You are on page 1of 328

Toshihiko zutsu

1914 ylnda Tokyo'da domutur. 1959-1961 yllar arasnda islm Dnyas'nn belli bal merkezlerinde slm Kltr, Arap dili ve edebiyat zerine almalarda bulundu. Halen, Tokyo Keio niversitesi Kltr ve Dil almalar Enstits'nde retim grevlisi olarak bulunmaktadr. Yazarn ngilizce yaynlanan belli bal eserleri unlardr: Dil ve By, Kur'an'da Allah ve nsan (Kevser Yay. Ankara, Tarihsiz), Kur'an'da Ahlk Terimlerin Yaps, slm Dncesinde man Kavram (yaynevimiz tarafndan 1984 ylnda yaynlanmtr) ve elinizdeki eseri.

Pnar Yaynlan: 18

Kur'an'da Din ve Ahlk Kavramlar


Toshihiko Izutsu Trkesi: Selhattin Ayaz ISBN 975-352-019-0 Birinci Basm: Eyll 1984 kinci Basm: Arahk 1991 Dizgi: Dizerkonca Matbaas Bask: Yldzlar Matbaaclk 576 29 89

Kapak: Ayan Grafik

Cilt: ifi Mcellit

Toshihiko zutsu

KUR'AN'DA DN VE AHLK KAVRAMLAR


Trkesi Selhattin Ayaz

Beyazsaray, Zemin Kat No: 31 Beyazt/lSTANBUL tel 518 15 15

Pnar Yaynlan

DER YAYINLARIMIZ

Zad-ul Mead/ Ibn Kayym el Cevzyye Fkh us Sunna / Seyyd Sabk Hz. Peygamberin Hayat / Mevdudi Oryantalizm / Edward Said Kur'an'da Tarih Kavram / Mazharuddn Sddki islam ve Siyasi Durumumuz/ Abdulkadr Udeh Mekke Resullerin Yolu / Al nal Kur'an'da Dini ve Ahlaki Kavramlar/ T. Izutsu Kur'an'da Tartma Metotlar / Z. Bin Awad el-Elmai Haberlerin Anda Islam / Edward Said Islam Dncesinde iman Kavram/T. Izutsu Ibn Haldun'a Gre insan Toplum iktisat / I. Erol Kozak Abdulhamit'in Hatra Defteri/ ismet Bozda Kur'an'da Mminlerin zellikleri / Ber Islamolu iman zerine / Ibn Teymyye Modernleme ve Bilin / Peter L. Berger, B. Berger Tefsir zerine / Ibn Teymyye Soyut Toplum/ Anton C. Zjderveld Umdetl Ahkam / M. Makds Takva Yolu / Ibn Teymyye Filistin'in Sorunu/ Edward Said islam'da ihya Hareketleri / Mevdudi Yaayanlara ar / R. Garaudy Kur'an'da ve Snnet'de Dua ve Zikir / Ibn Teymiyye Islami Kavramlar / Mevdudi Siyasal Kurumlar / Said Halm Paa Mezheplerin Douu ve itihat Tatmas Rvet / Seyyd Hseyin el Attas. iran'da Devrim ve Kar Devrim / Asaf Hseyin zgrlk Aray ve islam / Muhammed Selahaddin islam ve insanln Gelecei / R. Garaudy Ortadou'da Devlet ve Terr / Asaf Hseyin Srat- Mstakim / Ibn Teymyye Tketim Klelii / Ivan l Mich 3. Dnyann Batllatrmas / Paul Harrison Islam Dnyas ve Milliyetilik / M. Gyaseddn Namaz / Abdullah Yldz ABD Terr / Noam Chomsky Batnn Islamla Kavgas j Asaf Hseyin Bilim Kilisesi / Paul Feyerabend Vahiyden Kltre / Celaleddin Vatanda TV Beyaz Camn Arkas / Martn Esslin islm Toplumunun ekillenii / Mustafa Aydn israil'in Douu / Alan R. Taylor Yoldaki iaretler / Seyyid Kutup Sovyet Mslmanlar / Vincent Monteli

NDEKLER

SUNU ................................................................................ 9
NSZ...................................................................................... 11

Semantik Tahlil lkeleri..................................................... 17


Dil ve Kltr.......................................................................... 17 lAratrma Kapsam ve Arlk Noktas......................36 2Tahlil Yntemi ve Uygulamas................................. 46
ARET YASASINDAN SLM AHLKINA. ..................71

3Ktmser Bir Dnya Hayat Anlay ....................... 71 4Kavmiyeti Dayanma Ruhu.................................... 84 5Kadim Arap Erdemlerinin slm Hviyet Kazanmas...................................... 109 a-Cmertlik ............................................................. 111 b-Cesaret............................................................... 122 c-Vefa........................................................................126 d-Doru Szllk .................................................... 140

e-Hakikat Yahut Gereklik Olarak Allah ............ 141 f-slmn Hakikat Oluu ...................................... 143 g-Sabr ..................................................................146 6Temel Ahlk ikilem...............................................151 a-Cennetlikler ................................................., ... 155 b-Cehennemlikler ................................................. 159 BELLBALI KAVRAMLARIN ANALZ ...................165
7"Kfr" Kavramnn Yaps ................................... 165 a-Kfr'de Nankrlk esi................................... 167 b-Kfr'in Kalbi .................................................... 175 c-Kfr ve irk.......................................................... 179 d-Yitip Gitme Mnsnda Kfr. ............................. 183 e-Heva'nn Dall'm Nedeni Oluu ........................ 190 f-Kendini Byk Grme Tavr ................................ 193 g-Vahy ile Alay........................................................ 206 8Kfrn Anlam Sahas .............................................. 211 a-Fsk .................................................................... 211 b-Fcir ..................................................................... 219 c-Zlim..................................................................221 d-Mu'tedi .............................................................. 232 e-Msrif................................................................233 9Dinde Riya............................................................. 238 10Mmin Kimdir. ......................................................... 245 a-deal M'min ......................................................245 b-Kfrn Antitezi Olarak man ..............................249 c-slm ve Mslim. ................................................251 d-lh Dellet.., .. 256

e-Allah Korkusu.................................................... 259 f-kran Hissi.....................................................265 11yi Nedir Kt Nedir? ............................................ 268 a-Slih .................................................................. 269 b-Birr .................................................................... 273 c-Fesad ................................................................. 279 d-Ma'ruf ve Mnker .............................................. 281 e-Hayr ve er....................................................... 286 f-Ha-Se-Ne ve Seyy' .............................................. 291 g-Fah veya Fahie.............................................306 h-Tayyib ve Habs................................................308 -Haram ve Hell .................................................. 310 i-Gnahlar... .. 317

SUNU Me. Gill niversitesi slm Etdler Dizisi, niversitenin slm Etdler Enstits'nde yaplan almalarn baz sonularnn ilim adamlarna ve kamuoyuna sunulmas amac ile hazrlanm bir dizidir. Yaynclarn nazarnda yaygn datm hak eden sekin eserler, zaman zaman baskya verilecektir. Buna, bildiriler, zel etdler ve slm'la ve mslman halklarla ilgili daha genel eserler dahildir. Dizide sadece Enstit mensuplarnn yapt, yahut dorudan doruya Enstit ile alakann sonucu olan aratrmalara yer verilecektir. Me. Gill slm Etdler Dizisi, ayrca, slm Etdler Enstits'nn, slm'n biimleyici gemii, bugnk devrimci slm ve mmkn olduu derecede de Mslmanlarn slm gelecei hakknda daha geni ve daha derin bir anlay oluturulmas ve bunun iletilmesi yolundaki niha amacna hizmet eder bir vastadr. Btn insanlarn, hzla bir tek ve cihanmul bir medeniyete doru ekilmekte olduklar ada dnyamzda, slm kltr ve yaam hakknda dzenli bilgi birikimindeki geliim, mslmanlar iin olsun, mslman olmayanlar iin olsun hayat ehemmiyet tayan bir giriimdir ve bu durum Bat halklar iin de ok daha az

geerli deildir, islm medeniyeti ile 1200 senelik bir temas ve bir o kadar senelik esef verici, ounlukla irad, cehalet ve dmanlktan sonra, neticede Bat halklar iin mslman adalarn anlamak ve iyi de anlamak bir zorunluluk haline gelmitir. Bundan daha az nemde olmamak zere, geni halk kitlelerini iine alan sosyal bir devrim srecine girmi ve adaln gerekleri ile kar karya kalm mslmanlarn da, kendilerini ve bu duruma nasl gelmi olduklarn anlamalar gereklidir, slm Etdler Enstits bu hayat ada konulara ynelik srekli bir inceleme ve aratrma abas iindedir ve mevcut dizi, bu almann baz sonularnn daha geni apta bilinmesine yardmc olacaktr. Charles J. Adams John A. Williams

10

NSZ

Bu kitap, benim 1959'da Tokyo'da Keio niversitesi tarafndan "Kur'anda Ahlk Kavramlarn Yaps" bal altnda yaynlanm bulunan evvelki eserimin gzden geirilmi bir basmdr. Benim bugnk dnm asndan kitabn tm ile slha ve az yerinde olmamak artyla esasl bir biimde yeniden dzenlenmeye hayli ihtiyac vard. Bu yenilemeye giriirken, kitab bugnk grlerimin daha tatminkr bir ifadesi haline getirmeye gayret ettim. Bu yzden nemli ilaveler yaplm, imdi gereksiz bulduum bir ok nokta karlm ve baz blmler btnyle yeniden kaleme alnmtr. Kitap o kadar deiime uramtr ki, kullanlan materyal bir yerde aynen muhafaza edilmi olmasna ramen, mevcut esere yeni bir eser gzyle baklsa da olur. Kitabn ismi bile deitirilmitir ki, okuyucu, eserin Kur'an- Kerm'deki btn ahlk kavramlar ile ilgili olduunu dnmesin, zira durum yle deildir. Kur'an'da "doruluk" ve "ahlk" ile ilgili kelimeler kabaca iki ana grupta top-

lanabilir. Bu gruplardan birisi mslmanlarm slm camias (mmet) ierisindeki ahlk yaam ile ilgili kelimeleri, dieri de din-ahlk nitelikteki kelimeleri ierir, ikinci blmdeki kavramlar, bir manev varlk olarak insann z niteliine derinlemesine girerler. Bunlar, Kur'an'm "insan tabiat" ile ilgili anlayna gre insann din bir varlk olarak gstermesi gereken ruh zellikleri yanstrlar ve zde ahlk bir din olan islm'da bu insan nitelikler, zaruri olarak ayn zamanda hem din hem de ahlk niteliklerdir ve belli ereve dahilinde bu ikisi arasnda gerek hibir farkllk mevcut deildir. Bu kitap, sadece bu ikinci gruptaki ahlk terimlerle bir sistem dahilinde alkadar olmaktadr. Birka istisna hal dnda, birinci blmdeki kelimeler ve bu kitabn kapsam dnda kalmaktadr. Bu kitabn teorik ksm hakknda sylenecek bir sz vardr. lk baskda, mevcut ahlk dil teorilerine ilikin soyut dncelere hayli yer ayrlmt ve kitabn her yerinde metodolojik gzlemler bulunmaktayd. Yeni baskda ahlk dil konusundaki soyut bir teorinin yerini, tm analitik almann temelinde yatan linguistik, yahut semantik dnya gr ile alkal daha esasl bir teori alm ve tahlile yn veren metodolojik ilkeler bir takdimde bir araya getirilmitir. Mevcut alma blmden olumaktadr: Semantik tahlilin metodolojik ilkelerinin gsterilmesi; slm-ncesi kavimsel ahlk gelenek de slm -bizim tetkik ettiimiz durumda Kur'n- ahlk prensipleri arasndaki olumlu yahut olumsuz ilgi ve nihayet, birinci blmde aklanan metodoloi kurallarn tutarl bir tatbikat ile Kur'ndaki bellibal dinahlk kavramlarn bir tahlili.
12

Arapa kelimelerin okunuu iin latince harflere mracaatta kullanlan sistem, Amerikan Senatosu Ktphanesi sistemidir. Yalnz burada (Elif-i Maksure) yerine () kullanlm, (Tenwin) sadece zarf ifadelerinde Ltin harflerle yazlmtr. Kur'n yetlerinin numaralanmasnda, hem Flgel, hem de ada Msr sistemlerine bavurulmutur. Bunlar arasnda fark grldnde nce Flgel sistemine gre say yazlm, sonra arada bir taksim iaretini takiben, Msr sistemine gre yetin numaras verilmitir. Bir-iki durum dnda, Kur'n'dan ve edeb eserlerden yaptm alntlarda Arapa'dan kendi evirimi kullanmaya gayret ettim. Ancak Kur'n'dan yaptm evirilerle, sylemeye gerek yok, Rodwell, Sale, Pickthall ve Arbery gibi ilim adamlar tarafndan da daha nce yaplm tercmelere ok ey borluyum. Gzden geirilmi bu baskya Me. Gill niversitesi slm Tetkikler Enstits Mdr Dr. Charles J. Adams'n nerisi ile teebbs edilmitir. Kendisi batan sona kadar yaplan alma ile kalben ilgilenmitir. Onun srekli yardm, kalb destei ve cesaret verii olmasayd kitap mevcut halini alm olamayacakt. Bilvesile kendisine btn yardmlar iin samim minnettarlm ifade ediyorum. Ayn derecede kran duygusu ile bu meselede adn zikretmem gereken iki kii daha vardr. Bunlardan birisi, tamamlandnda el yazmas nshay okumak nezaketini gsteren ve anlatmda en ince ayrntlara kadar varan nerilerde bulunan Enstit'nn o zamanki ktphane mdr Mr. William J. Watson'dr. teki ise, metni yaynlayan Me. Gill niversitesi matbaasndan Miss. Margery Simpson'dr. Kendisinin makul ve ok yapc tavsiyelerine uyarak deitirdiim pasajlarn says az deildir. Metin tashihi ve fihrist hazrlanmasnda
13

yapt yardmlar iin Mr. David Ede'e son derece minnet borlu bulunmaktaym. Nihayet, zevkle yerine getirmek istediim bir grev de bana bu eserin gzden geirilmi ekliyle yaymnda cmerte balad izin iin Keio niversitesi Dil ve Kltr Etd-leri Enstits Mdr Prof. Nobuhiro Matsumoto'ya tesek kr etmektir. Kitabm ilk basks Japonya'da onun himayesi altnda yazlm ve baslmtr. Toshihiko ZUTSU

14

SEMANTK TAHLL LKELER

DL VE KLTR Kur'n'da dini- ahlki kavramlar konusuna deiik bir takm yollardan yaklaabiliriz. Sonraki alarda insan davrannn btn safhalarn en ince ayrntlarna kadar dzenlemeye balayan kapsaml slm! hukuk sistemlerin. den yola kp btn bu emir ve yasaklarn asli kayna olarak Kur'n'a vardmz grebiliriz. Yahut daha az kap* saml olmayan ilahiyat sistemlerinden yola kabiliriz ki, greceimiz gibi bunlar temel sorunun, yani gerek m' minin inanta, Allah'a kar tutumun ve inancnn emirleri karsnda nasl bir davran ierisinde bulunmas gerektii konusunun nazar bir irdeleniinden baka bir ey deildir. Yahut, yine almamza Kur'n'daki, ahlk konusunda vazedilmi olup sistematik adan farkllklar arzeden reti ve grleri ele alarak balayp bunlan dzenleyerek Kur'n Ahlk isimli bir kitap da yazabiliriz. Benim bu kitapta ilgilendiim husus, bu ve benzeri giriimlerden tamam ile farkl bir zelliktedir. Farkn balca nedeni, Kur'ni verilere tatbik edeceim analiz ynteminde yatyor ki, bu yntem Kur'n'n kendi kavramlarn izah etmesini ve kendi adna konumasn salamaktadr. Bir baka syleyile, benim aratrmamn nvesini malzeme17

den ziyade o malzemeye uygulanan linguistik analiz yontemi; bu aratrmann Kur'n'n davran ve kiilik sahasnda deer yargs ihtiva eden kelimelerinin semantik (anlam) yapsnn tahliline teebbste bal kald o belirli gr as tekil etmektedir. lk bakta hemen herkesin malmu gibi grnebilecek bir hususu, tercme metinlerin salad dolayl delil-e hibir ekilde gvenilmemesi gereini zellikle vurgulayarak sze balamak istiyorum. Tercme sz ve cmleler, en fazlas Ue ksm karlklardr. Acemice ilk admlarmzda, kaba-saba ama hazr klavuzlar olarak bize hizmet edebilirler. Fakat ou hallerde bunlar hayli yetersiz ve hatta yanltcdrlar. Ve her halkrda bir mmetin ahlki dnya grnn yaps konusundaki bir aratrma iin gvenilir bir temel tekil etmeleri imknszdr. Bu, biraz evvel sylediim gibi, zellikle vurgulanmas gerekmeyecek kadar bilinen bir durum gibi gzkebilir. Ancak, bu ilkenin gerek ehemmiyeti ve ona srekli dikkat sarfetmemekteki byk tehlike, bildiimiz bir yabanc dilde yazlm orijinal bir metni okurken bile, farknda olmakszn o metni ana dilimizin salad kendi kavramlarmza sktrdmz ve bu suretle de metnin btn olmasa da birok anahtar terimini ana dilimizde varolan eanlaml kart terimlerin kalplarna dktmz hatrladnzda ortaya kacaktr. C1) Fakat byle yaptmz takdirde, gerekte yapmakta olduumuz, orijinal metni bir tercme iinde anlamaktan baka bir ey deildir. Yani baka trl sylersek, farknda olmakszn tercme kavramlar ile uramaktayz. Bu tr bilin d dntrmenin vahim sonulan, kendilerini ada ahlki literatrde, zellikle de farkl ahlki fikir sistemlerinin karlatrmal etdleri ile ilgilenen sahada hissettirmektedirler. Kltrel antropolojinin son zamanlardaki akl almaz geliimi, bu eiliminin ortaya kma byk lde sebep tekil etmitir.
(1) Bu noktann teorik aklamas gelecek blmde verilecektir.

18

Kltrel antropolojideki gelime o denli kayda deer mahiyettedir ki, kltrel sorunlara ve insan gereklere ciddi bir ilgi duyan her hangi birisinin bunu gz ard etmesi imknszdr. Bu nedenle ahlk sahasndaki ou ada yazar, zoraki de olsa, kendi kltrel evrelerinde hkim ahlki kurallardan ok farkl ahlk kurallarnn hi olmazsa varl cihetine bir para dikkat etmek zorunda kalmaktadrlar. Bu suretledir ki, imdilerde yzeyden bakldnda mukayeseli ahlka benzer bir yaz tr geerlidir. Bu tr kardatrmac fikir yrtlere, ahlki meselelerde hi bir gerek oulculuun varolmadn, yer ve zaman gzetmeksizin, insan ahlknn tm dnyada z olarak bir ve ayn olduunu savunanlarn eserlerinde bile az rastlanmamaktayz. Ancak bu hallerin byk ounluunda, bilin d olarak dntrlm (kltr deitirilmi) kavramlar ile uramann verdii bu karlatrmal ahlki kavram mtalaasndan, ok iddial sonulara gidilmektedir. Mantak'a nsz'ndef2) Profesr Morris Cohen, Aristo'nun faziletli insan grn mzakere ederken, Yunanca'daki (arete) szcnn hemen ve kolaylkla (fazilet) diye karlanmasna gvenmenin tehlikesine iaret etmektedir. Profesr, arete szcnn hemen hemen yegane karl olarak kullanlan ngilizce virtue (fazilet) kelimesinin ok yanltc olduunu sylemektedir. Arete (mkemmellik) olarak (hayranlk uyandran) eklinde karlansa daha doru olacaktr. Kendisinin bu grnn doru olup olmad, benim bir anlna bir kenara brakmam gereken bir sorundur. Anlatm kolayl asndan, (arete) szcnn getii btn ilgili blmlerin yakinen incelenmesinden bu grn kantlandn kabul edelim. imdi de, eski Yunanllar arasnda fazilet kavram zerine tez yazmak zere yola kan birisinin, dayand bilgileri (arete) szcnn istisnasz olarak (fazilet) diye karland ngilizce Eflatun ve Aristo evirilerinden elde ettiini, yahut sk sk (2) Morris R. Cohen, Mantk'a Bir nsz. (Londra, 1946) s. 16.
19

rastladmz gibi kendisinin orijinal metinde her (arete) szc geiinde bu tr kavramsal bir dnm yaptn varsayalm. Bu teebbsteki tehlikeyi aklamaya gerek yoktur. Aretenin fazilete karlk olduu eklindeki yanllktan hareketle ve bu denkletirmenin geerliliini sorgulamak iin bir an bile durmakszn tez yazanmn, Yunanca'daki fazilet kavramnn doas, yahut faziletin esas hakknda ngiliz ve Yunan halklar arasndaki gr ayrlklar gibi bir konuda bouna mtalalara saplanmas muhtemeldir. Bu ekilde ngilizce fazilet kelimesinin anlam bakmndan, haksz bir biimde ve bilinsiz olarak, aslnda bu kelime ile belki ahsi kusursuzluk yahut hay. ranlk uyandnclk ile balants olan baz pheli ilintiler dnda hi bir ortak taraf bulunmayan bir Yunanca kelimeye yamanm olacaktr. Maalesef bu tr hatalara ahlk konusundaki ada yazlarda ok sk rastlanmaktadr. Bu gerek, rnein Japon intoizmi, yahut in Konfyanizminde doruluk ve adalet fikirleri konusundaki dncelerini olutururken, sadece ngilizce evirilerden yararlanm baz Bat bilim adamlarnn eserlerini dikkatle tetkik ettiimizde ack olarak ortaya kacaktr. Japonca'da ve ince'de, ngilizce'deki doruluk ve adalet szckleri ile farkl derecelerde alkal birtakm szckler vardr. Ancak, bizim bir ahlki kyaslamay bu tr mulak benzemeler zerine kurmaya hakkmz olup olmad, olduka phelidir. Ayn ey, anlamsal bnyesi daha sonraki bir blmde ciddi bir tahlile tabi tutulacak olan Arapa salih kelimesi iin de geerlidir. Szck genellikle ngilizce'ye drst eklinde tercme olunmaktadr ve ben anlamsal eleri acsndan bu szcn ngilizce'deki sz edilen sfat ile ne kadar az benzer yan olduunu gstereceim. imdi tasviri yaplan trden tm giriimlerin, tamam ile faydasz ve anlamsz olduu yolundaki bir hkmden uzak bulunmak isterim. Bu da bir baka iddial genelleme olur. Benim btn vurgulamak sitediim, tercme kavranlan ele almak suretiyle orijinal kavramlarn kendilerini
20

bilimsel ve ciddi tahlillere tabi tutmaya almakszn, bilinsizce ahlkn doas hakknda yanl kuramlara (teori) srklenmedeki ciddi tehlikedir. Ben ahsen tarihe an bir gresellikle bakanlardan deilim. Nowell-Smith yle diyor: Ahlki kurallar ne denli tetkik edersek, o denli ana ilkeler asndan benzetiklerini ve mevcut olan ayrlmalarn da gzlenen hakikatler konusunda farkl grlere dayal bulunduunu grrz. Bu suretledir ki, btn ahlk kurallar iyiye iyilikle karlk vermemizin bir grev olduunda mutabktr. Ancak bu kurala itaat bir toplumun, bir insana iyilik yapmann ne demek olduu konusundaki grne gre farkl biimde davran ekilleriyle sonulanacaktr. (3) Nowell-Smith burada olduka hakl grnmektedir ve ahlk kurallarndan, somut gereklerden gelen gr ayrlklarndan uzak bu tr soyut ilkelerle sz ettii srece belki de kendisine kar hi bir itirazda bulunulamayacaktr. Belki bu yksek soyutluk derecesinde insan tabiat tm dnyada ayndr ve ben bu ekilde, insan olarak btn insanlar iin geerli olabilecek baz, ok genel ahlk kaidelerinin bulunma imknn inkr etmemekteyim. Benim grme gre ahlkla ilgili daha temel sorunlar, daha ziyade, ok daha aadaki gzlemlenebilir olaylar ve pratik tecrbe sahasnda ortaya kmaktadr. Toplum halinde, insan yaamnn oluturduu somut gerein tam ortasnda, her bir ahlki kelimenin anlamsal ierii ekillenmektedir. Eer iyilik yapma nn ne Dernek olduu konusundaki gr toplumdan topluma farkllklar gstermekteyse, o zaman her bir halde iyi szcnn kendisinin semantik (anlamsal) yaps zaruri olarak farkl olsa gerektir. Lakin bu mtala bile daha imdiden her dilde gerek anlam, gerek kullanm olarak az-ok ngiliz dilindeki, ki muhakkak bu dildeki en kapak, en etrefil kelimelerden biridir -iyi kelimesine yeterince karlk olabilecek bir kelimenin mevcudiyetini var(3) P. H. Nowell-Smith, -Ahlk (Londra-Pelikan Kitaplar, 1954) 1. blm, 2. bent.
21

saymaktadr. Her halkrda, baka uluslarn dillerindeki kelimelerin anlamsal ieriklerine kendi dilimizin yapsal niteliklerini yanstmaktan kanacak isek, bu tr temelsiz kabullerde bulunmamak daha emin bir yoldur. Zannmca bu mtalalar dilin semantik cepheleriyle alkal olarak benim taknacam tavr hakknda okuyucuya hayli bilgi vermitir. Bu eserde batan sona, gzlem konusu vakalar ele alrken kesinkes nesnellie bal kalmak ve bu konu zerindeki kart kuramlar arasnda tercih yapmay reddetmek benim temel tavrm olacaktr. Ama dil ile kltr arasndaki i balantda ok farkl bir tutumu benimseyeceim. Bu da kanlmaz olarak, benim ahlki kelimeler sorunu konusundaki grme ak bir ahsi renklilik getirecektir. nsanlarn neyin iyi neyin kt, yahut neyin doru neyin yanl olduu yolundaki grlerinin lkeden lkeye, zamandan zamana ve temelden farkllklar gsterdiini; bunlarn tek izgi zerinde bir kltrel geliim leindeki dereceler eklinde izah edilip, batan savlacak nemsiz ayrntlar deil, kkleri her bir topluluun dil alkanlklarnn ta derinlerinde yatan daha temel kltrel ayrlklar olduunu savunan oulcu kurama kuvvetle eilim duyacam. Bu eserin tm yapsnn znde yatan anlam kuram, hi bir ekilde benim orijina! katkm deildir. Bu kuram, Bat Almanya'da Profesr Leo Weisgerber'in gelitirip ayrntlaryla ortaya koyduu ve dilsel dnya gr retisi (4) adn verdii belli bir semantik gre dayanmaktadr. Profesrn gelitirdii kuram, balca iddialarnda byk lde bugn Etnolinguistik (Irkdilbilim) ad ile bilinen ve hayatnn son senelerinde ABD'de Edward Sapir tarafndan ortaya karlm olup, dil kalplaryla kltr kalplar arasndaki karlkl ilikiyi aklayan teori ile akmaktadr. Her iki okulun da kendine zg zellikleri vardr ve bu zellikleri ince ayrntlaryla ele almak imknsz olduu (4) r. Bkz. Kendisine ait olan Alman Dilinin Tasvir Ettii Dnya (Dsseldorf-1950) adl eser.
22

iin, ben aada her iki teorinin sadece bizimle yakandan ilgili ana gr noktalarna belirterek, ikisini bir araya getireceim. Teoriyi soyut ekliyle tasvir etmek yerine, baz somut rnekleri ele alarak sze gireceim. rnein, ngilizce'deki yosun szcn ele alalm: Bir szlk, bu szc istenmedii yerde biten yabani ot, kasacasa arzulanmayan, istenmeyen ot olarak tanamlamaktador. imdi, nesnel gerekler dnyasnda, yani doa leminde, byle arzu edilmeyen ot diye bir ey mevcut deildir; bu tr bir ey ancak doal nesnelerin sonsuz karmaklna bakp, onlar dzene sokarak deiik amalarna uygun biimde deerlendirmeye tabi tutan insan dncesinde var olabilir. Yo. sun kavram, bu tr bir dzenleme, saraya sokma, deerlendirme ve snoflandorma srecinin sonucudur. Bu anlamda da, insan zihninin belirli znel bir tavr ahana, belirli bir bak asn ierir. Saduyu, basit ve safiyane bir biimde, kelimeler ile gerek arasnda dorudan bir bantonn varhana kabul eder. Nesneler, ncelikle gz nndedir, sonra da onlara etiket kabilinden deiik isimler yaptonhr. Bu gr asondan masa szcnn anlam, dorudan doruya, hani u gzlerimizin nnde duran somut eydir. Bununla birlikte, yosun szc rneinde, durumun byle olmad aklkla grlmekte ve kelime ile nesne arasna gerekliin znel bir aklan sreci girmektedir. Zihinlerimiz pasif kalarak gerekliin yapasn yanstmamakta, daha pozitif bir tavrla, ona belirli bir gr noktasandan, belirli bir adan bakmaktadr ve Almanlarn geist adan verdikleri bu zihinsel faaliyet neticesindedir ki, szkonusu ey bizim iin gerekten var olmaktadr. Gereklik ve dil arasnda, belirli bir yaratcolk eylemi, eldeki malzemenin belirli bir ynde ilenii bulunmaktador. te bu, tam olarak anlamn hkmranlk sahasdr. ada terimler kullana ak olursak bunu, her kelimenin, dilin dndaki gerekliin belirli bir dilsel (linguistik) tasnifini temsil ettiini syleyerek ifade edebiliriz. Ancak, snflandrma zaruri olarak
23

bir ok deiik eyi bir birlik halinde bir araya getirmeye ynelik dnce srecini ima eder; bu da ancak belirli bir ilke ile kabildir. Bu ilke, insann geree yaklat kendi, ne zg acdr ve bu a kltrden ve tarihten etkilenir. cYosun rnei, son derece ak, fakat her hangi bir adan istisna de olmayan bir durumdur. Kullandmz btn kelimeler z olarak az ya da ok bu mahiyettedir. Bir yandan Hint-Avrupa dillerinin en sekin temsilcileri olan ngilizce, Franszca ve Almanca, dier yandan da baz Hint-Amerikan dillerinin ayrntl ve sistematik bir kyasn yapan Benjamin Whorf. (s) bu iki grup halkn yeryznde birbirinden tamamiyle ayn iki ekilde yaad ve hissettii (deneyimledii) yolundaki artc gerei gn na karmtr. Bu insanlar, gerekler dnyasn, tmyle deiik ilkelere bal olarak tamamen deiik kategorilere blmekte ve ayrmaktadrlar. Bu noktay, ngilizce'deki masa szc ile rnekleyebiliriz. Diyelim ki, nmzde biri yuvarlak, dieri de drt ke iki masa vardr. Masa kelimesi her ikisi iin de geerlidir. Yani gerek yuvarlak, gerek kare eklinde olann masa kategorisine sokmaktayz. ster yuvarlak, ister keli olsun masa masadr. Yani bizim saduyusal grcmz bu merkezdedir. Fakat bu saduyusal gr, ekseliya gzard edilen bir hakikatten kaynaklanmaktadr ki, o da bizim, iinde ekil nosyonunun kritik bir rol oynamad bir masa anlayna sahip bulunmamzdr. m yalnzca masa kavrammzdaki bu gariplik nedeniyledir ki, biri dierinden farkl bir eyi tek ey olarak snflayabilmekteyiz. Hakikatte gzlerimizin nndeki yuvarlak masa ile drt ke masa iki farkl varlk birimidirler. Ancak bizim kafamzda bunlar z olarak bir ve ayn eydir. z ola(5) Bkz. Benjamin Lee Whorf, Dil, Dnce ve Gerek. (Cambridge, Mass-1956) Aynca bkz. Paul Henle CNa.) Dil, Dnce ve Kltr. (Ann Arbor-1958) Bu iki eser, dilbilimin bu dalndaki son durumu berrak ve zl bir dille ifade etmektedir. 24

rak demekteyim: Bu z tayin eden bizim temel dnsel tavnmzdr. Benjamin Whorf, yeryznn Hint-Avrupa kesimi dnda, nesneleri temel biimlerine bakarak ayrdeden ve snflayan halklarn bulunduunu hayretle grd; yuvarlak, kare, dikdrtgen, kbik, kat, sv vs. gibi. Bu insanlar iin, biim yahut ekil bir eyin, u ya da bu kategoriye ait oluunun belirlenmesinde etki sahibidir. Bu halklar indinde, yuvarlak olan bir masa ile kare eklinde olan bir masa tamam ile farkl iki eydir ve iki farkl isimle isimlendirilmelidirler. Onlarn bak asndan, kare eklinde bir nesne ile yuvarlak bir nesne gibi deiik eylerin, fark gzetmeksizin bir ve ayn snfa sokul duklan Bat tipi tasnifte, hayli anlamsz, mantk d ve gerein yaps ile badamayan bir durum, bir anlalmaz hal vardr. Bu yaln rnekten, bir ey ile o eyin ismi arasnda, btnyle objektif, basit, bire-bir hibir iliki bulunmadn aka sezinleyebiliyoruz. Bu ikisinin arasna, her zaman garip bir zihinsel faaliyet, eyi ey olarak znel adan grmenin barndrd yaratc eylem, belli bir gr as girmektedir. te masa rneimizde bizim benimsediimiz belirli gr as, pratik yararclk (pragmatic utilitarianism) tr. Yuvarlaklk ve kare eklinde olu gibi ltleri gz ard etmekte ve yalnzca ayn amaca hizmet etmek zere meydana getirilmi olmalarm hesaba katarak, her iki nesneyi masa olarak snflandrmaktayz. Burada biimsel farkllk arka plana itilmi olmaktadr. Baka baz halklar iin ise, mhim olan kesinlikle nesnenin eklidir. Zira onlar dnyay ama asndan deil ekil asndan grmektedirler. Eer masa gibi basit bir kelime iin durum bu ise, daha az allm nesneler ve daha yksek soyutlamalar iin ayn durumun ne denli daha fazla geerli olacan bir dnn. Bir dilden baka bir dile eviri yapmay denemi olan herkes, bazan ok kullanlan bir kelimeyi, szkonusu dier dilde mtekabil bir kelime, yahut bir tabir ile karlamann evirmeni ne kadar zor bir durumda b25

raktma ahit olmutur. Bir ok defa, aka midi keser, ve Dr. Faust'un, Goethe'ye ait eserin balang blmnde, Yunanca'daki logos szcn Alman diline aktarma sorunu ile baa kmaya alrken dedii gibi, Olmaz, bu tercme edilmez! (6) deriz. Btn bunlar, neticede bu evirisi imknsz szcklerin her birinin ilgili lisann ait olduu topluma has, ok zel bir zihni tutumu yapsnda banndrmasmdandr. Lakin bunlar sadece kelime anlamnn kkeninde yatan belirli gr asnn mmkn olan en son derecede ve olaand bir berraklkla kendini gsterdii zel hallerin bir kandan ibarettir Gerei konumak gerekirse, herhangi bir dilin herhangi bir szc de ele alnsa, durum az ya da ok budur. Bu bakmdan masa ve logos arasndaki fark da ilk bakta dnlecei kadar byk deildir. Kelimelerimizin her biri, bizim szkonusu kelimeyi iine sdrdmz belli bir gr asn temsil eder ve kavram denilen nesne, byle znel bir perspektifin kristallemesinden baka bir ey deildir; yani kavram, gr asnn ald, az ya da ok deimezlik arzeden bir form' dur. Tabii, burada szkonusu ettiimiz perspektif (gr as) bireye ait olmak anlamnda znel deildir; bireye deil topluma aittir; nk tarihi gelenek yolu ile evvelki alardan nakledilerek gelmektedir ve tm bir topluluun ortak mlk durumundadr. Ama yine de, bizim dnyay kavramsal olarak- tasvirimizi nesnel gerekliin tam bir kopyas olmaktan uzaklatran pozitif (aktif) insan ilgisinden bir eyleri devreye sokmaktadr. Semantik de, ite byle kristalleerek kelimeye dnm gr alarnn tahlile dayal bir tetkikidir.
<6) Kur'n'n tm anahtar terimleri, bu doruya dahil rneklerdir. rnein, kfr szcn ele alalm, inanszlk eklinde evirisini yaptmz farzedelim. Ne fark! Bu szc ingilizce'deki disbelief (inanszlk) nosyonundan hareket ile anlamaya baladmz anda kfr kelimesinin kavramsal yapsnn kkeninde yatan tm zihni tavr yok olur.
26

Bizim gereklii ilk alglaymz, Henri Bergson'un dedii gibi, kendi iinde farkllamam bir btn eklindedir. Eskiler (selefler) buna hul yahut 'materia prima' demilerdir, (Araplar 'heyula' derler) ve hayli yakn zamanlarda da Fransz varoluular, onda, tm eylerin kesin izgilerini kaybettii ve yeryznn insana mide bulantsndan baka bir ey vermeyen mstehcen, plak, kr bir macun, yahut hamur ktlesine dnt, kargaa dolu, n sonu belirsiz bir yn grmlerdir, insan akl bu farkllamam btnden bir dizi ayn, kendi bana varl olan biimler karmtr. Bu biimlerin say ve tabiat toplumdan topluma ve belli bir toplumun hayatnda da, adan aa deiiklikler gsterir. Arapa'da olduu gibi zengin bir kelime haznesi, dili kullanan insanlarn gereklik btnnden, szck adedi dk bir dil konuan insanlardan daha ok bamsz birimler (nite) tecrid etmi olduklarn gsterir. Lakin, mhim olan nokta, her halkn neyin ayr konaca (btnden ayrlaca) ve hangi gr acsna dayal byle yaplacann belirlenmesinde kendi yolunu izlemi olmasdr. Yani ayn ayn biimler bulup bir kenara koyma ilemi her zaman her szkonusu toplumun kendine has ilgilerine bal ve bu ilgilerin (kayglarn) gdmnde olmutur. Bu ilemi belirleyen, nesneler arasndaki objektif benzerlikten ziyade onlara baktaki znel alkadr. Gerein hangi vehesi mit ve endiemiz iin, yahut arzu ve irademiz, eylem ve icraatmz iin nem arzeder grntde ise, sadece o vehe bamsz bir ksm olarak karlr ve bir isim ile mhrlenmek suretiyle de bir kavrama dnr. Yalnzca znel ahsi kar oda ile bantl olan eyler, yalnzca tm hayat emasna nisbetle zarureti hissedilen eyler, srekli deiim iindeki izlenim ak iinden seilir ve zel bir dilsel vurgu ile sabit hale getirilir ki, ite bu, bizim genellikle isim dediimiz eyden baka bir ey deildir. Grlyor ki, asl olarak biimsiz olan mevcudiyet yuma zerine insan akl namtenahi hatlar ekmi, onu irili ufakl blmlere ve paralara ayrmtr. Bu suretle
27

de gereklik dnyas dilsel ve kavramsal formlasyonun damgasn yemi, balangtaki kargaaya bir nizam getL rmitir. Szckler ve bunlarn temsil ettikleri kavramlar, birok tecritten (articulation) oluan karmak bir sistem tekil ederler. Bu intizaml btn, tekil ettii perdenin sebebiyet verdii tecrit ilemi tarafndan deiime uratlm, yanstlm ve hatta bozulmu olarak akla ulaan kavramncesi gereklik ile insan akl arasnda bir ara perde vazifesini grr. Genellikle biz, bu orta perdeye o kadar alzdr ve bu perde o kadar doal, o kadar effaftr ki, varlndan bile haberdar deilizdir. Saf bir tarzda nesnel dn. yaya doal haliyle dorudan ve aracsz olarak muhatap olduumuza inanrz. Bu saduyusal gre gre, doal ve nesnel dnya ncelikle ve ta. batan beri kendine ait tecritleri (articulation) ve blmleriyle, nizam ve intizam iinde ve tmyle dzenli bir biimde gzlerimizin nndedir. Yaptmz eyin, gayet basit olarak bu dzenli alemi alglamak, zihinlerimizde doadaki blmler saysnca kavram oluturmak, bunlara isim vermek ve bu" suretle sz hazinemizi tekil etmek olduunu zannederiz. Bu tr bir saduyusal gr, brakn Yunanllarn kaos (kargaa) adn vermi olduklar hakikat btnn, gerekliin her hangi bir cephesinin bile pekl istediiniz kadar paraya, hem de istediiniz tarzda ve hangi ay tercih ediyor iseniz o adan blnebilecei gereini gzard eder ve de ilk anda deneyimlenen ham malzemeleri bir takm bamsz birimlere ayran zihni ilem semantik ilmindeki ad ile tecrit (articulation) olmakszn, dnya, varoluu dnrlerin dedii gibi tamam ile anlamsz ve sama olurdu. Bizim bu tecritleri kendimizin yapmamza gerek yoktur. Zira sz daarc halinde hazrlop bir sistem her zaman ata yadigr olarak mevcuttur ve biz bunu ocukluumuzda, anadilimizi renirken zmleriz. Grlyor ki, varoluun ilk anda alglanan gereklii ne olursa olsun bizim fikri faaliyetimize asl ve doal ekli ile deil, daha ziyade sz daarcmzda kaytl bulunan
28

simgeler prizmas kanal ile ulamaktadr. Bu simgeler prizmas yalnzca bir taklitten ibaret yahut asl gerekliin sadece bir kopyas deildir ve simgeler, gerekliin biimleri ile tam bir uygunluk halinde deildirler; bunlar daha ziyade bizim fikri faaliyetimizin eseri olan biimlerdir ki, herhangi bir eyin bizim zihni idrkimize konu olabilecek gerek bir nesne haline gelmesi sadece bu biimler aracl ile gereklemektedir. Bu konuda belirtilmesi gereken en mhim husus, her toplumun para ve birim tecridinde kendine has bir yolu olduu, dolays ile de sz konusu para ve birimlerin ilgili topluma has olduu deil, bu para ve birimlerin kendi aralarnda bir sistem tekil ettikleridir. Bunlar orta yerde ve nizamsz-intizamsz deildirler. Bilakis son derece karmak, olduka dzenli (organize) bir btn olutururlar. Ayrca bunlann bir araya gelii ve birbirlerine alakalarnn belirleni tarz, paralann kendi doalan kadar sz edilen topluma da hastr. Bizim 'sz daarc' adn verdiimiz ve her bir toplumun kendisine has olan ey, bu organize btndr. (7) Sz daarc, ya da daha genel syleyecek olursak iaret tayan (connotative) kalplar rgs ile dil ncelikle bir tecrit edici biimler sistemidir ki, biz bu sisteme bal olarak, doann sonsuz akn belli sayda varlk birimi ve olaya bleriz. Benjamin Whorf'un konuya ilikin szleri ile, her bir dil gerekliin koullu bir tahlilidir, nk dil, doay farkl bir biimde bler. Ayn tr sradan bir deneyim bile genellikle deiik diller tarafndan farkl ekillerde ksmlandnlmaktadr. Bir ve ayn art iinden, ayn diller, ayn esas kategoriler tecrit etmek eilimini gstermektedirler ve her lisann bu suretle tecrit edilen birimleri belli sayda daha yksek sistemler halinde
(7) Kavramsal orgunun organize bir sistem olarak sz daarcnn yaps konusunda bkz. ahsma ait Kur'n'da Allah ve insan. I. Blm: 4. Ksm.- Kelime Hazinesi ve Dnya Gr.
29

gruplamada izledii kendine has bir yolu vardr. Ki bu sistemler de kapsaml bir kavramlar ebekesi halinde tekrar bir araya getirilirler; ite bu kelime hazinesizdir. Her kelime hazinesi, yahut iaretler sistemi, ham deneyim malzemesini anlaml, tefsir edilmi bir dnya haline getiren belli bir dnya grn (Weltanschauung) temsil ve ihtiva eder. Bu anlamda kelime hazinesi tek katmanl bir yap deildir. Bir takm alt-hazineler ierir ki bunlar yanyana bulunurlar ve genellikle aralarnda akan sahalar vardr. Ahlk terimlerin tekil ettii kavramsal rg de bu tr kendi dnya grn haiz birtakm bamsz kavramsal dilimlerden oluan nisbeten bamsz alt hazinelerden biridir. Semantik adan bir ahlk kurallar btn, bu anlaml bir biimde tefsir edilmi dnyann bir dilimidir. Byle bir hkm okuyucuya bir anda Dr. John Ladd'in kaydadeer eseri -Bir Ahlki Kurallar Btnnn Yaps (8) adl kitapta, ahlk yasasnn ideolojinin bir cz olduu eklindeki grn hatrlatabilir. Gerekte benim tavrm ile onunki arasnda bir ok benzeme noktas mevcuttur ve bunlar neticede, benim kendi teorimi olutururken, ahlki retinin doas hakknda kendisinin ifade etmi olduu nfuz edici grlerden yararlanm olmama bal olabilir. Ne var ki, ikimiz arasnda bir temel fark bulunmaktadr. Bu da, onun Navaho'lann ahlk konusundaki aratrmasn, ahlk cmlelerin deil, -beyanlann salad delile bina etmi olmasdr. Daha somut ifadesi ile, Ladd, birincil kant olarak tercme malmata dayanmtr. Eserinin balang ksmnda, kendisini, bir cmle ile bir beyan arasna kesin bir ayrdedici hat izerek taknd tutumu hakl gstermeye alrken izliyoruz. Das haust ist weiss, La maison est blanche ve The house is white (ev beyazdr)'in farkl tercmeler olduunu, ama ayn beyan vcuda getirdiklerini savunmaktadr. Bir be.
(8) John Ladd, Bir Ahlk Yasasnn Yaps. (Cambridge, Mass. 1957).
30

yanda, tam olarak hangi kelimelerin o beyann iletimini temin maksad ile kullanlm olduunu belli etmeye ihtiya olmad gibi, beyann hangi dilde formle edilmi olduunun da herhangi bir nemi yoktur. Szlerine devamla Ladd, beyann bu zel yannn, kendisi iin, kabile mensubu ile yapt grmeyi nakledinde byk kymet arzetmi olduunu, Navaho dilini anlamadndan, bilgi verenin (kabile mensubu) ne gibi cmleler kurmu olduunu bilmesinin imknsz olduunu sylemektedir. C9 ) imdi bu, daha evvel iaret ettiim gibi, benim bu eserde yapacam eye tamam ile terstir. Benim gr amdan, en nemli ey, bilgi verenin hangi dilde ifade edilirse edilsin ayniliini muhafaza ettii sylenen beyanlar deil, azndan kan cmle.leridr. Birok farkl dile maledilebilecek beyan diye bir eyin varl bile benim iin hayli phe gtrr bir husustur. ayet, Profesr Boger Brown'unC10) dedii gibi, (FrJ -mre ile, (ng.) mother (anne) tm ile zde deilse, ve (Fr.) amie, gerek Almanca karl olan Freundin, gerek ngilizcesi olan lady friend (hanm arkada)'tan mhim bir biimde ayrlyor ise, bir dilde bir ahlk yargs bildirmek iin kullanlan bir cmlenin baka lisanlara aynen aktarlabilecei hayli phelidir. Edward Sapir, tekrar tekrar nisbeten basit alg eylem, lerinin bile byk lde sosyal iaret kalplan tarafndan artlandn (kontrol edildiini), bu nedenle de kltrel grecelik arzettiklerini belirtmitir. (") ayet bu byle ise,
(9) Ayn eser, s. 21. (10) Roger Brown'un Dil ve Kategoriler adl eseri; J. S. Brun ner, J. J. Goodnow ve G. A. Austin (New York, 1956) tara fndan yazlm bulunan ve bildiim kad&n ile, bu konuda imdiye kadar kaleme alnm en iyi irdeleme olan D-^ ncenin Tetkiki adl kitaba ek olarak yaynlanmtr. zellikle bkz. s. 311. (11) r. bkz. kendisine ait Dilbilimin Bilimsel Durumu, Seme Yazlar, (Los Angeles-1951). s. 160'dan itibaren.
31

ayn ey insan davran ve karakteri konusunda daha bir geerli olacaktr. Her bir kltrn, kendisinin ahlk terimleri bnyesinde, tarih sreci iinde kristallemi baz geleneksel kalplan mevcuttur ve bunlar da sonralar szkonusu dili konuanlara tm ahlk olgular tasnife yarayacak btn bir takm kanallar salamaktadrlar. Yerli dillerinin semantik kalplarm kullanarak bir toplumun bireyleri, herhangi bir insan, eylemi yahut kiilii tahlil edebilmekte, nakledebilmekte ve deerlendirmeye tabi tutabilmektedirler. Maamafih bu, o dilin ahlki kavramlarnda yasalam deerlendirme kaideleriyle eksiksiz bir uyum iinde yaamay kabul etmeyi gerektirmektedir. Bylesi bir semantik sahann temel yapsnn tahlili iin ilmen shhatli bir metodu nasl gelitirebiliriz? Eldeki bir dilin semantik kategorilerini, bilimsel bir aratrmann gereklerini yerine getirecek ekilde nasl gzden geirebiliriz? Bilimsel demekten kastm, ncelikle deneysellik, yahut tmevanmhhk zelliidir ve elimizdeki aratrma muvacehesinde, ahlk terimlerin, ahlk felsefesinin herhangi bir teorik tutumu asndan, mmkn olduu derecede az nyargl analitik bir etddr. Kanaatimce, izlenecek en uygun yol, bir szcn semantik kategorisini, o szcn kullanld artlara bakarak tasvire almaktr. Eer kelime, belli bir olay anlatmak iin yerli yerinde kullanlacak ise, evrenin hangi vasflan gereklilik arzeder? Ancak bu tr bir soruya cevap bulmaya teebbs ederek, eldeki bir kelimenin doru anlamna ulaabiliriz. Bu yntemin seilii benim lisann, o iaret (anlam) tayan cephesinde, ncelikle ve en ziyade, insan aklnn son derece belirleyici bir nitelii olan tasnif eiliminin mhim bir gstergesi olduu yolundaki inancma dayaldr. P)
<12) Genel olarak tasnif srecinin ayrntl ve bilimsel bir anlatm ve bu srecin insan zihninin yapsndaki nemi iin; size Brunner, Goodnow ve Austin'in yukarda zikredilen

Herhangi bir dilin din ve ahlki terimleri, o dilin daha geni iaretler sistemi iinde belirli bir 'kategoriler sistemi' oluturur. Aratrc iin odak sorun, her bir terim iin tanmlayc nitelikleri arayp bulmaktr. Bu nitelikler sayesindedir ki, snrsz sayda ayrdedilebilecek derecede birbirinden farkl ahs ya da eylem, bir snfa sokulurlar ve ylece ortak bir isim alrlar. Bir dilin anahtar saylacak din ve ahlk terimlerini analitik biimde tetkik etmek suretiyle, aratrc, ahlk yarg ieren tm hadiselerin, lisan konuan toplumun bireylerine anlalr ve uygulanr bir biimde ulamadan evvel, szlmesini salayan sistemin temel yapsn tedricen renebilir. Tasvir ettiimiz sre, aynyla ocuklardaki dil renme srecidir ve de bu tr aratrmada aratrc, kendisini bilerek ana dilini renmeye balayan bir ocuun, ya da btn ile mehul bir dil ile karlam bir dilbilimci antropologun o tuhaf durumuna koyar. ocuk elma kelimesinin kullanmn, ebeveyn-reticisinin ona isim vermedeki davrann gzlemleyerek renir ve ylece kelime ile aina olduu meyve tr arasnda bir iaret ilikisi kurar. Bu ilemi birok kereler tekrarlayarak, yem rnekleri ebad, renk ve ekil gibi alglanan nitelikler yardm ile elma snfna sokar. ocuun ahlk szlerin kullanmn reDncerun Tetkiki> isimli eserini salk veririm. Bu kitabn yazarlarna gre, tasnif ilemi en iyi ekilde organizmalarn evrelerinde vukubulan hadiseleri belirli sayda snflara ayrmalar ile sonulanan zihn ilem olarak tanmlanabilir. Herhangi bir ey, yahut oluun bu tarzda tasnif olunabilmesi iin, bu tr kategoriler aras ayrm mmkn klan baz tanmlayc nitelikleri- mevcut olsa gerektir. Bir kategorinin varlna delil, ilgili organizma cephesinde bir dizi nesne, yahut hadiseye ortak bir tepkinin vaki olmasdr. Bir kategori tekil edildii vakit, birey, bir dizi nesne ve hadiseye, her birinin kendine has zelliklerine deil, ait olduu snfa istinaden tepkide bulunmak eklinde, dikkati eken bir eilim gstermektedir.
33

nii de aynen bu ekildedir. Belli bir ahlki terimi belli bir tip arta tatbiki reni tarz, elma kelimesini belirli bir tr nesneye tatbiki reni tarzndan herhangi bir esas noktada ayrlmamaktadr. Belki bu aamada Roger Brown (13) tarafndan atf yaplan 'Orijinal Kelime Oyunu'nu hatrlamamz yararl olacaktr. Bu oyunda, oyuncu, retmenin asl kelimeyi nasl kullandn dikkatle gzlemleyerek onunla dild (doal) bir kategori (bir nesne yahut hadise) arasnda ilgi kurmaya alr. Baanl olmak iin, oyuncu hereyden n ce dild kategorinin lt tekil eden niteliklerini tecrid etmek zorundadr. Dier bir deyile, retmeninden tam o tr bir szl tepkiyi ne gibi belirli uyan eidinin kartm olabileceini kefetmesi gerekmektedir. Yaplacak i hakikaten pek kolay deildir. ou halde oyuncunun, reticinin kelimeleri kullann layk ile kavramasna kadar, uzun bir deneme-yanlma srecinden geilmesi gerekmektedir. Durum, bizim aratrmacmz iin de esas olarak bu niteliktedir. Din ve ahlki terimlerin pratikteki kullanm i1 e ilgili eldeki tm rnekleri en ince ayrntlarna kadar gzlemlemek zere yola kar, hangi artlarn kullanm dourduunu dikkatle tahlil eder, faraziye (hipotez) 1er kurar ki bunlar daha sonra elde edecei delillerle denetlemek ve gerekirse yeniden gzden geirmek zorundadr, ve bu ekilde sorunu iin tatminkr bir zme ulamaya alr. Ana hatlaryla, bizim Kur'n'daki din ve ahlki kavramlar konusunda yapacamz budur. Ancak biz, henz hi bir lisana sahip bulunmayan ocuk kadar, hatta antropolog dilbilimci kadar zor durumda deiliz. nk klasik Arapa yeryznn en iyi bilinen dillerinden biridir ve gerek gramer, gerek kelime haznesi ynnden en ince ayrntlarna kadar gzden geirilmitir. Elimizde iyi lgatler bulunmaktadr. Az denemeyecek filolojik alma yaplmtr. zellikle Kur'an Tefsiri sahasnda, yetkili eski tef(13) Brown, s. 284-285. 34

sirlere sahip durumdayz. Yalnz teorik nedenlerle, bizim yntemsel ilkemiz bu ikinci derecedeki kaynaklara ok fazla dayanmaktan bizi men etmektedir. Bunlar en fazlas ile deerli yardmclar olarak kullanlmaldrlar ve saladklar -delilden yararlanrken ok ihtiyatl olmadmz takdirde, neticede aydnlatcdan ok yanltc kmalan ihtimali mevcuttur. Btn bunlar benim, tetkik konumuz ok iyi taranm bir dil iken, meseleyi gereksiz ekilde zorlatrdm izlenimini verebilir. Keyfiyetin byle olmad, umarm bu kitap sresince zamanla akla kavuturulacaktr. Burada ben sadece nemli bir noktaya dikkat ekmek isterim. Bu, grn itibariyle skc, dolambal ilemin, ahlki terimlerin ele alnd pratik bir yntem olarak, tm dier yntemlere nazaran ok bariz bir stnl vardr. O da, ahlki deerlendirme kelimelerini, aynen baka tr kelimeler iin kullandmz ilem ile tahlil etmemize imkn vermesidir. Bu yntemin gr asndan baktmzda, ahlki terimler, zellikle de ahlk dilin birinci basamana ait olanlar masa, elma, yemek, yrmek yahut krmz gibi alelade isim-szckleri ile hemen hemen ayn dzeyde bulunmaktadrlar. Zira bu kelime trlerinin herbirinde, temeldeki renme sreci z olarak ayndr.

35

I ARATIRMANIN KAPSAMI VE AIRLIK NOKTASI

7. yzylda Arabistan'da domu olan slm, hi kukusuz imdiye dek Dou'da ortaya km en kkl din reform (slah) hareketlerinden biridir. Bu byk olayn ilk sahih kayd olan Kur'n; canl ve somut kelimelerle, bu sarsnt dneminde yzyllarn airet kurallarnn yeni hayat idealleri ile atma iine giriini, sallanmaya balayn ve ayakta kalmak iin sarfettii mitsiz ve bouna abalardan sonra, ykselmekte olan gce yenik dn tasvir eder. slm ncesi putperestlik zamanndan slm'n ilk gnlerine dek uzanan an Arabistan', bir ahlk yasasnn douunun ve gelimesinin tetkiki iin son derece uygun malzeme temin etmesi bakmndan, ahlk dnn sorunlar ile ilgilenen herkes iin hususi bir nem tar. slm'n ne kndan evvelki Cehalet (Cahiliye) Devri diye anlan putperestlik anda, gebe Araplar arasnda, ok tanrya inann eseri olan garip detler ve fikirler son derece revata idi. slm bunlann ekseriyetini, zde ilh mesaj ile badamad gerekesiyle kesinlikle reddetmi; ama pek ounu, biim ve zde deiiklikler yaparak benimsemi ve bunlardan, yeni slm ahlk yasasna dahil edilecek yksek ahlk fikirler karmay baarmtr. Tarihin bu en kritik anda, Arap dilinin bellibah ahlk kelimelerinin geirdii anlamsal deiimleri dikkatle izleyerek, sadece slm ahlk yasasnn irad edici ruhunu aa karmay deil, ayn zamanda ahlk retinin daha genel teorik sorunlar ve insan kltrnde oynad role yeni bir k tutmay da mit etmekteyim.
36

Bizzat Kur'n zihniyetinin doas, bizim ahlki retinin katman arasna izgiler koymamz gerektirir. Yani, Kur'n'da deiik ahlki kavram kategorisi mevcuttur. Allah'n ahlki vasf ile alkal, yahut bu vasf anlatan kavramlar; insann kendisini yaratm olan Allah'a kar temel tutumunun eitli cephelerini tasvir eden kavramlar, ve slm topluluuna mensup olup bu topluluk iinde yaayan bireyler arasndaki ahlki ilikileri tanzim eden ilke ve kaidelere ilikin kavramlar. Birinci grup, Allah'n isimleri diye adlandrlan kelimelerden oluur: Rahim, Kerim, Gafur, dil yahut Azim gibi, btn Sami dillerinde olduu gibi Kur'n'da da, esas olarak ahlki bir vasfa sahip olarak dnlen Allah'n, u ya da bu muayyen vechini tasvir eden kelimeler. Daha sonra ilahiyatlar tarafndan bir ilahi sfatlar nazariyesi haline getirilen ve lhi Ahlk eklinde ifade edilebilecek bu grup kavramlar, bu kitabn kapsam dndadr. Bu lh Ahlk'n tam karsna, geri kalan iki kavram grubunu iine alan insan ahlkn koyabiliriz. kinci grup, insann Allah'la olan temel ahlk ilikisi ile ilgilidir. Kur' ani anlaya gre Allah'n ahlki bir vasfta olmas ve insan zerinde ahlk bir yoldan tesirini icra etmesi t1), insann da kendi cephesinde ahlki bir tarzda tepkide bulunmasnn beklendiini gsteren cidd bir imy tar. nsann, Allah'n fiiline olan ahlki tepkisi Kur'ni gr asndan dinin kendisidir. Zira insann Allah'a kar, O' nn insanoluna kar balatt tutuma karlk u ya da bu tr bir tavr almas icap ettiini, ve insann, Allah'n emir ve uyanlarna kar yle ya da byle bir davranta bulunmasnn gerektiinin sylenmesi, hem ahlki hem de dini reti niteliindedir. Bu anlamda, tu ikinci snfa mensup btn kavramlar dini-ahlk kavramlar olarak tanmlanabirle. Bu kitabn asl tetkik konusunu tekil edeCl) Bu zel problem konusunda baknz: Izutsu, Kur'n'da Allah ve insan (Tokyo, 1964), IX. Blm. Trke tercmesi, Sleyman Ate Ark. 1983
37

ek olan Kur'n'daki bu zel din-ahlki kavramlar kategorisidir . nc grup; insann, kendisi ile ayn topluluk iinde yaayan kardelerine kar olan temel ahlki tavn ile ilgilidir. Bireyin sosyal hayat, belli birtakm ilkeler ve bunlarn tm trevleri ile kayt altna alnm ve tanzim edil. mistir. Bu tanzim edici mekanizmalar, bir mddet sonra (Kur'n-sonras ada) slm Hukuku'nun geni apl sistemi haline dntrlecek olan ve bizim sosyal ahlk sistemi diyebileceimiz olguyu tekil ederler. Tam olarak ifade etmek gerekirse, bu da, bu kitabn zellikle Kur'n'n ve Cahiliyye'nin ahlk ilkeleri arasndaki fark gstermeyi amalayan birinci blmnde sk sk atf konusu olacak ise de, elinizdeki aratrmann kapsam dnda kalmaktadr. Tabi, bu grubun hi bir ekilde birbirlerinden ayn olmadklar, son derece yakn iliki iinde bulunduklar akldan karlmamaldr. Bu da u temel gerekten kaynaklanmaktadr ki, Kur'n'n dnya gr temelde theocentric'tir; yani varlk merkezinde Allah vardr. Allah imaj kitabn tmne nfuz etmitir ve hi bir ey O'nun bilgisini ve takdirini aamaz. Semantik olarak bu, u demektir: Genel olarak Kur'n'daki hi bir ana kavram kolaylkla Allah kavramndan bamsz olarak var olamaz ve insan ahlk sahasnda, onun her bir anahtar kavram, ancak ilhi vasfn soluk bir yansmas yahut son derece eksik bir taklididir; yahut da ilhi fiillerin icap ettirdii belirli bir tepkidir. kinci kategorideki din-ahlk terimlerin, netice olarak, birbirleri ile arpc derecede ztlk arzeden, ok temel iki kavrama indirgenebilecei, kaydedilmesi gerekli mhim bir noktadr: Allah'a duyulan mutlak gven, ve O'ndan ekinerek korkma. (2) Bu kutuplama, inanan insann kafasnda, zaten Allah'n kendi vasfnda gzlemlenebilen kutupKur'n'da ilki slm ve man anahtar kelimeleri, ikincisi ise takva ile ifade edilmitir.
38

lamann bir yansmasndan baka bir ey deildir. Buyanda O'nun sonsuz iyilii, ikram, merhameti ve scak sevgisi; dier yanda da gazab, alma ruhu ve itaatsizlik edenleri acmaszca cezalandn. Bu anlamda insan ahlk, yani insann Allah'a kar dini-ahlki tutumu lh Ahlk'n bir yansmasdr. Esasen, ayn hakikat mslman cemaatin mensuplar arasndaki ahlki ban eitli cephelerini ifade eden nc grup kavramlar iin de geerlidir. nsan, kardelerine kar adalet ve drstlkle davranacaktr. nk Allah'n fiilleri her zaman kesinlikle adalet ve doruluk zeredir. nsan bakalarna hibir zaman hakszlk (zulm) etmemelidir. nk Allah, kendisi hi kimseye asla hakszlk etmemektedir. Kur'n'n tmnde insan insani ilikileri iinde ne kendisine, ne de bakalarna hakszlk yapmamas baklanda uyarlmaktadr. Bu da, bir karncann arl kadar bile yahut bir tek hurma ipliince de olsa asla hakszlk yapmayacan tekrar tekrar ifade eden ve bir yerde de: Ben kullarma (yani mminlere) kesinlikle zulmetmem. (3) (Kaf, 28/29) diye beyanda bulunan Allah' in vasfnn bir yansmasndan baka bir ey deildir. Kur'n aynca insann, anne ve babasna onlarn yallnda acma ve sevgi ile yaklamas gerektiini tenbih etmektedir: Rabb'in Kendisi'nden bakasna kulluk etmemeni, ve anne ve babaya kar iyi kalplilikle davranman gerektiini buyurmutur. Biri yahut her ikisi yannda yalanrsa, on. lara f! bile deme ve incitici sz syleme; onlara sayg ile hitab et ve zerlerine merhametle (rahmet) kanat ger. De ki: Ya Rabbi, onlara ac (irham), onlarn bana, beni ocukluumda yetitirirken acdktan gibi.
(sra, 24^5/23-24) (3) Kelime kelime syleyecek olursak; Ben zallam deilim. Zallm; zalim sfatnn daha kuvvetli bir ifadesi: Bakalar rina byk hakszlk eden.
3

Burada Allah'n vasf ile insan ahlk arasndaki irtibat, her iki varlk statsne de has olan anahtar mahiyetteki merhamet (rahmet) kavram salamaktadr. Eer Kur'n'n Allah'n merhamet ve efkatinden bahisten hi ymadn hatrlarsak, Kur'ni anlaya gre, insan rahmetinin, ilhi rahmetin insan tarafndan taklidinden baka bir ey olmadn grmemiz kolay olacaktr. nsan ahlknn, temelde ilhi ahlka dayand, Allah her zaman balamaya ve mfik davranmaya hazr olduu iin, insann da bakalarn mazur grmeye ve affetmeye gayret etmesi gerektiini aka beyan eden aa. daki yette daha belirli bir biimde ortaya kmaktadr.
Sizden varlk ve imkn sahibi olanlar da, akrabalarna, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere yardm etmemeye yemin etmesinler. Affetsinler ve hogr ile dav. ransmlar; (dier taraf, onlar her bakmdan memnun etmese bile) Alllah'n sizi yarhamasm arzu etmez misiniz? Allah yarlayc (Gafur), merhametlidir (Rahim).

(Nur, 22) Sanrm bu kadar, grup ahlki kavramn birbirleri ile nasl bir alka iinde olduunu gstermeye yeterlidir. Kur'n'n insan ahlk ile ilgili ana kavramlarndan herhangi birinin tahlilinde, bunlarn Allah'n kendisinin ahlki vasf ile olan temel ban asla gzden karmamamz gerekir. ada ahlki etdler literatrnde, dnrlerin, ahlki lisann tabiat ve yapsn ele alrken, ounlukla ahlk retisinin iyi ve kt gibi ikinci derecedeki nosyonlar ile ilgilenmeleri tipik bir davrantr. Hakikaten, iyi bunlarn en sevdikleri lfzdr. X iyidir cmlesini azmzdan kardmzda neyi kastederiz?, Yeryznde iyiyi oluturan nitelikler mevcut mudur? yahut yi, bir eyi mi tasvir etmektedir, yoksa sadece bir hissiyatn ifadesi midir? gibi problemleri ele aldklar bitmez-tkenmez mzakerelere dalmak eilimindedirler. Ben hi bir adan bu sorularn nemini yok saymyorum, ama u da bir ger40

ek ki; byle yapmak suretiyle ahlk dnrleri, gnlk hayatta ahlki deerlendirmelerimizin, genellikle retimin ilk seviyesinde yapld gibi ok mhim bir vakay ihmal etmektedirler. Normal durumlarda, bakalar hakkndaki ahlki yarglarmz rnein Falan-filn ok dindar bir adam, yahut Falan-filan ikiyzlnn biri diyerek ifade ederiz. Alakgnll, cmert, yahut cimri gibi din. dar, ve mnafk da, birinci seviyenin ahlki terimleridir. Bu ve benzeri kelimeler sistemi de, bir toplumun ahlki kurallarnn gerek niteliklerini belirtmektedir. imdi: Birinci seviye kelimeleri, z olarak tasvir edicidir. Oysa ikincil dzeydeki ahlki kelimeler zde deerlendirici dir. Cmert szc, cmertlik niteliine imrendirdii lde tasvirin snrn amakta ise de, ilk ve en belirgin plnda gerek bir tasviri kelimedir. O halde, szkonusu kelime ncelikle tasviri ve ikinci derecede de deerlendiricidir. Birincil dzeydeki ahlki terimler olaan olarak az ok ciddi denebilecek ahlk anlamlar verilerek kullanlan sradan tasviri szcklerdir. kincil dzey terimlerin ana fonksiyonu, snflandrchktr. Bunlar ilk plnda, alakgnlllk yahut cmertlik gibi deiik tasviri nitelikleri, onaydan gemi belli bir ahlk deerler kategorisine dahil etmekte kullanlmaktadr. rnein; biz bir kimseye genellikle alakgnlllkle aklanan bir dizi nitelii haiz olduu cihetle iyi diyor isek, o suretle alakgnlll (tevazu) vgye deer nitelikler snfnda mtala ediyoruz demektir. Bu anlamda, ikincil ahlk terimlere, hakl olarak, ahlk stdil (ethical metalanguage) diyebiliriz. Birincil ve ikincil dzeyler arasndaki ayrm da kaba hatlar ile mantknn nesne-kelimeleri ve man-tkkelimeleri arasndaki ayrmna tekabl eder. Bu takdirde, birincil "dzeydeki ahlk kelimeler, ahlk yahut deerlendirici g ile ykl tasvir edici kelimelerdir. Ele alnan herhangi bir toplumun ahlk lisann tahlil etmeye alrken, bir ahlk yasasnn ana gvdesinin linguistik olarak, her zaman kategoriden kelimelerden olutuunu
41

hatrda tutmak nem tar. Bu, tabii Kur'ni ahlk yasas iin de geerlidir. Birok defalar, vahiy zamannda, Arab'n henz iyi ve kt diye mcerret kavranlan bulunmad sylenmitir. Bu, Kur'ni ahlk yasasnn gerek mekanizmasnn, birincil ahlki terimler dzeyinde ilediini sylemenin yalnzca deiik bir eklidir. Bu husus, sonraki alarn Fkh limleri tarafndan gelitirilen ve gerek ikincil dzey ahlki terimler oluturan be fiil snfna (ahkm) kabaca bir gz gezdirdiimizde daha ok aydnla kavuacaktr. 1 Vcib: Zorunlu. hmali yasaca cezay gerektiren, Allah tarafndan kesinlikle gerekli olarak belirlenmi g revler. 2 Mendup: Tavsiyeye ayan. (4) fas mkfatland rlan, ancak ihmali cezay icab ettirmeyen, salk verilen, fakat zorunlu olmayan vazifeler. 3 Caiz: Seimlik (s) Ne yapldnda dl, ne de yaplmadnda ceza gerektirmeyen; yaplsa da yaplmasa da olur eylemler. 4 Mekruh: -Onaylanmayan. Tasvip edilmeyen, fa kat yasak da olmayan; yaplmamas dllendirilen, fakat yaplmas ceza gerektirmeyen. 5 Mahzur: Yasak (6) Allah tarafndan yasaklan m, dolaysyla kanun tarafndan da cezay gerektiren fiiller. Mminlere has eylem kategorilerini belirleyen bu be terim, iinde her eylemin yerini bulduu ve sabit bir iyi ve kt standardna mracaat ile deerlendirildii, mufassal bir st-dil sistemini haber vermektedir. Bu terimlerin grevi, somut zellikleri tasvir etmek deildir; tm hareketleri be ahlki deer kategorisinden birine dahil etmektir. Bu tr gelimi bir ikincil dzey ahlk terimler sistemi, Kur'an'n kendisinde mevcut deildir. Bu sadece bir
U) Masnun ad da verilmektedir. (5) Mubah (izin verilmi) de denir. (6) Haram ad da veriliyor.
42

st-yapdr ve mslmarun ahlki hayatnn gerek temeli, birincil reti dzeyine ait saysz ahlk terimle ifade edilen ok daha girift bir ahlki deerler rgsdr. Kur'ni ahlkn st-dil nitelikli lfzlar yoktur da demiyoruz. Kur'n'da tasvir ediciden ziyade deerlendirici olarak baklmas gereken kelimeler vardr. XI. blmde yi ve Kt bal altnda ele alnacak olan terimlerin, tm olmasa da, ounluu, hi olmazsa baz kullanl biimlerinde, kesinlikle hakik ikincil terimler gibi davran gstermektedir. yi ve kt karl hayr ve er, gnah karl zenb ve ism gerek tab' gerek fonksiyon olarak tasvir edici olmaktan ziyade tasnif edicidir. Ancak, kaydedilmesi gereken mhim nokta, bunlann kendi balarna bir btn ahlk fikirler sistemi meydana getirmedikleridir. Kur'n'da, pratikte ilerlik arzeden ahlki fikirler manzumesi, hemen tamam ile birincil dzeydeki deerlendirici-kelma istinad etmektedir. ki dzey arasndaki fark, birka somut rnein ele aln ile akla kavuturulacaktr, rnein, Kur'n'daki en nemli deer-kelimelerinden biri durumundaki -kfr kelimesini ele alalm. Kelime, yaplan iyilikler ve grlen menfaatler karl gsterilen bir nankrl dile getirmektedir. Bu hali ile, ierii somut bir vakaya istinad eden hakiki bir tasvir edici szck niteliindedir. Ayn zamanda, kelimenin, kendisini sadece tasvir edici olmaktan kurtaran bir deerlendirici hava tad da aktr. Kelime anlamnn tasvir edici ekirdeini evreleyen bu deerlendirici hava, yahut hledir ki, kfr, birinci dzeyde gerek bir ahlk terim klmaktadr. Bu szcn, zenb gibi daha ziyade st-dil dzeyine mensup bir baka szckle kyas, bu gr bir anda teyid edecektir. imdi, izah edeceim gibi, zenb Kur'n'daki ou hallerde kfr ile ayn eyi ifade eder. Her ikisi de netice olarak ayn durum ve koula atf saylabilirler; lkin bunlar ayn eye niteliksel olarak farkl iki biimde iarette bulunmaktadrlar. Kfr, ncelikle bir kranszhk, yahut itikadszlk vak'as hakknda malumat bildirir ve sadece
43

ikinci plnda olmak kaydyla bir eylemin fenaln vurgular zellikte iken zenb, her eyden evvel szkonusu eylemi, olumsuz yahut tasviri olanaksz nitelikler snfna ait olduu iin tel'in ediyor. Birincide, deerlendirici g sadece bir atmosfer eklinde ortadadr; ikincide ise, kelimenin anlamsal ekirdeim, deerlendirmenin kendisi tekil etmektedir. Grld gibi, birincil dzey ahlk; terimlerin semantik davrannda, iki farkl katman tecrit etmek zorundayz; tasviri ve deerleyici. Geri, bu iki anlam katman, bir semantik btn halinde birbirlerine kaynam haldedir, Yalnz nazar olarak, ikisi arasna ayrc bir hat izmek mmkn, ve hatt zaruridir, yle ki, esas olarak dinden uzak olan Cahiliye dilinde slm-ncesi Araplarn gznde, tevazu ve teslimiyet, kltc eyler, zayf ve zelil bir ahsiyetin tezahrleri; kabadaylk ve itaatsizlik de asalet iareti idi. slm'n douu ile denge tamamen tersine dnd. imdi, slm'n tm ile tek ilh esprisine dayanan dilinde, Allah huzurunda alakgnlllk ve O'na mutlak teslimiyet en yksek faziletler; kibirlenme ve itaatsizlik de imanszln iaretleri haline geldi. Baka trl syleyecek olursak, bu ahs nitelikleri belirten kelimeler, deerlerini tmyle deitirdiler. Anlamn tasviri katman ayn kalrken, kelimelerin deerlendirici kuvveti, olumsuzdan olumluya, ya da olumludan olumsuza deiime urad. Ahlki meselelerde, nesne-dili ile st-dil dzeylerinin birbirinden, ak bir aynm izgisi ile ayrlmad, bu ikisinin, hakikaten temelde o derece farkl olup olmadklarnn son derece pheli olduu, hatt mevcut dahi olmadklar ileri srlebilir. Belli bir dereceye kadar, bu tr bir itiraz olduka hakldr. Doal dil asndan her eyin birincil dzeyde baladn itiraf etmemiz gerekir. Benim burada ikincil dzeyde ahlki terimler adn vermi olduum kavramlarn bile, dil geliimi konusundaki evrensel kaideye uygun olarak, sradan tasviri szler kresinde doup, oradan bir dizi safha dahilinde saf deer-szc
44

dediimiz ideal tipe doru gelime gstermesi gerekir. yleyse bir anlamda, ahlk konumann iki seviyesi arasndaki btn farkllklar, nihayette az-ok 'eklindeki .bir farklla indirgenebilmektedir. Ama burada, baka yerlerde de olduu gibi, belli bir snrn tesine geen derece fark, tr farkna dnmektedir. Bu suretle, ngilizcedeki good (iyi) kelimesi gibi ikincil dzey temsilcisi bir ahlki terimin bile hl tasviri bir cephesi mevcuttur. Yalnz iyideki bu tasviri e, kelimenin deerlendirici cephesine kyasla o denli cz'i ve ehemmiyetsiz bulunmaktadr ki, biz onu gvenle ahlki st-dilin gerek bir yesi addedmekteyiz. yi nevinden safi deer-kelimeleri, Kur'n'da sayca az ve konum olarak danktr. Bu linguistik Struktur olarak Kur'n ahlk forml, balca, imdi izah olunan anlamda, birincil dzeyden ahlk terimlerden olumaktadr ve birka ikincil dzey terime de urada burada rastlanlmaktadr. slm'da sistematik bir ahlki st-dilin tekili, bu dilin ilk yzyllarnda hukukularn iidir ve Kur'ni ahlk bilincinin yapsn kurmada ba eken, bahsi edilen ilk grup kelimelerdir.

45

U. TAHLL YNTEM VE UYGULAMASI Yabanc bir szcn anlam birka ekilde ele alnr. En basit ve yaygn fakat maalesef en az gvenilir olan, kiinin kendi dilindeki mtekabil bir kelimenin sylenmesi yolu iledir, rnein Almanca'daki gatte-. ngilizce' deki husband (koca) ile ayn anlamdadr. Bu ekilde. Arapa'daki kafir, ngilizce'deki misbeliever (sapk inanl), zalim, ktlk eden, zenb gnah vs. eklinde anlamlandnlabilir. Her bir durumda, bir tr anlamsal denkliin aka varl inkr edilemez; te yandan, Arap dili ile aina herhangi biri, biraz dnnce, grnrdeki en yakn karlklarn orijinal szckleri hakkyla yanstabilmekten uzak olduunu kabul edecektir. rnein, zalim, tam anlamyla ktlk eden deildir; kfir ile sapk inanl arasnda da ihmale gelmeyecek derecede nemli bir fark vardr. Takdim'imde, bu tr denkletirmelerden aceleci sonulara varmann sakncasna iaret ettim. Hakikatte tercme, ounlukla aydnlatc olmaktan ziyade yanltc olmaktadr. Bunu izah da ok zor deildir. Prof. Richard Robinson' un hakl olarak gzlemledii gibH1), 'gatte koca demek, tir' trnden her bir kelimesi-kelimesine tarif, halihazrda ngilizce'deki husband (koca) szcnn anlamn bilenlere, bir kelime-nesne tanm ima eder. Ayni ekilde, sadece evil-doer (ktlk yapan)'m anlamn bilen dinleyici yahut okuyuculara zalim: ktlk yapan denklemi
(1) Richard Robinson; Tarif. (Oxford-1950) II. Blm, 2. bent. 46

verildii takdirde, bu kiilerin zalim szcnn anlamn renmek iin onu fenalk eden semantik kategori, sine sokmaktan baka kar yollan yoktur. Kelimeyi, eer herhangi bir derecede kavryor iseler, dorudan doruya de.i, ancak fenalk eder. cihet:ne tebih ile kavramakta, drlar. Yabanc bir kltrn gelenei iinde olumu bir baka kelimenin anlam kategorisi iinde, szcn anlam bozulmaya uramak tehlikesi ile kar karyadr. Bu tehlikeyi yok etmek iin 'zalim: ktlk eden' eklindeki kelimesi-kelimesine tarifi, bu tr dolayl bir kelime-nesne tarifine deil, kelimeyi hemen belirli bir doal gereklikle eletirerek, direkt bir kelime-nesne tarifine dntrmek iin gerekli nlem alnmak zorundadr. 'Zalim'in fenalk eden, yahut hakszlk yapan diye evirisini yapmak, szcn anlam ile aina olmak iin basit bir ara olabilir ve muhtemelen kimse bu aracn dil reniminde pratik bir ilk adm olarak salad yaran yadsmayacaktir. Ama bu sadece bir ilk admdr. Kelimenin kendisinin semantik kategorisini kavramak istiyorsak, kadim Arapa'da yani bizim amacmz bakmndan Kur' n'da pratikte ne tr insann, ne tip ahsiyetin, ne eit eylemin bu isim ile gsterildiini tahkik etmemiz icab eder. iyi seilmesi ve konuya teallk etmesi art ile, bir tek rnek bile son derece aydnlatc olabiliyor: -Allah'n kahn zlimlerin zerindedir. Onlar ki, insan, lan Allah'n yolundan menetmeye, o yolu eriltmeye gayret ederler ve ahirete asla iman etmezler.
(Araf, 42-43/44-45)

Kur'n'da ayn szcn kullanm ile ilgili pek ok benzeri misal mevcuttur. Bunlan bir araya getirmek, kyaslamak, birbirlerine bakarak kontrol etmek suretiyle, bu arapa kelimenin asl bir kelime-nesne tanmn elde etmeyi mit etmemiz makul deil midir? Bunun mmkn olduu bu kitap erevesinde bir ok vesile ile gsterilecektir. imdi, kfir-, sapk inanl (yahut inanc olmayan, ve47

ya inanmayan) denklemine dnecek olursak, daha J yapnn bile esas farklln bir anda gzlemleyebiliriz. Daha sonra ele alacak olduumuz mrwe: mertlik eitliine benzemeyen bu denklemin iki taraf, kelime kurgusu asndan hi bir karlkllk arzetmemektedir. Bir defa Arapa'daki kfir szc daha alt bilekelerine ayrtrlmas imkn bulunmayan bir yapsal birimdir. Hangi ngilizce karl seersek seelim, aka iki ksmdan mteekkildir: Olumsuzluk eki ilerindeki bir e (yanl; sz; mayan) ve anlamn somut denilebilecek yann temsil eden bir baka e. Bu somu ksm, her bir halde inanan-dr. Yani. ''kfir'in ngilizce karlklarnn semantik kategorilerinin tm, temeldeki inan kavramna istinad etmektedir. phesiz ki Arapa kfir szcnn kendisinin semantik kategorisinde nemli bir inan esinin olduunu inkr etmenin imkn yoktur. Lakin, bunun, bu szcn tek temel anlamsal bilekesi de, asli semantik bilekesi de olmad hatrlanmak zorundadr. slm ncesi edebiyatn tetkiki, kelimenin semantik yapsnn gerek nvesinin hi de inan-mamak olmadn, daha ziyade nankrlk yahut minnet etmezlik olduunu gsterir. Kfir, aslen akir (kran duyan)'m zdd idi. Daha sonra greceimiz gibi, slmda inancn temel noktalarndan biri kran, minnettarlk hissidir. Bu, Kur' n'daki ltufkr Allah, insanlarn ve tm varlklarn mfik sahibi kavramnn mtekabilidir. Gerekten Kur' an, hereye gc yeten Allah'n, hibir varlktan esirgemedii, tm ile karlksz ihsan eylemlerini vurgulamaktan hi geri durmamaktadr. Bunun karlnda, insan da ona, ltf ve iyilii iin kranm ifade grevini borlanr. Kfir, davrannda hi bir kr iareti tamayan, tamaya yanamayan kiidir. Kfir kelimesi Kur'n'da bir eyi mutlak sahih kabul eden, yahut inanan anlamndaki m'min, ve kendisini tamamiyle Allah'n iradesine brakm anlamndaki ms. lim szckleri karsnda sk sk grld cihetle, Allah'a inanc olmayan eklindeki ikinci bir anlam yklenmi
48

olduu anlalmaktadr. Daha genel syleyecek olursak, bir kelimenin anlam kategorisi, ayn anlam sahasna ait olan komu kelimelerden her zaman kuvvetli bir biimde etkilenmektedir. Bir kelimenin tab', kaydadeer bir tekrar skl ile belirli durumlarn yazl ifadesinde zt-anlaml szckle yanyana bulunmasna yol amakta ise, kelime zaruri olarak bu sk bileimden dolay dikkati eken bir semantik (anlamsal) deer edinse gerektir. Bu suretledir ki, ayn kelime yani kafir; akir (minnet ifade eden)'in mi, m'min (iman eden)'in mi zdd olarak kullanldna gre ayn ayn anlamlar kazanmaktadr. Birinci halde nankrn, ikincide inanszm karl durumundadr. Kfir! yalnzca inan ile telife kalktmz anda, ilk mhim semantik e ki asldir de tm ile kaybolmaktadr. Kelimelerle yabanc karlklar arasndaki semantik uyumazlk, nazarimizi her biri kendine has olan bak ekillerinin hkim olmak eilimi gsterdii ve dilin, bir halkn yaamnn gerek anlamda rksal olan niteliklerini yanstma ve ifade etme grevini yklendii varolu sahalarna dndrdmz zaman doal olarak artar. Gerekten, bir kelimenin, belli bir kltrn kk derinlerde yatan rki bir niteliinin ifadesi olmas orannda, bir dier dile gereince aktarlmasnn zor olacan genel bir kaide sayabiliriz. Her dilde, tercme edilmeyileri ile nam salm belli sayda kelime mevcuttur. rnein, ngilizce'deki hu. mour (cinas), Franszca'daki esprit (zek) ve Almanca'daki gemt (canllk) gibi. Hepsi slmi ahlk kltrne zd ve putperest gebe Araplann yaam ve davranlarna has olan kadim Arapa'daki hamaset, mrvvet ve cehl gibi szckler de bu snftandr. Bunlarn birincisi hamaset; Profesr R. A. Nicholson (2 ) tarafndan, savata pekyreklilik, skntda sabr, kan gtmede sebat, zayflara kanat germe ve gllere
(2) R. A. Nicholson; Arap Edebiyat Tarihi, Cambridge-1953) s. 79.

bakaldrmadan oluan garip bir halita olarak izah edilmitir. Bilahare greceimiz gibi, bu hayli kaba-saba, ama hazr trden bir yaklamdr. Ne var ki, bu kadan bile, genellikle kelimenin ngilizce karl olarak verilen cesaret ve pekyreklilik ile doru-drst iletilmemektedir. imdi bir adm daha atar ve bu asil nitelikler btnne, yan-efsanev Hatim-i Ti'nin ahsiyetinde vcut bulan ve l Arab'nn sembol niteliindeki elibolluk ile, onlan daha az anlatmayan 'airet menfaatlerine sarslmayan sadakat' gibi nemli iki eyi de katarsak, bir fazilete daha varrz ki, bunun da ad mrwetdir. Mrvvet; Bedeviler arasnda en yksek ahlk fikrini, faziletini, daha da dorusu ln tm faziletlerinin bilekesini simgeler. D ekil ile olan ilgimiz asndan mrwe, (kadn zdd olarak) erkek anlamndaki man kk ile, peine eklendii tm kklere soyut bir nitelik, yahut zellik anlamn veren bir biimleyiciden oluan manness (erkek-lik) ile mkemmel bir muadelet iinde gzkmektedir. Bylece bu kelime, kkeni asndan (etyfologically), erkek olma niteliine benzer bir anlama sahiptir ve insan, hi bir endieye kaplmakszn ngilizce'deki manliness (mertlik) szcn mrwetin tam karl olarak kullanabilir. Aslnda anlam kesinlii ile ilgili bir zaruretin zuhur etmedii durumlarda bunun mahzuru yoktur. Yalnz her zaman aklda tutulmaldr ki, ikisi arasndaki denklik, kelime yapsnn btn ile biimsel yanna mnhasr bulunmaktadr, ve gerek nemdeki anlamsal (semantik) sorunlarn balang noktas da, biimsel olann bittii noktadr. Zira erkek-likin ierii de, erkek in, semantik kategorinin anahtar noktas olarak seilen zelliklerine nazaran zarureten deiecektir. 'Erkek'in belirleyici niteliklerinin says ise, pratik bakmdan snrszdr. Btn lisanlarn, erkek olmak zelliinin ona bamsz bir dilsel ifade verebilmek asndan, sosyal hayat ile yeterince alkal olduunda mutabakata vardklarn dnsek bile, her dilin, birok nitelik arasndan belli sayda niteliinin seiminde ve bu ekilde seilen elerin belli
50

bir semantik kategori ile tasnifinde izleyecei yol kendine has olacaktr. Arapa'daki mrvvet konusunda da durum budur. Kelimenin anlamnn, bir semantik kategori olarak geliinde, Arap llerinin uzun gebe gemii yatmaktadr; kelime l hayatnn atmosferi ile o denli iice girmitir ki, ancak l hayat hakknda kaydedilecek ok sayda ayrnt onu gerek kendine zgl iinde anlalr klabilecektir. Yukarda zikri geen nc szcn, yani cehUin, biraz deiik bir yks vardr. Bu szcn mtala edilmesi bu kitabn asl konusu ile dorudan ilgili bulunduundan, bu noktada kelimenin anlam kategorisinin temel yapsn biraz ayrntl olarak anlatacam. Mmkn olduu derecede, seneler evvel Ignaz Goldziher'in (3) mehur almasnda yapt tesbitlerin gereksiz tekrarndan saknmaya gayret edeceim. Goldziher'in tezi yaymlanp da, bu szcn lyk vehile nasl anlalmas gerektii, tartmalar sona erdirici bir biimde ortaya konmadan nce, Arap filologlar bile ok uzun sre cehlin, ilm (bilgi) szcnn kmil zdd, dolaysyla da temel anlamnn (bilgisizlik) olduunu dnmlerdi. Tabi bu suretle de, szcn en nemli trevi olan ve mslmanlarm slm'n douundan evvelki koullan betimlemek iin kullandklar Cahiliyye kelimesi de genel olarak Bilgisizlik a eklinde anlalyor ve tercme ediliyordu. imdi, Goldziher'in, kelimenin anlamn berraklatrma teebbsnde benimsedii yntem, btn esas noktalarda benim bu kitapta 'semantik analiz yntemi' dediim yol ile akmaktadr. Goldziher, islm evveli iirden CHL (ce-he.le) kknn pratikte kullanmna ok sayda mhim rnek toplayarak, bu rnekleri titiz bir tahlile
(3) Ignaz Goldziher, Muhammed'in retisi (yahut Islm Tetkikler) (Halle, 1888), I. 319'dan itibaren. Kelimenin daha ayrntl ve daha sistematik bir analizi iin baknz; ahsma ait Kur'n'da Allah ve insan, VIII. Blm. 51

tabi tuttu ve Cahiliyye hakkndaki olaan geleneksel grn temelde yanl olduu yolundaki kaydadeer hkme vard. Onun vard hkme gre, ceni, ilmin kart deildir; birincil manasnda, medeni insann ahlki makll (Bkz. Nicholson) demek olan ki buna kabaca, saknma, tahamml, hogr ve kr-krne saplantdan uzak durma dahildir zdd niteliindedir. Eer biz bunlara bir baka mhim eyi, gc, kiinin kendi g ve stnlnn fevkalde bilincinde oluunu ilve edersek, resim tamamlanr. Daha sonraki kullanmlarda ve hatta bazan slm-ncesi iirde cehlin, ilmin antitezi olarak, fakat ancak ikincil ve trevsel bir anlamda kullanldn grmekteyiz. Kelimenin birincil semantik ilevi, putperest Araplarn asabi ve patavatsz mizacnn anlatlmasdr. imdi meseleye dnelim- Peygamber (a.s.)'n kendisi Cahiliyye halini nasl kavramaktayd? Kelime Muhammed (a.s.) ve adalar iin ne ifade ediyordu? bn shak'm Siret El-Nebi (Peygamber'in Hayat) adl eserinde, a bn Kays adl yal bir putperestle ilgili ilgin bir yk vardr. Hadise, Peygamber (a.s.)'in Medine'ye hicretinden ksa bir zaman sonra cereyan etmitir. Bu Allah dman, yeni dine diren gsterme konusunda son derece inat ve Muhammed (a.s.)'in tebaasna kar di bileyen yal bir adamd. Bir gn bu ahs, iki mhim Medine kabilesinden, bir zamanlarn hain hasmlar olup, artk Peygamber (a.s.) nderliinde, yeni kurulmu bir dostluk ba ile bir araya getirilmi ve ortak bir dava iin mcadele etmekte olan Ews ve Hazre'lcrden bir grup Ensar'n yanndan geer. Onlar mesut ve dostane bir tarzda konuup glrken grerek haset ve fkeye kaplr. Bir Yahudi genci gizlice kkrtr ve konuanlann yanna gndererek, onlara, karlkl olarak iki kabilenin airleri tarafndan sylenmi iirler okuyup putperestlik devrindeki kan davalann ve asabiyeti hatrlatmaya tevik eder. Hdiseler dilediince cereyan etmitir. Sohbet edenler arasnda iddetli bir at. ma balar ve hepsi birden, bir tanesinin Yine mi balayalm yani? Biz hazrz! demesi zerine, Silah bana! Si.
52

Iah bana! nidalar ile civardaki volkanik bir alana karlar. Hadise Peygamber (a.s.)'in kulana gittii zaman olay yerine gitmi ve yle seslenmitir: Ey m'minler! Nasl oluyor da Allah' hatrdan karyorsunuz? Ben burada sizlerle birlikte iken ve sizleri ereflendirmi iken; bylece Cahiliyye ile olan banz koparm (kata'a bini ahkm emr el-Cahiliyye), sizi kfrden ekip karm iken ve birbirinize dost klm iken,, yine Cahiliyye'nin arsna m kulak veriyorsunuz? (bi-da'vet el-Cahiliyye). Bunun zerine hepsi, olup bitenin eytan'n kkrtmas sonucu olduunun uuruna vardlar ve birbirleri ile kucaklap aladlar. (4) Bu okuma paras, szkonusu kelime ile ilgili iki mhim noktaya k tutmaktadr: Bu hususlardan birincisi, Muhammed (a.s.) ve tebaasnn, Cahiliyye'yi artk mazide kalm olan bir devir addetmedikleri, bunu, grnte yeni slm akm tarafndan uzaklatrlm, ama m'minlerin kafalarnda bile gizliden gizliye varln srdren ve on. larn bunun bilincine varmalar ile birlikte hortlamaya hazr olan, dinamik bir ey olarak anladklar ve Peygamber (a.s.) nazannda da bu durumun yeni dine ynelik bir tehlike olduudur. kincisi de udur: Cahiliyye'nin, ceha. let-bilgisizlik ile uzaktan-yakndan bir alkas yoktur. Hakikatte bu airet onurunun en iddetli biimde korunmas, geit vermez bir rekabet ve kmseme ruhu ve had safhada tutkulu bir mizacn yol at tm kaba ve ham teamller demektir. Byk bir ahlki biimleme eylemi olarak slmi hareketin gerek nemi, eer bir yerde aranacaksa ite tam bu noktada aranmaldr. Ksacas, ahlki cephesi ile slm'n douu Cahiliye ruhu ile sonuna kadar mcadele, bu ruhun ortadan kaldrlmas ve bir daha geri gelmemek zere yerine hilm ruhunun ikamesi yolunda cretkr bir
<4) Ibn shak-bn Hiam: Siret El-Neb. (Gttingen-1856-1860), I. 385-386. Yay: F. Wstenfeld.

53

teebbs olarak tantlabilir. bn tshak'ta bizim iin, Cahiliyye'nin bu cephesine epey k tutan bir baka ilgin haber (hadis) daha vardr. Hicret'in 8. ylnda, Mekke'nin fethinden hemen sonra, Muhammed (a.s.) ehrin drtbir yanndaki blgelere askerler gnderdi; bu tamamiyle tebli amacn tayan bir aba idi. Askerlerine, insanlar dostane bir tarzda slam'a davet etmeleri emrini verdi. Tebli grevi ile grevlendirilenler arasnda, babayiit ruhlu, Allah'n klc lkab ile maruf Halid bin Velid de vard. Halid, Ben Cedime isimli kabileye gitti. Airet ahalisi kendisini grdklerinde silahlarna sarldlar. Halid, onlara halis niyetle geldiini izah etti ve silahlarn brakmalarn emretti. Herkes islm' kabul etmi bulunuyordu; sava bitmiti ve artk herkes gven iinde idi. Fakat onlar silahlarn braktklar zaman, kabile men. subu birisinin iten uyanlarna karn, Halid oradakilerin ellerini arkalarndan balad ve kafalarn uurmaya balad. Haber Mekke'de Muhammed (a.s.)'e ulat. Peygamber (a.s.)'in kollarn koltuk altlan grnecek derecede yukanya doru kaldrarak kez Ya Rabbi! Senin huzurunda ben, Halid'in yaptndan beriyim! dedii sylenir. Sonra damad Ali'ye emrederek; Hemen oraya var, olup biteni anla ve Cahiliyye detini ayaklarnn altna al (ic'al emr-el-Cahiliyye tahte kademeyke) dedi. Ali ykl miktarda para ile blgeye ulat ve btn can ve mal kaybn tazmin etti. (5) Kaydadeer bir nokta da, bu yknn devamnda, biraz sonra bir adamn, Halid'in bu davrann; slm'n orta yerinde Cahiliyye'den bir i yaptn! (amilte bi-emr-el-Cahiliyye) diye yerdiini grmemizdir. Bu iki vak'a bize, Muhammed (a.s.) zamannda Caniliyye kelimesi ile neyin anlatld hakknda mhim bir ip ucu vermektedir. Vak'alar, aynca bizim slmi hareketin temelinde yatan ahlki saikleri bihakkn fehmetmemize yardmc olmaktadr. slm'n ahlk sahasnda hedefledii
(5) Ayn eser. . 834-835. 54

eyin, Cahiliyye teamllerinin tmyle ortadan kaldrlmas ile bunlarn yerine hilm esprisinden doan baz davran tiplerinin ikamesine dayal olarak hayatn kkl bir tarzda yeniden biimlendirilmesi olduu giderek ak. lk kazanacaktr. Hilm szc; El-Zebdi'nin yazd Ta El-Arus adl Arapa szlkte (6) ruhu dizginleme ve. tab', iddet dolu kzgnlk halinden koruma, El-Bustn'nin yazd Muhit ElMuhit(') adl szlkte de ruhun duraan hali, ki gazap onu rahatlkla kmldatamaz; ve ruhun vaki olan felketlerden dolay huzursuz olmamas, gazaba ramen sknetin muhafaza edilii ve hakszlk edene karlk vermede acele etmeme olarak tanmlanmaktadr. 'Hilm'in, Muhammed (a.s.)'in buluu yeni bir ey olmadna dikkat edilmelidir. Tam tersine hilm, putperest Araplar arasnda en ok sayg duyulan faziletlerden biri idi. Yalnz, salam bir temeli yoktu. Asli l Araplar, her zaman en ufak k. krtma ile arln herhangi birine itilebilecek fevri insanlar olmalar ile namldrlar. Yunanllarn ataraksia dedikleri ruhun skunet hali, onlar iin eriilmesi, eriildiginde de uzun sre muhafazas en zor eydir. Bu nedenle^ hilmin tm ahlki yaamn hakiki dayanak noktas haline gelmesi iin, her eyden evvel ona salam bir zemin salanmaldr. Bu zemini, dnyann yegne yaratcs Allah'a olan iten inan temin etti. Cahiliyye'nin tam bir kar tavr ald, kklerini salam bir biimde tektannl inanca salm, dinen terbiyeli insann ahlk makuliyeti demek olan hilm, bu 'hilm'dir. imdi Kur'n'n kendisine dnelim ve salad misallerin, kelimenin bu anlamda anlahn teyid edip etmediini grelim. Kur'n'da CHL mastarndan eitli trevlerin yer ald birtakm yetler vardr. Cahiliyye olarak drt kez; l-i mran sresinin 148/154, Maide sresinin 55/50, Ahzab
(6) El-Zebid; Tc El-Arus. (Kahire, Hicri 1306-1307) VIIL, HLM kkne baknz. 355-358. (7) El-toustni: Muhit, (Beyrut, 1876-1870), s. 443-444.
55

sresinin 33 ve Fetih sresinin 26. yetlerinde grlr, ki bunlarn bizim maksadmz asndan en nemlisi belki de sonuncusudur. Bu yet yle demektir: Kfrde inad edenlerin kalbinde o malm kendini bilmezlik, Cahiliyye'nin kendini bilmezlii bagsterdiinde Allah, elisinin ve inananlarn zerine sknet indirdi ve onlar iin nefse hkimiyeti iar kld. Zira bu onlara pek yakan bir eydi ve onlar buna pek uygundular. Burada Cahiliyye'nin kendini bilmezlii (hamiyyet elCahiliyye) diye tercme ettiim ey, airet mensubunun, o tahamml snrn aan aldrmazlna, putperest Araplarn deta simgesi durumundaki akl almaz kibire, en hafif derecede de olsa gururlarna gelecek bir halelin, yahut geleneksel yaay biimlerinin zevaline dair izler tayan hereye kar gsterdikleri inat dolu direnie atftr. Bu, akl batan alan inat ruhun, gklerden mminlerin zerine indirilen ruh skneti ile, m'minlerin kritik durumlarda nefslerini kontrol etmeyi srdrmeleri ve bu arada tutkularn zaptetme ve din namna sakin ve sebatkr kalabilme eilimleri ile keskin bir zdlk iinde gsterildiini belirtmeliyim. slm'n gr acsndan, Cahiliyye; iyi ile kty birbirinden ayrdetmeyi bilmeyen, yaptklar fena iler iin asla af dilemeyen, hayra sar, geree dilsiz, ilhi rehberlie de kr olan ( 8 ) lan tanmlayan, ylesine kr ve iddetli bir saplant idi. slm-ncesi Arap tarihinde, sonu gelmez kan davalarn ilham eden ve saysz sefalet ve felkete sebebiyet veren de, ite bu koyu, kr saplant idi. Cahiliyye kelimesinin arda kalan dier kullanl rnei, semantik zaviye bakmndan o kadar nemli gzk, myor. Bunlarn de, tevhidi inanc benimsemeye yanamayanlarn, veya yzeyden bakldnda mslman iseler de gerekte Allah'a hi iman etmeyen ve daha ilk vesilede sarsnt geirenlerin, ya ahlki tutumlarnn, yahut
(8) bn shak, II., 603. 56

da kar davranlarnn baz cephelerini tasvirde kullanlmtr. imdi de ayn kkten tremi iki baka kelimenin kullanlna dair baz rnekler vereceim: ki kelimeden biri. fiilden tremi sfat olan cahil (ki ounlukla cahilineklindeki oul hali grlr) dieri ise eitli ekimleri ile chele fiilidir. Yusuf sresinde (33. yet) Msr'da, kadnlardan yana ba fena halde derde giren Hz. Yusuf, Allah'a ynelir ve yle der: Rabbim! Bu kadnlarn arzularn yerine getirmektense hapse girerim daha iyi; ama eer Sen, beni tahrikten korumazsan, onlarn karsnda duyduum ehvete engel olamayacak ve cahiller gibi olacam. Bu blm, bizim iin zellikle enteresan olusunu, di. ni olmayan bir artta konumlanna, bu suretle de, deta 'cahil' kelimesinin btn ile lik bir kullanmn gsteriine borludur. Bu artta, kelimenin anlam; kolaylkla ehvetinin yoklanma yenik den ve bilerek eri ile doruya gz ve kulak kapayan birisinin hadsiz davran gibi gzkmektedir. Ki szkonusu davran, yukarda aklan, d ekli ile 'Hilm'in tam bir zdd durumundadr. Ve (hani) Lt, halkna demiti ki; Gz gre gre nasl olur da ilersiniz bu iren fiili? Kadnlar brakyor da ehevi arzularnz iin erkekleri kullanyorsunuz ha! Hay>r, hayr, yaptklar ile cehlin her emaresini tayan (techelne) bir milletsiniz. (sra: 55-56/54-55J. Bu blmde, Lt, yani Sodom halknn ehvetlerini kadn yerine erkekte gidermeleri talebi ile, ki mekruh bir gnah fiili (fahie) dir tipik cahilane bir tarzda davranma zellii ile tantldklarn gryoruz. Fahie szcnn tahlili daha sonraki bir blmde verilecektir. Bu noktada, bu rnekte de cahil kelimesi ile ilk anlalan eyin, arzularnn esiri olup onlar yznden her arla duar olan, stelik gz gre gre, yani eylemi gerei tiksindirici bir gnah ilemekte olduunun tamamen bilin, cinde olarak, gafil olmayarak byle olan insan olduudur.
57

Elimizdeki konu acsndan bu rnek, zel bir neme sahiptir; nk, hum kaidesini bilerek gzard etme eylemini ieren cahilin, esas olarak, bilgisizlik-cehaletle hi bir ilgisi bulunmamaktadr. Biz biliyoruz ki, (ya Muhammedi onlarn syledii .eyi iitmek seni kahrediyor. Ama iftira ettikleri sen deilsin; bu sapklarn (zlimin) inkr Allah'n yetlerinedir! Senden evvelki elilere de iftiralar atlmt. Ama onlar, iftiraya ve acya katlandlar, ta ki yardmmz yetiin, ceye dek. imdi, eer onlarn sana srtlarn dnmeleri sana zor geliyorsa, eh, sen de yeri delen bir delik, yahut ge kan bir merdiven bul ki, onlara ilh mucize (kabilinden bir ey) gsterebilesin. (Yani; hadi yap bakalm. Tabi yapamayacan iin, sakin olsan iyi edersin.) Eer Allah isteeydi, onlarn tmn imana getirirdi. Onun iin sen cahillere benzeme. (Enam, 33-35.) El-Beydv'nin tefsiri, bu son cmleyi u ekilde yazarak izah etmektedir: Elde edilmesi tabiaten imknsz olan eyleri arzulayarak ve sabnn yakaca durumlarda sabrszlanarak cahiller gibi olma; nk bunlar 'cahil'in tipik davranlardr. Bu blmde Allah'n, ayrca, halknn inatla srt evirii yznden son derece zgn ve d krkl iinde olduu iin, gelecek hakknda ktmser hislere kaplmaya balayan Peygamber (a.s.)'i teselli ettii ve ona ihtarda bulunduu sylenebilir. Allah, Muhammed (a.s.)'e, kendisinden nce ayn kt davrana muhatap olmu pek ok peygamber bulunduunu ve bunlarn btn gleri ile kadere iman ederek, sabrla tahamml ettiklerini hatrlatmaktadr. Sze, Muhammed (a,s.)'e onlar gibi yapmamasn ve bo yere sabrszla kaplmamasn emrederek son vermitir. Bu nedenle, bu alntda cahilin, kafa yaps olarak kolayca kkrtlmaya, hiddete, teessre, bedbinlik veya herhangi bir dier duyguya kendini kaptrmaya meyyal olan insan demek olduu aikrdr.
Melekleri stlerine de imdirsek, ller onlarla konusa da, hereyi karlarna da diksek, Allah arzu etmedike
58

onlar inanacak deillerdir. Ne de olsa, bunlarn ekserisi her zaman cahil tiynetli (yechelne) olduklarn belli etinektedirler. (Enam, 111.) Bu ve mteakip rneklerde, cahil zde inan-inanszlk konusu ile ilintilidir. Aikr olduu gibi, kelime bu. rada, ruhi amac birok nemli adan putperest Araplannki ile katiyetle badamaz nitelikte olan yeni dine teslim olamayacak derecede marur ve kstah olanlar anlatmaktadr. Tabii bu, Arap putperestlii asndan da, onlarn bu putperestlik ruhunun gerek temsilcileri olduklar ve her ne olursa olsun, geleneksel airet erdemlerine sarslmaz sadakatlerini muhafaza edecekleri demektir. Onlar, Muhammed (a.s.)'in arsna alay ve kmseme dnda tepki gstermeyenlerdir. Bundan sonraki misalde, kaytsz kalma ve srt evirme, tm muttaki m'minler iin, bu tr insanlara kar taknlacak en uygun tavr olarak gsterilmektedir. Aslnda bunun, slm'n kfirlere kar kalc siyaseti olamayacan sylemeye elbette gerek yoktur. Ama rnek, cehil ile ilmin birbirlerine olan temeldeki muhalefetlerini arpc bir biimde ortaya koymaya yardma olduu iin, elimizdeki problemle ilgili olarak zel bir dikkat sarfn hakketmektedir. Onlar (muttaki mminler) bo konuma (inanszlann Allah, resuller ve vahiy hakkndaki szleri) duyduklar vakit, bizim ilerimiz bize, sizin ileriniz de size. Selmn aleykm! Bizim cahillerle (cahilin) iimiz yok diyerek yz evirirler. (Kasas, 55). De ki: Ne! Ey cahiller (cahiln), benim Allah'tan bakasna kulluk etmemi mi bekliyorsunuz? Senden evvelkilere olduu gibi sana da vahyolunmutur ki, Allah'a herhangi birini e kotuun takdirde, yaptn her i boa gidecek ve muhakkak kaybedenler arasnda olacaksn. Ha. yr, sen yalnz Allah'a kulluk et ve kran duyanlardan oL (Zumer, 64-65). Bu rnekte cahil kelimesi, putperestliin oktannc detlerine saplanp kalm, Allah'a ortak komakla yetinmeyip bir de bakalarna ayn eyi yapmay emredenleri
59

tantmak iin kullanlmtr. Bu noktada, cahilin, minnettarlk duyan demek olan akirin zdd olduunu belirtmi olalm. Kfir szcnn semantik kategorisini ele alrken, slmi dini inann, temel ve asli olarak, ele geen menfaatlere karlk duyulan minnettarlk kabilinden anlaldn zaten belirtmi bulunmaktayz. Musa zamannn Yahudilerinin irk eiliminin anlatld aadaki blmde de cahilin tamamen ayn biimde kullanld grlmektedir. srailoullarma denizi geirttik ve nihayet ellerindeki putlara kulluk eder bir ahaliye rastladlar. (srailoullar) Ya Musa dediler, bize onlarnkilere benzer bir tanr bul. Siz hakikaten cahilane davranlarda bulunan bir topluluksunuz dedi. (Innekm kavmn techelne.)
(Araf, 134-136/138-140)

Nuh'u milletine gnderdik. Ben hi phesiz, sizin iin Allah'tan bakasna tapmamanz tleyen bir uyan. cym. Gerekten zdrap verici bir gnn cezasna arptrlmanzdan korkarm. Ahalinin nde gelenleri, ki kfirdiler, grdmz kadaryla bizim gibi lmllerden fark. sz birisin, dediler. Grdmz kadanyle sizin (Nuh ve mridleri) bizim zerimizde stnlk iddia edecek bir haliniz yok. Dahas, bizce siz yalan sylyorsunuz! (Bu sz. 1re Hz. Nuh 31. yette) Benim grdm kadan ile de sizler, cahilane bir davran iinde bulunan insanlarsnz, (diyerek cevap verir.)
(Hud; 27-29/25-27 ve 31/29.)

Bundan sonraki misalde cahillerin vahyolunan dine kar gsterdikleri direncin son derece gl ve zlmez olan doasn zellikle vurguluyor. Ad'in kardeini (Hz. Hd) de hatrna getir. Ardarda kum tepelerinin bulunduu yerde, milletine; Allah'tan bakasna kulluk etmeyin. Sizin adnza, azap verici bugnle cezalandrlmanzdan korkarm, diyerek ihtarda bu. lunmutu. Onlar Sen bizi ilhlarmzdan uzaklatrmak iin mi geldin? Pekl, hadi o zaman, bizi korkuttuun eyi
60

vaki kl, sylediin doruysa dediler. O, Allah'tan baka kimse hakikati bilmez, dedi. Benim grevim sadece size bana gelmi olan haberi ulatrmaktr. Ama gryorum ki siz cahilane bir tutum taknan insanlarsnz. (Ahkaf, 20-22/21-23.) Putperestlik ann hoyratlm (hamiyet el-Cahiliyye) airet tr yaayn temelini tehdit eden her eye kar gsterilen marur kar koyma ruhunu, Profesr A. J. Arberry'nin dedii gibH6) evvelki alarda lde saysz kanl atmalara yol atktan sonra, imdi de kasabadan olsun, lden olsun putperest Araplan, Muhammed (a.s.) ve izleyicilerine aman vermemeye iten o iddetli kendini beenmilii zikretmi bulunuyorum. Kur'n'dan aldmz son iki para, cehil sznde mndemi bulunan mnnn bu yann gzde canlandrmaktadr. Zira, besbelli cahilane bir tarzda hareket etmek (cehele), kfirlerin bu tr dav. rant^ bulunmalar mnsmdadr. u na kadar, sylenmi bulunan her eyi bir arada dnecek olursak, cehlin anlam kategorisinde merkezi bir nosyon olarak en ufak tahrik ile patlak vermeye hazr, bir insan her trl haddini bilmezlie itebilecek ateli ve tutkulu bir tabm bulunduu; bu tutkunun kendisini Araplara zellikle de l Bedevilerine has hoyrata bir onur anlaynda gstermek eiliminde olduu; ve nihayet, zellikle Kur'n metnine baklacak olursa, kelimenin (Muhammed (a.s.)'in adalarnn pek ounun dnne gre), ahlk talepleri yksek olan, ve ayrca Araplar geleneksel detlerini ve putlarn terketmeye davet eden, tevhidi slm inancna kar gsterilen zel bir husumet ve saldrganl ifade ettii artk ack olsa gerektir. CHL kknden treyen kelimelerin biraz ayrntl bir semantik tahlilini yapm olmamn balca iki nedeni var. dr: lk plnda, slm'n ortaya kndan hemen nceki ada Arabistan'daki iklimin mhim bir yann betimleye.
(9) A. J. Alberry; Yedi Destan. CLondra-1957.) s. 263. 61

rek o suretle zamann ahlaki tutumunun temelinde yatmakta olan ilkeler ile ilgili bir ilk kavray salamak; ve ikinci olarak da, kendi tahlil metodumun genel niteliklerini somut bir rnekle gsterebilmek iin yaptm bunu. Umanm bu yntemin, bir tr kelimeyi konumunda anlatma olduunu yeterince akla kavuturmu durumdaym. Toplanan materyallerin tmnn eit deerde olmadna dikkat sarfedilmelidir. Bunlar birbirlerinden, anlatlan durumla olan ilgi dereceleri bakmndan farkldrlar ve buna bal olarak da her biri kendi deeri ile deerlendirilmeli ve kullanlmaldr. Bu tr konumuna gre anlamann pratik kaideleri nelerdir? Klasik Latince'yi iyi tercme etmek isteyenlere bir miktar pratik tavsiye de bulunmak iin meydana getirilmi ok kymetli bir kitapkta, Prof. J. Marouzeau, mulak bir kelimenin mnsn akla kavuturmann en iyi yolunun ncelikle ve hereyden ok, bir araya getirme, kyaslama, benzeyen, kart olan ve tekabl eden tm ke. limeleri birbirleri ile olan ilikilejrl iinde nizama sokma olduunu sylemektedir. Profesr, bu szlerine unu ilve etmeyi ihmal etmiyor: Anlam anlalamayan bir kelime ile karladmzda, kelimenin getii blmn tm evresine (siyak ve sibakna) mracaatta bulunalm. (10) nce gereksiz bir tekerleme gibi gzkebilen bu pratik tavsiye, hakikatte konumsal kavray ileminin ierdii tm esasl noktalarn zekice bir zetidir. Tavsiyenin byk nemi, onu rnekler ile atmzda gze arpacaktr. Bir araya getirme, karlatrma, benzer, kart ve mtekabil tm kelimeleri, birbirleri ile olan ilikilerine gre tanzim etme. Gerekten, Kur'n velilerinin tahliline teebbste, bizim-iin uyulacak daha iyi bir zdeyi olamaz. imdi: Nakledilen zdeyiin anlatt gibi, eldeki bir ahlk terimin, bir ve ayn parada tekraren karmza kmasnn semantik bilimi asndan, kendi iinde stratejik
(10) J. Marouzeau; Latince'nin evrilmesi. (Paris, tarihsiz) s. 38.
62

bir nemi yoktur. Herhangi bir parann, zel bir semantik nem arzedebilmesi iin eldeki bir kelimenin anlam kategorisinin bir cephesini, yahut baz cephelerini tam olarak aydnlatan belli bir konum grevini ifa etmesi icab eder. rnein; Ftr sresinin 37-39. yetlerinde KFR (Ke-Fe-Re) matan, birbiri peisra alt defa karmza kmaktadr. Artk bu kkn temel anlamsal yaps hayli ak olduu iin, kelimeyi geici olarak ve slp kolayl asndan ngilizce'deki disbelief (inanszlk) kelimesi ile karla, makta bir mahzur grmyorum. Pai a aadaki gibidir: Kim iman etmez ise (kefere), onun imanszl (kfr) kendi bana (bela) dr. nanszlarn (kafir) imanszl (kfr), onlara Rabbleri indinde ancak tiksinme kazandracaktr. nanszlarn (kfir) imanszl, onlarn ancak kay. bini artracaktr. KFR kknden elde edilen kelimelerin hi birinin, yukardaki yette bize KFR'nin kendi temel mns ile ilgili kayda deer bir malmat temin etmediini grebiliyoruz. Bu yetin, insann kfr niteliindeki davrannn ilhi gazap ve ceza ile olan sebep-sonu ilikisi hakkndaki bilgimizi artrabilecei dorudur. Ama, ite bu paradan alabileceimiz de ancak odur ve unutmamalyz ki, bu nokta, Kur'n- Kerim okuyan herhangi birisi iin, bu rnein yardm olmakszn da kfi derecede aktr, bu da bu yetin semantik tahlil asndan sahip grnd stratejik deeri neredeyse sfra indirir. Mteakip blmlerde, Kur' n'daki anahtar dini-ahlki terimleri tahlile gayret ederken, biraz evvel gsterdiim trden tm rnekleri bilerek hari tutacam. Semantik tahlil yntemi asndan, herhangi bir metnin ak bir stratejik deer kazand belli bal yedi durum vardr: 1) Bir blmn semantik bilimi asndan alka arzettij? en basit durum, bir kelimenin tam mnsnn, kelimelerle tasvir yolu ile, somut bir biimde ve konumunda aydnla kavuturulmas ile hasl olur. Belki buna verilecek en iyi isim konumsal tanmlamadr. Bu durumu
63

en iyi anlatan Bakara suresi 172. ve 177. yetlerde geen ve ngilizceye bazan ahlk, bazen de drstlk diye tercme edilen Birr dir. Birr; sizin, yzlerinizi douya ya da batya evirmeniz deildir. (Gerek olan) Birr; Allah'a kyamet gnne, meleklere, kitaplara ve resullere iman etmek; mal varlndan, gznzde ne kadar kymetli olursa olsun, yakn akrabaya, yetimlere, ihtiya sahiplerine, yolda kalmlara, dilenenlere ve (hrriyetlerine kavumalar iin) klelere vermek; namaz klmak, zekt demektir. Bir de, bir kere szletiler mi ahitlerine sadk kalanlar, ve zdrap ve zorluk karsnda tahamml olanlar, ite samim olanlar (ellezne sadak) bunlardr; Allah'tan korkanlar (muttekn) onlardr. Para, Birrin kabaca ahlk diyebiliriz gerek anlamnda, dinin ekli kaidelerini d grn itibariyle yerine getirmekten ibaret olmadm; konunun, Allah'a ortak komayan derin bir inann doal sonucu olarak ortaya kan toplumsal ahlkllk olduunu son derece gl bir tarzda vurgulamaktadr. Birr kavramnn, yetin son cmlesinde aklkla, inanta samimiyet anlamndaki sdk, ve Allah'tan sayg ile korkma anlamndaki takva kavranlan ile yakn bir iliki iine konduu da aynca belirtilmelidir. Birr sorununun kendisi, daha fazla mtalaa iin daha sonraki bir sayfada yeniden karmza gelecektir. Bu noktada, tahlil yntemimiz asndan bu tr rnein ehemmiyetine dikkat ekmek kfidir. 2) Tahlil amacna hizmet asndan, edeerli szck, lerin zel deerini kaybedebiliriz. Ayn parada, yahut butnyle belli bir tre giren szl anlatmda, 'X' kelimesi 'Y' kelimesinin yerine ikame olunduunda, tatbik sahas 'Y'den ister daha dar, isterse daha geni olsun, bizim iin ikame, iki kelimeden herhangi birinin anlam kategorisini tahkikte yardmcdr. Baknz; mesel, sre: Araf, 92-937 94-95: Biz (Allah) nereye eli gndermi isek, orann insan. larmi, mtevazi olmay rensinler diye zdrap (be'sa) ve
64

felkete (darr) uratmzdr.(94) Sonra da kty (eyyie) iyi (basene) ile deitirdik ki, resinler ve atalarmzn bana felket de (darr) saadet de (serra) geldi desinler. (95) 94. yet ile 95. yetin karlatrlmasndan, birincideki be's ve darr tabirinin ikincide, tm ile ve anlamda herhangibir esasl deime olmakszn seyyie ile deitirildii hem T grlecektir. Bunu grmek demek ise, ittifakla anlatldna gre, er yahut -ktnn yakn bir muadili olan seyyie szcnn, baz hallerde zorluk, sknt, yahut felket gibi bir eyi kastetmek zere kullanlabileceini kesin olarak bilmek demektir. Bu seyyie nin, 95. yette genellikle iyi yahut iyilik demek olan ve kendi de ayn parada yaklak olarak sevin yahut saadet anlamndaki serra ile deitirilmi bulunan hasene ile zt bir konuma konmu olduunu gzlemlemekteyiz. Buyurun bir misl daha: Yusuf sresinin 28-29. yetlerinde, Msr valisi, (tahrik edip batan karamad) gen Yusuf'un adn, kendisini yalan yere sulamak suretiyle iren bir fiile kartrmaya alan karsna unu der: Bu, siz kadnlarn aldatclmm bir rneidir. Gerekten sizler aldatcla ne kadar yaknsnz! Yusuf, sen bu iin peini brak. Kadn, sen de gnahnn balanmas iin dua et; dorusu gnahkrlardansn. htiyatl olarak haddi tecavz diye tercme ettiim kelime (zenb), bir sonraki cmlede bir baka grnmde karmza kmaktadr; gnahkrsn kelimesi kelimesine sylersek: ht'n densin. Yani, ekseriya ngilizce'ye evirisi kusur olan hti'e ileyenlerden, yahut ilemi olanlardansn. Bu vakadan hareket ile, hi olmazsa bu ve benzeri durumlarda zenb: hti'e edeerlik formln kur. makta kendimizi hakl bulabiliriz. Acaba bu ikisi, mevcut durumda, tam anlam ile birbirleriyle eanlaml mdrlar? Bu, bizim bu safhada kararlataramayacamz bir husus.
65

tur. hretli mfessir Beydvi'ninC"), zenbin hti'eden daha yksek seviyede bir kavram olduunu sylediini ve ayrm lt olarak da bize, hti'e-deki kastlhk esini verdiini kaydetmemiz kfidir. Yani ona gre hti'e, bilerek ve isteyerek ilenen bir zenbdir 3) Eldeki bir terimin anlamsal yapsnn kontrast (ztlklar gsterme) yolu ile aydnlatld durumlar zikredebiliriz. Mesel hayr szc, ahlki mnda belki de ngilizce'deki good iyi szcnn en yakn edeeridir. Yalnz, Arapa'da, iyilik ifadesinde birbirlerini yalnz brakmayan, zaten bir tanesini (basene) evvelki blmde grm olduumuz, baka birok szck mevcuttur. Hayr ile hasene arasndaki fark, hayrn genellikle srre, hasenenin ise genellikle seyyieye muhalif olarak kul. lanldm bilmemiz halinde byk lde aklk kazanacaktr. Eer biz, bu drt terimden herhangi birinin tam anlamn kesinlikle tesbit edebilirsek, geri kalan nn anlam hususunda da daha emin oluruz. Bazan bir kelimenin zdd durumunda iki farkl kelime grrz. Bu blmde daha evvel temel anlamn izah etmi olduum kfir, genellikle m'min (inan sahibi) ile kart anlaml kabul edilir. Ama bir kelime daha (fk kelimesi) vardr ki, birok yerde mminin zdd olarak kullanlr. M'minin zdd olduu ve kfir ile ayn zemine oturduu iin, fask kelimesi, bir insann ve herhalde Allah'a kar hassaten hasmane bir tutum gsteren bir insann dini meselelerle ilgili tiksinti verici bir yann anlatsa gerektir. Bu tahminin doru mu, yoksa yanl m olduunu daha sonraki bir blmde greceiz. Burada, ElBeydv'ye gre z olarak faskm kfir ile bir; yalnz, faskm, kfirin zellikle inat bir tipi olduunu (ratemerrid fi'1-kfr) belirtmekle yetineceim. Bu kelimenin Kur'n sonras alarda mmin ile kfir arasnda bad) El-Beydavi: Envr El-Tenzil ve Esrar El-Te'vil. (Kahire-1939). ilgili blm.
66

msz bir gnah ilemi olan m'mini ifade eden teknik bir terim haline geldiini de kaydedebiliriz. 4) nc grubun zel bir alt-grubu olarak, mulak bir X szcnn anlamsal yapsnn, X olmayan eklindeki olumsuz hal yardm ile zmlendii durumlar zikretmek istiyorum. X olmayan mantken -X dndaki herey ve herhangi bir ey olabilecei cihetle, bu teebbsn ekseriyetle akamete uramasnn kanlmaz olduu ileri srlebilir. Yalnz, ok kr ki, bu gr, atf sahasnn dar belirlendii, yani mmkn atf sahasnn pek byk olmad durumlar iin geerli deildir. Mzakere konusu, rengi ya krmz yahut mavi olabilecek bir tr iek iken, eldeki bir numunenin krmz olmadnn sylenmesi bile iek hakknda dinleyiciye hayli olumlu malmat vermeye yeter. Ve bu, herhangi bir dildeki ahlki kavramlar iin hemen her zaman byledir. Gerekten, smrllk arzeden ahlk deerlendirme atf alan iinde, X olmayan hakkndaki bilgi, Xin kendisinin semantik kategorisinin tesbitinde ok etkin bir ara durumundadr. Bu iyi deil ifadesi ile ne tr davranlara atfta bulunulduunu bilmek, semantiki zaviyesinden, genellikle ne tr davranlara iyi dendiini bilmek kadar nemlidir. stekbera fiili Kur'n'daki en nemli olumsuz deerleyicilerden biridir. Balca anlam kibirlenip kabarmak, hoyrata ve kstaha davranmaktr ve kfiri tantan bir nitelik olarak kullanlr. Aadaki rnekte bu fiil olumsuz hali ile karmza kmakta ve hoyrata davranan biri. sinin davrann, tabiri caiz ise, ters taraftan tanmlamaktadr. Bizim yetlerimize ancak, onlar kendilerine hatrla, ld vakit, yerlere kapanarak secde eden ve asla kibirlenmeyle iinmeyerek nidalarla Rabblerini tebih edenler iman ederler. (Secde: 15) Hoyrat olmayanlar nasl bir davran usl benim, semektedirler? Bunlar kendilerini ilhi haberlerle kar karya bulduklarnda tam olarak nasl davranmaktadrlar? Bu konuda olumlu ve somut bir ey bilmek, istek67

bera kelimesi ile gsterilen o zel tip hoyratln doas hakknda pek ok ey bilmek demektir. 5) Bir dilin baz kelimeleri arasndaki herhangi kalp lam anlam ilikilerine semantik saha (alan) diyoruz. Bunun ok basit bir rnei ngilizce'deki wind (rzgr) ve to blow (esmek) szckleri arasndaki zel badr. Her lisanda bu tr semantik szck kmelerine rastla rz. Bir kelime nadiren bakalarndan ayn durur ve var ln tamamiyle yalnz bana srdrr. Tam tersine, sz ckler her yerde kullanldklar konumda dier baz sz ckler ile kaynamak konusunda ok belirgin bir eilim arzederler. Her kelimenin sanki kendi setii arkadalar vardr. ylesine ki, bir lisann tm sz daarc son de. rece girift bir semantik gruplamalar a oluturur. Bu yuma zmek, bir semantik bilimcinin en nemli grev lerinden birini tekil eder. Bu nedenle, onun gr a sndan bir anlam sahasnn snrlarn tesbite u ya da bu yoldan katkda bulunan her para semantik ilmi asndan ehemmiyetlidir. Kur'n'da iftira* (icat etmek, uydurmak) fiili ekseriya gramer nesnesi olarak kzib (yalan) ismini alarak neredeyse paralanmaz bir grup oluturur. Gruba, temel anlamn evvelce ele alm bulunduum, zlim ke limesi de gelip katlr. Esasnda Kim Allah aleyhinde ya lan (kzib) uydurandan (iftira) daha byk ktlk yap mtr-, yahut daha adaletsiz (zlim) dir ki? cmlesi eli. mizdeki ilhi Kitab'n takm cmlelerinden biridir. Bu iftira-kzib-zlim lsnn Kur'n'da zel bir grup ya da bileim, biraz nce akladmz anlamda bir se mantik alan oluturduklarn aka gstermektedir. 6) Birok defa, iki ya da daha ziyade kelime arasnda semantik bir ban varln, bir hitap sanat olan para lelizm ortaya koyar. ncil branice'sinde ve daha da ok klsik ince'de, iirsel slbdaki paralelliin, aksi takdir de mulak kalacak pek ok kelimenin anlamna kap aan anahtar az temin etmedii hemen herkesin malmudur. Kur'n'da bu durum ayn derecede byle deildir. Yi. ne de paralelliin belli bir semantik sahann zel bir cep68

besini ortaya koymaya yardmc olduu birtakm blmler mevcuttur, rnein Ankebut sresinde aadaki iki cm. lenin yanyana bulunduunu grmekteyiz: Bizim ayetlerimizi de kfirlerden bakas inkr et mez. (48-49) Burada bizzat yap paralelliinin kendisi, ilhi haberlere inanmak mevzuu kapsamnda kalmak eklinde de olsa, kfir (inansz) ile zlim (ktlk ileyen) in semantik eitler olduunun ak isbatdr. Maide sresinde bulunan bir baka paralellik rneine dikkat edecek olursak, bu kfir ve zlim grubuna bir ye daha (fsk) ilve etme ihtimalimiz mevcuttur. Allah in indirdii ile hkme varmayanlar var ya, ite byleleri kfirdir. Allah'n indirdii ile fekmevannayanlar var ya, ite zlimler onlardr. (49.45). Allah'n indirdii ile hkmevarmayanlar var ya, fsklar ite onlardr. (51-47) Burada, kfir, zlim ve fsk ls, Allah'n vahyi paralelinde hkmde bulunmamak hususunda birbirleriyle semantik anlamda bir dzeye konmulardr. Aka gr. lyor ki, bu szckler, temel nitelikleri bizi daha sonraki bir blmde megul edecek olan daha geni bir semantik sahann, imanszln belirli bir safhasn tanmlamak, tadrlar. 7) Umulabilecei gibi, Kur'n'daki anahtar ahlki terimler genellikle ok byk dini ehemmiyet arzeden durumlarda kullanlmlardr. Yalnz, bazan bunlann Kur'n hadleri dahilinde bile, anlamlarnn tm ile lik cephelerini ortaya karan dind konumlarda kullanldklarn grmekteyiz. Doal olarak bu haller, semantik limine, ilgili szcklerin yaps konusundaki almalarn ilerletmek asndan son derece deerli malzeme temin ederler. Zaten, biz bunun bir rneini cahil (u) szcnde grm bulunmaktayz. XII. sure: Yusuf bab, kelimelerin bu tr
(12) Bkz. Yusuf sresinden aldmz, rnek. Sayfa: 57.

lik kullanmlar ile ilgili pek ok iyi rnek temin ettiinden, tmden zel bir semantik ilgi konusudur. Ben burada baka bir sreden bir baka rnek vereceim. Szkonusu kelime kfiredir. Dedi ki: 'Seni aramzda bytmedik mi? Aramzda yaamadn m, seneler boyu? Bir de yaptna bak! Nan. krn birisin sen!' (kfir) Bu sz, Firavn tarafndan, tebaasndan bir Msrly ldren 'Musa'ya, besbelli din-d bir anlam ile, sylenmitir. Hakikaten hibir ey, daha evvel (KFR) mastarnn asli semantik zn tekil ettiini grdmz temeldeki o -nankrlk unsurunu bu denli gn na karamaz.

70

ARET YASASINDAN SLAM AHLKINA III. KTMSER BR DNYA HAYATI ANLAYII

Eski Arabistan'da ahlki dncenin geliimi ile ilgili en gze arpc zellik belki de, slm'n, slm-ncesi ahlk hayatn rehber ilkesi olmu olan airet temelleri, yahut atalarmzn detlerine kar, tmyle Allah'n mutlak iradesine dayal yeni bir ahlk anlay duyurusunda bulunmu olmasdr. Burada bir yanl anlama olmamaldr. ayet islm . evveli Araplar iin doru ile yanl, yahut iyi olan ile kt olan arasnda hibir ayrm olmadn iddia edersek, onlara byk hakszlk etmi oluruz. Tam aksine, mehur Kitab El.Egni (arklar Kitab) gibi bir dokman dikkatlice okumamz, bizi putperest Araplarn hakikatte belirgin bir ahlk duygusu ile zengin bir biimde mcehhez olduklar konusunda hemen ikna edecektir. ln babo ocuklar denilen bu insanlarn da, kiisel olsun, aireti alkalandrsn, herhangi bir eylemin, standarda vurup, doruluuna yahut yanllna, iyi ya da kt oluuna hkmedebilmelerini temin eden kl krk yarar davran kurallar vard. Ancak, iyi ve kts, doru ve -yanl, tutarl, nazari bir temelden yoksun idi. Bu grlerini hakh gsterebilecek, ancak X iyidir nk iyidir ite! gibi yararsz bir ksr dngye indirgenmesi mmkn bir lte sahiptiler. Aynca, ln mehur vecizesinin gsterdii gibi, bu ahlki zellikler pratikte, airet menfaatinin tehli71

kede olduu kriz dnemlerinde insanlarn davrann tanzim konusunda hayli aciz kalmaktaydlar. Kardeine (yani, kavimdana) ; ister zulme urasn, ister zulmeder olsun yardm et. Putperest Araplarn ahlki mes'elelerde dayanabilecekleri ve aslnda dayanmaya meyilli de olduklar, tek savunu biimi u idi: X iyidir (veya, dorudur) nk biz onu babalarmzdan ve atalarmzdan rendik Onlara (putperestlere) 'Allah'n gnderdiine uyun' dendiinde, 'Yo, olmaz,' derler, 'biz ceddimizin yaptn srdrrz.' Ya, atalar tm ile doru yoldan sapm olsalar da m? (Bakara, 165/170) Onlar (putperestler) 'Yo! Biz ceddimizin canla bala sarld bir din grdk ve onlarn izindeyiz' diye cevap verirler. te byle, (Muhammedi, biz senden evvel hangi ehre bir uyarc gndermisek, orann refah iinde yaa. yan kimseleri 'Biz atalarmzn canla bala sarld bir din grdk, ve onlarn izinden gidiyoruz,' dediler. Sor onlara.'Ne, ben size atalarnzn drt elle tutunduundan daha iyi rehberlik edecek olan getirsem de mi?' Ama onlar sadece yle diyecekler: 'Yo, biz inanmyoruz seninle gnderilene!* (Zuhruf. 21-23/22-24). Bu tr kar koyma doal olarak, olumsuz cephesinde, onlar gznde, mevcut toplumsal nizamdan herhangi bir kopuu gerektirecek, yahut, ne denli hafif bir tarzda olursa olsun, airet byklerinden devraldklar detlerin itibarna halel getirecek hereyin, kt (yahut, yanl) olduunu ifade eder. slm'n balatt ahlki slahatn doas da aynen byle idi. Peygamberin o denli byk bir aba ile bayraktarln yapt ahlki ilkenin kk, (ndinde kavimlerin tm adet ve gelenekleri, hibir kutsiyet tamayan nemsiz dnyevi iler mesabesinde olan, o) bir ve tek Allah'a beslenen samimi imanda bulunuyordu. Bunun, slm', mrik Araplarn ahlki fikirlerinin altnda temel varsaymlardan kkten kurtulmaya sevketmesi son derece tabii idi. Cahiye a'nm ruhunu belirleyen deiik zellikler 72

arasndan ben, dikkatinizi konumuz ile zellikle alkal bulunmalarndan dolay aadaki iki tanesine ekmek istiyorum: Dnyevilie ve kavmiyetilie. Bunlarn birincisi bu blmn konusunu tekil edecek, kavmiyetilik ilkesi bundan sonraki blmde ele alnacaktr. Bedevi dnya grn ok has bir tarzda karakterize eden plak gerekilik bugn Arap kltrnn doas ile ilgilenenler arasnda iyi bilinmektedir. Bu gerekilik, lkenin iklimi ile yaknen irtibatl gibi gzkmektedir. Gerekten, zihinlerimizde ln otbitmez kumlarn uyandran bir yan mevcuttur. Her halkrda, tahayyl noksanl, damgasn, salt Arabi kabul edilebilecek hereye vurmutur. Gereki Arap akl iin, renk ve ekiller cmb ile bu dnya, mevcut olan yegne dnyadr. Bu akla, hibir ey, bundan sonraki, ebedi bir hayat inan kadar uzak deildir. Bu dnyann snrlan tesinde hibir mevcudiyet olamaz.
ddia ederek diyorlar ki Bu dnyadaki hayatmz var. dr; lrz, yaarz, bizi yok eden ancak Zamandr. (Dehr. (Casiye, 23/24) iddia ediyorlar ki Yalnz bu dnyadaki hayatmz vardr. Hibir zaman dirilmeyeceiz. (Enam, 29)

Bu noktada, slm'n tek tanrcl, eski putperest varolu anlay ile kanlmaz olarak ciddi bir atmaya girdi. Peygamberin yurtdalanna getirdii lmden sonra yeniden dirili ve dnyadan sonraki ikinci hayat ile ilgili ilhi haberler her yerde alay ve kmseme uyandrd.
yle derler. Ne? lm, toz toprak ve kemik haline gehniken, canlandrlmak ne demek? Bize ve atalarmza, buna benzer bir vaadde evvelce bulunulmutu. Bunlar olsa olsa insanlar artan eski hikyelerdir. (Mu'minun, 84-85X 82-83) Kafirler, Hayret edilecek bir ey! Ne? lm, toz toprak olmuken mi? Dorusu uzun bir yoldan bir dn bu! diyorlar. (Kaf, 2-3) Kfirler, -Hey! Size. lp tmyle paralara aynldk73

tan sonra yeniden yaratlacamza dair garanti verecek garip bir kii gsterelim mi?' diyorlar. (Sebe, 7) phesiz, mrik Bedeviler'de, uzun bir yaamP), yle uzun ki sonu yok (yani, ebed varolu) anlamndaki bir kelimeyi, huldu, biliyor ve hayli kullanyorlard, fakat onlarn o ok gereki kafalarnn hemen yanlarndaki mevcudiyet ufkunu amas olanakszd; baka trl syler, sek, huld bu dnya ile ilgili birejr olsa gerekti. slmevveli iirde ok sz edilen ve hi phesiz slm'n douundan hemen nce mrik Araplar arasnda en ciddi insan sorunlarndan birini tekil eden, ebediyet, ilk plnda bu dnyada ebedi bir hayat demekti. Onlardan kalan edebi eserlere yle bir bakacak olursak, tm bu dnya yaamna lmszlk verecek birey bulunamad takdirde, neticede, tepe tepe ylan tm hazinelerin ve icra edilen tm ilerin mnsz ve beyhude olacann farknda olduklarn gsteren ok sayda rnekle karlayoruz. Bu mihverde bir lmszlk kriterini, muhridi (ebediletiren) her yerd-e aradlar. Ama emekleri boa gitti, tabii. Kur'n, di gsteren bir alay ile servet yp, sanki o kendiini ebediletirecek imi gibi onu sayp duranlardan bahis aar (Hmeze, 1-3) ve air El-Aa Sakn ha, sakn zan.
<(1) Tam sylemek gerekirse, bu uzun yaamn uzunluu, durumdan duruma deien greceli bir grle ele alnmaktadr. rnein. Cahili air bid b. El-Abras'tan (Divan, ya. ve tere. Ch. Lyall (Leiden, 1931), iir XLVII, m. 9) alman aadaki dizede ayn fiil, halda, arka arkaya iki kez kullanlmtr. Birinci halde anlam, bakalarndan daha fazla yaamak, -bakalar ldkten sonra hayatta kalmak, ikincide ise ebediyen yaamak tr. Fe haledt ba' dehm we-lestu bi-hald Fe-el-dehr zu giyar! wedhu elwan te onlar ld ben ise varm (yani, onlar ldkten sonra) Ama ben de ebediyen yaayamam nk zaman bir kararda durmuyor ki!

netme ki zenginlik sahibini lmden za klar. demektedir. Cahiliye edebiyatnda, zenginliin yeryznn en nemli eyi, ebedi klanm ta kendisi olduu temasn kadnlarn, zellikle zevcelerin, temsil edii, dier yandan, erkeklerin byle zelil ve ahmaka bir fikri, ahlki kerem eliaklk ilkesine aykrl yznden hor grp kaale almay, dikkati eken ilgin bir noktadr. Mehur air EI.Muhabbel'in kans, msriflii sebebi ile, kocasna atarak nne el-Sar huwe el-huld weinne el mar yukribu yewmehu el-adem phesiz zenginlik ebedi hayattr ve yoksulluk insann gnlerini ksaltr, folumu yaklatrr.) der. air, buna yle karlk verir: nne we-ceddihi m tuhalidduni mi'at yetini fa'uha udir. Tyleri rzgrda dalga dalga Yz besili deve bile, te yemin, ebediyen yaatamaz kimseyi. (2) Ayrca bir ciheti belirtmenin nemi var: Bu dnyada ebediyet bulmann kesin imknszl bir yandan putperest, ligin dt kmaz iken, te yandan da, slm'n ykseli yoluna kt balang noktas idi. Hakikaten, Cahiliye ve slm, insan hayatnn fanilii konusunda ittifak halindedirler. Hayatn zde bo olduu bilincinden doan ktmserlik slm-ncesi iirde de, lh Kitap'ta da vardr. Her Kur'n okuyucusu, bunun duraksz bir biimde tekrarlanan bir tema olduunu bilir. Bu dnya hayat ancak bir oyun ve elencedir. (Fetih, 38/36) Bilin ki bu dnya hayat bir oyun ve vakit geirmeden, bir gsteri ve bbrlenmeden, zrriyet ve servet yarmasndan baka hibirey deildir. Btn bunlar, seb. zelerin yamurdan sonraki bymesi gibidir, ki kfiri sevindirir sonra canll yok olur, saranp soluunu grrsnz; bilahare, p olur. te byle, bu dnyann hayat bir d sevincidir. (Hadid, 19-20/20)
<2) Mufaddal Mufaddaliye, (Kahire. 1942), iir XXI, 36-37.

75

Dnya hayat konusundaki bu ktmser anlay, kendi iinde, onu airlerin ifade ettiinden ayrdetmemize yarayacak hibir nitelie sahip deil gibi grnmektedir. Tm slm-ncesi iirin mezhebinde kopko3~u bir ktmserlik izgisi mevcuttur. Bunun, Cahiliye edebiyatnn doal asli halet-i ruhiyesi olduu sylenebilir. Byk slm-ncesi airlerinin eserleri biteviye insan hayatnn boluuna kar duyulan hsran anlatan feryatlarla n n ter. rnein, Abid b. el-Abra yle seslenmektedir: Tandm insanlan dndm Canayakn Malhub ahalisini Hznle doldu kalbim, onlar iin zldm, Teessrm beni at. Hatralar canlandka, gzyalarn, Kf tutan birisinin Ekili tohumunu Sulayan bir ark gibi Szld yanamdan, dinmek bilmeden. Ah, neydi o adrlar, Misk kokan blmeleri, Az m dinledim, kinin tesiriyle Kalnlam o sesi arkc kadnlar. Kendisine elik eden Bkk sopann ki ucu arasna Gerilmi tellerden karlan fesleri. Ve yalnz da deildim, Yanmda pek ok asil insan mevcuttu. Onlar ki yaptklar sevabn Hesabn tutmazlar, Vazifeli sayarlard nefislerini. imdi btan bunlar kayp Bana kalan, yas tutmak.
76

Ama ber midi gerek olan Kim gelrti ki dnyaya? nsann uzun mr iddete talebini grrsn. Neticesi ne ki yle hayatn? Ac ve zdrap yk deil mi? (3) Divan'n ilk iirinde, ayn yal air, genlik gnleri, nin getii yerleri imdi brm olan terkedilmiliin ayrntl bir imajn verdikten sonra, netice olarak tm dnyevi eylerin beyhudelii sonucunu karmakta( 4 ) ve szlerini: Gzel olan herey elden kar, ganimet toplayanlar ganimet olur. (m. 14) diye bitirmektedir. nsan yaadka nefsin aldatr: hayat uzadka bela oalr. (m. 24) Grlyor ki, hayatn bsyhudeliinin, boluk ve faniliinin kabulnde, slm ve Cahili ye ack bir tarzda, ortak zemin zerinde durmaktadrlar. Ama'her ikisinin bun. dan kardklar netice birbirinden kutuplarca uzaktr. Zira Cahiliye'nin, mevcut varlk sahnesi dndaki herhangi bir konuda bilgisi ne vard, ve ne de olurdu; slm ise tam anlam ile gelecek hayata duyulan ateli bir inan zerine bina edilmi bir din idi. Muhammed'in (a.s.) mesa j mm dayanak noktas, kat'i surette burann sonrasnda bulunmaktadr. Bir kere de, gelecek dnyann mevcudiyetini onaylam ve ona iman etmi isek, artk, huld, ebediyet araynda uradmz baarszln bizi kahrn derinliklerine itelemesi gerekmez. te bu suretle, Cahiliye insan iin ylesine korkun, zm olanaksz bir sorun arzeden huld, glk ekilmeden, varolu ufkunun tesinde bulunan bir sahaya kaydrlm oluyordu. Yo, yo, siz bu dnya hayatm tercih etmektesiniz. Oy. sa, bundan sonraki lem ok daha stn ve ebedi. (Gaiye, 16-17)
(3) Abid b. el-Abra. IX. 31. (4) Ayni eser, s. 19.
77

slm retisine gre, bu dnya geici ve beyhudedir, bu nedenle de ona gven duyulmamaktadr; eer hakikaten lmszlk ve ebed saadet arzu ediliyorsa, teki-hayat ilkesi hayatn ta temeli klnmak zorundadr. Cahiliye ise, bu dnyada hereyin bo olup, onun tesinde de hicbireyin mevcut olmadn, dolaysyla kiinin u fani hayatnn mmkn olduu derecede tadn karmas gerektiini vaaz eder. Zevk dknl, Cahiliye'nin dnyev zihniyetli insanlan iin, karlabilecek yegne sonutur. Maruf Tarafa Destan'ndan alman aadaki iki msra, onlarn bu dnyada huld bulmann imknsz olduunun bilincinde olular ile zevk sefa prensibi arasndaki ilikiyi hereyden daha iyi taya koymaktadrEy sen savatm ve zevk peinde kotuum in beni knayan, Ebedi klabilir misin (muhlid) peki mevcudiyetimi? Eh, beni lmden kurtaramayacana gere Bari brak her ne servet var ise elimde Onunla bir sed ekeyim nne. (5) slm-ncesi iir, bedeni keyif ve haz trkleri ile doludur. Destan'm bir baka blmnde (46-51), Tarafa der ki: Beni toplulukta ara, mutlak oradaym. Meyhanelerde ara, mutlak oradaym. Bana sabah erken gel, Sana tepeleme bir kadeh mey sunaym (5) Tarafa. Muallaka, m. 56-57, Yedi Muallakat'tan, ya. Aug. Arnold (Leipzig, 1850).
78

Siz bu dnyann tkenen gzelliklerini arzu ediyor, sunuz. Allah ise, (sizin iin) buradan sonrasn arzu ediyor. (Enfal, 68/67) Servet ve zrriyet bu dnyada ssten baka birey deildir. Ebediyen kalc olan gzel iler, Rabbiniz indinde mkfat bakmndan, sizin de midvar olmanz bakmndan daha iyidir. (Kehf, 44/46)

stemezsen imezsin, yeter ki keyfin yerinde olsun. Benim aziz dostlanm yldzlara benzerler. Gentirler, Ve her akam vakti arkc bir kz gelir. Giydii, izgili ve mor Gs epey aktr, teni yumuak Dostlanm el uzatr, okar perler. N'olur bize ark syle deriz ve balar. Cazip bedenini fazla kvrmadan, tatl derin bir sesle.' Yukardaki blm, Cahiliye erkekleri iin en yksek bir zevk kayna olan, arap ime ade^i ile alkaldr. Dem bu demdir- ilkesinin Cahili yaamnn ahlk yan zerinde ne dere eye kadar aktif bir tesir icra ettiini hibir ey daha iyi gsteremez. Onlar iin arap, talihin, stn hediyelerinden biriydi. Cahiliye erkeklerinin ekseriyeti arap dkn idi. Srekli ierlerdi, huydu bu onlarda. Hatt onlar, istedikleri gibi arap imekle hem vnr hem de gurur duyarlard. nk bu, cmert bir tabiatn amaz delili addedilirdi ve cmertlik putperestlik anda Araplarca en li biimde dllendirilen ahsi faziletlerden biri idi. Ben, hayat boyu araptan kmayan bir kerim (asil yaratll) kiiyim. Yann lrsek, anlarsn hangimizin da^ ha fazla susam olduunu (6) araba giden paralar yznden kendilerini mahvedenlerin says kabankt. Abid'in, iirlerinin birinde (VIII, 3> dedii gibi, Fiyatlar yksek, tacirlerin kazanc da muazzamd. Bir baka iirinde de: Aykken, yllanm gzel kokulu arab,n Fiyatn ykseltiriz. Ve zevkini aldmz zaman Sarho olduumuz zaman (6) Tarafa, m. 63. 7

Hesabn tutmayz Heder olan servetin.-D. Mslman olduktan sonra lmeye mr vefa eden bir dier hretli Cahiliye airi, Lebid b. Rabie de, genlik gn. lerinde arap imenin verdii zevki terennm edip durmu idi. te byk Destan'mdan bir bolm. Gz ans Newar'a hitap ediyor Ah, bilmezsin, bilemezsin ne neeli geceler geirdiimi Muhabbet dolu topluluklarda, Nasl peinden kotuumu arabn o pahal vaktinde Satan tacire. Ne yksek fiyat verip aldm Eski siyah gn iinde Yahut bazan damgasn knp atm Testilerde. Ne zevk verir bana bilir misin Erken zaman gnn Kollarmda gzel parmaklan Tamburun tellerini okayan bir kadn varken mek arab. Ka kereler horozdan evvel kalktm. Niin? Bir o zaman km almak Bir de herkesle uyandklarnda birlikte imek iin( 8 ). Kendisine sk sk atfta bulunmu olduumuz Tarafa, bu tip insann temsilcisidir. Destan'mn 53-54'nc msralarnda, btn zevklerine son veren talihsizlii tasvir eder: te byle srp gitti arap lemi, Hayatn zevkini tadarken Ne varsa kazantan yahut atadan Hepsi gitti; sattm, savdm, harcadm.
(7) Abid b. el-Abras, 17-18. (8) Lebid, Muallaka, m. 57-61, Yedi Muallaka'dau.
80

v"e nihayet btn kabile beni terketti. Geride kaldm, yal ve zavall deve misali. Eski bir habere (hadis) gre, maruf air El-Aa Mslman olmaya kararl olarak Muhammed le (a.s.) grmek zere yola kar. Yolda, mriklerden bir dostu kendisi ile karlar ve mes'elenin ne olduunu sorar. air ona, slmiyet'i kabul iin Peygamber'e (a.s.) gitmekte olduunu syler. Arkada, Ama, der, Muhammed zinay yasak etti. air, bunun kendisi iin ehemmiyetsiz olduunu syler. Ancak, Ama biliyor musun ki Muhammed arab da yasaklad? szn duyunca, A, bak ite bu kolay brakabileceim bir ey deil. O zaman ben ger dneyim, bir yl adamakD iip ondan sonra kabul edeyim Mslmanl. Bylece geri dner ve o sene lr, Peygamber'i de hi gremez (9). Peygamber ite byle dncesiz bir nesil iinde, gelecek hayat ve niha mahkeme ile ilgili yeni inan tebli etti. evresinde hoppalk, dnyevilik ve zevk peinde koma dnda hibirey yoktu. Onlar yalnzca bu dnyann zevklerinin peinde koraaktalar. Oysa, istikbaldeki hayatla kyaslaynca, bu dnyadaki tm hayat geici bir elenceden baka hibirey deil. (Ra'd, 26) -Bu dnya hayat, bir oyun ve vakit geirmeden baka hitir. Muhakkak bundan sonra kalnacak yer, Allah'tan korkanlar iin ok daha iyidir. zan yok mu sizde? (En*am, 32) Bu dnya hayatnn tm ile kafdrnu olduu inansz ve hoppa nesil'iin, tam tersine, dindir oyun ve elence olan. (VI, 69/70, VII, 49/51). Kur'n asndan Cahiliye'nin halet-i ruhiyesini belirleyen zellik, takn bir nee ve dinin ciddi mes'elelerine tamam ile kaytszlktr. imdi glen, akalaan ve oyun oynayan bu dncesiz insanlara, Allah'n Elisi, Cehennem'in yaklamakta olan eza ve cefalarndan haber getirir. O Korkun Yarg G9) bn Ishak. I, 256.
81

n tehdit edici bir yaknlkta bulunmaktadr ve o gn. inanszlara, yeryzndeki dncesizlikleri pahalya mal olacaktr.
O gn, inanmam olanlar (KFR) (Cehennem'deki) atee tutulacaklar: Elinizdeki gzel eyleri dnya zevkleri iin arur ettiniz. imdi ise alcalin. Dnyada haksz yere bbrlendiniz, arlklar yaptnz. (Ahkf, 19/20)

Hal bu iken, Kur'an'n bak asna gre, kiinin ha yattaki temel tavr, slm-ncesi Araplar arasndaki, bira* evvel bahsini ettiimiz trden kendini brakma eklindeki keyfe dknlk deil, Son Gnn yaklam ok iyi bilmekten doan mutlak samimiyettir. Allah korkusu, Yar g Gnnn Hkimi nnde duyulan sayg dolu huu,, dindar insann tm davrannn belirleyici saik durumunda olmal, brakn onu, insan varlnn tmn karara balamaldr. Buradaki anahtar szck, TAKV'dr. Bir insann gerekten asil (kerim) yap ve ahsiyette oluunun kant, dnyevi mes'elelerde cesaret cihetinde aranmamaldr. Hakik kerim, elindeki btn varl;, aklna estike ve dnmeksizin heder etmeye cesaret eden kii deildir. Hakiki kerim, o korkun felketin yaklaan gnn her daim aklnda tutarak byk ahlki drstlk iinde hayatn idame ettiren kiidir. Kur'n'n, en mhim yetlerinin birinde, kerim kelimesini, Allah'tan samimiyetle korkma anlamndaki TAKVA kavram ile tanmlay son derece ehemmiyetlidir.
phesiz'Allah indinde sizin en stn olannz (ek-, rem, kerim'in kyasen en stn ekli), Allah'tan en fazla korkanmzdr. (etk, 'Allah'tan korkan* anlamndaki t. ki'nin kyasen en stn biimi). Allah her eyi bilir. Her eyden haberdardr. (Hucurat, 13)

Bu, yani kadim bir ahlk szc anlam olarak yeniden ele alma teebbsnn devrimsel niteliini fazla vurgulamaya hacet yoktur. Kerim kelimesi, daha Cahiliye gnlerinde, en yksek deer-ierikli kelimelerden biri idi. Anlam da ana hatlar ile, doutan asalet ile eliaklk idi.
82

Yalnz u var ki, slm'dan evvel hi kimse, asaleti, Allah korkusu ile tanmlamay dnemezdi. Pek tabiidir ki, bu durumdaki korku hissinin, ceza. landnlma korkusundan ok daha fazla eyler ima ettii akldan karlmamak gerekir. Seneler evvel Tor Andrae' nin(10) iaret ettii gibi. Karar Gn'nn Sahibi Allah'tan korkmann o derin dini ve ahlki kymeti o korkunun yegne tesirinin bir mminin zihninde hayatn byk ehemmiyetinden yana apak bir bilin oluturmak sureti ile, onu ahlaken drst olmaya ve sorumluluk tamaya tevik etmek oluuna baldr. Her daim, u an lahi Yarg'n nnde, byk hesaplama gn Allah'n yarg makam huzurunda bulunuyormuasna hareket et, ite bu, geliiminin en ilk devresinde slm'n koyduu ana hal ve hareket kaidelerinin (u) birincisi idi. Lkin gelecek dnyaya hibir iman beslenmiyor iken btn bunlar tamam ile olanaksz ve sama olurdu. Allah korkusu, ancak, Al. lah'n, 'Hkm Gn'nn Hkimi' olarak temsil olunduu bir tektannh inana istinaden bir ahlk kaidesi halini ala. bilir.

(10) Tor Andrae, Muhammed, Yaam ve inan (Gttingen, 1932), III. Blm. (11) Bu anlamda Takva, Kur'an sonras devrede ilk sufilerin ana temasdr. Hasan el-Basri, bu tutumun en mmeyyiz misallerinden birini tekil eder. Ayrnt iin bkz. H. Ritter, islm'da Zabitliin Tarihi zerine ncelemeler, I, slam, XXI (1933), l-a**83

IV. KAVMYET DAYANIMA RUHU

Dikkatimizi bundan sonraki blmde kavmiyetilik sorununa ynelteceiz. slm-ncesi Arabistan'da sosyal yapnn z olarak kavmiyeti olduu, allagelmi szlerdendir. Arabistan konusunu ilemi olan eitli yazarlar, putperest ahlknn candanlarnn kavmin tm mensuplar arasnda mevcut olan dayanma duygusu olduuna sk sk iaret etmilerdir. Kavim yahut onun altbl kabile, slm-ncesi Araplar iin sadece sosyal yaayn tek birimi ve temeli deildi, ayn zamanda ilk ve en mhim planda, gerek bireysel, gerek umuma has ve hayatn tm. ne yaygnlatnlabilecek bir kalbn ortaya kmasna vesile olan en yce davran ilkesini de temsil etmekte idi. Kavim anlay hi phesiz, Arap cemiyetinin, zerine bina edilmi olduu tm ana ahlki fikirlerin menba idi. Kan ba yolu ile yaknla, dnyadaki herhangibir dier eyden daha fazla sayg duymak ve kavmin an iin eylemde bulunmak, herkesin zerinde ittifak ettii, her kiiye, yani, grubun hef ferdine farz klnm kutsi bir grev idi. Bu kavmiyeti ballk hissinin o derin, akl d doa. sim, hibirey, Nicholson'dan naklen aldmz C) Dreyd b. el-imme'nin u msra kadar gzel ve kat'i biimde ifade edemez: Ben Gazziye'liyim. Eer o yolunu arr ise, ben de arrm yolumu. Ve ayet Gazziyo doruya ynelirse, onunla birlikte ben de ynelirim. Bu sz, kavmiyeti dayanmann putperest Arab'n eylemlerini nasl dikte eV tiini, onun, nasl doru da olsa yanl da olsa. kavmiyeti.
(1) Nicholson, s. 83. 84

ligin o amaz zorunluluuna boyun ediini hayreti mucip bir tarzda anlatmaktadr. R. Dozy'nin belirttii gibi(2), bir Arab'n karde kavim mensuplan iin hissettii, ad asabiye olan, bu snrsz ve sarslmaz ballk, mensubu olarak doduu ve mensubu olarak lecei topluluun menfaat, refah, an ve erefine olan bu mutlak adan bizdeki milliyetilik duygusuna, ki herhalde ateli bir Bedevi'ye an souk gelirdi hi mi hi benzemez, iddetli ve mthi bir ihtirastr. Ayn zamanda da, tm grevlerin en ilki ve en kutsisidir; ln gerek dinidir o. Bu son ifadede biraz abartma olsa da, asabiyenin, ilkel ok ilahlk seviyesini asla amam olan, ve Muhammed (a.s.) zamannda da iyice bozularak salt bycle benzemek temayl gsteren l dininden, kyas kabul etmez biimde daha gl, ve daha ziyade nfuzu olduu dorudur. Tabii ki, pratikte, her dier davran kaidesi gibi bu kavmiyeti dayanma kural da baz zaman ineniyordu. Zaman zaman lde dahi, bireysellikleri, her daim kavim davasna sadk kalmay imknsz klacak derecede gl ahsiyetler ortaya kmaktayd. Bu tr bir ahs, doal olarak .ieride ve danda, lsz eylemleri ile bela kartmak eiliminde oluyordu ve hatt, kavim kardelerini en kanl kavgaya itebilmekteydi. nk purperestlik gnlerinde bir adamn tm kavim yahut kabilesi, onun kaba davranlarnn sorumluluunu stlenmek mecburiyetindeydi. Byle bir durumda, kavim iin, onunla ilgili tm sorumluluklardan kamann yegane yolu, kendisinin resmen kavimdalktan reddolunarak, kanunsuz (hli) iln olunduunu bildirmekti. Tm bu ilem, teberru (3) ad ile
(2) ispanya Mslmanlar Tarihi, 2'nci bas., ya E. Levi-Provencal (Leiden, 1932). I, 7. (3) Teberraa fiilinden, ki kiinin kendisini bir ahstan ya da eyden beri klmas demektir. Beri ise. arzu olunmayan bir eyden tm ile mstakil, onunla ilgisi yok. anlamndadr. Putperest kavmiyeti yaantya o denli has olan bu kadim szcn, bilahare slmi ada, ilahiyatta, Mslman ce85

biliniyordu. Bu tr, kimi hayli sefil, sefih ve rezil, ama bazlar da kayda deer an ve hret sahibi, zgrlk ruhunun hakiki bir timsali, evsiz-barksz, a'lik (u'luk'un oulu) ad ile maruf, kanun kaa, Cahiliye zamannda llerde gezinmie benzemektedir. te bu tr serserilik ile ilgili bir name, kendisi de Arap kanun kaaklar (a'lik) tarihinin en nde gelen simalarndan biri olan Urwe b. Werd el-Ebsi'den bir iir-. Urwe bu mehur iirde, benim imdi bahsini ettiim iki tip a'liki tasvir ediyor: Tanr belsn versin gece vakti Mezbahada kemik arayan yoksul serserinin Akam vakti bitik olur, sabahn hl uykulu stnden toz silkeler kalkarken, Ama gerek u'lk o ki yz Karanl delen bir yldz gibi parlak, evreye hkim, hasmlara korku salar; adrlarda ona lanet okurlar, ansszla okur gibi. Ondan uzak oturan bile. Gevemez hibir vakit Bakarsn gelir diye, sevdiini gzleyen Bir aile misali Gzlerler yollarn (4). airlerin dediine baklacak olursa, bu deneyimlerin, Araplara akl rettii bile az vaki deildi. airlerden bin, sk sk, evrede dolaan bir yabancnn (nazih) yakn dosta dntn, en yakn akrabann da alkasnn kesilerek bir yabanc olduunu sylyor. (5)
maatinden atlmaya benzer bir mans olan teknik bir terime dntrlm olduunu gzlemleyebilmemiz, son derece alka ekicidir. slm'daki ilk ilhiyatlar olan Hawaric (Hariciler), bu nosyonu byk lde suistimal etmiler ve kendilerini Mslmanlarn ounluundan mstakil iln etmiler, yani onlan kfir iln~ etmilerdir. (4) Ebu Tammam'n Hameset'inde, erh: el-Hatib el-Tibrizi (Bu lak, A. H. 1296), I. 219-220. (5) Ebid b. el-Abras, I, 22.
86

Ama tmden baktmzda, bu durumlarn tm kuraldjl yanstyor, ve muhakkak kk bir aznlk tekil ediyor idi. l artlarnda beklenilebilecei gibi, bu evsiz barksz kaaklarn yaam her zaman hasm elinde yahut doal nedenlerle lmn eiinde bulunuyordu. nk hemen herkes bilir ki, ln iklim ve sosyal koullarnda ayakta kalmak iin verilen amansz savata, ileri derecede bir dayanma olmakszn, baanl olma midi hayli zayftr. Bir airete resmen kabul edilen ve netice olarak kanun kaaklarndan ok daha iyi bir pozisyonda bulunan yabanclar bile ekseriya sadece yabanc olmalar yznden zorluk ekiyorlard. Airetin bu ekilde edindii mensuba, zanim ad verilirdi. Bu konuda son derece nemli olan husus, bu kelimenin, zamanla, dk, soysuz ve karaktersiz eklinde ikinci bir anlama sahip oluudur. O kadar ki, Kur'n'da bu kelimenin getii bir blm (Kalem, 10-13) konusunda bn shak, Allah'n hi kimsenin eceresini karalamayacan ifade ederek, zanimin burada soyu bozuk bir ahs (li-ayb fi nesebini) anlamnda deil, asli mnsnda, yani bir kabileye sonradan girmi birisi mnsnda kullanlm olduu eklinde bir iarette bulunmaya kendini zorunlu hissetmitir. Putperest bir air olarak El-Hatim El-Tamimi, zanmin airete yararsz, gereksiz bir ilve olduunu ve kendi kanndan yaknlar dururken bu tr bir ilave iin tercihte bulunmaya cret eden herhangi birinin muhakkak knanma ile karlanacan sylemitir. Bu yzdendir ki, Medine airetlerinden, hararetle Muhammed (a.s.)in taraftan olanlar kar kamptan ineleyici ayplamalarla karlamlardr. Bu tahkir duygusu, Esma b. Mervan'n aadaki msralarnda gerek bir anlatm bulmutur: Ah nasl nefret ediyorum sizden Biliyor musunuz, ey Ews aireti ve Hazrec oullan Uzanzdan gelen yabancya uydunuz Ne Murad'ldr o adam, ne de Medlic'li! C)
(6) bn shak, n, 995.

Grlr ki Cahiliyenin sosyal yaps, zde kavmiyeti idi. yle ki; kavmin lks insan mevcudiyetinin alfas ve omegas- olmakt. Kan yoluyla yaknlk ba, kan ilikilerinin ok mhim oluu zerine bina edilmi olan ve bir kiinin hakl ya da haksz olsunlar kavimdalanndan yana olmasn zorunlu klan o yakc haysiyet duygusu, kiinin kendi kavmine olan sevgisi, bakalarna dil uzatma; ite bunlar Cahiliye insanlarnn kiisel deerleri lmekte kullandklar nihai kriterlerdir. Putperestlik devrinde, kavmiyetilii aan bir iyi ls hi yok gibi gzkmektedir. Muhamned (a.s.)n dini hareketini tam olarak deer, lendirebilmek asndan onun, dini ban kan bandan mutlak stnln ite byle bir durumda ilan etmi olduuun farknda olmak son derece nemlidir. Onunki, hakikaten tek ve yegne tanrya olan ortak inanca dayal olarak, mensuplan, Profesr Gustave Von Grunebaum'un ifade ettii gibi, kandan ziyade inan ile birbirlerine bal olan tm ile yeni bir toplum tesis etmek cretkr bir teebbst. Von Grunebaum'a gre(7), insanlan slm'a cezbetmede en etkin faktr, Muhammed (a.s.)'n mesajnn ierdii dini gereklerden maada, yepyeni bir sosyo-politik birlik iin bir kristalleme noktas grevini grebilmesi idi. Ancak, bir kristalleme merkezi olarak ilevini grmeye balamadan evvel stesinden gelmek zorunda olduu byk glkler mevcuttu. Peygamberin amansz hasm Eb Cehl'in bir defasnda onu, herkesten ziyade kan ban mahveden ve rezalete yol aan kii diye anlatt sylenir. Kurey'in Mekke'deki airet ozan el-Haris b. Hiam ise; Bedr savandan sonra,, Muhammed (a.s.)a ve Mslmanlara kar savarken ldrlenleri verek yle demitir:
(7) G. E. Von Grunebaumf islm, Bir Kltr Geleneinin Doas ve Geliimi zerine Denemeler, l'nci Amerikan bas. (New York, 1961), s. 31.
88

Asil savalar olarak ld onlar. Satmadlar aireti, Ne dost ve akraba olmayan Yabancya. Ama siz ne yaptnz? Gassn' dost edinip bizi sattnz. (Kurey'i) Rezalet bu! Hyanet bu; apak crm, akrabalk bann sona erii Biraz akl olan herkes Anlar bu zulm! (a) Enteresan olan nokta Muhammed (a.s.)n da (siyas adan Mekke ehir toplumunda dahi ve zellikle nebilik faaliyetinin ilk yllarnda kavmi tesandn varlndan az fayda temin etmemi olduudur. Zira Profesr Montgomery' Watt'mC) iaret ettii gibi hereyden daha ok, kendisini korumaya her an hazr olan Kurey'in gl kolu Beni Him'in gsterdii asabiyetin gc iledir ki Muhammed (a.s.), Kurey'in nde gelen evrelerinin burundan solumalarna kar, Mekke'deki vaazlarna devam edebilmitir. zerinde tartma olmayan habere gre, Peygamber (a.s.) doutan Mekke'nin bu anl ailesine aitti ve Him'in torunlarndan biri bulunuyordu. Ama yine de Muhammed (a.s.) kavmi tesand ilkesini lavedip onun yerine ilahi nizamn yeryzndeki bir tezahr olarak, tm ile kurallara balanm yeni bir toplum dzenini mmkn klacak tektannl inan ikame etmek iin cretkr bir atlmda bulundu. Muhakkak ki bu devrim nk devrimedir hakikaten, her ne kadar zaman ilerledike inan ba yaknl daha ziyade siyasi bir maske almaya baladysa da balangcnda safi bir dini saik neticesiydi.
(8) bn Ishak. I, 519. (9) W. Montgomery Watt, Mekke'deki 1953), s. 18.

Muhamned

(Oxford,

89

Bu byle. Bir de slm, toplumun tm mensuplar arasnda inanca dayal yeni bir tr kardelii temin etmi ve bundan byle bu kardeliin kan bandan daha yakn ve daha gl olarak dnlmesi gerektiini bildirmitir. Yapmakta olduumuz alma asndan, kadim asabiye kaidesini fesih saikinin kkeninde, netice olarak, kyamet hdisesini ieren o korku dolu dnn bulunabilecei, belirtilmesi mhim olan bir husustur. nk o gn, bu gn o denli deer atfedilen tm kanbalan, tamamiyle anlamsz ve yararsz hale gelecektir. Ama (yargnn balangcn haber veren) boru sesi iitildiinde, kiinin kardeinden, annesinden, babasndan, einden ve evlatlarndan kaaca o gn, hi kimsenin kimse ile ilgilenecek hali olmayacak. (Abese, 133-37) Allah'a ve kyamet gnne inananlar arasnda, Allah'a ve elisine kar gelen herhangi birisine, o onlarn babas, evlad, kardei yahut kavimda da olsa, sevgi du. yan hi kimse gremezsin. (Mcadile, 22). imdi putperestler iin, onlar kanca ok yakn olsalar dahi, varacaklar yerin Cehennem olduu iyice aklandktan sonra, affedilmeleri iin yalvarmak, Peygamber'e de dier mminlere de dmez. brahim babas iin yalvard, ama bir sz vermiti de onu yerine getirmek iindi. O yzden babasnn Allah'n dman olduunu iyice grd zaman, onun tutumlar ile hi bir alkas olmadn beyan etti.(10) (Tevbe, 114-115/113-114) Ahlki bakmdan bu, bireycilik ilkesinin ilnndan baka birey deildir. Kyamet gn, insanlar Rabb'lerine tek balanna getirilirler. Herkes kendi ykn tamak zorundadr. Bu da, Emr b. beyd'in dedii gibi lm annda balar: Kork uttaki) Allah'tan; nk yalnz leceksin, yalnz bana vereceksin hesab. Mezarndan tek bana kal(10) Teberraa minh. Teberru kavram bu blmde daha nce izah edilmiti. (Baknz: 3 nolu not.)

kaaksn ve imdi evrende olanlarn hibiri Rabb'inin huzurunda sana faydal olamayacak.(") Ancak, yeni ilke, tek darbede doal akrabalk bana dayaL kavmi ahlk lsn yerinden oynatamazd ve yllan n getirdii kavim kavgalar slmi alar boyunca da uzunca bir sre devam etti. Medine'deki rakip Ews ve Hazree airetlerinin Peygamber (a.s.) nderliinde, inan nedeni ile dost ve karde olduktan sonra, nasl pamuk ipliine bal bir tr beraberlik halinde yaadklarn grm bulunuyoruz. Muhammed (a.s. )'in Medine'ye hicretinden sonra slm' kabul eden hretli meczub Eb Kays'n da hl kavimcilik ruhu ile yle dediini duyarz: Koparmaym oullarm akrabalk ban, Akllan kt da olsa, Cmertlik edin kendilerine.(") Kavmi yandalk duygusu, bir insann kavimdalanna kar olan eylemlerini, kavimdalan onun hasmnn bayra altna girdikleri vakit bile denetlemek eilimi gstermekteydi ki, bu olgu Arabistan'da slm'n kndan son. ra pek sk vaki olmutur. Habe kral nezdinde snma aramak zere Mekke'den hicret etmi olan Peygamber (a.s.) taraftarlann kastederek ve bu heriflerin hepsini kknden temizlemek iin, cebri tedbirlere bavuracak olan kzgm bir dostu teskin amac ile muttaki bir ahs; sakn byle bir ey yapma. imdi kar tarafta olsalar da onlar bizim kandalanmzdr. der. P) Uhud savann olduu gn, mslman sorumlu olan Ali ile, putperestlerin armasn tayan Sa'd teke tek dtler ve Ali, Sa'd' darbe ile yere drd. Lkin ona
(11) Emr b. beyd, Wsil, b. Ata ile beraber Mu'tezile'nin ilkelerini tesbit eden hretli bir Mu'tezili. Bu sz, Halife EbuMansr'u uyarrken syledii rivayet edilir Bkz. erif ElMurtaza. Amali (Kahire-1954), I, 175. ( 12) bn shak: I, 347. ( 13) Ayn eser: I, 220. tfl

ldrc darbeyi vurmaktan kand. Daha sonra kendisine niye yle yapt sorulduu zaman; beni son anda kan ba halim kld (") diye cevap verdi. Bu nedenledir ki, Peygamber Medine'ye hicret ettii vakit nce, yeni ilan olunan ilkesi dorultusunda tm mminlerden oluan bir kabileler-st birlik meydana getir, meye alt ve (ta batan beri kendisi ile tm zorluklan paylam ve birlikte Mekke'den hicret etmi olan) Muhacirler ile (Medine'de yeni mslman olmu olan) Ensan'n, birbirlerini din kardei addetmeleri, ve bu karde. ligin kan beraberliine dayanan tm eski detler ile kaideleri kaldrmas gerektiini iln etti. Ne ekilde olursa olsun, kan ve soy bana baklmakszn mminler mminlerin, inanmayanlar da inanmayanlarn kardei olmal idi. yle olmazsa, lkede tamiri imknsz bir ahlki knt bagsterirdi. Btn bunlara karn, tabii ayn lde olmamakla beraber, onun gzleri nnde, putperestlik gnlerinde olduu gibi, kavim kavgalar srp gidiyordu ve zamanla anlald ki, baz tavizlerin verilmesi zaruri idi. Kur'n'daki Ahzab sresinin 6. yeti bu tr bir tvizin kayd olarak ele alnabilir: Peygamber, mminlere onlarn kendi nefislerinden daha yakndr ve onun eleri onlarn analardr. Ama, Allah'n kitabnda; aralannda kan ba olanlar, birbirlerine akraba olmayan mminlerden ve muhacirlerden daha yakndrlar. Lkin, dostlarnza kar yumuak kalplilikle davranmanz gerekir. Bu blmn anahtar, Allah'n kitab tbirinin anlamnda gizli gibi gzkmektedir. Mfessirler, bunun miras hakkna atf olduunda mutabktrlar. Eer bu yorum kabul edilirse, o zaman tm olarak bu blmn anlam az. ok una gelecektir: Kan ba ile bal bulunanlar birbirlerine, varis olabilme asndan, daha yakndrlar. Bu beyan da, doal olarak aralannda kan ba olsun yahut olmasn, tm mslmanlar arasndaki kardalk ilkesinin muti?}'
(14) Ayn eser: II, 547; tbn Him'a gre. 92

lna bir tahdit koyacaktr. Her halkrda, slm tarihinde, eski kavmiyeti menfaatlerin dini ilikileri bastrdm ok sk grmekteyiz. te taraftan, o gei dnemindeki Arabistan, tutucu kavimcilik ruhuna ters olan baz kayda deer nitelikler arzeder. Hemen hemen Peygamber zamanna rastgelen ak iaretler vard ki, bunlar kavim yahut airet tr beraberliim zayfladn ve belirli bir tr bireycilie doru artan bir temayln varln gstermekteydi. Profesr Watt,(") benim geen blmde biraz farkl bir adan yaklam olduum; huld (ahsi lmszlk) sorunu karsnda giderek vaki olan bilin ansnn; kendisinin kav. miyeti insancllk adn verdii olgunun hayati nemde dinsel g nitelii bakmndan zlmeye balaynn iareti olduunu belirtmitir. Bunun sebebi de, ona gre, bir ahsn hayatiyetinin bitii sorunu, netice olarak kavmin mevcudiyetinden ayr ve onun kart olarak bireyin nihai kaderi sorunudur. Profesr, kavimci ruhu zayflatan bir bireycilik artn ortaya karan eyin, belki de Mekke'deki ticaret artlan olduunu ne srmektedir. Bu ticaret mesleinde, parasal ve maddi menfaatin bireycilie yol amas ve mmkn gzken yeni bir toplum temeli olarak o g. nn sosyal hayat zerinde gl bir tesir icra etmeye balamas doald. (") Eer bu, grler geerli ise, kavimci insancllktan bireyci insanclla gei yoluyla dindar-siyasi bir cemiyetin ortaya kmasna yardma olan yeni hayat ideallerinin yeni bir an haberi olarak havada dolatn belki de rahatlkla syleyebiliriz. Verdiim; Cahiliyye'de kavmiyeti ruhun hayli uzun bir tasviri gibi gzkebir. Amacm, Islmi ahlk fikir, lerinin tipik niteliklerini tezat yolu ile ortaya koymaya elverili bir geri plan vermekti. Muhakkak ki, insanlar arasnda bir denge ve iyi bir nizamn muhafazasna giden mmkn tek birlik ilkesinin kavim ahlk olduu bir sos<15) Watt; s. 19 ve 25. <16) Ayn eser, s. 72.
93

yal rgde, tm asilne zellikler, kavmi oluturan bireylerde deil, kavmin kendisinde bulunur addedilmekteydi. Biz imdi ahlki erdemlerin bireyde bulunan ahsi vasflar olduunu dnmek alkanlndayz. Putperest Araplarda durum bu deildi. Onlar iin ahlki faziletler, daha ziyade babalardan ve atalardan miras kalm kymetli toplumsal varlklard. Bir kiinin eref yahut an (mecd) daima ona, kavini dahilinde bir miras olarak gelirdi. O da, o erefi incinmemi ve hatta byk lde artm olarak kendisinden sonra gelenlere aktarmasn gerektiren kutsi bir vazife ile vazifelendirilmi hissederdi kendisini. anmz bize atalardan mirastr. Biz de ite onu byle ykselttik. (") Byle bir sosyal dzende, ahsi deerlerin, hretlerini kendi kiisel aba ve yiitlikleriyle, yerleik bir aileden herhangi bir yardm almadan elde edenlerin bulunduu istisnai kategori hari, kiinin ait olduu kavmin asaletin, den ayr olarak dnlmesi imknszd. Bu tr kiiler Haric (") diye anlrd. Ama netice olarak, byle orijinal tipler son derece nadir ve ancak zaman zaman bagsteren olgulard. Normal halde, bir kiinin fevkaldeliinin yegne amaz berat asil soy idi. Bu, putperest iirin, niin o derecede, kiinin kendi kavminin atadan kalma faziletleri ile vnmesini tadn izah etmektedir. te onun iindir ki, Kurey'i verken Eb Talibf19) yle der: Eer herkesi deerlendireceksek, Siz bir prlanta misalisiniz. Asil sizin insanlarnz; hepsi mkemmel, Soyu-sopu ok anl, katksz hem. Kavmin debdebeli eylemleri sayg ile -azdan aza, atadan ogula nakledilir ve bu ekilde nesilden nesile akt?) air Muhabir b. Ebi Amr; bn shak'tan naklen. I, 96. (18) r. Bkz.: Mufaddaliye, 22, 11. (19) bn shak, I. 180.
94

tanlrken kartopu gibi giderek byr. Bu suretle oluan kavim hreti Haseb kelimesi ile ifade edilir ki. yaklak anlam ced eref i-C0) dir. Her soylu ailenin kendine gre, vnecek bir hasebi vardr. Haseb, bir kavmin deerinin ve mteakiben de her bir mensubunun ahsi fazlnn lld nihai arndr. Biraz farkl bir adan baktmzda, hasebin, kavimsel rgtl toplumda, ahlki davrann yegne rehberi olduu sylenebilir. Zira kavmin her bir ferdi, atalarnn brakt anl hasebde, bir en yk. sek mefkureler manzumesi, hayatn tm koullarnda tak. lid edilecek noksansz bir davran modeli grmektedir. Bu haseb, onun tm fiillerine hkim olmak temayl gsterdii gibi, dier ynden kendisinin tm fiillerinin doru mu, yanl m olduuna da hasebin salad alternatifsiz l ile hkmolunmaktadr. Bylelikle, onun iin haseb, yazl olmayan bir hukuk tekil eder konumdadr: O, o kavmin bir ferdi ki, atalar, Onlara bir hayat yolu izmitir. Her milletin kendine zg Geleneksel bir hayat tarz mevcuttur, Her milletin kendi taklit unsurlar. (") Bu tr tabir caizse kavim erefinin teki yz gibi bir hayat tarz yahut hukuk sistemi, snnet diye isimlen. dirilmekteydi. Eski Arabistan'da snnete niin o kadar byk bir sayg beslendiini, niin onda kutsal bir yan bile bulunduunu imdi anlamaktayz. Birok olay, hasebe duyulan bu garip tutkunun, slm'n daha sonraki senelerinde dahi hemen hemen azalmayan bir iddetle varln srdrdn gstermektedir. Bu olaylarn belki de en ilgin olan, Abbasilerin ilk zamanlannda u'biye'nin ortaya kdr. Burada eski kavim ztlamasnn, slm topluluu ierisindeki Araplar
(20) Mufaddaliye, 25, 3'te haseb kavramnn yapsn gsteren iyi bir rnek vardr. (21) Icbid, Muallaka, m. 81. 95

ile Arap olmayanlarn byk aptaki muhalefetine dn, mu olduunu grmekteyiz. u' biye; rk, millet ve soy fark gzetmeksizin tm mslmanlann eit olduunu sayunanlarn balatt bir hareketti. bn Abd-r-Rebi'nin eseri olan kd El-Farid'e gre bu kiilerin kanaatleri u merkezdeydi: Peygamber (a.s.) mslmanlann cedleri ile vnmelerini yasaklad; ama yine de Araplar, asil soylar ile vnmekte ve Arap olmayanlara, Cahiliye'nin tipik tepeden bak ile nazar etmekteler. Ama i buna kalacakla, biz, hakikatte bizlerin bbrlenmesi iin daha iyi nedenler bulunduunu mantken ve vaka olarak gsterebiliriz. u'biye bu gr desteklemek zere Paygember'in Veda Hacc'nda sylemi olduu mehur szlere mracaat edebiliyordu: Ey insanlar! Allah sizin zihniyetinizden ced. diniz ile vnme duygusunu ve kibirlenip bbrlenmeyi izale etmitir. Bunlann her ikisi de Cahiliye insanlarna has zelliklerdir. Hepiniz Adem'den trediniz; Adem ise topraktandr. Bu nokta, slm'n ahlk meselelerde taknd tavrn doru anlalmas asndan temel nemdedir. Eer Arap aristokrasisinin konuya olan derin ballna ramen ced erefine atfedilen btn deerleri inkra cret etmi ise, bu sadece, btn bunlarn mesnetsiz bir bezirgnlk, dnya hayatnn dtan grnen aaasnn yaratt bo bir hayal olduuna ve hkm gnndeki ilhi snamay asla geemeyeceine olan inanc nedeni ile idi. O, herkesin mezanndan anlaca ve Hkm Makam nnde plak olarak ayakta duraca korkun gnde, lehindeki yegne notu, ahsi inanc ve dnya zerinde tm ile dini saiklerle ilemi bulunduu iyi iler olacaktr. Putperest Araplar arasndaki kavmi dayanma ilkesinin, hayat g ve otoritesinin byk ksmn, asil bir btne ait olmann bilincinden hasl olan gurur duygusuna borlu olduunu grm bulunuyoruz. Asil ahs zelliklerin geliimi iin nart, kiinin damarlarndaki soylu kan. di. eref, phesiz slm ncesi toplumun anahtar kav.
96

ramlarndan biri durumundayd. O gnlerde ereMn, yiitlik ve gzpeklige dayah olup bunlarla leke srlmeden muhafaza edildiini, bunlann ayakta kalmasn salayan eyin de yine, kelime anlam ile red demek olup, daha somut ifade edecek olursak; insani yahut ilhi hibir .otoriteye boyun ememektir- diyebileceimiz iba olduunu hatrlamak nem tar. Ksacas bu; bamszlk ruhu, h. km altna girmekten tiksinti duyma, kiinin g ve cesaretine dayal hoyratlk ve kibirdi. Bu tr bir bilin de ancak, asil bir insandan bekleniyordu. Eer Cahiliye gnlerinde kavmiyeti yandalk, Araplarn etkin dini olarak ilerlik arzediyor idi ise, ne de olsa aristokrasinin dini idi bu. Bu dinde, gsze ve farike, asil olmayana, atas maruf olmayana, esirlere, verilecek pay mevcut deildi. Bylesi asil ve hr bir adam iin hibir ey, grevi efendisine itaatle hizmet etmek olan bir hizmetkrn (abd) pozisyonunda bulunmak kadar tahamml imknsz bir ey olamazd. Efendisi insan da olsa, tanr da olsa onun iin bu dayanlmaz bir eydi. Ama, gel gr ki, slm'n ondan istedii de .tam olarak bu idi. nk Kur'n anlaynda, efendi Allah'tr ve insan da O'nun mtevazi bir hizmetkrndan baka bir ey deildir ve olmamaldr. Bundan evvelki blmde, Kur'n'n hatasz ve zevalsiz yarg nnde huu dolu bir sayg demek olan Allah kor. kuunu, nasl insan varlnn temel psikolojisi yaptn grdk. Asalet-in, 'Allah korkusu' ile tanmland kayda deer bir yeti de zikrettik: Hi phesiz Allah indinde sizin en soylunuz (ekrem) Allah'tan en ok korkannzdr (etk). (Hucurat, 13). Ayn blmle ilgili bir gzlem daha yapabiliriz. Bu szcklerin tanmlad simi tavr, eski Cahiliye ideali ile iki noktada kafa kafaya atmaktadr. ncelikle, ahs niteliklerin varlk hattn kavme,deil de bireye mal ediinde, ikinci olarak da fazilet nosyonuna, Cahiliye'nin hoyrat ve kibirli savalarna bir zaaf yahut zl esi gibi gelebilecek bir eyi getirmi olmasnda. Birinci hususu mzakere etmi bulunmaktayz. Bu nedenle ben, slm'daki ahlki erdem fikrinin esasl bir esi ola97

rak tevazu- sorununa eileceim. Sorunun, biri sosyal dieri ruhsal olmak zere iki deiik fakat yakndan alkal cephesi mevcuttur. Cahiliye'nin itimai nizamnda, zayflarn ve ezilenlerin, dk ailelerden gelenler ile esirlerin, nesilden nesile aktarlan an ve erefde hi bir paylan bulunmamaktayd. slam ise tersine ta batan itibaren, Allah'n evrensel ltuf ve iyiliini vurgulamtr. Kyamet gnnn Kahhar Rabbi, ayn zamanda O, zengin ile fakir, gl ile yoksul olanlar arasnda hibir aynm gzetmeyen, ok merhamet eden ve ok rahmet eden tamdr. Bu tanrnn huzurunda, rtbe ve soy-sop farkllklar gzetilmeksizin tm insanlar eittirler. Dahas var:' O, zayf ve silik olanlar, kendini beenmi aristokratlara ye tutmaktadr. Muhammed a.s.); ey merhametliler merhametlisi! diyo dua etmektedir; sen hakikaten ezilenlerin Rabbisin, benim Rabbimsin! (a) Bunun inananlar asndan, fakirlere ve zayflara byk bir incelik ile davranmak gibi ahlki bir grevi ierdii aka grlyor. Kur'n bu esprinin canl rnekleri mahiyetinde emir ve tavsiyeler ile doludur: Allah'n sava ganimeti olarak ehirler halkndan Resurfine verdii her ey, Allah'a, Elisi'ne, yakn akrabaya, yetimlere, fakirlere ve yolda kalmlara aittir; ta ki, varlk sadece sizin zengin olanlarnzn elinde bulunmasn. Resul'n size verdii her ne ise, onu ahn ve size neyi yasaklarsa ondan kann ve Allah'tan korkun. (Har, 7) Yetimleri onurlandrmayan, ve yoksullara ve ihtiya sahiplerine en kk bir alakay reddedenler, sadece cimri olmakla kalmamaktadrlar, islm'n gr asndan, sebep bundan ok daha derinlerde yatmaktadr. Tutumlarndaki tipik merhametsizlik kfrlerinden, ltuf ve iyiliine karlk Allah'a kran duymamalarndan kaynaklanmaka Ibn Ishak; I, 280. 08

tadr. Cimrice davranmalarnn sebebi, kalben tedavisi imknsz kfirler olmalarndandr: Dini yalan sayan grdn m? ite odur yetimi itele, yen, fakirin doyurulmasn tevik etmeyen. Yazklar olsun (grnte mslman imiler gibi) namaz klp da, haki. katte namazlarndan gafil olanlara yazklar olsun. (nan) gsterisi yapp da canayakm olmayanlara! (Maun, 1-7) Aadaki blmde, kfirlerin bu tr davran daha direkt olarak ac bir tekdire konu edilmektedir: Ama yo, siz ne yetime gleryzllk gsteriyor, ne de yoksulun doyurulmasn tevik ediyorsunuz. (Mdafaasz, lann) mirasn snrsz tamahkrlkla yeyip bitiriyorsunu/,; muhteris bir sevgi ile seviyorsunuz zenginlii siz. (Fecr, 1821/17-20J Kur'n bize bir keresinde bizzat Peygamber (a.s.)'in, zavall m bir adama gar merhametsiz davran yzn, den Allah tarafndan azarlandn syler. Bu hdisenin anlatld srenin adnn Ka at, oluu nemlidir. Gnn birinde, ad bn mm Mektm olan m bir adam, Muhammed (a.s.), Kurey'in ileri gelenlerinden bazlar ile konumakta iken onun yanna gelir ve slm'n itikad ynleri ile ilgili olur-olmaz sorular tevcih etmeye balar. Sze karlmasndan tedirgin olan Muhammed (a.s.), kalarn atarak ona srt evirir. Kendisine, annda mal-mlk sahibi ve gl olanlara ilgi gstermeye her zaman hazr iken, zelksiz kiileri byle hor grmeye eilimli bulunmas nedeniyle azarlamay amalayan bir ilhi vahiy iner: Burun kvrd ve srt evirdi (Muhammed). Niye? nk m bir adam geldi yanna. Ama kimbilir ki? Belki o (m adam) da saf bir mslman olur, (kendini arndrr deniyor) yahut zikir sahibi olur. Ama varlk sahibi ve gl olana gelince, (Muhammed) sen onlara ilgi ve sayg ile eiliyorsun, gerekte onun arnp arnmayaca ile ilgilenmediin halde. Samimiyet ve korku ile sana gelene ise hi alaka gstermiyrsn. (Abese, 1-10) 99

Baz dier blmlerde Allah, Muhammed (a.s.)'i zavalllar hor grmemesi ve hsn- kabul gstermesi iin daha nazik ve hatta okayc bir tonda ikaz etmektedir. Ne de olsa, eer birisi teslimiyet retisine hsn- kabul gsterecek ise o, ite bu kiiler olacaktr. Sabah akam Babblerini zikrederek O'nun yzn arzu edenlerle bulunduunda sabrl ol. Bu dnyann aaasn arzulayp da gzlerini onlardan uzaa evirme. (Kehf, 27/28) Duha sresinin 6 ila 11. yetlerinde Allah, Raslne hitab etmekte ve ona, yetimleri ezmemesini ve dilencileri kabalkla yanndan kovmamasn tenbih etmektedir. Dikkat edilirse, buradaki slp son derece ili dldr: Seni yetim bulup da barnman salamad m? Seni yanlta bulup da doruya iletmedi mi? Seni yoksul bulup da zengin klmad m? O yzden sen de yetimi hakir grme Ve dilenciyi azarlama! Bu yetlerde, Muhammed (a.s.)in mutsuz ocukluu ile ilgili son derece ahs bir hakikate, kendisine her zaman Allah'n zel ihtimam ve korumasna konu olmu olduu hatrlatlmak iin deinilmekte ve bu, Muhammed (a.s.)'in fakir ve muhtalara kar yumuak kalplilikle dav. ranmas iin bir neden klnmaktadr. Daha genele izafe edilirse, bu, Allah'n merhametli, kerim ve sevgisi sonsuz bir ilah olmas nedeniyle, insann da yumuaklk gstermesi ve merhamet etmesi gerektii anlamndadr. nsani iyilik, tabii her ne kadar kyas kabul etmez derecede clz ve kusurlu olsa da ilhi iyilik sfatnn karldr. Bir baka yerde bu, belirli bir tarzda ifade edilmektedir: Allah sana kar nasl iyilikte bulunmusa, sen dr candan ve iyi ol. (HSN kknden ahsin). (Kasas, 77) Bu noktann hatrda tutulmas ok mhimdir. nk zayflan barndrma ve yetim ocuklarn ihtiyalarn karlama asndan Cahiliye de bir ok takn cmertlik rnei vermi olmakla vnlebilecek durumdayd. D g100

rne baklacak olursa, Cahili kafa, mslman kafasn, dan bile daha eli ak ve iyiliksever gzkr. Yalnz, altta yatan sikler tamamiyle farkldr. lkinde bu, kendinden memnuniyet ve kibir, ikincisinde ise lhi bir sfatn insani tecellisidir. Bu suretle, neticede Allah'n hayrhahlmm insandaki tezahr olan mlyimlik, yahut alakgnlllk esi, slm ahlknn dayanak noktas yaplm olmaktadr. Esasnda slm'n, tamam olmasa da ekseri kabul edilmi ahlki grevleri bu muttaki hayrseverlikten kaynaklanmaktadr. Cana yaknlk her vesile ile m'minler zerine farz klnmaktadr. Candanlk, ailede olduu gibi cemiyette de tm insani ilikilere hkim olan ilke olsa gerektir. Bylelikledir ki insan, ana-babasma kar mtevazi olmal ve onlara kar her zaman iyi davranmaldr. Rabb'in kendisinin haricinde hi birisine kulluk etmemeni ve ana-babana kar da yumuak kalpli olman emretmitir. Biri ya da her ikisi birden yannda ihtiyarlarsa uf, aman! deme ve onlan azarlama. Onlarla saygl konu ve zerlerine merhamet ve tevazu ile kanat ger ve de ki, Rabbim onlar beni kkken nasl terbiye ettilerse sen de onlan esirge. (sr, 24-25/23-24) Biz insana ana-babasma kar canayakn olmasn emrettik. Anas onu ac ile tad ve ac ile dourdu. Otuz ay srd tamas ve emzirmesi. (Ahkf, 14-15) slm'n, kk ok eski maziye dayanan kan davas detini yok etmek iin benimsedii siyaset, ayn ilkenin bir baka ak tezahr idi. Kan davasnn, Araplarn eref anlay ile yakinen alkal en yksek bir l kanunu olduunu herkes bilmektedir. ntikam peinde sebat, Bedevi'nin en yce ahlki mefkuresi olan ve daha evvelki bir blmde zetle izah etmi olduum mrvve anlaynn zaruri bir esi idi. Nicholson; bu, kandan baka hi bir eyin gideremeyecei azap verici bir susuzluktu; dediye anlatlabilecek bir eref hastal idi. (M) diyerek
(

23) Nicholson; s. 93.


101

gerek Arap intikam duygusunun canl bir imajn vermeye almtr Kan davas, putperest Araplarn iine yle ilemiti ki, birden sklp atlmas imknszd. slm, bu azgn delilii, zerine baz kesin kstlamalar koyarak sin. dirmeye teebbs etti. Sadece mcrimin kendisinin kan hakkn demekle ykml olduu; sadece bir hayatn alnabilecei; hr bir adama karlk hr adam, kleye karlk kle emri buradan gelmektedir. Dahas, katledilen ki. sinin yaknlar iin bir tazminat alp sorunu bar yoldan zmlemek daha hayrl kabul edilmekteydi. (M) Burada ok daha kaydadeger bir ey vardr. slm'da, intikam almann insan elinden Allah eline aktarldn grmekteyiz. Cahiliye gnlerinde, bir adamn kann bir adam aktr ve bylece intikam alrd. ntikam, beeriyet erevesi dahilinde, kesinlikle insan seviyesinde ele alnyordu. slm'da int.ika.rmn yn dikey oldu, daha dorusu, ufki hatt kesen yeni bir akul hat belirdi. Allah'n, yeryznde ilenen tm crmlerin ve yaplan tm hakszlklarn en stn Alcs olduu iln edildi. Kur'n' daki birtakm blmler. C25) Cehennem azabnn, sonsuz bir ldeki ilahi ksas fiili olarak temsil olunduunu apak gstermektedir. brahim sresi 48/47, Zmer sresi 38/37, yetlerde Allah ntikam Sahibi (z intikam) diye anlmaktadr. O halde, hibir zaman hibir kimseye hakszlk etmeyen, insanlarn yapt her eyden haberdar olan ve herhangi bir ekilde hakszlk yapm olanlardan almay vaad eden Allah var iken; kii iin, btn bu meeleleri Allah'n iradesine brakmaktan daha iyi ne gibi gdlecek bir siyaset olabilir ki? Pratikte intikam sorunu hl her trl glklerle iice idi ise de, hi olmazsa teoride karlacak sonu ak ve basitti : Bu konuda da hayrseverlik ve sevgi, insan davrannn rehber ilkesi klnmal idi. Btn bunlar, hilmm slm tarafndan ahlki sis(24) Bkz; sre II, 173-174/178.

(25) r. bkz; Hier, 79/ Rum 46, 477 Duhan 15, 16. 102

temin merkezi noktas olarak benimsenmi olduunu sylemenin baka bir eklidir. Hilmin, Yunanca'daki *ataraxia'mn karl; ufak tahriklerle ayaa kaldrlmaktan ve galeyana getirilmekten berilik anlamnda**6) bir kelime olduunu grm bulunmaktayz. Merhamet sahibi Allah'n (gerek) kullan, yeryznde patrtsz ve yumuak yryenlerdir. Chiln onlarla muhatab olduunda ise, 'selm' diye cevap verirler. (Furkan; 64-63) Hilm prensibini benimsemelerinin ve en yksek hilm idealine yarar biimde yaamalarnn taleb edilmesi, son derece muhteris ve parlamaya hazr bir karakterde doan Araplara, zellikle hain grnm olmaldr. Aslnda, o yzden, bu tr yaay Kur'n'da, da yolunun en dik trman eridi; akabe ile kyas olunmutur. Fakat ayn zamanda da bize, bu trmann tm glklerini am olanlarn Kyamet Gn'nde sa-yan ehli olacaklar; yani soLyan ehlinin kaderi atete ebedi azab iken, ebedi saadete kavumak zere Cennet'e girecekleri anlatlmaktadr: Sarp trman (akabe) m anlam ne? Kleyi hrriyetine kavuturmak, ktlk gnnde yaknlardan olan yetimin ve dilenen fakirin karnn doyurmaktr. Bir de, iman edip birbirlerine sabrl olmay ve birbirlerine iyi hareketlerde bulunmay tavsiye edenlerden olmaktr. (Beled 1317) Allah korkusuna dayal iyilik meselesinin sosyal yn hakknda syleyeceimiz bu kadardr. imdi yukarda ayrdettiimiz ikinci, ruhi cepheye dnersek, sze, burada da alak gnlllk ilkesinin l Araplannn bae. mez ruhu ile daha nce biraz ayrntl olarak grdmz gibi Bedevi zihniyetinin o tipik eref anlay, id(26) Hilm kavramnn Kur'ni zihniyette igal ettii byk ehemmiyete karn, hilm szcnn kendisinin Kur'n' da nemli bir rol oynamaynn sebebi, ahsma ait Kur* n'da Allah ve nsan adl eserde ayrntlar ile aklanmtr, (s. 216-210) 103

detli kendini beenmilii ile ve hamiyet el-Cahiliye ile kala kafaya attn syleyerek balayabiliriz sminden de anlald gibi slm, ncelikle ve ilk plnda tevazu ile Allah'a teslimiyetin mutlak gerei zerinde durur. Mslmann kelime mns teslim eden dir; kendini teslim eden, akln ve kalbini Allah'n iradesine brakan demektir. slm'da takvann temel nitelii ve birinci art, tam ve arzulu bir nefs-teslimiyetidir. Bunun kendine has bir biimde Cahiliye'yi yaraladn grrsek armamamz gerekir. Alakgnlllk, sabr, korku ile titreme, gsteriten ka; mslmann bu belli bal faziletleri, fevri bir putperest Arab'n aklna tabii, zayflk ve zlden baka birey gibi gzkmemi olsa gerektir. Byle bir adama 'Allah'tan kork' dendiinde, kibiri(n) onu gnaha iter. Bu yzden ona Cehennem kfi. Ne kt bir istirahatghdr oras! Kur'n'n takvayi, yani Allah korkusunu nasl dinin temel hlet-i rhiyesi kldn grm bulunmaktayz. Gerek m'mine en uygun tanm -Allah huzurunda korkudan titreyenedir. Ey insanlar, Rabb'inizden korkun! (Hacc; 1) Ey m'minler, Allah'tan korkun! Her nefs sonras iin ileyip gnderdiine dikkat etsin. Allah'tan da korkun. Gerekten Allah, yaptnz her ii ok iyi bilmektedir. (Har; 18) u da sylenmektedir: Kurbanlann ne eti, ne kam Allah'a varmaz. Sizin iin Allah'a ulaan, ahlk ve korkudur (takva). (Hacc; 38/37) ok kolay grld gibi, bu konumlarda korku; iman yahut adan ile hemen hemen ayn anlamdadr. Atfta bulunmu olduumuz teslimiyet; Allah her neyi emretmi ise ona tevazu ile itaat temel halet-i ruhiyesinin yalnzca bir cephesini tekil etmektedir.
(27) Izzeh, yani hamiyet el-Cahiliye. El-Beydvi'nin iareti Tefsir adl eserde ilgili bahiste.
104

'Yahudiler ile Hristiyanlardan baka hi kimse Cennet'e girmeyecek' diye iddial iddial konuuyorlar. 'O zaman getirin bakalm kantnz; hakikati sylyorsanz' de onlara. Ama hayr, her kim yzn (yani btn benliini) Allah'a brakr ve (komusuna) yaknlk gsterirse. Rabb' inden mkfatn alacaktr.- (Bakara; 105.105/111-112) Ayn ey, m'min sfat ile en ufak ilikisi olan kiinin. Allah'n iyiliine duymas beklenen mutlak gven iin de geerlidir. Ne olursa olsun sarslmaz itimat duymak (tevekkl), gerek 'mslim'in temel niteliklerinden biridir. Dorusu son karar Allah'ndr. Benim gvendiim O' dur. Gvenen her kim ise O'na gvensin. (Yusuf; 67) M'minler Allah'a gvensinler. O bize izleyeceimiz yollar iaret etmiken, niin itimadmz O'na tevcih etmeyelim ki? Bize her ne zarar verirseniz ona tahamml gstereceiz. Kim gvenecekse Allah'a gvensin. (brahim; 14-15/11-123 Eer m'minseniz Allah'a gvenin. (Maide; 26-23) Yukardaki son yet zellikle nem tar. Zira Kur'ni anlamda itimat (tevekkl) ve inan (imn) kavramlar arasndaki semantik alkay son derece berrak ve kesin bir biimde ortaya karmaktadr. Tamamen ayn ekildeki misal, Allah korkusu ile tevazu, arasndaki yayakn ilgiyi gsteriyor: Alakgnlllere mjdelerini ver. Onlar ki, ne zaman Allah'n ismi anlsa kalpleri titrer. (Hacc; 35-36/34-35) Burada korku karl olarak kullanlan kelime aslnda takva deil, kalbi korku ile arpmak, iddetli bir korku beslemek anlamndaki vcue fiilidir. Alakgnlllke gelince; bu blmde kullanlm olan kelime ihbtm fiilden treme sfat ekli olan muhbtdir. Hemen hemen ayn eyi anlatan dier birtakm kelimeler de vardr. Bunlarn en yaygnlarndan biri h-e kkdr. Ben burada, bu kkn kullanm ile ilgili, kullanm konumu itibariyle alakgnll sfatna en layk insan karakterini ve yine bu sfata en lyk davran alacak bir aklkla ortaya koyan iki rnek veriyorum:
105

Yardm sabrla ve dua ederek bekleyiniz. Dorusu bu, (Kyamet Gn) Rabb'leri ile karlaacaklarn ve herkesin O'na dneceini ok iyi bilen tevazu sahipleri (nasi) hari, son derece zor gelecektir. (Bakara; 42-437 45-46) ster inann, ister inanmayn (Kur'n'a). Bundan nce kendilerine o bilgiden verilenler, ne zaman o onlara okunsa sakallan yere srnerek secde eder ve 'Rabb'imizin sn ycedir ;dogrusu Rabb'imizin vaadi gn gelip ger. cekleeektir' derlerdi. te bylece sakallan yere deer, secde eder, alarlard. Bu da onlann tevazunu daha da artnrd. (sra; 108-109/107-109) Alakgnlllk karl dier bir kelime tadarru dur. Bundan sonraki misal, amacmz bakmndan zel bir neme sahiptir. nk bu misal, bu kelimeyi kart ile keskin bir zddiyet iinde gstermek suretiyle, kelimenin semantik kategorisinin yaps zerine aydnlatc k tutmaktadr: Biz senden nce, milletlere (eliler) yolladk ve eilsinler diye (yetedam'ne) onlan zdrap ve zorlua garkettik. N'olurdu gcmz grdklerinde mtevazi olmu olsalard! Ama kalpleri (daha da) katat ve eytan onlann akllanna, yaptklan eyleri gzel gsterdi. (En'am; 42-43) Kalbi kat (yahut katlat) Kur'n'da kfire has zihni tavr gstermek iin srekli kullanlan bir ifadedir. Daha sonra, 'kfr' kavram ile ilgili bir blmde btn ayrntlar ile greceimiz gibi, bunu baka delillerden de bilmekteyiz. Bylece burada ok nemli bir semantik zddiyete sahip bulunmaktayz: Alakgnlllk (tadarru') nankrln (kfr) zdddr. Zaten, bildiimiz gibi, Kur' n anlaynda nankrlk, imanszln t temeli olduundan, alakgnllln imanm zaruri bir cz oldu. una rahatlkla karar verebiliriz. Bu konu zerinde iken, Kur'n'n, putperest Araplarn Muhammed (a.s.)m ilahi tebliine kar olan olaan tutumunu tasvirde, srekli olarak istekbera fiilini kulland106

n belirtmemiz son derece nemlidir, stekbera. KBR byk kknden tretilmi bir fiildir ve kendini byk addetmek, hoyrat, kstah, yahut marur olmak gibi anlamlara gelir. Anlam yapsnn olumsuz cihetine zaten atfta bulunmu durumdaym. Daha sonraki bir konumda' ok daha fazlas da sylenecektir. Burada, slm ile Cahiliye'nin temel bir yaay tarz olarak teslimiyet ve tevazun benimsenmesi ilkesi konusunda birbirlerine taban tabana zt olduklarnn kaydedilmesi kifayet etmelidir. Aslinda, bu ilkeden treyen tm slmi faaliyetler, l Araplannn o denli gurur duyduklar bellibal erdemlerin tam zdddrlar. Gerekten de teslimiyet, putperest bir Arap'tan beklenebilecek en son eydir. Bir airin dedii gibi: Hi kimsenin boyunduruuna evet demeyiz. Ama biz bakalarnn ban ekersek, o baka; Tabii, gemsiz!(M) Ve o, Allah huzurunda bile bu tutumunu deitirmeyi inatla reddedecektir. Zira, onun, putlara diledii biimde ve yanm-gnlle tapnmaya alk olan zihniyeti asndan, tanr denilen ey, nitecede insanlar zerinde mutlak stnlk kurabilen mutlak bir varlk deildir de, olamaz da. Alakgnlllk erdemine gelince; bunun Cahiliye Arabi iin, dk zihniyetliliin delilinden baka birey olmadn sylemeye hacet yoktur. Onun grnne gre, tevazu gsterecek olanlar ve aslnda gstermeleri de gerekir ancak dk ailelerden gelen ve bu yzden de doal olarak bakalarna tepeden bakmaya da, gururlu olmaya da haklan olmayanlardr. Gven, l artlarnda ok byk deer verilen bir eydi. Ancak bu, slm'n talep ettii gibi, stn bir var. la olan teslimiyet ve gven deil, daha ziyade kabile fertleri arasnda mevcut daha beeri trden bir gven ve zellikle de nefse gven idi. Nefse gven, bir asil tabiat iareti idi. Kendisini insan davrannn tm alanlarnda
(28) Abid b. El-Abras; IV, 20. 107

belli etmesi beklenen temel bir tutumdu. stina kelimesi ile ifade olunmaktayd. Bu kelime ihtiyatan beri mnsmdaki bir kkten tremektedir, ve yapt her ite kendisini mutlak anlamda serbest addeden, tamamiyle bamsz olan, ya da sadece kendine baml olan bir kiinin tutumunu anlatmakta kullanlr. slm'n gr acsndan bakldnda, bylesi bir an nefs itimad, rahatsz edici derecede bariz bir kstahlk ve yanlg nali tekil eder. nk netice olarak im ettii ey, insann yaratk olduu hakikatinin inkrdr. Kur'n, kendine itimat sahibi, yahut bamsz olmakla gerek anlamda gurur duymaya tam hak sahibi olan yegne varln Allah olduunu tekrar tekrar vurgular. Fakat bu noktaya bir vesile ile bilahare dneceiz.

108

V. KADM ARAP ERDEMLERNN SLAM HVYET KAZANMASI

imdiye kadar srekli olarak hayatn temel prensipleri konusunda Cahiliye ile slm arasnda mevcut bulunan kkl ztlamay aydnla kavuturmaya gayret ettim. Ancak eer slm'n, kendisinin tektannc inan ile zde badamad iin, slm-evveli Arabistan'n btn ahlki ideallerini aynm gzetmeksizin inkr ve reddettiini dnrsek, Cahiiiye'nin ruhuna ve hatta slm'n kendi tutumuna byk hakszlkta bulunmu oluruz. Kur'ni gr ile, eski Arap dnya gr arasnda, geni bir uurum olduu kadar, aka tannr belli bir kesintisizlik de bu. lunmaktadr. Bu, ahlki nitelikler konusunda zellikle dikkati ekmektedir. Biz bu blmde, sorunun bu ciheti ile ilgileneceiz. slm'n, pek ok nemli adan eski putperestlik ile ban tamamjyle kopard dorudur. Ne var ki, putperestlere ve onlarn irk kokan detlerine ynelttii ac taarruzlara karn, Kur'n'm, tektanrcln gereklerine uygun yeni bir biimde olmak art ile, irk dneminin bellibal erdemlerinin birounu benimseyip, onlara yeniden can verdiini de unutmamak zorundayz. Hatta, slm'n ahlk cephesinden, bu dinin ortaya kndan evvel Mekke'nin varlkl tacirleri elinde yozlam olan eski Arap lkleri ve gebe erdemlerinden bazlarnn yeniden tanzimi olarak bahsedebileceimiz belli bir a da belki vardr. Bahis bu iken, sonraki alarn Muttaki mslman yazarlarndan intikal eden Hz. Muhammed (a.s.) i tanmlamalarnda, ekseriya tipik bir Arap l kahraman grme109

miz hayli nem tar, ilgintir ki, hadis kitaplarnda Muhammed (a.s.) 'e izafe olunan ahsi zellikler; gebelerin, slam ncesi airlerinin eserlerinde vle vle gklere karldn grdmz eski insan idealler ile hayli benzer' bir izgide bulunmaktadr, rnein bn Hiam'nC1) Siret adl eserinde Ali b. Ebi Tab'den naklolunan Peygamber (a.s.)'in kiilii ile ilgili aadaki izahat ele alalm: O hepimizin eli en ak olanmzd. Yrei en pek, dili en doru olanmzd. O bizim szne en sadk, akl en selim ve dost ilikilerinde en asil olanmzd. Onu ilk kez grenler ondan korkarlar, onunla tananlar onu severlerdi. Dorusu ben onun gibi birisini hi grm deilim. Bu bir ideal insan tarifinden baka bir ey deildir ve Cahili Arab'n ahlk anlayna itici gelebilecek hi bir e ihtiva etmemektedir. Bu byle,- Kur'n'da, ln ahlki lklerinin birou slm'n yeni giysisi iinde karmza kmaktadr. Cahiliye'nin en yksek ahlk idealinin mrvve olduunu ve bunun cmertlik, yiitlik ve cesaret gibi; sabr, gvenilir, lik ve doru zllk gibi deiik faziletleri ierdiini evvelce grm bulunuyoruz. Esasnda Kur'n, mslmanlara btn bu erdemleri byk bir samimiyetle tavsiye etmektedir. Ancak, kaydedilmesi daha nemli olan nokta, slm'n bu gebe erdemlerini, onlan Bedeviler arasnda bulunduu ekli ile canlandrp yeniden tanzim etmemi olduudur. Bunlar benimserken ve .kendi ahlki retiler sistemi iinde zmlerken; slm onlan arndrp tazelemi, enerjilerinin, hazrlam olduu belli kanallara akmasn salamtr. Linguistik adan, slm'n gelii ile birlikte, Cahiliye'nin ahlki terimlerinden bazlarnn belli bir anlam deiimine- uradklarn syleyebiliriz. Bu deiim iinde, bu kelimelerin anlam kategorilerinden baclar genilerken, dier bazlar daralm, baz. lan da tamamiyle yeni ynlerde bir gelime izlemitir. Her(1) bn Hiam; I. 266. 110

halde Kur'n retisinde, eski mrvve btn zararl anlklanndan syrlm ve daha medeni bir biim kazan, m, mslmanlann giderek byyen topluluu iinde, yeni bir ahlki enerji olarak etkinliini gstermeye balamtr. Bu da kukusuz, slmi ahlki kltre son derece belirli bir renk vermitir. Cmertlik: Sze daha evvelki sayfalarda kendisine sk sk atfta bulunmu olduumuz gnl zenginlii, yahut cmertlik erdemi ile balayacaz. l artlan altnda, yardmseverlik ve cmertlik ruhuna, asil nitelikleri listesinde an derecede yksek bir yer verilmesi son derece doaldr. Temel maddi gereklerin dahi ok nadir bulunduu lde, konukseverlik ve yardmseverlik tr davranlar muhakkak varolma mcadelesinin zorunlu bir cephesidir. Fakat i bununla bitmemektedir. ncelikle mrik Araplarn zihninde, cmertliin Cahili eref anlay ile yaknen alkal olduunu gzlemlememiz mmkn. Cahiliye'nin byk airlerinden biri olan Zheyr b. Eb Sulm'nn (2) dedii gibi: Her kim erefini cmertlikle korursa, Byr gider o eref. Ama her kim kendini hmal eder, korumazsa ayptan, Ayplanr muhakkak. Cmerte davranlara, gerek asaletin bir kant olarak baklrd. Bir cmert hareket ne denli an ve ani olursa, o denli hayranlk uyandrmak eilimini gsterirdi. Putperest Arap iin, hayrseverlik, yalnzca kendisinin kavimsel dayanma duygusunun doal bir tezahr deildi. nk, ok defa bu, kendi kavim efradn aarak, orada bulunabilecek yabanclara kadar ulamaktayd. Her za(2) Zheyr b. Eb Sulm; Muallaka, m. 51. Yedi Muallaka'dan. 111

man da sebebi iyilik ve canayaknlk saiki deildi. Bu her. eyden nce ve ilk planda bir babayiit nareketi idi. Cmertliini kralca gsterebilen bir adam, gerek bir l efesi idi. Bu anlam ile cmertlik, Araplarn bata gelen bir tutkusu durumundayd. Bir faziletten ziyade, kk Arap gnlnn derinliklerinde yatan gzkr, karkonulmaz, gaynihtiyari bir davrant. Bu noktada, halihazrda deinmi bulunduumuz gerei, yani slm ncesi airleri, nin, an arap ime detleri ile, gerek anlamda cmert bir doann, yani asaletin iareti diye vndklerini anmsamamz yararl olabilir. Onlarn trklerine gre, asil tabiatl bir kii yarn dnmeli deildi Bunun gerek anlam, o kiinin, efelik yapmann keyfi iin cmerte davranlarda bulunmas zorunluluudur Kendilerine ikramda bulunulan konuklar bir yana, seyretmekte olanlarn zihinlerinde de en yksek hayranlk hissini uyandrmak bakmndan, elibolluk, doal olarak dncesizce israfa varmak durumundayd. Nakil yolu ile bize, hakknda pekok yar-efsanev yk ulam bulunan Hatim Ti, Bedevi cmertlik lklerinin herkese kabul edilen kusursuz bir simgesi idi. Bahis bu iken, kerim sfatnn, eski Arapa'da snrsz cmertlik ve asalet fikirlerinin ite tam byle bir bileimi iin kullanlan kelime olduunu hatrlamamz gerekir. Yani kerm o kiidir ki, kendi asil soyluluunu snrsz cmerte davranlar iinde somut olarak kantlad iin, herkes onun asil olduunu kabul etmitir. Kur'n'n, bu sfatn anlam kategorisine, onu edid bir biimde Allah korkusu ve alakgnlllk ile yeniden tanmlayarak nasl bir darbe indirdiini zaten grm bulunmaktayz. slm Peygamberi'nin (a.s.) benimsedii tutum, temel olarak, hayrseverlie yksek bir deer verii asndan, mrik Araplann gr ile uyumaktadr. Cahili iin olduu kadar Onun iin de cmertlik mhim bir faziletti. Peygamber (a.s.)'in, bu erdemi, kurmakta olduu yeni di-nisiyasi topluluun temeli klm olmas bile, bu erdeme nasl yksek bir deer verdiini gstermektedir. Ayrca,
112

gebelerin cmertlik lks, kendi iinde slmi inann merkezi hatlarn tazir eden, yahut bu hatlar ile badamayan hibir ey barndrmamaktayd. Korkup kamam ben, gizlenmem tepelerde; Her zaman buradaym, Yardm isteyene Yardma hazr. te Cahiliye airi Taraf a (3) bir defasnda vnerek yle bir beyanda bulunmaktayd. Korkmak tan kast, adrna konuklar gelip kendisinden konukseverlik bek. lenmesinden korkma idi. Hibir ey, bu tr bir tutumun, mslmanlarn gznde erefli ve vgye deer olmasna mani deildir. Esasnda Muhammed (a.s.)ln hretli vcs air Hasan b. Sabitin, onu bir kasidede; elindekini, ister miras, ister kazan, gerekten eli ak bir kiinin bile servetinden vermekte tereddt edecei zor zamanlarda, cmerte kullanan bir insan olarak tanmladn grmekteyiz. Yalnz, iki durum arasnda temel bir fark bulunmaktadr. Bu fark, slm'n, gsteri yapma arzusundan neet eden cmerte eylemlere verilen her trl deeri reddetmesinde yatmaktadr. Bu gre gre efelik, yahut babayiitlik, kendi iinde eytani bir tutkudan baka bir ey deildi. Mhim olan, cmerte davrann kendisi deil, altnda yatan saiktir. Kendini beenmilik ve gururdan kaynaklanan tm cmerte hareketler, tamamiyle deer, den yoksundur. Ey mminler! Malndan, Allah'a ve Kyamet Gn'ne inan sebebiyle deil, caka ve gsteri iin verenler gibi, kin bileyerek yahut baa kakmak suretiyle, yaptnz hayrseverlii nafile klmayn. Bylesinin durumu toprak kapl przsz bir taa benzer; yamur onu ykar ve apak ortaya karr. Mal varlklar byk olsa da, onlar on. 43) Tarafa; m. 45. 113

dan bir verim hasl edemezler. nk Allah kfirlere hidayet vermez. (Bakara, 264) Bundan u kar: evet. cmertlik bir erdemdir. Ne var ki, eer msriflik derecesine varrsa, bu erdemlisini kaybeder ve hatta baya bir ktlk halini alr. Bu yette, bunu yapann aka kfir, diye adlandrlmas mhim bir noktadr. Bir baka yette msrif, resmen ceytan'n kardei olarak iln edilmektedir: Yaknlarnza, fakirlere ve yolculara haklarn verin. Ama hi bir zaman israfta bulunmayn. nk har vurupharman savuranlar eytan'm kardeleridirler. eytan ise her zaman Rabbine kar nankr (kfir)dir. (sra; 26-27) Cimrilik, tabii ki erefe bir lekedir, muhakkak ahlk bir kusur yahut bir kt yandr. Ama cmertliin ans da erefe daha az leke getirmeyen bir ahlki kusurdur. Her zaman o emin vasatiyi takib et; m'minleri zel mlk konusundaki meselelerde kontrol altnda tutmas gereken davran kaidesi budur. Elini koynuna balama; ne de iyiden iyiye a ki, knanmayasn, mahrum olmayasn. Rabb'in rzk kim iin aarsa ona aar, bir de kaparsa kapar. (sra; 29-30) Merhamet sahibi Allah'n gerek kullan ...... onlardr ki, harcadklarnda ne msrif, ne de hasistirler. Her zaman ikisi arasndaki deimez yolu izlerler. (Furkan-, 67) Cmertliin gerek bir slam erdem haline gelebilmesi iin, her eyden evvel, Caniliye devrinde bu vasfn zellii olan dncesizlikten syrlmas gerekmektedir. Yapt, hareketin yarnki gn kendisini ve ailesini sefalet ve mahva srkleyebileceini bir dakika bile dnmeden, bir anlk bir heves daha fenas sadece gsteri iin btn develerini kesmek gibi bir arla varan kii, pekl Cabiliye devrinde, mrvve yahut kerem timsali olmu olabilir-, ama artk gerekten cmert bir insan saylmayacaktr. Nitekim, cmert bir kii servetini Allah yolunda
114

yani -takva saikiyle harcayan kiidir. (4) Takva stne bina olunmu olmas hasebiyle, iyi kontrol ve tahdit edilen bir ey olmas gerekir, slmda cmertlik, mrik Araplarn, o ok holandklar vnl ve an hayrseverlikten, esas olaraj farkl bir eydir. Buradan grlr ki, zekat grevi, mslmanlara doal cmertliklerini, bakalarn kk grmek ve israf etmek gibi eytan ktlklere srklenmeksizin aktabilecekleri en msait bir kalp olarak teklif edilmitir. Zekt, bu suretle kk Arap ruhunun derinlerinde olan eski cmertlik igds iin yeni bir k yolu getirdi; ama ayn zamanda da o igdnn ar enerjisini gl bir biimde tanzim etti. yi bilindii gibi, Peygamber (a.s.)'in lmnden sonra slm mparatorlugu'nda her trl sadaka, sratle zekt ad altnda bilinen kanuni bir vergiye dnt. Bu geliimin Peygamber (a.s.)'in salnda da zaten varit olduuna dair delil mevcuttur. Yalnz, Kur'an'n kendisinde, zektn nasl ve ne miktarda deneceine dair kesin hibir iaret bulamamaktayz. M'minler, bir takva ve iyilik eylemi olarak zekt vermeye gl bir biimde tevik edilmektedirler. Bu eylem, hl sosyal grevlerden ziyade ahsi ahlk sahasna ait durumdadr; dini bir grevdir. Konuya deinmiken, m'minlere zektn emrolunduu yetlerin ki, belirtelim son derece oktur hemen her zaman bu eylemin nih kayna olarak, imana, nih sonucu olarak da sonunda mkfat a bir miktar atf ierdiklerini kaydetmek gerekir.
Allah'a iman edin ve O'nun size miras braktndan (zekt) verin. Sizden iman edip zekt verenlerin byk bir mkfat olacak. (Hadid* ?} (4) ahsi servetten harcamada bulunulmas ancak, onun yannda, Allah'n rzasn arama, O'na ibadet ve itaat etme istei bulunduunda (ilahi), mkfat hakkeder. Btn bunlar bulunmad zaman, fiili ileyen, o fiili ile hi bir mkfata hak kazanmaz. (erif El-Murtaza; I. 204.)
115

Servetlerini Allah yolunda harcayanlar, yedi baak bitiren, her baanda da yz tane bulunan bir tohuma benzerler. Allah, istediinin varln artrr. nk Allah, her eyi kuatr ve her eyi bilir. Mallarn Allah yolunda harcayan ve harcadklarnn arkasndan kin bileyip baa kakm ay anlar, cretlerini Rabb'lerinden alacaklardr ve onlara ne korku dokunacak, ne de zleceklerdir. (Bakara; 261-262) Kur'n'n baz blmlerinden, zellikle l Araplar iinde, grnte iyi mslmanlar olmakla birlikte, verdikleri zekt bir tr ceza (magrem) yahut zorunlu hibe olarak gren insanlar olduunu karyoruz. simlerine layk mslmanlarn ise, zekt ya da sadaka olarak har. cam olduklar hereyi, Allah'a yaklama vesilesi olarak grmeleri gerekir. Bedevilerden bazlar var, bunlar (Allah yolunda) harcadklarn zorunlu bir ba kabul etmekteler ve (giz1i gizli) talihin sana (mslmanlara) kar dnmesini bek. liyorlar. Kt talihin dn, onlara doru olacak; nk Allah her eyi duyar ve bilir. Yine Bedevilerden bazlar var ki, Allah'a ve Kyamet Gn'ne iman ediyorlar ve harcadklarn, Allah'a ve Peygamber'in dualanna yaklama arac sayyorlar. Gerekten de yle oluyor... (Tevbe, 98-99) Fakat burada (yani) Allah yolunda bile, dncesizce israftan kanlacaktr. Zekt her mslmana farz klnm dini bir grevdir. Ama kiinin elinde-avucunda ne varsa kendi elleriyle kendisini mahva uratmcaya dek an cmertlik ve dncesizlikle vermesi, ne eksik ne fazla, tamamiyle Cahiliye'nin imansz lgnlna rc etmek demektir. II sreden aldmz aadaki blm, kadim mfessirlere gre baka birtakm ekillerde de tefsir edilebilmekle birlikte, benim kanaatime gre, en iyi ekilde bu hususun bir aklamas olarak anlalmaktadr. Malnz Allah yolunda harcayn. Ama kendinizi ken116

Eer, kiinin kendi elleri ile mahva srklenmesi kt ise, cimri sfatn almak ok daha ktdr. Cmertlik erdeminin kart olan cimrilie, (buhl) bariz bir utanmazlk ve rezalet hali olarak tepeden baklrd. Cmertlie verilen deerin ycelii karsnda, gerekten Cahiliye'de ve slm'da hasisliin son derece rezil bir nitelik olarak grlmesi ok doaldr. Bu niteliin en kk iaretinin sergilenmesi, erkek kiinin utan duymas gereken bir ey kabul edilirdi. Destan'n, l ahlknn aheser bir ifadesi olarak bilinen mehur bir blmnde, air Zheyr: Mah-mlk olup da Dostlanndan esirgeyen, Neticede kalan Ve glnp geilen Bir adem olur. C) diyor. Muhammed (a.s.)'in bir defasnda, Beni Seleme ahalisine, Sizin banz kim? diye sorduu anlatlr. El-Ced b. Kays, her ne kadar cimrinin teki ise de diye cevap verirler. Banun zerine Allah'n Elcisi; Cimrilik kadar byk hastalk yoktur, der. (8) Profesr Waat'm dedii gibi,(9) Muhammed (a.s.) zamannda zellikle zengin Mekkelilerin davranlarnn bu tr eref yoksunu bir eilimin iaretlerini tam olmas.
(5) Yani, El-Beydav'nin tefsirinde, ilgili blmde dendii gibi. kendi geiminizi tehlikeye atacak tarzda dncesizce, car-ur ederek. (6) Yani, 7.ekt yahut sadaka vermedeki amacmz sadece bir iyikalplilik eyleminde bulunmak olmaldr; msrife bir eliaklk fcsterisi yapmak deil. (7) Zheyr b. Ebi Sulm; m. 52. (8) fbn shak; I, 309. (0) Watt; UI. blm, 3. bend. s. 72
117

di ellerinizle mahva surklemeyinJ5 ) iyilik ilemeye gayret edin.(s) nk Allah iyilik ileyenleri (mninin) sever. (Bakara; 195)

ve Kur'n'da, kalben ve dzelmesi olanaksz bir biimde kokumu hasis kimseler- olarak ac bir dille azarlanan, larn banda gelenlerin bu zengin Mekke'li tacirler olmas son derece olasdr. Ancak, Cahiliye devrinde lde bile cimrilikleri ve tamahkrlklar itibariyle dikkati eken, olduka kabank sayda kiinin varlna dair iaretler bulunduunu hatrlamak gerekir. Birok airin, eserlerinin birok blmnde, gl vurgularla, kendilerinin bu ktlklerden tamamiyle beri olduklarn beyan etmeleri bile toplumda bu hastaln mevcudiyetini aka kantlamaktadr. slam ncesi Araplarn hayatndan bahseden ada bir Arap bilim adam, (10) dikkatimizi garip bir hakikate, yani Cahiliye iirinden, ve arklar Kitab ve dier kitap. lardaki eski nakillerden kavranabildii kadan ile, durumun zellikle kadnlarda bu ynde olduuna dikkat ek. mistir. Bol delile dayanarak El-Hf, Cahiliye devrinde kadnlarn genellikle hasislik eilimi gsterdikleri, yahut hi olmazsa toplum ve evdeki zel durumlar nedeniyle kendilerini erkeklerden daha hasis gstermek zorunda olduklar eklinde bir sonuca varmaktadr. Onlarn nazarnda, gem vurulmam cmertlik prensibi, hi te vgye lyk bir erdem deildi. Tam tersine, kar cinsin tedavisi imknsz bir ktl idi ki, hele tabiat itibari ile aile hayatnn mutluluuna zarar verici ve onu ortadan kaldrc olduu iin, zellikle bask altnda bulundurulmas gerekirdi. Dii asndan, cmerte arlamalar zellikle fazla cmerte olduunda ahmaklktan ve budalalktan (sefa) baka bir ey deildi. Aslnda eski iirde, kadnlarn, durmak dinlenmek bilmeksizin ellerindeki her deeri ar-ur ettikleri iin kocalarna sitem ettiklerini; erkeklerin de, kendi cephelerinde bula bula bulduklar yegne mazeretin; zenginliin ayplanmaya ve utanmaya yol at, bu tr cmertliin ise snmek bilmeyen bir nn tek yolu olduu ek(10) Ahmed Muhammed El-Hf: Cahili iirinde Arap Hayat, (Kafaire-1952) s. 252'den itibaren. 118

linde olmak zere, israfa giden eliaklklann hakl gstermek iin teebbslerde bulunmakla megul olduklarn gryoruz. islm'n ortaya kt vakitte, zengin Mekke tccarlarnn grlerinin de aynen imdi bahis edilen Cahili ev kadnlar gibi olduunun gzlemlenmesi son derece ilgintir. Burada, esas olarak ticar bir topluluun bulunduu Mekke'de, mrvve ideali o ok gl nfuzunu yitirmi bulunuyordu. Kavmiyeti haysiyet duygusu, artk es. kii gibi insan hayatnn gerek temeli ilevini grebilecek durumda deildi. imdi hayat ideali, eref deil zenginlikti. l Araplannn, kendisini anarken ayplanma ve utan yolu gibi kk drc kelimelerle andklart servet, burada an ve erefe giden tek yol olarak grlmekteydi. Brakn bir ktlk olmay, hasislik imdi yksek parasal kabiliyetin bir iareti, toplumda glenmenin ve tannmann gerek kayna idi. Zengin Mekkeliler, slm' benimsedikten sonra bile, Kur'n'daki tabiri kullanmak gerekirse (Tevbe; 67), hl ellerini kilitlemeye devam ediyorlard. Belirlenen zekt da kin tutarak veriyorlar ya da hatt ak ak herhangi bir ey vermeyi reddediyorlard. Kur'n'n onlan hasislikle sulamas da doaldr: Bazlar Allah'a cidd cidd yemin ettiler ki, 'Eer Allah bize zenginliinden verirse, biz de muhakkak zekt vereceiz ve iyi m'minlerden olacaz'; ama Allah nihayet onlara kendi zenginliinden ihsanda bulunduu zaman cimrilik gsterdiler, (Bahil; buhlun fiil biimi,) ve dndler.. (Tevbe; 75-76) Kur'n, onlan en korkutucu nihai ceza ile tehdit etmekte tereddt etmiyor: Allah'n kendilerine verdiinden cimrilik edenler (yebhalne; buhl'un bir fiil hali) sakn bunu kendileri iin daha iyi saymasnlar. Yoo, daha ktdr; nk Dirili Gn'nde esirgedikleri hereyi boyunlarna asl bulacaklar... (Al- mran; 180) Altn ve gm yp ta, Allah'n yolunda harcamayanlar var ya, ver unlara can yakc bir azabn gzel ha119

berini Cehennem ateinde snacaklar, alnlarnn ve yi. ne yanlarnn ve srtlarnn onunla yanaca gn te biriktirdiiniz ey (in mkfat); tadn bakalm biriktirdii, nizi- denecek onlara. (Tevbe; 34-35) Bu blmdeki kk tabire; Allah'n yoluna dikkat ekmek istiyorum. Bu, burada da tel'in hedefi yaplan eyin, genel olarak cimrilik deil, belirli dini faaliyet sahasndaki cimrilik olduunu gstermektedir. Yani ebedi Cehennem cezasna arptrlanlar, Allah yolunda cimri olanlar, cimri tabiatlarn zellikle zekt verme grevinin yerine getirilmesinde gsterenlerdir. Zira. bizzat ayn kfirler, o suretle Muhammed (as.)'in yeni dini hareketine diren lksne yardm ettiklerinden emin olduklar zaman, ser. vetlerini cmerte harcamaya son derece hazr ve arzulu idiler. Kur'n'n birok yeti buna ahadet eder: Bakn! Kfirler servetlerini insanlar Allah yolandan evirmek iin serbeste harcyorlar. Cimriliin slm tarafndan cidd bir cezay hakeden bir ktlk olarak iddetli bir biimde tel'in ediliinde, o gnn sosyal artlan iinde ve zellikle l Araplar arasnda yeni veya aina olunmayan hibir taraf bultnmuyordu. Bu, belli bir bakmdan eski gebe lksnn mhim bir cephesinin yeniden canlandrlndan baka hibir ey deildi. Ve eer cahili kadnlar arasndaki cimrilik eilimini hesaba katacak olursak, bundan belki de eski mrvve idealinin zellikle 'erkeke' olan cihetinin yeniden insan snrsz cmertlikten alkoyan hereye kar hissettikleri nefret duygusunun basit bir canlandnl deildi. Bu duyguyu oradaki ekli ile deil, kendi gereklerine en uygun tarzda yeniden canlandrmaya alm olmas, slm'n bir zelliidir. Arap zihnindeki o cimrilie kar duyulan eski ve kkl nefrete yeni bir iti salam ve yeni bir yn vererek g veren bir lk ile tehiz etmitir. Ancak bu bize, 'Allah yolundaki' cimrilie yneltilen bu telinin gerisinde, insan doasnn esas niteliine inen bir derin grn bulunduunu unutturmamaldr. nsan
120

tabii.: olarak cimri, tamahkr ve agzldr. Bu zaviyeden, Allah yolunda cimrilik, sadece insan ruhunun ok temel bir eiliminin tezahrnden ibarettir. De ki: Elinizde Rabbimin tm rahmet ve hazineleri olsa da siz elisklk eder, harcamaktan korkardnz. Do. rusu insan hasistir. (sra, 100) Burada 'hasis' diye evirisi yaplan kelime katur dur. Bu, bahil ile ayn anlamdadr. Yani buhl eden, hasis, elisila yahut cimri kii demektir. QTR kk Furkan, 67'de fiil eklinde gzkr. Orada kiinin sahip olduu eyleri dikkatsizce arur etmesi demek oian israfn zdd olarak kullanlmas nem tayor. Allah'n gerek kullan... onlardr ki... ne arur ederler (ysrif) ne de elisklk; (yaktr) onlar her zaman iki u arasndaki deimeyen orta yolu izlerler. Buradan, Katrm, an harcamadan balayarak harcamann giderek azald izelgede teki ucu, yani cimriliin son derecesini temsil ettii belli olmaktadr. ' Kur'an bu erevede bir baka nemli kelimeyi, cimriliin yahut tamahkrln son derecesi anlamndaki uhu (veya ahh, ya da ihh) ortaya koyuyor. Kelime gl bir ktleme yahut tasvip etmeme esi tamaktadr. Cimrilii, teessf edilecek bir (ruh hali) olarak gstermektedir. uh ile buhl arasndaki fark konusunda, 'buhl'un cimrilik hareketinin kendisine gsterdii, 'uhl'un ise, ruhun, cimrice eylemleri gerekli klan zel durumunu ifade ettii sylenmektedir ("). Bahis konusu szcn Kur'n'daki kullanm bu yorumu teyid eder grnmektedir. Her halde, Kur'n'n 'uhh'u, insan ruhunun z doasna atfta kullanmas son derece nemlidir: uhh, ruhlarn ta tabiatnda vardr. Ama eer Allah korkusu ile hayrl iler ilerseniz, dorusu Allah yaptnzdan asla gafil olmayacaktr (Tevbe, 127/128). -Allah'dan saknabildiiniz kadar saknn ve kulak
(11) El-Buhl: nefs el-maru el-uh; el-helat, el-nef sani ye, ellezi tahtadi zlike el-man. el-Bustani'nin Muhit el-Muhit, 1.6P.
121

verin, itaat edin ve ruhlarnz hakk iin seve seve harcamalarda bulunun. Her kim ruhunun uhh-undan kur. tulursa, ite byleleri muradlanna erenlerdir. (Teabun. 16, aynca bkz. Har, 97).

CESARET Kur'an'm, yeni tekil edilmi slm toplumunun dini havas iinde nasl eski cmertlik idealine yeniden can verdiini ve Araplara has kontrol d cmertlik eilimini gelitirerek gerek bir slmi fazilet haline getirmeyi nasl baardm gstermeye altm. Hemen hemen ayn ey yiitlik erdemi iin de byledir. Takdir edilir ki, l artlarnda cesarete yahut yreklilie erdemler arasnda en yksek yer verilmekteydi. Muhakkak bu mrwenin zaruri bir esi idi. Doal glerin insanlara kar o derece hain, ve haydutluun su tekil etmek bir yana, ekseriya lmn yegne alternatifi olduu Arap steplerinde, hibir ey nem asndan beden kuvveti ve askeri gc aamazd. Putperest Araplar arasndaki, yukarda biraz ayrntl bir anlatmn vermi olduum, kabile erefi byk apta bir g mes'elesi idi. l Araplar iin, kabileler aras ya da ahs olsun, en kanl kavga hayatn da erefin de ta kayna ve kk idi. Gerekten zayflarn ve korkaklarn hali yamand. Yok benim slalemde ne clz ne silahsz bir kimse Ne de kavgadan kaan dk sefil bir korkak Ben sava oluyum, atalarm Ki gznden vururlard miferli savay, Kuanp kllarn sknetle giderlerdi lme. Dirar b. el-Hattab aka grlen bir vnmeyle byle diyor. air Zheyr'in dedii gibi emesini klcyla korumayann emesinin kurutulduu, bakalarna hakszlk etmeyenin kendisine hakszlk edilecei lde, yreklilik yalnzca bir savunma silah deildi; ok daha aktif ve saldrgan bir eydi. Zheyr ahlaki retisinde ak ak
122

Aslan gibi fkeli bir savann, kendisine bir darbe indirmi olan dmana o saldry iade edip onu cezalandrmasnn yetmeyeceini, nisiyatifi ele alp, kimse ona hakszlk etmezken saldrgan olmas gerektiini beyan etmekten hi kanmyor. (u) Grlyor ki putperest Araplar arasndaki cesaret ve yreklilik erdemi ou kez, kavim kavgalanndaki zulm ve insanlk d iddetten evla deildi. Daha evvel bunun hilmin kart olarak, Cahiliye'nin nitelii olduunu grm bulunmaktayz. slm cesaret vgs ve korkaklk tenkidinde cahiliyeden ayn dmez. Burada da, irk zamanlarnda olduu gibi -Tehlike annda sendelemezler, onlar acuze deil-, her sava alannda dmanlanna kar cesur ve ataktrlar(Ka'b b. Malik'ten) eklinde tanmlanmak erkekler iin en yksek erefti, ve lmden korkup katlar; otluk arazileri de ganimet kald. Dk ve rezil korkaklar gibi hareket ettiler, dedirtmek ise putperest Araplar kadar mslmanlar iin de zld. Yalnz, Cmertlik konusunda olduu gibi slm, bu cahiliye erdeminden tm an eleri kesip atarak tipik bir slmi erdem yapt. irk devrinde cesaret, hani cesaret gstermi olmak iin gsterildi. slm ncesi iirin geni apta aratrlmasndan edinilen izlenim, cahiliye savalarnn harp meydannda yalnzca dayanlmaz bir arzuyu tatmin iin saknmasz, gerilemesiz bir cesarst gsterdikleri; cesaretin o zaman byk lde gemlenmeyen ve gemlenemeyen kontrol d bir hareket meselesi olduudur. slm'da bu kendine has bir deiim geirmitir. Ne var ki, balangtaki enerjisinin bir zerresini de kaybetmeden geirmitir. Artk bu krkrne, bana buyruk bir kontrolsz hareket deildi. imdi Hak dinin davasna hizmet eden ulvi bir hedefe ynelik, soylu ve disiplinli bir cesaret; Allah yolunda cesaret idi. Ey mminler, evrenizdeki kfirlerle onlar sizden mer. hamet isteyinceye kadar savan. Fakat her zaman hatrlayn ki Allah kendinden korkanlarla beraberdir.. (Tevbe, 123)
(12) Zheyr b. Ebi Sulm, Muallaka, m. 38-39. 123

Vaad ettikleri eyden dnen ve Allah'n Elisini yur. dundan karmay aklna koyan kimselerle savamayacak msnz? lk nce onlar saldrd. Ne! Korku mu duyu. yorsunuz onlardan? Eer siz gerek mminlerseniz, kendisinden korku duymanza Allah daha ok yarar. Vurun onlara! Allah onlan sizin ellerinizle cezalandracak, onlar rezil edecek ve size yardm elini uzatacaktr. man etmi bir toplumun gslerine ifa verecek ve kalblerindeki yakc gazab giderecektir. Allah her kime isterse O'na ynelir. (Tevbe, 13-15)

ldeki sylenti inanlmaz bir abuklukla yaylrd. Cahiliye savas iin hakknda, harp sahasnda srtn dmana evirip onlarn nlerinden kat yolunda sylentiler kmas tahamml imknsz bir utant. nk bunun sadece kendi ismine deil ayn zamanda kavminin erefine de en byk lekeyi srecei muhakkakt. Bir mslman iin de, Allah yolunda savarken dmandan kamak, dine ve Allah'a kar en sefih suu ilemek demekti. Kaak (ferar) adn almak, kolay kolay silinip atlamayan ahlki bir lekeydi. Bu nedenledir ki, Hicri 8 ylda Mute savanda mslman ordusu dmann bariz say stnl karsnda ciddi bir darbe yedii zaman byk komutan, Allah'n Klc Halid b. Velid, durup dururken daha fazla mslman kan akmasna mani olmak iin acele ricat etmeye karar vermi; ne var ki. ordu Medine'ye dnd zaman takn kalabalk askerlere amur atarak Gidi kaaklar! Ne cesaretle Allah yolundan kaarsnz? diye barm, Muhammed (A.S.) bile heyecan teskine muvaffak olamamtr. Seleme b. Hiam adl birisinin, evinden bir adm bile dar kamad rivayet edilir. Karsna Nasl oluyor da senin kocan namazlarda teki mslmanlarla birlikte Resuln yannda gremiyorum? eklinde bir soru sorulduunda, kadnn Vallahi, aslnda imkn yok ki ksn. nk ne zaman ksa ahali 'korkak herif! Allah yolunda kavgadan katn1 diye baryor, o kadar ki bugnlerde evinde oturuyor ve hi dar k124

iniyor diye cevap verdii sylenmektedir. (u) Kavgadan kamaya kar ayn tepkinin Kur'n'da da ifadesini bulduunu grmekteyiz. Yalnz bu, mslmanlarn herhangi bir stratejik ama iin ricatta bulunmalar gereken halleri hakl klmaya ynelik hafifletici bir kayt tamak, tadr. Ey iman edenler! Size kar yrmekte olan kfirlerle karlatnz zaman, onlara srtnz dnmeyin. Her kim yeniden saldrmak yahut bir baka birlie katlmak zere tabiye gerei kamak hari byle bir gnde onlara srtn dnerse. Allah'n gazabna yakalanr. Konaklayaca son yer cehennemdir; kt bir gidi! (Enfal, 15-16) Allah yolunda ileri gitmekte gnlszlk gsterenler bizatihi o davran ile, hakiki Mslmanlar olmadklarn aa vurmaktadrlar. Sizin toplumunuza dahil olduklarna, Allah' ahit tutarak mslman olduklarna dair ne yeminler ederlerse etsinler, aslnda sizden deillerdir. nk onlar korkak yarathh kiilerdir, (yefrakne: ferak'n anlam 'rkek, ekingen,) (Tevbe, 56) Aadaki alntda, gerek inan sahibinin (mminin) yani Allah'tan korkusu olann (muttaki), insan olan dmanndan korkmad, ve mal ve can ile kyasya kavga etmeye hazr olduu, dier yandan Allah'dan yana korkusu olmayann ise, O'nun yolunda savamaktan korku duyduu ok belirgin bir biimde ifade edilmektedir. Allah'a ve ahiret gnne iman edenler asla savatan muaf tutulmak iin yalvanp yakarmazlar,- canlan ve mal. lan ile cehdederler. Allah kendisinden korkanlan bilir. Senden kendilerini mazur grmeni isteyenler, ancak Allah'a ve Kyamet Gn'ne iman etmeyen ve kalbleri phede olanlardr. O yzden phe iinde tereddtlere kaplrlar. (Tevbe, 44-45) Btn sylediklerimizi zetleyerek ifade etmek istersek,, imdi hakiki mminden istenen eyin artk Cahiliye
<13) Ibn Ishak, II, 798.
125

airlerinin o denli vg ile bahsettikleri o hayvani cret deil, Allah'a ve Kyamet Gn'ne kuvvetle imandan doan ve ona istinad eden tmyle yeni bir tr askeri g olduu sylenebilir. Cahiliye'de cesaret mesnedsiz ve istikametsiz bir eydi. Kur'n ona belirli bir yn verdi ve mteakip slm imparatorluu tarihinin bolca delil ile kantland gibi, ondan mminlerin ellerindeki Allah'n dmanlar ile savamakta kullanlacak en korkutucu silah karmay baard. VEFA Sadakatin ya da gvenilirliin lde en yksek ve en tipik erdemlerden biri olduunu, slm ncesi iir ile haberleri okumu herkes bilir. Beklenilebilecei gibi, Cahiliye'nin ballk erdemi, byk lde kan yolu ile yaknlk meselesiydi. Genellikle tahakkuk alam kabilenin snrlan iinde idi ve bu dar erevede, vefmn hkmranl mutlak ve yce idi. Bu erdem ahsn, kanndalan karsnda kardan en uzak feragatini, nefsim dostlara en sadkane adayn, ve verilmi szn yerine getirilmesin, de ve taahhde riayette gsterdii o en yksek ball ortaya koymaktayd. Birok defa ciddi bir ahit, bu erdemin etkinliini kabile snflan tesine de uzatabilmekteydi. ok iyi bilindiinden burada aynntlanyla ele alnmayacak olan tipik Samavel b. Adiya rnei C14) bunu ok iyi resmetmektedir. Kuatma harektna girien diktatrn, air mr l-Kays'in kendisine vaad etmi olduu zrhl yelei talep etmesi karsnda Samawel, airin kan yoluyla yakn olmamakla beraber bunu reddetti, ve neticede olunun kendi gzleri nnde katlediliine ahit oldu. Bugn bile Samawel ad, Bedevi vefa lksnn en yksek tecessm olarak Araplarn dudaklarnda yaamaktadr. air Zheyr de, Vefa ile ilgili olarak sk sk alnts yaplan beyitte :
(14) r. Bkz. Ncholson, s. 84-85. 120

Szne sadk kalan Ayptan kam olur Ve kalbi bir kararda sabit kalan Srmez yrynde (:s) diyor. slam, sadakat ve vefa beslenen bu kasp kavurucu hrmetkrlg, gebelikten gelen asli hayatiyeti iinde Ca. hiliye'den devrald. Gerek Kur'n, gerek Hadis ilmi, slm'n l Araplarna has vefa erdemini ahlak yasasnn mhim bir esi olarak benimsediini ve bnyesinde ona ok yksek bir eref payesi verdiini aka gstermektedir. Ancak, aynen gebe ideallerinin durumunda olduu gibi, slm sadece benimseme ile yetinmeyip, bu eski erdemi kendine has bir yoldan olgunlatrd ve onu tevhidi inan arkna kanalize etmeyi baard. Gebe fazileti vefnn bu slm hviyeti kazan ayrdedilebilir fakat yaknen rabtal istikamette inta edil. mistir: M'minlerin kendi aralarndaki olaan sosyal ilikiler kresi iinde, ve Allah ile insan arasndaki dikey alakay ieren tam anlam ile dini nitelikli krede. Burada, bu iki noktann birincisi hakknda ok fazla ey sylenmesine hacet yoktur. Zira sualin bu vehesinin herhangi ayrntl mtalaas, evvelki blmde, slm'da kavmiyeti dayanmann lagvedilii hususunda halihazrda sylenmi olan eylerin skc bir tekrarndan baka bir ey olmaz. Vakur bir feragat seramonisinin yaratt, kendine has bir kan beraberlii bilincinden doan vefa erdemi, ilk planda kavmiyeti yahut kavimleraras bir hadise idi. Bu, hereyden evvel, bir ve ayn kabilenin fertleri arasnda birbirlerine kar son derece babayiite; bir adant. kinci plnda ise vefa, kavimler ve kabileler arasndaki kutsi ahit balants idi. Birbirleri ile herhangi bir rnein dostluk, yahut izdiva, ticaret vs. gibi konuda uzlama halinde olan herhangi iki kavim, bir ilahi ah(15) Zheyr b. Eb Sulma; m. 43. 127

siyete ortak bir kurban adarlar ve o ekilde ciddi bir anlamay gerekletirmi olurlard. Toplumun kavmiyeti ilikilerine bal her trl tahdidi ortadan kaldrrken, islm, ballk erdemini daha geni bir temele oturttu. Onu kavimleran, gerek anlamda insani bir ey haline dntrd. Bu suretle vefa, bireyci bir toplumda ilerliini icra edebilecek bir ahlki g oldu. ok daha mhim olan, yukarda tetkik edilen iki noktann iincisidir. Burada Peygamber (a.s.)'in, tm ham ve ilkel dini nitelikli gebe fikirlerini amasna, ve Allah ile insanlar arasndaki dini balantnn resmi bir ifadesi olarak, ahit ile ilgili tipik semitik anlaya yneliine .ahit oluyoruz. Bu din anlaynn en tipik rneinin Eski Ahit (Tevrat) olduunu sylemeye gerek yoktur. srail'in din uurunun hareket ettii ve gelime gsterdii en temel ve en genel ereve, Yahova ile tm srail kavmi arasnda bir anlama fikri idi: Ben sizin tanrnz olacam, siz de benim milletim olacaksnz. Ahit, srail'e ncelikle Yahova'nn kendisi tarafndan, onlar Msr'dan karp kurtarma eylemindeki ltuf ve keremi ile empoze edilmitir. Bu nokta Kur'n'da da tekrar tekrar vurgulanr : Biz sizi, sizlere zalimce ikenceler yapan Firavun ailesinden kurtardk... Kzldeniz'i yanp ikiye ayrdk ve sizi sa kardk. Firavn'n ailesini de sizin gzleriniz nnde bodk. (Bakara, 49-50) Ancak, bir 'ahit' olduu cihetle her ahit, taraflarn her ikisini ykmlle sokar. Bizatihi ahitini halkn zerine empoze etmek fiili ile Yahova, kendisini de ahit artlarn yerine gstirmek ykmll altna koymu oldu. srail'in tanrs olacana, onlar sevip koruyacana, bir milletin ilah olmann ima ettii her ey ile birlikte, onlar kurtulua erdireceine dair vaadde bulundu. Tabii, u da unutulmamaldr ki, bir tann asla sznden caymaz; her ne kadar ou insan bunu bilmez ise de. (XXX, 56) Bylece, Yahova ve srail, karlkl olarak birbirlerini hak ve devler altna so3tan bir anlamaya girmi oldular. (Kitab- Mukaddes'te) Yahova ile srail arasnda cereyan eden bu temel ilikiye
128

Kur'n'da ok sk atfta bulunulmas son derece byk nem tar: Ey srail oullar, sizi nasl bir kerem ile keremlendirdigimi hatrlayn ve bana verdiiniz sz yerine getirin ki, ben de size verdiim sz yerine getireyim. Benden korkun siz. (Bakara, 40) u da su gtrmezdir ki; Kur'n, CKitab- Mukaddes'te) Yahova ile srail arasnda grdmz bu zel rabtay slm'n merkezine tam ve onu Allah ile mslmanlar arasndaki rabtann temel biimi klmtr. Dorusu sana sadakat yemini edenler (ey Muhammedi bizatihi o yemin ile Allah'a ballk yemini etmek, tedirler. Allah'n eli, onlarn (yemin iin bir araya gelmi olan) ellerinin zerindedir. Bu yzden her kim (o yeminden sonra) yeminini bozarsa, ancak kendi zararna-bozmu olur ve her kim Allah ile olan ahdini yerine getirirse, Allah ona byk bir mkfat nasib edecektir. (Fetih; 10) Dinin, iki taraf arasndaki bir akde dayal olarak an. lalmas, hakikatte Eski Ahit'in olduu kadar Kur'n'n da tipik niteliidir. slm'da geliimine ahit olduumuz tm ahlk deerlerin dorudan, ya da hi olmazsa dolayl bir biimde ahit fikri ile bir alkas olduunu sylememiz kabil. Sdk erdemi, bu temel kavramlay ile ok yakndan ilgili nosyonlarn belki de birincisidir. Bu SDK kk, Kur'n'da birka biimde ortaya kar: fiil hali sadaka, yaln hali sdk, fiilden treme sfat hali sdk, glendirilmi (eddeli) sfat sddik vb. sze girii, eski Arap kamusulan arasnda 'sdk'n, ounluun oyu ile kezib'in (uydurma, yalan) kamil zdd olarak kabul edildiini kaydetmekle yapabiliriz. En ilk alfabetik szlklerden birinin mellifi olan bn Paris b. Zekeriya'ya gre, bu kkn manas, konuma iin, yahut her ne iin kullanlmakta olursa olsun g ya da katlktr. Bu asli mana der o, zaten sert, enerjik anlamndaki 'sdk'
120

sfatnda zahirdir. Sdk iin 'dilin doruluu' denmise, nedeni yalann zaaflan karsndaki gcdr. (") Neticede 'sdk'n en olaan anlam hakikati konu, mak, doru olan yani geree uyum arzeden malmat vermektir. Kelimenin bu manas, raporu yakinen incelediler ve doruyu sylediini (sadaka) grdler nevinden gnlk cmlelerde berrak bir biimde grlmektedir. Bu tr cmlelerde 'sdk'n anlam, hi kukusuz, kullanlan kelimelerin hakikatle badamasdr. Lakin kelimenin tm anlam bununla kalmamaktadr. imdi, dilin hakikatine, yani herhangi bir konumay gerek klan srece, iki kart ynden, yani znel ve nesnel adan baklmas mmkndr. Nesnel kutup, dilin te. tabuk ettii gerekliktir. Arapa'da bu kutbun ifadesi, tercmesi genellikle truth (gereklik) kelimesiyle yaplan hakk kelimesidir. Hakk, gerekliin zellikle nesnel olan yann yanstmaktadr. -Sdk kar kutuptur; bu. zellikle konumacda bulunan ve onun kulland kelimeleri geree yaklatran bir nitelie, yani 'kendisinin hakikatliliine' degindir. bn shak'tan aldmz aadaki rnek, bu noktay hayret edici bir nitelikte aa karmaktadr : Allah'n Resul, ahaliye gerek (hakk) olduunu bildikleri eyi tebli etti ve bu yzden onlar onun hakikatliliini (sdk) hemen anladlar. Bu bahis erevesinde ayn derecede ilgin olarak Tarafa'dan aldmz aadaki msra zikredebiliriz : Ve el-sdk y lfuh, el-lebib el-mrtec. Ve el-kzib y lfuh, el-dni el-ahyb. (") (Sebatkr kiinin deimez vasf hakikatlilii, Her zaman gvenilir oluu. Yalan ise o kiinin deimeyen vasfdr Ki, sflidir ve kandrr insanlar.)
(16) bn Paris-. Mu'cem Makis El-Lgat. Yy; Abd El-Selm Ha run (Kahire-H. 1366-1371), III, 339. (17) Tarafa: Divan. Yy-. M. Seligsohn (Paris-1901) XII, m. 7.
130

Konu bu iken, baz Arap kamuslarnn sdkm semantik yaps hakknda ifade ettikleri garip bir gzlemin dikkati ekii ilgintir. Bize denmektedir ki, belli bir beyann sadk olmas cin kullanlan kelimelerin gerekle uyumas yeterli deildir; bunlarn aynca konumacnn kafasndaki hakikat fikri ile de uyum iinde olmas gerekmektedir. Sdkn anlamsal yapsndaki en belirleyici eyi, doruyu yanstmak yolundaki niyet ya da kararlln mevcudiyeti oluturmaktadr. Fakat bu, 'hakikate sadk kalma niyeti'nin, paratikte deiik biimlerde anlalmas ve beklenilenden daha geni ya da daha dar anlam sahalarn igal etmesi mmkndr. Zira 'gereklik', hatn saylr eitlilie mahal brakmaktadr. Bu, yalnzca nesnel bir gerek olabilir; halkn bir deti, bir davran kaidesi, bir antlama ya da yine kiinin kendisinin telaffuz ettii kelimeler olabilir. Btn bu durumlarda 'sdk', son derece bariz samimiyet, ayak direme, drstlk ve gvenilirlik gibi baz anlamlar kazanr. Grlr ki, baka yerlerde olduu gibi Kur'n'da da, 'sdk'n birtakm kullanl rnekleri ile kar karya geliriz ki, btn bunlar, sadece hakikati sylemek tabirinin karlamas mmkn deildir. Belki de hepsinden daha ok kayda deer olan, ve yalnzca mevcut blmn kendi zel gr zaviyesinden de deil, daha genel olarak ta sdk m, Kur'n'da kfir ya da mnafkm (ihanetkr) kart olarak kullanld haldir: Hani biz peygamberlerden kesin szlerini almtk; Senden, Nuh'tan, brahim'den, Musa'dan, ve Meryemolu sa'dan. Biz onlardan sapasalam bir sz almtk. Doru olanlara doruluk, (ve ballk) (Allah'n) sorman iin. Kafirlere ise ackl bir hazrlamtr. (Ahzab, 7-8). Burada bize sylenen; Hkm Gn btn insanlarn iki snfa ayrlacadr: Sdklar snf ve kfirler snf. Sdklar, tm yaanlan boyu hi yan izmeden ahit artlarna bal kalm olanlar; kfirler ise, imdi ok iyi bildiimiz gibi, her zaman Allah'n ltuf ve keremine kar nankrlk ve dolaysiyle ayn ahite sadakatsizlik ve iha131

net etmi olanlardr. Bu blmde sdk-dan, zellikle Allah ve kullan arasndaki ahde atfen bahis olunmas son derece ehemmiyetlidir. Buradaki konumlanma durumu, bizi sdk- kelimesini Vefal', sdk da 'sadakat' yahut 'vefahlk* eklinde tercme etmeye itmektedir. Aada, sdk szcnn mnafk (hain ruhlu) a zt durumda bulunduu alntda, (mzekker oul 'sadak* halinde grlen) sadaka fiiline, (ahitleri) -ne bal kaldlar, veya -ni yerine getirdiler eklinde mana ver. mek gerekir. M'minler arasnda, Allah'la olan ahitlerine bal kalanlar (sadak) var; bir de bazlar var ki, szlerini (ehadetle) yerine getirmi durumdalar; bazlar da hl beklemekteler ve hafife de olsa deimediler, ki Allah sdklar dllendirsin ve mnafklar da isterse cezaland, np istemezse tekrar kendilerine doru dnsn. (Ahzab, 23-24) Sdk kelimesinin, En'am sresinin 115. yetinde adi (hakkaniyet, adalet) yannda yer aldnda da, belki ayn ekilde anlalmas gerekir. Bence eer biz, ki bana sorarsanz yle yapmamz da gereklidir alntnn, ilahi kelimelerin mutlak deimezliini gsteren ikinci yansn, sdk-n ima ettii eyin bir eit uzunca anlatm olarak alr isek, bu yorum daha da olas hale gelir. -Rabb'inin szleri, sdka da adlca da kusursuzdur. Hibir ey O'nun kelmn deitiremez. Burada sdkn Allah kelamna atfen kullanldn grmekteyiz. Bunun anlam sadece udur ki, ahdin faal bir itirakisi olarak Allah kendi kelimelerine sadk kalmaktadr. Bu da, Allah'n kelimelerinin bir kere azdan ktktan sonra kaypaklkla deitirilemeyecei, yani baka trl sylenecek olursa bu kelimelerin mutlak gvenilirlikleri olduu, dncesinin zel bir ifade tarzndan baka bir ey deildir. Bu, nasl olursa olsun sze sadakat anlamndaki sdk, grdmz gibi insanda sadakat ve deimezlik niteliklerini ifade eden bir baka kelime durumundaki
132

vefatya anlam olarak ok yaklamaktadr. Aslnda, birok defalar bu iki kelimenin yanyana anlamda olarak kullanl ile karlayoruz, rnein; Muhammed (a.s.)' 1e ahitletim ve szmden dnmek istemem. nk ben, onda sadakatten (vefa ve sdk) baka birey grm deilim. (") Muhammed (as) 1e ada bir air de, Unut muharebesinden sonra yazm olduu iirinin bir blmnde; Eb Sfyan ile ayrldk; Bedir'de bulumaya karlkl sz vererek. Ama biz onu sadakatli gremedik. Ne azndan kan sze (sdk), ne de hakikat (Vafi, 'vef'nn fiilden tremi sfat.) bulabildik kendisinde. (19) Bu konuda Eb Bekr'in sdk ile alkal olarak yapm olduu sylenen yorumu kaydetmek anlamsz olmayacaktr. Eb Bekr'in, Resl'n lmnden sonra halife seildiinde, konumasnn bir blmnde Sdkn esas emanet, kezibinki ise hyanettir, dedii rivayet edilir. Emanet, insandaki gvenilir olu, gvenilirlik, ya da drstlk nitelii anlamn tayan bir baka szcktr. Hyanet ise, bunun zddn, yani hainlii, ihaneti yahut kiyzll iaret etmektedir. Eski Araplarn dilsel bilincinde sdkin, hakikatliliin, nasl gvenilirlik ile balantl olduunu ve ayrca, slm erdemler arasnda olduu kadar gebelerin erdemleri iinde de ne derece yksek bir mevki igal ettiini grmemiz kolay olacaktr. Ayn kkten treyen bir ekimi halinin daha aklamas kald : Sddk : Bu, tartmaya yol ac terimin kat' anlamn kesin bir tarzda ifade etmek, son derece mkldr. Bir husus kesin : O da bunun, sdkm bir mbalaa (iddetlendirme; kelime olarak karl: 'abartlm') hali olduudur. Yani bu, sdkn mmkn olan en yksek derecesini gsterir. Ama bu da, hayli mulaktr. nk bildiimiz gibi, sdkn iki ayr birbirinden farkl cephesi mevcuttur. Arap filologlar arasndaki en yaygn goda) Ibn shak, II, 674. (19) Ayn eser, s. 620.
133

re gre, sddik, zellikle doruyu konuma esine atfta bulunur. Bu gr asndan, sddik-n anlam, son derece doru szldr; hakikatten baka ey konuma, yan, asla yalan sylemeyen- demektir. imdi sddik sz, Halife Eb Bekr'in o ok maruf onur sfatdr ve genellikle bu manada anlalmaktadr. Ancak, Eb Bekr'in bu erefli ismi ald vesilenin naklen aldmz anlatmna daha yakndan bakacak olursak, biraz daha deiik bir yoruma varrz. Nakle gre, dillere destan Mira (ge ykseli) tecrbesi ve gece vakti Kuds'e yaplan mucizev seyahatin hemen arkasndan Muhammed (a.s.), bandan gecen bu hadiseyi ayrntl olarak anlattnda, hazr bulunan mslmanlann kafasnda bunun gerekliine ilikin ciddi istifhamlar belirir. Muhammed (a.s.)'in anlatt eyin imann sarsmasna msaade etmeyen tek ahs, anlatldna gre Eb Bekr'dir. Resul (a.s.) Kuds'te grdklerini ayrntl bir biimde anlatmay srdrrken, Doru; senin Allah'n Resl' olduuna ehadet ederim, diye tekrarlayan sadece odur. Anlatmnn sonunda, Muhammed (a.s.) Sana gelince, Eb Bekr, Sen gerekten Sddk'sm. der. Eer biz, bu nakili olduu gibi kabul eder isek,, buradan sddikn, hakikati konuan deil, daha ziyade bir eyin hakikatine ehadet eden demek olduu kar. Bu haberin sahih mi, deil mi olduunun pek nemi yoktur. Mevcut amacmz asndan deer tamasnn nedeni, bize o gnlerin Araplannn zihninde sddik szcne ilitirilen anlam bulmamza yardmc olacak mhim bir anahtar temin ediidir. Fakat, Kur'n'n kendisinin bu konuda syleyecei bir ey olsa gerek: Kur'n'da bu isim Meryem'e, brahim'e, Yusuf'a ve genelde do tm m'minlere tatbik edilmektedir: Meryem olu Mesih, sadece bir resuld; nasl ki, kendisinden nce baka resuller gelip gemiler ise. Annesi ise, (sadece) bir sddika idi, (sddikn mennes hali). Her ikisi de (olaan) yemek yerlerdi. (Maide, 75) Bu blmn amac, sa ve annesi Meryem'i evreleyen 134

ve esasta Allah'n mutak birlii ile badamayan mukaddesat halesinden kurtarmak ve bunlarn her ikisinin de, baka lmller gibi yemek yiyen lmllerden baka bir ey olmadklarn beyan etmektir. Bu ikisinin dier insanlardan ayrldklar yegne husus, sa'nn Allah'n elilerinden biri ve Meryem'in de bariz derecede erdem sahibi bir kadn olmasyd. Sddika szcne vermemiz gereken kesin anlama gelince, iinde yer ald anlatm, hemen hibir izah tamamaktadr. Elimizde, maalesef kelimeyi 'hakikati syleme, emniyet duyulurluk, ya da drstlk' eklinde deerlendirmekten baka imkn kalmyor. Yusuf, sen ey sddik! Bize (bu garip rya hakkndaki) grn desene ...... ki millete dneyim ve hakikati bil. direyim. (Yusuf, 46) Genellikle, 'sddik'n yukardaki yette 'sz doru' anlamna .geddiine muhakkak nazan ile baklmaktadr. Kelimenin kullanl amac, 'konuann evvelki bir deneyimine, yani grm olduu bir ryann, Yusuf'tan ald, kendisinin gelecei ile alkal yorumunun dou kmasna atfta bulunmak mdr ki, anlam doruyu konuan adam olsun? Yoksa, daha genel anlamda, doru szlln kendisim mi ifade etmektedir? Veya yine acaba, gvenilir manasnda mdr? Herhalde, kelimenin hakiki anlam konusunda hatr saylr bir belirsizlik artakalyor. brahim'le ilgili aadaki rnek, semantik bakmndan zel bir nem tamaktadr. nk, blmn tamam adeta, ona niin sddik dendiinin ayrntl bir izahn olu. tunnaktadr. Bunun gerek bir 'szl tanm' olmad dorudur. Fakat hi olmazsa bize, bu erefli isme kiiyi ne gibi bir davrann layk kld hakknda bir ipucu veriyor: Bu kitapta (yani Kur'n) brahim'in meselesine de yer ver. Gerek u ki, o bir sddk ve bir peygamber idi. Babasna yle dedi : Ey babacm! Niye duymayan, grmeyen, sana hibir yaran da dokunmayan bir eye kulluk edersin? Ey baba; bana, sana gelmemi olan bir
135

bilgi geldi. Beni izle de, seni dzgn bir yola kavuturaym... Ey baba! eytan'a kulluk etme; dorusu eytan, merhamet sahibi Allah'a kar her zaman isyankr olmutur. Ey babacm! Dorusu ben, sana Rahim olan Allah'tan bir ceza ulap Seylan'n kulu haline gelmenden kork. maktaym. (Babas) dedi ki: Ne! Sen benim ilahlarma kar msn brahim? Dur, yoksa seni tala ldrmek zorunda kalacam. En iyisi sen benden biraz uzak kal. (brahim) yle dedi: Elveda, o zaman! Senin iin Rabb'imden mafiret dileyeceim. Dorusu o bana her zaman iyiliklerde bulundu. Allah'dan u^ak. kendisine yalvardn btn bu eylerden (putlardan) ve senden uzaklaacam. Ben Rabb'ime dua edeceim. Sanrm (yalnzca) Rabbime dua etmekte bahtsz olmu olmam. (Meryem, 41^49) Burada brahim'in, evredeki irk dolu mrik glere kar Tevhid'in kararl kahraman olarak tasvir olunduuna ahit olmaktayz. O suretle babasndan ayrlmaya zorlanp srgne mahkm edilse de o, dinine son raddesine kadar sadk kalan, Allah'a iman g dolu, ve kor. kudan arnm birisidir. Sddk ismini almaya tam anlam ile, hak sahibi kii, ite byledir. Bu blmn, szcn anlam nvesine nfuz etmede bizi bir adm daha ileri gtrd aktr. Bundan sonraki rneimizde ayn kelime, sannm ayn anlam ile, genel olarak gerek inan sahibi herkese atfedilmektedir. Konu ile son derece alakal olarak, burada sddiklann, 'kfir'lerin zdd oluu dikkat ekmelidir. Allah'a ve O'nun resullerine iman edenler sddikn (l.)dur; Rabb'leri indinde (hakiki) ahitlerdir. Onlar iin mnasip bir mkfat ve onlarn bir vardr. Tam tersine, kfirliklerini sergileyen ve yetlerimize iftira edenler. Cehennem halkdrlar. (Hadid; 19) Son iki para ilk bakta sdikn, en azndan Kur' n kullanmnda, her zaman hakikati konuan kiiden ziyade, evk dolu ve her ne hadise vaki olursa olsun, Al136

lah'n birliine olan inanc halis kalan, sapmayan ve sarslmayan, sebatkr ve sdk bir m'min anlamnda oldu. una iaret eder gibidirler. Yukarda Eb Bekir'den naklettiimiz szde, (s. 108) sdkn, 'kazib'in; kzib kanal ile de hyanetin (ihanetkrln) zdd olduunu grdk. imdi eer, kiinin verdii sze, ettii yemine, imzalad anlamaya, ahite vb. hi yan cizmeksizin, sadk kalmas anlam erevesinde sdk bylesi yce bir ahlki nitelik oluturmakta ise, zdd durumundaki hyanetsin de, insann sahip olabilecei en gnah dourucu niteliklerden biri kabul edilmesi ancak doaldr. Cahiliye'de olduu kadar slm'da da, ihanet vahim bir gnaht ve bu tr bir sfatla nitelenen kii, engerek ylan misali tiksinti uyandrrd. (Kendileri ile ahitletiin) herhangi bir topluluun ihanetinden yana kukuya dersen, o zaman adaletle iade et, (sululuk duymakszn anlamay lvet). Zira dorusu, Allah ihanet edenleri sevmez. (Hinin; 'hin'in l. hali: ihanete eilimli olanlar.) (Enfal; 58) Aada, Yusuf'un namusunun Msr hkmdarmm karsnn kendi dilinde ifadesini bulduu blmde, hain (ihanet eden kii) in, bizim iin nem arzeder bir tarzda sdkin zdd olarak grndne ahit olmaktayz ki, bu da, bu arada, bu konumda sadkin, efendi ile uak arasndaki ahite sadk ve vefal kalan kii demek olduu yolundaki gr tasdik eder mahiyettedir. Hkmdarn kars dedi ki: 'te nihayet gerek (hak) yerini buldu. Evet, ben onu ay arttm. O (Yusuf) ise muhakkak sdklardan. (Sonra Yusuf dedi ki) (olan hereyin sebebi) (efendim, Msr hkmdannn) unu renmesidir ki, onun srt dnkken ben ona ihanette bulunmam (hna; ehyana'yata tekabl eden fiil hah'), ve Allah da hinlerin er niyetlerini sonuca vasl etmez. (Yusuf; 51-52) Eer ihanet (hyana), normal sosyal yaant, yani bireylerin ayn slm topluluk iinde kendi aralarndaki davranlarn tanzim eden itimai ahlk erevesinde elim bir gnah ise, doal olarak bu, insann Allah'a kar
137

olan dini-ahlki davran sahasnda daha da ok byledir. Yani Allah'a kar ihanet, insana kar ihanetten daha ciddi bir gnah tekil eder. Bunun anlamna vakf olabilmek iin hatrlanmas gereken, Allah'a kar ihanetin en tipik rneinin, ikiyzl bir inan rts altnda ihanet demek olan nifak olduudur. Yukarda ele alm olduumuz, ve hi olmazsa tipik kullanm ekli dahilinde, ihanet ya da kahpelikten ziyade Allah ile bir ahit yapmay aka reddetmek, yahut aka Allah'a imanszlk beyannda bulunmak demek olan kfrden ayr bir biimde nifak; slm'n orta yerinde, takva maskesi altnda haince hareket etmek demektir. Esasnda, biz nifak kavram ile evvelce karlam bulunuyoruz. Ksaca, mnafk o kiidir ki, her ne kadar d grn itibariyle saygl bir mslman ise de, kalbsn bir hain kalr ve gizliden gizliye Allah'n ve Peygamberin amansz bir dmandr. Yukarda verilen blmde (Ahzab; 23-24) mnafkn, sdkn zdd konumunda bulunduunu da hatrlarsak iyi olur. Yalnz, nifak bahsi, bu kitabn zel gayesi asndan ok daha ayrntl bir tahlili hakl klacak kadar byk nem tad iin, bu sorunun daha ileri bir mzakeresini daha sonraki, daha msait bir vesileye brakacak ve yalnzca din ve inan sahasnda ihanetin anlamna daha fazla k tutacak iki tipik rnei buraya aktararak bu blm nihayete erdireceim. hanet edenlerin (hinin duacs olma... ve kendi kendilerine kahpelik edenler (yahtenne; 'hyana'nn bir fiil hali) iin yalvanp yakarma. Dorusu Allah gnahkr hainlerin (havvn) hi birini sevmez. (Nisa; 105 107) Kendi kendilerine kahpelik edenler tabiri ile, Allah'a kar ihanette bulunanlarn sadece kendi nefislerine ihanet etmekte olduklar, zira neticede ihanetlerinin dnp dolap kendi balarna dolanaca ima olunmaktadr. Burada geici olarak hain diye anlam vermi olduumuz havvn szcne gelince, bunun, kendisinde ihanetin an bir derecesi bulunan, El-Beydav'nin dedii gibi ihanet ve ikiyzllk eylemlerinde srar eden kii man138

suida ve 'hin'in abartlm (mbalaa edilmi) bir biimi olduunu belirtebiliriz. Dahas, bu kelimenin burada bir baka kelimenin (atm; gnahkr) ilvesi ile daha da glendirilmi oluu dikkati ekiyor. Muhakkak Allah iman edenleri mdafaa edecek. Mu. hakkak Allah nankr hainlerin tmnden nefret ediyor. (kll havvan kefr) (Hacc; 38) Burada da, Allah'la olan ahde sadakatsizlik eden kii, gl havvan kelimesi ile anlmaktadr. Ama bu kez onun yannda, gnahkr szc deil, ok daha iddetli bir kelime, KFR kknden tretilmi vurgulu bir s-fatisim olan ve son derece, yahut huy olarak, nankr anlamndaki kefr szc vardr. Kur'n'da hin karl bir baka kelime gzkmektedir ki, 'havvn'dan daha az iddetli deildir. Bu, en baya mrailik, ihanet ya da sadakatsizlikle davranan kii mnsndaki hatrdan tremi, vurgulu bir sfatisimdir.(21) Bu kelimenin de yannda Kur'n- Kerim'de kefrun bulunduunun gzlemleri ilgintir. Szkonu. su blm Lukman sresinin 32. yetidir. Burada bize, denizde frtnaya yakalandklarnda, imanlarnda tamamiyle samimi olarak Allah'a seslenen, ancak Allah kendilerini emniyet iinde sahile ulatrdnda, olup-biten hereyi unutan ve Allah'a kar hasmca davranmaya ba. layan baz nankr insanlar hatrlatlmaktadr. Gemilerin Allah'n ltf ile denizin zerinde nasl gittiini grmedin mi? Dalgalar dnyalarn karartmda, samimiyetle inanarak O'na yakanrlar; fakat O onlan emni. yet iinde sahile ulatrd vakit, aralanndan bazlar sour ve kaytszlasn Ancak bizim yetlerimizi o ok nankr hainler (kll hattr kefr) hari hi kimse inkra kalkmaz. D yap paralellii, grnte tamam ile bantsz
(20) Bu atim- szc daha sonra, XI. blmde ele alnacaktr. (21) E.W. Lane: Arapa-ngilizce Kamus. (Londra-1863/1893) U, 701.
139

iki kke ait olmakla beraber, hattr ve hawnn, anlam yap ya da duygulandnc g asndan olsun her bakmdan anlamda olmaya namzet iki kelime olduklarna dellet etmektedir. Bu rnekteki hattr szc hakknda yorumda bulunurken El-Beydavi'nin, ok ilgin bir hususu belirttiini ilve etmek isterim: Bu kelimenin gaddar, yani en kt kalpli hain demek olduunu, ve burada tanm yaplan trden eylemlerde bulunanlara hain denilmesinin sebebini, ilahi iaretleri (yetler) inkrm, netice olarak bir 'doal ahit' niteliindeki dine kar bir ihanet ve sadakatsizlik flinin tekil ettiini belirtiyor Beydavi. Bu gerekten, bizim sdk-hyna kavramsal ztlamasnn ncelikle Allah ile kullan arasndaki ahit asndan ele alnmas gerektii konusundaki nerimiz iin deerli, te'yid edici bir kanttr. ekli bir ahitden aka bahis bulunmad zaman bile, fikrin kendisi oradadr ve bu, bu szcklerin anlamlarna son derece kendilerine has bir ahlki renk vermek eilimini arzetmektedir. Doruszllk: Yukanda kaydettiim gibi sdkn anlam kategorisinde, yakinen balantl olmakla birlikte, birbirinden farkl iki yn sezinliyoruz: Sz doruluu yahut dil hakikati ile (vaat, anlama yahut ahde) sadakat. Bundan evvelki blmn ikinci ksmnda, dikkatimizi ikinci yn zerinde younlatrm bulunmaktayz. imdi artk birinciye dnp slm'n, ln bu eski erdemi hakknda kendine zg bir sz olup olmadna bakma zaman gelmi bulunuyor. Doruyu konumann, Cahiliye devrinde l araplan arasnda nde gelen bir fazilet olduu uzun mzakerelere gerek kalmakszn aka grlmektedir. Bildiim kadaryla durum btn kavimlerde ayndr. Bu en yaygn, en olaan trden bir insani erdemdir ve bu haliyle, zellikle ilgin olan herhangi bir sorun getirecek gibi gzkmemektedir. Ancak, Kur'n'da son derece kayde deer bir kendine
140

haslk arzetmektedir ve bu husus, soruna olumsuz yanndan, yani yalan syleme gnah asndan yaklatmzda gze arpacaktr. Yine daha evvelki bir blmde ylesine atfta bulunmu olduumuz mhim bir noktay yani doru-nun, temelde iki kutup, sdk ve hakk arasnda bir bant olduunu anmsamamz iyi olacaktr. Orada grdmz gibi hakk, dorunun nesnel yann temsil etinektedir ve dil ancak ona uyum gsterdiinde doru olabilir. O halde, znel bir hdise olarak doru, dili hak yani gereklik ile tetabuk edecek bir tarzda kullanmaya baldr. Allah ile insan arasndaki dini ilgiye ait meselelerde doru konuma sorununa yneldiimiz zaman, bu husus mthi bir nem kazanmaya balar. Zira Kur'n'a gre vahiy, hakk'tan baka bir ey deildir ve Allah'n kendisi de mutlak Hakk'tr. Her iki halde de hakkm esas olarak; mesnetsiz birey, bo ey, yahut yalan demek olan batl-m zdd oluu nemlidir. Hakikat Yahut Gereklik Olarak Allah: Allah Hakikat'tir, oysa onlarn (mrikler) adn andklar O'ndan bakalan bir yalan (batl) dan baka bir ey deildir. (Hacc; 62. Aynca bkz. Lukman; 30) Bu yette btl aka mrik Araplarn Allah haricinde taptklar putlar demektir. Putlar da, Kur'ani gr asndan 'insan kaprisinin' aptalca bir icad ve baz isim. lerden baka bir ey olmadklarna, mesnetsiz bir masal olduklarna gre, doru (hakk) dan katn her eyden fazla gerek olan birey, varlk leminde ta hayat ve lm srecinin iinde ilerlik gsteren, yaayan bir g olduu aka grlecektir. Bu hususu, her insann topraktan yaratld ve katlam bir damla kandan gelierek tam teekkl etmi bir sbyan halini ald srecin ok detayl bir anlatm ile, insan hiten yaratmaya gc olan ayn Allah'n, sonunda onu diriltmeye de gcnn yeteceinin ifade olunduu aadaki rnek zellikle gzel bir biimde ortaya koyar.
141

Btn bu (harikulade yarat) mmkn ise Allah hakikat ve lye hayat vermeye (gc yettii) ve her eye muktedir ldne? indir. (Hacc; 6) Bundan sonraki rnekte de Allah'n insan hayatn ynetmedeki snrsz gc, kuvvetle vurgulanarak O'nun gerekten tek gerek oluuna delil ittihaz olunmaktadr. Baka trl syleyecek olursak, Allah'taki gereklik nitelii byk lde O'nun muhteem yarat faaliyeti a. sndan kavranlmaktadr. yle syle: 'size gkten ve yerden rzknz veren kim? Kimdir gerekten duyabil en ve gerekten grebilen? Kimdir ly dirilten ve diriyi ldren? Kim bakyor bu ilere? 'Allah' diyecekler. Hemen yle de: 'Peki korkmuyor musunuz (O'ndan)? te Rabbiniz Allah byledir. Hakikatin kendisidir. Peki hakikatin tesinde, hatadan baka bir ey mi var? (M'minn; 84, 89) Vahyin Hakikat ya da Gereklik Olduu : O (iman sahibi olmayanHar diyorlar ki: 'O'nun (Muhammed'in sahibi var.' Ya, asla yle deil. Sadece o onlara hakikati (hakk) getirdi de, onlann ou da hakikatten holanmyor, ve eer hakikat onlann deien arzularna uysayd, gkler ve yer ve aradakilerin hepsi muhakkak bozulmu olurdu. (M'minn, 72-73/70-71) 70. yet; Peygamber (a.s.)'e bilhassa grevinin balangc sralarnda evresindekiler tarafndan bir eit kak, mecnun kelime anlam: varlndan Muhammed (a.s.)'n kendisinin phesi olmayan bir cin yahut grnmez ruhun tasallud ve sahiplenmesine uram olarak bakldndan bahsetmektedir. Bu blm gr kuvvetle reddetmekte ve Muhammed (a.s.)'n mecnun olmak bir yana Allah'n, hakikatin ta kendisi olan ilahi bildiriyi getirmi bir peygamberi olduunu iln etmektedir. Ayn ekilde, bu hakikate dil uzatlmakta ve saf byclk, sihir diye glnmekteydi. Hakikat kendilerine ulatnda, kfirler onun iin 'Bu yalnzca byden baka bir ey deil* derler. (Se* be, 43)
142

Kfirlerin sebatkr ve iddetli saldrlarndan evvel yle grnyor ki Muhammed (a.s.) bile bazan phelere srklenmitir. Nakledilen haberlere gre Peygamber (a.s.) zellikle nebilik grevinin ilk zamanlarnda bazan kendisine verilecek bildirileri dikte eden esrarengiz sesin gerek kayna hakknda endie ve phede kalmtr. Aadaki yetlerde, Allah Muhammed (a.s.)'e ahsen hitap ederek ilhi beyann hibir zaman pheyle karlanmamas gereken hakikat deeri konusunda onu temin etmektedir. (Bu) Rabbinden gelen hakikttir. Bu yzden sen hibir zaman pheye denlerden ve tereddtte kalanlardan oima. (Al-i mran, 60) Kendisine kitap verdiimiz (vahyin ne olduunu bilen Yahudiler) Onu (Kur'n') kendi oullarm tanr gibi tanrlar. Yine de onlarn bir frkas bile bile hakikati giz. lerler. (Bu) sana Rabbinden gelen bir hakikttir. Onun iin sen pheye dp tereddtte dalanlardan olma. (Bakara, 146-147) slm'n Hakikat Oluu: Eer Peygamber (a.s.)'in azndan kan vahiy, hakikatin kendisi ise o zaman bundan doal olarak, bu vahiye istinat eden din hviyetindeki slm'n da hakikatin kendisi olduu sonucu ortaya kar. Bu anlamda da hakk kelimesi srekli olarak btln kart olarak kullanlmaktadr. yle de: 'Sizin o ortak kotuunuz (Allah'la ayn gte grp tapndnz putlar) arasnda size hakikatin yolunu gsteren var m?' De ki: (Ancak) Allah doru'ya giden yolu gsterir. Hangisi peinden gidilmeye daha lyktn Hakikatin yolunu gsteren mi, yoksa kendisine yol gsterilmedike bir yol gsteremeyen mi? E, o zaman ne oluyor ki size? Nasl zikretmektesiniz! (Yunus, 35) Syle-, hakikat (hakk) vasl oldu ve yalan yok oldu.

14a

Muhakkak yalan (btl) hep yok olmaya mahkmdur. (sra, 81) Bn bunlardan kan sonu udur ki: Kur'n'da hakikat fhakk) szcne belli bir kutsiyet izaf olunmakta ve sonula, dilin bununla herhangi bir ekilde eliebilecek her trl kullanm Allah'a ve onun dinine kar apak suistimal kabul edilmektedir. yle ki Kur'n'da kizbden yani yalan ya da uydurmadan, kerih bir crm olarak bahsedildiini grmemiz hi de artc deildir. Bu, kfirin en belirgin vasflarndan birini tekil etmektedir. imdi, Allah'a kar bylesi rezilane bir tutum olarak kizb, kendisini balca iki ekilde gstermektedir, ncelikle bu, insan cephesinde, Allah ve O'nun vahyettii hakknda ak bir yalan syleme fiili olarak tezahr etmektedir. kinci olarak da Allah'a iftirada bulunmak eklinde onaya kabiliyor. Birinci tr iin Kur'n'daki kelime iftira (el-kizb), (yalan, uydurma) dr, ikinci tr ise, kelime anlam bir eyi yalan olarak ilan etmek demek olan tekzib szc ile gsterilmektedir. smin kendisinin de ima ettii gibi tekzib, ilve olarak bir alay ve kmseme esi de mevcut bulunarak ilah vahyin dorudan inkr, gnderilen hakikatin reddedilmesidir. Yani Kur'n'daki konumunda tekzib, vahyin gerekten Allah'tan geldiini kabule yanamamakta srar eden ve vahye yalnzca eskilerin meseleleri diye glmekten asla geri durmayan inat kfirlerin tipik tavrm ifade ediyor. Ne zaman onlara Rabblerinin bir yeti gelecek olsa, onlar ona srtlarn dnyorlar. Onlar, kendilerine gelen hakikate (hakk) (her zaman) iftiralar attlar (kezib). Ama (ok gemeden) onlara her neye glyor idiyseler onun haberi (korkun ilahi cezann iln) gelecek. (En* a,m; 4-5) Aka grlebildii gibi her neye glyor idiyseler o (yestehzine) tbiri, iftiralar uydurdular tbirinin anlatt eyi anlatmakta ve bu ekilde, tekzib fiilinin aL
144

tnda yatan zihniyeti kuvvetle aydnlatmaktadr, 'istihza' yahut 'alay' vahyolunan hakikati inkr edenlerin temel haleti nahiyeleridir. Uydurmaya, yani iftiraya gelince yle bir gzlemde bulunabiliriz; Eer tekzib Allah'a kar ak ak istismar ise, uydurma, inanszln daha zor kavranr bir trdr ve ilke olarak, mesnedsiz ykler icat edip bunlarn ilhi bir kaynaktan geldiklerini iddia etmekle vaki olur. ftira, ite bu tr bir uydurma eylemini ifade eden kelimedir. Bir fiildir ve genellikle kendisine nesnesi fonksiyonunda kizb elik eder. ftirada bulunanlar, aslnda ak ak Allah'n yetlerini inkr edenlerden daha az zalim deildirler. nk byle yapmakla kendilerinin ilh yetler uydurmak teebbs iinde olduklar aktr. Bu yzdendir ki Kur'n'da iftira eyleminin aynen tekzib iin kullanlan kelimelerle lanetlendiini ve menfur iln edildiini grmemiz artc deildir. Acaba Kur'n'da iftira ile tam olarak ne anlatlmaktadr? Cevap belirli konumlara gre deiir. Ancak iftirann en tipik misallerinin, putperestlik ve Cahiliye'nin irk ieren ibadeti ile ilgili, onlarca kutsi detler olduu hi phe gtrmez. Dorusu, kendilerine buzay (Rab) edinenler hem Rablerinden gelen cezaya arptrlacaklar hem de (hatta) bu dnyada kk drleceklerdir. nk bizim uydurmaclara (iftira mptels: 'mfteri'nin oul hali mfterin) verdiimiz dl bu ekildir. (A'raf, 152) Bu Musa'nn yokluunda altndan bir buza yapan, ve Allah' brakp bu puta tapmaya balayan srail halkna atfen sylenmektedir: Mfterin szcnn puta tapclan ifade ettii ak. slm'n gr asndan putperestlik yalan uydurmann bariz bir tarzdr. nk bu, salt hayal gcne mracaat ile garip varlklar icat etmek ve gereklik sadece Allah'n hakk iken, bunlara rastgele gereklik izafe etmek demektir. Ayn kelime mfteri, aadaki blmde tamamyla ayn mnda gzkyor. Ad milletine ise kardeleri (yurttalar) Hd (u gnderdik.) Ey milletim dedi, Allah'a kulluk edin O'ndan
145

baka lh yoktur. Dorusu siz sadece mfternsunuz. (Hd. 50) yi bilindii gibi, Cahiliye'de hayati tanzim eden, geleneksel adetlerin belirledii eliik ve etrefil bir tabular sistem idi. Bu haram (yasak)dr, u hell (meru)dir. Bu hell-haram sistemi herkese kutsi olarak farz klnmak. tayd. Tabii ki slm iin bu, tartmaya mahal olmakszn Allah'a kar bir uydurmaclk vakas tekil etmekteydi. nk insanlardan din adna herhangi bir davran kaidesine uyulmasn talep otoritesi, gerek mnda yalnzca O'na aitti. Bundan hareketle Kur'n'da Cahiliye'nin mukaddes detleri sk sk Allah'a kar uyduruk yalanlar olarak en iddetli kelimelerle tel'in ediliyor. Dilinizin dnd yalan (kizb) hakknda 'bu merudur bu da yasaklanmtr* dememeniz gerekir. Bu Allah'a kar yalan uydurmak olur. Dorusu Allah'a kar yalan uyduranlar iflah olmayacaklar. (Nahl, 116) (Mrikler) yalan ile yle bir ey diyorlar: 'Bu s. rl ve etkili toprak kutsidir. Bizim istediimiz hari hi kimse ondan yemeyecek'; Byle diyorlar yalan syleyerek. Ve srt yasaklanm hayvanlar vardr, zerine Allah'n ismi anlmadan (kesilecek) hayvanlar vardr.' Bunlarn hepsi Allah'a kar sahtekrlk (iftira) dr. Muhakkak o onlar uydurduklan eye karlk cezalandracaktr. (En' am, 138) Bazan bycle de iftira ad verilmektedir. Bundan sonra vereceimiz rnek, Firavun huzurunda Zvlusa ile by sanatnda ekimek isteyen Msr byclerinin hareketine atftr. Musa onlara Size yazklar olsun! dedi, sakn Allah'a kar yalan uydurmayn, yoksa hepinizi yok ederek cezalandrr. Kim yalana sapmsa sonunu getirememitir. (Th, 81) Sabr: tidali muhafaza-, kolayca vazgememe, ya da tahamml gsterme demek olan sabr, Cahiliye zamannda l 146

koullarnda mtemayiz bir fazilet; tanmn yapm olduum ecaa; 'cesaretin bir ksm veya daha dorusu onun zaruri bir esi' idi. Yaam artlarnn o denli hain olduu lde, her kiinin srekli olarak, yalnz kendi can ve ait olduu kabilenin geimi iin de olsa, olaanst sabr ve tahamml gstermesi gerekmekteydi. Fizik g tabiaten gerekli idi, ancak yeterli deildi. Kiinin, iten gelen bireyle, yani sabrla, ne olursa olsun davasndan vazgememesini salayan o bklmez kararllkla, desteklenmesi gerekliydi. Semantik adan kelime, balarna gelene itidal ile dayankllk gsteremeyen ve kolaylkla fkeye kaplp iddete bavuranlann zellii demek olan ceze'anm kmil zdddr. Bu, sabrn; ruhen bellar ve aclar karsnda itidali muhafaza, ve her trl zorluun orta yerinde kiinin, davasnn bayraktarln yapmakta sebat etmesi iin gerekli gce sahip olmas anlamn tadn ima etmektedir. C22) Sabr'n, sava alannda, savann erkekliini yanstan bir fazilet olduu kolaylkla grlecektir. Sabr erdemi olmakszn cesaret olamaz. slm bu eski gebe faziletini de, ona belirli bir dini istikamet vermek suretiyle kendisinin en bellibal erdemlerinden birine dntrd: Allah yolunda sabr. Bir kere, Cahiliye gnlerinde olduu gibi sabr, harp alannda kfirlerle savamakta olan m'minlere emrolunmaktadr.
(Davt'un muharebesinde) Allah'la kar karya geleceklerine iman edenler yle dediler: 'Nice kk ordu Allah'n izniyle byk bir orduyu malup etmitir.' Allah her zaman tahamml gsterenlerledir, (Sbirin: gU. Ve Clt ve ordularna kar yrdkleri zaman Ta Rabbi.
(22) Ondrdnc srenin. 25/21. yetinde bu iki niteliin birbiriyle kar karya konduunu grmekteyiz. Sz syleyen, kyamet gn Cehenneme giren kfirlerdir. imdi sabrszlansak da (cezi'n) sabrl olsak da (sabern) bizim iin ayni: Ka yok.
147

bize sabr ver ve ayaklarmz kaviletir. Bize kfirlere kar yardm et.' dediler. (Bakara, 249-250) Ka peygamberle maiyetindeki saysz insan cihat etmitir. Hibir zaman Allah yolunda balarna gelene malp olmamlardr; zaafa uramamlar, kendilerini kk drmemilerdir. Allah tahamml sahiplerini sever (sa. birin). (l-i mran, 146) Bylesi askerce sabr, ok doal olarak ehitlik ruhuna, yani artc bir kahramanlkla ahsi inan uruna lm yahut dier herhangi bir acya dayanmay mmkn klan ahlk gce dnmektedir. Aadaki blmde Fi.ravun'un bycleri, her trl zalimane ikencelere maruz kalacak olsalar da Musa'nn ilahna sadk kalmak yolundaki deimez kararllklarn beyan etmektedirler. Firavun dedi ki: Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz... ok fena acsn ekeceksiniz bunun. Yeminle soy. lyorum, ellerinizi ve ayaklarnz ulanndan keseceim. Ondan sonra da armha gerdirerek ldreceim sizi! 'Dorusu bizim yneliimiz Rabbimize' dediler. 'Bizden intikam almaya kalkmann tek nedeni, bize Rabbimizin ayetleri geldii zaman, onlara inanmamz! Rabbimiz, bizi sabr ve teslimiyet iinde kendine al! (Mslimin: Teslim olmu). (A'raf, 123-126) Burada, sabr erdeminin, slm'n kasma, imdi mzakeresini yapacamz ack bir anlam-ilikisi iinde konduuna dikkat etmek gerekir. Birka satr aada ise ayn sabnn, ayn derecede yakn bir iliki iinde, takva (Allah korkusu) nn karsnda bulunduuna ahit oluyoruz. Musa halkna yle seslendi: 'Allah'n yardmna m. racaat edin ve sabrl olun (isbir). Dorusu btn dnya Allah'ndr ve O, onu kullan arasndan kimi severse ona miras brakr. Nihai (mutluluk) Allah'tan korkanlara (muttakin) nasib olacaktr. (A'raf, 128) M'minlerin katlanmak zorunda olduklar aclar, hibir, zaman bedeni zdrapla mahdut deildir. Kfirlerin 148

alay edii, hakir gr, ve suistimali eklinde de tezahr edebilir. Bu anlamda, bundan evvelki balk altnda and. mz tekzib ve bir nceki blmde yine kfirlerin bir niteligi olarak grdmz o taciz edici tepeden bak, m' minlerin bana bel olan ve ea'det ruhuna davet eden pek ok musibetten addedilebilir. Senden evvelki elilere de iftiralar atld. Ama onlar, kendilerine iftira edilmesine de, ac verilmesine de tahamml gsterdiler (sabr). Ta yardmmz onlara ulancaya kadar. (En'am, 34) (Ey Muhammedi sana syledikleri szlere sabrla tahamml et (isbir) ve onlarla (atmadan) nazik bir biimde ayrlmaya al. Brak ben uraaym iftiraclarla, (mkezzibinO bu dnyann refah iindeki efendileri ile. Sen bir mddet mhlet tan onlara! (Mzemmil, 10-11) (Allah hkm gn Cehennem'deki kafirlere diyecek ki:) Dorusu benim kullarm iinde bir blm vard ki, Ya Rabbi biz iman ediyoruz (amenna), bizi affet, bize merhamet et; zira sen merhamet edenlerin en iyisisin! derlerdi. Ama ' siz onlar alaya aldnz ve onlara glerken beni anmay unuttunuz. Bugn ben onlar sabrlarndan (bi-m saber: kelime anlam ile: sabrla tahamml ettikleri iin) dllendirdim. imdi mesut olanlar onlar. (M'minun, 109, 110, 111) Grlyor ki sabr Allah'a beslenen hakik inann, imnn, esasl bir cephesini yanstr niteliktedir. Sabr, inann o zel cephesidir ki, inan bunu olmayacak durumlarda bulunduu zaman gstermektedir. Hatrlamamz gerekir ki bu da slm'n, slm tarihinin ilk dnemindeki durumudur. ylece kfirlerin ortasnda ve her trl ayartc dnyevi eyle evrili olarak yaayan m'minler, kararl bir direni tavr taknmaya zorlandlar. Sabr, bilhassa dmann bitmek bilmeyen taarruzlar karsnda gerek inanta sebat etmek yolundaki bu bklmez kararlla atfta bulunmaktadr. Bu nokta aadaki rneklerde en berrak bir biimde ortaya kacaktr. (Kafirler) ne derlerse desinler, sen tahamml gster
149

(isbir), ve gnein douundan evvel ve batndan evvel Rabbini verek yceliini an. Gece de vgyle yceliini an Rabbinin. (Kaf, 39) Nefsini, sabah akam Rablerinin yzn arzulayarak, O'nun ismini ananlara kar sabrl kl. (sbir nef seke: burada fiili geilidir yani bir ey zerinde etkili olmaktadr.) Bu dnya hayatnn gsteriini arzulayarak gzlerini onlardan teye evirme. (Kehf, 28) Ey iman edenler, sabr ve dua (namaz) ile (Allah'tan) yardm dileyin. Dorusu Allah sabredenlerle beraberdir, (sbirin: l. fiil-sfat). . . Sizi biraz korku, alk, biraz mal, can ve rn kayb ile snayabiliriz, ama (ey Muhammedi kendilerine ne zaman bir musibet dokunsa Dorusu biz Allah'a ai tiz ve dneceimiz yer de orasdr. diyen sabr sahiplerini (sbirin) mjdele. (Bakara, 153, 155, 156)

Bu blmn kafiyen, slm tarafndan alnp yeni ahlk anlay iinde zmlenen slm ncesi ahlki fikirlerin tamamn irdeledii eklinde b:r iddias yoktur. Fakat bunun hi olmazsa, en kayda deer rneklerini vermekte ve bize, gayriJslrni elerin slmi hviyet kazanmasnn nasl bu en ilk devrede tamamlandn gstermektedir. Sonraki uzun tarihi boyunca slm, benzer bir sreten mteaddit defalar ve birtakm farkl kltr sevi. yelerinde gemek zorunda kalacak ve bu arada. Yunan, Farisi ve Hint, hatt daha sonra da Bat kaynakl fikirlerle hesaba oturmak sorunu ile yzyze bulunacaktr.

150

VI. TEMEL AHLK KLEM

De ki Bakn ey kfirler! Ben sizin kulluk ettiinize kulluk etmem. Siz de benim kulluk ettiime kulluk etmemektesiniz. Ben sizin kulluk ettiinize kulluk etmiyorum, Sizin de asla benim kulluk ettiime kulluk edecek deilsiniz. Size sizin dininiz, bana da benim dinim. (Kfinin; 1-6) Bu szler, slm'n, kendisini evreleyen putperestlikten, dini. meseleierdeki temel tutum yznden, kkl bir biimde ayrlmak zorunda kalna, arpc bir biimde iaret etmektedir. Bu bir anlamda slm'n, tebli ettii tevhidi inan ile esasen uyumazlk arzeden hereyden bamszlnn resmen ilnn temsil etmekteydi. Bundan byle tm insani deerlerin mutlak mnda gvenilir bir deerlendirme lt ile lleceini anlatmaktayd bu iln. Kur'ni gr, tm insani nitelikleri, ok somut olmalar ve semantik adan iyi ve kt yahut doru ve yanl diye isimlendirilmeye ok msait olmalar nedeniyle bizim basii olarak ve srasyla, olumlu ahlki zellikler snf ve -olumsuz ahlki zellikler snf diyebileceimiz birbirine kknden kart iki kategoriye blmek, tedir. Bu blme ilemini mmkn klan niha kriter, tm varlklarn yaratcs olan Bir ve Tek Tann'ya olan inantr. Esasnda, Kur'n'm btnnde, bir batan teki baa, insann ahlki deerlerine degin bir ikilik havas hkm srer: Yani o temel mmin - kfir- ikilii. Bu anlamda. slm'n ahlki nizam son derece yaln bir yapya sahiptir. Zira o tesi olmayan iman ltyle kii, belli bir ahs ya da eylemin iki kategoriden hangisi ile ilgili olduuna kolaylkla karar verebilir.
151

Ne var ki, bu durumun nemi, Araplarn geliimi asndan hayli bykt. nk bu, ilke adn hak edecek derecede tutarl bir ahlk ilkenin zuhuru demekti. Her ne kadar o anda hayli byk bir nisbette intizamdan yok. sun idiyse de, Allah'n ' birliine ve Peygamber yoluyla gelen iletinin hakikatine gerek anlamda iman ettii anda m'minin zerine, tm bir davran hukuku farz klnmaktayd. Daha evvel belirttiim gibi bu, Araplarn manevi tarihlerinde evveliyat olmayan bir olayd. Cahiliye'de grm olduumuz gibi, birtakm onaylanan ahlki deerler mevcuttu. Ama bunlar ancak Latince'de membra disjecta adn verdiimiz ekilde, kendilerine destek olacak herhangi temel bir belli ilkeden yoksun olarak yle orta yerde durmaktaydlar; hemen yalnzca, gayri ahlki trden bir ahlki his, veya daha dorusu, pahas olmayan kavim -sel bir mal olarak nesilden nesile aktarlm o hayat tarzna kar beslenen krkrne ve sed tanmaz bir tut-kuya dayal idiler. slm Araplar iin ilk defa, tm insan davrann, teorik olarak hakl gsterebilecek ahlki bir ilkeye atfen, yarglama ve deerlendirmeyi mmkn hale getirdi. imdi bahsini ettiim temel ahlk nitelikler ikilii, Kur'n yetlerinde birtakm deiik biimlerde ortaya kar. Bir kere, kfir ile inan sahibinin (m'miin) esastaki ztlamas eklini alabilir. Sizi yaratan O'dur. Ama biriniz kfir, biriniz ise m' min. Allah yaptnz hereyi grr. (Teabun, 2) Hi phe etmeyin ki Allah, iman etmeyen (kefer; kafir sfatnn fiili) ve insanlar Allah'n yolundan evirenlerin btn ilerini sonusuz ve bo klacaktr. Dier taraftan ise, iman edip fmen; m'min sfatnn fiili) salih amellerde bulunan ve Muhammed'e vahyedilene Rab'lerinden gelen hakikat nazan ile inan besleyenlerin, phesiz yaptklar kt ileri hogrecek ve zihinlerini slah edecektir. Byle, nk iman etmeyenler (kefer) yalan f batl), iman edenler ise (men) Rab.
152

lerinden gelen hakikati (hakk) yelemilerdir. (Mohammed, 1-3) Bir kfir . muttaki (Allah'tan korkan) ztlamas eklim de alabilir. slm'da Allah'tan 'korkma'nn dini mns daha evvel izah edilmiti. , Dorusu bu Kur'n muttakin (muttaki'nin oulu)'e bir hatrlatmadr; Muhakkak biz iinde yalanlayanlarn bulunduunu hi phesiz biliyoruz. Dorusu o, gerekte mutlak Hakikatin kendisi olduu halde, kfirin (kfirin oulu) iin bir teessr kaynadr. (Hakka, 48-51) Ya da mslim, (teslim olmu) ile mcrim (gnahkr veya sulu) arasndaki bir kartlk halinde ortaya kabilir. Biz mslimin'e muameie ettiimiz gibi mi muamele edeceiz ki? (Kalem, 35) . Veya, yolunu aran, yoldan kan mnsndaki dall'in, yol gsterilen, doru yolda ilerleyen mnsndaki muhtedi'ye zdl eklinde: Dorusu senin Rabbin gsterdii Yol'dan aan da, o Yol'a gireni de herkesten iyi bilir. (Necm, 30) Yahut yine, olumlu yani 'Cennetlikler' veya sa ehli olumsuz yani 'Cehennemlikler' veya sol ehli demek mmkndr. Atetekiler ile Cennetlikler bir deildirler. Cennetlikler var ya, ite saadete erenler sadece onlardr. (Har, 20) Daha sonra greceimiz gibi, insan niteliklerindeki bu temel ikilik daha baka ekillerde de grnr. Ama bunlarn hepsi daha ziyade, esastaki iman ve kfr (inanllk ve inanmay) ztlamas dahilinde baz ehemmiyetsiz ilve farkllklar trndedir; temel gerek hep ayni kalmaktadr. Bazan Kur'n, insanlar iki deil de snfa aynp, iki u arasnda gidip gelen orta bir hal tanr grnmdedir. man ile kfrn stste gelip kaynat bu istikrarszlk orta alan, slm' eklen kabul etmi ve Mslman olmu olmakla birlikte, inanlarnda son derece souk kalanlar oluturmaktadr. Kitab (vahyi), kullarmz arasndan setiklerimize bir
153

miras olarak verdik. Fakat onlardan bazlar kendilerine zulmediyor (inkr ve iftira ediyor), bazlan souk davranmakta (grn itibaryla kabul etmi olduklar halde) ve yine bazlar da Allah'n izni ile iyi iler yapmada yaryorlar. (Fatr, 32) Her ne kadar ehirliler arasnda da souk kalan ve daima iman ile kfr arasnda sallanan insanlar var idi ise de, bu ona snf tekil edenlerin, ekseriya gebe l Araplan olduunu belirtmemiz icap eder. Dozy(') Arap, tabiat itiban ile dindar deildi-, diyerek bu nedenle de- diyor, onunla, slm' benimsemi olan dier milletler arasnda muazzam bir fark vardr... Bugnn Bedevi, lerine bir bakn! Adlan Mslman olsa da. slm'n emirlerine itaalan vasatidir... Bedavler iin dine kar duyduklar soukluun stesinden gelmek her zaman son derece zor olmutur. Kur'n'in kendisi de buna ahitlik etmektedir. M'min (iman etmi) ve Mslim kelimeleri arasndaki temel farklln son derece ak olarak ortaya konduu kaydadeer bir blmde (Hucurat, 14-15) slm'a evet demi olan Bedevilere, sadece bu yzden, kelimenin gerek anlamnda m'min olmu gz ile baklmamas gerektii beyan edilmektedir. Ancak kabul etmelidir ki hi olmazsa semantik bakmdan, bu tr pheli Mslmanlar snf, neticede, kymeti gerek imandan apak kfre kadar uzanan ortak izelgenin ya bir ya da teki ucu asndan belirlenecek olan, bir snrsal vak'adr. O kan donuk m'minlerin saylarnn okluu hi phesiz Muhammed (a.s.)'in kendisi iin zm g bir sorun durumundayd: fakat bunlarn herhangi bir bamsz kategori tekil etmediklerinden de kuku duyulamaz. Muhammed (a.s.)'in gznde onlar netice olarak m'minin kusurlu bir tipi niteliindeydiler; ok kusurlu ama hi olmazsa zahiren Allah'a ve Elisi'ne itaat anlamnda m'min: bu ekilde de, onlardan yaptklan ilerin mkfat esirgenmeyecekti. (l) Dozy, I, 13, 24. 154

Gerek olumlu gerek olumsuz, Kur'an'rv da en belirleyici nitelikler olduunu kabul ettii dini-ahlki nitelikleri yanstc kelimelerin ayrntl bir tahliline girmeden nce, belki de bu vasflarn eitli terkibleri ile ortaya kan iki temel insan tipinin kendine has zelliklerine daha genel adan bir gz gezdirmemiz yararl olabilir. Dilimizi sadeletirirsek; sorunumuzu, Kur'n retisine gre, kii. nin dl olarak Cennet'i kazanmas iin neler yapmas ge. rektiini, ve Cchennem'e gidecei kanlmaz olanlarn belirgin davran hatlarnn ne olduunu sorarak biimleyebileceimiz! syleyebiliriz. deal m'min tipi nedir ve bir kfirin aync nitelikleri nelerdir? lgili blmlerin bazlarn tahlil ederek, ana dini-ahlki kategorileri tecrit etmeyi mit edebiliriz. Ayn zamanda, Kur'n'n dini-ahlki sisteminin ok genel tbir ile son dem mefhumuna dayal olduunu belirteceiz. Baka kelimelerle syleyecek olursak, mevcut lemin ahlk, yalnzca kendi iinde bir btn olarak ortada bulunmamaktadr; tersine, bu ahlkn y^psn, mevcut lemin (el-dnya) neticede varmas kanlmaz olan son (niha) nokta derinden etkilemekte (belirlemek, te) dir. slm nizamnda, 'buradan sonras'nn dnlmesi ya da daha dorusu zihnen canl bir biimde hayal edilmesi en yksek ahlki davran ilkesi grevini grmeli durumundadr. Cennetlikler: Mearic sresinin 22-35. yetlerinde, kiinin gerekten onurlandrlm olarak Cennet bahelerinde ikamet etmelerine izin verilecek insanlar arasnda olmay arzulamas halinde, ifs mutlak surette gerekli grlen artlann ayrntl bir anlatm verilmektedir. Burada Cennet, dl olarak sadece; l Namaza kesintisiz devam edip tam anlamyla riayet edenlere (Mearic; 23), 2 Mal varlndan belli bir pay yoksul ve dilencilere ayrm olanlara (ayn sre: 24-25). 3 Hkm Gnnn hakikatine iman edenlere (26), 4 Rablerinin verecei cezadan korku
155

duyanlara, (27) 5 Irzlarna sahip olanlara (29). 6 Vaad ve ahitlerine sadk kalp yerine getirenlere ve 7 Doru ahitlikte bulunanlara (33) vaad edilmektedir. Grlyor ki, bu blm, Allah'n tasvibini kazanmann artlan olarak, srekli ibadeti, zekt ve sadakay, son bir gnn geleceine ve o gn herkesin yarglanacana inanmay, Allah'tan korku duymay, cinsel ahlk, sadakati ve ozdoruluu saymaktadr. lk iki husus genel hatlaryla ekli ibadete degindir; bunlarn kaderinde bilhare slm statsnn ayrlmaz iki grevi haline gelmek oru, hacc ve Allah'n birliine ehadet ile beraber, inancn be direi (erkn) denilen olguyu tekil etmek vardr. nc ve drdnc kalemler dorudan do. rya o merkezi korku fikri ile ilikilidirler, ki ben bu fikri ayrntl bir biimde onaya koymu bulunmaktaym. Rad sresinin 20-23. yetlerinde, byk bir ksm itibariyle yukardaki ile ayn olan bir slm erdemler Listesi verilmektedir. Bu blmn tam tercmesi aadaki gibidir: Allah'la olan akdi yerine getirip anlamay bozmayanlar; Allah'n ulatrmasn istedii eyi ulatranlar ve Rabblerinden korku duyup o feci hesaplamadan korkanlar, Rabblerinin yzn itiyakla arzulayarak sabre, denier, namaz klanlar ve kendilerine verdiimizden gizli ve ak (hayrhah) harcamalarda bulunanlar, bir de ktl iyilikle savanlar; bunlara dl olarak o (ebed) yurt, girecekleri Cennet baheleri verilecektir. (Ra'd-. 20-23) Bu ikinci listenin, yukardaki birinci parada bulunan kalemlere, bir evvelki blmde mzakeresini yaptmz sabr da ilve ettiine dikkat edilmelidir. Sabra, ideal mslman tipini oluturan aadaki slm erdemler listesinde de yer verilmektedir: l Erkek olsun, kadn olsun teslim olmu (mslim) olanlar, 2 erkek olsun, kadn olsun iman eden (m'min) 1er, 3 erkek ya da kadn hakikatliler (sdklar), 4 erkekten ya da kadndan olsun tahamml gsterenler
156

tsbirler), 5 erkek ya da kadn alakgnlller fhler). 6 erkek veya kadn, severek harcamada bulunanlar (mutasadddar), 7 oruca titizlikle riayet eden erkekler ve kadnlar (simler), 8 rzlarn muhafaza eden erkek ve kadnlar (hafz el-frc), 9 - Allah' srekli anan er. kekler ve kadnlar (zkiru-Uah), Allah onlar iin balama ve byk bir mkafat hazrlamtr. (Ahzab, 35) Eer bu listeyi eksiksiz klmak istiyorsak; minnettarlk (kr) ve pimanl (tevbe) da ilve etmek gerekir. Bun. lar, Kur'n'dan yapacamz ve ak gayesi Cennetliklerin tipik zelliklerinin bir blmn vermek olan bundan sonraki alntda aka tebarz ettirilmektedir. Bu blmde; her hakiki m'min, krk yana geldii vakit, Rabb'ine aadaki kelimelerle hitab etmeye anlmaktadr.Rabbim beni, bana ve ebeveynime yapm olduun iyilie karlk kre ('kr' kknden ekure) ve seni memnun edecek iyi iler ilemeye ynelt. Bana kar ocuk hususunda da ltufkr ol. te (piman olarak) sana dndm (tevbe ile ayn kkten; tbt). te teslim olanlarda. mm (mslimin). Bunlar onlardr ki, kendilerinden yaptklarnn en iyisini kabul ederiz ve kt amellerini hesaba almayz. Bunlar Cennetlikler arasndadrlar. (Ahkf; 15-16) Bu ikinin birincisi kre, yani minnettarla IV. blmde deinmi bulunuyoruz. Bundan sonraki blmde yine ele alacak ve mzakere edeceiz. kinci eye, 'pimanlk' ya da 'af dilemek' anlamndaki tevbeye gelince; bunun hereyden evvel, hani Allah'n usuz bucaksz mer. hametinin insandaki bir yansmas olduunu herhalde belirtebiliriz. Hkm Gn'nn korku verici Babbi ve yaplan her trl ktln tavizsiz alcs olmakla birlikte Allah, ayn zamanda sonsuz merhameti olan affedici bir ilhtr. Bir ucundan dier ucuna Kur'n- Kerim'de; Allah'n dilediine doru dnd (tevbe ile ayn kkten: yetb), Dorusu Allah'n ziyadesiyle balayc (gafur), ziyadesiyle merhametli (rahim) olduu (Tevbe: 27) srekli olarak vurgulanr. Ayn kelimenin (tevbe'nin), insan tarafnda
157

piman olup zr dileme. Allah tarafnda da balama anlamna geldiini ilgi ile gzlemliyoruz. nsan Allah'a doru pimanlkla, Allah da insana doru ltfla dnmektedir. Allah ile insan arasnda bantl bir 'dnme' ilikisi mevcut olduu aktr ve tevbe szcnn semantik davran bunu yanstmaktadr. Allah'n snrsz iyilii ve ltf, dtkleri kt yollar, dan dolay istifar edip imana avdet ettikleri takdirde; hatt Allah'a kar en tiksindirici gnah (irki) ileyecek kadar yolunu arm inan yoksunu kiilere kadar uzanmaktadr. Bylelikle, altn buza putuna kulluk eden Musa halkndan bahisle yle denmektedir: Dorusu buzaya ynelenler var ya, ite onlara Rabblerinden bu dnya hayatnda (bile) gazab inecek. Zira bizim, uydurmaclara (mfterin) verdiimiz dl budur. Lkin kt iler ileyip te, ondan sonra piman olup af dileyen (teb) ve imana gelen (amen)lere, dorusu senin Rabbin ondan sonra merhametle muamele edecektir.
(A'raf; 152-152)

Bu nedenle de btn m'minlere, kuvvetle, samimi bir ekilde pimanlk duyarak Allah'a dnmeleri emrolunmak. tadr. Olur ki, Allah kendilerinin bilerek yahut bilinsizce ilenmi evvelki gnahlarm affedebilir. Ey m'minier, samim bir pimanlkla (tevbeten nashan) Allah'a dnn (tb). Olur ki, Allah, sizi yaptnz kt ilerden mazur grr ve altndan rmaklar aka bah. elere girmenize izin verir. (Tahrim-, 8) Ayn kkten gelen iddetli ekim, yani tewb ok sk kullanlr. nsana tatbik edildiinde bunun anlam ok sk pimanlk duyarak af dileyendir; Allah'a tatbik edildiinde ise, doal olarak gnah ileyenlere ynelmeye meyyal olan, gazabdan kereme sk dnen demek olur. Ewb, sk sk nadim olup af dileyen kii iin kullanlan bir baka kelimedir. Bu, kelime anlam olarak geri dnmek demek olan EWB kknden treyen vurgulu haldir. Gnahndan pimanlk duyan kii, ondan Allah'a geri dnmektedir. Tevvb'n tersine bu szck, affedici an158

lamnda Allah'a tatbik olunamaz. Ewb aadaki blmde grnmektedir (Hkm Gn'nde) Cennet mttaklere yaklatrlacak; (ortada ta gzlerinin nnde olacak) ok uzakta ol. mayacak. 'ite size vaad edilen, (bu) ok sk geri dnen (evvb) btn ciddiyet sahipleri iin.' Merhamet sahibi Allah'tan korkan ve piman olmu (munib) bir kalp getirene 'selmetle (Cennet'e) gir! Bugn lmszlk gn' (denecek). (Kf; 31, 32, 33, 34) Bu alntda, yaklak ayn anlam haiz bir szck daha gryoruz; munb. Bu, aslimns (Arap kamusulanna gre) 'bir eyi sra ile yapmak1 ya da 'kiiye zaman zaman dmek' olan bir kkten gelen ve 'pimanlk duyarak Allah'a avdet etme'ye ilaveten, 'zaman zaman' kavlini de tayan anebe fiilinin sfat halidir. Cehennemlikler: Cenneti hakedecek slmi erdemi oluturan bellibal nitelikleri grdkten sonra, artk Cehennem'e atlacak olanlarn ki bazan bunlara sol ehli denmektedir genel tipik niteliklerini tahmin etmek zor bir mesele deildir. (Ashab- imal - heyhat ashab- imale) kavurucu, zehirleyici rzgrlann ve kaynar sularn ortasnda, nefesi tkayan bir dumann glgesinde, ki glgedir fakat ne se. rindir ne de bakaca bir yaran vardr. (Vaka: 40-43/41-44) Cehennemlikler, 'olumlu' niteliklerin hi biri ile nitelendirilmeyen, hatta bu iyi zelliklerin kmil zdd durumundaki baz vasflarla vasflandrlanlardr. Sylemeye gerek yok, kfirler snf Cehennem'e doru ilerleyen bu byk kervann ban ekmektedirler. Rabblerine kar nankrlk edenler (kefeni) iin Ce. henne m azab vardr. Kt bir yolculuk dorusu! (Mlk: 6) Kfirler atee, fsklannm, yani bu dnyada Allah'n emirlerine kar kt davranlarnn adil karl olarak atlmaktadrlar. 159

(Kyamet) Gn, kfirler atele yzletirilecekler : Dnya hayatnda iyi eylerinizi arur ettiniz ve keyif srdnz. imdi bugn alaltc, bir ceza ile cezalandrlmaktasnz. Sebebi, haksz yere yeryznde kendini beenmilik etmenizdir, azgnlk yapmanzdr (tefsukne, fsk ile ayn kkten).- (Ahkf: 19/20) Sonu cehennemle biten bu kafileye katlanlar, kfirlerle u veya bu ekilde bir irtibat olanlar; yani, kfr'n birok mtemayiz vasf iinden herhangisini ahsiyetlerinde barndrp canl timsalliini yapanlardr. Burada, baz olumsuz zelliklerin, ceza ve Cehennem Atei ile olan ilgisinin aka tesis edildii birka blm aktaryorum: rnein: Tekzibe kurban gidenler, (Allah'a) iftira edenler vardr ki, bunlar geen blmde zikretmitim. Sonra sizden yolunu arp iftira edenler (mkezzbn, tekzip'ten l.-sfat), zakkum aac ile besleneceksiniz, karnlarnz bununla dolduracak ve akabinde de kaynar sudan ieceksiniz, su ien develer gibi. Onlann Kiyamet Gn elenceleri bu olacak (Vaka, 51-56) Gkkubbenin bir o yana bir bu yana gidip gelecei ve dalann yerlerinden oynayaca o gn, yazk hallerine, imdi boylarm aan sularda (Allah hakknda bo szler syleyerek) serinleyen mkezziplere, Cehennem ateine frlatlarak atldklarnda, ite iftira ettiiniz (tkezzibne) ate bu. Syleyin bakalm, by muymu? Yoksa gzleriniz mi yok ki grmeyesiniz? yi kzarn orada. ster sabrla dayann isterse de sabrnz tasn, sizin iin hepsi bir. Sadece yaptklarnzn adilne karln alacaksnz. Tur, 9-16). rnein, zalim, hakszlk eden (yahut ktlk den) vardr ki buna daha evvel ylece bir deinilmiti ve ileride ok daha fazlas sylenecektir. Burada grdmz gibi, Allah'a iftira edenlerin geliini bekledii sylenen zakkum aacndan aadaki alntda, zalimler iin zel bir elence olarak bahsedildiini kaydetmek yeterlidir. 160

Elence olarak bu mu evla yoksa 7-AVfrmp aac m? Dorusu biz onu zalimler iin zel bir fitne olarak hazr. ladk. Bu, Cehennem'in kknden itibaren ykselen ve tomurcuklan zebanilerin balarna benzeyen bir aatr. Bundan yiyecekler ve karnlarn onunla dolduracaklardr. Arkasndan da kaynar sudan bir iecek verilir kendilerine. Sonra, Cehennem'e iade edileceklerdir. (Saffat, 62-68) Mstekbir (e anlamls mtekebbir), an derecede byklenip Kur'an'n verdii haberi kabul etmeyen kiidir. Bu kavram bundan sonraki blmde aynntl bir tahlile tbi tutulacaktr. Dorusu, kibri (istikbar kknden yestekbirne) bana kullua mani olanlar, rezil ve rsvay olarak. Cehenneme dahil olacaklardr. CZmer; 60) Girin kaplarndan Cehennemin! Orada ebediyen kalmak zere, Mtekebbirlerin kald yer, hakikaten ok kt olacak. (Nani. 29) Ne bir serinlik grebilecekler, ne de kaynar su ve irin hari, iecek bir ey. Gerekten, adilne bir karlk. (Nebe, 24, 25, 26) Facir (l. fuccar), barr (l. ebrar)'m tersine, Allah* in emirlerini, yahut adap kaidelerini unutarak, kt kalplilikle iler ileyendir. Dorusu kyamet gn ebrar saadet iinde iken, fuccar ate'te yanyor olacak. stelik oradan k da yok. (nfitar, 13-16) Kaife gelince, bu mslimin zdddr, ve doru yoldan sapan ve hak olmayan davranlarda bulunan kiidir. Dorusu, bizim bir ksmmz mslimun (l.), bazda, nmz da kasitundur (l.). Her kim teslimiyet iinde (islem, mslman olmu) ise, doru yola girmitir. Ksitn'a gelince, onlar cehennemin yaktdrlar. (Cin, 14-15) Asi, Allah'a ve Elisine isyan edenlerdir. Her kim Allah'a ve elisine ba kaldnrsa, onun iin ebed Cehennem atei hazrlanmtr. (Cin, 23) (2) Cehennemin ta dibindeki devasa bir aa, ki ieklerinin zebanilerin balan olduu sylenir.
161

Mnafk, dtan bakldnda Allah'tan korkan bir m' min kii ise de, hakikatte son derece inatla dolu inansz biridir, kiyzldr. Bu kelimenin semantik yaps hakknda daha sonra daha fazla ey sylenecektir. Ey Nebi! Kffar (l.) le, ve mnafikn (l) ile mcadele et ve onlara kar sert davran. Cehennem onlarn son yurdu olacak, ne kt bir seyahattir oraya gidii. (Tahrim, 9) Mstehzi yani istihza eden; vahyi alaya alan demek. tir. Allah kelm konusunda aka yapmak, kfr'den doan bir harekettir. Kur'ana gre bu, btn kfirlerin, risalet'i nebeviye kar en tipik davranlardr. (Allah'n yetlerine iman etmeyen) byle adamlarn dl budur, Cehennem! nk Kfir oldular ve yetleri, mi de Elilerimi de akaya aldlar. (Huz). (Kehf: 106) Harras, en kuvvetli ifadelerle tel'in olunmakladr. Kelimenin anlam, Kur'n'n ne dediine bakmakszn, Vahiy hakknda her trl eyi tahmin ile syleyendir. Lanet olsun (Allann uyanlanna) aldr etmeyen (Kfrn) uurumdakilere. Kyamet ne zaman diye soruyorlar. Atete kavrulduklar zaman! yi tadn bu azab! (Yeryznde) hemen gelmesini istediiniz ey bu idi. tZanyat, 10/14) Bir de son olarak, inanlar olmad iin, asla sosyal hizmette ya da yardmseverlikte bulunmayanlar vardr. Bu insanlara kltc bir dille yadrlmakta olan sulamalar, yoksula ve hacet sahibine yardm eli uzatmaya her an hazr olma konusuna ne denli olaanst bir nem verildiini gstermektedir. Yakalayn, zincire vurun, sonra Cehennem ateinde yakn onu, ve yetmi arnlk bir zincire balayn. Yeminle, ne gc sonsuz Allaha iman etti ve ne de zor durumdakinin karnnn doyurulmasna nayak oldu. Onun iin bu. gn onun burada hibir gerek dostu yok ne de pis kokulu irinden baka a, onu da sadece gnahkrlar yer. (Hakka-, 30/37) 162

Konuyu tamamlamak babnda, olumsuz niteliklerin tek tipte toplanm, ya da baz tipler arasnda paylatrlm olduu bir iki blm nakledeceim Siz ikiniz (ate muhafz), atn Cehenneme her inat dolu kfi an (kfirin mbalaal hah'), iyiye her yolla engel olur (menne), azgnlk eder (mu'ted), (Allah ve Vahiy hakknda) pheler banndnr, Allah'tan baka tann tanr. Hadi atn ikiniz onu korkun cezasna! (Kaf, 23-25/2426) Burada drt gnahn, Cehennemin feci azab ile dllendirilmeyi zellikle hak ettikleri cihetle, vurgulandklarn gtyoruz. (1) kf r, (2) bakalarnn, dince iyi kabul edilen ileri ilemelerine fiilen engel olma eylemi, (3) Allah'n iradesine muhalif olarak taknlk, ve (4) Allah'n hakikatini phe ile karlama ve putperestlie dn. (Ey Muhammed) iftira eden (mkezzib)lere boyun eme, onlar istiyorlar ki, sen onlara kar nazik davranasn, ki onlar da o zaman sana kar nazik davransnlar. Yemini ok eden rezile de (hammaz) uyma: iyiye manidirler, gnahkr ve azgn, kaba (utul), serveti ve oullan olsa da asaletten yoksun (zenim(3) Bylesine ne zaman yetlerimiz okunacak olsa, Bunlar bizim eskilerin hikyeleridir. der. Onun o iri burnuna bir damga vuacaz. (Kalem, 8-16) Bu blmde belirtilen niteliklerin says yedidir: (1) tekzib, (2) rastgele yemin etme fiili, yani hakikatsizlik, (3) yalan sylemenin (tekzibin) zel bir ekli olan dedikodu, (4) iyinin engellenii, (5) arya gitme, haddi ama, (6) Cahiliyeye has davran kabal, ve (7) dk bir soydan, asil olmayan bir kkten gelmek; kabileye dayal sosyal nizamda yabanclara izafe edildii ekilde. Aadaki szler, Kyamet Gn Cehenneme atlanlarn muhayyel itiraflardr: Namaz klanlardan deildik, yoksulun ve muhtacn karnn da doyurmadk. Ancak yaptmz, (Allah ve vahiy hakknda ileri geri) konuanlarla konumalara dalmakt. Kyamet Gn hakknda da, bamza tartlama163

yacak eyler gelinceye dek, yalandr dedik. (Mddeslr. 4448/43-47) Bu itirafta, dn ey gnahkarlarn Cehennem azab ile cezalandrlmalarnn en yakn nedeni olarak tebarz ettiriliyor: (1) Namaz dikkate almam olmalar, (2) Zekt dememi olmalan, (3) Dinsel sorunlar hakknda bo szler etmi olmalan, ve (4) Tekzib. Varaca yer Cennet olanlar ile yolu Cehenneme ulaanlarn ayrdedici vasflan .hakknda baz genel fikirler edinmi olarak imdi, bu taban tabana zt iki kategorinin herbirine dahil olan anahtar deer kelimelerinin aynntl bir tahliline geecek konumdayz. Bundan sonraki blmlerin balca maksad bu olacaktr.

164

BELLBALI KAVRAMLARIN ANALZ VH. KFR KAVRAMININ YAPISI

Kur'n'da ana dini-ahlki deerlerin ayrntl bir muhasebesine geerken balangc olumlu erdemlerin birinden ziyade, Kfr ile yapyorum. Bu yolu benimsemekteyim zira benim gayem asndan ok ak bir stnlk tayor bu yol: kfr sadece, dier menfi vasflarn evresinde dolatklar destek noktasn tekil etmekle kalmayp, Kur* an ahlk sisteminin tm iinde yle nemli bir yer igal etmektedir ki, bu kelimenin anlamsal yapsnn nice oldnn berrak bir biimde anlalmas, olumlu nitelik, lerin ekserisinin lyknca deerlendirilmesinde deta bir n arttr. Kitaba yle bir gz atmak bile kfr kavramnn, oynad rol gerei, insan davran ya da kiilii hakkndaki hemen her cmlede mevcudiyetini hissettirmeye yetecek derecede garip bir nfuza sahip olduu konusunda kiiyi ikna edecektir. Benim kanaatma gre, slamn en yksek dini-ahlk deeri olan inan yahut iman bile, en iyi tarzda, direkt olarak deil, kfr bak asndan, yani olumsuz cepheden tahlil edilebilir. imdi, kfrle ilgili pek ok eyi zaten bilmekteyiz, zira kavramn karmak anlamnn bu ya da u cihetine sk sk atfta bulunulmutur. Tesbit edilmi olan hususlar toparlayalm: l Filolojik malmatmzn elverdii kadan ile, KFR kknn temel mans byk ihtimalle setr (rtme) dir. zellke hayrlarn bahedii ve kabul ile ilgili konumlarda, kelimenin doal anlam, ele geen menfaatleri rt.
165

mek yani bilmezlikten gelmek- ve bu suretle- nankr olmaktr. 2 Kur'n gc sonsuz Allah'n hassaten bir hayr ve kerem lh oulunu iddetle vurgulamaktadr. Onun ya ratm olduu insan, hereyi. varln ve geimini. Allah1 in snrsz merhametine borludur. Bu da demektir ki. in san, yaamnn her annda kendisine gstermekte olduu iyilik karlnda Allah'a kar minnet beslemek grevini stlenmitir. Kfir, bu suretle Allah'n ltfuna muhatap olduktan sonra, davrannda hibir minnettarlk ifadesi tamayan ve hatta Baniine kar isyankr davranan kii dir. 3 Allah'n hayr ve keremine kar taknlan bu temel nankrce davran, en bariz ve etkin biimde tekzib'de yani. Ailah'a, Eiisi'ne ve Eii'nin geirdigi ilhi ha bere iftirada kendini gstermektedir. 4 Bu suretledir ki, esasen kfr, ok sk olmak kay dyla, iman, inanm kmil zdd olarak kullanlyor. Kur'anda kukusuz mmin, yani iman etmi kii, ya da mslim, yani kelime anlam ile, teslimiyet iindeki kii iin en belirgin kart kfirdir. yle grnr ki, o denli sk biimde iman'n kart olarak kullanlan Kfr zamanla aslen anlam ekirdeinde bulunan nankrlk (kymet bilmeme) esinden iyice syrlarak, gittike daha ok nanszlk anlamn tamaya balam ve nihayet, en yaygn ekli ile, ortada minnetle ilgiii hi bir eyin bulun mad durumlarda ve bu ikinci anlamda kullanlan bir kelime haline gelmitir. 5 nsann Yaratc'yi reddi olarak kfr, en tipik bi imde, eitli kstaha, hoyrata, ve dncesizce eylem lerde kendisini belli eder. Kibirli iinmek demek olan istikbara ve ahsn kendisini tamamyla hr ve bamsz addetmesi mnsn tayan istinaya yukarda deinil mitir, imdi greceimiz gibi, benzer fikirleri temsil eden baka bir ok szck mevcuttur. Bu bakmdan kfr, teder166

ru'nun, alak gnllln tam karmn oluturmakta, ve slmn genel din anlaynn hakikaten merkezi esi olan Allah korkusu, takva fikri ile dorudan atmaktadr. Kfr'deki nankrlk esi Daha evvel kafir szcn laik kullanmnda gsteren, ve nankrlk elemann kfr'n anlamsal nvesi olarak arpc bir ekilde ortaya koyan fevkalde gzel bir rnek vermi bulunmaktaym, f1) Kelimenin hususiyetle dinsel konulardaki davranna dnerek, hakikaten kendi trnde nadirattan olan bir rnek ile sze balyaca-m. Bu rnek kfr ile insann Allah'a kar bir tutumu olarak deil, bilkis tam kar cihetten ilgilidir. Kfr', Allah'n insana kar benimsemesi imkn harici olan bir tutum olarak tantyor bu misal. Aadaki para, u kay. da deer gerei aa vurmaktadr ki, nasl insan iin ltfkr fillerinden dolay Allah'a kran duymak dini bir vazife ise, o ekilde Allah da insann, elisi vastasyla iletmi olduu ilhi arya cevaben takva sahibi bir m' minin ifa ettii iyi hizmetleri asla gzard etmemekte, onlan kranla kabul ve kaydetmektedir. Her kim kendi istei ile iyilik ederse, dorusu Allah (ona) kran duyar. (kr'den sfat aakir). O hereyi haber almaktadr. (Bakara, 153-158) Tann cephesindeki bu 'kfr'den azadelik ilkesi en grnr biimi ile kendisini Kyamet Gnnde Cennet bahelerinin dl olarak bahedilmesinde gsterecektir. inde Allah korkusu tayarak iyi amellerde bulunan hibir m'min, abalan karlnda nankrlk (kfr) gr. meyecektir. Dorusu, Biz (bu gzel ileri onun iin) bizzat kayda geirmekteyiz. (Enbiy; 94) Bu aka demektir ki, Allah hibir muttaki eylemi deersiz klmayacak, bilkis gani bir karlkla karlayacaktr. Bu forma indirgendiinde hemen yukanda zikrettiimiz blm tm acaipliinden syrlr, ve t A mfl"u ile
187

Kur'an'daki genel dn gidiatnn bir cz halini alr. Bu alnty amacmz asndan zellikle ilgin ve nemli klan ey, onun bu temel dn kfr asndan ifade etmesi ve o ekilde de kfr'n esasnn nankrlktenibaret olduu, ve szcn, ayn mnada, Allah'n m'minlere kar olan tutumu iin dahi kullanlabilecei eklin, deki geree ehadet ediidir. Bundan sonraki rnekler insann. Allah'n iyiliklerine kar tutumu ile ilgilidir. Tahkiki olanaksz iradesi ile Allah (C.C.), insana saysz nimetler bahetmeyi srdrmekte, insan da O'na kar minnet duymamakta inatla ayak diremektedir. Grdn m u Allah'n ltfuna nankrlkle (kfr) mukabele edenleri, bu suretle de insanian helak yurdunda kaim olmaya itenleri. Cehennemde yanacaklar hakikaten er bir ikmetgh oras. (brahim, 29) Aadaki iki alntda, kfr ak bir tarzda krn, minnettarlkin antitezi olarak gsteriliyor. te Allah'n sizin iin verdii bir misal: Bir ehir (vard) ki sulh ve skn iinde idi, rzk ise drt bir yandan akp gelmekte idi. Ama o ehir Allah'n ltflarma kar nankrd, o yzden de Allah, yaptklarndan dolay, o ehir (halkna) lm ve korku libasn giydirdi... Yeyin, o halde, Allah'n sizin iin salad hell ve temiz eylerden, ve, eer kulluunuz O'na ise, Allah'n iyiliklerine kar minnettar olun. (Nahl; 112, 114) (Size ltflarda bulundum.) O yzden Beni ann. Ben de sizleri anaym. Bana kredin (ve krli), Bana kar nankrlk etmeyin, (ve La tekfurum). (Bakara, 152) Skntl zamanlardaki davran gzlemlendiinde, insann kfre meyyal tiyneti zellikle kendisini belli etmektedir. Mteakip ilk iki rnekte, kk gafur biiminde gzkmektedir ki El Beydav'ye gre bu, kfrn eddeli bir derecesinin habercisidir ve urad en ufak hasan hafzasnda barndrd halde, yararland tm nimetleri unutan jnsa.y> tipine iarettir.
168

Rabbinizdir, nimetini arayasmz diye, denizde gemilerf yzdren. yle merhametlidir size kar! Bir de denizde bir bel ile karlasanz, her daim adn andnz ne (put) varsa, hepsi yok olur. O kalr yalnz. Lkin sizi selmetle kyya ulatrd zaman, srtnz dnersiniz. nsan gerekten nankrdr (kfur). (sra, 66-67) nsana rahmetimizi taddrdmz srece, ok honuttur. Ama kendi ellerinin iledii eyler yznden bana bir eyler geldiinde nankrln ortaya koyar, (kfur) (ra. 48) Gemilere bindikleri zaman, dini Allah'a has klarak samimiyetle O'na dua ederler. Fakat O onlar salimen sahile ulatrdnda, evet, putlara ynelirler. Etsinler nankrlk (yekfr, kfr'n fiil biimi) Bizim (isim burada birden O'dan Biz'e gei yapyor) kendilerine yaptmz (iyiliklere) kar: Brak oynasnlar. ok gemeden anlayacaklar. (Ankebut, 65-66) Bazen Allah (C.C.), yt (yet'in oulu) olarak and, insana nasip olan iyiliklerin fevkalde ayrntl bir hesabn vermekte (Nani, 3-18) ve kendisi tarafndaki bu iyilie karn, onlarn ounun O'na kar minnet besleme vazifesini ihmal ettiklerini ilve etmektedir. Aadaki alntda, Allah'n balarna kar taknd kfr tavn yznden, insan zalm(2) yani adaletsiz yahut haksz olmakla sulanyor. Yeri ve g yaradan Allah'tr, ve sizin iin gkten su indiren ve rzk olarak meyveler yeerten O'dur. Emri ile deniz zerinde yzen gemileri 'hizmetinize veren de O'dur. Nehirleri emriniz altna alan da O. Belirtilmi gzerghlarnda Gne ve Ay' hizmetinize sunan da O. Geceyi ve Gndz size hizmetkr klan da O'dur. Evet, O size kendisinden istediiniz hereyden verdi. Allah'n nimetlerini saymaya kalkarsanz, bitmez. Dorusu, insan pek adalet.
(2) Bu kelimenin daha doru mns iin bkz. VIII. Blm. 179-186.

siz, pek nankrdr. (Kaffar, kfir'in eddeli hali) (ibrahim, 32-34) Aadaki alnt, Allah'n, insana baheyiemi olduu herey karl, onun kendisine minnet duymasn muhakkak beklediini aklkla onaya koymaktadr. Nimetlerinin neler olduunu teker teker sralayarak anlatmakta, onlarn hepsini insana belki hamd eder diye bahetmi olduunu ifade etmekte, ne var ki insann Allah'n ihsann, gz gre gre inkra saptn eklemekte, ve nihayet insanlarn ekserisinin kfir- olduu hkmn vermektedir. Siz bilmezken Allah sizi annelerinizin rahimlerinden kard, size duyu, grme ve kalp verdi, hani kreder, siniz diye. Havada gezen kulan grmyorlar m? Onlar orada tutan ancak Allah'tr. Dorusu, bu, iman edenler iin (ilh) bir iaret olsa gerektir. Ve size ikmetgh olarak evlerinizi tyin eden de Allah'tr, ki sizin iin sr derilerinden yola gittiiniz gn de, konakladnz gn de tamas mkil olmayan konutlar, bir de bunlarn ty ve ynnden, sizin iin, bir vakit zevkini karacanz eya ve letler klmtr. Allahtr ki yine yarattklar iinde sizin iin, gneten korunma klm ve dalan dayana, nz yapm ve sizi birbirlerinizin karlkl saldrganln, dan muhafaza edecek vesileler ittihaz etmitir. O, belki teslimiyette bulunursunuz (Allah'n bu olaanst iyilii karlnda iyi mslmanlar olursunuz) diye size kar nimetini bu suretle ikmal etmektedir. Ama, btn bunlara karn yine de srt evirirlerse, (ya Muhammedi senin grevin sadece bu ak haberi duyurmaktr. Allah'n nimetlerini gryor, ama inkr ediyorlar, nk ou insan nankrdr. (3) (Nahl, 78-83). Bu balk altn, Kur'n'da hemen kfur ile ayn mnda kullanlan bir dier vurgulu kelimenin, kanud'un mevcudiyetini belirterek bitireceim. Kk KND'dir ve an(3) Yaarifune el-kafirun nimetallah sunime yunkiruneh, ve ekseruhum.
170

lam:, -nankrlk- etmek, elde edilen herhangi menfaati kabule yanamamaktr. inde kullanld konum itibaryla kelime burada; insann nankrln an derecede hrsl olmak ve dier insanlara Allah':an ald gzel eylerin kk bir blmn bile ok grmek sureti ile gsterdii yolundaki bir ima ile kullanlm gibidir. lhi ihsanlarn hi olmazsa bir ksmnn yoksul ve ihtiya sahibi olanlara akanlmasmn Kur'n'da kiinin, ltuf ve keremi nedeniyle Allah'a kar duyduu minnet hissinin ksmi gstergesi addedildiine evvelce deinmitim. Gerekten, insan Rabbine kar ne denli nankr (kanud)l Dorusu buna kendisi de ahit. Hakikaten, ne denli tutku ile bal mal sevgisine! (Adiyat, 6-8) man'n kart olarak kfr, Kur'n'daki KFR kk u mnda anlam asndan mulaktr ki; u iki temel anlamdan birini tayabilmektedir : Kadirbilmezlik ve inanmazlk. Sahih el Buhari'de, konum iki kavramdan hangisinin kastedildiini aa vurmad zaman, bu kkn anlalmas konusunda ilk mslmanlann zihinlerinde oluan bir kararszhn mevcudiyetine iaret eden son derece ilgin bir Hadis vardrl*) Resul (Allah'n rahmeti ve selmeti zerine olsun) dedi ki: Bana (ryamda) Ate (Cehennem) gsterildi. Bak. tim id, sakinlerinin ou (bu dnyada) kfr'e dm kadnlara:, (yekfurn). Kendisine soruldu: Yani Allah'a inanmamlar myd? (yekfurn bi-Allah) (Peygamber) dedi ki: Hayr, bunun anlam, onlann kocalanna (yekfurna el-air) ve gzel davranlara kar (yekfurn el ihsan) nankr olduklardr. Bu Hadisle ilgili olarak, tefsirci el-Kirmani kefere kknn, biri kfr dieri kfran olmak zere birbirinden farkl iki matan olduunu belirtmekte, ilkinin iman yani inann kart olduunu dier taraftan, ou halde kr yani minnettarln ztt durumundaki ikincinin ise ge(4) 1 Buhari, Sahih. Hadis No : 28 (Kitab el-man'dan).
171

nelkle bir baa (nimete) kar nankrlk demek olduunu sylemektedir. (9) Her halkrda, u kesindir ki, Kur'an, kendisi, KFR kkn bu iki farkl manda kullanmaktadr. Ne var ki bazan biz bu ikisi arasna kesin bir aynm hatt ekememekteyiz, zira, daha evvel sylemi olduum gibi, bu ikisi Kur'ni dnte birbirlerine sk bir kavramsal ba ile irtibatlanmlardr. Bunu kavrayabilmek iin, getiimiz balk altnda, genel hatlar ile Allah'n, insanlara isabet eden ve kr davet eden balan olarak ele aldmz iaretlerinin yani yatnn, pekl ilhi Zt- Azim' in, Allah'n sonsuz Kudretinin tezahrat olarak ta tefsir edilebileceini hatrda bulundurmak zorundaym. Bu ikinci zaviyeden, yetlerden beklenen doal etki, insanlarn zihinlerinde hayranlk ve huu uyandrmak ve onlarn kadere iman etmelerine yol amaktr. Byle yapmayan kfirdir. Ey Ehli Kitap! Niye iman etmezsiniz (tekfurne) Allah'n bizzat ahidi olduunuz ayetlerine? (l-i mran, 70) Hakkaten Biz bu Kur'anda insanolu iin her trl misali devirdik. (ki Allah kelmnn gerekliini kavrasnlar), ama ou insan inanszlk (kfr) hari her eyi reddetmektedir. (sra, 89) man etmiyenler (kefer) grmediler mi (aslen) yer ile gn yapk olduunu, Bizim onlan birbirinden ayr. dmz ve sudan, her bir canly var kldmz? Buna ramen iman etmiyecekler mi, ki Biz, kendileri ile birlikte gp gitmesin diye onun zerinde kk salam da. lar bina ettik ve geit olarak anaklar hasl ettik, olur da bu onlara rehberlik eder diye (hayata dp mahvolmazlar da kurtulularna varan yolu bulurlar diye). G de yerinden oynamayacak bir at kldk. Ne var ki yetle. rimize srt evirmekte devam ediyorlar. (Enbiya, 30-32)
(5) El-kinnani, erh-i Sahih El-Buhari (Kahire, 1933-1839). I. 134, 172

Nasl man etmezsiniz ki (tekfurune Jszi hayat sahibi klm olan Allah'a? Size lm de verecek de tmnz O' na geri gnderileceksiniz. (Bakara, 28) Bazen, imanszln konusu islmm mihenk talarndan biri durumundaki Kyam retiidir. Burada kfr, bu retiyi btn ile sama ve hayal mahsul olduu gerekesi ile kabule yanamamaktan ibarettir. -Minnettar. lk eklindeki duygusal tepki ile alkas, varsa da ok azdr, sorun bu tr retiyi insan aklnn kabul edip edemeyecei noktasnda dmlenmektedir. Kfirler, bu meselede muhakkak surette akln tarafn tutup Vahye kulak tkayan kiilerdir. Yeminle diyorlar ki: Varsa yoksa dnya hayatmz, dirilecek falan deiliz. Ah onlar (Kyamet gn) Rablerinin karsna getirildiklerinde bir grebilseydin! O soran Bu gerek deil mi? Cevap verecekler. Evet, ya Rabbi, sana yeminle! O diyecek ki O zaman (Kyama) inanmamanzn (karl olarak) cezasn tadn! (En'am, 29-30) Ne! ryp kemik ve toz haline gelmiken, hakikaten yeni bir yaratlla dirilecek miyiz biz? Grmyor mu ki, yeri ve g yaratan Allah, onlann benzerlerini de (yeni batan) yaratmaya kadirdir. O kendilerine belli bir mddet tyin etmitir, bunda hi phe yok. Ama zalimler inanszlk (kfr) hari hereyi geri eviriyorlar. (sra, 98-99) Eer dnecek olursan, onlann syledii hakikaten dndrcdr. Ne! Toz toprak olduktan sonra m? O zaman m yeniden yaratlacaz? Bunlar Rabblerine man etmeyenlerdir. Ve bunlar Ehl.i Cehennem olacaklardr, orada ebediyen kalmak zere. (Ra'd, 5) Onlann inanszl hibir ekilde Dirili fikrine mnhasr kalmamaktadr. Srekli olarak Akl dikeninin ineleyici tesiri altnda bunlar, makul olduuna iman ettikleri hereyden kuku duymay srdrrler. Bunlar doutan phecidirler. Onlan tavsif eden tutum, Allah her neyi emrederse ona kaytsz artsz teslimiyet demek olan iman eyleminin kartdr. Bu yzdendir ki, herkesin yedii ye173

mekten yiyen ve ar pazarda dolaan bir lml kiiyi, aralarndan birisini Allah'n Elisi diye tanmamaktadrlar. Grne bakldnda itibar konusunda zel hibir iddias bulunmayan sradan bir kiinin, kendisine peygamberlik payesi bimesi, onlarn pheci zihinlerine her trl akli mesnedden yoksun garip bir hareket gibi gelmektedir. Aramzdan bir lmlye mi tabi olacaz? Dorusu yle olursa, hata ve lgnlk olur bu. imizden ine ine bir ona m indi Vahiy? Yo, sahtekrn biri O (kezzeb), kendini beenmiin biri! (Kamer, 24-25) Bu kendini bilmez kii yalnzca bir ilahn olduunu, dier ruhani ahsiyetlerin tmnn isimden baka varlklarnn olmadm tebli ettii zaman bir kzgnlk yeli eser. Putlara kulluk edenler iin hakikaten salt zrvadan baka bir ey deildir bu. Kendilerine kendi aralanndan bir uyanc gelmi olmasna hayret ediyorlar. man etmeyenler (kfinin) diyorlar ki; sihirbaz bu, sahtekr! Ne? Btn ilahlar tek ilah m yapt? Tuhaf bir i hakikaten! (ad, 3-4/4-5) Bu rneklerde kfr'n Allah'a ve Vahye imann reddi anlamna geldii hemen hemen kafidir. Biok rnek arasndan seilmi olan aadaki rnekler, kfr ve iman arasndaki temel anlamsal ztlamay, yani minnettarlk kavramnn deil de inan kavramnn ztt olarak kfr aydnla kavuturma amacmza hizmet ediyor, nk burada kart hayli vazh bir biimde vurgulanmaktadr. Ehl-i Kitabn birou hakikat kendilerine ayan olmu obuasna ramen ruhlarnn kskan tabiatndan dolay isterler ki, inan (iman) sahibi olduktan sonra yeniden inanszlar (kffar, Kafirin l) olasnz. (Bakara, 103/109) Allah nasl yol gsterir ki, bir kez iman ederek kendisine ak yetler gezen Elinin hakikatine ahadet ettikten sonra imanlarm kaybeden (kefer) insanlara? Dorusu iman ettikten sonra imanlarn terkedip imanszlklarn artranlarn tevbesi kabul olunmayacaktr. (ALi Imran, 80-84/86/90)
174

man etmeyenler, Biz ne Kur'n'a, ne de ondan ev. velki kitaplara inanmayacaz. derler. Ah, bu zalimlerin Rableri karsnda bu szleri birbirlerine maletmeye callann bir grebilseydin! (Sebe, 30-31)

(srail Oullanna) Hakikat olduunu bildikleri ey geldii zaman ona inanmazlar. Allah'n laneti inanmayanlarn zerine olsun. Allah rahmetini kullan iinden her kimi seerse ona isabet ettiriyor diye deriaden icerliyerek Allah'n indirdiini inkr karl ne kt bir pahaya satmaktalar ruhlarn. Bylelikle (lahi) fkeyi zerlerine ekiyorlar. Kfirler iin utan verici bir cezalandrma olacak bu. Onlara Allah'tan inene iman edin! dendiinde, Biz ancak bize beyan olunana, (ncil) iman ederiz! diye cevap verirler ve ondan sonra gelene inanmazlar. Oysa o, kendilerinin ellerindekini (halen ellerinde bulunan Vahiyler Kitabn) teyit edici Hakikattir. (Bakara, 83-85/89-91)
Kalbi

Kfirin

Kur'n, hatnsaylr sayda yeti, bir kfirin halet-i akliyesinin anlatmna ayryor. man edenlerin kalplerinin Allah' andklarnda skn bulduunu ve tatl bir huzura erdiini kaydederek sze girelim. man edenier, ite onlarn kalpleri Allah' andklarnda skn bulur. Evet, ALLAH' andklan zaman onlarn yreklerine huzur ve skn dolar. (Ra'd, 28) M'min kalbinin bu huzur dolu sakin halinin tersine, kfirlerin kalpleri birok defa ta gibi katlam olarak tarifedilir. Keset kulbnm yani onlann kalpleri katdr ya da katlamtr ifadesi, dalar yerinden oynasa da, yahut yer varlsa da (Rad, 30-31) gkten onlara melek de indirsek, ller kendileri ile konusa da (En'am, 111) lah sedann arsna inatla direnecek olan kfir yreklerin halini anlatmak iin srekli kullanlan bir mecazdr.
(Allah sizlere pekok hayrete drc mucize gsterdikten) sonra bile sizin kalpleriniz ta 'kadar, hatta daha
175

da kat idi. nk yle talar vardr ki, akarsular kaynar iinden, yleleri ki, yarklarndan su kar. Hatt gerekten yle talar dahi vardr ki, Allah korkusundan atlar, blnrler. (Bakara, 96-74) Bizimle olan anlamalarn boz. duldan iin, onlar lanetledik ve kalplerini kalatrdk. (Kasiye) (Maide, 16-13) Konuyu geerken, yukarda yaptmz son alntda, kfirlerin kalplerinin katlamasnn Allah'a izafe edildiini kaydedebiliriz. Bu konu, ok iyi bilinen deimez kader retisi ile iiedir, ve kfr dahil her bir errin Allah'n iradesinden bilinmesinin doru olup olmad, slm ilhiyatnda son derece ciddi tartmalara yol amtr. Ancak, Kur'an metinlerinin syledii kadan ile, bu soru cevapszdr. Grnrdeki bu teorik srprizi (paradoks) halledecek bir yol bulmaya teebbs de eldeki konu asndan epeyce kapsam d olurdu. Kfir kalbin ikinci tipik zellii, rt ile rtl oluu, bir tl yahut ayrc perde (hicap) bulunmasdr. (Bu) anlay sahibi insanlar iin Arapa bir Kur'an, bir mjdeli haber ve bir uyandr. Ancak onlarn ou srt evirmi bulunmaktadr ve kulak asmayacaklardr. Onlar diyorlar ki: Bizim kalplerimiz senin bizi ardn eye kapaldr. Kulaklarmzda arlk var, seninle bizim aramzda bir sed var.. (Fussilet, 2-4/3-5) Sen Kur'n' okuduunda, biz senin ile ahirete iman etmeyenler arasna aync bir perde (hicap) koyar, onla. nn kalpleri zerine rtler indirir (ekinna) kulaklarn da sarlatnnz ki anlamasnlar. (sra, 47*48/45-46) Ayni dnce deiik ekillerde ifade edilmektedir, rnein, mhr vurma mecaz ile ifade olunur. Kfirlere gelince, onlar ikaz etsen de etmesen de onlar iin ayn eydir. Onlar iman etmezler. Allah onlarn kulaklarna ve kalplerine mhr vurmutur (hateme), gzlerinde de bir perde vardr. (Gieve) (Bakara, 5-6/6-7) (Uydurma mazeretlerle Allah yolunda cihattan kaanlar) arkada kalanlarla birlikte olmaktan memnundurlar.
176

\llah onlarn kalplerine mhr vurmutur (tebe'e), hibir ey anlayamazlar. (Tevbe, 93) Ya da onlarn kalplerinin kilitli olduu sylenerek anlatlr. Kur'n' tefekkr etmeyecekler mi, yoksa kalpleri stnde kilitler mi (ekfal) var? (Muhammed, 24) Yahut, yine, kalbin yava yava pas tutmas imaj ile: Ya, ama yaptklar ey; kalplerini pasa bodu, (rane, pasla rtmek) manasndaki RYN kknden) (Mutaffifin, 14) Kalpleri olanlar. (Kf 37) Allah'n indirdii yetlerin derin anlamn kolayca kavrasalar gerektir; Allah'n vahyettii szler onlar iin hakiki bir hatrlatc olsa gerektir (zikra). Ne var ki kfirlerin henz tanmlam olduumuz biimde kapal ve engellenmi olan kalpleri, herhangibir eyin dini ehemmiyetini alglayacak durumda deildir. lahi yetlere kr ve sardrlar. Krlk ve sarlk imajlar, Kur'n'n kfirleri ayrdedici zelliklerini anlatmakta en sk kulland vastalardr. Biz onlara gz, kalp ve kulak verdik, ama grlyor ki iitmeleri ve kalpleri onlara fayda etmedi, nk her zaman Allah'n yetlerini inkr ettiler, imdi de drt bir yandan bir zamanlar alay ettikleri eyle evrili bulunuyor, lar. (Ahkaf, 26) Bunun manas odur ki, kfirlerin fizik bakmndan bir kusurlan yoktur. Kusurlu olan, onlann gs boluklanndaki kalpleridir. Aadaki yetler bu hususu bariz szcklerle dile getirmektedir: (Dnya ilah iaretlerle dolu) gezip grmediler mi arz ki anlayacak kalpleri yahut iitecek kulaktan olsun? Yo, kr olan gzler deil, daha ok, gslerdeki kalpler. <Hacc, 463 Ey m'minler! Allah'a ve Elisine ba ein... ve aslnda iitmedikleri halde, Biz duyuyoruz! diyenlere benzemeyin! Dorusu Allah indinde en aalk hayvanlar, sar ve dilsiz olup anlayamayanlardr. Eer Allah onlarda herhangibir hayr bulmu olsayd onlar sar yapmazd. Ama eer O onlar sar yapmam olsayd, onlar srt evirir ve kenara ekilirlerdi. (Enfal, 23)

Onlan iman etmeye tevik iin sarfedilen her aba mutlak 'bir g kayb ile neticelenecektir. Allah' sk sk, Muhanuned'e risalet heyecann bu insanlara temil etmeyi brakmas iin tavsiyede bulunurken gryoruz, sebep bunlar tenvir etmenin hemen hemen kesinlikle imknsz oluudur. Sen onlarn ounun iittiini ve anladn m sanyorsun? Onlar ancak hayvan gribidirler. Yo, onlar daha da uzaktr yoldan. (Furkan, 44) Dorusu, sen llere ses iittiremezsin, ne de sana srt evirdikleri zaman sarlara iittirebilirsin arn. Krle, ri de saptklar yanl yoldan eviremezsin. Sen Bizim yet. lerimize iman eden ve (Bize) teslim olanlardan baka hi kimseye iittiremezsin onu. (Nemi, 80-81) Onlardan sana kulak kabartan birka tanesi var. Ama sen hibir ey anlamayan sarlara iittirebilir misin? Onlardan bazan da sana doru bakyor. Ama hibir ey grmeyen krleri doru yola sokabilir misin ki? (Yunus, 42-43) Kalbi kapal olduu iin Kafir, Kur'n' can kulayla dinlese ve Resl'e doru baksa da Allah'n yetlerini old gibi kavrayamaz. Onun iin, ilahi yetler sadece eskilerin masallardr. Onlardan sana kulak kabartan baz kimseler var, ama onlar kalpleri zerine bir rt rtt, muz iin, (Allah kelamnn derin manasn) anlamyorlar. Kulaklarm da sarlatrdk. Herhangibir yete ahit olsalar da, bu kfirler ona inanmazlar, sana geldiklerinde de Bu eskilerin masallarndan baka birey deil! diye seninle tartmaya balarlar. (En'am, 25) Bylelikle, kfirleri tenvire alan birisi, srsne seslenen obana benzetilir. Sr sadece onun sesini duyar; kelimelerinin ne anlama geldiini asla anlamaz. nanmayanlar (kefer) (imana davet eden) in hali, bir haykrtan baka bir ey duymayana seslenenin hali gibidir. Onlar krdrler, sar ve dilsizdirler, hibir ey anlamazlar. (Bakara, 171)
178

KFR VE S R K Her iki ana cephesi, yani gerek Minnetsizlik gerek inanszlk asndan Kfr'n encam, Allah'n mutlak Birliini inkrdan baka birey olamayaca iin, doal olarak bu kavramn putperestlik ile bir tutulabilecei belli bir a vardr. Eski Arap diyarnda, putperestlik, putlara ve bir de kendilerine bazen Allah'n kzlar, ya da ksaca Allah'n arkadalan veya ortaklan ad verilen tli ilahi ahsiyetlere tapmaktan ibaretti. Bu tr putperestlik iin en uygun terim irk'tir; putpereste de mrik, kelime anlam ile e koan yani Allah'a ortaklar izafe eden denir. nce, kfr'den ak bir biimde e koma olarak bahis edilen baz blmler aktaracam. vgler olsun, yeri g yaratp, gece ile gndz sraya sokan Allah'a. Ama kfirler (ellezne kefer) Rablerine e tayin ediyorlar. (En'am) Allah'a ortaklar (reka) komaktalar. Syle: simlendirin onlar. Siz misiniz Allaha yeryznde bilmedii eyler syleyecek olan? Yoksa o eyler bo isimlerden mi ibaret? Yo ama, hi yoktan uydur, duklan eyler kafirlere mkul gzkyor, ve ylece (Al. lah) yolundan uzak kalyorlar. (Ra'd, 33) Ne vakit sadece Allah'a y al var Is a, kfre dtnz (kefertm), ama (O'nun yannda) bakalan da anld zaman, iman ettiniz. (M'minun, 12) Bundan sonraki alntda, mrik sznn anlam ieriini balca iki faktrn belirledii ima yolu ile anlatlmaktadr; Vahye tabi olmamak ve Allah'n mutlak birliini tanmamak. Rabbinden sana vahyolunana tabi ol. O'ndan baka ilah yoktur. Mrik'ten uzak dur. (En'am, 106) Her zerresinde tek tanrc olan slm asndan, Hristiyanln Teslis retisinin, putperestliin tipik bir misali olduunu kaydetmemiz yerinde olacaktr. Hz. sa'nn tannlatrmas da yle. Aada, Hristiyanln bu merkezi uhdelerinin ayrm gzetmeksizin kfirce eylemler bi170

iminde ele alnm olduunu belirtmi olalm Semantik adan, bu yle anlalmaldr: Bu eylemler birer irk vak'as olmak hasebiyle kfr snfna dahil olunmaktadrlar. Bu husus metinde aklkla ortaya kmaktadr. Meryem'in olu Mesih'in Allah olduunu syleyenler muhakkak surette kfirlerdir. Zira Mesih (m kendisi) Ey srail oullan, (yalnzca) Allah'a edin kulluu, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olana! demitir. Dorusu her kim Allah'a e koarsa muhakkak Allah ona Cenneti haram klmtr, ve onun varaca son yer Ate'tir. Hakszlk edenler iin yardmc bulunmayacaktr. Allah o n ncsdr diyenler hi phesiz Kfirlerin ta kendileridir. Yo, Bir olan Allah'tan baka tann yoktur. Eer onlar yle demeyi terketmezlerse, byle bir kfr hareketinde buiunanlann bana .zdrap verici bir ceza gelecektir. (Maide; 72-73) Bir baka adan bakldnda ise irk, VI. blmde, Sdk, yani hakikatlilik erdemi ile ilgili olarak ele alm olduumuz iftira l Allah el- kezb'den, yani Allah aleyhine yalan uydurmaktan baka birey deildir, ne bir eksik ne bir fazla. Zira muhakkak putperestliin irki, kapris (naz) yznden, gerekte isminden baka hibir varl bulunmayan varlklar yaratmaktan ibarettir. Ve bu yoldan da gidildiinde, aadaki blmn apak gsterdii gibi, irk son noktasnda kfr ile bulumaktadr Onlar Allah kendisine bir oul edindi. diyorlar. Ten. zih ederim! O Samed'dir. Yerdeki ve gkteki herey O'na aittir. Sizin bu konuda yetkiniz yoktur. Allah hakknda bilmediiniz eyler mi syleyeceksiniz? Syle kendilerine: Yeminle, Allah hakknda yalan syleyenlerin sonu iyi ol. mayacak! Kfir olduklar iin onlara a: bir ceza taddracaz. (Yunus, 68-70) Bu anlamda, mrik'in eiti olarak kfir, ellerini bo yere ldeki yanltc su grntsne (seraba) uzatan birisine tebih olunuyor: Yalvarn hakikisi sadece O'nadr. Allah'tan baka yalvardklan ise onlara cevap vermekten acizdirler. Bu, su
180

azna dolsun diye ellerini ona doru aan ve ulaamayan bir adamn durumuna benzer. Kfirlerin yakarnn yitip gidecei kesindir. (Ra'd, 14) Kfirlere gelince, onlarn amelleri ldeki seraba benzer; susayan onu su gibi grr, yanna geldii zaman da Allah'tan baka kimseyi bulmaz, O da ona hesabn bildi, rir. nk Allah hesap almakta abuktur. (brahim, 39) Bu son alnty, kfir-mrik tipi engin ve derin bir deniz zerinde geit vermez karanlk tabakalaryla rtl bir insana benzeten bir baka yet izlemektedir: Veya uurumlarla dolu bir denize km karanlk gibi, dalga dalga stne binip rter, yukanda da bulutlar, ve karanlk zerine karanlk. Elini uzattnda, zorlukla grr. Allah kime k vermemise, onun olamaz. (Nur, 40) te mrik'in iledii ilerin zdeki hiliini vurgulamakta kullanlan bir baka benzetme : Her kim Allah'a ortak koarsa (yrik, mrik'in .fiil ekli) sanki o gkten dm te kular onu alm karm, yahut da rzgr onu uzak bir yere atm gibidir. (Hacc, 31) Kfr-irkle alkal olarak dikkat edilecek bir mhim nokta daha kalmaktadr : Kur'an, irk'i neticede akim zannetme yani dnme ubesinin ilevine balamaktadr; zann, genel bir kaide olarak, ilm'in yani (phe edilmez biimde geree istinaden tesis olunmu olan) 'bilgi'nin kart olarak kullanlmaktadr; ve bu nedenle de, dayanaksz, kamtsz bir tr dnceyi, mekuk ya da mulak bilgiyi, gvenilmesi olanaksz gr, yahut sadece tahmini gsterir. (6) Bylelikle bu terim netice olarak Kur'an' daki konumlannda, nasl kart olan ilm bir msbet deer mevkiine kavumu ise, menf bir deer davran arzeder. Gerek zan gerekse ilm Kur'an'da deer bildiren szcklerdir.
(6) ilm ve zann konusunda daha fazla aynn iin, bkz. ahsma ait Kur'an'da Allah ve nsan adl eser, s. 59-62
181

Grmez misin ki gkte ve yerde ne varsa Allah'ndr. yleyse, Allah'a ortak (reka) koanlarn izledii yol nedir? Onlar zann'dan baka bir eye uymuyorlar, dorusu onlar sadece tahmin yrtyorlar. (yehrusne) (Yunus, 66) Bu son yehrusne szc, ayrca kesin olmayan ounlukla da yanl olan bir gr ile birey yapmak yahut da sylemek anlamn da veren H-R-S kknden gelmektedir, ve ilm'e zddr. Yunus sresinde bu kkn eddeli tonda yani kehanete dalan anlamndaki Harras eklinde kullanl ile ilgili bir rnek gryoruz. El-Beydavi'nin, bu blmdeki szc byk yalanc manasmdaki kezzab ile izah, ehemmiyet tayor, ve eski araplann semantik uurlarnda, kehanet yrtme kavramnn nasl bir anda yalan atma manasn kazanabileceini gsteriyor. Lanet olsun (kfr) uurumunda (Allah'n ihtarlarna) kulak asmayan harrasne! (Glerek) Ne vakit bu Kyamet Gn? diye soruyorlar. (Kf, 12) Aadaki para, Kur'an anlaynda, zann'n ilm'e temelden zt olduunu mriklerin kulluk ettii sahte ilahlarn da zann rnlerinden bakaca birey olmadklarn ok ak olarak gstermektedir. Dorusu, Ahiret'e inanmayanlar meleklere dii isimleri vermekteler. Ne var ki hakikatte onlarn o konuda bir bilgileri (Um) mevcut deil. Zan peindeler. Zann ise hakikatle bir olmaz. (Necm, 28; ayrca bkz. Yunus, 37-36) Ayn srede birka yet evvel Mekke'nin eski tanras; Lat, Ment ve Uzza'nn, 'bo isimler' ve sadece, hibir dayana olmayan faraziye rnleri olduunun ilan ediliine ahit oluyoruz. Lat ile Uzza'y, ve nc olarak Mcnat' dndn m? Ne (bu tanralar Allah'n kzlardr diyerek) O'na diiler mi yaktracaksnz? Kendiniz (sadece) erkek evltlar arzu etmekteyken! Bu sahiden adaletsiz bir payedi oldu. Yo, sizin, sizin ve babalarnzn isimlendirdiiniz bu eyler, isimlerinden ibaret sadece! Allah bu hususta bir
182

delil indirmi deildir. (Konu burada aniden deiiyor) Onlar sadece keyiflerinin arzusuna gre, zanniara kaplyorlar.. (Tur, 23) Yitip Gitme Manasnda Kfr

Daha sonra IX. Blmde greceimiz gibi, Kur'an inan yani iman birtakm anahtar kavramlar asndan tanmlamaktadr. Bunlaradn bir tanesi ve muhakkak en nemlilerden birisi ihtida kavramdr. Bu acdan baktmz zaman, iman etmek, doru yola girmek, ya da (Allahn) rehberliini kabul etmek demektir. Ve eer iman bu suretle ihtida olarak anlalmak gerekiyorsa, o zaman kart olan kfr muhakkak doru yoldan kp kaybolmak anlamn verir. Kur'an'da bu anlam karl kullanlan tipik fiil, dalla (yaln hali dalale ya da dalal) dr. Sze Arapa'nn en ok kullanlan fiillerinden olan bu fiilin, deiik hitap seviyelerinde kullanlabileceini belirterek balyacaz. Hereyden nce, somut anlamda yani lde seyahat ederken yolunu armak olarak kullanl, mas mmkndr. Bundan baka mecaz bir manada da kullanlabilir. Ve bu sonraki kullanmda, iki ayr kelam seviyesi tefrik edebiliriz: dini ve gayri-dini yahut laik. Bu szcn din-d kullanm hususunda, Kur'an'n kendisi (Yusuf Bab'nda) bize iki rnek temin etmektedir. Bunlardan birisi Yakub'un tm dier oullarna nazaran Yusuf'a kar gsterdii an ve tarafgir sevgiye atftr. (Yusuf'un biraderleri) yle dediler: Dorusu, Yusuf' la (en kk oul) Bnyamin sayca kalabalk olsak da babamza bizden daha kymetli geliyor. Dorusu, babamz apak dalal iindedir. (Yusuf, 8) Dieri ise Yusuf'un, Msr Hkmdan'nn karsnn gnlne soktuu nne geilmez sevgi ile ilgilidir. ehirdeki baz kadnlar, Hkmdar'in kars, o ua kendisi ile yatmas iin batan karmak istiyor. Erkek onun akln bandan alm. Dorusu biz kendisini apak dalal ierisinde gryoruz, dediler. (Yusuf, 30)
183

Her iki halde de dalal kelimesinin sz konusu eylemin normal ahlk anlayna aykn dt hissedilen birey olduunu ima ettii grlecektir. Ama, tabii, temel anlam bu durumda da, doru yoldan ayrlmak tr. Fakat Kur'an'da, ok daha olaan olan, bu szcn dinsel kullanmdr. Ve esasen ihtida ve dalia'nm temeldeki anlamsal ztlamasnn Kur'an'n tmnde en vurgulu biimde ifade edildiini grrz. ok yksek saydaki misaller iinden, ben burada birka tipik misal veriyorum. Her kim yola gelir (yahut irad kabul ederse, ihtida) ancak kendi iyilii iin gelmi olur, ve her kim yoldan aarsa (dalla) sadece kendi zaranna aar. Hi kimse kendi yknn stnde bir bakasnn ykn tayacak deildir. (sra, 15) Dorusu, O'nn yolundan kimin atn (yedillu) ve kimlerin doru yolda (muhtedin) olduunu en iyi Rabbin bilir. (En'am, 117) Aadaki rnekte, dalalet huda'ya, yani irada zddr. Onlar, huda (irad)dan mahrumiyet pahasna dalaleti (sapkl) ve aftan mahrumiyet pahasna da cezay satn alanlardr. (Bakara 175) Burada sapmanm azb yani ceza ile, iradn da mafiret yani af ile eletirilii kayda deer. Sadece bu bile, burada sz konusu olan 'sapma'nm, kfr'n bir dier ad olduunu gstermeye yetecektir. Bundan sonraki rnekte, sapma ve ceza bir bileim halinde grntlenmektedir. Yo, Ahiret'e iman etmeyenler, azb ve derin bir dalal ierisindedirler. (Se'be, 8) Konu bu iken, Kur'an'da, insann Vahiy'den tamamyle bihaber yaad yani evvelce Allah'tan hibir Vahiy gelmemi olmas yznden, kelimenin tam anlamnda kfr sorununun henz beliremedii devrenin bazen ayn kelime le gsterildiini belirtmemiz gerekir. Dorusu, Allah m'minlere kendi aralarndan onlara Ayetlerini okuyacak, onlar arndracak, onlara Kitab ve 184

Hikmet retecek birisini eli olarak gndermekle, iyilik etti Onlar bundan evvel bariz dall iindeydiler. ' (Ali-mran, 164) Aadaki yetin hayvan srsnn doal olarak dalalet iinde olduunu ima edip, bununla birlikte kfirlerin doru yoldan daha da uzak olduklarn beyan edii dikkati eken ilgin bir noktadr. (Ya Muhammed) Sen onlarn ounu iitir ve anlar m belliyorsun? Onlarn srden fark yoktur. Yo, onlar yollarn daha da ok arm durumdadrlar. (Furkan, 44) Eer, hemen imdi grm olduumuz gibi, Vahiy ncesi hal dall snfna sokulacak ise, bundan daha ne kadar fazlas Vahyi bilerek reddedenler iin vaki olsa gerektir. Kur'an bu konuda saysz rnekler veriyor. Dorusu iman etmeyip (kefer) Allah'n yoluna en. gel olanlarn sapmas Idallu) byk bir sapmadr.. (Nisa, 167) te Rablerine iman etmeyenlerin (kefer) misali: Onlarn amelleri frtnal bir gnde rzgrda kalan kllere benzer. Elde ettiklerini elde tutamazlar. Delal'in by ite budur. (brahim, 18) Bu kfr, dall eitliinin yalnzca m'minlerin bak asndan doru olduunu belirtmemiz gerekir. Kfirlerin kendilerinin bak asndan, tabidir ki dall, m'minlerin durumudur. Ne zaman kendilerine bir uyarc gelse, kfirler ona yalanc demekte ve unu sylemektedirler: Allah birey indirmemitir. Siz (m'minler) byk dall iindesiniz. (Mlk, 9) Bu hususta Muhammed yle cevap vermeye tevik edilmektedir : O Merhametlidir! Biz O'na inanr ve O'na balarz midimizi! Siz kimin gerekten dall ierisinde olduunu az zaman sonra reneceksiniz. (Muhammed, 29) Ayn ey aadaki blm iin de geerlidir. Nuh'u milletine yolladk, ve dedi kit Ey milletim.
185

Allah'a kulluk edin. O'ndan baka taun yoktur. Dorusu ben sizin hesabnza kt bir gnn cezasndan endie ediyorum. Halkn nde gelenleri de yle dediler: Dorusu, biz seni bariz bir dall ierisinde grmekteyiz. O dedi ki, Ey milletim, bende dalalet yok. Ancak her bir yaratn Rabbi olann elisiyim. (A'raf, 59-61) irk, yani e koma, yani putperestliin, Kur'an anlayna gre ancak Kfr'n en karakteristik tezahrlerinden biri olduu cihetle, bir dall hali addedilmesi hi te artc deildir. Bir iki rnek kifayet edecektir. (Mrik) Allah'tan baka, kendisine ne zarar verebilecek ne de faydas dokunabilecek olan (gsz ilahlar) anar. Bu gerekten dalal'n derin olandr. (Hacc, 12) brahim babas Azer'e Putlara ilahlk m yaktryorsun? Dorusu ben seni de senin milletini de ak bir dall ierisinde gryorum! dedi. (En'am, 74) O'nu brakp da Rahim olan (Allah) benim iin bir felaket dileyecek olsa affedilmemi salamayacak ve beni hibir zaman kurtarmayacak ilahlar m edineyim? Dorusu o zaman ben ak dall ierisinde olurum. (Yasin, 23-24) Kf r her trl ekli ile, gerekten dalrdir. rnein, Vahye iftiralar (tekzib) yadranlar yolunu aranlardr. O halde seyredin, siz aknlar (dalln, l. fiil-sfat), (Kyamet Gn'ne) yalandr diyenler, (Cehennem'in) Zakkum aacndan yiyeceksiniz siz! (Vaka, 52) Her kavimden bir eli yolladk. Allah'a kulluk edin, putlardan uzak durun. Kimini Allah yola koydu, ama onlardan bazlar dallet'e eilimliydiler. Gez gr yeryzn, bak iftiraclarn (mkezzibn) encam nasl olmu! (Nani, 36) Kat kalpliler (keset kulbnm) bu olguyu yukarda tetkik ettik de dall iindedirler. Yazklar olsun kalbi Allah'n zikrediliine kar kat olanlara! Bunlar aka dall iersindedirler. (Zmer, 22)
186

Zulm yani 'hakszlk* Kur'an metninde bundan sonraki blmde greceimiz gibi, kfr'n belli bir vechesidir. Bu yzden ktlk yapann, zalim'in, doru yoldan aan birisi olarak anlatlmas ancak tabiidir. Vay haline o me'um gndeki toplantda iman etmiyenlerin (kefer)! Kt iler ileyenler (zalimn) bugn apak dall iersindedirler. (Meryem, 38439/37-38; aynca bkz. Lukman, 10/11) Hakikatle ilgili phe barndranlar dahi daha imdiden dalal'n derinindedirler. Keza, sabr lannn eksiklii yznden, Allah'n rahmetinden midini kesenler. man edenler (Son Vakit'ten yana) korku ierisinde, onun hakikat olduunun iyice farkndadrlar. Evet, hakikaten o Saat'ten yana kukulan bulunanlar (yumerne) derin dall iindedirler. (ura, 17/18) Rabbinin rahmetinden, yoldan ayrlanlardan (dll. ne) baka kim mit keser ki? (Hier, 56) Dalla fiilinin, Kur'an'da, hemen hemen ayn tr ifadeler iinde ve ayn manda kullanlan birtakm anlamdalar mevcuttur. Gaviye ya da eva fiili bunlarn en nemlilerinden birisidir ve doru yoldan amak demektir. Aadaki parada, bu fiilin sfat ekli olan ve yolunu aran mansn veren vi, evvela bildiimiz gibi Allah'tan korkan anlamndaki muttaki'nin karsna konulmakta, mteakiben, birka yet sonra da, kesinlikle dall ile anlamda olduu gsterilmektedir. Cennet muttakin'in (U Cehennem ise vi'in (l. yanna getirilecektir. Orada birbirleri ile ekiip dururken (Cehennem Ateindeki Kfirler) Allah'a yemin olsun, muhakkak sizi btn varlklarn Rabbi ile msavi (ilahlar) klmakla apak dallde bulunmuuz. Gerek u ki bizi yoldan karan (adalla) gnahkrlar (mcrimn) oldu diyecekler. (uara, 96-99) Geva fiilinin dinsel anlam iinde dall'nn bir anlamda olduunu kantlayabilecek bir gerek daha vardr : O da, bu kelimenin bazen Kur'an'da, irad olunmak anlamndaki ihtida'nm tersini ifade iin kullanlmasdr.
187

dem (Ebediyet aacnn meyvesinden yiyerek) Babbine itaatsizlik etti (s), ve yoldan uzaklat, (eva). Ne var ki sonra, Rabbi onu seti, yeniden ona doru dnd, ve onu (tekrar) yol (un dorusu) zerine koydu. (heda) (Taha, 121-122) Bir baka mhim anlamda ise. yan dnmek yahut doru yoldan sapmak demek olan zaa (yaln hali zay) dir. te kullanl ile ilgili tipik bir rnek: Sana, baz yetleri tek anlaml, baz yetleri ise ok anlama gelebilecek o Kitab indirmi olan O'dur. Kalplerinde zey (sapma eilimi) olanlar, bu pheli ksma eilirler, amalan ihtilf karmaktr. lmen ehil olanlar (rasihn fi el-ilm) ise yle der: Biz ona iman ediyoruz. Hepsi Rabbimizdendir?... Ey Rabbimiz bizi doru yola ilettikten (Hidayete) sonra kalplerimizi dndrme. (Zey'in geili hali, tuzi) (l-i mran, 7-8) Ayn ekilde, kabaca gzleri kapal ve kafas hangi yola girecei konusunda tamamyle karm olarak sonu belirsiz yollara dme diye anlamlandrabileceimiz emihe, yahut emehe fiili. Aka anlalabilecei gibi bu fiil, bu dnyada bir o yana bir bu yana giden, doru istikamete de asla vasl olamayan kfirlerin halini ifade iin biilmi kaftandr. Dorusu, Ahiret'e iman etmeyenlere gelince; Biz onlara yaptklar ileri gzel gstermekteyiz ki, yollarm kartrsnlar. (ye'mehne) (Nemi, 4) rad ile yakn alkas asndan, kelime anlam kaytszlk ya da dikkatsizlik olan gaflet dall'a ok benzemektedir. Bu szcn temel manasn hibir ey lyik kullanm kadar iyi veremez. Kur'an'n kendisi ilgin bir misl vermektedir. Sz konusu blm, Yusuf Bab'ndadr; szler, kardelerinin ak havada oynamas iin dar gtrmeyi istedikleri sevgili olu Yusuf hakknda son derece kaygulu olan Yakup'a aittir.
Dorusu, sizin onu yannzda gtrmeniz kalbime su
188

knt veriyor; siz dalmken (Gafiln) kurdun (Yusufu) yemesinden korkuyorum. (Yusuf, 13) Dall'n dinsel kullanmdaki anlamnn irad izgisinden kopmak olmasna karlk, gafletin manas ona kar tamam ile kaytsz kalmaktr. Aynen dall'n yukarda grm olduumuz ekilde, Vahiy ncesi halin ifadesi olabilmesi gibi, gaflet de insann vahiy ncesi hallerine izafeten kullanlabilmektedir. Furkan Sresinin 44 nc yetinde, kfirlerin, iinde bulunduklar dall hali nedeni ile sr srsne kyas olunduklarna ahit olduk. Onlar iin ayni ey, tipik nitelikleri olan vurdumduymaz, lk nedeni ile de geerlidir. Allah her kime doru yolu gsterirse (Yehdi) o dorulua varr (muhtedi) her kimi de artrsa (yudlil), onlar kayba urar. Biz Cehennem iin, kalbleri olup da anlay bulunmayan byk sayda insan ve cin yaratk. Onlar sr srs gibidirler. Yo, daha da akndrlar, (adallu) Bunlar aldrszlar (gafiln, l. fiil isim) dr. (Araf, 178-179) (Ey Muhammedi bunu sana, babalarnn ikaz olun. mays yznden kendileri de gaflete dm olanlar uyarman iin Kaadir ve Rahim olan vahyetmektedir. (Yasin, 5-6) Muhammed'in kendisinin Vahye muhatab olmazdan nce gaflet halinde olduunun sylenii kayda deer bir noktadr. Biz sana kssalarn en iyilerini naklediyoruz. Biz Sana bu Kur'an' Vahyetmezden nce sen de gafillerdendin. (Yusuf, 3) Aadaki rnek aldrmazl kfr, zulm ve irk ile yakn alka halinde gsteriyor. Hak olan vaad (Cehennem azab) yaklat zaman, gr kfirlerin gzleri nasl yuvalarndan frlayacak gibi bakar. Vay bamza gelenlere! (derler) Biz bundan yana vurdum duymaz (gaflet iersinde) idik. Yo, biz zalimlerdik (Zalimin). Dorusu, siz ve Allah'tan baka tapt189

griniz ne varsa, hepsi Cehennem iin yakacaktr. imdi gireceksiniz oraya. (Enbiya. 98) Bundan sonra da kfr ve gaflet arasndaki anlamsal denklii aa karacak iki rnek veriyorum. Allah kfirlere rehberlik etmez. O onlarn kalplerine, kulaklarna ve gzlerine mhr vurmutur. Onlar aldrmazlar. (Gafiln) (Nahl, 107-108) (Ey Muhammedi onlara o zc gnn haberini ilet ki, onlar aldrmazlk (gaflet) iinde ve inanmaz (la yu'minun) iken, (son) karar verilecektir. (Meryem,39). HEVA'NIN DALL'IN YAKIN NEDEN OLUU Kur'an heva'y (l. enva) dall'n balca ve en yakn nedeni olarak zikretmektedir. Dini inana degin mes'elelerde hevasna uyan kiinin doru yoldan aaca muhakkaktr. Ve hevasna uyan kiiyi izleyenler de kanlmaz bir biimde Allah yolundan uzaklara srklenecek, lerdir. Ben o, Allah'tan baka adn andnz (putlar) a kulluk etmekten men olundum. de. Ben sizin ehvanza (hevann oulu) uyacak deilim, zira o taktirde yolumu arrm, (dalaltu) ve doru yolu bulanlardan (muhtedin) olmam! de. (En'am, 56) Allah'tan bir irad olmakszn kendi hevasna uyandan daha akn (adali, kyas sigas) kim olabilir? Dorusu Allah zalimleri doru yola iletmez. (Kasas, 50) Gemite yolunu kaybetmi (dallu) ve birok insan da yoldan karm (adau) imdi de dz yoldan kopmu (adallu) olanlarn ehvanma tabi obua. (Maide, 77) lahiyat sahasnda, daha sonralar inanszlara enva sahipleri (eniri enva) denmeye balanmas byk ehem. miyet tamaktadr. (7) Bu, slami dncenin anahtar te(7) lahiyatta heva (ehva) her zaman aalayc manada kullanlan teknik bir terimdir, rnein, EL-Eari yle demektedir : Hakikatten ayrlm (zeyg) olan Mutezilileri ve Ka190

rimlerinden birisidir. Daha cahiliye zamannda mhim bir rol oynamaktayd. Yalnz, o zaman bu szck kt manalar olduu kadar iyi manalar da tayordu. kincinin rnei olarak Teebbete erran'n mehur dizesini nakledebiliriz. (O adam) felaketten ikyet etmez Ne var ki bir sr arzusu (neva) vardr Hareketinin birok yn Yrd pekok yol. (8) Ayn ekilde, yazan belli olmayan aadaki iir. Bu iirinde air, kavimdalarn, ok gemeden, yani kabile zlp dalmadan tefekkr etmeye ve uyanmaya tevik etmektedir. Uyann (gafletten u harp kmadan) Uyann kalplerimizin arzular (ehva) hl bir iken Aramzdaki kan balan hl salimken (9). Kelimenin kt anlamda kullanlna rnek olarak, Antara'nn aadaki yanm dizesini vereceim. Brakmam inat nefsim hevasm kovalasn. (Yani kontrolm asla kaybetmem; ne zaman ruhum durumu tehlikeye drecek bir ey yapmay arzulasa, kendimi saknrm.) (s) Heva kelimesinin manasnn, kabaca, insan ruhunun ehvetlerden ve hayvani itihadan doan doal elimi olduu sylenebilir. Kur'an metninde, kelimenin hi deimeyan anlam, 'insan doru yoldan saptrmas kanlmaz olan er bir temal'dr. Bylelikle Kur'anda heva ilm'in.
dirileri, kendi ehvalar, nderlerine ve atalanna kr krne iteate, Kur'an' da olduka rastgele bir biimde anlamaya itmitir. Kitap el-lbana, 2 nei b. (Haydarabat-Dn. 1948), s. 3 (8) Ebu Tamman. Hamesat, 1-47 (9) Ayn eser, 164 <10) Antera, Divan, ne. Abd el-Ra'uf (Kahire, tarihsiz) s. 186. m. l
191

yani Hakikt'ten beyan olunan bilginin uddn oluturmaktadr. (Ey Muhammedi eer sen Bilgi (lm) sana geldikten sonra, onlann nevalarna uyacak olsaydn, muhakkak ktlerden (Zlimin) olurdun. (Bakara, 145) Yo, yanl iler yapanlar (Zalem) bilgi (ilm) yerine kendi havalarna tabii olmaktadrlar. Allah'n arttn (adella) kim dorutabilir ki (yahdi)? Onlann yardmcs olmaz! (Rum, 29) (Ey Muhammed) sen onlarn itikadna tabi olana dek, Yahudiler senden memnun olmayacaklardr, ne de Hristiyanlar memnun olacaklardr senden! De ki: rad (huda) Allah'n iraddr. Eer bilgi sana gelmi olduktan sonra sen onlann ehva'ma uyarsan Allah'a kar ne koruyucu ne de bir yardmcn olur. (Bakara, 120). Buraya dein sylediklerimizden belli olmaktadr ki Bilginin tersine, kiinin kendi heva'na uymas, netice olarak, Allah ve Vahiy hakknda tahminlerde bulunmasn.dan baka birey deildir. Bu nedenle de biz heva'nn yerini bazan, eer en arpc rnei devirmek gerekirse mes'ela zann gibi, ifadelerin aldna ahit olmaktayz. (") Eer yeryzndeki ou insana uyacak olursan, onlar seni Allah'n yolundan uzaklatrrlar (yudillu) nk onlann peinden gittii ey safi zandr. Onlar; yalnzca fikir yrtrler. (yehrusune) (En'am, 116) lmin de 'hakikat1 yani hak ile yer deitirebileceini sylemeye gerek yoktur, nk bunlar, evvelce grm ol. dmz gibi bir ve ayn eyin yani Vahyin iki ayn ceplesidirler. Sen onlar arasndaki hkmn Allah'tan inene gre ver ve sana gelen Geree (Hak) yz evirip onlann ehva'na tabi olma. (Maide, 48)
(11) Zann. ile ilm'in temeldeki zdlamasna yukarda irk, putpereslik sorunu ile ilgili olarak ele alm bulunmaktayz.
192

Vahye deil de kendi havalarna tabi olanlarn tavn. nn Kr'an'da bazan son derece ehemmiyetli, bir tabir ile (Hevasm tann edinmek) ifade edilii dikkati eken ilgin bir noktadr. -Grmedin mi nevasn tann edineni! Allah da onu bile bile artt (adalla) ve kulaklaryla kalbine mhr vurup gzlerinin zerine bir perde ekti? imdi Allah'tan sonra onu kim yola getirecek ki? (Cesiye, 23; aynca bkz. Furkan, 43) Heva'nn daha az nemli ve arzu, itiha yahut iret demek olan bir anlamda vardr: ehvet. Bu szck, baz konumlarda, farkedilir herhangi bir mn deimesine neden olmakszn heva ile yer deitirebilmektedir. Allah ynn size evirmek istiyor. ehavatna (ehvetin oul hali) tabi olanlar ise sizin (Hakiktten) uzak. latka uzaklamanz dilemektedirler. (Nisa, 27) Sonra onlar (Peygamberler. brahim, Musa, smail, vd.) gitti, yerini duay brakp ehevata sarlan bir nesil ald. (Meryem, 59) KENDN BYK GRME TAVRI Kfr kavramnn mn yapsndaki dier mhim e tepeden bakma yahut kk grmedir. Kur'an anlaynda, zihnin doal kendini beenmiliinin, yalnzca kfr' n eitli niteliklerinden biri olmadn belirtmemiz icap eder. Kur'an, kfr'n yapsndaki bu eyi zellikle vurgulamaktan, hibir zaman usan duymamaktadr, yle ki birok hallerde bu e ile, kfirin en tipik vasf temsil olunmaktadr. Dini mnda kfir, insanlan kk gren ve kendisi ile vnen bir kiidir. Kitabn kabaca bir tetkiki bile, herhangibirimizi, kfr olgusuna temel olarak bu adan baktna ikna etmeye kfi kelecektir. Kur'an'da, mtecaviz vngen, menfi vasflar sahasnda merkezi tip olarak boy gsterir. Sonra (salih'in) kavminin (Semud'un) kibirli (istikbaru) nde gelenleri, hakir grlen (alak tabakadan in103

san) 1re dediler ki: Siz Salih'in Rabbi tarafndan gnde, ren biri olduunu kat'iyetle biliyor musunuz?. Onlar da Biz onunla gelen (ilahi haberle iman ediyoruz. dediler. Ama kibirlenenler (istikbaru) dediler ki: Biz ise sizin iman ettiiniz eye iman etmiyoruz. (kafini) (A'raf, 75, 76) Sana (Cehennem'deki kafire sesleniliyor.) yetlerim vasl oldu da sen onlara iftira ettin, ve kendini kibre kaptrdn (istikbaru), iman etmeyenlerden (kfirin) biri oldun. (Zmer, 59) Tabii ki bu, olumlu cihetinde, kendini byk grme, nin, inanca (imana) kesinlikle zt olduunu ima eder. Kendilerini byk grenler iman kabul etmezler, dier taraftan, yetlere iman etmeyenler de kendilerini byk grmekten baka birey yapmamaktadrlar. Musa unu dedi : Hesap Gn'ne iman etmeyen her gs ikin kibirliden (mstekbir) kendi rabbime ve si. zin Rabbinize snrm. (Mmin, 28-27) man edip gzel iler ileyenlere gelince; O onlara cretlerini tam olarak demekle kalmayacak, aynca kereminden, onlara hakettiklerinden de fazla, sim verecektir. Ama hor grp uzak duranlara (istinkaf, hor grp reddetmek mnsndaki NKF kknden) ve kibirli davrananlara (istikbaru) gelince, onlar azap verici bir ceza ile cezalandracaktr. (Nisa, 173) (Firavun ve vekilleri) (Musa'ya) dediler ki : Sen bizi bylemek iin hangi alameti gsterirsen gster, sana as. la iman edecek deiliz. Bu yzden biz onlara s basknn, ekirgeleri, haarat, kurbaalan ve kan yolladk. Hepsi bariz alametlerdi, ne var ki (her defasnda) onlar yalnzca kibre kapldlar, (istikbaru) zira onlar tabiaten gnah. kr bir miHettiler. (A'raf, 132-133) Bu bahis zerinde iken, yukarda gebelikteki mrv. ve erdemi 'hususunda sylediklerimizi hatrlamaya deer. Grdmz gibi bu kavram, insan gcnn dev aynasnda grlmesinden neet etmektedir. Cahiliye devrinde, ruhunda mevcut olan gcn farknda olan kiinin bunu tm davrannda aa vurmas, gurur ve kmseme ile dav194

ranmas son derece tabii addedilirdi. Cahiliye ann yegane Sahih dini olan putperestlik bUe byle ahslarn kibrini zedelemeyecek ekilde kstl bir ereve iinde tutulurdu. Ama slam asndan insann byle bir tavr iinde olmas, Allah'n stn otoritesine kar gelmek ve ba kaldrmaktan baka bir ey deildir. slm'n gnlk ilikilerde bile hilm'den ayrlmamaya byk ehemmiyet verdiini daha evvel belirtmitim. Ve zaten Kur'an'da, yeryznde burnu yukarda gezen, gs kibirle iip inen, sesleri kulaklar trmalayan, dncesizlik ve tahkir edici tutumlar iinde fakiri ve zayf ezenler srekli tel'in edilmektedirler. Kibrini taknp insanlardan uzaklama, yzn ekitip buruturma, yeryznde gururla dolama. Allah kendini beenmi vngenleri sevmez. Yryn mtevaz olsun, sesini de ks. Dorusu, seslerin en irkini eein se-, sidir. (Lukman, 18-19) insani ilikiler dnyasnda bile Allah'n buzunu ekecek olan bu davran. Allah'a Rasulne ve Vahye yneldiinde gnaha en meyyal eklini kazanmaktadr. Bu hususu anlayabilmemiz iin yalnzca, slm'n Badnn bile tevazu iinde teslimiyetten baka bir mns olmadn hatrlamamz yeter. te Allah'n yetlerinin kfirlerde uyandrd bu tr tepkiyi canl ve somut kelimelerle tanmlayan paralardan birka : Lanet olsun una ne zanlarda bulundu (yetlerimiz hakknda)! Bir defa daha, lanet olsun ona! Ne tahminler yrtt! yle bir bakt, ka att, yz ekitti, sonra geri geri gitti ve kendi kendine marur oldu. (istikbara) ve dedi ki: Bu, bu bir bycnn sz. nsan kelam bu, baka birey deil. (Mddesir, 19-25) Bu tr hoyratlk iin kullanlan en yaygn kelimenin istikbara olduu dikkati celbedec^ktir. Bu ise, daha evvelki bir blmde grdmz gibi, temel mns byk, cesim olan ve kelime anlam ile kendi kendine bylenmek, gururlanp iinmek demek olan KBR kknden bir tretmedir.
195

Yeminle, ne vakit onlara Allah'tan baka ilah yoktur, dense marur olup kabanrlar (yestekbirne) ve der1er ki: Ne, tanrlarmz brakp ta cinlenmi bir aire mi tabi olacaz?- (Saf f at, 35-36) Sonra Musa'y ve kardei Harun'u almetlerimizle ve apak sz hakk ile, Firavun'a ve vekillerine yolladk. Ama onlar koltuk kabarttlar ve (stikbru) byklenen (li) insanlar olduklar iin dediler ki : Ne! arasndan ktklar topluluk bizim klelerimiz iken, bizim gibi iki lmlye mi iman edeceiz? (M'minun, 45-47) Szn burasnda, Kur'an metninde, ayni ahval ve eraitin iki farkl cephesini ifade iin, biri stikbara dieri li, iki ayn kelime kullanldn belirtmi olalm. Bunlardan birincisi bir fiildir, ve sz konusu kendini beenmilig adet nn devingen bir olgusu, yani o iddetli ve kmseme dolu duygunun ani patlay olarak temsil etmekte iken, yksek anlamnda bir sfat olan ikinci terim ise kukusuz o her daim mevcut, ve doutan olan, zihnin ta temelinde-yatan, en ufak tahrik ile anmtia patlak vermeye amade olan hoyratlk vasfna atftr. Bundan sonraki rnek bu hususu daha da akla kavuturacaktr. Rabbin bir vakit meleklere dedi ki : Bakn, nerede ise, kilden bir lml yaratacam. Ona ekil verip, ruhumdan flediimde nnde diz kp ona secde edin. Bylece meleklerin hepsi birlikte yere kapandlar ve secde ettiler. Marur olup byklenen ve kfir olduunu gsteren blis (eytan) hari. (Allah) dedi ki: Sen (bu anda) kibire mi kapldn yoksa (zaten) Kibirli (li) misin? (Sd, 71-75) Bazan, li kelimesi yaln halinde yani ulv diye gzkr. fade ettii anlam tamamyla aynidir. Almetlerimiz kendilerine vasl olduu zaman, aka grnr olduu halde, Bu sadece by!, dediler. Bylelikle, esasnda onlan kabullendikleri halde, zulmleri nedeniyle ve kendini beenmilikleri yznden (ulven) inkr ettiler. (Nemi, 13-14) Bir yakinen alkal kelime KBR kknden tretilmi 198

bir baka fiil hali daha vardr ki, birok defalar ayn tr konumlarda istimal ediliyor: tekebbere. Kur'an'daki fiil kullanmna bakarak hkmedebildiimiz kadar ile, zellikle fiil-sfat olan mtekebbir hali iinde, kibirlilii anlk duygusal patlamadan ziyade kfirin kalc bir vasf olarak gsterir gibidir. El-Beydavi nin, szkonusu blm tefsir ederken, li szcn mtekebbir ile izah edii kayda deer bir noktadr. Haksz yere yeryznde gurur ile kabaranlar (tekebbere'den ye tekebbrne) yetlerimden uzaklatracam. Hangi almeti grseler, iman etmiyorlar. Islah tarikini grdklerinde de ona (kendileri iin bir) >ol gzyle bakmyorlar. Mamafih hat tarikini grdklerinde (kendileri iin bir) yol gzyle bakarlar. Btn bunlar, yetlerimize iftira ettikleri ve asla umursamadklar iin! (A'raf, 146) Bundan sonraki zellikle nemlidir nk irk, kfr ve tekebbr anlamsal bir rg iinde bir araya getiren temel ilikiyi aydnla kavuturuyor. Boyunlanndan, bir de ayaklarndan zincire vurulacak, kaynar suya atlacaklar, sonra da Ate'te yanacaklar. Sonra onlara yle seslenilir : Nerede Allah'a ortak koageldiiniz (trikne) btn o (ilahlar)? Onlar kayboldu. diyecekler. Yo, (imdi anlyoruz ki) hilere yalvarmz biz. te Allah kfirleri byle a. knha drr. Btn bunlann sebebi, dnyada hakk, nz olmad halde bbrlenmeniz (tefrehne) ve kendinizden son derece memnun olmanzdr, (temrehne) Girin Cehennemin kaplarndan, orada ebediyen kalmak zere. Hakikaten kendini beenmilerin (mtekebbir) en son gidecekleri yer ok kt bir yerdir. (M'min, 71-76) Benzer biimde, bundan sonraki alnt, Allah aleyhin, de yalan uydurulmas (iftira el-kezib) ile tekebbr (kibirlilik, Allah korkusuna smayacak yalanlar, uydurma) arasndaki mn eitliim aa vurmakta, dahas, ki ok mhim bir noktadr, bunun karsna Allah korkusunu (takva) geirmektedir.
197

Dirili Gnnde, Allah aleyhinde yalan syleyenlerin (kezebu) yzlerini simsiyah greceksin. Cehennem'de kibirliler (mtekebbir) iin ebediyen kalnacak yer mi yok? Ama Allah kendisinden korkanlan (itteku) balanna kt bir eyin gelmeyecei emin bir bannaa yerletirecek, onlar orada znt de bilmeyecekler. (Zmer, 60-61) Ayn dnce, KBR kknden mny, zaman ekimi hi olmayan kibr kelimesinde barndran tahlil niteliindeki bir dolambal cmle ile ifade edilebilir. te bunun bir rnei, ki ayn rnek bu arada, biraz sonra mzakeresini yapacam Allah hakknda birbirleri ile tartmay (CDD kalbdeki o kendini byk grme asndan yorumluyor : Kendilerine verilmi bir yetki olmakszn Allah'n yetleri hakknda tartmalara girenler (ycedilne) var ya, dorusu onlarn gslerinde kendini byk grmek, ten (kibr) baka bir ey yok. (M'min, 56) stikbra'mn u ana kadarki mzakerenin konusunu tekil etmi olan Allah korkusuna smayacak ekilde kendini byk grme fiili'nin yegne karl olmadn sylemee gerek yoktur. Aslnda biz bu tr terimlerin rneini li sfatnda ve istinkafa fiilinde zaten grdk. Kadim Arapa'da, istikbra (yakut teksbbere) ile az ya da ok anlamda olan baz dier kelimeler daha mevcuttur. Bunlann bir ksm Kur'anda hatn saylr bir sklkla kullanlmakta olup, her biri kendisince, insann Allah'a kar olan kibirlilii olgusunun u ya da bu cephesini aydnlatmaya yaramaktadr. l Bega. Kendini ya d' bakalarn bilmezliin, sosyal yaamda kiinin haddini amasna yol aaca muhakkaktr. Grnd kadanyle bega fiilinin temel manas, bakalarna kar, an kibir yznden, haksz ya da hukuksuz davranlarnda bulunmak ti r. bn shak, ilk mslmanlann Mekkeli mriklerce ok iddetli bir biimde tecziye edililerine atfla, durumun tanmlanmasn, da bu kelimeyi kullanmaktadr. Kureyliler Allah'a kar
198

hoyratlatlar (at) ("). O'nun Keremine yz evirdiler. Resulne iftiralar attlar. O'nun Birliine aka ehadette bulunarak O'na ibadet edenleri, Peygamberine iman eden ve dininden ayrlmyanlan ldrdler ve srgn ettiler. Bu yzden O, Resulne, kendilerine zulm eden (zaleme) ve Beada bulunanlara kar mcadele etmesi ve kendini savunmas iin msaade verdi. (13) Kelimenin Kur'an'da kullanln gsteren birka rnek aadadr: Eer Allah rzk kullarna (lsz) verseydi, mutlaka yer yznde kstahlarlard (Bega). Ama O bir l dahilinde dilediini indiriyor. (ura, 27) Beada bulunurlard, yani, el-Beydavi'nin szlerine kulak kabartacak olursak, bbrlenip iinirlerdi (tekebberu) ve kstahlkla (batar) byk sahtekrlklar (efsad) yaparlard. Bu son kelime birazdan izah edilecektir. Biz burada sadece hretli yorumcunun Bea'y tekebbere ile izah ediinin belirtilmesi ile alkalanmaktayz. Bu yorumun aadaki parada gl bir teyidi bulunuyor: Kaarun Musa mmetindendi. Ama O, o mmete bea'da bulundu, nk Biz kendisine hazinelerden o kadarn vermitik ki bunlarn anahtarlarn bile tamak bir tabur gl insana ok ar yk olurdu. Milleti ona: Kendinle vnme (tefre) nk, dorudur. Allah bbrlenenleri, ba gklerde gezenleri sevmez... yilik yap (ehsin) Allah'n sana yapt gibi. Ve dnyada bozgunculuk (fesad) yapmaya niyetlenme. nk, dorudur, Allah bozgunculuk yapanlar sevmez. Cevab Bana ne verilmise, hepsini kendi bilgime borluyum. oldu. (Kasas, 76-78) Burada adeta bega szcne konumsal bir yorum verildiine ahit olmaktayz. zellikle bu szck (kabarma! la tefre derken) bireye fazla sevinmek, ba gklere ermek demek olan bir baka fiil ile elenmektedir. Bu ful: f eriha'dr. Bundan, bea'nn zellikle Kaarun'un serveti ile vnne, dnyevi g ile aklnn bandan git(12) Bu.kelimenin manas iin bkz: s. 201. (13) bn shak, I, 313
109

mis olmasna atf olduu aka anlalmaktadr. Bilahare bea'nn iareti olduu i alemin davran zerindeki somut tezahr olarak fesat, bozgunculuk, zikredilmektedir; Fesat'm kendi anlam da, bulunduu konum iinde ihsan, iyilik, yani hayrseverlik, gnl alc i, ile zdlatrlmasyla ksmen tanmlanr mahiyettedir. Aadaki yette kelime yaln halinde yani bai eklinde Musa'nn ve srail, lilerin peinden giden Firavun'un tutumu iin kullanlyor. te bylece srail oullarm (kzl) denizden geirdik. Firavun da pelerinden geldi, ta ki, boulmak zereyken man ettim, srail Oullarnn iman ettii Tann'dan baka Tanr olmadna. Ben Allah'tan korkan bir m'minim (teslim olanlardanm. deyinceye kadar. imdi mi? Bu ana gelinceye kadar (Bana) hep isyan ettin ve ok byk bozgunculuklarda bulundun. (Yunus, 90.91; aynca bkz. ]46/145) Metindeki adv szc, ki sk sk bai ile bileim halinde gzkr, kabaca, kiinin snr amas ve o yzden de hakszlk etmesi demektir. Fesat esinin yine araya sktrld da belirtilebilir. Hep isyan ettin. tbiri (aseyte) bai'nin ihtiva ettii bir dier nans aa vurmaktadr. 'iddet' yahut 'hiddet' esi en iyi aadaki alntda anlalabilir. Herkim hakszla (zulm) uradktan sonra bann aresine bakarsa (") (yani, nefs mdafaas iin iddete bavurmaktan baka kar yolu kalmadm grrse), bunlarn (ayplanacak) bir yan yoktur. (Ayplanacak) yan
(14) Zulm hakszlk, ile bai'nin balangta az ok birbirinin anlamda olduu, en iyi islm ncesinin hretli airi Antara'nm u msranda grlecektin Hatrlatacam bu insanlara, bana ettikleri bea'y da zulm de, ve beni her zaman nasl hor grdklerini de (Divan, s. 62, m. 5) Burada air, gemite klcna kadar yardmn grm olan kavimdalannn imdi kendisine kara suratl diyerek hakaret edilerine atfta bulunuyc.
200

olanlar, yalnzca haksz (l balatan) lar, dnyada kstaha hareketlerde bulunanlardr, (bea'dan yebne) Byle. Ieri iin azap verici bir ceza vardr. (ura, 41-42) 2 Batire. Biraz evvel El-Beydavi'den yaptmz aln tda bu szc ekimsiz halinde 'batar1 olarak grdk. Bu fiilin kabaca anlam (rnein sahip olunulan servet ten dolay) an bir vnce saplanmak tr; kelime, kiinin neticede kstaha, marurca hareket edecek derecede an bir sevince kapldn anlatmaktadr. Kur'an'n kendi sinde bu szcn semantik kuruluu hususunda fazla ma lmat mevcut deildir. Fakat aadaki rnek szcn anlamnn mhim bir cephesini aydnlatma grevini gre cektir. Refah ile mesrur olan (batirat) ka ehir helak ettik Biz! te bak konutlar; hepsi bo kald, ok az hari. Onlan; Biz miras olarak devir aldk. (Kasas, 58) i Bu blmn aadaki ta iin verilecek olan ikinci rnek (Casiye, 8) ile kyaslanmasnda yarar olabilir. Bir de ................ olan ka ehri yok etmiizdir Biz! tabiri. nin, kfirlerin sefil encamnn hemen hemen klielemi ifadesi olduunu hatrlamalyz. Bu da bizim hl kfr sahas iinde bulunduumuzu gsteriyor. 3 Ata. Bu szck 'istikbara'nin anlamdalarndan biridir, anlam ise lsz ekilde kibirli olmak, son de rece hoyrata hareket etmek, -dan, -den eki olan (an) ile kullanldnda da, emredilen bireyden burun kvra rak srt evirmek, bir emre isyan etmektir. Pratikteki birok kullanm rneine bakarak belki, ata'nn, davran ya da kelimede olsun, kendini beenmiliin somut d tezahrlerine iaret eilimini gsterdiini, istikbara'nnsa daha ok kibirliliin i haline atfm gibi grndn syleyebiliriz. Kur'an'dan yaptmz aadaki alntlardan ilki bu yorumu teyid eder gibi grnmektedir. Kyamet Gn Bizimle kar karya geleceklerini ummayanlar diyorlar ki: (Eer Muhammed hakikaten Allah* 201

in Elisi ise) Niye bize Gkten melekler inmiyor, veya neden Rabbimizi gremiyoruz? ten ie ne kadar da byk, leniyorlar (stikbaru), ve hareketlerindeki haytalk (ata ile ayni kkten, utven: ekimsiz halline kadar da lsz!. (Furkan. 21) imdiye kadar ka ehir halk burun kvrp Rabbinin ve O'nun Elilerinin emrinden (den: an) yz evirdi (at'dan; atat). Biz de onlarla hesabmz ac bir biimde grdk ve onlara emsalsiz bir ceza verdik. (Csiye, 8) Fakat onlar koyduumuz yasaktan (an) yz evirdiler (atav). Biz de dedik ki: Maymunlar olasnz! Uzak m uzak olasnz! (Araf, 166) 4 Tega. Bu fiil, istikbara'nn, Kur'anda mhim bir rol oynayan bir dier anlamdadr. Seviyesi an derecede ykseldii iin bendinden taan su misalinden balayarak neticede, mecazi olarak, horgrp iteleme ya da isyan edip kibirlenme anlamn vermeye balamtr. Bylece Profesr Montgomery Watt'a gre, tega eden kii engellere bakmakszn ve zellikle de ahlki ve din mlahazalar ineyerek yoluna devam eden, kendisini hibir eyin durdurmasna izin vermeyen ve kendi gcne gveni snrsz olan kiilerdir. Kur'an'n ilgili blmlerinde ise bu kelimenin manas yaratldk hissinin eksiklii, ve bal olarak, Yaratc'y hie sayma ya da inkrdr. (15) Arap filologu El-Beydav, M'minun Sresinin 77'nci yetinin tefsirinde, tuyan'm (yaln hali) anlamnn kfr'de ifrat, insann Hakk' kabul edemeyecek derecede kendini kibre kaptrmas (istikbar), ve Allah'n Elisi'ne ve m'minlere kar ak bir husumet olduunu sylemektedir. Tuyan sk sk kfr ile bileim halinde kullanlmaktadr, ki bu da iki kelimenin hemen hemen anlamda olduklarn gsteriyor. (Ey Muhammedi Sana indirilenin, onlarn (Yahudiler) biroundaki tuyan ve kfr' artraca muhakkaktr. (Mide, 64; aynca bkz. 68) <15) Watt, s. 67 202

(ldrlen) ocua gelince, onun ebeveyni m'mindiler, bu yzden de Biz (imansz ve anne ve babasna kar. s kaba olan bir sonraki yete de baknz) ocuun onlan tuyan ve kfre sokacandan endie ettik. (Kehf, 80) Tuyan bazan tekzibin en yakn nedeni olarak verilmektedir. Aadaki alntda, kelimenin hafife farkl bir biimde, tev olarak grndne dikkat ediniz. Mn btn ile ayndr. Semud ular) ilerindeki en gsterisiz kiinin (Eli) olarak tayini karsnda, tevalan iinde (Allah'n elisine) iftiralar attlar. (ems, 11-12) Bazan Tuyan nifak yerine, m'minlerle karlatklari zaman-, Sizinleyiz; Allah'a da Kyamet Gn'ne de iman ediyoruz. diyen ama eytanlar ile babaa kaldklarnda Aptal myz biz ki inanalm? aka ediyorduk yalnzca! (Bakara, 14) diyenlerin tutumunu ifade de kullanr. Kur'an bu irkin tutumu tasvirde tuyan szcn yerli yerinde istimal etmektedir. (Onlar deil alay eden) Allah alay ediyor, ve onlar tuyanlar iinde gzleri kr olarak gezdiriyor (dnyada). (Bakara, 15) Gzleri kr gezmek mnsndaki emehe fiilinin tuyan ile yanyana pek sk grldnn, bu suretle de Kur'an'daki en olaan takm tabirlerden birini tekil ettii kaydedilmelidir. Bu takm tabirin (tuyan iinde gzleri kr gezmek) anlatt kesin dnce, bu tabir, dnyadan memnun olup, Allah'n yetlerine kar btnyle aldrmazlk iinde bulunanlarn halini tasvirde kullanld zaman aa kyor. Yeminle, Bizimle yz yze geleceklerini ummayan, dnya hayatndan memnun olan ve oradaki barnaklarn da rahat iinde meskn bulunan, bir de yetlerimize kar kaytszlk iinde olanlarn kalaca yer Ate'tir!.......... Yalnz (imdilik) Bizimle karlaacaklarn ummayanlann tuyanlar iinde gz kr dolamalarna msaade etmekteyiz. (Yunus, 11) 203

Aadaki blmde -tega edip dnya hayatnn zevklerine drt elle sanlan, dorudan doruya, Allah'tan korkan, ruhunu dnyevi arzulardan saknann kart olarak gsterilmektedir. Tega edip bu dnya hayatn tercih edenin mekn, yeminle, Cehennem olacaktr. Rabbinin Azameti karsnda huu ve korku iinde mrn eda edip ruhunu ehvetten koruyann mekn ise, Cennet olacak. (Naziat, 37-41) Yukarda Kur'an'dan naklini yaptmz son parada, bir hikmet eseri tuyan'n bir kart olarak Allah korkuuna atfta bulunuldu. Esasen kullanlan kelime, anlam sadece korkmak olup sk sk Kur'an'da takva ile (daha kesin syleyecek olursak, ayni kkten mtekabil fiil yani ittika ile) anlamda olarak kullanlan hfe idi. Bu son kelime de bazan pratikte metin iinde, tega ile tam bir kart oluturacak ekilde kullanlmaktadr. te bir rnek: Allah'tan korkanlar (muttakin, ittika'nm fiil-sfat ekli) iin hayrl bir mekn hazrland: Kaplan kendilerine sonuna kadar ak Adn Baheleri... Ama, yeminle, tain (tega'dan ogul.sfat) iin iinde yanacaklar kt bir mekn hazr.- Cehennem. (ad, 55-56) 5 stina stina fiili anlam olarak tea'yla yakjnen ilintilidir ve aynca, insanda kendine an gven ifadesi iin de kullanlr. Ama tabii bu ikisi arasnda anlamsal yap itibariyle hayli byk bir fark mevcut. Tea'da, temel fikir, yukanda kaydettiim gibi suyun kendini amas fikridir. stina'da kk G-N-Y'dir ve temel anlam zengin yahut servet sahibi olmaktr. Her Kur'an okuyucusu, Kur'an'n srekli olarak Allah'n tek bana olabilecek kadar zengin anlamnda gani, yani mutlak mnda bamsz ve kendine yeterli olduu fikrini vurguladm bilse gerektir. imdi konu insan olunca, bylesi bir kendine yeterliliin varsaylmas, yaratldk duygusunun noksanln aa vurmaktadr; bu kendini bilmezlik ve kibirlilikten baka birey deildir, nk Allah'n Yaratc olduunun inknn iermektedir. stina
204

bu tr haddini bilmezliin addr. Kelime olarak mns insann kendini zengin addetmesi ve netice olarak kendi gcne hadsiz gven duymasdr. ddias insan tabiatnn genel yapsn beimlemek olan aadaki alnlda bu iki szcn hemen hemen anlamda olarak yan yana gzkmesi kaydettiimiz ilgin bir nokradr. Yo, dorusu insan kstahlm ortaya koydu (tega' dan yeta). Kendini ihtiyasz gryor. (istina). (Alak, 6-7) Leyi Sresinden alnan aadaki blmde gzlemlediimiz yapsal paralellik, istina fiilini ittika, Allah'tan korkmak, fiilinin karsna koymaktadr. Zekt veren ve Allah'tan korkusu olana (men ita ve itteka), Kyamet Gn kendisine verilecek o en iyi dln hakikat olduuna da iman edeni soracak olursan, muhakkak Biz ona huzura giden yolda kolaylklar gstereceiz. Haset edeni ve kendisini kendine kfi greni (men bahile ve istina), o en hayrl mkfat da yalan sayan soracak olursan, ona Biz Izdrap yolunda kolaylklar gstereceiz. (Leyi, 5-11) Burada Allah korkusunun kendisine elik eden (Allah yolundaki) eli aklk vasf ile oluturduu ift ile istina'nn kendisine elik eden cimrilik vasf ile olutur, d ift arasnda aka gzlemlenir olan kartlk ilikisi, V. Blm'de ifade edilmi olan noktalarn nda, istina szcnn mn kurgusu hakknda son derece tenvir edici bir bak salayacak niteliktedir. 6 Cebbar. Kendini bir bana kalabilecek seviyede Varlkl' addedecek kadar byk gren kii, doal olarak btn mes'elelerde dostlarna tahakkm etmek eilimini gsterir, ve onlar zerinde snrsz bir zorba g kullanmay arzular. Cebbar ite byle bir kii iin kullanlan szdr. Vereceimiz ilk rnekte bu szck insan'm deil kalbin vasfdr ama atf muhakkak genel olarak btn kfirleredir. Kelimenin 'mtekebbir'in hemen yanbamda grnmesi kaydadeer bir noktadr ve bu ikisinin anlamca hemen hemen e olduunu gstermektedir.
205

te Allah her bir kstah (mtekebbir) ve cebbar kalbe byle mhr vurur. (M'min, 35) Bundan sonraki misalde, cebbar'n anlam zerine nemli ve ksmi bir k dmektedir, yle ki; kelime hem isyankr- mnsmdaki bir sfatla glendirilmi, hem de cana yaknlk ve tevazu bildiren szcklerle keskin bir tezat iinde gsterilmitir. Biz Zekeriya'nn olu Yahya'ya) daha kck bir ocuk iken temyiz yetenei verdik, ve Katmzdan kerem ve katkszlk ltfettik; O Allah'tan korkard (ta ki), anababasna kar alak gnll (ben*) idi, ve mtecaviz (cebbar) ya da isyankr (asi) deildi. (Meryem, 12-14) Aadaki alnt cebbar iin baka bir iyi rnek vermektedir ki bu rnekte, tamamen benzer bir durumda kullanlyor. (Allah) bana yaadm srece namaz klmay ve ze. kt, anneme kar da tevazuu emretti. Beni tacizkr (cebbar) ve rezil klmad. (Meryem, 31-32) VAHY LE ALAY Getiimiz balk altnda iman etmeyi reddedenlerin tipik nitelikleri olarak ele alm olduumuz kendini byk grme ve bakalarna tepeden bakma, birtakm deiik biimlerde ortaya kabilir. Aslnda kfr olgusu, nn ayrt edilebilecek tm veheleri bu temel tavrn belli sayda tezahrnden baka hibir ey deildir. Yalnz Kur' an'da btn bu kavramlarn iinden iki tanesi kfirlerin kendini bilmezlii ile en dorudan bantl olarak kendini belli etmektedir. Bunlardan birisi: Peygamberin getirdii ne varsa alaya almak, teki ise mnazaraclktr. Kur'an kfirlerin Allah'a ve O'ndan gelen hereye dudak bkmelerini srekli anlatr. Bu yknme davranna onlann en belirgin zellii olarak iarette bulunmaktadr. Kur'an'da yanstld kadar ile, Chiliye insanlarnn belirleyici zelliklerinin hafifmereplik ve gamszlk olduunu grm bulunmaktayz. Bir de onlann bu azadeliklerinin sebebinin dnyevilikleri olduunu biliyoruz, nlerin206

deki dnya hayatnn tesinde hibir ey grmeyen insanlar iin, ilerideki ebedi hayat vaaz eden bir dinin bir glme vesilesi olmaktan baka encam olmasna imkn yoktu. Bu tr hafife alma tutumu iin Kur'an'daki en olaan ifadeler her ikisi de H-Z kknden treyen ittihaza huzuen (alaya almak) ve istihza- (aka konusu yapmak) tr. Her biri kendisince irk-kfr ile istihza arasndaki yakn ilgiyi dile getirdiinden, aadaki alntlar semantik adan zel ehemmiyettedir. Sana ne emrediliyorsa, yksek sesle tebli et, ortak koan (mrik) 1re de aldr etme. Yeminle, Biz alayclara (mstehziin, istihzaa'nn fiil-sfat ekli), Allah'tan baka da ilah tanyanlara kar senin yanndayz. (Hier, 94-95) Kfirler seni her ne zaman grseler, seninle alaya balarlar. Sizin ilahlarnz hakknda (kltc) szler syleyen bu adam m?, (derler) Bu suretle Rahim olan Allah'n ikazn btnyle geri evirmi (inkr etmi) olurlar. (Enbiya, 36) dlleri bu: Cehennem. Zira (dnyada) kfir oldular. Benim yetlerimle ve Resullerimle alay ettiler. (Kehf, 106) (S-HA-R kknden) Sehire yahut isteshere, istihza ilt ayn eyi anlatan ve Kur'an'da ve ayn tr blmlerde geen bir baka szcktr. Nasl ki istihzann verdii anlam, bir fiil ve bir de isimden mrekkep tahlil nitelikli uzatlm bir ifadeye, sylettirilebilmekte ise (alay etmek deil de-, alay konusu yapmak -istihza huzusn) sahire veya istisherenin de, ikinci yans yine S-HA-R kknden tretilmi bir isim olan analitik ittihaza sihriyen ifadesine dntrlmesi mmkndr. stihza ve sehire arasndaki anlamdalk ilikisi en iyi aadaki alntlarn birincisinde grlebiliyor. (Ey Muhammedi) Senden evvel de peygamberlerle alay edildi (stnzie, edilgen kurulu), Onlarla alay eden. lerin (sehire) sonu, bir zamanlar alay ettikleri eyle (yestehzine) drt bir yandan evrilmek oldu. (En'am, 10, ayrca bkz. Enbiya, 42/41)
207

(Ya Muhammed) Seni hayranlk kaplyor (Allah'n gc karsnda) ama onlar (sadece) alay ediyorlar. (S-HAR'den yesharne). Hatrlatldnda hatrlamyorlar, bir almet vaki olduunda da alay ediyor (yesteshirne) ve bunun byclkten baka bir ey olmad belli!- diyorlar. (Saffat, 12.15) (Allah Kyamet Gn Cehennem'deki kfirlere) Dorusu, kullarmdan bir ksm vard ki, Ya P.abbi, iman ettik! Sen de bizi affet, bize ac! Sen acyanlarn en hayxrlsisn! derlerdi. Siz ise onlar alay konusu yapp (ittihaz tmhm sihriyan) onlara glerken Beni unuttunuz. (diyecek) (M'minun, 109-110) Dilbazhk Kfirlerin hoyratl kendini somut hali ile deiik ve daha ciddi bir yoldan ortaya koyabilir: Az kalabal. Yukarda grdmz gibi kfirler doutan kukucu ve istidlalcidirler. Eer Vahiy kelamnda akllarnn doru bildiine ay kn gelen herhangi birey var ise, Allah' in Resul vastas ile ilettii emirlere kolaylkla teslimiyet gstermezler. Mesela, onlann pheci akllan iin, Allah'n Birlii kavram, ya da lmden Sonra Dirilme, yalnzca sama ve kabul olanaksz eylerdir. Allah hakknda ve Muhammed'in Risalet vazifesi konusunda derin tartmalara girme eilimleri de buradan domaktadr. Siz de daha evvel Musa'ya yapld gibi, size gelen Eli'yi sorguya ekmek niyetinde misiniz? Ama kim inan. c (iman) brakp ta inanszl seerse, hi kukusuz doru yoldan uzaklamtr. (Bakara, 108) Allah ve Vahiy hakknda bo yere mnazara etmek ve ene yartrmak kf r'n tipik bir tezahrdr, n plandaki mns (ip vs.yi) sk skya eip bkmek olan CDL kk, bu tr edit dil dalana uygun grnty salar.
Allah'n yetleri hakknda iman etmeyenlerden (kefer) bakas tartmaz (CDL'den; vucedilu). Onlarn mem208

leketi faaliyete bomalar seni yanltmasn. Onlardan n. ce Nuh'un mmeti de, ondan sonrakiler de, iftira ettiler. Her millet kendisine gelen Eli'yi ifna etmek istedi ve ha-1 kikati boa karabileceklerini sanarak az kalabal ettiler, birbirleriyle ekitiler, (cedel) (M'min, 4-5) \ Biz Elileri ancak iyi haber mjdecileri ve uyarclar olarak gnderiyoruz. Fakat iman emmeyenler nafile tartmalarla Hakikati boa karmaya alyorlar. yetlerimi ve kendilerine gelen uyarlan alay konusu yapyorlar. (Duna, 54-56) insanlar arasnda, Allah hakknda bilgisi de rehberi de, bilgi verecek bir Kitab da olmad halde tartmalara girenler (yucedilu) var ki, bunlar (bakalarn) Allah .yolundan evirmektedirler. Byleleri iin dnyada da Kya. met Gn'nde de rezillik biilmitir. Onlara yanma cezas taddracaz. (Yusuf, 8-9; aynca bkz. Lukman, 19/20)

8u alntda, kfre zahiren atf bulunmamakta ise de konumsal mtela. ekienlerin tipik kafirlerden baka kimse olmadn pheye mahal brakmakszn gstermektedir. Ayn ey aadaki rnekler iin de varittir, ki bu rneklerin ilki, bu tr dilbazla zihnin kendini byk gr. mesi ve bakalarn tahkir etmesi ile ilikisi asndan bak. t iin, semantik zaviyeden zellikle ilgintir.
-Ellerinde yetki olmadan Allah'n yetleri hakknda ileri geri laf edenlerin (yucedilune) bu hareketi Allah indinde ve m'minlerin nazannda son derece tiksinti verici bir eylemdir. Allah ite byle mhrlyor her bir kstah ve kibirli kalbi. (M'min, 35) Meryem'in olu (saldan misal verildii zaman, dinleyicilerin hemen yz eviriyor ve O mu daha iyi, bizim ilahlarmz m? diyorlar. Onlar (isa'dan) tartma karmak (cedei) den baka bir amala sz amazlar. Yo, yo, bunlar son derece mnakaac kiilerdir, (burada 'son derece mnakaac' diye anlam verilen szck, ene yar. 209

trmaktan zellikle hazzeden, mnakaa srasnda da ok iddetli olan mansmdaki Ha-Se.M kknden. Hasim'dir). (Zuhruf, 58) Bu eit saysz vaka'dan Allah, insann tm yaratklarn en tartmacs oldu&u hkmn karyor: Dorusu Biz bu Kur'an'da insana vermedik misal brakmadk, yine de (ou kfrde inat ediyor). Dorusu insan en mnakaacdr. (ahter ey cedelen). (Kehf, 54)

210

VIII.

KFR'N ANLAM SAHASI

Bundan nceki blmde, kf r kavramnn kendi i yapsn tahlile altm. Ne var ki. bu ana kavram evreleyen teki terimleri ele almadan tablo tamam olmayacaktr. Bu birbiri ile yakinen rabtal szcklerin tekil ettii kavramsal doku, bizim kfr'n semantik (mn) sahas dediimiz eydir. Esasnda, kfr yalnzca Kur'an'da olumsuz addedilen tm dini ahlki deerlerin en mull kelime karl olmakia kalmamakta, ayn zamanda, tm olumsuz nitelikler sisteminin merkezi ilevini de yerine getirmektedir. Bu. bizim, kfr'n gerek tabiatn ancak sistemin btn, n tekil eden elerin tabiatn tandmzda kavradmz ima eder gibidir. Bu blmn amac^ite bu elerin semantik tahlilini yapmaktr. Ele alacamz anahtar terimler be tane: (1) fsk yahut Fusuk (sfat hali: f ask), (2) fecr yahut fcur (sfat hali facir), (3) zulm (sfat hali: zalim), (4) itida (Sfat hali: mutedi), ve (5) israf (sfat hali: msrif) Fask: Bu kelime slami dn zaviyesinden, zel bir ehemmiyettedir, ve dier drt terime benzemez nk onun yazgsnda daha sonra lahiyatta, mrtekib-i kebire, elim bir gnah ilemi birisi eklinde bir anlama sahip teknik bir anahtar terim olarak son derece belirgin bir rol oynamas yazldr. Ancak Kur'an safhasnda bu szcn henz teknik bir anlam mevcut deildir. Bu husus, biz bu szcn Kur'an metnindeki mn atsn tahlil etmeye alrken aklda bulundurulmaldr. Kafir'in Anlamda Olarak Fask. Fask'n ve ayn ekilde kalan drt terimin de anlamsal kurgu asndan k211

firle ortak birok yan bulunmaktadr, o kadar ki birok durumda bunlar arasnda tefrike gitmek fevkalade zor olmaktadr. Fask'n kafir'in anlamda olduu tipik bir rnek vererek sze gireceim. Rivayet olunur ki Cahiliye devrinde maruf bir meczub olan ve ad kei'e, rahipe km olan, Hicret sralarnda da Medine'de sosyal nfuzu yksek bir kii mevkiinde bulunan Ebu Emir, kabilesinin fertlerinin ounluu slami itikad kabul etmi olmasna ramen, Muhammed'in lah'na iman etmeye sonuna kadar kar koymu ve harekete geip kabilesinden ayrlarak kendisine bal kalanlarn birka ile Mekke'ye gitmitir. Bunun zerine Muhammed'in, Bundan sonra ona rahip demeyin, Fask deyin. diye konutuu sylenir, f1) Muhammed f ask yerine kfir szn de kullanm olabilirdi. Gerekten, bu ksa hadis bize slm bakmndan ne tr davrann bu kelimenin kullanlmasna mstahak olduu konusunda nemli bir ip ucu vermekte, fakat ayrmn, varsa: niteliksel deil de niceliksel olmas gerektiini ima edii hari, kfr ve fsk arasnda izilecek aynm izgisi hakknda ie yarayacak hibir bilgi salamamaktadr. Yani, yle grnmektedir ki, belli bir dereceyi atnda kfr fika dnmektedir: yani fsk kfr'n daha yksek bir derecesidir ve fask fsk nitelii tayan kii El Beydavi'nin tefsirinde belirttii gibi, kfirin ok inat bir trdr. Kabul en yaygn olan gre gre, fsk, huru en el itaat, itaatten uzaklama yani Allah'n emirlerine baememek demektir, ve bu nedenle de fask, kullanl alan kfir'den daha geni olan bir terimdir. Allah'a herhangi bir mnda itaatsizlikte bulunana fask denilebilir, kfir ise daha snrl bir anlama sahiptir. Bu gr doru olabilir, yalnz Kur'an'da kullanld ekil ile fsk'n semantik binai hakknda hemen hemen somut olan hibir ey sylenememektedir. Herhalde tahlilimizin bu aamasnda syleyebilecei(1) bn Ishak, 1,411 212

miz tek ey, fask'n kfir ile anlamda olduudur. Keli. menin kullanmna degin daha somut koullara dnmezden evvel, burada kfr ile fsk'n birbirleri ile adet eitlendii bir yeti nakletmek isterim.
(Ey Muhammedi Dorusu Biz sana ak almetler, yetler indirdik, bunlara fasikn(l)dan baka kimse inanmayhk etmez (yekfru). Sz ile ameller arasndaki uyumazlk Grlebildii kadan ile bundan sonraki r. nek bu sorunu daha fazla aydnlatmyor, zira fsk ile kfr arasndaki muadeleti teyidden baka bir ey yapmad bellidir. Yemin ederim ki, Allah'a ve Elisi'ne iman etmediler (kefer) ve fasikn olarak ldler. (Tevbe)

Burada dolayl olarak anlatlmakta olan cihet, fsk'n kiinin Allah'a ve Peygambere kar kfirce eylemlerde bulunmasndan doan bir durum olduudur. Ancak bu alntya, onu karld somut metin iindeki yerine iade ederek biraz daha dikkat sarfedecek olursak, bunun hernekadar genellikle iyi Mslman grnmnde, byk bir dini evk gsterii iinde bulunmakta iseler de, gerek kiiliklerini, byle sonucu kesin olmayan bir mes'elede gerek can gerekse mallarm tehlikeye atmaktan kandklan iin, Cihad'a yani Allah yolunda harp etmeye u ya da bu mazeret altnda kar olmakla aa vuranlara atf olduu ortaya kar. Bu laf ok hareket yok prensibi, dildeki sadakatin arkasndan gelen davran ihaneti, Kur'an yetlerinde bir fask'n tipik niteliinin tesbitinde kritik rol oynayan e grnmndedir. Musa'nn dilinden duy. dmz aadaki szler tamamyle ayn tr bir durumda bu terimin kullanmna degin bir dier rnek tekil eder:
Ya Babbi! dedi, Kendimden ve kardeim (Harun) dan bakasna hkmm yok. N'olur, bizimle bu fasklarm arasna bir had koy. (Maide, 25)

Musa bu szleri, o ana dek kendisinin peinden gitmi olan halk, Onlarn ardndan ehrin kaplarndan girin! Girerseniz harbi mutlaka kazanacaksnz. Eer iman
213

sahipleri iseniz Allah'a gvenin- eklindeki cesaret verici szlere ramen, saylan ok fazla olan dmana kar savamayacaklarn ilan ettiklerinde Allah'a sylemektedir. Netice olarak bu da hi phesiz kfr'n bir tezahr, dr, fakat ona zel bir nans ilave olunmutur, ve bu nans kelimeyi semantik olarak salt kfr'den daha ziyade nifak'a, inan aldatmacasna- (dinsel riya) yaklatrmaktadr. Ve, esasnda, mrilerin fsk olduklarm kaalen ve aka teyit eden bir rneimiz de mevcuttur. Yeminle, mnafklar fasktrlar. (Tevbe. 67) Bundan sonraki para da Muhammed'e dilleriyle ho grnmek iin teranelerde bulunan ama i canlarn ve mallarn tehlikeye atmaya gelince srtlarn evirip Cihad'a itirak etmeyen zenginler hakkndadr. Onlar sen kendilerinden memnun olasn diye yemin kasem edecekler. Ama fask'lardan sen honut olsan da, Allah honut olmayacaktr. (Tevbe, 96) Ayn ey ayn Sure'den aldmz aadaki rnek iinde geerlidir. Bu noktada rnei veriimin sebebi, mtereddit m'minleri iman yolundan fsk melanetine itebilecek elerin ayrntl bir dkmn yapyor oluudur. Eer sizler iin, babalarnz, oullarnz, kardeleriniz, karlarnz, kavminiz ve yp biriktirdiiniz servet, ve azalmasndan korktuunuz ticaretiniz, iinde mutlu olduunuz evleriniz Allah'tan ve Resulnden ve Allah yolunda harp etmekten daha aziz ise, o zaman siz Allah'n emrinin tecellisine intizar edin. Allah fasklara asla rehberlik etmez. (Tevbe, 24) Yine ayn Sure'de, (49-60) fask'n, bellibal zelliklerinin daha da ayrntl bir tanmn grmekteyiz. Bu uzun blm buraya aktarmaktansa metinden derlenebilen fask klc zellikleri zetlemekle iktifa edeceim. l Fasklar m'minlerden yana olduklarna dair Allah' ahit tutarak yemin ederler. Bunu sadece Mslmanlarn askeri gcnden korktuklar iin yapmaktadrlar. 214

2 Kalben inanszdrlar (kfir) ve kf r iinde canlan kana kadar byle olmakta devam edeceklerdir. 3 Tabiatlanndeki kfr', davranlar aa vurmak tadr; namaza enerek gelmektedirler, ve Allah yolun daki harcamalarn istemeye istemeye yapmaktadrlar. Bu konu ile ilgili olarak Muhammed'e isteyerek de verseniz, istemeyerek de verseniz, sizden kabul edilmeyecek, zira siz f asklarsnz. tebliini yapmas emredilmektedir. 4 Allah'tan daha fazla korkmalar iin uyarldk larnda da, Brak, beni alkoyma! demektedirler. 5 Eer Muhammed'in bana iyi bir hal gelirse ra hatsz olmakta, bir er musallat olursa sevinmekte ve ne e iinde yanndan ayrlmaktadrlar. 6 Zekt'n dalm hakknda hep homurdanmakta drlar; eer kendilerine bir pay verilirse, memnun olmakta, verilmezse fkelenmektedirler. Zektn yoksullara, ih. tiyac olanlara yardmda kullanlmak iin toplandn, mreffeh tabakadan olduklar iin kendilerinin bundan ta lep edecekleri hibir pay olmadm unutmakta yahut bil mezmi gibi davranmaktadrlar. Bu tanmdan anlayabildiimiz kadan ile, f ask dorudan kfir deildir, nk hi olmazsa ismen Mslman taraftadr. Ne var ki, nifak tiynetini her vesile ile belli eder mtereddit son derece gvenilmez bir tr mslmandrlar. Sadakatsizlik ya da hainlik. Bu ahslarn tynetlerinde yatan nifak, yapm olabilecekleri herhangi ahit yahut anlamaya ball ieren mese'lelerde ak bir biimde kendini belli eder. Aadaki misallerin ilki, onlarn Muhammed'in ve tebaasnn houna gidecek her eyi aza almaya mdelikleri ile sadakat borcu hususundaki mutlak ihmalkrlklar arasndaki bu ilgiyi zellikle iyi bir biimde aa vuruyor. ayet tesadfen sana kar gaalip olurlarsa, sana kar. s olan herhangi szleme ya da anlamaya riayet etmiye215

ekleridir. Dilleri ile seni memnun etmeye gyret ediyorlar oysa gnlleri reddetmektedir, nk onlarn ekseriyeti ancak fasikun'dur. (Tevbe, 8) Biz onlarn ekseriyetinde hi bir ahd (ve vefa) bulamadk, yo, biz onlarn ekseriyetinin fasikn olduklarn grdk. CA'raf, 102) te her kim bu (Allah ile yaplm olan, her ne vaki olursa olsun ykn terkolunmayacana dair) muahede, den dner ise, onlar fasikn dur. (l-i mran, 76/82) Allah'la ahitletikten sonra o ahdi bozan, ve Allah'n birletirilmesini istedii eyi ayran, dnyada kargaa karan fasikn var ya ite kaybedenler onlar olacaklardr. (Bakara, 27) Zuhruf sresinin 46-55 nei yetlerinde fsk'n Firavun ve kavmine yaktnldn grmekteyiz. Bunun sebebi udur: Allah Musa'y apak almetlerle onlara gndermi ve Ben lemlerin Rabbi'nin Elisiyim tebliinde bulunmasn istemitir. Onlar da lhi almetlere sadece glmlerdir. Ama, Allah'n azap verici cezas onlara vasl olunca, Musa'ya Ey sihirbaz, Ba'bbine seninle yapm olduu ahid gereince bizim iin dua et. Szmz szdr, doru yola dneceiz demilerdir. Ne var ki Allah azab onlardan uzaklatrmca, en ufak vicdan azab duymadan szlerinden dnmlerdir. Firavun daha ileri giderek, halkna Ey insanlarm, Msr'n Rabbi ben deil miyim, bu rmaklar benim ayamn altndan akmyor mu? Grmyor musunuz ki ben, dili konumay zor beceren bu aalk adamdan daha hayrlym! diye hitapta bulunmutur. Bylelikle de milletini tereddde drm, onlar da neticede ona itaat etmilerdir. Bundan karlan sonu udur: Ye. min ederim ki, onlar f asklard. (Zuhruf, 54) Allah'n radesine Ters Davranta Bulunmak: Bir yasa inemek yahut da bir emri ifa etmemek mansna olsun, Allah'n iradesine zd davranlarda bulunmak, Kur'an'da sk sk en etin cezay gerektiren fsk olarak lanetle anlmaktadr. Za-rnjvn 7Arn&n bu bir adm da216

ha ileri gitmekte ve o zaman fsk duyulan ilhi tiksintiyeiaret gibi grnmektedir.


Meleklere Adem'e sayg ile secde edin. diye emrettiimizde, hepsi secde ettiler. blis hari, ki cinlerden biri idi. O, Rabbinin emrine kar Fesakada bulundu, (yani fsk iledi, veya itaatsizlik etti.) (Kehf, 50)

Bu rnek, fsk'n, baz konumlarda Allah tarafndan emredilmi olann ifa edilmemesine iaret olduunu inkr edilemez bir biimde akla kavuturuyor. Aadaki yette ise kart durumla alkaldr: yasak olan yapmak.

Allah'n yasaklad, doal olarak, kerih, tiksindinci, bulduu demektir. Bu yzden bazan fsk (Allah indin. de) hi makbul olmayan bir i mnsna ok yaklar gibi gzkmektedir. Kur'n'da (kehanet oklar ile oynanan bir eit kumar olan) meysir ile Allah'tan bakasna adanandan yemek, ltilik, iftira vb. fsk ismi ile anlmaktadr.
Kesilirken Allah'n ad anlmam olandan yemeyin. Yemin ederim, iren bir itir bu (fsk). (En'am, 121) Yeminle, Biz bu (Sodom) ehri ahalisinin stne (livata suretiyle) fsk iledikleri iin gkten gazb indirmek zereyiz. (Ankebut, 34) Saliha kadnlar (zina ile) sulayp drt ahit getirmeyenler... faskun'dur. (Nur, 4)

Birbirinizle alverilerinizde ahitlerinizin obuas gerekir. Yazc veya ahitlerin hibiri (yanl bir i yapmaya) mecbur braklmasn. Byle bir ey yaparsanz, bu sizin iinizde, fusuk (fsk) olur. Allah'tan korkmanz gerekir. (Bakara, 282)

mann zdd olarak Fsk Daha genel konuacak olursak, iman (inan ya da kanaat) in zdd kabilinden olmak zere, alt plandaki kfre iarette bulunan tm fiiller fsk ismi ile anlabilmektedir. Bylece, aadaki iki rnekte Fask' dorudan m'minin kart eklinde grmekteyiz.
Eer (Ehli Kitap) gerekten Allah'a ve Peygambere ve ona vahyolunana iman etmi olsa idi, bu (mrikleri) dost edinmezlerdi. Ama (hakikat u ki) onlarn birou fasikn. (Maide, 81)
217

Burada EhU Kitaba, ki bu durumda Yahudiler sz konusudur, Allah'a ve Vahye gerekte iman etmedikleri iin, ki bunun da inkar kabul etmez delili onlarn mriklerle dost geinmeleri dir, fasikn denildii aktr.
EhU Kitab iman etmi olsa idi, onlar iin daha iyi olurdu. Evet, onlarn arasnda birka m'min var, ama ekserisi fasikn. (l-i mran, 110)

Kfirlerin ayni hali bundan sonraki parada biraz farkl kelimelerle tanmlanmaktadr. Daha evvel grdmz gibi, onlarn kalbleri katlamtr* ifadesinin kfirlere has inad temsil eden kalp tabir olduuna, candan tevazuun ise hakiki bir m'minin ayrd edici vasflarndan biri oluuna dikkat ediniz.
man edenlerin Allah' ve O'nun indirdii Gerei kalben tevazu ile zikretmeleri ve artk evvelce kendilerine Kitab verilmi olanlar gibi olmamalar zaman gelmemi midir? Gecikmeye sabredemediler, kalpleri katlat, bu nedenle de onlarn birou fasikndur. (Hadid, 16)

man Allah'n delletini izlemek ve bylece doru yola gitmek demek olduundan, byle yapmayan fask'dr.
Nuh'u ve brahim'i (Resullerimiz olarak) gnderdik ve zrriyetlerine Risalet ve Vahiy verdik. Onlardan doru yola giden baz (m uh tedi) 1er var, ama birou Fasikn. (Hadid. 26)

Benzer bir sebeple. Allah' unutmak fsk'tr. Aadaki yetin bu mes'eleyi ele al kayda deer mahiyette ve u ekildedir: Her kim Allah' unutursa, Allah da ona kendi cann unutturmakta ve onu fask klmaktadr.
Allah' unutanlar gibi olma, ki Allah da onlara kendi canlarn unutturmutur. Bunlar fasikndur. (Har, 19)

Bir de Yunus Sresinin 33. yetinde, 'ellezine feseku' yani fsk ileyenler tabiri Allah'a ortak koan putperestler (mrikn) iin kullanlyor. Bundan aka grlyor ki. irk de bir fsk halidir.

218

Fcir

Mzakeresini yapmakta olduumuz fask'tan ayn olarak facir (fecr, fcur) szc, sonralar slm lahiyatnda teknik bir terim haline gelmiyor. Bu zel mnda, bu kelimenin Kur'an-sonras tarihi yoktur. Ama, tabii sradan, teknik nitelii olmayan ahlki bir terim olarak. Kur'ansonras literatrde Cahiliye'deki mhim roln oynamaya devam etmektedir. Bazan da lahiyatta bu kelimenin 'berr' szc ile belirlenen -msbet kategorinin zdd olarak, m'min -inanl kavram dahilinde menfi kategoriyi temsilde kullanldna ahit olmaktayz. Burada, facir kt davranlarda bulunan, rnein arap ierek gnah ileyen bir m'mine izafe olunmaktadr. rnein, Ebu Hanife'ye mal edilen El Fkh El.Ekber'de, yle dendi. ini grrz: Davranlar iyi de (berr) kt (facir) de olsa, bir m'minin arkasnda namaz caizdir. (*) Belli olduu zere, burada facir davranlar iyi olmayan bir adam dr, ama yine de slm Cemaati'nin bir ferdi addedilmektedir. Kur'an'da henz byle kesin bir semantik, mevcut deildir. Aslnda, Kur'an bu kelime ile ilgili olarak, kabaca kfir ile anlamda olduu dnda bir malmat vermemektedir. Altta yatan anlamn sapma gstermek olduu sylenmektedir; buradan hareketle kelimenin mns (doru) yoldan ayrlmak, sonra da gayri ahlaki bir i ilemek olmaktadr. Bu bahiste, blmlerden birinde fecere fiilinin genellikle Kefere'ye yaptrlan ii aynen yapar durumda bile gzkmesi kaydettiimiz ilgi ekici bir husustur: yani slm'n, her iin nihayeti olarak vaaz ettii Dirili retisine iman etmeyi reddetme fiilinin isimlendiriliinde.
(2) Kaynak: Yanllkla el Maturidi'nin eseri diye bilinen ruh El-Fikh el-Ekber, Tefsir no. 1. Haydarabad-Dn. 2 nei bask, 1365, s. 53; aynca A. J. Wensinck, slam tikad (Cambridge, 1932) s. 192, Mak. 13
219

Yani insan kemiklerini bir araya getiremeyeceimizi dnyor, yle mi? Ya, Biz onun parmak ularn bile yeniden yaratabiliriz. Yo, insan nnde olan inkr etmeyi arzuluyor (yefcure), -u Kyamet Gn ne zaman? diye soruyor. (Kyamet, 3, 6) Gerekte yefcure emmehu tabirinin yukardaki karlnn doru olup olmad konusunda biraz ek vardr. Eer doruysa, ki mmkndr, o takdirde (onun nnde olan anlamndaki) emmehu Kyam'n tecellisine atfen kullanlm olurdu ki bu konum ile ayn tondadr. Pekl bir baka para da burada ifade olunan grn bir teyidi niteliinde zikredilebilir. Sz konusu parada, Kyamet Gn'nn tekzibinin tm facirlerin belirgin zellii olarak zikredildiini gryoruz. -Yo, gerek u ki, fccar'n (l) sicili Siccin'dedir... Vay haline o gn Kyamet Gn'n yalanlayanlarn! Onu herbir gnahkr mutedfdenf3) baka kimse yalanlamaz. (Mutaffifin, 12) Aadaki yette, (fecere'nin ekimsiz hali) fcur, artk iyice aina olduumuz Allah korkusu, takva, ile kars karya getirilmektedir. Cana yemin ederim, O'nu yapp ekilleyene ve ona fcur ya da takva ilham edene yemin, yemin ederim. (ems, 8) Bu yet, Allah'n yaratt her insan ruhuna, korku ve ahlk (takva) yahut bunun zdd olan fcuru iledeini sylemektedir. Bu bile bize bu ikinci kelimenin semantik yaps hakknda epey ey anlatyor: En azndan, Fcur'un anlamnda kfr'n Allah korkusuna dorudan zd olan cephesi ile ortak ok ey bulunduunu kuvvetle ima etmektedir. Esasen, facir szc Kur'an'da bazan kfirin hemen yanbanda grnmektedir. Nuh unu dedi : Ey Rabbini, kf ir'lerin tmn yok et bir tane bile brakma! nk eer brakrsan. Senin
(3) Bu szck iin bkz. s. 232. 220

kullarn yoldan karacaklar ve onlardan yalnz facirkffar (kfir'in vurgulu hali reyecek. (Nuh, 26-27) O gn (Kyamet Gn) baz yzler aydnlk, ne'ey. 1e gler ve sevinle parlak, baz yzler ise kirli ve karan, lk olacak bunlar kefere (l.) ve f ecere (l.) dir. (Abese, 42) Son olarak, facir'i berr'in zdd olarak gsteren bir paray nakledeceim. Facir ile bar (yahut ber) arasndaki ayn kavramsal kartlk karmza yukarda el-Fkh elEkber'den yaptmz alntda da kt. Orada faciri davranlar kt ve berr'i davran iyi eklinde tercme ettik. Ancak Kur'an metni dahilindeki barr'n daha karmak bir anlamsal yaps vardr. Bununla XI nei blmde alkalanacaz. imdilik, bu kelimenin, Allah'a kar zellikle itaatkr olup muttaki tabiatn aynca akraba, dan ya da yabanc olsun, tm komularna kar olaanst bir canayaknhk iinde davranarak da ortaya koyan bir insan tipini tasvir ettiini sylemekle iktifa edebiliriz. Bu tip insanlar doal olarak Cennet'e giderler. Buna( mu-halif tipi temsil eden fccar ise Cehennem'e giderler. Yeminle, ebrar (berr'in oulu) (ebedi) saadete erecekler, fccar (facir'in bir baka oul ekli) ise Kyamet Gn Atein iine girecek, orada yanacak ve Ate'ten asla karlmayacaklar. (nfitar, 16) Zalim

Sk sk grm olduumuz gibi, zalim szc ngilizce'ye genellikle hakszlk ileyen, ya da ktlk eden diye, ilgili yaln ekil zulm ise, hakszlk, ktlk, adaletsizlik, ve tahakkm gibi deiik ekillerde tercme edilmektedir. ZLM kk Kur'an'da an derecede nemli bir rol oynamaktadr. Bunun Kur'an'n en mhim menfi deer szcklerinden biri olduunu sylemek mbalaa olmaz. Gerekten, bu kk Kitabn her sayfasnda birok farkl ekillerde karmza kmaktedr. Sahib-i selahiyet birok kaamuu asndan ZLM'nin ilk plandaki
221

mns yanl yere koymaktr. Ahlk ilmi sahasndaki ilk ve en mhim anlam, muayyen haddi amak ve bir bakasnn hakkn ihlal etmek gibi gzkyor. Ksaca ve genel olarak, zulm, kiinin kendi snrlarn amas ve yapmaya hi hakk olmayan yapmas anlamnda adaletsizlikte bulunmasdr. Bu bahiste, Kur'an'n her vesile ile Allah'n bir kannca arl mesabesinde yahut bir hurma lifi kadar da olsa C 1 ) kimseye hakszlk etmediini (zulm'n bir fiil hali olan yezlim) yineleyii, ilgin bir husustur. Bu blmde Allah m'miniere asla hakszlk etmeyeceini beyan etmektedir. Ben kullanma asla hakszlk etmem, (zallam deilim. Zall&m: zalimin vurgulu bir hali.) (Kf, 29) Bahis konusu Allah olunca, sz konusu hakszlk ekseriya Kyamet Gn ile alkaldr-, baka trl ve daha somut kelimelerle syleyecek olursak. Allah'n her cana dnya zerinde ilemi olduu amellerin karln tam olarak demesi demektir. yi amele misli ile karlkta bulunulacak, kt amel cezalandrlacaktr; her halkrda insan asla hakszla uramayacaktr. Bugn (Kyamet Gn'nde) her can kazanm olduunun karnca dllendirilecektir. Bugn hibir hakszlk vaki olmayacaktr. (M'min, 17) Allah'a iade edileceiniz bir gnden korku duyun. Sonra da, her can kazandnn karln tam olarak alacak ve hakszla uramayacaklardr, (yezlemne, edilgin hal). (Bakara, 281) Ah, meleklerin kfirleri lme gtrlerine bir ahit olabilseydin: yzlerine ve srtlarna vurarak Yanma cezasn tad bakalm. derler. Btn bunlar ellerinin evvelce gnderdiklerinin hesabdr. Bak gr ki Allah kullarna zulmedici (zallam) deildir. (Enfal, 50-51) Allah bir toplulua cezay Kyamet Gn'nden nce bu dnyada da verebilir. Eski alarda gelip gemi saysz ehrin harap hali, Allah'n mthi kudretinin grnr
(4) r. Bkz. (Nisa, 52/49)

almetleri, addedilmektedir. Fakat byle durumlarda da, Allah'n bu ehirleri, ancak sakinleri sz konusu cezay tamamyla haketdikleri zaman ve mteaddit defalar Allah kendilerine Resulleri vastasyla ikazlarda bulunduktan sonra tahrip etmi olduu sylenir. nk eer O onlar doruluk peinde iken ya da zalim iseler uyanda bulunmakszn cezalandrm olsayd, adaletsizlik etmi olurdu, (bi-zulm. zulm ile-). Senin rabbin hibir kenti zulm ile, onun sakinleri iyi iler ilerken (muslihun) (5) harab etmez. (Hd, 117) Rabbin zulm edip te halk habersiz (uyanlmam) iken ehre zarar vermez. (En'am, 131) Bylece insanlara kendi amellerinin ceremesi ektirilmektedir. Tm ktlerin azabn duyaca kesin olan Cehennem Atei bile nihayet o insanlarn kendi ellerinin ii olacaktr. Kur'an'da, ktlere verilecek ilahi ceza kavram ile birlikte ok sk ifade olunduuna ahit olduumuz zulm el-nefs (kendi kendine yahut kendi canna ya da kendi ruhuna ktlk etmek) kavram da buradan gelmektedir. Herkim (Allah'n koyduu snrlan) aarsa, canna (kendine) zalimlik etmitir. (zaleme nefsehu) (Bakara, 231) Kfirleri soracak olursan, varlklar da ocuklan da Allah karsnda kr etmeyecek. Onlar Ateliktirler ve orada ebediyen kalcdrlar. Onlann bu dnya hayatnda sar. fettikleri, kendilerine zulmetmi insanlarn ekili toprana arparak onu harap eden yele, dondurucu soua benzer. Allah onlara zulmediyor deil, ancak onlar kendi kendilerine zulmetmektedirler. (i-i man, 116-117). imdi Allah'n faaliyet sahasndan insan davranna inersek, hereyden evvel, zulm'n iki farkl istikamette mmkn olduunu 'birincisinde, zulm insann insan davran konusunda Allah tarafndan empoze edilmi hudutlar gemesi, ikincisinde ise, aslnda Kur'an anlaynda Allah insan ilikilerinin en kk ayrntlarna kadar mdahale etmekte olduu iin sz konusu iki istikamet arasn.
(5) SLH kknden, aaya bkz. XI. Blm. 22a

da bir aynm yapmak son derece g ve hatt olanaksz ise de, toplum tarafndan tannan adab kaidelerini inemek demektir. Bu yzdendir ki XII nei sre yani Yusuf Bab'mn 75 nei yetinde, hrszlk tamamen insani erce. vede (insandan insana) bir zulm vak'as olarak deerlen.dirilmektedir. Ceza bu olacak. Ceza, kadeh kimin antasndan kmsa o olacak (o adam hapsedilecek). Biz (Msr'da) zalimlere karl bu ekilde veriyoruz. (Yusuf, 75) Fakat Maide Sresinin 38. yetinde ayn fiilden Allah'a kar ilenmi bir zulm olarak bahs olunduuna ahit olmaktayz. Ama herkim iledii zulmden (burada hrszlk sz konusudur) pimanlk duyar ve kendini dzeltirse, dorusu, Allah ona dnecektir. (Gnahm balayacaktr). Grn ki Allah affeder, merhamet eder. (Maide, 38) Kur'an'da Allah tarafndan tespit edilip insanlara farz klnm davran kurallarna Hududullah Allah'n snr, lan denmektedir. Tm yaam boyu Allah'n izdii snr, lar dahilinde kalana, Kyamet Gn altndan rmaklar .akan Cennet Bahelerine girme izni verilecek snrlarn .aan (yet'edde huddehu) ise Atee atlacak ve orada ebediyen kalacaktr. (Nisa, 17/13) Bu (ayrntl boanma kaideleri) Allah'n hudutlardr. Onlar amayn. Allah'n hudutlarn aanlar zalimn' dur. (Bakara, 229) Ayn ey daha evvel atfta bulunmu olduumuz zulm <el-nefs bakmndan da ifade edilebilir. Bunlar Allah'n hudutlardr, ve her kim Allah'n hudutlarn aarsa, kendine ktlk (zulm) etmitir. (Talak, 1) Allah'n iradesi lme smayacak" bir derinlii haiz-dir, ve onun derinliklerini tahkik ederek neden ve nasl olup da grdmz ekilde ilediini anlamak insan aklna braklm birey deildir. Bu yzden sk sk herhangibir hudutun sebebinin, insan iin zm olanaksz bir sr olarak kald olmak.224

tadr. Bir hudut Allah yle kararlatrd iin vardr, rnein, Kitab- Mukaddes-i anmsatan Bahe ve Aa fikri bu trdendir:
Biz Adem'e dedik ki: Ey Adem, sen ve kann Bahe'de oturun ve her bir yannda rahat rahat yeyin. Fakat bu aaca yaklamayn; eer yaklarsanz zalim olursunuz.

(Bakara, 35) Ancak, bir hudutun saptannn sosyal refah bakmndan anlalabilecei birok durum vardr; bu belli bir hudutun, aktan aa toplum halinde yaayan insanlarn hayat asndan dorudan bir yarar salamasnn hesaplanmas halinde sz konusu olur. Bu suretledir ki Kur'an'da Allah tefeciliin olmamasn kararlatrr ve tefecilii zjlm diye niteler: Hakszlk etmeden (la tezlimune) ve hakszla uramadan (la tuzlemne). (Bakara, 279) Nisa Sresinde (Ayetler 12-16/11-12) miras ile ilgili kurallar btn ayrntlar ile tanmlandktan sonra, u tebli olunur: Bunlar Allah'n hudutlardr. Her kim Allah'a ve Resulne itaat ederse, O onu altndan rmaklar akan bahelere kabul edecektir... ama her kim Allah'a Ve Elisine itaatsizlik eder ve O'nun hudutlarn geerse, O onun ebe. diyen kalmas art ile Atee alacaktr. (yetler 17-18/ 13-14). Henz atfta bulunmu olduum, boanma ile ilgili kurallar baka bir rnek olarak anlabilir.
Ey Nebi, kadnlar boadmzda, onlar muayyen mddeti geirdikten sonra boayn. Mddeti hesap edin ve Rabbiniz Allah'tan korkun. Onlar ne evlerinden atn, ne de ak bir iffetsizlik etmedikleri srece brakn. Bunlar Allah'n huduttandr, ve her kim Allah'n hudutlarn aarsa, kendine zulmetmitir. (Talak, 1)

Bu tr hadlerin, sonralar gelierek slam Hukuku'na dnt kolaylkla grlecektir. Fakat hudutlar ok daha geni bir mnda anlalabilir. O zaman zlm szc, Bir haddin inenmesi olarak, sze girerken ifade ettiimiz gibi, muayyen snn gecen ve bakalarnn haklanna tecavz eden herhangi insan fiili demek olur. Burada bu anlam zlm'n pekl mrik225

lerin gr asn temsil edebileceini son derece ilgin bir nokta olarak belirtmekteyiz; yan, mesel bir blmde m'mnlerin putlara kar gstermi olduklar iddet, putperestlerin bak asndan, byk bir zulm vak'as olarak anlatlmaktadr. Sonra (brahim) (putlan) parampara etti. Kim cr'et etti ilahlarmza bunu yapmaya!- dediler. Mutlak zalimin biri o! (Enbiya, 58-59). Grlyor ki' zulm, grnr herhangibir sebep olmakszn birisinin ciddi biimde cann yakmaktr. Bu yzden netice olarak zulm. esasen kiinin mes'eleye bak iin setii mihenge gre izafidir. imdi nakle cimiz parada, putlarn tahribi bir zulm eylemi tekil etmektedir zira, mrikler asndan bakld zaman, bunun yaplmas iin hi mi hi neden yok iken, m'minler zaviyesinden ayn hareketi hakl gsterecek birok sebep bulmak mmkndr. Benzer biimde, Mslmanlarn, sadece Rabbinz Allah'tr. dedikleri iin kfirler tarafndan evlerinden karlmalar onlar iin, hibir hakl sebebe istinad etmeyen inkn olanaksz bir zulm fiilidir. Ancak kfirlerin bak asndan, slm'n tek Tann'ya olan inanc, kendilerinin m'minlere kar bu ekilde davranmalar iin yeterli sebebi rahatlkla salamaktadr. Zulme uradklar (zulimu) iin silaha sarlanlar buna hak sahibi klndlar... onlar ki yalnzca Rabbimiz Allah'tr! dedikleri iin hibir meru neden yok iken (bi gayr hak) evlerinden karldlar. (Hacc, 39-40) Ayn ekilde, yoksul kardelerini yalnz fakir olmalar nedeniyle yanlanndan kovmalar halinde, Mslmanlar adaletsiz (zalim) olacaklardr, nk ortada bir sebep yoktur. Rablerinin Cemalini arzulayarak sabah akam, O'nun adn aran (yoksul m'minJleri yanndan kovma. Onlar iin senin stne den bir sorumluluk mevcut deil, senin iin onlarn zerine den bir sorumluluk da yok ki sen onlan yanndan kovasn da zalim olasn. (En'am. 52) Baka bir blmde, Mslmanlar yed.i eminlerine tes226

lim edilen yetim mallarn hakl bir sebep olmakszn -yiyerek- hakszlk (zulm) etmeye kar uyarlrlar.
Yemin ederim, yetimlerin mallarn yiyerek hakszlk edenler (zulmen) yalnzca karnlarna ate dolduruyorlar. Alev alev yanan atee atlacaklar onlar. (Nisa, 10)

Ancak kelimenin Kur'an'daki balca kullanm Mslmanlarn bak asndandr ve doal olarak ,orada en ziyade alkal olduu konu kfirlerin Allah'a ve m'minlere kar tipik davran halidir. Sze zulmn kfr ile hemen hemen anlamda olarak istimal olunduu durum ile girelim. Konu deimeden, ElBeydavi'nin En'am Sresi'nin 136./135. yetinde kfir yerine geen zalim terimi hakknda tefsirde bulunurken, zalimin anlam bakmndan daha genel ve daha mull olduunu belirttiini kaydedebiliriz. Nasl delalet etsin Allah bir kez kendisine aikr almetler gelen, Resl'n hakikatine iman ve ahadet ettikten sonra iman terkedenlere (kefer) Allah zalimlere dellette bulunmaz. (l-i mran, 86) Kfr'n en tipik niteliklerinden bazlarnn sk sk zulm kategorisi iinde tasnif olunduunu grrz. Mes'ela, Vahyi sadece alayla dinleyen ve Rasul'e byc ya da air diyen, bazan kfir yerine zalim adn almaktadr.
-Bablerinden onlara hibir yeni ikaz (vahiy) gelmez ki onu dinlerken bir yandan da oyun oynuyor ve kalben baka eylerle itigal ediyor olmasnlar! Bu zalimler (elle. zne zalem) gizli gizli yle derler: Bu da sizin gibi bir lml deil mi? Gz gre gre sihire mi kaplacaksnz yani?... Bir sr sann! Yo, uydurdu o bunu! Yo, yo, air bu! derler. (Enbiya, 2-3, 5) Kimdir Rabbinin yetleri kendisine hatrlatldktan sonra yz evirip ellerinin (Kyamet Gn iin) ne gnderdiini unutandan daha zalim? (Kehf, 57)

Tekzib,. veya Allah'n yetleri iin yalandr demek, ki yukarda kfr'n en tipik vehelerinden biri olarak ele aldk, doal olarak zulm kresine dahildir. - Tek rnek yeter.

227

Yazk Allah'n yetlerine iftira edenlere, zira Allah zalimlere klavuzluk etmez. (Cuma, 5) Ayn ey. halihazrda ayrntl ekilde mzakeresini yapm bulunduumuz iftira (Allah aleyhinde) yalan uydurmak- hastal iin de geerlidir. Tekzib bakasnn getirdii Hakikat iin yalandr demek, iftira ise bir yalan icat etmektir. Baz hallerde, bu ikisi, ayn yette yan yana gzkr ve birlikte zulm adn alr. Kimdir Allah hakknda yalan syleyenden ve kendisine gelen Hakikat iin yalandr diyenden daha zalim? (Zmer, 32) Bylesi sahtekrlarn tipik davrann gereki bir slpla dile getiren aadaki alnt, ideal bir rnek tekil ediyor. Kimdir Allah hakknda yalan uydurandan veya kendisine bir ey vahyedilmemi iken Ben lahi Vahiy aldm! ve Allah'n gsterdiinin aynn gstereceim. diyenden daha zalim? Ah, bu zalimn'u (l.) lmn kucanda bir grebilseydin! (En'am, 93) Katksz inan sahasna Allah ve Vahiy hakknda beyhude mnazara ya da ekime sokan itikad phenin klielemi ifadesi olan Allah'n yetleri hakknda (tartmaya) dalp gidenler ibaresinde bahis mevzuu edilen insanlar da zalimdirler. Bu tr kukuculua da genellikle kf r denildiini daha evvel ayrntlaryla aklamtk. (B) Aadaki parada o insanlara zalim deniyor. (Ey Muhammedi Onlann yetlerimiz hakknda (dil yartrmaya) daldklarn grdnde, onlar bir baka konuya geene kadar kendilerinden uzak dur. Ya da eytan sana unutturursa, hatrladktan sonra zalimlerle oturma. (En'am, 68) Yine, kalbi katlaan da, grm olduumuz gibi, kfir iin deimeyen bir tabirdir. Hacc Sresi'nin 52./S3. yetinde, byle kiiler de, zalim ad ile anlmaktadr.
(6) Yukarya bkz. VII. 228 Blm, -Mnazaraclk. (Dilbazlk),

Aynca biliyoruz ki Allah yolunu tkamak suretindeki habis siyaset de kfirlerin nde gelen zelliklerindendir. Nebi ve izleyicilerine kar hile ve desise mahiyetindeki tm eylemler zulm snfna girer. Zulm nasl kfr snfna girmekte ise, Kimdir Allah'a ibadet edilen yerlerin (yapmna), orada Allah'n ad anlmasn diye, engel olan, ve o yerleri ykmaya gayret sarfedenden daha zalim! (Bakara, 114) Bazan iki kavram bir ve ayn parada yan yana grrz. Allah'n laneti mutlak zalimin zerinedir, onlar ki (insanlar) Allah yolundan alkoyar ve o yolu iriltmeyi arzu ederler, Ahiret'e de inanmazlar (kfinin). (Hud, 18-19; aynca bkz. A'raf, 44-45) Yemin ederim ki, iman etmeyenler (kefeni) ve Allah yoluna engel olanlar ok armlardr. Yemin ederim, iman etmeyip hakszlk ileyenler (zalemu) var ya, ite Allah onlar balamaya. caktr. (Nisa, 167.168) Mteaddit defa atfta bulunmu olduumuz Musa mmeti'nin Altn Buzas ile ilgili olarak, yle deniyor : (Ey srai! Oullan} Musa size aikr almetlerle geldi, fakat siz o yannnzdan ayrlnca Buza'ya kulluk edip zalim oldunuz. Buza'dan kana kana itikleri (o ruhu) kfrleri yznden kalplerine doldurdular. (Bakara, 924)3) Zulm ile sulananlar sadece kfirlerin kendileri deildir. Kfirleri kendi babalan ya da kardeleri bile olsa arkada edinenler de iddetli bir biimde zalim ilan olunuyorlar. Bu tavnn, Cahiliye'nin doal kan beraberlii yolu ile yaknla dayal itimai nizamndan kkl biimde kopuu dndrdne dikkat ediniz. Ey iman edenler, inanszl (Kfr) inanca (iman) tercih ediyorlarsa ne babalarnz ne de kardelerinizi dost saymayn. inizden bylelerini dost bilenler var ya ite onlar zalimn'dur. (l.) (Tevbe, 23) ayet, imdi grm olduumuz gibi, tm cepheleri ilo kfr zulm bal altnda tasnif edilebilirse, Kur'an'da irk'in (putperestlik) sk sk bir zulm vak'as olarak zikredildiini grmz ancak tabiidir. Bu suretledir ki bir
229

blmde Lokman- Veli- ikaz babnda oluna yle demektedir: -Olum, Allah'a hibir eyi e tutmayasru Yemin ederim, e tutarsan (irk) bu byk bir zulm'dr. (Lukman. 13) Burada, zulm'n dorudan irk'e atfolunduuna ahit olmaktayz. Kfr, irk ve zulm arasndaki l alkay iaret ettiinden, bundan sonra vereceimiz misal semantik zaviyeden daha az nem tamamaktadr. Muhakkak Allah, Meryem'in Olu Mesih'tir! diyenler kfirlerdir. Zira Mesih (kendisi) Ey srail Oullan, (sadece) benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. demitir. Yemin ederim ki, her kim Allah'a ortak yaktnrsa, Allah mutlak ona Cennet'i yasak edecek ve onun gidecei son yer Ate olacaktr. Zalimin iin yardmclar olmayacaktr. (Maide, 72) -nsanlardan, Allah'tan baka lah'lar edinip onlar (ancak Allah iin yakk alr bir sevgiyle) sevenler var... Ah, adaletsizler (zalemu) grseler, cezalandrldklarnda (grecekler), tek g sahibinin Allah olduunu. (Bakara, 165) stlerindeki ziynet eyalarn eriterek kulluk etmek iin Altn Buza'y yapan ki irktir Musa mmeti'nin zulm ilemi olmakla sulandn yukarda grdk. (Buza'y) (Rab) kabul edip zalim oldular. (A'raf, 148) Ayn ekilde, bu blmn ilk balk altnn konusunu tekil eden fsk, ifade olarak zulm'e paralel bir grn arzediyor. Musa mmetinin, vahyolunan bir lfz, gln bir ekle sokmak iin, biim asndan benzer olmakla birlikte, zde aslndan farkl bir lfz haline getirdikleri belirtiliyor. Bunu yapm olanlarn ise yezlimun, adaletsiz i ilemi olduklar syleniyor. (A'raf, 162) Bir sonraki yette de Sebt gnn ihlal edenlere fsk-ileyen ad verilmektedir. (A'raf, 163)

230

Mu'tedi: Mu'tedi, itida fiilinin yaklak olarak kiinin, normal haddinin tesine gemesi ve bu yzden de -birisine kar saldrganlk ve hakszlk etmesi demek olan bir sfat halidir. Bu szck ile bundan evvelkinin, yani zulm'n, genie bir ortak anlam alanna sahip olduklarn grmek zor olmayacaktr. Nitekim, birok mhim konularda, mu'tedi, zalim'in kmil zdd grevini stlenmektedir. Baknz, rnein, aadaki yette : Dier savalarla birlikte Allah yolunda savan, ama haddi amayn (itida'nn taad hali). Yemin ederim, Allah haddi geenlerden (mu'tedir, l.) holanmaz. (Bakara, 190) Daha somut ifade edilecek olursa haddi amayn- kelimelerinin mns sizin taraftan dmana sava iin meydan okunmasndr. Ayn dnce z olarak pekl zulm asndan ifade olunmu olabilirdi, (yukarda zikredilen Hacc Sresi, 39-40 gibi) Zulm ile itida arasndaki bu yakn anlam ilikisini baka bir rnek daha dolaysz olarak aydnla kavutur, maktadr. Maide Sresi'nin 106./107. yetinde mal mlk intikaline hukuki ahit vasf ile nezaret edenlerce mracaat edilmek zere verilen vasiyet formlnde, kiinin zalim oluunun, haddi gemi oluunun mteakip encam olduu byk bir aklkla beyan edilir. lgili para aadaki gibidir. Allah'a yemin ederek unlar sylesinler: Bizim ahadetimiz onlarn ahadetinden daha ayan- itimaddr. Biz asla haddi gemeyiz (itadeyna) nk (yle yaparsak) muhakkak zalim oluruz. (Maide, 107) Bu noktada, zulm'n nemli bir cihetinin, Allah'n hudutlarna tecavz olduunun hatrlanmas yararl olacaktr. tida szc de tamamyle benzer durumlarda, bu anlamda kullanlmaktadr, rneklerden bazlar aadadr. Aranzda, Sebt'i ihlal ettikleri iin (idav) Bizim 231

kendilerine Maymun olup, defolun! dediimiz insanlar bulunduunu bilmektesiniz! (Bakara. 65) A'rf Sresinin 163 nc yetinde geen benzer bir tabiri onlar Sebt'i bozdular yahut tanmadlar (ye'dane) tefsir ederken el-Beydavi bunun anlamnn ebt (cumartesi) gn balk tutarak Allah'n hudutlarn ihlal etmek- olduunu belirtiyor. Aadaki iki rnek de ayn trdendir. Allah mazide (hudutlarn bilinmedii ada) yaplanlan balad, ama her kim (Allah'n, hac zaman ifa edilmesi gereken vecibelerle ilgili olarak hal ve hareketi tanzim eden en kk ayrntlarna kadar belirli hudutlar tebli olunduktan) sonra ihlal ederse (itida), kendisi iin zdrap verici bir ceza olacaktr. (Maide, 95) Ey, mminler! Allah'n sizin iin meru kld gzel eyleri kendiniz iin gayrimeru addetmeyin; haddi bozmayn (ta'adu); yemin ederim ki Allah haddi bozanlardan hazzetmez. (mu'tedin, l.) (Maide, 87) Kur'an'da yan-hukuki terimler olarak nemli bir rol oynayan ve daha sonra da slm Yarg sistemi bnyesine dahil edilmi olan, helal (meru) ve haram (gayrimeru), eski Yasaklar (tabu) lisanna dahil iki nemli lfzdr. Ama zaten bizim bu iki kelime ile XI nei Blm'de uzun uzacya uramamz gerekecek. imdilik, Kur'an safhasnda, bu lfzlarn Allah'n hudutlarnn bir blmn temsil ettiklerini, ve vahyolunan helal-haram sisteminde tadilata ynelik herhangibir giriimin gerek bir haddi ihlal vak'as olarak mtala edildiini kayt ile iktifa edelim. Bu bahiste, Li vata fiilinin bazen bir snn ama eylemi kabul edildiine dikkat ekebiliriz. Allah'n hudutlarnn ihlali nosyonu, pislik yani daha somut ifadesi ile Allah'n tiksinti duyduu herhangi nesne kavramna kayda deer bir derecede yakndr. Li vatann ekseriyetle tiksinti verici ey fikrinin tam karl vasfndaki fahiet szc ile betimlenmesi bu gr teyit etmektedir (7).
(7) Bu szck iin aaya bkz. XI. Blm, 232

Ne, baka yaratk bulamadnz da, Rabbinizin sizin iin halketmi olduu eleri brakp erkeklerle mi temasta bulunuyorsunuz? Yo, ama siz haddi am (ayn kkten yani itida kknden adune) bir toplumsunuz. (Suara. 166) imdiye kadar sylenenlerden, itida teriminin mnsn ase isyankr olmak-, birisin (rin emirlerin)e itaatsizlikte 'bulunmak fiilinin mnsna ok yaklat aka grlecektir. Haddi zatnda, bu iki fiil Kur'an'da yan yana grnmektedirler. Burada semantike zel bir ilgi konusu olan bir rnek veriyorum. Sz konusu blm, Musa' yi izleyerek Msr'dan aynlan ve her trl inanszla duar olan Ben-i srail ile ilgilidir. syan ve haddi ih-lalin kfr bakmndan yorumland dikkati ekecektir. Bu yzden aalandlar ve yoksullua dtler, ve Allah'n fkesini zerlerine ektiler. Btn bunun nedeni Allah'n almetlerine kar, kfirce bir davrana girmeleri (yekfrne) ve peygamberleri haksz yere katletme, leriydi. Btn bunlarn sebebi, itaat etmeyileri (ase'den asev) ve srekli haddi inemeleri idi. (ye'tedune). (Bakara, 61) Aadaki parada, kfrn tipi... zelliklerinden biri olarak mtemadiyen atfta bulunmu olduum tekzib, snn ihlal eylemi ile yakn bir anlam ilikisi iinde gsterilmektedir. Vay haline o gn her zaman yalanlayanlarn (mkez zibin, mkezzib'in oulu). Hesap Gn'ne yalandr diyenlerin. Her bir gnahkr (etim) haddini bilmez (mutedi)den baka kimse yoktur ki ona yalandr desin. (Mutaffifin, 12) Msrif Yukarda, gerek zalim gerekse mutedi'nin anlam yaplarnn ekirdeinde haddi amak nosyonunun bulunduunu grm oluyoruz. Msrife son derece benzer bir anlam yapsna sahip bir baka kelime vardr. Bu esrefa (israf) fiilinden, SRF kknn drdnc trev fiil denilen halinden gelir ve temelde, doru ly amak ya
233

da ihlal etmek- anlamndadr. Ne var ki. kesin olarak bir bakasnn haklanna husumet, saldrganlk ya da tecavz fikrini hamil zulm ve itida'dan ki zulm ile olan ayrlk daha da belirgindir ayn olarak, israfn birincil anlam, bakasnn haklan szkonusu olmakszn meru snrlarn tesine gemek-, an sarfiyatta bulunmak- ve o nedenle de -itidal sahibi olmamak, anlk yapmak eklinde grnmektedir. Bu nedenledir ki, aadaki iki rnekte israf vasf lsz biimde yeme ve ime eylemine atfolunmaktadr; eylemin kendisi kendi iinde labi ki yanl deildir, gln bir anla vardnld zaman ahlaken hatal olmaktadr. te israf ad verilen ve Allah'n nefretine konu olduu tebli edilen budur. -Ey Adem Oullan, her camiye sslerinizle girin, ve yeyin iin, ama israf etmeyin, (tusrifu) nk O, msrif, lerden hazzetmez. (A'raf, 31) O'dur amal ve asmasz baheleri yeerten, hurma aalann, deiik rnleri, zeytini ve nan, benzeyeni ve benzemeyeni. Aalar meyve verdiinde yeyin ve hasat zaman sadakasn verin, ama israf etmeyin. Yemin ederim ki O msrifleri sevmez. (En'am, 141) Bundan sonraki parada bu kelime Lut Camias iindeki livata teaml iin kullanlyor. Ve Lut da kavmine demiti ki.- Ne, sizden evvel yeryznde hi kimsenin ilememi olduu iren bir i mi iliyorsunuz? ehvetle kadnlara deil de erkeklere yak. layorsunuz! Gerekten msrif insanlarsnz siz. (En'am, 80-81) Aadaki szler, Nebi Salih'in halkn inansz tarzda yaamalar nedeniyle uyarmak iin onlara hitaben yapt konumadan bir blmdr. Burada msrif, dnyada kokumuluktan baka bireyi yaymayan ve hibir zaman doru i yapmayan bir kiidir. yleyse Allah'tan korkun ve Bana itaat edin ve dnya zerinde bozgunculuk yapan (yufsidne) ve asla doru bir i ilemeyen (yuslihne) msriflerin emrine boyun eme. yin. (uar. 150-152)
234

Bu parada msrif kavramnn i yapsn belirlemekte olan kargaa karmak- ve hayr ilemek- deyimlerinin anlam konusunda, Kur'an'da hayr ve -er sorununu mzakere etmeye baladmzda ok ey sylenecektir. Belki geri, bu hususla ilgili olarak fazla pheye mahal yoktur ama bundan sonraki alntda msrifin benzer ekilde anlalmas gerekmektedir. Kelime yle bir durumun naklinde geiyor: Fravun, Musa'nn sa ve serbest kald takdirde nihayet halkn geleneksel inann da bozana dek kargaa karacan (biraz evvel karlatmz yufsidne kknden fesad) bahane ederek onu ldrmek zere iken, o ana kadar inancn gizli tutmu halk. tan biri kendisini aceleci bir adm atmak konusunda uyarmaya almtr. yle demitir : -Ne, bir adam, senin Rabbinden o aikr almetleri getirmi iken sadece Benim Rabbim Allah'tr. dedii iin ldrecek misin? Eer yalan sylyorsa, yalan kendisine zarar verecektir, fakat eer syledii sahih ise sana vaat ettii eylerden bazlar bana gelecektir. Yemin ederim Allah msrife, kezzaba delalet etmez. (M'min, 28) Daha evvel grdmz gibi, kezzab, anlam byk yahut alm yalanc gibi bir ey olan kezib'in vurgulu halidir. Msrif szc muhtemelen Firavunun Musa'nn hi phesiz lkede bozgunculua devam edecei yolundaki szne atfen kullanlmtr. Eer bu tefsir doru ise, bu -n'min kiinin, bahsini ettiimiz szleri ile kaydettii ey u olur : ayet Firavun'un iddia ettii gibi, Musa gerekten byk br yalanc ise (kezzab) ve ayet lkede kargaa karmaktan baka bir ey yapmyorsa, (msrif) kendi eli ile yokolacaktr, nk Allah byle kt vasflan olan birisine asla yol gsterici olmayacaktr. Msrifin, bu tr konumlarda, kfir yahut zalim szcnn anlamna kayda deecek bir derecede yaklat kolaylkla grlecektir. Gerekten de, ayn blmde birka yet sonra ayn msrif szcnn, Resl'n samimiyeti konusunda derin kukular besleyen ve Allah'n
235

yetleri hakknda bo tartmalara girenlere atfen kullanldna ahit olmaktayz. -Gemi vakitte Yusuf size apak yetleri getirdi, bununla birlikte siz onun getirdii eyden yana phede (ekk) kalmaktan hi kurtulamadnz... ste Allah msrifi, mrtb (kuku duyan) byle artr. Onlar ki kendilerine verilmi herhangi bir yetki olmakszn Allah'n yetleri hakknda ekimekten hazzederler. Bu, Allah ve iman sahiplerinin nazarnda son derece tiksindirici birey'dir. te Allah herbir kendini beenmi (mtekebbir) ve tacizkr (cebbar) kalbe byle mhr vurur. (M'min, 34-35) srafn baz anlatmlarda kfr ile hemen hemen anlamda bir davran gsterdiini hibir ey daha ak bir biimde gsteremez. Allann vahiyleri hakknda byk pheler, Allah hakknda bo tartmalar, an derecede kibir sahibi ve tvizkr olduklar iin O'na iman edemeyen kalpler, bunlarn hepsi kfirlerin maruf almetleridir. Msrif sznn Allah'a ortak koanlar yani irke dalanlar iin kullanldn grdmzde, bu izlenim daha da kesinlik kazanmaktadr. Siz beni Allah'a iman etmemeye ve tanmadm (menei mekuk) eyleri O'na ortak tanmaya (rike) tevik ediyorsunuz! Ben ise sizi Kaadir-i Mutlak olan Balayc'ya aryorum. phe yok ki sizin beni davet ettiiniz (putlann) ne bu dnyada ne de bundan sonraki dnyada bir hkmleri yoktur, (nihayet) dneceiniz yer Allah'tr ve msrifler Ate'in sakinleri olacaklardr. (M'min, 42-43) Aadaki yette, szck bir fiil halinde gzkmektedir: isref, yani olaan hududu at! Kelimenin getii konumdan aka grld gibi burada atf, tm yaamn Allah'n indirdii yetlerden tamamiyle bihaber olarak lgnlk ve sefahat ile geirmi Ayetlerimiz sana geldi, fakat sen aldr etmedin! denmektedir bir kiiye yaplyor. Tabii bu, yukarda ayrntl olarak akladm gibi, ne eksik ne fazla, kfrn kendisidir.
236

te biz dnyada israfa dalan ve Rabbinin ayetlerine iman etmeyenin dln byle veririz. (Th, 127) Bu bal, msrif kelimesinin, son derece bariz bir biimde, Allah'n ak bir yasana kar isyan ederek'arlklar yapmay ifade ettii bir blm aktararak kapatacam. ylece srail Oullan iin yazdk ki her kim, ldr len birisi iin, ksas veya lkede yaplan bir bozgunculu un karl olmakszn bir adam ldrrse, btn insanl ldrm saylacak ...... Elilerimiz onlara aikr al metlerle geldiler, ama onlarn birou ondan sonra bile is raf srdryorlar. (Msrifn). (Maide, 32)

237

IX. DNDE

RYA

Bu ksa babn konusu nifak kavramnn semantik ahlili olacaktr. Bu szck ngilizce'ye teamlen 'riya- olarak tercme olunmaktadr. Mhim olann, ngilizce'deki ikiyzllk (hypocrisy) ile Arapa'daki nifak arasndaki anlam beraberlii deil de, bu ikincinin yaps olduunu hatrdan karmakszn, anlatm kolayl bakmndan, karlk olarak bu ngilizce kelimeyi (hypocrisy, ikiyzllk) kullanacaz. Kabaca ifade edersek. nifak'm esas kalben ve gizliden gizliye inanmaz iken, dil ile iman ikrarnda bulunmaktr. Bu nedenledir ki, fkn tipik niteliklerinden biri durumundaki 'dini mes'elelerde ameLsz uyumazl'C 1 ), nifak'm anlamndaki en temel edir. -kiyzller faskdrlar. eklinde alen bir hkm tayan mhim tir yeti aktarm bulunmaktaym. (Tevbe Sresi, 68/67) Benzer ekilde, mnafikn Suresinin 6 nc yetinde din konusunda ikiyzllk edenler hakknda aadaki kaydadeer szleri grmekteyiz: (Ey Muhammedi sen onlarn affedilmeleri iin dua etsen de etmesen de hepsi bir, zira Allah onlan kat'iyyen balamayacak. Allah fasklara dellet etmez. (Mnafikn, 6). Ama bu tr itikadi mrailiin hikyesi bu kadarla kalmamaktadr. Fsk ile btn btn akmak yle dursun, nifak szcnn son derece kendine mnhasr bir anlam yaps vardr.- hakikaten, yle nevi ahsna mnhasr bir yap ki bazlar nifak', kfr ve iman ile e dzeyde
(1) Yukarya bkz. Vili. Blm. 238

tutup bunlarla birlikte tm slmi ahlk disiplinini bellibah blgeye ayracak bahbana bir kategori olarak kaale almann gerekli olduuna kanaat getirmilerdir. Ama bu tr itikad mrailiin hikyesi bu kadarla kalmamaktadr, .'isk ile btn btn akmak yle dursun, nifak szcnn son derece kendine mnhasr bir anlam yap vardr: hakikaten, yle nevi ahsna mnhasr bir yap ki bazlar nifak', kf r ve iman ile e dzeyde tutup bunlarla birlikte tm slmi ahlk disiplinini belli bal blgeye ayracak bahbana bir kategori olarak ele almann gerekli olduuna kanaat getirmilerdir. Bu gre gre insanlar ana kategoriye ayrlacaklardr: (1) m'mn, (2) kfir, (3) mnafk. slnm ilk alarnda bu grn en kaydadeer temsilcisi Hasan elBasri'dr. (2) ok sonra, Fahreddin El-Razi Byk Tefsirinde, iman ile belli olan m'min'in. kalp ve vicdan dinen temyiz ve halis olan kii olduunu yazmtr; kfir, mtemayiz vasf iman etme konusundaki inat ayakdirey olan kii; nnafk ise (nifaka tekabl eden bir sfat-fiil) kendisine m'min grnts veren fakat vicdan buna kar olan kiidir. (3) Nifak'n kfr ile ortak pek ok yan olduunu inkr edemeyiz, nk netice olarak, bu. inanszln zel bir eidinden baka hibir ey deildir. Bu nedenle da Kur'an'n bu ikisi arasnda hibir esasl ayrm yapmyor gzkmesi pek artc deildir. Bylelikle aadaki rneklerin birincisinde, -inansz, lar- ile mrailerin Allah'n dmanlar olarak ayn kaba konulduklarm grrz.
Ey Nebi, kffar (kfirin oul hali) ve mnafikn (l.) ile mcadele et ve onlara kar sert tavr takn. Kt bir yolculuun sonunda Cehennem onlarn kalaca son yer olacak. (Tahrim, 9)

Bu son husus, yani Allah'n mnafklarn nihai yur-

te) Ritter'in bahsi geen eserinde. (3) Fahreddin El-Razi. Tefsir El-Kebir, II. Sure 7/8. yetin tefsin.
239

dunun Cehennem Atei olaca ile ilgili emri, nifak ile kfrn esastaki rabtalarn ortaya koymas bakmndan ilgintir ve nedeni de, ortak cezann, bu ikisinin cezaca tr ve derece bakmndan eit olduunu ima ediidir. IV. Sure'nin 144./145.. yetinde syle dendiini gryoruz: -Yemin olsun, Mnafikn Ate'in en dibinde olacak. Onlar iin herhangi yardmc da bulamayacaksn. (Nisa. 145) Bundan sonraki alntda, ki hemekadar mnafk szc ismen gemiyorsa da alenen mrailere atfda blunmaktadr, nifak kfr ile daha direkt biimde czdeleir durumdadr . Ey Resul, seni zmesin birbirleri ile kfrde yaranlar, azlan ile yalancktan Biz inanyoruz, deyip de kalpleri iman etmeyenler. (Maide, 41) Hal bu iken, Arap filologlarndan bir blmnn nifak kfr'n eitlerinden biri addederek ona kfr el-nifak kfrn nifak tr demi olmalar son derece tabiidir. Fakat buna karn yine de, belli bir ac mevcuttur ki bu .adan, nifak'n inan ve kfr arasnda bamsz bir semantik kategori olarak ele alnmas daha mnasip gzkmektedir. Size nce, nifak'n iki an kutup arasnda gidip gelme yani orta-yerdelik doasn ak bir ekilde gsteren bir rnek vereyim. Mnafklar Allah' kandrmak peindedirler, oysa esasnda Allah onlan kandrmaktadr. Namaz iin yerlerinden kalktklarnda, insanlar grsn diye istemeye istemeye kalkar, Allah' da ok az hatra getirirler, tereddtdedirler, ne bu yana (ne tekine) ne bunlara ne de unlara. (Nisa, 142-143) Ayn ey bundan sonraki rnek iin de varittir. Sz konusu para hakik m'min'ler ile bu yeni dine sadece dilleri ile hizmet edenleri birbirinden ayrmak babnda bulunmaz bir frsat ile, yani gelimelerin Muhammed ve tebaamn aleyhine dnd mehur Unut sava ile ilgi. lidir.
.240

ki ordunun kar karya geldii gn olan hdise, (gerekten) iman edenleri, ikiyzllkle (nfeku, fiilhali) (iman ediyor) grnenlerden ayrsn diye Allah'n izniyle hasl olmutur. Bu ikincilere -Gelin, hadi. Allah yolunda savaalm. veya (kfirleri) pskrtn. dendiinde, dediler ki: Savamay bilsek muhakkak sizin peinizden gelirdik. O gn, kalplerinde olmayan ite byle azlan ile syleyenler, Kfr'e iman'dan daha ziyade yakndrlar. Ama Allah onlarn ne gizlediini en iyi bilendir. -l-i mran, 166-167) Bu para, unu aka gsterir gibidir ki, nifak'n semantik kategorisi hi de yle kfr ile iman arasnda su szdrmaz bir blme olmayp daha ok, belirsiz hudutlar olan geni bir anlam sahasdr. Tbir caizse bu, elastiki, alglanmakszm kfr'e veya iman'a girecek ekilde her iki yne uzanabilecek, gze arpc derecede dinamik bir doaya sahip bir kategoridir. Baz durumlarda nifak, adet inancn orta yerinden neet ettii izlenimi vermektedir. Bir m'min inanna uygun tarzda hareket etmedii zaman, nifak yolunda ilk adm atlmtr bile; o hl bir m'mindir ama davran Allah indinde son derece tiksinti uyandrcdr. Bu hususu aadaki rnek ortaya koymaktadr. Ey iman edenler, niin ilemediiniz ileri sylyor, sunuz? Sizin yapmadnz eyleri sylemeniz Allah indinde son derece nefret uyandrc bireydir. (Saf, 2-3) Burada siz iman edenler ifadesine dikkat ediniz; bu, Allah'n bu insanlan m'min olarak grp onlara ylece hitap ettiini aka gstermektedir. Kur'an'a gre bu tr tutumun menei, phede, insan slm inann kabullendikten sonra dahi kalbi kemiren, Allah'n vahye ttiinin doruluu konusundaki o nyargc phededir. Bize, erkek olsun kadn olsun (mnafikn, ve mnafkat) Kyamet Gn btn ikiyzllerin, Ate'in kenarnda dururken, Cennet'e giden m'minlere Bekleyin, bizi bekleyin, fani dnyada birlikte deil miydik? diye sesleneceklerini, buna m'minlerin u ekilde cevap verecekleri
241

sylenmektedir. Ya, evet, fakat siz batan ktnz; tereddt ettiniz ve kuku duydunuz (irtebtum); bo mitler nihayet Allah'n Hkm Gn gelip atncaya kadar sizi oyalad. Aldatc (eytan) Allah hakknda sizi kandrd. (Hadid, 13-14) Kfre doru bir adm daha atld zaman, yani kii yapmad eyin lfn ettiinde artk gerek bir mnafktr. Yukanda anlatlan tip, slm'n orta yerinde Allah hakknda pheler duymaya balayan birisi idi. imdi anlatacam tip ise, batan sona slm itikad haricinde kalrken, aktan aa kfir olduklarn iln yerine, slm' sureten kabul edip, inan libas altnda her trl erri ileyenleri temsil ediyorlar. Kur'an'da bu tipik mraiilerin, baz son derece ilgi ekici anlatmlar yer almaktadr. Nifak'n gerek doasn a kavuturmaya zellikle msait rneklerden burada ikisini veriyorum: (Ya Muhammed mrailer (mnafikn) sana geldikleri zaman senin muhakkak Allah'n Resul olduuna ahadet ederiz. derler. Ama senin Kendisinin Resul olduunu Allah biliyor, ve Allah mrailerin hepsinin yalanc (kzibun) olduuna ahittir. tikad (iman) perde yapp (insanlar) Allah yolundan alkoymaya alyorlar. Yemin ederim ki, yapageldikleri bu ey ok ktdr. Btn bunlarn sebebi, onlarn iman kabul edip, sonra da dinden dnmeleri (keferu)dir, bu yzden onlarn kalpleri mhrldr. Hibir ey anlamasnlar diye. Sen onlan grdn zaman, d grnleri seni ok memnun edebilir, ve se. ninle konutuklar zaman, sylediklerine kulak verirsin. Fakat (gerekte) dikili ktkler gibidirler. kan her tn tehlike olduunu sanrlar. Bunlar (gerek) dmandrlar dikkat et. Allah yoketsin onlan. Ne sapktrlar. Ve kendilerine Haydi, gelin, Allah'n Resul sizin balanmanz iin dua edecek. dendii zaman, balan m evirirler ve kibirle kabararak (mstekbirn) dnp gittiklerini grrsn. (Mnafikn, 1-5) Aadaki blm nifak szcn aka anmyor, ama hi kimse bu blmn somut kelimelerle ikiyzl*
242

1er-in en tipik almetlerini anlattn inkr etmemektedir. Biz Allah'a ve Kyamet Gnne iman ediyoruz. derler. Ama gerekte inan sahibi (m'minn) deildirler. Ancak Allah' kandrmaya almaktadrlar. (Bakara, 8-9) M'minlere rastladklar zaman, inanyoruz derler, oysa eytanlar (nderleri) ile, yalnz kaldklarnda, Biz sizinleyiz. Onlarla ancak alay ediyoruz derler. (Bakara, 14) Onlara Bakalarnn iman ettii gibi siz de iman edin. dendiinde cevaplan, Ahmaklar nasl iman ediyorsa, biz de yle iman m edelim?dir. Gerek u ki, aptal olan on. lardr da, bilmezler. (Bakara, 12/13) Onlar fesat karyorlar (mfsid), fakat haberdar deiller. Kendilerine lkede bozgunculuk etmeyin. dendiinde, Biz hayrdan baka bir i yapmyoruz. derler. (Bakara, 11-12) Onlarn kalplerinde doutan iyilemez bir hastalk vardr, Allah da kt tavrlar yznden bunu arttrmtr. (Bakara. 9/10) Bu kalbde hastalk yahut -illet (maraz) olduu eklindeki mecaz, nifak'n anlam binasndaki en nemli elerden biridir. Esasen Kur'an'da, mnafklan belirtmek iin kalblerinde hastalk olanlar eklindeki tabirin srekli yinelenerek ve mnhasran kullanldna ahit olmaktayz. Onlar ate yakan bir adama benzerler, evre aydnlan. d zaman Allah onu sndrr, adam da karanlkta kalr, sar, dilsiz ve krdr, geri de dnemez. (Bakara, 17) Allah onlarla istihza eder ve onlar tacizkrlk (tu. yan) iinde gzleri kr bir halde gezindirir. Bunlar ilah delaleti brakp da o fiata sapkl (dalalet) almlardr. (4) (Bakara, 15-16)
(4) Gerek tuyan gerek dalaletin yukarda VII. Bolm'de kfr' n tipik nitelikleri eklinde tahlil edilmi olduklarn hatrlamamz gerekir.
243

Sanrm ki bu ksm herhangi bir uzun mtalaadan dalia iyi bir ekilde, hem nifak'n kfr ile paylat ortak zellikleri, hem de hemen sadece nifak'a has olan nitelikleri ortaya koymaktadr. Balangta, nifak (veya mnafk) szc Peygamber Mekke'den kendi ehirlerine g ettii zaman O'nn kampna katlan baz Medine vatandalan iin kullanlma benzemektedir. Kendisini Allah'a ve Resul'e kar sarslmayacak derecede gl bir iman ile izleyen Mekkeli m'minlerin dikkati ekecek kadar tersine, Medineli m'minlerin pek ou imanen gzebatar bir arzusuzluk iinde idiler. Ve srekli bu yan ile teki yan arasnda tereddtler geiyorlard. Bu insanlar iinden Allah'a kkl bir inan olmakszn slm' kabul etmi olan bazlar frsat olarak kaldlar. Muhammed'in bana gelen en ufak ters i onlarn zihinlerinde pheler uyandrmaya ve Allah'a olan inanlarn sarsmaya yetmekteydi. Mnafk szc grne gre ilk olarak bu tip Me,. dinelUer iin kullanlm gibidir. Ancak hdisenin tabiatna baktmz zaman grrz ki, nifak bu Medine'li mtereddit mslmanlara mnhasr klnamaz. Esasen, Tevbe Sresinde, baz Bedevilerin davranlarnn nifak mahiyetli olarak tanmlandn grmekteyiz. Sz konusu bahiste: Bedeviler ekseriya kfr ve nifak bakmndan daha inat ve Allah'n hudutlarn kabul bakmndan da daha az mtemayildirler denmektedir. (Tevbe, 98/97) 102/101. yette de: Senin etrafndaki baz Bedeviler mnafktr. (102/101) ifadesi vardr. Tek kelime ile, kalblerinde kasvet dolu bir kuku-hastalk-beslemekte olup yine de sadk m'min gibi grnmeye alanlar mnafk ismini tam olarak hakketmektedirler.

244

X.

M'MN KMDR?

Nasl kf r, grm olduumuz gibi ayplanacak vasflar krresine dahil tm zellikleri evresinde barndran dayanak noktasn tekil etmekte ise, inan ya da -itikad yani iman da, olumlu ahlki deerlerin tam mns ile merkezidir. man, tm slmi erdemlerin kt kaynaktr; hepsini oluturan odur, ve slm'da Allah'a ve Vahiylerine kar iten bir inana dayal olmayan . hibir fazilet dnlemez. man'n kendisinin semantik yapsna gelince, tm esasl hususlar zaten bildiimizi syleyebiliriz nk olumsuz deerlendirme bildiren ana terimleri semantik adan tahlile gayret ederken ayn zamanda slah anlamda gerek m'mini'n tipik niteliklerini, hani kar cepheden, betimlemi de bulunmaktayz. Bu yzden bu blmdeki asli iimiz, yalnzca kfr ve onun deiik cepheleri konusunda her ne sylemisek, onu kar zaviyeden ki. saca ve yeniden tetkik etmekten ibarettir.
deal M 'm i n

Kur'an'n grne gre, nasl biri iman etmi kii dir? man'n tipik zellikleri nelerdir, yahut neler olmaldr? Tek kelime ile, ideal bir m'min'in toplumsal ve itikad davran ekli nasl olmaldr? Bunlar bizim iman hakknda sormamz gereken son derece mhim sorulardr ki sadece genel' olarak deil ayrca zel ve belirli bak amzdan byle yapmamz gereklidir, nk bunlara verilecek cevaplar, akabinde Kur'an metinlerinde iman ve m'min anlamlarna gelen kelimelerin semantik muhtevi245

yatlarm tyin edecektir. manm yalnzca dini cepheleri ile mtala olunduu bir blm ele alarak sze balayalm. Gerek m'minin kelimelerle hemen hemen ek. siksiz bir tanmn salad cihetle bu parann bizim aratrmamz asndan zel bir yen vardr. (Gerek) m'min'ler ancak onlardr ki, ne vakit Allan anlsa, kalpleri rperir, ve O'nun yetleri onlara okun. d zaman imanlarn artnnr, ve mitlerini Rablerine balarlar, ve (sadaka olarak) Bizim kendilerine bahsetmi olduumuzdan harcamada bulunurlar. Bunlar hakiki anlamda (hakkan) m'min olanlardr. (Enfal, 4) Bu szl tann, kelimenin- gerek anlamnda M' min kii-yi, sahiden muttaki, Allah'n adnn anlmasnn bile kalbinde derin bir huu hissi uyandrmaya yettii, ve tm yaam o kkl drstlk haleti ruhiyesince tanzim olunan bir insan olarak resmetmektedir. Bundan sonraki alnt, takv'nn daha ziyade d tezahr ile alkahdr. (Hakiki m'minler) piman olup (Allah'a) rc edenler, (O'a) kulluk edip, (O'nu) ycelten, oru tutan, eilen (rk), alnn yere yaptran -(secde), h ay n tavsiye eden, erri yasaklayan, Allah'n hudutlan dahilinde kalanlardr. M'min'1re (m'min'in l.) mjde ver. (Tevbe, 112) Gerek inan, insanlar hayrl iler ilemeye tevik eden en gl saik grevini grmelidir; yoksa, o inan sahih deildir. Allah nndeki temel duygu olan nedamet ve huu, Allah'n iradesi karsndaki sorgusuz itaat, ilhi nimetler karl can-u gnlden hissedilen kran, slmi inan en li biiminde saptayan btn bu eler, zaruri olarak, bundan sonraki blmde tetkik edeceimiz ilhi kabule haiz -gzel iler (salihat)ta vcut 'bulmak zorundadr; dahas, bunlann hayatn olaan insani ilikileri erevesinde hemen her fiilde ifadelerini bulmalar gerekiyor. nancn gzel iler ile olan bu gzel rabtas, daha sonra lhiyat'ta Mrciye'ciler iman'm amelden tamamiyle bamsz olduunu iddia ederek soruyu daha keskin bir
246

biimde ortaya koyduklarnda, kayda deer bir ehemmiyet kazanyor; kii ne gnah ilerse ilesin, bu, eer iman yerinde ise, o kiinin hakiki bir m'min olmaklna etki etmemektedir. Bu soruna, bundan sonraki babda baka alkal kavramlarla birlikte salihat, -hayrl ameller kavramn tetkik ederken yeniden bakacaz. Burada Kur'an'dan, iman olgusunun bu ksmn aydnlatacak olan iki blm aktaryorum. Bu alntlar, hakik m'min'lere zellikle yaraan fiilleri sralamaktadr. Rahim'in kullan (gerek m'min'ler) dnya zerinde tevazu ile adm atan ve cahiller kendileri ile muhatap olduklarnda onlara, selm (etle kaln). diyenler, Geceyi Rableri huzurunda ayakta ve secdede geirenler, Rabbimiz, bizi Cehennem azabndan uzak tut. Dorusu, onun azab korkun bir ikencedir. Ne kt bir yurt ve ne kt bir ikametghtr o diyenler, Harcama yaptklar zaman ne ly karan (israf, yukarda anlatld gibi) ne de esirgeyen, bunun yerine iki (an u) arasnda uygun bir tavr taknanlar, Allah'tan bakasndan medet um (arak onun adn an) mayan, hakl bir sebep olmakszn, Allah'n ldrlmesini yasakla (haram kDd bir canly ldrmeyen, zina da etmeyen, Yalanc ahitlik etmeyen, ve faydasz konumaya ahit olduklar zaman vekarla geip giden, Allah'n yetleri kendilerine hatrlatld zaman, gz. Ieri kr ve kulaklar da sar olmayan, Ve yle diyenlerdir: Rabbimiz, bize zevce ve evlt sevinci ihsan et ve bizi (Sen'den) korkanlara rnek kl. (Furkan, 63-68; 72-74) zetle diyebiliriz ki, bu paraya gre, ideal bir m' min'de bulunmas makulen umulabilecek nitelikler unlardr: Temel tavr olan hilm; srekli kulluk vazifeleri; Hesap Gnnden korku duymak; sahih takva gstergesi amellerin en nemlisi olarak infak, ama, ii Cahiliye'nin kont247

rolsz ve vnl eli aklna vardrmakszm, Allah'n iddet ve kat'iyetle yasaklam olduu Cahiliye fillerinden, rnein, irk'ten, hakl bir sebep olmakszn bir canly ldrmekten, zinadan, saknmak; yeminli olarak yalan sylemekten ve gevezelikten kanmak; vahiy kelamnn derin mnsna kar hassas bir alka; ve Ahiret'in verdii mide dayal olarak bu dnyada sknet ve huzur iinde mutlu bir hayat. Bir sonraki parann verdii ideal m'min portresi z olarak ayndr. yle deniyor: Tevazu ile dua eden, bo lftan uzak duran, infakta geri kalmayan, karlan ve sa ellerinin altndaki (kleiler hari iffetlerini koruyan ... yapt anlamaya ve verdii sze sadk, namaz konusunda son derece dikkatli olan m'minler kurtulua ereceklerdir. Bunlar Cennet'i miras alacak olan varislerdir ve orada ebediyen kalacaklardr. (M'minun, 8-11) Tamamlamak iin, biz bu portreye son bir hususu ilave edebiliriz. Burada aklmda olan ey, Ahzab Sresindeki ksa bir blmdr ki, orada, her ne olursa olsun Allah'n emirlerine mutlak boyun eme, gerekten sahih inann vazgeilmez art olarak tm m'minlerden beklenmektedir. Erkek olsun kadn olsun, bir m'minin, Allah'n ya da O'nn ResuTnn kararlatrm olduu herhangi bir mes' elede kendi seimini yapmas yakk almaz. Her kim Allah'a ve Resulne itaatsizlik ederse, o gerekten arp aikr bir hataya dmtr. (Ahzab, 36) Kur'an grne gre ideal m'minin genel resmini verdiime gre, imdi, sze, Kur'an'n .hakiki m'min'in tipik vasflan snfndan olmak zere zellikle vurgulad baz ahs keyfiyetlerin daha ayrntl bir tahlili ile devam etmek istiyorum.

248

Kfr'n

A n t i t e z i

Olarak

man

Kfr'n, iman.in kmil zdd olduu, zerinde durmak gerekmeyen ak bir husustur. Sanrm slm grte, tm insani vasflarn birbirine temelden zd iki ahlki kategoriye ayrlmasna yarayan nihai arn, iman ile kfr arasndaki bu temel kartln temin etmekte olduu yeterince akla kavuturulmu durumdadr. Bu temel ikilem tm slmi ahlk sisteminin barn telidir. Kur'an'in her yerinde bu temel zdlam sezilebilir. Ben burada en tipik misallerden birka tanesini vereceim. Yemin ederim ki, Allah iman edip (anenu) hayrl iler ileyenleri (salihat) altndan nehirler akan Bahelere kabul edecektir, bu dnyada hayatn tadn kanp sr gibi yeyip ien kfirlere ise Ate ikametgh olacak. (Muhammed, 13/12) Burada m'min ile kfr arasndaki kkl kontrastn iki esas noktaya nazaran ortaya karld belirtilebilir: (1) Bu ikisinin 'bu dnyada yaptklar asndan m'min' in ilgisi sadece takva ile ifade edilecek ileredir, kfir ise gnlerini dnyevi zevklerin peinde geirir; (2) Kyamet Gn ellerine ne getii asndan m'min Cennet'ie dllendirilecek, kfir ise Cehennem'e gidecektir. Ayn ey aadaki alnt iin de byk lde geerlidir: man edip gzel iler yapanlar yemyeil ayrlarda sevin iinde olacaklar. man etmeyip yetlerimizi ve Ahiret'teki karlamay yalan sayanlar ise Cehennem azabna urayacaklar. (Rum, 15-16) Mteakip rnekte, ayn kartlk cihad edilen Yol konusunda bahis mevzuu edilmektedir. man edenler (amenu) Allah'n, etmeyenler (kefeni) ise taptklarnn yolunda cihad ederler. (Nisa, 76) Bundan sonraki iki rnek, kfr ve iman' birbirini takip edi asndan tanmlamakta, yahut daha somut konumak gerekirse, her ne kadar anlatlan durum erevesinde bu ikisinin ayn anda bir tek ahsta kaim olmasnn zaten hibir olana yok ise de, bu rnekler kfr ve iman'
249

m kiinin sra ile sahip olabilecei iki zd ahsi nitelik olduuna dikkat ekmektedir. Yani srekli oiarak kfr'e sapma tehlikesi vardr. -Ey iman edenler (amenu), eer siz kendilerine Kitap verilmi olanlarn bir blmne uyacak olursanz, onlar sizi iman ettikten sonra (ba'ade imanikum; tam anlam inancnzdan sonra) kfr'e dndrrler. Allah'n yetleri size okunur ve siz de iitir iken, bir de O'nun Besul' aranzda bulunmakta iken nasl olur da iman etmezsiniz; (tekfrne) (l-i mran, 100-101) Her kim iman ettikten sonra Allah'a iman terkederse (kefem) cebir nedeniyle (yle yapan) ve imannda kalben hibir deime olmayan hari ve kfr'de huzur.u kalb bulursa, ite Allah'n gazab byleleri zerine olacak ve onlar mthi bir cezaya arptrlacaklardr. CNahl, 108/ 106) man pahasna kf r satn almak-, Kur'an'da slm terkedip irke girme anlamnda kullanlan son derece tipik bir tabirdir. Yemin ederim ki, iman' verip kfr' alanlar var ya; onlar Allah'a hibir zarar vermiyorlar, ve onlar zdrap dolu bir cezaya arptrlacaklar. (l-i mran, 177) ayet bu ekilde iman, kf r ile taban tabana zt ise; ayn terimi kf r ile az-ok anlamda olan baka dini-ahlki kavramlara -da zd konumda grr isek armamz iin hibir neden yoktur. M'min olanla fask olan bir midir? Bunlar msavi olamazlar! (Secde, 18) IX. Blmde detayl olarak ele alm olduumuz fask, burada kfirin yerine, iman edenin kart yaplmtr. Bundan sonraki rnekte, kfr, fsk, ve isyan (bakaldrma yahut terk-i itaat) bir btn halinde iman'm karsna dikilmektedirler.
Allah, iman' aziz klm ve kalblerinize ho gster, mistir, kfr, fsk, ve isyan'dan ise nefret ettirmitir. (Hucurat, 7)

250

slm ve Mslim

Daha evvelki bir blmde grdmz gibi, (islame fiilinden gelen) slm, kelime anlam olarak boyun eme ya da kiinin kendi varln (nefs) tmyle bir bakasnn iradesine teslimi (terki) anlamndadr ve gramer bakmndan slme'nin fi-sfat ekli durumundaki mslim de teslim olmu (etmi) kii 1) demektir. Bu terimlerin byk ehemmiyeti u malm hakikatten bellidir ki, slm bu dinin bizzat addr, mslim .msliman) ise Nebi Muhammed tarafndan kurulmu olan diy cemiyetin bir ferdidir. Bu garip teslimiyetlerin menei Kur'an'n kendisindeki bir blme dek gtrlebilir. Sz konusu blm zellikle bizim gayemiz asndan da nem tamaktadr, nk genel konumu, slm szcnn anlamna duhul bakmndan son derece tenvir edici bir bak salamakta.
yle de: Biz Allah'a, ve bize indirilmi olana. brahim'e, smail'e, shak'a ve Yakub'a ve Boylara indirilmi olana, vt Musa'ya, sa'ya ve Nebilere Rableri Katndan indirilmi olana iman ediyoruz; onlarn aralarnda hibir aynm gzetmeyiz, nk biz O'na teslimiz (lehu muslini n). Her kim de Teslimiyetten (slm) baka din sahibi olmay istiyorsa, o dini makbul olmaz ve kendisi de kaybedenlerden olur. (l-i mran, 84-85)

Kur'an'da zikrolunan son derece garip bir vak'a vardr ki burada l Araplarnn, tiynene atfen, islm fiili iman fiilinden kesin olarak ayrdedilmektedir. slm'n, inantaki sadece bir ilk adm ve kalbe derinlemesine, nfuz etmemi s bir inan olduu sylenmektedir. Bylece, btn m'min'ler doal olarak muslinidirler fakat bunun tersi her zaman doru deildir.
Bedeviler diyorlar ki: Biz iman ettik, (amenna). (Ya Muhammed) yle de onlara : Siz daha iman etme. ( ) slm kavramnn kendisinin daha detayl bir analizi iin iin bkz. ahsma ait Kur'nda Allah ve nsan adl eser. VIII. Blm. 251

diniz. Daha ziyade yle deyin : Biz teslim olduk nk iman daha sizin kalplerinize ilemi deildir... (gerek) m'min'ler (m'min'un) ancak onlardr ki, Allah'a ve El. iine iman ederler, sonra da phe etmezler, Allah yolunda mallaryla ve canlaryla mcadele ederler. te (ancak) bunlar haikkatli mzminlerdir. (sadk). (Hucurat, 14-15) Ancak, burada sz edilen slam'n, zellikle resmen inan bildirisinde kullanlan -Teslim oldum. (slamtu) formlne atf olduu aklda bulundurulmaldr. Grne gre, anlatlmak istenen sadece bir kimsenin mslman camiasna katlmasnn, onda kalimenin gerek anlamnda iman olduunu garanti etmediidir. ada dilbilim terminolojisi iinde, eslamtu (Ben teslim oldum) lafznn performatif, konumacy balayc bir tip konuma olduunu syliyebiliriz. Yani, eslamtu diye beyanda bulunmak sureti ile, ahs kendisini gelecekte belli bir ekilde davranta bulunmaya icbar etmekte yahut ta belli bir tavr ya da niyet sahibi olduunu anlatmaktadr. Ama btn perfbrmatifler gibi, eslamtu ifadesi gayri samimi olabilir. C1) Tabii bu, kiinin nefsini iten ve btn ile Allah'a teslim eylemi olarak slm'n yksek dini deerinden hibir ekilde birey eksiltmez. Bu blm Kitab mesnedi klarak El-Buhari, iki tr slm arasnda aynm gzetmektedir ki, bu bana da son derece makbul gzkyor. (1) slm'n ekli ve sathi tr, ki saiki tamamyle dinsel olmayan birey, rnein (mslmanlarca) ldrlmek korkusudur. (2) Hakiki slm, (el-slm l el-hakika) Onun grne gre, l-i mran Sresinin 17./19. yeti slm'n bu ikinci trne atf dr. inn ed-din indellah el-slm. - phesiz, Allah nezdinde din slm'dr. (3) Bu anlamda, slam, bu dinin iman'dan daha az nemli
(2) Bu tr konuma konusunda yaplm ilgin bir tetkik iin bkz. Dr. Donold Evans, Nefsi Kayt Altna Almann Mant. (Londra, 1963), S. 11-78 (3) 1 Kirmani erhi ile Sahih el-Buhar. (Kahire, 1939), I, 128. 252

olmayan nemli bir esidir. Yalnz, ilkinin semantik binas sonrakininkinden tamamiyle farkldr. nk adnn bile ifade ettii gibi, slm V. blmde ayrntl olarak ele alm olduumuz tevazu, tahamml (sabr), itikad (gven) yardmlama (hereyi kendinden beklememe), vs. gibi fikirler zerine bina edilmitir. te bu kelimenin kullanlna dair aydnlatc ve Kur' .an'i din anlaynda tevazu ve teslimiyetsin tm ehemmiyetini aa karan bir rnek :
brahim smail'le birlikte Kabe'nin temelini attnda, (yle dedi): Rabbimiz, (bunu) bizden kabul buyur. Dorusu, Sen Duyan, Hereyi Bilensin Rabbimiz, iki m i/i Sana mslim (boyun emi) kl, ahfadmzdan da Sana boyun emi bir topluluk (mmet mslime) olsun, ve bize ibadeti ret, ve Yzn bize evir (bizi bala). phesiz, Sen Gafur, Rahim'sin. Rabbi ona, Teslim ol. (-slim) dediinde, Ben btn mahlkatn Rabbine teslim oldum ( elemtu) dedi. brahim ayn eyi yapmalar iin oullarn daikaz etti. Yakup ta ayn ekilde yle dedi- Oullarm, Al. lah (hakiki) din iin sizleri seti. Bunun iin teslim olmu kiilerden (mslimun) baka birey olarak lmeyin. (Bakara, 121-122, 125-126/127-128, 131-132)

Bu nemli blmde, teslim olmann derin dinsel anlam byk bir aklkla kendini ortaya koymaktadr. Teslim olma fiilinin hemen (gerek) din ile zdeletirildii de belirtilmelidir. Teslimiyet'in, biraz evvel aktardmz Hucurat Sresinin 14-15. yetlerinin hkmettii gibi iti. yaksz ve sun' bir inan tr, yahut inann ilk acemice adm olmak yle dursun, bizzat tm slm dininin zerine bina edilecei temel olduuna ahit oluyoruz. Aadaki parada, mslim, doru yoldan aynlan (ve netice olarak hakszlklarda bulunan) mnsndaki kasit ile zdlatnlmakta ve slm'n izlenecek tek doru yol ol. cluuna dikkat ekilmektedir.
phesiz bizim bazlarmz mslimun, bazlarmz da kasitun. Ama teslim olanlar (eslame) doru yola girmi, kasitun ise, Cehennem'e yakt olmulardr. (Cin, 15)

253

Buradaki Teslimiyet insann btn varln Allah'a, ve sadece Allah'a teslim etmesi demek olduu iin irk karsnda uzlamac bir tavr taknmas halinde bir mslim kendisi ile aktan aa elikiye decektir. Bu mnda mslim, mrik'in tam kartdr. Bana teslim olanlarn (eslame) ilki olmam iin emir geldi. (Allah diyor ki, ey Muhammedi ortak koan (puta tapan, mrikun) dan olma.- (En'am, 14) Byk ihtimalle, Mekke ann sonlarndan itibaren Kur'an'da kullanlmaya balayan sorunlu Hanif szcnn, bu, hakiki yahut doru dinin, yalnzca Allah'a kar olan yani btn ile tektannc Teslimiyet olduu eklindeki kavray ile epey ilgisi vardr. Kur'an'daki fiili kullanmndan varabildiimiz yargya gre. kkenleri (etimolojisi) ne olursa olsun, hanif ( 4 ) szc din bir terimdir, ve baka nosyonlar yannda u fikirleri de bnyesinde barndrmaktadr: (1) Her insann doal yapsndaki Tek Tann'ya inanma eiliminin derinine kk salm bir gerek din fikri, (2) Tek Tann'ya mutlak mnda boyun eme nosyonu, (3) Putperestlie zd olu. Bu kavray bakmndan, henz grm bulunduumuz gibi, ilk mslim olan brahim'in ideal hanif tipi veya bu kavramn timsali kln son derece ehemmiyetlidir. Kur'an srekli olarak brahim'in mrik olmak yle dursun, ne bir yahudi ve ne de bir Hristiyan olmadn, ancak dnerek ve aklederek irkin beyhudeliini kefetmi bir hanif olduunu vurgular. ( s ) Ben burada konumuzla fevkalde rabtalr birka rnek vereceim. Yemin ederim ki, brahim bir timsaldi (mmet) C), (4) slm-ncesi Hanif Hareketi'ni Allah ve nsan adl eserimde ele aldm. IV. Blm. 5. Bend (5) Kyasl. XXI. Sre, 51./50. den itibaren,- VI, 74'ten itibaren. (6) Mfessirler arasnda, bu szcn bu konumdaki doru an lam konusunda hayli anlamazlk mevcut. Bazlar szc en olaan mns olan -millet yahut topluluk olarak alyorlar, ancak bu ok garip bir anlam veriyor. Ben bura da daha makul bir yoruma tabi olmaktaym. 254

Allah'a boyun een bir hanif (ti), putperestler (mrikin) den de deildi, her daim O'nun nimetlerine kar kredici (akir) idi. O da onu seti ve dzgn bir yola koydu... Sonra (Ya Muhammed) sana unu vah y ettik : -brahim'in dinine uy, o hanif'ti ve asla bir mrik deildi. Aadaki alntda hanif ve mrik'in kavramsal zddiyeti zellikle vurgulanyor. Yzn bir hanif olarak sebatla dine evir ve putlara tapanlardan (mrikin) olma ve Allah'tan baka, sana ne fayda temin edecek ne de zarar veremeyecek olan eyleri (putlar) anma. (Yunus, 106) Bundan sonraki iki alnt, daha ok hanifin dininin hakiki dosdoru din olduunu vurgulamaktadr. Dahas, bunlarn birincisi, brahim tarafndan- temsil olunan safi tektanncln, eer insan ruhlarndaki Allah-vergisi gdye uyacak olsalard, tm insanlann ulaacaklar doal beeri din olduuna iaret etmektedir. Yzn, O'nun insan halkettii tabii ftrat zere bir hanif olarak dine evir. Allah'n yarat tebdil edilemez. Bu dosdoru (ya da doru-, kayyim) dindir, geri ou insan bunu bilmez ya. (Rum, 29/30) Onlara yalnzca Allah'a kulluk etmeleri hunafa (hanifler) olarak dini O'na mahsus klmalar, namaz ifa etmeleri emredildi. ste dosdoru (topluluk) budur, (buradaki kayyime kelimesi siaktan karlan mmet kelimesini niteleyici bir sfat kelime olarak tefsir olunmakta.) (Beyyine, 4/5) imdi naklettiimiz parada, Dini O'na mahsus klmak karl asli kelam muhlisine lehuel-din-dir.C7) Muhlis szc, yaklak mns her trl katmdan ari klmak (veya bulundurmak) olan ihlasa fiilinin fiil(7) Dini O'na hasretmek tabirinin Kur'an'n baz nemli yerlerinde olduka farkl bir mans vardr, ki ben buna geici tektannclk derim. Bu olgunun teferruatl izah iin bkz. Allah ve insan. IV. Blm. 2. Bend.
255

(Nahl. 120-121, 123)

den sfat halidir. ngilizce'ye bazan, az ok doru bir tarzda, -samimi- eklinde evirisi yaplmaktadr. H-L-S kk, deiik biimleri ile, Kur'an'da, irkin her trlsnn zdd kavilinden, hanif teriminin anlad saf tektannc inan tipini ifade iin kullanlr. Bunun altnda yatan fikir, insann, herhangibir eyi Allah'a e koarak, dinini, hani. yabanc maddelerle kirletmekte ve safln bozmakta-dr. Sana Kitab Hakikat e indirdik. Bu yzden dinini O'na hasrederek Allah'a kulluk et. Safi (halis) din sadece Aliah'a (lyk) deil midir!. (Zmer, 2-3) Aadaki parada, a}rn dini saf tutma fiili, 'teslimiyet', slm ile ilgisi bakmndan sz konusu edilmekte, bu ikisi arasndaki son derece sk ba gsterilmektedir. -yle de : Bana, dinimi Allah'a saklayarak O'na ibadet etmem emrediliyor. De ki : Ben dinimi Allah'a has klarak O'na kulluk ederim. Siz de O'ndan gayri kime isterseniz ona kulluk edin. (Zmer, 11-12. 14-15) Aadaki alntnn, brahim'den, bizzat Allah eli ile muhlis klnm olanlardan birisi olarak bahsettii belirtilebilir. Kendilerine kudret ve keskin gr ihsan ettiimiz kullarmz brahim, shak ve Yakub'u hatrla. Yemin edertm ki Biz onlar kat olmayan birey (halise), Ahire t Yurdu'nn hatrdan karlmamas, ile arnm kldk (ihiasna). (ad, 46) lahi Delalet Daha nce dalal yolu arma kavramndan bahiste belirttiim gibi, dini Allah'n rehberlii asndan anlay, Kur'an'i dncenin en tipik niteliklerinden biridir. Bu anlaya gre, slm-iman mnsnda din, kelime anlam doruya iletilmek ya da irad kabullenmek olan ihtida (fiil ekli ihtida) dan gayri birey deildir. Bu, Kur' an'da Vahyin esas olarak, inanma eilimi gsterenler iin, merhamete dayal bir yolgsterme (huda) olduu eklindeki temel vakann yalnzca bir ardmdr.
.256

Gerekten, dikkatsiz bir Kur'an okuyucusu bile, kitabn tamamnda, Allah diledii kiiye delalet eder. eklindeki ya da mantken bununla atacak mahiyette, Allah keremi ile btn insanlara yol gstermede son derece adil olduu halde, kendi iradelerine bal olarak bazlarnn bunu kabul, bazlarnn ise red ettii mealindeki temel dn, cenin yer aldn grmeden gemez. Her iki halde de, vahyedilen yetler lahi Delalettir. Eer Benden size irad (nuda) vaki olursa, radm izleyenler hibir zaman yollarn armayacak ve sefalete dmeyeceklerdir. Ama Beni zikirden yz evirenler, dara decek, ve Dirili Gn'nde onu kr olarak canlandracaz. (Taha, 123-124) Bu parann ikinci yansnda, huda irad szcnn yerini, Kur'an'da kiinin Allah' hatrna getirmesine yarayan ey anlamnda Vahy'i ifade eden olaan kelimelerin birinden baka bir ey olmayan zikr hatrlama szcnn almas, ilgin bir noktadr. Aadaki parada, vahyolunmu bir kitap tm ile delil saylmaktadr. phesiz, Biz onlara izahl bir kitap getirdik, (ger-: ek) bilgiye dayal, iman eden bir toplum iin bir irad (huda) ve merhamet olarak. (A'raf, 52) Bunun iin, insan zaviyesinden bakldnda, iman, delaleti kabulden ve dzgn yolu semekten ne fazla ne de az bireydir, kfr ise, dzgn yolu aracak ekilde delalete arkasn dnmek demektir. te insann iman fiilinin, ilahi irad fikri ile alenen rabtal grld bir rnek. Onlar Rablerine iman etmi (amune) gen adamlard, Biz de onlann iradm (huda) arttrdk. (Kehf, 13) ok bariz bir ekilde grlyor ki, buradaki irad szcnn yerini, cmlenin genel anlamnda esasl herhangibir deime olmakszn pekl iman kelimesi alabilirdi. Bundan sonraki alntda da, tm tipik yanlan ile iman, semantik adan kendilerine delalet edilenlerin haline eitlenmitir. Allah'n mescitlerine gidip gelmek, kendi kfrlerinin
257

kendileri aleyhindeki ahitleri olan putperestlere (ortak koanlar, mrikin) yaramaz... Allah'n mescidlerine gidip gelmeye izinli olan ancak Allah'a ve Yevm-il Ahire iman eden (amena) namaz eda eden, zekt veren, ve Allah'tan baka kimseden korku duymayan (yeha)dr-ite doru yol gsterilirse (muhtedn) bunlara gsterilir. (Tevbe, 18) Kendisine delalette bulunulan tabii doru yola girer. Mes'elenin bu ksm genellikle bir baka kk, R--D ile gsterilmektedir. Bu kk Kur'an'da eitli ekillerde gzkmektedir : fiil hali : resede, yaln hali : reed, rd, read, rid. Mteakip alntlarn birincisi, irad ile doru istikamet arasndaki sk semantik alkay son derece ak biimde gz nne getiriyor. Doru yola (rd) ileten (yehdi) hayret edilecek bir kraat (Kur'an) dinledik. (Cins, 1-2) M'min Sresinin 29 uncu yetinde anlaldna gre, Firavun'un tebaas iinden bir iman sahibi, kardelerini Musa mmetine hakszlk etmeleri konusunda uyardnda, ve baka eyler yannda, Allah msrif e (3) ve yalancnn byne (kezzab) delalet etmez (yehdi) de dediinde, bundan mutazarrr olan Firavun aadaki szleri etmitir: -Sa na ne gryorsan gsteren yalnz benim! Ve seni doru is^ tikamete (read) yneten (ehdi) benim! (M'min, 30/29) Aadaki iki blmde rd, bulunduu konum itibaryla srasyla nce iman ve daha sonra islm ile zdeletiriliyor. Dinde zorlama olmayacak. Doru yol (rd) eri yoldan (gay) ayrlmtr. Her kim putlara iman etmez (yekfur) ve Allah'a iman ederse, hi kopmayacak olan salam kulpu eline geirmitir. (Bakara, 257/256) phesiz, bizden bazlar teslim olmu (msliman), bazlar da adaletsizdir (kasitun) kim teslim olmusa (islame) ite onlar doru yola (reed) girmilerdir.
(Cin, 14-15): (8) Yukarda bkz. VIII. Blm 258

Allah

Korkusu

imdi iman kavramnn kendi i yapsna dnecek olursak, hereydeh evvel, Kur'an'da bu kavramn iki kilit kavram zerinde durduunu kaydedeceiz : Allah korkusu, takva, minnettarlk ve kr. Bu ara balkta bunlarn ilkini ele alacaz. zellikle Muhammed'in Nebilik vazifesinin ilk anda, Kur'an Vahy'inde dnyann sonu ile ilgili son derece etkileyici tasvirler bol miktardadr. Takva kavram da, bu genel atmosfer ile yakinen rabtaldr. Yani, bu zel konum iinde takva, Kyamet Saati'nin dehetinden korkuya kaplmaktr. Ey insanlar, Rabbinizden korkun (itteku). Yemin ederim ki o Saatin yeri sars dehetli olacak. (Hacc, 1) Hkm Gn'nden ve o Gn'n Rabbi'nden korkmak, bu, yeni dinin tm vehelerinin altnda yatan ve temel halet-i ruhiyesini saptayan en esasl temadr. Allah'a iman etmek, ksa tanmyla, O'ndan kfirleri inat kfrlerin, deri dolay ebed Cehennem Atei ile cezalandracak olan korkutucu Yarg, Kyamet Gn'nn Rabbi olarak korkmak demektir. lk Sre'lerdeki m'min iin mmkn olan en ksa tanm forml Allah korkusu ile titreyen dir. Artk niin Kur'an'da iman ve korkunun ok sk olarak birbirlerinin anlamda gibi kullanldklarn anlamak kolay olacaktr. Bir rnek kfidir. Kafirler bu dnyann gzelliinin cazibesine kaplyor ve iman edenlere glyorlar, ama Allah'tan korkanlar (ittika, takva'nn bir fiil hali) (yani m'min'ler) Dirili Gn'nde onlann stnde yer alacaklar. (Bakara, 212) man ve korku arasndaki yakn alaka, A, o halde B eklindeki bir karsama (neri) de de ifadesini bulabilir. Esasen B'nin (ki bu durumda korkudur) ekseriya bir emir cmlesi halini aldna dikkat ediniz. Eer siz gerekten m'min'lerseniz, Allah'tan korkun (itteku) (V, 62/57; ayrca bkz. 112, ve bu kelimenin getii dier blmler). 259

ayet bu ekilde korku iman- mefhumunun merkezi elemann tekil etmekte ise, kfr*n bunun zddn temsil edii ancak doaldr. (Takva-sahibi olan) Muttaki, Kur' an'da srekli olarak kfir ile zdlatnlmaktadr. te tipik bir rnek:
Allah'tan korkanlara (muttakin) vaadedilen Cennet : altndan nehirler akar, yiyecei ve glgelii ebedidir. Bu Allah'tan korkanlann (ittika) dldr, iman etmeyenle, rin (kfirin) dl ise Ate. (Ra'd, 35)

Bazan zalim'i muttaki'nin kart eklinde bir davran iinde grrz.


Yemin ederim ki, zalimin (l.) birbirlerinin dostudurlar. Allah ise Allah'tan korkanlann (muttakin) dostudur. (Casiye, 18/19)

Aikr olduu vehile, takva hibir surette sradan bir tr korku (9) deildir. Ama ne de olsa, hi olmazsa balang asndan, korku hissidir. Bunu, Kur'an'n takva'nn anlamda olarak, normal artlarda olaan korku iin kullanlan baz baka kelimeleri kullan kantlyor. Bunlarn en nemlileri haye- ilgili fiil: haiye, ve havf'tr. Sze, ilkinin mnca ksa bir tahlili ile balayacam. Haye'nin takva ile hi olmazsa Kur'an dilinin snrlan iindeki anlamdaln en iyi gsteren aadaki rnektir, ki burada haiye fiili, kesinlikle muttaki szc, gn izah iin tertip edilmi analitik bir deyimde kullanlmaktadr.
-Rablerinden gizli (dncelerinde bile) korku duyan (haiye'den yehevne) korku sahipleri (muttakin) ki o Saat'ten yana da huu iindedirler, (mfikne, bir baka e manl). (Enbiya, 48-49)

Sk bir biimde olmasa da, bu anlamdala, haye ve takva'nn sk sk bir ve ayn cmlede, hemen hemen tam
(9) Cahiliye iiri ve Kur'an'da kullanld ekli ile, takva szcnn daha ayrntl filolojik bir mzakeresi bakmndan bkz. Allah ve nsan, IX. Blm, 2. Bend.
260

tamna ayn anlamla, birlikte grnmeleri de ahadet etmektedir. Her kim Allah'a ve Elisi*ne itaat eder, O'ndan ekinir (haiye'den yehe) ve korkarsa (takva'dan yetteki) ite sonunda kazanl kanlar bunlar olacaktr. (Nur, 51/52) Yukarda grdk ki Cennet kendilerinde takva nitelii olan insanlara vaad olunmaktadr. Ayn ey Babbine kar. s haiye duyan iin de geerlidir, ki bu da bu tr blmlerde, szkonusu szckler arasnda kaale alnacak hibir fark olmadnn bir baka delilidir. Yemin ederim ki, iman edip hayrl iler ileyenlerin dl Rablerinin yanndadr. Adn Cennetleri, ki altndan rmaklar akar. Onlar orada ebediyen kalacaklar... Rabbin den ekinene (haiye) ite byle (bir karlk). (Beyyine, 8) Yukanda bahsi geen blmde, Rabbinden ekinen (haiye) ifadesinin hi phesiz m'min yerine ikame olunduu da belirtilebilir. Grld kadaryla, haye kelimesi semantik anlatin gc olan kelimeler snfna aittir. Kur'an'daki fiili kullanmna baklrsa, duyulan an bir korkuyu anlatmaktadr. Mnsnn bu cihetini en iyi biimde aadaki rnek aydnla kavuturuyor: Allah szn en gzelini bir kitap halinde indirmitir... o Rablerinden ekinenlerin (yehevne) tylerini diken diken eder, bir mddet sonra da kalbleri Allah' hatrlayarak yumuar. Bu Allah'n delaletidir, O onunla her kimi isterse ona delalet eder. (Zmer, 23) Kelimenin bu anlamlln, aadaki rnek de ayn derecede baanyla ortaya koymaktadr. Burada Allah karsndaki haiyenin, patlayc g neviinden birey ykl gibi mtala olunduu aktr. (Ey Muhammed) ayet Biz bu Kur'an' bir daa in. dirseydik, onun ktn, Allah korkusu ile (haye) blnp para para olduunu grrdn. (Har, 21) Kur'an Arapas asndan, haiye fiili hemen hi istisnasz olarak Allah karsnda kullanlr. Ancak bazan, szkonusu korku nn yanl yne gittii grlr. O zaman
261

fiilin tmleci Allah deil, insandr. Aadaki para zel bir ilgi konusudur, zira kendisinden huu duyulmas gerekenin insan deil Allah olduunu aka vurgulamaktadr. Atf, Peygamberin Zeyneb ile evlenii vesilesinedir. Zeyneb ilk Mslmanlarn en sadakatlilerinden, Peygamberin klelikten kurtarp evlat edindii Zeyd'in ok sevdii ei idi. Bir gn, Zeyd'in yokluunda, Muhammed Zeyneb'i grd ve bariz bir ekilde Varimi n muhteem gzelliinin cazibesine kapld. Kadn, kocasna Nebi zerinde brakm olduu intiba anlatt. Bunun zerine Peygamber onunla evlenebilsin diye Zeyd ondan boanmaya karar verdi. Muhammed bu teklifi kabul etmek istemedi, nk duyulduunda m'minler arasnda sebep olaca skandaldan korkuyordu. .(Ya Muhammed) (Teklifi reddettiinde) kalbinde Allah'n aa vuraca (Zeynb'le evlenme arzunu) gizliyor, dun. Allah'tan korkacana insanlardan korktun. (teha). (Ahzab, 37) Son olarak, haiye szcnn din-d bir konumda kullanl ile ilgili bir misal vereceim. Bu durumda korku'nun sebebi, Firavun ve askerleri, daha dorusu, onlar tarafndan ele geirilmektir. Musa'ya unu vahyettik: Kullarmla (m'minler- Msr'daki srailliler) gece vakti yola k, ve onlar iin denizi yanp kuru bir yol a. Yakalanmaktan endie etme (havf tan tehaf), korkuya da kaplma (teha). (Taha, 77) Bir rastlant eseri, nakledilen blm, Haye'nin, anlamda dikkate deer herhangibir deimeye vesile olmakszn, bir baka kelime, havf ile yer deitirebileceini gn na karm bulunuyor. imdi bu ikinci kelimeye dnyoruz. Lykyla mnlandnldmda, havf szc korku duygusunu genel manda ifade eder gibidir. Tabii ki, olaand, esrarengiz bir eyin sebep olduu korkuya iaret olabilir. Bu suret iledir ki Kur'an'da bu kelime tekrar tek. rar Musa'nn denek ve iplerin mucizevi bir biimde kvrm kvrm ylanlara dntn grdnde yaad
262

hisse atfeten kullanlr. Ben burada tipik iki misal vereceim : (Allah Musa'ya dedi ki:) At deneini! Ve onu ylan gibi kvrm kvnm grnce, dnp kamaya balad. -Korkma (tehaf), ya Musa! (Allah'n) Elileri Benim huzurumda korku duymamaldrlar, (yehfu). (Neme, 10) (Msrl sihirbazlar) Ya Musa, sen mi biz mi nce atalm? dediler. O, Yo, (nce) siz atn. dedi. Ve, ite, sihirleri onlarn iplerini ve deneklerini (ylan gibi) oynar gsterdi. Bunun zerine Musa'nn iine korku dt, (havf ile bir, hifa). Biz de ona dedik ki: Korkma, (tehaf) (onlarn bysne kar) muhakkak galip geleceksin. (Tana, 65-68) Bu havf hissini, Allah'n yetlerinin, zellikle de Cezas ile alkal olanlarn uyandrmas son derece tabiidir. Allah'n bu almetleri indirmekteki gayesi, kesin olarak, ihmalkr (gaaf il Herin kalblerine korku vermektir, (havvefa yahut tehvif). Biz (Elileri) baka bir amala deil, korkutmak iin (tehvif) gnderiyoruz... Onlarn kal. bine korku salacaz (nuhawifu), ama bu i, onlarn sadece tuyann arttracak. (sra, 59-60) Yemin ederim ki, sizin dehetli bir gnn azabna uramanzdan korkuyorum, (ehafu). (uara, 135) Btn bunlar, benim Azametim'den korkan (hafe) ve tehdidimden ekinen (hafe) iindir. (brahim, 17/14) Bir adm daha, ve havf hedefi Allah'n kendisidir -tabii, iman etmeyenler iin ise eytan. eytan ancak kendi taraftarlarn korkutur, (yehawifu). Siz onlardan korkmayn (tehafl), ayet m'minler iseniz Ben'den korkun, (hf). (ALi tmran, 169/175) Eer tam tamamna ayn mnnn takva szc ile iletildii bir baka Sre'den bir baka yet ile kyaslarsak, u son siz Ben'den korkun, eer m'minlerseniz cmlesinde; havf in takva'nn kusursuz bir eanlamls olduu kendiliinden grlecektir. (Siyaktaki bir Ate tasvirine atfen) Allah kullarn
263

bununla korkutur, (yuhawifu). Ey kullarn, o halde Ben den korkun, (ittaku)! (Zmer. 18/16) Buna, kendisini ldrme ye kalktnda bile kardei Kabil'e el uzatmay reddettii vakit Habil'in azndan kan aadaki cmlede payandak ediyor. Sana asla ldrmek iin el kaldrmayacam. Yemin ederim, ben tm lemin Rabbi Allah'tan korkarm, (ehafu). (Maide, 28) Ayn ekilde, bundan bir sonraki yette, havf szc, nn Allah'n ceza vermesinden korkma, yani asli Kur'an mansnda takva karl, kullanldn grrz. O'na korku (havfan) ve itiyak ile dua edin. (nimetini ya da mafiretini arzulayarak). (A'raf, 54/56) Maide Sresinin 26./2S. yetinde, alakgnll m'min' lerden korku duyanlar (ellezine yehafun) diye bahis edildiini de kaydetmemiz icap eder. Haye ve haf'a ek olarak, rahbe fiilini zikretmemiz mmkndr. Bu genellikle havf'n bir eanlamls gibi bir davran arzeder ve Kur'an'daki zel konum bakmndan takva ile anlamdatr. Bu eanlamll en iyi izen, ayn mnnn peisra iki kez bir defasnda 'rahibe', dier kez de ittaka fiili ile ifade edildii aadaki blmdr. Allah diyor ki; ki ilah edinmeyin. Muhakkak Allah sadece tek tanrdr. O halde, siz Ben'den korkun. (rahbe' den irhabu). Hakikaten, semavat ve arz iinde her ne varsa, O'na aittir. Din ilelebet O'nundur, Peki siz O'ndan baka birisinden mi korkacaksnz? (ttaka'dan tattakune). (Nahl, 51-52) Mteakip alntda, rahbe'nin (yaln hal) gerek yn. nn Allah'a doru olduu ima olunarak, mnafklar sert bir biimde kudret sahibi insanlardan Allah'tan korktuklarndan daha ok korkmakla sulanmaktadrlar. Siz (gl Mslmanlar) onlarn kalplerine Allah'tan daha ok korku (rahbe) salmaktasnz. Bunun nedeni, kendilerinin hibir ey anlamayan insanlar olmalardr. (Hakka, 13)
284

unu da ilave edebiliriz: Bu fiilin sfat ekli, yani (Allah'tan) korkan anlamndaki rahib szc, Kadim Arapa'da, kendini hcresindeki dini hizmetlere adam Hristi. yan kei karl 'kullanlan szcktr.
kran Hissi

Minnettarlk, kr, ve takva, insann Allah'n yetlerine kar yerli yerinde iki tepki trnn addr. -Minnettarln tm slami ahlk sistemi iinde igal ettii o ok kaydadeer yerden o kadar ok bahsetmi bulunuyorum k.i bu noktada bu hususu srarla eelemeye herhalde artk gerek yoktur. Gerekten, mhim bir mnda, slm'da kr, iman iin bir baka isimdir. Bunu anlamak bakmndan, yalnzca IX. Blmde kfr'e kesinlikle kr noksanl asndan anlam verdiimizi hatrlamamz kfidir. Hereyden evvel, kr'n Kur'an grne gre, zde ve temelde nasl kfr'e zt olduunu gsteren birka rnek vereceim.
(Mucizeyi grdnde Sleyman) dedi ki : Bu Rab. bimin keremindendir ve gayesi beni denemektir. Mteekkir mi (ekuru) yoksa nankr mym (ekgru) diye. Her kim minnettar kalrsa (ekere) yalnzca kendi cannn iyilii iin minnettar kalr, ve her kim minnettar kalmazsa (kefere) (bu ancak kendi canna zararldr.) (Nemi, 40) ayet nankrlk ederseniz (tekfuru), Allah size hi karmaz. O, kullarnda kfr grmeyi sevmez. Ama krederseniz (tekuru) sizde bunun mevcudiyeti O'nu memnun eder. (Zmer, 9/7). Rabbiniz unu bildirdi : Eer minnettar kalrsanz (ekertum), muhakkak Ben size daha fazlasn vereceim, ama minnettar kalmazsanz (kefertum), yemin ederim ki, iddetli bir ceza vereceim. (brahim, 6-7)

Aadaki blmde, irk, ya da Allah'a ortak koma nankrln en simgesel tezahr olarak kfr'n yerine ikame olunmaktadr ve kr'n kart konumundadr.
Tevazu iinde ve iten ie ona dua eder, Bizi bu (teh265

ilkelden kurtarrsan, muhakkak minnettar (akirin) ola. caz dersiniz. De ki : Allah sizi bundan da her bir bela. dan da kurtaryor, ama siz yine O'na e kouyorsunuz, (trikne). (En'am, 63-64) Bir evvelki balk altnda, Allah'n yetlerini ve zellikle Cehennem ve Ate ile alkal olan yetleri korkutmak (tahvif) veya tehdit (vaid) amac ile gnderdiine iaret ettim. Allah'n baz yetleri vardr ki bunlar, insanlarn zihinlerinde derin bir minnettarlk hissi uyandrmak iindir; ve bu, bilhassa, O'nun snrsz rahmet ve merhamet sahibi olarak gsteren yetler iin geerlidir. Kur'an durmak dinlenmek bilmeksizin Allah'n insanlara yapt iyilikleri vurgular. Kendisine baholunan btn deerli ikramlar karl insandan beklenen ise, Allah'a kar derin bir kran beslemesidir. Bazan sz konusu yet (almet) insann mucizevi bir tarzda yaratlndan baka birey deildir. nsan yaratmay balktan balatt, onun zrriyetini fkran deersiz bir sudan hasl etti, sonra ona biim verip Ruhundan fledi. Ve sizin iin kulak, gz ve kalpler halketti. Ne kadar da az krediyorsunuz (tekurne)!(Secde, 7-9) Bahsi geen yet zaman zaman gece ve gndzn birbiri peisra gelii (Kasas, 73 ve dier rnekler), veya l topra diriltmek iin Allah'n yamur bulutlan gnder, mesi (Casiye, 4/5; Vaka, 68-69/69-70, vd.), veya, zenginlik olarak insanlara verdii srler (Yasin, 71-73), yahut yine denizde yzen da misali gemiler (ki, Eer Allah arzu etse, rzgr durdurur, onlar suyun yznde hareketsiz brakrd. XLII, 31/32J3):, ksacas, bu dnyada insan varlnn devamna ve muhafazasna u ya da bu ekilde katkda bulunan herey. Kur'an bu ilahi kerem yetlerine s. rekli olarak dner, ve rneklerin ok byk bir ksmnda sz, insann her zaman kadirbilmez olduu ikyeti ile sona erer. Yemin ederim ki, Allah insanlara kar ltufk&rdr, ama onlarn ekserisi kretmez, (yekrne).( Yunus, 61/60, ayrca bkz. Kasas, 73) 266

Byk ilgi ile gzlemlenecek bir husus, kmil halinde Kur'an nazanndaki krn-, tek yanl olmayp, karlkl oluudur. Allah'n ikramlarna karlk kretmek grevi insana dyorsa, Allah'n da bu krana kran ile mukabele etmesi beklenmektedir. te bu tr karlkl kr alverii, Allah ile insanlar arasndaki ideal iliki biimidir. Ayrca baka trl de olamazd, nk keremine karlk gerekten minnettar olanlar Allah en iyi bilendir. (En'am, 53) Her kim kendi arzusu ile iyilik (hayr) C10) yaparsa yemin ederim ki, Allah ona minnettardr, (akir). O hereyden haberdardr. (Bakara, 158) Her kim ahireti arzular ve inan sahibi biri (bir m' min) olarak onun iin sabrla gayret sarfederse, bylelerinin sarf ettii gayretler minnetle karlanacaktr, (mekur). (sra, 20/19) nsan Sresinde, Cennet'in ebedi zevklerinin son derece detayl bir tasvirini mteakip, bunun, m'min'lere, onlar tarafndan sarfedilip, Allah tarafndan da minnetle karlanm olan abalarnn oktan hakedilmi dl olduu beyan edilir. Yeminle, btn bu size dldr. abanz minnetle karlanmtr, (mekur). (nsan, 22)

(10) Aaya bkz. XI. Blm,


267

XI. Y NEDR. KT NEDR? Kur'an'da, iyi ve kt ile ilgili tam anlam ile mteekkil herhangibir soyut kavramlar sistemi bulunmamaktadr. Bylesi, ikincil dzeydeki bir ahlaki dilin oluturulmas, Kur'an sonras alarda fkhlann iidir. Kur'an lgati, iyi ve kt diye tercme olunabilecek, ve olunan, birtakm szckler ihtiva etmektedir. Ne var ki bunlann birou, ncelikle betimleyici ya da iaret edici kelimelerdir. ayet biz bunlara deer terimleri gz ile bakmakta kendimizi hakl gryorsak bunun sebebi, bunlarn pratik kullanlta, istisnasz olarak belirli bir deerlendin, ci nem taylardr. Bu szckler, ima yolu ile deerleyici olduklar gibi betimleyicidirler. Ayn zamanda, Kur' an'da birincil vazifesi, betimleyicilikten ziyade deerleyicilik olduu aikr olan, 'iyi* ve 'kt' karl baz kelimeler bulunuyor. Bir de, eldeki herhangibir terimin ncelikle betimleyici mi yoksa ncelikle deerleyici mi olduunu bilmenin g olduu snrda durumlar vardr. VI. Blm'de izah etmeye altm gibi, slm'da ahlkn kayna dindir ve sz konusu ahlk, mnhasran o dinin Kyameti son ittihaz eden erevesi dahilinde gelimitir. imdi, bu dnyaya bir son tanyan ereve, insann niha kaderini bu dnyada ne yaptna balarken, kulun davrannn slm'n davasna hizmet mi ettiine yoksa ona engel mi olduuna zellikle bakmaktadr. te buradandr ki, Kur'an'i grteki 'iyi' ve 'kt'nn o ok belirli doas ortaya kyor. slm'daki ahlaken iyilik kavraynn vurgulu biimde din olan karakterini, Kur'an'da din ahlak mkemmellik karl kullanlan en yaygn szcklerden biri olan salih szcnn gsterdii kadar hibir ey gsteremez.
268

I)

Salih

Salih ngilizce'ye en yaygn biimde drst diye tercme edilmektedir; -iyi diye de verilse olur. Tercmenin doru olup olmad sadece tali bir nem arzetmektedir. Gerek mnda nemli olan, bu kelimenin Kur'an metnindeki somut anlatm ieriini bulup aa koymaktr. Hereyden evvel belirtelim ki. salih ve iman szckleri, var olabilecek en kuvvetli semantik ba ile neredeyse ayrlmas olanaksz bir birlik halinde birbirlerine merbutturlar. Nasl glge simay takip ederse, ayn ekilde de nerede iman var ise, orada salihat veya gzel iler vardr, o kadar ki, hani birinciyi sonraki ile. sonrakini de birinci ile tanmlasak kendimizi bunu yapmaya yetkili hissedebiliriz. Ksacas, salihat, davran yolu ile btnyle da yansyan iman dr. te bu yzdendir ki, ellezine men ve amilu salihtu (iman edip salih iler ileyenler) ifadesi, Kur'an'da en sk kullanlan tabirlerden birisidir. man edenler, ilerindeki inan, salih ismine layk baz fiiller ile gstermedikleri srece, m'min deildirler.
man edip gzel ilerde (salihat) bulunanlar var ya; ite Cennette kaim olup ebediyen orada ikmet edecek olanlar bunlardr. (Bakara, 82)

Daha nce iaret ettiim gibi, Kur'an anlaynda inan ile gzel iler arasndaki bu yakn alka, daha sonralan lahiyat'ta son derece cidd bir soruna sebep olmaktadr. Bunun balca nedeni iman edenler ve gzel iler ileyenler ifadesinin birbirine taban tabana zt iki ekilde yorumlanabilir oluudur. fade, bir yandan, bu iki enin, imanm gzel iler olmadan dnlememesi derecesinde kopmaz bir biimde birbirine bal olduunu, yani, imann kendisine iyi iler elik etmeksizin kmil olamyacan anlatmaktadr. Ksacas bu, Havaric'in bal olduu doktrindir. Ne var ki, bizatihi Kur'an'n, iman ve salihat diye iki deiik kavram kullanmas vakas, bunlann esasen iki ayn ey olduunun inkr olunmaz kant olarak alnabilir.
269

Bu sonraki yani Mrciye'ye ait olan gre gre, iman, esas olarak, mkemmel olmak iin baka bir eye gereksinim duymayan bamsz bir birimdir. Eer bu ikisi ayrlmayan bir btn idi iseler, Allah niye onlar iki ayn kavram olarak birbirinden tefrik etmitir? Mamafih, bu Kur'an'i bir sorun deildir, ve eldeki eser muvacehesinde bizim ilgimiz haricindedir. Kur'an'n kendisine rc etmek ve sormak zorundayz: Peki, o halde nedir bu iyi eylemler? Metnin geliinden, gzel ilerin, Allah tarafndan btn m'minlere emredilen takva sonucu eylemler olduu aikrdr. Haddizatnda, imdi aldmz blmn hemen peinden gelen ve Allah'n srailliler ile Ahdi olarak verilen 77./S3. yet Salihat'n zl bir tanm olarak ele alnabilir. Sz konusu yet, aadaki be unsuru sralamaktadr: Allah'tan bakasna kulluk etmemek; ana-baba, yakn akraba, yetim ve kszler ile ihtiya sahiplerine kar iyi (yani scakkanl ve ltuf kr olmak, ihsan etmek); herkes ile gzel konumak; namaz klmak; zekt demek. Aadaki iki rnekten ilki, alin i (amel) olarak, katksz tek lah'a iman vurgulamakta; ikincisi ise namaz ve zekt irdelemektedir. yle de: Ben (Muhammed) yalnzca sizler gibi (sradan) bir insanm. Bana, Tanrnzn bir tek Tann olduu vahyolunuyor. Kim Rabbi ile bulamay umuyor ise, o, iyi (salih) i yapsn, ve Rabbine kar ifa etmekte olduu kullua Rabbinden bakasn ortak etmesin? (Kehf, 110) Yemin ederim ki, iman edip namaz klarak ve zekt deyerek salihat ileyenlerin dl Rableri katmdadr. Onlann zerine korku dmeyecektir, onlar zgn de olmayacaklardr. (Bakara, 277) Mteakip alntda, Nuh'un olunun Allah'n emri kar. snda taknd kibirli ve saygsz tavr, salih olmayan bir hal olarak nitelendiriliyor. (Allah) dedi ki: Ya Nuh, o artk senin ailenden birisi deil, nk bu fiil salih deildir. Onun iin sen Ben'den 270

bilmediin eyi isteme (Ben'den onu fet'ten saknmam isteme). (Hud. 48/46) Salih szc her zaman insan davrann tavsif etmez; bu szcn baz zaman belirli bir tre dahil olan kiilere tatbik edildiini grrz. Bu balk altna den rneklerden bir blmnn ksaca tetkikinin, bize, bu terimin anlamsal ieriinin tahlilinde yararl olduu grlecektir. te, konuya giri bakmndan salih kii'nin hemen hemen szl bir tanm kabul edebileceimiz bir blm: Kitap Ehli'nin bir ksm dimdik (kaime) bir millettir, gece boyu Allah'n yetlerini tilavet ederler, (Allah'a) secde ederler. Bunlar Allah'a ve Kyamet Gn'ne iman eder, iyiyi (ma'ruf) tenbih eder, kt'den (mnker) sakndrr, ve hayrl ilerde (hayrat) f1) birbirleri ile rekabet ederler. Bunlar salihlerden (salih'in, Udirler. (i-i mran, 113-114) Aadaki blm, zekt verme eyleminin, salih bir insann tipik vasflarndan hi olmazsa biri olarak kabul edildiine delalet etmektedir. lm sizden birine gelip de ona Ah, Rabbim n'olurdu bana azck bir mehil verseydin de. ben de zekt verip salihfnden olsaydm! dedirtmeden, size verdiimiz rzktan infak edin. (Mnafikn, 10) Hz. sa'nn alinin arasnda zikredilmesi kaydadeer bir noktadr: Beikteyken de byynce de insanlara hitap edecek ve salibinden olacak. (l-i mran, 41/46) Bundan birka yet ncesinde ayn Sre'de Yahya'ya da Salihin'den bir Nebi (a. 34/39) dendiini gryoruz. M'min'lere bazen son derece karakteristik olarak Allah'n salih kullan dendiini kaydetmemiz de mmkndr.
U) Ma'ruf, Mnker ve Hayratn tahlili iin aaya bkz. 271

Yemin ederim ki biz Zebur'da, zikrin arkasndan, yle yazdk: -Yeryznn miraslar benim salih kullarm olacak. (Enbiya, 105) (Sleyman) yle dedi: Rabbim, beni, bana, anneme ve babama ltfetmi olduun nimet karl mteekkir olmaya (ekure) ve sana ho gelecek hayrl iler (saliha) ilemeye ynelt; Merhametinle beni salih kullarna kat. (Kasas, 19) Kur'an'da salihat kelimesinin zdd, SV kknden treyen seyyiat kelimesidir. Bu kkn kendisi daha sonra tahlil edilecektir. Burada, salih'in, bu kkten treyen baz szcklerin aikr bir tarzda kart olduu baz blmleri aktarmakla yetinilmelidir. lk- misalde, yukarda bahsini etmi olduum, ve seyyiat ileyenlere zd iman edip salihat ileyenler eklindeki tipik kalp ifadeyi grmekteyiz. Seyyiat ileyenler, Bizim, yaadklar srada ve ldk. Ieri zaman kendilerine iman edip salihat ileyenlere davrandmza msavi davranacamz sanyorlar? Ne kadar yanl bir hkm! (Casiye. 20/21) Bundan sonraki blmde, salih, (tekil haldeki) seyyia' ya zddr. Her kim er bir i (seyyia) ilerse, eline onun ayn geecek. Ama, erkek olsun kadn olsun, bir m'min olarak bir gzel (i) (salih) ilerse-ite byleleri Cennete' gire. ekler ve onlara>hesapsz azk verilecektir. (M'min, 43/40) Seyyia, sayyi' sfatndan olumu bir isimdir. te bu sfatn kendisinin bir kullanm, ki anlald zere, amel yani eylem ya da i ismini niteler durumdadr. Belirtmi olalm, sfat, burada salih amel'in kart olarak kullanlyor. Senin evrendeki bedevilerin bazlar mnafktr. Ve dierleri gnahlarn (znub) (Resl'n kfirler zerine yapt aknlarn birinde ondan geri durduklarn) itiraf etmilerdir: Onlar gzel bir ii (salih amel) er (ayi) olan bir i ile birbirine kartrmlardr. Allah onlan belki af-f eder. (Tevbe, 101.102).
272

Su', ayn kkten tretilmi baka bir isimdir; bu da, seyyie ile tamam ile ayn anlam haiz olarak Salih'in zdd eklinde kullanlabilir. Aadaki rnek, yukanda M'min Sresinden aldmz yet ile kyaslanmaldr. Genel konumun her iki halde de ayn olduu dikkati ekecektir. Kim er (su') ilerse ona onun karl verilecek ve o Allah'tan baka bir dost ya da yardm eden bulamayacaktr. Her kim salihattan herhangi birini ilerse, erkek olsun kadn olsun, byleleri Cennet'e girecek, ve bir hurma ekirdeindeki bir nokta kadar dahi hakszla uramayataklardr.* (Nisa, 122-123/123-124) Btn buna karn, su' ya da sayyi'nin mnasip karl salih deil, baka bir kelime, hasen'dir. Yani su' kknn anlam yaps daha sonraki bir safhada HSN kk ile uraacamz zaman mtala iin yeniden karmza kacaktr. 2) Birr eklen olmasa da, anlamca salihVok benzeyen bir kelime, belki de Kur'an'daki ahlk terimlerinin en zor baa klanlar arasnda bulunan birr'dir. Her halkrda, eer bu kelimeyi, telkini henz bitirmi olduumuz salih ile kyaslarsak, temel anlamsal yaps ile ilgili mhim bir ipucu elde edilebilir. Grm olduumuz gibi, SLH'nin anlamsal bnyesinde, insan ilikilerinde hakka riayet ve sevgiye degin unsurlara son derece sekin bir yer veriliyor, o derece ki rnein iki temsilci eyi alacak olursak Allah'a kulluk grevi ile yoksullarn doyurulmas orada hemen ayn tabanda gsterilmektedir. Aynca, dnecek olur isek, bunun bizi artmas da gerekmez nk Kur' an, genel olarak toplumsal yaamda hakkaniyet ve sevgiyi zellikle vurgulamaktadr. Yani, bakalanna kar hakk gzetmek ve sevgi gstermek iradesinden kan deiik ilerde kendini gstermedii srece Allah korkusu, olmamaktadr. imdi, birr szc bu gr daha bir teyid eder 273

grnmdedir. II. blmde kaydetmi olduum, Bakara Sresi'nden alnm son derece mhim bir blm, bu szcn, hi olmazsa Kur'an'i dnn genel erevesi dahilinde, bulunduu konum iinde bir tanmn vermektedir. Birr, sizin, yzlerinizi Dou'ya ya da Bafc'ya dndrmeniz deildir, (hakiki) birr, kiinin, Allah'a ve Kyamet Gn'ne, Meleklere ve Kitab'a, Nebilere iman edip; ne kadar kymetli olursa olsun mal varln, yakn akraba iin, yetimler, ihtiya sahipleri, ve yolda kalmlar iin, dilenenler iin harcamas; namaz klmas ve zekt vermesi, dir. Bir de bir anlama yaptklarnda anlamalarna sadk kalanlar ile, acya ve zorlua tahamml edenler: ite iten olanlar bunlardr. Allah'tan korkusu olanlar bunlardr. (Bakara, 172-177) Burada hakik birr'i oluturduu sylenen ve ste ha,nde sralanan unsurlara bir bak bir anda bize, bu kavram salihat'tan yahut gerek iman'dan ayrdetmemize yarayacak hemen hibireyin olmadn anlatacaktr. Ayn zamanda da bu terimin niin ngilizce'ye o denli deiik ekillerde tercme edildiini grrz. Pekl Yksek Ahlk diye de evrilebilirdi; doruluk veya -samimiyet olarak anlamlandrlmas da daha az makul olmazd. Ama bir bana evirilerin herhangibiri, karmak anlam ierisinde bunlann tmn ve belki daha baka mnlar da ieren asl szce lyk olamaz. Kur'an'dan seilen baka rnekler, yalnzca, birr'in bu cephesini ortaya koyma vazifesini grmektedir.
Birr ve Takva:

Biraz nce zikredilen son cmlede, birr'in, Allah korkusu (takva) ile mmkn olabilecek en sarih ilgi iine sokulduuna ahit oluyoruz. Burada samimi ya da hakiki m'min (ellezine sadaku) ve gerek mnda Allah kor. kuu tayan (muttakin) denmeye lyk kiilerin ancak, toplumsal ve dini, birr ad altnda toplanm tm devleri ifa edenler olduu kuvvetle vurgulanmaktadr. Ayni ekil274

de bu blm, gerek birr'in, mnsz itikatlara riayet deil. Allah'tan korkusu olmak olduunu beyan ediyor. Sizin, hanelerinize onlarn arka tarafndan girmeniz birr deildir. (*) Birr, (Allah'tan yana) korku duymaktr. Onun iin, evlerinize kaplarndan girin, ve Allah'tan kor. kun. (Bakara, 189) Birr ve Zekt Sevdiiniz eylerden harcamada bulunmadka birr'e ulaamazsnz. Ve harcadnz ne varsa, Allah ondan haberdardr. (i-i mran, 86/92) Muhtemelen bundan sonraki alntda birr zekta tfdr. Kendiniz birr'i unuturken onu bakalarna m tenbih edeceksiniz? Bir de kitab okuyorsunuz! Anlaynz yok mu sizin! (Bakara, 41/44) Birr ve Ebeveyne Hrmet (Zekeriya'nn olu Yahya) Allah'tan korkard (taM, sfat) ve anne ve babasna kar da hrmetkard, (berr, birre ayn kkten sfat) (Meryem, 14/13-14) (Allah) bana yaadm srece namaa klmay ve anneme kar birr' emretti. Beni kt, saldrgan biri yap. mad. (Meryem, 32-33/31-32) Birr.ve kist (hal ve harekette hakkaniyete ve adalete riayet) Sizinle din yznden savamam ve sizi evlerinizden de kovmam olanlara gelince, Allah size, bunlara kar birr gstermenizi (fiil, teberru) ve adil davranmanz (fiil, (2) Muhakkak bu, Cahiliye'nin batl bir itikadna atfen sylenmitir. Deiik izahlar yaplmtn rnein, bunlardan birisine gre, bir Arab bir eyi aramaya gidip de bulamadan geri dnd ise, er kadnlarn tesirinden kondisini uzak tutmak gayesiyle hanesine ya da adrna arka yoldan girerdi. (erif El-Murteza, Emali, I. 377) 275

tuksitu) yasaklamyor. Muhakkak, Allah adalete riayet edenleri sever, (muksitin, Fiil-sfat, l.) (Mmtehine, 8) imdi vermi olduum bolmde, ks'n b:rr ile hemen hemen anlamda bir grnm iinde olduuna ahitiz. Ama birr, sevgi ve doruluktan kaynaklanan ve itici saiki dinsel mnda 'korku' olan tm eylemleri kapsayc bir isim iken, kist, balca, bakalan ile olan ilikilerde adalet ya da tarafszlk karl hukuk bir terim olarak kullanl yznden ok daha mahdut bir uygulan vardr. Bu ekilde de, bu szck ok sk biimde bir yarglamada hkm karl kullanlr. Eer (slm'n dman Yahudiler) sana gelirlerse (Ya Muhammed) onlar arasnda adalet iin hkmet, ya da srtn evir. Ama hkm verirsen, o zaman onlar arasnda adilne (kist) hkm ver. Muhakkak, Allah adalet edenleri sever, (muksitin, fiil-sfat, l. hali) (Maide. 46/42) Her ulusun kendi Nebisi vardr. (Kyamet Gn) Nebileri geldii zaman, aralannda adalet (kist) ile karar verilecektir, hakszla uramayacaklardr. (yuzlamne). (Yunus, 48/47) Burada, kist ile hkm verilmesinin, 'hibir hakszla (zulm) uramamak' ile bir tutulduuna dikkat edilmelidir. Baka bir deyile, byle konumlarda, kist zulm'n tam zdddr, ki bu da bizim hem kist hem de zulm'n mnsn anlamamza byk apta yardmc olabilecek bir vaka. Beklenebilecei gibi, bu tr durumlarda niha l, Kur'an grne gre, Allah'n radesi'nce arz olunur. Ksacas Vahiy, kst'n en son temelidir. Sz edilen husus aadaki trden yetlerde en bariz derecede kendini belli eder. Herkim Allah'n indirdii ile karar vermezse, ite byleleri kfirndur ........ Allah'n indirdii ile karar ver meyenler var ya, ite hakszlk ileyenler (zalimun) bun lardr. (Maide, 48-49/44-45) Daha somut bir biimde kist, hakkaniyet ya da adalet ieren deiik hallere atf olabilir. Bu nedenledir ki, tipik bir rnek alacak olursak, ahit sandalyesine oturan, tam
276

bir tarafszlk ile hareket etmek ve verecei kararn kendi beeni ve ikrahlarndan etkilenmemesini temin etmek me. buriyetindedir. Ey m'minler, Allah huzurunda dosdoru ahitler olarak kist ile durun. Bir topluma olan gareziniz sizi adilne (ta'dilu) hareket etmeme gnahna sokmasn. Adilne hareket edin (idilu); takva'ya daha yakndr. Allah'tan korkun, nk Allah yaptnzdan haberdar. (Maide, 11/8). Kist ile ibaresinin somut anlam yet iinde onun peinden gelen ifade ile vuzuha kavuturulmaktadr. z olarak, ayn ey bundan sonraki misal iin de varit. Ey inan sahipleri, (sulanan) zengin olsun fakir olsun, kendi nefsinize, ana-babanza, ya da akrabanza kar bile olsa, ahitliinizi Allah karsnda kist ile dosdoru yapn. (Nisa, 134/135) Bundan sonraki alnt, hukuk borlanma tarz ile ilgilidir. Ey m'minler, belli bir mddet iin, birbirinize bor verdiiniz zaman, onu yazn, aranzda bir yazc adi (kist) ile yazsn...... (miktar) kk te olsa, deme tarihi ile birlikte yazmaktan imtina etmeyin. Allah indinde bu, daha ziyade hakka yakndr (iksat, kyas hal). (Bakara, 282) Szck ticaretteki ller ve ykmllklere atf olarak da kullanlyor. Kur'an'da, adaleten, tam tart tam l verilmesi yolunda sk sk tenbihat vardr. Tek misal yetecektir. Ey milletim, ly ve tarty tam yapn, kist ile davrann, ve insanlarn mallarn dolandrmayn. (Hud, 85) Arapada, bir baka kelime vardr ki, bu, zellikle l ve tart sahasnda kist noksanl, (adem-i kist) vakasnn ifadesinde kullanlan hemen hemen teknik bir terimdir: taffafa (kk, TF), tam olarak lden almak mnsn tar. Bu da Kur'an'da, son derece nemli bir blmde geer. Konumun kendisi, kelimenin adet szl bir tanmn vermektedir. sterken tam l ile tarttran, ama verirken ly
277

eksik yapan sahtekrlara ( mu taf f if in,, fiil-sfat, l.) yazk, lar olsun! (Mutafififin, 1-3) (3) Yukanda verilmi olan, Bakara Sresinin 282. yetinde, kst'n bir anlamda ile yani adi kelimesi ile karlatk. Burada bu iki szck arasndaki yakn alkay teyid edecek olan iki rnek daha vereceim. lk blm, ilk yansnda kst' iermekte, ikinci yansnda ise ayn fikir, adi tarafndan ifade ediliyor. Kyamet Gn iin kist terazisini kuracaz, ki hibir can en ufuk hakszla uramasn. Bir hardal tanesi kadar da olsa, onu ortaya getireceiz, nk Biz mutlak bir Hesapgrcyz. (Enbiya, 48/47) (Bakmnz altndaki) yetimlere kar dil bir biimde (tuksitu, f.) davranamayacanzdan korkuyorsanz, size iyi gzken kadnlardan e aln. ki, , veya drt. Ama (bu kadanna) adilne (ta'dilu) davranamayacanzdan korku duyuyorsanz, o zaman yalnzca tek e yahut sa elinizin altndaki (cariyeler). Bu ekilde tarafgir olmamanz daha muhtemeldir. (Nisa, 3) Eer iki m'min frkas birbirleriyle mcadeleye tutu. urlarsa, aralarnda ban kurmaya gayret edin. Sonradan, taraflardan biri mtecaviz olur (beat, X ncu Blm'de ele aldmz bea'dan) haksz davranrsa, Allah'n emrine dnnceye kadar hakszlk eden frka ile mcadele edin. Eer dnerse, onlar arasnda 'adi' ile bar kurun ve dil hareket edin (kist'tan iksitu). Muhakkak. Allah dil davrananlar sever, (muksitin, fiil-sfat l.) (Hucurat, 9) Mteakip rnek, 'adl'in anlamndaki odak noktay, bu szc meyi, 'tarafgirlik' ya da iltimas, ile karla tirarak, ortaya koyduundan zel bir ehemmiyeti haizdir. Ne kada kuvvetle isteseniz de, kanlarnzn hepsine hakkaniyetle (ta'dilu, f.) davranamayacaksnz. Ama biri(3) lgin bir gzlem, bu 'lde adalet' kavramnn. Kyamet Gn kullanlacak olan Semavi Terazi'ye, Adalet Terazisi'ne kadar uzantsnn yaplmasdr. 278

sini endiede brakacak derecede de bir tarafa iyice eilimli olmayn (la tamilu kull al-meyl). (Nisa, 128/129) 3) F c ad

Fesad szcnn (ya da mtekabil efsada fiilinin) her trl kt ii iaret edecek gce sahip olan derecede kapsaml bir kelime olduu onun din-narici metinlerdeki davrannn bir tetkikinden aka anlalr. Kur'an snrlan dahilinde bile, kelimenin byle din-narici kullanm ile ilgili birka misal bulmaktayz. Bu meyanda, rnein, Yusuf Sre'sinde hrszlk eylemine bu isim verilmektedir. -Vallahi, dediler, iyi bildiiniz gibi biz buraya lkede ktlk yapmaya (ifsada'dan, mfside) gelmedik. Biz hrsz deiliz. (Yusuf, 73) Bu Yusuf'un, kraln kadehini alma Zc-jn altna dm olan kardeleri tarafndan sylenmektedir. Aadaki blmde, Ye'cc ve Me'cc'n dnyann her 3rerinde iledikleri dehetli zulm eylemleri sz konusu ediliyor. Ey ifte.Boynuzlu (skender), dediler, Bak, Ye'cc ve Me'cc yeryznde ktlk yapyorlar (mfsidun, ifsada'dan sfat - f.). Sana cretini verirsek onlar ile bizim aramzda bir sed kurar msn? (Kehf, 93/941 Baka bir blmde ki, Kur'an gr asndan bunun 'dini' bir konum olarak ele alnmas gerekir, ayn szck Sodom'un adn karan tiksinti verici itiyad iin istimal olunmaktadr. Lt, halkna, Yemin ederim ki, siz sizden evvel yer. yeryznde kimsenin ilemedii bir irenlii (fahie) (*) ilemektesiniz. Ne, siz erkeklerle yatp, yol kesip 4yolcular soyup), meslisinizde uygunsuz (mnker) (5) iler mi yapyorsunuz! dedi. Ne var ki, halknn ona yegne cevabi: Eer dediin doru ise, Allah'n cezasn getir bize. demek oldu. O da
(4) Bu kavramn aklamas iin bkz. s. 306. (5) Bundan sonraki balk altnda bkz. s. 281. 279

-Rabbim, ktlk peindeki (mfsidin) bu millete kar bana yardmc ol! dedi. (Ankebut, 28-30) Kelime, hibir hakJ sebep olmakszn sraillilere kar koyah Fravun'un davranna da tatbik olunmaktadr. -Yemin ederim ki, Firavun lkede kendini beenmilik etti, ve halk hiziplere ayrd; bunlardan bir frkay (sraillileri) bask altna ald, erkek evlatlarn katledip kadnlar brakt. Muhakkak, kt bir i yapt. (Mfsidin'dendi.) (Kasas, 3/4) Baka bir yerde, kelime, Saray'n hizmetindeki Msr'l bycler iin kullanlmaktadr. Aada sz edilen, Firavun'un huzurundaki mehur sihir yanmasdr. Musa yle konutu : Sizin bu gsterdiiniz, sihirbazlktr. Muhakkak Allah onu hi edecektir, nk Allah ktlk edenlerin (mfsidun) ilerim hi dzeltmez, (slaha' dan, yulihu). (Yunus, 91) Yalnz, lyknca dini olan konumlarda, szck, her zaman olmasa da ok sk, kstl bir anlam tamaktadr ve kfr mnsmdadr. Burada birka tipik misal veriyorum, ki bunlarn ilki, mfsid szcn zellikle tekziblenni vurgulayarak 'kfirlere' yaktrmaktadr. Bu, blmn karld genel konumdan aka bellidir. Onlarn bazlar ona (Kur'an) iman eder, bazlar da etmez. Ama Rabbin ktlerin (mfsidin) kimler olduunu iyi bilir. (Yunus, 40) man etmeyen (kefer) ve Allah yolundan alkoyanlar var ya, Biz, ktlk etmelerinden (yufsidne) dolay onlara ceza stne ceza vereceiz. (Nani, 88) Allah'tan baka Tann yoktur... Fakat ayet srt evirirlerse, muhakkak Allah ktlk edenleri (mfsidun) tanr. (l-i mran, 62-63) Bir bocimde, ayn kelimenin, kfirlerin bak asndan, birleyenlere tatbik olunmas kayda deer bir noktadr. Burada, tektanrc hareketin ananevi putperest trelere telafii imknsz bir zarar vererek yayl, memleketi fesada boma olarak grlmektedir.
Firavun ehlinin nde gelenleri, (Firavun'a, Sen Mu.
280

sa'nn ve ehlinin lkede ktlk etmesine (yufsidu) ve seni, ve senin ilahlarn terketmesine frsat m vereceksin? dediler. (A'raf, 127) 4) Ma'ru f ve Mnker

Ma'ruf.- ngilizce'deki good (iyi) kelimesinin ksm ya da yaklak karlklar olarak baklabilecek deiik terimler arasnda ma'ruf zel bir yer igal eder. nk, bu kelime, uzak bir gemie giden bir fikri temsil eder gibidir. Sonraki alann slam' tefsirlerinde, ma'ruf szcnn, sk sk, lhi Yasa'ca tannan ve onaylanan (6) diye tanmlandna ahit olmaktayz. Ama bu pek tabii klasik slm ana has hal ve eraitin bir yansmasndan baka bir ey deildir, ve kelimenin hakiki doasn aa vurmaktan ziyade gizlemektedir. Bu kavram er'den ok daha eskidir, ve Cahiliye'ye has kavmiyeti ahlk tipine dayaldr. Profesr Reuben Levy'nin ok hakl olarak dedii gibi bu kelimenin ve zdd olan mnker kelimesinin Kur' an'da iyi (ve kt) karl kullanl, Kur'an'n, kavme has ahlk terminolojisini benimseyip, yeni ahlk sisteminin vazgeilmez bir paras kldn gsterir. Ma'ruf, kelime anlam olarak bilinen, yani tannan, aina olunan ve bu yzden de, sosyal olarak da onaylanan demektir. Kart mnker, tannmad ve yabanc olduu iin tasvip de edilmeyen mnsndadr. Cahiliye'nin Arap kavimlerinin uygarlk dzeyine paralel bir uygarlk dzeyindeki airet toplumlar, tabi ki, onlarn yapt gibi, bilinen ve aina olunan iyi, ve yabanc olunan da kt olarak greceklerdi. (7) Ben, burada, rnek olarak, Cahili ye airi Musafi el-bsi'nin, Benu Emr kabilesinin yok oluundan ac ile ikyet ettii, ve onlan gerek insanlar diye medhettii bir beyitini veriyorum.
(6) rn. bkz. El-Beydav, (II, 232) hakkndaki tefsiri. (7) Reuben Levy: islm'n Sosyal Yaps (Cambridge, 1957), s. 194 281

Ulke benu hayr ve-err kileyhima Camien ve-ma'mf alemme we-munker Onlar bir yandan (dost iin) iyi (hayrl), Bir yandan da, (dman iin) kt (er) idiler Onlar (dostlarnn) bana gelen ma'nf (un) Ve (dmanlar iin) mnkern sebebi) idiler('). Fakat na'ruf szc, kayna ne olursa olsun, pratik, te Kur'an'da bundan olduka daha kstl bir mnda kullanlmaktadr. Belki de, hereyden evvel, kelimeyi kullandnda Kur'an'n ne kasdettii hakknda bize ehemmiyetli ipucu verecek bir rnek tetkik etmemiz en iyisi olacak. Szkonusu blm, Allah'n, zellikle Muhammed'in elerine yapt uyannn kapsamndadr. Ey Nebi eleri, sizler sradan kadnlar gibi deilsiniz. (Allah'tan hakikaten) korkarsamz, (kocanzdan baka erkeklerle konuurken) mklemenizde ok yumuak olmayn, ki kalbinde maraz bulunan ehvetle dolmasn. Daima ma'nf kelm kullann. ( Ahzab, 32) Bulunduu konum, ma'ruf kelam ibaresinin burada, Peygamberin hanm iin gerekten mnasip olan konuma tarzna iaret ettiini aka anlatmaktadr; yani, kalplerinde hastalk bulunan (ehevi arzularla dolu) erkeklerle cinsel bakmdan heyecanlanmak iin hibir frsat tanmayacak derecede erefli bir mkleme tarz. Mteakip rnek marufu ma'ruf olmayan yapma alternatifi ile karlatrarak, kelimenin anlam muhtevas zerine 'daha ok aydnlatc k getirmektedir. Kadnlar boadnz, ve onlar da muayyen mddete eritikleri zaman, ma'ruf biimde yannzda brakn, ya da ma'ruf bir ekilde serbest brakn. Yalnz, onlar cebren (zraren) alkoyup da haddi inemeyin. Her kim bunu yaparsa, kendi canna (kendine) hakszlk etmidir. (Bakara, 231) Burada, ayrlm kadnlar ma'ruf'en alkoymak, on(8) Ebu Temmam. Hahaset, III, 24. 282

lan zorla alkoymak ile kyaslanmaktadr, ki bu, ma'ruf ekilde tabirinin doru tarzda gibi bir mns olmas gerektiini ima etmektedir. Buradaki doru, Cahiliye devri iin olsayd, ananevi olarak malum (ve onayl) dan baka bir anlama gelmezdi; ne var ki, Kur'an anlayna gre, doruluun kayna gelenekte deil, Allah'n iradesinde yatmaktadr. Bu, bu blmde, ma'ruf olmayan bir biimde davranmann, bir haddi tecavz vak'as ve kendi canna hakszlk yapma olarak ilan edilmesinden, aktr. Daha evvel grdmz gibi, bu ifadeler tamamyla, genellikle kfirlerin davrann betimlemek iin kullanlan ifadelerdir. Tesadfen, imdi nakletmi olduum blm, kocasndan ayrlan kadn iin hukuk bir artt. imdi, ma'ruf kelimesinin bir baka tipik zellii, Kitab'n yasayc blmlerinde, zellikle aile ilikilerinde, kan ile koca, ebeveyn ile ocuklar arasnda ya da yakn akraba erevesindeki ahlk grevler sz konusu olduunda, son derece mnasip bir biimde kullanlma zelliini arzediidir. Aadakiler, Bakara Sresi ve dier Srelerdeki misallerin bazandr. Kadnlar boadnz, ve onlar da, tesbit olunan mddete ulatklar zaman, onlan, karlkl olarak ve ma'ruf en anlatkla n (yeni) kocalan ile evlendirmekten alkoymayn. (Bakara, 232) Bu blmdeki ma'ruf en tabiri, hemen hemen geerli muameleler yolu ile ifadesiyle birdir. Beydavi, bunu u ekilde ifade ediyor. Hukuki koula bal klarak ve insanlk yasasna uygun olarak. Emzirmeyi tam yapmak istemeleri halinde, anneler ocuklarn iki tam yl mddetince emzireceklerdir. (Bu sre zarfnda) ocuun babas onlan (anneler) ma'ruf e n (drst, yahut 'saygya yarar' bir tarzda ya da: lyk vehile' demek mmkn) bakmak ve giydirmek grevini ifa ile ykmldr. (Bakara, 233) Ama ocuklarnz bir st anneye emanet etmek isterseniz, vermek zorunda olduunuzu ma'rufen dersiniz, bu sizin iin gnah deildir. (Bakara, 233)
283

Ey iman edenler, sizin iin ne kadnlara arzulan hilafna varis olmak, ne de, yz kzartc pis bir i (zina) ilemedikleri takdirde, kendilerine vermi olduunuzun bir ksmn geri almak iin onlann yeniden evlenmelerine engel olmak size helal deildir, (la yehillu). Onlara ma'ruf olduu ekilde davranta bulunun. (Nisa, 19). Bana ve anne-babanza kredin... Ancak onlar sizi, hakknda birey bilmediiniz (putlar) Benimle bir tutmaya tevike kalkrlarsa, o vakit onlara itaat etmeyin. Fakat onlarla bu dnyada, ma'ruf bir tarzda (ma'rufen) beraberlik edin. (Lukman, 14-15) Mnker: Ma'ruf, Mnker'in kaide olarak zdddr. Mnker'in szlk anlamnn tannmayan, yabanc, ve ite bu yzden makul olmayan, ya da kt olduunu grdk. Kur'an, Peygamber ve m'min toplulua tekrar ve tekrar, vurgulu bir dille, ma'rufu emri ve mnker'i nehyi tenbih etmektedir. Ve bu forml erevesinde, her iki terim son derece genel ve mull (dinen) iyi ve (dinen) kt fikirlerini temsil etmekte oluo. ma'ruf gerek inantan doup onunla ahenk arzeden eylemleri, mnker de Allah'n emirleri ile atacak mahiyetteki fiilleri anlatmaktadr. Erkek ve kadn, m'min'ler, birbirlerinin dostudurlar. Onlar ma'rufu salk verir, mnker'den sakndrr, namaz klar, zekt der, Allah'a ve Elisi'ne itaat ederler. (Tevbe, 71) El-Beydav'nin, ma'ruf'un inan, iman, ve itaat, ba eme, mnkerin ise kfr ve bakaldrma (measi)ye muadil olduunu yazmas kaydadeer bir husustur. Sizden bir cemaat olsun ki, btn insanlar iyiye (hayr) arsn, ma'rufu emretsin, mnker'i yasak klsn. Onlar (son) kazananlar olacaklar. (l-i mran, 104) Siz, insanlara nasib olan en hayrl milletsiniz. Siz ma'rufu zorunlu ve mnkeri yasak klar, Allah'a iman edersiniz. (l-i mran, 110) Ayn blmde, Salih'lerin, Allah'a ve Kyamet Gn'ne iman eden, kendilerini takva'nn emrettii ilere koan,
284

ma'rufu emreden, mnkeri nehyeden' kiiler olduunun teyidedilii kaydedilmelidir. (l-i mran, 114) Mnafklarn bunun tam tersini yapmakla sulanmakta olmalar, belki daha fazla ilgi ekici bir husustur: onlar mnker'i emredip ma'rufu reddetmektedirler. Erkek ve kadn, mnafklar, birdirler: onlar mnkeri tenbih eder ve ma'rufu yasaklarlar... Onlar Allah' unutmulardr, O da onlar unutmutur. Muhakkak, mnafklar fask kimselerdir. (Tevbe, 67) Bunu mteakip, mnker teriminin, olaan yanda mnafktan ajTi olarak kullanln gsteren birka misal vereceim. Bunlarn ilki zel bir nem tamaktadr, nk szcn iinde bulunduu ereve, tam olarak din-d olmasa da, iman ve kfr ile dorudan hibir ilgisi olmay yznden, olduka laik bir tabiattadr. Burada, kelimenin (mnker ile ayn kkten) nkr eklinde gzktne dikkat ediniz; mn tamamen ayn kalmaktadr. (9) Bylece bu ikisi (Musa ile, genellikle Hzr diye bilinen, Mehul Kii) bir yol tutturdular, ta karlarna bir erkek ocuk kp da (Hzr), onu katledene kadar! Musa dedi ki; Ne, sen kan aktmam halis (masum) bir can m aldn! Vallahi, sen ok irkin (nkr) bir i yaptn! (Kehf. 74) Bundan sonraki misal, srailli'ler arasndaki inanszlarn hal ve hareketleri ile alkaldr. srail Oullarndan kfir olanlarn zerlerine lanet indi... asi olduklar (esev) ve hi durmadan haddi ine(9) Ma'ruf'un yerine de aynen urf yazmak mmkn Urf ve nkr de, ayni ile ma'ruf ve mnkerin bir arada oluu gibi bir ift olutururlar. Burada eski iirden bir rnek veriyorum: Ehi el hulm iza el-hulmhefet; ve-el-urf fi el-ekvam ve-el-nkr (yazan: Harran b. Amr b. Abd Mand, Ebu Temmam'n, Hameset'inden, III, 34). Akl- selim sahipleri onlardr ki, akllarndan olduklarnda (kelime mns bakmndan: Akl yoldan ktnda); yine tm kavimler arasnda, (dostlarna kar) urf, (ve dmanlarna kar) nkr sahibidirler.
285

dikleri (ye'tediine) iin. Onlar birbirlerine, yaptklar hibir mnkeri yasaklamadlar. Yemin ederim ki, yapmakta olduklar ey ok kt idi. (Maide, 78-79) Bunun arkasndan vereceim blmde, mnker szc, Cahiliye erkeklerinin elerini boamakta mracaat ettikleri boama lafz, yani sen bana anamn srt gibisin ibaresine yaktrlyor. Sizden, elerini 'annemin srt' sz ile boayanlar, (kanlan) onlann anneleri olmad iin, onlarn anneleri ancak kendilerini douran kadnlar olduu iin, yemin ediyorum ki, onlar irkef bir ey (mnker) ve geersiz bir sz sylyorlar. (Mcadile, 2) Bu ve baka yerlerde, mnker'in, 'irkeflik' ya da 'yakrk almazlk' ile semantik bakmndan ortak ok yan olduunu, bu szcn bazan imdi greceimiz gibi ite tam bylesi bir kavram olan faha ile terkib halinde gzkmesi aka belli etmektedir. 5) Hayr ve er

Hayr belki de ngilizce'deki 'good' (iyi)nin en yakn Arapa karl niteliindedir. Herhangibir sebeple deerli, yarayl, faydal ve arzulanr kabul edilebilecek hereyi ifade eden bu terim, son derece kapsaml bir terimdir. Ve Kur1 an metninin snrlan dahilinde bile, kelimenin semantik boyutu hem dnya mes'eleleri hem de dini itikad sahasn iine almaktadr, lk snfa giren baz rneklerin ksa bir tetkiki ile balayaym. Birincisi Sleyman kssasna degindir: anlatldna gre, bir gn Sleyman alml atlanna duyduu hayranln iinde lyesine kaybolmutur ki, akam namaz farizasn unutur; kendine geldiin. de iini ac bir pimanlk kaplam ve azndan aadaki szler kmtr: Muhakkak ki ben, gzel eylerin (hayr) sevgisini, Rabbime olan sevgime yeledim, gne perdenin arkasn, da yitene kadar. (ad, 32) Fakat hayr'n dnya mes'eleleri sahasnda en mmes286

sil kullanm kukusuz, bu szcn, mal (servet) szcnn gerek anlamda grevini grd says son derece kabank vakadadr. Sizin iin yle tesbit edilmitir; lm sizden herhangibirine urad zaman, eer bir varlk (hayr) brakyorsa, ma'rufen anne-babasna ve yakn akrabasna vasiyet etmesi gerekir. (Bakara, 180) Hayr szcnn szn sonunda bizatihi mal ile yer deitirdii aadaki blm, zel bir nem tamakta ve son derece byk bir berraklkla bu tr durumlarda iki terimin birbirlerinin yerine geebileceini gstermektedir. Her ne iyilik (hayr) sarfederseniz, bu kendiniz iin olacaktr, nk o takdirde yalnzca Allah'n yzn aradnz iin sarfetmektesiniz, ve her ne iyilikte (hayr) buUmursanz, o size tam olarak geri verilecek, ve siz asla hakszla uramayacaksnz.. Ve her ne iyilik (hayr) ederseniz, Allah ondan haberdardr. Yemin ederim, mallarn (l.: emval) gece ve gndz, gizli ve ak sarf edenlerin mkafat Rablerinin yanndadr. (Bakara, 272-274) Ayn szcn, hayrn, bariz bir ikili grev grd aadaki yetde daha az nemli deildir. Kelime burada birinci cmlede 'mal varl', ikincide de, Allah korkusuna binaen icra edilen i mnasmdadr. Bu mnda hay.-' in, imdi greceimiz gibi, daha evvel ele aldmz salih ile hemen hemen ayn mny tad gzden karlmamaldr. (Ey Muhanned) sana (zekt olarak) ne sarfedeceklerini soracaklar: De ki: 'Harcadnz varlk (hayr) anne. babaya ve akrabaya, yetimlere ihtiya sahiplerine, ve yolcuya verilmelidir. Yemin ederim, her ne iyilik (hayr) ilerseniz, Allah ondan haberdardr. (Bakara, 215) Mal varl, dnya hayrn temsil ediyor. Aslnda, dnyevi mal ya da deerin saysz tr olabileceine gre, hayr'm, bu sahada son derece geni tatbikatl bir szck olduu anlalr. Mamafih, biz kendimizi, hayr'n din ve iman ile yaknen irtibatl olan konumlardaki semantik muhteviyatnn tahlili ile snrl tutacaz. Bu sahada da287

hi, hayr'n anlam mul bakmndan, an biimde genitir, nk, beklenebilecei gibi, insan iin dinen deerli ya da istifadeli herhangi ey bu szcn bir mns olabilir. Bu da bu kelimenin bir ikinci dzey ahlk terimi olarak dnlmeye tam mansyla lyk olduunu gsteriyor.
Allah'n Nimeti : Ya Allah, Gk ve Yerin Sahibi............. Sen istediini zengin ve kudret sahibi yapar, istediini de kk d. rrsn. yilik (hayr) Senin Elindedir. (Al-i mran, 26) Konumun kendisi bile, buradaki iyilikin, Allah'n snrsz nimetini gsterdiini ifade etmektedir. Bu gr, ayn Sre'nin 73-74, yetlerinde iyice salamlatrlmaktadr. Burada; Yemin ederim, rahmet (fazl) Allah'n elindedir... O, istediini rahmeti ile zel olarak nimet sahibi yapar, nk Allah byk nimet sahibidir. dendiini gryoruz. Allah'n zel Nimeti (Vahiy) : Kendilerine Kitap verilmi olanlar iinde iman etmeyenler ile putlara tapanlar, sana Rabbinden bir iyilik (hayr) indirilmesinden holanmazlar. Fakat Allah rahmeti ile kimi dilerse zellikle nimet sahibi yapar, nk Allah bitmez tkenmez nimet sahibidir. (Bakara, 105) (Kyamet Gn) korku duyanlara (takva sahibi m' miniere) yle denecek: Rabbiniz size ne indirdi? (O bize) iyilik (hayr) (indirdi). diye cevap verecekler. (Nahl, 30) (Allah) Hikmet'i dilediine verir, ve kime Hikmet verilmise, ona ok hayr verilmitir. (Bakara, 269) nan ve Gerek tikad .Ya Neb, ellerinizde olan esirlere yle deyin: Eer Allah sizin kalplerinizde herhangi iyilik (hayr) grrse,
288

sizden alnm olandan daha iyisini verecek, ve sizi affedecektir. (Enfal, 70) nancn Olumlu Tesiri : Habbinin almetlerinden biri (son saatin yaklatnm iareti olarak) grnd gn, daha nce iman etmemi, iman ile bir iyilik (hayr) da hakketmemi bir nefse inan fayda etmeyecektir. (En'am, 158) Hayr i (Salihat) : Namaz aksatmadan kln ve zekt verin. Kendi canlarnz hakk iin ne iyilik (hayr) ileyip de evvelden gnderirseniz, onu Allah yannda bulacaksnz. Yemin ederim, Allah sizin yaptnz hereyi grr. (Bakara, 110) -Hayr ilerinde (hayrat: l.) birbirinizi gemeye aln. (Maide, 48) Yemin ederim ki, onlar hayrl ilerde (hayrat) bir. birleri ile yana tututular, ve Bize arzu ve itenlikle fakat yine de korkarak seslendiler, karmzda alak gnll idiler. (Enbiya, 90) Kmil M'min : Muhakkak Biz (brahim, shak, ve Yakub'u) katksz bir Samimiyet ile, varlacak (son) Yer tefekkr ile arndrdk. Bylelikledir ki, Bizim nezdimizde onlar, hi phesiz, sekinlerden, iyilerden (ahyar, l.) diler.
(Sd, 46-47)

Verilen rneklere yle bir bak, hayr szcnn dini mes'eleler sahasndaki mnlarnn balca iki snfa dahil olduunu akla kavuturacaktr : biri, kayna Allah'ta bulunan iyilik dieri ise insann hasl ettii iyiliktir. Her iki halde de, temel anlam ayn kalr: kelimenin mns, vahyolunan dinin belirli bak asndan, 'hakl ,-olarak deerliliine hkmedilebilecek birey'dir. 289

Bundan sonra dikkatimizi hayr szcnn, baka bir. eye zd olarak kullanld hallere eviriyoruz. Hayr'm en olaan kartn, kelimenin yukanda tetkik olunan, dini ya da din-d, deiik mnlarnn herhangibiri iin direkt kart grevini grmekte olan, err salyor. Bylelikle, tipik bir rnek alacak olursak; hayr, dnya hayatnda 'saadet' ya da refah diye kullanldnda, err, 'talihsizlik' diye kullanlyor. nsan, iyilik (hayr) iin temennadan geri durmaz ve eer kendisine ktlk (err) dokunursa, o zaman mteessir olur ve midini kaybeder. Fakat eer biz ona ektii skntdan (zarra) sonra rahmeti taddnrsak, kukusuz, Bu benden! (Son) saatin yakn olduunu sanmam. diyecektir.. (Fussilet, 49-50) 49. Ayetteki hayr-err ikilisinin kesin mnsn, bu cif. ti takiben hemen 50. ayette gelen bir baka ift, yani rahmet (Allah'n merhameti olduu dnlen mutluluk veya iyi talih) ve darra (kt talih ya da znt) ikilisi belli ediyor. Burada, Kur'an'n, genellikle bu dnyadaki sevin ve kederi, Allah'n gerek m'minler ile kfirleri ayrdetmek iin kulland bir snav addettiini ilave etmemiz yerinde olur. Sizi deneme olsun diye, (nce) ktlk (err) ve iyilik (hayr) ile deneriz, sonra Bize geri dndrlrsnz. (Enbiya. 35) Bundan sonraki iki rnek bizim amacmz bakmndan biraz deiik bir cihetle zel bir neme sahip-, grnd kadar ile bunlar, yalnzca, birsej-in iyiliinin ya da ktlnn, bir insann o eyi sevmesi ya da ondan hazzetmemesi ile zde hibir alkasnn olmadn, daima o eyin bizi gtrd nihai mes'eleye nazaran hkm verilmesi gerektiini ifade ediyorlar. Fakat ters yandan bakldnda, bu, bireyin hayr m er mi olduu sorununun,, insann o eye kar tabii ve kiiliine has tepkisine yani o eyden holanmas ya da nefret etmesine dayandinldigt 290

mnasn tayacaktr: Tek kelime ile hayr ve err 'holanlacak' ve 'holanlmayacak' eyleri ifade etmektedir. (Y.) Size naho gelse de, (Allah yolunda) savamanz mukadder klnmtr. Ne var ki, (gerekte) sizin iin iyi (hayr) olan bireyden nefret edebilir, sizin iin kt (er) olan bireyi de sevebilirsiniz. Allah bilir, ama siz bilemezsiniz. (Bakara, 216) (Zevcelerinize) iyi (ma'rufen) muamele edin. Onlardan nefret etseniz bile, olur ki sizin nefret ettiiniz eyde Allah tarafndan sizin iin bir iyilik (hayr) bulunur.. (Nisa, 19) Hayr ve er temel zdlnn, dine mahsus sahada da vaki olduunu, o takdirde bunlann sras ile Allah korkusu ile yaplm i ile kfr' temsil ettiklerini iaret etmeye artk herhalde gerek yok. O gn (Kyamet Gn) insanlar (bu dnyada) yap. tklarna ahitlik etmek zere ayr blmler halinde kp gelecekler. Her kim bir zerre arl kadar iyilik (hayr) ilemi ise onu, ve kim bir zerre arl kadar ktlk (err) ilemi ise onu grecektir. (Zilzal, 6-8) Bazan bu mnda errin yerini baka bir szck, s' alr ki, bunu bundan sonraki blmde tetkik edeceiz. 6) Ha-Se-Ne ve Seyy' Bu iki kk deiik biimlerde gzkrler. Aada bunlann en nemlilerini tetkik edeceiz. 1) Hasen : Hayr gibi, bu szcn son derece geni bir tatbikat sahas vardr. 'Hoa giden', 'tatmin eden', 'gze ho gelen' ya da 'hayranlk uyandran' herey iin kullanlabilecek bir sfattr. Ve hayr'da olduu gibi, mul insan hayatnn gerek dnyevi, gerekse dini krrelerini iine alr. Birka rnek bunu gstermeye kifayet edecektir.
(Y) Yaynevinin notu. Birinci lhi a, ikinci kiisel bak. Yani Allah'n holanaca-holanmayaca ey ile kulun holanaca holanmayaca ey fark. Bkz. hemen arkadan gelen yet (Bakara. 216) 291

Hurma aacnn meyvas ve zme gelince, ondan sarho edici bir iecek ve gzel (hasen) bir gda alrsnz. Muhakkak, bunda anlay sahibi insanlar iin bir iaret vardr. (Nahl, 67) Burada, hasen szc, kabaca 'leziz' ya da 'damaa ho gelen* ifadelerine muadildir. Bundan sonraki rnekte, ayn kelime tamamyla farkl bireye atfdr. Rabbi (sa'nn anas Meryem'i) gzel (hasen) bir kabul ile kabul etti, ve gzel (hasen) bir byme ile byt, tu. (ALi mran, 37) Bu yette, hasen'in, arka arkaya iki kez grndn kaydetmek gerekir. Birinci halde anlam, Meryem'in Al. lah'n ellerinde grd 'ihsankr' muameledir, ikincide ise, onun, shhatli byyp latif bir kadn olduunu ifade etmektedir. Bundan sonraki blm, kelimeyi, sosyal ilikilerde in. sanlar arasndaki ideal iliki biimi iin kullanmaktadr. Daha somut ifade ile bu blm, insanlara, kendi aralarnda ban ilikiler kurma ve bunlarn muhafazas iin, her zaman alak sesle konuma grevini yklemektedir. Kullanma daha yumuak (ahsen, ky asi hal) kelimelerle konumalarn syle. nk muhakkak, eytan onlann aralarnda anlamazlk karmaya almaktadr. Muhakkak, eytan insann her zaman bariz dmandr. (sra, 53) Hasen, i ve ticaret sahasnda 'krl' ya da 'bereketli' anlamnda da kullanlabilir. Kur'an, 'bu szc takya sonucu ilere atfen mecaz anlamda kullanyor. Takva ile bir i ileyerek insan, Allah'a, son derece menfaat salayc bir bor vermektedir. Allah'a gzel (hasen) bir bor verecek kim var, onu defalarca oaltsn? (Bakara, 245) phesiz, erkek ya da kadn, hayr iin eda edenler, bylece Allah'a gzel bir bor vermilerdir, bu onlar iin arttrlacak ve onlar cmerte bir karlk alacaklar. (Hadid, 17/18) Allah'n vaadi, gzel bir vaad adn almaktadr, n292

k insanlara artlarn sadakatle ifa ettikleri takdirde hayr vaad etmektedir: Ey milletini, Rabbiniz size gzel (basen) bir vaadde bulunmad m? (Taha, 86) Kendisine gzel (hasen) bir vaadde (cennet bahesi) bulunmu olduumuz kii....... kendisine dnya hayatnn anlk keyfini taddrdmz, sonra Kyam Gn'nde hesaba ekilecek olan kiiye benzer mi? (Kasas, 61) Kur'an'da deiik baka eyler de hasen adn almak, tadr, ama bu kadan u anki gayemiz bakmndan kfi gibi gzkyor. Gzel bir ii, takvadan doan bir amel mnsnda H-S-N kknn semantik hududu dahilinde ifade grevi, genellikle hasen'in, imdi karlaacamz disi haline verilmektedir. 2) Hasene : Bu szck, henz ele alm olduumuz hasen sfatnn dii eklidir. Dii ekim, bir isim olarak kullanlmakta olup, sfatn belirledii vasf haiz herhargibir ey anlamn tamaktadr. Daha balangda, bu kelimenin, bu mnda, yukanda mtala ettiimiz hayr ile, en azndan belli konumlarda, dnyevi ve dini her iki tatbik sahasnda, hemen hemen mkemmelen anlamda olduunu belirtelim. Bu noktay aadaki rnek, hayranlk uyandrc bir biimde ortaya koyuyor. Bazlar vardr ki yle derler : Rabbimiz, bize bu dnyada basene ve Sonrasnda basene ver, ve bizi Ate azabndan koru. (Bakara, 201) Bu alntda hasenet'in ak mns saadet, refah, iyi talihdir. Kelime bu mnda, Kur'an'da srekli olarak kart seyyie ile yakn bileke halinde grnr. Ben burada sadece iki misal veriyorum. Eer balarna iyilik (hasene) gelirse, Bu Allah'tan, dr, derler, ama ktlk gelirse, (Muhammed) Bu sen. dendir. derler. yle de Herey Allah'tan gelir. (Nisa, 78) Size (Mslmanlar) bir iyilik hasene dokunursa bu onlarn (kfirler) houna gitmez, ama eer ktlk (seyyie) dokunursa, buna sevinirler. (ALi mran, 120)
293

Hem basene hem de seyyie bazan oul halde grnrler. Bylelikle : Bu bahiste, yukarda insanlarn hayr ve er ile yaplan ilahi denemeleri ile ilgili olarak sylenenleri hatrlamamz iyi olur. Grdmz gibi, kendi iinden an biimde mull bir kelime olan hayr nasl o dar, kesinlikle dini Allah korkusuna dayal i mnsnda kullamlabiliyorsa, hasene de hemen hemen tamamen ayni mn ile o ekilde kullanlabilir.
Kukusuz, Allah kimseye bir karncann arl kadar hakszlk etmeyecek, ve eer iyi bir i (hasene) ise. onu iki misli yapacak, ve muazzam bir mkfat verecektir. Biz onlar belki dnerler diye gzel eylerle (hasenat, l.) ve kt eylerle (seyyiat l.) snadk. (Araf, 167/168)

(Nisa, 40) Kelime seyyie'nin bariz zdd eklinde kullanld zaman, durum zellikle budur. Sonraki kelimenin mns o zaman genel anlamda er'den imanszlk'a dnmektedir. Misal pek oktur.
Kim (Kyamet Gn) gzel bir i (hasene) getirirse, o gn korkudan azade olacaktr. Fakat kim kt bir i seyyie getirirse, bylelerinin yz atee atlacaktr. (Nemi, 91-92/89-90)

Gzel bir i getirmek tbiri yerine, (ayn kkten) ismi iinde tayan ahsene fiili kullanlabilir. Bu fiilin kendisi, mteakip blmde ayrntlaryla tahlil edilecektir Beni burada yalnzca ahsen eden tabirinin, bir hasenede bulunan tabirine eit olduu ile, ima olunan bu hasene nin seyyie ile de aka zdlatnlabileceini gstermek l kadar etmektedir.

yilik edenler (ihsanu, l.) dln en iyisine kavuacaklar. Onlar Cennet sakinleri olacak, orada ebediyen yaayacaklardr. Ktlk (seyyiat) ileyenler iin ise, her kt iin (seyyie) karl onun benzeri olacaktr. (Yunus, 27-28/26-27)

3) Ahsene: Ahsene fiili (matan ihsan), Kur'an'daki anahtar ahlk terimlerinden biridir. En genel anlam ile.
294

iyilik yapmak demektir, fakat asli Kur'an kullanmnda bu kelime balca iki zel iyilik sfatna tatbik olunur: Allah'a kar derin hrmet ve bundan ne'et eden btn ameller ile, hzn hum ruhundan alan fiiller. Evvel ihsan'n kaba hatlan ile, takva ve terbiyeye, ya da daha tipik bir ifade kullanacak olursak, 'Allah korkusuna' muadil olduu halleri ele .lai-m phesiz, kim Allah'tan korkar (takva'dan, yittaki) ve sabrederse lyesbir), muhakkak Allah iyilik yapanlarn (mninin, sfat-fiil, l.) cretini esirgemez. (Yusuf, 90) Burada ihsan'n semantik muhtevasnn 'Allah korkusu' ve 'sabr' asndan tanmlandnn kaydedilmesi gerekir, ki bunlarn her ikisi, X. Blmde grdmz gibi, 'm'min'in en tipik zellikleri arasndadr. Bundan sonraki rnekte, ayn muhsin kelimesi (ihsane'den fiil-sfat)nin somut mns aka 'korku' ve 'terbiye eseri muhtelif fiiller* diye belirtilirken, kelime olarak da muttaki 'Allah' tan korkan' kelimesi ile eletiriliyor. Kukusuz, Allah'tan korkanlar (muttakn, l.) imdi (Kyam'dan sonra) bahe ve menbalardadrlar, Rablerinin kendilerine verdii eyleri almaktadrlar. phesiz, onlar daha evvel (imdiki dnyada) muhsinin'der: ama geceleri az uyurlard, sabah aanrken af dilerlerdi, ve varlklarnda, dilencilerin ve hor grlenin de bir pay vard. (Zariyat, 15-19) Bu tr konumlarda hsane'nin hemen hemen 'salihat ilemek1 ile anlamda olduu, mteakip rneklerle daha ak hale getirilecektir. Namaz aksatmadan klan, zekt veren, ve Ahiret'e inanc sarsnt grmeyen muhsininler var ya, onlar Rablerinden gelen irad zeredirler; onlarn felah bulmas muhakkaktr. (Lukman, 2-3/3-5) Yemin ederim; iman edip iyi iler (salihat) yapanlar var ya, yemin ediyorum: Biz iyi iler (insane amelen, amel olarak iyi amel) yapann cretini heba etmeyiz. (Kehf, 29/30) Allah'n emrine tam itaat iinde, ok sevdii olu
295

ismail'i Allah'a kurban etmeye teebbs eden brahim'e, bizzat bu fiiline atfen mnin sfatnn verildiini ilave etmemiz mmkn. Ey brahim, sen grdn d yerine getirdin bile. Kukusuz, Biz mh sinini bu ekilde mkfatlandnnz. Muhakkak bu, aikr denemedir. (Saffat, 1027 106) Hal byleyken, muhsin'in bazan kfir'e, ya da onun anlamsal muadillerinin bazlarna, kart olmas pek artc deildir. Bylece Allah onlan bu (hrmet ifade eden) szler iin, altndan nehirler akan bahelerle dllendirir. Muhsinin'in mkfat budur. Fakat iman etmeyip, yetlerimize iftira edenler, onlar Cehennem sakinleri olacaklar. (Maide, 85-86) Bu, Arap dili ile yazlm teyid edici bir kitaptr, ki hakszlk edenleri (zalemu) ikaz etmek, ve muhsinin'e iyi haberler getirmek iindir. (Ahkf, ll/i>> kukanda ifade ettiim gibi, ihsan'n bir baka mhim kullanm vardr: kelime, bakalarna kar sevgi ile yaplan davranlar yani, daha kat'i ifade etmek gerekirse, hilm denen o temel tavrdan kaynaklanan amelleri gsterebilir, hsan'n hilm ruhunun en yakn tezahr olduu aadaki rnekte aka fehmedilecektir: (Allah'tan) korkanlar iin, gkler ve yer kadar geni bir Cennet hazrlanmtr, bolluk zamannda ve ktlkta (zekt olarak) harcamada bulunanlar ile, fkelerini bast, ran, insanlar balayanlar iin, nk Allah muhsinin'i sever. (l-i mran, 133-134) Her zaman fakire yardma gnll olan, abuk fkelenmeyen, karlk vermekten uzak duran, ve tahkiri ho gren; IV. Blmde grdmz gibi hilm faziletinin canl timsali budur. Bundan sonraki yet, ihsan ile hilm arasndaki yakn ba gsteren baka bir rnektir. Baka bir ifade ile yetin ifade ettii dnce Cahili ye ruhunun tam tersidir. (Ey Muhammed) birka hari (srail Oullarnn) (ahdi yerine getirmeyip) ihanet edilerine bir kere ahit
296

olmayacaksn. Lakin onlar affet, nk Allah muhsinin'i sever. (Maide, 16/13) Kur'an kendi deyimi ile annesi onu eza cefa ile karnnda tad ve eza cefa ile dourduu iin (Ahkf, 14/ 15) de olsa anne-babaya kar muhabbet gsterme grevini srekli vurgulamaktan geri durmuyor. Evldn saygl tutumuna ihsan ad verilmektedir. Rabbin kendisinden bakasna kulluk etmemeni, ana babaya kar da canayakn (ihsan) olman emretmitir. Onlardan biri ya da her ikisi senin yannda yalanrlarsa, onlara uf bile deme ve azarlama, onlarla saygl (kerim) szler kullanarak konu, ve rahmet ile tevazu kanatlann zerlerine gererek, Rabbim, de, onlarn ben kk bir ocukken beni yetitirileri gibi; sen de onlara merhamet et. (sra, 24-25/23-24) Bu blmn ikinci yans, somut terimler ile, sz kc ns iyi kalbliliin gerek mahiyetini gsteriyor. hsan'n, bu mnda, ruhi iklimi erevesinde hayjr ilerine olaanst bir vurgu getiren Kur'an'da, o mul l 'canayaknlk'tan, geniliim kaybederek, zekttaki cmertlie dnmek eklinde kuvvetli bir eilim gstermesi, ancak beklenebilecek bir eydir. te, ihsan'daki 'cmerlik' esini, onu buhl, (elisklk) ile karlatrarak en ak biimde ortaya koyan gzel bir misal: Ana. babanza, yakn akrabanza, ksz ve yetimlere, muhtalara yaknnz olsun olmasn, komuya, yannzda ki arkadanza, yol stnde bulunana, ve sa elinizin altndaki (kleleriniz) e kar nazik (ihsan) olun. Yemin ederim ki, Allah, kibirli ve vngen sadece eli sk olmayp ayn zamanda bakalanna da cimrilii tleyen ve Allah* in, rahmetinden ona ltfettii eyi gizleyenleri sevmez. (Nisa, 40-41/36-37) 4) Say'ia; Mtekabil hasene gibi, seyyie de bir sfatn diil hali olup Kur'an'da ounlukla isim olarak kullanlr. Sz konusu sfat sayyi'dir, ki Fatr Sresinde geer ve 297

S-W kknn Kur'ani mnsn son derece gzel bir tarz. da ortaya koyar. u ekilde: Allah'a yemin ederek, kendilerine bir ihtar sahibi (Peygamber) gelecek olsa, her milletten daha ok doru yola gireceklerini sylediler. Ama, onlara bir ihtar edici geldii zaman da, alabildiine ters bir yola sapp, bulun, duklan yerde daha bir kendini beenmilik (istikbar) ile, daha ziyade ktlkler tasarlayarak fiiliyatda bulundular. Ama her bir kt (sayyi) tasan ancak onu dnenleri kuatr. (Fatr. 40-41/42-43) Burada, tasarlanan ktlkn (el-mekr el-sayyi), kfirlerin Muhammed'in tevhid hareketini altetmek iin giritikleri tm mitsiz abalara atf olduu aktr. imdi, isim olarak kullanlan diil hal'e, seyyie'ye dnecek olur isek, bunun hasene'yi ele alan daha nceki blmde zaten ksmen tetkik edilmi olduunu hatrmza getirebiliriz. Orada, Seyyie'nin birbirinden tamamyla farkl iki eyi ifade edebileceini grdk: bir taraftan, insan hayatnda, menf ve naho bir dnm noktasn anlatrken, te yandan, bir insann Allah'n iradesine muhalefeten iledii 'kt' bir i, yani, sk sk adlandnld gibi, ma'siye (itaatsizlik) karl kullanlabiliyor. Bunun slmi dnce asndan nemi byktr nk Seyyie'nin bu ikili anlam netice olarak, Kaderiyye ve Mutezile mezheplerinin ana akaidi ile alkal olarak bilahare zor bir teolojik sorun kacaktr. Maturidi ilahiyat limi el-Beyyazi'nin bu konuda ilgin bir haberi var: Diyor ki, Mutezili el-Cubbai'ye gre, seyyie szcnn bazan 'felket' (baliye) ve 'deneme' (mihnet), bazan da 'gnah' (zenb) ve 'itaatsizlik' (ma'siye) olarak kullanldna phe yoktur. Allah'n seyyie'yi Syle: her ey Allah'tan gelir! yetinde Kendisine izafe ettii muhakkaktr. Senin bana gelen her seyyie de senin kendinden geliyor! Muhakkak buradt/ birbirleri ile elimemeleri iin, iki hkm arasnda birlii salayacak bireyin yaplmas gerekir. Hakikatte, hibir eliki mevcut deildir. nk seyyie Allah'a atfedildiinde, terslik, ve ans298

sizlik diye anlalmas gerekir iken, insana izafe edildiin, de ayn szcn anlam 'itaatsizlik'tir.(10) Grmekte olduumuz gibi, el-Cbbai, Seyyie'nin ikili anlamn, itaatsizliin, yani kf r'n, Allah'tan gelmesine, O esasen adalet lah olduu iin, hibir olanak bulunmadn tesbitte akllca kullanmaktadr. Hanefi mezhebine bal birisi olarak el-Beyyazi'nin kendisinin ise, byle bir ayrm kesinlikle reddettiini sylemeye gerek yoktur. O, iman ve kfr dahil, hereyin Allah'tan geldiini sylemektedir. Eer Kur'an'da hasene genel bir mnda ele alnacak ise, seyyie de her zaman genel bir mnda ele alnmaldr. Her halkrda, 'Kur'an'n kendisinde, seyyie szcn 'kt talih' anlamnda, ve bazan da 'kt i' diye kullanlr. Gelin bu ikinci hali dikkatle tetkik edelim. En genel olarak, seyyie'nin grnr mns kfr'n neticeleridir. Mteakip misaller bu noktay olduka barizle. tirecektir. Eer ktler (ellezine zalem, zulmn kfre eitliinden) (") dnya malnn hepsine ve daha bir o kadarna sahip olsaydlar, onu, Kyam Gn kendilerini o cezann belsndan (seyyie ile ayn kkten su', seyyie'nin yukarda belirtilen iki mnsndan, yaklak birincisi eklinde kullanlyor) kurtarmak iin kefalet bedeli olarak verirlerdi. Ama Allah onlarn gzlerine, grmeyi hi ummadklar bireyi gsterecek; onlara, kazanlarnn kt. lkleri (seyyiat, l.) gzkecek ve kendilerini her yandan o alay ettikleri ile evrilmi bulacaklar... Hakkettikleri eyin ktl (seyyiat) onlara arpacak. Bu kiilerin (Mekke kafirleri) hakszlk edenlerini de (zalem) kazanlarnn ktlkleri bulacak, kaamayacaklar da. (Zmer, 47-48, 51) Bundan sonraki rnek, Musa Ehli'nin yapp onun yok(10) Kemaleddn Ahmet el-Beyyazi, aret el-Meram min barat el-mam, (Kahire, 1949), s. 310. () Yukarya bkz., Kfrn semantik sahas blm, zulmn kfr ile anlamca eit oluu. 299

luunda taptklar Altn Buza'ya atftr. Bu yzden, EL Beydavi'nin kaydettii gibi, burada bahsedilen 'kt iler', kfr amelleri ile, bunlarn sebep olduu ma'asi 'itaatslzlik'ten baka bir ey deildir. Yemin ederim ki, Buza edinenler var ya, onlara Rablerinden gazb inecek ve dnya hayatnda (da) kk decekler, nk Bizim iftira edenlere (iftiradan, mfterin) verdiimiz dl budur. Ancak kt ameller (sayyiat) ileyip de sonradan tevbe ve iman edenlere (amen) kar Rabbin ondan sonra, Gafur ve Rahim'dir. (Araf, 151-152/ 152-153) Seyyie'nin bazan bu blmn giriinde incelediim saliha'ya kart olmas ehemmiyetlidir. Orada, say'ie ile salina arasndaki ilikiyi gsteren bir misal de verilmiti. te anlaml bir rnek daha: man edip (amen) gzel iler, (salihat, l.) ileyenlere gelince; onlarn seyyiat'n hogrecek ve kendilerini, ne yapar idi iseler, onun en iyisi karl dllendireceiz. (Ankebut, 6/7) . Sre'de, m'minlerin dualarnn bir ksmna rastlayan ok nemli bir baka blmde de geer. Rabbimiz! mana davet eden, Rabbinize iman edin! diyen bir davetinin sesini iittik. Ve iman ettik. Rabbimiz, gnahlarmz (zenb'in oulu znb) bala, kt ilerimizi (seyyiat) rt (keffir). (Al-i mran, 191/193) Mfessirler ekseriya znb'un kebairi (bykleri, yani byk yahut vahim gnahlar) gsterdiini, seyyiat'n segire (yani kklere) muadil olduunu syleyerek, bu ikisi arasnda bir ayrm yaparlar. Ve bu gr baka bir blm tm ile teyid eder gibidir: Sizler eer size ismen yasaklanan byk gnahlardan (kebair) kanr iseniz, Biz sizin ktlklerinizi (seyyiat) grmezlikten gelecek ve sizi Cennete asil bir giri ile dahil edeceiz. (Nisa, 35/31) Hi kimse bu blmn, 'byk gnahlar ile 'kk' Ieri arasnda ciddi bir derece hatta tr fark tandn inkr etmeyecektir. Oysa gerekte, bu aynm, pamuk iplii
300

le bal bir temel zerindedir, nk, herey bir yana, ''byk' gnahlar ile tam olarak neyin kasdedildii hakknda gerek bir mphemlik mevcuttur. Galiba bir ey kesin: Ayni Sre'de, biraz ileride, -Allah hibireyin kendisi ile bir tutulmasn yarlgamaz, ama bundan hafif olan dilediine balar. Herhangi bireyi Allah'a denk tutan, muhakkak byk bir gnah (ism) ilemitir (iftira). (Nisan, 51-48) eklinde ak bir beyan bulduumuza gre, 'ortak koma'ya, yani irke, tm yarlganmaz gnahlarn en bygn tekil ediyor nazan ile bakmamz hakl gibi gz. kyor. Fakat her ne kadar bu, bu zel halde hi kukusuz sahihse de, hibir ekilde teki kelimenin seyyie'nin, irki ifadesine mani deildir. Haddi zatnda, yukarda, Altn Buza'ya tapmmann-ki, irkin bas bas baran bir trdr seyyiat snf iinde sayldn grm bulunmaktayz. Bir baka blmde (Sre sra), Allah'n kat'iyetle men ettii ilerin bir listesini verdikten sonra, Kur' an karan tebli eder: -Btn bunlar btn bunlarn ktl (sayy'ihu), Rabbiniz indinde irenilecek mahiyettedir! (sra, 40/38) Saylan maddeler ise unlardr: l) fakirlik korkusu ile kendi ocuunu ldrmek, 2) zina, 3) sebepsiz kati, 4) yetim maln zimmetlemek, 5) ticarette hile, 6) hakaretamiz ve taciz edici hareketler. (sra, 33-39/31-37). Bunlarn hi olmazsa bazlar genellikle kebair arasnda saylr. Sze, Hud Sresinin 78. yetinde, livata'mn, daha evvel grdmz gibi, sk sk Kur'an'da Allah indinde, yeryznde herhangi bir yaratka ilenmi herhangi bir eyden daha iren bir fil eklinde tanmlanan eyyie olarak isimlendirildiini de eklememiz mmkndr. 5) Esae*. Bu kelime, S-W kknden tretilmi bir fiildir. Ksaca sylemek gerekirse; seyyie'nin, dinamik, faal cihetten ifadesidir; yani, 'bir seyyie'de bulunmak' fikrini tar. Ve, tabii, Kur'an'da burada kasdolunan, ve tabiri caiz 301

ise, 'noksansz say'ie', bir kfr hareketidir. Bu ilgi 'Esae eden' ile 'salih amel ileyen'i birbirleri ile kyaslayan aadaki rnekte bariz bir nitelikle ortaya karlmaktadr. Kim doru i yaparsa (amel-i salih) o onun kendi can iindir, kim de kt i yaparsa (esae) bu, onun canna kar yaplmtr. (Casiye, 14/15) Musi (esae'nin sfat-fiili) ile 'iman edip, salihat ileyenler'in birbiri ile kyas olunduu bundan sonraki rnek daha az nemli deildir. Dahas, musi, 'kr' bir insana benzetilirken, ikinci, 'gren' bir kiiye tebih olunuyor ki, bunlar, Kur'an' Kerim'de, sras ile Kfir ve M'min iin en yaygn mecazi ifadelerdir. m ile gren, iman edip gzel iler (salihat) yapanlar ile ktlk edenler (musi) musavi deildir. (M'min 60/58. Bundan sonraki yet, daha somut ifadelerle bize. esae fiilinin neden ibaret olduunu anlatyor. Bu 'ktl' tekzib fiilinde grmektedir ki, bu da, esae'nin, kfr niteli, inde eylemde bulunmak demek olduunun bir baka delilidir. Kt iler ileyenlerin (esau, l.) sonu kt (su') oldu: Allah'n yetlerine yalanl yaktryorlar, ve onlarla alay ediyorlard! (Hum, 9/10) 6) Setv ve Su'. Yukanda S-W'den tretilen deiik szckler hakknda sylemi olduum hereyden sonra, nemli de olsa, geri kalan bu iki halin ayrntl biimde mzakeresi, ancak bir yineleme olur. Mevcut konum erevesinde btn yapmak istediim, bunlarn mn ve tekili ile bantl, 'mnakaa edilebilecek, baz hususlarn kabataslan yapmaktr. Sew, yukarda grm bulunduumuz sa'e fiilinin masdarlanndan biridir ve tipik olarak analitik trden (aidiyet bildirerek, kaynana atfen (niteleyen) bir vasf olarak (r. Cesaret sahibi bir adam) kullanlr, su ise ayn kkten soyut isimdir. Aka grld gibi, bunlar, yalnzca ekil olarak
302

deil ayn zamanda mnaca son derece birbirlerine benzemektedirler, ve baz konumlarda ikisinin ayrm bile son derece mkl olmaktadr, nce sew'e bakalm ve tipik kullanmlarndan birkan ele alalm: Terkib her zaman, szlk anlam 'ktln adam', kt tiynetli yahut gidiatl adam mnsn tayan, recul else w (veya recul sew, muayyen harfi tarif yani el eksik olnrak) tarafndan temsil olunan analitik hali alr. Ya- Meryem! (Kimseyle evlenmeden sa'y dourmu olan Meryem'e insanlar byle diyorlar) Gerekten feci (feri) birey yaptn sen! Fakat baban kt kii (imre sew) deildi, annen de fahie deildi! (Meryem, 27-28) Burada, szn geliinden, sew'in anlamnn rza sahip olmama yahut cinsel hafiflik (hafif mereplik) olduu kat' idir. Benzer ekilde Enbiy Sresinin 74. yetinde Sodom halkna, irenilecek detleri nedeni ile kavm sew ('ktlk sahipleri', 'ok kt bir millet') deniyor. Daha ziyade dini nitelik arzeden bir dzeyde, ayn ifade, kawm sew. Nuli Ehline atfen kullanlmaktadr. Bu kez ktln delili tekzib'dir. (Nuh'u) yetlerimize iftira edenlerden selmete kardk. Yemin ederim ki, onlar ok kt kimselerdi, bu yzden hepsini boduk. (Enbiya, 77) Bundan sonraki blm, trl mazeretler uydurarak, Hudeybiye seferi vesile olduunda Cihad'a hizmet grevinden kamaya alan ve bunu baaran baz Bedevi kabilelerini kastediyor. Yo, sizin dnceniz, Resul ve m'minlerin bir daha asla ailelerine dnemeyecekleri idi, ve bu aklnza cazip geldi: Dnceniz kt bir dnce idi (zann el-sew, ktlk fikri), siz de ok deersiz (rm, bozuk, kokumu) insanlardnz. (Fetih, 12) Bu ve baka benzer rneklerde, zann el-sew yegne okunu biimi deildir; baz otoritelere gre, alternatif yani zann el-su eklinde okunu ta ayn derecede mmkndr. Dier bazlarnn fikirlerine gre ise, her iki okunu da mmkn olduu zaman, sew ya da su' okunuuna
30S

gre anlamda bir fark olun lki fesd, zlme, bozulma, ikincisi ise, zarar, 'ziyan' ya da 'hasar', veya hezimet, 'yenilgi', ve er 'kt hal'C12) anlamna gelir. Mamafih, benim kanaatime gre, btn bunlar olduka mesnedsizdir. ki tbir, zann el-sew ve zann el-s arasndaki aynm, sadece bir cmle yaps mes'elesidir. Erkek olsun kadn olsun Allah hakknda kt zanlarda (zann el-sew) bulunan (zannin, l. fiil-sfat) mnafklar ve putperestler var ya onlann talihleri tersine dnecek (dairat el-sew), nk Allah onlara kzgndr ve onlar lanetlemitir. (Fetih, 6) Ayn zann el-sew (yahut s)'e ilveten bu blm, iinde el-sew olan bir baka tbiri iermektedir dairet elsew, ktye evirme. Bu da, sew ve s eklinde deiik iki okumaya msaittir. Ayn ey, Furkan Sresinin 42./40. yeti iin de kabil-i tatbiktir: Orada, kt bir ya (metar el-sew) ile zerine yamur yaan (umtrat, fiil edilgen hal) ehir dendiini gr. mekteyiz. Genellikle kastolunan ehrin, nakle gre ta ya altnda btnyle tahribata urayan Sodom olduu sylenmektedir. Bu rnekte de, S-W iki farkl biimde okunmaktadr, ve baz otoriteler, s okunmas halinde mnnn 'zarar' ya da 'ziyan', sew okunduunda ise, 'tahrib' olacan syleyerek bunlar arasnda anlamca bir aynm besisine almaktadrlar. Herey bir yana, sew mastarnn vasf belirtici olarak,, semantik kullanmnn ok geni olduu, sz konusu mastarn, sayyi adn alabilecek herhangi bir eyi ifade edebildii muhakkaktr. Su' ismi iin de ayn ey daha az varit deildir. Bu genel anlamda, s, naho, kabul edilmez, yahut mide bulandrc diye nitelendirilen, infial uyandran her eyi ifade etmektedir. Onlann birine kz haberi (yani bir kzn doduu slm'dan evvel Araplann kz ocuklanna kar duyduklan ve sk sk, kz cocuklan doar domaz
(12) Bkz. El-Bustani, Muhit El-Muhit, I. 1021. 304

din diri topraa gmme derecesine kadar giden bednam sevgisizlikten bahsolunuyor) gittii zaman, yz kzarr, ve fke ile tutuur kendisini gelen haberin ktl (s) yznden dostlarndan gizler. 60-61/58-59) Bu rnek, su' ismi ile ilikili tecrbenin znel cephelini anlatyor. Bu ad pek tabii bizim Cehennem'e niin Kur'an'da o denli sk olarak kt bir yurt (yahut barnak) dendiini anlamamza yardmc oluyor. Kur'an'da bu temel mnda su'un herhangi bir zarar, ziyan, bela ve talihsizlie tatbikinin mmkn olduunu gsteren rnekler hayli oktur. Burada bunlar ayrntl olarak tetkik etmeye gerek yoktur. Onun iin dikkatimizi hemen s'un, din, ahlk sahada kullanl ekline tevcih edeceiz. Verdiim ilk rnek, Yusuf Sresi'nden alnmtr. Konuan Yusuf'un kendisidir. (Masumiyetim nihayet aa kt). Ama tamamiyle masum olduumu iddia etmiyorum, nk Rabbimin merhamet ettii kii hari insan ruhu ktle (su') tevikten hi geri durmaz. (Yusuf, 53). Burada, ktlkn, dnyev hazlar ile snr tan. makszn itigal demek olduu aktr. Mteakip alnt, din sahada su'un yukanda ele alnan sayyi'at ile mkemmelen anlamda olduunun salam bir kant olarak veriliyor:
Allah'a den Yzn yalnzca, bilmeyerek ktlk (s'e)den sonra hemen dnen (tevbe eden) 1re dndr, mektir. (af). . . Ama Allah, t lmek zere iken imdi yneldim (tevbe ettim) deyinceye kadar kt amellerde bu. lunanlara dnecek deildir. (Nisa, 21-22/17-18). Kfirler! Lanet zerlerindedir ve kt yurt (s el-dar, ikmetghn ktl) onlaradr! (Ba'd, 25)

Tamamyla ayni tr su', yani 'bilmiyerek yaplan ktlk'n, bundan sonraki rnekte (salih ile ayni kkten treyen) slahe ile karlatnl nemlidir. Sizden her kim bilmeden ktlk (su) eder, ve sonra yeniden dnp doruyu ilerse (slahe), yemin ederim, Allah (ona) Gafur ve Rahimdir. (En'am, 54)

305

Su', grdmz gibi, k uf r karl, son derece karakteristik bir ifade olan zulm el-nefs, 'kendi canna thmet' ile anlamda olarak da kullanlr: Meleklerin, kendilerine zulm halinde yakaladklar (canlarn aldklar) kfirler, (ancak) o zaman boyun eecek (ve) 'Biz kt birey (s) yapmyorduk.' (diyecekler). Ama, yoo, Allah sizin ne yaptnz iyi bilir. (Nani, 27-28) Bundan sonraki blmde, Su'un ifade ettii ey, en somut terimlerle tanmlanyor. Burada, elinizde, Kur'an'i gr asndan, ne tr fiilin, 'kt' bir fiil olduunu gsteren bir misal mevcuttur : Firavun, Ya Haman, bana bir kule ina et, belki . klacak yere, semalarn klacak yerine ular, Musa'nn lah'na bakarm. nk bana kalrsa o yalancnn biril dedi.. te Firavun yapt kt ii (s amelihi, 'fiilinin erri') iyi diye grd, ve doru yoldan geri kald. (M'min, 36-37) 7) Faha veya Fahie

Fah yahut fahie, lnn tesinde kt ve tiksinti verici olan herhangibireyi belirtir. Kur'an'da ok sk olarak, henz tetkik etmi olduumuz s-u ile balantl olarak kullanlr. eytann izinden gitmeyin. O, sizin aikr hasmnz, dr. Size su ve faha'den baka bir eyi tenbih etmez. (Bakara, 168-169) Mfessirler, bu yetteki su ile fahie arasnda bir ay. rm gzetmeye almlardr. ok mrekkep aktmlar, ve deiik grler ifade edilmitir, ama bunlann hibirisi yeterince gvenilir deildir. Bunlardan edinebileceimiz btn bilgi, bu iki kelimenin genel hatlar ile anlamda olduudur. (Msr Hkmdan'nn zevcesi) onu ihtirasla arzuluyordu, (Yusuf) da onu arzulayacakd, ama (o anda) Rab306

Burada szn geliinden, su ve faha ifadesinin zina mnsnda olduu aktr. Ayn atf, bundan sonraki rnekte barizletiriliyor. Livataya ok sk olarak faha ad verilmektedir. Burada yalnzca bir misal veriyorum.
Ve Lut halkna (Sodom ahalisi) 'Ne, btn dnyada sizden nce kimsenin ilemedii byle bir faha mi iliyor, sunuz siz?' demiti. (A'raf, 78/80). Zinaya yaklamayn! Yemin ederim ki, bu bir faha'dir; kt (su'dan bir fiil hali: s'e) bir yoldur. (sra, 32)

binin bir delilini grd. Biz su' ve Faha1 y ondan byle geri evirdik. (Yusuf, 24)

Hud Sresinin 78. yetinde, Sodom'un ayn kt itiyadna atf olan 'kerahat' sayi'at ile ifade edilmektedir, ki bu da bu durumlarda, F-H- ile S-W'nin hemen hemen anlamda kabul edildiinin baka bir kantdr. Kiinin, babasnn lmnden (veya boanmasndan) sonra onun kans ile evlenmesi eklindeki mrik adetini konu edinen bir baka blmde, fahie ile birleik halde, nefretin en son derecesi mnsndaki bir kelime, 'makt' kullanlyor.
Gemi vak'alar hari, babalarnzn evlendii kadn, la evlenmeyin, nk muhakkak bu bir pislik (fahie), menfur bir ey (makt), ve ok kt bir yoldur, (s'e sebilen,' yol olarak ok ktdr') (Nisa, 26/22)

Yukarda ele aldmz mnker szc de fahie ile birlikte geiyor.


Ey inananlar, Seylan'n admlarn izlemeyin, nk yemin ederim ki, admlarn izleyenlere eytan, faha ve mnker emreder. (Nur, 21)

Burada fah'mn gemesinin aka eytan'n teviki, ne izaf edildiine ahit olmaktayz. Bu blmn giriinde naklettiimiz (Bakara, 164/169) baka bir misaldir. Hakikaten, fahie ve fah'mn, Kur'an'da( byk ekseriyetle eytan'n ad ile rabtal olarak grnmeleri onlarn tipik zelliidir.
307

eytan size yoksulluk vaadeder, ve faha emreder, Allah ise Nefsinden mafiret ve nimet vaad eder. (Bakara, 268) Biz eytanlar, iman etmeyenlerin amirleri yaptk. Ne zaman da bir fahie isteseler, Biz babalarmzn byle yaptn grdk, Allah da bizim byle yapmamz istedi. derler. Allah size faha emretmez! de! Allah'a bilmediiniz eyleri mi sylyorsunuz! (A'raf, 27-28) Tam tersine, Allah tm fah'y kesinlikle yasaklamak, ta ve adaleti ve iyilii emretmektedir. Kukusuz, Allah adaleti (adi) ve iyilii (ihsan) ve akrabaya vermeyi emreder, ve fah'y, mnker'i, ve kstahl (bay) nehyeder. (Nahl, 90) 8) Tayyib ve Habis

Tayyib, en mkemmel ematik ilevi, duyulara zellikle tad ve koku alma duyusuna son derece haz verici, ho ve tatl gelen zellikleri gstermek olan bir sfattr. Beklenilecei gibi, en sk kullanm, yiyecek, su, rayiha, vb. tavsif iindir. Bu has tatbik safhasnn tesinde, baka deiik eylere de tatbik edilebilir; bu yzden Kur'an'da, 'rih tayyibe', 'gemiyi denizi dalgalandrmadan alp gtren rzgr' ve kart, 'rih sife, iddetli rzgr (Yunus, 22), 'beled tayyib', topra iyi, mahsul bol lke (A'raf, 56/58), iman etmi erkek ve kadnlarn Aden Bahelerindeki son ikmetghndan bahsederken, 'mesakin tayyibe', haz verici konutlar (Tevbe, 72), vb. gibi kalplan grmekteyiz. Herkesin bildii gibi her trl tabu ile evrelenmek eilimi arzeden eyler arasnda mhim bir kalem tekil eden yiyecek babnda; Kur'an, tayyib'i 'her trl tabu'dan uzak' mnsnda 'meru' demek olan helal ile birlikte kullanarak, o ok hussi 'kutsama' fikrini ortaya getirmektedir. Bu sebeple, bu belirgin halde, tayyib, bundan sonraki blmde ele alacamz hell'in hemen hemen yakn anlamda olur. (Ya Muhammedi sana kendileri iin neyin meru
308

(hille, edilgen hal 'hell klnm' olduunu soracaklar. Cevap ven Gzel eylerin (tayyibat, isim gl.) hepsi size hell.. (Maide, 4) Allah'n size verdii hell'den ve iyi'den (tayyib) gdalann. (Maide, 88)

Tayyib szc o kadar sk olmasa da, hassaten dini-ahlki mnda da kullanlabilir. te iyi bir rnek :

Bu konumda tayyib'in, muttaki, 'Allah korkusu iinde olan'n yerine getii aktr. Ayrca, (28./30. yette bulunan), bildiimiz gibi kfir mnsndaki, kendilerine zulmedenler ifadesine zddr. (Fatr, 10/11) de geen el-kelim el-tayyib, gzel konuma tabirindeki tayyib, benzer bir. zellikte olsa gerektir. Genel izah, tevhid formlne (Allah'tan baka ilah yoktur) iaret olduu eklindedir. Her halde, bu ifadede tayyib'in, 'dinen iyi' ya da 'ahlka, kusursuz' demek olduu muhakkaktr, nk tabirin kendisi t>u yette el-amel el-salih, 'gzel i' ile yaknen rabtal gzkmektedir. Ayet u ekildedir : Tayyib'in tam zdd habis'tir. Burada bu kelimenin sradan eylere ve hadiselere tatbik edildii halleri tetkik gereksiz olacak. Btn yaplmas gereken, kelimenin diniahlki alandaki kullanmm gsteren tipik rneklerin bazlarm ksaca ele almaktr. Yukanda bahsolunan, yiyeceklerin 'kutsanmas' sorununa degin bir misalle balayalm.
(Peygamber) (Allah adna) onlar iin btn iyileri (tayyibat) helal, btn ktlkleri de (hebais, gl. isim) haram klar, (yuhillu ve yuharrimu) (A'raf, 156/157) Kelamn iyisi (tayyib) ona ykselir, ve O, iyi (salih) ii ykseltir. (Fatr, 10/11)

Altndan nehirler akan Cennet Bahelerine girecek1er... te Allah Kendisinden korku duyan, ve meleklerin iyilik halinde (tayyibin, gl.) ele geirdikleri (canlarn aldklar) muttakin'i byle dllendirir. (Melekler onlara1 Selam olsun sizlere! Haydi yaptnzdan dolay Cennet'e girin! derler. (Nahl, 31-32)

Tayyib-habis iftinin, helal-haram iftine mtekabil ki

309

lmmn son derece nemli olduu kaydedilmelidir. Greceimiz gibi, sonraki ift, temel olarak hasseten tabu-baml dn sahasna ait olan 'ibadete ilikin temizlik' fikri zerine oturmutur. Mteakip alntda, tayyib-habis, m'minlerle kfirlerin zdlamasma tekabl etmektedir. man etmeyenler Cehennem'e toplanacaklar ve Allah ktleri (habis) iyilerden (tayyib) ylece ayracak, ve ktleri birbiri stne koyup hepsini bir yn yaparak Cehennem'e atacak. (Enfal, 37) Kt kadnlara (habisat) kt erkeklerle (habisin) ve kt erkeklere kt kadnlar (la birlemek yarar). yi kadnlara (tayyibat) iyi erkekler (tayyibin) ve iyi erkeklere iyi kadnlar (la birlemek yarar).- (Nur, 26) Bundan sonraki rnekte, habis, kendileri sew'e sapm ve f ask insanlar olarak tanmlanan Sodom ahalisinin iren adeti iin kullanlmaktadr. Btn bu eler bir araya geldiinde, habis szcnn somut mn muhteviyatnn tam bir aklkla ortaya konmasna hizmet etmektedirler. (:3) Lut'a hikmet ve bilgi verip, pislikler (habais, l.) yapan ehirden emin kldk. Yemin ederim ki, onlar ok kt bir toplumdu (Kavm.i sew) ; hepsi fasikun(diler).. (Enbiya, 74) 9) Haram ve Helal

Bu kelime ifti ile yasakl-dn lemine ayak basyoruz. Haram ve helal, ok eski bir dil katmanna aittirler. Esasen, bunlarn tarihi, yin-gerei temizlik ile ilgi(13) Kelimenin Cahiliye Devri'nde ahlk bir terim niteliinde kullanlna misal olarak, Antere'nin u beytini verebiliriz-. (Divan, s. 62, b. 7): Ye'ibne levni bi-el-sevad ve innema, fi'luhum bi-el-hubs esved min cildi. (Kabilem) rengim kara diyerek beni hor grmekteler, yaptklar eylerse, benim derimden kara!
310

li eski Sami fikrine kadar vanr. Daha kesin konuacak olursak, haram yasak, helal ise ksaca yasak altna alnmam, ondan 'azade klnm' olan hereydir. Haram, nes. neler, meknlar, ahslar fiiller iin kullanlr; ve bu ekilde tanmlanan herey, hafiflikler dnyasndan kesinlikle ayrlarak farkl bir varlk alemine, gerek ulhiye gerekse temizlik derecesi bakmndan ikili bir mnda 'kutsiyet lemine' ykseltilir; her halkrda, yanna yaklalmaz, temas edilemez bireydir o! Bylelikle, tipik bir misal verecek olursak, slm'dan nce, yakn akrabalarndan birinin katilinden kanla almaya ahdetmi Arabn, arap imesi ve ban ykamas 'haram'd. Ve bu yasak, ahit yerine getirilmedii srece srerdi. Teebeta erren'in, daysnn katilinden cn aldktan sonra syledii aadaki beyit, durumu harikulade bir aklkla ortaya sermektedir. (") Hellati el-hamr ve-knet haram Ve-bi-ley ma elemmet tehillu ok zaman bana haram olan arab imdi artk helal oldu Ama helal olmas ucuza mal olmad! Sonraki fkhlann telif ettii fkh kitaplarnda, haram'n genellikle resmi bir biimde hukuken cezay mlzem bir eylem yahut yine ayn anlama gelen 'kat'iyetle yasak klnm ey* diye tanmlandrldna ahit oluumuz son derece tenvir edicidir. Kelimenin Kur'n'i kullanm, asli tabu fikrinden bu yasal kavrama gei srecinde, bir ara-safhay temsil eder gibidir. Bir inan-ncesi kavramn slm bnyesine bu geiini mmkn klan, Allah* in hr kararnn araya girmesidir. Mutlak bir serbesti ile Allah herhangi bir eyi yasaklar, herhangi bir eyden de yasa kaldrr; ve neyi yasaklam ise o, bundan byle ha(14) Ebu Temmam, Divan el-Hamaset, El-Hatib el-TIbrizi'nin erhi ile yay., M. A. Azzam, (Kahire, 1955) I., 21.

311

ram, ve muhalifi de hell olacaktr. Bu suretle, asrlarn fikri haram ve hell, Allah'n iradesinin doal ifadeleri olarak, O'nunla en ziyade alkal bir konuma gemilerdir. Aadaki blm Allah'n bireyi yasaklamas ile o eyin Haram'a dnmesi arasndaki direkuedensel rabtay gzel bir tarzda sergiliyor : Sizinle (Beni srail) yle ahitlemitik : (Biz, Allah): Birbirinizin kann dkmeyeceksiniz (birbirinizi ldrmeyeceksiniz) ve birbirinizi yuvalarnzdan atmayacaksnz. Ama mdi birbirinizi katlediyor, ve bir ksmnz kendi evlerinden karyorsunuz. Oysa onlarn evlerinden kovulmas size haram klnmtr. (Bakara, 84-85) lahi rade'nin yeni szcs sfat ile yeni bir Peygamber'in geliiyle birlikte, mevcut meru ve gayrimeru* lar sisteminde hatn saylr deiimlerin hasl olmas doald! Bylelikle, Kur'an'da sa, baka eyler yannda, unu da tebli ediyor: Ben mutlaka daha evvel sizin iin haram olan (hunime, fiil, edilgen haDlann bazlarn hell klacam! (uhille, fiil). (ALi mran, 50) Kur'an, benzer biimde, artk slam geldiine gre, srail'in tm tabu hukukunun yerini yeni ve tabii daha stn itihadlarn aldn beyan etmektedir. Bylelikle, en arpc misali vermek gerekirse, Kur'an'a gre, Musevilerin yiyeceklerle alkal tabular, esasen onlarn mtecavizliklerine karlk bir ceza olarak konmutu. (En'am, 146) Mriklerin saysz tabulanna gelince, bunlar Allah'a kar uydurma (iftira)lardan baka birey deildir. (En'am, 144). Fakat Kur'an, yiyeceklerle ilgili kstlamalar tm ile lav yerine, tadil edilmi tabular listesi karmakta ve Allah adna tebli etmektedir. O'nun size haram kld eyler (barrarne) yalnzca: (kesilmemi, kendiliinden) lm hayvan eti, kan (aktlmas), domuz eti, ile Allah'tan bakasna adanm olanlardr.- (Bakara, 173) Deniz mahlkatnn yenmesi, size ve denizde yolcu, luk edenlere rzk olarak helal klnmtr (uhille). Ama siz 312

ihramda (hacda) iken hayvan eti yemeniz haramdr (hurrime). CMaide, 96) Hacca kendileri gidenlerin, dini olmayan giysilerini kardktan, ve ulvi bir giysiye brndken sonra kesinlikle yasak halinde bulunduklar gzlemlenmelidir; salann kesemez ve trnaklarn trpleyemezler, ve cinsel temas kesinlikle yasaktr. Kur'an'n bu yasaklar lgatesini bazan ok daha yksek bir seviyede slm'n merkezi akideleri ile daha direkt ekilde ilintili mes'elelerde kullan kayda deer ilgin bir nokta. Adeta yeni bir ahlki ve manevi tabu anlay yaratmakta, ve kfrn deiik tezahrlerini 'yasaa balayarak' ilkel haram fikrine ahlki bir muhteva vermektedir. Rabbim ancak, da vuran veya ite duran, iren iler (fevahis.) ile, gnah (ism), ve haksz yere tacizi (bay), hakknda Allah'tan bir delil inmemi eyi (putlar) sizin O'nunla eit tutmanz (turiku), ve Allah hakknda bilmediiniz eyi sylemenizi (iftira) yasaklamtr! d. (A'raf, 31/33) Arapa'da, yasaklanm ey (haram) karl baka bir kelime daha vardr, ki Kur'an birka misal vermektedir: Bu kelime suht (veya suhutUur. Kfr benimsedikleri halde Biz inanyoruz. diyen Yahudilerden bahsederken Allah Muhammed'e hitab ediyor ve diyor ki : Onlarn birounu gnahta (ism) ve katballkta (udvan) birbirleri ile yansrken grrsn. Yasak metay da (suht) nasl yeyip ierler. Yemin ederim ki, yapageldikleri ey ok ktdr. (Maide, 62) Yine ayn Sre'de, 42./46. yette, ayn Yahudiler iin 'ekelune lil suht' 'doymak bilmez haram yeyiciler' denmektedir. Burada yasaklanm ey ile kesinlikle neyin kasdedildiine gelince, bunun tefecilie atf olduu yksek bir ihtimal olmakla beraber, kesin birey sylenemez. Faiz ile para verme yasann ncelikle Yahudilere ynelik oldu313

unu biliyoruz. (") Aadaki Kur'ani bahis bu gr teyid edecektir. Yahudilerin yaptklar hakszlklara (zulm) karlk, evvelce yapmalarna izin verilen baz gzel eyleri (tayyibat) onlara haram kldk Iharamn). Bu, onlarn birok insan Allah yolundan alkoymalarndan ve kafi yasaa ramen faiz almalarndan dolay da byle oldu. (Nisa, 160-161) Helal konusunda semantik olarak sylenecek ok az ey vardr. Bu, yasak olmayan, daha dorusu zerinden yasaklama kaldrlm olan herhangi bir eyi gstermektedir. Birka rnek kfi gelebilir. Ey insanlar, yeryznde meru (helal) ve gzel (tay. yib) ne varsa ondan yeyin (helal-tayyib bilekesine yine dikkat ediniz), Seylan'n admlarn izlemeyin. (Bakara, 168) Ayn blmde, sz konusu dnce, yeniden, biraz farkl bir biimde ifade edilmektedir: bu sefer, helaLtayyib bileiminin yerini alan, tayyibat szcdr. Ey m'minler, size verdiimiz iyi eylerden (tayyibat) yeyin ve kulluunuz Allah'a ise, O'na kredin. (Bakara, 172) Ahit aklanmadan evvel, srail'in kendi kendine haram kld (harrame, 'tabulatrd') hari, Ben-i srail'e btn yiyecekler helal idi. (hill = helal). (l-i mran, 93) Mteakip rnek, koca ile boad kars arasndaki ilikiye degindir. Konumdan, bir yasan ihalilinin. gnah ad verilen byk bir su tekil ettii anlalmaktadr. Bu kelime, bundan sonraki blmde ele alnacaktr. Eer (kocas) onu (nc yani son kez) boarsa, ondan sonra o, baka bir kocaya gidene kadar, ona helal ol. mayacaktr. Sonra, eer o (yeni koca) onu boarsa, o zaman onlann yeniden bir araya gelmeleri artk gnah deildir. (Bakara, 230)
(15) Bkz. W. Montgomery Watt. Muhammed Medine'de (Oxford, 1956), s. 296-297.
314

Daha evvel iaret ettiim gibi, bir eye yasak konduu zaman, o ey olaan varlk seviyesinin zerine kartlm olmaktadr: sz konusu ey, o asli ve ikili 'safiyet ve kirlilik' mns erevesinde 'mukaddes' hale gelir: 'ona dokunulamaz.' Yasak eylerin bu ikinci ciheti, Kur'an'da rics szc ile ifade edilir gibidir. Sz konusu szck, temel mns 'pislik1 ya da 'kirlilik' olan ziyadesiyle gl bir szcktr. iddetli ve fiziki bir 'uzak durma' tepkisini bnyesinde barndrr. Haram ve rics arasndaki temel semantik ba, Mslmanlara haram klnm yiyecekler listesi veren aadaki yette en iyi ekilde idrak olunacaktr. Burada sz konusu 'kerahet' aikr bir tarzda domuz etinin yasaklanma nedeni olarak gsterilmektedir. De ki: Ben bana vahyolunanda, (kesilme^csizin kendiliinden) lm olan ile danya akan kan, ve domuz eti nk hepsi rics'dir, bir de Allah'tan bakasnn adna kesilen ve fsk sebebi olandan baka yasaklanm hibir, eye ahit deilim. (En'am, 145) Bir baka blmde, arabn, (oklarla oynanan bir eit kumar olan) meysir'in, putlarn, ve fal-oklannm 'kirlili k'leri nedeniyle kafiyetle yasaklandklarm grmekteyiz: Ey m'minler, arap ve meysir, putperestlik, ve oklarla fal bakmak, hepsi eytan ii, 'rics'dir. O halde bunlardan uzak durun ki kurutlasnz. (Maide, 90) Bu blm aynca (Bakara, 219) ile kyaslamamz gerekir. Burada arap ve meysir, byk 'gnah' (ism) iermeleri sebebiyle lanetlenmektedirler. (Ey Muhammedi Sana arap ve meysir'i soracaklar. Her ikisi de byk gnahdr, insanlar iin birtakm faydalan da vardr, ama gnahlar faydalarndan byktr! de. (Bakara, 219) Bir baka yerde, putlara 'rics' denmektedir. Putperestlik pisliinden (rics) uzak dur! (Hacc, 30) Konu kfirlerin gnllerindeki 'hastala' kadar da uzatlyor.
315

Kalbilerinde hastalk olanlara gelince, bu (Vahiy) an. ak onlarn rics'lerine rics katmaya yarar, ve hepsi kfirler olarak lrler. CTevbe, 125) Ve nihayet rics kfirlerin kendileri iin kullanlmaktadr. Onlar brak, nk onlar kirlidirler (rics), kazandklarnn karl olan son yurtlan da Cehennem'dir. (Tevbe. 95) Bu bal, bir baka szce, rics'in hemen hemen tam bir anlamda olan necis'e dikkat ekerek sona erdirmek isterim. Baz Arap filologlarna gre bu ikisi arasndaki yegne semantik fark, rics'in ounlukla 'tabiaten pis' eylere atfen kullanld, necis'ten kasdn ise ounlukla akl ya da hukuka gre lekeli-(16 ) anlamnda olmasdr. Necis szc Kur'an'da, kirli olmalar sebebiyle- Mukaddes (Haram) Mescid'e yaklamalarna izin verilmemesi gereken putperestlere atfen kullanlyor : Ey iman edenler, mrikler (Allah' bakalar ile bir tutanlar) necisten baka birey deildirler. O halde artk bu seneden sonra onlar Mescid'i Harama yaklamasnlar.(Tevbe, 28) Bilahare ikinci Halife olacak olan mer'in, bir defasnda, kzkardei Fatma'nn kocas ile okumakta olduu bir Sre'nin, bir nshasn okumak istedii anlatlr. (Olay, mer'in mslman olmasndan biraz evvel cereyan etmidir). Mtedeyyin bir m'min olan Fatma, suhufu kardeine vermeyi kabul etmemi ve, Kardeim, sen putperesliin (irk) yznden kirlisin (necis, s.). Ona sadece temiz (tabir, yani uluhi anlamda 'temiz') olanlar el srebilir! demitir. Nakle gre, bunun zerine mer kalkp ykanm, o da suhufu kendisine ancak o zaman vermitir. (") Bu rivayet, sz konusu temizlik ve kirlilik nosyonlarnn
(16) El-Bustani, Muhit El-Muhit, I. 755, El-klliyat'tan alnt ek linde. (17) Ibn Ishak, I, 226.
316

kendisinden neet edip mahsusen de ait olduklar tabusal bilincin doasn hereyden daha iyi gzler nne sermektedir.
10) Gnahlar

Bu son balk altnda, kincil Dzeyde Kelam'n anahtar terimleri ile itigal edeceiz. Bunlann ilevi, imdiye dek mtala edegeldiimiz dinen kt fiilleri, ahlki ve ilahi hukukun bir ihlali, ve netice olarak da, gerek bu dnyada gerekse gelecek lemde ar bir ceza ile cezalandrlmaya mstahak birey olarak tasniften ibarettir. l Zenb: Kur'an bu kelimeyi en sk biimde Allah'a kar ilenen ikrah verici crmler iin kullanmaktadr.
Tekzib bir Zenb'dir. Onlar ve onlardan evvelkiler, Firavun ehli gibi, Ce. hennem yakt olacaklar; Ayetlerimize iftira ettiler, ye Al. lan gnahlarndan (znub) dolay onlar yakalad.

(l-i mran, 11) ok iyi bildiimiz gibi, tekzib, yani Allah'n yetleri. ne yaktrmalar yapmak, kfrn en tipik tezahrdr; ve aslnda, bu sonraki kelime, Enfal Sresinin 52. yetinde, tm dier eler hemen tamamyla ayn kalmak zere, birincinin yerine gemektedir. Firavun'un tebaas gibi, ve onlardan evvelkiler gibi; Allah'n yetlerine iman etmediler (kefer), ve Allah crmleri yznden onlan yakalad. (Enfal, 52)
Kfr zenb'dir. Allah crmlerinden (zbun) dolay onlan kskvrak ele geirdi... Bunun sebebi. Resullerinin onlara aikr iaretler getirmi olmalar idi, onlar yine de iman etmemilerdi. Bu yzden Allah onlan kskvrak ele geirdi! (M'min, 21-22) (Cehennemde kfirler) Ah, (Resul'e) kulak vermi
317

olsaydk, ya da aklmz olsa idi. Ate Ehli olmayacaktk! diyecekler. te gnahlarn byle itiraf ederler onlar! (Muhammed, 10-11) Bu parada kfr kelimesinin kendisi gzkmyor, ama atf aktr. Aadakinde, daha nce ayrntl biimde ele alm olduumuz, istikbar, kibirle iinmek, kfr'n yerini alyor, ve zenb tekil etmekle sulanyor. Ve Kaarun, Firavun, ve Hman! Musa onlann yanna aikr yetlerle gitti, ama onlar lkede marur oldular (istekber). Ama yarmay da kazanamadlar. Bu yzden onlann herbirini crmnden (zenb) dolay Elimize geirdik. (Ankebut, 39-40) Kfr ile zenb arasndaki sk ba, ikincinin Cehennem Atei ile cezalandrhmay gerektirdii gr de gstermektedir. Allah, Rabbimiz, iman ediyoruz. Gnahlarmz (znub) bala ve bizi Atele cezalandrlmaktan sakla! di. yen kullarna tenezzl eder. (Al-i mran, 15-16) Zenb, fahiet ve zulm ierir. Allah gzel hareketlerde bulunanlar (ihsane'den, muhsinin) sever; onlar ki, bir fahie fahiet ilediklerinde veya nefislerine zulmettikleri (zalemu) zaman (zulm elnefs). Allah' hatrlarna getirir ve gnahlar balatacak olan kimdir ki! Ve yaptklarnda bile bile inad etmezler. (l-i mran, 134-135) F as k l ar n zen b'i

Eer (Allah'n yetlerine) srt evirirlerse, bil ki Allah gnahlar yznden onlara bir belay musallat etmek istiyordur. Yemin ederim ki, birok insan fasktr. (Maide. 49) Zenb ve seyyie

Rabbimiz, Rabbinize iman edin! diyerek imana davet eden bir davetinin sesini iittik. Ve iman ettik. Rabbimiz, gnahlarmz (znub) bize bala ve bizi irkin
318

amellerimizden seyyiat sorumlu tutma, (l-i mran, 193) El-Beydavi'ye gre, znub ile seyyiat arasndaki ayrde-dici fark, ncekinin kebair'e, 'byk gnahlar'a, sonrakinin ise segair'e 'kk gnahlar'a iaret oluudur. Bu yorum, daha evvel nakletmi olduum bir baka nemli ara parann (Nisa, 31/35) demek istedii ile, alacak bir ekilde uyum tekil ediyor. Orada, bizzat Allah'n, vurgulu bir lisan ile, Size haram klnm olan kebair'den saknrsanz, sizi de, kt davranlarnz da mazur grebiliriz. beyannda bulunduunu grdk. Lkin bu yorumu mfessirlerin aklna, evveliyetle bu sonraki parann getirmi olmas olasl vardr. Zenb've Hatie

Kadn, gnahnn (zenb) balanmasn arzu ediyorsun; yemin ederim ki, sen gnahkrlardan (hati'in, fiil-sfat, Usm. (Yusuf, 29) Bu, Msr Hkmdan'nca, Yusuf'u doru yoldan ayrmaya gayret eden ve baarszla urayan zevcesine sylenmektedir. Bu tr zenb ileyenlere burada hati'in (hatie ileyenler) denmesi kayda deer bir noktadr. Bu, zenb ve hatie'nin aa yukan anlamda olduunu anlatr gibidir. Hatie sz bilahare tetkik edilecek. 2 sm: Bu szcn temel anlam ile alkal olarak deiik ilim adamlar tarafndan deiik grler ne srlm bulunmaktadr. Mes'ela, Muhit el-Muhit bunu haram'n ihlali, yani meru olmayan eyi yapma eklinde tanmlyor. Mfessir El-Beydavi, sm, cezay gerektiren bir zenb' dir. (bkz. Hucurat, 12'nin tefsiri) diyor. Bakalarna gre, ism bilerek ilenen gayri meru fiildir; zenb ise, gerek kastl gerekse kastsz olan belirtebilir. Grlerin eitlilii, belli bir had tesinde anlam son derece mulak ve tanmdan kac mahiyette olan bu szcn kesin bir tanmnn neredeyse olanaksz olduuna kant niteliindedir. Bu yzden, mid edebileceimiz en iyi ey, bu szc kul319

anld konumlarda ilerlik halinde incelemekten ibarettir. Kelimenin Kur'an'daki fiili kullanm konusunda kaydedilecek ilk husus, Kitab'n kanun koyucu ksmlarnda dikka:i ekecek kadar sk grlmesidir. Bylece, rnein, borlanma ieren ticari muamelelerde tutulacak doru yolla ilgili olarak; ahadeti gizli yapmayn, nk onu gizleyen kim ise, yemin ederim ki o kalben gnahkrdr, (sim, fiil-s.) den mektedir. (Bakara, 283) Bundan sonraki rnek, vasiyet etme konusundaki hukuki tanzim usulne dair: ... Sizden, lm yaklam herhangi birine, geride mal brakyorsa bunu vasiyet etmesi farz klnmtr... Vasiyeti duyduktan sonra deitiren olursa, bunun suu (ism) sadece o deitirenindir. Ama vasiyet sahibinin sadk kalmamasndan (cenef, yani doru yoldan 'ayrlma yahut sapma') veya ism (doru yoldan sapmaya dair kt niyetlinden yana endiesi varsa ve iki tarafn arasn buluyor ise, (duyduu vasiyeti) tadil etmesinde kendisine den bir gnah (ism) olmayacaktr. (Bakara, 180-182) Benzer biimde, yasal tanklar olarak vasiyet esnasnda hazr bulunmaya Ehil kiilerin niteliklerini konu alan bir bolmde ism'in, bunlarn ahadetlerine sadk kalmamalar olduu beyan edilir. ahitlerin 'hibir zaman adaletten ayrlmamaya dair yemin* iin bavuracaklar forml udur: Yakn akrabandan biri namna da olsa, bunu satmayacak ve Allah'n ahadetini de saklamayacaz. nk o .zaman hi phesiz gnahkrlardan (simin, fiil-sfat l.) oluruz. (Maide, 106) Bundan sonraki rnekte, kiinin karsna kar, daha evvel ona vermi olduu paray geri almak amacyla doru olmayan bir sulamada bulunmasnn, bariz bir ism tekil ettii sylenmektedir. Eer bir zevcenizin yerine bir bakasn almak istiyorsanz, ve birine (boayacanz einize) byk bir mik320

tar para vermiseniz, ondan birey almayn. Ne, iftira ve aikr bir gnah (ism) ile mi geri alacaksnz onu! (Nisa, 20) fira'nn kendisinin de bir ism olduunu, btn ile farkl bir durum ile bantl baka bir yet gsteriyor: Erkek olsun kadn olsun, bunu haketmedii halde m' minleri tariz edenler, stlerine iftira suunu ve bariz bir gnah (ism) almlardr. (Ahzab, 58) Bir sonraki rnekte, ism'in mns, haksz yere bakalarnn malna sahip kma fiilidir. Malnz: kendi aranzda beyhude yere tketmeyin; bakalarnn malndan bir blm ism ile (yani gnah yere) bile bile yeyesiniz diye hakimlere rvet diye de vermeyin. (Bakara, 188) sm kelimesi konusunda kaydedilmesi gereken ikinci husus, bunun haram ile rabtal olarak da kullanlddr. Yani, bir tabu'nun ihlali ism tekil eder. Aadaki yet yasak yiyeceklerin le, domuz eti, kan, ve Allah'tan bakasna adak olan sralanmasn izliyor. Ama kim kstahlk ve kendini bilmezlik yznden olmayarak (alk yznden haram besin almak) zorunda kalrsa, onun iin bu gnah (ism) deildir. Hi phe yok ki, Allah Gafur ve Bahim'dir. (Bakara, 173) Sana arap ve meysir konusunda soru soracaklar. yle de: Her ikisinde byk gnah (ism, kebr) ve insanlar iin de birtakm istifadeler vardr; ama gnah fai. desinden fazladr. (Bakara, 219) nc olarak ism kelimesinin kfr'n deiik cepheleri iin de kullanldn gzlemleyebiliriz. man etmeyenler (kefeni). Bizim uzun bir sre ken. dilerine kar msamahal oluumuzun (kfr'lerine karlk onlan hemen cezalandrmaymzm) onlar iin iyi birey olduunu dnmesinler. Biz sadece gnahlarn (ism) arttrsnlar diye onlara kar msamahakr davranyoruz. (l-i mran, 178) Kelime, putperestlik, 'irk' ve yaktrma 'iftira el-kezib' ile rabtalanmaktadr :
321

Allah'la herbangibireyi bir tutan, kukusuz byk bir iftira ve gnah (ism) ilemitir.* (Nisa, 48) Gr, Allah aleyhine nasl yalan sylyorlar! Bu ise, yeterince aikr bir gnahtr Cism! (Nisa, 50) Bu babda. bildiimiz gibi kfirlerin Cehennem'de zel gdalar olan korkun Zakkum aacna, 'gnahkrlar (sim) aac denii, ki dolayl ekilde sim'in kfir'den bakaca bir anlam olmadn gsterir, kaydadeer bir noktadr. Yeminle; Zakkum aacnn erimi bakra benzeyen ve kaynar suyun kaynamas gibi karnlarnda kaynayan meyvasi, asimin gdas olacak. (Dhan, 43-45)

3 Hatie: Hae'nin aa yukan ism ile ayn mny haiz olduunu aadaki misal aka gsteriyor : Kim bir hatie ya ta 4sm'de bulunur da onu masumlarn stne atarsa iftira ve apak gnah (ism) altna gir. mis olur. (Nisa, 112) Mutaden, mfessirler bu iki szck arasna ayna bir hat izmeye almlardr, rnein, El-Beydavi'ye gre, hatie burada 'kk gnah* veya elde olmadan yaplm tahkir demektir; ism'in mns da 'byk' gnah yahut bilinli crmdr. Kur'an'n kendi dili bu tr bir tefriki olduu gibi tekzib etmektedir. nk Kur'an, hatie szcn genellikle en ikrah verici dini crmler iin kullanmaktadr. Aadaki misaller bu noktay ortaya koyacaktr. Nuh, Ya Rabbi. dedi, bunlar bana isyan etti, mal da ocuklar da ancak kendisinin helakini hazrlamaya ya. ram birisine uydular, kuvvetli de bir tuzak kurup dediler ki: Sakn ilahlarnza srt evirmeyesiniz. Ne Vedd'e, ne Suva'ya, ne Yeus ve Ye'uk, ve ne de Nasr'a. te bylelikle birok kiiyi yoldan kardlar. Sen zalimin'e sapklktan baka bir ihsanda bulunma! Gnahlar (hatiat, l.) yznden bouldular. (Nuh, 21-25) Bu para sz konusu kelimenin anlamn hepsinden daha iyi ortaya koyucu mahiyettedir. Bundan sonraki misalde, (hatie ileyen- anlamndaki fiil-sfat) hati, bariz bir
322

ekilde, kullanm daha olaan olan kfir'in yerine gemektedir. -Kavrayn onu, zincire vurup Cehennem Atei'nde yakn, ve yetmi fersahlk bir zincirle tutun. Yemin ederim ki, o hereye kaadir olan Allah'a iman etmedi, muhtalarn doyurulmas ile de ilgilenmedi. Onun iin bugn burada onun, gnahkrlardan (hatiun, l.) bakasnn yemedii pis kokulu irinden baka yiyecei yok! (Hakka, 30-37) HIT'n bariz bir biimde kfr amellerine degin olduu bir rnek daha : Ve Firavun, ve ondan evvelkiler, ve alt stne gelen ehirler, hatie ilediler ve Rab'lerinin Eli'sine kar geldiler. Onun iin O onlan gl bir kavrayla yakalad. (Hakka, 9.10) Aadaki blmde, Cahiliye'nin. alk korkusu ile ocuk ldrme adeti, byk bir hat (hatiye) olarak lanetleniyor : Zaruret korkusu ile ocuklarnz katletmeyin. Biz sizi de onlar da nzklandracaz. Yeminle sylyorum ki, onlarn katli byk bir gnahtr, (hat). (sra, 31) Burada hat yerine anlamda bir deiiklik husule getirmeksizin, zenb ve ism gibi szckler de kullanlabilir. Bu babda, esasen zenb ve HIT'in, bir ve ayn zulme iaret olarak yanyana kullanldklar bir yetin varl dikkati ekicidir. Ayet Yusuf Sresi'ndedir ve atf konusu gnah, Yusuf kkken kardelerinin ona kar dzenledikleri, ve imdi pimanlkla andklar, hiledir. (Kardeleri) Baba, dediler, gnahlarmzn aff iip dua et, nk muhakkak gnahkrdk (hati'in, fiil-s. gU (Yusuf, 97) Hit ile seyyie arasndaki yakn rabtay tesbit eden bir rnek daha vereceim : (Mnafklar) diyorlar ki: Ate bize, birka gn ha. ri, dokunamayacak. Syle: Yo, hayr, kim ktlkte (eyyie'de) bulunmusa ve her tarafndan gnah (hatie) ile kuatlm ise, onlar Ate Ehlidirler. Orada ebediyen kalacaklar! (Bakara, 80-61) 323

4 Crm. Bu szck tartmasz zenb'in bir anlamdadr. Kur'an'da ounlukla fiil'den tretilmi sfat olarak, 'cnn ileyen veya cnn ilemi olan* anlamndaki 'mcrim' eklinde gemektedir, ve iaret olarak vard son yer, hemen her zaman kfr'dr. rneklerin incelenmesi, bu hususu olabilecei kadan ile aa karmaya yetecektir. Tekzib crm'dr. Sana itiraz ederlerse (kezzebu) de ki: Rabbimizin merhameti-her yan kuatmdr, ama iddeti gnahkrlarn (mcrimin) zerinden uzaklatnlamaz. (En'am, 147) stikbar crm'dr. man etmeyenlere (kefeni) gelince, (Kyamet Gn onlara) Size yetlerim okunmad m? Fakat siz ziyadesiyle kibirliydiniz (istekbertum) ve gnahkr (mcrimin) bir millettiniz.* (Casiye, 30/31) yetlerimize kar yalanlamada bulunan ve an ki. birlilikleri yznden (istekberu) onlar kabule yanamayanlar iin, Gn kaplan almayacaktr. Biz gnahkrlarn (mcrimin) cezasn byle veririz. Cehennem, yataklar olacak ve stlerinden (atele) rtleceklerdir. Zalimin' in cezasn byle veriyoruz Biz! (A'raf, 40-41) Aadaki para canl ve somut terimlerle mcrimlerin m'minlere kar takndklar tipik ve kendini beenmilere has tavr anlatyor. Gr ki, crm ileyenler (ellezine ecremu) iman eden. 1re glerler, onlann yanndan getiklerinde birbirlerine gzkrpar, ve kendi dostlanna, akalaarak dnerlerdi! Onlan grdkleri zaman Hakikaten yolunu arm bunlar! derlerdi. (Mutaffifn, 29-32) Nifak crm'dr. Mazeret beyan etmeyin. Siz (mnafikn) iman ettikten sonra kfre saptnz. Sizin bir ksmnz gnahkr olduklar iin (mcrimun) cezalandracaz. (Tevbe, 66) ftira el-kezib crm'dr. Allah hakknda yalan syleyenden ya da O'nn yet324

lerine yalandr diyenden daha byk zulmde (ezlem) bulunan kimdir! Yemin ederim ki, gnahkarlar (mcrimun) iflah olmayacaklar. (Yunus, 17; ayrca bkz. Hud, 35) Misaller hayli oaltlabilir. Ama imdiki gayemiz asndan bu kadan kifayet edecektir. 5 Gnah ve Hara: Bu terimler hemen hemen ism ile anlamdatrlar ve en fazla, Kitab'n yasayc blmlerinde kullanlmaktadrlar. Anlamlan, ileyene ceza getirecek bir gnah veya crm gibi gzkmektedir. Rabbiniz'den rahmet ummak (hacc srasnda ticaret yaparak kr etmeyi mid etmek) size yklenecek bir c. rm (gnah) deildir. (Bakara, 198) Gnah'n burada ism ile anlamda olduu, birka yet sonra, tam olarak bu szcn, ism'in, benzer bir konumda, gnah szcnn yarine kullanlmasndan anlalabilir: (Hac'da) birka gn mddetle Allah' ann, ama iki gnde yola koyulan olursa, ona den gnah (ism) yoldur, kim de kalrsa, (Allah'tan) korkusu varsa, ona den gnah da (ism) yoktur! (Bakara, 203) Gnah kelimesi, evlilik ve boanma konusundaki kaidelerde ok sk geiyor. Bir iki rnek kfi gelir sanrm. Kadnlara evlilik teklifinde bulunmanzda da, bunu sakl tutmanzda da beis (gnah) yoktur. (Bakara, 235) (Ya Muhammed, hanmlarndan hangisini istiyorsan ondan geebilir, ve istediini de alabilirsin. Senden bo. sanm olanlardan birini arzulaman da, senin iin crm (gnah) deildir. (Ahzab, 51) Bundan sonraki rnek, acil durumlarda namazn ter. kine dairdir. / Gittiiniz yol uzak ise, kfirlerin size saldrabilecekerinden korkmanz halinde namaz terk etmeniz sizin iin gnah deildir. (Nisa, 101) Acizler ile hastalkllar, ve eer Allah'a ve Resul'ne sadk iseler (Cihad'a kmamak iin) verecek eyi olmayanlarn, gnah (hara) yoktur, (Tevbe. 91)
325

Biz onu (Peygamberin esaretten kurtarp evlt edindii klenin kans Zeynep'ten bahsediliyor) sana (Muhammed) verdik ki. (artk) (hibir) m'min iin, evltlklarnn eleri ile (evlenmeleri) gnah (hara) olmasn... Allah'n kendisi iin emrettiinde. Peygamber iin gnah (hara) yoktur! (Ahzap, 37.38) Bu blmde, aa yukar ngilizce'deki good (iyi. hayrl) ve bad (kt) szcklerine tekabl eden Kur'an'i terimlerin en nemlileri ile ilgilendik, rnekler zerinde dnmz bize, Kur'an'da tam formasyonlu ve soyut iyi ve kt kavramlarnn bulunmadnn iddia edilmesinin ok yanl olduunu aka gstermi bulunuyor. Bu szcklerin bazlarnn, grdmz gibi, snflaychktan ziyade betimleyicilik tadklar dorudur. Salih, 'hl byk lde betimleyicidir; ama ayn derecede de snflayc zellii vardr. 'Seyyie', 'hasene1 gibi szckler tasvirden ziyade takdir bildiren kelimelerdir. Ve son balk altnda ele alnan szckler kesinlikle ikincil-dzey ahlki kelm trndendirler. Daha nce, I. Blmde, kfr ile zenb'i karlatrmak suretiyle bu konuya aklk getirdim. Grdmz gibi, bu kelimelerin ilki somut betimsel bir muhteva tayor, ikincinin yapt i ise, kfr'n ite bu semantik muhteviyatn tekilerle birlikte ayplanacak ve ceza gerektirici fiiller kategorisinde tasnif etmektir. Sze balarken sylediim gibi, Kur'an'daki din-ahlki kavramlar sistemi, dilbilim zaviyesinden, birincil-dzey di. lin ileyiine dayanmaktadr. yi tanzim edilmi ve genellikle be yasal kategori diye bilinen bir ikincil-dzey dilin geliimi, ounluu ile sonraki fakihlerin iidir. Yine de. Kur'an'n kendisinin de mevcut hali ile hayli yaln da olsa bir ikincil-dzey ahlki kavramlar a yapsna sahip olduunu da kabul etmek zorundayz.

326

SONU

lk baskda, bu kitabn adnn Kur'an'daki Ahlak Terimlerin Yaps olduunu hatrlamamz yerinde olacak Yap szc ile, 'semantik oluum'u kasdetmidim. Her anahtar kavramn kendine has anlamsal iaret binai bir yana, tm anahtar kavramlar btnnn kendisinin de, ki birtakm alt sistemlere blnebilecek bir sistemdir, az ya da ok kapal ve bamsz bir yaps vardr. Btn mes'ele, temelde yatan ve Arapa bir sistem, ve Kur'an Arapcas baka bir sistem olmak zere herbir dil sisteminin, birbiri ile karlkl iliki iinde olan ve tm ile de sz konusu dili konuanlara amil, ve onlarca paylalan belli bir Dnya anlayn yanstan, bir grup kavram temsil ettii eklindeki, fikre dayaldr. Bu yzden Kur'an Arapcas, anlam-tayc cephesinde, bizim hakl olarak Kur'an'i dnya gr diyebileceimiz, ve kendisi, klasik Arap dilinin aynasnda yansyan, o daha geni dnya grnn bir kesimi olan gre tekabl eder. Tamamiyle ayn biimde, Kur'an'n ahlki lisan, btn Kur'an'i dnya grnn yalnzca bir parasn temsil etmektedir. Dini-ahlki terimler de, o ahlk kesim iinde kk, nisbeten bamsz bir sistem tekil eder. Tatbik etmi bulunduumuz terimlerin herbiri, kendisine has anlam yalnzca bu din-ahlki sisteme nazaran kazanyor. Kelimenin 'anlamn' bu mnda idrak etmeye baladmzda o anlama sadece szlklere mracaat ederek ulaabileceimizi sanamayacamz aa kar, yle zel bir yntem icad edilmelidir ki onunla her anahtar terimin kendi kendisini izah etmesi kabil olmaldr. Birinci ksmda, herbir anahtar terimin anlamsal yapsn
327

basan ile tecridimize yarayacak bir yntemi biraz ayrntl olarak ele alm bulunmaktaym. kinci ve nc ksmlar, szkonusu yntemin pratik uygulamas ile elde edilen balca sonulan vermek iddiasndadr. kinci ksm, elinizdeki eserin yegne tarihi babn tekil ediyor. Bu ksm, bir yandan slm-ncesi a slmi devirden ayran, fakat te yandan da bu ikisini son derece zor hissedilir bir tarzda balayan, gei dnemi ile ilgilidir. Semantik bilimi asndan, tm slmi tefekkr tarihinin en ilgin devrelerinden biridir; bizzat slm'n balangc oluundan baka, daha teorik bir seviyede de, geleneksel ve sabit deerler sisteminin yeni bir sistem ile yer deitirdii his. sedilir sreci tam olarak aydnlatt iin. Yani bu evre, sistem oluturan anahtar terimlerin; zlmeye ugradklan, anlamsal yaplarnn deiim geirdii, bileimlerinde tadiltn olduu, ve baz yeni anahtar terimlerin de ilve edilmesi ile, sonu olarak btn ile farkl bir sistem halinde entegre olduklan semantik olguyu resmediyor. Mes'eie daha somut terimlerle formle edilebilir. Genellikle slm'n douunun slm-ncesi putperestlik ile hibir ilgisinin bulunmad, kendisinden nceki irk andan tam ve kesin bir ayrlmay temsil ettii tasavvur olunur. Muhakkak bu byk lde dorudur. Esasen, Kur'an' Kerim'in vahyedilmesi, kltr bakmndan olduu kadar dinen de tamamyla yepyeni bireyin ortaya k idi. Hi kukusuz Araplann tarihinde emsali grlmemi bireydi bu. Ksacas slm, hayatn gerek ahsi gerekse sosyal birok alannda kaydadeer yanklanmalar hasl eden manevi bir devrimdi, o kadar ki Arap yaamnn maddi taraf bile bundan derin ve cidd bir biimde etkilendi. Yine de, bir bakma, ok tanrc Arap putperestlii ile islm'n tektannchg arasnda bariz ve inkn olanaksz bir ba vardr. Yaknda tamamlam olduum Kur'an'da Allah ve nsan adl eserimde (Tokyo, 1964) Kur'an'n AL lan ile insan arasndaki temel ilikilere degin kilit kav. ramlarnn slm-ncesi, tamam ile Arap meneli mef328

humlann az ok farkolunur biimde deiim geirmi bir devamndan baka birey olmadn gsterdim. Allah isminin mnsnn bile, Kur'an'i vahyin yenilii ve icad olmad da grlyor. Ayn ey, Kur'an'daki ahlki terimler iin de varittir. Din mefhumlarnn dk standard, ve iirlerinde sefahat ve ehvet temas yznden, slmivet ncesi Araplarn yksek ahlki deerlerden bu. tn ile yoksun olduklarn dnr isek, ciddi biimde yanlm ve kendilerine de ok byk hakszlk etmi olu. ruz. Tersine gerekte onlann hayatn, 'cesaret', 'sabr', 'cmertlik' ve 'huzur.u kalb* gibi birtakm mhim kavramlardan mrekkeb o edid ahlki yasa, 'mrvve', tanzim etmekteydi. Bu ahlki kavramlar o mahiyettedir ki, bunlarn ebedi ve evrensel deerleri herhangibir ada herhangi bir millete teslim edilecektir. Ne var ki, tamamyla o dar ereveli airet mensubiyetine istinad ettii iin, bir ahlk yasas olarak mrvve'nin, evrensel olarak kabule ayan bulunmasna engel, kendine has bir rengi vard. Kur'an, slm ncesi deerlerin bazlarn btnyle reddetmitir. Fakat bunlarn ou, kabul grm, tadil edilmi, ve yeni dinin istekle, rine uygun olarak gelitirilmitir. Bu tarz kkten deiim geiren ve eski geleneksel kabile tarz tasamdan tamamiyle kopan eski deerler, yeni dini-abJki deerler olarak yeniden domu ve nihayet slm sistemin ayrlmaz bir parasn tekil etmilerdir. Elinizdeki eserin ikinci ksmnda, semantik gr asndan tetkik konum olmu olan, ite sebebiyet verdii deiik sorunlar ile birlikte, Arap ahlki kavramlarnn geirdii bu i deiimdir. nc ksmda, Kur'an'daki dini ve ahlki kavramlar sistemini, kinci ksmda anlatlan tarihi geri-pln bakmndan tahlil etmeye altm. Kur'an" dnya-grnn bir cephesi olan bu sistemin nasl son derece basit, fakat son derece kavi ve canl bir iyi-kt ikilemi zerine oturduunu gstermi bulunmaktaym. Kur'an iyi ve kt kavramlarn az ok soyut bir tarzda kullanmak yerine insan davrann ve kiiliini, son derece somut bir biimde hk329

me balyor: her ikisi de bir grup ilgili kavram tarafndan evrili olan iman ve kfr, Kur'an ahlknn iki ana direini tekil ediyorlar. nsan hal ve hareketi, ekseriya birincil seviyede bir ahlki dil ile anlatlyor ve deerlendirmeye tbi tutuluyor. Ahlk bir st-dilin, teferruatl olarak ilenmesi, gelecek alarn hukuk limlerinin ii olarak arda kalmaktadr. Kur'an'da, dinin herbir eyin kayna ve nihai temeli olduunu sylemeye gerek yoktur. Bu mnda, ahlki ni. telikli dini kavramlar, maneviyat ile alkas olan btn kavramlarn en mhim ve en temel olanlardr. Dahas, Kur'an etabnda slm zihniyet, dinsel olanla ahlki olan arasnda gerek hibir ayrm gzetmemektedir. Yalnz Kur'an'm ahlki dilinin, sosyal ahlk alkalandran kilit kavramlardan mrekkeb bir baka ehemmiyetli, sahas var. Bu saha da z olarak dini bir mahiyet arzeder, zira tm davran kaideleri netice olarak ilahi emir ve yasak, lara bamldr. Ama bu sahann kavranlan, ayn dini toplulukta yaayan insanlar arasndaki ufki ilikilerle, ahlaki-nitelikli-dinsel-kavramlar ise, insanlarla Allah arasndaki dikey ilikilerle ilgilidir. Kur'an retisinin netice olarak sadece bir din deil, fakat ayn zamanda bir kltr ve medeniyet eklinde gelime gstereceini dikkate alrsak, cemiyet iindeki insanlarn gnlk hayat ile ilgili kavramlardan mteekkil olan sosyal ahlk sahasnn faik nemini itiraf etmemiz icap eder. Kur'an'n ise, zellikle Medine Devrinde, cemiyet hayat hakknda syleyecek ok eyi vardr. Kur'an'i ahlkn bu yan, bu eserde bir sistem dahilinde aratrlm deildir. Bunun yaplmas iin, baka bir kitabn kaleme alnmas gerekecektir. SON

330