JIM MORRISON

TOPLU ESERLER

Diyelim ki sadece gerçekli in s n rlar n deniyordum. Neler olaca n merak ettim. Hepsi bu: Sadece merak. Let's just say I was testing the bounds of reality. I was curious to see what would happen. That's all it was: curiosity.

Jim Morrison, 1969

TANRILAR
THE LORDS

Görüntü Üzerine Notlar Notes On Vision

Nereye tapt

m za bir bak.

Hepimiz kentte ya yoruz.

Kent, hem fiziksel fakat ayn zamanda kaç n lmaz olarak ruhen de bir çember olu turur. Bir e lence, merkezinde seks olan bir ölüm çemberi. Kent varo lar n n d lar na do ru uzan. Kentin ucundaki yapay ya am, can s k nt s ve çocuk fuhu u bölgelerini ke fet. Oysa gün ndaki i çevrelerini saran bulan k çember içinde y n m z n tek gerçek kalabal varolur; tek gerçek sokak ya am , gece ya am , barlar, tefeci dükkânlar , striptiz salonlar ve kerhaneler, hiç ölmeyecek can çeki en meydanlardaki ve tüm gece boyunca film gösteren sinema salonlar ndaki.

Oyun öldü ünde E lenceye dönü ür. Seks öldü ünde Doruk Noktas na dönü ür.

5

Look where we worship.

We all live in the city.

The city forms - often physically, but inevitably psychically - a circle. A Game. A ring of death with sex at its center. Drive toward outskirts of city suburbs. At the edge discover zones of sophisticated vice and boredom, child prostitution. But in the grimy ring immediately surrounding the daylight business district exists the only real crowd life of our mound, the only street life, night life. Diseased specimens in dollar hotels, low boarding houses, bars, pawn shops, burlesques and brothels, in dying arcades which never die, in streets and streets of all-night cinemas.

When play dies it becomes the Game. When sex dies it becomes Climax.

6

Bütün e lenceler ölüm dü üncesini içerir.

Hamamlar, barlar, kapal havuz. Liderimiz göbek ta n n üzerine uzanm yüzükoyun. Solu unda ve uzun saçlar nda klorin. Sakat olmas na ra men k vrak, orta a rl kta bir sava ç n n bedeni. Yan nda güvenilir gazeteci, s rda . Güçlü bir ya am hissiyle alg lad yan ndakileri. Bas n organlar n n ço unda merakl Amerikan kibiri için sergilenen akbabalar. Tabutun içinde kurtçuklarla röportaj yapan kameralar.

Ta lar ters çevirmek ve altlar ndaki garip kurtçuklar te hir etmek büyük bir cinayet gerektirir. Huzursuz delilerimizin ya amlar aç a vurulur.

7

All games contain the idea of death. Baths, bars, the indoor pool. Our injured leader prone on the sweating tile. Chlorine on his breath and in his long hair. Lithe, although crippled, body of a middle-weight contender. Near him the trusted journalist, confidant. He liked men near him with a large sense of life. But most of the press were vultures descending on the scene for curious America aplomb. Cameras inside the coffin interviewing worms.

It take large murder to turn rocks in the shade and expose strange worms beneath. The lives of our discontented madmen are revealed.

8

Kamera, her eyi gören tanr olarak, bilgelik aray m z tatmin eder. Bu yükseklik ve bu aç dan ba kalar n gözetlemek: Yayalar gelip geçerler nadir deniz böcekleri gibi lenslerimizin önünden! Yoga güçleri. Kendini görünmez ya da ufac k k lmak için. Devle mek ve en uzak eylere eri mek için. Do an n i leyi ini de i tirmek için. Kendini bo luk ya da zaman içinde herhangi bir yere yerle tirmek için. Ölüyü davet etmek için. Duygular güçlendirmek, di er dünyalardaki, insan n derinliklerdeki zihnindeki, ba ka insanlar n zihnindeki olaylar n ula lmaz imgelerini yakalayabilmek için. Pusuda yatan adam n tüfe i gözünün uzant s d r. A a lay c bir sezgiyle öldürür. Suikastçi (?), bilinçd , içgüdülerin hükmetti i bir böcek rahatl nda, t pk bir pervane gibi, güvenli bir bölgeye, kaynayan sokaklardan uzak bir s na a do ru çekime kap ld . H zla, sineman n l k, karanl k, sessiz ili i taraf ndan yutuldu.

9

Camera, as all-seeing god, satisfies our longing for omnisciece. To spy on others from this height and angle: pedestrians pass in and out of our lens like rare aquatic insects. Yoga powers. To make oneself invisible or small To become gigantic and reach to the farthest things. To change the course of nature. To place oneself anywhere in space or time. To summon the dead. To exalt senses and perceive inaccessible images, of events on other worlds, in one's deepest inner mind, or in the minds of others.

The sniper's rifle is an extension of his eye. He kills with injurious vision. The assassin (?), in flight, gravitated with unconscious, instinctual insect ease, mothlike, toward a zone of safety, haven from the swarming streets. Quickly, he was devoured in the warm, dark, silent maw of the physical theater.

10

Modern Cehennem çemberleri: Oswald(1) (?) Ba kan öldürür. Oswald taksiye biner. Oswald pansiyonun önünde durur. Oswald taksiden iner. Oswald, Memur Tippit(1)¶i öldürür. Oswald ceketi parçalar. Oswald yakalan r.

Bir sinema salonuna sakland .

Rahimde hepimiz kör ma ara bal klar y z.

Her ey belirsiz ve a rt c . Deri i er ve bedenin organlar aras nda hiçbir fark kalmaz. Tekdüze sesler ç karan korkunun her eye burnunu sokan sesi. Bu, yutulman n korkusu ve çekicili idir.

Rüyan n derinliklerinde, uykuyu geçir bedenine bir eldiven gibi t pk . Yer ve zaman d ndas n art k. Özgürsün art k, ak p giden yaz n içinde çözülüp da lmak için.

11

Modern circles of Hell: Oswald (?) kills President. Oswald enters taxi. Oswald stops at rooming house. Oswald leaves taxi. Oswald kills Officer Tippitt. Oswald sheds jacket. Oswald is captured.

He escaped into a movie house.

In the womb we are blind cave fish.

Everything is vague and dizzy. The skin swells and there is no more distinction between parts of the body. An encroaching sound of threatening, mocking, monotonous voices. This is fear and attraction of being swallowed. Inside the dream, button sleep around your body like a glove. Free now of space and time. Free to dissolve in the streaming summer.

12

Uyku her gece içine dal nan okyanus derinlikleridir. Sabah uyan rs n, üstünden sular damlayarak, nefes nefese ve gözlerin yanarak.

O çirkin kabu u içinde Baya bakar göz. Aç k havaya ç k Tüm Parlakl nla.

Önemli de il. Gözlerimi yak yor D ar daki hava. Çekip ç karaca m onlar Ve defedece im yanmay .

13

Sleep is an under-ocean dipped into each night. At morning, awake dripping, gasping, eyes stinging.

The eye looks vulgar Inside its ugly shell. Come out in the open In all of your Brilliance. Nothing. The air outside burns my eyes. I'll pull them out and get rid of the burning.

14

K r lgan beyazl k, Kent gündüzü salg n bölgelerinin i galcisi tüketildi (Santa Ana(2)¶n n çöl rüzgârlar )

I k tayf n parçala ve hendeklerde s çrat etraf na suyun ve ya murun aray n ; aktörün, â n ³ slakl n n´.

15

Crisp hot whiteness City Noon Occupants of plague zone are consumed. (Santa Ana's are winds off deserts.)

Rip up grating and splash in gutters. The search for water, moisture, ³wetness´ of the actor, lover.

16

³Oyuncular´ ± çocuk, aktör ve kumarbaz. ans kavram terk etmi tir çocukluk ve ilkellik dünyas n . Kumarbaz, yabanc bir gücün hizmetinde de oldu unu duyumsar ayn zamanda. ans, dinin kurtulu udur modern kentte; t pk tiyatro ve hepsinin üstündeki sinema, egemenlik dini gibi.

Hangi fedakârl kla, ne pahas na do abilir bir kent?

Ecinni ³dansç lar´ yok art k. nsano lunun, aktör ve izleyici olarak ikiye parçalanm l çekirdek gerçe idir zaman m z n. Bizim için ya ayan ve bizim cezaland rd m z kahramanlarla dopdolu kafam z n içi. Tüm radyo ve televizyonlar n güç kaynaklar kesilse, bütün gösteri yerleri ve sinemalar kapansa; tüm bu vekâleten varl k sanatlar «

Duyunun aray nda ³verilenle´ yetiniyoruz. Da n eteklerinde dans eden ç lg n bedenlerden, karanl n içinde bakan bir çift göze dönü türülüyoruz.

17

³Players´ the child, the actor, and the gambler. The idea of chance is absent from the world of the child and primitive. The gambler also feels in service of an alien power. Chance is a survival of religion in the modern city, as is theater, more often cinema, the religion of possession.

What sacrifice, at what price can the city be born?

There are no longer ³dancers´, the possessed. The cleavage of men into actor and spectators is the central fact of our time. We are obsessed with heroes who live for us and whom we punish. If all the radios and televisions were deprived of their sources of power, all books and paintings burned tomorrow, all shows and cinemas closed, all the arts of vicarious existence...

We are content with the ³given´ in sensation's quest. We have been metamorphosised from a mad body dancing on hillsides to a pair of eyes staring in the dark.

18

Tek bir mahkûm bile cinsel dengesini tekrar kazanamad . Çöküntü, iktidars zl k, uykusuzluk« Dilde, okumada, oyunlarda, müzik ve jimnastikte erotik da l mlar.

Mahkûmlar, a r bo zaman doygunluklar n kan tlayan kendilerine ait bir tiyatro kurdular. Kad n rolleri oynamaya zorlanan genç bir denizci k sa zamanda ³kasaban n´ güzeli oldu, çünkü çoktan kendilerini kasaba diye adland rm , bir belediye reisi, erif ve belediye encümenleri seçmi lerdi.

Eskiden Rusya¶da Çar, her y l ±kendi ya da dan manlar ndan birinin ruhunun basiretinden olsa gerek- her hapishanedeki mahkûmlardan birine bir haftal k özgürlük bah ederdi. Seçim mahkûmlara b rak lm t ve çe itli yöntemler uygulan yordu bu a amada. Kimi zaman seçimle, kimi zaman kura, fakat ço unlukla kaba kuvvetle. Çok aç kt ki seçilen ki i, sihir bilen, mert, deneyimli, olas l kla güzel konu an, becerikli biri olmal yd ; k saca bir kahraman. Özgürlük an ndaki imkâns z durum, imkâns z seçim, vurgu yerlerinde dünyam z belirleyen.

19

Not one of the prisoners regained sexual balance. Depressions, impotency, sleeplessness... erotic dispersion in languages, reading, games, music, and gymnastics.

The prisoners built their own theater which testified to an incredible surfeit of leisure. A young sailor, forced into female roles, soon became the ³town´ darling, for by this time they called themselves a town, and elected a mayor, police, aldermen.

In old Russia, the Czar, each year, grantedout of the shrewdness of his own soul or one of his advisors' - a week's freedom for one convict in each of his prisons. The choice was left to the prisoners themselves and it was determined in several ways. Sometimes by vote, sometimes by lot, often by force. It was apparent that the chosen must be a man of magic, virility, experience, perhaps narrative skill, a man of possibility, in short, a hero. Impossible situation at the moment of freedom, impossible selection, defining our world in its percussions.

20

Bir k r manzaras üzerinde dola r kamera, akl yok edip imgeyi a k na çevirerek. Gri bir film eriyerek gözlerden yanaklara do ru süzülür. Elveda! Modern ya am trenle bir yolculuktur. Yolcular pis kokulu koltuklar nda alabildi ine dönü üme u rar ya da vagondan vagona sallanarak dolan rlar; bitmeyen bir dönü ümün esiri olarak. Parçalanm arka yüzünün, hareketli bir vitrinler, tabelalar, sokaklar, binalar görüntüsü sundu u kentleri yard m zda, kaç n lmaz geli me ba lang ca do rudur (istasyonlar n hepsi bir örnektir). Kimi zaman ba ka araçlar, kapal dünyalar, vakumlar öne geçmek ya da kesinkes geride kalmak üzere yan ba lar nda seyahat ederler. Çat lar , duvarlar y k, bütün odalar ayn anda gör. Havada tuza a dü ürdük tanr lar , o her eyi bilen bak lar yla; fakat sahip olamad k onlar n dü ünce ve kent olma güçlerine. 30 Haziran. Çat kat nda. Birden uyand . Ayn anda ba n n üstünden hava üssünden bir jet süzüldü. Sahilde çocuklar h zla geçen gölgesine atlamay deniyor uça n.

21

A room moves over a landscape, uprooting the mind, astonishing vision. A gray film melts off the eyes, and runs down the cheeks. Farewell. Modern life is a journey by car. The Passengers change terribly in their reeking seats, or roam from car to car, subject to unceasing transformation. Inevitable progress is made toward the beginning (there is no difference in terminals), as we slice through cities, whose ripped backsides present a moving picture of windows, signs, streets, buildings. Sometimes other vessels, closed worlds, vacuums, travel along beside to move ahead or fall utterly behind. Destroy roofs, walls, see in all the rooms at once. From the air we trapped gods, with the gods¶ omniscient gaze, but without their power to be inside minds and cities as they fly above. June 30th. On the sun roof. He woke up suddenly. At that instant a jet from the air base crawled in silence overhead. On the beach, children try to leap into its swift shadow.

22

Yanl l kla bir odaya giren ve cam bulamayan bir ku ya da bir böcek. Çünkü ne oldu unu bilmezler ³cam n´. E ekar lar , pencereye ü ü mü , Mükemmel dansç lar, arkada lar ndan ayr dü mü , hevesli de iller odam za girmeye. Çürüyen a larla dolu oda a k n sözcüklerini oku ye il lambas i mi bedenin. nsano lu binalar yapt nda, hapsetti kendini odac klara, ilk a açlar ve ma aralar. (Camlar iki yönlü çal r, Aynalarsa tek yönlü.) Aynalar n içinden yürüyüp gidemezsin ya da cam n içinden süzülemezsin.

Bir orospunun tükürü üyle iyile tir körlü ü.

23

The bird or insect that stumbles into a room and cannot find the window. Because they know no ³windows.´ Wasps, poised in the window, Excellent dancers, detached, are not inclined into out chamber. Room of withering mesh read love¶s vocabulary in the green lamp of tumescent flesh. When men conceived buildings, and closed themselves in chambers, first trees and caves. (Windows work two ways, mirrors one way.) You never walk through mirrors or swim through windows.

Cure blindness with a whore¶s spittle.

24

Roma¶da fahi eler, gizli kalm ehvetlerinin hassas güç dengesini tehlikeye sokan erkeklerin düzensiz co kular n n sonucu üpheli sa l için, cadde kenarlar nda te hir edilirlerdi. Kimi zaman da asil han mlar n maskeli ve ç plak bir halde s rf ki isel heyecanlan mlar için kendilerini bu yoksun gözlere sunduklar bilinir.

Az veya çok hepimiz röntgencinin psikolojisiyle uyu turulmu durumday z. T bbi ya da ahlaki anlamda de il, ya am kar s ndaki tüm fiziksel ve duygusal duru umuzla. Ne zaman ki bu edilgenlik büyüsünü bozmaya çal r z, davran lar m z ac mas z, kontrol d ve ço unlukla da tiksindirici, yürümeyi unutmu bir yatalak gibidir.

Dikizci, röntgenci karanl k bir komedyendir. Bilinmeyen kimli iyle, gizli istilas yla iticidir. Ac nas bir yaln zl k içindedir. Fakat garip bir biçimde, ayn sessizlik ve esrar sayesinde görü alan içindeki herhangi birinin ortakl n kazanabilir. Bu onun korkusu ve gücüdür.

25

In Rome, prostitutes were exhibited on roofs above the public highways for the dubious hygiene of loose tides of men whose potential lust endangered the fragile order of power. It is even reported that patrician ladies, masked and naked, sometimes offered themselves up to these deprived eyes for private excitements of their own. More or less, we're all afflicted with the psychology of the voyeur. Not in a strictly clinical or criminal sense, but in our whole physical and emotional stance before the world. Whenever we seek to break this spell of passivity, our actions are cruel and awkward and generally obscene, like an invalid who has forgotten how to walk.

The voyeur, the peeper, the Peeping Tom, is a dark comedian. He is repulsive in his dark anonymity, in his secret invasion. He is pitifully alone. But, strangely, he is able through this same silence and concealment to make unknowing partner of anyone within his eye's range. This is his threat and power.

26

S rça evler yok. Gölgeler çekilir ve ³gerçek´ ya am ba lar. Baz eylemler imkâns zd r, gözler önünde. te bu gizli olaylar röntgencinin oyunudur. Onbinlerce gözüyle bulup ç kar r onlar -t pk çocu un her eyi gören Tanr kavram gibi. "Her eyi mi?" diye sorar çocuk. "Evet, her- eyi." diye yan tlarlar ve çocuk tek ba na b rak l r; bu davetsiz ilahi misafirle ba edebilmek için.

Röntgenci mastürbasyoncudur; ayna madalyas , cam ise av .

Sindirip içselle tirerek ³D ar s ´ ile yüz yüze gel. Ben d ar gelmeyece im, sen içeri gelmelisin. Gözetlemeye yatt m rahim bahçeme. Gerçekle sava mak için kafam n içinde bir evren yaratabilece im o yere.

³Gözlerin her zaman siyah´ dedi kad n. Gözbebe i.

27

There are no glass houses. The shades are drawn and ³real´ life begins. Some activities are impossible in the open. And these secret events are the voyeur's game. He seeks them out with his myriad army of eyes - like the child's notion of a Deity who sees all. "Everything?" asks the child. "Yes, everything," they answer, and the child is left to cope with this divine intrusion. The voyeur is masturbator, the mirror his badge, the window his prey.

Urge to come to terms with the "Outside," by absorbing, interiorizing it. I won't come out, you must come in to me. Into my womb-garden where I peer out. Where I can construct a universe within the skull, to rival the real. She said, "Your eyes are always black." The pupil opens to seize the object of vision.

28

mge yoksunluktan do ar. Uygun alanlar n yoksunlu undan. Gö üs ortadan kald r l r ve surat o so uk, merakl , güçlü ve gizemli varl n yayar etrafa.

Uzaktan zevk alabilirsin ya amdan. Her eye bakabilir fakat tatmayabilirsin. Sadece gözlerinle ok ayabilirsin anneni istersen.

Dokunamazs n bu hayaletlere.

29

Imagery is born of loss. Loss of the friendly expanses. The breast is removed and the face imposes its cold, curious, forceful, and inscrutable presence. You may enjoy life from afar. You may look at things but not taste them. You may caress the mother only with the eyes.

You can not touch these phantoms.

30

Frans z Destesi. Tek ba na kâ t oynamak. Kendine bir el da t r. Geçmi in resimlerini tükenmeyen permutasyonlarla açar, kar t r r ve ba lar. Tekrar ay klar görüntüleri. Ve sonra bir kere daha. Gerçe in ve ölümün tohumlar n gösterir bu oyun.

Ya am, görünü te sonsuz, yine de olas l kla fani, sonu olan bir kart oyununa dönü ür. Görüntü kombinasyonlar , permutasyonlar, ya am oyununu kapsar.

Risksiz derinliklerinde k s r, zarif bir kendinden geçi . Görüntü oldukça tehlike yoktur.

Muybridge hayvan konular n , Philadelphia Zooloji Bahçesi'nden, üniversite erkek icrac lar ndan türetti. Kad nlar, profesyonel ressam modelleri, ayr ca aktris ve dansç lar, 48 kameran n önünden ç plak yürüyüp geçen.

31

French Deck. Solitary stroker of cards. He dealt himself a hand. Turn stills of the past in unending permutations, shuffle and begin. Sort the images again. And sort them again. This game reveals germs of truth, and death.

The world becomes an apparently infinite, yet possibly finite, card game. Image combinations, permutations, comprise the world game.

A mild possession, devoid of risk, at bottom sterile. With an image there is no attendant danger. Muybridge derived his animal subjects from the Philadelphia Zoological Garden, male performers from the University. The women were professional artists' models, also actresses and dancers, parading nude before the 48 cameras.

32

Filmler, yapay olarak döllenmi ölü foto raflar bütünüdür. Film seyircileri sessiz vampirlerdir.

Sinema, sanatlar n en totaliter olan d r. Bütün enerji ve heyecan kafatas n n içine emilir, bir tür zihinsel ereksiyon; kanla i er kafatas . Caligula(3) tüm tebaas için tek bir boyun arzulard , tek bir vuru ta tüm imparatorlu un ba n uçurabilmek için. Sinema bu dönü türücü araçt r i te. Beden, gözler u runa varolur sadece; bu iki yumu ak, açgözlü cevheri ayakta tutan kuru bir sapa dönü ür.

Film, bir çe it sahte ölümsüzlük bah eder.

33

Films are collections of dead pictures which are given artificial insemination. Film spectators are quiet vampires.

Cinema is most totalitarian of the arts. All energy and sensation is sucked up into the skull, a cerebral erection, skull bloated with blood. Caligula wished a single neck for all his subjects that he could behead a kingdom with one blow. Cinema is this transforming agent. The body exists for the sake of the eyes; it becomes a dry stalk to support these two insatiable jewels. Film confers a kind of spurious eternity.

34

Her film ba ka filmlere dayan r ve sizi ba ka filmlere sürükler. Sinema bir yenilik, bilimsel bir oyuncakt , ta ki, zaman aral klar ndan ba ka bir dünya; istek üzerine içine girilecek güçlü, sonsuz bir mitoloji yaratabilecek ko ullar olu uncaya kadar.

Filmlerde, o ola an, boyun e mez görüntülerinin besledi i bir zamans zl k yan lsamas vard .

Sineman n çekicili i ölüm korkusunda yatar.

çinde en büyük filmleri bar nd ran modern Do u¶dur. Sinema eski bir gelene in yeni biçimidir ± gölge oyunu. Do u¶nun tiyatrolar bile bu gelene in taklididir. Hindistan¶da ya da Çin¶de do an gölge oyunu kremasyon(4) a rl kl törenlerle ba lant l olan dini ayinlerle kol kola yürürdü.

35

Each film depends upon all the others and drives you on to others. Cinema was a novelty, a scientific toy, until a sufficient body of works had been amassed, enough to create an intermittent other world, a powerful, infinite mythology to be dipped into at will.

Films have an illusion of timelessness fostered by their regular, indomitable appearance. The appeal of cinema lies in the fear of death. The modern East creates the greatest body of films. Cinema is a new form of an ancient tradition - the shadow play. Even their theater is an imitation of it. Born in India or China, the shadow show was aligned with religious ritual, linked with celebrations which centered around cremation of the dead.

36

Baz lar n n yapt gibi sineman n kad nlara ait oldu unu dü ünmek yanl t r. Sinema, erkeklerin avuncu için, erkekler taraf ndan yarat lm t r.

Gölge oyunlar asl nda erkek izleyicilerle s n rland r lm t . Erkekler bu hayal gösterilerini perdenin her iki taraf ndan izleyebiliyorlard . Sonralar kad nlar kabul edilmeye ba land nda, sadece gölgeleri izlemelerine izin verildi.

37

It is wrong to assume, as some have done, that cinema belongs to women. Cinema is created by men for the consolation of men.

The shadow plays originally were restricted to male audiences. Men could view these dream shows from either side of the screen. When women later began to be admitted, they were allowed to attend only to shadows.

38

Küçük yüzlerdir erkek cinsel organlar h rs z teslisleri olu turan ve salar Babalar, o ullar ve hayaletler. Duvarda bir burun as l ve iki yar m göz, hüzünlü gözler, dilsiz ve elsiz, ço alt p duran bitmez tükenmez zaferleri. Bu kans z ve gizli zaferler, odalarda kazan l p hapishanelerde mühürlenen, yüceltiyor duvarlar m z ve kavuruyor imgelemimizi Bo bölgelerin deh eti ise özel yerlerde ço alt yor bu mührü. Kynaston(5)¶ n Gelini görünmeyebilir ortal kta fakat bedeninin pis kokusu yan ba m zda her zaman Sarho bir kalabal k aletlere çarpt ve Mayhew¶in ovmeni, Islington Green¶deki gösterisi s ras nda, yard mc s yla birlikte içerde kal p yand .

39

Male genitals are small faces forming trinities of thieves and Christs Fathers, sons, and ghosts. A nose hangs over a wall and two half eyes, sad eyes, mute and handless, multiply an endless round of victories. These dry and secret triumphs, fought in stalls and stamped prisons, glorify our walls and scorch our vision. A horror of empty spaces propagates this seal on private places. Kynaston's Bride may not appear but the odor of her flesh is never very far. A drunken crowd knocked over the apparatus, and Mayhew's showman, exhibiting at Islington Green, burned up, with his mate, inside.

40

1832¶de Gropius, Pleoramas ¶yla büyülüyordu tüm Paris¶i. zleyici, sava taki bir geminin güvertesindeki mürettebata dönü türülmü tü. Yang n, ç l klar, denizciler, sulara gömülmü .

Robert Baker, Edinburgh'lu bir ressam, borçlar yüzünden hapisteyken, hücresinin parmakl klar aras ndan s z p okudu u mektubun üstüne dü en n etkisine vurulmu ve bu izleniminden yola ç karak ilk Panorama¶y ; kentin içbükey effaf görüntüsünü icat etmi tir.

Bu ke if k sa süre sonra, kameray kayd rmak suretiyle daha öncekilere bir de hareket yan lsamas ekleyen Diorama taraf ndan alt edildi. Ayr ca sesler ve yeni k efektleri. Daguerre'in Londra Dioramas hala Regents Park'ta durmakta. O zaman n gösterileri, lambalar ve gaz alevleriyle sa lanan yapay a dayand ndan ve ço u zaman bu gösteriler yang n tehlikesiyle sona erdi inden nadir bir kal nt d r bu Diorama.

41

In 1832, Gropius was astounding Paris with his Pleorama. The audience was transformed into the crew aboard a ship engaged in battle. Fire, screaming, sailor, drowning. Robert Baker, an Edinburgh artist, while in jail for debt, was struck by the effect of light shining through the bars of his cell though a letter he was reading, and out of this perception he invented the first Panorama, a concave, transparent picture view of the city.

This invention was soon replaced by the Diorama, which added the illusion of movement by shifting the room. Also sounds and novel lighting effects. Daguerre's London Diorama still stands in Regent's Park, a rare survival, since these shows depended always on effects of artificial light, produced by lamps or gas jets, and nearly always ended in fire.

42

Phantasmagoria, slayt gösterileri, nesnesiz izlenceler. Ses, güzel kokular, kland rma ve su yoluyla duyusal tatlar yarat rlar. Bir gün gelebilir ve ya mur hissini hat rlayabilmek için Hava Durumu Tiyatrosu'na gitmemiz gerekebilir. Sinema iki ayr koldan geli ti: Birincisi görsel. Phantasmagoria(6) gibi, amac tamamen taklit, duyusal bir dünya yaratmak. Di eri ise röntgencilik. Tebaas na hem erotik hem de kurcalanmam gerçek ya am görüntüsü vaad eden ve renge, sese, ihti ama hiç gerek duymadan anahtar deli ini veya röntgencinin cam n taklit eden. Sinema gerçek h s mlar n resim, edebiyat ya da tiyatroda de il popüler e lencelerde - çizgi romanlarda, satrançta, Frans z ve Tarot destelerinde, dergi ve dövmelerde bulur.

43

Phantasmagoria, magic lantern shows, spectacles without substance. They achieved complete sensory experiences through noise, incense, lightning, water. There may be a time when we'll attend Weather Theaters to recall the sensation of rain. Cinema has evolved in two paths. One is spectacle. Like the Phantasmagoria, its goal is the creation of a total substitute sensory world. The other is peep show, which claims for its realm both the erotic and untampered observance of real life, and imitates the keyhole or voyeur's window without need of color, noise, grandeur.

Cinema discovers its fondest affinities, not with painting, literature, or theater, but with the popular diversions - comics, chess, French and Tarot decks, magazines, and tattooing.

44

Sinema, resimden, edebiyattan, heykelden ve tiyatrodan de il, eski popüler sihirbazl ktan türer. Evrilen gölgeler tarihinin ça da bir manifestosu, k m ldayan resimlere duyulan zevk, büyüye olan inançt r o. Soyu ta ba ndan beri rahipler ve büyücülükle, bir tür ruh ça rmayla iç içe geçmi tir. Ba larda, ayna ve ate in ufak bir yard m yla insanlar, gömülü zihinlerin bölgelerinden gelen karanl k ve gizemli ziyaretlere davetiyeler ç kard lar. Bu seanslarda gölgeler eytan defeden hayaletlerdi. Seyirci ölmek üzere olan bir hayvand r.

Yalvar, iyile tir, uzakla t r Ölüyü. Geceleyin.

Vantrologluk, jestler, nesnelerle oynamayla ve bo luktaki bedenin tüm narin çe itlemeleriyle aman, yolculu u payla an izleyiciye kendi "trip"ini aktard .

45

Cinema derives not from painting, literature, sculpture, theater, but from ancient popular wizardry. It is the contemporary manifestation of an evolving history of shadows, a delight in pictures that move, a belief in magic. Its lineage is entwined from the earliest beginning with Priests and sorcery, a summoning of phantoms. With, at first, only slight aid of the mirror and fire, men called up dark and secret visits from regions in the buried mind. In these seances, shades are spirits which ward off evil. The spectator is a dying animal. Invoke, palliate, drive away the Dead. Nightly. Through ventriloquism, gestures, play with objects, and all rare variations of the body in space, the shaman signaled his "trip" to an audience which shared the journey.

46

Seansta amand r yöneten. Uyu turucular, ark lar, danslar yoluyla isteyerek ayakland r lm duyumsal panik transa iter aman . De i mi bir ses, kat lm hareketler, psikoz e ilimleri nedeniyle seçilir ve sayg görürlerdi bir zamanlar. nsan ve ruhlar dünyas aras nda arac l k ederlerdi. Zihinsel yolculuklar kabilenin dinsel ya ant s n n b çak s rt n olu tururdu.

47

In the seance, the shaman led. A sensuous panic, deliberately evoked through drugs, chants, dancing, hurls the shaman into trance. Changed voice, convulsive movement. He acts like a madman. These professional hysterics, chosen precisely for their psychotic leaning, were once esteemed. They mediated between man and spirit-world. Their mental travels formed the crux of the religious life of the tribe.

48

Seans n amac : hastal iyile tirmek. Belli bir ruhsal durum, tarihsel olaylar ya da berbat bir toprakta ölümle y prat lm bir insana hükmedebilir. Mah erden, ölümden ve korkudan kurtulu ararlar. Ç lg nl ara; tanr lar n ve di er güçlerin ziyaretini, iblis hükümdarlar ndan ya am kayna n tekrar kazanmay ara. Vecd halinden kopar l p al n r ifa. Hastal iyile tir veya bir daha gelmesini önle, hastay canland r ve yeniden kazan senden çal nm olan ; ruhunu.

Sanat n var olabilmek için seyirciye ihtiyac oldu unu sanmak yanl t r. Film gözler olmadan da oynar. Seyirci ise onsuz var olamaz. Film onun varl n garantiler.

Havaland rma tesisat yoluyla bir oda dolusu insana eter verili i olay nda kimyasal madde aktöre dönü ür. Buna arac olan ki i ya da do rudan eteri pompalayan alet, kendisine ahit olaca bir oyun yaratan sanatç ovmendir. nsanlar kendilerini izleyici yerine koyar oysa birileri için oynamaktad rlar ve gaz, insan bedeni arac l yla kendi iirlerini canland r r. Bu, e lence onun sonsuz permutasyonlar n n hükümdarl nda kalan orji(7) psikolojisine çok yak nd r.

49

Principle of seance: to cure illness. A mood might overtake a people burdened by historical events or dying in a bad landscape. They seek deliverance from doom, death, dread. Seek possession, the visit of gods and powers, a rewinning of the life source from demon possessors. The cure is culled from ecstasy. Cure illness or prevent its visit, revive the sick, and regain stolen, soul. It is wrong to assume that art needs the spectator in order to be. The film runs on without any eyes. The spectator cannot exist without it. It insures his existence. The happening/the event in which ether is introduced into a roomful of people through air vents makes the chemical an actor. Its agent, or injector, is an artist-showman who creates a performance to witness himself. The people consider themselves audience, while they perform for each other, and the gas acts out poems of its own through the medium of the human body. This approaches the psychology of the orgy while remaining in the realm of the Game and its infinite permutations.

50

Olay n amac can s k nt s n gidermek, gözleri y kamak ve ya am rma yla çocuksu ba lant lar kurmak. En geni ve en basit amac ise alg n n temizlenmesidir. Bu olay bütün duyular , tüm organizmay kapsamay dener ve duygular n daha dar k vr mlar na odaklanm geleneksel sanatlar kar s nda kesin bir tepki almaya çal r.

Multimedyalar istisnas z ac kl komedilerdir. Renkli bir grup terapisi, aktörlerin ve seyircilerin kederli çiftle meleri, kar l kl bir yar m mastürbasyon gibi i ler. crac lar, seyirciye ihtiyaçlar varm gibi görünürler ± seyirciler ayn zarif, geçici tatlar uçuk bir ovda, lunaparkta ya da daha ho bütünlüklü zevkleri bir Meksika e lence evinde tadabilir.

51

The aim of the happening is to cure boredom, wash the eyes, make childlike reconnections with the stream of life. Its lowest, widest aim is for purgation of perception. The happening attempts to engage all the senses, the total organism, and achieve total response in the face of traditional arts which focus on narrower inlets of sensation.

Multimedias are invariably sad comedies. They work as a kind of colorful group therapy, a woeful mating of actors and viewers, a mutual semimasturbation. The performers seem to need their audience and the spectators - the spectators would find these same mild titillations in a freak show or Fun Fair and fancier, more complete amusements in a Mexican cathouse.

52

Ç raklar, nemli yapraklar üzerine uzan p saçtan ve deriden yuvalar dokuyan ipekböceklerini izleriz.

te bu modelidir kemi i da t p ili i eriten camlar kadar geni gözenekler açan hareketsiz s v dünyam z n.

"Yabanc " en büyük tehdit olarak alg lan rd eski topluluklarda.

Dönü üm: Bir nesne, ad ndan, al kanl klar ndan ve çevresinden kopar l yor. Sadece ve sadece kendisi oluyor. Bu parçalama, saf varl elde edinceye kadar sürdürüldü ünde art k özgürdür nesne, sonsuza kadar bir ey olmak için.

Özne der ki, ³önce bir sürü ey görüyorum dans eden« sonra her ey birle iyor.´

53

Novices, we watch the moves of silkworms who excite their bodies in moist leaves and weave wet nests of hair and skin.

This is a model of our liquid resting world dissolving bone and melting marrow opening pores as wide as windows.

The "stranger" was sensed as greatest menace in ancient communities.

Metamorphose: An object is cut off from its name, habits, associations. Detached, it becomes only the thing, in and of itself. When this disintegration into pure existence is at last achieved, the object is free to become endlessly anything.

The subject says "I see first lots of things which dance... then everything becomes gradually connected."

54

Ç plak gözün ve kameran n bize sundu u kadar yla varolan nesneler. ³Görme´ taraf ndan yan lg ya dü ürülmeden.

Henüz hiçbir nesne yokken ortada.

lk film yap mc lar ±t pk simyagerler gibi- becerilerini baya izleyicilerden saklamak için, zanaatlar na kas tl bir belirsizlik katmaktan zevk duyarlard . Ay r, ar t ve yeniden birle tir. Ars Magna(8) ve onun mirasç s sineman n formülü.

Kamera androjen bir makine, bir tür mekanik hünsad r.

Simyagerin yapt

do an n i leyi ini tekrarlamakt r.

55

Object as they exist in time the clean eye and camera give us. Not falsified by "seeing." When there are as yet no objects. Early film makers, who - like the alchemists delighted in a willful obscurity about their craft, in order to withhold their skills from profane onlookers.

Separate, purify, reunite. The formula of Ars Magna, and its heir, the cinema.

The camera is androgynous machine, a kind of mechanical hermaphrodite.

In his retort the alchemist repeats the work of Nature.

56

Kimileri Simyay ³Kimyan n Anas ´ olarak gören dü ünceyi savunur ve simyan n gerçek amac n madencilik zanaatlar n nkiyle kar t r r. Simya, gerçe in derinliklerindeki görünü leriyle u ra an, tüm canl lar ve cisimleri dönü türmeyi amaçlayan erotik bir bilimdir. Fakat bu madenlerle ilgili çal ma tarz n da tamamen terk etmek de ildir. Usta, hem mistik, hem de fiziksel bir i i bir arada yürütür.

Simyagerler, bir insan n cinsel eylemleriyle evrenin yarat l , bitkilerin geli imi ve mineral olu umlar aras ndaki ba lant y ararlar. Ya murun ve topra n birle mesini erotik aç dan, çiftle me olarak alg larlar. Ve tüm do al cisimler âlemine do ru geni letirler bunu. Çünkü kimyasal maddelerin a k n , ta lar n romans n ya da ate in do urganl n rahatl kla canland rabilirler kafalar nda.

57

Few would defend a small view of Alchemy as ³Mother of Chemistry´ and confuse its true goal with those external metal arts. Alchemy is an erotic science, involved in buried aspects of reality, aimed at purifying and transforming all being and matter. Not to suggest that material operations are ever abandoned. The adept holds to both the mystical and physical work.

The alchemists detect in the sexual activity of man a correspondence with the world's creation, with the growth of plants, and with mineral formations. When they see the union of rain and earth, they see it in an erotic sense, as copulation. And this extends to all natural realms of matter. For they can picture love affairs of chemicals and stars, a romance of stones, or the fertility of fire.

58

Simyagerler varolu düzenini, olanaks z gibi görünen garip, do urgan ili kiler olarak alg lad lar. nsanlar ve gezegenler, bitkiler ve jestler, kelimeler ve hava durumu aras ndaki. Bu tedirgin ili kiler: bir bebe in a lamas ve ipe in h rt s , kulak salyangozu ve avluda köpeklerin belirmesi, uyku s ras nda bir kad n n öne dü mü ba ve yamyamlar n sabah dans . Tüm bu kav aklar rahatl kla alt eder, herhangi bir ³bilinçli´ montaj n k s r i aretini. Nesneler, sesler, eylemler, renkler, silahlar, yaralar ve kokular s ralamalar par ldar hiç duyulmad k imkâns z yollarda.

Film, ete bat r lan bir i nenin yabanc bir ba kentte patlamalar yaratabilece i varl k zincirini ayd nlatamad sürece bir hiçtir.

Sinema bizi hayat kayna na, madde dinine geri götürür; tek tek her eyin kutsal say ld ve her eyde her canl da tanr lar n görüldü ü.

Sinema; simyan n mirasç s , erotik bir bilimin son üyesi.

59

Strange, fertile correspondences the alchemists sensed in unlikely orders of being. Between men and planets, plants and gestures, words and weather. These disturbing connections: an in- fant's cry and the stroke of silk; the whorl of an ear and an appearance of dogs in the yard; a woman's head lowered in sleep and the morning dance of cannibals; these are conjunctions which transcend the sterile signal of any ³willed´ montage. These juxtapositions of objects, sounds, actions, colors, weapons, wounds, and odors shine in an unheard-of way, impossible ways.

Film is nothing when not an illumination of this chain of being which makes a needle poised in flesh call up explosions in a foreign capital.

Cinema returns us to anima, religion of matter, which gives each thing its special divinity and sees gods in all things and beings.

Cinema, heir of alchemy, last of an erotic science.

60

Sar sarmala Beden mparatorlu u¶nu. Bali Bali dansç lar Y kmayacak tap na m .

Ka ifler kafalar yla emerler gözleri.

K z l bedenin haç gizlice saklanarak içinde kontrol eder ak

Güre çiler vücut a rl klar sayesinde dans ederler ve müzik, mimesis(9) ve beden sayesinde. Yüzücüler ceninlerle me gul olur o tatl tehlikeli yo un ak la.

61

Surround Emperor of Body. Bali Bali dancers Will not break my temple.

Explorers suck eyes into the head.

The rosy body cross secret in flow controls its flow.

Wrestlers in body weights dance and music, mimesis, body. Swimmers entertain embryo sweet dangerous thrust flow.

62

Tanr lar. Olaylar bilgimiz ve kontrolümüz d nda gerçekle ir. Ya amlar m z bizim ad m za ya an r. Biz ise ancak ba kalar n nkini esir etmeye çal abiliriz. Fakat yava yava yeni alg lar geli tiriliyor. "Tanr lar" dü üncesi baz zihinlerde ba l yor olu maya. Geceleri ortaya ç k p labirentlerde dola an kâhin topluluklar olarak kaydetmeliyiz onlar . Gizli geçitleri vard r Tanr lar n ve bilirler tebdili k yafetle gezmeyi de. Fakat yine de ufak ipuçlar yla aç a vururlar kendilerini. Gözde yo un bir k p r lt s . Yanl bir hareket. Uzun ve merakl bir bak .

Tanr lar hayallerle uyu turur bizi. Bize kitaplar, konserler, galeriler, ovlar, sinemalar verirler. Özellikle de sinemalar. Sanat yoluyla kafam z kar t r r ve kendi köleli imizin içinde kör ederler bizi. Sanat, hücre duvarlar m z süsler, sessiz, sapk n ve birörnek tutar bizi.

63

The Lords. Events take place beyond our knowledge or control. Our lives are lived for us. We can only try to enslave others. But gradually, special perceptions are being developed. The idea of the "Lords" is beginning to form in some. We should enlist them into bands of perceivers to tour the labyrinth during their mysterious nocturnal appearances. The Lords have secret entrances, and they know disguises. But they give themselves away in minor ways. Too much glint of light in the eye. A wrong gesture. Too long and curious a glance.

The Lords appease us with images. They give us books, concerts, galleries, shows, cinemas. Especially the cinemas. Through art they confuse us and blind us to our enslavement. Art adorns our prison walls, keeps us silent and divertedand indifferent.

64

Islak sahilde boylu boyunca yatar al k aslanlar Tüm evren diz çöker batakl kta merakla gözlemek için, kendi çürüyü lerini insano lunun bilinç aynas nda. Bo ve dolu ayna, yutucu, edilgen her gelene ve her ilgisini çekene kar . Kar yakaya giden geçit kap s , ruh özgür b rak r kendini h zla. Aynalar çevir duvara yeni ölünün evinde.

65

Dull lions prone on a watery beach. The universe kneels at the swamp to curiously eye its own raw postures of decay in the mirror of human consciousness. Absent and peopled mirror, absorbent, passive to whatever visits and retains its interest. Door to passage to the other side, the soul frees itself in stride. Turn mirrors to the wall in the house of the new dead.

66

YEN YARATIKLAR
THE NEW CREATURES

Pamela Susan a

I.

Y lan derisi ceket K z lderili gözleri Parlak saçlar

K p rdan r durur Huzursuz Nil Böce i Havas içinde.

69

I.

Snakeskin jacket Indian eyes Brilliant hair

He moves in disturbed Nile insect Air

70

II. çlerine do ru yürürsün l k yaz n Sab rs z silah n n çürüyü ünü izleriz Yaban ll n Do urgan bo lu unu Günbat m n n ucundaki solmu ormanlar .

Ço unlukla da dü lerini Ço unlukla da sihirli kollar n

71

II. You parade thru the soft summer We watch your eager rifle decay Your wilderness Your teeming emptiness Pale forest on verge of light decline.

More of your miracles More of your magic arms

72

III. Ac otlamalar hastal kl çay rlarda Hayvansal hüzün ve kamç lay c Günyata . Merakla aç lm demir perdeler mliyor o muhte em güne tozu, b çaklar ve sesleri.

Sahradan gelen ça r Hummadan gelen ça r , sahip ç karak ehvetli dü lerine bir Aztek Kral n n.

73

III. Bitter grazing in sick pastures Animal sadness and the daybed Whipping. Iron curtains pried open. The elaborate sun implies dust, knives, voices.

Call out of the Wilderness Call out of fever, receiving the wet dreams of an Aztec King.

74

IV. Fazlaca büyümü bay rlardaki otlar l k ye il tehlikeyle donanm . Aç n kanallar . Cezaland r n k z karde imizin sevgili oyun arkada st rab n . Ayn yolda m istiyorsunuz bizi de di erleriyle? Seviyor musunuz bizi? Ve döndü ünüzde geri hâlâ isteyecek misiniz oynamak bizimle?

75

IV. The banks are high and overgrown rich with warm green danger. Unlock the canals. Punish our sister's sweet playmate distress. Do you want us that way with the rest? Do you adore us? When you return will you still want to play with us?

76

V. Yat yere. Yabanc tanr lar geliyor h zl dü man tav rlar yla. Elbiseleri uyumlu birle imi kuma ve saç n. Yol boyunca silahlar ve süsleri gizliyor kandan daha soylu damarlar n merhaba diyen. Yumu ak kertenkele gözleri ba lant kuruyor. Ba r yor yorgun yumu ak böcekleri dikeltmek için yeni korkuyu korkular n hükmetti i bu yerde. Seksin tenlerindeki h rt s . Bütün sesi al p götürüyor rüzgâr. kenceli topra a damgala tan kl n .

77

V. Fall down. Strange gods arrive in fast enemy poses. Their shirts are soft marrying cloth and hair together. All along their arms ornaments conceal veins bluer than blood pretending welcome. Soft lizard eyes connect. Their soft drained insect cries erect new fear, where fears reign. The rustling of sex against their skin. The wind withdraws all sound. Stamp your witness on the punished ground.

78

VI.

Yaralar, abazanlar ve oklar, Birden ileri at l yor par ldayan k nl bacaklar gönlü ferah kad nlar n yan nda. Göl insanlar n n ürkütücü itaati. Büyüleyici ma aralar ya malamak için. Da n k, serinkanl çapulcu baleleri. Erkekler koval yor. K zlar ç l k ç l a dü üyor. Hava dumanla kal nla m . Çat rdayan ölü teller dans ediyor deniz kan birikintilerinde.

79

VI.

Wounds, stags and arrows Hooded flashing legs plunge near the tranquil women. Startling obedience fom the pool people. Astonishing caves to plunder. Loose, nerveless ballets of looting. Boys are running. Girls are screaming, falling. The air is thick with smoke. Dead crackling wires dance pools of sea blood.

80

VII. Kertenkele kad n böcek gözlerin vah i a k nl nla. Sessizli in cana yak n k z . Zehir. nleyen bilgeli inin bir süzülü üyle uzakla git. P r lt s z kör gözler yeni tarihler yükselir duvarlar n ard nda ve uyan rs n homurdan p s zlanarak dü lerin gizemli afa . Uyuklayarak yatar köpekler. Kurt ulur. Bir yarat k ya ar sava n d nda. Bir orman. Irma n sesini bozan yar m kalm sözlerin h rt s .

81

VII. Lizard woman with your insect eyes with your wild surprise. Warm daughter of silence. Venom. Turn your back with a slither of moaning wisdom. The unblinking blind eyes behind walls new histories rise and wake growling & whining the weird dawn of dreams. Dogs lie sleeping. The wolf howls. A creature lives out the war. A forest. A rustle of cut words, choking river.

82

VIII. Y lan, kertenkele, böcek gözü avc n n ye il itaati. O hassas zamanda gizlili e ve uyu uklu a hizmet edip huzursuz kerestelere çeviriyor sakin ormanlar h zla.

u an vadi için. u an a dal saçlar için. Kafatas n n ard nda gözleri delmek, gökleri geni letmek. Tez bitimi av n. Sar l o i mi paramparça gö üslere ve kanla lekelenmi g rtla a. Taz lar zafer sarho lu u içinde. Eve götürün onu. Ta y n k z karde imizin bedenini gerisin geriye kay a.

83

VIII. The snake, the lizard, the insect eye the huntsman's green obedience. Quick, in raw time, serving stealth and slumber, grinding warm forests into restless lumber.

Now for the valley. Now for the syrup hair. Stabbing the eyes, widening skies behind the skull bone. Swift end of hunting. Hug round the swollen torn breast and red-stained throat. The hounds gloat. Take her home. Carry our sister's body, back to the boat.

84

Bir çift kanat Çat rt Karma f rt nalar

Sirenler

Kahkahalar ve genç sesler da larda.

85

A pair of Wings Crash High winds of Karma

Sirens

Laughter and young voices in the mountains.

86

Azizler Zenciler, Afrika Dövme gözler zaman and ran.

Geçici evler kur kendine oyunlar, odalar; oyalan ve saklan. lk adam dikildi, de i tirerek duru unu kafatas n n içindeki Bayraklar açarken manzara tohumlar ve h zlanarak, saçlar, t rnaklar, deri döndü yava ça içinde l k akvaryumun, dönüyor l k tekerlek.

Ma ara bal , mürenler ve gri semenderler gece mesleklerine dönüyorlar; uykuya.

mgelem hayvans solucana dönü üyor dünyas bir okyanus gözleri ise beden olan.

87

Saints the Negro, Africa Tattoo eyes like time Build temporary habitations, games and chambers, play there, hide. First man stood, shifting stance while germs of sight unfurl'd Flags in his skull and quickening, hair, nails, skin turned slowly, whirl'd, in the warm aquarium, warm wheel turning.

Cave fish, eels and gray salamanders turn in their night career of sleep.

The idea of vision escapes the animal worm whose earth is an ocean, whose eye is its body.

88

Derler ki, do um bebe in rahimi terketme iste iyle gerçekle ir. Fakat foto rafta henüz do mam bir at n ayaklar d ar f rlam ken boynu hâlâ içeri do ru gerilidir. Gerisi kendi inden gelir: ç, yut gö üsteki sütü Kalmay ncaya dek tek bir damla. Erkek tohumu yutar solgun a zla ko uncaya dek gururu Kad n kökü emer, korkarak bebe i yutmas ndan dünyan n. Oysa toprak yutmaz m beni öldü üm zaman ya da deniz e er ölecek olursam denizde?

89

The theory is that birth is prompted by the child's desire to leave the womb. But in the photograph an unborn horse's neck strains inward with legs scooped out. From this everything follows: Swallow milk at the breast until there's no milk. He swallows seed, his pride until with pale mouth legs She sucks the root, dreading world to devour child. Doesn't the ground swallow me when I die, or the sea if I die at sea?

90

Kent: Ar kovan , Örümcek a ya da kat la m böcek y nlar . Bütün vatanda lar ayn saltanat ailesinin miras n payla r. Kafese t k lm iblis, kutsal meydan, kentin ortas nda bir bahçe ³Napoli¶yi gör ve öl.´ Atla gemiye. Fareler, denizciler ve ölüm Bir sürü vah i güvercin. Yeni hastal klarla olgunla r hayvanlar. ³Sadece tek bir salg n var ortal kta ve ben de katalizörüyüm onun´ diye hayk rd lanetli gururu habercinin. Didi erek, dans ederek, kumar oynayarak, dallan p budakland barlar, sinemalar, arzulu yaz n ba r nda.

91

The City: Hive, Web, or severed insect mound. All citizens heirs of the same royal parent. The caged beast, the holy center, a garden in the midst of the city. ³See Naples and die.´ Jump ship. Rats, sailors and death. So many wild pigeons. Animals ripe with new diseases. "There is only one disease and I am its catalyst", cried doomed pride of the carrier. Fighting, dancing, gambling, bars, cinemas thrive in the avid summer.

92

Ac mas z kader Ç plak k z, arkadan görünen, do al bir patikada. Dostlar labirenti ke fediyor Film genç kad n terk edilmi tir çölde Hummayla deliye dönmü bir kent Unicorn k zlar , dans edin Piramit k zlar ve erkekleri Dans edin

93

Savage destiny Naked girl, seen from behind, on a natural road Friends explore the labyrinth Movie young woman left on the desert A city gone mad with fever Sisters of the unicorn, dance Sisters and brothers of Pyramid Dance

94

Parçalanm eller Öyküleri Eski Günlerin Kutsal Gölün Ke fi Bebek a lamas na çeviriyor savunmas z sessizli i

Vah i köpek Kutsal iblis

Bul o k z !

95

Mangled hands Tales of the Old Days Discovery of the Sacred Pool changes Mute-handed stillness baby cry

The wild dog The sacred beast

Find her!

96

Gettodaki k z görmeye gidiyor. Karanl k vah i sokaklar. Bir kulübe, mumla ayd nlanan. Bir efsuncu Di i peygamber Bir büyücü o kad n Geçmi in k yafetleriyle Ba tan a a donanm .

Y ld zlar Ay Gelece i okur elinden.

97

He goes to see the girl of the ghetto. Dark savage streets. A hut, lighted by candle. She is magician Female prophet Sorceress Dressed in the past All arrayed.

The stars The moon She reads the future in your hand.

98

Duvarlar k pk rm z Ve merdivenler Ahenksiz tiz ç l klar içinde Tüm güçleri ta yor. ³Sen de´ ³Gitme´ Erkek kaybolur gözden. Yenilenir müzik.

Çiftle me çemberi ³Selamet´ çine s çrama arzusunda

Zenciler isyan eder.

99

The walls are garish red The stairs High discordant screaming She has the tokens. ³You too´ ³Don't go´ He flees. Music renews.

The mating-pit. ³Salvation´ Tempted to leap in circle.

Negroes riot.

100

Korkun Tanr lardan aram zda gizlenen. Tanr lar içimizde. Uyu ukluk ve korkakl ktan do mu .

Konu tu benimle. Tüylerimi ürpetti kahkahas yla. Tuttu elimden ve sessizli e götürdü beni so uk f s lt l Çanlar içindeki.

Bir grup genç ufak bir korulu a gidiyor.

Bir eyin filmini çekiyorlar sokakta, tam önünde evimizin.

101

Fear the Lords who are secret among us. The Lords are within us. Born of sloth and cowardice. He spoke to me. He frightened me with laughter. He took my hand and led me past silence into cool whispered Bells.

A file of young people going thru a small woods. They are filming something in the street, in front of our house.

102

Yürürken isyana do ru Çimenlikler yay l yor evlere birden dipdiri ayakta u an ko u an insanlarla

Kafa yormayaca m ne yapt klar na o k za Merhamet sürüsü Vah et ark s söyledikleri Bir hayalet a ac na çivilenmi Ellerini do rarlarken onun

Bir linçe tan k oldum Kar la t m güney batakl n n garip adam yla Selviydi konu malar Bal k ça r s ve ku ark s Kökler ve simgeler tüm bilinenlerin d nda ansl yd lar orada bulunmakla Rehberler, beyaz tanr lara gitmek için.

103

Walking to the riot Spreads to the houses the lawns suddenly alive now with people running

I don't dig what they did to that girl Mercy pack Wild song they sing As they chop her hands Nailed to a ghost Tree I saw a lynching Met the strange men of the southern swamp Cypress was their talk Fish-call and bird-song Roots and signs out of all knowing They chanced to be there Guides, to the white gods.

104

Silahl bir kabile. Ordu, kendini ölenlerde yak p kül eden.

Çakal, koklar z havay kervan art klar n n ard ndan. Kanl ekinler biçeriz sava alanlar nda. Herhangi bir cesetin eti yoksun b rakmaz bo midelerimizi. Güzel kokulu rüzgârlara sürükler bizi açl k. Yabanc , gezgin, bak gözlerimizin içine ve tercüme et bize korkunç havlamalar n eski köpeklerin. Deve kervanlar tan kl k silahlar ta r Sezar'a. Göçebe a iretler sürünür ve s zarlar duvardan içeri. Sokaklar ta larla dolup ta ar. Ya am devam eder bu emici sava ta. Vah et y kar cinsiyetsizlik tap na n .

105

An armed camp. Army army burning itself in feasts.

Jackal, we sniff after the survivors of caravans. We reap bloody crops on war fields. No meat of any corpse deprives our lean bellies. Hunger drives us on scented winds. Stranger, traveler, peer into our eyes and translate the horrible barking of ancient dogs. Camel caravans bear witness guns to Caesar. Hordes crawl and seep inside the walls. The streets flow stone. Life goes on absorbing war. Violence kills the temple of no sex.

106

Deh etli hayk r lar ba lat yor yolculu u -ya vaktinden önce göç etmi lerse -feryat içinde a tlar yakarak hayvani yaslar tutan da kulesinin tepesindeki bir kad n -ince tel çift zihnin içinde yüre i bölen Sinsice Gülümsüyorlar Davetkâr gülümseme Choktai defol! eytan Defol! Hay r, gel buraya Rahat b rak k z !

107

Terrible shouts start the journey -if they had migrated sooner -a high wailing keening piercing animal lament from a woman high atop a mountain tower -Thin wire fence in the mind dividing the heart Surreptitiously They smile Inviting-Smiling Choktai leave! evil Leave! No, come here Leave her!

108

Bir yarat k çocu unu emziriyor ba n ve boynun etraf na sar lm yumu ac k kollar memeye yap m bir a z rahat b rak n bu çocu u Bu k z benim götürüyorum onu eve geri götürüyorum ya mura

109

A creature is nursing its child soft arms around the head and neck a mouth to connect leave this child alone This one is mine I'm taking her home Back to the rain

110

Suikastçinin kur unu Kral¶ bulur Millerce havay katederek öpmek için tac . Prens kan içinde debelenir. Boyna övgü Tecavüzün geceli i çin haz rlanm olan.

Kanserli kent Kent güzü Yaz hüznü Eski kasaban n yollar Arabalarda hayaletler Elektrik gölgeleri

111

The assassin's bullet Marries the King Dissembling miles of air To kiss the crown. The Prince rambles in blood. Ode to the neck That was groomed For rape's gown.

Cancer city Urban fall Summer sadness The highways of the old town Ghosts in cars Electric shadows

112

Ensenada ölü fok bal köpek haç ölü, araba ve güne Durdur arabay . Ya mur. Gece. Hisset.

113

Ensenada the dead seal the dog crucifix ghosts of the dead car sun. Stop the car. Rain. Night. Feel.

114

Deniz ku u iniltisi Deprem m r lt s H zla yanan tütsü Hayk ran ta k nl k Y lankâvi yol Çin ma aralar na giden Rüzgârlar n evi Matem tanr lar

Uyuyor tüm kent ve mutsuz çocuklar etrafta dolan yor hayvan çeteleriyle. Dostlar yla konu ur gibiler onlara izleri gösteren köpeklerle konu urken. Kim yakalayabilir ki onlar ? Kim sokabilir ki onlar içeri?

115

Sea-bird sea-moan Earthquake murmuring Fast-burning incense Clamoring surging Serpentine road To the Chinese caves Home of the winds The gods of mourning

The city sleeps and the unhappy children roam with animal gangs. They seem to speak to their friends the dogs who teach them trails. Who can catch them? Who can make them come inside?

116

Çad r k z geceyar s kuyuya gitti ve sevgilisiyle bulu tu orada Bir süre konu tular ve güldüler ve sonra erkek ayr ld Kad n ise portakallardan bir yast k koydu gö sünün üstüne Sabah oldu unda Birliklerini geri çekti ef ve bir harita haz rlad Atl lar ahland lar Kad nlar ise ba lad lar ipleri s k ca Çad rlar topland art k Yüzüyoruz denize do ru Bunal m Katalo u Do al Afet Tasvirleri Kutsal koridorda mucizeler listesi Kutsal kanaldaki bal k katalo u Odadaki e yalar katalo u Kutsanm rmaktaki nesneler listesi

117

The tent girl at midnight stole to the well and met her lover there They talked a while and laughed and then he left She put an orange pillow on her breast In the morning Chief with drew his troops and planned a map The horsemen rose on up The women fixed the ropes on tight The tents are folded now We march toward the sea. Catalog of horrors Descriptions of Natural disaster Lists of miracles in the divine corridor Catalog of objects in the room List of things in the sacred river

118

I. Ba lad art k narin yürüyü Günbat m nda. Arabalar gürleyerek iniyor kanyondan a a . imdi zaman ve yeridir. Homurdanarak geliyor arabalar. ³Makinen mükemmel.´ Bu motorlu iblisler yumu ak konu malar n m r ldanan. Gerçek bir zevk geceleyin o silik seslerini duyabilmek yeniden iki y l aradan sonra. Narin, l k yürüyü henüz ba lad . Yorgun bir topra n so uk y nlar batmakta ak am n sükûnetinde.

119

I. The soft parade has now begun on Sunset. Cars come thundering down the canyon. Now is the time and the place. The cars come rumbling. ³You got a cool machine.´ These engine beasts muttering their soft talk. A delight at night to hear their quiet voices again after two years. Now the soft parade has soon begun. Cool pools from a tired land sink now in the peace of evening.

120

Bulutlar zay flar ve ölür Güne , portakal kafas , sessizce f s ldar, bir adaya dönü ür ve göçer gider. Bizi izledikleri o yerde her ey karanl a gömülecek. De i ti k Fark nday z diz boyu tela l havan n içinde konvoylar halinde ilerleyen gemilerin. Sipera z (10) kamplarda yine. Belso uklu u Eve gitmesini söyleyin k za Bir tan k laz m bize cinayet için.

121

Clouds weaken and die. The sun, an orange skull, whispers quietly, becomes an island, and is gone. There they are watching us everything will be dark. The light changed. We were aware knee-deep in the fluttering air as the ships move on trains in their wake. Trench mouth again in the camps. Gonorrhea Tell the girl to go home We need a witness to the killing.

122

II. Cehennem ressamlar övalyelerini kurarlar parklarda, deh et verici manzara, vatanda lar n endi eli zevkler tatt ve vah i gençlik çetelerinin üstünde avland nanam yorum bunun oldu una nanam yorum tüm bu insanlara birbirlerini koklayan s r tan tüyler diken diken, homurdanan, katledilmi rüzgârda. Hayalet katiliyim ben tan kl k eden tüm kutsal cezama. te böyle e lence yok art k tüm zevklerin ölümü geldi.

.

123

II. The artists of Hell set up easels in parks the terrible landscape, where citizens find anxious pleasure preyed upon by savage bands of youths I can't believe this is happening I can't believe all these people are sniffing each other and backing away teeth grinning hair raised, growling, here in the slaughtered wind I am ghost killer. witnessing to all my blessed sanction This is it no more fun the death of all joy has come.

124

Cesaret mi ediyorsun yalanlamaya gücümü efkatimi ya da ba lamam . Hele bir dene yanacaks n di erleri gibi kutsall k içinde Ve bir meteliklik zaman bile harcamayaca m size. Hayalet çocuklar korkulu dünyan n derinliklerindeki. Tek ba nas n ve ihtiyac n da yok ba kas na sen ve çocuk-anne seni do uran sütten ay r p seni erkek yapan

125

Do you dare deny my potency my kindness or forgiveness? Just try you will fry like the rest in holiness And not for a penny will I spare any time for you. Ghost children down there in the frightening world You are alone and have no need of other you and the child mother who bore you who weaned you who made you man

126

III. Foto raf makinesi katili kibar haydut pusudan f rlayan Öldür beni. Öldür seni yaratan çocu u. Öldür ba tan ç kar c ehvet senatörünü bu topraklara getiren seni.

127

III. Photo-booth killer fragile bandit straight from ambush Kill me! Kill the child who made Thee. Kill the thought-provoking senator of lust who brought you to this state.

128

Öldür nefreti hastal sava hüznü Öldür kötülü ü. Öldür ç lg nl . Öldür foto raf anneyi cinayeti a ac öldür beni. Öldür kendini öldür küçük kör cini.

129

Kill hate disease warfare sadness Kill badness Kill madness Kill photo mother murder tree Kill me. Kill yourself Kill the little blind elf.

130

Saatlerden p rlantalardan gümü ten bozuk paralardan bak rdan kandan bir görüntüler rma kusar o güzel canavar. Zaman kuyusu ve s k nt viski i eleri parfüm jiletler boncuklar s v böcekler çekiçler ve ince t rnaklar ku ayaklar kartal tüyleri ve pençeler makine parçalar di ler saçlar kap kacak parçalar ve kafataslar zaman m z n kal nt lar göl k y s ndaki enkaz par ldayan bira kutular ve pas ve samur ayba ak nt s . Dans et k r k kemikler kanam ayaklar üstünde renkli cam kesikleri kaplas n zihnini ve vakum gemisinin kurumu dibi durgun göllerde izler b rak rken insanlar ve çek ç kar derinliklerdeki yuvas ndan antik alabal . Kabuk ba lam pullar ve par ldayan ye il bir b çak çal nd . De erli bir av b ça Baz yabanc çocuklar taraf ndan Göl¶ün kar k y s ndaki kabileden. 131

The beautiful monster vomits a stream of watches clocks jewels knives silver coins and copper blood The well of time and trouble whiskey bottles perfume razor blades beads liquid insects hammers and thin nails the feet of birds eagle feathers and claws machine parts chrome teeth hair shards of pottery and skulls the ruins of our time the debris by a lake the gleaming beer cans and rust and sable menstrual fur Dance naked on broken bones feet bleed and stain glass cuts cover your mind and the dry end of vacuum boat while the people drop lines in still pools and pull ancient trout from the deep home. Scales crusted and gleaming green A knife was stolen. A valuable hunting knife By some strange boys from the other camp across the Lake 132

I. Bunlar dostlar m z m birbirleriyle yar an ve ürperten durgun parlamento dereleri içinde. O lum ölmeyecek sava ta geri dönecek, diyor ya l köylü sesi arkl bal kç n n. Geçen sefer bunun tek yol oldu unu söylemi tin sevecen genç k z n sesi. Ko arak ve konu arak zehirlediler yemye il ormanlar .

133

I. Are these our friends racing and shuddering thru the calm vales of parliament My son will not die in the war He will return numbed peasant voice of Orient fisherman Last time you said this was the only way voice of tender young girl Running and speaking infected green jungles

134

Kâhine dan ac tatl dereye sürün ya mur suyunda ya arlar. Yalan ± a k mantra(11) yolda brandy haz rlay c s . Zehir adac klar Zehir Al bu ince eytans y lan kökü taneci ini güney sahilinden.

135

consult the oracle bitter creek crawl they exist on rainwater monkey ± love mantra mate maker of brandy The poison isles The poison Take this thin granule of evil snakeroot from the southern shore

136

Beklenmedik mucize bulacak seni. Helikopter ate e verdi etraf çekilen tetik ve üphesiz patlay c madde, açl kla lekelenmi cüzzaml topraklar n zaman bombalar n sal verdi kanuna dayanarak. Lütfen yaral ba lar n z gösterin bize ve ate le sakinle en milli gülümseyen gözlerinizi çiçekli ipek bir gömlek gözleri k sarak, canl ve ince, ehirleraras telefon yalanlar n gelin, sakinle tirin bir insan ya am deneyinde.

137

Way out miracle will find thee The chopper blazed over inward click and sure blasted matter, made the time bombs free of leprous lands spotted with hunger and clinging to law Please show us your ragged head and silted smiling eyes calm in fire a silky flowered shirt edging the eyes, alive spidery, distant dial lies come, calm one into the life-try

138

Çoktand r bir ermi cesine görünmeyen, sert, da n k kanunsuz, geni ve isteksiz Bir gözya krall yd o kad n ehvet dü künü itaatkâr erkekler lejyonunun. Nerede kald görgü kurallar n z ortas nda o güne li çölün sonsuz toz galaksileri kaktüs dikenleri, boncuklar ta lar, i eler ve pasl arabalar, biçimlendirilmek üzere bekleyen.

139

Already wifelike latent, leathery, loose lawless, large and languid She was a kindom-cry legion of lewd marching mind-men Where are your manners out there on the sunlit desert boundless glaxies of dust cactus spines, beads bleach stones, bottles and rust cars, stored for shaping

140

Bu yeni adam, zaman sava ç s zar zor ilerledi imdi fareler ve s nak böcekleriyle gülünçle mi bir zamanlar n mezar kentinin kalabal k harabeleri aras nda. Arabalarda ya yor donuk okullar aras nda bo una geziniyor ve hiçbir bo yer bulam yor itaat gölgeleri aras nda.

141

The new man, time-soldier picked his way narrowly thru the crowded ruins of once grave city, gone comic now with rats and insects of refuge He lives in cars goes fruitless thru the frozen schools and finds no space in shades of obedience

142

Monitörler susmu hastal kl iri çak ll gözetleme kuleleri bat ya yönelen sahil boyunca gözetlemekten yorgun dü mü . E er tek bir at kalm olsayd yokluk günleri için yan ba nda bir köpekle kurbanl k bakireleri koklay p bulmak için meydandaki direklere zincirlenmi . Tart maya gerek kalmaz art k geceleri yataklarda karanl k yak ld kent salonlar na bir bak n bir kad n Avrupai tuvaletiyle ünlü valsler e li inde dans etti i e lenceli olabilirdi bu çorak bir ülkeyi yönetmek

143

The monitors are silenced the great graveled guard-towers sicken on the westward beach so tired of watching If only one horse were left to ride thru the waste a dog at his side to sniff meat-maids chained on the public poles There is no more argument in beds, at night blackness is burned. Stare into the parlors of town where a woman dances in her European gown to the great waltzes this could be fun to rule a wasteland

144

II. Kiraz a açlar palmiyeler Ürkütücü sahiller Ve daha fazlas Ve daha da fazlas Biliyoruz ki tüm bunlar serbest k l nm t r okullarda haz rlanm ba lanmama üzerine yaz larda aldat c gülümsemeler inan lmaz zorluklar ancak dayanmay ba arabilenler taraf ndan çekilen

145

II. Cherry palms Terrible shores and more and many more This we know that all are free in the school-made text of the unforgiven deceit smiles incredible hardships are suffered by those barely able to endure

146

fakat hepsi geçecek ye il çimenlere uzan ve gülümse ve dü le ve seyret çiftle en Kraliçeyle olan kusursuz benzerli i onun atl adama a k oldu u san lan imdi güzel kokmuyor mu sizce Bay m, fark edilmez mi bu geçmi e öyle bir göz at nca

24 .07.1968 Los Angeles, Birle ik Devletler, Hawai 147

but all will pass lie down in green grass and smile and muse and gaze upon her smooth resemblance to the mating-Queen who it seems is in love with the horseman now, isn't that fragrant Sir, isn't that knowing with a wayward careless backward glance

24 .07.1968 Los Angeles, United States, Hawai 148

AMER KAN GECES
THE AMERICAN NIGHT

B R AMER KAN YAKARISI

AN AMERICAN PRAYER

OTO-RÖPORTAJ Röportaj n yeni sanat biçimi oldu unu dü ünüyorum. San r m oto-röportaj yarat c l n özü. Kendine sorular sormak ve yan tlar bulmaya çal mak. Yazar n yapt dile getirilmemi sorular yan tlamaktan ba ka nedir ki! T pk tan k kürsüsüne ç k p sorular yan tlamaya benziyor bu. Geçmi te olan bir eye yeniden odaklanmak ve o anda ne yapmaya çabalad n dürüstçe hat rlamaya çal mak. Bu hayati bir zihinsel egzersizdir. Bir röportaj size genellikle zihninizle sorular yüzle tirme ans verir ki bence sanat tam da bu demektir. Bir röportaj ayr ca bütün bo luklar kald rma konusunda çabalamaya iter sizi... Aç k, dosdo ru, tam noktaya parmak basarak konu mal s n z... gevezeli in yeri yoktur. Röportaj n öncülleri günah ç karma kulübeleri, müsamereleri ve çapraz sorgulamalard r. Bir ey söyledi iniz anda onu geri alma imkân n z yoktur. i ten geçmi tir. Gerçekten varolu çu bir and r bu. Sanat ve edebiyat oyununa s k s k ya sar lm durumday m, kahramanlar m sanatç lar ve yazarlard r.

153

SELF-INTERVIEW I think the interview is the new art form. I think the selfinterview is the essence of creativity. Asking yourself questions and trying to find answers. The writer is just answering a series of unuttered questions. It's similar to answering questions on a witness stand. It's that strange area where you try and pin down something that happened in the past and try honestly to remember what you were trying to do. It's a crucial mental excercise. An interview will often give you a chance to confront your mind with questions, which to me is what art is all about. An interview also gives you the chance to try and eliminate all of those space fillers. . . you should try to be explicit, acurate to the point. . . no bullshit. The interview form has antecedents in the confession box, debating and cross-examination. Once you say something, you can't really retract it. It's too late. It's a very existential moment. I'm kind of hooked to the game of art and literature; my heroes are artists and writers.

154

Her zaman yazmak istedim, ama hep e er el kaleme uzan p ta benim bir ey yapmam gerekmeden kendi kendine hareket etmeye ba lamazsa yazd klar m n pek bir anlam olmayaca n dü ündüm. T pk otomatik yaz n gibi. Ama bu hiçbir zaman gerçekle medi. Elbette birkaç iir yazd m. Be inci ya da alt nc s n ftayken "The Pony Express" ad nda bir iir yazm t m. lk hat rlad m o. Balad türü bir iirdi. Ama bir türlü biraraya getiremedim yeniden. Sonra lisedeyken yazd m "Horse Latitudes" var. Lise, üniversite ve sonraki y llar boyunca nedenini bilmeden defterler tuttum -belki de ak ll cayd - sonra hepsini att m... Her Allan n gecesi o defterlere bir eyler çiziktirirdim. Ama e er onlar atmam olsayd m, belki de hiçbir zaman özgün bir eyler yazamayacakt m, çünkü o defterlere yazd klar m, okudu um ve duydu um eylerin uzant lar yd , kitaplardan yap lma al nt lar gibi. E er bu defterlerden kurtulmasayd m hiç özgür olamayacakt m. Gerçek iir hiçbir ey söylemez sadece önünüze olas l klar açar. Tüm kap lar açar. Size uygun kap lardan birini seçerek içeri girersiniz. iirin beni bu kadar çekmesinin nedeni de bu zaten - çünkü içinde sonsuzlu u bar nd r r. nsanlar varoldukça, kelimeleri ve onlar n kombinasyonlar n hat rlayacaklard r. iir ve ark d nda hiçbir ey bir katliamdan kurtulamaz. Kimse bir roman n tümünü hat rlayamaz. Kimse bir filmi, bir heykeli, bir resmi tasvir edemez, ama insanlar varoldukça ark lar ve iirler de sürecektir. E er iirimin ula mak istedi i bir nokta varsa, o da insanlar görme ve hissetmenin s n rl yollar ndan kurtarmakt r. Jim Morrison & Los Angeles, 1969-71

155

I always wanted to write, but I always figured it'd be no good unless somehow the hand just took the pen and started moving without me really having anything to do with it. Like automatic writing. But it just never happened. I wrote a few poems, of course. I think around the fifth or sixth grade I wrote a poem called "The Pony Express." That was the first I can remember. It was one of those ballad-type poems. I never could get it together though. "Horse Latitudes" I wrote when I was in high school. I kept alot of notebooks through highschool and college, and then when I left school, for some dumb reason- maybe it was wise- I threw them all away. . . I wrote in those books night after night. But maybe if I'd never thrown them away, I'd never have written anything originalbecause they were mainly accumulations of things that I'd read or heard, like quotes from books. I think if I'd never gotten rid of them I'd never be free. Listen, real poetry doesn't say anything, it just ticks off the possibilities. Opens all doors. You can walk through anyone that suits you. . . . and that's why poetry appeals to me so much- because it's so eternal. As long as there are people, they can remember words and combonations of words. Nothing else can survive a holocaust but poetry and songs. No one can remember an entire novel. No one can describe a film, a piece of sculpture, a painting, but so long as there are human beings, songs and poetry can continue. If my poetry aims to achieve anything, it's to deliver people from the limited ways in which they see and feel.

Jim Morrison & Los Angeles, 1969-71

156

I.
Il k ilerleyi in fark nda m s n y ld zlar n alt ndaki ? Varoldu umuzu biliyor musun ? Anahtarlar n unuttun mu Krall n ? Gerçekten do dun mu acaba ve sa m s n acaba ? Hadi icat edelim yeniden tanr lar , tüm ça lar n tüm mitlerini Sembollerini kutlayal m derin mürver ormanlar n n (Unuttun mu yoksa derslerini eski sava lar n) Büyük alt n döllere muhtac z Babalar m z gülü üyor ormandaki a açlar n ba r nda Anam z ise ölü yat yor denizde Katliama sürüklendi imizin fark nda m s n serin kanl amiraller taraf ndan ve o i ko a r aksak generallerin gençlerin kan yla tahrik oldu unun

157

I. Do you know the warm progress under the stars? Do you know we exist? Have you forgotten the keys to the Kingdom? Have you been borne yet and are you alive? Let's reinvent the gods, all the myths of the ages Celebrate symbols from deep elder forests (Have you forgotten the lessons of the ancient war) We need great golden copulations The fathers are cackling in trees of the forest Our mother is dead in the sea Do you know we are being led to slaughters by placid admirals and that fat slow generals are getting obscene on young blood

158

Fark nda m s n televizyonla yönetildi imizin Ay kan çekilmi bir canavar Gerilla gruplar esrar sarar ye il ba lar n yan ba nda sava açmak için çullan rken masum çobanlar n üstüne ölmekte olan Ey varl n yüce yarat c s bize bir saat daha ihsan eyle sanat m z if a etmek ve hayatlar m z kusursuzla t rmak için Güveler ve ateistler çifte kutsald r ve imdi ölüp gidiyorlar Ya ar z, ölürüz ve ölüm sona erdirmez hiçbir eyi Daha da derinlere do ru gideriz Kabusun Hayata sar l r z o tutkulu çiçe imiz Sar l r z umutsuzlu un amlar na ve siklerine Nihai hayalimizi gördük bir anl k Columbus(13)'un kas klar i iyor ye il ölümle

159

Do you know we are ruled by T.V. The moon is a dry blood beast Guerilla bands are rolling numbers in the next block of green vine Amassing for warfare on innocent herdsmen who are just dying O great creator of being grant us one more hour to perform our art and perfect our lives The moths and atheists are doubly divine and dying We live, we die and death not ends it Journey we more into the Nightmare Cling to life our passion'd flower Cling to cunts and cocks of despair We got our final vision by clap Columbus' groin got filled with green death

160

(Kalçalar na dokundum kad n n ve gülümsedi ölüm) Dizilmi duruyoruz bu eski ve ç lg n tiyatroda Ço alt p yaymak üzere hayat ehvetimizi ve kaç p gitmek için kayna an bilgeli ine sokaklar n F rt na kas p kavurdu ambarlar Pencereleri koruduk ve geriye kalanlar n sadece birini Dans etsin ve kurtars n diye bizi Kutsal alayc l yla kelimelerin Is t yor müzik havay (Gerçek Kral' n katilleri doland nda ortal kta serbestçe 1000 Büyücü belirir topraklarda) Hani ölenler nerede bize vaat edilen Hani nerede arap Yeni arap (Ba larda çürümekte)

161

(I touched her thigh and death smiled) We have assembled inside this ancient and insane theatre To propagate our lust for life and flee the swarming wisdom of the streets The barns are stormed The windows kept and only one of all the rest To dance and save us With the divine mockery of words Music inflames temperament (When the true King's murderers are allowed to roam free a 1000 magicians arise in the land) Where are the feasts We were promised Where is the wine The New Wine (dying on the vine)

162

Bu diyar n sakini olan hiciv bize bir saat ver büyü için Biz ki mor bir eldiven Biz ki s rc k ku u ve kadife saati Biz ki arap hazlar n n nesli Biz ki güne kubbesi ve gece Bir inanç ver bize nanmam z için Bir gecelik ehvet Güven ver bize geceye dair Renk ver bize Yüz tondan olu ma Zengin bir Mandala ver benim ve senin için ve senin o ipek yast kl evin için bir ba , bilgelik ve bir de yatak ver Huzursuz buyruk vatanda hiciv bey itham etti seni

163

Resident mockery give us an hour for magic We of the purple glove We of the starling flight and velvet hour We of arabic pleasure's breed We of sundome and the night Give us a creed To believe A night of Lust Give us trust in The Night Give of color Hundred hues A rich Mandala For me and you and for your silky pillowed house A head, wisdom and a bed Troubled decree Resident mockery Has claimed thee

164

nan rd k eski güzel günlere Hala daha duyumsuyoruz Arada s rada Merhamet nesneleri ve çat k ka lar Unut ve izin ver Fark nda m s n özgürlü ün bir okul kitab nda varoldu unun Fark nda m s n delilerin zindan m za do ru ko tu unun bir hapishane bir beyaz özgür protestan Girdap içinde Tünedik ve durduk can s k nt s n n ucunda Ölüme do ru uzan yoruz bir mumun dibinde Bir ey ar yoruz bizi çoktan bulmu olan

165

We used to believe in the good old days We still receive In little ways The Things of Kindness and unsporting brow Forget and allow Did you know freedom exists in a school book Did you know madmen are running our prison Within a jail, within a gaol, within a white free protestant Maelstrom We're perched headlong On the edge of boredom We're reaching for death On the end of a candle We're trying for something That's already found us

166

Kendimize Krall klar icat edebiliriz büyük mor tahtlar, ehvet iskemleleri ve a k zorunluluk bizim için, pas kapl dö eklerde Çelik kap lar bo ar tutsa n ç l klar n ve asansör müzi i, A.M. istasyonu, dü lerini sallar be ikte Siyahlar n gururu yok ortada nlar yükseltecek olan alayc melekler elekten geçirirken görünenleri Dergi tozlar ndan yap lma bir kolaj olabilmek için Güven duvarlar n n aln na kaz l te buras sadece, sabah kalkacak ve bu u urda dövü ecek olanlar n zindan d r At l standartlar a layan bakireler ç lg n bir ekip için muhtaciyet ve naz havas atarken Ah, b kt m ku kulardan Kesinli in nda ya a Güney'de

167

We can invent Kingdoms of our own Grand purple thrones, those chairs of lust and love we must, in beds of rust Steel doors lock in prisoner's screams and muzak, AM, rocks their dreams No black men's pride to hoist the beams While mocking angels sift what seems To be a collage of magazine dust Scratched on foreheads of walls of trust This is just jail for those who must Get up in the morning and fight for such unusable standards While weeping maidens show-off penury and pout ravings for a mad staff Wow, I'm sick of doubt Live in the light of certain South

168

Zalim ba lant lar Güç u aklar n elinde yar -köpek adamlar ve kaba kad nlar eski battaniyeler sererken denizcilerimizin üzerine (peki ya siz neredeydiniz zay f an m zda) B y klar n z m sa yordunuz? yoksa bir çiçe i mi eziyordunuz? B kt m art k bu cenabet suratlardan Televizyonun içinden bana bakan Kule, güller istiyorum bahçemde anl yor musun? Soylu bebekler, yakutlar almal art k çamurda yatan Kürtajdan arta kalm yabanc lar n yerini Bu mutasyona u ram yarat klar n, kanl etlerin yerini bizim ekti imiz tohumdan ç k p boyveren

169

Cruel bindings The servants have the power dog-men and their mean women Pulling poor blankets over our sailors (and where were you in our lean hour) Milking your moustache? Or grinding a flower? I'm sick of dour faces Staring at me from the T.V. Tower. I want roses in my garden bower; dig? Royal babies, rubies must now replace aborted Strangers in the mud These mutants, blood-meal For the plant that's plowed

170

Bekliyorlar götürmek için bizi talan edilmi bahçeye Biliyor musun, ne kadar solgun ve ehvetli gelir ölüm en garip zamanda uyarmadan, haz rlanmadan t pk ürkütücü ve a r dostane bir konuk gibi yata na ald n Ölüm, melek k lar hepimizi ve kanatlar kondurur bir zamanlar omuzlar m z n oldu u yerlere kunduz pençeleri kadar yumu ak Ne para var art k, ne güzel giysiler Öteki krall k en iyisi gibi görünüyor ta ki çenesi de kapan p ensest döküldü ünde a z ndan ve i e yaramaz bir kanuna olan itaatini koyverdi inde Gitmeyece im Dostlar Aras nda Bir öleni ye lerim Devler ailesine

171

They are waiting to take us into the severed garden Do you know how pale and wanton thrillful Comes death on strange hour Unannounced, unplanned for like a scaring over-friendly guest you've brought to bed Death makes angels of us all and gives us wings where we had shoulders smooth as raven's claws No more money, no more fancy dress This other Kingdom seems by far the best until its other jaw reveals incest and loose obedience to a vegetable law I will not go Prefer a Feast of Friends To the Giant family

172

II. Feryat eden yüce sa Tetikte Tembel Meryem kalkacak uykudan bir pazar sabah "Film 5 dakika içinde ba layacak" Diye ilan etti bo lukta yank lanan Ses "Geç kalanlar di er gösterimi Beklemek zorunda" A a r dizildik, isteksizce salonda. Salon büyük ve sessizdi. Oturduk ve karart ld k Ses devam etti: "Bu gecenin program yeni de il. Daha önce de gördünüz bu e lenceyi defalarca. Do umunuzu gördünüz, hayat n z ve ölümünüzü; gerisini hat rlars n z nas lsa - ( ahit oldu unuz iyi bir dünya m yd öldü ünüzde?) üstüne bir film çekmeye yeterli miydi ya ad klar n z?"

173

II. Great screaming Christ Upsy-daisy Lazy Mary will get you up upon a Sunday morning "The movie will begin in 5 moments" The mindless Voice announced "All those unseated, will await The next show" We filed slowly, languidly into the hall. The auditorium was vast, and silent. As we seated and were darkened The Voice continued: "The program for this evening is not new. You have seen This entertainment thru and thru. You've seen your birth, your life and death; you might recall all of the rest - (did you have a good world when you died?) ± enough to base a movie on?"

174

Demirden bir k k rt bir yumruk gibi indi zihinlerimize Ben ç k yorum buradan Nereye gidiyorsun? Sabah n öbür k y s na Lütfen, pe inden gitme bulutlar n pagodalar n, tap naklar n Kad n n vajinas yakalad onu t pk candan bir dost eli gibi "Tamam, sakin ol. Tüm dostlar n burada." Ne zaman gidebilirim yanlar na "Hele bir yemek ye" Aç de ilim ki "Ah, dayak ye, demek istemi tim" Gümü nlar, gümü i ekran imkâns z yo unla ma

175

An iron chuckle rapped our minds like a fist. I'm getting out of here Where're you going? To the other side of the morning Please don't chase the clouds Pagodas, temples Her cunt gripped him Like a warm friendly hand. "It's all right. All your friends are here." When can I meet them? "After you've eaten" I'm not hungry "O, we meant beaten" Silver stream, silvery scream, Impossible concentration

176

te komedyenler geliyor bak nas l da gülümsüyor zle bak nas l da k z lderili dans yap yorlar Yapt klar hareketlere bak Kendine güven ister Millete böyle hareketler çekmek Kelimeler üstünü örtüyor her eyin Kelimeler h zl Kelimeler bastonlar and r yor Ek onlar Büyüyeceklerdir Havada sal nmalar n seyret Her zaman kelimelerin insan olaca m Ku çu olmaya ye dir

177

Here come the comedians Look at them smile Watch them dance An indian mile Look at them gesture How aplomb So to gesture everyone Words dissemble Words be quick Words resemble walking sticks Plant them They will grow Watch them waver so I'll always be A word-man Better than a birdman

178

Ama asla Çekip gitmeyece im Bir dolar m tahsil etmeden Tekrar söylemem gerekir mi yüksek sesle, püf noktay anlad n z Bedava yemek yok Çenesi dü ük bir rlandal olaca m gücünün doru undayken gagas n aralay veren Ey kad n, arala endi eli bacaklar n Ey endi eli zihin Körün rak yerde i ledi i günah Kokusunu al yor yeni yakamdaki suçun

179

But I'll charge Won't get away Without lodging a dollar Shall I say it again Aloud, you get the point No food without fuel's gain I'll be, the irish loud Unleashed my beak At peak of powers O girl, unleash Your worried comb O worried mind Sin in the fallen Backwoods by the blind She smells debt On my new collar

180

Ma rur nesir H zl bir aray n, yani saplant n n Karma as yla örülü An nda içimize i leyen Alelacele ödünç al nm ritm; Kad n aralar na girdi Tüm dünya kad nlar birle in Ve güvenli bir yer yap n dünyay Rezalet dolu bir hayat için Ha ha ha Bo az n kessene Hayat bir akad r Kar n bir hendekte Tekne ayn tekne te geliyor teke Kan Kan Kan Kan Dalga geçiyorlar Evrenimizle

181

Arrogant prose Tied in a network of fast quest Hence the obsession Its quick to admit Fats borrowed rhythm Woman came between them Women of the world unite Make the world safe For a scandalous life Hee Heee Cut your throat Life is a joke Your wife's in a moat The same boat Here comes the goat Blood Blood Blood Blood They're making a joke Of our universe

182

III. Kibrit kutusu Sen benden daha m gerçeksin Yakaca m seni ve özgür k laca m Dökülen ac gözya lar Asla unutmayaca m

183

III. Matchbox Are you more real than me I'll burn you, and set you free Wept bitter tears Excessive courtesy I won't forget

184

IV. S cak hastal kl bir lav akt yukar ya do ru, H rdayarak ve köpürerek. Ka ttan surat. Ayna maskesi, seni seviyorum ayna. 4 saattir beyni y kan yordu. Te men hayretler içinde ³konu maya haz r m s n´ ³Hay r efendim´ ± diyebildi sadece Cimnasti e geri dön. Huzur dolu Meditasyon Çöldeki hava üssü jaluzilerden d ar bak yorum bir uçak bir çöl çiçe i sakin bir çizgi film Dünyan n geri kalan Kay ts z ve tehlikeli Baksana genelevlere Porno filmlere Ke fe

185

IV. A hot sick lava flowed up, Rustling and bubbling. The paper-face. Mirror-mask, I love you mirror. He had been brainwashed for 4 hrs. The puzzle in again "ready to talk" "No sir" - was all he'd say. Go back to the gymnastics. Very peaceful Meditation Air base in the desert Looking out venetian blinds A plane A desert flower Cool cartoon The rest of the World Is reckless and dangerous Look at the Brothels Stag films Exploration

186

V. Limandan ayr l yor bir gemi bir ba ka çal l n vah i at tutkunun lades kemi i metal tilkiyi sulara gömüyor

187

V. A ship leaves port Mean horse of another thicket Wishbone of desire Decry the metal fox

188

TAPE NOON DAN RLER

POEMS FROM TAPE NOON

çöl Çöl - gül rengi metalik mavi ve böcek ye ili

bo aynalar gümü i havuzlar

bir evren tek beden içinde

191

the desert The Desert - roseate metallic blue and insect gren

blank mirrors and pools of silver

a universe in one body

192

ho geldiniz amerikan gecesine

Ho geldiniz Amerikan Gecesine ses, yüz, kader, öhret bulabilmek Gece taraf ndan evcille tirilmek u runa sessiz yumu ak lüks bir araban n içinde köpeklerin s rd Otostopçular dizilir Büyük Otoyol boyunca

193

welcome to the american night

Welcome to the American Night where dogs bite to find the voice the face the fate the fame to be tamed by The Night in a quiet soft luxuriant car Hitchhikers line the Great Highway

194

ani sald r

Ani sald r B çaklanm ve hacamat edilmi ama ne ac ne de ölüm

Sessizlik bölgesi Aniden güçlendirilmi dilsiz yabanc l k ve fark na varmak akla en garip gelen a k ve kahkayla hayat dolu olan n ve konu tu umuz ve kelimelerin ate ten yumu ak biçimlerinin oldu u zamanlara ait ho an lar n

195

sudden attack Sudden attack Stabbed and hacked but no pain no death

Zone of silence Sudden powered mute strangeness and awareness most awkward to the mind alive with love and laughter and memory sweet of kinder times when we spoke and words had soft form by a fire

196

bu benim orman m Bu benim orman m bir kablolar denizi. Bu vizyon gürültüsü alevimdir benim. Bu a açlar adamlar m, mühendisler. Ve bir çiftçiler kabilesi Pazar tatilinde. Tanr lar ± yönetmenler Kameralar, yunan Kentaurlar h zla serpilen, sessiz hareketli bir fazilete kayarak Bana do ru ± s çrayan bir soytar Büyük Güne in gözünde. Yüce tehlike burada kavisli kalçalarda. Öç alan parmak ± tanr .

197

this is my forest This is my forest a sea of wires. This gaggle of vision is my flame. These trees are men, the engineers. And a tribe of farmers on their Sunday off. Gods ± the directors. Cameras, greek Centaurs on the boom, sliding with silent Mobile grace Toward me ± a leaping clown In the great sun's eye. Grand danger there in curved thigh. The avenging finger ± lord.

198

dans etmek ve örselemek

Dans etmek ve örselemek sürüngen yaz n Onlar uzun zaman burada kalacaklar biz göçmeden önce Güne e b rakacaklar kendilerini mermer sundurmalar üzerinde çlerinden öfke duyarak a r s cakl na

gal edilmi bir kentin

Bizimdir Krall k

199

dancing and thrashing Dancing and thrashing the reptile summer They'll be here long before we're gone Sunning themselves on the marble porch Raging within against the slow heat Of an invaded Town

The Kingdom is ours

200

kutsall

n çevirileri

Kutsall

n çevirileri

her dilde. Blues Plaklar yla kafay buldurur sana ordularda / kaygan tünellerde. Yeni dü çü zihnimize ark lar düzecek konu ma sayesinde yumurtalar n k r p ç kan dü ünceler e li inde. Korsan zihin istasyonlar . Las Vegas Tevevizyonu. Geceyar s gösterileri.

201

translations of the divine Translations of the divine in all languages. The Blues, The records get you high, in armies / on swift channels. The new dreamer will sing to the mind with thoughts uncluthed by speech. Pirate mind stations. Las Vegas T.V. Midnight shows.

202

KERTENKELEN N SELAMLAMASI
Celebration of the Lizard

Sokaklarda aslanlar ve ba bo Köpekler; hummal , kuduz, a zlar köpürmü ehrin merkezinde kafese t k lm bir canavar Annesinin vücudu çürüyor yaz s ca alt nda toprakta. Çocuk terk etti kenti. Güneye gitti Ve s n r geçti Kaosu ve düzensizli i Geride Omuzlar n n ard nda b rakarak. Ye il bir otelde uyand bir sabah Yan nda guruldayan garip bir yarat kla. Ter bo an yordu parlak teninden Herkes içeride mi? Tören ba lamak üzere.

205

Lions in the street and roaming Dogs in heat, rabid, foaming A beast caged in the heart of a city The body of his mother Rotting in the summer ground He fled the town He went down South And crossed the border Left the chaos and disorder Back there over his shoulder One morning he awoke in a green hotel With a strange creature groaning beside him Sweat oozed from its shiny skin Is everybody in? The ceremony is about to begin

206

Uyan n! Hat rlayamazs n z nerede oldu unu. Bitti mi acaba bu dü ? Y lan soluk, alt n s rl ve büzülmü tü. Dokunmaya korkuyorduk ona. Çar aflar ate li ölüm zindanlar . Ve kad n yan mda yat yordu, ya l , Yo, hay r; genç. Koyu k z l saçlar . Yumu ak beyaz teni Hadi ko , banyoya ko , Bak! çeri geliyor i te. Ya ayamam hareketinin her bir an n . Dayad m yana m Serin pürüzsüz ta lara O güzelim so uk kan hissettim. T slayan kaygan ya mur y lanlar n «

,

207

Wake up! You can't remember where it was Had this dream stopped? The snake was pale gold Glazed and shrunken We were afraid to touch it And she was beside me, old, She's, no; young. Her dark red hair. The white soft skin. Now, run to the mirror in the bathroom Look! She's coming in here. I can't live thru each slow century of her moving I let my cheek slide down The cool smooth tile Feel the good cold stinging blood The smooth hissing snakes of rain . . .

208

Bir zamanlar küçük bir oyunum vard Beynimin gerilerine do ru sürünürdüm San r m biliyorsunuz kastetti im oyunu ³Ç ld rmak´ derler bunun ad na Siz de denemelisiniz bu küçük oyunu Kapay n gözlerinizi, unutun isminizi unutun dünyay , unutun insanlar Farkl bir çan kulesi dikece iz hep beraber. Zevklidir bu küçük oyunu oynamak. Kapay n gözlerinizi, kaybetmek yok asla Ben de buraday m, ben de gidiyorum Kontrolü b rak n elden, a p geçiyoruz s n r Bir tünel kaz n beynin derinlerine do ru Ac n n hükümranl n n ötelerine Ya murun hiç ya mad yere do ru Ve ya mur çiseler kasaban n üzerine. Ve hepimizin ba n n üzerine Ve a a daki rmak labirentinde sessiz do a üstü varl klar etraftaki sinirli da sakinlerinin, Sürüngenler kayna yor, Fosiller, ma aralar, serin hava yükseltileri.

209

Once I had, a little game I liked to crawl back into my brain I think you know the game I mean I mean the game called ³go insane´ Now you should try this little game Just close your eyes forget your name Forget the world forget the people And we'll erect a different steeple This little game is fun to do Just close your eyes no way to lose And I'm right there I'm going too Release control we're breaking thru Way back deep into the brain Back where there's never any pain And the rain falls gently on the town And in the labyrinth of streams Beneath, the quiet unearthly presence of Nervous hill dwellers in the gentle hills around Reptiles abounding Fossils, caves, cool air heights

210

(Bütün evler tek kal ptan ç kma, Pencereler örtülü, canavar araba sabaha kar kilitli duruyor. Hepsi uyuyor u anda, hal lar sessiz, Aynalar bo , toz kaplam yatak altlar n Yasal çiftlerin yaralar Çar aflar üzerindeki ve k z çocuklar, meniyle kaplanm , meme uçlar nda gözler.) Bekle! Bir katliam oldu burada. (Sak n durma konu mak ya da bak nmak için Eldivenlerin ve yelpazen yere dü tü Gidiyoruz bu kasabadan Kaç yoruz Gelmeni istiyorum benimle birlikte)

211

(Each house repeats a mold Windows rolled Beast car locked in against morning All now sleeping Rugs silent, mirrors vacant Dust blind under the beds of Lawful couples Wound in sheets And daughters, smug With semen eyes in their nipples) Wait! There's been a slaughter here

(Don't stop to speak or look around Your gloves and fan are on the ground We're getting out of town We're going on the run And you're the one I want to come)

212

Topra a dokunmamak Güne i görmemek Yapacak hiçbir ey kalmad geriye Sadece kaçmak, kaçmak, kaçmak Haydi kaçal m Tepenin üzerindeki ev Ay hareketsiz as l duruyor A açlar n gölgeleri Vah i esintinin ahitleri Hadi güzelim Benimle birlikte ko Hadi kaçal m Tepenin doru undaki mâlikane s cac k Odalar ihti aml ve ne konfor ararsan var atafatl iskemlelerin kollar k pk rm z Asla bir ey ö renemezsin içeri girmeden Ölü ba kan n cesedi arabada yat yor Motor mazot ve katran saçarak çal yor Hadi davran, çok uzak de il yolumuz Do u¶ya gidiyoruz Çar¶la bulu maya Gölün öte yakas nda kanun kaçaklar ya yor Rahibin k z y lana sevdal Yolun öte yakas ndaki bir kuyuda ya ayan Uyan k z m, neredeyse eve geldik.

213

Not to touch the earth Not to see the sun Nothing left to do, but Run, run, run Let's run House upon the hill Moon is lying still Shadows of the trees Witnessing the wild breeze C'mon baby run with me Let's run The mansion is warm, at the top of the hill Rich are the rooms and the comforts there Red are the arms of luxuriant chairs And you won't know a thing till you get inside Dead president's corpse in the driver's car The engine runs on glue and tar C'mon along, we're not going very far To the East to meet the Czar Some outlaws lived by the side of the lake The minister's daughter's in love with the snake Who lives in a well by the side of the road Wake up, girl! We're almost home

214

Güne , güne , güne Yan, yan, yan Yak nda, yak nda, yak nda Ay, ay, ay Yakaca m seni Yak nda! Yak nda! Yak nda!

215

Sun, sun, sun Burn, burn, burn Soon, soon, soon Moon, moon, moon I will get you Soon! Soon! Soon!

216

B rak çals n karnaval çanlar B rak ark söylesin y lan B rak her eyi oluruna ³Irmaklardan ve otoyollardan geldik Ormanlardan ve elalelerden geldik Carson¶dan ve Springfield¶ten geldik Büyülü Phoenix¶ten geldik Sayabilirim size Krall n isimlerini Zaten bildi iniz eyleri söyleyebilirim size Bir avuç dolusu sessizli i dinler Ve Gölgeler içindeki vadilere t rman rken´ Ben Kertenkele Kral Her eye muktedirim Dünyay durdurabilir Mavi arabalar n geçip gitmesini sa layabilirim.

217

Let the carnival bells ring Let the serpent sing Let everything ³We came down The rivers and highways We came down from Forests and falls We came down from Carson and Springfield We came down from Phoenix enthralled And I can tell you The names of the Kingdom I can tell you The things that you know Listening for a fistful of silence Climbing valleys into the shade´ I am the Lizard King I can do anything I can make the earth stop in its tracks I made the blue cars go away

218

Yedi y l boyunca günah dolu saray nda ya ad m sürgünün, Garip oyunlar oynayarak Adan n k zlar yla.

imdiyse tekrar geldim Hakl n n, güçlünün ve bilgenin topra na

Solgun orman n erkekleri ve kad nlar Ey Gecenin Çocuklar çinizden kim kat lacak ava? Gece eri iyor mor kalabal yla. Çad r n za ve dü lerinize çekilin art k. Do du um kasabaya gidiyoruz yar n. Haz r olmak istiyorum.

219

For seven years I dwelt In the loose palace of exile Playing strange games With the girls of the island Now I have come again To the land of the fair, and the strong, and the wise Brothers and sisters of the pale forest O Children of Night Who among you will run with the hunt? Now Night arrives with her purple legion Retire now to your tents and to your dreams Tomorrow we enter the town of my birth I want to be ready.

220

THE VILLAGE READING RLER
POEMS FROM THE VILLAGE READING

o y l« O y l büyük bir enerji u ram t üstümüze.

O günlerde her ey daha basit ve daha kar kt . Bir yaz gecesi, r ht ma gitti imde, 2 genç k za rastlad m. Sar n olan n ad Ba ms zl k, esmer olan n ad ise Giri kenlik¶ti. Konu tuk ve bana bu öyküyü anlatt lar.

223

in that year... In that year we had a great visitation of energy. Back in those days everything was simpler and more confused. One summer night, going To the pier, I ran into 2 young girls. The blonde was called Freedom, the dark one, Enterprise. We talked, and they told me this story.

224

ve serin esen« Ve serin esen çürük rüzgâr Ve bir çocu un parmak izleri pencere cam nda Ve ate e haz r bir silah omuzda tutulan. Ve gecenin içinde ate karart lm bir evde vah i deliler sürüsünün kasabadan geli ini, dumanlar içinde mazot ve küllerle ve suratlar nda eytani öfkeyle zafer ulumalar yla geli ini bekleyen Kim durduracak onlar ? Kutsal a aç, üçümüzün birarada uyudu u ve dü gördü ü dönüp duran gölgelerin ve otlar n hareketinin sarho lu unda Yo un yaprak h rt lar Ya l bir adam dansç lar harekete geçiriyor kendi eski danslar yla gittikçe kararan yumu ak gölgeler dayan yor ormanlar n özüne do ru nefes alabilsinler diye

225

and the cool fluttering« And the cool fluttering rotten wind And a child's hand-print on picture window And the guncocked held on the shoulder. And fire in the night waiting, in a darkened house for the cruel insane breed from town to arrive and come poking thru smoke and the fuel and ashes for milk and the evil leer on their faces barking with triumph Who will not stop them? The hollow tree, where we three slept ve dreamed in the movement of whirling shadows and grass Tired rustle of leaves An oldman stirs the dancers with his old dance darkening swift shadows lean on the meat of forest to allow breathing

226

Yava ça k p rdan rlar Yava ça do rulurlar Ölüler henüz do uyor uyanarak çürümü bedenleri ve slak ruhlar yla Yava ça soluklan yorlar büyülenmi cenaze a k nl yla Kim ça rd bu ölüleri dans etmeye? O genç kad n m yoksa ³Hayalet ark s n ´ çalmay ö renen torunu için Yoksa o yaban l çocuklar m ? Yoksa Hayalet ± Tanr ¶n n ta kendisi mi, kekeleyen, k k rdayan gevezelik eden? - Sizi topra meshetmeye ça rd m. Sizi ilan etmeye ça rd m hüznün yanm bir deri gibi dökülü ünü Sizi iyi anslar dilemeye ça rd m, yeni bir canavar gibi kendinizi yüceltmeye ve imdi tekrar ça r yorum sizi yakarmaya:

227

Gently they stir Gently rise The dead are new-born awakening with ravaged limbs and wet souls Gently they sigh in rapt funeral amazement Who called these dead to dance? Was it the young woman learning to play the ³Ghost Song´4 on her baby grand Was it the wilderness children? Was it the Ghost-God himself, stuttering, cheering, chatting blindly/ - I called you up to anoint the earth. I called you to announce sadness falling like burned skin I called you to wish you well, to glory in self like, a new monster & now I call on you to pray:

228

sikimin ölümü için a t Sikime a t Yaral ve çarm ha gerili Seni tan maya çal yorum ruhani bilgeli e eri erek duvarlar n aralayabilirsin gizemli ç plak gösterinin Nas l elde edebilirsin ölümü Sabah program nda Televizyon ölümü çocu un so urdu u ölümcül gizem beni yazmaya sürükleyen Kaderin ilerleyi i Sikimin ölümü hayat verir

229

lament for the death of my cock Lament for my cock Sore and crucified I seek to know you acquiring soulful wisdom you can open walls of mystery strip-show How to get death On the morning show T.V. death which the child absorbs death-well mystery which makes me write Slow train The death of my cock gives life

230

Gitarist Antik bilge satir Söyle gazelini sikime ok a kederini sertle tir ve rehberlik et bize Kay p hücreler Kanser bilgisi Yüre e konu mak ve yüce ödülü vermek kelimeleri güç

trans

Bu sonsuz dost ve hayvanat bahçesindeki yarat klar vah i, k ll yavrular her renk tamaml yor ba lant y yaratmak için tekneyi tüm bir rk bar nd ran hangi cehennem daha korkunç ve gerçek olabilir ki u an ³Kalçalar na dokundum ve gülümsedi ölüm´

231

Guitar player Ancient wise satyr Sing your ode to my cock caress its lament stiffen and guide us Lost cells The knowledge of cancer To speak to the heart & give the great gift words power trance This stable friend and the beasts of his zoo wild, haired chicks each color connects to create the boat which rocks the race could any hell be more horrible than now and real "I pressed her thigh and death smiled"

232

ölüm, eski dostum ölüm ve sikim tüm dünyad r Ba layabilirim yaralar m bilgelik ad na lüks romans Cümle üstünde cümle. Kelimeler sa alt yor. Kelimeler yaralad beni ve onlar iyile tirecek E er inan rsan. imdi herkes kat ls n a ta sikimin ölümü için yak lan bir bilgi dili kanatl gecede o lanlar ç ld r yor ve ac çekiyor Bense kurban ediyorum sikimi sessizli in sunak ta üstünde

233

death, old friend death and my cock are the world I can forgive my injuries in the name of wisdom luxury romance Sentence upon sentence. Words are healing. Words got me the wound and will get me well If you believe it. All join now in lament for the death of my cock a tongue of knowledge in the feathered night boys get crazy in the head and suffer I sacrifice my cock on the altar of silence

234

uyan Uyan Silkele saçlar ndan dü lerini güzel çocuk, bir tanem Seç gününü ve i aretini gününün, ilk görece in eyi. Yanm bir a aç, dev tarih öncesi bir ku gibi, bir yaprak, kuru ve ac , çat rdayan masallar l k dalgalar aras nda. Kald r m tanr lar senin için yaratacak. Kom u topraklar n orman , Bo ve kay p müze ve Mesa ve da n hamile An t gazeteci tezgâhlar nda duruyor çocuklar n okuldan sonra sakland klar yerde

235

a wake A wake Shake dream from you hair My pretty child, my sweet one Choose the day, and the sign of your day, first thing you see. A burnt tree, like a giant primeval bird, a leaf, dry and bitter, crackling tales in its warm waves. Sidewalk gods will do for you. The forest of the neighborhood, The empty lost museum, and The mesa, and the mountain's pregnant Monument above the newsstand where the children hide When school ends

236

kav ak Ana ± babalar n z n kap s nda kar l yoruz sizi Ne yapaca n z söyleyece iz Kurtulmak için ne yapman z gerekti ini Terkedin çürümü kasabalar n baban z n Terkedin zehirli kuyular ve kan lekeli sokaklar tatl ormana ad m at n art k

237

the crossroad Meeting you at your parent's gate We will tell you what to do What you have to do to survive Leave the rotten towns of your father Leave the poisoned wells and bloodstained streets Enter now the sweet forest

238

KURU SU
DRY WATER

bu lo ma arada Bu lo ma arada daha ileri gidemeyiz art k Burada para anahtard r ça yumu atmak için. Atlar, suçluluk verir. Koca alt n dolu çantalar taat istiyorum! nceliyoruz bu eski ve ç lg n tiyatroyu, lüks kiliseler sunak ta lar gibi müstehcen tiraf ediyorum yaralara serin dö emelere parçalanm perdelere Aktörler çifte kutsanm t r gözlerimizin önünde. Bu gayet ciddi ve iddet dolu bir i tir. Büyük giz! Zamand tutku dura anl kta ekillenmi .

241

in this dim cave In this dim cave we can go no further Here money is key to smooth age. Horses, givers of guilt. Great bags of gold. I want obedience! We examine this ancient and insane theatre, obscene like luxuriant churches altars. I confess to scarves cool floors stroked curtain The actors are twice-blessed before us. This is too serious and severe. Great mystery! Timeless passion patterned in stillness.

242

senin için seks Senin için seks u anda bile bu solgun gezegende bizi birbirimize kenetleyen tek lifti air ve renkli foto rafl kapak k z için, çöl ortas nda toplanan ordular için, Sümer ve Kuzey Afrika uykular nda egzotik alacakaranl k ba melekleriyle sessizce kenetlenen Samson ve tüm generalleri için. Pazar kalabal kla yor dansç lar ortal kta sal n yor. Y lan çelenkleri ve hazlar. Alçak ma araya götürece im seni ³Halife´ ad verilen.

243

sex for you Sex for you was thread which binds us even now on this pale planet. To the poet and cover-girl, photo in color, to armies that join, out on a desert, and to Samson and all his generals bound quiet now with exotic arch-angels of dusk, in Sumerian and North African slumbers. The bazaar is crowded as dancers thrive. Snake wreaths and pleasures. I take you to a low cave called "Calipah".

244

NOT DEFTER RLER
NOTEBOOK POEMS

amerikan gecesi öyküleri Ke if Melekler ve Denizciler (zengin k zlar) Arka bahçe çitleri, çad rlar birbirini seyreden dü ler yangözle Yumu ak lüks arabalar Garajlarda k zlar ç plak, içki ve giysi almak için kendilerini d ar ya vurmu Yar m galon arap ve alt kutu bira Narin besi. Çaba verilmi . Bo u ulmu . Ac çekmek için do mu . Yaban ll n ortas nda soyunmaya zorlanm

247

tales of the american night Discovery Angels and Sailors (rich girls) Backyard fences, tents dreams watching each other narrowly Soft luxuriant cars Girls in garages stripped, out to get liquor and clothes Half-gallons of wine and six-packs of beer Tender corral. Jumped. Humped. Born to suffer. Made to undress in the wilderness.

248

de i tirebilir miyiz dersin geçmi i -Demek kad n istiyorsun Haplar, ot falan, öyleyse gel hadi yi vakit geçirtece im sana Yok yok burada Hadi gel, gösterece im Hiciv Gösterisi De i tirebilir miyiz dersin geçmi i ± pusuda bekleyen çeneler Zaman cointleri ± zemin kat ± kurak topra n ça n n geli i ± delikler ve ma aralar Müzik yeni parlat lm siyah kromdan yap lmayd ve s v bir gece gibi akt yaz n üstüne ± D.J¶ler haplar yuvarlad uyan k kalabilmek için ve 7 gece hiç durmadan çald lar Bir k zkarde i vard General¶in o lunun General¶i görmeye gittiler beraber Stüdyoya gittiler ve biri tan d ç kt onun. Biri tan yordu televizyon ovmenini.

249

can we resolve the past -Hey man you want girls Pills grass come-on I show you good time This place has everything Come-on, I show you Burlesque Beat Can we resolve the past- lurking jaws joints of Time- the base- to come of age in a dry place- holes and caves The music was new black polished chrome and came over the summer like liquid night- the D.J.'s Took pills to stay awake and play for 7 days. The General's son had a sister. They went down to see him. They went to the studio and someone knew him. Someone knew the T.V. Showman.

250

Evimizdeki partiye geldi ve plaklar çald ve evden ayr ld nda s cak ö le güne i alt nda ve arabas na do ru yürüdü ünde, Serserilerin S ± ± K ± T ± ± R yazd klar n gördük öncam na. Beyaz bir bezle sildi yaz y ve gülümseyerek çekip gitti sakince. ³Zengindir kendisi. Koca bir arabas var.´ Arkada m hergün bir saat yol gelir da lardan buraya. Kuca n zda kitaplarla otururken otobüste sertle irsin. Ku u tavlad k siyah M.P.¶deki. Çetem yakalayacak seni. Kanyonda tecavüz sahneleri. Arabadaki ba tan ç kartmalar, terk edilmi binalar. Büfenin önünde iti kak . Toz. Ayakkab lar Önleri aç k gömlekler ve kald r lm yakalar. Parlak yap l saçlar. En iyi zenciler dans eder, kalçalar n oynatarak. Biri ö leden sonraki dans partisinde tavlad yavruyu. Bedava plaklar verdiler en iyi çifte.

251

He came to our home room party and played records and when he left, in the hot noon sun, and walked to his car, we saw the Chooks had written F-U-C-K on his windshield. He wiped it off with a white rag and smiling cooly, drove away. "He's rich. Got a big car." My friend drove an hour each day from the Mts. The bus gives you a hard-on with books in your lap. We shot the bird at the black M.P. My gang will get you. Scenes of rape in the arroyo. Seductions in cars, abandoned buildings. Fights at the food stand. The dust. The Shoes Opened shirts and raised collars. Bright sculptured hair. Spades dance best, from the hip. Someone shot the bird on the afternoon dance show. They gave out free records to the best couple.

252

anlayatay m size Anlatay m size Texas Radio & the big beat Virgin batakl klkar ndan ç kagelir so uk ve yava kesinlik duygusu ve dar bir dönü yoluyla hükmedilmesi zor kimileri tanr sal der ona p r lt s yüzünden kimileriyse Bat rüyas n n kaba ve ac mas z yan « Seviyorum buraya toplad m dostlar m Bu derme çatma sal üzerinde piramitler in a ettik kaç m z n onuruna Buras firavunun öldü ü topraklar Çocuklar numuneler bar nd r r nehir ark söyleyen kad nlar n sesleri uzak kumsallara ça r r bizi

253

i want to tell you I want to tell you about Texas Radio & the Big Beat it comes out of the Virgin Swamps cool and slow with plenty of precision and a back beat narrow and hard to master some call it heavenly in its brilliance others mean and rueful of the Western dream I love the friends I have gathered together On this thin raft we have constructed pyramids in honor of our escaping This is the land where The pharaoh diedChildren The river contains specimens The voices of singing women call us on the far shore

254

ve derler ki ³Unutun Geceyi bizimle birlikte ya ay n gökmavisi Ormanlarda´ (unutulmu ruhlar için kuru yiyecek) Beni iyi dinleyin; hiçbir sonsuz ödül ba lamayacak bizi afa harcad m z için Bir sabah uyan rs n garip bir güne ve kap n n aralan «

255

and they are saying "Forget the Night live with us in Forests of azure" (meager food for souls forgot) I tell you this; no eternal reward will forgive us now for wasting the dawn One morning you awoke and the strange sun and opening your door...

256

dinleyin hele bir ³Dinleyin hele bir: Texas Radio & Big Beat¶ten sözedece im size A r a r kayarak gelen, ç lg n yepyeni bir lisan gibi lahi bir habercinin so uk ve ani öfkesiyle sana ula an Anlatay m size yürek a r s n ve Tanr ¶n n kaybolu unu Umutsuz gecenin içinde sa a sola ko turarak dolanan Ormandaki zenciler parlak tüyler ku anm göstereyim size bakireyi dövülmü demirden bir ruh ta yan Burada s n r n d nda y ld z yok Burada ta la p kald k el de memi halde´

257

now listen to this "Now listen to this: I'll tell you about Texas Radio & the Big Beat Soft driven slow and mad like some new language Reaching your head With the cold and sudden fury of a divine messenger Let me tell you about heartache and the loss of God Wandering, wandering in hopeless night The negroes in the forest brightly feathered let me show you the maiden with wrought-iron soul Out here on the perimeter there are no stars Out here we is stoned immaculate"

258

yayalar h zland birden Yayalar h zland birden Harekete at ld k aniden polisler, plastik kalkanlar, mi ferler, havada sallanan uzun ince coplar, asa misali, topla p hizaya geçen, caddeyi öteki tarafa do ru temizleyen. Yakla mak ya da uzak durmak. Kafeler masalar içeri al yor iskemleleri ters çevirip üstlerine diziyor, çelik kepenkleri indiriyor. Minibüsler gelirken sl klar çal n yor. B y kl askerler. Ayr l yoruz oradan. Gençlerin gözleri, tetikte, p r l p r l. Kilise. Gitarlardan, davullardan, flütlerden, arplardan ve a klardan olu ma pastoral bir manzara. Geçtik Shakespeare Kumpanyas ¶n n, nezih mü terili lokantalar n yan ndan, minyatür bir New Orleans olan mütevazi Caz semtinin (Story Ville) içinden. Afrika gömlekleri içinde zenciler. Bir sokak üflemeliler grubu. ³Elveda perdeli ayakl dostlar ma´ Kalabal k gülümsüyor, k p rdan yor, ark söylüyor. Geçip gittik. San Michel Bulvar . An t. Seine nehri. Yanan kartonlar n alevi ç t rd yor bulvar boyunca. Yang n hortumlar . Duman kokusu.

259

the sidewalkers moved faster The sidewalkers moved faster We joined the current. Suddenly the cops, plastic shields and visors, wielding long thin truncheons like wands, in formation, clearing the street the other way. To get near or stay away. Cafes were taking in tables putting chairs on upside down, pulling the steel playpen safety bars. Whistles as the vans arrive. Moustached soldiers. We leave the scene. Eyes of youth, wary, gleaming. The church. A pastoral scene of guitars, drums, flutes, harps, and lovers. Past Shakespeare and Co., the restaurants With elegant patrons, cross street, the small Jazz district (Story Ville) a miniature New Orleans. Negroes in African shirts. A street brass band. ³Fare well to my web footed friends´ Crowd smiles, jogs, and sings. Move past. San Michel Boulevard. The Statue. The Seine. Bonfires of cardboard buzz evilly, down the boulevard. Fire-tenders. Smell of smoke.

260

Daha yak na geldik. Aniden ba r lar uzun sava çemberleri ve kalabal k ko uyor geriye do ru. Biz kaçarken, arkadan sald r yorlar. Kafe masalar na do ru s k t r yorlar. Metro ve gazete kulübeleri ± Bir k z dövülüyor, ba r lar . Duyulmuyor. Cop v z lt lar . Ya mur. ( i eli adam) Bana kat l gösteride A açlar n ve ya murun alt ndaki gruplara kat l yoruz. Uzun kamu binalar . Bize kat l gösteride

261

Approach closer nearer. Suddenly screams long warhoops and the crowd runs back. And as we flee, they attack from behind. Pressed against cafe tables. Subway and news Kiosk- A girl beaten, her cries. Can't hear blows. Rain. (Man withbottle) Join me at the demonstraion We join groups under trees and rain. Tall public buildings. Join us at the demonstration.

262

uyand k konu arak« Uyand k konu arak. Rüyalar m z anlatarak. gece boyunca süren bir patlama Yeni bir siren. Ne polis, ne yang n, ne New York ambulans ne de Avrupa ayaklanma haberi sireni, ama yeni garip bir siren, sava duyuran. Pencereye ko tu. Yükseldi o sar nesne.

263

we awoke, talking« We awoke, talking. Telling dreams. an explosion during the night A new siren. Not cop, Fire, New York ambulance or european movie riot news but the strange siren predicting war. She ran to the window. The yellow thing had risen.

264

korku bir verandad r« Korku bir verandad r rüzgârlar n yalay p Kuzey¶e do ru esti i Penceredeki bir çehre yapra a dönü en Felaketini hisseden ama yine de yukar larda gururla süzülen bir kartal Gecede par ldayan bir tav an

265

fear is a porch«

Fear is a porch where winds slide thru in the North A face at the Window that becomes a leaf An eagle sensing its disaster But soaring gracefully above A rabbit shining in the night

266

karanl k amerikan günbat m Karanl k Amerikan Günbat m Gece t pk devasa bir provokasyon gibi dü e kar , otoritesini kurdu, kayan kumun üzerinde Tijuana ± Gecenin anüsü bir medeniyet karikatürü Orospular can s k c d r Amerikan Gecesi¶nde Ne görece iz dersin gecenin ba rsaklar nda, Dü lerin gözünün önünde üretildi i donmu ma arada. Bedavaya kehanet. Bu ark da hükümranl n madeni paras n n garipli indeki hüzün olmal . Ac kor parçalar . Çam yan kokusu, Yang n ± Gecesi, özel üreme egzersizleri. Suç için bir bahane. Gecenin Lisesi. Bir okulun gecedeki sessizli i.

267

the dark american sunset The dark American Sunset The night like a vast conspiracy to dream, hold court in the swaying sand Tijuana ± the anus of Night a cartoon of civilization Whores are bores in the American Night What will we see in the bowels of the night, in The frosted cave where dreams are made, right before your eyes. Prophecy without money. This song must have the sad common strangeness of currency coin of the realm. Bitter embers. Scent of pine smoke Fire-Night, special breeding exercises. An excuse for crime. High School of the Night. Silence of a school at night.

268

l¶amerika Asit dü leri ve spanyol Kraliçeleri L¶amerika (bir ba ka?, tek ba na?, ses) Ast ml çocuk, dezenfekte makinesi L¶amerika Dü es, tav an, yolun k y s ndaki koruluk L¶amerika Bir sahil Kasabas nda peydahlanm L¶amerika Kumsal ya da Göllerin ili kisi L¶amerika Batakhaneler, y lanlar, su dolu ma aralar Florida Homo/-seks/-üellik L¶amerika Din ve Aile L¶amerika Do u Orman nda uçak kazas Virginia Pirinç tarlalar na havadan inme L¶amerika Kasabada gerilla grubu L¶amerika Ac bilinç a ac L¶amerika Gecede yol alan h zl bir araba ± yol L¶amerika yilik lletinin ilerleyi i L¶amerika

269

l¶america Acid dreams and Spanish Queens L'America (another?, lone?, voice) Asthma child, the fumidor Lamerica Duchess, rabbit, the woods by the road Lamerica Pearl Harbor-Shot of the road Lamerica Conceived in a beach Town Lamerica Relevance of beach or Lakes Lamerica Sinks, snakes, caves with water Florida Homo/-sex/-uality Lamerica Religion & the Family Lamerica Plane crash in the Eastern Woods Virginia Bailing-out over rice-fields Lamerica Guerrilla band inside the town Lamerica Bitter tree of consciousness Lamerica A fast car in the night ± the road Lamerica Progress of The Good Disease Lamerica

270

ah, yasa sava t « Ah, yasa sava t , dostluk tökezledi inde. Aileler her zamanki gibi kavga etti odalar nda. Irklar ac çekti. Seyahat ettik. Yuvam z ve güzelli i terk ettik. Ah, tekrar bu gemilere bindik ve yola ç kt k. Gücün yarat m harcand yava ça. Ödünç dolgular. Okyanusa boyunduruk. Cennet korunuyor, saat geçti. Rüzgârlar mayalad ç lg nl ve salonu her an küflü tuttu. Mürettebat terk etti h rç n cariyeleri ve al kanl klar . Deniz kad nlara uygun de il. Erkekler e lenip co tular, ezip geçerek dalgalar derinlere do ru ineceklerdi. Sand k! Sand k! Cathay ya da Venedik. Ötedeki dünyalar ve sonraki dünyalar. Bu öykünün bir mesaj yok. Ne uykuya ne de hüzne güven. Düdükçü bir ark m r ldan r sessizli i uyand rmak için ve rüzgârl bir sahile ç kar r güçlü askerleri

271

ah, the rule was war« Ah, the rule was war, as friendship faltered. Families quarrelled, as usual, in their chambers. The race suffered. We traveled. We left home and beauty. Ah, into these ships, again, we hastened. The creation of power is slow-wasted. Borrowed fillings. Brace for the brine. Heaven kept, hour dated. Winds fermented madness and kept parlour rife and rancid. Crews took leave of sour concubines and habits. The sea is no place for a lady. Lads larked and frolicked, pulvering waves they would seek into the deep. Ark! Ark! Cathay or Venice. Worlds beyond, & Worlds after. This story has no moral. Trust not sleep or sorrow. The fife-man croons the lull to wake and Brings strong soldiers to a windy beach

272

siktim çöplerini« Siktim çöplerini bir imparatorlu un kal nt lar n n Siktim toz topra ve o korkunç kraliçeyi Siktim kad n Maya kap lar nda Siktim tüm kad nlar n z ve hepsine ayn muameleyi yapt m sava ç lar n za sayg duyarak Krall ktan geri dönen siki tim Zencilerle araba içlerinde Siktim Kuzey Hindiçini çocuklar n Napalmla damgalanm ve ac içinde hayk ran

273

i fucked the dregs« I fucked the dregs of the ruins of an empire I fucked the dust and the horrible queen I fucked the chick at the gates of the Maya I fucked all your women and treated the same with respect for your warriors returned from the Kingdom fucked with the Negroes in cabs of the drivers Fucked little infants of North Indo-China Branded with Napalm and screaming in pain

274

kap da biri var Kap da biri var. Bir mütecaviz içeriye dal yor kap y k r p. Ne ac . Ne de ölüm. Biziz sadece, tekrar tekrar. çeri geliyoruz. Tamam, aray n bakal m etraf . Hiçbir ey bulamayacaks n z. Tüm perspektifleri bir anda görmek. Her ey dondu unda ve sanki kendine do ru geri döndü ünde.

275

there's someone at the door There's someone at the door. A rapist rushes in. No pain. No death. It's us, over and over again. We're coming in. All right, search the place. You won't find anything. Seeing all perspectives at once. When everything freezes and kind of turns back in on itself.

276

blues Ah bu nas l yap l r bana büyük dansç n n ahit Tanr s , sen gizlenen bir satirsin te bunun içindir ki ac mas zca ve bo una parçalamak için ya am m Uzanaca m burada çal nm bir halde, so uk rüzgâr n alt nda yol ortas nda, ta ki huzur üzerimde donuncaya ve beni kutsay ncaya dek. Kaba hortlak piç. Ah! imdi kim geliyor.

277

blues O how could this be done to me great dancer's Witness God, you are a satyr in disguise Thus cruelly and uselessly to Rend my life awry I'll lie here stolen, in cold wind in the road, until peace freezes over, and hallows me. Rude ghost bastard. Ah! Who comes now.

278

bulutlarda bir delik bulutlarda bir delik bir zihnin sakland Pagoda¶lar ± tap naklar çocu un ham umudunda bir dehlizde bekleyen hayvan etraf ndaki kla, tan mlanan Bu eytani teselliler bu örtüler sarar etraf

279

a hole in the clouds a hole in the clouds where a mind hides Pagodas-temples in child's raw hope animal in a tunnel defined by the light around him These evil subsidies these shrouds surround

280

kas rga ve güne tutulmas Bir f rt nan n gelip süpürmesini isterim tüm bu boku. Ya da Kasabay yak p denizi ar nd racak bir bomba. Temiz ölümün rastgelmesini isterim bana.

281

hurricane and eclipse I wish a storm would come and blow this shit away. Or a bomb to burn the Town and scour the sea. I wish clean death would come to me.

282

e er sadece E er sadece hissedebilseydim Serçelerin seslerini ve hissedebilseydim çocuklu un beni geri çekti ini E er sadece hissedebilseydim kendimi geri çekerken ve hissedebilseydim kucakland m yeniden gerçeklik taraf ndan Gözüm arkada kalmazd Ölürdüm seve seve

283

if only If only I could feel The sound of the sparrows and feel child hood pulling me back again If only I could feel me pulling back again and feel embraced by reality again I would die Gladly die

284

LOS ANGELES A METH YE MERHUM BRIAN JONES U DÜ ÜNÜRKEN
Ode To LA While Thinking of Brian Jones, Deceased

Kentin sakinlerinden biriyim Beni seçtiler nedense Danimarka Prensi¶ni oynamam için Zavall Ofelya(13) Görmedi i tüm hayaletler Demir bir kandilde Ak yorlar k smetlerine do ru Geri dön, cesur sava ç Dal git derinlere Bir ba ka denizde S cak köpüklenmi havuz Marake (14) neresi elaleler alt nda vah i f rt nalar vah ilerin yere y k ld yerde ö le sonralar ritm canavarlar Geriye b rakt n Hiçli in Sessizlikte yar s n diye

287

I'm a resident of a city They've just picked me to play the Prince of Denmark Poor Ophelia All those ghosts he never saw Floating to doom On an iron candle Come back, brave warrior Do the dive On another channel Hot buttered pool Where's Marrakesh Under the falls the wild storm where savages fell out in late afternoon monsters of rhythm You've left your Nothing to compete with Silence

288

Umar m gülümsemi sindir ç k p giderken buradan T pk bir çocuk gibi bir dü ün serin art na kendini b rakan Melek adam etraf nda dolanan Y lanlar avuçlar ve parmaklar için yar an Nihayet kabul gördü Bu cömert Ruh Ofelya Yapraklar, ipe in içinde s r ls klam Klorin rüyâs ç lg n hareketsiz ahit Tramplen, risk Havuz Sen bir sava ç yd n am ipe i içindeki misk kokulu peri

289

I hope you went out Smiling Like a child Into the cool remnant of a dream The angel man with Serpents competing for his palms and fingers Finally claimed This benevolent Soul Ophelia Leaves, sodden in silk Chlorine dream mad stifled Witness The diving board, the plunge The pool You were a fighter a damask musky muse

290

sen ki a arm Güne tin ö leden sonra televizyonunda kertenkeleler sar bir noktan n sahipsizli i Gördün mü seni nereye sürükledi tüm bunlar et cennetinde yamyamlar ve hainler Bahç van Buldu Bedeni, i mi yüzerken ansl Direnç Nerede o ye il solgun madde Seni olu turan ne delikleri tanr ça Derinde Kokacak m acaba Cennete do ru ta n rken Müzik dehlizlerinden geçerek

291

You were the bleached Sun for TV afternoon horned-toads maverick of a yellow spot Look now to where it's got You in meat heaven with the cannibals and jews The gardener Found The body, rampant, Floating Lucky Stiff What is this green pale stuff You're made of Poke holes in the goddess Skin Will he Stink Carried heavenward Thru the halls of music

292

Hiç ans yok. A r bir a t bu O gülümseme O satir¶in ehvetli bak s çrad gitti yukar ya harç n içine do ru

293

No Chance. Requiem for a heavy That smile That porky satyr's leer has leaped upward into the loam

294

PAR S GÜNLÜ Ü

PARIS JOURNAL

Nice ey unutuldu çoktan Nice ey unutuldu Unutulacak Bir zamanlar safl k dü üncesi do mu tu, imdiyse kayboldu geri dönülmez bir ekilde Siyah müzisyen tepenin doru undaki bir evde Odun y nlar aras ndaki Zenci Utanç verici giz Kusura bakma. Böyle olsun istememi tim. Ya l bir adam, birilerinin k z Kalk yor aya a ve görüyor bizi hareketsiz dururken odada akordsuz bir piyano ve kötü resimler aras nda adam i e gitti ve yeni kar s geliyor

297

So much forgotten already So much forgotten So much to forget Once the idea of purity born, all was lost irrevocably The Black Musician in a house up the hill Nigger in the woodpile Skeleton in the closet Sorry, Didn't mean you. An old man, someone's daughter Arises and sees us still in the room of off-key piano and bad paintings him off to work and new wife arriving

298

(Notre-Dame¶ n kandil ormanlar ) k p rdayan gülümsemeleriyle küçük kadife torbalar yla ve katalepsi gözleriyle dilenci rahibeler se irtiyorlar gösteri li Mozaik pencerelere do ru Bu ekilde yaz yorum yakalayabilmek için seni a k n ver bana, o yorgun, vermekten hüzün basm gözlerini Küçük ve ke fedilmemi bir parkta dolan yoruz Ve posterler güvenli isyan hayk r yor ve a nm duvarlar neredeyse y k lacak, kuru çimentoya kaz nm duvar yaz lar a r besili bir vakum toz saati 299

(The candle-forests of Notre-Dame) beggar nuns with moving smiles, small velvet sacks and cataleptic eyes straying to the gaudy Mosaic calendar Windows I write like this to seize you give me your love, your tired eyes, sad for delivery A small and undiscover'd park-we ramble And the posters scream safe revolt and the tired walls barely fall, graffiti into dry cement sand an overfed vacuum dust-clock 300

Otoyollar hat rl yorum Yaz mevsimi, yan ba nda Okyanus-karde F rt nalar geçiyor gecenin içinde elektrik alevleri ³ya mur, gece, sefaletvagon dipleri´ Haydi salla! Wanda, i ko batakl k Kad n Hâlâ muhtac z sana Salla o oynak kalçalar n Güney çad r n n içinde Eee? Gerçekten heyecan vericiydi Kad n ç plak ba lad i e ve elbiselerini giydi birer birer

301

I remember freeways Summer, beside you Ocean-brother Storms passing electric fires in the night ³rain, night, miserythe back-ends of wagons´ Shake it! Wanda, fat stranded swamp Woman We still need you Shake your roly-poly Thighs inside that Southern tent So what? It was really wild She started nude and put on her clothes

302

Eski ve ucuz bir otel lobisinde serserilerle boyun e ilmi sefaletin ç tk r ld m serserileri Caddenin kar s nda ad ç km bir hamam aktörlerin bulu tu u daha önceleri beat müzisyenlerinin beat airlerinin ve beat gezginlerinin bulu ma yeri olan Zen gelene ine uygun olarak Çin¶den metroya kadar yolculuk 4 basit ömür boyunca A layarak terk etti evini polisten gelen emir üzerine ve tüm mobilyalar götürüldü tüm plaklar ve tüm notlar ve muhabirler gözya lar n ve bas na sallanan küfürleri sayd lar: ³Umar m Çinli ke ler enseler sizi´

303

An old and cheap hotel with bums in the lobby genteel bums of satisfied poverty Across the street, a famous pool-hall where the actors meet former ace-home of beat musicians beat poets & beat wanderers in the Zen tradition from China to the Subway in 4 easy lifetimes Weeping, he left his pad on orders from police and furnishings hauled away, all records and momentos, and reporters calculating tears and curses for the press: "I hope the Chinese junkies get you"

304

ve ku kusuz enseleyecekler ne de olsa dünyay ha ha yönetiyor O güzelim nadide çiçek Sevgili Billy! Hat rl yor musun y lan a n örselenmi çal l klar kum ve kaktüsler aras nda narin dola an Evet hat rl yorum. Ayr ca y ld zlar da hat rl yorum zoraki gecedeki cerahat emip duran ta ki zihin temizleninceye dek Yuvarlan yor mu dersin, Tanr Pers Gecesinin ba r nda? 305

and they will for the poppy rules the world That handsome gentle flower Sweet Billy! Do you remember the snake your lover tender in the tumbled brush-weed sand and cactus I do. And I remember Stars in the shotgun night eating pussy til the mind runs clean Is it rolling, God in the Persian Night?

306

³Bir saray var kanyonda senin ve benim do du umuz imdiyse yaln z bir Adam m B rak geri döneyim Bahçeye Mavi Gölgeleri içinde Kanyonun Kar la m t m seninle Ve kaybolup gittin Hayalim söndü art k B rak geri döneyim Bahçeye Kay p cenneti Arayan bir adam Aptal gibi görünebilir asla ba ka bir dünyay aramaya yeltenmeyenlere Dostlar n ç lg nca uzand klar ve topland klar kendilerine özel bahçelerde´ Am patlad bir çiçek gibi Ve titredi Duvar kâ tlar

307

³There's a palace in the canyon where you and I were born Now I'm a lonely Man Let me back into the Garden Blue Shadows of the Canyon I met you and now you're gone and now my dream is gone Let me back into your Garden A man searching for lost Paradise Can seem a fool to those who never sought the other world Where friends do lie and drift Insanely in Their own private gardens´ The cunt bloomed and the paper walls Trembled

308

Bir canavar göründü aynada Odayla ve odan n soytar s yla dalga geçmek için ark lar ver bana söylemek için ve zümrüt dü ler ver dü lemek için Ben de sana sevgi verece im katman katman aç lan Güne yeralt rma , hem yabanc hem de tan d k siyah çocuk tekneden geliyor, yüzgeçleri ve maskesiyle Burun deliklerinden s v kristal kan ak yor su üstüne ç karken Kalkt lar ve yürüdüler slak dünyalar içinde

309

A monster arrived in the mirror To mock the room and its fool alone Give me songs to sing and emerald dreams to dream and I'll give you love unfolding Sun underwater, it was immediately strange and familiar the black boy's from the boat, fins and mask, Nostrils bled liquid crystal blood as they rose to surface Rose and moved strong in their wet world

310

Derinlerde bir Krall k vard Durgun Kum mparatorlu u ve evet, çok renkli bal klar en son onlar terkeder Ne eli deniz Yiyorum seni bir kenara ay rarak kemiklerini ve inciler tükürüyorum Küçük k z küçük a k nl k ç l klar att çarparken sopa vücuduna Oradayd m Telefon kulübesindeki ate in yan nda Güçlendiklerini gördüm ve k z lderili sava ç l klar n duydum adrenalinini hissettim korkunun

311

Below was a Kingdom Empire of still sand and yes, party-colored fishes -they are the last to leave The gay sea I eat you avoiding your wordy bones and spit out pearls The little girl gave little cries of surprise as the club struck her sides I was there By the fire in the Phonebooth I saw them charge and heard the indian war-scream felt the adrenalin of flight-fear

312

terörün dirili i sarho bir halde ç rp nd par ldayan kan gölünde Ç plak halde geldik kar n za ve yara bere içinde gittik nü hamuru a r yumu ak kurtçuklar için derinlerdeki Bu benim iirim senin için yaz lan Yüce ak kan çiçekli iblis Yüce parfümlenmi cehennem harabesi Yüce iyilik illeti ve yaz vebas Yüce allah n belas bok orospu çocu u manyak Yalan söyler, aldat r, çalar, öldürürsün bir yudumda dikersin kafaya açgözlülü ün yemini Güney Ç lg nl n geberirsin tek ba na 313

the exhilaration of terror sloshed drunk in the flashy battle blood Naked we come and bruised we go nude pastry for the slow soft worms below This is my poem for you Great flowing funky flower'd beast Great perfumed wreck of hell Great good disease and summer plague Great god-damned shit-ass Mother-fucking freak You lie, you cheat, you steal, you kill you drink the Southern Madness swill of greed you die utterly and alone

314

Beline kadar çamura batm s n Yerinde ba ka biri duruyor art k Kim ola ki? Biliyorsun Biliyorsun tahmin etti inden daha fazlas n tiraf etti inden çok daha fazlas n Yüce s ska melek-orospu bana çok iyi davrand n Gerçekten bana kar çok kibard n anlat onlara geldi ini ve gördü ünü gözlerimin içine bakt n ve gördü ünü gardiyan n gölgesinin geri çekili ini zaman n içinde ve mevsim d dü üncelerle Otostopçu durdu yolun k y s nda ve kald rd ba parma n mant n dingin hesab nda.

315

Mud up to your braces Someone new in your knickers and who would that be? You know You know more than you let on Much more than you betray Great slimy angel-whore you've been good to me You really have been swell to me Tell them you came and saw and look'd into my eyes and saw the shadow of the guard receding Thoughts in time and out of season The Hitchiker stood by the side of the road and levelled his thumb in the calm calculus of reason.

316

OTOSTOPÇU
THE HITCHHIKER

(Bir Amerikan Pastorali)
(An American Pastoral)

EKRAN KARANLIKTIR. Arkada lar yla s rdan bir sohbet halindeki genç bir adam n sesini duyar z. Hay r, bu herif bana s n r geçip oradan bir kad n sat n alabilece imi ve onu buraya getirebilece imi söyledi. te ben de böyle yapaca m. Oraya gidece im, onlardan bir tanesini sat n alaca m ve onu buraya getirip evlenece im. Yapaca m. Ya l bir kad n n sesi Billy, sen kafay m yedin? Kad n n içten kahkas n duyar z, Billy¶nin srarl sesi gittikçe yükselerek duyulurken adam ve ba ka bir arkada n görürüz. BILLY Hay r, do ru söylüyorum. Gerçekten. Bu herif anlatt bana. Valla. Gerçekten yapaca m. Film RENKLEN R. Bir çift, bir s n r kasabas gece klübü gibi dekore edilmi bir ortamda masada oturmaktad rlar. YAKINDAN ÇEK M, bize olas l kla Picasso¶nun ³Absent çicileri´ tablosunu an msatmaktad rlar. Atmosfer, gençlerin gürültücü sesleri, yabanc dilde küfürler, bardaklar n toku mas ve küçük bir rock grubunun çald müzik gibi d seslerle yarat l r. Belki arkaplanda bir dansç görünebilir. Belki üstsüz. simsiz bir garson k z çerçeveye girer ve içkileri verdikten sonra ç kar.

319

THE SCREEN IS BLACK. We hear a young man's voice in casual conversation with friends. No, this guy told me you can go down across the border and buy a girl and bring her back and that's what I'm goin' to do, I'm gonna go down there and buy one of them and bring her back and marry her. I am. An older woman's voice Billy, are you completely crazy? We hear the good-natured laughter of the woman, a man and another friend as Billy's insistent voice rises through saying: BILLY No, it's true. Really. This guy told me. It's true. I'm really gonna do it. The film changes to COLOR. A couple sit at a small table in a simulated border town nightclub. It is a CLOSE shot, reminding us possibly of Picasso's "Absinthe Drinkers." The atmosphere is suggested by peripheral sounds such as boisterous young voices, curses in a foreign language, the tinkling of glasses and music from a small rock band. Perhaps a dancer is visible in the background. Perhaps topless. An anonymous waitress could enter the frame and leave, serving drinks.

320

KAHRAMAN sarho tur ve çekici bir Meksikal k z , bardaki bir garson k z , bir fahi eyi s n r geçip evlenmek için ikna etmeye çal maktad r. K z izin vermektedir. Bütün bunlar olurken k z çal makta, içki da tmaktad r ve bir yandan da dinlemek zorundad r, ama o da KAHRAMANDAN ho lanmaktad r. Bir ekilde adam onun ilgisini çekmeyi ba armaktad r. BILLY ddiaya girerim benimle gelmek istememenin tek nedeni hiç param n olmamas . Dinle bak. Sana söylüyorum. Oraya geri dönece im ve para bulaca m, hem de çok, belki on bin. Sonra senin için buraya dönece im. Geri gelece im. Kararl ve sarho bir ekilde yalpalayarak görüntüden ç kar. Kamera, istekli ve ironik bir ekilde Billy¶nin ard nda bakan k z göstermektedir. Sonra bir ba ka genç Amerikal y kendine do ru çekerek yan na oturtur. KIZ Hey, bana bir içki smarlamak ister misin?

321

The HERO is drunk and he's trying to persuade an attractive Mexican girl, a waitress in the bar, a whore, to cross the border and marry him. The girl tolerates him. She is working, hustling drinks, and has to listen but also she likes him. In some way, he interests her. BILLY I bet only reason you won't come with me is because I ain't got any money. Well, listen. I'm tellin' you. I'm gonna go back up there and get me some money, lots of it, maybe even ten thousand. And then I'm comin' back for you. I'm comin' back. He weaves offscreen, determined, drunk, camera hold on girl, smiling wistfully and ironically after him. Then she grabs another young American and pulls him down beside her.

THE GIRL Hey, man, you want to buy me a drink?

322

BA LIK OTOSTOPÇU (Bir Amerikan Pastorali) Film S YAH BEYAZ¶a dönü ür. Amerikan çölünde afak sökmektedir; hava so uktur ve BILLY ceketine sar lm halde, otoyolun k y s nda durmaktad r. Güne gittikçe yükselir. Birkaç araba uzun aral klarla geçip giderken kamera onun üzerinde kal r. Araban n geldi ini duyar z, gözleriyle izledi ini ve ba parma n havaya kald rd n görürüz. Bir araba geçip giderken YÜZÜNE YAKIN ÇEK M. Üçüncü araba durur ve pek enerjik olmayan bir ekilde ko arak arabaya biner. ARABANIN Ç . k yafetleri içinde orta ya l bir adam. Otostopçuya nereye gitti ini sorar: BILLY (m r ldanarak) Los Angeles. Konu maya niyeti olmad bellidir.

SÜRÜCÜ Seni Amarillo¶ya kadar götürebilirim. Oradan ba ka bir arabaya binmek zorundas n. BILLY (Yan t yok. Teklifi kabul etti ine dair hiçbir hareket yok.) 323

TITLE THE HITCHHIKER (An American Pastoral) Film changes to BLACK and WHITE. It is dawn on the American desert; it's cold, and he stands hunched in his jacket, by the side of the highway. The sun is rising. We hold on him as a few cars go by at long intervals. We hear the car coming, watch his eyes watching, he sticks his thumb out. CUT TO profile shot, as a car swishes by. The third car stops and he runs, not too energetically and get inside.

INTERIOR car. Middle-aged man in a business suit. He asks the hitchhiker where he is going. BILLY (mumbling) L.A. He is obviously reluctant to do any talking. THE DRIVER I can take you as far as Amarillo and then you'll have to go on from there. BILLY (No reply. No recognition.)

324

SÜRÜCÜ L.A. ne yapacaks n? Haz r bir i in var m ? BILLY (Konu maz. Ama ba n evet anlam nda sallar.) Adam arabay sürmeye devam eder. Araban n cam ndan d ar daki Amerikan manzaralar n n görüntülerini görürüz. Adam arada s rada uyumakta olan Billy¶e gözucuyla bakmaktad r. Adam n yava ça otostopçunun sol baca na do ru kayan sa eline YAKIN ÇEK M. Tereddüt eder ve sonra dizinin üstüne dokunur. Aniden, Billy ceketinden bir 38¶lik ç kar r ve sürücüye do rultur. BILLY Durdur arabay . Araban n sol yandan görünümü, çok uzun bir çekim. Silah sesi duyar z. Otostopçu araban n arkas ndan dola r, kap y açar ve sürücüyü, daha do rusu cesedini kameraya do ru d ar çeker, dere yata na ta r ve cüzdan ndaki tüm paralar ald ktan sonra arabaya biner ve uzakla r.

325

DRIVER What are you going to do when you get to L.A.? Have you got a job lined up? BILLY (No answer. He is beginning to nod.) The man drives on. We see glimpses of the American land scape out the window of the car. The man glances sideways occasionally at Billy who is sleeping. CLOSE UP of the man's right hand moving snake-like towards the hiker's left leg. He hesitates and then touches it above the knee. Immediately, a 38 revolver appears from Billy jacket and points at the driver. BILLY Pull over. Profile of car, left side, extremely long shot. We hear a shot. The hitchhiker comes around the rear of the car, opens the door, and pulls the driver toward camera, his corpse that is, to the gully, and, after stripping his wallet of all the cash, gets into the car and drives away.

326

Delikanl araban n yan nda ba parma n kald rm dur maktad r. Kaput aç kt r. Motor bozulmu tur. Bir Eyalet Devriyesi (bunu adam n üniformas ndan, western apkas ndan ve y ld z ndan anlar z) kendi gayriresmi arabas yla durur. Billy arabaya biner. erif canayak nd r. Çok konu ur. Billy¶e iki ak l hastas n yerel hapisaneden al p eyalet ak l hastanesine teslim ettikten sonra eve dönmekte oldu unu anlat r. ER F kisine de deli gömle i giydirmek ve bagaja t kmak zorunda kald m. Mecburdum. Tamamen kontrol d yd lar. Yani e er onlar kendi hallerine b raksayd m an nda saçmalamaya, birbirleriyle oynamaya ba l yorlard , bu yüzden onlar ba lamak zorunda kald m. Katil uyan k kalmaya çal maktad r. Amfetamin haplar n n etkisi alt ndad r ve halsizdir, adam n konu mas n zar zor izlemeye çal maktad r. erif konu maya devam eder. Billy ise neyin gerçekten söylendi ini ya da neyi rüyas nda duydu unu ay rt etmenin zor oldu u o uyku ile uyan kl k aras ndaki garip durum içindedir. erif bir soru sorar. Billy yan tlar ve birden bu dialo u kafas nda kurdu unun fark na vararak yerinde s çrar. Nihayet daha fazla dayanamaz. Silah çeker ve erife yolun kenar na çekmesini söyler. Daha sonra bagaj açt r r, içeri girmesini emreder ve bagaj kapa n kapar.

327

The kid is standing beside the car with his thumb out. The hood is raised. The engine has failed. A State Patrolman (we learn this from his uniform, western hat, and badge) stops in his own unmarked car. Billy gets in the car. The sheriff is friendly. He talks a lot. He tells Billy that he's just getting back home after delivering two lunatics from his local jail to the state asylum. SHERIFF I had to put them both in straight jackets and throw them in the back of the wagon. I had to. They were totally uninhibited. I mean, if I let'em loose, they just start jerking off and playing with each other, so I had to keep them tied up. The killer is trying to stay awake. He's strung out on bennies, and also just plain exhausted, and he's fighting to follow the man's conversation. The sheriff rambles on. Billy is in that weird state between what's being said in reality and what he hears in his dream. The sheriff asks a question. He answers and then jerks up suddenly to realize that he's been inventing his own dialogue inside his head. Finally, he can take it no longer. He pulls the gun out and orders the sheriff to pull over to the side of the road. Then he forces him to unlock the trunk, orders him inside and slams the lid.

328

Ç MEKÂN, araba. Otostopçu direksiyon ba ndad r. Araba bir yoku ta yava lad nda bagaj kapa aç l r ve erif tozun içine yuvarlan r. Billy dikiz aynas nda olup biteni görür. Frene basar, arabadan f rlar ve geriye do ru ko ar. Çölün ortas nda, erifin deliler gibi kameraya do ru ko tu unu görürüz. Birden s çrar ve kameran n yan ndaki bir kum tepeci inin ard na f rlat r kendini. Bu noktadan, erif yere çömelmi ve a r a r soluklan rken görülür, delikanl n n yolun k y s nda durdu unu, çöle bakt n ve nihayet arabaya binerek gitti ini görürüz. Billy yine otostop çekmektedir. erifin arabas n yol üstünde bir yerde b rakt bellidir. Bir araba durur. Direksiyonda genç bir adam ve arka koltukta kar s ile iki küçük çocuk, bir o lan ve bir k z vard r. oför s cakkanl d r, kendisinin de bir zamanlar çok s k otostop çekti ini anlat r ve pilot olarak iki y ld r bulundu u Vietnam¶dan henüz döndü üne dair bilgiyi gönüllü olarak aktar r. Billy silah n çeker ve onu gitmek istedi i yere götürmezlerse onlar öldürece ini söyler. GECE. Bir benzin istasyonuna girerler. Billy açt r, çocuklar da. Eski pilotla birlikte, istasyonun bir parças olan küçük dükkâna girerler. Aileyi sessiz durmalar , yoksa hepsini öldürece ine dair uyar r.

329

INTERIOR of car. The hitchhiker is driving on. As the car slows down for an upgrade, the trunk flies open and the sheriff tumbles out into the dust. Billy sees it in the rearview mirror. He slams on the brakes, jumps out of the car and runs back to the spot. From off in the desert, we see the sheriff racing insanely toward the camera. He suddenly leaps and throws himself flat on the ground behind a sand dune, next to the camera. From this point of view, the sheriff crouched and breathing in heavy gasps, we watch the kid stand on the side of the road, stare out into the desert and finally get back into the car and drive away. Billy is hitchhiking again. Obviously, he has ditched the sheriff's car somewhere along the way. A car pulls over. There is a young man driving and in the back seat are his wife and two small children, a boy and a girl. The driver is friendly, tells him he used to hitchhike a lot himself and volunteers the information that he has just returned home from two years in Viet Nam, where he was a pilot. Billy pulls out the gun and lets them know immediately that he wants them to take him anywhere he wants to go. Otherwise, he'll kill them. It is NIGHT. They pull into a gas station. Billy is hungry, so are the kids. So he goes with the ex-aviator into a small country store that's part of the station. He warns the family to keep quiet or he'll kill everyone.

330

Ç MEKÂN, dükkân. Ya l bir adam kasan n ard nda durmaktad r. Jambonlu sandviç isterler. Yak n çekim, adam n eti dilimlemesini, b ça n her dilimin kal nl konusundaki tereddütünü izleriz. ki adam durup ya l adam izlerler. Birden adam Billy¶i arkas ndan yakalar. Dükkân n içinde ç lg nlar gibi bo u maya, dönmeye ba larlar. Adam dükkân n sahibine polisi ça rmas için ba r r. ADAM Durdur onu! Silah var!! Hepimizi öldürecek!!! Yard m et!!!! Billy bir ekilde silah n çekmeyi ba ar r ve adam arabaya geri dönmeye zorlar. Dükkân sahibi a z a k nl k içinde aç lm bir halde arkalar ndan bakar ve ahizeyi kald rarak polisi arar. SABAH. Genç bir çocuk, kanla lekelenmi , yolun kenar na çekilmi arabay bulur. Kap y açar ve küçük k z n ten rengi plastikten yap lma, ç plak bebe ini görür. Yak n çekimde bebe in üstünde kan lekeleri görürüz. K rsal bölgede bir kulübenin DI I. çeriden gelen sesleri duyar z. Kulübenin Ç . Elinde not defteriyle çekici bir kad n da dahil olmak üzere televizyon, radyo ve gazete muhabirleri, katilin babas yla röportaj yapmaktad rlar. Çok ya l , alkolik bir adamd r ve nihayet spotlar alt nda görünmekten de hafifçe memnundur ama bu duruma da kitlesel imge hissi ve ironi ile yakla r.

331

INSIDE the country store. A seedy old man behind the counter. They ask him for a bunch of ham sandwiches. In close-up, we watch him slice the meat, the knife hesitating minutely, deciding on the thickness of each slice. The two men stand there watching him. Suddenly, the husband wheels around and gets a grip on the hitchhiker from behind. They whirl madly around the store, the father screaming for the proprietor to call the police. THE MAN Stop him! He's got a gun!! He's gonna kill us!!! Help me!!!! Billy somehow manages to get his gun out and forces the man to the car. The store owner stares after him, mouth agape, then picks up the receiver to call the police. MORNING. A young boy finds the car, pulled off on a side road, splattered with blood. He opens the door and sees the little girl's baby doll, the naked, flesh-colored rubber kind, and in close-up, we see blood on it. The EXTERIOR of a run-down shack in the country. We hear the sounds from inside. INTERIOR of shack. Television and radio and newspaper reporters, including an attractive woman with a notebook, are interviewing the killer's father. He's a very old man, an alcoholic, who is slightly pleased to be thrust suddenly into the spotlight, but who treats the situation with a grave sense of public image and self-irony.

332

BABA Her zaman hafif garip bir çocuktu, özellikle annesi öldükten sonra. Ondan sonra gittikçe sessizle ti. Pek fazla arkada yoktu. Sadece erkek ve k z karde leri. KADIN MUHAB R Bay Cooke, o lunuza söylemek istedi iniz bir ey var m ? BABA Evet, var. Billy e er beni duyabiliyorsan o lum, lütfen teslim ol. Çünkü yapt n ey do ru de il. Yapt n hiç do ru de il evlat. Sen de biliyorsun. Bu ça r boyunca kamera yava yava ya l adam n yüzüne yakla arak YAKIN ÇEK M yapar. Ç MEKÂN. Araba. Gece. Ya mur. Araba radyosu. Karanl k araban n içinde sar renkteki k par ldamaktad r. Radyoda bir country ilahi program vard r. Dini bir toplant . Vaiz ve sürüsü. Billy radyoyu dinledikçe, ya murun ve cam sileceklerinin üstünden kayarak Billy¶nin geçmi ine döneriz. Ormanda ya l bir adam ve bir küçük çocuk görürüz. Adam Billy¶nin babas , çocuk ise yedi ya da sekiz ya ndaki Billy¶dir. Baba o luna nas l silah at laca n ö retmektedir. Bir tav ana ni an almas n söyler.

333

THE FATHER He was always a pretty strange boy, specially after his mother passed away. Then he got real quiet. He didn't have many friends. Just his brothers and sisters. GIRL REPORTER Mr. Cooke, is there anything you'd like to tell your son? FATHER Yes, there is. Billy, if you can hear me, son, please turn yourself in. Cause what you're doin', it just ain't right. You're not doin' right, son. And you know it. During this appeal, the camera has moved slowly into a CLOSE-UP of the old man's face. INTERIOR. Car. Night. Rain. A car radio. The light glows yellow in the dark car. The radio is playing a country gospel hour. A revival meeting. The preacher and his flock. As Billy listens, we flash back into his past, over the rain and windshield wipers. We see an old man and a young boy in the woods. The man is Billy's father and the boy is Billy himself at about age seven or eight. The father teaches his son how to shoot a gun. He tell him to aim at a rabbit.

334

BABA Korkma o lum. Korkma. Sadece teti i çek. Bir tüfe in teleskopik görüntüsünde hedeflenmi bir tav an görürüz. Küçük bir kasaba lisesi, 3:30, zil çalar, okul biter. Gençler binadan f rlayarak mesken tuttuklar arabal lokantaya do ru bir insan seli halinde akarlar. Ç MEKÂN, araba. Billy bir çizburger yemekte ve kola içmektedir. Pencereden bir garson k z n hareketlerini izlemektedir. K z dar bir pantolon giymektedir ve Billy ile birlikte biz de k z n kalçalar n ve bald rlar n izleriz. K z paray almaya geldi inde Billy beraber bir yere gitmeyi önerir. Bunu söyledi ini duyar z ama bunu izleyen diyalog pantomim halinde gösterilir. Gerçek sesler, radyo ve konu an gençlerin sesleri aras nda kaybolur. Bir da yolunda gitmektedirler. Radyoda Rolling Stones¶un ³I Can¶t Get No Satisfaction´ parças çalmaya ba lar. Billy ark ya vah i bir sesle e lik etmeye ve koltu unda deliler gibi k vranmaya ba lar. Araba okyanusa tepeden bakan kayal k bir yerde parketmi durumdad r. Billy iner ve araban n etraf nda dansetmeye, ç lg n hareketler yapmaya, K z lderililer gibi ulumaya ba lar. A a e ilip kalkmakta, her defas nda farkl bir camda belir ± mektedir. K z Billy¶nin soytar l na güler.

335

THE FATHER Don't be afraid, son. Don't be afraid. Just squeeze one off. We see a rabbit pinioned in a rifle's telescopic sight. A small town high school, 3:30, bell rings, school is out. The kids gush from the building and flow like a human stream to the favorite drive-in restaurant. INTERIOR of car. Billy is eating a cheeseburger and Coke. Through his windows he watches the movements of one of the carhops. She is wearing slacks and with him we watch her ass and thighs. When she comes to collect, he asks her to come for a ride with him. We hear him say this but the ensuing dialogue is shown in pantomime. The actual voices are drowned out by the sounds of radios, kids talking. They are driving up a mountain road. The Rolling Stones' "I Can't Get No Satisfaction" comes on the radio. Billy sings along with the record with wild abandon and squirms in his seat like a toad. The car is parked on a rocky view overlooking the ocean. He gets out of the car and dances around it, acting crazy, and howling like an Indian. He ducks up and down, appearing and reappearing in different windows. She laughs at his clowning.

336

Çift araban n arka koltu undad r. Hareketlerini belli belirsiz görür, f s ldad klar n , gülü tüklerini, konu tuklar n duyar z. Araban n d na GEÇ . Elbiseleri ve saçlar da lm bir halde beraberce arabadan ç karlar, kayal klar n ard ndaki sert bir zemine do ru yan yana ilerlerler. Kamera kayal klar gösterir. Çok eski ça lardan kalma bir kaya olu umu. lginç bir ekilde eza verici bir ritm e li inde üç el silah sesi duyar z. Los Angeles servis istasyonunda bir tuvalet. DI MEKÂN. Billy tuvalete girer. Ç MEKÂN, tuvalet. Billy tuvalet aynas nda sabunla tra olmaktad r, slak ellerini saçlar aras nda dola t r r. DI MEKÂN, Los Angeles merkezi. Kamera onu bir arabadan inmesinden itibaren Broadway ve Main Street kalabal içinde takip eder. Birçok defa görüntüden kaybolur. Onu bir oyun merkezinde, bir tilt makinesiyle oynarken görürüz. Devam etmekte olan tilt oyununa YAKIN ÇEK M. Billy foto raf kulübesinde. Fla lar n patlamas . Dört otomatik foto rafa YAKIN ÇEK M: fla fla fla fla . Billy¶nin dört çehresi.

337

The couple are in the back seat, vaguely we see their movements, hear them whispering, laughing, talking. CUT TO outside of car. They get out of the back of the car, hair and clothes disarranged and move side by side into a rough terrain behind some rocks. Camera holds on the rocks. A primeval rock formation. At a rhythm that is peculiarly excruciating, we hear three gunshots. A restroom in an L.A. service station. EXTERIOR. Billy enters restroom. INTERIOR restroom. Billy shaves with soap in restroom mirror, runs his wet hands through his hair. EXTERIOR, downtown LA. Camera follows him from a car, as he wanders through the downtown crowds of Broadway and Main Street. Many times he is lost to our view. We see him in an arcade, where he plays a pinball machine. CLOSE-UP of pinball game in progress. Billy in photo booth. Flash of the lights. CLOSE-UP of four automatic photos: flash flash flash flash. Four faces of Billy.

338

Billy bir hamburgercide. Arkas dönük bir halde yemek yemektedir, bir Silah soldan çerçeveye girer. Döner ve silah görür, bo gözlerle arkaya bakar. DI MEKÂNA GEÇ , cadde. Karmakar k bir yak n çekim sekans nda Billy¶nin sürüklendi ini ve bir polis arabas n n arkas na t k ld n görürüz. Tekmelenmekte ve yumruklanmaktad r. Bu mücadele boyunca, bir sürü adam n do rucu nidalar n duyar z. ADAMLAR Demek onca insan öldüren küçük piç sensin, ha! (Tekme) E lendin mi bari, ha? (Tekme) Gerçekten öldürdün di mi onlar ? Elleri arkas nda kelepçeli bir halde kafas kar m bir ifadeyle bakar ve konu ur: BILLY Ama ben iyi bir çocu um. Adamlar güler.

339

Billy in downtown hamburger stand. He is eating, seen from behind, Gun enters frame left. He turns and sees it, stares back blankly. CUT TO EXTERIOR, street. In hand-held confused closeup sequence, we see him dragged and shoved into the back seat of a car (police car). He is kicked and beaten. During the struggle, we hear many men's voices, gloating righteous exclamations. MEN So you're the little bastard that killed all those people! (Kick) You had a good time, didn't you? (Kick) You really killed 'em, didn't you? Hands cuffed behind his back, he looks up with a confused expression and says: BILLY But I'm a good boy. The men laugh.

340

Film RENKLEN R. Günümüze kadar uzanan ve ölümü yans tan foto raflardan bir montaj. Che Guevara¶n n cesedi, çarm ha gerili i gösteren bir kuzey Rönesans dönemi Hollanda resmi, bo a güre i, mezbaha, mandalalar ve soyut foto raflar. Bir firavun faresinin bir kobray öldürü ünü gösteren do a belgeseli, sahilde ba bo ko an bir siyah köpek. EKRAN KARARIR. DI MEKÂN, gece. Adalet Saray ¶n n merdivenlerinden otostopçunun bir dü teymi çesine a r çekim indi ini görürüz, A r a r bo bir ehir meydan ndan geçerek sonunda lensi tamamen kaplay ncaya kadar ve içinden geçip gitmi hissi verene kadar kameraya do ru yürür. imdi arkas dönük bir halde lensten uzakla arak bir araba mezarl n n bulundu u çölün eteklerindeki bir bölgeye girer. Sonsuzluk içinde dolanmaktad r. Mezarl kta üç insan küçük bir ate in etraf nda toplanm lard r. Kömürün üstünde patates közlemektedirler, DOC ad ndaki ya l ca bir adam elindeki sopayla ate i kar t rmaktad r. Ya l ca, garip, gösteri li bir kad n vard r. Üçüncü ki i ise dilsiz, ya belirsiz genç bir o land r. Hafiften beyaz bir makyaj vard r. Sonsuzluktaki hobo(15)¶lard r bunlar ve onu gördüklerine hiç a rmam lard r. Ate e yakla r. DOC N¶aber evlat? Demek tekrar yapt n, ha. Aç m s n? E er istersen biraz yiyecek var burada. Billy konu maz. Aya bakar. Kad n n ba önündedir, saçlar yüzünü örter.

341

Film switches to COLOR. A montage of extant photographs representing death. The body of Che Guevara, a northern Renaissance Dutch crucifixion, bullfight, slaughterhouse, mandalas and into abstraction. A nature film of a mongoose killing a cobra, a black dog runs free on the beach. FADE INTO BLACKNESS. EXTERIOR night. On the steps of City Hall of Justice we see the hitchhiker descend dreamlike in slow motion, move languorously across a deserted city square toward the camera until he covers the lens and seems to pass through it. Seen now from behind, as he moves away from lens, he enters a desert outskirt region where he finds an automobile graveyard. He is wandering in Eternity. In the junkyard, three people squat around a small fire. They're cooking potatoes in the coals, an older man named DOC pokes the fire with a stick. There is an older woman, funky, glamorous, and the third person is a young boy, a mute, of indeterminate age. He is slightly made up with white makeup. They are hoboes in Eternity and are not surprised to see him. He nears the fire. DOC Well, how ya doin', kid? I see you did it again. Ya hungry? There's some food here if ya want it. Billy doesn't speak. He stares at the moon. The woman has kept her head down, her hair covering her face.

342

DOC Billy geri döndü. Mavili Kad n, duyuyor musun beni? Billy geri döndü diyorum. Kad n ilk defa ba n kald r r. MAV L KADIN Merhaba, Billy. BILLY Merhaba, Mavili Kad n. O lana dönüp bakar. Merhaba Soytar Çocuk. SOYTARI ÇOCUK ellerini ç rpar ve ba n sallar, yüzü selamlarken grotesk bir biçimde buru ur. Bir süre öylece otururlar ve ate i seyrederler. Patates yerler. Sonra Doc aya a kalkar ve konu ur: DOC Güne az sonra do acak. Yola ç ksak iyi olur. Yava yava ve birer birer di er ikisi de aya a kalkar. Doc ate i toprakla söndürür ve konu ur:

343

DOC Billy's back. Blue Lady, did ja hear me? I said Billy's back. She looks up for the first time. BLUE LADY Hi, Billy. BILLY Hello, Blue Lady. He looks at the boy. Hiya, Clown Boy. CLOWN BOY claps his hands and nods, his face contorted grotesquely in greeting. They sit for a while like this, and stare at the fire. They eat the potatoes. Then Doc rises and says: DOC The sun's gonna be up in a while. I guess we'd better move on. Slowly, one by one, the other two rise. Doc puts out the fire with dirt and says:

344

DOC Bizimle geliyor musun, Billy? BILLY (dü ünceli bir ekilde) Bilmiyorum, Doc, bilmiyorum. Doc gülümser. DOC Peki, seninle sonra görü ürüz evlat. Çetenin geri kalan da seni görmekten memnun olacakt r. Kesinlikle. Peki öyleyse« Doc, Soytar Çocuk ve Mavili Kad n çöldeki da a, yükselen güne e do ru yürümeye ba larlar. Arada s rada dönüp el sallarlar. Soytar Çocuk a a yukar z playarak el sallamaktad r. Onlar a r a r gözden kaybolurken, kamera, için için yanan ate in üstünde oturan Billy¶e, otostopçuya, delikanl ya, katile odaklan r. SON

345

DOC Ya comin' with us, Billy? BILLY (thinking hard) I don't know, Doc, I just don't know. Doc smiles. DOC Well, we'll see ya later, kid. The rest of the gang will be real glad to see ya. They sure will. Well... Doc, Clown Boy and the Blue Lady start moving toward the rising sun into the mountain desert. Every now and then they turn and wave, Clown Boy leaping up and down madly and waving good-bye. As they slowly disappear, camera changes focus to Billy, the hitchhiker, the kid, the killer, hunkered over the dead smoldering fire. THE END

346

NOTLAR

(1) L. H. Oswald, J. D. Tippit: L. H. Oswald Amerikan Ba kan J. F. Kennedy suikastinden 15 dakika sonra polis memuru J. D. Tippit taraf nda gözalt na al nmak istenmi ancak Tippit¶i öldürmü tür. Daha sonra bir iddiaya göre sadece Tippit¶i öldürmek, di er bir iddiaya göre ise Tippit¶i öldürmek ve J. F. Kennedy suikasti suçlamas yla gözalt na al nm t r. Fakat gözalt na al nmas ndan iki gün sonra Jack Ruby isimli bir ki i taraf ndan Dallas polis karakolunun bodrum kat nda vurularak öldürülmü tür. (2) Santa Ana: Güney Kaliforniya¶da ayn isimli nehrin, da lar n yak n nda bir ehir. Yerel halk aras nda rüzgârlar yla ünlüdür. Bu rüzgârlar ço u zaman s cak ve kuru özelli iyle yang nlara neden olur. smin esas kökeni Saint Anne¶den gelmektedir. Saint Anne, Meryem Ana¶n n annesi, sa¶n n da anneannesidir. (3) Caligula: Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus, 37 41 y llar aras nda görev yapm , Julio-Claudian Hanedan mensubu ve Roma mparatorlu unun dördüncü mparatoru. A r savurganl , tuhafl , ahlâks zl ve ac mas zl ve despotlu uyla hat rlan r. Kendi muhaf zlar n n birkaç taraf ndan 41 y l nda öldürüldü. Romal tarihçi Suetonius, Sezarlar n Hayat adl eserinde döneminin en ünlü olaylar n anlat r. Günümüze ula an kaynaklar, Caligula'n n zalimli i ve var oldu u iddia edilen delili i üzerine anlat lan an lara odaklanmaya meyillidirler. Bu kaynaklar, özellikle Suetonius, ne kadar kapsaml olurlarsa olsunlar sansasyonel ve önyarg l olu lar nedeniyle modern ara t rmac lar aras nda bir tart ma konusudur. S k s k bu dönemin en tarafs z tarihçisi olarak gösterilen Tacitus'un Caligula saltanat hakk nda yazd klar maalesef kaybolmu tur. 347

(4)Kremasyon: Ölen ki inin cesedinin yakla k olarak 9001200 derece s cakl kta en az 70 dakika yak lmas olay . lk kremasyon uygulamas prehistorik döneme kadar uzanmaktad r. Atalar m z alev ve s n n tüm nimetlerinden faydalanmaya çal m lard . Bronz ça ile birlikte Grek yar madas ve Anadolu¶da cesedin yak larak ruhun gö e yükselmesi amaçlan yordu. Bunda ki amaç ruhun özgür olmas idi. (5)Kynaston: Edward Kynaston (1640-1712), ünlü ngiliz Restorasyon Dönemi tiyatrosunun son oyuncular ndan. Kad n rollerini oynamadaki ba ar s yla ünlüdür.

(6) Phantasmagoria: Projektörle duvara yans t l p, ani olarak büyültülüp küçültülen görüntüler.
(7) Orji: i.) Antik Yunan ve Roma¶da ürünü bolla t rma amac yla düzenlenen törenlerde ve ürün alma s ras nda yasaklar n ortadan kalkarak ortakla a cinsel birle melere dek varan ta k n e lence. Hristiyanl a geçi sonras nda sadece y lba e lencesi haline dönü erek festum fatuorum, Ç lg nl k öleni halini alm t r. Ç lg nl k ölenleri Roma¶da bir aka olarak alg lanmaz, aksine din adamlar n n da kat l m yla, kiliselerde de yap lan kutsal bir etkinlik olarak görülürdü. Y l boyunca vaazlarda a rba l l k, düzen, ölçülülük, karde lik, dürüstlük, Tanr sevgisi ve cinsel terbiye telkin edilirken, y lba nda toplumsal ruhun kilitleri aç l p, ikinci do am z olan ve her insanda bulunan ç lg nl k y lda en az bir kere aç a ç kar l p kendisini özgürce tatmin etmesi sa lan rd . Bu tüm y l boyunca her eyin do ru olarak i lemesini amaçlayan bir parodia sacra idi. Modern y lba e lenceleri de bu Ç lg nl k ölenleri¶nin bir devam d r. 348

ii.) Her alanda özgürlü ün patlad herhangi bir an. Politik, cinsel, y k c güçlerin özgürle mesi. Orgazm ve orijinal gibi kelimeler, latince kökeni Orgium olan bu sözcükten türemi tir. (8)Ars Magna: i.) Ba yap t ii.) Gerolamo Cardano¶nun 1545 senesinde yay mlanan Cebir kitab . Artis Magnæ, Sive de Regulis Algebraicis Liber Unus iii.) Simyada ula lan son noktaya giden yoldur. Metallerdeki hastal n, kirin yok edilip alt n n ortaya ç kar lmas gibi, uzun bir süreçten sonra da insandaki tanr sal töz aç a ç kabilir ve ki i iyi için çal abilir. Ars Magna, bu aç dan insan için de kullan labilir, bu anlam ile inisiyasyonu da temsil etmektedir. Ars Magna ile insan, Tanr ile birle ebilmekte, kendini maddeye ba layan ba lardan kurtulabilmektedir. (9)Mimesis: Yunanca öykünme (taklit) anlam ndad r. Aristoteles'in edebiyat kuram ndan gelme bir terimdir. O, edebiyat n temelinde tabiat taklit etmek bulundu unu söyler. Daha sonra ³Edebiyat gerçekli in ifadesidir´ tan m rönesans ve klasisizmde yeniden önem kazanm t r. Bugün için sanatta gerçekli in kendine özgü yans t lmas biçimine ili kin çe itli anlamlarda kullan lmaktad r. Gerçekli in sanatsal yoldan yo un biçimde yans t lmas d r. Burada gerçek, sanat araçlar yla ve ayn zamanda olmas gerekenle birlikte verilir. Platon, Aristoteles ve B. Brecht sanatta taklidi farkl aç lardan i lemi lerdir. (10) Sipera z : Toprak basilinden kaynaklanan ve siperdeki askerlerde görülen bir a z hastal .

349

(11) Mantra: Kelimelerden ve olu an titre imlerden faydalanarak ki inin daha yüksek bir bilince ula mas n amaçlayan, genellikle Sanskritçe dilinde olan dini hece veya iirdir. Mantra kelimesi ³man´ yani dü ünmek ve ³tra´

yani araç anlam ndaki sonekten olu ur. Tam çevirisi ³fikir arac ´ d r. Esasen ruhani kanallar olarak kullan l r. Akl hayallerden ve maddi isteklerden serbest b rakmay amaçlar. Mantra na melerle tekrar edilir.

(12) Columbus: Kristof Kolomb¶un Latince ismi. Jim Morrison¶ n ³Land Ho isimli´ parças yla da yak ndan ilgilidir. Land Ho denizcilerin karay gördüklerini bildirmek için kullan lan bir ünlemdir. (13) Marake : Fas¶ n ortas nda bulunan önemli bir ehir. K rm z ehir olarak ta bilinir. (14) Ofelya (Ophelia): ekspir¶in Hamlet¶indeki kad n karakter. (15) Hobo: Serseri, bo gezenin bo kalfas .

350

Ç NDEK LER
TANRILAR, Görüntü Üzerine Notlar THE LORDS, Notes On Vision YEN YARATIKLAR THE NEW CREATURES B R AMER KAN YAKARISI AN AMERICAN PRAYER OTO-RÖPORTAJ SELF-INTERVIEW TAPE NOON¶DAN RLER POEMS FROM TAPE NOON Çöl The Desert Ho geldiniz Amerikan Gecesine Welcome to the American Night Ani Sald r Sudden Attack Bu Benim Orman m This is my Forest Dans etmek ve Örselemek Dancing and Thrashing 4 67 151 153 154 189 191 192 193 194 195 169 197 198 199 200

351

Kutsall n Çevirileri Translations of the Divine

201 202

KERTENKELEN N SELAMLAMASI CELEBRATION OF THE LIZARD THE VILLAGE READING RLER POEMS FROM THE VILLAGE READING O Y l« In That Year« Ve Serin Esen« And the Cool Fluttering« Sikimin Ölümü çin A t Lament for the Death of my Cock Uyan A Wake Kav ak The Crossroad KURU SU DRY WATER Bu Lo Ma arada In This Dim Cave

203

221 223 224 225 226 229 230 235 236 237 238

239 241 242

352

Senin çin Seks Sex for You NOT DEFTER RLER NOTEBOOK POEMS Amerikan Gecesi Öyküleri Tales of the Amerikan Night De i tirebilir miyiz Dersin Geçmi i Can We Resolve the Past Anlatay m Size I Want to Tell You Dinleyin Hele Bir Now Listen to This Yayalar H zland Birden The Sidewalkers Moved Faster Uyand k Konu arak« We Awoke, Talking« Korku BirVernadad r« Fear is a Porch« Karanl k Amerikan Günbat m The Dark American Sunset

243 244

245 247 248 249 250 253 254 257 258 259 260 263 264 265 266 267 268

353

L¶amerika L¶america Ah, Yasa Sava t « Ah, the Rule was War« Siktim Çöplerini« I Fucked the Dregs« Kap da Biri Var There¶s Someone at the Door Blues Blues Bulutlarda Bir Delik A Hole in the Clouds Kas rga ve Güne Tutulmas Hurricane and Eclipse E er Sadece If Only LOS ANGELES¶A METH YE ODE TO LOS ANGELES PAR S GÜNLÜ Ü PARIS JOURNAL

269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284

285

295

354

OTOSTOPÇU THE HITCHHIKER NOTLAR Ç NDEK LER

317 347 351

355

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful