İnönü ALPAT; Devrimci yol

Araştırma dizisi-1

İnönü Alpat'ı daha çok şair kimliği ile tanıyoruz. Alpat'ın "Yaralı Oğluyum Hayatın" ve "Kendini Anlatırsa Bir Kız" isimli şiir kitapları var. "Randevuyu Dağa Verdik" İnönü Alpat'ın dördüncü kitabı. Alpat'ın 1993'te "Sosyalistler ve İnsan Hakları" konusunda bir araştırma kitabı yayınlandı. Haftalık 2000'e Doğru ve Ekonomik Panorama'da ve kimi 15 günlük, aylık dergilerde bir süre muhabir olarak çalışan Alpat, bu kitabıyla 12 Eylül dönemini bilinmeyen bir yönüyle ele alıyor. Sosyalist solun ana gövdesini oluşturan Devrimci Yol'un yenilgiyle biten yaklaşık yirmi yıllık serüveninin bir bölümü, röportajlarla, belgelerde, tartışmalarla ilk defa bu oranda günışığına çıkıyor.

SUNUŞ

Devrimci Yol hareketinin 1980-1985 yılları arasında yaşadığı sürecin ilginç bir kesitini bulacaksınız bu çalışmada. 12 Eylül askeri darbesinden hemen sonra üstüste yediği ağır darbelerle merkezi yapısı dağılan, önder kadroları ve bir çok taraftarı gözaltına alınıp tutuklanan Devrimci Yol hareketinin geriye kalan unsurlarının, 1980-1985 yılları arasında, birçok kentin kırsal kesiminde başlattığı "direniş hareketi" canlı tanıklarıyla, belgeleriyle günışığına çıkartılmaya çalışıldı.

12 Eylül dönemi kamuoyu tarafından pek çok tartışıldı. Bu yönüyle ilk kez tartışılıyor. Bu açıdan da bir boşluğu dolduracağını sanıyorum.

Yaşanmıştır. Yaşanmışı yok saymak mümkün değildir.

Toplumların hafızası zayıftır. Hergün yeni siyasal gelişmeler karşısında şaşkına dönen toplumlar için geçmişi hatırlamak, geçmişi hatırlatacak tartışmaların içine girmek külfet görülebilir. Geçmişte yaşanılanların bugün için anlamı yeterince kavranmazsa, bir başka deyişle önemsizse onun için, unutmak; siyasal bir tercih durumuna gelir.

Toplumsal hafıza zayıftır. Hele, sistemli ve ciddi bir arşiv kültürü-alışkanlığı da denebilir- bulunmuyorsa, araştırmacıların eski defterleri karıştırması başlıbaşına sıkıntı nedenidir.

Benim açımdan da en büyük sıkıtı bu oldu. Bu çalışma sırasında, 12 Eylül davalarına giren avukatların, dava dosyalarının yasal saklama süresinin bitmesi nedeniyle, aslında bir dönemin gelişmelerine ışık tutabilecek dökümanları, elden çıkarmaya, yok etmeye başladıklanna tanık oldum. Bir dönem, tanıklıklarıyla, belgeleriyle yok oluyordu.

Özellikle, Devrimci Yol hareketinin kır pratiği, sol kamuoyu tarafından yeterince bilinmeyen, tartışılmayan bir olaydı. Kimi dergi yazıları, röportajlar ve bir kaç kitap sayılmazsa, bu pratiğe yapılan vurgu, o dönemin yeterince anlaşılması açısından etkisiz kalıyordu.

Böyle bir çalışmaya neden gerek duyduğum sorulabilir. Aradan onca zaman geçtikten sonra... Devrimci Yol çevresinin "Yeniden" isimli Dergi ile tekrar siyaset sahnesine girme çabası ve öncesinde, Devrimci Yol çevrelerinin büyük bir kısmının parti kurma

girişimi içinde olmaları, sol içinde parti tartışmalarının ayyuka çıktığı günlerde, Devrimci Yolcular özelinde, "nereden nereye" sorusunu akla getiriyordu. Çünkü, bu hareketin ilginç sayılabilecek bir gelişim seyri vardı. Devrimci Yol, aradaki kesintileri saymazsak, yaklaşık 20 yıl, sosyalist hareketin merkezine oturan, geçmişi ve o günü sıkça tartışılan, pek çok açıdan diğer sosyalist örgütlerden ayrılan, bir hareketti.

Geçmişte, radikal, kitlesel ve silahlı direniş yanlısı bir sosyalist hareket olan Devrimci Yol, 1996 Türkiye'sinin karşısına yasal bir partiyle çıkmaya hazırlanıyordu. Bu noktada, Latin Amerika'daki gerilla hareketleriyle büyük bir benzerliği vardı. Latin Amerika'da yılların gerilla hareketleri, kendilerine yasal siyasal alanda yer açmaya çalışıyordu. Dünyadaki son gelişmeler, silahlı bir tarzla, siyasal bir sonuç almanın mümkün olmayacağını gösterir gibiydi.

Devrimci Yol hareketinin kır deneyimi, Türkiye sosyalist hareketi açısından ilk deneyimdi. 12 Mart günlerindeki Kızıldere ,ve Nurhak sayılmazsa -ki bunları gerilla faliyeti saymak zor- Anadolu’nun ilk gerillası olarak görmek mümkün Devrimci Yol gerillasını. Zaten yaşananlara bakıldığında, bu kır pratiğinin ilk olmanın getirdiği acemiliği, doğallığı ve masumluğu îçinde taşıdığı görülecektir.

Anadolunun ilk gerillası ile ilgili bir çalışma yapmayı, ilk gerillalarla görüşebilmeyi, onların duygu ve düşünce dünyalarına sohbetlerle ve günlüklerle girebilmeyi, bir gazetecelik olayı olarak değerlendirdim.

Devrimci Yol hareketinin, silahlı tarzın en üst biçimi sayılan, gerilla mücadelesine başvurması ve başarısızlığıyla başlayan, bugün yasal parti tartışmalarıyla devam eden sürecini araştırmaya değer gördüm. Ancak, bu çalışma, kendisini, gerilla mücadelesinin

bitimine kadar geçen zamanla sınırlamış durumda. Devrimci Yol çevrelerinin sürdürdüğü parti tartışmalarına, bir kaç soru ötesinde girmeyi düşünmedim. Sorular, röpörtajın genel akışında ortaya çıktı.

Devrimci Yol kır pratiğinde yer alan çok sayıda insana ulaşmak mümkündü. Örnekleme yöntemini kullanmak en uygunu oldu. Röportaj yaptığım insanlara, "çanak sorular" sormadığımı sanıyorum. Onları sıkıştırma gibi bir niyetim de olmadı. Genellikle dönemi, ilişkilerini, amaçlarını bütün çıplaklığıyla ortaya çıkaracak sorulara yöneldim. Röportajlarda tartışmaları içeren kimi bölümler kendiliğinden gelişti. Yüzyüze gelme olanağı bulamadığım insanlarla yazışmak durumunda kaldım.

1980-85 döneminin önemli isimlerinden Taner Akçam’la görüşememem, bu çalışmanın eksikliği olarak görülmeli. Çünkü Akçam, 1982 yılında daha organize bir şekilde başlatılan kır pratiğinin mimarlarından birisiyken, kır pratiğini, aradan pek de uzun bir zaman geçmeden reddetme yoluna gidiyor. Nedenlerini sormak istiyordum. Kendisine ulaşmaya çalıştım. Mektubumun ulaşıp ulaşmadığını bilemiyorum. Ulaşmaması zor ihtimal. Tartışmaya katılmak istememesi akla daha yatkın. Akçam'ın o dönemdeki tavrı, ciddi sayılabilecek şuçlamalarla karşı karşıya bulunuyor. Bunu röportaj sırasında ifade edenler oldu. Söylenenleri aktarıp, görüşlerini soracaktım.

Ayrıntıya girmek gibi bir niyetim olmadı. Çünkü, Devrimci Yol'un genel değerlendirilmesi ve araştırılmasını amaçlayan bir çalışma değil bu. 20 yıl aralıksız süren bir gelişimin, beş yılını ortaya çıkarma hedefi var yalnızca. Kaldı ki, Devrimci Yol ile ilgili pek çok tartışma yıllar boyu dergilerde, gazetelerde yer aldı. Hem Devrimci Yolcuların kendilerini nasıl tanımladıkları hem de dışarıdan nasıl değerlendirildikleri sıkça yazıldı, çizildi.

başı sonu belli. Daha çok. oturmuş. Devrimci Yol ile ilgili yapılacak bir araştırmanın 1975-80 Türkiye'sinin de araştırılması anlamına geldiğini. belli bir merkezden yönetilen. yalnızlığı üzerine kafa yoranların. Devrimci Yol hareketinin geneli üzerine yapılacak bir araştırmanın ciddi anlamda profesyonellik ve bilimsellik taşıması gerektiğine inanıyorum. Devrimci Yol hareketinin. araştırmanın sosyolojik-psikolojik ve toplumsal öğeler taşıması gerektiğini düşünüyorum. İş güç. Özellikle bugün. Bu özellikleriyle halk hareketi olmaya yakın bir yerde durduğu. Latin Amerika ülkelerinde görmeye alışık olduğumuz halk hareketlerinin kimi özeliklerini taşıdığı söylenebilir. Ankara Devrimci Yol davası sanıklarından Melih Pekdemir'in "tarih bizi faşizme karşı örgütlendiğimiz için değil. Daha kapsamlı bir çalışma yapılabilirdi. yaygınlaşmasının nedenlerini araştırmaları gerekiyor. maden işçilerinden aydınlara.kitlelerden yalıtılmışlığı. solun tarihinde görülmedik oranda. örgütlenemediğimiz için yargılayacaktır" sözündeki açık özeleştiri bu sancının bir ifadesi sayılabilir. Türkiye’nin özgün koşulları ve o günkü mevcut durumları nedeniyle bunu başaramanın sancıları var. para pul gibi sıkıntılar nedeniyle çalışmanın boyutunu genişletme olanağı bulamadım. solun -bütün kesimleri dahil. belli bir merkezden işleri idare etme çabası var ama. bunun için belli standartların/koşulların aranmadığı bir ilişki tarzı var. Niğde'nin yoksul köylülerinden. Karadenizli fındık üreticilerine. Devrimci Yol'da sosyalist tarzın/politikanın zorunlu bir sonucu olarak yukardan aşağıya örgütlenme. Ne olabilirdi? Kır pratiğinin yaşandığı bölgelere gidebilirdim. Oraları .Zaten. net bir programı olan. Bu çalışmanın sınırları olanaksızlıklarla çizildi. büyük kentlerin gecekondu mahallelerinden üniversitelere kadar. Çünkü ortada. yediden yetmişe kendisine Devrimci Yolcu diyen herkesin Devrimci Yolcu olabildiği. taraftarlan/sempatizanlarının ortak özellikleri bulunan bir örgüt yok.

gözaltına alınmış. Devrimci Yol sanıklarının kendi ifadelerini kullanmaya. bu sınırı aşmamaya dikkat etttim. Ankara Devrimci Yol. Pek çoğu. daha çok. Yalnızca. Röportaj yaptığım insanlarla. Dedim ya. Bu yüzden işten ayırdığım zamanlarda ve akşam evde birşeyler karalamaya çalıştım. İnsanın kendisine ait bir çalışma ortamının olması çok önemli. para pul. Giriş yazısında. Ayrıca. araştırmacılık olarak değerlendirip. Devrimci Yol Dergisi yazılarından alıntı yapmaya dikkat ettim. İnönü Alpat Ekim 1995 .görüp. O insanlarla görüşmek. çalışmayı gazetecilik. Eşimi ve çocuğumu bu nedenle. Bir özet sayılabilir. Ayrıca. iş güç. Şimdiye kadar konuşmayanları konuşturma. yayınlanmayan belgeleri yayınlama noktasında. çalışmaya farklı bir hava katar. Belgeleri Giresun Devrimci Yol. Fatsa Devrimci Yol Dava dosyalarından edindim. üzgünüm. yasal sınırların dışına çıkmamaya. mağdur olmuş insanlardı. Devrimci Yol hareketinin genel bir değerlendirmesini yapmaya çalıştım. az da olsa ihmal ettiysem. o günlerin sıkıntısını yaşamış. belki de tekdüzelikten kurtarırdı. teknik işlerde büyük yardımları olan Ali Ekber ve Zeki'ye de teşekkürler. kır pratiğinde yer almış ve bugün mülteci olarak yaşayan insanlarla yüzyüze görüşme olanağı yaratabilirdim. mahkeme tutanaklarında var olan çerçeveyi aşmamaya dikkat ettim. Böyle bir olanaktan yoksunum. kapılarını gerillalara açmış insanlarla görüşebilirdim. Yurtdışına çıkıp. özetlerken. önemli gördüğüm kimi noktaları öne çıkarmaya çalıştım.

Bütün bunların sonucu olarak kendisine «Devrimci Yolcu» diyen veya kendisini Devrimci Yol'a yakın gören. Karadeniz'in diğer bölgelerinde. Güney'de. 1977-1980 yıllarında Devrimci Yol'da somutlaşan ve 12 Eylül sonrası «gerilla mücadelesi» ile devam eden bir seyirde izleyebiliriz. Devrimci Yol için bunu başarmak zor görünüyor. kötülüğün kol gezdiği. «kendiliğindenci bir hareket». faşist terörün yarattığı bir dehşet ve karabasan ortamında geleceği karartılmak istenen halka ait güzellikleri kendinde toplayan bir umut ışığı olarak ortaya çıkmıştır. Artvin bölgesinde 600 civarında insan dağa çıkıyor. Devrimci Yol'daki görüşleri benimseyen onbinlerce insandan oluşan bir devrimci hareket ordusu . Devrimci Yol davalarının iddianamelerini yazan Sıkıyönetim Askeri Savcılarına göre. «Devrimci Yol her türlü olumsuzluğun. diğer sol gruplara göre örgüt değil. Mahkemelerdeki Devrimci Yol sanıklarının anlatımlarına bakarsan. taraflarının aynı anda. Bütün bunlardan dolayı. kocaman örgütlü bir yapıyla karşılaşıyorsun. 1974'lerde Dev-Genç ile başlayan. bunu sağlamlaştıracak yeterli «kanıt» bulunamıyor.«örgüt». Ege'de. Devrimci Yol'u tanımlamak için kendi ifadelerine başvurmak en sağlıklı yol gibi geliyor. Örgüt dense. 12 Eylül sonrası dağa çıkan insanların sayısıböyle bir sonuca ulaştırıyor. Kimi örgütler. 12 Eylül sonrası. Güneydoğu Anadolu'da dağa çıkanlarla birlikte bu sayı binlerle ifade edilebilecek bir rakama ulaşıyor. silahlı direniş başlatmaya kalkışmalarına bakarsan. Örgüt değil dense. Devrimci Yol'u açıklamak için yetersiz kalıyor. ortak bir karar varmış gibi dağlara çıkıp. Yalnızca.GİRİŞ Devrimci Yol hareketinin gelişimini. ortada öyle savcıların iddia ettiği gibi bir örgüt yok. partiler için net bir tanımda bulunmak mümkünken.

1988 ilkbaharında yine aynı gazeteler Devrimci Yol'da yürüyenleri güzelleştiriyor. milyonları yargılamak. şimdi dışarıda yüzbinlerce işçi Devrimci Yol'da yürümeye devam ediyor. cezalandırmak kolay ama dışarıdaki yüzbinleri. Lenin'in sözlerine sahip çıkmak.» İlk Kıvılcımı Gençlik Çakıyor 12 Mart'tan çıkışta sol örgütsüz ve dağınıktı. Devrimci Yol bayrak oldu.. Devrimci Yol'da yürümekle suçlanırken. suçlamak. Bedrettin'in Marks'ın. Bu tanıma saygı göstermek gerekiyor. 12 Mart'ın getirdiği yenilgi. proleteryanın çağrısına uymak demektir.» Devrimci Yol'un bu sözlerle tanımlanması duygusal öğeler taşıyor. Devrimci Yol bu direnişin sözcüsü. Bu yıllarda başlayan ve gençlik üzerinde yoğunlaşan faşist saldırılar. Aynı duygusal ifadeler Melih Pekdemir'in mahkemedeki kişisel savunmasında da yer alıyor. aklıyorlar.. ODTÜ'de ve tüm üniversitelerde işçiler ile.Türkiye'de Devrimci Yolcu olmak demek. Devrimci Yolcular içsavaş günlerinde Çeltek'te ve işyerlerinde.. 1974-75'lere kadar kendisini hissettirdi. «. Biz şimdi burada. cezalandırmak hiç kolay değildir. Buradaki bir avuç insanı yargılamak. karalıyorlardı. Sonuç bir Devrimci Yol güzellemesidir. Tuzluçayır'da ve tüm gecekondu semtlerinde. Spartaküs'ün.oluşmuştur. 1980 sonbaharında bütün gazeteler Devrimci yol'da yürüyenleri çirkinleştiriyor. gençliği arayışlara itti. Gençlik bir . korku psikolojisi ve dağınıklık. Devrimci Yol bu direnişin öncüsü oldu. Fatsa'da ve Anadolu'nun dört bir yöresinde. köylüler ile öğrenciler ile kürtler ile ve emekçi halklarımızla faşizme karşı söylenmesi gerekenleri söylediler ama söyleyecekleri bitmemiştir. suçlamak.

SBKP-ÇKP-AEP tezleri. 1 Kasım 1975'te ilk sayısı yayınlanan Devrimci Gençlik Dergisi sayfalarını.yandan bu saldırılara karşı «can güvenliği» temelinde örgütlenmelere giderken bir yandan da sosyalist düşünceleri tartışmaya başladı. anti faşist direnişin simgesi oldu. üniversiteli gençliğin büyük oranda Dev-Genç etrafında yığılmasını sağladı. gençlik arasında sosyal emperyalizm. üst örgütlenmesini buna göre şekillendirdi. anti faşist direniş ile ilgili yazıların yanısıra sosyalistler arası teorik tartışmalara da ayırıyordu. gençlik içinde etkili oluyordu. Dev-Genç. Tartışma giderek safların netleşmesini getiriyor. çekirdek kadrosunun gençlik mücadelesinden çıkması nedeniyle. 12 Mart sonrası gençlik içinde filizlenmeye başlayan sosyalist düşünceler. Mahir Çayan ve THKPC'nin görüşleri yoğun bir biçimde tartışılıyordu. solun ilerde yaşayacağı bölünmelerin ipuçlarını veriyordu. İstanbul'da İYÖKD (İstanbul Yüksek Öğrenci Kültür Derneği) ve İYÖD (İstanbul Yüksek Öğrenci Derneği) ve EYÖD (Ezurum yüksek Öğrenci Derneği) gibi öğrenci dernekleriyle başlayan örgütlenme çabaları. genel olarak Mahir Çayan'ın ve THKP-C'nin tezlerini savunuyor. Bu arada. kimi duygusal motifleri kullanarak. Ankara'da ilk başta ADYÖD (Ankara Demokratik Yüksek Öğrenci Derneği) ve AYÖD (Ankara Yüksek Öğrenci Derneği). Devrimci Yol daha sonraki yıllarda gençlik sınırlarını aşsa da. Pek çok sol siyasi hareket gibi Devrimci Yol'un da önder kadroları isimlerini bu dönemdeki gençlik örgütlemesinde duyurmaya başladı. 1974-75'lerde yoğun bir biçimde başlayan faşist saldırılara karşı gençliğin merkezi bir örgüt talebi sonucunda doğan Dev-Genç. gençliğin merkezi bir örgütlülüğe ihtiyaç duymasıyla 1976 yılında DGDF'nin (Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu) kurulmasıyla sonuçlandı. .

Sayı 7. gençliğin merkezi örgütlenmesinin dışında. belirlediği hedefi bir taraftan pekiştiriyordu.» (Devrimci Gençlik. öğrenim özgürlüğü» sloganı etrafında biraraya gelen devrimci gençler. ülke çapında devrimci bir hareket yaratılması ve sınıflar mücadelesine bu merkezi politik hareket aracılığıyla müdahale gerekliliğini ortaya koyuyordu. Baktıkları yer ise. akademik tartışmaların dışına çıkıp. «Devrimci Gençlik. mücadelenin çeşitli alanlarına aktarılmadığı için -ki bu durumun başlıca sorunu bir proleterya partisinin bulunmamasıdır-» (Devrimci Gençlik.) Devrimci Gençlik Dergisi. Sovyetler Birliği.» diyerek ve tartışma başlıklarını sosyalizm sorunları. sınıflar mücadelesinde yer alma hedefi vurgulanıyordu. anti-faşist mücadeleyi ülke çapındaki bir politikaya tabi kılmalıdır ve merkezi bir politikanın yönlendirildiği bir devrimci zemin üzerine oturtmaya çalışmalıdır. 19 Nisan 1976) Bu belirlemelerle gençlik yüzünü okulların dışına çeviriyordu. Aynı sayı) başlığıyla yayınlanan yazı. kapılarını çalan devrimci gençlere sıcak davranıyordu. «Devrimci Gençlik Hareketi içinde yetişen bir çok unsur. aslında gençliğin sorunlarından uzak sayılabilecek konulara kaydırırak. «Bu nedenle Devrimci Gençlik. Dergi. ilişkilerin merkezileşmesi. Aynı sayı. faşizm. Yükselen anti-faşist halk eylemlerinin ön saflarına» (Devrimci Gençlik. büyük kentlerin gecekondu bölgeleriydi. gençliğin okullarla çizilen sınırı zorlamaya başladığını gösteriyordu. Sağ partilere yıllarca oy veren gecekondu halkı. gençliğin sorunlarını aşamayacağı sonucuna ulaşıyorlardı.Okullarda «Can güvenliği. Gençlik hedefini büyütüyordu. oportinizm gibi. Yazıda. «Üniversitelerde üstüste darbeler yenilir ve başarısız sonuçlarla karşılaşılırken. üniversitelerle sınırlı bir mücadelenin. revizyonizm. bize çok dersler verecek niteliktedir. . Altındağ'da faşistlere karşı Altındağ halkının gösterdiği şiddetli tepki.

ODTÜ'nün bu çatışmalardan nasibini almaması beklenemezdi. «masum öğrenci hareketi» olma özelliğini yavaş yavaş yitiriyordu! Bu gelişmeler. 12 Eylül öncesi. katılımın. Demokrasinin gerçek anlamda denendiği bir zemin de denebilir. İlk parentezi burada açıyorum. Dev-Genç'in mücadelesinde. «ODTÜ'nün faşistleştirilmesine karşı bir bütün halindeki direnişlerinin» ÖTK sürecindeki öneminin yok sayılamayacağı gerçeğine. ÖTK deneyimi. ÖTK deneyimi gelecek kuşaklara aktarılırken. kitleselliğin. Aldı da. her dönem gençlik mücadelesinde öne çıkıyor. Tariş. Yoğun bir şekilde çatışma ortamın yaşandığı hergün bir kaç öğrencinin yaşamını yitirdiği okullarda geleceğe ne aktarılabilir? Övünülecek ne bulunabilir? . ÖTK örgütlülüğü zemininde gerçekleşme şansını yakalamıştır. Bugün pek çok alanda eksikliği hissedilen bu gelişmeler. ÖTK'da bu deneyimler arasında sayılabilir. sonraki kuşak üniversiteliler için özgün bir model oluyordu. ODTÜ'lü öğrencilerin. okullarda ve gecekondu bölgelerindeki çatışmalar tırmanıyor ve faşistlerin okullardaki. Gençlik örgütlenmesinin nasıl olması noktasında geleceğe sarkan bir deneyimdir ÖTK. ülke çapındaki politikaya müdahale araçlarını yaratma çabası. ODTÜ-ÖTK (Orta Doğu Teknik Üniversitesi-Öğrenci Temsilciler Konseyi) ayrı bir yer tutuyordu. gençliğin. Yeraltı Maden İş bağlı kimi maden ocakları. okula sahip çıkma duygusu ve iyi birer öğrenci olmanın yarattığı bir örnektir. direnişin tamamen meşru ve haklı zeminde gerçekleştiği. bu çatışmalı dönem fazlaca bir yer tutmadı. Bir üniversite çapında. Ama. diğer okullarda olduğu gibi ODTÜ'nün «kan gölüne» dönmediğini eklemek gerekiyor. sonucunu gösteriyor. yani. Fatsa.Devrimci Gençlik. üniversiteler yoğun çatışmalara sahne oluyordu. büyük şehirlerdeki etkinliği kırılıyordu. 1970'li yıllardan akıllarda kalan birkaç örnek deneyim var.

Bülent Forta. aşağıdan yukarı demokratik seçimlerle oluşmuş.. yönlendirmiş veya yakından izlemiş hemen her kesimden insanın üzerinde hemfikir olduğu belli özellikler vardır ama bunların arasında ikisi öne çıkar: Kitlesellik ve demokratiklik. Memduh Uyan ve Mehmet Ali Yılmaz'ın gençlik mücadelesini ve Dev-Genç'i anlatan 7 Nisan 1989 tarihli dilekçelerinin de yer aldığı «Gençlik ve Mücadelesi» isimli kitabı (Simge Yayınevi..ÖTK deneyimini yaşayanlar övünüyorlar ama. « ÖTK pratiğini yaşamış.Dev-Genç demokratik bir gençlik örgütü olarak. Bunlara bağlı olarak ortaya çıkan üçüncü özellik de etkileyiciliğidir. . Dev-Genç hiç bir zaman bir kadro örgütü ya da sosyalist bir gençlik örgütü olmamıştır. Bu tutum da ifadesini bağımsızlık. fasikül) Ankara Devrimci Yol Davası'nda yargılanan ve AYÖD. Demokratik bir gençlik örgütü olmanın ötesinde herhangi bir misyon üstlenmeye kalkmamış. işleyişinde de en geniş demokrasiyi uygulamaya çalışmıştır. Anti Emperyalist bir gençlik örgütü olmuştur. Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi.. Faşizme karşı herkesi bünyesinde toplamak ve aktif mücadeleye katmak için çalışmıştır. demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde yer almakla bulmuştur.. «Dev-Genç herşeyden önce Anti-faşist. gençliğin kurtuluşunun işçi sınıfı ve emekçi halkın kurtuluşuyla mümkün olacağı bilincinde hareket etmiştir. çok genel hatlarıyla verilmeye çalışılan gençlik mücadelesi kısmını noktalıyalım.. 72. Dev-Genç yöneticiliği yapan Ali Alfatlı. Haziran 1989) derleyen Engin Höke'nin sonuç yazısında Dev-Genç'le ilgili yazdıklarından bir bölüm aktarıp. DevGenç'in özgün mirası.. mücadele geleneği ve ruhu geleceğin gençlik kuşaklarının mücadelesinde de elbetteki yaşayacaktır.» (Ahmet Asena.Dev-Genç bu ülkenin gençlik mücadelesinde onurlu bir yer tutmuştur. ancak.. Onu devrimci gençliğin bilincinden silip çıkarmak ve yok etmek mümkün değildir.

» . Bildirge'de ortaya konulan görüşlerin araştırılmaya. 1 Mayıs kutlamalarının katliama dönüşmesi nedeniyle Devrimci Yol ismi öne çıkmadıysa da. onun bağımsız siyasi hareketini yaratma yolunda mücadele... Bildirge'nin bir platform olarak algılanması isteniyordu. tartışılmaya ihtiyacı olduğu vurgulanıyor. Bildirge. temel siyasi görevimizdir. süreç«partileşme süreci» olarak tanımlanıyordu. Bildirge önüne parti kurma fikrini alıyor. hemen bir parti kurma çağrısı olarak kavranmayacağının belirtilmesine karşın. Devrimci Yol çevresinin ideolojik-politik görüşlerinin ana hatlarıyla ortaya konulduğu Devrimci Yol Bildirgesi Nisan ayı içerisinde yayınlandı.Artık ülkemiz gençliği için Dev-Genç'li olmak her genç için onurlu bir ayrıcalıktır. Türkiye ve devrimin yolu konusunda derli-toplu bir metin özelliği taşıyordu. solun yaşadığı «ideolojik. 12 Mart'tan çıkışta. teorik ve örgütsel karışıklık ve dağınıklık» ortamında dünya. partileşme süreci ile ilgili ileri sürülen görüşlerin. «Temel siyasi görev olarak proleterya partisinin inşası yolunda. Bildirge'de. Devrimci yol çevresi «proleterya partisi» için start alıyordu.» 1977 1 Mayıs 1977'in kanlı 1 Mayıs'ı Devrimci Yol Dergisi'nin kamuoyunun karşısına çıktığı gün oldu aynı zamanda. aradan kısa bir süre geçtikten sonra solun en çok telaffuz ettiği isim oldu. Devrimci Yol Dergisi'nin yayınlanma nedenleri sıralanırken.

parti ile ilgili bütün ayrıntıları. mücadeleyi kalıcı kılacak işçi sınıfının öz örgütü inşaa edilmeliydi. Parti. Ya da genel parti tanımlarıyla yetiniliyordu. parti için her hangi bir şablon kullanılmayacağıydı.sınıflar çatışmasının her alanında işçi sınıfının bağımsız siyasetini hayata geçirmeye çalışan bilinçli kadroların örgütlü ve neyi. örgüt anlayışı. Bunlar mı örnek alınacaktı? « Savaşçı parti» nasıl olacaktı? Parti kadroları nasıl yetiştirelecekti? Bildirge'de bu ve benzer sorular ortaya konuyor ama ne olmasından daha çok ne olmaması gerektiği vurgulanıyordu.belirleyecekti.» Devrimci Yolcular.. Bunun için işçi sınıfının bağımsız siyasi eylemi oluşturulmalı. çalışma tarzı. partileşme sürecinin özel olarak «hiyerarşi oluşturma» gibi algılanmaması noktasına yapılıyordu. daha sonra. Önemli sayılabilecek bir vurgu da. «. Bildirge'nin parti konsunda verdiği en net yanıt. pratiğin karşılarına çıkaracağı doğrulara bırakıyordu. Bildirge'de genel hatlarıyla ortaya konan. faşizme karşı mücadale bir devrim meselesiydi... Devrimci Yol Dergilerinin sayfalarını sıkça dolduruyordu. somut koşulların doğru bir şekilde yapılacak analizlerinden çıkacaktı. parti nasıl olacaktı? Hedeflenen neydi? Ortada.Bildirge'ye göre. ne için yaptığını bilen bir tarzda. Zaten. O somut koşullar herşeyi -devrim. THKP-C değerlendirmesiyle devam eden parti tartışmaları. farklı ülkelerde yaşanmış parti deneyleri vardı. .. Peki.

herhangi bir şekilde biraraya gelmiş insanların kendi aralarında oluşturdukları hiyerarşik bir yapı olarak görmediklerini belirtiyorlardı. partileşme startıyla başlattığı süreci. bir anlamda ülkemiz solunun bir gerçeği olarak kabul edilmekle birlikte. bu tür grupların pek çoğunun yaptığı gibi.Devrimci Yol çevresi. aşılması zorunlu bir olumsuzluk olarak değerlendirdiğimiz bu kendiliğinden nitelikli siyasi grup yapılarının idaelize edilerek devrimci bir parti örgütlenmesi yerine geçirilmemesi gereğinin bir ifadesi olarak da görülmelidir. bu çevre kendi partisini neden bir türlü kurmuyordu? Bildirge'nin yayınlanmasından yıllar sonra kaleme alınan Ankara Merkez Devrimci Yol Davası savunmasında sanıklar.» . Devrimci Yol'a kıyasla çok daha dar ve etkisiz olan gruplar «partilerine» kavuşurken. kendilerinin. Nitekim. 70'li yıllara atıfta bulunarak. farklı bir partileşme anlayışını savunduklarını. Devrimci Yol'un partileşme süreci hem kendileri açısından hem de diğer sol grup ve partiler açısından tam bir «yılan hikayesi»ydi. partiyi. parti konusunda sol içi tartışmalara yanıt ise şu sözlerle veriliyordu: «Gerçek fonksiyonlarını yerine getiremedikten sonra. Savunmada. bir «proleterya partisine» ulaşamadan noktaladı. kendi kendilerini «M-L bir örgüt ya da parti » olarak isimlendirmiş olmaları herhangi bir değişiklik getirmemektedir. Devrimci Yol'un geniş taraftar kitlesine sahip olmasına karşın Devrimci Yol çevresindeki ilişki ve çalışmaların M-L bir parti niteliğini taşımadığını vurgulama gereği duymamız.

Gecekondu mahallelerinde. üniversitelerde. yoksul köylerde. Devrimci Yol'u. geleneksel sağ partiler olarak gördükleri TİP. 40 yıllık oportünist-revizyonist tezlerle hesaplaşılması gerekiyordu. İçsavaş tespiti yapıldıktan sonra ona göre örgütlenmek kaçınılmazdı. sol içi ideolojikpolitik saflaşmanın yavaş yavaş oturacağı. Ülkemiz soluna . SDP. TKP ve PDA nasibini alıyordu. bu sapmalara karşı tüm burjuva ideolojilerinin etkilerinden bağımsız proleter devrimci hareketin mücadele bayrağını yükseltmekten geçmektedir. dünya ölçeğinde bağımsız bir çizgiye oturacağının ipuçlarını veriyordu. bu elli yıllık sağ bir eğilim hakimdi. Türkiye'de ilan edilmemiş. kimi işçi ağırlıklı yerleşim birimlerinde toplumun yaşadığı sağ ve sol saflaşmada. Bildirge'ye göre. TEP. Bu hesaplaşmadan . bu mücadelenin odağı haline getiren de bu tespit oldu. üstü örtülü. SBKP-ÇKP tezleriyle ideolojik kavgayı kızıştırarak... Devrimci Yol'a göre. cephelere ayrılmamış bir savaş yaşanıyordu. Toplum her gün biraz daha çatışma ortamına çekiliyordu.» İçsavaş Tespiti 1977-80 yılları arasında yaşanan siyasal çatışma ortamı Devrimci Yol çevresi tarafından «içsavaş» olarak tanımlanıyordu. Devrimci Yol sol saflarda . tartışmaların sert geçeceği izlenimi veriyordu. Çünkü. «Uluslararası sosyalist hareketin merkezi bir bütünlüğü yoktur. küçük Anadolu kentlerinde. Bildirge.Devrimci Yol Bildirgesi'nin parti ile ilgili ortaya koyduğu düşünceler. Devrimci Yol'un Türkiye'ye özgün bir hareket olacağının. TSİP. O günlerde içsavaş tanımı yapan başka bir siyasi hareket yoktu. anti-faşist mücadelede öne çıkaran. Bugün enternasyonalizm adına sapmalardan birinin kuyruğuna takılmak.

İdeolojik saflaşma sürecini yaşayan toplum. okullar. anti-faşist mücadelede derli toplu bir hat oluşturmak zorunluluktu.ağırlıklı bir yer kazanıyordu. Halkta var olan ve aslında kendiliğinden gelişen direnme eğilimlerinin bir çatı altında toplanması. fiziki çatışmada yer almak istemeyenler için daha zor günlerdi. . faşizme karşı duran insanların o saflarda toplamasına yol açıyordu. toplumda var olan direnme eğilimlerinin bir araya getirilmesi sorunu vardı. «Direniş Komiteleri» tartışmasını solun gündemine getiriyordu. Bu öneri özellikle THKP-C kökenli gruplar arasında yoğun tartışmalara neden oluyor. mahalleler. Can güvenliği en yakıcı sorundu. Ya o barikatın arkasında olacaktı. işyerleri saflaşmanın içine giriyordu. Devrimci Yol. Devrimci Yol'a göre Direniş Komiteleri ihtiyaçtan doğmuştu. aynı politik hatta duruşlarının sağlanması bir zorunluluktu. Belki de o günler çatışan tarafta olanlar için değil. sokak sokak yaşanan ayrışmada bireyler tercihini yapmak zorunda kalıyordu. hızla fiziki bir saflaşmaya gidiyordu. Bu durum Devrimci Yol önderliğini faşizme karşı mücadele konusunda yeni arayışlara itiyordu. bu kaosun önüne geçebilmenin çabasıydı. Kimin ne yapacağı. Devrimci Yol çevresinin ortaya attığı Direniş Komiteleri bir bakıma kendileri adına. Türkiye'de günlük yaşamda tam bir kaos hakimdi. sokaklar. şehirler. Ev ev. Çünkü. Siyasal nedenlerle günde 5-10 insan hayatını yitiriyordu. Anti-faşist mücadelenin Devrimci Yol çevresinin belirgin özelliği olması. Hareketin önderliği iç savaşın derinleştiği günlerde. ne zaman yapacağının bilinmediği bir siyasal çatışma yerine. ya da bu barikatın. THKP-C ve Mahir Çayan'ı reddetmekle suçlanıyordu. Başarı şansı ancak böyle bir yöntemle yaratılabilirdi.

»(Devrimci Yol. yani gelecek iktidarın nüveleri olacaktı. Direniş Komitelerinin aynı politik zemine çekilmesine çalışılıyordu. sosyalizm yaşatılacaktı. Sosyalizm . Devrimcilerin tartıştığı sosyalizmin. komitelerin kurulması. her işyerinde bir komite kuruluyordu. komitelerin çatısı altındaki insan ilişkilerinde yeşertilecekti. Komitelerin çatısı altında. Sosyalizmin ilk adımları atılacak. Komiteler sosyalizmin. çatışmanın genişleyip yaygınlaşması. geniş halk yığınları arasında bir savunma ihtiyacının doğmasına neden olmakta. bağımsız bir devrimci hareketin. Bu kez de Devrimci Yol önderliği. faşizme karşı mücadele bir devrim sorunuydu. Bu yüzden Direniş Komitelerini yalnızca sivil faşist güçlere karşı kavga zemini olarak düşünmek yanlıştı. halk yığınlarını yıldırmaya yönelik saldırıları.«Faşist güçlerin. Adeta mantar gibi bitiyordu komiteler. Anti-faşist mücadelede yakalanan halka. sivil faşistlerle çatışmanın yaşanmadığı ya da yaşanarak bertaraf edildiği alanlarda da. kurulmuş komitelerin devam ettirilmesi öneriliyordu. anti-faşist bir dayanışma eğiliminin doğmasına ve gelişmesine neden olmaktadır. Sayı 13 15 Ocak 1978) Direniş Komiteleri kısa zamanda faşizme karşı mücadele etmek isteyen insanların vazgeçemedikleri adres oluyordu. devrimci bir yola kanalize edilmezse. Direniş Komitelerine çeki düzen vermekle uğraşıyordu. Her mahallede. Direniş komiteleri bu eğilimin devrimci bir doğrultuya kanalize edilmesi. Devrimci Yol'a göre. Devrimci Yol dergilerinde üst üste yazılar çıkıyor. halk iktidarını hedefleyecek şekilde ve tüm anti-faşist halk güçlerinin birleşik devrimci savaşının örgütlendirilmesi doğrultusunda kavranılmasının bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. yeni bir toplumsal projenin ne menem bir şey olduğu halka gösterilmeliydi. olabildiği kadar. Bu noktada. elden kaçabilirdi. Bu tespit. her okulda. sosyalist kültür. Direniş Komiteleri'nin diğer yüzünü ortaya çıkarıyordu.

»(Devrimci Yol. Direniş Komiteleri böyle bir partinin cephe örgütleri olacaktı. Aydınlarla Yakın İlişki . Devrimci Yol çevresinin hedeflediği proleterya partisiyle ilgili yanı vardı. böyle bir devrimci önderliğin (proleteryanın öncü savaşçı partisinin) varlığına kopmaz bir şekilde bağlıdır. Önce rengine ve kokusuna alışmalıydı halk. halka tadını hiç bilmediği bir pastayı yedirmek zordu.»(Devrimci Yol Sayı 13 15 Ocak 1978) Direniş Komiteleri'nin anti-faşist mücadelede gösterdiği başarı. Sayı 13 15 Ocak 1978) «Kitlelerin savunma organizasyonları» olarak tanımlanan bu komitelerin. devrimci halk iktidarının birer nüveleri olarak kavranmalı ve bu doğrultuda derinleştirilip geliştirilmelidir. anti-faşist mücadele ile sınırlı kalmaması amacıyla geliştirilen politikaların bir de. Pasta dilim dilim yedirilmeliydi.bir pastaydı. «Direniş Komiteleri en geniş anlamda. «Direniş Komiteleri mücadelesinin başarıya ulaştırılabilmesi. Yapılanlar dikkat çekiyordu ve sistem Fatsa'dan rahatsız olmuştu. nüve olma olgusunda gösterilemedi. Küçük bir kasabaydı. Parti ve Direniş Komiteleri birbirini tamamlayan ve birbirini geliştiren iki olguydu. Fatsa bu özelliği ile girdi Türkiye'nin gündemine. Direniş Komitelerine pastanın dilimi olma misyonu yüklenmişti.

Benim bu kestirmeci buluşum. Türkiye'deki sol muhalefete sempatiyle bakan. örgütsel bir ilişki olarak anlaşılmamalı bu. tanımaya çalışan aydınlar karşılarında Devrimci Yol'u görüyorlardı. Kaba anlamıyla. «Fatsa gibi bir yerde» derdim. Yol'un önemini küçültmez elbet. 12 eylül öncesi. Fatsa'dan ve dolayısıyla Devrimci Yol'dan etkilendiklerini gösteriyordu. ÖTK'da. Fatsa'da.. Ben de «Yolda olacak« diye seçeneği üçlerdim aklımca. Türkiye'yi.Fatsa'da yeni bir yaşama örneği oluşuyor. Fatsa'da. Fatsa'yla başlayan ilgi. derdim. gazeteci. karşılarına Devrimci Yol'u çıkarıyordu. Belki de. diğer sosyalist hareketlerden daha sık karşılaşıyorlardı Devrimci Yol ismiyle.. Türkiye'ye has bir sosyalizm modeli peşinde koşan Devrimci Yol çevresi hem bu yönüyle hem meşru müdafa çizgisini teorize etmesiyle. sol muhalefeti anlamaya. yeni bir üretim biçimine doğru ve buna paralel yeni bir kültür. Bir zamanlar pek ateşli bir tartışma vardı devrimciler arasında. Tariş'te.Devrimci Yol çevresinin.. öğretim üyelerinin Fatsa izlenimleri.. hem de diğer sosyalist hareketlerle karşılaştırılmayacak oranda yoğun kitle desteği ile sol aydınların dikkatlerini çekiyordu. Devrim kırdan kente mi. işçi hareketinde. Fatsa Kültür şenliği'nin . «Bana sorsalar «nerede yaşamak isterdin?» diye. sol muhalefeti araştırma konusu yapan kimi aydınlar ve gazetecilerle yakın ilişkileri vardı. Gecekondu mahallelerinde. Şenlikle ilgili değerlendirmeler şöyleydi.. kentten kıra doğru mu olacak diye. yeni bir ekin elbet. 8-14 Nisan 1980'de Fatsa'da düzenlenen «Fatsa Halk Kültür şenliği»ne katılan kimi yazar.

Her türlü etkileşim tüm dinamiği ile sürüyor..anlamı buydu.» Can Yücel 4-5 1980/Demokrat «Bence Fatsa'da başarılmış çok önemli bir şey var. çözülmez sanılan toplumsal sorunların insanlara kendi yaşamlarına ilişkin kararları kendilerinin almaları hakkı tanındığında çözümlenebileceğinin umudunu sergiliyor. Fatsalılara yaşadığımız çağ adına teşekkür ediyorum. Dirlik-düzenlik de oluyor.Ha. onu da unutmadan söyleyeyim. Fatsa'da hır-gür. Fatsa'da halk için önemli somut işler yapmış olmaları. Düzeni düzen olan yerde. halkın siyasal katılımının doruğa ulaştığı yerel ..» Şükran Ketenci «Fatsa. Başarının sırrı ise yola çıkanların masa başı teorik-stratejik tartışmaları bir yana bırakarak.» Mahmut Tali Öngören «Fatsa aydınlık bir yolda ama yolculuk daha yeni başlamış.Bizim sağır sultanlara bu duyurulur mu acaba? Sanmam!.. öğretirken öğreniyorsunuz.» Dr. Tuğrul Eryılmaz «Büyük partilerimizin karizmatik liderler önderliğinde sonuçsuz uğraşları yanında bu küçük kasabada örgüt çalışması.. vur-kır yok.. Ünsal Oskay «Fatsa'da insanı etkileyen en önemli gerçek orada yaşayan halkın bilinç düzeyidir. kararlılıkları ve sorunlara doğru yaklaşımları ve bu gibi düşünceleri arı bir dille açıklamaları Türkiye'de yeni ve sağlam bir gerçeğin Fatsa'da oluştuğunu etkileyici bir biçimde anlatıyor insana. Fatsa'da devrimci bir çabanın arkasında halk var. Yaşlı başlı insanların sağlam inançları.» Doç.. Dr. Öğrenirken öğretiyor.

sayfasında. Ve birbirinden bağımsız. bunun bir kısmını zorla satıyorlardı! 100 bin civarında bir satış bile. Belki güzel. «Bin Tanık» gibi kitaplarla Türkiye'deki insan hakları ihlallerine dikkat çeken. Türkiye Sorunları Dizisi 'nin Temmuz 1988 sayısında kendisine yöneltilen bir soru üzerine Devrimci Yol'u şöyle tanımlıyordu.demokrasi örneği ne kadar anlamlı. 12 Eylül faşizminin yarattığı karanlığı bir parça da olsa aydınlatmaya çalışan gazeteci-yazar Erbil Tuşalp. Yazgülü Aldoğan İlhan Selçuk Devrimci Yol'un farkına varan aydınlardan birisiydi.Devrimci Yol Anadolu'nun doğasına uygun yapıdaydı belki. Türkiye Üzerine Tezler kitabının 577. benim de içinde bulunduğum bir grupla yaptığı sohbet sırasında. diyelim.» diyordu. örgütsel tüzüğü de bulunmayan bir hareket. vurgu yaptığı olayların bir kısmını Devrimci Yol sanıklarına ayırıyordu. «Devrimci Yol ilginç bir hareket. Dergileri 150 bin satıyordu Hadi. Bunu nasıl başardıkları araştırmaya değer bir durum.» Dr. Selçuk.Türkiye'nin toprağından doğuyor. ama Devrimci Yol'un belirli bir yönetim merkezi yok gibiydi.» 12 Eylül'den sonra yayınladığı «Bin İnsan«.. «.. hatta birbirinden habersiz Anadolu illerinde ilerici gençlerin kendilerini ortaya atmalarıyla kurulmuş.. Tuşalp. Tuşalp'in Cumhuriyet Gazetesi'ndeki odası 12 Eylül mağdurlarının uğrak yeriydi.» Yalçın Küçük ise. «. bir disiplini olmayan. Aynı koşulların aynı doğuma yol açmasını düşünmek zorunluluğu inkar edilemiyor.. . Türkiye solunun o zamana kadar ve sonrasında bir daha yakalayamayadığı bir sayı. işkenceyi açığa çıkardığı. Devrimci Yol'u benzer bir biçimde değerlendiriyordu.

«sosyalist demokrasi» gibi kavram ve sloganlar. tartışılan «Söz-yetkikarar». bu tartışma başlıkları geliyordu. 1975-80 yılları arasında. Devrimci Yol çevresi. Türkiye'ye özgü olanı yakalamaya çalışmak. Aralarında. «Üreten biz-Yöneten de biz olacağız». 1974-1980 döneminde yaşanan olayların sorumlusu gibi gösterilmelerine karşı çıkıyorlar. Anadolu toprağına uygun sosyalizm ve örgütlenme arayışları. Mustafa Gazalcı'nın da bulunduğu aydınlar mahkemeye verdikleri dilekçeyle. Ankara'da görülmekte olan Ana Devrimci Yol Davası'nda DevGenç'li sanıkların yargılanmaları sırasında bir grup aydın tanıklık yapmak için başvuruyordu. partilerin büyük bir kısmının içinde bulunduğu SBKP-ÇKP-AEP kamplaşmasının dışında kalmayı beceriyordu. özellikle THKP-C kökenli örgütler . «Direniş Komiteleri». Temel Ateş.12 Eylül'den sonra. 12 Eylül öncesinin CHP'li parlementerleri Ertuğrul Günay. o yıllarda Devrimci Yol çevresi tarafından solun gündemine sokuldu. saldırgan değil saldırıya uğruyan konumda olduklarını belirtiyorlardı. Bugün de sıkça kullanılan. kitleselleşmesini sağladı. Devrimci Yol çevresi. Bağımsız Bir Hareket Devrimci Yol'un en belirgin özelliği Türkiye'ye özgü bir hareket olmasıydı. «halk komiteleri». sanıkların. Devrimci Yol hareketinin öne çıkmasını. Bu özelliği ile diğer sol gruplardan ayrılıyordu. O yıllarda Devrimci Yol çevresine karşı yapılan sert eleştirilerin başında da. dünyadaki sosyalist hareketlerin. gazeteci Mustafa Ekmekçi.

Bu nedenle «Fatsa». Böyle taraflar da bu bölgede fazlasıyla yoktu. Devrimci Yol Ana Davası'nın 1 No'lu sanığı Oğuzhan Müftüoğlu.faslını anlatırken kullandığı ifadeler. Önemli bir noktaydı ve bugün yalnızca solun değil tüm Türkiye'nin tartıştığı bir konuya açıklık getiriyordu. «Kızıldere» nin bir devamı olduğu kadar onun bir eleştirisidir de. aşırı bağımsız ve bağımsızlıkçı özelliğimizdi. Dış yardımları küçümsediğimiz gibi. kendi olanaklarımızla sınırlıydı.» (Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi. Direniş Komitelerinin Mahir Çayan'ın tezlerinde olmadığı. Onun en iyi savunmasını da. bir siyasal kültür durumundaydı. Mart 1990) Bir parantez de burada açmak gerekiyor." Mahmut Memduh Uyan'ın. 12 Eylül sonrası başlatılan mücadelenin yurtdışı Lübnan'da kurulan kamplar. o günkü tartışmaları şöyle değerlendiriyordu bir yazısında: «Zengin bir mücadele ve deneyler birikimini sunan Devrimci Yol pratiği bize göre THKP-C hareketinin en iyi değerlendirmesi sayılmalıdır. "Bizi karakterize eden. Yaşathak Aslan'da bu kültürün izlerini görmek mümkün. örtülü bir PKK . devrimci bir eleştirisini de orada bulmak olanaklıdır. Devrimci Yolcuların teorik konulardaki bağımsızlıkçı çizgilerinin pratiklerine de yansıdığını görüyoruz.tarafından. Yalnızca. Devrimci Yol taraftarları ârasında. hiç bir fayda beklemeden yardım yapacak tarafların yardımına açıktık. Bu çalışma sırasında dikkatimi çeken noktalardan birisi de bu oldu. En sıkışık olduğumuz dönemlerde bile gelen dış yardımları reddettik. kendimizle eşit gördüğümüz. elimizi verip kolumuzu kurtaramayacağımız ilişkilerden ısrarla kaçınıyorduk. Doğrudan ve dolaylı gelecek yardımlara kapalıydık. Bu yüzden teknik araç-gereç vs. Mahir Çayan'ı inkar etmekle suçlanıyordu. söyleniyordu. Bağımsızlıkçı tavır.

bağımsızlıklarını zedeleyeceğini düşünerek. PKK örneğinde görülebilir. bağımsız kişiliğimizle. Ancak. bağımsızlığı hiçe sayıyor. Fakat Avrupa’daki esrar-eroin şebekesinin önemli bir kısmını ele geçirmiş Suriye Kürtlerinden devlet adına vergi toplama resmi görevini almış. kendi siyasal yapımızla oralarda kalmak ve oralardan yararlanmak düşüncesindeydik. Onun için orada kalmayı uygun görmedik. beş yıl sürdürdüğü kır pratiğinin yenilgiyle sonuçlanmasının pek çok nedeni sayılabilir. Bugün PKK'nın en büyük destekçilerinden birisinin Suriye olduğu artık tartışılmıyor.eleştirisi olarak görülmeli. bağımsızlığımızı zedeleyici bir durum oluştu. Bağımsızlık uğruna. vergisini vermeyen köylülerin kulak ve burunlarını kesmekle meşgul bir örgütün kalıcı işkencehaneleri olması da imkan dahilindedir" (Taner Akçam. Derleyen İnönü Alpat. Çünkü biz.12 Eylül sonrası biraraya getirmeye çalıştığı direniş hattının zayıflamasına. gerilla mücadelesinde sığınılacak bir limanın varlığının ne kadar önem taşıdığı. Sayfa: 76) . "Suriye ile ilişkiler sonucu. Devrimci Yol çevresinin. PKK-Suriye ilişkilerinin hangi boyutta olduğunu Taner Akçam'dan öğrenelim. daralmasına yol açıyordu. Suriye'nin etkinliğindeki bölgelerde kalmaya devam ediyor. Sosyalistler ve İnsan Hakları. Suriyelilerin inisiyatifi yükseldi. Fakat inisiyatif Suriyelilerin eline geçince. yenilgiye davet çıkarıyorlar. "Bizim Filistin’li örgütlere dayanarak orda kalmamız sözkonusuydu. limana sığınmıyorlar. Filistinlilerin durumu buna uygundu. Burada iki tavır ortaya çıkıyor. Ve bizim için elverişli bir zemin olma özelliğini yitirdi. PKK. Başak Yayınları. PKK'nın eylemlerini sınırötesi bağlantılı sürdürdüğü bilinmektedir. Devrimci Yolcular." Bu uygun görmeyiş aslında. Filistinlilerin inisiyatifleri kırılınca. Suriye devletinin işkencehanelerini kullanıp kullanmadıklarını bilmiyoruz. Devrimci Yol'un.

Birbirinden ayrı tartışılması zor görünüyor.O günkü tavırlarıyla Devrimci Yolcular. Zaten gerilla tarzı. Konumuzdan uzak sayılmamalı. Zorunlu Bir Vurgu Burada bir parantez daha açarak sosyalistlerin ülkemiz topraklarında devam eden savaşa ve savaşan taraflara karşı tutumlarına vurgu yapmak gerekiyor. PKK "gerilla savaşı" sürdürüyor. İnsan haklarıyla ilgili bir tartışmada da öyle. savaşın sürüp gittiği bir ülkede banş istemi gibi olguİar içiçe geçmiş bulunuyor. Sosyalist solun PKK eylemleriyle ilgili değerlendirmeleri ise tartışmaya neden oluyor. baştan reddediyorlar. bugün Suriye'nin tahsildarı olmakla sonuçlanacak bir ilişkiyi. Ülkemizde ki sosyalistler PKK eylemleri konusunda ciddi bir sıkıntı yaşıyorlar. Gerilla üzerine yapılan bir çalışmada PKK ve eylemleri çalışmanın herhangi bir yerinde kendiliğinden ortaya çıkıveriyor. insan hakları. PKK değerlendirmesi noktasında açık değiller. Röportaj yaptığım insanlarda da bu sıkıntıyı .

"Kürt realitesi" adı altında başlattığı tartışmalardan sonra. korkmak anlamı taşıyor. İlk yıllardaki olumlu hava çabuk dağıldı. Bu konuda sosyalist çevrelerde iki farklı bir tavır görülüyor Kimileri eylemleri desteklerken. kimileri susmayı tercih ediyor. 30 silahsız askerin öldürülmesi ve Tuzla . İkinci olay. PKK eylemleri ile ilgili düşüncelerini öğrenme isteğim sonuçsuz kaldı. barışın kuşatma altında olduğu. Kritik sayılabilecek eylemlerdi bunlar. Bir dönem gerilla olmuş insanların. barışçı çözüm önerilerine yanaşmama anlayışı genel kabul gören anlayışlar oldu zaman içerisinde. Çetinkaya Mağazasının yakılmasıyla başladı herşey. Bu noktada. Nedenini anlayabilmek mümkün değil. Rastlantı mıdır. zaten destekliyor. eleştirmekten kaçmak. hem siyasi olarak hem de onunla bağlantılı askeri eylemleri değerlendirmemeleri. bilinmez ama. Zamanın Başbakanı Süleyman Demirel'in. Daha önceki günlerde de. Destekleyenler. değerlendirmeden kaçınmaları anlaşılamadı benim tarafımdan. kürt sorunu Türkiye'nin gündeminde önemli bir yer tuttu. Bu olay kürt sorununu apayrı bir mecraya soktu.sezinledim. Sorulara genellikle yanıt vermediler. Kürt sorununu PKK ile eş görme. Bu giriş yazısını kaleme aldığım günlerde. Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan insanlara -özellikle kadın ve çocuklarayönelik kimi eylemlerle devam eden süreç. Türk toplumundaki bu değişime damgasını vurdu. Hatay Samandağ yakınlarında meydana gelen olayda. PKK sekiz maden işçisini kurşuna dizdi. Ama susmak. İzmir Gaziemir'de genellikle askerlerin devam ettiği bir kafeterya bombalandı. PKK'nın yaptığı kimi eylemler öne çıktı. Beş insan öldü. onlarcası yaralandı. 1 Eylül Dünya Banş Günü öncesine ikinci olay ise sonrasına denk geliyordu. barışın istenmediği izlenimi verilmeye çalışılıyordu sanki. sorunu reddetme.

iki tarafın da demokrasi. Kan ve gözyaşına bürünen. topyekün bir savaşta bile görülmeyecek şekilde sivillere yönelik saldırıları karşısında sosyalistler sessiz kalmayı yeğlediler. Kamuoyunu bu noktaya getiren. Savaşa son verilmesini. Sıkıntı buradan sonra başlıyor. Barış. ilgi alanlarının odağına oturdu. Kamuoyuna göre. ölümlerin durmasını savaşa harcanan milyarların yatırımlara ve çalışanların ücretlerine aktarılmasını istediler. PKK ve onun eylemleri oldu. kürt sorununun tartışılabilirliğini tamamen ortadan kaldırdı. terör sorunuydu. Tuzla katliamına benzeyen Gaziemir katliamı ise. Kürt sorununun. olur böyle şeyler" şeklinde . Buraya kadar yazılanlar tartışılmasız noktalar. ne ilginçtir ki. insan haklarına saygı. PKK'nın. politika üretmeye çalıştılar. sosyalistlerin "barış" istekleri. Her yıl 1 Eylül'de düzenlenen Banş etkinliklerine sosyalistler öncülük ettiler. Devletin Kürtlere yönelik poitikasını tartışmaya kendi adıma ihtiyaç dahi duymuyorum. Kürt sorununun geldiği nokta. artık sorun kürt sorunu değil. sorunların barışçıl yöntemlerle çözülebilmesi kültürüne ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Savaş zemininde yaşanan insan hakkı ihlallerine karşı çıktılar. tarafların bilinen politikaları getirdi. başlangıçtaki kürtler açısından var olan olumlu havayı dağıtan. Devletin yol açtığı hak ihlallerine karşı çıkıp. ancak yarattığı acılarla gündeme girebilen Kürt sorununu bu noktaya. tamamen savaş boyutlarına sıçramasından başlayarak. PKK'nın neden olduğu hak ihlallerine karşı çıkmadılar. bunu bir mücadele konusu yaptılar ama PKK'nin hak ihlallerini "savaştır.katliamıyla çığırından tamamen çıktı. demokrasi ve özgürlük taleplerini Kürt sorununa eklemleyip.

barış istemeyi ne kadar hak ettikleri de tartışılmaya açık bir noktadır. Bu noktada ciddi bir çifte standarta düştüler. PKK'nın insan haklarına ve barışa sekte vuran eylemlerine karşı durmayan kürt çevrelerinin. Kürt . ancak savaşa karşı olmak inandırıcı olabilir. barışta çifte standart olmaz. İnsan haklarında. kürt çevreleri aynı türden eleştirileri PKK'ya karşı ileri sürüyorlar mı? Yani örneğin. savaşa dayanan ve savaştan sonuç almaya dönük politikalarını eleştiriyorlar. Bu kınamaları. Kürt gruplarla ortaklaşa şenlikler düzenledi. bölgedeki. kirli savaşa alet olmayın" uyarıları kendi adlarına bir tutarlılık sayılabilir. savaşan tarafların ne için savaştıklarına bakılmaksızın dile getirilir. koşulsuz silah bırakmaya ve barışa çağırma durumda. Mitinge dönüşen şenliklerde. bilemiyorum? Çünkü. arada bir yapılan basın açıklamalarından başka PKK konusunda herhangi bir politika değişikliğine gittikleri görülmüyor. İnsan hakkı ihlali varsa vardır. Sosyalistler savaşan iki taraftan birisi olan Türkiye'nin. Barış istemleri. Savaşan iki tarafı da. bu çevreler. PKK'nın neden olduğu hak ihlallerini. kamuoyu baskısına bağlamak haksızlık olur mu. Peki. Kimin insan hakkı ihlaline neden olduğunun hiç bir önemi yoktur. barışın ruhuna hiç uymayan sloganların atılmasının yarattığı olumsuz havanın yanısıra. 1995 yılı Barış Şenlikleri de bu konuda ilginç bir örnekti. Kimi sosyalist çevrelerin savaşa karşı çıkmaları "gençlere askere gitmeyin. Kamuoyunun önünde insan haklarının korunması ve barış talepleri inandırıcılığını yitirdi.yorumladılar. Çeşitli sol/sosyalist parti ve grup. Son aylarda kim sol çevrelerin ilginç bir tavrı dikkat çekiyor. kimi sol/sosyalist gruplar ve partiler basın açıklamalarıyla kınıyorlar. Ama PKK ve eylemlerine yaklaşımları bu tutarlılıklarına gölge düşürmektedir.

