn zamanda zldnde gebeler iin ona nfuz etmek ve hakim olmak kolayd.
122

Kr.: K. A. Wittfogel, Oriental Despotism, (New Haven, 1957), s. 372f.


102
slam ve Tarih Felsefecileri

Gebelerin tarih sahnesine bu ekilde klar, tarih boyunca imparatorluklarn ve yeni ehirlerin kurulmasna yol am olan benzer istilalarn pek oklarndan sadece biriydi. Filistin'in Yahudilerce istilas buna benzer bir baka istilayd, zira Yahudiler mahalli artlarn dierlerinden farkllatrd bir Bedevi Arap kabilesinden baka bir ey deildi. Tek bana karmak bir aklama gerektirmeyen bir sreti bu ve dourduu yegane problem, "dini dolandrclk" problemiydi: Bu Dou'daki sosyal ve ekonomik fenomenlerin neden dini bir biim kazand, Dou tarihinin neden bir dinler tarihi olarak grnd problemiydi. Mektuplardan ak bir cevap kmasa da problemin kendisi ak bir biimde ortaya konulmutur: Zayflam ve yozlam yerleik bir hayata kar kendisini aslnda esM bir "ulusal" dini gelenein saf biimiyle, bu gelenein yozlam Yahudilik ve Hristiyanlkla karmna kar yeniden ortaya konulusu olan yeni bir din klnda davuran, gebe tepkisi. Burada da slam'n douu Yakn Dou tarihinde sk sk yinelenen bir temann ancak bir davurumundan ibaretti: Yahudilerin szde Kutsal Kitab ayn zamanda, dneminde Arap kabilelerinin kadim dini geleneinin yenilenmi biimde bir kopyasndan baka bir ey deildi.123 Cariyle da tarihi hadiseleri snflandrmak zere erken ve olduka kaba bir giriimde bulunmu bir dnr olarak deerlendirilebilir. Mehur bir konferansnda slam peygamberini insanlk tarihinde tekrar tekrar grnen bir zihin tipinin, "nebevi" tipin timsali olarak resmeder. Peygamber, insani nitelikleri son haddine vardran bir tr kahramandr: "Sessiz, sakin muhteem bir ruh...elinden samimiyetten bakas gelmeyen biri"; hain, sofu ve zahid, nfuz edici, "...eylerin grnnden eyaya" nfuz eden, inanl, s123 Kari Marx, Friedrich Engels, Briefunechsel, D. Rjazanov, (der.), Marx Engels, Gesamtausgabe, 3 Abteillung, cilt 1, (Berlin, 1929), s. 470-481; ng. trc: K. Marx ve F. Engels, Correspondence 1846-1895: A Selection, (New York, tarihsiz), s. 63-68; ayrca bkz.: Wittfogel, Oriental Despotism. 103
Avrupa ve Orta Dou

lam' klla deil ikna ile ve her eyden daha ziyade samimiyetle yayan birisi. Tanr tarafndan gnderilip gnderilmedii bilinmemekteydi; belki de Carlyle'm kendisi de bundan phe ediyordu, zira Kuran' "kark ve usan verici bir dzensizlik, anlalmas g, ekilsiz, sonsuz tekrarla dolu, tahamml imkansz bir kafa darl..." olarak niteler. "Bir grev duygusu dnda hibir ey bir Avrupaly Kuran' batan sona okumaya sevk edemez." Fakat slam Peygamberinin samimiyetinde vahyi bir ey bulur: Varln byk muammas ... btn dehet ve ihtiam ile ona dimdik bakyordu; hibir rivayet, ifade edilemeyen hakikati "ite Ben buyum" gizleyemezdi. Byle bir samimiyet .... hakikatte tanrsal olan bir eye sahipti ... Mavi yldz parltlar ile balarmz zerinden akp giden muhteem gkyz cevap vermiyordu ... insann kendi ruhunun, Tanr'nn ilhamnn konaklad yerin cevaplandrmas gerekirdi! ... Byle bir k bu vahi Arap ruhunun karanln aydnlatmak zere gelmiti. lmle tehdit eden byk bir karanlkta, hayatn ve Gnkine benzer artc, harikulade bir mucize: onu vahiy ve melek Cebrail olarak adlandrd; kimse henz onu nasl adlandracan bilemiyordu ... ilahi takdir vahiyle onu ifadesi imkansz bir biimde onurlandrmt ... bu nedenle o btn yaratklara ayn eyi bildirmeye mecburdu: Bu, "Muhammed Allah'n Resuldr" demekti."124

Ancak, btn uygarlklar hakknda bilimsel bir kurama ynelik daha erken bir giriim, on dokuzuncu yzyln sonunda belli bir hrete sahip olan Gustave Le Bon'un yazlarnda bulunur. Genel tarih teorisi basit bir varsayma dayanr: Kendilerini tekrar tekrar davurmu ve bundan byle de amlayacak olan belli gelime ilkeleri vardr. Irksal karakter, dilleri, kurumlar ve doktrinleri kendi imaj itibariyle youran tarihteki srekli etkendir. Bu, ancak yava bir ekilde, iradede deil ruh durumu ve inanlardaki bir deiimle ve rkn doasyla uyumlu bir biimde deiebilir. Bu 124 T. Cariyle, 'The Hero-Prophet. Mahomet: islam', on Heroes, Hero Worship and the Heroic in History, (Londra, 1841); kr.: W. M. Watt, 'Cariyle on Muhammed', Hibbert Journal, cilt 53, (1954-1955), s. 247-254.
104
slam ve Tarih Felsefecileri

rklar arasnda Le Bon, Araplara zel bir ilgi duyar ve onlar teorisinin tasla iine yerletirmek iin ok aba sarf eder. Ona gre slam, Araplarn kurumlarn hatta ahlak yasasn bile yaratmamtr: Bunlar zaten mevcuttur ve Peygamber bunlar arasnda seim yapmaktan ve setiine bir din kimlii kazandrmaktan baka bir ey yapmamtr. Bunu siyasi birlii gerekletirmek iin siyasi bir tasar ya da plan olarak yapmtr. Ancak bunun bir bedeli vard: phesiz Tanrlar insanolu yaratmtr, fakat onlar yarattktan sonra ok abuk onlarn klesi haline gelmitir. slam Araplarn rksal karakterini yava bir biimde deitirdi ve onlarn zerinde srekli bir uyuturucu etki meydana getirdi: Mezarnn dibinden peygamberin glgesi milyonlarca insann zerinde hkmranln srdryordu. Fakat dier rklarn yaps bu denli ok etkilenmemitir: Tersine her biri slam' kendi tasavvuru dorultusunda biimlendirmitir szgelimi Hindistan slam', btn Hindistan dinleri gibi ok tanrl bir hviyete brnmtr. Dolaysyla bir slam uygarl yoktur: Birletirici/btnletirici idealini slam'n kazndrd, Arap rknn ahlaki ve entelektel niteliklerinin bir bilekesi tarafndan ekillendirilmi olan bir Arap uygarl vardr. Bu bileke onun byk nitelikleri kadar kusurlarnn da sorumlusudur: Araplarn kavgacl fethedilecek bir dnya varken iyiydi, fakat daha sonra kendilerine dndler ve i atmaya dtler; hukukun tahakkm zihnin durgunluuna sebebiyet vermiti; yine mstebit ynetim, bir imparatorluun zaferi iin iyiydi, fakat her eyin mstebitin karakterine bal olmas nedeniyle ktyd. Mevcut halleriyle, Araplar hibir surette gerekletirdiklerinden daha te bir gelime kayde125

126

G. Le Bon, Les lois psychologiques de l'evolution des peuples (Paris, 1909), s. 145. G. Le Bon, La civilisation desArabes, (Paris, 1884), s. 464.
105
Avrupa ve Orta Dou

demezlerdi; imdi de daha te bir gelime gsteremezler ve Avrupallama ynndeki abalar baarszla mahkumdur nk bu onlarn karakterlerinin deiimini gerektirmektedir.127 Bu tarz natralist teorilerin daha zenli formlasyonlar daha sonra, yirminci yzylda gelecekti ve haddi zatnda bilim felsefecilerinin, bilimsel yntem ve bilimsel kanunlarn doas hakknda daha karmak bir aklama sunduklar bir zamanda gelmesi gerekirdi. Daha erken bir dnemin bilimsel ruhunun gecikmi meyveleri, Spengler ve Toynbee'nin sistemleri, Bat uygarlnn geleceine dair umutsuz olmasalar da pheliydiler ve benzer ekilde her ikisinin de insan aklnn genel kanunlar ifade edecek gcne inanlar tamd. Fakat modelleri bir yzyl nce olduu gibi, fiziinkinden ziyade biyolojininkini andryordu ve her ikisi iin de nemli olan, "doa tarihi", "kltrler" veya "uygarlklar" olarak adlandrlan trlerin btn rnekleri tarafndan takip edilen hayat evrimini kefetmekti.

Spengler'e gre insanlk tarihi, her biri yaayan bir varlk olarak kavranlabilecek, dierlerinden esasl bir biimde farkl, bamsz ancak benzer bir hayat evrimine tabi bir dizi farkl kltrn sicilidir. Bir kltrn esas temel bir semboln, ya da mekan mefhumunun yaratcs, onun "ru-hu"dur, onunla dnyay grr ve sonuta o kltre mensup olmayan kimseler iin anlalmazdr; her ne kadar farklla-salar ve birbirlerini dlasalar da hepsi kabaca bin yllk bir zaman diliminin ayn dneminde ayn aamalardan geerler. Bu aamalar drt tanedir: lk olarak kltrn kendisinden kaynakland byk "mit"e ve onun doal sonucu yeni "Tanr-hissine" ynelik tavrlaryla, daha sonra farkl sanat ve medeniyet biimleriyle temayz eden bahar, yaz, gz ve k aamas. Bu eitli kltrlerden onu en fazla ilgilendirenlerin bir tanesi, temel kavram, iki gizemli tzn, Ruh ve Nefs dalizmi ve bir maara formundaki dnya olan A.g.e., s. 656f. 106
slam ve Tarih Felsefecileri

Arap ya da Magi kltrdr.128 Fakat bu Arap kltr bizim genellikle Arap olarak adlandrdklarmz tarafndan yaratlmad gibi slam tarafndan da yaratlmamtr. Araplarn kendisi onun bir rndr ve slam daha nce balam olan bir eyin bir aamasdr sadece. "Arap" kltr MS birinci yzyl civarnda Nil, Tigris, Karadeniz ve Gney Arabistan kylarnn evreledii blgede kendini hissettirmeye balad. Ortaya kt mit ilk kez zamann byk dini hareketlerinde davuruldu: Yahudi, Hristiyan, Maniheist ve Pers mitleri tarafndan.129 Bu zamandan itibaren kabaca bin yl iinde tarihsel sre devam etmektedir ve slam onda bir kopma oluturmaz. Siyasi kurumlar deimemitir: Dioklaktianus "halifelerin ilki"dir.130 Sanat da tek bir hat zerinde devam etmektedir: Bu Farisi ate tapnaklarnda, Roma bazilikalarnda, Hristiyan kiliselerinde, camilerde icra edilen bir sluptur ve nasl ki Dioklaktianus "halifelerin ilki" ise Hadrianus tarafndan yeniden ina ettirildii ekliyle Pantheon da camilerin ilkidir.131 Hatta dini fikir ve tasavvurlar bile esas itibariyle deimeden kalmtr: slam yeni bir din deildir, kadim bir dini gelenein ikinci ya da "yaz" aamas, Avrupa'daki Protestanln benzeri, dini mitin ilk resmi formlasyonuna halk muhalefetinin glerini serbest brakan bir pritenlik merhalesidir. iddeti itibariyle dier kltrlerdeki benzer aamadan farkllk arz eder ve bunun iki aklamas bulunmaktadr: Arap kltr klasik kltrn iinde gelimitir ve bu Magi ruhu iin kendisini klasik dncenin tahakkmnden kurtarmak bakmndan yava ve etin bir iti. Ayrca o dinin ncelie ve stnle O. Spengler, Der untergang des Abendlandes, gzden geirilmi bask, cilt 1, (Mnih, 1923), s. 228; ng. bre: C. F. Atkinson, The Decline ofthe West, cilt 1, (Londra, 1926), s. 174. 129 A.g.e, cilt 2, (Mnih, 1922), s. 49f., 227f, 304f; ng. trc: cilt 2, (Londra, 1929), s. 42f, 189f, 248f. 130 A.g.e, cilt 1, s. 276; ng. trc: cilt 1, s. 212. 131 A.g.e., cilt 1, s. 274, cilt 2, s. 304f.; ng. trc: cilt 1, s. 211, cilt 2, s. 248f.
107
Avrupa ve Orta Dou

sahip olduu bir kltrdr hukuku Tanr'dan gelmitir, otoritesi, seilmilerin rzas ve mutabakat, toplumu, inan tarafndan oluturulmutur ve bu nedenle isel etkinlikleri kendilerini iddetli iddialar ve inkarlarla davururlar.132 Spengler'n dncesinde, bir kltrn ifadesi imkansz olan bireysellii ile onun zaman iindeki deneyiminin evrensel doas arasnda bir denge sz konusudur. Toynbee'nin dncesinde asli vurgu ak bir biimde ikincisine, doum, gelime, k, evrensel kiliselerin ve imparatorluklarn douuyla kontrol edilebilecek bir zlmenin ve eskisinin kllerinden (insanlar zaman dikkate almadklar srece) yeni bir uygarln domasnn hayat evrimine yneliktir. Belirli uygarlklar, onun iin, sadece genel yasann genel hakikatini ispat ettii ya da teoride kabul edilmeyen ve bu nedenle onda bir deiimi zorlayan

karakteristiklere sahip olduu kadaryla nemlidir. Spengler gibi Toynbee'de de ilk bakta slam uygarl olarak grnen ey, gzde bir tefekkr konusudur: Gerekten de farkl ekillerde bu iki sistem Yakn Dou'nun ve onun dini kltrnn bilgisinin temeli zerine bina edilmitir. Yine Spengler gibi Toynbee'ye gre de slam tarihi sz konusu kuramn nda grld zaman yeni bir kimlie brnr. slam'n douu yeni bir uygarln balangcn iaretlemez; o tpk dier evrensel dinler gibi daha nce mevcut olup, km ve daha sonra kendisinden yeni bir uygarlk ykselecek olan bir uygarln tarihindeki gecikmi bir aamada douudur. Daha nce mevcut olan sz konusu uygarlk, Yakn Dou'nun kuzey dou hattnda Avrasyal gebelerin drtleriyle yaratlm olan "Sryani" uygarldr; M onuncu yzylda en yksek dnemini geip kmeye yz tutmu, fakat zlmesi Helenizm'in mdahalesiyle iddetli bir biimde durdurulmutur.133 Deyi yerindeyse Helenlik uygarln gvdesi iinde geciktirilen ertelenmi canlanma Helenizm ktnde daha
132

A.g.e., cilt 2, s. 227f, 296, 311; ng. trc: cilt 2, s. 189f, 243, 253. 133 A. J. Toynbee, A. Study ofHistory, cilt 1, (Londra, 1934), s. 72f; cilt 2, (1934), s. 137; cilt 4, (1939), s. 67-68. 108
slam ve Tarih Felsefecileri

nce zaten ulalm olan bu zlme noktasnda tekrar hayata geti; ve ite bu noktadadr ki slam evrensel bir din olarak ki uygarlklarn knde belirirler ortaya kmtr. Bu nedenle slam yeni bir douun deil de Sryani uygarlnn bir yeniden canlannn iaretiydi: Dini kayp Sryani proleteryasnn yabanclamasn davurmaktayd, hilafeti kmekte olan bir toplumun evrensel devletiydi; k durduramazd; ancak onu, bir kere daha d bir proleteryanm Asya'da Trk ve Moollar; Kuzey Afrika'da Berberiler ve Bedevilerin geliine dek, bir sre geciktirebilirdi.134 Toynbee'ye gre MS drdnc ve yedinci yzyllar arasnda kendine zg nitelikleri haiz bir slam uygarl ancak yeniden canlanm olan Sryani uygarlnn lmnden sonra ortaya kmtr: Dorusu balangta iki karde medeniyetten, Arap ve ran uygarlndan bahsetmek daha doru olacaktr; bu ikisi, ilki Farisi bir devletle, Osmanl mparatorluu ile birletiinde ancak tek vcut olacaktr. Fakat bundan sonra bile birlik eksik ve zorlamadr: Osman-l-ran uygarl asla ieklenmemitir; erken bir aamada Snni ve iiler arasndaki yarkla sakatlanmtr ve Osmanl imparatorluu btn bir ran dnyasnn evrensel devleti olmak yerine Arap dnyasnn zorla ieri alnd bu dnyann ancak yarsnn suni bir birlii haline gelmitir. Araplar ve onlarn yneticileri asla bir dierinin kltrn destekleyip verimliliini artrmamtrlar ve bu zorlama birlik, Araplar Osmanl ynetimine bakaldrdklarnda kmtr ve bunlardan her ikisi de Helenleme srecine benzer bir modern Bat uygarl ile iddetli birleme srece maruz kalmtr.135 Bu tarz sistemler imdilerde garip bir biimde eski moda bir havaya sahiptirler. imdilerde ancak birka dnr, insan fenomenlerinin doa bilimcilerinin inceledii nesnelere
134 135

A.g.e., cilt 5, (1939), s. 244f. A.g.e., cilt 1, 67f, 347, 391f; cilt 4, s. 113.
109
Avrupa ve Orta Dou

benzer ekilde ele alnabileceine dair bu denli emin tavr taknrlar; hatta Toynbee ve Spengler'n fikirlerinin oluumuna katkda bulunan dier dnrler ve zellikle Max Weber, insan toplumlarna dair kendine mahsus ve eksiksiz bir dnme biimini ortaya karmaya abalyorlard. Gerth ve. Mill'in iaret ettikleri zere Weber'in dncesinde ayn zamanda gemiin yanklarn bulduumuz dorudur:
Weber'in karizmatik lider kavray Carlyle'm Heroes and Hero-Worship'inden sonra on dokuzuncu yzyl tarih yazmn byk lde etkilemi olan bir "tarih felsefesinin" devamdr.136

Yine tpk erken dnem dnrleri gibi Weber de, Toynbee'nin "felsefi bakmdan ada" eklinde adlandrd varlk gibi, btn toplumlar e zamanl olarak anlamaya alyordu; yani zamandaki ncelik ve sonralk ilikilerinden soyutlanm ve e zamanl olarak dnlen bir hat zerinde sergilenmi olarak. Fakat Weber hi deilse iki nemli noktada kendinden ncekilerden ayrlr: ilki her bir toplumun biricik olduunun farknda olmas ve toplum bilimcinin meselesinin "tarihselci" yaklam her bir tarihi hadisenin biricikliini kabul ederek, ancak ayn zamanda ona dair geerli genel ifadeler kullanarak "pozitivist" yaklamla badatrmak olduunun farknda olmas; ikincisi tek bir etkenin kavramlaryla bu ister "ruh" veya rk ister snf ya da byk adam olsun olmakta olann ya da mevcut olannn aklamasn yapmaya kalkmay reddetmesi ve belli bir toplumun somut gerekliinin pek ok farkl kavramlarn nda grlebileceinde srar etmesi. Toplumlar kendilerine zg niteliklere sahip olsalar da sonuta insan doasnn zellikleri itibariyle izah edilebilecek kimi yinelenen tiplerin rneklerini olutururlar. Bu tiplerin says olduka fazladr, karmak bir biimde tanmlanr ve bir dierinden glkle ayrt edilebilirler; VVeber'in tarih gr karizmatik liderin
136

H. H. Gerth ve C. Wright Mills (der.), From Max Weber: Essays in Sociology, (Londra, 1947), s. 53.

110
slam ve Tarih Felsefecileri

etkisini hesaba katmakla kalmaz ayn zamanda karizma zayflamaya yz tuttuktan sonra devam eden sreci de gz nnde bulundurur. Ayrca tiplerin toplumsal dnyadaki bireylerle ilikisiyle, doa dnyasndaki snflarla bireylerin ilikisi ayn deildir. Tipler "ideal tiplerdir", kavramlar (bir "devletin" ya da bir srecin) gereklikten soyutlanmtr, isel bir mantki tutarllkla verilmi ve alternatif trlerin "tipolojilerinde" ya da izelgesinde dzenlemitir. Bunlar en fazla somut bir gereklii aydnlatmakta kullanlabilirler: nk mevcut bir varlk ya da tarihi bir sre asla btnyle soyut bir tipe rnek oluturmaz, farkl ekillerde grldnde soyut bir tip, bir dereceye kadar pek ok tre rnek tekil ederse de her zaman iin onlarn toplamndan fazladr. Nitekim Wirtschaft und Gesellschaft'da din sosyolojisine dair olan konuda dier dini sistemler gibi slam'a da ekli bakmdan biriciklii ve bamsz varl teslim edilir, fakat onu anlamak iin eitli tipolojilerin nda bir giriimde bulunulur. Her eyden nce bir nebevi "kitapl din"in saf tipinin yakn karl ve iinde kutsal hukukun zel bir neme sahip olduu bir din olarak grlr.137 Nebevi bir din olarak o, soylulua ilikin snf hissiyat ile "doal olarak karlatrlabilir"dir: Vazettii dini savalar byk malikanelerin ele geirilmesine ynelikti.138 Fakat Weber etik sistemi ve sekler hayat arasndaki iliki bakmndan onun dier nebevi dinlerden farkllatn dnr. slam'n etii, Hristiyanlktaki gibi feodaldir ancak bu etik, mistik biiminde bile "dnyadan vazgemeye" deil "dnyann fethine" ynelimlidir.139 Bu nedenle kurumlar aadakine benzer zellikler arz eder:
137

M. Weber, Wirtschaft und Gesellschaft, cilt 2, (Tbingen, 1956), s. 459, 474; ng. trc: M. Rheinstein (der.), Max Weber on Lau in Economy and Society, (Cambridge, Mass., 1954), s. 206, 237. 138 A.g.e., cilt 1, s. 288-289; ng. trc: E. Fischoff, The Sociology of Religion, (Londra, 1965), s. 86-87.
139

A.g.e., cilt 1, s. 375f; ng. trc: s. 262f.

111
Avrupa ve Orta Dou

Kleliin, paryaln ve ok evliliin aikar bir biimde sorgusuz sualsiz kabul; kadnlar hesaba katmay ve onlarn boyun eii, dini sorumluluklarn esas itibariyle ritelistik karakteri, dini gerekliliklerin ar derecede basitlii ve daha da basit samimi etik gereklilikleri.140 Yine slam'n entelektel hayat Hristiyanlnkinden daha fazla kstldr. Metafizik ve etiin geliimi "ruhbanlarn" elindedir ve aklcla ynelik "eilimler yaygn dervi inancnda tamamyla eksiktir".141 Hem "feodal karakteri" hem de "aklclk kartl" dolaysyla slam, modern Avrupa (zellikle Protestan) toplumunun geliiminin aklanmasna katkda bulunan

niteliklere asla sahip olmamtr: Bir tr mesleki diergamlk, gnlk hayatn rasyonel denetimi ve bunun arkasnda yer alan ahlaki bir gerilim; bir baka deyile baarnn bir kurtulu iareti olduuna ynelik bir kavrayla, tedirgin bir dengede tutulan kurtulu ahlak ve dnyevi baar ahlak arasndaki gerilim.142 Bu grlerin ifade edilmesi slam uzmannn phelere sahip olmas iin yeterlidir. slam'n pr sava bir din tipi olarak grlmesi sadece imdilerde onun hakknda bilinen ve dnlenlere kar deil, ayn zamanda Weber'in mevcut varln karmaklna dair kendi kavrayna da terstir. Onun slam' gerek olamayacak kadar basittir ve onun hakknda pek fazla bir bilgiye sahip olmamas nedeniyle bunun byle olduu aktr; kanaatleri byk lde Welhausen ve Becker'den devirilmi gibidir. Gerekten de slam, Weber'in Gesammelte Aufsatze zur Religionssoziology'sinde sadece zel ve ayrntl bir almann bulunmad yegane byk dindir. slam'a dair yorumlar bu nedenle dier dinlere oranla daha az bilgi ve malumatla desteklenmitir; ve daha nemli olan tipolojisinin slam'n kendine zg niteliklerini dikkate almak iin asla deitirilmemi olmasdr.
140 142

A.g.e., cilt 1, s. 376; ng. trc: s. 264. A.g.e., cilt 1, s. 311; ng. trc: s. 132. A.g.e., cilt 1, s. 370376; ng. trc: s. 251, 266.
112
slam ve Tarih Felsefecileri

Bununla beraber Weber, belki de baka herhangi birisinden daha fazla, toplum hakknda nasl dnlmesi gerektii meselesinin aa kavuturulmasna katkda bulunmutur; "tarihselcilik" ve "pozitivizm" arasndaki gerilim hala sz konusudur tarihteki her ey biriciktir ve tekrar mmkn deildir, ancak onun hakknda dnmek zorundayz ve dnme de genel kavramlar gerekli klmaktadr. Dier baz sekler dnrler iin sz konusu olduu gibi Weber'in de yetersiz kald yer, pek ok toplum arasndan biri ile ve tek bana hibir nemli teorik problem ortaya kartmayan bir toplum kimliiyle, yani slam toplumuyla ilgiliydi. Bir dereceye kadar bu kusur tesadfi olabilirdi: Daha uzun yaam olsayd hi phesiz dier dinlere dair yazdklarna slam sosyolojisine ilikin dikkatli bir aratrmay eklerdi. Fakat byle bir tesadfn arkasnda baka bir ey de yatyor olabilir: Bat Hristiyanlndaki dnrlerin, ne "Dou'lu ne "Batl, ne Hristiyan ne de ak bir biimde Hristiyan olmayan ve her nereye yerletirilirse yerletirilsin uzun ve yakn, mphem ve genellikle ac dolu bir ilikiyle Avrupa'ya balanan slam'n anlalabilecei artlar itibariyle her zaman bir kategori bulmada karlat kendine zg glk. Jacques Berque daha da ileri gitti ve modern Bat'nn karakteristii olan dier toplumlara ilikin "arasalc" grn bir rneini burada grebileceimizi ileri srd: "Yabanc ticaret acentalarnn veya siyasi yaylmann manevi benzeri."143 Weber'den bu yana belli lde bir deiim olmutur. alma ve aratrmalarmzn siyasi motivasyonunu hibir zaman gz ard edemeyiz ve hi phesiz modernleme yo3 J. Berque, 'Perspectives de l'orientalisme contemporain', Insitut des belles lettres arabes (IBLA), (1957), s. 220; u iki Arap akademisyenin eletirileri ile karlatrn: A. L. Tibawi, 'English-speaking Orientalists: a critique of their approach to islam and Arab nationalism' I ve II, Mslim World, cilt 53 (1963), s. 285f; A. Abdel-Malek, 'L'Orientalisme en crise', Diegene 44 (1963). Bu iki makalede Trke'ye evrilmitir. Bkz.: i., Krizdeki Oryantalizm, Yneli Yay., stanbul, 1998.
113
Avrupa ve Orta Dou

lundaki bamsz devletlerin birlemi dnyasnn ortaya k, bunlarn modern dnyaya girdikleri deiik yollara daha gl bir k tutmutur. Fakat tpk on dokuzuncu yzylda olduu gibi bunun arkasndaki kimi genel fikir akmlarn ayrt edebiliriz. Son yzylda grdmz zere, dini kkenler ve gelimeye ilikin yeni bilimden alnma kimi kavramlarla slam sahasna giren insanlar tarafndan slam'n ayrntl bir ekilde kavrannda byk

ilerlemeler kaydedildi; iinde bulunduumuz ada sosyolojinin, sosyal antropolojinin, toplumsal ve ekonomik tarihin gelimesinden ancak birka akademisyen etkilenmemitir. Bunlarn etkileri, slam kltrnn zgnlne olduka duyarl olan Jacques Berque'n144, slam inancnn yeni bir siyasi-toplumsal birlik iin bir "kristalleme noktas" olarak hizmet ettii biimle ve bir din olarak balam olan eyin bir uygarla dnmesiyle ilgilenen von Grunebaum'un145, biimin maddeye srekli ve sonsuz bir ekilde nfuz etmesiyle bir taraftan farkl kkenden ve geleneklerden insanlarn mmet potas iinde eritilmesi ve dier taraftan slam'n sosyal retisinin birletirici gc teekkl etmi olarak, Orta a slam toplumuna dair klasik kavrayyla H. A. R. Gibb'in146 eserlerinde grlr. Bu tarz yazlardan iki rehber ilke ortaya kmaktadr. lki, "slam toplumu"nun dierlerinden farkl olmas ve ancak kendi artlar itibariyle anlalmas; ikinci olarak onun mevcut tek bir toplum deil, fakat bir "ideal tip"; kendilerini farkl ekillerde ve mevcut pek ok toplumda farkl llerde davurmu olan birbirine benzeyen bir ilikiler grubu olmas. slam dini, onun farkl toplumlara enjekte edilmi hukuki, siyasi ve toplumsal yaplanma ilkeleri bir dieriyle hibir biimde ayn olmayan, fakat Mslman olmayan toplumlardan ancak bu amala formle edilKr.: j. Berque, Les Arabes d'hier demetin, (Paris, 1960); ng. trc: The Arabs, their History and Future, (Londra, 1960). 145 G. E. von Grunebaum, islam. Essays inthe Nature and Grouth of a Cultural Tradition, (Londra, 1955), s. 31. H. A. R. Gibb, Studies on the Civilization of islam, (Londra, 1962).
114
slam ve Tarih Felsefecileri

mi bir tipoloji araclyla anlalacak kertede spesifik biimde farkllaan genel bir toplumlar snf oluturmutur. Fakat btn bunlar gerekletirilecek de olsa, bir zlem olarak kalmaktadr ve sosyolojik dnceyle zenginlemi ayrntl ve uzmanlk rn slam almalarna ancak nadiren tesadf edilmektedir. Watt'n islam and the Integration of Society147 isimli eseri de btn vukufiyetine ramen, eski tip "genellemeci" bir sosyolojiden, yle grnyor ki, ok fazla etkilenmitir: slam'n douu belli artlarn mevcut olduu her yerde, bir ekilde vuku bulabilecek bir srecin rn ve temsili olarak grlr. Yeni bir kitap, Rodinson'un slam ve Kapitalizm'!8, sosyolojik ynteme dair daha bilinli ve daha olgun bir dnceden neet etmitir. Rodinson bir toplumun ekonomik yaplanmas ile onun hakim fikirleri arasndaki ilikilere dair Marksist bir gr genel olarak kabul etmekle beraber, bunun tarihi sre hakknda kat bir gr, btn toplumlarn ayn e zamanl dnemlerden gemesi gerektiine dair bir kanaati ima etmediinde srar eder; slam'n baskn olduu toplumlar baz bakmlardan kendilerine zg bir yol takip edebilirler. Fakat burada da bir ayrm yapmak zorunludur. slam toplumlar sadece slam tarafndan biimlendirilmemitir: unu varsaymak yanl olacaktr. Kendileri dnda ekillenmi bir retiye boyun een bir an ve bir blgenin insanlar olarak toplumlar; bunu temel kurallar haline dntrp uygulayarak ilerine sindirirler. Bunu sz konusu kurallar tarafndan telkin edilen dnce yapsna uymadan, retiyi yaam koullarna adapte etmeden ve zde bir dnm yaamadan yaparlar. Fakat Rodinson'un kitab zgn bir akademisyenlik almasndan ziyade bir aratrma programdr. Bir baka Fransz akademisyen olan Claude Cahen'in almasnda
148

149

W. M. Watt, islam and the Intergration ofSociety, (Londra, 1961). M. Rodinson, islam et capitalisme, (Paris, 1966); ng. trc: islam and Capitalism, (Londra, 1974). A.g.e., s. 21.
115

Avrupa ve Orta Dou

slam toplumlarnn gereklerine, zerinde dnlp tanlm sosyolojik kavramlarn uygulanmasna ynelik belki de en sistematik giriimi bulabiliriz. Yn gsterici nitelikteki ilkeler Studia Islamica'daki bir makalede aklanr. Son tahlilde insanlk tarihi, tek bir sretir ve slam'n douu tek bana yeni bir dnya yaratmamtr. Onun, daha nce mevcut olan "materyalist bir toplum"da ortaya ktn kavramadka slam' ve gelimesini gerekte anlayamayz. Yeni bir dinin kabul, kendi bana ekonomik artlar veya toplumsal yapy deitirmemitir. Zamanla gerekten de hkmetlerin, slam'n yasa ve ritellerinin toplumu deitirdii sylenebilir ancak bu bir noktaya kadar gerekleir. Ekonomik veya toplumsal tarihi iin mesele udur: slam'n siyasi yapsyla btnleen kadim toplumlarla balayarak, Bat Avrupa ve Bizansnkilerle karlatrarak bunlarn neye dntklerini anlamak.150 Bu mesele imdiki kuan akademisyenlerinin slam'a bak tarz zerinde ciddi etkiye sahip olmu olan bir dizi ayrntl aratrmada aa kavuturulmutur.151
151

C. Cahen, 'L'historie economique et sociale de l'orient musulman medieval', Studia Islamica 3 (1955), s. 93f. Yeni basks i., Les peuples musulmans dans l'histoire medievale, (am, 1977), s. 209f. Kr.: zellikle, Cahen, 'Mouvements populaires et autonomisme urbain dans l'Asie musulmane du moyen age', Arabica 5 (1958), s. 225-250, 6 (1959), s. 25-26, 233-265. MSLMANLAR VE HIRSTYANLAR1 Yakn zamanlarda yaymlanm olan aydnlatc ve bilgilendirici bir kitapta Profesr Zaehner, iki din biimi arasnda sorulara verdikleri cevaplara gre deil sorduklar sorulara gre bir ayrm yapmaktayd. Bir tarafta Yahudilik ve Hristiyanlk bir dier tarafta ise Hinduizm ve Budizm bulunuyordu: Hristiyan, Tanr fikriyle balarken Hindu ve Budist'te durum byle deildir: Onlar insan ruhu fikriyle balarlar. Esas itibariyle, bizim Tanr olarak adlandracamz eyle hibir ekilde ilgilenmezler: Zaman ve mekann ve nedenselliin engellendii bir varolu durumundaki kavranyla ilgilenirler; kavray, lmszln hissedilen tecrbesini hedeflerler... Bir tarafta vahiy yoluyla herkese ak olmayan hakikat iddialaryla karlarsnz dier tarafta szde dogmaya ve her trl dini hakikati benimseme ynndeki bir hazrla dair topyekun bir kaytszlkla kar karya gelirsiniz. Bir tarafta Tanr adna konutuunu iddia eden peygamberlerle karlarsnz, dier tarafta ruhlarnn lmsz zeminine szmaktan baka bir derdi olmayan bilgelerle.2 Bu ayrm kabul edilecek olursa slam'n Hristiyanlkla ayn safta yer alaca aktr. nk slam da Tanryla, vahiyle, ahlaki sorumlulukla ve gelecekte olacak olan eylerle ilgilenir. Fakat elbette bir farkllk sz konusudur. HristiK. Cragg, Sandals at the mosque, (Londra, 1959) ve M. K. Hussein, City ofWrong: a Friday in Jerusalem, trc: K. Cragg, (Amsterdam, 1959). R. C. Zaehner, At Sundry Times, (Londra, 1958), s. 16-20.
116

Avrupa ve Orta Dou

yanlk zaman bakmndan Mslmanlktan nce gelmitir ve balangtan itibaren slam, deyi yerindeyse, Hristiyanl, geerli bir vahiy olarak grm ve Hz. sa'y, "Peygamberlerin Mhr" Hz. Muhammed'le sona eren zincirin bir halkas, hakiki bir peygamber olarak resmen tanmtr. Bununla beraber Hristiyanlar iin slam en hafif deyimi ile, pheli bir konudur. slam vahyi gerek bir vahiy olarak nazar itibara alnsn alnmasn ve hangi anlamda olursa olsun bu durum byledir. Peygamberler silsilesinin iaret ettii hadise zaten vuku bulmuken peygamberlik iin ne gibi bir gereksinim olabilir ya da alarn hazrlad ey tam zaman geldiinde meydana gelmiken daha ileri bir imani hazrla niin ihtiya

duyulabilir. Hi phesiz daha te hatta daha da nemli bir baka farkllk mevcuttur: Mslmanlar Hz. sa'y peygamber olarak kabul ederler fakat onun, Tanrnn olu, Mesih olduuna inanmazlar. Bedenlenmeye, Kurtulua (Kefaret) ya da Teslise inanmazlar ve bazlar Hristiyanlarn gerekten bunlara inandn anlamakta glkle karlarlar. Dolaysyla, Hristiyanlar ve Mslmanlar arasnda, siyasi ya da toplumsal gerilimlerden tamamen farkl olarak, eski olmakla beraber sebepsiz olmayan kanlmaz bir dini gerilim vardr ve bir anlamda bu, her bir dinin iindeki gerilime yansr. Mslmanlar Hristiyanl kendi tevilleri dorultusunda kabul ederler ve Hristiyanlarn yorumladklar ekliyle onu reddederler, fakat meseleyi bir adm daha ileri gtrmek gerekirse, slam belli bir mistik teoloji tipinde Hristiyanla yaklar. Dier taraftan slam'a nazaran Hristiyanlk ierisinde Hz. Muhammed'in iddialarnn gerekliinin hatta samimiyetinin topyekun reddinden, sadece slam'da hakiki bir Tanr tecrbesinin olabileceinin deil, bir anlamda onun bir peygamber olmas gerektiinin teslimine dein deien farkl anlaylar mevcuttur. Tekrar Profesr Zaehner'den alnt yapmak gerekirse: Gerekte Kuran, peygamberliin zdr. Kuran'da, baka hibir kitapta bulamayacanz kadar, onu tanmam olan 118
Mslmanlar ve Hristiyanlar

bir halka mutlak bir biimde kendisini amlayan ezici varln anlamna dair bir eyler bulursunuz... Baka hibir yerde Tanr bu denli btncl bir biimde retici, bu denli dehetli ve bu denli gizemli olarak kendisim amlamamtr. Muhammed hakiki bir peygamberdir ve peygamberliin sahih sesi kendisini onun araclyla duyurmutur, bir kimsenin herhangi makul bir gerekeye istinaden ona inanmamasnn imkansz olduunu dnyorum... Topyekun kabul ve red arasnda saysz dereceler vardr. Peki ya Canon Cragg'in yeni kitabn bunlarn arasnda nereye yerletireceiz? Cragg, Mslmanlar arasnda yaam, slam'daki Hristiyan varl hususunda yazmaya ehil ve donanml, en iyi slam aratrmalar uzmanlarndan biridir. Bize zor, anlatm karmak, geni bir bilgiyle olduu kadar ho bir dini duyarllkla yazlm bir kitap sundu. Cragg'in slam yaklamn birka szckle tanmlamak kolay deildir ve bu yaklam bir anlamda bu girift ve karmak meseleler hakkndaki anlaynn ve sz konusu kanlmaz gerilimi mekanik bir biimde zmeyi reddediinin de bir gstergesidir. Profesr Zaehner gibi o da, Hristiyanlk ve slam'n esas itibariyle ayn eylerle "peygamberlik, ibadet, dua, efkat merhamet, kutsal metinler, dini nderler, Tanrnn tabiattaki iaretleri, yaratl ve gnah zetle, insanlk durumuna ilikin ilahi durula ilgili olan btn ... dini kategorilerle" ilgilendiini vurgular. Fakat ayn zamanda bilir ki, kendisini hukukla badatran bir vahiyle, kiisellii getiren vahiy arasnda bir fark vardr: nsann ltuf ve inayetle yeniden hayat bulmas iin Mesih'teki Tanrsal merhamet taahht edilir, slam'da ise bu, yasann hkm altnda, taahht edilmemi biimde balamayla ilgilidir. Camon Cragg benzerlik ve farkllk arasndaki gergin ipte maharetli bir ekilde yrmekle beraber yle grnyor ki, ara sra dme tehlikesiyle karlamaktadr. Hakkaniyetli davranmak iin gsterilen katksz arzu slam'n ortaya A.g.e., s. 27. Cragg, s. 91-92. 119
Avrupa ve Orta Dou

kartt meseleyi en gl bir biimde ortaya koyarak, zaman zaman neredeyse Hristiyan anlamlar slami kavramlarda okumaya yaklamaktadr. Canon Cragg, slam' pek ok Mslman'n inand ve yaad ekilde tanmlamak gibi bir amacm yok, niyetim onun "temel boyutlarna" iaret etmektir diyebilir. Bize yle grnyor ki, bir Hristiyan slam hakknda iki tarzda yazabilir. Olduu ve varolmu olduu haliyle yazabilir (ve eer byle

yaparsa, ki doru olan budur ve kadirinaslk da bunu gerektirir, tpk Canon Cragg gibi onu en iyi ekilde tarif ve tavsif edecektir) veya ona gre gerekte Hristiyanlk olmas gereken slam'n hakikatine dair yazabilir. Fakat bu ikisi arasnda nc bir tr iin, Hristiyan bir ruha sahip fakat Hristiyanlk olmayan ideal bir slam iin bir yer yok mudur acaba? Dr. Hseyin'in kitab ilk bakta byle bir kitap izlenimi vermekte, kar taraftan yazlm, Hristiyanlktaki slam varln aa karmaya ynelik inanl bir Mslman tarafndan yaplm bir alma izlenimi uyandrmaktadr. Bu eser, kitap kapann da syledii gibi, "slam dnyasnda bu zamana kadar Hristiyan inancnn balca temasna", yani armha gerilmeye dair "btnlkl bir inceleme yapan bu sahada yazlm ilk" kitaptr. Bu szckleri en aikar anlamlar itibariyle alan okuyucu hayal krklna urayabilir; nk kitap bu anlamda hibir biimde armha gerilmeyle ilgili deildir. armha gerilme hakkndaki herhangi bir kitap, armha gerilmi olan sa'nn ayn zamanda Tanrnn olu olup olmadn da sormak durumundadr. Nitekim Dr. Hseyin'in kitab, bir Mslman tarafndan yazlm olmas hasebiyle, ayn zamanda Hz. sa'nn armha gerilip gerilmedi-ini de sormak zorunda kalacaktr. Zira Kuran'n otoritesi karsnda Ortodoks Mslmanlar, Hz. sa'nn yakalanmasyla balayp, armha gerilmeyle neticelenmi olan sre ierisinde belli olmayan bir anda ge kaldrlm olduuna ve onun yerine bir baka kimsenin ldrldne inanmaktadr.
120
Mslmanlar ve Hristiyanlar

Bu sorularn her ikisine de Dr. Hseyin Ortodoks Mslmanlarn cevabn vermektedir. Ona gre Hz. sa, slam ilahiyatnn gstermekten hibir zaman ekinmedii zere, hrmet ve ihtiram hissiyle karlanmas gereken, ahlaki bakmdan stn bir rehber, byk bir retmendir. Fakat o slam'n sa'sdr, Hristiyan akidesinin kurtarcs, Jesus the Christ deildir. armha mahkum edilmitir fakat gerekten lmemitir; "Tanr onu aklanmas mmkn olmayan bir biimde kendi katna ykseltmitir." Bunlar yazarn geerken, neredeyse tesadfi bir ekilde dile getirdii hkmlerdir ve gerekten de kendi bak asndan Hz. sa'nn ldrlm olup olmad sorun etmez. O bir eli olduundan nemli olan onun ne syledii, bir baka deyile mesajnn ieriidir. Onun ne yapt ve nasl ld, mesajn aklamas ve sahihliini kantlamas bakmndan ancak tali bir nem arz eder. armha gerilme gerekten vaki olmu olsa bile, Dadaki Vaazdan daha az nem ifade edecektir. Hatta bir anlamda Hz. sa'nn saygnlna, peygamberliin tanrsal kaynana halel getirebilecektir; nk bu, onun zayfl gsterecektir ve "zayflk ne zaman Tanrnn sfatlarndan biri olmutur?" Bu soru slam ve Hristiyan dncesi arasndaki temel farkll ortaya kartmaktadr. Bir baka anlamda olsa da kitap yine de armha gerilmeye dairdir. Canon Cragg'in nsznde iaret ettii zere armhn iki yz vardr: armh sadece kurtarc bir talep deildir... nsanlk tarafyla grlecek olursa ayn zamanda o insanlarn kendi kararlarn Hz. sa'nn retisine ve kiiliine kar tescil ettikleri inkar gereidir. Dr. Hseyin'in kitab her eyden nce bu 'inkar hadisesine', Hz. sa'y mahkum edenlerin kolektif suuna dair bir almadr. Sz konusu alma, Kuds'te bir Cuma gn sona ermi olan trajediyi yaam olanlarn zihinlerinde varln srdren eye Pilatus ve Caiaphas, Lazarus ve Hussein, s. xii.
121
Avrupa ve Orta Dou

Mariya Magdelana, yazarn kefettii izlenimi uyandran akirtler ve eitli sembolik figrlere ilikin bir dizi hayali kurgunun yardmyla yaplmtr. Gerekten de kitap yorumlarla birbirine balanan bu tr pek ok kendi kendine konumalardan, diyaloglardan,

anlatlardan ibarettir. almalarn tamam ayn lde dikkate ayan deildir: Mariya Magdelana'nnki, Aubrey Beardsley tarafndan ortaya konulmu olandan farkldr ve bir tr tersine dndrlm ar duygusallktr. Buna karn, daha uygun bir zamanda gelmi olsayd, Hz. sa'nn karlanmasna eksiksiz hazrlanm olan Caiaphas'nkinde gerekten derin bir kavray sz konusudur: Niin bu insan, retisini zellikle bize getirmitir? ...Mthi bir biimde ilan ettii eye imreniyorum. Fakat dininin bu topraklarda tutunmasn istemiyorum. En fazla ihtiya duyduumuz ey iin mevcut k yolu, isel btnlk ve birliktir.6 Dr. Hseyin sadece Hz. sa'y mahkum edenlerin suuna deil ayn zamanda btn bir insanlk suuna dair yazyor; Hz. sa'nn mahkumiyeti kendine zg aclar bnyesinde barndrsa da sonuta biimsel adan dier gnahkar fiillerden farkl deildir. Dr. Hseyin'in amac insan tabiat ve ahlakna dair iki nermeyi aa kavuturmaktr: lk olarak, bireylerin sadece kendi eylemlerinden deil ayn zamanda iinde bulunduklar toplumun onlarn adna gerekletirdii eylemlerden de ve toplum menfaatlerini daha ileriye gtrmek iin su ilediinde bu toplumun her yesinin bu sutan kendine den oranda sorumlu olmas; ikinci olarak, insanlarn bu tarz sular vicdanlarnn zorlamalarna kar gelerek ilemeleri. Vicdann ilkeleri tpk fizik ya da biyolojininkiler gibi doa kanunlardr. Btn yaratlmlar, yasalara itaat eder ancak, yaratlm mahlukat arasndaki karmakln dzenine karlk gelen bir yasalar hiyerarisi vardr. Akln kaA.g.e., s. 53. 122
Mslmanlar ve Hristiyanlar

nunlar biyolojininkinden "daha yksek" olmakla birlikte vicdann kanunlar bu hiyeraride daha da yksek bir yer igal eder ve akln takip edecei snr ve hedefleri verir. Bu vicdan yasalar, insanlar bunlara itaate zorlayacak maddi bir gce sahip olmadklarndan, daha aa yasa tiplerinden farkllk arz ederler. nsan zgrdr ve ancak "ruhi bir zorlama" ile itaat eder. Ruhi zorlama ilevini yerine getirmediinde gnah oluur ve u iki ekilde de gerekleebilir. Vicdan insan zihnini artk ahlak snrlar iinde tutamad zaman ve bir dier uta akl kaybolup, doal ftrat yava yava hkmn yitirirken vicdan "daha baskc" hale gelir. Bir insan ya da toplum salklyken bu ikisi kendi tabii rollerini yerine getirirler: Akl, doas tarafndan ynetmek iin oluturulur. Vicdann doas snrlamak ve ikaz etmektir. Eer her biri doal rolne balysa her ikisinin de olumlu sonular hkm srecektir. Fakat vicdann bir klavuz, akln bir gemi olduunu ummak her ikisinin de doasnda olmayan istemek olacaktr. Bu ifadeler yeterince soyut olmakla beraber, ngrlmemi sonular bnyesinde barndrmaktadrlar. Kitap, ilk bakta grldnden daha fazla siyasidir. Onun btnsel sava uyarlar zamanmzn evrensel problemini yanstmaktadr: "Hangi sebeple ve her kim olursa olsun insann hibir surette hemcinsinin lmne sebep olmak gibi bir hakk yoktur." Fakat bu ayn zamanda, zellikle slam cemaatine yneltilen bir vaazdr. Akl ve din alan arasnda yapt ayrm, sz konusu alanlar arasndaki Hristiyani ayrma ve Doal Hukuk kavramna alkn olan Batl bir okuyucuya, sradan bir hakikat gibi grlebilir; fakat bu ayrm bir slam toplumunda yapldnda tamamyla farkl bir anlama ve neme sahiptir zira slam'n eri hukuku bireysel olduu kadar toplumsal kapsaml, ideal bir ahlak kodu salama iddiasndadr. Dr. Hseyin dinin, akln tecavz etmemesi gereken snrlarn saptanmasna ilikin esas itibariyle olumA.g.e., s. 209.
123
Avrupa ve Orta Dou

suz bir ileve sahip olduunu ve onun sosyal ve siyasi dzeni dolayl ve olumsuz bir ekilde etkileyebileceini sylerken aslnda toplum iin kendi kurumlarn ve yasalarn, deien

toplumsal ihtiyalarn nda ve gelenei hesaba katmakszn, dzenleme ve oluturma hakkn ileri srmektedir. Hi kukusuz Dr. Hseyin modern zamanlarda byle bir iddiay dile getiren ilk Mslman deildir. Dini akide alann toplumsal yasama alanndan ayrmak haddi zatnda, en byk figr bir baka Msrl, eyh Muhammed Abduh olan, "slam modernizminin" amalarndan biriydi. slam dncesinin kavramlarn on dokuzuncu yzyl Avrupa'snn bilimsel natralizminin nda yeniden yorumlamak bakmndan modernist yazlarn, amac olmasa bile sonucu belki her zaman bilinli deilse de karmakt. Yazm usulnn btn zgnlne ramen Dr. Hseyin bu dnce ekolnn ge kalm bir temsilcisidir. Dr. Hseyin'in kitabnn belki de en ilgin blm havarilerin psikolojisine ve onlarn Hz. sa'y korumakta gsterdikleri zafiyet ve baarszlklarn onlar zerindeki etkisine ynelik can alc aklamasdr. Yazara gre insan psikolojisinin bu seviyesinde byk dinler arasnda farkllk bulunabilir. Btn dinlerin temel retisi ayndr; hepsi temele indirgenir: nan, sevgi ve itidal. Fakat nebevi mesaja Mslmanlarn, Hristiyanlarn ve Yahudilerin insani karlklar farkl olmutur. Yazarn tezi, bu toplumun her birinin erken dnem tarihinde, psiik yapy ekillendirmi olan bir olayn meydana geldii ynndedir. Psikolojik bir terim kullanmak gerekirse, "travmatik" bir hadisedir bu. Yahudiler iin bu hadise "Yahudilerin kesin ve topyekun yok olmaktan harikulade bir mucize ile kurtuluu", yani "k"tr. Bunun etkisi, sefil umutsuzluk ve snrsz umudun Yahudilerin zihninde birlikte mevcudiyeti olmutur. slam tarihinde bu, kk Bedir Sava, yani az saydaki Mslmanlarn peygamberlerini Kurey savalarnn say ve silaha ok daha byk bir gcne kar baarl bir biimde savunmalardr.
124
Mslmanlar ve Hristiyanlar

Hristiyan tarihinde ise bu, havarilerin efendilerini korumaktaki baarszldr: Bylesi bir psikolojik gerginlik, ruhlarnda herhangi bir etki brakmakszn gereklemi olamaz. Bu etkilerin tevars e-dilebilmesi mmkn deil midir? En yce, ulvi anlarnda en iyi Hristiyan, kederli bir insandr. Dr. Hseyin'e gre, slam ve Hristiyanlk arasndaki yegane farkllk insani karlkta kendisini gsterecektir. Fakat Dr. Hseyin'in aklamalar Hristiyanlara yle grnecektir ki, karlk verdiklerine inananlara onun ne ifade ettii tam olarak anlalmadndan, kendi karlklar adil bir biimde deerlendirilmemitir. armha gerilme ve bedenlenme gz ard edilerek Hristiyan psikolojisinin btn bir boyutunu, onun kutlu doumunu, ...barn mjdeci haberlerinin, insann kiisel btnlnn huzurunu ve Tanrnn kabul edilmi kulluunun selametini gzden karmtr ...Eer, bir Hristiyan' bu denli tuhaf bir muamma ile armha gerilmi Mesih'e inandran yasann tek bana yeterli olduuna dair slam anlay, merkezinde Han olmad bir Mslman merhamet anlay ise, bu takdirde, Mslmanlarn bar retisi ile olan ilgilerinin mer-kezi bu inan olmaldr. A.g.e., s. 224. Cragg, s. 135.
125

VOLNEY VE MPARATORLUKLARIN ENKAZI


Constantin-Franois Chassebof 1757'de Fransa'nn kuzeybatsnda Craon'da dodu; babas mtevaz bir kkene sahip kasaba avukat, annesi toprak sahibi bir burjuva ailesine mensup birisiydi. nan itibariyle jansenist olduu sylenen Anjou'daki College d'Angers'te okudu ve muhtemelen yazlarnn ayrt edeci zellii olan dini otoritelere ynelik eletirel yaklamn burada kazand. On sekiz yanda tp tahsili iin Paris'e gitti; ayn zamanda Arapa renmeye balad ve Condorcet, Diderot, Franklin ve dierleriyle karlat d'Holbach ve Madame Helvetius'un salonlarnda sk sk grld. Dncesi ve hayat, dorultusunu bu erken toplantlarda bulmutur: nsanlar akllarn insan toplumlarnn istikrar ve gnencinin bal olduu erdem ilkesini kefetmek iin kullanmal ve dinin kkenlerini ve doasn anlamak iin tarih almaldrlar.

