You are on page 1of 262

DEUZEM LTAM SLAM AHLK FELSEFES

YAZARLAR Do. Dr. MEHMET TRKER Yrd. Do. Dr. MEHMET AYDIN Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

EDTR Do. Dr. MEHMET TRKER EDTR YARDIMCISI Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

EDTRDEN
Sevgili arkadalar, slam Ahlk Felsefesi isimli elinizdeki bu kitap, slam dncesindeki ahlkla ilgili grleri ve yaklamlar ana hatlaryla ortaya koymakta ve onlar analiz etmektedir. Ahlk gndelik dilde, deiik ekillerde oka kullandmz bir kavramdr. Bununla birlikte, sahip olmak iin uzmanlamak, inceliklerine nfuz etmek gerektiini dndmz pek ok alann aksine, insanlar ahlak alan zerine dnmezler, onun kendilerinde varolduunu hep kabul ederler. Ancak, ahlk nedir? diye en basitinden sorulacak bir sorunun cevab ve snr ok farkl olabilmektedir. Ahlkn konularyla ilgili olarak, mutluluk nedir ve nasl elde edilir, yetkinlik, erdem, deer, iyi, dostluk nedir, diye sorulduunda durum daha karmaklamakta ou zaman bunlarn ahlkla ilgisi akla bile gelmeyebilmektedir. Sorulara insanlarn farkl cevaplar vermeleri ve deiik yaklam gelitirmeleri son derece normaldir. Ancak gzlenen ey, ahlk kavramnn bizzat kendisi ve ilgili olduu konularda insanlarn derli toplu dnmemi olmalardr. Ahlkla ilgili bu duruma ilaveten imdi bir de etik kelimesini ska duymaya baladk. Etik kavram da, tpk ahlk kavram gibi, farkl tarzlarda kullanlabilmektedir. Gndelik dilde sbjektif durumlar, kiisel tercihleri, eskiden disiplin kurallar dediimiz eyleri, bir meslein kendine zg ileyi kurallarn vb. nitelemek iin kullanldn grmekteyiz. Hatta onun skse olsun diye kullanldna tanklk etmekteyiz. Etik kelimesinin ahlk kelimesiyle zde olduunu savunmaktan tutun da bu ikisinin birbiriyle btnyle ilgisiz olduunu dnmeye kadar pek ok farkl yaklam grlebilmektedir. Btn bunlarda, en iyi ihtimalle, etikin ayrt edicilii kaybolmaktadr. Byle olmasna ilaveten, en ok yanlnan konunun en ok bilindii dnlen konu olduu gerei de hesaba katlnca gerek ahlk gerekse etik konusunda, tpk baka uzmanlk alanlarnda olduu gibi, dikkatli olmak gerekmektedir. Byle bir dikkat gelitirmek iin bu kitap bir frsat olarak deerlendirilebilir. Dolaysyla bu kitap, sadece bu dersle ilgili bilgileri paylamaya deil ayn zamanda etik ve ahlkn doas, gndelik hayattaki ilevi, hayatta her zaman yapp-ettiimiz eyleri bu adan analiz etmeye, etikin ayrt edici zelliklerini iselletirip davranlarmza, ilikilerimize, yarglarmza, deerlendirmelerimize vb. uygulamaya katk salayabilir. Bu dncelerle sizlere baarlar diler, bu kitabn siz deerli okuyucularn eline ulaana kadar, bata Yard. Do.Dr. Mehmet AYDIN ve Ar. Gr. Muhammet Enes KALA olmak zere emei geen herkese ayr ayr teekkr ederim. Do. Dr. Mehmet TRKER zmir, Kasm 2011

NDEKLER

NTE 1: SLAM AHLKININ KAYNAKLARI ........................................................ 5 NTE 2: ETK, AHLK ve ETKN AYIRT EDC ZELLKLER ..................... 23 NTE 3: ETK TARHNDEK TEMEL TEORLER ............................................... 43 NTE 4: RADE ZGRL .............................................................................. 71 NTE 5: MUTLULUK ve YETKNLK ................................................................... 95 NTE 6: ERDEM ................................................................................................... 113 NTE 7: ERDEMSZLKLERN GDERLMES .................................................. 133 NTE 8: Y............................................................................................................ 151 NTE 9: DEER .................................................................................................... 165 NTE 10: AHLK-DN LKS .......................................................................... 187 NTE 11: FERT, ALE ve TOPLUM ..................................................................... 205 NTE 12: BAZI UYGULAMALI ETK ALANLARI ............................................. 229

NTE 1 SLAM AHLKININ KAYNAKLARI


Yard. Do.Dr. MEHMET AYDIN

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, slamda ahlak dncesinin teekkl etme srecini slamda ahlak kavram ve uzanmlarn, Cahiliye dneminde ahlak kavramnn geirdii anlam srecini, Kuran ve snnetin ahlak kavramna katt anlam haritasn, Kelami ekollerden Maturidiyye, Eariyye ve Mutezilenin ahlak dncesini, Tasavvuf ekollerinde ahlak dncesinin geliimini ve uzanmlarn, slam ahlak felsefesinde ahlak dncesinin geliimini ve felsefi ahlakn tasavvufi ve kelami ekollerin ahlak anlayndan farkllklarn, ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
GR ANA HATLARIYLA SLAM AHLAK DNCESNN ORTAYA IKII VE GELM SLAM DNCESNDE AHLAK KAVRAMI Cahiliye Dneminde Ahlk Kuran ve Snnette Ahlk KELM AHLK Mutezile Eariyye Maturidiyye TASAVVUF AHLAK SLAM FELSEFES slamda Felsef Ahlakn Teekkl

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir.

6| sla m Ahlk Fels ef esi

Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz.

iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Ahlak slam dncesi Kelami ahlak Tasavvufi ahlak Felsefi ahlak Maturidiyye Eariyye Mutezile

GR Ahlak felsef bilgeliin bir paras haline getirenlerin banda hi kukusuz Stoallar geliyor. Bilge kii, kendi sorumluluu olan eyleri olmayanlardan ayrt edebildii iin iradesini kendi sorumluluklaryla snrlandran ve bunun dnda kalan eylerden etkilenmeyen ve onlara tahamml eden kiidir. Bununla birlikte ahlak/etik kelimesi akla Aristotelesi ve onun Nikomakhosa Etik adl eserini getirmektedir. Yunancada etik, iyi bir varolu tarzna, bilgece bir eylem yoluna karlk gelir. Bundan dolay felsefenin bir dal olan etik, pratik varoluun iyi tasarm etrafnda dzenlenmesidir. (Badiou, 2004:17). slam dncesinde ahlakn yerini ve oluumunu aklama giriiminde iki kaynaa bavurulduunu gryoruz. Birincisi, din metinler; yani Kuran ve Hz. Peygamberin hadisleridir. kincisi ise harici etkilerdir. Harici etkiler byk lde Yunan, ran ve Hint ahlakna dayanr. Bu iki kaynaa bal olarak felsef, kelam ve tasavvuf ahlak anlaylar ortaya kmtr. slam dncesindeki ahlak malzeme din metinlerde, felsef, kelam ve tasavvuf eserlerde bulunur. Kuran ve hadisler slam ahlak prensiplerinin temel esaslarn ierir ama tam anlamyla bir ahlak teorisi sunmaz. Dncelerine bir balang olarak Kuran metnini koymalarna ramen, Kelamclar, metnin anlamn bulmada farkl derecelerde de olsa Yunan mant, Hristiyan teolojisi ve ftr akln tabii gibi metin d delillere de ihtiya duymulardr.

slam Ahlknn Kaynaklar

|7

slamda felsef ahlakn gelimesinde nemli bir yere sahip olan Sokrates, Plton, Aristoteles, Galen, Plotinus, Porfiryus gibi filozoflarn ya kendi eserleri ya da onlarn grlerini ihtiva eden eserler 9. asrn ortalarna kadar Arapaya tercme edilmitir. Bu eserler, ahlak filozoflar zerinde dorudan etkide bulunmu ve onlarn ahlak eylemin, doru ve yanln, faziletin, mutluluun, dnme ve semenin tabiat ve dier ahlak meseleler hakkndaki grlerini belirlemitir. Sz konusu etki sadece filozoflarla snrl kalmayp kelamc ve mutasavvflarda da grlmtr. (Fahri, 2004; 95-96) ANA HATLARIYLA SLAM AHLAK DNCESNN ORTAYA IKII VE GELM slam vahyinin ilk dnemlerinde (610-632), vahyedilen Kuran ayetlerini Hz. Peygamber gr ve uygulamalaryla aklad ve hayata geirdi. Ortaya kan eitli meselelerle ilgili hkmler verdi. Peygamberi takip eden dnemde, onun ashab, metinlere, yani Kuran ve Snnete kar rasyonel bir yaklam benimsediler. nk metnin ardnda bulunan ilkeleri, etkin nedenleri ve amac anlamaya altlar. Kuran ve Snnetteki hkmlerin bazlar artk balangta gerekletirdikleri amaca ynelik bir fayda salamad iin askya alnd veya onun yerine yeni bir hkm geirildi. rnein Hz. mer (. 23/644) zekt gelirlerinden Mellefe-i Kulba pay ayrlmas uygulamasn kaldrd. Kuran onlara da pay ayrlmasn emrettii halde, Hz. mer Allahn slam ycelttii ve artk onlarn desteklenmesine gerek kalmad gerekesiyle Kurann emrettii uygulamaya son verdi. Bu ynyle Halife merin tamamen rasyonel gerekelerle ve metnin ruhuyla uyumlu olmak iin Kurann lafzna ballktan uzaklat. Bununla birlikte etik deerlerin doas, onlarn ontolojik stats ve bu deerlerin bilgisine sahip olduumuz kaynaklara dair sorular, Sekizinci yzyln ortalarna kadar sorulmam grnyor. Hukukular, ortaya kan yeni problemlerin Kuran veya Snnetin lafz ifadelerine gre zlemez olduunu grdklerinde hukukun kaynaklarn geniletmeye mecbur oldular. Bir yzyllk bir sre iinde slam imparatorluu eitli rklar, kltrleri ve dinleri bnyesine katt. Yneticiler ok byk idari ve siyasi problemlerle karlatlar. Fakihler Kufe, Basra ve Fustat gibi kentlere yerletiler. Buralarda hukuk yorumland ve geniletildi. Rey (gr) meru yasal bir metod ve kaynak olarak kabul edildi. Hz. Peygamberin lmnden sonra onun yasal halefinin kim olacana dair politik atmalar ortaya kt. Deiik gruplar politik, din ve ahlak konularda farkl grleri benimsediler. Din metinlerin birbirleriyle atan yorumlarn yapma imknnn yolu ald; saysz frka ve hizipler ortaya kt. Hukuk tarihilerine gre bamsz akl yrtme dneminin kabaca 132/750den 338/950ye kadar olan bir zaman kapsad ifade edildi. Bu dnemde hukuk alannda byk gelimeler oldu; Hanefi, Maliki, afii ve Hanbel okullar ortaya kt. Yine bu dnemde be temel ilkeyi kabul eden Ebul-Huzeyl el-Allf (227/841), en-Nazzam (230/845), Bir b. el-Mutemir (209/825) ve Ebul-Huseyn el-Hayyat (300/912) gibi Mutezililer sivrildi. Mutezililer, gerek bir ahlak teorisi iin elzem olan iki temel ilkeyi, yani irade

8| sla m Ahlk Fels ef esi

alannda, fertlerin zgr olduu veya tercihte bulunmaya muktedir olduklar ve harici eylem ya da fiil alannda zgrce setikleri tasarmlarn gerekletirmeye muktedir olduklar anlayn kabul ettiler. Onlarn slamda rasyonel veya felsef teolojinin kurucular ve ilk gerek ahlak grup olduklar dnlr. Mutezililer doru ve yanln doasnn din emirlerden bamsz ve rasyonel olarak belirlenebilecei anlayn oluturmak ve gelitirmekle ilgilendiler. mam Ear, Mutezileye kar rakip bir eilim balatt. Aslnda o, bir Mutezil olarak kelam almalara balamasna ramen, daha sonra onlarn grlerine kar kt. zellikle etikte, onlarn grlerine kar karak iyi ya da ktnn sadece ilah emirlerle belirlendiini ileri srd. zgr irade ile kader (Tanrnn her eyi nceden belirlemesi) arasnda orta bir pozisyon almaya alan bir tezi, yani kesb teorisini formule etti, ama byle olmasna ramen teori hala kaderi ima etmekteydi. Bununla birlikte onbirinci yzyln sonuna kadar Eariciliin gl bir hareket olmadn hatrda tutmalyz. yle grnyor ki imam Ear, kelam olarak bn Hanbel gibi baz fakihlerin Ebu Hanife (79/699-150/767) ve Malik b. Enes (96/715-141/759)in takipilerinin bavurduu bamsz ahlak hkmleri kullanmalarna kar gsterdikleri ilk tepkileri yeniden ifade etti. Ebu Hanife istihsan (hukuki tercih) doktrinini gelitirdi; Enes b. Malik ise stslah (kamu yarar) savundu. Bu iki teori, Kuran ve Hadislerin apak zmler sunmad durumlarda hukuk kaynaklar olarak dnld. mam Eari, Mutezil doktrinleri ve argmanlar tamamen biliyordu; krk yana kadar kendisi de onlardan biriydi. Onlara kar kendi argmanlarnda ve ehli-i snnetin doktrin ve inanlarn savunmada kendisini donanml hale getirdi. zgr dnme dneminde Badatta Abbasi Halifesi Memn (170/786-218/833) tarafndan Beytul-Hikme kuruldu ve byk bir eviri ve aratrma merkezi haline geldi. eviri hareketiyle Grek bilim ve felsefesinin dzenli evirileri hzland. Kind (178/795252/866), Ebu Bekr er-Razi (251/865-310/923 veya 333/935), Ebu Sleyman esSicistan (.329/941), Farabi (264/878-338/950), Yahya b. Adiy (363/974)vb. filozoflarn sistematik felsef yazlar bu dnemde ortaya kt. Bunlar Basra evresinde kurulan hvan- Safa (372/983), bn Sina (369/980-428/1037), Ebul-Hasen el-Amiri (381/992) ve bn Rd (520/1126-594/1198) takip etti. SLAM DNCESNDE AHLAK KAVRAMI Ahlak, Arapada din, tabiat, huy ve karakter gibi manalara gelen hulk veya huluk kelimesinin ouludur. ounlukla insann fiziki yaps iin halk, manevi yaps iin hulk kelimeleri kullanlr. Bata Hadisler olmak zere slam kaynaklarda hulk ve ahlk terimleri genellikle iyi ve kt huylar, erdem (fazilet) ve erdemsizlikleri (reziletler) ifade etmek zere kullanlm; zellikle iyi huylar ve faziletli davranlar hsnl-huluk, mehsinul-ahlk, mekrimul-ahlk, el-ahlkul-hasene, elahlkul-hamde, kt huylar ve fena hareketler ise sl-huluk, el-ahlkuz-zemme, el-ahlkus-seyyie gibi terimlerle karlanmtr. Ayrca gnlk hayatn eitli

slam Ahlknn Kaynaklar

|9

alanlaryla ilgili davran ve grg kurallarna, terbiyeli, kibar ve takdire deer davran biimlerine, bunlara dair t verici ksa ve hikmetli szlere ve bu szlerin deerlendirildii eserlere edep veya db da denilmitir. Edeb terimi slamn ilk dnemlerinden itibaren zel davran alanlar hakknda kullanlrken ahlak, tutum ve davranlarn kayna mahiyetindeki ruh ve manev melekeleri, insann ruh kemalini salamaya ynelik bilgi ve dnce alann ifade etmitir. (arc, 1989, s.1). Ahlak adan edeb, mutlulua gtren hayat tarznn bilinmesi (marife) anlamna gelen ve yaanan beer hikmet olarak tanmlanr. Edebin gayesi, kendisini fizik ve madd zevklerden saknabilen, hayatn zntl ve sevinli anlar ile yz yze kaldnda hiss anlamda istikrar iinde kalabilen; ayrca olup biten baka eyler karsnda gerekli ya da zorunlu tepkiyi gsteren ama bunlar yaparken rahatsz edici bir konuma dmeksizin davranabilen iyi insan meydana getirmektir. Edeb eitimi alan ve eitimin ileri bir safhasnda olan kii, mantkl bir kii (ntk) ile eittir; dolaysyla edebden yoksun kii mantktan (nutk) yoksun demektir. (Rosenthal, 2004: 310) Cahiliye Dneminde Ahlk: Cahiliye (cehlet) Devri diye anlan putperestlik anda gebe Araplar arasnda, ok tanrya inann eseri olan garip adetler ve fikirler son derece revata idi. slam bunlarn ounu, zde ilah mesaj ile badamad gerekesiyle kesinlikle reddetmi; ama pek ounu, biim ve zde deiiklikler yaparak benimsemitir. Bunlardan yeni slam ahlak yasasna dhil edilecek yksek ahlak fikirler karmay baarmtr. (zutsu, 1991: 36) slam ncesinde Araplarn ahlk anlaynn kaynaklar, Cahiliyye iiri ve ataszleriyle Kuran ve Snnet gibi slam belgelerdir. Cahiliyye edebiyatnda ahlk kelimesine rastlanmamaktadr. Bu kelimenin tekili olan hulk ise nadiren kullanlmaktadr. Bir lde iyi ahlak manasna gelen mre (mrvvet) terimine daha ok rastlanmaktadr. Ayrca hayr, mruf ve hak gibi ahlk muhteva tayan kavramlar yannda Chiliyye erdemlerini ifade etmek zere ecaat, kerem, seh, cd ve vef gibi eitli kavramlarla bunlarn ztlarnn kullanm da olduka yaygnd. Ancak btn bu kavramlar yksek ve evrensel bir ahlak anlayn ifade etmekten tamamen uzak olup dnyev ve kabileci bir karakter tamaktayd. Cahiliye Arab ikinci hayata inanmad iin bu dnyann zevk ve sefasndan olabildiince faydalanmay hayatn gayesi saymt. O dnemin nl airi Tarafe, Muallakasnda, ebedilikten sz edilemeyeceine gre insan iin yaplabilecek en iyi eyin btn varlyla hayatn zevklerini yaamak olduunu belirtirken Cahiliye dneminin bu hedonist ahlakn dile getiriyordu. Cahiliye dneminin btn ahlaki faziletlerinin arkasnda kiinin veya kabilenin gururu (fahr), eref (mecd), fke (gazap), kavmiyet (hamiyye) duygularn tatmin etme, aslet, cmertlik ve yiitlikle hret kazanma, sayg grme, insanlarda hem korku hem de hayranlk duygusu uyandrma arzusu yatmaktayd. (arc, 1989: 1). Ahlak ynyle slamn douu, Cahiliye ruhuyla sonuna kadar mcadele, bu ruhun ortadan kaldrlmas ve bir daha geriye gelmemek zere yerine hilm ruhunun ikamesi

10 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

yolunda cretkar bir teebbs olarak anlalabilir. (zutsu, 18991: 53) slam ahlak alannda, Cahiliyye teamllerinin tmyle ortadan kaldrlmas ile bunlarn yerine hilm esprisinden doan baz davran tiplerinin ikamesine dayal olarak hayatn kkl bir tarzda biimlendirilmesini hedefler. (zutsu, 1991: 54-55). Hilm Hz. Muhammedin buluu yeni bir ey deildir. Aksine hilm, putperest Araplar arasnda en ok sayg duyulan erdemlerden biri olmasna ramen, onun salam bir temeli yoktu. l Araplar en ufak bir kkrtma ile arla itilebilecek fevr insanlar olmalar ile namldrlar. Yunanllarn ataraksia dedikleri ruhun sknet hali, onlar iin eriilmesi, eriildiinde de uzun sre muhafazas en zor eydir. Bu nedenle hilmin tm ahlaki yaamn hakiki dayanak noktas haline gelmesi iin salam bir zemin salanmaldr. Bu zemini, dnyann yegne yaratcs Allaha iten inan temin etti. (zutsu, 1991: 55)) Kuran ve Snnette Ahlk: slam deerlerin ilk kayna Kurandr. Kurann yorumlanmas meselesi pek ok mslman dnr iin merkez bir konudur. Kurann tarz dinleyen muhatabyla konuma eklinde ortaya kar. Mesaj bir bildirim ya da duyurudur; mesaj duyan ve anlayan kimse kendisini Alaha yaklatracak eylemde bulunmas gerektii sonucunu karr. Byle bir kiinin her eyden nce inanszlk ve pheden uzak olmas gerekir. Mslman, Kurann inanmak ve doru i yapmak emrine karlk veren bir kiidir. Kuran doru inan ve doru eylemin ayrlmayacak ekilde birbirleriyle ilikili olduunu bildirir. Bir kimsenin inan ve eyleminin niha deerlendirmesi sadece hkm gnnde yaplacaktr. Dnya hayatnda hibir birey baka bireyleri yarglamak iin niha bir gce sahip deildir. slamda ruhbanlk yoktur veya Tanrnn iradesinin veya hkmnn araclar yoktur. Her bir mslman tek bana karar verecek ve meydana gelecek sonularn sorumluluunu stlenecektir. ounluun belirli bir davranla ilgili kanaatleri olabilir. Ama bir ilke olarak hibir hkm sona ulamadan niha deildir. Tarih iinde Tanrnn hkmne araclk edecek hibir kimse yoktur. Ayrca belirli bir eylemin Tanr tarafndan doru olarak kabul edileceinin hibir garantisi yoktur. Mmin Allahn adaletinden korkar ve Onun merhametinden midini kesmez; yapabileceinin en iyisini yapar.( McDonough, 1984: 6-7) slam ahlknn asl kayna Kuran ve onun nda oluan snnettir. Nitekim Hz. Aie bir soru zerine Hz. Peygamberin ahlaknn Kuran ahlak olduunu belirtmitir. (Mslim, Msafirn, 139) Bu sebeple slam ahlak dncesi Kuran ve Snnetle balar. Bu iki kaynak din ve dnyev hayatn genel erevesini izmi, ameli kurallarn belirlemi, bylece daha sonra fkh ve hadisiler, kelamclar, mutasavvflar, hatta filozoflar tarafndan gelitirilecek olan ahlak anlaynn temelini oluturmutur. Kuran- Kerim ihtiva ettii dier konular gibi ahlak konularn da herhangi bir ahlk kitab gibi sistematik olarak ele almamakla birlikte, eksiksiz bir ahlak sistemi oluturacak zenginlikte nazar prensipler ve amel kurallar getirmitir. Kuran ahlak, amalarn gerekletirilmesinde standartlarn ihlal edilmesine izin vermez. Bu ahlak, bir emir dili biimine sahiptir. Temel hedefi, Tanrnn emirleri tarafndan belirlenmi bir hayat tarzdr. Tanrnn emirlerine itaat, aka kendinde bir

slam Ahlknn Kaynaklar

| 11

amatr. Kurann ahlak ve din ruhu, birr (iyilik- dindarlk)kavram zerinde younlar. u ayette bu ama ok ak bir biimde ifade edilmitir: Dindarlk (birr) yzlerinizi douya veya batya evirmeniz deildir. Asl dindarlk, o kimsenin yaptdr ki Allaha, ahiret gnne, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanr, (Onun akna) yaknlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmlara, dilenenlere ve klelere sevdii maldan harcar, namaz klar, zekat verir. Anlama yapt zaman, szlerini yerine getirir. Sknt, hastalk ve sava zamanlarnda sabreder. te dindar olanlar onlardr ve ite onlar Allahtan korkanlardr (Bakara 2/177). man ve Allah sevgisi, ibadetle birlikte doruluk ve iyilikseverlik sayesinde ak bir ifadeye kavuur. Hz. Peygamber de ritel ballktan ziyade, manevi, ahlak ve amel balla sevk edecek bir dindarl taraftarlarna tlemektedir. (Goodman, 2006:187-189) Kuranda deiik ahlak kavram kategorisi mevcuttur. Allahn ahlak vasf ile alakal yahut bu vasf anlatan kavramlar; insann kendisini yaratm olan Allaha kar temel tutumunun eitli cephelerini tasvir eden kavramlar ve slam toplumuna mensup olup bu topluluk iinde yaayan bireyler arasndaki ahlak ilikileri tanzim eden ilke ve kaidelere ilikin kavramlar. Birinci grup, Allahn isimleri diye adlandrlan kelimelerden oluur: Rahm, gafr, dil yahut azm gibi. Kuranda esas olarak ahlak vasfa sahip olarak dnlen Allahn u ya da bu muayyen vechini tasvir eden kelimeler. Bu grubu oluturan kavramlar, ilah sfatlar nazariyesi haline getirilmi ve ilah ahlak eklinde ifade edilmitir. kinci grup, insann Allahla olan temel ahlak ilikisi ile ilgilidir. Kuran anlaya gre Allahn ahlak bir vasfta olmas ve insan zerinde ahlak bir yoldan tesirini icra etmesi, insann da kendi cephesinde ahlak bir tarzda tepkide bulunmasnn beklendiini gsteren ciddi bir imay tar. nsann, Allahn fiiline olan ahlaki mukabelesi Kuran gr asndan dinin kendisidir. nsann, Allahn emir ve uyarlarna kar yle ya da byle bir davranta bulunmasnn gerektiinin sylenmesi, hem ahlak hem de din reti niteliindedir. Din-ahlak terimler, birbirleri ile arpc derecede ztlk arz eden iki temel kavrama indirgenebilir: Allaha duyulan mutlak gven ve Ondan ekinerek korkma. Bir yanda Onun sonsuz iyilii, ikram, merhameti ve scak sevgisi; dier yanda da gazab, alma ruhu ve itaatsizlik edenleri acmaszca cezalandr. Bu anlamda insan ahlak, yani insann Allaha kar din-ahlak tutumu ilah ahlakn bir yansmasdr. nc grup, insann, kendisi ile ayn topluluk iinde yaayan kardelerine kar olan temel ahlak tavr ile ilgilidir. Bireyin sosyal hayat, belli birtakm ilkeler ve bunlarn tm trevleri ile kayt altna alnm ve tanzim edilmitir. nsan kardelerine kar adalet ve drstlkle davranacaktr. nk Allahn fiilleri her zaman kesinlikle adalet ve doruluk zeredir. nk Allah hibir kimseye hakszlk etmez. Tabii, bu grubun hibir ekilde birbirlerinden ayr olmadklar, son derece yakn iliki iinde bulunduklar akldan karlmamaldr. Bu da u temel gerekten kaynaklanmaktadr: Kurann dnya gr temelde theocentrictir; yani varlk

12 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

merkezinde Allah vardr. Genel olarak Kurandaki hi bir ana kavram kolaylkla Allah kavramndan bamsz olarak var olamaz.(zutsu, 1991: 37-39) Kura- Kerimde ahlak kelimesi yer almamakla birlikte, biri adet ve gelenek, dieri de ahlak manasnda olmak zere iki yerde (e-uar 26/137; el-Kalem 68/4) ahlakn tekili olan huluk kelimesi gemektedir. Ayrca pek ok ayette yer alan amel teriminin alan ahlak davranlar da iine alacak ekilde geni tutulmutur. Bunun yannda iyilikdindarlk (birr), takva, hidayet, srat- mstakm, sdk, amel-i salih, hayr, maruf, ihsan, hasene ve istikamet gibi iyi ahlakllk; ism, dall, faha, mnker, bay, seyyie, hev, israf, fsk, fcr, hate, zulm gibi kt ahlakllk ile ayn veya yakn anlam ifade eden birok terim vardr. Hadislerde ise bu terimler yannda ahlk ve hulk kelimeleri de kullanlmtr. Kuran insann mahiyeti konusuna zel nem vererek onun en gzel bir tabiatta yaratldn (et-Tn,95/4) ve ona Allahn kendi ruhundan flediini bildirmitir. Hz. Adem karsnda btn meleklerin secdeye kapand bilgisi verilmitir. nsann bu stn ruh cephesi yannda bir de topraktan yaratlan beer cephesi vardr. nsandaki bu ikilik onun ahlaki bakmdan ift kutuplu bir varlk olmas sonucunu dourmutur. Allah insan nefsine fcrunu da takvasn da ilham etmi, yani ona iyilik ve ktln kaynaklar olan kabiliyetleri birlikte vermitir. Kurann insan hakkndaki ihtiyatl iyimserlii slam ahlaknn temelde din kaynakl olmas sonucunu dourmutur. slam terminolojide hev ad verilen kt arzu ve eilimler ile uursuz taklit de ahlak ve fazilet yolunun engelleri olarak gsterilmitir. Nitekim Kuran kt arzularn esiri olan insan hevsn tanr edinen (el-Furkn 25/43; el-Casiye 45/23) eklinde tantm, te yandan yanl yolda olan atalarn taklitte direnenleri , onlar sar, dilsiz ve krdrler; akllarn kullanmazlar (el Baraka 2/170-71) ifadesiyle eletirmitir. Kuran ve Snnette faziletlerin fert ve toplum hayatna madd ve manev faydalar, reziletlerin zararlar zerinde durulmutur. Ayrca birok eski milletlerin ykllarnda ahlak bozulma ve kntnn nemli lde rol oynadn haber veren ayetler Kuranda byk bir yer tutar. slamda btn ahlak vazifeler uhrev meyyideye balanm, iyiler iin cennet vaat edilmi, ktler cehennemle tehdit edilmitir. Doru inan ve temiz yaayn en yksek gayesinin Allah rzas olduu vurgulanmtr. slam ahlak sadece bir kitle ahlak veya sadece sekinlerin ahlak olmad, aksine madd, zihn ve psikolojik bakmlardan her seviyedeki insann kayglarn ve zlemlerini dikkate alan kapsaml ve uyumlu bir ahlaktr. (arc, 1989, 2) slamn ilk yzylnda ahlak tamamen din ilke ve kurallara dayanmaktayd. Btn mslmanlar hayatlarn Kurana ve peygamberin getirdii retilere gre dzenlediler. Yaklak II. Yzyln balarndan itibaren farkl ahlak anlaylar domakla birlikte, temelini Kuran, Hz. Peygamberin snneti ve ashabn yaantlaryla ekillenmi olan geleneksel slam ahlakna ball ilke edinen anlay da varln srdrd. Genel olarak ahlaka ve bu alann zel konularna dair eserlerden oluan zengin bir literatr meydana geldi. Daha ok hadis ve fkh limleri tarafndan yaplan bu yndeki almalarn balangcn hadislerin tasnif dnemine kadar gtrmek

slam Ahlknn Kaynaklar

| 13

mmkndr. Hemen hemen btn hadis mecmualarnda kitabul-edeb, kitabulbirr, kitabu hsnil-hulk gibi balklar altnda zellikle ahlak hadislerini ihtiva eden blmler bulunur. Abdullah b. Mbrekin Kitabuz-Zhd ver-Rekik gibi yalnzca ahlaka dair hadis ve haberlerden oluan eserler yannda krk hadis klliyatnn bata gelen konular da ahlakdir. Geleneksel slam ahlaknn bata gelen klasiklerinden biri, Maverdnin Edebd-Dnya ved-Dnidir. Hz. Peygamberin ahlakn btn insanlk iin en yksek hayat ideali olarak gsteren bn Hazmn din-felsef mahiyetteki el-Ahlk ves-Siyeri byk bir deere sahiptir. Ebu Nasr et-Tabersinin Mekrimul-Ahlk Hz. Muhammedin hayatn btn alanlarna ait tutum ve davranlarn sergileyen ve onu bir ahlak ideali olarak gsteren en tipik geleneksel ahlak kitab rneklerindendir.(arc, 1989: 3) KELM AHLK Kelm ilminde ele alnan ahlak problemlerin temelini, kader bata olmak zere kullarn fiilleri (eflul-ibd) tekil eder. Kader inanc karsnda insann irade hrriyeti, ykmllk ve sorumluluu, ceza ve mkfat ahlak felsefesinin balca problemlerini meydana getirir. Selef limleri Allahn kudret ve iradesinin mutlakl ve snrszl ile insann ykmllk ve sorumluluunu birlikte kabul ediyorlard. Mabed el-Chen, Gaylan ed-Dmek, Vasl b. At, Yunus el-Esvr gibi kelamclar Allahn ancak insanlarn iyiliine olan (salh) yaratabileceini, dolaysyla hayrn Allaha, fakat errin insana nispet edilmesi gerektiini ileri sryorlard. Bu gelimeler neticesinde din ve ahlak problemler, Mutezile, Eariyye ve Maturidiyyeden ibaret mezhebin temel konular arasnda yer ald. Mutezile: Tevhid ve adalet prensibi, bu mezhebin btn dnce sisteminin temelini oluturur. Mutezile Allahn ahlaki kemalini hikmet terimiyle ifade eder. Allahn btn fiilleri gayeli, dolaysyla hikmetlidir. Onun btn ileri iyi, adil ve hikmetlidir. Ktlk yapmayaca iin Onun irade ve kudreti insanlarn yararna yneliktir. Bu dncenin zorunlu sonucu olarak insanlarn irade hrriyetine sahip olduu kabul edilir. Mutezile kelamclar vahyin haber verdii bilgilerin doru olduuna inanmakla birlikte bata Allah hakkndaki bilgi olmak zere hukuk ve ahlak vazifelerin iyilii ve gereklilii hakkndaki bilgilerin akl bilgiler olduunu kabul etmilerdir. Akln deerlere dair bilgisinin kesin ve gvenilir olmas iin bu deerlerin deimez nitelikte olmas gerekir. Bu suretle Mutezile ahlak deerleri izafilikten kurtarm olur. Onlara gre akl ve din, fiillere deer yklemez, yalnzca onlarda var olan bu ontik nitelikleri aa karr. Bylece akln iyi ve kt, grev ve ykmllk konularnda ulat bilgiler, duyu idrakiyle ulalan bilgiler kadar kesindir. Ahlak hkmler akl teemmlle ulalan objektif hkmlerdendir. (arc, 1989: 4) Bundan dolay eyler, bizatihi tabiaten iyi ve kt niteliklerine sahiptir.

14 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Eariyye: Earilerin Mutezileden ayrld meselelerin banda, insan iradesinin iyi ve kt fiillerdeki rol ve ahlak deerlerin izafilii gelmektedir. Eariler selef inancn srdrerek hayrla birlikte errin de Allah tarafndan yaratldn ittifakla kabul etmilerdir. Onlara gre deerler fiillerin deimez nitelikleri deildir; iyi ve kt, gereklii Allahn emir ve yasaklaryla belirlenen kavramlardr. Sadece insanlara nispetle ve ancak emir ya da yasak eklindeki bir hitaptan, yani vazifenin tevcih edilmesinden sonra fiiller deer kazanr ve mkellefiyet tahakkuk eder. Bakllani akln kendi bana bir fiilin iyi, kt, sakncal, mubah veya vacip olduu konusunda hkm verme gcnde olmadn, bu hkmlerin akln kararyla deil, dinin aklamasyla tespit edileceini kesin bir dille ifade etmitir. Cveyni ve Gazzali gibi Ear kelamclar, ahlaki deerlerin mutlak olduu ve akln bu deerler hakkndaki bilgisinin zorunlu bilgiler grubuna girdii eklindeki Mutezile grne kar kmlardr. (arc 1989: 5). Gazali insann gerek anlamda davran gcne sahip olmad ve iyi ile ktnn ancak ri tarafndan bildirilip, akl olmadklar inancn dile getirir. Ona gre insan iradesi, insan davranlarnn ortaya kmasnda etkisiz kalr ve iyi ile kt aklla bilinemez. Dolaysyla evrende sadece Allahn radesi faal olup, insan iradesi gerek manada davran retmez; eyleri de iyi ve kt yapan sadece Allahn bildirimidir. Earler hem nesnel eylerin kendilerinde var olan imkanlar hem de insan iradesinin etkinliini reddediyor; insan davran dhil btn olaylar dorudan Allahn yaratmasna atfediyorlar. (Rahman, 1999: 82-87) Earinin duruunu tavsif etmek iin teist znelcilik (teistik subjektivizm) veya ahlak gnlllk (ethical voluntarism) terimi kullanlmtr. nk isteme ve istememe, emretme ve yasaklama, onaylama ve onaylamama gibi zihnin belirli tutum ve grleri ile ilgili eylemlerin deerinin ancak vahiyle belirlenebilecei anlayn ileri srd iin Earici ahlak subjektiftir. Ayn zamanda teistiktir, nk ahlak emir ve yasaklar bildiren zihin Tanrnn zihnidir. Bu yzden bir eylemin iyilii ya da ktl sadece Tanrnn onaylamas veya onaylamamas bakmndan anlalmaldr. Teist subjektivist pozisyon asndan, vahiyle bildirilen tutum ve eylemler, rasyonel olarak savunulamaz ve mminlerin onlar kabul etmelerini istemek dnda, hibir biimde bakalarna retilemez. Etik voluntarizm ya da lah Emir Teorisi, kudreti sonsuz olan Tanrnn her eyi kontrol ettii anlayna bal olarak gelitirilmitir. Bu teoriye gre, Tanr eyay irade eder ve onlar da var olurlar. O fiziksel dnyann, insan hayatnn ve ahlak deerlerin var olmasn ister ve var eder. Bu ekilde ahlak deerler Tanr tarafndan konulur ama isterse onun tarafndan deitirebilir de. lahi Emir Teorisi ada felsefeciler arasnda da byk tartmalara yol amtr. Tanrnn emirlerinin mminin ahlakllnn temelini oluturduunu varsaymak, baz zorluklara neden olur. Tanrnn emri iyi ise, Onun emrettii her ey, gerekten iyi olacaktr. Etik voluntarizm veya teistik subjektivizm etik objektivizme tezat tekil eder. nk teistik subjektivizmde deerler, tpk bir yargcn gr gibi subjektiftir;

slam Ahlknn Kaynaklar

| 15

fiilleri herhangi bir kimsenin karar ya da grnden bamsz olarak doru veya yanl klan objektif bir eyin varl yoktur. Deerlere karar verip onlar belirleyen Tanr olduu iin teistik kelimesi kullanlr. Etik subjektivizmin aksine, etik objektivizmde, Tanrnn objektif ltleri benimseyip kulland ifade edilir. Bu, ilah vahyin yardm olmadan da akl yrtmek suretiyle iyi ve kt arasnda ayrm yaplabilecei anlamna gelir. slamda etik voluntarizmin savunucular genellikle Eariler olmutur; objektif ahlakn savunucular ise genellikle Mutezililer ve Maturidiler olmutur. Vahyedilen yasann/eriatn hayr ve erri (iyi ve kt) belirleyip belirlemedii ya da sadece ona iaret edip etmedii slamda tartlan bir meseledir. yi ve kt olan tespit eden ilah yasa /eriat ise, o zaman hibir ahlak, din olmadan bilinemez. Eer eriat, sadece neyin iyi, neyin kt olduuna iaret ediyorsa, o zaman iyi ve kt, bamsz olarak var olur ve ayn zamanda vahiy olmakszn da bilinebilir. (al-Attar, 2010: viii) Maturidiyye: mam Maturid, hem Eariyyenin birinci derecede nem verdii Allahn irade ve kudretinin mutlakl hem de Mutezilenin arlk verdii Allahn mutlak ve mteal ahlak kemalini ayn derecede nazar itibara ald. O, insann btn fiillerinin yaratcsnn Allah olduunu kabul ederken bu yaratmann hikmetin dna kmadn belirtmektedir. Allahn fiillerinin hikmete uygun olmas, Mutezilenin savunduunun aksine, Allah iin bir mecburiyet deildir. Allah hikmetin zddna kadirdir, ama o, hikmetin dna kmaz; nk hikmetten sapmaya bilgisizlik ve ihtiya sebep olur. Oysa Allah bilgisizlik ve ihtiyatan mnezzehtir. Fiiller Allahn kudret ve iradesiyle var olmaktaysa da bu fiillerin iyilik ve ktlk vasflarndan birini kazanmas, insan sorumlu duruma sokmas ve meyyideyi gerektirmesi, insann bu fiile olan ahlak yaklamyla ilgilidir. Fiillerin itaat, isyan, iyilik ve ktlk gibi ahlak nitelikler tamalar ve emredilen veya yasaklanan, mkafatlandrlan veya cezalandrlan olgular olmalar ynnden tamamyla insana nispet edilmesi gerekir. nk Allahn fiilleri hayr ve er diye nitelendirilemez. mam Maturidiye gre yaratlm kudret, zorunluluun deil, hrriyetin sebebidir. Bu kudretle insan, Eariyyenin grnn aksine, zt ahlak deerlere sahip fiillerden birini veya tekini seme ve yapma hrriyetine sahiptir. nsan akl ahlak deerleri kavrayacak gte yaratlmtr. Maturid, Mutezile ile Eariyye arasnda orta bir yol tutmutur. (arc, 1989: 5-6) Maturidnin ahlak gr, temelde, akl ve naklin birlikteliine dayanr. Ona gre akln iyi ve kt grd eyler, naklin de onlar ylece bildirdii eylerdir. Bir baka deyile Maturid, ne Allahn irade ve kudretini koruma adna insann ahlak hrriyetini ve sorumluluunu ihlale, ne de ahlak hrriyet ve sorumluluk adna ilah kudreti snrlandrmaya yanar. Allah, zat ve hikmetinin bir gerei olarak, akl ilkelere ve ahlak yasalara aykr hareket etmez; belli ller dhilinde yaratr ve hareket eder. Srf bu akl ve ahlak gerekeye dayal olarak kii herhangi bir din emirle balantl olmakszn ahlak deeri bizzat kendi duyu, akl ve yaratl ile bulabilir. nk deerler, Allah tarafndan ezelde hem nesneler alemine hem de insan zihnine yerletirildiinden eylerin iyi ve kt olular bizzat onlarn kendi doalarndan

16 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

kaynaklanr. Bu ynyle bu gr ilah nesnelci (teistic objectivism) olarak adlandrlabilir. (ekerolu, 2010: 15-19) TASAVVUF AHLAK Emeviler dneminde, asr- sadetteki takv, zhd, tevekkl, kanaatkrlk, fedakrlk gibi ahlak erdemlere dayal hayat anlaynn yerini servet, debdebe ve gsteri tutkularnn almas gibi olumsuz gelimeler, zahidine bir ahlaka eilimli olanlar arasnda ciddi honutsuzluklara yol at. Mevcut ynetimden, ahlak ve itima durumdan memnun olmayan zahidler, zhd ve takvalarndan dolay halktan ayrldlar, makam ve servet gibi dnyev ikballer karsnda zhd setiler. Zhd kelimesi, anlalaca gibi, dnyadan yz evirme anlamnda belli bir hayat tarzn ifade eder. Tasavvuf alanndaki gelimeler iki koldan yrmtr. lki din ve ahlak hkmleri tam bir ballkla benimserken, dieri btn ahlak kurallarn amadka, yani iyi ve kt ikiliini kaldrmadka, tam tevhide ulalamayacan ve gerek suf olunamayacan ileri srmtr. lk anlayta olanlar, Hz. Peygamberi en yksek ahlak rnei sayar ve onun ahlakn en titiz bir ekilde uygularlar. Bu anlay Snn tasavvuf diye adlandrlr. Snn tasavvufun ahlaka dair grleri u eserlerden renilebilir: Abdullh b. Mbarekin Kitabuz-Zhd, Muhasibnin er-Riye li Hukukillah, Kelbznin etTaarruf li-Mezhebi Ehlit-Tasavvufu, Ebu Talib el-Mekknin Ktul-Kulbu, Serrcn el-Lmas, Kueyrnin er-Rislesi, Hucvirnin Kefl-Mahcbu, Gazzalinin hya, Shreverdinin Avrifl-Maarifi. Btn snn mutasavvflar, tasavvuf hayatta ahlak faaliyet ve faziletlerin nemli olduunu belirtmilerdir. Birok mutasavvf, tasavvufu ahlakla ilikili olarak tanmlamtr. Ebul-Hasan en-Nurye gre, tasavvuf ne birtakm merasimler ne de bir bilgi yndr; aksine sadece ahlaktr. Yine tasavvufun hrriyet, ftvvet, dnya gailelerinden syrlmak ve cmertlik erdemlerinden ibaret olduu ifade edilmitir. Tasavvufu ksaca hsnl-hulk veya el-ahlakur-radiyye eklinde tarif edenler de olmutur. Bir hl ve yaama tarz olarak tasavvuf, byk lde sufinin mistik tecrbelerinden ibarettir; dolaysyla hem dnce hem davran olarak sbjektif bir alandr. Byle bir alanda mutlak ve genel geerlilii olan bir ahlak ilmi kurmak gtr. Bu gln bir sonucu olarak, btnyle ahlakn inkrna ve yaygn ahlak kurallaryla alay etmeye kadar varan deiik tasavvuf akmlar domutur. Hatta mutedil bir mutasavvfn ahlak anlaynda bile baz tutarszlklar grlebilir. (arc, 1989: 7-8) SLAM FELSEFES: slam filzoflar hulk veya hulukun oulu olan ahlak, nefste yerleik olan yatknlklar eklinde tarif etmilerdir. Bu yatknlklar sayesinde fiiller, nefisten her hangi bir fikr ve irad gle gerek kalmakszn sadr olur. Eer bu yatknlklar iyi olursa nefisten faziletler, kt olursa reziletler sadr olur. te ahlakn temel vazifesi

slam Ahlknn Kaynaklar

| 17

nefis hakknda bilgiler vermek ve nefsi kendisinden faziletli fiiller sadr olacak ekilde terbiye etmektir. slam filozoflarnn ahlak ruhan bir tababet olarak grmelerinin sebebi sadece nazari ahlakn deil, ahlak eitiminin de onlarn programnda yer almasndandr. Filozoflar, felsefeyi genellikle nazar ve amel olmak zere ikiye ayrrlar. Birincisi daha ok insann bilgileriyle, ikincisi ise faaliyetleriyle ilgilidir. Birincisinde baarl olmak bizi nazar kemale, ikincisinde baarl olmak ise amel kemale gtrr. Her ikisinin ayn ahsta toplanmas, tam ve hakiki saadetin gereklemesi anlamna gelir. Amel felsefe veya hikmetin ana konusu vardr: Ahlk, tedbirl-menzil ve siysetl-mdn. Birincisi ferdin kemalini; ikincisi aile iinde ahlak ve ncs ise ehirlerin veya lkenin ahlakl ve faziletli ynetimini konu edinir. Bu l ayrm hemen hemen btn slam filozoflarnn eserlerinde bulunur. zellikle Nasiruddin et-Tusiden sonra yazlan ahlak felsefesi kitaplar szkonusu ana blmden olumutur. (Aydn, 1989: 10) slamda Felsef Ahlakn Teekkl: slamda felsef ahlakn Yunan kaynaklarn tam olarak tespit etmek, mevcut bilgiler nda mmkn deildir. Ancak Yunan filozoflarnn ahlak konusunda yazm olduklar eserlerin ve bunlar zerine daha sonraki dnemlerde kaleme alnm erhlerin nemli bir ksm ok erken bir tarihte Arapaya evrilmiti. Mslman filozoflar bata Eflatunun Cumhuriyeti olmak zere diyaloglarnn nemli bir ksmn ve Aristonun nl Nikomakhos Ahlakn inceleme imkn bulmulard. Tannm tp bilgini ve filozof Galenin (Clns) Fil-Ahlk ve insann kendi faziletlerini nasl kefedeceine dair bir risalesi slam filozoflar zerinde olduka etkili oldu. slam filozoflarnn ahlak konusuna ruhani bir tababet eklinde bakmalar daha ok Galenin tesiriyle olsa gerektir. Bu konuda bir dier kaynak da inanszl, ikiyzll vb. bir eit kalb maraz sayan Kurandr. Yine Aristoya atfedilen ve aslnda ona ait olmayan iki eser de mslman filozoflara tesir etti. Bunlardan ilki Fezilun-Nefs, ikincisi ise Teolojidir (Esolocya). Bu sonuncu eser, aslnda, Yeni-Efltunculuun byk sistemcisi Plotinusun Enneadlarnn (dokuzlar) drtten altya kadar olan blmlerini ihtiva eder. Sz konusu eser ahlakn metafizie balanmasnda ve mistik bir karakter kazanmasnda birinci derecede rol oynad. lk slam filozofu olan Kindi, ok sayda risale kaleme almsa da bu eserlerin ou bugne kadar bulunamamtr. Kindnin ahlaka dair grlerini risalelerinin muhtelif yerlerine serpitirilmi malumattan, el-Hle li Defil-Ahzn adl risalesinden ve Sicistannin Mntehabu Sivnul-Hikmesinde yer alan iktibaslardan reniyoruz. Ayrca onun Fil-Ahlk ve et-Tbbur-Rhn adl iki kayp eserinden sz edilmektedir. Hznn mahiyeti, sebepleri ve giderilmesinin areleri gibi konular ele alan el-Hle li Defil-Ahzn adl eserde slam tesirlerin yan sra Eflatuncu, Aristocu, Stoac ve Yeni Eflatuncu tesirleri de grebiliriz. Eser, mir, bn Miskeveyh ve Ts gibi ahlak filozoflar zerinde etkili oldu. Ebu Bekir er-Raz, yirmi blmden oluan et-Tbbur-Rhnyi yazd. Eserde Aristocu unsurlara deil de Eflatuna arlk verilmitir; ayrca Galenin tesirleri aka

18 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

grlmektedir. Burada Razi fke, kzgnlk, kskanlk, a gzllk vb. nefsi ktlklere bir tabip maharetiyle yaklamakta ve bunlardan kurtulma yollarn retmektedir. Et-Tbbur-Rhn psikolojik- felsef trden bir eserdir. Ayrca, Raznin itidali tavsiye eden ve manev hayat tarz ile ilgili es-Sretl-Felsefiyye adl eseri de geni anlamda ahlakla ilgili olarak grlebilir. Ahlak alannda sistemleme Frb sayesinde mmkn olmutur. Psikolojiyi ahlaka, ahlak siyasete ve nihayet Faal Akl vastasyla siyaseti metafizie en tutarl bir ekilde balayan Farabidir. O, ncelikle Eflatunun grleri ile Aristonunkileri, ikinci basamakta ise felsefenin grleri ile dinin grleri arasnda bir telif ve terkibe gitmeye almtr. Et-Tenbh al Sebilis-Sade ve Tahslus-Sadesi dorudan doruya ahlakla ilgilidir. Ayrca el-Mednetl-Fazla ve es-Siysetl-Medeniyye adl eserlerin son ksmlar da siyaset erevesi iinde ele alnm ahlak konularyla, zellikle de haz ve saadet konularyla ilgilidir. Farabi nefsin manevi hastalklarndan nasl tedavi edilecei meselesi zerinde durmaz. Onu asl ilgilendiren konu, heyln seviyede bulunan insan aklnn bilfiil akl durumuna gemesi ve mstefd akl dzeyinde hakikatleri bilme gcne kavutuktan sonra Faal Akl ile birleerek (ittisl) en yce mutluluu (es-sadetl-kusv) kazanmas vb. ok daha kapsaml felsef bir hayat programdr. Farabinin fazilet ve saadetle ilgili grleri btn slam filozoflar zerinde, ittisal fikri ise bn Sina, bn Bacce, bn Tufeyl ve ayrca baz bakmlardan mutasavvflar zerinde etkili olmutur. Farabi ile bn Sina arasnda geen sre slamda felsefe kltrnn hzla yayld bir dnem olmutur. Bu dnemin nemli filozoflarndan biri de Ebl-Hasan el-miridir. Onun ahlak ve siyaset konusunda yazm olduu Kitabs-Sade vel-sd, sistematik ve didaktik bir kompozisyona sahip olmamakla birlikte, ahlak felsefesinin nemli kaynaklarndan birini tekil eder. Amiri, Kindden bn Miskeveyhe kadar uzanan bir ahlak felsefesi anlay zincirinin nemli bir halkasn oluturmaktadr. bn Sina selefleri ve halefleri kadar ahlak konusu zerinde durmamtr. O ahlak ve saadetle ilgili kk hacimli birka risale kaleme almtr. Nefis ve nefsin bekas meselesine temas ettii her yerde ahlak keml zerinde de durmutur. Ayrca bn Sinann Risle fil-Ak, Rislett-Tayr ve Hayy b. Yakzn gibi tasavvuf denebilecek risaleleri de nefsin yce mertebelere nasl ktn ve sonunda melike (Allaha) nasl ulatnn hikyesini felsef bir roman slbu iinde dile getirdii iin dolayl olarak felsef ahlakla ilgili saylr. bn Sinann bu trden yazlar, zellikle spanyal mslman filozoflar ve tasavvuf alannda etkili olmutur. Felsef ahlak bakmndan hvn- Safann Resilinde yer alan ahlak anlay, slam leminde nazari seviyede gerekletirilen en eklektik anlaytr. Resilde slam kaynaklarn yan sra Eski Yunan Felsefesinin, Yeni Eflatunculuun, Pisagorculuun, Hint Felsefesinin, Yahudilik ve Hristiyanln tesirleri aka grlmektedir. Onlarn insan- kmili soy itibaryla Dou ranl, imanda Arap, eitimde Babilli, takvada hristiyan, srlara vakf olmada Hintli, ilim ve hikmette Yunanldr. hvn- Safann

slam Ahlknn Kaynaklar

| 19

ahlak anlay, daha ok, genel Snn kitlenin dnda kalan gruplar ile rak felsefesinin ahlak anlay zerinde etkili olmutur. Ahlak felsefesi deyinde akla gelen ilk eser, Miskeveyhin Tehzibl-Ahlakdr. slam dnyasnda kaleme alnan birok ahlak kitabna adeta bir rnek eser tekil etmitir. Gazzaliden nl Osmanl Trk ahlaks Knalzde Aliye varncaya kadar birok mellif, ahlak sahasna Miskeveyhin kitabyla girmitir. Miskeveyh felsef ahlak slam dncesinin ayrlmaz bir paras haline getirmitir. Eserinde ittisale dayal bir ahlak anlayndan ziyade, daha tecrb ve Aristocu denilebilecek bir anlaya bal kalmtr. Eski filozoflarn grlerinin slamla uyuacak ekilde iktibas edilmesi ve yorumlanmas, eserin geni kabul grmesine sebep olmutur. Miskeveyhin ahlak, Kindnin tesirlerinin yannda, baz tarif ve tasniflerini Yunan filozoflarndan alan bir slam ahlakdr. Ahlak konusuna fkh, kelm ve tasavvuf asndan bakan Gazzalinin bizi bura en ok iki eseri ilgilendirmektedir: hy Ulmid-Dnin Mhlikt ksmnn ikinci kitab olan Kitabu Riyzetin-Nefs ve Tehzbul-Ahlk ve Muleceti Emrzil-Kalb ile Mznl-Amel. Gazzaliden sonra slamda felsef ahlakn, iki ana izgiyi takip ettii grlmektedir. Bunlardan ilki byk lde bn Miskeveyhin sistemletirdii dnce tarzn takip etmitir. Bu eserlerin banda Nasiruddin et-Tsnin Ahlak- Nsrsi gelir. Ameli felsefenin ana konusu (ahlak, tedbirul-menzil ve siyaset) bu eserin temel blmn oluturur. zellikle bn Miskevbeyhin eserinde eksik olan siyaset konusu Ts tarafndan ayr bir blmde ele alnp incelenmitir. Tusnin Ahlak- Nasrsi daha sonra kaleme alnan birok esere kaynak olmutur. Bunlarn en nemlileri Celaleddin ed-Devvnnin Ahlk- Cellsi, Kaifnin nispeten daha basit olan Ahlk- Muhsinsi ve nihayet Trk ahlaks Knalzde Ali Efendinin Ahlk- Alsidir. kinci izgi ise Farabinin daha metafizik mahiyetteki ittisal kavramna dayal olan ve bn Sinann irak dnceyi konu alan eserlerinde belirgin hale gelen izgidir. Bunun en nemli temsilcileri spanyal mslman filozoflardan bn Bacce ve bn Tufeyldir. bn Bacce toplumun dnda yaayan bir rifin ruhan tekamln anlatan TedbirulMtevahhidi; bn Tufeyl ise benzer konuyu bir roman slbu iinde anlatan Hayy b. Yakzn kaleme almtr. Aralarndaki farklara ramen her iki eserde de tasavvuf unsurlar ar basmaktadr. Konu, akln son noktaya kadar kullanmasn bilen bir insann hakikate ulamak iin yapt fikr ve ruhan yolculuktur. bn Rd, Aristonun Ahlak ve Eflatunun Cumhuriyeti zerine erhler yazmasna ramen ahlakla ilgili grlerinde fazla bir orijinallik yoktur. (Aydn, 1989: 10-12)

zet ve Deerlendirme
Ahlak, Arapa bir terimdir ve mslman halklarn dillerinde bulunan ve kullanlan bir kelimedir. Kk anlam bakmndan yaratmak, ekillendirmek, form vermek vb. anlamlara gelmektedir.Hulkun oulu olup huy, hl ve hareket tarz gibi manalara gelen ahlk, insanda yerlemi bulunan bir karakter yapsna iaret etmekte ve fertlerin irad hareketleriyle ilgilenen bir alan olmaktadr. Ayrca ahlak zorunlu ve deimeyen davran kurallarna iaret etmektedir.

20 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

lmul-ahlak, etik ya da ahlak bilgiler eklinde anlalmaldr. Ahlak ilmi, erdemlerin en st dzeyde elde edilmesine dair yaplan tartmalardan ibarettir. Ahlaki deer ve yarglarn meru olduunu gsterme ve kabul etmenin yegne geerli nedenlerinden biri, onlarn ilahi kkenlere sahip olduunu dnmektir. Bu dnceye gre ahlak deerler din deerlerle hemen hemen zde hale gelir. Din de ahlak hkmn doruluunu temin eder. Dini metinler ise ahlaki bilginin nihai kaynaklar olduu varsaylr. Tanrnn emrine itaat, en yksek dzeyde temel bir erdemdir. yilik, adalet ve rahmet gibi sfatlar dikkate alnmayan ve onlara nem verilmeyen bir Tanrya inanmak, Onun emirlerine uyan mminlerin ahlakl olmalar konusunda kukulara yol aar. Onun emirleri, ahlaki adan dnlmemi ve ahlaken geerli olduu gsterilmemise, kendi grlerini dayatmak isteyen kiiler tarafndan yanl yorumlanm ve kullanlmtr. nk uyulmas gereken her kural, rasyonel ve ahlaki olarak dorulanm olmaldr. Ahlakllkla ilikilendirildiinde, ilah hkmlerin de akl ve ahlak adan doru ve geerli olduunun gsterilmesi gerekir. lah kurallar, doruluu makul olan kurallardr. Kurandan ve Hadislerden karlan davran kurallar ve ahlaki deerler, birey ve toplumun yararna olacak ekilde yorumlanmtr. Tanrnn emrettii erdemler, sadece srf ibadet olduu iin deil, ayn zamanda kendi menfaatimize olduu iin takdir edilir ve yerine getirilir. Bu erdemler nazik davranmak ve bakalarna yardm etmek gibi sosyal davran kurallar ve benzerleridir. Bunlar, sosyal ilikileri dzenlemede ve hayatn niteliini iyiletirmede gvenilir bilgiler ve deerler olduunun gsterilmesiyle ancak dorulanrlar. slamn be esas, ahirette verilecek mkfat yannda, bu dnya hayatnda salayaca yararlar bakmndan dorulanr. lah kurallarn arkasnda ekletme ve hikmet vardr ki bunlar ilah emirlerin objektif doasna iaret eder. Baz insanlar, ilah emir ve kurallara, sosyal veya ahlaki ierimlerine nem vermeyerek, uyulmas gerektiini ileri srerler. nk onlarn, ilahi emirler olmasnn tesinde hibir nedeni yoktur. Bu insanlar bilerek ya da bilmeyerek etikte ilah emir teorisini benimsemi olurlar. Bu ekilde onlar, ahlak, hatta dini, niha anlamlarndan muaf tutarlar. Deerleri belirlemede akln rolnn olup olmad meselesinde Kelamclar arasnda ortaya kan tartmalar rasyonel objektivizm (rationalistic objectivism) ve teist subjektivizm (theistic subjectivism) bal altnda ele alnmtr. Mutezile, ahlak bilginin kayna konusunda akln yeterli ve etkin olduunu ileri srmtr. Eariler ise kart bir gr benimseyerek, sadece Allahn neyin doru ve iyi olduuna karar verebileceine; dolaysyla deerlerin sadece vahiyle bilinebileceine inanrlar. Maturidler ise iki kelam ekol arasnda orta bir yolu bulmaya alm olmalarna ramen Mutezil gre daha yakn bir pozisyonu benimsemilerdir. slam filozoflar ise ahlak ve mutluluun ilkelerinin belirlenmesinde bizzat akln kullanlmas gerektiini ifade etmilerdir.

Sorular
1.Aadakilerden hangisi slamda ahlak dncesinin ortaya kp gelimesine etki eden yabanc kaynaklardan biridir? a. in Dncesi b. Anglosakson Dncesi c. Asur Dncesi

slam Ahlknn Kaynaklar

| 21

d. Eski Yunan Dncesi e. Eski Afrika Dncesi 2.Aadakilerden hangisinde slam ahlaknn olumasna kaynaklk eden yerli kaynak en doru biimde verilmitir? a. Kuran-Hint Dncesi b. Hadis-ran Dncesi c. Kuran-Hadis d. Kuran- Yunan Dncesi e. Hadis- Yahudi Dncesi 3.Doru ve yanln din emirlerden bamsz ve rasyonel olarak belirlenebilecei anlayn hangi kelam ekol gelitirmitir? a. Mutezile b. Eariyye c. Cebriyye d. Hariciyye e. Sufiyye 4.slam ncesinde Araplarn ahlk anlaynn dnyev ve kabileci bir karakter tamasnn sebebi aadakilerden hangi inancn bulunmayyla dorudan ilikilidir? a. Meleklerin varlna inanmama b. lm sonras hayata inanmama c. Allahn varlna inanmama d. Peygambere inanmama e. Putlarn varlna inanmama

5.Kuran ahlak iin aadakilerden hangisi sylenemez? a. Doru inan ve doru eylem birbirleriyle ilikilidir. b. Amalarn gerekletirilmesinde standartlarn ihlal edilmesine izin verilmez. c. Bir emir dili biimine sahiptir.

22 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

d. Tanrnn emirleri tarafndan belirlenmi bir hayat tarz hedeflenmez. e. Ahlak ve din ruh, Kuran birr (iyilik- dindarlk)kavram ile ak bir ifadeye kavumutur.

Cevaplar
1.d, 2.c, 3.a, 4. b, 5.d

Kaynaklar
al-Attar, Mariam, (2010). Islamic Ethics: Divine Command Theory in Arabo-Islamic Thought, Routledge, New York and London. Aydn, Mehmet, (1989). Ahlak -slam Felsefesi blm, Trkiye Diyanet Vakf, slam Ansiklopedisi, c. II, stanbul. Badiou, Alain, (2004). Etik: Ktlk Kavray zerine Bir Deneme, Metis Yaynlar, stanbul. arc, Mustafa, (1989). Ahlak, Trkiye Diyanet Vakf, slam Ansiklopedisi, c. II, stanbul. Fahri, Macid, (2004). slam Ahlak Teorileri, stanbul. Goodman, Lenn E., (2006). stanbul. slm Hmanizmi, ev., Ahmet Arslan, letiim Yaynlar,

zutsu, Toshihiko, (1991). Kuranda Din ve Ahlk Kavramlar, ev., Selhattin Ayaz, Pnar Yaynlar, stanbul. Kl, Recep, (1992). Ahlkn Din Temelleri, Trkiye Diyanet Vakf, Ankara. McDonough, Sheila, (1984). Muslim Ethics and Modernity: A Comparative Study of the Ethical Thought of Sayyid Ahmad Khan and Mawlana Mawdudi, Canadian Corporation for Studies in Religion, Wilfrid Laurier University Press. Rahman, Fazlur, (1999). Hukuk ve Teolojinin Karlkl Bamll, ev., Adil ifti, slm Yenilenme iinde Ankara. Rosenthal, Franz, (2004). Bilginin Zaferi: slam Dncesinde Bilgi Kavram, ev., Lami Gngren, stanbul. ekerolu, Sami, (2010). Mtrdde Ahlak: Felsef Bir nceleme, Ankara.

NTE 2 ETK, AHLK ve ETKNAYIRT EDC ZELLKLER


Do. Dr. MEHMET TRKER Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, Etik kavramnn anlamnn ne olduunu, Etik ve ahlak terimlerinin ne anlamlara geldiini, Etik ve ahlak arasndaki ayrmn nedenini, Etik ile ilgili kavramlardan niyet kavramn, Etik ile ilgili kavramlardan vicdan kavramn, Etik ile ilgili kavramlardan sorumluluk kavramn, Etik ile ilgili kavramlardan dev kavramn, Etik ile ilgili kavramlardan irade ve zgrlk kavramlarn, Etikin ayrt edici zelliklerini ve bir davran etik sahaya sokan etmenleri,

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
GR ETK ve AHLAK AYRIMI ZERNE a.Ahlak b.Etik ETK ile LGL BAZI KAVRAMLAR a.Niyet b.Vicdan c.Sorumluluk d.dev e.rade ve zgrlk ETKin AYIRT EDC ZELLKLER

neriler:

24 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Etik Ahlk Niyet Vicdan Sorumluluk dev Hak zgrlk rade Rasyonellik Objektiflik Turatllk Evrensellik

GR ETK ve AHLAK AYRIMI ZERNE a.Ahlak: Ahlak ve etik zerinde durmadan evvel ncelikle her bir terimin ne anlama geldiinin ortaya konulmas bu kavramlar birbirinden ayrt eden ynlerini daha iyi anlamamza katk salayacaktr. Ahlak kelimesi, Arapada hulk kelimesinden gelmekte ve onun oulu olarak kullanlmaktadr. Bu kelime ise huy ve karakter kelimeleriyle karlanmaktadr. Ahlak kelimesinin Batda kullanlan karl ise Cicero tarafndan Yunanca ethos kelimesinden elde edilen moral kelimesidir. (ilingir, 2003:12)

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 25

Hulk, yle bir melekedir ki onun sebebiyle nefisten fiiller kolaylkla meydana gelir. Fikir ve dnceye muhta olmaz. (Knalzade, trhsz:91) Bu alntdan hulk kelimesinin bir insan nefsinde yer eden bir eit meleke olduu anlalmaktadr. nsan nefsinin keyfiyet iki ksmdr. Bunlar hal ve melekedir. Kiide bir anlk meydana gelen ve geici olan durumlar hali ifade eder, mesela alamak ve glmek anlk zaman dilimlerinde geici durumlar ifade ettikleri iin hal olarak kabul edilirler. Yine nefiste bir de yerlemi, kklemi ve ok g kaybolan durumlar vardr ite bunlar da meleke kavramyla karlanmaktadr. Bu ksa ayrntdan sonra hulkun bir eit hal durumunu ifade etmediini kolaylkla dile getirebiliriz. Nitekim bir ey insan nefsinde yerleip kklemezde o ey huy/hulk haline gelmez ancak onda bir hal olarak kalr. Buna bir rnek verebiliriz: Mesela bir kimse muhtalara nadiren yardmda bulunursa ve bunu bir huy haline getirmemise o kiinin karakterinde cmertlik huyunun olduunu syleyemeyiz. Yine bir kiide cmertlik huyu adet olsa ancak bunu dardan gelen zorlama ve zahmetle yapp iten yapmasa bu kiinin nefsinde yine cmertlik huyunun yerlememi olduunu syleyebiliriz. Zira bu kiide muhtalara yardmda bulunmak iin bata bulunmak kolaylkla nefisten sadr olmamtr. O halde bir eyin huy olabilmesi iin o eyin nefiste yerlemi olmas ve bu vesileyle de konuya dair fiillerin o nefisten kolaylkla sadr olmas gerekmektedir. (Knalzade, trhsz:91-92) Ahlakn konusu insann niyet, tutum ve eylemleridir. Bu balamda ahlak kiiye iyi ve ktnn ne olduunu sylemek kouluyla onun niyet, tutum ve eylemlerini belirlemeye alr. Ahlak teriminin genel geer bir tanmn yapmak her ne kadar zor olsa tanmlardan bir iki tanesini vererek aklamalarmza devam edebiliriz. Tek kiinin veya bir insan topluluunun belli bir tarihsel dnemde belli trden eilim, dnce, inan, tre, alkanlk, grenek vb. ve bunlarda ierilmi olan deer, buyruk, norm ve yasaklara gre dzenlenmi ve bu haliyle geleneklemi, yerlemi yaa biimine ahlak denir.(zlem, 2010:21) Ahlak, bireylerin veya topluluklarn belli yaam ilgileri ve deersel ynelimler bakmndan kendisine uyarak yaama ykmlln hissettikleri temelli dnya grdr.(Ula, 2002: 24-25) Ahlak, belli bir toplum iinde yaayan insanlarn kendileriyle, birbirleriyle, kurumlarla ilikilerini dzenleyen ilkeler, deerler, kurallar, treler btndr.(Ula, 2002:25) Yaplan bu tanmlar daha da oaltmak pekala mmkndr. bu tanmlara gre hem bireysel ahlaktan hem de toplumsal ahlaktan sz edilebilir. Yine ahlakta bilinlilik, zgrlk, niyet gibi motiflerde ok nemlidir. Ahlk ok genel anlamda, iyi-kt deerlendirmesine tbi olan her eyi kapsayan alan ifade eder. Tarih boyunca yaplan tanmlarndan hareketle ahlkta unsurun var olduunu grmekteyiz. Birincisi, insanda var olan yapyla ilgisidir. (Aristotle, 2001:1103a; Farabi,1933:30-35;Farabi,1987:31;Trkeri,2006:51-52) kincisi, topyekn bir hayat felsefesini ifade etmesidir. ncs, davran yneten ilkeler ve kurallar anlamndadr. Belli bir meslein dayand temel ilkeleri iermesi etiin bu ynn ortaya koyar. (Trkeri (Der),2008:11) Bu unsurun hepsi ahlk kapsamna girmektedir.

26 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

imdi buraya kadar sadece ahlak terimi zerinde dncelerimizi serdettik buradan anlald kadaryla ahlakn doal bir fenomen olarak verilmi olmas, insan yaamnn deimez bir paras olmas, insana iyi bir yaam iin baz ilkeler sunmas gibi zelliklerinden bahsettik. Ancak asl problemin burada baladn da ifade etmek yerinde olacaktr. Nitekim sadece ahlak zerinde duran kiiye unun iyi, unun kt olduunu, u karakterin erdemli olup bunun erdemli olmadn kabul edilen tmel deerler ve dnya grne gre dile getirebiliriz. Ancak iyiliin doasnn ve kaynann ne olduunu, neyin neye gre iyi veya kt kabul edildiini, grev, sorumluluk, vicdan, isten vs kavramlarn neyi ifade ettiini vs ahlakn bizzat kendisi zerinden konumadan cevaplandrmamz da zor gzkmemektedir. te bu yol bize ahlaka dair bir baka kavram olan etik penceresini amaktadr. b.Etik Etik, ahlk felsefesi demektir. Felsefenin ahlk alanyla ilgili soruturma ubesidir. Ahlkta unsurun var olduunu ve bunlarn; insanda var olan yapyla ilgili olmas, topyekn bir hayat felsefesini ifade etmesi ve davran yneten ilkeler ve kurallar olduunu dile getirdik. u halde ahlk felsefesi dediimiz etik, bu alanla ilgili rasyonel, tutarl, sistemli bir soruturma alann ifade etmektedir. imdi burada etikin tanmlarndan bazlarna yer verebiliriz. Etik, pratik bir etkinlik alan olan ahlak teorik bir inceleme konusu klan felsefe disiplinidir.(zlem, 2010:29) Ahlak, bireysel veya toplumsal planda fiilen yaanan bir fenomen iken, etik, bu fenomen stne kapsaml bir felsefi dnmenin gerekletirildii alandr. Bu anlamyla etik, praksis alanna ait bir fenomen olarak ahlak ve tekil ahlaklar okluunu teorik bir inceleme ve eletiri konusu klan felsefe disiplinidir.(zlem, 2010:233) Etik kavramna ilikin bu tanmlamalar verdikten sonra tanmlarn etikin aslnda ahlak denen fenomen zerinde bir eit dnme disiplini olmasna vurgusunun n plana ktn gryoruz. imdi bu blmde yapmaya altmz ey etik kavram zerinde durduktan sonra bu kavramn bize dndrtt sorulara cevap vermek olacaktr. Yine bu balamda etikin ayrt ediciliinin ne olduu ve nasl ortaya kt sorununu analiz ederken, ayn zamanda, u temel sorulara cevap bulunmaya alacaz. Bunlar, (i) bir davran, tutumu, bir ilikiyi, bir karar, bir deer bimeyi vb. etik klan zellik(ler) nedir ya da nelerdir?; (ii) bir soruna, konuya, olaya vb. yaklammz etik klan zellik(ler) var mdr, varsa nelerdir? (iii) Pek ok etik teorisi karsnda nasl bir yol izlenmelidir? Ve (iv) son olarak insan niin etii dikkate almak durumundadr? Tabi bu sorularn cevaplarna gemeden evvel cevaplarn anahtar kavramlarn da oluturan ve etik ile sk skya ilikisi olan baz kavramlar ele almak nemli olacaktr. ETK ile LGL BAZI KAVRAMLAR a.Niyet Etik ile ilgili kavramlara bu sahada belki de en ok grmezden gelinen niyet ile balamak bir rastlant deil bilinli bir tercihtir. Ahlaki deerlendirme her ne kadar

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 27

ortaya konulan davranlara gre yaplsa da davranlarn sergilenmesi sebepsiz deildir. Bilinli ve iradeyle ortaya konulan her fiilin arkasnda bir tercih ve niyet bulunmaktadr. te etik sahada ortaya konan davranlarn sebepleri olarak kabul edilen niyet ou zaman ahlak zerine dnen birok dnr tarafndan ok nemsenmemektedir. Niyeti nemseyen hatta ahlaka dair dncelerinde baat rol veren dnrlerde olmam deildir. Mesela Immanuel Kant, sradan insann ahlak bilincini temele alarak ahlak sahasnda aratrmalar yapm ve mmkn dnyalarda kendi bana deeri olan eyi iyi niyet olarak grm ve onu en yksek ahlaki ilke olarak ortaya koymutur. (ilingir, 2003:21; Kant, 2009) Kanta gre iyi niyet, elde ettiklerinden, hedeflediinden veya her hangi bir amaca hizmet ettiinden dolay bizzat kendinden dolay iyidir. Zira Kant ahlaki deeri sadece iradi eylemin niyetinde aramtr. Aslna baklrsa ahlaki eylem kendini fiilin sonucunda deil de niyette ele vermektedir. Bunu bir rnekle aklamaya alalm. Ormanda bir insan ldrmek iin saklanm bir kiinin amacna ulamas iin takip ettii insan ldrmesi ile o ormanda gezinen bir avcnn yanllkla bir kiiyi vurarak ldrmesi ayn deildir. Bu varsaymmzda her iki kiinin ortaya koyduu fiil mahiyeti itibariyle ayndr ve sonu itibariyle her ikisi de ktdr. Ancak bu erevede ilk insan eylemini belli bir kt niyet ve amala yapt iin cezai meyyideye arptlacak, ikinci kii ise eylemini ldrme niyeti olmadan yanllkla yapt iin ahlaki adan sorumluluk tamayacaktr.(Aksekili, 2006:84) izilen bu resimde eylemlerin arkasnda sakl duran ve eylemi biimlendiren niyetin ahlaki deerlendirmede ne kadar nemli olduu net bir ekilde gzkmektedir. unu ifade etmeliyiz ki ahlaki iyi iin sadece ii boaltlm ve gerekleri ortaya konmayan iyi niyet muhakkak yetersizdir. yi niyetin ahlaki iyinin lt olabilmesi ve bu niyetin ahlaki davranlar ortaya karabilmesi iin niyet sahibi kiinin baz gereklikleri yerine getirmesi gerekmektedir. Bunu da bir rnekle aklayabiliriz. Trafik kazasnda araca skan birisinin, zamannda mdahale yapmayan yapsa bile yeterli bilgi, beceri ve donanmdan yoksun bir ekip tarafndan lme terk edildiini farz edelim. Bu kurtarma ekibi iyi niyet gstererek insan kurtarmak iin aba gstermi olsa da, iyi niyetin iyi davran ortaya karc olarak gereklerini yerine getirmemi, gerekli bilgi, beceri ve donanmdan yoksun bir ekilde kurtarma eyleminde bulunmu ancak kurtarlabilecek kiiyi kurtaramamlardr. O zaman iyi niyetin ancak doru bilgi ve iyi davrana elik ediyorsa ahlaki bir deere sahip olduunu ve iyi niyeti her trl olumsuz etkilerden korumann gerekliliini ifade etmek daha makul gzkmektedir. (iligir, 2003:22) b.Sorumluluk Akl ve irade sahibi insann, yapt filelerden gizledii veyahut aa kard niyet ve maksatlardan sorumlu tutulmas ok tabiidir. rade sahibi kiinin yapt her iten sorumlu tutulmasnn tespitini yine akl yapmaktadr. Eya, bitki, hayvan sorumluluk tamaz nk bunlar iin bilinli bir tercih sz konusu deildir.

28 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Bizim burada konu edindiimiz sorumluluk ahlaki sorumluluk olacaktr. Ahlaki sorumluluk, akl sahiplerinin belli niyet ve amala iledikleri fiillerinden doan sorumluluktur. O zaman ahlaki sahada karlk bulan ve anlam kazanan her eylem ayn zamanda o eylemi ortaya koyan failine ahlaki bir sorumluluk yklemektedir. nsanolu babo braklmad gibi amasz bir ekilde yaratlmamtr. Ondan yaratl gayesini anlamas ve kemale ermesi beklenmektedir. Bu balamda insann yaratl gayesini anlamas, kendisini ve evresini kemale erdirmesi ise en nemli vazifeleri arasndadr. Kiinin yaratl gayesini bilmesi, biliyorsa o gayeye uygun tavr, tutum almas ve davranlar sergilemesi o kii iin ahlaki bir sorumluluk olacaktr. Akl sahiplerinin belli bir niyet ve amala ortaya koyduu her fiillerinden sorumlu olduunu ifade etmitik. Ancak kii her fiilinden dolay sorumlu tutulamaz. Bunu biraz aklamaya alalm. Niyet blmnde bir misal vermitik. imdi onu tekrar hatrlatalm. Bir ormanda gizlenip de bir kiiyi ldrerek onun maln almak isteyen kii ile ayn ormanda tfeinden kan kurunun kaza neticesi olarak bir ahsn lmne sebebiyet veren avc arasnda byk bir fark vardr. Kukusuz ormanda birbirine benzeyen iki fiil, iki katil vardr. Fakat katillerin amalar ve niyetleri baka bakadr. Birisi bilerek ve isteyerek cinayet iliyor, dieri ise kurunu av niyetine atyor. imdi bu iki failin sorumluluklar arasnda ok byk bir fark vardr. lk kii sebep olduu durumdan dolay hem katil hem de cani olarak ahlaki sorumlulua ve kanuni mesuliyete muhatap olur. kinci kii de katildir ancak cani deildir. Bu vesileyle fiili isteyerek ve bilerek ilemediinden neticeden tr ahlaki sorumluluu yoktur. (Aksekili,2006:8485) nsandan sadr olan her hangi bir fiilin sorumlulua sebep olmas iin iki artn tahakkuk etmesi gerekmektedir. Akl ve zgrlk. nsandan meydana gelen fiilin faili bu iki art tamakszn o fiilin sahibine tam sorumluluk yklenemez. Kiinin sorumluluk artlarndan akl, kiinin sergiledii davrann ncesini ve neticesini derinliine dnebilmesiyle ilgilidir. O halde herkesin sorumluluu ayn olmayacak kiinin akl ve zgrlk durumuna gre de deiiklik gsterecektir. (Aksekili, 2006:8586) Ancak bu durum ortak sorumluluu ortadan kaldracak deildir, her akl sahibi zgr failin asgaride olsa mterek sorumluluu vardr. Yaratl gayesinin bilincine varmak ve ona gre eylemlerde bulunmann asli sorumluluu olduunu ifade etmitik. Bu sorumluluk en sistematik olarak drt balk altnda toplanmaktadr. Kii onu yaratana kar sorumludur, kii kendisine kar sorumludur, kii en yaknndan en uzana dier kiilere kar sorumludur ve kii iinde yaad aleme kar sorumludur. Bu sorumluluklar insanda drt devi de belirlemi olmaktadr. nsandan beklenen ahlaki dev bu saylan sorumluluklarn yerine getirmesidir. Ancak bu yerine getirilmesi beklenen dev ve sorumluluklar bir ekilde deil onlara deer vererek ve onlar iselletirerek yerine getirilmesi asl anlamda ahlakl olana karlk gelmektedir. Bu hususa bir sonraki balk olan Etikin Ayrt Edici zelliklerinde ilenen deer vurgusu ksmnda daha genie deinilmitir.

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 29

c.Vicdan Her insanda u veya bu ekilde iyi ve ktnn ne olduuna dair bir bilincin varolduuna ve bu vesileyle iyiye ynelmeye, ktden ise saknmaya altklarn gzlemliyoruz. te bu kendiliinden ve ftraten olan, zel bir ahlak eitimi alnmakszn her insanda var olan iyi bilgisine bizler vicdan adn veriyoruz. (ilingir, 2003:13) Her insanda eitli seviye ve glerde bulunan bu meleke, hayr erden, faziletleri reziletlerden ayrarak insanlar iyiye doru yneltir, insanlar yollarn ardklar zaman oradan deil de buradan gitmelisin diye onlar uyarr. (Aksekili, 2006:99) Vicdan bir baka deyile kendisine yanstt aydnlk aynasdr. Bu anlamda vicdan kiinin srf kendisi iin kulland akldr. Zira kiinin vicdan bir bakasnn ne yapmas gerektiiyle ilgilenmez. Vicdan kiide bir kontrol mekanizmas ve bir eit sigorta sistemi gelitirmitir. Kii yanl bir i yaptnda devreye giren bu mekanizma kiiye yanl yapt konusunda uyar verir. Her rasyonel yetilere sahip kiiler yapt yanllar baka znelerden saklama imknlarna sahip olsa da kendi kendinden bunlar karma imknna sahip deildir. Nitekim en zor sylenen ve hi inandrc olmayan yalan kiinin kendi kendisine syledii yalandr, bu yalan karsnda kii kendisine inanmaz ancak inanm gibi grnr. te bu kiiye vicdan bir fatura keser, bu faturay kii pimanlk, zdrap, huzursuzluk ve honutsuzluk olarak der. Vicdan znel ve her eyden te isel bir ahlaki yarg merciini dile getirmektedir. Vicdan gelitirilebilirlik veya atllatrabilirlik zelliklerine sahip bir ekilde her insanda ftraten bulunur. Kii vicdanna yatrm yapar onu her an canl, dinamik ve uyank tutarsa o denli, vicdann verdii yarglar ahlaki olur. Bu vicdann sfat iyidir ve iyi vicdan kiiyi sorgulamaz, ona gven ve huzur verir. Buna karlk kii vicdanna gerekli yatrm yapmaz, onu tembel brakr ve olaylar karsnda ncelikle gr kan sesini ksmaya alrsa bu sefer vicdannda gerekli atlmlar ve ynlendirmeleri gremez sergiledii davranlar gayri ahlaki olur. Bu vicdann alaca sfat ise ktdr. Kt vicdan ise sahibini sorgular, ona gvensizlik ve huzursuzluk duygularn tattrr. (ilingir, 2003:14) Kt vicdan bu ynyle kiiye kendisiyle bir savaa sokar, girilen bu mcadelede kii zarar grr ve ypranr. Kt vicdan benimle mmkn olan alternatiflere dair tartmaz aksine beni olumsuz deerlendirilen bir eylemimden sonra mahkum eder. Bu tr bir mahkumiyetle kendimi sulu hissederim. (Holzey, 1975: 156 (ilingir, 2003ten naklen)) Vicdann mahiyetine dair sorulara gelince onun mahiyetinin ve kaynann ne olduu konular ok tartmaldr. Burada bu soruya cevap vermek adna bir psikoloji, sosyoloji, pedagoji, din, felsefe vs gibi bir ok alan ie koulmaldr. Ancak bizce insanda ftraten bulunan, ona her hangi bir eitim almakszn iyi yahut kt hakknda bilgiler veren, akl sal yerinde olan makul insanlara ahlaki konularda ounluka anlama ve ortak zemin veren ve insan ktlklerden korumaya abalayan bir melekenin kaynan snrl olan insandan te her ynden snr kabul etmeyen Mutlak Varla nispet etmek ok daha makul grnmektedir.

30 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Burada vicdan ile ilgili tm sorulara cevap veremedik, onun geliime ak olupolmamas, terbiyeyle ilgisi, yanlp-yanlmamas, mahiyetin nelii, toplumla olan ilikisi vs. gibi sorunlar zerinde bu blmle dorudan balants olmadndan dolay duramadk. Ancak tm bu meselelerin aydnlatlmay bekleyen meseleler olduunu da zellikle vurgulamak istiyoruz. d.dev dev kavramnn ahlak bahsinde ele alnmas akllara dev ahlaknn en nemli temsilcisi olan Kant getirmektedir. Kant ncelikle eilim ve dev ayrmn yapm ahlakiliin temelini de gereklilikte grmtr. Buna gre bir eylemin ahlaksal deeri dorudan doruya dev bilincine dayanmaktadr. Yani kiiyi ahlakl klan onun eilimine gre deil de deve uygun davranmasdr. Bu erevede dev, yasaya sayg gerei yaplan eylemin zorunluluudur. (ilingir, 2003:19) Ancak bu tanm formel bir tanm olmakta bize ok fazla bir ey bildirmemektedir. Aksekili ise bu tanm daha da net ve ierikli bir ekilde yle yapar. Vazife, dinin ve rfn yapmasn emrettii eydir. (Aksekili, 2006:152) Ahlaki sahada insann kar karya kald devler be ksma ayrlmtr. 1. 2. 3. 4. 5. lahi vecibeler ve vazifeler ahsi vecibeler ve vazifeler Ailevi vecibeler ve vazifeler Vatani vecibeler ve vazifeler ctimai vecibeler ve vazifeler (Aksekili, 2006:154)

nsann ncelikli sorumluluunun Allaha kar olduunu, insann yaratl gayesinin bilincinde olup onun gerekliklerini yerine getirmesi gerektiini ifade etmitik. Allah insanlara ok byk nimetler vermitir. Bu nimetler karlnda insanlarn Hakk tanmak, Onu yceltmek ve Ona sayg gstermek en byk vazifeleri olsa gerektir. te bu vazifeler kiinin dini vazifeleri altnda toplanmaktadr. Kii Allah bilmek, Ona ibadet etmek, emirlerini yerine getirip yasaklarndan saknmakla sorumlu tutulmutur. Ancak insann bu vazifeleri yerine getirmesi iin beden ve ruh salnn yerinde olmas arttr. te bu durum da kiinin sorumluluundadr ve kiinin nefsine kar vazifelerini yerine getirmesi gerekmektedir. Bunlardan sonra insan bir aileye mntesiptir. te en kk toplumsal yap olan aileyi meydana getiren herkesin birbirlerin kar dev ve sorumluluklar vardr. Bundan baka insanlar yaratl itibariyle sosyal bir varlk olduu hususu gzlerden uzak tutulmamaldr. Bu bakmdan kii iinde yaad vatana kar ve iinde bulunduu topluma kar baz devlerinin olmas ok tabiidir. Bunlarn sonunda kii yaad vatan dnda aslna gemii ve geleceiyle insanlk aleminin bir mntesibidir ve her insana kar aslnda doal bir ekilde yapmas gereken dev ve sorumluluklara sahiptir. e.rade ve zgrlk zgrlk ahlak felsefesinin imknnn temel artdr. nk u veya bu yargya varma ya da her hangi bir eylemde bulunma, unu deil de bunu tercih etme imknna sahip

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 31

olmayan kiinin ahlaki taleplerle kar karya kalmas pek olanakl gzkmemektedir. (ilingir, 2003:16) Kii ahlaki bir eylem ortaya koyabilmesi iin ncelikle zgr olmal ve sergiledii davran kendi iradesiyle ortaya koymaldr. Ancak bu erevede kiiden sadr olan eylemler ahlaki deerlendirmeye tabi olacaktr. Kii vicdana ya da dini ve rfi deerlere dayal olarak oluan bir dizi ahlaki emir ve yasaklarla kar karyadr. zgr insan her ne kadar ahlaki saha da dahil olmak zere her alanda hibir eye baml olmayan kendi iradesiyle ynn izebilen kii olarak dnlse de zgrln etrefilli yaps bunu pratik sahada mmkn klmamaktadr. Nitekim zgr insan alternatifler arasnda sadece bir eyi seme gibi basit ya da her istediini kuralsz ve keyfi bir ekilde yapma gibi baya bir ekilde zgrl hak etmez ya da onu kullanmaz. Bu anlamda zgrln de bir snr, kural ve geerli olduu alanlar sz konusudur. Ancak ahlaki zgrlk sz konusu olduu zaman kii ahlaki buyruklar karsnda kendi iradesiyle kendisini snrlandrmasn bilir. Bu, o kiinin zgr olmamasna deil bilakis zgrlnn farkna vararak kendi ve bakalarnn iyilii iin kendi iradesiyle zgrln snrlamasna iaret etmektedir. zgrlk ve irade konularnda daha geni bilgileri ve aklamalar rade zgrl nitesinde verdiimiz iin burada bu kadaryla iktifa edeceiz.
ETKin AYIRT EDC ZELLKLER

Etikin (ahlk felsefesinin) ayrt edici zellikleri, ayn zamanda, bir davran, dn, konumay, fiili, olay, deerlendirmeyi, karar, yargy, ilikiyi vb. etik klan ltlerdir. Biz bu yazmzda cmleleri arlatrmamak iin sadece davran kelimesini kullanacaz ve bununla btn bu saydmz eyleri (davran, dn, konuma, fiil (edim), olay, deerlendirme, karar, yarg, iliki vb.) kastedeceiz. Etikin ayrt edici zelliklerinden ilki, irade (isten) zgrldr. Dierleri, saptayabildiimiz kadaryla, rasyonellik, objektiflik, zgecilik (diergamlk), analiz-sentez, tutarllk, ilkeye ballk, evrensellik, niyet, yanl yapan model almamak, fiile yansma ya da yanstma, bilinlilik, iyiye ynlendirme evki (melyorizm), kendimize ynelik dev karma ve deer vurgusudur. (Bkz. Aristotle, 2001: 1105a- 1111a; Farabi, 2005:2635;Kant,1993:36-38) Bu zellikler birlikte dnlmelidir. Herhangi bir konuda ahlkllktan sz edebilmek iin ncelikle irade zgrlnn var olmas gerekir. (Aristotle,2001: 1110a,b-1111a;Farabi, 1990:59) rade zgrl bulunmayan bir konuda ahlkllktan sz edilemez. Bu konuyu her ne kadar rade zgrl nitesinde derinlemesine ilemi olsak da burada, irade zgrlne etikin ayrt edici bir zellii olmas dolaysyla ksmen de olsa deineceiz. Ahlk alannn zeminini ifade eden irade zgrl, ok genel anlamda, yaptmz bir eyin tersini yapabilme ya da o eyi yapmama imknna sahip olmamzdr. rade zgrl, zgrce seim yapabilmeyi, tercihte bulunabilmeyi ifade etmektedir. Bununla birlikte her tercihimiz ya da seimimiz beraberinde ahlkll getirmez.

32 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Dolaysyla irade zgrlnn her kullanm ahlkllk demek deildir. rnein karn ackan birinin lokantaya gittiini dnelim. Bu kii u yemei deil de bu yemei tercih ettiinde ya da setiinde irade zgrln kullanm olur. Ne var ki, bu durumda ahlkllktan sz edilemez. Ahlklln var olabilmesi iin irade zgrlne ilaveten iyi-kt deer-lendirmesine tbi olan davranlarn ortaya konulmas gerekmektedir. Bu, vlen-yerilen edimlerin ahlk alann oluturduunu sylemenin bir baka eklidir. Burada, dikkat edilmesi gereken bir durum sz konusudur. Her ne kadar ahlkllk belli bir alana zg grnyor ve gndelik hayatmzn tamamn kapsamyor izlenimi veriyorsa da bu doru deildir. Byle olmadn yine bir rnekten hareketle aklayalm. Bir kiinin, bir minibse binip yolculuk cretini deyerek bir yere gittiini dnelim. Bu kiinin bu davrannn, ilk etapta, ahlkla ilgisi yok gibi grnmektedir. Peki, sz konusu kiinin, minibsn kalabalk olmasndan ya da ofrn dalgn olmasndan yararlanarak yolculuk cretini demediini dnelim. Bu davrann ahlkla bir ilgisi var m? Bu soruyu, sanrm, olumsuz olarak cevaplayan biri kmayacaktr. O zaman yle demeliyiz. lk etapta ahlkla ilgisi yok gibi grnen bir davrann, negatifi gerekletiinde (olumsuz anlamda) ahlkllktan sz ediyorsak, byle bir davrann pozitifinin ok genel anlamda ahlkllk kapsamna girdiini dnmeliyiz. Bu noktadan baktmzda gndelik hayatmzn neredeyse tamamn ahlk alan iinde dnebiliriz. Tersinden sylersek, gndelik hayatmzda etik alann ilgilendirmeyen bir davran yok gibidir. te bu yzden, etik kitaplarnda, ahlkn gndelik hayattan kaynakland ska belirtilmektedir. rade zgrlyle ilgili olarak bir noktann daha akla kavuturulmas gerekmektedir. rade zgrl, ad stnde, davrann zgr iradeyle yaplmas anlamna gelmektedir. Bu durumda, zorunlulukla yaplan eyler ahlki olarak deerlendirilemez. Baka bir deyile ahlki deere sahip olamaz. Ancak gndelik hayatmz yle bir gzden geirdiimizde, yapp-ettiimiz eylerin ounu bir tr zorunluluk hissederek yaparz. Bunun isel ya da dsal bir zorunluluk olmas, durumu deitirmez. Bu durumda gndelik hayatmzda ahlk yoktur, mu diyeceiz. Tab ki, hayr. Zorunlulukla yaptmz eyleri batan, zgr irademizle setiimizde ve zorunluluk gerektiren davran, bilerek, isteyerek ve deer vurgusuyla yaptmzda bu davran ahlki deer kazanm olur. rade, hayvanlarda da bulunduundan, insan sz konusu olduunda irade zgrlnn rasyonellikle (Aristotle, 2001: 1139a, b) birlikte dnlmesi gerekmektedir. Baka deyile, insann tercih yapma durumu dnme etkinliinin bir gerei olarak ortaya kmaldr. Ancak byle olunca insann yapp-etmelerinin (iyi ya da kt anlamda) ahlki anlamnn ve deerinin olduu sylenebilir. Rasyonelliin ahlki bakmdan gerei, davrann, tutumun, kararn vb.nin motivinin salt igdye dayanmam olmasdr. Zira salt igdye dayal olarak anlalan hareketler hayvanlara zgdr ve hayvanlar iin ahlkllktan sz edilemez. Ahlkllk iin, insann davrannn motivinin igdye dayanmamas gerektii dncesi yanl anlalmamaldr. Burada kastedilen

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 33

insandaki igdlerin ktl ve mutlak anlamda mahkm edilmesi deildir. Vurgulanan, insann igdlerinin dnme yetisi rehberliinde ilev grmesidir. Rasyonellik zelliiyle ilgili bir dier yanl anlama, doalln salt igdlerle ilgili olarak dnlmesidir. Oysaki felsefi anlamda, Stoaclardan beri, insan iin doallk, dnme yetisine dayal doallktr. nsan, dnme yetisinin dorultusunda hareket ettiinde, onun davranlar doallk kapsamnda deerlendirilmektedir. Bunun etik formlasyonu, kkeni Aristotelese ve hatta baz yorumlara gre Pltona kadar geri giden, doal yasa anlaydr. (Finnis, 2001:85) Objektiflik, rasyonelliin gerei olan bir zelliktir. znelliklerin ve deer yarglarnn sz konusu olduu ahlk alannda objektiflik ilkesinin yeri yokmu gibi grnebilir. Oysa objektiflik, bir olay, konuyu, bir ilikiyi vb. deerlendirirken, karar verme, karm ve muhakeme srelerinde hissiyatmz (duygularmz) darda tutmay ifade etmektedir. Gndelik hayatmzda pek ok deer yargsnda bulunuruz. Bu deer yarglarmzda isabetli olabilmek iin, yargmzn dayand karmn salam olmas gerekmektedir. Bu ise, ancak, karm srecinde rasyonelliin gereklerine uymakla mmkn olabilir. Bu gerekliliklerin banda da duygularmz karm srecine dhil etmemek gelmektedir. nsann, bu anlamda objektif olmas son derece zordur. Ancak bu, salkl karm yapabilmek ve karar alabilmek iin uyulmas gereken bir ilkedir. Bu ilkeyle ilgili olarak bir yanl anlamann dzeltilmesi gerekir. nsann duygusal yanna nem vermesi ayr bir eydir, dnme etkinliinde salkl bir sonuca ulaabilmek iin duygularmz ie kartrmamak daha ayr bir eydir. Dnme srecinin balang nermelerinin ya da sonucun duygusal olarak dikkate alnmas, kiinin tercihine baldr ve bunun objektiflik ilkesiyle bir ilgisi yoktur. Gndelik hayatmzda bir takm deer-lendirmelerden kaamadmza ve onlara gre davranlar ortaya koyduumuza gre, bu deer bimelerimizin etik adan isabetli olabilmesi iin ak ve seik bilgiye dayanmas gerekmektedir. Ak ve seik bilgiye iki yntemle, analiz ve sentez yntemiyle ulalabilir. Bir eyi ak bilmek iin o eyin ayrntlarna, ierdii eylere bakarz; seik bilmek iin ise ayrntl incelemeyi, yani analiz ilemini izleyerek o eyin dier eylerden farkn anlamak iin daha genel erevede bir karlatrma yaparz. Gndelik dil asndan baktmzda davranlar hakknda deer bierken enine ve boyuna dnmeyi, bu iki yntemin bir gerei olarak deerlendirebiliriz. Analiz ve sentezin bizi ak ve seik bilgiye ulatrmas, ayn zamanda, bilginin ahlk bakmndan nemini gstermektedir. Davran ortaya konulurken, bu davrann dayand ahlki ilkenin bilinmesi, gz nnde bulundurulmas, davrann bilerek ve isteyerek yaplmas bilinlilik ilkesinin bir gereidir. Dolaysyla, rastlantsal olarak (tesadfen) ve ara sra yaplan davranlar iyi davran deildir. Davrann, srekli yaplmas, alkanlkla huy haline getirilmesi gerekmektedir. Davranlarmz, belli bir ahlki ilkeye bal olarak ortaya koyuyorsak, bu durumda ilkeye ballk zelliine de sahibiz demektir. lkeye ballk, btn yapp-etmelerimizi belli ilke/ler erevesinde ortaya koymamz salamaktadr. lke, btn yapp-

34 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

etmelerimizi kendisine dayandrdmz eydir. lke ile kural birbirine kartrmamak gerekir. lke, tutumumuzu ynlendirir ve isellemitir. Buradan kurallar kararak gndelik hayatmz ekillendiririz. Sadece kuralc biriysek, gndelik hayatmz ok skc bir ekilde, sadece dsal olarak planlamz demektir. in daha kts, gndelik hayatmzda kurallara, istisna da olsa uymadmz zamanlar sz konusu olabilir. Byle bir durumda bizim kuralclmzn bir anlamnn kalmadn grrz. Oysa ilkeli biriysek, genel anlamda kurallara uyarz ve deiik kural tarzlaryla gndelik hayatmz dzenleyebiliriz. lke-kural ayrmn basit bir rnekle yle aklayabiliriz. rnein bir kii her gn erken kalkmay tutum haline getirmek istesin. Bu kii her gn dakikas dakikasna belli bir saatte kalkmay benimserse, bu kii ilke deil kural belirlemi olur. Konumuz asndan kuralc biri olmu olur ve ou zaman bu kural ilemez ve kii bundan rahatsz olur. Oysa sz konusu kii, dakikalaryla ilgilenmeden, her gn erken kalkmay benimserse bu kii ilke belirlemi olur. Kii bu ilkeye gre, deiik zamanlar, mevsimler, zel gnler vb. iin belirli saatler belirleyebilir. lk durum kiiye herhangi bir esneklik tanmazken ikincisi insan hayatna esneklik getirir ve ayrca ilkesine gre gndelik hayatn dzenleme imkn sunar. Peki, gndelik hayat yaarken ilkemiz ne olmal? Bunu kendimiz belirleriz. Belirlediimiz ilke btn etik /ahlksal koullar gerektiren bir ey olmaldr. lkeye ballk, tutumumuzun evrensel olmasn beraberinde getirecektir. Evrensellik ilkesine sahip olup olmadmz tutarllk ilkesiyle lebiliriz. Tutarllk, ok genel anlamda, benzer koullar olutuka benzer davranmamz gerekliliini ortaya koyan bir lttr. Etik adan, herkese iyi, adil ve hakkaniyetli davranmaya, ayrmclklar ortadan kaldrmaya katk salar. Gndelik hayatmza bu ilke asndan baktmzda yle bir snflandrma yapabiliriz. (i) Genelde iyilie iyilikle karlk verilmesinin ahlk ve insanlk bakmndan doru olduunu dnrz. Kendisine iyilik yaplan kiinin bu iyilie karlk vermemesinin kadirbilmezlik olduunu dnrz. (ii) Teorik adan kendimizi zenginletirmemizin ve baz tarihsel ahsiyetlerin biyografilerini okumamzn etkisiyle asl marifetin iyilie iyilik deil ktle iyilik olmas gerektiini syleriz. Ancak bu daha ok sylem dzeyinde kalr ve gndelik hayatmzda kuru bir teekkrn ok grlmesinden dem vurarak birinci yolu seer ve yaarz. Aslnda etik adan her iki durum da doru deildir. nk her ikisi de ahlklln zemin artn dsal olarak oluturmaktadr. Baka deyile biz, bize yle ya da byle davranlmasna gre, davran ortaya koymaktayz. Bu ise ahlklln varlk zeminini ortadan kaldrmaktadr. Ahlklln bizim iimizden, kendi insan modelimizi yaatmak maksadyla ortaya kmas gerekir. Bunun ifadesi, ne iyilie iyilik, ne de ktle iyiliktir bilakis iyilik hatrna iyiliktir. yilik hatrna iyilik, iyi bir davran srf iyi olduu iin yapmay ifade eder ve beeri adan hibir karlk beklememeyi gerektirir. Bu, iyilii yapan asndandr. yilik yaplan taraf asndan baktmzda, iyilik yapldnda ona teekkrle ve kranla karlk vermemiz ahlki bir gerekliliktir. Bu ilkenin ayrmclklar kaldrmaya katk salayacan da sylemitik. Bunu biraz aalm. Teorik olarak hemen hemen herkes bakalarnn haklarna, yasalara vb. saygl

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 35

olduundan sz eder. Ne var ki bu szlerin gerekleri gndelik hayatta grlmez. Bunu hemen kt niyete balamayalm. Burada etik analiz ve hassasiyet eksiklii sz konusudur. Biz, bir eyi ilke olarak kabul ettiimizi dnebiliriz. Ancak o eyi gndelik hayatn pratiklerine ve ayrntlarna uyarlamazsak, ilke olarak sz ettiimiz ey sadece szde kalacaktr ve byle kalmas doaldr. nk temel eksiklik, ilke olarak benimsediimizi sylediimiz eyin gndelik hayatn ayrntlarna uyarlanmas iin bir analiz ve aba gerekliliini, ahlki bir gereklilik olarak dnmemi olmamzdr. Somut bir rnek verelim. Biri, kadn haklarna saygl olduunu syleyebilir. Bunun etik adan deerinin olabilmesi iin, gndelik hayatta iletiim iinde olduu bayanlarla ilikilerinde ortaya koyduu davranlarnn bu ilke tarafndan dzenlenmi olmas gerekir. Sayglym demek yeterli olmaz. Birebir davranlarnda bu saygnn belirleyici olmas gerekir. Sayglym deyip, rnein ben abuk sinirleniveriyorum ve istemediim eyler yapabiliyorum diyorsa o zaman bu kii davranlarn igdleriyle ynlendiriyor demektir. Oysaki bu saygnn, kiiyi, annesi, ei, kz kardei, bayan arkadalar, meslektalar vb. ile ilikilerinde olumlu anlamda belli bir tutum deiikliine gtrmesi gerekir. Byle olup olmadn tersinden sorgulayabiliriz. Ben acaba saygl olmasaydm, nasl davranacaktm? sorusu bize spesifik davran dzeyinde yardmc olabilir ve ortaya koyduumuz davrann aslnda saygl olma ilkesinin bir gerei olarak ortaya kmadn, igdlerimizden vb. kaynaklandn gsterebilir. Tutarllk ilkesinde, iyilie iyilik ya da ktle iyilik deil, iyilii iyilik hatrna yapmann etik deere sahip olduunu belirtmitik. Gndelik hayatta gzlenen bir durum var. Biz genelde, iyilikler yaptmz ama bize ktlkle karlk verildiini ya da en iyi ihtimalle iyiliimizin karln bulamadmz syleriz. Byle durumdaki pek ok kiinin davranlarn, artk bakalarna iyi, drst vb. davranmama dncesiyle ekillendirdiini duyarz, grrz ve gzlemleriz. Bu durumda etik adan en az iki hata yapyor grnmekteyiz. Birincisi udur. Biz yanl, kt, adaletsiz vb. dediimiz kiilerin yaptklarn yapmaya baladmzdan etik adan her hangi bir hakllmz sz konusu kalmam olur. Bir zaman diliminde bakas yapyordu ktl, imdi ise biz yapyoruz. Byle durumda biz nasl hakl olmu oluruz! Dier hata ise etik adan ok daha nemlidir. Byle davrandmzda biz ahlk alannn olumasnn kendisine bal olduu artlar ortadan kaldrm oluruz. nk biz yanl yapan model alm oluruz. Bu ise kiiyi, kendi muhalifinin ztt olarak konumlama yanlna gtrr. (Plton, 2007:49-61)Gndelik hayatmzda, gerek davranlarmz ortaya koyarken gerekse ilikilerimizde, bize yanl yaptn dndmz kiiyi eletiririz, kzarz, intikam almak isteriz, ona haddini bildirmek isteriz vb. Bu noktada biz de onun zttna davranarak doru yaptmz dnrz. Hlbuki biz de tam onun gibi yapm oluruz. Buradaki hata urada yatmaktadr. u ya da bu ekilde davran ya da szle karlk verdiimizde, o kiiye yaptnn tam karln vermi olur muyuz? Bunun tam karlk olduunu nereden karyoruz? Asl nemlisi, biz o kiinin yaptnn zttn yapmak iin kendimizi konumlam olmakla, sz konusu kiinin oluturduu zeminde davran ortaya koymaktayz. Bu ise, daha nce belirttiimiz gibi, ahlklln zeminini

36 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

dsal olarak oluturmak, daha doru bir deyile, ahlklln zeminini yok etmek demektir. Karlatmz insanlara gre, u ya da bu harekete gre davranlarmz ynlendirirsek, kendi insan modelimizi, kendi insan anlaymz ne zaman hayata geireceiz? Baka bir deyile, una ya da buna tepki olarak ekillenen bir yapnn ahlken iyi bir yap olduu sylenebilir mi? te, kendisini muhalifinin ztt olarak konumlayan kii, kendisini hakikate gre ekillendirmedii iin, etik bakmdan sylersek kendisini iyilie gre ekillendirmedii iin ahlken iyi biri olarak deerlendirilemez. Gndelik hayatta, genelde, birinci durum bizi negatif ahlk ilkelerine, tutum olarak Sofistlerin tutumuna, ikinci durum bizi pozitif ahlk ilkelerine, tutum olarak Sokratesin tutumuna yaklatrr. Gndelik hayatmz ekillendiren ey, bizim tutumumuzdur. rnein karamsar ve ktmser biriysek davranlar, olaylar, ilikileri vb. hep olumsuz tarafndan bakarz ve onlarla ilgili bir ey yapp etmek istemeyiz. Dolaysyla, aslnda, kendi hayatmz olumsuz tarzda biimlendiririz. Bunun tam ztt tutum, ok yaygn grlmese de, hibir eye kt gzle bakmayan, her eyi evrenin gzelliini tamamlayan bir ey olarak gren anlay yanstr. Bunlardan ilkinin ad pesimizm ikincisinin ki optimizmdir. Birinci anlay, her eyin kt olduundan, hayatn gereinin ktlk olduundan sz ederek karamsar bir ekilde yaar ve dolaysyla hibir eyin dzeltilemeyecei, etik adan sylersek, hibir ktln iyi-letirilemeyecei dncesiyle ilikilerini dzenler ve davran ortaya koyar. Sonuta da iyi eyler yapmam olur. kinci tutum olan optimizm, ilk etapta, etik adan olumlu bir ey olarak anlalabilir. Byle bir tutumda, hayatta kt olan bir ey olmayaca iin, dolaysyla dzeltilecek ve iyi-letirilecek bir ey olmayacaktr. Bu anlay da son noktada insan kt eyleri dzeltmeye motive edemez; nk kt eylerin olmadn savunur. Dolaysyla her iki anlay etik adan motive edici grnmemektedir. Bizi, kt eyleri ve yanllklar dzeltmeye, iyi eyler ortaya koymaya motive edecek anlay, byle bir anlay savunmamz salayan melyorizmdir. Kelime anlam olarak, iyiye ynlendirme yolu demektir ve bizim iyi eyler ortaya koymamz bu konudaki inancmza balayan bir anlay ifade eder. Dolaysyla, melyorist tutum, bir boyutu bizi ilgilendiren her tr olumsuzluu dzeltme, iyi eyler ortaya koyma evki olduundan etik adan gerekli bir tutumdur. Davran ahlk bakmndan deerli yapan ey, niyettir. Niyet, azim, kararl tutum ve eilim anlamlarna gelir. Niyet iyi olursa davran iyi, niyet kt olursa davran ktdr. Ancak niyet konusunda dikkat edilmesi gereken bir nokta vardr. Cehennemin yolu iyi niyet talaryla delidir. yi niyetli olduunu (sadece) sylemek ve baka bir ey yapmamak ahlken anlamszdr. yi niyete sahip olmak, Kantn diliyle sylersek, devinin ne olduunu bilme ve ona gre davranmay ifade etmektedir. Bu, yukarda sylediimiz gibi, sahip olduumuz ilkenin ya da ilkelerin spesifik davranlar ynetecek kurallara dnmesi anlamna gelir. yi niyet, u ya da bu ekilde davranmay deil, devimize gre, davranmay gerektirir. Davran tarzmzn devimiz olup olmadn nerede karacaz? Pratik anlamda, bunu, tersinden sorgulayarak yapabiliriz: devim olmasayd nasl davranacaktm?. Bu trden sorular bizi en

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 37

azndan ahlkllk alannn iine ekecektir. Ahlken tam olarak iyi yapp yapmadmz ise btn bu saydmz ilkeleri gz nnde bulundurarak saptamaya almalyz. Buna ramen iyi niyete sahip olup da istemediimiz sonularla karlaabiliriz. Bu durum ounlukla byle deilse bizden sorumluluu kaldrr ancak yine de ahlksal deere sahip olur. Bununla birlikte bu durum genellikle byle ise, yani her seferinde iyi niyete sahip olduumuzu sylyor kt sonularla karlayor isek o zaman dev saptama sremizde ve analizimizde sorun var demektir. yi niyete sahip olmak, sonuta, iyi davran ortaya karmaldr. Bu etiin temel ilkelerinden fiile (edime) yansmann bir gereidir. Bir kii srekli konuuyor ve zellikle konutuu ve iddia ettii konularda hibir ey yapmyorsa bu durum o kiinin ahlken iyi olduunu gstermez. Biz genelde, eletirilerinde hakllk grdmz iin, byle kiilerin iyi olduunu dnrz. Oysa ahlkllk iin iyi /kt davrann ortaya konulmas gerekir. Bu ilke, iyi eyler ortaya koymay gerektirmektedir. Srekli konuma ve eletirmeyi ve hibir ey retmemeyi darda tutmaktadr. Etik tutumun bir dier zellii zgeciliktir (diergamlk /altruism). Ahlkta asl olan zgeciliktir. Bunun ztt olan bencillik (egoizm) ve hedonizm (Hazclk), her ne kadar etik teori olarak yer etmise de, tutarl olarak savunulamaz, saduyu ve beeri tecrbe (insan deneyimi) bakmndan kabul edilemez. Bu hususa nc nite olan Etik Tarihindeki Temel Teoriler nitesinde ayrntlaryla yer verdik. Gndelik hayat asndan baktmzda, herkesin ncelikle kendi evine ekmek gtrmenin derdinde olduunu grrz. Bu, ahlk anlaymzn egoist olduu anlamna gelmez. Eer bu tutumun herkeste ve her zaman byle olduunu iddia edersek ve bunun bir deer olarak her zaman ve herkeste byle olmas gerektiini sylersek, yani bu tutumun bir doa ve ahlk yasas olduunu iddia edersek, o zaman egoist olmu oluruz. Kii, gndelik hayatnda bakalarn (eini, dostunu, arkadan, ocuunu, meslektan, komusunu vb.) ahlken ciddiye alyorsa davranlarn ortaya koyarken onlar hesaba katmazlk edemez. Bu hesaba katma, bir deer olarak hesaba katma demektir. Deer vurgusu, bize gre, etiin ayrt edici ynn oluturmaktadr. Bu ilke ya da lt, gndelik hayatmzda ahlklln olumasnn temel koullarndan birisidir. Deer vurgusu davrann, u ya da bu ekilde deil, en iyi ekilde yaplmasn beraberinde getirmektedir. Biz deer verdiimiz davranlar en iyi ekilde yapmaya alrz ve bunu yaparken de pek bir engel tanmayz. Ne yapp edip deer verdiimiz eyi gerekletirmeye alrz. Bir de, bir ekilde yapp kurtulmak istediimiz iler vardr. Bu tr eylerin deer vurgusuyla deil de sorumluluk alanyla balantlandrldn grmekteyiz. imizi bir ekilde yapp o iin sorumluluundan kurtulmak isteriz. Baka deyile o ile ilgili olarak sorumsuzlamak isteriz. te gndelik hayatmzdaki btn davranlarmza bu iki adan hangisiyle baktmz son derece nemlidir. nk ilki etii hayatmza getirirken ikincisi onu hayatmza dhil etmemektedir. imdi gndelik hayatmz yle bir gzden geirelim. Hangi ilerimizi bir ekilde yapp bitirmek isteriz? Hangi ilerimizi deer vererek yaparz? Bireyin,

38 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

gndelik hayatnn ounun bir tr zorunlulukla, sorumlulukla yapt ilerden olutuunu grmekteyiz. Evde yapmamz gereken eyler var. yerinde yapmamz gereken eyler var. Sosyal hayat asndan yapmamz gereken eyler var. Btn bunlar bir tr zorunlulukla yapldnda, bir an nce yapp sorumluluundan kurtulma anlayn getirirler. Bu konuda dsal denetleme mekanizmalar bizim nmzde bir tr yaptrm otoritesi olarak durur. Bu durumda davran ya da i, otoriteden bir ekilde onay alma ya da denetimden bir ekilde geme motivasyonuyla yaplabilir. Bu motivasyon ise kiiyi ii en iyi ekilde yapmaya deil u ya da bu ekilde yapmaya yneltir. Bu adan baktmzda deer vererek, severek yaptmz eylerin ok az ve snrl olduunu grrz. Oysa zorunlulukla yaptmz eyleri, bize yakmas asndan dnp, deer vurgusuyla yaparsak btn gndelik ilerimiz etik deer kazanacaktr. Deerin hayata geirilmesi, baka deyile uygulamaya dnmesi nasl mmkn olacak? Bu sorunun yantn verebilmek iin ncelikle deerin mahiyeti / nelii zerine bir analiz yapmamz gerekmektedir. Burada, deerlerin sbjektif (znel) mi yoksa objektif (nesnel) mi olduu tartmasna girmeyeceiz. Nitekim bu konuyu Deer nitesinde genilemesine ilemeye altk. Ancak u kadarn sylemeliyiz. Deerler ne salt sbjektif ne de salt objektiftir, bilakis deerlerin hem sbjektif yan hem de objektif yan vardr. Bilinli bir varlk olan insann bulunmad bir evreni dnelim. Byle bir evrende bir kaya parasnn bulunduu yerden yuvarlanarak bir aac ezmesi iyi / kt mdr? Ya da, tek bir sje (zne)nin olduu baka hibir sje ya da obje(nesne)nin bulunmad bir evreni dnelim. Byle bir evrende bu bilinli varln eer mmknse- bir ey yapp etmesinin ahlken bir anlam var mdr? Her iki soru da bizi u noktaya yneltir. Deerin varlndan sz edebilmemiz iin hem sjelerin hem de objelerin var olmas gerekmektedir. Bu noktada ikinci nemli husus, deerin kurulduu gereidir. Deer, kurulur, ina edilir; nk deer ilikisel bir eydir. Bu iliki sje-sje arasnda olabildii gibi sje-obje arasnda da olabilir. Dolaysyla deerin hayata geirilebilmesi, gndelik hayata yansyabilmesi iin her eyden nce ilikilere ihtiya vardr. Tersinden sylersek, ilikiler zerinden biz deeri pratik hayata yanstabiliriz. Kabaca bir rnek verelim. Bir kiinin rnein doayla ilikilerini asgariye indirmesi, son derece snrlamas o kiinin doayla, evreyle ilikisinin iyi olduu anlamna gelmez. nk iyi /kt ilikisi ya hi kurulmam ya da son derece snrlandrlmtr. Deerin hayata yansmas iin ncelikle irademizin (istencimizin) olmas gerekmektedir. rade zemininde kurulan ilikilerde ancak deer ortaya karlabilir. Deerin yaatlmas (kuram-)-ilke-kural-lt silsilesi sonucu ortaya kacak ilikilerde sz konusu olabilir. Doal olarak, her zgrln bir de sorumluluu sz konusu olacaktr.

zet ve Deerlendirme
Ahlk, deiik tanmlara sahiptir. Bunlardan birisi, ahlkn isel bir yap olmasdr. Dieri, insann gleri ve bu glerden erdemlerin nasl kacan vb. bize bildiren disiplin ad

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 39

olmasdr. Gndelik dilde, ahlk iyi davranlar nitelemek iin de kullanlmaktadr. Etik ise, ok genel anlamda ahlk, ahlki hayat zerine sistemli, tutarl, rasyonel, objektif vb. bir dnme, soruturma alandr. Etik, felsefenin ahlak alanyla ilgili soruturma ubesidir. Kitaplarda davran yneten ilkeler manzumesi oalrtak tanmlanmaktadr. Ne var ki, etik kelimesi de, tpk ahlk kelimesinde olduu gibi, gndelik dilde, iyi davranlar iin nitelik olarak kullanlabilmektedir. Ayrca kelimenin tarihsel kkeni asndan alkanlk anlamna gelmesi de sz konusudur. Btn bunlar etik ve ahlkn birka boyutunun bulunduunu gstermektedir. Etik ve ahlktan szederken btn bu ynlerin dikkate alnmas nemlidir. Bir davrann, bir kararn, bir yargnn, bir ilikinin, bir deerlendirmenin etik olup olmadn bu edimlerin etikin ayrt edici zellikleri balamnda ortaya konulup konulmadna bakarak karar verebiliriz. Zeminde irade zgrl olmak zere, bata deer vurgusu, tutarllk, rasyonellik, objektiflik, iyi niyet ve melyorizim gibi bir takm ilke ve ltler bir davran, bir konumay, bir ilikiyi, bir yargy vb. etik yapan ilke ve ltlerdir. rnein bu ltlerden objektiflik, bir davranla ilgili kararn hissi olarak alnmamasn, rasyonellik davrann akli bir ilkeye dayanmasn, tutarllk benzer durumlarda benzer davran ortaya koymamz gerekliliini ifade eder. Davrann, rnein din, ticaret, sanat, siyaset vb. baka bir alana ait olmas durumu, etik adan ayn ilke ve ltlere tbidir.

Sorular
1.Aadakilerden hangisi ahlak kelimesini karlamaktadr? a.Huy-Kapasite b.Huy-Karakter c.Meleke-Ruh d.Dualite-Meleke e.Ruh-Karakter 2. ..yle bir melekedir ki onun sebebiyle nefisten fiiller kolaylkla meydana gelir. ..ahlk felsefesi demektir. Aadakilerden hangileri boluklar karlamaktadr? a.Ruh-Ahlak b.Etik-Ahlak c.Karakter-Meleke d.Ahlak-Etik e.Huy-Hulk 3.Aadaki kavramlardan hangisinin etik ile ilgisi en azdr? a.Sorumluluk b.Vicdan c.Niyet d.dev e.Zorlama

40 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

4.Etikin ayrt dici zelliklerden birisi olan objektiflikle ilgisi aadakilerden hangisi sylenmez? a. Objektiflik rasyonelliin gerei olan bir zelliktir. b. Objektiflik, bir olay, konuyu, bir ilikiyi vb. deerlendirirken, karar verme, karm ve muhakeme srelerinde hissiyatmz (duygularmz) darda tutmay ifade etmektedir. c.nsan tamamyle objektif olabilir. d.nsan olabildiince objektif olmaya almaldr. e. Dnme srecinin balang nermelerinin ya da sonucun duygusal olarak dikkate alnmas, kiinin tercihine baldr ve bunun objektiflik ilkesiyle bir ilgisi yoktur.

Cevaplar
1.b, 2.d, 3.e, 4.c

Kaynaklar
Aksekili, Ahmed Hamdi, (2006). Ahlak lmi ve slam Ahlak, sad. Ali Arslan Aydn, Yasin Yay., stanbul. Aristotle, (2001). Ethica Nicomachea, trans. W.D. Ross, (The Basic Works of Aristotle iinde, Edited by Richard McKeon, Modern Library Paperback Edition, New York, Toronto 2001) ilingir, Lokman, (2003). Ahlak Felsefesine Giri, Elis Yay., Ankara. Farabi, (1987). Fusull-Medeni, ev. H. zcan, Dokuz Eyll niv. Yay., zmir 1987. Farabi, (1990). El-Medinetl-Fzla, deal Devletin Yurttalarnn Grlerinin lkeleri, ev. Ahmet Arslan, Kltr Bakanl Yay., Ankara. Farabi, (1993). Mutluluk Yoluna Yneltme, (Tenbh Al Sebli-Saade), ev. Hanifi zcan, zmir. Farabi, (1999). Mutluluun Kazanlmas, (Tahslus-Sada) ev. Ahmet Arslan, Vadi Yay., Ankara. Frb, (2005). Frbnin ki Eseri, Fusull-Medeni Tenbh Al Seblis-Saade, ev. H. zcan, M..lahiyat Fak. Vakf Yay., stanbul. Finnis, John, (1998). Aquinas: Moral, Political, and Legal Theory, Oxford Univ. Press, Oxford. Holzey, H. (1975) Gewissen, Basel (Aktaran ilingir, L., (2003). Ahlak Felsefesine Giri, Elis Yay., Ankara.) Kant, Immanuel, (2009). Ahlak Metafiziinin Temellendirilmesi, ev. oanna Kuuradi, Trkiye Felsefe Kurumu, Ankara.

E t i k , A h l k v e E t i k i n A y r t E d i c i z e l l i k l e r i | 41

Knalzade, Ali Efendi, (Trhsz). Ahlk- Al, haz. Hseyin Algl, Tercman 1001 Temel Eser, no 30. zlem, Doan, (2010). Ahlak Felsefesi, Say Yay., stanbul. Plton, (2007). Plton Toplu Diyaloglar-I, ev. N. E. Erim, Eos Yay., Ankara. Trkeri, Mehmet, (Der) (2008). Etik Kuramlar (Derleme), Lotus Yay., Ankara. Ula, Sarp Erk, (2002). Felsefe Szl, Bilim ve Sanat Yay. Ankara.

NTE 3 ETK TARHNDEK TEMEL TEORLER


Do. Dr. MEHMET TRKER Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, Etik kavramnn anlamnn ne olduu, Klasik Etik teorilerden Pltonculukun genel karakterini,

Klasik Etik teorilerden Aristotelesi etiki dierlerinden ayrt eden zelliklerin neler olduunu Klasik Etik teorilerden Hedonizmin eitlerini ve bunlarn grleriyle birbirlerinden farkl olan ynlerini Klasik Etik teorilerden Knikilik ile Stoac etikin genel anlaylarn ve birbirleriyle olan ilikisini Spinozann etik anlayn, Egoizmin eitlerini, bunlarn ne anlamlara geldiini ve ayrt edici zelliklerini, Faydac ve Kant etikin genel karakterlerini ve etik tarihindeki yerini, Modern Etiki Klasik Etikten ayrt eden zelliklerini, Yahudi, Hristiyan ve slam etikinin genel karakterlerini,

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
ETK TANIMI KLASK ETK TEORLER 1.Pltonculuk 2.Aristotelesi Etik 3.Hedonizmin Savunucular 3.a. Kyreneci Hedonizm: 3.b. Epikrc Hedonizm: 4.Knikilik 5.Stoac Etik 6.Spinozada Etik Dnce 7.Egoizm 7.a. Psikolojik Egoizm: 7.b. Normatif Egoizm:

44 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

7.b.1.Etik Egoizm: 7.b.2. Rasyonel Egoizm: 8.Faydac Etik (Utilitirianizm) 9.Kant Etik MODERN ETK 1.znelcilik ve Nesnelcilik: 2.Motivist, devci ya da Sonuu Kuramlar DN ETK 1.Yahudi Etii 2.Hristiyan Etii 3. slam Etii

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Etik Sokrates Plton Aristoteles Kinik Kyrene Epikr Stoa Spinoza Egoizm

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 45

Faydaclk Kant znelcilik Nesnelcilik Dini Etik

ETK TANIMI: ok farkl anlamlar olan etik szcnn en ok kullanlan tanmlarndan birisi de udur: Etik, insanlarn davranlarn kendilerine gre dzenledii bir ilkeler sistemi ya da dizisidir. Bu balamda doktorlarn birbirileriyle ve hastalaryla ilikilerini dzenleyen ve onlara rehberlik eden tp etiinden, Mslmanlarn davranlarn belirleyen bir slam Etikinden sz edebilmekteyiz. Ancak felsefeciler etikten sz atklar vakit, bu terimleri sadece ifade ettiimiz anlamda kullanmamaktadrlar. Onlar, etik kelimesiyle kocaman bir teorik alan kastetmektedirler. Bu alanla ilgilen felsefeciler ortaya, insan nasl davranmal? nsan iin iyi bir hayat nedir? yiliin ve ktln doas nedir? gibi sorular atarak etik teoriler oluturmaya alm ve etik alanda karlalan glkleri zmeye aba sarf etmilerdir. Felsefecileri etik almaya iten en byk gdlerden birisi de insanlarn hayatlarnn en merkezinde yer alan ve srekli dinamik bir ekilde cevap bulmaya altklar soru(n)lara zm bulma arzular olmutur. Etik, bizatihi hayatn iinde ve bir ynyle hayattan kaynaklanmaktadr. Bu adan onu gnlk hayattan koparp sadece akademik hayata hapsetmek byk bir hatadr. Gnlk hayatta akli melekeleri yerinde olan ve skntl durumlarla karlaan herkes bir bakma haddi zatnda etik filozofudur. te etik bu denli canl, hayatn iinde ve her insana bu kadar yakndr. Hem cinsinin hayatna kastetmemesi ve lkesini her artta sevmesi gerektiine inanan her insan, lkesinin sava iinde bulunduu bir durumu pekala varsayabilir. Bylesi bir durumda o, lkesi iin savamay reddederse lkesini sevme grevine muhalif davranm olacak, te yandan lkesi iin savarsa bu defa da insan hayatna kyabilecektir. imdi bylesi durumda kii ne yapmal ve nasl davranmaldr? te bunun gibi sorular zerine herkes dnp salkl kararlar almaya alabilir. Ancak felsefeciyi dierlerinden ayran nokta ou zaman felsefecilerin konu zerine daha sistemli, tutarl, rasyonel ve genelleyici olarak dnmeleridir. Yukarda yer alan sorulara cevap verirlerken taknlan tavrlar, sylemler ve sylem gelitirme yntemleri ileriki blmlerde zerinde duracamz etik teorilerin omurgasn oluturacaktr. imdi insan iin iyi olan hayat nedir ve insanlar nasl davranmaldr? sorularnn birisine ya da her ikisine cevap arayan teoriler dendiinde karlk bulan Klasik Etik Teorileri ilk olarak ele alacaz. Bu sorular zerinde durma ve bunlara cevaplar arama Klasik Etik Teorileri sonraki blmde yer vereceimiz Modern Etik Teorilerden ayrt etmektedir. Bu ayrm ileriki blmlerde daha ak bir ekilde kendisini hissettirecektir.

46 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

KLASK ETK TEORLER 1.Pltonculuk Klasik teoriler blmnde ilk olarak Pltoncu etik ele alnacaktr. Ancak Pltonun konuya dair anlayn ifade ederken Sokratesin rencisi olmasna ve bu erevede grlerindeki Sokratesi etkiye de vurgu yapacaz. Pltoncu etik dncede genellikle iyi hayatn ne olduu bilinirse doal olarak onu elde etmeye alacak ekilde davranlaca farz edilmektedir. ncelikle insann, iyi hayatn ne olduunu bildikten sonra gayri ahlaki davranamayaca gr, hem Sokratesin hem de Pltonun grdr. Bu anlaya gre ahlakszlk bilgi eksikliinden ileri gelmektedir. Eer kii neyin doru olduunu kefedebilirse, Pltona gre o kii asla kt bir davran ortaya koymaz. Buna gre tm mesele iyinin ne olduunun kefedilmesinde yatmaktadr. Bu nokta Pltoncu etiin en nemli unsurunu oluturmaktadr. Pltona gre iyi, insandan insana farkllk gstermeyecek kadar aktr. yi bir hayatn doasn saptamak matematik objeleri kefetmek gibi zihinsel bir itir. yinin kefedilmesi de ayn matematiksel ilemler gibi (2*2=4) apaktr. Matematiksel dorular nasl eitimli kiiler tarafndan kolaylkla kefedilebiliyorsa ahlaki dorular da felsefe, matematik, ahlak vb. eitli alanlarda eitim grm kiiler tarafndan kazanlabilmektedir. Yani Pltona gre iyi hayatn doasn bilme kapasitesi ve yeterliliine ancak uzun bir zihinsel eitimden getikten sonra sahip olunabilmektedir. Plton bilgi sahibi olmayan kiilerin de iyi bir yaam srebileceklerini dnmtr. Ancak bu kiilerin bunu dzensiz bir ekilde ya da tesadfen yapacaklarn ifade eden Pltona gre yi bir yaam, sistemli ve dzenli olarak ancak bilgi sahibi kiiler tarafndan istemli bir ekilde yaanan yaam olarak dnlmtr. Bu noktada Plton, iyi bir yaam srmeleri adna kiilerin iki farkl tarzda eitilmeleri gerektiine inanmaktadr. Ona gre insanlar bir yandan erdemli alkanlklarn, te yandan matematik ve felsefe gibi disiplinlere eilmekle de zihinsel glerini gelitirmelidirler. Zihinsel glerini gelitirmek asndan yetersiz olan kiilerin de iyi bir yaam ancak iyi hakknda bilgisi olan erdem sahibi kiileri rnek almak kouluyla yaayabilecek olduklarn dnen Plton, sadece iyiye dair bilgiye sahip olanlarn kanlmaz bir ekilde iyi bir hayat yaayabileceklerine inanmaktadr. Pltonun felsefesindeki ikinci nemli unsur, onun mutlakiyetiliidir. Buna gre insanlarn yaayabilecekleri sadece ama sadece bir tek iyi hayat bulunmaktadr. Bu anlamda iyilik, insanlarn eilimlerine, arzularna, dileklerine ya da fikirlerine bal olmayan bir yapya sahip olarak dnlmektedir. Plton iyiliin yapsndaki hakikatin 2*2=4 eklindeki matematiksel hakikate benzediini dnmtr. Ona gre iyilik her trl epistemolojinin zerinde ontolojik bir yapya sahiptir. yilik de tpk matematiksel objeler gibi insanlarn hakkndaki gr, fikir ve inanlarndan bamsz olarak

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 47

mevcuttur. ayet insanlar gerektii gibi hem ruhi hem de bedeni adan eitilirse bu bamsz ekilde kendi kendine bulunan iyilik onlar tarafndan kefedilebilir. Plton ahlaki ilkelerin nesnelliini de savunmutur. Buna gre herhangi bir eylem, kiinin fikrinden bamsz bir ekilde ve mutlak olarak ya dorudur ya da yanltr. Bu erevede meseleye yaklaldnda, masum birinin canna kastetmenin ahlaki anlamda yanl olduu ileri srlebilmektedir. Pltoncu etiin bu ynnn dini ahlaklar zerindeki etkisi deil ama onlarla benzerlii net bir ekilde gze arpmaktadr. Dini ahlaklar da Pltoncu etik gibi lahi iradeden kaynaklanan ahlaki ilkelerin mutlak ve evrensel olduunu ne karmaktadrlar. Pltoncu etik anlaynn daha btncl bir ekilde anlalmasna yardmc olacana inandmz iin ona kar getirilen bir iki eletiriye yer vererek bu blm nihayete erdirmeye alalm. Buraya kadar Pltonun etik anlaynn zerinde durduu iki varsaym ifade ettik. Bunlardan ilki insann iyi hayatn ne olduunu bilmesi halinde asla gayri ahlaki bir davran sergileyemeyecei, dieri ise btn insanlar iin ancak ama ancak tek bir iyi hayatn sz konusu olduuydu. Bu varsaymlardan ilkine yakndan bakldnda baz eylerin tam anlamyla yolunda gitmediine tank olunmaktadr. Mesela hrszlk yapmann yanl olduunu bile bile hrszlk yapan kiilere Pltoncu etik nasl bir cevap retecektir? Bu kiilere, Pltoncu izgide, bu kiilerin hrszlk ile neyin kastedildiini tam anlayamadklar eklinde bir cevapta bulunulsa da yine de bu kiilerin hrszl ok kt bir ey olarak kabul ettiklerine dair iaretlerine de tank olunmaktadr. Bu durum bizlere baz insanlarn doru eylem eklini bilseler de doru olmayan davran kalplarn sergilediklerini gstermekte ve Pltonun, iyilie dair bilgiye sahip olan kiilerin zorunlu olarak doru davran kalplarn sergileyecekleri eklinde tmel iddiasnn biraz yumuatlabileceine dair n deyiler sunmaktadr. Pltoncu etiin ikinci varsaymna baktmzda ise unlar ifade edilmektedir. Pltoncu etikte iyilik, matematiksel objeler gibi apak olarak ifade edilmiti. Ancak son kertede bunun tespit ve kabul edilebilirliinin ok ak grnmediine dair baz sorunlar bulunmaktadr. Mesela bilimsel bir konuda bir olguya binaen o konunun uzmanlar bir araya gelerek bir konuda uzlaabilmektedirler. Oysa ki bylesi bir durum ahlaki bir meselede bu kadar kolay olmamakta ve baz durumlarda ise neredeyse imknsz gzkmektedir. Mesela ounluun refah iin aznln ortadan kaldrlmasna evet diyebilir miyiz? lkenin savunmas iin dman devletlerinin masum insanlar ldrlebilir mi? ok belay defetmek adna baz kk ktlkler ilenebilir mi? gibi sorular ahlaki ynde karar almak adna ortak noktalar flulatran sorular olarak grnmektedir. 2.Aristotelesi Etik Klasik Yunan felsefesinin en bariz karakterlerinden birisi, kukusuz dnem filozoflarnn akl kullanarak dnyann gerek doasn kavramaya almas olmutur. Aristoteles, Pltonda olmayan ekliyle tecrbeyi de merkezi unsur olan akln yanna koymu ve etik anlayn akl+tecrbe zerine ina etmitir. Yani o, sadece akl yrterek btn insanlar iin iyi bir hayatn doasn kefetmeye almak yerine gnlk

48 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

hayatta eitli insanlarn davran ve konumasn inceleyerek genel ilkelere ulamay denemitir. Buna gre Aristoteles, saduyulu olarak kabul ettii insanlarn iyi olarak dndkleri eylerin ortak ve temel zelliini kefetmeye alm ve bunu mutluluk kavramyla ortaya koymutur. Aristoteles, insan iin iyi olan hayatn mutluluk getiren hayat olduunu dnmtr. Ancak bu yant hem ok basit, hem ok genel ve hem de ok belirsizdir. Aristoteles, ilk tespitinden sonra mutluluun fenomenolojisini yapmay ihmal etmemitir. nk yantn ak olabilmesi iin mutlulukla neyin kastedildiinin ortaya konulmas icap etmektedir. Aksi takdirde i rndan kacak ve salt bir sbjektivizmden sz edilmi olacaktr. Aristoteles mutluluu u ekilde tanmlamtr: Mutluluk ruhun erdeme uygun etkinliidir. Bu anlamda mutluluk bir etkinliin hedefi olmaktan ziyade ona elik eden, statik olmayp dinamik bir yapda bulunan haldir. te Aristotelesi etiin en merkezi kavram bu mutluluktur. O, mutluluk kavramn merkeze alarak klasik etik teorilerin yantlamaya alt iki soruyu yantlamaya alr. nsan iin iyi hayat nedir? sorusuna Aristoteles, insan iin iyi hayatn mutluluk veren hayat olduu, insanlar nasl davranmaldr? sorusuna ise, insanlarn mutluluu elde edecek ekilde davranmas gerektii ekliyle cevap vermitir. Bu son cevabn da mutluluk gibi belirsiz grlmesinden tr Aristoteles bunu daha daraltp belirgin hale sokmak iin orta retisini gelitirmitir. Aristotelesin orta retisini daha net bir ekilde anlamak iin, bir benzetime bavurulabilir. Bu dorultuda mutlu olmak iyi beslenmeye benzetilmitir. Nasl ki insan iyi beslenmek iin belli miktarda yemek yemeliyse ve bu yemek oran kiinin cssesi, fiziki yaps ve ihtiyacna balysa ayn ekilde etik adan da doru davran iki ar u arasnda, kiiye en uygun ekilde davrann yolunu aan davran olarak grlmtr. lkinde doru miktarda yemek; ok yeme ile az yeme arasnda orta iken, etik adan doru ise; iki dinamik/deiken yanln, ifrat ile tefrit arasndaki ortada olarak dnlmtr. Buna gre bir kii iin iyi olan ey bakas iin iyi olmayabilir. Hatta kii bunu bizzat tecrbe etmeden ve sadece akln kullanarak kendisi iin doru olan hayat tarzn bilemez. Bu nokta Aristotelesin rlativist (greceli) ve ampirist olduu sylenebilir. Nitekim kii kendisine en uygun itidal noktasnda erdemli bir davran ancak kendisi bilebilmekte ve kefedebilmektedir. Kiinin nasl davranacan belirleyen ey, orta retisine gelitirilen farkndalk ve uygunluktur. Aristotelesin bu balamda kabul ettii erdemler itidalle yani orta yolla ilgili olan erdemlerdir. Mesela cesaret erdemi korkaklk ile kr krne atlganlk arasndaki erdem, cmertlik ise savurganlk ile cimrilik arasndaki erdemdir. Buna gre Aristotelesin bu anlay, mutluluu elde etmek iin insanlarn itidal ierisinde davranmas ve iki ar u arasndaki orta dinamik noktaya riayet etmeleri gerektiini ileri srmektedir. Aristotelese gre kabul edilen bu orta ise kiinin zelliklerine gre kiiden kiiye deiecek bir yap arz etmektedir. Bu ynyle Aristotelesin, hocas Pltonun mutlakiyeti/ teki (monist) yapsn gevetmeye kap aralam olduu

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 49

sylenebilmitir. Aristotelesin mutlulua ve orta retisine ilikin grleri hazcl iinden karmadysa da hazc retilere etkide bulunmutur. Konuyla ilgili olarak Aristoteles hazzn tamamen kt bir ey olduu dncesini reddetmi ve tamamen hazsz bir ekilde mutluluun da olanakl olmadn savunmutur. Aristotelesin etik anlayna getirilen keskin bir eletiriye yer vererek bu blm de nihayete erdirelim. lk bakta insanlarn belli trden etkinlikler arasnda daima orta tutumu izlemesi gerektii gr akla yatkn grnse de, bu durumun ilemedii baz durumlar da yok deildir. Mesela sznde durma ile durmama arasnda bir orta durum sz konusu deildir. Nitekim kii szn ya tutar, ya da tutmaz. Orta retisinin ilemedii bu gibi durumlara Pltoncu grle bir zm yolu nerilmitir. Doruluk, bilgelik vb erdemlerde olduu gibi eitli insanlara ve durumlara gre deiebilen erdemlerin varl kukusuz kabul edilmelidir, bunlar ise mutlak erdemler olarak kabul edilmelidir. Ancak bu mutlak erdemler dnda, erdemli olmay itidal noktasnda olmasndan alan erdemler ise ancak Aristotelesin orta retisine nispetle deerlendirilebilir. 3. Hedonizmin Savunucular a. Kyreneci Hedonizm: simleri Kuzey Afrikal bir Grek kolonisinden gelen Kyrene ekolu, Grek felsefesinde hedonizmin (hazcln) en gl temsilcilerindendir. Kyreneli hazclk zgn ekliyle en iyi Dede Aristipposun rasyonel ekilde hazza ve lkse dkn yaam tarznn teorik savunmasyla ortaya konulmutur. Bu kiinin anlaynn merkezinde mevcut olandan haz ve tat alma, mevcut olmayandan haz alma peinde komama ilkesi vardr. Dede Aristippostan sonra sert ekliyle hazclk Torun Aristippos tarafndan temsil edilmitir. Hazz daha net ortaya kard iin Kyrene ekolunun asl kurucusunun Torun Aristippos olduu savunulmutur. Kyreneci etik, mevcut ann tikel hazzn en yksek iyi ve hayatn amacyla zdeletirmitir. O, Plton ve Aristoteles gibi Antik Yunan dneminin sistematik filozoflarnn uzun vadeli mutluluu kendisi iin deil de tikel hazlar iin arzulanan ekliyle arasal bir hale sokmu grnmektedir. Kyreneci ekolde mutluluun yegane kayna olan haz her ne kadar gemi, imdi ve gelecek hazlarn toplam olarak dnlms de pratikte gemiin artk olmad, gelecein ise belirsiz olmasndan mtevellit mutluluk ann hazlarnn maksimum dzeyde yaanmasnda grlmtr. Bununla birlikte hatrlanan ve umulan hazlara ise ann hazzna yaptklar katklar mesabesince deer atfedilmitir. Kyreneciler, ann hazlarn maksimum dzeyde hissetmeye, iyi hayatn giri kaps olarak bakmann yannda radikal bir ekilde sbjektivist epistemolojiyi de savunmulardr. Buna gre kiisel anlk alglarn ve hazlarn tesinde her bir insann eriebilecei iyi bir ey sz konusu deildir. Kyreneciler, hazc bir yaam savunurken kantlarn insanlarn geirdii doal srelerden karmlardr. Canllarn bebeklikten beri her zaman hazlar peinde koup acdan katklarn savunan Kyrenecilere gre bu balamda her zaman iyi bir yaam srmek iin hazza koup acdan kanmak gerekmektedir.

50 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Kyreneciler rlativizmi ne karrken ve sbjektivist epistemoloji zerine felsefi sistemlerini ina ederlerken bu anlay, onlarda hibir eyin doasnda adil, iyi ya da gzel olmayp sadece uzla ve adet olmas mucibince byle olduu eklindeki bir inanc gelitirmitir. Duyusal zevke gl vurgular yapan Klasik Kyreneci ekolden sonra bununla yetinmeyip daha fazlasn isteyen sonraki dnem Kyreneciler kmtr. Sonraki dnem Kyrenecilerin, ekollerini dikeyden te yatay olarak geniletmi olduklar ve onlarn bu anlaylarnn Epikrc hazcl tetiklemi olduu dnlmtr. Sonraki dnem Kyrenecilerden Theodorus, dikkati bedensel hazdan zihinsel hazza ynlendirerek hazzn kapsamn geniletmi, Hegesias ise hayatn amacn bedensel ve zihinsel ac olmakszn yaamak eklinde negatif adan zetlemeye almtr. b. Epikrc Hedonizm: Buraya kadar Pltonun etik anlaynda iyi bir yaam dourmas adna hazza hi yer vermediini, Aristotelesin onun hazza bakn yumuatmaya altn ve Kyrenecilerin arlkla mevcut andaki tikel hazlarn ykseltilmesiyle iyi bir hayatn yaanlacana olan dncelerine deindik. Epikr, tm bu kiilerden etkilense de, kendine zg bir hedonist etik teorisi gelitirmitir. Epikr szc her ne kadar an, eref, saltanat dknlyle paralel olarak anlamlandrlsa da Epikrn kendisinin sonradan bylesi anlamlarn yklendii bu szckle alakasnn olmad gl bir ekilde iddia edilmitir. Onun ok tutumlu bir yaam yaad ve gelip geici hazlardan ve aclardan kand rivayet olunmutur. Epikrn etik anlayndaki temel vurgu, itidalli ancak haz alnan bir hayat yaamak olmutur. Ona gre genel itibariyle haz iyidir ancak Epikr, kiinin, ar skntlara katlanarak ya da elde etmeye alt hazzn sonucunda ona sknt ve ac getirecekse bylesi hazlarn peinde komamas gerektiini savunmutur. Epikrn felsefesindeki bir dier nemli vurgu ise hazz elde etme dnden daha ok acdan kanma d ve hatta srardr. Epikr acnn elik ettii hazlar, acnn elik etmedii hazlardan ayrmaya gayret etmi ve salt haz olarak ikincileri grmtr. Onun gznde ilk tr hazlar dinamik yapda, ikinci tr hazlar ise statik yapdadr. Mesela zellikle gayri meru cinsel haz, sonunda ounlukla pimanlk, bitkinlik ve sknt aclarn tad iin aslnda hazza deil acya hizmet ettii iin ktdr. Yine hret, oburluk, iki ime vs sonunda acy muhataplarna verdiinden tr ktdrler. Epikrn etik kuram her ne kadar hedonist olarak grnse de hareket tarz acdan hazza, negatiften pozitife doru olmu ve acdan olabildiince uzak kalmann kendisinin bir tr ulalmas gereken haz olduu ifade olunmutur. Tm bunlar ifade ettikten sonra hedonizmin iki ekline ksaca deinmek yerinde olabilir. lk ekil Psikolojik Hedonizm, ikincisi ise Etik Hedonizmdir. Psikolojik Hedonizm, aslnda insanlarn yaamlarnda sadece ve sadece haz peinde kotuklarn savunan bir retidir. Byle bir grn esas hazzn elde edilmesine duyulan itiyakn ve acdan kanlmasnda gsterilen aculln olgusal olarak gzlenmesi olmutur. Etik

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 51

Hedonizm ise insanlarn gerekte sadece haz peinde kotuklarn deil ayn zamanda onlarn byle davranmas gerektiini, nitekim hazzn tek bana iyi olduunu savunan reti olarak karlk bulmaktadr. Bu ifadelerden sonra Psikolojik Hedonizmin Etik Hedonizmi gerektirmedii tespitini yapmak nemli olacaktr. Pekala bir kii insanlarn haz peinde komaya motive olduklarn kabul edebilir ayn zamanda onlarn byle yapmamas gerektiini de dnebilir. Bu grn Epikr tarafndan ksmen de olsa paylald iddia edilmitir. Grdmz gibi o, insanlarn hazlar tarafndan gdlenmelerine ramen baz hazlarn sonu olarak talibe ekilemeyecek sknt ve aclar getirdii iin pelerinden gidilmemesi gerektiini savunmutur. Onun dncesi hedonizmin psikolojik vehesine skca bal ancak Kyreneciler gibi Etik Hedonizmle tamamyla zdeleecek bir yapy sunmamaktadr. Hedonizme dair dncelerden sonra bu ekole getirilen eletirilerden konunun net bir ekilde ortaya konulmas iin yardm alabiliriz. Hedonizm iin getirilen psikolojik aklama en azndan ilk bakta doru bir betimleme olarak durmaktadr. Bu aklamaya gre bilinli eylemler haz talebiyle gdlenmitir. Ancak bu, kiinin o hazz getirecek davran ortaya koymas gerektii dncesini savunmas anlamna gelmemektedir. Etik hedonizmde ise psikolojik aklamann yannda kiinin hazz getirecek davran sergilemesine dair normatif bir yarg da bulunmaktadr. Psikolojik Hedonizm, insanlarn ortaya koyduklar bilinli ve gnll davranlarn kaynan ve nedenini genel bir tarzda aklamaya almaktadr. Ancak gnmzde bir ok psikolog, insanlarn her ne kadar ounlukla haz tarafndan gdlense de bu durumun her zaman byle olmadna dikkat ekmitir. Mesela serveti haz elde etmek iin deil de servetine servet katmak adna edinmek buna rnek verilebilir. Ancak buna psikolojik hedonist aklamay savunan birisi, bu kiinin iyi ve salkl yaamay deil sadece para biriktirmeyi haz arac olarak grdn, sonu olarak bu kiinin dahi yapt davran nihayetinde haz elde etmek iin yapt eklinde bir itirazla kar kabilir. Bu durum Psikolojik Hedonizmin bilimsel bir teori olarak onaylanabilecek ya da rtlebilecek alandan karlarak felsefi dzlemde tartlmas gerektiini ne karm grnmektedir. Etik Hedonizm, insan iin iyi hayatn hazza dayal hayat olduunu ve insann hazz elde edecek ekilde davranmas gerektiini savunmutur. Epikrn ise baz hazlarn beraberinde acy getirdiini bylesi hazlardan uzak durulmas gerektiini ifade ederek acy ortaya karmayan hazlarn iyi hayat saladn savunduunu grmtk. Ancak onun pasif haz araynda nemli yer verdii dostluk bile bazen insana keder ve ac getirmektedir. O halde bu durumda kiiye, hazz peinde gitmesini tlemekle ou zaman ona acnn peinden gitmeyi tlemekle ayn ey yaplm olmaktadr. Nitekim ou zaman bu ikisi birbirinden ayrt edilememekte ve hangi hazzn sonunda acy getirmediine dair net bir lte sahip olamamaktayz. Yine hedonizmi savunmann insanlarn saduyulu inanlarn, grev ve sorumluluklarn ihlal ettii iin skntl olduunu ne srenler hi de az

52 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

gzkmemektedirler. Mesela scak bir gnde ok nemli bir mevkide vatannn gvenlii iin nbette olan askerin ona ok daha fazla haz verecek ekilde oray terk ederek souk bir iecek bulaca serin bir ortama gitmesi ahlaki anlamda gln gzkecektir. O halde hazz peinden koacak yegane obje olarak grmemek ve yeri geldiinde terk edilecek ekilde konumlandrlan masum bir ara olarak kabul etmek daha makul grnmektedir. 4. Knikilik Klasik etik teorilerin sorduklar insan iin iyi hayat nedir? ve insanlar nasl davran ortaya koymaldr? sorularna kendileri gibi Sokratesi ekol olan Kyrenecilerin tam karsnda yer alan Knikiler de cevap vermilerdir. Kniki felsefe, tpk Kreneci felsefe yani hedonizm gibi, bir eit teselli ve kaytszlk felsefesidir. nsanlar zorluklarla bu zorluklara teslim olmak, onlarla mcadele etmek ve onlardan kama yollarn seerek ba edebilmeye almaktadrlar. te bu noktada Knik ekol zorluklar kabul edip onlara ilgisiz kalma yani kaytszlk yolunu semilerdir. Knikilerin bu tarz dnyalar yklm, mitsizlik iinde olan kiiler iin n grlen bir yaam felsefesi olarak muamele grmtr. Antik Yunanda sava ve bunalm anda seslerini ykseltmeye alan Knikler uygarln getirdii zel mlkiyet, hkmet, evlilik, lks ve yapayla kar km ve iyi hayatn yolunun tm bu eylerden syrlmakla mmkn olabileceini ve iyi hayat ve kurtuluun mnzevi ve ileci bir yaamla olanakl olduunu dnmlerdir. lk dnem Knikilerden Diyojen gibi kiilerin yaam tarz hayvanlara benzer sefil bir yaant olmutur. Bu ynyle kendilerine kpeklere yakr yaam srdkleri iin kpek anlamna gelen Knik szcyle hitap edilmitir. Knikler dnyann temelde kt olduuna inanmlardr. Onlara gre kii zel ya da kamusal olsun her trl harici eylerden vazgemelidir. Onlar kurtuluun ancak insann kendi i dinamikleriyle mmkn olabileceine inanmlar, bu ynyle Stoacl ve Spinozann etik anlayn etkilemilerdir. Knikilik bu ynyle ayn Kyrenecilik gibi sosyal olmayp sadece individalist (bireyci) olan bir reti olarak karlk bulmakta ve birok ey iin yetersiz kalmaktadr. Nitekim bu retinin insanlarn sosyal varlklar olarak nasl ahlaki boyutlar nemli olan ideal bir toplum kurabileceklerine dair bir ey syleyemedii, yine toplum iinde insanlarn bireysel de olsa nasl iyi yaam sreceklerine dair sadra ifa verici bir aklama getiremedii kolaylkla ifade edilebilir. 5. Stoac Etik Stoaclk, Byk skenderden sonra Roma dncesine hkim olmu ve Hristiyanl derinden etkilemi bir felsefi ekoldr. Stoaclk da ayn Knikler gibi sava ve sosyal bozulma dneminin temsilcisi olmutur. Onlar da ayn Kyrene ve Knik ekol gibi sosyal bir nizamdan te bireysel kurtuluun srlarn aramlardr. Temel savlar ise udur: d etkilere kaytsz kalmay ren. Stoacln ahlak felsefesi de Kniklerde olduu gibi kaytszlk zerine ina edimletir.

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 53

yi ya da kt eylerin insann kendine bal olduunu dnen Stoaclar, insan sadece harici eylerin etkilediini dnmlerdir. Bu erevede kii ayet bunlara kaytsz kalmay baarabilirse bakalarnn (zne ya da nesne) onun zerinde bir etkisi kalmayaca savunulmutur. Stoacln en byk temsilcisi olan Epiktetus, erdemin insann iradesinde yattn dnmtr. Ona gre kii iradesine sahip olabilirse yani iyi bir iradeye sahip olursa hayat harici eyler tarafndan tahribata uramayacaktr. Bu halde o, dnya kaos iinde olsa bile onun kiisel mutluluu ve kurtuluu elde etmesini engellemeyeceini dnmtr. Stoaclarn etik grleri onlarn metafizik grlerine sk skya baldr. Kaderi, yani dnyada olup biten eylerin Tanr tarafndan nceden tasarmland anlayn merkezi unsur olarak kabul eden Stoaclara gre erdem de, ite doada olup biten eylerle uyum iinde olabilme sanat olarak yorumlanmtr. Yani Stoaclara gre kii olup biten eylere rza gstermeyi renebilirse ve bunlar zerinde sz sahibi olamayaca ilahi bir tasarmlamay kabul ederse erdemli biri olarak kabul edilmitir. nsan bu kaderi anlad lde zgrdr ve erdemli insan, kendisini arzular ve tutkulardan temizlemi ve zgrln farkna varabilmeyi baarm insandr. Stoaclar dnyadan el etek ekmeyi, iyi hayatn paras olarak gren Kniklerden dnyadan istifade etmesini bilerek faydalanlabileceini sylediklerinden dolay ayrlmaktadr. Stoaclar, insanlarn maddi olan eyleri onlarn etkisi altnda kalmadan kullanlabileceklerini dnmlerdir. Stoacln baz glklerle kar karya kaldn ifade ederek eksik noktalarna temas etmeye alabiliriz. Onlarn karlatklar yahut kardklar ilk glk zgrlk ve kader kavramlarna ilikin mantksal glk; ikinci glk, kaytszlk retisinin saduyuya olan muhaliflii; nc glk ise evrensel bir yapda kabul edilemez oluuna mteallik olan glktr. Stoaclar, en basitinden en karmana, en knden en byne tm olaylarn zorunlu olarak statik ekildeki ilahi bir plana gre takdir edildiini savunmulardr. Ancak bu retinin kabul halinde zgr iradeden ve olaylardan herhangi birini deitirmenin imknsz hale geldiine dair bir zm sunmaktan uzak durmulardr. Nitekim Stoaclar, insann karakterini gelitirmesi gerektiimi ileri srerken dier taraftan onun zgrln elinden alarak bir eliki ierisinde kalmlardr. Stoac felsefenin ortaya kard bir dier glk ise onlarn kaytszlk anlayyla ilgilidir. Yakn vefat eden bir kiinin bu olaya kaytsz kalmasndan te bu olaya erdemli bir ekilde karlk vermesi beklenmektedir. Stoacln tledii kaytszlk anlaynn her durum iin deil de baz durumlar iin geerli olabileceini ne srmek daha makul grnmektedir. Mesela zc durumlarla karlaan insanlara sknete ermeleri iin skntl durumlara kaytsz kalmalar gerektii tavsiye edilebilir. Ancak bu dn her bir durum iin verilmesi pek gereki durmamaktadr.

54 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Stoaclk her felsefi anlay gibi belli bir dnem anlaydr, dneminin artlarn, psikolojisini ve anlayn ok canl bir ekilde yanstan felsefi bir ekoldr. Stoacl ierisinden kt sava, bunalm ve infial dnemleriyle dnmek ve anlamlandrmak bu balamda nemli gzkmektedir. Yoksa dnyada kurulu dzenlerin bulunduu dnemlerde, erdeme dayal aksiyonu nplana karan Aristotelesi etik daha reva bulmu grnmektedir. 6. Spinozada Etik Dnce Spinoza, etik tarihiler tarafndan Antik Yunandan beri Avrupa geleneinde ortaya km en byk etik filozoflarndan biri olarak kabul edilmitir. Sosyal hayatn btn olaan koullarn beyhude ve faydasz gren Spinoza, iyi hayatn destekleyicisi ve srdrcs olan mutluluun kaypak, gelip geici olmamas gerektiini dnmtr. Ona gre ayet hakiki mutluluk; zenginlik ve hret gibi gelip geici eylerde bulunursa o, terk edilmelidir. ayet bunlarda bulunmuyorsa o zamanda bu eyler terk edilmelidir. Nitekim Spinozaya gre ounlukla insanlar en yksek iyiyi, servet, hret ve ehvet zerine konumlandrmlardr. Bunlarla megul olan zihnin meguliyeti ve rahatszl o kadar fazla olmaktadr ki kii iin farkl bir iyiyi dnmeye ne mecal ne de zaman kalmaktr. Bunlar tespit eden Spinozann aray, kabul edilen iyilerin braklarak, kabul edilmesi gereken baka mmkn iyiler zerine olmutur. Spinoza, mutluluk ya da mutsuzluun tamamen itiyakla arzulanan objelerin niteliine bal olduunu dnmtr. Ona gre bir ey sevilmediinde, yok olmasndan dolay znt duyulmaz ve insan rahatsz eden ktlk meydana gelmez. Buna gre tm mutsuzluk, huzursuzluk ve ktlkler kendileri ortadan kalkabilen objelerin sevilmesinden meydana gelmi olmaktadr. Oysa Spinozaya gre ezeli ve ebedi bir eye ilikin sevgi ve ballk, zihni, mutluluk, nee ve huzur iinde tutar ve onu doyurur. Spinoza gelip geici objelerde kalmaktan ve zm burada aramaktan te meselenin kaynana inmeyi denemitir. Spinozaya gre servet, hret ve ehvet ama olarak elde edilmeye allrsa bir engel tekil edip bir soruna iaret edecek, ancak ara olarak elde edilirse engel olmaktan kacak ve cevabna ulalmas gereken sorular iin zm yollar oluturacaktr. yi olan eyleri, hakiki iyiden ayran Spinoza, hakiki iyinin doasnn kendisinde apak olsa da aklanmasnn olduka zor olduunu savunmu ve olup biten her eyin Doann ebedi-ezeli dzeni ve yasalar erevesinde olduunu dnmtr. Bu erevede kii bunun farkna vard an hibir eyin kendinde mkemmel ya da eksik olmadn grebilecektir. Fakat insann eksiklii ona bylesi bir dzenin var olduunu grebilmesine engel olacaktr. nsan ancak st bir idrak dzeyine ykselerek bu eksiklii idrak ederse, bylesi bir eksik karakter onun karakteri haline gelmeyecek ve bu idrak onun eyleri derinlemesine aratracak olduu mkemmellik dzeyine ykselmesine araclk etmi olacaktr. Bu kiinin elde etmesi gereken karakter, zihin ile doa arasnda var olan birliin yansmasn gstermektedir. te Spinozann ama olarak koyduu ilke bylesi bir birlie sahip olmak ve bunu idrak etmek olmutur. Bu

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 55

sre ve amaca hizmet eden her trl ara ise ancak buna hizmet ettii lde iyi olarak telakki edilmitir. Spinozann bu dncelerini biraz amay deneyebiliriz. Spinoza kat bir deterministtir. Yani o, her eyin Doann ezeli-ebedi yasalarna gre olup bitmekte olduunun kat savunucudur. Spinozaya gre tm eylemler kiinin gemi tecrbesi, fiziksel ve zihinsel yaps ve tabi ki doann yasalarnn durumu ile zorunlu olarak belirlenmektedir. Bu kabul edilince ise zgrln zemini ortadan kaldrlm olmaktadr. Spinoza, bir baka adan ise rlativisttir. Buna gre grld zere hibir ey kendinde iyi ya da kt deildir. Her ey bir eyle ilikisi nispetinde iyi ya da kt olarak isimlendirilir. Spinoza, insann, gcnn snrl olduunu anlad zaman mutlu olabileceini, olan biten her eyin zorunlu olarak olduu iin onlar deitirmek adna yaplan mcadelenin beyhude olduunu dnm, byle olunca da kiinin birok ktlkten rahata uzak durabileceini iddia etmitir. Spinozann felsefi sisteminde her bir ey gibi her bir kii de ezeli bir sistemin paras olarak yer alm, bunu idrak etmek de mutluluun giri kaps olarak dnlmtr. Spinozann etik grlerindeki en byk glklerden biri, zgrln olumsuzlanmasna ramen insanda amaca uygun bir tutum deiikliini istemesi olmutur. Nitekim zgrln olmad bir yerde kiilerin tutumlarn deitirmesi pek olanakl gzkmemektedir. Dier bir glk ise her bir kiinin kendisini ezeli plann ayrlmaz bir paras grmesi sonucunda zgrln sallantda olduu bir zeminde zgnlklerini ortaya koymalarndaki zorluk olarak gze arpmaktadr. 7. Egoizm Egoizme felsefi bir bak, onu psikolojik ya da normatif bir form olarak yanstr. Psikolojik egoizm, insanlarn doal olarak bencil olduklarn ve kendi istekleri peinde komaya gdlenmi olduklarn ortaya koyarken normatif egoizmin bunun byle olup olmamasndan daha ok insanlarn byle motive olup, davranmalar gerektiini savunmaktadr. Normatif egoizm, kendi iinde insanlarn ahlakllklar gerei kendi ilgileri peinden komalar gerektiini savunan etik egoizm ile insanlarn rasyonel varlklarn ilgilerinin peinden komalar gerektiini savunan rasyonel egoizm olarak ikiye ayrlmaktadr. 7.a. Psikolojik Egoizm: Psikolojik egoizm asl itibariyle deskriptif olarak bir durum tespitinde bulunduu ya da bir eye olgusal anlamda aklk getirmeye altndan tr dorudan etikle ilgili gzkmemektedir. Psikolojik egoizmde insan gdsnn ve sergiledii davrann ahlaki olup olmamasyla ilgilenmeden sadece onun bencil doasndan kaynaklandn tavsif etme durumu sz konusudur. Ancak bunun byle olduu hala tartmaldr. Pekl, kii bizzat kendi ilgi ve isteinden te baka bir eyi merkeze koyarak eylemde bulunabilir ve gerek etik hareket bu erevede deerlendirilebilir. Mesela

56 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

vatanperverlik, annelik, dostluk vb erdemler bu dorultuca ok canl rnekler olarak sunulabilmektedir. 7.b. Normatif Egoizm: 7.b.1. Etik Egoizm: Etik egoizmin evrensel bir formlasyonu u ekilde verilmektedir: Her kii (a) ve her bir eylem (b) iin ayet sadece ve sadece b, ann btnyle kendi menfaatine ise o zaman a ahlaken b yi yapmaldr. Bu formlasyon etik egoizmi en kapsaml bir ekilde ortaya koymu olsa da buna baz nemli noktalardan itirazlar ynlendirilmitir. Birinci nokta, byle ilkeye dayanan ahlaklln kar atmasnn tesine geemeyecei, ahlaki eyleme dair salkl bir hkm vermenin ve etik davran iin klavuzluk oluturmann neredeyse imknsz hale geleceine ilikindir. Bir dier itiraz getiren nemli nokta da bu teorinin mantkl olmadn ifade edenlerin grlerini yanstmaktadr. Buna gre pekl birbirinin yaptklarn nakzeden iki fail farz edilebilir. Her iki fail iin de ahlaki olan menfaatleri dorultusunda hareket etmek olsa da bu kiilerden her birinin menfaati dier kiinin menfaatini ortadan kaldrd iin etik egoizm bu noktada her iki bireyin de ayn anda ahlakl olmasnn yolunu ama konusun da pek makul ve geerli olamayacaktr. Bu balamda etik egoizmin kendi kendini ortadan kaldrd iin pratik anlamda mantksz ve irrasyonel olduu ileri srlmtr. Bunun dnda etik egoizme onun hkim klnmas durumunda zneler aras ibirliini olumsuz etkileyip sosyal bir dzenin temelinin sarslabilineceinden dolay da kar klmtr. 7.b.2. Rasyonel Egoizm: Rasyonel egoizm, rasyonel insanlarn kendi savunmaktadr. Bu ilke de etik egoizmin dt yani rasyonel insanlar kendi karlarna gre edilmesiyle dostluk, aile ve toplum gibi nemli deerini aklamak olduka zor grnmektedir. karlarn ilkeletirme gereini zorluklara dmektedir. Bu ilkenin davranmaldrlar ilkesinin kabul insani ilikilerin ahlaki balamda

Son olarak hem rasyonel hem de etik egoizmin ats altnda birletirilen normatif egoizmin eylem iin bir gereke sunduunu, ancak gd ve ilgilerle ilgili olmayan durumlarda eylem iin gereke salamakta olduka yetersiz grndn dile getirelim. Nitekim baz eylemlerimiz iin gd kaynan kendi ilgilerimizden deil bilakis zgeci ilgilerden almaktadr. 8. Faydac Etik (Utilitiryanizm) Felsefi anlamda faydaclk retisinin uzun bir gemii vardr. Bu teorinin nemli savunucular arasnda Hume, J. Bentham ve S. Mill gibi filozoflar bulunmaktadr. Faydaclarn yapmaya altklar ey eylemin doruluu ya da yanllnn ortaya konulabilmesi adna normatif bir ilkeyi vaaz etmek olmutur. Nitekim bu ilke Fayda lkesi olarak karlk bulmutur. Buna gre bir eylem en ok sayda insanda en byk oranda mutluluu meydana getirebildiinde ahlaki olarak dorudur. Burada ifade olunan mutluluk Bentham ve Mill tarafndan haz olarak yorumlanmtr. Ancak

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 57

Faydaclk retisini savunan herkes iin byle bir zorunluluk sz konusu olmamaktadr. Faydacl n plana karan hususlardan birisi onun eylemin sonucuna gsterdii dikkat olmutur. Buna gre eylem faydal sonular retiyorsa iyi, zararl sonular retiyorsa ktdr. Bu adan bakldnda nemli olann, bir eylemi ortaya karan motivlerden daha ziyade eylemin sonucunda ortaya kan etkiler olduu grlmektedir. Bu dorultuda iyi niyetlerle balanan eylemlerin sonular kt olursa bu eylem dahi kt olarak vasflandrlmaktadr. Faydac ilke, savunucular tarafndan nesnel olarak grlmtr. Bu kiiler bir eylemin en ok sayda insana verdii hazz ya da ac orann hesaplayarak o eylemin ahlaki adan iyi mi yoksa kt m olduunun deerlendirilebileceini dnmlerdir. Buraya sonra tekrar dnmeye alacaz. Faydaclk, eylemin doruluk ya da yanlln, o eylemi yapan kiinin erdemli ya da erdemsizliinden ayrt etmektedir. Buras bu teorinin zgn ynlerinden birisidir. Buna gre bir kii erdemli bir karaktere sahip olabilir ve daima iyi niyetlerle davranlarn sergileyebilir. Ancak Faydaclara gre eylemin deerinin bundan ayrt edilmesi gerekmektedir. Nitekim kii iyi niyetine ramen sonular kt olan korkun bir eylemi ortaya koyabilir, mesela alannda ok uzman ve iyi niyetli olan bir doktor tm uralarna ramen hastasnn lmne neden olabilir. Faydaclara gre iyi motivlerle ortaya konulmu bylesi eylemler iyi olarak kabul edilmemitir. Faydacln kamu ve hukuki alana dair etkileri ve uzanmlar da olmam deildir, bu teori kendisinde siyasi anlamda demokratik ynetimi, individualist (bireyci) bir toplum biimini gerektirmi ve bunlar beslemitir. Son olarak Faydacla getirilen eletirilerden bazlarna yer vererek bu blm nihayete erdirelim. Faydacl savunan filozoflarn ounun eylemin meydana getirdii haz ya da ac orannn hesaplanabileceine olan inanlarna deinmitik. Bylesi bir eyi kabul etmenin hem kuramsal hem de pratik adan birok zorluklar ierdiinin farknda olunmas gerekmektedir. Bir eylemin ortaya kard haz ya da ac miktarn lmede her birey mutluluk birimi iin eit kabul edilmektedir. Ancak zneler aras bylesi salt eitlik durumunda eitimli, kaliteli ve olaylar salkl ve rasyonel olarak deerlendirmede yeterli insanlarn mutluluu da her bir baka bireylerin mutluluklaryla eit kabul edilmektedir. Bu erevede rasyonel olarak daha makul kararlar alan ve akli melekeleri yerinde olan kiilerin mutluluunun, kararlar kendisi alamayan ve akli melekeleri zarar grm kiilerin mutluluklarndan daha geerli ve rasyonel olduu kolaylkla ifade edilebilir grnmektedir. Bu kabul edilebildiinde bir ortamda genel geer bir ltle olsa dahi mutluluun niteliinin deil de mutluluun niceliinin llmesi bu dorultuda ortaya konulacak davrann ahlaki olup olamayacan gsterir gibi durmamaktadr. Faydacln karlat ikinci nemli glk de udur: Faydaclkta bir eylemin ahlaki olarak doru ya da yanl olduunu belirlemeden nce mevcut sonularn toplam saysnn hesaba katlmas gereklilii vardr. Ancak bylesi bir durum uzun vadede

58 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

meydana gelebilecek sonular hesaba katamadndan tr eksik gzkmektedir. Bu durum pratik adan da zorluklara neden olmaktadr. Nitekim bir eylemin meydana getirebilecei tm olas sonular hesap edebilmemiz iin sonsuza kadar beklememiz icap edecektir. Bu ise pratik adan olanaksz durmaktadr. Faydaclk, eylemin ortaya kmasn salayan motivlere dikkat ekmedii iin de eletirilmitir. ounlukla insanlar eylemlerin sonularnn ou insan iin olumlu sonular dourduunu grse bile bylesi eylemlerin iyi motivlerden kaynaklanmadn grrlerse bu tr eylemlerin kolay kolay iyi olduklarn sylememektedirler. Buradan motivlere ok byk nem veren ve bu balamda da Faydac etiin en byk muhalifi olan Kantn etik anlayna geebiliriz. 9. Kant Etik Immanuel Kant, etiin felsefenin en nemli meselesi olduuna inanmtr. Kendisi metafizik alann Newtonu olabileceini dnm ve bu dorultuda kalbi etik olan bir sistem ortaya koymaya almtr. Kantn felsefesinde etik o kadar merkezidir ki o, Salt Akldan tretilen tm kantlarn Tanry ispat etmek iin yetersiz olduunu dnm ve Tanrnn varln ortaya koymak iin etik argmanlar kullanmtr. Kant, ahlak yasasnn insanlar, erdemleriyle orantl olarak dllendirilmeleri gerektiine inanm ve hayatta baz erdemli olmayan ama buna ramen sk sk daha mutlu ve daha baarl insanlarn olduklarna tank olmakta olduumuza gndermede bulunmutur. Ancak Kanta gre asl mkfatlar ve mutluluk bu hayatta temin edilememektedir. Kant, erdemli insanlarn karlklarn grecei ve mkfatlarn alacaklar bir var oluun mevcut olmas gerektiini dnm ve bu onu Tanr ve ahiret hayatnn var olduu sonucuna gtrmtr. Buraya kadar Kantn sistematik felsefesinde ahlakiliin ne derece nemli olduunu gstermek adna baz noktalara temas ettik. imdi onun etike dair soru(n)lara ve getirdii zm nerilerine bakabiliriz. Kantn etik alanda cevap vermeye alt temel soru(n) ahlakiliin doasnn ne olduuna ilikin olmutur. Kant bu sorunun doru cevabnn ise eilimden kaynaklanan davranlar ile zorunlulukla yaplan davranlar arasndaki ayrm gerektiini dnmtr. Bunu kk bir rnekle aklayabiliriz. Mesela bu gece darda arkadalarmla buluup sohbet etme ya da evde kalp film izleme veyahut yarm braktm bir devi tamamlama konusunda zgrm. Ancak bu eylemlerden hangisini ortaya koymalym? ayet devim her neyse onu bu gece bitirmeye dair birisine sz vermisem kendimi onu yapmak zorunda hissederim. Ancak herhangi bir sz mevzubahis deilse o zaman bu ii yapmam bir keyif ya da eilim meselesi olmaktadr. Bir eye dair zorunluluk yoksa istediim ya da keyif aldm eyi yapabilirim fakat zorunluluk sz konusuysa o zaman bu eyi yapmak benim grevim olacaktr. te burada eilimle yaplan eyler ile zorunlulukla yaplmas gereken eyler birbirinden ayrt edilmitir. Bundan nceki bir blmde baz filozoflarn kiilerin kendi istek ve eilimleri dorultusunda davranmas gerektiini ifade etmitik. Kant bylesi bir anlaya iddetle

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 59

kar kmtr. Kanta gre kii ancak duygu ve eilimlerini bastrd ve bir eylemi ancak yapmak zorunda olduu iin yapt vakit ahlaki bir davran sergilemi olmakta olduuna inanmtr. Bir kii sznde durmay istedii iin ya da sznde durmamann onun bana baz hukuki skntlar getireceinden korktuu iin deil bizzat sznde durmann onun iin ahlaki bir dev olmasndan tr sznde durmaldr. Ancak o vakit bu kii ahlakl bir kii olmaktadr. Kant, deve uygun eylemler ile devden kaynaklanan eylemleri de birbirinden ayrt etmitir. Ona gre ilk snfa giren eylemler ahlaki deildir. Mesela pek ok kii bor para aldklarnda borlarn deme eilimi gstermektedir. Ancak bu kiiler borlarn demedikleri zaman kanundan korktuklar ya da borlarn demediklerinde bir daha bor alamayacaklarndan korktuklar iin byle bir eilim gsteriyor olabilirler. Kantn etik izgisinde bylesi bir davran deve uygun olsa da bu kiiler ahlakl davranyor deillerdir. Bu kiiler deve uygun davranm olsalar bile motivleri devden kaynaklanmamtr. Kanta gre kii borcunu demeyi, devi olduu iin demeyi kabul ederse ancak bu vakit ahlakl bir kii olarak kabul edilmektedir. Kant bu ykmlln doasn anlayan ve buna uygun olarak davranan kiilerin ayn zamanda ahlakiliin zn de kavram olduklarn dnmtr. Kantn etik alana dair vurgusu onu Fayadaclktan kesin olarak ayrmaktadr. Kanta gre ahlakiliin z eylemin yaplamasn salayan motivlerde aranmaldr. Buna gre ahlakl bir kii dev duygusundan dolay eylemde bulunmaldr. Buna gre tesadfen ahlakl davranan, cezai yaptrmdan emin olmak iin borcunu deyen, uzun vadede de olsa faydasn dnen kii ahlakl olarak kabul edilmemektedir. Kii yaptnda ya da yapmadnda ortaya kacak sonular hi dnmeden srf devi olduu iin sznde durmal, borcunu demelidir. Kantn bu balamda ihtiyatl davran ile ahlaki davran da birbirinden ayrd gze arpmaktadr. Buna gre borcunu cezai yaptrmdan korkarak deyen kii ihtiyatl davranm ancak ahlakl davranmamtr. Ahlaki eylem Kanta gre deve saygdan dolay yaplan eylemdir. Dolaysyla ahlakl bir kii davrann eilimden ya da deve uygunluktan deil bizzat devden dolay yapan kimsedir. Buraya kadar Kantn etik anlaynn bir taslan sunduk. Ancak sunulan bu resim birok adan eksik kalmaktadr. Nitekim bir kii verili durumlarda hangi davrann devi olduunu hala bilmeyebilir. Kantn burada bir lt arayna girdii grlmektedir. Ona gre kii, ortaya koyduu/koyaca davran evrensel bir yasa olacak ekilde eylemelidir. Belli durumlarla karlan insan her zaman kendisine davranacak olduu ilkenin evrensel bir yasa olmasna raz msn? diye sormaldr. Soruya verdii cevap olumsuz olduunda o zaman yapmay dnd eylemi kesinlikle yapmamaldr. Kant, bu ilkenin ve deve uygun davran net bir ekilde ortaya koymak adna kategorik buyruk ile hipotetik buyruk kavramlarn gelitirmitir. Hipotetik buyruk artl buyruktur. Yani una una ulamak istersen byle byle davranmalsn eklinde sonuca ynelik bir talimat dile getirir. Mesela ayet salkl kalmak istiyorsa spor

60 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

yapmalsn eklindeki buyruk art kotuu iin hipotetik buyrua rnektir. Dier taraftan kategorik buyruk ise eylemi eer artna balamakszn ve sonucu dikkate almakszn emreder. Mesela hibir durumda insanlar kandrmaya kalkmamalsn eklindeki buyruk kendini hibir arta balamadndan dolay kategoriktir. Kant tm kategorik buyruklarn zerinde bir postulay u ekilde ifade etmitir. yle bir ilkeye gre davran ki, onun ayn zamanda evrensel bir yasa olmasn isteyebilesin. Bu erevede kii yalan sylememeli nk yalan syleme eilimi bir kez evrensel bir yasa olarak kabul edilirse gvene ve szn tutmaya dayal davranlar ve tm insani ilikiler ortadan kalkm olacaktr. O halde bylesi bir eylem deil bilakis onun tam ztt olan doruyu syleme eylemi kategorik buyruk olarak ifade edilir. Kant kategorik buyruun ilk formulasyonundan ve postulatndan sonra bir bakasn da yle ortaya koymaktadr: yle davran ki, insanl ister kendi ahsnda ister bakasnn ahsnda olsun, her durumda asla bir ara olarak deil de, kendi bana bir ama olarak gr. Bu yasa, aslnda insanln koruyucusudur ve hi kimseye farkl ekilde muamele edilmemesi gerektiini ortaya koymaktadr. Buna gre kiinin gemii, sahip olduklar, sosyal stats, soyu, ekonomik gc ona ayrt edici bir stat vermemelidir. nsan ancak insan olduu iin insandr ve bu balamda her kii kendinde ama olarak kabul edilmelidir. Kant etik, ahlakiliin bir lde insann motivlerine bal olduunu ve ahlakn eilim, keyif ya da tercih meselesi olarak deil bilakis nesnel bir ey olduunu ne srmektedir. Kantn u vurgusu ok nemlidir, ahlakl davranmak iin tutarl davranmak ve o davran evrenselletirmek gerekmektedir. Bu anlaytan kurtulmak isteyen kiiye herkes senin gibi davransa ne olurdu? diye sormak gayet yerinde bir itirazdr. Kantn etik anlayna genel itibariyle temel itirazda bulunulmutur. Daha ok Faydac teorinin savunucular tarafndan ileri srlen ilk itiraz udur: Kant her ne kadar eylemin ahlaki deerimin o eylemi ortaya karan motivlere dayandn gstermeye alsa da aslnda o, eylemin sonularn da bu deerlendirmeye dhil etmitir. Nitekim Kant, kiinin kategorik buyrua gre davranmamas sonucu insani bir hayatn imknsz kalacan st kapal da olsa gstermi ve kiileri sonucu balamnda davranta bulunmaya itmitir. Kant etie getirilen ikinci nemli itiraz ise u olmutur. Kant, devler arasnda yaanan atma durumlarna deinmemi ya da onlar grmezden gelmitir. Bu duruma dair birok rnek gsterilmitir, mesela birisine srrn saklamak konusunda sz vermi olabilirim, baka birisi benim bir sr sakladm renerek benden bu srr renmek istediinde ona doruyu syleyemem, syleme istediimde bu vakit ise srr saklamaya dair verdiim sz tutmam olurum. Ayn anda Kant izgide her iki davran sergilemek arasnda ve onlar evrenselletirmek adna bu erevede bir zorluk gzkmektedir. Kanta dair yaplan nc itiraz da ikinci itiraza paraleldir. Bu itiraz Kant asla yalan sylememeliyiz derken snrlar fazla zorladna ilikindir. Bu itiraz yapanlar ahlaki kurallarn istisnas olmayan kategorik nermelerden ziyade genellemeler eklinde

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 61

yorumlanmas gerektiini savunmulardr. Buna gre biz genelde doruyu sylemeliyiz ancak bizi ahlaken yalan sylemeye iten durumlar da olabilir. rnein aras bozulan kar-kocann arasn dzeltmek, ortada olan sava nihayete erdirmek iin sylenilen yalanlar ahlaki olarak gerekebilmektedir. MODERN ETK Bundan nce klasik etik teorileri ayrt edici olan, insanlar iin iyi hayat nedir ve insanlar nasl davranmaldrlar? sorunlarnn farkl cevaplandrma tarzlarna deinmitik. Bu anlamda klasik etik teorilerin ounlukla normatif tarzda t ifadelerini ortaya koyduunu belirtmitik. Klasik etik teorileri yukardaki sorulara cevap vermeye alrken sorularn ve yantlarn ak olduunu varsaymaktadr. Ancak son dnemlerde baz filozoflar bu sorularn ve verilen yantlarn pek ounun hi ak olmadn ve zerine dikkatle eilinmesi gerektiini ileri srmlerdir. zellikle sorulara yant verilmeden onlarn aka neyi istedikleri ve ne anlamlara geldii kesinlikle ortaya konulmas gerektiini dnmlerdir. Bu sre yani soru-cevaplarn akla kavuturulma sreci felsefi zmleme diye isimlendirilmitir. te modern etik ounlukla bu sreci ve zmlemeyi kendisine konu edinmi, klasik etikten bu ayrt edici ynyle ayr dnlmtr. Buna gre kii mesela faydac bir retiyi, ona bal olmakszn zmleyebilir. Bu anlamda modern etii klasik etiin bir alternatifi veyahut muhalifi olarak deil, klasik etik teorilerini daha ileri dzeyde incelemek ve aydnlatmak adna bir hazrlk aamas olarak grmek daha akla yatkn olarak grlmektedir. Konuya dair yani felsefi zmlemeye dair bir misal verilebilir. Devlet niversitelerinde eitim paral m parasz m olmaldr? eklinde bir soruya cevap vermeden nce bununla neyin kastedildiini net bir ekilde anlayabilmek adna soru ierisinde gelen terim ve kavramlar ak bir ekilde ortaya koymak gereklidir. Soru iinde geen eitim, devlet niversitesi ve ekonomik zelliklere dikkat eken paralparasz kelimelerinin tespit edilmesi gerekebilir. rnein eitimden biz neyi anlyoruz? Bu ifade edilen eitim neyin eitimidir? Eitimin genel geer bir tanmn yaplabilir mi, yaplamazsa biz hangi tanm kabul etmeliyiz? vs sorularn cevaplar eitim kavramn anlamamz belirleyecektir. Yine devlet niversitesi, paral ve parasz kelimelerinde de zlmesi gereken birok kapallk sz konusu olabilmektedir. Bu rnek ilk bakta ok basit grnse de her hangi bir soruya derinlemesine bakldnda nasl girift bir hale geldiini gstermek adna nemlidir. te ayn ey ahlaki bir teoriye bakmadan ve onu deerlendirmeye gemeden nce bunlarn kulland iyi, kt, doru, yanl vs. terimlerin anlamn zmlememiz gerekmektedir. Bu, ahlak teorilerin verdii tleri daha iyi anlamamz iin ok nemli gzkmektedir. Modern kuramlar en genel anlamda ekilde gruplanmaktadr. 1. znelci ya da nesnelci 2. Doac, doac olmayan ya da heyecanc 3. Motivist, deontolojik ya da sonuu kuramlar

62 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

1. znelcilik ve Nesnelcilik: Modern etik teorilerinin ahlak dilinin zmlenmesiyle ilgilendiine deinmitik. Bir kuram etik dilini nasl zmlediine bal olarak ya znelci ya da nesnelci diye tasnif edilmektedir. Bir kuramn znelci olmasn salayan iki temel nitelik ortaya atlmtr. 1. ayet kuram yalan sylemek yanltr gibi sradan etik yarglarn ne doru ne de yanl olduunu savunuyorsa znelcidir. 2. ayet kuram etik yarglarn doru ya da yanl olduunun kiinin psikolojisiyle daima ilgili olduunu savunursa yine zneldir. Buna gre bu iyidir gibi ahlaki yarg znelci kurama gre bunu arzu ediyorum eklinde zmlenebilecei ifade edilmitir. Ahlak dili kiinin arzu, eilim ve duygulardan sz etmek iin kullanlan szcklerin bir baka trn kullanmaktadr. Pltoncu etiin nesnelci olduuna deinmitik. Ona gre ahlaki yarglar 2*2=4 eder gibi kesinlikle ayn anlamda doru ya da yanltr. Bu iyidir yargs kiinin psikolojisinden bamsz olarak nesnel bir iyiye referans ettii iin byledir. znelcilik ve nesnelcilie ilikin snflandrma ahlak yarglarnn bir eit statsn de belirtmektedir. Buna gre bu stat sadece znel olarak konulursa bir davrann ahlaki ya da gayri ahlaki olup olmadyla ilgili herhangi bir karara varmak olas gzkmez. Buna gre yalan sylemek yanltr yargs bu yarg bana yle grnd iin yani bir ekilde ben yalan sylemekten holanmadm iin yledir. Yalan sylemek dorudur yargsna ise yalan sylemekten holandm iin ulaabiliyorum. Bu erevede ahlaki yarglar iin herhangi bir ekilde doruluk ya da yanllk sz konusu olamayacak ancak holanma, hissetme, beenme durumlar sz konusu durumlarda bir tr lt grevini grecektir. Buna nesnelciler ok sert ekilde kar kmlardr. Onlara gre znelcilerin iddiasnn doru olmas durumunda ahlaki kaos ortam doacaktr. Ahlakilik keyfilie dnecek sadece arzu ve nefret davranlarn lt haline gelecektir. Yani birisini ldrmek houmuza giderse iyi, gitmezse kt olarak deerlendirilecektir. Bu durumun kabul edilmesi durumunda karmza iledii kabahatlerden tr cezalandrlmayan kiilerin meydana getirdii ahlaki aresizlik ve sosyal kaos ortam kacaktr. Nesnelcilik ve znelcilik ayrm etikte ok nemlidir. Modern etik teorileri bir ekilde bu ayrmla ilgilidir. znelcilik ve nesnelcilikle ilgili lehte ve aleyhteki deliller Deer baln tayan nitede ele alnacandan onlar burada tekrar etmiyoruz. 2. Doaclk- Doac Olmayan ve Heyecanclk (Emotivist) Kuramlar znelci veya nesnelci olmalarnn dnda bir ynyle bunlarla da ilgili olmak zere doac, doac olmayan ya da heyecanc eklinde de tasnif edilmitir. Buna gre ayet bir kuram, hem ahlaki yarglarn doru ya da yanl olduunu hem de bu yarglarn baz doa bilimi kavramlarna btnyle indirgenebilir olduunu savunursa bu kuramn doac olduu kabul edilmektedir. Yine ayet bir kuram ahlaki yarglarn doru ya da yanl olduunu kabul eder fakat bunlarn herhangi bir doa bilimine indirgenebileceine kar karsa bu kuramn ise doac olmayan bir kuram olduu

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 63

savunulmaktadr. Son olarak ayet bir kuram ahlaki yarglarn ne doru ne de yanl olduunu kabul eder ve bunlar onlar ifade kiilerin duygularnn bir taycs olduunu savunursa bu kuram heyecanc (emotivist) olarak kabul edilmektedir. Yukarda yer verdiimiz snflandrmann k tuttuu mesele etiin kendi kurallar olan ve kendi bana bir disiplin mi yoksa psikoloji veya herhangi bir bilimin sadece bir dal m olduu sorusudur. lkinin doruluu etiki bir bilimin alt basama klarken ikincinin doruluu onu kendi kurallaryla incelenmesi gereken zerk bir yap haline getirmektedir. Bu erevede Faydaclk doac kuram olarak nitelendirilmitir. Nitekim Faydaclar ahlaki yarglarn gerekte psikolojik iddialarda bulunmann klk deitirmi ekilleri olduunu dnmlerdir. Dini etik, Pltonculuk ve Kant etik ise doac olmayan retilerdir. Buna gre zellikle Pltonculuk nasl ki dnya masa, aa, insan gibi doal varlklar ihtiva ediyorsa ayn ekilde ahlaki varolular ksacas iyilii de ihtiva ettiini iddia etmitir. Buna gre ahlaki yarglar bizzat bu ahlaki varolularla yani iyiliin kendisiyle ilgili olmakta, doadaki dier eylerle ilgili olmamaktadr. Ahlaki varolularn bizzat kendisiyle ilgilenen etik var olan bilimlerden herhangi birisine indirgenemez. Ayn dnceler ahlaki yaplar ilahi iradenin yansmalar olarak dini etik iin de sz konusu olmaktadr. Bunlar dnda heyecanc kuram ise her iki kuramn yanl olduu iddiasn tamaktadr. Heyecanc kuram ahlaki yarglarn bilimsel srelerle ne dorulanabileceini ne de yanllanabileceini savunmakta, onlarn kiinin duygularyla ilgili olduunu iddia etmektedir. Heyecanclar ahlaki yarglara ilikin duygular da yemekten sonraki honutluk duygusuna benzetmektedirler. Onlara gre nasl ki yemein verdii honutluk doru ya da yanl olarak nitelenemezse, ahlaki yarglara ynelik olan duygular da doru ya da yanl olarak nitelenemez. 3. Motivist, devci ya da Sonuu Kuramlar Kuramlar ilk iki grup dnda motivist, devci ve sonuu olarak da snflandrlmtr. Bir kuram, bir eylemin doruluk ya da yanllnn eylemin kendisinden kaynakland motive bal olduunu savunursa motivist etik kuram olarak isimlendirilmektedir. Buna Kant etii rnek olarak verilebilir. Bunun dnda ayet bir kuram bir eylemin doruluk ya da yanllnn btnyle o eylemin ortaya kard sonularla ilgili olduunu savunuyorsa o kuram ise sonuu etik kuram olmaktadr. Faydaclk ise bu kurama rnek verilebilir. devci kuramlar ise motivist ve sonuu kuramlarn hepsini birden reddetmektedir. Bu kurama gre ise eylemin doruluk ya da yanll ne eylemi karan motivlerde ne de onun sonularnda yatmaktadr, bilakis eylemin ahlakilii onun ne tr bir eylem olduuna baldr. Buna gre yalan sylememek dorudur, kii bu eylemi yaparken motivleri ya da davrann sonucunu hesaba katmadan bunu yerine getirmelidir.

64 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

DN ETK 1.Yahudi Etii Burada tarihsel sralamay dikkate alarak nce Yahudi, sonra Hristiyan ve sonunda da slam etiinden sz edilecektir. Ancak Yahudi dnrlerin felsefi etikle ilgili dncelerinin slam filozoflarnn eserleri yoluyla edinildii tarihsel gerei hatrda tutulmaldr. Yahudi geleneinde Helenistik dnemde, Antik Yunan dncesi ile Eski Ahit bilgelii arasnda paralellik olduunu dnen Philo nemlidir. Yahudilik insanlara teolojik ve felsefi bir sistem sunmaktan te bir eit yaam tarz sunmaktadr. Onun retileri teorik olmaktan ziyade pratik bilgeliin tohumlarn samak zerine kurulmutur. Yahudilikte her eyin ls ve kstas Tanr Yehovadr. Yahudiliin z ise Tanr Yehova tarafndan vaaz edildiine inanlan ve ayn zamanda Yahudi etiinin merkezini oluturan 10 Emirdir. Burada ksaca da olsa 10 Emire yer vermeye alalm. Benden baka ilahlarn olmayacak Kendin iin oyma put, yukarda gklerde olann yahut aada yerde olann yahut yerin altnda sularda olann resmini ypmayacaksn. Tanrn Yehovann adn bo yere azna almayacaksn Sebt gnn hatrnda tut ve onun kutsalln unutma Babana ve annene hrmet et ldrmeyeceksin Zina etmeyeceksin almayacaksn Komuna kar yalanc ahitlik yapmayacaksn Komuunun evine tamah etmeyeceksin Tm bu ilkeler bir Yahudinin gerek dini ve gerekse de ahlaki olarak hayatna k tutan bir nevi fener grevini grmektedir. lkelerin ilk Yahudi Tanrs Yehovann kesin bir ekilde yaplan yanllar cezalandracak bir hkim olarak tantmaktadr, bu husus Yahudilik eriatnn da sk ve sert bir dile sahip olmasna ve hukuka ok sk bir ekilde balanmasna neden olmu gzkmektedir. Bu balamda Yahudilikte ahlakilikten daha ziyade hukukilik n plana kmtr. Daha sonra bu dilin Hristiyanlkta biraz yumuadna ahit olmaktayz. Yahudilik dncesinde akn ve ikin olmak zere iki yn bulunmaktadr. Bunlardan ilki, Tanrnn hem ontolojik hem de ahlaki olarak aknln vurgular nitelikte olan kutsallk, dieri ise Tanrnn insanlara nispetle ikinliini vurgulayan eref ve izzettir. Ortaada Yahudi etii iin formel sorunlar kendine konu edinen bir filozof ortaya kmtr, Saadia bin Yusuf el-Feyyum. Bu kii dini inanlar ile akl arasnda bir uyumun olduunu gstermeye aba sarf etmitir. Ona gre dini inanlar ile akl arasnda bir eliki gren ya da arayan insanlarn ya alg eksikliinden yahut alglarn yanl

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 65

ileyerek yanl karmda bulunmalarndan tr bunu yle grdn dnerek ortaya bir eit bilgi psikolojisi atmtr. Ona gre ncelikle akl yasalar ile vahiy yasalar birbirinden ayrt edilmelidir. Yine ona gre vahiy yasalar insanlara ahlakilikle ilgili bir ynlendirmede bulunmasayd bile insanlar ahlaki ilkeleri akllaryla bulabilecek yapya sahip olarak dnlmtr. Burada vahiy yasalar yalnz akl yasalarn kullanarak hakikati elde etmeye alan kiilerden daha nce ve daha rahat insanlara hakikatleri bulmalarna yardmc olan unsurlar olarak dnlmtr. Saadiaya gre Tanr insanlarn ruhuna aslnda Tevratta geen On Emiri ilemitir. Bu On Emir insanlarn ayn zamanda insanlk vazifesidir, bu vazifeyi ise ona gre insan ancak akl vastasyla takdir edip, uygulamaya geebilmektedir. Saadia ahlaki teorilerden birisi olarak karlk bulan Hedonizm anlayna kar kmaktadr. Nitekim ona gre bu kuram kendi iinde eliki barndrmaktadr. Mesela hrszlk gibi fiiller birilerine haz verirken dierlerine ac vermektedir. Bu noktada Saadia lt kendi kendisiyle elien teorilerin geersiz olmas ilkesiyle ifade ederek, hedonizmi adeta l domu bir bebee benzetmi olmaktadr. Saadiadan sonra Yahudi etiinin formel taraf on birinci yzyl filozoflarndan Yahudi filozof bn Gabirol tarafndan temsil edilmitir. Bu yazarn olduu zannedilen Hayat Pnar adl eser, Hellenistik dnemi ve zellikle Yeni Pltonculuk izleri tamakta ve bu dorultuda mistik bir Yahudi dncesi ina etmeye almaktadr. Bu retide insan kendinde tm evreni temsil eden mikro evren olarak tahayyl edilmi ve ahlaki dzenin her eyin ncelikle kendi bnyesinde yakalamasnn nemine vurgular yaplmtr. Bunlar dnda bir baka ahlaki sistem oluturmaya alan filozof ise Bahya b. Pakudadr. Bu kii insanlar iin on nemli grev vaaz etmitir. lk grev Tanrnn varln ve birliini kabul etmektir. kinci grev, ilahi bilgelik zerine tefekkr etmek, nc grev, iyi davranlarla Tanrya hizmette bulunmaktr. Pakuda bylelikle grevleri saymaktadr. Bu grevleri sayarken grevlerden en mhimini ise Tanry sevmek olarak koymutur. Bu his ona gre kalpten doutan gelen bir hassadr, ancak bunun tam anlamyla olabilmesi iin Tanrsal inayete ihtiya duyulmaktadr. Pakuda, Tanr sevgisinin Tanrnn inayetiyle sadece dnya sevgisinden ve ehvetten uzak olan insanlarn ruhunda geliebileceine inanmtr. Tm bu saylanlardan te Yahudi felsefesi denildiinde akla gelen en byk Yahudi filozof bn Meymundur. Meymun Ortaalardaki en byk Yahudi filozofu olarak kabul edilmitir. Meymun en ok dini inan ile felsefi rasyonalizm arasndaki iliki zerinde durmu ve dini inancn aklla elien hibir ynnn olmadn ortaya karmaya aba sarf etmitir. Meymun Antik Yunan felsefesini Farabi ve bn Sina zerinden renmitir. Onun kulland ahlak psikolojisi Mslman filozoflar tarafndan ortaya atlm olan slam ahlakn da hatrlatr nitelikte arlkla Aristotelesi gelenein rn olarak gze arpmaktadr. Buna gre insana doutan ehvet ve dnce gc verilmitir. Ayrca insanlar dier varlklardan ayran zgr irade de insanlarn ayrt edici ynn oluturmaktadr. nsan iin ahlaki grev, onun ncelikle

66 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ehvet gcn kontrol altna alma sonra da akl yetkinletirmeye alarak faziletli bir kii olmaya almaktr. bn Meymunun etik anlay da genel karakter olarak eudemonist (mutluluku) olarak kendinini gstermektedir. Ona gre ayn Aristoteleste olduu gibi insann nihai hedefi mutluluktur. Bu dorultuda insana bunu ancak ilahi iradeye uygun bir ekilde srlen hayat hediye edecektir, nitekim ilahi yasada hem bedenin refah hem de ruhun refah amalanmtr. bni Meymunun daha spesifik ahlk sorularla ilgili baz hkmlerinin etik tarihinde nemli bir etkisi olmutur. O, (yaklak 1160ta yazlan) Din Deitirme zerine Mektupunda (Letter on Apostasy) zihinsel ekince teorisine (theory of mental reservation) katkda bulunmutur. Fezde Yahudilerin Mslman topluluk tarafndan bask grmesiyle balantl olarak, ona, bir yahudinin kalbiyle inanmad halde kelimei tevhidi (Allahtan baka tanr olmadn, Muhammedin Onun peygamberi olduunu) syleyip syleyemeyecei sorulmutur. bni Meymun buna, baz artlarla, bask altnda bu ekilde davranlabilecei eklinde cevap vermitir. Baz artlar altnda, doru olduu dnlen eyden farkl bir eyi ifade etmenin ahlaksz bir ey olmad hkm deiik Hristiyan Skolstik etikilerden devralnmtr ve zihinsel ekince teorisi eklinde gelitirilmitir. bn Meymunu etik teoride nemli klan bir dier husus ise dneminde revata olan kiinin kaderinin, kiinin doumu annda yldzlarn pozisyonuyla belirleneceini ileri sren ve bir eit fatalizm olarak okunan astrologlarn grne iddetle kar kmas ve kiinin kendi kaderiyle ilgili inisiyatife ve kiisel zgrle vurgu yapmas olmutur. 2.Hristiyan Etii Hristiyanlk iin Yahudilikte olduu gibi tek dze bir etik anlayndan bahsetmek neredeyse imknszdr. nk birisi bu bal grd vakit, balkta ierilen etik anlayn Katoliklie mi, Ortodokslua m yoksa Protestanla m ait olduu konusunda net bir fikre sahip olamayacaktr. Bundan dolay baln iaret ettii ana blme ayrarak resmimizi en azndan etik konusunda genel itibariyle ortak Hristiyanlk anlayn kapsayacak ekilde izmeye zen gstereceiz. Buna gre Hristiyanln ilk tarz kabul grd zere Pastoral Hristiyan etiine karlk gelecektir. Bu dnem Hristianln Yahudi ve Farisi gelenekten etkilenen, On emiri, ayinsel uygulamalar ve Hz sann ahlaki uygulamalarn ieren retilerini iermektedir. Bu dnem mulk felsefi speklasyonlardan uzak olduu iin Pastoral olarak isimlendirilmitir. Bu dneme pederlerin eserlerinde bulunan ihtilaflar da yabancdr. Bu dnemin vurgusu ahlaki olarak doru olan davran zerinedir. kinci tarz Hristiyan etii, pastoral dnemden sonraki dneme iaret eder ekilde ve daha ok analitik bir bak asna sahip olan Kilise etiidir. Bu dnem zellikle Plton ve Aristoteles retileriyle bezenmi ve dine daha ok metafizik bir boyut kazandrmtr. Bu dnemde ruh ve lmszlk kavramlar n plana karlmtr. Bu dnemin kilise anlay, dncedeki ve dini daha kolay yaamann nndeki engeller, kiilerin devlet ve kilise arasnda kalmalar gibi faktrler bu dnemi zayflatm ve bu dnem yerine bundan farkl bir nc dnemi nermitir.

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 67

Son olarak Hristiyan etiinde nc byk deiiklik Reform ve Protestanlkla meydana kmtr. Buna gre Protestanlkta hayatn canl ve dinamik yapsna duyulan sayg n plana karlmtr. Tm bunlardan sonra bu dnemin ve anlayn ortaklat merkezi hususlar da yok deildir. Bu farkl anlay da varlklarn mevcudiyet kayna olarak ilahi bir varlk kabul ederler ve bunu Hz sa ile zdeletirirler. Bu balamda sann iradesi de Tanrnn iradesiyle zdeletirilmi olmakta, dine ve ahlaka uygun bir yaayn sann hayatn rnek alarak gerekletirilebilecei ne karlm olmaktadr. Buna gre ahlaki davran iin kurallar koyan ilahi varlk vardr ve bu varlk birbirleriyle ou zaman zde olarak kabul edilen lahi Varlk ile sa olmutur. Ancak bu merkezi unsur ve ilke uygulamaya geirildii vakit, pratikte tek dze olarak grlemez. Mesela Katolikler doum kontrol haplarna gayri ahlaki olduu iin iddetle kar karlarken, Protestanlarn ou bunu kabul etmez. Her ne kadar zellikle pratik bakmdan etik anlaylarn farkllamasndan sz edilse de, Hristiyan etiinden sz ederken u hususun unutulmamas gerekmektedir. Hristiyan etiin genel bak as udur: insan iin hayat Tanr sevgisine dayanr ve hayat Tanrnn koyduu temel kurallara uygun davranmakla kazanlr. Hristiyan etii bir ok bakmdan otoriter bir etik olarak kabul edilmitir. Buna gre zellikle kilise ahlaki dusturu doru davran iin kesin, yanlmaz ve nesnel bir rehber olarak kabul etmitir. Buna gre bu dustr Tanrnn iradesi olarak grld iin sorgulanamaz bir yapda dnlmtr. Bunu ineyen kimse ise gayri ahlaki bir davran ortaya koymu kabul edilmitir. 3.slam Etii Bu blmde slamn gerek kendi kaynaklaryla (Kuran- Kerim ve Snnet tarafndan) gerekse Mslman filozoflar tarafndan ortaya atlm, slamn etik anlayna genel geer ekilde yer verilmeyecektir. Nitekim bu kitap genel itibariyle bu ii zaten yapmaya altndan grlmek istenen fotoraf btncl olarak kitapta ierilmektedir. Kuran- Kerim ve Snnetten hareketle Mslmanlar iin nasl bir ahlaki yaamn tlenmi olduuna, bunun dnda slamda etik anlayn doasna ve zellikle teorik yapsna dikkat eken Farabi, bn Sina, Miskeveyh, Gazali, bn Bacce vb slam filozoflarn grlerine kitabn btnnde yer verilmitir. Bu dorultuda bu blme dair ieriin doldurulma iini, okuyucunun kendisine brakmak en gzel yol olarak gzkmektedir.

zet ve Deerlendirme
Etik tarihine baktmzda ahlk zerine ciddi, tutarl, sistemli ve rasyonel deerlendirmenin Sokratesle baladn grmekteyiz. Geri ondan nce Sofistler vardr. Ancak onlar etik adan negatif bir tutum sergilemilerdir. Salt sbjektivist bir tutumla, her eyin insana gre olduunu yani iyi ve ktnn tek tek bireylere gre deitiini savunarak bir tr deerler kaosunu savunmular ve deere dayal dzenin imknn ortadan kaldrmlardr.

68 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Etikle ilgili olarak Sokratesi iki ekol vardr. Bu iki ekol hem Sokratesten hem de birbirinden ok farkl ve zt ynde yaklam ortaya koymulardr. Bunlardan Kyrene Ekol, Hedonizm denilen anlay savunmutur. Bu anlay tarihte Epikrclk ve Utilitaryanizm eklinde ok deiik versiyonlara brnmtr. Sokratesi dier ekol Kynik ekoldr. Bu ekol, hayattan btnyle el etek ekmeyi ve hayat btnyle kt kabul etmeyi savunan Kaytszlk ahlkn savunmutur. Bu yaklamn tarihteki deiik ekilleri Stoaclk ve Hristiyanln ileci versiyonlardr. Sokratesin kendisini takip ettiini dndmz Plton-Aristoteles izgisindeki mutluluk ahlk (eudaimonizm) drt ana erdeme dayal bir hayat savunmu ve bu anlay tek Tanrl dinlerde etkili olmutur. Kantn ahlk anlay btnyle bu teorilerden farkl bir konumdadr. Onun anlay, ahlk insann pratik aklna dayandran, dev duygusunu merkeze alan ve bu duyguyu kategorik buyrukla formalize eden bir anlaytr.

Sorular
1.Pltoncu etiin en nemli karakteri olarak ne kan zellii aadakilerden hangisidir? a.Pltoncu etikte yanl ve doru grecelidir. b.Pltoncu etik Stoaclarn etik anlayndan etkilenmi ve Aristotelesin etik anlayn etkilemitir. c. Eer kii neyin doru olduunu kefedebilirse, Pltona gre o kii asla kt bir davran ortaya koymaz. Buna gre tm mesele iyinin ne olduunun kefedilmesinde yatmaktadr. d.Pltona gre davranlardaki iyi aklla kefedilemez derecededir. e.Pltoncu etikte insan bile bile ve isteye isteye yanl davran ortaya koyabilir. 2.Aristotelesin etik anlayyla ilgili olarak aadakilerden hangisi dorudur? a. Aristoteles, etik anlayn akl ve tecrbe zerine ina etmitir. b.Aristotelese gre kii bildii halde yanl yapamaz. c.Aristotelesin etik anlay salt subjektivisttir. d.Aristotelesin etik anlay Sokratesi ve Pltonu derinden etkilemitir. e.Aristotelesin etik anlay tamamyle hedonisttir. 3.Ahlak felsefesi tarihinde aadaki ekollerden hangisi hedonist olarak kabul edilmektedir? a.Stoa-Kirene b.Kirene-Epikr c.Kinik-Kirene d.Aristotelesilik-Stoa e.Pltonculuk-Sokratesilik 4.Stoaclarn en temel savlar aadakilerden hangisi kabul edilmektedir? a. D etkilere kaytsz kalmay ren b.Ye, i, elen c.ntihara eilimli ol ve intihar et

E t i k T a r i h i n d e k i T e m e l T e o r i l e r | 69

d.Sokratesin retisini takip edin e.Hereye bo ver 5.Modern etik kuramlarn grupland kmelerden hangisi yanltr? a.Bir kuram ya znelci ya da nesnelci olabilir b.Bir kuram ya doac, ya heyecanc ya da doac olmayan olabilir c.Bir kuram ya motivist, ya devci ya da sonuu olabilir d.Bir kuram hem salt anlamda znelci ve yine salt anlamda nesnelci de olabilir e.Modern etik kuramlar normatif olmaktan ziyade daha ok deskriptif bir zellik arz ederler.

Cevaplar
1.c, 2.a, 3.b, 4.a, 5.d

Kaynaklar
Bourke, V. J., (1970). History of Ethics, Image Boks, New York. Campbell, R., (1992). Egoism, Encyclopedia of Ethics, edit. L. C. Becker, Grland Publishing, New York, London. Long, A.A., (1992). Cynics, Encyclopedia of Ethics, edit. L. C. Becker, Grland Publishing, New York, London. Stroll, A.-Popkin, R.., (1956). Philosophy Made Simple, Doubleday & Company, Inc., Garden City, New York. Trkeri, Mehmet, (2008). Etik Kuramlar (Derleme-eviri), Lotus Yay., Ankara.

NTE 4 RADE ZGRL


Do. Dr. MEHMET TRKER Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, Etik kavramnn anlamnn ne olduunu, rade teriminden nelerin anlaldn, rade zgrlnn teolojik zemininin ne olduunu, Tanr karsnda irade zgrlnn yerini,

rade zgrl ve determinizm ilikisini ve bu ilikinin etik tarihindeki yerinin ne olduunu, Grev ve iyilik balamnda irade zgrlnn yerini, Ahlaki sorumluluk bakmnda irade zgrlnn konumunu, nsann seme zgrlnn tm ynleriyle ne olduunu ve nemini, nsann eyleme zgrlnn tm ynleriyle ne olduunu ve nemini,

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
GR a. rade zgrlnn Teolojik Zemini b. Tanr Karsnda rade zgrl c. rade zgrl ve Determinizm RADE ZGRL VE AHLAK-ERDEM LKS a. Grev ve yilik Bakmndan rade zgrl b. Ahlaki Sorumluluk Bakmndan rade zgrl NSANIN ZGRLK ALANI a. Seme zgrl b. Eyleme zgrl

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir.

72 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
rade zgrlk Determinizm Ahlak Sorumluluk Grev Seme Eyleme

GR rade kavram felsefe tarihinde zerinde en ok durulan kavramlardan birisi olmutur. rade yksek bir zihin fonksiyonudur. Bu fonksiyonu vucuttaki bir organla ilikilendirmek neredeyse imknsz durmaktadr. Bu nokta onun tam olarak ne olduunu engeller gibi dursa da onun zerinde ne olduuna dair fikir edinmemizi engelliyor deildir. ncelikle aklilik iradenin en belirgin zelliidir. radi hareketi mekanik hareketlerden ayran zellik de budur. Yine iradede ama ok nemli bir yere sahiptir. Kii ama hakknda bir hkm vermitir. Bylesi bir hkm ancak seeneklerin karlatrlmas sonucu verilmitir. rade ite tespit edilmi amalara itah hareketi olarak bu balamda anlam bulmu olmaktadr. (ner, 2005:23-24) rade zgrl etik alann en temel artn ifade eder. Burada kastedilen irade, iyi-kt arasnda tercihi sz konusu olan insana zg olan iradedir ve ilk anlamda tercihi (seme zgrln) iermektedir. Tercih iradeyle yaplr; ancak irade daha kapsamldr. rad eylemler ocuklarda ve hayvanlarda da grlr; ama tercih grlmez. Bu durumda tercih edilen ey, elimizde olan eyleri dndkten sonra arzu (irade) edilen ey olduuna gre; tercih de kendi elimizde olan eylerin enine boyuna dnlm arzusu (irade) olur. (Aristotle, 1994:1111b, 1113a, 1139a;

r a d e z g r l | 73

Farabi, 1990:59) Dolaysyla, insann irade zgrlnden sz edildiinde bunun seme ve tercih zgrln de ihtiva ettii dnlmektedir. Baka bir deyile insann irade zgrlnden ncelikle onun seme zgrln (tercih) sonra da eyleme zgrln anlamaktayz. Bunlara ileriki blmlerde daha geni bir biimde yeniden deineceiz. Bununla birlikte, her tercih edilen davrann ahlk davran olduu sylenemez. Zira tercih edilip, ortaya konulan davrann iyi/kt deerlendirmesine tbi olan bir davran olmas gerekir. Buna gre eylemler, ahlk alann ilgilendiren ve ilgilendirmeyen eylemler olarak ikiye ayrlr. Ahlaki anlamda deer biilemeyen davranlar ahlaki deer sahasnn dnda kalan davranlarken, ahlk alanyla ilgili davranlar da iyi ya da kt deerlendirmesine bal olarak kendi iinde iki ksma ayrlr. Bunlardan sadece iyi deerlendirmesini hak eden (vlen) davranlar erdemlerin ve dolaysyla mutluluun kazanlmasna yol aar; kt olarak deerlendirilen (yerilen) davranlar ise mutsuzlua sebep olur. (Aristotle, 1994: 1175b; Farabi, 1993:28; Miskeveyh, 1985:10,33) a.rade zgrlnn Teolojik Zemini rade zgrl insann yapp-etmelerinin ahlken anlam ve deerinin postulat konumundadr. Bununla birlikte, her eyi bilen, her eyi yaratan, her eye kdir olan ve her eyi takdir eden bir Yaratcnn varl kabul edildiinde insann irade zgrl meselesi ayn zamanda Tanr-ahlk ilikisi meselesine dnmektedir. Baka deyile, Spinozac trden baz anlaylar istisna edersek, genel anlamda tereddtsz kabul edilen irade zgrl, Tanr anlay iin iine girdiinde farkl ekillerde yorumlanmaktadr. slam dncesinde ortaya km farkl ulhiyet (Tanr) anlaylar, ayn zamanda, irade zgrlyle ilgili farkl bak alarn da yanstmaktadr. Bu erevede, slam filozoflarnn neredeyse tamam irade zgrln tereddtsz kabul etmilerdir. (Farabi, 1990:59; 1993:26, 30; bn Sina, 2004:116, Rosenthal, 2000:39; Turhan, 1996:99-105). Kelam ekollerinden Cebriye ekol, kudret merkezinde ekillenen Tanr anlay dorultusunda irade zgrlnn var olmadn savunmutur. (Wolfson, 2001:462; Watt, 1996:122; Yeprem, 1984:199, Glck, 1988:201) Mutezile ekol, Tanrnn ahlk sfatlarn (zellikle adalet sfatn) n plana karan ulhiyet anlay dorultusunda insann irade zgrln kabul etmekle kalmam; insann, fiillerinin znesi (faili) olmasnn yan sra yaratcs olduunu savunmutur. (Kad Abdulcabbar, 1988:336, 344-345 vd.; Eari, 2005:198-199; Wolfson, 2001: 470 vd.,; Yeprem, 1984:188-192; arc, 1989:15). Bu iki anlay, slam dncesinde iki ar kutup olarak deerlendirilmi ve kabul grmemitir. Bu iki ar utan kanmaya alan ve ehl-i snnet diye nitelenen ekollerden Earilik, insann irade zgrlnn varl konusunda ilk bakta belirsiz bir tutum taknm; ancak son tahlilde insana irade zgrl tanmann Tanrnn kudretini snrlandraca dncesiyle Cebriye ekolne yaklamtr. (Eari, 1948:50, 57; Aydn, 1991:10, 173; Kl, 1992:101). Ehl-i snnetin dier

74 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ekol olan Matrdlie gre, insan, irade zgrlne sahiptir; fiillerinin znesidir; fakat yaratcs deildir. (Maturidi, 1979: 221, 256, 286; Topalolu, 2003:192-194). Tm bunlara bir sonraki blmde daha genie yeniden deineceiz. ok genel ve ksa tarzda zetlemeye altmz bu dnce tablosu gstermektedir ki, irade zgrlyle ilgili dnceler Tanrnn sfatlaryla ilgili bak alarnn bir yansmasdr. Tersinden syleyecek olursak, irade zgrlnn kabul edilmesi ya da reddedilmesi ulhiyet asndan kard probleme gre belirlenmektedir. Bu, ayn zamanda, irade zgrlyle ilgili bak asnn ulhiyet anlaynn belirlenmesinde pay sahibi olduu anlamna gelmektedir. rade zgrl sorunu, Tanrnn sfatlaryla ilikisi asndan ktna gre, zm yolunun da burada aranmas gerekir. Buras da ileride yeniden dneceimiz noktalardan birisini oluturmaktadr. Tm bu ksa ve n bilgilerden sonra rade zgrlne getirilecek slam dinini n plana karm dini bir bak asyla Allahn insan yaratmasnn anlamsz olmadn; onu halife olarak grmesinin insana bir takm ykmllkler getirdiini, insann ancak bu ykmllklere ynelik tutum ve davranlaryla karlk greceini ifade etmek ok makul gzkmektedir. Ayrca ayn oranda meselenin k yolunu ne insann grev ve sorumluluk alann grmezden gelerek onu bir tr makineye dntrmede aramak ne de insann snr ve eksikliklerini unutup onu her eye kadir ve fail yaplmasnda savunmada aramak ok makul gzkmemektedir. Bu iki nokta, slam dncesinin genel izgisinde byk lde zaten kabul grmeyen anlaylar olarak ifade edilmektedir. Bununla birlikte, kanaatimizce, insann Kurnn kendisinden bekledii ykmllkleri yerine getirmesinde onun ahlk dinamizmini pratikte yok edecek ya da azaltacak ekilde meselenin niha noktada mulk braklmas da, en azndan Kurnn ruhuyla rtmez grnmektedir. Dolaysyla, irade zgrl sorununun, Tanrnn sfatlaryla birlikte ele alnmas son derece nem arz etmektedir. Bu adan meseleye bir alm getireceine inandmz irade zgrlnn teolojik zeminine ynelmek nemli gzkmektedir. nsann dinin muhatab olabilmesi iin akl ve tercih sahibi (ihtiyar) olmas gerekmektedir. Bu insann zgrce ortaya koyduu davranlarn var olduunu ve tm bunlardan da sorumlu olduunu gstermektedir. (Elmall, 1982:1/860, 2/860, 1/84) Hayatta bu balamda bir dzen gze arpmaktadr. Byle bir dzenin olmas, hayat anlaml klan eyleri; akl ve zeky, alp abalamay, zgrl (hrriyet), tercih sahibi olmay (ihtiyar), ve davrann deerli olmasn beraberinde getirmektedir. (Elmall, 1982: 7/5155) Baka bir deyile, saydmz bu eylerin varl hayatn anlamn oluturmaktadr. slam dnrleri hem insann yaratl amacnn, hem de dinin varlk artnn insann zgr olarak iyilikler yapmas gayesine ynelik olduunu belirtmektedirler. Ancak insan ne iyilik yapmaya ne de ktlk ilemeye zorunlu

r a d e z g r l | 75

bir varlk olarak yaratlm, insan her ikisini de ileyebilecek potansiyelde var edilmitir. Burada insan iin vurgu onu dier varlklardan ayrc klan akla ve iradesine yaplmaktadr. nsan yapp-ettikleriyle hayatna anlam katar. te insan bir taraftan kendi hayatn anlaml klarken dier taraftan anlamlandrd hayat ona bir ykmllk ykler ve onu etik alann iine dhil eder. slam dnrleri ahlakiliin temel art olan irade zgrlyle ilgili u temel hususlar belirlemilerdir: (i) rade ve akl ahlkta vazgeilmezdir; (ii) irade zgrl insana verilmitir; (iii) insann zgrl mutlak deil, snrldr; (iv) zgrle sahip insann Tanryla (Tanrnn sfatlaryla) ahlk ilikisi vardr (Bkz. Kl, 1993:297) zgrlk (v) grev ve (v) sorumluluu beraberinde getirir. imdi yukardaki hususlara teker teker deinmeye alalm. Akla ve irade zgrlne sahip olmas insann dier varlklardan ayrlan ynn oluturduuna gre, insann ayrt edicilii ahlk alannda zellikle bu ynyle ortaya kmaktadr. Bu durum, bilgi ve iradenin ahlkta nemli olduunu gstermektedir. Zira akl, her eyden nce bilgiyle, tercih ise iradeyle ilgilidir. Ancak ahlkta irade, bilgiden daha nemlidir. Bilgi kukusuz ahlk iin son derece nemli ve gereklidir ancak tek bana yeterli deildir. Yani insan iyiye ve ktye eit derecede yatkn olduu iin, (Elmall, 1982: 3/2140) insann iradesini devreye sokup iyi davranlar ortaya koymas gerekmektedir. Bu durumda bilgi ve davrann yan sra ahlkta irade de nemli bir unsur olmaktadr. Ancak, hatrlanaca gibi, insann iradeye sahip olmas, yalnzca n art olup, onun davrann ahlkl klmaz. Nitekim irade ve bilgi dnda bir de iyi davrann ortaya kabilmesi iin kudret/g gerekmektedir. slam filozoflar bu gcn insana Tanr tarafndan verildiini ifade etmilerdir. Zira slam dnrlerine gre Tanrnn yeryznde insan (halife) yaratmas, Onun iradesi, gc ve sfatlarndan baz yetkileri insana verdii anlamna gelmektedir. Buna gre, insan zgr ve g sahibi bir varlktr. nsann g (kudret) sahibi olmas onun, tercih hakkna, seme zgrlne sahip olmas anlamna gelir. Tanrnn irade ve gcnden bir ksmn insana vermi olmas, insana verilen irade ve gcn mutlak olmadn gsterir. nsan btn yapp-etmelerinde Tanrdan bamsz, kendi bana hareket edemez. nsann yapp etmelerinde insann tercihi ve gc olsa da onlar Allah tarafndan yaratlmadan insann davranlarn ortaya koymas imkn dhilinde olmamaktadr. Buna gre, insann davranlarnda onun zgrl ve faillii sz konusudur. Ancak bu faillik mutlak anlamda deildir. Dolaysyla bir davrann ortaya kmasnda, gerekli olan irade ve niyet insann sz konusu davrann faili olduu anlamna gelmektedir. Ancak, bazen iradenin var olmasna ramen davrann ortaya kmad da gzlenmektedir. Bu durum baz slam dnrlerine gre, insann btn koullar kontrol eden bir varlk olmamasndan, baka deyile Yaratc olmamasndan kaynaklanmaktadr. Fakat bu durum, insann ortaya koyduu davranlarda fail

76 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

olduu gereini darda tutmamaktadr. Ayrca byle durumlara bakarak insann, davranlarn zorla ortaya koyduunu da dnmemek gerekir. Bu sadece, insann Tanr olmadn gstermekte, insann irade zgrlne sahip olmad anlamna gelmemektedir. nsann zgr iradesine dayal davrann, hem irade eden znenin hem de yaratan znenin ilikisini gerekli klmas insann zgrlnn mutlak olmadn; snrl olduunu gsterir. Ayrca, insann zgrlk alan, alp abalamann sz konusu olduu kesb (Elmall, 1982: 2/998) alann ifade eder. nsan ancak belli bir alan iinde kendisine tannan zgrlk dairesinde zgrln yaamakta ve tecrbe etmektedir. Bu alanda faillik ve dolaysyla ahlaki sorumluluk bizzat insann kendisine ait olmaktadr. te irade zgrl bylesi bir teolojik zeminde delillendirilmektedir. nsan iin dnya hayat imtihanlar sahasysa ve bu yaam sonunda insan sorumlu tutulacaksa onun sorumluluk artlarnn yerine getirilecei ideal dzeyde faillik alannn ona bahedilmesi gerekmektedir. te insan ancak bylesi bir dairede ahlaki ykmlln yklenebilmekte ve yapp etmelerinden dolaysyla sorumlu olabilmektedir. imdi bu hususu Mutlak Varlk karsnda irade zgrln tartarak biraz geniletmeye alalm. b.Tanr Karsnda rade zgrl slam filozoflarna gre, yaratlta ilahi iradeye bal olmayan hibir ey yoktur. Ancak alp-abalamayla ilgili konularda ilahi irade insann iradesini takip etmektedir. Zira insann yeryznn halifesi olarak konumlandrlmas ona dier varlklara nazaran baz stnlkleri vermitir. te bu stnlklerden birisi de irade zgrldr. nsann irade zgrl kesble ilgili alanlarda insann iyi ya da kt davranlar ortaya koymasnn bir gvencesidir ve buna bir engel bulunmamaktadr. Baka deyile insann iyi ya da kt davranlar ortaya koymas tamamen kendi elindedir ve buna ilahi irade engel oluturmaz. Ancak insann her istediinin gereklemesi diye bir ey de sz konusu olamaz. stenilen her eyin gereklemiyor olmas insann snrl bir varlk olmasndan kaynaklanmaktadr. te her eyin ilahi iradeyle ilgili olmas bu anlama gelmektedir. nsann iradesinin geerli olduu alanlarn tek bir istisnas vardr. O da vehb denilen, Tanr vergisi olan alanlardr. Bunlarn en nemlisi peygamberliktir. (Elmall, 1982: 1/523) nsann bu noktada dorudan bir dahli bulunmamaktadr. Bu alan insann iradesiyle hak edip kazand alann yani kesb alannn dndadr. Bunun dndaki neredeyse her ey insann, iradesini iletecei, davran ortaya koyabilecei alanlar oluturmaktadr. Hatta yle grnyor ki, hidayet ve dalaletin kazanlmas dahi bu kapsamda bulunmaktadr. Hidayet terimi doru yola ulatrma, doru yolda istikrarl klma anlamnda Allaha nispet edilmi ekilde kullanlr. Bu kavramn bilgisel ve davransal yn bulunmaktadr. (Elmall, 1982: 1/143) Dalalet terimi, doru yoldan bilerek ya da

r a d e z g r l | 77

yanllkla sapmak anlamna gelir. Bu da yine Allaha nispet edilmi olarak kullanlmaktadr. (Elmall, 1982: 1/135) Bir slam dnr olan Elmallya gre, hidayet ve dalalet, insann zgr iradesiyle yapp ettiklerinin karl olarak onda oluan ikinci yapy (cebr tabiat) ifade etmektedir. (Elmall, 1982: 4/2982, 2983) Eer insan, hidayetin ilk tr olan kognitif (bilisel) yn Kuranla, ikinci tr olan davransal yn Kurann buyruklarn dikkate alarak gerekletirirse bu durum onda hidayet denilen yapy oluturur. Kii eer bunlar yapmaz, ya da tersi eyler yaparsa onda, dalalet denilen yap oluur. (Elmall, 1982: 1/143) Elmallnn hidayetin ve dalaletin insanda ikinci yapy ifade ettii tarzndaki anlay, Aristoteles ve ou slam filozofunun alkanln bir tr ikinci yap olduu eklindeki kanaatleriyle rtmektedir. (Aristotle, 1994:1103a; Farabi,1987:31-33; Farabi, 1993:34-36; Miskeveyh, 1985:9, 25). Grld gibi birok slam dnrnde olduu gibi Elmallya gre de, Tanrnn hidayet etmesi ya da dalalete drmesi, insann zgr iradesine ve seme zgrlne bal olarak ortaya koyduu davranlarn yaplamas sonucu olumaktadr. Bir bakma hidayet ya da dalalet bu yapnn tescili, deiemez hale geldiinin bir gstergesidir. Mesela Elmall, ...Allah dilediini artr, dalalete drr...(13/17) ayetindeki Tanrnn dalalete drmesini, insann kendi tercihiyle setii sapklktan sonra insanda ortaya kan durumun bir ifadesi olarak anlamaktadr. Zira ona gre her insan iin mddetleri deiik olsa da onlarn tercih ile hidayeti bulabilecei zamanlar bulunmaktadr, insan bu mddet iinde tercihiyle hidayete deil de dalalete ynelirse artk onun iin bu dalalet bir tr ikinci yap yani alkanlk haline gelir ki bu deimesi ok zor olan bir hali ifade etmektedir. nsann irade zgrlne burada baktmzda problemlerden birinin bu zgrln Mutlak kudret ve ilim sahibi varln karsnda nasl savunulaca eklinde olduunu gryoruz. (Aydn, 2002:160-161) Meseleye felsefe ve kelamdan deiik dzeylerde zm yollar getirilmitir. Aslna baklrsa iki fail olan Allah ve insann, insann yapp etmelerinde yerlerinin tespiti konusunda teist ve ateist grler birbirleriyle hep atma iinde olmutur. Yani insan zgrl ya Tanrnn mutlak hrriyeti ierisinde yok edilmi ya insann Mutlak Varlkn mutlak hrriyeti karsnda irade-i cziyyesi (libre arbitre) bulunduu kabul edilerek ona zgrln yolu alm ya da Mutlak Varlk reddedilerek insan iin koulsuz ve mutlak zgrln imkn aralanmaya allmtr. ncelikle insann Mutlak rade karsnda zgrl problemine el atan felsefe ierisindeki teist gr, insann Mutlak Varlk karsnda zgr olduunu, Tanrnn ezeli-ebedi, her eyi bilen, her ey gc yeten sfatlarnn insann zgrln kmaza sokmadn, insana bu gcn yine Tanr tarafndan verildiini savunmutur. Bu gre gre insan zgrdr, nitekim insan farkl seenekler karsnda kararszl ya da birisini tercih etmesi onun zgr

78 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

olduunun kantlar olarak sunulmaktadr. (ner, 2005:34-37) Tanr insanlara iyiyi ktden, doruyu yanltan, irkini gzelden ayrt edecek olan kapasiteyi vermitir, bundan dolay insann kty, yanl ve irkini tercih etmesi Tanrdan deil insann kendisinden kaynaklanmaktadr. nsann zgrlk snr varlksal anlamda yine Tanr tarafndan izilmitir, mesela insan ku gibi umak istese dahi uamaz, anne-babasn, milletini tercih edemez, sonsuzca yaamaya g yetiremez vs. nsan Tanr tarafndan kendisine izilen dairede zgr ve sorumludur. nsann zgrl problemiyle ilgilenen ateist gr ise yukarda ifade ettiimiz teist grn tam tersini savunmakta, Mutlak Varl inkr ederek insan iin mutlak anlamda zgrln imknn sorgulamaktadr. Zira ateist filozoflarnn byk bir ksm insan zgrln Tanrnn inkrnda aramaktadr. Ksaca onlarn dncesini ifade edecek olursak, ayet Tanr var olsa, Onun zihninde bir insan tasarm olacak ve insan bu tasarm tarafndan belirlenip zgr olamayacaktr. Hlbuki onlara gre insan nce dnyada var olmakta ve sonradan tanmlanmaktadr. Yani bir baka deyile insann klli bir tabiat yoktur, insan tam orada ve kendini belirleyendir. nsann o ekilde deil de bu ekilde olmasn seen Tanr deil kendisidir. nsann seemeyecei tek bir ey vardr o da hrriyetin kendisidir, zira insan hrriyete mahkm edilmitir. Bu nokta ateit varoluulukta sama izgisini oluturmaktadr. nsan Tanr tarafndan belirlenmiyor ama zgrle mahkm braklarak bir eit zgrlk tarafndan belirleniyor. Ateist varoluular insan semede zgr olarak grmekte ancak her eyi semede muktedir grememekle temelsiz bir irade zgrl anlay ortaya koymu oluyorlar. (ner,2005:43-49). Felsefe tarihinde teist ve ateist grlerden sonra insan zgrln mutlak anlamda kaldran ve her eyi Tanrya irca eden bir gr daha bulunmaktadr, Panteist gr. Bu grn en belirgin rneini Spinoza ortaya koymutur. Spinoza tek cevher kabul eder, o cevher Tanrdr. Her ey Tanrdadr, Tanrnn dnda bir ey yoktur. Tanr her eyin nedenidir. Tek hr sebep Tanrdr. Tabiatta bir ey olmasn ki o, Tanrya uzanm olmasn. Spinoza felsefesi bir eit zorunluluk felsefesidir. Tabiatta olan her ey tanr tarafndan zorunlu olarak belirlenmitir. Bu durum insan dnyas iin de sz konusudur. Ona gre insanda zgr irade bulunmamakta, insann istei zorunlu olarak belirlenmi bulunmaktadr. Spinozada insann zgr olmas, akla uygun, o da tabiata uygun yaamla mmkn olmaktadr. Bu ise sonuta tamamen kaytszlk durumunu getirmektedir. Zira insana den tabiat ve insan dnyasnda gerekleen son zmlemede ilahi determinasyona ancak rza gstermektedir. (ner, 2005:39-43) Bu erevede ahlaki sorumluluk ve devin hibir ekilde rasyonel ve teolojik zemini gzkmemektedir. Zira panteist grte insana ahlaki bir sorumluluk yklemenin art olan zgrl btn dnda ve ondan ayr olarak belirlemek sistemin i mantna aykr gzkmektedir.

r a d e z g r l | 79

Felsefe tarihinde zgr irade problemini tartan farkl gr ksaca da olsa ifade ettikten sonra imdi, slam dncesinde oluan en az farkl gr ifade etmeye alalm. slamda irade zgrl hep kader problemiyle beraber tartlm ve konuya Cebriye, Kaderiye ve Ehl-i Snnet tarafndan Tanr-insan ilikisi balamnda zm nerileri getirilmitir. Cebriye mezhebi Mutlak varlk karsnda insana zgrlk tanmamtr. Zira onlara gre her ey Tanrnn mutlak iradesine bal olarak grlmtr. Cebriye ekolnn savunucular konuya dair iki delil sunmulardr. Bunlardan ilki Allahn birlii, dieri ise Allahn lim sfatdr. lkine gre ayet insan kendi fiilini kendisi yaratrsa insann da yaratc olmas gerekecek ve bu durum Allahn birlii hususunu elikiye drecektir. kincisine gre ise Allah her eyi bilmektedir, bir insann faaliyetlerini insan nceden bilmektedir. ayet kii zgr olup iradesiyle hareketlerini deitirirse bu hal Tanrnn ezeli bilgisinde deiiklie yol aacaktr, bu durum Allahn lim olmasn elikiye drmektedir. Cebriye her ne kadar Allahn iki sfatn delil olarak ortaya koymu olsa da, son zmlemede, insana irade zgrl tanmann Allahn kudretine halele getirecei dncesini merkeze alm grnmektedir. Cebriyenin gr Ehl-i Snnet limlerince ok ar bulunmu ve itibara layk grlmemitir. (ner,205:49-50). Kaderiye mezhebi ise insann tm fiillerini Tanrnn iradesinden ayr olarak deerlendirmi ve insana irade kudreti tayin etmilerdir. Bu gr daha sonra Mutezile tarafndan benimsenmi ve tabiri caizse onlarn irade zgrl konusunda resmi gr haline gelmitir. Bu gre gre insan fiillerinde zgr ve fiillerinin yaratcsdr. Bu hususu Mutezile Allahn adaleti ve insann Allah karsnda sorumluluuna dayandrmaktadrlar. Mutezileye gre Tanr kullarnn fiillerini yaratmaz, kullar iledikleri fiilleri Tanrnn kendilerine verdii kuvvetle yapmaktadrlar. Mutezilenin bu gr Ehl- snnet tarafndna Cebriye gibi ar bulunmutur. (ner, 2005:50-51) Ehl-i Snnet bu noktada bir eit telif edici rol oynayarak ve orta yolu tercih ederek hem insann zgrln gvence altna almak hem de Tanrnn sfatlarnn kelami savunusunu yapmak istemitir. Ehl-i Snnet dncesi kendi iinde tek ses deildir. Ehl-i Snnet dairesi ierisinde bulunan Earilik yorumlarnda Cebriyeye yaknken, Maturidilik ise grlerinde daha ok Kaderiyeye yakndr. Earilie gre kiinin irade kudreti var olsa da bu gcn yapt iler zerine herhangi bir tesiri kabul edilmemektedir. nsan iin sz konusu olan irade kudreti ancak kesbe muktedirdir. Ancak kesb de Allah tarafndan yaratlmakta ve belirlenmektedir. Earilerin burada cebrden kurtulmak iin kesb kavramn ne kardklar ifade edilmektedir. Earilere gre kesb, kulun kudretinin takdir olunana yaklamas olarak tanmlanm ve kulun sorumluluunun gerekesi olarak kabul edilmitir. Ancak bu noktada var olan insann irade kudretinin

80 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

insanlarn fiillerinde katksnn ne olduu tartmal olarak gzkmekte ve Earilik cebr-i mutavasst (orta cebir) olarak nitelendirilmitir. (ner,2005:52-53). Son zmlemede Earilik de insana zgrlk tanmann Allahn sfatlarn deitirmek anlamna geleceini ve bu durumun Onun kudretine halel getireceini dnmtr. Maturidilik ise Earilik gibi yine insann irade kudretine deinmi ve bunu Earilie nispeten daha vurgulu olarak yapmtr. Maturidiyeye gre insan fiillerinde zgrdr, ancak insan fiillerinin yaratcs deildir. Fiillerin yaratcs Allahtr. Maturidi, kesb kavramnda insann tercihini ne karmlardr. Buna gre insan kendisine Allah tarafndan bahedilen gle fiili ileyip ilememede, yapp yapmamakta zgrdr. Bylece bu erevede kiinin iradesinin fiilde etkisi net bir ekilde ortaya km olmaktadr. Bylece Maturidiliin, fiillerinin yaratmn Allaha brakmasyla Mutezileden, insana ilevsel olarak irade kudreti vermesinden dolay da Cebriyeden ayrldn ve orta yolu takip ettiini sylemek isabetli durmaktadr. (ner,2005:53-54) imdi konuya dair bir slam mtefekkiri olan Elmall Hamdi Yazrn dncesine deinerek blm nihayete erdirelim. Elmall Hamdi Yazra gre, Tanrnn kudreti mutlaktr ve hibir ekilde snrlandrlamaz. (Elmall, 1982: 3/1629) te yandan, Allah insanlara kendi kudretinden bir ksmn vermitir. (Elmall, 1982: 1/299) Tanrnn insanlara kudret vermesi Onun gcnden bir ey eksiltmemekte ve Onun gcne bir halel getirmemektedir. (Elmall, 1982: 3/1630) lahi takdir ya da kader asndan bakldnda, olup biten her ey Tanrnn takdiri erevesinde olup bitmektedir. Takdir ya da kader, bize yle geliyor ki, evrende olup biten her eyin belli bir zellie, belli bir lye ve belli bir imkna gre olup bitmesinin nceden belirlenmi olmasdr. (Elmall, 1982: 8/5746; 7/4655; 7/4754) Bu durum, Elmallya gre, insan zgrl asndan bir problem ortaya karmamaktadr. Zira kader, kulun iradei cziyyesine mnafi de deildir. nk ihtiyari fiillerin vukuu iin iradei cziye dahi kader cmlesindendir (Elmall, 1982: 7/4655). Buna gre kader, Elmall dncesinde, insann ne yapacann nceden belirlenmesi deil, ne yapabileceinin nceden belirlenmi olmasdr. Baka deyile kader, insann davranlar sz konusu olduunda imkn anlamnda kullanlmaktadr. nsan zgrl problemini tartrken iin baka bir boyutunu da gzden karmamak nemlidir. Buna gre insan evrende olup biten her eyin, son noktada, Allahtan olduunu dnmelidir. (Elmall, 1982:7/4751) yle grnyor ki, bu durum, insan zerinde psikolojik bir rahatlama salayacak gibi durmaktadr. nsann zgr seimine bal olarak ortaya koyduu davranlar zellikle iyi davranlarn da son noktada Tanrdan olduu bilinmelidir. Bu hususun da eitim amal olduu grlmekte, insann Tanrnn varln unutmamas ve Onunla ahlk ilikisini srdrmesi beklenmektedir. nsan genelde kendini iyi bakasn kt, iyilii kendisinden ktl ise bakasndan

r a d e z g r l | 81

bilir. te, hayr ve errin, her eyin Allahtan olduunun dnlmesi gerektii inanc buna bir ders olmas iindir. (Elmall, 1982:2/1397, 1398) Ayrca, byle olduunda insan gurur ve kibre kaplmaz, alak gnll olur; ktlklerin kaynan kendisi olarak grd iin de onlar dzeltme yoluna gider. nsan iin ifade edilen zgr irade aslnda ahlaki tutumu gelitirmektei ve insann ontolojik eksik ve snrllna dikkat ekmektedir. c.rade zgrl ve Determinizm zgrlk ve gerekircilik konusu bilim, ahlak ve din felsefelerinin problem alanlarnda nemli bir yer igal etmektedir. Determinizm, bilimde sebep-sonu ilikisine bal aklamalarda bulunma ve olaylar nceden kestirme ve tahmin etme imkn erevesinde anlam kazanmaktadr. (Aydn, 2002:162) Ne var ki determinizmin alan bu kadar dar deildir. Etik determinizme gre, inansn biyolojik, psikolojik davran ve tepkileri ile ahlaksal davranlar her ne kadar birbirlerinin iine gemi ve karmak halde bulunuyorsa da bunlar bilimsel ve psikonalitik yntemlerle zmlenebilir gzkmektedir. Ksacas etik determinizm insann belli durumlarla snrl kalsa bile, zgrce kararlar alp eylemlerini ynlendirebileceini, bu eylemlerinin sonularnn sorumluluunu stlenebileceini kabul etmemektedir. (zlem, 2010:41). Determinizm kavram dediimizde bu blmde etik determinizmi anlayacamz belirtmek kouluyla modern felsefede bu kavramn sk ve lml hallerine deinmeye geebiliriz. Sk determinizmde insan iin yaptnn dnda bir eyleme yolu bulunmamaktadr. Yani bu daire ierisinde insan baka trl hareket edebilirim diyemez, dese bile bu bir yanlsama olarak kalr. Ilml determinizme gre insan bir takm sebeplere bal olarak hareket eder. Onun fiillerinde ve seimlerinde bir tespit ve tayin olunma durumu sz konusudur. ayet insann fiilleri geliigzel ortaya ksayd onlar tespit etmek ve istikrar ierisinde planladmz eyleri yapma imkn ortadan kalkard. Yine ayn durum insann gcnn yetmedii eylere yapmaya inanmasyla da kmaktadr. Ilml determinizme gre kat determinizm yanltr, nk onlar, insann her yapp etmesinin fizyolojik, psikolojik, biyolojik vb yasalardan zorunlu olarak karlabileceini dnmlerdir. Kukusuz insan fiilleri bu tip yasalardan etkilenirler ancak zorunlu olarak onlar tarafndan belirlenmezler. (Aydn, 2002:163). Kat determinizmin salam bir karakter anlayna sahip olduunu sylemek neredeyse imknsz gzkmektedir. Nitekim insan sz konusu olunca karakter olmu-bitmi bir ey deil, srekli istikrar iinde deien bir yap olarak karmza kmaktadr. imdi bu yapda insann iradi olarak hibir paynn olmadn sylemek ya da onun deitirilemez bir yap olduunu ne srmek beeri tecrbelerle elimektedir. Eer kat determinizm doruysa canileri, katilleri, zalimleri knamann hibir anlam olmamaktadr. Yine bu daire ierisinde yaplan

82 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

bir eyden dolay utanmann, sorumluluk duymann, sululuk hissine kaplmann anlamlar da olmayacaktr. (Aydn,2002:163-164) Dier taraftan ahlaki sorumluluu ifade etmek adna insan davranlarnn baz sebeplere dayandn inkr etmeye de gerek yoktur. Bu balamda insan bir adan baml bir baka adan ise bamsz bir karaktere sahiptir. nsan zgrlnde anladmz hibir d zorlama olamadan hareket etmek olsa da i zorlamalarn (arzu, hevesleri) da zgrln sahasna girdiini ifade etmek yerinde olacaktr. Baz filozoflar da lml determinizmi makul karacak baz araylara girimemi deillerdir. Mesela Immanuel Kant insann ikili (dual) yapsna yapt vurguyla, etik deterministler ile irade zgrln savunanlar arasnda ara zm yolunu sunmay denemitir. Ona gre insan bir yanyla doa varl olarak doal determinizm altnda, ancak otonom ynyle de zgrlk sahasndadr. Bu ayrm daha sonra Nicolai Hartman tarafndan yeniden gndeme getirilmi, o da determinasyon ile motivasyon kavramlar arasnda yapt ayrmla bunu dile getirmeye almtr. Hartmanna gre insan doal yanyla bir belirlenim altndadr, onun bu sahadaki tm davranlar belirlenmitir. Ancak ayn zamanda insan baz davranlarnda kendine yarar salayacan dnd, bir st iyi, ilahi irade vb deerler motive edebilir. te insan bu sahada yle deil de byle davranmay baz deerleri nceleyerek gerekletirmi grnmektedir. (zlem, 2010:42). RADE ZGRL VE AHLAK-ERDEM LKS slam ahlak felsefesinin ekilen resmine uzaktan baknca mutluluku (eudaimonist) ahlak teorisinin arlnn nemli bir yer kaplad grlecektir. Mutluluku ahlak anlayn savunan slam felsefecilerinin ahlk anlaylarnda, mutluluk olarak saptanan gayeye ancak erdemlerle ulalmaktadr. Demek ki, mutluluun elde edilmesinde erdemler vazgeilmez bir konuma sahiptir. Erdemlerin ahlk bir deerinin olmas ise, onlarn isteyerek (irad olarak) ortaya konmasna baldr. Yani nihai anlamda mutluluk erdemle, erdem ise ancak o noktada kiinin iradesini erdemli bir davran iin ortaya koymasyla mmkn olmaktadr. Baka deyile, ahlk bilerek, isteyerek ve tercih ederek davran ortaya koyan bir znenin (failin) varlyla anlam ve deer kazanabilir. Bu ise, insann irade zgrlne sahip olmas anlamna gelir. (Aristotle, 1994:1105a, 1109b, 1110a; Farabi, 1993:26-47; Miskeveyh, 1985:10, 87) Tm bunlardan ksaca anlalmaktadr ki, irade zgrl kiinin nihai anlamda mutlulua ulaabilmesinde ok nemlidir. imdi bu blmde yapmak istediimiz ey aslna baklacak olursa, irade zgrlnn ahlak bakmndan nemli olan baz konularla ilikisini ortaya koymak olacaktr.

r a d e z g r l | 83

a.Grev ve yilik Bakmndan rade zgrl Baz slam dnrleri, insann ruhunda birbirine zt gibi grnen iki duygu (his) var olduunu dnmlerdir. Bunlara gre ilk duygu zgrlk (hrriyet ve ihtiyar) duygusu, dieri de grev (vazife) duygusudur. Eer bu iki duygudan ikisini de mutlak ekilde kabul edersek, her ikisinin de bulunmadna hkmetmek gerekir. Zira grev, zorunluluk (mecburiyet) demektir ve zgrln (hrriyet) zttdr. Buna gre insan grevli ise zgr deil, zgr ise grev ile bal deildir. Hlbuki insan iin her iki durumun sz konusu olduu gn gibi apak ortadadr. Baz hareketlerimiz vardr ki onlar sadece zorunlulukla yaparz ve daima bir tarzda yaparz. Bunlar durdurmaya gcmz yetmez. Btn igdlerimiz (sevki tabii), birok doal ve zorunlu fiillerimiz byledir. Dier baz hareketlerimiz de vardr ki irademiz sz konusu olmazsa yapamayz. rademiz bunlarn yaplmasnda ya da yaplmamasnda etkili olur. Yapacamz zamanda, bu fiilleri eitli ekillerde yaparz. lm ve zihn gcmz ne kadar yksek ise zgrce ortaya koyduumuz fiillerimizin ekilleri de o kadar oalabilir. Her ne kadar insann insanl, dier varlklardan ayrlmas bu zgrlk ve tercih gcnn yetkinliinden anlalyorsa da, zorunlu fiil ve hareketler de beer hayatn gereklerindendir. Bu sebeple insan, zorunluluk ile zgrl kendinde toplayan bir varlktr. nsana mutlak zorunlu demek ne kadar hata ise mutlak zgr demek de o kadar hatadr. (Elmall, 1982: C.IV,IX). zgrce ortaya konan hareketlerimiz zorunlu olarak yaptmz hareketlerimizden istifade ettii gibi, zorunlu hareketlerimiz de zgrce ortaya koyduumuz hareketlerimizden istifade eder. Mesela midemiz sindirim grevini yapabilmek iin, ellerimizin azmzdan ona bir eyler gndermesini bekler. Ellerimiz bu grevi yerine getirebilmek iin, mideye gnderdii gdadan kendisine isabet etmi bir kana, bir gce ihtiya duyar. Hayat kanunlarndan birini ifade eden ve aslnda Mutlak Varln eseri olan bu iliki, tek bir bilinle insan dediimiz varln iki hareketi arasnda bir dengeyi zorunlu klmaktadr. Tecrbe ile grlyor ki, zgrce yaplan fiiller grev haline getirilmedike, zorunlu olarak yaplan fiiller de kesiliyor. zgrle dayal fiiller asndan grev duygusu, byk bir ihtimalle buradan kaynaklanmaktadr. Zikredilen bu husus, insann ayn anda hem mekanik nedensellie bal olan bu dnyada biyolojik ve fizyolojik varlk olmasndan hem de irade kanunlarnn iledii Kantn deyimiyle numen sahasna ait olmasnda aranmaktadr. Buna gre, hayat kanlmas mmkn olmayan bilinsizce yaplan birtakm grevlerle kanlmas mmkn olan grevlerin tam bir ahenginden ibarettir. nsann btn deeri de, akln, vicdann ve kalbin tasdiki, iradenin ve zgrln bu tasdike uymas gibi artlara bal olan bilinli grevlerin her insan bedeninin maddi kabiliyeti orannda ortaya kma tarzna uygun olmasndadr. (Elmall, 1982: C.IV,IX-X).

84 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ou zaman insanlar, insann ya mutlak zgr olduu ya da mutlak zorunlu olduu konusunda iki ar zanna kaplmaktadrlar. Oysa slam ahlak dncesinin genel karakteri bylesi bir dnceyi olumsuzlamaktadr. nsann btn her eyin kendi zgrlnden ve gcnden kaynaklandn dnmesi yanltr. Her ne kadar insann her hareketi kendisinden gelmekte ise de asl messir kuvvet kendi gc (kudret) deil, ihtiyacdr. Grevi ykleyen amir kendisi deil, ihtiyac gidermeyi zerine alm gibi grnen her ne ise odur. Byle olduunu gren insan, bu defa mutlak zorunlu bir varlk olduu zannna kaplr; fikrinin, iradesinin ve zgrlnn dizginlerini brakverir. Oysa insann zgrlk iinde zorunluluu, zorunluluk iinde zgrl takdir ederek orta yolu korumas; hem hakkn hem de grevini idrak edebilecek durumda bulunmas gerekir. Dolaysyla insan, zgrlnn grev iin, grevinin de zgrlk iin olduunu kabul etmelidir. (Elmall, 1982: C.IV,XI). Zira gerekten insan iin en kamil durum da budur. nsann bu durumu kabul etmesi kolay olmad iin, baz slam dnrleri grev-irade zgrl ilikisine iyilik ve yarar (menfaat) asndan bakmlardr. Bu dnrlerden birisi olan Elmall ncelikle iyi konusunda insanlar gruba ayrmtr. Bunlardan ilk grup, mutlak iyinin ne olduunu kavrayan, zgr iradelerini bu iyiyi elde etmek iin kullanan ve salt iyilik duygusuyla yaayanlardan olumaktadr. Bunlar insanlarn en st derecesini olutururlar. Bu kesim iin zgrlk-grev ilikisi, mutlak iyinin kavranlmas bakmndan kurulmaktadr. Elmallnn zgrlk-grev sarmaln iyi erevesinde deerlendirmesi onun ahlk anlayn Kantn ahlk anlayna yaklatrmaktadr. (Akarsu, 1968:67-68; Marshall, 1992:674-675)( Ayrca bkz. Akseki, 2006:111127). te yandan, mutlak iyiyi kavrayamayacak insanlarn varl, grev-zgrlk ilikisinin bu kez yarar unsuruyla kurulmasn beraberinde getirmektedir. Bu dzey, iyilik bakmndan ikinci gruba giren insanlarn dzeyidir. Bu gruptaki insanlar, mutlak iyiyi kavrayamadklar iin, grevlerini zgr iradeleriyle deil de yarar motivasyonuyla yapmaktadrlar. Elmallya gre, bu gruptaki insanlar iyi kategorisinde yer alm olsalar da birinci gruptaki insanlardan aa dzeydedirler. Oysaki grev-zgrlk ilikisinin yarar deil de iyi dzeyinde kurulmas ahlk ideali oluturmaldr. Nitekim slam ahlak dncesinin genel karakterinde yararclk kabul edilip benimsenen bir teori olmamtr. Yararc ahlk teorisi u tanm zerine kurulmutur: En ok sayda insana en byk oranda yarar salayan bir eylem, ahlk bakmdan doru bir eylemdir. (Joad, 1965:157; MacIntyre, 2001:263) Bu tanma gre ahlk iyiyi belirleyen ey iyinin kendisinin tesinde yarardr; yarardan kastedilen ey ise son zmlemede hazdr. (Cevizci, 2002:201-203). Elmamll ikinci gruptan sonra nc grubu ifade eder ki bunlar, iyilikten te kendi hakiki faydasn dahi kavrayamayan gafil insanlar grubudur.

r a d e z g r l | 85

Yararc etik teorinin slam ahlak felsefesinde neden yer etmedii konusuna ksaca deinerek bu blm de bitirelim. Yararclkta ahlk iyiyi belirleyen eyin yarar, dolaysyla haz olduunu ifade etmitik. slam ahlak dncesinin genel yapsnda ise ahlk deerin kayna da lt de Tanrnn buyruklarna gre belirlenmektedir. Farkllklarn ikincisi hazza bak asnda ortaya kmaktadr. Yararclkta hazzn lt en ok sayda insana ve en byk oranda olmasdr. Bu lte uyan her tr haz iyiyi oluturur. slam dnrleri ise hazlar akl ve duyusal olmak zere ikiye ayrr; akl hazlar, Allah idrak etmekle ilgili olduklar iin, dierlerinden stn tutar. (Elmall, 1982: 9/6289) Ancak duyusal hazlar tamamen mahkm edilmez. Bununla birlikte akl hazlar bizzat insann nihai amacn oluturmazlar. Nihai hedef Tanrnn honutluunu kazanmaktr. Bu hedefe ulamada insan akl hazlar n planda tutmaldr. (Elmall, 1982: 9/6078). nc farkllk ahlk dorunun ltyle ilgilidir. Yararclk ahlk doruyu en ok sayda insann mutluluuna zde klmaktadr. slam ahlak felsefesi ise ahlk eylemin doruluunu Tanrnn buyruklarna uygun olmasna balamaktadr. Sonuncu farkllk, ahlk davran ortaya koyarken niyeti, ahlk ilkeyi vb. dikkate alp almamakla ilgilidir. Yararclk sonuu bir kuramdr; dolaysyla niyetleri gz nne almaz. Oysa slamn ahlak anlaynda sonular kadar niyetlere de nem verilmektedir. (Elmall, 1982: 4/2771; 2/861). Ameller niyetlere gredir hadisi bu balamda deerlendirilebilir gibi durmaktadr. (Buhari, Bedl Vahy, 1; Mslim, mare, 155). slam ahlak dncesinde son zmlemede Tanrnn emirleri bilgelik (hikmet) olarak nitelendirilir; onlar yerine getirmek gzel ahlk oluturan ve vlen tutumlar olarak grlr. Bu davranlar arasnda bakalarna iyilik ve yardmda bulunma ve cmert olma nemli bir yer tutar ve insan nihai mutlulua gtrecek yararl iler kapsamnda grlr. (Elmall, 1982: 5/3174, 3176; 6/3894; 3/1730; 7/4847) slam ahlaklarnn byk bir ounluunun ortak grne gre kii ne anlk hazlar ne de tecil edilmi hazlarn motivasyonuna gre davranta bulunmaz, bilakis Tanrnn honutluunu kazanmak iin ahlaki davranlarda bulunur ve onun verdii devleri yerine getirmek adna kendisine bahedilen irade zgrln kullanmay tercih eder, bu durum ayn zamanda byk bir sorumluluu da beraberinde getirmektedir. b.Ahlaki Sorumluluk Bakmndan rade zgrl nsann irade zgrlne sahip olmas demek, davranlarn failinin insann kendisi olduu anlamna gelir. Zira insann bir eyi yapma ya da yapmama, yle deil de byle yapma durumunda olmas onun yapt eyleri bilerek ve isteyerek yapmas dolaysyladr. Byle olunca da yaplan eyin sorumluluu da yapana ait olacaktr. slam ahlak dncesinde insann ahlk sorumlulua sahip olmas, irade zgrlne sahip olmasyla ayn dayanaa sahip olarak kabul edilmektedir. (21/35)

86 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

nsana irade ve zgrlk verilmitir, ancak bu durum onun Allaha yaknlama ve Onun honutluunu kazanma amacna yneliktir. Dolaysyla insandaki verili irade ve zgrlk bu yolda kullanlmaldr. Bu yetkinin sz konusu ama iin kullanlmas insan iin zel bir karl beraberinde getirecektir. O da Tanrnn honutluudur. nsann byle bir yetkiyi ktye kullanmas da zgrlnn bir gereidir. Ancak, insan iyi ya da kt eyler yaptnda byle yapmakla kalmayacak bunlarn karln grecektir. Bu ise insann sorumluluunun bir gereidir. (99/7-8) Dolaysyla insan yaptklarndan dolay sorumludur. (Elmall, 1982: 5/3171) nsan bir eylerden sorumlu olabilmesi iin muhakkak zgr olmaldr ancak bu, insann mutlak zgr olduu, ya da mutlak zgr olmad dncelerini darda tutmaktadr. (Elmall, 1982: 2/1398; 8/5629; 1/664, 665) nsann, Tanrnn varl erevesinde, belirli bir zgrl, iradesi ve gc vardr. Bunlar kendisine verilen zgrlk snr iinde istedii ynde kullanabilir. Ancak, ondan beklenen, sahip olduu irade zgrlk ve gcn, bunlar kendisine verenin istedii yolda kullanmasdr. Son olarak slam ahlak dncesinde sorumluluk hakknda kabul edilebilen genel izgiyi Elmallya zel gnderimde bulunarak ifade ederek blm sona erdirelim. slam ahlak dncesi, baz istisnalar darda tutarsak, zgrl reddedip sorumluluu kabul eden bir tutarszla dmemektedir. nsann snrl bir varlk olmas nedeniyle zgrlnn mutlak olmadn, te yandan rzgrn savurduu bir yaprak gibi de olmadn, ikisinin arasnda bulunduunu dnmektedir. Tanrnn varln da dikkate alarak insan davranndaki ok boyutluluu gz nne almaya almaktadr. nsann zgrlk, irade ve gcnn Tanr tarafndan verildiini syleyerek ilahi irade ve kudret asndan bir problem kmadn gstermekte; bilakis insann kendine, dier varlklara ve Tanrya kar sorumluluunu bu dorultuda aklayarak Kuran asndan da daha mantkl bir zemine sahip olmaktadr. Bu zemin ayn zamanda ahlk bir zemindir. Zira ahlk adan, insann davrannn bir deerinin olabilmesi iin o davrann zgr seime dayal olarak ortaya konmu olmas gerekmektedir. zgrce ortaya konan bir davrann mutluluu getirebilmesi iin de erdemli olma zorunluluu bulunmaktadr. Zira erdemsiz davranlar mutlulua deil mutsuzlua neden olurlar. imdi teoriden daha ok pratik alana geelim ve insann zgrlk sahasn irdelemeyi deneyelim. NSANIN ZGRLK ALANI nsann seme ve eyleme zgrlne gemeden evvel zgrln bilgi ve akl alanyla ilikisine deinip onun zgrlk alannn nerede bulunduuna ilikin bilgi vermenin faydal olacan dnyoruz. nsan zgrlnn bilgi meselesiyle ilikisi vardr. Zira insan zgrlnn snr ayn zamanda bilginin de snrdr. nsan B yi deil de neden A y setiinin

r a d e z g r l | 87

nedenini bilgileri sayesinde aklayabilir. nsan seimini akl yrtmeleri sayesinde, akl yrtmeleri ise bilgileri sayesinde yapmaktadr. O halde insan iin zgrln snr onun bilgilerinin snrnda sona ermektedir. Bir dier adan bakldnda insann zgrlnn snr ayn zamanda akln snrdr. Nitekim seme iradi bir ilem, irade de akli bir faaliyettir. O halde unu ifade edebiliriz. nsan sz konusu olduunda zgrlk alan, akl alan ve bilgi edinebilme alan ayn eylerdir. nsan iin akln snrn aan eyler onun zgrlk snrn da amaktadr. Mesela insan nereden, niin geldii sorularna son zmlemede nihai bir cevap veremez. Bu alandaki bilgiler akli bilgiler deil imani bilgilerdir. nsann zgrlk alan Allahn sonsuz ve mutlak zgrlk alan ierisinde deerlendirilmektedir. Allahn
nsann zgrlk alan

zgrlk alan (ner,2005:56-58)

Bu tablodan ksaca unun anlalmas beklenmektedir. nsann zgrlk alan evvela ne mutlaktr ne de sonsuzdur. Ancak insan bu snrl ve mutlak zgrlk alan ierisinde zgrdr, bu zgrln garantr ise bizzat Allahtr. imdi insann zgrlk alann oluturan seme ve eyleme zgrlne geebiliriz. a.Seme zgrl Kii istedii bir eyi yapyorsa kendisini zgr, yapamyorsa zgr olmadn hisseder. Kiinin zgrl iin onun semesi ve tercihi, bunun iin de bu kiinin isteyecei imknlarn bulunmas gerekecektir. Bu noktada farkl seenekler olmadan tekbir seenee mecbur edilmi kiinin zgrlnden sz etmek uygun deildir. zgrln olmas iin farkl seenekler olmal ki kii bunu deil de unu tercih ediyorum diyebilmelidir. O halde buradan semenin zgrln temel unsurlarndan birisi olduunu anlayabiliriz. Semenin tesadften tamamen farkl olduu ifade edilmitir. Semede iin iine bilin girmektedir. nsan baz akl yrtme ilemlerinden sonra seimini yapmakta sonra bu seimini eyleme dkmektedir. te insan eitli imknlar veya seenekler arasnda tercihini bilinli ve iradi olarak seip bunu eyleme dkt oranda kendini zgr olarak semektedir. zgrlk iin seim ve eylem tek bana yeterli olmamakta ancak her birisi zgr bir fiil iin gerekli olmaktadrlar. (ner, 2005:16-17) Kiinin zgrl ilk safhada yani seme safhasnda deil ikinci safha olan eylem merhalesinde kendini hissettirdiinden dolay zgrlk genellikle eylemle ilikilendirilir olmutur. Kii seme annda zgrlnn genellikle bilincinde olmamakta onu ancak eyleme dktnde zgrlnn bilincine ve farkna varmaktadr. Ancak dediimizi bir kez daha tekrarlayalm ki zgrlk sadece seme-tercih olmasa da zgrlk onunla balamakta ve kendini eylemle hissedilir

88 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

klmaktadr. (ner, 2005:17). te imdi burada semenin zgrlkle ilikisi ve insan zgrl alannda semenin yerini tartabiliriz. Yine bu balamda kiinin semede zgr olup olmad, semenin tayin edilip edilmedii vb gibi sorularla da yakndan ilgilenebiliriz. ncelikle u hususu bir daha tekrar etmeliyiz ki, zgrlk semeden ibaret deildir. Buna yukarda da deindik. lk bakta seme sadece insan iin geerli bir fenomen olarak grlmemektedir. Hayvanlarn seiminden, bitkinin hatta atom komplikasyonlarnn seimlerinden sz edilmektedir. (ner,2005:19) Ne var ki insann semesi ile dier eylerin semesi arasnda hem mahiyet hem de derece fark vardr. nsann seimi kararlatrlm iken, dier iradi bir bilince sahip olmayan varlklarn seimi kendiliinden olmaktadr. Burada iki tr semeden sz edilse de sadece insana dair anlam bulan semenin zgrlkle ilikisi bulunmaktadr. Dier seme zorunluluk ve nedensellik yasalarna uygun olarak ilemekte, zgrln ne nedenini ne de gerekesini oluturmaktadr. zgrlk olmadan seme, seme olmadan da zgrlk mevzu bahis deildir (Bkz. ner, 2005:20) derken buradaki semeden anlayacamz iradi ve bilinli bir varln semesi olacaktr. Bir insann zgrce bir ey yapabilmesi iin onu tercih etmesi gerekir. ayet kii herhangi bir tercihte bulunmadan fiile geiyorsa o fiil kararlatrlm deil, bilakis tayin edilmitir. Burada herhangi bir zgrlkten bahsedilemez. Bu erevede nmzde ok nemli bir nokta durmaktadr. O da udur ki zgrl sadece eylemede grmek ok byk eksikliktir. zgrlk eyleme gtrldnde mhim bir basamak alacak ve yaplan hareketin gerekten zgrlkle mi yapld yoksa tayin edilmi bir davrann m sergilendiini bilme olanamz olmayacaktr. (ner, 2005:20) Semenin sebep ya da sebeplere bal olup olmadna dikkatlice bakmamz gerekecektir. Burada karmza iki farkl seme durumu kmaktadr. lki kaytszlk zgrlk dieri ise sebeb/lere bal zgrlk. Birok imkn ve seenek karsnda kalnd zaman hibir tercih nedeni olmadan karar verme gcne kaytszlk zgrl denir. Kaytszlk zgrln savunanlar Buridann eei masaln delil olarak sunmulardr. Bir eee eit mesafede iki ayr yem konuyor. Yemler cins, miktar, renk ksacas nicelik ve nitelik olarak ayn olduu iin eek hangisini yiyeceine karar veremiyor ve acndan lyor. Kayrszlk zgrln savunanlara gre zgrlk bir sebebe bal bulunamaz, zgrl bir sebebe balaynca bu masaldaki komik duruma dlecektir. (ner,2005:21). Descartes bu noktada zgrl bir sebebe balayanlar ile kaytszlk zgrln savunanlar arasnda orta noktay benimsemitir. Ona gre kaytszlk zgrl en aa zgrlktr. Kii pekl kendini bir sebebe balayarak da zgr olabilir. Zira ki onu deil de bunu iyi ve doru grd, Tanrnn onu o tarafa davet ettii iin de yapp, zgr olabilir. Bunun dnda hibir tercih sebebi

r a d e z g r l | 89

olmakszn bir yere meyletmem benim o duruma kaytsz ve ilgisiz durmam dolaysyla olur ki bu zgrlk dierine gre kalitesizdir. Bu noktaya deinen Leibniz bak asn genileterek sebepsiz bir semenin olamayacan dolaysyla kaytszlk zgrlnden deil ancak tesadflerden sz edilebileceini bunun ise haddi zatnda zgrlk olmadn dile getirmitir. (ner,2005:21-22) Kaytszlk zgrlnn asl anlamda zgrlk olmadna deindikten sonra sebebe bal zgrle geebiliriz. ncelikle iki tr sebepten sz edildiini ifade edelim. Bunlardan ilki etken sebep dieri amasal sebeptir. Yukarda semenin eitli seenekler arasndan birisini tercih etmekle yapldn dile getirmitik. te onu deil de bunu semenin bir sebebi bulunmaldr. Bu ise kendi iinde iradi bir hareketi yani dnp tanp karar vermeyi iermektedir. te tm akl yrtmeler sonucunda varlacak son nokta semenin sebebini oluturmu olmaktadr. (ner, 2005:26) Kii her hangi bir eyi tercih etmeden nce neden onu semesi gerektiiyle ilgili eitli akl yrtmeleri yapar, o eyi gzel, doru, iyi bulduu iin seer ya da semez. Bylesi bir semede kiinin karar ilke olarak amasal sebep olarak da dile getirilir gibi durmaktadr. Zira amalar kiide nceden kazanlm fikirler, deerlerdir. Kii karlat durumlar ya da seenekler karsnda devreye bu fikir ve deerleri koyarak tercihte bulunmaktadr. O halde seme sebeplerin sonucu ve onlarn eseridir. (ner, 2005:26-27) Peki, bu sebepler o davran zgr yapar m diye sorulduunda, sebepler ile seme arasndaki modaliteye bakarak bu soruya cevap verebiliriz. ayet bu zikredilen ba zorunluysa yani sebep zorunlu olarak seimi tayin ediyorsa ve bu sebepler de kiinin dnda ise herhangi bir ekilde seme zgrlnden sz edilemeyecektir. ncelikle insanarn tercih yaparken beliren sebeplerin dardan olduunu ifade edelim. Nitekim kii tercihi bir bilgiye gre yapmaktadr. Bilgi ise aileden, okuldan evreden vs yani dardan gelmektedir. imdi ayet sebeplerin insan zgrln etkilemediini savunuyorsak bakmamz gereken yer sebepler ile seim arasndaki modalite olmaldr. Aslna baklrsa tabiat lemi de dahil olmak zere evrende tam ve kat bir determinizmden sz etmek makul gzkmemektedir. (ner, 2005:30). nsann seimi ve bu seimi belirleyen sebepler arasndaki modalite zorunlu olarak durmamaktadr. Nitekim kii son zmlemede verdii kararn aksine de davranabilmektedir. Bu durum o kiide huzursuzluk, pimanlk gibi duygularla dar yanstlmaktadr. Yani baka bir deyile kii yapt bir eyi nedenlere bal olarak yaptnda dahi memnun olmadnda onu baka trl de yapabilirdim manasnda pimanlk duymaktadr. ayet seme ile sebepler arasndaki ba zorunlu olarak kabul edilse idi bylesi duygular ortaya kmazd. (ner, 2005b:30-31).

90 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

nsan zgrl sz konusu olunca insann seiminde sebepler+seicinin pay beraber dnlmelidir. Kiinin kararnda muhakkak sebepler etkili olacaktr ama her zaman iin onun kararnda kendi pay da var olacaktr. Kii tercihinde memnuniyet ya da pimanlk duyduunda her zaman dier seeneklerin varlnn bilincinde olacaktr. b.Eyleme zgrl Eylem teriminin karl insann seilmesinden sonra hedefe varmak iin ortaya koyduu her trl faaliyet olarak verilmektedir. (ner, 2005a:63) Baka bir ifadeyle eylem dncenin da aksettirilmesidir. (ner, 2005a:63) nsan seme aamasnda zgrln tecrbe edememektedir. Kii seimini eylem alanna tadnda bunu pratie geiremeyince zgrszln tadar. nsann eyleme zgrln snrlayan unsurlarn ya fiziki dnyadan ya da toplum ve dinden geldii ifade olunmutur. (ner, 2005a:63) Fiziki alandan gelen engeller de ya kiinin fizyo-biyolojik yapsndan ileri gelir ya da d dnyadan gelir. Mesela mide lseri olan kii iin her eyi yeme zgrl snrlandrlmtr. Yine doal afetler de insann baz zgrlklerini snrlar. nsan zgrln snrlayan unsurlardan asl dikkati eken fiziki dnyadan ziyade toplum ve dinden gelenlerdir. Dinden gelen emirler o dine inanan insanlarn zgrln belli alanlarda snrlandrmaktadr. Toplumdan gelen engeller ise o toplumun devletinin kanunlar, ahlak kurallar, rf ve adetlerinden oluan dar evrenin kurallardr. Tm bunlar insann zgrln snrlandrr. Bir dine inanan kii o dinin kiiye sunduu zgrlk snr ierisinde zgrln yaamaktadr. (ner, 2005a:63:64) nsan iin tek bir zgrlk yoktur, zgrlkler vardr. Bunlar maddi ve manevi zgrlkler olarak karlk bulmutur. Manevi zgrlklerden kastedilen ilk bata din ve dnce zgrldr. Maddi zgrlklerden ise ncelikle yaama, barnma, mlk edinme, retim ve tketim zgrlkleri kastedilmektedir. (ner, 2005a:64) nsann eyleme zgrln daha iyi aydnlatabilmek iin, zgrln hak kavramyla olan yakndan ilikisine deinmek nemli grlmektedir. Buna gre zgrlk bir hakk kullanma serbestliidir. (ner, 2005a:64) Hakkn tanmn yapmak ok zor olsa da, bir varolann doasna uygun olarak varln salayan artlara sahip olma yetkisi eklinde kabul edilir bir tanm yaplmtr. (ner, 2005a:65) nsan sz konusu olunda haklar; yaama, renme, bir dine inanma vb. gibi doutan potansiyel olarak sahip olunan haklar ile bir bireye pozisyonu olarak verilen snav hakk, dokunulmazlk hakk gibi geici haklar zere ikiye ayrlmaktadr. kinci kapsama giren haklar verilirken snr izilmekte ve bir problem oluturmamaktadr. lk kapsama giren doal haklarn snrnn da insann doas ve bir toplum iinde yaama zorunluluu sz konusu olunca snrlandrlmas gerektii ortaya kmaktadr. nsan iin akl sahibi olmann yannda kendi varln koruma igds de bulunmaktadr. Bu gd onda tm

r a d e z g r l | 91

doal zgrlklerini sadece kendi menfaatinde kullanma anlamndaki bencillik duygusunu oluturur. O halde insann zgr olmas, bencil olmas ve bir toplumda yaamaya mecbur olmas, onun doal zgrlklerin bir ekilde snrlandrlmas ve bunlarn bir dzene sokulmas gerektiini gstermektedir. (ner, 2005a:65-66) te bunu dardaki otoriteler kurmaktadr. nsan zgrln snrlandrp bu konuda bir dzen tesis eden iki otorite sz konusudur: lahi otorite ve beeri otorite. (ner, 2005a:66) lahi otorite Allahtr. Allah gnderdii vahiylerle emirler ortaya koymaktadr. Bu emirler insan zgrln belli alanlarda snrlandrmaktadr. Bu emirler Mutlak Varlktan geldii iin mutlaktr. Bunlarn deitirilmesi imknszdr. Kiiler bu emirlere ya inanr ya inanmaz. nanan kiilerin bunlara uymas zorunludur. nsann Allahn emirlerini yerine getirmesi onun iin bir zgrlkszlk halini dourmaz kii Allahn belirlemi olduu alanda zgrln diledii gibi yaayabilir. Ancak bu snr iesinde de kii zgrlkszlk hali yaarsa bu durum bu sefer beeri otoriteden kaynaklanmaktadr. (ner, 2005a:66-67) Beeri otoritenin mahiyeti ilahi otoriteden farkldr. lahi otoritenin Mutlak Varlktan geldii iin mutlak olduunu belirtmitik. Beeri otoritede snr izme ilemi bilgiye dayanmaktadr. Bu bilginin kayna ise snrl beer akl olduu iin deitirilebilir ve yerine daha iyisi konulabilir bir zellik arz etmektedir. Bu snrlar koyan otoriteler ya kolektif bilin ya da devlettir. Kolektif bilincin zgrlkleri snrlayan kurallar yazl deildir. Ahlak kurallar, ananeler, adetler bu trdendir. Bu tr kurallar, iinden ktklar topluma karakter ve kimlik kazandrrlar. Kolektif bilincin ortaya koyduu kurallara uymayanlar ayplanr ve toplumdan dlanrlar. Beeri otoritenin bir dier kural koyan otoritesi devlettir. Devlet hukuk ve kanunlar ile vatandalarnn hareketlerini tanzim eder. Bu kurallar yasa, tzk, ynetmelik ve ynergelerle ortaya konur. Bunlar uymayanlar iin hukuki yaptrmlar sz konusudur. (ner, 2005a:67) te insann eyleme zgrl sz konusu olduunda, bu otoritelerin zgrlk snrn tanzim eden ynleri nem kazanmaktadr. Kii eylem zgrln bu iki otoritenin izmi olduu snrlar ierinde yaayabilmektedir.

zet ve Deerlendirme
rade zgrl ahlkn varlk zeminidir. Bir davran irade zgrlyle yerine getirilmemise o davrann ahlkiliinden sz edilemez. Bununla birlikte hayatta pek ok eyi bir tr zorunluluk olarak yaparz. Byle olunca zorunlulukla yaptmz eyleri, ayn zamanda isteyerek seip yapabilirsek ahlaki deer alan olumu olur. Ahlk alan insann zgr olmasn gerekli klar. Byle olunca insann Tanr karsndaki tutumu, ilahi irade, ilahi kudret, kader, hidayet ve dalalet asndan deerlendirilmek durumundadr. Btn bunlar insann irade zgrln, hangi gerekeyle olursa olsun, yok edecek ekilde yorumlamak ahlakll ortadan kaldrmak anlamna gelir. slam dnce tarihindeki itikadi mezheplerin durular bu adan farkllk gstermektedir. Kurann bizzat kendisi ve Hz. Peygamber ahlkll hedef edinmektedir.

92 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Sorular
1.Aadakilerden hangisi iradenin en belirgin zellii olarak yer almaktadr? a.Mekanizm b.Determinizm c.Aklilik d.Cebrilik e.Zorunsallk 2.Ahlak ve irade ilikisi iin aada sylenenlerden hangisi en dorudur? a.Ahlak iradeyi darda brakan bir alann ismidir. b.Ahlak iradeyi zorunlu olarak gerektirmez. c. Ahlakilik iradi faaliyetlere ad olamaz. d. Ahlak ancak irade sz konusu olunca anlam kazanmaktadr. e.rade zorunlu fiilleri gerektirdii iin ahlaki saha dnda mtalaa edilmektedir. 3.nsan fiillerinde zgrdr, ancak insan fiillerinin yaratcs deildir. Fiillerin yaratcs Allahtr. Buna gre insan kendisine Allah tarafndan bahedilen gle fiili ileyip ilememede, yapp yapmamakta zgrdr. nsan kesb eder, Allah yaratr. eklinde ifade bulan gr kime ait olabilir? a.Eariyye b.Mutezile c.Cebriyye d.Maturidiyye e.Stoaclk 4.nsann zgrlk alann oluturan alanlar aadakilerden hangisinde doru olarak verilmitir? a.Seme-Eyleme zgrl b.Yapma-Eyleme zgrl c.Seme-steme zgrl d.Tercih etme-isteme zgrl e.Yapma-yapmama zgrl 5.radeyle ilgili aada verilenlerden hangisi yanltr? a.rade ahlakiliin artdr. b.rade sorumluluk iin bir n art olarak dnlebilir.

r a d e z g r l | 93

c.radede bir eit zorunluluk bulunmaktadr. d.rade olmakszn ahlakllktan sz etmek imkanszdr. e.rade ve zgrln teolojik zemini vardr.

Cevaplar
1.c, 2.d, 3.d, 4.a, 5.c

Kaynaklar
Akarsu, Bedia, (1968). Ahlk retileri II, Immanuel Kantn Ahlk retisi, .. Edebiyat Fak. Yay., Istanbul. Aristotle, (1994). Nicomachean Ethics, trans. H. Rackham, Harvard Univ. Press, Cambridge, London. Aydn, Mehmet, (1992). Din Felsefesi, Seluk Yay. nc Bask, Istanbul. Aydn, Mehmet, Islamic Ethics, (iinde Encyclopedia of Ethics, Edit. by. Lawrence C. Becker, Garland Publishing, New York & London 1992) Aydn, Mehmet, (1991). Tanr-Ahlak likisi, Trkiye Diyanet Vakf Yay., Ankara. Cevizci, Ahmet, (2002). Etie Giri, Paradigma, Istanbul, 2002. arc, Mustafa, (1992). slam Dncesinde Ahlak, Marmara niv. lahiyat Fak. Yay., Istanbul. Elmall, M. Hamdi Yazr, (1982). Hak Dni Kuran Dili, Eser Neriyat, C. I-X, Istanbul. Ear, Ebul-Hasan Ali b. smail, (1948). Kitbul-bne, II. Bask, Haydarabad. Ear, Ebul-Hasan Ali b. smail, (1953). Kitbul-Luma fir-Red al Ehliz-Zey velBida, Neir, Richard J. McCarthy, Beyrut. Farabi, (1987). Fusull-Medeni, (Siyaset Felsefesine Dair Grleri), ev. Hanifi zcan, Dokuz Eyll niv. Yay. zmir. Farabi, (1990). El-Medinetl-Fzla, (Mabad Ar Ahl Al-Madna Al-Fadla) deal Devletin Yurttalarnn Grlerinin lkeleri, ev. Ahmet Arslan, Kltr Bakanl Yay., Ankara. Farabi, (1993). Mutluluk Yoluna Yneltme (Tenbih Ala Sebilis-Saade), ev. Hanifi zcan, zmir. Farabi, (1999). Mutluluun Kazanlmas, ev. Ahmet Arslan, Vadi Yay., Ankara. Farabi, (1980). Es-Siyasetul-Medeniyye veya Mebadiul-Mevcdt, ev. Mehmet Aydn, A. ener, M. R. Ayas, Kltr Bakanl Yay., Istanbul. Glck, erafettin; Toprak, Sleyman, (1988). Kelam, Seluk niv. Yay., Konya. bni Miskeveyh, (1985). Tehzbl-Ahlk, Drul-Ktbil-Ilmiye, Beyrut. bni Rd, (1992). Faslul-Makl, ev. Bekir Karla, aret Yay., stanbul. bni Rd, (2000). nsann zgrl zerine (ahin, Hasan, slam Felsefesi Tarihi Dersleri iinde, lahiyat, Ankara). bni Sina, (2004). Risaleler, ev. A. Akgen, M. H. Krbaolu, Kitabiyat, Ankara.

94 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Joad, C.E.M., (1965). Philosophy, The English Universities Press. Ltd., Poland. Kdi, Abdul-Cabbar, (1988). erhu Uslil-Hamse, Tahkik, A. Osman, II. Bask, Kahire. Kl, Recep, (1992). Ahlakn Dini Temeli, Trkiye Diyanet Vakf Yay., Ankara. Kl, Recep, (1993). Hamdi Yazrda Din Felsefesi, Elmall Muhammed Hamdi Yazr, Elmall Muhammed Hamdi Yazr Sempozyumu, 4-6 Eyll 1991, TDV. Yay., Ankara. MacIntyre, Alasdair, (2001). Homerik adan Yirminci Yzyla Ethikin Ksa Tarihi, ev. H. Hnler, Z. Hnler, Paradigma, Istanbul. Marshall, John, (1992). Kantian Ethics, Encyclopedia of Ethics, Edit. L. C. Becker, Garland Publishing, New York, London. Maturidi, Ebu Mansur, (1953). slam Akaidine Dair Eski Metinler-I (Tevhid Kitab ve Akaid Risalesi), ev. Y. Z. Yrkhan, A. . lahiyat Fak. Yay., (Milli Eiitim Basmevi), stanbul. Maturidi, Ebu Mansur, (1979). Kitabut-Tevhid, slamiyye, stanbul. Tahkik, F. Huleyf, Mektebetl-

Maturidi, Ebu Mansur, (1981). Kitabut-Tevhid, ev. Hseyin S. Erdoan, Hicret Yay., stanbul. ner, Necati, (2005a). Bilginin Serveni, Vadi Yay., Ankara. ner, Necati, (2005b). nsan Hrriyeti, Vadi Yay., Ankara. Pazarl, Osman, (1980). slamda Ahlak, Remzi Kitabevi, kinci Bask, stanbul. Rosenthal, Franz, (2000). slamda zgrlk Kavram, ev. Vecdi Akyz, Ay Kitaplar, stanbul. Watt, W. Montgomery, (1996). slamn ilk Dnemlerinde Hr rade ve Kader, ev. Arif Aytekin, Kitabevi, stanbul. Wolfson, H. Austryn, (2001). Kelam Felsefeleri, ev. Kasm Turhan, Kitabevi, stanbul. Topalolu, Bekir, (2003). Mtrdnin Kelm Grleri, mam Mtrd ve Maturidilik, Yay. Haz. S. Kutlu, Kitabiyt, Ankara. Turhan, Kasm, (1992). mir ve Felsefesi, Marmara niv. lahiyat Fak. Vakf Yay., stanbul. Turhan, Kasm, (1996). Bir Ahlk Problemi Olarak Kelm ve Felsefe Asndan nsan Fiilleri, Marmara niv. lahiyat Fak. Vakf Yay., stanbul. Yeprem, Saim, (1984). rade Hrriyeti ve mam Mtrd, M.. lahiyat Fak. Vakf Yay., stanbul.

NTE 5 MUTLULUK ve YETKNLK


Do. Dr. MEHMETTRKER Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, Mutluluun hangi anlamlara geldiini, Mutluluun Etik tarihinde edindii farkl uzanmlar, Mutluluun etik anlaylarda nemini, Mutluluun eitlerini ve derecelerini, Yetkinlikle mutluluun ilikisini, Teorik ve pratik glerin nasl yetkinleebildiklerini, Yetkinlemenin derece ve eitlerini, Mutluluk, yetkinlik ve haz ilikisinin tm ynlerini, Mutluluk, yetkinlik, mal-mlk ilikisinin tm ynlerini, Mutluluk, yetkinlik, makam-mevki ilikisinin tm ynlerini,

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
1. MUTLULUK a.Mutluluk eitleri ve Dereceleri 2.YETKNLK a. Teorik Gcn Yetkinlemesi b. Pratik Gcn Yetkinlemesi 3. MUTLULUK ve YETKNLN HAZ (ZEVK) ile LKS 4.MUTLULUK ve YETKNLN MAL-MLK ve MAKAM-MEVK ile LKS

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz.

96 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz.

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Mutluluk Yetkinlik Teorik g Pratik g Haz Mal-mlk Makam-mevki

1. MUTLULUK nsan olu hayatta en yksek deerin ve iyinin ne olduunu daima sorgulamtr. Dnce tarihine baktmzda genellikle tm filozoflarn insan iin en yce deer ve en son gayenin mutluluk olduunu ifade ettiklerini grrz. Fakat mutluluun ne olduu konusu filozoflar arasnda tartlm, ortak bir gr ortaya konmamtr. Hayatn amac olarak dnlen mutluluun, eitli tarifleri yaplmtr. Szgelimi, mutluluk dnyada yaarken gam ve kederden kamak, hayat evk ve neeyle karlamak, erdemi yaamak eklinde anlalmtr. Ahlak felsefesi ile ilgili literatrde hemen gze arpan "mutluluk" ve "mutlu" terimlerinin ne olduuna her filozof kendi sistemi iinde cevap aramtr. Szgelimi faydaclar, doru eylemin ltnn en ok saydaki insana en byk mutluluu salamas olarak iddia ederlerken, hedonistler mutluluun ieriini hazla, edomonistler ise erdeme uygun etkinlikle doldurmulrdr. (Trer, 1999:80) slam ahlak felsefesinde ou filozofun ahlk anlaynn teleolojik ahlk anlay olduunu ifade etmeliyiz. Buna gre bu filozoflarn benimsedii ahlaki dncede belli bir gaye vardr ve o gaye mutluluktur (eudaimonism). (Aristotle, 1994: 1097b, 1099a:Elmall, 1982: 4/2824; Farabi, 1993:33-35; Aydn, 1972:2) slam ahlak dncesinde mutluluk saadet ve felah terimleri mutsuzluk da ekavet terimi ile karlanmaktadr. (Elmall, 1982: 1/557; 2/725; 4/2824) Bu dnce izgisinde kurtulua ermek ayn zamanda mutluluu elde etmek demektir.

M u t l u l u k v e Y e t k i n l i k | 97

Burada mutlulukla kastedilen eyin ne olduu ksaca aklanmaldr. Zira lkadan bu yana ortaya km hemen hemen btn ahlk teorileri eudaimonist yani mutluluku karakterli olarak grlr. Demokritosa kadar geri giden bu anlay, Sofistlerin, Sokratesin, Sokratesi ekollerin, Pltonun, Aristotelesin, Epikrn, Stoacln, Hristiyanlk ve Mslmanln ve hatta 18. yzyl Aydnlanmaclnn ahlk grlerini kapsamna almaktadr. Dier bir ifadeyle, Kantn dev Ahlk hari, (Akarsu, 1968:1) (ki ondada mutluluk arasal ve amasal olmasa bile en azndan bir motif olarak bulunur) Sokratesi Ahlk, Kaytszlk ahlk, Hedonizm, Epikryanizm, Utilitaryanizm, Stoaclk, Hristiyan Ahlk ve slam Ahlk gibi birbirinden ok farkl olan ahlk anlaylarnn hepsi ounlukla eudaimonistik karakterli olarak deerlendirilmektedir. (Bourke, 1970:15-17; Erdem, 1999:207-208) Bununla birlikte, yukarda saylan ahlk teorilerinde mutluluk deiik ekillerde alglanmakta ve farkl alglay biimine gre bu teorilerin kendine zg ad ortaya kmaktadr. Yani mutluluk terimi tm bu ekoller ve dnce sistemleri ierisinde farkl anlamlarla imlenmitir. Bu balamda, yle grnyor ki, Mutluluk ahlk, aralarnda belli farklar olmakla birlikte, Plton ve Aristotelesin grleri erevesinde ekillenmi bir ahlk anlayn ifade etmekte ve tek tanrl dinlerin ahlk geleneklerini de ihtiva etmektedir. (Bourke, 1970:33; Arslan, 1994:100-108) Dolaysyla, bu erevede ele alnan mutluluk ahlk dendiinde Hedonizm, Kaytszlk Ahlk ve Utilitaryanizm gibi ahlk anlaylar darda kalmaktadr. Peki mutluluk dediimiz ey nedir? Belki de burada yapacamz en iyi ey mutluluk kavramna younlamak olacaktr. Mutlulukla ilgili birbirine zt iki gr vardr: lki, duruma bal olmayan, yani hayatnn tm alanlarnda mutlu olmay ifade eden, ikincisi ise hayatn baz anlarda belli duygular ve duygulanmlarla gerekleen mutluluk. Bu balamda mutluluu formel ve maddi anlamlar tayan iki ablonda deerlendirebiliriz. Mutluluun formel anlam, yukarda iaret edilen manalarn ilkine gndermede bulunur ve o pratik insani iyi, yani eylemin nihai sonucu olarak karlk bulur. Bu anlamyla mutluluk kiinin belli bir anda ve meknda mutluluundan ziyade onun hayatna bir btn olarak perspektif sunar. Bu balam gz nne alndnda mutluluk terimi, yaamn ama ve deerinin insan ruhunda bulunduu gereini dile getiren ve soyut durumu ifade eden genel bir szck olur. Mutluluun maddi anlamnda ise kii iin ncesine sonrasna bakmakszn aceleye getirilmi olan haz ve zevk duygusunun tezahr sz konusu olmaktadr. (Trer,1999:81) lk anlamyla mutluluk makro kozmos ierisinde o kozmosa uymak iken, ikinci anlamyla mutluluk makro kozmos iinde (her ne kadar zorunlu olmasa da) kaos ortamlar yaratarak sadece kendine ait yaltlm mikro kozmoslar icra etmektir. Mutluluun bu anlamda ikinci anlam daha ok felsefe tarihinde Demokritos, Kyrene ekol, Holbach vs gibi filozoflara aitken, ilk anlam Sokrates, Plton, Aristoteles, slam filozoflarnn birouna aittir. imdi mutlulua dair bunlar ifade ettikten sonra slam ahlak dnce izgisinin her zaman mutluluu ilk anlamyla aldn tespit ve tayin edelim.

98 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Mutluluk ahlknda mutluluun ne olduu daha sabit ve net bir ekilde negatif yolla tespit edebiliriz. Bunu da mutluluu nitelendiren niha gayenin, niha iyinin ve niha yetkinliin -ki bunlar ayn eyi ifade ederler- ne olduunu soruturarak ortaya koyabiliriz. Buna gre, mutluluk ahlkndaki mutluluk, ne niha gayeyi sadece bedensel haz elde etmek olarak gren Hazcln (Hedonizmi) ve bu anlayn Epikrclk, Utilitaryanizm gibi farkl tarzlarnn savunduu mutluluk; ne de niha iyiyi hayattan tamamen el etek ekmek eklinde anlayan Kaytszln (Kyniki anlayn) ve bunun tarihsel izgideki Stoaclk gibi deiik ekillerinin benimsedii mutlulukla eitlenebilir. Mutluluun pozitif yolla tespiti, bir bakma, bu blmn konusunu tekil etmektedir. Baka deyile, mutluluun yetkinlik, erdem, iyi, haz, mal-mlk ve makam-mevki gibi unsurlarla ilikisine bakarak onun hakknda daha fazla akla kavuabiliriz. Bir btn olarak, Kurann retileri insanln iki lemdeki mutluluuyla ilgilidir. Kurann vurgulad ey udur: bu ve teki dnyadaki mutluluk, Peygamberin gsterdii ekliyle Allaha itaat etmekte yatar. Bu mutluluun kazanlmas iin yaplmas ya da kanlmas gereken eyler Kitapta kaydedilmitir. Mutluluun srlar, Tanrnn emirlerine gnlden boyun emekte gizlidir. Kuran etik kitab olmad iin mutluluk, iyi, kt gibi kavramlar tanmlamam, ahlaka dair tamamen gelimi bir sistem ortaya koymamtr. Ancak, mutluluk, kurtulu vb. eklinde tercme edilebilecek szcklerden bahsetmitir. (Aydn, 1972:22) Kurandaki ahlk terimler byk lde betimleyicidir. yinin ve ktnn ne olduu, inananlarn, inanmayanlarn, ikiyzllerin ve hepsinden te eytann niteliklerinden kolayca karlabilir. Felah, necat, fevz gibi kelimeler trevleriyle birlikte inananlarn nitelikleri olarak geer. Bunlarn getii ayetlerde kurtulu temasnn ilendii grlmektedir. ( 2/5; 23/1-10; 91/9) Bununla birlikte, Kuranda mutluluk anlamna gelen saade teriminin kendisi deil, sad ve ak eklindeki ismi faili gemektedir. O gn geldiinde Onun izni olmadan hi kimse konuamaz. Onlardan kimi ak (bahtsz) kimi sad (mutlu) dir. Bahtszlar atetedir.Mutlu klnanlar ise Cennettedir (11/105-108) Bu ayette sad ve ak kelimeleri uhrev (eskatolojik) mutluluk ya da mutsuzluk durumunu anlatmak iin kullanlr. Mutluluk ayeti diye nitelenebilecek (Aydn, 1972:23) bu ayet asl mutluluun uhrev mutluluk olduunu gstermektedir. Kuranda mutlulua ve mutsuzlua iaret eden baka terimler de mevcuttur. Bu terimler, genelde salih, muttaki, muhsin gibi, ayn zamanda ahlk olan niteliklerden nce ya da sonra zikredilmektedir. Bunlardan bazlar felah, srur ve fevz gibi olumlu, hsran, hzy, hzn ve havf gibi olumsuz nitelemeyle sadece uhrevi mutlulua iaret ederken, baka bazlar hayr, hasene, tayyib ve rzk gibi olumlu nitelemelerle hem dnyevi hem de uhrevi mutlulua atf yapmaktadr. Mutlulua iaret eden btn bu olumlu nitelikler, Kurann yaplmasn istedii buyruklar kapsamnda yer almakta ve salih amel kategorisine dhil edilmektedir. Salih amel terimi, Kuranda iman terimiyle ayrlmaz bir biimde yer ald da dikkatlerden kamamaldr. (Izutsu, 1997:151-159; Fakhry, 1991:12-14; Biran, 2001:38-45)

M u t l u l u k v e Y e t k i n l i k | 99

Yukarda geen mutluluk ayetinden hareketle, mutluluk terimiyle ilgili ana konu tespit edilebilir. Bunlar, insanlarn ve ruhlarn teki dnyadaki mutluluk ve mutsuzluk asndan snflandrlmas; mutluluk ve mutsuzluun dereceleri; mutluluk ile kader ve dolaysyla insan hrriyeti arasndaki iliki. Sonuncu konuya daha ok rade zgrl nitesinde temas ettiimiz iin onu oraya brakm oluyoruz. lk konuyla ilgili olarak mutluluk ayetiinde iki kesimden, sad ve aklerden sz edilir. ncekiler Cennete sonrakiler Cehenneme gidecek olanlardr. ocuklar ve deliler gibi dinin emir ve yasaklarna muhatap olmayanlarn ara bir mevkide (araf) bulunacaklar tartmas ikincil bir tartmadr, dolaysyla buna burada deinmeyeceiz. Cennet ve Cehenneme gidenlerin durumlar ve mutluluklar bize baka bir pencere daha amaktadr. a.Mutluluk eitleri ve Dereceleri slam ahlak dncesinde birok dnr mutluluu ierik ve nem-derece bakmndan eitlere ayrmaktadr. slam dncesinde ou tasnifte mutluluk eit olarak kabul edilmektedir. Birincisi, ruhani mutluluktur. Ruhani mutluluk teorik g ile pratik gcn yetkinlemesiyle elde edilmektedir. Teorik gcn yetkinlemesi bilgi ile gerekleirken pratik gcn yetkinlemesi erdemli ahlk (ahlk- fazla) ile mmkn olmaktadr. Bedensel mutluluk, snflandrmada ikinci dereceyi almaktadr. nsann salkl ve shhatli olmas bedensel mutluluk kapsamnda yer almaktadr. Bunlardan baka insann mal-mlke, makam-mevkiye sahip olmas harici mutluluu oluturmaktadr; bu ise mutluluk eitlerinin ncsdr. Ancak mutluluk eitlerinin en nemlisi ruhani olandr ve asl mutluluk budur. Dier mutluluk eitleri de ancak ilkine hizmet ettii lde anlaml ve deerli grlmektedir. Yoksa onlarn amasal olarak bir deeri sz konusu olmamtr. Bu snflandrmada ruhani mutluluun erdem ve yetkinleme ile ilgisi aka ortaya kmaktadr. Nitekim gerek Aristoteles gerek slam filozoflar mutluluun erdemlerle kazanlacan savunmulardr. Aristoteles bunu mutluluk, erdeme uygun etkinliktir (Aristotle, 1994: 1100b; 1176b)diyerek net bir biimde ortaya koymutur. Bununla birlikte, Aristoteles erdemlerle kazanlan mutluluun derecelerini erdemlerin tasnifine gre ayrt etmektedir. Buna gre, akl gcnn erdemleriyle kazanlan temaa etkinlii en yce mutluluktur. Zira bu mutluluk insandaki en iyi ksmn yani akln etkinliidir. Ahlk erdemlerle ya da karakter erdemleriyle kazanlan mutluluk ise ikincil mutluluktur. Bu tr bir mutluluun kazanlmas iin harici iyilere ihtiya vardr. Aristoteles mutluluun birinci trn tanrsal etkinlik, ikinci trn ise insan etkinlik diye nitelendirmektedir. (Aristotle, 1994: 1177a- 1178a; Miskeveyh, 1985:73-74) Aristotelesi izleyen slam filozoflar da erdemleri nihai mutluluun (es-sadetlkusv) kazanlmasn salayan insan eyler olarak grmekte ve en yce mutluluu ayrt etmektedirler. Onlar, en yce mutluluun (es-sadetl-uzma) teki dnyada gerekleeceini dnmektedirler. (Farabi, 1999:51; Miskeveyh, 1985:35; Aydn,

100 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

1972:95) Bu durum, mutluluun ayn zamanda uhrev ve dnyev olarak ikiye ayrld anlamna gelmektedir. slam ahlak dncesinde mutluluk, nem ve derece bakmndan, dnyevi ve uhrevi olmak zere ikiye ayrlmaktadr. (Elmall, 1982: 2/725; 4/2824; 9/6078; 1/557; 2/2754; 8/5764; 6/3828) slam filozoflar dnya hayatnn deil de ebedi hayatn nihai gaye olduunu dnmekte (Elmall, 1982: 1/171) ve buna gre mutluluk hedefini belirlemektedir. Onlara gre, insann hakiki saadeti ahireti sevmek, dnya elem ve lezzetine iltifat etmemektir. Asl gaye teki dnyaya ynelik olduu iin (Elmall, 1982: 1/171) uhrevi mutluluk dierinden kyaslanamayacak lde stndr ve tercih edilir. Asl mutluluk teki dnyaya yneliktir ve Cennet mutluluudur. Bu mutluluk kendi iinde farkl derecelere sahiptir. nsanlarn Tanr hakkndaki bilgisi ve Ona olan kulluu farkl farkl olduu iin mkfatlar da farkl olacaktr. Ayn ey ceza iin de sz konusudur. Kuranda mutlulukun (saadetin) karlatrma ya da stnlk ifade eden ekli (esad) gemez. Ama mutsuzlukun (ekavetin) stnlk ekli (ek) kullanlr. Bu mutluluk derecelerinin en stn, yarta ne geenler iin sz konusudur: Bunlar hakka kullukta man ve taatte hayr yarlarnda en ne geenlerdir te onlar mukarrebundur Allah Teal ndinde yaknla, en yksek mertebe ve makama irdirilmi zatlardr. Nam Cennetlerinde mukarrebdirler- rhn ve cismn nimetlerle lezzeti daime ve safiye iinde mtenemdirler. ( 56/712; Elmall, 1982: 7/4704, 4705) slam dnrlerinden olan Elmall slam filozoflarnn izinden giderek yukarda geen iki tr mutluluk tasnifini mutluluk anlaynda sentezlemitir. Bu durum, nihai mutluluun kazanlmasnda teorik bakmdan bilgi ile iman, pratik bakmdan erdemli hayat ile dinin buyruklarn mezcetmeyi beraberinde getirmitir. O, bir yandan bilgi ile iman, dier yandan erdemli davranlarla Tanrnn buyruklarn yerine getirmeyi, imann ncelikle bilgi ve sevgiyi ierdiini daha sonra da Tanrnn buyruklarn yerine getirmeyi ve gzel ahlk ile ahlklanmay gerektirdiini syleyerek (Elmall, 1982: 7/4744)- ayn zamanda nihai mutluluu ifade eden nihai yetkinliin kazanlmas iin vazgeilmez grmtr. imdi nihai mutluluun kazanlmasnn en byk artn oluturan yetkinlik kavramna geebiliriz. 2.YETKNLK Yetkinlik, mutluluun elde edilmesinde vazgeilmezdir; zira mutlulua ulama ayn zamanda yetkinlik kazanma anlamna gelir. (Farabi, 1993:26-27; Miskeveyh, 1985:3334, 61-62) Bir insann varl ne derece tam olursa onun mutluluu o derece yksek olur. Bu, ayn zamanda, var oluta mutluluk ile yetkinliin (kemal) birlikte gittiini gstermektedir. slam ahlak dncesi en yce mutluluun gereklemesi, teorik ve pratik yetkinlii kazanmakla mmkn olduuna gl vurgular yapmtr. Buna gre teorik yetkinlik bilgiyle, pratik yetkinlik davranla kazanlr.

M u t l u l u k v e Y e t k i n l i k | 101

nsann bilgisi ve faaliyetleri yine teorik ve pratik olmak zere felsefenin konusunu tekil eder. Eylem alanyla ilgili olan pratik felsefenin ana konusu vardr. Bunlardan yetkinlemeyi fert erevesinde ele alan ahlk; aile bakmndan deerlendiren tedbrulmenzil; toplumla/ynetimle ilgili yn inceleyen siysetl-mdndr. Bu ayrm, Tsden sonra yazlan ahlk kitaplarnn ana blmn oluturmutur. (Tusi, 1964: 33, 151, 185) Bu anlaya gre, felsefe ayn zamanda hikmeti ifade etmektedir. (Farabi, 1993:51-52) Bu durumda, ahlkn teorik ve pratik yetkinliin ilmi (Aydn, 1984:117) olduu rahatlkla sylenebilir. Yetkinlik bakmndan en kmil olan varlk phesiz Tanrdr. Tanrdan sonra melekler, insanlar ve dier varlklar gelmektedir. Aaya doru inildike yetkinlik azalr. Varlk snflamasnda yetkinlik bakmndan mertebesi deiebilen (ykselen ya da aa den) tek varlk insandr. Aristotelesten bu yana yapla gelen (doal cismin ilk yetkinlii (Aristotle, 1995: 412b; bn Sina,?:10; bn Sina, 1318:53; Razi, 1990:2/234) eklindeki) nefs/ruh tanm hatrlanacak olursa, insann potansiyel olarak yetkin olduu grlecektir. Onun akl, yetkinlie ulama kapasitesine sahiptir. Zira akl insandaki en erefli ve ona zg olan yetidir. (Elmall, 1982: 6/4315; 7/5167; 8/5479) Dolaysyla her varln yetkinlii kendine zg gcn yetkinlemesine baldr. Bu anlamda insann yetkinlemesi de akl gcnn yetkinlemesi ile mmkn olur. (Elmall, 1982: 9/6415; Bircan, 2001:75-76) Bu yetkinleme anlay ise bir yandan akli geliimi, dier yandan akln dier gleri kontrol etmesini beraberinde getirir. Mutlulukla yetkinlik birlikte dnldne gre, mutluluk eitleri ve derecelerinin her biri ayn zamanda yetkinlik eitleri ve derecelerini oluturmaktadr. Buna gre teki dnya mutluluu niha yetkinlii, bu dnya mutluluu ise dnyev yetkinlii ifade eder. (Elmall, 1982:C.4, XII-XIII; Farabi, 1999:51; Bircan, 2001:75-76) Niha yetkinliin kazanlmas iin ilk yetkinlik olan dnyevi yetkinlik vazgeilmezdir. Dnyevi yetkinlik olmadan uhrevi yetkinlie ulamak neredeyse imknszdr. Nitekim hadislerde bu dnya ahiretin tarlas olarak tavsif edilmitir. Bu yetkinlik snflamasn ruhan, beden ve haric eklindeki dier mutluluk tasnifi asndan deerlendirdiimizde, ruhan yetkinleme/mutluluk bedeni ve haric olanlara gre ama, ebed yetkinlik bakmndan ise ara durumundadr ve ilk yetkinlii ifade etmektedir. lk yetkinlik beden ve ruhtan mteekkil olan insan tarafndan kazanldndan niha yetkinlikte/mutlulukta hem bedensel hem ruhsal yn bulunacaktr. (Elmall,1982: 1/199-200) Yetkinliin, mutlulukla dorudan ve sk ilikisi dnldnde ahlkn amacn oluturduu sylenebilir. (Elmall, 1982: 1/557, 9/6289) Burada devreye, ahlk yetkinlik ideali olarak, Tanrnn sfatlar girmektedir. nsann kendine zg gcn bilfiil hale getirmesine bal yetkinleme idealini Tanrnn sfatlar oluturmaktadr. nsann, gc lsnde Tanrnn sfatlarndan pay almas Tanrnn ahlkyla ahlklanma ideali, (Elmall, 1982: 1/110) etik tarihinde kkeni Pltona kadar giden ve slam dnrlerince de kabul gren bir anlay ifade etmektedir. (Aydn, 1972:6263; Ferruh, 1997:98)

102 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Bu ideal erevesinde insan, teki dnya mutluluuna ulamak iin ncelikle ruhani mutluluu kazanmaldr. Bu ise teorik ve pratik glerin yetkinlemesiyle elde edilir. Bu glerin yetkinlemesi ise ancak iman, bilgi ve ahlk erdemlerle (Salih amel) gerekleir. man, ilim ve iyi davran (salih amel), ayn zamanda insan kurtaracak, ebedilie (baka bir deyile mutlulua) gtrecek eyler olarak grlmektedir. nsan kurtaracak, hulde gtrecek ey mal deil, ... Hakka iman ve ilim ile ameli salihtir. (Elmall, 1982: 9/6091) nsann yetkinlemesinde bilgi ve ahlk erdemlerin gerekli grlmesi, insann dier varlklardan ayrlan yn ile ilgilidir. Bu ise dnme gcnn ilevselletirilmesi anlamna gelir. nsann yetkinliinin dnce gcnde, yani akln yetkinliinde yatt gr sadece teorik g asndan deerlendirilemez; bunun bir de pratik yn bulunmaktadr. Zira slam ahlak dncesinde akln iki tr ileyii vardr. (Elmall, 1982: 1/567; Farabi, 1987:30, 41; Miskeveyh, 1985:33) Bunlardan birincisi olan fikir dnp tanmayla ilgilidir. kincisini ifade eden akl- mesmu ise alkanlkla ilgilidir. slam ahlak anlaynda genel erevede dnce gcnn yetkinlemesinin teorik ve pratik ynnn olmas, yetkinlemede hem bilgiyi hem de eylemi gerektirmektedir. (Elmall, 1982: 5/3174, 2/924, 7/4794, 1/204; Farabi, 1987:42-44) Baka deyile ilimsiz amel (Elmall, 1982: 2/924) ya da amelsiz ilim (Elmall, 1982: 1/204, 7/4794) insann yetkinlemesi iin yeterli deildir. Her ikisinin de var olmas gerekmektedir. Zira bunlarn ikisinin de bulunmas asl hakikati meydana getirmekte ve bilgelii oluturmaktadr. (Elmall,1982: 1/204, 7/4794) Bu dzey insann hem teorik hem de pratik adan yetkinletii bir dzeydir. a. Teorik Gcn Yetkinlemesi nsann temel gc olan arzu, fke ve dnce glerinden, insan dier varlklardan ayrmas nedeniyle, sadece dnce gcnn yetkinlemesi, insann yetkinlemesini mmkn klmaktadr. nk insan dnce gcyle dier varlklardan ayrlmaktadr. nsann arzu ve fke glerinin ynlendirmesiyle hareket etmesi onu hsrana uratacaktr (Elmall, 1982:9/6078) Bu erevede insan mutsuzlua yneltecek ve hsrana uratacak ynleri bilmek, ancak dnme gcnn yetkinlemesiyle mmkn olmaktadr. Yakndan bakldnda dnme gcnn teorik ve pratik ynlerinin bulunduu; bunun da bu gc teorik ve pratik olarak bir snflandrmaya yol atna yukarda deiik vesilelerle deindik. Teorik gcn yetkinlemesi insann akli geliim gstermesiyle ilgilidir. slam filozoflarnn akllar teorisinde (bn Sina, ?:212; Gazali, 1995:53) de sz konusu olan bu geliim deiik akl dzeylerini beraberinde getirmekte, aadan yukarya doru kldka akln dolaysyla teorik gcn yetkinlii artmaktadr. Akl dzeylerinin sralan en genel ekilde u ekilde verilmitir. lk dzey, potansiyel akl dzeyidir, buna akl-i heyulni mertebesi denmektedir. (Elmall,1982: 9/6415; bn Sina,?:213; Aydn, 1972:45) nsann doutan getirdii ntr durumu ifade eden bu dzeydeki insan iyiye de ktye de elverilidir. (Elmall, 1982: 3/2140) Bu basamaktaki insan arzu ve fke glerinin kontrolne girer ve

M u t l u l u k v e Y e t k i n l i k | 103

hayatn dnce gcn dikkate almadan yaarsa daha alt varlk derecelerine der. Fakat eer irade gcn kullanmak suretiyle fke ve arzu glerinin kontrolne girmekten saknrsa (Elmall,1982: 3/2140) akli geliimini gerekletirme yoluna girer; ayn zamanda, bu yolda ilerleme karakter geliimini de ifade eder. lk dzeyden sonra, insann evveliyyat ve bedihiyyat denilen ilk ve ak seik bilgileri elde ettii Meleke Akl (Akl bil Meleke) derecesi gelir. (Elmall, 1982: 9/6415) Bu akl dzeyi, ileri dzeyde bilgileri elde etme yolunu at iin nemlidir. Akli geliimin nc derecesi Bilfiil Akl derecesidir. (Elmall, 1982: 9/6415) Bu dzeyde insan, daha nce elde ettii ilk bilgileri kullanarak bilinmeyen fikirleri renir. Akl dizilimde en st mertebede bulunan akl ise Faal Akldr. Bilindii gibi, slam filozoflarna gre Faal Akln nemli bir ilevi vardr. (Farabi, 1990:65,91; bn Sina, 1992:2/44; Aydn, 1972:47) Zira akl dzeylerinin ykselmesi Faal Akln varlna baldr. slam dnrlerinden birisi olan Elmall teorik gcn bilgi (ilim) ile yetkinletiini; (Elmall, 1982: 2/725) bu bilgi kapsamna Tanr ile ilgili bilgilerin de (marifetullah, muhabbetullahn da) dhil olduunu; (Elmall, 1982: 9/6415) Tanrnn birliine (tevhid) ilikin bilgiye sahip olmann teorik gcn yetkinliinin en son derecesi olduunu (Elmall, 1982: 5/3085) vurgulamaktadr. Dolaysyla ilk bilgilerden balamak zere bilinmeyen fikirlerin renilmesine kadar sz konusu olan sre kapsamnda Tanr ve Onun buyruklaryla ilgili bilgiler de yer almaktadr. Yukarda aamalar belirtilen aklsal geliim sreci herkes iin sz konusu olabilir. Bunlar kazanlabilen (kesb) bilgilerdir. Mutlulua giden yolda bunlar elde ederek yetkinlie ulamas insann kendi elindedir. Bir de insann, potansiyel olarak u ya da bu derecede sahip olduu fakat yetkinleme imkn olmayan bir akl tr vardr. Buna akl- matbu, kuvve-i kudsiye ya da garizi ad verilmektedir. (Elmall, 1982: 1/566) Bu akl u ya da bu derecede herkeste bulunmasna ramen onun gelimesi konusunda alp abalamann herhangi bir etkisi yoktur. Bu, sz konusu akln verili (vehb) olduunu ve Tanr tarafndan verildiini gsterir. Bu akl dzeyinin pek ok derecesi vardr. Basit bir zekadan, peygamber akllarnn dzeylerine kadar gider. En yksek mertebesine Birinci akl (Akl-i evvel)denir. Bu akl dzeyi nur-i Muhammediyi ifade etmektedir. (Elmall, 1982: 1/566, 567) Peygamberler, teorik yetkinlik asndan snflandrma yaptmzda, insanlarn en yetkini grnmektedirler. Onlarn altnda, aklsal geliim bakmndan mstefad akl dzeyinde yer alan kiiler (Aydn, 1972:46) onun altnda ise bilfiil akl dzeyinde olanlar yer almaktadr. Bilfiil akl dzeyindeki insanlar Meleke Akl dzeyindeki insanlar takip etmektedirler. En alt dzeyde ise potansiyel akl sahipleri bulunmaktadr. Bu akl dzeylerindeki ilerleme, ayn zamanda pratik gcn yetkinlemesini de gerektirmektedir.

104 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

b. Pratik Gcn Yetkinlemesi Etik tarihinde, mutluluk iin pratik bilgelik, iffet, yiitlik ve adalet gibi pratie dnk temel erdemlerin gerekli grlmesi, salt teorik gcn deil, ayn zamanda pratik gcn yetkinliini de gerektirmektedir. (Plato, 1985: 253, d, e; Aristotle, 1994: 1100a, 1103a; Farabi, 1993:38-39; Mskeveyh, 1985:33-34) Bunun iin sadece bilgi ve iman yeterli deildir, ayn zamanda yararl davranlarn da ortaya kmas gerekmektedir. Pratik gc yetkinletiren ey, ahlk erdemlerdir. Gzel ahlk meydana getiren, iyiliin (hayrn) alkanlk haline gelmesidir; ktln (err) alkanlk haline gelmesi ise irkin ahlk (ahlk- seyyie) meydana getirmektedir. (Elmall, 1982: 8/5269) Burada alkanlk terimiyle ahlk erdemlere iaret edilmekte olduu dikkatlerden karlmamaldr. Ahlk erdemlere sahip olmak insann yetkinlemesini saladna gre acaba erdem nedir ve nasl elde edilir? Erdemin ne olduu ve nasl elde edildii gibi noktalar Erdem nitesinde genie ileyeceimiz iin burada ona deinmeyeceiz. Ancak u kadarn belirtmek isteriz ki, erdemden kastettiimiz ey hem etik tarihinde geen temel erdemleri iine almakta hem de bu erdemleri Kuranda geen buyruklarla birlikte deerlendirmektedir. Zira Kuranda belirtilen buyruklar yerine getirmeyi gzel ahlka ulatran (Elmall, 1982: 5/3174) ve dolaysyla ahiret mutluluunu kazandracak eyler (Elmall, 1982: 9/6091; 5/3427-29; 1/204; 3/2202) olarak grmekteyiz. Erdemlerle ilikili olarak ele alnacak Kuran buyruklardan pratie ynelik olanlar iyi davranlar (salih ameller) olarak deerlendirilmektedir. (Elmall, 1982: 5/3165; 5/3174;9/6079) yi davrann iki yn vardr. Birincisi insann bizzat kendisine yarar olan davranlar, dieri bakasna yarar olan davranlardr. lkine, insann kendini yetkinletiren ey anlamnda mkemmil-i nefs; ikincisine, bakasn mkemmelletiren ey anlamnda mkemmil-i gayr denir. slam dnrleri genellikle bedeni ibadetleri birinciye, hakka ar ve hak yolunda aba gstermek ikinciye rnek olarak gstermektedirler. Grevini yerine getirme, grevinden baka srf gnlden coarak fazladan iyilikler (nafile hayrlar) yapma, ktlklerden ve gnahlardan kanma, hakk tavsiye etme, sabrl olma ve sabr tavsiye etme gibi Kuranda belirtilen davranlarn hepsi iyi davran kapsamna, dolaysyla pratik gc yetkinletiren eyler kapsamna girmektedir. (Elmall, 1982: 9/6079, 1/557) Bu erevede pratik gcn en yetkin derecesini (aksy- kemal), takva oluturmaktadr. Tanrnn buyruklarnn gerei olan davranlar ortaya koymaya ve onlar bilgi ve imann elik etmesi durumunda ise ilahi ahlkla ahlklanma olarak deerlendirilmektedir. (Elmall, 1982: 2/924, 1/110) Bu safha ite teorik ve pratik yetkinlemenin gerekletii dzeydir. Teorik ve pratik yetkinleme asndan insanlar acaba ka gruba ayrlmaktadrlar? Baz slam dnleri grubun var olduunu ifade etmilerdir. Birinci grupta glerini yetkinletirmemi, bilakis kt eylemler yapm insanlar bulunmaktadr. (Elmall, 1982: 3/2202) kinci grupta bilgisel geliimi sz konusu olan, iman etmi fakat iyi davranlar ortaya koymam insanlar vardr. Bu dzeydeki insanlarn durumlar tehlikeden uzak deildir. Bunlar, kurtulular imknsz olmasa da yetkinlik bakmndan

M u t l u l u k v e Y e t k i n l i k | 105

eksik olanlardr. (Elmall, 1982: 1/204) nc grupta ise dnce gcn gelitirmi, iyi davranlar ortaya koyarak iyi rnler vermi insanlar bulunmaktadr. (Elmall, 1982: 3/2202) te bu insanlar bilgisel geliim ile teorik glerini, iyiyi alkanlk edinerek de pratik glerini yetkinletirmi olanlardr. 3. MUTLULUK ve YETKNLN HAZ (ZEVK) ile LKS Haz, hem hakiki hem de szde mutluluun ortak zellii olup, iyi olarak kabul edilir. Etik tarihinde hazla ilgili temelde bak as vardr. Bunlar, niha iyinin, mutlak amacn ve en mkemmel eyin haz almak olduunu savunan hedonist yaklam; hazzn mutlak anlamda kt olduunu kabul eden yaklam; hazzn ne mutlak iyi ne de tamamen kt olduunu kabul eden, bilakis hazzn iyi olduunu savunan yaklam. (Aristotle, 1994: 1172a, 1172b; Farabi, 1993:45; Aydn, 1972:103) Aristoteles ve slam filozoflarnn ou nc bak asn savunmaktadrlar. Onlar bu kavramn psikolojik analiziyle ilgilenmekten ok onu etik adan ele alrlar. Onlara gre, haz, etkinlii elik eden; onu tamamlayan bir eydir. Dolaysyla etkinlik olmadan haz ortaya kmaz; ama haz olmadan da etkinlik tamamlanmaz. (Aristotle, 1994: 1174b, 20-25) Mutluluk, erdeme uygun etkinlik olduuna gre, mutlulukta haz motifi de bulunmaktadr. Bu haz, erdeme uygun etkinliklerden doan hazdr; akl etkinlikler sonucu elde edilir. Bu dorultuda hazlar, deiik isimlendirmelerle, akl ve duyusal hazlar olmak zere ikiye ayrlr. (Aristotle, 1994: 1174b, 20-25; Farabi, 1993:45; Miskeveyh, 1985:84; Gazali, 1985: 4/190-191) Duyusal hazlar, onlardan bazlar hayatmzn devam iin zorunlu olan yeme, ime ve cinsel iliki gibi etkinliklerle meydana gelse de; kolayca elde edilebilir ve gl bir ekilde idrak edilebilir olsalar da hayatn nihai amacn oluturmaz. nk bu hazlarn elik ettii etkinlikler insann ayrt edici ynyle ilgili etkinlikler deildir. (Aristotle, 1994: 1098a) Bu durumda, insann ayrt edici ynn oluturan akl etkinlikler sonucu elde edilen hazlar duyusal olanlara gre daha nemlidir ve onlara nispetle tercih edilmelidir. te yandan, duyusal hazlar tamamen kt kabul edilmez. Onlarn ahlken tercih edilmemesi, onlarda bir ktlk olduundan deil; onlarn birok iyiden insan alkoyduu fikrinden dolaydr. Akl hazlar, duyusal hazlardan daha gl ve daha uzun vadelidir. Duyusal hazlarn sonunda ac ortaya kabilirken, akl hazlarn sonunda ac meydana gelmez. Bu iki tip haz, ayn zamanda, tr ve derece asndan da farkllk gsterir. (Aristotle, 1994: 1175a; Miskeveyh, 1985:85) Hazlarn bu ekilde ikiye ayrlmas, ahlkn olumasnda dorudan etkili ve belirleyicidir. Zira haz ve ac hayat boyunca etkilidir; nk insanlar haz vereni seip, ac veren eyden kanrlar. Oysa erdem ve mutluluk asndan bakldnda insan, davrann ncelikle haz getirip getirmeyeceiyle deil, iyi olup olmadyla motive olmaldr. Hatta ncelikle haz veren davranlarn son derece tehlikeli olduu hesaba katlmaldr; zira bunun ahlken kt davrann bir belirtisi olduu kabul edilmelidir. (Aristotle, 1994: 1172a; Farabi, 1993:46; Miskeveyh, 1985:37-39)

106 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

slam dnrleri hazz mutluluk ve yetkinlik asndan deerlendirmektedir. nk en byk mutluluk ve yetkinlik derecesi Tanrnn honutluunu kazanmaktr; bu ise hazlarn en ycesi (azam- lezzat) dir. (Elmall, 1982: 9/6288) Ancak bu hazzn en byk iyilii getirdii manasnda deildir, burada karlk bulan haz hedeflenmi bir ama deil ancak dnlmemi bir sonu olarak karlk bulmaktadr. Bu durum, dier mutluluk snflamas asndan, ruhani mutluluk ve onunla ilgili eylerin en byk haz olduu anlamna gelir. Burada vurgulanan en yce derecedeki mutlulua hazlarn en bynn elik etmesidir. Hazzn, bu ekilde mutluluk asndan ele alnmas, onun insann, ehvet ve fke gcyle deil, akl gcyle ilgili olduu anlamna gelir. Zira ehvet ve fke gleri hayvani glerdir. (Elmall, 1982: 9/6381) Dolaysyla bu glerle ilgili hazlar asl deildir ve insann amacn oluturmaz. Buna gre hazlar, ilk olarak, bu dnyaya ynelik ve teki dnyaya ynelik hazlar olmak zere ikiye ayrlabilir. teki dnyaya ynelik hazlar bu dnyaya ynelik hazlardan daha stndr. Buna gre mutluluun en yce derecesinde sadece ruhan nimetlerin deil, ayn zamanda cisman nimetlerin de bulunduu dncesiyle onlardan ayrlmaktadr. Bu, niha mutlulukta hem ruhan hazlarn hem de cisman hazlarn var olduunu gstermektedir. (Elmall, 1982: 7/4704) kinci olarak, bu hazlar akli ve duyusal ya da ruhani ve cisman hazlar olarak ayrlabilir. Akli, ruhani hazlar duyusal ve cismani hazlardan daha stndr; hatta onlar arasnda herhangi bir nispet bile olmaz. Akli hazlarn stnl aklla idrak edilen eylerin neminden kaynaklanmaktadr. Zira akli hazlar Allah idrak etmekle ilgili zevklerdir. nsanda var olan gler kendilerine uygun olan (mlayim) eye gre yetkinlik kazanmakta ve bunun sonucunda sz konusu yetkinlie zevk elik etmektedir. Duyuya uygun olan duyu verilerini alglamas, fkeye uygun olan intikam almas, mide uygun olan zafere ulamas, nefs-i ntkaya uygun olan Allah akl ile bilmesidir. Bunlardan sonuncusunun hazz elbette ki dierlerinden, onlarla karlatrlamayacak lde stndr. nk insann asl mutluluu ahireti sevmek, dnya elem ve lezzetine iltifat etmemektir. (Elmall, 1982: 9/6078) Dolaysyla bu mutluluk arzu (ehvet) ve fke (gadab) glerinin gereini yerine getirmekle deil, bilakis onlara kar sabrl olmakla elde edilir. Bunlarla elde edilen hazlar, asl hazlar olmu olsayd onlara kar sabredilmesi ve kt sonularndan korunulmas nerilmezdi. Bu, nimet eitleriyle ilgili duruma benzemektedir. Nitekim Elmall, nimeti mutluluk zevki (hazz- saadet) olarak da anlamtr. (Elmall, 1982: 1/127) Buna gre, ka tr nimet eidi varsa o kadar ok haz sz konusu olabilir. Nimet eitlerinden asl ve nemli olan, teki dnyaya ynelik nimete, Tanrnn rzasna erimektir. Dolaysyla bununla ve bu amaca gtren eylerle ilgili hazlar dierlerine gre tercih sebebidir. (Elmall, 1982: 1/128) Bu dorultuda salt dnya nimetlerinin peinden komak ne derece doru deilse (Elmall, 1982: 4/2829, 8/5485, 9/6078) onlarla ilgili hazlarn peinden komak da o derece doru deildir. Ancak, insan mutlulukla ilgili amacn unutmamak ve ruhani mutlulua ulamada engel olmamas kouluyla dnyaya ynelik nimetlerden zevk alabilir.

M u t l u l u k v e Y e t k i n l i k | 107

slam dnrlerinden birisi olan Knalzde'nin mutluluk anlaynda d dnyann verdii hazlar yadsnmayp, yalnzca akln szgecinden geirilerek ruhsal dinginlii bozmayacak atta buna katkda bulunacak bir biim almaktadr. Bir bakma mutlu kii ruhun nderliinde i dnyasn bir uyum iine sokan bilge kii olarak belirmektedir. nsan doasnda bulunan fiziksel gzelliklere ve maddesel hazlara olan eilimleri, akln egemenlii altna sokar ve bunlar akln hizmetine koar. Bundan dolay salam itikada sahip olup', davran ve amel bakmndan gzel huylarla yaayanlar, dnya ve ahirette srekli mutlu kalacaklardr. (Tercman 1001 temel eser Knalzde, s. 34 2 Knahzde, s. 36. 3 Knalzde, s. 35). Mutedil lde dnyevi hazlar unlardr: ruh, akl, zek, anlay, fikir, beden ve beden organlarnn salkl olmas ve ileyii, karakteri erdemsizliklerden arndrmak, bilgi, gzel ahlk, bedeni gzel huylarla sslemek, makam-mevki ve itibar, mal ve mal-mlk kazanmak. (Elmall, 1982: 1/127) Dnyevi nimet olarak saylan bu eyler, asl ama olan Tanrnn rzasn kazanmaya katk salad lde iyi olduu iin, onlardan alnacak zevk de ama olarak dnlmemelidir. (Elmall, 1982: 4/2754) Ancak, insan bazen ara olan iyiyi ama olarak grebilmekte, rnein mal-mlk ve makam-mevkiyi teorik ve pratik erdemleri kazanmak iin kullanaca yerde hazz elde etme vastas olarak dnmektedir. 4.MUTLULUK ve YETKNLN MAL-MLK ve MAKAM-MEVK ile LKS Mal-mlk ve (itibar ve onur gibi anlamlar ieren) makam-mevki harici iyiler kapsamna girmektedir. Bunlar, ayrca, hem iyi hem de kt yolda kullanlabildii iin vasta iyi konumundadr. Ara olan bir eyin hayatn amacn oluturmas mmkn deildir. Gerek Aristoteles gerek slam filozoflar niha iyiyi ifade eden mutluluk iin harici iyilerin gerekli olduunu dnrler. Eer bunlar mutluluun kazanlmas iin kullanlrsa iyi; baka eyler (rnein haz vb. elde etmek) iin kullanlrsa ktdr. (Aristotle, 1994: 1095b, 1099a; Farabi, 1993:30; Miskeveyh, 1985:65) slam ahlak dncesinde mal-mlk ve makam-mevki bu dnyayla ilgili nimetler olarak grlmektedir. (Elmall, 1982: 1/128) Bunlarn, nimet olarak deerlendirilmesi onlarn iyi kapsamna girdiini, bu dnyayla ilgili olmas ise onlarn harici iyi olduunu gstermektedir. Harici iyiler, asl iyi olan eyin elde edilmesinde katk salayabilen, arac eylerdir. Dolaysyla bunlar ayn zamanda asl iyi olan mutluluun elde edilmesinde katk salayabilen eyler olarak da kabul edilmektedir. Bu katknn gereklemesi ruhan mutlulua gtren teorik ve pratik glerin yetkinlemesinde sz konusu olmaktadr. Mal-mlk ve makam-mevkinin bilgi elde etmek ve dnce geliimini salamak iin kullanlmas onlarn teorik mutluluk iin arac olduklarn gstermektedir. Bunlarn, gzel ahlk elde etmek, erdemleri kazanmak iin kullanlmas ise onlarn pratik yetkinleme ve mutluluk iin vasta olduklar anlamna gelmektedir. Bu sre ebedi mutlulua gtrr; mal-mlk ve makam-mevki gibi

108 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

eylerin bilgi ve gzel ahlk gelitirme yolunda kullanlmamas ya da duyusal hazlar iin kullanlmas ebedi mutsuzlua gtrr. Mal-mlkn teorik ve pratik yetkinleme iin yararl olmas onun bu yolda kullanlmasna baldr. Bunun iin kullanlan terimlerden bir tanesi infaktr. Maln elden karlmas, har ve sarf (Elmall, 1982: 1/192) demek olan infak, bireysel ve toplumsal anlamda hi bir yarar salamayan trde olursa arasal iyi kapsamna girmez. Onun vasta iyi olabilmesi iin hayati yarar olan trden olmas gerekmektedir. (Elmall, 1982: 2/949) Bu ise, erdem konusunda greceimiz gibi, mal ve mlkn iki temel ynde kullanlmasyla mmkn olur. Birincisi, kiinin ailesine bakmas, zekt ve sadaka vermesi, fakirlere yardm etmesi, malndan bir ksmn hayr ilerine vermesi (vakfetmesi) trnden davranlardr. kincisi, bilgi renme, bilgisel ynden gelime ve bildiklerini retme trnden eylerdir. (Elmall, 1982: 1/192) Mal ve mlkn iyi yolda kullanlmas insann kurtuluunu, mutluluunu beraberinde getirecektir. Bunun iin cimrilik, pintilik ve eli sklk gibi eylerin hem karakterdeki kkeninden (uhtan) hem de davrantaki tezahrnden (buhlden) kurtulmak gerekmektedir. (Elmall, 1982: 7/5039) nk ona gre, iman ile uh bir kulun kalbinde birlikte bulunamaz; cimrilik ve ahlk ktl Mslmanda olamaz. (Elmall, 1982: 7/4845) Zira bunlar gzel ahlkn nndeki engellerdir. Bu yzden cmert ve eli ak olmaya almak gerekir. (Elmall, 1982: 7/5039) nk sadece iman, nihai iyiye ulamak iin yeterli deildir. man ve ilimden sonra davran ve zellikle de mal ve mlkn bu yolda kullanlmas ve infak gerekmektedir. En yce iyilie ulamak iin sevilen eylerden infak etmek gerekir. (Elmall, 1982: 2/1145) te insann, grevlerini yerine getirdikten sonra srf gnlden coarak fazladan iyilikler yapmas byk bir yetkinlik ve mutluluk iin arac olur. (Elmall, 1982: 1/557) Hem cimriliin ortadan kaldrlmas hem de mal ve mlkn cmertlik erdemini ortaya karacak ekilde kullanlmas kolay deildir. nk insan mal ve mlk duyusal hazlar elde etmek iin kullanabilir. Bu noktada Gazali ve Fahrettin Razi gibi slam dnrleri duyusal hazlarn bayaln, gelip geiciliini, akli hazlarn stnln dnmeyi tavsiye etmektedirler; mal ve mlk gzel ahlk elde etme yolunda kullanmay kolaylatrmak iin de insann mal-mlk sevgisine sahip olmasnn nne geilmesi gerektiini vurgulamaktadrlar. (Gazali, 1985: 3/219; Razi, 1968:114) nk mal-mlk sevgisi, mal ve mlk harcamamaya, biriktirmeye yol amaktadr. Bunun iin insann srekli cmert olmaya almas, hemen gelip kolayca ortadan kaybolacak hazlardan te uzun vadede gelecek mutluluk, yetkinlik ve zevki dnmesi nerilmektedir. nk mal ve mlkn iyi yolda kullanlmas ahlk, toplumsal ve ekonomik boyutlar asndan son derece nemlidir. (Elmall, 1982: 2/949) Makam-mevki, mutluluk yolunda kullanlabilen arasal iyilerden bir dieridir. Makammevki, tpk mal-mlk gibi, bu dnyaya ynelik bir nimettir. (Elmall, 1982: 1/128) Bu, onun harici iyi olduu anlamna gelmektedir. Harici iyi, nihai iyiyi elde etme yolunda arac olarak kullanlabilmesinden dolay bu niteliini almtr. Yoksa o, iyi olmaktan kar. Dolaysyla makam-mevki de harici bir iyidir. Asl iyi olan ruhani mutluluk

M u t l u l u k v e Y e t k i n l i k | 109

yolunda katk salarsa iyi, duyusal hazlar elde etme gibi eyler iin kullanlrsa ktdr. Bunun iin makam-mevki sevgisinin olumamasna dikkat etmek gerekmektedir. Gazali ve Fahrettin Razi bu konu zerinde ok durmulardr. Harici iyileri, nihai iyiye ulamak iin kullanabilen bir insan bu tr iyileri erdemleri kazanmak iin kullanyor demektir. Erdem konusunda greceimiz gibi, bir davrann erdemli bir davran olabilmesi iin o davrann her eyden nce bilerek, isteyerek ve tercih edilerek ortaya konmas gerekir. Bu ise, insann irade zgrlne sahip olmasn ahlk davrann vazgeilmez art yapmaktadr.

zet ve Deerlendirme
Mutluluk, erdeme uygun etkinliktir. Mutluluk, teorik ve pratik glerin yetkinletirilmesiyle kazanlr. Teorik gc yetkinlemesi kuramsal gelimeyle; akl gcnn gelitirilmesiyle ve dini anlamda ilahi buyruklarn ve inceliklerin renilmesiyle elde edilir. Pratik gcn yetkinlemesi erdemlerin kazanlmas ve dini anlamda ilahi buyruklarn yerine getirilmesiyle gerekleir. slam ahlk dncesinde mutluluk amatr. Bu mutlulua bilgelik, iffet, cesaret ve adalet erdemleriyle ulalr. Dolaysyla mutluluk haz deildir, ancak mutlulukta haz da vardr. Bu durumda mutluluku ahlak anlaynda haz ne amatr ne de btnyle mahkm edilir. Hazzn ama edinilmesinin etikteki formlasyonu Hedonizm, onun tamaen kt kabul edilmesinin etikteki ad Kaytszlk ahlkdr. Buradan hareketle slam ahlk anlaynn hem Hedonizmi hem de Kaytszlk ahlkn dladn grmekteyiz. Mutluluk ve ona gtren erdemler ama olduuna gre, dier eyler bu yolda yararl oldukar kadaryla iyi kabul edilir. Bu durum byle eylerin arasal iyi olduu anlamna gelir. Mal-mlk ve makam-mevki bunlardandr. Her ikisi kendileri ama olmadklar, duyusal zevkler yolunda harcanmadklar bilakis insann bilgisel geliimi, erdem kazanmas yolunda ve kamusal amalar dorultusunda kullanldklar zaman iyi olmu olurlar. Aksi durum insan mutlulua deil, mutsuzlua (ekavete) gtrr.

Sorular
1.Ahlak filozoflarndan bazlarnn insann gayesi olarak koyduu mutluluk aadakilerden hangisiyle karlanmaktadr? a.Hedonizm b.Egoizm c.Eudaimonizm d.Alturizm e.Hylizm 2.Mutlulukla ilgili aada sylenenlerden hangisi yanl olarak verilmitir? a. Ruhani mutluluk teorik g ile pratik gcn yetkinlemesiyle elde edilmektedir. b. Bedensel mutluluk, ruhi mutluluktan sonra gelmektedir ve insann salkl ve shhatli olmas bedensel mutluluk kapsamnda yer almaktadr.

110 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

c.Mutluluk sadece hazclk ierisinde deerlendirilebilmektedir. d. Mal-mlke, makam-mevkiye sahip olmak harici mutluluu oluturmaktadr. e. slam ahlak dncesinde mutluluk, nem ve derece bakmndan, dnyevi ve uhrevi olmak zere ikiye ayrlmaktadr. 3.slam ahlak dncesinde en yce mutluluun gereklemesi, ve .. yetkinliklerin kazanlmasyla mmkn olduuna gl vurgular yaplmtr. Verilen boluklar aadaki kavramlardan hangileriyle doldurulabilir? a.Ameli-Cebri b.Teorik-Pratik c.Ruhi-Kuvvei d.Maddi-Bedeni e.Manevi-Ameli

Cevaplar
1.c, 2.c, 3.b

Kaynaklar
Kuran- Kerim Akarsu, Bedia, (1968). Ahlk retileri II, Immanuel Kantn Ahlk retisi, .. Edebiyat Fak. Yay., Istanbul. Aristotle, (1994). Nicomachean Ethics, Trans. H. Rackham, Harvard Univ. Press, Cambridge, London. Arslan, Ahmet, (1994). Felsefeye Giri, Vadi Yay., Ankara. Aydn, Mehmet, Islamic Ethics, (iinde Encyclopedia of Ethics, Edit. by. Lawrence C. Becker, Garland Publishing, New York & London 1992) Aydn, Mehmet, (1972). The Term Saada in the Selected Works of Al-Farabi and AlGhazali, Baslmam Doktora Tezi, Edinburgh Univ. Aydn, Mehmet, (1991). Tanr-Ahlak likisi, Trkiye Diyanet Vakf Yay., Ankara. Aydn, Mehmet, (1992). Din Felsefesi, Seluk Yay. nc Bask, Istanbul. Bircan, H. Hseyin, (2001). slam Felsefesinde Mutluluk, z yay., stanbul. Elmall, M. Hamdi Yazr, (1982). Hak Dni Kuran Dili, Eser Neriyat, C. I-X, Istanbul. Erdem, Hsameddin, (1999). Baz Felsefe Meseleleri, H-er Yay., Konya. Erdem, Hsameddin, (2003). Ahlak Felsefesi, H-er Yay., II. Bask, Konya. Fakhry, Macid, (1991). Ethical Theories in Islam, Leiden, New York Farabi, (1980). Es-Siyasetul-Medeniyye veya Mebadiul-Mevcdt, ev. Mehmet Aydn, A. ener, M. R. Ayas, Kltr Bakanl Yay., Istanbul. Farabi, (1987). Fusull-Medeni, (Siyaset Felsefesine Dair Grleri), ev. Hanifi zcan, Dokuz Eyll niv. Yay. zmir.

M u t l u l u k v e Y e t k i n l i k | 111

Farabi, (1990). El-Medinetl-Fzla, (Mabad Ar Ahl Al-Madna Al-Fadla) deal Devletin Yurttalarnn Grlerinin lkeleri, ev. Ahmet Arslan, Kltr Bakanl Yay., Ankara. Farabi, (1993). Mutluluk Yoluna Yneltme (Tenbih Ala Sebilis-Saade), ev. Hanifi zcan, zmir. Farabi, (1999). Mutluluun Kazanlmas, ev. Ahmet Arslan, Vadi Yay., Ankara. Ferruh, .A., hvan- Safa, ev. . Kutluer, (iinde Klasik slam Filozoflar ve Dnceleri, (1997). Edit. M. M. erif, nsan Yay., stanbul.) Gazali, Ebu Hamid, (1985). hyau Ulumid-Din, ev. Ahmed Serdarolu, Bedir Yay., C. I-IV, stanbul. bni Miskeveyh, (1985). Tehzbl-Ahlk, Drul-Ktbil-Ilmiye, Beyrut. bni Sina, (2004). Risaleler, ev. A. Akgen, M. H. Krbaolu, Kitabiyat, Ankara. zutsu, Toshihiko, (1997). Kuranda Din ve Ahlk Kavramlar, ev. Selahattin Ayaz, Pnar yay., 3. Bask, stanbul. Kl, Recep, (1992). Ahlakn Dini Temeli, Trkiye Diyanet Vakf Yay., Ankara. Knalzade, Ali Efendi, (Trhsz). Ahlk- Al, haz. Hseyin Algl, Tercman 1001 Temel Eser, no 30. Magee, Bryan, (2000). Byk Filozoflar, Pltondan Wittgensteina Bat Felsefesi, ev. Ahmet Cevizci, Paradigma, stanbul. Pazarl, Osman, (1980). slamda Ahlak, Remzi Kitabevi, kinci Bask, stanbul. Plato, (1985). The Collected Dialogues of Plato, Edit. Edith Hamilton and Huntington Cairns, Princeton Univ. Pres, Onikinci Bask, Princeton, New Jersey. Rosenthal, Franz, (2000). slamda zgrlk Kavram, ev. Vecdi Akyz, Ay Kitaplar, stanbul. Tus, Nasr ad-Dn, (1964). The Nasirean Ethics, Translated By. G.M.Wickens, George Allen & Unwin Ltd., London. Trer, Celal, (1999). Knalzadede Mutluluk, Felsefe Dnyas Dergisi, say:30.

NTE 6 ERDEM
Do. Dr. MEHMET TRKER Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, Erdem kelimesinin tm ynleriyle anlamlarn, Etik tarihinde erdem kelimesinin karlklarn, Erdemin eitlerini, Hikmet erdemini, ecaat erdemini, ffet erdemini, Adalet erdemini, Erdem-birey ilikisini, Erdem-toplum ilikisini, Erdemsizliklerin giderilme yollarnn neler olduunu, Dostluk ve erdem ilikisini, Nefsine hakim olma ve erdem ilikisini

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
ERDEM 1. Erdem eitleri 1.a.Hikmet (Bilgelik) 1.b.ffet 1.c.Cesaret (Yiitlik) 1.d.Adalet DOSTLUK ERDEM LKS 1.Dostluun Deeri NEFSNE HKM OLMA ve ERDEM LKS 1.Nefsine Hkim Olma ve Erdemin Haz ve Acyla likisi 2. Nefsine Hkim Olma ve Erdemin Bilgisel Ynleri

114 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Erdem Hikmet ecaat ffet Adalet Dostluk Nefse hakim olma Haz Ac

ERDEM Aristoteles ve slam filozoflarnn savunduu eudaimonist/mutluluku ahlk anlaynda mutluluk, nefsin/ruhun erdeme uygun etkinlii olarak anlalmaktadr. (Aristotle,1994:1100b, Farabi, 1993:51, Miskeveyh, 1985:76, 87) te bu erevede ilerin akl- selime uygun, gzel bir vecih zere ve itidal snrnda meydana gelmesiyle bu nevi ilere sebep olan huya fazilet/erdem denmitir. tidalden karak ya ifrat ya da tefrit dairesinde meyledip, bu ilerin meydana gelmesine sebep olan huya da rezilet denir. (Knalzade, trhsz:94) Bu tanm kabul ederek anlam snrn geniletmek ve kavramlar aydnlatmak adna baz aklamalara yer vermek iyi olacaktr. Erdem, bunlarla beraber devaml ve iradeli olarak hayr ilemek, vazifeye uygun hareket etmek alkanl olarak da

E r d e m | 115

tanmlanmaktadr. Bir kimsenin tesadfen iyilik yapmas, gsteri iin iyilikte bulunmas, mecburiyet altnda hayr ilemesi, bu balamda erdem olarak deerlendirilmemektedir. (Pazarl, 1972:13) Pltonda nefsin temel gcne (dnce, arzu ve fke glerine) bal olarak drt ana erdem (bilgelik, iffet, yiitlik ve adalet erdemleri) ortaya karken; (Plato, 1985:253, 441) Aristoteleste nefsin rasyonel ve irrasyonel ksmlarna bal olarak dnce ve karakter erdemleri ortaya kmaktadr. (Aristotle, 1994:1103a; 1107b). slam filozoflarnn ounda bu iki filozofun grlerinin sentezlenmi ekli bulunmaktadr. Ancak unu ifade etmeliyiz ki slam filozoflar bu iki filozofun grlerini; slam dininin grleri dorultusunda zgn bir tarz olarak kendini gstermitir. Ahlak felsefesinin en nemli simalarndan olan Aristoteles, nefs/ruhun (yani kiinin) erdemleri olan dnce ve karakter erdemlerinden bahsetmitir. Buna gre nefsin erdemi, nefsin kendine zg fiillerine, yani ilimlere ve marifetlere arzu duymas ve cisme zg fiillerden kanmasnda yatar. (Miskeveyh, 1985:9) Nefsin erdemlerinden olan dnce erdemi eitimle oluur ve geliir. Ahlk diye de nitelenen karakter erdemi ise, alkanlkla kazanlr, karakter erdeminde temel yapnn doutan getirilen bir rol (kapasite) de bulunmaktadr. Erdemleri edinecek doal kapasiteye sahip olan insan etkinlikte bulunarak erdemleri kazanr. ( Aristotle, 1994:1103a) Hem kendi bana hem de mutlulua gtrmesi bakmndan deerli olan erdem, alkanlkla (benzer etkinliklerden) oluan huyu ifade eder. Bu huy, insann iyi olmasn ve kendine zg fiilini tam olarak gerekletirmesini salayan; eylem ve etkilenimlerde (emotion) her ferde gre deien orta durumda bulunma huyudur. (Aristotle, 1994: 1106a, 1107a) te erdem ahlak tabirinin analizi yapldnda dikkati eken en nemli kavram belki de bu orta/vasat kavramdr. Orta iki manaya iaret etmektedir. Birincisi, hakiki vasat: iki eye uzakl ayn olan noktaya denir. Ahlakta ve amelde bu trl vasatn gerekletirilmesini filozoflar imkn dhilinde grmemilerdir. kincisi, izafi vasat: Duruma ve vakte gre deien ortadr. Bir kimse iin fazilet saylan bir huyun dierince fazilet saylmamas mmkndr. Bir zamanda geerli saylan bir huy baka bir zamanda muteber saylmayabilir. (Knalzade, trhsz:124) Erdemle ilgili bu dnce yanl anlalmamaldr. Bununla erdemin sbjektif olduu ya da bireylerin keyfine, kiisel tercihlerine gre deitii kastedilmemektedir. Bilakis, ardemin kiilerin durumlarna gre ortaya kaca vurgulanmaktadr. Cmertlik erdemini rnek olarak ele alalm. Cmertlik erdemi, kiinin mali durumuna gre, ifratla yani savurganlkla tefrit, yani cimrilik arasnda bir orta noktay ifade eder. Bu lt, o kii iin artk sbjektif deildir, nesnel bir durumu ifade eder. Erdemin izafi olmas bu demektir. Kiinin mali durumu her zaman ayn olamayabilecei, yani azalma ya da artma durumu szkonusu olabilecei iin de bu konudaki ortann yani cmertlik erdeminin ortaya kma durumu deiebilecektir. Erdemin teknik olmayan anlamyla da kullanlmas sz konusudur. Bu bakmdan erdem, bir eyin baka bir eyden stn olduunu ifade etmek iin yararl, deerli ve iyi

116 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

anlamlarnda kullanlmaktadr. (Aydn, 1972:110, Quasem, 1978:58) Bu erevede edim ve davranlarn sergilenmesinde de o eylemin deil ama bu eylemin sergilenmesinde bir stnlk aranmaktadr. te eylemlerin nitelik, mahiyet ve balam noktasnda stnlk silsilesi dairesinde erdemli fiillerden sz edilmektedir. rnein, fkelenmeyle ilgili olarak insan ar ya da gerekenden az fkeleniyorsa kt, orta ekilde fkeleniyorsa iyi durumdadr. (Aristotle, 1994:1105b) Bu anlamda erdemli davran itidal dzeyinde cesarettir. 1.Erdem eitleri Erdem, eylem ve etkilenimlerle ilgilidir, bu, erdemin hem karakter nitelii hem de davran nitelii olmasn salamaktadr. Huylarn belirtisi haz ve ac olduu iin de karakter erdemi haz ve aclarla ilgili olmaktadr. (Aristotle, 1994:1104b) Buna gre insann dnce, arzu ve fke gleri srasyla bilgelik, iffet ve yiitlik erdemlerine kaynaklk eder; bu erdemlerin hepsinin bir arada bulunmasyla da adalet erdemi ortaya kar. (Fakhry, 1991:188, Gkberk, 1980:78) Adalet erdemin hem ferdi hem de toplumsal yn vardr. Adalet erdemi baka bir adan ise hem bu erdemlerin sonucunda salanan toplam erdemi, hem de dier erdemlerin sergilenmesi adna balang noktasn oluturmaktadr. Buna daha sonra yeniden deineceiz. 1.a.Hikmet (Bilgelik) Etik tarihinde ana erdemler olarak grlen bu erdemlerin en nemlisi ayn zamanda pratik yn de olan bilgelik (hikmet)tir. Bilgelik akl gcnn erdemidir. Hikmet, eyay ve varlklar prensipleriyle beraber bilmek manasnda kullanlmaktadr. Bu terim bize sadece hikmetin teorik boyutuna iaret etmektedir. Ahlakta kullanlan hikmetin karlnda ise hikmetin bu teorik boyutuyla beraber ameli yan da ierilmektedir. Buna gre tavr ve hareketlerdeki doruluk, arzu ve itihadaki itidal erevesinde anlam bulmaktadr. Bu sylediklerimizi daha ak hale getirmek burada nemli olabilir. slam filozoflar hikmeti onun ameli ve nazari ynlerini hesaba katarak, hakk bilme ve ona gre davran ortaya koyma olarak tanmlamaktadrlar. (Kind, 2001:139, bn Rd, 1992:101, Turhan, 1991:179)) Yani hikmet bu anlamda doru bilgi (ilm-i savab) ve doru davrantr (fil-i savab). Bunu yerli yerinde konuma ve yerli yerinde davranma olarak ifade edebiliriz. Bunlardan her birine ayr ayr bilgelik denmesi uygun dmemektedir. nk bilgi ve davran bilgeliin birer tr deil birer parasdr. Paralar da tek balarna deil bir araya geldiklerinde btn vermektedirler. Dolaysyla bilgelik erdemi iin hem bilgi hem de davrann bulunmas gerekir. Nitekim hikmet iin bilgi ok nemli olmakla birlikte szde kald ya da davranta tersi uyguland mddete bo bir tutkudan ve insan iin ar bir ykten baka bir ey olamaz; davran olmazsa bilginin hakiki ve faydal bilgi olmas sz konusu olamaz. lahi ahlkla ahlklanmada bilgi-eylem btnl son derece nemlidir. te yandan, baz limlerin bilgiyi vurgulamalar, bilgisiz davrann bilgelik olamayacan ortaya

E r d e m | 117

koymak iin olduunu da gzden karmamak ok nemli gzkmektedir. (Elmall, 1982:2/924) Tm bu sylediklerimizden sonra Hikmeti, bilgi ve davrann onun birer paras olmas bakmndan nazari/teorik ve ameli/pratik olmak zere ikiye ayrabiliriz. Nazari hikmet, zihnin hakikati elde etmesini salayan niteliklerden olup, (Aristotle, 1994:1139b) bilimsel bilgi ile akln (rasyonel sezginin) birlikteliini ifade etmektedir. Sadece ilkelere dayanan eylere deil, ilkeler konusunda da doruyu bulmay iermektedir. Nazari hikmet, insan aan (ilahi) eylerle ilgilidir ve bu yzden ameli hikmetten stndr. (Aristotle, 1994:1144a) Onun stnl sadece bu adan deil, ameli hikmeti ncelemesi asndandr da. Nitekim bilgisiz bir ekilde iradi bir iyiliin alkanlk haline getirilmesi pek mmkn grnmemektedir. Filozoflar, nazari hikmetin, insann iinde ve dnda, evrende geerli olan ilahi incelikleri dnmekle elde edilebileceini dnmektedir. Evren tm ynleriyle bir hikmet kitabdr. Bundan dolay hikmetin ba, nesneler (eyler) hakknda dnp tanma, onlar anlama ve bilme; ortas insann Tanr karsndaki konumuna gre davranmas; sonu ise ahiret mutluluu olarak verilmektedir. Nazari hikmetin sz konusu olabilmesi iin beraberinde davran da getirmesi gerekmektedir. Yoksa salt teorik eylere dalp kalmak tek bana yeterli deildir. Hikmet bir bakma insann ahlk hayatnda bir btn olarak ele alnan bilgi, karakter ve eylem lsnden oluan, donuk olmayan bir sretir; ilk ksm biraz nce deindiimiz zere teorik gelime ile elde edilen nazari hikmet ve bunu takip eden, davranlarn ortaya konmas anlamndaki ameli hikmet, kii iin her ikisi birden ortaya knca da sonunda asl mutluluk olan ahiret mutluluu gelecektir. Baka deyile hikmet, bir bakma, kiiyi mutlulua gtren canl bir sretir. Burada unu da dile getirmek ok nemli grnmektedir. Hikmet programnda ama nihai anlamda mutluluk ise bu mutluluun n art olan imann da nazari hikmet ierisinde mtalaa edilmesi mhimdir. Yukardaki ifadelerden nazari hikmetin ameli hikmetten stn olsa da onu gerektirmekte olduunu sezinleyebiliriz. Nazari hikmet tek bana hikmet binasn oluturmamakta, bir btn olarak Erdemin bir paras olmaktadr. Onun hikmeti oluturabilmesi iin Ameli hikmetle ibirliine gitmesi ve onu kendinin mtemmim cz olarak konumlandrmas gerekmektedir. Ameli hikmet ile ahlk erdem ise insann uygun ilevi tam olarak nasl ortaya koyacan belirlemektedir. Erdem, amaladmz hedefin doruluunu, pratik bilgelik de bu hedefe gtren aralarn dorulunu salamaktadr. (Aristotle, 1994: 1144a, Farabi, 1987:48) Ameli hikmet en banda filozoflarn bazlar tarafndan yerli yerinde yaplan davran (fil-i savab) eklinde tanmlanmaktadr. Ancak, hikmetin tanmyla ilgili aklamada getii gibi, ameli hikmete nazari hikmetin; doru davrana, doru bilginin elik etme zorunluluu vardr. Zira ameli hikmet insann dier erdemleri ortaya koyabilmesini salayan bir yeti durumundadr. (Aristotle, 1994: 1140b, Farabi, 1987:44, 45) Ameli

118 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

hikmete sahip bir kimse, davranlarnda orta yolu tutan kimse demektir. Hikmetin yedi alt dal bulunmaktadr. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. Zek abuk anlama Zihin duruluu Kolay renme Doru dnme Bellek Dnme

Erdemin orta ve itidalden ibaret olduunu ifade ederken, bahsedilen ortadan yukarda deindiimiz ekliyle izafi orta olduundan bahsetmitik. Bu balamda drt erdeme karlk ortay iki ynyle aan sekiz adet rezilet ifade olunmutur. te Hikmet erdeminin ifratna baktmzda onun cerbeze olduunu grmekteyiz. Bundan akln gereksiz yerlerde kullanlmas, hile ve ktlkler iin altrlmas anlalmaktadr. Hikmetin tefriti ise ahmaklk ve budalalalk manalarna gelen beladettir. Burada akln kullanlmamasndan, gelitirilememesinden tr insan ilim ve ameldeki incelikleri takdir edemez. 1.b.ffet Drt ana erdemden ikincisi olan iffet erdemi, arzu ve itiha gcndeki lll karlamaktadr. Arzu gcnn akln rehberliinde kullanlmas iffet erdeminin ortaya kmasna kaynaklk eder. ffet erdeminin ifrat, hayat duyusal amalar (yeme, ime, cinsellik vb.) erevesinde yaamaktr ve bunun ad fcurdur. Bu erdemin tefriti, arzu gcnn yokluu demek olan humudtur. Duyusal zevkleri btnyle mahkum etmek ve onlar hayatn dnda tutmak iffet erdeminin tefriti olarak deerlendirilebilir. Bu erevede insanlarda doutan bulunan ve ehavat olarak da karlanan eyler ancak bu erdemin bulunmasyla nihai mutluluk yolunda insana deer kazandracaktr. ehavat kapsamnda olan eyler yani kadnlar, ocuklar ve servet bizzat kt deildir. Bunlarn kt yolda kullanlmas ktdr. (Elmall, 1982:2/1051) Arzu gcnn bunlar kt yolda kullanmaya sevk etmesini engellemek, dnce gcnn yardmna baldr. Zira nihai iyi dnce gcne gre saptanmtr. Bu ise arzu gcnn dnce gc kontrolnde kullanlmas demektir. te bu arzu gcn yok etmeden kontrol altna almak iffet erdeminin varlyla olanakl hale gelmektedir. ffet erdeminin altnda on iki alt dal bulunmaktadr. 1. 2. 3. 4. Hay ncelik Temiz huyluluk Kendin ve evreyle bark olma

E r d e m | 119

5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12.

Arzular dizginleme Sabr Kanaat Olgunluk ve ll olma Vera ntizam Hrriyet (meru daire iinde) Cmertlik

Cmertlik erdemi, iffet erdeminin alt daldr. Ana erdemlerin alt dallar, ana erdemlerin kazanlmasnda son derece nemlidir. Biz burada rnek olmas bakmndan sadece cmertlik erdemi zerinde duracaz. Cmertlik Cmertlik erdemi, israf (savurganlk) ifrat ile cimrilik tefriti arasndaki bir orta noktadr. Dolaysyla hem israf hem de cimrilik yerilen huylar ifade eden reziletlerdir. sraf cmertlie benzeyebilir. Aralarndaki fark mali gcn nerelerde, hangi amalarla kullanldna bal olarak ortaya kmaktadr. Kuranda cimrilik (buhl) eletirilmekte, cmertlik (cud, kerem) ve infak vlmektedir. (Elmall, 1982:3/1727, Gazali, 1985, 540, 557) Hatta insann kurtulua erebilmesi nemli bir ynyle cimrilik, hrs ve uh gibi kt huylardan korunmasna ve cmert olmaya almasna balanmtr. (Elmall, 1982: 7/5039) Aslnda cimrilik, insandaki hrs ve kskanlk huyu demek olan uhhun eylemdeki tezahrdr. (Elmall, 1982:7/4845) Dolaysyla cimriliin kkenini daha ok uhta aramak gerekmektedir. nsann eli sk olmaktan kurtulmak iin insann cmert ve eli ak olmaya almas gerekir. Bu noktada tek snrlama bunu yaparken muhta duruma dmemektir. (Elmall, 1982:2/943) 1.c.Cesaret (Yiitlik) Cesaret erdemi, fke gcnn erdemi olup, kr krne atlganlk ile her eyden korkma arasnda bir orta nokta olarak tanmlanr. Cesaret erdeminin altnda on bir alt erdem yer almaktadr. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. Vekar ve olgunluk Hadiseleri gsleme Gayret ve ideal ycelii Azim Hilm ll olmak Kendini iyilie ve hayra adamak Tahamml Tevazu

120 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

10. 11.

Fedakrlk Rikkat

Btn bu erdemlerin bir arada bulunmas toplam erdemi olan adalet erdemini meydana getirecektir. 1.d.Adalet Etik tarihinde, adalet erdemi drt temel erdemden birisi olarak kabul edilmekte hikmet, iffet ve yiitlik erdemlerinin hem fertte hem de toplumda bir arada bulunmasyla ortaya kan ahlk bir erdem olarak dnlmektedir. (Aristotle, 1994:1129b, Farabi, 1987:31, Miskeveyh, 1985:16,19) Adalet (Adl) terimi bir ok filozof tarafndan her eyi uygun olduu yere koymay, insaf ve doru davran ve yaplan ilerde esas alnmas gereken ahlk bir durumu karlayan erdem olarak dnlmektedir. Adalet erdeminin bireysel, toplumsal ve tanrsal boyutlar vardr. frat ve tefrit arasnda bir ortay ifade eden ahlk bir erdem olarak grlmesi ve dier temel erdemi gerektirmesi adalet erdeminin bireysel boyutunu ortaya koymaktadr. Adalet erdemi, insann temel gcnn hepsinin dengeli, uyumlu ve orta durumda bulunmasyla ilgili bir btnlk erdemidir. Bunun yan sra, sz konusu erdemin hakszlklar (zulm, cevr) ve taknlklar (bay)la ilgili olmas onun toplumsal boyutunu; Tanrnn birliini kabul etmeyi gerektirmesi de Tanrsal boyutunu ortaya koymaktadr. (Aristotle, 1994:1129b, Kavasolu, 1995:128) nsanlarn hayvanlarla ortak olduu arzu (ehvet) ve fke glerinin insana zg olan dnce gcnn kontrolne girmesi, erdemlerin ortaya kmasn salamaktadr. Bu kiide gelitirilen adalet erdemine dairdir. Bunun dnda ferdi adaletten baka bir de toplumsal balamda adaletten sz edilmektedir. te bu insann sosyal bir varlk olmasyla ilikilidir. nsan yaratl itibariyle toplumsal ve medeni bir varlktr. Tabiat gerei dier insanlarla ilerini yrtebilmek iin ibirlii yapmak mecburiyetindedir. nsanlar birbirleriyle lfet ve muaeret etmek zorundadrlar. Hayvanlarda byle bir zorunluluk insanlar kadar ak ve net grnmemektedir. Nitekim onlar kendilerini korumak iin ilahi hikmet gereince di, pene, post, hz gibi nimetlerle donatlmlardr. Yiyeceklerini olduka basit yollarla elde ederler ve tketirler. Ancak insan yemek, imek, barnmak, giyinmek vs gibi ihtiyalarnda baka insanlarla i birlii ierisinde olmas gerekmektedir. Nitekim bir insan tm sanatlara kadir olamamakta ve tek bana hayat artlarn karlayacak bir nitelikte gibi durmamaktadr. O halde insan bir cemiyet ve bir btn ierisinde bulunmal ve bu cemiyetin devam iin vazifesini yapmaldr. Adalet erdeminin on iki alt dal bulunmktadr. 1. 2. 3. Sadakat lfet Vefa

E r d e m | 121

4. efkat 5. Sla-i Rahim 6. yilie fazlasyla mukabelede bulunma 7. Mterek ilerde iyi davranma 8. Drstlk 9. Sevgi kazanmaya aday olma 10. Teslimiyet 11. Tevekkl 12. badet (Knalzade, trhsz:97-111) Adalet erdeminin dier erdemler gibi ifratna baktmzda bunun zulm olduunu grrz. Zulm eran ve vicdanen yasak olduu halde bir kimsenin hakkna tecavz edip ya rz ya mal ya da nefsine zarar vermektir. Adaletin tefriti ise uyuukluk anlamna gelen inzlamdr ki, bir kimsenin kendisine ne kadar zulm ve hakaret edilirse edilsin boyun bkmesi ve erefinin farkna varamama durumudur. Bunlar ifade ettikten sonra adaletin korunmas iin neler yaplmas gerektiini ncelikle belirtelim ve sonra erdemsizliklerin giderilmesi eklinde yeni bir blme balayalm. Adaletin korunmas iin toplumda eye ihtiya duyulduu ifade edilmitir. Bunlar; 1. 2. 3. Namus-u Rabbani Hakim-i nsani Dinari Mizani

Bu yunan filozoflar tarafndan namus terimiyle karlanmtr. Namus ilk olarak er-i ilahidir. Burada ilahi buyruklardan istifade edilmesi sz konusudur. kinci namus otoriter bir devlet bakan ve adaletli bir idaredir. ncs ise paradr. Bu maddi namus ise insanlar arasndaki retimin adaletli bir ekilde datlmn ve adaletli, ihtiyaca ynelik bir ekonomik sirklsyonu salamaktadr. Bu birbiriyle balantldr. (Knalzade, trhsz:138). Adalet, toplumun ksmlarnn ve bu ksmlarn derecelerinin kontrol edilmesini ve korunmasn salar. Ancak toplumun ksmlarnn ve ksmlarn derecelerinin birbiriyle birletirilmesi ve birbiriyle balanmas kkeni sevgiye dayanan dostluk erdemiyle mmkn olmaktadr. DOSTLUK ve ERDEM LKS Erdemler ve reziletlere ilikin bilgilerden sonra yine bir tr erdem olan dostluk erdeminin zerinde durmann ok nemli olacan dnmekteyiz. Yine dostluk erdeminin bir eit total erdem olan adalet erdemiyle ilikisini ortaya koymak da mhimdir. imdi dostluk erdeminin ahlakla olan ilikisine Aristoteles, Farabi ve bn Miskeveyhin grleri nda bakmaya alalm. Aristotelese gre dostluk, iyi insann kendini sevmesine dayanan (Aristotle, 1994:1, 4, 7, 8) bir karakter durumu, (Aristotle, 1994: v, 5) bir erdemdir. (Aristotle, 1994: i)

122 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Aristoteles dncesinde iyi insan olmann iki anlam vardr. Bunlar erdemli karaktere sahip olmak ve erdemi etkinlik olarak gerekletirmektir. (Aristotle, 1994: v) nsan erdem, nih anlamda bedenin deil, nefsin (ruhun) erdemidir. (Aristotle, 1994:xiii, 6) Nefsin erdemleri de dnce ve karakter erdemleri olarak ikiye ayrlmaktadr. (Aristotle, 1994: i, 5) yi insan, Aristotelese gre, erdemli insan demek olduuna gre, dostluk iin gerekli olan kendini sevme, erdemli insann kendini sevmesi demektir. Bu tr kendini sevme, bencillere zg olarak dnlen kendini sevmeden tamamyla farkldr. Bu durumda, aklk getirmek iin, iyi bir kendini sevme ve kt bir kendini sevme ayrmn pekl yapabiliriz. Kt kendini sevme zenginlik, onur ve duyusal zevk peinde komaya iten sevgidir ve yerilir. Bu tr eylerin peinde koanlara bencil denir. Onlar her eyi kendileri iin yaparlar. Ve kendileri iin olmayan hibir ey yapmamakla knanrlar. Bu tr kiiler ruhun akldan pay almayan ynne uyan kimselerdir. Oysa iyi kendini sevme adil, ll ve erdemli davranlar ortaya koyan kiide bulunur. Byle bir kii tutkularn deil de ruhun akli ksmn rehber edinir, asil davranlar ortaya koyar ve dostunun yararn dnr. (Aristotle, 1994: viii, Annas, 1995: 256) Aristoteles dostluk trlerini e ayrmaktadr. Bunlar yarar (kar), haz ve erdem dostluudur. (Aristotle, 1994: iii) Asl dostluk erdem dostluudur. nk bu dostluk, iyiler arasnda, erdemce birbirine benzeyenler arasnda olan dierlerine gre daha salam, srekli ve dzgn dostluktur. (Aristotle, 1994: iii-viii) lk iki tr dostluk ise, benzetme yoluyla dostluk adn almtr. (Aristotle, 1994: iv, 4) Bu iki dostluk ilinekseldir, gelip geicidir. (Aristotle, 1994: ii, 2; iv, 6) Haz ve yarara dayal dostluklarda sevilen kii, kendisinden dolay deil, yarar salad ya da haz elde etmeye yardmc olduu iin sevilir. Haz ve yarar gelip geici eyler olduklar iin onlara dayal dostluklar srekli deildir. (Aristotle, 1994: iii, 2-3) Aristotelesin en mkemmel dostluk tr olarak grd erdem dostluu, karakter zerine kurulu bir dostluk olduu iin (Aristotle, 1994:ii, 3) kolay olumaz; oluunca da dost says snrl kalr. (Aristotle, 1994:iii, 8; x, 3-6) Bu dostluk trnde iyi insanlar zaten iyi olduklar iin birbirlerinin iyiliini isterler. Dostlarn birbirini sevmeleri ilineksel deildir; dostlar bizzat kendilerinden dolay sevilirler, onlarn sevilmeleri ancak karakterli ve erdemli yaplaryladr. Dostluun ahlaki ynden gerekli olmas bir dier ynyle de mutlulua ulamadaki katks nedeniyledir. (Miskeveyh, 1983:140) Mutluluk, erdeme uygun etkinliktir. (Aristotle, 1994: ix, 7; I, ix, 9; X, vii, 2) Erdemin ortaya kmas iyi bir toplumun var olmasna, iyi bir toplumun var olmas da dostluun var olmasna baldr. (Magee, 2000:47). Dostlukla alakal grlerini paylaan bir dier filozof olan Frbye baktmz vakit onun, Aristotelesten farkl olarak dostluktan deil de onun kayna olan sevgiden daha ok sz etmekte olduuna tank olmaktayz.

E r d e m | 123

Farabide sevgi, doutan ve iradi olmak zere ikiye ayrlmaktadr. Doutan olan sevginin rnei anne babann ocuuna olan sevgisidir. radeye dayal sevgi ise, balangcn, kendisini sevginin izledii iradi eylerin oluturduu sevgidir. Bu arada iradi sevgi erdeme yarara ve zevke dayanmas asndan ksma ayrlmaktadr. (Farabi, 1987:52, Fakhry, 2002:99) Bu noktada Farabi, dostluun yarara, hazza ve erdeme dayandn ileri sren Aristoteles ile ayn grleri paylamaktadr. Farabiye gre de en ideal olan sevgi yarara ve zevke deil erdeme dayanan sevgidir. Erdeme dayal bir sevginin temel zellii bulunmaktadr. nsanlarn, bu temel alandaki, dnce ve fiillerindeki itirak onlarn erdeme dayal bir sevgiye sahip olduklarn gsterecektir. Bunlardan birincisi balang (el-mebde) ile ilgili dncelerdir. Erdem dostluu denmesi, yle grnyor ki, buradan kaynaklanmaktadr. Frbye gre insanlar erdem dostluu ile ilgili bu dnceleri paylatklarnda ve davranlar karlkl olarak ortaya koyduklarnda karlkl sevgi ortaya kar. Bu aamadan sonra insanlarda, birbirlerinden yararlanmalar ve birbirlerinin varlndan haz duymalar nedeniyle, kara ve zevke dayal sevgiler de oluur. (Frb, 1987:53) Ancak bilinmelidir ki bu sevgiler arasal ve ilineksel bir zellie sahip deildir. Bir erdem olan dostluk, Frbye gre, dalkavukluk ile ask suratllk (hrnlk, tutukluk) arasnda bir orta durumdur. (Frb, 1987: 39, 1993:40) Frb dncesinde sevginin ferdi rollerinin olmasnn yannda sosyal ahlak asndan byk bir ilevi vardr. ncelikle sevgi, toplumun ksmlar ve katmanlarn birletiren birbirine balayan bir badr. (Frb, 1987: 52) Erdem etrafnda toplanmayan, erdemi kendi katmanlarnn ba haline getirmemi bir toplulukta dostluun varlndan sz edilemez. Bunun gstergesi ise, anlamazlk ve uyumazlklarn var olmasdr. radi sevginin karlkl sevgiye dnmesi, bireyden balayan ancak toplumla tamamlanan bir sreci gerektirmektedir. Erdem amac etrafnda birlememi bir topluluun (sosyal boyutun) olmay bireysel boyutu da zedelemektedir. nk byle bir ama iin bir araya gelmemi bir toplumda, toplumun paralar arasndaki ba iyi kurulamam demektir. Dolaysyla total erdem anlamnda da alnabilecek olan adalet erdemi hem mikro hem de makro dzeyde tam anlamyla gerekletirilemez. Zira hatrlanacak olursa toplumun katmanlar arasndaki ba kuran sevgi, onu koruyan ise adalet erdemidir. Adalet erdemi, btnlk erdemi olduu iin onun tam anlamyla bulunmay ya da zayf kalmas dier ahlaki erdemlerin de olmadn gsterir. (Frb, 1987:54) Dostluk erdemine ilikin grler serdeden bir dier filozof olan bni Miskeveyhe gre sevgi ve dostluun iki varlk gerekesi mevcuttur. Birincisi onun doal bir ihtiya olmas; ikincisi ise ahlaken gerekli olmasdr. Sevginin doal bir ihtiya olmas, insann yaratl gerei sosyal bir varlk olmasna dayanmaktadr. (Miskeveyh, 1983:22, 126, 139) nsanlar bir takm eksikliklerle yaratlmlardr; bu eksikliklerini tamamlamak iin birbirlerine muhtatrlar. nsanlar tek tek kendi balarna yetkinlie ulaamadklar iin, yardmlamaya ve kaynamaya

124 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ihtiya duymaktadrlar. (Miskeveyh, 1983:122) En yksek mutluluk ancak ahlaki evrede, dostlarn varlyla gerekleebilir. (Miskeveyh, 1983:139) Buna gre, insann tek bana mutlulua ulaaca dnlmemelidir. Bu hususu adalet erdemini yukarda tantrken ifade etmitik. nsanlarn eksiklerini giderme ve yetkinlie ulama abalar, ayn zamanda sevginin ahlaki gerekesini de beraberinde getirmektedir. Zira yetkinleme, bni Miskeveyhin etik retisinde, mutlulua giden yolda ahlaki program belirlemektir. Nitekim insann, ayn zamanda kendine zg olan, teorik ve pratik gleri asndan yetkinlie ulamas ona en yce mutluluu getirmektedir. (Miskeveyh, 1983:43.45) Sevgi ve dostluun toplumun fertleri arasnda yerlemesi, ayn zamanda iyi ynetimin var olduunu da gstermektedir. Gerek mutluluun elde edilmesi, dostluk ve adaletin var olmasna bal gzkmektedir. (Miskeveyh, 1983:121) Adaletin var olmas, btnlk erdemi olmas nedeniyle dier ana erdemleri de gerektirmektedir. Dostlua olan ihtiya, ayn zamanda psiko-sosyal bir ihtiyatr. nsan yaratl gerei toplumsal bir varlktr. Bu, insann doutan sosyal yaknlk duygusuna sahip biri olduu anlamna gelir. nsan pek ok eksiini (maddi-manevi) gidermek iin dier insanlarla iletiim kurmaya ve onlarla yardmlamaya ihtiya duymaktadr. (Aristotle, 1994:i; Miskeveyh, 1983:122,126) Dostluun toplumsal bir ihtiya olmas ise, toplumun ksmlarn bir arada tutan bir ba olmasndan kaynaklanmaktadr. (Aristotle, 1994: i, 4, Farabi, 1987:52) nsanlarn, eksikliklerini gidermek ve dolaysyla yetkinlemek iin dostlara ihtiya duymalar dostluun ayn zamanda ahlk bir gereklilik olduunu gstermektedir. Zira insann yetkinlemesi grlmektedir ki her filozofun dncesinde, vazgeilmez ahlk program oluturmaktadr. Bu program, teleolojik bir ahlaki programdr; amac en yksek mutlulua ulamaktr. (Aristotle, 1994: vii, 9, Farabi, 1999:33, 51, Miskeveyh, 1983: 21, 43, 80) 1.Dostluun Deeri Dostluun psikolojik deeri, onun varlndan duyulan zevkle ilgilidir. nsann, dostlarnn var olduunu grmesi, onlarn kendisini sevdiklerini bilmesi zevk vericidir. Baar ve mutluluktan zevk alnmas ancak dostlarla paylaldnda mmkn olur. Dostluun toplumsal deeri ise insanlar bir arada, belli bir ama etrafnda tutmasndan kaynaklanr grnmektedir. (Aristotle, 1994: i, 4; Farabi, 1987:52; Miskeveyh, 1983:120-121) nsann doutan toplumsal bir varlk olmas, (Aristotle, 1994:ix; Farabi, 1990:69; Miskeveyh, 1983:126) onun hayattaki gereksinimlerini karlamak ve yetkinlie ulamak iin dier insanlarla bir arada yaamasn zorunlu klmaktadr. Dostluk bu ortamn gereklemesini ve amaca daha kolay ulalmasn salamaktadr. Her filozof, dostluun, adaletle birlikte, iyi bir toplum iin vazgeilmez olduunu dnmektedirler. (Aristotle, 1994:i, 4; Farabi, 1987:52-53; Miskeveyh, 1983:121) Mutluluu kazanmak iin dostluun gerekli olmas, onun ahlk deerini ortaya koymaktadr. Aristoteles, Frb ve bni Miskeveyhin ahlak kuramlarnn amacn

E r d e m | 125

oluturan mutluluk, ancak ahlk bir evrede kazanlabilir. (Aristotle, 1994:viii; Farabi, 1990:70; Miskeveyh, 1983:121, 139) Bu, mutluluun bireysel ve toplumsal bir abay gerektirdii anlamna gelir. Bu abann merkezinde erdemli olma gayreti vardr. nsann drt ana erdeme (teorik-pratik bilgelik, iffet, yiitlik ve adalet erdemlerine) sahip olmas, ancak dier insanlarla birlikte ve karlkl sevginin varlyla mmkn olur gzkmektedir. NEFSNE HKM OLMA ve ERDEM LKS slam ahlk dncesinde erdem (fazilet) ile zabt (nefsine hkim olma) teknik olarak birbirinden ayr eyler olarak deerlendirilmektedir. ok genel anlamda birincisi varken ikincisi mecburen vardr, ancak ikincisi varken birincisi var olmayabilir. Bunula birlikte birincinin gereklemesi iin ikincinin mutlaka olmas gereklidir. Erdem, eylem (fiil) ve etkilenimlerle (infial) ilgili olarak biri arlk (ifrat) tekisi eksiklik (tefrit) olan iki ktln (erdemsizliin) ortasnda bulunma huyu (Aristotle, 1994:1107a; 1109a) olduuna daha nce bir ok kez deinmitik. Bu blmde yapmaya altmz ey, nefsine hkim olma ile erdem arasnda bir balant olup olmadn sorgulamak, varsa bu balanty ynleriyle dile getirmek olacaktr. Nefsine hkim olma terimi nefsine hkim olamama denilen bedensel hazlara gerektiinden fazla dkn olma ile bunlara gerektiinden az dkn olma arasndaki orta durumu ifade etmektedir. (Aristotle, 1994: 1151b) Nefsine hkim olma ahlk bir karakter durumu ve bir huydur. (Aristotle, 1994: 1145a) Nefsine hkim olma, iyi ve vgye deer bir huydur; dnp-tanlarak ortaya konur. Arzularn peinden gitmenin kt olduunu bilmeyi ve onlar takip etmeyi reddetmeyi gerektirmektedir. O, ayrca, lllk (iffet) erdemine sahip olmann kouludur. (Aristotle, 1994: 1145b) Nefsine hkim olmann ars (ifrat) nefsine hkim olamamak, bedensel hazlarla gerektiinden fazla megul olmak, eksiklii (tefriti) bedensel hazlara gerektiinden az dkn olmaktr. O halde, nefsine hkim olamamadaki en byk etken tutkular, arzulardr. Zira fke, cinsel arzu ve baz dier tutkular gerekte bedenin saln bozabilir ve baz durumlarda insan akl hastas dahi yapabilir. Haz veren eyler iki trldr; birincisi, zorunlu hazlardr; ikincisi, zorunlu olmamakla birlikte kendi bana arzu edilen fakat yine de arlk tayan hazlardr. Beslenme ve cinsel fonksiyonla ilgili eyler hazzn zorunlu kaynan oluturur ve birinci ksma girer. Zafer, onur ve servet gibi kendi bana tercih edilen dolaysyla kt olmayan eyler ikinci gruba dhildir. Bu haz kaynaklarndan ilk gruba girenler hem nefsine hkim olma ve olamamann hem de lllk ve haz dknlnn ortak sferini oluturmaktadr. Bunlarn haz ve acyla ilgili olmas, nefsine hkim olma ile llln, nefsine hkim olamama ile haz dknlnn ayn olduu anlamna gelmez. (Aristotle, 1994: 1147b) Nefsine hkim olamama ile haz dknl arasnda da benzerlik vardr. Nefsine hkim olamayan da haz dkn de bedensel hazlarn peinden gider. (Aristotle, 1994: 1152a)

126 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Nefsine hkim olamama durumunda da bedensel hazlarn arsnn peinden gitmek sz konusudur. Ancak, bu durumdaki kii bu tr hazlarn peinden gitmesine ramen bunun doru olduunu dnmez; bir bakma yanl olduunu dnd eyi yapar. (Aristotle, 1994: 1151a- 1152a) Dolaysyla tercihe dayal bir davran ortaya koymad iin sonuta pimanlk duyar. (Aristotle, 1994: 1150a- 1150b) Bu durumda nefsine hkim olamama ile haz dknl zde deildir. Aristoteles dncesinde gerek nefsine hkim olmann gerekse nefsine hkim olamamann bilgiyle ilikisinin olduu aktr. nk nefsine hkim olamayan kiiyi haz dknnden ayran temel zelliklerden birisi dnp-tanarak bir karara varmas, ancak tutkunun etkisiyle bu karara uymamas yani doru bildiini dnd eyin tersini yapmasdr. Aristotelese gre, yaplan yanl bir eyin temelinde her eyden nce ya o eyin doru olduu sans ya da yanl olduu bilgisi vardr. Birinci durumda bilginin olmad (bilgi eksikliinin var olduu) aktr. Nefsine hkim olamama durumunda sorun daha ok ikincisiyle ilgilidir. Yani insan nasl oluyor da bile bile yanl yapyor? Aristoteles bu soruyu yantlamadan nce bilgili olmann ne anlama geldiini zmlemektedir. Ona gre, bilgili olmak iki anlama gelmektedir. Birincisi, bilgili olmay ama bu bilgiyi spesifik/zel durumlarda kullanmamay ya da uygulamamay ifade eder. kincisi, hem bilgili olmay hem de bu bilgiyi tek tek durumlarda kullanmay ve uygulamay ihtiva eder. Bu ayrm bir eyin yanl olduunu bilip de bu bilgisinin bilincinde olmayan ile bilgisi zihninde bilinli olarak mevcut olan arasndaki ayrma karlk gelmektedir. (Aristotle, 1994: 1146b) Bu ikili ayrm btn davranlarmzda karmza drt aama karmaktadr; tmel bilgiye sahip olmak, bu bilginin bilincinde olmak, tikel bilgiye sahip olmak ve bu bilginin bilincinde olmak. Sonuta, Aristoteles Sokratesin ulatna benzer bir sonuca ulam, nefsine hkim olamama durumunda var olan bilginin asl anlamnda bilgi olmadn, onun ancak sahte bilgi olduunu savunmutur. Ona gre, asl anlamndaki bilgi bilincine varlan, tikel durumlarda kullanlan ve arzular tarafndan gdlmeyen bir bilgidir. (Aristotle, 1994: 1147b, Ross, 1993:271) Aristotelesin dncesinde nefsine hkim olamamann temelinde potansiyel anlamda bilgi yokluu deil ilevsel anlamda bilgi yokluu yatmaktadr. Tikel durumlarda doru olan hem bilme hem de uygulayabilme bal bana bir erdemdir. Akl bandalk da denilen ameli hikmet olarak bildiimiz bu erdem kendisini bizzat uygulamada gsterir ve ayn zamanda dier erdemlere de sahip olmay gerektirir. Dolaysyla, bir kimsenin ayn anda hem bu erdeme sahip olmas hem de nefsine hkim olamayan biri olmas mmkn deildir. (Aristotle, 1994: 1146a; 1152a; Akarsu, 1998:135) Nefsine hkim olamamann iki eklinin var olduunu da dile getirelim. Bunlardan birincisi tezcanllktr. Tezcanllkta dnp-tanma yoktur; tutku tarafndan ynetilme sz konusudur. kincisi, zayflk yani kendini koy vermedir. Bu tr nefsine hkim olamamada dnp-tanma bulunur; ancak, dnp-tanma sonucu verilen karara

E r d e m | 127

tutkunun etkisi nedeniyle uyulmaz ve verilen karar gnll olarak terk edilir. (Aristotle, 1994: 1150b) Aristoteles dncesine gre, gerek anlamda erdem sahibi olmak ancak asl anlamnda bilgiye sahip olmakla mmkndr. Asl anlamndaki bilgi, hem bilgiye sahip olmay hem de bunun bilincinde olmay, yani bilgiyi tikel durumlarda kullanmay ifade etmektedir. Nefsine hkim olamayan kii, durumu itibariyle btn uygun yasalar karan ve yasalar iyi olan ancak onlar uygulamayan bir devlete benzetilmektedir. (Aristotle, 1994: 1152a) Yaplacak ey, kt arzulardan syrlmak, bilgi sahibi olmak ve bu bilgiyi tikel durumlarda kullanabilmektir. Bu ise, kt arzulara sahip olmamakla ilgili olarak llle, tikel durumlarda nasl davranlacayla ilgili olarak pratik bilgelie sahip olmay gerektirmektedir. Gerek lllk gerekse pratik bilgelik bal bana birer erdemdir. zellikle Aristotelesin dncesinde erdem, ahlkn amacn oluturan mutluluun (Aristotle, 1994: 1097b-1099a) kazanlmas iin yegne vastadr. (Aristotle, 1994: 1100a-1100b) nk mutluluk erdeme uygun etkinliktir. (Aristotle, 1994: 1099b, 1102a) Erdemli davran ortaya koymak iin bilgi, (Aristotle, 1994: 1105a-1109a) bilin, (Aristotle, 1994: 1110a, 1110b) gnlllk, (Aristotle, 1994: 1111a) tercih ve yerleik bir yatknla (Aristotle, 1994: 1105a; MacIntyre (b), 2001:75) sahip olmak gerekir. lllk (iffet) gibi karakter erdemlerinin ortaya kmasn salayan pratik bilgelik, (Aristotle, 1994: 1144b, 1178a, MacIntyre (a), 2001:232) tek tek durumlarda nasl davranlacan bilmeyi ve yle davranmay ihtiva etmektedir. (MacIntyre, 2001a, 224-241) Nefsine hkim olma ve erdem ahlk bakmndan sahip olunmas gereken, iyi ve vgye deer huylardr. Bunlarn ztlar kanlmas gereken, kt ve yerilen huylardr. Ancak, bu ikisinin ztlarnn kt olmakl farkllk gstermektedir. Nefsine hkim olmann ztt olan nefsine hkim olamama mutlak anlamda kt deildir; bir anlamda ktdr. Zira, onda dnp-tanmaya bal salam bir ahlk tercih vardr; tutkunun etkisi bu tercihe aykr hareket etmeye neden olur. Bu yzden nefsine hkim olamama tam anlamda ktlk deildir, yar-ktdr. (Aristotle, 1994: 1151a; 1152a) Oysa, erdemin arlk ve eksiklii bizzat erdemsizliktir (rezilettir) ve tam anlamyla ktdr. rnein, lllk erdeminin arln ifade eden haz dknlnde bedensel hazlar bilinli olarak ama edinme ve onlar tercih etme sz konusudur. (Aristotle, 1994: 1146b, 1150a, 1150b, 1151a, 1152a) Bu durumda, nefsine hkim olmann erdemle zde olduunu syleyemeyiz; Zira, nefsine hkim olan kii, arzularyla yaptklar arasnda bir atma olduu iin ortaya koyduu iyi davranlardan zevk almaz. Oysa, erdemli kii, arzularyla davranlar arasnda tam bir uyum olduu iin yapt iyi eylemlerden zevk duyar. (Aydn,1991:212, MacIntyre, 2001b:75) 1.Nefsine Hkim Olma ve Erdemin Haz ve Acyla likisi Nefsine hkim olma ile erdemin bu sylediklerimizden sonra ayn sferi paylamakta olduunu ifade edebiliriz. Onlar haz ve ac alanyla ilgilidir. (Aristotle,

128 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

1994: 1104b, 1147b, 1149a, 1151a, 1152a) Ama ilgilenme tarzlar farkldr. (Aristotle, 1994: 1148a) Nefsine hkim olamayan kii mutlak anlamda nefsine hkim olamayan kii deildir; zaman zaman bedensel hazlarn peinden gitse de byle olmas gerektiini savunmaz. Dolaysyla, bunlar tercih ederek yapmaz. ll kii ise bedensel hazlardan uzak kalan ve bundan honutluk duyan kimsedir. (Aristotle, 1994: 1104b, 1118b) Belki de, bedensel hazlardan uzak kalmaktan holanmak lll nefsine hkim olmaktan ayrt eden en temel farkllktr. (Aristotle, 1994: 1146a) 2.Nefsine hkim olma ve erdemin bilgisel ynleri Nefsine hkim olma ile erdemin kaynanda bilginin nemli bir yeri vardr. Nefsine hkim olan kiide var olan bilgi asl anlamndaki bilgidir. Asl anlamnda bilgi tutku ve arzular tarafndan gdlmeyen bilgidir. (Aristotle, 1994: 1147b) Bu, bilginin hem var olduunu hem de kullanldn gsterir. (Aristotle, 1994: 1146b, 1147a) O halde, nefsine hkim olmann temelinde hakiki bilgi, nefsine hkim olamamann temelinde hakiki bilginin yokluu yatmaktadr. Bu tr bilgisizlik ancak pratik bilgelikle giderilebilir gzkmektedir. Nefsine hkim olan kii, tutkularyla eylemleri arasnda bir uyum olmad iin ortaya koyduu gzel davranlardan zevk almaz. Erdemli kii ise her zaman iyiyi tercih eder ve bu tercihine uygun davran ortaya koyar, davranlarndan ise zevk alr. Nefsine hkim olan kii, iyiyi tercih etmesine ramen zaman zaman bu tercihine aykr davranr. Byle durumdaki kii potansiyel dzeyde kt arzulara sahiptir; nefsine hkim olamama durumunda bu kt arzular uygulamaya yansr. Buna karn, erdemli kiide kt arzular potansiyel dzeyde dah bulunmamaktadr.

zet ve Deerlendirme
Erdem, slam ahlk dncesinde, ifrat (fazlalk) ve tefrit (azlk) arasndaki orta nokta olarak tanmlanmaktadr. Erdem aritmetik deil kiinin durumuna gre belirlenen bir ortadr. Temel erdemlerin banda, dnme gcnn erdemi olan bilgelik (hikmet) gelmektedir. Bilgeliin, doru sz ve doru davran olarak tanmlanmas onun teorik ve pratik ynnn bulunduunu gsterir. Bu tanm, ayn zamanda, yerli yerince konuma ve yerli yerince davranma eklinde anlalmaktadr. ffet (lmllk), arzu gcnn erdemi olup, arzularn dhil olduu her eyle ilgilidir. Bu erdemin ifrat, duyusal zevkleri (hazlar) ama edinerek yaamak, tefriti duygu yokluu ya da yok edilmesidir. Btn ana erdemlerin alt dallar bulunduu gibi, iffet erdeminin de alt dallar vardr. Cmertlik bunlardan biridir. Baz dnrlerde, cmertlik drt ana erdem arasnda iffetin yerine zikredilmektedir. Bu durum onun neminin ak gstergesidir. Cmertlik, savurganlk ile pintilik arasndaki orta noktay oluturmaktadr. Duyusal hazlar iin, gsteri iin vb. harcama cmertlie ekil olarak benzediinden dikkatli olunmaldr. te yandan cimrilik, uhh kkenine dayanr. uhh ise insann kalbinde iman ile birlikte bulunmaz. Bu yzden dinin cmertlik vurgusu iyi anlalmaldr.

E r d e m | 129

Cesaret (yiitlik), fke gcnn erdemi olup, kr krne atlganlk ve her eyden trsma arasndaki orta noktadr. Adalet, bizdeki belli bir gcn erdemi olmayp, btn dier erdemlerin varolmasyla ilgili toplam erdemidir. Bu erdemin toplumsal boyutu vardr. Toplumun ksmlar ve bunlar arasndaki derecelerin kontrol edilip korunmas adalet ile mmkn olurken, bu ksmlarn ve onlarn derecelerinin birbiriyle balant kurmas sevgi ve dostluk erdemiyle sz konusu olmaktadr. Dostluk ve adaletin balants burada aka ortaya kmaktadr. Erdemli olmak, yerini, zamann, miktarn vb. ayarlamay gerektirdii iin zordur. Bu konuda bilinli olmamak durumu ok daha zorlatrr. Bu yzden baz insanlar nefsine hkim olmay erdemli bir tutum olarak deerlendirirler. Oysa erdemli kii (Fzl) ve nefsine hkim olan kii (zbit) etik adan birbirinden farkldr. lki,i kincisinin zelliine saihptir, ancak ikincisi ilikinin zelliine saihp olmayabilir. lk zellii edinmek iin ikinci zelliin zorunlu olduu da unutulmamaldr.

Sorular
1.lerin akl- selime uygun, gzel bir vecih zere ve itidal snrnda meydana gelmesiyle bu nevi ilere sebep olan huya .. denmitir. tanmnda bo braklan yere aadaki kavramlardan hangisinin getirilmesi uygun olur? a.Rezilet b.Mutluluk c.rade d.Erdem e.Yetkinlik 2.Aada verilenlerden hangisi drt ana erdemin dnda kalmaktadr? a.Bilgelik b.Adalet c.ffet d.Cesaret e.Yetkinlik 3.Nazari ve ameli hikmetle ilgili ifadelerden hangisi yanl olarak verilmitir? a. Nazari hikmet, zihnin hakikati elde etmesini salayan niteliklerden olup, bilimsel bilgi ile akln (rasyonel sezginin) birlikteliini ifade etmektedir. b. Nazari hikmet, insan aan (ilahi) eylerle ilgilidir ve bu yzden ameli hikmetten stndr. c.Erdem, amaladmz hedefin doruluunu, ameli bilgelik de bu hedefe gtren aralarn dorulunu salamaktadr. d.Ameli hikmet en banda filozoflarn bazlar tarafndan yerli yerinde yaplan davran (fil-i savab) eklinde tanmlanmaktadr.

130 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

e.Ameli hikmete nazari hikmetin; doru davrana, doru bilginin elik etme zorunluluu yoktur. 4.Nefsine hkim olma ile erdem arasndaki ilikiye dair aada sylenenlerden hangisi yanl olarak verilmitir? a. slam ahlk dncesinde erdem (fazilet) ile zabt (nefsine hkim olma) teknik olarak birbirinden ayr eyler olarak deerlendirilmektedir. b. ok genel anlamda erdem varken zabt mecburen vardr ve zabt da varken erdem de mecburen olmaktadr. c. Nefsine hkim olma terimi nefsine hkim olamama denilen bedensel hazlara gerektiinden fazla dkn olma ile bunlara gerektiinden az dkn olma arasndaki orta durumu ifade etmektedir. d. Nefsine hkim olamamann iki ekli vardr. Bunlardan birincisi tezcanllktr. Tezcanllkta dnp-tanma yoktur; tutku tarafndan ynetilme sz konusudur. kincisi, zayflk yani kendini koyvermedir. e. Nefsine hkim olamama ile haz dknl arasnda da benzerlik vardr. Nefsine hkim olamayan da haz dkn de bedensel hazlarn peinden gider.

Cevaplar
1.d, 2.e, 3.e, 4.b

Kaynaklar
Kuran- Kerim Abul Quasem, Muhammed, (1978). The Ethics of Al-Ghazali-A Composite Ethics in Islam, Caravan Books, Delmar, New York. Akarsu, Bedia, (1998). Mutluluk Ahlk, nklap Yay., stanbul. Annas, Julia, (1995). The Morality of Happiness, 1995, (www.oxfordscholarship.com/oso/public/content/philosophy/0195096525/toc.html) Aristotle, (1994). Nicomachean Ethics, Trans. H. Rackham, Harvard Univ. Press, Cambridge, London. Aydn, Mehmet, (1972). The Term Saada in the Selected Works of Al-Farabi and AlGhazali, Baslmam Doktora Tezi, Edinburgh Univ. Aydn, Mehmet, (1991). Tanr-Ahlak likisi, Trkiye Diyanet Vakf Yay., Ankara. Elmall, M. Hamdi Yazr, (1982). Hak Dni Kuran Dili, Eser Neriyat, C. I-X, Istanbul. Fakhry, Macid, (1991). Ethical Theories in Islam, Leiden, New York Fakhry, Majid, (2002). Al-Frb Founder of Islamic NeoPltonism, Oneworld Publications, Oxford. Farabi, (1980). Es-Siyasetul-Medeniyye veya Mebadiul-Mevcdt, ev. Mehmet Aydn, A. ener, M. R. Ayas, Kltr Bakanl Yay., Istanbul.

E r d e m | 131

Farabi, (1987). Fusull-Medeni, (Siyaset Felsefesine Dair Grleri), ev. Hanifi zcan, Dokuz Eyll niv. Yay. zmir. Farabi, (1990). El-Medinetl-Fzla, (Mabad Ar Ahl Al-Madna Al-Fadla) deal Devletin Yurttalarnn Grlerinin lkeleri, ev. Ahmet Arslan, Kltr Bakanl Yay., Ankara. Farabi, (1993). Mutluluk Yoluna Yneltme (Tenbih Ala Sebilis-Saade), ev. Hanifi zcan, zmir. Farabi, (1999). Mutluluun Kazanlmas, ev. Ahmet Arslan, Vadi Yay., Ankara. Gazali, Ebu Hamid, (1985). hyau Ulumid-Din, ev. Ahmed Serdarolu, Bedir Yay., C. I-IV, stanbul. Gkberk, Macit, (1980). Felsefe Tarihi, Remzi Kitabevi Yay., Drdnc Bask, Istanbul. bni Miskeveyh, (1985). Tehzbl-Ahlk, Drul-Ktbil-Ilmiye, Beyrut. bni Rd, (1992). Faslul-Makl, ev. Bekir Karla, aret Yay., stanbul. Kavasolu, zcan, (1995). slam Etiinin Aristotelesi Kaynaklar, Ege niv. Sosyal Bilimler Enstits, Baslmam Doktora Tezi, zmir. Knalzade, Ali Efendi, (Trhsz). Ahlk- Al, haz. Hseyin Algl, Tercman 1001 Temel Eser, no 30. Kind, (2002). Felsef Risaleler, ev. Mahmut Kaya, Klasik, stanbul. MacIntyre, Alasdair, (2001a). Erdem Peinde, ev. Muttalip zcan, Ayrnt Yay., stanbul. MacIntyre, Alasdair, (2001b). Homerik adan Yirminci Yzyla Ethikin Ksa Tarihi, ev. H. Hnler, Z. Hnler, Paradigma, Istanbul. Pazarl, Osman, (1972). slmda Ahlk, Remzi Kitabevi, stanbul. Plato, (1985). The Collected Dialogues of Plato, Edit. Edith Hamilton and Huntington Cairns, Princeton Univ. Pres, Onikinci Bask, Princeton, New Jersey. Ross, W.D., (1993). Aristoteles, ev-haz. Ahmet Arslan, Ege niv., zmir. Turhan, Kasm, (1992). mir ve Felsefesi, Marmara niv. lahiyat Fak. Vakf Yay., stanbul.

NTE 7 ERDEMSZLKLERN GDERLMES


Do. Dr. MEHMET TRKER Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, Erdem kelimesinin tm ynleriyle anlamlarn, Etik tarihinde erdem kelimesinin karlklarn, Erdemsizlikleri ortaya karan unsurlar ve bunlar tedavi yntemlerini Arzu ve fke glerini kontrol etme yollarn Nazari ve ameli ksmlar tedavi etme yntemlerini Servet sevgisini tedavi etmeyi Riyadan kurtulma yollarn Makm-mevki sevgisini tedavi etmeyi vlmeyi sevme ve yerilmekten holanmamann ahlktaki olumsuzluklarn

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
ERDEMSZLKLERN GDERLMES GR 1. Arzu ve fke Glerini Kontrol Etmek 2. Teorik/Nazari ve Pratik/Ameli Tedavi 3. Servet (mal-mlk) Sevgisi ve Tedavisi 4. Riya ve Tedavisi 5. Makam-Mevki Sevgisi ve Tedavisi 6. vlmeyi Sevme, Yerilmekten Holanmama ve Tedavileri

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir.

134 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Erdem Rezilet Tedavi Arzu gc fke gc Nazari tedavi Ameli tedavi Servet (mal) Riya Makam-mevki vlmeyi sevme Yerilmekten holanmama

GR Bir yandan eski Yunandan Plton, Aristoteles ve Galen gibi filozoflarn ahlki grlerini, te yandan slam dininin kaynaklarn dikkate alan slam filozoflar ahlk ruhani bir tababet olarak grmlerdir. Bu dorultuda erdemli bir hayatn nndeki engellerin kaldrlmas, erdemsizliklerin temizlenerek yerine erdemlerin kazanlmas ayrca nem arzetmitir. Bundan dolay rnein ilk slam filozofu Kindi Hznlerin Giderilmesi, Ebu Bekir Razi et-Tbbu-Ruhani adnda mstakil eser kaleme almtr. nc Muallim olarak bilinen Miskeveyh nefs hastalklarnn tedavisi konusunda drt ana erdeme bal sekiz arlk ve sebepleri zerinde dururken (Miskeveyh, 1985:145 vd.) Razi, Gazzalinin etkisiyle, erdemlerin kmasna engel olan servet sevgisi, vlme ve yerilme, makam-mevki sevgisi ve riya (iki yzllk) gibi hastalklar ve bunlarn tedavisi zerinde durmaktadr. (Gazali, 1302: 3/203,207, 209; Razi, 1968:110, 113, 127). imdi bu nitede reziletlere nelerin sebep olduunu ve bunlarn nasl giderilebileceine ilikin bilgileri vereceiz.

E r d e m s i z l i k l e r i n G i d e r i l m e s i | 135

1.Erdemsizliklerin/Reziletlerin Giderilmesi Erdemsizlik teriminin iki anlam vardr. Birincisi, erdemin var olmayn ifade etmesidir. Bu anlam insanlardan te hayvanlar, bitkiler, irade ve bilince sahip olmayan eyler sz konusu olduunda anlam kazanmaktadr. kincisi, erdemin ztlarn oluturan ifrat ve tefrit durumlarn ifade eden ve yukardaki blmde deinmeye altmz rezlet karl olarak kullanlmasdr. Biz burada, terimin daha ok ikinci anlamn dikkate alm bulunmaktayz. nsan sz konusu olunca erdem bahsinde insann erdemli bir karaktere sahip olmas iin ondaki iki yapy dile getirmek nemlidir. Nitekim erdemli bir insan bu yaplarn farkna varan ve bu yaplar daha iyi hale getirmesini bilen kiidir ayn zamanda. Birinci yap, insann doutan getirdii bir tr kapasite ve nitelie iaret ederken, ikinci yap ise iyi ya da kt davranlar srekli ortaya koyduunda insanda oluan yapy gstermektedir. (Elmall, 1982: 6/3822; 3/2140; 7/5000) nsanda birinci yapyla da iliki ierisinde olarak ikinci yap olutuktan sonra deime zordur, ancak imknsz deildir. Bu konuda pek ok slam dnr gibi, ahlkn deiebileceine ve karakterin arndrlabileceine inanmaktadr. (Farabi, 1987:33, Quasem, 1978:87, Aydn, 1972:117, 302) Yani insann toplamda her bir erdem ve rezilet iin 12 potansiyel yoldan sekizine (reziletlere) deil de drdne (faziletlere) girebilmesinin iradi bilinli tercihler ve bunlarla birlikte ilahi inayetle kazanlabileceine inanmaktadrlar. Erdemsizlik, baka bir tabirle Tanrnn buyruklarnn aksine davranlmas durumudur. Bir baka deyile nihai gayeye ulamak bakmndan gzel ahlk oluturan niteliklere sahip olmamak ya da onlara aykr davranmaktr. Bu tr olumsuzluklara nefsan hastalklar (emraz- ruhaniye), (Elmall, 1982: 5/3195, Farabi, 1987:27, 45) denmektedir. Bu tr erdemsizliklerden bazlar iki yzllk, bozgunculuk, hakszlk (zulm), dmanlk, hrs, mitsizlik, tembellik, bilgisizlik (cehalet), taklit, taassub ve kt niyettir. Tm bu ifade edilen erdemsizlikler aslna baklrsa drt ana erdem olan hikmet, cesaret, iffet ve adaletin ifrat ve tefriti olan reziletlerin trleridir. 2. Arzu ve fke Glerini Kontrol Etmek nsann asl mutlulua ulamasnda dnme gc ana ileve sahiptir. Baka deyile arzu ve fke glerinin akl- selimin gcnn kontrolnde kullanlmas gerekmektedir. (Elmall, 1982: 9/6079, Farabi, 1990:46-47) Buradan, ahlkn olumasnda sadece akln yeterli olduu anlalmamaldr. Zira bu, ahlkta sadece bilginin yeterli olduu anlamna gelir. Bu ise slam filozoflarnn neredeyse tamamnn kabul etmeyecei eydir. Nitekim slam filozoflarnn ou ahlkta bilgiden ziyade iradenin nemli olduunu dnmekte, bilgi-eylem birlikteliine zel vurgular yapmaktadrlar. Ahlkta bilginin yan sra iradenin devreye girmesi, fke ya da arzu gcnn kiiyi iyi bildii bir hakikatin zttna davranmaya yneltmesini engellemek iindir. (Elmall, 1982: 3/1468) Zira arzu ve fke gleri daha ok duyu ve duygulanmlarla ilgilidir. Duyular ve duygulanmlar, akla nazaran, iradeyle daha fazla ilgilidir ve bu yzden akl ve bilgi ahlkta tek bana yeterli kabul grmemektedir. Dolaysyla akl irade gcnden yardm almazsa arzu ve fke gleri akla galebe alar ve akl bunlarn kontrolne girer; bu ise

136 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

asl anlamda mutluluun deil mutsuzluun yolunu aar. Zira sz konusu gler insann ayrt edici gleri deildir; dolaysyla ona zg mutluluu getirmezler. Arzu gc, drt ana erdemden birisi olan iffet erdemiyle ilgilidir. Arzu gcnn akln rehberliinde kullanlmas iffet erdeminin ortaya kmasna kaynaklk eder. Tersi olursa, iffet erdeminin ifrat ve tefritini oluturan (agzllk ve azgnlk gibi) erdemsizlikler ortaya kar. Burada arzu gcnden kaynakl ehavat olarak karlk bulan eylerin erdemi elde etmek iin ortadan kaldrlmas gerektii gibi bir sonu karlmamaldr. Asl yaplmas gereken ey onlar ortadan kaldrmak deil kontrol altna almak, mutedil ve faydal olabilecekleri dzeye ekmektir. ehavat kapsamnda olan eyler yani kadnlar, ocuklar ve servet bizzat kt deildir. Bunlarn kt yolda kullanlmas ktdr. (Elmall, 1982: 2/1051) Arzu gcnn bunlar kt yolda kullanmaya sevk etmesini engellemek, dnce gcnn yardmna baldr. Nihai iyi dnce gcne gre saptanmtr. Bu ise arzu gcnn dnce gc kontrolnde kullanlmas demektir. Ayn ey fke gc iin de geerlidir. slam felsefecilerinin ou fkenin temelinde alma arzusunun yattn dnmektedir. Bunlara gre, fke (gadab), insann ho olmayan bir ey karsnda alma istei ile heyecanlanmas olarak karlk bulmaktadr. Hiddet ve hm da fke trnden eylerdir. (Elmall,1982: 1/135) fke, anlk bir durumdur ve dnp tanmaya zaman brakmaz. Bu yzden insann nceden bu gcn kontrol altna almaya almas gerekir. Bunun yolu, sabr tutumunu kazanmaktan geer. Bir tr erdem olan sabr, fke ve arzu glerini kontrol etmede son derece nemlidir. nk arzu ve fke gcnde bir tr acelecilik ve bir anda her eyi isteme durumu sz konusudur. Bu ise sabrszlktr. (Elmall, 1982: 1/544) Sabrszlk ise sabrn kart, sabrn bulunmaydr. Oysa sabr alkanln kazanmak, erdemleri ortaya karan bir yapnn olumasna katk saladndan dolay karakteri olgunlatrmann en iyi yoludur. (Elmall, 1982: 1/341, Razi, 1307:2/57, 1990:2/425) Bu durumda, sabr tutumunu kazanmak, insann arzu ve fke glerini kontrol etmesinde ve dolaysyla dnme gc dorultusunda yetkinlemesinde en byk yardmc olarak n plana kmaktadr. Bunlardan dolaydr ki, sabr ahlkn, ilmin ve hikmetin ba olarak grlmektedir. mandan sonra tarkn ba sabr, ahlkn ba sabrdr. lmin ba sabr, amelin ba sabr, hsl hikmetin ba sabrdr. (Elmall, 1982: 9/6081) Sabrn ahlkn ba olarak grlmesi, gzel ahlk iin gerekli yapy salamasndan, tecrbe, zaman ve alkanlk gerektirmesinden, baka bir ifadeyle, gzel ahlk ortaya karacak davranlarn glklerine katlanma imkn vermesinden ve gzel ahlk engelleyen glklere ve durumlara dayanma katks salamasndan dolaysyladr. Sabrn birinci tr, ac ve skntlara, gzel davranlarn zorluklarna katlanmaktr. kinci tr ise, zevke ve nefsin dknlklerine kar dayanma ve Tanrnn yasaklad eylerden kanmaktr. Bir huy olmas nedeniyle erdemin de haz ve aclarla ilgili olduu dnlrse, erdemlerin ortaya kmasnda sabrn nemi daha iyi anlalacaktr. Nitekim insan haz

E r d e m s i z l i k l e r i n G i d e r i l m e s i | 137

uruna baya eyler yapabiliyor; ac yznden de gzel ve asil eylerden uzak durabiliyor. rnein, kii bedensel hazlardan uzak kaldnda bu durumdan yaknyorsa o kii haz dkndr; bu hazlardan uzak duruyor ve bundan honut oluyorsa, o zaman o kii ll ve erdem sahibidir. Yine, bir kii tehlikelerden korkuyor ve bunlardan kayorsa korkak; tehlikelere kar dayanyor ve bundan honut oluyorsa yiittir. (Aristotle, 1994:1140b) Dolaysyla erdemleri elde etmede, haz ve acyla ilgili gerekli tutumu kazanmada sabrn byk bir ilevi sz konusudur. 3. Teorik/Nazari ve Pratik/Ameli Tedavi nsann, erdemli bir karaktere kavumaya engel olan eyleri bilmesi teorik tedavi kapsamna girer. Kt ahlk oluturan eylerin ve Tanrnn yasaklad eylerin bilinmesi bunlardan vazgemek iin gereklidir. Nitekim kii ancak gerekten yanl bildii, kendisine zarar getirecek eyleri bildii iin o eylerden uzak durur. Bu noktada yaplacak ey, Tanrnn yasaklad eylerin nihai mutluluk olan Tanrnn honutluunu kazanmaya engel olacan dnmektir. Bunun yan sra Tanrnn buyruklar ve Peygamberin uygulamalarn renmek, gzel ahlka ynelik nitelikleri bilmek, teorik dzeyde insana yardmc olabilir; ancak bunun uygulamaya geirilmesi gerekir. Zira slam ahlak felsefesi sz konusu olduunda bilgi ile eylem, akl ile irade hep birlikte gitmekte ve biri olmadan dieri anlamn kaybetmektedir. Pratik dzeyde, yukarda geen eylerin uygulamaya dntrlmesi, davran haline getirilmesi gerekir. Kt ahlk oluturan eylerin bilinmesinden sonra, onlardan kanmaya almak gerekir. rnein, erdemlerle ilgili olarak, cimrilik cmert olmaya engeldir. Bunun iin iyi yolda bolca harcama yapmaya almak gerekir. (Elmall, 1982: 2/943; 7/4847) Buradaki en genel lt verirlen muhta duruma dmemek olarak verilebilir. Drt ana erdemin sekiz ana erdemsizlii, ifrat ve tefriti vardr. nsan hangi noktada bulunuyorsa tam tersini yapmaya alarak orta noktaya, yani erdemli noktaya gelme abas iinde olmaldr. (Aristotle, 1994:1104b, Farabi, 1993:42) Bu ura ise durgun deil bilakis dinamik ve canl bir sretir. nsan zgr iradesiyle iyi davranlar ortaya koyup, gzel ahlka ynelik eylemleri srekli yapma alkanln kazandnda bu durum kendisinde salam bir yap oluturmaktadr. Ayn durum kt ahlk iin de geerlidir. Ahlk bakmndan insanda olumu bu ikinci yap insann kendi tercihi, zgrl, Tanrnn da yaratmas sonucu olumaktadr. Burada bilin-irade ve Tanrnn inayetinin ahlaki davranlar iin bir aradaln ifade etmi olmaktayz. Erdemli, dolaysyla ahlakl bir yapnn ortaya kmas, onun nndeki engellerin kaldrlmasna baldr. Biz bu engellerden bazlar zerinde duracaz. 4.Servet Sevgisi ve Tedavisi Servet terimi, mal (Aristoteles, 1994: IV, i) teriminin karl olup, insann sahip olduu mal, mlk ve zenginlii ifade etmektedir. Gazzali ve Razi'ye gre, servet uzakharici erdemdir. Ancak bunun asl olan nefsan (ruhani) erdemlerden fark vardr. Nefsan erdemler, bu uzak-harici erdeme gre ama konumundadr. Baka bir deyile servetin uzak-harici erdem olmas, nefsan erdemleri kazanmada vasta olmasyla

138 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ilgilidir. Buna gre servet bilgi ve gzel ahlak elde etmeye ynelik olarak kullanldnda vlr; te yandan duyusal zevkler iin harcanrsa yerilir. Birincisi insan sonsuz mutlulua, ikincisi sonsuz mutsuzlua gtrr. (Gazali, 1302: 3/203, 204; Razi, 1968:110; Razi, 1307: 3/310). Servet, hem iyi hem de kt amalar iin kullanlabildiine gre, insann bu konuda dikkatli olmas gerekmektedir. Servet genelde zekat ve sadaka gibi bireysel ykmllkleri yerine getirmek, cami, kpr, ve hastane gibi toplumsal yarar olan eylerin yaplmasna katk salamak ve nefsani erdemleri kazanmak amacyla kullanlmal, (Gazali, 1302: 3/224, 524; Razi, 1968:111, 124) onun neden olduu skntlar unutulmamaldr. nsann serveti nefsan erdemleri kazanma amacna ynelik olarak kullanamamas, servet sevgisiyle ilgilidir. Razi, Gazzali gibi, servet sevgisini cimrilik ve hrsla birlikte deerlendirir. Ona gre, servet elde etme sevgisi hrs, onu elde tutma sevgisi cimriliktir. Baka bir deyile "servet yokken ya da azken mal kazanmaya ynelik tam bir aba gstermek cimriliktir." Dolaysyla bu iki erdemsizliin temelinde servet sevgisi yattndan, bu sevginin giderilmesi bu iki erdemsizliin giderilmesine katk salam olacaktr. (Gazali, 1302: 3/207; Razi, 1968:113). Servet sevgisinin iki nedeni vardr. Birincisi, servetin g nedeni olmasdr. nk g yetkinliktir. Yetkinlik ise z gerei sevilir. Dolaysyla sevilen eye neden olan ey de sevilir. kincisi, servetin ihtiyalarn karlanmasn salamasdr. htiya, karlanmas arzulanan bir ey olduundan, arzu edilene yol aan ey de arzu edilir. Bunlara ek olarak, servet yoluyla ulalabilecek cinsel (ehevi) arzu ve istekler de mal sevgisine yol aabilir. Servet sevgisinin tedavisi, ayn zamanda cimrilik ve hrsn tedavisi olup, kuramsal ve pratik olmak zere ikiye ayrlr. Kuramsal olarak nitelenen neriler 22 maddeden olumaktadr. Ana hatlaryla syleyecek olursak, bu nerilere gre; insanlarn ihtiyalar bitmeyeceinden ihtiyalarn azaltmaya almas ve bu konuda lmn dnlmesi gerektii ve yaratlanlarn rzklaryla beraber yaratld; insann cmertlii ven ayetleri dnmesi; insanlarn cimrileri deil cmertleri sevdikleri; Maln, bedensel yararnn fazla olmad ve baya olduu, nefsani kazanlar elde etmede bir faydas olmad; servetin elde tutulmas durumunda kendisine dnyada yergi teki dnyada cezadan baka bir ey kalmayaca; cmertlerin dostlarnn peygamberler, Tanr dostlar, sekin ve byk insanlar olduu, cimrinin dostlarnn ise yine cimriler olduu; cmert kimsenin herkese vld, maln harcayarak yce (ulvi) derecelere kt, dolaysyla ruhlar aleminde ykseldii; cimrilerin cimrilik yaparak aa dzeyde kaldklar; cmert olann bir yerde bulunmasndan herkes sevin duyarken cimri olan iin durumun tam tersi olduu; cimri olan lm annda servetini harcamak istese bile szlerine deer verilmeyecei; mal edinmenin snrnn olmad; cimri birinin elinden mal herhangi bir nedenle ktnda ya da bir ksm azaldnda ok rahatszlk duyaca; mal-mlkn sadece bedeni zevklerin elde edilmesinde kullanld; kanaati

E r d e m s i z l i k l e r i n G i d e r i l m e s i | 139

yelemenin ihtiyatan uzak olma alkanlna yol aaca; cimri olann ise devaml maln varlna ihtiya duyaca; insann rzknn kararlatrlm olduu dolaysyla aba ve hrsn hibir ey kazandrmayaca; serveti korumann ok zor olduu ve skntlara yol at; servetin Tanr'nn ve Tanr dostlarnn dman olduu dnlmelidir. Servet sevgisinin kuramsal adan nasl giderilecei zerinde durduktan sonra Razi, uygulamaya ynelik nerilerde de bulunmaktadr. Uygulamaya ynelik neriler, kuramsal olanlarla birlikte dnlmelidir. Nitekim dnceye ynelik grler baskn hale gelmeden, bu grlerin dorultusundaki eylemlerin uygulanmas kolay deildir. Razi, Gazzalinin etkisiyle, cimriliin ve servet sevgisinin pratik ynden tedavisine ilikin olarak be uygulama tr nermektedir. (Razi, 1968:121-123). i. nsan muhtalarla, fakirlerle oturup-kalkmal, zenginlerden ve dnyevi nimetler iinde zevkine bakanlardan uzak durmaldr. nk insan, doal olarak iinde bulunduu ortama eilim gsterecek ve etkilenecektir. Bu tedavi ekli kalbi rahatlatan bir tedavi olup, Peygamber tarafndan vlr. Nitekim Razi, Allahm beni, yoksul (miskin) biri olarak yaat, ldr ve yoksul biri olarak dirilt eklindeki hadisi (Tirmizi, Snen, Hadis No:2352; bni Mace, Snen, Hadis No:4126) bu tedavi eklini desteklemek zere aktarmaktadr. Dolaysyla bu tedavi ekli, Razi'ye gre, Tanr katnda geerli olan bir tedavi eklidir. ii. Cimri kii, yukarda kuramsal tedavi bahsinde sylenenleri iyice dnp, cimriliin yerilen, cmertliin da vlen eyler olduuna karar vermeli, hemen servetini iyi amalar iin kullanmaldr. iii. Kii, servetten uzaklamal ya da onu infak etmeli (hayr ilerinde kullanmal)dir. Nitekim cimrilik, ar mal sevgisinden ibarettir. Bu sevgi kalbi kaplaynca, iddetli bir hastalk haline gelir. Dolaysyla bunu tedavi etmek iin sevgi objesinden uzaklamak ya da onu hayrl ilerde kullanmak gerekir. iv. Cimri kii, nam salmak ve cmerttir diye ne kavumak bahanesiyle maln hibir ayrm gzetmeden irili ufakl her hayr iinde kullanmaldr. Ancak burada hassas bir nokta vardr. Kii, cmert nam kazanacam derken riya (gsteri) ve kibir (byklenme) ona hkim olabilir. Bunlar ise hastalk olarak daha iddetlidir. nk cimrilik mallara sahip olma talebinden, riya ise bakalarnn kalplerine (ruhlarna) sahip olma isteinden ibarettir. Raziye gre bunlar bir araya gelmez. Dolaysyla biri ar olduu durumda tekiyle denge salanmaldr. v. nsan, mfik bir retmenden devaml t almaldr. retmen onu hastalk olan bu eylerden kurtarmak iin devaml t verir ve sonunda kii cimrilie neden olan eyi sevmemeye balar. Anlalmaktadr ki, Razinin nerdii bu be tedavi ekli, hastalk objesinden devaml uzak kalmaya almak eklinde zetlenebilir. Nitekim eylemlerin ou nasl gl ve devaml bir alkanlk meydana getirirse, onlardan devaml uzak durmak da bu alkanl zayflatr.

140 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Grld gibi, kuramsal olanla pratik olan bir araya geldiinde servet sevgisinin tedavisi, bir bakma gerekleebilmektedir. Bu sevgiden, dolaysyla cimrilikten daha tehlikeli olan baka bir erdemsizlik daha vardr. O da bakalarnn ruhlarna sahip olma eklinde ifade edilebilen gsteri (riya) hastaldr. 5.Riya ve Tedavisi Riya, "z sz bir olmama ve iki yzllk" gibi anlamlara gelmektedir. Riyay, Gazzali "iyi grnmekle insanlarn kalbinde yer almay istemek"(Gazali, 1302: 3/259) eklinde, Razi ise "insanlarn bir kiide var olduuna inandklar, fakat o kiide bulunmayan erdemli davranlardan bir davrann tezahr etmesi (grnmesi)" (Razi, 1968:159) eklinde tanmlamaktadr. Riya, dnya ve din ilerinde olmak zere iki alanda ortaya kar. Dnya ileriyle ilgili riyakrlk, makam-mevki ve yksek hayat talebi olarak isimlendirilir. rnein bir insann zengin olmad halde zenginmi gibi davranmas dnyaya ilikin bir iki yzllktr. Byle bir durumda kii, insanlara ve zellikle zenginlii bir erdem olarak kabul edenlere kendisinin zengin olduu inancn yerletirmeye alr. Dinle ilgili riyada kii, insanlar kendisini rnein mnzevi, zahit olarak bilsinler diye dnyadan el etek ekip, kendisini Tanrya verdiini gsteren iler yapar. Razi, Gazzaliyi takip ederek, riyann be eit vastayla yapldn dnr. Bunlar beden, kyafet ve grn, sz, eylem ve harici eylerdir. (Gazali, 1302: 3/260-261; Razi, 1968:160-162). Bu vastalar kullanlarak, herhangi bir zellie sahip olmadan, o zellik varm gibi hareket etmek, dolaysyla insanlar byle olduuna inandrmak riyadr. Bu durumdaki kii bu vastalar kullanarak srf insanlarn kalbinde yer edinmeyi amalar. Beden yoluyla riya yle gerekleir. Eer bir kii zayf, sska ve solgun gibi davranr ve bununla insanlarn kendisi hakknda, dini hayatta ok gayretli olduu, zenli davranp ahiret korkusunun kendinde hkim olduu gibi kanaate sahip olmalarn isterse, bu kii riyakr bir tutuma sahip olmu olur. Grn ve kyafet asndan yaplan riyakrlk, ad zerinde ikiye ayrlr. Grn asndan riya, insann derin dnceye daldna iaret iin ban devaml nde tutarak yrmesidir. Kyafet asndan yaplan riyakrlkta kii, kaba, ilenmemi elbiseler, yn giysiler giyer. Elbisesi, uzun etekli dar kolludur. Giyiniinde, elbisesinin yanm, yrtlm, tahrip olmu olmam dikkat etmez. Btn bunlar snneti tkip ettiini, salihlerin yolundan gittiini insanlara gstermek iin yapar. Ayrca, tasavvufun hakikatleriyle iten bir ilgisi olmad halde, tasavvuf ehlinin elbiselerini giymek vb. bu cmledendir. Baz insanlarn, srf daha fazla mal ve mevki edinmek iin pahal, gzel elbiseler giyip, deiik aksesuar kullanmalar da bu trdendir. Sz vastasyla yaplan riyakrlk, "din ehli" ve "dnya ehli" iin olmak zere iki eittir. Din ehlinin sz araclyla yapt riyakrlk vaaz etmek, hadisleri anlatmak, insanlarn huzurunda mnazara yapp hasm susturmak ve insanlara bilgisinin okluunu gstermek eklindedir. Yine, insanlarn huzurunda dudaklarn zikirle

E r d e m s i z l i k l e r i n G i d e r i l m e s i | 141

kprdatmak, iyiyi emredip ktlkten alkoymak, nehyedilen eylerin yaplmasn kzmak da bu trdendir. Btn bunlar zht gcn gstermek iin yaplrsa riya olur. Dnya ehlinin sz araclyla yapt riyakrlk ise, iirler, meseller, nkteler, anekdotlar ve hikayeler anlatp, insanlar gldrmek ve onlara ince tabiatl olduunu ve deiik alanlardaki bilgisinin okluunu gstermektir. Davran vastasyla yaplan riyakrlk, kiinin namazn rknlerini uzun tutmas, ban eik tutmas, orucunu gstermesi, az yemesi, Hacca gitmesi, cihada katlmas, yava yrmesi, tartmalardan kanmas, gzlerini yere evirmesi ve ileri yavatan almas gibi eylerdir. Bu kii yalnz kaldnda kendi asli yapsna dnp, mmkn olan btn aceleciliini gsterir. Ayrca, Razi'ye gre, makam ve hametine iaret etsin diye, kiinin hzl admlarla yrmesi, ellerini hareket ettirmesi, bbrlenir ekilde yrmesi gibi davranlar da riya kapsamna girmektedir. Hrici eylerle yaplan riyakrla gelince, bunlar, kiinin insanlarn kendisi hakknda mkemmel, hametli ve gl diye dnmeleri iin devlet erknn devaml ziyaret etmesi, st seviyedeki brokratlarla dostluk kurmas, yneticilerle arkadalk kurmas gibi eylerdir. Ayn ekilde, ne kadar bilgili ve faydal olduu sylensin diye din bilginleriyle oturup kalkmak, bu yolda seyahatler yapmak da riyadr. Btn bunlarla riyakrlar insanlarn kalbinde yer ve mevki edinmek isterler. Grld gibi, btn bu riya trlerinin temelinde insann, olduundan farkl grnmek istemesi yatmaktadr. Baka deyile, riyada insan iin olmak deil, kendisini baka trl gstermek asl olmakta, dolaysyla ne olduu gibi grnmek ne de grnd gibi olmak sz konusu olmaktadr. Bu durumda, insann ortaya koyduu davranlarn riya olup olmadn belirleyen lt, onun tad niyet olmaktadr. Niyetin, riyay belirleyen bir lt olmas, onun ortaya konan bir eylemin deerini belirleyen bir lt olmas anlamna gelir. Bu durum, riya amac gdlen bir eylemin deersiz olup olmayaca konusuyla ilgilidir. Riya amacyla yaplan bir eylemin deeri, riyann eitleriyle ilgili olarak takdir edilmektedir. Riya ak ve gizli olmak zere ikiye ayrlr. Ak riya, imdiye kadar sylediimiz eylerle ilgili olup, Gazzali'nin deyiiyle; "insan eyleme ynelten riyadr." (Gazali, 1302: 3/267). Baka deyile ak riya, "riya amacyla eylemde bulunmaktr." Bu tr bir riyann ortaya konan eylemi deersiz klaca aktr. Sorun, gizli riyann bir blmyle ilgilidir. Gizli riya, "eylem ortaya konurken dl (sevap) amacnn riya ile ilikili olarak dnlmesinden kaynaklanan riyadr." Biz bu tanm, Razi'nin gizli riyayla ilgili olarak yapm olduu blmlemeden karyoruz. Razi'ye gre gizli riya blmdr: "...fiil ilenirken sevap, dl amac gdlmemesi; fiil ilenirken sevap, dl amacnn ikincil olarak dnlmesi ve fiil ilenirken sevap, dl amacnn riya ile eit olarak dnlmesidir." (Razi, 1968:165). Buna gre bir davran ortaya konurken dl amac yerine riya amac gdlrse, dl riyaya gre ikincil dercede ama olursa; dl ve riya ama olarak eit derecede olursa btn bunlar gizli riya olur ve yle grnyor ki, davran deersiz klar. Ancak eylem ortaya konurken dl amac asl olup, riya amac ikinci derecede bulunursa bu durumun gizli riya olup olmad tartmaldr. Razi,

142 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Gazzali gibi, byle bir durumu ihtiyatla karlamakta, bunun bir riya olmayaca ancak riyaya yol aabilecei gerekesiyle tedavi edilmesi gerektii dncesine sahiptir. Ancak byle bir durumda eylemin deerinin dt konusunda gerek Gazzali gerekse Razi ayn grtedir. (Gazali, 1302: 3/269; Razi, 1968:163). Yapl asndan gizli ve ak olarak ikiye ayrlan riya, yapan asndan da dereceye ayrlmaktadr. (Gazali, 1302: 3/263; Razi, 1968:163). Birinci derecedeki kiiler, n salmak iin oka ibadetle megul olurlar. nsanlarn kendilerine, inanp gvenmelerini isterler ve bununla sevin duyarlar. Bu, riyann en alt derecesidir. kinci derecede bulunanlar sadece inanlmay deil, vlmeyi ve nlerinin her tarafa yaylmasn isterler. Bu derece, ncekine gre daha ktdr. Ama riyann en kts nc derecesidir. Riyay bir vasta olarak kullanp, yetim, hasta, muhta vb. insanlarn servetlerini ellerinden almaya almak, nc dereceyi oluturur. Bu derecedekiler riyay ara olarak kullanp, dinin yasaklad tarzda insanlarn ellerindekini almaya alrlar. Bu ve teki derecede bulunan insanlarn bu durumdan kurtulmaya almalar gerekir. Bu ise, riya hastalnn nasl tedavi edileceini gndeme getirir. Bu hastaln giderilmesi iin Gazzali, en iyi tedavi eklinin, kiinin inancn, durumunu ve eylemini ztlaryla karlatrmasyla mmkn olacan dnr. Razi ise, insann Tanr hakknda tam bir bilgiye sahip olarak kalbini kuvvetlendirmesini nermektedir. Razi, riyann tedavisi iin kuramsal ve pratik olmak zere, birbirini btnleyen iki yol gsterir. Kuramsal adan konuyla ilgili bilgi edinip dnme sz konusudur. Bunlarn zerine, riyann terk edilmesi pratik tedaviyi oluturur. Razi, riyann din ve dnyaya ynelik zararlarn dnmenin bu hastaln giderilmesinde nemli rol olacan ifade edip, dine ynelik drt byk zarardan sz eder. (Razi, 1968:164-166). lk olarak, riyakrn eylemlerini Tanrnn honutluu amacyla yapmamas, baka eyleri Tanrdan stn tuttuu anlamna gelir. kincisi kii, riya yapmakla, rnein sultanlara vgler yadrmakla, Tanrya deil de Tanrnn yarattklarn vm (hamdetmi) olur. ncs, insann diliyle Tanrya boyun ediini syleyip, kalbiyle Ondan bakasna boyun emesi (itaat etmesi), Tanryla alay etmesi ve Onu hafife almas anlamna gelir. Drdnc olarak riya, Tanrya ortak koma demektir. Tedaviye ynelik btn bu nerilerin z, kulluun kimin iin yaplmas gerektii dncesine bal olarak riya hastalnn kalpten sklp atlmasdr. Riyadan korunmak iin, Tanrya ynelik bireysel grevlerin terk edilmesi doru deildir. Bireyin yneticilik, retmenlik, vaizlik gibi toplumsal grevleri terk etmesi de doru deildir. Ancak bu grevleri kendinden emin olanlarn yrtmesi ve bu grevlerin adalet ve insaf derecesinde yerine getirilmesi gerekir. Ayrca yaplan iyi eylemlerin gizlenip gizlenmemesi, kiinin bu konuda kendisine gvenip gvenmemesi yannda, riyaya dme tehlikesinin olup olmamasna baldr. Aktan ortaya konan eylemlerde itenlikli olunmas ve bu eylemin duyulmasndan dolay zevk almamaya allmas riyadan kurtulmak iin nemli bir katk salayacaktr. Tedavisi son derece zor olan riyann, Gazzaliye gre, asl makam sevgisidir. Ayrntda ise vlmeyi sevmek, yerilmekten kanma ve insanlarda bulunan eylere arzu duyma

E r d e m s i z l i k l e r i n G i d e r i l m e s i | 143

eklinde maddeye ayrlr. (Gazali, 1302: 3/272-274). Razi, Gazzali gibi dnmeyerek, riyann makam talebinden farkl olduunu nk tamamen yasak olduunu, dolaysyla makam-mevkinin ihtiamndan riya yolunun kmayacan belirtir. (Razi, 1968:163) Bize yle geliyor ki, Razi burada hakszdr. nk Razinin kendisi dnya ileriyle ilgili riyann, makam-mevki ve yksek hayat talebi olduunu ifade etmektedir. (Razi, 1968:159). Ayrca yine kendisi, insann kendinde olmayan bir zellii varm gibi gstermesinin, bir bakma, insanlarn kalbinde belli bir ekilde yer edinmek olduunu ve bunun riya olduunu belirtir. (Razi, 1968:160). Ancak Razi, her makam-mevki talebinin riya olmayaca konusunda hakl olabilir. Zaten o riyann makam-mevki yoluyla ortaya ktn kabul etmektedir. 6.Makam-Mevki Sevgisi ve Tedavisi Gazzali ve Razinin kulland ch szc Trkede makam-mevki, itibar, hret ve n gibi szcklerle karlanabilir. Burada hem dnyevi makamlar hem de insanlarn gnllerinde yer etme anlam vardr. Biz btn bu anlamlar makam-mevki szc kapsamnda dnmekteyiz. Terim olarak makam-mevki, "fiziksel halleri etkileyen, bir halet-i ruhiyeyi gerektiren bir inantan ibarettir." (Razi, 1968:127; Gazali, 1302: 3/239). Baka bir deyile insan nce baka birinin niteliklerinden birinde kendine cimrilik edeceine inand zaman, bu inan belli bir halet-i ruhiye ortaya karr. Bu durum ise kiinin teki kiiye ynelik baz davranlar ortaya koymasna neden olur. Makam-mevkinin arzu edilmesinin nedenleri, servetin sevilme nedenlerine paralellik gsterir. (Gazali, 1302: 3/240, 243; Razi, 1968:127). Ancak, makam-mevki servetten daha fazla sevilir. nk makam-mevki, yani bakasnn ruhuna hkim olma yoluyla servet kazanma daha kolayken tersi ok daha zordur. Ayrca, makam-mevki kendi bana geliir ve artar. Nitekim kiinin n yayldka makam-mevkisi de artar. Makammevkinin, serveti korumaya yardmc olmas da onun servetten daha fazla sevilmesinin bir baka nedenidir. Gazzali ve Razi, servet sahibi olmay nasl bir g olarak kabul ediyorsa, makammevkiyi de ayn ekilde deerlendirir. Gcn yetkinlik olmas ve kendisi iin arzulanmas, servet ve makam-mevki sahibi olmann yetkinlik olmas ve dolaysyla kendisi iin arzulanmasn beraberinde getirir. Bu durum servet ve makam-mevki sahibi olmann iyi bir ey olduunu ima eder. Oysa servet ve makam-mevki bunlara ynelik sevginin olumasna neden olabilir. Bu ise riya hastalna yol aabilir. Servet ve itibarn Razi tarafndan, bir yandan yetkinlik olarak grlmesi, te yandan riyaya yol aan tehlikeli bir ey olarak deerlendirilmesi burada bir eliki olduunu ma etmektedir. Oysa byle bir eliki yoktur. nk bu konuda Razi, Gazzali gibi, servet ve makam-mevki sahibi olmann bir yetkinlik olduunu kabul etse de, bu yetkinlik kuruntusal (vehmi) bir yetkinliktir. Bu durum servet ve makam-mevkinin gerek yetkinlik olmad, ama buna ramen bunlarn dikkatli bir ekilde baz insanlar

144 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

tarafndan vasta olarak kullanlabilecei anlamna gelir. Bu ise, baz insanlarn servet ve makam-mevki talep etmesinin uygun olduu sonucuna gtrr. Servet ve makam-mevki kendiliinden ya da alma yoluyla elde edilebilir. Servet ve makam-mevkinin kendiliinden elde edilmesi Peygamberler, Rait Halifeler ve Tabiin iin sz konusudur. alarak makam-mevki elde edilmesi ise din ve dnya ilerine ynelik olarak ikiye ayrlr. (Razi, 1968:135). Dinle ilgili olarak kendilerine danlan, referansta bulunulan din bilgilerinin makam-mevki talebi zorunludur. Dnya ile ilgili olarak, ihtiyalar karlayacak oranda servete ve bunu korumak iin makam-mevkiye gerek vardr. Ayrca, dinin ana ilkelerini (umdelerini) yerine getirmek, ilimlerle gerektii gibi uramak iin servet ve makam-mevki talep edilebilir. Bu tr eylerle uraanlarn servet ve makam-mevki talep etmesi gzeldir (menduptur). Ancak, riya ve yalanclk gibi yollarla makam-mevki elde etmek kesinlikle doru deildir. Ayrca, makam-mevki elde edip de bunu srf kendi zevki iin daha fazla makam-mevki kazanmaya ynelik kullananlarn da makam-mevki talep etmemeleri gerekir. Grld gibi Razi, gerekli durumlarn dnda, makam-mevki ve servete kar souk durulmasn ister. Bu ise insanlardaki makam-mevki sevgisinin giderilmesiyle mmkn olur. Bu, kuramsal ve pratik olmak zere iki tr tedavinin birlikte uygulanmasn gerektirir. Kuramsal adan tedavi, insann makam-mevkinin ho olmayan sonularn dnmesiyle gerekleir. (Gazali, 1302: 3/251; Razi, 1968:142, 144, 147). lk olarak, makam-mevki "hkmde, hkimiyette ve stnlkte tek bana olmak" anlamna gelir. Kii bu anlamda bir makam-mevki kazanrsa, teki kiiler bu kiiyle ekiecekler onu makamndan uzaklatrmaya alacaklar, dahas bu kiinin aleyhinde olacaklar ve onun hayatn ve etkinliklerini mahvetme yollarn arayacaklardr. kinci olarak, makam-mevki zevki, insann duyulurlar dnyasndaki ikbali anlamna gelir. Duyulur eylerle megul olma ruhaniyet lemindeki ikbali ve yce zevklerle megul olmay engeller. Bu iki farkl alanda elde edilen zevkler arasnda hemen hemen hibir mnasebet yoktur. nc olarak, eer kii kalplere hkmetse ve dnyada birok kimseyi hkimiyeti altna alsa, bu durum ne kadar devam ederse etsin, sonunda bitecektir. nsann, makammevkisini korumak iin bin bir trl plan ve program yapmas bile onu bu sondan koruyamaz. Ayrca byle yapmakla da deiik skntlar ekmi olur. Bu tr nerilerden oluan tedavinin pratik tedaviyle birlemesi gerekir. Razi, pratik tedavi konusunda, Gazzali'nin etkisiyle, Melametiye diye bilinen bir grubun uygulad yntemden szetmektedir. (Gazali, 1302: 3/251, 252; Razi, 1968:147). "Bu grup, 'ahlaki olmayan eyler' (sfat'l-fevhi) yaparak insanlarn gznden dmeye alr ve bylece makam-mevkinin skntlarndan (afetlerinden) kurtulurdu. Ancak, Gazzaliye gre, bu uygulamann iki istisnas vardr; (i) nsanlarn, arkasndan gittii kimseler byle eyler yapamaz. nk byle bir uygulama mslmanlarn kalplerindeki inanc zayflatr. (ii). Aka yasaklanm (haram klnm) eyler yaplamaz. Bunlarn dnda kii baz mbah eylemleri yaparak insanlarn gznden dmeye ve onlar

E r d e m s i z l i k l e r i n G i d e r i l m e s i | 145

tarafndan knanmaya neden olabilir. Bununla ilgili olarak Razi bir de anekdot anlatr. Bir kral bir zhidi grmek ister. Zahid bunun farkna varr, yemeini 'grg kurallarn ihlal ederek' (yemeini yeme konusunda aceleci davranma, oburluk gsterme, lokmalar byk yutma, ellerini rpma vb. davranlar gstererek) yer. Kral bu durumu grnce, zhit kraln gznden der. Bunun sonucunda kral zhitle grmekten vazgeer. Zhit de bundan dolay Tanr'ya hamdeder. Razi, bunlar aktardktan sonra yukardaki yntemi de ieren tedavi tarzn nermektedir. (Razi, 1968:147, 148). Bunlardan birincisi, makam-mevkiyi ortaya karan eyi ortadan kaldrmaktr. Nitekim insan makam-mevki elde etmeye zorlayan ey, kiinin kendi erdemini ortaya koyma arzusundan baka bir ey deildir. Dolaysyla kii, eer bu hastal tedavi etmek istiyorsa, makam-mevki elde etmeye yol aan niteliklerini ortaya koymayabilir. Razi'nin nerdii tedavi eklinin ikinci tr, makammevkiyi meydana getiren eyi ortadan kaldrmaktr. Bu, fazilete aykr eylerin yaplmasyla mmkn olur. Aslnda, Razi'ye gre, erdem olmayan bir eyin, erdem olarak grnecek ekilde ortaya konmas mmkn olduu gibi, tersi de, yani erdem olan bir eyin erdemsizlik gibi ortaya konmas da mmkndr. Nitekim, Razi'ye gre, kii makam-mevki sevgisinden uzaklamak ve srf Tanr iin kalbini temizlemek zere oburluk gstererek ve dalga geerek yemek yese, ocuklar ve deliler gibi koutursa, mzmzlk yapsa, el rpsa btn bunlar erdemsizlik gibi grnse de byk bir erdemdir. Tedavinin nc ekli, kiinin tanmad bir yere gidip, halka karmas ve kendini onlardan ayrc eyler yapmamasyla mmkn olur. Btn bu noktalarda Razi, Gazzaliyi takip etmektedir; bilgileri byk lde aynen aktarmaktadr. Makam-mevki sevgisinin tedavisi iin ngrlen, zellikle uygulamaya ynelik neriler, baz alardan problemlidir. (Trkeri, 1999:137-138). Her eyden nce, pratie ynelik tedavide grg kurallar dolaysyla ahlaki davranlar feda edilmektedir. Oysa, bu kurallar insanlarn toplu olarak yaamasnn getirdii dzenleyici ve gzelletirici kurallardr. Baka bir deyile, insanlar iin bu kurallardan sz ederiz, hayvanlar iin deil. Dolaysyla insan bu tr kurallar ihlal etmekle, asl ve asil konumunu, varlk skalasnda drm olmaktadr. Bu ise onun asli amacna uygun dmez. kinci olarak, Razi, makam-mevki sevgisini tedavi iin, erdemsizliklerin ortaya konabileceini ifade etmektedir. Oysa, erdemsizliklerin ortaya konmas demek, iyi ahlakn ortadan kalkmas, gzden karlmas demektir. Bu da, nefsan mutluluun kurucu unsurlarndan birisinin yklmas anlamna gelir. Bu noktada Razi'nin erdem terimini teknik anlamda kullanmadn dnsek bile durum deimeyecektir. nc olarak, Kuran insann ahlakilii zerinde nemle durmakta; emir ve yasaklar gzetip, teki insanlara rnek olacak ekilde yaamasn istemektedir. Yukarda nerilen davranlarda bulunmak ise, dier bireylerin de ahlaki adan aykr davranlarda bulunmasna neden olabilir. Bu ise kt rnek olma demektir. Son olarak, srf makammevki sevgisini gidermek iin grg kurallarna aykr davranabilen insan gl bir iradeye sahip demektir. Bu ise o kiinin bunlar yapmadan da bu erdemsizlii yenebileceini gsterir. Ayrca, makam-mevki sevgisi vlmeyi sevme, yerilmekten

146 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

holanmama ve insanlarda bulunan eye arzu duyma gibi zelliklerin giderilmesi yoluyla da tedavi edilebilir. Nitekim, makam-mevki sevgisi, Razinin karakter arndrlmas konusunda ok ey ald Gazzaliye gre, ayrntda vlmeyi sevmek, yerilmekten holanmamak ve insanlarda bulunan eylere arzu duymaktan meydana gelmektedir. 7.vlmeyi Sevme, Yerilmekten Holanmama ve Tedavisi nsan vlmeyi sever, fakat yerilmekten holanmaz. nsan vlmekle zhitlik, g ya da hkimiyet gibi deiik alanlardaki yetkinliinin farkna varr. Yetkinlik kendi bana sevildii, sevilen ey idrak edilince zevk verdii iin vgy duymak zevk vericidir. Dolaysyla insann elindekinin farknda olmasn salayan vg zevk verici olduu iin insanlar tarafndan sevilir. Buna kyasla insann yetkin olmadn dnmesine neden olduu iin de yerginin sevilmedii sylenebilir. nsann vlmeyi sevmesi, baka deyile sahip olduu bir eyin farkna varmas olumlu bir ey deil midir? Razi, Gazzali gibi, bu soruyu olumsuz olarak yantlamaktadr. nk bu haleti ruhiye insann bakalarnn durumuna ve sylediklerine gre davran ortaya koyma tehlikesini beraberinde getirip, riya hastalna neden olabilir. (Gazali, 1302: 3/252, 272; Razi, 1968:149). Dolaysyla bu hastaln tedavi edilmesi gereklidir. Tedavi, teki hastalklarda olduu gibi, kuramsal ve pratie ynelik olarak ikiye ayrlr. Kuramsal adan insann konuyla ilgili baz eyleri renmesi ve pratik adan da buna gre davranmasyla bu tutum ortadan kaldrlabilir. vgnn sevilmesine ynelik tedavi iin insann unlar dnmesi gerekir; vgye layk bir nitelik varsa bu nitelik Tanrnn bir hikmeti olup kr gerektirir. nsan gerektii gibi kredemeyeceinden, vgden dolay sevin duymamaldr. Ayrca vgyle mutlu olma insan Tanrdan uzaklatrp baka eylere yneltir. vgye deer niteliin bulunmamas durumunda ise kiinin bununla ilgili olarak sevinmesi zaten bir lgnlktr. Yergiye zlmenin tedavisinde ise iki durum sz konusudur. Birincisi yeren kimsenin doru sylemesi durumudur. Bu durumda yerilen kii bunu bir iyilik olarak dnp, farkna vard eksiklik ya da yanln dzeltmeye almaldr. kinci durum, yeren kimsenin yalan sylemesiyle ilgilidir. Bu durumda yerilen kimse kzmamal, iftiraya uram olmasna ramen baz eyleri dnerek bu durumdan yararlanmaya almaldr. lk olarak, kiinin bu konuda bir eksiinin olmamas baka konularda eksiinin olmad anlamna gelmez. Yeren kimsenin bunlar fark etmemi olmasndan dolay yerilen kii Tanrya kretmelidir. kincisi, bu durum kiinin Tanrya ynelmesini salayabilir. ncs, bu durumla yerileni Tanr arndrm demektir. Bu arndrmadan doan sevin, yerilmeden kaynaklanan zntye tercih edilmelidir. Btn bu neriler, yle grnyor ki, vlmeyi sevme ve yerilmekten holanmama tutumunun Tanrya ynelmekten insan alkoyduu, dolaysyla insann kalbini dier insanlarn mallarndan, kazanlarndan ve ellerinde olan eylerden uzak tutmas

E r d e m s i z l i k l e r i n G i d e r i l m e s i | 147

gerektii eklinde zetlenebilir. Bu tedavi, insan vlme midi ve yerilme korkusu iinde bulunduu iin, kolay gzkmemektedir. nk bu adan insanlar snflandrldnda (Gazali, 1302: 3/254-255; Razi, 1968:155-157) ilk basamaktakiler ounluu oluturmaktadr. Bu basamaktakiler vgden sevin yergiden znt duyarlar. Bunlar, yle grnyor ki, tedavinin kendilerine etki etmedii kesimi oluturur. kinci derecede, vgden sevin duymayan ama yergiden znt duyan insanlar bulunur. Bu basamaktakiler, dillerine ve organlarna hkim olurlar. nc derecede vg ve yergi eit tutulur. vlnce sevinme, yerilince zlme sz konusu olmaz. Bu derecenin lt, kendini ven kimseye yaplan yardmdan duyulan zevk ve mutluluun, kendisini yeren kimseye yaplan yardmdan duyulan zevk ve mutluluktan fazla olmamasdr. Bu konumda bulunmak, nceki dereceye gre daha zordur. vgy sevmeyen ama yergiden holananlar drdnc dereceyi olutururlar. Bu durumdaki bir kii, vgnn kendisini Tanrnn ndan yaratklarn karanlna srklediini, yerginin de kendisini, eksiini grmekle, yaratklar evreninden Hak evreninin na gtrdn dnr. Razi, bunlara bir de beinci dereceyi ekler. Bu konumda bulunanlar hem vgye hem de yergiye kar tamamen bo ve ilgisiz olurlar. Bu, Tanrnn na dalan doru kimselerin derecesi olup, onlarn kalplerinde Tanrdan baka bir eye yer yoktur. Bu, en mkemmel derecedir.

zet ve Deerlendirme
slam ahlk dncesinde mutlulua erdemlerle ulalr. Buna gre erdeme aykr eyler ise mutsuzlua gtrr. Erdeme aykr eyler, her bir erdemin ifrat ve tefritinden olumaktadr. Bu durumda drt ana erdem iin sekiz ana erdemsizlik (rezilet) sz konusudur. Mutlulua erimek iin bunlarn tedavi edilmesi gerekmektedir. slam ahlk dnrleri hem bu erdemsizlikleri hem de genel anlamda erdemsizlie yol aan eyler zerinde durmulardr. Biz rnek olarak servet sevgisi, riya, makam-mevki sevgisi, vlmeyi sevme ve yerilmekten holanmama zerinde durmu bulunmaktayz.

Servet sevgisi, makam-mevki sevgisi, riya, vg sevgisi ve yerginin sevilmemesi insann erdemli bir hayat kurmasnn nndeki en byk engellerdendir. Bu yzden tedavi edilmesi gerekir. Btn bu unsurlardan, yani servetten, mal ve mlkten, makam ve mevkiden tamamen uzak durulmas ise zm deildir. nk erdemlerin ortaya kmas ksmen bunlarn varlna ve erdem amac erevesinde kullanlmalarna baldr. Dolaysyla bu unsurlara mutlak anlamda sahip olunmas da erdemi ifade etmez. nk hem iyi hem de kt ama iin kullanlabilen eyler arasal deere sahiptir. Ara olan ey ise temel deer olamaz. Asl olan bu unsurlarn ruhani erdemlerin kazanlmas yolunda kullanlmasdr. rnein servet, uzak-harici erdem olarak erdem tasnifinde yerini alr. Bu, onun ama deil ara olduunu ve ama yolunda kullanldnda ahlak asndan iyi olacan ifade eder. Ancak dikkat edilmesi gereken baz noktalar bulunmaktadr. Kii, serveti ve makam-mevkiyi iyi amalar iin kullandn ve kullanacan syleyebilir, kald ki, aksini syleyen hemen hi kimse yoktur. Bu, sadece sylemde

148 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

kaldnda, iyinin ltnn olmad anlamna gelir. Dolaysyla, baz ltlere ihtiyacmz bulunmaktadr. Kii serveti elde etme sevgisine sahipse bu hrs, serveti elde tutma sevgisine sahipse bu da cimrilik demektir. Servetin, mal ve mlkn erdemli bir hayat iin kullanlmas ise cmertlii ve hrsn bulunmamasn ifade eder. Dolaysyla bu sonular, onlara ynelik sevginin bizde var olduu anlamna gelir ve dolaysyla erdemli bir hayat amacnda samimi isek bu sevgilerin ortadan kaldrlmas iin aba gstermeliyiz. Yine, insanlara iyi grnmeyi ve onlarn kalbinde yer tutmay isteyen bir kiilie sahipsek bu durum olduumuzdan farkl davranmaya, sonuta bakalar ne der ilkesiyle hareket etmeye yneltebilir. Bu durum z-sz bir olmama, ya da olduumuz gibi grnmeme tehlikesini beraberinde getirir. Byle bir tutum ahlaken ikiyzll ifade eder. Bakalarnn gnllerinde yer etme arzusu, onlarn ruhuna hkim olmaya gtrrse, servet ve gcn bizzat deer olduunu dnmeye sevk ederse o zaman bizde makammevki sevgisi var demektir. Yani biz, ruhani erdemleri kazanmaya ynelik deil servet ve g kazanmaya ynelik bir hayat yayoruz demektir. Ayrca, g peinde kouyorsak, bu gcn farkna varmamz salayan ve bundan honut olan bir yapya sahibiz demektir. Bunun ahlaktaki ad vlmeyi sevmek, yerilmekten holanmamaktr.

Sorular
1.Aadakilerden hangisi reziletleri giderme yollarndan birisi olarak kabul edilmemektedir? a.Arzu glerini tedavi etmek b.fke glerini tedavi etmek c.Bedeni glendirme d.Ameli tedavi e.Nazari tedavi 2.Arzu ve fke glerinin tedavisinde sabr ok nemli bir rol oynamaktadr. Sabrla ilgili aada verilen ifadelerden hangisi yanltr? a. Sabr ahlkn, ilmin ve hikmetin ba olarak grlmektedir. b. Sabrn ahlkn ba olarak grlmesi, gzel ahlk iin gerekli yapy salamasndan,

tecrbe, zaman ve alkanlk gerektirmesinden, baka bir ifadeyle, gzel ahlk ortaya karacak davranlarn glklerine katlanma imkn vermesinden ve gzel ahlk engelleyen glklere ve durumlara dayanma katks salamasndan dolaysyladr.
c. Sabrn birinci tr, ac ve skntlara, gzel davranlarn zorluklarna katlanmaktr. d.Sabr ou zaman ahlakta fke ve arzu gcn olumsuz etkilemektedir.

E r d e m s i z l i k l e r i n G i d e r i l m e s i | 149

e. Sabr tutumunu kazanmak, insann arzu ve fke glerini kontrol etmesinde ve

dolaysyla dnme gc dorultusunda yetkinlemesinde en byk yardmc olarak n plana kmaktadr. 3.Servet sevgisi ve tedavisiyle ilgili aada verilen ifadelerden hangisi doru deildir? a. Servet, hem iyi hem de kt amalar iin kullanlabildiine gre, insann bu konuda dikkatli olmas gerekmektedir. b. slam filozoflarndan bir ou servet sevgisini cimrilik ve hrsla birlikte deerlendirmitir. c. nsanlarn ihtiyalar bitmeyeceinden ihtiyalarn azaltmaya almas ve bu konuda lmn dnlmesi gerektii ve yaratlanlarn rzklaryla beraber yaratld; insann cmertlii ven ayetleri dnmesi gerekmektedir. d. nsan muhtalarla, fakirlerle oturup-kalkmal, zenginlerden ve dnyevi nimetler iinde zevkine bakanlardan uzak durmaldr. nk insan, doal olarak iinde bulunduu ortama eilim gsterecek ve etkilenecektir. e.Servet sadece ruhu olumsuz etkilediinden bedenle ilgili olarak bedeni mutlu edecek her trl servete olumlu gzle baklmaktadr. 4.Riya ve tedavisiyle ilgili aada verilen bilgilerden hangisi yanltr? a. Riya, "z sz bir olmama ve iki yzllk" gibi anlamlara gelmektedir. b. Beden yoluyla riya yle gereklemektedir. Eer bir kii zayf, sska ve solgun gibi davranr ve bununla insanlarn kendisi hakknda, dini hayatta ok gayretli olduu, zenli davranp ahiret korkusunun kendinde hkim olduu gibi kanaate sahip olmalarn isterse, bu kii riyakr bir tutuma sahip olmu olur. c. Riyada insan iin olmak deil, kendisini baka trl gstermek asl olmakta, dolaysyla ne olduu gibi grnmek ne de grnd gibi olmak sz konusu olmaktadr. d. Kiinin eylemlerini Tanrnn honutluu amacyla yapmamas, riya olarak dnlmemektedir. e. Gizli riya, "eylem ortaya konurken dl (sevap) amacnn riya ile ilikili olarak dnlmesinden kaynaklanan riyadr."

Cevaplar
1.c, 2.d, 3.e, 4.d

Kaynaklar
Abul Quasem, Muhammed, (1978). The Ethics of Al-Ghazali - A Composite Ethics in Islam, Caravan Books, Delmar, New York.

150 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Aristoteles, (1994). Nicomachean Ethics, Translation By. H. Rackham, Harvard Univ. Press, Cambridge, London. Aydn, Mehmet, (1972). The Term Saada in the Selected Works of Al-Farabi and AlGhazali, Baslmam Doktora Tezi, Edinburgh Univ. Gazzali, Ebu Hamid, (1302). hyau Ulumid-Din, Ezher Matbaas, Msr. bni Mace, Snen, Kitabuz-Zhd. Masumi, Hasan, (Trhsz) Imam Razis Ilm al-Akhlaq, Islamic Research Institute, Islamabad. Miskeveyh, (1985). Tehzibul-Ahlak, Darul-Ktbil-lmiye, Beyrut. Razi, Fahreddin, Muhammed b. mer, (1307). Mefatihul-Gayb, (radul- Aklis-Selim ile beraber), irket-i Sahaviyye-i Osmaniyye, Istanbul. Razi, Fahreddin, Muhammed b. mer, (1968). Kitabun-Nefs ver-Ruh ve erhu Kuvhum, Tahkik, M. S. Hasan Masumi, Islamabad. Razi, Fahreddin, Muhammed b. mer, (1990). el-Mebahisul-Merikyye fi Ilmillahiyyat vet-Tabiiyyat, Tahkik, M. Mutasm Badadi, Beyrut. Tirmizi, Snen, Kitabuz-Zhd. Trkeri, Mehmet, (1999). Seilmi Eserlerine Gre Fahreddin Razinin Ahlk Felsefesi, DE Sosyal Bilimler Enstits, Baslmam Doktora Tezi, zmir.

NTE 8 Y
Do. Dr. MEHMET TRKER Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, yi kavramnn anlamlarn, yinin etikte yeri ve nemini Etik tarihinde filozoflarn iyi kavramna verdikleri deiik anlamlar, slam ahlak felsefesinde iyi kavramnn yerini, Amasal ve arasal iyinin ne demek olduunu, Hayr, Birr, Nimet vb. kavramlarn anlamlarn ve iyiyle olan ilikilerini

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
Y

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

152 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Anahtar Kelimeler
yi yilik Mutluluk Hayr Birr Fayda Nimet Utilitaryanizm devci Grev

Y Ahlkn temel deerini ifade eden iyi, her eyin kendisini amalad eydir. (Aristotle, 1994: 1094a; Farabi, 1993:26; Miskeveyh, 1985:63) Var olan ka ekilde dile getirilebiliyorsa iyi de o kadar oklukta ifade edilebilir. rnein, iyi, cevher kategorisinde Tanr ve akl; nitelik olarak erdemlerin nitelii; nicelik olarak doru miktar; iliki bakmndan yararl olan; zaman olarak uygun zaman; yer olarak yaanan evre vb. eklinde dile getirilebilir. (Aristotle, 1994:1096a; Miskeveyh,1985:65; Tusi, 1964:61) Pek ok kategoride dile getirilen iyi, kendi bana iyi ve baka bir eyden dolay iyi olmak zere iki eittir. (Aristotle, 1994:1096b) Kendi bana iyi, hayatn amacn ifade eder. Gerek Aristoteles gerek onu izleyen slam dnrleri mutluluu btn faaliyetlerin amac olarak belirlediklerine gre, mutluluk, ayn zamanda, herkesin hedefledii niha iyi olarak kabul edilmitir. (Aristotl, 1994: 1097b; Frb, 1987:39; Farabi, 1993:26-27; Miskeveyh,1985:63-64) Byle olunca, nihai anlamda yani kendisi iin istenen mutlulua gtren her ey, mutlulua gtrmesi bakmndan iyidir. Buna gre, iyinin mutluluk asndan hem tanm hem de ilevi ortaya km olmaktadr. yi, mutluluun elde edilmesini salayan eydir. Kt ise, mutluluun kazanlmasn herhangi bir ekilde engelleyen eyi ifade etmektedir. (Farabi, 1987:59) Bu tanmlama iyinin, yukarda belirttiimiz gibi, ama ve ara olarak iki eit olduunu gstermektedir. Pek ok iyilik eidi vardr. Ancak sadece hakiki mutluluk niha iyi olarak kabul edilmektedir. Hakiki mutluluk, nihadir; kendi kendine yeterlidir ve kendi bana arzu edilir. Bu mutluluk, mal-mlk, haz ve eref gibi dier iyilerden oluan szde mutlulukla kartrlmamaldr. Bu durum iyiliin, baka adan, snflandrlmasyla ilgilidir. yi olan eyler, d (harici) iyiler; nefsin iyilikleri ve bedensel iyiler olmak zere eittir. (Aristotle, 1994:1098b; Aydn, 1972:101) Bu ksmlardan her birinin varl o ksmn mutluluunu oluturur. Dier bir deyile, mal-mlk gibi eylere sahip olmak

y i | 153

harici iyiyi ve mutlulu; shhat ve sala sahip olmak bedensel iyiyi ve mutluluu; erdemlerle elde edilen teorik ve pratik yetkinlik ise nefsani (ruhani) iyiyi ve mutluluu ifade eder. (Razi, 1307:2/269; 3/310) Bunlar arasnda nefsan/ruhani mutluluk hakiki mutluluu bir baka deile bakas iin deil de kendisi iin istenen srekli ve kalc mutluluu, dierleri ise szde bir baka deile arasal ve sreksiz, geici mutluluu ifade eder. Ancak, bu, hakiki mutluluun elde edilmesi iin dier iyiliklerin gerekli olmad anlamna gelmez. Bu durumda nefsan mutluluun ama, dierlerinin ara olduunu syleyebiliriz. Peki, acaba nihai iyi nefsan mutluluk mudur? Bu, daha yksek dzeyde bir mutluluk eklinin olup olmad sorusuyla ilgilidir. Hatrlanaca gibi, Aristoteles mutluluu, erdeme uygun etkinlik eklinde tanmlamt. Bu tanm yukardaki tasnifte nefsan mutlulua karlk gelmektedir. Bununla birlikte, o, erdemlerle kazanlan bu mutluluun insan mutluluu ifade ettiini, bunun daha stnde bir temaa etkinliinin (ve buna bal mutluluun) bulunduunu dnyordu. Bu durumda temaa etkinliinin ve buna bal mutluluun nihai iyiyi oluturduunu sylemek durumundayz. Ancak bu mutluluk tarz, salt akl gcnn etkinlii olmas nedeniyle nefsan mutluluktan mahiyet olarak farkl olsa da, byle bir mutlulua sahip olan birisinin nefsan mutlulua sahip olmadn syleyemeyiz. Demek ki, nefsan mutluluk bedensel ve harici mutluluklara gre niha iyiyi oluturmakta, bununla birlikte ondan daha ileri dzeyde farkl bir niha iyi (tanrsal etkinlie benzer bir etkinlik olan temaa etkinlii) de sz konusu olmaktadr. Mutlulua, uhrevi ve dnyevi olarak ikiye ayrlmas asndan bakldnda, ilk bakta, uhrevi mutluluun niha iyi, dnyev mutluluun ise arasal iyi kategorisinde yer ald grlmektedir. Ancak, dnyevi mutlulukla, erdemleri kazanmakla elde edilen nefsan mutluluk kastedilebilecei gibi, salt harici ya da bedensel iyiliklere sahip olmak da kastedilebilir. kincisi kastedildiinde, bu, hakiki mutluluu ifade etmez; bilakis szde mutluluu ifade eder. lki kastedilirse, o zaman hakiki mutluluu ifade eder. Bu durumda, demek ki, nefsan mutluluk, bedensel ve harici olanlara nazaran, nihai iyiyi oluturmaktadr. Bununla birlikte, nefsan mutluluu kazanmak iin gerekli olan eyler (erdemler) ayn zamanda uhrevi mutluluu elde etmek iin de gerekli olmaktadr. (Farabi, 1993:51) yinin tanm, tasnifi ve mutlulukla ilikisi konusunda yukarda belirtilen dnce erevesini ifade ettikten sonra konuyu biraz daha ayrntlandrabiliriz. erik bakmndan yaplan mutluluk snflamasnda nefsan mutluluun niha iyi durumunda olduuna deinmitik, zira teorik ve pratik glerin yetkinlemesi niha iyiyi ifade etmektedir. (Elmall,1982: 2/725) Buna gre, shhat ve gzellik gibi eylere sahip olmay ifade eden bedensel mutluluk ile mal-mlk ve makam-mevki gibi eylere sahip olmay ifade eden harici mutluluk arasal iyi konumundadr. Bedensel ve harici iyiler, teorik ve pratik gleri yetkinletirmek maksadyla ilim ve erdemli ahlk elde etmek iin kullanlrsa iyi, tersi olursa ktdr. Nefsan mutluluk iin gerekli olan eyler, uhrev mutluluu kazanmak iin de gereklidir. Bu durumda, uhrev/nefsan mutluluk

154 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

niha iyi, buna gtren eyler de arasal iyi olmaktadr. Dolaysyla iyi, nefsan/uhrev mutluluun kazanlmasn salayan; kt de bu mutluluun kazanlmasn engelleyen ey olmaktadr. yinin, slam ahlk dncesindeki yerini daha iyi anlamak iin, onun haz, mal-mlk ve makam-mevki ile ilikisini analiz etmemiz gerekmektedir. lgili konular, baz nitelerde gemi olsa da, burada iyi ile ilikisi bakmndan tekrar edilmi olacaktr. Haz, hem hakiki hem de szde mutluluun ortak zellii olup, iyi olarak kabul edilir. Etik tarihinde hazla ilgili temelde bak as vardr. Bunlar, niha iyinin, mutlak amacn ve en mkemmel eyin haz almak olduunu savunan hedonist yaklam; hazzn mutlak anlamda kt olduunu kabul eden yaklam; hazzn ne mutlak iyi ne de tamamen kt olduunu kabul eden, bilakis hazzn iyi olduunu savunan yaklam. (Aristotle, 1994: X, 1172a, 30; 1172b; Frb, 1983: 45). Aristoteles ve slam filozoflar nc bak asn savunmaktadrlar. Onlar bu kavramn psikolojik analiziyle ilgilenmekten ok onu etik adan ele alrlar. Onlara gre, haz, etkinlii elik eden; onu tamamlayan bir eydir. Dolaysyla etkinlik olmadan haz ortaya kmaz; ama haz olmadan da etkinlik tamamlanmaz. (Aristotle, 1994: X, 1174b, 20-25). Mutluluk, erdeme uygun etkinlik olduuna gre, mutlulukta haz da bulunur. Bu haz, erdeme uygun etkinliklerden doan hazdr; akl etkinlikler sonucu elde edilir. Bu dorultuda hazlar, deiik isimlendirmelerle, akl ve duyusal hazlar olmak zere ikiye ayrlr. Duyusal hazlar, onlardan bazlar hayatmzn devam iin zorunlu olan yeme, ime ve cinsel iliki gibi etkinliklerle meydana gelse de; kolayca elde edilebilir ve gl bir ekilde idrak edilebilir olsalar da hayatn nihai amacn oluturmaz. nk bu hazlarn elik ettii etkinlikler insann ayrt edici ynyle ilgili etkinlikler deildir. (Aristotle, 1994: I, 1098a). Bu durumda, insann ayrt edici ynn oluturan akl etkinlikler sonucu elde edilen hazlar duyusal olanlara gre daha nemlidir ve tercih edilir. te yandan, duyusal hazlar tamamen kt kabul edilmez. Onlarn ahlken tercih edilmemesi, onlarda bir ktlk olduundan deil; onlarn birok iyiden insan alkoyduu fikrinden dolaydr. Akl hazlar, duyusal hazlardan daha gl ve daha uzun vadelidir. Duyusal hazlarn sonunda ac ortaya kabilirken, akl hazlarn sonunda ac meydana gelmez. Bu iki tip haz, ayn zamanda, tr ve derece asndan da farkllk gsterir. (Aristotle, 1994: X, 1175a). Hazlarn bu ekilde ikiye ayrlmas, ahlkn olumasnda dorudan etkili ve belirleyicidir. Zira haz ve ac hayat boyunca etkilidir; nk insanlar haz vereni seip, ac veren eyden kanrlar. Oysa erdem ve mutluluk asndan bakldnda insan, davrann ncelikle haz getirip getirmeyeceiyle deil, iyi olup olmadyla motive olmaldr. Hatta ncelikle haz veren davranlarn son derece tehlikeli olduu hesaba katlmaldr; zira bunun ahlken kt davrann bir belirtisi olduu kabul edilmelidir. (Aristotle, 1994: X, 1172a; Farabi, 1983:46). Elmall, tpk Aristoteles ve byk slam dnrleri gibi, hazz mutluluk ve yetkinlik asndan deerlendirmektedir. nk en byk mutluluk ve yetkinlik derecesi Tanrnn honutluunu kazanmaktr; bu ise hazlarn en ycesi (azam- lezzat) dir. Bu

y i | 155

durum, dier mutluluk snflamas asndan, ruhani mutluluk ve onunla ilgili eylerin en byk haz olduu anlamna gelir. Ancak, buradan Elmallnn mutluluk ile hazz zde kabul ettii sonucu karlmamaldr. Zira bu ikisi ayr eylerdir; burada vurgulanan en yce derecedeki mutlulua hazlarn en bynn elik etmesidir. Elmall, Aristoteles ve slam filozoflarn takip ederek hazz uygun olan uygun olduu ynden idrak etmek eklinde yle tanmlamaktadr: Lezzet, mlayimi, mlayim olduu cihetten idraktir. (Elmal, 1982: 9/6288; Aristotle, 1994: X, 1174b; bni Sina, 1993: 4/7). Hazzn, bu ekilde mutluluk asndan ele alnmas, onun insann, ehvet ve fke gcyle deil, akl gcyle ilgili olduu anlamna gelir. Zira ehvet ve fke gleri hayvani glerdir. Dolaysyla bu glerle ilgili hazlar asl deildir ve insann amacn oluturmaz. Buna gre hazlar, ilk olarak, Elmall dncesinde, bu dnyaya ynelik ve teki dnyaya ynelik hazlar olmak zere ikiye ayrlabilir. teki dnyaya ynelik hazlar bu dnyaya ynelik hazlardan daha stndr. Bu konuda slam filozoflaryla ayn dnen Elmall, mutluluun en yce derecesinde sadece ruhan nimetlerin deil, ayn zamanda cisman nimetlerin de bulunduu dncesiyle onlardan ayrlmaktadr. Bu, Elmallya gre, niha mutlulukta hem ruhan hazlarn hem de cisman hazlarn var olduunu gstermektedir. (Elmall, 1982: 7/4704-5). kinci olarak, bu hazlar akli ve duyusal ya da ruhani ve cisman hazlar olarak ayrlabilir. Akli, ruhani hazlar duyusal ve cismani hazlardan daha stndr; hatta onlar arasnda herhangi bir nispet bile olmaz. Akln makul idraki hissin mahsusu idrakinden daha kuvvetlidir; nk akl emri bki kllyi idrak eder... Onu zahiri ile deil knhiyle idrak eder... Aralarnda nispet bile olmaz. (Elmall: 1982: 9/6289; Aristotle, 1994, 1994: X, 1174b; Farabi, 1983:45). Bu alntya gre, akli hazlarn stnl aklla idrak edilen eylerin neminden kaynaklanmaktadr. Zira akli hazlar Allah idrak etmekle ilgili zevklerdir. Elmall bunu u ekilde ifade etmektedir. Her kuvvenin lezzeti kendisine kemalinin husuldr: hissin mlayimi mahsusat, gadabn intikam, midin zaferdir ve her eyinki kendine mahsus olandr, nefsi natkannki de bilfiil lemi akl olmasdr. mdi vcibul vcud zatnda makuldr ve mauktur(Elmall: 1982: 9/6289). Bu alnty haz asndan deerlendirdiimizde grmekteyiz ki, insanda var olan gler kendilerine uygun olan (mlayim) eye gre yetkinlik kazanmakta ve bunun sonucunda sz konusu yetkinlie zevk elik etmektedir. Duyuya uygun olan duyu verilerini alglamas, fkeye uygun olan intikam almas, mide uygun olan zafere ulamas, nefs-i ntkaya uygun olan Allah akl ile bilmesidir. Bunlardan sonuncusunun hazz elbette ki dierlerinden, onlarla karlatrlamayacak lde stndr. nk insann asl mutluluu ahireti sevmek, dnya elem ve lezzetine iltifat etmemektir. (Elmall: 1982: 9/6078). Dolaysyla bu mutluluk arzu (ehvet) ve fke (gadab) glerinin gereini yerine getirmekle deil, bilakis onlara kar sabrl olmakla elde edilir. Nitekim

156 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Elmallya gre sabrn ikinci tr hazlarla ve arzu gcyle alakal eylerle (ehavatla) ilgilidir. Bunlarla elde edilen hazlar, asl hazlar olmu olsayd onlara kar sabredilmesi ve kt sonularndan korunulmas nerilmezdi. Bu, nimet eitleriyle ilgili duruma benzemektedir. Nitekim Elmall, nimeti mutluluk zevki (hazz- saadet) olarak da anlamtr. (Elmall: 1982: I/127). Buna gre, ka tr nimet eidi varsa o kadar ok haz sz konusu olabilir. Nimet eitlerinden asl ve nemli olan, teki dnyaya ynelik nimete, Tanrnn rzasna erimektir. Dolaysyla bununla ve bu amaca gtren eylerle ilgili hazlar dierlerine gre tercih sebebidir. Bu dorultuda salt dnya nimetlerinin peinden komak ne derece doru deilse onlarla ilgili hazlarn peinden komak da o derece doru deildir. Ancak, insan mutlulukla ilgili amacn unutmamak ve ruhani mutlulua ulamada engel olmamas kouluyla dnyaya ynelik nimetlerden zevk alabilir. Hatrlanaca zere, bu kapsama giren eyler unlardr; ruh, akl, zek, anlay, fikir, beden ve beden organlarnn salkl olmas ve ileyii, karakteri erdemsizliklerden arndrmak, bilgi, gzel ahlk, bedeni gzel huylarla sslemek, makam-mevki ve itibar, mal ve mal-mlk kazanmak. Elmallnn dnyevi nimet olarak sayd bu eyler, asl ama olan Tanrnn rzasn kazanmaya katk salad lde iyi olduu iin, onlardan alnacak zevk de ama olarak dnlmemelidir. (Elmall: 1982: 4/2754). Ancak, insan bazen ara olan iyiyi ama olarak grebilmekte, rnein mal-mlk ve makam-mevkiyi teorik ve pratik erdemleri kazanmak iin kullanaca yerde hazz elde etme vastas olarak dnmektedir. yi asndan arasal iyi konumunda olan mal-mlk ve (itibar ve onur gibi anlamlar ieren) makam-mevki harici iyiler kapsamna girmektedir. Bunlar, ayrca, hem iyi hem de kt yolda kullanlabildii iin vasta iyi konumundadr. Ara olan bir eyin hayatn amacn oluturmas mmkn deildir. Gerek Aristoteles gerek slam filozoflar niha iyiyi ifade eden mutluluk iin harici iyilerin gerekli olduunu dnrler. Eer bunlar mutluluun kazanlmas iin kullanlrsa iyi; baka eyler (rnein haz vb. elde etmek) iin kullanlrsa ktdr. (Aristotle, 1994: 1095b, 1099a; Farabi, 1993:30; Miskeveyh, 1985:65) slam ahlak dncesinde mal-mlk ve makam-mevki bu dnyayla ilgili nimetler olarak grlmektedir. (Elmall, 1982: 1/128) Bunlarn, nimet olarak deerlendirilmesi onlarn iyi kapsamna girdiini, bu dnyayla ilgili olmas ise onlarn harici iyi olduunu gstermektedir. Harici iyiler, asl iyi olan eyin elde edilmesinde katk salayabilen, arac eylerdir. Dolaysyla bunlar ayn zamanda asl iyi olan mutluluun elde edilmesinde katk salayabilen eyler olarak da kabul edilmektedir. Bu katknn gereklemesi ruhan mutlulua gtren teorik ve pratik glerin yetkinlemesinde sz konusu olmaktadr. Mal-mlk ve makam-mevkinin bilgi elde etmek ve dnce geliimini salamak iin kullanlmas onlarn teorik mutluluk iin arac olduklarn gstermektedir. Bunlarn, gzel ahlk elde etmek, erdemleri kazanmak iin kullanlmas ise onlarn pratik yetkinleme ve mutluluk iin vasta olduklar anlamna gelmektedir. Bu sre ebedi mutlulua gtrr; mal-mlk ve makam-mevki gibi

y i | 157

eylerin bilgi ve gzel ahlk gelitirme yolunda kullanlmamas ya da duyusal hazlar iin kullanlmas ebedi mutsuzlua gtrr. Mal-mlkn teorik ve pratik yetkinleme iin yararl olmas onun bu yolda kullanlmasna baldr. Bunun iin kullanlan terimlerden bir tanesi infaktr. Maln elden karlmas, har ve sarf (Elmall, 1982: 1/192) demek olan infak, bireysel ve toplumsal anlamda hi bir yarar salamayan trde olursa arasal iyi kapsamna girmez. Onun vasta iyi olabilmesi iin hayati yarar olan trden olmas gerekmektedir. (Elmall, 1982: 2/949) Bu ise, erdem konusunda greceimiz gibi, mal ve mlkn iki temel ynde kullanlmasyla mmkn olur. Birincisi, kiinin ailesine bakmas, zekt ve sadaka vermesi, fakirlere yardm etmesi, malndan bir ksmn hayr ilerine vermesi (vakfetmesi) trnden davranlardr. kincisi, bilgi renme, bilgisel ynden gelime ve bildiklerini retme trnden eylerdir. (Elmall, 1982: 1/192) Mal ve mlkn iyi yolda kullanlmas insann kurtuluunu, mutluluunu beraberinde getirecektir. Bunun iin cimrilik, pintilik ve eli sklk gibi eylerin hem karakterdeki kkeninden (uhtan) hem de davrantaki tezahrnden (buhlden) kurtulmak gerekmektedir. (Elmall, 1982: 7/5039) nk ona gre, iman ile uh bir kulun kalbinde birlikte bulunamaz; cimrilik ve ahlk ktl Mslmanda olamaz. (Elmall, 1982: 7/4845) Zira bunlar gzel ahlkn nndeki engellerdir. Bu yzden cmert ve eli ak olmaya almak gerekir. (Elmall, 1982: 7/5039) nk sadece iman, nihai iyiye ulamak iin yeterli deildir. man ve ilimden sonra davran ve zellikle de mal ve mlkn bu yolda kullanlmas ve infak gerekmektedir. En yce iyilie ulamak iin sevilen eylerden infak etmek gerekir. (Elmall, 1982: 2/1145) te insann, grevlerini yerine getirdikten sonra srf gnlden coarak fazladan iyilikler yapmas byk bir yetkinlik ve mutluluk iin arac olur. (Elmall, 1982: 1/557) Hem cimriliin ortadan kaldrlmas hem de mal ve mlkn cmertlik erdemini ortaya karacak ekilde kullanlmas kolay deildir. nk insan mal ve mlk duyusal hazlar elde etmek iin kullanabilir. Bu noktada Gazali ve Fahrettin Razi gibi slam dnrleri duyusal hazlarn bayaln, gelip geiciliini, akli hazlarn stnln dnmeyi tavsiye etmektedirler; mal ve mlk gzel ahlk elde etme yolunda kullanmay kolaylatrmak iin de insann mal-mlk sevgisine sahip olmasnn nne geilmesi gerektiini vurgulamaktadrlar. (Gazali, 1985: 3/219; Razi, 1968:114) nk mal-mlk sevgisi, mal ve mlk harcamamaya, biriktirmeye yol amaktadr. Bunun iin insann srekli cmert olmaya almas, hemen gelip kolayca ortadan kaybolacak hazlardan te uzun vadede gelecek mutluluk, yetkinlik ve zevki dnmesi nerilmektedir. nk mal ve mlkn iyi yolda kullanlmas ahlk, toplumsal ve ekonomik boyutlar asndan son derece nemlidir. (Elmall, 1982: 2/949) Makam-mevki, mutluluk yolunda kullanlabilen arasal iyilerden bir dieridir. Makammevki, tpk mal-mlk gibi, bu dnyaya ynelik bir nimettir. (Elmall, 1982: 1/128) Bu, onun harici iyi olduu anlamna gelmektedir. Harici iyi, nihai iyiyi elde etme yolunda arac olarak kullanlabilmesinden dolay bu niteliini almtr. Yoksa o, iyi olmaktan kar. Dolaysyla makam-mevki de harici bir iyidir. Asl iyi olan ruhani mutluluk

158 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

yolunda katk salarsa iyi, duyusal hazlar elde etme gibi eyler iin kullanlrsa ktdr. Bunun iin makam-mevki sevgisinin olumamasna dikkat etmek gerekmektedir. Gazali ve Fahrettin Razi bu konu zerinde ok durmulardr. Harici iyileri, nihai iyiye ulamak iin kullanabilen bir insan bu tr iyileri erdemleri kazanmak iin kullanyor demektir. Erdem konusunda greceimiz gibi, bir davrann erdemli bir davran olabilmesi iin o davrann her eyden nce bilerek, isteyerek ve tercih edilerek ortaya konmas gerekir. Bu ise, insann irade zgrlne sahip olmasn ahlk davrann vazgeilmez art yapmaktadr. Harici iyileri, nihai iyiye ulamak iin kullanabilen bir insan bu tr iyileri erdemleri kazanmak iin kullanyor demektir. Erdem konusunda greceimiz gibi, bir davrann erdemli bir davran olabilmesi iin o davrann her eyden nce bilerek, isteyerek ve tercih edilerek ortaya konmas gerekir. Bu ise, insann irade zgrlne sahip olmasn ahlk davrann vazgeilmez art yapmaktadr. slam filozoflarna gre Tanrnn honutluunu kazanmak mutluluk derecelerinin en ykseini ifade ettiinden (Elmall, 1982: 4/2824) niha iyi konumundadr. Birok slam filozofu, nihai iyi olan mutluluun elde edilmesinde harici iyilerin gerekli olduunu dnmekte ve nihai mutlulukta bu tr iyilere yer verir grnmektedir. (Elmall, 1982: 7/4704) Nefsan/uhrev mutluluk niha iyi, buna ulamay katk salayacak eyler de arasal iyi olduuna gre, Tanrnn buyruklarn yerine getirmek arasal iyi olmaktadr. slam dnrlerinden birisi olan Elmall, iyinin ortaya kmasn, insann yaratl amac (hikmeti) olarak grmekte (Elmall, 1982:C.5,XIV); dinin bir takm grev ve sorumluluklar yklemesini iradeye dayal iyilikler ortaya koyma amacna dayandrmaktadr. (Elmall,1982:C.4,VII) Bu durumda, hem insann yaratlnn hem de dinin buyruklarnn amac, gzel ahlkn (ahlk- hasene) dolaysyla Allahn rzasnn ortaya kmasdr. Zira gzel ahlkn ortaya kmas iyinin (hayr) alkanlk edinilmesine baldr. (Elmall, 1982: 7/4704) Nitekim ou slam dnr Kuranda deiik vurgularla iyiyi ifade etmek iin kullanlan hayr, salih, hasen, tayyib, nimet, ihsan ve felah gibi kavramlar ama ve ara olmas bakmndan iyi kapsamnda deerlendirmektedir. Hayr, genel olsun zel olsun, bakasna u anda ya da gelecekte yararl olan eydir. (Elmall, 1982: 1/85) Birr ise, ihsan, geni apl iyilik ve iyiliin(hayr) en by demektir. (Elmall, 1982: 2/1145) Hasen ve bundan tretilen kelimeler, isim anlam olarak gzel ve gzellik demek olup, insann nefsinde, bedeninde ve durumlarnda ulaldnda sevin duyaca nimeti ifade etmektedir. (Elmall, 1982: 2/726) hsan kelimesinin iki anlam vardr. Birincisi, bir eyi gzel yapmak, yaptn gzel yapmak demektir ve grevi en gzel ekilde yapmay ierir. kincisi, iyilik etmek demektir ve insanlara iyilik yapmay beraberinde getirir. (Elmall, 1982: 5/3118) Nimet ise, insann meru erevede zevk ald durumlardr. Felah, baka anlamlarnn yan sra, iyilikte devamllk, hayrda beka diye tanmlanmtr. (Elmall, 1982: 5/3427) Salih ve

y i | 159

salihat ise iyi davranlar, iyi ameller anlamnda kullanlmaktadr. (Elmall, 1982: 5/3165) yilii ifade etmek iin u ya da bu farkllkla kullanlan yukardaki szcklerin her birinin, iyilik kapsam itibariyle ama ve ara olmak zere ikiye ayrlabileceini yukarda belirtmitik. Bunlarn ama olmas, asl mutluluu ifade etmesi bakmndandr. rnek olarak nimet terimini inceleyecek olursak, slam ahlak dncesinde yukarda tanmn verdiimiz bu terim dnyaya ynelik (dnyevi) ve teki dnyaya ynelik (uhrevi) olmak zere ikiye ayrlmaktadr. Nimetlerden teki dnyaya (ahiret yaamna) ynelik olanlar asldr ve nihaidir. Dierleri ise bu hedefe gtrmesi bakmndan iyidir. Asl iyi olan ey, uhrevi nimet olarak belirtilen Tanrnn rzasna kavumaktr. Dier nimetler, buna ulamada katk salamas asndan arasal iyi konumundadr veyahut yle dnlmelidir. Ruh, akl, zek, anlay, fikir, vicdan, bedenin ve beden organlarnn shhatli olmas, karakterin gzel ahlkla, bilgiyle, stn yeteneklerle donatlmas, erdemlerin ztt olan eylerden ve arlklardan arndrlmas, makam-mevki ve mal-mlk kazanma, btn bunlarn hepsi arasal iyi kapsamnda bulunmakta ve Allahn rzasn kazanma noktasnda bir eit anahtar rol oynamaktadrlar. slam ahlak dncesinde nimetler bir baka adan daha iki ksma ayrlmaktadr. Birincisi, insann zgr bir birey olduunun farkna vard, sorumluluk yana gelene kadar onun dnyaya gelmesinden yetimesine kadar her aamada katks olan her ey birer nimettir. Bu ilk yetkinlik mertebesidir. Bundan sonra, kii fikri gc vastasyla sonsuz yetkinlik mertebelerine ynelebilir. Yetkinlie dayal bu ayrm, felasifenin ilk yetkinlik-ikinci (niha) yetkinlik ayrmna benzemektedir. (Farabi, 1987:39; Farabi, 1993:26-27) Ancak, buradaki ayrm daha ok din ykmllkler erevesinde ortaya konmaktadr. Bu ilk ayrma gre, kii, ilk yetkinlik dzeyinde ayn zamanda, bu nimetleri veren kaynaa kar borlu olduunu; buna bal baz grevleri olduunu anlayabilecek bir akl ve bilin nimetine de sahip olmu olur. Bu durum insana kulluk denilen ilk grevini yklemektedir. Dier btn grevlerden nce gelen bu grev, sadece grev olarak yaplmaldr. Bu grev, iyilikten (hayr) baka bir ey deildir. Bu iyilik, mutlak fayda ve kamu yarardr (amme menfaati). Demek ki, kulluk, gemi ilah nimetlere nazaran bir zirveyi (mnteha) ifade eder ve iyilik esasna dayanr. Bununla birlikte, bu, gelecek nimetleri elde etmeye bir sebep olduundan fayda (menfaat) fikrini ve insann egosunu okayabilir. Dolaysyla, insann iinde bulunduu duruma gelmesini salayan nimetleri ona verene kar kretmesi; Ona kar kran (minnet) duymas ve sevgi (muhabbet) beslemesi; iradesini Onun buyruklar dorultusunda kullanmas; verilen nimetleri verili amacna gre kullanmaya almas iyilik fikrine dayanr. Bu ilah iyilie (ihsan) kar ortaya konacak samimi kulluk, sadece geriye dnk bir kran deil, ayn zamanda gelecek btn faydalarn teminini salar. Bu durumda iyilik dncesiyle menfaatler de elde edilmi olur. (Bkz. Elmall, 1982: C. IV,VIII)

160 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

slam ahlak dnrlerinden Elmall, iyilik bakmndan nimet, grev ve fayda ile ilikilerini dikkate alarak insanlar gruba ayrmaktadr. Birinci grup, stteki paragrafta aklanan zellikleri tayan kimselerden olumaktadr. kinci grupta, bencil olan; mutlak iyilii kavrayacak dzeyde olmayan; grevini zgr iradesiyle deil de zorla yapan insanlar bulunur. Fayda (menfaat) fikri, bu insanlar grevlerini yapmaya yneltir. Bunlar faydalarna olan eyi kavradklarnda, kulluk vastasyla grevlerini yaparlar. Bu durumdaki insanlar da iyidir. nc grupta ise, kendi hakiki faydasn dahi kavrayamayan insanlar vardr. Bunlar her trl kt akbete mahkm olurlar. (Elmall, 1982: C. IV, VIII-IX) Bu grup insan modeli incelendiinde iyilik bakmndan en st derecede bulunanlar iyilii srf iyilik olduu iin yapanlardr. Bu, iyilii insani dzeyde herhangi bir karlk beklemeden yapmak anlamna gelir. Byle bir anlay, iyilii Tanr adna ve Onun rzas iin yapmak demektir. Ayrca, bu dzeydeki insanlar sadece imana sahip olan kiiler olarak teorik dzeyi deil; ayn zamanda bilgi ve imann gerei olan (infak etmek gibi) davranlar da ortaya koyarak pratik bilgeliin de gereklerini yerine getiren kiilerdir. Buna gre, nihai iyiyi elde etmek iin gerekli olan eylerden iman Allaha inanmay; bilgi, Allah ve buyruklarn tanmay, akli geliimi ve teorik erdemleri; davran, Tanrnn buyruklarn yerine getirmeyi ve pratik erdemleri, infak da cmertlik erdemini gerektirecektir. yilik snflamas bakmndan ikinci gruba dhil olan insanlar kulluk grevini sadece ileriye dnk fayda salamak iin yapanlardr. yle grnyor ki, bu kesimde iyilii srf iyilik olduu iin yapmay ifade eden bilinli bir inan sz konusu deildir. Zira bunlar zgr iradeleriyle deil, fayda temininin sevk ettii bir zorlamayla grevlerini yerine getirirler. Bu tr insanlarn sahip olduu ahlka tedbir ahlk diyebiliriz. Bununla birlikte, gelecee dnk nimet motivasyonuyla; ceza ya da dl dncesiyle bir takm davranlar ortaya koyma zamanla yerini bu duygu ve dnceleri kenara iten ahlk davranlar yapma yatknlna sebep olabilir. (Aydn, 1992:313-314; Aydn, 1991:210)nc gruba dhil olan insanlar niha iyiyi kavrayamam olanlardr. Bunlar ne imana ve bilgiye ne de erdemli ahlka sahiptirler. yinin anlam, eitleri ve iyi kapsamna giren dier kavramlar hakkndaki aklamalar ile iyi anlayna gre insanlarn snflandrlmasn bir btn olarak ele aldmzda slam ahlak dncesinin genel karakterinin znelci (sbjektif) mi, yoksa nesnelci (objektif) mi olduu sorusu akla gelebilir. Hemen unu sylemeliyiz ki, deer teorisi bakmndan salt znelciliin ve salt nesnelciliin bir takm glkleri bulunmakta (Stroll, 1956:47-48); bu yzden deer anlaynda hem nesnel hem de znel bir yann bulunduunu kabul etmek daha doru grnmektedir. (Arslan, 1994:89) Kkeni Pltona dayanan ve bir ey Tanr istedii iin mi iyidir, yoksa iyi olduu iin mi Tanr onu istemitir eklinde ifade edilen Euthyphro Dilemi (Plato, 1985: 6e-7a; 9e) diye mehur olmu tartmann slam dncesine yansm ekliyle salt znelcilii savunanlar olduu gibi salt nesnelcilii savunanlar da olmutur. rnein Eari ve onun gibi dnenler salt znelcilii savunmu; iyiyi Tanrnn iradesi ve buyruklaryla

y i | 161

zdeletirmilerdir. Bunu da, tersini savunmann Tanrnn kudretini snrlamak anlamna geldii dncesine dayandrmlardr. ( Bkz. Eari, 1948:57; Eari, 1953:3839;Uluda, 1991:200-222; arc, 1989:142-143)Bu anlaya teistik sbjektivizm denmektedir. te yandan, Mutezile ekolne bal dnrler salt nesnelcilii savunmular; iyi ve kty nesnelerin doasnn zellii olarak grmlerdir. nsann dinden bamsz olarak iyiyi bilebileceini savunan bu anlay teistik objektivizmi ifade etmektedir. (Fakhry, 1991:31-40) slam ahlak dncesinde dnrlerin iyi hakkndaki arlkl grleri, onlarn Tanrnn sfatlar ile insan zgrl arasndaki iliki hakkndaki kanaatleri erevesinde ekillenmitir. Ancak, imdilik u kadarn syleyebiliriz ki, slam ahlak dncesinde genel kabul gren deer anlay bu iki gruptan hi birine tam olarak dhil edilemez. slam ahlak dncesinin genel karakteri her tr deer gibi, iyinin de Tanr tarafndan yaratldn reddetmez ve bu bakmdan teistik sbjektivizme yakndr. Bununla birlikte, iyi gibi deerlerin sadece Tanr buyruuyla belirlendii grn de tanzim etmek istemektedir. Zira iyinin yalnzca Tanr buyruuyla belirlendiini dnmek Tanrnn iradesinin yalnzca ilahi emir ve yasaklar eklinde ortaya ktn dnmek ve Tanrnn iradesini dar manada anlamak olur. (Aydn, 1991:173-174) Bundan dolay, bu gelenek iindeki dnrlerin ou arlkla insann dinden bamsz bir ekilde de iyi gibi deerleri tanyabileceini dnmlerdir. te yandan, slam ahlak dncesinde geerli olan genel kanaat, insann, btn fiillerini (dolaysyla deerlerini) yaratt grn savunan; tanrsal iradeyi insan davranna balayan Mutezile ekol erevesinde de deerlendirilemez. Bu konuyla ilgili detayl bilgilerin rade zgrl nitesinde verildiini vererek buray ksaca geiyoruz. Niha iyi mutluluk olarak grldnden slam ahlak dncesinde birok dnrn ahlk anlay teleolojik (gayeci) bir ahlk anlaydr. Bu, ahlkta belli bir gaye hedeflemeyi; belli bir sonu almay ifade etmektedir. Acaba bu durum onlarn ahlk anlayn sonuu bir teori olarak grmemizi salar m? yinin ahlk bir davrann sonucunda yattn savunan (Hedonizm, Epikryanizm ve Utilitaryanizm gibi) sonuu teorilerde niha ama haz elde etmektir. (MacIntyre, 2001:265; Stroll, 11956:22) Bu durumda ebed mutluluu niha ama gren slam ahlak dncesini sonuu bir teori olarak nitelendirmemiz tam olarak mmkn grnmemektedir. Ayrca sonuu teoriler niyete nem vermezler. Oysa slam ahlak dncesi ahlk davrann ortaya kmasnda niyetin ve iradenin nemini yadsmaz. Buna gre insan, iradesine ve tercihine gre davran ortaya koyar. Bu durumda bir eylemin ortaya kmasnda iradenin nemli bir rol vardr. Ayrca, slam ahlak dncesinde, davranlar iyi niyetle yapmak asldr; nitekim iyi niyet insann yapp-etmelerini ibadet konumuna ykseltmektedir. yi niyet ve iradeye nem vermesine ramen slam ahlak dncesinin genel kanaatini son zmlemede niyeti bir ahlk teorisi olarak da deerlendiremeyiz. yi davrann sadece niyetinde yattn savunan niyeti teoriler, ad zerinde yalnzca niyete nem verdikleri iin, davrann sonucunu hesaba katmamlardr. (Ewing, 1960:51; Stroll, 1956:45; Billington, 1997:175-176) Oysa ahlkta teleoloji belli

162 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

sonular hedefleyen bir gayenin var olduu anlamna gelir. Yine, slam ahlak dncesi genel balamda iyinin davrann sonucunda deil de dev duygusunda yattn savunan devci ahlk anlayyla da rtmez. Zira bu ahlk teorisinde eylemin kayna salt dev duygusudur. (Kant, 1988:7, Ewing, 1960:51, Magee, 2000:190) slam ahlak dncesi, hatrlanaca gibi, her ne kadar devci ahlk teorisinin grev anlayna yakn grler ortaya koymu olsa da, Tanrnn buyruklarn deer kayna olarak grmekle bu teoriden karakteristik olarak ayrlmaktadr. slam ahlak dncesinde ahlak genel anlamda psikolojiye dayandrlm olsa da, ahlkta temel deeri ifade eden iyinin psikolojik bir ifadeye indirgenmesini kabul edilmezdir. Zira byle bir indirgeme ahlk yarglarn psikolojik bir iddiada bulunmann klk deitirmi bir ekli olduu; iyinin insann sadece duygularnn bir ifadesi olduu anlamna gelir. (MacIntyre, 2001:XV; Ewing, 1960:115) slam ahlak dncesinin genel karakteri , iyiyi arzularmzn bir ifadesi olarak grmez. Bunun en ak kant bir iyiliin srf iyilik olduu iin srf Tanr buyurduu iin- yaplmas gerektii dncesidir. Daha ak bir ifadeyle, bu anlay, ou zaman arzularmzn aksine davranmay gerektirebilir. Bu durumda slam ahlak dncesi genel anlamda, naturalist ve emotivist teoriler kapsamnda da deerlendiremeyiz.

zet ve Deerlendirme
yi, etik ve ahlk alannn temel deerini ifade etmektedir. Nasl ki epistemolijide doru ve yanltan, sanatta gzel ve irkinden, dinde haram ve helaladen, gnah ve sevaptan sz ediyorsak etikte de iyi ve ktden sz ederiz. Dolaysyla etikteki normatif yaklamlarda grld gibi hayatn nihai gayesi ama deeri, nasl yaamal sorusu da arasal deerleri ifade eder. Ahlktaki nihai gaye ayn zamanda benimsenilen ahlk anlayn da belirlemi olur. Etikteki nihai deer ya da ama etikte deer teorisine kaynaklk eder. Arasal iyiler kapsamnda olan nasl yaamal sorusunun cevab da ykmllk teorisini belirler. yi, eittir: Nefsani (ruhani) iyiler. Bunlar drt ana erdem ve onlarla ulalan mutluluktur. Bedensel iyiler, organlarn salkl olmas, shhat ve gzellik gibi eylerden oluur. Harici iyiler ise, mal-mlk, makam-mevki ve cinsel iliki gibi eylerdir. Mutluluk asnda bedensel ve harici iyiler gereklidir. Ancak onlar ne amatrlar ne de tamamyla dlanmalar gerekir. Ama olan, ana erdemlerle ulalan mutluluktur. Bedensel ve harici iyilerin ama edinilmesi ya da duyusal hazlar amac yolunda kullanlmas mutluluu deil mutsuzluu (ekaveti) beraberinde getirir.

Sorular
1.Etik alann temel deeri olarak karlk bulan iyi ile ilgili aada verilen bilgilerden hangisi yanltr? a. Pek ok kategoride dile getirilen iyi, kendi bana iyi ve baka bir eyden dolay iyi olmak zere iki eittir.

y i | 163

b. Nefsan/ruhani mutluluk hakiki mutluluu bir baka deyile bakas iin deil de kendisi iin istenen srekli ve kalc mutluluu ifade etmektedir. c.Bedensel ve harici iyilikler amasal iyiler olarak karlk bulmaktadr. d. slam filozoflarna gre Tanrnn honutluunu kazanmak mutluluk derecelerinin en ykseini ifade ettiinden niha iyi konumundadr. e.yi ahlak alannn temel deeridir. 2.Aadakilerden hangisi iyi eitleri ierisinde saylmamaktadr? a.Nefsani iyilikler b.Bedensel iyilikler c.Ruhani iyilikler d.Faziletler e.Harici iyilikler 3.yi kavramyla ilgili aada verilen bilgilerden hangisi en dorudur? a.Makam ve mevki arasal iyilerdendir. b.Servet amasal iyilerdendir. c.Allah rzasn kazanmak arasal iyilerdendir. d. slam ahlak dncesi genel balamda iyinin davrann sonucunda deil de dev duygusunda yattn savunan devci ahlk anlayyla birebir rtr. e. slam ahlak dncesi genel balamda iyinin davrann sonucunda yattn savunan sonuu ahlk anlayyla birebir rtmektedir.

Cevaplar
1.c, 2.d, 3.a

Kaynaklar
Aristotle, (1994). Nicomachean Ethics, Trans. H. Rackham, Harvard Univ. Press, Cambridge, London. Arslan, Ahmet, (1994). Felsefeye Giri, Vadi Yay., Ankara. Aydn, Mehmet, Islamic Ethics, (iinde Encyclopedia of Ethics, Edit. by. Lawrence C. Becker, Garland Publishing, New York & London 1992) Aydn, Mehmet, (1972). The Term Saada in the Selected Works of Al-Farabi and AlGhazali, Baslmam Doktora Tezi, Edinburgh Univ. Aydn, Mehmet, (1991). Tanr-Ahlak likisi, Trkiye Diyanet Vakf Yay., Ankara. Aydn, Mehmet, (1992). Din Felsefesi, Seluk Yay. nc Bask, Istanbul. Billington, Ray, (1997). Felsefeyi Yaamak, Ahlk Dncesine Giri, ev. Abdullah Ylmaz, Ayrnt Yay., Istanbul.

164 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

arc, Mustafa, (1989). slam Dncesinde Ahlak, Marmara niv. lahiyat Fak. Yay., Istanbul. Elmall, M. Hamdi Yazr, (1982). Hak Dni Kuran Dili, Eser Neriyat, C. I-X, Istanbul. Ear, Ebul-Hasan Ali b. smail, (1948). Kitbul-bne, Matbaat Cemyyeti DiretilMarifil-OSmn, II. Bask, Haydarabad 1948. Ear, Ebul-Hasan Ali b. smail, (1953). Kitbul-Luma fir-red al ehliz-zey velbida, Neir, Richard J. McCarthy, Beyrut 1953. Ewing, A. C., (1960). Ethics, The English Universities Press Ltd., London. Fakhry, Macid, (1991). Ethical Theories in Islam, Leiden, New York Farabi, (1980). Es-Siyasetul-Medeniyye veya Mebadiul-Mevcdt, ev. Mehmet Aydn, A. ener, M. R. Ayas, Kltr Bakanl Yay., Istanbul. Farabi, (1987). Fusull-Medeni, (Siyaset Felsefesine Dair Grleri), ev. Hanifi zcan, Dokuz Eyll niv. Yay. zmir. Farabi, (1990). El-Medinetl-Fzla, (Mabad Ar Ahl Al-Madna Al-Fadla) deal Devletin Yurttalarnn Grlerinin lkeleri, ev. Ahmet Arslan, Kltr Bakanl Yay., Ankara. Farabi, (1993). Mutluluk Yoluna Yneltme (Tenbih Ala Sebilis-Saade), ev. Hanifi zcan, zmir. Farabi, (1999). Mutluluun Kazanlmas, ev. Ahmet Arslan, Vadi Yay., Ankara. Gazali, Ebu Hamid, (1985). hyau Ulumid-Din, ev. Ahmed Serdarolu, Bedir Yay., C. I-IV, stanbul. Kant, Immanuel, (1988). Grounding for the Metaphysics of Morals, Translated by James W. Elington, Hackett Publishing Company, Indianapolis, Cambridge. MacIntyre, Alasdair, (2001). Erdem Peinde, ev. Muttalip zcan, Ayrnt Yay.,stanbul. Magee, Bryan, (2000). Byk Filozoflar, Pltondan Wittgensteina Bat Felsefesi, ev. Ahmet Cevizci, Paradigma, stanbul. Miskeveyh, (1985). Tehzibul-Ahlak, Darul-Ktbil-lmiye, Beyrut. Plato, (1985). The Collected Dialogues of Plato, Edit. Edith Hamilton and Huntington Cairns, Princeton Univ. Pres, Onikinci Bask, Princeton, New Jersey. Razi, Fahreddin, Muhammed b. mer, (1307). Mefatihul-Gayb, (radul- Aklis-Selim ile beraber), irket-i Sahaviyye-i Osmaniyye, Istanbul. Stroll, Avrum; Popkin, R., (1956). Philosophy Made Simple, Doubleday & Company, Inc., Garden City, New York. Taftazn, Saduddin Mesud b. mer, (1991). Kelam lmi ve slam Akidi erhulAkid, Haz. Sleyman Uluda, Dergah Yaynlar, Istanbul. Tus, Nasr ad-Dn, (1964). The Nasirean Ethics, Translated By. G.M.Wickens, George Allen & Unwin Ltd., London.

NTE 9 DEER
Do. Dr. MEHMET TRKER Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, Deer kavramnn anlamn, znelci deer yaklamlarnn genel zelliklerini, znelci deer yaklamlarna lehte ve aleyhte getirilen delilleri, Nesnelci deer yaklamlarnn genel zelliklerini, Nesnelci deer yaklamlarna lehte ve aleyhte getirilen delilleri, Sofistlerim deerlere yaklamlarn, Sokrates, Plton ve Aristotelesin deer yaklamlar ile hangi ynlerden sofistlerin deer yaklamlarndan ayrldklarn, Ortaada sergilenen deer yaklamlarn, David Hume ve John Lockeun deer yaklamlar ile gerekeleriyle birbirlerinden ayrldklar noktalar, Baden okulunun deer felsefesinin genel hatlar ile deer kavramna yaklamlarn, Schelerin deer anlayn, Hartmannn Schelerden ayrlan yn ile ortaya koyduu deer anlayn, Erdem ve deer ilikisini, Deeri kurmaya ynelik rnekleri,

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
Giri 1.znelci Deer Yaklamlar 2.Nesnelci Deer Yaklamlar 3.Antik ada Deere Yaklamlar a. Sofistlerde Deer Relativizmi b.Sokrates, Plton ve Aristotelesin Nesnelci Deer Yaklamlar 4.Ortaada Deerlere Yaklamlar 5.Yeniada Deerler Yaklamlar a. David Hume ile Aydnlanmada Deerler Sorunu b.John Locke ile Aydnlanmada Deerler Sorunu 6.Aydnlanmadan Deer Felsefesine Bir Yolculuk a. Yeni Kant Baden Okulu ve Deerlere Yaklam

166 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

b.Scheler ve Hartmannn Deerlere Yaklam 6.Deer ve Erdem likisi

7.Deerin Hayata Yanstlmas


8.Deer Kurmaya Ynelik rnekler

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Deer Varlk Aksiyoloji Ahlak Erdem znel Nesnel Deer relativizmi David Hume John Locke Baden okulu Scheler Hartmann

D e e r | 167

Giri: Felsefe tarihinde deer problemi ounlukla znelci ve nesnelci olmak zere iki pencereden grlmtr. Felsefenin varlk, bilgi ve deer zerinde sistemli, rasyonel, tutarl ve mullu olarak durduunu gz nne alacak olursak, bu sa ayandan birisi olan deer kavramnn ehemmiyeti daha net bir ekilde ortaya kacaktr. Kiinin, isteyen, gereksinme duyan, erek koyan bir varlk olarak, nesne ile balantsnda beliren ey (Akarsu, 1998:49) olarak tanmlanan deer ayrca bu sa ayann her birisi iin de geerlidir. Yaplan deerler snflamasndan karmza epistemolojik deerler olarak doru ve yanl; estetik deerler olarak gzel ve irkin; ahlaki ve dini olmak zere ikiye ayrlan ontik deerler olarak iyi ve kt, sevap ve gnah deerleri kmaktadr. imdi bizler bu snflamada ou zaman dini deerlerle birbirleri iinde deerlendirilse de ahlaki deerler olarak iyi ve kt kavramlarnn ncelikle felsefe tarihinde geirdikleri serencama dikkat ekmek istiyoruz. Yukarda deer kavramna felsefe tarihinde ounlukla znelci ve nesnelci pencerelerinden bakldna deinmitik. Bundan neyin anlalmas gerektiine ilikin grlerimizden sonra ahlaki deerlerin felsefe tarihi ierisindeki macerasna geebiliriz. 1.znelci Deer Yaklamlar: Bir kuram etik dilini nasl zmlediine bal olarak ya znelci ya da nesnelci diye tasnif edilmektedir. Bir kuramn znelci olmasn salayan iki temel nitelik ortaya atlmtr. ayet kuram yalan sylemek yanltr gibi sradan etik yarglarn ne doru ne de yanl olduunu savunuyorsa zneldir. ayet kuram etik yarglarn doru ya da yanl olduunun kiinin psikolojisiyle daima ilgili olduunu savunursa yine zneldir.

Buna gre bu iyidir gibi ahlaki yarg znelci kurama gre bunu arzu ediyorum eklinde zmlenebilecei ifade edilmitir. Ahlak dili kiinin arzu, eilim ve duygulardan sz etmek iin kullanlan szcklerin bir baka trn kullanmaktadr. Ahlaki znelcilik bir baka adan iinden klmas neredeyse imknsz olan deer relativizmini meydana getirmektedir. Nitekim znelci deer anlaynda deerlerin zneden bamsz varlklar ve kendilikleri bulunmamakta, deerler znenin teorik deil sadece pratik ynelimlerinin rnleri olmaktadrlar. (zlem, 2010:172) znelcilik ve nesnelcilie ilikin snflandrma ahlak yarglarnn bir eit statsn de belirtmektedir. Buna gre bu stat sadece znel olarak konulursa bir davrann ahlaki ya da gayri ahlaki olup olmadyla ilgili herhangi bir karara varmak olas gzkmez. Buna gre yalan sylemek yanltr yargs bu yarg bana yle grnd iin yani bir ekilde ben yalan sylemekten holanmadm iin yledir. Yalan sylemek dorudur yargsna ise yalan sylemekten holandm iin ulaabiliyorum. Bu erevede ahlaki yarglar iin herhangi bir ekilde doruluk ya da yanllk sz konusu olamayacak ancak

168 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

holanma, hissetme, beenme durumlar sz konusu durumlarda bir tr lt grevini grecektir. Burada ksaca znelciliin neliine dair bilgileri verdikten sonra znelci deer yaklamlarn lehine kullanlan kantlara geelim. znelcilii destekleyen en temel ilk kant Alg Kant olarak karlk bulmutur. Bu kant kendini yle ortaya koymutur. inde bilinli varlklarn olmad bir dnya tasavvur edildiinde burada her nesne cansz olacaktr. Bylesi bir dnyada nesnelerin iyi ya da kt olmasnn bir anlam olup olmad sorulduu zaman ise znelcilii savunan kii, bu tr olularn iyi ya da kt olarak vasflandrmann bir anlam olamayacan, iyilik ve ktln ancak bilinli varlklarn etkilemesi veyahut etkilenmesi dhilinde bir anlamnn olacan ifade edecektir. yilik ya da ktlk o vakit znelcilerin zihninde bilinli varlklarn duygular, tutumlar ve arzularna bal grnmektedir. znelciliin lehindeki ikinci kant, Egoist Kantdr. Bu kant zellikle Faydaclara kar da kullanlmaktadr. ok sayda insann mutlu olmas beni mutsuz edecekse bu eylemi neden ortaya koyaym eklindeki itiraz bu kantn zn oluturmaktadr. Buna gre bir eylem birok kiinin refahna yol ap kiininkine yol amyorsa o kiinin bu davran yapmas konusunda isteinin temeli ok zayf duracaktr. Bunlar znelcilik lehine verilen kantlardr, bunlara znelcilie kar getirilen baz kantlarla kar klmtr. znelciliin aleyhindeki kantlara baktmzda znelciliin karlat ilk glk, ahlaki anlamazln zmszle mahkum edilmesidir. Eer bu kuram doru olarak kabul edilirse masum bir cana kasteden zalim kiinin kt olduunu ve kt bir eylem ortaya koyduunu sylemek zor olacaktr. Nitekim bu zalim kii, davrann, onu onaylad ve ondan holand iin sergilemitir. znelcilikteki ikinci glk ise, znelcilerin, saduyulu insanlarn aa yukar ayn anlamda kullandklar ve aralarnda iletiim kuracak ekilde zneler st bir konumda olan iyi, kt, doru ve yanl kavramlarnn temeliyle oynamalar ve kavramlar ortak bir dili imknsz hale getirir ekilde gevetmeleri olmutur. Nitekim znelciler bu iyidiri, bu, aya gre iyidir, nk a ondan holanmaktadr eklinde holanma, sevme, beenme vb. durumlara indirgemilerdir. znelcilie yaplan nc itiraz ise herhangi bir eye dair iyi ya da kt hkmn verirlerken hatalar yapt gzlenen insanlarn durumlarn aklayamamalarna ilikindir. Buna gre ayet znelcilik doru olarak kabul edilirse, bir kiinin ahlaki yarglarda bu erevede nasl hata yaptn anlamak olduka zor grnecektir. znelcilikle ilgili drdnc glk ise, grev ve ykmllk gibi kavramlara ahlaki anlamda znelcilik ierisinde salkl bir tanmlama getirilemeyiine ilikindir. Buna gre normalde grevi yapma fikri belli bir zaman iinde kiinin eilimlerine kar davranmas anlamna gelecektir. Mesela kii alkol almaktan holansa bile grevinin ondan ayk olmasn gerektirdii iin alkolden uzak durmak onun holandklar eylerden ayr bir ekilde yaplmas gereken devi olmaktadr. Ancak bu znelci bir izgide gerei gibi anlalr olamamaktadr.

D e e r | 169

2.Nesnelci Deer Yaklamlar: Deerlerin znelerden bamsz bir gerekliklerinin olduundan hareket eden akmlar nesnelci olarak isimlendirilmileridir. te nesnelci deer anlaylarndan birisi de kukusuz Pltoncu etiktir. Buna gre ahlaki yarglar 2*2=4 eder gibi kesinlikle ayn anlamda doru ya da yanltr. Bu iyidir yargs kiinin psikolojisinden bamsz olarak nesnel bir iyiye referans ettii iin byledir. znel deer anlaylarna nesnelciler ok sert ekilde kar kmlardr. Onlara gre znelcilerin iddiasnn doru olmas durumunda ahlaki kaos ortam doacaktr. Ahlakilik keyfilie dnecek, sadece arzu ve nefret davranlarn lt haline gelecektir. Yani birisini ldrmek houmuza giderse iyi, gitmezse kt olarak deerlendirilecektir. Bu durumun kabul edilmesi durumunda karmza iledii kabahatlerden tr cezalandrlmayan kiilerin meydana getirdii ahlaki aresizlik ve sosyal kaos ortam kacaktr. imdi znelcilik bahsinde yaptmz gibi bu blmde de nesnelcilik lehine gelitirilen kantlara yer verelim. Nesnelciliin lehindeki temel kant udur: Ahlaki tartmalarda nesnelcilik saduyulu insanlarn grlerine znelcilikten daha yakn gelmektedir. Nesnelciler ahlaki konularla ilgili bir anlamazlkla olgusal olanlarla ilgili bir anlamazlk arasnda aslnda bir fark olmadna inanmaktadrlar. Buna gre yalan sylemek doru deildir denilse de denilmese de bu byledir. Yalan sylemek dorudur diyen zorunlu olarak haksz, yalan sylemek doru deildir diyen ise zorunlu olarak hakl olacaktr. kinci olarak nesnelcilik insanlara znelcilikten daha tutarl olarak grev ve ykmlln doasn aklama imknn vermektedir. Saduyulu, akli melekeleri yerinde olan insanlar, kiilerin hayatlarnda isteyip istemediklerine bakmakszn yerine getirmek zorunda olduu baz grevleri olduunu ve bu grevleri her zaman yapmalar gerektiini kolaylkla kabul edeceklerdir. Ayn zmn, sistemlerinin zne aykr olmas gerekesiyle znelciler tarafndan bu ekilde nerilemediine deinmitik. Nesnelciliin aleyhindeki kantlara baktmzda ise unlar grebilmekteyiz. Nesnelciler bilimsel bir varsaym kantlama yntemi ile ahlaki olan arasnda gerek bir fark olmadn iddia etmilerdir. Ancak nesnelcilie itiraz edenler bunun byle olmadn savunmulardr. Buna gre bilimsel iddiay daha kolay ispatlanabilir klan ey, bilimsel bir iddiann etrafndaki gzlemci insanlarn deneysel gzlemlerle ortak bir dil oluturma imknlar ve bu kiilerin kantlar inceledikten sonra ortaya konan en doru grnen iddiay kabule ok daha kolay ynelmeleridir. Ahlaki bir meselede ise genellikle ortaya atlan iddiaya dair ayn anda kolaylkla destekleyici ve rtc kantlar getirilebilmektedir. Ahlaki meselelerin zn, bilimsel bir meselenin z gibi aka ortaya koymak zor grnmektedir. Nitekim burada n plana kartlmak istenen husus, olann tespiti ile asl olmas gerekenin tespitinin ayn kolaylkla yaplamayacana ilikindir.

170 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

znelcik ve nesnelcilie dair ksa bilgileri paylatktan sonra bunlarn felsefe tarihinde nasl savunulduklarn ortaya koyabiliriz. 3.Antik ada Deere Yaklamlar: a. Sofistlerde Deer Sbjektivizmi: Sofistler nl sofist Pratogarasn nl insan her eyin lsdr savna ynelik gsterdikleri byk tevecchle insan her eyin merkezine yerletirmi ve felsefe tarihinde deerler relativizminin en byk temsilcileri olmulardr. Sofistlerin anlaynda, insan diye bir varln bulunduu ve bunun ortak deerlerinin var olduu kastedilmez. Bilakis deerlerin her fert asndan farkl olduu vurgulanr. Sana, bana, dierine gre deerler deiiklik gsterir. Pratogarasn nermesine dikkatli bir bak, onun ve bu gr genel kabul gren sofistlerin deerleri znenin eylere ait nitelemeleri olarak grdklerini gstermektedir. Felsefe tarihinin byk deer sbjektivistleri olarak grnen sofistler doal olan ile sonradan insan eliyle konulan arasnda bir ayrma gitmiler, adalet, eitlik, iyi, kt vs. deerleri ikinci snfa dhil etmilerdir. Buna gre deerler doal eyler snfna dhil olmayp, insan eliyle konulanlar snfna ait olduu iin zamana, mekna baldr ve herkes iin geerli deillerdir. (zlem, 2010:174) Deerler konusunda sadece zne ayan n plana karan sofistler anlaylaryla deer sbjektivizminin en byk temsilcileri arasnda zikredilmilerdir. b.Sokrates, Plton ve Aristotelesin Objektif Deer Yaklamlar: Sokrates, Plton ve Aristoteles adlar yukarda ifade bulan relativist, duyumcu ve tikelci sofist yaklam karsnda nesnel, rasyonalist ve tmelci bir felsefe yaklamnn en nemli temsilcileri arasnda zikredilmektedir. (zlem, 2010:174) Sokratese gre tmelin bilgisi hem dorunun hem de iyinin kayna olarak grlmtr. Ona gre bilgi hem epistemik dorular hem de iyiyi ortaya karmaktadr. Bu balamda Sokrates bilgisel doruluu ahlaksal dorulukla zde klm olmaktadr, zira bilgisel doruluk ile ahlaksal doruluun iaret ettii ayn varlk olmaktadr. Matluba ulalan yol farkl gzkse de Sokrates bu yollar birbiriyle zdeletirmi olmaktadr. Sokratesi ve aada yer verdiimiz Plton ile Aristotelesi nesnelci deerler grnde birletiren nerme ise Parmenidese ait olan Varlk deerle domutur (zlem, 2010:175) nermesi olmutur. Plton hocas Sokratesin grlerinde doru ve iyiden mrekkep olan deerler birliine, estetik deer olan gzeli de eklemi ve oda deerlerin nesnelliini savunmutur. Pltonla daha da belirginleen rasyonalist izgi her zaman olan ile olmas gerekeni, olguyla deeri birlikte zikretmi ve bunlar birbirinden ayrmamtr. (zlem, 2010:175) Pltonun ortaya koymu olduu varlk hiyerarisi ayn zamanda ierisinde deerler hiyerarisini de tamaktadr. Buna gre varlk hiyerarisinin en stnde yer alan varlk olarak Tanr ayn anlamda salt yi ve Gzel olarak dnlmtr. Ondan sonra gelen tinsel ve ruhsal varlklar ondan pay almak kouluyla Tanrdan daha az kmil ve o nispetle iyi ve gzel, madde ise varlk hiyerarisinin en altnda olmas hasebiyle

D e e r | 171

kt ve irkin olarak dnlmtr. (zlem, 2010:175) Plton burada varlkta deerleri ikinletirmi, onlara nesnel ve evrensel bir pay bimitir. Plton bu grleriyle felsefe tarihinde deer mutlaklnn (value absolutism) en byk temsilcisi olarak kabul edilmitir. Aristoteles deerler konusunda hocas Pltonu nesnelcilik anlamnda devam ettirse de deerler erevesini teolojik olmaktan teleolojik olmaya kaydrmtr. Aristoteles doada var olan teleolojik dzenden hareket ederek her bir uyumun bir deer sunduunu dnr. Aristoteleste doada var olan dzene gre ahlakta da en yksek iyiye ulamak bir ama olarak grlmtr. te Aristoteles bu en yksek iyiyi mutluluk-eudomonia- ile zdelemitir. (zlem, 2010:176) Ancak burada dikkatlerden karlmamas gereken nokta mutluluun gelip geici olan hazdan ayr bir kategoride deerlendirilmesi gereidir. Aristoteles ahlak felsefesinde insan bu mutlak amaca gtrmesi gereken erdemler zerinde durmaktadr ki buras bu blmn konusu deildir. Ancak unu ekleyelim ki Aristotelesin erdemler retisi bize onun mutlak olmayp ancak deerler konusunda ksmen nesnel ve relativist olduunu gstermektedir. Aristotelesin erdemler ile ilgili deerlendirmelerine Erdem nitesinde yer verilmitir. 4.Ortaada Deerlere Yaklamlar: Ortaada Hristiyan ve slam ahlak felsefelerini deerler konusunda byk lde Antik Yunan felsefesinin etkiledii bir gerektir. Her iki felsefe de deerler konusunda nesnelci bir tutum taknm ve varlk ile deeri birbirinden ayrmamlardr. Buna gre izilen varlk hiyerarileri bizlere Pltonu hatrlatm ve varlk hiyerarisi en stten en alta doru ayn zamanda deerler hiyerarisini de gstermitir. (zlem:2010:176) Gerek slam ve gerekse de Hristiyan ahlak felsefelerinde deer, varln yadsnamaz bir nitelii olduu iin deerlerin stats her zaman ontik olmutur. izilen dini resimde en stte Tanr, onun altnda melekler, onun altnda ruh ve en altta da madde resmedilmi olup, aksiyoloji her zaman ontolojiye dayandrlmtr. Yani bir eyin iyilik ve doruluu dayandrlan Tanrya izafeten kabul edilmitir. Burada slam ve Hristiyan ahlak felsefelerine ilikin ok genel bir ereve belirtilmi, bu erevenin ierii ayrntlandrlmamtr. Nitekim slam ahlak felsefesinde deerler tanm, onlara nesnel yaklam ile Hristiyan ahlak felsefesinde deerler tanm ile onlara nesnel yaklamlar birbirlerine paralel gzkse de aralarnda mahiyet farkllklar olduu gzlerden uzak tutulmamaldr. 5.Yeniada Deerler Yaklamlar: a. David Hume ile Aydnlanmada Deerler Sorunu: Aydnlanma izgilerinden birisi belki de en arlkl olan ncelikle lka felsefesinin varlk ve deer birlikteliini reddetmesidir. Bu reddedi dnemin genel karakteri olmasa da ayn zamanda olgu ve deer probleminin de habercisi olmutur. Aydnlanma genel olarak olguya deer yklemeyi, bilgiye inan bulatrmay ve evreni Tanrya balamay kabul etmeyen bir yaklam sergilemitir. (zlem, 2010:177)

172 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Buna gre deer diye bir ey kabul edilmitir ancak o varln bir niteliinden te nesnelere veya eylere insann atfettii, ykledii ve bunun dnda gereklii olmayan znel bir niteleme olarak kabul grmtr. (zlem, 2010:177) te bu anlamda Aydnlanma dnemi en nemli filozoflarndan birisi olan David Humeun deerler hakkndaki grlerine ksaca deinmek yerinde olabilir. Hume deerlerin kaynan baz psiik duygu ve duygulanmlarda bulmaktadr. Buna gre kiinin eylemlerini sadece eilim, duygu, haz ve ac gibi deiik psiik faktrler ynlendirmekte, bu eylemleri deerli ya da deersiz klan psiik ynden olumlanmalar ya da yadsnmalar olmaktadr. Buna gre iyi ve kt, haz ve ac duygulanmlarnn klk deitimi ekilleri olarak karmza kmaktadrlar. Buna gre etik deerlerin varl darda deil, insann kendi psiik yapsnda aranmaldr. Hume bu erevede deerlerin znel ve deiken olup, bilimsel etkinliklere kartrlmamas gerektiini ileri srer. (zlem, 2010:178) b.John Locke ile Aydnlanmada Deerler Sorunu: Aydnlanmann en kabul grm izgisinin varlk ve deeri ayrarak deerin ontik ve nesnel yapsn dncenin dna itmeye altna yukarda deinmitik. Ne var ki bu izgi Aydnlanmann toptan klli yapsn oluturmamaktadr. Aydnlanma filozoflarndan birisi olan Lockea gre ahlaki dnceler, en son noktada grglenime yani duyum ya da derin-dnmeye dayandrlmaktadr. Burada Lockeun ahlak anlayn onun epistemoloji gryle yakn balantlar olduunu ve epistemolojisini anlamadan onun ahlaka dair grlerini net bir ekilde anlamann zor olduunu ifade edelim. Lockeun ileri srd gibi ahlaki dncelerin grglenim kkenli olmas, onlarn kesinliini ya da insanlarca benimsenmesinde bir sorun oluturmamaktadr. Bir baka deyile ahlakn kkeni ile onun geerlilii birbirinden ayr konulardr. Szgelimi yalan sylememek, ahlaki adan bir iyiliktir. Ancak eer bir toplumda ou insan yalan sylemeyi semise, bu grgye dayanarak yalan sylemenin o toplumca iyi grlyor anlamna gelmez. Bir baka deyile doru sylemek ile iyilik, yalan sylemek ile ktlk arasndaki kavramsal iliki Lockea gre geerliliini korumakta ancak insan bu deerin kefini derin dnceyle ilenmi grglenim ile yapm olmaktadr. Bylece Locke, aklc bir ahlak idealinden sz etmi olmaktadr. Nitekim o, ahlakn tpk matematik gibi kantlara dayanmas gerektiini belirtir. Kendiliinden ak ilkeler ve matematikteki gibi zorunlu sonular karmalarla, hakl ile hakszn tarafsz ve nesnel ltlerle belirlenebilecei bir ahlak biliminin kurulmasn dnmektedir. Bunun iin de filozofumuz, Tanr ile insan arasndaki ilikinin incelenmesiyle ak ahlaki ilkelere ulalabileceini ve bu genel ilkelerden de daha zel ahlaki ilkelerin karabileceini mmkn grmektedir. Lockea gre bu karm, ne lde akl tarafndan gerekletirilirse, o denli Tanrnn yasalar olarak grlebilecektir. Lockea gre tanrsal yasa, Tanrnn insan eylemlere ynlendirdii yasadr. Bu yasa, ister aklla isterse Tanrnn sesleriyle bildirilmi olsun, insani eylemleri ynetir. Tanrsal yasa ile uygunluk iinde gnll davranlarmz, ahlaki bakmdan iyi;

D e e r | 173

onunla uygunsuzluk iinde gnll davranlarmz ise ahlaki bakmdan ktl oluturmaktadr. Tanr, insanlarn kendilerini ynetmeleri iin kurallar koymutur ve bizler onun yaratm olduu varlklar olduumuz iin Onun byle davranmaya da hakk vardr. Bireylerin eylemlerindeki iyilik ve bilgelik Tanrnn iyi ve bilge olmasndan kaynakldr. Dier yaam adna konuulacak olursa dl ya da ceza Tanrnn elindedir. O, ahlaki drstln temeli ve kaynadr. 6.Aydnlanmadan Deer Felsefesine Bir Yolculuk: a. Yeni Kant Baden Okulu ve Deerlere Yaklam: Aydnlanmann ampirist rasyonalist ve pozitivist kanadnn deerler meselesini dlam olduunu, en azndan deerlerin kaynan insann psiik yanna indirgediine deinmitik. Bu akm kendisini felsefeyi ve bilimi tamamen materyalist hale getiren akmlarla da desteklenmitir. Ancak bu akmlarn karsnda bir tepki olarak kendini ina etmek isteyen ynelimler de olmam deildir. te bu ynelimler dikkatlerini deerler felsefesine ynlendirmi ve felsefenin deerlerden tecrit edilmesinin nne gemek istemitir. Burada deer felsefesinin n plana alnarak zerinde dnceler reten iki okula deineceiz. Yeni Kant Baden okulunun en nemli temsilcisi W.Windelband, felsefenin tm bir deerler bilimidir demi (zlem, 2010:181) ve felsefenin tmn bir eit deerler felsefesi olarak grmtr. Windelband ileri Kant znel idealizme baldr. Buna gre o, nesneyi, zne iin nesne olarak grr. Yani nesne kendi haliyle deil de zneye grnd kadaryla bilinebilir. Windelbandn burada ifade etmeye alt bilinlilik hali tikel znelerdeki bilinlilik hali deil tmel bir znenin bilinlilik halidir. Windelband sz ettii bu bilincin ayn zamanda deer koyan ve deer bien tarafnn da var olduunu ifade etmitir. Buna gre epistemik, estetik ve etik deerlerin kayna olan bu klli zne, tikel znelerin de onunla payda olduu lde deerleri bu tikel znelere de kendini amaktadr. izilen bu resimde Windelbandn deerler sisteminde deerlerin kiiler iin ve zellikle pratikteki deerlerinin znel kaynakl m yoksa mutlak ve evrensel mi olduu problematik kalmaktadr. (zlem,2010:181) Windelbandn rencisi olan H.Rickert de deerler sorununa farkl bir pencere amtr. Rickerte gre insan sadece doa varl deil ayn zamanda kendi meydana getirmi olduu kltrn varldr. Kltr meydana getirmek ve meydana getirilen kltr iinde yaamak da insann tm eylem ve dnmelerinin bir norm ve geerli deerler altnda olmas anlamn tamaktadr. Buna gre deerler kltrn tayc gesini oluturmaktadr. Kltre ite bu deerler yn vermektedir. Rickerte gre deerler zaman ddr, deerler psiik ve fizik kaynakl da deildir. Deerler Rickerte gre seimlerimizin ynlendii idelerdir. Deerler ancak kendilerine balanldnda ynlendirici ve etkin olabilmektedirler mesela adalet deerine inanmayan bir insan iin adalet deeri etken deildir. (zlem, 2010:182) Bu anlamda deerlerin varlklar zaman-d olsa da her dnemde Rickert, bu deerlere farkl anlamlarn yklendiini ifade etmi son zmlemede kendisi de deer relativizmini onaylar gzkmtr.

174 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

b.Scheler ve Hartmannn Deerlere Yaklam: Max Scheler Kant etikin formalizmini eletirerek, insann ahlaksal yannn ancak onun duygusal boyutunun zlmesiyle anlam kazanabileceini ifade etmektedir. Buna gre insann yaamna aklc ilkelerden daha ok sevgi ve nefret edimleri sayesinde kendilerinin farknda olunan deerler okluu yn vermektedir. (zlem, 2010:183) Scheler her ne kadar Kanttan geni lde etkilenmi olsa da olduka formalist olarak grd Kant etiki karsnda ierikli deerler etiini koymaktadr. Scheler insan hayvandan ayran zelliin Kantn dedii gibi akl deil bilakis duygu zellikle deer duygusu olduunu, deerlerinde bu duygu sayesinde var olduunu dnmektedir. (zlem, 2010:183) Scheler edimleri kavrayc ve duygusal edimler olarak ikiye ayrmtr. Ona gre kavrayc edimler nesneye ynelir ve onu aklamaya alr. Duygusal edimler ise deere ynelir ve deeri anlamlandrmaya alr. O halde akln ii aklamakken, duygusal edimin ii i yaantda sezgide deeri anlamak ve anlamlandrmaktr. Scheler duygusal edimlerle anlalabilen deerleri drt gruba ayrmtr. a. Yaamsal deerler: insann yaam iin hayati deer tayan nesneler mesela hava, su, k vb nesneler tadklar nem dorultusunda insan iin yaamsal deere sahiplerdir. b. Duygusal deerler: nsanlar nesneleri ou zaman yararl-yararsz, gzel-irkin olarak tasnif eder ve onlara bu deer yarglar dorultusunda tavr taknrlar. te nesnelere biilen bu deerler duygusal deerler olarak karlk bulmaktadr. c. Tinsel deerler: Bu deerler Schelerde toplumsal-kltrel alanda ortaya kmakta olup, estetik, adalet ve bilgi deerleri olmak zere ana balkta toplanmaktadrlar. d. Mutlak deerler: Schelere gre bu deerlerin nesnelerle hibir ilintileri yoktur. Kutsal-kutsal olmayan, iman, vecd gibi deerler bu nesneler st snfna ait olarak dnlmlerdir. Scheler yukarda deerleri ierik olarak drt ana grupta toplamt. Bunun dnda Scheler bir de deerleri greli ve mutlak olmalar adna iki snfa ayrmaktadr. Buna gre ilk grupta olan deerler nesnelerle olan ilikileri dorultusunda ortaktrlar, mutlak deerler ise ak ve iman ile duygusalln zirvesinde insana bir evk verir ve onun davranmlarnn temel belirleyicisi olurlar. Yine yaamsal ve duygusal deerler insandan iradi bir eylem gerektirmediinden tr ahlakilik tamamaktadrlar. Buna gre tinsel ve mutlak deerler insandan zorunlu olarak iradi edimler beklemekte ve bu anlamda ahlakilik zelliini kazanm olmaktadrlar. (zlem, 2010:184) znenin iradesiyle ikinci ve nc gruptaki deerleri gerekletirmesi onun yetkinleme ve kii olma yolunda en nemli snav olarak grlmektedir. Ancak insann kii olma yolundaki bu yolculuu Schelerin izmeye alt resimde Tanry kaldrarak onun yerine insan yerletirmeyle nihayete erecektir. (Scheler, 1998:120-126) Hartmann Schelerin izdii bu resmi bir ressam edasyla eletiriye tabi tutmutur. Hartmanna gre Scheler verdii deerler snflamasyla insan parampara etmitir.

D e e r | 175

Ona gre Scheler yaamsal ve duygusal deerleri, tinsel ve mutlak deerlerden ylesine sert bir ekilde ayrmtr ki olmas gereken insann bedenden tecrit edilmesi gerektii anlaynn domasna sebebiyet vermitir. Oysa Hartmanna gre insan paralanamaz ontik bir btnle sahiptir. (zlem, 2010:185) Hartmann gelitirmi olduu yeni ontolojisinde varl, inorganik, organik, psiik ve tinsel olmak zere drt tabakaya ayrmtr. Bu tabakalarn hepsinde geerli olan yasa ve kategoriler olduu gibi sadece baz tabakalar iin geerli olan yasa ve kategoriler de vardr. Mesela zaman kategorisi tm tabakalar iin geerli iken, nedensellik yasas tinsel tabakann bir yerinden sonra geerli deildir. (zlem, 2010:185) Buna gre insan tin tabakasnda deerlere gre eylemekte ve kendini, organik ve psiik tarafn nedensel kanunlarndan syrmaktadr. Deerlere gre eylem tarz insan zgr klmaktadr. Deerler Hartmanna gre metafiziksel nesnelerdir ve bilme ediminin nesnesi haline getirilemezler. Deerler ideal varlklar olarak deimezler ancak deerleri konu edinen deer duygusu adan aa deiiklik gsterirler. (zlem, 2010:185-186) Bylece deerlerin formel yaps deimese de ierii deimi olmaktadr. Bu noktada Hartmannn da kabul ettii deer anlay her ne kadar nesnel gzkyorsa da son zmlemede deerlere anlam veren ve onlar konu edinen deer duygular deiiklik gsterdii iin deerlerin yansmalar da deiiklik gsterecek ve bizi deer relativizmine gtrecektir. 6.Deer ve Erdem likisi: Etik deerlerden szn ald her durumda erdemden sz etmek olduka olaandr. Nitekim erdem deerin ilintide olduu ve zneyi deere tayan tayc faktr olarak grev yapmaktadr. Buna gre erdem, deere ynelik eylem iin znenin gereksinim duyduu liyakat, yararllk ve yeterlilik olarak anlalmaktadr. Baka bir deyile erdem, bir deerin gerekletirilmesinde znenin belli bir tarzda eylemde bulunabilme kapasitesi, yetisi ve yeterliliidir. (zlem,2010:197) Mesela bir atn erdemi gl olmas ve hzl koabilmesidir. znelci ve nesnelci deerler anlayna gre pek tabii ki erdem anlaylar da deiiklik gstermektedir. Buna gre deer sbjektivizminin nemli temsilcileri olan Sofistlere gre erdem, insann kendisini evresine en iyi ekilde kabul ettirebilmesi iin gerekli olan kapasite olarak karlk bulmutur. Bir baka ifadeyle sofistlerin kabul ettii erdem, szcklerin ikna arac olarak kullanlmasnda stn bir tekniktir. (zlem, 2010:198) Soktates ve Plton ise Sofistlerin bu erdem anlayna iddetle kar kmlardr. Onlar deerler yaklamnda sergiledikleri nesnel ve evrensel anlaylarn erdem anlaylarnda da srdrmlerdir. Zira onlara gre kozmik evreni yneten Tanrsal akl insan kozmik dzene uymakla mkellef klmtr. te erdemler bu ykmll yerine getirebilmek iin gereken nesnel kapasiteler ve yeterliliklerdir. te insandan beklenen bunlar dourtmak, harekete geirmek ve evrensel uyum iin onlar alkanlk haline getirmektir. (zlem, 2010:199) Antik Yunan felsefesinde Aristoteles ile en yksek iyi ve ama olarak mutluluk belirtilmitir. te erdem bu anlamda mutlulua ulama etkinlii olarak karlk bulmaktadr. imdi bizi asl ilgilendiren yn olarak deer erdem

176 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ilikisine ve deerlerin teoriden pratie geirili aamasna dair canl rnekler sunarak bu ilikinin neliine dair karmlarda bulunabiliriz. 7.Deer Kurmaya Ynelik rnekler: Deerin kurulmasna ilikin rneklere yer vererek deerin etikteki nemine ilikin vurgularmz glendirebiliriz ancak buna gemeden evvel, kinci nitede yer alan Etikin Ayrt Edici zellikleri balnda ifade etmeye altmz, etikte deer vurgusu blmnde ilenen bilgilerin hatrlanmas bu blm anlamaya olumlu yansyacak olduunu nemle ifade edelim ve ilk rnek olarak insan-evre ilikisinde deerin nasl kurulabileceini analiz ederek bu blme balayalm. evreye ynelik tutumumuzun etik olabilmesi iin, ncelikle evreyi bir deer olarak grmemiz gerekmektedir. Bu, insan, hayvan, bitki, yaam (biyosfer, ekosistem), doa ve yeryzn ahlken ciddiye almamz gerektirir. Bu iki husus soyut ve ilkeseldir. Baka deyile bunlarn pratie yansmas nasl kurallatrlacak, onu ortaya koymalyz. Bu yzden insann yukardaki iki hususu kabul ettiini varsaymamz akabinde- evreye ynelik tutumunu spesifik olarak ele almalyz. Bir takm evre sorunlar vardr. Bu olgu saptamasdr. Buna neredeyse hi kimse itiraz etmez. Bu sorunlara ben neden olmadm. Bu da bir olgu saptamas olarak grnmektedir. O halde, evre sorunlarn, ona neden olanlar zsn. Byle bir karmda etik nerededir? lk iki olgu saptamas yzde yz doru olsa bile, sz konusu kiinin evreyle ilikisi pozitif olarak kurulmu olur mu? Yoksa evreye ynelik ilk etapta ntr gibi grnen ama son tahlilde negatif olan bir tutum sz konusu deil mi? Olay biraz daha spesifikletirerek ele alalm. nsann evreyle ilikisi onun yaad evreyle ilikisini de kapsar. Kii belli bir evrede yaadna gre, evresiyle ilikisi var demektir ve eer yukardaki anlayla yayorsa bu ilikiye pozitif bir tutumla katlmyor demektir. Buna ramen kii kalkp da ben evreye sayglym diyebilir mi? Ya da byle bir sylemin etik adan bir anlam olur mu? evreyi kirletmediimizi dnrz. Acaba, evreyi gerekten kirletmiyor muyuz? Bunu kendimize ynelik sorularla yantlamalyz. rnein, ben hi pet ie kullanmadm m? sorusu ferdin etik tutumunu dzeltmesi bakmndan son derece nemlidir. kinci admda ben hi aa diktim mi? sorusu evreyle ilgili pratik uygulamalara katkmz ekillendirebilir. nsann yoksulluk sorunuyla, dolaysyla varlkla ve mlkiyetle ilikisinde deer nasl kurulur? Yoksulluu, yoksulluk sorunu ve mutlak yoksulluk sorunu eklinde iki dzeyde ele alabiliriz. Mutlak yoksulluk asndan baktmzda dnya nfusunun bete biri bu sorunun penesinde kvranmaktadr. Mutlak nitelemesi olmadan bu orann ok daha yksek olduu tahmin edilmesi zor bir durum deil. Yoksullukla ilgili etik tartmalarda zde, yoksullara yardm etmenin, yoksulluu ortadan kaldrmak iin almann ahlki bir dev olup olmad tartlmaktadr. (Dower,1997:273-283) Ayrca Deerin kurulmas asndan bakarak, ferdin bu sorunla ilikisini analiz etmeliyiz. Yoksulluk karsnda nasl bir tutum ortaya koyuyoruz? Yine olgu saptamalaryla balayalm. Deprem ve dier doal afetler sonucu pek ok insan yardma muhta duruma dmektedir. Byle bir durum karsnda gl bir insani yardm

D e e r | 177

duygusu oluur ve bu insanlara yardmlar yaplr. Yine, benzer koullarda yaayan ancak kt durumlar doal afetlerle olumam insanlar var. Bunlara yardm etmek iin, dierinde olduunun aksine, gl bir insani yardm duygusundan sz edememekteyiz. Bir ferdin tutumu bu iki olgu karsnda pozitif anlamda tutarllk gstermiyorsa ahlkllktan sz edemeyiz. Yardm yapma tutumuna ynelik anlaylar gzden geirelim. Yoksul insanlarn yoksulluunun nedeni ben deilim. Yoksul olanlar kendi sorumsuzluklarnn cezasn ekiyorlar. alsnlar, kazansnlar Onlarn usu var busu var, ortada yoksul falan yok. Ben zengin deilim ki, yardm edeyim. Para benim, ben kazandm. Niye bakasna yardm edeyim. Devlet yardm etsin / ediyor. Bu trden cmleleri oaltabiliriz. Burada belirtilen nedenlerin ya da gerekelerin hepsi bizim bu sorunla etik adan bir iliki kurmadmz gstermektedir. Bu nedenlerden bir ksm doru olsa bile bu durumu deitirmez. Sorunun bizim etik anlaymzla pozitif bakmdan ilikilendirilmesi gerekmektedir. Bu konuda biraz daha akla kavumak iin meseleye bir de insann maddi varlkla ilikisini cmertlik erdemi bakmndan ele alalm. Cmertlik erdemi, insann mali gcyle ilgili bir erdemdir. Gelecekte kazanaca eylerle ya da hayali tasarmlaryla ilgili deildir. imdi yle soralm. Cimrilii ahlki bir tutum olarak beenen var m? Cimri olduunu kabul eden var m? Genelde cmertlii vlen, beenilen, cimrilii ise yerilen ve beenilmeyen bir ey olarak kabul ederiz. imdi yoksulluk sorunu karsnda yukarda sralanan gerekelerle negatif bir tutum benimsemi isek bu durumda kendimizi ne hakla cmert kategorisine dhil ediyoruz? Cmertlik, insann mali gcn yerli yerinde (yerinde, zamannda, uygun miktarnda vb.) kullanmasdr. Yoksulluk sorunu karsnda lakayt bir tutum taknmakla bu erdeme sahip olduumuzu nasl dnrz? nsann i, alma ve mesleiyle ilikisinde deer nasl kurulur? Bir kiinin belli bir meslei olduunda, mesleini nasl icra edecei, baka deyile mesleksel ilikilerini nasl ortaya koyaca i etii ve meslek etii kapsamnda ele alnmaktadr. (Solomon, 1997:354-372) Bunun dnda hepimizin gndelik hayatta yapp ettii bir takm iler bulunmaktadr. Burada her iki durum asndan deerin nasl kurulduunu ortaya koymaya alacaz. ncelikle insan alma ilikisine bir bakalm. Burada iki nemli unsur vardr. Bunlar, iini en iyi ekilde ve deer vererek yapmaktr. Biz deer verdiimiz bir ii, en iyi ekilde ve en ksa srede yapmaya alrz ve bu konuda her hangi bir engel ya da mazeret tanmayz. Bu adan gndelik hayatmza baktmzda, bahane ya da engelin bulunduunu dndmz pek ok ii aslnda sevmediimiz gerei ortaya kar. Bu tr ileri, daha nce sylediimiz gibi, bir ekilde yapp bamzdan savmak isteriz. Byle yaptmzda byle ilerimiz etik zeminde gereklememi iler olacaktr; nk onlar deer vurgusuyla gereklememitir. alma etii asndan unutulmamas gereken bir dier unsur, insana sayg ve insan bir deer olarak grmektir. Meslek etiini, teknik olmayan bir ekilde, iki ekilde dnebiliriz. Serbest meslek, retim, retimtketim zincirinde grev yapma, ticaret gibi alanlarda alma asndan

178 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

baktmzda, n plana kan dier unsurlar unlardr. Kar, artk burada tek ama olarak dnlemez. Kar, verimlilik, sosyal sorumluluk, kaliteli retim, insana hizmet gibi amalarn yannda bir amatr. alma alan, ya da i dnyas amansz bir rekabet alan deildir. Bilakis ibirliine ve gvene dayal, ortak ilgi ve sorumlulukla hareket edilen bir zemindir. Sz, szleme ve ticaretin temelinde hibir kurumsal kural ya da uygulama tanmama yerine, tikel dzeyde drst iliki, toplumsal dzeyde adalet ve meruiyet temeline dayal toplumsal sorumluluk anlay, alan kapsamnda ilgili herkesin yer almas, kaliteli retim yaparak topluma ve vatandalara yararl olma i etii bakmndan ne kan unsurlardr. Meslek etiini, kamusal hizmet alannda alma olarak dndmzde, bu alanda almalar klavuzlayacak Kamu Grevlileri Etik Kurulunun saptam olduu baz etik ilkeler bulunmaktadr. Bu ilkelerden bazlarn analiz edip deerlendirelim. rnein, savurganlktan kanma ve kamu mallar ve kaynaklarnn kullanm bu ilkelerden iki tanesidir. Bu iki ilkeyi birlikte deerlendirdiimizde hedefin sadece savurganl nlemek deil kamu mallarn yerli yerinde kullanmak olduu grlecektir. Bu, bir anlamda, cmertlik erdeminin kamusal alana yansmas demektir. Kii, eer, herhangi bir sorunla karlamamak iin, kamu mallarn hi kullanmaz ya da kullanlmasna izin vermez ise bu da etik ilkelere aykr olmu olur. Her ne kadar savurganlk durumunun ortaya kmasn engellemi olsa da kamu mallarnn yerli yerinde kullanm ilkesini inemi demektir. Baka deyile hi kullanmama eklinde baka bir ar u durum ortaya kmtr. Nezaket ve sayg ilkesi, nezaket ve sayg kategorisini kamusal hizmet alanna dhil etmeyi, insanlarla iletiim ve iliki biimini sayg ve nezakete uygun olarak dzenlemeyi ifade etmektedir. Yneticilerin hesap verme sorumluluu ilkesi, drstlk, effaflk gibi deerlere uygun davranmay, yapp edilen eylerin hakkaniyete uygun olmasn ve yetki alann etik ilkelerle ekillendirmeyi beraberinde getirmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardr. Ynetici bir st yneticiye ya da kuruma / kurula kar zaten (hukuken) sorumludur. Etik asndan vurgulanan sadece hukuksal sorumluluk deil, deer sorumluluudur. Deer sorumluluunu, ksaca, bir ii deer vererek, isteyerek yapma anlay olarak tanmlayabiliriz. Grevin yerine getirilmesinde kamu hizmeti bilinci ilkesi ile halka hizmet bilinci ilkesi kamuda (hizmetinde) salt mlkiyet ve aidiyet iddialarn dlar ve kamu hizmetinde grevini bir ekilde deil en iyi ekilde yapmay ifade eder. nsan-eitim ilikisinde deer nasl kurulur? Eitim etiinin vurgusu, eitimin herkesi ilgilendiren, gelitiren, sadece ders almakla ilgisi olmayan ok boyutlu bir sre olmasdr. Bunu sadece ocuumuzla ve ocuumuzun okuldaki durumuyla ilikilendirirsek o zaman eitimi snrlandrm oluruz ve byle olunca da eitimin hedeflerinin gereklemesi sz konusu olmaz. nsan-eitim ilikisinde ilk aklda tutulmas gereken budur. Bu ilikide deer nasl kurulur? ncelikle eitimin bir deer olduu dnlmelidir. Bu kuru kuruya eitime deer veriyorum demekle olmaz. Deerin nasl kurulduu, eitimin veli, renci, retmen, okul idarecisi, okul alan, dier alanlar bakmndan tek tek ele alnmaldr. Biz burada, rnek olmas bakmndan, sadece birka yn zerinde duracaz. Veli boyutu zerinden deerin nasl

D e e r | 179

kurulduunu analiz edelim. Veli olarak eitimle ilikimiz sadece ocuumuzun eitimiyle snrlandrlm ise burada ilk hata ortaya kmaktadr. Veli, ncelikle bir insan olarak bilgiye, bilgelie ynelik pozitif bir tutum gelitirmelidir. Bu, sadece szle olmaz. nsann eitimle geliebileceini, yeteneklerini kefedebileceini, bilginin bizzat ve kendi bana deerli olduunu dnp, srekli kitap okuyan ve kendini gelitirmek iin eitimin srelerine katlan bir kii olmaldr. Bu tr etkinlie / etkinliklere gndelik hayatmzda zaman ayrlmaldr. Byle bir anne-babann ocuunun bilgiye, kitaba ve eitime bak ok farkl olacaktr. ocuk anne babasndan yaayan bir model olarak, eitimin bir deer olduunu alglayacaktr. Bunu anne-babann eitimle ilikisini sadece ocuunun eitimiyle ilikisi zerinden kurmasyla ilgili durumu analiz ederek aklayalm. Velilerin ocuklarnn eitimiyle ilgili gzlenen baz yaklamlar unlar. Her tr imkn saladm. Ama bir trl ders almyor, kitap okumuyor. retmeni iyi deil. Arkadalar iyi deil. nternet kt, byle oldu. vb. buradaki hatalar ele alalm. Veli, eitimin herkesi her zaman ilgilendiren bir ey olduunu dnmyor. Eitimi, gelimeyi sadece okuldaki dersleri yapmakla edeer gryor. ocuuna maddi imkn salamay, baar iin yeterli gryor. Peki byle bir veli, ocuuna, aslnda lisan- hal ile nasl bir mesaj veriyor, ona bakalm. Eitime deer vermediini gsteriyor. nk kendisi bununla ilgili hibir ey yapmyor. rnein ocuu ieride ders alsn, kitap okusun isterken, kendisi, kitap okumuyor, televizyon seyrediyor. Dolaysyla eitimin, kitap okumann bir deer olmadn beden diliyle anlatyor. ocuuna bir ekilde okulunu bitir, bir ie gir, sonra benim gibi televizyon seyredersin mesajn veriyor. ocuunun sadece maddi ihtiyalarn karlamakla zerine deni yaptn dnmekle de, ocuuna, maddiyatn her eyden nemli olduu mesajn iletiyor. Btn bu srete bilginin, kitap okumann deerli olmad vurgusu anne-babadan ocua gemi oluyor. imdi unu sormalyz? Yetikin annebaba eline kitap almazken, ocuundan kitap okumasn, nasl bekler? Bunun mesaj karl udur. Ebeveyn kitap okumay deerli bulmazken ocuunun kitap okumay deerli bulmasn beklemektedir. Yetikin anne baba keyfine ve arzusuna gre program seyrederken, yeni yetimekte olan ya da ergenlik dneminde bulunan ocuktan son derece rasyonel ve mantkl dnerek almasn nasl bekler? Bunun mesaj karl udur. Ebeveyn dnme yeteneini, akl ihtiyalarn dikkate almadan yaarken ocuundan akll ve mantkl dnerek davran ortaya koymasn beklemektedir. Son olarak bu konuyla ilgili bir noktaya daha deinelim. Anne baba ocuunu, hangi meslein daha iyi para getirdii dncesiyle motive ederse bu durumda verilen mesaj aktr. Asl olan para kazanmaktr, yani maddiyattr. Bilginin, kendi yeteneklerini kefetmenin ve onlar gelitirmenin bizzat nemi yoktur. Byle bir mesaj alan ocuk arzularn, keyfini yerine getirmek iin niye eitimin sonuna kadar beklesin. lk frsatta arzu ve keyfinin dorultusunda iler yapmaya balayacaktr. nk anne babasnn yaayan bir model olarak alad ey budur. imdi, anne babann eitim ilikisinde deer kurulmu oluyor mu? Elbette evet. Ancak, analizimizin de ortaya kard gibi, bu deer ilikisi negatif olarak kurulmu oluyor. Ebeveyn eitimle ilikisinde negatif bir

180 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

tutum ortaya koyarak yaarken, ocuundan pozitif bir deer ilikisi kurmasn nasl bekleyebilir? Beklese de byle bir iliki kurulabilir mi? Bu, son derece g bir itir. nsan-otorite (din, aile, devlet, toplum, vicdan vb.) ilikisinde deer nasl kurulur? Deerin sje-sje ya da sje-obje ilikisiyle kurulduunu daha nce belirtmitik. Sjenin ilikili olduu sjelerden ya da objelerden birisi otorite olabilir. Burada znde yine sje-sje ya da sje-obje ilikisi olacaktr. Ancak sje-otorite ilikisinde dikkat edilmesi gereken ey udur. Otorite, korkuya deil de mit ve sevgi vurgusuyla anlaldnda, sevgiye dayal bir otorite sjenin ilikilerinde deer vurgusunu ortaya karacak ve ona tevik edici bir evre salayacaktr. nsan deer ilikisi konusunda tecrbe alanlarn oaltabiliriz. Bu dorultuda, insansalk ilikisi, insan beslenme-ilikisi, insan emniyet ilikisi, insan-hukuk ilikisi, insan siyaset-ilikisi, insan-din ilikisi, insan-medya ilikisi vb. ilikilerin deer vurgusuyla anlalmas etiin o ilikide ortaya kmasn salar. Bu iliki alanlarnn kapsam gndelik hayatmzdaki btn yapp-etmeleri ilgilendirecek geniliktedir. nsann kitap, metin, konuma, cinsellik, al veri ve aklmza gelebilecek dier her bir eyle ilikisi deer retme alann oluturmaktadr. Bu noktada vurgulayacamz bir dier husus udur: Her hangi bir iliki her hangi bir alana dhil olabilir. Hangi alana dhil olursa olsun o ilikinin deer vurgusuyla ortaya konulmas o ilikiyi ayn zamanda etik bakmdan deerli klar. Yanlgya dlen nokta udur. Bir iliki bir alana girdiinde o ilikinin ayn zamanda etik bakmndan bir iliki olduunun dnlmemesidir. Zira gndelik hayatta, bu anlamda, pek ok iliki katmanyla yaamaktayz. Bu ilikileri tek bir alana zg olarak dnmemiz doru grnmemektedir. nk bir iliki ayn zamanda birka alan birden ilgilendirebilir. Bizim amzdan nemli olan, byk lde, her ilikinin zelde hangi alanla ilgili olursa olsun, ayn zamanda etik bir ereveye giriyor olmasdr. Bizim bir ilikiyi etik alan asndan dnmemi olmamz, bu ilikinin bu alanla ilgili olmas, yani iyi ya da kt olmas gereini darda tutmaz. Deer hayata nasl yansr? Deer uygulamaya nasl geirilir? Bu sorunun, mahiyet (nelik) ile ilgili blmn daha nce ele alm ve deerin ilikisel bir ey olmas nedeniyle, ilikilerde ortaya kacan, rneklerle, ortaya koymutuk. imdi, bu ilikinin ortaya kmasn salayan gerek karakter gerekse davran nitelii zerinde duracaz. Bu nitelik, ayn zamanda mutlulua gtren insani eylerin ieriini oluturan, erdemdir. (Farabi, 1999:51-55) Dolaysyla, ilikisel zeminde ortaya kan deer, erdemli tutuma sahip olmay ve erdemli davranlar ortaya koymay gerektirmektedir. Erdem, hem karakteri hem de davranlar niteleyen bir durumdur. nsan erdemli davranlar yapa yapa erdemli bir karaktere sahip olur. Erdem, ifrat (arlk) ve tefrit (eksiklik) arasndaki, her bireyin durumuna gre ekillenen, orta nokta olarak tanmlanr. (Aristotle, 1994: 1103b-1107a, Farabi, 1987:34-35) Demek ki, her hangi bir alanla ilgili erdem, o alanla ilgili biri fazlalk ynnden arlk dieri de eksiklik ynnden arlk ifade eden iki ynn tam ortasn ifade etmektedir. Etik tarihinde belli

D e e r | 181

bal drt ana erdem vardr, dier btn erdemler bu ana erdemlerin kapsamnda yer alr. Bu erdemler, bilgelik (hikmet), yiitlik (cesaret), itidal (iffet) ve adalettir. Bunlar srasyla akl, fke ve arzu glerinin erdemleridir. Bunlara erdem nitesinde genie deinilmi olduunu burada hatrlatalm. Adaletin kt herhangi bir igdmz yoktur. Bu erdem, dier erdemlerin bulunmasyla var olan, btnlk erdemidir. Bilgelik, dnme gcn yerli yerinde kullanmaktr. Yerli yerinde sz ve yerli yerinde davran olarak tanmlanr. Dnme gcn gereksiz yerlerde kullanmak ile hi kullanmamak arasndaki orta noktay ifade eder. Yiitlik, fke gcn yerli yerinde kullanmaktr. Kr krne atlganlk ile her eyden korkma arasndaki orta nokta olarak tanmlanmaktadr. Yiitlik erdeminin, nefsine hkim olma, sabr, yumuak huyluluk, sknet, tahamml, tevazu (alakgnlllk), incelik gibi alt dallar bulunmaktadr. tidal (iffet), arzu gcn yerli yerinde kullanmaktr. Duyusal hazlar (yeme, ime, cinsellik gibi etkinlikleri ve bunlardan doan hazlar) hayatn amac yapmak ile arzu gcnn yokluu arasnda bir orta noktadr. tidal erdeminin cmertlik, dinginlik, utanma, sabr, kanaat, vakar ve hrriyet gibi alt dallar bulunmaktadr. Adalet, dier ana erdemin insanda bulunmasyla ilgili yekn (toplam) erdemidir. Bireysel anlamda, hakszlk yapmak ile hakszla maruz kalmak arasndaki orta nokta olarak tanmlanr. Bu erdemin, sadakat, vefa, yaknlar gzetme, iyi ve doru hkm, iyi arkadalk ve sevgi gibi alt dallar bulunmaktadr. Acaba insan erdemli olup olmadn, erdemli davranp davranmadn nasl anlar? Bu sorunun cevabn bulabilirsek, ayn zamanda, erdemli olduumuzu gsteren belirtileri de ortaya karm oluruz. Bize gre, bu sorunun cevabn ortaya koymak iin uyulmas gereken birka lt bulunmaktadr. Bu ltlerden ilki, blmn bandan beri sralayp aklaya geldiimiz, ilkelere uygun davranp davranmaymzdr. Dolaysyla etik tutumun ilkelerine gre bir davran ortaya koymu isek bu davran byk lde erdemli bir davran olacaktr. kinci lt, biraz nce akladmz, ana erdemlerin bizde yer edip etmediini kontrol etmektir. Bu, iki ekilde yaplabilir. Birincisi, d (harici) iyiler ile bedensel iyileri hayatmzn amac yapp yapmadmz analiz etmek ve bunlar ana erdemleri elde etme yolunda deerlendirip deerlendirmediimizi sorgulamaktr. Mal, mlk, para, makam-mevki, yeme, ime ve cinsellik gibi eyler d iyiler kapsamna, salk, shhat ve gzellik gibi eyler bedensel iyiler kapsamna girmektedir. imdi bunlardan rnein bir tanesi bizim hayatmzda, nihai ama olacak derecede yer etmi ise o zaman biz erdem amacna ynelik bir hayat yaamyoruz demektir. kincisi, ana erdemlerin bnyesinde yer alan alt erdemlerin bizde bulunup bulunmadn, ilevsel olup olmadn sorgulamaktr. Bu ana erdemlerin hepsini gzden geirmemiz gerekir. Bilgeliin alt dallarn oluturan abuk kavrama, rendiini hatrlama, zeka, tam tanm yapabilme gibi konularda ne kadar iyi ve baarl isek bu erdem bakmndan o kadar iyi durumdayz demektir. Bu bakmlardan ne kadar

182 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

kt durumda isek, ya da bunlarla bir ilgimiz yok ise bilgelik erdemi bakmndan kt durumdayz demektir. Ayrca, bilgeliin tanm da bize yardmc olabilir. Bilgeliin yerli yerinde sz ve yerli yerinde davran diye tanmlandn belirtmitik. Biz acaba yerinde ve zamannda, miktarnda uygun sz syleyip davran ortaya koyabiliyor muyuz? Bunu sorgulamalyz. Yerli yerinde sz sylediimizi iddia ediyor isek o zaman yerli yerinde de susuyoruz demektir. Acaba biz, una ya da buna kzdmzdan, undan ya da bundan korktuumuzdan dolay deil de srf iyi olduu iin, ahlken gerekli olduu iin sustuumuz bir yeri hatrlyor muyuz? Eer bu sorunun cevab olumsuz ise, o zaman yerli yerinde konutuumuzu syleyemeyiz. Ayrca bilgelikle ilgili sorunun bir ksm, bazen hakikatin, dorularn dile getirilmesi erevesinde ortaya kmaktadr. Hakikati ya da doruyu dan diye syleyenler veya sylediini ifade edenler vardr. En iyi ihtimalle bu insanlarn, sz yerli yerinde sylemesiyle ve syleme ekliyle ilgili bir sorun gzkmektedir. Bundan baka, dnme yeteneimiz ilevsel deilse, yani kullanlmas gereken yerlerde kullanlmyorsa bilgelik erdemi bizde yok demektir. tidal erdeminin alt dallarn oluturan cmertlik, dinginlik, utanma, sabr, kanaat, vakar, hrriyet gibi tutumlarn ayr ayr bizde olup olmamasna, ne derece bulunduuna bakarak itidal erdemiyle ilikimizi saptayabiliriz. rnein biz cmert miyiz? Bunu, insan-mlkiyet ilikisi ve yoksulluk sorunuyla ilgili analizimizden yararlanarak saptayabiliriz. Yine, utanlmas gereken yerde utanmyorsak ya da her eyden utanyorsak itidal erdemiyle ilgi sorunumuz var demektir. Arzu gcmz, erdem amac erevesinde kullanp kullanmadmza bakmak da faydal olabilir. Yiitlik erdeminin alt dallarn oluturan nefsine hkim olma, sabr, yumuak huyluluk, sknet, tevazu, incelik vb. tutumlarn bizde ne konumda olduklarn sorgulamamz yiitlik erdemiyle ilgili durumumuzu ortaya karmaya yardmc olabilir. Nefsine hkim olma, kendine arzu ve fke glerinin ynlendirmesine kar hkim olmay ifade etmektedir. (Aristotle,1994:1145b) Bu durum erdemli olmak iin kanlmazdr. Ancak nefsine hkim olma erdemli olma anlamna gelmez. Her erdemli olan nefsine hkim olandr, ancak her nefsine hkim olan erdemli olan demek deildir. nk nefsine hkim olma erdemli olmann bir n basama niteliindedir. Etik tarihindeki zbit-fzl ayrm, (Farabi,1987:33) nefsine hkim olma ile erdem ayrmn ortaya koymaktadr. (Aristotle,1994:1145b)Nefsine hkim olamamann iki eidi bulunmaktadr; tez canllk ve irade zayfl. (Aristotle,1994:1150b) Tez canllkta dnp tanma yoktur. Onun kendisi dnp tanmaya engeldir. rade zayfllnda ise dnp tanma vardr, bununla birlikte tutkularn boyunduruuna girme, onlarn basksna direnememe sz konusudur. Demek ki biz nefsimize hkim olamayan biriysek o zaman erdemli biri olduumuzu asla syleyemeyiz. Nefsimize hkim olan biriysek de bu erdemli olduumuz anlamna gelmemektedir. Nefsine hkim olmaya ilaveten, erdem tercihine dayal, isteyerek, severek, sreen bir hayat yaamamz gerekmektedir. Adalet erdeminin alt dallarn oluturan sadakat, vefa, yaknlar gzetme, iyi hkm, iyi arkadalk ve sevgi gibi durumlarn bizde ne derece yer ettii adalet erdeminin bizde bulunma durumunu gsterebilir. rnein sz verip de tutmayan biriysek, bunu szel bir

D e e r | 183

ey olarak gryor olsak bile, adalet erdeminin bizde bulunmasyla ilgili bir problem var demektir. Ayrca, daha nce belirttiimiz gibi, adalet dier erdemlerin toplam niteliinde olduundan dier erdemlerle ilgili eksikliklerimiz de adalet erdemini sakatlayan eylerdir. Bundan baka, adalet erdeminin bireysel anlamdaki tanmndan hareket edersek, bakalarna hakszlk eden biriysek ya da srekli hakszla maruz kalan biriysek bu durumda adalet erdemi bakmndan bizde bir sorun var demektir. Btn bunlar etik iin, ahlkl olmak iin gerekli eylerdir. Peki, biz byle zor bir srece neden girmeliyiz? nsan olduumuz iin ve insanlmz kazanmak iin. Doutan insan grnmnde gelmi olmamz bizi aldatmamaldr. Potansiyel olarak insani zelliklere sahip olmamz onlarn bizde var olmas anlamna gelmez. Bilakis potansiyel insani zelliklerimizin bizde ilevsel olmas gerekir. Dolaysyla bu noktadan hareketle insanlk kazanlan bir eydir. nsani deerler, ahlk ve nezaket kurallar insanlmz kazanacamz ierii oluturmaktadr. Bizim bunlar gndelik hayata getirmemiz bizim kendi ahlkllmz ve insanlmz iin vazgeilmezdir. Ve bu ilem bizzat, kendi bana deerlidir. Bata ilkeler olmak zere, batan beri syleye geldiimiz eylerin bizi ve davranmz ahlkl klma garantisi var mdr? Tabii ki hayr. Btn bunlar dikkate almak, bizde etik bilin oluturmaya katk salamaya yneliktir. Ancak soruya, yine yle bir cevap verebiliriz. Btn bu ilkeler, ltler ve analizlerin bizi ahlkl klma garantisi yokken, ilke, lt ve bu analizlerden yoksun bir davrann etik olma ihtimali ok daha dk olsa gerektir.

zet ve Deerlendirme
Ahlk, tpk din ve sanat gibi, deer alann ifade emektedir. Deer, sjenin dier sjelerle ya da objelerle etkileiminden doan ilikisel bir eydir. Deerin ilikisel bir ey olmas onda hem sbjektif hem de objektif yan olduunu gsterir. Bu durum, dolaysyla, deerin salt sbjektif ya da salt objektif olduunu savunan yaklamlarn doru olmadn gstermektedir. Deerin kurulmas sjeler aras ya da sje-obje aras ilikiyi ve etkileimi gerektirdiinden, iliki ve etkileimin bulunmad yerde deerden dolaysyla etikten sz edemeyiz. rnein, insan-evre ilikisini ele aladmzda, kii evreye ynelik tutumunu, sadece evreyi kirletenleri sulayarak oluturuyorsa bu kiinin evreyle ilikisi kurulmam demektir. Dolaysyla burada etik deerden sz edilemez. Ancak, ileri bir analizle, aslnda bu kiinin evreyle ilgili tutumunun olumsuz olduunu grebiliriz. Kii, belli bir evrede yaadna gre, o evreyle ilikisini pozitif deer zerine kurmadna gre, ilikisi etik adan negatiftir. Ayrca o kiinin evreyi kirleten malzemeler kullanmas ya da bu konuda bilinsizce yaamay srdrmesi etik deer asndan negatifliin gstergesidir. Deerin kurulmas, bireyin gndelik hayatndaki her alan asndan geerlidir. nsann rollerinin okluu, deerin kurulma imknlarnn okluu anlamna gelmektedir. Eitim, yoksulluk, kitap, medya, siyaset, temizlik, i hayat, insanlar aras muameleler, konuma, karar verme, deerlendirmede bulunma gibi pek ok alan birey bakmndan deer kurma imknn ifade etmektedir.

184 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Sorular
1.Felsefe tarihinde deer problemine yaklam yollarndan hangisi doru olarak verilmitir? a.Motivist-Sonuu b.devci-Doac c.znelci-Nesnelci d.Doac-znel e.Motivist-Nesnelci 2.Deere znelci yaklamlarla ilgili aada verilen bilgilerden hangisi yanltr? a. Kuram yalan sylemek yanltr gibi sradan etik yarglarn ne doru ne de yanl olduunu savunuyorsa zneldir. b. Kuram etik yarglarn doru ya da yanl olduunun kiinin psikolojisiyle daima ilgili olduunu savunursa yine zneldir. c. Ahlaki znelcilik bir baka adan iinden klmas neredeyse imknsz olan deer relativizmini meydana getirmektedir. Nitekim znelci deer anlaynda deerlerin zneden bamsz varlklar ve kendilikleri bulunmamakta, deerler znenin teorik deil sadece pratik ynelimlerinin rnleri olmaktadrlar. d.Ahlaki znelcilik ahlaki subjektivizmi gerektirdiinden tr lehinde veya aleyhinde hibir kant getirilememektedir. e.Yalan sylemek dorudur yargsna ise yalan sylemekten holandm iin ulaabiliyorum. Bu erevede ahlaki yarglar iin herhangi bir ekilde doruluk ya da yanllk sz konusu olamayacak ancak holanma, hissetme, beenme durumlar sz konusu durumlarda bir tr lt grevini grecektir. 3.Aadaki filozoflardan hangisi deerlere nesnelci olarak yaklamamlardr? a.Sokrates b.Plton c.Protagoras d.Aristoteles e.Plotinus 4.Max Schelerin deerler ayrmnda aadakilerden hangisi yoktur? a.Yaamsal deerler b.Ruhsal deerler c.Duygusal deerler d.Tinsel deerler e.Mutlak deerler

D e e r | 185

Cevaplar
1.c, 2.d, 3.c, 4.b

Kaynaklar
Akarsu, Bedia, (1998). Mutluluk Ahlk, nklap Yay., stanbul. Aristotle, (1994). Nicomachean Ethics, Trans. H. Rackham, Harvard Univ. Press, Cambridge, London. Dower, Nigel, (1997). World Poverty, A Companion to Ethics, (ed.). P. Singer, Blackwell Publishers, Oxford. Farabi, (1987). Fusull-Medeni, (Siyaset Felsefesine Dair Grleri), ev. Hanifi zcan, Dokuz Eyll niv. Yay. zmir. Farabi, (1999). Mutluluun Kazanlmas, ev. Ahmet Arslan, Vadi Yay., Ankara. zlem, Doan, (2010). Ahlak Felsefesi, Say Yay., stanbul. Scheler, Max, (1998). nsann Kozmostaki Yeri, ev. Hatun Tepe, Ayra Yay., Ankara. Solomon, Robert C., (1997). Business Ethics, ( A Companion to Ethics, Edited by Peter Singer, Blackwell Publishing, Oxford, Massachusetts 1997. Stroll, Avrum; Popkin, R., (1956). Philosophy Made Simple, Doubleday & Company, Inc., Garden City, New York. Trkeri, Mehmet, (2011). Etik Bilin, Lotus Yay., Ankara.

NTE 10 AHLK-DN LKS


Do. Dr. MEHMET TRKER

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, Ahlk-din ilikisinin nasl kurulduunu, Ahlak-din ilikisiyle ilgili deiik yaklamlar, Dinin ve inancn ahlktaki rol ve ilevini, Dini anlamada Kurann etik referans erevesini,

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
Giri Ahlkn Dine Dayandrlmas Ahlk-Din likisinin Reddi Ahlkta Dinin Tevik Edici Rol Dini Anlamada Kurann Etik Referans erevesi Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir.

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Euthyphro dilemi Sbjektivizm

188 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Teistik Sbjektivizm Tedbir Ahlk (prudential morality) Zbit Fdl GR

Din ve ahlk ilikisini incelediimiz bu blmde, Mehmet S. Aydnn Din Felsefesi (zmir lahiyat Fakltesi Vakf Yayn) kitabnn ilgili blmnden byk lde yararlandmz batan ifade etmeliyiz. (Aydn, 2007:308-331). Kurana gre, Allahn lm ve hayat yaratmasnn sebebi, insanlarn gzel ve iyi davran ortaya koymas amacna yneliktir. (Mlk, 67/2). Hz. Muhammed bir hadisinde "ben ahlk gzellikleri tamamlamak iin gnderildim" buyurmutur. (Tirmizi). Belirtilen ayet ve hadis, slam dininin ana gayesinin ahlki birey ve toplum meydana getirmek olduunu aka ortaya koymaktadr. slam dini iin belirtilen bu gayenin, vahye dayal dier dinler iin de sz konusu olduunu syleyebiliriz. Din ve ahlk arasndaki iliki dnce tarihinde genellikle iki ekilde ele alnmtr. Birincisi, dinden ahlka doru, ikincisi, ahlktan dine doru giden bir yol takip edilerek. Birinci yol, ahlk dine balamakta ve bylece din yn ar basan bir ahlk anlayna gtrmektedir. Bunun felsefi adan teknik ad, teolojik ahlktr. kinci yol ise, insann ahlk tecrbesinden hareket ederek ilahiyat temellendirmeye ve bu ekilde ahlk yn vurgulanan bir din anlayna gtrmektedir. Bunun ad ise, ahlk teolojisidir. Dini ahlk anlaylar byk lde birinci yolu, Kantn ahlak anlay ise ikinci yolu benimsemitir. (Aydn, 2007:308). Din ile ahlak arasndaki iliki konusunda ortaya kan yaklamlar, "Euthyphro dilemi" diye bilinen; bir ey Tanr istedii iin mi iyidir, yoksa o ey iyi olduu iin mi Tanr onu buyurmutur, (Plato, 1989: 6e, 7a) eklinde dile getirilen soruya ynelik ortaya kan yaklamlardan olumaktadr. Soruya verilen cevaplar ana grupta toplanabilir: Ahlk dine dayandran grler; ahlk ile dini iki ayr (otonom) alan olarak gren grler; ahlk ile din arasnda bir sebep-sonu balants (kozal iliki) grmemekle beraber baka trden ilikilerin bulunduunu kabul eden grler. 1. Ahlkn Dine Dayandrlmas: zellikle Yahudilik, Hristiyanlk ve slmn hkim olduu kltr ortamlarnda yetimi birok dindar dnr, ahlk iyiyi Tanrnn iradesine balamaktadr. Fakat burada u ayrmn yaplmasnda yarar vardr: "Bir ey srf Tanr emrettii iin iyidir" demekle, "Tanr iyiyi emreder" demek farkl eylerdir. kinci ifadenin ahlk otonomlua zarar getirdii sylenemez. Oysa birinci ifade, bazlarnn "teistik subjektivizm" dedikleri bir anlay dile getiriyor. Yani, aslnda ahlkta objektiflik yoktur; birisi bir eye iyi derse, o ey iyi olur; kt derse kt. Eer bu varlk insan ise, teori, subjektivizm; Tanr ise, "teistik subjektivizm" adn alr. (Aydn, 2007:309).

A h l k - D i n l i k i s i | 189

Baka bir ayrmn daha yaplmasnda yarar vardr. Tanr ile ahlk arasnda dorudan bir ba kurmak, iki ekilde anlalabilir: Tanr'nn iradesi, ahlk deerin veya ahlk kanununun sebebi'dir; ikinci olarak, szkonusu irade, ahlk alanna tamamlayc ve tevik edici olarak dhil olan bir unsurdur. Birinci anlaya itiraz eden birok teist dnr, ikinci anlay benimsemekte ve savunmaktadr. (Aydn, 2007:309). Bu ayrmlar daha iyi anlayabilmek iin Tanr-ahlk ilikisine bir kez "varlk dzeyi"nde (ordo essend) , bir kez de "bilgi dzeyi"nde (ordo cognoscendi) bakmak gerekir. Eer bir insan, her eyi yaratan bir Tanrnn var olduuna inanyorsa, varlk dzeyinde hibir eyin tam otonomlua sahip olduunu syleyemez. Eer bugn bildiimiz ve tandmz yapda bir insan olmasayd veya topyekun lem, bu ekilde dzenlenmemi olsayd, elbette ki, tandmz ve bildiimiz anlamda bir ahlk da olmazd. Tanr, bu kozmolojik anlamda, her eyin sebebi olduu gibi ahlkn da sebebidir, nk, teizm asndan bakldnda, Tanr olmasayd hibir ey olmazd. (Aydn, 2007:310). Konuya bilgi dzeyinde baktmz zaman durumun farkl olduunu grrz. nsan, en azndan baz ahlk deerleri kendi tecrbesi erevesi iinde tanyabilecek durumdadr. Szgelii, adam ldrmenin veya bir insana ikence etmenin kt olduunu anlamak iin herhangi bir buyrua ihtiya olmasa gerektir. yi ve kt hakknda bilgimizin kayna ile alkal olmak zere ok eitli teorilerin ne srldn biliyoruz. Bunlar, bizi burada dorudan doruya ilgilendiren konular deildir. Kaynak meselesi, aslnda felsefe asndan o kadar byk bir nem arz etmez. nemli olan udur: nsan, tarihte ortaya km belli bir vahiy tecrbesinden mstakil olarak iyi ve kt konusunda bir takm bilgilere sahiptir. (Hz. Adem'in ilk insan ve ilk peygamber olduu grnden hareket ederek epistemolojik dzeyi de Tanrnn iradesine gtrme fikri zerinde burada durmuyoruz) Hatta insan gerek vahyi, gerekse vahiy tecrbesi geiren insan, yani peygamberi, belli bir yere kadar bu bilgilerin nda deerlendirmektedir. Szgelii Hz. Muhammed'in henz vahiy almadan nce "gvenilir" bir kimse (Muhammed'ul-emin) olarak bilinmesi, yani kiiliinin slm-ncesi Arap toplumunda var olan baz ahlk standartlarna gre deerlendirilmi olmas, onun peygamberliinin kabulnde nemli bir rol oynamtr. (Aydn, 2007:310). Tanrnn emrettiinin iyi olduu, inanan insanlar tarafndan tartlacak bir konu deildir. Bir insan, hem Tanrnn her eyi bildiine, her eye gc yettiine ve mutlak anlamda iyi olduuna inanacak, hem de O'nun iradesini sorguya ekecek; bu olmaz. Tanrnn emri sradan bir emir deildir. lh buyruklarda bir keyfiliin olabileceini dnemeyiz. Bir insan, hibir zaman "Tanr yalan emreder" veya "zinay tevik edebilir" eklinde dnemez. Byle dnmek, ilh Zat'n ahlk vasfn anlamamak mnsna gelir. (Aydn, 2007:311). Dini ahlka ynelik yaplan eletiriler ve bunlarn deerlendirilmesi iin Mehmet Aydnn yukarda belirttiimiz eserine ilaveten u eserlere baklabilir. (Aydn, 1991: 153 vd.; Kl, 1992: 107 vd.).

190 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

2. Ahlak-Din likisinin Reddi Bu anlay ahlkn dine dayandrlmasnn doru olmadn savunanlarn yaklamn yanstmaktadr. Baz ateistler dinin ahlk iin yararl deil bilakis son derece zararl olduunu sylemilerdir. Onlara gre, dini, ahlka temel yapmak, empirik karakterde olan ve daima deien bir alan, deimezliine inanlan bir otoriteye balamak anlamna gelir. Bu tutumun arka plannda birok batl dnrn iman anlay bulunmaktadr. slm gelenee gre, din anlamda iman, hibir ek ve pheye yer tanmayan bir tasdik'tir ve bu tasdik, kognitif bir mahiyet arz eder. Oysa birok batl dnre gre, "inanma, hakknda yeterli lde kant bulunmayan bir eye balanmadr. Biz (diyor B. Russell) iki kere ikinin drt ettii veya dnyann yuvarlak olduu gibi konularda "inanma"dan sz etmeyiz. Ancak, duyguyu delilin yerine koyduumuz zaman inanmadan szedebiliriz". (Russell, 1971:215; Aydn, 2007:314). Gerek Russell gerekse onun bu konudaki grn mantksal sonucuna gtren R. Robinson, dini inancn insan dar grl yaptn dnmtr. Robinsona gre, inanm insan, inancna ters den fikirleri dinleyip ikna olduunda inancndan hemen vazgeecek durumda deildir. Her iki dnr, zellikle kilise-bilim ilikisi tarihinden birok rnekler getirerek grlerini desteklemeye almlardr. nanma ile ilgili yukarda verilen tanm imdilik bir yana braklacak olursa, bu sylenenlerin hepsi doru olabilir. Ama bunu genelletirmemek gerekir. Hristiyanlk tarihi bakmndan doru olan baz tespitler, diyelim ki, slm asndan doru olmayabilir. Yunus Emre'nin bir iirinde geen Molla Kasm, kendi din anlay yznden dar kafal olmu olabilir. Ama bir Yunus, bir Mevln, bir Ftih, ok dindar olmalarna ramen, hi de dar grl deillerdir. Mslman filozof ve kelmclarn kendi inanlarnn rasyonel temellerini tartma konusu etmeleri aka gsteriyor ki, hakiki bir mslman mtefekkir, "delilim yok da ondan inanyorum" gibi irrasyonel bir tavr iine girmemitir. O, ciz kald iin deil, mkul grd iin inanmaktadr. mann tarifi ile ilgili olarak ortaya kan bu farkllk, bugn baz mslman dnrleri o kadar rahatsz etmektedir ki onlar, bat dillerindeki "iman" anlamna gelen kelimeleri tercme ederken "iman" kelimesinin kullanlmasna yahut "iman"n bat dillerine hibir aklama yaplmadan evrilmesine kar kmakta, bunun eitli yanl anlamalara sebep olduunu sylemektedirler. (Aydn, 2007:315). Sk bir din ahlk ilikisini savunanlar, genellikle, salt ahlkn bencillie, hatta nihilizme sebep olduunu sylemektedirler. "Eer Tanr yoksa her ey mubahtr" sz, bu tutumun klasiklemi ifadesidir. te ateistler bu tutuma da itiraz etmektedirler. Onlara gre, teist nce ahlk kavramnda bir boluk yaratmakta, sonra da onu doldurmaya almaktadr. nsan sosyal bir varlk olarak bencilliin kt, sevginin iyi olduunu kendi tecrbesinin sonucu olarak renir. Buna ramen onun bencil olmas ayr bir konudur. Dine inanp da bencil olan insanlar yok mu? Bencil olmamak da bencil olmak kadar insann tabiatndan kaynaklanr. Hi kimse bencil olmann tabi, bencil

A h l k - D i n l i k i s i | 191

olmamann ise gayr- tabi olduunu syleyemez. (Ayer, 1973:226). Salt ahlk savunanlara baklrsa, bencillik, asl din ahlkta n plana kmaktadr. Din, ceza korkusu ve mkfat midini ilemekle insanlar kendilerini dnmeye ve tedbirli olmaya sevk etmektedir. Kendini dnmenin ve tedbirli olmann bu dnyaya deil de teki dnyaya ynelmi olmas durumu deitirmez. Russell'a gre, tedbirli grn, yahut ihtiyat ahlknn, davranlarmza temel olmas, hedonizmi tevik eder. Hristiyanlk ise, daima bir tedbir ahlk olagelmitir. (Aydn, 2007:316). Grlyor ki, Russell ve onun gibi dnenler, salt ahlkn imknn savunmak gibi mtevazi bir neticeyi elde etmek gayesiyle konumuyorlar; din ahlkn "zararl" olduunu syleyecek kadar ileri gidiyorlar. Bu tutum, "din inan olmadan ahlk olmaz" diyenlerin tutumlarndan daha da ar bir tutum olsa gerektir. Biri, eer tutarl olacaksa din inanca sahip olmayan herkesin ahlksz olduunu, teki ise btn dindarlarn bencil olduunu iddia etmek gibi savunulmas g bir tutumun iine girmektedir. Biri, btn ateistlerin nihilist, teki de btn dindarlarn dar kafal veya irrasyonel olduklarn iddia etmektedir. Her iki gr, temelde empirik iddialara dayanmak zorunda olduu halde, bir takm genellemelerden kuvvet almaya alyor. Yine her iki grte de objektif tahlillerin yerini ok kere hiss tepkiler alyor. (Aydn, 2007:316-317). Yukarda ele alnan grlerden ilki din ile ahlk arasnda tam bir bamllk ngrrken, dieri tam bir ztlk grmektedir. ki gr de mantk, bilgi ve duygu dzeyleri bakmndan problemli grnmektedir. Bu yzden ahlk ile din arasnda lml bir ilikinin olduunu savunan nc bir gr benimsenmektedir. 3. Ahlkta Dinin Tevik Edici Rol: Bu anlaya gre, Tanrya inanmak, ahlk devlerin yerine getirilmesini kolaylatrmak asndan yeni bir "evre" ilevi grr. Ahlktaki ilkeler doruyu nasl seeceimizi gsterirken din inan da bu doruya btn kalbimizle sarlmamz iin yardmc olur. Herhangi bir dine inanmad halde ahlk ilkelerine uyan bir insann, dinin ahlk iin geersiz olduunu iddia etmesi doru deildir. nk, hibir yardma ihtiya gstermeksizin kendi ahlk problemlerini byk bir kolaylkla zebilen insanlarn varl, pek ok insann ahlk hayatnda bir takm yardm ve teviklere, mesel dine, ihtiya duymasn gereksiz klmaz. (Aydn, 2007:317). Nitekim, ilerini belli ilkeler nda dzene koyan bir insann hayatnda az ok bir btnlk vardr. Eer o insan Tanrnn varlna inanyorsa, bu inanla o kiinin ahlk grleri yan yana deil i ie olacaktr. Bundan dolay, inanan bir insann tek bir davrannda eitli boyutlar sz konusudur. Bu yle bir rnekle aklanabilir: Yoksul bir insann bizden yardm istediini dnelim. Bu kiinin yoksul olmas ve bizden yardm istemesi, her eyden nce, bir olgudur. Buna, durumun olgusal boyutu diyelim. Durumu bu dzeyde ele almak ve baka hibir ey yapmamak mmkndr. Fakat byle bir olguya dayanarak kendi kendimize "bu insana yardm etmeliyim" dersek, yani durum, bir talep dourursa, olay yeni bir boyut kazanr ki, bunun adna da ahlk boyutu diyelim. Bu boyutun varlna

192 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ramen kendi madd imknlarmz n plnda tutarak bizden yardm isteyen kiiye elimizi uzatmayabiliriz, yani ahlk ykmllmzden kaabiliriz. te byle bir durum karsnda kalan insan, eer Tanrnn varlna inanyor ve O'nun kendisinden ne gibi eyleri yapmasn istediini biliyorsa u ekilde dnebilir: Karmda duran u yoksul insan, benim kadar saygya, sevgiye ve mutlu olmaya lyktr. O, benim kardeimdir, nk ikimize de varlk veren, Tanrdr. Tanrnn katnda insan olma bakmndan ikimiz arasnda bir fark yoktur. u anda iinde bulunduum durumu gren Tanr, benden yardm etmemi istiyor. Eer bundan kanrsam sadece bu yoksul insan deil, Tanry da gcendirmi olacam. O halde kendi yararm ve bencilliimi bir yana brakmal ve bu insana yardm etmeliyim. te bu ekilde dnen bir insan iin sz konusu olay, artk bir baka boyut kazanmtr. Bu boyut, inan boyutu'dur. (Aydn, 2007:318). Burada inan boyutunun araya girmesi, rnek olarak ele aldmz olayn mahiyetinde (olgu dzeyinde) bir deiiklik yapmyor. Deiiklik, byle bir olay karsnda kalan insann tutumunda ortaya kmaktadr. Byle bir deiiklik, ahlk devin yerine getirilmesinde son derece nemli bir rol oynar. nan boyutunu ieren bir tutum, ahlk amatan farkl amalara da yer verir. Szgelii, ahlk, bize adam ldrmenin kt olduunu retir. nan ise, hem byle bir fiilin ktlnden hem de hayatn kutsallndan sz eder ve inanann hayatnda, adam ldrmenin kt olduuna inanmayla hayatn kutsal olduuna inanma birleir. Baka bir deyile, dindar, karlat herhangi bir olay bir de Tanrnn varl asndan yorumlar ve kendi hayatnda "kt"ye "gnah", "iyi"ye "sevab" ekler. Mesel, teist iin yalan sylemek sadece kt deil, ayn zamanda gnahtr; nk o, yalan sylemekle Tanr huzurunda da bir su ilendiine inanr. Olup bitenlere bu gzle bakmak, yeni ve gl bir ahlk yatknlk iinde bulunmak demektir. (Aydn, 2007:319). Ahlk, gndelik hayatta baz tercihlerin ortaya konulduu alan, dini inan ise saygyla ve isteyerek balanlan bir otoritenin varl ve kutsallnn n plnda olduu bir alan ifade eder. ki alan arasndaki ilikide dualarn ve ibadetlerin objesi olan Tanr, ahlk tercihlerde gzetilmesi gereken kutsal bir otorite olmu olur. Bu durumda kiinin din inanlar, ahlk tercihlerine ya dorudan doruya mdahale edecek ya da sadece kendilerine uygun den tercihleri destekleyecektir. Mutlak ve kutsal bir otoritenin desteini alan ahlki deerler, bu destekle yeni bir boyut kazanm olacaktr. Bu dorultuda dnyadaki varlklarn Mutlak yi tarafndan ynetildii inanc, ktnn galip gelemeyecei ve her eyin yoluna girecei inancn destekleyecektir. nan boyutu, ahlk bunalmlarda varln ve etkisini daha ok gsterir. Ahlk bir ykmll yerine getirmek, bazen bir takm zorlama, bask ve engellerle kar karya kalabilir. Byle bir durumda Tanrnn varlna olan inan, gvenilir bir moral kayna olabilir. (Aydn, 2007:321). Bu noktada eitim ve retimle ilgili yle bir soru sorulabilir: Acaba insana, Tanrya inanmadan da grevini yerine getirmesinin gerekli olduu retilemez mi? Bu pekl mmkn olabilir. rnein insan, "zina yapmamalsn" eklinde bir buyruk karsnda

A h l k - D i n l i k i s i | 193

"niin yapmamalym?" sorusunu sormayacak ekilde yetitirilebilir. Ancak bu yetitirme tam anlamyla ters ynde de olabilir. Totaliter bir rejimde ahlk-olmayan bir sr davranlar "grev" (!) olarak retilebilir grev duygusuna dayanarak birok cinayetler ilenebilir. Byle cinayetler ilenmitir. (Aydn, 2007:321). Tanrya inanmayan bir insan, tpk inanan bir insan gibi, zinann, yalan sylemenin vb.nin kt olduuna inanabilir. nk iyi ve kt hakkndaki btn bilgimizin Tanrnn varlna inanmaya dayandn sylemek yanl olur. Fakat, Tanrya inanmann ahlkla hibir ilgisi olmadn sylemek daha byk bir yanltr. Diyelim ki A ve B, zinann kt olduunu kabul etmektedirler. Fakat A sz konusu ilkeyi kabul ettii halde B etmiyor. Bu durumda A iin zina, kesinlikle ve her halde ktdr. Aristoteles'in dedii gibi artk o, ne zaman, nasl ve kiminle zina yapabileceini dnmez. te yandan B, zinann ktlne inanmakla beraber baz durumlarda ona izin verilebileceine inanabilir. Baka bir deyile A, "mutlak" bir ilkeye dayand halde, B, kararn "duruma gre" verecektir. Her ikisi de zinann kt olduunu kabul ettikleri halde yalnz A, onu kaytsz artsz "kt" olarak grecektir. nk bu konuda Tanrnn kesin buyruu vardr. (Aydn, 2007:321-322). Dolaysyla, ilah buyruklarn benimsendii ahlk anlaynda baz kesin ve mutlak ilkeler bulunmaktadr. Tanr tarafndan belirlenmi davranlar hakknda bir relativizm ya da sonuuluk (consequentialism) sz konusu olamaz. Salt ahlk savunanlarn, dini ahlk bir tedbir ahlk (prudential morality) olarak deerlendirmeleri ve teizmin sadece ie yarad iin benimsendiini dnmeleri hakl deildir. Bir insann tedbir ahlkna sahip olmas, o kiinin Tanrnn kendini dllendirmesi ya da Onun cezalandrmasndan kurtulmak iin Tanrnn buyruklarna uymas anlay demektir. Eer bir kii sadece byle bir anlayla Tanrnn buyruklarna uyma eiliminde ise o kiinin tutumunun ahlki olduu sylenemez. Eer din ahlk, gerekten bir tedbir ahlkysa ateistin ona ynelttii btn eletirilere hak vermek gerekir. Hlbuki ateistin eletirisi dtan grld kadar gl deildir. Ateist, dindeki tedbirli gr yanl anlamakta ve deerlendirmektedir. yle ki, o, ahlk olan motivlerle kiinin kendi yararna dnk olan ihtiyat motivlerini ou kez kar karya koymaktadr. Bu ekilde bir kesin ayrma gitmenin kolay ve her zaman doru olamayaca aktr. yle hareketler vardr ki, onlar yapmak, hem grev duygusu hem de kiisel yararlarn elde edilmesini iine alabilir. Bakalarn dnmemizi, onlara yardm etmemizi buyuran ve byle bir buyruu yerine getirdiimiz takdirde mkfatlandrlacamz bildiren ilh buyrukta ngrlen kiisel kazan, bencillii esas almayan bir yolla mmkn olmaktadr. Dindar, eer inancnda uurlu ise, iyilik yapt kiiden herhangi bir karlk beklemez; beklememelidir. Onun nazarnda bir eyi "Tanr iin yapmak", onu kiisel bir kazan salamak iin yapmamakla ayn anlama gelir. Buna ramen Tanr, byle bir tutumun sonucu olarak iyiyi dllendireceini vaat ediyorsa bu, yaplan iin ahlk motivlere dayanmadn gstermez. Belki kat bir Kant hari, birok insan byle bir tutumun ahlkllndan phe etmez. (Aydn, 2007: 326).

194 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Tedbir veya ihtiyat ahlknn baka bir adan da yararl olabilecei ne srlebilir. Cezalandrlma korkusu veya dllendirilme midi ile bir takm fiilleri yapmak, zamanla, yerini bu duygular bir yana iten ahlk davranlar yapabilme yatknlna brakabilir. Bilindii gibi; bencillik, insann tabiatnda vardr; ondan kurtulmann yollar ise hep ayn deildir. Eer baz dinler, Cehennem korkusunu ve Cennet midini daha ahlkl bir kii veya toplum yaratmak iin kullanyorlarsa bunu "ahlk-deil" eklinde yorumlamamak gerekir. nsan, Tanrnn kendisini cezalandracan dnerek bakalarna ktlk yapmamann, iyi olmann zevkine varabilir ve sonunda cezalandrlma korkusu olmadan da iyi yolu seebilir. Bilindii gibi, ahlk yatknln g kazanmas zaman ister; baz fiillerin uzun sre tekrar edilmesini gerektirir. Eer dinin ne srd ekliyle tedbirli gr, ahlk yatknlk iin baz kiilere bu imknlar salyorsa, onu ahlk alannn dna itmek ve hele zararl grmek hi de akla yatkn grnmemektedir. (Aydn, 2007: 326). Burada, din zellik tayan tedbir motivleriyle din-olmayan motivler arasnda bir ayrm yapmann da gerekli olduunu sylemeliyiz. Tedbirli bir teistle tedbirli bir ateist arasnda fark vardr. Tedbirli ateist, eer srf kanundan veya toplumun knamasndan korktuu iin ktlk yapmaktan kanyorsa, kanun ve toplumun elinin yetiemedii yerde istediini yapmakta bir saknca grmeyecektir. Oysa, teist, iinden geirdii en gizli niyetleri bile bilen bir Tanrnn varlna inanmaktadr. Eer o, inancyla tutarl olan bir hayat srdrecekse, hibir zaman "imdi istediimi yapabilirim" diyemeyecektir. Bize yle geliyor ki, tedbirli tutumla ahlk tutumu kar karya koyanlar, teistin iinde bulunduu inan boyutunun ve psikolojik artlarn deerlendirilmesini yeterince yapamamakta ve Tanrdan korkmayla kanundan ya da toplumdan korumay bir ve ayn saymaktadrlar. (Aydn, 2007: 327). Bu aklamalarmzla korkuya ve mide dayanan tutum ve davranlarn ahlklln savunmak istemediimizi belirtmek isteriz. Bizim ne srdmz, onlarn ahlk yatknlklarn gelimesine yardmc olabilecekleridir. Yoksa korku ve umut dzeyinde kalan davranlarn ahlk olmadklar Plton ve Aristoteles'ten gnmze kadar sylenegelmitir. Mesel Aristoteles, arzularn dizginleyen insanla erdemli insan arasnda bir ayrm yapmtr. Bunlarn her ikisi de davran dzeyinde birbirine benzerler. Her ikisi de arzularna uyarak kt fiil ve davranlarda bulunmazlar. Fakat arzularn dizginleyen insan, yapt iyi fiillerden pek zevk alamaz. nk onun arzularyla yaptklar arasnda bir atma vardr. te yandan erdemli insann arzularyla fiilleri arasnda tam bir uyum olduundan, yapt iyi fiillerden zevk duyar ve bu konuda kendisini zorlamaz. (Aristotle, 2001:1099a). Aristoteles'in bu ayrm, ahlk tarihinde son derece etkili olmutur. Byk Trk filozofu Farab, Aristoteles'ten ald bu ayrm zbit (arzularn dizginleyen) ve fdl (erdemli) terimleriyle dile getirir. (Farabi, 1987:33). Birincinin ahlknda korku ve mit hakim olduu halde ikincininkinde iyiye, srf iyi olduu iin balanma olabilir. Fakat arzularn dizginlenmesi erdemli bir hayatn balangc olabilir. Gereki bir adan baklacak olursa, her insann hayatnda ahlk dzeye ulalmadan nce yaanan bir korku ve mit

A h l k - D i n l i k i s i | 195

devresinin olduu grlr. Bu bakmdan tedbirli grn ahlk hayattaki yerini ve nemini iyice deerlendirmekte yarar vardr. (Aydn, 2007: 327-328). Din inancn "ie yarama" asndan savunulduu grne gelince, burada bir ayrm yapmak gerekli olmaktadr. Dinin ie yaradn her dindar doal olarak kabul eder. Ancak o, dinin hem doru hem de yararl olduuna inanr. Teistik dinlerin muhatab insandr; onlarn amalar insanlara doru yolu gstermek fert ve toplumlarn ahlk dzeyini ykseltmektir. Peygamberler, evresindeki insanlar inandrmaya alrlarken dinin onlarn hayatlarnda ne byk bir nem tadn ve yarar saladn uzun uzun anlatmlardr. Birok din bilgini, Russell'n da iaret ettii gibi, din ahlk faydac bir adan savunmakta bir saknca grmemitir. (Russell, 1971:47; Aydn, 2007: 328). Daha nce iaret edildii gibi teizmin ahlk anlayna yneltilen hcumlarn nemli bir ksm, dorudan doruya teizmi ilgilendirmekten ok teist olduklarn ne srenlerin tutum ve davranlaryla ilgilidir. Bu eletirilerde byk bir gerek paynn olduu inkr edilemez. Tanrya inandn ve O'nun buyruklarn yerine getirdiini sanan birok kiinin ahlk ilkelerini hie sayd az grlen olaylardan deildir. Zamanla bir alkanlk haline gelen din grevlerin yerine getirilmesi ile ahlk duyarszlk, yanyana ve belkide psikolojik hibir rahatszla sebep olmadan yryebilmektedir. Fakat byle bir alkanlk iinde olan insana "inancna gre yaayan tutarl bir dindar" demek mmkn deildir. Bradley'in dedii gibi "dindar olan bir kimse eer davranlarnda ahlkl deilse ya sahtekrdr, ya da btl bir dine inanmaktadr." Bir insan, iyi bir filozof olduu halde ahlkl bir kii olmayabilir. Ahlksz filozof olur, fakat ahlksz "dindar" olamaz. Dindarlk, Bradley'e gre, mahiyeti itibariyle dindarca, yani ahlkl olarak yaamay gerektirir. (Aydn, 2007: 330). Btn bunlardan sonra diyebiliriz ki, dindar kii, hayatn olgu, ahlk ve inan boyutlarn birlikte gren ve bunun bilinciyle yaayan kimsedir. DN ANLAMADA KURANIN ETK REFERANS EREVES Gerek gnmzde gerekse slam dnce tarihinde dinin merkez kavramn oluturan Tanr hakkndaki farkl kanaatler nedeniyle pek ok din anlaynn var olduu bir vakadr. (Flal, 1990:291-299; Watt, 1981:15, 53, 378, 389). Belki de bundan hareketle yeryznde ne kadar insan varsa o kadar Tanr, dolaysyla din anlay vardr demek abartl olmaz. Bu tespit, bize yle geliyor ki, tek bir din sz konusu olduunda da geersiz deildir. slam dnce tarihine baktmzda dini farkl anlamann, daha ok Hz. Muhammed dneminden sonra ortaya km pek ok sebebinin olduu grlecektir. (Flal, 1990:15, 22, 26, 27). Bunlar arasnda dinin kendi bnyesinden kaynaklanan (vahyin uslbu, Kuran ayetlerinden bazlarnn anlamnn kesin ve ak olmamas gibi) faktrler bulunduu gibi, (insanlarn iktidar arzusu, makam-mevki hrs, aile, kavim ve rk taassuplar gibi) siyasi, (insanlarn iinde yaad corafya itibariyle sahip olduu zellikler trnden) corafi, (insanlarn nceden mensup olduklar din ve kltrlerin

196 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

etkilerini slam erevesinde de srdrmesi gibi) kltrel ve (insanlarn Kuran kendi bilgi, alg ve anlay dzeylerine gre aklamas gibi) bireysel faktrler de yer almaktadr. Merkezi soru udur; bu kadar eitli ve farkl din anlaylarndan hangisi o dinin gerek anlayn yanstr; bunu nasl bilebiliriz? Ferdi adan, sahip olduumuz din anlaynn gerek din anlay olduunu nasl temellendiririz? Bu konuda ltlerimiz neler olmaldr? Bu lt, rnein slam dini iin Kurandr, dendiinde acaba yukardaki glklerden kurtulabilir miyiz? Yukarda ksaca ve kabaca deindiimiz faktrlerin dini farkl anlamadaki etkilerini belki btnyle ortadan kaldramayz. Bununla birlikte, Kurann ana hedefleri gibi, btncl yaklam gibi unsurlar dikkate alan bir yaklam belirleyebilirsek en azndan Kurann ruhuna aykr olan anlaylar ya da sahip olunan din anlaylarnn bu tarz ynlerini bertaraf etme ansmz olur. slam dnce tarihinde, ismi hemen hatrlanverecek birbiriyle baz bakmlardan taban tabana zt dnce ekollerinin varl bize bu ekollerin farkl referans erevelerini esas aldklarn ima etmektedir. Mutezile, Cebriye ve Earilik gibi ekollerin blok blok ayetlerle kendi grlerini destekleme eklinde Kurana dayandklarn grmekteyiz. Bir kimsenin ya da ekoln kendi grn ayetlerle desteklemesinin anormal bir taraf yoktur. Asl anormal olan, (bazen ayn) ayet ya da ayetlerin yer yer birbirine zt grleri desteklemek iin kullanlyor olmasdr. (kbal, Dini Dnce, tarihsiz, s. 153). Bu durum onlarn din anlaylarn oluturmada mracaat erevelerinin farkl olduunun bir gstergesi saylabilir. rnein, Mutezile Tanrnn adaletini, Cebriye ve Earilik Tanrnn kudretini merkeze alan din anlay gelitirmilerdir. (Aydn, 2000: 95, 128, 156, 162, 175; Gler, 1998: 12, 48, 68 vd.). (Adaleti merkeze alan (Kad, 1988: 131, 301) Mutezile, insann, fiillerini ortaya koymada gce ve sadece failiyyete deil ayn zamanda- yaratcla sahip olduunu dnmtr. (Kad, 1988:324, 392, 396, 431; ehristani, 1961: I/45; Badadi, Fark, Tarihsiz, s.114-117). Buna karn Cebriye Tanrnn kudretini merkeze ald din anlaynda insann irade ve gcnn bulunmadn, insann fiillerini Tanrnn yarattn ve insann bunda hibir etkisinin olmadn savunmutur. (ehristani, 1961: I/7, 37, 85-87). Ehl-i Snnet olarak grlen Earilik, son zmlemede, tpk Cebriyenin yapt gibi, Tanrnn kudretini merkeze alan bir din anlay gelitirmi ve bu anlay dorultusunda insann zgrlnn ve gcnn bulunduunu, fiillerinin faili olduunu aka sylememi ki, bu yzden cebr-i mutavasst olarak nitelenmisadece davranlarn sorumluluunu insana yklemede tereddt gstermemitir. (Eari, 1948:50 vd.; 1953:20, 33, 38; 1950: I/216, 252-255; Bakllani, 1957:213, 296, 303, 330; Cveyni, 1950:238; Luma, Tarihsiz, s. 188; Gazali, 1971:65, 68, 80; 1977: I/283; Razi, 1987: 9/75). Yine bu durum, din anlayn oluturmada bu ekollerin kendilerini, bertaraf etmek istedikleri anlaylarn muhalifi olarak konumladklarn gstermektedir. Zamannda u ya da bu ekilde savunulmu olan bu din anlaylar savunulduklar zaman (muhtemel-mstakbel tehlikeleri bertaraf etme bakmndan) din adna ie yaram olabilir. Ancak zamanla deiik faktrlerin devreye girmesi,

A h l k - D i n l i k i s i | 197

akidelerin donuklamasyla bu ereveler yanl sonulara sebep olabilecek tarzda anlalmaya balanm ve sonuta slam dnyas geri kalmlk olgusuyla kar karya gelmitir. yle grnyor ki, slam dncesi geleneinde din anlay oluturmada bu anlayn nemli bir parasn oluturan ahlak meselelerine genelde teolojik zaviyeden baklmtr. Bu bakn kendisinde ahlakn baz istisnalar hari- pek yeri yok gibidir. Adalet fikrini ve anlayn vurgulayarak ahlaki bir k yapan Mutezile son zmlemede Tanry ilevsiz brakan bir din anlay ortaya koymutur. Bu anlaya muhalif olarak ekillenen Earilik her dzeyde ve anlamda Tanrnn kudretini merkeze alan bir din anlay ortaya koymutur. Dolaysyla ahlaki meselelerdeki kanaatler teolojik (ve metafizik) sorun karp karmamas asndan belirlenmitir. Byle olunca, dinin teolojik kurgusunda ahlakn yeri en iyi ihtimalle ikincil kalmtr. yle ki, bu bak tarz, zamannda ahlaki kayg gtmediinden, zamanla kendisini negatif ahlaki sonularn teolojik zemini olarak gstermitir. Bugn asndan baktmzda acaba ad geen ekollerin din anlaylarnn eit derecede hak olduunu syleyebilir miyiz? Bu anlaylarn ortaya kard / karaca hayat felsefelerini ve hayat tarzlarn eit derecede doru yani Kurani grebilir miyiz? Baka deyile, rnein psrk, pasif, almay tevik etmeyen, elindekiyle yetinmeye alan, gelimeye ak olmayan bir hayat anlayna kap aabilecek bir din anlayn bunun tam aksini ortaya koyan bir din anlayna tercih etme lksmz var mdr? nmzde iki soru beliriyor? Kurana dayal salam bir din anlay karabilir miyiz? Byle bir yntemin ilkelerini tespit edip onlar zerinde uzlaabilirsek, yine de elimizde tek bir din anlay m kalr? Burada asl zerinde durulacak olan birinci sorudur. kinci soru birinciye bal olarak ekillenecektir. Ancak u kadar sylenebilir ki, salam din anlaynn erevesi izilebildiinde dahi insanlarn bireysel farkllklar bu anlaylar eitlendirecektir. slam dini sz konusu olduunda, din anlay oluturma abamzda Kuran kaynaa almazlk edemeyiz. Ancak, yukarda deindiimiz gibi, ayetleri birbirine zt grlere malzeme olacak tarzda ele alamayz. Bu durumda Kurann, dini anlama abamzdaki referans erevesini, yani din anlaymz zerine bina edeceimiz ya da sahip olunan din anlayn kendisiyle test edeceimiz bir ilkeler zemini oluturmak durumundayz. Bu zemini olutururken hem Kuran merkeze alnmal (ilkeler ondan karlmal) hem de insan aklilii dikkate alnmaldr. Kuran merkeze alnmaldr. Zira bir anlayn slami olmas her eyden nce ve temelde, onun malzeme olarak deil de bir yaklam olarak Kuran hareket noktas olarak almasnda yatar. (Fazlurrhman, 1990:75). Bu, yntemin erevesinin de Kurandan karlmasn gerektirir. Bu blmde zerinde durulacak ilkeler zemininde grlecei gibi, oluturulacak yntemin amac ve ilevi Kuran ayetlerinin zt grlere malzeme oluturacak ekilde kullanlmasna engel olmay ve Kurann hedeflerini dikkate almayan ya da bu hedefleri son tahlilde anlamsz klan din anlaylarn grmeyi salamaktr. Dahas, byle bir yntem erevesi ve unsurlar

198 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Kurandan karld iin Kurann insan ve toplumdan bekledii hedefleri gz nne alan din anlaylar oluturmaya katk salayabilecektir. Bu aba, elbette dnsel bir faaliyettir; dolaysyla akln kullanmn gerektirir. Akl olmayann dini olmadna gre, Kuran pek ok ayetinde iletilen akl vurguladna gre, (Aydn, 1986:1-2; Emirolu, 1998:76-77) bu srete akln ileyiiyle ilgili (rasyonellik, tutarllk, kapsamllk, zdelik gibi) temel ilkeler de varsaylyor olacaktr. Byle olunca, dinin (naklin) akl devreye sokmadan anlalabilecei/temel kaynak olabilecei (Watt, 1993: 207) evham temelsiz kalacaktr. lkeler zemini oluturma abamzda, erevenin ilk admnn insann yaratlml olgusunun geldiini dnyoruz. nsann yaratlm olmas. nsan, melek ve eytan gibi varlklardan ayr bir kategoride yaratlmtr. Bunun bir anlam vardr. Melek ve eytan gibi varlklar Allahn kendilerine izdii erevenin dna kamazken (itaat ya da isyan izgisinde bulunurken), insann yaratlmasnn bunlardan farkl bir yn beraberinde getirmi olmas gerekir. Tanrya srekli ibadet eden ya da srekli Ona kar kan varlk kategorilerinden farkl bir varlk kategorisiyle kar karyayz. Bu, insann kabul ya da ret tercihiyle, zgr iradeyle yaratlm olduu anlamna gelir. (Fazlurrahman, 1996: 57 vd.; kbal, Tarihsiz:134). Ayrca, insann hatalar yapan, bunlar dzeltebilen, deien ve srekli gelien bir varlk olduunu da ortaya koyar. nsann zgr bir varlk olarak yaratlmas, onun, temeli ahlaki olan bir grevle kar karya olduunu gsterir. Zira insan deerlerin pek ounun kendisinde gereklik kazand bir varlktr. Dolaysyla, nsann (terimin geni anlamyla) ahlaki bir varlk olmas onun halife olmasnn bir gereidir. nsann halife olarak yaratlm olmas. Halifenin yetkisi, sorumluluu ve dolaysyla zgrl vardr. Tersinden okursak, yetkisi, sorumluluu ve zgrl olmayan bir varln halife olmas anlamszdr. Mademki insann halife olmas ahlaki bir ykmll beraberinde getiriyor, o zaman Kurann ahlaki amacn dikkate almak durumundayz. (Fazlurrahman, 1992:335, 358, 360). Bu amacn gereklemesi toplumsal zemini n art olarak gerektirmektedir. Bu bizi nc ilkeye ynlendirir. nsann toplum iinde yaayan bir varlk olarak yaratlm olmas. nsan doas gerei toplumsal bir varlktr. Onun kendine ve iinde yaad topluma ynelik ykmllkleri vardr. Bunlar yerine getirmede halifeliinin yani ahlaki bir varlk olmasnn gerei ortaya konulmaldr. Bu ise, toplumsal evreyi ayn zamanda ahlaki bir evre haline getirecek olan adalet vurgusunu ortaya karr. Adalet erdemi, ahlaki anlamda (iffet ve yiitlik gibi) dier erdemlerin varln ihtiva eden bir btnlk erdemidir. (Aristotle, 1994: V, 1129b; Farabi, 1987:53-54; Miskeveyh, 1985:16). Bu erdemlerin ortaya kmas insann toplum iinde yaayan bir varlk olarak hayatn srdrmesine baldr. Kurann insandan bekledii Tanr, insan ve toplum anlaynn, cahiliye dnemindekine zt olarak ahlak merkeze almas, din anlaymz oluturmada ya da lmede drdnc ilkeyi oluturur.

A h l k - D i n l i k i s i | 199

Kurann ahlaki vurgusu. Kurann ahlaki vurgusu, din anlaynda iman ile salih ameli bir btn olarak grmeyi gerektirir. (Elmall, 1982: 7/4744; Dumlu, 2000: 66, 143). Bu iki paradan hi biri gz ard edilemez. Felsefi olarak sylersek, bu bir ahlak teolojisi deil bilakis teolojinin ahlaki vurgusu ya da ahlak ile teolojinin btnldr. nsan ahlaki bir varlk olarak yaratp, onun evrendeki abalarn ahlak merkezli gren Tanrnn bizzat kendisinin de ahlaki bir varlk olmas kanlmazdr. Tanrnn ahlaki bir varlk olmas. Kurann Tanrsnn cahiliye dneminin uluhiyet anlayndan temel fark, Onun ahlaki bir varlk olmas (gayri-ahlaki bir varlk olmamas)dr. (Gler, 1998:46-48, 61-64, 68). Dolaysyla, Tanry, sfatlarn, evrenle ilikilerini vb. aklarken pratikte ahlaki-olmayan sonulara yol aacak yorumlar yapamayz. Bu durumda, din anlaynn merkezinde yer alan ulhiyet anlaynn temeline, illaki bir sfat konulacaksa bu sfat Tanry cahiliye ya da eski yunan tanrlarna benzetecek bir sfat deil, bilakis Onun ayrcaln vurgulayacak ahlaki bir sfat konulmaldr. Ya da temelde yer alan sfat ahlaki vurguyu gz ard etmeden yorumlanmaldr. Bu saydmz pozitif ilkelere ilave olarak, yukarda baka balamda getii gibi, negatif bir ilkeyi ereveye dhil etmeliyiz. Din anlaymz olutururken kendimizi (, ekolmz vb.ni) bir kiinin, (bir ekoln vb.nin) muhalifi olarak konumlamay temele alamayz. nk byle bir konumlama, hakikati temele alan bir konumlamayla karlatrldnda batan sakattr. (Trkeri, 2011:29). Bununla birlikte, bu ilkenin iki istisnas vardr; insann kendisini Tanr yerine koymasn beraberinde getirecek mutlak hmanizm ve ahlaki dinamizmi ortadan kaldracak pasiflik, mitsizlik, kaytszlk ve malubiyetin batan kabul edilmesi. (Fazlurrahman, 1992:335). Bu ilkeler belki oaltlabilir. mdi, ortaya koyacamz ya da sahip olduumuz din anlaynn bu ilkelere aykr olmamas gerekir. Hatta, denebilir ki, sahip olunan din anlay bu ilkelerden herhangi birine aykr ise o anlayn Kurani temeli zayf demektir. Bu ilkelerin elbette Kuran ayetleriyle desteklenmesi gerekir. Ancak bu, ayetleri mekanik olarak kullanma, kendi dncesini ayetlere syletme eklinde olmamaldr. Bilakis ayetlerin kullanlmas Kurann ruhuna, btnlne ve ahlki amacna aykr olmamaldr. Bylesi bir zeminde rnein insann, ilk etapta ya da son zmlemede, irade zgrlnn bulunmadn, rzgrn nnde giden bir yaprak gibi olduunu savunan ve bunu Tanrnn kudretine halel getirmeme kanaatine dayandran din anlaylar ilk ilkemize aykr olduu iin elenmelidir. Yine, insan erdemleri ancak bir toplum iinde yaayarak kazanacandan ar mistik din anlaylar nc ilkemize ters dmektedir. Din anlaynda salih ameli imandan ayran din anlaylar drdnc ilkeyi ihlal etmektedir. Cahiliye anlayndan en byk fark ahlak vurgusu olan Kurann bize bildirdii Tanrnn ahlaki sfatlarn merkeze almayan ya da n plana karlan sfat(lar) ahlaki olarak yorumlamayan anlaylar son iki ilkemize aykr olduu iin kabul edilemez.

200 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Sonu olarak, bu ilkeler erevesinde mevcut din anlaymz gzden geirmemiz ya da yeni bir din anlay oluturmamz, hayat felsefemizdeki etkisinden dolay, nem arz etmektedir. Eer, yukarda ifade edildii gibi, bir ilkeler zemininde uzlaabilirsek, en azndan insann ahlki bir varlk olmasna, Kurann insandan bekledii ahlaki dinamizm ile birlikte ilerleme ve gelimeye aykr olan bir din anlay karamayz.

zet ve Deerlendirme
Ahlk-din ilikisi deiik yaklamlarla farkl farkl kurulmaktadr. Bu yaklamlarn kkeni Euthyphro Dilemi denilen tartmaya kadar geri gitmektedir. Bu dilem, dindarlk kavram zerinden, bir eyin Tanr emrettii iin mi iyi olduu yoksa bizzat iyi olduu iin mi Tanr tarafndan emredildii sorusuna dayanmaktadr. Buna verilen cevaplar gurupta toplanabilir. Dini ahlka temel yapan anlay, dini ahlk iin zararl gren anlay ve bu ikisi arasnda etkileyici bir iliki gren anlay. lk yaklama dinlerin ahlk analylar dhil edilebilir. Bu yaklamda dini erevedeki ahlk anlaylarnn farkllklar nemli dzeydedir ve bu unutulmamaldr. kinci anlay oluturan yaklam dini ahlak iin zararl grmektedir. Dini ahlkn bir tr tedbir ahlak olduunu, bundan dolay dinin ahlak iin zararl olduunu savunmutur. nc yaklam, dini ahlk iin yeni bir evre olarak grmtr. Bu dorultuda inan ahlaki davrana yeni bir boyut eklemektedir. Etik ahlk alann sorgularken ahlkllkla ilgili yeni bir bilinlilik oluturmaya katk salayabilir. Bu dorultuda, Kurann etik referans erevesi de inanc, Tanry ve dini anlamada bize salam bir zemin verebilir. Bu erevenin, dinin merkez kavram olan Tanr anlayn oluturma, mevcudu gzden geirme, salam temellere dayandrma konularnda katks olacaktr. Zira dinin hedefleri ahlki niteliklidir.

Sorular
1."Euthyphro dilemi" olarak bilinen ikilem aadakilerden hangisinde doru olarak verilmitir? a.Tanr alemi yaratmtr, alem de eyay m yaratmtr? b.Tanr m alemi yaratmtr, alem mi Tanry var klmtr? c. Bir ey Tanr istedii iin mi iyidir, yoksa o ey iyi olduu iin mi Tanr onu buyurmutur? d.Ahlak var olduu iin mi ktlk vardr, ktlk olduu iin mi ahlak vardr? e.yilik olduu iin mi ahlak vardr, ahlak olduu iin mi iyilik vardr? 2.Teistik subjektivizmin kavramnn karl aadaki ifadelerden hangisiyle tam karlanm olmaktadr? a.Teolojik objektivizm b. Bir ey srf Tanr emrettii iin iyidir c.Tanr iyiyi emreder d.yi zaten vard onu insan buldu e.nsan salt aklyla iyiye ulaabilir

A h l k - D i n l i k i s i | 201

3.Ahlakta dinin tevik edici rol olduunu dnen birisi aadaki ifadelerden hangisine katlmaz? a.Gnlk yaamda karlalan olaylarda erdemli davranma hem insanln bir gerei hem de dini doru bir ekilde yaamann gereidir. b.Ahlaki davranma her zaman pei sra giden dini yaptrmlarla desteklenmektedir. c.Ahlaki davranmak iin otonomluun korunabilmesi iin bir Tanrya inanlmamas gerekmektedir. d.Her bir davranta inan ve deer boyutu gzlenebilmektedir. e.Ahlaki davranlar sergilemekte bir dine inanmak olumlu ynde sonular dourmaktadr.

Cevaplar
1.c, 2.b, 3.c

Kaynaklar
Aristotle, (1994). Nicomachean Ethics, Translation By. H. Rackham, Harvard Univ. Press, Cambridge, London. Aristotle, (2001). Nicomachean Ethics, (The Basic Works of Aristotle iinde, Edited By Richard McCeon, United State of America. Aydn, Mehmet, (1992). Din Felsefesi, Seluk Yay., nc Bask, stanbul. Aydn, Mehmet, (2007). Din Felsefesi, zmir lahiyat Vakf Yaynlar, zmir. Aydn, Mehmet, (2000). slam Felsefesi Yazlar, Ufuk Kitaplar, stanbul. Aydn, Mehmet, (1985). Sre Felsefesi Inda Tanr-lem likisi, Ankara niv. lahiyat Fak. Dergisi (A...F.D.), C. XXVII, Ankara. Aydn, Mehmet, (1986). slama Gre lim, DE lahiyat Fak. Dergisi, III, zmir. Aydn, Mehmet, (1991). Tanr-Ahlk likisi, TDV Yaynlar, Ankara. Ayer, A.J., (1973). Central Questions of Philosophy, London. Badadi, Abdulkahir, (trhsz). el-Fark Beynel-Frak, Thk. M. Muhyiddin Abdulhamid, Kahire. (evirisi) Badadi, Abdulkahir, (1991). Mezhepler Arasndaki Farklar, ev. E. Ruhi Flal, T.D.V. Yay., Ankara. Bklln, Kad Ebu Bekr Muhammed b. Tayyib, (1957). et-Temhd ver-Red ala Ehlil-Ehv vel-Bida, Neir, Richard J. McCarthy Beyrut. Cveyn, mamul-Harameyn Ebul-Meal, (1950). Kitbul-rd ila Kavtil-Edille f Uslil-tikd, Tahkik, Muhammed Yusuf Musa, Kahire.

202 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Cveyn, mamul-Harameyn Ebul-Meal , (trhsz). Lumaul-Edille f Kavdil-EhlisSnne vel-Cema, Yer ve Tarih Ad Yok, (DE lahiyat Fak. Ktphanesi, Kayt No: 24013). arc, Mustafa, (1989). slam Dncesinde Ahlak, Marmara niv. lahiyat Fak. Yay., Istanbul. Donaldson, Dwight M, (1963). Studies in Muslim Ethics, Fletcher and Son Ltd., London. Dumlu, mer, (2000). Kurn- Kerimde yi nsan ve Yararl , alayan Matbaas, zmir. Elmall, Muhammed Hamdi Yazr, (1982). Hak Dini Kuran Dili, Eser Neriyat, stanbul. Emirolu, brahim, (1998). Kuranda Akl ve nsan, DE lahiyat Fak. Dergisi, XI, zmir. Erba, Muammer, (2004). Snni Tefsir Geleneinde Mutezilenin Yeri-I, DE. lahiyat Fak. Dergisi, XX, zmir. Ear, Ebul-Hasan Ali b. smail, (1948). Kitbul-bne, II. Bask, Haydarabad. Ear, Ebul-Hasan Ali b. smail, (1953). Kitbul-Luma fir-Red al Ehliz-Zey velBida, Neir, Richard J. McCarthy, Beyrut. Ear, Ebul-Hasan Ali b. smail, (1950). Makltul-slamiyyin ve htilaful- Musalln, Tahk. M. Muhyiddin Abdulhamid, Kahire. (evirisi) Ear, Ebul-Hasan Ali b. smail,(2005). lk Dnem slam Mezhepleri, ev. M. Dalkl, . Aydn, Kabalc Yay., stanbul. Farabi, (1987). Fusull-Medeni, ev. H. zcan, Dokuz Eyll niv. Yay., zmir. Fazlur Rahman, (1996). Ana Konularuyla Kuran, ev. A. Akgen, Ankara Okulu Yay., Ankara. Fazlur Rahman, (1992). slam, ev. M. Da, M. Aydn, Geniletilmi kinci Bask, Seluk Yay., stanbul. Fazlur Rahman, (1990). slam ve adalk, ev. A. Akgen, M. H. Krbaolu, Fecr Yay., Ankara. Flal, Ethem Ruhi, (1990). amzda tikadi slam Mezhepleri, Seluk Yay., Geniletilmi Drdnc Bask, stanbul. Gazal, (1971). tikadda Orta Yol, ev. Kemal Ik, Ankara. Gazal, (1977). hyau Ulumid-Din, ev. Ahmed Serdarolu, Bedir Yaynevi, stanbul. Gler, lhami, (1998). Allahn Ahlklii Sorunu, Ankara Okulu Yay., Ankara. kbal, Muhammed, (trhs). slamda Dini Dncenin Yeniden Douu, ev. N. Ahmet Asrar, stanbul.

A h l k - D i n l i k i s i | 203

Kad Abdulcabbar, (1988). erhul-Usulil-Hamse, kinci Bask, Thk. Abdlkerim Osman, Kahire. Kl, Recep, (1992). Ahlakn Dini Temeli, Trkiye Diyanet Vakf Yay., Ankara. Miskeveyh, (1985). Tehzibl-Ahlak, Drul-Ktbil-Ilmiye, Beyrut. (evirisi) Miskeveyh, (1983). Ahlak Olgunlatrma, ev. A. ener, C. Tun, . Kayaolu, Kltr ve Turizm Bakanl Yay., Ankara. zsoy, mer; Gler, lhami, (1997). Konularna Gre Kuran (Sistematik Kuran Fihristi), Fecr Yay., Ankara. Plato, (1989). Euthyphro, The Collected Dialogues of Plato, Edited By Edith Hamilton, Princeton University Press, New Jersey. Rzi, Muhammed b. mer Fahreddin, (1987). el-Metalibul-liye min Ilmil-lahiye, Tahkik. Ahmed Hicazi, Beyrut. Russell, B., (1971). Human Society in Ethics and Politics, London. Russel, B. (1957). Why I am Not A Christian, New York. ehristani, Abdlkerim, (1961). el-Milel ven-Nihal, Kahire. Taftazn, Saduddin Mesud b. mer, (1991). Kelam lmi ve slam Akidi Haz. Sleyman Uluda, Istanbul. Trkeri, Mehmet, (2011). Etik Bilin, Lotus Yaynevi, Ankara. Watt, W. Montgomery, (1981). slam Dncesinin Teekkl Devri, ev. E. R. Flal, Umran Yay., Ankara. Watt, W. Montgomery, (1993). slam Nedir, Birleik Yay., kinci Bask, stanbul. erhul-Akid,

NTE 11 FERT, ALE ve TOPLUM


Ar. Gr. MUHAMMET ENES KALA

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, slam ahlak dncesinde ifade bulan ameli hikmetin ne olduu ve ksmlarn, Ahlakn ferdi boyutunun nemini, Aile ahlakna ilikin olarak slamda aileye verilen deeri, Ailenin, ameli hikmete konu olarak alnmasnn nedenlerini, Aileyi oluturan her bir unsuru,

Aileyi oluturan her bir unsurun aile dzeninin salanmasndaki grev ve sorumluluklarn, Aileyi oluturan unsurlarn birbirlerine kar olan sorumluluklar ve haklar, Toplumun, ameli hikmete konu edinmesinin gerekelerini, Toplumun insan iin nemini, Toplumda meydana gelen sorunlarn giderilmesindeki ilkeleri, Adaletin toplum dzenini salamadaki konumunu ve adaletin unsurlarn,

Muhabbetin toplum dzenini salamadaki konumunu ve muhabbeti adaletten ayran zelliini, Kuran- Kerimin fert ahlakna ilikin retilerini, Kuran- Kerimin aile ahlakna ve ailenin nemine dair ifade bulan retilerini, Kuran- Kerimin toplum ahlakna ve toplumun dzenine ilikin retilerini,

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
1.GR 1.1. Ameli Hikmet ve Ksmlar 2.FERT AHLAKI YA DA FERDN ARINMASI 3.ALE AHLAKI YA DA TEDBRUL MENZL 3.1.Aile ve Ailenin nemi 3.2.Aileyi Oluturan Unsurlar 4.TOPLUM AHLAKI YA DA TEDBRUL MEDNE 4.1.Toplum ve Toplumun nemi 4.2.Toplumda Meydana Gelen Sorunlarn Giderilmesi 4.21.Adalet

206 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

4.2.2.Muhabbet 5.KURAN-I KERMDE FERT, ALE ve TOPLUM AHLAKI 5.1.Fert Ahlak 5.2.Aile Ahlak 5.3.Toplum Ahlak

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

Anahtar Kelimeler
Ameli Hikmet Ahlak Fert Aile Toplum Adalet Muhabbet

1.GR 1.1. Ameli Hikmet ve Ksmlar: Ameli hikmet (pratik bilgelik), insann iradi eylemlerini amaca matuf olarak seebilmesine, sanat ve meslek hayatlarn dzene sokmasna, geimini meru ve ahlaka uygun bir ekilde temin etmesine, refahn iyiletirip olgunlua erme becerisine denmektedir. Pratik hikmet slam dncesinde genel anlamyla iki ksma ayrlmtr. Birincisi bireye zg olan dieri ise topluma zg olandr. kincisi de kendi iinde ev ve ev hayatyla ilgili olan ile ehir ve lke ynetimiyle ilgili olan diye ikiye ayrlmaktadr. Bylece aslnda slam filozoflar pratik hikmeti ksma ayrmlardr. lki ahlaki arnma (ilm-i ahlak ya da tehzibul ahlak), ikincisi ev kurma ve ynetme kurallar

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 207

(tedbirul menazil-ev ekonomisi) sonuncusu ise ehir ve lke ynetimidir (tedbirul mudn) (Tusi, 2005:62). Bir ahstan meydana geldii ve baka ahsa ait olmad ak olan eylemlerden bahseden ameli hikmet ilm-i ahlak olarak karlk bulmutur. Her kiinin gzel ya da irkin ahlakndan sz edilebilmektedir. Burada iz srlmesi gereken anlam o kiinin, toplum iinde bulunmasa da erdemli olmas gerektiine yaplan vurgu olmutur. (Oktay, 2005:101) Pratik hikmette nemli paralardan birisi de ev halk ile alakal eylem ve amellerden bahseden ilme karlk gelen ev ahlakdr. Bu ilimde ev halk iin ahirette ebedi saadeti yakalayabilmek iin sergilenmesi gereken davranlarn neler olduu incelenmektedir. Pratik hikmetin son bileeni olan devlet ahlaknda ise btn lke halknn mutlu bir ekilde bir arada yaayabilmesi iin gerekli olan davranlar, yine lke halknn bir arada yaamasndan meydana gelen davranlar konu edinilmitir. (Oktay, 2005:101) nitelerin bazlarnda slam ahlak felsefesinde ilim ile amel birlikteliinden bahsetmi, nazari hikmetin ameli hikmetle, ameli hikmetin de nazari hikmetle olmazsa olmaz bir iliki ierisinde olduuna deinmitik. imdi bu iki czn ncelikle nazari hikmet ve akabinde onunla gl bir ekilde balantl olarak birbirilerinin mtemmim czleri olmas durumu, ameli hikmete dair olan ksmlar zerinde durulmasn zorunlu klmaktadr. Zira slam ahlak felsefesinde ilim aac amel vermezse itibar grmemektedir. (Oktay,2005:105) Ahlak dncesinde nazari hikmetle balayan hikmet yolculuu kesinlikle ameli hikmetin durana uram, doru itikat ve edinilmesi gereken ilimlerle cehaletin kaldrlmasndan doan nuru ameli hikmetle sndrmeden korumann yollarn aramtr. lim ve amel ynnden kemal derecesine ulanca ise kii dnyada mkemmellikle vasflanr, hayatn iyi ekilde geirmi olarak ebedi saadete mazhar olur. te bu nitede yaplmas planlanan ey, ebedi saadeti kazanmada gerekli olan ameli hikmetin nemli sa ayan; fert, aile ve toplum konu edinmek olacaktr. 2.FERT AHLAKI YA DA LM- AHLAK: Ferdi ahlak ilmi, bir baka ahs deerlendirilmeye tabi tutulmadan, tek bir kiiden meydana gelen fiil ve amelleri konu almaktadr. Bu ilimde, ferdn huyu, alkanlklar, iyi ve kt davranlarn ele alnr, iyi ve vnlecek huya nasl sahip olunaca, irkin ve yerilen huydan nasl kanlaca gibi problemlerden bahsedilir. Tm bu soru ve sorunlara bu kitabn deiik nitelerinde cevaplar verildiini hatrlatalm. Bireysel ahlakn gayesi ise, kiiyi terbiye ederek, ahsiyetini olgunlatrmaktr. nk slam'da ahlaki ve dini sorumluluk ncelikle ahsidir. Bu gerei u ayetlerle rneklendirebiliriz: "Herkesin kazand iyilik kendine, iledii fenalk yine kendinedir. (sra,17/15) "Hibir kimse bakasnn ykn yklenmez (Bakara, 2/286) "Herkesin yaptklarna gre dereceleri vardr." (Ahkaf, 46/19)

208 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

slam ahlak felsefesi, fertten balayarak ahlak hem ferde hem aile ve topluma yerletirmeye alr. Dairesel bir almla en yakndan en uzaa doru; aile, akraba, evre ve kentten yaylarak evrensel ahlak kurallarn vaz eder. Burada ilk blm yani ferdi ahlaka dair vurgular tm kitaptan ve zellikle Erdem nitesinden karlabilecei iin tekrarlara da dmemek adna bu kadaryla iktifa ediyoruz. Ayrca ahlak, her zaman deere ilikin olduundan deer de bir eyin bir eyle ilikisinden doduu iin ilikisel yapsndan dolay burada bireyin iliki iinde bulunduu yakn yap aile ve uzak yap toplumla olan ilikilerinde olmas gereken deer formlarnn ierii ve nasll zerinde durmak daha makul gzkmektedir. Bu istek bizi dorudan ev ahlak ve toplum ahlakna gtrmektedir. 3.ALE AHLAKI YA DA TEDBRUL MENZL 3.1.Aile ve Ailenin nemi Aile ahlak, ev halknn fiil ve eylemleriyle ilgilenir daha net bir ekilde sylersek btn ev halk (anne, baba, ocuklar, dede, torun) ile hizmetliler ve altrdklar iilerin birbirileriyle olan ilikilerinde uymas gereken kurallar ele alr. slam ahlak felsefesinde aile ahlaknn karl olarak tedbirul menzil terimi kullanlmtr. Kavramn anlam ev idaresi olarak evrilmektedir. Aile ahlak ilmi ise, ev halknn arasndaki dzen ve intizama uygun bir yaamn nasl olacan bildiren ilimdir. Bylesi bir ilim pratik hikmetin bir parasn oluturmakta olduu iin ok nemlidir. Ayrca onun nemine iaret etmek istendiinde nemini ak klan birok unsurun gze arpt grlecektir. (Knalzade, trhsz: 9) ncelikle insan yaps gerei topluma muhta bir varlktr. Onun toplumsall ilk olarak bir ailede balamaktadr. Aile; bireyden topluma ilk adm olup, ayn zamanda bireyin tek bana elde ettii ahlak bu kurumda deneyerek tepkileri aldktan sonra, kuramsal olan ahlaki ilkelerini kurallar halinde sosyalletirme ilevini de yerine getirmi olur. Sosyal ahlakn ilk adm saylan aile ahlak, bireysel ahlaktan keyfiyet ve kemiyet olarak da farkllaarak ksmi sosyal btnln salanmasnda pay sahibi olur. Yerel de olsa toplumsal alana katksndan dolay bireyler aras hak ve sorumluluklarn domasna vesile olur. Aile, bireyin davranlarnn bakasn olumlu veya olumsuz ekilde etkiledii, karlkl hukukun olutuu en kk toplum birimidir. Kur'an karlkl hak ve sorumluluklarn prensiplerini koyarak ahlak felsefesini oluturmaya alr. Ahlak felsefesinin temeli oluturulurken ebeveyne hrmet ve sayg Allah'a itaatten sonra zikredilerek verilen nem vurgulanmak istenerek yle buyrulur: "Rabbin irade buyurdu ki: O'ndan bakasna tapmayn, ana ve babanza iyilik edin. (Ana-babann) yalnz biri, yahut ikisi eline baktklar srada kocarlarsa, sakn onlara 'bktm, usandm' deme! Onlar azarlama! Onlara szn tatlsn, (gnl alcsn) syle! Onlara merhametinden tevazu kanatlarn yerlere kadar indir de: Yarabbi! Onlar beni kklmde nasl (esirgeyerek, koruyarak) byttlerse, Sen de onlara ylece ac, ylece (esirge) de!" (sra: 17/23-24).

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 209

Kuran- Kerim ve Hadis-i eriflerdeki aileyle ilgili ifadeler ailenin nemini net bir ekilde ortaya karmaktadr. lm-i Tedbiril Menzil de bu hakikatin farknda olarak aile idaresi ve ahlakna ilikin kurallar, davran biimlerini ve ilikileri dzenlemeyi zerine vazife almtr. Bu konuya derinlemesine girmeden nce, aile ve ev terimleri zerinde duralm. Ev, insan iin ok byk bir gerekliliktir, ev kavram arkasnda insann en fazla ihtiya duyduu gven ve huzuru saklamaktadr. nsann yaamak iin yiyecei gdalar gvenle saklayaca, d tehlikelerden kendilerini koruyaca, insann znde olan medeni ynn ortaya karaca ve toplumsallaaca ortama yani eve ihtiya duymalar kanlmaz grnmektedir. Ev ayn zamanda bir aile yapsnn kurulmas ve devam iin de elzem bir ihtiyatr. Nasrettin Tusi aileyi gerekli klan ilk faktrn neslin devamn salama arzusu olduunu ifade etmitir. nsann bu arzusunu yerine getirmesi grnd kadar kolay olmamaktadr. Bunun iin insan gdasn karlamal, saln korumal, evlenmeli, dier kiilerle ibirlii yapmal vs.dir. En basitinden insann gdasn elde etmesi bile bir i blmn gerekli klmaktadr. En basit gda malzemelerinden birisi olan ekmee ihtiya duyan kii, onu elde etmek iin buday toplamaya, onu deirmende terek un yapmaya, onu hamur yapmaya, hamuru frnda piirmeye ihtiya duymaktadr. Bu srelerin de hi yardm almakszn tek bir insan tarafndan gerekletirilmesi olduka zor grnmektedir. Ayrca insann tek yiyecei ekmek de deildir, insan onun dnda uzun vadede ihtiya duyaca birok gda maddesine gereksinim duymaktadr. Bunlarn elde edilmesi iin de i blmne ve i birliine ihtiya duyulaca gibi bunlarn salkl bir ekilde saklanmas iin bir ortama da gereksinim duymaktadr, ite eve duyulan gereksinim bylesi bir srecin zaruriyetiyle ortaya konulmutur. 3.2.Aileyi Oluturan Unsurlar: Aileyi meydana getiren esaslar olarak slam ahlak dncesinde anne, baba, ocuklar, hizmetiler ve erzak verilmitir. (Knalzade, trhsz:15) Aileyi meydana getiren etmenlerden birisi olarak kabul gren hizmetiler Aristotelesin ahlak anlaynn tabii grd klelikle ilikili olarak da anlalmtr. (Von Aster, 2005:276) slam ahlak anlaynda aileyi meydana getiren unsurlardan ilki baba olarak alnmtr. slam filozoflarndan Frbye gre, aile, drt tr ilikiyi bnyesinde barndran bir yapya sahiptir. Koca ve kar ilikisi, ebeveyn ve evlat ilikisi, hizmeti ve efendi ilikisi ve son olarak da mlk ve mlk sahibi ilikisi. Btn bu ilikileri dzenlemek ve aile efradna en iyi ekilde bir mesken temin etmeye almak aile reisinin grevidir. Aile reisinin ailedeki yeri, ehri yneten bakann ehirdeki yeri gibidir. Buna gre ev reisi olan baba, ok deerli bir srnn korunmasnda grevli olan obana benzetilmektedir. Nasl ki oban bu srnn korunmasnda uyank olmak durumundaysa baba da ailenin her bir ferdinin tm tehlikelerden korunmasndan sorumlu tutulmaktadr. Aile reisi aileyi tehlikelerden koruduu gibi aile fertlerinin salklarn korunmasnda ya da hastalandklarnda tedavilerinden de sorumludur.

210 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Evde her bir yenin grevleri farkldr, evdeki dzen ve idare bu grevlerin dzenli bir ekilde konumlandrlmasyla salanmaktadr. te aile reisinin nemli grevlerinden birisi de aile iindeki ahengin ve dzenin devamn salamak olmaldr. (Knalzade, trhsz:17-18) Ailenin yaayabilecei evin temini, onun dzeni ve geiminin salanmas ncelikle evin reisi olan babann sorumluluuna verilmitir. (Oktay,2005:327-343) Evin geimine ilikin bylesi sorumluluun ilk artnn babada aranmas, fizyolojik ve biyolojik olarak erkeklerin bayanlardan daha dayankl olmas ve fizik ynden daha gl olmalaryla ilikilendirilebilmitir. Rzk kazanma durumu da slam ahlak dncesinde onun kazanlmas, korunmas, harcanmas eklinde ksmda incelenmitir. Mal, ticaret, sanat ve ziraatla ihtiyari, miras yoluyla ise ihtiyari olmadan kazanlmaktadr. Bu yollarla kazanlan maln helal ekilde kazanlmas zerinde durulmas gereken en nemli husustur. Maln helalliini skntya dren durumlar olarak da, maln zulm ve hakszlkla elde edilip edilmedii, ar, ayp ve ahlaka aykr ekilde elde edilip edilmedii, alaklk, yalan-dolan, ktlkla elde edilip edilmedii, bir emein rn olup olmad ve dinin emiryasaklarna uygun ekilde elde edilip edilmedii gibi konular dikkat ekmektedir. ayet bir mal adaletle, emekle, doruluk ve drstlkle ahlaka ve dine aykr olmayan yollardan elde edilmise helal olmaktadr. Aile reisi evin erzakn elde ederken en ok dikkat etmesi gereken husus bu olmaktadr. (Knalzade, trhsz:332-336) Aile reisi maln kazanlmasndan sorunlu olduu gibi onun korunmasndan da sorumlu tutulmutur. Nitekim kazanlan mal sahip klp saklanmazsa tkenecek ve bu yokluk durumu ailenin dzeninin bozulmasna yol aacaktr. Maln korunmas ve biriktirilmesi ekilleri de bir deere tabi olarak dnlmtr. Evin reisi aile yelerini cimrilie altracak lde mal biriktirmeye fazla odaklanmamaldr, yine aile yelerinin din ve diyanetlerini bozacak ekilde fazla savurganla da izin vermeyecek ekilde maln korunmas ve birikimine dikkat etmelidir. Bu noktada aile reisinin nem vermesi gereken eik, harcama ve kazan arasnda iki trl uurum oluturmama olmaldr. Bu noktada aile reisi kazancnn birazn harcamal, birazn biriktirmeli ve birazn ise Allah rzas iin infak etmelidir. (Knalzade, trhsz:338-339) Aile reisi maln kazanlmas ve saklanmasnda olduu gibi maln doru bir ekilde harcanmasndan da sorumlu tutulmaktadr. Harcama yaplrken, kazancn itidal ierisinde aileyi skntya sokmayacak ekilde yaplmasna nem verilmeli, kazancn kt ve sefih arzu, itiyak ve drtler dorultusunda harcanmamasna dikkat edilmeli, kazan riya, hret ve iftihar iin savrulmamal, kazancn hak eden kiilere yaplmas nemsenmeli ve son olarak elde edilen kazanta her zaman Allah rzas iin infak etme btesi ayrlmaldr. u da ifade edilmektedir ki aile yelerine kazantan yaplan harcamalar gerekletirilirken onlar rencide edici, kk drc en ufak iaretlerden de uzak durulmaldr. (Knalzade, trhsz:340) Aileyi oluturan dier nemli unsur, annedir. Anne ailenin devam ve istikrarl bir ekilde korunmas iin en nemli rollerden birisini stlenmektedir. Ailenin var

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 211

olabilmesi ve devamnn salanabilmesi iin anne gereklidir. Anne bunun dnda eine vekletle, ocuklarna ilk terbiyelerine vermesiyle, aile ii dzenin salanmasyla, ailedeki bireylerle ilgilenmeyle sorumlu tutulmaktadr. Aile dzenin salanmas ve devamnda en byk rol ailedeki anneye verilmitir. Bu rol ylesine byk ve nemli bir roldr ki, aile dzeninin bozulmas beraberinde lemin bozulmasn getirmektedir. Burada aile dzeninden sorumlu olan kadnn iffetli, kadirinas, sabrl, maharetli, terbiyeli, neeli, dzenli, kanaatkr ve ilerinde itidalli olmas nemsenmektedir. (Tusi,2005:213-214) slam ahlak dncesinde aile ahlak sz konusu olduunda aileyi oluturan unsurlardan birisi ocuk/lardr. zellikle ocuk eitimine ilikin grler bu noktada serdedilmektedir. nsann dnyaya geldiinde karlamas gereken ilk ihtiya yemeime olarak karmza kmaktadr. nsan hayatnn devamn salamak iin besin ihtiyacn ya aralar reterek ya da yeni doduunda sesler kararak anne (bakc) yardmyla gidermektedir. Ancak bu amalar insann arasal amalardr, bir de insann -kimi insanlar peinden kotuklar arasal gayeleri son gaye olarak grseler de- hep peinden kotuu bir son gaye sz konusudur ite bu son gaye insan iin mutlak iyiliktir. yle veya byle insanda meydana gelen fizyolojik ve biyolojik deime-gelimelerin de insan bu son gayeye hazrlamak iin olduu pekl dnlmtr. ocukta etrafn tandktan sonra ve onda ayrt etme gc etkinletikten sonra ilk olarak onda utanma duygusunun seildii ne srlmektedir. Bu kendinden kt eylerin kacana dair n-pimanlk olarak doan utanma duygusu aslna bakrsa insann akl varl olduunu gsteren nemli bir etmendir. Zira hayvanlarda utanma duygular meydana gelmemektedir. te bir ocukta bu utanma duygusu meydana gelmise o kii iyiyi ktden ayrt etme kapasitesine sahip ve dahas o kapasiteyi kullanabilir durumdadr demektir. Zira bu ocuk bu durumda bir mum gibi kolayca ekil almay beklemektedir. (Miskeveyh,1983:57) Bylesi bir nefis her zaman eref ve iyilik sevgisine kar uyarlmal ve eitilmelidir. ncelikle tm bunlardan te ve bunlardan dolay onun mal, mlk, an ve hretten te din ve dinin kurallarna ballktan dolay doan ycelik duygusunu kazanmas gerekmektedir. Eitime tabi olan bu ocuun yannda iyi kiiler vlmeli, kendisi de ortaya iyi davranlar koyduunda methedilmelidir. Yiyecek, iecek, mala kar dknlnn nne geilmeli ve onlara kar duyulan sevginin itidal lsnde olmas iin gerekli eitim salanmaldr. Her ite orta yolda bulunmas ve ar isteklerden kanmann gzellii ona sevdirilmelidir. Onu kt davranlara srkleyecek olan arkadalardan uzak tutulmal, bu kiilerin toplum tarafndan methe mazhar olamayacaklar kuvvetle vurgulanmaldr. ocuklarn kademe kademe ilerledikleri, gelitikleri gz ard edilmeden her dneme ait eitim yollarnn tutulmasna nem verilmelidir. ocuun her dnemde estetik zevklerini gelitirecek eylere nem verilmeli, pekitireler ok iyi kestirilmeli ve kurulan sevgi balarnn glenmesine ilikin vurgulamalar her dem taze tutulmaldr. (Miskeveyh, 1983:57-59)

212 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Aileyi oluturan dier nemli unsur, hizmeti/lerdir. Tusi aileyi oluturan etmenlerden bir olan hizmetilere ilikin unlar dile getirmektedir: Bilmek gerekir ki evdeki uak, hizmeti ve iiler vcuttaki el, ayak ve baka organlara benzer. Eer bir insan eliyle yapaca bir ii bakasna yaptrrsa o, elin yerine gemi olur. Bir insan ayakla yaplacak bir ii kendisi yapmaya alrsa ayan zahmetini ekmi olur. Bir insan gzyle bakaca eye bakmazsa gz zahmetten azat etmi olur. nsanlarn bu grubu olmasayd rahatlk kaplar kapanrd. nk i grmek, hayat dzene sokmak iin oturup kalkmak, eilip dorulmak, yrmek, durmak ve srekli bir takm hareketler yapmak, skntlara katlanmak gerekirdi ki bu da bedeni zer, ok zayflatr ve vakar azaltrd. Demek ki bu insanlarn varlna kretmeli, onlar Allahn bir nimeti saymal, onlara insaf, sevgi, efkat, merhamet ve adaletle davranlmaldr. (Tusi, 2005:237). Buna gre hizmetiler ve ulaklar aileyi oluturan etmenlerden bir tanesi olmann yannda aile dzeninin ilemesinde fiziksel ilerle sorumlu olan, dier aile yelerinin rahatlndan sorumludurlar. Bu sorumluluk onlarn devleri iken, karlnda elde ettikleri haklar ise kendilerine adaletle muamele edilmesi, emeklerinin karlklarn almalar, kendilerine eziyet edilmemesidir. (Tusi, 2005:237). Hizmetiler hizmete alnmadan nce muhakkak onlara gzel bir terbiye verilmeli ve karakterlerinin glenmesine yardmc olunmaldr. Hizmetilerin seilmesinde cesaret, edeb, i ve szde doruluk, dzen gibi hususlara dikkat edilmelidir. Hizmetilere tabiatlarna ve rendii sanata uygun iler verilmeli ve onlar tm ilerden sorumlu tutulmamaldrlar. Hizmetilere retilecek en byk erdemlerden bir tanesi de bu anlamda ilerini zorla deil fakat severek itiyakla yapmalar gerektiidir. (Tusi, 2005:238-239) Aileyi oluturan unsurlardan baba, anne, ocuklar, kazan (rzk) ve hizmetilere ilikin grleri ifade ettikten sonra ocuklarn ana-babaya kar hakkna ynelik olarak slam ahlak dncesinde nemli bir bahis aldn dile getirmek nemli olacaktr. slamda ana-baba hakknn yerine getirilmesi bizzat Allahn buyruu olarak emredilmitir. Allah, Ondan bakasna ibadet etmemenizi ve ana-babaya iyilik etmenizi emreder.(sra, 17/23) yleyse ocuklar ebeveynlerine kar her zaman hrmetkr, ltufkr ve mteekkir olmaldrlar. Zira ana-baba, ocuun anne karnna dp, eziyetle anne karnnda saklanp, dnyaya gelmesinin, varln dnyada devam ettirebilmesinin ve terbiye edilmesinin sebebi olarak dnlmtr. Bunlardan dolay olmaldr ki Allah kendisinden bakasna ibadet etmeyi yasakladktan sonra ana-babaya iyilik yapmay emretmitir. Bu iki emirin ayn ayette gelmeleri ikisinin slam iin ne kadar olmazsa olmaz olduklarnn ak bir ifadesi olarak deerlendirilebilir. (Tusi, 2005:234-235). Nasreddin Tusi ana-baba hakknn yerine getirilmesi iin vazifeyi elzem kabul etmitir. Birincisi ana-babay gnlden sevmek, szde ve ite onlarn szlerini dinlemek, onlara kar saygda kusur etmemek, nazik ve yumuak olmak, nihayetinde Allahn houna gitmeyecei sz, eylem ve davran onlara kar sergilememek.

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 213

kincisi, kendileri istemeden erzaklarn ve ihtiyalarn karlamak, onlara her durumda yardma istekle hazr olmak, onlarn dualarn hak edebilmek, ncs ise gizli yahut ak olarak onlarn hem bu dnyadaki hem de dier taraftaki iyiliklerine matuf olarak yani hem onlar hayattayken ve ahirete intikal ettikten sonra her trl yardma, iyilie ve hayra hazr olmaktr.(Tusi,2005:235) slam ahlak dncesinde aileyi oluturan unsurlara ilikin birok gr ve dnce deiik filozoflar tarafndan serdedilmi olsa da filozoflarn genel itibariyle ortaklatklar noktalara yukardaki paragraflarda yer verilmitir. slam ahlak dncesinde bunlar dnda aile ahlak sz konusu olduunda bu erevede adab- muaeret kaideleri dediimiz yeme-ime adab, oturma, susma, konuma adab, misafir karlama ve arlama adab gibi genel grg kurallarna da yer verilmitir. Ancak bunlara bu nitede yer vermeyeceiz. Bu blm slamda aileye verilen nemin byklne dikkat ekerek bitirelim. slam dininde toplumun en temel yap ta ve ayn zamanda bireyin ilk sosyalliini yaad yer olarak kabul edilen aileye ok byk nem verilmi ve toplumdaki dzen ailedeki dzenle balad kabul edilerek ailenin konumuna dikkat ekilmitir. Aileye verilen bu nem slam filozoflarnn aile ve aile dzenine ilikin grler serdetmesine de katk salam ve bu sre slam ahlak dncesinde aileye ilikin geni bir literatrn domasna olanak tanmtr. Aile kurumu sosyalleme ve dzenli bir toplum olmann n koulu olarak dnlmesiyle birlikte filozoflar aile dzeniyle toplum dzenini ayn dnce erevesinde ele almlardr. Mesela nemli slam filozoflarndan birisi olan Frb, felsefesinde, siyaset felsefesi ile ilgili unsur ve kavramlarn erdemli ehre gre farkl bir anlam alanna, cahil ehirler ve onlarn trlerine gre, farkl anlam alanlarna iaret etmitir. Onun siyasete dair grleri ayn anda hem topluma hem de toplumun en kk ekirdei olan aileye ilikindir. Farabi erdemli toplum idealinde bu toplumu meydana getirmesi umulan aileye de gerekli grevi bimitir. Hal byleyken Farabinin iaret ettii erdemli toplumda aile yaps farkl olacak, kanlmas gereken erdemsiz toplumda aile yaps farkl olacaktr. imdi aileden topluma geiin imknlarndan hareket ederek slam ahlak dncesinde ameli hikmetin bir parasn oluturan toplum ahlakna geelim ve bu noktada ortaya konulan grlere yer verelim. 4.TOPLUM AHLAKI YA DA TEDBRUL MEDNE 4.1.Toplum ve Toplumun nemi Toplum ahlak, ameli hikmetin bir unsuru olarak, btn ky, kasaba, ehir veya lkede yaayan halkn genel tavr, tutum, davran ve fiillerinden bahseder. Bu ahlaki yapda, kendisini iinde yaad topluma kar sorumlu hisseden bireyler topluluunun ahlak var olduu gibi, toplumu yneten sorumluluk mevkiinde olan yneticilerin bireysel ahlaklar ve ynetme siyasetleri, ulusal ve uluslararas siyasetleri de mevcuttur. Son

214 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

olarak ifade edilen toplum ahlak, birey ve aileyi iine alan, bireyin ve ailenin kendine has zelliklerini koruyarak gelitii, toplumu meydana getirirken yerel zelliklerini aarak onlardan daha evrensel zellikler meydana getiren, bu zelliklerde kendisini ifade edebilen bir st kimlik oluturarak mensubiyet duygusunu gelitiren, geleneinden hz alan, geleceini de iinde yaad kltrel ve felsefi moral deerlerden hareketle kuran bir anlay n grr. te bu siyaset felsefesi bir toplumda yaayan insanlarn mutluluk ve saadeti iin, iktidara gelen yneticilerin uymas gereken kurallar kapsad gibi, halkn bir medeniyet kurma mcadelesinde gemesi gereken merhaleleri de iine alr. (Tan, 2000). Toplum ahlaknn ne ile ilgilendii ve ieriine dair muhtevann ancak toplum kavramna yklenilen anlamla anlalabilir olduundan, ncelikle insann toplumsal bir varlk olmasndan sz edeceiz. Miskeveyh ahlaka dair yazd Tehzibul Ahlak adl kitabnda, toplum meselesine, dolaysyla insanlarn birbirleriyle anlap yardmlama zorunluluunda olduklarna nemle iaret etmitir. Miskeveyh, (Hayr ve Mutluluk) konusunda Aristoteles'ten mlhem olarak: "Her mevcudun hayr ve mutluluu, ne iin yaratlm ise onu tam ve mkemmel olarak yapmaktr" ifadesine iaret etmitir. te, Miskeveyh Aristotelesin bu tabirine hak verir ve bu noktadan topluma geer ve bu hususta da topluca unlar dile getirir: nsann yapmak iin yaratld iyi iler, tek bir kimsenin kudretinin yetmeyecei kadar oktur. Bunun iin toplulua, yani bir arada yaamaya lzum zorunludur. Bundan tr btn bu iler, insanlarn birbirlerine yardm ile mmkn olabilir. O derecede ki bir cemiyet, ayniyle bir ahs hkmnde olup insanlar da birbirlerinin organlar gibidirler. Pek aktr ki insanlar, daima birbirine muhtatrlar. nk insanlarda birbirlerine yardm etmek ihtiyac zorunludur. nsani hayatn birok noksanlar vardr ki onlarn salanmas ve tamamlanmas fert halinde mmkn gzkmemektedir. nsanlarn bu ihtiyac onlar, bir araya gelmee, birbirleriyle muhabbet halinde anlap uyumaa zorlar; onlar tek bir ahs halinde toplar ve hepsini faydal bir maksat zerine grevlendirir. Zaten, insan, doal bir ekilde bir cemiyet varldr. (Sunar, 1980: 140141). Bu durum sadece Miskeveyh tarafndan ifade edilmemitir. hvanussafa ve Farabi de bu erevede grlerini bildirmitir. Ancak bununla beraber, onlarn eitli eserlerinde toplumun nemi ve insan iin ne mana ifade ettiiyle ilgili, ok net fikirlerine rastlanmaktadr. Rahatlkla syleyebiliriz ki hvanussafa'ya gre de toplumunun esasn, insann birok eylere muhta bulunmas ve bu ihtiyalar salayp kemal ve mutlulua erebilmek iin dier insanlarla her hususta yardmlamak zorunluluunda olmas tekil etmektedir. (Sunar, 1980:154-155). Farabi ise toplum konusunda ksaca dierlerine paralel olarak unlar dnmektedir: Farabiye gre insanlar kemale ermek hususunda pek noksan yaratlmlardr. nsanlar pek ok eylere muhtatrlar ve bunun iin de yardmlamak zorundadrlar. Zira, hi bir insan muhta olduu eyleri tek bana elde edemez; elde etmek zorunluluu altnda da dier insanlarn yardmna ve sevgisine muhtatr. nsanlarn her biri, insann muhta

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 215

olduu eylerden birini hazrlar. nk her bir insanda ftri bir tabiat vardr ve birok topluluklar da bir araya toplanp her biri dierinin muhta olduu eylerden bir ksmn hazrlamak suretiyle birbirlerine yardm etmi olurlar ve bu suretle de insanlar kemale erimi olurlar. Btn bir topluluun hazrlad eyler arasnda herkesin yetimesi ve kemale ermesi iin muhta olduu baz eyler daha vardr ki insanlar bundan tr oalp dnyann iyi ve gzel yerlerini tutmulardr. Bunlardan birok insan topluluklar meydana gelmitir. Ancak, bu topluluklardan bazs, kmil, bazs da kmil deildir, noksandr. nsanlar gerek mutlulua erdirecek eyler hususunda yardmlamak iin teekkl eden Medine (ehr)ye (Fadl Medine); ve yine bu gaye ile yardmlaan topluma, (Fadl Cemiyet); yine bu gye ile yardmlaan Millete de (Fadl Millet) denir. Kamil olmayan toplum ise Ky, Mahalle, Sokak ve nihayet Ev halknn oluturduu topluluktur ki bunlar da derece derece birbirlerine baldr ve biri dierinin parasdr. En yksek Hayr, En Son Kemal, ancak ehir (Cemiyeti) ile elde edilir ve Mutluluun snrna da herkes iin ortak ve her bir mertebeye has olan (lim) ve (Amel) ile eriilir" (Sunar, 1980:152-153) Bu noktada snrl ve yardma muhta olarak izilen insan profiline Tusi de katlmaktadr. (Tusi,2005:244-245). Farabinin bu konudaki grlerini, ayrntl olarak onun Fusull-Medeni adl eserinde bulmak mmkndr. (Farabi, 1987). Tm bunlardan yaam sahasnda en kmil anlamda ahlakiliin ancak hem fertte hem ailede ve son olarak toplumda ahlakiliin gerekletirilmesiyle ulalabilecei eklinde bir sonu karmak mmkn gzkmektedir. slam ahlak dncesinde ameli hikmet bu itibarla ferdi, aileyi ve toplumu, tek tek birbirinden bamsz ve birbiriyle ilikisi olmayan bir ekilde deil bir btn olarak dikkate almaktadr. Burada slam dncesinde ifade bulduu ekliyle devlet bakan, ona duyulan ihtiya, zellikleri, devlet yaps, devletin oluumu, lke kavram ve eitleri gibi konular zerinde, bu konular bu gn iin dorudan siyaset felsefesiyle ilgili olduklar iin durulmayacaktr. Ancak toplumun erdemli bir yapya brnmesi, ileyii ve problemlerin zlmesindeki nemi nedeniyle adalet ve dostluk (muhabbet) konular zerinde durulacaktr. 4.2.Toplumda Meydana Gelen Sorunlarn Giderilmesi: 4.2.1.Adalet: Eksik ve snrl yapsndan dolay yardmlamaya ve toplumsallamaya muhta olan insann toplumsallaabilmesi ve insanlarla bir arada yaayabilmesi iin aralarnda bir kaynama olmas gerekmektedir. nsanlarn topluluk kurmas ve aralarndaki kaynamayla dostluk kurmalar onlara bir takm sorumluluklar yklemektedir. Gerek bu tr sorumluluklar gerekse bir arada yaamann intizaml bir ekilde devam iin slam ahlak dncesinde ncelikle iki ilke; adalet ve muhabbet (dostluk) ifade olunmutur. Adaletin gerektirdii kanunlarn ve nizamn gerektirdii hkmlerin uygulanmas toplumdaki dzen ve ahengi salayan en genel yol olarak kabul edilmektedir. Adalet halk ile sekin snflarn tmne hitap eder ve bu sebeple ou insan bu yolla dzeltilir.

216 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Adalet erdemi Erdem nitesinde zerinde durulduu ekliyle hem ferdi hem de toplumsal olmak zere iki nemli boyuta sahiptir. Ferdi balamda adalet dier erdemleri ahsta toplama ve arlklar arasndaki orta yolu tercih olarak anlalrken, toplumsal anlamdaki adalet ounlukla toplumdaki ahenk, dzen ve itidal olarak anlalmtr. (Oktay, 2005:468-469) slam filozoflarndan bazlar adaleti e ayrmlardr. Onlara gre adaletin bir eidi, mal ve ihsandadr. Adalet ite iki kiiye mal ve makam bltrrken itidali, ly ve liyakati gzetmekten meydana gelir. Adaletin ikinci eidi alverite meydana gelir, son eidi ise terbiyeye ynelik cezalarda ve uygulamalarda ortaya kmaktadr. (Oktay, 2005:470-471) Ancak hangi eidi sz konusu olursa olsun hepsi insann insanla ilikilerindeki ly, itidali, liyakati ve hakk ncelemektedir. Toplumsal anlamdaki adalet bir dier tabirle kendi hakkna raz olup bakalarnn hakkna sayg gstermek, onun hakkn alp ona zulm etmemek anlamnda da kullanlmtr. Yine toplumdaki kavga ve kargaann panzehiri olarak da ifade olunmutur. (Oktay, 2005:469) Adalet bu balamda toplumdaki kargaalar, kavgalar, dzensizlikleri nleme siyaseti olarak adlandrlan siyaset-i uzmnn en nemli metodudur. Adalet ve toplumu dzenlemek, toplumda istikrar salamak, kargaalarn ve kavgann nne gemek iin slam siyaset ahlak dncesinde ara kullanlmtr, bunlar; Namus-i Rabbni (ilahi kanun), Hakim-i insan (devlet bakan) ve dinar- mizan (para)dr.(Knalzade, 132-136) Bu ifade olunan unsur toplumda adaletin salanmasna yardmc olan unsurdur. Bu unsurlardan ilki ilahi ilkelerden istifade edilmesini, ikincisi toplumun yneticisinin, dolaysyla ynetiminin dikkat edecei hususlar, ncs de toplumun ileyiinde parann nasl kullanlacan ifade etmektedir. Toplumsal ynetim bakmndan mutluluun kazanlmasnda adalet vurgusu n plana kmaktadr. Adalet gibi zor bir amac baarmas iin devlet bakannda baz zelliklerin bulunmas gerekmektedir. Bunlar babacanlk (halkn gnlne giden yolu kefetme ve herkese yaknlk gsterebilme), licenaplk (nefsani yetilerini gelitirmi olma ve gazap yeti ile ehvet yetisi arasnda itidale kavuma), metin olma (salam bir feraset, doru dnce ve ibret alabilme), azimlilik (doru gr doru irade ile birletirme), sabr (ar ve mitsiz gnlerde dahi metaneti koruyabilme), varlkl Olma (halkn malna gz dikmeme ve tamahkar olmama), sadk ve i gren yardmclara sahip olma.(Tusi, 2005:292-293) Tusi devlet bakannn bu zelliklerini zikrettikten sonra devlet bakannn devleti oluturan aygtlar olan kalem ehli, kl ehli, muamele ehli ve ziraat ehliyle arasnn iyi olmasnn bunlarn birbirleriyle olan ilikilerinde adalet, hak ve liyakat prensibinden amamas gerektiini ifade etmektedir. (Tusi, 2005:296-299). Adaletin tesis edilmesinde para, yukarda belirtildii gibi, bir dier nemli unsurdur. nsanlarn snrl ve eksik zelliklerinden tr birbirinin yardmlarna ihtiyac olduunu deiik yerlerde zikretmitir. te para tam da bu merhalede ilevini gerekletirmektedir. nsanlarn muhta varlklar olduundan hareketle onlarn her ii ayn ustalkta yapmalarna olanak gzkmemektedir. Yani usta bir iftinin ayn ustalkta ve ayn anda hem demirci hem terzi hem iletmeci hem marangoz vs. olmas

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 217

beklenemez. Zira bu saydklarmzn hepsi ayr ayr sanatlarn ileridir. Yiyeceklerin elde edilmesi, korunma ihtiyac, giyim ihtiyac vs. her birisi farkl farkl meslek grubu erbaplarnn katksyla gerekletirilmektedir. Her bir kii farkl sanatlara ynelip o sanatta faydal olmay tercih etmektedir. nsanlarn topluluk iinde kavga ve kargaa ortamlarndan uzak bir ekilde isteklerine ulamalar iin her birisinin ortak deer verdikleri bir arac bir aygta ihtiyalar vardr. te bu aygt para olarak adlandrlmaktadr. Toplumda huzurlu bir ekilde i blmnn gereklemesi iin terzinin marangoza, marangozun iftiye, iftinin terziye yardmda bulunmalar gerekmektedir. Ancak tam burada iftinin marangoza ne kadar iftilik yapaca, terzinin marangoza ne kadar terzilik yapacana ilikin adaletsizlik meydana gelebilir. te bu adalet nemli bir arac olan parayla takdir ve temin edilmekte, ortak deer atfedilen parann dolamyla uygun grlen miktar orannda terzi marangoza terzilik, ifti terziye iftilik yapmaktadr. Para, halk arasnda iktisadi sebeplerle tartma ve kavga kmasnn nne getii gibi toplumda i blmn desteklemektedir. Bylece toplumun bireyleri arasnda kaynama ve lfet meydana gelmekte, meydana gelen bu ba da toplumda adaletin tesis edilmesine imkn tanmaktadr. Toplumun ksmlar ve ksmlarnn dereceleri sevgi yoluyla birbirine balanr. Onlar adalet ve adil fiillerle kontrol edilir ve korunur. (Farabi, 1987:52-53). Bundan dolay adalet ve (sevginin erdem haline dnm olan) dostluk arasnda ok sk bir iliki bulunmaktadr. 4.2.2.Muhabbet (Dostluk): nsanlar birbirine, yani birinin olgunluk ve noksanl kendi cinsinden olan bakalarnn noksanlk ve olgunluuna bal olduundan ve birbirinin zaruri yardmna muhta olduklarndan, daha nce de ifade edildii gibi, hi kimse tek bana tam bir yetkinlie eriemez. Bylece birbirine yardm eden tm insanlar tek vcut rneinde olduu gibi birletiren bir kuruluun oluturulmasnn zarureti ortaya kar. nsan kendi yaratl gerei gelimeye msait bir varlk olarak yaratldndan yine tabiat gerei byle bir birlemeye muhtatr. Birlemeye olan istek muhabbet adn almaktadr. (Tusi, 2005:252) Bu noktada slam ahlak ve siyaset dncesinde muhabbet adaletten daha stn olarak dnlmtr. nk muhabbet birletirmeye tabii bir ekilde meyilli iken adalet ou zaman birletirmeyi yapay olarak gerekletirmektedir. (Tusi, 2005:252) Adalet her ne kadar insani erdemlerin en olgunu olarak kabul edilse de o, dzen ve huzuru ancak sevgi ve muhabbet olmadan bir ihtiyatan mtevellit salayabilmektedir. Muhabbet, onurlu, erdemli ve olgun olmay istemek demektir. Kimde bu istek iddetli olursa onun kemale erime arzusu gl maksatlara ulama yollar ise kolay olmaktadr. (Tusi, 2005:253) slam dnrleri muhabbet kavramna ok byk nemler atfetmi ve onun mahiyetiyle beraber eitlerini, bunlarn zelliklerini dile getirmeye almlardr. Miskeveyhin (Hayr ve Mutluluk) konusunda Aristoteles'ten mlhem olarak: "Her mevcudun hayr ve mutluluu, ne iin yaratlm ise onu tam ve mkemmel olarak yapmaktr" ifadesine iaret etmi olduuna deinmitik. te, Miskeveyh, Aristotelesin

218 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

bu tabirine hak verir ve bu noktadan topluma geer ve bu hususta da topluca unlar dile getirir: nsann yapmak iin yaratld iyi iler, tek bir kimsenin kudretinin yetmeyecei kadar oktur. Bunun iin toplulua, yani bir arada yaamaya lzum zorunludur. te bu bir arada yaayabilmek iin halkn arasnda bir ban olmas gerekmektedir, bu ba ise ona gre ya adaletle ya da sevgiyle tesis edilmektedir. Miskeveyh, bu balamda muhabbetten ve onun eitlerinden ve sebeplerinden sz etmek gerektiini sylyor ve yle devam ediyor: Muhabbetin drt eidi vardr: 1.abuk meydana gelen ve abuk bozulan muhabbet. 2. abuk meydana gelen fakat yava yava bozulan muhabbet. 3.Yava yava meydana gelen, fakat abuk bozulan muhabbet. 4.Yava yava meydana gelen ve yine yava yava bozulan muhabbet. te, muhabbet bu ksmlara ayrlmtr. Zira, insanlarn istek ve hareketlerinde maksat vardr: 1.Lezzet (haz). 2.Hayr (iyi). 3. Fayda (Yarar). Bu maksattan sonra, drdnc bir maksat daha vardr ki o da bu maksadn bir arada bulunmas hlidir. te, insanlarn bu drt istei, insani hayatn gayesidir. nsanlar arasndaki muhabbetin esas da bunlardr. Kim bunlarn hsl olmasna yardm ederse ve bunlara ulamaya kim sebep olursa ona muhabbet etmek doaldr. Muhabbet ekilleri, sebepleriyle ise u ekilde ifade edilmitir: 1.Sebebi Haz Olan Muhabbet: Bu, hemen hsl olan ve hemen bozulan muhabbettir. Zira haz denen ey abuk deiir. 2.Sebebi Hayr Olan Muhabbet: Bu, hemen hsl olan, fakat yava yava bozulan muhabbettir. 3.Sebebi Fayda Olan Muhabbet: Bu, yava yava hsl olan, fakat abuk bozulan muhabbettir. Bu nn birlemesinden meydana gelen muhabbetin iinde hayr bulunduu takdirde de o muhabbet yava yava hsl olur ve yava yava bozulur. te, bu muhabbetlerin hepsi, zellikle, insanlar arasnda mevcuttur. nk bunlar, iradeye ve muhakemeye dayanrlar ve bunlar zerine mkfat ve ceza vardr. (Sunar, 1980:142) Ancak erdemli kiilerin hayra dayal olan muhabbeti dierlerine tercih ettii de ifade edilmektedir. (Tusi, 2005:260) Akl olmayan hayvanlar arasnda da muhabbete benzeyen itirakler varsa da, bunlar ancak, lfetten ve sevk-i tabiden ibarettir. Hayvani nefse sahip olmayan madenler, talar arasndaki benzerlikler, itirakler de, ancak, tabii meyilden ve ilikilerden ibarettir. Bu muhabbet ekillerinin karlnda nefret ekilleri de sz konusudur. te, insanlar bu muhabbetlere, ilikilere ve bir araya gelmelere davet eden biricik sebep, noksanlarmzn, ihtiyalarmzn, tek tek kiiler tarafndan

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 219

salanamamasndan, giderilememesinden baka bir ey deildir. Yine bu sebeplerden tr, zellikle, sadece insana dair u iki muhabbet eklinden de sz edilebilir: Sadakat : Sadakat denilen hal de muhabbetin bir eidi olarak kabul edilmitir. u kadar ki muhabbet, sadakat'ten daha mulldr. Bir topluluk arasnda muhabbet, hep birbirine vaki olduu halde, sadakat, hepsine birden olmaz, baz zel ve hak eden kiilere mahsus kalr. Ak : Muhabbetin yksek ve ar derecede bir nevi daha vardr ki ona (Ak) denir. Ak denen muhabbet eidi, sadakatten de daha hususidir, yani, sadakat kadar mull deildir. nk bu, bir topluluk arasnda ve topluluun bazs arasnda olmayp, yalnz, iki ahs arasnda bulunabilir. Ak, lezzette ve hayrda da sz konusu olabilir. Mesela, lezzet iin ar derecede muhabbet, bir aktr. Ve yine, hayr iin ar derecede muhabbet de bir aktr. Ancak, bunlarn birincisi kt, ikincisi iyidir. Genler arasndaki sadakat, ounlukla lezzet iin olduundan, abuk hasl olur ve abuk yok olur. Onlarn birbirlerinden elde ettikleri lezzet yok olunca aralarndaki muhabbet ve sadakat de yok olur gider. htiyarlar arasndaki sadakat ise, aralarndaki ortak faydaya dayandndan, ounlukla uzun srer. Fakat fayda ilikisi ortadan kalknca onlarn aralarndaki sadakat de ortadan kalkar. Bir de Hakikat Erbab arasnda bir sadakat ekli vardr ki bu, hayr zerine kurulan bir sadakattir ve bu hayr sabit bir hayrdr. Bu sabit hayr, zatnda deimez olduu iin, hakikatleri arasndaki muhabbet ve sadakat de hi bir suretle deiip yok olmaz, ebede kadar srer gider. Bu muhabbet ve sadakat ekillerinin lezzetleri, hep baka bakadr. Esasen, insanlarn tabiatlar de baka, bakadr ve her insan, kendi tabiatna uygun den lezzete meyleder. Ancak insanda, kendi tabiatndan baka hi bir tabiatla karmam olan ilahi, basit bir cevher vardr ki ona ait lezzet de hi bir lezzetle kyaslanamaz. Zira bu lezzet, sf ve basit bir lezzettir. te, bu ilahi cevher lezzeti zerine kurulan muhabbet de lahi bir Muhabbettir ve bu muhabbet, pek ar dereceye vardrlrsa, insan Allah'a ait olan Tam ve Halis Ak'a ulatrr. slam filozoflarnn bahsettii en kmil olgunluun kendinde olan vahdette bulunmas tabirindeki vahdet ite bu ite bulunan cevhere duyulan yegane ilahi muhabbettir. nsanda olan bu ilahi cevher, kirlerinden, paslarndan temizlenip saf haline dndrldke kendi aslna yaklar ve en sonra Akl gz ile Allah (Srf lk Hayr) tanr. Ve bu halde de bu lk Hayr, o kimsenin akln nuru ile bol bol nurlandrr ve onu hi bir lezzete benzemeyen lahi Lezzete kavuturur ki bu, insandaki cz'i ilahi cevherin, kendi asl ile birleip bir olmas demektir. u kadar ki bu Birlik ( ttihad), ancak, insann dnya hayatndan ayrlmasndan sonra tam olarak gerekleebilir. Zira, ruhun tam safln kazanmas, ancak, o zaman mmkndr. Miskeveyh, bu noktada Aristoteles'in topluma mteallik fikirlerine de ksaca dokunarak, insann tabiat bakmndan medeni olduunu, yani bir cemiyet mahluku olarak var olduunu," dolaysyla, insanlarn gerek iyi hallerinde ve gerek kt hallerinde daima birbirlerine muhta olduklarn; hatta bir fakirin karnn doyurabilmek iin bir zengin veya bir Kral'a muhta olduu kadar bir zenginin veya bir Kral'n da ihsanda bulunabilmek iin bir fakire muhta olduunu ve insanlar arasnda sevginin ve arkadaln bu yzden zorunlu

220 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

bulunduunu ifade ediyor. bn Miskeveyh, bu arada Sokrates'e da temas ederek sevgi ve muhabbetin dnyadaki btn hazinelerden ve her trl dnya servetlerinden stn sayldn ve her eyden evvel, ocuklara, bu muhabbetin alanmas gerektiini ve nk hi bir insann, dnyalara da sahip olsa, muhabbetsiz yaayamayacan, yine Sokrates'in szleri olarak bildirmitir.(Sunar, 1980:141-144) 5.KURAN-I KERMDE FERT, ALE ve TOPLUM AHLAKI Kuran- Kerimde ahlak, nazari ve ameli boyutuyla birbirinin ayrlmaz paras olarak grlm ve i ie incelenmitir. Bir baka ifadeyle, Kuran- Kerimde ahlak, soyut bir kavram ve bir bilimin teorik konusu deil, hayata uygulanmas gereken deerler manzumesi olarak sunulmutur. Ameli ahlakla ilgili olarak Kuranda fert, aile ve toplum hakknda ok geni malzeme ve esas bulunmaktadr. Bu blmde bunlarn her birine genilemesine deinmekten te sadece temas edip ayetlere yer vermekle yetineceiz. 5.1.Fert Ahlak Kuran- Kerim, sosyal duruma verdii nem nispetinde fert varlna da deer vermitir. Zira Kuran- Kerimin insan unsurunu merkezine alan bir hidayet rehberi olduunu ifade etmek burada yerinde olacaktr. Ayetler ve ayet gruplarnn emir, nehiy, tevik, sakndrma ve ceza bakmndan ferde ynelik kaide, telkin ve gndermeleri olduka oktur. Zira btn bir sosyal yap fertlerle ayakta durur, ykselir veya alalr. Fertlerden tecrit edilmi bir sosyal yapnn ne gereklii ne de esas sz konusu olmaktadr. Kuran, ferdi slah edip gelitirirken insan, doruluk, takva, ilim, tevbe, istifar, kr, ihlas, sabr ve sebat, hilim, iffet, alma, gzel sz, amel-i salih gibi olumlu ahlaki deerlere sevk eder ki slam ahlak dnrleri bu olumlu niteliklere kurtulua gtren davranlar (mnciyat) demilerdir. Buna karn Kuran- Kerim, ferdi yine slah edip gelitirirken onu gzel ahlaktan alkoyan yalan syleme, lsz hayat (sefahat, tuyan, nankrlk, israf, cimrilik), lsz davran (mitsizlik, baa kakma, buz, taknlk, kibir ve byklk taslama, fuhu ve zina) gibi olumsuz ahlaki deerlerden de sakndrr ki slam ahlak dnrleri buna helka gtren davranlar (mhlikat) adn vermilerdir. Kuran- Kerim, ferdin grevlerini eitli ayetlerde hatrlatm ve bunlar yer yer tarif ve tahlil etmitir. Ey iman edenler, nefislerinizi dzeltmek zerinize vacibtir (Maide, 5/105) mealindeki ayette her ferdin kendine kar vazifelerini bilip yapmas istenmitir. Kuran- Kerimde yine ferdin beden ve ruh yapsnn korunmasn, gelitirmesini zaruri bir vazife saymtr. Kuran, temizliin nemini Allah temiz olanlar sever (Tevbe, 9/108) ayetiyle aklarken, i veya ruh temizliinin yan sra, beden, yiyecek, giyecek, mesken ve evre temizlii zerinde durarak temizliin faydasn ve gzelliini, buna karlk pisliin zararlarn ve irkinliini eitli benzetme ve kyaslamalarla anlatmaktadr. Kuran- Kerimde zellikle bir husus daha zikredilmitir ki o da, kiinin ancak urasyla bir eyler elde edebilecei, bir yerlere gelebileceine ilikindir. Zira bu konuda Kuran- Kerim insanlar Mslman veyahut gayri Mslim olarak ayrmam

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 221

ve hitabn ortak insan znesine yapmtr. nsan iin ancak altnn karl vardr. (Necm,53/39). Kim zerre miktar hayr ilerse onun mkfatn grecek, kim de zerre miktar kadar ktlk ilerse onun cezasn grecektir.(Zilzal, 99/7-8). 5.2.Aile Ahlak Kuran- Kerim, aile ahlakyla ilgili de belli ilke ve ltler koymakta ve eitli tavsiyelerde bulunmaktadr. O, toplumsal birliin en ideal ve en salam ekliyle sevgi, ballk, merhamet, dayanma, yardmlama, doruluk, insaf ve Allah korkusunu gzeterek aile kurumuyla korunmasn ve srdrlmesini hedef almaktadr. Ailenin dnya hayatnn dzeninde olduu gibi, ahiret hayatnda da nemi sz konusudur. yilerin eriecekleri saadet ve Cennet mjdelenirken onlarn yannda atalar, zevceler ve soylarndan salih olanlarn bulunaca, buna karlk Cehenneme girerken hsrana urayanlarn kendilerini de ailelerini de ziyana uratacaklar haber verilmi, sevap ve azapta ailenin rolne ve ailedeki ortak sorumlulua iaret edilmitir. Ey inanlar, kendinizi ve ailenizi ateten koruyunuz (Tahrim, 66/6) emriyle ailenin korunmas ve yceltilmesi istenmitir. Kuranda evlilik, ebedi bir akid, ar ve sorumluluk isteyen bir anlama olarak tantlmtr. (Bkz. Rum, 30/21; Nisa, 4/20-21) Elerin aile kuruluunda, evlilik srecinde ve anlamazlklarda birbirlerine ynelik sorumluluk ve haklar hatrlatlmtr. Evlilikten gaye, neslin meru ve salkl bir ekilde devam ve oalmas (Bakara, 2/223; Nahl, 16/72) olduu gibi, toplumsal dzensizlik ve huzursuzlua sebep tekil eden ehvet kuvvetinin kontrol altna alnmasdr da. Kuran- Kerimde, elerin birbirine kar yaknlklar aklanrken, birbirleri iin ziynet gibi olduklar (Bakara, 2/187) istiaresine yer verilmitir. Nasl ziynet maddi bir deere mteallik ise evlilikte kurulan bada en yce manevi deerle mcehhezdir. Kuran- Kerime gre aileyi oluturan unsurlardan birisi olan baba (erkek), evin idarecisi ve bakcsdr. Ev dndaki ar ykmllkleri sebebiyle kadnlar zerinde byk haklar sz konusudur. (Nisa, 4/34) Ailede kadn ve erkein belirli hak ve ykmllkleri sz konusudur. Evin idarecisi olarak grev yapan erkek hanmna kar iyi davranmak, ona deer ve nem vermek durumundadr. Kadn da ilk etapta eine kar saygy, iffet ve namusunu korumakla ykmldr. Kuran- Kerimde anne-babann ocuklara kar grevleri de deiik ayetlerde zikredilmitir. Ebeveynler ocuklarn iten sevmek ve onlara deer vermek, onlara bir emanet gzyle bakmak, yetimeleri ve eitimleriyle ilgilenmek, dnya ve ahiret tehlikelerinden korumakla sorumlu tutulmutur. Aile kurumunun yars saylan ocuklar zerinde ebeveynin istedikleri ekilde tasarrufta bulunamayacaklarna rnek olarak "...Fakirlik korkusuyla evlatlarnz ldrmeyin. Biz sizin de, onlarn da rzkn veririz" (Enam, 6/151) buyrulmaktadr. Aileyi meydana getiren elerin birbirine kar hak ve sorumluluklar konusunda ise: "...Erkeklerin maruf vehile, kadnlar zerindeki haklar gibi, kadnlarn da onlar zerinde haklar vardr. Yalnz erkekler iin onlar zerinde bir derece var (Bakara, 2/228) buyrulur. Ailenin teekkl ve korunmas (Bakara, 2/221-232), evliliin amalar (Rm, 30/21), mterek

222 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

istiare ve rza (Bakara, 2/233) geinememe durumunda ise taraflara zulm edilmemesi iin de (Bakara, 2/226-228) ahlaki ve haklar koruyucu dzenlemeler vardr. Ayrca Kuran- Kerim yaknlarn hakknn verilmesini de tavsiye ettii gibi, mirasta herkese hakknn verilmesini istemektedir. (Rm, 30/38) Kuran- Kerimde ebeveyn haklarna dair vurgulamalar da ok gl yer almtr. Buna gre anne-baba iyilie layk kiiler olarak zikredilmitir. Kuran, Allaha ibadetten hemen sonra anne ve babaya iyilii emretmi, onlar iyilik ve yardm edilmesi gerekenlerin en banda saymtr. (sra, 17/23-24; Bakara, 2/215; Nisa, 4/36; Nahl, 16/151; Lokman, 31/14; Ahkaf, 46/15, 17-18) Anne-babaya iyilik ve itaatin yan sra, ktlk yapmaktan kanmak ve onlarn tlerini dinlemek de Kuran retilere uygundur. Kuran- Kerim, ekitirme, ekememezlik ve anlamazlktan uzak, yardmlama ve dayanmay esas alan bir kardelik ahlakn hedeflemektedir. Ayrca, bu erevede akrabalk grevini yerine getirenleri vm, aile evresiyle ilgiyi kesmeyi mnafklk ve fasklk alameti olarak nitelemitir. (Bakara, 2/27; Rad, 13/21, 25; Muhammed, 47/22) Akrabaya ve evremizdekilere, manevi yardmla birlikte maddi yardmda bulunmak da ok nemli grlmtr: Akrabaya, yoksula ve yolda kalma hakkn ver! (sra, 17/26; Rum, 30/38) mealindeki ayetlerde yardm, kesin bir emir halinde yer alan, ahlaki zorunluluk olarak buyrulmutur. 5.3.Toplum Ahlak Kuran- Kerim, bir yandan insan ve onun yeryzndeki halifeliinden bahsederek, ferdin merkezi olmasna vurgu yaparken (Enam, 6/165; Araf, 7/10, 24; Hud, 11/61; Enbiya, 21/105; Nur, 24/55) dier taraftan, toplumun nemine ve gereine deinerek, ahlakl ve ideal bir toplumu hedeflemitir. slam toplumu, belli ahlaki grevlerle ykml, sekin ve erefli bir topluluktur. Kuran- Kerimde insann toplumsalla olan ihtiyac onlarn birbirini tanyabilmeleri iin, millet ve kabilelere ayrlm olduklarna ilikin olarak zikredilmitir. (Hucurat, 49/13; Bakara, 2/143; Al-i mran, 3/110). Kuran- Kerim, topluma ve toplum hayatna ok byk nem vermektedir. Birlik olma, tefrikaya dmeme, dalmama ve toplum ahlakn kurma bu erevede nemli esaslardr. Birlikte, Allahn ipine smsk sarln; birbirinizden ayrlmayn Sizden, insanlar hayra aracak, iyilii emredip ktlkten alkoyacak bir topluluk bulunsun. ve Ey inananlar, hayrl ilerde birbiriniz ile yarn. (Al-i mran, 3/103-104; Bakara, 2/148) ayetlerinde bu esaslar kuvvetle zikredilmektedir. Yani Kuran, bir yandan ferdi sorumluluklar hatrlatrken dier yandan hemen toplum gereine ynelmekte ve bu iki unsuru birbirlerinin alternatifleri olarak deil ama mtemmim czleri olarak kabul etmektedir. Fert, topluma kar bir takm grevleri yerine getirmekle ykmldr. Bu grevler adalet ve ihsan kavramlarna indirgenebilmektedir. Kuran, adaleti adl, kstas ve mizan szckleriyle ifadelendirerek uygulanmas gerekli bir ahlaki davran olarak emretmitir. De ki, Rabbim adaleti emretti (Hadid, 57/25), Gerekten Allah adaleti,

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 223

ihsan ve akrabaya yardm etmeyi emrediyor (Nahl, 16/90) ayetlerinde ilahi llere uygun ekilde, her eyi yerli yerine koyarak, herkesin hakknn verilmesi istenmektedir. Kuran, adaletin, szde, hkmde, muamelelerde, ailede ve evrede ortaya kmasn ve uygulanmasn talep etmekte ve adalet erdeminin hem fertte hem de toplumda gerekletirilmesi gereken bir erdem olduuna iaret etmektedir. (Enam, 6/152; Nisa, 4/3, 58,127, 129, 136; Bakara, 2/282; Maide, 5/8, 42, 95, 106; Rahman, 55/7-9). hsan ise, bir ii her ynyle gzel, yerli yerinde yapmak olarak karlanmaktadr. hsan bu balamda, dnya ve ahirette insana hayr ve kurtulu salayan, ecri byk bir davrantr. Onu bir ticaret istiaresinden yardmla ifade edecek olursak, adalet ticarette sermaye ihsan ise kar hkmndedir. Allahn sana ihsan ettii gibi sen de iyilik et (Kasas, 28/77), yilik ediniz; nk Allah, iyilik ve ihsanda bulunanlar sever (Bakara, 2/195) ayetleri ihsan emretmektedir. hsan, fkeyi yenme, affetme, tevazu, Allaha kulluk, sabr, takva ve cihad konularnda beliren ve vlen bir zelliktir. (Al-i mran, 3/134; Maide, 5713; Araf, 7/161; Hud, 11/115; Yusuf, 12/90, Ankebut, 29/69) Toplumda fertlerin birbirine kar grevleri kurallara uyma ve yasaklardan kanma eklinde belirir. yilii emir-ktlkten sakndrma, yardmlama, affetme, gvenilir olma, sznde durma, birlik, sevgi ve kardelik, nazik olma, kibar davranma gibi hususlar Kuran- Kerimde belirtilen ve istenen ahlaki emirlerdir. Buna karlk, ldrme, hrszlk, aldatma ve hakszlk, hyanet, zulm, fesad, gybet ve alay da ahlak nehiyler veya yasaklar olarak zikredilmektedir. Bize den, gerek ferdi hayatmzda, gerekse aile ve toplum alannda olsun, Kurnn ngrd ahlak gzellikleri yaamak, nehiylerden kanmak olmaldr. Ancak Kuran- Kerimin toplumsal dzene ilikin prensiplerin karlaca ayetlere ilikin atflara bir kez daha gz atmak faydal olabilir. Kur'an- Kerim, sosyal ve siyasi ahlak deerlendirirken topluma uymas ve saknmas gereken normlar belirlerken, devlet ahlaknn da snrlarn tayin ederek karlkl hak ve sorumluluklara sahip felsefi bir derinlikle btnletirir. Hayatn hibir ynn darda brakmayan bu bak as ahlak felsefecilerinin de ilham kayna olmutur. (Bkz. Tan, 2000) Kur'an sosyal ahlakn yozlamamas iin ahlaki ve cezai meyyidelerle toplumu uyararak u konularda dikkatli olmalarn ister: Haksz yere adam ldrme (Bakara, 2/178-179; Nisa, 4/91-92), hrszlk (Maide, 5/38), aldatma (Mttafifn 83/1-3), her eit gasp ve mlk edinme (Bakara, 2/278-279), ihanet, iftira, zulm, su ortakl, hakszlklar savunma, taahhtlere sadakatsizlik (Enfal, 8/27; Azhb, 33/58), aldatma ve yalan ahitlik (Nisa, 4/107-108; Hacc, 22/30), gerei gizlemek (Bakara, 2/159,283), kt sz ve hakaret (Nisa, 4/147-8; Duh, 93/9-10), alay etme ve kk grc fiiller (Hucrat, 49/11; Lokman, 31/18), tecesss, iftira, kt haberler ve ona kanma (Hucrat, 49/12; Kamer, 54/1), haysiyet ve namus ihlali ve tm ktlklere kar mslmanlar kaytsz kalmamalar (Nr, 24/4-5; Nr, 24/14-15; Nr, 24/15-19,24-25) iin uyarmaktadr. Bu kt eylemlere kar da sosyal hayatn ilahi bir renk almas iin insanla rnek ve nder olacak mminlere u tavsiyelerde bulunmaktadr: Size bir ey emanet edildiyse o emaneti ehline verin ve her trl iinizi meru bir ekilde ifa edin

224 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

(Bakara, 4/57; Bakara, 2/282-3; Maide, 5/1). Eer ahitlik edecekseniz adil ahitlik edin (Enam, 6/152; Bakara, 4/134), siz her zaman bartan yana olun, zalimlere meyletmeyin, zayf ve kimsesizlere iyilikte bulunun (Hucrat, 49/10; Enfal, 8/l; Nisa, 4/35). Haddi amayn, ktle kar iyilikle cevap verin, affedin ve iyilie davet ederek ktlkten sakndrn. (ra, 42/39-43; Rad, 13/24; Zriyat, 51/34) Mallarnzn en gzelinden vererek cmert olmaya aln ki cimrilik hastalna yakalanmadan toplumu diriltebilesiniz. (Maide, 5/67; Dha, 93/10-11; Tevbe, 9/122) Kur'an toplumsal ynde yaam belli ahlaki standartlara baladktan sonra ynetenlerin davran ve ahlaknn nasl olmas gerektii hususunda bize ahlaki ilkeler sunmaktadr. Devlet bakann, ynetimin birincil vazifesi meruiyetin paras olan halka danmak Kuranda zikredilmitir. "Senin onlara tatllkla muamele etmen, Allah'n rahmetinden idi. Sert ve krc olsaydn, onlar senin bandan dalrlard. Onlarn suunu bala, onlar iin Allahtan balanma dile. lerde onlara dan, karar verince de Allah'a dayan, nk Allah kendisine dayananlar sever." (Al-i mran, 3/159). Devlet bakan iin, halk iinde kendi konumunun garantisi olan adaleti tesis etmek, herkesi liyakatine gre grevlendirmek ve kimseye zulmetmemek, her trl kayrmaclk ve menfaatten uzak bir anlay ve siyaset gelitirmek grevlerinin banda gelir. (Nisa, 4/57; Maide, 5/36-37) slam ahlak ve siyaset dncesinde idarecilerin halkna kar fikri, siyasi, ahlaki ve maddi bir ihanet iinde olmamas gerektii kuvvetli bir ekilde vurgulanmtr. nk elde ettii iktidar koltuunu ahsi ve ailevi menfaatleri iin kullanan veya halkn kltrel ve manevi ahsiyetini yok etmeye alan, er glerle gizlice ibirlii yapan hangi makamda olursa olsun slam toplumuna en byk ihaneti yapmtr. Her trl yozlama ve yolsuzlua kar slam bireyin gnln kendisine, halkna ve Allah'a kar sorumluluk bilinci ile donatmtr. Ayn ekilde Kur'an halkn devlerini de; disiplinli, hayrda itaat eden (Har, 59/7; Nisa, 4/58), bir ideal etrafnda birlik olan (Al-i mran, 3/103; Rm, 30/31-32), dzeni bozma ve ykclktan saknarak ilerde istiare eden (Araf, 7/55; Rad, 13/27; Bakara, 2/205; Tr, 52/36-39) eklinde ifade etmektedir.

zet ve Deerlendirme
Ameli hikmet (pratik hikmet), insann iradi eylemlerini amaca matuf olarak seebilmesine, sanat ve meslek hayatlarn dzene sokmasna, geimini meru ve ahlaka uygun bir ekilde temin etmesine, refahn iyiletirip olgunlua erme becerisine denmektedir. Pratik hikmet slam dncesinde genel anlamyla ksma ayrlmtr. Bunlar; fert, aile ve toplum ahlaklardr. Fert ahlak, bireyin toplum dnda veyahut topluma dolayl bir ekilde yansyan ahlaki ynlerini kapsamna almaktadr. Merkezi unsur olan fert, kendi ahlaki yapsna gre iliki ierisinde olduu her bir eyle arasnda bir ba kurar, ite bu ba olumlu ya da olumsuz bir deerle nitelenir, etik de kendini bu bada aikr klar. Fert ahlak, bir kiiden meydana gelen fiil ve amelleri konu almaktadr. Ferdin toplumun en kk yap ta ve ilk sosyalletii zemin olan aile ierisindeki ilikileri ve aileyi kuran unsurlar aile ahlaknn ieriine dhil edilmektedir. slam ahlak dncesinde aile

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 225

ahlak dendii vakit, aileyi oluturan unsurlar olan baba, anne, ocuk, hizmetliler ve erzak ncelikle akla gelmektedir. Yine bunlarn her birisinin aile ierisindeki grevleri, birbirleriyle olan ilikileri ve ald roller de aile ahlakna konu edinilmitir. nsanolu doar domaz muhta bir halde domakta ve ihtiyalarn hibir evrede tek bana en ideal dzeyde karlayamamaktadr. Bu durum onun ihtiyalarn karlayabilmesi ve i blm yapabilmesi iin toplumsallamasn zorunlu hale getirmektedir. Sosyallemenin ilk evrelerini ailede yaamaya balayan kii, toplum ierisinde sosyallemenin tm evrelerini tecrbe edebilmektedir. slam ahlak ve siyaset dncesinde toplumu meydana getiren kiilerin huzur, gven, saadet ve istikrar ierisinde bir arada birbirlerine tutunabilmeleri iin baz araclara lzum grlmtr. Toplumda asayi, huzur ve gven; kanunlar, devlet lideri ve para ile salanmaya allmtr. phesiz bu unsurlar toplumda en kmil anlamda birlikteliin artlar olan adalet ve muhabbeti temin ve tesis etmeye yardmc olarak da dnlmlerdir. Ahlak felsefesinde ameli hikmetin unsurlar olan fert, aile ve toplum ahlakna ilikin Kuran- Kerime bavurulduunda birok ayetin bu noktada bilgiler sunduu grlmektedir. Kuranda Allahn rzas dorultusunda mutlu ve huzurlu bir yaamn nasl srdrleceine ynelik olarak ferde den sorumluluklar hatrlatlmakta, bu grevler muvacehesinde fertlerin sahip olduklar haklara ilikin bilgiler de sunulmaktadr. Yine ideal bir toplum iin aileye ok byk nem veren Kuran- Kerimde, aileyi oluturan ana-baba-ocuklara ilikin birok emir ve nehiylerle aile yaamnn dzenlendii de grlmektedir. Bunlar dnda toplumda bir arada huzur iinde yaamak isteyen insan topluluklarna erdemli bir toplumu nasl meydana getireceklerine ilikin Kuran yol gstericilik yapmaktadr.

Sorular
1.Aadakilerden hangisi ameli hikmetin kapsamna girmemektedir? a.Toplum b.Aile c.nsan d.Baba e.Alem 2.Aada verilen bilgilerden hangisi yanltr? a.Ameli hikmet aile ahlakn iermektedir b.Ameli hikmet toplum ahlakn iermektedir c.Fert ahlakna tedbirul menzil denmektedir d.Toplum ahlakna tedbirul medeni denmektedir e.Aile ahlakna tedbirul menzil denmektedir.

3."Rabbin irade buyurdu ki: O'ndan bakasna tapmayn, ana ve babanza iyilik edin. (Ana-babann) yalnz biri, yahut ikisi eline baktklar srada kocarlarsa, sakn onlara 'bktm, usandm' deme! Onlar azarlama! Onlara szn tatlsn, (gnl alcsn) syle! Onlara merhametinden tevazu kanatlarn yerlere kadar indir de: Yarabbi! Onlar beni

226 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

kklmde nasl (esirgeyerek, koruyarak) byttlerse, Sen de onlara ylece ac, ylece (esirge) de!" sra: 17/23-24 Ayetinden aadaki sonulardan hangisi karlamaz? a.Ebeveynlere iyilik yapmak b.Ebeveynlere her zaman tatl szle karlk vermek c.Ebeveynlere duada bulunmak d.Ebeveynlerin hakk hemen Allaha kulluun ardndan zikredilmitir e.Ebeveynlere kar grev onlar vefat ettikten sonra nihayete ermektedir 4.slam ahlak ve siyaset dncesinde ideal ve erdemli bir toplum inasnda nizam, huzur, bar ve istikrarn salanmasnda hangi ara zikredilmemitir? a.lahi kanunlar b.Ceza c.Devlet bakan d.Para e.Yasa 5.slam ahlak ve siyaset dncesinde hangi muhabbet n plana karlm ve vlmtr? a.Menfaate dayal muhabbet b.Zevke dayal muhabbet c.Hayra dayal muhabbet d.Faydaya dayal muhabbet e.Hazza dayal muhabbet

Cevaplar
1.e, 2.c, 3.e, 4.b, 5.c

Kaynaklar
Kuran- Kerim Meali, Diyanet leri Bakanl. Farabi, Ebu Nasr, (1987). Fusull-Medeni (Siyaset Felsefesine Dair Grler), Dokuz Eyll niversitesi Yaynlar, zmir. bn Miskeveyh, (1983). Ahlak Olgunlatrma, ev. A.ener, C.Tun, Kltr ve Turizm Bakanl Yay., Ankara. zutsu, T. (1997). Kuranda Dini ve Ahlaki Kavramlar, ev. Selehattin Ayaz, Pnar Yay., stanbul. Knalzade, Ali Efendi, (Trhsz). Ahlk- Al, haz. Hseyin Algl, Tercman 1001 Temel Eser, no 30.

F e r t , A i l e v e T o p l u m | 227

Knalzade, Ali Efendi, (Trhsz). Devlet ve Aile Ahlak, haz. Ahmet Kahraman, Tercman 1001 Temel Eser, no 69. Korkut, . (2005). Farabinin Siyaset Felsefesinin Temel Problemleri ve Kkenleri, (Baslmam Doktora Tezi), Ankara Sosyal Bilimler Enstits. Oktay, A. S. (2005). Knalzade Ali Efendi ve Ahlk- Al, z Yay., stanbul. Sunar, C. (1980). bn Miskeveyh ve Yunanda ve slamda Ahlak Grleri, A...F.Yay., Ankara. Tan, B. (2000). Kuranda Hikmet Kavram, Pnar Yay., stanbul. Tusi, N. (2005). Ahlk- Nsir, ev. Rahim Sultanov-Vahab Tatan-Habil Nazlgl, Fecr Yay., Ankara. Von Aster, E. (2005). lka ve Ortaa Felsefe Tarihi, ev. Vural Okur, m Yay., stanbul.

NTE 12 BAZI UYGULAMALI ETK ALANLARI


Do. Dr. MEHMET TRKER

Amalar:
Bu niteyi altktan sonra rencilerden, nsan-etik ilikisinin nasl kurulduunu, evre etiini ve ondaki temel yaklamlar, nsan-yoksulluk iilsinin etik adan nasl kurulduunu, Negatif sorumluluk tezini, nsan-alma ilikisinin etik adan nasl kurulduunu, etindeki temel vurgular, Sosyal sorumluluun, kamusal amacn, irket kltrnn nemini, Kamu etik ilkelerini,

ayrntlaryla renmi olmalar beklenmektedir.

indekiler:
Giri nsan-evre likisinde Etik nsan-Yoksulluk likisinde Etik nsan-alma likisinde Etik Kamuda Etik lkeler

neriler:
Bu niteyi daha iyi renebilmek iin; Bu niteyi daha iyi anlayabilmek iin u hususlara dikkat edilmelidir: Her bir blm iyice okunmal ve tekrar edilmelidir. Konular iinde geen kelimelerin anlam iin nite sonunda yer alan szlkten ve dier felsefe terimleri szlklerinden yardm alnz. Konular daha ayrntlaryla renmek iin gsterilen dipnotlara bavurulabilir. Etik konularnn kuru, nyargsndan kurtulunuz. iimize fazla yaramayan zevksiz bir alan oluturduu

Etik konularn basamak basamak birbiri zerine dayal ilerledii iin bu niteyi iyice renmeden bir sonraki niteye gemeyiniz. Etik konularn ylmadan renmenin bizi ncelikle iinde yaadmz canl hayatn niteliini ykseltmenin yannda dier alanlarda, kltr ve tarih asndan daha birikimli klacan, konular hakkndaki yorumlamalarda daha isabetli olmamza katk salayacan unutmaynz.

230 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Anahtar Kelimeler
evre etii nsan merkezli etik Hayvan merkezli etik Yaam merkezli etik Herey merkezli etik Biyolojik egalitaryanizm Ekolojik Holizm Mutlak Yoksulluk yi-letirme-yardm Negatif sorumluluk etii Ekonomi Mal Srvet Para Kr Reklam Sosyal Sorumluluk Kamusal ama Payda irket kltr Atomistik Bireyselcilik

GR Etiin uygulamayla ilgili pek ok alan sz konusudur. Tp etii, bunlardan oka ve eskiden beri duyduumuz bir etik alandr. Medya etii ya da basn etii, mhendislik etii, meslek etii, i etii, yarg etii, evre etii, siyaset etii, bilim etii, iletme etii vb. yeni yeni duymaya baladmz etik alanlardr. Bunlardan ayr olarak pek ok alan ilgilendiren yoksulluk, tenazi, hayatn anlam, su ve ceza, krtaj gibi sorunlar etik alanyla da ilgilidir. Bunlarn her birine kitapta yer vermemiz mmkn deildir. Biz sadece rnek olmas bakmnda evre etii, yoksulluk sorun ve i etii zerinde duracaz.

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 231

NSAN-EVRE LKSNDE ETK evre etii, insann doal evreyi ele alnda ona rehberlik eden etiktir. (Trkeri, 2011:50-59). Bu, sz konusu etiin ahlki klavuzluk yapacak olan ilkelerinin bulunduu anlamna gelmektedir. rnein, eylemlerimiz bir nehri, iinde yaam barnmayan bir nakliye yoluna dntrecekse, nehirleri, denizleri kirletecekse, temiz su miktarn azaltacaksa bunun bir anlam ve nemi var m? Yapp-etmelerimiz, faaliyetlerimiz trlerin yok olmasna, hayvanlarn yok olmasna neden olacaksa bunun bir anlam var m? Ekilebilir alanlarn azalmasna neden olabilecek eylemleri ortaya koymamz doru mu? Doal alanlar maddi refah retmek adna azaltmak, ilevsiz brakmak ne derece doru? Bunu daha fazla istihdam gerekesiyle yaparsak o zaman hakl olmu olur muyuz? Bu tr sorular ve cevaplar evre etiinin kapsamn oluturmaktadr. Ancak bu tr sorunlarn saptamas, zmne gre, ksmen daha kolaydr. nk bu tr sorunlarn zm, neyi ahlken dikkate deer bulduumuza gre oluan evre etii anlaylar dorultusunda farkllamakta ve hatta zorlamaktadr. Ahlken dikkate deer olma, bir eyin bir amacn arac olarak deil de bizzat kendi bana etik deerlendirmeye katlmasyla belirlenmektedir. (Elliot, 1997: 286). Bu balamda, evre etii kapsamnda birbirinden farkl noktalar merkeze alan insanmerkezli evre etii, hayvan-merkezli evre etii, yaam-merkezli evre etii ve her ey-merkezli evre etii olmak zere farkl yaklamlar mevcuttur. Kresel evre sorunlarnn zmne ynelik abalarda, insann evre unsurlaryla ilikilerinde deerin kurulabilmesi iin, insan ahlken dikkate almazlk edemeyiz. Teorik bilgi gelitirme, deneyim, rasyonel otonom eylem ve rasyonel tercih kapasitesine sahip olmas, zgr bir varlk olmas ve kompleks bir canl olmas gibi zellikler insann ahlken dikkate alnmasnn en ak gerekeleridir. (Elliot, 1997: 289). nsan merkezli evre etii, sadece insan ahlken dikkate alr ve dier btn unsurlar arasal olarak grr. evreyle ilgili uygulamalar, evre politikalarn insana etkisi bakmndan deerlendirir. Dolaysyla insann mutluluunu artran unsurlar ancak bu bakmdan deerlidir. rnein, hayvanlara kt muamele edilmesi bu anlayn dikkate almad bir ey deildir. Ancak bunu insan mutluluunu azaltan bir ey olarak hesaba katar; kendi bana deeri olan bir ey olarak deil. nsan merkezli evre etiinin ahlki nem ltlerinden sonuncusu olan canl kompleks olma, ayn zamanda hayvan merkezli etiin kurucu unsurunu oluturur. Dolaysyla insan merkezli etik bizi hayvan-merkezli etie gtrr. Bu etik anlayta hem insanlar hem hayvanlar, kendi balarna ahlken deerli kabul edilir. Doal evreye yaplan eylerin insanlara ve hayvanlara etkisinin ayr ayr ele alnmasn savunur. Bu anlayta hayvanlara tr olarak deil tek tek deer verilir. Baz aratrma ve uygulamalarda hayvanlarla insanlar arasnda tercih yapma durumuyla kar karya gelinirse, (bilgi retme, zgr ve zerk tercihte ve davranta bulunma gibi) ilave ilgi stnlnden dolay insan hayvana tercih edilir. Kompleks canl olma ile gzellik gibi isel deeri olan zellikler bizim hayvan-merkezli etikten yaam-merkezli etie gememizin haklln oluturur. (Elliot, 1997: 290).

232 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Btn canllar, eit dzeyde olmasa da, ahlken nemlidir. Yaayan eyleri ahlken dikkate alan bu anlayn kapsamnda insanlar, hayvanlar, bitkiler, tek hcreli organizmalar, (belki virsler), ekosistem ve biyosfer yer almaktadr. Bu kapsamdaki unsurlar arasnda bir tercih yapmak gerekirse, kompleks olma, zel ekolojik yerini doldurma gibi ltlerin uygulanmas dnlr. Bu etik anlay eylemlerimizin her canl eye etkisini hesaba katmay gerektirir. Bu anlay, btn yaayan eylerin hepsinin (ahlken dikkate deer olmasnn yan sra), ahlki anlamnn da eit olduunu savunduunda radikal bir ekle, biyolojik egalitaryanizme dnr. Bu ekil bir evre anlay insann hayatta elini kolunu balar, doal evreye mdahalesini ahlken gletirir ve hatta imknsz bir hale getirebilir. Bu, sonuta, sadece biyosfere ve onu oluturan geni ekosistemlere ahlki deer atfeden ekolojik holizme dnebilir. Ekolojik holizmde ise sadece biyosfer ve ekosistemler kendi bana deerlidir; insan, hayvan ve bitki gibi unsurlar ise bu btnn korunmasna katk saladklar kadaryla deerlidir. Bu durumda insan, hayvan ve bitki arasal deere sahip olmu olur. (Elliot, 1997: 287-288). Kompleks canl olma deil de kompleks sistem olma, ya da byle bir sistemin paras olma, doallk, ksmlarn eitliliini sergileme, ilevsel btnlk, uyum sergileme gibi zellikler ve gzellii spesifik bir ayrntda temsil edilen bir nitelik olarak anlamak bizi yaam-merkezli etikten her ey-merkezli etie yneltir. (Elliot, 1997: 290-291). Bu etiin bir ekli canl olmayan eylere minimum ahlki deer yklerken, dier ekli biyolojik egalitaryanizm gibi, ahlki anlamda bir derecelendirme kabul etmez; dolaysyla onunla ayn sonulara kabilir. Bu etik anlaylardaki deerlendirme, (hangi anlaysa, o kapsamdaki) bireylerin lehine kan sonular asndan yaplmakta; aralarndaki farkllk da kapsamlarna dhil ettikleri bireyler snfyla meydana gelmektedir. Bireylerin lehine olan sonular asndan yaplan deerlendirmenin varlndan, bu anlaylarn sonuu etik kuramlarda sz konusu olan glklere benzer glkleri barndrabileceklerini hemen karsayabiliriz. Zira ahlksal eylemlerde sonu vurgusu, sonuu etik teorilerinin karakteristiini oluturur. Bu tr kuramlar ok genel sylemek gerekirse, davrann ortaya konmasnda niyeti, devi, motivi ve gayeyi dikkate almazlar. Yukarda ok genel olarak zetlediimiz evre etii anlaylarndan, sonuncusu hari, her birinin gl, dier(/ler)ini darda tutmasdr. Sonuncusun gl ise, insann yeryzndeki etkinliklerini byk lde kstlamas ve belki de btnyle imknsz klmasdr. Bu tr bir anlay, yukarda deinildii gibi, mantki sonucuna gtrldnde, insann elini kolunu balar; brakn bayndrlk faaliyetlerini, en basit faaliyetlerini dahi (ev yapma, masa ve sandalye gibi ev malzemelerini retme ve kullanmay; temizlik yapmay; mekn brt-bceklerden arndrmay vb.) imknsz hale getirebilir. Hibir canly ldrmeme ilkesiyle yaayan Malezyal bir grup Budist rahibin bana gelen bir rnei hatrlayacak olursak, hayattan elimizi eteimizi ekip doann bir kesinde kendimizi dine versek dah hayat yaamak ok zor hatta imknsz olabilir. Malezyada (Penang Adas Georgetown ehri Hong Hock

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 233

tapnanda) Budist rahipler bir mddet, daha sonradan yakalayp attklar bir kobrayla hayat paylamlar; bir mddet sonra da kutsal aatan meditasyon srasnda zerlerine den yakc karnca grubundan nasl kurtulacaklarn kara kara dnmeye balamlardr. Ayrca, kltrn oluturulmas, yaatlmas, uygarlklarn kurulmas ve yaatlmas sz konusu olmayabilir. Deiik evre etikleriyle ilgili dier bir glk, bu etiklerden her hangi birinin kendi hakllnda kalamamasdr. Zira, yle grnyor ki, bu anlaylardaki temel unsurlar bir dier evre anlayna geii gerektirmektedir. Bu durum, sonuncusu hari, her bir evre etii anlaynn bir dierini darda tutma zelliiyle eliir grnmektedir. nsan-merkezli etiin baka iki gl daha var grnmektedir. lki, her insan ahlken dikkate alma, yani bizzat ama olarak alma, uygulamada pek baarl olamamaktadr. Din, rk, dil, kltr, renk vb. unsurlara dayal ayrcalklar bunun en ak gstergesi durumundadr. kincisi, Harvard entomoloji ve toplum biyolojisi uzman Edward O. Wilsonun savunduuna gre, insanlk, tr olarak, hayatta kalmak iin doaya ihtiya duyar. Bu yzden doal evrenin korunmas gerekir. nk biyolojimiz nedeniyle, salt yapay bir evrede yaamamz ve oalmamz mmkn deildir. (Changeux, 200: 41). Acaba bu deiik unsurlar merkeze alan anlaylarla, bir evre etii oluturulabilir mi ve bu etikle kresel snma, yeryz sularnn kirlenmesi, tkenmesi, iklim deiiklikleri, kuraklk, ekilebilir arazilerin azalmas gibi olgusal sorunlar zme kavuturulabilir mi? Burada ikili bir yol takip etmek istiyorum. Bunlardan birincisi etikte deerin nasl kurulduuyla ilgili zmleme; ikincisi, saydmz olgusal sorunlarn ilk etapta evreyle (belki de dorudan) ilikisi bulunmayan kresel olgusal sorunlarla ilikisine dayal bir zmleme. Etik tarihine aina olanlarn bilecei gibi, etikte deerlerin varl ilikiseldir. Deerlerin znellii ya da nesnellii tartmas bir yana, deerin varlndan sz edebilmek iin zne-nesne (ve/veya zne-zne) ilikisinin var olmas gerekir. Zira deer bu tr bir ilikiden doan, ilikisel bir eydir. Bilinli (sentient) bir zne (olarak insa)nn olmad bir dnyada deerden sz edebilir miyiz? Yine, znenin bilincine konu olacak nesnenin (ve/veya dier znelerin) bulunmad bir dnyada deerin varlndan sz edebilir miyiz? Dolaysyla deerden sz edeceksek, onun varlnn iki kurucu unsurunun bizzat var olmas ve bunlarn arasndaki ilikinin dikkate alnmas gerekecektir. Bu dorultuda, ahlksal deer zerinden bir evre etii kurulacaksa, bu etik insan-evre ilikisinin var olduu andan bu yana kurulmalyd; evre sorunlar ktktan sonra deil. Baka bir deyile insan evre ilikisi deersel olarak hep vard. Buradan iki sonu karmak istiyorum. lki, evre etii evre sorunlar gndeme gelmeye baladktan sonra, oluturulmaya allan bir etik durumunda. Dolaysyla negatif kt aamasnda sz konusu olan etik girdi aamasnda bulunmad iin bu sorunlar zebilecek yeterlikte mi, kukuluyum. Ayrca, sonuta etik adan gidermeye altmz negatif ktlarn nedeni bizzat girdi aamasnda etiin olmam olmas deil midir?

234 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

kincisi, evreyle ilgili olgusal sorunlarn yoksulluk, alk, yaygn hastalklar, kt yaam koullar, sosyal adaletsizlik, savalar, negatif ayrmclk gibi kresel sorunlarla bir ilikisinin bulunmadn syleyebilir miyiz? Bu sorunlarn da znelerin dier znelerle ve nesnelerle ilikisinden doan (yani deersel alandan doan) uygulamalarn sonucu olmadn syleyemeyiz. O zaman bu sorunlarla ilgili olarak ayr ayr etik kuramlar m oluturacaz! Eer yle bir yola girersek rnein yoksulluk ya da varsllk etii kurmaya kalkarsak bunun sonucu evre etiiyle ilgili analiz ettiimiz duruma benzemeyecek mi? evreyle dorudan ve dolayl ilgisi olan sorunlar, bize yle geliyor ki, dier kresel sorunlarla balantldr. Bu tr sorunlarn ortaya kmasnn kaynandaki sorunlara ynelik bir etik gelitirilmelidir. rnein egosantrik motivlerle ekillenen bir teknolojik zihniyete sahipsek, bu sorunlar asla nihai zme kavuturamayabiliriz. Zira byle bir durum, salt maddi iyilik ve tketimden ibaret olan bir hayat kalitesi anlayna yol aar. Oysa, salt maddi iyilik ve tketim anlaynn hayat kalitesinden daha ziyade hrs ve a gzllkle balants olsa gerektir. (Trkeri, 2011: 67; Bergson, 2004:263-270)). rnein, insan-yoksulluk ilikisini analiz edeceimiz bir sonraki blmde daha ayrntl greceimiz gibi, dnya nfusunun bete biri oranndaki insann mutlak yoksulluk (ve bunun neden olduu alk, yetersiz beslenme sonucu ortaya kan rahatszlk, yaygn hastalk, yksek oranda bebek lmleri, kt yaam koullar, korku ve gvensizlik) iinde yaamn srdrmeye almas; (mutlak nitelemesi olmadan) yoksulluk asndan baktmzda ise bu rakamn daha yksek ve kapsamn daha geni olmas; hatta gelimi ve gelimekte olan lkelerin dahi yoksulluk sorunuyla kar karya bulunmas, ama buna karn byk oranda gda savurganlnn bulunmas bunun bir gstergesidir. Hobbesun egoizme dayal insan anlayn (insan insann kurdudur) izleyen ve C. A. Helvetius (1715-1771) tarafndan gelitirilen, Bernard de Mandevillein (1670-1733) tezini hatrlayalm.(Bourke, 1968: 207-208). Onun Ar Masal teknoloji, bilim, sanat, ticaret ve sanayiyi bir yanda etii ise kart yanda konumluyordu. Bencillik, hrs vb. olmadan bilimin, sanatn, ticaretin vb. gelimeyecei iddia ediliyordu. Ya o ya o ikilemiyle kar karya kalnd. Bu ikilemden ilki hkim oldu, dolaysyla etik devre d kald. Bu durumda bencil ynelimlerle oluan ilikilerin hkim olduu girdilerin sonucunda ortaya kan negatif sorunlarn zm, girdideki ilikilere hkim olan ynelime kadar geri gitmeyi gerektirir. nk, bencil ynelimler etiin de egosantrik olarak formle edilmesine ve savunulmasna yol at. Daha sonra, etik bencil-hazc bir ekle dnt. Buradaki temel hata, etiin btn gelimelerin kart olarak konumlanmas ve bencil-hazc bir konuma dnmesidir. zm de bu iki noktadan retmek durumundayz. Etikte, egoizm ve hedonizm felsefi anlamda kendi iinde glkleri bulunan ve felsefi dzlemde son tahlilde savunulamayacak olan iki teoridir. Bu teorilerin glkleri zerinde duracak deilim. Bununla birlikte u kadar sylenebilir ki, bu anlaylarn hkim olduu bir dnyada deere dayal hibir kurumun varlndan sz edilemez.(Botroux, 1997:84). Etikte egoist eilim kadar, belki de ondan daha ok

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 235

altruist eilimin de bulunduunu grmezden gelemeyiz. (Changeux, 2000: 18, 47, 51, 58). Her iki teori de, ayrca, insanlk tarihinde anominin bulunduu, devletlerin ykld, istikrarn bulunmad, yarnn ne olacann belli olmad zamanlarda savunulmu olan teselli felsefelerindendir. Yerleik dzenlerin bulunduu, istikrarn olutuu zamanlarda erdeme uygun eylemleri ngren Aristotelesi etik anlaylarn hkim olduunu grmekteyiz. zmn ikinci ayanda, etii bilim, teknoloji, sanat, ticaret gibi alanlarn karsnda konumlamak batan reddedilmelidir. (Lipson, 2003:299). Her eyden nemlisi, byle bir ayrtrma daraltc, paralayc, btn ortadan kaldrc ve ksrlatrcdr. nsanlar ya o ya o diye bir ikileme mahkm edemeyiz. Hayattaki her alannn birbiriyle ilikili ve etkileimli olduunu; dolaysyla ilerleme ve gelimenin ancak btn alanlarn sinerjisiyle mmkn olduunda yukarda ifade edilen kresel apl sorunlarla ba edebileceimizi unutmamalyz. Bundan dolay oluturulan zm anlaylarnn ya o ya o ikilemiyle deil, hem o hem o ilkesinden hareket etmesi gereklidir. Son olarak, kresel sorunlarn zmnde negatif sorumluluk anlayyla hareket edilmelidir. (Yapp-etme (doing) ile brakalm-olsun (letting-happen) arasndaki ayrmn etik adan ne anlama geldiini sorgulamay esas alan) negatif eylemler tezinden (Haris, 1980:31, 145) karlan bu anlay asndan baktmzda, kresel sorunlarn ortaya kmasnda hibir etkimizin olmam olabilir, ancak byle olmas bu sorunlar ortadan kaldrmada sorumluluumuzun bulunmad anlamna gelmez. Nasl aktif olarak neden olduumuz ktlklerden sorumlu isek, ayn ekilde nleyebileceimiz ya da nlenmesine katk verebileceimiz ktlklerden de sorumlu olduumuzu dnmeliyiz. NSAN-YOKSULLUK LKSNDE ETK Bu blmde insan-yoksulluk ilikisi dolaysyla insan-mal ve mlk ilikisi etik adan incelenmeye allacaktr. (Trkeri, 2011:59-70). Bu konudaki dnceler, dier konularda olduu gibi, byk lde insann yoksulluk ve mal-mlk ilikisine bak asyla ekillenmektedir. Dolaysyla insann yoksulluk sorununa baknn analiz edilmesi etik adan nem arz etmektedir. Analizimize balamadan nce temel olguyu dnelim. Birincisi, dnya nfusunun bete biri oranndaki bir milyar- insan mutlak yoksulluk (ve bunun neden olduu alk, yetersiz beslenme sonucu ortaya kan rahatszlk, yaygn hastalk, yksek oranda bebek lmleri, kt yaam koullar, korku ve gvensizlik) iinde yaamn srdrmeye alyor. (Dower, 1997:273). Soruna (mutlak nitelemesi olmadan) yoksulluk asndan baktmzda ise bu rakamn daha yksek ve kapsamn daha geni olduu kolaylkla tahmin edilebilir. Hatta gelimi ve gelimekte olan lkeler dahi bu problemle kar karyadr. Bir hatrlatma yapacak olursam, yoksulluk oran 2008 yl iin Trkiyede % 17,11, (TK, 2009:205) ABDde %13,2, (Census Bureau, 2009:13) ABde % 17dir. (Eurostatnewsrelease, 18 January 2010) Buna karn byk oranda gda savurganlnn bulunduu da bir gerektir.

236 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

kincisi, (mutlak) yoksulluu azaltmaya yardm edebilecek deiik lkelerde yaayan zengin bireyler, kaynaklar ve devletler mevcut. (Dower, 1997:273). ncs, depremler, kuraklk, seller gibi doal afetler meydana geldiinde acil (ayni ve nakdi) yardmlar yaplr; gl bir insani-dayanma ortaya kar. Sorumuz udur: Varlkl insanlar ve kurumlar kroniklemi yoksulluu azaltmak iin yardm etmeli mi?. Etik formlasyonuyla syleyecek olursak, yoksulluu gidermek ahlki bir dev mi yoksa deil mi? Yukardaki olgular asndan syleyecek olursak, nc olguda geen yardmlar ve insani dayanma acaba birinci olgu iin sz konusu olabilir mi? Ve bu, ikinci olguda geen eleri birinci olgunun ortadan kaldrlmasnda katk verir hale getirebilir mi? Bu blmde yardmn ahlki bir dev olmasyla ilgili aleyhteki ve lehteki argmanlar ortaya konulacak ve tartlacaktr. Bu yaplmadan nce ncelikle, yardm kavramnn bizzat kendisi ve adalet, iyilikseverlik (hayrseverlik), kalknma ve gelime kavramlaryla ilikisi zerine; daha sonra da ahlklii dnme ekli zerine kavramsal bir analiz emas oluturulacaktr. nk, bize yle geliyor ki, yoksulluu gidermeye ynelik negatif tutumlar ilgili kavramlara bakla ve ahlkilii dnme ekliyle balantldr. Hatta, denebilir ki, ahlkilii nasl dndmz bizim yoksulluk gibi sorunlara ynelik tutumumuzu belirlemektedir. Bu yzden, bize gre, zmn kayna, tpk sorunun kayna gibi, burada yatmaktadr. Yardm, iyilikseverliin (hayrseverliin) ve iyilik yapma arzusunun bir ifadesidir. Bununla birlikte, hayrseverlik ve iyilik ahlken gerekli olan eyin tesinde bir eymi gibi dnlr. Baka deyile, bunlar aslnda sradan insan iin gerekli deil de stn ahlk sahibi insanlarn zellikleriymi gibi dnlr. Bu yzden, yoksulluk sorununun hayrseverlikle deil de aslnda sosyal adaletle ilgili olduu sylenmitir. Oysa bunlar nemli devleri yerine getirmede bavurulan kaynaklar ifade etmektedir. Dolaysyla biz, iyilikseverlii ahlk alannn dnda dnmemekteyiz. te yandan, yardmn hem iyilik ve hayrseverlikle hem de adaletle ilikisi vardr. Yardm eylemi, bir ynden kiinin kiisel anlamda iyilik yapma arzusunun (ahlki varlk olmamzn) bir ifadesi olurken dier ynden insanlar arasndaki sosyal adaletsizlii gidermeye (sosyal ahlk salamlatrmaya) yardmc olabilir. yle grnyor ki, ou insann kabul edebilecei gibi, toplumun, btn insanlarn temel ihtiyalarn karlayacak tarzda dzenlenmesi sosyal adaletin bir gereidir. (Rawls, 1971; Maggee, 1979:381-382). Yardm szcnn nitelenmesinde de, bize gre, bir sorun vardr. yle aalm. Deprem, sel basknlar gibi an ve doal felaketlerde cil yardmlar yaplr. Peki, benzer koullarda yaayan, ancak bu koullar an ve doal felaketler yoluyla olumayan insanlara yaplan/yaplacak olan yardmlar nasl nitelendireceiz. Zaman zaman bunun iin kalknma yardm (development assistance) ifadesi kullanlr. Bu, daha ok sosyoekonomik yan ar basan bir nitelemedir ve ekonomik gelimeyle ilgilidir. Salt ekonomik bir kalknma olarak alglanan ve uygulanan bu srecin, (arazilerin i adamlarnca kullanlmas, yeni tarm tekniklerinin uygulanmas gibi nedenlerle) yoksullara yarar olmayabilir; hatta zarar olabilir. (Burada vurgulamak istediimiz

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 237

sanayilemenin artmasnn olumsuzlanmas deil, bu tr bir srecin, eer dorudan amalanmamsa yoksulluu azaltmayacadr.) Dolaysyla kalknma yardmlar, genel kalknmaya yneliktir ve kresel ekonominin bir paras olarak ilev grr. (Dower, 1997:275). Oysa bizim dorudan yoksulluu azaltmaya ynelik; aclar dindirmeyi, temel ihtiyalar karlamay, temel haklar gerekletirmeyi, sosyal adalet ilkesini uygulamay hedefleyen ahlki bir nitelendirmeye ihtiyacmz bulunmaktadr. Bunun iin bizim nerdiimiz kavram iyi-letirme-yardm (make-poor-good-assistance)dr. Bu kavram, bize gre, hem deer-ykl olduu (ahlkn temel deerini ierdii) iin ahlki, hem de dinlerin iyilik yapmakla ilgili hedeflerini yanstt iin dini ierime sahiptir. Yine, bunun, ekonomik ve maddi refahn, yoksullarn temel ihtiyalarn karlayacak ve doal evreyle uyumu dikkate alacak maddi-olmayan refahla btnletirilmesini salayaca iin sadece toplumsal deil ayn zamanda bireysel ve evresel ierimleri bulunacaktr. Bakalarn (yoksullar) ve dier geleri (doal evre vb.) dnme onlar ahlken dikkate almak demektir. Bu da ahlkilii dnme eklimizle ilgili erevenin ipularn vermektedir. Ahlkll, sadece belli bir topluma zgl asndan deil de, dnyadaki btn insanlar dikkate alan ahlki zneler olarak bireyler asndan dnmek gerekir. Buradaki birey, tercihleriyle bakalarnn refahn etkileyecek kapasiteye sahip olduunu ve bundan dolay (tercihleriyle etkiledii dier bireylerin refahnda) eylemlerinin etkisini hesaba katma devinin/grevinin bulunduunu kabul eden kiiyi ifade etmektedir. (Williams, 2005:198). Bu tr bir ahlkllk dncesinde refah etkilenen dier bireylerin hangi toplumun yesi olduu ve bizzat kendilerinin ahlki zneler olup olmad konu ddr. Burada nemli olan, onlarn, iyilii ya da refah etkilenebilir ve ahlken dikkate alnan varlklar olmasdr. Bu tr bir dn, sadece kendi toplumumuza ait olup olmamasna bakmakszn- bireyleri deil, ayn zamanda daha geni bir kapsamla - bizim tercihlerimizden ve eylemlerimizden etkilenen- evreyi, gelecek nesilleri, hayvanlar, canllar ve hatta biyosferi dikkate almay gerektirir. (World Commission Report on Environment; Dower, 1997:279). Ahlkll bu ekilde dnmeye bizi sevk eden ey udur; dnya (insanlar) artk aktel olarak zaten ahlki bir topluluktur. Zira karmzda, insanlar arasnda kapsaml karlkl etkileimlerin ve geilerin, karlkl bamllklarn, paylalan kurumlarn vb.nin bulunduu bir kresel toplum vardr. Dolaysyla dnya, sorumluluklarmzn olduu bir ahlk alandr. (Dower, 1997:279-280). Dnyadaki pek ok kresel sorunun (sularn kirlenmesi, kresel snma, yoksulluk vb.) ortaya kmasnda bireysel olarak hibir etkimizin olmam olmas, bu sorunlar ortadan kaldrmada sorumluluumuzun bulunmad anlamna gelmez. Nasl aktif olarak neden olduumuz ktlklerden sorumlu isek, ayn ekilde nleyebileceimiz ya da nlenmesine katk verebileceimiz ktlklerden de sorumluyuz. Dolaysyla, negatif sorumluluk fikri ahlkilii dnme erevemizin merkezinde yer alan nemli elerindendir. Negatif sorumluluk fikri, bir nceki blmde deindiimiz gibi, negatif eylemler tezinden karlmaktadr. Bu tez, yapp-etme (doing) ile brakalm olsun (lettting

238 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

happen) arasndaki ayrmn ahlk bakmndan anlamn sorgulamaya dayanmaktadr. (Haris, 1980:31, 145). Konumuz asndan rneklendirecek olursak, yoksul insanlarn yoksulluk iinde kvranmalarnn nedeni bizzat biz olmayabiliriz. Bununla birlikte bu trden insanlarn durumlarn iyiletirici eyler mali yardmlar vb.- yapmazsak, o zaman biz onlarn bu durumundan sorumlu olmu olmaz myz! Baka deyile, insanlarn durumunu iyiletirmek iin hibir ey yapmamak, onlarn kt durumlarnn srmesine neden olmak deil midir? Bu durumda ahlken onlara ktlk yapm olmaz myz? Bizzat ktlk yapmam olmakla iin iinden kamayz. Zira bu eylemsizlik durumunu ifade eder. Bizim, buna ilaveten, ahlklln bir gerei olarak bir eyler yapmamz gerekir. Bu da, mali yardm, yardm iin politika oluturmaya katk, sivil toplum kurulularnn yardm yapmasn destekleme gibi yollarla yoksul kimselerin durumlarn dzeltme katksdr. Ahlkilii dnme eklimizin nc ayan Aristotelesin etik anlayndaki insani olann ahlki olanla zdelii ile Kantn btn yapp etmelerimizde davranlarmz test edeceimiz ilkeleri oluturmaktadr. Aristoteles etiinde insani olan ayn zamanda ahlki olandr. (Aristotle, 1994: X, 1178a; I, 1098a; Kant, 1982:52). Ayrca, Aristotelsin eudaimonisminde mutluluk erdeme uygun etkinliktir. Onun sisteminde mutlulua ulamak iin gerekli olan karakter erdemlerinin ncs cmertliktir. Bu erdem insann mali varl konusunda, savurganlkla israf arasnda orta durumda olmay ifade eden, vermeyle ilgili bir erdemdir. Dolaysyla insann tutumunda hem cimrilii hem de savurganl dlamaktadr. (Aristotle, 1994: II, 1107b; III, 1119b). Bu etik anlay slam dnrlerinin etik kuramlarnda ortak bir nokta olarak kendini gstermitir. (Trkeri, 2004:3-19). Kantn etii asndan baktmzda, onun ilkelerinden zellikle ikisi; btn yapp-etmelerde insann ara deil ama olarak grlmesini ve yapmay dndmz eylemi herkesin yapabileceini dnerek yapmamz tleyen buyruklar (Kant, 1982:46, 19, 38, 55) bizi ilgilendirmektedir. Bunlardan ilki insan vakarn (Aydn, 1983: 45-50) ardalan olarak almas; ikincisi davranlarmza evrensellik ve tutarllk kazandrmas bakmndan nemlidir. Her eyden nemlisi, Kant asndan, bu ilkelerin szgecinden gemeden ortaya konulan davranlarn ahlki olmas asla sz konusu olamaz. Ahlkilii dnme erevemizi izerken yardm yapma karsndaki argmanlardan bazlarn bertaraf etmi olmaktayz. Bunlardan ilki, ahlkll kendi toplumsal balamnda dnmektir. Bu gre gre, yardm davrann lke snrlarnn tesine yneltemeyiz. Zira dier lkelerdeki yoksulluk vb. skntlar bizim lkemizin sorunlar deildir; farkl bir ahlki topluma aittir. Dolaysyla bizim byle sorunlar zme ya da zmne yardmc olma gibi bir devimiz yoktur. Buna karn, kresel toplumun varl, hepimizi etkileyen ama tek tek ister lke isterse fert olarak- hi birimizin belki de neden olmad ancak kendisinden etkilendii kresel sorunlarn varl ahlkll lke snrlaryla balantl dnmenin gln oluturmaktadr. Ayrca, sosyal adalet emsiyesinin toplumun, btn insanlarn temel ihtiyalarn karlamak iin

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 239

dzenlenmesinin- dier lkelerdeki insanlar kapsamamas iin hibir neden yoktur. (Rawls, 1971; Dower, 1997: 278). kincisi, ahlkll dar anlamda anlayp, sadece yaptmz kt eylerden sorumlu olduumuz anlaydr. Yukarda getii gibi, negatif sorumluluk tezi, bu anlayn en byk gln oluturmaktadr. Negatif sorumluluk tezi, ayn zamanda, (sadece dier lkelerdeki deil, ayn zamanda) kendi lkemizdeki, toplumumuzdaki yoksullara yardm etme gibi bir devimizin bulunmad dncesini de dlamaktadr. Bu dnce, insanlarn sahip olduklar eye, ayn zamanda ahlken hak kazanm olduklarn ve onlar bakalarna verme gibi devlerinin bulunmad kanaatine dayanmaktadr. (Nozick, 1974:3). Bu dnce tarznda ahlk, bakalarnn skntlarn ve aclarn azaltmaya yardmc olacak ilkeler alan olarak deil, bakalarna zarar vermekten ya da onlarn zgrln haksz yere kstlamaktan alkoyacak ilkeler alan olarak grlr. Buradaki zarar verme kavramn, negatif sorumluluk erevesinde dndmzde; zarar dorudan ya da bilinli olarak yaptmz bir ey olarak deil de yaptmz eylerin istenmeyen sonucu olarak grdmzde; pek ok bireysel eylemin topyekn sonucu olarak deerlendirdiimizde bunda bizim de paymzn bulunduunu grebiliriz. Baka deyile, en azndan, serbest pazar muamelelerinin doal ama istenmeyen bir sonucu olarak ortaya km dnyadaki yoksulluk gibi sorunlar gidermeye katk salamayarak bu durumun srmesine neden olmu oluruz. (Dower, 1997: 280). Hayat kalitesi anlaymz, yoksulluun giderilmesine katk salamann nndeki nemli engellerden biri olabilmektedir. Hayat kalitemizi, sadece maddi iyilik ve tketim zerine kurar; tercihlerimizi de kendimiz, yaknlarmz, geleceimiz ve mesleimiz ynnde yaparsak herhangi bir yardm davranmzn hayat kalitemizi dreceine inanabiliriz. Byle olunca cmertlik bizim en sevmediimiz ey olacaktr. imdi acaba, cmert olmamamzn nedeni hayat kalitemiz mi yoksa hayat kalitemizi maddi iyilik ve tketim anlayyla ayn grmemiz mi? nsann hayat kalitesi anlaynda maddi iyilik ve tketimin elbette yeri vardr, ancak salt maddi iyilik ve tketim anlaynn hayat kalitesinden ziyade a gzllk ve hrsla balants olsa gerektir. (Dower, 1997: 282). Sadece hayat kalitesinden taviz vermeme deil, ayn zamanda ie yaramad ya da dnyada daha fazla nfus artna neden olaca dncesi de yardm yapmann nnde engel oluturabilmektedir. Yardmn ie yaramadn sylemek amala deil arala ilgili bir meseledir. Eer amacmzda samimi olabilirsek o zaman ie yarar aralar bulmakta ya da ortaya karmakta ok zorlanmayz. Ayrca, cidden yardm yapma amacmz var ise o zaman uygun aralar bulma devimizin bulunduu da unutulmamaldr. Yardmn nfus artna neden olaca iddias ise beraberinde u iddialar da getirmektedir. Yardm nfus artna neden olaca iin nfus patlamasna yol aar. Bu da daha fazla problem demektir. Dnya, muazzam bir nfus artn, ekolojik felaketlere neden olmadan, tayamaz. O halde zengin kiile ve uluslar kendi ilgilerine ynelmelidirler. Buradan kacak doal sonu yardm yapmamak iyidir, eklinde

240 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

olacaktr. Bu karmn hakll iki eyin kantlanmasna dayanmaktadr. (Birincisi) Yardmn nfus patlamasna neden olaca varsaym en azndan baz aratrmalarca desteklenmemektedir. (Rich, 1973: Monograph No7; Dower, 1997: 276). (kincisi) dnya ekolojik felaketlerin eiine geldiyse bu nfus artndan dolay deil daha ok, zengin uluslarn fazla kalknma yoluyla verdikleri zararlardan ve bolluk iindeki tketim toplumundan kaynaklanyor grnmektedir. Yoksulluk acaba bir kader (ister Tanr isterse baka bir ey tarafndan belirlenmi bir ey) olarak dnlebilir mi? Kader, yaygn kanaat olarak, insanlarn iinde bulunduu kt koullar ifade etmektedir ve bu, ou zaman dnyann bir snav dnyas olmas anlayyla btnletirilmektedir. Eer yoksulluk bir snav gerei olarak takdir edilmi ise o zaman bunu ortadan kaldrmann bir anlam yok grnmektedir. Bir eyin kader olmas onun deitirilemeyeceini ima etmektedir. Kimi zengin kimi yoksul; kimi asil kimi sefil takdir edilmi ise, o zaman bu kategorilerden birine dhil olan birinin statsn bozup dier statye gemeye almas takdiri bozmak anlamna gelir. Ancak, rnein Kurann kader anlay bu ekilde deildir. Kurana gre, kader (evren asndan Tanrsal gce iaret ederken) insan asndan isel kapasiteyi ifade etmektedir. (Fakhry, 1991:23). Bu kapasiteyi gelitirmek ve ynlendirmek insana baldr. Ayrca, sosyal yardm eleri ve ahlki hedefleri, dinlerin yardm davrannn aleyhinde deil lehinde olduunu gstermektedir. rnein slamiyet komusu a iken tok yatan mmin deildir (Buhari, 1996, Nu:112) demektedir. Buradaki komu kelimesinin din, dil, rk, renk, lke vb. bakmlardan herhangi bir nitelii yoktur. Tek niteleme, onun mutlak yoksulluk iinde olmasdr. Kuran mal elde tutmay deil vermeyi nemsemekte (Kuran, 34/39; 9/60) hatta insann, ihtiyalar karlamada dierini kendisine tercih etmesini ahlkn en yksei, ahlki mutluluk ilkesi olarak sunmaktadr. (Kuran, 59/9). te yandan, Kuran savurganla kar kmakta ve cimrilii iddetle eletirmektedir. Kurtulua ermeyi, cimriliin insann iindeki kkeninden kurtulmaya balamaktadr. (Trkeri, 2006:145-146). Btn bu argmanlar, onlar yoksulluu azaltmaya ve kaldrmaya ynlendirmek iin yeterli gereke oluturabilir mi? Baka deyile, bir kii yukarda oluturulan ereveyi kabul edip, yardm davrann yoksulluu kaldrmak iin deil de, baka bir yne rnein kamu kaynakl eitimi, salk ya da dier hizmetleri desteklemeye yneltemez mi? Bu noktada ahlki ncelik mi ahlki aciliyet mi tartmas gndeme gelmektedir. Ahlki ncelikte, kii daha az maliyetli bir yardm gerektiren bir sknty gidermeye yardmc olur ve devini yaptn dnr. te yandan, ahlki aciliyet, ahlken yaplmas gereken tek bir eyin vahametini ifade eder ve dier tercihlerle kyaslamay darda tutar. Zira bir eyin ktl ne kadar fazla ise onu ortadan kaldrmann ahlki gerekesi de o derece gl olur. Bu durumda, mutlak yoksulluu ortadan kaldrmann ahlki aciliyeti olduunu kabul etmemiz iin onun ciddi bir ktlk olduunu ortaya koymamz gerekmektedir. Bunun iin ortaya konulan gerekeler, hayat ksaltmas; hastalk ve alktan dolay byk strap, ac, sknt ve dert getirmesi; hayatn vakar ve nezahetini bozmasdr. (Dower, 1997: 282). Bunlarn hepsi bir arada dnlnce

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 241

durumun aciliyeti ortaya kmaktadr. Bunun iin zaman zaman medyada grdmz, dnyann deiik yrelerindeki insanlar, onlarn yaama koullarn gz nne getirmemiz herhalde yeterli olsa gerektir. Btn bunlardan sonra yoksulluk iinde kvranan insanlara yardm etmenin dev olmadn dnen insanlara bu trden insanlara yardm etmenin mi yoksa etmemenin mi insani/ahlki bir ey olduunu ve hangisinin insan vakarna yakan bir ey olduunu sormak gerekir. Alacamz yant hl olumsuz ise, o zaman, bu blmn bandaki olgudan ncsn hatrlatp bunun insan vakarna yakan bir ey olmadnn kabul edilmesi gerekir. NSAN-ALIMA LKSNDE ETK Felsefenin gerek hayatla balantsnn aka grld alanlardan bir tanesidir, i etii. Etik, felsefenin hayatn iyi alanndaki soruturmasn ifade eder. Zira varlk kategorisi ka ekilde dile getirilebilirse iyi de o kadar ekilde dile getirilebilir. (Trkeri, 2011:71-97; Aristotle, 2001:I, 1096a). yi alan, hayatn pek ok ynn kapsamaktadr. Bireysel olarak insann yetkinlemesi, ailenin yetkinlemesi ve nihai olarak toplumun yetkinlemesi bu iyi alanna dhildir. Bunlardan ilkine, bugnk anlamda ahlk, ikincisine ev idaresi ya da ev ekonomisi, sonuncusuna siyaset ad verilmektedir. etiinin teknik temelleri deil de kkenleri, ikincisine yani ev idaresi ya da ekonomisiyle ilgili etik anlaylara dayanyor grnmektedir. Bu saylan alanlarn yetkinlemesinde kullanlan eyler, arasal deere sahiptir. Dolaysyla onlarn mutlak anlamda iyi ya da mutlak anlamda kt kabul edilmesi sz konusu deildir. Mal da bunlardan birisidir. etiinin, kii olarak, dayand kken ise hi kukusuz Aristoteles(M..384322)tir. Ancak bu durum, iin, geni anlamda kadim Smerlerden beri var olduu gereini darda tutmaz. Smerlerde geni apl ticaretin ve kayt tutma etkinliinin srd bilinmektedir. (Solomon, 1997:355). Ancak ile ilgili etik analizin kaynaklarn, ilk ekonomist olarak tannmay hak ettii sylenen, Aristotelesin dncesinde grmekteyiz. Aristotelesin grlerinin iyi analiz edilmesi, tarihi seyirde grlen ile ilgili mutlak anlamdaki negatif bak as ile mutlak anlamda pozitif bak alarnn durumunu ve haklln daha iyi deerlendirmeyi salayacaktr. Ekonominin temel kavramlarndan olan maln Aristotelesteki analiziyle balayabiliriz. Ekonomiyle ilgili baz eserlerde, mal, insanlarn ihtiyalarn dorudan ya da dolayl olarak karlayan her ey olarak tanmlanmaktadr. (stnel, 2000:29). htiyalar karlayan ama elle tutulur olmayan servisler ya da hizmetler de mal kapsamnda deerlendirilmektedir. Aristotelese gre, mal, deeri parayla llen her eydir. (Aristotle, 2001: IV, 1119b). Kullanlan eyler hem iyi hem de kt bir ekilde kullanlabilir. Zenginlik de kullanlan eylerdendir; her konuda ona ilikin erdeme sahip olan kii onu en iyi ekilde kullanr. O halde zenginlii en iyi kullanacak kii, mal ve servet konusunda erdeme sahip olandr. (Aristotle, 2001: IV, 1120a). Buradan aka anlalmaktadr ki, Aristoteles mal ve serveti erdem

242 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

bakmndan incelemektedir. Buradan hareketle onun mal ya da serveti kendi bana bir ama olarak grmedii aka ortaya kmaktadr. Ancak bu tutumun mal ya da serveti bizzat kt olarak grd ve knad sonucu asla karlamaz. O, sadece, bu unsurlar erdem bakmndan deerlendirmektedir. Ayrca, insann mutlulua ulamas iin temel gereksinimleri karlayacak eylerin gerekli olduunu dnmekte ve asgari dzeyde mal olmazsa olmaz art olarak grmektedir. Bundan baka, Aristotelesin etik kuramnda insann mutlulua ulamas iin hem zihinsel hem de karakter ynnden baz erdemleri kazanmas gerekir. Bunlar etik tarihinde drt ana erdem diye n salm, bilgelik, itidal (iffet), yiitlik ve adalettir. Dier erdemler bu erdemlerin, bir bakma kurucu unsurlarn oluturmaktadr. te, mal-mlkle ilgili erdem olan cmertlik itidal erdeminin bir paras konumundadr. Cmertlik erdemi olmazsa, o zaman insann itidal erdemine, tam olarak sahip olduu sylenemez ve sonuta byle bir durumda adalet erdemi de zedelenir. Aristoteles mal-mlkle ilgili olarak iki farkl erdemi ayrt etmektedir. Bunlardan birisi, biraz nce belirttiimiz, cmertlik, dieri ise ihtiamdr. Cmertlik, mal-mlk konusunda orta olmay ifade eder. Bu erdem, mal-mlk alp verme, daha ok da mal verme konusunda kendisini gsterir. Mal konusundaki arlk savurganl, mal ksma ya da vermeme ise cimrilii ifade etmektedir. Dolaysyla, bir karakter erdemi olarak cmertlik, savurganlk ile cimrilik arasndaki orta noktada bulunma huyudur. (Aristotle, 2001: IV, 1119b). Bu tanm cmertliin, tpk dier erdemlerde olduu gibi, hem edimleri hem de karakteri nitelediini gstermektedir. Byle olunca, cmertlik erdeminin ayn zamanda bir yapy ifade ettii anlalmaktadr. Dolaysyla, bir defalk, tesadfen, zorlamayla, istemeden, bilinsizce vb. ekillerde gerekleen verme edimi cmertlik olarak kabul edilemez. Baka deyile, cmertlik srf vermenin asaletinden dolay vermeyi gerektirir. Zira erdeme uygun eylemler asil eylemlerdir ve srf asil olduklar iin gerekletirilirler. Gereken kiilere, gerektii kadar, gerektii zaman ve gerektii lde vermeyle ilgili btn artlar gzeterek vermek bu erdemin gerekleme koullardr. (Aristotle, 2001: IV, 1120a). Byle olunca cmertliin, sahip olunmas ne kadar zor bir erdem olduu grlr. Cmertliin iki ar ucundan birisi olan savurganlk mal sarf etme konusunda yukarda belirtilen artlar dikkate almadan davran ortaya koymay ifade etmektedir. Savurganlarn ou, ayn zamanda hedonisttir. Bu ise, onlarn arzu gcnn boyunduruuna girdikleri ve hazz ama edindikleri anlamna gelmektedir. Oysa cmert kiiler, cmert edimleri haz getirdii iin deil srf asil olduu iin gerekletirirler. Mal verme konusunda eli sklk gsterme ve ksma, insann doal yapsnda savurganlktan daha kkldr. Nitekim vermeyi deil, mal-mlk sevenler ounluktadr. (Aristotle, 2001: IV, 1121b). Bu tarz bir tutum da, Aristotelese gre, etik bakmdan deersizdir. Cmertlik, her bireyin ahlki yetkinlemesi iin gerekli bir erdemdir. Her tr mali durumda gerekleir. Bu erdemin ortaya kmas iin servete gerek yoktur. nsan, kt kanaat geinirken dahi belli eylerini, kendi apnda paylaabilme imknna sahiptir. Ahlki yetkinleme iin serveti gerektiren erdem ihtiam erdemidir. Mal-mlk

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 243

konusunda byk harcamalar kapsayan bir erdemdir. Byklk bakmndan cmertlii aar. htiam erdeminin gereklemesinde, yakan byklkte bir harcama sz konusudur. Yakan ise harcayana, harcad duruma ve harcad eye gre belirlenir. htiam erdeminde, kamu yararna harcamalar yapmak esas vardr. htiam erdeminin bir ar ucu eli sklk, dier ar ucu ise gsteri budalaldr. (Aristotle, 2001: IV, 1122a). htiam erdemi kapsamnda yaplan harcamalar ayn zamanda, bize yle geliyor ki, onurlu harcamalardr. Zira Aristotelese gre, dini amal yaplan harcamalar ve kamu yararna yaplan harcamalar onurlu harcamalar kapsamn oluturmaktadr. (Aristotle, 2001: IV, 1122b). htiam erdemine sahip olan kii ayn zamanda cmert biri olmak durumundadr. Ama tersi mmkn deildir. (Aristotle, 2001: IV, 1122a). Aristotelese gre, mutluluk d iyileri gerektirmektedir. D iyiler kapsamna ise salk, yiyecek, mal vb. girmektedir. (Aristotle, 2001: I, 1099a; X, 1179a). Byle olunca Aristotelesin mal gibi d iyileri oluturan unsurlar mutlak anlamda kt kabul etmesi ve knamas sz konusu deildir. Onun dikkat ektii ey, bunlarn ama edinilmemesidir. nk insann nihai amac, bunlar elde etmek deildir. nsann nihai amac, onun ayrt edici ynn oluturan dnme yetenei dolaysyla, temaa etkinliidir. (Aristotle, 2001: I, 1098a; II, 1103a; X, 1179a). Bu amaca ulamas iin insann doas kendi kendine yeterli deildir. Bu yzden d iyiler de gereklidir. Baka deyile, d iyiler karakter erdemleri iin vazgeilmezdir ve nihai ama olan temaa etkinlii yolunda nemli basamaklar ifade ederler. (Aristotle, 2001: X, 1179a). Aristotelesin mal ve servete ynelik bu negatif olmayan tutumunu, insan iin nihai olan iyinin ne olduuyla ilgili olarak bilimleri soruturmasnda da grmek mmkndr. Aristotelese gre, iyi, her eyin kendisini amalad eydir. (Aristotle, 2001: I, 1094a). Bu iyilerden bir ksm amacn kendi iinde tarken bir ksm baka bir amaca hizmet eder. Dolaysyla buradan, iyinin iki ekli ortaya kmaktadr. Bunlardan ilki, kendi bana iyi, ikincisi baka bir eye arac olan iyidir. te, Aristoteles soruturmasnda insan iin nihai iyinin ne olduunu sorutururken bununla ilgilenen bilimin politika (siyaset) bilimi olduunu syler. (Aristotle, 2001: I, 1094a). Bu bilim dal insan iin nihai iyinin ne olduunu soruturur. Bu, ayn zamanda, toplum iin nihai iyinin ne olduu soruturmasdr. Bu nihai ama altnda insan iin iyi olan aratran, baka deyile amacn kendi iinde tamayan iyileri aratran bilim dallar eitlidir. Askerlik, ekonomi ve retorik bunlardan birkadr. (Aristotle, 2001: I, 1094b). Buradan anlalmaktadr ki, ekonomi, insan iin iyi olan aratran bilimlerden biri olmas nedeniyle nemli bir yere sahiptir. Ancak, bize yle geliyor ki, Aristoteles insan iin iyi olan soruturma ile toplum ya da kent iin iyi olan soruturmay mahiyet olarak ayn kategoriye sokmakla birlikte, bunlar arasnda bir hiyerari ya da bir ilem kaplam ilikisi grmektedir. nk onun soruturmas insan iin nihai iyinin ne olduu ve buna nasl ulalaca sorusudur. Bu hedefe ynelik srete o hedefin alt dallarn ifade eden iyileri aratran bilimler, bu anlamda

244 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

soruturma kapsam dnda kalmaktadr. Ancak bu durum ekonominin ne nemsiz ne de gereksiz olduunu gsterir. Aristoteles, zenginlii, serveti vb. kendi bana ama olarak gren ticaret formunu onaylamaz.( Aristotle, Politics., 2001:I, 1257a-b). nk o, kendi bana ama olacak eyi etik bak asyla saptamaya alr. Baka deyile, kendi bana ama olarak belirlenecek ey, arasal bir ey olamaz. nk arasal bir ey, hem iyiye hem de ktye kullanlabilir. Kullanlabilen ey ise, ama olamaz, ancak ara olabilir. Malmlk, servet ya da zenginlik, hem iyi hem de kt anlamda kullanlabilen eylerdir; bu yzden d iyiler kapsamna girmektedir. D iyiler ise, Aristotelesi dncede mutluluk iin kesinlikle gereklidir. Bu onlarn mutlulua gtren yolda katk salayabilecek olmalarndan kaynaklanr. Bu durumda Aristotelesin ekonomiye bak asnn etik merkezli olduunu ve onu kesinlikle gerekli grdn grmekteyiz. Onun kar kt ey, hibir etik ama gtmeden, erdem amac olmadan, arasal konumda olan bir iyinin hayatn amac olarak grlmesidir. Erdemli bir hayat amac erevesinde ileyen bir i dnyas kesinlikle etik d deildir. Bu noktada, sadece para kazanmay erdem olarak gren bir anlay Aristotelesi anlamda etik olarak kabul edilebilir mi? Erdemin mahiyeti ve eitleri konumuzla, dorudan ilgili deildir. Ancak u kadar sylenebilir ki, Aristotelesi anlamda erdem, arlk (ifrat) ve eksiklik (tefrit) arasndaki orta noktada bulunma huyudur. Bu huy, kendisini dnme gcyle ilgili olarak bilgelik, arzu gcyle ilgili olarak itidal (iffet), fke gcyle ilgili olarak yiitlik eklinde gsterir. Bunlarn hepsinin bir arada bulunmas adalet erdemini oluturur. Dier btn erdemler bu ana erdemlerin alt dallarn meydana getirirler. Byle olunca, mal-mlkle ilgili erdemler olan cmertlik ve ihtiam itidal erdeminin alt daldr. Bu son iki erdemin alt dal olmasn, onlarn nemsiz olduu eklinde deil de ana erdem olan itidalin ortaya kmasna katk salayan bir unsur olarak anlamak daha doru grnmektedir. Zira mutlulua giden yolda d iyiler, arasal deere sahip olsalar da, gereklidir.( Aristotle, Politics., I, 1256a). Baka deyile, d iyilere sahip olmak harici erdem olarak kabul edilir. Ancak buradaki erdem, teknik anlamnda erdem deildir. Teknik anlamnda ve asl olan erdemler yukarda belirttiimiz erdemlerdir. D iyilerin erdem olarak kabul edilmesi bunlarn ana erdemlerin kazanlmasnda katk salamas, yararl olmas bakmndandr. Sorumuza geri dnersek, sadece para kazanmay erdem olarak grmemiz erdemin Aristotelesi anlamyla uyumamaktadr. nk byle bir anlay hayatn nihai amacn para kazanma olarak belirlediinden, d iyileri ama yapm olur. Byle bir anlay sergileyip sergilemediimizi, bireysel olarak, erdemle ilgili koullar yerine getirip getirmediimizi inceleyerek, toplumsal olarak da, servetin sarf edildii yerlere bakarak saptayabiliriz. Etik adan cmert olmayan bir servet sahibinin ihtiam erdemine sahip olmas sz konusu deildir. hayatnn tefecilik (fhi oranda faizle paradan para kazanma etkinlii) zerine kurulup kurulmamas da ayrca bir gsterge olarak grlebilir. Zira, Aristoteles tefecilik uygulamasn, retimle ilgisi olmad ve onu engelledii iin, etik bulmaz. Baka bir deyile, i dnyasnn retim zerine kurulu

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 245

olmas ve i dnyasndaki aktrlerin erdem amalarnn bulunmas durumunda, Aristototelesi etik asndan knayc bir tutum oluturmaz, bilakis vlen bir tutum oluturur. nk, daha nce belirttiimiz gibi, byle bir etkinlik(ler dnyas) insan iin bir bakmdan (yani insann ihtiyac olan eylerin retilmesi bakmndan) iyi olan eyin aratrmasn yapm ve onu uygulam olmaktadr. lk krlma noktas Aristotelesin i ve i dnyasyla ilgili olabilecek konularla ilgili grlerinin yanl anlalmasyla ortaya km grnmektedir. Aristoteles ile ilgili olarak iki farkl tutumu ayrt etmektedir. Bunlardan birincisi, evde kullanlan eylerin retimi ve ticaretidir ki, buna oikonomikos denir ve ev idaresi ya da ev ekonomisi olarak evirisi yaplr. Dieri, hayat felsefesi olarak her hangi bir erdem amac gtmeden, salt kar amacyla ticaret yapmaktr ki, buna chrematisike denir. Aristotelesin etik bak asndan hareket ettiimizde bunlardan birincisinin onaylandn ikincisinin ise tasvip grmediini kolayca syleyebiliriz. Ancak, u anda bizim, Aristotelesin bu tasnifi ve aklamalarn analiz etmemiz gerekmektedir. nk tarihsel yansmaya baktmzda, Aristotelesin zellikle ikinci tutumla ve ona ynelik kavramla ilgili gr farkl ve yanl anlalm grnmektedir. Birincisi de, bugnk kapsam asndan eksik anlalm grnmektedir. Birincisinden balarsak, Aristoteleste pratik yetkinleme alannn ikinci basama ya da dzlemi oikonomikostur. Birinci dzlem bugnk anlamda ahlk, nc dzlem ise siyaset (politika) bilimidir. Btn bu basamak ya da dzlem, hepsi birden ahlki adan yetkinleme programnn paralardr. Her birinde, iyinin aratrlmas ve uygulanmas konu edinilir. Buradan hareketle, gnmz asndan toplum iin sz konusu olan ekonominin Aristotelesin ekonomi anlaynn kapsamn at sylenemez. Dikkat edilmesi gereken nokta Aristotelesin btn bu katmanlar (birey, aile, toplum vb.) etik yetkinleme asndan deerlendirmi olmasdr. Dolaysyla onun ekonomi etii ve felsefesiyle ilgili grlerinin bugnk anlamdaki (yani toplum iin ngrlen) ekonomiyle ilgili ereve sunmadn dnemeyiz. Farkllama, i etkinliinin arkasndaki zihnin hayat felsefesi ve etik ama gdp gtmemesi bakmndan ortaya kmaktadr. Bu ise ikinci tutumla ilgilidir. Arsitoteles, erdem amac gtmeyen i etkinliini bencilce bulmakta ve onaylamamaktadr. Zaten byle bir etkinliin ad, oikonomikos deil, chrematisikedir. Bu nokta, szn ettiimiz, krlma noktasdr. Zira bu yle anlalm grnmektedir. Chrematisike, sadece kar amacyla ticaret yapmaktr. Aristoteles de bunu, erdemden yoksun ilan etmitir. (Solomon, 1997:355). Oysa Arsitotelesin onaylamayp reddettii ey, kar amacyla ticaret yapmak deil, erdem amacndan yoksun bir ekilde kar amacyla ticaret yapmaktr. Zira o, oikonomikos erevesinde ticaret yapmay, erdemli bir toplumun ileyiinde gerekli grmtr. Aristotelesin burada dikkat ekmek istedii ey, i yapanlarn erdem amacnn bulunup bulunmamasdr yoksa onlarn kar yapp yapmamas deil. Dolaysyla Aristotelesin i dnyasna ynelik negatif tutuma u ya da bu ekilde kaynak tekil etmesi hibir ekilde mmkn gzkmemektedir. e ve i dnyasna

246 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ynelik negatif tutumlarn kaynan Aristotelesi etikten ziyade, u etik konumundaki Kyniki ve Kyreneci etiklere gtrmek daha doru grnmektedir. Kyrene ekolnn savunduu, duyusal hazlar hayatn amac yapan anlay, yani Hedonizm (Trkeri, (Derleme) 2008: 31-35; Long, 1992: I, 236; Trkeri, 2011:108118) i dnyasndaki kiilerin hayat felsefesi (ve dolaysyla ahlk felsefesi) olursa, ticaret etkinliinin arkasndaki zemini oluturursa, -ite bu Aristotelesin hem etik adan doru bulmad, hem de ekonomi olarak grmedii eydir- o zaman insanlar byle bir dnyann dnda kalmak isteyebilirler ve ileci anlaylara ynelebilirler. Bu tutumun en ars, Kynik ekolnn savunduu anlaytr. Kynik ekol hayatn ve dnyann kt olduunu dnen, her trl kurulu dzene (aile, okul, toplum, devlet, eitim vb.ne) kar kan ve bireysel kurtuluu savunan bir anlaytr. (Trkeri, 2008: 45-51; Long, 1992: I, 234). Tipik rneini de, bir fnn iinde yaamaya alan Sinoplu Diyojen (M.. 404-323) oluturur. Bu ar ileci anlay etiin tarihi seyrinde, Stoac etik anlay etkilemitir. Stoac etik, baz farkllklar barndrmasna ve rnein bireyin toplumdan uzaklamasn ngrmemesine ramen, yine de znde ileci bir anlay savunur ve bireysel kurtuluu esas alr. (Trkeri, 2008:51-54). Stoac etik ise Hristiyan etik anlayn byk lde etkilemitir. Ancak hemen hatrlamalyz ki, Stoa ok uzun bir dnemi ifade eder ve bu dnemde sadece ileci etik anlay deil, hedonist anlay ve sert dev ahlkn da grmek mmkndr. Ayn ekilde Hristiyan anlay da zamansal olarak deiik etik anlaylardan etkilenmitir. lk dnem doru davran ve On Emirin uygulanmas vurgusuyla Pastoral etik kendisini gstermitir. Daha sonra St. Augustine (354-430) kanalyla Pltoncu etki, St. Thomas (1225-1274) kanalyla Aristotelesi etkiyi grmekteyiz. (Trkeri, 2008:71-78). Bundan sonra ise Protestan anlaylar sz konusu olmaktadr. St. Augustine ve St Thomasn belli periyotlarda etkili olduu Kilise etii, ilecilik anlaynda Stoac kanaldan gelen Kyniki anlay benimsemi grnmektedir. Zira Kilisenin cinsellikle ilgili grleri bunun bir gstergesi saylabilir. Ayrca ar ruhbanlk vurgusu, yine Aristotelesi etkiyi deil, Kyniki etkiyi gstermektedir. nk ar ruhbanlk formu Aristotelesi etiin zne terstir. Dolaysyla ie ve i dnyasna ynelik negatif tutum, bu dnyay nemsemeyen ar ilecilii esas alan bir anlayn rnndr. Byle bir anlay ise Aristotelesi etik anlay deil Stoac ve Kyniki etik anlaytr. te yandan, Hristiyanln Protestanlk mezhebi asndan bakldnda, bu mezhep Kapitalizme kaynaklk edecek ve ona bir ruh salayacak noktaya gelmitir. Tanrnn an, alma ve meslek unsurlarnn bir arada rglemesiyle zamann yksek deerini oluturmas Protestanln ie ve i dnyasna ynelik bak asnn pozitif olmasnn tesine gemektedir. (Weber, 1999:135). Ayrca, mesleksel anlamda, sk almay iar edinen Kalvinizm, Metodizm gibi Hristiyan mezhepleri bulunmaktadr. imdi btn bunlardan sonra Hristiyanln ie ve i dnyasna negatif bak asnn mutlak olduunu syleyemeyiz. Ayrca bu tarz bir bak asnn olduu anlay ve dnemleri Aristotelesi olarak deerlendiremeyiz. nk, teknik olarak, eudaimonistik karakterli bir anlay ayn zamanda Kyniki bir anlayla birlikte bulunamaz. nk

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 247

Aristotelesin etik anlay her ikisi de ar u olan hem Kyniki hem de Kyreneci etik anlaylar dlamaktadr. (Trkeri, 2011:218-241). slm etiinde, bu etik Kuran ve snnete dayanmakla birlikte, Airstotelesi etie benzerliinden ve eudaimonistik karakterde olduundan, ie ve i dnyasna ynelik negatif bir tutumun olmas sz konusu olamaz. Ayrca, Aristotelesi etikle ilgili ekinceler aynen slm etii iin de geerlidir. Kuran ayetlerindeki almayla ilgili vurgular (Ayas, 1994:24-39) ve salih amelin imanla ilikisi (Elmall, 1982: 7/4744) ve kapsam (zutsu, 1997:270; Dumlu, 2000:11, 31, 91) dikkate alndnda i yaamna ve ticarete ynelik pozitif bak as kolayca grlebilir. nsan iin altndan bakas yoktur, veren el alan elden stndr, drst ve adil tccar kyamet gnnde ehitlerle birlikte hair olunur (muamele grr) ve iki gn eit olan ziyandadr (kaybedendir) gibi ilkelerin says olduka fazladr. Ayrca, slm diniyle ilgili baz kitaplarda ticareti dzenleyen ilkeleri ortaya koyan zel alm-satm blmleri (Kitabul-Buyu) yer almaktadr. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tpk Aristotelesi etikte olduu gibi, erdem amacnn yani etik bak asnn mutlaka bulunma zorunluluudur. Zira dinin ierii ve vurgusu ahlkidir. Ancak zaman zaman slm dini erevesinde de ar mistik tutumlar gzlenebilir. Bu tutumlar, erdem amacyla toplumsal erevede davranlar ortaya koymay braktklarnda, dnyann ve hayatn mutlaka kt olduunu savunduklarnda ve toplumu dikkate almadan bireyin toplum dnda varln srdrerek kurtuluunu ama edindiklerinde o zaman eudaimonistik karakterli olmaktan kp Kyniki ya da Stoac karaktere sahip olurlar. Bu ise, slm etiinin ve tasavvufunun zyle badamaz. Dolaysyla ie ve i dnyasna ynelik negatif tutumlar, byk lde Kyniki etkiyi yanstmaktadr. Bu iki ar u etik anlayn etkisiyle felsefede ve dinlerde i dnyasna ynelik negatif tutum etkisini her zaman srdrm grnmektedir. Ayrca, Aristotelesi etkiden kaynaklanan, erdem amac gtmeksizin ticaret etkinliinde bulunmaya ynelik negatif anlay etkisini 17. yzyla kadar srdrm grnmektedir. rnein Shakespearein (1564-1616) Venedik Tacirindeki aylok karakteri bir tefeci tiplemesini yanstr. Btn bunlardan sonra, i etii bakmndan iki izgi gelmi grnmektedir. Birincisi, u etik anlaylarn hem bizzat kendilerinin etik ve felsefe olarak, hem de dinlerdeki (ar ileci unsurlardan destek bulmak suretiyle) etkileriyle ie ve i dnyasna ynelik negatif bir bak izgisi, dieri ise Aristototelesi etik anlayn hem bizzat etik ve hayat felsefesi olarak hem de dinleri etkiledii bakmlardan ie ve i hayatna pozitif bir bak anlay ieren izgidir. lk anlay kendisini, erdem amacn dikkate almadan salt ticaret amacna ynelik abalarda kendisini gstermitir. kincisi ise, ticaret etkinliini etik erevede srdrmek iin felsefe ya da dinsel anlamda bir atmosfer sunmaya almtr. Bunun etkisini Orta adaki Loncalarda, slam tarihinde ise Ahi Tekilatlarnda vb. grmek mmkndr. Bu ikinci izgi i etiinin ilkelerinin habercisi olarak deerlendirilebilir.

248 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Ancak unu hemen hatrlamakta yarar vardr ki, bilimlerin felsefeden ayrlarak, bamsz forma kavumalar modern dnemde gereklemitir. Buna paralel olarak ekonominin de kendine zg bir alan olma seyrine girmesi sz konusudur. Dolaysyla, bilimlerin bamsz olmalarndan nceki btn anlaylar, bilimlere ve bilimlerin gelimelerine olumsuz etkisi olan unsurlar olarak deerlendirmek son derece yanl grnmektedir. Bilimlerin bamszlklarnn ortaya kma seyrinde tarihsel olarak, -ehirleme, modernleme, farkl insan doas anlaylarnn reva bulmas, teknolojinin geliimi, kreselleme vb. gibi pek ok deiiklie tank olmaktayz. (Moon, 2001:7). Btn bunlar toplumlarn, dn ekillerinin, bilim yapma biimlerinin, paradigmalarn dnt zamanlarda sz konusu olmutur. nceden bilimler felsefenin bnyesinde yer alrken hem o bilimle ilgili abalar hem de o bilimin dnce temelleri ile yapl biimleri (metodolojisi ve etii) ile ilgili gayretler ayn btnn iinde cereyan ediyordu. Bilimlerin bamszlamasndan sonra ise, bilimin kendi kurallar ve sistemlemesi sz konusu oldu. Ayrca o bilimin felsefesi, etii ve metodolojisi ayrca alma alan olarak ortaya kt. Ekonomi bilimi asndan da durum bu ekildedir. Byle olunca, nceden felsefe iinde ie ve i dnyasna ynelik gr, tutum ve abalar sz konusu olurken imdi artk kendi ileyi kurallar olan ve kendine zg alanyla bamszlam bir bilim alandr ekonomi. Onun dnce temelleri ekonomi felsefesini, ilke ve kurallarn saptarken ve uygularken uyaca ereveleri ekonomi etiini, hangi paradigmalarn nasl uygulanaca sorusuna yaklam gelitirirken ekonomi metodolojisini gerekli klar. e ve i dnyasna, ok geni anlamda ekonomiye ynelik iki farkl bak asnn varln modern dnemlerde de srdrdn grmekteyiz. Negatif etkiyle ilgili unsurlar grmeye devam ettikten sonra, bu unsurlarn eer dntyse- nasl pozitif unsura dntn ve i etiinin bir paras olduunu ortaya koymaya alalm. Ekonomiye ynelik negatif unsurlarn modern dnemde varln srdrmesinin kaynan grmek iin Thomas Hobbesun (1588-1679) dncesine gz atmalyz. Hobbes siyaset felsefesi bakmndan nem arz eden bir filozoftur. Bizi, konumuz asndan, onun siyaset felsefesi deil, bu felsefenin kaynanda yer alan insan doas anlay ilgilendirmektedir. (Hampton, 1992: 543-549). nk, onun siyaset felsefesinin temelindeki insan doas anlay sadece siyaset felsefelerini deil ayn zamanda ahlk felsefelerini de etkilemitir. Hobbesun mehur, Homo hominis lupusu (insan insann kurdudur), insan doasn bencillik ve saldrganlkla karakterize eden bir anlay ifade etmektedir. nsan doal durumunda, bencildir ve varln koruma igdsyle hareket eder. Zira insanlar eit doarlar; eitlik gvensizlie, gvensizlik de savaa yol aar. Dolaysyla doal durumda her insann her insanla sava (bellum omnium contra omnes) sz konusudur. (Hobbes, 1992:92-96). Bu negatif insan doas anlay, bilimsel olarak da destek bulmu grnmektedir. Bu konuda biyolojiden ve psikolojiden birer rnek verebiliriz. Darvinci evrim teorisi, hayat ve doay sadece glnn varln srdrd ve ayakta kald bir mcadele alan olarak grmektedir. Bu, i hayatna, it iti yer, kii

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 249

hayatta kalmak iin ne gerekiyorsa yapar anlaylarn getirmi grnmektedir. in ve i dnyasnn rekabete dayanmas ve byle olmas gereklilii, onun ldrc olmas ya da ne pahasna olursa olsun karsndakini yok etme eklinde anlalabilmitir. Bu erevede irketler arasnda zaman zaman dmanca mcadeleleri ve el deitirmeleri gzlemleyebilmekteyiz. Her canlnn sadece kendini dnd anlayndan hareketle, sava, oyun ya da salt kazanma vurgusu ve motifiyle i yaamnn temelde ibirlii iinde olan ve karlkl gven iinde olan insanlar gerektirdii gerei gz ard edilmi ve dizginsiz bir rekabet anlay kendini gstermitir. (Solomon, 1997:357-358). Yukarda geen negatif insan doas anlay, Freudu insan anlayyla da destek bulmu grnmektedir. nsan temelde eros ve tanatos olmak zere iki igdnn ekillendirdiini ve yaplandrdn savunan bu anlay akl gcn dikkate almamas, hasta insanlardan hareketle bir insan doas anlay gelitirmi olmas gibi ynlerden ve insan felsefesi asndan eletirilmitir. (Ccelolu, 1993:414-415). Negatif insan doas anlayna dayanan yukardaki kuramlarn etik imas udur ki, insann doasndaki asl unsur, altruizm (zgecilik) deil egoizmdir. Bu ise, zgecilik (diergamlk) vurgusuyla hareket eden etik alannn ortadan kalkmas anlamna gelir. nsan, dier varlklarla, nesnelerle vb. ilikisini u ya da bu ekilde srdreceine gre, yani deer ilikisi kurmay brakamayacana gre, o zaman etik, karakter deitirmi olur. Bunun felsefe tarihindeki balca savunucusu, lkadaki sofistleri darda tutarsak, Bernard de Mandevilledir. Mandeville (1670-1733), Ar Masal adndaki eserinde ticaret, sanayi, istihdam, sanat, bilim ve teknii, btn bunlarn hepsinin varln ahlkn yok olmasna dayandrr. (Bourke, 1968:207-208). lk saydmz unsurlar ahlkn karsnda konumlandrlr ve eer ahlk var olursa bu saylanlarn var olmayaca ya da ztlarnn var olaca iddia edilir. Burada vurgulanan, ahlken negatif olan kendini beenmilik, para ve mal hrs, lkse ve elenceye dknlk gibi unsurlarn, davranlarmzn motifleri olmas nedeniyle, zenginlie, bulu ve icatlara, bilimsel gelimelere, ticaret ve sanayinin gelimesine vb. katk salayaca iddiasdr. Bu gre gre, uygarl oluturan neredeyse btn unsurlar ahlki dklklerle kazanlr. Mandevillenin (grlerinin bugn asndan olgusal yansmasn analiz etmek konumuzla ilgili deildir, ancak onun) ahlk darda tutma iddiasna ramen negatif ahlki unsurlar temel yapm olmas ve bunlarn merkezine bencillik ve hrs koymas C.A. Helvetius (1715-1771) tarafndan gelitirilir ve hedefe duyusal hazlar yerletirilir. Sonuta egoist ve hedonist bir anlay, hem insan doasn ifade eden bir karakteristik hem de hayat felsefesi olarak karmza kar. Helvetiusun (17151771) ve daha sonra da de Lamettrienin (1709-1751) savunduu bu anlay etik tarihindeki Kyreneci ekoln savunduu Hedonizmi ifade eder (ve bunun, modern dnemde, toplumsal ekil alm ve dnm biimi utilitaryanizmdir). Hrs ekonominin bir bakma temeli yapan bu felsefi-etik bak asnn zirvesi, bize yle geliyor ki, homo economicustur ve bu anlay kendisini Adam Smithin

250 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

tezinin bozulmu popler versiyonunda gsterir. Hrs iyi, yani pozitif etik deer kabul ederek i hayatnn temeline negatif etik yerletiren bu anlayta tek bana kr amac gden ve bu amac hayatn temel deeri ve hedefi yapan ve hibir etik deer benimsemeyen bir tutum sz konusudur. Bu tutumun, toplumsal sorumluluktan ve onurdan yoksun, alt irketin kltryle dahi ilgisi olmayan, sadece mali zafer kazanma peinde koan bireyde tipletii sylenebilir. Bu anlay, sosyal sorumluluu dahi salt kar amacyla eitlemektedir. Bunun en iyi rneini, i dnyasnn sosyal sorumluluunu sadece kendi krn artrmas olarak gren Nobel dll ekonomist Milton Friedmann (1912-2006) dncesinde grmekteyiz. (Friedman, 1970: 13 Eyll). Hrs, yani negatif etik tutumu darda tutarak, almann nemine ve erdemine vurgu yapan anlaylar her zaman u ya da bu ekilde varln srdrmtr. Bunun modern dnemde bir kat daha artt sylenebilir. Orta adan devralnan pozitif ilkelere ek olarak, Adam Smithin (1723-1790) dnceleri ve aheseri Uluslarn Zenginlii, ii, almay ve retimi yceltmi ve ekonominin toplumun merkez kurumu haline gelmesine byk katk salamtr. Negatif etikten arnm olarak salt kr amac gden bu anlay modern toplumun bir erdemi haline gelmitir. Ancak burada una dikkat etmeliyiz. Aristoteleste erdemden yoksun bir amac ifade eden ve salt kr amal ticareti hayatn temel deeri yapan ve hibir etik deer kabul etmeyen bir chrematisike ile kar karya iken, Adam Smithde, negatif etik temelden arndrlm, kendi iinde bir amac olan bir chrematisike ile kar karyayz. Bu iki dncedeki ayrm, salt kar amac gden ticaretin hayatn amac olup olmamas deildir. Bu zaten, ticaretin varlk kouludur. Asl olan, bu anlaya ya da koula negatif bir erdem (yani etik) anlaynn elik etmesinin darda tutulmasdr. kinci basamakta ise, salt kr amal i hayatna pozitif bir erdem (yani etik) anlaynn elik etmesidir. Modern seyirde bu, kendisini alan, alt kurumun bir paras, kurumu daha st kurumlarn bir paras ve en st noktada da toplumun bir paras olarak, alternasyon ilkesi erevesinde grme ve toplumsal sorumluluk projelerinin var oluuyla gstermektedir. Salt kr amac, ekonominin kendine zg bir amac olduunu klie olarak yanstsa dahi, i dnyasnda salt kr amac dnda amalar da vardr. Bir iin kr amac gtmesi, srete, nitelikli mallar ve hizmetler retmeyi, istihdam gerekletirmeyi ve topluma uygunluk gstermeyi ifade ederse bu durumda i dnyas iin salt ama ya da salt iyi yerine, iyiler gemi olur. Baka deyile, retkenlii ve kamu hizmetini ama ve deer olarak darda tutan bir kr anlay sadece sorun karr grnmektedir. Dolaysyla, i etii asndan gelinen noktada salt kr amacnn, salt ama olmaktan ktn, iin nihai ve yegne hedefi olmadn, pek ok hedeften biri olduunu grmekteyiz. Bunun ak ifadesi, haklar ve sorumluluklarn daha geni bir sosyal balamda anlam kazand gereidir. Kr motifi, ok alma, yatrm tevik etme, dllendirme, daha iyi bir i kurma ve topluma daha iyi bir hizmet sunma gibi unsurlar iermediinde, son derece ksr kalabilir ve i dnyasnn bu zengin motifler yelpazesinin anlalmasna ve ortaya

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 251

kmasna engel olabilir. (Solomon, 1997:357). Kr amacnn, baka amalar da beraberinde bulundurmas, sosyal sorumluluk dncesiyle ilgilidir. Sosyal sorumluluk fikri, irketin ve i dnyasnn bir toplum bnyesinde ve onunla balantl olduunu ifade eden, i etiinin son zamanlardaki merkezi dncesidir. Bunun iki boyutu var grnmektedir. Birincisi, irketin varlndan, retiminden vb. etkilenen insanlarn kapsamdr. kincisi, bu kapsamdaki insanlara ynelik sosyal sorumluluk projelerinin gerekletirilmesidir. lkiyle ilgili olarak, irketin sosyal sorumluluklaryla ilgili olanlarn kapsam, irketin etkinliklerinden etkilenenlerin, bu etkinliklerle ilgi meru beklentileri ve haklar olanlarn tm olarak belirlenmekte ve bunun bnyesine iiler, tketiciler, reticiler, tedarikiler, btn bunlar iine alan topluluk ve geni anlamda toplum dhil olmaktadr. Byle olunca hissedarlarn kapsam genilemi olmaktadr. nceden, sadece iin varlnn kendisine bal olduu, sermaye koyan insanlar yani hissedarlar (stockholder) asl durumdayken, bu kapsam yukarda belirtilen insanlar iine alarak daha geni bir payda (stakeholder) yelpazesine ulamtr. Dolaysyla, irketin ya da i kolunun bu paydalara ynelik ykmllkleri sz konusudur. Byle olunca, irketin amac, topluma ve onun vatandalarna zarar vermeden arzu edilebilir rnler ve hizmetler salamaktr. Bu durumda, artk, i dnyasna ve yaamna, i etii bakmndan etik bir ilke eklenmi olmaktadr. Bu ilke, ticaret etkinliinin yannda ayn zamanda, kamusal amaca hizmet etmektir. (Hofman, 2007, C. 13, No:1, s. 55-7). Kamusal ama kapsamnda irket hem doal kaynaklar hem de tketicileri dikkate almak durumundadr. Doal kaynaklar bakmndan, havay ya da suyu kirletmemesi, ortak kaynaklara ynelik agzl olunmamas ve evrenin doal gzelliini tahrip etmemesi gibi unsurlar bu kapsama dhildir. irketin toplumsal zemini ve etkiledii insanlar bakmndan, dolayl da olsa rkl ya da nyargy artrmamas, yerel vatandalarn mali ya da sosyal refahn tehdit etmemesi, kaliteli rnler ve hizmetler retmesi, gerekli aratrma ve uygun talimatlarla rnn yanl kullanma kar uyarlarla gvenirlii temin etmesi gerekmektedir. Bu noktada reklm sorunu gndeme gelmektedir. Her eyden nce, u bilinmelidir ki, reklm konusu sadece irketlerin ya da retici firmalarn ykmllkleriyle deil, ayn zamanda tketicilerin de sorumluluklaryla ilgilidir. retici asndan, ilave ya da sfrdan bir talep yaratma, cinselliin kullanm, insan doasyla ilgili saldrgan portrelere yer verme, mulk bilgilerle tketicinin anlamasn engelleme, duygusal geleri n plana karma vb. unsurlar tketicinin zgr tercihine mdahale edebilecek gtedir. Dolaysyla bir abartma, ucuz edebiyat ve ayartma dnyas olan reklmlar, yasalar olmasa bile, ou zaman etik ilkeleri ihlal edebilir. Ortada mevcut talepleri karlayan ve onlar tatmin eden bir mekanizma m vardr, yoksa gerekte bir talep yaratma m sz konusudur? Bunu belirlemek olduka gtr. Ayrca, tketicilerin, kendi kararlaryla ilgili olarak, ok az sorumluluk yklenerek sorumsuzluklarndan ve irrasyonelliklerinden dolay reklm gerektii gibi sulayamama durumu sz konusudur. Bu yzden tketicilerin rn, hizmet ve reklmlar konusunda kendi kararlaryla ilgili olarak daha fazla sorumluluk

252 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

yklenmeleri ve bilinli olmalar gerekmektedir. Bu noktada, reklmlarda kullanlan yanl karm formlarna kar nceden hazrlkl olmak yararl olabilir. (Emirolu, 1993). Ayrca reklmlarla ilgili olarak edilgin bir zne deil de etkin bir zne olma bilinci gelitirmek nemli olabilir. etii bakmndan, irket-payda ilikisiyle ilgili olarak sz konusu olan bu yeni yaplanmann benzeri, irket-alan ilikisinde de grlmektedir. irket sorumluluklar rgsnde belki de en fazla suiistimal edilen payda, alandr (iidir). Geleneksel serbest pazar teorisinde, iinin emei sadece ilave bir maldr ve arz-talep yasalarna tbidir. Bu ise, uygun olmayan alma meknlar, uzun ve bktrc alma saatleri, geim standardnn altnda deme yaplmas gibi negatif durumlara yol aabilmektedir. Bu negatif yap, ii haklar vurgusuyla dnm grnmektedir. i haklarnn yan sra, ii sorumluluklar ve rolleri fikrine eite vurgu yaplmaya balanmtr. Rol ise, bir tr sosyal fonksiyonu olan haklar ve devler kmesidir. (Downie, 1971:363). Demek ki i etii bakmndan gelinen noktada, irket, alann atlabilir bir paradan ibaret grmeyecektir. Yine iiler de irketi cretler ve dier haklar konusunda geici bir kaynak olarak grmeyeceklerdir. i bir ekilde yapma tutumu da yerini ii en iyi ekilde yapma tutumuna devredecektir. Bu durumda i yapma talebi etik ilkelerle, ahlkilikle ve toplumun refahyla elimeyecektir. nk bu saylan unsurlar bir btnn kurucu unsurlar haline dnmtr. Demek ki, artk, i hayatnda, i etii bakmndan, bir tr ok katmanll grmekteyiz. Toplumun yesi olan bir birey, bu bireyin alt kurum, kurumun dhil olduu toplum, i yaamyla ilgili nemli aya ifade etmektedir. Sz konusu birey, son derece gerek ihtiyalar haklar ve deerleriyle bir insandr ve bir makine paras deildir. Bu bireyin, istihdam, tikel rol ve sorumluluklaryla ilgili olarak alt kuruma sadakati sz konusudur. (Solomon, 1997:363). nk o, irket kltrnn tamamlayc unsuru durumundadr ve bu bakmdan iini en iyi ekilde yapmas beklenir. irketin deerleriyle alann kiisel deerlerinin, nadiren de olsa att durumlar sz konusu olabilir. Baka deyile, bazen kurum yneticileri alandan etie aykr taleplerde bulunabilir. etii bu noktada alann deil, kurumun kendi durumu tekrar gzden geirmesini bekler. nk insanlarn kiisel deerleri, genellikle, onlarn kltrnn deerleridir. irket, bir bakma, hem altrd bireyin hem de bnyesine dhil olduu toplumun deerlerini karsna alm olabilir. Eer irket uluslar aras bir irket olursa o zaman durum deiir mi? Daha ak sylersek, uluslar aras olan bir irket, bnyesine dhil olduu toplumla ilikisinden kaynaklanan etik ilkeleri dikkate almazlk edebilir mi? Byle bir durumda, irket pozitif etik ilkeleri olmadan alamayacana gre, uluslar aras toplumun etik ilkelerine gre uygulamada bulunmas beklenir. Bu durumda, daha nce aya ya da katman olduunu sylediimiz erevenin biraz daha genileyerek toplum ayann bir alt zemininde insanlk toplumu yer alm olmaktadr. Bu noktada, i hayatndaki bir szn, szlemenin ve dei-tokuun temelini oluturan hibir kurumsal kural ya da uygulama bulunmadn savunan, atomik bireyselcilik terkedilmi olmaktadr. nk i, geni

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 253

bir yelpazede, birbirine bal srelerde ortaya kan, sosyal bir uygulamadr. irket kltr bunun en nemli gstergelerinden birisidir. (Solomon, 1997:358). Dolaysyla, i hayatnda temelde sradan i muamelelerinde doruluk ve drstlk yer alr ve bu toplumsal sorumluluk projeleriyle btnletirilir. Anlalmaktadr ki, i etiinin kkeni, Antik Yunanda Aristotelese dayanmaktadr. Ekonomiyle ilgili kaynaklara gre ilk ekonomist olma unvann hak eden Aristoteles, ticaret hayatna bakla ilgili olarak iki tutumu ayrt etmektedir. Bunlardan ilki evde kullanlan eylerin alm-satmn yapmak ve genel anlamda ticaret yapmaktr. Bu, insanlarn ihtiyac olan rnleri ve hizmetleri retmeyi ve bunlarn ticaretini yapmay kapsamaktadr. Bu, pratik yetkinleme srecinde, erdem amacna ynelik hayatn ve toplumun nemli bir unsurunu oluturur. Buna oikonomikos denir. kinci tutum, erdem amacndan yoksun olarak salt kr amacyla ticaret yapmaktr ki, buna chrematisike denir. Bu iki tutumdan ilki i etiindeki pozitif tutumlara ikincisi negatif tutumlara kaynaklk yapyor grnmektedir. Ne anstr ki, ekonomi ismi, negatif tutumu yanstan kavramdan deil bilakis pozitif tutumu yanstan kavramdan tremi grnmektedir. Sz konusu iki kavram arasndaki fark, ekonominin kendine zg bir amacnn bulunup bulunmamas deil, bu alann erdem amacna ynelik bir hayat dlayp dlamamasdr. etiindeki ilk dnm, bir yanl anlama paralelinde, bu noktada yaanm grnmektedir. Aristotelesin etik dncesindeki bu iki kavram arasndaki fark, erdem amacnn bulunup bulunmamasna deil de ticaretin salt kr amac gdp gtmemesine dayandrarak, aslnda Aristotelesin salt kr amac gden bir ticareti dlad ve erdemden yoksun bulduu kanaati ortaya kmtr. Oysa Aristoteles kendine zg amac olan bir ticareti knamamaktadr. Onun dlad ey bunun erdem amac paralelinde gereklememi olmasdr. Dolaysyla hayat felsefesi olarak erdem amac gden bir kiinin salt kr amacyla ticaret yapmas ki bu tr bir etkinliin ad oikonomikostur-, pratik yetkinleme srecinin gereklemesinde nemli bir unsurdur. nk oikonomikos yani ekonomi insan iin bir tr iyi aratrmas ve uygulamasdr. Ayrca, cmertlik erdemi ve bu erdem zemininde ortaya kabilecek ihtiam erdemi ancak oikonomikos yoluyla kazanlabilir. Aristotelesin pratik yetkinleme erevesinde gerekli grd ilk tutum kendisini, eudaimonistik karakterli btn anlaylarda (felsefelerde, etik kuramlarnda ve din anlaylarnda) gstermitir. Bunun somutlam ifadesini Orta adaki loncalarda ve Ahi tekilatlarnda grmek mmkndr. Rnesanstan sonra, ilimlerin felsefeden bamszlama srecine paralel olarak ekonominin de kendi bana kurallar olan bir alan olarak var olma srecine girdiini grmekteyiz. Bu srete ekonominin salt kr amacn gden bir alan olarak somutlat grlmektedir. Bu ama, Rnesansa kadar Aristotelesi eudaimonistik karakterli bir etik anlay kendisine zemin alm durumdayken, Yeni ala birlikte negatif bir felsefi-etik temeli zemin alm grnmektedir. Thomas Hobbesun negatif insan doas anlay, B. Mandevillenin etii dlayan tutumu, Helvetiusla ve de Lamettrienin egoist-hedonist durularnn salad felsefi-etik temel, biyolojiden

254 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Darwinin evrim kuramnn, hayat alann bir sava alan gibi alglayan farkl yorumu ve psikolojiden Freudun (1856-1939) negatif insan anlay ile beslenmitir ve i etiine negatif bir zemin salamtr. Bu dorultunun zirvesi, i etii bakmndan, homo economicus olmutur. Hrs ve a gzllk i hayatnn temeli olarak alglanm; salt kr amac gtme i dnyasnn tek amac olarak ksr bir ekilde deerlendirilmi; i yaamndaki rekabet hibir snr tanmayan, dizginsiz bir varlk yokluk savana dnmtr. hayatndaki sz ve szlemelerin temelinde hibir (toplumsal, etik vb.) kural olmadn savunan atomistik bireyselcilik kendisini gstermitir. ve i dnyasnn asl unsuru i yeri sahipleri ya da hissedarlar olarak dar kapsamda grlm; alanlar gerektiinde kendilerinden kolayca vazgeilebilecek bir tr mal gibi alglanm; ihtiyalar, deerleri ve haklaryla gerek birer insan olduklar dikkate alnmamtr. Bunun en ak gstergesi, uzun ve bktrc alma saatleri ve insanca yaamaya yetmeyecek cretlerdir. Btn bu negatif unsurlarn daha sonradan, i etii bakmndan, dnme srecine girdiini grmekteyiz. Ekonominin kendine zg amalar ve hedefleri olan bir alan olarak yerletiini grmekteyiz. Hrs ve a gzllk temel motif olmaktan km grnmektedir. Salt kr amac, nceleri tek bana, ksr bir kapsamda dnlrken, daha sonra kapsam genilemi ve pek ok amatan biri olmutur. Dier amalar; kamu hizmeti, retkenlik, sosyal sorumluluk, kaliteli retim, insanlara zarar vermeme vb. unsurlar i dnyasnn ama kapsamna girmitir. Sosyal sorumluluk, iki ynden gereklemektedir. lki, i ediminin gereklemesini salayan btn unsurlar dikkate almaktr. Bunlar alann bir insan olduunu; ihtiyalarn, haklarn ve deerlerini gz nnde bulundurmaktr. Haklarn ve sorumluluklarn daha geni sosyal balamda anlam kazandn ve gerekletiini grmektir. Dolaysyla, irket, kltr olan bir kurum olarak karmza kar. Bir ileri admda da, irketin, alma kurumunun vb. bir toplumda hayat bulmas sz konusudur. irketin uluslar aras bir nitelie sahip olmas bu durumu deitirmez, bilakis toplumun bir ileri admla insanlk toplumu eklinde daha geni bir zeminini ifade eder. te sosyal sorumluluun ikinci yn, btn bu katmanlardaki unsurlarn birbiriyle ilikisini dikkate alarak, onlara ynelik uygulamalar gerekletirmektir. Sosyal sorumluluk fikrinin, irketin ya da kurumun ayn zamanda reklm malzemesi olarak kullanabilecei, da ynelik kstl bir ba anlayyla bir ilgisi yoktur. Zira sosyal sorumluluk fikri, dar kar dncesinden ve asl unsur olarak sadece hissedarlar ya da i sahiplerini grmekten iin gereklemesini salayan btn kesimleri, reticileri, alanlar ve tketicileri dikkate alan daha geni bir payda kitlesini var saymaya dnmtr. Bu dnm, salt kr amal, sonular ve nitelii dnlmeyen sadece retim anlayndan, yukardaki payda kapsamn dikkate almann bir gerei olarak, kamusal amaca hizmet etme, kaliteli retim, insanlara yani topluma zarar vermeme gibi unsurlar hesaba katan bir i srecini beraberinde getirmitir. hayat artk kanl bir var olu-yok olu mcadelesi alan deil, ibirliine dayanan, birbirine gvenen ve deer veren insanlarn oluturduu bir alma kltr erevesinde cereyan eden,

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 255

bireyin ve irketin dhil olduu toplumun deerlerini dikkate alan bir hayata dnmtr. Bir bakma i etiini dikkate alan bireyin ilkesi Ben siftah ettim (bugn ilk satm yaptm). Komu esnaf henz siftah etmedi. Dier ihtiyacnz ltfen ondan karlayn anlayndan, kamunun can cehenneme, ben sadece hissedarlarm dnyorum anlayna, daha sonra da insan deerlidir ve hibir ama iin ara yaplamaz anlayna dnm grnmektedir. Bu ise, i yaamnn zeminindeki felsefi-etik tutumun tekrar pozitif bir tavra dntn gstermektedir. Ancak unutulmamaldr ki, i dnyasnda her trl anlay, pozitif olduu kadar negatif tutumlar temel edinmi insanlar ve kurumlar her zaman bulunabilir. Vurguladmz dnmler i etii bakmndan gn yzne km unsurlardr, bunlarn hayata geirilmesi insan unsuruna ve bu konudaki isten ve bilinlilie baldr. KAMUDA ETK LKELER T.C. Babakanlk Kamu Grevlileri Etik Kurulu tarafndan belirlenen etik ilkeler unlardr.
1. Grevin yerine getirilmesinde kamu hizmeti bilinci 2. Halka hizmet bilinci 3. Hizmet standartlarna uyma 4. Ama ve misyona ballk 5. Drstlk ve tarafszlk 6. Saygnlk ve gven 7. Nezaket ve sayg 8. Yetkili makamlara bildirim 9. kar atmasndan kanma 10. Grev ve yetkilerin menfaat salamak amacyla kullanlmamas 11. Hediye alma ve menfaat salama yasa 12. Kamu mallar ve kaynaklarnn kullanm 13. Savurganlktan kanma 14. Balayc aklamalar ve gerek d beyan 15. Bilgi verme, saydamlk ve katlmclk 16. Yneticilerin hesap verme sorumluluu 17. Eski kamu grevlileriyle ilikiler 18. Mal bildiriminde bulunma

Bu ilkeleri etik yapan nedir? Bu ilkelerin banda etik szcnn ntak olarak kullanlmas bunlar etik yapar m? Baka bir deyile, bu ilkelerin hukuki, siyasi vb. deil de etik olmalarn salayan nedir? Bunun cevabn vermek iin ikinci nitede grdmz etik ilkeleri ve ltleri hatrda tutmalyz. Dolaysyla orada belirtilen

256 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

ayrt edici unsurlarla bu ilkeleri hayata geirdiimizde bunlar etik olmu olur. Birka rnek verelim. Bu ilkelerin gereini, mecbur olduumuz iin deil de isteyerek yapmamz onlar etik klar. Yine bu ilkeleri uygularken hukuken sorumlu olduumuz iin deil deer vurgusuyla hareket ettiimizde bu ilkeler etik olmu olur. Btn bu ilkeleri uygularken iyi niyete sahip deilsek yine bu ilkeler etik tutumu yanstmam olur. Kamuda ya da baka herhangi bir i dalnda saptanan ilkeler, ancak ikinci nitede akladmz ilke ve ltler erevesinde ortaya konulmas durumunda etik tutumu yanstm olurlar. Bu ltleri benimsemezsek, her hangi bir i dalnda ya da kurumda belirlenmi olan ilkelerin dier hukuki ilkelerden herhangi bir fark olmayacak ve daha kts, insanlar onlar, yolunu bulduunda, kolaylkla ihlal edebilecektir.

zet ve Deerlendirme
Bu nitede sadece alandan rnek verilmiitir. Uygulamal alanlarn hemen hepsi iin etikten sz etmek mmkndr. Ayrca yoksulluk benzeri sorunlar konusunda da etik ie dhildir. evre etii insan-evre ilikisinin nasl kurulacan inceleyen etiktir. evre etiindeki deiik yaklamlar, insan evre ilikisinde neyin ahlken dikkate alnaca zerine odaklanmtr. rnein insan merkezli evre etii, hayvanlar, yaam, biyosferi deil sadece insan ahlaken dikkate alr, dierlerini ise insanla ilikisi bakmndan deerlendirir. nsan-yoksulluk ilikisinin etik adan kurulmas, bir ynyle insann yoksullukla dier ynyle insann-mali durumla ilikisini ahlak asndan kurmasna baldr. Bu konudaki tartmalarn bir ksm, yoksullara yardm etmenin ahlaki bir dev olup olmad sorunuyla ilgilidir. Bireysel adan, insann mal-mlk ile ve yoksullukla ilikisi cmertlik ve ihtiam erdemleri bakmndan deerlendirilmektedir. Bu balamda cimrilik ve savurganlk devreye girmektedir. nsan-alma ilikisi, i etiinin ve meslek etiinin kapsamna girmektedir. nsan almaya ynlendiren motivler ve amalar analiz edilmekte ve bunlarn ahlakla balants incelenmektedir. etii asndan sosyal sorumluluk, kamusal ama, payda kapsamnn gelimesi ve irket kltr gibi konular n plana km, bu konular tarihsel seyirde, yerine getikleri unsurlarla karlatrlmtr. Kamu etik ilkeleri, kamuda alrken dikkate alnmas gereken ilkelerdir. Ortaya konulan onsekiz ilke, etikin ayrt edici zellikleriyle ortaya konulduunda insan-kamu ilikisi alan ayn zamanda etikkin kapsam alanna girmi olacaktr.

Sorular
1.nsan-evre ilikisine dair aada verilen bilgilerden hangisi kesinlikle yanltr? a. evre etii, insann doal evreyi ele alnda ona rehberlik eden etiktir. b. evre etii kapsamnda birbirinden farkl noktalar merkeze alan insan-merkezli evre etii, hayvan-merkezli evre etii, yaam-merkezli evre etii ve her ey-merkezli evre etii olmak zere farkl yaklamlar mevcuttur. c. nsan merkezli evre etii, sadece insan ahlken dikkate alr ve dier btn unsurlar arasal olarak grr. evreyle ilgili uygulamalar, evre politikalarn insana etkisi bakmndan deerlendirir.

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 257

d.evre etik anlaynda en kamil yaklam insan merkezli yaklamdr. e. Hayvan-merkezli etik anlayta hem insanlar hem hayvanlar, kendi balarna ahlken deerli kabul edilir. Doal evreye yaplan eylerin insanlara ve hayvanlara etkisinin ayr ayr ele alnmasn savunur. 2.Yoksulluk ve etik ilikisine dair aada verilen bilgilerden hangisi dorudur? a. Yardm, iyilikseverliin (hayrseverliin) ve iyilik yapma arzusunun bir ifadesi deildir. b. Ahlkll, sadece belli bir topluma zgl asndan deerlendirmek ve dnyadaki dier zneleri dikkate almamak gerekmektedir. c. Kuran savurganla kar kmakta ve cimrilii iddetle eletirmektedir. Kurtulua ermeyi, cimriliin insann iindeki kkeninden kurtulmaya balamaktadr. d. Dnyadaki pek ok kresel sorunun (sularn kirlenmesi, kresel snma, yoksulluk vb.) ortaya kmasnda bireysel olarak hibir etkimizin olmam olmas, bu sorunlar ortadan kaldrmada sorumluluumuzun bulunmad anlamna gelmektedir. e. Yoksulluk ile etik arasnda ne dorudan ne de dolayl olarak bir iliki mevcuttur. 3. ahlakyla ilgili aada verilen bilgilerden hangisi yanltr? a. ahlaknn, kii olarak, dayand kken hi kukusuz Aristotelestir. b.Her meslein kendine ait davran kodlar ayn zamanda ahlakilii de konu edinmektedir. c. ahlakna dair sylemler dorudan etik sahann iindedir. d. ahlak sadece ekonomiyle ilgili meslekler iin geerlidir. e. ahlak zerinde nemle durulmas gereken etik alanlardan sadece bir tanesidir. 4.Aadakilerden hangisi T.C. Babakanlk Kamu Grevlileri Etik Kurulu tarafndan belirlenen etik ilkelerden deildir? a. Drstlk ve tarafszlk b.Saygnlk ve gven c.Nezaket ve sayg d.e zamannda gelip iten zamannda ayrlma e. Bilgi verme, saydamlk ve katlmclk

Cevaplar
1.d, 2.c, 3.d, 4.d

Kaynaklar
Ahmed b. Hanbel, (1992). Msned, ar Yaynlar, stanbul. Alliance of Civilizations (AOC) Final Report, United Nations, 2006. Aristotle, (1994). Nicomachean Ethics, Translation by. H. Rackham, Harvard Univ. Press, Cambridge 1994.

258 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

Aristotle, (2001). Ethica Nicomachea, Translated by W.D. Ross, (The Basic Works of Aristotle iinde, Ed. Richard McKeon, Modern Library Paperback Edition, New York, Toronto.) Aristotle, (2001). Politics, Translated by Benjamin Jowett, (The Basic Works of Aristotle iinde, Edited by Richard McKeon, Modern Library Paperback Edition, New York, Toronto.) Atfield, Robin, (1983). The Ethics of Environmental Concern, Blackwell, Oxford. Ayas, M.Rami, (1994). Kuran- Kerimde alma Kavram Sosyolojik Bir Yaklama, Akademi Kitabevi, zmir. Aydn, Mehmet, (1983). Ethics and The Dignity of Man, DE. lahiyat Fakltesi Dergisi, I (1), Ankara. Baxter, William F., (1974). People or Penguins: the Case for Optimal Pollution, Columbia Univ. Pres, New York. Bergson, Henri, (2004). Ahlkn ve Dinin ki Kayna, ev. M.M. Yakupolu, Doubat Yay., Ankara. Bourke, Vernon J., (1968). History of Ethics, Image Boks, New York. Boutroux, Emile, (1997). ada Felsefede lim ve Din, MEB Yay., stanbul. Brundtland Report, (1983). Report of the World Commission on Environment and Development (WCED): Our Common Future, (Eriim: http://www.undocuments.net/wced-ocf.htm). Buhari, Muhammed bn smail, (1996). Edebl-Mfred, Dar al-Kotob al-Ilmyah, Beyrut. Changeux, Jean-Pier,, (2000). Etiin Doal Kkenleri, ev. N. Acar, Mavi Ada Yay., stanbul. Ccelolu, Doan, (1993). nsan ve Davran, Remzi Kitabevi, 4. Basm, stanbul. Dower, Nigel, (1997). World Poverty, A Companion to Ethics, (ed.). P. Singer, Blackwell Publishers, Oxford. Downie, R.S., (1971). Roles and Values: An Introduction to Social Ethics, London. Dumlu, mer, (2000). Kuran- Kerimde yi nsan ve Yararl , alayan Y., zmir. Elliot, Robert, (1997). Environmental Ethics, A Companion to Ethics, (ed.). P. Singer, Blackwell Publishers, Oxford. Elmall, Muhammed Hamdi Yazr, (1982). Hak Dini Kuran Dili, Eser Neriyat, stanbul. Emirolu, brahim, (1993). Mantk Yanllar, M.. lahiyat Fak. Vakf Yay., stanbul. Etik Kuramlar, (2008). Der.- ev. Mehmet Trkeri, Lotus Yay., Ankara. Fakhry, Majid, (1991). Ethical Theories in Islam, E. J. Brill, Leiden.

B a z U y g u l a m a l E t i k A l a n l a r | 259

Friedman, Milton, (1970). The Social responsibility of business is to increase its profits, The New York Times, 13 Eyll 1970. Hampton, Jean, (1992). Hobbes, Thomas, Encyclopedia of Ethics, Edit. L. C. Becker, Grland Publishing, New York, London. Haris, John, (1980). Violence and Responsibility, Routledge and Kegan Paul, London. Hobbes, Thomas, (1992). stanbul. Leviathan, ev. Semih Lim, Yap Kredi Yay, nc Bask,

Hofman, Richard C., ( 2007). Corporate Social Responsibility in the 1920s: an institutional perspective, Journal of Management History, Business ethics from the industrial revolution to the 1960s, (E-source), Vol. 13, No. 1, Bradford.Eriim: http://katalog.adm.deu.edu.tr/search~S0?/t+Business+Ethics/tbusiness+ethics/1,11,13,B/l856~b 1282192&FF=tbusiness+ethics+from+the+industrial+revolution+to+the+1960s&1,1,,1,0 http://www.bbc.co.uk/turkish/learningenglish/witn/2007/03/070314_le_ants.shtml. http://www.euractiv.com/en/socialeurope/72m-eu-citizens-threatened-poverty/article-145627. http://www.euractiv.com/en/socialeurope/72m-eu-citizens-threatened-poverty/article145627. http://www.euronews.net/index.php?page=pass&article=422162&lng=1&option=1. http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=165139&k=3. Income Stable, Poverty Up, Numbers of Americans With and Without Health Insurance Rise, Census Bureau Reports (Eriim:http://www.census.gov/PressRelease/www/releases/archives/income_wealth/002484.html). zutsu, Toshihiko, (1997). Kuranda Din ve Ahlkk Kavramlar, ev. Selahattin Ayaz, Pnar Yay., nc Bask, stanbul. Kant, Immanuel, Ahlk Metafiziinin Temellendirilmesi, ev. oanna Kuuradi, Hacettepe niv. Yay., Ankara 1982. Lipson, Leslie, (2003). Uygarln Ahlaki Bunalmlar, ev. J. . Yeilta, T. Bankas Kltr Yay., stanbul. Long, A.A., (1992). Cynics, Encyclopedia of Ethics, Edit. L. C. Becker, Grland Publishing, New York, London. Long, A.A., (1992). Cyrenaics, Encyclopedia of Ethics, Edit. L. C. Becker, Grland Publishing, New York, London. Maggee, Bryan, (1979). Felsefe ve Siyaset, Ronad Dworkin le Sylei, M. Bryan (ed.) Yeni Dn Adamlar. ev. M. Tunay, Milli Eitim Bakanl Yaynlar, stanbul. Moon, Chris, Bonny, Clive V.A., (2001). Business Ethics: Facing up to the Issues, (EBook),BloombergPress.Eriim:

260 | s l a m A h l k F e l s e f e s i

http://katalog.adm.deu.edu.tr/search~S0?/t+Business+Ethics/tbusiness+ethics/1,11,13,B/l856 ~b1286927&FF=tbusiness+ethics&3,,3,1,0 Norton, Bryan G., (1988). Why Preserve Natural Variety?, Princeton Univ. Pres, Princeton. Nozick, R., (1974). Anarchy, State and Utopia, Oxford. zdemir, .; Mnir, Y., (1995). evre Sorunlar ve slam, Diyanet leri Bakanl Yay., Ankara. Rawls, J., (1971). A Theory of Justice, Princeton Univ. Press, Princeton. Rich, W., (1973). Smaller Families Through Social and Economic Progress, Overseas Development Council Monograph No:7, Washington. Solomon, Robert C., (1997). Business Ethics, A Companion to Ethics, Edited by Peter Singer, Blackwell Publishing, Oxford, Massachusetts. T.C. Babakanlk Trkiye statistik Kurumu (TK), HaberBlteni, 26 Aralk 2006, Say:208. Trkeri, Mehmet, (2004). Baz slam Ahlk Kuramlarndaki Ortak Noktalar, DE ilahiyat Fakltesi Dergisi, 19(19), zmir. Trkeri, Mehmet, (2006). Muhammed Hamdi Yazr Elmallnn Ahlk Felsefesi, zmir lahiyat Vakf Yaynlar: 29, zmir. Trkeri, Mehmet, (2007). Yoksulluk ve Etik, Uluslararas Asya ve Kuzey Afrika almalar Kongresi (ICANAS 38), 10-15 Eyll 2007 Ankara. Trkeri, Mehmet, (2008). Hedonizm Bir Hayat Felsefesi Olarak Kabul Edilebilir mi?, Tabular Rasa, S: 20, Isparta. Trkeri, Mehmet, (2011). Etik Bilin, Lotus Yaynevi, Ankara. stnel, Besim, (2000). Ekonominin Temelleri, Dnya Yay., stanbul. Weber, Max, (1999). Protestan Ahlak ve Kapitalizmin Ruhu, ev. Zeynep Grata, Ayra Yay., Ankara. Williams, J. Reynold, (2005). Heideggerin Din Felsefesi, ev. Mehmet Trkeri, zmir lahiyat Vakf Yay., zmir.