C. kimi öldürdüğü. Asıl suçlu odur. haklı olarak. "Kürt Ulusal Kurtuluş hareketinin ilerlemesine hizmet eden devrimci eylem" mi olacaktır." diye kin ve nefret kusarken. hangi amaç için öldürdüğü mü bizim için belirleyici olacaktır?. ". cinayetin... "olur böyle şeyler". son bir kaç yıldır ise aynı hassasiyeti barış konusunda gösterip. sosyalizmin yaşanılası bir düzen olduğuna dair savlarının yankı bulmamasının nedenlerini biraz da kendilerinde aramaları gerekmiyor mu? İnsan Hakları savunucusu Taner Akçam'dan PKK eylemleri ve sosyalistlerin tavrı noktasında aktarma yaparak parantezi kapatalım. PKK yaparsa." (Sosyalistler ve İnsan Hakları.PKK'nın cinayetlerine seyirci kalıp. "faşist devlet". toplu öldürmenin kendisi değil de. kimin yaptığı. devletin terör eylemlerini eleştirmek sol-sosyalist hareketlerin ortak tavrıdır. kürt sorunu merkezli belirlemelerinin yanlışlığı nedeniyle. "kıyım". sosyalistlerin insan haklarında olduğu gibi. doğal olarak insan hakları savunuculuğuna soyunan. insan hakları savunuculuğunu beceremeyen. savaşta taraf olmayın" diyorlar mı? Savaşta taraf olan bir anlayışla ortak barış şenliği düzenlemek.gençlerine "PKK'ya katılmayın. Başak Yayınları. başladı. barış çağrılarında da inandırıcılıklarını yitirmelerine neden oluyor mu? 12 Eylül yenilgisinin ardından. Sayfa: 69) . "her ulusal kurtuluş savaşı şiddete dayanmak zorundadır" veya "önce T. Derleyen İnönü Alpat. PKK sadece cevap veriyor" gibi gerekçelerle alkış mı tutacağız? Aradaki yegane fark cinayetleri kimin işlemiş olduğunda mı yatacaktır? Devlet yaparsa "vahşet". diğer şiddet eylemlerine. Yani eylemin kendisi.bir tarafın terör ve şiddetine.C. bile bile aynı hataları tekrarlayan sosyalistlerin. "hain T. toplum dışına itilmişliklerinin.. "katliam".

1982 Politik Hattı ve Cephe ile ilgili çıkan yazılara kadar derin bir sessizlik hakim oldu. kırsal alanda yenilen darbelerle hızla dağılan hareket. uluslararası boyutları. Bu iki yazıdan sonra. 12 Eylül rejiminin gücü ve kendi mevcut güçleri gözardı . korsan kitle gösterilerini sürdürmeye çalışan Devrimci Yol. 1982 yılında yurtdışında kurulan Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi'yle yeni bir atılımın içine giriyor. solun birliği üzerinde duruluyordu. militanları. direniş çağrısı yapılıyor. çok sayıda taraftarı yakalanıp tutuklandı. 12 Eylül'den sonra dört-beş ay daha ilişkilerini tutmayı başaran ve mahalle çalışmalarını. «Cuntaya karşı birleşik devrimci direniş cephesinin oluşturulması kesinlikle gerekli hale gelmiştir. İlk yazı Kasım 1980. 12 Eylül rejiminin.12 Eylül ve kır pratiği 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra başlayan operasyonlar sonucunda diğer sol örgütler gibi Devrimci Yol çevresi de bitme noktasına geldi. 12 Eylül sonrası militanlarına yönelik iki ayrı yazı yayınladı. İlk yazıda. bir taraftan da 12 Eylül'e karşı özellikle Karadeniz.» deniliyor. Devrimci Yol'un lider kadroları. ekonomik ve politik nedenleri uzun uzun ele alınıyor. Devrimci Yol. ikincisi ise Ocak 1981 tarihini taşıyordu. yine kırsal kesimde. Ege ve Güney Anadolu'nun kırsal alanında direniş örgütlemeye çalışıyordu. Önder kadroların yakalanması. Cephenin politikalarını. gerilla faaliyeti bazında hayata geçirmeye çalışıyordu.

.delircesine sanki bir inatlaşmanın içine giriliyor. yeni dönem örgütlenme tartışmalarına ayrılıyordu. bir şans olduğu vurgulanıyordu. 12 Eylül yönetiminin kısa bir süre içinde elde ettiği tartışılmasız zaferle! yanıtını buluyor. ciddi bir iddia ortaya atılıyordu. Dağlarda.» Bütün bu girişimlerden bir sonuç alamadı Devrimci Yolcular. her şeyin bitmesi anlamına geliyordu. Yazıda. en zor şartlar altında yaşamını ve mücadelesini sürdüren her militan cuntaya karşı halkımızın zafere olan inancının tükenmez bir kaynağı olacaktır. Yazıda kırsal kesimde başlatılan mücadeleye ağırlıklı bir yer veriliyor ve kırsal kesimde başlatılan mücadelenin. yurt çapında cuntaya karşı yükselmeye başlayacak olan mücadelenin Anadolu'nun yoksul kırlık bölgelerindeki karşı konulamaz gelişiminin bir garantisi olacaktır. Direniş Komitelerinin mutlaka daraltılması isteniyor. iddialı sözler yerini suskunluğa ve yenilgiye bırakıyordu. Daha bir gerçekçi havası vardı bu yazının. alınan darbelerden söz ediliyordu. kendi içlerinde yaşadıkları tartışmalar ve gerillanın başarısızlığı.» Yazının başında yer alan «Böyle bir gelişme genel olarak Türkiye'deki sınıflar mücadelesini ve Devrimci Hareketin gelişimini ne yönde etkileyecektir?» sorusu . Cephenin kurulmasıyla başlatılan yeni süreç. «Cunta mutlaka yenilecektir. Ve de önümüzdeki dönemde. Çünkü uzun vadede başarıya ulaşma şansları ve uygulamaya koydukları politikaların başarıya ulaşabilmesinin koşulları hemen hemen hiç yok gibidir. «Kırsal bölgelerdeki devrimci birliklerimiz mutlaka yaşamalıdır. İkinci yazı ise daha çok örgüt içi sorunlara.

1990'ların Türkiye'sinde sol artık daha bir cesaretle. Bu tabuların başında «yasal parti» geliyordu. Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri'nce açılan siyasi . kendi zeminlerini oluşturma süreçleri başlıyordu. tek tek grupların kendilerini ifade etme.1990'ların başıyla birlikte yükselen kamu çalışanları örgütlülüğünün ve insan hakları mücadelesinin içinde yer alıyordu Devrimci Yolcular. düşüncelerin farklılaşmasını beraberinde getiriyor. Yeniden'in çıkışıyla birlikte birbirine uzak duran ama ayrılıklarını 'resmileştirmeyen' çevreler arasında köprüler iyiden iyiye atılıyor. Devrimci Yol çevresinin bir bütün halinde sürece katılımı mümkün olmuyordu. şimdiye kadar tabu olan konuları tartışmaya başlıyordu. «Tartışma süreci»nin sonunda. Devrimci Yol geleneğinden gelen insanların bir kısmı yasal bir parti kurulması noktasında birleşiyor ve çalışmaları başlatıyordu Bu sürecin bir diğer sonucuysa.Artık Devrimci Yol geleneğinden geldiğini söyleyen insanlar vardı yalnızca. Devrimci Yolcular. Devrimci Yol'un son «Merkez Komitesi»nin cezaevinden çıkmasıyla başlatılan tartışmalar. Dağınık ve örgütsüz geçirilen yıllar. Devrimci Yol Davaları 12 Eylül darbesinden sonra. devrimci bir hareketin yeniden oluşturulmasının zemini olarak ifade eden Yeniden Dergisi'nin çıkmasıydı. günün politik gelişmelerinin değerlendirilmesi ve yapılacaklar noktasında ayrı duruşları tercih ediyordu. kendisini. yeni ayrılıklara yol açıyor. 1980'lerin ikinci yarısından sonra başlayan öğrenci hareketliliğinin.

yargılama süreci ve kararlar. . 12 Eylül döneminde yüzlerce insan işkencede. Akdeniz. Bu açıdan net bir sayı ortaya çıkarmak zor. Türkiye'nin hemen hemen her ilinde ve bir kısım ilçesinde Devrimci Yol davaları açıldı. Artvin'de 898 ve Fatsa'da 900'dü sanık sayısı. bol bol idam ve müebbet hapis cezası verdi. işkence için suç duyurusunda bulunmayan sanık yok gibiydi. Türkiye genelinde kırk civarında Devrimci Yol davasının açıldığı söylenebilir. yüzlerce klasörü bulan dökümanlarıyla ayrıca bir araştırma konusu yapılabilir. en dikkate değer davalarındandı Devrimci Yol ile ilgili olarak açılan davalar. Karadeniz. Sıkıyönetim Mahkemelerinin hukukdışı olduğu. Çünkü bu davalar. Ankara Merkez Devrimci Yol davasının sanık sayısı 1000 civarındaydı. Bu davalarda onbine yakın insan yargılandı. Sanıklara savunmalarını hazırlamaları için olanak yaratılmadı denildi. İç Anadolu ve Marmara'da yoğun yargılanmalar yaşandı. hiç kuşkusuz. basit bir yargılamanın ötesinde. Gözaltına alanıp da.Verilen kararların. sivilleri yargılamaması gerektiği savunuldu. Askeri Mahkemeler. sivillerin hem mahkeme karşısında hem de cezaevinde asker statüsünde değerlendirilmesi eleştirildi. Ankara Devrimci Yol davasında dört sanık işkencede hayatını yitirdi. işleyişi ve mahkemelerden çıkan kararlarla ilgili tartışmalar kamuoyunu epey bir meşgul etti. 12 Eylül yargılamalarının. Bu davaların ortaya çıkışı. idam sehpalarında can verdi. Bütün bu rakamlar. Bu mahkemelerin kuruluşu. Yalnızca. Mahkemelerde savaş hali hükümlerinin uygulanmasının. yaşanılan dönemin canlı tanıklıklarla tartışıldığı bir platform durumundaydı. siyasi kararlar olduğu ileri sürüldü. Askeri Mahkemeler'ce kimi dosyalar birleştirildi. Ege. 12 Eylül öncesinde Devrimci Yol'un ne kadar yaygın bir siyasi hareket olduğu noktasında ipuçları verebilir insana. Türkiye'nin. İşkence altında alınan ifadelerin kanıt sayılmasına dikkat çekildi.davalarda onbinlerce insan yargılandı. Yalnızca. Özellikle.

Ankara Merkez Devrimci Yol davasına ve bazı davalara yer verilmemiştir. Kitapta.Burada. Bireşim Yayınlarından çıkan «Unutulmasınlar diye. İstanbul -Trakya Ana Davası İstanbul Avcılar Davası İstanbul Bakırköy Davası Gebze Davası Bursa Ana Davası Bursa Ek Davası Zonguldak Davası Uşak Davası Balıkesir-Çanakkale-Manisa Ana Davası Manisa-Sarıgül Davası Manisa-Alaşehir Davası Denizli Davası Antalya-Burdur Toplu Davası Yeni Çeltek Davası ..» isimli kitapta yer alan ve 36 Devrimci Yol davası ile ilgili bilgileri aktaracağım.

Sivas Davası Çorum Merkez Davası Çorum-Osmancık Davası Çorum-Kargı Davası Turhal Davası Adana Ana Davası Mersin Merkez Davası İskenderun Davası Gazipaşa(Antalya) Davası Artvin Davası Ordu-Fatsa Davası Ordu-Gürgentepe Davası Ordu-Gölköy Davası Ordu-Ünye Davası Ordu-Aybastı Davası Trabzon Ana Davası Trabzon Ek Davası .

hemşire. muhtar). Sanıkların mesleki dökümü şöyle devam ediyor: 290 esnaf. tüccar. Devrimci Yol davalarında yargılanan insanların genellikle genç yaşta -25 yaş ve altıolduğunu gösterse de. Yaşı belirlenemeyenlerin sayısı ise. subay.). gençlik hareketi olma özelliğini aşmaya çalıştığının. 477. teknisyen. Sanıkların yaş dökümü ise şöyle:20 yaş ve altı. 41 yaş ve üzeri. 110 alt meslek grubu . 1320. Öğrencileri 511'le memurlar (Mühendis. 21-25 yaş. Sanıkların mesleki durumuna bakıldığında. dosya birleştirmeler ve ayırmalar nedeniyle sürekli bir değişimin yaşanmış olmasından kaynaklı olarak. 30 üst meslek grubu (müteahhit. Bu sanıklardan 251'i kadın. 30 yaş ve üstü kayda değer bir rakama ulaşıyor. sınırlarını zorladığının bir göstergesi sayılabilir. Bu sayı. sanık sayılarında ve mevcut bilgilerde. yine de ilk sırayı 747'le öğrenciler alıyor. serbest muhasebeci vb. yaş dökümünde olan kümeleşmenin burada bulunmadığı görülüyor. 1505.) takip ediyor. 307.Trabzon-Sürmene Davası Trabzon-Tonya Davası Samsun Merkez Davası Samsun-Çarşamba Davası Giresun Davası Kitapta. polis. 26-30 yaş. 3140. 740. 1062'iyle işçiler ve 593'le çiftçiler (İşçi ve köylü sayısı kayda değer bir sayı olarak ortaya çıkıyor. sonucu değiştirmeyecek ölçüde hata payının olabileceği vurgulanıyor. 54. Bu rakamlar. Devrimci Yol hareketinin. 36 davada toplam sanık sayısı 4403 olarak görülüyor. Türkiye'de sol-sosyalist hareketlerin genelikle öğrenci ağırlıklı durumu. Devrimci Yol davalarındaki sanıkların için geçerliğini yitirir görünse de.

okuma yazması olmayanların sayısı ise. Devrimci Yol hareketinin 12 Eylül sonrası gelişim seyrini ve yenilginin rakamlara ifadesini gözler önüne seriyor. seyyar satıcı. Sanıkların yakalanma tarihleri. terk ya da bitirmişlerin sayısı 486. 103 evkadını/kızı. İlkokulu bitirmiş ya da yalnızca okuryazar olan sanıkların sayısı 858. 1980'in son dört ayında yakalananların toplamı Devrimci Yol'un asıl darbeyi ilk yedi. şoför. 279. 288'i 1983'te. Ekim. 5 belediye Başkanı. sekiz ay içerisinde yediğini ortaya çıkarıyor. komi. Türkiye'deki en yaygın sosyalist hareketi.). 142'si 1984'te ve 39'u 1985'te yakalanıyor. Kasım ve Aralık aylarında toplam 1111 kişi yakalanıyor. 1857 sanığın ise öğrenim durumu belirlenememiş. garson. 1981'in ilk yedi ayında (toplam 922 kişi) yakalananlarla. 400 işsiz. (Belirnemeyenlerin bir bölümünü 15 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Devrimci Yolcu sanıklardan 317'si 1982 yılında. 12 Eylül ile başlayan operasyonlarda 1980 yılının Eylül. Merkez Komite iddiası ile yargılanan insanların bu aylar içerisinde yakalanması ve onlarla birlikte kitaptaki davalar arasında yer almayan Ankara Devrimci Yol Davası sanıklarının yine bu aylarda yakalandıkları dikkate alınacak olursa. Sanıkların neredeyse yarısı. . Üniversite öğrencisi. 12 Eylül şokunu atlatamadan yakalanıyor. ortaokul için. 348 belirlenemeyen. 858.) Dava sanıklarının öğrenim durumları yaş ortalamasıyla parelellik taşıyor. 65.(pazarcı. boyacı. muavin vb. 1981'in 12 ayında yakalananların sayısı 1153 kişi. 12 Eylül yönetiminin. bir yıl içerisinde bitme noktasına getirdiği anlaşılıyor. lise ve dengi okullar için bu sayı.

Bütün bu duruşlar ölümle noktalanıyor. 1771 sanığı da 0-10 yıl arası hapis cezasına mahkum ediyor. anlamları kalmıyor. Ölümün karşısında hiç bir şeyin anlamının kalmadığını bilerek yapıyorum bunu. vicdan rahatlatmak olarak algılanmasını istiyorum.. 12 sanığı 21 yıl ve üzerine. onurlu-onursuz. bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Katıldığım bütün cenaze törenlerinde şair Burhan Sönmez'in şu dizeleri gelir aklıma: «Ah ölüm. Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri 80 sanığı idama. Bir parça. Tanık olduğum en görkemli cenaze töreni Uğur Mumcu'nun cenazesiydi. mutlu-mutsuz. Adama Faslı Bu kitabı inançları için ölenlere adıyorum. O an da yaşadım buna benzer duyguları. bahtsız kızı diyalektiğin» Ölümün bir bahtsızlık. İnsan kadar ölüme yakışmayan ama ölüme yakın başka hangi canlı olabilir ki? İnsanın nasıl yaşadığının öldükten sonra bir önemi var mı? Zengin-fakir. 123 sanığı müebbete. 214 sanığı 11-20 yıl. Uğur Mumcu için arkasından akan yüzbinlerin bir anlamı .«Unutulmasınlar Diye» isimli albümde sanıkların aldığı cezalar da yer alıyor.

olabilir miydi? Mumcu'nun o görkemin farkında olması mümkün müydü? Ancak karısı. ölmeyip de geride kalana neler anlattığını anlamaya çalışmaktır asıl olan. Bu. sonu olmayan bir hafıza kaybı olarak tanımlamak yanlış mı olur acaba? Kuşatılmış. her türlü zorluğun ve sıkıntının altına bilerek. Ölümü. Bu kitabı inançları için. ölümün de sırrını çözebilecek ipuçları verebilir insana. . Uğur Mumcu'nun cenazesinin arkasından yürüyenlere. Onda hayata dair hiç bir iz kalmamıştır.. ölen için ne ifade edebilir? Hafızası o an silinmiştir. öleceklerini anlayan iki arkadaşın birbirlerine «elveda» dercesine bakmaları.. çocukları. ölümle yüzyüze gelmiş bir gerilla grubunda. isteyerek girenlere. İnançları için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayanlara. Ölenlerin arkasından sarf edilen övgü sözlerinin asıl sahipleri geride kalanlar değil mi? Ölenlere adanan bir kitap. bir parça da geride kalanlara adanmış olmuyor mu? Adama faslını çoğaltmalıyım. Ama o elvedanın. dava arkadaşları açısından önem taşıyabilirdi. düşüncelerinin hayat bulması için ölenlere adıyorum.

eşitlik gibi. kurulan hayallerle gerçeği güzelleştirmek farklı şeyler değil mi? Hayal kuran.arayışından.Kuşatılan gerilla grubunda. İnsanı ileriye götürecek. ilk gerilla ustası sayılan Spartaküs'ten bu yana temel ihtiyaçlarıyla biçimlendirdiği -yurtseverlik. kurduğu hayaller için. büyük alt-üst oluşlara. az sonra ölecek arkadaşıyla nasıl gözgöze geldiklerini anlatana.Günümüz insanı övgüyü hak ediyor mu? Bu soruya nasıl yanıt vermeli? Bu sorunun muhatabı kim? Övgüyü hak ettiğini düşünenler mi? Bugün ne toplumlara yön veren ideallerden ne de o idealler yolunda yürüyen insanlardan söz etmek mümkün. onu doğruya yakınlaştıracak arayışlara ne oldu? O arayışlar değil miydi. Hiç fark etmez bu övgüyü hak ediyorlar. acımasız bir gerçeği. bugünün insanının arayışının ne kadar uzak olduğunu kestirmek güç mü? . yani ölümü seçen insanlar övgüyü hak ediyorlar...Geride kalanlara yani.. Yaptıklarını onaylayalım ya da eleştirelim. Peki günümüz insanı. Bir hayal aleminde yaşadıklarını düşünelim ya da o hayallerin gerçeği güzelleştirdiğine inanalım. Düşüncelerine katılalım ya da onları reddedelim.. Hayal aleminde yaşamakla. siyasal ve kültürel değişim ve dönüşümlere neden olan? İnsanın.

İşimizden sıkılırız.. Biraz daha zorlasak ortaya çıkıverecek gibi gelir. mutlu olmadığımızın farkına varmak korkutur gözümüzü. Kim reddedecek bunu? Karşılığında neleri ileri sürecek? şiddetten. Hayallerine. çoluk çocuk. bunaldığımızı hissederiz. Aslında. bireylerin fedakarlıkları ve kahramanlıklarıyla . Bazen yaklaşırız. Toplumsal mücadeleler tarihi. Sıkıldığımızı. ütopyalarına sıkı sıkıya sarılan insanlar övgüyü hak ediyorlar.. Çünkü. siyasi literatürdeki deyişiyle.Şair Ali Yıldırım «Mücbir sebep yazılarak kapanır mı büyük defter» diyor bir şiirinde. büyük defteri kapatmış görünüyor. Siyasal ve kültürel bir çirkinlik bu. Ama zorlamayız. Bir şeylerin eksik olduğunu söyleriz hep. Bizleri tercihlere zorlayacak iç çatışmanın sonuçlarını göğüsleyemeyeceğimizi düşünürüz. iş güç. gazeteleri promosyonları için takip eden. ortaya çıkan bilançodan hoşnut olmadığı söylenebilir mi? İnsan gittikçe çirkinleşiyor. Arkadaşlıklar tad vermez kimseye. Bu eksikliğe bir türlü isim koyamayız. Bütün bunların insanı mutlu eden yanları bulunur. milliyetçilik ve gericilikten beslenen insanı allayıp pullamak zor olmayacak mı? Borsa oynayan. İnsanın. kurulu düzenimizin değişmesini istemeyiz hiç birimiz Ev bark. evimizden. şans oyunlarını deneyen insanın övgüyü değer olduğunu söylemek zor değil mi? Hem hayallerimiz hem de bizi çepeçevre sarıp sarmalayan gerçek her gün biraz daha daralıyor. Sıkı sıkıya sarılırız onlara. İnsan yapacağını yapmış. pornagrafiden. Hayatımızın birdenbire anlamsızlaşacağından korkarız aslında.

zoru olabildiğince kabul ederek. nelere kadir olabileceğini anladım.İnsanın istemesi. Önemli olan siyasal olarak nerede saf tuttulduğu değil. Toplumsallık soyuttur. deyim yerindeyse. İdamla yargılandı. Zoru seçen insan övgüyü hak ediyor. Somut olan insandır. Yeni Çeltek Devrimci Yol Davası sanıklarından. l959 Havza doğumlu.biçimlenmiştir. Bütün bunları siyasal önkabul ve koşullarımın dışına taşarak söylüyorum. Bu çalışma sırasında. toplumsal değişim ve dönüşüm uğrunda. . Keskin Sırp nişancılarının hedef aldığı bir Boşnak da. Bu karşı karşıya duruşta. aslında bir çocuğun. herşeyin başlangıcı sayılmalıdır. «ölümle randevulaşmasiının»başkaca bir anlamı olabilir mi? Hayal kurmak zordur. Zapatista olarak dağa çıkmak da. kendi inandığı bir gelecek için. kimilerine inandırıcı gelmese de. istemesinden gelmektedir. Ulusal kimliğinin arayışında bir kürt ancak hayalleriyle ayakta kalabilir. Devrimci Yolcu bir gerilla olmak. idealleri ve hayalleri için. Onsekiz ya da ne bileyim yirmi yaşında bir gencin. İnsanın gücü. mümkün olmayanı mümkün kılmak uğraşında bulunmuş insanlarla yüzyüze geldim. SÖYLEŞİLER Levent Anar. zoru seçmektir. zoru seçebilme cesaretini gösterebilmektir. insanın istemesinden doğan gücün. gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir toplumsal proje uğruna. İsrail işgaline karşı bir Filistinli. Rus işgaline karşı bir Çeçen olmak zordur. 11 yıl cezaevinde kaldı.

Aile çevrem sosyal demokrattı. esnaf bir ailenin çocuğuyum. Köylüler aynı zamanda maden ocaklarında çalışıyor. Mahirlerin. ağırlıklı olarak maden işçilerinin yaşadığı bir bölgeden geliyorum. o yılları yaşayan yüzlerce insandan çok da farklı olmadı. -Yeni Çeltek diye adlandırdığımız. düşüncelerimiz vardı. . Böyle olmasın diyorduk. Bir başka taraftan da ülke tümden bölge bölge. Benim devrimcileşmem. İlk gençlik yılların. Yaşadıklarımız. Ancak. hızlı bir siyasallaşma. siyasetle tanışman. Nasıl olması gerektiği üzerinde de öngörülerimiz. Bütün bunlar iyi ve güzel şeylerdi. Yenilmişlerdi. İşte böyle bir etki de var. Bu beni sola yaklaştırıyordu. öğrendiklerim etkiliyordu. Mahirlerin.-Doğduğun. Denizlerin efsanesi vardı halk arasında. siyasal coğrafyada bir değişimi solumamızı sağlıyordu.. gördüklerimiz bizleri isyan ettiriyordu.. ancak güçlü bir efsane bırakmışlardı arkalarında. Bir taraftan o yılların siyasal atmosferi. tabii ki. büyüdüğün yerlerden başlayalım. tek başına yeterli değil bu. Bana gelince. Okuyordum. Daha sonraları. okuduklarım. bizleri bu şekilde harekete geçiren bütün bunların sosyalizm teorisinin öncülleri olduğunu öğrenecektim. sivil faşist terör yaygın bir şekilde uygulanmaya başlanıyordu. Denizlerin yaptıkları ve söyledikleri özellikle genç kuşakları devrimciliğe zorluyordu. adım adım faşistleştirilmeye çalışılıyor. Bölgenin köylülükle yakın bir ilişkisi var.

O yılları belirleyen bu ve daha başka bir çok neden ve etkeni bir ve aynı süreçte yaşadık. kendilerini çok daha önceleri ifade etmişlerdi. Bizi biz yapan herşey orada vardı. Gerçi bir Devrimci Gençlik Dergisi ve Dev-Genç'in varlığından 1977 öncesinden de söz edebilmek mümkün. coşku. Bu daha sonraları. Bizim eskiye ait davranış ve düşüncelerimiz kırılarak değişiyordu. Devrimci Yol Bildirge ve Dergi sürecine yani. ya da nedir işte Havza'da ya da başka bir yerde devrimci olmamak. yayılma faaliyetini henüz içermiyordu. Diğer siyasal hareketlerse. İşte. İsyan eden. olamamak ne kadar mümkün? Ülkenin her tarafında devrimcileşen ve bunun için. 1977 yılının başlarına denk düşüyor. bir siyasal program etrafında tanımlanmış siyasal bir ilişkiyi ve onun siyasal eylemini ve bu doğrultudaki bir siyasal genişleme. Bu tarihe kadar herhangi bir siyasi. Ya da şöyle söyleyebilirim. Devrimci Yol süreci 1977'lerden sonra başladı. Anadolu'ya yeterince ulaşabilmiş değildi. Oraya gidip geliyorduk. davası için kavga eden. yoksulluğun ve her türlü zulmün ortasında kıvranılan bir ülkede. örgütsel yapı içerisinde değildim. -Hangi siyasi çevre vardı dernekte? -O dönemde Halkın Kurtuluşcuları ve Acilciler vardı. Sürecin kendisinde herhangi bir kopukluk ya da kırılma sözkonusu değildi. Ancak bu. Mahir'in Dev-Genç'i. Havza Devrimci Kültür Derneği vardı. Dev-Genç vardı kafamızda. mücadele eden insanlar kervanına biz de Havza'dan katıldık. kararlılık ve bunlarla birlikte güçlü bir motivasyon. Bunu bir defa öğrendikten sonra devrimci olmaktan başka hiç bir şey kalmadı geriye. Grizunun. inanç. ölümlerin. kavga eden. . Orada bizim gibi bir çok insanın yoğunluğu vardı.

Bildirge. parça parça istimle geliyordu. Diğer sol gruplar böyle bir programdan yoksundular. Devrimci Yol bu sürece en son giren siyasal harekettir de denilebilir. Bu ülkede yaşanan herşey bir gerçeklik olmaktan çıkmış bir benzetmeler dünyasına dönüşmüştü. . diğer tarafı SBKP şeklindeydi. Daha sonraları da Arnavutluk macerası. siyasal vakıada ne yapılacaktı? Ne söylenecekti? şaşılacak bir şekilde uluslararası arenadaki ideolojik kamplaşma. Uluslararası arenada ÇKP ya da SBKP'nin söylediklerini nakarat etmek bu gruplar için çok kolaydı. Yani. Görüşlerini parça parça oluşturuyor ve dergilerinde tefrika ediyorlardı. ki bu gruplar da bizim gibi çıkardıkları dergilerin adlarıyla anılıyorlardı. Onlar açısından siyasal yönelim. önce güzel bir benzetiliyor. Yaşanan bir gerçeklik ÇKP ya da SBKP'nin görüşlerine uygun hale getiriliyor. Anadolu'da yapmaya çalışıyorlardı.O yılların siyasal arenasında hemen hemen bütün sol gruplar kendi dergileriyle. Siyasal yönelimlerini bu şekilde oluşturmaya çalışıyorlardı. ondan sonra da ÇKP ya da SBKP'nin bu konuda söyledikleri motomot bir şekilde tercüme edilerek ne denli doğru ve haklı oldukları gösterilmeye çalışılıyordu. Bunu neye bağlıyorsun? -Devrimci Yol Bildirgesi'nin. Bizim açımızdansa. işte bir tür siyasal programdı. aynı şekilde siyasal arenaya da indirgendi. -Peki. Devrimci Yol tarihinde. hatta diğer sol gruplar ve o yılların siyasal coğrafyası içinde çok önemli ve özel bir yere sahip olduğuna inanıyorum. Garip bir saflaşma içindeydiler ve bunu çoktan tamamlamışlardı. daha önce söylediğim gibi bildirgeyle bir çıkış yapmıştık. Devrimci Yol'u niye seçtin? Hem sizin oralar hem de genelde Karadeniz Devrimci Yol'dan oldu. Saflaşmanın bir tarafı ÇKP. Durum tam bir trajediydi aslında. Ama ya ülke ve ülkedeki herhangi bir sosyal. bir biçimde ifade etmeye çalıştıkları ya da başladıkları görüşleriyle yer tutmuşlardı. Bunu da Türkiye'de.

Bu can alıcı bir sorundu ve öyle de oluyordu zaten.Halkın içinde mevcut olan direniş ve dayanışma eğilimlerini gördük ve bunu direniş komiteleri programıyla karşılamaya. Maden işletmecisiydi. Bütün bunları söyledikten sonra Devrimci Yol'un tam da bir Anadolu hareketi olduğu görülür. Devrimci Yol'un ortaya çıkışı 76-77 yıllarında bütün bunlara karşı mücadele içinde oldu. Yeraltı Maden-İş'in ocaklara girişi kavgalı ve çatışmalı bir şekilde oldu. Bunun karşısında da halk güçleri arasında kendiliğinden bir direniş eğilimi mevcuttu. Köylerde. Başka birşey. şöyle de söyleyebilir. -Havza ve yöresi çatışmalı bir bölge miydi? -Havza özgülünde de durum bundan farklı değildi. kalıplar ve bütün bu ve benzeri zorlamalar falan değil. Yanlış . Kendi üzerine bastığımız toprağı ve işte bu ülkenin insanlarını daha çok önemsiyor ve onu böyle bir dikkatle inceliyorduk. Yoğun bir baskı ve sömürünün yanında. onunla birlikte herhangi bir alanın özgül sorununa. Havza ve Merzifon'da sürdürülen çalışma ve mücadele. çeviriler. Zaten devrimci bir tarz da bundan başka bir şey değil ki. Devrimci Yol. Cümlenin iki anlamıyla birlikte. orada kızgın pratikte sınamaktaydık. Yeni Çeltek'te Satışoğlu isimli bir patron vardı. bölgedeki her türlü ahlaksızlığın arkasında da bunlar vardı. Satışoğlu ve ekibi bölgede tam bir mafya düzeni kurmuştu. Uluslararası durumun değerlendirilmesi ve bunun karşılığı olan yaşadığımız saflaşmaya karşı ideolojik mücadeleye önem verirken. Başka bir şey değil. belki beylik bir laf olacak ama gerçekten hayatın içinde oluşturup. Yeraltı Maden. akıp giden güncel sorunlara yönelik politikaları. doğmalar. Havza özeli için söylüyorum. örgütlemeye çalıştık.İş'te devrimcilerin etkinliğine yol açtı.ÇKP. İşçi sendikası bunların denetimindeydi. Yaygın bir faşist terör vardı. bu ülkenin genel siyasal sorunlarına. Gerçek tamı tamına bu. Bitmiş ve tamamlanmış bir teori. yani biz. Biz bu direniş eğilimini devrimci bir tarzda örgütledik ve bu anti faşist mücadeleyi de düzenin köklerine sevk ettik. SBKP ya da AEP falan değil.

biz o yıllarda devrim. hasbel kader şeyler ya da nereye gidildiğini görememek gibi basitçe açıklanmamalı. Siyasal olarak durum daha farklı tabii ki. Fatsa. Çatışmalar. Bunu sürecin bireyleri için söylüyorum. zorunlulukları var. . bunu düşündüğün oldu mu? -Hayır. Bunu. Kişisel olarak sürecin benim kaldıramayacağım biryerlere doğru gittiğini düşünmedim. 1979-80 süreci Havza'da faşistlerin olmadığı bir süreçti. Bu arada bölgedeki faşistlerle de önceleri basit kavgalar oluyordu. Uğrunda savaşılacak. Üzerinden uzun yıllar geçse de daha çok tartışılacak bir konu. siyasal bir kimlik edinmeye başlamıştım. sürecin bireyleri farkına bile varmadan alıp götürmesi. hakimiyet alanlarının kurulmaya başlandığı yıllar oldu. hatta ölünecek bir davanın devrimci militanlarıydık. sonrasında neler yaşanacağı gibi soruları ve sorunları tartışarak 12 Eylül'e ulaştık denebilir. 1977'nin ortalarına doğru örgütsel. hem 1980 öncesi hem de sonrası yoğun çatışmaların yaşandığı bir bölgeydi. Karmaşıklığı. devrimin nasıl olacağı. Öyle de değil zaten. olaylar herşey yanıbaşımızda oluyordu. Çok daha faktörel bir olay. sürecin belki de senin kaldıramayacağın bir yerlere doğru gittiğini farkettiğin. Yaşadığımız gerçeklik. bizim bilincimizle ve eylemimizle oluyordu. Çatışmalarda üç köylü öldüğü için Satışoğlu tutuklandı. silahlı bir düzeye sıçradı. grizu patlamasının ve grevlerin yaşandığı bir dönemdi. Bu dönem. Bu çatışmalardan sonra Satışoğlu ve ekibi Havza'dan temizlendi. Ve ben de bu sürecin dışında seyirci konumunda değildim. Daha çok geleceğe dönük projelerimizin tartışıldığı günlerdi. Öyle tesadüfler. Yani durumun farkındaydık. Sonra cezaevinde öldüğünü duyduk. Birey olarak. bunun adımlarının atıldığı bir örnektir. Devrimci Yol için söylüyorum. -Karadeniz.hatırlamıyorsam. Bir çok şey. Bölge pratiğimize dönecek olursak. bizle birlikte. 77 yılıyla birlikte karşılıklı saflaşma giderek sertleşti.

sığınak. Günlük pratik içinde boğuluyorduk. askeri donanım. gerilla savaşının yaşanması gerekliliğine inanıyorduk. Dolayısıyla köy ilişkilerini yakalamış oluyorduk. 80'lere geldiğimizde halk savaşının. Bunun niye böyle olmadığını genel anlamda. O dönemde yani. . Ama tarzımız buna çok uygun bir tarz değildi. lojistik. İlişkilerin siyasal düzeyi çok önemli. Bugünden baktığımızda. Havza'da köy ilişkileri ne yöneldik.Türkiye geneline baktığımızda ise.Bilinçli alınmış bir karar mıydı bu? -Tam anlamıyla öyle değildi. Devrimci Yol başlattığı sürece yetişemiyordu. kurulan yerel halk ilişkisi. Örneğin. örneğin bir kasabada maden işçilerini örgütlemişsin. Devrimci Yol kendisini aşmıştı. 80'lerin sonlarına doğru bulunduğumuz atmosferden kurtulduk. ya da dağa çıktıktan sonra yaşadıklarımız. üs vs. -Dağa çıktığın günlerde kaç yaşındaydın? .bütün bunlar çok geniş ve ayrıntılı konular. Maden işçilerinin pek çoğu çevredeki köylerde oturuyordu. Devrimci Yol'un o dönemde yakaladığı ilişki kadrosal düzeyi zorluyordu. bazı şeyleri yakalamışsın. Bunu yalnızca Yeni Çeltek için söylemiyorum. Bu da bir gerilla savaşına hazırlık amacını taşıyordu. 1979'larda böyle bir hazırlık yapılsaydı çok şeyleri değiştirebilirdik. her açıdan halk savaşına yönelik bir alt yapı çalışması olarak algılamamak gerekiyor. şöyle ifade edeyim. Devrimci Yol açısından. Ama bunu. merkezi olarak sorgulamak gerekiyor.

Hem kendi açımdan hem de birlikte dağa çıktığımız arkadaşlar açısından ele aldığımızda.-O dönemde 18 yaşındaydım. İçinde bulunduğumuz motivasyon bizi daha olanaklı. Milliyet Gazetesi'nde operasyonun devam edeceği bölgelerin listesi verilmişti. bir askeri darbenin iç tartışmasını biz. 12 Eylül'den bir süre önce çıkan Devrimci Yol Dergisi'nde bir askeri darbe olacağı belirtiliyor ve buna karşı direnmek için sola bir çağrı yapılıyordu. bulunduğumuz bölgede yapmıştık. Bizim bölge de vardı içlerinde. Dolayısıyla. daha donanımlı. bir Nokta Operasyonu beklemeye başlamıştık. . büyük bir moral ve coşku içindeydik. Yani bütün olanaksızlıklara rağmen. bütün eksikliklerimize rağmen devrime ve örgütümüze olan inanç bizleri ayakta tutuyordu. Yaşın fazlaca bir önemi yoktu. -Önüne bir tercih konuldu mu dağa çıkıp çıkmama konusunda? -Şöyle bir durum vardı. daha bilinçli bir gerilla yapacaktı. 12 Eylül'den bir süre önce Fatsa'da Nokta Operasyonu yaşanmıştı. -18 yaşında bir insanın bu işlerin içine bu boyutta girmesini pek anlayamıyorum doğrusu. İnandırıcı gelmiyor. Bu yönüyle tartıştığın oldu mu kendi kendinle? -İçinde bulunduğumuz sıcak atmosfer genç insanlarda da hızla politikleşmeye yol açıyordu. Dolayısıyla biz bir darbe değil. yakalandığımız güne kadar büyük bir coşku içindeydik. Ta ki.

Bu kuşatmanın nokta operasyonunun devamı olduğunu sanıyorduk. İlerici. Elemeye başladık. Vezirköprü civarına da tanklar yerleşmişti. kadro hemen hemen herkes eline silahı alıp evini. elemelerden sonra 20 kişi kalmıştı. . Çeltek'in sarıldığını gördük. Operasyonu izleyip ona göre politika belirleyecektik. Amasya'dan aynı anda yüzlerce insan çıktı dağa. -Kaç kişiydiniz Havza'dan? -Yalnızca Havza'dan. Ladik. köyünü terk etti. Çeltek. Bunlar tespit edebildiklerimiz. Aynı şekilde Havza. Hemen bir kaç saat içinde dağa çekilme kararı aldık. sempatizan. Örneğin. Vezirköprü. operasyonlar başladı mı bölgenize yönelik? -Bir gün. Dağa yoğun çıkışı durdurmayı düşündük. A köyünün gençleri bile darbeyi duyunca. ne oldu sonra. operasyon yememe düşüncesiyle alınmış bir karardı. demokrat.-Peki. askeri darbe olduğunu öğrenince onlarca insan dağa çıktı. Bu kararımız gerillayı başlatma değil. Dağda büyük gruplar halinde bir değerlendirme yaptık. apar topar dağa çıktılar. Geriye kalanların da askeri darbeye karşı direnmesi için hazırlıklara başladık. Yalnızca bizim bölgemizden. İlişkilerimizin olduğu ve arazisini tanıdığımız bölgeleri tercih ettik. Bizim haberimiz olmadan. Ama sabah beş gibi bir askeri darbe olduğunu öğrendik. Onun dışında Suluova.

Sabaha karşı köye baskın oldu. Daha gerilere çekilmeye başladık. Bulunduğu konum itibariyle böyle bir süreci göğüsleyemeyecek olan arkadaşları geri gönderdik. Köyden çıkmak zorunda kaldık. diye düşündün mü hiç içinden? -Benim konumum farklıydı.biz artık gerillayız. Küçük koruluklardan oluşan bölgeye yerleştik. -Peki. İlk dağa çıktığımız gece. -Yaş ortalaması neydi grubunuzda? -20 falandı.Yakın köylerde de barınabilmek mümkün değildi. ihtiyaçlarımızı karşılamak için bir köye gitmiştik.-Sizin çıkışınızı takiben operasyonlar hemen başladı mı? -Evet. iki üç olaydan kaynaklı gıyabi tutuklamam vardı. -Dağda günlük yaşantınızı anlatabilir misin? Daha uzunca bir süre buradayız. hemen operasyonlar başladı. «elenenlerden» biri de ben olsam. Darbeden sonra . dedikten . dedim kendi kendime. Durumun ciddiyetinin farkına varmıştık. Kafamdan hiç bu çeşit düşünceler geçmedi.

-Nasıl barınıyordunuz? Köylerde mi kalıyordunuz? -Köylerde hemen hemen hiç kalmadık. Dağa çıktığımızda malzeme durumumuz iyiydi ama bir gerilla savaşı için yetersizdi. Onun dışında doğal mağaraları genişletiyorduk. Tabii. Günün belirli bir saatini de siyasi eğitime ayırıyorduk. İlk günler alt yapı hazırlıklarıyla geçti. yani üç tane dalı birleştiriyorsunuz. Örneğin biz. var olan ilişkileri geliştirmeye çalışıyorduk.sonra neler yapmaya başladınız? -Bundan sonra dağdayız. İşte böyle bir program oluşturmaya çalışıyorduk. Savunma birlikleri. Yakalandığımız güne kadar bu böyleydi. Yeni ilişkiler kurmaya. üstüne branda. En ağır silahımız kaleşnikoftu. O da yeterli sayıda değildi. tamamen arazide kalıyorduk diyebilirim. yerel birlikler düşünüyorduk. üstüne kamuflaj yapıyorsunuz. kelik dediğimiz. oniki kişiydik. Köy komiteleri kurmayı hedefliyorduk. Yerüstü sığınağı denebilir. . Altı tane kaleşnikofumuz vardı. Yanına gelene kadar belli olmuyordu. -Sığınaklarda mı kalıyordunuz? -Sığınak dediğimiz. İhtiyaç gidermek için gittiğimizde kaldığımız bir kaç günü saymazsak. Köylerde ilişkin bir program çıkarttık. kent ilişkileri de kuruyoruz. el yordamıyla yapmasını öğrendiğimiz çadırlar vardı.

bir kaç sağcı köyün olduğu bölgeye çekildik. saklanma. . kaçma konumundan kurtarıp. Bu işler bölge halkına varlığımızı hissettiriyordu. operasyonların üstümüze gelmesine neden oldu. Zaten eskiden var olan ilişkileri kullanıyorduk. Bölge açısından ve halkla o zamana kadar tutturduğumuz ilişki açısından. şehirlere inip yazı yazıyor. Bunu bir süre sonra kısmen yapmaya başladık. eylem yapan bir konuma getirme düşüncesindeydik. bildiriler dağıtıyorduk. «Bizimkiler» diyorlardı. silahlı varlığımızla görülüyorduk. ihbarların yoğunlaşmaya başlaması bizleri sıkıntıya düşürdü. Bir ay içinde üç-dört yer değiştirdiğimizi hatırlıyorum.-Bölge halkının.Saklanma. Köylü erkekler sendikalı maden işçileriydi. dedirtmemek çok önemliydi. kaçma durumunuz ne kadar devam etti? -O ilk geri çekilmeyi. işte devrimciler kaçıp gittiler. Köylerde açık. . Bu yüzden dağlarda olduğumuzun bilinmesi gerekiyordu. düzene isyan etmiş gençler olarak görüyorlardı. Bu ilk başlarda avantajlı gibi görünse de. Köylüler bizleri. En son. köylülerin sizlere yaklaşımı neydi? -Halkın bize yaklaşımı bir kaç istisna dışında olumluydu. Köylerdeki gençlerin çoğu Dev-Genç'liydi. -Yavaş yavaş sıkışmaya başladınız sanıyorum. Bu durum bir yönüyle. Çeşitli ama basit eylemlilikler yapmaya başladık.

Suluova. Çeltek bölgesindeki arkadaşlarla organize ama bağımsız bir ilişkimiz vardı. Dağdaki arkadaşlar açısından ise Veziköprü. Ancak ilişkiler birbirinden bağımız hale getirildi. İlişki kurmak her gün biraz daha zorlaşıyordu. gerekirse ölecektik. -Sizin birlik nasıl yakalandı. -Karadeniz'in diğer bölgeleriyle. mermilerinin bittiği noktada yakalandı. bir evde kıstırıldı ve çatışma sonunda yakalandı. Bizim bulunduğumuz bölgede üç grup halindeydik. 12 Eylül'den bir süre sonra bir kopukluk yaşandı. Diğer grup ise. Ancak bu koşullarda bile büyük bir umut olarak görülüyorduk. Kızıldere ruhu. ya da ülkedeki diğer kentlerle bir ilişkiniz var mıydı? Sizin dağa çıktığınız günler Devrimci Yol önderliğinin yakalandığı günlerdi.. Bu tür gelişmelerden haberiniz var mıydı? Ülke genelinde neler olduğunu biliyorduk. yine bir çatışma sonucunda. -Kentlerin durumu nasıldı? İlişki kurabiliyor muydunuz? -İlçeler asker ve polisin yoğun olarak üslendiği yerlerdi. ? . Biz geri çekilebilirdik. Bölgede kalıp. Ama kısa sürede ilişkiler toparlandı. sıkışmaya başladık sayılmaz. Ama ona girmedik. ilişkilerimizi geliştirmeyi hedefliyorduk. Bu üç gruptan birisi dağdan şehire indiği bir dönemde. Geri çekilmeyi asla düşünmedik. Son gelinen noktada çatışmaya girecektik. yerleşik bir yapıya kavuşmayı.-Aslında. İlçelerin ilerici-demokrat insanları yoğun gözaltı ve işkence yaşıyordu. Bizim bölgemize bakarsak..

Bu arada da Adem Özer öldürülüyor. Ben ateş altında kaldım. Yaralı durumda onu öldürüyorlar. öldüğümü sanmışlar herhalde. Suya inmiştim. Bölgeyi terk etme şansları olmasına rağmen terk etmiyorlar. Bu ikinci çatışmadan sonra bölgede bir toparlanma süreci yaşanmıyor. Arkadaşlara ulaşamadım.Amasya'dan Bayram Lafci. yine bir çatışma çıkıyor. Turan Köse ölüyor. Yanıma kadar geldiler. Grup çatışarak geri çekilmeye devam ediyor. Bunu çatışma başlayınca anladık. Ertesi sabah operasyon başladı. -Kim o? . Mermim bitince sessizce beklemeye başladım. Bir ihbar sonucu yakalandık.Bulunduğum yer bir çukurdu. Sonradan öğrendim. iki arkadaş da yaralı yakalanıyor. önceden tespit edilen yöne doğru kaçmaya başladı arkadaşlar.-Daha önce söylemiştim. Hareketsiz kalmıştım. Öyle yakalandım. Bir arkadaş. Çevremiz kuşatılmıştı. Diğer arkadaşlar çemberi yarıp kaçıyorlar. Çatışma başlayınca. -Böyle bir ortamda bulunmayan bir insan olarak. Bu sırada çadırın bulunduğu noktada çatışma devam ediyordu. Neler yaşıyor. neler düşünüyor insan? Bu işin duygusal tarafını bir parça aktarabilir misin? . Bir hafta sonra. o anki duygularını merak ediyorum. Bir gece önce diğer birlikten dört arkadaş yanımıza gelmişti. ilk anda bir arkadaş yaralanıyor. İlk ben görüldüm. Üstüme ateş açıldı ve çatışma başladı.

o ada içinde birlikte yaşadığımız. çok zor koşullarda birlikte paylaştığımız arkadaşlarla ilişkilerimiz bir bütün olarak beni etkiledi. kırın çok değişik bir romantizmi var. Yine de. -Mahir'in «adası» gibi bir şey mi bu? Bu adanın bir insanı olmak etkileyici mi? -Evet. Psikolojik bir hazırlığımız vardı. O an bir motivasyon söz konusu.Dağın. üzüntülerimizi birlikte paylaştığımız arkadaşlarımın ölümü.-Daha önce belirtmiştim. ölümü düşündüğün zaman ürperdiğin olmadı mı? -Ölümden korkmak duygusu son derece insani bir duygu. çok değişik duyguları. bulunduğumuz yerde. Her türlü artniyetten uzak. -Bugün o arkadaşlıkları arıyor musun? Bugün kurduğun ilişkilerden o tadı alabiliyor . Ben onları unutmadım. Kendini farklı hissetmeye başlıyorsun. Her an ölebilirdik. çıkar ilişkisi olmayan. Buna hazırdık. Herkes hatırlasın istiyorum. sevinçlerimizi. Buna gerilla motivasyonu denebilir. bir ada yarattığımız. Çatışma başlayınca ölümü falan düşünmüyorsun. İnsan ölmek istemez tabii. -Daha önce. Bugünden geriye bakınca ölüm duygusunun beni fazla etkilediğini söyleyemem. bugün bile gözlerimin önünden gitmiyor. Herşeyimizi. Gerilla olduğunun bilincinde olmak müthiş bir duygu. Öyle sıcak bir atmosfer ki. ölümü aklına getirmiyorsun. Dağa çıkınca bunu çok yoğun yaşıyorsun. çatışma ortamının çok farklı bir şey olduğunu söylemek isterim. kollektif bir yaşamı hayata geçirdik. Duygusaldırlar. Ama zaten devrimciler romantik insanlardır.

Bugün o ilişkileri yaratmak gerçekten de zor..musun? -Şimdi o ilişkileri bulmak çok zor. Yakalanmadan önceki süreç için diyebilirim ki. -Devrime olan inançtan söz ettin. bizim açımızdan da eski. devrim bize çok yakındı. Her iki soruya birden yanıt verebilmek için bazı şeylerden söz etmek. Bununla birlikte. hesaplaşması henüz yapılmamış bir süreç . Dağa çıkmanızla başlayan sürecin sizi devrime kadar götüreceğine gerçekten inanıyor muydunuz? Ya da bugün mevcut düzenin silahlı bir devrimle değişebileceğini düşünüyor musun? -Devrime olan inancımı hiç bir zaman yitirmedim. Devrimci Yol'un yakaladığı ilişkileri düşününce böyle söylüyorduk.Ancak devam eden bir tartışma. Gerilla tarzı için neler söylersin? Bu tarz ile sonuç alabilmek mümkün mü günümüzde? -Sorunun iki yönü var.. bir dilim ekmeğimizi paylaşıyorduk. Bu aslında eski bir tartışma. devrime ve sosyalizme olan inancımı yitirmediğimi söylemek zorundayım. Yeni ilişkiler yaratmak daha farklı bir şey. O günleri birlikte yaşadığın arkadaşlarla bile bugün aynı ilişkiyi kuramıyorsun. Yeni bir devrimci insan ilişkilerini oluşturmak ve tanımlamak gerekli. Bugün. O zaman ceketimizi. devrimin artık uzak olduğunu söylesem de. Her ilişki biçimi kendi döneminin özelliklerini taşır. tartışmak gerekiyor. Gerilla tarzı ve bugün açısından sonuç alıcı geçerliliğinin olup olmadığı. -Az önceki soruyla bağlantılı olarak.

Sosyalizmin krizi. asıl düğüm de burada duruyor. siyasal pratiğin de dağıtılmasını öngörüyor. Zorunluluklar ve çok acı kayıplar var. Özetleyeyim bunu. Süreci bütünlüklü ele almak açısından. Demokrasi konusu bu tartışmaların merkezine oturuyor. eskiye ait kavramsal çerçeve. kimi siyasal hareketlerle birlikte Faşizme Karşı Direniş Cephesi oluşturuluyor. bizim. teorik alanın bütününde var olan kavramsal çerçevenin reddiyesi. Gerilla bütün zorluklarıyla sürerken. bizim yakalanmamızdan sonrasını da aktarmak gerekiyor. Kimi yazılı belgelerden ve daha sonraları yakalanan arkadaşların canlı tanıklığından öğrendik. Gerilladan söz ederken bütün bunların üzerinden atlamak hiç mümkün değil. Ancak. Deneyimler var. ne yapalım ki. 12 Eylül'ün o ilk operasyonları ve merkezi iradenin kaybedilmesinden sonra dışarıda kalan bir kısım arkadaşlarımız 82 yılında bir toparlanma süreci başlatıyorlar. yurtdışındaki arkadaşlarımız bir tartışma süreci başlatıyorlar. İdeolojik ve siyasal alanın. değiştirdi. sadece bilincimizi değil.gerilla süreci. vicdanımızı da yeniden belirledi. dönüşüm. Belli bir toparlanma sağlanıyor ve bu durum 84 sonlarına kadar devam ediyor. Ancak. Bu süreci bizler cezaevlerinde takip ettik. . bizim arkadaşlarımız. ya da ince bir tonda ve o tartışmaların dilinde söyleyecek olursak. tarih anlayışı. doğal olarak pratik alanda da sürdürülen gerilla mücadelesini de içine alıyor. Bu cephe olayı ayrıca tartışılabilir. işte bu toparlanma sürecinin genel mantığına ve kararlarına uygun olarak aynı dönemde. Bu süreçte. Bu. gerilla mücadelesini de yeniden başlatıyorlar. yani bizim de dahil olduğumuz 80 sonrasının gerilla mücadelesinde yaratılmış bir çok değer var. Marksizme yeni yorumlar getirmek gibi son derece geniş ve dağınık bir teorik alanda sürdürülen tartışmalar. Bu toparlanma süreci ile birlikte. Çünkü soyut bir teorik tartışma değil bu. Sıkıntılı bir konu.

Üstelik ülke içinde gerilla mücadelesini omuzlayan arkadaşlara. yenilen bu haltları mazur görmek. siyaset tek bir biçim altında sürdürülemez. hiç de mümkün değil. . Müthiş demokrasi tartışmaları yapıyorlar. morali bozulmasın. Ancak böyle bir damgayı yemek korkusuyla da. tuz çürümüş. Bunu da ülke içindekilerin moralinin bozulacağı ve fazla zayiat verileceği endişesiyle açıklıyorlar.Bunu tutucu. Ya da basit bir askeri durum. tartışmaların sonucu ve alınan karalar iletiliyor.. Düz bir çizgi üzerinde sürgit bir gerilla mücadelesi değil bu. Bununla bir ilgisi yok. o dönemde yaşanan sorunlarınızdan bazıları. Silahlı mücadeleden anlaşılması gereken şudur. siyasal mücadelenin kullandığı araç bakımından aldığı bir biçim. daha da kötüsü tabucu bir anlayışla söylemiyorum. Demokrasi oyunuyla da tartışmaları tamamlıyorlar.Peki ona değinelim. genel olarak gerilla tarzı üzerine. Bu yaşananların toplamının üzerinde ne söyleyelim ki. -Tabii bunlar. Benim sormak istediğim. Yani asıl tartışmalarda ülke içindeki arkadaşlar yok.. sonuç olarak. klasik bir savaş sürdürücülüğü falan değil. Bu tartışmalar farklı görüş belirten olsa da. zayi olmasın diyerek tartışmalara katmıyorlar. Ne denilebilir ki? Gerillayı tartışıyorlar ama gerillayı. şimdi. siyasal mücadelenin silahlı biçimi yani. eyvallah demek. şiddete tapınmak. Söz bitmiş. gerilla tarzı şu değil. Hayatın bütününü kavramak . siyasal pratiğin sonlanmasıyla sönüyor. Bilindiği gibi.

Bu sürecin bütün etkileri sol cenahta derinlikli bir şekilde yaşanıyor. Kimi zaman barışcıl. Ancak tıkanan tek başına bir gerilla tarzı değil ki. Bunu açığa çıkartan bir değişim var tabii ki. Latin Amerika'daki gerilla gruplarının yaşadıkları da başka bir şey değil. «politikleşmiş askeri savaş» olarak tanımlanmıştır. İktidarı hedeflemenin. Bana göre. Yaşanan değişimi açıklayabilmek. kimi zaman şiddeti esas alan mücadele biçimleri kendi nesnelliğinde dar ya da geniş anlamda hayat bulur. Bunu daha çok mücadelenin koşulları belirler. Dünyada ve bölgemizde gericilik hüküm sürüyor. politik mücadeleyi böyle bir kanalda sür git devam ettirmek değildir. devrimcilerin açısından herşeyin mübah sayılması değildir. karşılayabilmek için yeninin arayışına girildi. Devrimciler bunun için silahlı mücadeleyi temel mücadele biçimi olarak görür. . en yeni olarak görülmeye başlandı. Devrimci Yol'da bu durum. hemen bir öncü savaşı başlatmak. Tek kutuplu bir dünyanın oluşması. ideoloji ve siyaset alanında zincirleme depremleri de beraberinde getirdi. gericilik yıllarından geçiyoruz. Henüz bu da durulmuş değil. sosyalizmi kurmanın tek yolu devrimdir. '90'ların dünyasında. gerilla mücadelesinde bir tıkanma yaşanıyor. ideolojik ve siyasal alanda bir tıkanma durumudur.zorunda olan siyaset kavgası iktidarı hedefleyen devrimciler tarafından kendi nesnelliklerine ve yaşadıkları gerçekliğe denk düşen bir tarzda çok yönlü ve bir çok değişik aracın bir anda ve değişik biçimlerde kullanılmasıdır. Burada önemli olan neyin tayin edici olduğudur. Gerilla tarzı dediğiniz şey de bunun bir parçasıdır. Söylemek istediğim. Ancak bu. Bu süreçte de en eski ve eski olduğu için unutulmaya yüz tutan ne varsa. Bunun anlamı.

. Ancak. Öyle ki. tartışma süreci olarak bilinen sürecin içinde tartışıldı. iş daha kolay olurdu. Parti konusu. Tek kutuplu yeni bir dünya düzeni kendisini tanımlıyor. iki defa söylemek lazım. Somut biçimler almasına rağmen. sürüp giden bir tartışma. halk güçlerine yönelik yoğun bir şiddetle tahkim edilmiş olduğunu görmemek mümkün değil. Yasal parti tartışmaları yaklaşık üç yıl önce başladı. Başka bir taraftan. Ayrıca tıkanmayı bir geçersizlik durumu olarak görmek çok saçma bir şey. Bu soruyu bir kaç açıdan tartışmak gerekiyor. Devrimci Yol çevrelerinin büyük bir bölümü yasal parti tartışmalarına sıcak bakıyor. Sen böylesine bir girişime nasıl bakıyorsun? -Senin de söylediğin gibi. Bu grupların katılımları psikososyolojik açıdan incelenmelidir. gerilla tarzının geçersizliği ya da sonuçsuzluğu nasıl söylenebilir? Gerillayı terk eden Latinler de böyle söylemiyor zaten. dışarıdan katılma ihtiyacı duydu. önüne hatta arkasına gerilla tarzı sözünü ekleyince çok orjinal fikirler bulduğunu sananlara. Herşeyin başına. Belki bu çalışma kitaplaştığı günlerde onların da içinde olduğu parti kurulmuş olacak. sendika. Bunları söyledikten sonra. Bu düzenin siyasal biçiminin. Bu tartışmalara kimi sol siyasi çevreler de müdahil olarak. -Gerilla tarzında olacak mı olmayacak mı bilinmez ama. Üstelik bir de bunu sağdan yapıyorlarsa.Öyle olsaydı. gerçekte ne kadar komik bir duruma düştüklerini söylemek lazım. gerilla tarzında dernek. başka biçimlerde devam edilebilirdi. gerilla tarzında dergicilik. Faili meçhul cinayetler ya da gözaltında kayıplardaki bu dehşet genişleme bile tek başına açıklayıcıdır. yasal parti vesaire demek de bir marifet değil. bu bir tartışma.

Süreç içinde yasal parti ciddi bir evrime uğradı. Bir taraftan bürokrat olmayan. kitle partisi ifade edilirken. Tartışmalar. Bu tartışma sürecine bizler katılmamakla birlikte. örgüt hemen şimdi. süreç içinde yerini tersi bir duruma bıraktı. Araç tartışması sürecin bütününün önüne geçti. gerçekte bir örgütsüzlük hakim oldu. Ancak. Bu tartışmaların nasıl ve nerede başladığı önemli. Devrimci Yolculardan daha önce davranıp. Başlangıçta oluşan bu ön kabul. Devrimci Yol'un tekrar hayata dönüşünün bir ifadesi olacaktır. tartışma süreci. İkinci grup arkadaşlarda. Yasal parti meselesi her kesimi hareketlendirdi. ideolojik sorunlar ön meseledir. parti binalarını bile hazırladıklarını görüyoruz. akıl almaz. saçma sapan sonuçlara ulaştılar.Devrimci Yolcular yasal partiyi tartışıyor diyerek söze başlayıp. Sosyalizmi yeniden inandırıcı kılabilmek. parti olmayan bir parti. 84 tartışmalarıyla benzer bir durumu ortaya çıkarmaya başladı. Tartışma süreci. Gelinen noktada. geçmişin aynen tekrarının mümkün olmadığını düşünüyorum. kendi sandalyemizle parti hemen şimdi gibi görüşler ifade edildi. Elbette yasal parti tartışmaları bu değil. Bu tartışmalar başlarken. yasal partiye hayır. öz örgüt söyleminin arkasında. diğer taraftan. kitlelerle yeniden bağ kurabilmek. devrim hemen şimdi. -Sen ne yapmayı düşünüyorsun? -Sosyalizme inanan bir insan olarak. sürecin gelişimi üzerine yeterli bilgilenmeye sahibiz. siyaset alanındaki sorunları ve kendi siyaset sorunlarımızı da çözücü bir işlev üstlenecektir. dünya ve Türkiye'de ideoloji ve siyasette tıkanıklığın olanca ağırlığıyla kendini hissettirdiği bir dönemde başladı. daha ilk başta oluşan ön koşul şuydu. hem yasal partiyi savunanların hem de partiye uzak duranların ortak .

Eleştirilmesi gereken yasal parti değil. Yasal parti ya da onun şurasında burasında yer almak böyle bir düzlemde anlamlıdır. onun tutsağı olmadan. benzetir. siyasal yasalcılığın kendisidir. gerilla tarzı söylemi ve yasal parti aynı siyaset kavşağında buluşmuş durumda. Devrimci militan bir mücadele. Bu da siyasal bir durum. gericilik yıllarından geçerken ve bu etkilerin yaşandığı bir dönemde ifade buluyor. Yasal parti fikriyatı. yasal parti aracının kullanılması falan değil. İlke olarak yasal alanın değerlendirilmesine karşı değilim. düpedüz siyasal bir yasalcılığa tekabül etmiş durumda. Üstelik onca beladan . Ancak yasal parti tartışmaları yasal alanın değerlendirilmesi sorununu çoktan aşmış durumda. benzetmesi de doğaldır. Bir bela. Siyasal eksen olan bir yasal partinin de sürecin diğer aktörlerini kendine çekmesi. siyasal bir yasalcılığa dönüşmüş durumdadır. sürecin ve kendisinin bu özellikleri dolayımı ve öngörüleriyle birlikte yasal alanın değerlendirilmesi. diğerlerini kendine çeker.sorunu olmak zorunda. Belki de 90'ların Türkiyesi'nde bizim gerçekten buna ihtiyacımız var. bin nasihattan iyidir. Yasal parti. Bu devrimciler açısından sakınılması gereken bir durum. denir. aracın kendisine hükmedebildiği oranda. Sürecin bir bütün olarak yasal partiye dönüşmemesi için hiç bir neden bulunmamaktadır. Bana göre. Yasal parti. aracı amaca yönlendirebiliyor. Somut olan . Başka bir açıdan da parti somut bir araçtır. Siyasal eksen halini almış durumda.

Yükseliş. akşam bölümünde okuyordum. Gitme kararını ben verdim. Memur örgütlenmesinin içinde buldum kendimi. Esas olarak okulda yoğun olayların yaşanması beni çekmeye başladı. AFS bursu kazanmıştım. Lise son sınıfı Amerika'da tamamladım. Emekli Sandığı'nda memur olarak işe başladım. Oldukça yoksul bir ailenin çocuğuyum. Giresun Devrimci Yol davasından yargılandı. çok sayıda can kaybının . ortaokulu ve liseyi Bursa'da okudum. Halen Ankara'da yaşıyor. Ama oraya gelene kadar. 1974'ten 1979'a kadar yoğun çatışmalı bir dönem var. Ben. -Öğrencilikten ne zaman koptun? Birileri gelip «hadi artık başka bir alana» mı dedi? -Birileri beni alıp götürmedi. Recep Hisar. ilk aldığım kitaplardan birisi «THKO Savunması»ydı.sonra. 1974-75 dönemiydi bu. Bu arada. -Göçmen bir ailenin çocuğuyum. diğer yandan okul boyutuyla «merhaba» politika oldu. Okuyucu merak edebilir. Hatırlıyorum. 8 yıl cezaevinde kaldı. Bir yandan Tüm-Der boyutuyla. Yükseliş. İlkokulu. çaba var. Müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 1956 Bursa doğumlu. Tüm-Der yeni yeni örgütleniyordu. kendi içimde epey tartışmalara yol açtı. Ama sonra netleştim tabii. İşçi kökenli bir aile. boykotların yaşandığı bir okuldu. -Kısa bir özgeçmişle başlayalım istiyorum. Benim gibi dini inançları olan bir insan için. Tüm-Der üyesi oldum. Devrimci dünya görüşüyle tanışmam ailemden bütünüyle kopmamla başladı. boykotların dışındaydım ama bir merak bir. dinin yanlış olduğuna dair savlar. Tüm-Der'i ağırlıkla TİP eğilimli insanlar kurmuşlardı. ADMMYO (o zamanki adıyla Yükseliş) Kimya Mühendisliği bölümüne girdim. Bu zorunluluktu. Çalışmak zorundaydım.

Bizim bir sloganımız vardı. Diğer taraftan memur örgütlenmesinde mücadele sürüyor. şimdi. Okulla hiç bir ilişkisi olmayan 20-30 kişi okulu işgal ediyor. Öyle bir ortamda biçimlendi bizim mayamız. Hani. polis ise bizi didik didik arıyordu. tahrip kalıplarıyla saldırıyordu faşistler. Senin silahlı olma şansın yok. -Her geçen gün. gerçekten bu yaşanıyordu. -1976 1 Mayıs'ına Tüm-Der olarak gittik İstanbul'a. Derginin o sayısı beni çok etkiledi. Bombalarla. defalarca aranıp içeri alınıyorsun. Katliamın yaşandığı 1977 1 Mayıs'ı. Ama oraya gelmeden süreci anlatmak istiyorum. pek çok devrimci insanı kaybettiğimiz bir okuldu. Çok büyük bir kesim sol görüşten yana tavır alıyordu. Zorunluluktan. Çünkü. öyle bir dönem ki. Adamlar içeride silahlı. Devrimci Gençlik Dergisi'nin bir sayısında ölenlerin fotoğrafları vardı. yine 1978-1979 1 Mayısları aynı duygularla geçti. klasik bir soru var ya.Hiç unutmuyorum. okulun işgal altında. 19 şubat eylemlilikleri nedeniyle kaçağa düştüm. «seni kimler kandırdı» diye. sonra 1 Mayıslar yaşanmaya başladı. içinde bulunduğun ortam biraz daha politikleşiyordu anlaşılan. Türkiye'nin bu yılları dolu dolu yaşanan yıllardı. Sürekli çatışma çıkıyordu. 1974'te başlayan süreçte. 1979 Mart'ında kaçağa düştüm. Pat diye nasıl olup da kaçağa düştüğümü anlatabilmem için bu gerekli. polis-faşist-idare işbirliği diye. 1995 yılından bakıldığında.olduğu. otomatik tüfeklerle. Beni kimse kandırmadı. pek bir . -Kurulu düzenini bozmak bir zorunluluğun sonucu muydu? -Oraya geleceğim şimdi. Büyük bir coşkuydu bu. Kritik yıllardı. Okula grup halinde gidip geliyorduk.

Bir kuşak bunları yaşayarak biçimlendi. O zamana kadar Devrimci Gençlik Dergisi'nin etrafındaydık. Yazılama sırasında bir arkadaş yakalandı ve pürüzler çıktı. 19 şubat eylemlilikleri nedeniyle kaçağa düştüm. Devrimci Yol Dergisi'nin kamuoyuna duyurulduğu gün oldu değil mi? -Evet. O günlerde kaç yaşında oluyorum ben. Evliydim. 1979'un başında kaçak duruma düştüm. öldürülme korkusuyla yaşıyorsun. Sıkıyönetim çok fazla değişikliğe neden olmadı. sen şu şehire deniyordu. Olay basit bir olaydı ama o günki psikolojimizle teslim olma diye bir şeyi hiç tartışmıyorduk. Arkadaşın üstünden tabanca çıkmıştı. mahalleler boyutunda kutuplaşmaların ortaya çıktığına tanık oldu Türkiye. Yaşandı bu yıllar. İşte böyle bir süreçte. Ankara dışına çıkma talebi de benden geldi. . 1978'in sonuna gelindiğinde ise Maraş katliamı yaşandı. 1977 1 Mayıs'ını yaşamak. Politikleşmenin ortaokullara kadar indiğine. . O gün bir katliam yaşadık. Kimse empoze etmedi ama kararı almam da kolay olmadı. Ama hiç bir şey de olmadı. tabancayı Recep verdiği için. Dev-Genç içinde belli bir yere gelenleri kolundan tutup. 22 yaşını bitirmiş genç bir insanım. sen şu mahalleye.şey ifade etmeyebilir ama her an vurulma. O zamana kadar çoğumuz sıkıyönetim altında yaşamadığı için. Çocuğum vardı. öyle gelişti her şey. işin hangi noktalara varabileceğini görmek açısından önemliydi. Yaşamımın en delikanlı günleri. Ta ki yakalanana kadar.Tabii. Biraz geriye döneceğim ama sorum bu olayla bağlantılıydı.1 Mayıs 1977. Ve sıkıyönetim ilan edildi. Böyle yoğun yaşanan bir süreçte biçimleniyor insanlar. 1 Mayıs açıktan katılımın olduğu bir tarihti. O noktada kaçak durumu devam ettirme kararını ben verdim. Nisan'da Bildirge çıktı. -Bilinen bir olay var. ne olacağı noktasında bir tereddüt geçirdik.

şimdi. bilmiyorum alıp okudum işte. Bu çok önemli. okulda kendisine ben buyum şuyum diyen insanların koyduğu tavıra bakıyordum. Yapılan dünya kadar tartışmalar. Çevremde HK'lılar da. Mahirler. «Ankara'da kalmak mı istersin başka bir şehire gitmek mi?» Tercihim Ankara dışı oldu. Devrimci Gençlik Dergisi'nde çıkan Sovyetler Birliği değerlendirmeleri. Silahlı mücadele derken. THKO'nun Savunması'nı niye alıp okudun dersen. Emekli Sandığı'nı kaybettiler. -İkinci soruyu unutmayalım. polemikler vs. Denizler. Farklı düşünen bir ben vardım. TSİP'liler de vardı. -Niye Karadeniz? Ya da daha önce neden Devrimci Yolcu olduğunu öğrenmek istiyorum. Kızıldere var ama Nurhak da var. Ayrıca. Benimki öyle olmadı. ilk başlangıç için söyledim. niye Devrimci Yol? Duygusal motiflerden söz ederken. Bu tür olayların cazibesi ilk başta etkili olabilir. Yalnızca şu soruldu. Sonra hepsinin başına bela! oldum. sonucunda insan biçimleniyor. -Ama Halkın Kurtuluşu'ndan olmadın. Aynı duygusal motifleri pek çok sosyalist hareket kullanıyordu. Duygusal bir motiften söz ettin. Che. Karadeniz'i ben seçmedim.-Anlattım. SBKP-ÇKP kutuplaşmasına alınan tavır benim üzerimde olumlu etki yaptı. -Emekli Sandığı'nda çalışırken beni Tüm-Der'li yapanlar da TİP'lilerdi. .... Mayıs veya Haziran ayında Karadeniz'e geçtim.. Gönderildim.

Ünye'si var. Belli boşlukları vardı demek. İstanbul. Nerelerdir şehirler. Sorma ihtiyacı duymadım. devrimin halk savaşı yoluyla olacağı. İl sorumluluğu düzeyinde. Ordu süreci. Çok dinamik bir bölge. Ben o günlerde bunu tartışmaya çalışıyordum. «kırlar düşünülüyor muydu?» sorusunu sorduğumuzda.Bilmiyorum. Fatsa'sı. Ordu'ya gönderildim. Ankara. Ordu da kırdır. Elbette. -Siyasi anlamda bir rota mı? .-Karadeniz'e dönelim. Karadeniz'deki örgütlenme başlamıştı. öyle uzun vadeli bir düşüncenin ürünü olduğunu sanmıyorum. Perşembe'si. kırlardan kentlere doğru bir rota izleyeceği biliniyordu. İzmir vs. Türkiye'nin pek çok yerinde olduğu gibi faşistlerle çatışma düzeyinde gelişen bir süreçti. şimdi. -Yavaş yavaş dağa çıkma noktasına gelmek istiyorum. Belirli bir rota etrafında insan istihdam edilmesini öneriyorduk. Ordu kent merkezinde neler yapıyordunuz? Karadeniz'de bir gerilla faaliyetinin hayata geçirilmesi için o günden çalışmalar yapılıyor muydu? -1979'un başında Ordu'ya geldim. Bölge olarak potansiyel çok fazla. Karadeniz kırdır. Ama bana şunu soruyorsan. Fatsa'da bir Fikri Sönmez olayı var. O günden bunu hesap ederek mi gönderildin oraya? -Onu bana sorma. 12 Eylül sonrasına bakacak olursak. Devrimci Yol'un en yoğun gerilla faaliyeti bu bölgede yaşandı. bilmem kaç yıl sonrasının hesabı yapılıyor muydu diye.

Devrimci Yol'un güçlü olduğu bölgelerin başında geliyordu. -Karadeniz. -Nasıl bir program? -Örneğin. 1980 yazıyla beraber daha bilinçli. Bunu neye bağlıyorsunuz? -Oraya çok emek verdik. -Onlar biraz espri tabii. bütün bunları tartıştığımızı hatırlıyorum. köy köy her yönden bölgenin yapısını inceledik. saldırıyı püskürtmeye çalışacaksın. Oranın toprağı hazırdı. Bizim belli bir gücümüz vardı. örneğin 12 Eylül'ün gelmekte olduğu belliydi. Süreç bunu zorladı. Biz dağa çıkmak zorunda kaldık. kır kesiminde gerilla örgütleyeceksin. o kadar alındı. Ama. cunta öncesi Malatya civarında kırsal kesimin örgütlenmesine dair önemli bir çaba olduğunu da biliyorum.. O kadar yoğun bir çatışma ortamı vardı ki. müdahale edeceksin.. O kadar verildi. deniliyordu. Uzun sürecek bir halk savaşından sonra şehirleri işgal edeceksin. .-Tabii ki. Süreç artık. 12 Eylül sonrası da en yoğun gerilla faaliyeti bu bölgede gerçekleştirildi. daha programlı sürdürülmeye çalışıldı. Hangi partiye oy verirler? Hangi ürünle uğraşıyorlar? Nüfus yapısı vb. Fatsalılar için. Çok da iyisi de yapılabilirdi. Kaldı ki. -Özellikle. onun cevabıdır. tek tek. Bu gücümüzü ona göre düzenleyemedik. rugan ayakkabılarıyla dağa çıktılar. şunu yapamadık biz. var olacaksın.

Bizimki zorunluluktu. şehirlerde barınamayınca dağlara çıkıyorsun. Her şey problem orada. Yol yürümek, yağmurdan korunmak, sigara içmek, ateş yakmak, aç kalmamak, üşümemek, bütün bunlar hep hazırlıklı olunursa kolayca göğüslenebilen zorluklar. Ama yine de, o motivasyonla beraber, o insanlar güle oynaya göğüs gerdi her şeye. Başa dönecek olursak, o günlerde de ifade ettim. Karadeniz'de daha fazlası örgütlenebilirdi. «Örgütlü bir çabaya girelim» dedim. Örneğin «hiç olmazsa beni böyle istihdam edin» dedim.

Örneğin Fatsa'yı ele alın. Fatsa'nın 100 civarında köyü var. Hepsinde varız. Silahlı, külahlı varız. Oralarda silah doğal bir şey. Nöbet tutuluyor. Yoğun çatışmalar yaşanıyor. Bütün bu bölgelerde, 1980-1985 arasında yapılanların hepsini biz, önceden yapabilirdik. Yüzlerce köylü bizden yana. Ama o mantıkla bir şeyler oluşturamadık. Yani, biz nasıl yapmak zorunda kaldıysak, onun gibi yaşayan, hareket eden bir yapıyı önceden kuramadık. 12 Eylül öncesi bunun zemini vardı. Vardı ki, bölge halkı bize yıllar boyunca baktı. O kadar deneyimsizliğe, o kadar acemiliğe ve yoğun operasyonlara karşın baktı o bölgeler. Aralarında ihbarcıyı tutmadı. Bu verilenin karşılığıydı.

-12 Eylül ile sonrası değil de, sanıyorum Nokta operasyonu ile birlikte dağa çıktınız.

-Nokta operasyonu Temmuz'da gerçekleştirildi. Paldır küldür dağa çıktık. İlk tepede kaldık. Tepeye varınca, ne denetim var ne operasyon. Ama ben bundan söz etmiyorum. Örneğin; 12 Eylül sonrasında geçtiğim bir başka kırsal kesimde, şakası yok bu işin, hiç aşağı inmiyorsun. Kendi barınağını yapıyorsun. Yiyeceğini buluyorsun. Tümüyle, kırda cirit atan insanlar haline gelmek, sözünü ettiğim bu benim. Nokta operasyonu, daha sonra geleceklerin provasıydı kabul ama, o çok şeyi değiştirmedi. şehirleri aldı. Kırsal

kesimde var olmayı biz, 1980 sonrası yarattık.

-Kenan Evren darbeden kısa bir süre sonra, Karadeniz'i ve özelde Devrimci Yol'u kastederek «Biz gelmeseydik, onlar gelecekti'» diyerek hedef göstermişti. Evren bunları söylerken, siz neler yapıyordunuz?

-Benim kırsal kesime çıkmam Ekim ayı gibi oldu. 12 Eylül'ü kentte karşıladım. Samsun'daydım. Büyük bir şok tabi. Ne yapacağız, nasıl adapte olacağız? «İşte beklenen oldu, şimdi şu programı hayata geçireceğiz» diyecek durumda değildik. Ben il sorumluluğu düzeyinde bulunuyordum. Yalnızca ne yapmayacağımızı biliyorduk. Pes etmeyecektik.

-Sonra ne oldu? Samsun'da mı kaldın?

-12 Eylül'den bir ay sonra başka bir ile gönderildim. Kırsal kesimde birileri dağa çıkmıştı. Üçlü, beşli gruplar halinde geziyorlardı. Böylece kır maceram başlamış oldu. «Merhaba» dedik. Kesintisiz olarak 10 ay sürdü.

-Senin açından ilk raund değil mi bu?

-Evet, ilk raund 10 ay sürdü. Ondan sonra 1 yıl İstanbul, Ankara maceram var. 1982 başında tekrar Karadeniz'e. Bu kez, gerilla örgütlenmesi içinde olmak için dönüş var.

-İlk bir yıllık süreci anlatabilir misin? Psikolojiniz nasıldı? Neler yaptınız?

-Bulunduğumuz alanda oturduk değerlendirme yaptık. Bir anlamda şanslı bir dönemde 12 Eylül'ü karşıladım ben. Tartışabileceğim arkadaşlarım vardı yanımda, bölge sorumlusu düzeyinde. Sokağa çıkma yasağı olduğu için ilk günleri bol bol tartışarak geçirdik. Askeri darbenin neler getireceği ilk günlerden belliydi. Yine de, ilk günlerde üstümüze çok fazla gelmediler. Devletten söz ediyorum.

-İlk günlerde çatışma falan oldu mu?

-Bildiğim kadarıyla, bölge çapında ciddi bir kaybımız olmadı. Bütün mekanizmalar duruyordu.

-İlk günleri biraz daha ayrıntılı anlatabilir misin? Neler yapıyordunuz? Nasıl barınıyordunuz?

-Cunta sonrası bir başka şehire seyahat ediyorsunuz. Sık sık arama-tarama var. Kimlik soruluyor. Doğru dürüst kimlik yok üzerimizde. Tam bir maceraydı bu yolculuklar. İlk olarak, küçük bir şehirde değerlendirme yaptık. Kırsal kesime geçecek arkadaşlarla beraber. Kırsal kesimdeki dağınık grupların örgütlenmesi çabasına girdik. İlk gün, ilk gece dersen, kafamda yok öyle bir şey. Karadeniz'de ağuluk denilen çalılıklar var, yazkış yeşilliktir. Çalılıkları çadır haline getirerek, orada buluşuyor, konuşuyorduk. İlk bir kaç gün böyle geçti. İlk günler, yoğun bir operasyon yoktu. Kendimizi koruma noktasında bir rota çizdik. Yok edilmemeye, var olmaya ve kırı örgütlemeye çalışıyorduk.

-Sayınız ne kadardı?

-Bizim hareket alanımızda 15-16 kişi vardık. İki ekip halinde örgütlendik. Dağınık durumda olanlar bir araya getirildi. Dağda toplantılar yapıldı. Her şey bir sıkıntı tabii. Sığınak kazıyorsun. Köylüye ses gitmemesi lazım. Kazıyorsun, taş çıkıyor. Kazıyorsun, su çıkıyor. Kazdığın yeri iz bırakmadan kapatmak zorundasın. İhtiyaçları gidermek için köylere adam gönderiyorsun. Çok hassas bir konu. Yapılacak bir gevezelik pek çok insanı sıkıntıya düşürecek. Silah durumu da iyi değil. El yapımı tabancalar ve bir iki otomatik tabanca var. Öyle hazırlıksız yakalandık işte. Ama çok güçlü bir inanç var. «Biz bu işi beceririz» dedik.

-Yaş ortalamanız kaçtı? Senin yaşın biraz daha ortalamanın üstündeydi herhalde.

-Benim yaşıma yakın arkadaşlar vardı. Daha genç olanlar da vardı. Ama öyle çoluk çocuk değildik. Üniversiteli insanlar ve köylü gençler vardı. Hepimizde güçlü bir inanç vardı. Siyasi görüşüne inanç. Bu ülkenin insanına, yapmakta olduğumuz işe... Bu inanç bizi güçlü kılıyordu.

-Köylülerle ilişkileriniz ne düzeydeydi?

-Şöyle. Karadenize kar bastırmış. Yaylalardasın. Yaylalar kar altında. Önceden de bir

bir karamsarlık. Gelecek kışı daha rahat geçirmek için hazırlıklar yapmaya çalışıyorduk. donacaksın. Bütün bunlar yaşanılarak öğrenilen pahalı dersler. O tür duygular büyük kayıplardan sonra yaşanmaya başladı. Bütün bunlara rağmen öyle coşkular yaşadık ki. arkan buz tutuyor. . Uyusan. sıkıntı. Yorgunluktan bitkin düşmüş insanlar hemen karın üstünde uyumak isterler. -Kendi payıma bunaldım diyemem. şehirlere inip tartışıyorduk. Her taraf sis. tipi. ama hayır. şeker. -Bu süreç böyle ne kadar devam etti? -Epey bir uzun sürdü. Ateş yakıyorsun. Bir çuval unu ne kadar dayandırabilirsin? Yoksul köyler bunlar. Bütün Karadeniz'de insanlar vardı. Önünü ısıtıyorsun. -Sizin kuşağınız partizan romanlarını okuyarak büyüdü ama anlaşılan gerçek hayat romanlardaki gibi olmuyor. Samsun'dan girip Artvin'e kadar uzanan bir dağ yolu açmaktı. yokluk.hazırlığınız yoksa köylerden ihtiyaç karşılıyorsunuz. Tuz. Belli bir yapılanma vardı. Hedefimiz. Bizim bölgemize yakın Bulancak ve Espiye taraflarında iki grup vardı. Bulunduğumuz yer olan Giresun'dan diğer bölgelerdeki arkadaşlarla bağlantı kurduk. örneğin. uykusuzluk çoktu. un depolamak gibi. -Bunaldığınız anlar oldu mu? Karamsarlıkla karışık bir duygu vardır ya. açlık. Dağda kar altında yürüyorsun. bir moral bozukluğu olmadı.

şimdi. Hiç bir karşılık beklemiyorlardı. zorla tutulmuyorlardı. dağlardaki insanlara yönelik bir belirleme var mıydı? Bir program ya da politika tespiti. Dağlarda kendine güven diye bir şey var. bilerek yaşayan insanlar açısından diyorum. Mücadelenin yönünün değişmekte olduğu. Zaman zaman kurduğun bağlantılar var. Çıt yok. Her taraf orman ve kar altındasın. 1980 sonrası kaleme alınmış. Karnın da tok. -Ankara. bizim yaşadıklarımız da hoş ve güzeldi. O yazılar ulaştı yalnızca. Ankara'daki ve bölgedeki . Odunun var.. ilişkileriniz var mıydı? -İki yazı vardı. İstanbul vs. Özgürsün. düşüncen. Onu anlatmak biraz zor. Dağların başındasın. Silahın. merkezi olarak çıkartılmış.. özgürlüğü yaşıyorsun. Gerçi. çok güzel bir şey. Hiç kimse itmemişti onları oraya.-Romanlardaki çok hoştu. Devamında. ona uyum sağlamak gerektiği yani genel hatlarıyla yaygın kitlesel ilişkilerin artık daraltılması gerektiği. kırı örgütlerken bir taraftan da darbe almaya başladık. Ama. Devrimci Yol önderliğinin yakalandığını gazetelerden öğrendik.. Başını sokacak bir yerin var.? -Yanlış hatırlamıyorsam direniş komitelerinin daraltılmasına ilişkin bir önerme vardı. Darbeler Türkiye geneli için de geçerliydi. İnanarak. daha radikal ve askeri bir yapının gündeme getirilmesi vurgulanıyordu... Bu bağlantılar güveni tazeliyor. arkadaşların. -Yazılarda.

hayır. bölgede çok yoğun operasyonlar başladı. tartıştık. hareket edemez bir durumdaydık. Biraz bunun. Konuştuk. En ufak bir bağlantımız kalmamıştı. Yeniden bir örgütlenmeye yöneldik. O arada bu birleştirmeyi yapacak olan şehir örgütlenmesi de darbe yedi. bölge halkının sizlere yaklaşımında bir değişiklik oldu mu? -Hayır. Bazı ihbarlar yedik ama sonuç getirici değildi. Bizim iki ekipten birisi imha edildi. -Aynı olayda mı ? -Aynı anda.üstten yakalanmalar oldu. . Bölgedeki örgütlenmeler tümüyle devre dışı kalmıştı. Halkın ciddi bir ihbarı olmadı. ancak bir arkadaş sağ kurtulabildi. Öyle bir noktada kalındı ki. bölgeler arasındaki bağlantılar koptu. Çabaları başlattık. Bu imhadan sonra dar bir ilişkiyi sürdürdük. Giresun'da bir imha yaşandı. Bu tarihten kısa bir süre önce. biraz da bölgede giderek sıkışmanızın sonucunda. Bölgedeki üstten yakalanmanın sonucu olarak. Peşinden bir ihbarcının öldürülmesi gündeme gelince. Benim de içinde bulunduğum grubu bölgeden kaydırarak Tonya bölgesindeki başka bir ekiple birleştirme kararı alındı. Yedi arkadaşımız öldürüldü. Karadeniz'de yaşadığımız bütün süreçlerde böyle bir şey yaşamadık. -12 Eylül sonrası yoğun bir ideolojik bombardıman başlatıldı. Benim açımdan süreç 1981 yılının Ağustos'un da bitti. Pes edilmiyor ama budana budana geliyorsun.

-81 yazında. Pek çok tesadüflerle yakalanmadım desem. -«1981 yılını büyük kentlerde geçirdim» dedin. -Peki. Ama insanlar. Karadeniz'den birinci kopuşumu yaşadım. Köylerin içinden uluorta geçmiyorduk. Bir yıl sürecek bir kopuş. Çaresiz kalındığı bir noktada yanıma bir arkadaşımı alarak dağdan indim. Tümüyle kendi olanaklarımla Ankara ve İstanbul'da kaldım. yaylalarında kimlerin kaldığını biliyorlardı. Ben kendi bulunduğum birimi biliyorum.. Nokta ilişkiler sürdürüyorduk. -Karadeniz'e tekrar geçmeden.-Halkın olumlu tavrı sonuna kadar sürdü mü yani? -Dağda gezen insanlara gerçekten sevgiyle yaklaşıyorlardı.. ilk raundun bitişine gelelim. bu kar ve kışta ayakta kalabilen çocuklara aferin» diyorlardı. -Bunu hiç düşünmedim. Ülkenin genel durumuyla ilgili bilgin var mıydı? Bütün sol hareketler birer birer çökertildi. . yanlış olmaz. Onbeş kişi civarındaydık. Ve kendi ifadeleriyle «dağın başında. Biz de ilişkilerimize dikkat ediyorduk.. 12 Eylül'ü takiben dağlara yaklaşık kaç kişi çıktı.

yakalanan bir kaç bağlantıyla tekrar geçtim Karadeniz'e. Çeşitli tartışmalar yapıldı. şu noktaya gelindiği bizlere . Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi'nin Türkiye'ye dönük düşündüklerinin bir sonucuydu. yurtdışına çıktı. tabii. biliyordum. 1983. Bizim dağa çıkmamızla. Taa kırsal kesimden bu yana üstten ağır darbeler aldığımızı biliyordum. Darbeler yenmiş yenmiş. -Sonra nasıl ve neden tekrar geçtiniz Karadeniz'e? -Kentlerde geçirilen bir yıl sonrasında. -Bu sürece girelim istersen.-Tabii. Kaldı ki. -Tabii. nispeten durulmuş ortalık. Yıl 1982'nin Temmuz'u. Cephe içinde yer alan hareketler Karadeniz'deki gerilla içinde yer aldı mı? -Benim bulunduğum bölgelerde tümüyle Devrimci Yolculardan oluşan birimler vardı. biz dağdayken merkez komitenin yakalandığı teyid edilmişti. 1984 Karadeniz'de kırsal kesim örgütlenmesi çok daha bilinçli yürütüldü. 1982'nin Temmuz ayında. 1982. bir grup arkadaş da. -1982 yılında başlatılan gerilla faaliyeti sanıyorum. Kırsal kesimdeki operasyonlar açısından diyorum. yurtdışında kurulan.

-Dağa tekrar çıktıktan sonra neler yaptınız? Varlığınız nasıl hissedildi? Biz buraya geldik mi. Nasıl yapılacağı bütün ayrıntıları ile ortada. Dokuz siyasi hareketin birlik görüşmeleri tamamlanmış ve cephe kurulmuştur. Araç gereç açısından kaliteli bir duruma geldik. el yordamıyla başlatılan bir süreç değil. Barınaklar hazırladık. kır gerillası ve şehir gerillası örgütlenecek. bu sefer Fatsa taraflarındaydık. -12 Eylül sonrası bulunduğun bölgede miydin? -Hayır. bu arada kendi rotamızı çiziyorduk. tüzüğü geçti elimize. O süreç. Cephenin kuruluş tarihi Ağustos 1982'ydi sanıyorum. -Fatsa'nın dağlık bölgelerde insanlar var mıydı? . Fatsa'nın üzerinden Ünye taraflarından hareket ediyorduk. Biz. dediniz? -1982'nin yaz ayları bölgeye uyum sağlamakla geçti. Sonra. Cephenin programı. 1980'nin Ekim'inden 1981'in Ağustos'una kadar geçen süreçti. Siyasi olarak rota çizilmiş.iletildi: Türkiye çapında ulaşabilecek her noktaya ulaşılmıştır. Artık bu.

cephe var. Dokuz siyasi güç bir araya gelmiş ama ortada fiili bir güç yok. Birbuçuk ay gidiş. Yiyecek. gönderiliyordu. Yurtdışı ilişkimiz de düzenli olarak yürütülüyordu. kolay karamsarlığa düşen bir insan değilim. Başı sonu belli bir örgütlenme yaratılmıştı.-Bölgede yıllarca yapılan yoğun operasyonlardan kurtulan arkadaşlar ortaya çıkmaya başlamışlardı. Umut veren gelişmelerdi. sürecin hiç de kolay olmayacağını biliyorduk. şeklinde. Zaten biz de onların yanına gittik. Örneğin. para vs. Bir takım isimler bile dillendiriliyordu. şehirlerle ilişkimiz vardı. .. -Başlatılan bu girişimin. Askeri örgütlenme diğerleriyle nasıl olacak? Parti yok. her türlü tartışma bizlere aktarılıyordu. Yalnızca. Bilinmezlik ortadan kalkmıştı. solun kaderini değiştirebileceğine inanıyor muydunuz? -Şöyle. cepheleşme ve gerilla için söylüyorum. İşte birleştik. -Sonra nasıl gelişti olaylar? -1983'ün başında uzun yürüyüşümüz başladı. sırtımız yere gelmez artık. tartışıyorduk. yok ederiz bu cuntayı türünden bir havaya hiç girmedik. Dağınık geçen bir süreçten sonra güzel gelişmelerdi. Biraz da kendime özgü bir durum var. Kolay umutlanan. bir artı vardı. birbuçuk ay dönüş sürdü. önderlik konusunda falan. Karadeniz'den Malatya'ya kadar. Fiili gücün yaratılmasının kolay olmayacağını biliyorduk. Yayınlar geliyor. Bütün bunlar önemli adımlardı..

Adıyaman'da da örgütlenmemiz vardı. geri döndük. Bir de Yerel Siyasi Birimler vardı. Sivas'ı. Malatya'yı aştık. Merkezde AGB vardı. Kırsal kesimde sürekli hareket halinde bir grup olacak. Ben Malatya'ya kadar indim. Ana Gerilla Birliği olarak adlandırılan grup muydu? -Ana örgütlenmemiz şöyleydi. Bunlar on. onbeş köy çapında ya da bir. -AGB kaç kişiden oluşuyordu? -15 civarındaydık. bir Bölge Gerilla Birliği oluşturulacaktı. . -Bütün rota boyunca var mıydı örgütlenmeniz? -Evet vardı. Ana hedefi. Askeri örgütlenmeyi ana hatlarıyla kurmuştuk.-Örgütlenmeniz hakkında bilgi verir misin? Yürüyen grup. benim muhalefetime rağmen. iki ilçe çapında hareket ediyorlardı. Yoğun eylemliliklerin çekirdeği olacaktı. Bunu gerçekleştirdik. Onun altında. şöyle canlandır. Beyniydi işin. Ordu'yu. AGB ana gövdeydi. Karadeniz'den Akdeniz'e inebilmek. Bu fantazi değildi. Adıyaman'dan öteye kış yüzünden geçmedik. Buna AGB adını verdik.

seçim öncesi. bilgiler gidiyordu. büyük rakamlar ortaya çıkıyor. Yepyeni silahların gelmiş olması. hem bizler açısından hem de bizleri gören köylüler açısından etkili oluyordu. helikopterler uçmaya başladı. İstihbarat ona göre gidiyor. Kararlılık ve coşku vardı insanlarda. köylülerin doğal bir hali vardır. Deyim doğru olursa. diyorduk. Biz bu işi açıktan yapacağız. Bunlar bilinmez değildi. Devlet yoğun bir biçimde bölgeye yükleniyordu. bu bir meydan okumaydı. Beşi yirmibeş yapıyorlar. Neler yaptınız? -Şu vardı. gidiyor. geri çekilme alanları gibi ince ince hesaplarla işin örülmesi yapılıyordu. Devlet. Hesaplamalar toplama üzerinden olduğu için. Bu ilk koyduğumuz tavır oldu. Açıktan gezme kararı verdik. Eylem alanları. devletin haberinin olmaması mümkün değil. bizim bir çıkış yapacağımızı tahmin ediyordu.-Yoğun eylemliliklerden söz ettin. AGB dışında bir de. Saatlerce yol yürütükten sonra başka bir bölgede daha görülüyoruz. bir yerde yirmi kişi görülüyoruz. Silahlar geliyor. Bir de. Zaten. Bu durum devletin bölgeye yüklenmesini getirdi. Bölge Gerilla Birliği'ni oluşturma görevi verildi. Bütün bunlar devleti harekete geçirdi. Sayımızı olduğundan çok fazla tahmin ediyorlarmış. -Gelinen nokta sizi önlem almaya itmedi mi? . Biz. Cepheler kuruyorsun. 1983 seçimleri yaklaşıyordu. Asker yığdı. -Yavaş yavaş senin yakalanmana doğru geliyoruz -Bana. Sonra bir başka yere gidiyoruz. Tabii.

Asıl olarak. henüz örgütlenmesinin başında olan bir yapıdan yoğun eylemler. Sözünü ettiğim tartışma şu. . Dağda bulunan arkadaşlar tartışmayı çok sonradan öğreniyor ve tartışmaya başlıyorlar. Operasyon döneminde eylemler ve eylem sonrası yoğun operasyonlar. birileri yurtdışında apayrı bir telden çalmaya başlamışlar. -Benim yakalanma dönemime kadar olan bölümü söylüyorum. -Bir yıl boyunca eylem olarak ne yaptınız? Az önce söz ettiğin dışında. AGB eylemlerine devam ediyordu. Geride Bölge Gerilla Birliği ile ilişkilerin devamı için bir kaç insan kalacaktı.-Bu dönemde AGB bölgeden çekilecekti.Taner Akçam'ın tartıştığı konular bunlar. -Siz yakalandıktan sonra mı? -İkisi bir. Kayıp bir birimi ararken çatışma çıktı ve yakalandık. Tam bu hazırlıklar sırasında operasyonlar başladı. Kaldı ki. kır gerillasını örgütlemek yanlıştır» şeklinde. pusular falan beklenemez. yeri gelmişken. Ayrıca. bu mutlaka tartışılmalı. Yanlış olur. Bizler. «Kırsal kesimde böyle bir mücadeleyi başlatmak yanlıştır. İki arkadaşımızı kaybettik. İki muhbiri cezalandırdılar. AGB bölgeyi terk etti. 1984-1985 yılları daha yoğun yaşandı. AGB Malatya'ya doğru gidecekti. kırsal kesimde ve şehirlerde gerilla örgütlemeye çalışırken. Cavit ve İlhan öldüler.

sanıyorum. hayatlarını ortaya koyarak onu hayata geçiriyorlar. Gelinen noktada. Eski SSCB cephesindeki gelişmeler. devrimci güçler aleyhine. -Bu tartışmalarla bağlantılı olarak soruyorum. dağınık. Devasa boyutlu alt üst oluşun yaşandığı bir durumda eski dengeler yok olmuş. sermaye cephesi. tartışmaların bir yönü gerilla tarzıyla ve genel olarak silahlı mücadeleyle bir sonuç alınamayacağı şeklindeydi. birileri yurdışından vazgeçiyor. atak yapan bir pozisyondadır. Kırda bir şeyler örgütlenirken. gerici güçler lehine bir gelişim seyrinin sürmekte olduğu söylenebilir. on yıl sonra başlardı. Aynı ortam. Bunu anlamak. saldırgan. gerilla faaliyeti dağıldı. İnsanlar burada. herşeylerini. 1980'li yıllara kadar sürekli gelişim gösteren. ideolojik teslim bayrağının çekilmesi gibi gelişmelerin dünya ölçeğinde yankı bulmaması beklenemezdi. bu sürecin başlagıcı olarak alınabilir. Karar verilirdi. -İnsanlar yurtdışında cepheler kuruyor. Latin Amerika'daki gerilla hareketlerinin durumu ortada. Özellikle mücadelelerini iki kutuplu bir dünya . kapitalizm. ezilen halkların kurtuluş mücadeleleri üzerine de etki yapmıştır. SSCB'nin dağılması. zaferinin keyfini süren. ilerici. gerileyen.-O tartışmaların sonunda. Bu işler örgütlenirken. Ya da beş. Ne bileyim. henüz yeni dengeler oluşmamıştır. Emek cephesi savunan. böyle tartışmalar kötüydü. -Günümüz dünyasında. çok kötüydü. Bu konulardaki düşüncelerini öğrenmek istiyorum. ideolojisi elinden alınmaya çalışılan bir konumdayken. Bütün bunlar yukarıdan geliyor. hiç başlanmazdı. affetmek mümkün değil. tırnak içinde söylüyorum. farklı bir mücadele içine girilirdi.

. ya o. Kafkaslar. yeni. ondan kurtulmaya çalışacak güçler mutlaka varolacaktır ve bu mücadelenin renginin belirleyicisi bizzat emperyalizmin doğası olmaya devam edecektir. gerilla örgütlenmelerinin sistem içine çekilmeye çalışıldığı kıtada. ya o! -Kimi Devrimci Yol çevrelerinin de içinde bulunduğu yasal parti tartışmalarına nasıl . bundan etkilenmek doğaldır.. Afganistan gibi örnekler günümüzde süren bir kaç örnektir. tam bu etkiler. Ruanda. Yugoslavya. insanca yaşam ve emperyalizm. silahlı mücadele. Bütün bunlar. sağlıklı önermelerde bulunmak kaçınılmazdır. Milliyetçilik duygusunun körüklenmesini getiren gelişmeler yaşanıyor dünyamızda. Somali.dengesini gözeterek ve bundan yararlanarak geliştirmek üzerine kuran hareketler. anlamına gelir mi? Kanımca buna kesin bir «hayır» yanıtının verilmesi gerekir. yakın geleceğimiz için sahte cennet hayallerine kapılmayı önlemektedir. Rüzgarın çok güçlü olarak sermayeden yana esmeye başladığı böyle bir dünyada. Gelişen milliyetçilik ve neo nazi akımlar. Keza. ikisi birlikte olamaz. Emperyalizm varlığını sürdürdüğü sürece. gerilla mücadelesi ölmüştür. Ortadoğu. Peru'nun Aydınlık Yol mücadelesini de aynı özenle incelemek gerekir. Sri Lanka. bu yönde daha fazla etkileneceklerdir. artık ulusal kurtuluş mücadeleleri. açmaza düşmüştür. Latin Amerika gerillla hareketlerinin geldiği nokta özel olarak incelenmeye değer. silahlı mücadele faktörünün müzeye kalkacağı anlamına gelmiyor. Yaşanan alt üst oluşun pek çok etkileri olacaktır. bağımsızlık. Bunları tahlil etmek. Ulusal kurtuluş mücadeleleri de bundan. Özgürlük. Ne var ki. gelinen noktada. rota ayarlaması yapmak gerekir. Zapatist gelenekle ayaklanan Meksika yoksullarının mücadelesini de.

DEP deneyimi mutlaka gözönüne alınmalıdır. Ana grup devam etti. Yoğun operasyonlar var. -Şöyle söyleyeyim. Varolan bütün yasal olanakları değerlendirmek. ülke. dergi. Yerel birimlerden . sempati. güç gibi faktörlerine karşı yaşanan HEP. dünya çapındaki ilgi. Sorun. «nasıl bir mücadele sonucu gelecek iktidar için» ve benzeri türden temel sorulara verilecek yanıtlar belirler. mısır tarlaları. devrime elveda. ihtiyaç olarak görülün bir yasal parti mücadelesi farklı sonuçlar doğurur. Henüz yeterli bir şeylerin söylendiği kanısında değilim. gazete. iletişim ve benzeri alanlardaki örgütlenme ile yasal parti arasındaki farkı gözden kaçırmamak gerekir. Biz ise hareket etmek durumundayız. yeni bir sosyalizm tartışması yapılırken. ormanlar taranıyor. Silahlı mücadele geleneği olan bir çevrenin. destek. Biz bölgede kaldık. Buna sıcak bakmadığımı söyleyebilirim. onlardan yararlanmak yolu ile sisteme entegre olma sonucunu doğurabilecek yasal mücadele yolu arasında temelde farklılık vardır. Bir yandan da eylemleri gerçekleştiriyor. bununla doğrudan bağlantılı olarak. dernek. O cevap çoktan verilmiştir. Varolan bir örgütlülüğün gereksinim duyacağı yasal parti mücadelesi ile bunlardan yoksun olunan koşullarda umut. THKP ve DY geleneğinden bir kopuş. Yakalandığınız güne dönmek istiyorum. «nasıl bir iktidar için». Bu temel yanıtların ardından. Bölge. -Bunlar uzun konular tabii. Önce bu temel üzerinden yapılacak bir rota tayini gerekir. yeniyi aramanın alt başlıklarından birisi sayılabilir mi? Yoksa. Her taraf vızır vızır. böyle bir girişimin içinde olması. «Neden yasal parti?» sorusunun mutlaka cevabı verilmelidir. olmaz mı?» sorunu değildir. «günümüz Türkiye'si koşullarında neden yasal parti?» sorusunun yanıtı mutlaka verilmelidir. «Marksis-Leninist parti yasal olur mu. Yasal zemindeki sendika. anlamı mı taşıyor? -Yasal parti konusundaki gelişmeleri izliyorum.bakıyorsun. Fındıklıklar. İktidar mücadelesinin temel örgütü olan partinin rengini «kimin iktidarı için».

İlk ateşi biz açtık. Sabah bulunduğumuz alanda kuşatılmış olarak bulduk kendimizi. bu koşuşturmanın bizler için olduğunu anlayamadık. helikopterler falan çekilmişti. Bizim dezavantajımız İlhan'ın ölmesiydi. Bölgeyi asker kuşatıyor. Belki de bu. Yoğun bir araç trafiği vardı. bir elveda anlamına geliyordu. özel ekipler imha için bölgenin içine giriyorlardı. Dağda sigarayı bırakmıştım. Ama. Ölmemişti daha. o da yaralı. Yalnız şunu hatırlıyorum.üç gün geçti buluşamadık. Bu arada. Onu unutmuyorum. kan izlerimizden bizleri buldular. Cavit ile gözgöze geldik. Cavit'in öldüğünü söyledi. bittiğinde öğle olmuştu. Bölgeyi en iyi bilen İlhan'dı. Arkadaşları kontrol ettik. Onu bıraktım. Biz ateş açtık dedim. Polisler sorguda söylediler. Tepeden dereye doğru inen bir yer. İlhan'la konuştuğumu hatırlıyorum. O duyguyu yaşamak lazım. İbrahim'le konuştum. Tam siper yattık. İlk çemberi dört kişi aşmıştık. Diğer arkadaşım yaralanmıştı. Biz ondan sonra çemberin tamamen dışına çıktık. İnsan beyninin en üst noktasında tetiktesin. nereden ateş ediyor belli değil. Bölge yoğun bir operasyon altında olduğu için. Çatışmayı biz başlattık. Çatışmaya elverişli bir alan değildi. haberin cevabı gelene kadar bekliyorduk. Yoğun bir şekilde kan akıyordu. İlk tespit edildiğimiz noktadan hareket ettik. İbrahim. Sabah altı sıralarında başladı çatışma. Birden teslim olun çağrıları başladı. biz de yaralandık. Kim nereye. Helikopterler üstümüzde uçuyordu. Bir yandan da tepedeki helikoptere ateş ediyoruz. birbirimize bakıyoruz. İlhan'ın ve Cavit'in düştüğünü gördüm. İkinci çemberde iki arkadaşımızı kaybettik. Bunlar. Yoksa. onu düşünüyoruz? Artık. Ve biz devam ettik. helikopterle önümüze adam indirmişler. can pahası bir kaç saniye tabii. Kuşatmayı nasıl yarabileceğiz. Yakınlarda bir açıklık alan var. çatışma atlatıyorsun.bir grupla buluşmamız var. Sıkıştığımızı anladık. Pusuya yatanların sırtına basarak yürümüşüz. İki. Ama kan izinden yakalandık. . Önde İlhan vardı. İlk noktadan epey uzaklaşmıştık. Tarayarak ilerledik. Biz. bir süre daha gittik. Doğrudan bir ihbar gitmediği sürece kurtulabileceğimiz bir alandı. Yıkılıyor ortalık. Benim yapabildiğim dört bir yanımı taramak oldu. Peşpeşe iki sigara içtim. Gece bölgede bir şeylerin döndüğünü sezdik. Cavit'e baktı. O gün gündüzü ormanlık bir alanda geçirecektik. Atlatabilirdik. Yol boyunca pusuya düşüyor. Telsiz konuşmalarından kuşatıldığımızı anladık. Arkadaşlarımızın olabileceği bölgelere haber bırakıyor. Ama tepki de vermiyordu. Tekrar taramayla karşılaştık.

Halen Ankara'da yaşıyor. Sanırım. 1964. Artık devrimcilerle daha yakın temas imkanı buluyordum. -Özgeçmişinizden başlayalım. Faşistlerin etkin olduğu bir okulda okumanın verdiği sıkıntıların dışında ideolojik ve siyasal olarak kendimi geliştirme olanağım olmadı. Elazığ genelinde faşistlerin yoğun saldırıları vardı. . Neyse. direnme savaşı veriyorlardı. Dev-Genç ismini o tarihlerde duymaya başlamıştım. Ama siyasi anlamda bir şeylerin farkına varmam.Niye Dev-Genç'i seçtin? -O dönemde bir şeyleri araştırarak. bir tercih yapmak zorunda bırakıyordu.Saat. Kimi değerler. -Yoksul bir aileden geliyorum.. Evin tek çocuğuyum. Mahirlerin isimleri bende belirli bir merak oluşturmuştu. kimi ilişkiler seni bir yerlere götürüyor. dernek çalışmaları ve . Ortaokul yıllarında Denizlerin. ailemizde sosyal demokrat bir gelenek vardı. Bu arada okulu bitirdim. HIDIR TOKTAŞ .65 yıllarında Elazığ'a yerleştik. lise sona doğru oldu. Benim tercihim de Dev-Genç'ten yana oldu. Genel olarak onlara teslim olmama şeklinde bir tavrım vardı. Okuduğum okulda faşistler hakimdi. oniki otuz falandı. alevi olmamızın da etkisiyle.1959 Elazığ doğumlu. 8 sene cezaevinde kaldı. okuyarak Dev-Genç'li olmam mümkün değildi. Devrimciler var olma. Aynı günlerde mahallemizde dernek kurma çalışmalarına katıldım.

Mazgirt'e gönderdiler. ben Tunceli'ye o yapının içinde yer almak için gittim. -Tunceli kent merkezinde mi bulunuyordun? -Hayır. Süreç yavaş yavaş sıkıntıları da beraberinde getirdi. .mahallede yaşanan olaylar nedeniyle aranır konuma düştüm. Mazgirt'te yeni başlayan bir çalışma vardı. Devrimci Yol'un ülke genelinde gösterdiği gelişme Tunceli bölgesinde de belirli bir sempatinin oluşmasını sağlamıştı.Dev-Genç'in belirli bir gücü var mıydı Tunceli'de? -78-79 yılları için söylüyorum. Hozat'ta. Tunceli merkezine sonra girdim. Önce kazalarında bir süre kaldım. arkadaşlardan görev istedim. . Tunceli'de sivil faşistlerin olmamasından kaynaklanarak. Dergi dağıtıyorduk. Beni. Köylerin sorunlarıyla ilgileniyorduk. Burada. Belirli düzeyde bir gizlilik içinde bulunuyorduk. Orada saklanmaya çalışıyordum. -Neler yapıyordunuz siyasal çalışma adı altında? -Kendi iç eğitimimizin yanında Köylere dönük çalışmalar yapıyorduk. Zaten. Ailemle artık görüşemiyordum. Seyahat kısıtlıydı. belirli bir gücü vardı. Barınabilmek amacıyla Tunceli'ye geçtim. propaganda yapıyorduk. Aranır konuma düşünce belirli rahatlıklar ve özgür ortam yok oldu. daha çok siyasal bir çalışmanın içinde buldum kendimi.

Pratikte ona denk düşen bir tarzınız var mıydı? . Kısa dönemli çalışmalardı bunlar. Bu zamanla devrimcilerle faşistler arasında bir gerginliğe dönüştü. -Peki bu süreçte belirli bir siyasi eğitimden geçtin mi? -Zaman zaman bazı kitapları okuma fırsatım oluyordu. kısacası Devrimci Yolcu olmaya başladım. Elazığ çok çatışmalı bir bölgeydi. Bu dönemde Devrimci Yol'u öğrenmeye. Bölge açısından ise. alevilerle sunniler rasında bir gerginlik hakimdi. Böyle bir dönemdi. -Yani yalnızca pratiğine bakıp mı seçtin Devrimci Yol'u? -Bir anlamda öyle. En azından benim açımından öyle oldu. Her günü dolu dolu yaşıyorduk.Bütün bu süreç içerisinde zaman zaman Tunceli merkez ve Elazığ'a çalışma yapmak için gönderildim. Günde iki üç kişi ölüyordu. Kimi tartışmalar yapılıyordu. Ama bütün bunlar sistemli bir teorik çalışma anlamına gelmiyordu. Sürdürülen mücadele sonucunda faşistlerin bölgedeki etkinliği kırılmaya başladı. -Devrimci Yol teorik olarak halk savaşını savunan bir hareketti.

merkezden gelen arkadaşların katıldığı tartışmalarda çıkmıştı bu görüş. bizlere mutlaka danışılıyordu.-Ben illegal yaşama geçtikten sonra kimi tartışmalara katıldım. Erzincan. 80 öncesinde yapılan çalışmaların meyvesini alıyorduk. Hozat. Mazgirt. gerilla savaşı. Köylülerle ilişkilerin canlı tutulması. 1980'lere gelindiğinde Tunceli ve çevresinde Devrimci Yol etkili bir güç durumuna gelmişti. Bu gelişmenin çerçevesinde gerilla birliği kurulması gündeme gelmişti. Zaten Tunceli bölgesi 1938 yılından bu yana bu tip çalışmalara yatkın bir bölgeydi. Örneğin. -Bölgesel gerilla birliğinin kurulma tartışmaları sizin bölgenizle mi sınırlıydı? . Devrimci Yol'un hem bölgenizde hem de ülke genelinde ciddi bir güç haline geldi. Devrimci Yol içindeki gelişmeler biraz daha iradi oldu. Tunceli'de herhangi bir eylem yapılacağı zaman. Vardı tabii. şunu söylemek gerekiyor. Tunceli bölgesindeki çalışmalar daha çok kırsal alana dönüktü. daha 12 Eylül öncesinde bölgesel gerilla birliğinin kurulması tartışmaları yapılıyordu. köylerin sorunlarıyla ilgilenme uzun vadede düşünüldüğünde böyle bir çabanın ürünleri olarak değerlendirilebilir. Özellikle Devrimci Sol ayrımından sonra. Çemişkezek. -Genel bir soru olacak. Zaten. tartışıyorduk.. 12 Eylül sonrası kırsal alana zorunlu olarak çekildiğimizde şunun farkına vardık. Ön çalışma sayılabilir. Uzun süreli halk savaşı. Malatya ve Tunceli bölgelerini içine alan bir bölgesel güç olacaktı. Buralarda bir güç durumuna geldik. Elazığ. Bunları konuşuyor. Özellikle merkez. Bunu neye bağlıyorsun? .Şimdi.

Ne değiştirecekti ki askeri darbe. Ama askeri darbeye dönük tartışmaların fazlaca bir etkisi olmadı. Bölgede gelişmeler ne yöndeydi? Bir askeri darbeye doğru gidildiğinin tespiti yapılıyor muydu? Bunu hissedebiliyor muydunuz? -1978 Maraş katliamından sonra bölgede durum farklılaşmaya başlamıştı zaten. Devrimci Yol'dan yana tavır koyan insanlar bir elin parmakları kadardı. Ama hepsi o kadar. -Ne olacağını tam bilememek değil de. Elazığ'daki faaliyetlerimizde belli bir daraltılmaya gidilmişti. Elazığ sıkıyönetim bölgesi içinde kalıyordu. Çatışmalar daha da yoğunlaşacaktı. daha merkezi sayılabilir. Daha daralacaktık. diye düşünüyorduk. şehir merkezlerinde barınma olanağı oldukça azalmıştı. Tunceli'de THKP-C'li olan arkadaşların varlığı. katkıları söz konusu. Devrimci Sol ayrımı sırasında. Kırsal alana daha fazla ağırlık verilmeye başlandı. Çünkü. Bunun da etkisi oldu. eski gücümüzü bile ikiye katladık. Darbeyle ne olacağını tam kestiremiyorduk. Bu ağırlık sanırım biraz da mecburiyettendi. -12 Eylül'ün geldiği tespiti yapılıyordu. Ama bir yıl geçmedi. Devrimci Sol ayrımından sonra Devrimci Yol için gelişmeler daha iradi. o anki örgütlü gücünüze duyduğunuz güven mi böyle düşündürüyordu sizleri? . Ama onun ötesinde Devrimci Yol'un yürüttüğü mücadeledeki tutarlı tavrın ve insana yakın ve sıcak politikaların da etkisi olduğunu düşünüyorum. Teorik olarak mücadelenin daha da keskinleşeceğini düşünüyorduk yalnızca.-Elazığ'da. Bölge için söylüyorum.

öylesi bir döneme hem siyasi hem de askeri açıdan kendisini hazır hissetmesi. O güne kadar sivil faşistlere karşı girişilen çatışmalarda ciddi bir kayıp verilmiyordu. Gelseler dahi biz bu işi yürütürüz. Hem kendine hem de siyasi yapıya karşı güven. diye düşünüyordum. Hepimiz o yaşları geçirdik. Böyle. Duygularımızı.. özellikle. -Evet. bana pek inandırıcı gelmiyor. -O yaşta bir gencin.-Biraz da onun etkisi olabilir. -Peki aynı soruyu bireye yani sana dönük olarak sorayım. hayata karşı acemiliklerimizi düşününce. Ne olacaktı. bir güven vardı. keskin çatışmaların yaşanacağı bir döneme hazır hissediyor muydun kendini? Kaç yaşındaydın? -1980 yılında 19-20 yaşlarındaydım. sorundan söz ettin. Kendine duyduğun güveni yitirdiğini söyledin. 80 ortalarında kendime karşı duyduğum güveni yitirmeye başladığımı . isteklerimizi. -Dediğimi gibi. aynı çatışmalar daha üst boyutlarda sürdürülürdü. -Bir ara kendinle ilgili bir sıkıntıdan. Üstesinden geliriz düşüncesi hakimdi..

her konuyu rahatça tartışamama gibi. ayrıldık. Ne radyo var. . Ben yeni gelmiştim zaten. Sabah her tarafın askerle kuşatılmış olduğunu gördük. Yeni bir eve taşınmıştık. Silahlarımızı saklayıp. Neden kaynaklandı tartışılır ama biraz da gençlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Tunceli'ye geçmek. Elazığ kent merkezinde bulunan arkadaşlar böyle bir fırsatı bulmuşlardır sanıyorum. cezaevini de sayarsak. kendimi ifade edememe. Duygusallık. -Sokağa çıkma yasağının bitimini beklemeden mi geçtiniz Tunceli'ye? . Kuşatmayı yararak mahalle dışına çıkmayı düşündük.İki üç gün bekledik. onbeş yıllık bir zaman içinde yaşadığım en zor günlerdi benim için. Yine bir mahalle araması olarak anladık kuşatmayı. -Elazığ'da genel bir değerlendirme yapma fırsatı bulamadınız mı hiç? -Yok olmadı. Yapacağımız tek şey vardı. mahalle dışına çıkamadık. Askeri darbe olduğunu öğrendik. cinsellik. malzemeleri saklayıp.hissettim. -12 Eylül'e gelelim istersen. Tabii. O günlerde yaşadıklarım. Evde dört arkadaş kalıyorduk. Nerede karşıladın darbeyi? -Elazığ'da. Örgüt evi türünden bir şey. ne televizyon.

. Ama gelen giden olmadı. Bekledik. Sanırım. Bir süre sonra evden ayrılıp Tunceli'ye ulaştık..-O üç boyunca herhangi bir çatışma. Gerillacılığa ilk adım sayılabilir. Coşku mu. Mevcut ilişkilerin yeni oluşumlarla sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyordu. -Nasıl bir süreç bekliyordu sizi? Neler yapıldı ilk günler? -Tunceli'nin bir köyünde geniş katılımlı bir toplantı yapıldı. tedirginlik mi. operasyon gördünüz mü? -Evimiz tespit edilmiş olabilirdi. -O topluluğun genel ruh halini öğrenmek istiyorum. yüzden fazla arkadaş vardı. Çatışmaya hazır bekledik. sıkıntı mı. -Öyle forum şeklinde olmadı yani. Belirli sayıda bir arkadaş grubu da Tunceli kırsal kesiminde kalacaktı. ne hakimdi? Böyle bir gözlem yapabilme şansın oldu mu? -O gün köyde 100 kişi falan vardı ama toplantılar dar yapıldı. İlişkiler daraltılacaktı.

daha sonra yanıma gelip «sen kırsal alanda kalacaksın» dediler. Mevcut silahlar pay edildi. Tunceli'nin değişik kırsal alanlarına gönderildi. Herkes silah alsın dediler. Siyasal ağırlıklı ve barınmaya yönelik çalışmalar yürütecektik. -Sözünü ettiğin bölgeye geçince. bir kaç arkadaşla Hozat tarafına gidecektik. Bir kısım arkadaş Elazığ'a.-Sadece sorumlu düzeydeki insanların ve bölge dışından gelen insanların katıldığı toplantılar oldu. Tunceli merkeze. Herkes . Daha önce yapılan çalışmaların üstünde geliştircektik ilişkilerimizi. İki arkadaşla Ovacık'a gittik. Bölgeyi hiç bilmiyorduk. -Köyde bekleyen herkes dağıldı mı? -Bir anlamda dağılma oldu. anlatır mısın neler olmaya başladı? -Çemizkezek bölgesinde kısa bir bekleyişten sonra beni Ovacık'a gönderdiler. Biz köyde bekledik. -Silahınız falan ne durumdaydı? -Dağılmadan önce köyde belirli sayıda silah vardı. Biz.

Her defasında daha iyisini yapıyorduk. Başta da söyledim. yarın. köylülerin yardımıyla bir şeyler yapmaya çalıştık. -Bölge düzeyindeki ilişkilerinizden söz eder misin? Devrimci Yolcu olup da. geçmişte olan ilişkilerin ötesindeki ilişkiler sonradan oluşturuldu. Bölgeyi bol bol geziyorduk. barınak. sığınak. silah. Bölgede silahtan anlayan birisini buldum. Silahımı nefis bir duruma getirdi.aldı. Sırt çantası. 81 başlarında merkez komitenin yakalanması bizim üzerimizde sarsıcı bir etki yarattı. açıktan silahlı bir şekilde gezmiyorduk. Tunceli bölgesinde faaliyet yürüten diğer gruplar ne durumdaydı? -Tunceli bölgesinde. ne yiyordunuz? -Dağlık. El yordamıyla. Gündüz. herhangi bir çatışmaya girmememiz şeklindeydi. köylerin örgütlenmesi türünden çalışmaların içine girdik. 12 Eylül öncesine göre daha dikkatli davranıyorduk. Önce sığınak yapma işine giriştik. Gerilla faaliyetlerine uygundu. ormanlık bir bölgeydi. Yani. Çünkü. yiyecek. Öğrenmeye. Uzun sürecek bir mücadeleye hazırlık yapacaktık. Bize söylenen. Tomsonumun olmasına bir açıdan sevindim. -Ovacık bölgesinin özellikleri neydi? Neler yapıyordunuz? Nerede kalıyor. . Bana kırık dökük bir tomson düştü. 50-60 gerilla geldiği zaman onların barınabileceği bir ortam hazırlayacaktık. tanımaya çalışıyorduk. silah kılıfı falan. Postalı ya devrimciler ya da askerler giyiyordu. Halk arasında kara lastik denilen ayakkabıyı seçtik. Ama sığınak ne? Nasıl yapılır? Hiç bir şey bilmiyoruz. Ayakkabı bile sorun oluyordu. Hem rahat edeceksin hem de dikkat çekmeyeceksin. Biz de. Mahir'in de silahı tomsondu. Silahım kırık döküktü.

Ayrıca biraz daha kalabalık bir grup ise geziciydi. Hozat yörelerinde ekipler vardı. -Peki ilçe ve il merkezleriyle ilişkileriniz ne durumdaydı? Organize bir ilişkiden söz etmek mümkün mü? -Çok sistemli olmasa da belli bir ilişkiden söz etmek mümkündü. Elazığ. Bir süre sonra öyle bir hale geldik ki . Bazı köylerde önemli adımlar atıldı. Artık tamamen içimize dönmüştük.. kendi aramızda tartışmalara yol açtı. Köylerde köy komiteleri oluşturma çabalarımızı yoğunlaştırdık. Başlangıçtaki gerillaya alt yapı hazırlığı yerini yakalanmamaya bıraktı. Karadeniz bölgesindeki arkadaşların yoğun çatışmalar içinde bulunduğunu duyuyorduk. Bu türden olumsuz gelişmeler. Bir süre sonra bu kesildi. Bizim de zaten. diğer ekiplerle değil. Mazgirt. -Ovacık dışındaki bölgelerde bulunan arkadaşlarınızla ilişkileriniz ne düzeydeydi. -Tunceli'nin önemli bir kesiminde kırsal faaliyet vardı. herhangi bir grup bölgeye girse. Tunceli civarında 8-10 ekip bulunuyordu.Biz bölgede yerleşmeye çalışırken. Tunceli. Gruplar genellikle üç beş kişiden oluşuyordu. çok kısa bir süre sonra haberimiz oluyordu. bölgede gezen ana grupla ilişkimiz vardı. Karakoçan. Pertek. . Ne zamana kadar böyle bekleyecektik.. Silah açısından daha donanımlılardı. 12 Eylül'den belli bir süre geçmesine rağmen merkezden gelen arkadaşların denetimi oluyordu. Bölgede koordinasyonu ve siyasal faaliyeti organize ediyorlardı. İlişkiler noktasında bayağı bir mesafe katettik. Karadeniz'de arkadaşlarımız ölüyordu.

Koskoca dağları. bir arkadaşımız da yakalanıyor. 82'nin ilk aylarında bir arkadaşımızı kaybettik -Kimdi o arkadaşınız? -Hasan Gök. Sabaha karşı ayrılıyorduk.. İhtiyaçlarımızı karşılamaya köylere giriyorduk. Bu çalışmalar ve faaliyetler içinde barınma ve korunma amacımız olmasına rağmen. 80 askeri darbesiyle birlikte yeni bir sürece . -80-82 arasına genel bir yaklaşımda bulunursak neler söylenebilir? -Bu süreci bir bütün halinde düşündüğümüzde. ovaları düşünecek olursak. Köylülerle olan bu ilişkimiz sayesinde bizi arayan arkadaşlarımız bağlantı kuruyorlardı. Bize haber vermeye gelen bir grup pusuya düşüyor.-Arkadaşlarınız sizi nasıl buluyordu. -Bu süreç ne kadar devam etti böyle? -82 Haziran'ına kadar böyle sürdü. -Biz sürekli dağlarda kalmıyorduk.. 1979 Sıkıyönetim uygulamasıyla başlayan örgütsel yeniden yapılanma. Hasan arkadaş vuruluyor. Duruma göre değişiyordu tabii.

Artık devrimci olmanın bedeli budur diye düşünmekten daha ötesini çözümleyemiyordum.HK gibi. Tunceli halkı oldukça yoksuldur.evrildi. sorsan. her evde ekmek ve çökelek veriliyor. Bu sıkıntılar atlatılacak mıydı.Geçen hergün bunu pekiştirdi. Gerilla savaşına hazırlık yönündeki çabalar. güvenin zayıflamasını doğurdu. bu ihbarcıyı devrimcilere zarar verme noktasından uzaklaştırmak oldu.. nereye kadar böyle gidebilirdik. Çay lüks sayılıyordu. deşifre ettik. bize zarar vermesinin önüne geçmeye çalıştık. «Yaptım. diğer gruplar gitti ama kimseyi geri çevirmediler. ama beni kurtarın bu durumdan» dedi. Örneğin. O dönemde bizim dışımızda da gruplar vardı. Devrimci Yolcular iyi insanlardı. Çevresini daralttık. akrabaları aracılığıyla bize haber iletti. ilişkilerimiz olmadığı için kendi çevresinde dönen ve giderek daralan bir biçime dönüştü. İhbarcıya karşı takındığımız tavır. Ama o yoksulluklarına rağmen devrimcilere herşeylerini veriyorlardı. Belki bugün gitsen. Devrimci Sol. Bu açık açık tartışılmadı. -Peki süreç boyunca halkla ilişkileriniz ne düzeydeydi? -Halkla ilişkilerimizde hep sevgi ve saygı boyutu vardı.? Bütün bu sorular yavaş yavaş kafamda yer edinmeye başlamıştı. iki . PKK. Siyaseten önümüzün açık olmaması giderek umudun. Öyle köyler var ki. Belki aynı gün içinde biz gittik. diğer grupların öldüreceklerini duyurdukları bir ihbarcı. Yalnızca. örgütsel darbeler ve merkezi bütünlüğün yitirilmesinden sonra barınmaya ve korunmaya yönelik faaliyetlere dönüştü ve giderek de politik olarak önümüzü açamadığımız için. derler. Bu bizim siyasal kültürümüzden kaynaklanıyor. Evinde ekmeği dahi olmayan bir insan sana umut bağlamış. Biz hiç bir zaman bir ihbarcıyı öldürme yoluna gitmedik. Türkiye genelinde de devrimci hareketin aldığı ağır darbeler bizleri olumsuz etkiledi. temiz insanlardı. TİKKO.

Aradan onbeş gün geçmeden yeni bir ekip geldi. cephe kurulduğu duyurulmuştu. hazırlıklara başladık. En zor koşullarda. «evde hiç un yok» dedi. Öyle pek siyasal kimliği olan bir insan da değildi. Konuşmaya başladılar. Mutlaka siyasal bazı yaklaşımlar ve destek vardı ama ağırlıklı olarak bizleri kendilerinden birileri olarak görmeleri. asker köyün içine yerleşmiş. bizim çocuklar. iki de kendileri. Neyse. Böyleydi Tunceli halkı. Çağırdım. Ne yapacağımı bilemedim. İki arkadaşı dışarıda bırakarak ben eve girdim. Yurtdışına çıkacağımız söylendi. Ovacık'ta. Tek bir gözde kalıyorlardı. O dönem. Devrimci Yol'u seven. . Yalnızca. bizleri tanıyan bir insandı.ekmeğinden birisini sana veriyor. «Bize ekmek lazım» dedim. o. bir tartışma yaşadınız mı? -Yok. daha önce. altı insanın yiyeceği yok. açıklama gelmedi. şehirlere gideceğiz. Özür diledim. uzun süredir kentlere inmiyorsun. Benim aklıma ilk gelen. sonra Diyarbakır. daha önce söylemiştim. O an bütün dünya başıma yıkıldı sanki. kapısını sana açıyor. Yani sabah uyanacaklar. Karısını uyandırdı. Gecenin bilmem kaçıydı. Ayrıldık. Düşünsene. oldu. Perdenin öbür yanına geçti. Yolculuk epey sıkıntılı geçti. altı kişilerdi. örneğin. -Bölgeyi terk edişinize dönelim. yardım etmeliyiz. gibi duygusal yaklaşımlar söz konusuydu. Beni derinden etkileyen bir olayı anlatmak istiyorum. yurtdışında belli ilişkilerin oluşturulduğu. İlk önce Hozat'a geldik. dağda kalmamızın bir anlamı yok. Diyarbakır'a geçeceğimiz söylendi. Birgün ekmek ihtiyacı duyduk. Yakın bir köyde bizi destekleyen bir köy bakkalı vardı. Oraya giderek bizim adımıza bazı ihtiyaçlarını almalarını söyleyerek oradan ayrıldık. İki keçisi vardı. Önce Elazığ. Bu bağlılığın siyasal olarak bilinçlenme. Başkaca bir şeyleri yoktu. Dört çocuğu. pusuya düştü. Bir açıklama. bilinçli bir siyasal desteğin kesin ifadesi olduğunu söylemek pek doğru olmaz. Niye açık açık söylemediğini sordum. Bizi almaya gelen ekip. Erzurum maden ocaklarında çalışmış. Yalnız. «hazırlanın» dediler. Karısının sesini duydum. yeni bir toparlanma sürecine girildiği. bu söylenenler umut ışığı olmuştu bizim için. Yeraltı Maden İş üyesi bir işçi arkadaşımız vardı.

Silah kullanmadan tut da bir gerilla için gerekli olan şeyler öğretildi. Günün on oniki saati böyle geçiyordu. Bu kamp süresi böyle geçtikten sonra bizi Lübnan'a götürdüler. yurtdışında eğitimden geçeceğimizi falan. dört ay boyunca siyasi eğitimden geçtik. Durumu anlattı. Eylül ayıydı sanıyorum. Bir tedirginlik. Önce Hatay'a. Tunceli bölgesinde sorumlu düzeyde olan arkadaş geldi. Akşama doğru. Kamp. Bir kısım çadırlarda. O arkadaşın evine gittik. Burada. «Yeniden Türkiye'ye döneceğiz» dedi. sonra sınırdan Suriye'ye geçtik. O bekleyiş sırasında. bir kısım evlerde kalıyordu. Geçmişin değerlendirilmesinden geleceğe dönük projelere. Cephe kampı. -Yalnızca Devrimci Yolcuların bulunduğu bir kamp mıydı? -Evet -Kaç kişiydiniz kampta? -Dönem dönem eğitime alınıyordu insanlar. Diyarbakır'da bana daha önce söylenen gün ve saatte bir arkadaşla buluştum. Orada bizlere askeri eğitim verildi. Bir hafta içinde Suriye'ye geçecektik. Son siyasi gelişmeleri. bir arkadaş polisle girdiği çatışmada öldürüldü.insan içine çıkmıyorsun. silahlı eğitimin yapıldığı bir kamp değildi. Sanırım bir aksilik olmuş. şam yakınlarında bir kampa götürdüler beni. . Diyarbakır'da 2. Orada Filistinlilerden alınan bir askeri kamp vardı. korku.5 ay bekledik. Bizim dönemde yüze yakın insan vardı. sosyalizm tartışmalarına kadar pek çok konuda yapıldı eğitim.

. Ha. tam olarak bir şeyler söyleyemem. Zaman zaman. . Sevgi. Askeri faaliyetler zemininde bir siyasi çalışmanın yapılabileceği noktasında hareketimizin önü açıldı. kimler geçiyor kafanın içinden? O ortamdan çıkmayı. Hozat'tan yola çıktığım zaman yanımda yiyecek vardı. aileni özlüyorsun. Ama ben bitmiştim. ne tür duygular taşıyorsun? Yani. Ama. Tabii bu sıcak pratik içinde böyle. kaybolan umutların tekrar ortaya çıkmasını.Tabii bu süreç. Bir yere gitmem gerekiyordu. kendi kendime. Onu da bir mola yerinde unutmuştum. 81'in kış aylarıydı. ne bileyim. Kar yemeye çalışıyordum. Soğuk. battaniyenin içinde gökyüzünü seyrederken çok karmaşık duygular yaşıyorsun. kampta geceleyin yatağa girdiğinde. Türkiye sınırından çıktıktan sonra bir rahatlama oluyor. öldürülme korkusu yok. yorgunluk. bütün bunları yaşamak zorunda mıyız. 5-6 saatlik bir yolculuktan sonra gideceğim yere on dakikalık bir yol kalmıştı. neler. Yaşayamadıklarını yaşamadığın halde özlüyorsun. soğuktan donma tehlikesi bazen de aç kalma gibi. yine de kendimi zorlayarak köy evine ulaşabilmiştim. Yakalanma yok. Uzun yolculuklar. doğrusu. Ölümle yüz yüze kaldığımda da kalıcı bir etki bırakmadı bende. 1980-81-82 yıllarında dağda. -Bir birey olarak. Donmama az kalmıştı. Aklıma daha çok yakalanma ve işkence geliyordu. kurtulmayı. kar. diyordum. Köylüler yetişip kurtardılar. hiç yaşamamayı düşündüğün oldu mu? Tabii bunlar hep insani duygular. Sabah uyandığında ise yeni günün zorluklarıyla karşı karşıya kalınıyordu. cinsellik. Tek başımaydım. Artık korku yaşamayacağım diyorsun. -Dediğin gibi. Daha rahat yaşayamaz mıydık? Aynı şekilde. Örneğin. o an başka bir yerde olmayı. ya da yaşadığın onca şeyi başa almayı. güven kaybının önüne geçilmesini getirdi. çamur.Türkiye'de yeniden siyasal bir güç olabileceğimize inanmaya başladık. açlık. öldürülme korkusunu yaşadım mı. yağmur.

sohbet ettikçe. İlişkide olduğun köylülerle de o türden bir ilişkiye giremiyorsun. Tekrar Türkiye'ye dönecektim.. -Askeri eğitim sürecinin bitiminde benimle konuştular. Tunceli'de dağda yaşarken pek kadın gerilla yoktu. En azından onları da kendimiz gibi görmeye başlıyorduk. daha sonra da Tokat'a geldik. Neyse. -Kampta kadınlar var mıydı? -Vardı. Hem siyasi hem de askeri kampta. Bir grup arkadaş bizi karşıladı. Sivas-Tokat bölgesine gidecektim. sonra Sivas'a. cinsel sorunların. o rahat ortamda daha farklı düşünüyorsun. . Önce Mersin'e. Tokat bölgesinde bizi bir sığınağa götürdüler. Zaten bölgede kadın erkek ilişkileri pek rahat değil. Duygusal bir ilişki yani. Gideceğim bölge söylendi. Birisiyle ciddi bir ilişkiyi düşünmüyorsun. Duygusal yönlerin. -Kampın bitmesi. aile özlemin günışığına çıkıyor. yağmurluk falan. Ayakkabı. İhtiyaçlarımı giderdim. Alış-veriş yapmamız için bir miktar para verdiler. onları izlememiz kamp döneminde oldu.Yurtdışına çıktığım zaman.. Bir ara iki kişi vardı ama daha sonra onları da şehirlere gönderdiler. iki arkadaş Türkiye'ye girdik. Onları tanıdıkça. Kadınları sadece cinsellik açısından değerlendirmemeyi öğreniyorduk. Tunceli sürecinden sonra böyle donanımlı bir şekilde Türkiye'ye dönmek anlamlıydı. tartıştıkça kadın konusu kafamızda daha da netleşiyordu. Kadınları tanımamız.

Silahlarımıza bile uzanacak vakit kalmamıştı. AGB daha önceki ilişkilerle bizleri tanıştırdı. söylendi. Ana Gerilla Birliği'nin belli bir hat üzerinde çalışacağını söyleyip bizim de bu geçişe uygun alt yapı çalışmalarını yapmamızı istediler. ilişki kuruyor. Sekiz kişiydik. Görmek istediğimiz arkadaşın adını söyledik. Evsahibi çıktı. Bölgenin Yerel Siyasi Birliği olduğumuz. Bölge hakkında bilgi verildi. gitti ve bir daha dönmedi. çağırmasını istedik. -Genel bir değerlendirme yapabilir misin? Gerilla tarzı konusunda. Tunceli'de biraz daha rahattık. -AGB tarafından aktarılan bir eve gidecektik. Ne olduğunu anlamadan askerler içeri daldı. tanrı misafiriyseniz girin» dedi. Neyse. Tanışmamız gerekiyordu. En yakın eve girdik.. Bölge hakkında ayrıntılı bilgi verdiler. Bölgeyi tanımaya çalışıyorduk. Bir ara AGB'den arkadaşlar geldi. Bölgede operasyonlar yapılıyordu. Gecikince meraklanır gibi olduk. Biz dört kişi o bölgede kalacaktık. -Kısa bir süre sonra da yakalandınız sanıyorum. AGB'nin kimi çatışmalara girdiğini duyuyorduk. köye yaklaştık. Askeri faaliyetten daha çok siyasal bir faaliyet yürütecektik. Yani. Devrimci Yolcuyuz» dedik.«Biz devrimciyiz. Grubu ikiye ayırdılar. Sivas ve Ordu arasında kalan bir bölgenin yerel siyasi birliği olmuştuk. Bir gerilla için çok kötüydü bu şekilde yakalanmak. araziyi geziyorduk. Köyleri tanıyor.Sığınakta bir kaç gün kaldık. bugün için böyle bir tarzla sonuç alınabileceğine inanıyor musun? . Evsahibi «ben devrimci mevrimci bilmem. İçeriye girdik.

Yoksa. sürece ilişkin bir durumdur. ya da silahlı mücadelenin kırsal ve şehir diyalektik bütünlüğü içinde sürdürülüş biçimine teorik olarak inanıyorum. Ama burada bir sorun var. -Elbette. özellikle Latin Amerika ülkelerinde görülen bir sıkıntı bir tıkanıklık var. sosyalizm için. sürecin ve iktidarı ellerinde tutanların uyguladıkları siyasal ve askeri baskının ve şiddetin boyutuna göre bir tercih olarak görülmeli. -Ama bu tarzda. Ancak. dünyada ve özellikle Latin Amerika'daki gerilla mücadelesi ya da diğer bir deyişle silahlı mücadele ile iktidarı alma mücadelesi sorunu bugün hemen hemen herkesçe tartışılıyor..-Gerilla tarzına. silahlı veya silahsız olması. Zaten. «uğruna ölünecek bir rejimdir» diye düşünüyor musun? . o zaman siyasal mücadelenin önü daralır ve giderek kör bir askeri çatışmaya dönüştürülür. Siyasal hedeflere ulaşmada silahlı mücadele tarzıyla sonuç almak mümkün görünmüyor bana göre. Silahlı mücadelenin biçimlerinden biriolan gerilla savaşı ancak siyasal olarak önü açık. Biz gerillacılığı dönemin dayatması sonucunda yaşayarak öğrenmeye çalıştık.Yoksa iktidarın zorla ele geçirilmesi düşüncesinin halen doğru olduğuna inanıyorum. taktik bir evre olarak görülmesi gereken gerillla savaşı temel stratejili bir öneme dönüştürülür ki. Bugün de. hedefi amacı belli olan ve ülke koşullarında bu mücadeleyi meşru kılan bir siyasal güç tarafından yürütülürse anlamlı olur. siyasal bir güç olmayan bir yapının dağda silahlı mücadele yürütülebilmesi mümkün değildir. Bunun bir çok nedeni var mutlaka ama bence tıkanma. -Sosyalizm için ölümü göze aldın.

-Şöyle düşünüyorum; devrimcilik bir yaşam biçimidir. Gerillacılık da öyle. Kendimiz için söylüyorum. Bütün bunları yaşamamız gerekiyordu. Yaşadık. Bir şeyler yaptık. Bir noktaya kadar getirdik. O günler çok anlamlıydı. şimdi o kadar anlamlı gelmeyebilir başkalarına.

Sosyalizme inanıyorum. Bugün dünyanın, insanlığın geldiği noktaya bakacak olursak, sosyalizme her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ama bugün yine dağa çıkıp gerilla faaliyeti yürütür müsün, yaşadıklarını tekrar yaşamak ister misin diye sorsan; çok zor, derim. Belki de genç olmanın, fiziksel dayanıklılığın sonucu bu kadar zorluğa dayanabildik. Belki de benim için en önemlisi siyasal olarak inandığımız ve uğruna ölünebilir diyebildiğimiz değerlerin, bugün için beni tamamıyla motive edememesinden söz edebilirim.

Bugün bizim olan pek çok değer ayaklar altına alınıyor. Hem de kendilerine devrimciyim diyen insanlarca. Neyse, Türkiye gibi ülkelerde geleceğe dönük konuşmak pek anlamlı olmuyor. Gelecek kime ne getirir bilinmez.

-PKK'nın, Devrimci Sol'un kamuoyunun tepkisini çeken kimi eylemleri oluyor. Eski bir gerilla olarak, bu tür eylemleri sen nasıl değerlendiriyorsun?

-Uzun bir konu ama kısaca değineyim. İkisinin de gerillacılığı ya da eylemleri, siyasal hedeften yoksun hale gelmiştir. Var olup yok olma noktasında. Bu noktaya gelip dayanan bir silahlı mücadelede her şey mübağ görülür. Oysa devrimcilerin mücadelesinde her şey mübağ değildir, olmamalıdır.

-Son bir sorum, Devrimci Yol çevrelerinin yer aldığı tartıştığı ve muhtemelen yakın

zamanda kurulacak yasal parti ile ilgili. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?

-Denenmesi gerekir diyorum. Bana sorarsan, kafan yasal parti konusunda ya da illegal bir yapı konusunda açık mı? Cevabım, hayır olur. Böyle bir süreç zaten başlatılmış öyleyse, yaşanmalı ama geçmişi yok sayarak değil, geçmişi içinde taşıyarak yaşanmalı. Herşey bir tarafa, Devrimci Yolculuğun bir tarz olduğuna, bir felsefe olduğuna, yaşama bir bakış olduğuna inanıyorum.

AHMET ÇETİN. Giresun Devrimci Yol davasından yargılandı. İdam cezası aldı. 10 sene cezaevinde kaldı. Halen Ankara'da yaşıyor.

-Eski bir gerillasın. Konumuz belli. O dönemi konuşacağız. Bugün, burada değil de, başka bir yerde olmayı ister miydin?

-Başka bir yerde olmayı isterdim. Zaten sürekli başka bir yerde olmayı istiyorum. Neresi o başka yer? Buna yanıt vermeden önce, neden bir başka yerde olmayı istediğimi, bendeki bu isteği uyandıran dürtüleri kısaca anlatmak istiyorum.

Toplumla çok fazla barışık değilim. Gelenekleriyle, insanların tavırlarıyla barışık değilim. İnsanların olaylara, gelişmelere, sorunlara, duyarlılık veya duyarsızlıklar ına alışmış değilim. Bu nedenle barışık değilim. Örneğin günlük yaşamda düğünlere bile gitmek istemiyorum. O düğünlerdeki tarzlar bile bana yabancı. Herşeyin giderek imajlardan ibaret olması, çok yabancı. Yani kendinizi yaşayamıyorsunuz. Kendi içinizde de barışık olacağınız, insan ilişkilerinde doyumu yakalayacağınız bir yaşam değil bu. Bu

nedenle bu mekanda ve bu zamanda olmak sıkıyor insanı.

Nerede olmak isterdim? Bu sorunun yanıtı çok net benim için. dostluğu dayanışmayı, arkadaşlığı yaşayabileceğim, sohbetlerin gerçekten dost sohbeti denebilecek bir içeriğe sahip olduğu ilişkileri yaşayabileceğim ama aynı zamanda güneşi görebileceğim, rüzgarı hissedebileceğim bir ortam, bir yer.

-Cezaevinde de insan kendini özgür hissedebilir, böyle deniyor..

-Tabii ki, ama bu tarife daha çok dağ uyuyor. Çünkü cezaevinde eksik olduğunu hissettiğin bir şeyler vardır daime. Dağda gerçek özgürlük var. Dağ, yani yükseklik bu duyguyu pekiştiriyor. Coğrafya ayağınızın altında, olaylar, insanlar ayağınız altında. Herşeye o noktadan bakıyorsunuz. Nasıl tepki gösterilir, ne yapılabilir? Bu ortamda yanıtlara ulaşmada da daha bir berrak oluyor zihniniz. Stres yok, günlük yaşamın insanı sarıp sarmalayan ilişkiler yumağı yok, bunaltıcı atmosfer yok. Orada tarif edilmesi zor bir özgürlük var. Tabi ki orada olmak isterdim. Orada yaşama anlamlı bir müdahalede bulunduğunuzu hissedebiliyorsunuz. Ya da kendinizi akşam eve götüreceğiniz ekmeği düşünmekten başka şeyleri düşünür buluyorsunuz doğal olarak.

-Ama zor şeyleri...

-Tabii ki evet. İnsan açısından, insan olduğunu hatırlatan şeyleri düşünüyorsun. Ben insanım, bu ülkede yaşıyorum, bu ülkede insanlar var, dünya var, bu ülke dünyada bir yerde. Benim sorumluluklarım var diyorsunuz. Bunları düşünüyorsunuz. Bunlar, insanı insan olmaya yakınlaştıran noktalar. Sadece cüzdanındaki paranın ne kadarını harcayacağını düşünen bir insan olmaktan kurtuluyorsunuz. Böyle bir güzelliği var. Biz

bunu, bir dönem yaşadık. Yaşadık ama, her şey öyle kolay değildi. Herşeyden önce yaşamımızı sürdürebilme problemimiz vardı.

-Dinlemek kolay geliyor bana, gözlediğim kadarıyla anlatmak da kolay. Ama böyle kolay yaşanmıyor değil mi?

-Bütün zorluklar kolay unutuluyor. Ama böyle bir görüşmenin anlamı çok büyük benim için. Çünkü, Türkiye'de 12 Eylül sonrası bir takım insanlar dağlara çıktılar. Belli bir çaba içine girdiler. Bunları görüşeceğiz. Dağa çıkaran neydi? Hangi düşünceydi? Çıkıldı ne yapıldı? Bunları konuşacağız ama burada kritik bir nokta var. Arkadaşlar anlatmak istiyorlar ama öyle kolay anlatılmıyor. O günlerde efsaneler oluşmuştu köylüler arasında. Ali deniyordu örneğin, iki tüfeği omzuna vurmuş, yirmi jandarmayla çatışmış, otuz polisi durdurmuş. Halk arasında bire on katılarak anlatılır. Biz yaşarken çok da anlamlı gelmeyen ayrıntılar yaşamayanlara anlatıldığında, «bunlar yaşandı mı gerçekten, bunlar Türkiye'de mi oldu?» biçiminde hayret ve inanma zorluğu dile getiriliyor.

-Biraz da bugüne, bugünün insanına bakıp inanmıyorlar sanırım.

-Kuşkusuz. Bugün kendi küçüçük dünyasının dışına çıkabilen, özgürlük, eşitlik ideallerinin yön verdiği ilişkiler ve çabalar içinde kimlik oluşturma zemininde toplumsallaşabilen insan sayısı o kadar az ki. Ayrıca mevcut egemen kültür, herşeyi değersizleştirmiş, anlamı yalnızca yaşamaya indirgemiş. Ve bugünün insanı, kendi yaşamı için herşeyi elinin tersiyle itebilecek duruma gelmiş. İnsanlar kimliksiz, geleceksiz, rüzgarda savruluyor. Bir dala tuttunmaya çalışıyor. Dal olma çabası yok.

Belli bir çevrenin içindeydik. bu sürek avının hedefi durumundaydınız. bir yanda sizi düşman ilan eden. Ve bugün o dönemin anlatılmasını zorlaştıran yan bu. mahalleleri insan avının. nedamet gibi. Kurtuluş şansınız var tabii. Ve siz peşinizde donanımlı avcıların koştuğu. Ama zaman geldi.-İnsanları dağa çıkaran nedenler neydi? -Bu soru kritik bir soru. sol kimliği taşıyan insanlar olarak. şöyle bir psikoloji yaşanıyor. muhtemelen yakalandığınızda sonucu ölüm olabilecek bir serüvenin içindesiniz. kimlik kontrolü yapılıyor. şüphelenilen gözaltına alınıyordu. Muhtemel bir ölümü düşünerek yaşamak nasıl bir duygu? -Şimdi. -Ölüm bu sözcükten ibaret değil elbette. evleriniz talan ediliyor. Bu ortam içinde. Karşı karşıyasınız ve sizin hiç bir biçimde. O ilişkiler içinde Türkiye'nin sorunlarına duyarlı olmaktan kaynaklanan ortak bir tavır alış içindeydik. Sürekli arkadaşlarınız yakalanıyor. Yani 12 Eylül sonrası o sürek avı içerisinde öyle net bir kamplaşma yaşandı ki. kurtuluş şansınız yok. genel bir tabirle söyleyeyim. Caddeler boydanboya kesiliyor. Evler basılıyor. Artık yaşadığınız günler içinde yaptığınız ve yapabileceğiniz şeyleri kar sayıyorsunuz. sizi avlamaya çalışan güçler. diğer yanda siz. bilindiği gibi 12 Eylül oldu. adına çatışma deniyordu. yurtdışına gitmek. sürek avının yaşandığı yerler oldu. Ölümü düşünmekten çıkıyorsunuz. Biz kentteydik. . hiç bir kurtuluşunuz yok. insanlar öldürülüyor. Bu av size karşı düzenlenmiş. Ankara sokakları. Ankara'da üniversite öğrencisiydik. dağa çıkmadan önce. Politika üretmeye çalışıyorduk. Böyle bir psikoloji yaşıyorsunuz.

«Evet. Bugün dağı anlatmanın zorluğu da buradan kaynaklanıyor.» Bizim dağ maceramız böyle başladı. o koşullar kendi kültürünü yaratıyor. Evet. daha güzel. evet. bu ülkenin muhalefet tarihinde hiç görülmemiş güzel bir örnek yaşanacaktı.. Cezaevini. -Randevunuzu dağa verdiniz yani. bugün sağsınız. Bu düşüncelerle gittik. Önümüzü çok fazla göremiyorduk. net bir . Orada buluşalım dedik. -Evet. Burada konuşuyoruz. «bu saflaşma içerisinde. dağa ölmeye gittiniz ama. Evet. randevüyü dağa verdik. muhalefetin yüksek olduğu koşullarda. Çünkü. siz bizden güçlüsünüz. Bu aslında bir yanıyla da çok romantik bir yaklaşımdı. ölelim dedik. dağa ölmeye gittik.Yapabileceğimiz daha anlamlı. sokaklarında ya da bir gecekonduda sıkıştırılıp ölmek yerine. hatta ölmeyi öyle ürkütücü bir şey olarak görmüyorsunuz. daha güçlü ne varsa onları yapmaya çalışalım. Yani. Çünkü. ölümü çok kolay bir şeymiş gibi görüyorsunuz. ülkemize bir bakalım. o zamana kadar. geriye anlamlı ve güzel anılar bırakarak. Toplumsal duyarlılığın. gelen her türlü bela kabulumdür» demişsiniz. onu söylemeliyim. ve sonra o mekanlarda kendimize. işkenceyi. Bütün bunlarla birlikte düşündüğünüzde. Kentte sıkıştırılmıştık.Öyle bir hale geliyorsunuz ki. ölürsek hiç değilse. İnsan olmanın formülü buydu. «Yaşamda kalma süresini uzatabileceğimiz mekanları düşünelim önce. emrinizdeyiz» dememekti. bu kentin varoşlarında. insan olmayı sürdürmenin tek yolu direnmekti. Ve onurumuzu korumanın.

Anadolu'nun ilk gerillası sayılabilir. devrimci. Yalnızca üstünü örttü. Devrimci Yol o dönemde. Ne yazık ki biz. düşüncesi. Toz duman içindeydi herşey. Devrimci Yolcuları Anadolunun ilk gerillası yapan neydi? Nasıl bir siyasal kültür vardı ki. Neydi Devrimci Yol'u böylesine öne çıkaran? Onun yarattığı kültür neydi? Bizler Devrimci olmaya ilk adımı attığımız ana kadar belli bir kültürün içinde tanımlıyorduk kendimizi kuşkusuz. Ama yeterli değildi. Bugün için ne söyleniyor. ayrışmaya başladığı koşullarda. Devrimciler toplumun kendilerine kazandırdığı değerleri yok edemedi. içselleştireceğimiz. Belki kimi kapalı ilişkiler içinde yaşanmış olabilirdik. Ama o ilişkiler ortadan kalktığında. bizler «geçmiş değerlendirmesi» adına bolca laf yerine. Nurhak. şunu yapmak zorundayım. Buradan Devrimci Yol'a gelmek istiyorum. Örneğin. bize miras kalmamıştı. İnsanlar Fatsa'yı duyup geldiler ama Fatsa'da Devrimci Yol'u buldular kaşılarında. günümüze bakmayı yeğledik. Pek çok heyet gelip gidiyordu Fatsa'ya. Gençtik. ilerici değerler sistemiyle buluşamadık devrimciliğe adım atarken. Fatsa. ne yapılıyor ona baktık. pek çok Avrupa ülkesinin dikkatini çekmişti. kendimizi içinde bulacağımız. O koşullarda bir saflaşma yaşanıyordu.staratejiye sahip değildik. öykünmekten ve örnek almaktan kaçınamadığımız bir mücadele örneği söz konusuydu. Belli bir yetişme tarzımız vardı. . genelleme yapılırsa eğer. küllenen eğilimler açığa çıktı. -Devrimci Yol'un 1980-85 arası kır pratiği. «Ben devrimciyim. 12 Eylül sonrası ahlaki bir çöküntü yaşandı sol saflarda. Fatsa. sol. Solcuların bu örnek üzerine tartışma ve değenlendirme zemininde farklılaşmaya. Bu. Bütün dünya soruyor. Fatsa gerçeği aynı zamanda Devrimçi Yol gerçeğiydi. çok duyarlıydık. yapmazsam ayıp olur». baskılanması hakim oldu bu nedenle. pek çoğu bir refleks halinde dağın yolunu tuttu? -Bu soruyu yalnız bizim ülkemizin insanları sormuyor. Yakın geçmişe damgasını vurmuş. Fatsa'yı bırakıp Devrimci Yol'u araştırmaya başladılar. bizi derinden etkileyen. Bu noktada Devrimci Yol'un çok farklı bir yaklaşımı ortaya çıktı. sınıflararası mücadele içerisinde gösterilmesi gereken tavrın. Çünkü. bu böyle. Kızıldere sayılmazsa. yetmedi.

şöyle yaparsak Lenin'e ters mi düşeriz. Yani o sistematik içerisinde. Bu ülkenin devrimcileri olduğumuzu kavradık. Buna rağmen devasa bir bünyeye sahip olmanın nedenleri de aslında çok karmaşık değil. saptamaların ve önermelerin doğru olarak ortaya konduğu ve sonuçta da pratiğin bu yaklaşımların doğruluğunu kanıtladığı bir ilişkiler sistemi haline gelmeye başladı. Devrimci Yol'un tarihine bakarsak üç yıl falandır. Yani örgüt olamadık. şu söylenebilir. Tabii bunu kimi şeyleri mazur göstermek için söylemiyorum. Halk bize yakınlık duyuyordu.. Böyle bir eksikliği taşıdık. aynı yaklaşım tarzını sürdüren insanlar kendilerini Devrimci yolcu olarak görüyorlar. Halkla buluşabilmemizde bir anahtar vardı. Teorik saptamalarımıza gelince. yoğun faşist saldırıların yaşandığı günlerde bizler. Biraz daha objektif olabilme açısından söylüyorum. Üç yıl çok kısa bir zaman dilimidir. şunu söylersek marksizmi reddedmiş mi oluruz kaygısını duymamanın aslında Marksist yöntem olduğunu öğrendik. Devrimci Yol bundan başka bir şey değildi.doğru bir yaklaşımla tartışılabildiği. Bugün belli merkezi ilişkiler içerisinde bir Devrimci Yol tarif edememekle birlikte. .. -Devrimci Yol teorik olarak halk savaşını savunan. Ama genel kanı. Ülke sorunlarına yönelik soruları doğru olarak ortaya çıkarabilmiştik. Biz insanlarla buluşabilmiştik. Biraz böyle yaklaşmak lazım. teorik tespitlerimize uygun bir örgütlenme ve tarzı hayata geçirme gibi bir lükse sahip olamadık. Bu yakınlık özellikle kentlerde ve kentlerin varoşlarında çok organik ilişkilere dönüşebiliyordu. Marksizmin ve Leninizmin saptamalarının bir öncül olarak kabul edilmesi gerektiğini. Bu yaklaşım bizi örneğin dogmatizmden köklü bir biçimde uzaklaştırdı. Bulduğumuz yanıtlar ve pratiği doğru sonuçlar veriyordu. Artık biz onlardan biri olmuştuk. Devrimci Yol bir siyasi hareket olarak çocuktu 80'e geldiğimizde. bu teorinin pek pratiğe yansımadığı şeklinde. -Öncelikle şunu söylemek gerekiyor. Yaşlı başlı insanlar bizimle birlikte mahalle nöbetlerine katılıyorlardı. ama asıl olanın bu ülkenin sorunlarının tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin bulunması olduğunu öğrendik. gerilla tarzından söz eden bir hareketti.

Rize. bütün bunları 12 Eylül'den önce başaramaz mıydı? Böyle bir şansınız hiç mi yoktu? -Evet. Ama bu da. Bu arada. Ne yazık ki. şimdi girmek ne kadar anlamlı bilemiyorum ama. 12 Eylül sonrası gerilla mücadelesi bu saydığım yerlerde daha uzun bir süre devam etti. «Bizi karakterize eden bizim tespitlerimizdir. şavşat gibi bölgelerde çok bilinçli olmasa da. Ardanuç. daha sonraki gerilla mücadelesine uygun ilişkiler geliştirilmeye çalışıldı. . Merkez mi engelledi. Fatsa. Pazar. Bunlar doğrultusunda bir pratiği öngörmeliyiz. Özellikle Karadeniz'de çok fazla sayıda köyle ilişki içindeydi arkadaşlarımız. bu tartışmalar ilerletilemedi. belki bölgeler açısından bu mümkündü. 12 Eylül öncesi kimi arkadaşlar bir kırsal alan çalışmasının Karadeniz'de gerçekleştirilmesine yönelik adımların atılması gerektiği noktasında tartışma başlatmışlardı. Espiye. Galiba bunları unutuyoruz. Merkezi ilişkiler anlamında sorunun yeterince üzerine gidilmediği söylenebilir. tek tek insanların sorumlu gösterilmesinden öte bir şeydir.-Devrimci Yol'un 12 Eylül'den sonra yapmak zorunda olduğu ne varsa. Ama bu ilişkiler teorik tespitlerimize uygun ilişkiler değildi. Artvin. -«Kimi arkadaşlar»dan kimleri kasdediyorsun? Tartışma Karadeniz'le sınırlı mıydı yoksa merkezden mi geliyordu? -Merkezdeki değil bizzat Karadenez'deki arkadaşların önermeleriydi. Bulancak gibi. Ama o şartlar altında bu tartışma çok fazla ilerletilemedi. Ama yer yer bunun dışına çıkılabilmişti. yoksa 12 Eylül erken mi geldi? Kuşkusuz ikisi de geçerli etken olabilir. Konjonktürel ilişkilerdi. savsaklıyoruz» diyen arkadaşlarımız vardı. Sivil faşist saldırıların yoğun olmadığı kimi bölgelerde örneğin.

85 başları gibi. Latin Amerika'daki köklü gerilla hareketleri bile silah bırakma. faşistlerin hakim olduğu kesimler hızla eriyordu. -Yeri gelmişken. Devrimci Yol'a «konjönktürel bir hareket» dendi. Hayatın bizlere gösterdiklerinin yanısıra gizlediklerini de ortaya çıkarmak ve toplumsal yapıyı değiştirip-dönüştürme işini belirsiz bir geleceğe havale etmek yerine. konjonktürel bir hareket değildi. geleneksel TKP-TİP çizgisini bırakırsak. Çünkü.-O zaman biraz da o günlere dönelim. Bununla birlikte . gerilla mücadelesi döneminde ciddi bir eleştiri geldi. -Ankara. yani konjonktür meselesi açılmışken sormak istiyorum. İşte bu süreçte Devrimci Yol'u karakterize eden bir yaklaşım ortaya çıktı. duvarların yıkılması. THKP-C ve THKO. eğilimi ve kültürü o günkü hareketler açısından ciddi kaynak olmuştu. 70 sonrası sol siyasi hareketleri. çöken doğu bloku ülkeleri bütün dünyayı etkiledi. Bu iki grubun mücadelesi. THKP-C ve THKO'nun geleneksel revizyonist çizgiyi kırmış olmalarının anlamını kavramışlardı. Öncelikli olan toplumsal pratiktir. O yıllar. yalnız Türkiye'de değil. Aynı zamanda Türiye solunu ayrıştıran temel tartışmaların merkeziydi Ankara. aynı zamanda konjonktürel de olamayan bir siyasal hareket olsa olsa ütopist olur. geleceği bugünden kurmaya. Devrimci Yol'un gerilla faaliyetinin bittiği yıl 84 sonu. konjonktürü yakalayamayan. dünyada da bir şeylerin değişmeye başlandığına tanık olundu. Yeni bir sosyalizm tartışmaları aynı zamanda sosyalizme ulaşmada da yeniyi aramayı birlikte . en azından. Yani 12 Eylül öncesi günlere. O yıllarda yavaş yavaş başlayan sosyalizm tartışmaları. Öncelikle insanlar. Bu koşullar içinde Ankara sol siyasi hareketler için bir kadro tarlasıydı. radikal sol siyasetleri besleyen iki temel kaynak vardı. 90'lara doğru. Devrimci Yol konjonktürü yakalayan bir hareket olmakla birlikte. 12 Eylül'e yaklaştığımızda. yasal siyasal alanda faaliyet yürütme durumunda kaldılar. 12 Eylül öncesi toplumsal pratiğin en sıcak olduğu kentlerden biriydi. yalnızca güzel düşlerden söz eder. nüvelerini yaratmaya yönelmek. kaldı ki. Ankara'da herkes iddialı olmaya çalışıyordu.

biz bu işi başaracağız. -Yani siz. kimileri genel geçer modeller önerse de. diyerek mi çıktınız dağa? . -Bugünün Türkiye'si veya dünyası için bu soruyu sormak anlamlı olabilir. 1982 dünyası ve Türkiye'si bu soruyu çok fazla öne çıkarmış değildi. O tarihler sosyalizme giden yol tartışmalarının çok yakıcı olduğu tarihler değildi. bu olgu. Ayrıca bu tartışma hiç bitmeyecektir ve bitmemelidir de. -Şu söylenebilir. Çünkü. o yıllar askeri bir diktatörlüğü yaşıyordu Türkiye. Ve özellikle Türkiye'yi tartışırsak. Böyle bir tahlilden uzak önermelerin yaşam tarafından tekzip edilmesi de kaçınılmazdır. o ülkede devrim gerçekleşmişse. Sosyalizme giden yol da tartışılmıştır. Önemli olan doğru tahlil yapabilmektir.Gerçekten biz dağa çıkarken onurumuzla ve ardımızda güzel örnekler bırakarak ölmek için gitmiştik. dedin. insanların yaşamak için bile silahlı mücadeleyi düşünmek zorunda oldukları yıllardı. Bu konulardaki görüşlerinizi öğrenmek istiyorum. Ancak. zaman ve mekan üstü ne sosyalizm ne de sosyalizme giden yol modeli olabilir. koşulları doğru tahlil edebilmesi ile ve ona uygun bir marksist yaklaşımı geliştirebilmesi ile açıklanabilir. Ama bir süre sonra. ülkelerin somut koşullarıyla ilgilidir. «Hayır bu koşullar sosyalizme uygun değildir» denirken. o ülkede devrimi yapan iradenin.getirdi. Sosyalizm hep tartışılmıştır. Zaman-mekan ve koşullar belirleyicidir. Bütün bunlar. ülkeyi sosyalizme taşıyacağız. ölmek yerine burada barınabilmenin şartlarını . -Bugün için anlamlı olabilir. Her şey bir tarafa.

kentlerden çekilmek gerektiği. Ve artık. Bu da.. Ama biz Ankara'da kentlerde biraz daha kalınmasını savunuyorduk. Farklı illerdeki arkadaşlarımızla buluştuk zamanla. Daha önce yaz aylarında Ankara dışına giderdik. -Evet. . Bu anlamda çok ciddi bir dönüşümü kendi içimizde yaşadık. Trabzon'un. «bu iş böyle gitmez.oluşturmaya başladık. Birbirimizi bulduk. -12 Eylül'de Ankara'daydın. «hayır yaşamalıyız. Karadenizliyim. -Sanıyorum Karadenizlisin. Ne tür duygular taşıyordun. başarmalıyız» dedik. Ordu'nun. -Benim kırsal alana gidişimin kolay bir yanı vardı.. ya da bilinmeze doğru gitmek. Rize'nin dağlarına gittik. Giresun'un. Dağa çıkma kararını verdiğin günlere dönelim. Bütün bunlar. Karadeniz'de arkadaşlar ısrarla. onuruyla dağa çıkan insanlara «yeniden ülke devrimini olanaklı kılabilecek bir dinamik yakalanıyor galiba» dedirtti. bu tarz sonuç vermez» diyen arkadaşların başlattığı tartışmalar oldu. İnsanlarla tekrar ilişki kurduk. kendilerini korumak için bunun şart olduğu noktasında görüş bildiriyorlardı. Ve biz ondan sonrasını herkesin bildiği biçimde yaşadık. Bir başka dönüm noktası da 85'e gelindiğinde başlayan tartışmalar oldu. Benim tercihim hep Karadeniz olurdu. Ölmeye gitmek nasıl bir duygu. Bu gerilla faaliyeti açısından çok ciddi bir dönüm noktasıydı. Kentlere indik.

Ocak ayı sonunda kırsal alana gitmeye karar verdim. Ne zaman kar yağar. Biz. Ben. ayağında dağ yoluna vurduğun zaman yüz metre sonra dağılacak bir ayakkabı. Arkadaşlarımla tartıştım. O sıralar Ankara'da ünlü demir yumruk operasyonu yapılıyordu. Bu psikoloji. Ama ölüm daha yakın görünüyordu. Ama sonradan yeni kurduğumuz ilişkiler de ortaya çıktı. bu duygularla gittik. Ama bunun yanında istenirse kalabileceğimi söyledim. Tabii Karadeniz çok belalı bir yer. Ne yapacağımız noktasında bir belirsizlik var. Dağa çıkmaya gidiyorsun. ne zaman yağmur yağar . Bir süre sonra onların da Karadeniz'e gelmesi noktasında anlaşarak. Ankara'da bir kaç arkadaş kaldı. ilginç bir noktayı belirtmeliyim. Onurlu bir biçimde ölebilmek için gittik. Önder konumdaki arkadaşlar da içlerindeydi. Böyle bir kıyafetle gittik. yakalanmayan arkadaşlar tekrar bir irade oluşturmaya çalışıyorduk. yanında ince bir giysi. Bir çok arkadaşımız yakalanmıştı. -Tamamen kişisel bir karar mıydı? -Kişiseldi. kumaş bir pantolon. Aralık-Ocak ayları gibi yapılan tartışmalar bunlar. Gitmek gerektiğini savunmaya başladım. merkezi ilişkiler bizim açımızdan bitmişti. -Dar bir gruptan söz ediyorsun. öncelikle kendimi ikna ettim. Arkadaşlar bu konuda destekleyici oldular. İlk soruna dönersek. Merkezi sayılabilecek ilişkiler tamamen bitmiş miydi? -Evet.-12 Eylül sonrası mı yapıldı bu tartışmalar? -Evet. Ankara'dan ayrıldım.

Her taraf ağaç. Trabzon ve devamında da arkadaşlar bulunuyordu. Fatsa kesimi vardı. belli bir üniforma. Ama gerilla için coğrafyası çok uygun bir yer. Bir çok insan dağa çıkmış. O günlerde Giresun'un Bulancak ve Espiye ilçelerinde dağlık kesimde arkadaşlar vardı. kadınlar. Bütün bunlar yok. Bulancak'ın hemen devamında Ordu. -Evet birilerinin yanına gittim. Kentlerdeki arkadaşlar haberleşmeyi ve eğer varsa araç-gereç yardımlaşmasını sağlıyorlardı. biz saklanma gereği bile duymuyorduk. diye. insanın aklına gelen bir tip var. Biz dağa vardığımızda. Bu biraz refleks olarak gelişmiş. Çeşitli gruplara ayrılsalar da aralarında düzenli bir ilişki vardı. Gerilla dediğinizde. yeşillik. Üzerimizden helikopterler geçiyordu. Dağda yaşlı başlı insanlar. Herkes çıkmıştı dağa. Dağa çıkan arkadaşlar sadece kendi bulundukları bölgede bir aradaydılar.. Espiye sonrası belli bir kopukluk vardı. Dağa çıkan birilerinin. çok bilinçli bir gerilla örgütlenmesinden söz etmek mümkün değildi. silah külah. hamile kadınlar hatta çocuklar bile vardı başlarda. Diğer kentlerdeki gerilla gruplarıyla ilişkiler kentlerdeki arkadaşlar aracılığıyla sağlanabiliyordu. gizliyor insanı. şu takipten kurtulalım. -Birilerinin yanına gittin ama. Barınmak çok zordu. -Hangi kentine gittin Karadeniz'in? -Ben önce Giresun'a gittim. Manzara biraz garipti. İşte. Karadeniz kentleri gerçekten yoğun baskı altındaydı. Ki. düzenli olmayan grupların düzene sokulması görevi .belli olmaz. Karadeniz'de ilk karşılaştığım manzarayı özetlemek gerekirse.

Çünkü. Gelenler var. Takip vardı. gelen giden trafiği hariç. Bu özelliği pek çok ihbara neden oldu. ihbarlar oluyordu.bulunuyordu önümüzde. Nerede. -Kadınlar. otuz civarındaydı. Espiye ve Bulancak grupları. -Genel hava nasıldı? Ya da sen kendinle ilgili olarak söyleyebilir misin? Hiç keşke burada olmasaydım dediğin anlar oldu mu? . ama giden gelen. Kesin bir sayı vermek mümkün değil. İhbarlar sonucunda pek çok arkadaşımızı kaybettik. Sonunda iki grup halinde ayrılmıştık. Ama benim ulaştığım günlerde kısmen gruplar oturmaya başlamıştı. Dağdaki arkadaşların belli köylere yerleştirip beklettiği insanlar var. -Kaç kişiydiniz Giresun'da? -Giresun bölgesinde ilk başlarda otuz kadardık. Bu iki grubun sayısı. inisiyatif kullanılarak gönderilenler var. Karadeniz ilginçtir. Ormanlık bir arazide yürürken birdenbire bir evle karşılaşabilirsiniz. ne zaman karşınıza kimin çıkacağını bilemezsiniz. trafiği çok yoğundu. çocuklar dedin. sayı çok daha kabarıkmış. sürekli bir sürkilasyon var. Herkes toplam otuz kişiydi? -Ben gitmeden önce.

Çünkü. giysiler bulmak zorunda kalıyorsunuz. Karadenizlilerin tipik özelliklerinden söz edilir. pek doğru değil. bütün bunlar yapılabilirdi. Özellikle Karadeniz'de. Karadeniz'deki gücünüz belliydi. -Soruma tekrar döneriz ama. 80 sonrası dağa çıktıktan sonra yapmak zorunda kaldıklarınızı 80 öncesi yapamaz mıydınız? -Evet. daha sağlıklı biçimde yürütülmesini sağlayacak bir ilişkiler ağının kurulması mümkündü. o günlerde temel gıda maddeleri kentten sağlanıyordu. sonra bu gelir demek. bütün bunlar yapılabilirdi. Önce şu. fasülye götürmek. Çünkü. Karadeniz insanının . Yani orada un stoklanamaz mıydı? Köyler arasında bu tür ihtiyaçların karşılanabileceği daha organize ilişkiler kurulamaz mıydı? Tabii ki. Bugünden geriye dönüp bakınca demeyeceğim ama. -Niye Karadeniz sorusunu sormak istiyorum. İlk vardığımda hemen dağa çıkmadım. Devrimci Yol'daki hakim kültürle Karadenizli olma arasında bir uygunluk bir yakınlık bulunabilir mi? -Neden Karadeniz sorusuna pek çok noktadan yanıt verilebilir. Hepsi birlikte bu sorunun cevabı olabilir. Öyle zor şeylerde değildi. 12 Eylül öncesi kırsal alana dönük neden bir çalışma yapılmadı? Özelikle Karadeniz açısından. Arkadaşlarla görüştük. o günlerde de bunları düşünmemek mümkün değildi.-Özellikle şunu söyleyeyim.dağda karşılaştığınız sorunları görüyorsunuz. Kentlerden dağlara ekmek götürmek. Bütün bunlar sizi düşündürüyor. 12 Eylül öncesi kırsal alanda ilişkiler yaratılamamıştı. konu açılmışken nedenini sormak istiyorum. çok daha elverişli. Nokta operasyonu 12 Eylül'ün bir provasıydı. Örneğin. 12 Eylül öncesi yoğun çatışmalar içinde bile yapılabilecek şeylerdi. Bir askeri darbenin geleceği tespitleri yapılıyordu. Yani.

gerillayla ilgli efsaneler dilden dile dolaşmaya başladığı andan itibaren. yaratıcıdır. bizim davamızda da yargılanıyorlardı. Köyleri ormanlık araziden izleyebiliyorduk. camiye dolduruluyor. Köylüler bir araya toplanıyor. işte. Bölgede sadece asker ve polis bizleri takibe almıyordu. Çocuklarının gözü önünde ırmağa sokulup çıkartıldı. -Yani destek bulmadınız mı halktan? -Şöyle söyleyeyim. yeniliklere açıktır. Muhtarların önderliğinde sivil ekipler kuruluyor. Karadeniz feodaliteyi yoğun biçimde yaşamamış bir bölgedir. diye. Böyle bir ortamda özellikle muhtarlar kanalıyla ihbarlar gidiyordu. ev ev çok yoğun baskılar yaşanmaya başladı. işkenceye uğruyorlar. Polis ormanlık bölgeye giremiyordu. çırılçıplak soyularak kar üstünde yürütüldü. örneğin. kim bunlara yardım ediyor. ev ev dolaştırılıyor. kim yiyecek taşıyor. Bu tür bir ilişkiye girmeyen muhtarlar. Günlük yaşamında. Muhtarlar. Günümüzün koruculuk sistemine benzer bir sistem oturtulmaya çalışılıyordu. -Peki sizleri hiç hayal kırıklığına uğrattı mı? İhbarlar noktasında. köy ihtiyarları toplanıyor. Espiye'de bir muhtar. tutuklanıyorlardı. köy köy. bu ekipler yolları kesip. -Şimdi bu açıdan Karadenizli ya da bir başka bölge ayrımı yapmak doğru değil. kendi küçük üretiminde farklı şeyleri tasarlar. Gerillanın haber ihtiyacı vardır. Kırsal alanda gerilla ciddi bir varlık olmaya başladığı. Karadeniz insanı yüzyıllardır küçük üretici durumundadır. İstihbarat açısından çok fazla sıkıntı . silahlı külahlı arama yapıyordu.diğer bölgelere göre farklı bir karakteri vardır. Bundan dolayı farklı açılımlara. çığlıklar duyuyorsunuz. Muhtarlar. bir istihbarat ağı kurulması noktasında sıkıştırılıyorlardı. kendileri anlatıyordu. işkence sesleri.

Bizi. kimilerinin de tavırlarından anlıyordunuz. Onlardan söz ederken. gerek düşünce gerek fiziksel olarak hapseden koşulları aşmıştık. Dağdaki arkadaşlarla düzenli olarak görüşüyorduk. Ben dağa çıkıp geri döndükten sonra. hep esirgeyerek söz ediyorlardı. bir iyimserlik hali var. çoraplarını yine az mı yıkıyor» diye soruyorlardı kentteki aileler. Tabii herşey güllük gülüstanlık değildi. gerçek Devrimci Yol'u yakalamaya başlamıştık. «Keşke burada olmasaydım. jandarmanın önüne düşüp yerleri. Her türlü desteği sağlıyorduk. Ben ağırlıkla kentte kalıyordum. Bu sırada dağdan çok sayıda insan indirildi. Tarifsiz bir sevgi besliyorlardı. Tabii gözlüyorsunuz. dağda aşmıştık. benim psikolojimi derinden etkiledi. Bunun nedenini sorabilir miyim? -İlk vardığımda karşılaştığım bir olgudan söz etmek istiyorum.» Bunu açıktan söyleyenler vardı ama. Onların dağdaki varlığı büyük moraldi kenttekiler için. sığınakları göstermişti.çekildiği söylenemez. Dokuz kişilik bir grubumuzun nöbetçisi silahıyla beraber teslim olmuştu. Gerilla spor yapıyor. Ama mutlaka parasını vererek. -Genel olarak anlattıklarından çıkarıyorum. şu yemeği hala çok mu seviyor. Günlük mücadelenin sınırlarını aşmıştık. Bunun yanında çeşitli ihtiyaçlarımızı da kırsıl alandan karşılıyorduk. Belli bir süre sonra evet. Sonra polisin. Kötü sayılabilecek olaylar yaşıyorduk. dağdakilerin varlığından korkunç bir coşku duyuyorlardı. Ki. Diğer taraftan dağdaki . şarkı söylüyor. Sanki kendi çocuklarını soruyorlardı. «şu nasıl. Kentteki arkadaşlar. bir bakıyorsunuz dışında kalıyor. Dağdaydık. bu ne yapıyor. Bunlar indirildi. Yedi arkadaşımız o operasyonların devamında öldürüldü.

«Nihayet» diyordu. O sürekli zorluyor. İnsan korkuyu tarif ettikçe. Tespit edildiğinde "serbest" bırakılıyordu. beni gördü ve ağlamaya başladı. Giresun'a geldiğimde durumu öğrendim. Israrla dağa çıkmak istiyor. içeri girdi. her serbest bırakmadan sonra bütün ilişkilerinizi değiştiriyordunuz. Tedavi olmak üzere Trabzon'a gelmiş. . Serbest bırakılan insanlar çok ciddi problemler yarattı. Örneğin. Daha önceden tanışıyorduk. Odanın kapısını açıldı. o. korkuyu büyütüyor içinde. Kar topu gibi. Aslen Trabzonlu. ölümü hatırlatıyor. Yani sizin. ilişkilerinizi bilen ve koşullara dayanamadığı için bırakılan insanlar muhtemelen kente indiklerinde yakalanacaklardı. bütün sığınaklarınızı. Ve herşey ürkütüyor seni. «benim için ne diyorlar. kimin selamı var» diye soruyorlardı. Göksel Küçükyıldız. Ama arkadaşlar yakından tanımıyorlar onu. büyük bir korku haline geliyor. Yeni katılan insan. Tabii bu arada sürekli operasyonlar. ölüm korkusu. kentten gelen haberlerin verdiği coşkuya bırakıyordu kendisini. Ölümü çok düşündüğün zaman. Benimle görüşeceğini bilmiyor tabii ki. Bu operasyonların verdiği moral bozukluğu. önemli bir motivasyon oluyordu. Anlatınca.arkadaşlara bakıyordunuz.» Çok içten bir ağlamaydı. Gelsin görüşelim diye haber gönderdim. Eski ilişkileri bulamamış. Ormanda duyduğun bir ses bile seni ürkütüyor. Ondan önce şunu söyleyeyim. "Unutulmasınlar" kitabında da bu arkadaşımızın ismi var. 12 Eylül öncesi İstanbul'da yaralanmış. çatışmalar oluyordu. Bu durumda olanlar vardı. Bu tabiri kullanıyorduk. yeni katılanlar oluyordu. 12 Eylül'den sonra İstanbul'a geri dönmüş. İnsanların dağa çıktığını öğrenmiş. -Yeni katılanlar oluyor muydu? -Evet.«Sonunda gidebileceğim. Siz. ilginç bir örnek vereyim. Trabzon'a geri dönmüş.

kentlerde kurulan yeni ilişkiler dağa çıkma taleplerini iletiyorlardı. Ailesinin anlattığına göre. yirmi gün sonra öldürüldü. .Neyse. ısrarcıydı. sonra yine dönerim» diyordu. Sürekli kan ve can kaybediyorduk. Bir örnek daha vermek istiyorum. bu benim devrimciliğimin bir gereğidir»diyordu. Giresun'da bulunan arkadaşları Trabzon ve Artvin kesimindeki grupların yanına gönderdik. üç kişi bölgede kaldık. biz iki arkadaş Ankara ve daha sonra İstanbul'a gittik. Herşeyden önemlisi. Sağlık nedeniyle biz izin vermedik. Fakat arkadaşımızı ikna edemedik. Dağda ikna oldu.« Oradaki arkadaşlarla bir buluşayım. O arkadaşımızı da saygıyla anıyorum. İki üç ay kaldı. Bunun yanında yedi arkadaşımızın öldürülmesi hem dağdaki hem de kentteki arkadaşlar açısından oldukça moral bozucuydu. Ama o. Sanıyorum.konuştuk. Bir akşam alıp götürdük. yaz geliyordu. Ve giderek biz Giresun bölgesini terk etmeyi tartışmaya başladık. Gerilla oturmaya başladığında. yakalanan insanlar nedeniyle bölge bizler için kullanılmaz olmuştu. Sonunda dağa çıktı. «Bu hakkımı elimden alamazsınız. teslim olan. koşulları kaldıramayacağını anladı. Belli bir süre sonra bir arkadaşı bölgede bırakarak. Kentlerdeki arkadaşlar yakalanmaya başlamıştı. Bizlerden yaşlı ve açık kalp ameliyatı olan bir arkadaşımız dağa çıkmak istiyordu. Yazın Karadenizli yaylalara çıkar ve oraları çok rahat kullanamazsınız. ne kadar sürdü bu böyle. Sanırım. Bulancak'taki grubumuz da sıkışmaya başlamıştı. Tanınmadığı için kentte kalması noktasında ikna etmeye çalıştım. yavaş yavaş sıkışmaya başlamıştınız. saymışlar. Ya da kentte aranır konuma düşen insanları zorunlu olarak çıkarıyorduk dağa. yüzden fazla mermi izi varmış üzerinde. Biz. -Peki. Köylüler üzerindeki baskılar yoğunlaşmıştı. Espiye bölgesi için. Koşulları lehimize çevirmeye çalışacaktık. -İkili bir sıkışmayı yaşamaya başladık.

Ama yaşamın içerisinde her gün onca sorunun nereden kaynaklandığını bulmak. edebiyatla ilgilenen. İçinde yaşadığımız onca sorun vardı ve bu sorunların çözümlerini bulamıyorduk. .. O gün bitti. Lanse edildiği gibi amaçsız. okuduğumuz okullarda. Niğde'yi. Benim için dışarısı bitti. Sonra geri döndüm ve yakalandım. On sene cezaevinde kaldı.. İdam cezası aldı. dönemin özelliklerini anlatabilir misin? -1970'li yılların kuşağı olarak genç yaşta devrimci mücadeleyle tanıştık. O’da sattığım emektir. araştırmak gibi bir şey gelip oturmuştu içimize. gazetelerde bunların doğrusu hiç bir zaman anlatılmıyordu. Sorulara yanıtlar bulmak için okuduk. Tam tersine felsefeyle ilgilenen. O’na ihtiyacınız var sizin ve tüm insanlığın. __________________ Bir yanımı öldüremezsiniz.Artvin Devrimci Yol davasından yargılandı.-Ankara'ya dönüş. TÜMAY DURUKAN . Çünkü bize. toplumun sorunlarını bizzat yaşayan insanlardık. sanatla. -Aslında yeni bir başlangıç! Ben. -Niğdeli olduğunu söyledin. hedefsiz insanlar değildik. diğer arkadaşı Ankara'da bırakıp İstanbul'a gittim. 81 yılının Ekim sonuydu. aslında bitiş olmuş. Halen İstanbul'da yaşıyor.

Türkiye'de toplumsal sorunlar alabildiğine hızlı ve derinden yaşanıyordu. Ve Türkiye açısından ciddi bir rahatsızlanma dönemi işte böyle başladı. işte. resmi ideolojinin dışında çok farklı şeyler söyleyen bu kesim topluma hitap etmeye başladı. Soldan yana bir rüzgar vardı. -Evet. insanların düzenden beklediği bir şey kalmamıştı. -Yine de. bir demokrasi anlayışını. Tabii. yeni bir devlet anlayışını ortaya koyuyorduk. İşsizliğin. neler yapıyordun Niğde'de? -Aile içi eğitim olarak. Buna karşı şiddeti temel alan bir sistematik içerisinde. yasalarıyla. Ben altı yaşındayken. alışılmış. tarih okuduk. Benim devrimci düşüncelerle tanıştığım yıllardı. Düzen o insanlara bir şey vermiyordu. o günlerde devrimcilik yapmak kolaydı. insanlar öbek öbek bize katılmaya başladı. güvenlik güçleriyle böylesi oluşumları bertaraf etmeye çalıştılar. Dolayısıyla. . onlara yeni bir yaşam sunacak bir ilişkiyi. ailem çok yoğun bir dini eğilim taşıyordu. Bu etkilenme o kadar derin ve hızlı oldu ki. bütün bunları alt edecek.Felsefe okuduk. bu rüzgarın temelinde yatan. Oysa biz. Türkiye'de ilk defa sorunlar karşısında alternatif politikalar üreten devrimci ve demokrat güçlerdi. Bu derinden yaşayış içerisinde ortaya çok ciddi şeyler konulmuyordu. Toplumun en temel sorunlarının nereden kaynaklandığını ve bunu nasıl ve hangi araçla çözebileceğimiz noktasında yoğunlaşmaya başladık. Çünkü. Kitleleri etkiliyorduk. -Aileni anlatabilir misin? Eğitimin. biz bunları sürdürürken. sefaletin kol gezdiği bir yaşamdan başka bir şey sunmamıştı. mevcut düzenin idamesini sağlayan kurumlar bunları tehlikeymiş gibi gördüler.

Ailem hiç görüşüme gelmedi. Polis sürekli emniyete götütürür dayak atardı. Siyasi bir kimliğim olduğunu söyledim.. belli bir siyasi kimliğiniz var mıydı? . Sübyanlar koğuşuna götürmek istediler. Niğde cezaevi'ne konuldum.. Niğde'nin tarıma ve hayvancılığa dönük bir ekonomisi vardır. Biz bunun etrafında köy çalışmalarını başlattık. Öğrencilik yıllarım boyunca sürekli baskılara maruz kaldım. patatesin taban fiyatları düşük tutuluyordu. Cezaevinin yüzünü gördüm. Yaşım küçüktü. O yıllarda bir köylü hareketi anlamında söylemiyorum ama köylerde ciddi bir gücümüz vardı. Pancarın. Gün geldi cezaeviyle tanıştım. Hep bizim değiştirmeyi hedeflediğimiz şeylerle doluydu yaşamları.babam Konya'da görevliydi. Türkiye'de ilk köy çalışmasını biz başlattık. Böylesi bir eğitim içinden gelen bir insandım. İnsanlara bu hayatı kabul edin diyorlardı. Köklü bir kopuş ve dönüşüm başladı benim içimde. Niğde ilginç bir yerdi. kuran kurslarına gittim. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanların emeği çarçur edilir. Halk yoksuldu. bunun kabul edilmemesi gerektiğini söylüyorduk. Adli mahkumlarla tanıştım. Ama bütün bunların yetmediğini topluma yeni bir yaşam sunmada yetersiz kaldığını gördüm ve onbeş yaşımdayken devrimci düşüncelerle tanıştım. Mesala. Onları tanıma fırsatım oldu. Nüfusun büyük bir kısmı kırsalda oturur. Biz. Okul idaresi eğitimi engellediğim gerekçesiyle jurnallik yapardı. Babam «böyle bir oğlum yok» diyordu. İnsanlar verdikleri emeğin karşılığını alamıyorlardı. buğdayın. -Oraya gelmeden. şehir merkezinde sadece memurlar ve esnaflar vardır. Materyalist felsefe ile tanışmam dini duygularımdan tamamen uzaklaşmamı sağladı. Amacımız. direndim. Bir yıl içinde kursa gelen çocuklara kuran okutmaya başladım. Sorunlarını dinledim. Okuldan atıldım.

Siyasal kimlik derken. İnsanlara şunu yapacaksınız. Ülkenin temel siyasi sorunları nelerdir? Ve ne yapmamız gerekir? Biz buna kendi kentimizden ne oranda katkı sağlayabiliriz? -Belli bir örgütlülüğünüz var mıydı? Dernek. şunu sormak istiyorum. Yani insanlara kendimizi dayatmadık. -Devrimci Yol ile diğer grupları ayıran yalnızca Mahir'i savunup savunmamak mıydı? . Bunları insanlara ulaştırıyorduk. bunu yapacaksınız demedik. bu arada. sorunları tartışırdık. -O zamanlar örgüt yoktu.. Dernekte eğitim çalışmaları yapar. bir Denizler vardı. -Şöyle açıklayayım. Adana'daki bir pamuk mitingine aktarırdık. Biz.. Çığ gibi büyüyorduk. Ankara'daki arkadaşlar tarafından Devrimci Gençlik Dergisi çıkartılıyordu. parti. Başlattığımız köy çalışmalarında epey bir mesafe katettik. benzer gelişmeler aslında pek çok ilde yaşandı. Tabii bunların ülke ve dünya tahlilleri giderek farklılaştı. 12 Martlara gelindiğinde bir Mahirler. dergiler çıkmaya başlamıştı. Mahir'in görüşlerinin siyasal gerçekliğinin olduğu düşüncesindeydik.. Tabii. Kitle ile bizim aramızdaki ilişki doğal bir kabulleniş süreciydi. Bir dernek vardı. Sonraları bir Devrimci Yol olayı başladı.-Elbette vardı. örneğin. kitaplar okuyorduk. Pek çok kente böyle gittik. O anlamda ben de bir taraftım.. Devrimci Gençlik Dergisi'nden sonra Devrimci Yol çıkmaya başladı. -Bu noktada. O yıllarda yarattığımız kitle ilişkilerini.

İyi şeyler yapıldı. -Bizler. Ama Aramızda farklılıklar oluştu. 12 Mart katliamlarına karşı bölge halkının duyduğu bir tepki vardı. Teorik olarak ortaya koyduklarımızın yanında koyamadıklarımız da vardır. 12 Eylül yenilgisi bu genç olmanın etkisiyle açıklanabilir. Kadroları gençti. O yörede bu hareketin içine katılmış insanlar vardı. Ama bir yönüyle pek çok eksikliği de beraberinde taşıyorduk. Doğal bir kitle tabanı vardı. Kitle desteği buldu. kuşkusuz bazı iyiniyetlerle yola çıkmış insanlardık. Sonra da değiniriz ama diğer gruplarla aramızdaki en temel nokta. ona uygun tarzda örgütlenmemizdi. Bunlar şöyle sıralanabilir. Sadece bir gençlik hareketiydi onlar. Devrimci Yol bunu gerçekleştirmiştir. -O toplumsal değişimi gerçekleştirebildiniz mi? En azından ipuçları. Bunlar kimsenin reddetmemesi gereken konular. . 12 Mart sonrası bölgede başlayan siyasal çalışmalar böylesi bir gerçekliğin üstünde yükseldi. Bizim hedeflerimiz bu genç olmanın etkisiyle şekillendi.-Temel nokta Mahir'in siyasal anlamda farklı bir kıvılcımı çakmış olmasıdır. Fatsa olayına bakacak olursak. Örneğin Denizlerin ortaya koymuş olduğu düşüncelerde belirli bir siyasal hat yoktu. ülkemizde devrimci mücadele gençti. kuşkusuz olumlu sayılabilecek bir kitle ilişkisi kurulmuştu. Mahir ve arkadaşları böyle bir şansı yakalamışlardı. Fatsa olayının derinliklerini 12 Martlarda aramak gerekir. bizim toplumsal bir değişim ve dönüşümü hedefliyor olmamız. bu düşüncelerin günümüzde açılması gereken yönleri vardır. Mahir'i anlayan gruplar da çıktı. Tarih bizi bu noktada yargılayacaktır. umut açısından soruyorum. Tabii ki. Kendi içinden çıkan insanları halk sahipleniyordu. Başarılı olduğumuz dönemler oldu.

Bu yazılıp çizilenler devlet açısından caydırıcı olmaktan öte. şu köyde muhtarlığı kazandık. çalışmalarımızı. Biliyorduk ki. bunları başardık. Kitle ilişkisi. kendi sorunlarını çözmede söz sahibi olmaları gerektiğini ortaya koyduk. Biz Niğde'deki çalışmalarımızı saldırılara zemin hazırlamamak için yayınlamak gereği duymadık. Devamında. -Bu söylediklerin örtülü bir Fatsa eleştirisi sayılabilir mi? -Benim kişisel görüşüm. bizi ezmek için fırsat kolluyorlardı. devrimci demokrat saflara çekme ve giderek iktidar hedefiyle örgütlenmek şeklindeydi. bölgedeki idari kadroda değişiklikler oluyordu. gücümüzü bir takım yerlerde yayınlamaya ihtiyaç duymuyorduk. Biz. Hep yönetilen insanlar olmanın onları bu duruma getirdiğini. Niğde'de ağırlıkla köy çalışmaları yürütülüyordu. milliyetçi ve ırkçı düşüncelerin devlet pompasıyla geliştiği topraklardı. Çalışmalarımızın kesintiye uğramaması için gizliliğe önem veriyorduk. O dönemde Niğde'de sağ kesimin de belirli bir örgütlülüğü vardı. İç Anadolu'nun yapısıyla ilgili biraz da. . Vali. 12 Eylül yöneticileri bir Fatsa'yı nasıl denetim altına alacaklarını bu tür yayınlara bakarak tartıştılar. bunları bunları yaptık. şu ilçede belediye başkanı bizim adayımızdı demedik. bölgenin adı çıkmaya başladığı andan itibaren. o bölgeye gelebilecek bir saldırıyı o kentin örgütlülüğünün göğüslemeyeceğini biliyorduk. tutuklanmalara. olumlu sayılabilecek çalışmaların dergilerde yer alması bir noktada açığa çıkartılması. bölge insanlarının kendi emeklerine sahip çıkma.Niğde'de benzer gelişmeler yaşanmıştı. Dini eğilimlerin fazla olduğu. saldırılara maruz kalıyorduk. o mücadelenin araç ve taktiklerinin tartışılmasını kolaylaştıran bir durum doğuruyor. Baskılara. Örneğin. Biz. hareketin sindirilmesi açısından ipuçları veriyordu.

Niğde'de solun büyük bir saygınlığı vardı. mahalleler. sokak sokak operasyonlar yapıldı. Bizim hiç bir zaman şöyle bir anlayışımız olmadı. alakalı olsun. Örneğin Artvin'de ev ev. Gerilla savaşında da bu vardır. Pek çok bölge için 1979'larda yaşanan saflaşmayı biz. 12 Eylül'den sonra Fatsa'da yapıldığı gibi bir toplu sindirme hareketi görmedik. gücünü gizlemek. şehirlerde ve köylerde çatışmalar yaşanıyordu. -Çatışmalı bir bölge miydi Niğde? -Niğde'de sivil faşist örgütlenme yoğun ve hızlı gelişiyordu.Niğde'de sol pek çok ile örnek olacak bir şekilde bütünleşmişti. Bu etkileşim içinde giderek söylenen herşey hayat bulmaya başladı. 1975'lerde yaşamıştık. Özellikle Ankara Niğde öğrenci yurdunda eğitilen kadrolar Niğde'ye gidip geliyorlardı. Niğde'de hiç de zorlamayla oluşmayan doğal meclisler kuruldu. MHP Milletvekili Sadi Somuncuoğlu Niğdeli'ydi. Başarının yarısı buradan gelir. beklediğimiz gelişmeler de böyle şeylerdi. şimdi. Kitleselleşme denilen olay. Saldırılara birlikte karşı koyardı. bunun sağladığı bir takım olanakları kullanmak. Yani. sorunları kitlelerin doğrudan doğruya kendi içinde tartışması. okullar. Hayat bulan herşey giderek derinleşti.. Devrimci Yol hareketi açısından en geniş kitle desteğinin olduğu bir bölgeydi. Niğde'de önemli faşist kadrolar vardı. Bugün bile sol deyince geçmişteki olumluluklar akla gelir. Sol içi ayrışmaların kitleler üzerinde bir olumsuzluğa yol açmasına izin vermedik. Bölgenin insanları bizim bu yönlerimizi gördükleri için etkilendiler. olmasın etkilendiler. Köyler belliydi. meclislerden kararlar çıkmaya başladı. İnsanlar. Zaten bizim istediğimiz.. emniyet kadrosu değiştiriliyordu.kaymakam. Biz bunun sorumluluğunu taşıyan insanlardık. zenginleşti. bunlara dayalı bir şekilde . Bu komitelerde CHP'liler bile bizimle hareket ederdi. Ama biz bunu hiç bir zaman öne çıkarmadık. «Vatan topraklarına katmaya geldik» diyorlardı. çözümün oralardan çıkması gibi bir anlayışımız vardı. Niğde'de önemli bir potansiyel vardı. Kitlelerin tepesinde bir yerlere oturmak. Direnme komiteleri vardı.

şunun bunun hesabını yapmadan. Böyle bir tarzda siyaset yapmaya çalıştık.ortaya çıktı. Gençtik. Tartışıyorduk. Devrimci Yol'un bu klasik sol anlayıştan bir kopuş olduğunu söyleyebilir misin? -Bu kopuşu şöyle anlatabilirim. bir Adana'yı etkiliyordu. oradan devam edelim. Saldırılara ortak direnme. gençlik içindeki arkadaşlarla bir araya geliyorduk. Zaman zaman köylerle. Diğer sol gruplar için de geçerliydi bu. Biz yalnızca insanlara nasıl tartışılması gerektiğini. Çevre illerle de bir araya geliyorduk. Niğde bir Kayseri'yi. Yalnızca Niğde'yle sınırlı değildi. halk adına bir şeyler yapmak sol içinde değişik boyutlarıyla hep tartışılmıştır. -1978'den sonra kaçak durumuna düştüğünü söylemiştin. Kitlelerin gerçek anlamda katılımını sağladık. Niğde'de onlardan etkileniyordu. tecrübesizdik. Devrimci Yol özgün bir hareketti. yukardan politika götürmek. Bunu yaşıyorduk. -Merkezi anlamda bir ilişkiniz var mıydı? -Elbetteki. olumsuzlukları vardır. bunun doğru yöntemlerini anlatmaya çalıştık. Kitlelerden öğrenebileceğimiz pek çok şey vardı. Fikirlerimiz böyle olgunlaştı. . Değerlendirmeler yapıyorduk. Bu yüzden yoğun bir kitle desteği bulabildik. Bu anlamda diğer gruplarla da yol ayrımını yaşıyorduk. mevzileri ortak koruma. ayrıntılara fazla takılmadan. Her doğal sürecin olumlulukları. -Öncü örgüt.

Artvin'de geniş bir kitle desteği vardı. Niğde'de kalmam söz konusu olamazdı. Bir çok bölgede kaldım. doğru bildiğim şeyleri hayata geçirmeye çalıştım. bu çalışmalar sırasında hedef konumuna gelmiştim.-Ve tabii ben. En son 12 Eylül öncesi Artvin'e geldim. Bu olayla yakından uzaktan bir ilişkim yoktu. Bizim Niğde'deki gibi bir saflaşma . Niğde'de iki kişi öldürüldü. Bu insanlar aydındı. Türkiye çapında aranan bir insan olarak faaliyetlerimi sürdürdüm. Sonra aranır duruma girdim. -Bu gidiş belli bir disiplin dahilinde mi oldu? -Kendi başıma bir gidiş değildi. İnanıyorlardı. Artvin'i anlatır mısın? -Evet. İnandığım. Ayrıldıktan sonra. -Yani. -Somut bir olay mı oldu? -Somut bir olay oldu. Hukuki durumumu netleştirmek için ayrıldım. 12 Eylül seni Artvin'de yakaladı. demokrattı. devrimcilere inanıyorlardı. Bu olayın sanığı olarak aranmaya başladım.

İnsanlarla ilişkilerini sınırlıyorsun. Özel yaşantım yoktu. Günün yirmidört saatini devrimciliğe ayırıyordum. -Gurbette profesyonellik bir başka olsa gerek. Söz . İyiniyetliydik.. cinsellik. Bütün anlattığım çalışmalar için birebir koşturan bir insandım. Siyasal tercihimi yaptığım andan itibaren profesyonelce yaşadım. -Şimdi. Kız arkadaşım yoktu. Bu giderek ailemle aramda bir uçuruma dönüştü. Aile yaşantım kalmamıştı. Elbette saydıkların insanın en temel ihtiyaçlarıdır. Aranır bir insansın. beni ayda bir iki ayda bir görmeleriydi. fedakar insanlardık. -Profesyonel bir yaşam nasıl oluyor? -Ben Niğde'de de böyle yaşıyordum. İnsanlar seni tanımıyor. Fakat biz. Kod isimle dolaşıyorsun. Tanıması için zaman gerekiyor. insanlara güveniyorduk. Ailemin en büyük şikayeti.yaşanmıyordu. -Bir boşluk yaratmıyor mu? Kaçma kovalamacayla geçen bir hayat pek çok şeyi ihmali getirmiyor mu? Aşk. Sağın gücü yoktu. -Bütün bunların bir tek nedeni vardır. O duyguyu öğrenmek istemiştim. gurbette daha fazla gerginleşiyorsun. Özel yaşantılarımızı inandığımız düşünceler doğrultusunda feda etmiştik. aile. Devrimci Yol ağırlıklı bir kentti. Gidip geldiğin yerler sınırlı. Tetikte yaşıyorsun.

Keşke bunları yaşamasaydım. Niyete bağlıdır yani. Yaşamımda pişmanlık duyabileceğim hiç bir şey yapmadım. Devrimci bir insan bize göre. oturaklı. Erdemli olmazsak kısa sürede yıpranacağımızı bilirdik. insanın hem inandığı gibi yaşaması hem de kimi ihtiyaçlarını karşılaması. şöyle olsaydı. aranıyorsun. Biraz delikanlıydık yani. yıpranmaya açıktır. biz taşralı devrimcilerdik. Bunlar bizim gönüllü tercihlerimizdi. -Belki fantazi bu söyleyeceklerim ama. Bir yere oturup yemek yeme ihtiyacı duymazdım. Sırf bu röportaj yapılıyor diye söylemiyorum. Çünkü bilirdim ki. Bizler böyle yaşardık. namuslu. Bizim subjektif tercihlerimiz. -Bir tıkanma noktasına çekmek için söylemiyorum ama. belki de bilmediğin bir yerlere doğru götürüyor. inandığımız dünya görüşünün ülkemizde biraz daha mesafe katetmesi düşüncesiyle şekillenmişti. Ama yapılıp yapılmayacağı subjektif bir durumdur. Devrimcilik. süreç seni. -Bunu açıktan söylemek gerekir. cebimden beş kuruş harcarken bile çok dikkatli harcardım. Böyle bir yaşam mümkün değil mi? -Kuşkusuz insanların bu türden istekleri olabilir. Feodal kültürden gelen yönlerimiz vardı. lokantaya gimek yerine. dürüst. bir evdesin. keşke burada olmasaydım diyebilir insan. Bunlar son derece insani isteklerdir. erdemli olmalıydı.gelimi ben. Peynir ekmek yemeyi yeğlerdim. Annesinin ya da sevgilisinin dizi dibinde olmak isteyebilir. insana özgüdür. o para binbir emekle yaratılan bir paradır. Geçmişe dönüp . aklıbaşında. Geçmişle ilgili. derme-çatma kötü bir ev. Bir nedeni daha var bana göre. böyle olsaydı gibi bir serzenişim hiç olmadı. Bundan pişmanlık duymadım. Lüks evlerde kalma ihtiyacı duymazdım.

gittiğim her bölgede. ortak bir siyasal kültürden söz etmek zor gibi. Ama bundan rahatsızlık duyan insanlar da olmuştur. yeni gittiğin bir kentte. Niğde Cezaevi'nde 12 Mart hükümlüleri yatıyordu. İlişkilerimiz. keşke şunları yaşamasaydım. Bu. yaşamımız ortadaydı. Kelimenin tam anlamıyla. insanların seni tanıması gerekiyor. Rüzgardan etkilenerek devrimci olmadım ben. Bizim tartışmalarımıza ivme katıyorlardı. Atanmışlığı kabul etmiyorduk. Türkiye'nin bir çok yöresinden bu insanları görmeye gelenleri misafir ediyorduk evlerimizde. Önemli olan mücadelenin içinde olup olmamaktır. O anlamıyla. Tartışıyorduk. Bu tartışmalar bizi yeni araştırmalara yönlendiriyordu. Öyle anlaşılıyor ki. güvenen insanlar olmuştur. okuyan araştıran bir insandım. kendini atanmış diye tabir eden. Atanmışlık bir avantajdır. çok sıkı dostlarım olmuştur hayatta. nereye gitsem kendisini gösteren bir özellikti. -Devrimci Yol hareketi ortaya koyduğu siyasal çözümlemelerle bir siyasal hareketti. Neden değilim? Bunun altını çiziyorum . onlar pratiğe yansıyor. Rastlantılar sonucunda devrimci olan bir insan değilim ben. kendisini dayatan insanlara karşı durduğum da olmuştur. iş bölümünde almış olduğun görevleri layıkıyla yerine getirerek yapabilirsin bunu. -Bu anlattıkların biraz da iç sorunlar. Tam tersine. Tartışan bir insandım. Seven. Bu noktada. Burada. İki. Çünkü bu. Bir bölgeye yukarıdan gelmiş bir insan imajını hiç takınmadım. benim seçimimdi. dediğim hiç olmadı. kendimi öyle gördüm. Bir. ne için mücadele ettiğini bilen insanlardık. Çünkü. geçmişini siyasal bir koz olarak kullanmadan. Olumlu veya olumsuz ayrışmayı ve etkilenmeyi doğal sürece bıraktım. Dünyanın ve Türkiye'nin o günkü durumuna uygun politikalar üretmesiyle bir . Ben bu avantajı hiç bir dönem kullanmadım. Tek yolu vardı bunun: Kendini böbürlenmeden. Atanmış insanlar değildik. hangi kentte olduğumun hiç bir önemi olamaz.baktığımda. İnsanın içinde ne varsa. insanların durumu neyse. Kendini böyle kabullendiriyorsun.

mevcut gücünüzün kaldıramayacağı bir yerlere doğru götürdüğünü hiç fark etmediniz mi? -Şu bir gerçekliktir. Hedef haline getiriliyordu. ne mecliste milletvekili. kurtarılmış bölgeler diye tanıtılıyordu. namussuz mu.hareketti. işgal altında olmayan bölgelerdeki beklentilerin farklılaşması bu farklılıkla açıklanabilir. Faşizmin bir yüzü de yalan ve demogojidir. bunun hesabını yapıyorlardı. Yazılanlarla. ilişkiler tetiktedir. O zaman gündelik işlerin arasında boğulursunuz. . Diğer bölgelerde ise. Muhalefetin sert bir müdahaleye maruz kalacağı biliniyordu. Oysa biz. falan bölgeler. Çünkü bizi kitlelerden tecrit edemiyorlardı. bir yenilgi görüyoruz. ne bakandık. bir şeylere bitmiş gözüyle bakılır. din elden gidiyor demogojisi yapılıyordu. ülkede köklü bir değişimi önümüze koymuş bir harekettik. Tetikte yaşanır. Sürecin sizi. Faşist işgalin yaşandığı bölgelerle. rüşvetçi mi? En fazla vatan hainliği. Oysa biz. Diğer bölgelerde ise. Bunların hiç biri tutmadı. insanlar diridir. Bütün bunların farkındaydık. Yeni tip bir insan yaratma çabasıyla bir hareketti. Türkiye'yi yönetenler bu muhalefeti nasıl sustururuz. Kendi beceriksizliklerini bizim üstümüze fatura ediyorlardı. Ne diyeceklerdi bizlere. İşte. hırsız mı. Ama her zaman ve her yerde. beklenen gelişmeler yaşanmayabilir. silah kaçakçısı mı. Bir tıkanma başlar. Faşist işgalin olmadığı bölgelerde bir rehavet vardır. Düzenin her türlü kurumunu sorgulayan bir muhalefetti bu. Yeni bir kültür yaratma çabalarını da eklemek gerekir. -Sonuçlara baktığımızda. Siyasette de bu böyledir. hızla yükselen bir muhalefet hareketi vardı. Bunlar çelişir. Geriye tek silahlı müdahale kaldı. niyetlerle gerçekler arasında doğru orantılar kurulamadığı zamanlar olmuştur.

Solun pek çok kesiminin yaptığı gibi direnmeme. Bunun önlemini almak için zamanımız var mıydı? Örgütlülüğümüzün durumu neydi? Kadrolarımız yeterli miydi? Ne yapılabilirdi ki? Yapılacak tek şey. Günün birinde topyekün bir saldırıya maruz kalabilirdik. . -Bir kısım sol grup. Hem içe dönük hem de dergi sayfalarında bu sorunları tartışıyorduk. şimdi. Hareketin biraz daha daralması gibi bir sonuca gelip dayanıyordu tartışmalarımız. Bazı bölgelerin kapsamlı ve sert saldırılara maruz kalacağını tespit ediyor ve bu saldırılara nasıl bir örgütlenmeyle yanıt verileceğinin hesaplarını yapıyorduk. 12 Eylül'e karşı direnmediler. Direnmek gerekiyordu. İşler rahat olmayacaktı. devam edelim. Bu yalanları geniş kitlelere etkili yöntemlerle anlatmaktı.. Tartışıyorduk. bu karanlık oyunu bozmaktı. Devrimci Yol'u bu noktada eleştiriyorlar. geri çekilme kararları alacak bir siyasal kültürümüz yoktu bizim. Bir çok insanımızı kaybedebilirdik. Her bölgenin özgün şartlarını tespit ediyor ve ona göre tartışıyorduk. İlk amacımız. Ülkemizi seviyorduk. Nasıl olacağı noktasında tartışıyorduk. hazırlanmadılar.Geliyorlardı. kadro kaybını önlemekti. -Onların hepsi büyük bir yalandır. Devrimci Yol hareketi üstüne düşeni yapmıştır. -Tartışmalar Artvin'le mi sınırlıydı? -Hem Artvin'de hem de ülke genelinde tartışıyorduk. 1980-85 süreci direnmediler yalanına bir yanıt niteliğindedir. Bunlar solun ana gövdesini oluşturdukları halde. tartışmadılar.

merkezi hareket dağıldığı halde. demokrat insanların gözaltına alınmaya başladığını öğrendik. nerede görev verirse. O gece bir kaç insana ulaşıp durum değerlendirmesi yaptık. yürüyerek. Ardanuç. Mesafe alınmamış olsaydı. şehirlerde kalmanın imkansızlığı ortaya çıkmıştı.-Bu daralma yaşandı mı? Becerebildiniz mi? -Bunda elbette mesafe alındı.. İşte. -O zaman belli bir sorumluluğun var mıydı? İl sorumlusu falan gibi. Belediye anons yapmıştı. Artık yeni bir dönem başlıyordu. Yaklaşık otuz gün sürdü yolculuk. radyodan değil. istenilen düzeyde olmasa da. Üç arkadaş Artvin'i iki gün sonra terk ettik. Gündüz gözüyle. Yol boyunca insanları 12 Eylül'e karşı mücadeleye çağırdık. şavşat istikametine gittik. Bir evde üç arkadaş kalıyorduk. O anlamıyla bir serbestliğim vardı. . şehirde. kıyıdan köşeden. Bu döneme uymak zorundaydık. -12 Eylül'le birlikte Artvin'de neler oldu? biraz o süreci anlatabilir misin? -12 Eylül ilk geldiğinde. Hareket bize nerede ihtiyaç duyarsa. oralara koşan insanlardık. 1985'lere kadar mücadele devam eder miydi? Devrimci Yol hareketi bu tarihe kadar. bütün ilerici. -Biz sürekli hareket halindeki insanlardık. böyle bir ortamda öğrendim darbeyi. ayakta kalmaya çalıştı. radyodan dinlemiştim. Yok.

Artvin'de. köylere mevzilendirdik. Ondan sonra yapılacakları. yöneticilerin Selimiye'nin önünde ifade kuyruğunda olduğunu duyuyorduk. ülke genelindeki gelişmelere göre şekillendirecektik. Hem bölgesel olarak hem de Türkiye genelinde direnişi örgütlemeye çalışıyorduk. Bizim kır çalışmalarımız böyle başladı. Ve bu kuşak içerisinde siyasal faaliyetlerimizi sürdürecektik. sendikaların. Kadro kaybını önlemeye çalışacaktık. partilerin kapatıldığını. Dağda ilk aylarımız böyle geçti. Nasıl seyredeceğini görmek gerekiyordu.Çünkü. ilk günlerde süren gözaltılardan kurtulanlar dağa çıkıyordu. Yani hemen şunu yapalım. Büyük bir çoğunluk dağa çıktı. . -Dağda nasıl bir hayat karşıladı sizi? Neler yaptınız? -İlk önümüze koyduğumuz hedef. ilk başlarda insanları dağlara. Yakalanmayan insanları organize ettik. dağda bir güvenlik kuşağı oluşturmaktı. Bunun için. 12 Eylül bir başlangıçtı. Katılım arttıkça. insanları geri gönderdik. Biz. direniş çağrıları yapıyorduk Derneklerin. bunu yapalım şeklinde bir tavrımız olmadı. 12 Eylül bize göre yasal bir hareket değildi. Tek tek bölgesel çıkışlar yerine ülke genelinde yaşanacak bir çıkışın daha anlamlı olacağını düşünüyorduk. -Yani kıra çıkış böyle mi başladı? -Evet.

mezralarda kalıyorduk. O kadar insanı dağda barındıracak alt yapımız yoktu. bu. Ülke genelinden kopmak. -Dağdaki ilk günlerde zorluk çektiniz mi? -İlk çıktığımızda. belli bir şekil vermeye koyulduk. tahminen bir sayı verebilir misin? -Artvin'de yüzlerce insan dağa çıktı desem. Sığınaklar. Yeraltı sığınaklarına ihtiyaç duyduk. -Dağa çıkışınızdan öncesine dayanan bir hazırlığınız yoktu anlaşılan. -Peki. yer üstünde sığınaklarda. abartılı olmaz. Haberleşmemiz söz konusuydu. Bu anlamda koordineli bir çıkıştan söz ediyorduk. Yeraltı sığınaklarımız yoktu. Baktık ki. öne çıkmak istemiyorduk.. ülke geneliyle merkezi anlamda bir ilişkiniz var mıydı? -Tabii ki vardı. yiyecek depoları. kendiliğinden çıkışı durdurup. Biz.-Artvin civarından kaç kişi çıktı dağa. geceleri çok soğuk oluyor. .

bölge insanı. Yataktır. bizler arasında büyük bir düş kırıklığı ve karamsarlığa yol açtı. arazide kalıyorduk. Sığınaklar hazırladık. Büyük gözaltılar yaşanıyordu. Her türlü imkanlarımızı kendimiz yaratacaktık. Aç kalıyorduk. bütün köylü operasyona çıkartılıyordu. İlk önce altıyüz kişi civarındaydık. Köy meydanında falakadan geçiriyorlardı. Çünkü. Bu arada. -Peki siz ne yapıyordunuz bu arada? . Köy operasyonları da başlıyordu. Artvin'de olumsuz bir hava ortaya çıktı. çadırdır. Kamuflaj çalışmaları yaptık. Köylerden temin etmeye başladık. Bu. operasyonlar. Bu arada. Bu baskılar köylülerde bir yılgınlığa yol açıyordu. böyle bir şeyimiz yoktu. Operasyonlarda çatışmalar çıkıyordu. Bu arada köylülere yönelik yoğun baskılar yaşanıyordu. Yediden yetmişe dövüyorlardı köylüleri. Herhangi bir köyden aranan bir devrimci varsa. İnsanları yerleştirdik. 12 Eylül'le birlikte başladık biz.-Hayır. köylüler. Zaten şartlar çetindi. Bu işi başaramayacağız eğilimi çıkmaya başlamıştı. «Biz devrimciyiz» deyip köylüden ekmek alıyorlar. özellikle şehirlerde yoğunlaştı. yemektir. Buralarda. Ankara'da Devrimci Yol'un lider kadrosunun yakalandığı duyuldu. Bölge operasyon yediği için sığınaklarımızı terk ediyor. İnsanlarda büyük bir psikokolojik çöküntü başlamıştı. ertesi gün gözaltına almaya geliyorlardı.Sayımız sürekli düşmeye başladı. Türkiye'nin yeni dönemini tartışmaya başladık. özellikle de çobanlar. Yerleştiğimiz bölgeleri insanların bilmemesi gerekiyordu. Her evden belli miktarda bağış istiyorlardı. Teslim olmalar yaşanıyordu. Ölen arkadaşlarımız oldu. dağa çıkıyorlardı. 12 Eylül yönetimine bağlılığı ölçüyorlardı bu yöntemle.

gözaltına alıyorlardı. Benim yüzümden oluyor bütün bunlar diye düşünürüm ben. «Bunları yakalatın. -Kuşkusuz. sizin bölgedeki varlığınız. halk açısından ıstıraba dönüşmüş bir süre sonra. kimi olumsuzlukları önleyemiyorduk. Bu politikanın patenti bize ait değildi. köylere düzenlenen operasyonları engelleme gücü olmadığı için. silahların teslim edilmemesini. -Şöyle bir durum çıkıyor ortaya. Suyu kurut. -Bu politikalar tuttu sonuçta. Muhtarları dövüyorlar. Vietnam'da da uygulanmıştı. insan rahatsız olur diye düşünüyorum. . Mezralara. bağış yapılmamasını söylüyorduk.-İhbarcılık yapılmaması gerektiğini. işkence dursun» diyorlardı. balığı öldür politikası yürütülüyordu. bizde de ıstırap yaratıyordu. Köylü herşeyin farkındaydı. -Devlet bunu istiyordu zaten. Ama. -Peki bu sizi rahatsız etmiyor muydu? Haklılık haksızlık tartışmaları bir tarafa. yaylalara çıkışı yasaklıyorlardı.

-Tuttu. Biz ne yaptık? Yakalanmamaya çalıştık. Karşı bir misillemeyi düşünmedik. Dağda bu gücümüz vardı. Pusu atabilirdik. Artvin bölgesi gerilla savaşına uygundur. Biz bunu yapmadık. Öne çıkmak istemedik. Bunu isteyenler olmadı değil, oldu. Ama engelledik. İdeolojik mücadele yürüttük, kendi içimizde.

-Genel olarak gerilla tarzıyla ilgili sormak istiyorum. PKK'nın eylemleri sol kesimden bile ciddi tepkiler topluyor. Kimi solcular diyorlar ki, «biz Che'nin gerillasını gördük. Masum insanların, sivillerin öldürülmesi bir tarafa, Che, köyden izinsiz tavuk alan bir gerillayı herkesin önünde tokatlamıştır. Kimsenin, bölge halkının burnunun kanamasına izin vermezdi.» Sen PKK'nın eylemleriyle ilgili ne düşünüyorsun?

-PKK'nın askeri ve siyasi çizgisini ilk elden değerlendirebilecek bir konumda değilim. Bu konuda bir şeyler söyleme hakkını kendimde görmüyorum. Ama bu konudaki düşüncemi de saklı tutuyorum.

Devam edersek, o günkü şartlarda köylülere, bizimle gönül birliği yapmış insanlara baskı ve şiddet uygulanırken, biz yalnızca ayakta kalma, var olma mücadelesi sürdürüyorduk. Çünkü; dünyanın neresine gidersen git, alt yapısı olmayan bir siyasal mücadele yenilmeye mahkumdur. İlişkilerin bozulduğu köylerde yeni ilişkilerin yaratılmasına çalışıyorduk. Bütün bunları güvenlik güçleriyle silahlı bir çatışma noktasına gelmeden yaptık. Zaman zaman insanlarımız öldü. Pusuya düştük. Kaçınılmaz çatışmalar oldu.

-Artvin bölgesinden kaç kayıp verdiniz?

-Şu an tam sayı vermem mümkün değil ama epey arkadaşımız öldü. Epey yaralandı. Pek çoğu acımasızca, işkencede, yaralıyken öldürüldü.

-Şimdi şöyle bir durum çıkıyor ortaya. Hiç bir eylemlilikte bulunmasanız da, ülke genelinden öne çıkmıştınız. Ülke genel olarak sizin buluduğunuzdan daha geri bir noktadaydı. Bunu göremiyor muydunuz? Nasıl bir duygu acaba giderek yalnızlaştığının farkında olmak?

-Yoğun yakalanmaların ardından, dönemin bize önemli görevler yüklediğinin farkındaydık. Duygusallıktan daha çok siyasallık bize yön veriyordu. Arkadaşlarımız öldürülüyor, bize sahip çıkan köylüler öldürülüyordu. Siyasallığı kaybetmiş olsaydık; başka yollara başvururduk. Biz siyasal uğraşlarımıza zarar verecek işler yapmadık. Aradığımız macera değildi. Haklı bir kavgayı yürütüyorduk. Bu sorumluluk ister.

Başında söyledim, yetenekli insanlarımız vardı. Koca bir bölüğü etkisiz bırakabilirdik. Asla yapmadık bunu. Çünkü, ülkede bir kaos yaşanıyordu. Bir çok sol siyasetin önder kadroları yakalanmıştı. Devrimci Yol'un merkezi dağıtılmıştı. Tam bir keşmekeşlik ortamı vardı.

-Karadeniz'in diğer bölgeleriyle ilişkileriniz var mıydı?

-Takdir edersiniz ki, 12 Eylül'le birlikte iletişim rahat olmaktan çıkmıştı. Pek çok insan

yakalandı. İlişkiler dağıtıldı. İçeriye düşen insanın bildiği ilişkileri terk ediyorduk. Bir ilke vardır. Konuşmasa da, konuşmuş gibi davranmak gerekir. Zaman geliyordu, iki ayda, üç ayda bir görüşebiliyorduk. Bir de bunu iller bazında düşünün. Çünkü biz, arazi üzerinden ilişki kuruyorduk. Bir bölgeye gidiyorsun, bildiğin ilişkiler hep değişmiş. Sığınaklar ortaya çıkmış. Dağılan insanları bulmaya çalışıyorsun. İlişkiler o kadar sık değişiyor ki, yetişemiyorsun. Tabii, yakanlama riski de var.

-Devrimci Yol'un Karadeniz'le içiçe geçmiş bir hali vardı. Sen diğer bölgeleri de gördün. Karadenizlileri Devrimci Yol'a yakınlaştıran neydi?

-Karadeniz'in farkı şuydu: Bu bölgeler hareketin dışarıdan takviye yaptığı bölgelerdi. Bir Fatsa, bir Artvin gerçekliği vardı. Doğu Karadeniz'in bir çok bölgesinde bir Devrimci Yol gerçekliği yaşanıyordu. Ama bu çalışmalar başında da söylediğim gibi, dostun da düşmanın da bildiği çalışmalardı. Herkesin «buralar Türkiye topraklarına katılmalıdır»dediği bir dönemde, buraları korumak insanların kendi onurlarını korumak gibi bir şey olmuştu.

-Yeri gelmişken sormak istiyorum. Karadenizliler sizi hayal kırıklığına uğrattı mı, ya da siz onları..

-Ben bugüne kadar, bu sorumluluğu taşıdığım iddiasındayım. Tek bir köylüye, tek bir insana zarar vermedim. Tek bir insanın yakalanmasına neden olmadım. Ekmek aldığım, su içtiğim evlerin tek bir tanesini söylemedim. Belki bu, benim çok ağır işkencelerden geçmeme neden oldu ama bu tercihimi yaptığımı söyledim ben. Mehmet Ali Ağca'yı yakaladığını iddia eden bir sorgu ekibi vardı. Konuşmamı istiyorlardı. İnsanları ele vermemi istiyorlardı. Ben kendilerine şöyle bir soru sordum: «Siz hiç

günlerce aç kaldınız mı? Donma tehlikesi geçirdiniz mi? Ben bunların hepsini yaşadım. Bana bu şartlarda kapısını açmış, yatağında yatırmış, sıcak çorba içirmiş, bir dilim ekmek vermiş insana ihanet edemem. Ölümle yaşam arasında bir tercih yapmamı istiyorsunuz. Öldürün beni.» Benim tavrım böyle oldu. Bunun takdirini halka bırakırım. Halkla her zaman iyi ilişkilerim olmuştur. Çünkü onlara asla ihanet etmedim.

-Gerilla deyince benim aklıma riskleri, korkuları falan bir yana çok yoğun bir duygusallık geliyor. Bu duyguyu öğrenmek istiyorum. Nedir gerilla?

-Gerilla deyince, bir şeyi birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Gerilla, bu işin uzmanları tarafından tanımlanırken; seçkin insanlar topluluğu olarak tanımlanmıştır. Gerilla, siyasal ve askeri anlamda birikim sahibi olan, doğru inisiyatif koyan, hareket yeteneği olan insanlar topluluğu olarak bilinir. Fakat bizim ülkemizde böylesi bir süreç yaşanmadığı için, kimi eksiklikler hep olmuştur. Böyle bir geleneği olan ülkelerde gerilla kolay kolay yok edilemez. Çünkü, ne yaptığını bilir. Kendi alanlarında uzmanlardan oluşur. En zor şartlar altında yaşamasını bilir. Hayat şekillendirmiştir biraz da, savaş şekillendirmiştir. Bizim böyle bir şansımız yoktu.

-Duygu olarak sormuştum.

-Şöyle söyleyeyim. Ben kendimi özgür falan hissetmedim. Açık konuşmak lazım. Aklımda hep yeni dönemin sorunları vardı. Bir tarihi dönem bitmişti artık. Yeni bir dönem başlıyordu. Bu dönemin getirdiği sorunlar vardı. Belki yakalanmamıştım. İstediğim ağacın altında oturabiliyordum. Kimi zaman doğadan bir otla, bir hayvanla besleniyordum. Bu özgürlüğümü kullanabiliyordum. Ama yeni dönemin sorunlarıyla

oturup bir ağacın altında sigara içiyorum. Yıkanamıyorsun. -O işin romantik bölümüdür.. Yükü ağır olan insan rahat değildir. Bu anlamıyla rahat olduğumuz söylenemez. Gerilla hiç bir zaman rahat olmaz. ceviz yaprağı yeşiline karşı bir tutku başladı bende. aç kalıyordum. Gerilla. özgürce dolaşıyorum demedim. istersen okuyayım. Bir örnek vereyim. . Ne zaman yakalanıp cezaevine düştüm. kendi içinde başlı başına bir sınavın verildiği bir olgudur. Bununla ilgili bir de şiir yazdım. ben renklerin bu kadar önemli olduğunu bilmezdim. -Tabii ne güzel olur. Bu işi götürüp götüremeyeceğimiz belli değildi. Yükü ağırdır. Özellikle de.doluylu kafamın içi. en temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsun. dört duvar arasında renklerin farkına vardım. -Partizan romanlarında daha çok bu işin duygusallığı veriliyor.. Bütün bu sıkıntıları yaşarken. -Çamuru harmanlayan adımlarımızın seri sesi kışlalara ulaşıyorken/ henüz yaymamıştı ay gümüş süzme ışıklarının örtüsünü/ günü ardına saklamış çamların çakıl taşı dökülü göğsüne/ ve kozalağa uzanan sıcak ellerini seyrederken/ doğanın ceviz yaprağı yeşilinden huzuru kopardığını bilmezdim/ Ormanların eşsiz güzelliğindeki kucağına sermişken yaşamı/ Oysa bu mekanda bulunmaz doğallığında yeşilin tonları/ Orada bile ötende durur serçe büyüklüğündeki yosun parçası / Nemli duvar yarığının bir köşesine asmıştır duvağını/ kaç göz küçük vadisinin derinliğinde dolaşır şafakları/ Anlarım o vakit tüm dostlar güzel renklerin kovuğuna saklar Andersen düşlerini. Günlerce sigarasız.

hiç durmaz basardık. Biz onlara bir şeyler öğretmedik yalnızca. Fatsa'dan ayrı bir rota çizer. dönemin kaosu. Geçmişin devrimci eleştirisi ancak. çete savaşları yapmış bir bölgedir Artvin. Artvin'de eğer dönemin dağılmışlığı. Dağlarda nasıl yaşanılacağını. böyle pratik süreçlerin ortaya çıktığı alanların irdelenmesiyle olacaktır. Döneme ve şartlara uymasını bilmiştir. 1982 yılında Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi'nin kurulmasıyla başlatılan süreci eleştirmiştin. nasıl ayakta kalınacağını o insanların pratiklerinden öğrendik. Onca baskıya. cezaevlerinde korumuşlardır. Önemli olan subjektif şartlardır. Subjektif şartlar hazırlanırken. Çünkü. işkencelerde. Asıl olan bunların varlığı ve bunları kazanmış olmasıdır. Örneğin. Rus-Osmanlı savaşlarında. buna inansaydık. Devrimci Yol hareketinin dününün ve bugününün değerlendirilmesinde bir mihenktaşıdır. onca işkenceye rağmen kendi evlatlarına sahip çıkmış bir halktır. mahkemelerde. Bu görüşlerini açıklayabilir misin? -Gerilla savaşının her zaman objektif şartları vardır. Bu anlamıyla Artvin Türkiye tarihinde özellikle de. Onurlarını dağda. Bana göre Artvin. O bölgenin devrimcileri tüm yaşananlara rağmen ayakta kalmış devrimcilerdir. Artvin halkına çok şey borçlu olduğuma inanıyorum. Artvin halkı bugüne kadar tanıdığım en yiğit halktır. . Ayakta kalmış bir halktır. İtirafçılar çıkmamıştır Artvin'de. son birşeyler söylemek ister misin? -Şunu söylemek isterim. şimdi yakalanmama geçmek istiyorum Yakalanmamı anlattacağım bölüm biraz uzun olacak gibi. Son söz niyetine bunları söyleyebilirim. -Nasıl yakalandığına gelmeden önce. bu hazırlığın siyasal mücadelenin bir bütün olarak devam ettirilmesi gözönüne alınmalıdır.-Daha önce yaptığımız bir sohbet sırasında. bizim düğmeye basmamızla bitseydi. onlardan da çok şey öğrendik.

Ne gelen vardı ne giden. -Kimdi ölen arkadaşınız? -İbrahim Çelik. Düşün. Gece uzun bir yolculuktan sonra not bırakan arkadaşları bulmaya gittim. birileri gibi sağda solda söylenmiyordu ama Artvin'in yetiştirdiği devrimcilerdendi. İşte. Belki adı. Zaman zaman kaybolurdum. Olayın nasıl geliştiğini öğrenmek istiyorduk. Bizi falan yerde bulabilirsin. . biri yaralandı. Bir arkadaşımız öldü. ekmek alabilecekleri yerlere uğradım. Bana not bırakmışlardı.Bir bölgeye gitmiştik. Üç saat. O bölge operasyon yedi. Yürekli bir insandı. Hiç birine uğramamışlardı. Özellikle halktan insanlar tek başıma gezdiğime inanmazlardı. Zor şartlara dayanamamıştı. Verilen noktaya ulaştım. En son bir yere uğradım. burada kalmanın şartları yok. Bir grup arkadaş her türlü riski göze alarak operasyon bölgesine gittik. Biz. diye bir nottu. Ormanda tek başına yaşamasını öğrenmiştim. diğeri de yakalandı. Bir çok insan benim bu yönüme şaşırırdı. Yanımdaki kimi arkadaşları orada bıraktım. günlerdir arazideyim. Dağılan gruplardan bir kısmını bulduk. Çok sevdiğim bir arkadaştı. genelde ormanda tek başına dolaşırdım. Evin oğlu devrimciydi. biz geldiğimiz yere dönüyoruz. üç gün bekledim. beş saat gezer. Tek bir hayvana kurşun sıkmadım. yorgunum. Gidebilecekleri. bulurdum yolumu. Ben. o köye tekrar geri döndük. Türkiye'nin o önemli dönemecine damgasını vuran insanlardandı. İki. Bana. tek bir yabani hayvan saldırmadı. Fakat bizi bırakıp gidenlerden birisiydi. Bu ev hep ekmek aldığımız bir evdi.

Çemberi yarma kararı verdim. Uyarı ateşleri. Hemen manzarayı anladım. ya ölecek ya da yırtacaktım. Kimse birilerini öldürmek için de çatışmalara girmez. Ben karşılık veriyordum. Ulaşları örnek almışız. Ellerim uyuşuyordu. Uyandım. Yaşamam gerekiyordu. Antika bir silahtı. Yapılacak tek şey vardı. Hayatım boyunca hiç teslim olmadım. Bir çift öküzünü satıp yanıma gelmişti. «Yolun sonuna geldik» dedim kendi kendime. Evde misafirler vardı. Teslim ol çağrıları yapılıyordu. Kapıya yöneldim. Meğer daha önce oğulları gidip teslim olmuş. Hayati bir karar vermek gerekiyordu. Üstümde iki tane palto vardı. Gün ağarmış. İçimde herhangi bir kuşku yok. Köpek havlarsa. Bu gerekçelerle çatışmayı göze aldım. Her taraf kar altındaydı. elimdeki tütün sönmüş. sızmışım. Ateş devam ediyordu. Çünkü. . öküzlerimi sattım. İkinci çemberi de yardım. Bu sohbetimizi hatırladım. Kapının açılmasını bekledim. Evin köpeği bana alışıktı. İlk çemberi yardım. Yoğun ateş altındaydım. Evin yanında bir ahırları vardı. yazık olacak bu dağlarda sana» Böyle demişti. Bunları çıkardım. Yapılacak bir şey yoktu. Sırtımda bir uyuşma hissettim. Al bu parayı ve git buralardan. Çatışma devam ediyordu. Kapı açıldı. Kan kaybı çok yoğundu. Devlet ailesine. Ahırın sıcaklığı uyutmuş beni.uykusuzum. Güç bela şarjörümü değiştirdim. köyde sorun yaratır. Hareketin geleceği açısından. Ahır sıcaktı. Askerler yine havayı taradı. Parmaklarımdan şarjöre bir kan damladı. Benimle ilgili bildiklerini anlatmış. Bir tütün sardım. geri çekildi. Bana ağırlık yapabilecek her şeyi attım üstümden. Pencereden baktım. Defalarca bu yöntemle kalmışız o evde. Havlamadan yanıma geldi. Takviye güçler geldi. Bütün diğer evlerdeki köpekler gibi.Tütün tabakamı çıkardım. biz Mahirleri. Yaşamayı denemek gerekiyordu. «Al sana doksan bin lira. Ekmek torbamı bıraktım. İçeri girip rahatsız etmek istemedim. Jandarmaya haber vermişler. Göz kapaklarım ağırlaşmıştı. Ellerim uyuşuyordu. Önce bir köylü göründü. Bir köylü vardı. onu hatırladım. Tütünü içiyordum ki. Ahırın etrafı jandarmalarla kuşatılıyordu. Silahımı ateşleyerek ok gibi fırladım dışarı. beni teslim etmezlerse rahat vermeyeceklerini söylemiş. Eve gittik. 28'lik şarjörümü taktım. Beni ahırda görmüşler. Kimse ölmek için çatışmalara girmez.

Vücudum ateşler içinde yanıyor, bacaklarım, kollarım titriyordu. Durduğum yer tamamiyle kan olmuştu. Kanlı karları yiyordum. Sürekli teslim olmam isteniyordu. O an, ailemi düşündüm. Dört yıldır onları görmüyordum. Sonra o an ki duygularımı cezaevinde şiirleştirdim;

Bağrında öldüğüm kanlı karları/ Ekmeği karla yediğim günler/Dalıp giderdim çocukluğuma/Dudaklarımda annemin gülüşü/Ah anne/ Kaç yıl oldu birbirimizden kopuşumuz/Elinde süt, yatak odamın kapısından içeri girmen/ saçlarımı yıkadığın günler/ Saçlarım kurşun yağmuru anne/ Ah anne/ Bilemezsin ne hallerde olduğumu/ Bilsen, duysan yaşadıklarımı/ Kim bastırır çığlıklarını/ Oğul hasreti kana bulanınca/ Anne, baba, kardeşlerim/ En güzel yılları birlikte yaşayamadık/ Hepsi gelecek güzel günler içindi/ Birgün siz de anlarsınız isyan dolu gönlümü/ Ölüm bir köşe başında gözetlerken sürmenliklerimi/ Belki de hiç bir zaman bilemeyeceksiniz/ Nerede, nasıl, ne şekilde öldüğümü/ Belki de hiç bir zaman bilemeyeceksiniz/

Bu duygularla doluydum. Adımı belgeleyen tek bir şey yoktu. Ve belki de oracıkta öldüğüm söylenecekti. Öyle bir dönemi yaşıyorduk. Birden tekmelerle kendime geldim. Operasyonu yürüten bir subaydı sanıyorum; «Yarası nerede» diye sordu. «Omuzunda» dediler. İki ayağıyla omuzlarıma çıkıp çiğnemeye başladı. Sol kolumu postalıyla kırdı. Epey bir dövdüler. Kemik etten dışarı çıkmıştı. Gülüyormuşum ama güldüğümün farkında değilim. «Komutanım, bu gülüyor» dediler. Bir tane uzman çavuş vardı «yeter» dedi. Cebinden bir sigara çıkarttı. Yaktı verdi. «Adını söyle hastaneye kaldıralım» dedi. «Bir sigaraya mı konuşturacağınızı düşündünüz» dedim. Nerelisin, diye dövüyorlar, kimliğimi öğrenmeye çalışıyorlardı. «Türkiyeli'yim» diyordum. Sürekli dövüyorlardı. Su istedim. Köy halkı bizi seyrediyordu. Su geldi. Ama vermiyordu. «Söz vermiştin» dedim. «Evet, al sana su» dedi. Bardağı yüzümde parçaladı. «Yaralı adamı dövmek yiğitlik mi? Sen yiğit adam mısın?» dedim. İyice tahrik oldular.

Bir başçavuş geldi. «Adını söyle hastaneye kaldıralım» dedi. Zaman kazanmam gerekiyordu. «Tamam» dedim. Bir kağıt kalem getirdiler. Hüseyin Durmuş olduğumu söyledim. Ardanuç'tan Hüseyin Durmuş. Bir doktor getirdiler oraya, yaralı bir asker varmış, onun için oradaymış.. «Burada yapılacak bir şey yok» dedi. Arabaya bindirdiler. Kasaturalarla dövüyorlardı. şavşat'a geldik. Halk toplanmıştı. Arabadan aşağı attılar. İnsanlar ağlıyordu. Bütün gücümü topladım, ayağa kalktım. Hastaneye doğru yürümeye başladım. Beni bir odaya aldılar. Doktor, orada müdahale imkanının olmadığını söyledi. Artvin'e götürülmem gerekiyormuş. Kolumu kıran Yüzbaşı ve bir grup askerle Artvin'e doğru yola çıktık. Sürekli dövüyorlardı. Bir ara arabanın hızını kesti. Askerlere beni öldürmelerini söyledi. Bu arada karşıdan bir askeri cip geliyordu. Hemen birbirlerine koştular cipten inenler. Sonra hemen yola koyulduk. Ama son derece hızlı gidiyoruz. Sonra anlaşıldı tabii nedeni. Alaya götürdüler. Herkes alarm durumundaydı. Artvin bölgesindeki en geniş ve uzun süren çatışmaydı bizimkisi. İlk kayıplarını ben verdirmiştim. «İşte, tertibinizi vuran bu» dediler.

Beni tekrar reoya aldılar. Bölgede Hüseyin Durmuş adında birisinin olmadığını söyleyip gerçek adımı sordular. Sürekli dövüyorlardı. İlk raund bitmişti. İçimi bir huzur kapladı. Bir şey söylememiştim. Artvin Devlet Hastanesine geldik. Döverek içeriye attılar. Sürekli adımı sorup dövüyorlardı. Anneme küfrettiler. «Anneme küfretmeyin, bana küfredin» dedim. Bir kısmı gelip ne kadar yiğit olduğumu falan söylüyorlardı. Yazık olacakmış benim gibi adama öldürmek istemiyorlarmış. Yaralı koluma odun sopalarıyla vuruyorlardı. Kasaturayı yaralarıma batırıyorlardı. Adımı istiyorlardı yalnızca.

Birden odada büyük bir sessizlik oldu. Yüksek rütbeli birisi girdi içeri. Beni duvara dayadılar. Alkollü bir pamuk istedi. Yüzümde dolaştırdı. Pamuğa bakınca yüzümün tamamen kan içinde olduğunu anladım. Alnıma doğru elini götürdü. Oradakilere «bakın» dedi. Alnımdaki yarayı gösterdi. «Bu bizim Ali.» Hepsi büyük bir sevinç içindeydi. «Büyük balığı yakalamışız» diye konuşuyorlardı. Beni Sedat Göçmen diye arıyorlarmış. Sedat'ın Çorum'da yakalanmasıyla, dağlarda gezen bu Ali kim

diyorlarmış kendi kendilerine. «Ali'nin kim olduğunu, nereden geldiğini anlatacaksın. Profesyonel bir adamsın belli. Herkes ardında iz bıraktı, bir sen bırakmadın.» Ali olduğumu kabul etmedim. Beni Ali olarak tanıyan birilerini getirdiler. Reddediyordum. Hüseyin Durmuş olduğumu söylüyordum. Onlar ise Ali'nin kim olduğunu, gerçek ismimi soruyorlardı. Sürekli dövüyorlardı. İyice kötüleşmiştim. Kollarıma bir şeyler taktılar. Hastane başhekimi geldi odaya. «Demek sen Ali'sin. Arabamın yakılma emrini veren, beni taciz eden» diyerek dövmeye başladı. Herkes dövüyordu odada.

O günlerden birinde, iki kişi geldi odaya. Ellerinde bir teyp vardı. Teybi çalıştırdılar. Bir kadın ağlıyordu. O benim annemdi. Niğde'den geldiğini söylüyordu. «Benim ailem yok» dedim. «Bu kadar da olmaz, bu kadar taş yürekli olunamaz» dediler. Oysa ben taş yürekli değildim. İnsanları, ailemi seven birisiydim. Ama öyle davranmam gerekiyordu. Konuşursam, ailemle görüştüreceklerini söylüyorlardı. Annemi bana karşı koz olarak kullanacaklarını biliyordum. Gittiler. Az sonra saçlarına ak düşmüş bir kadını getirdiler. Annemi bıraktığımda saçlarında ak yoktu. Annemle babamı içeri aldılar. Ben hiç bir tepki göstermedim. O karışıklıkta, sadece, anneme bana sahip çıkmalarını söyledim.

Gözlerimi açtığımda ameliyat masasındaydım. Sağlık durumumu sordum doktora. Narkozdan çıkar çıkmaz soru sormama şaşırdı. İlk defa gördüğünü söyledi. Sağlık durumumun iyi olduğunu yalnız kolumla ilgili bir şeyler söyleyemeyeceğini ifade etti. Kolumun kesilip kesilmeyeceğini sordum. Kangren tehlikesinin olduğunu, damarların parçalandığını söyledi. «Ben buranın doktoru değilim, Hacettepe mezunuyum» dedi. Bunu mesaj olarak algıladım. Bir parça moralim düzelmişti. İşkencede, ifade vermeyeceğimi, savaş tutuklusu muamelesi yapılması gerektiğini, şu an tedavide olduğumu söyledim.

Benim insanlara bir sözüm vardı. Bu sözümü tuttum. Doksandört gün kaldım sorguda.

Sol kolumu kaybettim bütün bu işkenceler sonucunda.

şimdi biz kan ve revan içinde yarattığımız bu değerleri topluma taşımasını bilemedik. Onyedi, onsekiz yaşında, tek bir çıkar gözetmeden, hayata kendilerini sunan insanları anlatamadık.

MAHMUT MEMDUH UYAN. 1955 doğumlu. Ankara Devrimci Yol Davası'ndan idam cezası aldı. Yaklaşık On sene cezaevinde kaldı.

-Günlüklerinin yer aldığı kitabında «Mohikanların sonuncusu» ifadesini kullanıyordun. Buradan girelim istiyorum. Neydi Mohikanların sonuncusu? Neden böyle bir duyguya kapıldın?

-Mohikanların sonuncusu duygusu, ne zaman nasıl öleceği belli olmayan kızılderililerin yaşama, ayakta kalma çabası ve direnişlerinin biz de bıraktığı izlerdi. Yokoluşa karşı direnmeye çalışmışlar kendi doğal alanlarında. Kabilenin son üyesi direnmeye çalışıyor tek başına. Böyle bir hikaye kalmış kafamda. Nereden okuduğumu da tam hatırlayamıyorum.

12 Eylül sonrası bütün sol gruplar operasyonlar sonucu darbeler yemiş ve dağılma yaşanıyordu. Radyolar, televizyonlar arkadaşlarımızın yakalandığını haber veriyordu. Sıkıyönetim açıklamalarının çoğu yakalanmalar ve ölüm haberleriyle doluydu. O günkü koşullarda bu biz de çok rahatsız edici duygular yaratıyordu.Tanıdığımız arkadaşlar gözaltına alınıyor, işkenceye uğruyorlardı.Yakalanmamış bir insan olarak kimi sorumluluklar yüklüyordu bu durum. Devrimci Yol'u hissetme ve sürdürme çabası gibi bir duygu. Rastladığımız bir çok insan yenilginin şaşkınlığı içindeydi. O şaşkınlık, halkın

ayakta kalıyorsun. Sosyalizmin geldiği nokta ortada. Kendi varlığımızı sürdürmek. Siyasi hareketlerin bitişini tabii ki Mohikanların sonuna benzetmek doğru olmaz. daha bir inatçı yapıyor. o günkü koşullarda cuntaya karşı olan bir grubun bir yerlerde bulunuyor olmasının bilinmesi bile anlamlıydı. O dönem her şeye açık bir dönem. Yani. Mohikanların sonuncusu benzetmesini biraz da siyaseten algıladım. Zamanla bu duygu dağıldı. Herşeyden etkilenmek mümkün. Bunu o günlerde de biliyordum ama kendimi alamıyordum. Sosyalistleri Mohikanlara benzetebilir miyiz? . Toplumsal mücadeleleri efsanelerle özdeşleştirmek yanlıştır. Herşeye rağmen yok edilemiyor. devrimci bir faaliyet zemininde bilinmesi gerekir. bizim hiç bir şey yapmasak da belli alanlarda bulunuyor olmamız. kişisel olarak sürdürmenin ötesinde. İnsani bir duygu yani. -Ben. İnsanı bir şey.olumsuz tepkisi insanı daha bir duygusal. Sanki bir şeyleri sürdürmek isteyen kızılderili Mohikanlar gibi bir duygu bu. Ama duygusal olarak insan da böyle şeyler olabiliyor. bir siyasetin sürdürülmesi noktasında anlamlı. -Bitiş anlamına gelmiyor mu bu duygu? -O bir duyguydu. -Tamamen. Mohikanların sonuncusu falan olmadığımız anlaşılıyor. Bunun bilinmesi gerekir. Saklanarak değil. -Evet.

her açıdan sosyalizmin gerekliliğini ortaya koymasa bile. Yeni dünya düzeni ve kapitalist sistemlerin her türlü olanağa rağmen bolluğu. Sosyalistlerin. Bu da. -Nasıl olacak bu? -Toplumsal mücadele alanlarına dönmekle olacak. Böyle bir bakış açısının sonunda. Bu gün bu kesimler kimi islamcı çevrelere aksa da. sosyalizmin yeniden üretilmesi için seferber edilmeleri anlamını taşıyor. Daha önce olan şaşkınlıktı. sosyalistlerin kendilerini yeniden ifade etmelerinin olanaklarının daha çok artamaya başladığını düşünüyorum. Sovyetlerin çöküşünden sonra yaşanan gerilemenin yavaşladığı. sosyalizmin sorunlarını aşmada insanlar kendilerini daha bir sorumlu hissediyorlar. Bu durum. mutluluğu yaratamaması. çeşitli çöküntüler sonunda oluşan moral bozukluğunu da giderek atacaklarına inanıyorum.-Sosyalizmin prestij ve gücü en alt düzeyde olmasına rağmen bugün. Ama bunun öyle kolay olacağını söyleyemem. Sosyalistlerin. yaratıcılıklarını kullanmayı öğrenmeleri gerekiyor. insanlarda kimi tepkilerin ortaya çıkmasını sağlıyor. bir takım teorik kalıpların ve belirlemelerin ötesinde. Mohikanların sonuncusu benzetmesi pek doğru . sosyalistlerin fiziki bir güç olarak ortaya çıkacaklarına ve kendilerini geliştireceklerine inanıyorum. sosyalistler için bir zemin olabilir. Kısa sürede büyük gelişmeler beklemiyorum. Ama sosyalistlerin önü giderek daha çok açılacak. Ama bugün. daha geniş kesimlerin. Buna Türkiyeli sosyalistlerin de katkısı olacak.

Devrimi de. Ben bir gerilla mücadelesinin ya da Sovyetik bir devrimin. kültürel bir alt üst oluşu ifade ettiğine inanıyorum. . insanların o yaşamın asli unsurları olması iktidarın alınması ile olmaz. Gerilla savaşları toplumsal mücadeleyi kavramada eksiklikler taşımışsa ya da örneğin Sovyet devrimi. sosyalizmi de aşama olarak görmek gerekiyor. Sosyalizmin geldiği nokta bir gerçeklik. Gerilla hareketlerini izliyoruz. kendini iktidar olarak koyma noktasıdır. Devrim süreçlerinde aslında eksik olan pek çok yön vardır tabii ki. iktidarın alınma süreciyle somutlanmasının eksik olacağı düşüncesindeyim. -Özelde gerilla olayı. sosyalizme ulaşma yollarını da yenileyecek gibime geliyor.. Devrimin. Ve dünya sosyalistlerinin yeni bir sosyalizm projesini yaratmak sorumluluğunu taşıdıkları söyleniyor. mevcut iktidarın politik. Bir karşı iktidar.gelmiyor bana. böyle konuları tartışan kesimler var.. yaşamın yeniden oluşturulması. Devrim sürecinin başlangıcından itibaren. Siyasal alana. -Şimdi. iktidarın alınış biçimi sonraki süreçleri de belirliyor şeklinde bir yaklaşımları bulunuyor. dönüşümü..Yani. karşı insan ilişkileri sürecidir bu. Sanki. bulunacak yeni proje. Devrim. 12 Eylül günlerinde gruplar halinde yakalanmaların olduğu.. ortada bir gerçeklik var. Bugüne kadar somut işleyen devrim süreçleri gözden geçirilip eleştirildiğinde çıkacak sonuçlar üzerinden daha olumlu deneyler ortaya konacaktır. Devrim. Farklı bir anlam çıkarılması gerekmiyor. halkın tavırsız kaldığı bir dönemdeki duygular bunlar. Ama öte yandan. bir karşı ahlak. ekonomik yapısını vurup. sonraki süreçlerde devrimin karakterini olumlu ya da olumsuz etkilediği görüşüne katılmıyorum. -Şimdi. toplumsal alana adımını attığın andan başlayacak bir olgudur. sosyalizm düşüncesinin değişimi. sosyalizm demek değildir.

aynı şekilde.-Gerillayı tartışan kesimler. Yukardan aşağıya bir önderlik. Narodnikleri. silah zoruyla devrim yapıldığı için. fakat sosyalistleşmemiş. bir kriz anında yapılan darbedir şeklinde eleştirilere rastlıyoruz Şimdi. kendi iktidarlarını oluşturmaları sosyalizmlerin yaptığı en temel yanlıştır. sosyalizmlerdeki temel yanlış. askeri bir savaşla iktidar alınmış ama toplum güce göre şekillenmiş ya da desteklemiş. politik merkez ya da bunların herşeyi kendilerine bağlayarak. Menşevikleri. sosyalizmi özümseyerek ona ulaşmamıştır şeklinde görüşler ileri sürüyorlar. toplum bu konuda tümüyle ikna olmamıştır. Sovyet devrimi toplumsal devrim değildir. Daha bütünsel olarak değerlendirmek lazım diyorum. Benim düşüncem. Toplum. eksik eleştirilerdir. Bugün sosyalizmi yeniden üretme noktasında. Bolşevikleri yani. yaşanmış sosyalizmleri değerlendirmeye ihtiyaç vardır. bütün toplumsal güçleri ve dönemi değerlendirmek gerekir. Bu yapılmazsa eksik olur düşüncesindeyim. liderlik. Sovyet devrimini ele almak için 1905 devrimini. bir anı değerlendirerek yapılan eleştiriler. . -Sonuçta öyle olmuyor mu? Gerilla savaşı askeri bir denge ve bu dengenin gerillanın lehine dönmesiyle sonuçlanmıyor mu? -Evet kimi kesimlerde. yukarıdan aşağıya demokratik merkeziyetçiliğin sürece hakim olma noktasıdır.

yani. -Edilgen bir nokta yani. Sosyalizm düşüncesi elverişsiz bir koşulda. gelişecek bir devrim hareketi hem kendi ülkesindeki yerel iktidarla hem de emperyalizmle çatışma içinde olacaktır. tamamlayayım. canlılığını giderek kaybediyor. Bu noktada. toplumun yaşamı ve politikayı belirlemesi gerekirken. silahlı mücadele hemen. politikayı da politikacıların yaptığı bir sisteme dönüşüyor. Hantal.. bunun politik. sınırlı. gerilla. Ama devrimlerin. şu anda bu yok. çok dar. her yerde gelişir. bürokratik bir toplumdevlet yapısına yol açabiliyor. Emperyalizmin şu anda sağladığı üstünlüğü. köylüyse köylülük yapmasıyla sonuçlanıyor. başka sistemlerdeki gibi sadece bulunduğu alanlardaki işlevlerini yürüten bir konuma gelmesi. -Edilgen. Gerilla olunduğu için bu tür olumsuzluklar çıktı sosyalizmlerde gibi değerlendirmeler bana. işçiyse işçilik. hafif geliyor. Sosyalizm anlayışı nedir? Topluma yaklaşım nedir? Üretime bakış açıları nedir? gibi bir bakış açısıyla değerlendirmek gerekiyor. kolayca hiç bir alanda terk etmeyeceği ve çatışmayı içeren devrim süreçlerinin kaçınılmaz olacağı bir gerçekliktir. Buradan. Sovyet devrimini gözden geçirdiğimizde böyle bir sonuç çıkıyor. şimdi.Böyle olunca. 1960'lardaki gibi bir gerilla hareketi yaratılacaktır ya da yaratılmayacaktır gibi bir noktayı tartışmak çok anlamlı gelmiyor. Gerilla . gerilla faaliyeti ile iktidarın alınması nedeniyle. geçmişe göre daha sert geçeceğini söyleyebilirim. iktidarın alışının öncesi ve sonrası bütünlüğünde değerlendirmek gerekiyor.. olayı. Sovyet devriminden farklı bir noktadadır şeklinde bir yaklaşımdan öte. Toplum üretkenliğini. Bugün aynı şekilde. psikolojik koşulları vardır gibi bir şeyler söylediğim anlamı çıkarılmamalı.

Bu yapıların. Milliyetçi. İlle sosyalist olması gerekmiyor. kalbi. vicdanı açık olursa başarı şansı vardır.hareketlerinin gerilemesi. komutanlığın özel yetkisi ancak belirlenmiş bir politikayı yürütme noktasında söz konusuydu. İnsan ve ona ait ne varsa. geliştikçe. dalga dalga yayılıyor. bir kültür haline geliyor. sol hareket. silahlı bir şekilde sürdürülmesi olarak görüyorum. kuşkularını yok edecek bir açıklığı sağlamaları gerekir. Bunlar yukardan aşağıya. gerilladan öte. Mutlaka. insanların duygularını. o hareket yayıldıkça. sosyalizmin gerilemesiyle ilgili bir durumdur. sosyalizmdir. Komutan. Gerileyen. Bu noktada. -Şu gerçekliğe inanıyorum. gerilla hareketinin bu süreçteki rolü. . oradan başlayıp her türden ilişkide bu merkeziyetçilik hakim oluyor. Bu ilişkilerin devamında. kendi kendine fikirler üretip. Sosyalizmden kopuk bir gerilla hareketi üzerine tartışma yapmak da anlamlı gelmiyor benim için. kararlar . demokratik bir toplum demek mümkün olmuyor. Böyle bir politikayı yürütmek için insanların kafalarının ve kalplerinin açık olması gerekir. Savaşan bir örgüt katı bir merkeziyetçiliği seçmek zorunda. politikanın en uçta. Örneğin. bu söylediklerine elverişli bir zemin sunuyor ama gerilla mücadelesini düşündüğümde. düşüncelerini bütünleştirecek. hangi tarz ilişkiler varsa. Sosyalizmin sorunları çözüldükçe. kimi dayatmalarla ortaya çıkacak duygular değildir. nasıl şekilleneceği ortaya çıkacaktır. sizin ilişkilerinizi öğrenmek istiyorum. İllegal örgütlerde kaçınılmaz bir son bu. askeri alanda elde edilecek bir başarı sonucunda ortaya çıkan topluma. islamcı hareketler için de geçerli bu. bizim grubumuzda. işin motor gücündeki ilişkiler hangi noktadaysa. Gerillayı yürüten grupların kafası.Askerliğin doğası demokrasiyi içermez gibi düşünceler gerilla hareketleri için geçerli olamaz. aşıldıkça.

En tabandaki unsurların yapılanmasından. bir gerilla cephesini ifade ediyorduk. belki çok ani bir karar alışta. eleştirilmesi ortak yapılıyordu. Konsey. Komutanın.alan bir insan değildi. nereden geldiği belli olmayan yetkiler vermek yerine açık olmayı. o hareketin politikasına . hareketin mutlaka merkezi bir yapısının olması gerektiğini belirtiyorduk. daha açık yapmaya çalıştığımızı. çoluk-çocuk yapılan ortak toplantılar. o cephenin hem askeri hem de siyasi örgütlenmesini yapacak. İnsanlara. Herkese ortak sorumluluklar. Ki. bir takım temsili biçimler alacaktı ama o bütünsellikde yer alan kesimlerin inisiyatifleri engellenmeyecekti. başarı şansı o kadar vardır. 1980 öncesi daha kitlesel. Bunu Türkiye geneli için ifade ettiğimizde. teorize etme çabasında ise. O kararın da değerlendirilmesi. belki uca doğru. kendini yönetme anlayışının gelişmesi ve gerilla hareketinin bu alanlarda faaliyet yürütmesi şeklinde bir süreci gündeme getiriyorduk. bir Fatsa modelinde olduğu gibi. Bu bütünsellik içinde. Gerilla hareketi ne kadar açıksa ve ayrıcalıklar ne kadar azsa. yerel birimlere de. O bölgelerde bizim. Komutanın değerlendirilmesi. refleks olarak alınması gereken bir kararda inisiyatifi vardı. Gerilla grupları politikalarını ortak saptayıp. Kimsenin özel bir ayrıcalığı bulunmuyordu. geliştirip. hak etmeyi anlayış olarak benimsiyorduk. kadın. Toplumsal ilişkilerde bizim yaratmak istediğimiz buydu. komutana da ortak görevler düşüyordu. bir gerilla grubundan öte. belli inisiyatifler veriliyordu. pratiğe geçildiğinde. köy komiteleri. şenlikler. Örneğin. Komutanın ayrıcalığı belirlenmiş pratiği yürütürken gündeme geliyordu. Şimdi bunu. o süreçte yer alan gerillalar tarafından yapılıyordu. oluşturulan bir meclisin içinden çıkacaktı. bu politikalarını nasıl yürüteceklerini belirledikten sonra. eylemlerin değerlendirilmesi. bir parça daraltacaktık. politikalarını oluşturacak bir konsey olmasını düşünüyorduk.

Devrimci Yol direnmedi. Bunları haksız eleştiriler olarak görüyorum. yalnız ve yalnız askeri bir faaliyetle sınırlı tutması kendisini. Toplumda öyle bir kültür var ki. altı ay bir insanı eğitip. Gerillanın yalnızca savaşmasını bilen insanlar olması başarısızlığı getirir. bir ordulaşma aşamasına gelindiğinde bile. -Sen o grubun komutanıydın. devrim için yeterli değildir. tartışmalarla belirliyorduk komutanı. dağa çıktınız? -Solun. Şimdi. . asker yapıp savaştırmak. Psikolojiktir. bir süre sonra hoşa da gidiyor.yön veren insanları değerlendirme ve değiştirmede bir hak ve hukuk olması gerektiğini belirtiyorduk. fazla gelişmemiş bir toplum olmaktan da güç alan bir durum. savaşmadı. Aslında. Askeri bir karakter. Devrimci Yol'da nasıl bir kültür hakimdi ki. insanlar seni bir yerlere oturtuyor ve hep orada görmek istiyor. o çemberden kurtulmak mümkün görünmüyor. Eğer o iş tutsaydı bugün durumun farklı olabilirdi. devrimin bütün özelliklerinin ordunun içinde de nüfus etmesi gerektiğini düşünüyorum. zaten aksi bir niyeti de yoktu gibi eleştiriler yapılıyor. Oğuzhan Müftüoğlu bu alkıştan rahatsızlık duymuş olabilir diye düşünüyorum. bize yaptığı eleştiriler içinde haklı ve haksız eleştiriler görüyorum. Belki. merkezi bir anlayış. O gün. Seçimle. Çok kaba bir tabirle. Niyetlerin pek sonucu değiştirdiği görülmüyor. 12 Eylül gelir gelmez. teslim oldu. Ama Oğuzhan Müftüoğlu çağrıldığında hem kürsüye çıkarken hem de konuşmasını bitirdiğinde şiddetli bir alkış koptu. gerillanın çekirdeği sayılabilecek bir grup içinde geçerliydi. Devrimci Yol'a gelmek istiyorum. olumsuzluklar ortaya çıkar. Ordunun toplumun ana unsurlarından birisi olması. o ordunun giderek politikadan uzaklaşması. kitlesel sol parti girişiminin Ankara'daki toplantısını izledim. bu yanlıştır. Konuşmacılar peşpeşe kürsüye çıkıyordu. Konuşma bittiğinde öylesine bir alkış. Şimdi. her tarafımıza oturmamıştı. Senin niyetin ne olursa olsun. Yoksa. Bu yeni bir dönem ve tarz olduğu için.

Devrimci Yol'u eleştirdiğim nokta burasıdır. Sorun şuydu. kişisel cesaretten söz etmiyorum. böyle kitlesel bir çıkışın ne alt yapısı ne de örgütlülüğü vardı. şimdi. diyen bir insanın çıkacağını hiç sanmıyorum. Bizim bunu. Güçlü bir harekettik. cunta döneminde değil. faşizme direnme eğilimleri çok güçlüydü.Bizim eleştirilecek yanlarımız farklı. bizim insanlarımız dağa çıktılarsa bu bir anlayış farklılığıdır. bilgisizlikten diyordur. Nihayetinde. Diyen varsa. Kaçacak insan dağa mı çıkar? Yurt dışına gitme şansı her insanın vardı. Politik anlamda daha atak. cunta gelmeden bir süre önce Türkiye'nin bazı alanlarında kırsal alana . faşizme karşı savaşmaktı. daha ileri adımlar atılabilirdi. öyle olmadı. Onları kırsal alana götüren düşünce. Eğer. Başka bir şey değildi. 12 Eylül gelince de. benim bildiğim bir çok yerde insanlar silahlarını alıp dağa çıktılar. Cesaret derken. Ama şöyle savaşılır. daha önceden tesis etmemiz gerekiyordu. Önderlik bu konuda cesaretli adım atmamıştır. kadrolarını o yönde geliştirememesi bir yanlıştır. İktidarla savaşmayı belirlemiş bir hareketin gerekli örgütlülüğü yaratamaması. İnsanlara bunu kazandıran da Devrimci Yol'un insanlarına verdiği siyasal kültürdü. Açık faşizmin gelse bile. Böyle düşünüyorduk. Güçlü bir güven duygusu vardı. TKP'liler ya da Kurtuluşcular dağa çıkmayıp başka bir şeyler yaptılar. Benim. Tam tersine her yerde ve her yönüyle savaşılır gibi kaba bir yaklaşımımız söz konusuydu. Biz de faşizme karşı çıkma. böyle direnilir gibi esnek bir yaklaşım oluşmamıştı. Açık faşizmin geldiği koşullarda direnmek gerektiğini biliyorduk. yok olmayacaktı. öyle yapmadınız. 12 Martlardaki gibi hareketimiz dağılmayacak.

gelişmiş bir konumda olmadıkları için o yüklü çıkışı göğüsleyemedi. Cunta. Malatya. oralarda toplumsal bir zemin elde etmek doğrultusunda adımlar atıldı. -Merkezi bir karar mıydı bu? -Cuntanın olabileceğini. sivil faşist hareketle içiçe gelebilirdi. Sivas kırlarında. siyasi birimler oluşturarak. İçsavaşın. Elazığ. Kırşehir. Erzurum'a dayanan. Faşist hareketin ülkeyi parça parça işgaline biz de karşı bir hareketle cevap vermeliydik. Ordu üzerinden bir gerilla hattıyla yapabilirdik. Kars ve Artvin üzerinden Erzurum ve Erzincan'a doğru bir hat oluşturabilirdik. cuntaya dönüşmeden de derinleşmesi olabilirdi. içsavaşın derinleşmesi süreciyle bütünlük içinde olacağı şeklinde bir kanaatimiz vardı. Örneğin. yalnızca Artvin'de hemen hemen her kazadan yüzelli. Nevşehir. ikiyüz civarında insan dağa çıktı. Ama bunun. Hemen başlayan operasyonlar ve psikolojik çöküntü tükenme noktasına kadar götürdü grupları. Malatya'da. Ordu'da. O gün. kır faaliyeti ile değil ama şehir gerilla faaliyeti ile kesebilirdik. Faşistlerin. Adıyaman. Erzincan.yönelik çalışmalar başlatılmıştı. Kars'ta. Kayseri ve Ankara'ya doğru gelişen faşist hattı. Diğer yandan. açık faşizmin gelebileceğini biliyorduk. 12 Eylül sonrası birdenbire dağa çıkan arkadaşlarımız. Bunu. Tokat. Sivas. Artvin'de. Tunceli'de bazı girişimler oldu. Tokat'ın bazı bölgelerinde. Maraş'ı ve Malatya'yı kapsayan faşist işgalini bu hatlardan kesebiliriz diye düşünüyorduk. bu düşünce doğrultusunda kırsal faaliyeti hayata geçirmeye çalıştık. Adana. Araştırma birimleri. Amasya taraflarında da .

Sıçrama yapacağı ya da geri çekileceği zeminleri olurdu. Oysa. 12 Eylül sonrası Devrimci Yol'un politik ve askeri alanda daha geniş bir manevra alanı oluşacaktı. teknik hazırlıkları yeterince yapamadığımız için. Bizim önderliğimizin politik alanlarda yeterli atılganlığı ve cesareti gösterememesine bağlıyorum. Güçlü adımlar atılabilseydi. Benim bulunduğum alanlar açısından da. darbeler yedikçe dağıldık. Tunceli. Bu en azından bazı bölgeler için olabilirdi. Kırdaki ilişkilerimizi giderek geliştirmeyi ve geliştikçe niteliği yükselen bir faaliyeti önümüze koymuştuk. Başka tartışmalarda da dile getirdim. Bu nedenle.bu böyle yaşandı.. Cuntayla hesaplaşmaya uygun bir yapılanma oluşturamadan bütün gövdesiyle açıkta kaldı. zaten başarılması mümkün değildi demek. O gövdeyi geriye çekmek. Çok önceden bu imkanları yaratmak olanağına sahiptik. düzenlemek falan da pek mümkün değildi. sindirebileceği bir düzeyi düşünüyorduk. Yoksa. Bu nokta da biz. Yani özet olarak budur. Tokat ve Malatya'da mevcut gerilla mücadelesi bir Karadeniz'deki mücadele gibi ağır kayıplarla karşılaşmadı. Elimizden geldiğince denetimli bir şekilde ve kırın taşıyabileceği. . bunun imkanı yoktu. iktidarla çatışacağız diye bir tespiti önümüze koymuş olmamıza rağmen buna yönelik psikolojik. kadrolarımızı gerilla özellikleri kazandırma anlamında bir eğitimden geçirmediğimiz için insanlar çıktılar ve döküldüler. Biz. yüklü bir çıkış olsaydı. onu karşılayamazdık. Sivas. çok doğru değil. Açık gövdemizle hedef durumundaydık. -Peki niye? Ne engelledi sizleri? -Daha önce söyledim. Büyük kayıplar. 12 Eylül geldiğinde Devrimci Yol bütün gövdesiyle cuntayla karşı karşıya kaldı. daha çok arkadaşlarımızın kalabalık gruplar halinde dolaştığı bölgelerde yaşandı.

12 Eylül'ün solun üzerindeki etkisi. Faşizm üzerine okuyorduk. Bunun karşısında sol da gelişmişti. 12 Mart'tan farklı gelişti. Anayasası yüzde doksan oyla kabul edildi. kendi içinizde. solun dağınıklığı ve yenilgisini tartışırken. Sonradan yaptığımız değerlendirmelerde bunu gördük. mahalle mahalle gelişmiş bir hareketti. bir yükseliş .-Peki. 1950'liler. Toplumun gözünde haklı bir duruma geldi 12 Eylül.. Politik anlamda toplumu cuntaya karşı hazırlamada eksikliğimizi gördük. -Gerilla tutabilirdi. yalnızca 12 Eylül sonrasını düşünmek eksik olur. Türkiye'de de benzer gelişmeler olabilirdi. Bu tartışmaların başlama tarihi bir rastlantı mıydı? Bir şeyler dayatmaya başladı denebilir mi? Dünya çapında yaşanan değişim sancılarını da gözönüne alırsak. cuntaya karşı da sessiz bir onay veren durumundaydı. şili'yi okuyor. 60'lara kadar iniyorum ben. gerillayı sonuçta bitirecek tartışmalar başlatıldı. bize karşı mesafeli. 12 Mart'ı. kapsamlı gelişti. Köy köy. izliyorduk. Türkiye'de toplumsal yükseliş bir 1970'ler olarak görülmemeli. Ama 12 Eylül'ün asıl zaferi ideolojik anlamda yaşandı kanımca. 12 Eylül öncesi yaşanan kaos ortamını aşamayışımızın bir ifadesiydi. Toplum. O noktada çatışma. Aslında. birebir yaşamak gibi olmuyor. Teorik olarak ifade edilse bile. Yenilgi daha öncelere dayanıyor. o şiddette bir çatışma beklemiyor muydunuz? -O şiddette denemez. Türkiye'de yıllar itibariyle bir birikim. -O farklı bir şey. aldığımız tedbirler yeterli olmadı. Tam da bu noktada. Aslında bu. 12 Eylül. hayatın her alanında gündeme geldi.

Biz. MHP. Bunu sunamadık. biz. Biz. sosyalizme doğru götürememe noktasında aranmalı. biz sosyalist alternatifiz. Devrimcileri üç-beş çapulcu gibi gösterme gibi anlamsız bir politika yürütüyordu. Maraş. kesimler vardı. yeni bir kültürü. yeni bir sosyalizm anlayışını. bu toplumsal birikimi iktidarla hesaplaşma. Toplumsal dayanakların oluşması gerekiyordu. Malatya gibi büyük katliamlar onun iktidar olduğu dönemde yaşandı. Eğer bu başarılmış olsaydı. Hükümet edemez hale geldi. dergilerimizde. o yapılar ayakta kalabilirdi. bu toplumsal yükselişi kırmak için her türlü çabayı harcadılar. cunta geldiğinde örgüt düzeyinde darbeler yense de. 12 Eylül'den sonra bize destek veren. Gittiği her yerde devrimcileri toplumdan soyutlamak için çalıştı. sağa da sola da karşı bir noktada durdu. MHP ve kontrgerilla. MHP süreçte başat bir rol üstlendi. gerilla faaliyetini zor şartlara rağmen destekleyen insanlar. Bunu dedik ama daha güçlü. Tabii bu arada. Ecevit. Gerillanın kırsal alanda yapılan tartışmalarla yeni . bütün bir toplumun böyle olduğunu söylemek kimi yerler için haksızlık olur. o koşullar içinde. CHP'nin toplumsal barış önerilerinde değil sosyalizmde arıyoruz. Ecevit'in faşizme karşı bir çizgiye oturması gerektiğini. Bu katliamları engelleyemedi. İktidarda olduğu dönemlerde. faşistleri ve gerici güçleri karşısına alma yerine. bizimle olan. CHP toplumun umudu olarak görüldü ama umudu çok kısa bir sürede tüketti. burjuva partiler ve CHP'nin yarattığı kaosu. daha örgütlü. Ki.oluşmuştu. kontrgerilla. soldan yana toplumun umudunu kıran bir kişiydi. Dünyada ve Türkiye'de değişimlerin yaşanmaya başladığı bir dönemde mi başlattınız tartışmaları sorusuna şöyle denebilir. Bunun için çeşitli yapılanmaların oluşması gerekiyordu. yeni bir yaşamı ortaya koymada başarısız olduk. diyebilirdik. Solun yenilgisi. daha kalıcı diyemedik. istikrarı cuntalarda. alternatif bir toplumsal proje sunarak aşmalıydık. başarı şansının burada olduğunu yazıyorduk.

Bu durumu arkadaşlara yeterince anlatmak mümkün değildi. oralarda . gerillanın daha geriye çekilmesi. diyorsun. Bu noktada. kişiler kalmamıştı. Devrimci Yol amblemli şapkalarımızla. bile bile güvenlik. Ama ülke gerçekliğini ve Devrimci Yol'un durumunu yeterince kavramış değillerdi. Bizim gelecek açısından ne kadar önemli olduğumuzu anlatmak kolay değildi. Bunu arkadaşlara yeterince anlatmak kolay değildi. bizim. cuntaya karşı direndiğimizi anlatıyorduk.bir politikaya doğru dönüştürülmesi. cuntaya karşı daha güçlü bir direniş başlatacağız sorusuyla birlikte ele alınmalıdır. yok olmayı getirir. gözcünün uyuması. korunma. bir ihbar ya da moral bozukluğunun getirdiği zayıflıkların sonucunda oldu. sırt çantalarımızla her yerde ve her koşulda devrimci olduğumuzu. bu ilk gerillada önemli bir konumda olmak ne demek? Nasıl bir sorumluluk yüklüyor insanın omuzlarına? -Daha önce Mohikanların sonuncusu gibi duygular taşıdığımı belirtmiştim. Zaten bir çok yok olma da işte. operasyonların olduğu bir bölgede. Biz önemliyiz demek ne derece doğru olurdu? Kırsal alanda yapılacak küçük hatalar kocaman bir yapılanmanın yok olmasına neden oluyordu. Bulunduğumuz alanlarda belirli yetenekte ve siyasi olgunlukta arkadaşlar vardı. -Belki oraya tekrar gireriz. Sizin faaliyetinizi Anadolu'nun ilk gerilası olarak yorumlamak abartılı olmasa gerek. gerilla için önemliydim. büyük silahlarımızla. gözetleme. Anlatabilmek mümkün müydü? Bilemiyorum. Faşizme karşı her koşulda açıktan direniyorduk. Hareketimizi sürükleyecek yapılar. nasıl bir bütünlüklü yapı oluşturup da. Kitabında. 12 Eylül süreci hem kırlarda hem de şehirlerde yok olma olaylarını gündeme getirdi. İşte. Zaten. Hareketin gelecekteki bütünlüklü gelişmesinin dayanağı olacaktık. Kırda. istihbarat ilişkilerine dikkat etmezsen bu.

Ben. Bu. Kısa zamanda gelişme sağlayacağımızı. Arkadaşları kimi ajitasyonlarla orada tutmak mümkün değildi. -O koşullarda Mahmut Memduh Uyan olmak zor muydu? -Çok zor değildi. Tesadüfen ayakta kalabilirsiniz ancak. Böyle bir düşüncemiz de hiç olmadı. çok dikkatliydim. Zorluklara karşı böyle dayanıyorduk. Benimle birlikte bir çok arkadaş vardı. Kendi gerçek durumumuzu açıkca ifade ediyorduk. Faşizm koşullarında yapılacak bir hata. Süreçte yer alamayacak arkadaşları geri gönderiyorduk zaten. bir ihmal yok olmaya neden olur. bugünden bakıldığında zor görünebilir ama sıcağı sıcağına farkedilmiyor. yalnızca oralarda ben yoktum ki. Arkadaşların olumsuz koşullarda direniyor olması. Faşist bir yönetime karşı iyiyi. Bütün koşulların aleyhimize olduğu bir dönemde. . Sıradan bir işi yapıyor gibiydik. karşı bir olay yaşatıyorduk. Tam bir gönüllülük vardı. aydınlığa çıkacağımızı beklemiyorduk. Her koşulda inadına bu mücadeleyi sürdüreceklerse kalmaları gerektiğini vurguluyorduk.. bir alternatif. politikayı kendi istediğimiz biçimde sürdürmeyi gündeme getiriyordu bu dikkat. insana büyük bir rahatlık ve mutluluk veriyor.. Karşı bir iktidar. İçimiz rahattı. -Duygularını bir parça anlatabilir misin? Sana özel duyguları.bulunuyor olmamız bile çok önemliydi. Bulunduğum kırsal alanlarda her türlü operasyonları kendi istediğimiz biçimde atlatmayı. doğruyu ve güzeli temsil eden bir güç olarak bulunmak iç rahatlatıcı oluyor. O güzellikler diğer olumsuzlukları önemsizleştiriyordu. Çünkü. şehirde ise aynı dikkati gösterebildiğimi sanmıyorum. Çok karanlık bir dönemdi.

Güzel bir şey.Toplumsal bir çıkışı örgütleyemezsem bile. düşüncelerinde. ölümü kabullenecek bir psikolojik noktaya getiriyor. Ölümle yüzyüze geldik. İnsan ölümden korkmaz mı? Belki de şu an bana çok uzak geliyor. -Ölmekten söz ediyordun kitapta. Bir de bizim sayımızı.. hareketin geleceğinin ne olacağıydı. Ona gülüyorduk örneğin. kendini saklamamak. -Aramızda espri yapıyorduk. gibi duygular insanları her an çatışabilecek. ben onun ifadesiyim. Aşağı yukarı benzer duyguları yaşıyorduk. Geriden gelen insanların rahat savunabilecekleri bir pratiği yaratıp yaratmama korkusu vardı.-Diğer arkadaşlardan çok farklı olduğumu sanmıyorum. Bölüyorduk. -Yine de ölümden korkmamayı anlamıyor insan. Ölüm korkusu pek yoktu. . Bizim açımızdan en büyük korku. yok olduğumuz bir durumda. Askerin. Büyük askeri güçlere karşı az da olsa. ben farklı bir şeyim? Senin karşındayım. İnsanın faşizme karşı direnmesi güzel duygular oluşturuyor. bilemiyorum. Biz çok gerilimli anlar yaşadık. Yılların siyasal pratiğinden geçip gelen insanlardık. polisin sayısını topluyorduk. Böyle bir duygu. bayrağınla gezmek apayrı bir duygu yaratıyor. Bir gerillaya onbinlerce asker. polis düşüyordu. İnsansın. silahınla.

geleceğini. solun. Böyle bir cepheleşmeye neden ihtiyaç duyuldu? Nasıl kuruldu? Bu süreci anlatabilir misin? -Dağınıklığın bir yerde aşılması gerekiyordu. Türkiye'deki kalan yapılanmalarla. Bu ekip. Bu doğrultuda. -1980-85 kır pratiğini iki ayrı döneme ayırmak mümkün. onların yaptığı çalışmalar vardı.tartışalım. Direniş cephesi çağrısı da bize olumlu geliyordu. Çok fazla kaygan bir zemin vardı. Taner vardı. Lübnan'a gittik. Devrimci Yol'un kendi iç toparlanmasını sağlarken diğer yandan cuntaya karşı da. Malatya'ya kadar gidip gelmesi. yakalanmalar. Toparlanma çabası içindeki arkadaşlar muhtelif yerlerde bulunuyordu. Bizim. Devrimci Yol'un kalan unsurlarının bütünlüklü bir yapıya kavuşturulması ve cuntaya karşı güçlü direnişler ortaya konulması gerekir diye düşünüyorduk. politikalar oluşturalım. arkadaşlar yurdışına çıktık. Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi oluşturma çalışması için bir ekip oluşturulmuştu. cuntaya karşı kamuoyunu sarsacak. bir gerillanın Fatsa'nın dağlarından çıkıp. Sol grupların birlikte cuntaya karşı tavır almaları anlamlıydı. Çünkü. Suriye'ye. Ve onlarla birlikte cuntaya karşı oluruz diyorduk. bir direniş cephesi. Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi öncesi ve sonrası.-Psikolojik koşullar önemli. Tokat'a ulaşması mümkün mü? Bugün fantastik gelebiliyor. Gelin yurdışında oturalım. Bizim en büyük sıkıntımız. demokrat güçlerin birlikte tavır alacağı bir politik hattın oluşturulması çabası içinde olacaktı. Ama biz. cuntaya karşı çıkacak herkesi. öldürülmeler olmuştu. yine de. Daha büyük ve daha güçlü bir direnişi gerçekleştirme gibi düşünceler vardı. O koşullarda bir kısım arkadaş yurtdışında bulunuyordu. her eğilimi anlamlı buluyorduk. tartışalım denildi. bir kamuoyu oluşturacak direnişler yaratma noktasındaydı. Sivas'a. çatışması nasıl olabilir? Tunceli'den çıkıp. Aslında bugün. Hareketin geçmişini. Her yerde büyük darbeler yenmiş. Bu çağrıya ek olarak da. yaşaması. . bugününü. dağınıklığımızı giderme temel sorunlarımızdan biriydi zaten.

kadrolaşmada. beş kişiydik. genel tartışmaları yapmak için öncelikle iki arkadaş gittik. Daha sonra geri döndüler. Sonra bir kaç arkadaş daha geldi. örneğin Tunceli'den bir grubu çektik. bizim yenilmediğimizi. Türkiye solunun cunta karşısında yenilgiye uğradığını. şehir faaliyetlerinden arkadaşları götürdük. Devrimci Yol'un geleceği ve ne yapılabilir üzerine bir takım düşünceler çıkmıştı. Biz dışarı çıktığımızda arkadaşlar belirli düşünceler oluşturmuşlardı. kendi durumumuz. . Ordu. Devrimci Yol'un 12 Eylül koşullarında cuntaya karşı mücadele yürütecek tarzda bir örgütlenmeye dönüşemediğini. Sonra zamanla. bu konuda ağır kaldığını. Bizim bulunduğumuz kırsal alandan dört. Özellikle geçmişe yönelik değerlendirmeler yapılmıştı. Kırın dayanağı olan şehirlerden. yalnızca darbeler aldığımızı ama şimdi toparlanma içinde olduğumuz vurgulanıyordu. Sivas. Artvin ve saire. partileşmede eksiklikler olduğu falan yer alıyordu. Tokat.-Dağı topyekün bırakıp mı gittiniz? -Dağda arkadaşlarımızla konuştuk. Onlar da eğitildi. Cunta üzerine. Önce sınırlı bir grup çıktık. bizim bulunduğumuz alanlardan iki arkadaş çıktık. Bu yazı dışında Devrimci Yol Militanlarına isimli küçük bir broşür hazırlanmıştı. Ve bu yazı tartışıldı. Biz. Orada yazılan düşünceler özet olarak. Ve geleceğe yönelik olarak da. Bu tür düşünceler. Farklı kırsal alanlardan da gelenler oldu. Hem tartışma hem de eğitim amaçlı. Herkesi götürme yerine. Kendimize karşı biraz ayrıcalıklıydık. kendi içimizde 1982 Politik Hattı denilen bir yazıya dönüştürülmüştü. Son aşamada yayınlanacak bir hale getirildi.

Yeni bir önderlik çıkmış mıydı ortaya? -Bunu şu şekilde ifade edebilirim. Kalan unsurlar oturduk. (Kalan unsurlar diyoruz kendimize. Toparlanma Komitesi adıyla bir komite oluşturduk. İki arkadaş daha vardı. yürütecek. Kendimize yönelik böyle bir değerlendirme de yapıyorduk. birisi de Taner'di. Bunun içinden dört kişi de Toparlanma Komitesi adı altında faaliyetlerine başladı. varolan ilişkilerin ve unsurların içinde genel politikalar tespit edip. -Toparlanma Komitesi kimlerden oluşuyordu? -Bu dört kişiden biri bendim. Bunlara toparlanma çabası sürecindeki geçici kurumlar olarak baktık. içerdeydi. aylarca tartıştık. belirlenmiş politikaları.Bilindiği gibi o zamanlar Devrimci Yol önderliği tutukluydu.Biz. yirmibeş kişiden oluştu. Özellikle emekçi güçlerin özgürlük ve demokrasi ve hak arayışlarını ifade edeceğiz.. Aslında buna tam bir siyasi önderlik denemezdi. Böyle bir düzenleme ve yapılanma içine girilmişti. . Bu komite. Bu. siyasal yapılanmanın Genel Komitesi şeklinde düşünüldü. politikaları belirleme ve yürütmekten çok. Bu komitenin ötesinde. en kötü tahminle yüzde yetmişinin bir araya geldiği şeklinde düşünüyorum). faaliyetinden geriye kalan. Devrimci Yol olarak Türkiye toplumunun özgürlük ve demokrasi taleplerini karşılayacağız. Yirmi. yığınsallaşarak devam edecekti. toplumsalaşarak. . tartışacak daha geniş bir komite oluşturulacaktı. yeniden değerlendirilinceye kadar işler kılacaktı. Dolayısıyla bizim mücadelemiz. Devrimci Yol örgütlenmesinden.

Hem kendi örgüt içlerinde. Defalarca tartıştık. Darbe ve ardından gelen dağınıklık sonrası ise.. oradan belirli sonuçlar çıkartıp. ikincisi PKK. hiç ilişkimiz olmamıştı. Türkiye içindeki yapılanmalarımızı hem gözden geçirme hem eğitme hem dinlendirme hem de tekrardan moral motivasyonu sağlama açısından kullanılabilecek bir alandı. ama bulamıyor. . Sola ve diğer alanlara açılma anlamında bu cepheye olumlu bakıyorlardı. 12 Eylül'den sonra da devam ediyor. -Yani ilk öneri onlardan mı geldi? -Evet. PKK çok önceleri bölgeye yerleşmişti. Çünkü biz PKK ile önceki dönemlerde çok mesafeliydik. PKK ile öyle bir ilişkiye girmek. Türkiye çapında gerekli toparlanmayı sağlayamadığımız için. Bizim açımızdan ise. PKK'nın darbe yemesi çok önceye dayanıyor.. Bu birkaç açıdan anlamlıydı onlar için: Birincisi bölgenin soyutlanmışlığı. bu durumun aşılması açısından anlamlı diye düşünüyorlar. hem de diğer sola karşı yaklaşımları bu mesafeyi belirliyordu.Bu değerlendirmelerle birlikte FKBDC'nin oluşması düşüncelerini tartıştık. 12 Eylül'den hemen sonra PKK bizim arkadaşları arıyor. Bugünden bakıldığında «neden?» sorusu sorulabilir. 12 Eylül'den önceye dayanıyor. PKK'lılar olumsuz yönlerden kurtulacaklarına dair utangaç özeleştirilerde bulundular. Lübnan'daki kampları kullanıp. zaten o zaman hem Kürt örgütleri hem de Türk solu açısından çok çok olumsuz bir noktadaydı ve tecrit edilmişti. bizim açımızdan.

Bunlar gibi çok ayrıntı noktalara kadar tartıştık. Bizim gerilla faaliyetinden geliyor olmamız. parça parça oluşturulacak.. İşçinin Sesi (İngiltere Kanadı). Devrimci Sol zaten yoktu. Devrimci Savaş. Gerek gerilla faaliyeti biçiminde. o havanın oluşmasına ve bize karşı çıkılmamasına neden oldu sanıyorum. televizyon yayıncılığı. Örneğin KSD eleştirdi katılmadı. -Evet. şehirlerden gelen arkadaşlar da bizim bu havamızın etkisi altına girdiler. Biz onlara göre daha iyi durumdaydık. Biz de cuntayla mutlaka hesaplaşmamız gerekir diye düşünüyorduk. toplam sekiz.. SVP. Mahirlerin en zor koşullarda bile iktidarla hesaplaşmaya yönelmeleri bizim önümüzde bir örnekti. Kır faaliyeti yürüttüğümüz hemen hemen her bölgeden arkadaşlarla bu tartışma sürecini yaşamak. Özellikle kırdan gelen arkadaşlarda bu duygu çok güçlüydü. dokuz grup vardı. birleştiren! Herkes katılmadı gerçi. şehirdeki örgütlenmeler bir bütünsellik yerine. Avrupa'da bu cephenin ortak faaliyetleri oldu. Bu örgütlerin katılımıyla cepheyi oluşturduk. Türkiye'de ise. TİKKO . Acil.. Ortaya çıkan politikalar şuydu: Kırsal alanlarda gerilla cepheleri kuracağız.. kır faaliyetinin bu tartışmalar içerisinde merkezileşmesini de beraberinde getirdi. Paşa Güven'in etrafında bir grup vardı. gerekse siyasal faaliyet biçiminde bütünüyle faaliyet yürütebileceğimiz bir yapı düşünmüştük. FKBDC'de PKK. şehirde şehir gerillaları oluşturacağız. Mihri Belli. -Solun ilk birlik zemini bu oldu sanıyorum. onlar eleştirdi. her parça örgütlü faaliyet yürütecekti. radyo yayıncılığı gibi özel ajitasyona yönelik örgütlenmeler oluşturucağız. şehirdeki arkadaşlarda 12 Eylül yenilgisinin yarattığı şaşkınlık hala geçmemişti. TKEP.Özellikle Kızıldere'nin.

Yayın organı falan. -Yani. Cepheye katılan her kesim. Bütün hedef buydu. Devrimci Solcular «THKP/C'nin cephe anlayışı böyle değildi» diyorlardı. Suriyelilerin inisiyatifi yükseldi. Cephenin kendine göre programı ve hedefleri oluşturuluyordu. cephe kurarak. Katılmayan grupların eleştirileri. Bütün çabamız. savaşacak bir direnişin ortaya çıkarılması. Aslında bizim motivasyonumuz buydu. Bu tartışmaları yürütürken. Ama o teorik saptamalardan öte bir duygu. tabii ki zaman geçiyordu. Filistinlilerin inisiyatifleri kırılınca. bir mantalite önemliydi. Bizim ise mantalitemiz. Bizim askeri faaliyetimizle cephenin askeri faaliyetini bütünleştirecektik. cephenin o kararlarını cebinize koyup Türkiye'ye geldiniz. doğrudan doğruya cuntaya karşı çıkacak. yenildiğini kabul etmiyor. Türkiye'de cuntaya karşı silahlı bir direnişi kır ve şehir anlamında oluşturup. yeni politikalarla hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor» şeklindeydi. Solun içinde bulunduğu durumu hazmedemiyorduk. cuntanın her alana egemen olmasını hazmedemiyorduk. Direnişi yaymak gerekiyordu. şöyle. Bir başkasının ise siyasal yanıyla. «Devrimci Yol yenildi. ama. Bizim Filistin'li örgütlere dayanarak orada kalmamız söz konusuydu. Çünkü. Sanırım 1982 falandı bu tartışmaları olgunlaştırdığımızda. yalın bir ifadeyle buydu. yalnız silahlı mücadele değil. -Hayır. siyasallığı da içeren bir tarzda hayata geçirecektik. Lübnan'daki Filistin etkinliği kırılmıştı. İsrail Lübnan'ı işgal etmişti. Oradaki tartışmalarda oluşturduğumuz düşünceler buydu. Ve . Böyle herkesle her koşulda cuntaya karşı direniş ekseninde buluşacaktık. Bu noktada birisinin askeri yanı ile bir bütünlüğümüz olabilirdi. örgütlendirilmesiydi.gözlemci olarak bulundu. Sonra bir takım programlar oluşturuldu. Türkiye içinde cephenin pek bir işlevi olmadı. bulunduğu yerlerde bir şeyler yapıyordu.

Biz ise. siyasal faaliyet. Kır faaliyeti. bölgesel gerilla grupları ve küçük kasabalar. İki üç parça durumunda olan gerilla alanlarını bir gerilla cephesi durumuna getirmiştik. Aslında doğrudan bu ismi koymadık. beş şehirden oluşan bölgeye bir gerilla cephesi diyorduk. gerilla faaliyetinin ağırlıklı unsurlarını içinde taşıyor olmasından kaynaklı öne çıkmıştı. Suriye'deki ilişkilerimizi en aza indirgedik. bağımsız kişiliğimizle. Fakat inisiyatif Suriyelilerin eline geçince. AGB dediğimiz örgütlenme. üç kişilik gruplarla kırsal alanda siyasal faaliyet yürütüyordu. Tunceli'de bir gerilla grubu oluşturmuştuk. geniş bir alanda faaliyet yürüten. Malatya'dan başlayıp Ordu'da sonuçlanan alanlarda bir grup oluşturmuştuk. Ana Gerilla Birliği miydi? -Yok. Oradaki arkadaşlarımızı Türkiye'ye. Türkiye'de o günlerde gerilla grubu olarak Tunceli'de TİKKO vardı.Bütün faaliyetler ise gerilla konseyi tarafından organize edilecekti. Filistinlilerin durumu buna uygundu. Faaliyet yükseldiğinde onları ayıracaktık. o cephenin siyasi ve askeri belirleyicisi konumunda bulunuyordu. Kır faaliyetini de teorize etmiştik. Avrupa'ya aktardık. Bu grup. Bir de. köyler o bölgedeki gerilla cephesini oluşturuyordu. Çünkü biz. Dört. Onun için orada kalmayı uygun görmedik. cephe hangi iller bazında kurulmuşsa. bağımsızlığımızı zedeleyici bir durum oluştu. Zamanla böyle anılmaya başladı. Kırsal alanlarda gerilla cepheleri oluşturacaktık. Belirli alanları gerilla cephesi olarak saptadık. . -Bu.bizim için elverişli bir zemin olma özelliğini yitirdi. Bu grubu AGB olarak adlandırmıştık. Hedefimiz saptanmıştı. PKK ise iki. kendi siyasal yapımızla oralarda kalmak ve oralardan yararlanmak düşüncesindeydik.

TKEP'ten arkadaşlar ise. Zaman zaman Tunceli'de karşılaşıyorduk. Acil'in gücü yoktu. Ama siyasal olarak da askeri olarak da. gerilla cephesi önemliydi. PKK bizim kır alanımızın dışındaydı. oradaki tüm toplumsal ilişkilerin. Diyelim Ordu'da. -Cephede yer alan diğer kesimlerden bir destek. merkezi ilişkilerin dağılmasından sonra. Hareketin geleceği sınırlı sayıda insana bağlı olmaktan çıkarılmıştı. siyasal ilişkilerin bir gerilla çatışmasını içerecek. PKK'nın kır faaliyeti daha çok siyasi çalışma niteliğindeydi. katılım gördünüz mü? -Bu anlattıklarım doğrudan Devrimci Yol'un kır faaliyetiydi. Bunları askeri bir teknik olarak düşünmüştük. İnsanları değişken bir şekilde tutuyorduk. Bütün bunlar. örneğin Adıyaman'da kimi zaman bir kaç kişilik grupla kırsala gidip geliyorlardı. -Cephenin kurulması ve sözünü ettiğin örgütlenme çabalarının başlaması sanıyorum sizleri geleceğe daha bir umutla bakar hale getirmiş. Gerilla cephesinin örgütlenmesi. O grubun güçlenmesiyle. -Tabii o zaman umut daha bir yükseliyor. Bunların üzerinde bazen sayısı azalan. Gerilla grupları oluşmuş. Ayrıca.Kır faaliyetimizin ağırlıklı gücü burada toplanmıştı. Artık bu mücadelenin bizim varlık veya yokluğumuzla sınırlı olmayacağı düşüncesi oluşmuştu. olumlu gelişmelerdi. şehir örgütlenmeleri başlamış. ilk defa bir toparlanma komitesi oluşturulmuştu. bazen çoğalan bir gerilla grubu. Malatya'da tek bir gerilla grubu var. TİKKO ise Tunceli dışında yoktu. TİKKO zaman zaman bizim olduğumuz alanlara girmeye . siyasi birimler var. bölgesel gerilla gruplarının oluşturulması gündeme geldi. Genel bir yapı oluşturmuştuk. Sivas'ta. onun ihtiyaçlarını karşılayacak tarzda yapılması düşünülüyordu. Bu toparlanma komitesinin üyelerinden birisi de bendim.

Türkiye'ye dönüp. Şimdi. 1983 yılının sonlarına doğru sanıyorum. bu örgütlülüğü gerçekleştirirken. şehir ve kırlarda silahlı mücadeleyi ve siyasal bir direnişi sürdüreceğiz ve ülke dışına yayacağız. Biz. arkadaşlarımız Avrupa'da tartışmaya başlıyorlar. Diğer arkadaşlar da şehir faaliyetleriyle ilgileneceklerdi. siyasal çalışmaları yaparken. geliştirmek görevini önümüze koymuştuk. bunu başaramadılar. Yeni gelişmeleri göremiyoruz. 1982-83 yıllarında kırı örgütlemeye çalışırken. somut görevler koyduk ortaya.. 1982 politik hattı dediğimiz ve birlikte oluşturduğumuz düşünceleri eleştiriyorlar. -Aradan kısa bir süre geçmesine karşın. Bunları savunuyor Taner. . Şimdi biz. Önümüzdeki sürece. şehir örgütlenmelerini başlatma noktasında tartışmaya başlıyorlar. yaymak ve ardından şehir ilişkilerini oluşturmak. -Taner (Akçam) savunuyor farklı şeyleri. Tunceli'deki toplumsal ilişkiler diğer yerlerde olmadığı için. şehir gerillasının oluşturulmasını sağlayacaklardı.. Bunun için kırsal alanı hızla düzenlemek. Sınıf mücadelesi dışına düşülmüştür. siyasette etkili olan arkadaşlar. Taner'in söylediği şu: Türkiye'de politik koşullar değişmiştir. Devrimci Yol toplumsal bir hareket olma özelliğini yitirmiştir. O geçiş sürecinde oluşturduğumuz yapıların daha üst aşamalarını hazırlayacaktık. Türkiye'ye müdahaleden vazgeçiyorlar. Tabii bunlar. Yeniden bir hareketin oluşması için mevcut ilişkilerin tamamen dağıtılması gerekiyor. Avrupa'daki arkadaşlar. Herkes hemfikir değildi sanıyorum. Kır faaliyetlerinden ben sorumlu olacaktım. ne değişmiş olabilir? Sen nasıl yorumluyorsun? Kimler var tartışmalarda. Taner dışında geniş bir arkadaş grubu var.çabalıyordu ama. aynı politikalarla girmek anlamlı değildir. O tartışmanın ana noktası.

-O noktada neyin değiştiğini sormuştum. geçmişten gelen ilişkilerle ve yapılarla. O tartışmaları yaşamadığım için. -Tartışan bütün arkadaşlar bizler için. Niyet neydi acaba? -Bu arkadaşlar. Kimi arkadaşlar da.Kimi arkadaşlar aynı politikaların sürdürülmesini savunuyor. Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi'nden çekiliyorlar. neredeyse ülkede yaşanan köklü değişikliklerden söz ediyorlar. Bütün bunlar bize tartışmalar bittiğinde ulaştırıldı. Taner'in görüşleriyle bütünleşmese de. Lübnan'dan çıkıp Avrupa'ya geldikten kısa bir süre sonra. tartışmaları iletirsek moralleri bozulur şeklinde düşünceye sahip oluyorlar. çatışma içindeler. -Anladığım kadarıyla. . insanların subjektif niyetlerini bilemem. savaşılmasının mümkün olmadığını. şehir faaliyetini yürüteceklerdi. Önemli olan bu gelişmenin olmamasıdır. Arkadaşların bizlere daha sonra ulaştırdıkları dökümanlardan fikir sahibi olduk. size sonuçların iletilmesi tepki çekmiş. Çünkü onun aktif bir unsuru olmaktan uzaklaşıyorlar. hazırlıklarını yapıp Türkiye'ye döneceklerdi. Aşağı yukarı bu konuda bir de. onlar sıcak bir ortamdalar. Kendilerini politik olarak ifade etmekten çok Taner'e bir tepki olarak biraraya geliyorlar. politikanın yürütülemeyeceğini ifade ediyorlar. 1982 politik hattını oluşturan insanlar. Bir süre önce. Senin bu tavır değişikliğini nasıl değerlendirdiğini öğrenmek istiyorum. Tam da bu noktada tartışmaya başlıyorlar. Türkiye'ye müdahale etmeyelim konusunda uzlaşıyorlar.

Özellikle. Aslında en başında böyle düşünülmemişti. Bizim genele ilişkin değişimin dışında kalmamız çok rahatsız edici oldu. değil mi? Güçlü bir hareket oluşturabilir miyiz? şehirleri nasıl etkileriz? Bütün bunları tartıştık. şehirlerde yoktuk. Biz de altı-yedi il bazında uzun uzun tartıştık. bu tartışmaların bizim dışımızda başlatılıp sonuçlandırılması tepki çekti. Birlikte oluşturduğumuz ve hayata geçirilmeye başlanan bir politikanın. Ben. kendi görüşlerimi değişik yerlerde ifade ettim. Aylarca süren tartışmalar yaptık. Birleşik devrimci . refleks tepkiler aşıldı. Avrupa'daki tartışmaları aktardı. Sivriydik. pratik süreçten uzak arkadaşlar tarafından değiştirilmiş olması bizi duygusal tepkilere itti. bütünlüklü bir sonuca varması mümkün olmadı. Gerilla grubu olarak. Çizdiğimiz gerilla hattı dışına çıkamamıştık. Kırdaki arkadaşların da. farklı düşünenler oldu mu? -Kıra ilk bilgiler 1984 ilkbaharında geldi. Arkadaşların bir kısmı farklı sonuçlara vardılar. uç bir konumdaydık. -O ilk tepkiler devamında neler yaptınız? Nasıl bir sonuca ulaştınız? -Bu noktada. birlikte tartışsaydık. o kadar rahatsız edici olmazdı. Vazgeçilecekse bile birlikte vazgeçmeliydik. Bütünlüklü bir faaliyet içinde yükselecekti gerilla. Gerilla faaliyeti ile bir devrimci hareket oluşturulması mümkün mü. Ondan sonra «Yürütme»den bir arkadaşımız geldi ve bizimle tartıştı. sağlıklı sonuçlara varamayız diye düşündük.-Kıra yansıması nasıl oldu? İnsanların tepkileri neydi. Sonuç ne olursa olsun. Rahatsız olmakta haklıydık. Böyle. Kırla sınırlı bir faaliyet bizleri TİKKO gibi dar bir hareket haline getirirdi.

savaş düşüncesi şekillenmeye başladı. bu durumu bizim bölgedeki varlığımıza bağlıyordu. oralarda kendilerinin yaşadığı türden baskı görmeyince.Hemen olmadı bu. sınıf mücadelesini yakalamada eksik kalındığı gibi düşünceler ifade ettik. Bizim bulunduğumuz alanlar sivrilmişti. Kır faaliyetinin kendi başına bunu oluşturmasının mümkün olmadığını düşündük. demokrat kesimler. gerillanın olduğu bölgelerde oturan halk üzerinde yoğun bir baskı vardı. Bu arada. . tek tek farklı düşünenler vardı. gerillayı geri plana çekerek giderelim sonucuna vardık. Kırda küçük gruplar halinde kalmayı. herkesin kendi bulunduğu alanlarda faaliyette bulunmasını savunanlar oldu. Kırsal alanın sivriliğini. şehirlere gitmeyi ve şehirlerden gelişecek harekete kırdan destek olmayı tasarlıyorduk. bu dönem. şehirdeki alanlar ise belliydi. Zamanla şehir-kır dengesi kurulacak ve kıra daha güçlü bir şekilde geri dönecektik. bu faaliyetin dağıtılmasını. Onların istediklerini yapabilecekleri . Bu düşünceler genel kabul gören noktalardı. İşçiler. -Sanırım. Avrupa'ya gitmek istediğini söyleyenler. bulunduğumuz ortamlarda kimi ilişkileri yakalamış olsak da. Devrimci Yol hareketinin 1980 öncesinden gelen toplumsal yapısını koruyamadığını. İnsanlar başka şehirlere gidiyor. daha çok siyasal bir çalışmaya uygun bir örgütlenmeye yönelmeyi uygun gördük. Bu da kır ve şehir bütünlüğü üzerinde yükselebilirdi. Bu. Buralarda toplumsallığı yakalayacaktık. Bu tür. ağır kayıplar verdiğiniz bir dönem oldu. Askeri karakterli bir siyasi faaliyet yürütelim düşüncesindeydik. öğrenciler ve aydın. halkı bizden uzaklaştıran bir etkendi. Gerilla üzerinde. Gerilla çatışmasını sürdürücek bir düzey yerine.

Adıyaman tarafına doğru gidecekti. -Gerillanın duygusal yönlerinden hiç söz etmedik. şehirlere benim gitmem uygun görülmüştü. kırsal alanda altı ay sonra bir konferans yapmaya karar vermiştik ama önümüzdeki günlerin nasıl gelişeceği belli değildi. Ama şimdi sorayım. görüşübilecek miyiz? Belli değil. şeref kıtası gibi bir kaç arkadaş klaşnikoflarıyla atış yaparlardı. Bir kısım arkadaş ise Ordu. diğer yandan gerilla faaliyetinin. Bol bol çay içiyorduk. Çok karmaşık oluyor tabii ki. geceleri ateş yakıp. Arkadaşlar değişik ekmekler hazırlıyordu. ayrılış nasıl oldu? Hüzünlü müydü? -Çok hüzünlü oldu. güzel günler geçirdik.yerlere ulaştırılmalarını yine biz sağladık. son ayrılıkta da silah atışları yapıldı. Oralarda tartışmaya devam edeceklerdi. Diğer arkadaşların büyük bir kısmı daha önce söylediğim görüşler etrafında toplandı. Yani aramızda en ufak bir tatsızlık olmadı. Tartışma boyunca. En son uzun süren bir tartışma sonrası bu sonuca varmıştık. Kırda arkadaşlarımızı karşılarken ya da uğurlarken silah atışları yapardık. sohbet ediyorduk. ayrılanlardan Karadeniz tarafına giden arkadaşlardan kayıplarımız çok oldu. askeri karakterli bir siyasal faaliyete doğru seviyesinin düşürülmesi kararının verdiği burukluk. O noktadan sonra ayrılık gelip çattı. O günlerdeki gibi. Ne zaman görüşüceğiz. bir yandan sorumluluk duygusu. Çok duygusal günlerdi onlar. bir kısım arkadaş Malatya. Özellikle. Bir yandan Avrupa'daki tartışmaların bizde yarattığı moral bozukluğu. hepimizi şaşkına çevirmişti. Karadeniz tarafına doğru. . Gerçi. Duygusal. O anlamda ayrılış hüzünlü oldu. Bunlara «gerillaburger» diyorlardı.

-Şehirleri gördükten sonra. Yapay bir zemine ayak basıyor olsak bile. ne yapacağımız belli değildi. Bu arada Avrupa'daki arkadaşlarımız bizim yeni bir devrimci hareket oluşturma çabamızı doğrudan eleştirmediler. Türkiye'nin pek çok bölgesinde aranıyorduk. Bir de cezaevindeki arkadaşlarımızla bağlarımız vardı. Böyle bir çaba içindeydik. Tabii. öğrencilerin bulunduğu alanlara kaydırıp. bir hayal kırıklığı yaşadınız mı? Aradığınızı bulamadığınızı anlıyorum. . var olan arkadaşlarımızı. Eski ilişkilere ulaşma. 1984 yılının sonbaharında Türkiye'de bizim çabamıza benzer bir başka çaba yoktu. Dışarıda birbirleriyle tartışsalar da. Büyük büyük afişlerimiz Türkiye'nin her yerine yapıştırılmıştı. işçilerin. Beklediler sanıyorum. şehirlerde hazır ilişkiler bulamadık tabii. Bu nedenle de polisin dikkati üzerimizdeydi.Biz şehirlere gittik. Kimisi sıcak ilişkiye girmiyor. bizim ihtiyaçlarımızı karşılama noktasında olumlu davrandılar. Var olan ilişkiler elverişli değildi. oralardan süreci yakalamayı. -Şehirleri gördükten sonra bir devrimci hareketin oluşturulması gerekliliği daha çok gelişti bizde. ilişkileri kavramaya çalışıyorduk. Bir arkadaşımızın babasından aldığı parayla bir kaç ev tuttuk. tartışma düzeyinde tutuyordu arayı. kendimizi yeniden üretmeyi düşünüyorduk. Yurtdışındaki arkadaşlarla tartışmaya devam ediyorduk. İlişkide olduğumuz arkadaşların da bizlere sunabilecekleri geniş imkanları yoktu. Kırdan gelmiştik. toplumsal ilişkileri yakalama noktasında doğru yaptığımızı düşünüyorduk. şehirleri anlamaya. onları harekete geçirme yerine.

mesleki sorunlarla ilgili toplantılar yapılıyordu. Onun dışında evle iş arasında geçiyordu zamanım. İnsanlar Töb-Der'e gidip geliyorlardı. 1955 doğumlu. Ünye fındık üretiminin yoğun olduğu bir bölgeydi. Sosyal ilişkilerim bu çerçevede oluşmuştu. -Yıl kaçtı? -1979-80 yıllarıydı. Bir lokali vardı. -Olaylı bir yer miydi? -Evet olaylı bir yerdi. Gidip gelmenin bir sakıncası yoktu. . Fatsa ile Ünye arası çok yakındır. Arkadaşlarla tanışmaya başladım. Halen Ankara'da yaşıyor.SEVGİ. Bunu kısa sürede gözlemledim. Altı sene cezaevinde kaldı. Töb-Der yasal bir dernekti. Fatsa Devrimci Yol Davası'nda yargılandı. Buralarda memurların ekonomikdemokratik haklarıyla ilgili. öğrencilerin toplantıları. Fatsa 12 Eylül öncesi de sonrası da hep dikkat çeken yerler oldu. Ne bileyim öğretmenlerin. -Ordu. Sadece gidip geliyorduk Töb-Der'e. Ben gittiğimde bir takım fındık üreticilerinin mitingleri oluyordu. Demokratik mücadelenin yükseldiği bir bölgeydi. İşyerindeki konumu nedeniyle adının açık yazılmasını istemedi. Bir parça anlatabilir misin oraları? -Ünye'de öğretmen olarak çalışıyordum ben.

Okullarda öyleydi. Ama aradan on yıl geçtikten sonra. yaşananların farkındaydım. Çok yoğun saldırılar oluyordu. MHP'li militanlar ellerini.-Oraya giderken kafanın içinde belirli düşünceler var mıydı? -Öyle şeyler yoktu. gidip geldiğimiz kuruluşlar bombalanıyordu. kollarını sallayarak sınıflarda silahlarını açıktan gösteriyorlardı. Gelişmeleri görüyordum. İfaden var. -Nasıl bir olay olmuştu? -Bir gün okuldan alındım. Bu çatışmalar had safhaya çıktı. dövülüyordu. Sonuçta oradaki mücadele daha da yükseldi. 12 Eylül öncesi yaşanan olaylardı bunlar. İlçedeki tüccar kesiminin örgütlediği çatışmalardı bunlar. bu çatışmaların içinde bulduk kendimizi. memurluğa başlamış bir insandım. Öğretmenler odasından alındım. dediler. öğretim yapılamaz bir duruma gelmişti. Bafra'dan ya da başka bir yerden MHP'li militanlar ilçeye geliyorlardı. İşkence . Öğretmenler öldürülüyor. Ama Türkiye'de yaşanan olaylara duyarsız birisi değildim. Ve ben o günlerde kaçağa düşürüldüm. Yine. Çok canlı örnekleri görebiliyorduk yakınımızda. Kısa sürede biz. Bunları bizzat yaşadım ben. Can güvenliğinin olmadığı bir ortamdı. Eğitim. Öğretmen ve öğrencileri tehdit ediyorlardı. bu olaydan beraat ettim. Ünye'de de saldırılar vardı. Öğrencilikten kurtulmuş.

Ne derler. Ama daha çok dışarıdan geliyorlardı. öğrenciler ezilen insanların yanındaydı. gerçekten ilerici insanlardır. Sonra bırakıldım. İlçeden ayrıldım. Aradan bir kaç gün geçti? Bir polis otosunun taranması olayından kaçağa düştüm. -Motor güç biraz öyleydi. Fındık tüccarları oranın zenginlerindendi. Ünye'deki tüm olaylardan suçlandım. transfer gibi.gördüm. Memurlar. altı öğretmenle birlikte. Polisle işbirliği içinde gelişen bir güçtü. -Solun motor gücünün öğretmenler olduğu anlaşılıyor. Fatsa'dan çekiniyorlardı. Ama anlattıklarından hiç de rahat olmadığınız anlaşılıyor. Kısa bir süre sonra da 12 Eylül geldi zaten. Okulu bıraktım. öğretmenler. 12 Mart olaylarının da bir etkisi vardı. -Dengeler şöyleydi. -Ünye'de sağın ve solun dayandığı toplumsal güçlerden söz edebilir misin? Dengelerden.Devrimci Yol'un güçlü olduğu ilçelerden birisi olarak bilinirdi Ünye. konumlarını bilirsiniz. Bölgede. -Belli bir kitle tabanları var mıydı? -Kitle tabanları vardı biraz. Gelip orada bir güç oluşturuyorlardı.. Beş. Öğretmenler. Fatsa'da gelişen olayların Ünye'de de etkisinin görüleceğini biliyorlardı. -Örgütlülüğünüz hakkında bilgi verir misin? ..

. Açıktan bir yapı yoktu. Eğitim yoktu. izledim. bir kaç yıl kapalı kalmış ve sonra açılmış bir okula gitmiştim. Toplu gidiş gelişler oluyordu. -Devrimci Yolcular yok muydu yani Ünye'de? -Vardı. Akabinde memurluk başladı. Öyle ciddi bir örgütlülük anlamında değil ama bir Devrimci Gençlik vardı. İnsanlar kendi içlerinde. okullar Türkiye'deki genel siyasi gelişmelerin en fazla etkilendiği yerlerdi. Oradaki çatışmaları yaşadım ben.-Tam anlamıyla örgütlü bir yapıdan söz edemem. şöyle vardı. -Kendini Devrimci Yol'un içinde mi buldun? -Ünye'ye gelmeden de bir parça vardı zaten.. giderek bu insanların görüşlerinin doğru olduğuna inandım. Töb-Der bünyesinde mesleki anlamda gelişen bir örgütlülük vardı. Ben de... Biliyorsun. -Ünye'ye Dev-Genç'li gibi gitmişsin anlaşılan. Memurluk öncesi bulunduğum ortamda Devrimci Yol çok yoğun bir şekilde vardı. Onun ötesinde. Okudum. kafalarının içinde bir çizgi olarak benimsemiş olabilirler. Gelişen olaylar sonucunda yavaş yavaş kendimi içinde buldum. Zaten ben de.

Devrimci Yol günü yakalamasıyla öne çıktı. Gittiğim yerde de sıcak çatışmaların içinde buldum kendimi. Bunu gördüler. insanlara doğru yol gösteren. doğru siyasi tespitler yapan bir görüştü. -Peki bunu neye bağlıyorsun? Yani. Karadeniz için de bu böyle oldu. Mısır ekmeği yerler. Destek verdiler.-Evet. Daha iyi yaşama istekleri var. Bulunduğum çevrede Devrimci Yol çok güçlüydü. Ezilen insanlara kucak açtı. İnsanlar bir çıkış arıyorlar. 12 Martların bir devamı olmayabilir ama. o ilişkilerin. Halkın çoğunluğu dışarı çıkıp yevmiyeci olarak çalışır. Devrimci Yol nasıl böyle yaygın bir hareket oldu? -Devrimci Yol siyasi çizgi olarak. Tabii. Ünye'ye gittin. Bu isteklerini Devrimci Yol'da gördüler. Başka siyasi partiler onların yaşantısını değiştiremeyecek. ezilen insanlar çoktur. karşına yine onlar çıktı. -Nerede? -Bursa'da. düşünsel olarak kitlelere. geçmişin birikimi üzerinde yükseldi. fındık üretirler. . O ortamın içinden çıktık biz. sorunlarını çözemeyecekti. Fındık var ama daha fındık çiçek halindeyken tüccar tarafından satın alınır. Buğday ekmeği lükstür. Bursa'da Devrimci Yolcular vardı. İşte bu insanlar Devrimci Yol'da bir şeyler buldular. Güçlü bir yapı vardı. Başlangıçta biraz belirsiz gibiydim ama kısa sürede gözlemledim. Mısır üretirler. Devrimci Yol o insanların sesi oldu. İnsanlar açtır. yaşadım ve kararımı verdim. Başkaca bir geçimleri yoktur. Devrimci Yol'un da çalışmasının etkisi var. Karadeniz'de üretici insanlar.

bir mücadelenin gerekliliğine inanıyordum. Sürekli ölümle tehdit edildiler. Ama bunu yapmadım. -Köylerde neler yapıyordun? -Köylerde çalışıyorduk. Aksini yapabilirdim. tartıştık. Dönmedim bir daha. Siyasal çalışmalar oluyordu. Yani neler yapmak gerekir. ben canlı olayları görünce gerçekten bir faşizm olgusunun farkına varınca. Çok kısa bir süre sonra da bir darbenin geleceği çerçevesinde düşünmeye başladık. Köylerde kaldım. Biraz dolaştım oralarda. Çünkü. bizim tespitlerimizle yani Devrimci Yol'un tespitleriyle. İnsanlardan kopmadım ben. Çevrede halkımızla beraber yaşadım. Darbenin ne olacağını biliyorduk. O insanlarla bir arada işçi olarak . Belki şunu yapabilirdim. yaşadıklarımız çok uygun düşüyordu. Ben de dahil bir çok insan haksız yere emniyete çekilip işkence gördüler. Başka yerlere gidip. aklanabilir ve tekrar memuriyete dönebilirdim. konuştuk. Kaçağa düştükten sonra neler oldu? Ne yaptın? Nasıl yaşadın? -Ben Ünye ve çevresinde yaşadım. Köylere çekildim.-Kaçağa düşme olayına geri dönelim.

Biraz daha uzaklaştık. 12 Eylül sonrası bu ilişkilerin ne kadar perçinlenmiş olup olmadığı tartışılır bir noktaya geldi. şu olabilirdi. Hakim sınıfların kafasında olduğu gibi bir durumun olmadığına inanıyorum. uzun vadede beklediğimiz siyasal bir gelişmeyi kısa vadede yaşamaya başlamamız hazırlıksız yakalanmamıza neden oldu. kurtarılmış bölge imajı yaratılarak yıpratıldı. 12 Eylül'ün geleceğini tespit etmesine karşı bu yönde bir hazırlığa girişmedi.. -Devrimci Yol'a bu noktada bir eleştiri var. 12 Eylül öncesi bir kitle tabanı vardı. Farklı taktikler olurdu bu. Gelecekte yaşantımızın biçimi nasıl olacak buna yönelik çalışmalar yapıyorduk. -Evet. dağda hem siyasal olarak hem de fiziki olarak yanyanaydık. o kadar. Bu şekilde yaşamı öğreniyorduk.. Beklenmeyen belki de.da çalışıyorduk. şeklinde. Beraberinde gelecek zor günlerin hazırlığını da yapmak zorundaydık. Deneyimsiz olarak köylere çekilmiştik. Örneğin bir Fatsa gerçekten. şöyle bir gözlemim oldu. ben çok uzaklarda değildim. bahçede. Bir darbe bekliyorsan. Biz de kırsal kesimde daha akıllı. bağda. Köylülerle. Kırın iç kesimine çekildik. daha farklı siyasi bir çizgi izlenebilirdi. Bahçelere birlikte gidiyorduk. -Nokta operasyonu yapıldığında neredeydin sen? -Nokta geldiğinde. daha farklı davranabilirdik. .

götürebildiğimiz yere kadar götürecektik. Son gelen şey de buydu bize.Operasyonlar başladı. Göğüsleyebilir miyim olayı. ne deniliyor. -Senin özeline dönersek. Artık yeraltındasın. -Ünye. Neler yaşıyordun? Neler tartışıyordun kendi kendine? Göğüsleyebilecek miydin gelişmeleri. ne olacağını. Böyle bir karar alındı. Çok küçük bir yerdi çünkü. Çünkü. Yaşadığımız süreci. böyle bir şeydi. Biliyorduk.? -Mutlaka! Tartışıyorduk. çatışacağız.. Çünkü. Herkes kırlara çekildi. faşizmin ne kadar acımasız olduğunu biliyordum. .Ben kendi içimde de tartışıyordum.. biz insanız. Sivil faşistlerle bereber yapılıyordu operasyonlar. Çünkü yaşam tarzımız ona dönmüştü. Ve olağanüstü koşullarda yaşıyorduk.. Fatsa kadar olmasa da etkilendi. Fatsa kadar nokta operasyonundan etkilendi mi? -Etkilendi. Direneceğiz. Ricat mı. Gidebildiğimiz. organizyonlar yapılmış olabilir ama genel olarak kırdaydık. şunu gördüm ben. İlçe merkezlerinde oturan insanlar gözaltına alındı. Belki farklı gidiş gelişler. nereye doğru gittiğimizi. bunu da tartıştım. direneceğiz.. illegalsın. Ama göğüslemeye kararlıydım. O noktada çekilmek gerekiyordu. artık bir gerillayım diye düşünmeye başladıktan sonraki duygularını öğrenmek istiyorum. bir gerilla mücadelesine doğru gidiyorduk. direnir. bir Devrimci Yolcu asla teslim olmaz.

yaptığımız her şey deneyimler sonucunda ortaya çıkıyordu. Geçmiş gün ama kıra çıkan insanlar daha çok. göğüsleyip göğüsleyememe konusunu tartışmamaya başladım bir süre sonra. Daha kötü koşullarda ne yapabileceğimizi düşünüyorduk. Gece yürümeyi bilmiyorduk. Tabii ki. Gerilla gibi yaşamaya başladık.. Barınma sorununa yönelmiştik. .Kaçmak ve teslim olmak.. Ben bunları asla düşünmedim. -Ne tür hazırlıklar yapıyordunuz? -Hazırlanma şöyle. -Ünye'den ne kadar insan çıktı dağa? -Bunu sayısal olarak vermek mümkün değil. Yolları öğrendik. 12 Eylül öncesi biraz solcu olarak bilinen. Yolda yürümeyi bilmiyorduk. Gerilla mücadelesinin hazırlıklarına girişilmişti. bunlar da yapılabilirdi. Artık ben de. aranan insanlardan oluşuyordu. patika yolları. Yaşam tarzımız bunlara göre şekilleniyordu. Hem ayakta kalmak hem de siyasi ilişkileri güçlendirmek. Bunları öğrendik. Bazıları köy kökenliydi zaten. kırda yerel siyasi ilişkilerimizi güçlendiriyorduk.

Bir sığınak kazası sırasında. Yaralı arkadaşımıza müdahale yapabilecek ortam yoktu. oturup hepimiz birer çanta diktik. Dumanın görülmemesi gerekir. Örneğin. Yaylalardaki küçük evlerde kalıyorduk. Böyle olumsuzlukları da yaşadık.Bireysel çıkışlar da oluyordu ama geri gönderiyorduk. Yaylalara doğru. Kılık kıyafet ayarladık. Daha yükseklere çekildik. Köylere pek uğramıyorduk. Silahlanmamız gerekiyordu. Herkesin bir gerilla gibi yaşaması gerekmiyordu. Halkla ilişkilerimizi biraz daha sınırlamaya başlamıştık. Bu tür olumsuzlukları da . Geriye dönenler oldu. talihsiz bir kaza sonucu bir arkadaşımızı yitirdik. Dağda yaşamaya başlamıştık artık. Kan kaybından öldü. Geriye dönmesini istemediğimiz insanlardan da geriye dönenler oldu. Bu ihtiyaçlarımızı gidermeye çalışıyorduk. Akşamları yemek yapıyorduk. Sığınaklar kazıyorduk. Bütün bu olumsuzluklara rağmen. Başlangıçta biraz yoğundu. Aç kaldığımız zamanlar oluyordu. Sürekli nöbet tutuluyordu. şehirlere gönderdiklerimiz normal yaşantılarına devam edebilirlerdi. -Kaç kişi bir aradaydınız? -Sayımız sürekli değişiyordu. gerilla mücadelesi yavaş yavaş yerine oturmaya başlamıştı. Basit bir olay çok değerli bir arkadaşımızın kaybedilmesini getirmişti. Erzakları kah kendi çabamızla kah bölge halkından temin ediyorduk.

Köylerde bir köylü gibi çalıştım. ben yürüyemeyecek bir duruma geldim. Daha sonra çatışan gruptan arkadaşlar geldi. Köylüler bana sahip çıktılar. İki arkadaşın öldüğünü. -Ünye civarında sizin dışınızda farklı gruplar var mıydı? -Farklı gruplar olarak bilemiyorum ama. beşli gruplara ayrıldık. Farklı alanlara giden arkadaşlardan yakalananlar oluyordu. Arkadaşlar çatışarak öldüler. Aç kaldık. Onlardan birisi olmuştum. Beni bir köye bıraktı arkadaşlar. Biz çekildik. Bir arkadaş da soğuktan donarak öldü. Bölgeden hızla uzaklaştık. Genellikle 14-15 kişiydik. Altı. Bir başka yayla evindeydik. Daha sonra dörtlü. Bana aylarca baktılar. Biz bu çatışmaya yakın bir yerdeydik. Silah seslerini duyunca geri çekildik. Olağan yaşayan insanlardı. Tanımadığımız bölgelerdi bunlar. yedi ay haber alamadım onlardan. O grupla daha sonra hiç görüşmedik.yaşadık. Köyde dar ilişkiler içinde yaşadım. Bir uzun yürüyüş sırasında. Yönümüzü kaybettik. Benim oradaki varlığım onları zaman zaman rahatsız . birisinin de donduğunu öğrendik. Orada büyük bir çatışma çıktı. Ünye'ye dışarıdan arkadaşlar geliyordu. bir çatışmada arkadaşlarımızdan ikisini kaybettik. 80 Aralık ayıydı sanıyorum. İhbar yedik. yolumuzu bulamadık. Biz oraya doğru gidiyorduk. Bir kaçma kovalamaca yaşanıyordu.

Biz oradan çekilme kararı aldık. Ağuların içine batıyoruz. Tek başıma geceyarıları böyle yolculuklar yaptım. O dağlar çok karlıdır. Yol yok. Bir arkadaşta yaralı arkadaşın yanında kaldı. Çok üşümüştük donmak üzereydik. Onların durumu çok zor. Yolumuzu kaybettik. «Sevgi biz şu karşı dağa çıkacağız. Geceydi. biliyorum. kar geçirmesin diye. Geç vakit oldu dönmedi gidenler. Uçsuz bucaksız yerler. Ben ve iki arkadaş köye gitmeye karar verdik. Karadeniz köyleri birbirinden uzaktır. Unutmam. Bir kaç arkadaş yardım almak üzere gitti. İzin vermedik. Belimize kadar kar geliyordu. Rüzgarın açtığı yerleri yol zannediyorduk. yaralı arkadaş ve yerel bir arkadaş kaldık orada. Ayağımıza naylon sardık. Yaralı arkadaş kendini vurmak istedi. ayağı donmuş. -O arada dağlarda kimse kalmamış mıydı? -İnsanlar vardı oralarda. Beş kişiydik. Her adımımızda biraz daha batıyoruz. Dalga geçiyor arkadaş. Çok yüksek yerler buralar. Ayağımız donmaya başladı. Döndük aynı yerlere. Orada bizi bekleyen yaralı bir arkadaşımız var. Uyumamamız gerekiyordu. geceyarısı bir köyden bir köye geçecektim. Çok zor bir şekilde. Gruptan bir arkadaş yürüyemez bir durumdaydı. . Bir yayla evinde ne yapacağımızı kararlaştırmak için bekledik. bakınca çok yakın görünüyor. Çetin yolları aşmak gerekir. geriye de dönemiyoruz. Kumru Yaylalarından dönüşte şöyle bir olay yaşadık. onu biliyor musun?». Beni bir kaç arkadaş köye bırakmıştı. Bir yayla evine girip ateş yakıp ısındık. Ben. Bir arkadaş keşfe çıktı.ediyordu. Bunu söylemediler ama anlıyor insan. Biz. Geceyarısı çıktık ayışığı var. Bu yüzden arada bir köy değiştiriyordum. Köye ulaşmamız imkansız. Oradan çekildik. Buna rağmen yarım saat yürüdük.

Düşün yani oradaki halimizi. Benim elimde bir sopa gibi birşey vardı. Arka arkaya dizildik. Köye gidenler geri dönmüş. Romanlardakinden daha buruk hem karmakarışık duygular vardı. Bir köyde. Etrafımız sarıldı. Bir kaç gün geçirdik orada. -Bir süre sonra kapını çalıp. Ben reddettim. alt yapı hazırlıkları yapacaktık. yollar takır takır. kalamaz mıyım tartışmasını tekrar yaptım. Gidecek başka bir yer de yoktu zaten. Giden gelen insanlar değişti. Ben ve bir kaç arkadaşım YSB'ler içinde yer alacaktık. Çok büyük bir sevinçti bizim için. Ona hazırlanıyorduk. Yanımdaki arkadaş çok umutsuz bir biçimde geriye dönmeyi önerdi. Operasyonlar ona paralel bir biçimde artmaya başladı.Bir iki gün önce asker çekilmiş. Bize yiyecek bir şeyler getirmişler. benim irademle ilgili bir sonuçtu. Yaralı arkadaş için sedye falan. hadi gidiyoruz mu dediler? -Hayır. Yaralı arkadaşı ve beni başka başka yerlere bıraktılar. Seke seke arkalarından gidiyorum. O çatışmada Kadir Aksoy . Pek çok pusu ve çatışma atlattık. Ortada bir hareketlilik vardı. Çatışarak çekildik. Bulunduğumuz bölge içinde siyasi çalışmalar. O aşamadan sonra kalabilir miyim. Bu bekleyişten sonra tekrar kurulan bir ilişkiyle harekete katıldım. Bu arada sesler duyduk. evinde kaldığımız insan tarafından ihbar edildik. Alınan siyasi kararlar vardı. Sonuçta kalmaya karar verdim. Yeni bir dönem olacaktı bizim için. Yeni yüzler görülmeye başladı. Çatışma çıktı. Ayışığı. Gitmek zorundaydık. Biz yaylanın başında. Bütün bunlar güvenlik güçlerinin dikkatini çekiyordu tabii ki. Köye inmeye başladık. Bizim arkadaşların sesi olduğunu anladık. Kapsamlı ve uzun vadeli hedefler belirleniyordu. İzimizden arkadaşın biri bizi takip etmiş.

Ama organizasyon sorunu vardı. Bu beni çok üzüyordu. İnsanların basireti bağlanmıştı derler ya. bir hedefi kalmamıştı. Giderken bir arkadaşımız ayrıldı. Farklı bir şeyler düşünüyordum. Olağanüstü bir durumun olduğunu gösterir. Bir ara sarıldığımızı gördüm. Sivas dağları üzerinde geri döndük. Daha sonra biraz da tesadüf. Bu arada yiyeceğimiz yoktu. Bağımsız tavrını koydu. Ben sürekli nöbetçi kaldım. Karşıdaki fındık bahçelerinden çok temkinli bir şekilde . Arkadaşlar arasındaki ilişkilerde de hoş olmayan gelişmeler oldu. Bunlar zorlu günlerdi. Herkes dağılabilirdi. Uyudular. O evde kalmamamız gerektiğini söylediler. Bir eve gittik. 82 politik örgütlülüğünün bittiğini öğrendik. Dönemedik. Hepimiz yorgunduk. Ayrılacaktım. «Bırakın gidin beni» demiş. Bu büyük bir moral bozukluğu yarattı bizlerde. Ben evde kalmamamız gerektiğini söyledim. arkadaşlar çok yorgundu. Orada kalmanın bir anlamı. Tabii. İsteyen istediği yere gidebilirdi. hissettim. Benim bildiğim bir evdi. öyle bir şey oldu. -Ailenin yanına mı gidecektin? -Hayır. Onlarla birlikte İçanadolu'ya dönmeye çalıştık. Arkadaşlar kabul etmemişler. İsteyen de kalabilirdi. bizi arayan AGB'den arkadaşlarla karşılaştık. Çevreden istihbarat topladık. Kalmayalım diye ısrar ediyordum. bende de etkisi büyük oldu. Arkadaşımız hastaneye götürülmeyi kabul etmedi.yaralandı. bir köpeğin damına atılması büyük bir sinyaldir. Ama kalmaya karar verildi. Ertesi gün. Zor durumdaydık. Fakat ben çok huzursuzdum. Çünkü. Arkamız dağdı. Çok nitelikli bir arkadaşımızdı. Daha sonra öldüğünü duyduk. Kararımı verdim. Çekilmeye vaktimiz vardı. Daha emin olmak için etrafa iyice baktım. Hastaneye yetiştirmeye çalışmışlar ama başarılı olamamış arkadaşlar. Gidebileceğimi söyledim.

Teslim ol çağrıları falan. benim için belirleyici olan bir iki kişi vardı orada. Yanlış bir yöne doğru kaçmışız. İbrahim. Arkadaşlar çok soğukkanlıydı. Ateş durunca İbrahim. İlk anda taranmaya başlandık. teslim olmayın.eğilerek geçen komandoları gördüm. diye konuşmaya çalışıyorum. Etrafıma bakmaya çalışıyordum. geliyorlar. O sıcaklıkla fark etmedim. Silah da yoktu yanımda. çağırıyor. Kimse oralı olmadı. Birisi düşürken parçalanmış bir tanesi de düşerken belimden kayıp gitmiş. Sürünüyordum. Bir ara çatışma kesildi. İbrahim'e yerimden çıkamadığımı söyledim. Bir kaç arkadaşımız o şelale gibi yerin üstündeler. Onlar alttan. İki ateşin arasında kaldım. Ben hareket edemiyordum. üsten gelenleri kaya önlüyor. Arkadaşlar karşılık veriyorlardı. onları takip ettim. Herkes giyindi. alttan gelenler önlenemiyor. Ben daha çok arakasından gidebileceğim insanları takip etmeye başladım. dendi ve herkes balkondan atladı aşağıya. Suyun içine girmişim ama. ne yapalım hoca. İlk ateşte yaralanmışım. ben yaralıyım.Bir gözcü gönderildi. Ayaklarım tutmuyordu. dedi. İbrahim o arada şarjör falan değiştirdi. O arada. O boşluktan yararlanıp İbrahim yürümeye başladı. O çukurda siper aldım. İnanmak istemediler ama sonra ikna oldular. su toprağı çukurlaştırmış. Teslim olun diye bağırıyor askerler. . Herkes bağırıp. İbrahim Levent'i gözlemledim. diye bağırıyor. Oraya girdim. Onlar gidiyordu. bizimkiler üstten. Sürünerek İbrahim Levent'i takip ettim. Bir kargaşa var. İbrahim kendisine mevzi aramaya başladı. Ben büyük bir şaşkınlığın içindeydim. O arada. kuşandı. Onlarla ben askerin arasında kaldık. Her yerden kurşun yağıyordu. Alttan habire yaylım ateşi geliyor. Harun ve Necmi varmış. Çatışamadım. Panik oluştu. Küçük bir şelale oluşmuş. Heryerden o kadar kurşun yağıyordu ki. İbrahim ateşe başladı. Öbür tarafta ateş kesildi. Hepsinin gidebilirdim de. Üzülerek söylüyorum.

Necmi ile Habil'i gördüm yatıyorlardı. Bu dezavantajlar bazen avantaja da dönüşebiliyordu. Biz dürüsttük. Bir arkadaş ters istikamete gitmiş ve oradan sağ kurtuldu. Bir kapana kıstırılmış gibiydim. İbrahim'i göremiyordum. Gerilla olmak çok zor. Herşey o kadar doğaldı ki orada. Sürükleyerek çıkardılar. Halen İstanbul'da yaşıyor. fizik olarak güçlülüğü. Hiç bir şey fark etmiyor. bugün . hiç bir şey yapamamanın sıkıntısı içindeydim. Üstte neler oluyor bilemiyorum. Burada. Gerilla. Ben kendimi aştığımı düşünüyorum. Üç arkadaşımızı kaybettik o çatışmada. Nereden nereye? Bu soru ister istemez ortaya çıkıyor. Taş duvardan nasıl indi bilemiyorum. Askerler yavaş yavaş yaklaşıyorlardı. Sekiz sene cezaevinde kaldı. Başka kadın arkadaşlar da vardı. Çevreden zaman zaman tepkiler alıyorduk. Ama kadınlar fizyolojik açıdan bazı dezavantajları taşıyorlar. Herşeyin en güzelini yaşıyorsun. İBRAHİM ULUTAŞ. Yakaladılar beni. Malatya Devrimci Yol Davası'ndan yargılandı.Kısa bir diyalog geçti aramızda. -Hem gerilla hem de kadın olmak nasıl bir şey? Kadın olmanın getirdiği zorluklar oluyor muydu? -Kadın gerillalanın diğer erkek gerillalardan farkı yok. Bir süre sonra askerlerin iyice yaklaştığını gördüm. Ben. Gerilla gerilladır. Bir gerillaydın. Kadının ne işi var. Kadınların daha fazla duygusal olduklarına inanıyorum ben. -Bu görüşmeyi. Onurumuz bizim için çok önemliydi. Ama o koşullara da uyum sağlıyor. 1959 Malatya doğumlu. yaşayabiliyorsun. Konuya da buradan girelim istiyorum. diyorlardı. Devrimci Yol çevrelerinin de içinde bulunduğu parti tartışmasını izlemek üzere Ankara'ya geldiğin için yapabiliyoruz. dediler. dinamizmi gerektiren bir yaşam tarzını zorunlu kılıyor.

Kitleselleşmeyi sağlayabilir. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki. Ama ilkesel olarak böyle bir partiye karşı değilim.ise parti tartışmasına katılacaksın. Yıllardan beri savaşan gerilla hareketlerinde bir tıkanıklığın olduğu ortada. Bundan sonra partinin kurulmaması bir eksiklik olacak. Bizimkisi daha çok. Kurulmaması büyük sıkıntılara neden olur. alanları genişletmeye ve propagandaya yönelik bir şeydi. toplum karşısında bir ağırlığımız yok. -Latin Amerika'daki gerilla hareketlerinde de bu tür gelişmeler yaşanıyor. partiye karşıyım diyen insanlar dahi. legal bir parti düşünülüyor sanıyorum. Merkezi bir kararla ülke çapında bir direniş hattı oluşturulmadığı için. barınmaya. Bu tıkanıklığın aşılmasının bir yolu olarak kitlesel. Yeri gelmişken. Ancak. yerel birimlerin inisiyatiflerinden. partiyi toplumsal muhalefeti örgütleyecek tek araç olarak görürsek. yerel önderlerin yeteneklerinden kaynaklandı. Toplumsal muhalefetin tüm ihtiyaçlarını orada aramak yanlıştır yanlızca. başarı şansı olmaz. -Parti toplantısına katılmam biraz rastlantı oldu. -Sizinkini biraz daha açar mısın? -Bizimki daha çok. böyle bir oluşumun direkt karşısında olamazlar. demokratikleşmeyi getirebilir. Ama ülkemizde mücadeleyi öyle üst boyutlara sıçratmış. denge bir güç olmuş bir hareket olmadığı için. direniş hattı ancak yerel düzeyde kaldı. o çalışmaların daha önce . -Benzetme biraz uygun düşmüyor. Bu sürecin yaşanması gerekiyor.

teorik olarak insanların kafasının içi açık değildi. açılımın nasıl olacağını. Halk savaşından söz etsek bile. -Malatya bölgesinde. daha doğrusu bir kaç arkadaş olmasaydı. 12 Eylül'den bir. devletin beş-altı ay bizzat 10-15 kişiye yönelik operasyonundan sonuç alamaması bana şunu gösterdi. Her birim bir şeyler oluşturuyor ama. Kim kime karşı. birbuçuk sene önce başlamış olsaydı çalışmalar hareketin gelişimi daha farklı olurdu. Yani. kırsal alanda gezerken. yaşamsal hiç bir sorunumuzu çözemiyoruz. O kadar zor ve olumsuz şartlara rağmen. Hareketin öncülerinin kapasitesi.başlaması gerektiğini düşündüğümü söylüyorum. neye göre değişim sağlayacak? Tepeden yenen darbeler sonrasında insanlar inisiyatif koymaya çalışıyorlar ki. (yani. bizlere perspektif sunan. Ortada biraz da arkadaşlığa dayanan bir ilişki var. Devlet bu kadar önem verdiğine göre. Oradaki insanların yeteneği. Yalnızca bir direnme kararı var. Çünkü. o dönemdeki gerilla mücadelesi hareketin önderliğini aşmıştı. orada bir değer yaratılıyor. o işi özümseyişi olmasaydı. 12 Eylül'den beş ya da altı ay önce başlayan kıra dönük faaliyet. o mücadeleyi yönlendirebilecek durumda değildi. barınma gibi yağmurdan korunmak için 5-10 metrelik naylonu bile zorlanarak bulabiliyorduk) yaratılıyor bu değer. Beslenme. belki de daha erken imha edilirdi insanlar. Bu durum hareketin bu konuda ne kadar geri olduğunu gösteriyor. tüzüğün yok. ilişkiler kopmuş. Daha açık söyleyeyim. tamamen merkezin bilgisi dışında mı gelişti yani? -Kıra çıkın önerisi geldi yalnızca. İlk çıkışımız itibariyle. insanların konumunu ne belirleyecek? Programın yok. ne tür organizyonlara gidileceğini belirten bir perspektif sunamadı önderlik. . bağlar yok. Hareketin içinde demokratik işleyişi sağlayacak bir organ yoktu. kafaları net değildi.

köylülerin sorunlarına yaklaşım. fedakarlık da üst boyutta yaşanır.Belki ilk hareketliliği yaratan insanların bir yetmezliği olabilir bu durum. insan ilişkileri. O çalışmaların içinde dışarıdan pek çok arkadaş vardı. Devrimci Yol'un kültüründe yatmaktadır. hareketi kendi ruh haline uygun bir duruma getirmeye çalışırsın! -Demokratik işleyişten söz ettin. yaşlısı genci. Gelişmeler merkezi aşmıştı. bizi ihbar edecek insana dahi sevgiyle yaklaşırdık. Aranızdaki fark nereden kaynaklanıyor? -Aramızda bir fark var tabii. o dönemdeki insanları isimleriyle. şimdi. PKK eylemleri tepki topluyor. İnsanlar bu kültürü harektin genelinden almıştır. Bizim . 12 Eylül'den sonra yaratılacak yeni bir dalgayı götürebilicek bir ruh hali yoktu. güzellikleriyle bir bir sayarlar. Bunu da inkar etmemek gerekir. insanların inisiyatif kullanması demokrasinin bir sonucu mu yoksa denetimsizliğin bir ifadesi mi? Devrimci Yol'un merkezi. 12 Eylül sonrası gelişmeleri nasıl yorumlamak gerekiyor. İç ilişkilerinizi bilemiyorum ama. fark var tabii. şimdi gidin o alanlara. Elbette bu. -Sizin dolaştığınız alanlarda şu an başkaları da dolaşıyor. Biz. PKK'dan söz ediyorum. yaşamla ölüm arasındaki mücadelede yılgınlık da. Eğer mevcut ruh hali merkezi aşmışsa. Köylülere yaklaşım. Yani. Malatya ve civarında neler olup bittiğinden habersiz miydi? -12 Eylül öncesi Malatya'da yaşanan gelişmeler yalnızca Malatya'ya özel değil.

İhbarcı cezalandırma yoluna gidilmedi. Her olayın çözümünü şiddette görüyorlar. İnsanlar öyle bir psikolojiye girmiş ki. -Devrimci Yol'a gelmek istiyorum.yarattığımız sevgi temelindeki ilişkilerin sonucunda. Fark ne? -Bulunduğumuz yerden PKK'yı değerlendirmek doğru olmaz. Biz buradan ne söylesek. Yanyana daha sert eleştirilerde bulunuyorduk. İnsanlar çocuklarını rahatlıkla hayvana gönderiyorlardı. PKK feodal anlayışın hakim olduğu bir yapı. Önderlik zaafiyetinden falan söz ettin de. eğitmek yerine zora dayanan bir yöntem uyguluyorlar. Elbette. Bir yayla davası olur. Böylesi bir güven oluşmuştu. o insan kendisini frenlerdi. Kan davası ile büyümüş çoğu. Nasıl bir kültür bu? -Yanlışlık orada zaten. Onları değiştirmek. her an devrim olacak beklentisi var.» o alanlarda hırsızlık. -PKK'nın yanlışı nereden geliyor sence? Yukarda sorduğum soruyu tekrarlıyorum. Bir ilçeden 500 kişi dağa çıkar mı? Düzenli ordu aşamasında bile bu . Köylülerin sorunlarıyla ilgilenirdik. Bunlar onların bir gerçekliği. sonucu değiştiremeyiz. barıştırmaya çalışırdık. Kendi içlerindeki sorunlarda bile. söyleyebilirim. Devletin topyekün saldırısı yaşanırken. ama bir bakıyorsun aynı gün binlerce Devrimci Yolcu silahını alıp dağa çıkıyor. Belki yüzyüze gelinse. «biriniz zora başvurursanız. karşınızda bizi bulursunuz. Ama şunu da söylerdik. Ben yıllarca cezaevinde pek çok PKK'lıyla aynı koğuşta kaldım. buradan kalkıp eleştirmek doğru olmaz. İntikamcı bir anlayış var. soygun olmazdı.

Ama organizasyon devletle yüzyüze geldiği noktada yetersiz kaldı. Doğallık içinde herkes mücadele ediyor zaten. Bence güzel bir duygu. İlişkisiz gidince sıkıntı oluyor. Anti faşist mücadelede Devrimci Yol bir halka yakalamıştı. Önderliğin farkı budur. o zor şartlara rağmen. her yerde insanı vardı. -Dağa çıktığımızda. Bu hareketin hemen hemen her köyde. Bu bir olumluluktur. Eğer bunu görememişse önder değildir. Bunu bir ildeki bir kadronun görmesi zordur. işimiz kolay olurdu. O yükü omuzunda hiç taşıyamazsın. bunu bilebilir. Ama kabul edilmedi. . Sivil faşistlere karşı örgütlenmesi bunu aşabilecek durumdaydı. sen var olan kadrolarının istihdamını yeterince sağlayamamışsın. vazifeli gibi.kadar insan istihdam edilemez.. Ama hareketin tümünü bilen bir insan. Birbirlerine sahiplenme duygusu. Ben ne kadar eleştiri yapsam da. Eğer onun ruh hali yoksa. bu ülkede üzerine düşen pek çok görevi yapmıştır Devrimci Yol. İnsanları mücadeleye çeken. hadi başlayalım deyip başlanacak bir olay değil. Gerilla savaşı. O noktada görevlerini yerine getirmiştir. başarılı olamazsın. her ilçede. Bir köyle diyalog kurmak için bile bir ay beklediğin oluyordu. beraber gelelim diyen yüzlerce insan vardı. Çünkü. hangi noktada bir tıkanıklık var. O anlamda organizasyon sağlansaydı. her ağacın çevresinde 30-40 kişi görüyorduk. Şu ruh hali de vardı. insanları dinamik tutan. Şöyle bir ruh hali var. -O 500 kişinin havasını öğrenmek istiyorum ben. Bu hala sorulur bizlere. O dönemde.

Ama metropollerde süren bir mücadele olsa. 82 politik hattı devamında bu ruh hali neden yaratılamadı? Her şey iradi gelişti oysa. Bütün bunlara rağmen devam edilseydi. şimdi şöyle. Bir anlamda kendini bir alana hapsetmiş durumdasın. Gerilla belli noktalara geldiği zaman. Gündem dışısın. biraz üste çıkış çabası vardı. sen yalnızca kırsal alanda faaliyet yürütmeyi düşünmüyorsun. Alternatifin yok ki.. Bu doğaldır. Bir çeşit kır hapsi gibi bir şeydi bizimkisi. Her şeyi kendin belirliyorsun. şehirlerle ilişkin yok. seni gören insanlar için pek çok şey anlatıyorsun. insanlar sormaya başlar.. -Peki. O alanda kısırlık başlıyor. «bundan sonrası ne olacak» diye. hiç bir şey demesen de. . sen dağda ona denk düşen işler yapsan her şey farklı olur. Hareket alanını kendin çiziyorsun.Ama şöyle bir mutluluk da yaşanıyor. Zemin kendinde. -O zaman 1982'deki çıkış bir zorlama mıydı? -Zorlama değil de. Olsa. -Tabii. Zaman uzadıkça yılgınlık başlıyor. 86'lar gibi yeniden başlayan öğrenci hareketiyle bağlar kurulsaydı. bu söylediklerinden sonra. oradalar desinlerle yetinmiyorsun. Bana var desinler. ne olurdu bilemiyorum. Ülkenin değişik alanlarında çok farklı olaylar yaşanıyor. değerlendirirsin. özgürsün. Tabii bunları 10 sene sonra söylüyoruz. Varsayım üzerine konuşuyoruz. Ve çıkış noktası aranıyor. Bu gerilla yozlaşmasını başlatıyor. İnsanlar şapkalarına yıldızlı yumruğu işleyip geziyorsa.

kitaplarda yazıldığı gibi olmuyor hiç bir şey. Kimi zaman acıma duygusuyla hareket ediyor halk. Devletle senin aranda bir kovalamaca başlamış gidiyor. Ama bunun hiç bir faydasını görmedim. Nasıl yaşanılır? Nasıl bağ kurulur? Devlet. -12 Eylül geldiğinde ne yapıyordun.-Gerilla olmak nasıl bir şey? -Kendine göre bir yaşam biçimi var. Senin dışında bir şeyler tartışılıyor. 10 saat yürürsün. neredeydin? . Mao'nun Askeri Yazıları'nı okumuştum ben. yalnızca ekmek verme ilişkisi değil bu. Halkta hala devam eden bir güven var sana karşı. Şu da yaşandı. Onun önemini daha iyi biliyor. besin sıkıntısı çekiliyor. Ama bakıyorlar ki. 10 kişilik bir grup için altı ay operasyon düzenleyebiliyor. Bütün toplum susmuş. Zor durumda kalmışlar. başka yerlerde. Onların da verebilecek fazlaca bir şeyleri yok. İlişki daha boyutlandırılıyor. Herşeyiyle sırtında yaşıyorsun yaşamı. Yoğun işkence ve tutuklama var. oturup bir çay içelim dersin. Alan dar olduğu için. İnsanlar yoksul. Bir de. Toplum bilmiyor. şehirlerde. Senin arkadaşların bilmiyor. Ama sen orada bir alan yaratmaya çalışıyorsun. bir parça ekmek verelim. Bir devlet bir de sen biliyorsun. Kırsal alanda uzun süre kalanlar için bunlar fazla önem arz etmiyor. bir beş saat daha yürürsün. diye düşünüyorlar. O olumsuz şartlara rağmen değiştirme çabası var. operasyon başlar.

Kaçakçılar tarafından öldürülmüş olabileceklerini düşünüyoruz. sokağa çıkma yasağı devam ederken. Sabah kalktığımızda. 10 kişi dışarı çıkıp. Ailesi. Rastlantı sonucu karşılaşıyorsun. aynı hareketin iki ayrı grubu var ama birbirlerinden haberleri yok. Kim bu gezenler? Bir bakıyorsun. sokaklarda insanların olmadığını gördük. O grup görülmüş olsa. Bir de beni derinden etkileyen iki arkadaşımızın kayboluşu oldu. yürüyerek kentten uzaklaştık. biz. Bir köylünün «onlar da sizden» demesiyle bir araya geliyorsun. o iş başlamadan biterdi. Aileleri hala yaşadıklarını sanıyor ama Avrupa'yı bile araştırdık. yoklar. aramadığımız yer kalmadı. Bunlar ilçelere dağıtıldı. bir 15 kişiyle daha karşılaşıyorsun. . gezenlerin olduğu öğrenildi.-Ben şehirdeydim. 10 gün sığınaktan çıkmamışlardı. Adıyaman civarından Suriye hattı kurulacaktı. Ve o gün. İzlerini bulamadık. Orada. şehirde de insanlar vardı. -Malatya kırsalına çıkan 10 kişi miydi yalnızca? -O gün için öyle. Onların şartları daha zordu. Daha önce çıkanlar vardı. Kırda da. Zaten o daha önceki çıkışın faydalarını gördük biz. Oradan Sivas ağı oluşturalım denildi. Üç kişi Sivas tarafına geçti. Aynı ilçenin sınırlarında. -Kaç kişilik bir grup vardı Malatya ve civarında? -Önce 10 kişilik bir gruptuk. Sivaslı bir grupla karşılaşmamız böyle oldu. Ve o karşılaşma şimdi sözcüklerle anlatılamayacak oranda duygusaldı.

Sırf rastgele. .-Bilinmezlik ve kaostan oluşan günler geçirmişsiniz anlaşılan. darbeyi anlatıyorduk. Üç ay. başka iki kişi 1 km'lik alanı kontrol ederdi.. -Ada çayı şimdi moda oldu. Askeri timler geçer yanından. dört ay sonrasının bile planlarını yapabiliyorduk. artık hiç bir şeyden korkmuyorsunuz. bir dağın kuytuluğunda. böyle düşünüyorduk. başka grupların varlığını biliyorduk. -Korkuyor muydunuz? -İnsanlarda bir korku sınırı var. şimdi moda oldu. İnsan bilmediği şeyden korkar. hadi çıkalım. En az 5 km'lik alandan bize yaklaşabilecek tehlikeyi görürdük. Gücünü bilirsin. Görürsün. -O zaman bir zorunluluktu. Köylerde toplantılar yapıyorduk. kimi öylece bakar sağına soluna. Kendi grubumuzun sayısı az da olsa. Karşındakinin kaç kişiyle gelebileceğini bilirsin. Bellidir. Evlerde kalınmaz tabii. seni bulunduğun yerden çıkarmaya çalışır. deyip çıkmadık dağa. Onlara dönemi. Sabahları başka bir şey olmadığı için ada çayı içiyorduk. -Tam öyle değil. kimi türkü söyler. Bize en uygun olabilecek bölgeye çekiliyorduk. Orası mücadelenin odağı olabilirdi. Sen yerinden çıkmazsın. Oradan başlatılacak bir mücadelenin kıvılcımı olabilirdik. Bir bakarsın helikopterler geçer üzerinden. İki kişi çayı demlerken.. O sınırı geçince. Sabahları erken kalkıyorduk. Bir ağacın gölgesinde.

ilişkilerimiz çok güçlüydü. Öyle bir çatışmaya girsen. -Nasıl yakalandın? -Ben aslında iki kere yakalandım. itirafçı İsmail Ayar'ın kaldığım evi göstermesiyle oldu. «iyi rol kestin» dediler.-Çatışmaya girme niyetiniz niye olmadı? -Savaşı başlatma gibi bir düşüncemiz olmadı. zorunlu durumlarda çatışılacaktı. İsmail Ayar Malatya'da 300 insan yakalattı. -Oldu mu böyle bir zorunluluk? -Zorunluluk oldu tabii. şu kararımız vardı. karşıma getirdikleri insanlar beni tanımadı. Arkadaşlığımız. -Senin konumun neydi? -Ben askeri birlikteydim. Bu beş kişiden üçü öldü. Olumsuzluk yaratan bir o oldu. Ve bir şey çıkaramayınca serbest bıraktılar. Polisler ilk yakalanmamı hatırlayıp. Biz beş kişiydik. İlk yakalanışımda konumumu anlamadılar. Ben dar bir örgütlenme içinde olduğum için. Başka . Asıl yakalanmam. sonuçlarını göğüsleyemezsin.

Eğer. Yaşathak Aslan'la cezaevinde olması nedeniyle mektuplaşmak zorunda kaldık. devrim ve sosyalizm idealleri için kavga yükseltilecekse ilişki kuracağımız ilk deney ve birikim 1980-85 arasında yaşanan «bu dağ olayı»dır. gelecek bağlantısı kurmak yerine. yazısında geçen kimi noktaları tartışma olanağı bulabilirdik. -Devrimci Yol içerisinde dağ olayı olarak bilinen çalışma nasıl başladı? Nasıl sona erdi? Dağa neden çıktık? Süreç nasıl gelişti? Dağdan neden indik? Olayın kendisi neydi? Aradan 10-15 yıl geçmiş. İşin diğer bir boyutu da. Bu arkadaşlar henüz konuşmadılar. Bir kısım solda ise bilinçsizce geçmişten kaçış çabası var. iç polemiklere ayırmış. Halen İstanbul'da tutuklu. ama arşiv asla unutulmaz» durumda da değiliz. bugünün tüm suçunu geçmişe yıkan anlayışlar gelişiyor. Ama bu olayı başından sonuna yaşayan arkadaşlar var. geçmişin sistemli bir şekilde unutturulma çabası. sonunda kimliksizliğe varan. «Hafızayı beşer nisyan ile mümkündür. devrimci bir dalganın yeniden yaratılmasında tarihsel birikimin. Aslan. 1955 doğumlu. geçmiş. Belgelere de (mahkeme dosyalarını geçersek) fazlasıyla sahip değiliz. 1980-85 sürecini genel olarak yurtdışında geçirmiş. devrimci direniş hattı yeniden oluşturulacaksa. Yaşathak Aslan. yaşanılanları anlamak. zaman zaman Türkiye'ye girip çıkmış. Aslan yazısını ülke dışında yaşanan tartışmalara. Karşılıklı konuşmak fırsatı bulsaydık.kimse kırsal alanda evleri vermedi. deney ve derslerin tayin edici önemi var. Halbuki bugünü aşmada. . Bunu egemen sınıflar ve onların devleti bilerek yapıyor. Geçmişi. Çalışmanın bir eksikliğini giderebileceğini düşünüyorum.

CHE'nin savaş anıları ve Bolivya Günlüğü gibi kitaplar başucu kitapları arasındaydı. fabrikalar savaş alanına dönüşüyordu. Bu çizgide. akarsu kır gerillasının olanaklarıydı bizim için. devrimci bir direniş hattı oluşturma çabası içindeydik. Marjinalleştiler. Kendimizi bu coğrafyanın CHE'si olarak görüyorduk. çaba içinde örgütlenecek. THKP-C'yi savunma adına anti faşist mücadelenin gereklerini yerine getirmekten kaçındılar. uzun vadeli direniş olanaklarının yaratılmamasıydı. 1970'lerin başlarında mücadeleye atılan Dev-Genç'lilerin. Devrimci Yolcular her yerdeydik. demokratik Türkiye istiyorduk. Biz bu toprakların devrimcileriydik. Devrimci romantizme her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bugün. 1970'li yılların sonlarında çatışmalar hızlanıyor. zenginleştirip geliştirmeye çalıştık. Tam bağımsız. Ki kendimizi yoğun anti faşist mücadelenin ortasında bulduk. nasıl başlayacaklarını belirleme şansına sahip değillerdir. Bizler herhangi bir yerde yetiştirilmiş ve bu topraklara salınmış devrimciler değildik. kaya. İdeallerimiz vardı. anlayışımızı bu mücadele içinde hayata geçirmeye. Kimileri Mahir'i. ne zaman. Üniversiteler. Giap'ın Halk Savaşının Askeri Sanatı. Devrimci Yolculardık. Bu yüzden ilk kazanan biz. Herşey aşama aşama gelişecekti. Bu çatışma. Bilince bile el yordamıyla ulaşmaya çalışıyorduk. Bu 1970'lerde de böyle olmuştur. yolda devam etmek istiyorduk. Çatışmanın merkezi şehirlerdi. Mücadeleye yabancılaştılar. mahalleler. Devrimciler idealleri. özgür. Biz Dev-Genç'liler.Biz. Tüm coğrafyada. Her dağ. 12 Mart yenilgisinin önemli bir nedeni de kır gerillasına hazırlığın yeteri derecede olmaması. orman. Kavga bir biçimde başlar. çizgimizi özgün koşullara göre . anlayışları doğrultusunda bu kavgaya yön vermeye çalışırlar. anti faşist. Önderlerimiz devrimci bir çizgi bırakmışlardı bize. Bizlerse.Ülke hızla iç savaşa doğru sürükleniyordu. Mao'nun Askeri Yazıları. Başlangıçta egemenlerin saldırı ve vurucu gücü olarak piyasaya sürülen "sivil" faşist hareket MHP ülkeyi işgale girişmişti. geçmişle doğru bir ilişkinin kurulması çok çok önemli değil mi? Devrimciler çoğunlukla nereden.

Örgütlenme konusunda. hiç bir fayda beklemeden yardım yapacak tarafların yardımına açıktık. Kırdaki mücadeleye katılan arkadaşlarımızın çoğunluğunun şehir kökenli olması tesadüfi değil. Türk. sunni halkın birlikte yaşaması. Düzene karşı üreticilerin. Henüz bu coğrafyaya uygun bir savaş stratejisi oluşturmuş değildik. kendi olanaklarımızla sınırlıydı. Okuduklarımızın ışığında yaşadıklarımızdan öğreniyorduk. Yalnızca. şehirlerdeki mücadelenin uzantısı olarak gündeme geldi. Böyle taraflarda bu bölgede fazlasıyla yoktu.Antep. Kırda ilk gerilla örgütlenme ve mücadelesi. çelişkilerin keskinliği ve siyasal-sosyal nedenlerden dolayı Samsun. nasıl örgütlenilmesinden çok nasıl örgütlenilmemesi gerekliliğine yanıt verebiliyorduk. Bu bölgede sistemli bir çaba gerekiyordu. Kırsal alanda ilk çalışmalarımız içinde. Doğrudan ve dolaylı gelecek yardımlara kapalıydık. Bizi karakterize eden. . kendimizle eşit gördüğümüz. alt yapı ve lojistik hazırlıkları engelliyordu. elimizi verip kolumuzu kurtaramayacağımız ilişkilerden ısrarla kaçınıyorduk. En sıkışık olduğumuz dönemlerde bile gelen dış yardımları reddettik. kırdaki çatışmanın keskinleşmesi üzerine değil. yoksul köylülerin mücadelesini örgütlerken kendimizi de örgütlemeye çalışıyorduk. İlk ulaştığımız sonuç. uzun vadeli bir çalışma sürdürmemizi. Bu yüzden teknik araç-gereç vs. Giresun. Ekonomik yapısı. Mücadele zaten giderek "askerileşmek" zorundaydı. yoğun yerleşim alanı olması Kürt. zaman zaman önem sıralaması değişecek bir kır ve şehirde gerilla savaşının birlikte verilmesi. Mersin dörtgeni kırsal alandaki gerilla mücadelesi için ana bölgeydi. alevi. Ama şehirlerdeki çatışmanın yoğunluğu kıra olanak ayırmamızı. aşırı bağımsız ve bağımsızlıkçı özelliğimizdi. yeni birleşik devrimci savaştı.geliştirip hayata geçirecektik. Dış yardımları küçümsediğimiz gibi. «askeri» amacın gizli olduğu! ekonomik ve siyasal çalışmalardı. Bu gelişme gerillaya çok daha yalın bir hüviyet kazandırıyordu ama sosyal ve arazi uyumu açısından sorunlar da yaratıyordu.

gerillayı oluşturma sorunlarıyla karşı karşıyaydık. toparlanma çalışmaları yerini. Dersim. çalışmalar ilk kez kırda yapılmaya başlandı. orta yerde yalnızca Devrimci Yolcular kalmıştı. Başarılı baskın ve çatışmalar. Toroslar Malatya ve Sivas dolaylarında oldu. Dersim. Adana. 1982'den sonra yurt dışında biraraya gelinerek yürütülen daha kapsamlı. şehirde çalışmak zorunda kalıyorlardı. 1980 . Malatya. Darbeye tepki olarak çoğu yerde küçük şehirlerdeki barınmanın zorluğu yüzünden yoğun bir kıra çıkış yaşandı. Ama kırın da kendi arasında bir koodinasyonu yoktu. evindeki derme çatma silahıyla dağa çıktı. Altyapı yoktu. yakalanmasına yol açtı. Bu alanlarda toplanan arkadaşlarımız da çoğunlukla şehirlerle ilişkiyi kesemiyor. bütünlüklü bir çalışmaya bıraktı. görüşmeler. Ordu. Kıra çıkanlar var olanı güçlendirmek yerine ilk çekirdeklerde nitelik düşüklüğüne yol açtılar. Amasya. gerilla mücadelesinin önemi tartışmasızdı. Faşizme karşı direnişte. Onlar da hazırlıksızdı. kır çok daha özgürdü. şehirlerdeki çatışmanın ihtiyaçları yüzünden sık sık şehire gelmek. Hatay ve Uşak illerinde oldu.Kırdaki gelişigüzel. Herşeye rağmen kırsal alanda umutlar çok daha diriydi. Eğitim sıfırdı. Kıra yöneliş bir çok yerde yaşandı. 1980 12 Eylül faşist darbesi olduğunda tüm alanlarda olduğu gibi kırsal alanlarda da örgütlenme sorunları. Kır merkezli çalışmalar. Tam bir kaos yaşandı. Geleceğe yönelik projeler. Tutsak şehirlerle kıyaslandığında. onurlu direnişler yaşandı ama ilk adım başarısız olmuştu. şehirlere göre konumlanıyor. Bu gelişigüzel yöneliş çok sayıda arkadaşımızın ölmesine. Kır kısa sürede umut ve çekim merkezi haline geldi. Binlerce insan kendiliğinden. Sivas. yaralanmasına. İlk gerilla çekirdekleri bu yönelişi kucaklayabilecek yetenekte değildi. yarı askeri silahlı çalışmaların ötesinde ilk kır gerilla çalışması denemelerimiz Ordu. Kırda yaşanan kaos şehirlerdeki bozgunla kıyaslanamazdı. Devrimci Yol'un son merkezi açıklamasında da olduğu gibi. Ama en ağırlıklı yöreler Artvin. kırsal alanda direniş hattı oluşturmanın.

Dışarıda tam bir moral bozukluğu. hayal kırıklığı söz konusuydu. Farklı kültürler. Umutsuzluk söz konusuydu. . Umut kırdan yükselecek direnişte. Herşeye rağmen kırdan gelen arkadaşlar daha diri ve umutluydu. direniş hattının oluşturulması için de en fazla olanağa sahip çevreydi. destek. İlişkiler kısa süre yurtdışından koordine edilecek. 1981 ortalarında bir kısım arkadaş Suriye ve Lübnan'da bir araya geldi. Bunun sonucu kıra olduğu kadar yurtdışına da göç başladı. Doğal olarak da toparlanma sürecinin sürükleyicileri ağırlıkla onlar oldular. Fiziksel yenilgi pek çok arkadaşta beyinsel yenilgiye dönüşmüştü. iletişimdeki teknik gelişmeler de değerlendirilerek propaganda ve ajitasyon ağı oluşturulacaktı. Herşeye rağmen. Bu konuda 1987'de Hamburg'ta öldürülen arkadaşımız Aydın Erol'un çabalarını anmadan geçemeyeceğim. Devrimci hareket yeniden bütünlüklü bir hale getirilecekti. Avrupa örgütlülüğümüz ayaktaydı. gerilla savaşındaydı. Devrimci Yol var olan grup ve çevrelerin içinde daha diri. Ağırlıkla Devrimci Yolcuların Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi (FKBDC)'nin adımları atıldı. lojistik ve eğitim üssü haline getirilecekti. Faşist cuntaya karşı devrimci demokratik hareketin direnişi örgütlenecekti. Açık faşist diktatörlüğe karşı yapılması gereken tek şey direniş savaşını örgütlemekti. Ülke teslim alınmıştı. İstanbul başta olmak üzere bir çok ilde örgütsel ilişkiler dağıldı. Müdahale bütünlüklüydü. farklı kaygılar giderek bizleri uzaklaştırıyor gibi gözükse de henüz işin başındaydık ve birdik. daha bilinçli şekilde dayanışma. Yurtdışı. Tüm ülkede. Toplum suskundu.sonlarından sonra ardarda alınan darbeler sonucu Ankara. koordinasyon sonra yurtiçine taşınacaktı. Devrimci hareketin son merkezi açıklaması anlamlıydı. Arka arkaya yapılan toplantılar sonucu yeni yönelim ortaya kondu. 1982 ilkbaharı ve yazında bu sürece kırdaki arkadaşlar da dahil oldu.

Ana Gerilla Birliği tümüyle hareketli olacak. onun kolu olacak. Şehirlerde işçi ve emekçi kesime. bunun için dışarıda şehir gerillası eğitimi düzenleniyordu. mahallelere yönelik çalışma birimleri yeniden oluşturuluyordu. ama uzun vadede kırın geri bölgeleri. yerel fonksiyonlarını yerine getirecek Yerel Gerilla Birlikleri oluşturulacaktı. önceki tespitlerimizle de uyumluydu. «aşağı»daki teknik ve eğitim olanaklarını PKK'lılar gibi değerlendirmedik. Hatay gibi alanlardan gelen arkadaşlar da bu bölgeye gönderilecek. kısmi teknik yenilenmenin sonraları büyük yararları görüldü. Ana Gerilla Birliği oluşturulacak. gençliğe. Ana bölge. Tüm bu süreçten Kır Konseyi sorumlu olacak. 1982 sonları ve 1983 başlarında hızla adımlar atıldı. Uşak. Bu bölgeye verilen stratejik önem. Ordu'dan başlayan Adıyaman'a uzanan geçiş bölgesiydi. Diğer cephe güçleriyle kırsal alanda koodinasyon oluşturulacak. Ana Gerilla Birliği'ni besleyecek. Filistin'de alınan eğitimin. Ana bölgede. Yine de biz. Başlangıçta destek dışarıdan olacak. Bunun için öncelikli şehirler tespit edildi. yürütme işlevi görecekti. ülkede oluşturulacaktı. diğer taraftan moral bozukluğuna yol açtı. koşulları zorlanacaktı. . Askeri eğitim ve teknik malzeme olanakları değerlendirilmeye çalışıldı. şehir gerillası faaliyeti dağılan DSB'ler yeniden oluşturuluyor. 82 yazındaki İsrail-Filistin savaş sürecinin olumsuz etkileri oldu.Özgürlüğün Sesi Radyosu'nun kurucusu odur. Kıra gönüllülük temelinde yeni arkadaşlar da gidecekti. O ilişkiler bozulmadan arkadaşlar «aşağıya» gelerek tartışmalar düzenledi. Kırdaki ilişkilerimiz bazı yörelerde ayaktaydı. Ayrıca. Artvin. Ayrıca. Filistinlilerin yenilgisi bir taraftan olanakları sınırlarken. Ama kır daha öncelikliydi. şehirlerdeki örgütlülüğümüz kıra destek işlevini görecekti. asıl destek üsleri. zamanla birlikte cephe açmanın.

dünyada esmeye başlayan sağ rüzgarlara karşı direnmek için. . yeni açılım ve tanımlamalar bile gerillaları. Halbuki müdahale bütünlüklüydü. Şehirlere yönelik çalışmalara başlamak. merkezi-örgütsel siyasal çalışmanın oluşturulmasına şimdilik karşı duran arkadaşlar da vardı. İlk adımı kıra yönelik çalışmayı yürüten arkadaşlar attılar. Bugün herkesin rahatlıkla kullandığı kavramları o zamanlar kullanmak ve tartışmak cesaret istiyordu. ideolojik-politik olarak yenilenme için Devrimci Yol içinde süren tartışmalar. Hiç istenmeyen şekilde tartışmalar Almanya'da yeniden başladı. Ana Gerilla Birliği'nin çekirdeği oluşturuldu. ülkeye batıdan giriş yapmak için bir kısım arkadaş Almanya'ya. şapkalarındaki yumruklu yıldızlarıyla gerillaların dağlarda dolaşmaya başladığı umutla ve gururla yayılmaya başlamıştı bile. Şehirlerden son çıkan ve yurtdışından bazı arkadaşların toparlanmaya itirazları vardı. ilk önce sen özgürlükçü ve demokrat olacaksın. Gruplar kırsal alana dönmeye başladı. azınlıkta kalsa da. Yeni kayıpları biraz da duygusal nedenlerle göze alamayan bir kısım arkadaş «atılan adımlardan geri adım atmayalım ama birşeyler de yapmayalım» anlamına gelecek düşünceleri savunmaya başladı. gerilla adaylarını coşturuyordu. Fransa'ya geçti. Bu kavramları içine sindirecek. şehirlere yönelik adım atılmasında zorluklar çekiliyordu. sosyalizm ve demokrasi kavramlarının öne çıktığı tartışmalar hareket içinde yeni saflaşmalara yol açtı. sonuç olarak beklemeyi öneren. Özgürlük ve demokrasi için savaşıyorsan özgürlük ve demokrasiyi önce sen içselleştireceksin. Demokrasiye en çok ihtiyacı olanlar. Olayın en güzel tarafı da sosyalizm ve demokrasi tartışmalarına en yatkın arkadaşlar ya kırdan gelen ya da kıra gidecek arkadaşlardı. demokrasiye en fazla layık olanlar savaşanlardır! Sosyalizm ve demokrasi tartışmalarında üretebildiklerimiz. Yeni bir rüzgar esiyordu. Ayrıca. Gerilla büyür ya da küçülür ama yerinde sayamazdı. Ülkede yeni yakalanmalar oluyordu.Genel bir görev dağılımı yapıldı. sosyalizmi yeniden uğrunda savaşılır hale getirmek amacıyla. Yeni değerler yaratmaya çalışıyorduk. 1982'de ilk tartışmalar başladığında.

Yurtdışındaki arkadaşlar arasında 82-83'teki müdahaleyi doğru bulan. Eşi görülmedik bir sorumsuzluk sergileniyordu. Kendi içimizde hem birlikte yürümek istiyor hem de birlikte yürüyemiyorduk. Dağdaki arkadaşlar bütünlüklü merkezi bir çabanın sonucu olarak orada olduklarının bilincindeydi. Dışarıda bu tartışmalar sürerken kırdaki arkadaşlarımız gelişmelerden tümüyle habersizdi. Fiili olarak ülkeye müdahale durdu. adımlar birlikte atılmıştı. 1983 sonbaharında yapılan toplantılar yıkıcıydı. Mültecilik olgusu da sonuçlarını veriyordu. FKBDC'yi yanlış ve gereksiz bulan arkadaşları PKK'nın tavrı yüreklendirdi. zorlukları paylaşmak için kıllarını kıpırdatmadılar. faaliyetsiz varlığını sürdürmeyi savunanların bir kısmı bile olayı. anti demokratik tutum sergiliyorlardı. farklı düşündükleri için kendi arkadaşlarını tutukluyorlar. PKK'lılar söz verdikleri halde. Tam bir iletişimsizlik yaşandı. Bu faaliyet yanlıştır diyenler de çok daha ahlaklı davranmadılar. Yapılan ahlaki olarak da doğru değildi. Bu atakla yeniden yükselen kırdaki gerilla faaliyeti ilk şehitlerini vermeye başlamıştı. Tartışmalar yeniden alevlendi. Yurtdışından şehirlere dönüş bütünüyle durdu. Yurtdışında bulunup da. Kararlar birlikte verilmiş. bütünlüklü çaba devam etmese kırdaki çalışmanın öneminin azalacağını. Gerillaya tüm lojistik. Eğer böylesi bir merkezi çaba yok olacaksa atılan . cezalandırıyorlar. Aynı dönem PKK ile ilişkiler gerginleşti. İlişkilerimiz gerginleşti. Uzaktan ahkam kesiyorlardı. Sürece bütünlüklü müdahaleyi erken ve yanlış bulan. Uyarılarımız sonucu değiştirmedi. maddi ve insan desteği durdu.Yurtdışındaki tartışmalar şehirlere müdahaleyi geciktirdiği gibi «aşağı»daki lojistik destek çalışmalarını da olumsuz etkiledi. süreci. kır gerillasını güçlendirmenin zor olacağını savunan arkadaşlar azınlığa düştüler.

eskiyor. Aksine yurtdışındaki tüm insanlara karşı büyük bir tepki vardı. İş başa düşmüştü. silahlar bozuluyor. Kır henüz bir ilgi odağı haline gelmediği gibi iç gelişmeler bu süreci. Tek tek bir kaç arkadaşın dışında. Siyasetin ekseni şehirlere kaymıştı. yerine yenileri gelmiyordu. kafa gövde sakatlanmış. 1982'de olduğu gibi kurulamazdı. bilinenin aksine yurtdışındaki yeni saflaşmaların kırdaki arkadaşlar üzerinde hiç bir etkisi yoktu. başa dönülmüştü. Velhasıl. şehirlerde kalmış sınırlı sayıdaki arkadaşla biraraya gelinerek herşey yeni baştan kurulacaktı. Dışarıdaki gelişmenin duyulması üzerine kırda müthiş bir moral bozukluğu yaşandı. Siyasal çatışmanın merkezi kayıyor. gerilla mücadelesini olumsuz etkiliyordu. Kısaca. . Seçimler yapılıyordu. Her arkadaş ihanete uğramış. tüm bünyenin görevlerini yerine getirmeye müktedir olamayacaktı. yeniden var olma sorunuyla karşı karşıyaydık. Siyaset şehirlerde yeniden canlanıyordu. Yeni baştan da. Dışta koşullar değişiyordu. arkadan hançerlenmiş duygusuna sahipti. Yenilginin sonuçları daha bir ağırlıkla yaşanıyordu.adımlar anlamsızlaşmaya başlayacak. Toplum devrimcileri «unutmaya» başlamıştı. Yeni bir merkezi hareket kır merkezli oluşturulabilir miydi? şehirlere kırlardan hangi ölçüde müdahale edilebilirdi? PKK'nın çıkışı ilişkilerimizin bozukluğuna rağmen bize ne tür avantajlar sağlayabilirdi? İç tartışmalar ideolojik-politik nitelikli teorik sorunları daha bir can alıcı hale getiriyordu. şimdi ne yapılacaktı? Kırda 1984 ilkbaharı ve sonbaharında gerillanın ve devrimci mücadelenin geleceği üzerine tartışmalar düzenlendi. Gerillanın gücü yeniden ilgi odağı olmaya yeter miydi? İç güven sorunu aşılabilir miydi? Lojistik sorunu nasıl çözülecekti? Girilen bir çatışma bile eldeki mühimatın önemli bir kısmını götürüyor. Devrimcilerin basiretsizliği yığınlardaki umutsuzlukla birleşmişti. Yeniden toparlanma değil. Kırda bile gözler şehirlere çevrilmişti. Devrimci Yol gibi bir harekette kır. vücudun bir bölümü sağlam kalmıştı. burjuva platformlar öne çıkıyordu.

yıldızlı yumruklaştırıp. Yurt içindekiler. Yani gerillanın varlığı için ilk unsur moraldir. Başka bir zaman gerillayı bileyecek kayıplar. uzun vadeli politikalar nasıl hayata geçirebilirdi? Yeni kayıplardan çekiyorduk. Gerillada moral. başkalarını da senin gibi olmaya ikna etmeye. arka arkaya çatışmalar oldu. Bir kısım arkadaş yakalandı. Bu çatışmalarda altı arkadaşımız daha şehit düştü. adımlarına ideolojik-politik bir kılıf bulmaya çalışacaksın. kır sürecini durdurmak. Bir ölçüde de öyleydi. Siz umudu. dışarıda tek tek bir kaç arkadaş dışında kimseye güvenmiyordu. arkadaşlıkla bağdaşık hiç bir yanı yoktu. Yaşananların devrimci yoldaşlıkla. Ama bu koşullarda doğal olarak. yeni baştan başlamaktı. alnında taşıyan genç gerillaların duygularını yakından yaşamadan tepkileri anlamada zorluk çekebilirsiniz. Sınırlı sayıda arkadaş bu eğilime tepki gösteriyordu. . silahtan da. bilerek randevu trafiğini karıştırıp. Arkadaşların ağırlıklı eğilimi. olağan olmaz tepkiler. Alınacak kararda onlar olumlu ya da olumsuz olarak hiç bir hesapta yoktular. Yurtdışındakilerin tavrı arkadan hançerlenme olarak algılanıyordu arkadaşlarca. yaşama zorlukları giderek artıyordu. Gerillada müthiş bir moral bozukluğu vardı. açık gerilla faaliyeti asgariye indirilip. kır merkezli yaşanabilir miydi? Kırda ilişkiler. Kırda bu tartışmalar sürerken. bu dönemde olumsuz sonuçlar yaratabiliyordu. bizlerin ilişkilerini olumsuz etkilerken parmaklarını oynatıyorlardı. Henüz belirsizlik sürerken. kafa karıştıran gerçekle alakası olmayan mektupları sağa sola yazarken. Haklarını yememek gerekir. bir noktadan sonra da «ben yokum» demekle de kalmayacak. Süreci nasıl evriltebilirdik? Yeniden oluşum süreci. Tüm kararları birlikte alacak. birlikte adım atacak. araziden de önde gelir.Yurtdışındakiler bol bol ahkam kesiyorlardı ama parmaklarını da oynatmıyorlardı.

devrimci hareketin yeniden ayakları üstünde durması daha kolay olurdu. Hiç birşey olmamış gibi davranmak yerine. Yaşanan ikinci yenilgiydi. olanaklar. Sonraları bu sürecin de başarısız oluşu ve şehirlerde çok sayıda arkadaşın yakalanması kararın yanlışlığının kanıtı olamaz. yurtdışında karikatürüze edilmiş örgütler kurmaya. Elbetteki devrimci irade tarihsel kavşaklarda çok çok önemlidir. çöküntü bu ölçüde etkili olmaz. ideolojik-politik yeniden yapılanılacaktı. Ama koşullar. Çünkü. Olsa olsa ikinci yenilginin altından kalkmanın. Karara karşı çıkanlar -ki. görevlerin zorluğunu anlatır bize. .doğru bildikleri şeyi yapmayı akıllarına getirmediler. Veya 1981'deki çöküntü devam ediyordu. koşulların. bizim gerçeğimiz farklı. ilerde yeni bir çıkışın koşullarını yaratmaya. zengin deneyler sunuyor bize. isteyen arkadaş yurtdışına çıkacaktı. açık gerilla faaliyeti yerine. Eğer kırdaki gerilla faaliyetini sürdürebilecek olanaklar yaratabilseydik ve bütünlüğü yakalayabilseydik. Sonraları bu karar çok tartışıldı. Kırda gönüllü kalmak isteyen arkadaşlar kalacaklar. yapılanma süreci yaşamak gerektiğini karar haline getirdik. karar tümüyle demokratikti. umudu yaşatan olmanın da onurunu çoktan hakettiler. çoğunluğun eğilimiydi. Orada genç insanlar yenildiler ama o karanlık günlerde direnişi. sürecin doğal gelişimini baltalamaya devam ettiler. PKK'nın gelişme seyrine bakarak da yargılanamaz. Kimilerince suçlama gerekçesi yapıldı. geliştirmeye devam edecekler. Sürecin tümü. durumu tartışmak ve ona göre devam etmek gerekiyordu. Yeni sürece katılım tümüyle gönüllü olacak. devrimci iradenin ifadesini bulduğu iç yapılanma da o kadar önemlidir. Mektuplarla. Yaşananlar.1984 sonbaharında yaptığımız toplantılarda yeniden oluşum. kır gerillası deneyimi bugün yeniden bir devrimci kalkışı zorlaştırmıyor. herşeyden önce. aksine kolaylaştırıyor. Bizim sürecimiz. biz çok farklıyız.

faşizme karşı. Zekeriyalar. 1930'ların Sandino ve yoldaşlarının anlamı neyse. Tarihsel hesaplaşmanın yeniden kılıcı olacak gerilla. -12 Eylül sonrası Devrimci Yol'un geleceğini belirleyecek tartışmalarda taraf oldunuz. Soner'in. Acılar bedava yaşanmadı. Ama kesinlikle bu ülkenin şehirlerinde de. bizim için de özgürlük için savaşarak şehit düşen arkadaşlarımızın anlamı odur. Bir kısım tartışmalar sizin isminiz etrafında döndü. Ahmetler. 12 Eylül'den başlayarak yurtdışında kurulan FKBDC'nin kurulmasına kadar geçen süreyi ve cephe girişimini sizden dinlemek istiyorum. Erkanlar bize geleceği getiriyorlar. Yazımı Behçet'in. Veliler. Böyle bir cephe örgütlenmesine neden ihtiyaç duyuldu? Devrimci . Bugün de. Behçetlerin yolundan gidenler kazanacak. bu bilinçte olanlar Mahirlerin. Sonerler. Orhan'ın. Halen Almanya'da yaşıyor. tüm dünyada olduğu gibi. Ayağa kalkış belki biçim olarak eskiye çok benzemeyecek. Necmiler. Nikaragua'da 1970'lerde.Bugün. Veli'nin şahsında. bu coğrafyada da devrimci Marksist hareket kendisini yeniden kurma. Zekeriya'nın. Özgüçler. yoldaşlarımız Ali Uygurlar. yeniden oluşum süreci yaşıyor. dağlarında da devrimci gerilla yeniden «kartal» olacaktır. İbrahim Sevimli. dağlarda şehit düşen arkadaşlarımız. 1980 öncesi öğretmen mücadelesi içinde yer aldı. İşte o zaman görüşeceğiz. özgürlük için Devrimci Yol'da savaşarak şehit düşen yüzlerce arkadaşımızı sevgiyle anarak bitirmek istiyorum. Sinanların. 12 Eylül sonrası Devrimci Yol içindeki tartışmalarda önemli bir isim oldu. şehirlerde. İbrahimler.

Geçmişte benim çevremde yeralmış olanların bazılarıyla. Taner. sadece fikirleriyle değil fizik varlığı ve pratiğiyle de Türkiye'de. herkesten fazla «Türkiyeci» çıktı.Yol. kendilerini «tarafsız» ilan edenlerin çoğu. Bir kısmı ise Avrupa'da tek «siyasi» faaliyet olarak Türkiye'de yayınlanan dergileri dağıtıp satıyor. Taner ve çevresiyle bizim aramızda ortaya çıkan fikir ayrılıklarını suni bulan. hatta derginin görüş . cezaevinde ya da dışarıda iken. Avrupa'da bölünmeye sebep olmuş konuları da kapsayan sorunlar etrafında belli bir süredir açık ya da örtük -ama çoğunlukla örtük. Türkiye'deki eski DY'liler arasında belli bir süredir devam eden tartışmaların. Taner'i «Türkiye'yi unutmakla» suçlamışlardı. (Ne güzel değil mi. ya da yaptıklarına bakınca Taner etkisi kendini hemen ele veriyor. Bunun kadar doğru olan başka bir şey ise. Bir başka doğru ise. Kimileri bunu radikal görünümler arkasında yapıyorsa da böylelerinin cümlelerinin altını kazıyınca. cephe ile belirlenen siyasi rotayı hayata geçirebilicek güçte miydi? 12 Eylül'e karşı silahlı bir direniş hareketinin gerçekleştirilebilme şansı var mıydı? -İlk soruyu kendi içinde tasnif ederek yanıtlayacağım. «yurtdışındaki ayrılık ve sorunlar Türkiye'ye taşınmasın» diyenlerin bir kısmının (sanki fikir ayrılıklarının mekanı varmış gibi) gizli birer sivil toplumcu olduğu ortaya çıktı. Öyle ki. Keskin «Türkiyeci» geçinenlerin bir kısmı Türkiye'deki eski DY'lilere bir şey yapmıyorlar diye bağırıp-çağırdıktan sonra siyaseti bıraktı.bir tartışma yapıyorlar ve de taraflaşıyorlar. Taner. Gerçekten de Türkiye'dekiler. a) Avrupa'da yaşayan eski Devrimci Yolcular arasında hem geçmişte hem de şimdi cereyan eden tartışmalarda benim taraf olduğum doğrudur. önemsemeyen veya iki taraftan da olmama kaygısıyla sonuçta hareketin aleyhine olacak tavır alanların da var olmuş olduğudur. geçmişte Avrupa'da yapılanların genişletilmiş şekli olduğudur. Bunların bazılarının sattığı dergide yazılanlardan bihaber olmak. Hayat böylelerinin aramızdaki ayrılığın özünü anlamadıklarını kanıtladı.

ve politikalarına karşı olmak gibi gariplikler sergilediklerini geçerken belirtmekte yarar var. Bu gruplardan ibaret bir cephe. Özellikle Devrimci Yol'un yeniden toparlanması hedefi. Bunlar. Bazı denemeleri ve işleri saymazsam. Ne yapılacağı konusunda farklılıklar ve belirsizlikler var olmakla birlikte bir çok grup ve kişi faşizme karşı birlikte bir şeyler yapmanın gerekliliğini ve zorunluluğunu kavramıştı. herkeste yeni bir umut ve heyecan yaratmıştı.. istedikleri parayı gönderecek insanlar. darbeden önce DY'nin bu yönde çeşitli girişimleri olmuş fakat bunlar başarıya ulaşamamıştı.. bizlerin ve başkalarının 12 Eylül rejimine karşı mücadele etme isteğinden kaynaklanmaktaydı. Eski DY'liler dahil Türkiye'deki solcular. ya da başka türlü bir birlik ihtiyacı. 1982'nin yaz aylarında cephe kuruldu.) b) Ben. Solun birliği ise zaten bizim gündemimizdeydi. karşılıklı dayanışma içinde olan insanlar ve örgütlü ilişkiler değil. cephe oluşturmak yönündeki girişimlerini ve ulaştıkları sonuçları aktardılar. Bunca olup bitenden sonra ne yazık!. çevreler ve örgütçükler arıyor. yaşadığı yerde bunların mücadelesini veren. Askeri mahkemede «MK üyesi olmak»la yargılanan arkadaşların Ocak '81'de yakalanmalarından sonra Türkiye'de kalmaya ve birşeyler yapmaya çalıştım. c)Cepheyle belirlenen siyasi rotayı bizlerin gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği . Almanya'ya geldiğimde Taner Akçam'la o sıradaki Devrimci İşçi yönetiminden bazı kişiler. kaçıp saklanmaktan başka yapabileceğim bir şey kalmadığını gördüğüm için '81 yazında Avrupa'ya çıktım ve kendimi yürüyen işlerin içinde buldum. benzer şeyleri düşünüp düşünmediklerine ve ne yaptıklarına bakmaksızın dergi dağıtıp satacak. Anlatılanlar çeşitli grupların içinde yeraldığı bir birliğin olanaklı hale geldiğini gösteriyordu. bir cephe oluşturmak yönünde çeşitli grup ve kişilerle sürdürülen görüşmelerle DY'nin yeniden toparlanmasına yönelik faaliyetlerdi. Nitekim. Avrupa'da kendileriyle ortak idealleri paylaşan. Ve tabii ki sevindiriciydi.

Çünkü bunları başaracağımızdan emindik. merkezi yapısı. grup ve toplumsal kesitler hakkında doğru bilgi sahibi olmayan. şüphesiz şehirlerde ve kırlarda hala örgütlülüğünü koruyanlar vardı. çeşitli bölge ve şehirlerden arkadaşların bir kısmının kendileri. daha ötesi askeri «kurumlar»ın vb. bulundukları alan ve yaptıkları işler hakkında anlattıkları ile (bunların abartılı oldukları daha sonra açığa çıktı) bizlerin zihnindeki sahici olmayan Türkiye resmi birleşince. Kaldığımız yerden devam edebileceğimizi düşünüyorduk. yeni politikaları ve yeni örgütlenme modellerini gerektiriyordu. kitle psikolojisi. Kendisi ile ulaşmak istediği kişi.) bulunmamaktaydı. daha önemlisi. Ancak. toplumun o sıralardaki ruh hali ve eğilimlerinin.meselesine gelince: Açıkça söylemek gerekirse. Adeta bir bozgun yaşanıyordu. Böyle bir şeye ihtiyaç duymuyorduk. (Okurun. çevre. '82'de Türkiye dışında bir «Yürütme Komitesi»nin. o sıralar bunları niçin görememiş olduğumuzu anlaması için biraz sabretmesi gerekecek. bölgelerde ve alanlarda yatay-dikey örgütlülükleri bulunan ve de mücadele halinde olan bir örgüt gibi hareket ediyor. mücadele. örgüt vb. cephe kurmak. Ortada DY diye bir şey kalmadığı gibi kitle hareketi de yoktu. cephe platformunda belirlenen siyasi rotayı hayata geçirip geçiremeyeceğimiz üzerine kafa yormuyorduk. kendimizin ve diğer grupların durumunun gerçekçi bir tahlilini yapmamış olmamız bir yana. daha ötesi .) Türkiye'nin 12 Eylül 80 darbesi ile sokulduğu yeni rotanın. başka bir Türkiye konjonktürüne göre oluşmuşlardı. (Kaldığımız yerin darbe öncesine ait dönem ve şartlar olduğunu belirtmem gerekiyor. kolayca başarılabilecek işler olarak görülüyordu. kurulmuş olduğu doğruydu. cuntaya karşı silahlı direniş örgütlemek gibi politikalar. Türkiye dışında kurulan yapıları ve belirlenen politikaları Türkiye içinde anlamlı kılacak karşılıklar (toplumsal muhalefet. Bunların darbe sonrasının şartlarına uyumu ve yeniden siyaset yapılabilir hale gelmeleri.) Ne var ki. ya da etmek istiyorduk. kadro. Sanırım bazı şeylerin yanlış yapılmasına sebep olanların başında bu gelmekteydi. Fakat bunlar kendi başlarına idiler. mevcut güç dengelerinin. DY'nin toparlanması. Birçok insan saklanma telaşındaydı. başka şeylerin yanısıra zamanı. o sırada.

kitlelerdeki ruh hali başkaydı. Politika yapış tarzındaki malum kıvraklıkla birlikte ele alındığında bu. Farklı fikirler. (O sırada örgütlü olan ya da öyle görünen iki alan vardı: Almanya ve kırsal kesim. Buraya kadar söylediklerimle diğer sorulara vereceğim cevapların daha anlaşılır olması için kalın çizgilerle de olsa o sıradaki topluluğumuzun bir resmini çizmem gerekiyor: Cephe. fikirleri ve yaptıkları doğru ya da yanlış. «örgütü bu . söz ve karar onların idi. Ayrıca. hangi politikanın doğru olacağını bilememek. (Böylelerinin çoğu. Bir çok insan.) Bir kısım arkadaş. cuntaya karşı her şekilde mücadele etme azminde olduklarını hayatlarını ortaya koyarak göstermekteydiler. Operasyonların sonuçlarının. Kırsal kesim temsilcisi arkadaşların da «silahlı mücadele» konusunda kafalarının açık olduğunu belirtmek durumundayım.haddinden fazla iddialı olan bir yapının (şu sözler o sıralar «Yürütme»deki bazı kişilerin ağzından sıkça duyuluyordu: «öncekilerin yapamadığını biz yapacağız») yanlış yapması kaçınılmazdı. yine o sıralar. DY'nin toparlanması gibi politikalara ve bunların yaslandığı fikirlere karar veren. Öte yandan o sıralar. kitleler bir kıvılcım bekliyor gibi düşüncelerin bizlerin üzerinde etkili olduğunu sanıyorum. kafası açık olanların başında Taner geliyordu. geçmişin muhasebesini yapmadan yeni işlere girişmenin yanlış olduğunu düşünüyordu. yapılanların ve önerilerin peşinden gitmiyordu. şüphesiz kafası açık olanlar vardı ve bu sayede onlar belli üstünlüklere de sahip oluyorlardı. Ayrıca o. sanki halkta cuntaya karşı güçlü bir mücadele eğilimi var. insanları başkalarına karşı mesafeli durmaya sevkediyordu. eğilimler ve tercihler söz konusuydu. Fakat bunlar çok belirgin olmadıkları gibi açıktan ifade edilmiyordu da. ona büyük bir avantaj sağlıyordu. özellikle de yakalananların çözülmesinin şoku. Oysa. En başta genel bir güvensizlik vardı. Fakat kitleler. kişisel olarak ne yapacağına karar verememek gibi bir açmazın içindeydi. geçmiş tartışmasından sadece. en azından dünün antifaşistleri. olup bitenleri açıklayamamak. Kimi DY'lilerle başka gruplardan insanlar. «Merkez Komitesi»nin yakalanmayan tek üyesi olarak düşündüklerini uygulamaya koyma bakımından herkesten daha şanslıydı ve bu şansını tepe tepe kullandı. onaylayan ya da onaylanmış gibi görünen o dönemdeki insan topluluğu her bakımdan karmaşık özelliklere sahipti. öteki etkileri bir yana. Hele böylelerinin bir de örgütlü ilişkileri varsa.

düşünce. eğer Avrupa'da iseler burada kalmaya eğilimliydiler. O sırada «örgütümüz» acaip işliyordu!.) Kendisini askeri ve siyasi bir deha sanan ve o sıralar çeşitli örgütlerle görüşme görevinin yanısıra Türkiye'den ve Avrupa'dan oraya gelenlerin örgütsel ilişkilerini deviralmakla yükümlü kılınan ve daha sonra "Yürütme"de görev . (Aşağıda bu tespitimin gerekçelerini çok özet belirtmeye çalışacağım.duruma düşürenlerden» hesap sormayı anlıyordu. pişmiş aşa soğuk su katma kaygısının payı olduğunu sanıyorum. sempatizanların ve halkın kendilerini barındırmaktan bile kaçındığını anlatanlar. cephe oluşturmak gibi konuların tartışıldığı toplantılarda düşüncelerini açıklamaktan genellikle kaçınıyorlardı. Bunu şam'a ilk gidişimde (82'nin ilk ayları) bizzat yaşadım.» dedim. Yapılanları ve tasarlananları doğru bulanlardaki herşeyi sorgulamadan benimseme tutumu ile az önceki tavır birleşince. kararsızlığın. İkili-üçlü sohbetlerde. yürüyor gibi görünen işlere çomak sokan insan olma pozisyonuna düşmek istemiyordu. kendine güvensizliğin. Gerçekten de hiç kimse. belirsizliğin. Lakin. (Gerçi itiraz ve tartışma oluyordu. bezgin ve karamsar olanlar vardı. dışlanma korkusunun. kimi eleştiri ve önerilerin bazı önde gelen kişiler tarafından DY'nin inkarı olarak nitelendirildiği bir ortam sözkonusuydu. deniz bitmişti. Hem şam'daki dar toplantılara hem de gerilla adayı olarak görülenlerin yaşadığı kamptaki geniş tartışmalara katıldım. Bazıları belli bir hazırlıktan sonra geri dönüp bir şeyler yapma kararındayken bazıları Suriye'den Avrupa'ya geçmeye. ama sonuçta yine yönetimin dediği oluyordu. şam'daki bir evde bir kaç gün ve «DY büyükleri»nin katıldığı tartışmalar sırasında söz alıp genel durum hakkında kendimce bir tahlil yapmaya çalıştım ve bir ara «12 Eylül 80 darbesine doğru bizim yapabileceğimiz fazla bir şey kalmamıştı.) Buna karşılık bir kısım arkadaş ise.. operasyonlar sırasında ve sonrasında büyük zorluklar çektiklerini. umutsuz. silahlı mücadele vermek. Bunda. tercih ve kararlarını açıktan ifade etmiyor ya da edemiyorlardı. ortaya. Taner'in (daha sonraları ise «Yürütme»nin önerdiklerinin onaylandığı biçimde yorumlanacak bir sonuç çıkıyordu. Umutlu. yeniden örgüt olmak.) «Yürütme» tarafından belirlenen görevleri ve politikaları eleştirmenin korkaklık ve ihanet olarak anlaşıldığı (en azından böyle anlaşılabileceği). geçmişin üzerinde fazla durulmasının yararlı olmadığını düşünüyordu. bu tabloda olumsuz unsurlar olarak duran özellikleri temsil edenler.. mücadele azmiyle dolu ve iyimser olanların yanısıra.

sohbet ediyor. o sıralar yaşadığımız ortamı resmetmesi bakımından başka ilginç bir örnektir. fakat bunları yüksek sesle dile getirmekten kaçınıyorlardı. Bir süre sonra birlikte geri döndüler ama. Filistinli. Daha sonra ben. sevinçle bizim bulunduğumuz mekana geldi ve sonucu açıkladı. benim ve başkalarının. Aralarında belli bir güven ilişkisi olanlar. Ardından Taner odadan çıktı. geçmişte olup bitenlerden. Her neyse. Fakat bu kanaatimin gerektirdiği tartışmayı yapmaktan çekindim. Biz ise kampta mutad işlerle meşguldük. ne de başka bir sevinç gösterisine tanık olundu. "bu Devrimci Yol'u inkardır" dedi ve toplantıyı terketti. beni -başka kaygıların da etkisiyle. düşüncelerimi yüksek sesle açıklamaktan alıkoydu.uzunca bir süre söylenenlere. Filistinli şaşırmış ama yine de Kalaşnikof atışlarıyla cephenin kuruluşunu selamlamaktan geri kalmamıştı. (şüphesiz bu. Biz bir süre sessizce durduk. sorumlu olmadığımız anlamına gelmez. "Yürütme"dekiler diğer gruplardan heyetlerle şam'da toplantı yapıyorlardı. cepheye karşı olduklarını birbirlerine söylüyorlar. Türkiye'deki genel havanın. Bir çok insanın da benzer bir durumu yaşadığını biliyorum.) Cephe olayı. Cephenin kurulmuş olduğu bize kampında kaldığımız Filistin örgütü tarafından duyuruldu. Bu fikrimi sadece.alan kişi. bu olay ve başka örnekler. ben kendimi herkesten daha fazla sorumlu tutuyorum. Aksine. Konuştuklarımızdan birisi de cephe işi idi. DEV-GENÇ davasından '71'de birlikte yargılandığımız. Cephe programına son şeklinin verildiği günlerde ikinci kez Suriye'ye gitmiştim. Birkaç olumlu tepkiyi saymazsam. cephenin aydınlarından olması düşüncesiyle Avrupa'dan Suriye'ye çağırılmış olan (şimdi Türkiye'de olduğu için ismini açıklamıyorum) bir arkadaşa söyleyebilmiştim. tasarlananlara ve yapılanlara eleştirel bakmaktan. kendisi DY'li olmayan. gruplar halinde ya da topluca tartışıyorduk. kendi gücümüzle ruh halimizin ve cephe işinin yürümeyeceğine kanaat getirmiştim. kamptaki militanlarda ve gerilla adaylarında ne bir alkışa. Ben de aynı şeyi yaptım. «gerilla»eğitimi yapıyor. o anki durumun kampında misafir kaldığımız Filistinliler tarafından yanlış anlaşılabileceğini düşünerek birşeyler .

Bu örnek.yapma gereği duydum. ya da arazide gerilla dolaştırmayı değil. Bu zıtlığın yarattığı gerilim uzun süre varlığını korudu.) Yukarıda sözünü ettiğim eklektik birlik ya da ittifak. Ama bizler bunun farkında değildik. silahlı mücadele. ayrılık sırasında ve sonrasında başka kişi ve çevrelerin düşüncelerinde ve politikalarında varlığını korumaya devam etti. Cephenin gerillası olarak düşünülen insanların FKBDC'nin kuruluş sürecindeki durumunu yeterince açıklar sanırım. ne de 12 Eylül'e karşı silahlı mücadele (bu kavram.) Sonuç olarak şunu teslim etmek gerekiyor: O sıralar DY'lilerin durumu. benim düşüncelerimle yaptıklarım. Bunu. buna uygun örgüt kurmak gibi politikalara ve pratiklere eşlik ediyordu. Özellikle de «tarafsızlar"olarak bilinen çevrede. başka politik kararları ve adımları gerektirdiği halde. bunlar. öne koyulan politikalarla pratikte yapılanlar tam tersi istikameti göstermekteydi. benimle Taner arasındaki ayrılığın (benim askeri ve örgütçü görüşü temsil ettiğimi sanarak) bu ittifakı çözdüğünü düşündü. fakat onların gelişmeleri etkileme şansları ve olanakları yoktu. (Oysa durum bambaşkaydı. ne cephenin siyasi rotasını hayata geçirmeye. şüphesiz farkında olanlar vardı. askeri-örgütçü görüş ile nüve halindeki sol-liberalizmin ittifakı ya da eklektik birliği şeklinde tanımlamak mümkün. Bir başka ilginç örnek şudur: Taner ve çevresini etkileyen ve o sıralar DY imzasıyla yayınlanan metinlere arka plan oluşturan fakat çok net ifade edilmeyen teori ve tesbitler (bunlar daha sonraları açıkca savunuldu). . daha başka şeyleri anlatıyor) örgütlemeye elverişli değildi. Ayaküstü bir tartışmadan sora bir arkadaşla birlikte kamp komutanlığına gittik ve az önceki durumla ilgili uyduruk bir hikaye anlatıp adamların gönlünü almaya çalıştık. Yazılara ve bazı arkadaşlara giderek hakim olan düşünceler başka bir istikameti gösterirken. İnanıp inanmadıklarını bilmiyorum tabii. Olayın dışarıdan böyle anlaşıldığını ben daha sonra farkettim. bir kitabı dolduracak kadar farklıydı. polis teşkilatıyla misillemeye girişmeyi. Bunun bazı yönlerine daha önce yayınlanan bir kitabımda değindim. Birçok insan.

kısa sürede solun birliğinin başarılı olamayacağını gösteriyordu. Bazılarına yukarıda dolaylı olarak vurgu yapılan bu sebeplerin hepsini burada belirtmenin olanağı yok.-Cephe aynı zamanda sol hareketlerin birlikteliğini ve bu birlikteliğin silahlı direniş biçiminde devamını öngörüyordu. DY ise yeni politikalar geliştirme çabasındayken peşpeşe gelen operasyonlar nedeniyle bir şey yapamaz duruma düştü. Hem birliktelik başarılamadı. onun içinden bile hala kabileler çıkıyor. Siyasal alanda ise durum daha çapraşık idi. Baksanıza. DY. Bunların birkaçına kabaca değinmekle yetineceğim: Cephenin yürümeyişinin bir önemli sebebi. (Değişen hiçbir şey olmayabilirdi de. Darbenin hemen ertesindeki günlerde cuntaya karşı şu ya da bu şekilde. Galiba o sıralarda. İkinci olarak. hem de silahlı direniş. En modernimiz DY idi. darbeciler duruma bütünüyle hakim oldular. ama onun ve herkesin anlayacağı dilden bir karşı koyuş örgütlenebilmiş olsaydı. bu kilitlenmeyi aşacak kimi girişimlerde bulunmuş olmakla birlikte. süreç başka bir mecraya akabilirdi. o bile bu özelliklerden kurtulamamıştı. o da başarılı olamadı. 5 yıllık bir iç-savaş (benzeri durum) bütün toplumu bezdirip yormuştu. Darbeden önce Türkiye'de siyasal mücadele kilitlenmişti. sol grupların büyük bölümünün arasında ciddi ideolojik-siyasi farklılıkların yanısıra kabul edilemez olan sürtüşmeler vardı. Tarafların (sağsol. süreci kendi lehlerine olacak şekilde ileriye doğru sıçratacak politikalar geliştiremedikleri gözleniyordu. anti-faşist kategorisiyle tanımlanan saflarda yeralmış olan ve çeşitli sol grupların kitle tabanını oluşturan kesimlerin yorgun (ve de şaşkın) oluşudur. Bunu neye bağlıyorsunuz? -Sol hareketlerin birlikteliğinin ve silahlı direnişin başlatılamamasının ardında farklı ve karmaşık sebepler var. Darbe bizi ve başkalarını böyle bir durumda yakaladı. iktidar-halk) kilitlenmeyi aşacak. Yapılanların büyük bölümü kabilecilik ve cemaatcilik idi. sermaye-emek. ama bu başarılamadı. . Başka şeyler bir yana bu bile. Bunu ideolojik-politik farklılıklarla izah etmeyi doğru bulmuyorum.) Hiçbir güç böyle bir çıkışı yapamayınca. (Aradan 15-20 yıl geçtiği halde solun eskisinden daha parçalı ve çok gruplu oluşu bunun bir kanıtı sayılmalıdır. faşistler-devrimciler.

Yoksa herkes kendi Kızılderilisini yaratmakla mı meşgul?) Böyle bir solun birleşme şansının oldukça zayıf olduğu 12 Eylül sonrasında kanıtlandı. Çünkü. Özellikle o kesimin sorumluları olarak bilinenler karargahta idiler.. hem cephenin kurulmasını hem de dağıtılmasını kendilerinin haberi olmadığı gerekçesiyle eleştiriyorlar. yanısıra ise askeri rejimin oturmuş.Herkes şef. FKBDC'nin kuruluş sürecinde Suriye'de idiler. 80'lerin ikinci yarısına. Elde olanı korumayı. O sıradaki yönetim. Taner'in onları cephe girişimi hakkında ve diğer konularda bilgilendirmediğine dair elimde bir bilgi yok. korkulara. toplumdaki ve bizim hitap etmek istediğimiz kesimlerdeki tereddütlere. -Kırsal kesim pratiğinde fiili olarak yeralan insanlar. sol kamuoyuna sunduğumuz görüntünün aksine. ya da en azından 90'lı yıllara eski DY'liler daha bir örgütlü ve ne yapacağını bilir halde girebilirdi. bizim bu işe fiziken hazır olmayışımızdır. Onun başarılı olamayışının -sol grupların birliği düzleminde kalarak konuşursak. yeni bir döneme hazırlanmayı hedefleyen bir politika güdülmüş olsaydı. özellikle polisin güçlendirilmiş olmasına ve öteki engellere rağmen belki de zamanla bir şeyler olabilirdi. Cephenin kurulma ve dağıtılma sürecinde yaşanan tartışmaları öğrenmek istiyorum. ortada Kızılderili yok!. bazıları sorumlu ve komutan idi. cephe . FKBDC bunun istisnası olduğu için kaideyi bozmadı. O dönemdeki birlik girişimlerinden birisi olan FKBDC'nin yürümemesinin bir önemli nedeni. gerçek anlamda örgüt olamamıştık. Ayrıca sözü edilen arkadaşların bir kısmı.bir önemli sebebi. Ben daha Almanya'ya gelmeden Taner onlarla ya da onlar Taner'le ilişki kurmuştu ve haberleşiyorlardı. -Kırdaki arkadaşların (hepsinin olmasa bile belli kesimlerinin) cephenin kurulmasından haberleri vardı. kitlelerin ruh halinin ve düşünüş şeklinin cephe tarafından önerilen politikaların yürütülmesine elverişli olmamasıydı. bir süre sonra 180 derecelik dönüş yapmamış ve herşeyi dağıtmayı denememiş olsaydı.

O arkadaşların sadece bu konudaki eleştirilerine katılabilirim. Bizim cephe ile ilgili olarak Almanya'da yaptığımız tartışmalarla ulaştığımız sonuçların kırsal kesimdeki arkadaşlara daha sonra iletildiği doğrudur. dağdaki insanlara nasıl yansıdı? . Avrupa'ya geçmiş olanlar da var). -Cephenin dağıtılmasına neden ihtiyaç duyuldu? Dağılma tartışmaları nasıl yürütüldü ve sonuçları Türkiye'ye. Onların. hem de onları dağa gönderenlerin artık başka işlerle meşgul olması nedeniyle. (Umarım kastettikleriniz bunlardır) Cepheden bizim çıkışımızın kırsal kesimdekilerle ilişkisine gelince: Bildiğim kadarıyla cepheden ayrılma konusunda sözü edilen arkadaşların fikirleri sorulmadı. Onlarla ilişkiyi sürdüren Avrupa'dakilerin ise -ki bunlardan birisi yürütmede idi. Bunlardan ikisinin ise o sıralardaki «DY Yürütme Komitesi»nde bulunduğunu kim unutabilir? şu ya da bu sebeple kırsal kesimde konumlanmış olup da Suriye'ye çıkmamış ya da dışarıyla henüz ilişki kuramamış olan arkadaşların gelişmelerden haberleri olmaması doğaldır. cephenin kuruluşundan haberdar idiler. bir kısmının gelişigüzel bir şekilde şehirlere gelip yakalanmasına engel olmaya yetmedi. Sadece onların değil şehirlerdekilerin fikri de sorulmadı. diğerlerine değil. Tekrar belirtirsem: Kırsal kesim pratiğinde yer alan arkadaşların çoğunluğu. hem bizim aramızda ortaya çıkan tartışmaların yol açtığı yeni ortam nedeniyle.cepheden çıkma tartışmalarında doğrudan yer aldığını herkes biliyor. özellikle sorumlu mevkide olanları (bunların arasında Suriye'den Türkiye'ye dönmüş olanlar bulunduğu gibi.görüşmelerine katılıyorlardı. Ama ne yazık ki çabalarımız. deyim yerindeyse yüzüstü bırakıldılar. O arkadaşların aç ve açıkta kalmamaları için sevgili Aydın Erol'la ben ve başka bazıları elimizden geleni yapmaya çalıştık. Yeri gelmişken şunu belirtmekte yarar var: Kırdaki arkadaşlar. Belki sorulmuştur da benim haberim olmamıştır. kırdaki arkadaşların bir kısmının öldürülmesine. bir çeşit oldubittiyle karşıkarşıya kaldıkları söylenebilir.

Demirel'in demokratlığından. biz tutumumuzu açıkladık. Örneğin '83'ün Mart ayında «Yürütme» tarafından kaleme alınan ve Devrimci Yol imzasıyla yayınlanmak istenen bir yazıda. '83'ün Mart ve Haziran aylarında Almanya'da yaptığımız ve «DY Büyükleri»nden o sırada Avrupa'da olanların katıldığı toplantılarda aramızdaki fikir ayrılığının derinleştiği ortaya çıkınca. şimdi tam tersini yazmaya ve yapmaya başlamışlardı. İşin aslına bakılırsa. yanlarında katı bir örgüt şemasıyla gelmişlerdi.bir tarih tezine vurgu yapılarak.fakat geldikten sonra yaptıkları tam tersi oldu. Buna rağmen şunu söylemek durumdayım ki. ben ve Devrimci İşçi yönetimindeki arkadaşlar olduk. söz ediliyordu. (İlginçtir. Kaç taraf vardıysa (buna kendisini kırdakilerin temsilcisi olarak gören Yürütme'deki kişi de dahildir) herkes. Kırdakilere şehirdekilerden daha geç haber gitmiş olması anlaşılır bir durumdur. içimizdeki sorunlardı. -bu arşivlerde duruyor. FKBDC içinde yer alan gruplarla '83 sonlarında yapılan bir toplantıda. kırdakiler de en geç '84'ün ilk haftalarında bu gelişmeden haberdar oldular.» Almanya'da benim de katıldığım tartışmalarda. Zira. '83 Ekim'inde geniş bir toplantı . Cepheden ayrılmak konusunda aramızda hiçbir fikir ayrılığı yoktu.. yeni -aslında eski. cephenin bu haliyle yürümeyceği iyice kesinlik kazandı. haberleşme olanakları ölçüsünde iletildiğini biliyorum. bir yandan da uygun bir zamanda cephe işini bitirmek istiyorduk. O ana kadar yazılanların ve yapılanların öyle olmasına karar verenler.) Kendilerine danışılmamış olmakla birlikte Cepheden ayrılmış olduğumuzun şehiri ve kırıyla Türkiye'dekilere. cephenin gerekliliği ve hedefleri hakkında Devrimci İşçi kitlesini ve solu ikna etmeye çalışıyorduk. Biz cepheden ziyade bu tesbitlerin ve onlara arka plan oluşturan teorilerin yarattığı sorunları tartışıyorduk. (Bu karardan sonraki süreçte en fazla zorlananlar. bu işin bitirilmesini istiyordu. Yürütme'dekiler.) Sözü edilen kişiler. Çünkü. Böyle olmakla birlikte bir yandan kendi içimizdeki tartışmaları sürdürürken. o sıralar kurulmuş ve ardından kapatılmış olan Büyük Türkiye Partisi'nin demokrasiyi temsil ettiğinden vb. bir süre öncesine kadar hepimiz cephe seminerleri veriyor. cephe ile ilgili tartışmaları ve diğer gelişmeleri aktardıktan sonra şunları söylediler: «Cephe yürümeyeceğe benziyor. Neticeten. bizi o sıralar (83 ilkbaharı ve yazı) meşgul eden cephe olayı değil.«Yürütme»den üç kişiyle (dördüncü Yürütme üyesi Türkiye'ye dönmüştü) başka bazı arkadaşlar 83'ün ilkbaharında Suriye'den Almanya'ya temelli dönüş yaptılar.

yapma kararı aldık. birisi «tarafsız» «Yürütme»den iki kişi. Avrupa'da olup bitenlerden kendilerinin haberdar olmadıklarını. Bunun çok sayıda kanıtı var. İşte bu toplantıdan (Paris toplantısı) sonra birisi sivil toplumcu. Sadece Cepheden ayrılmış olmamız değil. Bu bakımdan. diğeri ise şehirdekilere ulaşmakla yükümlü idiler ve ulaştılar da. Birisi kırdakilere. çıkan sonucu Almanya'ya ve muhtemelen şehirlerdeki kendi ilişkilerine yazılı bir şekilde ilettikleri biliniyor. Ayrıca. Bunları şunun için açıklıyorum: Genellikle kırsal kesimdeki arkadaşlar. kırdakilerle ve şehirdekilerle görüşmek ve mevcut durumu tartışmak üzere '83'ün son günlerinde «Yürütme»den iki kişi Türkiye'ye gittiler ve olanaklar ölçüsünde herkesle görüştüler. Örneğin. Telefon ve mektup trafikleriyle iletilen bilgileri bir yana bırakıyorum. Yeri gelmişken bazı açıklamalar yapmak istiyorum: Avrupa'daki gelişmeler anında olmasa bile. Daha sonra Almanya'ya dönen bu kişilerin «DY»nin Cepheden ayrılmış olduğunu Türkiye'dekilere anlattıklarından emin olmamak için ortada bir sebep göremiyorum. geniş katılımlı bir toplantı yaptıkları. «Haziran '83 tartışmaları» aynı yılın yaz ve sonbahar aylarında. arkadaşların açıklamalarını kabul edilebilir bulmuyorum. bizim aramızda ortaya çıkan durum üzerine daha önceleri yazdıkları ve birilerini hedefleyen zehir-zemberek mektupları bir yana bırakırsam. iç-sorunlar ve tartışmalar da Türkiye'dekilere bildirildi. tartışmaların mahiyetini bilmediklerini iddia etmektedirler. Onların. Aynı arkadaşların Taner ve çevresiyle bizim aramızdaki tartışmaları suni bulmuş olmaları da doğru bir tahlilin ürünü değil. başka bir odak . bir süre sonra Türkiye'ye iletildi. içimizdeki sorunları Türkiye'dekilere iletmek ve tartışmak üzere '83'ü '84'e bağlayan günlerde Türkiye'ye gittiler. Ağustos 1984'te uygun bir mekanda. «Ekim '83Paris Tartışmaları» ise aynı yılın sonlarında ve '84'ün ilk aylarında yazılı olarak Türkiye'ye iletildi.

Bu yeni koordinat sistemi. suni buldukları taraflaşmanın taraflarından birisinin. Avrupa'ya geldikten sonra. ortak iş yaptılar. herşeye cevap veren bir sistem olması mümkün değil. saflaştıran koordinat sisteminin büyük oranda parçalanıp. Nitekim. ya da onlardan yeni grupçuklar oluşturmayı doğru bulmuyorum. sıcak bakıyorum. «dağcılar» şeklinde adlandırılan bir odak oldular. Ben. Taner'le birlikte dergi çıkardılar. hiçbir şeyi tabu olarak görmeyen. (Bunun mükemmel. geçersizleştiğini. yasal siyasal arenada yer alma girişimlerini bu çerçevede değerlendirebilir misiniz? -Eski Devrimci Yolcuların (DY çevreleri yerine böyle bir ifadeyi daha doğru buluyorum) bir kısmının ya da bir çoğunun içinde yer aldığı yasal parti tartışmasına ve girişimine. ulusal ya da başka nitelikteki sınırları tanımayan bir tartışmanın uygun bir evresinde ancak oluşabilir. Bu bakımdan eski grupları yeniden canlandırmayı. özellikle Latin Amerika'daki köklü gerilla hareketlerinin silahı bırakıp. politikaları. solu harmanlayıp yeniden saflaştıracak yeni bir koordinat sistemi oluşturmayı hedefleyen bir tartışma ve yenilenme sürecinin yaşanması için emek harcamak olduğunu düşünüyorum. görüşleri. Burada bu tavrımın sebeplerinden ancak birkaçına değinebileceğim. diğer bir yönü. Bugünkü görevin (baskı ve haksızlıklara karşı muhalefet etmenin yanısıra). tek tek ülkelerin (örneğin Türkiye'nin) verili koşullarında devlete. görüşleri. hem Türkiye'de hem de burada «tarafsızlar». imkanları ve koşulları etrafında birlik ve mücadele ile ilgili ise. kapitalizme ve iktidara karşı halk yığınlarının çıkarlarının . İlginçtir. böylelerinin bir kısmı. sivil toplumculuğun pratiğini yaptılar.) Bu yöndeki çabaların bir yönü eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplumun nitelikleri.olma amacına hizmet eden bir söylemdi. Türkiye Solu'nu geçmişte bölüp. Bunun bolca örneğini Avrupa'daki eski DY'liler yaşadı ve gördü. özellikleri. politikaları henüz çok net olarak ifade edilmemiş olsa bile. örgütlenme modelleri ve diğer yönleriyle eski grupların herhangi bir anlamının kalmadığını düşünüyorum. -Devrimci Yol çevrelerinin içinde bulunduğu yasal parti tartışmalarına nasıl bakıyorsunuz? Dünyadaki. hem de gerekmiyor.

yarım ve de yanlış olur. ama. Bunun yanlış bir sosyalizm projesinin ürünü olduğunu. kapsamlı bir teorik tartışmanın örgütlendirilmesi. görüşlerin içinde yer aldığı bir siyasal oluşumda cisimleşmesi gerektiğini düşünüyorum. (Burada çok kısa değinebildiğim konu ve sorunlara ilişkin görüşlerimi.) Örgütsel düzlemde konuşursam: Sosyalizm/komünizm için mücadele edecek ayrı bir parti/örgüt (açık ya da gizli. önerilen siyasal oluşumun eski grupların arta kalanlarının. Bu bakımdan bugün. demokratik hak ve özgürlükler için mücadele edecek ayrı bir parti/örgüt (çoğunlukla açık) tasnifini sorgulamak gerekiyor.) Burada yapılan saptamaların. Her ne kadar hangi gelecek tasarımına sahip olduğu ve mevcut koşulların halk lehine nasıl değişeceği ile ilgili ne söylediği tam olarak belli olmasa da. birisi olmadan ötekisi olmaz. yordamı etrafında birlik ve mücadele ile ilgilidir. çoğunlukla gizli!). yolu. Avrupa'da yaşayan ve geçmişte farklı gruplarda yer almış sosyalistler olarak birlikte yayınladığımız «Sosyalizmin Sorunları Kitap Dizisi»nden şimdiye kadar çıkmış olan iki kitapta ayrıntılı bir şekilde ifade etmeye çalıştım. «Uzun Bir Göç Öyküsü» adlı kitabımla. (İstenirse olur.korunmasının. kitlelerin kendileriyle ilgili kararların alınmasına katılımının politikası. Yanısıra. şimdiye kadarki örneklerin kanıtlamış olduğu gibi eksik. ya da basitçe yanyana gelmeleri ile sağlanamayacağı da açık. farklı kesimlerin. sosyalist/komünist elitlere ayrıcalık tanıyan ve bu ayrıcalığın kurumlaşmasını meşrulaştıran bir tasnif olduğunu düşünüyorum. teorik ve politik bir yenilenmeyi önerdiği ve gerektirdiği açık. bunun. Bütün bunlar. eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplumsal kuruluş oluşturma mücadelesi ile mevcut şartlarda varolan haksızlıklara ve eşitsizliklere karşı mücadelenin birlikte yürütülmesi. katmanların. yanısıra ise olup bitenlerle ilgili net politikaların ortaya konulması ile başarılabilecek şeylerdir. süreci başlatan ilk yazıda . Eski DY'lilerin birkaç yıl önce başlattıkları tartışma süreci. ya da hala varolduklarını söyleyen grupların fikir alışverişinde bulunmaları. Bunlar bana göre birbirleriyle bağımlı işlerdir. önerilen partinin yukarıda işaret ettiğim ihtiyaçları karşılayacak bir süreci başlatabileceğini sanıyor ve umuyorum.

) Ne var ki. daha genelde silahlı . yerel organizasyonların. benim sıcak baktığımı söylediğim Türkiye'deki parti girişimi arasında paralellikler kurmak mümkün. dünyanın çeşitli bölgelerinde kapitalizme ve burjuva demokrasisine teslim olmamak için direnen.) Bu bakımdan böyle bir girişimin geç bile kaldığını düşünüyorum. kendilerinin yanısıra. çevre ve kadın örgütlerinin ve ilerici temeldeki diğer muhalif güçlerin içinde yer aldıkları bir partileşme süreci önermektedirler. eskiden başka gruplarda yer almış sosyalistlerle aydınların. eski DY'lilerin partisini değil. sürecin belli bir evresinde belirlenip saptanacak böyle bir girişimin. eşitlikçi ve özgürlükçü bir topluma ulaşmak için mevcut şartlarda bir şeyler yapmaya çalışan sosyalistler var. Ayrıca. Burada tartışılan türden bir partileşme süreci. (Söz uçabilir. Almanya'da yayınlanmakta olan Demokrat Türkiye dergisinde (1984'ün ilkbahar ayları) bu fikri ve öneriyi yazdım ve savundum. «silahlı mücadele anlayışını terketmek»le eşitlemeyi doğru bulmuyorum. etnik. Sivil toplumcularla aramızdaki tartışmaların bütün hızıyla sürdüğü dönemde. sözkonusu parti girişiminde yer alan eski DY'liler. Politikaları ve yapacakları böyle bir girişimin içinde yer alanlar tarafından. bağımsız kişilerin. sınıf ve meslek örgütlerinin. başka güçlerin de katılımıyla belki sözkonusu tartışmaların başaramadığını başarabilir. (Ne güzel değil mi. kültürel alt tabaka mensuplarının ve örgütlerinin. bu paralellikleri. Latin Amerika'daki kimi gerilla hareketlerinin bir süredir yapmaya çalıştıkları işler ve girişimlerle. teorik-politik bir yenilenmeye ve yeni bir birlik zemini yaratmaya hizmet edebilir. ama matbaa mürekkebi kurumuyor. eski grupları yeniden canlandırmak gibi beyhude işlerden daha anlamlı olduğunu düşünüyorum.belirtilen görüş ve tesbitlerin gerisine düşmüş vaziyette. ta '84'ten beri açıkça savunagelmekteyim. öteki kıtalardaki sosyalistlerin durumu ve yapmaya çalıştıkları arasında da paralellikler var. Aslında sadece onlarla değil. Ben Türkiye'de «devrimci-demokratik» bir kitle partisi fikrini ('80 öncesini bir yana bırakırsak). «yasal siyasal arenada yer almak» ile «silahı bırakmak». İzleyebildiğim kadarıyla (umarım yanılmıyorumdur).

Bundan korkmamak gerekiyor. iktidar. şimdi tartışmakta olduğumuz sorunlardan kurtulmuş mu olacaktık? Ayrı bir yazıyı dolduracak kadar geniş olduğu için bunlara burada girmenin olanağı yok. yeni bir sosyalizm projesini tartışmaya açmayı gerektiriyor. iktidara geliş. katılımcı ve gerçekçi çözüm önerilerine sahip. Bu bakımdan. yaşanan deneyler. başta sosyalizmin kendisi ve tanımı olmak üzere bir çok konuda değişikliği gündeme getirebilir. başta Kürt sorunu olmak üzere. Bu. yanısıra ise eşitlikçi ve özgürlükçü bir hayat ve gelecek vaadeden ve hedefleyen yeni bir toplumsal kuruluş ve kurtuluş projesi oluşturmanın. geldikten sonra olacaklar gibi konuları sorgulamaya mecbur ediyor. kapitalizme. yanısıra da başka bir Dünya için mücadele eden bir siyasal güce ihtiyaç olduğunu düşünüyor ve bunun önerilen türden bir parti aracılığıyla başarılabileceğini sanıyorum. devlete. . TC olarak adlandırılan devlet sınırları içinde yaşayan toplumu ilgilendiren sorunlar hakkında demokratik. sosyalistler olarak bizler.mücadele anlayışını terketmek arasında bağ kurmada da zorlanıyorum. Türkiye'nin haldeki sorunlarının çözümünü içeren. Sahi. Sadece şunu söylemekle yetineceğim: Yeni bir sosyalizm projesine ihtiyaç olduğu ortada. baskıcı politikalara. «sosyalizmin tarihsel bir dönemi kapandı» tesbitinin gerçekten bir anlamı varsa ve olacaksa. bu. Ben dahil eski DY'lilerin dillerine doladıkları. sosyalistleri. bu gelişin biçimi. sadece iktidara geliş biçiminde değil. silahı bırakmayanların sayısı çok olsaydı. Birilerinin silahı bırakmış olması değil ama. her türden eşitsizliğe ve ayrımcılığa karşı mücadelelerden kopmadan yapılması halinde başarılı olacağını artık herkes öğrenmiş ve anlamış bulunuyor.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful