ANKARA UNIVERS/TES

/

ILAHIYAT FAKULTESI YAYINLARI

LXXVI

MUTEZİLE'NİN DO ĞUŞU VE KELÂMI GÖRÜŞLERI

Dr. Kemal IŞIK
A. Ü. Ilahiyat Fakültesi Kelâm Asistan ı

ANKARA

ÜN I VERS I TESI

B ASIM EV İ . 1967

ANKARA ÜNIVERSITESI

İ LÂH İ YAT FAKÜLTES İ YAYINLAIj[ LXXVI

MUTEZİLE'NİN DOĞUŞU VE KELAMI GÖRÜŞLERI

Dr. Kemal IŞIK
A. Ü. İlâhiyat Fakültesi Kelâm Asistan ı

ANKARA

ÜNIVERSITESI

BASIMEV İ

1967

Prof. . M. _Ne şet Çağatay ve Prof.Bu eser. Prof. Ord. Hilmi Ziya Ülken. Dr. Tayyip Okiç'den kurulu juri tarafından 1964 Aralık ay ında doktora tezi olarak kabul edilmiştir.

Mutezile'nin Do ğuşu 1.Mutezile Deyimi Hakkında İleri Sürülen Çe şitli Fikirler 3.al-Va'd va'l -Vaid 4.Mutezile'nin Di ğer Görü şleri 1.İ Ç İ NDEK İ LER Sayfa ÖNSÖZ GIRI Ş • Birinci Bölüm MUTEZİ LE'NİN DO ĞUŞUNU HAZIRLAYAN SEBEPLER 1.Husun ve Kubuh 4.Kur'an'ın Yaratılmış Olup Olmamas ı 3.al-Adl (Adalet) 3.Mutezile'nin Geli şmesi ve Çökmesi Üçüncü Bölüm MUTEZİLE'NİN KELÂMI GÖRÜ ŞLERI I-Mutezile'nin Be ş Prensibi 1.at-Tevhid 2.Felsefi Cereyanlarm Tesiri İkinci Bölüm MUTEZİ LE'Nİ N DO ĞUŞ U. GELI ŞMESI VE ÇÖKMESI I.Allah'ın Görülüp Görülmemesi 2.Mutezile'nin Do ğduğu Yer ve Tarihi 2.Akıl ve Nakil Meselesi 67 67 67 69 71 72 72 73 73 75 77 79 SONUÇ Bİ BLİYOGRAFYA INDEKSLER 81 84 90 3 .al-Emr bil-Ma'rnf va'n-Nehy ani'l -Münker II.Yabancı Din ve Kültürlerin Tesiri 3.Müslümanlar Arasındaki Dini ve Siyasi İhtilaflar 2.Mutezile'nin Di ğer Isimleri a) Ehl al-Adl va't-Tevhid b) al-Kaderiyye 50 50 50 52 56 56 57 59 28 28 34 45 5 7 II.al-Menzile beyne'l -Menzileteyn 5.

Ayrıca akılcı bir yol izlemiş oldukları için de İslam âleminde kültür tarihi yönünden büyük bir önem ta şır. Dr. Elimizden geldiği kadar gerek arapça bas ılmış kaynaklardan ve gerekse konu ile ilgili yazmalardan faydalanma ğa çalıştık. Kemal IŞIK 5 . ayrıca ilgisini esirgemiyen say ın Doç. Neşet Ça ğatay'a. İşte genel karakterlerini birkaç cümle ile belirtme ğe çalıştığımız "Mut e zile" adının ve okulunun do ğuşu hakkında şimdiye kadar dilimizde yazılmış ilmi mânada eserler hemen hemen yok denecek derecede az olduğu gibi. her şeyden önce bu gerçekleri göz önünde tutmay ı ve konuyu buna göre işlemeyi amaç edindik. Dr. İbrahim Agâh Çubukçu'ya ve baz ı kaynakları teminde bize kolayl ık gösteren Kütüphane müdürümüz saym İ hsan İnan'a burada te şekkülerimi ifade etmeyi zevkli bir borç bilirim. mevcut eserlerde de Mutezile'nin Doğuşu ve Kelânti Görüşleri çok sathi bir şekilde belirtilme ğe çahşılmıştır. Bu sebeple biz "Mutezile'nin Do ğuşu ve Kelâmi Görü şleri" konusunu doktora tezi olarak seçerken. Gerek tevhid sistemleri ve gerekse hür dü şünceyi temsil etmeleri bakımından dikkati çeker.ÖNSÖZ Kelâm tarihinde Mutezile okulu önemli bir yer i ş gal eder. Bu konuyu işlerken zaman zaman kıymetli tavsiye ve tevcihlerinden azami derecede istifade etme ğe çalıştığım sayın Hocam Prof.

yani bir Tanrı düşüncesinin varlığını kabul etmek laz ımdır. İslâmiyetten önce gelip geçmiş bütün dinlerde de bu mânada bir bilimin. Tarih boyunca bütün Peygamberler ve seçkin din adamlar ı daima bu prensibi savunmu şlar. inançları. Tevhid. Allah'ın birliği esasına dayandığına göre. İslam düşüncesine çe şitli fikir cereyanlarının hâkim olduğu ve itikadi konularda önemli birtak ım olayların cereyan etti ği kritik bir devreye raslar. İslâmiyetin ba şlangıcından bu devreye kadar geçen zaman içinde itikâdi konuların ve genel olarak bu konular ı kapsayan Kelâm ilminin geçirmiş olduğu çeşitli safhalara temas etmemiz. kavimleri ve bunlara mensup milliyetleri. yayılmış ve nihayet bu adanın da hudutlarmı aş arak birçok ülkeleri. Bunun için bu ilme "Tevitid ilmi" de denmiştir. İslam dini ve itikadı ile ilgili konuların en geniş şekliyle söz konusu edildiği ve bu hususta büyük mücadele ve münaka ş alarm cereyan etti ği bu devrenin özelliklerinden ve bu arada Mutezile f ırkasının doğuşuna tesir eden çe şitli fakt-örlerden ileride daha tafsilâth bir şekilde bahsedilecektir. beşeriyeti bu inanç ve bu ülkü etrafında toplama ğa. yeni bir yön vermek cesaretini gösteren Mutezile fırkasmın yaş adığı asır. Ba şlangıçta Arap Yarımadası'mn küçük bir şehrinde doğan İslâmiyet. Kelâm ilmi Tek Tanrı ( Monothe'isme ) fikrinden do ğmuştur. Her şeyden önce şuna iş aret etmek lâz ımdır ki. tezimize konu te şkil eden "Mutezile'nin Doğuşu ve Kelâmi Görü şleri" nin ve bu sistemin ana kaynaklarının açık bir şekilde anlaşılmasma yardımcı olaca ğı kanısınday ız. Adet ve kültürleri ba şka başka olan birtak ım yabancı unsurları sinesinde toplamı§ ve böylece kozmopolit bir toplum meydana gelmi ştir. onlara her şeyin üstünde ezdi ve ebedi bir yarat ıcının varhğını kabul ettirme ğe çalış 7 .GIRI Ş İslam kültürü tarihinde Kelâm ilmiyle ilgili meseleleri ilk defa akl ın ve felsefenin ışığı altında incelemek ve böylece bu ilme alışılmışın hilafına. Ancak. hızla gelişmiş .

Kur'an.mışlardır. İlk Peygamber Adem A. Bununla beraber. darât fi 8 . hazan da heykel halini alan bir kaya. bir ta ş parçası ve benzeri gibi maddelerden mamül birtak ım putlara tapıyor ve bunları kendilerine mabüd olarak ittihaz ediyorlard ı 4. 4 Tafsiltıt için bk. 88. Tarilıu'l -Fırak al —isliımiyye. Hisâm b. İnsanlar oluşları itibariyle şüphecidirler. Mu'minfın Süresi. Yeni lim-i Kelam. İşte bundan dolayı. s. Gerçi Cahiliyye Ça ğı diye adlandırdığımız bu devirde araplar aras ında Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi semavi dinlere mensup insanlar yok ede ğildi. İstanbul 1954. S. 5 Kur'an-ı Kerim'de onların bu inançlarına delâlet eden birçok âyetler vard ır: Bk. 8. bu gibi davetlerin ço ğu zaman insanlar tarafından şüpheyle karşılanmasına ve bunun yanı sıra doğal olan dini ihtiyaçların giderilmesi için Tek Tanrı yanında. s. çok tanr ı düşüncesi gibi birtakım inançlarm do ğmasına sebep olmuştur. Ali Mustafa al-Gurabi.Tevhid. Zümer Süresi. Ord Prof. Mısır 1378 /1959. 6 vd. Her ş eye. s. Hilmi Ziya illken. bir üstün varl ığın. ondan sonra gelen bütün Peygamberlerin de inançlar ı ayni olmuştur. Risaletu't. 22. Ali Hasaballah. onlar bu inançlarını -biraz önce zikredilenler 1 Bk. Bunlar ın dışında kalan büyük ço ğunluk ise putperest idi 3 . Bunun bariz örneklerinden birisini. âyet: 85-90. C. Tanr ı düşüncesiyle ilgili hükümler hiçbir devirde ve hiçbir Peygamberin şeriatında de ğişmemiştir. bu bölgede çok tanr ıcılığın (PolytMisme) hükümran olduğu bir devirde do ğdu. Meselâ: Ankebiit Süresi. s. islâmiyetin do ğusundan önce Arap Yarımadasında cereyan eden olaylarda ve burada ya şıyan Cahiliyye ça ğı araplarının inanç durumunda görmek mümkündür. 3 Bk. Kitabu'l-Asn ıim. Araplar tapmış oldukları bu ilâhlarm yanı sıra üstün bir yarat ıcının. Fakat zannedildi ği gibi. âyet: 8. Kelbi. İstanbul 1339-1341. âyet: 63. Kendi yaratıklar' olan ve ekseriya insan gövdesi veya yüzünü andıran. 1. İsmail Hakkı (İzmirli). Kahire 1343 /1924. s. Fakat bunların adedi sayılabilecek kadar çok az ve manduttu. Kahire 1373 / 1952.° Bu itibarla.ı Kerim'de bununla ilgili hükümler aç ık bir şekilde beyan olunmu ş ve kuvvetli delillerle de teyid edilmiştir2. islânı Düş üncesine Giriş I. özellikle tanrısal bilgilere şek ve şüphe ile bakmak onların karakteristik ve do ğal vasıflarından biridir. dini telkin ve ir ş atta bulunmakla mükellef dini liderlerin. Muhammed Abduh. her şeye kadir olan bir Tanr ının varlığına da inamyorlardıs. Mısır 1351. bu ödevi yerine getirmekte izlemi ş oldukları metodun yetersiz olmas ı ve özellikle akli delillere gerekli önemi vermemi ş olmaları. İslam güneşi. her devirde ve her Peygamberin ümmetinde. 5. 35. 2 Bk. ın bu husustaki inancı ne ise. bir yaratıcımn da varlığını hissetmek ve kabul etmek ihtiyac ı kendilerinde Mildir. Ahmet Zeki Pasa ne şri. Mulıiis.

Doç. Bk. Führ. 13 Bk. Bunun içindir ki onlar hiçbir zaman Allah'a kar şı layık olduğu derecede sayg ı duymamışlar ve O'nun hakk ında münakaş aya dahi girişmekten daima kaç ınmışlardır8 . İslam Milletleri Ve Devletleri Tarihi. C. İ brahim Agâh Çubukçu Gazzali Ve Suphecilik. sadece bizi Allah'a yakla ştırsınlar diye ibadet ediyoruz" " diyorlard ı . Muhammed al-Hudari Bey. s. onların bu Tek Tanrı düşüncesi. ayet 5 de Hz. ayni eser. Hattâ onların bazı günlük işleri ters gitti ği zaman çok kere bunlara kızıldığı ve lanet edildi ği de olurdu". onlar böyle bir üstün kudretin varl ığını daha önce Hz. binaenaleyh onların da müstakil birer tanr ı olup". Gerçekte onlar. Özet olarak Cahiliyye ça ğında araplar ın inanç durumu bu merkezde idi. s. Ankara 1954. Kıitluay. Muhadarât Tarihi'l -Uman al-Islâmiyye C. s. C. Muhammed için onlar ın. Dr. Zümer Süresi. 12 Bk. Çeviren: Prof. Tarihu'l Arap. az-Zamah şeri. di ğer taraftan kendilerine Allah'tan daha yakın zannettikleri birtak ım putlardan yardım umuyor ve onlara ibadet ediyorlard ı . "gerçekten Tanrıları bire mi indirdi? Doğrusu bu pek tuhaf bir şey" dedikleri beyân olunmaktad ır. Dr. 115. 10 Sâd Süresi. 6 Gerçek şu ki. 9 . 6 Bk. Dr. Hilmi Ziya Ülken. Bir taraftan Allah' ın varlığına inanırken. bu ilâhlarm Allah' ın yer yüzündeki halifeleri. Ancak. s. s. 36. Mu'minün Süresinin 91 nci ayeti de bunu teyid etmektedir. XI. Mısır (Tarihsiz). Islâmdan Önce Arap Tarihi Ve Cahiliyye Ça ğı. Fi Ziliili'l Kur'an. Ankara 1964. 7. Brockelmann. 7 Bk. Allah katında ş efaatcı ve arac ı olduklarına 11 inamyor ve "Biz onlara. s. Ankara 1%1. Tarih-i Edyân. İbrahim ve İsmail devirlerinde ö ğrenmişlerdi 7 . C. 7. Ne şet Çağatay. Hüseyin Atay. I. ayet: 33. Ne şet Çağatay. 9 Kur'an-ı Kerlın'in "his Süresinde. 30. Ankara 1959. I. Ahmet Mithat. C. ayet: 40. ayet: 3.ı Kerim onların bu iddialarını şiddetle reddetmektedir. İbrahim A Çubukçu. Dr. 95-96. Mısır 1349. II. Ord. s. İ stanbul 1329. s. C. Kahire 1376. 55. Ahmet Hamdi Aksekili ne şri. Ra'd Süresi. Muhammed yeni risâletiyle tebli ğ olundu. İnanç ile ilgili konuların böylesine karışık ve çelişik bir durum arzetti ği bir sırada Hz. Prof. s. Dr. 264. Muhammed Mebrak Nâfi' tercümesi. C. s. 35 vd. andan eser. s. Yurdayd ın ve Y. Prof. s. Bununla beraber onlar ın putlarına karşı duymuş oldukları saygı ve hürmetleri de o kadar derin değildi. Çevirdiler: H. 10. Keza. 65. De Lacy O'leary. 54 vdd. aş-Sevkâni. İslam Düşüncesi Ve Tarilıteki Yeri. Muhammed al-Hudari Bey. 165. Kur'an'a Göre İman Esasları. gerçek bir inanc ın neticesi değildi. 344. Seyyid Kutub. ayni eser. al-Keşşâf. Kahire 1949. o ğulları veya kızları olduklarına9 . Doç. Kahire 1365 / 1946. Ankara 1963. Fethu'l -Kadir. s. Allah'ın çocuğu olmadığı bildirilinekte ve onların bu davası kesin olarak red edilmektedir. 11 Kur'an. 8 Bk. III. s. Filip Hü'ri Hitti. Dr. 488. IV.bir tarafa — Yahudi veya H ıristiyan dinlerinden almış değillerdi.

Peygambere Mekke'de nazil olan ayeti kerimelerde.ı Hak. ikinci bölümü ise Feth suresinde varid olmuştur. Bundan böyle her türlü ibâdet. ayet: 1-4. 15 Kur'an. Allah'ın elçisi olup bütiip insanları hak dine davetle görevlendirilmiş olan bir Peygamberdir.) tâbirinin birinci bölümü Muhammed ve Saffdt surelerinde. islâmiyette Kelime-i Şehatlet esas kılııimış ye Müslüman olabilme. Dr. Peygamberin risâletini ve onun getirmi ş olduğu yeni Allah dü şüncesini inkâr edenlere de "kafir" denmi ştir. 10 . Ameli iyi olan insan.d'in daveti. 3—Yaş amış olduğumuz bu hayattan sonra ebedi bir hayat vard ır. Ahmet Zeki Pa şa Onsözü s. ba şlangıçta şu üç esas nokta üzerinde toplanıyordu: 1—O. en Büyük merci sadece O'dur. ııı Muhammed Süresi. Feth Süresi. kötü olan ise müstahak oldu ğu cezaya çarptırılacaktır. Muhammedu'r -Resiilullah" (Allah'tan ba şka Tanrı yoktur. Kur'an. şeriki ve benzeri bulunmayan Ulu Tanrı'ya yapılacak ve ancak O'ndan yardım umulacak ve ba ğışlanma dilenecektir". s.Onun bize getirmi ş olduğu bu yeni dinle. Bu itibarla. tapmış oldukları putları ilâh derecesine yükseltip. 14. ayet: 19. 16 Bk. 2—Araplar aras ında yaygın olan putlara tapma âdeti art ık ilga edilmiştir. layık olduğu mükâfata nail olacak. do ğmam ış ve doğurmamıştır. "La ildhe Plalldh. ancak kainat ı yoktan yar eden. Saffdt Süresi. Mu hamm e . Zira bu yeni dinin temeli. Hiş am •. Her insan öldükten sonra tekrar dirilecek ve dünyadaki amelinin hesabı kendisinden sorulacakt ır. Görüldüğü gibi. anılan eser. 22. Cenab. H z . Kendisini bize şöyle tamtmaktadır: "De ki: 0 Allah bir tektir . esas gayeleri ne olursa olsun. ayet: 6. böyle bir hayat ın varlığına inanmadık14 Pılds Süresi. Gerçekte putperest olan araplar. Hz. Bana Tanrının ancak bir Tek Tanrı olduğu vayholunuyor.ı Kerim'de bu iki esasa birden i ş aret edilerek şöyle denmektedir: "De ki : "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Allah'a Şefik koş malarından dolayı kendilerine "müşrik" adı verilmiş ve Hz. Bundan dolayı Cahiliyye ça ğı arapları. İhlas süresinin manalandırdığı Tek Allah prensibine dayanmaktad ır. 17 Fussilet Süresi. ayet: 35. Kelbi. Muhammed O'nun elçisidir. Muhammed'in insanlara öğretmiş olduğu Allah fikri Islâmiyetten önceki Tanrı düşüncesinden tamamen farkl ıdır. Cahilliyye ça ğı çok tanrı sistemi kökünden yıkıldı : Nitekim Hz. anılan eser. 0. Onun için hepiniz O'na yönelin.ı Kerim'de kelime-i şehadeti ifade eden. Hüseyin Atay. ancak bu kelimenin ihtiva etmi ş olduğu mânalara inanarak söylenmesi şartına ba ğlanmıştır15 . ve O'na hiç kimse e şit olaınaz"".Keza bk. Allah'a ortak koşanların vay haline!". O'ndan bağışlanma dileyin. Bk. ayet: 29.

W. s. islamiyetin do ğusundan genel bir din hüviyetini al ıneaya kadar geçirmi ş olduğu çeşitli safhalardan. En'âm Süresi. 31-35. 98. Hazret-i Muhammed. Halil Halid tercümesi. Bütün bunlara ra ğmen. Ömer Rıza (Do ğrul). Bu nizamla 18 Tafsilât için bk. s. Ali Mustafa al-Gurübi. âyet: 82. Meselâ: ısrti Süresi. 54-61. Peygamber ba şlangıçta ve bilhassa risâletinden sonra Mekke'de ikamet etmiş olduğu onüç sene zarfında bu esaslar dahilinde davetine devam ederek. Ve böylece islamiyet. İstanbul 1347/1928. 20 Bk. karşılaşmış olduğu büyük güçlüklere ve imkans ızhklara ra ğmen. Çeviren: Hayrullah Örs. s. âyet: 11. Montgomery Watt. biz tekrar dirilecek değiliz" 21. İrıti. yılmadan usanmadan bu mukaddes davayı savunarak Allah' ın emirlerini yerine getirme ğe çalıştı . 29. 8-9. Sâffât Süresi. tarihi. Kur'an-ı Kerimde bunlardan ba şka. 21 Bk. kısa bir müddet sonra cihan şumûl bir din halini aldı25. s. Ankara 1959. 9. âyet: 16. kısaca şunu söylemek isteriz ki. insanları ahşmış oldukları sapıklık ve gaflet deryas ından kurtulup do ğru yola yönelme ğe. Mu'minân Süresi. 53. müşrikler tarafından önüne çıkarılan bütün engellere. "Hayat ancak bu dünyadaki hayatım ızdan ibarettir . Çeviren: 11 . Dr. John Davenport. Yaka. Ya şar Kutluay. 23 Bk. âyet: 49. M. 30 vdd. Çünkü bütün bunlar. Hz. Ancak. s. Nazik. Arnold. s. andan eser. onların bu inanç ve iddialarına delâlet eden daha birçok ayetler mevcuttur 22 . 22 Bk.şeir-z islam Tarihi. âyet: 29. Alî Mustafa al-Gurübl. "Biz ölüp toprak ve bir yığtn kemik oldu ğumuzda mi diriltilece ğiz?" 20 . "Fakat Yahudilerle olan yak ın temasları dolayısiyle Tek. anılan eser. âyet: 78. T. İ stanbul 1343. s. Yâsin Süresi. anılan eser. âyet: 47. sosyal ve kültürel geli şim ve de ğişimlerden ve bunların genel olarak insanlar üzerindeki çe şitli etkilerinden bahsetmek ve böylece konuyu uzatmak istemiyoruz. 71 vdd. özellikle siyasi. Akabe'de tezahür eden peygambere yakınlıkları neticesi vuku bulan hicretten sonra Islâmiyet büyük bir hızla yayılma& ve geli şme ğe başladı"24 . islâmiyet bütün insanh ğa yeni bir dünya ve âhiret nizam ı ve anlayışı getirmiştir. ba şlı başına müstakil birer konu te şkil edebilecek bir' niteliktedir. Mekke müşriklerinden pek azı bu davete icabet ederek islam dinini kabul etti 23 . Allah gibi mücerret mefhumlarla ünsiyeti olan Medine'lilerin. İ stanbul 1963. dünya ve âhiret ayd ınlı& ve saadete kavuşmağa ça ğırdı . 19 Bk. Muhammed abIludari Bey. ölümden sonra tekrar dirileceklerine de bir türlü ak ıl erdiremiyor ve ş öyle diyorlardı :" "Çürümüş kemikleri kim yaratacak ?" 19 . 25 Tafsilât için bk. 14. W. 24 Bk.ları gibi. İskimiyetie Dikâcli Mezheplerin Doğuşu. Hazret-i Muhammed ve Kur'an-e Kerim. Biz burada.

Bu misalleri insanlar diiş ünsünler diye veriyoruz" 29 . "Allah. Yine. âyet: 21. ". C. ayet: 17-20. gelmekten en çok sak ınanızdır"26. ırk ve asâlet gibi mefhum ve ayr ılıklar gözetilmeksizin her insan yekdi ğeriyle e şit hak ve salâhiyetlere sahiptir. Süresi. âyet: 24. al-Bidâye ve'n-Nihilye. yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı ?". âyet: 12.. Şüphesiz dü şünen kimseler için bunda ibretler ve deliller vardır'''. "Göklerde ve yerin 26 Hueurât Süresi. âyet: 73. ğa sen onun. ailesinden. ferdin Allah'a olan takva ve ba ğlılık derecesiyle kaim olmasıdır. VII. Allah kat ında insanlar aras ında bir de ğer ölçüsü varsa. O'na karşı. 28 Bk. iktidar ve kıymetleriyle birbirinden üstündür. s. ana ve babas ının asâletinden bahsederek övünmek istemesi üzerine. 15-16. hicretin 35 inci yılında Mısır valiliğinden azledilen b.. Mekke gibi bir şehre yirmi ya şında bir gencin vali olarak tayin edilmesi ve Ömer b . seni bundan menederim" 27 sözüyle azarlamas ı. islamiyet akla ve tefekkiire büyük bir önem ve de ğer vermiş ve onu ön plana geçirmi ştir. Mısır 1351/1932. akhnızı kullanasınız diye size Cıyetlerini gösterir". Bu dinde. her türlü cins. Allah korkusuyla ba ş eğerek nasıl parça parça oldu ğunu görürdün.. E ğer bu yeni dinde. göğün nasıl yükseltildi ğine. 27 Bk. âyet: 13. aile ve kabile asabiyetine yer yoktur.ondan düşünmek suretiyle gerçeğin ara ştırılmasını ve daha önce araplar arasında yaygın olan birtakım batıl inanç ve 'geleneksel adetlerin terkedilmesini istemiştir. Bunun bariz örneklerinden biri. al— Âs. dağların nasıl dikildiğine. Dr. al-H at ab gibi bir kahraman ın. halife Osman b . Halifenin onu "bu şekilde kendini medhetmek Cahiliyye adetlerindendir. " Şüphesiz Allah kat ında en değerliniz. "Eğer Biz bu Kur'an''. 4. Ibıı Kesîr.Rârn. 12 . henüz müslüman olmuş bir insamn emri altında çekinmeden ve tereddüd etmeden çarp ışmış ve bunu gayet normal bir hareket olarak kar şılamış olmasıdır. Bütün bunların yanı sıra. s. 31 Ra'd Süresi. 30 Güsiye Süresi. anılan eser. "Bu insanlar devenin nasıl yaratıldığına. İnsanlar ancak bilgi. Affan' ın yamna gelerek kendisine. daha önce Arap Yar ımadasın'da ve bilhassa Mekk'de görüldüğü gibi. Bundan dolayı Kur'an-ı Kerim hitabı daima ve do ğrudan doğruya akla tevcih etmi ş . bir da indirmiş olsaydık. 29 Hafi. Nah. âyet: 3. 32 Bakara Süresi. âyet: 164. herkes istisnas ız Allah'ın huzurunda e şittir.bütün insan topluluklarımn üstünde yepyeni bir müslüman topluluğu vücut bulmu ştur. bu da. is1amiyetin bu prensibini te'kid eden di ğer bir örne ği teşkil etmektedir28 . Ya ş ar Kutluay. B ıikara. Bu yeni toplumda. 170.

Alt Hasaballah. akıl sahibi her insan. Peygamber devrinden itibaren itikâcli konular ın geçirmiş olduğu çeşitli safhalara kısaca temas etmemiz gerekmektedir. Bunun nedenlerini veya bu neticeyi do ğuran sebebleri anlayabilmemiz için. daha sonralar ı. vahiy ve Kur'an. düşünmeyi ve fikir beyan etmeyi bazı nüfuzlu ve mevki. Başlangıçta basit gibi görünen bu ayrılıklar. özellikle Islâmiyetin geni ş lemesiyle birçok taraftarlar ı sinesinde toplayan ve ba şlı başına kaim birer mezhep halini almıştır. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde.. daha Hz. Görüldü ğü gibi Kur'an-ı Kerim.ı Kerim'in ışığı altında aradıklarını buluyor ve böylece müşkülleri halledilmiş oluyordu". Islâmiyetin be şeriyete sunmuş olduğu ve Kur'an. s. Kur'an.ı Kerim'de ya do ğrudan do ğruya iş aret edilerek inanılması emredilmiş . henüz Cahiliyye çağı gelenek ve göreneklerinden yeni kurtulmu ş olan arapları bir araya getirmek. imân esaslarımn tesbit edildiği ve şer'i hükümlerin vazedildi ği bir devirdi. sahibi ş ahısların inhisarından çıkarıp genelleştirmiş ve umuma teşmil etmiştir. ö ğrenmek istedikleri konu33 Bakara Sûresi.yaratılmasında. dine itikat yönünden kesin bir şekil ve anlam vermi ştir. müslümanlar dinin esaslarını ve bununla ilgili şer'i hükümleri ö ğrenmek için bizzat kendisine başvuruyor. anılan eser. Islam dininde.ı Kerim'de de ifadesini bulan yeni imân esasları. âyet: 164. onlar ı bir fikir. Bununla beraber. 13 .ı Kerim'de elliden fazla yerde misaller verilmiş ve "düşünmek" ve "aldetmek" emredilmiştir. Esasen müslümanlar anlamakta güçlük çektikleri. bir inanç etrafında toplamak ve böylece henüz do ğmakta olan Islâm devletini kuvvetli ve sa ğlam temeller üzerine kurmak amacını güden. Bu konu ile ilgili olarak Kur'an.. Bu esaslara Kur'an. Peygamber henüz aralar ında oldu ğundan.' düş ünen insanlar için deliller vard ır"..ı Kerim'de bu esaslar ı gayet açık ve seçik bir şekilde ortaya koyan âyetlere hemen her yerde raslamak mümkündür. Hz. kâinattaki nâmütenâhi olayları ve bizzat kendi yaradıhşındaki hikmet ve sebepleri düşünmek ve incelemek suretiyle gerçe ğe ula şmandır. 88 vd. Muhammed'in asr ı. 34 Bk. inkâr edenler ise yerilmiştir. yahut inananlar övülmü ş . islâmiyetin daha ilk günlerinde bile inançla ve birtakım şer'i meselelerle ilgili olarak müslümanlar aras ında zaman zaman bazı münakaş alar cereyan etmi ş ve bunun bir neticesi olarak da çeşitli görüşler ve fikir ayrılıklar' ortaya çıkmıştır.

Zamahşeri. Muhkem 'ayetler. Hz.ı Kerim'in tetkinkinden de anla şılacağı üzere. de ğişik ve çe şitli mânalara gelebilen. Enfed. s. As ım Efendi. İ stanbul 1304-1305. anılan eser. Zu'l-Karneyn. aynı eser. ayet: 187. manaları de ğişmiyen âyetlerdir. âyet: 215-217. Zamah şeri. I. Bunlar genel olarak müslümanlar ın pratik hayatlariyle ilgili amen ve fıkhi meseleler olmakla beraber. Yine Kur'an. Bu konuda Zamah ş erî birinci grubun fikrini daha uygun görmektedir. bunlar ın içinde Ruh'un mahiyeti. bu gibi ayetlerin tevil edilmesi. G. bu ayetin tefsiri hususunda ihtilafa dü şmüşlerdir.. Araf. haklarında senin vermiş olduğun hükmü gönül r ızasiyle kabul etmedikçe onlar iman etmi ş olmazlar"37. Peygamberin do ğrudan do ğruya muhatap oldu ğu sorular onüç kadar meseleyi ihtiva etmektedir". ısrü. ilimde derinleş ın 35 Nisa Süresi. 338. yorumlanması caizdir. Hz. 813. 245. 38 Bu meseleler hakk ında bak: Rakam Süresi. âyet: 49.ı Kerim bu gerçe ğe işaret ederek şöyle demektedir: "Bir şey hakk ında ihtilâfa düşerseniz -Allah'a ve âhiret gününe inantnışsanızonun hallini Allah'a ve Peygambere bırakın. 338. 220. bundan ba şka bir şey de ğildi: "Allah'ın indirdiği Kitâp ile aralarında hükmet. aralarında çıkan ihtilâflarda seni hakem ta- yin edip. Kur'an-ı Kerim bu konuda şöyle demektedir: "Sana Kitab'ı indiren O'dur. 37 Nisa Süresi. Kamus Tercümesi. 219. 39 Bk. derler" şeklinde mana vererek her türlü te'vil ve yorumdan kaçmm ışlardır. 337. ayette varid olan "Vdr-Rasilıfın" tabirini bir önceki kelimeye. Oysa onlar yorumunu ancak Allah bilir40. I. 814. kendi arzular ına göre yorunılamak için onların müteşâbih olanlarına uyarlar. anlayış a göre de ğişebilenlerdir 39 . C. Rasihler — ilimde yüksek bir dereceye eri şmiş olanlar-ise: "Biz ona inandık. Bk.ları ye her türlü müşküllerini Peygambere sormakla mükelleftiler. yani"illa'allah"deki Allah üzerine atfetmek suretiyle "onların yorumunu ancak Allah ve bir de ilimde derinle şmiş. IV. Ashabu'l-Kehf'in kimlikleri ve kıyamet gününün alâmetleri gibi. KW. C. ayet: 40 Müfessirler. Peygamber zaman ında Kur'an. ba şka din mensuplarının veya onların teş vik ettiği kimselerin tevcih etmiş oldukları sorular da yer almaktad ır. Onda Kitabın temelini teşkil eden kesin anlaml ı (muhkem) âyetler vard ır. I. Kur'an. s. ayet 83. rusuh kesbetmi ş olanlar bilir" şeklinde mana vermişlerdir ki.ı Kerim ve hadislerin incelenmesinden anl ıyoruz ki. Diğer bir kısmı ise. "illa'allah" da durarak "onların yorumunu ancak Allah bilir. ayet: 59. s. hepsi Rabbimizin kat ındandır." Peygamberin ba şlıca görevi ise. sonra.. İşte kalplerinde eğrilik olanlar. Onlarm bir kısmı . Onların heveslerine uyma?' Peygamberin verdiği hükmü kabul etmek te müslümanların imânla ilgili ödevlerinden biri idi: "Rabbime and olsun ki. Müte ş âbih olanlar ise. sırf fitne ç ıkarmak. 36 Mâide Süresi. ayet: 65. Kur'an. kesin anlaml ı. âyet: 85. bu manaya göre. 14 ..ı Kerim'de varid olan "muhkem" ve "müteşiibih" âyetler hakkında da bazı tartışmalar olmuştur.

Bk. s. yüz ve göz gibi daha çok insanlarla ilgili birtak ım sıfatlar ispat edilmektedir. Çin âyet. 42 Hz. 517. o devirde olmasa bile. Ali b. Ayrıca. ar-Razt. Kamil Miras.de müte şabihata raslanmas ı.âyet : 7. Akıl sahibi her insanın. İbn Kuteybe. Aişe'nin rivayet etti ği bu hadisin tamanu şudur:" "Resulullah (S. Beyân Mu şkili'l-Ehâtlis. "teşbih" veya "tecsim" anlamında bir münaka ş a olmamış . Esbâbu'n-Nuzill. VIII. buyurdu". biraz önce de söylediğimiz gibi bu devirde. Ebâ Ali al-Fadl b. bu âyetlerle ilgili olarak müslümanlar arasında baz ı münaka ş alar olmuştuı .onlardan sakın. bu bize kâfidir" diyerek mugalataya sapmalar' üzerine nazil olmu ştur. II. "Siz Hz. Gerçi. s. daha sonralar ı olduğu gibi. C. Zeyneddin Ahmed Zebidl. Mısır 1315. C. İ stanbul 1285. C.Fakat bütün bunlara ra ğmen. Tahran 43 Bk. Ahmed al-Vahidl. Müte ş abih ayetlerde. Esrâru't-Te'vil. Envâra't-Tenzil ve. Hz. 516. daha sonraki ş arihlere göre. 15 . "Kader" bilin41 . Ayni al-Hanefi. VIII. Bu devirde müslümanlar ın zihnini me ş gul eden diğer bir konu da. kendisini yakından ilgilendiren bu gibi konular üzerinde dü şünmesi gayet normal bir olaydır. I. Tecrid-i Sarilt. Macmau'l Beyân fi Tefsiri'l Kur'an. C. Çevirenler: Ahmet Naim ve Prof. Esâsu't-Takdis Roma 1941. kendi görüşlerini takviye maksadiyle bol bol istifade eden H ariciler. Umdetu'l Karl li Şerh Sahihi'l-Buhâri. İstanbul 1308. 193. Hz.4/4 İmran Stiresi. İsa Allah'ın Kelim'idir diyorsunuz. Bk. İbn " Fürek. 1373. sakmılması gereken kimseler çe şitli mezhep tart ışmaları sırasında benzeri ayetlerden.) bana "Ya Kur'an'ın yalnız müte şabih ayetlerin uyanları Ot-düğünde-ki Allah onlar ı Kur'an'da zikretmistir. Ayni eser. Peygamberin müte ş abih âyetlere uyanlardan sakm ılmasım emrettiği beyan olunmaktadır 42 ki. Ai ş e'den rivayet edilen bir hadiste. Mut ezile ve Cehmiyye gibi fırka merısuplandır43 . Bu âyetle ilgili olarak Hz. Mısır 1328.dört halife devrinde bu konutla müslümanlar aras ında ciddi ihtilaflara yol açacak. hepsi Rabbimizin kat ındandır" derler"`".miş olanlar ise: "Biz ona inandık. 410. İ stanbul 1928-1945. XI. sadece bu ayetlerin tefsiri konusuna inhisar etmi ştir. s. Fakat bunlar hiçbir zaman. onlar ın düşünce ve inanç birli ğini sarsacak herhangi bir fikir ve görü ş ileri sürülmemi ştir. Mısır 1326.Peygamber devrinde ve gerekse onu takip eden. ilk nazarda zahiri manalar ı itibariyle tenzih anlayışiyle uyuşmaz gibi görünen el. al-Hasan at-Tabersi. Keza insan kaderi lehinde veya aleyhinde bazı din ve mezheplere kar şı birtakım görüşler ileri sürülmektedir. Peygamberegelmi ş olan Neer an hıristiyanlarmdan bir gurubun. A. 75. s. al-Kadi Beydavi. gerek Hz. s. s. 68. 44 Müteşabih hadislerle ilgili konular için bk. nakledilen baz ı hadislerde . daha sonraki devirlerde müslümanlar ı bir hayli me şgul etmiştir". Te'vil Muhtelefi'l-Hadis. Kur'an-ı Kerimde varid olan "kader"le ilgili âyetlerdir. C.

II. vardır. 618. biraz önce de söyledi ğimiz gibi. Materials for the History of The Muhammadan Doctrine of Predestination and Free Will. diği 47 Sevkani. bir hikmet ve gayeye istinaden yap ılması " ş eklinde mâna verenler vard ır. JAOS. Ali Hasaballah. Edward E.55. VIII. C. "Her ümmetin meciisu. Peygamber ş öyle demiştir: " İçinizden hiçbiri yoktur ki. anılan eser.: al-Herevi. C. Beyrut 1955. s. 47 Keza başka bir rivayette de Hz. s. 16 . C. Bu gerçeği teyit etmesi bak ımından.'" Gerçi Kur'an da geçen "Kader" ve "Kadr" kelimelerine miktar. Vol. 115. her fırsatta müslümanlar ı itikadi konularda münaka ş aya girişmekten şiddetle menetmi ş . Mısır 1366. C. As ım Efendi. yoksa ben size bunu emretmek için mi gönderildim? Sizden öncekiler buna benzer tart ışmalar yüzünden helâk oldular. çünkü bunlar Deccal ın dostlarıdır" 48 demektedir. Kesteliye bask ısı. Sunen'u E6î Dâvud. Salisbury. s. C. Var. anılan eser." buyurdu". 14 A. Ali'den rivayet edilen bir hadiste 'Hz. anılan eser. Çünkü Hz. Mısır 1350-1352. daha sonralar ı nerelere kadar götürdü ğünden ileride sırası geldikçe bahsedilecektir. V.gibi. cenâzelerinde bulunmayın. Zemmu'l-Kelam va Ehlihi. Peygamber yan ımıza gelip bizi bu halde görünce. V. İbn Fâris Mu'cem Makâyisi'l-Luga. aralarmda fitne ve fesat tohumlann ın saçılmasına. İbn Manzûr. bu kelimenin delâlet etmiş olduğu mânamn. Bk. VIII. ilüh.an ı/an eser. 9. Kezâ bk. New Haven 1866. 75-78. Şerh Sahihi't-Tirmizi. müslümanların ekseriyeti. P. C. s. I. s. II. . ya Resulallah! O 45 Bk. Tirmizrnin Ebû Hureyre'den nakletti ği şu hadis gayet önemlidir: "Bir gün baz ı arkadaşlarla kader konusunda tartışıyorduk. Ali Hasaballah. Fak. Bu düşüncenin müslüman topluluğunu. s. Kt. s. Aralarından biri. 120. ölçü. 71. bu mevzuda da önemli tartışmalar olmamıştır. Allah onun mekân ım Cennet veya Cehennem olarak yazmam ış olsun. gerek Peygamber devrinde ve gerekse Hülefâ-i R a ş i din devirlerinde diğer ihtilâfh konularda oldu ğu gibi. diyenlerdir. Fakat gerçek şu ki. 46 Bk. Lisâtıu'l-Arap. 175. Hz. C. Böyle münakaş alar yapmaktan sizi katiyetle menederim. Yazma. 62-63. a ş-Sevkimi. Hz. bu hadisle müslümanlar arasmda ihtilâfa yol açacak her türlü tart ışma ve münazaamn yasaklanmış olduğunu kaydetmektedir. Allah tarafından önceden tâyin edilen "abnyaz ısı" mânasma gelmektedir. tarihsiz. dolayısiyle tesis edilmi ş olan birlik ve beraberliğin bozulmasına sebep olabilecek her türlü ihtilâf noktalarından şiddetle kaçınmalarını kendilerinden istemi ştir. 48 Bk. öfkesinden yüzü ate ş gibi kızararak bize: "Bununla m ı emrolundunuz. yani bir şeyin bir ölçüye göre tâyin edilmesi. Ancak. Bu ümmetin mecusları da "kader" yoktur. ancak önceden takdir ve tâyin edilen "ahnyazısı" olduğu fikrini muhafaza edegelmi şlerdir. No: 7614. Peygamber bu konu ile ilgili olarak. Onların hastalarını ziyaret etmeyin. II. Peygamber. s. İ bnu'l -Arabi.

Salahu'l-Buhari. Ali Hasaballah. VII. Peygamber'in yan ına yaklaş arak selâm verdikten sonra kar49 Bk. zihinlerinde baz ı istifhamların belirmesi önlenememi ştir. âyet: 5-10. Hz. Mısır. en güzel sözü yalanlayan kimsenin de güçlü ğe uğramasını kolaylaştırırız" 5). Uppsala 1955. XXX. Fakat bu düşünce hiçbir zaman ö ğrenme veya aydınlanma arzusu hudutlarım aşmamıştır. Hz. islâm ve benzeri gibi dini esasları tâyin ve izah eden hadislerine tereddüt etmeksizin uymak. di ğer bir varyantta da Eb ıl Hureyre'den nakledilen bir hadis 52. Allah'a karşı gelmekten sak ınanin. 50 Leyl Süresi. Ömer. şimdiye kadar hiç görmediğimiz ve hiç birimizin tammad ığı. 46-47. Sunen'u Ebi Davud. siyah saçl ı bir adam girdi. Sahib Muslim. kendini Allah'tan müstağni sayan. Peygamber cevaben: Çal ışın herkese alıştığı ş ey kolaylaştırılır. 105-110. C. cimrilik eden. I. s. s. özellikle hadislerde geçen dini mânadaki takdir ile "fatalizm" arasındaki farkı tefrik etmek kolay de ğildi". Gerçekte bu gibi konuların taşıdığı mânalara tam olarak vak ıf olmak. dedi ve sonra şu âyetleri okudu: 49 "Elinde bulunanı verenin. s. C. Taberi. 124. 17 . Peygamberin aralarında olması. 28-31. Hz. Studies in Arabian Fatalizm. -ki buna ayni zamanda "Cibril hadisi" de denmektedirHz. I. yukardaki hadisde de görüldüğü gibi. bilhassa imân. İbn Hacer al-Askalâni. 52 Bk. Sahihu'l-Buhari. merak ve endişelerinin giderilmesi bakımından kendilerine kâfi geliyordu. 177-178. Mısır 1374. Câmi'u'l -Beyan. Peygamberin huzuruna. 51 Bk. en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız. Sahib Muslim. beyaz elbiseli. Fakat. VIII. 18. Pey gamberin bu mevzulardaki ir ş âd ve emirlerine. C. Bulak baskısı 1300-1301. s. Peygamber itikadi konular ın münaka şasını şiddetle red etti ği halde. Nz. Hz. s. Paygamberin bu gibi konular ı müslümanlara nas ıl izah etti ğini göstermesi ve bilhassa "Kader'e inanmının imân esaslarının bölünmez bir parçası olduğunu belirtmesi bakımından büyük bir önem ta şımaktadır. baz ı müslümanların bu gibi mevzularda düşünmesi. kalplerini emniyet. 117. I. 7 inci C. 212. den sonra 1321 baskısı. Peygamber'in yan ında oturduğumuz bir sırada. onlara inanmak. anılan eser. Muhammed b. s. Helmar Ringgren. C. ayrıca âyetlerin nâzil oldu ğu ahvâl ve ş artlara iyice vakıf olmaları . s. kendilerini son derece tatmin etmeğe kâfi geliyor. C. Şifâu's-Stia li Tehzibi'l-Mesail. s. 58. Ömer ş öyle demektedir: "Bir gün. s. Fethu'l-Beiri li Şerh -Buhtiri. Tavit at -Tanel' önsözü.halde çalışmak neye yarar? Diye sorunca. s. İbn Haldün. Esasen müslümanlar da henüz bu konular üzerinde fazlaca durmayı lüzumlu görmüyor ve buna ihtiyaç da hissetmiyorlardı . Bundan dolayı Hz. İstanbul 1957. C. Hz. huzur ve ne şe ile dolduruyordu. onlara her zaman gerekli aç ıklamalarda bulunmas ı. Hz. Anlaşılıyor ki.

Peygamber'in devrini takip eden Hülef â-i Ra ş i din devri. yalmz kalple. dolayısiyle bu gibi meselelerin münaka ş asına fırsat dahi buImam ış lardır. akideyle ilgili hususlar münaka ş a konusu yapılmamıştır. Esasen bu devirde müslümanlar. " İhsan. İman. s. imanlar ı ve amelleri nisbetinde çe şitli olmalıdır. 96. 3-4. onlar ın da Allah katındaki dereceleri.. Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna şehadet etmek. Rabbini görür gibi O'na ibadet etmesidir. tatl ı veya ac ı Allah tarafından olduğuna inanmaktır". diğeri amel. Adam ayrıldıktan hemen sonra Hz. Adam doğru söyledin dedi ve sordu: " İman nedir ?" Peygamber cevap verdi: "İman. Ramazan orucunu tutmak. yâni "muhsin"in imanmı tam olarak yaşamasıdır. sırf bu dış görünüşe göre. insanlar ın imanca birbirlerine eşit olmadıkları keyfiyetidir. Doğru söyledin dedi ve sordu: " İhsan nedir ?" Peygamber. Bk. s. 655)' ın devrine kadar nispeten sakin geçmi ş . "Islam' ın biri şehadet. insan ın duygulanacak derecede sa ğlam ve kuvvetli bir inanca sahip olmasıdır. Ahiret gününe. 35 /M. Peygamberlerine. zekât vermek. sahiplerine de "mü'min" adının verilmesi adalet-i ilâhiye iktizas ındandır. Hz. arkan ıza dönün ve ona bakın dedi. Peygamber bize dönerek. kudretin yetti ği takdirde Beytullah' ı haccetmektir" dedi. Gerçekte insanlar. kimin gerçekten iman sahibi oldu ğunu anlamak mümkün de ğildir. Peygamber. bununla ilgili bedeni hareketleri yerine getiren her insan. "müslüman" sayılır. İbn Haldim. Bir de bakt ık ki. gerek islamiyeti bir akide olarak kabulde ve gerekse onun getirmi ş olduğu hükümlerle amel etmekte çe şitlidirler. "İhsan" derecesidir ki bu derece sahibi. 3— ncü ve en üstün derece ise. Faysalu't-Tafrika beyne Ehli'l -İslam va'z -Zandaka. yani bedeni hareketler olmak üzere iki unsurdan meydana geldiğini zikretmiştir. Nz. Allah'ın birliğine. Gazzali bunlara "ayn al-yakin" ve "hakk al-yâltin" adını vermektedir. Peygamber devrinde oldu ğu gibi. "İslam" In bir Unsuru da amel oldu ğundan. bütün güçlerini daha çok İ slâmiyetin genişleyebilmesi ve kuvvetlenebilmesi için yap ılan savaşlara hasretmişler. O halde. İşte bundan dolayı bu hadis. H. Sonra Hz. ytıni ruhla ilgili olduğundan dış görünüşü yoktur. Hüseyin Atay. kendilerine dereceleriyle mütenasip isimler verilmelidir. Peygamber bazı hadislerinde. Affan (01m.şısına geçip oturdu ve ona şöyle dedi: "Ya Muhammed! İslam nedir ?" Peygamber: " İslam. Halbuki. al-A şara. Meleklerine.. 2— "İman" derecesi: Bu derece. ne adam var. anılan eser. 82. size dininizi ö ğretmek için gelmişti" dedi"". müslümanları genel olarak üç dereceye ay ırmaktadır: 1— "islam" derecesi: IsUimiyetin be ş şartını kabul eden her insan bu dereceyi ihraz etmi ş ve kendisinin "müslim" veya "müslüman" adıyla «alması hakkım kazanmıştır. Peygamber'in devrine hâkim olan zihniyeti oldu ğu gibi devam ettirmek isteyen muhafazakar müslümanlar ın bu konudaki 53 Bu hadisin bize ö ğretmiş olduğu diğer önemli bir husus da. Allah'a O'nu görür gibi ibadet etmekdir. anılan eser." dedi.. Bu itibarla. "Bu Cihr il idi. Allah'a. Hz. s. Dr. Sen O'nu görmüyorsan da O seni görüyor. namaz kılmak. Mısır 1325/1907. ne de ondan herhangi bir eser! Bunun üzerine Hz. Kader'in iyi veya kötü. Kitaplarma. 18 . özellikle üçüncü halife O s m an b . Mısır 1343. s. al-Gazzült. O halde böyle bir inanan " İslam" derecesinden üstün olması.

II. II. Keza. 136 /M. ibn al-Esir. İbnu'l -Arabi. O halde takip edilmesi gereken en do ğru yol. Bizim mükellef olduğumuz ş ey. anılan eser. H. 5. İstivâ gayri mâkuldür. al-Beyhaki. 58 Bk. Mâlik'in cevab ına benzer bir cavap vermi ş ve ş öyle demiş tir: " İstivâ'nın keyfiyeti meçhuldur. bu mânalar ve sözler. alnında ter taneleri birikmi ş olduğu halde bir müddet sonra ba şını kaldırarak: " İstivâ meçhul de ğildir. 24 /M. Taberi. Mısır 1358. ehemmiyetine binaen birkaç ına temas etmekle yetinece ğiz: Bir gün M âlik b. Halife Ömer b. nassların taşımış olduğu zahiri mânalarm dışına çıkmamaktı .ı Kerim veya hadislerde varid olan "çe şitli anlamlı" veya "Kader"le ilgili âyet ve hadislerin yorumunu yapmak. 408-409. "Rahman Ar şa istivâ etti" 55 âyetindeki "istivâ" n ın keyfiyetini sorunca. Onlara göre. 54 Bk. onun hakkında soru sormak bidattır. En e s (Ölm. al. 753)'e ne dü şündüğü sorulunca. Onlar bu konuda ş öyle diyorlardı : "Biz Allah' ın varlığına ve birliğine inanıyoruz. Kahire 1357/1939. s. Enes'in hocası. 158-159. bu devire hâkim olan dü şünceyi belirtmesi ve teyid etmesi bakımından önemlidir: Hicretin 17 nci y ılında Ş am seferine çıkan Halife Ömer. 56 Bk. C. keyfiyetini anlamak mümkün de ğildir. ilyet: 5. Mısır 1349. Eğer bu haberleri tevil veya tefsir yoluna gidecek olursak. al-H at t âb (Ölm. "Allah' ın kaderinden mi firar ediyorsun?" Dedi ği zaman ona verdi ği cevap gayet ilgi çekici olmuş tur: "Evet Allah' ın kaderinden yine Allah' ın kaderine kaç ıyorum" 58 . Bizim kavlimiz ise. Kitâb al-Esma va's-S ıfât. H. Lâfızların daha ileri mânasına gitmek bizi hataya dü şürebilir. Kur'an. müslümanları hataya düşürebilir ve selefin yolundan ay ırabilirdi. 644)' ın "Kader" konusundaki tutumu. Bunun üzerine E b û Ub eyd e b. Bana ve . 408. 19 . ona inanmak vaciptir. derhal Mâlik'in ba şı yere dü ştü. 392. 57 M: al-Beyhaki. s. ayni eser. bulunduğu meclisten derhal atılmasını emretti" 56 . sadece habere oldu ğu gibi inanmaktır. s. Biz burada sadece. 795)' e bir adam gelerek. daima hataya mâruzdur. s. s. Esasen bundan fazlas ım bilmek de bize farz de ğildir. 179 /M. yalnız rivayetlere ba ğlı kalarak. bizim kavlimiz olmaktan ileri gidemiyecektir.Cerrah kendisine.rolü de büyük olmuştur. O halde bu gibi hareketlerden şiddetle kaçınmamız lâzımdır"54. 55 Tâhâ Saresi. Oysa bunlar "Allah' ın Kavli"dir. dedi ve adamın. Selefin bu tutumunu teyid eden birçok haberler vard ır. ayni âyet hakkında Mâlik b. bunlar üzerinde tart ışmak veya fikir yürütmek. C. sana dü şen ona mutlak imand ır" 57 . H. orada bir veba salg ıniyle karşılaşınca derhal kendisiyle birlikte askerlerinin de geri çekilmesini emretmi şti. Rabiatu'r-Ra'y (Qlm. Tarihu'l -Umem va'l-Mulak. al-Kâmil fi't-Tarih.

4—Sültett: Bu gibi nasslar hakk ında soru sormamak. liciiınu'/-Aviim an s. Allahın bütün kemal s ıfatlarını münaka ş a etmeden veya bu konuda herhangi bir yorumda bulunmadan olduğu gibi kabul etmek ve bunlara iman etmek. H." Gazz ali (Ölm. nassları yorumlayan. münaka ş a yapmamak ve tam bir sülditu ihtiyar etmektir. İgâsetu'l-Lehfân. Ehli Sünnet Kelâm ında Eş'ar ı Mektebi. Onlar daha sonralar ı bu dü şüncelerinde o kadar ileri gittiler ki. bu konuda onların ş erh ve izahlar ına tereddüt etmeksizin uymak. s. C. onları zındıklıkla. Gazzüli. kendi görü şlerini genel olarak şu noktalarda topluyorlard ı : 1—Takclis: Allah'ı. Ankara 1961. bidatçılıkla itham etmekten bile çekinmemişlerdir. 4-5. Kt. Hattâ baz ı hallerde sahibini bilmiyerek küfr'e kadar da götürebilir. akli deliller kullanan bütün bilginlere kar şı cephe alarak. kendilerinden ba şka türlü düşünen. 2— Tasclik: Kur'an-ı Kerim ve hadislerde varid oldu ğu gibi. Gazzüli.İşte selefin. s. zaman zaman kendilerini kap ılmaktan kurtaramadıkları selefin bu muhafazakâr cereyam 61 henüz gelişmekte . ilühiyat Fak. 20 . 4. Zemmu'l -Kelâm va Ehlihi. ayni eser. 3—Aczi itiraf: Kur'an-ı Kerim veya hadislerde geçen müte ş âbih ve benzeri gibi nasslar ın karşısında aczi itiraf etmek ve bunlar ın manaların' araştırmanın kendi görev ve yetkilerinin s ımrını aştığına inanmak. Kahire 1939. İ stanbul 1287. II. tehlikeye girmesine sebep olabilir. Dr. Lütfi Do ğan. 5—intsdk: Bu gibi nasslar üzerinde akli istidlâl veya teviller yapmamak. İbnu'l-Kayyim alCavziyye. 59 Bu cereyam açık bir ş ekilde belirten ve en büyük Kelâm bilginlerini dahi itham eden rivâyetlerle dolu birçok eseler telif edilmi ştir Bunlara misül için bk. 139. cismiyet vesaire gibi ş anına lâyık olmayan her türlü noksan s ıfatlardan tenzih etmek. 7— Teslim : Marifet ehline kendini teslim etmek. yorumlarda bulunmamak. 60 Bk. herhangi bir tart ışma akidenin zayıflamasına. 10-11. 1111) gibi hür dü şünceli bazı büyük İslâm bilginlerinin dahi. 6—Kef: Kalbi bozacak her türlü dü şünce ve ara ştırmadan kaçınmak. 59 Selef dedi ğimiz bu cereyan sahipleri. Yazma No: 7614. s. 505 /M. ba şka bir deyimle hadis dili veya nakilcilerin itikadi konulardaki tutumu bu merkezde idi. 61 Bk. abllerevi. Çünkü bu konularla ilgili herhangi bir soru. Kezâ bu konu için bk.

özellikle akla ve dü şünceye büyük bir önem ve de ğer veren Islam dini bu nazariyelerin mahkilmu olamazd ı . 16. Fakat zamanla cihan şümûl bir din halini alan. s. başka bir deyimle Nakilciler. 21 . Nakilcilerin karşıt kutbunu te şkil eden ve bu gelişmede en büyük rolü oynayan akılcıların başında. en üstün bir bilim oldu ğunun ısrarla kaydedildi ğini görürüz. Osman'ın şehid edilmesiyle meydana ç ıkan duruma. Peygamber ve gerekse onu takip eden Hülefa-i Ra şidin devirlerinde itikadi konularda ısrarla takip edilen tutumlu yolun ana hedefi de bundan ba şka bir ş ey de ğildi. gerek Hz. 63 Bk. İşte bunun bir sonucu olarak da Sünni Kerim Sistemi do ğmuş oldu. başlangıçta belki do ğru olabilirdi.isliimiyye. tarihsiz. tarihsiz. nasslann akl ın ışığı altında ilmi bir ş ekilde yorumlanmasını ve açıklanmasını öngören akılcı bir cereyan meydana çıktı . Başlangıçta şiddetle kaçınmalarına ra ğmen. zamanla eski klasik tutumlar ını değiştirmek ve geli şen. Mısır. İstanbul 1308. her an de ğişme istidadı gösteren yeni islam toplumunun zorunlu k ıldığı ş artlara uymak mecburiyetinde kald ılar. bu gün elimizde mevcut Kelâmla ilgili eserlerin. Kelâm ilminin ilk esaslar ını koyan. bu ihtilafların bir yüzünü te şkil eden itikadi konuların. C. Muhammed Ebd Zahra. Yukarıda örne ğini verdiğimiz Herevi 62 gibi. gerekse siyasi. 14. hemen hemen hepsinin daha giriş kısmında bu filmin en şerefli. hatta onları bidatçılıkla. bu muhafazakâr cereyana kar şı duran. bugün akla uygun ve nassların gerçek anlamlarına halel getirmeyecek şekilde tevil yapmıyan Ehli Sünnet âlimi hemen hemen yok gibidir. Mutezile fırkasının doğuşunu hazırlayan faktörlerin ba şında gerek itikadi. Bunların sistemli ve devamlı hücumlarına maruz kalan Ehli Sünnet.ve yeni yeni filizlenmekte olan islâmiyetin gerektirdi ği ş artlar icab ı. Islam camias ında zaman zaman zuhur eden birtak ım ihtilaflar yer almaktad ır. Şüphesiz. birçok yabanc ı din ve kültürleri içine alan Islam topluluğu. zındıklıkla itham etmelerine ra ğmen. Bundan sonraki duruma. Mutezilenin do62 Bk. onun bu tutumuna şiddetle hücum eden. özellikle Hz. Ancak burada şunu ifade etmek isteriz ki. -Meziihib al. Buraya kadar. bazı muhafazakâr Islam bilginlerinin. Yazma. Cahiliyye çağından • Üçüncü Halife Osman' ın devrine kadarki durumundan özet olarak bahsetmi ş bulunuyoruz. Nitekim. Esasen daha önce de söyledi ğimiz gibi. s. Mısır. Akaid. I. Tabii olarak bu. geli şmenin ve d eğişen ş artların bir icabıdır. Taftazdal. Zemmu'l -Katd ın ve Ehlihi. onu gerçekten sistematik bir bilim haline getiren Mut e zile fırkası bulunuyordu." Konumuzu te şkil eden bu fırkanın bu babtaki büyük hizmetlerinden ileride tafsilatiyle bahsedilecektir. s. başlangıçta Kelâm ilmini ve onunla i ştigal edenleri şiddetle yermelerine. 19.

C. C. Ömer Rıza (Do ğrul). anılan eser. çe şitli kabileler tarafından gönderilen elçilerin kendi zaman ında oldu ğu gibi hürmetle. II. bunlardan birisinin. 9. 36. benden sonra ihtilafa ve sap ıklığa düşmeyesiniz" dedi". 759. s. dini meseleleri tehlikeye sokar. III. C. yanında bulunan ashabına: "Bana bir kalem ve ka ğıt getirin. C. üçüncü64 Bk. VII. Peygamber'in huzurunda ç ıkan bu münaka ş anın büyüme ğe istidat gösterdiği ve gürültülerin ço ğaldığı bir anda. 65 Bu düşüncede olanların başında. yap ılan bu istifsarın sonucunda Peygamberin kendilerine: "Beni kendi halime b ırakın. s. Mevlana Şibli. "İlk İlıtilciflar" adını verebilece ğimiz bu ayrılmalar. sizin beni ça ğırdığınız yerden daha iyidir". özet olarak şu noktalarda toplan ıyordu: 1— İ bn Abbas'tan rivayet edilen bir hadise göre: Hz. Peygamber'in bu sözlerinin ancak geçirmekte olduğu hastalığın şiddetinden has ıl olan ate şin veya geçirmi ş olduğu bir krizin tesiriyle söylenmi ş olabilece ğini. Peygamberin hastal ığı sıras ında zuhur eden ve ba şlangıçta basit gibi görünmesine ra ğmen. O. İslam Tarihi (Asr-t Saâdet). Muslim. Bk. V. Peygamber'in. daha sonraları müslümanlar aras ında çıkan büyük ihtilafların. s. İ stanbul 1346 /1928. C. 30 B. 125. Onlardan baz ıları . dolayısiyle vücut bulan çe şitli fı rka ve mezheplerin gerçek bir nüvesini te şkil ettiğine inandığunız birtakım ayrılmalara kısaca temas etmenin. II. I. Kahire 1375 /1955. s. kanaat ında idi. esasen kendilerine Kur'an ve Sünnetin rehberlik edece ğini. daha Hz. Çev. ba şka bir rivayette de: "Yan ımdan uzakla şın. benim şimdi bulunduğum yer. belki de iyi dü şünmeden veya şuuruna sahip olmadan verece ği kararlar. C. o anda orada bulunan Hz. C. ayni eser. Ayni haberde.ğuşuna tesir eden faktörlerden bahsederken temas edilecektir. Brockelmann. VIII. Ancak bu konuyu kapatmadan önce. I. s. VII. anılan eser. konuyu tamamlamas ı bakımından. C. 9. 66 Bk. acaba Peygamber bunları gerçekten hastal ığının tesiriyle mi söyledi? Kendisine bir daha soralım. diğer bir kısmı da onun bu son emrinin yerine getirilmesinde ve vasiyetinin yaz ıyla tesbit edilmesinde israr ediyordu. 436. Ömer bulunuyordu. 22 . diyorlar. II. Şibli. Sahiltu'l-B ıthâri. al-Câmiu's-Salıih. C. C. 161. Sallihu'l-Buhâri. faydal ı olaca ğı kanısındayız. size son vasiyetimi yazdırayım ki. baz ı sahabiler. Herevi. di ğerinin. nezaketle karşılanmaları ve kendilerine lay ık bir şekilde a ğırlanmaları . 3'1. Taberi. Bunun üzerine orada bulunan müslümanlar aras ında birtakım ihtilaflar baş gösterdi. s. Tarihn'l--Umem. Arap Yar ımadasında hiçbir gayri müslimin ikametine müsaade edilmemesi. s. s. benim yanımda münazaa etmek uygun de ğildir" 66 dediği ve daha sonra da kendilerine üç vasiyette bulunduğu. Peygamberin vefatlarına sebep olan hastal ıkları şiddetlendiği zaman. s. binaenaleyh böyle bir ş eye lüzum olmadığını 65 söylerken. 758-759.

Bir kısmı Peygamber'in emrine uymay ı tavsiye ederken. Bk. Ehli Sünnet ise. lerin tezini çürütmeye çal ışmışlardır. 759-760. VIII.ı Kerim'in tamamlanmasiyle yeniden kaydedilecek bir ş ey kalmadığını. Brockelmann. Şiilere göre. ayet: 4. 11 /M. siz bu gün Vsame hakk ında söylediklerinizi. III. râvisi tarafından unutuldu ğu veya kasden söylenmedi ği zikredilmektedir 67 . s. s. müslümanlar aras ında hoşnutsuzluk yaratmıştı . i ş e'den gelen ve Peygamber'in son saatlerinde herhangi bir talimat veya bir halef tayin etmedi ğine dair di ğer bir haber de Ehli Sünnetin bu görü şünü teyid eder mahiyettedir 69. C. Ü-same de onun kadar bu göreve layıktır" dedi. ayni eser. Caetani. VIII. 186.ayet-i ber'in fazla rahats ız edilmesini istemedi ğini söylemek suretiyle Şii'. onu nasıl bu halde bırakıp gideriz. Hüseyin Cahit (Yalçın). Bu rivayetler. A. 186. . 67 Bk. L. III. Onun dirayet ve kudreti hakk ında şüphe ediliyordu. Ali'nin kendisine halef tayin etmiş olduğunu anlatmak istemi ştir. 23 . anılan eser. 632 yılı martında Muta'da şehid düşmüştür. Caetani. bu itibarla Hz. henüz çok genç ve tecrübesiz olan Üs am e b. Peygamber'in. s. C. Kur'an. 70 Bk. s. Ashab ne yapaca ğını bilmiyordu. al-115rise.sünün ise.ı Kerim'i vasiyet etti ği zikredilmektedir". II. -Buheıri. s. daha sonralar ı Ehli Sünnet ile Şiiler aras ında büyük bir ihtilaf konusu olmu ştur. C. 2— Hz. 35-36. esasen " bu gün size dininizi tamamlad ım" 68 kerimesinin bunu teyid etti ğini. bu konuda Peygamber'in o sıradaki halet-i ruhiyesinin tesiri altmda bu sözleri söylediğini. daha önce onun babas ı Zeyd 71 hakkında da söylemiştiniz. Buhâri. 38. Peygamber'in ancak Kur'an. 436 vd. s. anılan eser. s. Hz. Bundan sonra evine dönen Peygamber'in hastalığı daha da vahimle şmişti. Zeyd (01m. H. H. 37-38. 71 Zeyd b. Şibli anılan eser. Fakat Hz. vasiyetini yazd ırmak istemi ş ve Hz.. diyorlard ı . 68 Maide Siıresi. Taberi. ordu daha sefer haz ırlığı ile me ş gul iken Peygamber'in ani hastalığı müslümanların endiş esini bir kat daha artt ırmıştı . Çev. 673)'i Suriye seferine ç ıkacak İslam ordusunun kumandanlığına tâyin etmesi. 54 / M. bir kısmı da Muhammed'in hastah ğı arttı . Başka bir varyantta da Hz. İstanbul 1924-1927. Ömer'in Peygam. Özellikle. C. e ğer babası tâyin edildi ği vazifeye lay ık idiyse. C. C. Peygamber kalem ve ka ğıt istemekle. bir müddet daha neticeyi bekliyelim. Bu durumu haber alan ve ordunun da sefere ç ıkmakta gecikti ğini gören Peygamber. islılm Tarihi. 69 Bk. şiddetli rahatsızlığına rağmen mimbere çıkarak müslümanlara: "Üsame'nin ordusu derhal sefere ç ıkacakt ır. C. II.

P eyg amb er'in defnedilece ği yer konusunda da ihtilaf edildi. Hz. bilsinki O diridir. bilhassa muhacirlerin ileri gelenleri onun do ğduğu. 130-131. İ brahim'in ve di ğer Peygamber'lerin defne72 Bk. âyet: 144. H. s. "Ebû Bekir bu ayeti okuyuncaya kadar. İbn. 24 . C. Allah şükredenlerin mükâfattn ı verecektir" 75 âyetini okuyor. Kahire 1358. s. Olür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen.fi'dDin. as-Siretu'n-Nebeviyye. hiç ölmiyecektir" 74 ve hemen arkas ından da "Muhammed ancak bir Peygamber'dir. s. 194. 12. al-Bağdâdi. 213. 305-306. 442 vdd. kendisini bu cereyana kapt ırmış ve büyük bir telaş ve heyecan içinde ş öyle diyordu: "Kim Hz.E bil Bekir'in Peygamber'in emrine uyulmas ının zaruri oldu ğu fikri üzerinde israr etmesi. 632) vefat edince müslümanların bir kısmı korku ve ümitsizli ğe kapıldılar. at-Taberi. s. al-Fark Beyne'l -Firak. C. Ba şka bir gurup ise. s. Hattâ baz ıları onun öldüğüne ve ölebilece ğine inanmak istemiyorlardı . s. Ondan önce de Peygamber'ler geçmişti. büyüdü ğü. Sahihu'l —Bulairi.) gibi ecdadmın son ikametgahı . Kim Muhammed'in Allah'ına ibadet ediyorsa.: 30. onu şu kılıcımla öldürürüm. 14-15. Kahire 1359/1940. Kahire 1367 /1948. anılan eser. özellikle müslümanların gece ve gündüz teveccüh etmi ş oldukları Beytullah'ın bulunduğu yer olması sebebiyle Mekke'ye gömülmesini isterken. Ebû Bekir'in sars ılmaz bu inancı ve kudreti sayesinde müslümanlar mutlak bir ş aşkınlık ve sap ıklıktan kurtulmu ş oluyorlar. İbn Sa'd. 74 Bk. Peygamber (01m. atTabakeitu'l-Kübrâ. Muhammed öldü derse. ayet. IV. s. anılan eser. 76 Bk. 157. bilsin ki o art ık ölmüş tür. kendisine ilk defa risaletinin tebli ğ edildiği. 73 Zümer Suresi. FIisâm. II. IV. C. 75 İmran Suresi. Ebn'l —Muzaffer al-isferâyini. VII. Muhadarât —Umem. Ömer. onlar da ölecekler" 73 ve ş öyle diyor: "Kim Muhammed'e tap ıyorsa. II. IV. Muhammed al-lludari Bey. ceddi Hz. at-Tahsil. S. Mısır 1355 /1936. 762. C. C. C. C. 4— Hz. Sahih Muslim. Allah'a hiçbir zarar vermez. 3— Hz. 82-88. IV. Peygamberin de di ğer insanlar gibi ölece ğini bildiren şu ayeti okuyor: "Ey Muhammed! Şüphesiz sen de öleceksin. Bunun üzerine Hz. Ebi1 Bekir derhal işe müdahele ediyor ve mimbere ç ıkarak mescidde toplanan müslümanlara. Ashabdan baz ıları. s. O ancak Meryem'in o ğlu İsa'nın göğe kaldırılışı gibi semaya yükselmiştir". Hz. sanki daha önce onu hiç duymaıruş gibiydim" demekten kendisini alam ıyor76. Sahihu'lBuliri. Ömer gibi dini bütün bir Islam büyü ğü bile. 299-300. C. Ansâr'da hicret ve nusret yeri olması hasebiyle Medine'ye defnedilmesinde israr ediyordu. s. İ smail (A. C. s. İbn Hişam. Hattâ Hz. Sibli. IV. 11 /M. anılan eser. I. onun emrine uyman ın her zaman hay ırlı ve bereketli sonuçlar verdi ğini açıklaması üzerine Üsâme ordusu hareket etti 72 . s.

bu mühim makam ın Peygamber'in mensup bulundu ğu Beni Hâşim'den başkasına tevdi edilemiyece ği fikrini ileri sürerek. 78 Bk. anılan eser. Sibli. s. " İmamlar Kurey şliler aras ından olur" 80 ındaki hadisini okumuş ve onlardan bu hadise uyularak Kurey ş . s. Bu konuda yap ılan münakaş alar o kadar şiddetli oluyordu ki. onun me şruiyetini tanımamak için bir vesile olarak kullanmak isteyenlerin yan ı sıra. al-E ş'ari. Muhammed'in öldüğü yer olan Hz. EM T âlib'in getirilmesini istiyordu 79 . "Peygamberler ancak öldükleri yerde defnedilirler" 77 hadisini okuması ile müslümanlar sükünet buluyor ve ittifakla Hz. C. 306-312. hilafet makamına Ali b. C. 15. anılan eser.dildiği yer olması gerekçesiyle Kudüs'e gömülmesini istiyordu. al-tsliimiyye. IV. I. s. 15. al-Isferayint. s. s. andan eser. I. 5— Hz. I. Bunun üzerine mesele daha çok büyümeden kapanmış ve Ebü Bekir'e biat edilmi ştir". imamet konusu olagelmi ştir 82. al-Ba ğdâdI. s. andan eser. 81 Bk. I. onu tehlikeli durumlara sokan ba şlıca mesele. Ibn Sa'd. Bu durumu haber alan Ebû Bekir ile Ömer'in toplantı mahalline yetişmeleriyle. Saldhu'l -Bulıetri. imam ın kendilerinden olması gerekçesiyle S a' d b. özellikle zaman zaman devletin ba şına büyük gaileler açan. 26-27. al-Milel. Kahire 1369/1950. e. anılan eser. 25 . II. Kurey ş liler de halifenin ancak kendilerinden olabilece ğini söylüyorlardı . s. 769. Ebil Bekir'in müdahele edip Peygamber'in. itikadi bir konu 77 Bu hadisin çeşitli varyantları için bk. 24. Ai şe'nin odasına gömülmesine karar veriliyor". 80 Bk. Ebü Zahra. Ansâr "Sakife Beni Saide" mevkiinde toplanarak. 36. 12. Ubâ de'ye biat etmek isterken. s. VI. s. s. gerçe ğin böyle olmadığını bize daha sonraki devirler aç ık bir şekilde göstermi ştir. s. As-şehristâni. andan eser. C. al-Milel Va'n. L. Zira İslâm tarihi boyunca müslümanlar ı en çok me ş gul eden. aslında tali bir mesele olmas ına ra ğmen. IV. Peygamber'in vefat ından sonra müslümanların karşılaştıkları en önemli ihtilaf konularından biri de imâmet meselesi olmu ştur.şehristâni. C. Üçüncü bir gurup ise. patlak verecek olan büyük bir hadirenin önüne geçilmi ş oluyordu. 104-105. bunu. Muslim. M.anlm lilerden birini imam olarak seçmelerini istemi ştir. C. Hattâ. hattâ bir ara kıhç çekenler bile oldu. andan eser. VIII. 61-64. 82 Bk.Nihal. 38. I. VIII. C. Zira Ebil Bekir her zaman oldu ğu gibi. al-Cılıniu's-Sahih. Kahire 1381 /1961. C. Ibn Hi şâtn. 79 Bk. 24. andan eser. s. s. anılan eser. C. C. bu meseleyi devletin otoritesine kar şı gelmek. 108 vdd. I. al-E ş'ari. s. büyük dirayet ve kudreti ile burada da duruma hâkim olmu ş ve toplantıda bulunanlara Peygamber'in. Makahitu'l-isliimiyyin. C. Münakaş aların büyüdüğü bir sırada Hz. 39-41. Bu mesele ba şlangıçta hernekadar halledilmi ş gibi göründüyse de. C. C. 2-4. Caetani. al-Eş 'arl. as.

C. I şte bugün elimizde bulunan metin. Ömer. I. 38-39 ve ba şlıca hadis kitaplar ı. Peygambain hayatta iken böyle bir şey yapmadığı gerekçesiyle bu teklifi red etmek istedi. onlar bu vecibeleri hakkiyle yerine getirmedikçe. C. Böylece burası peygamber'in şahsi mülkiyetin intikal etmi ş oluyordu. s. C. Ömer aras ında tartışma konusu olmuştur. Bk. diğer bir kısmı onlarla sava şmanın zaruri oldu ğu fikri üzerinde ısrar ettiler. Hz. s. Peygamber'e teslim etmi şlerdi. Fakat kendisi vefat edince. Bunlardan başka bu devirde. al-Cılmiu's. kendi akibetleri hakkında endişe ve korkuya kap ılan köy halkı. ikinci tezin sahibi Hz. zekât vermek istemiyenlerle mücadele edilmesi kararla ştırıldı". Birinci görü şü savunan Hz. ama Hz. 25. Hz. hafizlarm harplerde ölü!) say ılarının azalması dolayısiyle' kurulacak ehil bir komisyona Kur'an'ın toplanma i şinin havale edilmesini isterken. hayat ı boyunca buranın gelirini kendi ailesine ve "Beni Hâ şim " den muhtaç olanlara sarfetmi şti. bu dokunulmazlığa kavu şmuş olamazlar. 26 . I. aş-Şehrist ıi. al-E ş'ari. Salaliu'l-Buhriri. burayı mukavemet etmeksizin. deyinceye kadar insanlarla savaşmak için emrolundum.Sahih.Şehristâni. Muslim. Peygamber hemen bu hadisin arkas ından "ancak hakkiyle söyleyenler" demedi mi? Bunu hakkiyle söylemenin bir ş artı da şüphesiz nainaz kılmak ve zekât vermektir 83. I. Bk. Ebû Bekir'e: "Peygamber "Allah'tan ba şka Tanrı yoktur. Peygamberin ölümünden önce ve sonra vukua gelen baz ı irtidad olayları. s. Ömer. andan eser. 25. gerek Ömer ve gerekse ba şlangıçta onun_ düşüncesinde bulunan müslümanlar taraf ından do ğru bulunarak. ayni eser. C. Osman' ın hilâfeti sırasında toplanması tamamlanan Kur'andır. II. 85 Fedek. Ebû Bekir'in bu rivâyeti ve görü şü.Bunun üzerine. bu yerin miras olarak Hz. sonunda diğer müslümanların da ısrarı ile Ebü Bekir ikna edildi ve Kur'an ' ın toplanmasına karar verildi. 86 Kur'an'ın toplanması meselesi. 6— Hz. C. andan eser. s. s. bunlar hakk ında takip edilmesi gereken yol hususunda Sahabrler ihtilafa dü ştüler.haline getirmek suretiyle s ırf kendi ki şisel menfaatlerine alet etmek isteyen bazı insanların mevcudiyeti her devirde görülmü ştür. 98-100. Fatma'ya verilmesi red edildi. I. Keza. Bir kısmı bunlarla harbetmenin do ğru olmayaca ğını söylerken. s. aş. 36-37. benim ba şlıca ödevlerimden biridir" dedi. Fakat. Sahihu'l —Buldiri C. 66. bunu söyledikleri an. özellikle 83 Bu hadisin birçok varyantlar ı vardır. Neticede "Peygamberler miras b ırakma zlar" anlamındaki hadise uyularak. 109-110. Medine'nin kuzeyine dü şen küçük bir Yahudi köyü idi. VI. kendi r ızalariyle Hz. Ebü Bekir. benim için mallar ı ve canları dokunulmaz olur" dedi ği halde sen nasıl olur da bunlarla savaşırsın ?" dediği zaman. Peygamber'in vefat ından sonra bazı kimseler zekât vermekten imtinâ ettiler. Hz. Neticede. s. Fedek 85 ve Kur'an'ın toplanmas ı " gibi daha bazı mevzularda da ihtilaf edildi. bu mesele Müslümanlar arasında ihtilaf konusu oldu. O. Brockelmaıııı. Bu -itibarla namaz ile zekât ı birbirinden ayırmak isteyen bu gibi insanlara kar şı sonuna kadar mücadele etmek. anılan eser. C. Hayber vak'asmda yahudiler mağlup olunca. EVI Bekir ona cevaben: "Evet. 84 Bk. Bk. daha Hz. Ebû Bekir ile Hz.

daha çok fikhi ve fer-i meseleler etraf ında toplanıyordu. s. Broekelmann. 27 - . Kurtulacak olan benim ve ashab ımın yolunda olan fırkadır" 89 . Istanbul 1927. ayni eser. as. Keza bk. 3 A -4 A. Kahire 1368/1949-1374 /1955. al-Bağdadi. şehristâni. Say ı : Riseiletun fiBeyâni'l-Firakal-Muhtelife.bazı irtidad olayları ha4çciddi bir ihtilaf yoktu". Fakat bütün bunlar. V. 89 Bu hadis'in çe şitli varyantları için bakınız: al-Bagdödi. 407. s. Peygamber. o zamanki müslümanların azim ve gayretleriyle. müslümanları bir hayli u ğraştırdı . Camiu'/-Usöd. Şu kadar var ki. Dr. gerek sahib. 15-16. Tarilıu'l-Firak al-Islâmiyye. Darulfümln. daha sonralar ı İ slam camias ında bu hadisin mana ve ruhuna uyan bir durumun has!' oldu ğu gözümüzün önünde bir gerçek olarak durmaktad ır. Abdillah b al-Hasan al-Iröki al-Hanefi.Şirvâni. 2 A. s. Esasen bu ihtilaflar. Süleymaniye Ktb. müslüman topluluğunun gelece ği hakkında bize ışık tutan birer belge mahiyetinde olmuştur. X. Ebû Muhammed Osmân b. İşte bundan sonra plana göre inceleyece ğimiz konu. s. No: 2237. Süleymaniye Ktb. Bahriye Üçok. her ne kadar basit de görünse. Ibnul Esir al-Cezeri. bunlar ın bir tanesi hariç. 9 vdd. C. Bununla beraber bu kıpırdanışlar. daha önce de söyledi ğimiz gibi. s. V. daha hayatta iken . 5-6. 208. Ankara 1957. hadisini irad buyurmuş olacaktır. 87 Sahte Peygamberler konusu için bak ıma: C.bu istikbali görmü ş ve çe şitli varyantlarla nakledilen "Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacak. Islam Tarihinde Ilk Sahte Peygamberler. bu durumun ortaya çıkardığı bariz örneklerden birini te şkil etmektedir. Din'in esası ve akidenin bütünlü ğü hakkında . gerekse muallel olsun.Yazma. Lâleli Böl. Yusuf Ziya (Yörükan). anılan eser. Büyük bir ihtimalle Hz. daha çok geni şlemeye fırsat bulamadan önlendi. 47-48. anılan eser. Bu hadis'in sa ğlamhk derecesini incelemek veya çe şitli varyantlarım araştırmak konumuz dışındadır. Sene 2. hepsi Cehennem'e gidecektir. Mec. Fak. No: 791. Huveylid. 88 Bk. Müseyleme al-Kezzâb ve Secah hint al-Haris gibi Peygamberlik iddias ında bulunan 87 birtakım insanların meydana çıkması.Tuleyha b. Yazma.

H. Islam Ansiklopedisi. Kendisi aslen yahudi olup. Onun hilâfet devresi. Onun Islâm âleminde ihdas etmiş olduğu fitne ve fesadı kısaca üç gurupta toplamak mümkündür: 1— Peygamber'in Ali'yi kendisine vasi ve halef olarak tâyin etmi ş olduğunu ilk defa söyleyen odur. Uthman maddesi. s. Cüz. Onun Rafızrlerden olup. 643-649 ve 30-35 / 650-655 yılları arasında olmak üzere iki kısma ayrılır ki. ba şka bir deyimle "gulât" ın mümessili sayıhr. Daha *sonra Mısır'a giderek. Levi Della Vida. 616 vd. Hz. di ğeri ise" gayri meşrfıluk ve karışıklık" la vasıflandırdnuştır". 91 Abdullah b. Aff ân' ın müdafaas ız ve muhakemesiz bir şekilde öldürülmesiyle sona erdi. Sebeiyye'nin Rafizilerin gulatından olduğu fikrindedir. Silliğin aşırı bir kolu olan Sebeiyye firkasının kurucusu. Mısır'dan Medine'ye gelen ve Osman' ın katline sebeb olan 5000 ki şilik heyetin ba şında bulunmuş ve kafi hâdisesinde büyük bir rol oynanu ştır Kendisi. Shorter Encyclopedia of İ slam. Ancak burada şunu ifade etmek isteriz ki. H. Osman' ın devrinde müslüman olmu ştur. Keza. Hz. Ebb'l Muzaffer al-Isferayini. Osman' ın hilâfetinin ikinci yarısında fiilen ba ş gösteren z ıt cereyanlar ın ve nihayet onun katliyle sonuçlanan hareketlerin nedenlerini inceleyecek de ğiliz. Affan maddesi. R. Peygamber ve onu takip eden iki halife devrinde müslümanlar arasında hüküm sürmekte olan sükünet. İbn Kuteybe. Sebe. Ona göre. Biz burada. Kramers. 23-29 /M. İ stanbul 1962. H. 95. Osman b. 430. Esasen buna vaktimiz de müsait değildir. Gibb ve J. Leiden ve London 1961.BIRINCI BÖLÜM MUTEZILE'NIN DOĞUŞUNU HAZIRLAYAN SEBEPLER Bunları genel olarak üç noktada toplamak mümkündür: 1— Müslümanlar arasındaki dini ve siyasi ihtildflar: Hz. A. ilk defa dinden çıkan kimse olduğunu söyler. birlik ve beraberlik Üçüncü Halife Osman b. 28 . Abdullah b. S eb e 91 gibi bir islam dü şmamnın. s. Islam kisvesi altında kıyam edip bizzat 90 Bk.. G. orada Osman idaresinden mü şteki olan kimselere iltihak etmi ştir. Sana'da do ğduğu rivayet edilir. birbirine e şit olan bu iki devreden birincisini te şkil eden ilk alt ı yıllık süre "iyi idare sistemi". annesine nisbetle Ibnu's-Savdâ lâkabiyle de amlinaktad ır. Peygamber'den sonra Ali'nin imameti nass ile sabittir.

ço ğu zaman taraflar aras ında silahlı çatışmaya kadar vardı. s. Abdullah b. anılan eser. Houtsma. Navbahti. Saha maddesi. 51. hayatının nasıl ve ne zaman sona erdi ği meçhuldür. I. Neticede Hz. 60 /M. Sia'mn a şırı bir kolu olan Sebeiyye fırkası ise. list. Müslümanlar aras ında doğan ciddi ihtilaflar ve ayrılmalar. Fıraku'ş-şia. Ebi Tâlib (Ölm. 92 Bk. 11— 12. Bundan sonra H. Abdullah b. 661) ile e şi Hz. H. daha önce zuhur etmi ş ve Hz. P. H. Hodgson. Hariciye fırkası işte bu sava şın sonucunda meydana çıktı . al-Isferâyini. Osman. 678 yılında 64 yaşında oldu ğu halde hayata gözlerini kapad ı92. Taha Hüseyin. öldiikten sonra tekrar dünyaya rücii edeceklerini ilk defa ortaya atan odur. 29 . müslümanlar aras ında büyük bir anar şi yarattı. H. Bk. meyus bir halde Medine'ye döndü. H. anılan eser. C. Osman' ın 2— Hz. S. 7-8. Dr. 131 vd. 3— Hz. 40. İstinad edilen sebepler ne olursa olsun. orada münzevi bir hayata çekildi ve H. s. Ali zaferi elde etti. Hz. 60 /M. I. 679) mücadelesi de hazin neticeler do ğurdu".. Özellikle iki taraf aras ında cereyan eden sava şı durdurmak amaciyle hâkem olarak tâyin edilen E bû Mûsâ al. Peygamber'in damadı Ali b. I. Hz. M. 68-69. Muhammed Muhyiddin Abdu'l -Hamid ön sözü. :Lki şe'nin taraftarlarından T al h a ve Z üb e y r gibi birçok İslam büyükleri bu vak'ada öldürüldü. Fas. Encyclopedia of İslam. 663)' ın hükümlerinin her iki tarafça da kabule ş âyan görülmemesi. İst. Th. :Aişe ise. s. en sonunda yer yüzüne inerek dünyayı adaletle dolduraca ğım. 93 Bk. 72. İ sl. Mısır 1353/1934. V. bu mücadelenin şiddetlenmesine ve buna ilâveten de yeni anla şmazlıkların do ğmasına sebep oldu. ı C. H. s. Âi ş e ve taraftarları amansız bir harbe tutu ştu. Ibrahim Agâh Çubukçu. Kendisinin Ali tarafından Medâin'e nefyedildi ği bilinmekte ise de. Kahire 1951. onun gö ğe çekildiğini. Dr. Daha önce İslam camiasında teessüs eden birlik ve beraberlik bu hadiseyle inkiraza uğradı . 1931. 657 y ılında Sıffin'de vuku bulan Ali ve Muâviye (01m.A ş ' ari (Ölm. New Serie. Doç. onda ilâhî bir kudretin sakh bulundu ğunu. 59 /M. 656 yılında vukua gelen Cemel vak'as ında Hz. Osman' ın böylesine feci bir ş ekilde öldürülmesi. Ibrı Kuteybe. Leiden 1954. 20. de ğildir. Peygamber'in ve Hz. 37 /M. simselderin onun kudret ve satveti oldu ğunu. al-Es'ari.yönettiği menfi hareketlerin ve devlete kar şı ayaklanmaların başladığı bu devreye gayri me şrûluk vasfını vermek kanâatimizce do ğru bir hareket de ğildir. Saba. s. gök gürültülerinin onun sesi. kötülükleri kökünden kaz ıyaca ğım ilk defa söyleyen yine bu adamd ır. Bu olsa olsa belirli bir gayeyi istihdaf eden yersiz ve haksız bir isnattan ba şka bir şey. M. C. Brockelmann. Ali'nin. 41 /M. 36 /M. Ans. al-As (Ölm. andan eser. Fakat her iki taraf ta büyük bir zayiat verdi. 657) ve Am r b. G. 43 /M. anılan eser. 266. s. . s. Ali'nin ölmedi ğini. 1950. al-Fitnatu'l —Kübre . al-Maarif.

Salah Muslim.kanlar ı bol bol aktı . Müslümanlığın en ulu ve en muhterem şalıSiyetlerinden birço ğu bu hal:liselerde hayatlar ım kaybetti. Bu itibarla bu fırka mensuplarına Osman'ın gerçek katilleri nazariyle bak ıldı . s. Daha önce görülmeyen büyük günahlar işlendi. meseleyi halledecek bir nokta üzerinde ittifak edilemedi. zinâ etme. Bu günahı işleyen ebedi. Bu yüzden müslümanlar ın temiz. yalan yere şahitlik. Bu âyeti te'kiden Peygamberimiz bir hadisinde şöyle diyor: "Allah'a ortak ko ş ar olduğu halde ölen kimse Cehennemliktir" 97 . Istanbul 1930. Fütöhat hareketleri bu iç çeki şmeler yüzünden durdu. I. 63.ş ehid edilmesinde büyük bir rol oynamıştı . M. bundan başkasını dilediğine bağışlar. fakat verilen hükümler çeli şti. irtikâp edilen büyük günahlar hakkında Kur'an ve Sünnet'e dayanarak kendi görü şüne göre hükümler verdi. 30 . 2— Ortak koşmanm dfmunda olan büyük günahlar: Bunlar. 1—Allah'a şerik koşmak : En büyük günah işte budur. 96 Nisti Süresi. Allah'a ortak koşan kimse. Şerefeddin. bir çıkar yol bulma çabasına düştü. 25. Burada göze çarpan husus. Gerçekten durum çok nazikti. Keza Peygamber'e soruldu: "En büyük günah nedir? Peygamber "Allah'a ortak ko şmaktır" dedi". Müslüman bilginlerini bu derece me şgul eden büyük günahın mahiyeti ne idi? Şimdi onu görelim: Büyük günah (Kebire) ın iki kısma ayrıldığında bütün islâm bilginleri ittifak etmektedirler. Kahire 1958. "Kebire-i mutlaka" yani mutlak büyük günah denmektedir 95. 99 Bk. yetimin malına tecavüz. Ayni eser. C. Islâm dininin yasakladığı icram hareketlerine giri şildi. Ömer an-Nesefi. düşünce ve görüşler ayrıldı . ana baba hakk ına tecavüz. Sene: 4. 63-64. 98 Bk. ş üphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur"". s. 117. s. haks ız yere insan 94 Bk." İslam âleminde zuhur eden bu fitne hareketleri gün geçtikçe geli ş ti. al -Hamirie Va's-Şia. 95 Bk. Her âlim. s. 65. Abdurrahman Bedevi Tere. s. al-Akiiidu'n-Nesefiyye.I. Kahire 1319. Bu durumu gören baz ı büyük din bilginleri buna bir çare arama. 3. Islâm birli ği parçalanarak müslümanlar ufak ufak gurup ve fırkalara ayrıldı. C. Sahil& Muslim. Say ı : 14. Darulfiintin. Julius Wellhausen. Fak. âyet: 48. Mec. Buna. kasden insan öldürme. s. olarak Cehennemde kalır. "Allah Kendisine ortak ko şmayı bağışlamaz. faiz yeme gibi fiillere uyan günahlard ır99 . Bunlar birbirlerini tekfir etmekten ve lânetlemekten çekinmedi. İslamda İlk Fikri Hareketler ve Dini Mezhepler. 97 Bk.

Hariciler ise. çünkü hala kendisinde iman ın esasım teşkil eden tasdik mevcuttur. anılan eser. I. M ür ci ede Haricilerin görüşüne itiraz ediyor ve kendilerine has yeni bir ğörüşle ortaya çıkıyorlardı . E ğer ihtilaf konusu ise. 102 Bk. Bu mesele İ slam fırkaları arasında büyük bir tart ışma konusu oldu. çünkü mü şriklerin çocukları da müşriktir. 117-118. Böylece muhaliflerinin çocuklarnun öldürülmesini tecviı etmiş oluyorlar.e'. kendisiyle birlikte ailesinin-ve çocuklar ının da katli. Hannül-Fâhnri ve Halil al-Cerr. Zühdi Hasan Cârullah. 138. Hannal-Fâhüri ve Halil al-Cerr. 70 vd. Allah'ın haram k ıldığı cana haksız yere k ıymazlar. William Thomson.öldürme ile zina suçuna terettüp eden günah ve cezan ın. s. e. bu gibi fiilen irtikâp edenler. zinâ etnıezler. s. var. Beyrut 1957. Allah' ın yanında başka Tanrı tutup ona yalvarmazlar. Nece ıllıt 'a göre ise.. 1933. ayet: 68. O halde büyük günah i şleyen mu'min100 Furkân Süresi. Ehli Sünnete göre. bu husustaki hüküm fakihlere terk edilir. ayr ı basım. Ehli Sünnetin bu görüş ünü red ederek şöyle diyorlar: Büyük veya küçük. mutlak surette günah i şleyen kafirdir. Çünkü Kur'an. 137-138. s. ayni eser. Bunlardan Ezıirika'ya göre. çocukların öldürülmesi keyfiyetinde onlardan ayr ıbnaktadır. Onlara göre dinin esas ı ve temeli imandır. C.1 oo. diğerlerine nazaran daha büyük olmas ıdır. Hariciler Ehli Sünnete kar şı bu fikri savunurlarken 1 ". vaciptir. büyük veya küçük günah işleyen müşrik olup. o halde amele mukarin olmayan bir iman ın hiçbir kıymeti yoktur" 4. amel değildir. di ğerlerine nispetle daha büyük bir günah i şlemiş olmaktadırlar. amel imanı tamamlayan bir cüzdür " 3 . işlenen günahın tahrimi hususunda ümmet icmâ etmi ş . al-Mu'tezile. I şlediği büyük günah kendisini imandan ç ıkamadığı gibi küfre de sokmaz. Onlar ın kendi ictihadlariyle verecekleri ahkâma göre hükmedilir. Çünkü onlara göre iman ile amel ayr ılmaz bir bütündür. o sadece i şlediği günah nispetinde ceza görecekt ir ı ol . bu günahın mürtekibi kâfir ve milşriktir. günahla imana bir zarar gelmeyece ği gibi. Bk. Tarihu'l-Felsefe al-Arabiyye. 15. Ayetin siya- kından da anlaşıldığı gibi.ı Kerim bu iki hususu hemen Allah'a ortak koşma fiilinden sonra zikretmektedir: "O kimseler ki. Nesefi. Ta- al-isliımiyye. Safariyye genel olarak onların görüşiine uymakta ise de.İrak? al-Hanefi.. 105 Tafsilât için bk. Cehennemde ebedi olarak kalacakt ır"-2. Kharijitism and the Kharijites. şirk'in dünunda olan büyük günah i şleyen kimse mu'ınindir. s. 103 Bk. Ebü Muhammed Osman al. 137— 31 .' ." 104 Harici fıkraları arasında bu konuda ihtilaf vardır. andan eser. yapılan taatın da inanmayana bir faydas ı yoktur. 101 Bk. al-Ba ğdadi.. 13 b. Kahire 1366 /1947. Macdonald Presentation Volume.

109 Bk. 139. Haricilerin görüşü büyük bir şiddet ve kasvet vasfım taşıyordu. 429 /M. 111 Bk.dir. C. anılan eser.Basrrnin talebesi V â s ı l b. İşte bu hal çaresini buldu ğunu iddia ederek. al-Hayyât. an-Neseff. mü'minler. s. küfrünü açıklayan bir kâfirden daha tehlikeli ve daha zararl ı olduğunu söylemiştir " 8 . hattâ bu konu ile ilgili olarak mescitlerde ve sair yerlerde aç ık oturumlar ve münazaralar tertip edilme ğe başladı . Genel olarak onun bu husustaki görü şü şu noktada toplanıyordu: "Amel imam!' bir cüz'üdür 109 . Ehli Sünnet'in hükmünde görülen tesâhül'e kar şılık. 119. tövbe etmeden ölürse. 164-168. Gerçekte. al-Hayyât. anılan eser. 108 Bk. s. aş-Şehristânt. Onlar bu hükmü vermekle beraber. günah i şleyen kimsenin müstahak olduğu cezayı açıklamaktan imtinâ ederek. 167. s. bu da Kebireyi işleyenin ne mü'min. s. 107 Bk.Hayyât. 32 . Atâ ortaya yeni bir görü ş attı . bunu öldükten sonra Allah'ın onun hakkında verece ği hükme bırakmayı daha uygun bulmuşlardır i° 6 . Vâsıl'a göre iman ile küfür aras ında bulunan günahkâr. çünkü bu gibi insanlar mezkür ahkâmın şümulüne girmemektedir "°. Bu konudaki fikir ayrılıklar' günden güne geli şti.Kahire 1344 /1925. Hasan al. 0 halde bunlar ın durumuna uyan ba şka bir hüküm vermek lâz ımdır ki. s. al. küfür makam ına 106 Bk. Nesefi. 70. tövbe ederse tekrar iman makamına avdet eder. İşte böylece Vâs ıl'ın ş ahsında Mutezile'nin me şhur "alMenzile Beyne'l-Menzileteyn" nazariyesi ortaya ç ıkmış oldu. anılan eser.B asrrnin halkası olmuştur. bu i şi Allah'a havale etmekle yetiniyor ve kesin bir hüküm vermekten kaçm ıyordu. Şüphesiz bunların en me şhurları Basra mescidlerinde tertip edilen halkalar. 1037) onun bu hükmünü. s. Hasan al. daha sonralan şiddetle tenkid etmi ş ve münafıkın. ancak onun iman makamı ile küfür makam ı aras ında üçüncü bir makamda bulunaca ğı keyfiyetidir "'. Mürcie ise. fakat al-Ba ğdâdi (Ölm.ı Kerim ve hadislerde varid olan hükümler. Kittıbu'l-intisar. b. 164. ayni eser. Osman. büyük günah işleyen kimse hakkında uygulanamaz. I. O halde başka bir hal çaresi aramak lâz ımdı .Basrrnin görüşü de yetersiz ve zay ıf bir hüküm olarak vas ıflandırılıyordu. Hasan al-Basrrye göre büyük günah i şleyen münafıktır 107. ne de kâfir olmıyaca ğı. Ebû'l-Hüseyin. kâfirler ve münafıklar hakkında Kur'an. bu meselenin halledilmesi için ortaya at ılan fikirler hiçbir tarafı tatmin etme ğe kâfi gelmiyordu. H. anılan eser. 110 Bk. s. 117. özellikle Hasan al .

Ahmed Emin. Ub ey d daha ileriye giderek her iki tarafın da fâsık olduğunu söylemiş ve ş ahadetlerini kabul etmemi ştir. Ali'ye kar şı harbedenler aras ında her ne kadar asi veya hatalı insanlar bulunmu ş olsa da. ona karşı gelenleri. s I. 49. s. 119. iki taraftan birisi muhakkak surette fâs ık ve hatalıdır. Ali taraftarlar ı. onlar her iki tarafın da müslüman olduğunu söylüyor ve bunlar hakkında verilecek hükmü âhirete ircâ etmekle yetiniyorlard ı . 33 . 72.Şehristâni. 297. bunların hatalarının veya isyanlarının küfre ve fiska müncer olmayaca ğına inanıyorlardı. Bağdâdi bu gerçe ğe iş aret ederek Vâs ıl'ın sözlerinde açık bir çelişme olduğunu zikretmiştir " 5 . Muâviye taraftarlar ı da camilerde Ali'ye açıkça lanet ediyorlardı . derecesinin de onlar ın derecesinden daha üstün olaca ğını söylemek lüzumunu hissetmiştir " 6 . 117 Bk.dahil olmuş olur 112 . ne de kâfir derken. Bu itibarla her iki taraf ın da ş ahadetini kabul etmek caiz de ğildir" 7 . 115 Bk. fakat bunu tâyin etmek güçtür. Ehli Sünnet ise. ve Arapça asil. Vâs ı l bu fikirlerin hiç birisini kabul etmedi. s. onunla harbedenleri ve nihayet hakkı olan hilâfetten kendisini al ıkoyanları şiddetle yererek. onlar ı küfür ve zındıklıkla itham ederlerken. böyle bir insan ın cezas ının kâfirlere nisbetle daha hafif. aş. di ğer taraftan Hariciler'in görü şüne uyarak bu kimsenin ebedi olarak Cehennemde kalaca ğını söylemekle kendi kendini nakzetmi ş olmaktadır. C. 73. 17. 114 Bk. Fuzüli. s. Her halde kendisi de daha sonra bu tenâkuzu idrâk etmiş olacak ki. s. 118 Bk. Vâsıl bir taraftan büyük günah i şleyen ne mu'mindir. fâs ıklığından dolayı Cehenneme girece ğini ve orada ebedi olarak kalaca ğını söylemektedir 114 . 87. 116 Bk. s. Esat Co şan ve Kemal I şık tere. C. anılan eser. Zuhdi Hasan Cârrullah. a ş-Şehristâni. fakat Sıffin yakasında ba şlangıçta haklı olmasına ra ğmen "tahldın" meselesini kabul etmekle. I. s. anılan eser."' 112 Bk. Neseri. anılan eser. Ankara 1962. al-Ba ğdkli. onun da kâfir oldu ğunu iddia ediyorlardı. s. Vâsıl'ın arkada şı Amr. Vâsıl böyle bir insana "fâs ık" demekte H' ve tövbe etmeden ölürse. V âs ı l bu nazariyesini hilâfet konusunda münazaa eden taraflara da tatbik etti. Görüldü ğü gibi. Ali'nin onlarla sava şmakta haklı bulunduğunu. Kahire 1370/1950. 48. her iki vak'ada harbeden iki taraf ın da müslüman oldu ğuna. anılan eser. Ona göre. Bu as ırda müslümanlar bu hususta da ihtilaf halinde idi. s. Matlau'l-hildid. 71. b . Mür ci e'ye gelince. Hariciler Cemel yakas ında Ali'ye karşı harbedenlerin kâfir olduklar ını. anılan eser. 113 Bk. s. anılan eser.

Bu tesirler çe şitli yol ve ş ekillerde oldu. s. Mezdekiyye ve Seneviyye gibi 122 birtakım batıl inançlar yayg ın bir halde idi. Yabanc ı din ve kültürlere sahip birçok unsurlar Islam toplumuna girdi. Tabii olarak Islam dü şüncesine bu fetihlerin önemli etkileri oldu. M. a ş. baz ı müslümanlar kendilerini onlar ın tesirine kaptırma ğa ve böylece onlar ın bazı inançları da Islâmiyete s ızmağa başladı. an ı/an eser. Çev: Prof. onları da diğer fırka mensupları gibi ilgilendirmiş ve bilhassa büyük ş arkiyatc ı ilim adamı Prof. 51. 2— Yabanc ı din ve kültürlerin tezini: Arap Yarımadas ı'nda do ğan islâmiyet büyük bir hızla gelişti. s. s. W. Hayyât'm al-indstir adlı eserine Prof. s. Dr. Müslümanların kar şılaşmış oldukları bu problemler. 123 Bk. C.Şehristâni. eski inançlarından tamamiyle s ıyrılmağa ve bunların etkisinden kendilerini kurtarma ğa muvaffak olamadı . Prof. I. andan eser. Zerdüşt. Kısa bir süre içinde birçok ülkeler zaptedildi. Suriye ve M ısır'da Hıristiyan ve Yahudi dinleri hâkim bir durumda iken. Irak ve Iran'da da MediSâbie. Gazzttli ve Şüphecilik. Mutezile'nin ilk ve en meşhur prensiplerinden birini te şkil eden bu konu hakk ında ileride daha geniş bilgi verilecektir. 20. Ali Hasaballah. 120 Bk.İşte Mutezile fırkas ı . s. 91. İşte bu düşüncenin bir sonucu olarak da "al-Menzile Beyne'lMenzileteyn" nazariyesi meydana ç ıkmış oldu"°. karşılaştıkları bu kadar çe şitli din ve inanç sahipleri ile bir arada yaşamak ve onlarla devaml ı te şrik-i mesâi yapmak zorunlulu ğunda idiler. 121 Bk. 14-21 /M. andan eser. Nyb er g'in de iş aret etti ği gibi" 9. bat ıda Simali Afrika ve hattâ Ispanya'ya kadar uzad ı . H. 233 vdd."' Çünkü bir insan ın eski 119 Bk. Mesela bu din mensuplarından bazıları . Daha sonraları ve bilhassa Emeviler ve Abbasiler devrinde bu yeni devletin hudutlar ı. Doç. bu konuda herkesin ittifak edebilece ği veya en az ından taraflar ın çelişik düşünce ve fikirlerini telif etmeğe yarayacak bir hal tarz ı. doğuda Maveraünnehir. 635-641 y ılları arasında Suriye. Nyberg tarafmdan yazilan önsöz. 8. islâtn Medeniyeti Tarihi. 122 Tafsilât için bk. 15. Müslümanlar fethettikleri bu ülkelerde. 34 . kendi dinlerini b ırakarak islamiyeti kabul etmelerine ra ğmen. Mısır. Ankara 1963. Dr. Irak ve İran büyük Islam devletinin birer eyaleti haline geldim. Fuad Köprülü. Zuhdi Hasan Cürullah. Barthold. Dr. bu gibi konuların en geniş ş ekliyle tartışıldığı bir devirde do ğdu. s. bu fırkanın do ğuşuna tesir eden en büyük faktörlerden biri oldu ğunda şüphe yoktur Çünkü bu mü şküller. bir formül bulmak amaciyle ortaya at ıldılar. İbrahim Agâh Çubukçu. Bunun bir sonucu olarak.

Hatib alBağdâdi (01m. Kur'an' ın mahlük oldu ğu fikrini ilk defa ortaya atanlar onlard ır. Gerçekten İslâm kisvesi altında gizlenen bu insanlar ın. Bu fırkamn do ğuşunda Yahudilerin de baz ı etkileri oldu ğu anlaşılmaktadır. daha önce de Tevrat' ın mahlük oldu ğunu söyleyen ve Peygamber'in en büyük dü şmanı Lebid b. Fakat müslümanlar ın onlardan aldıkları verdiklerinden çok oldu. Leiden 1283-1293. VII. al-As am'd ır. zamanla zihninde ve ruhunda yer edip bütün benli ğini saran bir inancı. Böylece müslümanlar ın bunlarla olan temas ve ili şkileri gün geçtikçe s ıklaştı . daha sonraki devirler aç ıkça bize göstermi ştir'. İslâmiyete ne derece büyük zararlar ı dokunduğunu. daha önce müslümanların söyleme ğe cesaret edemedikleri birçok önemli teolojik meseleler sokuldu. birden terketmesi kolay de ğildi. 125 Bk. Bunlardan baz ıları İ slâmiyeti. İ bn Es ir'e göre bu meseleyi ilk defa ortaya atan.akidesini. 1070)'nin de kaydetti ğine göre. H. müslümanlar aras ından akıl ve istidlâl yoluyla bir hal çaresi bulmak cesaretini gösterenler oldu. 35 . tecrübe ve bilgilerinden dolay ı zamanla devletin çe şitli daire ve vazifelerinde görevlendirildi. gerekli olan cizye ödendikçe buna mâni olmuyordu. 463 /M. C. Bunlar aç ıkça münaka ş a edilmeğe başladı . bilerek veya bilmeyerek. Müslümanlarla bir arada yaş ayan bu insanlar. Bunlardan ba şka birçok gayri müslim de kendi esas din ve inançlarına ba ğlı olarak kalmayı tercih etti. Ali Hasaballah. Esasen İslâm dini de. k ız kardeşinin o ğlu ve zındıklığı ile mâruf "T â 1 ut" olmu ştur 125 . Onun bu fikrini İ slâmiyette ilk defa kitap halinde ne şretme ğe cesaret eden ise. s. İşte bundan dolayı bu yeni müslümanlar. diğer bazıları da sırf İslâmiyeti içinden yıkmak ve böylece eski dinlerinin intikamını almış olmak için bu dine giriyordu. Ibnu'l-Esir. İşte bunların başında. müslümanların siyasi ve itikadi birlik ve beraberliklerini parçalamak hususunda nas ıl sinsice ve sistemli bir şekilde çalıştıklarını. Bu gibi problemlere. Bu yabanc ı unsurlar kanaliyle İslâmiyete. ayni eser. fi't -Tarih. yahut kötü bir niyetle eski inançlar ından baz ılarını İ slâmiyete soktu ve bunları müslümanlar aras ında yaydı . gerçek İ slam Kelâmının müessisi sayılan Mutezile fırkas ı bulunuyordu. inandığından de ğil fakat mal ve ş öhret gibi baz ı kişisel düşünce ve ş ahsi çıkarlara istinaden kabul ederken. her ne kadar bat ıl da olsa. 92-93. 49. s. Baz ı kaynaklara göre. Fikirler ve görüşler teati edildi. Kur'an' ın mahlük olduğunu iddia edenler aras ında bulunan B i ş r al-Merrisi 124 Bk.

741 ile 754 y ılları arasında de ğişmektedirm. St. Görüldüğü gibi. islâmiyette Bilmeli Mezheplerin Do ğuşu. Zuhdi Hasan Cârullah. 683)'in mü ş avirliğini yaptı l". Uy(ınu'l -Ahbâr. s. 112 /M. 36 . Gerçekten St. s. s. 737)'dir 127 . VI. anılan eser. M. anılan eser. 194. ikinci kısımda "zındıklıklar" adı altında kendi zamanına kadar süregelen tart ışma ve münakaşalar anlatılmakta. C. 102-103.İ cli (Ölm. s. s. s. 1953. 833)'nin babas ı . Ibn Kuteybe. anılan eser. VII. 132 Bk. H. 61-62. 130 Bk.. Bu cümleden olarak Halife Muâviye. 119/M. Muaviye öldükten sonra da ayni makamda kalarak kendisini devlet işlerinden ziyade ş araba. Kur'an' ın mahlûk olduğunu ilk defa söyleyen. s. 675 yılında Ş am'da do ğmuş olmasına rağmen. IV. 730 y ılında bu görevden ayrılarak Kudüs yak ınlarında bulunan St. Taberi. 183. Kahire 1343-1349/ 1925-1930. Ya ş ar Kutluay. John H. St. 7. musikiye ve spora hasreden 129 Ye zid (Ölm. Bir müddet bu vazifede kald ıktan sonra. Encyclopedia Britannica. 128 Bk. islam Milletleri. C. Ortodoks bir Kelâm görü şü tedvin edilmektedir 132 . C. 61. Mutezile'nin doğuşunda Yahudilerin baz ı tesirleri olmuştur. Tarih Bağdad. Said al. XIII. s. 56 /M. C. John ş ark kilisesinin en ünlü ve en 126 Bk. Bundan sonra bu vazife. s. 129 Bk. 199. 218 /M. İslam devletinin hudutlannın genişlemesi ile bu devletin tab'as ı haline gelen Hıristiyan toplumuna bazı imtiyazlar tanınmış . IV. C. 64 /M. C. 131 Bk. o ğlu St. H ıristiyanlığın tesirine nispetle küçümsenecek derecededir. John of Damascus mad. H. Man s ûr'u kendisinin özel sekreterli ğine. Tarihu'l Umen. hattâ bunların bilgi ve tecrübe bakımından ileri gelenleri. VI. Fakat bu tesir. Brockelmann. C. ona ş ark kilisesinin en büyük do ğmatiği şöhretini kazandırmış . II. s. 148-149. John yaptığı ilmi çalışmalar meyanında yazdığı "Bilgi Kaynağı" adlı risalesi. Tabari. H. Bu eser üç kısımdır: Birinci kısımda Aristo'nun fikirleri teolojiye tatbik edilmekte. Kahire 1332/ 1913. Kılfe'li bir yahudi boyacısı idi126. John of Damascus (Yahya veya Yuhanna'd-Dima şki)'a intikal etti. yahudi Abdullah b. Ibnu'l-Esir. 127 Bk. devletin en yüksek kademelerine dahi tâyin edilerek kendilerine önemli mevkiler sa ğlanmıştır. yâni bu gün hususi kalem müdürlü ğü diyebilece ğimiz çok önemli bir makama tayin etti 128. C. genel olarak bu tarih. Rum H ıristiyanlarından S ergun (Sergius) b. 23. Ahmed K Ali abllatib al-Ba ğdLidi. Sebe'in koyu taraftan al-Mugire b. Emul. 17. İbn Kuteybe'den rivayet edilen bir habere göre. anı lan eser. Esir. Biraz önce de söyledi ğimiz gibi. üçüncü kısımda ise. Sabas manast ırına çekilmiş ve geri kalan ömrünü dini ve teolojik eserler yazmakla geçirmiştir. Dr.(Ölm. H. ölümü hakkında kesin bir tarih tesbit edilememi ştir. eseri daha sonraları çok me şhur olmu ş ve müteaddid defalar Latinceye tercüme edilmi ştir. 79.

Muhammadanism. H. bu asırda müslümanlarla hıristiyanlar aras ında cereyen eden münaka ş a ve münakaşaların mahiyetini bize göstermesi bak ımından önemlidir Emevi devletinin ilk devirlerinde yap ılmasında bir sakınca görülmeyen. hattâ baz ı hallerde bizzat Halife tarafından te şvik ve te'yid gören bu gibi münaka ş alar hernekadar bir müddet için durdurulmu şsa da. ş ark Hıristiyan âleminde de en büyük bir Kelâm bilgini olarak göze çarpmaktadir" 3 . Nefhu't-Tib. 135 Bk. C. St. Islâm Ansiklopedisi. T.Ah t a l'in Emevi saraylar ına kadar girme ğe muvaffak olup. New York 1951. London 1932.8. John'un yazm ış olduğu eserleri aras ında Hıristiyan dinini savunan ve bir müslüman arapla bir h ıristiyamn karşılıklı muhavere ve münakaş ası şeklinde kaleme alınmış olan bir eserin mevcudiyetinden de bahsetmektedir 137 ki. 136 Bk. H. Mc Giffert. Bu hususu. "Allah" maddesi. 899-900. yazmış olduğu eserlerin ço ğundan anlamak mümkündiir 134. Mc Giffert. A. C. H. Onun mensup olduğu "Rum Ortodoks Kilisesi tarafından işlenip ortaya konulan ve bilhassa kendisi tarafından tedvin edilmiş bulunan Allah akidesi. 138 Bk. Keza Mc Giffert bu konuyu incelerken. 37 . 111. O. s. 137 Bk. 134 Bk. hattâ bu saraylar ın resmi ş airi sıfatını almış ve özellikle Ye zi d b . İstanbul 1950. s. T. daha sonraları bu münakaş aların tekrar ba şladığı ve özellikle Halife M e' m ün (Ölm. Weir de biraz değişik bir ifade ile teyid etmektedir" 6. A. A. Encyclopedia of Religion and Ethics. ayni eser. Muâviye'nin. bu eserlerinde dini inançlar ını büyük bir titizlikle savunurken daha çok akli istidlâl yollarına tevessül etti ve felsefi metodlarla dâvas ım kazanma ğa çahştı . 308. Emevi hanedan= dü ş manlarına karşı savunmada büyük ölçüde ona itimad etmi ş olması. Kahire 1279 /1862. 826) ile al-Attâbi aras ında isâ (A S ) hakkın da şiddetli bir münaka şanın cereyan etti ği zikredilmektedir 138 .153. H. C. Onun zamanında Ortodoks Kelâm sisteminin zirveye ula şmış olduğunu. s. B. 833) zaman ında bütün şiddetiyle devam etmiş olduğu görülmektedir. C. 218 /M. John'un talebesi E bû Kurra (Ölm. "Nefhu't-Tib" adli eserde Me'mün'un huzurunda Harrân rahibi ve St. Weir. Macdonald. Keza. 331. C. VIII. A History of Christian Thought Early and Eastern. andan eser. Ebu'l -Abbâs Ahmed al-Makkari. C. s. I. s. 211 /M. D. daha önce me şhur Hıristiyan ş airi al. bu devirde müslüman—hıristiyan münasebetlerinin kuvvet derecesini gös133 Bk. 368.muhterem ş ahsiyetlerinden biri oldu ğu gibi. Mc Giffert. müslümanları Allah'ın basit isimlerinden O'nun sıfatlarını araştırmağa seveketti"" 5 . 310.

s. 181. C. 38 .teren diğer bir örne ği te şkil etmektedir 139 . böylece onun da H ıristiyan asıllı oldu ğu anlatılmak istenmektedir. Muslim Theology. M akriz rnin kaydetti ğine göre. kanâatimizce münaka ş aya de ğer bir mevzudur. Mısır 1324-1326. al-liedu'lFerkl. kendisine "Gaylân alKıpri. islâmiyette "kader" konusunda ilk defa konu ş amn Iraklı bir hıristiyan iken müslüman olan. Tritton. 139 Bk. S. Bu itibarla. bu fikri Ebû Yfınus Senseveyh (al. s. A. Çünkü her ş eyden önce bu fikirleri nakleden kaynaklarda göze çarpan husus. böyle bir tesiri icra etme ğe kâfi gelece ğinde şüphe yoktur. s. Bütün diğer faktörler nazara al ınmasa bile. 142 Bk. Kader konusunda ileri sürülen bu çe şitli görü şlerin doğruluk derecesi. 166. 76." adını vermektedir 144 ki. bu gerçe ğin ışığı altında hakli bulmamak mümkün de ğildir. bir tevâfuk vard ır. Bunlara ilâveten. İbn abd Rabbih. C. C. bu konuda söylemi ş olduğu meşhur bir şiirinden de anlaşılmaktadıri". 117. Ayrıca kendi râvisinin de ibadilerden oldu ğu söylenmektedir" A'ş â'nın kaderiyeci oldu ğu.Esvâri) ad ında bir hıristiyandan almıştır'42. 205. -Ferec ahisfahâni. s. 699). Fakat gerçek şu ki. me şhur arap ş airi al A' ş â kaderiyeci olup. al-Hitat. 144 Bk. 143 Bk. Kitâbu'l-Maârif. bir H ıristiyan tesirinin mevcudiyetini söyleyenleri de. 157. London 1947.Makrîzî. I. İ bn Nub â t e ise ba şka bir görüş ortaya atarak. ayni eser. IV. 141 Bk. bunlar ın daha sonraları yazılmış eserler olmas ıdır. s. 207. XIV. Kahire 1293/1876. sonra da irtidad eden bir ş ahıs olduğunu ve Ma'bed'in de bu fikri muhtemelen ondan alm ış olacağını söylemektedir 143 . al-Agani'de zikredildiğine göre. Kahire 1278 /1861. s. Kahire 1323/1905. müslümanların hıristiyanlann tesiri alt ında kaldıklarına ve bunların bazı fikirlerini alıp İslâmiyete soktuklanna dair daha birçok varyantlar mevcuttur. 80 /M. İslâmiyette "kader" meselesini ilk defa ortaya atan Ma'be d al-Cuhani (Ölm. İbn Kuteybe de Ma'bed'den sonra kader konusunda en büyük yeri i ş gal eden G a yl ân ad . H. C. İbn Nubâte Serhu'l-Uyün Şerh Risâlet İbn Zeydân. Hıristiyanlarm istitâa (güç) ve irâde hürriyeti gibi konulardaki görüşleriyle. al-Isfahani. John ve onun talebesi Ebû Kurra gibi H ıristiyan Ortodoks Kelâme ılarımn müslümanlar arasında bulunması. 140 Bk. VIII.D ima ş krnin kıpti olduğunu söyleyerek. bu fikri Hira'da oturan Nasrâni ibadilerinden alm ış tır. İbn Kuteybe. Sonra büyük bir ihtimalle Kaderiyeciler. Kaderiyecilerin bu meselelerdeki görü şleri aras ında büyük ölçüde bir uygunluk. al. 54. sadece St. al-Agâni. dü şmanları tarafından Hıristiyanlara taklidle ve onlar ın tesiri altında kalmakla da kasden itham edilmi ş olabilirler.

132 vd. 13. 149 Bk. İşte bundan dolayı garp bilginleri. Fakat daha sonra bu tesirlerin Mutezile'nin do ğuşunda ne derece etkili oldu ğunda mübalâğa edilmemesi ve bu hususta ifrata kaç ılmaması gerekti ğini de söylemekten kendisini alam ıyor 148 . Macdonald.. 147 Bk.. Bizzat Halife Me'mûn'un huzurunda Mutezile alimleri ile St. te'vil ve tefsir 145 gibi bazı konularda onların tesiri altında kalmış olması muhtemeldir. Zuhdi Hasan Cârullah. Çeviren Dr. Çünkü o as ırda kilise babaları. A Literary History of the Arabs. Dr. Bu konuda me şhur ş arkiyatçı bilgin T. Jurisprudence and Constitutionel Theory. s. Duha'l. C. Suriye'nin müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra Mutezile'ye de geçmi ş olabilir. Mutezile'nin genel olarak St. John'un ve özellikle onun halefi Ebû Kurra'n ın bazı fikirlerini almış veya kader. Nicholson. Safvân' ın Cennet ve Cehennem'in ebedi olmadığı gibi. T. gerek St. J. Ona göre Mutezile. New York 1903. Yunan teolojisinin. özellikle irade ve ihtiyar gibi meseleler üzerinde ilk konuşan müslümanların bunları Hıristiyan ' 46 hocalarından ö ğrenmiş olmaları gerektiğini söylerken. muhtemelen onlar ın bu konudaki dü şünceleri. s. s. 31-32. John ve gerekse onun halefinin görü ş leri aras ında büyük bir benzerlik vard ır.Durum bu zaviyeden incelenecek olursa. London 1907. B. s. 150 Bk. Macdon al d'da bu dü şünceyi teyid eden bir mütalaa yürüterek. Ayni eser. 26-31. 39 . adlı eserden naklen. Çünkü Mutezile'nin bu hususlardaki görü şleri ile. irade hürriyeti. 344 vd. böyle bir tesirin mevcudiyetinden ısrarla bahsetmi ş olacaklardır. anılan eser. John of Damascus'un me şhur talebesi Ebû Kurra aras ında dini konularda şiddetli münaka ş a ve mücadelelerin cereyan etmi ş olduğunu biliyoruz. Bu itibarla. D. irade hürriyeti ve Allah'ın ezdi sıfatları hususunda daimi bir mücadele halinde idiler. de Beor. John ve onun talebesi Ebû Kurra'n ın tesiriyle do ğmuştur 149 . 148 Bk. s. İslamda Felsefe Tarihi. J. Von Kremer bu görü ş e delil olarak Cehennem azab ının inkarı konusunda kilise babalarının görüşleriyle "°. Mutezile f ırkasının da bu yabancı tesirlerin dışında kalmadığı. genel olarak İslam düşüncesi üzerinde Hıristiyan düşüncesinin büyük bir etkisi bulunduğunu. ehlinin de hareketlerinin sonlu oldu ğu yo145 Bk. Bu fikri destekleyen di ğer bir ş arkiyatcı da Von Kr emer'dir. Yaşar Kutluay. 146 Bk.İslâm'dan naklen. İslam Kaderiyecilerinin geni ş ölçüde Yunan teolojisinden faydalanmış olduklarını söylüyor 147 . Ahmed Emin. hattâ bu fırkanın do ğuşunda bu etkilerin büyük bir rol oynam ış olduğu kendiliğinden meydana ç ıkmış olur. Prof. 220-221. Development of Muslim Theology. s ıfat ve isimlerin nefyi. Cehm b. özellikle bu kültürü temsil eden St. I. Ankara 1960. Kahire 1357 /1938. de Bo er. s.

s. C. İbn al-Hanbeli. Emeviler tarafından yakalanarak öldürülmü ştür. oldu ğunu ileri süren Ca'd b. I. Dirhem (Ölm. anılan eser. Daha Mutezile'nin bir sistem olarak do ğuşundan önce. 159. Kahire 1939. müslümanların daha önce söyleme ğe cesaret edemedikleri birtakım görü şlerle ortaya çıktılar. Kelâm Sa yaşları. anılan eser.Kasri tarafından Halifenin emriyle öldürülmü ştür. mil fi't-Tarih. Allah' ın sıfatları. İbn Nubâte. s. Bilindiği gibi Mutezile mensupları . IV. Sezerâtu'z . İbn Kuteybe. s. İbn Nubâte. 128 /M. Safvân aslen Horasanh idi. 169. ayni eser. Fecru'l s. S afv ân (Ölm. Te'vil Muhtelefi'l-Hadis. 156 Cehm b. İbrahim'in "Halilullah" ve Mûsa'nm da "Kelimullah" sıfatlarını inkâr etmesinden dolayı. igeisetu'l -Lehfân. al-Ba ğdadi. Tritton. 152 Bk. s. Serhu'l-Uyün. 169. C. C. İbn Hazm. yukar ıdaki sözüne ilaveten. İstanbul 1932. s. C. İ bn Hazm. 40 . Rivayete göre bir müddet de al Hâris b. s. Kader ve Kur'an' ın mahlük olup olmadığı meselesi günün konusu haline geldi. Şerefeddin. Kahire 1317-1321. 745) bu konuda ve daha birçok konularda onu takip etti i". Oldürülüşü hakkında çe şitli rivayetler vard ır. s. M. Mecmuas ı. ayni eser. Dirhem bu sözünden dolayı. s. 153 Bk.ş ehristâni. Hişam b. al-Fisal fi'l-Milel. 704. 55. Muhammed'in hocası olduğu ve ona Kur'an'ın yaratılmış olduğu fikrini telkin etti ği söylenir. kurban bayramı hutbesini müteakip mimberden inen Hâlid b. En sonunda Horasan'da Haris ile beraber Emevi'lere kar şı girişilen kıyam hareketine iştirak etmiş olduğundan. ayni eser. 55. Kiife'de ikamet etti ği sıralarda Ca'd b. I. Muslim Theology. 19. s. al-Ba ğdadi. Fakat ittifak edilen nokta. V. al Fark. Gazzali ve Şüphecilik. H. s. 155 Bk. Sureyc'in vezirliğini yaptı. İbn Kayyim alCevziyye.al-Milel. s. 86. Doç. dahili baz ı ideolojilerin de etkisi alt ında kalmış olabilece ği keyfiyetidir. 105-125 /M. I.lundaki görüşü aras ındaki büyük benzerli ği göstermektedir "°. Hâmid al-Faki ne şri. ayni yer. s. Ibrahim Agâh Çubukçu. s. Hz. İşte bu asırda ilk defa Kur'an' ın mahla (yaratılmış). Hıristiyan ve Yahudi dinlerini inceleyen ve bu dinlerle ilgili baz ı itikadi konuları alarak bunları münakaş a mevzuu yapan bu ideoloji sahipleri. Ş am'da ikamet eden Ca'd' ın Mervân b. A. 124 /M. aş. yani "Cennet ve Cehennem ebedi olmakla beraber ehlinin hareketleri son bulacak. I. Kahire 1350 /1931. 159. lezzet veya elemi tanıktan sonra câmid bir cisim halinde ebediyen orada kalacakt ır" ş eklinde kendilerine maletmi şlerdir "2. s. Böylece İslâmiyette ilk defa itikadi konular ciddi bir şekilde tart ışılmağa başladı. Ahmed Emin. s. 128. 83. II. C. 54-55. İbn al-Hanbeli. 0-11. Ali Hasaballah. Darulfilniin hah Fak. anılan eser. insanın yapma gücü ( İstitâa) ve irade hürriyeti gibi mevzular üzerinde fikirler yürütülme ğe başladı 153 . C. A. 87-88. Cehm b. Tritton. H. al-Milel. s. Bk. S. M. Onun fikirlerinin daha çok Horasan'da yay ılmış olduğu söylenmektedir. C. Dirhem ile kar şılaştı ve ondan bazı fikirlerini aldı. Ibn'ul-Esir. s. Abdillah al-Kasri tarafından Kûfe mescidinde kurbanlık koyun gibi boynu kesilmek suretiyle öldürülmü ş olmasıdır. Tafsilât için bk. Burada i ş aret edilmesi gereken husus. 154 Ca'd b. Cehm 156 ayni zamanda. a ş-Sehristâni . Abdu'l-Melik (Hilafet süresi: H. S.Zeheb. Mutezile'nin bu yabanc ı tesirlerin yanı sıra.daha sonralar ı Cehmiye fırkasının bu görüşünü alarak biraz de ğişik bir tarzda. 286-287. 741) oldu 154. Dr. 177. 91. 128. insan ın hiçbir iradesinin 151 Bk. 723-742) zamanında Irak valisi Halid b Abdullah al. sayı : 24.

az-Zehebi. Kendisinin Hasan alBasrrnin meclisine devam etti ği ve başta Amr b. Böylece onun ş ahsında Cebriyye ve ismine nisbetle de Cehmiyye fırkası doğmuş oldu. 98. s. Mizeinu'l. 41 . her şeyin Allah tarafından önceden takdir edilmi ş olduğunu. savundukları prensiplerin. 699) adında birisi oldu ğu söylenir. Diğer bir rivayette de diri olarak çarnuha gerildi ği söylenir. Kaderiyecilerin merkezi olarak bilinen Basra şehrinde 161 Mutezile teolojik bir sistem olarak ilk defa İslam tarihindeki yerini alm ış oldu. Zuhdi Hasan Carullah. 699) söyledi ' 57. 159 Gaylan ad-Dima şkrnin tam ismi. Yezid'in hocas ı bulunan Ömer al-Maksûs (01m.Dim a ş ki 159 Mâ'bed'in yolunu takip etti ve o da kaderi inkâr ederek insanın tam bir irade hürriyetine sahip oldu ğunu. s. 161 Bk. Ahmed Emin. anılan eser. 166. İşte böyle çelişik cereyanlarm çarp ıştığı bir as ırda. Fecru'l -İs/dm. Ibn Nubâte. Kahire 1300 /1882 . Ki- tılbu'l -Maarif. s. Tritton. Fakat Halife Ömer k Abdülaziz'in ölümüyle tövbesini bozarak tekrar eski inancma dönen Gaylân. Ebil Mervân Geylân b. 207. genellikle biraz önce de ğindiğimiz sistem157 Ma'bed al-Cuhani. 80 /M. bu konuda ilk sözü söyleyenin Ş am'da ikamet eden ve Halife Mu â v iy e b. Ahmed Emin. Kendisi Hi şam b. 285. II. kendisinin Halife Abdulmelik b Mervan'ın emriyle Haccac tarafından çarmıha gerilmek suretiyle öldürüldü ğü rivayet edilir. Böylece de "Kaderiyeciler" adı verilen sistem vücut bulmu ş oldu. Kahire 1325 /1907. Fakat kader'le ilgili münaka ş alar büyüyüp. 158 Bk. kader konusunda bizzat imtihan ettiği. 59. s. Ubeyd olduğu halde Basra'h birçok müslümanların kendisine tabi oldu ğu söylenir. ayni varyantta bu adam ın Emeviler tarafından Halifeyi ifsad ithamiyle öldürüldü ğü zikredilirm Daha sonra da Gayl ân ad. al-Hafız Şemseddin az. al-Makrizi. S. 181 vd. Diğer bir rivayette ise.mevcut olmadığını. 285. 80/M. Miziinu'l -. 157-158. kulun takdir edilen fiili yapma ğa mecbur oldu ğunu da iddia etti. al-E ş'as ile beraber devlete kar şı kıyam hareketine i ştirak gibi siyasi bir suça istinat etti ği zikredilir Bk. C. s.İ ' tidal fi Nakdi'r -Rical. 55. Te'vil Muhtelefi'l Hadis. 160 Bk. Kahire 1344. Halifenin kendisini öldürmek istemesine ra ğmen tövbe etmek suretiyle can ım kurtarmış olduğu da rivayet edilmektedir. C. Affân'm kölesi idi. anılan eser. ayakları kestirilmek suretiyle öldürülmü ş. s. 34. al-Hitat. içinde bulunduklar ı çeşitli fikri cereyanlarm büyük ölçüde etkili olduğunda şüphe yoktur.A. H. Yine bu asırda kader meselesi hakkında ilk sözü M a'b e d al Cuh ani (Ölm. kendi fiil ve hareketlerini yaratma kudretini haiz bulundu ğunu ileri sürdii° 6°. Ibn Kuteybe. s. 183. Ba şka bir rivayette ise öldürülmesinin. Ibn Kuteybe. Babas ı Osman b. anılan eser. Muslim'dir. s. III. s.. Abdülmelik'in hilafeti s ırasında Şam'a geldi. Abdülaziz'in kendisini huzuruna ça ğırıp. Bk. Halife Hi ş am tarafından elleri. IV. Bu gerçe ği açık bir şekilde teyid eden husus. müslümanlar arasında fitne ve ayrılmalar yaratmağ a başlayınca. H. C. Ilk defa bu konuyu Basra'da ortaya att ı.Vadeli. Daha önce de Halife Ömer b. sonra da Şam kapısında çarımha gerdirilmi ştir. s. Bu fırkanın doğuşunda. Abdurrahman b. Fecru'l —islam.Zehebi.

Bunun bir sonucu olarak ta müslü162 Bk. hattâ baz ı istisnalar bir tarafa. İslam dini ve akidesini yabanc ı din ve cereyanlara kar şı savunma gayretinde aramak lazımdır. İslam Medeniyeti Tarihi. Böylece onlardan bir kısmı inanmadığı halde Islamiyeti kabul etmi ş olarak göründü.Fark. Kendilerini tahtlarından ve dinlerinden eden müslümanlara büyük bir kin ve nefretle bakma ğa ve onlardan ilk fırsatta intikam alma yollarını araştı rmağa başladılar. 164 Bk. al-Fisal fi'l -Milel. Ona birtakım vasıflar verildi. 22 vd. ayni zamanda islam'dan önceki İran'ın sınıf nizamını ve dinini de kaybetmiş oldu. s.lerin. Peygamber'in gerçek varisi ve nassla tayin edilmiş halifesi oldu ğu iddia edilerek. 163 Bk. özellikle S t . Islam devletinin siyasi bütünlüğünü yıkmak ve İslam dini ve akidesini de ifsad etmek amaciyle türlü vesile ve metodlara ba şvurdular. ondan bu hakk ı alanlar veya ona karşı gelenler tekfir edildi 164 . Mesela onlar kader meselesinde tamamiyle Kaderiyecilerin görü şlerine iştirak ederlerken. C. bu görüşlerin karışımından meydana gelmiş olmasıdır. Mutezile'nin do ğuşuna tesir eden âmillerden birini de.Ba ğdâd'i. C. İslam fütuhat ı karşısında uğradıkları bu yenilgeyi kolay kolay unutamad ılar. Fakat daha önce temas etmedi ğimiz İranlıların. Fakat bir zamanlar Cahiliyye ça ğı araplarını Irak ve Yemen'de hakimiyetleri alt ına almış ve daima kendilerini araplardan üstün bir ırk olarak görmü ş olan Farslar. özellikle Kaderiyye'nin gerçek varisi olarak nitelendirmek mümkündür. 115. s. sadece eski ş an ve şöhretini kaybetmekle kalmadı . S eb e gibi. Bu itibarla Mutezile'yi bu iki sistemin. görü şlerine uygun olarak. John ve Abdullah b . 190. <- 42 . s. Cehmiyye'nin birçok prensiplerini almakla beraber. H z. al-Hitat. IV. İslam toplumu ve düşüncesi üzerindeki etkilerinin. di ğer yabancı unsurlara nispetle daha tehlikeli ve daha y ıkıcı • olduğunda şüphe yoktur. Odun. Biz daha önce Hıristiyan ve Yahudi dinlerinin İslam toplumunda oynadığı büyük rollerden. al-MakrIzi. Ali'ye ba ğhhk ve muhabbet kisvesi alt ında ilk "teşeyyu" hareketi ba şladı. hileye başvurmanın hedefe ula şmak için en emin ve en kestirme bir yol oldu ğu hususunda ittifak ettiler. Barthold. s. bu din mensuplar ının İslam dü şüncesindeki önemli etkilerinden ve sebep oldukları zarar veya faydalardan ana hatlariyle bahsetmiştik. İ bn Ha z m'inde i ş aret ettiği gibil63. İbn Hazm. II. Kısa bir süre içinde büyük İslam imparatorlu ğunun bir eyaleti haline gelen %dini devleti. Ehli Beyte büyük bir sevgi gösterisinde bulunuldu. sadece "cebr" konusunda onlardan ayrılmışlardır. al. W. al. Eski Zerdüşt dini yerine islamiyetin getirdi ği yeni Monotheizme (Bir Allah'a inanış) akidesi kaim oldu' 62. 43 vd.

manlar aras ında büyük tart ış ma ve ayrılmalar ba ş gösterdi. Aralarındaki birlik ve düzen bozuldu. İ slam akidesi büyük bir sars ıntı geçirdi. Dinde olmayan birtakım bat ıl inançlar dinin esasları gibi gösterildi. Bazı müslümanların "zanadıka" adı altında topladıkları bu cereyan sahipleri, gerçekten İslâmiyet için büyük bir tehlike arzetme ğe başlamıştı . Bunlara kar şı mücadele etmek ve saf İslam akidesini her türlü bid'at ve sap ıklıkların tehlikesinden korumak gerekiyordu. İşte ilk defa bu hakikati gören Mutezile fırkası oldu. İslâmiyeti tehdid eden bu büyük tehlikenin hangi kanallardan geldi ğini ve hangi kaynaklardan beslendiğini başkalarından önce ke şfeden bu fırka mensuplar ı , doğu şlarının en önemli sebeplerinden biri oldu ğunda şüphe etmedi ğimiz büyük bir mücadeleye giri şti. Bu konuda birçok prensipler vazedildi; birçok eserler vücuda getirildi. Telif edilen bu eserlerin ço ğu, daha çok Rafizilik, Meefısilik, Cebriyye, Seneviyye, Naturalist ve Materyalist gibi sapık cereyanlara kar şı bir reddiye şeklinde kaleme al ındı . Görülüyor ki onlar, as ıl tehlikenin Hıristiyan ve Yahudi kaynaklarından ziyade, Farslardan geldi ğine inanıyorlard ı . Bu itibarla Mutezile mensuplarının, İslam akidesinin müdafaas ı hususunda yapt ıkları meş hur münazara ve münakaş aların ekserisinin, büyük has ımları Farslarla olduğunda şüphe yoktur 165 . Çağda ş bilgin Ahmed E min'de bu görü şü teyid ederek, Mutezile'nin do ğuşunun sırf islâmi sebeplere dayandığını, Von Kremer'in iddia etti ği gibi, Yunan ilâhiyat ının tesiriyle olmadığını söylemekte ve buna delil olarak itizâl prensiplerinin ekserisinin H ıristiyanlara kar şı de ğil, fakat Farslara reddiye olarak vazedilmi ş olduğunu zikretmektedir'". Bu mukaddes mücadeleye kat ılan Mutezile mensuplar ının başında şüphesiz bu fırkanın kurucusu V â sil b . At â geliyordu. Onun muhalifleriyle yapt ığı münazaralarm yan ı sıra, bu konuda birçok eserler verdi ği ve mesela Maniliğe karşı yazdığı "al-Elf Mesele fi'r-Redd aleelMeıneviyye" adlı eserinin sadece birinci cildinde seksenden fazla meseleye temas etti ği zikredilir 167 Bu görüşü teyid eden Mutezile'nin ikinci ş ahsı Amr b. Ubeyd de, Gulk- ı Sia, Hariddik, Zanadika, Natfı ralist ve Materyalist gibi sap ık cereyanlara hâkim olan görü şleri en iyi şekilde bilen, bunlara en iyi ve en susturucu reddiyeleri verebilen yegane ş ahsın Vâsıl olduğunu söylemektedir" 8 .
165 Bk. Zuhdi Hasan Cârullah, anılan eser, s. 38. 166 Bk. Ahmed Emin, Dulıa'l —islam, C. I, s. 346. 167 Bk. Ahmed b. Yahya b. al-Murtadâ, al-Munye va'l-Emel, s. 21 vd, Haydarabad 1316/1902. 168 Bk. İ bn al-Murtadâ, ayni eser, s. 18.

43

Vâ s ı l, inandığı bu mücadeleyi sadece memleketi olan Basra'da yapmakla yetinmiyordu; ayni zamanda taraftarlar ını gurup ve heyetler halinde ba şka memleketlere gönderdi ği gibi, kendisinin de hazan bu seferlere kat ıldığı ve İslam imparatorlu ğunun çe şitli bölgelerinde karşılaştığı muhalifleriyle yaptığı münazara ve münaka ş alar neticesinde, onlardan bir ço ğunu savunduğu prensiplere inand ırma ğa muvaffak oluyordu 169 . Vâsıl'dan sonra, onun çizdi ği yöl üzerinde yürüyen ve onun metoduyla mücadeleye devam eden di ğer Mutezile büyüklerinin de bu konudaki ba ş arıları büyük olmuştur. Reisleri Vâs ıl gibi, muhalifleriyle yaptıkları me şhur münazaraların ve elde ettikleri büyük ba ş arıların yanı sıra, bu konu ile ilgili olarak birçok eserler de vücuda getirmi şlerdir. Bu cümleden olarak, Ebu'l Hüzeyl al-Allâf' ın altm ıştan fazla eser yazdığı 10 , Bi ş r b. al- M u't e mir'in s ırf muhaliflerine ve din dü şmanlarına karşı telif etti ği bir risalenin kırkbin beyti ihtiva etmi ş olduğu, "' Peygamber'in risâletinin en büyük savunucusu say ılan C âh ı z'ın da 172 muhaliflerine reddiye olarak sekiz ve itizâl prensiplerini savunan alt ı büyük eser telif etti ği 13 zikredilir Mutezile mensuplar ının bu alandaki hizmetleri gerçekten say ılarmyacak kadar çoktur; onlar ın, bu hizmetleri ifâ ederken giri ştikleri büyük mücadele, genellikle İslam akidesini ve inand ıkları itizâl prensiplerini düşmanlarına karşı savunma amacını güden iki esaslı noktada toplan ıyordu. Onlar İ slam dini ve akidesini savunurlarken hernekadar Meeûsilik, Cebriyye ve Zanadıka gibi sapık cereyanlara daha çok önem vermi ş olarak görünüyorlarsa da, gerçekte onlar ın bu mücadelesi daha umumi bir mâna ifade ediyor, Yahudilik veya Hristiyanl ık gibi İslam düşüncesi ve akidesi üzerinde zararl ı olabilecek her türlü cereyam da içine al ıyordu. Câhız'ın Hıristiyan ve Yahudilere reddiye olarak yazd ığı eserler, bu görüşü teyid eden birer belge mahiyetindedir 174. itizâl prensiplerinin müdafaas ına gelince, Mutezile'nin bu konu üzerinde büyük bir titizlikle durdu ğunu görüyornz. Onlar kuvvetle inand ıkları prensiplerini harici tehlike ve hücumlara kar şı şiddetle müdafaa ederlerken, ayni zamanda kendi bünyeleri içinde de herhangi bir iç kıpırdamş a veya
169 Tafsilat için bakm ız: Yâkût al-Hamavi, Mu'remu'l-Udebâ, C. XIX, s. 249, Kahire 1357 /1938; İbn al- Murtadâ, al-Munye, s. 19-21, 26, 51. 170 Bk. İbn al-Murtadâ, al -Munye, s. 25. 171 Bk. İbn al-Murtadâ, ayni eser, s. 30. 172 Bk. al-Hayyât,
al-İntisar, s. 154. 173 Bk. Yâkût al-Hamavi, ayni eser, C. XVI, s. 107-110.

174 Bk. Yâkût al-Hamavi, ayni eser, C. VI, s. 107-108.

44

vazedilen genel kurallara ayk ırı bir dü şüncenin meydana çıkmasına asla müsaade etmemişlerdir " 5 . İ bn ar R av en di (01m. H. 293 /M. 905), İ bn Hâit ve F adl al- H az za' gibi ba şlangıçta itizal prensiplerini savunan kimselerin, sonradan bu prensiplere ayk ırı birtakım görüşler ileri sürmelerinden dolayı Mutezile toplulu ğundan atılmaları, bunların hiyânetle, hattâ "mulhid" olmakla suçlandırılmaları , bu gerçe ğin bariz örneklerinden biridir° 76 . Diğer taraftan Halifelerin, İslam dinini yabancı ideolojilere kar şı savunma hususunda büyük ölçüde bu fırka mensuplarına itimad etmiş olmaları, onların bu alandaki büyük hizmet ve de ğerlerine delâlet eden ba şka bir örne ği te şkil etmektedir 177 . Mutezile'nin, bu mücadeleyi yaparken, zaman zaman büyük güçlük ve imkansızhklarla kar şılaştığını , hattâ bu u ğurda hayat ını bile kaybedenlerin bulundu ğunu ve hasımları tarafından kendilerine, söylemedikleri veya inanmad ıkları birtakım söz ve fikirlerin isnad edildiğini bizzat kendi kaynaklarından ö ğreniyoruz. Mesela, Caluz'm Mutezile'nin fazilet ve hizmetlerinden bahseden ve ayni zamanda Raf ızilere 178 bir reddiye mahiyetini ta şıyan "Facrilatu'l -Mu'tezile" adlı eserine karşıt, İ bn R av en di'nin yazdığı ve "Facrihatu'l -Mu'tezile" adlı eseri bile, bu fırkanın karşılaştığı güçlükleri ve ona isnad edilen kas ıtlı görüşleri anlatma ğa kafi gelir. Daha sonra da, al- H ayy ât (01m. H. 300 /M. 912)'ın İbn ar -Ravendrye bir reddiye olarak yazd ığı "Kitâbu'l - İntisâr" adlı eseri, Mutezile'nin İslam akidesinin savunulması hususundaki de ğerli hizmetlerinden ve muhaliflerine kar şı giriştikleri büyük mücadelelerden en iyi ş ekilde bahseden ve bunlar ı en açık bir şekilde belirten kıymetli bir eser olarak göstermek mümkündür. 3— Felsefi cereyanların tesiri: Yabancı din ve inançlara kar şı İ slam akidesinin savunucusu olarak ortaya at ılan Mutezile'nin, bu görevi hakkiyle yerine getirebilmesi için karşılaştığı başka bir güçlüğü daha yenmesi gerekiyordu. Bu da ça ğdaş bilimlerin, özellikle felsefi cereyanlar ın yaratt ığı duruma intibak zorun175 Bk. İbn an-Nedim, al-Fihrist, s. 255, Kahire 1344; al-Hayyât, 92, Beyrut 1380 /1961; al-Hayyât, ayni eser, s. 102, 149; Adam Mez, al-Hadaretu'l Arapçaya çeviren: M. Abdulhadi Ebû Ride, C. II, s. 97-98, Kahire 1947 /1948. 177 Bu konu için bk. Ebû Osmân Amr b. Bahr

s. 65.

176 Bk. İbn al-Murtadâ, Kitâb Tabak& al-Mutezile, Susanna Diwald -Wilzer ne şri, s.

al-Beyan ve't-Tebyin, Abdusse-

lâm M. Hârun neşri, C. I, s. 25-26 vd, Kahire 1367-68/1948-49; İ bn Abd Rabbih,

Feda, C. I, s. 207, 218; İbn al-Murtadâ, al-Munye, s. 42. 178 Bk, al-Hayyât, ayni eser, s. 105-106.

45

Bu okullarda ayrıca teolojik meselelerin de incelenmesine büyük bir yer veriliyor ve aklın ışığı altında bunların halledilmesine çalışılıyordu. Emile Br6hier. Iran. müslümanlar fethettikleri bu yerlerde çe şitli din ve kültürlerle kar şı karşıya gelmişlerdi. 181 Bk. ihtirassız. İslam fütuhat ı gelişip birçok ülkeler İslam imparatorlu ğunun birer parças ı haline gelince. Daha önce de söyledi ğimiz gibi. Hilmi Ziya Men. 182 Bk. Süryani ve Hint kültürü biliniyordul". s. 47. Bu bölgelerde bilimsel araştırmalar için yüksek okullar tesis ediliyor ve buralarda felsefe ve fen dersleri gibi akl ı ve tecrübi ilimler okutuluyordu. 180 Bk. 102. s. O. M. Kahire 1954. and-i Atik'in telâkkisine uymakla beraber ondan 179 Bk. Daha müslümanların Mısır. anzlan eser. S. eski filozofların eserlerine bihakkm vak ıf olmuş kimselerdi. s. Ord. Bu okul. Eflâtun'dan mülhem olarak. Allah' ın bütün varhklarm en hay ırlısı veya ilk hayır (hayrı evvel) olarak vasıflandırmakta 182 ve kainatın ilk sebebi olarak ebedi.luluğu idi. 40 vd. felsefenin daha fazla teolojik olmas ı meselesi üzerinde kuvvetle durmaktadır. Istanbul 1935. Ord. Irak ve Iran topraklarını işgalinden önce bu ülkelerde Yunan. Hilmi Ziya Illken. t ıp ve kimya gibi müsbet ilimlere önem verilmi ş olarak görünüyorsa da. 64. Abdülhalim an-Neeehr. Philon. Zuhdi Hasan Cârullah. burada hernekadar daha çok astronomi. İstanbul 1948. dünya fenomeninin çok üstünde bir Tek Allah akidesi fikrini ortaya atmaktadır. Arapçaya çevirenler: Dr. Hıristiyan tefekkürünün ilk büyük merkezi sayılıyordu. 46 . Prof. İslam Medeniyetinde Tercümeler ve tesirler. Suriye. Tabii olarak Bizans kültürünün tesirinde kalan bu ülkelerde geniş ölçüde bir ilmi hareket göze çarp ıyordu. islamiyetin do ğuşundan biraz önce. de ğişmez. Prof. daha önceleri bu okulun büyük bir teolojik harekete sahne oldu ğunda şüphe yoktu. 104 vd. eski medeniyet ve kültürün temsilcisi olup büyük ölçüde felsefi ve aldi bilimlere nüfuz etmi ş . daha önceki filozoflarda mevcut olan Tek Tanrıcı bir temayüle sahip olmakla beraber. İskender İmparatorlu ğu'nun y ıkılmasından sonra Atina'daki alimlerin Mısır'a Batlamyus Soter tarafından davet edilmeleriyle te şekkül eden İskenderiye okulu. 20 /M. kurulu şundan sonra birçok istihâleler geçirmiş tilso. 40) geliyordu'". Yhsuf Müsa ve Dr. Onun bu felsefi monoteizm anlayışı. Uyants Devirlerinde Tercümenin Rolü. Bu hareketin ba şında ise. al-Arâu'd-Diniyye ve'l-Felsefiyye li Philon al-iskenderi. Hâkimiyetleri altına aldıkları yabancıların çoğunluğu. Çünkü Mı sır ile Suriye Şarki Roma İmparatorluğu'nun ve kültürünün varisi sayılan Bizans İmparatorlu ğu'na tabi birer eyalet halinde idi. Yahudi dinini felsefeyle telif etmek isteyen büyük Yahudi filozofu Philon (M. Eflâtun'cu ekol'e ön planda yer verildi ği İskenderiye okulunda o. s.

363 de İranlılar tarafından kurulan Ruha (Urfa) okulu ile Helenizmin Asya içlerine sokulmas ı sağlanmış oldu. hattâ burada bulunan bilginlerden birisinin Halife M a n sûr' u tedavi etmek üzere H. Diğer önemli bir kültür merkezi de. Prof. t ıp ve kimyaya ait bazı tercüme eserler isnat edilir"'.S. anılan eser. I. andan eser. Müslümanlar aras ında hızla gelişen bu ilim hareketlerinin sonucunda Basra ve Kûfe birer kültür merkezi haline geldi. Nihayet M. İskenderiye'de zuhur eden bu felsefi ve teolojik cereyan ın akisleri Suriye okullarında da görüldü. Yunani bilgilerle u ğraş an Y e zi d I. 'in o ğlu Hâ li d (Ölm.. Burada Süryâni dilinin yanında Yunanca da mecburi olarak ö ğretiliyordu°". Philon. mutlak hakikati. Bu okulun çok uzun bir müddet ya ş adığı.neş 'et etmemektedir. s.S. s. 71-72. Müslümanlar daha Emeviler devrinde bu kültürlerle ilgilenme ğe başladı . Berthold. Ibrahim Agâh Çubukçu. Daha sonra Nusaybin (kurulu şu: M. Burada da yeni Eflâtuncu ve Pythagoras'cı felsefe okutuluyordu. Hintçeden ve Süryâniceden Pehlevi diline birçok eserler tercüme edildi. 85 /M. ilk sebeb'in mutlak birliği. Özellikle teolojik meselelerde büyük bir rol oynayan ve Yunan ilimlerinin merkezi haline gelen Antakya okulu (kuruluşu: M. Hint ve Yunan kültürünün Iran'da süratle yay ılmasında büyük etkileri oldu. H. 765 de Ba ğdad'a davet edildi ği ve daha sonra da Abbasi halifeleri tarafından bu gelene ğin devam ettirildi ği rivâyet edilir186 . 186 Bk. andan eser. 270) bunların başında geliyordu. Doç. 320) okulunun kuruluşu ile Yunan ilimleri yeniden Kuzey Suriye'de canland ı . C. II. De Lacy O'Leary.S. Cemel ad -Din Ebû'l -Hasan al Ilıblir al . ebediyeti ve de ğişmezliğidir'n". s. Burada ö ğretilen bilimler içinde E fl â t un felsefesi ve hitâbet sanat ı önemli bir yer i şgal ediyordu. Hannâ'l -Feluiri ve Halil al-Cerr. andan eser. Bu okulda ayrıca Aristo felsefesi ve yeni Eflâtuncu dü şüncelerin de okutulmas ı önemli bir yer iş gal ediyorduus. Dr. Kahire 1326 /1908. s. s. "Doktrininin ba şlıca özellikleri. 26-27. 132 /M. 9-10. 227--9 vd. 47 . Massachusete 1948. andan eser. Böylece buras ı çe şitli kültürlerin birle ştiği ve Hıristiyan ve Mectisi dinlerinin de kar şı karşıya geldiği önemli bir kültür merkezi halini aldı . Ya şar Kutluay. H. s.704)'e astronomi. 148 /M. 185 Bk. 749 da 183 Bk. Diğer taraftan bu okulda yap ılan teolojik araştırma ve incelemeler neticesinde Nestûri ve Yakûbî gibi birtak ım Hıristiyan fırkaları teşekkül etti. Harry Austryn Wolfson. 187 Bk. Dr. 531 /578) tarafından kurulan Cundisapur (Cundiş apur) okulunun da. Dr. 6-7 vd. 8. 8. Yunancadan. C.Ulenıti bi Akbar al-Hukemâ. s. Milâdi alt ıncı asırda Kisrâ E nû ş erv an (M. 184 Bk. W. şüphesiz arap fethinden çok önce mevcut olan Harran okulu idi.

s. as. İslam dininin savunucusu olarak ortaya at ılan Mutezile. Pehlevice'den ve bilhassa Süryanice'den Arapçaya bir çok eserler tercüme edildi. Yunan filozoflarının birçok eserlerini okuyan ve onların görüşlerini Mutezile'nin görüşleriyle ba ğdaştırma ğa çalışan Naz z âm olmu ştur 19°. al-Hitat. 232 /M. 189 Bk. bu eserlerden edindikleri bilgilerden geni ş ölçüde faydalanm ışlardır. al-Makrizi.ıntisür. 217 /M. Daha M ans ûr'un halifeli ği zamanında (H.Şehristâni. özellikle Yunan felsefesine kar şı büyük bir ilgi göstermi ş olarak görmekteyiz. 183. s. Me'mun'un hilâfetini takip eden birkaç sene içinde. özellikle Yunan felsefesine duyduklar ı ilgi gün geçtikçe arttı . İşte böyle bir ortamda zuhur eden Mutezile mensuplar ı. Hilmi Ziya Iilken. 198 /M. 102-103. kendilerini yabanc ı kültürlere.Emevi devleti dü şüp yerine Abbasilerin geçmesiyle ilim hareketlerinin ağırlık merkezi Ba ğdad oldu. Yunanca'dan ve başka dillerden Arapça'ya birçok eserler tercüme edilmi ş ve Mutezile mensupları bunları büyük bir iştiyakla okumu ş "9 ve kendilerini düşmanlarma karşı savunmada. Mansûr ve Me'mun devirlerinde girişilen tercüme faaliyetleri. Prof. Bundan sonra onu da başkaları takip etmiş ve böylece Mutezile. s. 832 de Me'mun tarafından kurulan Beytul-Hikme'nin de bu alanda büyük rolleri oldu. Biraz önce de söyledi ğimiz gibi. 188 Bk. bu dinin gerekti ği gibi savunulmas ının ancak has ımlarının kullandıkları metod ve silahlar ı kullanmakla kabil olabilece ğine inanıyordu. 191 Tafsilat için bk. Ord. C. 137-159 /M. felsefi dü şüncelerin ö ğrenilmesine duyulan büyük ihtiyaçtan do ğmuş olması muhtemeldir. al-Milel. M ak r i'nin kaydettigine göre. . H. I. felsefe ile dini uzlaştırma ğa çalış an teolojik sistemlerin ilki olarak İslam tarihindeki gerçek yerini alm ıştır° 91 . 190 Bk. Ibn Nubâte. al-Hayyüt. Böylece yabanc ı kültürlere. 846 da halife olan Müt e v ekk il tarafından da daha önce ba şlayan bu tercüme faaliyeti büyük bir destek gördü ve böylece onun zaman ında da birçok yabancı eserler Arapçaya aktar ılmış oldu'". 58. kendilerini bu yeni duruma uydurmak zorunlulu ğunda kaldılar. Bu devirde ilim hareketlerine kar şı ilgi çok artt ı . Özellikle H. 120. Prof. islâm Medeniyetinde Tercüme ve Tesirler. s. Daha sonra H. C. Ş ehr ist â i'ye göre bu eserlerden ciddi bir ş ekilde faydalanan ilk Mutezile mensubu. s. andan eser. 48 . IV . 813 de Me'mun'un halife olmasiyle Yunanca'dan. Nyberg önsözü. itikadi konuları sadece nakle dayanmay ıp. Gerçek şu ki. İşte bu inancın bir neticesi olarak. 53-54. ayni zamanda akl ın ve felsefenin ışığı altında inceleme ğe ve bunları mutlak ölçülere göre tefsir ve te'vil etme ğe başladılar. 754775) başlayan tercüme faaliyetleri h ızla gelişti.

s. Milâdi 866 yılından sonra). Bununla beraber. Nicholson. büyük ölçüde Yunan felsefesinin tesiri alt ında kalmış '". fakat ayni zamanda bu dinin esaslar ını. Hicri 252. s.. 950) ve İ bni Sinâ (Ölm. De Lacy O' Leary. 2— Felsefeye duyulan bu yak ın ilginin bir neticesi olarak. bunları iki noktada toplamak mümkündür: 1— Mutezile Yunan felsefesine tamamiyle vak ıf olup. layık oldukları bir hakkı yerine getirmek bak ımından gerekli bulmaktayız. 123. İslâm dini ile felsefeyi uzla ştırmağa çalış an ve kendisini aşırı derecede felsefi cereyanlara kapt ıran Mutezile. görüşlerinin ekserisi bu felsefenin kar ışımından meydana gelmi ş ve bu da tabiatiyle İslam kültüründe büyük izler b ırakma ğa sebep olmu ştur 194.. felsefi metotlarla en iyi şekilde açıklayan ve bunlar ı birçok yabanc ı milletlere de kabul ettirme ğe muvaffak olan bir fırka olarak tebarüz etmi ştir. Ancak bu davran ış . İslâmiyetin ilk filozofları adını verme ği ve İslâm akidesi hususunda ifâ ettikleri de ğerli hizmetlerinden dolay ı kendilerini daima hay ırla yâdetmeyi. Arabic Thought.Mutezile 'bu tutumu ile yaln ız İslâm dinini savunmakla kalmam ış . H. Böylece İslam tarihinde ilk defa din ile felsefenin uzlaştırılması ve ba ğdaştırılması meselesi ortaya ç ıkmış oldu. daha sonraları Kindi (Ölm. H. 1036) gibi de ğerli İ slam filozoflar ı tarafından da ele al ınmış ve Mutezile'nin görü şlerine uygun olarak bu meselenin halledilmesine çalışılmıştır. De Lacy O'Leary. 49 .. düşüncelerinde de birtak ım önemli gelişme ve de ğişmelere sebep olmuştur ki. 123. bu kültüre kar şı derin bir alâka ve a şırı derecede bir sevgi duyma ğa ba şladı. 194 Bk. 193 Bk. 192 Bk. London 1922. 428 /M. onların hayatında yeni bir çığır açtığı gibi. 369. 339 / M. özellikle üzerlerine ald ıkları dini görevlerinden uzakla şmağa ve daha çok felsefi meselelerle ilgilenme ğe vlerini ihhaşlamışlardır. Sözlerine oldu ğu gibi inanılmağa. aran ve atom gibi s ırf felsefi meselelere vermişlerdir. F ar ab I (ölm. Bunun bir neticesi olarak zamanla as ıl göremal etmişler ve kendilerini cevher. Mutezilenin gerçekten büyük gayret sarfetti ği bu mesele. hattâ ço ğu zaman bunlara din esaslar ının tamamlayıcısı nazariyle bakılmağa ba şladı192. andan eser. bu ilmin inceliklerine nüfuz edince. Arabic Thought and its Place in History. daha sonraki İslâm filozoflar ına ilk defa izleyecekleri yolu gösteren ve onların yolunu aydınlatan bir me ş âle vazifesi gören bu fırka mensuplarına. Yunan filozoflarma kar şı duyulan sevgi ve ba ğlılık gün geçtikçe artt ı. Mutezile'nin başlangıçta sırf İ slâmiyeti savunmak amaciyle felsefeye yönelmi ş olduğunda şüphe yoktur. Görüldüğü gibi. Mutezile yavaş yavaş teolojik meselelerden. s.

197 Bk. bu sistemin ilk defa Basra'da Vas ıl b.İ K İ NC İ BÖLÜM MUTEZİLE'NİN DOĞUŞU. Hallikân. Milâdi 728 tarihinde vefat etmi ştir195 . 355. H. Yâkfit al-Hatnavi. ana hatlariyle şu üç kısımda inceleme ğe çalış acağız : 1— Mutezile'nin doğduğu yer ve tarihi : Mutezile'nin dini mânada bir ekol olarak ortaya ç ıkış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. GELIŞMESI VE ÇÖKMESI I— Mutezile'nin Doğuşu: Bu sistemin do ğu şunu. Hicri 80. 761)'in do ğum tarihleri ise. At â (Ölm. al-Hanefiyye (Ölm. bu tarihi daha ileriye götürerek Hz. İbn. 196 Bk. 243. Bilindiği gibi Hasan al-Basri. İbn Hallikân. 383 /M. 748) ile Amr b. IV. babası İbn al-Hanefiyye'nin ilmi derecesi hakk ında soru195 Bk. s. s. H. 132. İbn al-Murtadâ ise. Mu'remu'l-Udebti. C. s. C. İbn al-Murtadâ. Tabak& al-Mu'tezile. C. 81 /M. Buna göre Mutezile'nin. H. I. büyük bir ihtimalle Hicri 100-110. al-Hitat. Atâ al-Gazzal' ın Hasan al. Mutezile fırkasının kurucusu olan V â s ı l b. Bu konuda Arap kaynaklar ından öğrenebildiğimiz husus. 7. Ali'nin oğlu Muhammed b.Basrrnin meclisinden ayr ılmasiyle başlamış olmasıdır. Vas ıl-ın Hz. Vefeytit al--A'yan. Ub ey d (Ölm. Makrizi. Hicri ikinci yüz yıhn başlarında 197. al. Miladi 718-728 y ılları arasında do ğmuş olması gerekmektedir. 700 y ılından sonra) tarafından yetiştirildiğini ve dolayısiyle Kelâm ilmini. 183. Peygamber'e kadar dayand ırmakta ve delil olarak da. 144 /M. Milâdi 699 yılı 196 olduğuna göre. H. XIX. III. al-Hâ ri zmi (Ölm. Kahire 1367/1948. s. C. 993) de bu görüşü teyid eder mahiyette Ebû Ha şim Abdullah'ın. 198 Bk. özellikle itizal fikrini ondan alm ış olduğunu ileri sürmektedir 198 . Hicri 110. 131 / M. 50 . s. böyle bir fikri harekete yirmi yaşından önce başlamış olmaları düşünülemez. ayni eser.

Ubeyd'e yazdığı bir risâlede kendisinin Hasan al-Basrrnin mezhebi üzere olu ğunu zikretmiş olması. I. İbn al-Murtadâ. 203 Bk. 49. bir ço ğunun Mutezile mezhebine girmi ş olduğunu göstermektedir 202 . Ebî Talib kanallar ı ile Hz. 208. Mervan'a göndermi ş olması gösterilmektedir 2°4. Adam Mez. as. anılan eser. I. 332-333. 83 / M. 80 / M. bu nesebin daha sonralar ı Şiiler tarafından uydurulmu ş olabileceğini ileri sürmekte ve buna delil olarak. Adam Mez. s. 202 Bk. Hattâ bunu H. C. Muhammed b. Bizi bu dü şünceye sevkeden sebeplerin ba şında. al-Hanefiyye ve Ali b. daha önce de i şaret etti ğimiz gibi. daha sonra Şehristâni'Mn de teyid etti ği gibi 201 . s. al-Munye Va'l -Emel. H. 702 y ılları arasında değişmektedir. 199 Bk. 691 veya 73 /692 olarak kaydedenler de vard ır 200 . Vas ıl'ın itizal fikrini Hasan al-Basri'den alm ış olduğu 203 zikredilmekte ve buna delil olarak da Hasan al-Basrrnin. Ebû Bekr Resâil al-Hârizmi. b. al -Hanefiyye'nin ölümü ile Vasıl'ın doğum tarihleri aras ında görülen çelişik durum gelmektedir. s.Şehristâni. 51 . Muhammed'e dayandırması hususunda me şhur şarkiyatcı. 72 /M. bu görüşü teyid eden ba şka bir belge olarak vas ıflandırılmaktadır2°5 . 699 yılında do ğmuştur. Biz biliyoruz ki Vas ıl. C. Vefeyâtu'l-A'yân.İbn al-Hanefiyye'nin o ğlu Eb ü Ha ş im Ab dullah'dan alm ış olması akla daha uygun gelmektedir.Şehristâni al-Milel va'n -Nihal. Buna göre Vasıl'ın Kelâm ilmini veya itizal fikrini bizzat İbn al-Hanefiyyye'den alm ış olması imkansızdır. onun bu fikri . Diğer taraftan bizzat Vas ıl'ın da Amr. H.81 /M. Vasfi. Fakat. hernekadar "Murtekib-i kebire" hususunda Hasan al-Basri'den ayr ılmış olarak görünüyorsa da. 12-14. s. Bu rivâyetlerin bize *etmi ş solduğu husus. s. Ebti Ha şim. 204 Bk. 700 ile H. İ bn al-Mur t a d a'mn Mutezile'nin nesebini.lan bir soruya: "Bunu takdir etmeniz için sadece Va s ıl ve Amr b. C. Ubeyd'in ilmi derecelerine bakmanız bile kâfidir" dedi ğini zikretmektedir 199 ki. kader meselesi gibi di ğer bazı prensiplerde onun görüşüne uymuş olabilece ği keyfiyetidir. 205 Bk. aş. İbn al-Hanefiyye'nin ölüm tarihi ise. I. 47. andan eser. C. Başka bir rivayette de. anılan eser. C. s. Muhammed b. 201 Bk. III. kaderi nefy ve adl gibi itizal prensiplerini ihtiva eden bir risâleyi Halife Abdülmelik b. Kahire 1312/1894. s. 200 Bk. I. biz zahirde birbirini tamamlıyor gibi görünen bu her iki rivâyetin de do ğruluk derecesi hususunda hakl ı olarak şüpheye düşmekteyiz. 49. 312.İbn al-Murtada'nın görüşü kabul edildiği takdirde . 50. İbn Hallikân. Vasıl'ın. İ bn Abd Rabbih. Hicri dördüncü yüz y ılda bunlardan.

Hasan al-Basrrnin meclisinden ayr ılarak mescidin bir kö ş esinde ayrı bir topluluk meydana getiren Amr b. b— Bu konuda râvilerin ihtilâf etmi ş olmaları da. diğer bir rivâyette de. bu görüşün zafiyetine delâlet eden bir sebep olarak gösterilebilir. Bundan ba şka bunları Mutezile ismiyle ilk defa anamn. İ stanbul 1930. İbn al-Murtadâ. anılan eser. Ahmed Emin. 3. 117 /M. Meselâ bunlardan bazıları ayrılma hâdisesini Vâs ıl'a isnad ederken. I. Tabak& al-Mutezile. Diâme as-Seddûsi (Ölm. bir fırkaya isim olacak kadar önemli bir olay de ğildir. böyle bir tesmiyenin arazla de ğil. Darulfümln Ilâhiyat Fak. Bu görüşü büyük İslam bilgini Ahmed E min'in de iş aret etti ği gibi. anılan eser. özellikle "Mutezile" kelimesi hakkında ileri sürülen çe şitli görüşleri inceleyelim: Elimizdeki kaynaklardan ö ğreniyoruz ki. M. Muhammed b. s. al-Milel. C. 71.. Ubeyd'in Basra mescidinde bir meclisten diğer bir meclise intikal etmi ş olması. 735)'ye nisbet edenler de vard ır. Atâ'nın Hasan al-Basrrnin meclisinden ayr ılarak.Şehristâni. esasla daha çok ilgili olmas ı gerekir. Kaderiyye yahut Mutezile. ayni sebepten dolay ı Hasan al-Basrrnin meclisinden uzakla ş tırılan Vâsıl için onun. birkaç yönden tenkid etmek mümkündür: a— Vâsıl'ın veya Amr b. "kad i'tezele anna'l-Vâs ıl" yani Vâsıl bizden ayrıldı demesi. Vâsıl'ın ve onun gibi hareket edenlerin "itizâl edenler" anlamına "Mutezile" adı ile andmalar ına sebep olmuştur" 6 . s. 140-141. Fak. dini anlamda Mutezile deyiminin ortaya ç ıkışı genel olarak üç sebebe dayanmaktad ır: 1) Vâsıl b. 4-7. bunu Katâde b. 288 vd. 52 . Hasan al-Basrrnin bunlar hakk ında. Ubeyd ile arkada şlarının konuşmalarını işidince -kör olduğundan206 Bk. an-Nu'mân al-Mufid. 51. s. 1964 sayısı. -Hasan al-Basri oldu ğunu söyleyenlerin yanı sıra. s. H.Fâhüri ve Halil aI-Cerr. fakat cevherle. Hannâ'l. al-Bagdâdi. al-isferâyini. as. Ubeyd ile büyük günah (Kebire) i şleyenlerin küfür ile iman arasında mutavass ıt bir yerde (al-Menzile beyne'l -Menzileteyn) kalıp mutlak surette ne mümin ve ne de kâfir olmad ıklarını söylemeleri üzerine. I. Bu görü şü ileri süren İ bn H allik ân. s. arkada şı Amr b. Ilâhiyat r. s. şimdi de bu fırkaya verilen çe şitli isimleri. İbrahim Agâh Çubukçu. bir gün Basra mescidine giren Katâde'nin. Ankara. 5. Dr. Mutezile Ve Ak ıl Meselesi. Doç. C. s. al-Fark beyne'l-Firak. A. Fecru'ls. "kad kavle'l-umme" yâni Ehli islâmın görüşünden ayrıldılar demiş olması .2— Mutezile deyimi hakk ında ileri sürülen çeşitli fikirler Mutezile'nin do ğduğu yer ve tarihi böylece tesbit ettikten sonra. Mecmuası. Evâil al-Maktilât fi'l-Mezâhib -Muhtârât. Şerefeddin. Ubeyd'e isnad etmektedir. Dergisi. Tebriz 1371. sayı : IV. s. 64-65. 48. baz ıları da bu olayı Amr b.

ne de kâfirdir. e— İlmi Kelâm ile ilgili eserlerin ço ğunda muayyen bir ş ahı stan bahsedilirken. Kahire 1367/1948. bu husustaki kesin hükmü âhirete ertelerkçn. bu toplulu ğa Mutezile denmesinin gerçek sebebi olarak Vas ıl ve Amr b. "büyük günah i şleyenin müminlerden ve kâfirlerden ayr ılmış olduğunu söylemelerindendir 2" ki. III. fakat biraz sonra yan ıldığını anlayınca derhal oradan ayrılarak. Zuhdi Hasan Cârullah. C. Ahmed Emin. 3. bu görüşün diğerlerine nisbetle gerçe ğe daha yakın olduğu düşünülebilir. C. EbU'l —Hasan Ali Al-Mes'ildi. kendisinin bu meclise kat ıldığını. cismi bir hareketin çok üstünde önemli bir anlam ta şıdığına delâlet eden di ğer bir örne ği teşkil etmektedir208 . Zuhdi Hasan Cârullah. onun munafık olduğu merkezinde idi. ş eklinde birtakım. ifade tarzlarının kullanılmış olması. bunların daha önce büyük günah i şleyenler hakkında ileri sürülen sapık veya en az ından bid'atlıkla vasıflandırılabilecek birtakım düşünce ve görü şlerden ayrılmış olmalarını göstermektedir 209 . Fecru'l —İsle ım. 456)'ye göre bu fırka mensuplarına Mutezile denmesinin sebebi. İbn al-Murtadâ. H.Hasan al-Basrrnin meclisi zannederek. Tabakeit al-Mu'tezile. 210 Bk. 288. s. Hasan al-Basrrnin de bu husustaki görü şü. drıllan eser. 3) al-Mes'ödi (Ohn. 208 Bk. Mutezile deyiminin belirli prensipleri bulunan bir mezhebin ismi oldu ğuna ve bu ismin bir meclisten di ğer bir meclise intikal gibi. bu deyimin çıkışına ba şka bir sebep arama çabas ına düşmüş olarak görüyoruz. Bunlardan ba şka çağdaş bilgilerden baz ıları da. 209 Bk. kendisinin ve onun gibi düşünenlerin "Mutezile" ismiyle anilmalarma sebep oldu. anılan eser. andan eser. Ahmed Emin. 235. 2-3. İbn Hallikân. o Mutezili bir görü şe sahiptir veya itizal ehlindendir. ancak o fas ıktır" teziyle ortaya at ılışı. 248-249. "Mürcie" büyük günah i şleyen kimsenin mümin olduğunu söylemekle beraber. 53 . Hariciler'in bir kolu olan Ezarika onun kâfir oldu ğuğunu söylüyordu. Vefeyiit al-A'yein. s. Vas ıl'ın bid'atlıkla vasıflandırılan bütün bu görü şlere muhalefet ederek "büyük günah i şleyen ne mü'mindir. 5. Daha önce de i ş aret etti ğimiz gibi. 345 /M. Mureıc az-Zeheb va Ma ıidin al-Cevher. bu fırkanın ilk kurucularının insanlardan ve dünya nimetlerinden tamamiyle uzakla şarak zahidâne bir hayat ı tercih 207 Bk. "bunlar ancak itizâl eden kimselerdir" dediğini ve bu tarihten itibaren de bunlara ve bunlar gibi dü şünenlere "Mutezile" dendi ğini söylemektedir207 . 289. Ubeyd gibi. s. s. bu ismin ç ıkışını başka bir ş ekilde ta'lil etmekte ve Vas ıl ile arkadaşlarına Mutezile denmesinin gerçek sebebi olarak. s. Mesela Goldzihe r. s. III. 2) İbn al-Murtadâ ise. s.

s. onların her türlü bid'at ve sap ıklıklardan ayrılmış olmalarına bağlamak istemektedir. Ahmed s. Darulfünfin ilâhiyat Fak. Fakat bizzat Mutezile'nin bu husustaki dü şüncesi nedir? Gerçekte onlar kendilerine verilen bu ismi sevmediklerini ve bunu kendilerine bir isim olarak tatminkâr bulmad ıklarını. s.. s. onları bu isimden soğutmağa. Mec. 289. 215 Meryem Süresi. Onlarr böyle bir dü şünceye sevkeden faktörlerin başında. Hasan Abdu'l-Kâdir ve Abdu'l-Aziz Abd al-Hakk. ayrıldıkları hususların sadece sapık ve gerçe ğe uygun olmayan görü ş ve dü şüncelere inhisar etmi ş olduğunu söylemektedir " 4 ki. 213 Bk. Kahire 1959.. bunun fazilet ve üstünlüklerinden bahsetmenin çıkar bir yol oldu ğuna kanaat getirdi. e. hattâ nefret ettirme ğe kâfi gelece ğinde şüphe yoktur. i şte bu noktalarda toplamak mümkündür. 54 . hiç olmazsa bu ismin müdafaasını yapmanın. 'Tabak& al-Mu'tezile. Zuhdi Hasan Carullah. Ahmet Emin de ba şlangıçta hern«kadar bu ismin ihtida eden Yahudi kaynaklar ından gelmiş olabilece ğini ileri sürmüşse de. bu ismin ba şkaları tarafından de ğil. 5. 212 Genel olarak. al-Fark beyne'l Firak. İşte bundan dolayı İbn al-Murtadâ. Fakat. anılan eser. B a ğ d drnin onlar hakkında "Icmâ-i -Gmmet'ten ayrıldıkları için kendilerine Mutezile dendi" 2" demesi bile. 215. A. daha sonra bu fikrinden vaz geçmi ş olduğunu söylemek lüzumunu hissetmiştir.etmiş olmalarını göstermektedir 2". her fırsatta "Ehl al-Adl Va't -Terhicl" gibi başka bir ismi kendilerine yakıştırma çabas ına düşmelerinde görmekteyiz. bununla Mutezile isminin çıkışını daha önce de döyledi ğimiz gibi. 'bn al-Murtadâ. Ignaz Goldziher. Ba ğdadVnin görü şünü şiddetle yererken. 214 Bk. s. al-Akide va' ş-Seria Milsâ. Yfisuf 212 Bk. M. âyet: 48. Ş erefeddin.. 211 Bk. zamanla bu deyimin kendilerine has bir isim oldu ğunu ve bundan kurtulmamn imkâns ızlığım gören Mutezile. onların her zaman? özellikle İ slâmiyetin ilk yüz yılında daima " İcma-i Ümmet" ile amel etmi ş olduklarını. Arapçaya çevirdiler: M. 100 vd. 4. 71. kendilerine hücum etmek için muhalifleri tarafından daima bir koz ve istinadgâh olarak kullan ılmış olması gelmektedir. 2. 3-4. fakat bizzat Mutezile taraf ından ihdas edilmiş olduğunu. İbn al-Murtadâ daha sonra Mutezile isminin faziletini ve bereketini baz ı nakli delillerle de ispat etme ğe çalışmakta ve örnek olarak şu âyet ve hadisleri zikretmektedir: "Sizi Allah'tan ba şka taptıklarınızla bırakıp sizden ayr ıhrım. 5-6. say ı : XV. Kaderiye yahut Mutezile. al-Munye Va'l Emel s. çe şitli islâmi kaynakların "Mutezile" isminin ç ıkışı hakkında ileri sürdü ğü fikirleri. şüphesiz çe şitli zamanlarda bu ismin mâruz kald ığı kötü tefsir ve yorumların yam sıra.

Özellikle H z . bize bu kelimenin daha İslâmiyetin ilk günlerinde dahi bol bol kullanılmış olduğunu göstermektedir ki. kendi görü ş ve düşüncelerine muhalif olanların hakiki tevhid ehli olmadıklarını göstermek için. Aişe ve Muâviye taraflar ından hiç birine iltizam etmeyen tarafs ız kimselere "Mutezile" deniyordu 219 . O. Kaderiye yahut Mutezile. 220 Bk. Gerçekten. Bu iki sonucun do ğruluk derecesi kanaatimizce münaka ş aya değer bir konudur. anılan eser. tarafs ız bir topluluğu ifade ediyordu. Zeyd b. Bunlar arasında Abdullah b. Muhammed b. Mutezile isminin men şei hakkında ileri sürülen bütün bu görü şlerden şu iki sonuca varmamız mümkündür: 1) "Mutezile" deyimi ilk defa Hasan al-Basri ve talebeleri Vasfi b. 55 . Muâviye aras ında cereyan eden mücadelede tarafs ız kalan. Şerefeddin. ayni zamanda bu ismi. tbeyd'in ş ahıslarında vücut bulmu ştur. say ı XV. 290. Ömer b. daha önceleri siyasi bir anlamda da kullanılmış olduğunu anlamaktayız. 48 vd. kendilerine "Mutezile" adını vermiş olduklarına iş aret etmek istemektedir217 . ba şlangıçta bu anlamda kullan ılan "Mutezile" sözü. Burada o. 25-26. 218 Bk. 219 Bk. Hz. an-Nevbahti. s. Mesleme alAnsari ve ()same b. Yine bu asırda Hz. Ali Mustafa al-Gni-abi. s. al-Hattâb. s. Tabak& al-Mu'tezile. bunların içinde en do ğru yolda olanı Mutezile fırkasıdır" hadislerinden iktisap etmi ş olduklarını da ileri sürmektedir"'. yanlarından giizellikle ayrıl "9216. her iki tarafa hürmet eden ve daha çok ibadetle me şgul olan tarafs ız ve saygıdeğer müslümanlar vardı . 2) İtizal kelimesi s ırf dini meselelerle ilgili bir tabir olup. Fecru'l İslam. 3. bu ayetlerin ta şıdığı mânalar gere ğince. İbn al-Murtadâ."Putperestlerin söylediklerine sabret. s. M. 5. Hasan ile Hz. Kahire 1369/1949. "senden uzakla ş an hayra düşer" ve Süfyân as-Sevri'den rivâyet edilen "Benim ümmetim yetmi ş küsur fırkaya ayrılacak. Atâ ile Amr b. —}Itiseyn al-Malatl. ilim ve ibadetle u ğraş an kimselere de "Mutezile" adının verildiği zikredilir 22 ° 216 Müzzemmil Süresi. âyet: 10. 2. bundan da bu kelimenin dini vechesinin yan ı sıra. Ali. Harise gibi. İ slam tarihi ile ilgili kaynaklar. s. O sm a n' ın katlinden sonra meydana gelen Cemel ve Sıffin savaşlarına iştirak etmeyen ve bu sava şların kahramanları olan Hz. 217 Bk. ancak bu konuları içine almaktadır. s. at-Tenha va'r —Radd <itti Ehli'l-Ehvâ va'l-Bida. Ahmed Emin. andan eser.

W. The Political Attitudes of the Mu'tezilah. al Hitat adlı eserinde Mutezile'ye verilen bu çe şit isimlerden tafsilatb bir şekilde bahsetmi ştir. 3— Mutezile'nin diğer isimleri : Mutezile'ye verilen di ğer isimlerin yek ılnu bir hayli kabarıktır. London 1963. hattâ nefret ettikleri diğer isimlere oranla çok az bir say ıyı ifade etmektedir. Bk. bizzat kendilerinin de be ğendikleri ve benimsedikleri bazı isimler vardır. Bunların en önemlileri: 1. anılan eser. Onlara göre. s. Umumiyetle has ımları tarafından kendilerine isnad edilmi ş olan bu isimler arasında. ilahi adaleti ve Allah' ın gerçek birli ğini en iyi şekilde anlayan ve ispat eden kimseler olmalar ı itibariyle. Daha önce bilinen ve özel bir anlam ta şıyan bu kelimenin. 5.al-Kabriyye : Kabir azâblm inkâr edenler.al Mufniyye: Cennet ve Cehennem'in sonlu oldu ğunu söyleyenler. s. Journal of the Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland. Fakat bunlar be ğenmedikleri. kanaatimizce yeni bir bulu ş olmaktan ziyade. Bu itibarla Vasfi b. yani bu toplulu ğun umumunui içine alan isimler olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür. Biz burada özel isimlerden bahsetmek istemiyoruz.al-Vâk ıfiyye: Xur'an'm yarat ılnuş olduğu hususunda tavakkufu. Vas ıl'ın Basra mescidinde bir köşeden di ğer bir köşeye intikal neticesi ç ıkmış olduğuna inanmak cidden güç bir meseledir.al-Multezime : Allah'ın her yerde. 3. Montgomery Watt. 4. 57. her mekânda bulundu ğunu söyleyenler.al-Lafziyye : Kur'an'ın lafularımn gayri mahlbk oldu ğunu söyleyenler.al-Harkiyye: Kâfirler ancak bir defa yanacaklar diyenler.Bütün bunlardan ö ğreniyoruz ki. Ata'nın kurmuş olduğu fırkaya bu ismin verilmiş olması. 6. susmay ı tercih edenler. 2. say ı : 1-2. 56 . kendilerine bu büyük hizmetleriyle mütena221 Bu mesele için bk. C. 169. a) Ehl al-Adl va't-Tevhid : Mutezile'nin en çok be ğendiği isim işte budur. bunlar ı ehemmiyet derecelerine göre ş öyle bir tasnife tabi tutmak mümkündür. bu kelime daha Hasan al Basrrnin ekolü te şekkül etmeden bir as ır önce de müslümanlar aras ında kullanılmıştır. Bunlar ı özel isimler ve mü şterek. Biz burada daha çok temel prensipleriyle yakından ilgili bulunan umumi anlamdaki isimlerinden bahsetmek istiyoruz ki. 222 al-Makrid. IV. al-Makrid. Çünkü bunlar ya Mutezile'nin çe şitli fırkalarından birinin özel ismi veya büyük önemi olmayan ikinci derecedeki inançların birinden türemedir 222 . eski ismin yeniden ihya edilmiş bir şeklinden ibarettir221 .

Kelâmc ılardan baz ılarının kendilerine "Ehl al-Adl va't-Tevhid" adını verdiklerini söylüyor 226 ki. 2. Mutezile'nin kendisine yakıştırdığı ve intisap etmekle şeref duyduğu diğer bir isim de. onlara bu isim "insan ın kendi fiilini takdir 223 Bk. Kahire 1337 /1918. Kahire 1324 / 1906. bu sözünden sadece 1/1utezile'yi kasdetmi ş olduğunda şüphe yoktur. bunlar için sadece "Ehl alAdl" veya "al-Adliyye" tabirini kullanırken2^7. 4 5-416.Ş ehristâni 224 ve al-Makdisi ' 25 gibi İslâm bilginleri de. al-Mukbili. as—şehristâni. Keza. as. 300. kanaatimizce bunun ihtiva etti ği güzel mânanın yanı sıra. 231 Bk. onların "al-Adl" sözü ile kaderi inkâr edip. 300. s. dalâlet ve sap ıklık içinde yüzmektedir. savunduklar ı prensiplerin en önemli iki unsurunu te şkil etmiş olmasından ileri gelmektedir. s. ad-D amiri'de. C. Leiden 225 Bk. 37. s. s. şüphesiz "Ehl al-Hakk"tır Çünkü onlara göre do ğru yolda olan sadece kendileridir. B a ğ dâdi'ye göre. 229 Bk. b) al-Kaderiyye : Mutezile ayni zamanda "al-Kaderiyye" lâkabiyle de amlmaktadır 231 . Bu da ancak "Ehl al -Adl va't-Tevhid" olabilir. s.Şehristâni. Sgılih al-Mukbili. İbn al-Kayyim al-Cevziyye. 43. Kemâlu'd-Din ad-Damiri. Kaderiy ye.sip bir isim verilmelidir. İşte bundan dolayı hasımlarına Cebriyye. 43. Haytitu'l-Hayavân al-Kübrâ. I. Kahire 1331 /1912. İbn al-Murtaa. Muhtasar as-Savtlik al-Mursele alâ'l —Cehmiyye va' 116-117. Allah'ın bütün kadim sıfatlarını nefyetmek suretiyle O'nun hakiki birli ğini ispat ettiklerine inanm ış olmalarını göstermektedir 229. 227 Bk. al K alk a ş andi Mutezile'nin kendilerini "Ehl al. Kahire 1380. s. İ bn al -Kayyim al-Cevziyye ise. onlar ın kendilerini daima bu isimle yadetmi ş olduklarını zikrediyorlar. 226 Bk. 57 . Subh 230 Bk. Şemsu'd-Din al-Makdisi. 224 Bk. Gerçekten Mutezile bu ismi kendisine şiar edinmiş olarak görünüyor. Mutezile'nin bu isme bu derece büyük bir önem vermi ş olması .Adl va't-Tevhid" ile adlandırmalarının sebebi olarak. ba şkaları ise. al-Milel ı Şamih fi ısiir al-Hakk alt'l-AScr va'l-Me şâyih. XIII. s. Tabak:It al-Mu'tezile. C.' a ş . Esasen al-Mukbili. al-Milel va'n-Nihal. insana kendi fiilini yaratma kudreti vermi ş ve böylece Allah'a şer isnadından Kendisini tenzih etmi ş olduklarına. Tevhid ile de. 251. andan eser. İ bn al-Murtadâ bunu "al-Adliyye va'l-Muvahhide" olarak tamamlamaktad ır228 . 1-Mum:ila. s. Ahsen at —Taküsim fî Ma'rifeti'l 1324/1906. 12. Ahmed al-Kalkasandi. C. I. 228 Bk. Müşebbihe ve Haşeviyye gibi birtakım isimler vermişlerdir23°.

s. s. M a c don ald da Kaderiyye tâbirinin "insan ın kendi fiilini takdir etme. Tabakeit 235 Bk. 94. 233 Bk.ve yaratma kudretine sahip oldu ğunu ve Allah'ın kulun fiili üzerinde bir etkisi bulunmadığını ileri sürmelerinden dolay ı. 61. C. s. s. va'n Nihal. İ stanbul 1346. 207.Şehristâni. isruâil al-E ş'ari. yukarıdaki görüşü teyit etmi ş olarak görünmektedir. İbn Kuteybe. Peygamber'den rivâyet edilen "Kaderiyeciler bu ümmetin Medisileridir. al-Bağdâdi. Daha sonra Mutezile tarafından da Kader konusunda seleflerinin izledikleri yolun izlenmesi. Başka bir deyimle Mutezile. 96. s. 58 . al-Eş'ari. Gerçekte. D. öldükleri zaman da cenazelerinde bulunmayın" 239 meâlindeki hadisdir. C. • 239 Ilk. Te'vil Muhtelefi'l-Hadis. andan eser. 146. Kaderiye'nin bir sistem olarak Mutezile'nin te şekkülünden önce kurulmuş olduğu bilinmektedir. 17. 20. 71. a ş-Şehristâni. Development of Muslim Theology. 127. al-Fark beyne'l-Firak.Cuhani ve Gaylân adDimaşki gibi ilk Kaderiyyeciler geliyordu234. ayni zamanda Gaylân ad-Dima şki'nin de kendilerinden oldu ğu tezinin ortaya atılması. s. 98. Ehli Sünnet tarafından verilmiştir232. andan eser.Kaderiyye" adının verilmesine sebep oldu. Mutezile'nin bu isimden nefret etmesinin di ğer bir sebebi de. daima bunlardan bir f ırka gibi hahsetmişler ve aralarında hiçbir fark bulunmad ığını söylemişlerdir 235 . Bu sistemi kuranlarm başında. Haydarabâd 1367/1948. al-Fark beyne'l-Firak. 98. Kitdb al-Madrif. O'ndan bunu nefyedenlerden daha çok bu lâkaba lâyıktır 237 derken. 137. İbn al-Murtadâ. bu fırka mensuplarına "al. Hz. Allah'a kaderi isnad edenler. yaratma gücüne sahip olmas ı" fikrinden doğmu ş olduğunu söylemekle 233 . I. 94. onların hastalarını ziyaret etmeyin. 71. 43. s. 128. s. 43. s. 135. 61. 236 Bk. 251. B. C. 142. Macdonald. 237 Bk. İbn Kuteybe. İ bn Kuteybe de Allah'tan kudreti selbedip kula vermi ş olmalarından dolayı. teybe. C. bu ismi şiddetle reddetmekte ve bunun. 61. 56.. XIII. İbn Ku238 Bk. al Milel va'n Nihal. bunların Kaderiyye lâkabiyle amlmalarmın zorunlu oldu ğunu söylemekte ve bu görü şünü. al-İbâne. Te'vil Muhtelefi'l-Hartis. I. Mutezile ise. İşte bundan dolayı Bağdadi ve İbn Kuteybe Kadeririyye ve Mutezile'den bahsederken. s. s. Ebü'l -Hasan Ali b. s. 176. Kira Usul ad-Din. al-FIayyüt. "bir şeyi kendi nefsine isnad eden kimse. daha önce de söyledi ğimiz gibi. s. s. 62. al-Bağdâdi. Ma'bed al. Kitabu'l — İbiine an Usul ad—Diyâne. I.. al-Eş'ari. a ş . s. Baz ı rivâyetler bu hadisin 232 Bk. 234 Bk.Allah'tan oldu ğunu söyleyenlere itlâk olunmasm ın daha doğru olacağını ileri sürmektedir 236. Kaderin-hayır veya şer . 74. onunla andmal ıdır" sözüyle perçinlemek istemektedir238. al-Kalka şandi. 72.

s. 67. bunlardan birincisi bizat kendileri taraf ından ihdas edilmi ş . H. Muhammed (hilafet andan eser. V. 126. fakat bu isimden kurtulma ümidini kesince. andan eser. İbn al —Esir. Mutezile'nin bunlardan ba şka. s. 9. Emevi hanedanı= son Halifeleri Ye z i d b.Muattile" 242. 171. anılan eser. C. 743) ve Mer v an b . Sonuç olarak şunu söyliyebiliriz: İnsanın sosyal yap ısına hâkim olan birtakım prensip ve kurallar.Vaidiyye" 244 gibi daha birçok isim ve lakapları vardır. 44. 59 . Te'vil. C. Zuhdi Hasan Cârullah. kötülük kuldand ır" veya "iyiliği Allah.Şehristâni. 177. I. Kahire 1331. Kitetb Bugyet al-Murtâd fi'r —Redd alâ'l-Mutefelsife vâ'l-Karâmita va'l -Bâtudyye. 116. aş. Fakat daha önce de söyledi ğimiz gibi. s. s. 240 Bk. İşte Mutezile'nin" Kaderiyye" ismini şiddetle reddetmesi. bütün güçleriyle bunun savunmas ını yapmışlar ve fazilet ve bereketinden bahsetmi şlerdir.ananın.taşıdığı m. İbn Kuteybe. "Mutezile" ve özellikle " Ehl al-Adl va't-Tev- hid"dir . İ bn Kayyim al-Cevziyye. daha çok kendisini Mecasilik isnadından kurtarma çabas ından ileri gelmiştir. İbn Kayyim. 244 Bk. 69. s. Bilindi ği gibi. Tarih al-Cehmiyye va'l -Mu'tezile. Kittib Nihâyet artkdâm fi illanme ne şri. s. kötülüğü de şeytan yarat ır" diyen Mutezile'ye uydu ğunu. s. Bunlar da. diğeri ise başkaları _tarafından kendileiine verilmi ştir. . 158. 68. 126 /M. IV. —Kelâm. bunların içinde en çok beğendikleri ve kendilerine isim olarak lay ık gördükleri sadece "Ehl al-Adl va't . I. Bu cümleden olarak. 169.Tevhid" ile "Mutezile" deyimlerinden ibarettir. 241 Bk. andan eser. al-Hayyât. as-SaC. çünkü onlar bu sözü söylemekle Dualistler (Seneviyye)' in ve Medisiler'in bu konudaki görü şlerini benimsemiş olduklarını ve bundan dolayı da kendilerine Mecasi veya Seneviyye lakab ının verilmiş olduğunu zikretmekteclir"°. İbn Teymiyye. "al. "iyilik Allah'tan. al:Velid (01m. Cennilu'd-Din al-Kâsimi. 123. fertlerin en çok sevdikleri isim veya lâkaplarla anılmalarını gerektirdi ğine göre. as-Savâik al-Mursele. "al-Cehmiyye" 241. London 1934. 243 Bk. s. 5. Daha Emeviler devrinde bile baz ı halifeler bu fikirlerin tesiri alt ında kaldı. Islam toplulu ğunda büyük bir yer işgal eden bu sistemin de ikiden fazla ismi bulunmad ığını söylemek gerekir. Kahire 1329. C. Alfred Gu242 Bu konu için bk. dini bir sistem olarak Basra'da doğduğu kesin olan itizali fikirler süratle geli şti. II— Mutezile'nin Geli şmesi ve Çökmesi: Mutezile isminin menşei ne olursa olsun. s. s. "al-Havıiric" 243 ve "al.

az-Zehebi. Mehdrnin hilâfete (H. C.kudrete sahip olarak —hattâ hasımlarından hanların' sürgün ettirebilecek derecede — görünü-_ yorsa da. 193-198 /M. 136-158 /M. C. s. Ilmi anılan eser. Mutezile yeniden geni ş bir nefes almağa muvaffak oldu. H. Duha'l-İslâm. anılan eser. Şerefeddin. 127-132 /M. 246 Bk. s. hattâ onun zamamnda Zanadika'dan birçok kimse hapsedilmiş ve bunlardan baz ıları da çeşitli ceza ve işkencelere maruz 245 Bk. s. s. 744-749) bu mezhebi resmen kabul etmi ş idi245 . 183 / M. sayı : 60 . 389-390. M. C. 783) ve zaman ın meşhur şairi Be şşâr b. C. Kur'an' ın yarat ılmış olduğu ve Kalder'in nefyi gibi konulardaki dü şüncelerini daha önce Ca'd b. İbn al-Esir. onların fikirlerinden istifade etti. 774-785) geçmesiyle k ırılır gibi oldu. Bu yüzden Salih b. C. anılan eser.R e ş d hilafet makamım eline geçirince (H. 27. Tarilıu'l—Umem. Dirhem'den alm ış olduğundan. Esasen Mervân. 786-808). 90. Zuhdi Hasan Carullah. 168 /M. 247 Bk. böylece müslümanlar aras ındaki şöhret ve kuvvetleri de bir hayli artm ış oldu. din ve akideyle ilgili hususlarda büyük bir titizlik göstermesi idi 249. gerçekte onlar kendi fikir ve görü şlerini açıkça yaymağa cesaret edemiyorlardı . Onun zamanında Yahya b.Fak. Tarih Bağddd. 285. ad —Da ıniri. H. s. 174. Mutezile daha önce sa ğladığı nüfuzundan birçok şeyler kaybetti. 249 Bk. C. anılan eser. C. Eınevi devleti yıkıhp yerine Abbasî hilafeti geçince Mutezile'nin durumuda önemli geli ş meler oldu. Darulfünfin . VI. 64. 161 vd. I. Eiird (01m. II. H âr un er. s. 482. XV. Mutezile her ne kadar bu hükümdarın zamanında geniş bir selahiyet ve . anılan eser. Buna sebep Halife'nin gerçekten dindar olmas ı. 170-193 / M. Mec. Fakat Halife Emin tahta geçince (H. Çünkü bu Halife muhaliflerin. s. s. Ca'fer al-M ansiir'un hilafeti (H. 171. at-Taberi. 158-169 /M. 248 Bk. Leiden 1302 /1884. özellikle Zanadika'n ın amansız düşmanı' idi. Ca'fer Tarih al-Yakdhi. H. Hamza al-Hadrami (01m. Kaderiyye Yahut Mutezile. 6. al-Hatib al-Ba ğdâdi. Re şid'in onlara gösterdi ği yakınlık sayesinde saray'a kadar nüfuz etme ğe muvaffak oldular. Bundan başka Reşid itizal fikirleriyle mâruf birçok ş ahsiyeti etrafında toplıyarak. III. C. Ahmed b. Ahmed Emin. .süresi: H. ona nispetle kendisine "Mervân al-Ca'di" de deniyordu 246. s. 247-248. III.. 784) gibi birçok kimse öldürüldü 24j. 799) gibi meşhur bir Kaderiyeci Şam kadılığına tayin edildi 248 . Bununla beraber. Abdal-Kuddils (01m. I. VII. s. Çünkü Emin dini meselelerde babasından daha çok titiz ve bu konularda asla müsamaha göstermeyen bir hükümdar idi. Eb ii. 753-774) s ırasında bizzat Halife tarafından destek gören bu fırkanın nüfuzu. 167 / M. 808-813). V.

828). 198 /M. Hicri 198-232. 833)'un geçmesiyle (H. 813) sona erdi. H. 252 Bk. 915) gibi de ğerli bilginler yetişti. Esasen Me'mun kendisine daha önce. al-Ba ğdâdi. yani H. Ebî Du'âd'a 250 Bk. 317. IV. s. 251 Bk. C. ad —Damiri. Bu devirde Eb û Huzeyl (Ölm. Medeniyet-i islâmiyye Tarihi. 1. 833— 841) da selefinin yolunda yürüdü. Hanbel. 213/M. s. C all ı z (Ölm. C. s. I. 400. as-Subki. C. 210/M. Muhammed b. H. Her sorgu aras ında kırbaçlanmak suretiyle 28 ay devam eden bu durum. hattâ bir ara parangaya dahi vuzulmu ştur. 255 /M. H. 102. I. 315. İbn Hallikân. Hanbel (01m. 103. Zuhdi Hasan Cârullâh. 283-286. s. 849). C. C. Bu meseleden dolay ı sorguya çekilen. Dr. Kur'an'ın mahlük olduğu fikrini müslümanlar aras ında yaymağa devam etmesini ve her i şinde. s. çe şitli ceza ve işkencelere maruz b ırakılan ilim adamlarının başında Ahmed b. 231/ M. s. Ebi Du' â d (Ölm. C. 849). III. al-Fark beyne'lFirak.Zehebl. İlâhiyat Fak. s. 178 vd. Kur'an' ın ınahla olduğu fikrini kabul etmemesi sebebiyle türlü i şkencelere maruz kalmış. Islam tarihinde ilk defa"mihne"ad ı verilen acı ve ızdıraph bir devrin başlamasına sebep oldu. Ahmed b. Kahire 1349. C. I. Mutezile'nin içinde bulunduğu bu kritik durum. . I. İbrahim Agâh Çubukçu. özellikle bu konuda Ahmed b. 1964 say ısı. 142. Mu'temir (01m. Ankara Üniversitesi. 8. 855) geliyordu. 303 /M. 854) gibi me şhur Mutezile bilginlerinin tesiri altında kalan Me'mun 152 . I. III. İ stanbul 1328-1330. Talat Koçyiğit önsözü. 218. andan eser.İmam Ahmed b. C. Menâkib al. Zuhdi Hasan Cârullah andan eser. Bu zat. 825). 868) ve Cubb ai (01m. Tarih Bağdat!.kalmıştı 25°. al-Hatib al-Bağdadi. 61 . Çeviren: Zeki Megâmiz. Me'mun'dan sonra halife olan Mu't as ı m (H. Hanbel. 162. H. özellikle Sümâme b E ş res (01m. s. al-Milel va'n —Nihal. 235 /M. 71. 218 / M.şafiiyye al-Kübrâ. Doç. 206. Haydarabâd 1337. İbn al-Cevzi. Bundan bir müddet sonra. Dultıt'l İslam. 72.İlel va Ma'rifeti'r-Ricâl. Miladi 813-846 yılları arası Mutezile'nin alt ın çağı oldu. ilk defa H. az. s. Der. 64. H. 52. 218-227 /M. aş-Sehrist'âni. Ankara. Emin'in öldürülüp yerine karde şi Me ' m ün (Ölm. aynı eser. H. Tabakât aş. H. 254 Bk. 218 /M. 70. C. H. s. Kahire 1324. 169 vd. Dr. Corei Zeydân. Bi ş r b. s. Mutezile Ve Ak ıl Meselesi. anılan eser. ancak Alütevekkil'in hilafeti ile son bulmuştur254. 240 / M. Elya Huzeyl ve Kad ı Ahmed b. as-Subki. I. s. s. itizali fikirlerin esasl ı bir surette müslümanlar aras ında yayılmasını sağladı" 251 . 212 /M. 253 Bk. Duvel al-islam. s. Ankara 1963. Ahmed Emin. Bunların. 827 yılında Kur'anın yaratılmış olduğu fikrini kabul etti ğini resmen ilan etti. 833 yılında da bütün müslümanlar ı bu fikri kabul etme ğe zorlaması 2" ve bu konuda bazı alimleri sorguya çekmesi. 241 /M. s. andan eser. C. H. Nazzam (Ölm. Özellikle Me'mun gibi bir halife'nin Mutezile'yi resmen mezhep edinmesi.

geniş ölçüde itimat etmesini vasiyet etmi şti255 . müslümanlar arasındaki huzursuzlu ğun artmas ına ve kendisine karşı duyulan nefretin ziyadele şmesine. 62 . Halife V â s ı k'm devri (H. itizâli fikirlerin kabul edilmesi için geniş halk kitlelerinin zorlanmas ı. Ahmed b. Ahmed Emin. bunlar zamamnda meydana çıkarılarak. s. daha çok büyüme ğe fırsat verilmeden bastırıldı ve müsebbibleri de en şiddetli cezalara çarpt ırıldı . s. s. 258 Bk. devletin resmi organları vasıtasiyle halkın buna mecbur kılınması ve bilhassa bu yolda baz ı Islam bilginlerine karşı çeşitli ceza ve i şkencelerin uygulanmas ı. 67. 446-447. Mutezile için gerçekten a ğır bir darbe oldu. Mutezile'nin bu devirde Halifeler üzerinde kurma ğa muvaffak olduğu baskının bir sonucu olarak. 255 Bk. Gerkeçten Ahmed b. Me'mun'un devrinde ba şlayan ve özellikle bu zat ın büyük bir rol oynadığı "mihne" devrine bütün şiddetiyle devam edildi. 179 vdd. Böylece Mu'tas ım. Ebu'l -Hasan Ali al-Mes'ûdi. anılan eser. Vasık'ın da selefleri gibi Mutezile'nin tesiri alt ında kalması.İsliim. C. 361. Me'mun'la kıyaslanamıyacak kadar büyüktü. 38 vdd. Böylece. 846-861) ile Mutezile'nin parlak devri sona ermi ş ve böylece de onun çökü ş devresi baklam ış oldu2 58 . İbn Hallikân. 330 /M. Bu yüzden devlete. Zuhru'/. Miladi 912 y ılına doğru Eb û'l Hasan al-E ş 'arl (01m. andan eser C. İ bn al-Esir. s. 227-232 /M. I. ni aratacak şekilde "mihne" yi meydana getiren olaylara devam etmesi. özellikle Halifeye karşı bazı kıyam hareketleri vuku bulmu ş ise de. Miladi 846 yılında vefat etmesi ve yerine Mütevekkil'in geçmesi (H. Ebi Du'ad' ı Kad-ı. • 259 Es'arrnirı hal tereümesi için bakuuz: İbn Hallikân. 67. andan eser. s. bütün gücüyle itizali fikirleri desteklemesi ve bilhassa Ahmed b. Leiden 1311 /1893. İbn Hallikân. II. 232-247 /M. at-Tenbilı va'l-hrt s. ıf. 257 Bk. ad-Dn -airi. 256 Bk. 8.'ad' ın Mu'tasım üzerindeki nüfuzu. 73. C. V â s ı k'ın Hicri 232. H. hattâ halk taraf ından kendisinin tekfir edilmesine bile sebep oldu 257. Ebi Du'ad' ın teşvikiyle selefleri. VII. 441) gibi de ğerli bir ilim adamının 259 itizalden vazgeçip Sünni bir sistem olan E ş'ari ekolünü kurması. Esasen. bu zatın devlet içinde büyük bir nüfuz ve kudret sa ğlamasına sebep oldu. Kudât makamına getirmesi ve onun bilgisi dışında hiçbir işi yapmaması256. C. Ebf Du. s. devletin idaresinde onlar ın görüş ve fikirlerine ön planda yer verdi. kardeşinin vasiyetine de uyarak devletin en yüksek kademelerine Mutezile'ye mensup kimseleri getirdi. andan eser. C. Mutezile'nin kuvvet ve kudreti zirvesine ula şmıştı . s. Kahire 1365. I. Özellikle Hicri 300. C. müslümanların itizali prensiplerin kar şısında durmasına ve bu dü şünce sahiplerinden uzaklaşmasma sebep olmuştu. 841-846) ba şladığı zaman. I. Zuhdi Hasan Cârullah. I. anılan eser. anılan eser.

s. Bu cümleden olarak. 213. Yükut al-Hamavi. VI. Hicri 4. Tarih Bağdad. Bahreyn. ilüh. 385 /M.dLDevle'nin o ğlu Me c d a d-De vle'yi bertaraf etmesi 264. H ılzistan ve özellikle Irak gibi bazı ülkelerde geniş bir halk kitlesinin deste ğini kazanmağa ve nüfuzunu buralarda da yayma ğa muvaffak oldu. anılan eser. Çünkü son derece otoriter bir idare sistemi kurma ğa muvaffak olan bu vezir. Onun kuvvetli deste ği sayesinde Mutezile daha önce kaybetti ği ş öhret ve itibarına yeniden kavuştu. Mutezile mensupları devletin en yüksek kademelerine getirildi. Fuad Köprülü. 422 / M. Barthold-Prof. 48-49. anılan eser. Bu devirde baz ı şii akidelerine de uyan Mutezile. s. 262 Bk. Fakat Mutezile'ye hiçbir zaman Ahmed b. IV. 172. Dr. Dr. Diğer taraftan. Abbas'tan ald ığı 262 itizal prensiplerine inan ıyor ve bunları bütün gücüyle yaymağa çalışıyordu. al-Hatib al-Bagdüdi. 260 Bk. Mucem al-Udeb ıl C. 52. W. Abb ad b. Burada bulunan Mutezile mensupları Horasan taraflarma hattâ felsefe ve ilm-i nücû'm gibi aldi ilimlerle ilgili bütün 'eserler yak ılmak suretiyle imhâ edildi265 . 247. Fak. 982)'nin. hattâ onları her fırsatta tekfir etmesi 263 bu sistemin çökü şünü hızlandıran âmillerden biri oldu. H. babas ı al-Hasan b. s. Sünni olan Gazneli Mahmud (01m.421 / M. P . 212. 265 Bk. Ibrahim Agâh Çubukçu. C. H. Abbâ d (Ölm. s. daha önce Me'mun ve Mu'tasım devirlerinde Ba ğdad'a hakim oldukları gibi. IX. yüz y ılda Şii olan Büveyh o ğullarmın hakimiyeti ele alarak Halifeler üzerinde nüfuz kurmalar ı260.Bundan sonra Mutezile hernekadar zaman zaman varl ığını hissettirme ğe muvaffak olmu şsa da. andan eser. sünniliğin hakiki bir zaferi. 1030)'un da. C. Doç. Buna ilaveten Buveyhilerin de zay ıflamağa baş laması ve bunu fırsat bilen Halife al-Kadir Billâh (01m. itizali cereyan yeniden gözden düştü. s. Mutezile mezhebi üzerine amel eden Büveyhi Sultan' A diid a d-D evle (01m. 420 /M. bu uzun bir müddet devam etmedi. Ayni eser. 261 Bk. Prof. 263 Bk. Ummân. 37 vd. 262. 1030)'ın da Mutezile'ye kar şı cephe almas ı. Zuhdi Hasan Carullah. isltim Medeniyeti Tarihi. s. Ibn al-Esir. S hib b . • . IX. 1029 yılında Büveyhilerin Merkezi say ılan Bey'i işgal ederek. Dr. Mutezilenin hükmü altına girmiş oldu. H. Mutezile ve Ak ıl Meselesi. Der. s. Ebi Du'ad'f aratmam ış olan Sahib b Abbâd ölünce. H. C. Zuhdi Hasan Cârullah. 372 /M. H. 261. Mutezile'nifir nüfuzunun yeniden canlanmas ına sebep oldu. 264 Bk. itizali sisteminde bir hezimeti oldu. 995)'ı vezâret makam ına getirmesiyle Mutezile'nin şöhreti büsbütün artt ı261 . bu şehrin emin olan F ahr p. Böylece Büveyhilerin merkezi say ılan Rey. s.

Bu tarihten itibaren E ş'arilik yeniden canlanma ğa ve büyük bir hızla yayılmağa başladı . İbn al-Esir. H. 21. 455 /M. H. H. . 1055 y ılında da Bağdad'a kadar ula şmak 266 suretiyle nüfuzunun Islam ülkesinde art"nam. Ayni eser. 1063 yılında Alp Arslan (Ölm.1063)'in H. as-Subki. s. s. di ğer taraftan da EU Sünnet ve bilhassa E ş'ari'ler aleyhinde hareket ediyor ve onları lânetlemek için mimberlerde hutbe ler verdiriyordu. anılan eser. E ş'ari okuluna mensup olan ilim adamları büyük ölçüde onun destek ve yardımlarına mazhar oldular. H. 270 Bk. Sünni ve özellikle E ş'ari sistemleri üzerine ö ğretim yapan daha birçok medreseler in ş â ettirdi270. II. 1113 ) büyük bir rol oynadı . 485 /M. Mutezile'nin de yeniden y ıldızının parlamas ına sebep oldu. Mutezile mezhebinin en hararetli müdafilerinden biri idi. Harizm taraflarına kaydı. daha sonra ö ğrencisi Mahmüd az-Zamah ş eri (Ölm. Bu hususta en büyük rolü. Bk. H. kısa bir süre içinde Horasan. 270. 1037 de Rey'i i ş gal etmesi ve H. 455 /M. III. 456 /M. Cerir al-Isfahani (01m.E ş'ari'ler mücadelesi. C. E ş'ari büyüklerinin türlü ceza ve i şkencelere maruz b ırakıldığı bu büyük fitne. tMansûr al-Künderi (Ölm. 269 . 1143) tarafından 266 Bk. Burada Mutezile mezhebinin yay ılmasında. s. H. X. 538 /M. Bu sebeple. Şam.. 478 /M. 456 /M. 505 /M. Zira Tuğrul Beyin nezdinde büyük bir yeri ve kıymeti olan bu vezir. 1063 yılında feci bir şekilde öldürülmesi ile sona erdi 268 . C. Onun bu hareketi. s. I. anılan eser. Bunlar ın yanı sıra. 267 Bk. şüphesiz Tuğrul. 64 . bir taraftan Mutezile mensuplar ım devletin en yüksek kademelerine getirirken. Kahire 1275. II. C. 1111) gibi. 268 Bk. anılan eser. Böylece devletin resmi mezhebi haline geldi. H. 507 /M. C.yas-Subki. III. 18-21. 267 Böylece Horasan'da ba şlayan Mutezile. s. II. 429 /M. Hicaz ve Irak'a da sirayet etti. 90. Bu sebeple Imam al-Haremeyn al. 1072)'ın saltanat ı eline geçirmesi ve gözden dü şen Amid al-mülk'ün de H. Ba ğdad ve Niş abilr'da kurdu ğu Nizâmiyye medreseleri gibi. H. İbn Hallikân. anılan eser. 1092) koyu bir E ş 'ari oldu ğu ilme ve ilim adamlarına büyük bir de ğer veren bir zat idi. anılan eser. Art ık Sünniliğe mağlup olduğunda şüphe olmayan ve Sünni sistemin yaygın bulunduğu Bağdad ve civarında tutunmas ı imkansız hale gelen itizal hareketleri. 137. Beyin veziri Amid al-mülk Ebâ Nasr Muhammed b. 1085) ve E bil H â mid al-Gaz z alt (01m. 447 /M. C.Cüveyni (01m. 465 /M. ilim ve fazla ile şöhret yapmi ş olan Mahmtı d b.Fakat Selçuklu Sultan Tu ğ rul Bey (ölm. İbn al-Esir. 64 vd. C. . Zira Alp Arslan' ın vezarete getirdi ği Ni zâm al-Mülk (Ölm. 1063) oynaIlişti. s.

İ brahim Agâh Çubukçu. Müslümanlar. 840 /M. Mutezile'nin yıkılışının gerçek sebeplerini ö ğrenmek istersek. 52 vdd. fakat yine bu sistemin içinde aramam ız lazımdır. di ğeri de. Mutezile reislerinin sonuncusu olarak. . bunlar ı başka yerde de ğil. anı lan eser. 218-220. Me'mun gibi. Düşünce özgürlü ğünün savunucusu olarak ortaya ç ıkan bu fırka mensupları. H. s. Bugün dahi Sia'nı n ve özellikle Yemen'de yayg ın bulunan Zeydiyye'nin baz ı önemli itizâli fikirleri ya ş attığı bilinen bir gerçektir 274 . Dr. Zamah şeri. Bugyetu'l. 1436) gibi bir Zeydi imamının. 274 Bk. 65 . Hannal —Fahnri ve Halil al-Cerr. 166. onların bir zamanlar Sünnili ğe karşı 271 Bk. C. anılan eser. Fak. İşte Mutezile böylece do ğup gelişti. 805 /M.devam ettirildi 271 . dini hükümleri buna göre te'vil ve tefsir etmeye çal ışırken. İ slam tarihinde ilk defa "mihne" denilen acı ve ızdırablı bir devir ortaya ç ıkmış oldu. 1963 April. daha sonra bunu kendileri gibi dü şünmeyenler ve onların izinde yürümeyenler için çok gördüler. the Political Attitudes of the M n'tezilah. Ankara Üniversitesi Hah. s. 1964 say ısı . H. bunun bir sonucu olarak iki z ıd kutba ayr ıldı : Bunlardan biri aklı ön plânda tutarak. Montgomery Watt. s. 386-388. I. Böylece.Vuâ' fî Tabak& al-Lugaviyyin s. Daha sonra da itizâli cereyanların Sia'nın 273 bir kolu olan Zeydiyye tarafından kısmen yiirütüldü ğü anla şılmaktadır. İbn al-Murtadâ (01m. 272 Bk. baz ı halifelerin himâyesinde mezheplerini müslümanlara zorla kabul ettirme çabas ına düştüler. 49-51. "al . Abd Allah al-H â ri z mi (01m. 1402)'yi görüyoruz. Mutezile'yi savunmas ı ve yaymak istemesi de bu gerçe ği teyid etmektedir. bir sistem olarak tarihe kar ıştı . Bu durumun. Hannâ'l-Fahûri ve Halil al-Cerr. 273 Şla ve Mutezile ilişkisi için bakınız: W. İ slâmiyetin varlığı için ciddi bir tehlike arzetti ği bir sı rada. naklin her ş ey oldu ğunu ve Kur'an' ın ezeliyetini bütün gücüyle savunuyordu. Mutezile ve Ak ıl Meselesi. anılan eser. Celal ad-Din as-Suyüti.C ebb âr b. Doç. Mutezile'nin dü şmanı olarak bilinen M üt ev e kkil'in hilâfet makamına gelmesiyle ikinci gurubu te şkil eden Sünni sistem büyük bir hâmi bulmuş ve birinci gurubun mümessili say ılan Mutezile'nin de kara günleri ba şlamış oldu. Der. daha sonra da u ğradığı çe şitli baskı ve hücumlara dayanamay ıp. bundan birkaç as ır sonra Hârizm'de itizâli fikirlerin yay ılmasına çalış an ve Timurleng'in yakın arkada şı bulunan me şhur bilgin Abd al.Tenzil" adlı büyük tefsirini de itizâl prensiplerine uygun olarak te'lif etti 272 . bu konuda ifâ etti ği büyük hizmetlerinin yanı sıra. s. Kahire 1326/1908. Zuhdi Hasan Cârullah. s. Kendilerine kar şı gelmek cesaretini gösterenler için en şiddetli ceza ve i ş işkenceler uygulandı . 166. JRAS.Keşşâf art Hakâik Gavâmiz at .

s. günümüze kadar devam edegelmiş ve bunlar İ slam düşünürlerinin en kıymetli hazineleri olmu ş tur. Fakat bu sistemin İslam düşüncesine kazand ırmış olduğu gerçekler.kullanmış oldukları baskı ve işkence siyaseti. 66 . 198 vdd. C. şimdi de muhalifleri tarafından kendilerine kar şı kullanılmağa başladı . Kendisine kar şı girişilen bu misilleme hareketlerine uzun müddet dayanamayan Mutezile. I. Başka bir deyimle Mutezile artık ektiğini biçme ğe başlamıştı 2". Hann81-Fiikari ve Halil al-Cerr. 275 Bk. s. C. prensiplerini savunurken uyguladığı metodun kurban ı olarak tarihe intikal etti. Duha'l-İsliim. antlan eser. en sonunda. III. 165-166. Ahmed Emin.

birçok tabii varl ıklann mevcudiyeti kabul edilmiş olur ki. Allah'la kul aras ında müş abehet has ıl olur. E ğer böyle bir benzetme yap ıhrsa. s. Allah'a mahsus di ğer zati sıfatları te'vil etme yoluna sapmıştır. zatiyle mürid'dir ve zatiyle âlimdir 276 Kur'an'da geçen Allah' ın bu sıfatları. özellikle beş prensip diye anılan meseleler önemli bir yer iş gal eder. dan inceliyelim: 1— at-Tevhid : Mutezile. zatiyle kadir'dir. e şi ve benzeri yoktur.E ğer Allah'ın kıdemi hâricinde O'na çe şitli sıfatlar isnad edilirse. Y0suf Müs5 ve AB Abd al-Mun'im Abd al--Hamid. bu alemi yoktan yaratm ış ve her şeyin ilk prensibi olmuştur.ÜÇÜNCÜ BÖLÜM MUTEZILE'NIN KEL:4. yâni çe şitl ilâhlarm varlığı da . 79. O'nun s ıfatları beşerin sıfatlanna asla benzemez. Şimdi bu beş prensibi birer birer Mutezile aç ısın. Allah sebepsiz olarak var oland ır. tevhid meselesine en çok önem veren Kelâm okuludur.MI GÖRÜ ŞLERI I— Mutezile'nin Beş Prensibi: İşte yukarıdanberi do ğuşunu. 276 Bk. 67 . Allah' ın bir olması ve p'nun kadim bulunması. Mutezile'ye göre Allah zatiyle haydıt. Bu ilk prensibin nedeni ve sebebi yoktur. zatiyle basir'dir. Kahire 1369 /1950. Allah. Dr. 4— al-Menzile beyne'l-Menzileteyn. Kitâb neşredenler. 2— al-Adl. Bu sebeple Mutezile. M. zatiyle semi'dir. Allah'a mahsus en özel bir s ıfattır. Allah'ın zatının dışında kabul edilirse. 3— al-Va'd va'1Vaki. al-Cuveyni. 5— al-Amr bi'l -Ma'rtıf va'n —Neyh ani'l -Münker. Onlara göre Allah birdir. bu da Allah' ın birliği gerçe ğine aykırı olur. gelişmesini ve çökü şünü izah etti ğimiz Mutezile mezhebinin başlıca kelâmi görüşleri arasında. çe şitli kadimlerin. Bu be ş prensibin konuları şu meselelerdir: 1— at-Tevkid.

Ankara 1957. al-Bağdadi al-Fark beyne'l -Firak. Windrow Sweetman. al-Fıkh al-Ekber adlı eserinde Allah' ın sıfatları üzerinde fikirler yürüttü. 68-70. bütün kelâmi meseleleri ak ıl ölçüsüne uydurmağa çalış mıştı". H. O'nun zatının ne aynidir. yüz ve istivâ gibi s ıfatları hakkında soru sorulmasını bile bid'at saymışlardır. I. diğer zati s ıfatları te'vil etmek zaruridir 277 . H. s. Volum 2. anılan eser. 11s. 60 vdd. Ebû'l Hasan al-E ş'ari. al-Milel va'nNihal. Part I. Şerhu'l-Fıkh al -Ekber. Selefiler Allah' ın sıfatlaarım olduğu gibi kabul ederlerdi. Hattâ Allah' ın. I. 330 /M. Kur'an'da davalar ına uygun gelen âyetleri aynen kabul etmi ş lerdir. s. s. London 1947. 44 vdd. 68 . s. 149-150. Hatta okadar ki fakih olan E bû H an if e (01m. 31. 279 Bk. Burada. ne de gayridir dediler 279 . 941) ve M âturi di (01m. s. Istanbul. s. E ğer Allah'ın zatımn dışında kadim bir hayy veya semi sıfatı bulunsaydı. Allah' ın zati s ıfatlarının O'nun ayni de.ı Ekber ve Izalu. Öyle ise Allah'ın kıdemi hariç. çeviren: Sabit 'Unal. müte ş âbih ayetlerde geçen el. 14. C. tevhid açısından Kelâm tarihinde önemli bir yer tutar. 5-6. H. Fıkh. Davalarına uygun görülmeyen nasslar ı ve sıfatları te'vil ederek. Kitâb al-Luma'fi'r-Redd alâ Ehl az-Zayg va'l-Bida. Ebil Hanife. Ebû Zahra. Bu ise. M. -İslâmiyye. anılan eser. Zuhdi Hasan Cârullah. 21. Bununla beraber Mutezile'nin takip etti ği yol. Fakat İslam alemine sızan felsefi dü şünceler ve yabanc ı fikirler neticesinde. J. Mutezile ak ılcı bir metoda sahip olduğu için. anılan eser. akli bir esasa uydurma ğa çalışmışlardır. kadimler ço ğalacağından tevhid fikri çürütülmü ş olurdu. Böyle bir faraziye ise tevhid sistemine ayk ırıdır. Islam and Christian Theology. s. Allah'ın bir olduğu gerçe ğini tekzip etmemek için onlar da Allah' ın zati sıfatlarının. Lûtfi Do ğan.kabul edilmiş olur. İ slam düşüncesinin 277 Tevhid meselesi için bak ımz: aa.şehristâni. daha sonra Ehli Sünnet Kelamcılarından E ş ' ari (Ölm. 145 vdd. Mısır 1955. C. Dr. 278 Bu konu için bakınız: -Muntehâ. gayri de olmadığım söyledi278 . Hanna'l-Fahûri ve Halil al-Cerr. Allah'm sıfatlarını tevil ederek Allah'ın birliğini ispatlamaları da. 944) geliştirdi. s. onların akli metoda ve bilhassa mant ığa verdikleri önemin neticesidir. 767) bile. 333 /M. 150 /M. Daha önce de i şaret ettiğimiz gibi. Ebû Han if e'nin tohum halinde ekti ği bu fikri. Kelâm okullar ında çeşitli münaka ş alara ve münazaralara sebeb olmu ştur. Mutezile'nin böylece anladığı zati sıfatlar. Mutezile'den önce gelen Selefiler Allah' ın sıfatları hakkında tefsir ve tevile giri şmekten çekinmi şlerdir. Kelâmc ılar Allah'ın sıfatları hakkında ileri sürülen görü şler üzerinde durmak zorunda kald ılar.

Dr. "Öyle bir günden sakının ki. Irade hürriyeti bulunmayan bir insan ın sorumlu tutulması . ayet: 40. 1964 sayısı. 69 . Felsefetu'l-M'u'tezile. daha önce de belirtti ğimiz gibi "adliyye" ve "Ashâb al-Adl" isimleriyle de anılmışlardır. kullarına hiçbir şeyde haksızlık etmez. insan ın hareket hürriyetine sahip olduğunu ve Allah' ın adaleti yerine getirece ğini açıkça belirtiyor: " Şüphesiz Allah hiçbir kimseye zerre kadar haks ızlık etmez . "Allah onlara zuliim ediyor değildir. 53. Bu sebeple. onun sevabını kat kat artırır. ayet: 44. I. Albert Nas ıl Nader.285 280 Bk. 285 Bakara Süresi. Onlara haksızlık da edilmeyecektir" 284 . ayet: 286. anılan eser s. Hannal -Fahlari ve Halil al-Cerr. E ğer Allah insanlar ı muayyen fiilleri yapma ğa zorl am ış farzedilirse. İnsan kendi fiilini kendisi yapar. Herkesin kazandığı hayır kendi yararına. İbrahim Agah Çubukçu. Allah' ın bu adaleti icab ı insanların irade hürriyetinin bulunmas ı da lazımdır. 282 Teybe Süresi. Dr. 149-150. 2— al-Adl (Adalet) : Mutezile adalete de çok önem vermi ştir. zerre miktarı bir iyilik olursa. 281 Nisâ Süresi. s. Kendi cdnibinden pek büyük bir mükâfat verir" 28 ı . Ü. " Ş üphesiz Allah insanlara hiçbir şeyde zulüm etmez. Mutezile Ve Ak ıl Meselesi. O halde. nah Fak. Allah'ın hikmetine ve adaletine asla yak ışmaz. 284 Bakara Süresi. Fakat onlar kendi kendilerine zulüm ediyorlar" 282 . Mısır 1950. Mutezile'nin adalete önem vermeleri şöyle fikirler yürütmeleri neticesinde vuzuha varmıştır: İnsan hürdür. A. ayet: 9.temel prensibi olan Allah' ın birliği gerçe ğine aykırı düşer. âyet: 281. Halbuki Allah adildir. Nitekim Kur'an' ı Kerim'de bulunan birçok ayetler. O halde Allah' ın sıfatlarmı te'vil etmek zorunludur. hepiniz o gün Allah'a döndürüleceksiniz. 283 Yiinus Süresi. Doç. C. s. E ğer insan her hangi bir ş eyi yapmak hürriyetine sahip de ğilse. Allah' ın o fiillerden dolayı bir insanı cezalandırması zulüm olur280 . o insanın işlediği kötü veya iyi amellerden dolay ı ceza veyahut sevap görmesi manasız olur. "Allah hiçbir kimseye gücünün yetece ğinden başkasını yüklemez. Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmederler"2". 99. Allah kullarına bir şeyi yap ıp yapmama gücünü vermi ştir. Ona. . yaptığı şer de kendi zararınadir. ayet: 70 ve Bam Süresi. Sonra herkese kazandığı tastamam verilecektir.

s. 70 . s. Mâturidi 286 Tfir Sûresi. I."Herkes sadece kendi kazanc ına bağhdır"286 . Mutezile bu prensibi ile. C. Eşanlayışına göre kesb. 289 Bk. Allah'ın adaleti icab ı âhirette ceza görece ğini ima ediyordu. 288 Bk. 287 Bk. talim siyaset adamlar ına dahi ağır bir darbe vurmuş oluyor ve onları vicdani muhesebeye davet etmiş oluyordu. Allah'ın iradesine tabi oldu ğunu söylüyorlardı . Hattâ o kadar ki. Mutezile'nin Allah' ın adaleti prensibinden hareket ederek kabul ettiği hürriyet fikri. Her müslümanın tembellikten kaçınan. s. 110. Mutezile ise insana hürriyet tammakla. Ismail Hakkı (tzmirli). 69 vdd. insamn gücünün makdûre iktiramd ır289. islâm âleminde tembelliğin ve miskinliğin önlenmesi bakımından da ayrıca özel bir anlam taşır. Mutezile'nin kurmuş olduğu bu sistem. M â turidi ise. insan ın havada rüzgara tabi olan bir tüy gibi. serbest dü şüncenin geli şmesi. andan eser. Zira insanların kendi fiillerini bizzat yaratm ış olmaları prensibi kabul edildi ği takdirde. Kitub al-Lumâ. Lıyet: 21. Daha önce de i ş aret etti ğimiz gibi. Birçok hükümdarlar yapt ıkları kötü fülleri kadere hamlederek. bu hususta E ş'ari'nin izinden yürümekle beraber. Cebriyyeciler insanlar ın Allah tarafından yaratılmış fiilleri işlemeğe mecbur olduklarını ileri sürüyorlardı. daha sonra E ş ' arrnin tenkitlerine mâruz kaldı . E ş'ari. Mutezile ise irade hürriyetini kabul etmekle. al-Es'ari. İslâm âleminde akli geli şmenin ve ilmi çalışmaların gelişmesini önleyici mahiyette idi. Bu türlü dü şünce tarz ı ise bir nevi mutavassıt Cebriyyeciliktir. al-Isferâyini. Yeni ilmi Keldm. Mutezile'nin fikirlerine de tamamen yabanc ı kalmamıştı. İslam dininin cemiyet hayatına verdiği önemi benimsemiş oluyordu. çalışmağa ve araştırmağa bağlanan kimse olarak cemiyet içinde ya şamasım amaç ediniyordu. Bu türlü düşünce tarz ı. fülleri külli iradesiyle Allah' ın yarattığını ve insanların da o yarat ılmış fülleri kesbetti ğini söyledi 288 . . C e hm b. halka zulmeden hükümdarlar ın Allah indinde sorumlu olaca ğı esası da kabul edilmiş olur. S afvân tarafından savunulan Cebriyye okulu her şeyi Allah'ın iradesine hamlediyor ve insanları bir robot gibi kabul ediyordu 287 . 96. Mutezile'nin adalet prensibi siyasi bak ımdan da önemli bir anlam taşımaktadır. kötülük yapan siyaset adamlar ının da. kendilerini sorumluluktan kurtarmak isterler.

Allah' ın adaletine yakışmaz.şehristâni. Mutezile hamleci ve cesur ad ımlar atmıştır. iyi i şler işleyenin âhirette sevapland ırılması. Yüce Allah Kur'an' ı Kerimde yap ılması iyi olan veya kötü olan hususlar ı açıklamıştır. al -Milel va'n-Nihal. M. 45. s. cemiyet içindeki düzenin sa ğlamlaşmasına yardım etmek istemiştir. daha önce aç ıkladığımız adalet prensibinin bir sonucudur. Duha'l-İsliiın. 292 Bk. insan hürriyeti meselesinde Ehli Sünnet okullar ı daha muhafazakar olmakla beraber. s. İyi işlerde bulunanın âhirette sevap görmemesi. Makâlât al-ıslaıniyyln. al-Eş'ari. 3— al. Mutezile kendi akılcı sistemi icab ı imana bilgiyi de katmıştır. Bu sebeple onlar iman ı. I. 302. ikrar. 290 Bk. İ smail Hakkı (İ zmirli). Fakat kesbi de şöyle anlamıştır: "Kesb kulun bir ş eye niyet ve azmetmesi ile has ıl olur" 29°. I. s.Allah'ın külli iradesini kabul etmiştir. Hatta Mutezile'den baz ı kollar. Mutezile'ye göre ameli terk eden ve sadece iman sahibi olan bir kimsenin âhirette durumu kötü olacakt ır. 291 Bu konu için bakınız• Ahmed Emin. Mutezile'ye göre taklid yoluyla edinilen iman ın da bir kıymeti yoktur. kötü amelde bulunanlar ın ise âhirette ceza görmesi anlam ındadır2". III. s. Allah' ın adaletine dair daha önce bahsetti ğimiz âyetlere aykı rı düş er. insanın. C. C. işlediği kötü fiillerden dolay ı âhirette ceza görece ğini aklen bilmesi gerekti ği tezini savunmuştur292 . Bu prensip. buna mukabil Allah' ın beğenmediği fiillerden de kaç ınmaktır. 308. al' Va'd va'l -Vaid prensibinin bize anlatt ığı diğer bir anlam da. aş. 71 . Keza kötü ameller yapan ın ceza görmemesi.Va' d va'l-Vaid: al-Va'd va'l -Vaid. Görülüyor ki. anılan eser. Kullarm vazifesi de Allah' ın yapılmasını hoş gördü ğü işlekleri yapmak. Zuhdi Hasan airullah. Bu demektir ki. dil ile ikrar etmek. 61 vdd. I. C. yapt ığı iyi veya kötü amelin kar şılığını ahirette muhakkak görece ği için hareketlerini kontrol etmek zorunluluğundadır. amelin imana dahil olmasıdır. 51. s. C. s. Ebû Zahra. bilgi ve amel diye tanımlamışlardı r. 110 vd. Demek oluyor ki insan. Görülüyor ki. ayni eser. Bu prensibe göre her insan. Mutezile al-Va'd va'l -Vaid prensibini kabul etmekle. iyi amellerde bulunmak ve aklı ile islamın temel prensipleri olan Allah ve peygamber fikrine ula ş mak suretiyle gerçek iman ı bulmuş olur.

Ancak. iki manevi yer aras ında orta bir yerdir. Free Will and Predestination in Early islam. Mutezile. 48. ne de mü'mindir. Böyle bir kimse fâs ıktır. günahlar ın hiçbir zarar vermeyece ğini ileri sürer. Ahmed Emin. Mutezile 293 Bk. 117. al-Iraki al-Hanefi. Bu türlü dü şünce tarz ı Kelâm tarihinde yaln ız Mutezileye mahsustur ve Mutezile'nin temel prensiplerinden birini te şkil etmektedir. Bilindiği gibi Hayâric kebire i şleyeni kâfir addeder 294 . küçük olsun. al-Hayyk. London 1948. as-Sehristâni. Tabsiratu'l-Edille. Mutezile te'vile bazan lüzumundan fazla önem verdi ği için Selefilerin izinden ayrılmıştır. Ehli Sünnet'in görü şüne göre kebire işleyen. Mutezile'den sonra kurulmuş olan E ş 'ari okulunun görü şleri Selefilerinkilere daha yak ındır. Burada dikkatimizi çeken husus. daha önce de söyledi ğimiz gibi. onlar büyük günah i şleyeni müslim ve fakat fâs ık addederler. 5— al-Emr bi'l va'n Nehy ani'l -Münker : Mutezile Kur'anı Kerim'de iyi amellerin emir buyruldu ğu ve kötü amellerin yasaklandığı dü ş üncesinden hareket ederek. Montgomery Watt. Süleymaniye Ktb. Ehli Sünnet'e gelince. 13 b. W. Nesefi. Laleli Böl. s.. 117 vdd. I. Onların takip ettikleri yol. al -Emr bi'lMa'rr va'n-Nehy ani'l-Münker'i vacip saymıştır. s. Nesefi. var. s. büyük günah işleyen ne kâfirdir. 297. Fec- ru'l s. tövbesiz öldüğü takdirde Cehennemde ebediyyen kal ır. Şu kadar var ki Cehennemdeki azap derecesi kâfirinkinden daha hafif olur 293 . s. C. tövbesiz ölen büyük günah sahibinin mü'min. müslim ile kâfir arasında bir manevi dereceye sahip -oldu ğunu göstermektedir. ne de Murcie gibi İslami prensipleri hafife alm ıştır. andan eser. ne Hariciler gibi kat ı bir görüşün sahibi olmu ş . 63. 164 vdd. 72 . âhirette cezas ını gördükten sonra iman sahibi oldu ğu için Cennete girebilir. an-Nesefi. al-Milel va'n-Nihal. s. bu görü şler aras ında Mutezile'nin Havâric ile Murcie aras ında orta bir yol tutmu ş olmasıdır. 294 Bk. Bu hususta şüphesiz. var. Hattâ kebire işleyen tövbe etti ği takdirde. İslâmın koyduğu esaslara s ıkı sıkıya ba ğlı olmak emelinden ileri gelmi ştir. andan eser. Yazma No: 2162. Allah'ın rahmetine de nail olabilir. Yâni her müslüıfu manın iyiliği emretmesi ve kötülü ğü de yasaklamas ı icabeder. Murcie ise iman sahibine büyük olsun. Demek oluyor ki. Mutezile'nin bu prensibi. 309 a.4— al-Menzile beyne'l-Menzileteyn al-Menzile beyne'l-Menzileteyn.

andan eser. Gözle görünen bir şey. s. 73 . andan eser. 1964 sayısı. Fakat Mutezile'nin kelâmi görü şleri sadece bu be ş prensipten ibaret de ğildir.bu düşüncesine kaynak olarak Kur'an'dan baz ı ayetler de göstermi ş tir. Bunun bir misali olarak daha önce de belirttiğimiz gibi. 296 Bk. Mutezile al-Emr bi'l -Ma'rüf va'n -Nehy ani'l-Münker prensinibini kabul etmekle. s. C. husun ve kubuh meselesi. 55. Mutezile bu prensinbini uygularken di ğer mezhep saliklerini gücendirmiştir. 295 İmran Sûresi. 1 — Allah' ın görülüp görülmemesi : Mutezile prensip olarak yine Allah' ın bir oldu ğu ve benzeri bulunmadığı esasından hareket ederek. Kur'an' ın yaratılıp yaratılmamış olması. Halbuki Mutezile tevhid prensiplerinin icab ı olarak. İi. Doç. Allah'ın sıfatlarının beşerin ve cisimlerin sıfatlarına benzemedi ğini açıklarmşlardır. eder mahiyettedir. Zuhdi Hasan Cârullah. A. Mutezile'nin görü şünü teyid. Mesela: "Sizden öyle bir cemaat bulunmaltdtr ki herkesi hayra davet etsinler. daha sonra onun taraftarlar ı= azalmas ına da yol açm ıştır 296 . Kendi prensiplerine karşı gelenlere a ğır hücumlarda bulunmuştur. cemiyet içinde s ıkı bir kontrol taraftar ı olmuştur. O'nu cisimler gibi görülecek bir varl ık olarak vasıflandırmış olurlar. Allah'ın gözle görülece ğini söyleyenler. Mutezile'nin bu prensibi icab ı yaptığı sert çıkış lar. andan eser. Der. ak ıl ve nakil meselesi de Mutezilenin üzerinde durdu ğu problemlerdir. ılâh Fak. Ibrahim Agâh Çubukçu. Mutezile'nin Kelâm tarihindeki fikri sistemini tam olarak belirtebilmek için bu problemler üzerinde de durmamız gerekmektedir. kötülükten saktnd ırmaga çaltşstnlar" 295 ayeti. Dr. Mutezile'nin İslam Kelâmında tanınmış olan beş prensibini incelemiş ve tahlil etmiş bulunuyoruz. I. 68. al-Gurâbi. s. Hanan —Fâlniri ve Halil al-Cerr. Çünkü onlara göre Allah cisimlere benzemez. Mutezile Ve Akil Meselesi. Bu beş prensip yanında Allah'ın görülüp görülmemesi. 151. s. Mutezile'ye göre mantık' olarak imkansızdır. II— Mutezile'nin Diğer Görüşleri Böylece. O halde Allah' ın gözle görülmesi. Halife Me'mun zaman ında Kur'an' ın mahlük olduğu tezini kabul etmeyen Ahmed b. ayet: 104. Allah' ın âhirette gözle görülemiyeceğini iddia etmiştir. iyiliği emretsinkr. cisimlere bir bak ımdan benzemi ş sayılır. H anb el'in takibata u ğramasını zikredebiliriz. İyiliği emrediyorum diye kendi te'vil ve görü şlerini başkalarına zorla kabul ettirmek yolunu tutmu ştur. 52-59.

al--E ş'ari. Dr. "Allah arz ve se ınclvatın nfırudur" "°. Albert N. Ehli Sünnet okulu ise. M ü s a'n ın Allah'ı görmek istedi ğini anlamaktayız. daha önce zikretti ğimiz ayetlerin ruhuna aykırı düşer. meâlindeki ayeti gösterir. yukar ıdaki düşüncelerden hareket ederek. Müsâ'n ın imkansız olan bir şeyi istemeyece ği meydandadır. Bu son âyetin. Özellikle 'şu âyetin Allah' ın gözle görülemiyece ğine delil olduğunu ileri sürerler: "O'nu gözler idrâk edemez. s. Mesela. Nâder. Mûsa ile ilgili ayet olsun ve gerekse yüzlerin Rablerine bakaca ğım bildiren ayet olsun. Diğer sonuncu âyete gelince. al-licdsâd Haz. C. Allah' ın âhirette görülemiyece ği anlamında olduğunu iddia etmek. Rablerini görecektir" 298 . Bu görü şlerini ayrıca şu âyetlerle de teyid etmek isterler: "Rabbim Kendini bana göster. 44-45. 61-68. âyet: 35. I. nimetler manas ı verir. kendi fikirlerinde israr eder. s. al-Milel va'n—Nihal.ise şüphesiz gözle görülür. 298 Klyâmet Sâresi. al-Gazzali. Lûtfi Do ğan. yet: 103 22-23. 79-83. Allah' ın görülemiyece ğini. Allah' ın âhirette görülece ğini beyan etmi ştir. Ehli Sünnet'den E ş 'ari'ler. Zuhdi Hasan Cârullah. "Yüzler vard ır. Seni göreyim" 299. andan eser s. Böylece Mutezile ayetin mâ297 En'âm Sâresi. s.Şehristâni.Mutezile bu akli dü şüncelerine mesned olarak nakli deliller de gösterir. bakıcı" manasında değil. Bir p3ygamber olan Hz. Gerek Nür ayeti olsun. Yine ayni sürenin sözü geçen âyetindeki "ila" harfi cerrine "niam". 60 vd. Ehli Sünnet'e göre Allah bu dünyada görülmez. Kıyamet süresinde geçen " Neızıra" söiünü "görücü. Kur'an' ı Kerim'in âyetleri aras ında tenakuzun bulunmas ı imkansızdır.: Doç. 301 Bu meseleler için bakiruz: as. 112 vd. 45. "O'nu gözler idrâk edemez. K ısacası . Bu sebeple "O'nu gözler idrâk edemez" anlamındaki ayetin hükmü. al-Lumâ. HiiseYin Atay. ayet: 139. Dolayısiyle bu da Allah' ın gözle görülece ğini ispat eden bir delildir. Allah'dan "Nfır" diye hahsetmiştir. Nili. Mutezile ise. sadece bu dünya içindir.. Ehli Sünnet buna delil olarak da. o gün taptazedir . bekleme manasında anlar. Çünkü. âyet: 299 Arâf Sûresi. halbuki 0 gözleri idrâk eder"297 . âyetleri te'vil ederek belirtme ğe çalışır. Bu son iki âyetten birincisinden Hz. Halbuki 0 gözleri idrak eder" âyetinin hükmünün bu dünyaya râci oldu ğunu ve bu âyetten Allah' ın sadece bu dünyada görülemiyece ği anlamının çıkarılması lazım geldiğini söyler. Ankara 1962. andan eser. andan eser. 300 Nar Sûresi. fakat âhirette mutlak surette görülecektir"°. gerek Hz. s. Dr. İbrahim Agâh Çubukçu ve Dr. Allah' ın âhirette gözle görülece ğine inanır. s. 74 .

Çünkü Allah'ın zatından ba şka kadim varlıklar var demek olur. Böyle bir şey ise ya cisimdir. Halbuki Allah haricinde hiçbir varl ık kadim de ğildir. 146. Tevrat'ı yaratılmış sayan Yahudilerden aldıklarını ileri sürmü şlerdir 303 . s.. ya da arazdır. 207. Dolayısiyle Kur'an' ın yaratılmış olması zorunludur. 2— Kur'an'ın yaratılm ış olup olmaması : Mutezile'nin Kur'an' ın yaratılmış olduğunu iddia eettiğine ş ahit olmaktayız. as-Subkl. zatının haricinde olan bir mahalde yaratt ığı kelâmla konu şur. Bu okullardan. Allah'ın ebediyyen görülemiyece ği manasında oldu ğunu söyler. Mutezile'yi böyle bir iddiaya sürükleyen ba şlıca sebep tevhid sistemleridir. 191-193. Görülüyor ki Mutezile. Ne cismin. s.Ş âfüyye. s. "yüzler Rablarının nimetlerini bekleyicidir" diye te'vil eder. C.nasını. Allah'ın kelâmı olan Kur'an' ı Kerim de kadim olamaz. Makillât al. ne de araz ın kadim olmadığı mâlumdur302. Mutezile'ye göre Allah' ın sadece zat ı kadimdir. O halde. D. Onların Allah'ın gözle görülemiyece ğini iddia etmeleri. Bundan ba şka Allah'ın kelâmı olan Kur'an. 303 Bk. C. Allah' ın kelâmı olan Kur'an'ın mahlük olduğu hakkındaki fikirleri. Development of Muslim Theology. nakli delilleri de te'vil ederek akla uydurmağa çalışmıştır.Şehristâni. İşte böylece Allah' ın kelâmım mahlak sayan Mutezile'ye kar şı. Allah'ın zatı dışında O'na kadim bir sıfat haraledilirse. tevhid sistemi bozulur. Allah istediği zaman. te'vilci ve ak ılcı sistemlerinin bir sonucudur. s. I. I. Tabak& aş. Hatta Mutezile'nin.. harf ve sesten meydana gelmektedir. "Allah arz ve semavat ın nurlandıncısıdır" demek olur. aş. Nihılyetu'l-ikdâm. al-Es'arl. Hz . Mutezile bununla da yetinmeyerek "Allah arz ve semâvat ın narudur" meâlindeki âyete de. B. "Lenterâni" ilahi hitabındaki anlamın ise. âyetteki "'It ır" sözünün "münevvir" anlam ında olduğunu söyler. kendi görü şünü ispatlamak için mant ıki mütalâalar yürüttü ğü gibi. Masa ile ilgili âyete cevap olarak inen. 324. 288.İslamiyyin. E ş ' ari' ye göre All a h' ın kelâmı hâdis 302 Bk. 75 . Maedonald. Ehli Sünnet'in anlay ışına zıd bir mana verir. Böyle olunca da Mutezile'ye göre ayetin manas ı . özellikle E ş'arrnin temsil etti ği Kelâm cereyamm benimseyenler. Elli Sünnet okulunu temsil eden E ş 'ari ve Maturidi okulları amansız hücumlara geçmi ştir. Allah' ın kelammın kadim olduğunu ispatlama ğa çalış mışlardır.

sözümüz ancak ona ol (kun) dememizden ibarettir"304. Bu ise mant ıksız bir düşünce olur. Çünkü Allah'ın âyetleri ile kun sözü ayni mahiyeti ta şır3". EM'. Albert N. Dr. Nâder. 75-76. s. Allah'ın zatı ise değişkenlikten münezzehtir. Allah' ın kelâmı zatında hadis olamaz. 15-16. Çeviren: Prof. Allah' ın kelâmı Mutezile'ye göre kadim de ğildir. İ stanbul 1953. Ak ııid Risalesi. O halde Allah' ın kelâmı hadis değildir. al-Fark beyne'l -Firak. Kun emri ise. 32-34. Olaylar daima de ğişir. kelâm ya Allah' ın zatında. Allah'ın kelâmı ile O'ndan gayri bir varlığın emir vermiş ve nehyetmi ş olmasını icap ettirir. 306 Zuhruf Süresi. O halde. Allah'ın kelâmı Allah'ın zatında hadis olmadığı gibi. s. s. s. 68. Sıfatın mevsitfu da Allah't ır. Onlar Zuhruf siiresinin "Biz onu anlayas ınız diye arapça bir Kur'an yaptk" 3°6 meâlindeki âyetini davalarına delil ı 304 Nahl Süresi. andan eser. andan eser. zatımn dışında hadis olmu ştur diye bir iddia da ileri sürülemez. Kur'an' ı Kerim'in baz ı âyetleri di ğer hızılarım neshetmiştir. Zuhdi Hasan Çârullah." Mansûr Mâturidi. âyet: 3. s. insanlar ve diğer yaratıklar yok iken emir verici ve nehyedici olurdu. Zira Allah' ın zatı olaylara mahal olacak bir yer de ğildir. yaratmadan önce Allah' ın kelâmı mevcuttu. yalnız başına kaim olmak üzere yaratm ış olması tezi kalıyor. al-Ba ğdâdi. Bu tezin de do ğruluğu kabul edilemez. 103 vdd. Çünkü böyle bir iddia. âyet: 40. 33 vdd. Çünkü kelâm Allah' ın sıfatıdır. 305 Kur'an'm kadim veya hâdis oldu ğu konusu için bakma: al-Luma. Bu gösterir ki Kur'an kadim de ğildir Çünkü kadim olan bir şey neshedilemez ve yok olamaz. O halde. Böyle bir hal ise Allah' ın ş amna yakışmaz ve O'nun hakkında hafiflik olurdu. E ğer hadis olsaydı . s. O ancak kadimdir. Mutezile bu fikirleri asla kabul etmez. Bu fikirlere kar şı Allah'ın bazı âyetlerinin mensuh olmas ı gerçe ğinden hareket eder. Kur'an' ı Kerim'in nasslarından bir parçadır.olamaz. 76 . Mutezile kendi davas ını ispatlamak için nakli delillerden de istifade etmek ister. anılan eser. Lûtfi Do ğan. Bu âyette görüldü ğü gibi yaratılan her şey. ya zatımn dışında veyahut da kendi kendine kaim olurdu. Son olarak Allah'ın Kendi kelâmını Kendi zatı dışında. Allah. Demek ki. E ş ' ari bu düşüncesine nakli delil olarak şu ayeti gösterir:" Bir şeyin olmas ını istediğimiz zaman. Mutezile diğer bir mant ıki delil olarak şu fikri ileri sürer: E ğer Allah'ın kelâmı kadim olsaydı. Yusuf Ziya Yörelkan. sıfat bir mevs ılfa muhtaçtır. Allah'ın "kun" emri ile hadis olmuştur.

Mutezile'nin Kur'an' ı mahlük sayması. 1964 sayısı. 50 vdd. s.Şehristâni. Fak. Şerh al-Mavâkif. sadece ak ılla iyiliği bilinen şeyler. 59. 71-72. Mâturidi. fakat Mutezile'ye daha yakın bir yol tutar. Onlara . s. as. ı lâh. Bu âyeti te'vil ederek. Dr. 310 Bk. al-Bagcladi. "Cealnâ" fülinin yarattık anlamında olmadığım söyler. 100. Kahire 1953. 167. s. bir şeyin iyi (husun) veya kötü (kubuh) olduğunun aklen bilinmesi lazım geldiği tezini savunurlar. 3— Husun ve kubuh : Genel olarak. o şey kötüdür"°. s. al-Curcânt.gösterirler. Hattâ onlar. İbrahim Agâh Çubukçu. iyi veya kötü diye bildirmez İlahi emirlerin iyili ği veya kötülüğü akılla de ğil. Mutezile Ve Ak ıl Meselesi. 121. al-Luma. Der. âyetine dayanarak. bütün dini vazifelerin sem'i oldu ğunu söylemişlerdir. yapmak manas ına gelen "Cealnâ" fiilini yaratmak anlamında anlarlar 30 7 . şeriatla bilinir Hiçbir şey. hiçbir ameli. Şeriat ise. 308 Bk. Çünkü derler: Hadiseler aras ında sebep ve netice ba ğlantısı vardır. Doç. E ş 'ari ve onu takip edenler. Dr. bir şeyi diğer bir şeyin sebebi olarak yaratm ıştır. 77 . bu konuda Mutezile ile E ş ' ari aras ında. HaıMide Gurâbe. 307 Mâturik11 Zuhruf suresinin 19. herhangi bir şeyin bizatihi iyi veya kötü oldu ğunu şeriattan önce tâyine muktedirdir. al-Fark beyne'l-Firak. 620-621. I. Maturidi ise. s. Ona göre bir şey kendi zatı itibariyle. A. al-Milel va'n-Nihal. s. İ stanbul 1286. zatı itibariyle iyi veya kötü de ğildir. Mutezile kendi davas ını ispat etmek için hem akli delilden faydalanma ğa çalışmış ve hem de nakli te'vil yoluna sapm ıştır. Görülüyor ki. Bir ş eyi Allah emratiyse iyidir.göre ak ıl. hâdiseleri ve dini kurallar ı zaruri kıl maz. 309 Bu konu için bk. C. husun ve kubuh mevzuunda akl ın ve naklin oynad ığı rolü şöyle özetler: a — Şeriata hacet kalmaks ızın. Ak ıl bu sebepleri bulma ğa ve ' bir şeyin iyi veya kötü olduğunu tâyin etme ğe muktedirdir" 9 . Ak ıl bir şeyin iyi veya kötü oldu ğunu bilebilir. Mutezile'nin bu akılcı tutumuna E ş'ariyye okulu muhalefet etmi ş tir. Mutezile'ye göre Allah' ın şeriattan önce aklen bilinmesi icabeder 308 . al-E ş'ari. 70. Ü. Allah. tevhid sistemlerinin ve akli görüşlerinin bir sonucu olmu ştur diyebiliriz. hikmeti icabı. Kâinatta olanlar sebepsiz meydana gelemezler. e ğer bir şeyi Allah nehyettiyse. ya iyidir veya kötüdür. Mutezile'ye göre aklî olgunlu ğa erişmiş kimse. aklın bulabilece ği iyi veya kötü şeyleri sadece tesbit eder.

e ğer beni de müslim çocuk gibi erken öldürseydin. Dr. Allah' ın ş amna asla yakışmaz. 184-185. cimrilik ve hafiflik etmi ş olur3n.b — Yine şeriata hacet kalmaks ızın. İbrahim Agâh Çubukçu. Bu kimsenin manevi derecesi. E ğer Allah kulları için en iyi olan şeyi yapmazsa. Allah üzerine aslah ı vacip gören Mutezile'yi güç durumda b ırakmıştır. M ât ur î di ise Allah'ın. 0 vakit müslim çocuk Allah'a şöyle bir soru tevcih edebilir: "Ey Rabbim! E ğer bana ölmeden önce buluğa erdirecek fırsat verseydin. 21. en hayırlı idi." Bu durumla ilgili olarak bulu ğa ermiş olan kâfir şöyle bir itirazda bulunabilir: "Ey Allah' ım! Beni Cehenneme attın. kulları için aslah olanı işlemesi vaciptir.Fakat Maturidi Allah' ın. ayni zamanda._111âturid1. O halde Allah' ın. derecemi yükseltirdim" meâlinde sözler sarfedebilir. s. al-iktisâd fi'l Mutezile Ve Akd Meselesi. s. Böyle bir durum ise. her fiilinde bir hikmet bulundu ğunu ve bütün fiillerini hikmeti icab ı işledi ğini söylemiştir. böyle bir hikme311 Bk. teklifin ak ıl yoluyla değil. Senin yolunda çal ışır. günah i şlemek fırsatını bulamazdım ve şimdi de Cehennem'de yatmaktan kurtulurdum"" 2 . Doç. Halbuki Mutezile'ye göre. şüphesiz bulu ğa ermeyen müslim çocu ğun derecesinden daha üstün olacakt ır. E ş ' arrnin böyle bir itiraz ı . islamın icabını yerine getirmi ş olan buluğa ermiş müslim kimsenin durumunun iyi olaca ğı ve sevap görece ği meydandadır. Bu gibi şeyler akılla halledilemediği için ancak şeriatla bilinir Ancak Maturidi. fiillerini bir hikmete göre yapt ığı ve yapacağı inancındadır. 78 . ilahi emirle vacip olduğu inancındadır. sadece ak ılla kötülüğü bilinen ş eyler. bir şeyi yapmak veya nehyetmek aldın teklifi ile olur. 'in Mutezile'nin bu akılcı tutumu. Mutezile Allah' ın fuzali bir i ş yapmadığını. s. al-Gazzâll. E ş'ariler Mutezile'nin tezini çürütmek için şöyle bir faraziye ortaya atmışlardır: Buluğa ermemiş ve Islam fitrat ı üzerinde ölmüş bir çocuk dü şüneKeza.Allah'ın hikmeti. yine Eş'ariliğ muhalefeti ile kar şılaştı. 60. O zaman bu çocu ğa Allah tarafından şöyle bir cevap verilebilir: "E ğer sen daha fazla ya ş asaydın günah işlerdin. Aktlid Risalesi. c — İyiliği veya kötülüğü şüpheli olan ş eyler. 312 Bk. Senin hakkında erken ölmek. bunun gibi bulu ğa ermiş bir müslim ile bulu ğa ermiş bir kâfiri düşünelim ithirette. kullarına en iyiyi (aslahı) yapmasım icap ettirir.

evvelce Mutezil'i oldu ğu için. onların düştüğü buhranları çok iyi bilmesidir. 315 Bk.Hu z e yl (Ölm. 316 Bk. insanı deliden ve iç güdü ile hareket eden ba şka yaratıklardan ayıran bir meleke olarak. Nader. Mutezile. Mutezile'yi güç durumda b ırakır mahiyettedir. Mutezile'den El) <1'1 . filleri ve aslahı işlemesi konusunda Ehli Sünnet okulunun fikirleri. Meşhur Mutezili dü şünürlerinden C ah" z. Allah' ın irade hürd. M ısır 1947. 4— Ak ıl ve nakil meselesi : İslam tefekkür tarihinde akla en çok önem veren okullardan birisi şüphesiz Mutezile okuludur. s. Allah'ın. Görülüyor ki. Cubb af. s. M. s. al Gurâbl. ise. 314 Bk. Le Systkne Philosophique des Mutezile. al-Câluz. 36-37. Ebıl Zahra. ameli tarafı da vardır. andan eser. ak ılla tartılmayan hiçbir bilginin yakin ifade etmeyece ğini ve her şeyin sebebini aramanın insana mahsus bir özellik oldu ğunu beyan eder Bütün bunlardan şu sonuca varmak mümkündür: Akhn ilim kazanmakta rol oynayan bir nazara tarafı olduğu gibi. Beyrouth 1956. Kendisine burada tesekkürü bir borç bilirim. Ibn Nedim.yetine aykırıdır "3 . 251. gerek hür dü şüncenin sosyal hayatta oynad ığı rol. "ilim kazanmak melekesi" diye tarif etmi şlerdir. 849) "4 “akıl ilim kazanma ve insanların kendisini başka yaratıklardan. Albert N. aklı ilim diye anlayarak şöyle bir tarif yapmıştır:" " İnsan. al-Fihrist. şüphenin giderilmesi ve onun yerine sa ğlam bilginin ikamesi için hizmet eden bir dü şünce tarzıdır. 235 /M. 245. C. VI. Bu demektir ki akıl. hürdür ve istedi ğini yapıcıdır. H. İ brahim Agâh Çubukçu'nun yard ımları ile faydalandık.İslâmiyye. s. gerekse aklın bilgi edinmek ve vahyi te'vil etmek konusunda oynadığı rol üzerinde yeteri kadar durmu ştur. 239. Kitab al-Hayvân. . 39. 79 .te göre hareket etmek mecburiyetinde olmad ığım da ilave eder. 313 Bk. 298499. s. Dr. akh ile bir delinin işlemekten çekinmiyece ği fiilen yapmaktan kendisini muhafaza eder" " 6. Çünkü Allah muriddir. Umumiyetle Bağdad okulundan yeti şen Mutezili düşünürler. Ayni zamanda mecburiyet fikri. akh. Ehli Sünnet okulunun tan ınmış siması E ş arrnin. Bunun bir sebebi de. Bu eserden Sayın Doç. başka yaratıklar' da birbirinden ay ırma melekesidir" demi ştir 3". - 317 Bk.

bütün bilgilerin ak ıl ve düşünce yolu ile bilinebileceği kanısındadır. batan aklin halledemiyece ği teferrüata dair meseleleri de halleder.Akhn dini konularda oynadığı rol de büyüktür. islam ın temel prensibi olan Allah fikrinin ve O'nun Şer'i tekliflerinin ancak akılla bilinebilece ği tezini ileri sürmü şlerdir" 9. Davud b. daima te'vil metodu olmu ştur. Ali al-isf âhani (Ölm. Mesela. bazı şüpheli fillerin ahlaki bak ımdan tesbitinde rol oynar. H. H. Çünkü ilham ferdidir. Gerek Allah'ın ve gerekse O'nu tanımağa yarayan bilgilerin. . 252. Çünkü Zâhiriyye mezhebi nasslarm tevil edilemiyeceği. E b û Huz eyl bu konuda Nazz am'dan da ileri gitmi ştir. s. Câ'fer b. ilhamı bir delil sayan kimselerin tezlerini Mutezile çürütme ğe muvaffak olmuştur. tek bir haber (âhad) in sağlam bir delil olamıyaca ğı fikrini savunmuşlardır. onların sırf zahiri anlamlar ına kıymet vermek laz ım geldiği tezini savunmu ştur. as. Bunun için de takip ettikleri yol. içtimai bir olay değildir. anılan eser. -Kelam tarihinde ilhama mazhar olduğunu iddia eden ve bu ş ahsi iddialarına göre fırka kuran birçok hulûlcu ve tenasuhcu dini cereyanlar ı söndürme ğe yardım etmiştir. C. H. Mutezile'den Na zzam "akıllı bir insan şeriattan evvel. 236/M. akıl ile nakil arasında bir çelişme olduğu zaman. I. 256 /M. 234/M. Tanınmış Mutezili fırkalardan birini temsil eden Süm am e (Ölm. 70. Mutezile'den bazı düşünürler hadis kriti ği meselesi üzerinde de durmuşlardır. al-Fark beyne'l -Firak. nakli akla uydurma ğa çalışmışlardır. s. 848) ve Câfer b. zorunlu olarak akılla bilinece ğini ileri sürmüştür. Allah' ın sıfatlarının ve dini hükümlerin aklen bilinmesi laz ım geldiği fikrini savunmu şlardır. al-Milel. 319 Bk. 107-110. Harb (Ölm. Yine Mutezile'nin bu akılcı tutumu. 270/M. H. daha sonra Ehli Sünnet okulu tarafından bazı meselelerde şiddetli tenkitlere u ğramıştır. Zuhdi Hasan Carullah. Sümâme'ye göre akli olgunlu ğa erişip. Mutezile'nin bu akılcı tutumu. 850) gibi Mutezili düşünürler ise. al-Fihrist. Yine şeriat. 62. 80. 828) ise. 318 Nazzâm için bakınız: İ bn Nedim. Şeriat akılla bilinenleri tamamlar ve aç ıklar. Mesela Kerrâmiye fırkasımn kurucusu İ bn al-K err am (01m. al-Ba ğdâdi. Onlara göre şeriat. dü şünce ile Allah'ın varlığını bulmalıdır" demiştir 3 ". Onlar. Allah'ı akh ile bulamıyan kimse için Şer'i teklif yoktur. Mutezili dü şünürler.şehristâni. Bu cümleden olarak Call ı z ve Na z z âm. s. Bütün bunlar gösteriyor ki. s. Mutezile'nin akılda fazla ileri gitmesi. 213 /M. 869) gibi. 883)'nin kurdu ğu Zahiriyye mezhebinin gelişmesini de önlemi ştir. Mübe şş er (Ölm. 102. H. va'n-Nihal.

Tevhid esasını akli bir yolla izah etmi ştir. Allah'ın bir olduğunun sadece Kur'an da yaz ılı olduğu için de ğil. Mutezile okuluna mensup olan düşünürler. Harran. zamanlarında yap ılan ticari ve siyasi irtibat sayesinde Yunan kültüründen haberdar olmu şlardır. Kur'an ve Sünnete s ıkı sıkıya ba ğlı kalmak isteyen Ehli Sünnet tarafından a ğır tenkitlere u ğramıştır. 81 . Esasen islam devletinin hudutlan içine giren Suriye ve iran. Mutezilenin iktidarda bulundu ğu sıralarda hızlanmıştır. Allah'a mahsus yegane s ıfatın kıdem olduğunu beyan etmi şlerdir. Nitekim Islam dü şüncesinde Yunan felsefesiyle ilgilenmek ve felsefeyi sevmek temayülü Mutezile ile ba şlamıştır. Mutezili Halife Me'mun ilmi ve ilim adamlarını korumuştur. Hattâ biraz da cür'etkar'ane te şebbüslerle nakil akla uydurulma ğa çalışılmıştır. Antakya. Yine Islam dü şüncesi tarihinde tercüme faaliyetleri de. Onun devrinde Islam alemi akla dayanan reformcu bir hamle içinde olmu ştur. zatiyle basirdir şeklinde te'vil etmi şlerdir. akılla da bilinmesi gerektiğini söylemiştir. Tevhid sistemleri icab ı . Mutezile'nin kurdu ğu sistem üzerinde durmaktay ız: Mutezile. Allah'ın sıfatlarını te'vil etmişlerdir. eski kültürlerin be şiği haline gelmişti. Allah zat ı ile âlimdir. Mutezile Kelâm tarihinde akli bir sistem takip etmi ş ve hür dü şüncenin temsilcisi olmuştur. Hattâ Allah' ın şeriattan önce bilinmesi laz ım geldiğini ve ancak akli olgunlu ğa eren kimsenin mes'ul olaca ğım ileri sürmüşlerdir. Gerçi Mutezile'nin bu tutumu. Cundi ş apur ve Nusaybin okullar ı Mutezile'nin sisteminin kurulmas ında önemli roller oynamıştır. Fakat biz burada tamamen tarafs ız bir görü şle. Ruha (Urfa).SONUÇ Bütün bu incelemelerimizden anla şılıyor ki. Allah'ın zatı dışında ezdi sdatlarm kabulünün şirke varaca ğım belirtmişlerdir. Bu sebeble de Allah' ın ezdi sıfatlarını.

Kainâttaki hâdiseler birbirinin sebebi olarak meydana gelmektedir. Allah'ın kelâmının. Görülüyor ki. Allah' ın âhirette gözle görülemiyece ğini ileri sürmüştür. Mutezil'nin " İlliyet" prensibini kabul etmesidir. Mutezile'nin böyle bir dü şünceyi savunmas ı . Yine Mutezile'nin adalet prensibinin sonucu olarak. yani Kur'an'ın yarat ılmış olduğunu ileri sürmü ştür Çünkü onlara göre Kûran kadim kabul edilirse. Mutezile'nin bu tezine kar şı koymuş ve İlliyet prensibini kabul etmemiştir. Mutezile Tevhid sistemine dayanarak. sebep-netice ba ğlantısı vardır. İ slâm düşüncesi tarihinde önemli sonuçlar do ğurdu: Siyasi alanda idarecilere. Mutezile âlemin yoktan yarat ıldığını ve onun Allah tarafından koyulmuş külli kanunlarla idare edildi ğini beyan etmi ştir. Mutezile "adalet" prensibinden hareket ederek. 82 . Allah ise. Allah' ın insanları iradelerinde hür b ıraktığını beyan etmi ştir. Her şeyin son nedeni Allah't ır. Allah' ın gözle görülmesi demek cisme benzemesi demektir. Allah' ın âhirette ceza veya sevap verebilmesi için. kendi fiillerinden dolay ı mes'ul olacaklar ı hatırlat ılmış oluyordu. ferdi te şebbüse önemli surette yer verilmi ş oluyordu. Mutezile'ye göre tenbellikten kurtulacakt ı . Allah âlemi yarat ırken külli kanunlar da koymuştur.Yine Mutezile tevhid sistemleri icab ı . ötedenberi sebep . Mutezile'nin İ slâm düşüncesine getirdi ği en önemli yeniliklerden biri de. Mutezile'den önce bu düşünce henüz bir sistem haline gelmemi şti. Fakat Allah' ın koydu ğu hikmet kabı. Mutezile'ye göre.netice gibi gördüğümüz hâdiseleri ba şka türlü yaratabilir. Onlara göre. âdetullah icab ı meydana gelmektedir. Son olarak üzerinde duraca ğımız bir husus da. Müslümanların her ş eyi Allah'a ve kadere yüklemek zihniyeti önlenme ğe çalışılıyordu. cismi s ıfatlardan münezzehtir. Kısacası kendi fiilini kendisinin yaratt ığını düşünen insan. Allah dilerse. insamn kendi fiilini kendisinin yaratmas ıdır. Çünkü onlara göre. hiçbir şeyin eşi ve benzeri de ğildir. E ş 'ariyye'ye göre her hâdise. Allah'dan gayri bir kadim'in daha varl ığı iddia edilmiş olur. Allah' ın adaleti bunu icap ettirir. E ş'ari ise. insanlar ın fiillerini kendi iradeleriyle yapm ış olmaları gerekir. Böylece Mutezile keyfi idareye son vermek ve sosyal adaleti yerine getirmek te ş ebbüsünde bulunmuştu.

baz ı kollarının taşkın bazı iddiaları bir tarafa bırakılırsa.Böylece de. Sözün özü. aklın ve ilmin gelişmesine yardım eden önemli bir düşünce sistemi kurma ğa muvaffak olan ilk okul olarak İslam tarihindeki yerini almıştır. 83 . Mutezile. insanlığın her şeyin sebebini ara ştırmasına ve medeniyetce gelişmesine yardımcı olmak istemiştir.

Çeviren: Hüseyin Cahit (Yalç ın). Lûtfi: Ehli Sünnet Kelâm ında Eş'ari Mektebi. İsmail: Salah al-Buldiri. W. Halil Halit Tere. M. M. John: Hazret-i Muhammed ve Kur'an.. Yilsuf Mûsa ve Ali Abd al-Mun'im Abd al-Hamid neşri. İstanbul 1346/1928. Tere. Kahire 1954. J. Emil: al-Arâu'd-Diniyye Va'l -Felsefiyye. Kahire 1367/1368. İbrahim Agah: Mutezile ve Ak ıl Meselesi. as-Seyyid aş-Serif: Şerh al-Mevâkif. 14— Carullah. Ebû Mansûr Abdu'l-Kallir b.:si Ilahiyat 21— Davenport. Zuhdi Hasan: 15— Caetani. Ahmed b. al-Mu'tezile. Abdu's-Selam Muhammed Harfın neşri. Bahr: al-Beyân va't-Tebyin.alım. 7— Barthold. Fakültesi Dergisi. 24— Doğan.: İslamda Felsefe Tarihi. Ali: Kitâb va's-S ıfiit. Kahire 1366/1947. İbrahim Agâh: Gazzali ve Şüphecilik. 8— al-Beylıaki.: Intiştir-ı İslam Tarihi.: İslam Tarihi. Prof. 20— Çubukçu. 22— ad-Damiri. İ stanbul 1347/1928. Difısa: Umdet al-Kari Li Şerh Sahih al-Buhüri. İ stanbul 1343. 3— Arnold. İstanbul 1319 12— al. Baskı. Ankara. Ankara iiniversit. T. Kahire 1950. Mısır 1358. Çeviren: Dr. Yûsuf Mûsâ ve Abd al-Halim anNemli'. 84 . Başlangıç ve Düzeltmeler: Prof. 9— Brâhier. Neşet Çağatay Tere. Ankara 1963. Dr. Muhammed b. Ankara 1960. C. Tahir: al-Fark beyn al-Firak. al-Hüseyin b. 2— Atay.ı Kerim. Ankara 1964. 10— Brockelmann. Ankara 1961. Kahire 1351. 17— al-Cuveyni. Fuad Köprülü. Dr. Hüseyin: Kur'an'a Göre İman Esasları. Kemal ad-Din: Hay& al-Hayavân al-Kübrâ. 18— Çağatay. 2. İstanbul 1286. 16— al-Cureani. Kahire 1947. 13— Kitâb al-Hayvan. Ankara 1954. I. Yaşar Kutluay. M. T. 6— al-Bağdadi: Kitâb Usül ad-Din. Neşet: Islâmdan Önce Arap Tarihi Ve Cahiliyye Ça ğı. İ stanbul 1308. 4— Al-Ayni. Ankara 1961. Kahire 1367/1948.. 11— al-Bull:44 Elıfi Abdillah Muhammed b.: İslam Milletleri ve Devletleri Tarihi. 23— De Boer. 19— Çubukçu. Imam al-Haremeyn: Kitâb al-Irşad. W: İslam Medeniyeti Tarihi. Kahire 1324/1906. Muhammed: Risâlet at-Tevhid. Ankara 1963. İ stanbul 1924-1927. 1964 sayısı. L. M. Ebû Bekr Ahmed b. Çeviren: Ömer Rıza (Doğrul).BİBLİYOGRAFYA 1— Abduh. Ebû Osman Amr b. 5— al-Bağdadi.

Saba Mad. Ahmed: 36. Fak. Matlau'l-Itikâd fi Ma'rifeti'l-Mabda'i va'l Ma'âd. Mısır 1955. 43. İ stanbul 1304-1305. H. 53. 51. /bn al-tmad: Sezerât az-Zeheb fi Ahbâr men Zeheb. 37. Ali: Tarih Bağcle 52. Ahmed b. Kahire 1378 /1959. New Serie.al-Gazzali: İlcâm al-Avcim an.al-Fahtiri. 28. 49.G.al-Hamavi. 1953. Muhammed: Multâclarat Tarih al-Umem al-Islâmiyye. 32. İlah. Arpaçaya çeviren: M. Ekili Hasan Ali b.Emin.İslam va'z. ıı. Beyrut 1957. Kramers: Shorter Encyclopedia of Islam. Mısır 1343. Tarih al-Fırak al-Islâmiyye. 26. Elıfi Bekr: Resâil al-Hârizıni.al-Hayyat.al-Hanbeli.Encyclopedia Britannica.Ebfı Zahra.al-Hatib al-Bağdadi. 30.Efendi.Ebil Hanife: Fıkh. ıd. na İsmail Abdillah b. Kestelliye Baskısı. Kahire 1332/1913. Muhammed b. 41.al-Gazzali: fi'l -Ptikâd.. Yapma No: 7614. 45.Th. Kahire 1369/1950. Kahire 29.Emin. M. A. Yakat: Mu'cem al -Udebâ. 57.al-Gazzali: 1962.: Abdullah b. Muhammed: Faysal at-Tefrika beyne Ehli'l. 31. 46.al-Gurabi. R. Ankara 1962. Saba Mad. Zuhru'l-İsltim. Ebil Hamid Muhammed b. Kahire 1372/1952. Asım: 1367/1948. Ali Hasan Abd al-Kâclir ve Abd al-Aziz Abd al-Hakk.Gibb.Fuzüli. Hannâ ve Halil al-Cerr: Tarih al-Felsefe al-Arabiyye. -Hüseyn Alıdu'r-Rahim b.al-Harizmi.S. İsmail: Kitâb al İbâne an-Usül ad-Diyane.Hasaballah.al-Herevi. and J. Kahire 1312/1894. 50. Muhammed b. Ali: Muhadarât fi Ilmi't-Tevhid. Ali Mustafa: 48. 39.Houtsma. Dr. Kahire 1370/1950.Ebil Davud: Sunan Ebi Dâvud.25. Muhammed: al-Mezâhibu'l-Islâmiyye. Mısır 1325 /1907.Goldziher. ignaz: al-Akide va' ş . 58. Kahire 1357 /1938.Hodgson. Osman: Kitâb al'Intiscir. 44. 85 . 56. Kemal I şık tercümesi. Ktb. 40. Kahire. Leiden 1961. Ahmed: Duha'l -İslam. Haydarabad Makâlât al-İslâmiyyin. Hamilde: al-Eş'ari. Yüsuf Müsa. 47.al-Eş'ari: Kamus Tercümesi. 38. Encyclopedia of İslam. 35. 34. b. 55. Çeviren: Sabit Unal.Zandaka. Leiden 1954. İslam Ansiklopedisi. Arapçaya çeviren: Muhammed Mebrük Nâfi.Hitti. Kahire. Muhammed: Tarih -Islâmiyye. Ankara al-Kavâid al-A şra.al-Eş'ari: Kitâb al-Lumâ fi'r-Redd alti Ehl az-Zayg Va'l-Bida'.al-Hudari Bey. 54.. Ali: Kitâb Zemmi'l-Kelâm. İ stanbul 1950. Filip Had: Tarih al-Arab. Kahire 1370. İ stanbul. Ankara 1957.ı Ekber ve Izah ı. M.İlmi'l-Kelâm. Kahire 1365/1946. Ahmed: Fecru'l -İslâm.Emin.EU al-Muntehâ: Şark al-Fılchı'l-Ekber. Nyberg neşri. Kahire 1344/1925. H. 27. Kahire 1350/1931. 33. Kahire 1357-1368.al-Gazzali.: Abdullah b. 42. İstanbul 1287.al-Eş'ari. İbrahim Agah Çubukçu ve Hüseyin Atay ne şri. Kahire 1959.Gurabe. M.Ebü Zahra. Tavit at-Tanci ne şri ve Esat Coş an. Kahire 1949.Şeria fi'l -Islam.

Muhammed: Beyân Mü şkili'l-Elıcidis. Muhammed: Kitâb al-Hel va Ma'rifet ar-Rical.İbn al-Kelbi. Kahire 1317-1321. 70.Munye va'l -Emel. Ebfı'l -Hüseyn Ahmed: Mu'cem Maktiyis al-Luga. Kahire 1939.İbn Fürek. Kahire 1380.İbn Kayyim al-Cevziyye: Igâsetu'l -Lehfân min Masâyid a ş . 68. EM Muhammed Osman b.Hüseyin. Kahire 1300 /1882.İbn Kuteybe: Mısır 1355 /1936. 62. Kahire. M. Mısır 1348 ve Leiden 1283-1293 bas- 72.Hanefi. Kahire 1329. t al-Kubrâ. Dr.İbn al-Esir. Osman. 77.İbn Kuteybe. 83. Muhammed: Kitâb al-Esnâm."İbn Manzıa•: Lisârki al-Arap . 86 . Kahire 1348 ve Matbaat al.İbn an-Nedim: al-Fihrist. Ankara 1963.İbn AM Rabbih. 69. -Munzir Hişam b. b.!bn al-Cevzi. Ebû Omer Ahmed b.Şeytan. İstanbul 1958. Mısır 1350-1352.İbn Faris. al-Hasan: Tarih al-Firak al- Islâmiyye. Kahire 19481956 ve 1293 /1876 baskısı . Kahire 1358. 66. Muhammed: Kitâb al-Ilıcli'l-Ferid. Susanna Diwald -Wilzer neşri. Kahire 1278 /1861. 1343-1349 /1925-1930.İbn Kesir: al-Bideiye va'n -Nihâye fi't-Tarilı. Muhammed Hamid al-Faki ne şri. Kahire 1349 /1930.İ stikame baskısı . Beyrut 1380 /1961. Mısır 1366. Kahire 1344 /1925.İbn Hacar al-Askalâni: Fethu'l -Bari Li Şerh Sahîh al-Buheiri. 67. Abd al-Hamid neşri.!bn Sa'd: at-Tabak. 73.İbn al-Arabi: Şerh Sahih at-Tirmizi. -Ferec: Mentikib al.İbn Hazin.İbn Teymiyye: Bugyetu'l -Murtâd fi'r -Redd alei'l-Mutefelsife va'l.59. Ahmed b.-Karâmita va'l-Bât ıniyye. 63.İbn Kayyim al-Cevziyye: Muhtasar as-Savâik al-Mursele alâ'l-Cehmiyye va'l -Muattila.İbn Nubâte: Serhu'l-Uyân Şerh Risâlet İbn Zeydân. Yazma No: 791. Ahmed Zeki Pa şa neşri.İbn al-Mıutada: al. 81. 75.İbn Haldün: Şifeiu's -Sâil Li Tehzibi'l -Mesâil. Hanbel. Kahire 1367 /1948. 61. Beyrut 1955. 64.İbn al-Murtadâ.İbn Hanbel. Hamid al-Faki ne şri. Elıa Muhammed Ali b. 74. Talat Koçyi ğit ve Dr. kısı . EM Muhammed Abdillah b.Zamân. ı 85. Mısır 1300-1301.al-Iraki al. Ebül -Hüseyn Ali: fi't-Tarih. 86. 60. Haydarabad 1316 /1902. 80. Süleymaniye Ktb. Tavit at-Tanei ne şri. 65. Taha: al-Fitnetu'l-Kubrâ I. 79.İbn al-Esir al-Cezeri: Cd ıniu'i -Usâl min Ehticlisi'r-Resâl. Kitâb al-Maiirif. Ahmed: Kitâb al-Fisal fi'l-Milel va'l -Ehvâ' va'n-Nihal. M. 84.Ilm Kuteybe:" Kitâb Uyân al-Ahlıiir. Yahya: Kitâb Tabak& al-Mu'tezile. 78. 82. Abdillah b.İmam Ahmed b. Mısır 1351 /1932 76. Kahire 1951. Roma 1941. Kahire 1343 /1924. Kahire 1368-1374/1949-1955. 71. Muhammed M. 78.İbn Hişam: as-Siret an -Nebeviyye. Ahmed b. Muslim: Kitâb Te'vil Muhtelefi'l -Hadis.İbn Hallikan: Vefeyât al-A'y ıin va Enbau Ebnâi'z. Ahmed b. İ smail Cerraho ğlu ne şri.

London 1907. 87 . İstanbul 1331- 119. Teb- Nefhu't-Tip min Gusn al-Endehls ar-Ratib. 105al-Mes'fidi.al-Malati. 103.al-Mukbili.al-Isfahâni. B.Macdonald.İslam Ansiklopedisi. s 114. 94. 110. as-Seyyid: fi Zilâl al-Kur'an.C. İ stanbul 1339-1341. İ stanbul 1329. 93. 89.88. Leiden 1311 /1893. 101.al-Kadi Beydavi.İsrâf. Kahire 1324-1326. 106. aş -Şeyh Cemal ad-Din: Kitâb 1326.Mc Giffert. Muhammed b. İ stanbul 1953.al-Makdisi. an-Nu' ııikın: Evâil al-Makâlât fi'l-Mezâhib va'l riz 1371.an-Nevbahti. B. İlmi Kelâm. Cemal ad-Din EL-al-Hasan: Kitâb Ihbâr al-Ulemil bi ahbâr al-Hukemâ. D.: A History of Christian Thought Early and Eastern. 91.al-Kalkaşandi. Ahmed Hamdi Aksekili ne şri.Mithat. Çeviren: Yusuf Ziya Yörükan.al-Mes'ûdi: Murii c az -Zeheb va Maâdin al-Cevher.Kutluay. Kahire 1367 /1948.an-Nisabari. London 1922. Eb ıl Muhammed al-Hasan b. New-York 1903. Kahire 99. Ritter ne şri. Albert N. Ebill -Hasan: at -Tenbih va'l . Ebill-Abbas -Ahmed: 1279 /1862.Macdonald. İslam Ansiklopedisi. H. 2162. Yazma No: ari-1%>eseffiyye. Kahire - MuJıtânit.: Le 'Systkne Philesophique des Mutezile. Kahire 1369 /1949.an-Nesefi. Iskenderiye 1950. Mısır. Kahire 1947-1948.Kutub. De Lacy: Arabic Thought and its Place in . Ankara 1959.: Allah. 100. Ömer: Envâru't-Tenzil va Esrâru't-Te'vil. Kahire 1359 /1940. İstanbul va'l-Mu'tezile. Kitâb Firak as-Sia. Albert Nasri: Felsefet al-Mu'tezile. Jurisprudence and ConstLutional Theory. 118. 97. Beyrouth 1956. at-Tenbilı va'r-Redd alâ Ehli'l-Ahva'ca'l-Bidet. Arapçaya çeviren: MuEbn Ride. 107.an-Nesefi: İ stanbul 1931.Şeyh Salih: al-İlm as-Samih. Şemseddin: Ahsen at-Takâsim fi 102. 112. 98. Kahire 1337. hammed Abd 108. Lâleli Bölümü. Yaşar: Islâmiyette Itikadi Mezheblerin Do ğum. 1333 ve Kahire 1375 /1955 bask ısı .: Development of Muslim Theology. Kahire 1331 /1912.History. aş. A. İstanbul 1950. Ebû Said Abdillah b. 95-al-Kıfti. 111. 92.al-Makrizi: Kitâb al Hitat al-Makriziyye.Nâder. Kahire 1323. 113. İ stanbul Maarif Bas ımevi. 104. 96. Ismail Hakkı : Yeni 1285. 116.O' Leary.al-Kasımi.Mez. 109. 117. London 1932. Ebû'l Leiden 1324. Ebû Mansûr: Akâid Risâlesi. Mısır 1331.al-Mufid. Ebilı'l -Muzaffer: at-Tabsir fi'd-Din. Ahmed: Tarih-i Edyân.al-Isferayini.Niider. Ahmed: Subhu'l-A'sâ.izmirli. Ebü'l -Huseyn Muslim b. Adam: al-Hadârat al-İslâmiyye fi'l Karn ar-Riibi'al-Hicri.Mâturidi.Nieholson: A Literary History of the Arabs. 90. D. Ebill-Ferec: al Agiini. Süleymaniye Ktb. Kahire 1319. Ebii'l-Muin: Tabsiratu'l -Edille. 115.al-Makkari. al-Câmiu's -Sahih.

Mec. 140— Thomson. Ebil Ali al-Fadl b. London 1947.Şehristani: Kitâb Nihayetu'l -licdâm fi 1934. Çeviren: Hayrullah Örs. C. Balı. Ömer Rıza (Do ğrul) Tere. (JRAS) 1963 April. 149— Watt. Darulfünün. 138— at-Taftaziini. Bak Fak. İ stanbul 1954. W.: İslamda Ilk Fikri Hareketler ve Dini Mezhepler. Çevirdiler: Hüseyin Yurdayd ın ve Yaş ar Kutluay. 1374. Abd al-Kerim b. 132— Şibli. Alfred Guillaume ne şri. M. A. 121— ar-Razi. Mec. İstanbul 1930. Laleli. 133— aş-Şirvâni.: Kelâm Sava şları. Jaos. 145— al-Vahidi. Mevlana: Islam Tarihi (Asrt Saadet). Ebin-Feth Muhammed b.Şafiyye al-Kubrâ. Montgomery: Free Will and Predestnation in Early İslam. 128— aş. Ebi Bekr Ahmed: al-Milel va'n -Nihal. İ stanbul 1346 /1928. İstanbul 1932. 148— Watt. London 1963. Fahreddin: Esas at-Takdis fi'l-Kelâm. Ilahiyat 131— Şerafeddin. Kahire 1326 /1908. Vol VIII.120— O 'Leary. 125— Sweetman. Fak. fi Beyan al-Firak al-Muhtelife.Şia.. Helmar: Studies in Arabian Fatalism. va'n -Nuhât. Uppsala 1955. 1959. 137— at-Taberi. M. W. Ali b. W. 130— Şerefeddin. 123— Salisbury. 146— Wolfson. London 1948. Ebil Ca'fer Muhammed b. 126— as-Suyilti. Yazma No: 2237. Tahran 1373. Mısır 1349. 136— at-Taberi. Arapçaya çeviren: Abdurrahman Bedevi. al-Hafız Celâleddin: Bugyet al-Vua fi Tabakta al-Lugaviyyin. Darulfünfın. M. Ankara. 147— Watt. 127— as. İstanbul 1963.: Kaderiyye yahut Mutezile. Harry Austryn: London 1947. -al-Hasan: Mec ınau'l-Beytin fi Tefsiri'l-Kur'an. London 129— Şerefeddin. ayrı basım. 141— "üçok. Kahire 1381-1961 ve Matbaatu'l-Ezher baskısı. Fak. -Kelâm. Muhammed: Feth al-Kadir. Cerir: Tarih al-Umem va'l-Mulük.Şehristâni. 1958. Muhammed Nuri b. Ahmed: Esbabu'nNuzül.: Muslim Theology. 144— Ülken. 122— Ringgren. Ebû Nasr Abd Tabakât aş. 150— Welhausen. Bahriye: Islam Tarihinde İlk Sahte Peygamberler. Ömer: Şerh al-Akaid. Hilmi Ziya: Islam Düşüncesine Giriş. De Lacy: Islam Düşüncesi ve Tarihteki Yeri. Mısır 1324. Muhammed b. al-Hayal-k va'ş. Mec. Hilmi Ziya: Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü. Montgomery: The Political Attitudes of the Mu'tezilah. 139— Tritton. Câmiu'l -Beyan an Te'vil al-Kur'an. 134— as-Şevki:ılıi. 1933. New Haven 1866. Kahire 88 . 124— as-Subki. Hilmi Ziya: Islam Medeniyetinde Tercümeler ve Tesirler. Edward E. Montgomery: Hazret-i Muhammed. Ankara 1957. Ali: Risaletun Süleymaniye Ktb.. 142— Ülken. İ stanbul 1930. İ stanbul 1948. Philon.: Matarials for the History of the Muhammadan Doctrine of Predes- tination and Free Will. 143— Ülken. Mısır Kharijitism and the Kharijites. ten sonra 1321 bask ısı . Ali b. Windrow: Islam and Christian Theology. S. Mısır 1328. Mısır 1315. Sa'dettin Mes'ud b. Kahire 1357 /1939. Macdonald Presentation Volume. ' 135— at-Taberi. J. Massachusets 1948. İstanbul 1308. Darulfünûn. Ebıl Ca'fer Muhammed b. İstanbul 1935. 7.

Tenzil. fitih. 153—al-Ya'kfıbi. 158—Zeydan. Corei: Medeniyet-i islâmiye Tarihi. Encyclopedia of Religion and Ethics. 154—az-Zamahşeri. Darulfünan. Mahmud b.al-Hafus Şemseddin: Mizân al rtidâl fi Nakdi'r-Ricâl. Yusuf: Şehristâni. İstanbul 1328-1330. Mec. Kahire 1365/ 1946. islâm Ansiklopedisi. Zeynuddin Ahmed: Tecrid-i Sarih Tercümesi. İstanbul 1962. Kahire 1325/1907. 155—Zebidi. G. Leiden 1302/ 1884. 159—Ziya. Çevirenler: Ahmed Naim -Kamil Miras. Levi Della: Osman b. 152—Vida. 156—az-Zehebi.H. Ahmed b. 157—az-Zehebi: Duvel Haydarabad 1337/1918. Ömer: al-Keşştif an-Hakâik Gecemiz at. İ stanbul 1928-1945.: Muhamınadanism. New York 1951. Ca'fer: Tarih al-Ya'kâbi. 89 . İ stanbul 1927. T.151—Weir. Fak. Affân Mad.. Çeviren: Zeki Me ğâmiz.

ÖZEL ISIM VE TERİMLER İNDEKSİ * A Abbas!: 34. 47. 10. 79. -74. Araz: 75. Ankebüt Süresi: 8. Ashilbu'l-Adl: 69. 33. 19. 30. 24. 26. 77. 37. 52. Ahmet Hamdi: Alın yazısı : 16. 16. 11. 78. 72. 69. 8. 52. 22. Amr b. 32. 32. 80.: 24. 40. 74. Afrika: 34. 54. 50. Aristo: 36. Hasan Abdu'l-Kadir: 54. 31. Allah: 7. Aksekili. 43. 10. 71. 42. 60. Arap: 8. Abdullah b. Harun: 45.): 16. 20. 39.: Arş : 19. 58. 82. 77. al-Ahtal: 37. Allah'ın Kavli: Arslan: Amel: 18.Künderi: 64. 40. Ahiret: 18. 36. Ahd-i Atik: 46. 81. Ahmed b. 67. Aczi itiraf: 20. 53. Ahad: 80 A. Ahmed Naim: 15. 30. Ubeyd: 33. 70. Ahmed b. Arapça: 48. 64. 41. 31. Ahmed Emin: 33. al-Adliyye: 57. 70. Hanbel: 61. Muhammed: 8. 76. Abduh. 56. 72. Abdusselâm M. 75. Allah'a Alp şirk ko şmak: 19.S. 82. 71. 80. Akletmek: 13. 10. 67. 14. Arâf Süresi: 14. kişe (Hz. * Bu indeksi hazırlamak için kıymetli yard ımlarını esirgemiyen Kütüphane Müdürümüz sayın Ihsan inan'a te şekkürlerimi sunmay ı zevkli bir borç bilirim. Arap Yarımadası : 7. 50. al-Hattâb: 55. 60. Abdullah b. 4Û. 66. 25. 59. Ameli ve Fıkhi meseleler: 14. 69. 51. 29. Alim: 67. 54. 55. 57. Muhammed b. T. 57. 81. 53. Arnold. İ mran Süresi: 15. 29. Ebi Du'âd (Kad ı): 61. 72. 9. 11.): 8. 23. 12. 71. 25. 69. Antakya: 47. 34. 41. 73. 29. 56. 43. 62. Amr b. Ali Abd al-Mun'im Abd al-Hamid: 67. 76. 55. 72. Ahmet Mithat: 9. 23. 33. Ömer b. 54. 90 . 73. Abdul-Aziz Abd al-Hakk: 54. 78. 24. 51. 73. 71. 41. Akabe: 11. al-As: 12. 42. 9.): 15. b. 47. Mervân: 41. Abdurrahman b. Ali (Hz. al-E ş 'as: 41. W. 12. 48. Adalet: 69. 54. 15. 62. 28. Adl: 51. 74. Ansal. 51. 17. 63. 39. 50. 71. Sebe': 28. Akıl: 79. 68. Adüd ad-Devle: 63. 55. 61. 55. Anık' al-Mülk Ebû Nasr Muhammed Mansûr al. 18. Ahmet Zeki Pa şa: 8. al-Adliyye va'l-Muvahhide: 57. Adetullah: 82. 81. 73. Adem (A. Abdulmelik b.

26. 74. 63. E Ebû Bekir: 24. G. Corci Zeydân: 61. 26. Kemâlu'd-Din: 57. Cebr: 42. Safvân: 39. 68. 57. 9. 40. 42. 22.ı Hak: 10. BrC'hier. 47. Ceza: 70. Ayn al-yakiu: 18. •69. 52. 71. Halil: 31. • (Doğrul). 40. 40. Cennet: 16. Dirhem: 40. Cealnâ: 77. 52. Esat: 33. 47. Beytu'l-Hikme: 48. 21. De Boer. 61. 80. 23.: 39. 79. Diwald-Wilzer. Cundisapur: 47. al-Buhüri: 17. Büveyhiler: 63. 63. 44. 45. D Davenport. 31. 50. 69. 22. 40. 41. 32. 72. al-Cerr. 81.Kehf: 14. 53. 69. Emile: 46. 24. Harb. 33. Çok tanrıcılık: 8. 40. 79. al-Curcâni: 77. 57. C. 25. Basra: 32. Bedevi. 72. al-Câhız. Cahiliyye Ça ğı : 8. 18. 78. 77. 26. 43. 14. 80. 26. 52. 74. C Ca'd b. 25. Barthold. Azap: 72. Beni Haşim: 25. Brockelmann. 69. 13. Beytullah• 18. 77. 42. 74. Bilgi: 71. Bid'at: 20. Dâvud b. 54. Cebriyye: 41. 64. Bürd: 60. Levi: 28. 29 36. 65. Dualist: 59. Co ş an. 57. 79. 42. 81. 22. W. Ca'fer b. 82. 68. 60. 58. 39. 73. Büyük günah: 30. 13. 11. Cizye: 35. 76. Büveyh: 63. 32. 68. Ç Çağatay. al-Attübi: 37. 47. 60. John: 11. 31. Cibril hadisi: 17. al-Mu'temir: 44. Hüseyin: 9. 63. 61. 21. 9. Bahreyn: 63. İbrahim Agâh: 5. 79. Ca'fer b. Deccal: 16. 55. 40. 47. Cehm b. 48. Atina: 46. Ebû'l-Ferec al-Isfahâni: 38. Abdurrahman: 30. 53. 29. al-A' ş â: 38. 62. J. Batlamyus Soter: 46. 56. 27. 76. ad-Damiri. Mübe şşer: 80. Cisim• 75. Cemel Vak'ası : 29. al-Beyhaki: 19. 91 . Ebû Dâvud: 16. 16. Della Vida. Bişr al-Merrisi: 35.: 9. 34. 54. 72. 61. L. 78.: 34. Susanna: 45. Bizans: 46.Ashübu'l. Ömer Rıza: 11. 25. 31. al-Cehmiyye: 15. Lûtfi: 20. Do ğan. 69. 10. Bakara Süresi: 12. Cibril: 18. Cubbâi: 61. Düşünmek: 13. 24. 56. 61. 61. B Bağdad: 47. 33. 79. 30. Bahr: 44. 44. 25. Ebû Hanife: 68. 80. T. Çubukçu. 33. Beydavi (Kadı): 15. 27. Cehennem: 16. Be şşâr b. al-Cuveyni: 67. Bişr b. 39. Ebû Osman Amr b. Ayni al-Hanefi: 15. Atay. Caetani. 72. 9. 27. 52. 23.: 23. 33. al-Bağdâdi: 24. Asya: 47. Ne şet: 5. Asım Efendi: 14. 41. Basir: 67. Cenab. 56. 52. Ali al-Isfahani: 80. Aslah: 78. 17. 42. 65. 59.

Ehl al-Adl va't-Tevhid: 54. 51. 80. 74. 79. al-Gazzali. Gaylân ad-Dima şki. Fatalizm: 17. Abbas: 63. Enfal Süresi: 14. Guillaume. Abdillah al-Kasri: 40. Harrân: 37. 61. Harici: 15.): 47. Fedek: 26. Ismail: 25. Alfred: 59. Gurâbe. 64. 64. 79. 92 . 35. 72. Felsefe: 49. 59. Gibb. 61. Ride. 74. 62. H. 70. 31. Abbâd b. Ali: 8. Ehl-i Islam: 52. Fuzuli: 33. 65. Hariciyye: 29. 63. 54. 34. 17. M.: 55. 72.: 28. 58. Ebû Mervân Gaylân b. Fars: 42. al-Hadrami. F Fadl al-Hazzâ: 45. 76. Hâdis: 75. al-Hatib al-Ba ğcladi Ahmed b. 63. Yahya b. 41. 74. 20. Hamiide: 77. Ebû Hureyre: 16. al-Haris b. 40. Gulat-ı Şia: 43. 65. Fıklıl meseleler: 14. Ignaz: 53. 47. Hakk akyakin: 18. 11. 29. 66. 65. Hârun ar-Re şid: 60. 82. 74. Eflatun: 46. 68. Ebû Hamid: 18. Fıtri: 8. Muslim: 38. G Gâşiye Süresi: 12. Haşeviyye: 57. Fasık: 33. Abdulhadi: 45. Hasaballah. 79. 79. Abdal-Cebblir b. M. 57. 80. Eh]-i Sünnet: 21. 71. 39. 71. 26. Sureyc: 40. 48. Ehl-i Beyt: 42. 51. 58. 76. Elçi: 18. 50. Fısk: 33. Eş'ariler: 64. Halilullah• 40 Harizm: 64. Ebû'l-Muntaha: 68. 47. 72. Enuşervan: 47. 82. 60. 33. Hamza: 60. 47. 74. Hamid: 40. Ali: 35. al-Faki. 72. Fahr ad-Devle: 63 al-Fahûri. 40. al-Eş'ari. Emin (Halife): 60. Ebû Yünus Senseveyh (al-Asvari): 38. Gulât: 28. 37. 52. A. Ehlu'l. 53. 53. 56. 67. Fatma (Hz): 26. 72. Haccac: 41.Ebû Haşim Abdullah• 50 51. Muhammed: 21. M. 59. Günah: 30. 13. Ali Mustafa: 8. 16. 41. 25. 38. 55. Fussilet Süresi: 10. 31. Hasan al-Basri: 32. Ebû Ubeyde b. 53. al-Cerrah: 19. al-Gurabi. Fatır Sûresi: 9. Gayri me şrûluk ve kan şıklık: 28. 69. al-Harizmi. Yezid I. al-Harkiyye: 56. 73. Ebû Kurra: 37. Farabi: 49. 32. 79. 67. 32. EM]. Hac: 18. 36. al-Hasan b. Ebû Mûsâ al-Aş'ari: 29. 43. al-Emr bil-Ma'rfıf va'n-Nehy ani'l-Munker: 67. 75. 41. Ebû'l-Hüzey1 al-Allâf: 44. En'âm Süresi: 11. Hanna: 31. Halid b. Ebû Zahra. 56. 33. R. 53. 78. 78. 47. Goldziher. Emeviler: 34. 81. 55. 23. Abd Allah: 50. 75. 60. 52. 61. 17. Furkân Süresi: 31. Ezârika: 31. Ebû'l-Hasan Ali b. 68. 71. Haşr Sûresi: 12. Halil Halid. Eş'ariyye: 77. 31.: 11.Hakk: 57. 77. 58. Hâlid (b. 43. Hasan (Hz). Gazne: 63.

9. kral. İ bn al-Hanefiyye: 50. İbn Abbas: 22. Hılzistan: 63. İ mam al-Haremeyn al-Cuveyni: 64. 60. irade hürriyeti: 38. 25. 36. 42. 59. 28. 29. Hodgson. al-Herevi: 16. Hitti. 18. 30. 40. 27. Iskenderiye: 46. 81. İ bn al-Murtada. 50. 59. İlk hayır: 46. İ bn Kayyim al-Cavziyye: 20. İmam: 25. G. 25. 40. 79. Ebfi'l-Huseyn b. İbn Nubâte: 38. Hicaz: 64. S. 35. Houtsma. ibnu'l-Arabi: 16. Muhammed Bey: 9. 1bn Kuteybe: 15. 70. Husun: 73. İbn Sinâ: 49. 62. 11. İbn Hacer al-Askalâni: 17. İbn al-Cevzi: 61. Ihsan: 5. Hucurât Süresi: 12. Ilk Ihtilaflar: 22. 40. 72. 46. 40. Osman: 32. 73. 45. İ bn Kelbi. 57. Ihsan: 18. 51. 21. İbn Teymiyye: 59. İbn al-Kenan": 80 İ bn Kesir: 12. 28. 53. 52. Hint: 46. İ bn Manzûr: 16. Hintçe: 47 Hira: 38. 63. 36. Isa (Hz): 15. 17. 36. İhlas Süresi: 9. Kemal: 33. 45. 64. Hilafet: 33. İskender: 46. İ bn ar-Ravendi: 45. 40. 34. 27. 34. 47.Savda: 28. 77.: 29. 54. 62. Hayır: 57. 39. İ bn Hişam: 24. 45. 25. Hayy: 67. 31. 40. İ cma: 31. 72. 21. İbn an-Nedim: 45. 64. Yahka: 43. 44. 25. 38. İ bnu's. 55. İ slam: 7. Filip IMA: 9. 15. Tbn Sa'd: 24. İrtidad: 26. 40. 42.: 9. 10. 58.al-Havaric: 59. 58. 51. İ brahim (Hz). İlliyet prensibi: 82. 70.: 71. 59. Hayri evvel: 46. 35. 40. I şık. 18. Imamet: 28. 58. 24. 28. Hişam: 8. İ Ibadi: 38. 51. 24. 39. 20. 44. Hulûl: 80. Helenizm: 47. 41.Hanefi. 31. 48. 58. Hiş am b. 79. 31. 52. 44. 41. 80. Irak: 34. 54. 39. 24. Th. İbn Zeydûn: 38. İnan. İbn Faris: 16. İbn Abd Rabbih: 38. Hıristiyan: 8. 32. 59. 69. 69. 20. Abd al-Melik: 40. Ebû Muhammed Osman: 27. 47. 18. Ila: 74. 34. 72. 47. 53. 8. 47. İ man: 18. İ bn al-Esir: 19. Raşidin: 16. Horasan: 40. Iran: 34. 42. 63. 61. Ilim: 79. 42. 93 . 64. 38. 65. 21. İ bn Hazm• 40. 29. 38. 64. 42. al-Iraki al. Ilham: 80. 52. 37. 68. 19. 24. İbn Fûrek: 15. Imsak: 20. 10. al-isferayini. 11. 57. 46. al-Hudari. 48. 51. M. İ bn al-Hanbeli: 40. Ebu'l-Muzaffer: 24. 41. al-Hayyât. 29. Hayber: 26. 41. 36. 60. 46. Ahmed b. 63. 37. İ bn Mit: 45 İbn Haldûn: 17.: 29. İ bn Hallikan: 50. 43.

43, 44, 45, 46, 48, 49, 52, 54, 55, 57, K ıyamet Süresi: 74. 59, 61, 62, 64, 65, 66, 68, 70, 71, 72, 73, 78, 79, 80, 82, 83. Islâmiyet: 7, 8, 10, 11, 12, 13, 18, 21, 34, 35, 38, 40, 42, 43, 46, 48, 65. Ismail (Hz): 9, 24. İ spanya: 34. lira. Süresi: 14. Istitaa: 38, 40. İ stiva: 19. Itizal: 43, 44, 50, 52, 53, 55, 61, 63, 64. İyi idare sistemi: 28. Iyilik: 59, 72, 73, 77, 78. İ zmirli, İ smail Hakkı : 8, 70, 71. al-Kindi: 49. Kisrâ: 47. Kitap: 14, 18. Koçyiğit, Talat: 61. Köprülü, Fuad: 34, 63. Kötülük: 59, 70, 72, 73, 77, 78. Kramers, J. H.: 28. Kubuh: 73, 76. al-Kuddiis, Salih b. Abdillah: 60. Kudret: 58. Kudüs: 25, 36. Kilfe: 36, 40, 47. Kun: 76. Kur'an-ı Kerim: 8, 9, 10; 11, 12, 13, 14, 15, 16, 19, 20, 22, 23, 26, 30, 31, 32, 35, 36, 40, 56, 60, 61, 65, 67, 68, 69, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 81, 82. Kurey ş : 25. K utluay, Ya ş ar: 9, 11, 12, 36, 39, 47. Küfr: 3, 32, 33, 52. Külli irade: 70, 71. KWH kanunlar: 82. L al-Lafziyye: 56. La ilahe Illallah, Muhammedu'r-Resûlullah: 10. Laleli: 72. Latince: 36. Lebid b. al-A'sam: 35. Lenterâni: 75. Leyl Süresi: 17. M Ma'bed al-Cuhani: 38, 41, 58. Macdonald, D. B.: 31, 37, 39, 58, 75.

K
Kabin azabı : 56. al-Kabriyye: 56. Kader: 16, 17, 18, 19, 38, 39, 40, 41, 42, 51, 57, 58, 60. Kaderiyye: 38, 39, 41, 42, 57, 58, 59. Kad-i Kudât: 62. Kadim: 67, 68, 75, 76, 82. Kadir: 67. al-Kadir Billah: 63. Kad rtezelâ Kavle'l-Umme: 52. Kad i'tezele anna'l-Vas ıl: 52. Kadr: 16. Kâfir: 10, 31, 32, 33, 53, 56, 72, 78. Kalkaş andi, Ahmed: 57, 58. al-Kasimi, Cemalu'd-Din: 59. Katâde b. Diâme as- Seddüsi: 52. Kavl: 19. Kebire: 30, 32, 52, 72. Kebire-i mutlaka: 30. Kef: 20. Kehf Sûresi:: 14.

Kelam: 5, 7, 20, 21, 35, 36, 37, 38, 51, 53, Mc Giffert, A. C. : 37. 57, 67, 68, 72, 73, 75, 76, 80, 81, 82. Mahmûd b. Cerir al-Isfahani: 64 Kelim: 15. Kelimullah: 40. Kelime-i Sahadet: 10. Kerrâmiyye: 80. Kesb: 70, 71. Kıdem: 67, 68. Cemalu'd-Din Ebû'l-Hasan: 47. al-Kıpti: 38. Kıyamet günü: 14. Mahmud (Gazneli): 63. Maide Süresi: 14, 23. al- Makdisi, Ş emsu'd-Din: 57. al-Makkari, Ebül-Abbas Ahmed: 37. al-Makrizi: 38, 41, 42, 48, 50, 56, 59. al-Maksiis, Ömer: 41. al-Malati, Ebû'l- Hasan: 55. Malik b. Enes: 19. Mani: 43,

94

al-Mansûr, Ebti Ca'fer (Halife): 47, 48, 60. Materyalist: 43. al-Mâturidi, Ebû Mansûr: 68; 70, 75, 76, 77, 78. Mtıverâünnehr: 34. Meod ad-Devlet 63. Mecusi: 34, 43, 44, 47, 58, 59. Medâin: 29. Medine: 11, 24, 26, 28, 29. Mekke: 10, 11, 12, 24. Mehdi: 60. Melek: 18. Me'mûn: 37, 39, 48, 61, 62, 63, 65, 73, 81. al-Menzile beyne'l-Menzileteyn: 32, 34, 52, 67, 72. Mervân al-Ca'di: 60. Mervân b. Muhammed: 40, 59, 60. Meryem: 24. Meryem Sûresi: 5'4. al-Mes'fıdi: 53, 62. Mez, Adam: 45, 51. Mezdekiyye: 34. Mısır 12, 28, 34, 46, Mihne: 61, 62, 65. Miras, ICâmil• 15. Monoth6isme: 7, 42. M. Şerefeddin (Yaltkaya): 30, 40, 52, 54, 55, 60. al-Muattile: 57, 59. Muâviye: 29, 33, 36, 55. Muâviye b. Yezid: 41. al-Mufid,--Muhammed b. Nu'mtın: 52. al-Mufniyye: 56. al- Mugire b. Said al-icli: 36. Muhacir: 24. Muhammed (Hz.): 9, 10, 13, 18, 23, 24, 25, 51. Muhammed b. al-Hanefiyye: 50, 51. Muhammed Mebrûk »T: 9. Muhammed b. Mesleme al-Anstıri: 55. Muhammed Muhyiddin Abd al-Mamid: 29. Muhammed Süresi: 10. Muhkem: 14. Muhsin: 18. al-Mukbili, Sâlih: 57. Mulhid: 45. Mu'ıninûn Süresi: 8, 9 11.

Murid: 67, 19.
Mûsâ (Hz.): 40, 74, 75 Muslim: 17, 22, 24, 25, 26, 30. Mu'tasım: 61, 62, , 63. Mutezile: 5, 7, 15, 21, 28, 32, 34, 35, 36, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 48, 49, 50, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 70, 71, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, Mutlak büyük günah: 30. al-Muvahhide: 57. Mü'min: 18, 31, 32, 33, 53, 72. Münafık: 32, 53, Mürcie: 31, 33, 53, 72. Mürtekib-i Kebire: 51. Müseyleme al-Kezzûb: 27. Müslim: 18, 72, 78. Müslüman: 18. Müşebbihe: 57. Müşfik: 10, 31. Mütestıbih:- 14, 15, 20. Mütevekkil: 48, 61, 62, 65. Müzzemmil Süresi: 55.
-

39, 51, 61, 72, 83.

N
Nâder, Albert Nas ıl': 69, 74, 76, 79. Nahl Sûresi: 76. Nakil: 79, 80. Nakilciler: 21. Namaz: 18, 26. Nasrani: 38. Naturalist: 43. Nâzıra: 74. Nâzizât Sûresi: 11. Nazzâm: 48, 61, 80. an-Neccâr, Abdu'l-Halim: 46. Necedât: 31. Necrân: 15. an-Nesefi, Ömer: 30, 31, 32, 33, 72. Nehr: 76. Nestûrt: 47. Neybahti: 29, 55. Niam: 74. Nicholson: 39, 49. Nisâ Sûresi: 14, 30, 69. Niştibur: 64. Nizâm al-Mülk: 64. Nizâmiyye medresesi: 64.

95

Nûh Süresi: 12. Nûr: 74, 75. Nûr Süresi: 74. Nusaybin: 47, 81. Nyberg: 34, 48.

Sa'd b. Ubâde: 25.
Safariyye: 31. Saffât Sûresi: 10, 11: Sâhib b. Abbâd: 63. St. John of Damascus: 36, 37, 38, 39, 42. St. Sabas: 36. Saktfe Beni Saide: 25. Salisbury, Edward E: 16. San'a: 28. Sasani: 42. Sebeiyye: 28, 29. Ö Sebep-netice bağlantısı : 82. Secah bint al-Haris: 27. as-Seddûsi, Kafade b. Diame: 52. Selçuk: 64. Selef: 19, 20, 67, 72. Semi: 67, 68.

0
O'Leary, De Lacy: 9, 47, 49. Ortodoks: 36, 37. Osman b. Affân: 12, 18, 21, 26, 28, 29, 30, 41, 55.

Ömer b. Abdulaziz: 41. Ömer b. al-Hattâb: 12, 17, 19, 22, 23, 24, 25, 26. Örs, Hayrullah: 11.

P
Pehlevi: 47, 48. Peygamber: 7, 8, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 35, 42, 44, 50, 58. Philon: 46. Polyth6sme: 8. Pythagoras: 47.

Seneviyye: 34. 43, 59. Sergun (Sergius) b. Mansûr: 36. Sevap: 82. Seyyid Kutub: 9. Sıfat ve isimlerin nefyi: 39. Sıffin: 29, 33, 55. as-Subki: 61, 64, 75. Sunni kelâm sistemi: 21. Suriye: 34, 39, 46, 47, 81.

R
Rabb: 15, 18, 74, 75, 78. Rabiatu'r-Ra'y: 19. Ra'd Sûresi: 9, 12. Rafızi: 28, 43, 45. Rahman: 19. Ramazan: 18. ar-Razi: 15. Resûlullah (S.A.): 15, 16. ar-Resid, Harun: 60. Rey: 63. Ringgren, Helmar: 17. Risâlet: 44. Roma (ş ark»: 46. Ruh: 14. Ruha (Urfa): 47, 81. Rum: 36, 37. Rûm Sûresi: 12, 69. S Sâbie: 34. Sâd Sûresi: 9.

as-Suyüti, Celalu'd-Din: 65. Stifyan as-Seyri: 55. Süldit: 20. Süleymaniye Kütüphanesi: 27, 72. Sümâme b. E şres: 61, 80. Sünnet: 22, 30, 31, 81. Sünni: 62, 64, 65. Süryani: 46, 47, 48. Sweetman, J. Windrow: 68. Ş Ş am: 19, 36, 40, 41, 64. Ş arki Roma: 46. Şehadet: 18. as- Şehristâni: 25, 26, 40, 48, 51, 52, 57, 58, 59, 61, 68, 71, 72, 75, 77, 80. Şer: 57, 58, 69. Şeriat: 77, 78, 80. as- Şevkani• 9, 16. Ş eytan: 59. Şia: 29, 65. Şibli, Mevlana: 22, 23, 24.

96

81. 10. 36. Tanrı : 7. 80. 74. Yalçın. 11. 50. 81. Tasdik: 20. 56. Tecsim: 15. 71. 44.Şirvani: 27. 75. Hi18. Tevhid: 7. 56 14. Tavit: 17. Yezid (b. Tevrat: 35. al-Va'd val-Vaid: 67. 19. Yezid b. 76. T Taat: 31. Tövbe: 32. Mahmûd: 9. Yusuf Ziya: 27. 77. Takas: 20. 51. 40. M. 52. 48. 72. trsame b. 54. Thomson. 49. Talût: 35. 46. as. al-Vâhidi. 48. 69. Vacip: 78. Teslim: 20. William• 31. Zeyd b. Taberi: 17. 56. 68. 46. Taftazâni: 21. 22. 55. al-Ya'kiibl. Teşeyyu: 42. John of Damascus) ad-D ımaşki: 36. Tahrim: 31. Harise: 55. Taha Sûresi: 19. 24. 33. 6u. 73. 77. 48. 47. Vakıa Süresi: 11. Ahmed: 15. 54. Vasfi b. 35. Wellhausen. al-Vakıfiyye: Va'r-Rasihû'n: Vasık: 62. Harry Austryn: 47. Atâ al-Gazzal: 32.: 38. 71. 43. 56. Timurleng: 65. Tûr Süresi: 70. Ali b. Tefsir: 39. W U Ummân: 63. 67. Urfa: 47. Yasin Süresi: 11. al-Hasan: 15. Montgomery: 11. 67. 75. Taha Hüseyin: 29. nçok. al-Velid: 59. 79. 37. Tahkim: 33. Tirmizi: 16. Tritton. 42. 97 . Bahriye: 27. 26. Şirk: 3o. 40. Yemen: 42. Z Zahiriyye: 80. 81. 46. Zeyd: 23.S. 79. Teybe Süresi: 69. Usame b. 53. Weir. 26. Vahiy: 13. 47. 50. 55. 9. Zanadika: 43. Tuleyha b. Yunanca: 47. Wolfson. 63. 46. 43. 75. 65. Huveylid: 27. Tuğrul Bey: 64. Yahya (St.Şii: 23. Von Kremer: 39. 48. Y Yahudi: 8. 34. W. 9. Hüseyin Cahit: 23. az-Zamahseri. 44. Hüseyin: 9. at-Tabersi. 8. Teşbih: 15. at-Tanci. 39. Tenâsuh: 80. Yakût al-Hamavi: 44. A. 67. 44. Yurdaydın. 36. Ahmed b.: 46. 5i:ilik: 9R. Julius: 30. 65. mi Ziya: tllken. Yunan: 39. 41. 48. Yiisuf Mûsa.82. Watt. Te'vil: 21. 14. 68. 65. 8.: 37. 43. 51.H. T. Muaviye): 36. 43. 81. Muhammed b. 31. 60. Yuhanna ad-D ımaski: 36. 9. 72. Talha: 29. Tek Tanrı : 7. Ca'fer: 47. 60. Yûnus Sûresi: 69. 63. 28. 33. 64. al-Fadl b. al-Vaidiyye: 59. Yörükan. 65. 24. al-Vaid: 67. 65. 57. 23.

35. 80. 42. 73. 98 . al-Hal-ise: 23. 62. 33. 24. Zübeyr: 29. Zati Sıfatlar: 67. Zinâ: 31. 9. Zeki Megamiz: 61. 41. az-Zehehi. 68. Zebidi. 65. 43. al-Hafız Zektıt: 26. 60. 33. 68. 76. 71. Zuhdi Hasan Carullah• 31. 46. şemsu'd-Din: 41. Zındık: 20. Zeynu'd-Din Ahmed: 15. 21. Zeydiyye: 65. Zeyd b. 39. Zerdüşt: 34. 81. 34. 77. 60. 53. 61. 36. 54. Zümer Süresi: 8. 36. Zuhruf Süresi: 76.Zat: 76. Zu'l-Karneyn: 14. 63. 74. 59.

"Bu insanlar devenin nas ıl yaratıldığına. 99 . ayet: 6): 10. sen onun Allah korkusuyla baş eğerek nasıl parça parça oldu ğunu görürdün. ve O'na hiç kimse e şit olamaz." (Zuhruf Sûresi.Allah'a ve âhiret gününe inanmışsamz. en büyük merci sadece O'dur. (Nisâ Süresi. Herkesin kazandığı hayır kendi yararına.ÇEVRİLEN 'AYETLER INDEKS! A "Allah." (Ha şr Süresi. dağların nasıl dikildiğine." (Mâide Süresi. ayet: 4): 23. "Biz ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltilece ğiz?" (Mu'minfın Sûresi." "Biz onu anlayasınız diye arapça bir Kur'an yaptık. göğün nasıl yükseltildiğine." ( İhlas Süresi. sözümüz ancak ona ol (kun) dememizden ibarettir." (Nür Süresi. şüphesiz büyük bir günahla iftira etmi ş olur. Onların heveslerine uyma. yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı ?" (Ga şiye Süresi. "Biz onlara. Onun için hepiniz O'na yönelin. Bana Tanrımn ancak bir Tek Tanr ı olduğu vahyolunuyor. "Allah arz ve semavat ın nûrudur. Allah'a ortak ko ş anlarm vay haline!" (Fussilet Süresi. ayet: 49): 14. Fakat onlar kendi kendilerine zulüm ediyorlar. Bu misalleri insanlar dü şünsünler diye veriyoruz. ayet: 3): 9. "Allah'ın indirdiği Kitap ile aralar ında hükmet. "Bir şeyin olmasını istedi ğimiz zaman. ayet: 78): 11." (Bakara Süresi: ayet: 286): 69. ayet: 17-20): 12. do ğmamış ve doğurmamıştır. ayet: 48): 30. âyet: 70 ve Rfım Süresi. aklımzı kullanasuuz diye size ayetTerini gösterir. "Allah onlara zulüm ediyor de ğildir. ayet: 35): 74. D "De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insan ını." (Bakara Süresi. "De ki: O Allah bir tektir. "Allah Kendisine ortak ko şmayı bağışlamaz. B "Bir şey hakkında ihtilafa düşerseniz. ayet: 73): 12. âyet: 3):76. O'ndan ba ğışlanma dileyin. ayet: 82): 11. ayet: 21): 12. bu gün size dininizi tamamladım. âyet: 9): 69." (Teybe Sûresi.onun hallini Allah'a ve Peygambere b ırakın. âyet: 1-4): 10. ayet: 40): 76. bundan başkasını dilediğine bağışlar. "Allah hiç bir kimseye gücünün yetece ğinden başkasını yüklemez." (Nahl Süresi." (Mâide Sûresi... yaptığı şer de kendi zarannadır.. ayet: 59): 14." (Nisa Sûresi. sadece bizi Allah'a yakla ştırsullar diye ibadet ediyoruz. Allah'a ortak ko şan kimse." (Zümer Sûresi:. E "Eğer Biz bu Kur'an' ı bir dağa indirmiş olsaydık. O. Ç "Çürümüş kemikleri kim yaratacak?" (Yasin Sûresi.

Ş "Şüphesiz Allah katında en de ğerliniz." (Bakara Süresi. P "Putperestlerin söylediklerine sabret. âyet: 5): 19. İşte kalplerinde e ğrilik olanlar sırf fitne ç ıkarmak. âyet: 29): 11. Fakat. Ondan önce de Peygamberler geçmi şti..A. âyet: 13): 12. iyili ği emretsinler." (Tûr Süresi. Allah'ın yamnda başka tanrı tutup ona yalvarmazlar. sonra. O'na karşı gelmekten en çok sak ınanızdır. hepiniz o gün Allah'a döndürüleceksiniz." (Tâhâ Süresi. biz tekrar dirilecek de ğiliz. âyet: 65): 14." (En'âm Sûresi. R "Rabbim Kendini bana göster. "Rabbime and olsun ki. âyet: 5): 9. Allah şükredenlerin mükafanın verecektir." (Bakara Süresi. . ayet: 281): 69. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir."Elinde bulunam verenin. kötülükten sak ındırmağa çahşsınlar. ayet. Şüphesiz dü şünen kimseler için bunda ibretler ve deliller vard ır. İlimde derinle şmiş olanlar ise "Biz ona inandık. Allah' ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazIar. âyet: 10): 55." (Abi İmran Sûresi.en güzel sözü yalanlayan kimsenin de güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız. onlar da ölecekler.. Ö "Öyle bir günden sakımn ki. halbuki O gözleri idrâk eder. G "Gerçekten tanr ılar' bire mi indirdi? Do ğrusu bu pek tuhaf bir şey!" (Sâd Süresi.." (Meryem Süresi. ayet: 68): 31. "O'nu gözler idrâk edemez. âyet: 103): 74. "Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki herkesi hayra davet etsinler. âyet: 139): 74. O "O kimseler ki. "Rahman Arşa istiva etti. Onlara haksızlık da edilmeyecektir." (Hucurât Süresi. düşünen insanlar için deliller vard ır. kese kazand ığı tastamam verilecektir. âyet: 5-10): 17. "Göklerde ve yerin yarat ılmasında. Allah'a hiçbir zarar vermez. ayet: 144): 24." (Arif Süresi. M "Muhammed ancak bir Peygamberdir." (Müzzemmil Süresi. ayet: 48): 54. ayet: 7): 15. H "Hayat ancak bu dünyadaki hayat ımızdan ibarettir." (Zümer Süresi. zina etmenler. haklarında senin vermi ş olduğun hükmü gönül rızasıyle kabul etmedikçe onlar imân etmiş olmazlar. yanlanndan güzellikte aynl!. ayet: 30): 24. "Ey Muhammed! Şüphesiz sen de öleceksin.. Olur veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen.. cimrilik eden.. aralar ında çıkan ihtilâflarda seni hakem tayin edip. kendini Allah'tan müsta ğni sayan .1-i İmran Sûresi. Seni göreyiyim. kendi arzularma göre yorumlamak için onların müte ş abih olanlanna uyarlar. gece ile gündüzün birbiri ard ınca gelmesinde. Allah'a kar şı gelmekten sakınamn. (. S "Sana Kitab' ı indiren O'dur. hepsi Rabbimizin katındandır" derler. Onda Kitab ın temelini te şkil eden kesin anlamlı (muhkem) ayetler vard ır." (En'âm Süresi. âyet: 164): 13." (Furkan Süresi. "Herkes sadece kendi kazanc ına bağlıdır. 104): 73. Sonra her- 100 ." (Al-i İ mran Süresi. en güzel söz olan Allah'm birli ğini doğrulayamn i şlerini kolaylaştırı nz." (Nisa Süresi." (Ra'd Süresi.. "Sizi Allah'tan ba şka taptıklarunzla bırakıp sizden ayrılırım. ayet: 21): 70.." (Leyl Süresi.

4. Y "Yüzler vardır. Rûm. onun sevab ını kat kat art ım. Rablerini göreeektir.ayet. zerre miktar ı bir iyilik olursa." (Kıyamet Süresi. o gün taptazedir. kendi cânibinden pek büyük bir mükâfat verir. ayet: 22-23): 74. âyet: 40): 69. ayet: 164. âyet: 24): 12. 101 . " Şüphesiz Allah hiç bir kimseye zerre kadar haksızlık etmez. ayet: 44): 69. " Şüphesiz Allah insanlara hiç bir şeyde zulüm etmez Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmederler.: 3." (Yûnus Süresi. Nfıh. Ona. âyet: 12." (Nisa Sûresi. Bakara.

Evâil al-Makâlât fi'l-Mezâhib val-Muhtârât: 52. 25. Fecru'l-Islâm: 33. al-Agâni. İts Place in History: E Ehli Sünnet Kelâmında Eş'ari Mektebi: 20. 54. D Darulfünun Ilâhiyat Fakültesi Mecmuas ı : 27.): 29. 52. 73. 26.islâm: 39. 72. 52. Fi Zilâli'l-Kur'an: 9. 32. 60. G Gazzâli ve Şüphecilik: 9.Şeria fi'l.Th. 60. al. Akâid Risâlesi: 76.Iskenderi: 46.S. 66. 69. Câmiu'l-Usûl: 27.Şia: al-Fihrist: 45. Macdonald): 37. Ahsen at. 71. 61. 40. Ş erh Sahlhi'l-Buhâri: 17.KITAP ISIMLERI INDEKS' A Abdullah b. Duha'1. M. B. al-Fark beyne'l-Firak: 24. Asr-ı Saıldet: 22. 53. 52. Jurisprudence and Constitutionel Theory: 39. 34. 38. 41. Andullah b Saba (Houtsma. Development of Muslim Theology. 77. 79.Akide va' ş. al-Elf Mesele fi'r-Redd alâ'l . M. Fadilatu'l-Mu'tezile: 45. al-Bidâye va'n-Nihâye: 12. 76.): 29. Firaku'ş.G. 40. Bilgi Kaynağı : 36. al-Fıkhu'l-Ekber: 68. 54. 65. Free Will and Predestination in Early Islâm: 72. al-Arâu'd. 58. Esbâbu'n-Nuzûl: 15. 43. Ankara Üniversitesi Ilâhiyat Fakültesi Dergisi: 52. Bugyetu'l-Vutı fî Tabakiit al-Lugaviyyin va'n-Nulıat: 65.Islam: 54. al-Câmiu's-Sahih: 22. al-Fisal fi'l-Milel val-Ehvgı va'n-Nihal: 40. Esasu't-Takdis fil-Kelâm: 15. 78. 102 . 72. 75. 61. 77. 42. al-Eş'ari: 77. Fethul-Kadir: 9. 30. Fethu'l-Bari li Felsefetu'l-Mu'tezile: 69. C Câmiu'l-Beyân fi Tefsiri'l-Kur'an: 17. Faysalu't-Tefrika beyne Ehli'l-Islâm va'zZandaka: 18. Encyclopedia Britannica: 36. Allah (D. 40. B_ al-Beyân va't-Tebyin: 45. Enviırdt-Tenzil va Esrâru't-Tevil: 15. F Fadihatu'l-Mu'tezile: 45. al-Fitnatu'l-Kübrâ: 29.Taksim ft Ma'rifeti'l-Akfılim: 57. Arabic Thought and 49. an-Nesefiyye: 30. Saba (Hodgson. New Sefie: 29. 80. 42. Encyclopedia of Islâm.Diniyye va'l-Felsefiyye li Philon al. 54. 61.Mâneviyye: 43. 55. 40. 58. Encyclopedia of Religion and Ethics: 37.

Kelâm: 59.Me ş âyih: 57. 40. 74. va'ş. İ slamda İlk Fikri Hareketler ve Dini Mezhepler: 30. 78. 45. 48. al-Kavaid al-A şara : 18.. 75.Kur'a : 15. 79. 50.İmam Ahmed b. Kitabu'l. İgasetu'l-Lehfân: 20.Tenzil: 9. 63. Mizanu'l-rtichil fî Nakdi'r-Rical: 41. 68. 55.islamiyyin: 25. Kur'an'a Göre İman Esasları : 9. 48. al-İslâmiyye: 9.ı Saadet): 22.Islâmiyye: 45. M Macmau'l. L Lisanu'l. İlmrt-Tevhid: 8. al-İkdu'l-Ferid: 38. Kitabu'l-ibane an Usül ad-Diyâne: 58. JAOS: 16. İslam Tarihinde Ilk Sahte Peygamberler: 27. K Kaderiyye Yahut Mutezile: 52.Hayvan: 79. A History of Cristian Thought Early and Eastern: 37. 36. İ slam Medeniyetinde Tercümeler ve Tesirler: 46. Muhammadanism: 37. al-İlmu'ş-şamih fi isar al-Hakk alag-itba' va'1. 53. Kitabu'l-Asnam: 8. 48. JRAS: 65. 51. Kitabu'l-Maarif: 29. Kitilbu'l. 45. 54. Hazret-i Muhammed ve Kur'an. John of Damascus: 36. Makalatul. 70. Menakib al. al-Milel va'n-Nihal: 25. 72. Islam Düşüncesine Giriş : I. Mu'cem Makayisi'l:-Luga: 16. 65. 50. 36. 57.Ptikad: 74. 41. Kitabu'l-Lınna' fi'r-Redd ala Ehl az-Zayg val-Bida'• 68. 77. Kharijitism and the Kharijites: 31. 58. 103 .Hayavân al-Kübrâ: 57. İslannyette İtikadi Mezheplerin Do ğuşu: 11. 41. 40. 50. 58. 42. 56. 52. 60. Kitâb Bugyet al-Murtâd fi'r-Redd tefelsife val-Karamita va'l-Bâtiniyye: 59. Kitabu'l. Kitâb Usül ad-Din: 58. 61. Medeniyet-i islamiyye Tarihi: 61. Kelâm Sava şları : 40. İ slam Ansiklopedisi: 28.ı Kerim: 11. al.İrş ad: 67. İhbaru'l-Ulema bi Ahbâr al-Hukemâ: 47. İ slam and Christian Theology: 68.: 8. 29. Muhadarât fi 24. 58. İslam Milletleri ve Devletleri Tarihi: 9. 76. 35. İslam Medeniyeti Tarihi: 34. Mu'cemu'l-Udebâ: 44. • Kitabu'l-Esma va's-S ıfirt: 19. 74. 54. Hayatu'l. 48. Hanbel: 61. 42. 80. al-İktisad fi'l. islamdan Önce Arap Tarihi Ve Cahiliyye Çağı : 9. 37. İ slam Tarihi: 23. al-Mezahibu'l-islâmiyye: 21.şia: 30.E al-Hadaretu'l. Matlaul-İtikad: 33. 75. ileamul-Avam an Uran-Kelâm: 20.İlel va Ma'rifeti'r-Rical: 61 Kitabu'l-Intisar: 32. Muhadarât Tarihi'l-Umem .Hitat: 38. 71. Kitâb Tabakât al-Mu'tezile: 45. al-Kamil fi't-Tarilı : 19. Kâmus Tercümesi: 14.İkdam fî ilmi'l. 71. 38. İ slam Tarihi: (Asr. İntişar-ı İ slam Tarihi: 11. 77. 40.Beyan Il Tefsiri'l.Arab: 16. Materials for the History of the Muhammedan Doctrine of Predestination and Free Will: 16. 55. Kitâb Nihayet al. 63. İ slamda Felsefe Tarihi: 39. Journal of the Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland: 56. İslam Düşüncesi ve Tarihteki Yeri: 9. Hazret-i Muhammed: 11. 52. a Literary History of the'Arabs: 39. 71. al-Ke şş âf an Hakâik Gavamiz at .

Affan: 28. 54. 58. al-Munye va'l-Emel: 43. 69. 21. 20. Şerhu'l. Muslim Theology: 38. 70.Radd ara : 55. 60. 40.Firak al-Islamiyye (Ali Mustafa al-Gurabi): 8. Tarih-i Edyan: 9.Cevher: 53. Li Tehzibil-Mesail: 17. 31. Sahihu'l-Buhari: 17. Tarihu'l-Arab: 9. Tecrid-i Sarih: 15. 41. at-Tabsir fi'd. 78.Karl li Şerh Sahihrl.'gal': 62.Buhari: 15. Tarihur-Mezabibrl-Isla ıniyye: 21. 25. 65. Mutezile ve Akıl Meselesi: 52. Risâletu't-Tevhid: 8. Serhu'l-Uyün Şerh Risâlet İ bn Zeydan: 38. 59. Tabsiratu'l-Edille: 72. 104 . Tarihu'l.61. Yeni Y Kelâm: 8.Savaik al. 61. Sunen Ebi Davud: 16. N Nefhu't-Tib: 37. Shorter Encyclopedia of Islam: 28. Muşkilu'l-Ehadis: 15. Zuhru'llslam: 62. 51.Ş afiiyye al-Kübrâ. 24. Şezeratu'z-Zeheb: 40. 65. V Vefeyatu'l-A'yan: 50. Le Systeme Philosophique de Mu'tezile: 79. Muhtelifil-Hadis: 15. Salih Muslim: 17. 29. Tarihu'l. Şerhu'l-Fıkhı'l. Uyamş Devirlerinde Tercümenin Rolü: 46. 40. al-Mu'tezile: 31. 32. 60. the Political Attitudes of the Mutezilah: 56. 63. 23. 36. 24. Mulük: 19. 63. Tarih Bagdad: 36. 73. 68. Risâktun mine'l-Akaid fi Beyani'l-Firak al-Muhtelife: 27. 25. 75. 17. Z Zemmu'l.Mursele va'l-Muattila: 57. as-Siretu'n-Nebeviy ye: 24. P Philon: 47. 51. 22.Firak al-Islâmiyye: 27. Uthman: 28.Ekber: 68. 77. 45. 34. Tarihu'l-Felsefe al-Arabiyye: 31. Murücu'z-Zeheb va Maâdin al. 40. Tarihu'l. ş Ş ehristâni: 27. Şerh Sahihrt-Tirmizi: 16. 30. 33. at-Tenbih ve'l. 40. 75. Tarihu'l-Umem Tarihu'l-Ya'kübi: 60. Studies in Arabien Fatalism: 17. Subhu'l-A' şâ: 57.Kelam va Ehlihi: 16. T at-Tabakatu'l-Kübra: 24. 44. U Umdetu'l. Tabakiltu' ş.Mavakif: 77.Muhtastır as. 59. R Resâil al-Hârizmi: 51. 53. 61.Akâid: 21.Din: 24. 0 Osman b. 26. Şerhu'l.Cehmiyye va'l-Mu'tezile: 59. 22. at-Tenbih va'r.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful