You are on page 1of 17

A k a d e m i k

A r a t i r m a l a r

Dergisi

2009,

S a y i 40, S a y f a l a r

209-224

ANLAMIN D L S E L L G C N D E K OYUNSALLIK: GADAMER VE


W T T G E N S T E N ' D E ^^OYUN" K A V R A M I
Mehmet ULUKTK''

GR$: Dlin Anlami Ya da Anlainin Dilselligi Sorunu Dil, anlam taiyicisi ve insan dcncesini kuatan ve kapsayan bir varlik olarak hep anlama, yorumlama etkinliklerinde belirleyici bjr rol oynamitir. Bu baglamda anlamm dilselligi sorunu, bir bakima dilin anlammm da ne oldugu, ne olmadi|i sorunudur. Bu sorun bir problem dahasi bir problematik olarak hala karimizda durmakta. nsanoglunun zamansalligi, tarihselligi, faniligi ve iinde bulundugu dnyayi anlamlandirma serveni devam ettike anlamm dilselligi de bir problem olarak srecek gibi grnyor. Belki bunun iindir ki gnmz felsefeleri iinde, (zellikle XX. Yzyil) felsefe sorunlarmm dilin mantigmi yanli anlamaktan kaynaklandigi, felsefenin nermelerin anlamlarmi aiklayan bir dil czmlemesi oldugu, epistemolojinin dilde anlamlilik sinirini izmekle ice balamasi gerektigi gibi anlayilar agirlik kazanmaktadir. Bu anlayilar etrafmda hakikat artik gerekiige uygun dcme anlaminda dogrulukta degil, fakat bu uygun dcmeyi mmkn kilan dilde ve anlamda aranmalidir anlayii benimsenir olmutur.' Yine XX. Yzyil felsefesinin adma 'dilsel dn' denilen egilimi dilin tm insan bilgi ve deneyimlerinin ortami oldugu eklinde ifadesini buldu. Bylece dil, anlam aratirmasinda felsefe disiplinleri arasmda merkezi bir alima alani haline geldi. Bu anlamda XX. Yzyil felsefesine damgasini vuran iki cumie hi cphesiz Wittgenstein'm ifade ettigi "dilimin stmrlart dnyamtn stmrlaridtr" cmlesi ile Gadamer'in her firsatta dillendirdigi "anla^tlabilecek biricik varltk dildir"^ cmlesidir. te bu baglamda ortaya ikan anlamin dilselligi sorunu, dilin anlami sorsunu da gndeme getirerek, gnmz felsefesine damgasini vurmu olan Analitik felsefe ve Kita Avrupasi felsefesi tarafmdan farkli perspektiflerden de tartiilmitir. Bu makalenin temel amaci, dilin anlam(a) iin nemine deginerek ice balayip, anlamin dilselligi sorununda beliren tartimalari 'dilin oyunsalltgt' dzleminde Kita Avrupasi ve Analitik felsefe perspektiflerin "oyun" kavramina yaklaimlarindaki benzeimleri ve ayriimlari gstererek aratirmaya alimaktir.

209
Akademik Aratirmalar Dergisi

Anlamm Dilselligi indeki Oyunsallik: Gadamer ve Wittgenstein'de "Oyun" Kavrami

Heidegger, dilin yol zerinde karilailan bir soru degil; fakat bizzat yolu doeyen, yolu aan eyin ta kendisi oldugunu ifade eder. Dtinme varligm anlamma ve insanm Varligi'' .anlamasmm tarihine yneliktir. Dolayisiyla denilebilir ki, Varligin anlamma ynelik soru, nihai olarak dilin zne ynelik soru ile rtcr. Cnk dnmeyi varliga agiran yol dilde ailir'. Yine bu baglamda Brice R. Wachterhauser'in, insan zihninin, kendinde gerekligi bir saf gorme kapasitesine, ebedi ve ezeli boyutlari ile gerekligi bir SZSZ /dilsiz kavrayi yetenegine sahip olmadigini belirtmesi, anlamin dilsiz, dil diinda gerekieemeyecegini en aik bir ekilde ortaya koyar. Zira btn bir insani anlama asa szler/kelimeler/dil olmaksizin ve asa zamanin diinda gereklemez. Gemii imdiye intikal ettiren ve geiecege gtren temel tarayici dildir. Btn bir anlamanin, tarihsel olarak ekillenmi bulunan imdimizin herhangi bir konu ya da nesne hakkindaki yorumumuzu bilgilendirdigi yer durumundaki tarihsel baglam iinde gereklemesinden, dilde ikin olmamiz sorumludur.^ Anlamanm dilsel olmasi ve dahasi dilselligi, tarihi srecte dilin anlam iin taidigi neme btn felsefi gretiler tarafindan ayni biimde bakildigini gstermez. Dahasi anlami dilde aramak ve felsefeyi dilsel bir baglamda anlamlandirmak, daha ok XX. Yzyila has bir durumdur. Her ne kadar Platon, Kratylos'ta adiar ile onlarin adlandirdiklari eyler arasmdaki ilijkinin dogal mi; yoksa uylaimsal mi oldugunu tartisa da ve yine Aristoteles de seslendirdigimiz adlarin uylaimsal simgeleri olduklari baglammda konuyu tartisa da, onlari XX. Yzyil dil alimalanndan ayiran birtakim farkliliklar vardir. Zira XX. Yzyila gelinceye degin yapilan ey, dogrudan dili ele almak, dil zerinde konumaktan ziyade, bilgi konusunda temel sorularin yanitlari verilmeye aliilirken, bilgi felsefesinin sinirlari iinde kahnarak ortaya atilan bir takim dil-anlam kuramlari ortaya koymaktadir^ Bu anlamda XX. Yzyil felsefesi anlamin dilselligi karakterine bambaka bir nem atfeder. Yalniz bu bambakalik tek ynl bir ekilde gelimez. En temelde iki ynden gelien bir baki aisi ile karilairiz. Bu baki ailarindan biri Anglo-Sakson dnyanin ya da Analitik felsefe geleneginin en nemli filozofu olan G. Frege'nin yaklaimi ile Kita Avrupasinin vazgeilmez filozofu olan M. Heidegger'in yaklaimidir*. Frege gelenegi, B.Russell'in gen-ilk dnem L. Wittgenstein'in, Alfred Tarski'nin ve R.Carnap'in gelenegidir. Bu gelenege gre kiinin aiklamalari, matematiksel akil yrtme tarafindan mantiksallatirilan bir dille ilgili yorumlar olmak zorundaydi'. Dil total bilinebilirligin ideal bir temsilcisi sayildigindan, tm bir dilsel faaliyet, matematiksel bir dile indirgenmeye aliiliyordu. Analitik felsefenin dil-dnya ve anlam konusunda yukarida beliren yaklaimina kari, Kita Avrupasi felsefesinin, logosun zaytfligi sorununda beliren dile yaklaim biimi, ok gcl bir biimde Nietzsche tarafindan dile getirilir. Nietzsche'ye gre, genelde dil diye adlandirilan ey; gerekte
210 Journal of Academic Studies

Mehmet Uluktk

Yil: 11 Sayi: 40

ubat 2009 - Nisan 2009

btnyle /temsildir /tasvirdir(ftgrasyon)dur. . Nietzsche dilin yapmi oldugu eyin, kendi kendine yeterli bir dnya uydurmak oldugunu ifade eder'. Analitik felsefenin dil ile dnya arasmda dolayisiyla dil ile gerekiik arasinda kurdugu matematiksel ve total iliki Kita Avrupasi felsefesinin Nietzsche'nin nclk ettigi bir yikimla kknden koparilir. Analitik felsefenin en temel zelliklerinden olan; belirginlik, aiklik, seiklik, duruluk, syleyic yalinligi, kesinlik gibi zelliklerine karin, Kita , felsefesinde, kurgusal metafizige, anlam blanikligma Gadamer'in szleri ile ifade edildiginde 'dilin ve konumamn btn temelinin onu mmkn kilan eyin ta kendisinin, belirsizlik ya da metaforlar \mecazlar \egretilemeler olduguna' ynelik iddialar vardir. Yani Analitik felsefede czmleyemedigimiz bir ^ey dile getirmeye degmezken, Kita felsefesinde czmleyebildigimiz bir ^ey dile getirmeye degmezdir". Bu, Saussereci baki aisindan, Locke'un, szck-ide?ey baglammda kurdugu, semantik cgen arasindaki her trl dilsel gstergenin ayirt edici zelliginin, baglantilarmin, keyfi ve nedensiz olmasi durumudur. Buradaki anlami ile keyfilik ve nedensizlik durumu hazirci ve aceleci bir tutumla anlamsizlik ve gelicigzellikle nitelendirilemez. Bilakis anlami, toplumsalligindan aritilmi? bir halde, kapali, soyut ve matematiksel bir bilin sorunu olarak degil; bir olu meselesi olarak ele almaktir. ,Gademer'in de belirttigi gibi anlama bir bilin problemi degil, bir olu^ sorunudur'^. Heidegger'de bir eyi dile getirme problemi Dasein^^'m kkensel olarak varlik kavrayii iinde ierilmi olan bilgisinin yaama durumuna ait olan anlamanin asli unsurudur. Heidegger'e' gre; (V)arlik da, kendini zamansallikta gsterdiginden, zamansallik tarihselligin de kouludur. Dolayisiyla da 'anlam(a)' tarihin diinda, var olujun tarihselliginden soyutlanarak ele ahnabilecek bir hadise degildir. Burada unu zellikle belirtmek gerekir ki; Analitik felsefe ile Kita Avrupasi felsefesinde ve zelde hermeneutik yaklaimin dile ve anlam(a) bakii arasinda birbirlerini diladiklari kadar birbirlerini tamamlayan ynleri de vardir. Geri ilk bakita, bu iki felsefenin iddialari ve geliim srecleri gz nne alindiginda, birbirlerini tamamladiklari eklindeki iddiam anlailmaz gelebilir. Zira en temelde czmleyemedigimiz eyin dile getirilemez olmasi ile czmledigimiz eyin dile getirilmeye degmez olmasi gibi dilde aikligi, durulugu aramakla, buna karin anlam bulanikliginin iinde, anlamin belirsizligine vurgu yapan perspektiflerin birbirlerini nasil tamamladiklarinin anlailamaz olmasi, anlailir bir eydir. Ama anlamin dilselligine ynelik her iki yaklaimm- yapisal zellikleri dikkate alindiginda, te yandan, dilin tabiatinin, anlamadaki ilevinin degeri sorgulandiginda, birbirlerini tamamlamalarinin nasilligi ve niinligi kendiliginden ortaya ikiverir. Bu baglamda dilin, insan zihninin dic-dnya (nesnel gerekiik) ile arasmda kurdugu bagda anlailan eyin dile getirilmesini dolayisiyla da aiga ikarilmasini sagladigi grlr. Yani anlailan eyin aikligi, ancak onun dile getirilmesi ile mmkn olmaktadir. Bu Analitik felsefe geleneginin teden beri ileri srdg bir anlayitir ve bu acidan ayaklari yere basan, tutarli bir iddiadir. Ama bu aiklamanin, aiga ikarmanin, anlailan eyin dile getirilmesinin, dolayisiyla da zihin-nesne-dil arasinda
211
Akademik Aratirmaiar Dergisi

Aniannin Dilselligi iindeki Oyunsallik: Gadamer ve Wittgenstein'de "Oyun" Kavrami

kurulmak istenen bagin, Analitik felsefede oldugu gibi, tamamen, matematiksel, total, tarih-st ve dz bir izgi zerinde -Wittgenstein'in deyimiyle przsz buz pateni stnde- ilerliyormu? gibi elikisiz, problemsiz, toplumsalligindan soyutlanmi? bir biimde, mekanik bir srec ekiinde anlailmasi anlailir bir ey degildir. Bu anlamda analitik felsefe bir idealden, ralit gibi sz ederken, Kita Avrupasi feisefesi bir reaUteden, ideal gibi sz etmektedir. Bu yaklaimlarin ayrintilarina son blmde Gadamer, Wittgenstein karilatirilmasinda deginilecektir. Kita Avrupasi Felsefe Geteneginden Hans-Georg Gadamer ve Gadamer'de "Anlamin Dilselligi" Sorunun da Betiren "Oyun" Kavrami Kita Avrupasi felsefesindeki yaklaimlarin en nemli ynlerinden biri, doga bilimlerinin bilimsel egemenligine kari, bilginin temel kategorileri olarak tarih, anlama, yorumlama, anlam ve znelligin nemini vurgulamasidir'"*. Bu yaklaim felsefe tarihinde nispeten yenidir. Zira Antik a | Yunan dcncesinde evren, kaostan- kozmosa, dzensizlikten- dzene dogru, bir geie sahiptir. Evrende dzenlilik oldugu ve her eyin akilla kavranabilecegi dcncesi vardi. Grekler kalici ve degimez olanin bilgisine akilla ulailabilecegi dcncesine sahiptiler. Antik ag filozoflari kalici olmanin peine dUerek kalici olan eyi aramilardir. Olan-biten karisinda hayrete dcmcler ve "olan neden byle oluyor da bafka trlii olmuyor" sorusunu sormulardir. Bu soru sorma tarzina bagli olarak, kalici degimez ve nesnel olanin, oluu ynlendiren eyin bilgisine akil yoluyla, yani theoria (akil-kuram) etkinligiyle ulaabileceklerini dcnmclerdir. Bu akilci etkinliginin dogal bir sonucu olarak felsefe "o/M.y"la pek ilgilennnez; cnk oluun bilgisi mmkn grnmemektedir. Bu acidan bakildiginda Kita Avrupasi felsefesinin zerinde durdugu tarih, anlama, yorum, anlam ve znelligin nemi, bu etkinligin diinda kalmaktadir. Cnk tarihte, akilci etkinligin konusu olan, degimez, kalici eyler yoktur, tarihsel olaylar o anda yaanir ve biterler. Aklin araciligiyla bu yaananlardan bir genellige ulailamaz. Kita Avrupasi feisefesi ise en aik bir biimde, Hegelei felsefenin ckcnn ikili ilijci rnnn, tarihselcilikle, 'hayat-ya^am felsefesi'nm, yani bireysel haber bilgisi ve oluun bilgisinin hkim oldugu XIX. Yzyil Alman feisefesi baglammda ortaya ikar. Bu baglamda gerek Herder ve gerekse Hegel, Aydinlanmamn evrensel bir insan dogasi, dogal hukuk ya da ahlak kabullerine cpheyle bakar ve bunun yerine, farkli tarihi cemaatlerin ruhuna ve Hegel rneginde de, tarih olmak hasebiyle tarihin "dnya ruhuna" (Welgeist) dikkat eker'^ Bu anlayi yalnizca aydinlanma kariti veya tersi bir anlayi degil, bilakis bir anlamda yukarida anlatilan akilci, kuramsal-nesnel bilgi (theoria)tarihsel-znel, tarihsel bilgi (historia) ayriminda kutuplaan theoria merkezi i anlayia da bir tepki niteligi taimaktadir. Varlik nesneiciligin {theoria) 'nin dar kaliplarindan ikmi, insanoglunun dogasi tarihsellik ve zamansallik'm diinda ele alinamaz olmutur. Hatta Heidegger, kuramsal-nesnel bilgi'fi/zeonajnin
^212 Journal of Academic Studies

Mehmet uiuktk

Yil: 11 Sayi: 40

ubat 2009 - Nisan 2009

kaygi, imdi-burada olmamn dayanilmaz agtrligim strtinda tarima gibi ifadelerle aiklamaya aliir'*. Dilthey, kuramsal-nesnel (theoria)deneyselci (empria) ikileminde ilk deneyselci yaklajimtnt eletirirken; onlarin entelektel ve bilisel tecrbeye byk nem verirken duyguyla iradeyi ihmal ettiklerini dcnr. Bu baglamda Dilthey, onlarin durumunu cyle tasvir eder: "Locke, Hume ve Kant'in tasarladiklari bilen znenin damarlarmda hi de gerek kan dolamaz, tersine bu znenin damarlarmda katiksiz bir dcnme etkinligi sayilan aklm imbikten geirilmi /arindirilmi? zsuyu dolair". Buna kari, Gadamer'e gre, anlama, kiinin bir nesneye dair ve ona kari znel sreci olarak degil, kiinin kendisi olma-insanin bizzat kendisinin var olma tarzidir."'* Bu baglarnda Gadamer kendi hermeneutigini ve genel olarak hermeneutik abayi, btn bir anlamanin karakterinin ve temel artlarinin felsefi aratirma abasi olarak tanimlar ve hermeneutigin grevinin, sosyal bilimlere ynelik yntem aratirmalari oldugu iddiasini radikal bir ekiide reddeder. Bu reddedii, Gadamer'in hermeneutik'ini karakterize etme ve bunun tecebbsne kal.kimanin en iyi yeri olan, Gadamer'in amacini tanimladigi, magnum opiis'u olan Hakikat ve Yntem'in girii ve nsznde grmek mmkndr. O, bu girite unlari ifade eder; "Burada gelitirilen hermeneutik, bir insan bilimleri metodolojisi degil, insan bilimlerinin metodolojik kendi kendiieri hakkindaki bilinlerinin tesinde, gerekte ne olduklarini ve bnlari dnya ile ilgili tecrbemizin btnne baglayan eyin ne oldugunu anlama tecebbsdr"". Gadamer'in anlamanin tarihselligini ve felsefi hermeneutigi temellendiriindeki iki noktasi, Heidegger'in Dasein analizidir. Zira Heidegger'in insan Dasein'nm zamansal analizi bize, anlamanin znenin kavrayi biimlerinde degil de, Dasein'nm var olma biimi oldugunu aika gstermictir. Hermeneutik ve anlamanin tarihselligi ite tam da bu noktada o kendi sonlulugunu ve tarihselligini meydana getiren Dasein'nm temel karakterine iaret etmektedir. Bunun iindir ki Gadamer, anlama ve yorumlama ameliyesinin btn tarihsel faaliyetlerin etken taiyicisi durumundaki tarihsel bagintinin iginda srdrmek gerektigini dcnr. Zira ona gre tarihsel bir faaliyetin tanimlayici niteligi onun bir srec olmasinda yatar^. ite tam da nu noktada Gadamer "Oyun" kavramini, benzetinesini tarih iinde olup tarihi ama durumunu ifade etme baglaminda kullanmaya balar nce. Gadamer, bu oyun durumunu "Her oyunun nesnel kurallari vardir ve oyunu bu kurallar ynlendirir. Ancak oyunun kendisi bu kurallarin nesnellemesi degil, bilakis her oyun, bu kurallarin tesinde kendini yeniden gerekletirmedir. Aksi halde oyun, bir defa oynanarak btn kralari ile gerekletirilmi olacak ve oyunu defalarca oynamak anlamsiz grnecektir. Bunun iin bir oyun, oyuncularin, oyunun kurallarini nesnelletirmesi ile degil, aksine onun oyun oldugunu ve kendi znelliklerini de oyun iinde kaybettiklerini anladiklari zaman anlamli hale gelir"^' ekiinde aiklar. Bu durum tecrbenin ve teerbe edilen nesnenin, nesnelle^tirilemeyecegini, tarihselligin tecrbe, tecrbenin de tarihselligin iinde eridigini, kayboldugunu
213
Akademik Aratirmalar Dergisi

Anlamm Dilselligi iindeki Oyunsallik: Gadamer ve Wittgenstein'de "Oyun" Kavrami

gsterir. Bu kaybolmanin sonucunda oluan anlama ise, tarih iinde gerekleen, zneler-arasi dnya olan ve zne-nesne ayiriminin olamamasi anlammda, znelligi olmayan bir gelenegin srekliligine dhildir. "Oyun" kavrami Truth and Method (Hakikat ve Yntem)''in zellikle iki yerinde ok nemli baglamlarda, zelde estetigin znelligini amak genelde ise modern felsefenin znelligini amak iin bavurulan bir kavramdir. Bu baglamlardan ilkinde Gadamer, tipki bir oyunda yer alan oyuncunun oyunun kendisi tarafmdan yutulmasi gibi, sanat yapitlariyla girdigimiz ilikide oynadigimiz oyunda znenin dogruluk yaantisina geebilmek iin nasil kendini kaybettigini betimlemektedir. "Oyun" kavramini czmledigi ikinci baglam olan 3. blmde^^ Gadamer, hermeneutik deneyime aracilik eden dil stnde yogunlaarak, Wittgenstein sonraki dnemine ok yakin bir biimde dili znenin bilinciyle sylecim ya da syleci dile adlandirdigimiz "dil oyunu" ile temellendirmektedir^'. Gadamer'in kullandigi "Oyun" kavrami-benzetmesi, bir yandan Heidegger'in anlamanin varolusal yapisi ile ilgili derin tahlillerden destek alirken, diger yandan da, idealizmin z-bilinc (salt-consciosness) ile ilgili yanilsamalarini da amaya alimitir^"*. Ancak Gadamer, anlamanin varolusal analizlerini, yani, varolusal hermeneutigi ajarak, dili anlamaya, daha dogrusu, var-oluun iinden, bize hitap eden dil araciligiyla, var oluu ynlendirmeye aliir. Zira tarihsel nesne, dil araciligiyla aktarilmakia kendi anlamini kazanir. Dili, tarihin sure giden hareketin bir parasi saymak, dnya tecrbesi imknlarinin sonsuzlugu- ile insanin anlamasinin sonsuzlugu arasindaki iliki sorununu da czer. Anlama ile dil arasindaki gerek uyum, aslinda varlik ile dcnce arasmda oldugu kadar, varlik ile dil arasindaki gerek uyumda da yatar, kelimenin en geni anlami ile insan aklt, dilseldir ve eger akilsalligimiz dilin diinda degil de, dille birlikte oluuyorsa, hakikat, kendisini ancak zamansalltklar ve tarihsellikler iinde ia eder. Bu ayni zamanda, dil ve varligi birbirine baglayan genel bir kuramin da garantisidir^^ Gadamer'in "Oyun" kavrami-benzetmesini ncelikle tarih iinde, tarihi ama durumunda kullandigini ifade etmitik. Gadamer'in "Oyun" kavramini asil kullandigi yer ise, anlamin dilseliigi ve sanat eserlerinin anlailmasi baglamindadir". Gadamer, "Oyun" fenomeni ierisinde, sanat eserinin varlik biimine ik tufan pek ok anlamli unsurlar bulur. Ancak O, burada estetik hedonizme dayali "Oyun" teorilerini temize ikarmaya alimamaktadir. Bu trden teoriler, oyunu bir insan znesinin eylemi olarak grrler. Sanat kendi siradan varliginin diinda ve onun zerinde, estetik bir andan yararlanmak isteyerek, dnyayi terk eden, bir insan znesine zevk veren bir tr oyundur. Sanati ise, ekillerle oynayan, maddeleri yumuatip belirli oranlarda eklini degitiren, hizlica bymc duygusal bir ocuk olarak algilanmaktadir. Gadamer bu trden estetik teorilerde, her eyi insan znelHgine atfeden ayni modem hatayi grmektedir. "Oyun" kelimesi ile Gadamer, insan
214
Joumal of Academic Studies

Mehmet Uluktk

Yil: 11 Sayi: 40

ubat 2009 - Nisan 2009

znesinin yaratma ve eglenme eylemini veya tavrini ve oyuna katilan insan znelliginin "hrriyetini" kst etmemektedir^^. Gadamer'e gre burada kastedilen ok daha baka bir eydir. Oyunu bir zihni durum, yetilerin (faculty) zgr oyunu ve bylece znelligin bir niteligi olarak gren Kant ve Schiller'in aksine, Gadamer, oyunun, oynayanlartn bilincinden bagimsiz bir ze sahip oldugunu syler^^. Yalniz buradaki z kavrami asla metaziksel "cevher" kavramina veya Kanti Ding an sich, yani kendi ile ilgili tecrbeden bagimsiz, sanat eserine iaret etmez^. Zira oyunun gerek konusu oyuncular degil; yine, byunun kendisidir. Bu nedenle oyunculari oyun atmosferi iinde tutan, onlari oyun oynamaya sevk eden ey bizzat oyundur. Bu acidan bakildiginda; "Oyun oynama, ayni zamanda oynanmakttr"^\ Bu duruma, yani oyunun oynanma durumuna, Palmer'in oyun kavrammi Gadamer hermenutigi perspektifinden yaptigi u analizlerde grmek mmkndr: "Bir oyun 'sadece bir oyundur' ve 'ciddi' degildir. Ancak bizzat oyunun kendisinden hareket edersek-oyun gerekten ciddi bir hal alir, onu ciddiye almayan bir kii de, 'Oyun'u bozar. Oyunun kendi dinamikleri ve oynayanlarm bilinlerinden bagimsiz hedefleri vardir. O, bir zne karisinda duran bir nesne olmayip, bizim ierisine girdigimiz bir varligm, kendisini tanimlayan hareketidir. Bizim kendisine katilmamiz degil, oyunun kendisi, bizim tartimamizm gerek "konusu" dur. Bizim oyuna katilmamiz, onun sunulmasini saglar; ama sunulan ey, bizim isel znelligimizden, ziyade, oyunun kendisidir. Oyun sahneye ikar, bizde ve bizim araciligimizla yer kaplar"^^ Oznelci baki aismdan oyun ise, bir znenin eylemi,. bir kiinin katilmak istedigi ve kendi zevki iin kuUanilan zgr bir eylemdir. Ama biz, oyunun kendisinin ne oldugunu ve nasil olutugunu sordugumuzda, balangi noktasi olarak da insan znelligini degil de oyunu aldigimizda, oyun sadece.bir oyundur; ama sonu olarak, oynandiginda kendisi duruma sadece kendisi hkimdir^\ Oyunun da kendisine ait bir ruhu vardir. Gadamer'in bu baglamda ulatigi sonulara bakilirsa, o sanat eserini duragan degil, dinamik bir ey olarak grr, znellik merkezli estetigin dayandigi tezlerin ailmasi gerektigini dcnr. Oyunu ve ek olarak da bir sanat eserini anlama konusunda zne-nesne ayrimina dayali yaklaimm anlamanin temel karakterine uygun olmadigini vurgular'''. Diger yandan, Oyun oynama esnasinda ortaya ikan ey, oyunun bizzat kendisi oldugu iin, oyun bir z-temsildir (Self-Presantationf\ Burada temsil (presantation) kavraminm temelde bir varligin "fimdi" ve "burada" tezahr ediine iaret ettigi belirtilmelidir. Bu acidan Gadamer'e gre, oyun ya da eserin kendi kendini temsil (z-temsil) hadisesi iinde anlamli olarak var olmasi, onun degimez karakteridir. Bu baglamda her temsil (yorum) oyunun yapisi ile iliki iindedir ve bu yapidan kaynakianan dogruluk lctne uymak zorundadir^^. Buna gre temsil (yorum) ayni eyin tekrari olarak ortaya ikar ve Gadamer'e gre, her tekrar (yorum)in orijinalligi, oyunun (metnin) farkli artlar ve baglamlarla zamanda olabilmesini, oyunun bu tr zamansizligim (zamandan
215 Akademik Aratirmalar Dergisi

Anlamin Dilselligi iindeki Oyunsallik: Gadamer ve Wittgenstein'de "Oyun" Kavrami

bagimsizligini) gsterse de, bu zamansizlik ancak oyunun zamansalligi ile biriikte anlailabilir. Zamansizlik, zamansalliktan kaynaklanah ve ona zit olan diyalektik bir zelliktir^^ ve bu diyalektik zellik kendisini, bizzat gndelik yaamda bizi megul eden, her eyin yansimasi olan oyunda ve dahasi dilde gsterir. Zira dil, inceleyici bakilarimizin nesnellemeleri olarak, tm eylemlilikleri temsil eden, tm tarihsel-toplumsal srecler ve eylemlerin anonim znesi degildir. Dil bir yorumsama oyunudur ve bu oyunda hi kimse digerierine gre stn ya da ayricalikli degildir. Herkes merkezdedir ve oyunun iindedir. Dilsel bilin, yaam pratiginin her trl maddi var oluunu belirler. Gerekiik, dilin tesinde degil, gerekiik dilin bizzat iinde oluur^^. Yine bu diyalektik zellik sayesinde zamansizlik ve zamansallik arasindaki iliki, metnin; yani, oyunun srekliligi ekiinde tezahr eder. Bu baglamda Gadamer'e gre ortada, dilin kendi iyapisindan kaynaklanan bir oyunsallik vardir ve bu dili kuUananlar, bu oyunun birer oyuncusudurlar ve bu oyunun kurallarina uymak zorundadirlar. Ama oyunda her bir kiinin kendine ait, kendiliginden kaynaklanan bir rol oldugu dcnlrse, orada herkes kendi oyununu oynamaktadir. te bu kiiye' aitlik hem oyunun tmn ve kendi temel karakterini znellikten, dolayisiyla, oyunla kendimiz arasindaki zne-nesne ilikisinden, paralanmiliktan, ayirimindan kurtarir, hem de bu oyunun, oyunu oynayan kiiler tarafmdan bizzat kendileri tarafindan oynanacagini, kendisine ait, zel bir roln oynandigini gsterir. Oyunu oynayanlar, tarih-st, mekan-st kiiler olmadiklari ve oyunun kendisinden kaynaklanan degimez bir znn olmadigi dikkate alinirsa her zamanin ve her kiinin kendine ait bir oyunu vardir. Sonu olarak Gadamer'in anlamin dilselligi iindeki oyun analizinden oyunun c temel zelliginin ortaya iktigi grlr. Ilkin oyun daima "znesiz''dn, "oyunun, onu oynayanlarin bilincinden bagimsiz kendine ait bir z vardir"; bu u anlama gelir; nasil ki bireysel zneler dil araciligiyla konuuyorlarsa, dil de bireysel zneler yoluyla konuur. Oyun oynayanlar kendilerini etkinlige ylesine kaptirirlar ki, oyun bir kiinin oynadigi bir ey olarak anlailmaz. Oyunun fiili znesi, diger etkinliklerin yani sira, oyunda oynayan bir bireyin znelligi degil; fakat bunun yerine, oyunun bizzat kendisidir. ikinci olarak, oyun daima kendi kendini temsili ierir ve son olarak da oyun daima fiindi burda olana kattltmt gereken bir kattlma, bir diyalog olup seyirciyi de iine alir''. Bu oyun analizinde gemile imdi, znellikle ve nesnellik, V.\xxam(theoria)la ile deney (emperia) birbirleri iinde birlemi, erimi ve kaybolmulardir.

216
Journal of Academic Studies

Mehmet uluktk

Yii: 11 Sayi: 40

ubat 2009 - Nisan 2009

Anglo-Sakson, Analitik Felsefe Geleneginden Ludwig Wittgenstein ve Wittgenstein'nin Dil Oyunlannda Ortaya ikan " Oyun "Kavrami Felsefe tarihinin kimi dnemlerinde, felsefenin amalari ve bu amalara ulamanin en iyi yollari konusunda, genel bir grc birligi sz konusu ' olur. ite XX. Yzyilin balangicindan kisa bir sre sonra, Cambridge'den, felsefe anlayiinda Russell ve Moore'un balattiklari felsefeye ve felsefi problemlere ilikin bir degiiklik yayilmaya balamitir. Buna gre, felsefe, dcncenin ve kavramlarin dogrudan irdelenmesi olarak degil, daha ok dil araciligiyla irdelenmesi olarak grlmekteydi'"'. te Wittgenstein bir yanda Tractatus Lgico -Philosophicus adli yapitinda ve nceki dnem feisefesi olarak adlandinlan felsefesinde, dilin fakli sylem biimlerinin kendisine indirgenebilecegi, geerli, kuatici bir mantiksal z bulundugunu savunurken, Felsefi Soru^turmalar adli yapitinda ve sonraki dnem felsefesinde farkli sylem biimlerinin zerkligi {autonomi)nm bulundugunu ve bunlarm ancak kendi sinirlari iinde anlailabilir oldugu dcncesine ulair.'" Wittgenstein'in dcnme biimindeki bu degiiklikte, tek biimli bir meta-yapinin czme ugratilii; dcncenin merkezilikten merkezsizlige kaydigi grlr.''^ Wittgenstein nceki dnem felsefesiyle ve lmnden sonra yayimlanan, halen de yayimlanmaya devam eden yayinlarinda sundugu "sonraki dnem feisefesi" ile pek ok bakimdan XX. Yzyil felsefelerine damgasinr vurmu, felsefeye "Dilsel Dn^" verilmesinde bacrol oynamitir. Her iki dnemde de Wittgenstein'in amaci dcncenin yapisini ve sinirlarmi anlamak, yntemi ise dilin yapisini ve sinirlarmi irdelemekti. Feisefesi, kapsam ve ama bakimmdan Kant'in dcnce eletirilerine ok benzeyen, bir dil eletirisiydi. Kant gibi, o da, ogu kez bilmeden sinirlarinin tesine geip, gerek dcnceler dile getiriyormu gibi grnen, ancak gerekte hi de yle olmayan aldatici anlamsizJiklara saptiklarina inanmiti. Zira Wittgenstein'in temel itirazi dilin uygun olmayan baglam iinde kullanimina iken Kant'in itirazi da, aklin deneyimlenemeyenin alaninda kullanilmasinadir. Felsefi Sorufturmalar, her ne kadar Tractatus'un dil teorisinin eletirel bir olumsuzlamasini ieriyorsa da; temelde her iki dnemi de birbirine baglayan tematik bir bag vardir: her iki dnemde de Wittgenstein'in irdeledigi soru, bir cmlenin nasil anlamli oldugudur: bir cmle nasil bir ey syleyebilir? Buna gre Wittgenstein'in amaci, yalnizca insanlari dilde sylenmeyecek eyleri sylemeye alimaktan kurtaracak ynergeler gelitirmek degil, ayni zanianda sylenebilecek olanin yapisini anlamayi da baarmakti. Sinirlar ve yapi, ortak bir kkene sahip oldugundan, byle bir anlayi gelitirmenin tek yolunun dilin sinirlarmi koymak olduguna inaniyordu. Ona gre dille yapilabilecek ve yapilamayacak olanlari saptayan, dilin bizzat kendi dogasi idi. "Dil oyunlari" Wittgenstein'in Post-Tractatus diyebilecegimiz dneminin nl yapiti olan Philosophical Investigations'ta ele aldigi bir kuramdir. Dilin zaman airi ve degimez bir ereve olarak sunulmasindan insan yaaminda gerekleen degiimlere greli ve degiken bir dil tasarimini
217
Akademik Aratirmalar Dergisi

Anlamm Dilseliigi iindeki Oyunsallik: Gadamer ve Wittgenstein'de "Oyun" Kavrami

ortaya koyan Wittgenstein, szcklerin yalnizca nesneleri adlandirdigi ve cmlelerin olgulara karilik geldigi grcnn yetersizligine bagli olarak "dil oyunu kuramim"n\ ortaya atmitir. Wittgenstein "dil oy unan" kavramlarini Felsefi Soruturmalar(Philosophical Investigations) adli kitabinin 23. maddesinde; emirler vermek ve onlara uymak, bir nesnenin grncn betimlemek ya da onun lclerini vermek, bir betimlemeden bir nesne oluturmak, bir olayi bildirmek, bir olaya ilikin kurgusal konumak, bir varsayim oluturmak ve denetlemek, bir deneyin sonularini tablo ve izelgelerle gstermek, bir hikye yaratmak ve onu okumak, oyun oynamak, arki sylemek, bir dilden baka bir dile eviri yapmak ekiindeki rneklerle aiklayan Wittgenstein, degiik tmceler arasindaki eitliligin, ilk ve son olarak verilen sabit bir merkezinin olmadigini, yeni dil oyunlarinin, modellerinin varlik kazandiklarini, tekilerin eskimi ve untitulmu olduklarini belirtir^l Wittgenstein'in dil oyunlan benzetmesinde, nceki dnem felsefesi ile temelden kopmasma neden olan, benzetmenin ok daha telerine giden radikal bir yn vardir. Wittgenstein, bizim dil oyunlarinin diinda, diyelim geri durup arkamizi yaslayarak dille gerekiik arasindaki ilikiyi degerlendirebilecegimiz sabit, degimez bir duru noktasi ve baki aisi olmadigini belirtir. O, dil ile gerekiik arasindaki ilikiye bir kenardan bakmak ve dilin gerekligi dogru ve yerli yerinde temsil edip etmedigini grmek iin, dilin diina ikamayacagimizi dcnr. Dilin gerek dnyayi temsil etmek, onu ifade etmek veya onunla baa ' ikmak bakimindan baari ya da baarisizligina deger biebilecegimiz bir dildii Arimet noktasi bulunmamaktadir. Her zaman u ya da bu dil oyunu iinde i grrz. Dil oyunlarina deger biecek dil-dii, dilin tesinde akin bir baki aisi olmadigina gre, dil oyunlarinin yeterliliginin akin bir degerlendirmesi olamaz. Dilin diina ikamayiimiz, gerekligin, insandan ve toplumdan soyutlanarak anlailmayacagini gsterir. Dilin toplumsalliktan arinik bir anlami yoksa bu, anlamin da ancak belli bir dil-iinde gerekleecegini ortaya koyar. Ayrica dil oyunlari benzetmesi, ayni gerekligin birbirinden farkli iki resmi olabilecegine de gndermede bulunur. Dil oyunlarinin toplumsalligi onun ancak bir baglam iinde yer aldigini da gsterir. Buna gre bir dil, o dili konuanlarin alikanliklarindan, pratiklerinden ve eylemlerinden arindirilarak kavranilamaz. Bir dili aniamak, o dili konuan kiilerin gndelik var oluu, hatta tm yaamlari ile ilikiye geilerek anlailabilir. Wittgenstein dil oyunlari kavrammin toplumsallikla bagini "hayat foririlan" kavrami ile dile getirir. "Burada gelitirilen dil oyunlari szcg ile kastedilen, bir dili konumanin, bir etkinligin veya yaam formunun parasi oldugudur""*^.

218 Journal of Academic Studies

Mehmet Uluktk

Yii: 11 Sayi: 40

ubat 2009 - Nisan 2009

Konumaya inanirlik veren gerekiik, bir etkinlik, hatta bir etkinlikler toplami olarak kavranmaktadir, yoksa nesnelerden, eylerden ya da tzlerden oluan bir dnya degil. Referans evreni, konuan kiilerin davranilarmin, tutumlarinm ve eitli etkinliklerinin evrenidir. "Hayat formlart" kavrami, anlama yetisinin dili kavramak iin duydugu bir yaama evresini hesaba katmaya imkn saglar. Bunun iindir ki bir cmleye anlamini veren ey tek kelime ile baglamdir. Bir cmleyi anlamak iin onun sinesinde retildigi btn bir kltrn anlailmasi gerekir"'. Husserl'in "ya^ama evrelerine" karilik dcen Wittgenstein'in "hayat blimleri" bincin sentezi olan kurallar degil, dil oyunlarinin gramer kurallaridir*^. Stanley Cavell'e gre, Wittgenstein, dil oyunlan kavramsallatirmasini one srerek, dille nasil oynandigini gstermeye alimami, dilin bir pratik oldugunu ne ikartmitir"*'. Belirli bir dilde bulunan dil oyunlan, bu oyunu oynayanlarm, bu dili konuanlann, bu oyun iindeki yaam biimlerini gsterir. Mekanik Oyundan Dinamik Oyunsalliga Mekanik bir oyun iinde, belirsizlikleri, degikenlikleri ve esneklikleri dilar. Orda aiklik, duruluk ve belirginlik vardir. Ayni nedenlerin ayni sonulan doguracagi ynnde kesinlik dcncesi ve determinist anlayi hakimdir. Bu, analitik felsefenin genel karakteristikleri arasinda sayilir. Wittgenstein yorumculari arasinda, Wittgenstein'in ikinci dnem felsefesinin birinci dnemi ile ilgili kopu^-sreklilik-dngsellik gibi ilikileri gz nne alindigmda ortaya kopu-sUreklilik ve drigsellikten dogan eden bir belirsizlikler yumagi ikar''*. Bu belirsizlik yumagi ayni ekilde Wittgenstein'in ikinci dnem felsefesinin Kita Avrupasi felsefesiyle ne derece rtctgyle ilgili olarak devam eder. Wittgenstein'in dilin ilk dnemdeki mozaik kuraminda beliren, sabitlik, degitiremezlik anlayiindan dilin santra kuraminda ortaya ikan oyunsallik ve oyunsalligin kendini temellendirdigi kullanimsallik ve bu kullanimsalligin prtik hayat formu ile ilgisi gerekte analitik felsefeden bir kopu mudur sorusu, nemini korumakla birlikte, en azinda bu problemi anlamanin imknlanndan sz edebilir. Kanaatimce bu imkn Gadamer ve Wittgenstein tarafmdan farkli baglamlarda ama ayni ufuk .erevesinde kullamlan oyun kavraminda, bu kavramdan ne anladiklan ve bu kavrami nasil kullandiklannda gizlidir. Aslinda Gadamer'in felsefi hermeneutige yaptigi en byk katki, Wittgenstein'in dile dncn, hermeneutige iin uyarlami olmasidir. Bu anlamda Wittgenstein iin de Gadamer iin de anlam ancak dil ile \ dilde olanaklidir. Bu yzden dile, gerekligi, yani birincil sreci kaplayan, yansitan ya da imleyen ikincil bir sure olarak bakilmaz, bilakis dil tam tersine, gerekligi bizzat kendisi kurar. Gad^Lm&r, "anla^tlabilen varltk ancak dildir bu yzden btn dilsel sorunlar gerekte anlam sorunlartdtr" szlerinde ifade ettigi gibi bir anlamda Heidegger'in varliga dncn, Wittgenstein'in dile dnc ile birletirmeye cabalar. Diger bir ifade ile Gadamer "varligtn unutulmuflugu" dcncesini "dilin unutulmu^luguna" indirgeyerek okur."'

219
Akademik Aratirmalar Dergisi

Anlamm Dilselligi iindeki Oyunsallik: Gadamer ve Wittgenstein'de "Oyun" Kavrami

Wittgenstein ve Gadamer arasmdaki dile ynelik bu benzerlik kendisini dilin bir yaam tarzmi, hayat formunu da gstermesi, iermesi noktasmda da gosterir. kisine gre de dil, her zaman beraberinde bir yaam tarzini getirir. Gadamer dil oyunlari ile yaam formlari arasmdaki ilikiyi ufuklarin kaynamasi kavrami ile anlatir. Ufuklarin kaynamasi, dilin her zaman bir yaam formuyla rtcmesi gerektigini belirtir'" . Yine dilin kullanildiktan sonra bir kenara atilacak basit bir ara olamamasi, Gadamer'in de Wittgenstein'in da paylatigi bir dcncedir. Gadamer iin dil, ge dnem Wittgenstein gibi, bir ekilde nesnelerin 'yerine gegen' temel iaretler veya temsiller sistemi degil, aksine 'dunya-iinde-olu'un insani tarzinin bir ifadesidir^'.Gadamer'le Wittgenstein arasindaki benzerlikleri, dilin bir oyun oldugu grcnde de grebiliriz. iki filozofa gre de, dil kendisini bir oyun eklinde ifade eder ve dil iine girdigimiz ve paylatigimiz bir eylemsellik alanina tekableder'^. Buna karin, aralarmdaki ilk farklilik, dil oyunlari arasmdaki geikenlik imkanma yaklaimdan dogar. Buradaki temel problem geikenligin dogasinm nasil bir ilev grdgnn incelenmesidir. Buna gre Gadamer, yorumcunun grevini ve buna bagli olarak hermeneutigin grevini, zihinler arasindaki kiisel ya da tarihsel mesafenin kpr kurularak giderilmesi olarak belirler. Wittgenstein ise, Tractatus'ta anlamlandirmayi bir resmetme ilikisi olarak dilin dnyayi resmetmesi baglaminda, resmetme ilikisi olarak grrken, Felsefi Soru^turmalar'd, dili kullanilan bir alet olarak ele alir. Yani dilin zihinlerde, bir arasalligidir sz konusu olan. iki konum arasindaki bu elikiyi en iyi, Gadamer'le Wittgenstein'in, "dil oyunu" kavramini farkli tanimlama tarzlari aiklar. Wittgenstein dile, dilin insani faaliyetin oluturucusu oldugunu, insanm "i^leri kelimelerle yrttklerini" vurgulamak iin bir oyun kavramina atifta bulunur. Ancak Gadamer'in konumu, en iyi "kelimeler i^leri bizimle birlikte yrUtr" (words do things with us) ifadesiyle karakterize edilebilir. Oyun benzetmesi, bizim oyun oynadigimiza degil, aksine oyunlarin bizi oynadigina iaret etmek amaciyia kullanilir. Bunun iindir ki Gadamer Wittgenstein'in "dil oyunlari" kavramini hermeneutik iin yetersiz bulur. Zira Gadamer'e gre hermeneutik "veri" kavrammda yatan pozitivist basitlik anlama koullarina ynelik bir tepkisellikle atigi srece ayni zamanda pozitivist yntem anlayiinin bir eletirisini de ortaya koymu olur. Gadamer, dil ile ilgili degerlendirmelerin sonucunda, gelenegin bizim ustalamayi grendigimiz bir srec olamayip, iersinde yaadigimiz, bize aktarilmi dil oldugu dcncesine ulamaktadir. Gadanier'in 'oyun' kavramina bakiindaki en nemli farklardan birisi belki de en nemlisi ise dili ve oyunu bir gelenek iinde dcnmesidir.'^ Gadamer'in penceresinden dil; tarihten ve toplumdan dogmu, onlarla her an yeniden hayat bulan, bir yaninda kendi i bagimsizligi, diger yanda ise insanlarin, insan olmalarina bagli olan yaayan bir gelenektir.

220 Joumal of Academic Studies

Mehmet Uiuktk

'

Yil: 11 Sayi: 40

ubat 2009 - Nisan 2009

Yine bunun iindir ki gelenek olarak dil, Wittgenstein'in ele aldigi her trl dil oyunlarini iermektedir.^'* Zira dil 'Ben'in tesine geip varligini 'Biz'in alaninda somutlatirdigi iin greliligin ve nesnelciligin bozucu etkilerini ortadan kaldirir. Bunun iin hermeneutik, biimsel genellilik bakimindan mejrulugunu mantikta bulmaz. O herhangi bir dile getirmeyi hi de sadece mantiksal de|eri iinde anlamaz. Hermeneutik, bir dile getirmenin anlamini onun Gadamerci ifadeyle etkili tarihsel bilincinden hareketle elde etmek zorunda oldugundan, dile getirmenin mantiksal olarak kavranabilir olan ieriginin stne ykselir, bu ierigi aar''. Her ne kadar Wittgenstein ikinci dnem itibariyle Gadamer'e yaklasa da aralarinda nemli bir farklilik vardir: Gadamer iin dil, ge dnem Wittgenstein gibi, bir ekilde nesnelerin 'yerine geen' temel iaretler veya temsiller sistemi degil, aksine dunya-iinde-oluan insani tarzin, dogrusal olmayan, arasalliga indirgenemeyecek bir ifadesidir.'^ Gadamer ve Wittgenstein arasindaki en nemli faklilik ise u noktada grlr: Gadamer, gramer kurallarinda yalniz kurumsallami yaam biimlerini degil, ufuklarm sinirlandiriliini da grr. Wittgenstein'in dil oyunlan gramerini gsteren yaama evreleri, Leibnizci basit ve blnmez birlik (monolodojik) icavrayiinin sundugu gibi, kapali yaamin biimleri degillerdir." Dil oyunlan grameri artik yalniz sembol baglantilan yoluyla degil, ayni zamanda etkileim iindeki kurumlami uygulamalar yoluyla da dzenlenir. Ama Wittgenstein bu uygulama boyutunu yalnizca sembollerle eylemlerin degimez baglantilan olarak grmc ve kural uygulamasinin kurallarin yorumunu ve daha gelitirilmesini de ierdiginin farkina varmayarak 'dil oyunu' nu gereginden fazla darlatirmiti dahasi sinirlandirmiti. Wittgenstein, bizi pozitivist egilime zit olarak gramatik kurallarin tatbikinin, genel kurallara gre sembolik dzeyde tanimlanacaklari konusunda uyarir ama gramer kurallarini tatbiki yalnizca bir dil ve pratik kompleksi olarak anlailabilir ve bir hayat formu olarak iselletirilebilir. Ancak bu pratigi sabit kaliplarin yeniden retimi sanki sbsyallemi bireyler, dil ve eylemlerden olumu total bir sisteme giriyormucasina- olarak kavrayan pozitivist bir dcnr dzeyinde kaldi. Wittengstein'in felsefesinde dil oyunu, kolay anlailamaz kati bir niteye dncr hale geldi^*. Ama bir dil oyunun grameri, yalnizca yaam biimini tanimlamakla kalmaz, bir yaam biimini, teki yaam biimleriyle iliki iinde, yabanci olana kari kendininki olarak tanimlar. Bu baglamda Gadamer'in baki aisinin,-Linge'in szleri ile 'simsiki kapatilmi bir kuUanimlar ve buna tekabl eden bir hayat tarzlan oklugu, dil oyunlarinin blnmez bir birlik (monadik) olarak soyutlanmiligi' olarak - bir dil resmi ortaya koyan, son dnem felsefesi karisinda belirgin bir ayricaliga sahiptir. Gadamer, Wittgenstein'in resmi 'dilin ufuklari' ya da dil oyunlan arasindaki 'aracilik ve tercme' ekiinde gelien zmseme gcn yadsir.'' Gadamer'e gre, biz bir anlamaya ynelik gayretli abalanmizla, kendi zel anlama ufuklanmizin 'kapali bir sistem gibi yalitilmiligmdan, mutlak bir biimde ya da tm zamanlar iin geerli olacak ekilde olmasa bile, gerekten de kurtulabiliriz.

221 Akademik Aratirmalar Dergisi

Aniamin Dilselligi indeki Oyunsaiiik: Gadamer ve Wittgenstein'de "Oyun" Kavranni

Wittgenstein dil oyunlari kavrami ile Analitik felsefeden grece kopma yaasa da oyunu, kapah bir sistem, dili de aletler toplami olarak grmesi bakimmdan nceki dnem felsefesiyle paralellikler gsterir. Gadamer oyunun zamansalligina, dilin toplumsalligina, anlama eylemenin tarihi, toplumu iine almasina ynelik vurgulariyla mekanik bir oyundan ziyade toplumla birlikte degicen-dncen, dinamik bir oyunsalliginin''oynanmasindan yanadir.

* Yzncii Yil niversitesi, Sosyal Bilimler Entits, Yksek Lisans grencisi, ulukutuk27@hotmail.com, mehmetulukutuk@mynet.com ' Altug, Taylan, Dile Gelen Felsefe, Istanbul 2001, s. 18 ' Wittgenstein, Ludwig, Trctatus-Logico-Philosophicus (ev., Oru Aruoba), Istanbul 1985, s. 127 ^ Gadamer, Truth and Method (Trans. Joel Weinsheimer - Donald G. Marsall), New York 1989, s. 271-277(Bundan sonra bu esere atiflar TM. kisaltmasi ile geecektir.) '* Heidegger Varlik kelimesi byk harfle kullandiginda 'Dasein' (reel varlik), varlik olarak yazdiginda da 'dasein' (real varlik; phanemenon) anlaminda kullanir. Kadir uen, Heidegger'de Varlik ve Zaman, Bursa 1997, s. 33 ^ Altug, Dile Gelen Felsefe, s. 87 * Wachterhauser, Brice R., "Anlatnada Tarih ve Dil", insan Bilimlerine Prolegomena (Der-ev. Hsamettin Arslan), Istanbul 2002, s. 214 ^ Lvent Aysever, " Dil Felsefesinin Gelecegine Bir Baki", Hacettepe niversitesi Edebiyat Fakltesi Dergisi, XX-2, Ankara 2003, s. 130 " Gerald L. Bruns, "nsan Bilimlerinde Dilin Zayifligi tlzerine" (ev. Hsamettin Arslan), insan Bilimlerine Prolegemena iinde, Istanbul 2002, s.l27, '' Bruns, a.g.m. s. 128 '" Carole Blair, "Nietzsche's Lecture Notes on Rhetoric", Phisophy and Rheteric. USA 1983, s. 108 Aynca bakiniz, H. Subhi Erdem, Nietzsche'de Perspektivizm Anlam ve Yorum, (Doktora Tezi, 2002) Atatrk niversitesi, Sosyal Bilimler Enstits, s. 172 " Sarp Erk Ula^ Felsefe Szlg, Komisyon, Ankara, 2002, s. 324 '- Gadamer, Truth and Method, s. 271-277 " Dasein kavramiyla Heidegger insanm 'Dnya'da kendine zg varolu tarzmdan bahseder. . '''West, a.g.e., s.l 13. "West, a.g.e.,s. 114. '^ Charles B. Gugnon, The Cambridge Companion to Heidegger, (Ed.By. Charles B. Guignon), USA 1998, s.8. Willhelm Dilthey, Hermeneutik ve Tin Bilimleri (ev. Dogan zlem), Istanbul 1999, s.l 7. '" Palmer, Richard E., Hermentik (ev. Ibrahim Grener), Istanbul 2003, s. 216. R. Rorty'ye gre, Gadamerci hermeneutigin en onde gelen meziyeti, dcnmenin amaci olarak "bilgi"n\n yerine "bildung"u, yani kendi kendini yaratmayi-kartezyen delizme dumeden ve Kanti 'transendental idealizme dumeden- ikame etmi olmasidir. R.Rorty, Philosophy and the Mirror of Nature, Princeton 1979, s. 358, 359. " Gadamer, TM,s. XX. -" Bilen, a.g.e., s. 118. -'Gadamer, r.M.. s. 101-110. -- Gadamer, T.M., s. 381-474
222 Journal of Academic Studies

Mehmet uiuktk

Yil: 11 Sayi: 40

ubat 2009 - Nisan 2009

-^ Sarp Erk Ula^ Felsefe Szlg, 2002, s. 581 -'' Burhanettin Tatar, "Hans-Georg Gadairier Ve 'Hakikat ve Yntem' adli Eseri", 19 Mayis, niversitesi, ilahiyat Fakltesi Dergisi, IX-12,13, Samsun 1999, s. 282. "Bilen, a.g.e..s. 129 "''Grome Nicholson, "Answer to Critical Theory" Gadamer and Hermeneutics (ed. Hugh, J. Silverman), Cambridge, Routledhge 1991, s. 154. Bu konuda Gadamer'in 1974'te Salzburg'da verdigi konferanslannm dayanan Czelin Gncelligi: Bir Oyun, Sembol ve Festival Olarak Sanat fev. Fatih Tepebali), Konya 2005 adii kitaba bakilabilir. -" Gadamer, T.M., s. XX. Ayrica bk. Gzelin Gncelligi: Bir Oyun, Sembol ve Festival Olarak Sanat, s. \5 -' Gadamer, T.M., s.98, Oyunun oyuncularin zihinlerinden bagimsiz bir ze sahip olmasma, Freud, ^aka ve Bilindi^iyta ilikisi, adli yapitinda ok farkli bir baglamda de|inir. Freud'a gre aka, espri, oyun, mizah btn bu aralarla ulamaya alitigimiz keyif, 'giilUnten habersiz oldugumuz, espri yetenegimizin olmadigi, kendimizi mutlu hissetmek iin mizaha gerek duymadigimiz' ocuklugumuzda yaadigimiz kisa siireli bir keyiften baka bir ey degildir. S.Freud, Espriler ve Bilindi^iyla ilikisi (ev. Emre Kapkin), istanbul, tarih yok, s.246 '" Gadarner, T.M., s. 102. Ayrica bakiniz, Gadamer, Gzelin Gncelligi, s. 27 ^' Tatar, a.g.m. s. 289. ^- Palmer, a.g.e. s. 226. " Gadamer, T.M., s. 106. ^'' Gadamer, T.M., s. 102 Ayrica bkz. Gzelin Gncelligi, s. 30 " Palmer, a.g.e., s.229. ^'^ Gadamer,r.M., s. 108 "Tatar, a.g.m., s.291. '"Gadamer, r.M.,s.l21. '^Hekman, a.g.e. s. 133. '"' David, Pears, Wittgenstein (ev. Arda Denkel), istanbul 1985, s.l2 "' Altug, Taylan, a.g.e., s. 149 "-Altug, Taylan, a.g.e., s. 150 " Wittgenstain, Felsefi Sorupurmalar (ev. Deniz Kamt), istanbul 2000, s. 23. '*' Wittgenstein, a.g.e. s.23 *' Rossi, a.g.e., s.45-46. '"' Jrgen Habermas, Sosyal Bilimlerin Mantigi zerine (ev. Mustafa Tzel), istanbul 1998, s. 251. " Stanley, Cavell, Must Mean What We Say? A Book Essays, Cambridge 1967, s. 44-47. '"' Konuyla ilgili olarak bkz. mer Naci Soykan, Felsefe ve Dil: Wittgenstein zerine Bir Aratirma, istanbul 1995, s. 1415. "" Gcl, A.Baki "Hermes'ten Gnmze Felsefece Hermeneutik ya da 'Anlamayi' Aniamak", Edebiyat ve Elefiri, sy. 9, 1995, s. 133. '" Ulrieh Amswald, "On The Certainty of Uncertainty: Language Games and Form of life in Gadamer and Wittgenstein", Gadamer's Century Essays'in Honor of Hans Georg Gadamer (Ed. Jeff Malpas - Ulrieh Amswald - Jens Kertscher), Cambridge 2002. S.39 "Anthony Giddens, Sosyolojik Yontemin Yeni Kuralari ( ev. mit TatlicanBekir Balkiz), istanbul 2003, s.83 '" Hekman, a.g.e., s. 157.

223 Akademik Aratirmalar Dergisi

Anlamm Dilselligi iindeki Oyunsallik: Gadamer ve Wittgenstein'de "Oyun" Kavrami

" Yilmaz, Alim, " Gelenek Dil ve Ahlak", Muhafazakar Dcnce Dergisi, sy. 3, 2005, s. 111 ^* Erol Gka - Abdullah Topuoglu - Yasin Aktay, Once Sz Vardi, Ankara 1999, S.127 '^ Gadamer, "Hermeneutik" (ev. Dogan zlem), Hermeneutik zerine Yazilar iinde (Derleyen Dogan zlem), Ankara 1995, s. 24. "" Giddens, a.g.e., s. 83. " Habermas, a.g.e., s. 289. '" Habermas, Jrgen, "Gadamer'in Hakikat ve Yntem.''mm Eletirisi" Hermeneutik ve Hmaniter Disiplinler iinde (ev. Der. Hsamettin Arslan), Istanbul 2002, S.205 " Linge'in Philosophical Hermeneutics'e yazdigi giri?, s. XXXVI,XXXVII, Dil oyunlari kavrami olarak bakmiz,s. 5

Abstract THE PLAYFULNESS OF MEANING IN LINGUISTICS: THE CONCEPT OF PLAY IN GADAMER AND WITTGENSTEIN This article aims to compare the discussions on the theory of the term of "play" between Gadamer who is an important actor of hermeneutic and philosophy of continental Europe and Wittgenstein who has important effects on the scope of today's analytical philosophy. This article also aims to describe the main arguments of these two philosophers. The discussion also puts the backgrounds of the philosophies of the philosophers forward by referring to the discussions between continental Europe and analytical philosophy. Wittgenstein's "language games" which refer to the second term philosophy, pass over the close and strict frontiers of the first term as meaning. But his thinking of games is a mechanical process. In this research, differences, between the two philosophers, Gadamer and Wittgenstein, in respect to the two traditions attempt to be understood, compared and investigated. Keywords: Analytical Philosophy, Philosophy of Continental Europe, Language Games, Gadamer, Wittgenstein

224 Joumai of Academic Studies