1782'de bir ans eseri, hi phesiz ksmen genlik merakyla ve ayn zamanda dnyann, hala medeni hayatlara hkmeden fikirlerin geliip boy att yerlerini grmek ve gemiin ihtiamyla ondan kalm olanlar karlatrmak arzusuyla, Yakn Dou'ya gitmek zere Fransa'y terk etti. Kuvvetli ve ikna edici bir ipucu sunmamakla beraber biyografisini kaleme alan yazarn da ima ettii zere, zamann Dileri Bakan Vergennes adna gizli bir siyasi misyona da sahip olma ihtimali de vardr. Seyahati iki yldan fazla srd. 1783 ylnn Ocak aynda skenderiye'ye ulaarak burada iki hafta kadar kaldktan sonra birka ay kalaca Kahire'ye
Avrupa ve Orta Dou

gitti. Yln sonunda Suriye kylarn gezerek am'a gitti ve 1784'n ilk sekiz ayn Lbnan dalarndaki Hanara kynde Mar Hanna (St. John) Melkite Manastr'nda Arapa renerek ve Lbnan ve Suriye'nin ilerine ksa seyahatler yaparak geirdi. Yln sonuna doru Bahar bir kere daha skenderiye'de geirerek, Fransa'dan ayrlmadan nce gneye, Kuds'e ve Filistin'deki eitli yerlere hareket etti. 1787'de Voyage en Syrie et en Egypte kt; bunun iin ve daha sonraki yazlar iin Volney mstear ismini kulland.1 Kitap hem ani hem de uzun sreli bir baarya sahip oldu ve bu baars yalnz Fransa'yla snrl kalmad. Ayn yl kitabn, ikinci basksnn zerinden bir yl gemeden, 1788'de ihtiya hissedilen ngilizce evirisi yaymland. Dolaysyla Kraln arda bulunduu [ snfn temsilcilerinden oluan] Genel Meclis'in [Etats generoux] toplantsna Anjou vilayetinin nc Snf [tiers etats] temsilcilerinden biri olarak 1789'da gittiinde belli bir n ve hrete sahipti. -nc Snf (ya da daha sonraki adyla Ulusal Meclis) grmelerinde yer ald. Fakat 1790'n sonundan nce kendisini hissettirmeye balam olan ulusal coku ve gcn hogrsz ve gaddarca kullanmna ynelik eilimler konusunda endieliydi. O, makul bir ruh ve inanca sahipti: ok kere bir devrimin balarnda grnen genel uzlam ile yeni ve daha adil bir dzenin yaratlmasnn imkanna inanmaktayd. Voyage'n Franszca yazlarnn yer ald iyi bir modern edisyon bulunmaktadr. Buna J. Gaulmier bir giri yazmtr (Paris ve The Hague, 1959). Gaulmier ayrca Volney'in tam bir biyografisini (L'ideologue Volney, Beyrut, 1951) ve onun daha ksa bir yaam yksn yazd (Volney, un grand temoin de la Revolution et de l'Empire, Paris, 1959). Bir yazar ve bir dnr olarak Volney'le ilgili yaplm en kayda deer alma, hala, Causeries du Lundi isimli eserinin yedinci cildinde yer alan ve Sainte-Beuve tarafndan kaleme alnandr. G. Chinard'm Volney et l'Amerique (Baltimore ve Paris, 1923) isimli almas ise, Volney'in Amerika ziyaretini ve o-rada Jefferson'la tanmasn konu edinir. N. Daniel, islam, Europe and Empire, (Edinburgh, 1966), isimli almasnda Volney ve daha sonraki nesiller rneinde Avrupallarn Mslman dnyaya nasl baktn analiz etmektedir.
128
Volney ve mparatorluklarn Enkaz

Sessizlie ekildi ve 1791'de kan ve olumlu karlk bulan ikinci mehur kitabnn, Les Ruines, ou Meditations sur les revolutions des empires'in, yazmyla megul oldu. Bunu Corsica'da baarsz bir tarmsal ura dnemi ve Kamu Gvenlii Komitesinin emriyle hapishanede geen birka ay (siyasi sebeplerden ziyade, yle grnyor ki, Corsica'da yaplan borlar nedeniyle) takip etti. Daha sonra 1795'de yl geirdii, ikinci byk seyahatine, Amerika Birleik Devlet-leri'ne doru yola kt. (Paris'ten tant ve daha sonra Ruineshn ngilizce'ye evirisine yardm edecek olan) Jefferson'u ziyaret etti, George Washington'la bulutu, Fransa'nn 1763'de Loisiana'y spanya'ya, Kanada'y ngiltere'ye terk etmesiyle yalnz kalm olan Wabash nehrindeki bir Fransz ileri karakol mevkiine dek lkenin ilerine seyahat etti. 1799'da Fransa'ya dnerek Bonaparten Birinci Konsl olarak iktidara getirilmesi hareketinin iinde belli bir rol oynad. Yeni yneticiyle ilk kez, Corsica'da gen bir subayken tanmt ve seyahatler kitab Bonaparte'n Msr Sefe-ri'nde beraberinde getirdii ve dikkatli bir ekilde okuduu (ok daha sonra St. Helena'de ktphanesini oluturacak olan) kitaplardan biriydi.

Bir mddet bu ikisi arasndaki iliki yakn ve samimiydi. Volney, Senatr yapldysa da bir kere daha hayal krklna urad, nce Bonaparte'n Kiliseyle uzlama siyasetiyle ve daha sonra imparator unvann almasyla. Doru olmas pek muhtemel grnmemekle beraber yle bir hadise nakledilmektedir; frtnal bir tartmay Napoleon, senatr tekme tokat kovarak sona erdirmitir. Senatodan ekilmeye alm fakat istifas kabul edilmemi ve honutsuzluunu imparator tarafndan teklif edilen nlemlere kar oylaryla zaman zaman gstererek bir kere daha sessizlie ekilmitir. Hayatnn geri kalan ksmnda daha ok yazyla megul olmutur. Birleik Devletler'deki gzlemlerine dayanarak burann fiziki corafyasna dair bir kitap ve kadim tarihe ve Dou dillerinin retim usullerine ilikin almalar bu d129
Avrupa ve Orta Dou

nemde gndeme geldi. 1820'de eref payeleriyle ld. mparator onu imparatorluk kontu yapt ve bu unvan Restorasyon dneminde onand. Volney, bir zamanlar La Fontain'in olan yirmi drdnc fauteuil' igal eden bir Fransz Akademisi yesiydi; ayn zamanda Philadelphia Amerikan Felsefe Dernei yesiydi. Eserleri arasnda imdilerde ancak Voyage'm zevkle ve kazanla okunabileceini sylemek abart olmayacaktr. Belki de kendisi Ruines'a daha byk bir nem vermi olabilir fakat Saint-Beuve, nnn abartldn sylerken haklyd. Bununla beraber Voyage kalc bir neme sahiptir. Bu ksmen Msr'n Fransz igali srasndaki ve daha sonraki seyyahlar zerindeki etkisi nedeniyle olmakla beraber, daha ok, kendi deer ve meziyetleri sebebiyledir. Bonaparte, allagelmi zekice kavrayla bu meziyetlerin nerede olduuna iaret etmiti. Msr'dan dndkten ksa bir sre sonra 26 Eyll 1799'da Volney'i kabul etti ve kitabn vd. Moniteur'da kan bir nota gre yazara, yalan sylemeyen yegane seyyah olduunu ve doruluk meziyetine, takdire ayan bir gzlem gcn eklediini sylemiti. Bu kitab yazarken Volney gerekten de daha nceki seyyahlarn grm olduklarn abartma ve hayal glerine kaplma itiyadna bilinli bir biimde kar koymutur: Seyyahlar bo yere Rosetta ve Kahire bahelerini vp durmaktalar. Trkler ince ve medeni uluslarca bu denli gelitirilmi olan bahe sanatna yabancdr ve her trl sunilikten nefret ederler... Bo yere bize bahelerde tabii olarak yetien portakal aalarndan ve sedirlerden bahsediyor olabilirler. Refah ve kltr tasavvurlarnn bu aalarla ilikilendirilmesine alk olsak da, nk bizim indimizde bunlar kanlmaz olarak onlarla ilintilidir, hile ya da yanlsamay sezemeyiz... Bo yere Trkleri bunlarn glgesinde nahif bir biimde istirahat ederlerken ve dnmeksizin mutlu bir ekilde ubuunu tttrrlerken betimlerler. Hi phesiz cehalet ve budalalk, zekilik ve eitim kadar onlarn zevkleridir; fakat kendi hesabma hibir zaman klelerin istirahatn kskanacak kadar ya da hissizlii mutluluun adyla yceltecek kadar gzm dnmemitir.
130
Volney ve mparatorluklarn Enkaz

Volney ektii resmin nne kendi kiiliini koymaz. Kitabnda kendi maceralarna dair hibir ey yoktur ve tek bana kitaptaki ipularndan tam olarak nereye ne zaman gittiinden emin olmak bile mmkn deildir. Muhteem gemiin abidelerini sunarken kendisinde uyanan hissiyat anlatmaz, haddi zatnda bunlar olduka seyrek olarak zikreder: Piramitlere ve Baalbek Tapnaklarna dair bir eyler syler, ngiliz seyyah Wood'un Palmyra hakknda yazdklarndan alntlar yapar, fakat hepsi bundan ibarettir. Biricik hedefi Msr ve Suriye topraklarna ve halklarna dair grm olduu kadaryla serinkanl, dikkatli ve doru tasvirler sunmaktr. Bu tasvirler sadece doru ve kesin deil ayn zamanda ayrntl ve tamdr da. Gzlem gc gerekten de muhteemdi, fiziki dnyann renklerine ve ekillerine, gnn siyasi olaylar kadar insanlarn ne giydiklerine ve nasl davrandklarna da dikkat etmi ve bunlar betimlemesini bilmitir. Msr'daki Memlk ynetiminin zne dair yapt analiz, Ali Bey

hanedanl hakkndaki anlats yakn zamanlara dek pek ok tarihinin on sekizinci yzyl Msr'na dair yazdklarnn temelini oluturdu. Gnmz nesli iindeki birka akademisyen onun sunduu resmi tadil etti, fakat syledikleri hala, dikkatle gzden geirilmek kaydyla kullanlabilir zelliktedir. Kitapta Msr toplumuna dair baka pek fazla bir ey yoktur; Kahire'de iken Msrllarla serbest bir biimde kaynaabilecek kadar Arapa bilmiyordu ve sylediklerinin ou Avrupal ve Suriyeli tccarlardan edinilmi izlenimi vermektedir. Fakat daha iyi tand Suriye blmleri Lbnan dalar, am ve Filistin'in blgelerine daha dolu dolu betimlenmitir ve hala ondan pek ok ey renilebilir. Gnn bir baka iyi tannan seyyahyla Volney'i karlatrrken, Gibbon: "ki modern rakipten, Savary ve Volney, biri artabilir dieri retir" demitir. Saint-Beuve de benzer bir deerlendirmede bulunur. Bilimsel kesinliini takdir ederken, kitapta Volney'in kendisi hakknda bu denli az eyin bulunmasndan dolay esef eder: "Onda Montaigne'den
131
Avrupa ve Orta Dou

hibir ey yoktur, slubu kuru ve renksizdir, basit bir seyahat anlats olmu olsayd ve okuyucuya yazarla birlikte seyahat ediyormu hissini verseydi kitap daha cezbedici olacakt" Modern bir okuyucu eser hakknda muhtemelen bundan daha iyi dnecektir. Ak seik ve kolayca akan bir anlat bize kendiliinden zevkli gelebilir; bununla birlikte okurken bireysel bir beeni ve deerlendirmeye ilikin her zaman bilinli deilizdir. Volney'in Suriye'yi Msr'dan; am' Kuds'ten; dalar vadilerden daha fazla sevdii ve Mslmanlara Dou Hristiyanlarndan daha fazla hayran olduu ortadadr: Mslmanlarn ... kibirleri kstahl bile glgede brakyorsa da ... yine de onlar bir tr iyi yreklilie, insanla ve a-dalete sahiptirler; ve her eyden ziyade bir felaket zamannda hibir surette byk bir metanet ve azim, bir karakter salaml sergilemekte zafiyet gstermezler. Saint-Beuve ve dierlerinin sylediklerine ramen kimi zaman izgiler ar derecede sert izilmi olabilir: Osmanl ynetimi onun ima ettii denli hukuk tanmaz ve tahripkar, Lbnan hayat bu denli zgr ve mutlu muydu? Eer ar bir coku ya da abart varsa bu onun yapmaya alt eyden kaynaklanmaktadr. Tanmlar ve betimlemeleri, ona gre, Yakn Dou'da grm olduklaryla onanm ve akla kavumu olan berrak ve salam bir biimde kk salm bulunan kanaatler sistemiyle ilintilidir. O bir ideologue, akln stnlne inanan bir insand ve ayn lde efkat kltne, kilisenin taleplerine ve mstebit yneticilerin gcne karyd. Grleri btn olarak Les Ruines'de aklanmtr. Mutlu ve zengin toplumlar gizemli doast glerin ilemesiyle ve esas itibariyle yaadklar topraklarn fiziki gleri nedeniyle deil, aksine tam olarak anlayabileceimiz ahlaki ve sosyal sebepler dolaysyla bu durumdadrlar: mparatorluklarn gnenci genel kabulle yceltilen ve yasalarda temsil edilen bir doal adalet ilkesine gre yneten hkmetlerin varlna baldr. Toplumun gerek dmanlar, hukuk tarafndan snrlanmam yneticilerin hrs
132
Volney ve mparatorluklarn Enkaz

ve tamah, akli ahlak ilkelerinden haberdar olmama ve sahte dinlerin rahipleri tarafndan beslenilen bir cehalettir. Bu inanlar onun siyasi kariyerini de aklar: Ulusal ve Kurucu Meclis dnemine ve Yce Varlk kltne dair ksa srede snen umutlar, daha sonraki ekilii, papazlara geri dnen ve kendisini mutlak hkmdar yapan Napoleon'a muhalefeti. Bu ayn zamanda Voyage'mdaki vurgularn varolu gerekelerini aklar. Ona gre Osmanl ve Memlk ynetimi hukuksuz zorbala, her bir insann altnda olann efendisi olduu bir bask hiyerarisine rnektir: Sultann emirlerinin taycsnn kendisi, bu andan itibaren Sultan olur... ykseklerdeyken gten marur ve onu suistimale istekli, alt ya da tbi durumundayken srekli olarak daha byk gc hedefleyen, hem sabr hem de acma hissine yabanc olanlar... zirvede snrsz glerin istismar ne kadar ok olmal.

Buna karlk Lbnan toplumu, en azndan her bir insann toprana gvenlik iinde sahip olmas zgrlne dayanan, belli bir doal dengeye ve monari, aristokrasi ve demokrasinin eitsiz bir karm olan bir hkmete sahipti.
133

WILFRED SCAWEN BLUNT VE DOU'NUN YENDEN CANLANII


1885'de devrimci Pan-slamizm hareketinin nderi Seyyid Cemaleddin Afgani ikinci dereceden air, milliyeti hareketlere merakl Wilfred Scawen Blunt'a misafir olmak zere Londra'ya gitti. Ziyaretin amac geici gcnn zirvesinde bulunan Lord Randolph Churchill ile Msr ve Sudan meseleleriyle ilgili gr alveriinde bulunmakt. Sunulan eitli nerilere ramen hibir olumlu sonu alnamad ve ziyaret mutsuz bir ekilde son buldu. Blunt, Afgani'nin doulu arkadalarndan ikisini u ekilde anar: Siyaset ya da din zerine kavga ediyor gibiydiler ve sonu birbirlerinin kafalarna emsiyelerle vurmaya kadar vard. Onlardan evi terk etmelerini rica etmeliydim ve Seyyid onlar takip etti. Birisi izgiyi bir yere izmelidir ve ben imdi Seyyid'e aylk mddeti baka bir yerde geirmesi gerektiini nerdim... Din ya da siyaset zerine yaplan kavgalar, emsiyelerle ya da daha lmcl silahlarla giriilen atmalar mlteci hayatn zn tekil eder. On dokuzuncu yzyl Leh, Rus ve italyan tarihinin sayfalar bu tarz olaylarla doludur; fakat bu olaylara kahramanlarn karmak karakterleriyle ve ilikilerin ustalkl bir biimde mesafeli hale getirildii byk uurumla zel bir keskinlik ve aclk kazandrlmtr. (Blunt'm Afgani hakkndaki nitelemesini kullanmak gerekirse) "vahi dahi adam" ile Viktorya dnemi toprak sahibi tara eraf ve edebiyat adam arasnda gerekten byk bir uurum vard ve bu uurum ancak paylatklar vahilik ve
Avrupa ve Orta Dou

adalet tutkusu ile kapatlabilmitir. Byle uurumlar amak, ulusunun gcnn yaylmasyla yutulan halklar, en azndan bu ulusun hakim snfnn bir yesinin, yenilmi olanlarn safnda yer ald hususunda ikna etmek Blunt'm kaderiydi. Sussex'li tara erafndan bir aileye mensup olarak Wilfred Scawen Blunt, 1840'da Crabbet Park'ta, halasnn ve onun kocas George Wyndham'm evinde, Petworth House'da dodu. Petworth, harikulade odalar zinciriyle, emsalsiz resim koleksiyonuyla, karacalarn otlad ve ocuklarn ellerinden beslendii byk parkyla ngiltere'nin byk evlerinden biriydi. Bu ev, Blunt'n mklpesent, gz kamatrc ve yar gnll hayat biimine herhangi bir etkisi olmakszn btn hayat boyunca "dnyevi ihtiama dair bir d" olarak kald. Erken yalarnda bu eriilmez bir dt, nk hibir zaman istikrarl bir ocukluun gvenliini tatmad. ki yandayken babasn kaybetti ve zeki, airane ve huzursuz bir kadn olan annesi ocuuyla birlikte evden eve dolat. Fakat bu huzursuz kadn bir baka trden huzur buldu: 1851'de ocuklarn ard ve onlara Roma Katolik Kilisesine kabul edildiini syledi. Gzyalarna boulduysa da bu uzun srmedi. Birka ay iinde her de kabul edildi. Blunt'm hayatnn, Kilisenin tasvip edemedii fakat onda iaretlerini brakm olan ynleri olacaktr. Stonyhurst ve Oscott gibi Katolik okullara gitti ve on sekiz yandayken diplomatik servis imtihann kazand. Sonra temsilcilik ve eliliklerde on yl atae olarak hizmette bulundu ve servisten 1869'da ayrld. 1860'lar Avrupa politikasnda hibir byk krizle bozulmayan barn hakim olduu bir on yldr; gen bir ataenin vazifeleri ar deildi ve Blunt'm dier meselelere ayracak oka zaman oldu. Erken dnemlere ait bir fotoraf, zensiz bir klk ve zarafetle, altnda bir kpein uyuduu bir koltua yaslanm, melankoliye hafife boyanm romantik bakl gen bir adam gstermektedir: ekildiinde yir-misindedir ve ihtiyarlna dek hayatnn belli bal temalarndan birini tekil edecek olan romantik aklara dalmak
136
Wilfred Scawen Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

zeredir. Gerekten de her zaman kendisini bir hayattan dierine atlayan birisi olarak dnmtr. Paris'teki grev sresi esnasnda hafif merep kadnlarla tanm ve bunlardan birisi olan Catherine Walters'a ak olmutu. Catherine Walters, Viktorya dnemi hari baka bir dnemin meydana getiremeyecei bir figr, mehur bir fahie, gnn en k ve zarif beylerinin metresi, fakat eski sevgilileriyle ve dier pek oklaryla ilikisini srdren, Mayfairde'ki evinde saray erkann arlayan, kadnlarn olmasa da parlak ve mehur beylerin grmekten holandklar ve hatta Gladston'n bile zaman zaman grnd dillerden dmeyen partiler veren bir kadnd. Blunt her zaman Catherine Walters' hayatnn en byk ak olarak dnd ve o, ilk iirlerinin konusuydu. Diplomatik seyahat ve romantik aklarnn bu balang yllar esnasnda gerekten de airlik meslei kendini gstermi ve bir lde baarl olmu olan birka ciltlik iir kitaplar yaynlamtr. Arkadalarndan kimisi onun byk bir air olduunu dnyorduysa da aradan yzyllk bir zaman dilimi getikten sonra ayn iddiay ileri srmek hemen hemen imkanszdr. Teknik yetenee, iyi bir kulaa, hislerini anlatma gcne ve fikirlerini akc ve hareketli bir nazm halinde ifade etme kabiliyetine sahipti. Bu nitelikler onu harikulade bir evirmen yapmt; Muallakat evirisi hala zevkle okunabilir: Mina'da, Gula'da ve Ricam'da kayp ordugahlara, uzun konaklamalara gidilir, nasl da terk edilmi, periandr. Reyyan beyaz sel yataklarnda yalnz ve meyus yatar, sel suyunun brakt izlere benzer iaretler koyarak. Onda yaayanlarn doall, terk edilmilii, sadelii ne kadar yl, sava ay ve de haram ay (srer). Muallakat olarak da bilinen, the Seven Golden Odes of Pagan Arabia, orijinal Arapa'dan Lady Anne Blunt tarafndan evrilmitir. ngilizce versiyonu Wilfrid Scawen Blunt tarafndan hazrland. (Londra, 1903), s. 26.
137
Avrupa ve Orta Dou

Fakat Blunt, byk sanatnn yabanclndan mahrumdu ve ne imgelerinde ne de szcklerinde byk airi knden ayran, ngrlebilir olann tesine geen bir krnt yoktur. Yine de deyi yerindeyse birinci snf bir ikinci dereceden airdi, dostluklar vard ve dier airlerin, hatta daha gen bir neslin ve farkl bir ekoln bile saygsn kazanmt. 1914'de W. B. Yeats, Richard Aldington, Ezra Pound ve yeni kuaktan baka drt air daha onunla akam yemei yemek, Pound tarafndan yazlm iirsel bir sylevi ona takdim etmek ve hayranlklarn dile getirmek zere kr evini ziyaret etmilerdi: Kendi bildiiniz yolda gittiinizden Gzel msralar yazp, dnyayla dalga gemi olduunuzdan Bir sanat ticareti deil byk sitili yelediinizden Mazzini'yi tutup kurumlardan nefret ettiinizden Biz, pek az sayg duyanlar, nnzde eiliyoruz ... Yine de bu grmede zihinlerin etrafl ve esasl bir ekilde bulumas gereklememi gibidir: Blunt neye dair konutuklarn anlayamadn itiraf eder ve Mazzini'yi Urabi ile kartrdklarndan dem vurur. Fakat en azndan yemek (tylerle servisi yaplan tavus kuu kzartmas) kayda deerdi ve onlarn takdir hisleriyle karland.2 Aklarn ve iirin altnda, bu zamanlarda onun hayatnda kendini hissettiren bir baka aknt daha vard. Darwin'in Origin of Species isimli eseri, Blunt on dokuz yandayken Olay, Ezra Pound zerinde ciddi bir etki brakt ve ok sonra Pisan Cantos'ta ondan gururla bahsetti: Blunt'n aaca kapy almak nazike, Havadan canl bir gelenei teneffs etmek Ya da gn grm bir gzden fetmedilmeyeri alevi Bu beyhude deildir. Olayla ilgili bir alma iin bkz.: William T. Going, 'A peacock dinner: the homage of Pound and Yeats to Wilfrid Scawen Blunt', Journal of Modern Literatre 1, (1971), s. 303.

138
Wilfred Scawen Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

yaynlanmt. Gnah kartt papazdan okumak iin msaade istedi, izin reddedildi, fakat buna ramen okumaktan geri durmad. Daha sonra kaydedecei zere bu, onun "ilk bilinli gnahyd". Bir mddet sonra kz kardeinin bir manastrda rahibe olma ynndeki kararyla derin bir biimde sarsld. Bu iki hadise onun Katolik retisini ve disiplinini reddetmesinde nemli bir aama tekil etti ve isel bir atma dnemini at. Katolik teolojisinin insan tabiatna ve evrene dair vazettikleriyle Darwin'in teorilerinin ima ettiklerini nasl badatrabilirdi? Kendi vahi tabiatnn drtlerini, haz dnyasn tutkulu kabuln Kilisenin buyrukla-ryla nasl bask altna alacakt? atma, sonunda, en azndan d grn itibariyle zme kavutu. Daha sonra "yirmi bir yandan itibaren zihninin derinliklerinde her zaman inansz kaldn" ifade edecektir. Blunt iin dini btn ve retileri yaama geirilen Katoliklik yava yava gevemeye yz tuttu. nanmaya alsa da te dnyaya inanamadn ihtiyarlnda itiraf edecektir. lrken dile getirdii arzusu takdis edilmeksizin ve Kilisenin rutin ritelleri icra edilmeksizin gmlmektir. Fakat inanabilme-ye ynelik bir arzuyu, zlemi hibir zaman yitirmemi ve inan ayrcalna sahip olanlara saygy esirgememitir. Peder Tyrell dahil Katolik "modernistlere" dair bir eyler biliyordu ve onunla tantktan sonra gnlne u ifadeleri kaydetmiti: "Bylesi szn saknmayan samimi bir papaz krk yl nce inancm kurtarabilirdi." Blunt 1869'da, Byron'un torunu Lady Anne Noel ile evlendi. Mahcup, rkek, bu dnyaya ait olmayan bir akademisyen kafasna sahip olmakla beraber derin bir kavraytan yoksun ya da mizah hissine yabanc, uzlamazcasna erdemli, kat ve inat nitelikleriyle bu kadn belki de romantik akn isteklerine kendi dar zaviyesinden inanan, patriarkal bir hayat ortaklndan ok genlik maceralarna uygun bir eti. Sonuta evlilik birlii dald. 1906'dan itibaren ayr ayr yaadlar. Her ne kadar atlak, 1916'daki uzlamayla tamir edilmi olsa da, Lady Anne hemen akabinden lmemi
139
Avrupa ve Orta Dou

olsayd bile "her birisinin varlnn bir dierinin varlnda meydana getirdii bu keskin acya daha fazla katlanmakszn" ayr yaamay tercih edecekleri muhtemeldir. Tek ocuklar Judith, babasnn zekasnn ve yakkllnn yanna kendi sz dinlemezliini eklemiti. Mlkiyet zerine tartmalar, babasnn annesine sadakatsizlii hakkndaki bilgisi, babasna kar, babasnn lm deinde bir an iin kaybolduysa da daha sonra ona kalan otuz be yllk hayata yn vermek zere tekrar yenilenmi olan kkl bir nefret ve fke meydana getirmiti. Bununla beraber evliliin ilk yllar mutlu ve uyumluydu. Blunt'n byk aabeyinin 1872'deki lm Sussex'teki aile mlklerinin ynetimini ona brakmt. O ve hanm e-pey bir zaman bu ilerle megul oldular, Crabbet Park geniletip gzelletirdiler, fakat ayn zamanda bir dizi uzun sreli Yakn Dou gezilerine de ktlar. 1873'te stanbul'a ve Anadolu'ya gittiler 1874'te Cezayir'e 1875-1876'da uzun zamanlardan sonra ilk kez Msr'a gittiler. 1877-1879'da bu zamana dek daha nce hibir Avrupalnn gze alamad uzun bir l seyahati gerekletirdiler: lki onlar Suriye lleriyle am'dan Badat'a; ikincisi am'dan Sirhan Vadi-si'yle amar Dana buradan da douya doru Badat'a ve gneybat ran'a gtrd. Bu yolculuklara dair gzlem ve deneyimleri Lady Ann'in iki kitabna, Bedouin Tribes of the Euphrates ve A Pilgrimage to Nejd'de bir araya getirilmitir. Daha sonra 18801881'de ikinci ve daha uzun bir sreyle Arapa renmek iin Msr'da kaldlar ve buradan Cidde ve Suriye'ye getiler. Bu seyahatlerin eitli sebepleri vardr: Genliin verdii macera tutkusu, kardeini ldrm olan akcier tberklozunun tehdit ettii Blunt'n saln iyiletirme ihtiyac, daha sonra Crabbet harasn oluturacak olan Arap atlarn satn alma arzusu, on dokuzuncu yzyl ngiltere'sinin geleneklerinden zgrln ve fantezinin ideal dnyas olarak grnen bir

dnyaya kama zlemi. Fakat Blunt'n yaadklar belki de balangta niyet ettiinden daha derinlere
140
Wilfred Scavven Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

gitmitir. D dnya ve sakinleri, kendilerine, eylemlerinin ve hayallerinin aydnlatabildii bir zeminden daha fazla bir ey ifade etmedii aristokrat seyyahlar, kendilerini bu dnyann talepleriyle hapsedilmi buldular. Bluntlarn ilk kez kar karya geldikleri Yakn Dou, tarihindeki kriz anlarndan birini yayordu. On yl nce ziyaret etmi olsaydlar meselelerinin biimi onlara ak gelmeyebilirdi; on yl sonra ise burann mukadderat belli olmu olacakt. Fakat 1870'lerde byk deiiklikler meydana geliyordu ve onlar doru yolda olduklarna ikna etmek zere iyi niyetli bir insan iin yapacak bir eyler hala var gibiydi. Bu dnemde stanbul'da II. Mahmut ve Kahire'de Mehmet Ali tarafndan giriilen idari ve hukuki reform hareketi bir nesildir devam ettirilmekteydi. Hareket hem Trkiye hem de Msr'da bir lde baarl olmutu ve sre imdilerde her ikisinde de, her biri bir dieriyle balantl problemle kar karya idi. dare rm, kt ynetilmekte ve etkinliini kaybetmiti. Bu nedenle ynetimin, nlemleri yerinde ve doru bir biimde uygulamas imkan yoktu. Yneticiler ve halk arasnda gittike byyen bir uurum vard. Zira bir taraftan, hkmet reformda eitimsiz insanlarn kavrayp benimseyebileceinden daha ileri gitmi, dier taraftan, yneticilerden daha ileri ve daha hzl gitmeyi ve haddizatnda hkmetin kendisine anayasal-meruti snrlar empoze etmeyi arzulayan yeni eitimli bir snf olumaktayd. Gelecee ynelik en tehlikeli durumsa Avrupa'nn etkinliinin artmas ve Yakn Dou ile ilikisinin deimesiydi. On yl nce reformcular ilerlemenin yoldalar olarak en temelde ngiltere ve Fransa'ya bakyorlardysa da artk bunlara baka ekilde baklr olmutu. Osmanl ve Msrl yneticiler Avrupal para babalarna muazzam bir biimde borlanyorlard ve 1870'lerin byk "Dou krizinde" Osmanl mparatorluunun varl bir "g" tarafndan tehdit edilmiti ve ancak dier glerin mdahalesiyle korunmaktayd. Bir veya iki yl sonra imparatorluun merkezini korumak iin mdahale eden glerin bizzat kendileri impara141
Avrupa ve Orta Dou

torluu kysndan kesinden kemirmeye balamlard: Fransa 1881'de Tunus'u, Britanya 1882'de Msr' igal etmiti. Btn bu sreci Blunt ve ei ayda gzlemlemi ve bunlarn pek ou kitaplarna yansmtr. Anadolu'yu ilk ziyaretlerinde Osmanl ynetiminin ryn yakndan grmler ve iki yl sonra Msr'da smail'in vergi toplayclar tarafndan Avrupal alacakllar tatmin etmek iin Msr kylleri zerinde uygulanan zoralmlara tanklk etmilerdi. Reform abalarndan pek fazla etkilenmemilerdi. Szgelimi I. Merutiyet dneminde Vezir-i Azam olan reformcu devlet adam ve 1878'de onlar buradayken am valisi olan Mithat Paa onlar hayal krklna uratmt: ...Avrupa'da asla karlamayacamz aslnda daha ok sradan, hatta aptal bir hatip, kendisiyle safiyane vnen birisini dnn... buna benzer reformcu paa Trkiye'ye, eski tr sahtekarlarn yirmisinin yapt ykmdan daha fazlasn yapacaktr. Fakat sradan insanlarn sradan iyilikleri onlar hkmetlerin ktlne karlk daha fazla etkiliyordu. Onlar, Avrupal romantikler olarak, belki de, mkemmellii, basit, bozulmam ve kendiliinden olan eylerde arama eilimine sahiptiler. Avrupal romantiklerin Anadolu ve Msr kyllerine dair vurgularnn bir ksmndan holanmayabiliriz; fakat orta Arabistan'n etkisinin daha kapsaml ve daha kiisel olduunu aklda tutmak gerekiyor. nk onlar burada sadece ilkel iyilik ve gzellikleri olan bir halk deil ayn zamanda temel adalet ve zgrle sahip bir hkmeti de bulduklarn zannetmilerdi. lk Vahhabi krallnn knden sonra Orta Arabistan'daki ynetimini Hail'deki bakentinden idare eden bn Reid hanedan belki de Blunt'n dnd kadar erdemli deildi. Bu hanedann tarihi bilanosu

dier hanedanlarnki kadar lekeli olsa da Blunt'n onun ynetiminde hayran olduu eyler gerekten vard. Bunlar, ynetim ve tebaas arasndaki ilikide gerilimin olmay ve kamu bilinci tarafndan korunan ve hkmdar
142
Wilfred Scawen Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

tarafndan gz ard edilemeyen bir adalet anlaynn varlyd. Bu, gerek Blunt, gerekse de eine Araplarn mizacna en uygun ynetim biimi ve tek bana hayranlk uyandrc bir ey olarak grnyordu. Blunt daha sonra yle yazmtr: "Bu harikulade yarmadann gbeinde asrlardr varln srdren kadim zgr hkmet sistemine dair oluan bu tecrbe Arap rkna ynelik olarak gstermi olduum cokun sevgi ve hayranlm teyit edecektir." Daha ileri durumdaki slam lkelerinin kmekte oluuna ramen Blunt', slam toplumunun hala yeniden canlanma potansiyeline sahip olduuna inandran belki de ortaya kmakta olan bu Arap politikasna ilikin grt. Bu andan itibaren slam'n yeniden douu onun belli bal ilgi alanlarndan birisi olmutur. 1879'da ngiltere'ye dndnde slam ve slami siyasete dair aratrmaya giriti. Bu konulara dair o zamanlar Londra'da yaayan iki benzersiz insandan baz bilgiler edindi. Biri Ermeni kkenli bir ranl olan ve memleketine Comte'un insanlk dinini sokan Malkum Han; dieri ise bu zamanlarda kendi dinine inancn yitirmi ve Hidiv smail'in karlar dorultusunda Pan-slamik bir izgide gazetecilie aktif bir biimde girimi bulanan Irakl Katolik bir papaz, Louis Sabuncu. Fakat Blunt derhal slam hakknda daha otantik kaynaklardan bilgi edinmeye balayacaktr. 1880'de Msr'a yapt seyahat esas itibariyle Arapa ve modern slam hakkndaki bilgisini gelitirme amacna uygundu ve mutlu bir tesadf onu kendisine en iyi ekilde yardm edebilecek adamla karlatrd: Cemaleddin Afgani'nin en yakn tilmizlerinden biri olan Msrl gen bir Ezher eyhi, Muhammed Abduh'la. Afgani 1871'den 1879'a kadar zamann etrafna bir grup gen Msrly toplayarak ve onlara slam'n gerekte ne olduunu, tekrar nasl diriltilebileceini ve Avrupal glerin saldrlarnn nasl pskrtlebileceini anlatarak Kahire'de geirmiti. Blunt, Abduh ve onun araclyla Afgani'den rendiklerinin zn en iyi kitaplarndan birinde, 1882'de yaynlanm olan The Future of islam'da sunmutur.
143
Avrupa ve Orta Dou Wilfred Scawen Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

slam toplumu kmek zereydi ve onu yeniden canlandrmaya ynelik giriimler bu k hzlandrmaktan baka bir ie yaramamt: Trklerin ve Msrllarn yaptklar gibi modern sekler yasalar kabul etmek, slam inanc ve hukuku temelinde ykselen toplumun ahlaki dayanan gsz brakyordu. Gerekli olan, dini gz ard etmek, kmsemek deil, aksine onu modern Avrupa ahlaknn nda yeniden yorumlayarak tahkim etmek, glendirmekti. Fakat bunun iin bir yasa yapc gerekliydi. Bir dier deyile manevi bir ilev ve otoriteyle restore edilmesi gereken gerek halifelikti bu. Osmanl Sultan itihat kurumunu iletmek iin gerekli olan niteliklerden yoksundu ve slam reformu ancak halifelik Araplara dnd takdirde yaplabilirdi. Osmanl mparatorluu gnden gne tkeniyordu ve son nefesini verdiinde, bir Arap halife semek zere Mekke'ye bir ulema heyeti arlabilirdi. Bu fikirlerin bazlarnn Abduh'un ona sylediklerinden ok, slami ihyaclarn dnceleri hakknda Blunt'n kendi yorumlar olmas daha muhtemeldir. Bir ngiliz romantiinin slam'n kurtuluunu, yerleik hayat tahrip eden, kanunlar ve adetleri eriata uygun olmayan gebelere husumet iinde bulunan slami ehir medeniyeti gelenei erevesinde yetimi bir Mslman alimden farkl olarak, bozulmam Bedevi Araplarda aramas ihtimali olduka yksektir. Osmanl saltanatnn sonunun yaklat ve slam'n ancak Arap halifeliinin yeniden canlandrlmasyla korunabilecei fikri yirmi yl sonra Arap dnrleri arasnda yaygnlamaya balayacaksa da bu dnemlerde sz konusu dncenin, daru'l-slam'n selameti ve btnl iin sorumluluk duygusuna sahip bir Arap Mslmandan ok bir Avrupalnn aklna gelmesi daha olas grnmektedir. Fakat Blunt'n, doruluu pheli bile olsa, slam ve

Mslmanlar hakkndaki hislerinin gl olduuna phe yoktur ve bunu Msr'da kald zaman zarfnda gsterme frsatn bulmutur. Be yl nce buraya ilk kez geldiinde kendi lkesinin kylleri, yneticilerin bask ve zulmlerine kar koruyabi144

leceini umuyorsa da veya hi deilse buna inanmak istiyordu 1881'de finans evrelerinin etkisi ve Msr'n mali karklnn daha da ktlemesi ngiltere ve Fransa'y blgenin i ilikilerine derin bir biimde ekti ve bu onun doru olduuna inand ynde ve tarafta olmad. ngiliz ve Fransz temsilcilerinin Hidivler zerindeki etkisi artyordu ve ona gre Abduh gibi milliyeti reformcular ile Hidivler arasndaki bir atma Msr ulusu ve Avrupa arasndaki bir atmaya dnme tehlikesini beraberinde tayordu. Blunt, 1881'in sonuna yaklarken, doru yne sevk edebilecei eyleri gerekletirmek zere bir kere daha Msr'a gitti. Ulamasndan ksa bir sre sonra geni lde sivil milliyetilerin hedeflerine sempati duyan, Ahmed Urabi Paa liderliindeki bir grup subay iktidar ele geirdi. Blunt Urabi ile bulutu, ondan etkilendi ve Abduh'un yardmyla milliyetilerin hedeflerine ilikin Babakan Gladstone'a gnderilmi ve The Times'da yaynlanm bir yaz kaleme ald. Blunt bir mddet Urabi ile ngiliz elilii arasnda bir arabulucu gibi hareket etmeye altysa da 1882 ylnn Ocak aynda tehditkar ifadelerle yazlm bir ngiliz-Fransz ortak notasnn deklarasyonu Hidivlerin otoritesini yeniden tesis etmeye ve milliyetileri ezmeye ynelik olarak Avrupa mdahalesini yaknlatrd. Blunt bundan byle Londra'da daha faydal olabileceini dnd. ngiltere'ye dnd ve birka hafta destek elde etmek ve hkmeti etkilemek zere bask yapmak iin sk bir biimde alt. Gladstone tarafndan iyi karland, fakat ayn karlamay mdahaleye meyilli gibi grnen Dileri Bakan Granville'den bulamad. Blunt ayn zamanda milliyetilerle ilikisini srdrd ve onlar eer bir ngiliz istilas olursa bunun Svey Kanal zerinden gerekleecei yolunda uyard. Fakat durum ktleirken yardm hususunda kendisini eli kolu bal buldu ve dostlar onu artk faydal olamayaca Msr'a tekrar dnme kararndan vazgeirdi. skenderiye'nin bombalann, ngiliz askerlerinin karaya kn, Tal el-Kebir Savan, Kahire'nin igalini ve Hidivlerin iktidarnn yeniden tesis edilmesini artan bir
145

Avrupa ve Orta Dou

umutsuzlukla izledi. Abduh hapsedildi ve daha sonra yllk srgn cezasna mahkum edildi; Urabi ve dier ordu liderleri de tutukland ve yarglanmalarna karar verildi. Blunt Hidivlerin onlar idama mahkum etmeyi tasarladklarn biliyordu ve muhtemelen ngiliz hkmeti bunun Msrllarn bir i meselesi olduu gerekesiyle gz yumacak ve hibir ey yapmayacakt. Blunt, yarglamann adaletli bir ekilde yaplaca ve Urabi Paa'nn gerektii ekilde savunulaca hususunu garanti etmek zere neredeyse tek bana bir hareket balatt. Btn dostlarn ve ilikilerini kulland; Urabi'yi savunmak zere bir ngiliz avukat gnderdi; Dileri Brosu baskya boyun eerek tavrn deitirdi ve sonunda bir uzlamaya varld: Urabi, ayaklanma dolaysyla sulu bulunmakla birlikte Seylan'a (onurlu) srgne gnderildi. Bu zamandan 1922'deki lmne dek yabanc ynetimlere kar ulusal bamszlk hareketlerini desteklemek Blunt'n hayatnn nde gelen bir hedefiydi. Blunt bu tarz hareketlerden birkana sempati duydu ve yardm ettiyse de abalar byk lde bunlardan ne, rlanda, Hindistan ve Msr'a hasredilmiti. 1880'lerde, rlanda sorunu bir krize dntnde bu meseleye sk bir ekilde alt birka yln verdi. Bu yllar Parnell'n yeni bir yaam ve yn verdii milliyeti rlanda partisinin ngiltere ynetimini, ncekinden daha fazla zerklik talepleriyle bunaltt yllardr. Katolik eitimi Blunt' rlanda meselesini

ile ilgilenmeye sevk etmiti ve 1885'te zerklik ynetiminin destekleyicisi olarak politikada aktif rol ald. Balangta muhafazakar tarafta etkindi. Bir muhafazakar iin hala rlanda milliyetiliine arka kmak mmknd nk bu meseleye ilikin olarak parti saflar henz aa kmamt ve "Tory Demokrasi"sinin ncil'i, gerek manada ilerlemeci muhafazakarlk iin umutlar besleyen Blunt'm arkada Lord Randolph Churchill tarafndan vazedilmekteydi. Fakat Blunt muhafazakar bir aday olarak yenilgiye urad ve bunu takip eden ksa bir sre sonra Gladstone, rlanda'nn zerkliini destekler biimde ortaya ktnda Liberal Partiye gemek zorunlulu146
Wilfred Scawen Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

unu hissetti. Bunu gnlsz olarak yapt nk Msr'n igalinde Gladstone'un roln asla unutamamt, bir devlet adam olarak ona inancn yitirmiti: Onu "bilgilik taslayan, yal, bunak ve ahmak" birisi olarak niteliyordu. Fakat rlanda meselesi iin savaan liberallerin 1886 seimlerinde yenilmesi, onu parlamento yoluyla hibir eyin yaplamayacana ikna etti ve dorudan eyleme geti ki, buna mizac daha yatknd. rlanda meselesinin temelinde toprak mlkiyeti problemi vard. Kyller iin kendi bana ekip bitikleri topraklarn mlkiyetini muhafaza etme ansn onlara sunacak gibi grndnden zerklik nemliydi; toprak sahipleri zerklie ayn sebebe binaen karyd nk pek ok byk ngiliz ailesi rlanda topraklarnn dardaki sahibiydi. Bu, Muhafazakar Parti'nin rlandallarn taleplerine zorbaca kar koymasnn sebeplerinden biriydi. Milliyeti etkinlik ve aktiviteler arttka kiraclar kiralarnn tamamn ya da bir blmn geciktirmeye ve alkoymaya baladlar; toprak sahipleri onlarn bu hareketine hkmetin desteini de yanlarna alarak tahliye emirleriyle misillemede bulundular. Bu Blunt'n doru ve yanl arasndaki ak seik ayrm grd bir noktayd:
Tahliye emirleriyle yzlerce aileyi yok eden toprak sahiplerinin eylemlerinin yasal, dolaysyla da susuz olduunu ne srmek ve kar koyan kyllerin, fiillerinin yasa d olmas nedeniyle, katil olduklarn ileri srmek samadr. Yasann temelinde esas tekil eden bir unsur olarak adalet ilkesi olmaldr yoksa yasann kendisi bir su tekil eder.

Blunt tahliyelere kar oluan harekete katlmak zere rlanda'ya gitmi ve 1887'de rlanda'dan sorumlu bakan Balfour tarafndan sunulan yeni Ceza Yasasna meydan o-kumu, yasak bir miting dzenlemitir. Blunt tutuklanm, yarglanm, iki ay hapse mahkum edilmi ve cezas infaz edilmitir. Hapishane grevlileri kendisine nazik davranmtr. Gardiyanlardan birisi ona, "sizin gibi bir centilmeni pek sk arlamasak da frsat dtnde nasl davranlacan biliriz" demiti. Fakat ok sonralar bile, neeli ve ateli mi147
Avrupa ve Orta Dou

zacn etkileyen souu, uykusuz geceleri ve "i karartc disiplini" hatrlayacaktr. 1884-1885'te Cemaleddin Afgani ve dierlerinin mektuplar zerine Hindistan' ziyaret etti, Msr'n haklarnn savunucusu olarak hreti hala revatayd. Hindu ve Mslman milliyeti liderlerin birkayla grt ve Kalkta'da Ulusal Konferansa katld; burada "btn uluslarn kendi kendilerini ynetmeye ehil olduklarna" olan inancn teyit eden bir konuma yapt Daha sonra gzlemlerini India under Ripon isimli kitabnda toplayp, kimi Hindistanllarla mnasebetini devam ettirdiyse de buraya bir daha dnmedi, meselelerde de etkin bir rol stlenmedi. Bununla beraber Msr'la kurduu iliki tamamen farklyd, buraya dnmeye kendini mecbur hissediyordu. 1884-1885'te, Msrl ve Sudanllarn yerletirilmesi ile ilgili hararetli tartmalarn yapld bir zamanda Blunt Msr'dayd. eitli tasarlar sundu ngiltere ekildii takdirde Mehdi, Gordon'u kurtaracak ve kuzeye doru ilerlemeyecekti; Blunt'n kendisi bir anlama iin grmelerde bulunmak zere Afgani'nin mektuplaryla donanm olarak Sudan'a gidecekti; Afgani, Sir Henry Drummond Wolff e yardm etmek zere stanbul'a gidecek ve daha sonra Msr hakknda bir Trk-ngiliz anlamas iin gayret sarf edecekti. Bu planlarla ilgili olarak yaplan tartmalar Afgani'nin talihsiz Londra

ziyaretine sebep olacak fakat herhangi bir sonu alnamayacakt. Gerekten de bu planlardan herhangi birisinin uygulanacana inanmak gt. Bu dnemde Blunt'n Msr'a girmesi 1881-1882'deki olaylarda oynad rol nedeniyle yasaklanmt. Fakat bir veya iki yl sonra sz konusu yasak kaldrlm ve dnmesine izin verilmiti. Blunt, 1881'de Heliopolis yaknlarndaki eyh Ubeyd'de brahim Paa'nn dzenledii ve smail'in hareminin ky evi olarak kulland bir bahe satn ald ve 1887'den itibaren neredeyse yirmi yl boyunca k mevsimlerini burada geirdi. Zamann ounu ky hayatnn zevklerine ayryordu, evi geniletiyor, baheyi dzenliyor ve hatta lde seyahat ediyordu. Fakat o ayn zamanda Msr kamu 148
Wilfred Scawen Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

haytmda da etkin bir rol oynamtr. Bunu iki kiisel balants nedeniyle yapabilirdi. Abduh 1888'de srgnden Msr'a dnmt ve bu tarihten lmne dek, hakim, Msr mfts, okul kurucu ve slahat ve yazar olarak faaliyetlerini srdrm ve nfuzunu geniletmiti. Abduh ve Blunt dostluklarn srdrdler. Blunt dostuna eyh Ubeyd yaknlarnda bir para toprak verdi; Abduh buraya bir ev yaptrd ve Blunt Msr'dayken birbirlerini sk sk grme imkan buldular. likileri bir lde siyasiydi: Msr politikas hakknda benzer dnyorlard ve Blunt Abduh'un fikirlerini ngiliz temsilci ve bykeli Cromer'a ileterek ona yardm edebilirdi. Birlikte Hidivlere ve Trk-Msr krmas saray mensuplarna daha az gvenilmesi ve yetenekli dzgn karakterli Msrllarn devlet dairelerine alnmas hususunda Cromer' ikna etmeye altlar. Fakat siyasi olann dnda belki daha kuvvetli bir baa sahiptiler. Her ikisi de kendi tarzlarnda on dokuzuncu yzyln byk meselesi olan din ve bilim problemiyle ilgiliydiler. Blunt Darwin'i okuyarak inancn kaybetmiti ve ayn eyin Abduh iin de doru olabileceinden kuku duyuyordu: "Korkarm slam'a olan i-nanc... benim Katolik Kilisesine olan inancm kadar azalmt." Bu yarg byk lde yanlt. Abduh, slam'a olan inancn korumutur ve bunu biyoloji ve ilerleme ana uygun terimlerle slam' yeniden tevil ederek yapmtr. Sz konusu problem Abduh'un kafasnda hayatiyetini korumutur. Abduh ve Blunt bu soruna ilikin olarak sohbet ediyorlard ve bir keresinde Herbert Spencer'la konumak zere birlikte Brighton'a bir yolculuk yapmlard. Cromer'la Blunt, Msr'a dndkten sonraki birka yl i-in dzgn ve grnte dostane ilikiler iindeydiler. Aa yukar ayn yataydlar ve ayn dnyadan geliyorlard; her ikisi de zel hayatn kamu hayatndan ayrlmas gerektii dorultusundaki ngiliz siyasi geleneini tevars etmilerdi ve her biri bir dierine faydal olabilirdi. Cromer Blunt'tan Msrl milliyetilerin ne dndklerini renebilir, Blunt'n da Msr ilikilerine ancak ngiliz temsilciliine kabul edil149
Avrupa ve Orta Dou

mesi halinde etkisi olabilirdi. Bir araya gelip politikaya dair sohbet ederlerdi, fakat gerekte birbirlerinden hazzetmez-lerdi. Cromer Modern Egypt isimli kitabnda Blunt'tan kmseyerek bahsetmiti. Buna karlk Blunt, bir zamanlar siyasetini deitirmek iin kendisini ikna etmeye alt ancak baaramad Cromer'a ve onun temsil ettii eylere daha da muhalif bir tavr taknmt. Blunt'n, zaman ilerledike Msr politikasn, kendisi ve ngiliz Bykelilii arasnda bir mcadele olarak grd sylenebilir ve Cromer sonunda, 1907'de Msr' terk ettiinde Blunt bunu kiisel bir zafer olarak alglamt: Cromer'n ekiliine ilikin mutlu haberi ieren Meynell imzal bir telgraf bana ulatrldnda... yeni uykuya dalmtm. Derhal kendime geldim ve altmdaki yatak sarslncaya dein gldm, epey bir sre de tekrar uyuyamadm. Telgraf tek bir szckle cevapladm: Hah hah ha! Cebimde Cromer'n tilki kuyruu, eerimde bu yal kurnaz tilkinin sallanan derisiyle kendimi gnlk antrenmann tamamlam bir avc gibi hissederek Chapel Caddesi'ne yarn da Clouds'a kacam.

Bu tarihlerde Blunt Msr' zaten temelli terk etmiti. 1905'te Abduh'un lmnden sonra lkeyle olan insani balants koptu ve ilerleyen ya ve karsyla arasndaki kopukluk onu buraya geri dnmeye daha da gnlsz yapt. Fakat Msr ilikilerine olan ilgisini yitirmedi. Gnlklerine dayal bir Msr olaylar anlats yazmaya bir hayli zaman ayrd. Her ne kadar ifade ve hkmleri sorgulanmakszn kabul edilmese de canl ve vazgeilmez bir kitap olan The Secret History of the English Occupation of Egypt ile balayan bir dizi kitap ortaya kt. Bir sre Londra'daki bir "Msr Komitesi" ile iliki kurdu, bunlarn aylk dergilerinde yazd ve ngiliz politikasna ilikin cretkar bir eletiriye, Theodore Rothstein'm Egypt's Ruin'e esin kayna oldu. Mustafa Kamil gibi milliyeti liderler, keza Msrl renciler Sussex'teki evinde onu grmeye geldiler; bu rencilerden biri ki daha sonra eski rejimin nde gelen siyasetilerin150
Wilfred Scavven Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

den biri olacaktr ngiltere'ye her geliinde grd nezaketin ansna Blunt'n kabrini hala ziyaret etmektedir. Bu bitip tkenmez siyasi etkinlik, geleneksel zamannn toprak sahibi ngiliz aristokrat snfnn gelenekleri bizim orta snf dnyamza tuhaf grnse de bir toplumsal hayatn iinde ortaya kmtr. Blunt kendi hkmetine kar ayaklanmalara yardm etse de, toplumsal hayat genellikle bu gruplardan daha ok g merkezine yakn olan, Viktoryen beau monde( )unun ortasnda gemitir. Kendisi, ok ciddi olmayan bir dernein, ylda bir kez evinde "tenis oynamak, piyano ve eitli mzik aletleri almak zere" bir araya gelen dnyann zeki ve akll adamlarndan oluan Crabbet Club'm kurucusuydu. Bu klbe Lord Curzon gibi, daha sonra mehur ve nemli olacak adamlar da dahil ettiler. Blunt, ayn zamanda aile ba ve kiisel eilimi dolaysyla, "akta ve duygusallkta heyecan arayan, elenceye, zellikle de yksek kalitede olanlara eilimli, zengin ve soylularn byk ounluunun kendisini kaptrd yarma ve kat oyunundan uzak duran bir grup ekici kadn ve zeki erkekten oluan" Souls isimli bir toplulua daha yaknd. Blunt bu konumunu ailesine deil (nk daha byk ve daha geni malikanelere sahip pek ok aile vard) aksine, kiiliinin emsalsiz byleyiciliine ve kadnlara ynelik muhteem cazibesine borluydu. Her ne kadar cinsellik konusunda deer llerinin, zamannn ve snfnn dier in-sanlarnmkinden daha gevek olup olmadn sylemek zorsa da, pek ok gnller fethettii gerektir. Onun konumundaki insanlarn zel hayatlar, byk bir dikkat ve basiret iinde idare edilirdi ve ancak imdilerde sis perdesi biraz aralanmaktadr. Ayrntl ve kapsaml bir gnlk dizisi iinde, bakalarnn hayatlarna dair bildii ya da dnd eyler kadar kendi hayatn da kaydediyordu. Gnlkteki siyasi kesitlerden bir ksmn gzden yaynlad, fakat gnlklerin tamamn lmnden yirmi be yl geene dek al() Kibarlar zmresi
151
Avrupa ve Orta Dou

mamak zere Cambridge'deki Fitzwilliam Mzesine brakt. 1947'de aldnda karlalan ey bir dier yirmi be yllk ambargoya sebebiyet verdi. Msr'n zgrlk savas ile Desmond MacCarthy'nin "dank sakal ve kartal burnuyla, berbat ve meum derecede yumuak sesiyle, olduka yakkl, biraz kibirli ihtiyar adam" eklinde niteledii kiiyi badatrmak imkansz gibi grnebilir. Nitekim Balfour'un Ceza Yasasna meydan o-kumak zere rlanda'ya doru yola kacann akam Balfour'la bir kr evi partisinde tenis oynuyor olmas da sama ve samimiyetsizlik iareti gibi grnebilir. Fakat gerekte Blunt'm hayatnn iki yakas birbiriyle yakn bir biimde ilintilidir. Milliyeti liderlere dostlar ve ilikileri araclyla yararl olabiliyordu, onlarn bu zamanda yapamadklarn yapabiliyordu, bir baka deyile, dosdoru Dileri Ofisine ya da Downing Caddesine gidebilirdi. Ayrca ngiltere'nin ynetici elitiyle arasndaki yakn kiisel balantlar dolaysyla onlarn sayg gstermeleri gereken ilkeleri inkar etmelerini desteklemiti. Biimsel

adan onlarla beraberken bile liberalleri pek fazla dnmedii dorudur. Gladstone hakknda ne dndn grdk, Asquith ve Grey hakkndaki kanaatleri de ok iyi deildi, onu etkileyen yegane liberal, gen Winston Churchill'dir. Blunt gnlnde ondan, "beni hayranlk ve honutluk hisleriyle dolduran bu gen... ayet bir gn Hindistan sorununu zme kavuturursa armayacam... O, Britanya mparatorluunun sonunda ngiltere'yi mahvedecei kanaatine neredeyse gelmi" eklinde sitayile bahsetmemektedir. Bununla beraber muhafazakar liderlerle de aras iyi idi. Lord Randolph Churchill Blunt'm dostuydu, George Wyndham kuzeni ve sonrasnda en yakn arkadayd, Salisbury'ye politikasndan nefret ettiinde bile her zaman sayg gsterdi, nitekim Balfour'u da, hibir zaman bir dost olmasa bile, her zaman kabul edilebilir bir ahbap olarak grd. Genel olarak Blunt bir politikac olarak ciddiye alnmamtr. Fakat o kendini ciddiye ald ve politik kanaatlerinden
152
Wilfred Scawen Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

tr sadece ksa hapis dneminde deil, arkadalarndan yabanclat daha uzun bir dnem boyunca da gerekten de baz aclara katland Galler Prensi onu "hain ve egzantrik bir Cizvit" olarak yaftalad; rlanda maceralarndan sonra bir on yl boyunca dnyasn oluturan toprak sahibi Toriler tarafndan pheyle karland ve onu seven George Wyndham bile onun dengesini kaybetmi olabileceini dnd. Bu nedenle ona ok az ey kazandran ve daha ok skntya sevk eden bir dorultuda, azim ve diren kazandrann ne olduunu sormak nem arz eder. Bir anlamda byle bir sorunun sorulmasna gerek yoktur. O, dikkatli ve aklc bir dnten sonra tavr taknan bir mizaca deil, kendisini kavgann ortasna atan tutuklu ve atlgan bir karaktere sahiptir. Msr'da ve rlanda'da grdkleri hareketsiz kalmay onun iin imkanszlatrmt Buna ek olarak onda, Msr iin Abduh tarafndan uyandrlm olan kuvvetli bir dostluk ve sadakat hissi vard. Btn bunlarn ok az bir ksmnn sorumlusu belki kibir ya da gururdur. Ona yardm talebiyle gelen ve adnn aralarnda hibir zaman unutulmayacan syleyen Msrl ve Hindistanllar, kuann ve snfnn insanlarndan farkl olarak, tanmann ve onlarla ilgilenmenin verdii his ve heyecan iyi bir ey olsa gerektir. Bununla beraber btn bunlardan daha nemli olan bir drt daha vard. Blunt'n kibirli ve bencil mizacnn altnda salam bir kanaat duygusu yatyordu. Blunt, ann ve snfnn modasnn gerisinde olmakla beraber bir ngiliz yurtseveriydi. Onun ngilteresi, kylleri arasnda kk bir kral gibi yaayan, onlarla ilgilenen, topra ve onun ilerini, hallerini seven ve ancak ykmllklerini yerine getirdiinde mutlu olan Viktorya dnemi toprak beyinin ngilteresi, bir baka deyile, kentler ve kasabalarn dnda bir tara ngil-tere'siydi. ngiltere'nin tesinde onu her eyden nce Avrupa ilgilendiriyordu; nitekim bu Avrupa, aile balarnn, kltr ve ilgilerinin ulusal snr tanmad soylularn geleneksel Avrupa'syd. O "anti-emperyalist" olmaktan ziyade "emperyalizm ncesi bir nesle mensuptu." Blunt, smrgeleri ngil153
Avrupa ve Orta Dou

tere'nin etkinlik alann geniletmesi yolundaki karlar ve onuru iin gerekli grmeyen, smrgeleri bir ayrcalk olmaktan ok bir yk gibi gren, bununla birlikte varolduu yerde bu ynetimin gereklerini de gz ard etmeyen bir dneme aitti. Blunt, ngiltere'nin varlnn Msr'da olduu gibi Hindistan'da da yarar salayabileceine ve halihazrda da saladna inanyordu: ngiliz ynetimini savunanlar Hindistan'a bar getirmekle vnmekte ve barn soylu bir armaan olduuna inansalar da ngiltere'nin bundan daha fazlasn verdiini dnmektedirler. Btn Hindistanllarn teekkrne gerekten layk olan ey, ona dnce zgrln kazandrm olan eydir. Bu, geri kalan her eyin yeniden elde edilmesine ynelik bir ekirdei iinde barndrdndan kmsenmeyecek bir kazanmdr. Bu

Hindistan'n hibir zaman sahip olmad ve belki de hibir zaman sahip olamayaca ancak ngiliz etkisi sayesinde elde edebildii yeni bir kazanmdr. Ben Dou'yu sadece pitoresk grntleriyle sevenlerden deilim ve Avrupa'nn Dou'yu deiime zorlamas nedeniyle onunla herhangi bir kavgam da yok. Gerekten gemite iyi, soylu ve yararl olan ne varsa ounun Batl yntemlerin dncesiz ve ok kere bencilce eylemleriyle yok ediliine dikkatleri ektim; fakat gemiin kendi btnl iinde tekrar geri gelmesini arzu etmem ya da buradaki yeni dnce ve hareket dzeninin oluumuna ynelik eilimlerden znt duymam... Doruyu sylemek gerekirse, olduu haliyle gzel olan Asyal eylerin kadim dzeni, ayn kalm olmas nedeniyle... kendisinde lm hcrelerini tamaktayd. Asya uyanmtr... ve kendisini yava yava Bat'nn muzaffer aklyla enforme etmektedir ve gereksinimlerini dmannn gc olan bu entelektel cesaretle kaynatrp badatrmaktadr.3 Fakat entelektel bir misyon fikri, Blunt'a on dokuzuncu yzyln son eyreindeki emperyalizm propagandaclarnn savunmaya baladklar bir ynetme hakk fikrinden tamamen farkl grnyordu. Blunt, kendi ngiltere'sini tehdit eden kentli orta snfn yeni ngiltere'sinin sonucu Lytton'dan alnt, Wilfrid Scawen Blunt, s. 161-163.
154
Wilfred Scawen Blunt ve Dou'nun Yeniden Canlan

olan, yeni emperyalist ruhun kabalndan nefret ediyordu; ve onun yanda ve destekilerinin zafer tamtamlaryla, kibri ve vahetiyle sarslmt. Ona bu yeni ruhun kendini canl bir biimde davurduu izlenimi verdii iin kimi olaylar hibir zaman unutamamt. Bunlar, skenderiye'nin bombalan, Mehdi'nin kabrinin kirletilmesi ve Denshawai'nin bilinen durumuydu. Onu en fazla sarsan belki de kendi dnyasndan bir adamn, Arthur Balfour'un rlandal milliyetilere dair konuurken taknd souk, vahi tavrd: "Ar i cezasna mahkum edileceklerdir -gl kuvvetli bnyeye sahip olmayanlarn tahamml edemeyecei kadar ar ve zor artlara. Onun hakknda kimi iyi eylere sahip olduundan, Dillon iin zlyorum. Alt ay ar i cezasna arptrlacak ve sal iyi olmadndan bu onu ldrecektir." zel bir konumada haberdar olduu bu ifadeler onu o kadar rahatsz etmiti ki bunu derhal aklam, fakat Balfour sylediini inkar etmi ve Blunt'n arkadalarnn pek ou onu zel bir sohbeti suistimal ettii iin ayplamlard. Fakat Blunt her zaman Balfour'un bunu gerekten sylediinde ve bunun, emperyal ruhun merkezinde yer alan soukluu sembolize ettiinde srar etti: ... Altm ve yetmilerde, Darvvin'in Orgin ofSpecies tarafndan temsil edilen evrimci insan inanc... yaam dnyasn artk dzenli bir ahenk olarak deil, bir varolu mcadelesi olarak kavramaktayd. Bu mcadelede hakl olan, her ne olursa olsun glnn yannda yer almaktayd. Daha yetenekli rakiplerinin mcadelesi sonucunda daha az yetenekli gerek insan gerekse hayvan rklarn ortadan kalkmasna acmak bir merhamet israfyd. En uygun olann ayakta kalmas kuralna bizim emperyalist politikaclarmz, siyasi hrslarnn savunulmas bakmndan yeni bir argman olarak hararetle sarlmlard ve bu, yok ettikleri iin onlarda merhamet hissi uyandrabilecek, daha az bir bilimsel adan tevars edilmi ne varsa bunlar silip sprmelerine imkan tand. Bu muhakeme izgisi... doal olarak nazik ve adil karaktere sahip olan kimselere belli oranda bir siyasi vurdumduymazlk ve giderek vaheti, zalimlii kanksama vasf kazandracak bir etkide bulunmutu. Lytton'dan alnt, s. 203.
155
Avrupa ve Orta Dou

Dolaysyla Blunt, rlanda ya da Msr'n haklarn savunmaya alrken kendisini hem bir toprak sahibi bey ve hem de bir air olarak, inand bu "dzenlenmi ahenk" kavray iin bir eyler yapan biris-i olarak dnebilirdi. Bibliografik Not

Blunt'm Edith Finch tarafndan yazlm tam bir biyografisi bulunmaktadr: Wilfrid Scawen Blunt 1840-1922, (Londra, 1938); bunun yannda Blunt'm Lytton ismindeki torunu tarafndan daha yakn zamanlarda yazlan ve bir biyografisi daha bulunmaktadr: VVilfrid Scavuen Blunt a Memoir, (Londra, 1961). Blunt'm yazlar imdilerde Cambridge'teki Fitzwiliam Mzesi'nde sergilenmektedir ve dier almalarnn sergilenmesi de ihtimal dahilindedir. Blunt'm yallk alarmdaki canl bir tasviri iin bkz.: D. MacCarthy, Portraits I (Londra, 1931), s. 29, ve Lady Emily Lutyens, ABlessed Girl, (Londra, 1953) isimli eserinde, Blunt'm kiiliinin baz ynlerine hoa gitmeyecek bir biimde k tuttu. Blunt'm iirlerinin toplu basm mevcuttur: The Poetical Works of VVilfrid Scaven Blunt, 2 cilt, (Londra, 1914). Blunt'm Yakn Dou ile ilgili yazdklarnn arasnda aadakiler nemlidir: The Future of islam, (Londra, 1882), The Secret History of the English Occupation ofEgypt, (Londra, 1907), Gordon at Khartoum, (Londra, 1911), ve My Diaries 1888-1914, (Londra, 1919-1920). nceki seyahatleri ei Lady Anne Blunt tarafndan yazlan iki kitapta betim-lenmitir: Bedouin Tribes of the Euphrates, 2 cilt, (Londra, 1879) ve A Pllgrimage to Nejd, 2 cilt, (Londra, 1881). Onun Mslman slahatlarla ilikileri iin bkz.: A. Hourani, Arabc Thought in the Liberal Age 1798-1939, (Londra, 1962), s. HOf, 133f; N. R. Keddie, Sayyid Jamal ad-Din al-Afghan, (Berkeley ete, 1972), s. 229f; ve S. G. Haim, 'Blunt and al-Kawakibi', Oriente Moderno, 35 (1955), cilt 1, s. 133. Blunt'm Msr'n ngilizler tarafndan igali ile ilgili anlats u iki alma nda okunabilir: Alexander Schlch, gypten den gyptern: de politisehe und gesellschaftliche Krise der Jahre 1878-1882 in gypten, (Zrih ete. tarihsiz) and Afaf Lutf al-Sayyid, Egypt and Cromer, (Londra, 1968).
156

H. A. R. GBB: BR ARKYATININ URAI


Hamilton Alexander Rosskeen Gibb, sko ift Alexander Crawford Gibb ve Jane Ann Gardner'in ocuu olarak 2 Ocak 1895 de skenderiye'de dodu. Msr'da Delta'daki bir toprak ileme irketinde ynetici olarak bulunan babas 1897'de ld, ancak annesi einin lmnden sonra skenderiye'de kald ve burada sko Kilisesi Kz Okulu'nda retmenlik yapt. H. A. R. Gibb be yandayken skoya'daki okula geri gnderildi. 1904'ten 1912'ye kadar Edinburg'daki Royal High School'da renim grd, ancak kimi yaz tatillerini annesiyle birlikte Msr'da geirdi. 1912'de Edinburg niversitesine girdi ve bir eref payesi iin Sami dilleri zerine alt, fakat almalarn bitiremeden Birinci Dnya Sava patlak verdi. nce topu subaylarna ynelik bir eitim nitesinde daha sonra Fransa ve talya'daki South Midland Tugaynda bir eitmen olarak hizmet verdi. Bir sava nianyla (Ordinary MA) dllendirildiyse de, Edinburg'a sava sona erdiinde dnmedi. Bunun yerine Londra'da yeni kurulmu olan Dou Aratrmalar Blmne gitti. 1921'de buraya okutman olarak atand 1922'de master derecesini elde etti ve ayn yl, ilk kez bir ocukken skoya'ya dndnde tant (arkadalar arasnda Ella olarak tannan) Helen Jessie Stark ile evlendi; lan isminde bir erkek ve Dorothy isminde bir kz ocuklar oldu. Burada nce okutman, daha sonra yardmc profesr ve sonunda Arapa profesr olarak 1937'ye dek kald. 1937'de Oxford'taki VVilliam Laud (1573-1645) Arapa Krss'ne
Avrupa ve Orta Dou H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

seildi ve bunu 1955'e dek St John College'deki retim yeliiyle birlikte srdrd. Gibb bu tarihte, bir davet zerine nce Jewett krss Arapa profesr, daha sonra niversite profesr ve ksa bir sre sonra da Orta Dou Aratrmalar Merkezinin Mdr olaca Harvard'a gitti. 1964'te konuma ve hareket kabiliyetini kstlayan kuvvetli bir kriz geirdi, bir mddet daha fahri mdr olarak kaldysa da ksa bir sre sonra ngiltere'ye dnd. Einin lmnden sonra 1969 ylna kadar Oxford'un dnda Cumnor Hill'de inzivaya ekildi. Bundan sonra, 22 Ekim 1971'e dek mrnn son birka yln Stratford-Avon yaknlarndaki Cherington'da geirdi.

Hayat boyunca pek ok eref payesi elde etti. Eski Koleji, olan St John College ona Oxford'u terk ettiinde fahri retim yelii payesi verdi. ngiliz Akademisi, Danimarka Akademisi, Philedelphia Amerikan Felsefe Topluluu, Kahire Arap Dili Akademisi, Msr enstits, ve am ve Badat Arapa akademileri yesi olan Gibb ayn zamanda Amerikan Bilim ve Sanatlar Akademisi ile Orta a Akademisi fahri yesiydi. Gibb yaamnn dier ksmlarnda slam Ansiklo-pedisi'nin birincisi basksnn editrlerinden birisi oldu ve ayn zamanda kinci Dnya Sava'ndan sonra sz konusu ansiklopedinin yeni basksna girienler arasnda yer ald ve Amerika'ya gidene dek ansiklopedinin yayn kurulu yesi olarak kald. 1954'de Knight Bachelor(') yaplan Gibb, ayn zamanda Fransz ve Felemenk eref payelerine de sahipti. Davranlar ve baarlar asndan bakldnda Gibb'in hayatnn kaba hatlar bunlardan ibarettir. Onun yaam birbirinden ak bir biimde ayrlabilen be safhaya blnr: renim dnemi, Londra, Oxford ve Harvard'daki retim dnemi ve emeklilik yllar. Fakat gerek Gibb gibi daha ok zihin ve hayal dnyasnda yaayan birisi iin ve gerekse de onun yaam yksn kaleme alan kii iin onun hayatnn (*) Knght Bochelor: Kkleri 13. yzylda bulunan bir ngiliz valyelik payesi olup, zamanla akademik bir unvan olarak ngiltere'de kullanlmaya balanmtr y.h.n.
158

aprak gizli hadiseleri daha nemli olabilir. Yazabilecek durumda olsaydm bile zel hayatndaki kimi halkalar yazmam arzu etmezdi: Dini inanc ve sk bir biimde kenetlenmi bir aile iindeki hayat. Dier ikisine dair daha fazla ey syleyebilirim: Bir akademisyen ve dnr olarak zihninin oluumu ve geliimi; rencileri, meslektalar, dostlar ve bir nesil ya da daha fazla bir mddet slam dinini ve onun ballarnn toplumunu ve kltrn anlayacaklar yolu ve usul gsterdii oryantalist uzmanlk dnyas ve ngiliz dilinin (daha da geni) okur dnyas zerindeki etkisi. Bu isel sreler onun grnen hayatnn tasla iine yerletirilebilir. nk pek ok bakmdan Gibb'in Londra'dan Oxford'a ve Oxford'dan Harvard'a geli gidileri akademisyen ve eitimci olarak iindeki deiikliklerle balantlyd. Btn bunlarn nasl baladn sylemek gtr. Yarm yamalak hatrlanan ocukluktan kalma grnt ve sesler, tesadfi karlamalar, retmenlerin syledii szler, okunmu belki unutulmu kitaplar bir oryantalistin urann kaynakland tatl yalnzlk eilimine yn verebilir: Bir kap alr, bir nefes, bir grlt Eski odadan Ona konuur imdi. Karanlk ya da aydnlk olsun Talihiyle kuatlmtr o. Bu zel uran sadece muhtemel biimlenme tarzlar hakknda tahminde bulunabiliriz. skenderiye Gibb'e bir eyler kazandrm olmaldr: Doduu, babasnn ld, annesinin de 1913'te lnceye dek yaad ve ocukluunda mensup olduu iki dnya skoya ve dou Akdeniz hakknda yaratc deerlendirmelerde bulunarak ve bir Akdeniz limanndan dierine uzun deniz yolculuklar yaparak defalarca geri dnd ehir. (Onunki yalnz ve mutsuz bir ocukluk olmal: ocuklarna ok az bahsetse de ocukluuna dair bir hatray lnceye dek korumutu. Pek ou annesi tarafndan gnderilmi bir posta kartlar albmnde bir his
159
Avrupa ve Orta Dou

dnyasn aa karan u basit cmleler yer alyordu: "Bad Nauheim'de geirdiimiz gnlerdeki kadar mutlu bir Noel ve yeni bir yl dilerim.") Royal High School belki baka bakmlardan nemli olmu olabilir. Holyrood Agustinyenleri tarafndan kurulup Reform sonras ehir magistralar tarafndan devralnm olan bir okul on dokuzuncu yzyln balarnda yenileri kurulana dek Edinburg'un nde gelen okullarndan biri olarak kald. Okul, mtevaz ailelerin erkek ocuklarna salam bir klasik eitim vererek onlar imparatorluun ya da ngiliz ticaretinin geni dnyasna gnderiyordu; uzak yrelerin halklarnn zerindeki

emperyal ynetime, farkl lkeleri ve ktalar birbirine balayan uzun ticaret gzergahna, insan topluluklarnn eitliliklerine ilikin bir bilin olumu olmalyd ve bu da hayal gcnn zenginlemesi iin yeterliydi. Okulun en mehur eski rencilerinden birisi Sir Walter Scott idi, bununla beraber bu byle olmam olsayd bile, zamann herhangi bir kitap tutkunu sko okul ocuu Scott'un romanlarn okuyacakt ve bunlardan biri Gibb'in zihni ve fikri geliimi zerinde derin ve uzun srecek bir etki brakm olsa gerektir. Selahaddin Eyybi'ye her zaman gsterdii zel ilgiye bu adan bakmak, onun hakknda yazmaya balad zaman nesrinin brnd umulmadk scaklk ve renklilii The Talisman'n etkisi olarak grmek hayalperestlik addedilmemelidir; elli yl sonra da hala rencilerine onu slam tarihine dair pek ok ey renebilecekleri bir sanat eseri olarak tavsiye ediyordu. Gibb, Edinburg niversitesinde branice, Aramca ve A-rapa renmeye koyuldu ve olduka iyi retmenler nezaretinde Semitik Filoloji alanna ynlendirildi. Sz konusu disiplin, an merkezi entelektel ilgilerinin bir ksmna kk sald zere, on dokuzuncu yzyln byk akademik dallarndan biriydi: Bir dil, rk ve kltrler soy-bilimi ina etme ve Kitab- Mukaddes'in szcklerini ve kadim Yakn Dou halklarnn inanlarn ve ibadetlerini tam ve doru bir biimde idrak ederek Kitab- Mukaddes'i anlama abas. Fakat her ne kadar ona saygda kusur etmemi ve ilk kitabnn
160
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

kopyalarn Edinburg'daki hocalarna kran hissiyle gn-dermise de bu onun iin seilmi disiplin deildi ve niversiteden zel almalar araclyla baka trl ve daha fazla eyler renebilirdi. sko akademik geleneinde ayrntlar renilmeden nce genel ilkelerin kavranlmas gerekiyordu; onun zihni ynelimi zaten bu yndeydi ve her zaman olgular ile genel fikirler arasnda balant kurmaya alrd. Zihin, felsefe, klasikler ve doa bilimine ilikin dengeli bir aratrmayla incelenecektir: Bu, onun ideali olacakt ve byk ada Louis Massignon hakknda lmnn ardndan bir anma makalesi kaleme aldnda vg iin birok eyin iinden ayrp setii eylerden birisi de buydu. Her rencinin en azndan bir dnem felsefe almas zorunluydu. Felsefe krssn igal eden ve ona mevcut retiyi sunmu olan iki karde James Seth ve A. S. Pringle-Pattison sko versiyonu bir Kant felsefesi retti ve (greceimiz zere) kim bilir belki de bu, slam hakkndaki kanaatinin olumasnda bir para rol oynam olabilir. Gibb'in Seth'in ahlak felsefesi dersini ikinci ylnda ald kaydedilmektedir.1 Bibliografik Not G. Makdisi (der.), Arabic and Islamic Studies in Honor of Hamilton A. R. Gibb, (Leiden, 1965) isimli alma, derleyen tarafndan hazrlanan zl bir bibligorafik bilgi ve S. J. Show tarafndan hazrlanan ve 1965 ncesini kapsayan kapsaml bir bibliografya iermektedir. Elinizdeki almann ilk tasla ile ilgili bilgi ve yorumlarn esirgemedikleri iin Sir Hamilton'm baz renci, meslekta ve arkadalar ile olu J. A. C. Gibb'e minnettarm. Bu almann byk bir ksm, Harvard'daki Widener Ktphanesindeki Gibb Seminer salonunda yazlmtr; onun kitaplar arasnda geirilen ve onlardan yararlanlan uzun saatler, bir akademisyen olarak onun kiilii ile ilgili zihnimde net bir tasavvurun olumasnda yardmc oldu. Kr.: A. L. Turner, History of the University of Edinburgh 1883-1933, (Edinburgh, 1933), W. C. A. Ross, The Royal High School. (Edinburgh, 1934), ve G. E. Davie, The Democratic Intellect: Scotland and her Universities in the Nineteenth Century, (Edinburgh, 1961). Bu referanslar Harvard niversitesi'ndeki iki profesre, C. W. Dunn ve H. J. Hanham'a borluyum.
161
Avrupa ve Orta Dou

Gibb'in Edinburg'daki almalar savan patlak vermesiyle kesildi. Genel ahlaki duygularn davurma alkanlndaki birisi olmu olsayd bu ve dier savalara dair kanaati hi phesiz

derin bir biimde insani olacakt. Fakat zihnini kullanmaktan her zaman iten ie bir haz duymutur ve sava hizmeti onu belli lde ilgilendirmi ve bir eyler vermitir. Kampanyalara ve savalara ynelik ilgisini hibir zaman kaybetmemitir ve pratik zekas yeni teknikler renmekten ve yeni problem zme tarzlaryla karlamaktan zevk duymutur. (Arapa'daki bir problemi zmek zere onun grne bavuran bir akademisyen ondan patates yetitirmenin farkl ekillerine ilikin bir ders dinlemiti, bakalar arcla ve demiryolu tarifesine ilikin eyler renmiti.) Sava izleyen yllarda ksa bir srede mesleini buldu. Ancak birka yl nce balad Londra'daki Dou Aratrmalar Blm buraya ilk geldiinde ok kkt: 1920-1921'de sadece iki Arapa retmeni ve ancak alt aratrma grevlisi vard. Londra niversitesi'nde bile Dou aratrmalar marjinal kalyordu ve bu onun iin nemliydi. Gibb'in uzun sreli ilgilerinden birisi Dou aratrmalarn niversitelerdeki marjinal konumundan kurtarmak ve bunlar ilk ortaya ktklar entelektel hayatn merkezi akntsna yerletirmekti. Fakat blmde baz retmenlerle karlat ve bu onun iin olduka nemliydi. Bu karmak ve etrefil meselelerde dnlen ya da ortaya karlan her ey derhal yaynlanmyordu ve gen bir akademisyen iin kendisini canl bir akademik gelenein iine yerletirmek ve sadece mesleinin teknik srlarn vermekle kalmayp onu bilginin snrlarna sevk edecek ve zihnini nemli sorunlara ynlendirecek retmenler bulmak nemliydi. Gibb iin bunu iki akademisyen farkl seviyelerde yerine getirdi. Bunlardan biri blmn mdr Sir E. Denison Ross'tu. Ross ilk bakta, kendisine hakim, pek bu dnyal olmayan, belki ar derecede ciddi gen bir sko iin doal bir retmen gibi gzkmeyen, zevk dkn bir ehli dnya olarak grlebi162
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

lirse de, Gibb onda (yine lmnn ardndan bir anma yazsnda aklayaca zere) akademisyenlie dair tavizsiz bir sadakat ve akademik meselelere ilikin sarslmaz bir saduyu buldu ve buna sayg duydu.2 Ross, Gibb'in kariyerinin balangcnda onun mesleki drstlk anlaynn ve cesaretinin gelimesine katkda bulundu ve ona bir tez konusu verdi. Bu konu, ona byk tarihi temalara, toplumlarn ve kltrlerin atmas ve karlkl etkileimine ve tarihsel corafyaya hayat boyunca srdrecei ilgiyi kazandran bir konu olan Orta Asya'nn Araplar tarafndan fethiydi. Etkisi daha derin ve daha uzun sreli olan dier hocas, Gibb'in sonunda yerini alaca Arapa Profesr Sir Thomas Arnold'du. Arnold onu balca Avrupa akademik geleneiyle tantrd. Arnold, Wellhausen ve dier byk Alman akademisyenleriyle alm olan Robertson Smith ile Cambridge'de birlikte almt. Arnold bu almalarda kendisine ait bir eyler de koymutu. Bunlar slam'n yaylma tarzna ve kurumlarnn oluma biimine ynelik zel bir tarihi ilgi ve slam'n halihazr durumuna yardm konusunda ahlaki bir duyarllkt. Arnold, bir mddet Aligarh'daki Anglo-Muhammedan College'de ders vermiti. Arnold'm buradayken Doulu giysiler giyerek Mslman meslektalarna ve rencilerine sempati gsterdii sylenmektedir. Ayn derecede ilgi duymasna karn onu tanyan hi kimse Gibb'in sempatisini ayn ekilde gsterebileceini hayal edemez. Arnold'n mehur kitaplar arasnda slam toplumunun dnya zerinde srekli ve neredeyse grnmez yayl-yla ilgili olan The Preaching of islam ve slam'daki otorite meselesi zerine olan The Caliphate zikredilebilir. Bu iki konu da Gibb'in daha sonra dnecei konulardr. Bu yllarda Gibb'in bir hoca olarak grd ve kendisinden pek ok ey rendii nc bir kii daha vard: B-lm'de 1920 ve 1923 yllar arasnda bir mddet ders vermi olan bir Msrl, Muhammed Haseneyn Abdurrazk. Gibb 'Edward Denison Koss, 1871-1940', Journal of the Royal Asiac Society, (1941), s. 49f. 163
Avrupa ve Orta Dou

daha sonra onu "fahri hoca"s olarak nitelendirecek ve bir kitabn ona ithaf edecektir.3 Daha sonraki yllarda Kahire'ye gittiinde yabanclarn sklkla kald konutlardan birinde deil, Zahir'in demode burjuva banliysnde Abdurrazkla kalacaktr. Geleneksel Msrl Mslman ehir hayatnn deerleri Franco-Osmanl aristokrasisinin ya da Levanten ve Avrupal topluluklarn hayatna deil, aksine daha basit, gemie daha salam bir biimde kk salm ve indinde daha otantik olan bir hayat hakkndaki hissiyatn belki, akademik olduu kadar kiisel bir iliki izlenimi de veren bu iliki araclyla elde etmitir. Gibb, ilk nemli yazlarn on be yl boyunca bir retmen olarak ikamet ettii Londra'da yaynlad: Master tezi The Arab Conquests in Central Asia (1923); bn Batuta'nn Seyahatnamesi'nden seme pasajlarn evirisi (1929), bn'ul Kalanasi'nin bir eserinden kapsaml bir tarihsel girile birlikte yapt eviri, The Damascus Chronicle of Crusades (1932), Arap Edebiyatna dair genel bir inceleme olan Arabic Literatre (1926), (1928-1933 arasnda Bulletin ofthe School of Oriental Studies'de yaynlanm olan)4 "ada Arap Edebiyat Hakknda ncelemeler" isimli makalesi, The Legacy of islam (1931)'da Arap Edebiyatnn Avrupa Edebiyatna yapt etkiye dair bir makale ve uzun bir girile birlikte Gibb tarafndan hazrlanan ve slam dnyasnn halihazr durumu ve geleceine ilikin olarak eitli yazarlar tarafndan kaleme alnm bir makaleler koleksiyonu olan Whither islam? (1923). Gibb'in daha sonra yapaca almalardan kalkarak bu eserlere bakan bir okuyucu bunlarn kapsad alann boyutuna ilikin olarak aracaktr. Bu eserler, mr boyunca takip edecei ilgilerin btnn deilse bile neredeyse ta'Studies in Contenporary Arabic Literatre', Studies on the Civilization of islam, (Londra, 1962), s. 304; Modern Trends in islam'a ithaf, (Chicago, 1947). Studies and Modern Trends'e zellikle atf yaplmaldr. Yeni basks i., Studies s. 245f.
164
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

mamn kapsamaktadrlar. Gibb, sanki her bir konuyu sistematik bir ekilde ele almadan nce btn bir alma alanna ilikin hazrlayc bir aratrma yapyor gibidir. Nitekim okuyucu ayn zamanda slam'a dair olmasa da, tarihi ve edebi eserlere dair bu almalarn sergiledii dncenin, zevkin ve akademisyenliin olgunluuyla da aracaktr. Bunlardan hi deilse bir tanesi, slam aratrmalar uzmanlnda yeni bir ses gibi grnyordu. Gibb'in ada Arap Edebiyat hakkndaki almalar, Avrupa edebiyat incelemeleri gelenei iinde eitilmi bir akademisyenin eletiri standartlarn Arap literatrndeki yeni yazm stiline uygulama giriimiydi. Meslekta ve talebelerinin yetmiinci doum gnnde sunduklar Festschriffte yal ada Levi Della Vida'nn zihninin ayrt edici yn olarak betimledii denge ve itidal onda zaten mevcuttu.5 Yirmili ve otuzlu yalarndayken kongrelerde ve eitli yerlerde Gibb'le karlatklarnda Levi Della Vida ve dierlerini bu derece artan, "gen profesr Gibb"de kendisini davuran bu akademik kiilii nasl tanmlayacaz? Bunun tam orta yerinde Arap diline hayat boyu devam eden bir ilgi yer alyordu. Bu dilin hem klasik hem de modern formuna dair mkemmel bir bilgiye ve tarihsel olarak elde ettii temel btnle dair bir his ve duyguya sahipti. (Bu dili bir miktar duraksayarak konusa da belki ona ok yksek bir yer atfettiinden zaman verildiinde onunla istediini ifade edebilirdi.) Arapa retmeyi seviyordu ve hayatnn sonlarna doru bana unlar sylemiti: "retmenlik kariyerimin her ylnda una buna, temel Arapa retiyordum ve her defasnda yeni eyler reniyordum." (Burada da belki profesr zerinde ileri ve temel seviyelerde eitim verdii sko akademik geleneinin bir miras vard). Fakat onun iin Arapa, salt kendi adna deil, bu dilde yaplan edebiyat Araplara ve Mslmanlara da pek ok ey ifade ettiinden nem tayordu. Araplarn imgelemi kendisini her eyden G. Levi Della Vida, 'Letter of Dedication' i., Makdisi, Arabic and. Islamic Studies, s. xiii.

165
Avrupa ve Orta Dou H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

ziyade dille davurmutur ve bu, "btn sanatlarn en cezbedeni ve kukusuz en istikrarsz ve en tehlikeli olan olabilir." Zihninin mmeyyiz vasf olan ve ayn zamanda tehlikesiz de olmayan genel fikirler tutkusu, ksmi ya da zel olan genelle ilikilendirme arzusu onu, Araplarn dilleri karsnda zel bir tavra sahip olduklarn ileri srmeye kadar gtrd: Arap zihni zerinde sanatsal konumann etkisi ani ve dolayszdr; etkilerini zayflatabilecek veya ldrebilecek mantk ya da dnce szgecinden gemeyen szcklerde]... A-rap sanatsal yaratmas bir ayr lahzalar dizisidir... Her biri tasavvur eden zihnin btnl dnda kendi iinde btn ve bamsz hibir uyum ilkesi ile ilikilendirilmemitir. Gibb, bu dilde somutlaan edebiyat hakknda yazarken, bu dilin geliiminin btnlne dair bu ayn salam ve srekli bilinci korudu. Kk kitab Arabic Literatre Gibb'in otuzlu yalarnn onun yolunun ve kiisel kanaatlerinin oluumunda byk katks olduunu gsterir. The Legacy of islam'daki makalesi (ki en iyi eserlerinden biridir), eitli Avrupa edebiyatlar hakknda da ayn geni bilgiye sahip olduunu gsterir.7 Gibb, ngilizce ve Franszca'ya derin bir biimde ve daha az lde Almanca, talyanca, spanyolca'ya vakft; bir az Rusa biliyordu, Latincesi iyiydi. Gibb, bir keresinde Greke ve branicesinin Birinci Dnya Savann kurban olduunu sylemi, artc bir biimde dier byk iki slam diline, Farsa ve Trke'ye az ilgi gstermitir. ince ise, renmeyi gerekten arzulayaca bir dildi. Edebiyat bir tarafa braklacak olursa sanatlarn onun i-in ne ifade ettiini kestirmek gtr. Avrupa mziinin tarihini bilir ve dinlemek kendisine zevk verirdi. Arnold'n bir talebesi ve meslekta olarak slam sanatnn problemlerinin kukusuz farkndayd, fakat resimlere bakmak onun hayatnda byk bir yer tutmam gibidir; ve nemli bir miModer Trends, s. 5. 'Literatre' i., Sir T. Arnold ve A. Guillaume (der.), The Legacy of Mam, (Oxford, 1931), s. 180f. 166 mari eseri grmek iin uzun yol kat edecekse de onu ilgilendiren ey belki onun gzelliinden ok, onun tarihi anlam ve nemi ya da onun inasnda ierilen teknik problemlerdi. Sahip olduu eylerin zarafetine ya da holuuna ilgi gstermiyordu: kendisi ve hanm temiz, dzenli, rahat bir biimde yayorlard; elbiseleri, kitaplar, mobilyas ve evleri olduka bakmlyd fakat tehirden ziyade kullanma ynelikti. Dier taraftan olduka keskin bir gr ve bak duyarllna sahipti. Hem ngilizce hem de Arapa el yazs gzeldi; gnn her saatinde kitaplarnn srtna vuran gn nn grntlerini tasvir edebilirdi; topran biim ve renklerine, bir blgenin bir dieriyle ilikilerine, her birinin rnlerine ve sakinlerine ilikin keskin bir hisse sahipti ve bu belki de atalarndan miras kalmt. slam dnyasnn kaplad corafya da ilgileri arasnda yer alyor saylrd. Entelektel merak dil ve edebiyatla baladysa da daha ilk yllarda bunlar amt. Her zaman disiplinler ya da uygarlklar arasndaki snrlar amaya, umulmadk balantlar ya da bir eyin nasl tamamen farkl bir eyi aklamada yardmc olabileceini gstermeye alrd. lk kitabnda Orta Asya'nn tarihini aydnlatmak iin Arapa kaynaklar ve evrilmi in kaynaklarn birletirdi; bn Batuta'y tercme ettiyse de bu, onun Seyahatnamesi'nin Asya ve Afrika'nn geni blgelerine, hayatna dair bize ok eyler syleyen bir kitap olmas nedeniyleydi, ayn ekilde bn'ul Kalanasi de Hal Seferleri tarihilerine yardmc olabilirdi. Bunlarn her nde de akademisyenin salt kendi kendini ynlendiren merakna, kendi yoluna kendi istedii sratte giden zihinsel duruma ilikin bir eyler vard ki bu da, bildiklerine btnlk empoze etme gereksinimi, olgular ilkelerle ilikilendirme ve bunlar tek bir grle harmanlama ihtiyacyd. Bu grnte uysal, kontroll insann neredeyse gereinden fazla uysal ve kontroll grnnn altnda tuhaf ve tutkulu bir imgelem vard.

Gibb, imgelemin ve speklatif zihnin olgulara sadk olma gerekliliinin tesine geebilme tehlikesinin her zaman
167

Avrupa ve Orta Dou

bilincindeydi. Onun kendi kendisini kontrol etmesi isel bir gerilimi gizliyordu (veya zaman zaman buna g yetiremedi-i de oluyordu). Dier halklarla ilgilenirken adil, sadk ve sevecendi fakat her zaman onlar yksek standartlarla yarglamaya eilimliydi. Muhabbeti kendisini, bir jestle veya ara sra inanlmaz tatllktaki bir tebessmle neredeyse gizli ekillerde gsterirdi; yargs kendisini fkeden daha ok sabrla davururdu. Kendisini de bu ekilde deerlendiriyordu: Akademik doruluk ve kesinlik gerei ile speklatif zihnin ve btnleyici bir imgelemin taleplerini dengede tutmaya alyordu her ey her eyle balantl olmaldr fakat dikkatli ve doru bir biimde. Kendini ak bir biimde davuran sadece tek bir pasaj yazm olmakla birlikte (ki daha sonra alntlanacaktr) bir akademisyenin ne yapmas gerektii noktasndaki dnceleri bakalar hakknda yazdklarndan karlabilir. Yazd an kaytlarndan biri karmak bir kiilik, devasa bilgi ve malumat sahibi bir insan olan, kanaatlerini belirttii veya gizledii parlak nktelerle tannan selefi Laud Krss Profesr D. S. Margolioth hakknda idi. Gibb onda arad dengeyi bulamamtr: Gzlemlerini bildiren ironik ton pek ok Avrupaly rahatsz ediyor ve zaman zaman da Mslman okuyucularn fkelendiriyordu. Edebi akademisyenlikten ziyade derin bir kavray ve vukufyetin gerekli olduu yerde, yargsnn salaml kanlmaz olarak tartlmtr.8 Kart uta Gibb'in byk ada, ki kendisine kar tutumu pek net deildir Fransz oryantalist Louis Massignon vard. Fransz akademisyenlerle ilikileri iyiydi; dillerini ve onun kltrn severdi, eserlerinin kesinliine ve ciddiyetine ve soyut fikirleri anlatrken sergiledikleri rahatla ve belki de Fransz tavrlarnn ekilciliine onda karlk gelen bir eye, hayrand. Massignon'un devasa bilgi ve kltrn, his ve kanaat younluunu, zihninin zgnl'David Samuel Margoliouth, 1858-1940', Journal of the Royal Asiatic Society, (1940), s. 393.
168
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

gn, iirini, mphem olmakla beraber tek kelimeyle, dehasn ziyadesiyle takdir ederdi; fakat akademisyenliinin baz boyutlarna ynelik ekinceleri vard ve ona dair kaleme ald yazda sevecen bir eletiri tonu vardr: Louis Massignon saf formlasyonlarn ve kategorilerin iine hapsedilemeyecek kadar zengin, ok karmak ve ok ynl bir kiilikti. Bu insann gze arpan karakteri, bir sadakatler ayd: Kiliseye, ulusa, dostlara verilmi sze, insan onuruna, gadre ve zulme urayann davasna duyulan ve herkesin bildii sadakatler ve hepsinden te bakalarnda atma veya eliki konusu tekil edebilecek eyi uzlatran, her nerede olursa olsun kavrad yerde ruha kar drstlk ve isel sadakat. Btn bunlar onda isel bir dnce ve eylem btnlne balanyordu ve bir konum alarak onu sonuna kadar muhafaza etti...

Ona gre, Dou aratrmalar klasik tarih, edebiyat ve felsefe alanlaryla snrlandrlamazd. Aratrma sahasndan, fikirler sonularndan ve insan hayat da toplumdaki grnmlerinden kopartlmamalyd. ada hareketler hakkndaki analizlerinde olduu gibi tarihi eserlerinde de, tespitleri, olaylarn seyrinde her zaman etkili olmu ve etkinliklerini srdrmekte olan ve ayakta kalan slami deerlere dair bir kavrayla canlandrlmtr... Bu konulara dair yazlar, slam aratrmalar alannda bunlara kazandrd niteliklerden kalc bir anlam ve nem elde etmitir. Fakat salt bu nitelikler nedeniyle deyi yerindeyse onlar iki ksma ayrlyordu. Biri, akademik aratrmann yerleik aralarnn ustaca kullanmyla belli, verili fenomenin doasn aydnlatmann yollarn arayan nesnel akademisyenliin alelade seviyesindeydi. Dieri, nesnel veri ve bilginin, manevi boyutlara ilikin bireysel bir sezgiyle emilip, dntrld bir dzeydeydi. lki ile kendi kiiliinin zenginliklerinin boalmasndan neet eden transfigrasyon arasnda ayrc bir izgi izmek her zaman kolay deildi.9 Bu, belki de, kendini kontrole katkda bulunan, kendindeki benzer bir eilim hakknda bir farkndalk veya bilinti. Hayatnda olduu gibi yazlarnda da buna rastlamak mm'Louis Massignon, 1882-1962', Journal of the Royal Asiatic Society, (1963), s. 119f.
169
Avrupa ve Orta Dou

knd. Bir kere daha, ideali dolayl bir ifadeyle aa kavuuyordu. Gzde bir yazara dair yazarken slubunu u ekilde tanmlar: ...Fikirleri elaleler gibi grl grl akan, zaman zaman cokuya kaplarak btnlkten mahrum ve tutarsz bir kimlie brnse de, esas itibariyle dzenli ve harikulade a-henkli bir nesir yapsyla bir araya getirilip kesin ve sekin tanzim ve tahkim aralaryla kontrol edilen ve her szce argmannn gerekli kld tam ve uygun vurgu derecesini kazandran zenli bir zarafetle birbirine eklemlenen, canl, dorudan, renkli, gz alc derecede hayal gc kuvvetli, fevkalade bir hitabet gcne sahip bn Haldun.10 Gibb'in kendi slubu bu ideali tam olarak yakalayamaz. slubu, gl ve iyi ifade edilmitir; ifade etmek istediinin her rengini anlatabilir; hibir zaman cokunun kurban olup tutarszlklara dmez, gnln kaptrmaktan hibir zaman kendini alamad soyut fikirleri ifade etmeye alrken, belli orandaki aksaklk ve hantallk hari, szler kolayca akar. Fakat zenginlikten, eitlilikten ve hayal gcnden mahrumdur. (Bununla beraber yaynlanm eserlerinden birinde en azndan bir akaya rastlamak mmkndr: Absrd bir spanyol-Arap iirinin yar aka yar ciddi bir tercmesi. Gen bir olann gzelliini verken air sorar: [Gzellii bakmndan] Bir dolunaydr o, i giysileri ise pamuklu, Byleyken nasl olur da eriyip kaybolmaz bunlar? Fakat bu bile Orta a Araplarnn ay nn pamuu zebileceine inandklarn ifade eden aklayc bir erhe ve ihtiya duymaktadr.11 Bu erken dnem yazlarnda daha sonra nemli hale gelecek olan bir nokta ancak imdi grnmeye balamtr: gemii, halihazr durumu ve gelecei itibariyle slam dinine yne10 Review of F. Rosenthal (trc), ibn Khaldun: the Muqadimmah, Speculum xxxv (1960), s. 139.
11

Arabic Literatre, 2. bsk., (Oxford, 1963), s. 112.


170
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

lik ilgi. Levi Della Vida'y bir kere daha alntlamak gerekirse slam dnyas hakkndaki kanaatinin odanda [Mslmanlarn] "dine ynelik spesifik tavrn" kavrama giriimi yer almaktadr.12 Bunu ifade etme ynndeki ilk giriime, slam toplumunun isel hayat ile siyasal gelimesi arasndaki uyum eksikliine dikkati ektii Whither islam? da rastlanr: "Bin yllk kskan bir otokrasi ve bin yllk siyasi perhiz"13 yeni fikirlerin hzl istilasnn yol at

zmszlk, psikolojik gerilim, doktrin ve etik retinin dengesindeki deiim ve yeni, yabanc kurumlarn yerletirilmesine ynelik aba. Fakat Gibb'in gerek doktrinel deiim gerekse bunun siyasi etkilerine ilikin dnceleri ancak yar yarya olumutu ve bunlar 1930 ve 1940'larn sonlarna dek olgunla-mayacaktr. Bu yllar, Gibb iin yaratc, kendinden emin yllardr. Gibb'in Londra'daki son, Oxford'daki ilk yllar olan bu dnem ayn zamanda siyasi gerilim ve sava dnemidir. Balangta ve ak nedenlerle, ondaki isel deiimin en temel gstergesi siyasete artan ilgisiydi. Orta Dou'nun siyasi problemlerine ve ngiliz politikasna dair konferanslar verdi, yazlar yazd. Gibb savan ilk yllarnda sava zamanndaki rgtlenmede Kraliyet Uluslararas likiler Enstits tarafndan Dileri Brosuna enformasyon salamak amacyla kurulan Orta Dou biriminde bakand. (Buras daha sonra Dileri Bakanl Aratrma Departman'na dnecektir.) Gcn ve imparatorluun sorumluluklar ona bir eyler ifade ediyordu; fakat bunlarn bazlarnn ngiliz hkmeti tarafndan yorumlan tarzlarna dair eletireldi: Eer bir eitlik temelinde Msr'la tatmin edici bir anlama yaplmayacak olursa ve gerekli zen gsterilmeksizin Filistin'de bir ulusal Yahudi yurdunun yaratlmasna destek verilecek olursa Mslman Arap halklar ile d dnya arasndaki ilikiler gerginleecektir. Gibb, her ne kadar bunu Kuzey Afrika iin eletirmiyorsa da ki ona gre burada Fran12 13

Levi Della Vida, 'Letter of Dedication', s. xiii. Whither islam?, (Londra, 1932), s. 40.
171
Avrupa ve Orta Dou

sa, Orta Dou'nunkilerden farkl problemlerle karlam ve ngiliz menfaatlerinin dahli olmamt Suriye'deki Fransz politikas hakknda da benzer endielere sahipti. Hatta sava sona ermeden nce, bu etkinliklerden ekilmeye balamt. ngiltere-Msr ilikilerine dair gl, ak szl bir yaz olan son byk siyasi makalesi 1951'de International Affairs'de kt.14 Bundan sonra siyasi kararlar etkileyebilecek sosyal ve ahlaki etkenlere dair zaman zaman konuacak veya yazacaksa da siyasi meselelere ilikin olarak kamusal tartmaya ekilmeye isteksiz grnd. Ancak en byk hadiseler 1956 ve 1967'ninkiler hakknda zel yorum yapt. Belki bunun sebebi ksmen, bir akademisyenin problemleri zmek veya bu sorunlarla ilgisi olanlar ikna etmek noktasnda kk de olsa bir eyler yapabileceini dnmesiydi. Ve belki de ksmen, yllar getike Orta Dou'nun eitli yerlerinde olduu gibi Msr'da da belli llerde yaanan huzursuzluktu. 1920'ler boyunca Kuzey Afrika ve eitli yerleri dolat ve 1930'larda her yl, Arap Dili Akademisi'nin Avrupal birka yesinden birisi sfatyla Msr'a gitti. Burada yakn arkadalar vard, liberal entelektellerin ve parlamenter siyasetilerin dnyasna girdi. Fakat yeni nesil ve yeni rejimle kendisini pek rahat hissedemedi; Msr'a 1940'lardan sonra seyrek olarak gitti; dier lkelere (Bat Afrika'daki kimi lkelere son uzun seyahati dahil) ancak ksa ziyaretler gerekletirdi. His ve alkanlk deiiklikleri entelektel ilgi ve kanaat deiiklikleriyle birlemiti. 1950'nin balar itibariyle ngiliz ve Fransz gleri ekildi; Mslman halklar, en azndan eski yneticilerin geride braktklar taslak erevesinde, kendi siyasi kaderleriyle ba baa kaldlar. Avrupal bir a-kademisyen onlarn siyasi srelerinde etkin bir rol alamazd, fakat bu sreleri tarihi geliimin uzun bir perspektifi iine yerletirerek onlara yardm edebileceini umabilirdi. Gibb'in yapt da buydu ve bu srete modern ynetimlerin 'Anglo-Egyptian Relations: a Revaluation', International Affairs, cilt 27 (1951), s. 440f.
172
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

ve sekinlerin toplumsal hayata, rfe ve ahlaka ait kendi geleneklerini hesaba katmakszn veya btnyle reddederek hareket ettiklerini ve baarszlklarnn bundan kaynaklandn dnr olmutu. Bundan sonra Gibb, balca abasn gemiin titiz bir biimde incelenmesi

araclyla, slam toplumunun zgn doas ve bunun merkezinde yer alan inan ve kltrn aydnlatlmasna hasretti. Gibb, bu meseleyi bile, balangta esas itibariyle politik bakmdan grmeye eilimliydi. Buna bir siyaset teorisi ve kurumsal tarih arka planndan yaklayordu. 1930'larn balarnda Sir Thomas Arnold'n ani lm sonrasnda slam siyaset teorisi retmeye balad ve devletlerin ykselii ve kyle ok ilgilendi. Daha ok bu on yl zarfnda yazd, konuya dair makaleler byk bir neme sahiptir ve bu konu hakknda ders verenler veya yaz yazanlar, g kullanmnn merulat artlara dair farkl trdeki teoriler arasnda onun yapt dikkatli ayrmlardan balama eilimindedirler: eriat snrlar erevesinde adil hkmdarn ynetimine dair, eitli dnem ve safhalar itibariyle, halifelik teorisi, tabii adalet nda topluma dzen veren Pers kkenli kral fikri.15 En iyi makalelerinden birisi, 1932'de yazd ve bn Haldun'un siyaset kuramnn slami arka planna ilikin olandr. bn Haldun'un hedefi diye srdrr, sadece devletlerin evrimini incelemek deil eriat'n, "kutsal hukuk"un taleplerini tarihin gerekleriyle badatrmaktr: nsanlk, eriat' takip etmeyeceinden, hayvani igdlerin hakim olmasnn "doal" ve kanlmaz sonularyla artlandrlarak, ykseli ve dn bo ve sonsuz bir evrimine mahkumdur. Bu dnemde Gibb'in gemie bu ekilde bakmas noktasnda aralarnda karlkl bir sayg ilikisinin bulunduu Chapters 8-100 i., Studies. 16 'The Islamic Background of ibn Khaldun's Political Theory', Bulletin ofthe School of Oriental Studies, cilt 7 (1933), s. 23f; yeni basks i., Studies, s. 174.
173
Avrupa vs Orta Dou

Arnold Toynbee'nin etkisini grebiliriz: Toynbee Gibb'le ayn blmde bir miktar Arapa renmi ve ondan Study of History'nin ilk ciltlerindeki slam hakkndaki ksmlar okumasn ve daha sonra kanaatlerini bildirmesini rica etmiti.17 Kraliyet Uluslararas likiler Kurumu'nu (ki Toynbee burada Aratrmalar Direktr idi), modern Bat uygarlnn kadim Asya toplumlarna etkisine dair birka eseri zel olarak smarlamaya ynlendiren hi phesiz Toynbee'nin "uygarlklar" arasndaki ilikiler problemine olan ilgisiydi. Bu erevede Gibb'den, bir baka akademisyen Harold Bowen ile birlikte slam zerine bir kitap yazmas rica edilmiti. Islamic Society and the West'in birinci cildi olarak istenenin ilk iki blm srasyla 1950 ve 1957'ye dek yaynlanmayacaktr fakat bunlar hakkndaki dnce ve aratrma sreci 1930 ve 1940'lar gibi daha erken tarihlerde yaplmtr. Amalar [Osmanl Mslman toplumunun] "i mekanizmalarn ve ... onu srdrmek veya dntrmek noktasnda etkin olan gleri sorgulamakt",18 ve yazarlar 1770'lerdeki, onlara gre tam olarak yeni glerin etkin olmaya baladklar dnemdeki, haliyle bu toplum hakknda ayrntl bir aratrma ve almayla ie baladlar. Eser aratrmalar, akademisyenleri dikkatlerine yenilerde sunulmu Osmanl materyallerine ve eitli malzemelere yneltmede katks olabilecek bir kategoriler sistemi oluturmak iin, yaynlanm materyallere ilikin bir aratrma olarak dnlmt. En azndan Gibb'in katks srd srece eser, daha ok, az sayda nemli kaynaklarn mesela Description de l'Egypte, el-Cabarti vakayinamesi, el-Muradi'nin biyografik szl olduka detayl bir kullanm zerine oturmutur. mparatorluun hem Trk hem de Arap blgelerinde, Osmanl toplumunun sosyal ve dini yapsna dair kesin ve titiz bir resim ortaya konmutur. ki yazaiilikle ilgili notu iin bkz.: A. J. Toynbee, A Study ofHistory, cilt 1, (Londra, 1934), s. 400f. H. A. R. Gibb ve H. Bowen, Islamic Society and the West, cilt 1, blm i, (Londra, 1950), s. 1.
174
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

rn almasn ayrt etmek g deildir. Bowen bir Osmanl uzmandr, merkezi hkmetin kurumlarn, maliye sistemini ve Anadolu vilayetlerini ele alrken dikkatli, ayrntc ve yeterince sradandr; Gibb sivil ve dini otoritenin doasyla ve Arap vilayetleriyle ilgilenmitir ve bunu da cesur speklasyonlara bavurarak yapmtr. Onun fikirlerinin Osmanl saltanatyla ilgili olduklar aktr. Siyaset kuramna dair daha nceki almasn zetledii bir blmde halifelik deil, nk sonraki dnem hukukular tarafndan terime kazandrlan anlam bir tarafa, adil bir biimde ve eriat snrlar iinde yneten herhangi bir hkmet halifelik olarak adlandrlabilir hukuki dnce geleneinden ziyade tanrsal kkenli varlk olarak kadim Pers krallk idealinden karsanan saltanat, slami balam ierisine yerletirilir: Hibir snfn dierinin haklarn inemediinden emin olunarak dnyann kendi ekseninde korunmas zorunluydu; tebaaya adalet bahetmek ve bunun karlnda onlardan itaat beklemek "altm yllk bir zorbalk bir saatlik bir i karklktan daha iyidir."19 Bu otorite kavray nda Gibb, Arap vilayetlerin deki Osmanl idaresinin mahiyetini gzden geirdi ve bu konuda neslinin pek ok tarihisinin benimseyeceinden daha uygun bir gr ortaya koydu. Osmanllar, muhatabnda kiisel hrstan bile daha derin tutkular uyandran Araplar arasndaki hizipi ruhun iddetiyle karlaarak, her ne kadar hrs ve sinisizimle ekli bozulmu olsa da, en azndan dikkatli ve dzenli bir idare yaps sunmulard; ve bu yap iinde sregiden hayata mdahale etmemilerdi: ailevi, mahalli ve mesleki balarn birliktelikleriyle tanmlanan ve reislerine tabi bir biimde ve kendi geleneklerine gre yaayan pek ok sayda kk gruplarn hayat. Gibb'in kitabnn ikinci blmnde dini iktidarn doas ve onun hkmet ve toplumla ilikileri incelenmitir. Bu iktidar, sultan tarafndan saylan ve karlnda onun me19

A.g.e., s. 30.
175
Avrupa ve Orta Dou

ru varlnn tannd bir yapya sahipti: Sultan kontrol edemezdi fakat kendisinin kontrolne izin vermekteydi. U-lemann temel vazifesi, hangi trden siyasi deiiklik meydana gelirse gelsin slam'n dini kurumlarnn ve entelektel geleneinin sarslmakszn korunacan garanti etmekti. Bu onlarn grevi, mesleiydi fakat her zaman bununla, dnyevi g ve gnencin doal ekimi arasnda bir gerilim vard; yksek ulema snfnn en azndan ynetici elitle ili dl olduu sylenebilirdi. Islanic Society and the West'e ilikin pek ok eletiri yaplmtr. En etkin ve keskin olan ondaki kimi nde gelen fikirler hakknda phe ve tereddtler uyandran N. Itzkowitz tarafndan ortaya konulandr. Bu, zelde daha erken bir dnemin tarihisi olan A. H. Lybyer'in eserinden alnan, bir dierine yakn bir biimde paralel iki kurumun, "ynetici" ve "dini" kurumun varlna dair bir dnceydi.20 Ayrca Arap vilayetlerine dair blmlerde Gibb'in Massignon'un slam toplumunun birleik doasna dair kimi kuramlarndan ok fazla etkilenmi olduu eletirisi de yaplabilir. Bununla beraber kitap, bir nesil sonra hala yazarlarn olmasn istedikleri haliyle durmaktadr: aratrmaya ve daha ileri dnmeye ynelik bir uyarc bir drt olarak. Gibb ve Bowen giriin iki blmnden fazlasn hibir zaman yazmadlar. Bu, nedeni ksmen Osmanl arivlerinin daha henz kefedilmeye balad bir dnemde bu denli geni bir alanda eser yazmann prematre grnmesi dolaysyla, daha ok da, byle bir ey mmkn olsa bile almann her iki yazarn da sarf edebileceini hissettiinden daha btnlk bir aba ve daha uzun bir zamana ihtiya duymas nedeniyledir. 1940'larn ortalar itibariyle, sz konusu kitapla, mcadele ve ilgi alanndaki konulara dair Gibb'in dncesinin gelimesi, onu toplumsal ve kurumsal tarihin

20

N. Itzkovvitz, 'Eighteenth century Ottoman realities', Studia Islamica, xvi (1962), s. 73f. Ayrca B. Lewis tarafndan yaplan deerlendirme iin bkz.: Bulletin of the School ofOriental and African Studies, cilt 16 (1954), s. 598f.
176
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

bu seviyesinde zmlenebilecek bir problemler alanna ulatrd. slami siyasi sistemlerin yetersizlii ve elverisizlii ve ulemann tarihi rol zerine dnmesi onu bir dini sistem olarak slam'n doasna ve geliimine dair dnmeye sevk etti. 1947 ve 1953 yllar arasnda, kendi dini inanlar balamnda yer alan, aralarnda slam hakknda orijinal, tutarl bir dnce temeli oluturan drt eserlik bir dizi yaynlad: Modern Trends in islam (1947), "slam'da Dini Dncenin Yaps" (The Mslim World'de, 1948), Mohammedanism: An Historical Survey (1949) ve "slam Tarihine Dair Bir Yorum" {The Journal of World History'de, 1953).21 Bunlar bu yllarda hibir ekilde enerjisini veya ilgisini tketmedi. Artk btn meslek yaamnda olduu gibi alan geniti ve sadece birok konunun retimini yapmakla kalmad ayn zamanda bunlara bir dizi makale de ekledi: zellikle slam Ansiklopedisi'nin editr olarak almas ok zamann ald ve buradaki uzun makalelerinden bazs birinci baskda tarih zerine makalesi, ikinci baskda Arap edebiyatna dair olan22 aheserleri arasndadr. Fakat slam'a dair yazdklar uzun sre hatrlanmasna vesile olacak olanlardr: Mohammedanism: An Historical Survey i-simli ayn zamanda hem basit hem de kapsaml, okunmas kolay fakat ayn zamanda kusursuz nitelikte retici olan kitab bir nesildir pek ok retmenin slam ve onun tarihini almaya balayanlara tavsiye ettii ilk kitap olmutur ve hala da ilk yazld zamanki kadar taze ve deerlidir. Gibb'in slam hakkndaki dncesinin anlalmasna ynelik anahtar, Modern Trends in islam'n nsznde kendini davurduu samimi bir pasajda bulunur. Burada tipik bir ekilde tam gelitirilmemi, kiisel olmayan ve hatta zr dileyici bir biimde ifade edilmi olan bir samimiyet vard:
22

Yeni basks i., Studies, s. 3f, 176f. Ta'rikh", Encyclopaedia of islam, Supplement (1938), s. 233f; 'Arabiyya', Encyclopaedia of islam, 2. bsk., cilt 1 (1960), s. 583f.
177
Avrupa ve Orta Dou

ok fazla kendisiyle megul grnmek pahasna olsa bile bir kelime daha sylenmelidir. Propagandayla ykl bir atmosferle kuatldmz u gnlerde bak asn belirleyen ilkeleri kendisine ve izleyicilerine ak ve kesin bir biimde tanmlamak her aratrmacnn vazifesidir. Bu nedenle birinci tekil ahsla konumak gerekirse, antropomorfk dogma olarak deil aksine evrenin doasna dair deien grlerimizle ilgili genel kavramlar olarak yorumlanmas artyla Hristiyan akidesinin geleneksel olarak korunduu metaforlarn, kavrayabileceim ruhi hakikatin en yksek seviyesinin sembolik ekilde davurmu olarak, beni entelektel bakmdan tatmin ettiini sylemeye kalkacam. Kiliseyi ve Hristiyan insanlarn cemaatini, hayatnn devam bakmndan bir dierine bal olarak gryorum. Kilise, Hristiyan bilincin tarihi birikimi ve arac olarak hizmet etmektedir ve bu, kimlii asndan Hristiyan tecrbesinin aknt-syla srekli yenilenen ve bu tecrbeye hem yn hem de etkin bir g kazandran srekli unsurdur. slam grm kanlmaz olarak bunun karl, tamamlaycs olacaktr. slam kilisesi ve onun yeleri benzer bir karm meydana getirmektedir. slam yaayan bir organizma olarak kald ve akideleri, ballarnn dini bilincini tatmin ettii srece her biri yek dierini biimlendirmekte ve karlkl olarak birbirlerini etkilemektedirler. Mslman dnce ve tecrbesinin tarihi yapsn tam olarak gz nnde bulundurmakla beraber, slam' gelien, sembolizminin ieriini zaman zaman yeniden dzenleyen her ne kadar bu yeniden dzenleme grnteki kurallarn katlyla (nemli lde Hristiyanlkta da grld

biimiyle) gizlense de bir organizma olarak grmekteyim. Yaayan Mslmanlar tarafndan dile getirilen kanaatler, bu kanaatlerin dokuzuncu yzyln Mslman uzmanlarnkilerle badatrlmayaca argmanyla a priori ktlenmemelidir. Modern Mslman ilahiyatlarn yenilikleri protesto etmeleri ve slami dncenin yeniden inasnn ncelikle imkann daha sonra da meruiyetini reddederek slam' Orta a dogmatik formlasyonlarna balamann yollarn aratrmalar anlalabilir bir eydir. Fakat Protestan Hristiyanlarn toplum veya bireyler olarak Mslmanlarn inanlarnn dokmanlarn ve sembollerini kendi kanaatleri uyarnca yeniden yorumlama haklarn reddetmeleri kesinlikle anlalabilir deildir.
23 23

Modern Trends, xii. 178


H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

Burada kimi ok bilinen kimi az bilinen birka tema a-a karlmtr. Sonsuz gereklik bireysel ruha dorudan ve O'nun kendi inisiyatifiyle konuan Tanr ve "karlk veren" ruhtur; "cemaat" kendisini ortak bir sembolizm ve tapnmada davuran mterek bir karlkta birleen bir bireyler topluluudur; "kilise" daha dar bir anlamda sembollerin koruyucular ve ibadet nderleri olarak davranan cemaatteki bireylerden oluur. (nk Gibb'in bir "kilise"yle kastettii bu olduuna gre, buradan onun pek ok oryantalistin titizlikle uzak durduu bir eyi yapabildii ortaya kar: "Kilise" szcn "ulema"ya izafe ederek slami bir muhteva iinde sadece tehlikeli bir analoji olarak deil aksine harfiyen ve keskin bir tanmlama olarak kullanmak). Bu fikirler nereden gelmektedir? En derin bir biimde belki bunlar onun iin yaayan bir gerek olan sko Presbiteryan geleneinden gelmektedir. Sadk bir kilise mensubunun taassubu iinde olmasa da kiliseye giden birisiydi. Oxford'dayken Kolej apelinde ngiltere Kilisesi'nin hizmetlerine katlmaktayd. Fakat Hristiyan doktrinini Edinburg'da edindii Kant felsefenin bak asndan yorumlamaktayd. Saf Akln Snrlar Dahilinde Din'de Kant "saf dini inan" ile "bir cemaat/kilise inanc" arasnda ayrm yapmt. lki bireylerde zaten mevcut ve etkin vaziyette olan ve nihayetinde evrensel bir dinin ve etik devletin ortaya kmasna yol aacak olan akl diniydi. Bu zamana dek pek ok insan "cemaate veya kiliseye ait bir inanca" gre; yani kendisi "saf inan"tan tremi olan, Tanrnn yceltilmeyi ve itaat edilmeyi arzulad yol ve usullere dair, tarihsel olarak tezahr etmi bir inanca gre yaayacaktr. Byle bir inan, gelenek kadar bir kutsal kitaba da dayandnda en salam konumda bulunan "etik bir uluslar topluluunun" ya da kilisenin, otorite altnda birlemi somut bir insanlar birliinin meydana gelmesine yol aabilir. Bu kiliseler, ilkeler leinde, evrenselliklerine, ilkelerinin salamlna, yeleri arasndaki ahlaki birliin gcne, bunlarn iindeki bireyin zgrlne gre tasnif edilebilir. (Kant'a gre slam, bu inan
179
Avrupa ve Orta Dou

ve kiliselerden biriydi fakat izelgede yksek noktay iaret etmiyordu.) Gibb Kant' okumu veya okumam olabilir ancak bu tarz dncelerin ona felsefe hocalar araclyla ulatna phe yoktur. Bu dnceler szgelimi Gibb burada renci olduktan birka yl sonra, Pringle-Pattison'un Edinburg'daki Gifford Konferanslarnda olduka iyi bir ekilde anlatlmtr. Pringle-Pattison, tarihi dinleri, kkleri insan doasnda bulunan, iradenin nermelerine, hislerine, ynelimlerine rzann spesifik kombinasyonlarn davet eden ve dini bir topluluun kolektif hayatnda gerekleen "dini bir atmos-fer"i aa karan ortak bir ilkenin farkl grnmleri olarak tanmlamtr. Bu tarz topluluklarn, uzun bir sre a-yakta kaldklar ve sadece kendi inanlarn ve ibadetlerini deil, ayn zamanda yerlerini aldklar farz edilen nceki topluluklardan da bir eyleri yaattklar sylenebilir.24 u halde "din bilimi"nin problemi, spesifik bir dinin ortaya kma veya ncekilerin yerini alma ve gelime biimini izlemek ve ayn zamanda onu, kkleri insan doasnda bulunan ortak bir ilkenin mmkn birka grnmnden biri olarak aklamakt. Buradaki temel

gereklik neydi? 1930'larn sonu ve 1940'lar itibariyle Gibb'in, dnemin modasna kaplarak deil, de slam' izah edebilmek asndan kategorilerin aratrlmas nedeniyle din, felsefe ve psikolojiye dair okuduu kitaplar bize belli lde bir iaret ve ipucu sunmaktadr. Zaman zaman yapt aratrma onu umulmadk yerlere yneltiyordu. Gibb'in kzgnln hatrlayabildiim neredeyse tek an, Freud'un Moses and Monoheism'i hakknda konutuumda, szlerimde ona kmseyici ve saygsz gibi grnen eye ilikindi. Modern Trends in islam'da verilen bir referans, Gibb'in peinde olduu eyi bulduunu gsterir. Gibb, din hakkndaki fikirlerini ifade ederken filozof R. G. Collingvvood'un fikirlerinden grd yardm iin kranlarn sunar, sz konusu kitapta bulunan A. S. Pringle-Pattison, Studies in the Philosophy of Religon, (Oxford, 1930). 180
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

ipucundan anlaldna gre Collingvvood'un hangi kitabnn onun zerinde en ok etkili olduu ortadadr: Bu kitap, daha sonraki ve iyi bilinip tannan kitaplarndan biri deil de, yazarn sonralar tatmin olmad, hatta mahcup olduu ilk kitaplarndan biri, Speculum Mentis'dir. (Gibb'in msveddeleri arasnda bu kitaptan yaplan bir dizi alnt vard.) Collingvvood bu kitabnda daha ok Hegelci bir ereveden hareket ederek bir dnce modlar skalas ina eder. Bu, her biri gereklii kavramaya ve anlatmaya alan ve sonuta zihnin ancak daha yksek bir dnce moduna doru ilerleyerek zebildii bir elikiye yol aan bir dnce tipleri izelgesi olarak kendini gsterir. Nitekim sanatta muhayyile, kendi gerekliini kendi sembolleriyle anlatarak serbest bir biimde hareket eder. Bunun zerinde yer alan ve dine ait olan dnce, zihnin kendisini deil de kendisinden baka bir gereklii davurur, fakat bunu hala sembolleri ve sembolik eylemiyle, kolektif tapnmann ritelleriyle gerekletirir. En iyi haliyle bu, insan ve teki arasndaki ayrmn ykmna yol aabilir. Fakat dini dnce kendisini ak bir biimde anlatmaya kalktnda elikiyle sonulanr; din sembolleri harfiyen yorumlayan ve byle yapmak suretiyle onlar yok eden teolojinin doumuna sebebiyet verir. elikinin zerine kmak iin zihnin daha yksek bir dnce moduna, yani gerekliin metaforlarla deil dorudan aktarld Felsefeye ait olan dnce moduna kmas gerekir. slami sembollerin zgn doasn ve ibadet biimlerini tanmlamaya alrken Gibb, I. Goldziher tarafndan ifade edilmi ve Snniliin geliimine, ar ular arasndaki merkezi bir konumu srdrmeye ve korumaya ynelik bir aba ile gelenein yava birikimine kuvvetle vurgu yapan Avrupa akademik geleneinin nemli birbirikimini kullanyordu. Bu ekoln bir yazar, zerinde zel bir etkiye sahipti: Bu kii Glasgow'da ve Berlin'de E. Sachau ile altktan sonra hayatn Connecticut'da Hartford Katolik lahiyat Faklte-si'nde ve ona bal School of Missions'da geiren dostu Scot D. B. MacDonald'd. MacDonald'n 1903'de yaymlanm olan 181
Avrupa ve Orta Dou

Development of Mslim Theology, Jurisprudence and Constitutional Theory isimli kitab, gelimenin merkezi yolu olarak dikkate ald ey hakknda etkileyici bir incelemeydi. Gibb, Bu eserin kopyasn 1919'da elde etti ve nadiren yapt bir ey olsa da onda krk yldr zihninde yanklanp duran bir pasaj iaretledi. slam'n "iyi ve kt iin" entelektel birlii, "onun ilk bakta gze arpan niteliidir".25 MacDonald'n dier nemli kitab The Religious Attitude and Life in islam (1909) belki de Gibb zerinde daha derin bir etkiye sahiptir. Ad geen kitapta MacDonald, dinin esas olarak grd eyleri, ruhun Tanr ile karlamasn, insann her zaman grnmezin grnr dzeni istilasnn iaretleri olarak kabul ettii gizemli fenomenleri, ruhun Tanr'ya doru mcadelesini ve onun iin ortak bir kanal salayan kurumlar ele almaktayd: "Gerekte mistik ve azizler gibi yaama fikri ve dervi tarikatlarnn tekilat slam'n btnne yaygndr ve Mslman dindarlnn nedenleri ve ilkeleridir."26 Her ne kadar genel olarak Gibb, mzakere ve tartmadan ok, okuyarak rendiyse de

Oxford dneminde Alman geleneinde eitilmi iki meslektandan uyar ve ipular alm gibidir. Bu meslektalar, Gibb'in slam'n Grek felsefe geleneini devralmasna ynelik aratrmalar ile bir uygarlktan dierine doru unsurlarn nasl tand konusundaki fikirlerinin olumasnda etkili olan Richard Walzer ve hadislerde ierilen Peygamberin hayat hakkndaki bilgiyi reddetmede ok ileri gittiini dnmekle beraber Mslman hukukulara dair almasna ok ey borlu olduu Joseph Schacht'tr. Gibb yle yazmtr: "Bir yn ok
26

D. B. Macdonald, The Development of Mslim Theology, Jurisprundence and Constitutional Theory, (Londra, 1903), s. 2. Ayrca Macdonald almas i., J. D. J. Waardenburg, L'islam dans le miroir de l'occident (The Hague, 1961). Bu kitap, slam konusunu alan Avrupal akademisyenlerin entelektel soyktn fazlasyla aydnlatr. Macdonald, The Religious Attitude and Life in islam, (Chicago 1909), s. 215.
182
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

fazla insani detaydansa hi phesiz btnlkl bir insanlk ne kar... [ki] gerek bir insann dncesinden baka bir ey olamayacak kadar ann ve takipilerinin hakim mizac ve ruhuyla tezat tekil eder ,.."27 Bu tesirlerle oluan sz konusu eserlerde slam'n geliimine dair meydan okumalara verilen bir dizi karlklarla, zellikle sembollerin ve ibadetin mevcut yapsna yeni unsurlarn eklenmesi sz konusu olduu srece reddedilmeyen karlklarla aklanan bir gr mevcuttur. Dini vizyon ve tecrbe sembolik ereveyi her zaman paraladndan bu hibir zaman sona ermeyen bir sreti. Bu srecin balangcnda Peygamber ve Kuran vardr: Bat Arabistan'n "doal" semitik dinine yeni bir sembolik dzen empoze etme giriimidir. Kuran zaten mevcut olan sembolleri reddetmemi fakat bunlara yeni bir anlam kazandrmtr ve Peygamberin kendisi cezbedici dindarlk ve sadakatiyle gl bir sembol haline gelmitir. Bunu hukuk ve ilahiyatn ortaya kt bir dnem takip etmi ve topluluun bilinci olutuunda iki cephede bir savaa giriilmitir: Snrsz dini muhayyilenin tasavvurlarna kar ve vahyin ieriini akli kavramlara indirgeme brahim'in Allah'n filozoflarn Tanr'sna dntrme dorultusunda felsefi zihnin giriimlerine kar. Bu iki ar u arasnda bir denge salamak ilahiyattaki temel eliki nedeniyle nazik bir meseleydi. Anlamaya almak ancak sonuta bila keyf vahiyde ierilen eyi nasl diye sormakszn kabul etmek. Bu nazik dengeyi oluturmak, ekol slam'n teolojik "ortodoksisi" haline gelmi olan, Eari'nin baarsyd. (Bu Gibb'in fikirlerinin yakn zamanlardaki almalarla en ok deiiklie urad noktalardan biridir: Eari ekoln "topluluun bilinci"nin esas anlatm olarak deerlendirmeyi daha da gletirmi olan H. Laoust'un Hanbeli dnce ekolne dair aratrmalar, G. Makdisi'nin Eari teolojisi ile afi fkh ekol arasndaki ayrm ve el-Eari ve dierine ait metinlerin neri).
27

Mohammedanism, (Londra, 1949), s. 31.


183
Avrupa ve Orta Dou

Tanrnn mutlak gc ve onun mesaj olan slam vahyinin son vahiy olma nitelii zerine zorunlu vurgusu nedeniyle, teoloji temel inan kurumlarnn teorik ve kat formlasyonlarna eilimliydi. Fakat dini hayat bunlarla snrlanamazd ve kendisini dini tecrbenin rgtl ileniinde ve Tanrnn her yerde hazr ve nazrlna dair daha byk bir vurguda davurdu. Bundan sonra nc bir dnem balayacaktr. Bu, gerekli bir hareket olmakla beraber mahzurlar da olan Suf meydan okumasdr. O, "kitlelerin tevars ettikleri kaltsal igdleri"28 serbest brakm ve kadim slam ncesi sembollerin slam'a geri dnd bir mecra vazifesi grmtr. Snni bilin bir kere daha saflamak ve Sufilii Ortodoks dnce ve ibadet yaps iinde e-ritmek zorundayd. Teori seviyesinde bu Gazali tarafndan (her ne kadar burada da yakn zamanlardaki alma ve a-ratrmalar bizi Gazali'nin gerek

inanlarnn ne olduunu sylemek hususunda duraksatabiliyorsa da) ve daha sonra on yedi ve on sekizinci yzyllardaki ismi nispeten daha az iitilen dnrlerce, "ard arda gelen dikkat ekici akademisyenlerin ekilcilikten uzak bir tavr ierisinde slam ilahiyatnn temellerini yeniden ifade etmeye abaladklar... ve dindeki psikolojik ve etik unsurlara yeni vurgular yaptklar" bir dnemde gerekletirildi.29 rgtl sadakat seviyesinde bu, eriat'n snrlar dahilinde kalan Suf tarikatlarnn iiydi: Onlarda ulema suf haline gelmi, hukuki ve mistik dnce birbirine karmtr. Dncenin evrimi ayn zamanda onu ekillendiren ve onun tarafndan ekillendirilen bir topluluun mmet geliimiydi. Gibb "mmetim yanl zere ittifak etmez" hadisini kabul edecekse de ancak bunu zel bir anlam erevesinde yapacakt: Topluluk en azndan saf biimde mevcut olan ne ise onu benimsemeye ve kabule yatknd ve kendisi hakikatin nihai koruyucusu ve yarglaycs olduundan,
28

'The Structure of Religious Thought in islam', Studies, s. 213. Mohammedanism, s. 163.


184
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

benimsedii ey slam'd. Fakat mmet hem "kilise" hem de "cemaat'tir ve her birinin slam'n geliiminde grevi vardr. "Kilise", bir baka ifadeyle "ulema"nn btn, sembollerin koruyucusudur. O bunlar tanmlar, savunur ve tar. retmenden renciye tama sreci slam'n devam edip gelitii sretir. Bir silsile kavram, bir ruhi ve entelektel tevars zinciri, slam'n anlalmas iin gereklidir. Bu nedenle Gibb, bir sre sonra yazlm olan arpc bir makalesinde slam edebiyatnn karakteristik bir tipinin biyografik szlklerin nemine dikkat ekmitir: slam mmetinin tarihini veren en eski biyografik szlklerin altnda yatan fikir, esas itibariyle slam mmetinin kendine zg kltrnn inas ve tanmas srecinde bireysel olarak erkek ve kadnlarn katk salad; slam toplumundaki etkin gleri temsil eden ve aksettirenin (siyasi yneticilerden ziyade) bu insanlar olduudur... "Cemaat" ayn zamanda bir baka anlamda 'koruyucu-lar'dr. Onlar dindarlk, ilgi ve ballkla, kelimenin tam anlamyla iin ierisine dahil olarak, zaman zaman slam'n gereine ve birlik ihtiyacna ilikin olarak ulemadan daha gerek bir igdye sahip olmulardr. Onlar, en derin anlamyla sembollerin ve ibadetin oluturuculardr; "kilise"nin ifade etmeye ve korumaya alt, onlarn yaratclklar ve gittike artan dini tecrbeleridir. Srekli olarak gelien ve genileyen bir toplum iinde "kilise"nin ve "cemaat'in karlkl etkileimi, bu toplumun gc ve maddi ihtiyalarn dnyasndaki hayatn taleplerine ve tehlikelerine verdii karlk ve slam kltrnn ve toplumunun bu srelerden geerek geliimi gibi srelerin tm kelimenin gerek anlamnda "slam tarihini" oluturur. Bu konuya yorum getiren bir denemesinde Gibb, dini fantezilerin, insani tutkularn, siyasi atmann, frsatlk ve sinizmin vahiliinde mmetin veya daha doru haliyle Snni mmetin kendi dorultusundaki yryn izlemitir. nk Gibb'in, Snni 30 'Islamic biographical literatre' i., B. Lewis ve P. M. Holt (der.), Historians ofthe Middle East, (Londra, 1962), s. 54. 185
Avrupa ve Orta Dou

slam'n, slam'n ortodoks biimi olduunda kukusu yoktu. "Ortodoks" szc dier akademisyenlerden daha az tereddt ederek slam'a uyarlad bir dier szckt. Snnilik onun iin ortodoksi idi; ran' hibir zaman ziyaret etmedi ve iilie dikkat ekici bir biimde sempati eksiklii vard. Gibb'e gre iiliin "kat muhalefeti" mmetin birliini bozmutur; Pers "klasizmini" ldrm ve skolastisizm dnda entelektel etkinlik iin bir k yolu brakmamtr.31 Sadece slam'n asli gvdesi dnyann tuzaklarndan saknmtr. Kimi zaman adil bir hkmdar tarafndan korunmu ya da kurtarlmtr. Bir kere daha Gibb'in hayal gc genel

bir ilkeyle dorulanm, hakl kartlmtr. Selahaddin Eyyubi'nin hayat ve on ikinci yzylda Hallara kar Mslmanlarn verdii cevap onun sk sk dnd gzde konularyd: Philadelphia History ofthe Crusades'daki makaleleri ayrntl ve kapsaml aratrmaya dayanan en nemli eserlerinden birisidir.32 Gibb iin Selahaddin Eyyubi adil hkmdarn timsaliydi, baars, akl selim ve drstlk ile slam'n siyasi demoralizasyonunu sona erdirmesi ve lahi Hukuk'un otoritesi altnda birlii imar ve slah etmesiydi.33 Fakat byle hkmdarlar nadiren baa geiyordu ve toplumun, doru biimiyle korunmasnda iktidar ve dnyadan bir tr el etek ekme daha nemliydi. Bir tarafta ulemann mmetin herhangi bir siyasi rejimle zdeletirilmesini reddetmede gsterdii baar ve dier tarafta dnyann grnr dzeninden yz evirerek bir azizler hiyerarisiyle kutb ve abdal grnmez dzene bal kalan mistiklerin baars yer alyordu. ., Toynbee, Study of History, cilt 1, s. 402; 'Structure of religious thought', Studies, s. 199. K. M. Setton ve dierleri, A History of the Crusades, cilt 1, (Philadelphia, 1955), blm 3, 14, 16 ve 18; 2. cilt (1962) blm 20. Ayrca bkz.: Studies, 5 ve 6. blmler. 'The achivement of Saladin', Bulletin of the John Rylands Library, cilt 35 (1952), yeni bakas i., Studies, s. 91f. 186
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

Mcadelenin tekrar tekrar cereyan etmesi gerekti. Dnya her zaman karlk verecektir: Ulema yneticiye tabi hale gelecek, sufi tarikatlar silahl hareketlere sonra da devletlere dnecektir. Modern ada mcadele yeni bir biim kazand. Oturmu dnme ve tapnma biimlerine yeni meydan okumalar yapld ve Modern Trends in islam'n amac bunlara verilen karlklar incelemekti. Meydan okumalara karlk vermenin klasik yolu mevcut yapya yeni unsurlar eklemek olacakt. "slam kltrnn Orta a Avrupa'sna etkisi" zerine bu dnemde verdii bir konferansta Gibb, dolayl bir ekilde sz konusu etkinin slam dnyasnda alabilecei biimlere dikkat eken, kltrel zmsemenin artlar ve snrlar noktasnda bir kuram ileri srd.34 Fakat modern an Mslman dnrleri ona bu grevi baaramadklar izlenimini vermekteydi (Julien Benda'nn Trahision des clercs deindii dier bir kitapt). Modern an Mslman dnrleri orta yolun aratrlmas yerine ya modern dnyadan ekilmeye ya da tevars ettikleri sorumlu dnce yapsn Kuran tefsirine dair dini ilimler, hadislerin cerh ve tadili ve hukuk klliyat (tefsir, hadis, fkh) dikkatli bir biimde terke yneldiler. Sorumluluun slam tarihine terkinde, hocalar ve tanklar silsilesinin koparlmasnda "tarihi hakikatin ve sorgulamann btn nesnel standartlarna ilikin bir vurdumduymazlk" sergilemiler ve "Mslman-dostlarnn entelektel vukufiyetini ve drstln ktye kullanmlardr."35 Byle yapmak suretiyle de ortodoks slam'n, yneticilerin hrslarna kar ina ettii savunmay yok etmiler ve bu yneticilerin artk slam adaletinin erevesi iinde hareket etmemeleri nedeniyle bu durum daha da tehlikeli bir hal arz etmi; mmetin bilincinde somutlaan lahi Hukuk'u tanmayarak dini hissiyat siyasi amalar iin istismar etmiler, mmetin tarihindeki "faal etkenleri"
34 35

'The Influence of Islamic Culture on Mediaeval Europe', Bulletin of the John Rylands Library, cilt 38 (1955), s. 82f. Modern Trends, s. 77. 187
Avrupa ve Orta Dou H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

yanl anlayarak yabanc standartlar benimsemilerdir.36 Bu hazin resimde Gibb, tek bir umut grd. Gibb, sembollerin zlnn ortasnda hala genileyen, hala kendi bilincini koruyan "cemaatin" akl selimine ve ballna dair bir tr temel inanca sahipti:
Kahire'den yllk ilerleyiinde Kutsal rtnn ardnda brakt toz iinde yorgun argn yryerek, bayraklaryla konaklayan bir mil uzunluundaki kardelik alayn grp de bunlarn temsil ettii gten etkilenmeyen kimse yoktur. Halkn icmasmn eitimlilerin icmasna kar gelmesi ilk kez grlen bir ey deildir.

Bu eserler Gibb'in hayatnn en yaratc ancak ayn zamanda mesleki anlamda belki de en az mutlu olduu Oxford yllarnda yazlmtr. Burada Gibb gerekten bir gelime frsat yakalamt. 1947'de ark, Slav, Dou Avrupa ve Afrika incelemelerine ilikin bir soruturma komisyonu (Scarbrough Komisyonu) lingistik ve lingistik olmayan almalar arasndaki ve klasik ve modern incelemeler arasndaki dengeyi koruyan gl departmanlarn oluturulmas, klasik kltrlerin ve bilimlerin btn rgsyle salam balar kurarak mevcut imkan ve aralarn geniletilmesini salk veren bir rapor yaynlad. Oxford, Yakn ve Orta Dou almalarnn genilemesi iin yardma ihtiya duyan niversitelerden biriydi. Meslek yaamnn ilk on ylnda niversitede Arapa ve Islami konularda ders veren neredeyse tek hoca olan Gibb sava esnasnda Orta Dou'da hizmet grm ngiliz rencilerin ve Amerika ve Orta Dou'dan gelen niversite mezunu stn nitelikli rencilerin onunla almaya geldii bir zamanda etrafnda bir grup meslekta toplama imkann bulmutu. Fakat her ne kadar baarl ve mehur bir hoca olsa ve kendi koleji olan St. Johns'taki hayattan olduka memnun bulunsa da hibir zaman Oxford'da kendini tamamen rahat hissedemedi. Burada bir renci
36 37

'The community in Islamic History', Proceedings of the American Philosophical Society, cilt 107 (1963), s. 176. Modern Trends, s. 38.

188

deildi ve entelektel gelenei, kendi iinden geldii gelenek deildi; biimsel ve ak bir otorite olmakszn, bu paral toplumda ok fazla aba ve emek sarf etmeden ilerin etkin bir biimde nasl yaplacan hibir zaman renmedi. Daha da nemli olan Dou Aratrmalar Fakltesinin ne denli marjinal olduunun ve dier fakltelerle yakn balar tesis etmenin ne kadar g olacann her zaman farknda olmasyd. Zamannn tarihilerini Asya tarihinin incelenmeye deer olduu fikrine duyarl bulmad ve 1950'ler itibariyle duyarszln almasna zarar verdii kanaatine ulat. Bir akademisyen olarak cevap bulmada tarihilerin ona yardm edebilecei sorular soruyordu; bir hoca olarak iyi rencileri vard fakat bunlar onun imdi istedii, tarihi ya da sosyolojik bir disiplinde eitilmi ve ona sadece Arap dilini deil ayn zamanda bir toplum ve kltr anlamak iin gelen renciler deillerdi. Tatminsizlik ve honutsuzluunun bir ksmn eski rencilerinden birine yazd olduka ilgin ve samimi bir mektubunda dile getirmitir:
...burada daha yaplacak bir eylerin olduunu dnseydim Oxford'u brakmayacaktm... Gerek mesele byk fakltelerin... okul kitaplarnn dnda baka hibir eyle ilgilenmeyen kolej talebeleriyle dolmu olmasdr ve bunlarn herhangi bir biimde genilemesine lmne muhaliftirler, zellikle de Dou aratrmalar alanna doru... o nedenle biliyorum ki burada kalsaydm alann geniletmeye ynelik herhangi bir mitten yoksun olarak yedi yllk salt tekrarc retime mahkum edilecektim.38

Skunet iinde dnldnde bu, onun son yazlarndan birinin, 1963'de Londra'da Dou ve Afrika Aratrmalar Blmnde verilmi olan Area Studies Reconsidered balkl bir konferansn balang noktasn iaret ediyordu:

38

Profesr Bernard Lewis'e yazlan 2 Mart 1955 tarihli mektup. Bu mektuptan alnt yapmama izin verdii iin Profesr Levvis'e kran borluyum.

189
Avrupa ve Orta Dou

Bu niversitede neredeyse Arapa Krssne atanmamdan bu yana yaklak otuz yl nce Dou Aratrmalarnn bu dnem zarfndaki dar snrlaryla ilgili gittike artan bir tatminsizliin bilincindeyim. Byk lde bu sebepten dolaydr ki tm saflmla, Arap ve

slam aratrmalarnn snrlarn geniletmek iin, bu dnemde Dou Aratrmalar Blmn kuran, yeterince sk bir biimde i ie gemi ve tecrit edilmi kk bir grubun sunabileceinden daha ak bir alan sunacan dnerek Oxford'a gitmeyi kabul ettim. Oxford'daki yllarm bana mutsuzluk vermemekle beraber, ok gemeden bu beklentilere ilikin gzlerim ald; Fakltenin ve okul ubelerinin kskan katl lisans seviyesinde bile sz konusu beklentileri karlamaya ynelik herhangi bir giriime engel oluyordu. Gibb, konferansta, devamla bir alanda uzmanlaan ancak kendisini dier alanlarda da rahat hissedebilen, g-rev(ler)i, uzmanlarn yaptklarn merkezi bir zle ilikilendirmek ve gerek kendi bilgisiyle gerekse de muhteem kltrn deerleri, kltrel alkanlk ve gelenein uzun bir prensiplerini ieren tutumlar ve zihinsel srelerine ait nitelikleri gibi grnmezlere ilikin anlayyla sz konusu z donanml klmak olan oryantalist(ler)le birlikte alan akademisyen ihtiyacndan, "yeni bir tr akademik amfibi" gereksiniminden sz etti.40 Gibb eer birka yl daha beklemi olsayd, Oxford'da ilerin gidiat deiecekti. Yeni bir tarihi kua yetiiyordu ve 1961'de Hayter Komitesi adndaki bir dier komitenin baka bir raporu, tarih ve sosyal bilimler departmanlarna, Avrupa dndaki dnya toplumlarna ve tarihine daha geni bir yer verilmesinin tevik edilmesi, "yeni tip akademik amfibi"nin eitimi iin admlarn atlmas ve Oxford'un Orta Dou aratrmalar merkezlerinden biri olmas gerektiini salk verdi. Fakat Gibb bunun olacan kestiremezdi ve eer beklemi olsayd bunun zaman geldiinde emeklilik ana yaklam olacakt. Bundan uzun zaman nce, altmlarna
39 40

Area Studies Reconsidered, (Londra, 1963), s. 3. A.g.e., s. 14-15. 190


H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

yaklarken, Oxford'u erkence terk etmeye ve yeni bir alma alan aratrmaya karar vermi grnyordu. Bir Harvard profesr, emekliye ayrlan Jewett Krss Profesr W. Thomson'n yerine muhtemel bir ardl bulmak noktasnda tavsiye almak zere Gibb'e bavurduunda karlk olarak hi beklemedii bir cevapla karlam ve armt: Tavsiyecinin kendisi byle bir teklifi dnmeye ikna edilebilecekti. Teklif yapld ve kabul edildi ve altm yanda Oxford'da Laud Krss Profesrlnden, Harvard'da W. Thompson'dan boalan krsye Profesr olarak geti. Bu, Yeni Dnya'ya gerek bir giri, hayatta yeni bir yolun nazik bir seimi idi. Gibb ve ei ocuklarndan, torunlardan ve yakn dostlarndan ayrldklarna zlmlerse de bu, Gibb'in hibir zaman pimanlk duymad bir karard. Onu son grdmde, Harvard yllarndan byk bir cokuyla hayatnn en mutlu yllar olarak bahsetmiti. Her eyden nce retirken mutluydu: retme sanatn her zaman sevmiti ve imdi ondaki mahareti tam olarak gelimiti. Bir okutman olarak szcklerin seiminde bir miktar duraksar fakat sonunda her zaman arad doru kelimeleri bulurdu, parlak olmaktan ziyade ak ve gl; nkteli deil ama canlyd, hibir anlam ifade etmeyen eyleri asla syle-meyen, gerekleri ve fikirleri mantksal bir ereve ierisine oturtan birisiydi. Bir danman veya bir deneti olarak ya da meslektalaryla zel sohbetlerinde hem ilgisiz hem de ilham verici olabiliyordu: Zaman zaman sessiz, zaman zaman bakasnn ne syleyeceine dikkat etmeksizin kendi dnce istikametini takip ederdi; fakat sessizlik ve mesafe ortadan kalknca zihnindekiler ne olursa olsun bakasna yardm etmek iin bilgi vermek zere ok fazla aba sarf etmezdi; ve deerli olabilecei ortaya ktnda, zellikle de bu onu kendisinin megul olduu dnce srecini daha ileri gtrmeye yardm edecekse cmert, heyecan verici olur, kendisi de heyecanlanrd; fakat bu durumda da yine kimi zaman ilgisini esirgedi. En iyi olduu yer bir tartma grubu ya da seminerdi ve (bir niversiteden mezun olmu olanlara ynelik)
191
Avrupa ve Orta Dou

Amerikan eitim sistemi ona ngiliz eitim sisteminden daha geni bir alan vermiti. Byle bir grupta veya bir akademisyenler toplantsnda, zellikle aina bir konuyu ele ald zaman konu zerinde kolayca hakimiyet kuruyor ve dncesini beklenmedik bir yoldan bilginin snrlarn aarak ifade ediyordu. En heyecan verici ey onu dnrken grmek olabilirdi. Otorite ve coku devam edebilirdi ve onu her zaman ustalar olarak dnen pek ok eski rencisi ve meslekta vard. Kendisini yetkin hissettii meselelere dair tavsiyelerine bavuranlara olduu gibi rencilerine de her zaman scak ve yardmsever bir tarzda davranrd. lmnden sonra eski rencilerinden birou, onunla almalarn bitirdikten sonra da, hayat boyu kendilerini takip eden ard arkas kesilmeyen cmertlii ve nezaketi hakknda konutu veya yazd. Hem Londra'da hem de Oxford'da her zaman iyi rencileri oldu fakat Harvard yllarnn rencileri hayatnda zel bir yere sahipti. Bunlarn bazs onun istedii tarih veya sosyal bilimlerde eitim aldlar. Amerikan niversite mezunu rencilerin cretli meraklar onun ekingenliinin stesinden geldi; bunun yan sra insan ilikilerinin baba oul erevesi iine kolayca yerletirilebilecei bir aa erimiti. (rencilerin onun hakkndaki kanaatleri, sadece tez iin deil, "eitimlerinin en iyi blmn borlu olduklar"41 "rehber mahiyette bilgi, bilgelik ve ltuf iin de teekkr ettikleri szlerde grlebilir.) Harvard, ona, sadece bir Arap ve slam aratrmalar departman deil oryantalistlerin ve yeni "amfibilerin" birlikte alabilecei bir ereve olarak Orta Dou aratrmalarna ynelik bir departmanlar aras merkez de sundu. Merkez, onun umutlarndan bazlarna cevap verdi. Burada kald srece sadk meslektalar ve iyi rencileri etrafna toplad; daha telere gitmeyi mmkn hale getirecek donanmlar elde etti. Fakat zaman yoktu, hastalk gelip onu yakalamadan nce bunu salam temellere kavuturmak istiI. M. Lapidus, Mslim Cities in the Later Middle Ages, (Cambridge, Mass., 1967), s. xi.
192
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

yordu. Bir Amerikan niversitesinin kalc kurumlar, eitli disiplinlere dnk departmanlardr, eitli departmanlarn snrlaryla kesien bir nite ancak dallarnn bunlara salam bir biimde kk salmas halinde yeerebilir. Gibb, bunu gerekletirmek bakmndan pek baarl deildi. Akademik meselelere ilikin deer yargs salam olmakla beraber, insanlar ilgilendiren eylerde gven verici olmayabilir hatta tuhaf bile olabilirdi. dari dzenlemeleri her zaman istedii sonular vermedi ve onu alrken gzlemleyenler onun Harvard sistemini anlamada baarsz m yoksa tersine hem de olduka iyi derecede baarl m olduundan hibir zaman tam olarak emin deildiler. Bir departmanda glklerle karlatnda daha yksek bir yetkiliye mracaat ediyor ya da bildii gibi yapyordu ve mizac bir hami/himaye edilen ilikiler ann krlganln tayordu. Fakat Harvardl meslektalar grlmedik bir bamszlkla hareket ettiini grm olsaydlar bile, onun niversitenin yldzlarndan biri olduu noktasnda hibir zaman phe etmezlerdi. Burada Oxford'takinden daha ok tannyordu; katld son mezuniyet treninde fakltenin kadrolu hizmet veren bir yesine nadiren verilen bir paye olan fahri Edebiyat Doktoras payesi verilseydi uygun olurdu. Kendi hesabna dnyann byk akademik topluluklarndan birine mensup olmaktan dolay ok memnundu, pek ok meslektayla kiisel ilikileri, daha nce onun iin zor olan bir rahatlk ve scakla sahipti. Aile dnda n isimlerini nadiren ya da hi kullanmayan bir kuaa mensuptu. Arkadalar ve meslektalar iin "Gibb" ya da "Profesr Gibb" idi ve bir valye olduunda kulland ismi bilen birka kii vard. Harvard'da pek ok dostu onu "Hamilton" diye ard ve o da bu ismi benimsedi. Yirmi yllk kiisel bir tanklktan sonra bana ilk kez "Albert" diye hitap ettii an hala hatrlyorum. Bir aknlk anndandan sonra karlk vermitim fakat bir lese-majeste ruhuyla. Temaslar ve dostluklar kolayca konularnn, snrlarnn dna tat. Jewett Krss Profesrlnn yan sra
193

Avrupa ve Orta Dou

"niversite Profesr" yapld. Bu unvann sahipleri niversitenin dzenlemeleriyle "bilginin snrlarnda ve uzmanlklarn snrlarn aacak ekilde alan" bilim adamlar olarak tanmlanrd. Gerekten de bunlarn bir ounu at: Yakn Dou Dilleri Departmanyla olduu kadar Tarih ve lahiyat Departmanyla da yakn bir biimde ilgilendi, zellikle antropoloji, byk lde de sosyal antropoloji okumaktayd. Harvard'daki ilk yllarndan sonra bir oryantalist olarak deil bir sosyolog olarak slami kurumlarn retimini de stlendi. Kendi iinin artk eitim, ynetim ve konusunun daha kdemli nderi olmann gerektirdii eitli faaliyetlerin aralklarnda yaplmas gerekiyordu. Arap edebiyatna dair ilk kitaplarndan birinin yeni basksn hazrlyordu; slam Ansiklopedisi 'nin42 ikinci basks iin yazd ayn konuya dair daha nceki bir makalesiyle birlikte bu, btn hayat boyunca hakknda dnd ve ders verdii belli konular hakkndaki grlerini zetliyordu. Edebiyatn toplumsal ve siyasi hayatla olan ilikileri hakknda ilk baskdakinden daha ok eyler yazlp izildi; daha sonraki almasnn gzde konusu olan Pers brokratik geleneinin ayakta kalmas ve onun Arap filolojisi ve slam retisiyle ilikileri, kimi yazm trlerinin doasn aydnlatmak iin kullanld. "Efsanevi Dnem"in iirine dair olan ilk blm, szl iir dzenlemesi zerine yakn zamanlarda yaplan almann etkisi altnda byk lde yeniden yazld. Ayrca daha nce ele ald bir baka konuyu tekrar inceledi ve bn Batuta Seyahatnamesi'nin tam notlu bir evirisini hazrlamaya balad: Bu "uzmanlklarn snrlarn" aan akademisyenler iin yararl ve deerli olacaktr. Bu onun bo zamanlarnda yapabildii bir eydi. (Her sabah Merkezdeki ofisine gitmeden nce Widener Ktphanesi'ndeki alr ve burada birka sayfa tercme ederdi; evinde alan, St. John Kole-ji'ndeki tavan aras odalarnda dersler veren, mektuplarn Bkz.: 21. not. 194
H. A. R. Gibb: Bir arkiyatnn Ura

elle yazan yalnz akademisyenden bir ofiste sekreterlerle kuatlm bir akademisyenyneticiye dnme arpc bir deiimdi). Ayn zamanda balangcndan Abbasi saltanatnn douuna kadarki slam tarihi zerine verdii derslerin bitmi fakat henz yaynlanmam bir versiyonunu hazrlad: Yarm yzyllk bir dncenin rn, yaknda yaynlanm materyalleri dikkate alan, fakat yazl biimi itibariyle ders salonunda iletebildii cokudan mahrum ve bu dnemde okuduu yeni tip kitaplarla zenginletirilmemi mutedil ve ustaca bir aratrma. 1963-1964 akademik ylnn sonunda profesr olarak e-mekliye ayrlmay fakat bir sre daha Merkezin direktrln srdrmeyi planlamt. Daha nceden dikkatli ve dzenli hazrlklar yapmaya balam, Oxford dnda Cumnor Hill'de bir ev satn alm, St. Antony's College ona zel bir retim yelii teklif etmiti. Ktphanesi ayrca Widener'm st katnda bir odaya yerletirilmek zere Harvard'a satlacakt. Bu tasarlar gerekletirilmeden birka ay nce 1964 baharnda kriz geirdi. Bu, konumasn ciddi bir biimde etkileyen, sa kolunu fel eden ve hareket kabiliyetini kstlayan etkili ve esasl bir krizdi. Tam olarak olmasa da ksmen iyileti: Haziran'da Oxford yaknlarndaki yeni eve nakledilebilecek kadar glyd ve burada 1971 baharna, Oxford StratfordAvon yolu zerinde yer alan Cherington kyndeki bir kr evine gidinceye kadar hayatn srdrd. Onu her zaman bu son yllarndaki elimsizlii ve zayf-lyla hatrlayacam nk onu en iyi bu zamanlarda tanmaya baladm bir anlamda diyebilirim ki onu tam olarak ancak bu dnemde tandm. Hastaln stresi altndaki karakterinin asli nitelikleri hayat boyu srdrd murakabeyle, bunlar zerinde empoze ettii snrlamalar krmt sanki. Kiisel ilikilerine yeni bir scaklk ve samimiyet gelmiti, tpk onu kolay bir biimde anlatamad zamanki gibi. Sakin, sabrl ve halinden ikayet etmeyen bir hal iinde kendini bu yeni yaama biimine uyarlamt; evi nadiren terk edebiliyordu, fakat Oxford, Londra, Paris ve zellikle

195
Avrupa ve Orta Dou

"sevgili Harvard"mdan dostlar onu grmeye geliyordu. Onlar, geni bir okuma ve akademi dnyada olup bitenlerle irtibatn koruyordu. Konumas ancak ksmen yerine geldi. Burada olanlar, abalayarak birka minnet ve kran szcn dile getirebildii yetmiinci doum yl dnm ansna bir Festscrift'i ona sunan meslekta ve rencilerin kk toplantsn unutamayacaktr. Sol elle yazmasn kendisine retti (fakat artk Arapa yazamyordu). Zamanla almasn tekrar kald yerden srdrebilecek, her ne kadar yeni bir eye balayamasa da baladn tamamlayabilecek gibiydi. bn Batuta'nn nc cildinin notlarn tamamlad ve Selahaddin Eyyubi'ye dair makalelerini kk bir kitabn temeli olarak kulland; yazmad kitaplarn notlar dierlerine datld iir zerine notlar birine, tarihe dair olan bir dierine ve bn Batuta'nn son cildine ynelik olan ncsne. Yan zayflklar ve kederleri zerine ullanrken o bunlar metanetle karlamasn bildi. Bir ayan alnmas icab etti. 1969 yaznda Ella hastaland ve vefat etti. elimsiz bir bedendeki cesur bir ruh, onun hastalna sakin bir ne-elilikle katlandysa da sonunda bu onu perian etti. Ella'y tanm olanlar, meleksi karakterinin hatrasyla ba baa kaldlar ve her ne kadar Gibb'in hayatnn d ritmi nceden olduu gibi devam etse de Ella terk edip gittiinde dnya onun iin glgeli ve hazin bir yer oldu: ona bakan sadk bir hizmeti; okuma, yazma, dostlarn kabul, gllerini ve elma aacnn byyn seyretme, evlerinden kabildiklerinde ocuklar ve torunlar grme gnleri. Gibb nce bir eve, sonra bir odaya, daha sonra da bir koltua bal kalarak, hala, btn insan dnyasna sakin bir benimseyile bakabiliyor ve onun ardndaki "ebedi akln byk istila edici faaliyetinin vizyonunu"43 grebiliyordu. Modern Trends, s. 126.
196

TOYNBEE'NN TARH ALGISI


A Study of History'nin son drt cildinin Ekim 1954'te yaymlanmasyla Toynbee'nin muhteem eseri tamamlanm oldu. Bu drt cilt, 1934'te baslan birinci ciltten yirmi yl, 1939'da baslan ikinci ciltten on be yl sonra yaymlanmtr. Bu kadar uzun bir sre beklemek zorunda kalmak bir bakma kazan olmutur. Bu kadar byk, olgularla bu denli dolu ve bu kadar karmak bir komusu olan bir kitabn tamamyla hazmedilmesi gerekiyordu. Son on be ylda ilk alt cildi hazmetmek, Toynbee'nin ne yapmaya altn kefetmek, bu ciltlerin ortaya koyduu ve cevaplandrmadan brakt sorular formle etmek ve ortaya ktklarnda cevaplarn alabilecekleri biim hakknda dnmek iin zaman vard. Batan itibaren, en yzeysel ekilde dnlse bile olgulara ilikin bir bilgi hazinesi olarak kitabn dikkat ekici olduu aktr. nsanlk dnyasna dair eitli ilgin olaylar bir araya toplamt ve urada burada yatakta, seyahatte herhangi bir sayfaya gz atan en sradan bir okuyucu bile artan bilgi haznesiyle ve insan hayatnn tuhaflna ilikin derinleen kavray ve hissiyat ile sayfalardan ayrlacaktr. Baz detaylar doru olmasa da bunlarla ilgili olarak, Toynbee'nin, Wells'in Outlines of History'ye ilikin olarak sylediini tekrarlayabiliriz: Bu tarz hatalar, "insanln btn hayatn btncl bir hayali deneyim olarak"1 yeniden Cilt I, s. 5.
Avrupa ve Orta Dou

yaamaya kalkan bir kitapta kanlmazdr ve kolaylkla affedilebilir. Dahas bunlar canl bir ekilde tasvir edilmilerdi ve tarihin btn grnmlerini ifa eden anlaml biimlerde bir araya getirilmilerdir; zaman zaman anlatnn e zamanlln paralayan veya ona bir ek olarak yerletirilen, bamsz almalar olarak ve kendi balarna okunabilen monografilerde bira raya getirilmilerdi. Bunlar arasnda beinci ciltteki lingue franche, dokuzuncu ciltteki "gler" ve onuncu ciltteki "balk" zerine monografiler zikredilebilir. II

Toynbee'nin almas elbette Pliny'nin Natural History'si veya bir Orta a bestiarysine(') uygun gelecek standartlar tarafndan deerlendirilen bir vakalar derlemesi olmaktan ok daha fazla bir eydir. Kitabn ak maksad, bir btn olarak insanlk tarihi iin geerli olacak kimi ilkeleri uygulamal yntemle ifade etmeye almaktr. O nedenle, bu hedefindeki (en azndan ksmen) baarsna gre deerlendirilmeli dir. lk alt ciltte ortaya konulmu olan tarih kuramnn kkeni ve ana hatlarna ilikin baz deerlendirmelerle balamak yerinde olacaktr. Kuram, iki gcn ekillendirdii sylenebilir. lk olarak kadim bir tarihi gibi yetien Toynbee'nin eitimidir. lk seyahatleri onu Grek uygarlnn geliip kt Ege havzasna srklemiti ve daha sonraki yllarnda Osmanl mparatorluunun ykseliini ve kn inceleyecek, gzlemleyecektir. Btn uygarlklara ilikin derin derin dnen bu kafada her eyden ziyade sahnenin merkezini tutan Dou Akdeniz toplumlarnn yaamlar ve lm ile bu toplumlarn karlkl etkileimleridir. Tekrar tekrar, kimi fikirlerinin doumu dnlecek (*) Bestiary: Orta a Avrupas'nda yaygn olan, iinde hayvanlar hakknda bilgiler ieren, insanlar elendirmenin yan sra onlara uygun davran kodlar kazandrmay kendisine ama edinen bir kitap trnn ad y.h.n.
198
Toynbee'nin Tarih Algs

olursa grlecektir ki, bunu zihnindeki Yakn Dou tarihiyle biimlendirmi ve daha sonra da dier dnyalara uygulamtr. Dier taraftan Toynbee'nin kuram Bat zihniyeti hakkndaki gl bir kanaatten kaynaklanr. Toynbee, benmerkezli olmalar nedeniyle, farkl ekillerde de olsa; sadece Bat tarihiyle ilgilenmeleri veya baka tarihleri Bat tarihiyle ilgili olduklar kadaryla gz nnde tutmalar nedeniyle, ya da baka tarihleri sadece Bat tarihine uygulanabilir kategoriler vastasyla dnmeleri veya kendilerini tarihin dnda yer alan ve bylelikle de onu, sanki tarih bir lde kendi Bat dnyalarnda sona ermi gibi deerlendirebileceklerini dnmeleri dolaysyla Batl tarihilerin yanl ynde gittiklerine inanr.2 (ayet bu imdilerde Batl dnrler iin nadiren doruysa da, belki bu kitabn ekillendii 1920'lerde ksmen doruydu ve hatta yazarn zihninin teekkl ettii 1914'den nceki yllarda daha fazla doruydu.) Bat hakknda yazdklarnda Batl tarihilerin gr ve kavraylarn renklendiren kendine tapnmann zel bir biimi mevcuttur ve bu ulus devlete tapnmadr. Ulus devletin tarihiyle, sanki tek bana anlalabilir bir alma alan gibi ya yalnz bana ilgilenmeye ya da btn tarihi bir ulusun zihni zerine k tutan veya karlarn etkileyen bir ey olarak deerlendirmeye eilimlidirler. Fakat Toynbee iin ulus devlet "Batl ruhlarmzn iine hapsedildii toplumsal hapishane"dir3 ; ve almasnn balang noktasn belirleyen, bu hapishaneden kurtulmaya ynelik abadr. Ulus '...ei grlmemi lde gnenli ve rahat Batl orta-snf aslnda, bir medeniyetin tarihindeki bir an bitimini, tarihin kendisinin sonu olarak gryordu en azndan kendisi ve kendisine benzeyenler endieli olduu lde (IX, 420). Tm referanslar birinci baskya yaplmaktadr: Arnold J. Toynbee, A Study of History, cilt 1-3, (Londra ve dierleri, 1934), cilt 4-6 (1939), cilt 7-10 (1954). Bu makale yazlmasndan sonra iki cilt daha basld: cilt 11, 'Historical Atlas and Gazetteer' (1959) ve cilt 12, 'Reconsiderations' (1961). 3 V, 373. 199
Avrupa ve Orta Dou

devlet der Toynbee, ak bir biimde anlalabilir bir tarih aratrmas alan deildir; byle herhangi bir devletin tarihini, bak amz onlarn sadece yakn siyasi balarla deil ortak bir kltrle ve eylerin ortaklaa olutuu ve maruz kald uzun bir gelenekle birbirine bal olan btn bir rgy ierecek biimde geniletmedike anlayamayz. Bu tarz bir a ya da rg bir "uygarl" oluturur. Tarihi aratrmann anlalabilir btnlerinin "uygarlklar" olduu teziyle balayalm ve onlar hakknda ne syleyebileceimizi grelim: zellikle btn

"uygarlklar" snfnn hangisinin gerek olduu noktasnda ne syleyebileceimize bakalm. Nitekim drst bir biimde ve uygulamal olarak ve ok ileri bir iddiada bulunmakszn aratrma balar. lk planda yirmi bir adet birbiriyle zde tr daha sonra bunlarn nasl doduklar, gelitikleri, geriledikleri, dierlerinin doumuna arac olduklar ve bakalaryla karlkl etkileimde bulunduklar hakknda genel bir kuram ortaya kar. Bu kuramn kkeninde Toynbee'ye gre ince Yin ve Yang terimleri ile sembolize edilen insani durumlar arasndaki bir ayrm yer alr: Bir yanda skunet durumu, elde e-dilmi bir btnln pasif muhafazas ve srdrm durumu yer alrken; dier yanda bilinmeyene doru yaratc bir ilerleme, atalarn adet ve itiyatlarndan yeni, henz bilinmeyen olumam bir hayat tarzna sapma durumu yer alr. Bu insan hayatndaki balca ikilemlerden biri ve tarihi dncenin birinci ilkesidir. Tarihin sreleri bir insan grubunun Yin'den Yang'a gemesinden kaynaklanr. Tarihi dncenin yapabilecei, deiimlerin meydana geldii artlar ve onun rettii sonular izlemektir; bu artlarda bunun neden olduu insann verecei cevabn zgrlnde gizli muammadr. (Geerken bu kendisini saysz biimlerde davuran Yin ve Yang ikileminin Toynbee'nin daliteye olan eiliminin rneklerinden yalnzca biri olduunu kaydedelim.) Uygarlklar byle bir geile byr. Byme bir eylem skalasnn almasn ve d meydan okumadan i meydan okumaya geii ifade eder: Kendi kendini belirlemeye doru 200
Toynbee'nin Tarih Algs

bir ilerleme, kendi eylem alann oluturmaya ynelik bir medeniyetin kiilik eilimi. Bu, bir medeniyete, baarl bir ekilde karlk verecei ve bylelikle tam olarak massedilmemi olduundan, meydan okumaya sebebiyet veren bu unsuru kendisinde eritmekle kalmayp ayn zamanda daha ileri bir meydan okumay karlayaca enerjiyi kendisinde aa karaca bir meydan okuma sunulduunda vuku bulur. Fakat bir medeniyet meydan okumaya karlk verirken dierinin bu baary gsterememesinin sebebi nedir? Cevap baarl medeniyetteki meydan okumann ykn kendi zerine alarak, zlm problemle toplumun kalbine dnen, btn yaratc olmayan kitleyi taklit gcyle ya da "mimesis"in desteiyle arkasndan srkleyen yaratc bir aznln bir birey, birka adam ya da btn bir grubun varlnda bulunur. Fakat yeni fikirlerin ya da yeteneklerin aznlktan ounlua gemesini mmkn hale getiren ve bylelikle gelien bir topluma kendi gcn veren bu taklit gc ayn zamanda btn medeniyetlerin zayf noktalarna da iaret eder. Yaratc olmayan ounluk Yin durumundan sadece cazibenin gcyle kartlr, fakat bir kere cazibe, bysn srdremez hale gelince ortak yaama sreci zlr. "Taklitten ileri gelen btn eylemler kendi kendilerini belirleyemediklerinden esas itibariyle temelsiz, aslsz ve emniyetsizdirler" ve bu, zellikle cazibe ann adetler zinciriyle takviye edilemez hale geldii dinamik toplumlarda byledir. Er ya da ge bir "bozulma" vuku bulabilir: Yani u ya da bu biimde bir ahenkrnein, bir toplumun eski kurumlaryla yeni fikirleri ya da ounluk ile aznlk arasndaki ahengin kayb sz konusudur. Aznlk, topluma dnk sorumluundan imtina edebilir ve "esoterik" bir kimlie brnr ya da bunun aksine iradesini ok ar bir biimde empoze ederek btn toplumu tahrip edebilir. Eer o bu iki yoldan herhangi birisini takip ederse yeni meydan okumalara yaratc bir ekilde karlk verme yeteneini kaybedebilir; gerekten de
201
Avrupa ve Orta Dou

bir meydan okumay karlamadaki parlak baars onu bir sonrakiyle ilgilenmede kabiliyetsiz hale getirebilir. Eer bu olursa ("eer" diyoruz nk hibir yerde btn srecin gereklemesi gerektii ynnde bir ima yoktur; aksine insann, arzu ettii takdirde, her zaman kendisini kuatm gibi grnen zincirleri krabilecei hususunda srar vardr) o zaman medeniyet "bozulma"dan "zlme" srecine geebilir. Hibir zaman baaryla karlanmam ve bu nedenle kendisini

"acmasz bir tekbiimlilik" iinde srekli tekrar eden sz konusu meydan okuma, uyum eksikliini, ayrlkla, toplumun gvdesinde giderek genileyen bir yara ve uuruma dntrr. Uurum medeniyetin blnd farkl dar kafal, "tutucu" topluluklarn arasnda ortaya kabilir (mesela, Bat uygarln oluturan ulusal topluluklar); veya medeniyeti oluturan farkl "unsurlar" veya "snflar" arasnda bir uurum meydana gelebilir. Medeniyet "snfa" ayrlacaktr. lki eski yaratc aznlk, artk meydan okumalara yaratc bir biimde karlk vermediinden ayrcalk halini alm olan kendi liderlik konumunun derdine dm ve problemlerinin stesinden gelmede medeniyete yardmc olmayacak bir biimde bu ayrcalkl konuma smsk sarlm olan gl bir aznla dnr. Bunun karsna, artk aznla taklitle bal olmadndan bir kopma hareketini gerekletirmi olan ve kendisini medeniyete mensup grmeyen i bir proleterya, bir kitle; ve medeniyetin snrlarna gelime gnlerinde onun cazibesiyle ekilen unsurlardan oluan, fakat medeniyetin kendisi iin dnd rol kabul etmeye isteksiz olan bir d proleterya kar. zlme ilerledike (ve bir kere daha art edatn ilave etmeliyiz) bu unsurlar arasndaki mnasebetler uyum ilikilerinden, g ilikilerine dnr; aznlk gittike daha da umutsuz bir biimde konumuna yapr ve proletarya iddetle karlk verir. Fakat btn hikaye bundan ibaret deildir: nk snf, atmalarnn iddetiyle hem kendilerini hem de bir btn olarak medeniyeti yok ettikleri an, lmekte olan bir dnyay aydnlatma amac tayan bir yaratma i202
Toynbee'nin Tarih Algs

gdsyle sert ve iddetli bir tepki gsterirler. Hakim aznlk son nefesinde evrensel bir devlet, dahili proleterya evrensel bir kilise meydana getirebilir, buna ek olarak i proletarya barbar devletlerin ve sava tanrlarnn, kahramanln ve epik iirin doumuna neden olur. Bunlardan sadece evrensel kilise "gelecee dnk" ve yeni bir medeniyetin kozas durumundadr. O ayn zamanda insanlarn kendilerini lmden kurtarabilecekleri yoldur. nk kilise proleteryann saflarnda ortaya kan yeni bir aznl aa karr ve bu, yeni tip bir aznlktr. kmekte olan bir toplumdaki yaam deneyimi bireysel ruha yeni bir meydan okuma davetiyesi karr. Toplumdaki hizipilik ruhtaki ayrlkl dourur ve onu nasl iyiletireceini gsterecek, onu takip edenleri talihsiz toplumdan ekip karan, kurtarc, yeni tip bir lider ortaya kabilir. Fakat bu lideri izlemeyecek olanlar karakteristik biimlere brnen zlmenin ritmine yakalanr: Topyekun bozgun halinde k. Dalan toplum yenilginin kenarnda gcn adeta yeniden toplar gibi kendine eki dzen verirse de bir kere daha, geri dnen meydan okumann acmasz srarn iitir. lm oyalamaya ynelik bu abalardan en gls evrensel devletin doumuna neden olandr ve evrensel devletler daldnda, medeniyet ya bir dieri tarafndan yutularak ya da zaman geldiinde yeni bir medeniyetin doabilecei kaosa srklenerek lr. Bu, nanslarla ve insanlk tarihinin karmakln hesaba katarak formle edilmi ve baz bakmlardan pek ok tarihi durumlara ayrntlaryla uygulanarak snanm bir kuramn en ksa zetidir. Bu zet, son yirmi yl zarfndaki tarihi aratrmalar zenginletirmede katks dokunmu olan fikir ve nerileri ierir. Bir medeniyetin kendine has bir btn olarak deil de bir trn temsilcisi olarak ele alnmas gerektii fikri; toplumsal ayrlkln bireysel ruha glgesini aksettirdii biimlerin ayrntl analizi; bir toplumun ortadan kayboluunu aydnlatan byk hareket ve olaylarn tasviri; kahramanlk ann ilkel bir a deil, kmeye yz 203
Avrupa ve Orta Dou

tutan bir medeniyetin rn olduu fikri gibi dnceler pek ok aratrma alanna birok perspektif kazandrabilir. Eer bunlardan birka imdi sradan grnyorsa bu ksmen Toynbee'nin bu konudaki abas dolaysyladr. Yine de her ne kadar onu okuyanlardan hatta

eletirenlerden birka, dncesindeki u ya da bu unsurdan faydalanmay becere-memilerse de, daha az hala Toynbee'nin kuramn bir btn olarak kabul edebilir durumdayd. Bu, her zaman, tarihte yasa fikrine kar duyulan nyargdan deil, aksine Toynbee'nin dncesinin temel kavramlarna ve onlar kullanmasna ynelik sunulan geerli itirazlar nedeniyleydi. rnein Toynbee'nin dncesinin baat kategorilerinin iflah olmaz derecede belirsiz olduuna iaret edilebilir. Eserinde "medeniyet" kavramyla kastettii eye ilikin ak bir tanm bulmak gtr. Yirmi bir medeniyetin sekiz ve hatta daha fazlas niye Yakn ve Orta Dou'da bulunmasn? Japon medeniyetinin niin Uzak Dou medeniyetinin ana gvdesi iinde deerlendirilmesin? Buna karlk aa yukar ayn sebeplerle ngiliz medeniyetinin neden Bat medeniyetinin ana gvdesinden ayrlmas gerekmesin? slam dnyasnn grnte bir btnlk oluturan medeniyeti, adeta keyfi bir biimde (Suriye, Arap, ran medeniyeti olarak canlandrlan) niin medeniyete blnmesin? Dier imparatorluklar zaman skalasnda bunlarn tesine geen bir medeniyetin grnmleri olarak deerlendirilirken neden Osmanl mparatorluuna "bir sakt (vaktinden evvel domu) medeniyet" nazaryla baklsn? Ayrca, "gebeler" bir baka "sakt medeniyet" olarak takdim edilirken "medeniyet" terimi belli bir toplumu deil de btn bir toplum tipini ifade etmek zere farkl bir anlamda kullanlmyor mu? Kullanlan kavramlar da eletiriden azade deildir. Esnek olmaya ynelik sarf edilen btn aba ve gayretlere ramen emalatrma ok katdr. Bir nerme formle edilir, ardndan yirmi bir medeniyetin bir ksmnda veya tamamnda, az ok aratrldktan sonra, onu temsil eder grnen baz fenomenler kefedilir; bununla beraber ok kere bu fe204
Toynbee'nin Tarih Algs

nomeni biroklar arasndan semek ve ona kuramn doru ve geerli kabul ettii nemi vermek, buna dair ayrntl bilgiye sahip olanlarn kabul edemeyecei bir medeniyet resmi sunmaktr. rnein, Rus medeniyetinin on ikinci yzylda veya bu civarda kt sylenir. Kuram bunu gerektirir. Fakat herhangi bir Rus tarihi, bunun, bu dnemden sonra Rus toplumunun hareketinin daha ncekinden zira bu toplum daha nce kendi kendini belirlemeye doru snflarn uyumu iinde hareket ederken bundan sonra snflarn artan duyarszlamasyla zlmeye balamtr esasl bir biimde farkllaacak olan muhtemel sonularn kabul edecek midir? Bu noktada yazarn Dou Akdeniz toplumlarna ynelik zel ilgisini hissederiz. Sonunda teorisi Homeric a'dan bu yana Grek medeniyetinin geliimini aklamak iin ina edilmitir; dier tarihi hareketler kalba ancak glkle uydurulabilir. nermelerden bazs doru olsa bile, doruluklar henz ispat edilmemitir. Toynbee, "deneysel kantlama yntemi" zerindeki btn srarna ramen teorilerinin kesin ve ikna edici delilini sunmaz. Kimi zaman yalnzca bunlar iddia etmekle yetinir; kimi zaman da onu tek bir rnekle destekler ya da rnekleri sadece zikredip geer. Bunu, bir trn btn rneklerinin veya bir cinsin ilgili btn farkl trlerinin saym dkm yaplmad mddete, kendi bana rneklerin zikri ya da dkm, bir ispat yntemi olmasa da yapar. Bunun byle olmad farzedilse ve tarihte kimi dzenliliklerin varl gsterilmi olsa bile hala bunlar hakknda sorulacak belli sorular olacaktr. Medeniyetlerin insanlk tarihinin asli varlklar ve bunlarn hepsinin ayn glere tabi bulunduu ve imdiye kadar ayn talihe maruz kald kantlandktan sonra bile bu "kanunlarn" statsnn ne olduu ve niin varolduklarn sormak hakk baki kalacaktr. Medeniyetlerin douu bir tesadf mdr ya da bu tip ve byklkteki btnlerin ortaya kna, bunlarn arasndaki ayrlklara, her birinin getii gelime ve k aamalarna ve bu zamana kadar bunlarn bana gelmi olan lme 205
Avrupa ve Orta Dou

yol aan insann doasnda bir eyler mi yatmaktadr? Bir tarih kuram eer salam bir biimde kurulacaksa, bir insan ve evren teorisinin zerine oturtulmas gerekir. lk alt ciltte olabilirlik biimlerine dair baz ip ular varsa da kuram bu ekilde salam bir temele

oturtulmamtr. Nitekim her yerde insan zgrlne dair ak bir inan gze arpar: Gelime, k, zlme ve dalma sreci herhangi bir noktada kesintiye uratlabilir. Fakat zgrle ramen kimi tekerrrlerin tarihte niin bulunabileceine dair net bir aklama yoktur; ve btn bu tekerrrlerin irca edilebilecei u Yin ve Yang ritminin bir aklamas sorulduunda verilecek cevap bir aklama deil de, Platon'daki gibi, mitlerle ima edilebilen fakat sradan aklla izah edilemeyen bir "Prometeci elan"& dair airane bir betimleme eklinde olacaktr. III Toynbee'nin almas eer bu ekilde eletirilmi ve bu eletirileri yapan ya da kabul edenlerin bir ksm eserin teorik deerinin olmad sonucuna varmsa bunun iin ksmen de olsa Toynbee'nin kendisi knanmaldr. Onuncu cildi sona erdirdii byleyici otobiyografiye gerek kalmadan kitabn tmnn tanklna bavurarak Toynbee'yi deerlendirmek gerekirse zihinsel dnyas erkenden olumu ve (Jung ve Bergson bir tarafa braklacak olursa) 1914'ten beri derin bir etki altnda kalmamtr. Neslinin btn temsilcileri gibi o da doa bilimlerinin prestijinin etkisi altnda kalm ve phe duyulmaz bir biimde tarih hakkndaki dncesi fizik ya da biyolojiyle rtecek bir biime brnm gibidir. Bir baka deyile Toynbee, aratrmasnn materyalini oluturan nesnelerle ilgili olarak yaplmas gereken doru eyin, bunlar gruplandrarak yaplarnda veya davran biimlerindeki dzenlilikleri kefetmeye almak ve bu tarz dzenlilikleri ina ederken "deneysel yntem"i kullanmak olduuna inanyordu. Toynbee'nin eletirmenleri, eer, szn olduu gibi alarak, onun "yasalarnn" evrensel olarak 206
Toynbee'nin Tarih Algs

doru olmayp delillerinin kendilerini ikna etmediklerini sylyorlarsa, Toynbee bundan ikayet etmemelidir. Yine de kitaba bir baka adan bakmak mmkndr. Kitab, geree iirin gzyle bakan, deerini ve geerliliini harfiyen dorulundan deil orijinalliinden, isel tutarllndan, anlatm metodu ve tarihi sreci anlamakta bize sunduu yardmdan alan kurgusal bir tarih gr olarak bir baka gzle deerlendirmek olasdr. Bu tarih algsnn doasna ve niteliine dair ne sylemeliyiz? Bu tuhaf, takntl, gl bir imgelemin rndr. Bir dnyadan dierine yeniden seslendirilen yanklar duyabilir ve yanklarn orijinal sesi nasl tahrif ettiini bilebiliriz. Kitabn en ilgin blmleri yeniden doular, bir dnyann hayaletinin bir baka dnyada canlann ele ald blmlerdir. Kitap, enkazlarn, ykmlarn anlaryla tutsak alnmtr. Toynbee, Volney'den Akdeniz'in dou sahillerine, Gibbon'dan Roma mparatorluuna dair paralar alntlayarak, ruhi bir ahbapla kranlarn der, hakkn teslim eder. Bu kitabn son noktasnda ortaya kt uzun dnn balang noktas, yirmi birindeyken Yunanistan'da bir yrye ktnda rastlad Mistra'nn grnmyd: "Mistra en yksek burlarndan temaa edilebilecek geni manzarann kraliesi olarak 600 yl ... hkmetmeyi ... srdrmt; daha sonra maviden yoksun bir Nisan sabah vahi dalardan kopup gelen dallar... Bomutu onu... Enkaz ve kalntlar o gnden bu zamana dek ssz ve terkedilmi olarak kalmt."4 Bu bizimkinin de dahil olduu btn uygarlklarn krlganlna, zayflna dair pek ok dersten ilkiydi. Venedik istilas dneminde Girit'te ina edilmi, akabinden Trklere terkedilmi barok bir villann manzaras o zamanlar hala canl olan bir ngiltere iin "memento mori") idi,5 daha sonra Birinci Dnya Sava'nda ngiliz X, 108. (*) Latincede, "lm sembol". 5 IV, 202. 207
Avrupa ve Orta Dou

orta snfnn bulutsuz le sonrasnn akbetini grecek ve bir tek ylda Anadolu'daki Grek medeniyetinin bin ylnn ykmn gzlemleyecek ve hakkndaki en iyi kitaplarndan birini yazacaktr.6 Yanklarn ve ykntlarn ardnda ahlaki bir tarih vizyonu yer alr. Nihayetinde Toynbee'nin btn kavramlar ahlakidir. Geliigzel ahlaki yarglar sayfalara rastgele serpitirilmitir. Hareketler "affedilmez"dir, saikler "ahlak hor grr" niteliktedir, tarihi kiilikler "entelektel bakmdan budalalkla" ve "ahlaki sapklkla" itham edilirler. Bu gibi szcklerin grnmesi bir tesadf deildir. Bunlar Toynbee'nin btn tarih grnn zorunlu, gerekli belirtileridir. Toynbee'nin tarihi sreci yorumlad kategoriler ahlakidir. "Ahenk" ve "kendi kendini belirleme" normatif kavramlardr. Bunlar bir kimsenin hedefleyebilecei fakat hibir zaman btnyle ulaamayaca eylerdir ve dahas, Toynbee'nin kanaatine gre bunlar bir medeniyetin hedeflemesi gereken eylerdir. Toynbee bu nedenden tr ad geen hedeflere doru yaanan ilerlemeleri "gelime", yaanan gerilemeyi ise "k" olarak adlandrr. Ayrca bunlar ancak erdemin hayata geirilmesiyle ulalabilecek olan amalardr. Erdem, kn hem esas hem de sebebidir ve kitap boyunca tekrar tekrar Meredith'den bir msra gze arpar; "iteki yanln ihanetine urarz." En basit ve en genel ifadelerle ortaya konulduu takdirde Toynbee'nin tarih gr bir deer hkmnden ve iki olgudan oluur. Bu tarih grne gre, medeniyetler, uyumu ve kendi kaderlerini belirlemeyi hedeflemelidirler. Medeniyetler, erken dnemlerinde bu hedefe yaklamakta, daha sonraki dnemlerinde ise bu noktaya kadar ki btn kazanmlarn yitirip bylelikle kendi sonlarn hazrlamaktadrlar. The Western uestion in Greece and Turkey, (Londra, 1922). 208
Toynbee'nin Tarih Algs

Daha zelde, kitap hubrisC), zafer, ihtiam ve iktidar annda insanlar batan karan, kendi kendini mahveden gurura dairdir. Yaratc aznlklar ve bunlarn ihdas ettikleri kurumlar kolaylkla kendine tapnmaya dnr ve bylelikle ortadan kaybolurlar. Sz konusu aznlklar eer batan karmaya direnebilir ya da buna kapldktan sonra kendilerine gelip, nedamet ve pimanlk duyabilirlerse dalmaktan kurtulabilirler. Kitabn mesaj budur. Ancak sorularn en hayati ve acil olan da ayrca karmza kmaktadr. Bir medeniyet k srecinden korunsa bile hangi sreci izleyecektir? Uyum ve kendi kaderini belirleme srecini yakaladktan sonra, eer varsa bunlar hangi ama iin kullanabilecektir? Kendisinin dnda herhangi bir amaca sahip olabilir mi yoksa nihayetinde ona dair, doduundan, gelitiinden ve ldnden ya da lmden uzak durduundan baka sylenecek bir eyler yok mudur? Bu tarz sorular ilk alt cildin satr aralarnda yer alr ve bunlarda bu sorulara ynelik bir cevabn ya da daha ziyade her biri dierinden olduka farkl iki cevabn ipular vardr. Bir taraftan "medeniyet" nihai bir ey gibi grnr. Her bir medeniyet, kendi zaman skalasna sahip olduu gibi kendi normuna da sahiptir. Nasl ki uygarln doumuna veya lmne ne kadar yaknlkta olduunu bilmek suretiyle her bir olayn tarihini belirlemek mmknse, uygarln norma ne denli yaklatn bilerek o uygarln her bir dnemine ilikin deerlendirmede bulunmak da bu oranda mmkndr. Fakat bir btn olarak medeniyetler "felsefi bakmdan" ada olduklar gibi ayn zamanda yine "felsef bakmdan" zdetirler. Bir medeniyetin zamansal ncelii ya da sonralndan bahsetmek, ayrca bunlar birbirleriyle karlatrmak veya deerlendirme yapmak anlamszdr. Burada bir kere daha yazarn Batl "benmerkezcilik"ten ve bir medeniyeti dierinin ltleriyle yarglama eiliminden kanmaya altn grebilir ve doa bilimlerinden (") Zorba, mtehakkim bir gurur ya da cret anlamna gelen hubris, kibirli bir tutumu nitelemek zere de kullanlr y.h.n. 209
Avrupa ve Orta Dou

devirilen kavramlarn etkisine tanklk edebiliriz. Biyolog szgelimi byme ve gelimeyle ilgilenir; bir adamn dierinden daha uzun ya da ksa olmas onun iin tek bana nemli deildir. Bir biyolog iin bunun sebeplerinin incelenmesi genel olarak byme ve gelime srecine k tuttuu lde nem ifade eder. Bu dnce Toynbee'nin zihninde en yksek yeri igal ettiinde, o sahip olduu rlativist bak asn bir medeniyetin sadece siyasi ve toplumsal boyutlarna, onun gerek doalar itibariyle gelip geici olan unsurlarna uygulamakla kalmaz, ayn zamanda, onun dnce ve inanlarna da uygular. Din sadece, medeniyetin kmeye yz tuttuu belli bir safhaya baarl bir karlk verme biimi olmas ve yeni bir medeniyetin doumunda oynayabilecei rol nedeniyle nemli olan, bir medeniyetin son rn olarak grlr. O "medeniyetlerin zlnn neden olduu meydan okumaya verilen bir karlk"tr.7 Bununla birlikte, bir btn olarak insanlk tarihinin bir anlama sahip olduuna dair bir ima veya emareye ara sra rastlanr; esasen insan bir amaca sahiptir ve bu nedenle medeniyetler insan buna yaklatrp yaklatrmamalarna gre deerlendirilebilirler ve hatta bunlar arasndaki ncelik sonralk ilikisinin bir anlam vardr. Bunun ilk ipular yazarn Bernard Shaw'un neredeyse unutulmu bir teorisini canlandrd ve hayatn amacn, "insan araclyla alt-insan s-tn-insana dntrlmesi"8 olarak gsterdii, birinci ciltte ortaya kar. Fakat st insan fikri hemen bir dierinin iine ekilir. nsan trn amak deil de onu mkemmelletirmek hedef olarak grlr ve medeniyetteki btn gelimeler azizlie doru ilerlemeyle eitlenir. Bununla beraber, azizliin anlam henz ak olarak ta-nmlanmamtr ve burada bir kere daha vurgularn eliki-siyle karlaabiliriz. Kimi zaman Toynbee'nin, azizlii, btn insanln baarlaryla zdeletirdii ve herhangi bir IV, 222. I, 159.
210
Toynbee'nin Tarih Algs

yaratc aznln ortaya kn ona doru bir adm olarak grd dnlebilirse de o, baka vesilelerle szc daha ok geleneksel anlamna yakn bir biimde kullanr. Toynbee'nin eserinde birbiri ardnca Hristiyani bir ihtarla karlalr ve bu, medeniyetlerin k ve lm tartldnda daha bir duyulur hale gelir. zlmekte olan bir toplumda yaama deneyimine verilebilecek yegane doru karlk "transfigrasyon"dur insanlk tarihinin gereklerinin ardnda yer alan Tanrnn Kralh'n grmek ve kendini ona kaydettirmek ve ancak bir Hristiyan Tanrnn sevgisinin hakikatini yalnzca kendisi bileceinden, bu yolu seebilir. "Hem Zenon hem de Gautama'nn bu denli inatla reddettii ta, Yeni Ahit'in tapnann temel direi olacaktr."9 Btn kurtarclar snandnda biri hari dierleri kalr: "Akntdan biri ykselir ve derhal btn ufku doldurur."10 IV Bu ksa notlardan, alt cilt sona erdiinde hala hangi sorularn cevaplandrlmam olduunu belirlemek mmkndr. nsana dair bir soru: Tarih, yasalara boyun edii srece insan tarihte zgr mdr? Bu yasalarn insani temeli nedir? Evrene dair bir soru: Eer varsa bir btn olarak insanlk tarihinin amac nedir? ma edilmi ancak yeterince aa kavuturulmam ve daha ivedi bir nemi haiz iki soru daha bulunmaktadr. Bunlardan birincisi, kendi Bat uygarlmz hakknda ne gibi bir beklentiye sahip olabileceimiz ynndedir. Bir medeniyetin yaam evriminde kendi toplumumuzun imdiki dnemini nereye yerletirebiliriz? Bizimkinden nceki btn toplumlarn bana gelen akbetten kurtulabileceimize dair herhangi bir umut var mdr? Eer varsa kurtulmak iin ne yapmalyz? Altnc ciltte Bat'nn, k izleyen ve evrensel bir devletin tesisinden nce gelen bir
10

VI, 164. VI, 278.


211

Avrupa ve Orta Dou

noktaya ulatna dair bir ima vardr.11 Burada yazarn, ierisinde Bat'nn bugn karlat meydan okumay bulduu, sz konusu etkenin bir analizi yer alr. Bu, milliyetilik ve savan doumuna sebebiyet veren, sadece kendisi ile dorudan balantl eylere ilgi duyan devletle, demokrasi ve endstriyalizmin kombinasyonudur.12 Fakat altnc cildin sonunda soru, hala cevaplanmam olarak kalr. Bu sorulardan ikincisi Toynbee'nin kendisinin nerede durduuna dairdir. Bu tr bir kitabn bir bakma kendi kendini aklama, davurma ynnn olmas gerekir ve bu kitap iin sz konusu durum daha fazla geerlidir. Toynbee hibir eyi unutmaz ve onun iin hibir ey nemsiz deildir. Er ge grd, iittii, okuduu veya baka trl rendii her ey ortaya kar. Gerekten de kitabn onun eitimi olduunu sylemek ok fazla ileri gitmek olmayacaktr. Kitap 1914'ten nceki yllarda yetien ve bir devlet okulunun klasik eitimiyle yetitirilen bir orta snf ngiliz'in deneyimiyle zenginlemi ve hatta bu deneyimin bir rn olarak ortaya kmtr. Ritmi ve ifadeleri itibariyle, Kitab- Mukaddes'in Anglikan versiyonunun ve Winchester'da alt klasik yazarlarn yanklarn tamayan tek bir cmle yazmak onun iin imkanszdr. Gerekten kuramnn zerine ina edildii unsurlar klasik ngiliz eitiminin beylik ifadeleridir. Farkl siyasi birimleri, btnyle i ie gemese de, temel bir bala bir arada tutan bir "medeniyet" kavram; yaratc aznln ekilii ve dn fikri (bu, Platon'un filozoflarn maaraya dn mitine olduka benzemektedir) uyum ideali ve hubris tehlikesi btn bunlar, ngiliz hocalarnn kadim Grek edebiyat ve tarihi ile ilgili incelemelerinden karttklar derslerdir. Bozgun ve toparlanma fikrinde, bir k leden sonrasnn solgun gneli gnnde, ezici stnlklere kar kahramanca giden fakat boyun emeyen bir kahramanln tacn yenilgiden kurtaran okul takmnn bulunVI, 316. IV, 137.

212
Toynbee'nin Tarih Algs

duu Winchester oyun bahelerinin bir yanksn iitmek daha da tuhaf hatta acayip deil midir? Her ne kadar kitap bir anlamda belli bir an ve snfn tipik karakterine brnm ise de hatta btn orijinalliine kar bir bakma geleneksel olsa bile daha derin ve esasl biimde kiiseldir. Medeniyet zerine derin derin kafa yoran Toynbee'nin sesinde, kendine dair dnen bir adamn acsn duymak imkan dahilindedir. A Study of History kendine zg bir karaktere sahip olmakla beraber ruhsal bir otobiyografidir. Bir ey (belki de bunlar anlatmak zorunda kaldnda, hissiyatn kendi dilinde deil de Greke'de da vurmasn salayan bu snrlamadr) onu birinci ahs kipliinde kendisi hakknda yazmasn imkansz hale getirir. Kendisi hakknda ne zaman yazma frsat bulursa bunu daima nc ahs kipliinde ve bir zaman kipi geriden dile getirmeyi tercih eder. O kadar ki "Ben...dim" demek yerine "yazar....mt" demeyi uygun bulur. Bu ve dier baz kiisel kayt ve iaret susturulsa da onlar yine de varlklarn srdrrler. Tarihin enkaz ve ykntlar arasnda lmsz ehir aray iinde koup duran ac iindeki bir insan ruhunun inleyiini, feryadn iitmek g deildir ve altnc cilt sona erdiinde araynn onu nereye alp gtrdn grmek de mmkndr. Kitab- Mukaddes hakkndaki btn bilgisine ramen geleneksel teoloji bilimine dair ok az sistematik bir bilgiye sahip grnr; ilk alt cildi en etkili klan ey, gemi atalarnn yabancs olmad kiliseye ac iinde, srerek, hatalar yaparak geri dnen gl ve olgun bir zekaya ilikin aklamalardr. Toynbee'nin eserine hayran olanlar ve arad eyi bulmak bakmndan gsterdii dikkat noktasnda onun bysne, drstlk ve soyluluuna kaplmaya yeterince yaklam olanlar

son drt cilt yaymlanmadan nce bu sorular dnmek iin zamana sahiptiler. Ve son birka yl iinde kan kk yazlarla bir lde nceden ima edilmi ol213
Avrupa ve Orta Dou

makla beraber, herhangi bir kimsenin tahmin ettii eyle tam uyumayan ve pek ok kimsenin umut edebileceinden hayli uzak olan bu sorularn cevaplarn bulmak iin de on be yllar vard. Son birka yl iinde Toynbee'nin tarih ve evren grnn kkl bir biimde deitii aktr. Byle bir deiiklik belki tek bana sorun oluturmaz ve gerekten oluumu otuz yl bulmu olan bir kitaptan da ancak bu beklenirdi. Fakat burada nemli olan ey, hem kapsam hem de btn iddialarna ramen kitabn yntemi itibariyle hibir biimde deneysel olmamasdr. Kitabn ana hatlar otuz be yl nce Dou Ekspresiyle Londra'dan stanbul'a bir seyahat esnasnda izilmiti. Toynbee, "Bu gece uykuya dalmadan nce, bir not defterinin yarm sayfasna, muhtevas ve dzeni itibariyle bu kitabn planyla temelde zde olan bir konu balklar listesi karaladmn farkna vardm"13 diye yazar. Nitekim kitabn erevesi deimemi ancak iine yeni fikirler dahil edilmitir ve bu fikirler btn olas sonular hesaplansa bile, olduka farkl bir kitap talebini dourmutur. Yazarn sylemeye alt ile bunu syledii biim arasndaki bu yeni uyumsuzluk muhtemelen, son drt ciltteki edebi ustaln belli lde bir kaybn bize aklar. Artk ana tema, ksa, kesin ve ok kere zarif bir biimde anlatlmaz ve tek balarna okunabilecek konu d faslalarla kesilir. imdi teoriler sonsuz tekrarlar ve dogmatizmin yeni bir ihtaryla ayrntl bir biimde hazrlanr; cmleler yaplarn ve btnlkleri kaybeder ve yan cmleciklerin azap verici kvrmlarda kvrand ekilsiz cangllara dnr; yollar parantezlerle kesilir ve zemin teknik terimlerle kayalkl, przl hale gelir. sluptaki byle bir deiim kukusuz dncedeki bir deiimin iareti olmaldr ve bunu kitap bize dorular. Kitap hala bir medeniyetler incelemesiyse de "medeniyet" kavram artk zerindeki bu dnce ykn tayamaz. Kitap13

VII, 10. 214


Toynbee'nin Tarih Algs

ta bize, bir medeniyetin zlnn sadece kendisi ile a-klanamayaca sylenilir; zaman ve mekan itibariyle trlerin bakalaryla ilikileri, hikayenin zn oluturur.14 Fakat, bunu sylerken, birinci ciltte ulus devletin anlalabilir bir aratrma alan olmadnn ispat edildii argman tekrarlamyor muyuz ve eer bu argman medeniyetler hakknda da geerli ise teorinin btn temeli ortadan kalkmaz m? Toynbee buna, "bu karlkl etkileim fenomeni, sadece k dnemlerinde grnr ve gerekte kendi kaderini belirlemenin kayb olan zlme tanmnda ifadesini bulur" eklinde cevap verebilirdi. Fakat acaba gelime aamasnda bile benzer bir fenomen bulunamaz m? Toynbee'nin tanmna gre, gelime kendi kaderini belirlemeye doru ilerlemedir. Bu, kendi kaderini belirlemenin henz baaramadn ve buna doru ilerleme sreci iinde medeniyetin kendi kontrol iine ekmeye alt kendinden baka bir eyle mcadele ettiini ima eder. Burada da, bir medeniyetin hareketi kendinden baka bir eye atfta bulunmakszn anlalamayacaktr ve medeniyetlerin soyut olarak anlalabilecek bamsz varlklar olduu eklindeki varsaym suya der. Ayn zamanda, kuram temelini kaybettike, btn olas sonular hesaplanm olsa bile, geriye kendisinden kalan hibir eyin olamayaca devasa bir genilemeye maruz kalr. Bu son ciltlerde yazar en azndan kuramsal yasalarnn stats zerine dnr ve bize bir medeniyet kuramn alttan alta desteklemek zere bir insan doktrini sunar. Bunu yaparken yazar, hayatnn sonbaharna yaklaan demlerinde, zihninin karsna kmalar halinde daha tehlikeli ve youn yaanacak olan u ani ve iddetli tesirlerin birisine maruz kaldn ortaya

koyar. Onuncu ciltte, Toynbee'nin "Jung'un yldz sonunda ufkumda domadan nce ... takip edecek, gze arpan iyi bir ada rnekle karlamadm" demek suretiyle "muhalif bir Batl zihinsel ve dnsel evVIII, 89. 215
Avrupa ve Orta Dou

redeki"15 yalnzlndan bahsettii, etkileyici bir pasaj bulunmaktadr. Jung'un Psychological Types (Psikolojik Tipler)'mn etkisi gerekten eziciydi. Bunun arkasnda fazla gze apma-makla beraber daha az nemli olmayan bir baka etki de, Bergson'un Two Sources of Morality and Religion isimli kitabnn yapt etkiydi. Yazar imdi tarihte dzenliliklerin neden varolduu ya da var grnd meselesine Jung'un bak asndan yaklar. Bu ritmi veya dzenlilikleri etkileyen ya da etkiler grnen gler imdi ruhun iinde bulunacaktr. Bireysel irade ve akln yzeyinin derinliklerinde, bilin ve bireysel olan kadar bilinalt ve kolektif olan da ieren psie yer alr. "Pisiik ilkelerin ve glerin", kendilerini insan gruplarnn allagelmi tarzlarda davranma eiliminde da vuran ve bizim yasa ve talih, arkaizm ve ft-rizm, demokrasi ve endstriyalizm gibi soyut isimler verdiimiz "u kiisel olmayan klar"n zemin bulduu yer, bu karanlk alandr.16 Fakat bilinalt, insan ilikilerinde nemli olmakla beraber bu nem o kadar da byk deildir. Ara sra, imdiye dek insanla hizmet etmi olan allagelmi davranlar sisteminin imdi karlk veremedii bir meydan okumayla karlalr. Artk yegane gvenlikli yol, ruhun deiimiyle bulunur;17 ve bu da ancak insann kendisini bilinaltnn prangalarndan azat etmesiyle ve yeni meydan okumann taleplerine karlk vermesi iin bilinli irade ve bilinli akln yardmna bavurmasyla gerekleecek, bilinli dncenin bir eylemiyle mmkn hale gelir. nsan istidatlarnn serbest, bilinli ve o zamana kadar grlmedik bir biimde kullanm insani gelimedeki bir ileri adm anlamna gelir. Balangtan itibaren yazarn tarihi srecin nihai yorumu halini alm olan Yin ve Yang'vn deiimi, bylelikle, arX, 228. X, 230-231. IX, 347.
216
Toynbee'nin Tarih Algs

tk yeni bir anlam kazanr. Toplumsal ve bireysel hayatn iki ritmi, Bergson'un iki ahlak sistemine benzer bir ekilde ortaya kar. Bir tarafta, tarihte kanun ve dzenliliklerin sahnesi olan, kapal alkanlklara dayal bulunan bilinalt yer alyorken, dier tarafta, yeni meydan okumalara zgr ve ak karln temeli olan bilin baka bir deyile zgrlk alan bulunmaktadr. Fakat bu yeni ayrm, iinde Toynbee'nin btn dnce temellerini sarsan imalar, ng-rlemeyen baz sonular barndrr. Bir iyi ve kt nbetinden bilin ve bilinalt nbetine hareket ettik ve bu deiim btn kitabn merkezinde yer alan hubris hakkndaki tezin temelini tekil edebilir. lk ciltler bize, medeniyetlerin kendine tapnmayla ve yalana yanla snmayla ierden ktklerini, ancak gnahtan saknmayla kten uzak durabileceklerini retmiti. Fakat bize sylendii gibi medeniyetler bilinaltnn gcn hissettirmesi nedeniyle kyor-larsa iki soru ortaya kacaktr. lki mmkn bir biimde bu akbetten nasl uzak durabiliriz? Toynbee'ye gre bilinalt, sadece her birimizin iinde yer alan bir ey deildir, ayn zamanda o her birimizin tesine uzanan bir eydir ve haddi zatnda "kiiliklerin matrisi", kalbdr; o halde hangi anlamda onu kontrol edebiliriz?18 kinci olarak bu akbetten uzak durabilsek bile, niin uzak durmalyz? Erdemi aramamz gerektii ktlkten saknmak durumunda olduumuz kendiliinden aikar olan bir noktadr; fakat bir meydan okumayla karlatmzda alkanln ritmini terk etmemiz ve zgr bir eylemde bulunmamz gereklilii bu denli bir akla sahip deildir. Byle yapmak bizim iin doru olabilir fakat neden doru olduunun bize gsterilmesi gerekir; ve bu da ancak aklla karlanabilecek bu meydan okumalarn anlamnn ve karlklarmzn veya cevaplarmzn amacnn ne olduunun bize gsterilmesiyle yaplabilir.

X, 231. 217
Avrupa ve Orta Dou

VI Meydan okumay kim hangi amala gnderir? Bu Toynbee'nin eserinin nihai sorusudur ve Toynbee buna ak bir cevap verir. Meydan okumay bize gnderen Tanr'dr ve bunu yapmaktaki amac insan ruhunda potansiyel olarak mevcut bulunan eyleri gerekletirecek zgr bir karl uyandrmak, bunu dourmak ve bylelikle insan mkemmeliyetine, kendisine yaklatrmaktr. Tarih, Tanr'nn yaratmasnn "Tanr'dan, kaynandan Tanr'ya, hedefine" i-lerledii sretir.19 Bylelikle, bize Erigena araclyla Yeni Eflatunculuktan Hristiyan dncesine geen bir temann yeni versiyonunu sunarken Toynbee, kendisinin de farknda olduu zere btn dnce sisteminde kkl bir deiim yapar. Din artk toplumsal bir meydan okumaya insani bir karlk olarak nazar itibara alnamaz. Onun temel a-mac artk medeniyetlerin lmn avutmak ya da doumuna yardm etmek olamaz. O, bu rol evrensel deil istisnai olarak oynar; oynadnda bile bunu ancak tesadfen oynar. Din, medeniyetler asndan izah edilemez; tam tersine medeniyetlerin kendileri ancak dinleri retmek iin vardrlar. Toplumlarn karlamak zorunda kaldklar meydan okumalarla mcadeleleri sayesindedir ki insanlar, daha mkemmel ve daha ok kendileri olurlar; ve medeniyetlerin lmnn sebebiyet verdii skntlardr ki insanlarn yreklerini Tanr'ya dndrr. Bunun ngrlemeyen sonular, olduka kapsamldr ve Toynbee'nin yoluna koyulduu ilkeyi ortadan kaldrr: Medeniyetlerin ayn trn temsilcileri olarak ele alnabilecei, bunlarn her birinin felsefi bakmdan dierlerinin kart olduu ve bunlar hakknda nemli olan eyin sahip olduklar retken karakter olduu ilkesi. imdi tarihte medeniyetlerin kendilerinden daha nemli olan bir ey aa kar. Bu, medeniyetlerin ancak hizmetileri olduu ve onlarn bu bakmdan tasnif edilip deerlendirilebilecei bir eydir.
19

VII, 423-424.
218
Toynbee'nin Tarih Algs

Bunlar imdi alt trlere ayrlacak ve bunlarn bir ksm bir anlamda dierlerinden daha "yksek" ve hatta "daha iyi" olacaktr. Dahas bir zamanlar gerekletirilmi olan bir potansiyelin arkasnda bir ksm izler brakmadan eski haline dnememesi nedeniyle, zaman bakmndan daha sonra gelen medeniyetler seleflerinin onlara brakt sermaye ile balarlar ve en azndan bunlardan daha yksek olma ansna sahiptirler. Dolaysyla medeniyetlerin deer ve zaman skalas birbiriyle ilikilidir. Sonraki bir medeniyet ayn zamanda daha nce geip gitmi olandan muhtemelen "daha ileri" bir medeniyet olacaktr ve bir btn olarak tarih, bir amaca doru ilerlemektedir. Bu nedenle, bir dierinden dinle ve birbirleriyle zaman-sal ilikileri bakmndan ayrlan medeniyetlerin eitli snflarn tespit etmek mmkndr. nce, dorudan ilkel toplumlardan kaynaklanan ilkel medeniyetler gelir. Bunlar i proleteryalar araclyla Msr'daki Osiris ve Isis kltleri gibi olgunlamam yksek dinler retebilirlerse de bunlarn tanrsal ekonomideki temel ilevleri u ya da bu biimde ikincil medeniyetleri retmektir. kincil medeniyetlerin temel ilevleri, dalma anlarnda yksek dinlerin doumuna neden olmaktr, ancak bunlar ayn zamanda evrensel kilisenin "kozasndan" kan nc sradaki medeniyetleri de retebilirler. Bu tarz ncl medeniyetler arasnda bizim Bat medeniyetimiz de yer alr. Fakat benmerkezcilik, ncl medeniyetlerin tarihin amacyla ilintisiz olduunu bize unutturmamaldr. Sadece belli bir medeniyet iin deil de bir btn olarak medeniyet iin yksek dinler ortaya ktnda ama gereklemi olacaktr, dou anlarndan itibaren tarihin ykn tayan bunlardr; medeniyetlerin ilkel toplumlardan farkl olduu kertede

medeniyetlerden farkl olan insan toplumunun yeni trlerini oluturabilir, hatta bunlara neden olabilirler. Ak bir biimde yaplmam olan bir ayrm doru ekilde anlarsak; ilkel toplumlar alkanlk ve bilinaltnn hkm srd toplumlardr; medeniyetlerde akl bilindna kar mcadele eder, kendisini, taklitle
219
Avrupa ve Orta Dou

ounluk zerine empoze eden aznlk zgr klar; ki bilinaltnn kendi hkmranln yeniden hissettirdii yerde kendileri itibariyle anlalmadndan akl tarafndan dayatlan eylemler ounlukta yeni bir alkanlk ritmine dnmtr, daha yksek toplumlarda herkes hakikati serbeste ve severek idrak eder ve bu kla yaar. Bandan itibaren btn eserde belli belirsiz kendini hissettiren bu yeni doktrinde, Toynbee dncesinin bir baka temel ilkesi daha aa kar: Tanr'nn Krallnn bir gn yeryznde ina edileceine ve ina edilmesi gerektii inanc. VII Snflandrma ve deerlendirme sreci bir adm daha i-leri gtrlebilir mi? Tarihi sre iinde ortaya km olan yksek dinler arasnda drd ne kar: Hristiyanlk, slam, Hinduizm ve Mahayana Budizmi. Birbirleriyle atmalar ya da atyor grnmeleri nedeniyle bunlardan hangisinin insann Tanr'ya dnnde eritii en yksek noktay temsil ettii ve varsa bunlardan hangisinin insanln gelecekteki sadakatine hkmedeceini sylemek mmkn mdr? Toynbee bu soruyu bunlarn drdnde de ortak olan unsurlar vurgulayarak cevaplandrr. Hepsi de insann tek gerek Tanr'ya olan muhabbetine, tarihin ruhsal anlamna, uyumsuzluun stesinden gelmeye, etkin bir davran idealine, mimesisin yaratc bir aznln taklidinden Tanry taklide dnmne inanr.20 Adet ve "yollara" dair bir anlatm farkll nedeniyle farkllamalar sz konusudur. Toynbee bir Mool Han'nn szcklerini onaylayarak alntlar: "Tanr nasl ki ele eitli parmaklar vermise insana da tpk bunun gibi eitli yollar bahetmitir."21 Her bir yol dahas, temel "psikolojik tipler"den birine karlk gelir, bu tipe mensup olanlara Tanrya yaklamalar iin uygun gelen bir yol sunar.
20

VII, 506. X, 238 not. 220


Toynbee'nin Tarih Algs

imdi eer bu doruysa, biricik ve topyekun hakikate tek bana sahip olduu iddiasn dile getiren drt dinden herhangi birisinin hata yapt ve gnah iledii aikardr. Bu dinlerden herhangi birisi byle bir iddiada bulunarak, insann Tanrya ulaaca yollar snrlamakla kalmayacak Tanr'nn insana gittii yollar da snrlayacaktr ve bu onun iddialarna inanan kimseleri inanmayanlara hogrsz ve tutucu bir biimde davranmaya sevk edebilecektir. Toynbee iin byle bir iddiay ileri srmek, "dini ... venizm"dir.22 Bu hataya en fazla denlerin Hristiyanlar olduu da aktr. Mslmanlar, Hristiyanln asli hakikatinin Mslmanln temel hakikatiyle ayn olduuna inanabilirlerken ve Hindu ve Budistlerin insani inanlarnn farkllklarna fazla nem verme lzumunu hissetmezlerken, Hristiyanlar inanlarnn doas gerei bir anlamda tekelci olmaya zorlanrlar. Sadece Mesih'in Tanr olduuna ve ancak onun dnyay kurtaracana inanmalar nedeniyle, bedenlenme ve kurtarma'nn (Keffaret) hakikat olduunu inkar eden dinleri kabul edemezler. Toynbee yanl ve yersiz tekelcilikle ilgili olarak yapt uyary Hristiyanla yneltir ve Toynbee her ne kadar hala belli bal Hristiyan terminolojisini kullanyorsa da srekli olarak Kitab- Mukaddes'ten iktibaslar yapar ve kendisini bir anlamda bir Hristiyan olarak dnr. Toynbee, bu son ciltlerde geleneksel Hristiyanln hatas olduuna inand eye ilikin olarak vurguda bulunur. ki saldr hatt Hristiyanlk zerinde birleir, ilki bazlarna dncesindeki ar bir dalite gibi grnen eyden, dieri ar bir btnlk ya da yeknesaklktan neet eder. Bir taraftan

Hristiyanln hakikatleri kendilerini kurumlarda da vurmulardr, fakat btn kurumlar gibi kilise de kendine tapnmaya ve kendisinin otoritesini kabul etmeyenlere ikenceye eilimlidir. "ktidar tutkusunun beyhude kibri"23 Katolik Kilisesini bir "medeniyet" e dntr22 VIII, 627.
23

VII, 535.

221

Avrupa ve Orta Dou

mtr ve tpk btn medeniyetler gibi kendi gururunun, kibrinin kurban olmutur. mdi, bu sadece Kilise otoritelerince belli zamanlarda ilenmi suistimaller zerine bir saldr olmu olsayd Toynbee'nin bunlar nakline kimse itiraz etmezdi ve onunla pek ok kimse mutabk kalrd. Fakat o, tezini zorunlu bir nerme olarak ileri srer: Bylesi kurumlar kendilerine tapnrlar ve bir hakikati ortaya karmak onu tahrif etmektir. Burada Toynbee'nin btn eserlerine serpitirilmi u nihai dikotomilerden yrek ve kafa, nezaket ve iddet ve imdi de dnce ve kurum bir dierini bulamaz myz? Bununla beraber bu onun Hristiyanlkta karlat gerek glk deildir. Gerek engel, farkl, kaldrlmas daha kolay bir eydir. Hayali bir monologda advocatus diaboli'sini konuturur: "Varsaymsal olarak snrsz, zamandan mekandan mnezzeh Tanrnn varln Alberta'dan ok daha aikar biimde Filistin'de hissettirmesi nasl dnlebilir?"24 Ve Toynbee yle devam eder: "Bizim onun azndan uydurup konutuumuz szckler olguya uygundu ve olgular artcyd nk, ayn zamanda yksek dinlerin uygulamada sulu bulunduklar bu dar kafalln onlarn ortak zellii, esas olan vahyin antitezi olduu da doruydu."25 Tanrnn kendisini bir zaman ve mekanda amladn sylemek Toynbee'ye, bunu syleyenin gnahlarn en kts olan "dini venizm"e srklenmesini gerektirecek denli ak bir samalk olarak grnr. Buras Toynbee'nin bedenlenme doktrininin doru mu yanl m olduunu tartacak yer deildir fakat argmannn bir imasna iaret edilmesi gerekmektedir. Tanrnn yirminci yzylda Alberta'da bedenlenemeyecei anlamnda, birinci yzylda Filistin'de bedenlendii iddias ona bir gurur anlatm olarak grnebilir ve kanlmaz bir biimde msamahaszla sevk edebilir. Fakat kesinlikle Hristiyanlar
25

VII, 430-431. VII, 433. 222


Toynbee'nin Tarih Algs

buna sevk eden yegane etken gurur deil, daha ziyade i-nanlarnm mantdr. Eer O'nun belli bir insan, dnyada sadece bir yerde ve tarihte sadece bir zaman diliminde yaayan belli bir insan haline geldiini kastetmiyorsak Tanr'nn insan olduunu sylemek hibir ey ifade etmeyebilir. Mekan ve zamanda bedenlenmenin meydana geldiine inanmann imkansz olduunu dndmz takdirde bedenlenmenin mantken herhalde kabul edilemez olduu ile kar karya kalrz ve bedenlenmeyi reddettiimiz takdirde topyekun Hristiyanl reddederiz. Tanr, insan, zaman ve tarih hakkndaki btn Hristiyan doktrinin bizatihi kendinde, bedenlenme dolayl olarak ikindir. Bedenlenmeyi reddettiimiz takdirde belli bir

Tanr, insan, zaman ve tarih doktrinine sahip olabilirsek de bu Hristiyan doktrini olmayacaktr. Tanr Alberta'da olmad biimde Filistin'de olmadka btn Hristiyanlk yanl ve sahtedir ancak yine de Toynbee ak bir biimde bunun doru ve gerek olduuna bir biimde inanmaktadr. Bu nasl olabilir? Burada Toynbee'nin kuramnn en byk glklerinden biri, ina ettiine nispetle grlerinin en rpertici olan ile kar karya kalmaktayz. Hristiyanln ar tekelciliine kar ileri srd argman, doru ve gerek olduunu iddia eden herhangi bir -nermeye kar da ileri srlebilir; onun gl sadece geleneksel olarak kavranld biimi itibariyle Hristiyanlk deil, geleneksel olarak kavranld biimi itibariyle hakikattir. Eer herhangi bir eyi olumlarsam kanlmaz olarak bir baka bir eyi dlyorum demektir, Toynbee bunu kabul edemese bile bu byledir. Bar ve dzeni ylesine arzular, karde olarak insan kavray ile ylesine doludur ki hibir eyi dlamayan bir hakikate ulamak ister. Buna hakikat kavraymz kkl bir biimde deitirmedike sahip olamaz ve yapmaya kalkt da budur. zellikle "bilim ve din arasndaki atma"dan bahsederken kadim "iki hakikat" teorisini canlandrr ancak daha geni bir iliki erevesinde bunu yapar. nsan aklnn der, iki temel yetisi, iki "deneyim biimi", "hakikati iki kavray biimi" ve rtk olarak "iki dil 223
Avrupa ve Orta Dou

kullanm" vardr. karma akl, bize bilimsel gerei ve psienin derinliklerinden kaynaklanan sezgi, vahyin hakikatlerini sunar. "yi veya ktye ynelik olarak nsann ruhi hayatn onun araclyla yaad organ, zihin deil bilin-altdr. O iirin, mzik ve grsel sanatlarn kaynadr ve ruhun kendisini Tanr'nn etkisine kar katlatrmad zaman onun araclyla Tanr ile birlikte olduu kanaldr."26 Bu yetilerin her ikisi de bize hakikati sunar. Haddizatnda her iki hakikatin de zerine oturduu temel bir hakikat vardr. Fakat bu zamana kadar insann ruhi kavray bu hakikate ulaamamtr ve bu nedenle de bu zamana kadar sezgisel ve akli hakikat arasndaki ayrm srekliliini korumutur. Bilim ve din arasndaki atmann sebebi budur; din, hakikatlerini akln hakikatleri formle ediine uygun terimlerle ifade etmeye almtr ve atmann ancak dinin geleneksel teolojisinin oundan vazgemesi ve yeni psikoloji biliminin tuttuu tanmas halinde stesinden gelinebilir. Farkl dinler arasndaki grnen atmann sebebi de budur; doktrinlerini veya akidelerini gereinden fazlaca akli bir biimde dile getirmeye altklarnda sadece bilimle deil, ayn zamanda bir birleriyle de atmaya derler. Tekrar ifade etmek gerekirse burada, Toynbee'nin yanlp yanlmad meselesini ortaya koymayacak, aksine sadece sylediklerini ve bunlarn dolayl, olas sonularn aa kavuturmaya alacaz. O sadece airlerin bilim adamlarndan daha kolay ve rahat biimde anlayabilecekleri baz hakikatler vardr demiyor veya onun demek istedii iirin mzii ve ritmi ile baz hakikatleri uyandrmann bunlarn yaln bilimsel dille anlatlmasndan daha kolay olduu da deil; bu ifadelerin hibirinin birden fazla hakikatin olduunu ima etmeye gereksinimi yoktur. Toynbee'nin syledii, yalnzca szcklere hibir biimde dklemeyecek, tarifi, imkansz bir Tanr tecrbesinin mevcut olduu da deildir. nk bu bir kere daha dnlebilen ve szcklere dkle26

VII, 500. 224


Toynbee'nin Tarih Algs

bilen her eyin tek bir sistem tekil ettiini inkar etmek demek olmayacaktr. Syledii her ikisi de szcklerle ifade edilebilen ve ayn zihin tarafndan kabul edilebilen, fakat birbirleriyle elien iki dnce sisteminin var olduudur. Toynbee'nin bize sylediine gre, bilinli insan zihninin etkin biimde dnce yasalar tarafndan ynetildii inanc, bir "zihni yanlsama"dr.27 Eer bu doruysa her trl akli

karmn bir sonu vardr. Konuurken ya da yazarken "psienin sezgisel ve duygusal derinliklerinden gelmekte olan her ne ise ben onun bir szcsym sadece. Psienin beni sevk ettii Tanrnn, psienin kendisinden baka bir ey olmadndan emin olabilir miyim? A Study of History'nin btn uzun seyahati bizi ancak kendimize geri getirir. VIII Toynbee'nin bu yeni bak asndan Bat medeniyeti nasl grnmektedir? Yola kt tasavvur, her ne kadar aradan geen yllar onu daha canl ve belirgin hale getirmise de hala ayndr. Bu, ilk ciltler yaynlandktan sonraki yllar zarfnda Nazizm korkularnn keskinletirdii gnaha ilikin bir tasavvurudur. Bat'daki hayatn yzeyi altnda ayn sululuk beslenmemi olsayd Almanlar sularn ileyemezdi:
Kstaslar artk dibe vurmu olsa da slah olmu bir Batlnn nezdinde ilk gereklik kavray, Bat medeniyetinin lmllne dair bir kabul olarak kendisini gstermiti. Fakat aydnlanmann gecikmi afa acl bir biimde burada durmad ve ikinci kavray lmlln kabulnden daha da paralayc, yaralayc ruhi bir tecrbe olan bir gnaha i-likin bir mahkumiyet idi.

Bununla beraber, bu son drt cilt, ilk alt ciltten daha fazla Bat problemine detayl bir analizi bnyesinde barndrr ve greceimiz zere bizi Bat sorununa dair yeni bir sonuca ulatran bir kanaat ierir. Toynbee'ye gre modern
27

IX, 185. IX, 431-433. 225


Avrupa ve Orta Dou

Bat medeniyetinin en nemli zellii ve onun kendine has sorunlarnn kkeni teknolojinin gelimesidir. Yeni retim ve iletiim teknikleri bir tr siyasi btnl kanlmaz hale getirdi; dar grl devletin nihai sadakat hatta tapnm nesnesi olduu dank bir dnyada milliyetilikle modern tekniklerin ittifak rktc, patlamaya hazr ve dehetengiz bir g meydana getirebilir. Ayrca modern teknikler bizzat doalar gerei dzen ve disiplin gerektirir ve dnya apnda bir "snflar" sistemine neden olmutur mtehak-kim bir "beyaz aznlk", Batl bir i emekiler proleteryas ve geniledike Bat dnyasnca aamal bir biimde ierilen Asya ve Afrika'daki "d proletarya". Fakat insan ruhu zgrl arzular ve toplumsal sisteme kar ayaklanma devletlerin-kinden hi de aa kalr bir taraf olmayan bir snf atmasna yol aabilir. Toplumsal gerilimlerin altnda bireysel ruhta bir gerilim yer alr. Yeni teknikler, yeni dnce "alkanlklarn" gerektirse de bu alkanlklarn benimsenmesine, "milliyetilik" ve "endstriyalizm" isimlerini verdiimiz trden eski alkanlklarna hala bal olan psie direnir. Toynbee'ye gre bir tr siyasi birliin ortaya kmas kanlmazdr; yegane mesele bunun nasl geleceidir; barl biimde ya da bir Byk Gcn dnyaya tahakkmnn empoze ettii bir sava sonucunda. Modern dnyada sava hazrlayc etkenler olduu gibi, kar tarafta yer alan dier faktrler de mevcuttur. Rusya ve Amerika arasnda dnya-gcnn kutuplamas, bunlarn arasnda deien ve belirli olmayan bir cephenin varl, Avrupa'nn dndaki lkelerde milliyetilik ve militarizmin gelimesi, iktidarn Batl iilerin ve Asyal milliyetilerin tecrbesiz ellerine tanmas btn bu faktrler savaa ynelik eilimleri glendirmektedir. Fakat dier tarafta Avrupa'da militarizmin k ve modern Bat'nn Hristiyan gemiinden kard bir bar kavray sz konusudur. Bar iin en umutlu yol, belirsiz bir mddetle Okumen'in bu iki Byk G arasnda barl bir biimde paylamdr. Sabr en fazla gereksinim duyulan erdemdir, nk bilinaltna insani alkanlklardaki yeni 226
Toynbee'nin Tarih Algs

tekniklerin talep ettii deiiklikleri yapmas iin zaman verilmelidir. Snfsal gerginlik ile ilgili olarak da durum byledir. Buradaki temel mesele, sorunun zlp zlmeyecei deil nasl zleceidir. Burada tekrar Bat toplumu iki atmac sistemle karlar ve bunlardan birinin zaferini ya da bu iki sistem arasnda salanacak uzlamay

tercih etmek durumunda kalr. Amerikan "frsat eitlii" ile Rus "snfsz toplum" ideali arasnda ngiliz ve skandinav sosyal demokrasisinin orta yolu yer almaktadr ve bir kere daha modern an ihtiyalarn en iyi karlayan "orta yol"dur. Uluslar ve snflar arasndaki bar gelirse teknoloji doal sonularn retmek zere serbest braklacaktr: Sefaletin ortadan kalkmas, bo saatlerin, tatillerin genilemesi. Psiik enerji, iten elenceye tanacaktr ve bylelikle yine bir mesele ortaya kacaktr: Bo vakitler yararl bir ekilde nasl kullanlacaktr? Toynbee'ye gre bo vakitlerin yegane tatmin edici kullanm dindir; ve belki de bu, onun din grne, dnce ve hayat arasndaki iliki hakkndaki kavrayna bir miktar k tutar. O, dini, bir bo vakit ura olarak deerlendirir. ki temel din tipi mevcuttur: Tanr'ya tapnan ve insana tapan. Bunlardan ikincisi hubris'in ve bu nedenle de insann bana gelen btn ktlklerin temel ve nihai kaynadr. Fakat Tanr'ya tapnmann deiik biimleri arasnda Bat medeniyeti bir sonraki aamasnda hangisini benimsemelidir? Burada Toynbee, Hristiyan ortodoksisine kar saldrgan bir konumu benimser. Toynbee'ye gre, Batl insan iin, geleneksel Hristiyanla dnmek "entelektel ve ahlaki bakmdan yanl" olacaktr. O, sebebini yle aklar: Arkaik dini hareketler entelektel bakmdan savunulamaz durumundadrlar, nk geleneksel bir dini inanc zemininden skp atan kadim rasyonalizm, gerekte ok abuk geip gitmez... Gkten iniinden sonra yksek bir din, yeryz yolculuunda yabanc bir maddenin kopkoyu dumann kaldrr ve beraberinde srkler... Rasyonalizmin saldrs bir aydnlanma ... srecidir ... Bir kere entelektel aydnlanma 227
Avrupa ve Orta Dou

deneyimini yaam olan ruhlar bu nedenle bir daha asla entelektel intihara kalkarak ruhi kurtulu aray iinde olmazlar. Gemiin Hristiyanlna geri dnmek "Bat Kilisesinin Batl insann saygsn kaybettii ahlaki skandal ve ... vahi Bat Din savalarnn acsnn unutulmasna imkan tanmayan bir hizipilik" nedeniyle ahlaki bakmdan yanl olacaktr.30 Toynbee'nin bizim iin kaba hatlaryla izdii mstakbel yol Kiliseyi, acl bir biimde hatalarndan arndrmaya, "Yahovaya tapmma"dan31 kurtulmaya ve sre ierisinde geleneksel teolojisinin byk bir blmn terk etmeye sevk edecektir. Toynbee'nin abas drt yksek dinin her birinin mensuplarn, kendi aralarndaki farkllklar uzlatrmaya almaya, bilim ve dini, bilin dzeyinde olduu kadar bilinaltnn derinliklerinde de, Tanr'nn farkl biimlere br-nebilen yarat olan pieyi kavramann yollarn ortaklaa aratrarak "Tanr'ya yaklatrmak" noktasnda "Ortak aba"ya ynlendirecektir.32 Bu, atalarnn setii yolu takip etmeye zorunlu olmakszn, her bir insan ruhunu ona en iyi uyan yolu semek zere serbest brakacaktr. IX Bakalarnn gznde bu insann krallna ilikin bir grten baka bir ey olmasa da her eyin birbiriyle uyu-turulduu, uzlatrld bir dnya kavray, Toynbee iin yeryzndeki Tanr'nn Krallna dair bir tasavvurdur. onun geleneksel Hristiyanlk eletirisi, tpk Hristiyanln zerinde dinlerin yer almasna benzer ekilde, onun iin dinlerin zerinde de bir eyin olduunu vuzuha kavuturur. nk o, bir dinin rasyonalizmin saldrsndan nceki haline IX, 631. IX, 635. VII, 441. VII, 500. 228
30 32

Toynbee'nin Tarih Algs

dnemeyeceini sylerken rasyonalizmin saldrlarnn hakl olup olmad gibi ak bir soruyu sorma ihtiyac duymakszn, bunu evrensel olarak geerli ve doru kabul eder. Toynbee'de saldrlar dini rahatsz etmemesi gereken, yanl bir rasyonalizmin olabileceine dair bir imaya rastlanlmaz. Ona gre rasyonalizmin dine ynelik saldrlar ya her zaman

merudur ya da daha sonraki bir dnce akm her zaman bir ncekinden "daha doru"dur. Ayrca Toynbee, Kilisenin "Batl insann saygsn kaybettii'ni sylerken Batl insann veya genel olarak "insan"n Hristiyanl yarglamaya dair bir hakka sahip olduunu varsaymyor mudur? Ksaca, btn bunlar on dokuzuncu yzylda domu olan insanlk dininin yeni terimlerle yeniden ifade edilmi halinden daha fazla bir ey midir? Bu son ciltlerde bilimden ok kehanete uyan tuhaf, cokulu, heyecanl bir ihtara rastlarz. Bir doa bilimcisi olarak tarihi tasavvuru ile mistik ve peygamber olarak tarihi imaj yer deitirir. Tarihinin grevi, gemiin bilgisi araclyla "tarihte" Tanr'nn ilerinin bilgisine ykselmektir: Tarihin gereklerindeki iire ynelik hissiyat, bylelikle, Tarihte Tanrnn grnmndeki huuya dnr; tarihinin ilham, onu ihsan edildii ruhlar tarafndan "gzel dn" olarak nitelenmi bir deneyime hazrlar. Kendi eserinde tarihi, kendisini zamann snrlar dna ykseltecek ve yolunu "gzel dne" evirtecek gemile yar mistik bir paylam deneyimine sahip olabilir. Toynbee, gemile bu denli dorudan bir deneyimi alt kez yaadn ve bir zamanlar daha da nadir olan bir tecrbe yaadn iddia eder: Buckingham Saray yolunda, o kendisinin sadece tarihteki u ya da bu kesitle deil, ayn zamanda btn olmu, olan ve olacak olanlarla paylam i-inde bulunduunu kefetti. Bu rnekte, gl bir aknt halinde yanndan nazike akan tarih geidinin ve bu devasa
33

X, 129.
229
Avrupa ve Orta Dou

kabarmann akntsnda bir dalga gibi yerden fkran kendi hayatnn yakinen farkndayd.3 Yukardaki pasajda Toynbee'nin serveninin onu srkledii yollarn ne denli tuhaf olduunu ak bir biimde grebiliriz. Fakat macera sona ermi midir? Toynbee'ye ilikin nihai grmz, onun sadece olmu olanlara deil, ayn zamanda olacak olanlara katldn, bunlarla arasnda ruhsal bir birliktelik iinde olduunu iddia eden bir mistiinki mi olmaldr? Meydan okumasn yaparken bu denli cesur, sembollerin kendisini srkleyecei yeri nemsemeksizin, olas btn sonularn hesap ederken bu kadar drstken, verebileceimiz yegane uygun karlk bunun hakknda ne dndmz ona sylemektir. Kendi adma konumam gerekirse belki de sadece kendi adma deil yle sanyorum ki, Toynbee, tarih denizinde yapt uzun yolculukta arad liman bulamad. Son sayfalar hala ilk sayfalardaki ayn rpertici acy da vurmaktadr. Tutkulu bir ruhun ihtiyalar, ne tamamlanm eitli inanlar uzlatrmaya alan birisinin duasyla, ne de kimi sava ve iddet anlatlarnda sunulan, alt canl ryaya dnen "gemile alt kez gerekletiini syledii ruhsal birleme deneyim"iyle tatmin edilmemitir ve zaten tatmin edilebilir de deildir. Hala tatmin edilmemi grnen bir ksm arzular, kendilerini, Hristiyan terimleri hala korurken sergiledii direnle ve bir zamanlar grd bir ryay tasviriyle da vurur: Toynbee, 1936 ylnn yaznda, bir fiziki rahatszlk ve ruhsal sknt dneminde, uyank geen btn bir gecede yakalanan bir anlk uykuda grd bir ryada, Amplafort Manastr'nn kutsal suna zerine asl han ayan kavrar haldeyken yle bir ses duyar: Amplexus expecta ("Kapy al ve Bekle").
34

X, 139. IX, 634-635. 230 8 SLAM VE ORTA DOU TARH YAZIMININ MEVCUT DURUMU Bu inceleme, Kuzey Amerika Orta Dou Aratrmalar Birlii tarafndan balatlan ve Orta Dou aratrmalarnn mevcut durumuna ynelik bir sorgulamann sonucudur. Ksmen birka

tarihiye gnderilmi bir anketin cevaplarna, ksmen de kendi okumalarma dayanmaktadr. Bu okumalarn snrlar okuyucuya aklanmaldr: Okuyucu, zellikle gen Alman tarihilerinin eserlerine birka atf bulacak ve neredeyse Rus ve ranl akademisyenlerinkilere hibir atfla karlamayacaktr. Btn alana ilikin tam bir aratrma yapmaya kalkm olaydm bu ciddi bir kusur tekil edecekti; belki de belli sorunlar gndeme getirmek ve bunlar aa kavuturmak zere birka rnek sunmak iddiasndaki bir makale iin bu, o kadar da ciddi bir eksiklik oluturmaz. Makale 1974 tamamlanmtr; gncelletirmek amacyla dipnotlara birka atf ilave ettim. Bu yaz, M. G. S. Hodgson'n The Venture of islam, (Chicago:University of Chicago, 1974) [Trkesi, slam'n Serveni, (stanbul, z Yaynclk, ...)] isimli eseri yaymlanmadan nce yazlmtr. Bu makaleyi yazmadan nce bu nemli eseri okuyabilmi olsaydm deerlendirmelerimin bir ksm farkl olacak ya da farkl bir biimde dile getirilecekti. Aralarnda 1. Lapidus, E. Burke, O. Graber ve H. nalck'n da bulunduu, yaznn ilk biimini tarttm kiilere zellikle mteekkirim. slam'n hakim din olduu ve kendisini esas itibariyle A-rapa, Farsa ve Trke ile davurmu olan medeniyet, her zaman kendi gemiinin farknda olmu ve hedefleri, yalnzca hamileri olan yneticilerinin bandan geen hadiseleri zikretmek deil, ayn zamanda, Mslmanlarn inanlarna gre Tanr'nn Kelamnn Peygambere vahyedildii zaman ve mekanlar ve Peygamberin fiillerinin daha sonraki nesillere aktarld tanklar zinciri hakknda bilinen her eyi kay-

Avrupa ve Orta Dou

detmek olan bir tarihiler silsilesi ile peygamberlik ve gelenekten neet eden hukuk ve dnce sistemlerini hazrlam ve nakletmi olan alimler retmitir. Bu tarihi gelenek, tam olarak lmemitir. On dokuzuncu yzyln ilk yllarnda Orta a dneminin byk emsalleriyle ayn nemde olan eksiksiz bir vakayiname, al-Cabarti'nin1 Acaib'ul Athar' Msrda ortaya konmutur, ayn yzylda daha sonra Orta a ve modern tarih yazm tarzlarnn ortasnda bir yerde duran, Mbarek'in Hitat'2, Cevdet'in Tarih'i3, el Nasiri'nin Kitab'ul stiksa's4 gibi tarih yazm rnekleri ve ayn zamanda alimlerin ve velilerin hayatlarn kaydeden, Suriye'de el-Bitar'n Hilyat'ul beer5 ve Marip'te el-Kettani'nin Salvat'ul enfas'f gibi son byk biyografik szlkler yaynlanmtr. Bununla beraber on dokuzuncu yzyln ortalarna doru geleneksel tarih yazm, modern eitimli Mslmanlarn kendi gemilerini grebilecekleri veya Batl akademisyenlerin slam toplumunun ve medeniyetinin geliimini anlayabilecekleri bir ereveyi artk salayamad. Tarihilerin Avrupa ve Kuzey Amerika'da yaptklar profesyonel anlamdaki slam tarihi analizleri nadiren iki kuak geri gider. Uzun bir zamandr slam tarihi, "slam almalarnn parasyd ve almalar, karlatrmal filoloji, Kitab- Mukaddes eletirisi ve "din bilim"7 gibi on dokuzuncu yzyl zihninin balca ilgilerini yanstan aratrmalarn bir yan rnyd. Ancak I. Goldziher (1850-1921) 1 'A. al-Jabarti, 'Aja'ib al-athar, 4 cilt, (Kahire, 1880). 2 'A. Mubarak, Al-khita] al-tawfiqiyya, 20 cilt, (Kahire, 1888). 3 A. Cevdet, Tarih-i Cevdet, 12 cilt, 2nd ed., (stanbul, 1891). 4 A. al-Nairi, Kitab al-istiqa, 4. cilt, (Kahire, 1895). 5 'A. Bitar, Hilyat al-bashar, 3 cilt, (am, 1961-39. 6 M. al-Kattani, Salvat al-anfas, 3 cilt, (Fez, 1898-9). slam tarihi ve dier almalar iin bkz.: B. Lewis ve P. M. Holt (der.), Historians of the Middle East, (Londra, 1962); J. D. J. Waardenburg, L'Islan dans le miroir de l'occident, (The

Hague, 1961, 1961); A. Hourani, elinizdeki kitabn ikinci blm ('slam ve Tarih Felsefecileri'). 232
slara ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

ve Snouck Hurgronje (1857-1936) nesliyle birliktedir ki slam almalar bir akademisyenin btn dikkatini gerektiren bamsz bir disiplin haline geldi ve bir nesil sonra C. H. Becker (1876-1933) ve V. V. Barthold (1869-1930) ile, slam tarihi disiplinini etkileyecek tarih yorumunun en yksek standartlarn oluturmakla ilgilenen slam aratrmaclarnn bazlar kendilerini ncelikle tarihi olarak dnmeye balad. imdiki nesille birlikte, ancak baz niversitelerde kendilerini tarihi olarak dnenlerin bir ksm zamanlarnn tamamn veya byk blmn slam tarihi retimine ayracaklardr. Dolaysyla, slam tarihi aratrmalar Avrupa tarihi-ninkinden en az yz yl geride seyretmi ve varl iin gerekli koullar oluturmaya veya yetkin bir ustalk gelenei yaratmaya zaman bulamamtr. imdiki ada bile slam tarihi aratrmalar, yaplmay bekleyen btn acil ilere karn kendisine yeterli sayda akademisyen ekememitir. Sz konusu alma alan, Avrupal ve Amerikal akademisyenlerin imgelem dnyasn in ve Japonya kadar harekete geirememitir. Kaba bir tahminle, temel aratrma snf seviyesinin stnde, ciddi bir slam tarihi retimi, belki de Kuzey Amerika, Bat Avrupa, Orta Dou ve Kuzey Afrika'da yirmier niversitede kendisine yer bulmaktadr. Kuzey A-merika'da esas dikkatini slam tarihine verebilen muhtemelen otuz ila elli, Byk Britanya, Fransa, Almanya, Msr, Trkiye ve srail'in her birinde on be ila yirmi niversite hocas bulunmakta, buna karn bu say dier Orta Dou lkelerinde dmektedir. Bu nedenle toplam itibariyle ncelikle slam tarihisi olarak kabul edilebilecek muhtemelen iki yz- yz civarnda akademisyen vardr. Bat Avrupa ve Kuzey Amerika'da her yl birka yz niversite rencisi slam tarihine dair temel snflara alnmaktadr, Orta Dou ve Kuzey Afrika'da bu say birka bindir, fakat bunun ancak ok kk bir ksm slam tarihinin esas blm oluturduu alanda birinci snf bir alma sergilemektedir ve ancak onlarn birka dzinesi daha yksek bir eitim almaktadr. 233
Avrupa ve Orta Dou

Alann baz blmlerinde tam eitimli tarihiler olarak ortaya kanlarn bir ksm, bo olan krsleri dolduracak sayya nadiren ulamaktadr. Bu denli az retmen ve aratrma grevlisinin bulunmasnn kimi sonular olacaktr. Bu retim grevlilerinin birka uzmanlaabilmekte, pek ou ise ok geni bir alanda ders vermek zorunda kalmaktadr. Akademisyen ve yazar olarak zor artlar altnda ve sk alsalar da btn boluklar dolduramamaktadrlar. ok az belge koleksiyonu doru dzgn kataloglanm, temel tekil eden vakayinamelerin tamam henz yaynlanmamtr. Yeni aratrmalarla btnleen dnem ve blgelere ilikin yalnzca birka genel aratrma bulunmakta, asli neme sahip dnem veya kiilere ilikin olarak ancak birka monografi yer almakta ve modern dnemde bile neredeyse tatmin edici biyografilere rastlanmamaktadr. (Bu sorunlarn bir ksmn bir baka balamda tekrar ele alacaz.) Bunlarn yannda mevcut aratrmaclar da esas itibariyle yalnz yaamaktadrlar. Onlar, niversitelere birer ikier daldklarndan, her eyden nce fiziki yalnzlk ierisinde bulunurlar ve ayn zamanda entelektel yalnzlk ierisinde yaarlar. Her biri kendi konusunda alr. Akademisyenlerin birbirlerinin alanlarna mdahale etmemeleri yolunda sanki bir tr szl mutabakat vardr, daha ileri bir aratrma ve dnce retimini zendirecek akademik tartma eksiklii mevcuttur. Szgelimi ngiliz tarihi rencileri on yedinci yzyldaki ngiliz orta snf ya da on sekizinci yzyldaki siyasi yap hakknda yaplan tartmalar gibi nemli ve verimli tartmalara ainadr. slam tarihinde bunlarn karl olarak gsterilebilecek, bu tarz birka tartma vardr: Beni Hilal'in8 istilas hakkndaki Fransz ve

C. Cahen, 'Quelques notes sur les Hilaliens et le nomadisme', Journal of the Economic and Social History of the Orient, cilt 11, (1968), s. 130f; J. Poncet, 'Le mythe de la "catastrophe" hilalienne', Annales, cilt 22, (1967), s. 1099f; H. R. Idris, 'De la realite de la 234
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

Kuzey Afrikal tarihiler arasnda yakn zamanlarda cereyan eden tartmalar, Kedouri ve Keddie'nin9 Cemaleddin Afgani hakknda yapt tartmalar. Her ne kadar slam tarihi, farkl tartmalarn en iyi ekilde yrtlebilecei problem alanlaryla dolu olsa da, yaplanlarn tm bunlardan ibarettir. Avrupal ve Amerikal tarihilerin bu alandaki yetersizliinin ortaya kard engeller yerli akademisyenliin grece geri durumu nedeniyle daha da byktr. in veya Japon tarihi zerine alan herhangi bir akademisyen, salam temeller, zendirme, verimli ibirlii ve katklar bakmndan inli ve Japon akademisyenlere ne denli borlu olduunun farkndadr. Bununla beraber Orta Dou'da her ne kadar anlatmc tarihler/vakayinameler ve eski tarz biyografik szlklerin yazm bu yzylda srse de (Msr'da el-Rafi'i10, Suriye'de el-Gazzi11, alTabakh12, Suriye'de Krt Ali13 ve Irak'ta Azzawi'ninkiler14 gibi) tam anlamyla modern tarih yazmnn ortaya k yava seyretmi ve yksek eitimin yava gelimesi, aratrmaya elverili bir ortamn yokluu ve zgr sorgulama ve yayma ynelik siyasi snrlamalarn varl gibi engeller tarafndan nne geilmitir. catastrophe hilalienne', Annales, cilt 23, (1968), s. 660f; J. Berque, 'Du nouveau sur les Beni hilal', Studia Islamica, cilt 36, (1972), s. 99f. 9 E. Kedourie, Afghani and 'Abduh, (Londra, 1966); N. R. Keddie, Sayyld Jamal ad-Din alAfghani: a Political Biography, (Berkeley, Cal., 1972). 10 'A. al-Rafi7i, ta'rikh al-haraka al-qawmiyya, 3 cilt, (Kahire, 1929-1930) ve sonraki almalar. 11 K. al-Ghazzi, Nahr al-dhahab fi ta'rikh halab, 3 cilt, (Halep, 1923-1926). 12 R. al-Tabbakh, A'lam al-nubala bi-ta'rikh halab al-shahba, 7 cilt, (Halep, 1923-1926). 13 M. Kurd 'Ali, Khitat al-sham, 6 cilt, (am, 1925-1928). 14 'A. MN. al-Azzawi, Ta'rikh al-'iraq bayn ihtilalayn, (st balk: Historire de l'Iraq entre deux occupations), 8 cilt, (Badad, 1935-1956). 235
Avrupa ve Orta Dou

Baz lkelerde bu durum deimitir. Msr'da imdilerde kendisini Arapa metin ve belgelerin yaymnda ve mahalli tarihe dair iyi eserlerin retiminde gsteren zgn bir tarihi gelenek vardr. srail'e, gmen akademisyenler tarafndan, Avrupa akademisyenliinin yntem ve standartlar tanm ve kk salmtr. Belki de en ilgin olan, Avrupa'nnkiyle ayn tr artlarda yani ulusal bilincin gelimesi ve ulus devletin vcuda gelmesi bakmndan ortaya ktndan Trk tarih yazmnn geliimidir. Avrupa'da olduu gibi Trkiye'de de bu, kendi gemiini anlamaya ynelik arzuyu uyarm ve dnrler tarafndan ok eletirilmekle beraber bir ksm tarihi eser tr iin tatmin edici bir gr as niteliindeki bir rehber kavram olan ulus kavramn ortaya karmtr. Kemalist devrim, kendisini ak bir biimde tarihi terimlerle aklamaya ve merulatrmaya abalam, bir ulusun tarihi z bilincini yeniden oluturmaya almtr. Temeli on dokuzuncu yzyln Fransz sosyologlarndan devirilen dncelere dayanan bu drt, bir akademisyen ve retmen olarak Fuad Kprl'nn yeni ufuklar aan eserlerini ve Osmanl arivlerinde aratrma yaparak kayda deer bir tarihi ekol oluturan rencilerini retmitir. Bununla beraber dier lkelerde gelime daha yava olmutur. Bu lkede ancak birka tarihinin varlndan sz edilebilir. rnein, Lbnan'daki mahalli tarihin uzun gelenei, gerekte tek bir akademisyen tarafndan omuzlanmtr. Bu, birok bakmdan zararldr. Tarih yazmnda kendi kendini yorumlama nemli bir unsurdur ve daha ok dardan yazlm olan bir toplumun tarihinde bir eyler eksiktir. Ayrca mahalli belgelerin toplanmas ve metinlerin

hazrlanmas gibi yerli akademisyenlerin bakalarndan daha iyi yapabilecekleri baz eyler vardr. Kuzey Afrika'da son yllarda arpc nitelikte birka yorumlayc makale km (mesela, Laroui'nin Histoire du Maghrep^5) olmasna ramen
15

A. Laroui, L'Histoire du Maghreb, (Paris, 1970). 236


slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

bunlar, hala bu fikirlerin denenmesini veya deitirilmesini mmkn hale getirecek zahmetli bir aratrma sreci ile kar karyalar. Bu artlar altnda tarihi aratrmann ilerlemesinin yava seyretmesi kanlmaz olsa da yine de gerekletirilmitir. Artk bamsz bir akademik slam tarihi disiplini ereve kazanm durumdadr. Btn tarihi disiplinler gibi o da, birbiriyle yakn bir biimde ilikili iki eylemi kapsamaktadr. Kaynaklarn belirlenmesi, toplanmas ve hazrlanmas ile bunlarn yorumlanmas. Anlatm amalar bakmndan bunlar birbirinden ayrmalyz ve bu, kaynaklardan yola karak zele ynelmi olan tarihi dncenin doas bakmndan belki de daha doru olacaktr. Klasik gelenein slam tarihileri birbirlerinin eserlerinden faydalanmlardr: her bir vakayiname bir ekilde daha ncekilerin zn korumutur. Bir anlamda ilk Avrupal slam tarihileri de ayn yntemi izlemilerdir. Onlarn da temel kaynaklar vakayinamelerdi ve bunlar bulup, hazrlamak akademik kariyer bakmndan nemli bir grevdi. Pek ok temel vakayiname veya "tarih", imdi basl halde mevcuttur. Fakat bazlar ksmen ya da tamamen kayptr, bazlar hala yaynlanmamtr ve kimisinin de ancak eski ve eletirilmemi basklar bulunmaktadr. rnein, Arapa eserler on dokuzuncu yzylda Kahire'de, Osmanl tarihleri ise stanbul'da yaynlanmtr. Ancak birkann yeni ve daha tatmin edici basklar kmtr; mesela el-Taberi'nin Kahire basks.16 Edebi kaynaklarn kullanm her zaman iin slam tarihilerinin eserlerinin nemli bir blm olarak kalacaktr. Baz dnemler, zellikle de slam'n ilk yz yllar sz konusu olduunda, baka trden birka kaynak daha bulmak mmkndr. Byle olsa bile, kayda deer sonular hala geleneksel bir yntemle elde edilebilmektedir. Vakayiname, tezkire, veya tamamen farkl trde eserlerden (szgelimi kanuni meM. al-Tabari, Ta'rikh al-rusul wa al-mulk, 10 blm, (Kahire, 1960-69). 237
Avrupa ve Orta Dou

tinler) herhangi birinin, bunlarn gizli anlamlarn ve olas sonularn aa karacak olan tarihinin soru sorma hneriyle, mkemmel bir filolojik eitimi bir araya getiren akademisyenler tarafndan, yazl kaynaklarn ciddi ekilde incelenmesiyle sz konusu sonulara ulalmaktadr. slam aratrmalar literatr bize baz klasik rnekler sunar. Goldziher'in, ilk yzyllarn siyasi ve teolojik ekimelerini aydnlatmak zere hadis literatr kullanm17, Lammens'in slam ncesi ve ilk dnem slam toplumuna k tutmak zere Kitab'ul aghani'yi kullanm18 gibi. Daha yakn tarihli almalar byle bir yntemin ne kadar etkin olabileceini gstermektedir; szgelimi Udovitch'in Orta a ticaret rgtlenmesini aklamak iin hukuki metinleri incelemesi19 ve Shaban'n "Abbasi devriminin" doasn aklamak iin ilgili vakayinamelerin doru ve kesin anlamn dikkatli bir biimde gzden geirmesi20 gibi. Bununla birlikte son yllarda tarih aratrmalarnn dier alanlarnda olduu zere, burada da dikkat, yazl kaynaklarn kullanmndan belgelerin, bir baka deyile ticaret veya ynetim gibi dorudan pratik amalarla yazlm, ancak tarihi tarafndan baka amalarla kullanlabilecek olan metinlerin toplanmasna ve kullanmna kaymtr. Zaman zaman, en azndan Osmanl dneminden nceki slam tarihinin, salam belgesel delillerin eksiklii

nedeniyle Orta a Avrupa'snnki kadar salam temellere oturtulamayaca sylenilir. Kilise arivlerine ya da ngiltere ve Fransa kral-lklarnnkine benzer ekilde, Orta a dnemi ynetimlerine ait tam ve organize arivlerin kalmad ynnde bir kanaatin olumas doru ve yerinde grnebilir. Fakat genel17 I. Goldziher, Muhammedanische Studien, cilt 2, (Halle, 1890). Bkz.: 129. not. 18 H. Lammens, Etudes sur le siecle des Omayyades, (Beyrut, 1930) and dier almalar.
19 20

A. L. Udovitch (der.), Partnership and Prof it in Medieval islam, (Princeton, 1970). M. A. Shaban, The Abbasid Revolution, (Cambridge, 1970). 238 slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

likle dnlenden daha ok kaynak mevcuttur ve bunlarn kefi yeni sorular soracak merakl akademisyenleri ve cevaplamak iin yeni materyalleri bulacak giriim ve ans beklemektedir. imdilerde arivleri aratrmak ve diplomatik belgeleri toplamak iin daha sistematik ve baarl bir giriimde bulunulmaktadr. Bu belgeler, manastr ve sinagoglarda, Avrupa arivlerinde, Osmanl ordularnn girdikleri pek ok lkeden stanbul ktphanelerine akan veya el-yazmalarnda ve vakayinamelerde toplanm olan arivlerde yer almaktadr. S. M. Stern tarafndan hazrlanm olan Fatmi Decrees ve Documents from Islamic Changeries2^ gibi eserler, bunlardan ne kadar ok eyin renilebileceini ortaya koydu. Ayrca Orta a vakfiyelerinden de sz edilebilir ve bunlardan Kahire'deki byk Memlk vakflarnn vakfiyelerinin bir ksm imdilerde kullanlmaktadr. Msr iin, mevcut dokmanlarn miktar siyasi deiikliklere ramen ynetim hayatndaki sreklilik ve kuru iklim nedeniyle -zellikle byktr. Bunlar idari ve mali materyali ieren papirsleri bnyelerinde barndrmaktadrlar; bu denli detayl olduklar ve slam ncesi dnemlerden benzer malzemelerle birlikte kullanlabilecek olmalar nedeniyle nemlidirler. Aslnda bunlar, ok az kullanlmlardr ve Grohmann'dan beri ancak birka Arapa filologu yetimitir. Ayrca Fustat Geniza sinagogunda muhafaza edilmi dini ve edebi eserlerle birlikte ticari ve hukuki belgelerin de sz edilebilir. Bunlarn pek ou imdilerde yaynlanm ve incelenmeye balanmtr ve yakn zamanlarda kaleme alnan byk bir eserin, Goitein'nin A Medierranean Society'nin temelini oluturmulardr.22 Bu byklkte baka bir belge ynnn gn na kmas ihtimal d grnyorsa da Richards, Kahire'deki Karaiti Sinagogu'ndan daha kk bir belgeler der21 S. M. Stern, Fatimid Decrees, (Londra, 1964); S. M. Stern (der.), Documents from Islamic Chanceries, (Cambridge, Mass., 1965). 22 S. D. Goitein, A. Medterranean Socety, 2 cilt, (Berkeley, Cal., 1967, 1971). 239
Avrupa ve Orta Dou

lemesi yaynlad23 ve D.ve J. Sourdel (zellikle stanbul'da) onuncu yzyl am'na ait bir belgeler koleksiyonu ortaya kard.24 Erken modern dnem, yani byk imparatorluklar dnemi iin, her eyden ziyade, sadece imparatorluun merkezi kurumlarna deil, Kuzey Afrika ki dier blgelere oranla biraz daha zayftr blgesi dahil, ynetimi altndaki blgelere ve Osmanl sultannn ilikili olduu btn lkelere, Dou ve Orta Avrupa, Rusya, Kafkasya ve ran'a k tutacak tketilmez zenginlikte Osmanl arivleri vardr. Osmanl vilayet ynetimlerinin arivleri byk lde yok olmu ya da dalm, ancak bu durum gelimi bir brokrasiye ya da zerk bir yapya sahip olan Sofya, Kahire ve Tunus gibi baz ehirler iin geerli olmamtr. Yakn zamanlarda, Msrl bir tarihi olan Abd'ur-Rahim on sekizinci yzyldaki Msr mahalli tarihi iin belgesel kaynaklar buldu ve kulland.25 Vilayetlerin ynetimi iin bir baka zengin kaynak, sadece adli dava kaytlarn deil ayn zamanda bunlara kaydedilmi olan, hem kamusal hem zel (rnein fermanlar), eitli belgeleri de ieren dini mahkeme arivleridir. Raymond, yaknlarda on sekizinci yzyl

Msr'mdaki mlkiyet yapsn sorgulamak zere Kahire mahkemesinin kaytlarn kulland.26 Suriye ve dier lkelerde bunlar imdilerde derlenmekte ve aratrmalar iin hazr hale getirilmektedir.
23

D. S. Richards, 'Arabic Documents from the Karaite Community in Cairo', Journal of the Economic and Social History of the Orient, cilt 15, (1972), s. 105f. J. Sourdel-Thomine ve D. Sourdel, 'Nouveaux documents sur l'histoire religieuse et sociale de Damas au Moyen Age', Revue des etudes islamigues, cilt 32 (1964), s. lf. 25 'A. 'A. 'Abd al-Rahim, al-Rif al-miri fi al-qarn al-thamin 'ashar, (Kahire, 1974).
26

A. Raymond, 'Les bains publics au Caire a la fin du XVIIIe siecle', Annales islamologiqu.es, cilt 8 (1969), s. 129f, ve Artisans et commerants au Caire au XVIIIe siecle, 2 cilt, (am, 1973-74). 240
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

Ayn dnemin dier devletleri arasnda Fas'ta arivler bulunmakla beraber bunlar henz hemen hemen hi kullanlmamtr. Safevi ran'na ynelik, derli toplu, gnmze intikal etmi bir ariv yoktur. Ancak yakn zamanlarda belgeleri toplamak zere giriimlerde bulunulmutur ve Busse'nin eseri, az saydaki belgelerden bile ne kadar ok eyin toplanabileceini gsterebilir.27 slam dnyasnn dou ksm iin byk bir potansiyel neme sahip bir kaynak, Ming ve Ch'ing Hanedanlna ait in arivleridir. On dokuz ve yirminci yzyl Orta Dousu iin yazlm olanlarn ou, ngiliz ve Fransz diplomatik ve konsolosluk belgelerine dayanr. Pek ok farkl amaca matuf olarak bunlarn kullanm devam edecekse de Osmanl, Kaar ve Alevi devletlerin i tarihiyle ilgili olduu srece, bunlarn incelenmesi, heyecan verici fikirleri ortaya karmak zere kullanlamayacak kadar fazla mehurdur. Bununla beraber ngiliz Devlet Kaytlar arivindeki "otuz yllk ynetimin"in iin ierisine katlmas ngiliz ynetimi dneminin derinliine incelenmesini ve bylelikle en azndan bir taraftan smrge ilikisinin aydnlatlmasn mmkn klmtr. Dier Avrupa devletlerinin, zellikle Avusturya-Macaristan mparatorluu ve Rusya arivleri tam olarak kullanlmamtr ve kullanm halinde her biri kendine zg bir ey ilave edecektir: Osmanl tarihinin son dnemlerinde, her bir konsolos ve byk eli kendilerinden tavsiyeler alan bir gruba sesleniyordu ve bunlardan Osmanl siyaseti ve toplumuna ilikin bir fotoraf kartlmt. Fakat bolluk iinde yzen ve hemen hi kullanlmam olan mahalli kaynaklardan renilecek daha ok ey vardr. Osmanl kaynaklar bir tarafa braklacak olursa Msr devleti arivleri zellikle zengindir, Kral Fuad dneminde akademisyenlerin kullanm iin derlenip toparlanm olan arivler ayn dnemde, zellikle Mehmed Ali ynetimi Msr ve Suriyesi tarihi iin kullanlmtr (A. Rustum, Mehmed Ali dnemindeki Suriye ile ilgili byk bir H. Busse, Untersuchugen zum islamischen Kanzleiuesen, (Kahire, 1958). 241
Avrupa ve Orta Dou slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

kronoloji28 ve Deny, bir Trk belgeleri katalogu29 yaynlamtr). Daha yakn tarihlerde A. Schlch, Urabi dnemi hakknda30 ilk kez ngiliz bak asndan ziyade Msrl bak asn esas alan yeni bir aratrmann temeli olarak bunlar kulland. Dier arivler arasnda belki en beklenmedik keif Sudan'daki Mehdi ynetimine ait Holt'un kefiydi31 ve bu, ideal brokratik dzenden uzak gibi grnse de btn hkmetlerin belgelere ve yok olmu olanlardan daha ok unutulmu olan evraklara dayandnn bir delilidir. srail devlet arivleri de keza olduka derli topludur. Neredeyse btn Orta Dou ve Kuzey Afrika lkelerinde yerli tarihiler, hkmetlerinin yardmyla, imdilerde, ulusal tarihlerini dayanak oluturacak belgeleri belirlemek ve toplamak iin belli bir aba sarf edeceklerdir. Ayrca, modern dnem iin banka ve irket evraklarna, Landes'in Bankers and Pashas22 gibi alannda ilk ve ufuk ac olan eseri ayr tutulursa nadiren baklmtr. Ayrca umulandan daha

fazla ailevi ve kiisel evrak mevcuttur. ngiliz diplomatlarnn, resmi grevli ve iadamlarnn zel evrak Durham'da (Sudan iin) ve Oxford'da (dier lkeler iin) toplanmaktadr, Fransz resmi grevlilerinin Kuzey Afrika ve Suriye'deki evraklar iin benzer bir plan yoktur. Orta Doulu politikaclar kabul ettiklerinden daha fazla evrak tutmaktadrlar: Msr'da Nubar Paannkiler en azndan bir tarihi tarafndan kullanlm yine Zalol Paann evraklar da bugne gelmitir. Genel Arap politikas iin Sekip Arslan'n byk evrak koleksiyonu ilevseldir. Yahudi
28

29
32

A. Rustum, al-Mahfuzat al-malikiyya al-miriyya, 4 cilt, (Beyrut, 1940-43). J. Deny, Sommaire des archives turqu.es du Caire, (Kahire, 1930). A. Schlch,gyptern, (Zrih, 1973). P. M. Holt, The Mahdist State in the Sudan 1881-1898, (Oxford, 1958). D. S. Landes, Bankers and Pashas, (Londra, 1958). 242 Ulusal Yurdunun geliimine ynelik Merkezi Siyonist Arivleri ve Weizman Arivleri ise asli neme sahiptir. Geleneksel bir toplumsal dzenin varolduu herhangi bir lkede mahalli kaytlarn bulunmas ve kullanlmas en zor ilerden birisi olsa da onlar gn na kartlmaktadr. Lbnan Mzesinde Hazin ailesinin evraklar arasnda nemli sayda tarm szlemeleri vardr ve benzer materyal-leler Fas ve rdn'de devam eden almalarda kullanlmaktadr. Kuzey Afrika'daki baz Fransz grevlilerin yazlar neredeyse belgesel delil nitelii tayan mahalli usullere dair bir yn kesin doru ve detayl gzlemleri iermektedir. Berque'nin Structures sociales du Haut Atlas'33 zellikle dikkat ekicidir. Kefedilmi olan ariv ve belgelere iyi baklmaldr ve burada btn akademisyenler gln bilincindedirler. Bat Avrupa devletlerinin byk arivleri ak, iyi dzenlenmi ve kullanm kolayken, Rus Dileri Bakanl evraklar pek ok yabancya kapaldr. Orta Dou devletlerinin bu iki nokta arasnda bir yerde bulunduu sylenilebilir. Onlar kimi zaman ak kimi zaman deildir; giri izni kimi akademisyenlere verilmekte kimilerinden esirgenmektedir. Siyasi gerginlikler, grevlilerin otoritelerini kullanma ve akademisyenlerin kltrel sermayelerini koruma istekleri vs. btn bunlarn bir para rol bulunmaktadr. Arivler ak olsa bile kullanm her zaman kolay olmamaktadr. Her ey yolunda gitse bile arivler kt bir biimde dzenlenmi veya alfabetik sraya gre dizilmemi veya kt kataloglanm olabilmektedir. Bunlara bakacak ancak birka yetimi arivci vardr ve fotokopi imkan ya hi bulunmamakta ya da ancak birkanda yer almaktadr. Trkiye'de arivlerin yeniden dzenlenmesi iin bir komisyon almaktadr ve arivci yetitirmek zere bir plan sz konusudur. Fakat gerek burada ve gerek baka yerlerde alnacak yol uzun ve zahmetlidir.
33

J. Berque, Structures sociales du Haut Atlas, (Paris, 1955). 243


Avrupa ve Orta Dou

Bernard Lewis'in34 szckleriyle ifade etmek gerekirse 'metal ve ta zerine yazlm olmalar nedeniyle' gnmze intikal etmi iki tr dokman vardr: Metal paralar ve kitabeler. Metal paralarn incelenmesi hi kukusuz sadece hanedanlklarn tarihini deil, ekonomik ve mali tarihin de ve snrlar dahilinde sanatsal biimlerin intikalinin aydnlatlmasna yardm edebilecektir. Bunlarn toplanmasna ve incelenmesine ynelik, byk lde G. C. Miles'in esiniyle, pek ok alma yaplmtr ve Mslman hanedanlklarn pek ouna ynelik koleksiyonlar mevcuttur. Kitabeler daha da deerlidir. Sauvaget'm (van Berchem'i takip ederek)35 syledii gibi slam tarihine ait pek ok kitabe, iki byk konu olan tanrsal g ve siyasi otoriteden birisini aklamaktadr ve klasik antikitedekinden daha az idari kitabe

mevcuttur. Ancak tehizatlar belgeleyenler binalarn veya yaplarn tarihini tespit etmek ve patronlarn tehis etmek ve bylelikle ticaret ya da fetih hatlarn ve servetin birikiminin gzergahn izlemek iin kullanlabilir. Orta a dnemi Arapa kitabeler geni lde Corpus Inscriptionun Arabicarum36 ve Reportoire chronologique d'epigrafie arabe'de37 toplanmtr. Bununla birlikte, Farsa ya da -ran'daki Arapa kitabeleri toplamak iin ok az ey yaplmtr. Binalar ve bunlarn mahalleri ya da kalntlar, ayn zamanda tarihi bilgi kaynaklar olarak mkemmel biimde
34

B. Levvis, 'Sources for the economic history of the Middle East' M. A. Cook (der.), Studies inthe Economic History of the Middle East, (Londra, 1970); yeni basks i., Levvis, islam in History, (New York, 1973). 35 C. Cahen (der.), J. Sauvaget, Introduction a l'historie de l'orient musulman, 2. bask, (Paris, 1961), s. 57; ng. trc: Introduction to the History of the Muslini East, (Berkeley, Cal., 1965). M. van Berchem and others, Materiaux pour un Corpus Inscriptionum Arabicarum, (Kahire, 1894-1956). E. Combe, J. Sauvaget and G. Wiet, Repertoire chronologigue d'epigraphie arabe, (Kahire, 1931-)

244
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

kullanlabilir. lgintir, Hamilton'm Hirbat'ul Mefcer'de38 ve Schlumberger'in Hayr'ul Garbi Kasr'mda ve Laskari ar-'snda yapt kazlardan bu yana, ancak birka ciddi kaz yaplmtr. Yakn zamanlarda yaplan ya da hala srmekte olan yalnzca bir avu kaz vardr: Fustat'da Scanlon'un, Sirafda Whitehouse'un, Hayr'ul arki Kasr'mda Graber'inkilerin kazlar; Irak Antikite Departman'nn yapt birka kaz ve ran'da yaplan birka kaz. Eitimli personel ve kaynak yetersizlii bunun en ak sebepleridir. Mevcut deneklerin ncelikle hibir yazl kaynan bulunmad dnemlerin eski mahallerinin kazlarna sarf edilmesi gerektii tabiidir. Fakat denek eksiklii, nihai raporlar yaynlanmadan nceki uzun gecikmeyi ancak ksmen aklayabilir. Halen ayakta kalan binalarn incelenmesine ynelik bir hayli ey yaplmtr. Sauvaget'm Suriye'deki Mslman ehirlerine dair klasik almalar39, Creswell'in Kahire'ye40 ilikin aratrmalar ve G. ve W. Marais'n Kuzey Afri-ka'daki41 almalar birka akademisyenin aratrmalarna salam temeller sunmutur: Kessler Kahire'de42, Sourdel-Thomine Suriye ve ran'da43, Pugachenkova Orta Asya'da44
38

R. W. Hamilton, Khirbat al-Mafjar, (Oxford, 1959). J. Sauvaget, Alep, (Paris, 1941) and 'Esquisse d'une histoire de la ville de Damas', Revue des etudes islamiques, cilt 8, (1934), s. 421f. 40 K. A. C. Creswell, The Mslim Architecture ofEgypt, 2 cilt, (Oxford, 1952-59) ve Early Mslim Architecture, 2 cilt, (Oxford, 1932-40). G. Marais, L'architecture musulmane d'occident, (Paris, 1955). C. Kessler, 'Mecca-oriented architecture and urban growth of Cairo', Atti del Terzo Congresso di Studi Arabi e Islamici, (Naples, 1967), s. 425f. J. Sourdel-Thomine, 'La mosquee et la madrasa, types monumentaux characteristiques de Fart islamique medieval', Cahiers de civilisation medievale, cilt 13, (1970), s. 97f. 44 G. A. Pugachenkova, 'The architecture of Central Asia in the time of the timurids', Afghanistan, 22 (1969-70), s. 15f; 'Les monuments peu connus de l'architecture medievale de l'Afghanistan', Afghanistan, 21 (1968), s. 17f.

245
Avrupa ve Orta Dou

ve Ayverdi45 ve Kuran46 Trkiye'de. Bununla beraber yakn zamanlarda bir eletirmen iin, Gazur Gah'daki Golombek'in trbe almasn "herhangi bir Timur abidesine dair herhangi bir Bat dilinde yaplm yegane esasl alma"47 olarak tanmlamak mmknd. Hala yeterli hibir almann yaplmad byk ehirler ve binalar mevcuttur, abidelerin pek ou kt bir durumda olduundan bunlar incelemek giderek daha acil bir ihtiya halini almtr. En azndan Orta a mimari eserlerine ilikin Kahire'de bir Fransz ve Kuds'te, bir ngiliz aratrmas imdilerde balam durumdadr. Kentlerin incelenip aratrlmas gerei hala orta yerde dururken krsal kesimlerin arkeolojisinde ok eyin yaplm olabileceini beklemek hayal olur. Adams'n Land Behind Baghdad48adl eseri arkeolojik ve benzer tekniklerin tek bir blgede toprak kullanmnn

deien kalplarn aratrmak zere bir araya getirilebilme tarzna ynelik gzel bir rnektir. Toprak kullanmnn tarih boyunca deiiklik arz ettii Suriye'nin i ksmlar ve Tunus'un Sahel'i gibi blgelerde terkedilmi kylerin kazs yerleik ve krsal hayatn karlkl etkileiminin anlalmas noktasnda bize yardmc olabilir. Ayn eyi Orta Dou iin sylemek hemen hemen imkansz gibi grnse de, dnyann dier blgelerinde imdi faydal bir biimde kullanlabilecek olan tarihsel bir yntem de "szl tarih"tir. Bu tabir birbirinden hayli farkl iki faaliyeti kapsamaktadr. lki, kamusal hayatta bir rol icra eden insanlarn hatralarnn kayddr. Bu konuda ortaya konan tek sistematik giriim Kuds brani niversitesi ve Beyrut
45 3

E. H. Ayverdi, Osmanl Mimarisinin lk Devri, 3 cilt, (stanbul, 1966-73). A. Kur'an, The Mosque in Early Ottoman Architecture, (Chicago, 1968). 47 J. M. Rogers, L. Golombek, The Timurid Shrine at Gazur Gah, kunts des Orients, cilt 7, (1972), s. 175.
48

R. M. Adams, Land Behind Baghdad, (Chicago, 1965). 246


slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

Amerikan niversitesi'nde karmza kar. Ancak, Seale'nin The Struggle for Syria49 isimli eseri, bir kitabn ierisinde baarl sorulara verilmi cevaplarn zekice analiz edildii, siyasetilerle yaplan yzlerce mlakata nasl dayandrla-bileceini gstermektedir. Bunun yannda szl tarih ile ayn zamanda bir toplumun, zellikle kk lekli, iine kapal, okur yazar olamayan topluluklarn kolektif hafzasnn kaydn da ifade edebiliriz. Bu yntem Sahra Afrika'snn alt blgesinde snrl yazl kaynaklar desteklemek zere ok kullanlmtr ve bunun kullanm imdiki kuakta Afrika tarihindeki hzl ilerlemenin sebeplerinden biridir. Orta Dou iin kiisel gzlem ve mlakatlarn belgesel kaynaklarla birlikte kullanld ancak birka eser vardr: Evans-Pritchard'm The Sanusi of Cyrenaica50 ve Berque'nin Historire sociale d'un village egiyptien au Xeme siecle5^ takdire ayan rneklerdir. Kaynaklar doru bir biimde kullanlsa bile eitli "aralar"a ihtiya vardr ve bu mevcut olann tamam deildir. Baz bakmlardan slam tarihi aratrmacs olduka ansldr. O, bibliyografik olarak Cahen tarafndan notlarla geniletilmek suretiyle, gzden geirilerek ngilizce'ye evrilen, Sauvaget'm Introduction to the History of the Mslim East52 isimli eserine, Brockelmann'n53 Arap Edebiyatna dair daha eski bibliyografik eserine, Kahhala'nn54 daha yakn tarihli almasna ve en son Sezgin'in55, Grafm56 Hristiyan Arap 49 P. Seale, The Struggle for Syria, (Londra ve New York, 1965). 50 E. E. Evans-Pritchard, The Sanusi of Cyrenaica, (Oxford, 1949). J. Burque, Histoire sociale d'un village egyptien au Xxeme siecle, (Paris, 1957).
52

Bkz.: 35. not. C. Brockelmann, Geschichte der arahischen Litteratur, 5 cilt, (Leiden, 1937-49). 54 'U. R. Khhala, Mu'jam al-mu'allifin, 15 parts, (am, 1957-1961). 55 F. Sezgin, Geschichte der arabischen Schrifttums, cilt 1, 3, 4, (Leiden, 1967-1971). 247
Avrupa ve Orta Dou

Edebiyatna ynelik benzer bir almasna ve Fars edebiyat iin, gzden geirilmi basks sadece Rusa'da bulunan Storey'in incelemesine57 sahiptir. Fakat pek ok arivin kataloglar ve hatta basit listeleri, belge ve elyazmalarnm nemli koleksiyonlar kusurludur. Diplomatik klavuz olarak kullanlabilecek yaynlanm aklamal belgeler sekisinden tamamyla mahrum kalnmtr. Daha nce zikredilmi Stern ve Busse'ninkiler dnda, farkl trde Osmanl belgeleri ngilizce'de B. Lewis58 ve U. Hey d59, Franszca'da Sauvaget ve Mantran60 ve Trke'de Barkan61 ve bakalar tarafndan yaynlanmtr. Avrupa dillerindeki makaleler iin Index Islamicus harikulade bir alma malzemesidir: Farsa makaleler iin Index Iranicus ve Trke makaleler iin de benzer bir alma mev-

cuttur. Index Arabicus ngiltere'de ileri dzeye ulam bir hazrlktr, ayrca yine ngiltere'de Index Hebaicus hazrlanmaktadr.62 Kitap eletirisinin pek yaygn olmad Orta Dou lkelerindeki yeni yaynlanm kitaplarn listesine ve Abstract Islamica ve Orientalistische Literaturzeitung'&a kanlar des56

G. Graf, Geschichte der christlichen arabischen Literatr, 5 cilt, (Koma, 1944-1953). C. A. Storey, Persian Literatre: a bio-bibliographical survey, 4 parts, (Londra, 1927-1971); Rusa trc, Persidskaya Literatura, 1 (Moskova, 1972). B. Levvis, 'Studies in the Ottoman archives', Bulletin ofthe School of Oriental and Afrcan Studies, cilt 16, (1954), s. 469f; ve Notes and Documents from the Turkish Archives, (Kuds, 1952). U. Heyd, Ottoman Documents on Palestine 1552-1615, (Oxford, 1960). R. Mantran ve J. Sauvaget, reglements fiscaux ottomans, (Beyrut, 1951). . L. Berkan, XV ve XVI. Asrlarda Osmanl mparatorluunda Zira Ekonominin Hukuk ve Mal Esaslar, (stanbul, 1943). J. D. Pearson, Index Islamicus and supplements (first three vols. Cambridge, thereafter Londra 1958- ); Trkiye Makaleler Bibografyas, (Ankara, 1952- ); I. Afshar, Index Iranicus, 2 cilt, (Tahran, 1961-1970).

248
57 58 62

slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

teklemek zere akademisyenler arasnda fazla bilinmeyen dillerdeki (ksmen Rusa fakat gelecekte ayn zamanda Japonca) kitap ve makalelerin zetine ihtiya duymaktayz. Geni bir alanda temel bilgi sunan el kitaplar arasnda hem birinci hem ikinci basks ile Encyclopedia of islam63 uluslararas ibirliinin mkemmel bir rndr ancak o, Trke slam Ansiklopedisi64 ile desteklenmelidir. Handbuch der Orientalistik65 ve D. ve J. Sourdel'in La Civilisation de l'Islam classiquem "belgesel indeks", abuk ve gvenli referans iin yararldr. Soy ktkleri iin, Zambaur'un Manuel87, Bosworth'un The Islanc Dynastieses ve kronoloji iin Freeman-Grenville'in The Mslim and Christian Calendars'69 vardr. Bununla beraber, dier trdeki aralar daha da sorunludur. Daha iyi haritalar ve planlara ynelik ihtiya, tarihiler tarafndan btn dnemler iin hissedilmektedir. Roolvink'in Historical Atlas of the Muslini Peoples70 giri niteliindeki retim amalar iin harikulade olmakla beraber, ayrntl aratrma iin yeterli deildir. Fiziki zellikler kadar kentleri ve yollar da gsteren modern haritalar arasnda Suriye, Lbnan ve Kuzey Afrika'daki Fransz yneticiler tarafndan hazrlanm olanlar hayranlk verici olmakla birlikte, dier baz blgeler iin Birinci Dnya Sava'ndan
67 83

Encyclopaedia of islam, 1. bask, 4 cilt ve ek, (Leiden, 1913-1942), 2. bask, 3 cilt,, (Leiden ve Londra, 1960-). 54 slam Ansiklopedisi, 11 cilt, (stanbul, 1940-). B. Spuler (der.), Handbuch der Orientalistik: I Abteilung, der Nahe und der Mittlere Osten, (Leiden, 1952). D. ve J. Sourdel, La civilisation de l'islam. classigue, (Paris, 1968). E. de Zambaur, Manuel de genealogie et de chronologie pour l'historire de l'Islam, (Hannover, 1927). 68 C. E. Bosworth, The Islamic Dynasties, (Edinburgh, 1967). 69 G. S. P. Freeman-Grenville, The Mslim and Chirstian Calendars, (Londra and New York, 1963). R. Roolvink, Historical Atlas of the Mslim Peoples, (Amsterdam, 1957). 249
70

Avrupa ve Orta Dou

nce Avrupa Genel Kurmay subaylar tarafndan hazrlanm olan haritalardan daha gvenilir ve yetkin hibir ey yok gibidir. Kent planlar arasnda, Bonaparte'n bilginleri tarafndan derlenip Description de l'Egypte'te7^ yaynlanm olanlar, asli neme sahiptir; dier pek ok kent iin bu denli mkemmel ve derli toplu hibir ey yoktur. Bununla birlikte, Sauvaget'in Halep ve am'n bymesi ve gelimesine ynelik planlar72, takip edilecek bir model sunmaktadr. Tarihilerin slam aratrmalar alannda alan bakalaryla paylatklar dier ihtiya, daha eksiksiz ve daha kullanl szlklere dairdir. Osmanl Trkesi iin Redhouse'un Lexicon'nunun73 yeni bir basks yaknlarda yapldysa da Arapa ve Farsa iin, tarihi ilkelere dair szlklere halen ihtiya duyulmaktadr.

Bununla beraber bunlar derleme grevi muhtemelen olduka byk bir itir. Bunlarn prototipi olan Oxford ngilizce Szl'nn tamamlanmas, daha bolluk ierisindeki gnlerde neredeyse yarm asr buldu. Her bilgi alanna ynelik olarak uzmanlam szlkler, on dokuzuncu yzyla dek koruduu biimde az ok sabitlemiken, bunu bir yana brakp, belki de en acil ihtiyacn Arapa'nn orta dnemlerine zel bir ilgi gsteren bir Arapa szlk olduunu syleyebiliriz. Dozy'nin Supplement'i74, bunun iin hala en iyi klavuz olmakla birlikte geniletilmesi ve gncellenmesi gerekmektedir. Arapa lehelere ve yaayan varlklar olarak srekli deiimlere maruz olan teknik terimlerin anlam ve geliimlerinin ayrntl incelenmelerine ynelik daha fazla szle sahip olmak, olduka yararl olacaktr. Massignon'un, tasavvufun teknik dilinin geliimine ynelik almas bu noktada
72

Description de l'Egypte: Etat moderne, 4 cilt, (Paris, 1809-1912). Bkz.: 39. not. 73 J. W. Redhouse, A Turkish and English Lexicon, 2 cilt, (Constantinople, 1890; reprint, Beyrut, 1974). R. Dozy, Supplement aux dictionnaires arabes, 2 cilt, (Leiden, 1881). 250
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

bir model sunmaktadr.75 Ayn ekilde, B. Lewis'in anlaml makaleleri siyasi terimlerin evrimini76 izlemitir. iir dili, neredeyse her alma din d kltrn merkezinde yer alan Arapa ve Farsa mazmun ve telmihler hazinesini ierdiinden, btn aratrmaclar iin zel bir neme sahiptir. Kuds brani niversitesi, indeks kaytlarna, erken dnem Arap iirine dair deerli bir dizin koymutur. Bunun bir benzerine Farsa iin de ihtiya duyulmaktadr. Ayn zamanda metinlerin yaynlanmas gerekli kolaylklara ihtiya vardr. Metinlerin hazrlanmas aralksz devam etmektedir. Ancak, zikredilmesi gerekli nemli eserler hala ok fazla olup, el yazmalar halinde bulunmaktadr ve bunlardan daha nce baslm olanlarn pek ounun eletirel edisyonlar halinde, bir ksmnn konu dizinleriyle birlikte yeniden yaynlanmas gerekmektedir. Pek ok tarihinin ihtiya duyduu Arap tarihlerinin basklar arasnda, bn el-Esir'in Karnin, el-Umari'nin Mesalik'ul absar', bn-i Haldun'un Mukaddimesi, el-Cabarti'nin Acaih'ul esar' zikredilebilir. Ayrca, Osmanl vakayinamelerinin de pek ounun yeniden basmna ihtiya duyulmaktadr. Geleneksel biimde akademik tezleri ve monografileri yaynlamak ekonomik, yardmla olsa bile gittike glemektedir. Pek ok Amerikan tezi mikrofilmlerle elde edilmekle birlikte bu, genel kullanm iin elverili ve tatmin edici bir yol deildir. niversiteler arasndaki al veri ve sreli yaynlardaki ilanlar araclyla dorudan datmla birlikte ofset basknn birletirilmesi en tevik edici yaklam gibi grnmektedir. Bu Islamkundliche Untersuchungen serile-riyle Almanya'da zaten bir lde gerekletirilmitir. Genel kanaat, yeterince kapsaml sreli yaynn olduu ynndedir. Annales veya Comparative Studies in Society and History gibi, Bat dndaki tarihle ilgili makalelerin 5 L. Massignon, Essai sur fes origines de lexique technique de la mystique musulmane, (Paris, 1922). 76 B. Lewis, 'Islamic concepts of revolution' ve 'On modern Arabic political terms', islam in History, op. cit.
251
Avrupa ve Orta Dou

oka yer ald sreli tarihsel yayn eidinin dnda, imdilerde neredeyse gereinden fazla genel "oryantalist" ve "slami" sreli yaynlar bulunmaktadr. Bunlarn bir ksmnn sahip olunan ilgiler dorultusunda biraz daha uzmanlamas mmkn olsayd faydal olurdu; The International Journal of Middle East Studies, Middle Eastern Studies ve The Journal ofthe Econonic and Social History ofthe Orient bir editrn kiisel ilgisiyle belli tip sorun ve

alanlarda younlam sreli yaynlara sahip olmann ne denli deerli bir ey olduunu gstermektedir. Kelimenin tam anlamyla, kapsaml dergiler bir tarafa braklacak olursa, yeni yaynlarn, konferanslarn ve devam etmekte olan almalarn haberlerini verecek dzenli bir "bltene", bibliyografik veya dier "not ve sorularn" yaynlanmasna ve ayrca yllklara ya da bir dergi iin ok uzun fakat bir kitap iin de ok ksa olan, szgelimi yz sayfalk almalar ierebilecek zel konularn tartld sreli yaynlara ynelik bir ihtiya vardr. Bu kadar snrl, pek ou dank halde bulunan ve tek bana kalm kimseler tarafndan yrtlen bir disiplinde, fikir al veriinin yaplabilecei bir tr ortak zeminin olmas elzemdir. Marjinal olmaya doru bir eilimi olmakla beraber, tarihilerin veya oryantalistlerin kongrelerinde slam tarihilerine verilmi bir yer vardr. Ancak, en verimli fikir al verileri, artk snrl ve dikkatli bir biimde tanmlanm bir problemi tartan kk akademisyen gruplarnda cereyan etmektedir: ki rnek vermek gerekirse, Londra'da dzenlenen Orta Dou Tarihileri77, Modern Msr'da Siyasi ve Toplumsal Deiim78, Orta Dou Ekonomik Tarihi Aratrmalar79 konferanslar serisi ve Oxford'da tertip edilen slam ehB. Lewis ve P. M. Holt (der.), Historians ofthe Middle East, op. cit. 78 P. M. Holt (der.), Poltical and Social Change in Modern Egypt, (Londra, 1968). M. A. Cook (der.), Studies in the Economic History of the Middle. East. 252
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

ri80, slam ve Asya Ticareti81 ve 950-1150 Aras slam Medeniyeti82 konferanslar serisi zikredilebilir. slam tarihilerinin bu kadar az uzmanla, pek ok lkede srekli rgtlenme halinde olacan beklemek muhtemelen fazla iyimserlik olacaktr. Bununla birlikte, Kemalist devrimin temel paralarndan biri olan ve bu abay hem anlatan hem de bunun Trk tarihini yeniden dnmek iin ynlendirilmesine katkda bulunan, Trkiye'deki tarih kurulular zikredilmelidir: Trk Tarih Kurumu, Trk Kltrn Aratrma Enstits ve de Seluklu Tarihi ve Medeniyeti Enstits. Bu noktada, zikrettiimiz kaynak ve malzemelerle iki nesildir alan bir dzine uzmanmz tarafndan kaydedilen ilerlemelerin deerlendirmesini yapmak yerinde olacaktr. Dnem dnem ve lke lke alana ilikin ayrntl bir aratrma yapmak uzun ve zahmetli olacaksa da kimi genel deerlendirmelerde bulunmak mmkn olabilecektir. Her eyden nce, tarihin eitli trleri zerine yaplm almalar arasnda nemli bir fark vardr. Pek ok alma, ak bir ekilde, savalarn, fetihlerin, hkmdarlarn ve hkmetlerin anlatm durumunda olan siyasi tarih zerine yaplmtr. Bundan sonra slam tarihinin isel srelerini devam ettiren dnce hareketleri, hukuk okullar, alimler ve yazarlarn konu edildii "entelektel tarih" gelmektedir. En gevek anlamyla kullanlsa bile, toplumsal tarihe dair daha az yazlmtr. statistiksel verilerin bulunduu modern dnemler sz konusu olduunda bile iktisadi tarihe dair daha da az yaz yazlmtr. (Fakat daha sonra greceimiz zere son birka ylda bir deiiklik olmutur). Kimi tarih trleri, szgelimi teknoloji ve nfus tarihi henz yazlmaya balanmtr. 80 A. Hourani ve S. M. Stern (der.), The Islamic City, (Oxford, 1970). 81 D. S. Richards (der.), islam and the Trade ofAsia, (Oxford, 1970). 82 D. S. Richards (der.), Islamic Civilization 950-1150, (Oxford, 1973). 253
Avrupa ve Orta Dou

kinci olarak, slam dnyasnn farkl blgelerinin incelendii eitli alanlar arasnda da belli bir farkllk vardr. Akdeniz'in dou snr civarnda yer alan topraklara, Anadolu, daha geni anlamda Suriye ve Msr'a ok fazla dikkat gsterilmitir. Bunun sebepleri ortadadr: Bu lkeler ve Akdeniz dnyasnn geri kalan arasndaki yakn iliki, tarihi kaynaklarn zenginlii, hem Orta a hem de Yakn a iin yerli tarih yazma geleneinin greli gc.

Ayn ey, benzer sebeplerle, Mslman spanya ve onun Avrupa ile karlkl ilikileri iin de sz konusudur. Fakat Kuzey Afrika kylarna, Sudan ve Arabistan Yarmadasna ilk yzyllar sonras Irak'a dair daha az, btn ran'a ve Amuderya'nn tesindeki topraklara dairse daha da az alma yaplmtr. nc olarak, baz dnemler dierlerinden daha tam ve btnlkl her ne kadar hibiri tketici mahiyette deilse de bir biimde incelenmitir. Yazl kaynaklarn azlna ramen, Emevi tarihi aratrmas, arkeolojik yntemlerle ve kaynaklarn kl krk yararcasna dikkatli ve titiz bir biimde gzden geirilmesiyle yenilenmi ve muhtemelen Wellhausen'inkini83 desteklemek zere yeni bir sentezin yaplabilecei bir noktaya ulamtr. Fakat ayn ey, Abbasiler iin sylenemez. Abbasilerin iktidar ele geirdikleri devrim, yaknlarda Shaban tarafndan incelenmitir ve bunlarn siyasal kurumlarnn bazlarna ilikin, bata Sourdel'in Vezirlik zerine84 yapt alma olmak zere, kimi almalar mevcuttur. Ancak bundan sonra Makdisi'nin on birinci yzyl Badat' zerine yapt alma gibi85 blk prk baz
84

T. Nagel, Rechtleitung und Kalifat, (Bonn, 1975); A. Noth, Quellenkritische Studien zu Thernen, Formen und Tendenzen frhislamischer Geschichtsberlieferung, (Bonn, 1973). D. Sourdel, Le Vizirat 'abbaside de 749 a 936, 2 cilt. (am, 1959-1960); R. N. Frye (der.), Cambridge History of Iran, cilt 4, (Cambridge, 1974). Ayrca bkz.: 20. not. G. Makdisi, 'Autograph diary of an eleventh-century historian of baghdad', 5 blm, Bulletin of the School of Oriental and African 254
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

aratrmalar dnda Abbasi tarihine dair ok az derli toplu alma yaplmtr. Be ciltlik Cambridge History of Iranm, Seluklu tarihi iin en azndan kronolojik ve kurumsal bir taslak sunmaktadr. lk eserlerden biri olan La Syrie du nord a l'epoque des croisades'te87 Cahen, Seluklu dnemi Suriyesini inceledi. Bir dier alma, Pre-Ottoman Turkey86 ise Trklerin ve slam'n Anadolu'ya yaylmasn ele ald. Her ne kadar, orta alarn sonlaryla ilgili bir eyler varsa da, Fatmiler ya da erken dnem Maribi tarihi hakknda ok az ey vardr. Orta alarn sonlaryla ilgili olarak Brunschvig'in La Berberie orientale sous les Hafsids'i89 zellikle kayda deerdir. spanya hakknda her eyden nce Levi-Provenal'in eserinin90 zikredilmesi gerekir. Gibb, Eyybilerle ilgili kimi etkin makaleler91 yazmtr. Her ne kadar Ayalon olduka salam temeller92 atm ve Darrag bir hanedanlk dnemini derinliine incelemise de93 Msr Memlklular, hatta temel kurum olan askeri toplumla ilgili bile henz btncl bir eser hazrlanm deildir. Studies, cilt 18 (1956), s. 9f ve 239f; cilt 19 (1957), s. 13f, 281f ve 426f. J. A. Byle (der.), Cambridge History of Iran, cilt 5, (Cambridge, 1968). a7 C. Cahen, Pre-Ottonan Turkey, (Londra, 1968). 1 R. Brunschvig, La Berberie orientale sous les Hafsides, 2 cilt, (paris, 1940-1947). Metinde verilen dipnot numaras ile ilgili bilgi verilmemi y.h.n.
90 91

E. Levi-Provenal, Hostoire de l'Espagne musulmane, 3 cilt, (Paris, 1950-1957). H. A. R. Gibb, 'The achievement of Saladin', Studies on the Civilization of islam, (Londra, 1962) ve The Life of Saladin, (Oxford, 1973. 92 D. Ayalon, Gunpovder and Firearms in the Mamluk Kingdom, (Londra, 1956) ve 'Studies on the structure of the Mamluk army', Bulletin of the School of Oriental and African Studies, cilt 15, (1953), s. 203 ve 448f; cilt 16 (1954), s. 57f. A. Darrag, L'Egypte sous le ene de Barsby, (am, 1961).

255
Avrupa ve Orta Dou slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

Ayn dnem ran' iin Spuler'in eseri nemlidir.94 Safevi dnemi ile ilgili, bata Alman akademisyenlerinki olmak zere, birka makale yazlm ve hanedanln kkenlerine ilikin belli bir younlama ortaya kmtr.95 Minorsky'nin Tezkirat-l-Mlk'n98 notlu evirisi idari sistemi aa kavuturmakta ve Aubin'in almalar97 rejimin, kendisini ran toplumuna benimsetme biimini aydnlatmaktadr.

Bununla beraber, Safevilerle ilgili olarak Osmanllar i-in yaplandan ok daha az alma yaplmtr. Bunun sebebinin Osmanl ynetiminin veya etkisinin devasa genilii ve arivlerin varl ile ilgili olduunu tespit etmek zor deildir. Arivler kefedilmeden yirmi yl nce Gibb ve Bowen98 en azndan son dnem Osmanl tarihinin anlalabilecei bir taslak sunmaya gayret gstermitir. Bu, bir nesildir ortada olmakla birlikte, muhtemelen, imdilerde dnceyi uyarc amacn yerine getirmektedir. Ariv ve dier el yazmas kaynaklar arasndaki detayl bir aratrma, merkezi hkmetin doas ve ileyii ile vergi sistemine dair daha ak, tam ve bir ekilde farkl bir grn oluumunu mmkn klmtr. Bu almann byk blm Trk akademisyenlerce, zellikle de Uzunarl" ve yeni kitab The Ottoman Empire: the
B. Spuler, die Mongole in Iran, (Berlin, 1955). E. Glassen, die frhe Safawiden nach Qazi Ahmad Qumi, (Freiburg, 1970) ve M. Mazzaoui, The Origins of the Safavids, (Wiesbaden, 1972). 96 V. Minorsky, Tadhkirat al-muluk, (Londra, 1943). J. Aubin, 'Etudes safavides I: Shah Isma'il et les notables de l'Irakq persan', Journal of the Economic and Social History of the Orient, cilt 2 (1959), s. 37f. 98 H. A. R. Gibb ve H. Bovven, Islamic Society and the West, cilt 1, 2 blm, (Londra, 1950-57). 99 . H. Uzunarh, Kapkulu Ocaklar, 2 cilt, (Ankara, 1943-44); Osmanl Devletinin Merkez ve Bahriye Tekilat, (Ankara, 1948) ve Osmanl Devletinin Saray Tekilat, (Ankara, 1945).

256

Classical Age 1300-1600W0 ile aratrmann mevcut durumu hakknda ak bir zet sunan nalck tarafndan gerekletirilmitir. Bu tarz almann gc, merkezi hkmetin ileyiini kavraynda yatmaktadr. Osmanl toplumunun dier boyutlarna ilikin daha az alma yaplmtr. Hukuk sistemi iin Heyd'in baz makaleleri ve Osmanl ceza hukuku konusunda daha mehur olan kitab101, fiilen yorumlanp icra e-dildii biimleriyle hukuku ele alan ders kitaplarnn tesine gemitir. Sanayi ve ticaretin, nalck'n ipek ticaretine ilikin almasnda gsterildikleri102 gibi, zellikle Osmanl kaynaklarnn Avrupal kaynaklarla ortak kullanlabilecei uluslararas ticaretin, oluumu ve rgtlenmesi de yine ilgi ekmitir. Merkezi hkmete ve sermayeye eyaletlerden daha fazla ilginin gsterilmesi kanlmazdr ve de dorudur. Vilayetlerin hatta fiilen bamszm gibi duran uzak vilayetlerin tarihini yazmaya ynelik herhangi bir giriim, Osmanl politikalarnn ve yntemlerinin, eer resim tahrif edilmeyecekse tam bir aklamasn yapmaldr. Sonradan ortaya kan takipi devletlerdeki birka Osmanl uzmannn, Macaristan, Bulgaristan, Arnavutluk, Romanya ve zellikle Yugoslav-ya'daki mahalli kaytlar zerinde etkin bir biimde alt Balkanlarda, ynetim vergi ve toprak dzenine dair nemli lde alma yaplmtr. Bunlarn dnda baka Msr vilayetine ilikin olarak nemli ilerlemeler kaydedilmitir. Birka yl ncesine dek yazlp izilenlerin byk blm
100

H. nalck, The Ottoman Empire: the Classical Age 1300-1600, (Londra, 1973); ayrca bkz.: S. J. Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Trkey, cilt 1, (Cambridge, 1976). 101 U. Heyd, 'Some aspects of the Ottoman fetva', Bulletin of the School of Oriental and African Studies, cilt 32 (1969), s. 35f ve Studies of Old Ottoman Criminal Law, (Oxford, 1973). 102 H. nalck, 'Harir', Encyclopaedia of islam, 2. bask, cilt 3, s. 211f ve 'Bursa and the commerce of the Levant', Journal of the Economic and Social History of the Orient, cilt 3 (1960), s. 13 lf.

257
Avrupa ve Orta Dou

belli bal kaynaa, Cabarti'nin vakayinamesi, Description de l'Egypte ve Volney'in Voyage'ma dayanmaktayd. Fakat son birka ylda farkl sorular soran tarihi, sahip oldu-

umuz anlay deitirdi. Mali kaytlar kendisine temel sayarak idari yapy ayrntl bir biimde aklayan Shaw103, byk apta vakayinameleri kullanarak Holt Memlk Beyliinin tabiatn ve tarihini inceledi.104 Bunun yannda Raymond, pek ok baka eyle birlikte Kahire'deki hkmet kontrol ve siyasi faaliyet arasndaki nazik dengeyi ele ald.105 Dier vilayetler iin daha az alma yapld. Anadolu'da deien nitelikte baz mahalli tarihler vardr, Suriye'de ehirlere dair iki veya eser ve ok nadir bir ey olarak Lbnan Dandaki tara soyluluuna dair Salibi'nin aratrmalar106 vardr. Osmanl Kuzey Afrikas iin bunlarn hepsinden daha az eser mevcut olsa da Hess107 ve Mantran'm108 makaleleri, bize burada da Osmanl varlnn bir gerek olduunu hatrlatmaktadr.
S. J. Shaw, The Financial and Administrative Organization of Ottoman Egypt 1517-1798, (Princeton, N. J., 1962). 104 P. M. Holt, 'Studies in Egyptian history', Studies in the History of the Near East, (Londra, 1973), s. 151f. 105 A. Raymond, 'Essai de geographie des quartiers de residence aristocratique au Carie au XVIIIeme siecle', P. M. Holt (der.), Political and Social Change in Modern Egypt; 'Problemes urbains et urbanisme au Caire aux XVIIeme et XVIIIeme siecle' Collogque internationale sur l'histoire du Caire, (Kahire, tarihsiz), s. 319f. Ayrca bkz.: 26. not. 106 K. S. Sahibi, 'The Maronites of Lebanon under Frankish and Mamluk rule', Arabica, cilt 4 (1957), s. 288f; 'The Buhturids of the Garb', Arabica, cilt 8 (1961), s. 74f; 'Northern Lebanon under the dominance of Gazir', Arabica, cilt 14 (1967), s. 144f; 'The Muqaddams of Bsarri', Arabica, cilt 15 (1968), s. 63f; 'The Sayfas and the Eyalat of Tripoli', Arabica, cilt 20 (1973), s. 25f. 107 A. C. Hess, The forgotten frontier' E. R. J. Owen ve T. Naff (der.), The Islamic World in the Eighteenth Century, (Carbondale, III., 1977). 108 R. Mantran, 'L'evolution des relations entre la tunisie et l'Empire Ottoman du XVIe au XIXe siecle', Cahiers de tunisie, cilt 7 (1959), s. 319f.

258
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

Byk lde modern tarihe ilikin olarak da ayn eyler sylenilebilir. Bu konuda nemli almalar yaplm veya yaplmaktaysa da alana eit olarak yaylmamtr. Bu almalarn daha byk bir blm iki tr konuyla ilgilenmektedir. Daha eski olan kitaplar, esas itibariyle, Avrupal glerin birbirleriyle ve Osmanl mparatorluu, ran, Msr ve Fas'la olan ilikileriyle ilgilenmektedirler. Onlara gre, bu devletler sadece zerinde glerin ekitii ve uzlat edilgen varlklar veya bunlarn birbirleriyle ilikilerinin bir yeniden ayarlanmasna, dzenlenmesine yol aan huzursuzluklar manzaras olarak ortaya kmtr. Langer'in The Diplomacy of ImperialismW9 isimli eseri, byle bir bak asndan retilen titiz bir almann klasik bir rnei ve Anderson'un The Eastern Questionuo isimli almas da, bu tarz almann sonularna ilikin yararl bir zettir. kinci Dnya Savann sonunda ngiliz arivlerinin almas, zellikle Birinci Dnya Sava esnasndaki gler ile Orta Dou'nun milliyeti akmlar arasndaki ilikilere dair nemli lde yeni eserin ortaya kmasn mmkn kld.111 Fakat ancak birka makale, szgelimi Naff112 ve Cunningham'nkiler113 mahalli hkmetleri etkin taraflar olarak deerlendirmeye alt.
109 110

W. L. Langer, The Diplomacy of Imperialism 1890-1902, 2. bask, (NewYork, 1951). M. S. Anderson, The Eastern Question 1774-1923, (Londra, 1966). 111 nceki almalarla ilgili olarak bkz.: C. E. Dawn, 'Hashimite Aims and Policy in the Light of Recent Scholarship on Anglo-Arab Relations During World War F, From Ottomanism to Arabism, (Urbana, IIL, 1973), s. 87f. Trkesi iin bkz. Osmanlclktan Arap-la, Yneli Yay., stanbul, 1998. 112 T. Naff, 'Reform and the conduct of Ottoman Diplomacy in the Reign of Selim III 1789-1807', Journal of the American Oriental Society, cilt 83 (1963), s. 295f. 113 A. Cunningham, 'Stratford Canning and the Tanzimat' W. R. Polk ve R. L. Chambers (der.), Beginnigs of Modernization in the Middle East, (Chicago, 1968), s. 245f.

259
Avrupa ve Orta Dou

Daha yakn tarihli eserler bir lde onlarn bak alarn deitirmitir ve daha ok, merkezi ynetimlerin Avrupa'dan devirdikleri fikirler dorultusunda lkenin "slah etime" veya "modernletirme" abalarn ele almaktadrlar. Bu bak asndan mahalli ynetimler etkin olarak grlr ancak bu etkinliin Batl modellerden kaynakland dnlr ve mahalli ynetimlere tabi toplumlarn edilgen ynlar olduklar iddia edilir. Bu trdeki pek ok alma Batl akademisyenler kadar Trkler tarafndan da yaplmtr. Sz konusu sentezin iki nemli almas olan Lewis'in The Emer gence of Modern Turkey^4 ve Davison'm Reform

in the Ottoman Empire 1856-1876US bu gelenei en iyi ekilde temsil eder. Msr'daki benzer ynetim ierisinde Fransz, talyan ve Msrl akademisyenlerin eski eserleri mevcut olmakla birlikte bunlar, gncel ve eletirel eser kimliinden hemen hemen yoksun gibidirler. Avrupal smrge ynetimlerince yrtlen reformcu politikalara ynelik giderek saylar artan eserler ne kmaktadr. Daha nceki almalar, baarlarnn gdlerine ve deerlendirilmesine dair smrgeci yneticilerin kendi aklamalarn, eletiriye tabi tutmakszm, doru kabul etmeye ynelik eilim iindeyken daha yakn tarihli almalar, arivlere ve zel evraklara dayanarak, reformcu politikalar daha gereki bir biimde smrgeci karlara atfetmekte ve bunlar bo bir alan ierisinde ele almaktan ziyade halklar arasndaki bir ilikinin erevesi ierisine yerletirmeye almaktadrlar. Ayrca burada da almalarn ou Msr' konu edinmitir (ilk anda akla Tignor116 ve Ltfi el-Seyyid'in117 kitaplar gelmektedir) ve Cezayir'deki Fransz siyasetine dair Ageron'un nemli 114 B. Lewis, The E iner gence of Modern Turkey, (Londra, 1961). 115 R. H. Davison, Reform in the Ottoman Empire 1856-1876, (Princeton, N. J., 1963). 115 R. L. Tignor, Modernization and Britsh Colonial Rule in Egypt 1882-1914, (Princeton, N. J., 1966). 117 A. Lutfi al-Seyyid, Egypt and Cromer, (Londra, 1968). 260
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

analizi118 gibi birka alma bir tarafa braklacak olursa, Fransz bamllndan ziyade ngiliz bamllna ynelik olarak gndeme gelmilerdir. Mantksal bir genilemeyle, "reform" veya modernlemenin dorulanabilecei ya da eletirilebilecei fikirler veya ideolojiler ok fazla ilgi grmtr. slami reform akmlarna dair Adams119 ve Jomier'in120 nemli eserleri ve Gibb'in derinlikli bir incelemesi121 bulunmaktadr. Keddie'nin siyasi bir hareket olarak ttihad- slam zerine yapt ve Cemaleddin Afgani'nin hayatn inceledii almas122 yakn tarihli aratrmalar zetlemekte ve btn sorular olmasa da sorularn bir ksmn cevaplamaktadr. . Mardin'in The Genesis of Young Ottoman Thoughf2z isimli eser bir anlamda milliyetiliin kkenlerini aratrmaktadr. Arap milliyetiliine ynelik olan Zeine124, Dawn125, Haim ve Kedourie'nin127 eserleri, Antonius'un The Arab Avakening125 isimli eserinden kaynaklanan daha eski bir yorumu sorgulamaktadr. Siyasi deiimin altnda yatan veya onun tarafndan ekillendirilen toplumsal deiimlerle ilgili olarak birka tarihi Orta Do-u'ya yeni bir adan bakmadan nce ok fazla bir ey yazlmamt. 118 C. R. Ageron, Les Algeriens musulmans et la France, 2 cilt, (Paris, 1968). 119 C. C. Adams, islam and Modernism in Egypt, (Londra, 1933). 120 J. Jomier, Le Commentaire coraiaue du Manar, (Paris, 1954). 121 H. A. R. Gibb, Modern Trends in Mam, (Chicago, 1947). 122 Bkz.: 9. not. 123 . Mardin, The Genesis of Young Ottoman Thought, (Princeton, N. J., 1962).
124 125

Z. N. Zeine, The Emergence of Arab Nationalism, (Beyrut, 1966). Bkz.: 111. not. 126 S. Haim, Arab Nationalism, (Berkeley, Cal., 1962). 127 E. Kedourie, England and the Middle East, (Londra, 1956).
128

G. Antonius, The Arab Auakening, (Londra, 1939). 261


Avrupa ve Orta Dou

Sadece nicelikle ilgilenseydik az nce ana hatlaryla izilmi olan resim, gemite ok fazla alma yaplmam, ancak imdilerde en azndan paralar zerinde ve gelecekte daha da fazla yaplacak olan bir alann resmi olacakt. Fakat bu alanda alan veya ona yakndan bakan hi kimse, kaydedilecek ilerleme hakknda bu denli emin olmayacakt. Yaplan tartmalarda, retilen almalarn nitelii hakknda nemli bir endie da vurulmutu. slam tarihi zerine

yaplan almann standardnn, sadece yzyllk bir gemii olan Avrupa ve Amerikan tarihininkinden deil, ayn zamanda in ve Japon tarihi zerine yaplan almalardan da dk olduu dncesi genel olarak paylalan bir kanaatti. Dk standartlardan sz ettiimizde, hissedilebilen fakat tanmlanmas g olan bir eyi kastediyoruz. Bu szgelimi "ustalk" bakmndan kaynaklarn kullanmnda, materyallerin snflanmasnda, argmana hakim olmada sergilenen standartlara atfta bulunmaktadr. Fakat burada daha spesifik bir eyi kastediyoruz. Bu da, gnmz tarihilerini ierisine eken problem trlerine ve an genel tarih kltrnden kaynaklanan fikirlere gsterilen ilginin kapsam ile alakaldr. Bir tarihinin "fikirlerinden" bahsettiimizde, onun, bir varsaym ortaya koyarak bunun denenebilecei materyalleri aratran bir sosyal bilimcininkiyle ayn ekilde almas gerektiini kastetmiyoruz. Her tarihinin zihninde "zel" belli bir stnle sahiptir; belki szcklerle ifade edemeyecei bir ey vardr ki bu, onun imgelemini bir lkeye, bir aa, bir kiiye veya insanlk manzarasnn bir ynne tar. Hi phesiz bir konu zerinde alrken bir seme ve n plana kartma ilkesine sahip olmas gerekiyorsa da onu, birden fazla kaynaktan devirebilir. Ak bir kurama, tesadfi veya mantksal balantlar hakknda bir varsayma ya da zellerin kusurlu bir ekilde tecessm ettii "oluturucu, kurucu bir kavrama", bir ideal tipe sahip olabilir; ya da fikirler ona, ahlaki bir norm ierisinde, onu zihnen ve fikren heyecanlandrm veya kendi genel kltrne yaylm bir 262
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

baka tarihsel alma iinde, gizli ve dolayl ekilde gelebilir. Daha sonra bu ilkelerden ve fikirlerden "slam" veya "Orta Dou" tarihiyle kastedilen eyin ne olduu ve bunun "slam dnyasnn" dnemlerine ve blgelerine nasl blnmesi gerektii gibi alma nesnesinin net bir tanm gndeme gelir. Bu aratrmann kaynakland tartmalara katlanlarn pek ouna gre, slam tarihini konu edinen tarih yazmnn etrafndaki fikir halesi tarihilerin slam tarihinin pek ok zelliini aklamasn engelleyecek, baka alanlarda alan tarihilerin sorularna cevap veremeyecek, onlarn taleplerini tatmin edemeyecek dzeydedir. Dier bir deyile slam tarihine dair ok az alma, baka tarihilerin, kendilerinin tarih kltrlerini paylaan gerek tarihiler olarak kabul ettikleri kimselerce yazlmtr. Geen nesildeki deiikliklere ramen pek ok alma "uzman olmayan oryanta-listlerce" yaplmtr. Bir zamanlar bunun byle olmas kanlmazd. Daha nceki neslin akademisyenlerinden, slam dnyasyla ilgilenen yegane hakiki akademisyenler olarak ve bunun gizlerini zecek balca anahtara, yani dillerinin bilgisine sahip olan biricik kimseler olarak, onlar bunlarn hepsini yapmaya tam olarak hazrlkl olmasalar da pek ok eyi yapmalar istenmiti: Dil retmek, edebiyat analizleri yapmak, tarihi incelemek, dini ve hukuki sistemleri aklamak, hatta siyasi meselelerde hkmetlere tavsiyelerde bulunmak ve kamuoyunu aydnlatmak gibi. Bunlarn en bykleri artc derecede geni bir alanda yazd ve ders verdi, pek az akademisyenin talip olabilecei geni bir bilgi ve vukufiyet sergilediler, fakat bunun bir bedeli olacakt. Geni sahalarnn baz blmlerinde, belki kendilerinin de honut kalmayaca bir biimde, ustalk bakmndan dk standartlar benimsemek veya buna raz olmak zorunda kaldlar; pek ou filoloji ve dini aratrmalarda kendilerini rahat hissediyorlard, daha az salt edebiyat, daha da az tarih alannda byle hissediyorlard. Sosyal bilimler alannda ise hemen hi vukufyetleri yoktu. Tarih yazarlarken, ya tarihsel aratrma 263
Avrupa ve Orta Dou

alanna kendilerini daha rahat hissettikleri alanlardan kardklar kavramlar tamak ya da genel kltrn sradan unsurlarn ve alarnn bilgisini gnn siyasi fikirlerini ya da dnn tarihi veya sosyolojik fikirlerini devralarak adalar olan tarihilerin daha nce skartaya kartt ya da yeniden tanmlad bir ereve ierisinde almaya eilimliydiler.

Hayli kaba bir ekilde, slam tarihine dair kaynaktan neet eden belli bal iki yazm tipini birbirinden ayrt edebiliriz: "Kltrel-dini" ve "siyasi-kurumsal". Elbette bunlar ideal tiplerdir ve karlkl olarak snrlayc deildirler ve slam tarihine dair yazan pek ok yazar belli lde her ikisine birden dahildir. Ayrca bunlar, nde gelen dncelerin hazrlayc nitelikteki tanmlar olduunda yarar salayabilirler. "Kltrel-dini" yaklam benimseyenler iin kurucu ilke, iki ana yolun her ikisince de tanmlanabilecek bir "kl-tr"e ait bir ilkeydi. Bu ilke, ncelikle slam dini sz konusu olduu srece, daha sonraki bir gelenekte, yani ibadet, inan ve hukuk sistemlerinde somutlaacak olan bir ary vazeden peygambere ait olan belli bir dini deneyim bakmndan kendisini gsterir. Bu nc fikirden, karakteristik problemleri, peygamberi mesajn, gelenein doumuna sebebiyet verme biimi ve bu gelenein, mesaj kabul edenlerin hayatlarn, hayatn pek ok "din d" ynlerini bile kendine zg bir ekilde slami olarak gsterebilecek ve szgelimi bir "slam ehrinden", bir "slam tarasndan", slam hkmetlerinden veya ordularndan bahsetmeyi mmkn klacak denli yourma ve ekillendirme biimine ilikin olan bir tarih yazm neet etti. kinci olarak, kltrdeki birletirici etken, bir kltrden dier kltre tanm ve tanmayla deiiklie uram insancl "bir dnya gr" zaviyesinden grlebilecekti: slami dnya gr klasik antikitenin dnya grnn tanmasyla ve bunun slam tarafndan (byk lde) deitirilmesiyle olumutu ve belli bal problemleri slam dnyasnn klasik kltr benimseme ve Bat 264
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

Avrupa'ya devretmeden nce onu koruma, gelitirme ve tahrif etme biimlerine ilikin olanlard. Zorunlu btn ekincelerle birlikte, Goldziher129, Arnold130 ve Gibb'i131 ilk gruba, Becker132, von Grunebaum133 ve Sauvaget'134 ikinci gruba dahil olan oryantalistler olarak grebiliriz. Siyasi-kurumsal yaklam da yine genel bir kavramdan, rgtlenmi bir hkmet sistemi kavramndan hareket etmektedir. Bu kategorideki kitaplar iktidarn ele geirilme, kullanlma ve kaybedilme biimlerinin anlatdan yoruma getikleri srece, bunlarn da iki gruba ayrld sylenilebilir: Kurumlarn, rnein mali kurumlarn, zmlemesiyle ilgili olanlar; "slami" veya "ulusal" olarak tanmlanan, belli bir "ruh"un da vurumu olarak siyasetle ilgili olanlar. Bu tr tarihin tipik problemleri, gcn nasl ele geirilii, olu-turuluu, rgtlenii, merulatrl, kullanl ve yitirilii ile ilgili problemlerdir; toplumun siyasi gle ekillendirildi-ine dair temelde yer alan, kkl bir kanaat vardr. Bu yazm tr von Hammer135 ve Wellhausen'e136 kadar gider ve Barthold137 ve yine Gibb'le devam eder. Siyasi yaklamla kltrel olan birletirmi olan Gibb gibiler iin, yneticilerin 129 I. Goldziher, Muhammedanischen Studien, 2 cilt, (Halle, 1889-1890); ng. trc: S. M. Stern, 2 cilt, (Londra, 1967-71). 130 T. W. Arnold, The Caliphate, (Oxford, 1924); The Preaching of islam, 2. bask, (Londra, 1913). 131 H. A. R. Gibb, Studies on the Civilization of islam, (Londra, 1962). 132 C. H. Becker, Islamstudien, 2 cilt, (Leipzig, 1924-1932). 133 G. E. von Grunebaum, Medieval islam, (Chicago, 1946). Bkz.: 39. not ve 'Comment etudier l'histoire du monde arabe' Memorial Jean Sauvaget, (am, 1954), s. 167f. J. von hammer-Purgstall, Geschichte des Osmanischen Reiches, 10 cilt, (Pest, 1827-1835). J. Wellhausen, Das arabische Reich und seln Sturz, (Berlin, 1902); ng. trc: Margaret Graham Weir, The Arab Kingdom and its Fail, (Kalkta, 1927). W. Barthold, Turkestan dovn to the Mongol Invasion; ng. trc: 3.

bask, (Londra, 1968).


137

265
Avrupa ve Orta Dou

himaye ettikleri ve ahlaki ve siyasi kavramlarn kardklar kltr trne ynelik zel bir ilgi mevcuttur. Bu her iki ekoln tarihileri de kendi artlar itibariyle anlalmas gereken ve belirgin bir ey olarak ne kan bir slam tarihi kavramna sahiptirler. Elbette slam tarihine dair en salam inanca sahip olanlar bile, slam dnyasnn dier dnyalarla zaman ve mekan itibariyle bitiik olduunu kabul edeceklerse de bunun farkmdal siyasi ya da toplumsal olandan ziyade entelektel tarihte tam olarak belirgindir. Schacht, Goldziher'i takip ederek Roma, Bizans, Talmudik ve Sasani hukukundan szlerek gelen ve oluum halinde bulunan slam Hukukuna geen unsurlar gsterebilecektir.138 Bununla birlikte, tarihilerin, slam devletine isel srelerle retilen bir ey olarak baktklar sylenilebilir. Nitekim, slam tarihi zerine yaplan pek ok alma, slam ncesi Arabistan'na ilikin bir blmle balar ve Bizans ve Sasanilere dair hem hibir ey sylemez. Ayn ekilde "slam'n toplumsal sistemi" de ieriden aklanmtr. slam'n hakim din olduu blgelerde yer alanlar slami gelenein doas bakmndan izah edilmi ve slam bilgisi bu gelenein anlalmas iin temel anahtar olarak kabul edilmitir. Sonu itibariyle, Mslman lkelerin ortaklaa sahip olduklar eylerin aralarndaki farkllklardan daha nemli grld sylenebilir. Pratikte bunun anlam, alann farkl blgelerinde yaplm olan orantsz almalar gz nne alnrsa, Yakn Dou'nun TrkArap blgelerinden alnm olan bir klienin slam dnyasnn dier blgelerine uygulanmasdr. Ayn ekilde slam tarihini "ykseli" ve "k" bakmndan ele almaya ynelik bir eilim vard: Peygamber, Abbasilerin ilk dnemlerinde hem siyasi g hem de kltrel "rnesans" bakmndan en olgun dnemini idrak eden bir tohum eker, bundan sonra siyasi paralanma ve kltrel durgunluk, slam dnyasnn on dokuzuncu yzyln bana
138

J. Schacht, The Origins of Muhammedan Jurisprudence, (Oxford, 1950). 266


slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

kadar uyanmayaca uzun bir ke yol aar ki bundan Bat medeniyetinin etkisi ve "ulusal ruhun" kprdanlaryla kurtulur. Orta Dou tarihi zerine yaplan almalarn yeni bir kavramla zenginlemeye balamas ancak bu kuakla birlikte mmkn olur. Bu kavram, herhangi bir paradaki deiimin geride kalan dier paralara etki edecei btnsel bir sistem olan "toplumsal sistem"in bir ilkesi olan "toplumsal tarih"tir. Bu dnce kukusuz birden fazla ekilde gelitirilebilir ve kullanlabilir. zgn bir kuramdan ziyade, ilgi ve yaknln yneticiler ve hkmetlerden "sradan insanlarn nasl yaad"na kaymasndan doan ampirik bir ngiliz ve Amerikan gelenei vardr. Bunun yannda toplum ve onun gemiine dair sistematik dnce biimi de yine Orta Dou tarihilerinin zerinde bir etkiye sahipti. Bu etki, niceliksel mutlakla ynelik dikkatleri ve dier disiplinlerden renmek ve dier tarihler gibi slam tarihini de an genel bilimsel etkinliinden kartlm sorulara tabi tutmak noktasndaki isteklilikleriyle Max Weber, Marx ve Fransz Annales ekolne bal tarihilerin dncelerince oluturulmutu. zellikle Braudel'in almas, temel tekil eden kavramlar ve yntemleri nedeniyle ve yine Orta Dou ve Kuzey Afrika tarihine ak ilgisi dolaysyla kkl bir etki yaratmtr. u ya da bu biimde kendilerini toplumsal tarihi olarak adlandracak olan kimseler iin "slam tarihi" farkl bir ey ifade eder ve farkl biimlerde alt blmlere ayrlmaldr. Birka tarihi, slam tarihi kavramn btnyle terk etmeyi arzu edecektir. Pek ou bu kavram snrlar dahilinde geerli ve kullanl bulacaktr. Bunlar, slam'n egemen olduu bir dnyaya kendine ait gereklie sahip olmayan, kendinden baka bir eyin terimleriyle aklanabilecek

bir olgu olarak bakmann tehlikeli olduunu gstermektedirler. slam'a byle bakldnda o, Orta a dneminde klasik kltrn Avrupa'ya tanmasnda sadece bir aama, mekansal anlamda olduu kadar zamansal anlamda da bir "Orta Do267
Avrupa ve Orta Dou

u" ve modern dnemde Avrupa'nn kendisini empoze ettii edilgen bir corafya olarak alglanacaktr. Bununla birlikte, daha nceki tarihilerinin yaptklarndan daha keskin ayrmlar ve tanmlar yapma ihtiyac nmzde duruyor. Her eyden nce, slam'n egemen din olduu pek ok lkede ortakm gibi grnen iki farkl gruptaki nitelikleri ayrt etmeliyiz. Bir inan ve ibadet sistemi olarak slam'n ortak bir kabul biiminde aklanabilecek eitli boyutlar sz konusudur. Hukuk sistemleri, hukukun biimlendirdii kimi toplumsal kurum trleri, ortak entelektel ilgiler, gayrimslim dnya ile belli bir iliki, belli bir siyasi sylem gelenei. Dier yandan, en azndan Hindistan'n batsnda, slam'n belli bir corafi ve bu nedenle sosyo-ekonomik yapya sahip olduu blgelerde yaylp kk salmas olgusuyla arasnda benzerlikler vardr: Toprak ve suyun yerleik tarm ve yaylaclkla birlikte, dengeli olmayan ve doas gerei deien bir kombinasyonla en etkin bir ekilde kullanld blgeler; uzun mesafeli ticaret gzergahlarnn verimli alanlarda byk ehir kmelemelerinin geliimini mmkn kld blgeler; ve bu iki etkenin ehirler ve bunlarn krsal hinterlandlar arasnda belli bir ortak yaay trn ortaya kard blgeler. Benzerliin bu iki tr arasndaki ilikiyi yanl yorumlamamak nemlidir. slam'n, zellikle bunlara uygun olduu nedeniyle belli trdeki blgelerde yayldn ileri srmek tehlikeli ve yanl yne sevk edicidir. likiye bir sosyologun bakyla bakmak daha gvenlidir; yle ki slam kendisini, tek bir sistem iinde karlkl etkileen iki ayr unsur arasndaki bir ey gibi, farkl ekolojik blgelerde farkl biimlerde "da vurmakta", fakat ayn zamanda insanlarn buralarda yaama biimlerini deitirmektedir. kinci olarak, farkl dnemleri birbirinden ayrt etmek nemlidir ki, her birinde "slam tarihi" gibi terimlerin farkl biimlerde anlalmas gerekir ve ayn zamanda farkl tarih trlerinin farkl biimlere ayrlmas zorunludur. Siyasi tarihin sz konusu olduu durumda, kabaca bylesi bir ayrm 268
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

yaplabilecektir: Kltr ve normlar itibariyle hala byk lde Mslman olmayan bir toplumda, Mslman bir a-zmln hakim olduu ve bunu tek bir siyasi yap iinde gerekletirdii erken dnem; btnsel yapnn zlmesi ve byk lde Trklerden oluan ynetici aznlk ile din deitirme yoluyla ya da slam Hukukunun genilemesiyle baskn biimde Mslman olmu olan bir toplum arasndaki yeni bir tr ilikinin tesisiyle tanmlanan ikinci dnem; -nc dnem ya da Alevi, Osmanl, Safevi, zbek ve Mool, be byk btnletirici devlet dnemi; ve bu devletlerden biri hari hepsinin dald, Avrupa'nn tahakkm ve modern "ulus-devletlerin" ortaya kt modern dnem. Bu son dnemde slam tarihi kavram, bir aklama birimi olarak deerinin tamamn deilse bile bir ksmn kaybeder ve ngiliz smrge siyasetinin ne kard Orta Dou tarihi kavram bunun yerini tam olarak dolduramaz. (Bu, okuduunuz blm boyunca neden "Orta Dou" tarihi deil de "slam tarihi" kavramnn kullanldn aklar). Fakat daha ileri dnce egzersizleri olmakszn ekonomik ya da entelektel tarihin de ayn dnemlere ayrlaca noktasnda bir zehaba kaplmamak gerekir. nc olarak, belli corafi ayrmlar yapmalyz. Btn ranl tarihiler daha nce sylediimiz zere, slam tarihini grmeye eilimli olduumuz kategorilerin slam dnyasnn bat veya "Trk-Arap" parasna dair bir almadan karsandmm farkndadrlar. Bu noktada, Dou veya Trk-ran parasnn, slam inancnn brnd farkl biimler, farkl evre artlar, Hindistan ve Asya ile corafi balar nedeniyle baka alardan yorumlanmas

gerekmektedir. Dolaysyla kltrel ve ekolojik bakmdan ayr bir btn olarak kabul edilebilecek Marib iin de ayn ey sz konusudur; arpc bir makalede Burke'nin gsterdii gibi, Gibb ve Bowen'n on sekizinci yzylda Osmanl tarihini iine yerletirdikleri ereve Marib tarihi iin kullanlamaz.139 139 E. Burke, 'Morocco and the Near East: reflections on some basic differences', Archives europeennes de sociologie, cilt 10 (1969), s. 70f. 269
Avrupa ve Orta Dou

Hi phesiz bu kaba ayrmlar, daha sonra alt blmlere ayrlabilecektir. u halde "slam tarihi" benzeri ifadelerin, farkl ilikiler ve muhtevalar iinde ayn eyi ifade etmedikleri ve her halkarda bunlarn bizatihi kendilerinin varolan her eyi a-klamaya kafi gelmeyecekleri aktr. Dier bir deyile "slam" ve ondan karsanan terimler, eer tarihsel aklama ilkeleri olarak hizmet edeceklerse, ustaca, anlama ilikin snrsz ekince ve uyarlamalarla ve de dier ideal tiplerle birlikte kullanlmas gereken "ideal tipler"dir. Kullanlabilecekleri kapsam, yazdmz tarihin rne gre deiiklik arz eder. Bunlar en az iktisadi tarih ile ilintilidirler; Rodinson'un slam ve Kapitalizm'de*40 gsterdii gibi, slam'n hakim olduu toplumlarn iktisadi hayat ncelikli olarak dini i-nanlar veya kanunlar ynnden aklanamaz. slam Hukukunun ticari biimler zerindeki etkisine ramen dier aklama biimleri daha yerindedir: Cahen141 ve dierlerinin ileri srm olduklar zere, "Yakn Dou", "Akdeniz", "Orta a dnemine ait", "endstri ncesi" toplum gibi kavramlar slami olandan daha kullanldrlar. Sosyo-politik tarih iin slam, kimi aklama biimleri salayabilirse de bu, hibir surette gereksinilenin tamam deildir. En hararetli "slami" devletlerin bile, kurumlar ve politikalar, corafi konumu, ekonomik ihtiyalar, hanedanlklarn ve yneticilerin ilgi ve karlar hesaba katlmakszn aklanamaz. slam hukukuna dayal gibi grnen kimi kurumlarn tarihi bile btnyle sz konusu artlarla aklanamaz: "slami klelik" gibi bir kavram yakndan bakldnda zlr; Fas'n amal literatrne ilikin Milliot'un aklamasnn ileri srd gibi142, fiilen uyguland ekliyle mahalli adetlerin, slam Hukukuna eklemlendii biimler her zaman vardr. Sadece bir ksm 140 M. Rodinson, islam et capitalisme, (Paris, 1966); ng. trc: islam and Capitalism, (Londra, 1974). C. Cahen, 'L'histoire economique et sociale de l'Orient musulman medieval', Studia Islamica, cilt 3 (1955), s. 93f. 142 J. Berque, 'Amal', Encyclopaedia of islam, 2. bask, cilt 1, s. 427f. 270
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

entelektel tarih trleri, en azndan modern dnem ncesi, kendini srdrme ve gelitirme sistemini oluturmak zere slam'n kendisinden neet eden fikirlerle dardan gelen fikirlerin harmanland bir sre olarak, esas itibariyle ve arlkl olarak slami terimlerle izah edilebilir; hatta felasife bile imdi, Arap elbiselerine brnm Grek filozoflar olarak deil, aksine kendi slami itikatlarnn aklamalarn sunmak zere Grek felsefesinin kavramlarn ve yntemlerini kullanan Mslmanlar olarak grlmelidir.143 Yeni "toplumsal tarih" kavraylar da yine konularn seiminde, bir toplumun temel toplumsal hatta ekolojik yapsn deitirebilecek retim ve ticarette aamal ve uzun vadeli deiimlerin incelenmesine ynelik farkl bir vurguya, zelde ekonomik konulara ilikin yeni bir tercihe yol amaktadr. imdilerde Orta a ekonomik tarihine ynelik ok az alma yaplyor; Duri144 ve el-Ali145 tarafndan Irak zerine yaplm olan eski almalara, Rabie146 ve Goitein147 tarafndan yaplm yenileri ve slam ticaretini Akdeniz dnyasnn daha geni erevesi iine yerletiren Lopez, Miskimin ve Udovitch'in148 ortak bir makalesi eklendi. Erken modern dnem iin, gerek Osmanl arivleri gerekse Avrupal ticaret irketlerinin

evraklar gibi kaynaklar daha gvenilirdir. Osmanl arivlerine dayanan nalck'm149, Avrupal ticaret 143 Bkz.: R. Walzer, Greek into Ambic, (Oxford, 1962). 144 A. Duri, ta'rikh al-'iraq al-iqtisadi fi al-qarn al-rabi' al-hijri, (Badat, 1948).
145 146

S. al-Ali, al-Tanzimat al-ijtima'iyya wa al-iqtisadiyya fi al-basra fi al-qarn al-awwal al-hijri, (Badad, 1953). H. Rabie, The Financial System of Egypt A. H. 564-741/1169-1341 A. D., (Londra, 1972). 147 Bkz.: 22. not. 148 R. Lopez. H. Miskimin ve A. Udovitch, 'England to Egypt 1300-1500: long term trends and long-distance trade' M. A. Cook (der.); Studies in the Economic History ofthe Middle East, s. 93f.
149

Bkz.: 102. not.

271
Avrupa ve Orta Dou

irketlerinin evraklarna dayanan Davis150, Valensi151 ve Svorons152 eserleri ekonomik tarih yntemlerinin bu kaynaklara nasl etkin bir biimde uygulanabileceini gstermitir. On dokuz ve yirminci yzyllar iin materyaller daha gvenilir olsa da, ilgin bir biimde, temel gelime meseleleriyle ilgili O'Brien153, Owen154 ve Chevallier'in155 almalar ve Issawi'nin156 anlaml makaleleri hari bunlardan ok az faydalanlmtr. Daha yeni bir tarih tr, nfus ve onu etkileyen btn faktrlere ilgilenen tarih yaklam, slam dnyasna ynelik olarak baz istisnalar dnda hemen hi denenmemitir. Sz konusu istisnalar olarak, Osmanl nfusuna dair Barkan157, Issawi158, Todorow159 ve Cook'un160 yalt>u

R. Davis, Aleppo and Denonshire Square, (Londra, 1967). 151 L. Valensi, Le maghreb avant la prise d'Alger, (Paris, 1969). N. G. Svoronos, Le Commerce de Salonique au XVIIIe siecle, (Paris, 1956). P. K. O'Brien, The Revolution in Egypt's Economic System, (Londra, 1966). 154 E. R. J. Owen, Cotton and the Egyptian Economy 1820-1914, (Oxford, 1969). 155 D. Chevallier, La Societe du Mont Liban l'epoque de la revolution industrielle en Europe, (Paris, 1971). 156 C. Issawi, 'The Decline of Middle Eastern Trade 1100-1500' D. S. Richards (der.), islam and the Trade of Asia; 'Egypt since 1800: a study in lop-sided development', Journal of Economic History, cilt 21 (1961). O. L. Barkan, 'Essai sur les donnees statistiques des registres de recensement dans 1'Empire Ottoman au Xve et XVIe siecles', Journal of the Economic and Social History of the Orient, cilt 1 (1958), s. 9f. 158 C. Issawi, 'Comment on Professor Barkan's estimate of the Population of teh Ottoman Empire in 1520-30', Journal of the Economic and Social History of the Orient, cilt 1 (1958), s. 329f. N. T. Todorov, La Ville balkanique aux Xve-XIXe siecles, (Bulgarca ve Franszca zetle birlikte: Sofya, 1972). 160 M. A. Cook, Population Pressure in Rural Anatolia 1450-1600, (Londra ve New York, 1972).

272
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

zlar, Valensi161 tarafndan Kuzey Afrika'daki hastalk ve salgnlar hakknda yaplan aratrma ve yorumlar yasal, medikal, farmakolojik ve erotik literatrde sergilendii gibi doum kontrolnde de Mslmanlarn tavrlar hususunda Musallam'in tamamlanm fakat yaynlanmam almas162 kaydedilebilir. Fakat ayn zamanda yeni bir ey balamaktadr: eski konular, yeni bir ereveye yani bir btn olarak dnlen toplumun erevesi ierisine yerletirerek yeniden dnmeye ynelik bir giriim sz konusudur. Dolaysyla hkmetlerin pasif bir tebaalar kitlesi zerinde serbeste tasarrufta bulunan oluumlar olarak deil, btn paralar bir anlamda aktif olan bir sistemde, bir unsur olarak grld yeni bir tr siyasi tarih yazlabilir. Bu ekilde kavranan siyasi tarihte, hkmet aygt zerindeki kontroln ele geirilip kullanlma biimine ilikin geleneksel olan ek olarak her trl soru ortaya kar: ster hkmdar, ister asker, isterse de resmi grevli olsun ynetimi kontrol edenlerin, ynettikleri ve onun tarafndan yorulduklar toplumda kendilerini kkletirme biimleri nelerdir? Farkl sosyal gruplar itaat, direni ya da baarnn hangi orandaki karmyla, onlar kontrol eden hkmetlerin abalarna kar koymaktadrlar? Ynetimlerin, brokratik kontrol kadar, bask ve maniplasyon araclyla hedeflerini gerekletirmek iin kullandklar farkl yntemler nelerdir? Hkmet aygtnn dnda yer alarak gerekte siyasi g veya nfuzun bir ksmn koruyanlarn yntemleri nelerdir? Ynetim aygtnn iinde olanlar, hkmdara ya da brokrasinin bir parasn

kontrol altna almak suretiyle ya da ynettikleri toplumda, servet ya da toplumsal g yoluyla belli lde bir eylem zgrln nasl korumaya almaktadrlar?
161 162

Bkz.: 151. not. B. Musallam, Sex and Society in islam: the situation and Medieval Techniques of Birth Control. Baslmam doktora tezi (Harvard, 1973).

273
Avrupa ve Orta Dou slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

Ayn ekilde dnce sistemlerinin gelimesi ve bunlarn soyut ekilde birbirleriyle ilikilerini gz nnde bulunduran bir entelektel tarih tipi her zaman varln koruya-bilecekse de, toplumsal bir srecin ayrlmaz paras olarak bunu incelemenin ayn zamanda baka yollar da vardr. Fikirleri basite toplumsal bir gerekliin "davurumlarna" indirgemek muhtemelen faydal olmayacaksa da bunlar farkl toplumsal erevelerde yaand biimiyle hayat zerinde icra ettikleri etki ve baz fikirlerin kkleip yayld, buna karlk bazlarnn bu anstan mahrum olduu "seim" sreci bakmndan doru bir biimde ele alnabilir. Daha da nemlisi, dnrler sadece dnr olarak deil, ayn zamanda toplumsal bir evrenin rnleri ve toplumsal rolleri icra eden aktrler olarak grlebilirler. Dolaysyla ulema belli bir entelektel gelenein salt koruyucusu ya da taycs olarak deil, belli makamlar tutan, belli imtiyazlarn tadn karan, eitli toplumsal gruplarla temaslar olan ve ulema olmalar olgusu tek bana rollerini aklamaya kafi gelmeyen kimselerdir. N. Keddie tarafndan yaknlarda hazrlanan bir kitap btn bunlar ak bir biimde gsterdi.163 Ayn ekilde, sanat, bilim ve mimariye ilikin bir toplumsal tarih olabilirse de imdiye kadar bu konulan amaya ynelik pek az ey yaplmtr. Bu yeni perspektiflerden pek ok farkl tarihi temaya yaklaabilirse de ancak bunlar arasnda kiisel bir seim yapmak mmkndr. u halde burada en azndan bir zihni heyecanlandrm drt farkl tema vardr. ncelikle ehircilik tarihi: Kaynak belgelerin pek ou daha ok ehirler ve sakinleriyle ilgili olduundan toplumsal tarihilerin burada zellikle zengin bir alan bulmas doaldr. slam ehircili-iyle ilgili aratrmalarn grece uzun bir gelenei olsa da daha nceki almalar, ehirlerle suni bir yap olarak ilgilenmiler, bir baka deyile onlar, sokaklarn ve binalarn yapld ve dzenlendii ve zamanla deitirildii biimler olarak deerlendirmilerdir. Bu gelenee, Hautecoeur ve Wiet164, Sauvaget165, Marais166 ve genileterek, mekanda ehirlerin gelimesiyle, ehirlerin semt ve mahallelere blnmesi ile ve buna benzeyen dier meselelerle ilgili, Kahire zerine Abu Lughod167 ve stanbul zerine Ayverdi'ninki168 gibi daha modern eserler dahil edilebilir. Bununla beraber daha sonraki almalarda, temel ilgi, toplumsal bir organizma, belli bir dengenin srdrlmesi iin farkl paralarn karlkl etkileim biimi, bunlarn glerinin boyunca seferber olduu hatlar, hkmetle uzlaabildikleri mzakereler, ekonomik deiim ve bileik gruplar ulema, tccar, Hristiyan ve Yahudiler, maharetli zanaatlar; proleterler ve ehirlerdeki geici sakinler arasndaki siyasi bamllk ilikileri olarak ehre kaymtr. Bu daha ok Fransz tarihiler tarafndan kullanlan bir konudur: Cahen'in "Movements populaires et autonomisme urbain"169, Le Tourneau'un Fas170, Mantran'm stanbul171 ve Raymond'un Kahire172 zerine birka makalesi ve kapsaml bir kitab bulunmaktadr. Bunlara Lapidus'un ne kan konusunun yan sra, daha geni bir ilginin ideal tipini tanmlayan Mslim Cities in the Later Middle Agesm isimli eserini de eklemeliyiz.
16S

L. Hautecoeur ve G. Wiet, Les mosque.es du Caire, (Paris, 1932). Bkz.: 39. not. 166 Bkz.: 41. not. 167 J. Abu Lughod, Cairo, 1001 Years of the City Victorious, (Princeton, N. J., 1971). 168 Bkz.: 45. not. 169 C. Cahen, 'Mouvements populaires et autonomisme urbain', Arabica, cilt 5 (1958), s. 225; cilt 6 (1959), s. 25f ve 233f. 170 R. LeTourneau, Fez avant le protectorat franais, (Kazablanka, 1949). 171 R. Mantran, istanbul dans la seconde moitie du XVIIe siecle, (Paris, 1962).
172

Bkz.: 26. ve 105. notlar.

163

N. R. Keddie (der.), Scholars, Saints and Sufs, (Berkeley, CaL, 1972). 173 I. M. Lapidus, Mslim Cities in teh Later Middle Ages, (Cambridge, Mass., 1967).

274 275
Avrupa ve Orta Dou

Bununla yakndan ilgili olmakla birlikte kentin ok tesine geen ey, toplumun etrafnda siyasi amalarla rgtlendii himaye sistemlerine dair yaplacak aratrmadr. Sz konusu aratrma, btn toplumu sarmalayan, en uzak ve "kapal" topluluklar daha geni bir toplumla ve nihayet byk kentler ve onlarn ynetimleriyle ilikilendiren, gszlere belli bir koruma, zirvedeki siyasi hareketlilik iin bir aygt ve hkmetlere nfuzlarn brokratik kontrol seviyelerinin tesinde geniletmeleri iin bir "maniplasyon" arac salayan u koruma ve bamllk ilikilerinin piramitleri stne olacaktr. Bu ilikiler doalar gerei istikrarl deildirler, nk daima her iki ynde de hareket etmeye meyyaldirler, yukardakiler altlarmdakilerin zerindeki kontrollerini glendirmeye alrlar; aadakiler de bamsz hareket glerini geniletmek zere aba sarf ederler: Ynetimler "ekabirleri" brokratlara dntrmeye alr, brokratlar da "ekabirlemeye" alrlar. Ancak bu tarz sistemlere ilikin bir aratrma "geleneksel" (fakat ayn zamanda bir lde, "modernleen") bir toplumdaki sosyo-politik eylemin dinamiklerini anlamamza yardmc olabilir. Lapidus'un kitab bir kez daha, bir kent ortamndaki bu tarz sistemlere ilikin "ideal bir tip" sunar, tara ve steplere ynelik olarak Lambton'm Landlord and Peasant in Persia*14 isimli kitab, boyutlu ynetim, toprak sahibi ve tarm iisi ilikisini, ilk ikisinin grece gllklerine gre deien ekliyle, derinlemesine ele alr. G. Baer'in175 bir makalesi, piramitteki ara konumlar igal edenlerin belirsiz konumlarn, umdas kyn, ayn zamanda hkmetin ajanlarn ve yerel topluluun liderlerini betimler. nc olarak, slam tarihinde tekerrr eder grnen "kabile" veya gebe hareketlerinin aratrmas daha ileri gtrlmeye muhtatr. Pek ok biimiyle birlikte Orta Do-u'nun krsa.! topluluunun normal tr, yerleik tarm ve A. K. S. Lambton, Landlord and Peasant in Persia, (Londra, 1953). G. Baer, Studies in the Social History of Modern Egypt, (Chicago, 1969); zellikle 'The Village Shaykh, 1800-1950', s. 30f. 276
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

yaylacln karmasndan oluan bir toplumdur. Byle olmakla beraber, "l ve ekime elverili alanlar" arasndaki ikin bir atmann artlaryla veya bu ynden yaplan eski bir slam tarihi yorumuna geri dnmek artk mmkn deildir. Yaylaclar ve tarmla uraanlar ayn insanlar olabilir, ayn toplulua mensup bulunabilir veya bir tr ortak yaama birimi iinde birbirleriyle birlikte yaayabilirler. Gerek problemler iki trldr. lki, tarm ve yaylaclk arasndaki uzun erimli denge deiikliklerini nasl aklayabileceimiz ynndedir? Nfus hareketlerinin, dierine kar bask yapan bir grupla muhtemelen olabilecei gibi olduunu varsaymak gvenli olmayacaktr. Byle olabilirse de ayn zamanda mevcut bir topluluk iinde bir toprak kullanm tipinden dierine doru deiimler yaanabilir ve buna iklim, teknoloji veya ticari talep deiimleri sebebiyet verebilir. kinci olarak sorulmas gereken soru, hkmdarlarn deiimine yol aan ve gebe bir temele sahip olduu intiban veren u byk siyasi deiimlerin nasl aklanacana dairdir? Burada, lkeleri istila eden, ehirleri ele geiren ve imparatorluklar kuran byk kabilelerin ve birliklerin douu veya ykselii hakknda tarihilerin bize syledikleri ile ilerinden ekonomik ihtiyalar iin zorunlu olandan daha byk gruplamalar sr veya g birlikleri kartamaz gibi grnen krsal halklar arasnda bir eliki var gibidir. Cevabn ipular, isimleri olgulardan dikkatli bir ekilde ayrarak bulunabilir. Eski kabile isimlerinin, ilerindeki gereklik deise de kullanm srdrlebilir, tpk on sekizinci yzylda Lbnan'da ve on dokuzuncu yzylda Filis-tin'indeki Kays ve Yemen'inkiler gibi. Bu isimlerin kullanm, akrabalk dilinin

gerek bir akraba gurubu deil de "siyasi" bir yapy, temayz etmi bir kii veya aile etrafnda bir araya toplanan, ne akrabalk ba olmayan, ne gebelik ilikisi bulunan olmayan farkl unsurlarn gruplamasn belirtmek zere kullanldm ifade edebilir. Bu gruplamay, kendisi gebe bir topluluktan gelen bir nder meydana getirebilirse de, daha byk bir ihtimalle, byle bir eye d277
Avrupa ve Orta Dou

andan, snrl kaynaklar ve ehirdeki eylem aralarn kontrol eden birisi yol amtr.176 Drdnc olarak, daha geni bir ereve iindeki snrl alanlar ve topluluklar hakkndaki kk lekli aratrmalara, tarihte gerekte nelerin olduunu sadece bunlar araclyla anlayabileceimizden tr zel bir nem verilir. Devletler hkmranlk alanlarnn farkl blgelerinde farkl ekilde hareket ederler; inanlar farkl topluluklara farkl eyler ifade eder, yurttalar, kyller, adr sakinleri arasndaki ortak yaama birimleri corafi, ekonomik ve siyasi nedenlerle farkllk arz ederler. Bu, tarihin btn dnemleri iin doruysa da bir rnek olarak en erken dnem ele alnabilir. "slami fetihler" ancak fetih srecinin, "slamlama srecinin" ve yeni yneticilerin karlatklar hukuki ve idari sistemleri benimseme ve deitirme biiminin blgesel bir tarzda incelenmesiyle daha iyi anlalabilir. O halde bamsz ehirlerin veya semtlerin, mahallelerin, blgelerin ve kylerin ve de belli sosyal gruplarn, dini cemaatlerin kaynaklarn izin verdii yerde incelenmesine ynelik bir ihtiya sz konusudur. Yine burada bir dizi alma yaplmtr. Goitein'in Orta a Kahire'sindeki Yahudi toplumu hakkndaki aratrmalar177, daha nce zikredilmi olan Salibi'inin Lbnanl ailelerin kkenine ynelik kk apl incelemeleri178, Chevallier'nin Avrupa'daki Sanayi Devriminin ve bunun siyasi sonularnn Lbnan kylerindeki kk lekli ekonomiyi etkileme biimine dair almas179 ve K. Brown'un Fas'taki bir deniz limanna dair almas180 kaydedilebilir.
176

Bkz.: T. Asad, The Kababish Arabs, (Londra, 1970); C. Cahen, 'Nomades et sedentaires dans le monde musulman du milieu du moyen age' D. S. Richards (der.), Islamic Civilization 950-1150. 177 Bkz.: 22. not. 178 Bkz.: 106. not.
179 180

Bkz.: 155. not. K. L. Brown, People of Sale, (Manchester, 1976) ve 'An urban view of Moroccan history: Sale 1000 to 1800', Hesperis-Tamuda, cilt 12 971), s. 5f.
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

Toplumsal tarihi, hi phesiz, kulland baz kavramlar ve yntemler iin tarihin tesinde sosyal bilimlere bavurmaldr. Bu iktisat tarihinde en ak bir biimde mevcuttur: Levanten ticarete dair181 daha eski tarihli Masson ve Wood'un eserleriyle Davis'inkinin bir karlatrmas eitimli bir iktisat tarihisinin, kaynaklardan ne kadar ok beslenebileceini gsterecektir. Ayn ekilde Owen'm Cotto and the Egyptian Economy2 isimli kitab ekonomik gelime hakknda yeni tartmalarn bir rn olduu aktr ve Msr' ayn dnemin Hindistan ve Japonyas hakkndaki aratrmalardan karlan bir perspektifin iine yerletirir. Tarihiler sosyolojiden ok az ey kartm grnmektedirler. Bazlar szgelimi Lapidus, Max Weber'in fikirlerinden etkilenmi olmakla birlikte sosyoloji, gemi ve sanayi ncesi toplum iin geerli olacak bir yntem ortaya kard izlenimini uyandrmaz. Fransz akademisyenlerin anladklar anlamda insan corafyas daha byk bir etkiye sahipti. Fransz tarihilerin neredeyse tamam Amerikal akademisyenlerden daha fazla bir evreye, toprak ve insanlar arasndaki ilikiye dair canl bir hisse sahip olduklar intiban vermektedirler. Birka tarihi siyaset biliminden ok ey rendiini iddia edecektir ve bu belki de bir konunun yntemleri ve fikirlerindeki deiimler ile bunlara ilikin bir bilincin dier disiplinleri icra edenlere yaylmas arasnda var olan kesintiye ilikin bir rnektir. Resmi siyasi kurumlarn analiziyle ilgilenen eski tr bir siyaset biliminin bu tr kurumlara sahip olmayan alar ve toplumlarla ilikisinin olmayaca aktr. Birka yl nce yaygn olan,

siyasi gelime veya modernleme kuramlar, pek ok tarihiye, belli toplumlarn, zellikle kadim alardaki toplumlarn incelenmesine ok 181 Bkz.: 150. not; A. C. Wood, A History of the Levant Company, (Londra, 1935); P. Masson, Historire du cornmerce franaise dans le Levant au XVIIe siecle, (Paris, 1896) ve Histoire ... au XVIIIe siecle, (Paris, 1911).
182

Bkz.: 154. not.


279

Avrupa ve Orta Dou

fazla yardmc olamayacak derecede, gereinden fazla genel grnmekteydi. Bununla birlikte, son birka ylda, siyasetin kurumsal olmayan biimlerine, toplumsal gruplarn iktidar ele geirmeye ynelimli siyasi gler haline gelme biimlerine ynelik yeni bir analiz biimi gelimitir. imdiye kadar bu kavramlar gemie uygulamaya ynelik ancak bir ya da iki giriimde bulunulmutur. Bu balamda zellikle, Harik'in, belli bir siyaset kuram erevesinde, on sekizinci ve on dokuzuncu yzyl Lbnan'n incelemeye alt Politics and Change in a Traditional Society163 isimli eseri zikredilebilir. Pek ok tarihinin en iyi ekilde faydalandn iddia ettii sosyal bilim antropolojidir ve bunun nedenini anlamak kolaydr. Antropoloji, bir btn olarak toplumlarla ilgilenir; kk, kapal, sanayi ncesi toplumlarn incelenmesiyle gelimitir. Aslnda o, resmi kural ve kurumlardan ziyade alkanlk ve gelenekle ileyen toplumlarn anlalmasna ynelik aralar oluturmaya younlamtr. Antropolojinin yntemleri bu nedenle, zellikle hami/himaye edilen ilikilerinin doas, paral bir toplumda gcn dalm, toplumsal ilikileri anlatan ve derinlik kazandran bir dil olarak akrabaln rol, dini liderlerin ve tarikatlarn btnletirici ilevi ve ehirli giriimcilerin ve krsal topluluklarn ilikileri gibi slam toplumunun eitli cephelerinin anlalmasna olduka iyi uyarlanr. Ayrca anlan kimliiyle bu bilim dal Mslman toplumlara ynelik kimi nemli aratrmalar; szgelimi Robertson Smith'in184 ve Evans-Pritchard'm185 almalarnn vcut bulmasna katkda bulunmutur. Btn bu sebeplerden tr "slam" lkelerinin toplumsal tarihileri, antropolojiye bavururlar. Bu, yararl olmasnn yannda biraz tehI. Harik, Politics and Change in a Traditional Society: Lebaon, 1711-1845, (Princeton, N. J. 1968). 184 W. Robertson Smith, Lectures on the Religion of the Semites, (New York, 1889) ve Kinship and Marriage in Early Arabia, (Londra, 1972).
185

Bkz.: 50. not. 280


slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

likeli de olabilir. Bu tehlike kk krsal topluluklara ynelik tarihi kaynaklarn yokluunda bunlarn hibir zaman deimediklerini ve antropologlarn imdi veya yakn gemite gzlemlediklerinin her zaman geerli olduklarn varsaymak eklinde kendisini gsterebilir. Tarihiler, sosyal bilimcilerin bulgularn ancak tarihi olduklarn unutmadklar takdirde gvenle kullanabilirler. Toplumsal tarih, imdiki nesil iin muhtemelen tarih yazmnn baskn biimi olarak grnmekte, ancak g kazandka kendi snrlar daha ak hale gelmektedir. Toplumsal tarih duyarl bir biimde uygulanmadka, birey yiti-rilebilir ve bilin ortadan kaybolabilir.

Dolaysyla daha da karmak bir tarih trne gereksinim duyulabilir. Tpk toplumsal tarihiye siyaset, btn bir toplumsal sistemin iinden grnmesi gerektii gibi, toplumsal sistemi de daha geni bir btn iinden grmek zorunlu olabilir. Dier bir deyile onu kendi bana deil de onun ve onun deiimlerinin belli bir kltr tarafndan yorulmu olan zihinlere aksettii ve sadece aksettii gibi deil, bu zihinlerin onlar grdkleri biimle, bizzat kendileri deiime urayan bir varlk olarak grmek gerekir. Byle bir tarih yazmna ilikin belli bal iki ana yol olacaktr. Bu, bir tr kolektif zihin zaviyesinden gerekletirilebilir: Btn bir an, bir sosyal gurubun veya ulusun kolektif zihninden. Orta a tarihi sz konusu olduunda olaylar ve deiimler, ehirli eitimli snf olan ulemann zihnine aksettii gibi pekala incelenebilir: Bunu herhangi bir baka grup iin yapmak g olmayacaktr. Modern a sz konusu olduunda Berque'm L'Egypt, imperialisme et revolution^6 isimli almas ayn anda iki farkl perspektiften grlen hem sembollerin kaybyla kolektif bilincin yitimine, hem de bunun yeniden ele geirilmesine yol aan hadiseler olarak toplumsal ve siyasi deiimlere ilikin bir rnek sunmaktadr. Bununla beraber, tarih ve 186 J. Berque, L'Egypte, imperialisme et revolution, (Paris, 1967); ng. trc: Jean Stewart, Egypt, Imperialism and Revolution, (Londra, 1972). 281
Avrupa ve Orta Dou

corafyann biimlendirdii, tek bir byk ehirden yaylan gler tarafnda korunup gelitirilen birletirici bir ulusal bilincin mevcut olmad lkelerde ayn tr bir aratrmay yrtmek g olabilecektir. Bir alternatif olarak bir a tek bir insann zihnine yansd ekliyle inceleyip aratrmak mmkn olabilecektir. P. Brovra'un St. Augustine'in hayat187 bunun nasl yaplabileceini gstermektedir. Yine de Berque'nin Fasl bir on yedinci yzyl yazarna ilikin bir aratrmas188 gibi birka snrl taslak bir tarafa, byle bir alma, bu zamana kadar, slam dnyasna ynelik olarak yaplmamtr. slam tarihi yazmnda bize klavuzluk eden fikirler, ayn zamanda, yeni kuak tarihilerin yetitirilmesinde de bize rehberlik edecektir. imdilerde anlalmaya baland gibi, slam tarihinin yksek eitimdeki yegane unsur olarak bo bir alan iinde retilemeyecei ak olsa da iine yerletirilmesi gereken daha geni ereve ne olabilir? ncelikli olarak slam tarihiyle ilgilenenler ve gelecein retmenleri ve aratrmaclar olacak olanlar tarih blmnde mi yoksa "Dou aratrmalar" departmannda m eitilmelidirler? Bizzat Orta Dou'da blgeye ilikin tarih aratrmas tarih blmlerinin mfredatnn ekirdeini tekil etmektedir. Fakat Avrupa ve Kuzey Amerika'daki pek ok niversitelerde slam tarihi daha ok Dou aratrmalar departmanlarnda retilmektedir. Pek ok slam tarihisi, halihazr durum hakknda endieli grnebilir. Onlar Dou aratrmalar departmanlarnn byk blm itibariyle dil ve edebiyat dersi veren kimselerin ilgileriyle ynlendirildiini ve tarih aratrmasnn doasna ve ihtiyalarna ynelik bir anlaytan yoksun olduunu, tarih departmanlarnn Orta Dou tarihine, snrl kaynaklar ok nahif bir biimde yaymak istememeleri nedeniyle veya bir ilgisizlik ya da slam tarihilerinin kendi konularn genel tarih kltrlerinin bir 187 P. Brown, Augustine ofHippo, (Londra, 1967). 188 J. Berque, Al-Yousi, (Paris, 1958). 282
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

paras yapmakta baarl olamamalar nedeniyle dmanca bir tavr ya da kaytszlk iinde olduklarn hissetmektedirler. Bunlar belki de grndkleri kadar temel problemler deildir. Gerek mesele hangi departmana mensup olduklar deil, pek ok niversitede konularnn gerektirdii yetkinlie sahip ok az slam tarihisinin bulunmasdr. Gelecein tarihilerinin nasl yetitirilmesi gerektii hakkndaki fikirlerinin uygulanp uygulanamayacan takip eden yeterli retmenin

bir yerlerde mevcut olmas halindedir ancak slam tarihi akademik bir disiplin olarak yeerecektir. Fakat bunlar nasl eitileceklerdir? Bu, ok farkl cevaplar verilebilecek bir sorudur ve sadece, bir hayli destek bulaca izlenimi veren baz kiisel fikirler ileri srmek mmkndr. ncelikle, slam tarihini ciddi bir biimde o-kutmay arzulayanlarn, er ya da ge, geni anlamda slam medeniyetine ve onun kendini da vurduu dillere ilikin tam bir aratrma yapmalar kanlmazdr. Fakat bu derinlikli aratrmann iyi bir genel tarihi arka plan elde etmeden nce deil de, sonra yaplmas daha isabetli olacaktr, zellikle, uzmanlam aratrmann on altnc yzyl civarlarnda balad Bat Avrupa'da, ilk hazrlk aamas rencinin zihnine asla kaybetmeyecei temel bir formasyon salayabilir ve bu formasyonun en mkemmel anlamda tarihi bir formasyon olmas en iyisidir. (phesiz bu konuda evrensel bir uzlama olmayacaktr ve bu zarar verici deildir; ortadan kaldrlamaz karakter ve yaklam farkllklar mevcuttur ve tarih retiminin nasl yaplmas gerektii hakkndaki tartmalar tarihi aratrmay tevik edebilir). kinci olarak "tarih kltr" olarak adlandrdmz ey, balangtan itibaren, kendi ilerlemesine ynelik uyary btnyle kendi iinden retmeyen slam tarihinden baka, her yerden elde edilmi unsurlar ihtiva edecektir. Bu unsurlarn ne olmas gerektii retmen ve rencinin ilgilerine bal olacaktr: Mutlaka bir miktar Avrupa tarihi ve sosyal bilimlerin birinde veya dierinde belki bir miktar eitim. 283
Avrupa ve Orta Dou

nc olarak, slam tarihinin retilmesi erevesinde "Orta a" ve "modern" arasnda doru bir dengeye ulamak kolay deildir. Muhtemelen pek ok retmen, klasik slam tarihi ve medeniyetine ilikin tam bir bilginin, modern dnyay kesin bir biimde aratrmak isteyenler iin bile nemli olduunu hissedecektir. renciyi byk tarihi hadiselerle ve orijinal fikirlerle tantrarak zengin bir eitim sunulabilir; bu o denli g, bizimkinden o denli farkl bir dnce biimine ilikin kavray gerektirebilir ki bu ancak retmenlerden tanarak elde edilebilir. Kald ki onun miras modern dnyada yaamaktadr. Bununla birlikte modern dnyaya Orta a tarihinin incelenmesiyle ekillenmi bir zihin yapsyla yaklamann tehlikeleri bulunmaktadr. Modern tarihi anlamak isteyen bir kimse dnce, his ve toplumda yakn zamanlarda vuku bulan dnya apndaki byk deiimlere ilikin derin bir bilgiye sahip olmaldr. Modern Orta Dou'ya gz atan klasik bir slam uzman, bir eit "indirgemecilik" ve "geleneksel" fikirlerin ve kurumlarn bile deitii aral kltme tuzana debilir. Tpk baz aratrma aralarnn kusurlu veya yetersiz olmas gibi baz retim aralar da ayn durumdadr. En azndan ngilizce konuulan lkelerde, yeni balayan bir rencinin eline verilebilecek giri mahiyetinde ancak birka kitap vardr. Pek ok renci son yirmi yldr yaptklar gibi, hala Gibb'in Mohammedanism189 ve Lewis'in The Arabs in History0 ile balamaktadrlar, fakat bunlardan sonra okunacak kitap bulmak zordur. Belki de retim iin ihtiya duyulan drt tr kitap sz konusudur. ncelikle basitletirilmi eserler veya tecrbe kabilinden sentez eserler gelmektedir (bu aratrmann mevcut durumundakinden daha fazla olmayacaktr). slam tarihinin btn sz konusu olduunda byle bir sentez adna umutlanmak iin ok erkendir; yeni The Cambridge History 189 H. A. R. Gibb, Mohammedanism, (Londra, 1949). 190 B. Lewis, The Araba in History, (Londra, 1950). 284
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

of islam kimi harikulade blmlerine ramen, kavramsal bir ereveden, slam tarihine ilikin ortak bir anlaytan yoksundur. Bununla birlikte, slam tarihinin ilk birka lkesine ilikin, yaknlarda yaplan aratrmalarnn sentezini yapmak mmkn olduu vakit sorun zlecektir. Franszca okuma paralar, D. ve J. Sourdel'in La civilisation de l'slam

classique192 ve Cahen'in L'slam des origines au debut de l'empire ottoman153 bu noktada ngilizce'deki muadillerinden daha iyi hizmet etmektedirler. Benzer bir durum Eyybiler ve Msr Memlklular iin de yaplabilir. Osmanl mparatorluunun ilk yzyllarna ilikin olarak artk, nalck'm kitabna194, Kuzey Afrika iin yeni basksyla Julien'in tarihine195 ve Abdun-Nasr'm daha yeni bir kitabna196 sahibiz. Ancak gelecekte ran iin Bausani'nin anlaml bir taslandan baka, giri mahiyetinde hibir materyale sahip deiliz.197 Daha da genel olarak ii Mslman toplumunun gelimesi hakknda kapsaml hibir alma bulunmamaktadr. Modern tarihe gsterilen btn ilgiye karn dou Akdeniz kysnda cereyan eden siyasi hadiselerin anlatmnn tesine geen iyi bir aratrma yoktur. kinci olarak retmenler, dnemlerden ziyade sorunlara dnk, bir meselenin imdiki halini gzlemleyerek gelecekteki aratrmalara ynelik dorultular neren farkl trde kitaplara ihtiya duymaktadrlar. htiya duyulan tre 191 P. M. Holt, A. K. S. Lambton ve B. Lewis (der.), The Cambridge History of islam, 2 cilt, (Cambridge, 1970). Nefis bir sentez iin bkz.: M. G. S. Hodgson, TheVenture of islam, 3 cilt, (Chicago, 1974).
192

Bkz.: 66. not. 193 C. Cahen, L'slam des origines au debut de l'empure ottoman, (Paris, 1970). Bkz.: 100. not.
194

C. A. Julien, Histoire de l'Afrique du nord de la conquete arabe 1830, (Paris, 1951-52). 196 J. M. Abun-nasr, A History ofthe Maghrib, (Cambridge, 1971). 197 A. Bausani, I. Persiani, (Florence, 1962); ng. trc: J. B. Donne, The Persians, (Londra, 1971). 285
Avrupa ve Orta Dou

dair iyi bir rnek Fransz smrgeciliinin gelmesinin Fas'n sosyo-ekonomik durgunluuna bir reaksiyon olup olmad problemine ilikin mevcut aratrmalara dayal bir zet olan Questions d'histoire dizisi iinde yer alan L. Valensi'nin Le Maghreb avant la prise d'Algerws tarafndan sunulmutur. nc olarak kimi retmenler, slami eserler ve dier nde gelen kaynaklardan, notlandrlarak evrilen, giri mahiyetindeki aratrmalar desteklemek zere kullanlabilecek kaynak kitap ihtiyac hissetmektedirler. Baz iyi rneklerden bahsedilebilir: Lewis'in islam199, Sauvaget'm Historiens arabes200, Williams'm Themes of Islamic Civilisation20\ Gabrieli'nin Arab Historians of Crusades202 ve Issawi'nin on dokuzuncu yzyln ekonomik tarihi zerine yazdklar.203 Bununla birlikte, daha fazlasna gereksinim duyulmaktadr. (Bunun yannda kimi retmenler kendi tedrisatlarnn ieriine gre kendi kaynak seimlerini kendileri yapmay tercih etmektedirler.) Drdnc olarak vakayinamelerin ve eitli kaynaklarn en azndan bazsnn ngilizce veya Franszca'ya evrilmelerine ilikin genel bir talep vardr. Bylelikle renciler orijinal kaynaklarla ve bunlar kaleme alan kimselerle, bunlar orijinal dillerinde okuma imkanna sahip olmadan nce de iliki kurabileceklerdir. Yine bu hususta da, (artk ortada olmayan) kendisi iin bir metnin hazrlanmasn veya tercmesini talep eden these complementaire kurumunun kat198 Bkz.: 151. not. 199 B. Lewis (der. ve trc), islam from the Prophet Muhammad to the Capture of Constantinople, 2 cilt, (New York, 1974). 200 J. Sauvaget, Historiens arabes, (Paris, 1946). J. A. Williams (der.), Themes of Islamic Civilization, (Berkeley, Cal., 1971).
202

F. Gabrieli, Storici arabi delle Crociate, (Turin, 1957), ng. trc: E. J. Costello, Arab Historians of the Crusades, (Berkeley, Cal., 1969).

203

C. Issawi (der.), The Economic History of the Middle East 1800-1914, (Chicago, 1966), The Economic History of Iran 1800-1914, (Chicago, 1971). 286
slam ve Orta Dou Tarih Yazmnn Mevcut Durumu

klar nedeniyle, Franszca diline vakf renci, ngilizcesi olan renciden daha ansldr. Btn bu aratrma boyunca her trl akademik almaya gereksinim duyulduu aa kavumutur. Fakat bu, aratrmaclarn ve aratrmalarn bu denli seyrek olmalar nedeniyle, acil ve az olandan ziyade ncelikleri vurgulayan bir anlay ortaya koyar. Akademisyenin imgelemi nasl hareket edecekse yle hareket edecektir ve tarihin farkl lkeleri veya dnemleri arasndaki gibi ncelikler hakknda kararlar vermek tamamen imkansz olacaktr. Ancak, zendirilmesi veya mali bakmdan desteklenmesi gereken alma tr hakknda genel bir kanaat oluturmak mmkn olabilecektir. Muhtemelen aadakilere benzer nitelikteki ilerin aciliyeti hakknda geni bir uzlama salanacaktr: [1] Kaynaklar sz konusu olduunda, (a) Arapa, Trke ve Farsa vakayinamelerin ve kaytlarn gzden geirilmi basksnn yaplmas, yeniden baslmas ve (b) Ynetimlerin, mahkemelerin, dini cemaatlerin, i ilikilerinin ve ailelere ait belgelerin toplanmas, bunlarn doru ve kullanl bir ekilde tasnifi, kataloglanmas, korunmas Ve bunun zorunlu bir tamamlaycs olarak arivcilerin yetitirilmesine ynelik bir ihtiya mevcut gibidir. [2] Aratrma ve ders ara gereleri sz konusu olduunda, yle grnyor ki (a) zellikle tam olarak gelimi slam toplumu ve kltrnn diliyle ilgilenen Arapa ve Farsa geni hacimli szlklerin, (b) Geni lekli tarihi haritalarn ve atlaslarn yaymna dair iyice hissedilen bir aciliyet sz konusudur. [3] retim ve aratrmann rgtlenmesi sz konusu olduunda, (a) En azndan birka niversitede slam tarihileri gruplarnn oluturulmasna (b) zel toplant ve ziyaretler dzenlenerek tarihiler arasndaki yakn balarn srdrlmesine ynelik bir ihtiya varln hissettirmektedir. 287
Avrupa ve Orta Dou

[4] Aratrmann ierii sz konusu olduunda, daha nce sylediimiz gibi son tahlilde her akademisyen kendi yoluna gitmelidir. Ancak aratrmay dzenleyen veya finanse eden kurumlar (a) Ekonomik tarih ve daha da genel olarak intibalarn tesine gemeye ve salam niceliksel verileri vermeye alan herhangi bir almayla; (b) Blgelere, ehirlere, kylere, ailelere, dini cemaatlere ya da idari kurumlara dair kesin ve titiz aratrmalar benzeri kk lekli detayl almalarla; ve (c) Siyasi ve dini tarihi topyekun bir toplum tarihine yerletirmeye alan, bir baka deyile siyasi kurumlar ve hareketler, ideolojik ve dnsel akmlar ile vcut bulduklar toplumlar arasndaki karlkl etkileimi izleyerek "slam tarihi"ne ilikin daha doru ve kapsaml, daha duyarl ve canl bir fotoraf sunmaya aba sarf eden almalarla ilgili projelere zel bir zen gsterebilirler. 288

DZN
Abbasi Devrimi, 238 Abdurrazk, 163 Abdl Celil, 71 Adam Smith, 102 Afgani, 10, 100, 135, 143, 148, 235, 261 Ahlak Felsefesi, 161 Akdeniz, 12, 17, 159, 198, 205, 207, 254, 270, 271, 286 Akdeniz Dnyas, 254 Akl, 46, 57, 91, 123, 179, 219, 224 Alberta, 222, 223

Aligarh, 163 Almanya, 86, 233, 251 Amerika, 34, 128, 129, 158, 188, 226, 233 Anadolu, 43, 140, 142, 175, 208, 254, 255, 258 Anglo-Muhammedan College, 163 Annales Ekol, 267 Anne Noel, 139 Antonius, 262 Antropoloji, 280 Ar amca, 160 Arap Kltr, 107 Arapa, 12, 20, 24, 42, 48, 67, 68, 127, 128, 131, 137, 140, 143, 157, 158, 160, 162, 163, 165, 167, 174, 188, 189, 196, 231, 236, 237, 239, 244, 250, 287, 288 Araplar, 38, 54, 56, 68, 96, 97, 105, 109, 163, 175 Ari Irk, 95 Arnold, 163, 166, 173, 199, 265 Aryen,32 Asyal, 102, 154, 226 Augustinci Tarih Gr, 43 Avrupa, 9,17, 25, 26, 27, 31, 32, 34, 42, 49, 51, 58, 61, 63, 85, 92, 95, 96, 100, 107, 112, 113, 116, 124, 136, 141, 142,144, 145, 153, 154, 163, 164, 165, 166, 181, 187, 188, 190, 226, 232, 233, 236, 238, 240, 241, 243, 248, 250, 254, 260, 262, 265, 268, 269, 279, 283, 284 Avrupa Arivleri, 239 Avrupa Tarihi, 42 Avrupal, 9, 10, 20, 30, 31, 46, 63, 95, 97, 131, 141, 142, 143, 164, 172, 182, 233, 235, 237, 257, 259, 260, 272 Badat, 70, 140, 158, 254 Balkanlar, 43 Barkan, 248, 272, 273 Barthold, 233, 266 Bat Akdeniz, 26 Bat Avrupa, 25, 26, 233 Batl, 7, 9, 14, 31, 41, 45, 66, 78, 95, 97, 123, 154, 199, 209, 215, 226, 227, 228, 232, 260 Batl Ruh, 199
Avrupa ve Orta Dou

Becker, 83, 96, 97, 112, 233, 265 Bedenlenme, 21 Beni Hilal, 234 Berberi Korsanlar, 26 Bergson, 206, 216, 217 Bernard Lewis, 189, 244 Berque, 113, 114, 235, 243, 247, 271, 282 Beyrut Amerikan niversitesi, 3,247 Bidault, 17 Bilim, 28, 98, 106, 149, 194, 223, 224, 228, 232, 274, 280 Bilim ve Din Arasndaki atma, 224 Bireysel Vicdan, 22 Birinci Dnya Sava, 249 Birinci Konsl, 129 Bismarck, 17 Biyoloji, 78, 149 Bizans, 95, 266 Blunt, 7, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 156 Bowen, 174, 175, 176, 256, 270 Braudel, 267 Britanya, 3, 142, 152, 233 Buckingham Saray, 229 Budizm, 117 Burchardt, 100 Burke, 231, 270 Cabarti, 174, 232, 251, 258 Caetani, 95, 96

Cahen, 115, 116, 234, 244, 247, 255, 270, 275, 278, 285 Calviro-Turcismus, 27, 51 Cambridge, 10, 23, 41, 45, 111, 152, 156, 163, 192, 238, 239, 248, 254, 255, 257, 276, 285 Cambridge History of Iran, 254, 255 Cantvvell Smith, 35, 89 290 Cehalet, 45, 130 Cennet, 79 Churchill, 135, 146, 152 Clifford Geertz, 33 Cluny Manastr, 25 Collingwood, 180, 181 Comte, 10, 55, 56, 57, 93, 94, 99, 143 Condorcet, 55, 58, 127 Crabbet Park, 140 Cunningham, 260 armh, 121 armha Gerilme, 23, 72 d'Alverny, 23 d'Holbach, 127 Daniel, 10, 23, 28, 41, 47, 70, 128 Danielou, 10 Daru'l-slam, 144 Darwin, 138, 149, 155 Dawn, 259, 261 De Turcopapismo, 28 Deccal, 27, 45, 53 Delhili eyh Bahmetullah, 20 Demokrasi, 212, 216 Devlet, 84, 241 Diderot, 54, 127 Din, 9, 11, 14, 16, 18, 21, 23, 30, 31, 34, 44, 49, 51, 55, 59, 60, 65, 70, 72, 77, 78, 81, 82, 83, 86, 87, 89, 91, 93, 96, 103, 105, 107, 109, 111, 112, 114, 117, 123, 135, 149, 180, 181, 223,227,231,232,251,264, 266, 268, 269 Diplomatik Belgeler, 239 Diplomatik Seyahat, 137 Dou Aratrmalar Blm, 157, 162 Dou Asya, 102 Dou Dilleri, 129 Dou Dnyas, 91
Dizin

Dou Kilisesi, 24 Dou Krizi, 141 Dou Tarihi, 3 Doulu, 95, 97, 163 Dominiken, 46 Dnya Sava, 157, 158, 207, 249, 259 Dnyada slam, 41 Edinburg, 157, 160, 162, 179, 180

Edinburg niversitesi, 157 Elyazmalar, 239 Emeviler, 24, 48 Endonezya, 33 Engels, 102, 103 Eski Ahit, 13, 15, 19, 43, 81, 84 Evangelik Hazrlklar, 36 Evrensellik, 92 Farsa, 166, 231, 244, 248, 250, 251, 287, 288 Fas, 17, 33, 63, 241, 243, 259, 271, 275, 279, 286 Filistin, 103, 128, 131, 171, 222, 223, 278 Fizik, 122, 206 Franklin, 127 Fransa, 17, 63, 71, 94, 127, 128, 129, 141, 145, 157, 172, 233, 238 Fransz Akademisi, 130 Fransz Sosyologlar, 236 Fransisken, 46 Fuad Kprl, 236 Gardet, 19, 71 Gazali, 19, 77, 184 Geleneksel Tarih Yazm, 232 George Washington, 129 Gibb, 7, 11, 41, 87, 88, 114, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 179, 180, 181, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 190, 191, 193, 196, 255, 256, 261, 265, 266, 270, 285 Gibbon, 11, 57, 131, 207 Gobineau, 99 Goldziher, 15, 16, 19, 32, 85, 87, 90, 100, 181, 232, 238, 265, 266 Gombrich, 11 Graber, 231, 245 Grek Dnyas, 91 Grek Felsefesi, 50, 271 Greke, 24, 48, 65, 166, 213 Gney Arabistan, 107 Gymnasium, 85 Ha, 17 Hal Seferleri, 17, 45, 46, 167 Hadis, 15, 187, 238 Haim, 156, 261 Halifeler Dnemi, 42 Halifelik, 60, 144, 173, 175 Hamilton, 157, 161, 193, 245 Harik, 280 Harnack, 82 Hegel, 31, 79, 91, 92, 93 Helenizm, 108 Helvetius, 127 Heretizm, 24 Hess, 258 Hristiyan, 9, 10, 14, 17, 20, 21, 23, 24, 26, 27, 28, 34, 35, 36, 37, 38, 42, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 56, 59, 60, 61, 63, 64, 66, 70, 72, 74, 76, 77, 80, 81, 85, 87, 89, 95, 97, 107, 113, 117, 119, 120, 121, 125,178, 179,211,218,221,223,226, 227, 230, 247, 275 Hristiyan Dnyas, 42 Hristiyanlk, 17, 18, 28, 36, 38, 43, 45, 46, 48, 50, 52, 58, 59, 64,70,71,74,76,83,90,93, 291
Avrupa ve Orta Dou

95, 98, 101, 117, 118, 119, 120, 125, 220, 221, 223, 228 Hidiv smail, 143 Hilafet, 61 Hilal, 234 Hindistan, 42, 105, 146, 148, 152, 154, 268, 270, 279 Hinduizm, 117,220 Hodgson, 231, 285 Hollandal Tccarlar, 26 Hoea, 13 Hz. sa, 18, 19, 20, 22, 23, 24, 37, 50,72,80,82, 118, 120, 121,

122, 124 Hz. shak, 65, 67 Hz. smail, 38, 64, 65, 67, 69 Hz. Muhammed, 18, 19, 22, 24, 38, 55, 56, 58, 73, 118 Hz. Musa, 14, 18, 84 IndexArabicus, 248 Index Hebaicus, 248 Index Iranicus, 248 Index Islamicus, 248 Irak Antikite Departman, 245 bn Haldun, 170, 173 bn Reid Hanedan, 142 bn'ul Kalanasi, 164, 167 brahim (Hz.), 38, 65, 67, 68, 70, 73, 148, 183 branice, 160 tihat, 144 ki Hakikat, 223 lk Gereklik Kavray, 225 lkel, 142, 203, 219 nalck, 231, 257, 272, 285 ncil, 26, 46, 65, 72, 80, 82, 146 nsanlk, 90, 94, 121, 173, 197 ran, 99, 102, 109, 140, 186, 204, 240, 241, 244, 245, 254, 256, 259, 270, 285 skenderiye, 127, 145, 155, 157, 159
292

slam, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 17, 18, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 41, 42, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74, 76, 77, 79, 80, 82, 83, 84, 85, 87, 88, 89, 90, 91, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 100, 102, 103, 105, 107, 108, 109, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 123, 124, 125, 143, 144, 149, 158, 159, 160, 161, 163, 164, 165, 166, 169, 170, 173, 174, 176, 177, 178, 179, 180, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 190, 192, 194, 204, 220, 231, 232, 233, 234, 237, 238, 241, 244, 247, 249, 250, 252, 253, 254, 255, 261, 262, 263, 264, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 275, 277, 281, 282, 283, 284, 285, 287, 288 slam Aratrmalar, 15, 70, 119, 165, 238 slam Dnyas, 63, 171 slam Hukuku, 266 slam Medeniyeti, 11, 31, 92 slam Peygamberi, 37, 55, 65 slam Tarihileri, 32, 237 slam Tarihi, 108, 195, 232, 235, 266, 268, 269, 277, 283, 284 slam Tarihi Analizleri, 232 slam Tarihi retimi, 233 slam Toplumu, 11, 33, 114 slam ve Asya Ticareti, 253 spanya, 17, 25, 26, 129, 254 spanyol, 26, 170 srail, 68, 80, 82, 84, 233, 236 srailoullar, 44 stanbul, 10, 20, 41, 113, 140, 141, 148, 214, 231, 232, 237, 239, 246, 248, 249, 259, 275
Dizir

stanbul Ktphaneleri, 239 ttihad- slam, 261 Journet, 10, 36 Jung, 206, 215, 216 Kafkasya, 240 Kahire, 20, 22, 71, 127, 130, 131, 141, 143, 145, 158, 164, 188, 232, 235, 237, 239, 240, 241, 242, 244, 245, 258, 275, 278 Kahire Arap Dili Akademisi, 158 Kalvin, 27, 51 Kalvinist Gelenek, 35 Kamil Hseyin, 22 Kant, 34, 78, 79, 161, 179, 180 Kardinal Journet, 36 Kari Marx, 103 Karlatrmal Filoloji, 232 Katolik, 27, 36, 51, 57, 71, 73, 74, 93, 136, 139, 143, 146, 149, 181, 221 Keddie, 100, 156, 235, 261, 274 Kedouri, 235 Keffaret, 221 Kemalist Devrim, 236 Ketton'lu Robert, 25 Keynes, 11 Kiptiler, 96 Krm Sava, 102 Kilise, 19, 36, 44, 50, 66, 73, 88, 178, 179, 185, 222, 238 Kitabeler, 244 Kitab- Mukaddes, 14, 20, 37, 45, 53, 72, 79, 80, 86, 160, 212,213,221,232 Kitap Halk, 84 Kraemer, 35, 36, 74, 75, 76, 77 Kraliyet Uluslararas likiler

Kurumu, 174 Kuds, 17, 38, 121, 128, 132, 246, 248, 251 Kuds brani niversitesi, 251 Kuran, 15, 18, 20, 24, 25, 27, 35, 37, 44, 46, 48, 51, 53, 56, 59, 62, 68, 69, 70, 72, 97, 104, 118, 120, 183,187,246 Kurtulma, 96 Kutsal Kitap, 13, 35 Kutsal Ruh, 19, 36 Kutsal Topraklar, 17 Kuzey Afrika, 17, 33, 109, 171, 172, 233, 236, 240, 242, 243, 245, 249, 254, 267, 273, 285 Kuzey Amerika, 231, 232, 283 La Fontain, 130 Lambton, 276, 285 Lammens, 62, 63, 238 Landlord and Peasant in Persia, 276 Lapidus, 192, 231, 276, 279 Laroui, 236 Laskari ar, 245 Lepanto Sava, 94 Levi Della Vida, 97, 165, 171 Liberal Hristiyan, 85 Lord Cromer, 30 Luther, 27, 50 Lbnan, 63, 128, 131, 132, 133, 236, 243, 249, 258, 279, 280 Ltf el-Seyyid, 261 MacDonald, 181 Magi Kltr, 107 Mahalli Tarih, 236 Malezya, 42 Manastr, 239 Maniheist, 107 Mantran, 248, 259, 275 Marais, 245, 275 Margolioth, 168 Marshall, 11 Massignon, 10, 38, 42, 67, 68, 69, 70, 71, 74, 161, 168, 169, 176, 250, 251 Maxime Rodinson, 33 293
Avrupa ve Orta Dou

Medeniyet, 31, 60, 62, 90, 96, 106, 201, 202, 204, 205, 209, 212,214,215,219,221,231 Mehmet Ali, 141 Mekke, 144 Melkite Manastr, 128 Memlk Ynetimi, 133 Menar, 20 Meryem, 68, 71, 73 Mesih, 23, 27, 38, 49, 51, 52, 61, 65, 67, 68, 69, 70, 72, 74, 75, 76, 81, 82, 118, 119, 125, 221 Msr Seferi, 129 Msr toplumu, 131 Milliyetilik, 212, 226 Mills, 102, 110 Misyoner, 47 Mit, 81, 82, 86, 106 Mithat Paa, 142 Modern a, 282 Modern Dnemde Avrupa, 268 Modern Egypt, 30, 150, 252, 258, 277 Modern slam, 143 Modern slam Aratrmacl, 15 Modern Trends in Mam, 87, 88, 164, 177, 180, 187, 261 Modernleme, 113, 280 Mohammedanisn, 177, 183, 184, 285 Monoteizm, 14, 30, 86, 87, 99 Montefore, 13, 14, 16, 17, 18 Muallakat, 137 Muhammed Abduh, 10, 124, 143 Napoleon, 56, 58, 129, 133 Natralist Teoriler, 106 Nazizm, 225 Nefs, 106 Nfus Tarihi, 253

On Beinci Yzyl, 46 On Birinci Yzyl, 254 On Dokuzuncu Yzyl, 13, 16, 61, 63, 95, 110, 124, 140, 232 On kinci Yzyl, 186 On Sekizinci Yzyl, 53, 131, 240 On Yedinci Yzyl, 282 Onuncu Yzyl, 240 Origin ofSpecies, 138, 155 Orta Avrupa, 85 Orta a, 10, 18, 23, 26, 33, 41, 45, 47, 49, 50, 58, 63, 114, 158, 170,178,187,198,232, 238, 244, 246, 254, 268, 270, 271, 278, 281, 284 Orta a Avrupas, 48 Orta a Ticaret rgtlenmesi, 238 Orta Dou, 3, 7, 10, 11, 12, 28, 33, 158, 171, 172, 188, 190, 192,204,231,233,235,242, 243, 246, 248, 252, 259, 262, 263, 267, 269, 277, 282, 284 Ortodoks, 184, 186, 187 Oryantalizm, 53 Osmanl, 3, 10, 26, 49, 50, 94, 102, 109, 132, 141, 142, 144, 164, 174, 175, 176, 198, 204, 236, 237, 238, 240, 241, 246, 248, 250, 251, 256, 257, 259, 269, 270, 272, 285 Osmanl Arivleri, 240 Osmanl imparatorluu, 109, 144 Osmanl Ordular, 239 Osmanllar, 92, 175, 256 Outlines ofHistory, 197 Owen, 258, 272, 279 Paganistik, 86 Pan-slamizm, 135 Papaz, 139, 143 Paris, 10, 19, 28, 29, 32, 33, 37, 52, 54, 55, 56, 57, 66, 69, 71, 73, 81, 87, 93, 94, 98, 99, 100, 105, 114, 115, 127, 128, 129, 294
Dizin

137, 195, 236, 243, 244, 245, 247, 250, 251, 255, 261, 270, 272, 275, 279, 282, 285, 286 Paul, 16, 19, 82 Pers, 107, 173, 175, 186, 194 Peygamberlik, 19, 25, 37, 44, 55, 80, 84, 118, 119, 232 Philadelphia Amerikan Felsefe Dernei, 130 Plastik Sanatlar, 99
Platon, 206, 212

Politics and Change in a Traditional Society, 280 Portekiz, 26 Prideaux, 28, 52 Protestanlar, 26, 50 Puta Tapanlar, 26 Rainolds, 27, 51 Raymond Lull, 46 reform, 16, 85, 94, 141, 261 Reform a, 26 Reform Dnemi, 49 Renan, 10, 28, 29, 31, 32, 81, 86, 98, 99, 100 Restorasyon Dnemi, 130 Robertson Smith, 163, 281 Robin, 10 Roma, 24, 25, 26, 73, 91, 95, 107, 136, 207, 248, 266 Roma mparatorluu, 24 Roma Kilisesi, 25, 73 Rosetta, 130 Royal High School, 157, 160, 161 Ruh, 92, 106 Ruhbanlk Yasas, 84 Rusya, 226, 240, 241

Sami Dilleri, 157 Sami] er, 99 Sasani, 98, 266 Savary, 131 Schacht, 41, 182, 266 Scott, 160 Selahaddin Eyyubi, 186, 196 Seluklu Tarihi ve Medeniyeti Enstits, 253 Semitik Filoloji, 160 Sicilya, 17 Siyaset Bilimi, 280 Siyasi Bilin Dzeyi, 49 Siyasi Uygarlk, 99 Sofya, 240, 273 Sosyal Bilimciler, 281 Sosyal Bilimler, 264 Sosyoloji, 279 Souls, 151 Sourdel, 240, 245, 249, 254, 285 Southern, 10, 23, 41, 45, 47 Smrge, 66, 241, 260, 269 Smrge Siyaseti, 269 Spencer, 10, 149 Spengler, 106, 107, 108, 110 St. Augustine, 282 St. Thomas Aquinas, 26, 47 Study ofHistory, 11, 108, 174, 186, 197, 199, 213, 225 Sudan, 42, 135, 148, 242, 254 Suriye, 17, 24, 48, 62, 99, 128, 131, 132, 140, 172, 204, 232, 235, 240, 241, 242, 245, 246, 249, 254, 258 erif Mardin, 261 am, 116, 128, 131, 132, 140, 142, 158, 232, 235, 240, 247, 250, 254, 255, 265 ehir Magistralar, 160 Sekip Arslan, 242 eriat, 16, 65, 69, 173, 175, 184 ovenizm, 221, 222 Talmudik, 266 Talmut, 85 Tanr, 14, 15, 16, 18, 19, 20, 21, 24, 26, 31, 34, 35, 38, 42, 44, 47, 48, 54, 57, 59, 60, 64, 67, 69, 70, 72, 74, 75, 76, 77, 79, 295
Avrupa ve Orta Dou

81, 83, 85, 88, 89, 94, 104, 106, 117, 118, 119, 121, 179, 182, 183, 218, 220, 221, 223, 224, 227, 228, 229, 231 Tapnma, 14, 16, 58, 187, 228 Tarih Felsefecileri, 31 Tarihi, 23, 93, 116, 190, 198, 205, 229, 233, 238, 240, 242, 258, 262, 267, 279, 280, 281 Teizm, 18 Teslis, 18, 21 The Arab Avakening, 262 The Future of Mam, 143, 156 The Ottoman Enpire: the ClassicalAge 1300-1600, 257 Toplumsal Tarih, 267, 271, 274 Toynbee, 7, 11, 106, 108, 109, 110, 174, 186, 197, 198, 199, 200, 204, 205, 206, 207, 208, 210, 212, 213, 214, 215, 217, 218, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230 Tunus, 17, 142, 240, 246 Trk Kltrn Aratrma Enstits, 253 Trk Tarih Kurumu, 253 Trk Tarih Yazm, 236 Trke, 3, 113, 166, 231, 248, 249, 287 Trkiye, 141,142, 233, 236, 243, 246, 248, 253 Trkler, 27, 50, 61, 94, 130, 260 U. Heyd, 248,257 Udovitch, 238, 272 Ulema, 144, 176, 179, 184, 185, 274, 275 Ulus Devlet, 199 Ulusal ve Kurucu Meclis, 133 Urabi Paa, 145 Uzunarl, 256 Vahhabi, 142 Vakayinameler, 235 Vatikan Konsl, 36 Vergennes, 127 Volney, 7, 128, 129,130, 131, 207, 258 Voltaire, 28, 53, 54, 56 von Grunebaum, 114, 265 von Hammer, 266 von Kremer, 95 Waardenburg, 10, 38, 41, 67, 87, 97, 182, 232 Watt, 104, 115 Weber, 32, 110, 111, 112, 113, 267, 279 Welhausen, 15, 16, 84, 85, 112 Wells, 197 Yahudi, 14, 17, 18, 19, 23, 37, 81,82,85,89,97,107, 171, 242,278 Yahudiler, 26, 36, 103, 124, 275 Yahudilik, 14, 16, 36, 49, 67, 76,

90, 96, 97, 103, 117 Yakn Dou, 11, 12, 86, 95, 103, 108, 127, 132, 140, 141, 156, 160, 194, 199, 267, 270 Yakn Dou Gezileri, 140 Yakn Dou Halklar, 95 Yeni Ahit, 19,37,79,211 Yin ve Yang, 200, 206, 216 Yuhanna ncili, 19 Yce Varlk, 133 Zaehner, 10, 37, 38, 117, 118, 119 Zeine, 261
296

Albert Hourani _ Avrupa ve Ortadou