Bireysel yatırımcı Algoritmalara karşı (ya da Montezuma vs.

Cortez)
Düzenli olarak ziyaret ettiğim sitelerden biri de amazon.com‘dur. Amazon’u her ziyaretimde, ilgimi çeken kitap ve cd’leri wish list’ime ekliyorum. Yurtdışından kitap getirtmek çok masraflı olduğu için son dönemde wish-list’im, satın alamadığım yüzlerce ürünle doldu. ABD Doları’nın TL karşısında çok ucuzladığı dönemlerde wish-list’ime eklediğim kitap ve cd’lerin bir kısmını satın almaya çalışıyorum. E-kitap, baskı, stok ve dağıtım maliyetlerini azalttığı için, yayıncılık dünyasında çok büyük bir devrim. Bugünlerde e-kitap uygulaması hızla yaygınlaşıyor. E-kitapların fiyatı, basılı kitapların fiyatının yarısı kadar. Ayrıca okumak istediğiniz herhangi bir kitabı sipariş edip günlerce beklemek zorunda da kalmıyorsunuz; siparişinizi verdikten bir kaç dakika sonra, kitabı bilgisayarınıza, ipad’inize, kindle ya da e-kitap okuyucunuza indirip hemen okumaya başlıyorsunuz. Benim gibi kitabı elinde tutmaya, kağıt kokusunu hissetmeye alışkın insanların ekitap okumaya geçişi kolay olmuyor. Ben de bu geçiş sürecini ücretsiz temin edilebilen klasiklerin e-kitap edisyonlarını okuyarak tamamlamaya çalışıyorum. Bugün amazon.com’a girdiğimde yatırımla ilişkili anahtar sözcüklerle aramalar yaptım. Sonuçları şöyle: Economics: 1,571,277 kayıt, Finance : 459,322 kayıt, Investment: 78,404 kayıt, Financial Analysis: 56,698 kayıt, Technical Analysis: 18,301 kayıt, Investment tecniques: 1,057 kayıt, Trading tecniques: 531 kayıt, Quantitative trading: 139 kayıt, Algorithmic trading: 90 kayıt, High frequency trading: 67 Bunların bir kısmının eski baskılar olduğunu varsaysak bile, onbinlerce kitaptan oluşan devasa bir ekonomi-finans-yatırım kütüphanesi olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Dahası, Amazon’da olmayan, yerel dillerde yazılmış kitapları da eklediğimizde, insan uygarlığının, sadece 50 yıl içinde, para alışverişine dayalı devasa bir külliyat oluşturduğunu görebiliyoruz. Akademik yayınları, makaleleri, periyodikleri, internet sitelerini, blogları da bu külliyata eklediğimizde, kendimizi olağanüstü büyük bir yazı okyanusunda buluyoruz. Bu okyanusun içinden çer çöpü ayıklayıp, işe yarayanı seçmek hiç de kolay değil. Bu aramalar, bende şöyle bir düşünceyi harekete geçirdi: Bir düşünsenize, bu kitapları okuyan insanların çok büyük çoğunluğunun amacı aslında çok basit bir kaç soruya cevap bulmak: Para ve mal alışverişi nasıl gerçekleşiyor? Ekonomi nasıl işliyor? Piyasada fiyatlar nasıl oluşuyor? Piyasalarda gerçekleşecek hareketleri nasıl öngörebilirim? Bu hareketlerden nasıl kazanç sağlarım? Bir beyin fırtınası yapsak, aklımıza gelen soruların hepsini alt alta yazsak, bu soruları da belli başlıklar halinde toplasak, eminim ki başlık sayısı 10′u, 20′yi geçmez. O halde sayısı yüzbinleri bulan bunca yayın niye? Amazon’da başka aramalar da yaptım. Mathematics: 489,190, Physics: 216,429, Chemistry: 234,499, Philosophy: 56,698, History: 3,268,298 kayıt.

Matematik, fizik, kimya gibi temel bilimlerin, felsefe gibi insanlığın binlerce yıldır en büyük ilgi alanının ekonomi-finans-yatırım kadar ilgi görmediği çok açık. Tarih kitaplarının sayısı ise, ekonomi-finans-yatırım kitaplarının sayısını ikiye katlıyor. Son yıllarda pek çok meslek grubundan insanın ekonomi-finans dünyasına yöneldiğini biliyoruz; Onlardan biri de benim. Bilgimi taze tutabilmek için temel bilimlerle, mekanikle ve yeni buluşlarla ilgili elime geçen her şeyi okumaya çalışıyorum. Ancak bu okumalar, toplam içinde belki yukarıdaki aramalarda karşıma çıkan yüzdeler kadar bile yer tutmuyor. Söylemeye gerek yok; Ekonomi-finans-yatırım-spekülasyon, “modern” insanın dünyasında büyük yer tutuyor. Bir başka arama sonucu da şu: Astronomy: 32,312 kayıt. Yıldızlar, gezegenler, uzay, para alışverişinden çok daha sıkıcı bir konu mu ki, astronomi bu kadar az ilgi görüyor? Yoksa … Yoksa insanların para alışverişine yönelik ilgileri, ”para kazanmanın” günümüzde en güçlü motivasyon olmasından mı kaynaklanıyor? Sakın tarih boyunca da hep böyleydi demeyin; Çünkü değildi. Muhakkak ki binlerce yıldır her insanın içinde daha iyi yaşamak, daha çok eşyaya sahip olmak, daha çok tüketmek arzusu vardı. Fakat bu arzu galiba bizim çağımızda artık saplantı haline geldi. Bu, öylesine bir saplantı ki, insanın içindeki merakı, öğrenme, kendini geliştirme, çevresini, dünyayı değiştirme arzusunu yok eden bir hastalık gibi. Artık sadece bireyler değil, kurumlar da bu motivasyonla hareket ediyorlar. Bir pazarlama, alışveriş, değiş-tokuş, para çoğaltma dünyasında yaşıyor gidiyoruz. Her birey, her toplum, her kurum gitgide daha da artan bu motivasyona göre pozisyon alıyor. Günümüzde herkes diyor ki: “Bizim bilime, felsefeye, sanata ihtiyacımız yok! Varlığımızı nasıl çoğaltırız? Önemli olan bu.” Burada biraz duralım ve kendimize yer kapmaya çalıştığımız bu vahşi cangılda ilk bakışta mantıklı gibi görünen bu söylemin aslında nasıl paradoksal biçimde bizi yoksullaştırdığına bakalım: Sinirbilim ilginizi çeker mi? Sosyal psikoloji? Tarih? Sosyoloji? Mantık? Boolean cebiri? Algoritmalar? Teorik fizik? Geometri? Matematik uygulamalar? İstatistik? Davranışsal psikoloji? Davranışsal ekonomi, finans? Sayı teorileri? Yapay zeka? Sanırım bu alanlara ilgi duyduğunu söyleyenler bile, bu ilgiyi popüler bilim/felsefe dergilerinde yayınlanan yazıları, haftasonu kahvaltılarında okumaktan öteye taşımıyorlardır. Oysa günümüzde en büyük sektörlerden biri haline gelen finans dünyasındaki vahşi rekabette kılıç sallayanların en büyükleri, bu alanlarda ciddi araştırmalar yapıyorlar. Araştırma deyince … 1990′ların finans kuruluşlarında araştırma bölümleri vardı – hala da var. Bu araştırma bölümleri “ucuz kalmış” hisse senetlerini araştırır, Econ101 seviyesinde raporlar yayınlar, şirketlerin pazar büyümesi ile ilgili son 2-3 seneyi gösteren 3, bilemediniz 6, hadi bilemediniz 12 çubuktan oluşan grafikler çizer, bu grafikler üzerine sayfalarca yazı döşer, bu “analizlerle” trend tahmini yapmaya çalışırlardı. Bu bölümlerde istihdam edilen iyi eğitimli ve üstün zekalı insanların potansiyeli de bu raporları yazmakla heba edilirdi. Haksızlık etmek istemiyorum; Çok iyi araştırma bölümleri vardı – hala da var. Ancak bu bölümlerin kuruluş mantığı, finansal dinamiklerin işleyişini tarif etmekten çok uzaktı. Her şeyi bir tarafa bırakalım; temel varsayım yanlıştı. Finansal/ekonomik değişimi rastgelelik ve verimli piyasa ile tarif etmeye çalışan yöntemlerle nereye varılabilirdi ki? Zaten bir yere de varılmadı. Bu bölümler ne

yaşanan onca patlama-çöküş döngüsü ile anlaşılmıştı. tahminlerin değeri ve bu tahminlerin doğru çıkıp çıkmaması da değil. bilimin çok özel uzmanlık alanları. toplulukları güdüleyen mekanizmaları ortaya çıkartan dinamikleri araştırmada yardımcı oldu. Bireyin karar verme süreçleri beyin ve sinir sistemindeki etkileşimlerle ortaya çıkıyordu. matematik yöntemlerle modellenebilen belli fraktal kalıpları izliyordu. bu sapmaların modeli bozup bozmadığının incelemesi yapılabildi. Sosyal psikoloji ve sosyoloji. 1960′lardan itibaren kaotik sistemlerin işleyişine yönelik çalışmalar. daha önceden yapılan tahminlerden çok farklı. Bu modeller. 1970′lerden itibaren adına kaos teorisi denen bir teorinin doğuşuna yol açtı. 1990′ların yatırım kütüphanesi patlamasında piyasaya çıkan best seller yatırım kitapları okuyucuya öyle uzun boylu matematik. çok daha hızlı işlem yapan bilgisayar programlarına aktarıldı. . Kaos araştırmaları. Böylece kaotik sistemlerin de pekala modellenebileceği anlaşıldı. ne 2000-2003 çöküşünü tahmin edebildiler. sayı teorileri. Sinir bilim alanındaki çalışmalar bu etkileşimi araştırmaya yöneldi. hava tahminlerine yönelik çalışmaların bilgisayarların da yardımıyla modellenmesini sağladı.1994 TL çöküşünü öngörebildiler. aslında yatırım dünyasında servet yapmanın çok kolay olduğunu öğretedursun. hiç bir orta-uzun vadeli trendi tahmin edemediler. 1970′lerden sonra bilim dünyasında önemli değişiklikler olmaya başladı ve bu değişiklikler kaçınılmaz olarak ekonomi-finans dünyasını da etkiledi. Burada tartışmak istediğim tahmin yöntemleri. tarih bilimini de işin içine dahil etti. Bu kalıpların geçmişte nasıl oluştuğuna yönelik araştırmalar. ancak çok daha kesin sonuçlar veriyordu. çünkü irrasyonalite çağında yaşıyorduk ve irrasyonal davranış dinamiğini verimli ve akılcı piyasa teorileri ile tarif etmek mümkün değildi. 2008 çöküşünü. ne 2003-2007 yatırım ve varlık balonunu. Peki insanları bunca irrasyonaliteye yönlendiren neydi? 1980′lerden sonra araştırmalar. Kaos teorisi. İstatistik. davranışsal ekonomi/finans denen bir çalışma alanının doğmasına neden oldu. düşünsel paradigmalarda da büyük değişimlere yol açtı: İnsan etkinliklerinin ve bu etkinliklerin sayısal gösterge alanlarından ekonomi ve finans dünyasının da kaotik sistemler olduğu anlaşıldı. Başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Algoritmalar vasıtasıyla. algoritmalar ve yapay zeka araştırmaları böylece işin içine girdi. ekonomi/finans dünyasında son derece sofistike çalışma alanlarının doğmasına yol açmıştı. mantık. Liste böylece uzuyor gidiyor. bu kaotik sistemin anlaşılmasına yöneldi. Böylece trendden sapma dönemleri tespit edilebildi. tarih bilgisine filan ihtiyacı olmadığını. İnsan beyninde üretilen karar verme mekanizmaları dijital olarak modellenebilir miydi? Mantık. Boolean cebiri. Etmeleri de beklenmezdi. Kaotik sistemler aperiodik olsa da. 2009-2010 umut rallisini. ne 1999 yatırım çılgınlığını. en azından düzenli trendlerin ilerlediği dönemlerin modellenebilmesini sağladı. regresyon analizleri ve ekonometri. Bu tarihten sonra araştırmalar başka bilim dallarının da desteğiyle. İnsan topluluklarının ekonomik-finansal davranışlarının rasyonal olmadığı. ekonomik-finansal kararlar.

Atlarının üstündeki İspanyolları gördüklerinde.Size birincisini yazacağım.hayret edilecek bir makinedir. beyinlerinin sınırlı reaksiyon süresini en etkin ve verimli bir şekilde kullansalar bile. Montezuma’nın onbinlerce kişilik ordusunun karşısındaki bir kaç düzine İspanyol askeri gibi. “…Canlı varlıklar. Yüzbinlerce ekonomi-finans-yatırım-analiz/alım satım tekniği kitabının yanında ne kadar küçük bir yüzde! Aynı.Bir araya geldiklerinde çözümü oluşturan dört yazı. Yazınızda ateş su ve havadan bahsetmişsiniz:Beyin.. Okumun ucu keskin. Yalnız birde toprak var. Son Aztec imparatoru Montezuma’nın binlerce kişilik ordusunun. Günümüzde mikrosaniyeler içinde binlerce veriyi işleme tabi tutan bilgisayarlar. Elif Şengöz ün (yanlış hatırlamıyorsam siz onun sitesinde yazardınız) ve daha bir çok yorumcunun görüşlerinden derlediğim raporlarla yol göstermeye çalışırdım.Sn.  cotone Sayın Şengöz. İspanyol Cortez’in bir kaç düzine askeri karşısında ne kadar şansı varsa.sonderece karmaşık ve aynı derecede de hassas mekanizmalar yardımı ile işleyen .Yaşayan en küçük canlı örgütlenmesi:Hücre.Montezuma nın askerleri hep kaybederdi. yayım gergin! Amazon’da cybernetics anahtar sözcüğüyle arama yaptığınızda 3. Bu araçlardan yoksun olan bireyler ise.Bu makine dış ve iç çevrelerden gelen etkilere karşı“içinde” bir takım “ayarlamalar” yapar ve böylece de kendisini dengede tutarak yaşantısını sürdürür…” . bu rekabette olağanüstü dezavantajlı durumdalar.İlgilenirseniz diğerlerinide paylaşmak ve sonunda vardığım sonucu sizinle tartışmak isterim. finansal kararları çok daha hızlı. çok daha kesin ve çok daha planlı bir strateji içinde uyguluyorlar. günümüz ekonomi-finans dünyasında best seller yatırım kitabı okuyarak servet yapmaya gelenlerin.kaos ve beni bu yazıyı yazmaya cesaretlendiren sibernetik.375 kayıt çıkıyor.O tarihlerde bir aracı kurumun seans salonu yöneticisiydim ve onlarca yatırımcıya Sizin. Bireylerin beyinlerinin işleyişi ve toplu davranışlarındaki güdülenmeler bile bu algoritmalar için sadece birer veri.Eminim yüz borsacının doksanı ne olduğunu bilmez. yüzlerce bilimsel araştırma sonucu oluşturulan finansal silahlar karşısında da o kadar şansı var.Ama olmazdı. Eliot tekniğine dayanan piyasa analizlerinizi 1998 – 2000 yılları arasında takip ederdim. Bu konuyla ilgili bir dörtlemem var.Tarih böyledir. Bu dört element o şekilde bir araya gelebilirki siz bireysel yatırımcı olmanıza rağmen kazanan tarafta olabilirsiniz. at ve insanın iki farklı canlı olduğunu bile ayırtedemeyip onları tek bir varlık zanneden Azteklerin ok ve yayla ateşli silahlara mukabele etmeye çalışmasına benzer dramatik bir mücadele sürüp gidiyor. ileri teknoloji her zaman ilkel teknolojiye üstün gelir. ”Benim bilime filan ihtiyacım yok” diyor kahramanımız. Homeostatis (Detay için Toygar Akman – “Sibernetik”) 1800 lü yıllarda Fransız fizyoloğu ve filosofu Dr Claude Bernard “canlı” adını verdiğimiz varlıkların yaşantılarını iç ve dış çevrelerden gelen etkilere göre ayarlayarak sürdürdüklerini ileri sürmüştü.

5 derecedir.15:47 # Tuncer Şengöz Sn Tulunay.Fakat Homeostat ın başka akım yollarından dengesini sağladığını hayretle görmüşlerdir. Şimdide aynı dama dahtasının üzerine her birini bir kareye yerleştirmek üzere 64 pire koyalım.Bu durum fazla karmaşık olmayan sistemlere bir örnektir. ve birbirinden ayırt etmek için numaralandıralım.Ashby nin öğrencileri gibi borsayı altetmeye çalışır ama o çoğunluğun kaybetmesine dayalı yaşam dengesini yüzyıllardır korumayı başarmıştır. Böyle bir mekanizmayı altetmek mümkünmüdür? İhsan Tulunay tullunay@yahoo.organizmamız kendi içimizde birtakım bilgi alışverişi yapmakta ve aldığı bilgilere göre durmaksızın çevreye uyum sağlamaktadır.-20 derece soğukta olsanız veya +40 derece sıcakta kalsanız beden sıcaklığınız hep 36.Dr.Bu kez çekiçlerle akım geçen yolları parçalamışlar ve selektörleri kırmaya başlamışlardır.Tahribat son ibre parçalanıncaya kadar sürmüş ancak o zaman “homeostat” durmuştur.15:42 # cotone Kaos (Detay için David Ruelle – Raslantı ve kaos ) Çevresini yeterince yüksek bir engelle kapattığımız bir dama tahtasının karelerinden birine bir pire koyalım.yazılım.fakat iç ve dış etkilere karşı. Belki farkında değiliz.Claude Bernard’ın bu çevreye uyum ve denge durumunu bir başka bilgin DrCanon 1926 yılında “Homeostatis”adı ile tanımlamıştı. Yine kandaki şeker miktarınızın.gösterge.ekonomist. Sayısız indikatör. Diğer yazılarınızı bekliyorum. Bir İngiliz neroloji uzmanı olan Prof. Ross Ashby bu konuyu ele almış ve tıpkı Organizmadaki denge durumları gibi bir makinenin içinde de çeşitli denge durumlarının kurulup kurulamayacağını araştırmıştı.Keza . Uzun inceleme ve çalışmaları sonucunda tıpkı insan organizmasındaki Homeostatis gibi çeşitli etkilere karşı denge kurabilen yüzlerce kablo ve pilden oluşan elektronik bir aygıt yapmış ve ona homeostat adını vermişti.Bir diğer anlamda “homeostat” ancak o zaman ölmüştür.Ve siz organizmanızın bu ısı dengesi için Verdiği mücadeleyi fark etmezsiniz bile.Doğal olarak pire dama dahtasının üzeride ordan oraya sıçrayacak ve eninde sonunda ilk kareye geri dönecektir.Pireler doğal olarak sıçramaya başlayacaklardır.analist Dr.it  26 May 2011 .Homeostat 390.öğrencilerini laboratuarına davet etmiş ve yaptığı bu makineyi istedikleri gibi bozmalarını istemiştir.625 çeşitli yoldan haberleşerek dengesini sağlarken Prof Ashby.alyuvar akyuvar oranının.protein miktarının ayarlanması için verilen olağanüstü mücadele de sizin bilginiz dışında gerçekleşir. Tüm pirelerin aynı anda başlangıçtaki karelerinde bulunmaları için gereken sürenin bizim hiçbir zaman böyle bir duruma tanık olamayacağımız kadar uzun olduğunu söyleyebiliriz.  09 Haz 2011 .Öğrenciler bu istek karşısında önce şaşırmış sonrada akım geçen yolları kesmeye başlamışlardır.Dr.

Kazanan taraftakiler ise bu pirelerin bir sonraki hamlelerini tahmin etmiyorlar tayin ediyorlar.Elliot 1938 de kuramını yayınladığında dama tahtasında az sayıda pire vardı.Şöyleki: İlk adımda Metastock programının explorer ında o gün %10 dan fazla yükselen hisseleri tespit ediyordum.televizyon yorumcularının. Yapmamız gereken şey arada bir beklenmedik biçimde davranmaktır.Konusu “Bir günde %10 dan fazla yükselen hisselerin son beş günlük çubuk grafiklerinde ki benzeşmeler”di. Gün trade yaparak köşeyi dönmekti! Sonuç hezimet… Hiçbir hissenin geçmiş dört günlük çubuk grafiği sayısal olarak (yani bire bir) bir diğerine benzemiyordu!! Bir sistem eğer yeterince karmaşıksa daha önce bulunduğu duruma yakın bir noktaya dönebilmesi için gereken süre aklın alamayacağı denli uzundur.Borsalar “geri dönüşlü” zamansal evrimleri bulunan sistemlerdi.Bana onlarca indikatörü ve matematik formüllere dayalı . Amaç.N.yani zihin hallerimizin.yani sürüdeki koyunken kurda dönüşmenin yolu nedir? Cevap da şu: Mutasyon!  15 Tem 2011 . Kaybeden tarafta olup pirelerin bir sonraki hamlesini tahmin etmek zordur dedik ama bir çıkış yolu var. İkinci adımda bu hisselerin son 5 günlük çubuk grafiklerini bir şekilde sayısallaştırıyordum. bizi yönlendirmeye çalıştığını sık sık görürüz.analistlerin.tümünün aynı anda daha önceki herhangi bir anda bulundukları karelere geri döndüklerini görmekte olanaksızdır.Bu seçenekte karar kıldığımız zaman karşımıza yeni bir oyun çıkar ve böylelikle kısa bir süre sonra “akılcı” seçimlerimizin bizi aslında hiçbir zaman istememiş olduğumuz bir yere getirdiğini görür ve tuzağa düştüğümüzü anlarız.Bu günse borsada yüzlerce pire var ve bu günkü sistemde kaybeden tarafın bu pirelerin bir sonraki hamlesini tahmin etmesi çok zor.22:09 # cotone Phineas Gage vakası – (Detay için Antonio Damasio – Descartes ın yanılgısı) Borsacı olarak bizi ilgilendiren bedenimizdeki değil beynimizdeki mutasyon . R.Uzunca bir sürede böyle gitti.Bu konuyla ilgili en çarpıcı hikaye “Phineas Gage” vakasıdır. çok sık tekrar eden bir şablon grafik bulup 4 günü bu şablona uyan hissede 5. Yıllar önce bir çalışma yapmıştım. Soru şu: Özgür olmanın .piyasa karşısındaki davranış kalıplarımızın değişimi.En çekici görünen seçeneklerden uzak durduğumuz zaman daha az kaybederiz ve daha özgür oluruz.Bize önerdikleri “oyun” seçeneklerden birinin kesinlikle daha parlak göründüğü bir seçimdir. Günlük hayatta yatırım danışmanımızın.

Ben yaklaşınca şöyle dedi: ‘Doktor burada sizin için epey iş var! ‘Ben yarayı incelerken Mr Gage .Phineas Gage.Patlamanın kayanın dışına vurmaması için kum şart.sorularımı doğrudan kendisine yönelttim.daha düz ve doğrudan hat döşeyebilmek için bazı kayaları patlayıcıyla parçalamak. 1848 yılının yazı.Kendisi.İş hiç de kolay değil.Ancak tıp dünyasını allak bullak eden bu şaşırtıcı sonuç çok daha şaşırtıcı ve çok daha olağanüstü bir gelişmenin yanında gölgede kalır: Phineas Gage ‘in düşünceleri ve davranışları değişmiştir! Gage dokunuyor .çevresindekilere nasıl yaralandığını anlatıyordu. atletik yapılı.Uyanıktı! Adamları onu kollarına alıp 15-20 metre ötedeki yola taşıdılar.zira yapılan iş fiziksel gücün yanı sıra çok keskin bir konsantrasyon gerektiriyor.İşleri.yetenekli bir bedenden çok daha fazlası.bu iş demir bir çubukla dikkatlice vurularak yapılıyor. Edward Williams ertesi gün gazetecilere manzarayı şöyle anlatacaktır: “ O sırada Cavendish’deki otelin piazzasında oturuyordu.alışıldık bir patlama değildi bu ve üstelik kaya dağılmamıştı.Demir. Hastaya ilk müdahaleyi yapan Dr.Sonunda fitil ateşleniyor.Demir çubuğun şekli ve nasıl kullanıldığıda çok önemli.her kaya kütlesinin çevresinden dolanıp geçmek yerine . New England.Sonra yarısına kadar patlayıcı toz ile dolduruluyor.kafatasının altını delmiş.Vermont eyaleti boyunca uzatılacak demiryolunun yeni raylarını döşemek.Sırayla izlenmesi gereken birkaç aşama var.” Phineas Gage iki aydan kısa bir sürede iyileşmiş olarak taburcu edilir.metodları bir tarafa bırakıp kazanan tarafta olmanın başka bir coğrafyada aranması gerektiğini işaret etmiştir.barut kayanın içine doğru patlıyor.Eğer her şey iyi giderse.duyuyor.Phineas Gage yere devrilmiş.Çubuk otuzmetre kadar ileri düşmüş üzeri kan ve beyinle kaplıydı.O sırada arkadan biri adını çağırınca.bütün vardiya olduğu yede donakaldı.” Demir çubuğun boyutlarını ve şeklini dikkate aldığımızda Gage ‘in sağ kalabilmesi ve yukarıda anlatılan davranışları çok daha inanılmaz gelecektir.Gage bir demirciye özel olarak yaptırdığı bu aleti kullanmakta bir virtüöz. Patlama o kadar korkunçtu ki.Gage ’in sol yanağından girmiş.Neler olup bittiğini anlamak birkaç saniye aldı.Arazini her yanı engebeli ve sert katmanlı kayalıklarla dolu.Hikayeyi biraz detaylı anlatacağım. Rutland & Burlington Demiryolları şirketinde çalışıyor.Oldukça büyük bir işçi grubunun ustabaşı.çabuk ve isabetli hareketleri olan biri.Gage bütün işlerin üstesinden geliyor.beynin ön kısmından geçmiş ve büyük bir hızla kafasının tepesinden çıkmıştı.O anda kıvılcım çaktı ve barut bir anda yüzüne doğru patladı.Uyguladıkları yöntem.o kadar mantıklı konuşuyorduki olay esnasında onun yanında bulunan tanıkları sorgulamak yerine .saat dört buçuk.içine bir fitil sokulup barutun üstü kumla kapatılıyor.Ne varki onu tedavi eden doktor .80 boylarında.Önce kayanın içine bir delik açılıyor. Sıcak bir öğle sonrası .Harvard ‘dan cerrahi profesörü Henry Bigelow aleti şöyle betimler: “Kafatasından geçen demirin ağırlığı altı kilogram.Sonra kumun “sıkılaştırılması” gerekiyor.bir roketin havadaki ıslığına benzer seste alışılmadık türdendi.Joseph Adams ın oteline götürülen Gage dimdik oturduğu arabadan adamlarının ufak yardımlarıyla indi.Sağlam yürüyor ve ellerini beceriyle kullanabiliyordu.boyu bir metre ve çapı üç santimdi.bir öküz arabasına oturttular.Dikkati dağılmıştı ve yardımcısı henüz kumu dökmeden.Gage deliğe barut ve fitili koyduktan sonra yardımcısına kumla kapatmasını söyledi.yaklaşık bir kilometre ötedeki Mr.demir çubukla doğrudan barutu sıkıştırmaya başladı.1.günbatımının kızıllığında afallamış bir şekilde yatıyordu.Gage yalnızca bir an için sağ omuzunun üzerinden arkasına baktı.görüyordu ve hiçbir organı yada konuşması felce uğramış değildi.Patronların gözündeyse Gage.

Bir ara anchorman B’nin piyasanın sağ elini işaret ettiğini fark edersiniz.Zaten piyasanın bilyayı üst üste iki el aynı elinde saklaması pek akılcı değil.13:34 # Tuncer Şengöz Sn. Bireysel bir yatırımcı olarak bu kıssadan çıkarttığım hisse şu: Alnımızın iki santim gerisinde bir güç var.oy vardiğiniz parti lideri E.22:58 # cotone Akıllı Hans (Detay için Marian S.  20 Tem 2011 . Demir bir çubuk bir çok devresini yok etse bile yaşamını sürdürebilen bir homeostat! Prof Ashby nin aygıtından çok daha güçlü zira trilyonlarca devresi var.Size daha fazlası lazım.Bir tarafta bireysel yatırımcı olarak siz diğer tarafta piyasa var.hayat arkadaşınız H. size sufle etmek için can atan kalabalık bir izleyici gurubu oluşturuyorlar ve en az sizin kadar heyecanlılar.Yorumcu D sol diyor ama külahıma anlatsın bir önceki elde yanılmıştı.Çevrenizi saran suflörleri yok sayıp piyasaya odaklansanız ve onun bilya sağ veya sol elindeyken yapacağı belli belirsiz bir hareketi yakalayabilseniz sürekli kazanan taraf belki siz olabilirsiniz. Piyasa ellerini arkaya götürür .yorumcu D.Gerçi kazandığınız eller oluyor ama o ellerde kime güvenip cevap verdiyseniz sonraki ellerde onun yüzünden daha fazlasını kaybediyorsunuz. çok ilginç fikirlerle dolu yazılarınız için teşekkürler.John Harlow ‘un belirttiği gibi “zihinsel yetisi ile hayvansal eğilimleri arasındaki denge “yok olmuştu. Dawkins – Hayvanların sessiz dünyası) Bir oyun kuralım.iş arkadaşınız G.düşüncesiz.diğer taraftan her saniye sayısız ve bizden habersiz kararlar alabilen bir mekanizma.analist C. Sanırım bir yazı daha göndereceksiniz.istekleriyle çakıştığı zaman sınırlara ve öğütlere tahammülü olmayan. Bu gücü piyasanın karşısına koyduğumuzda savaşın adı belli: HOMEOSTATLAR SAVAŞI!!! Tabii kazananıda. Çoğunu tanıyorsunuz:Okuduğunuz gazete A.O artık düzensiz.Analist C de aynı şekilde.en sevdiğiniz anchorman B. cotone. Sağ! Maalesef! Sol İkinci el…Piyasa ellerini yine arkaya götürür ve bilyayı saklar.Nitekim işine döndükten kısa bir süre sonra patronları onu kovmak zorunda kaldılar… Hikaye dramatik bir şekilde devam ediyor.kaprisli biri olmuştu.Yorumcu D de sanki aynı şeyi fısıldar gibi.  08 Ağu 2011 .Ama böyle bir şeyi kim becerebilir?Yada.Oy verdiğiniz parti lideri sağ diyor.Oyunun adı “elde bilya saklama“ oyunu olsun.küfürbaz ve adamlarına karşı davranışları saygısız.Bir taraftan doğru davranışları arayan . böyle bir sezgi nasıl kazanılabilir? .sevgiliniz I . bilyayı bir avucuna saklar ve sonra iki elini size uzatarak sorar: Hangi elimde? Eğer rasgele bir cevap verirseniz kazanma şansınız %50 dir. Hangi elimde? Sağ! Olmadı gene sol! Her elde biraz daha batıyorsunuz. Çevrenizde ise oyunu seyreden insanlar. Onu da okuduktan sonra ben de fikirlerimi paylaşmak isterim.güvendiğiniz reyting kuruluşu F.

Bu kesimlerdeki . Buna karşılık.Von Osten atının sahip olduğu varsayılan matematik dehası sayesinde büyük paralar kazanmıştı.Kaldıki bu 100. Organizmalarımızdaki her şeyin yapısını ve yerini belirlemek için yeterli sayıda gen yok. depolanır ve karar anında kullanılır.çocukluk ve gençlik evrelerinden geçerek gelişmesi.000.Nitekim böyle yaptığında Akıllı Hans soruların hepsine yanlış cevap verdi.Anlaşılıyordu ki at doğru sayıda vuruşa ulaştığında von Osten farkında olmadan belirli bir hareket yapıyordu.insan beyninin evrimsel açıdan eski kesimleri diyebileceğimiz bölgelerindeki sistemlerin ve devrelerin yapısının belirlenmesine genom yardımcı olur.Endişe.sahibinin cevabını bilmediği yada yanlış bildiği bir soru sormaktı. Bir ara.yaşam süresince gelişip değiştikçe sergilediği etkinlikle oluştuğu söylenebilir.Sadece eğer sahibi doğru cevabı biliyorsa ve o sırada yanındaysa doğru cevap veriyordu.Örneğin attan yediye kadar sayması istendiğinde at ayağıyla yere vurmaya başlıyor.şüphe.umut.Okuduğu kitaplarla.Von Osten atının kendisinden beklenenleri yapabileceğine o kadar inanıyorduki hemen kabul etti.Toplumsal doğru ve yanlış formları bu devrelerde kayıtlıdır.Hayvan o kadar hassastıki von Osten‘in burun deliklerinin büyümesi bile doğru cevap vermesi için yeterliydi.Orantısızlık oldukça büyük yaklaşık 100.Böylece birçok yapısal özelliğimizin genom tarafından belirlendiği ancak önemli bir sayıdaki özelliğin de yalnızca yaşayan organizmanın. Hikayenin sonu daha ilginç: Oskar Pfungst atın.Keşke Akıllı Hans yanınızda olsaydı… Akıllı Hans. Tüm bunlar beynin karar verme süreçleri için ne anlama gelir? İnsan beyninin evrimsel açıdan modern beyin kesimleri diyebileceğimiz bölgeleri genom tasarımından neredeyse hiç nasibini almamış devreler ve sistemlerden oluşur.000.Von Osten atına bu şekilde yardımcı olduğunu şiddetle reddediyordu ve gerçekten rasgele bir izleyici onun hiçbirşey yapmadığını düşünebilirdi.000 gen safrakesemizden ayak parmaklarımıza her organımızı genetik geçmişimize uygun tasarlamak durumunda.Pfungst von Osten’e atın yeteneklerinin dikkatle denetlenen şartlar altında incelenmesini önerdi.sayı bile sayamadığını ispatlayıp raporunu yazdı.hırs.sevinç gibi zihin halleri modern kesimlerdeki devrelerde ve sistemlerde olgunlaşır.Düzenlediği halk gösterileri çok ilgi topluyordu.fiziksel – kültürel – sosyal çevrelerle etkileşmesiyle ortaya çıkar.000 (10 trilyon) u aşan sinaps var.pişmanlık. muziplik olsun diye birkaç işlemde kendi sordu.Sonunda bilimsel kurumlarında dikkatini çekti.yaşadığı.seyrettiği dizilerle.şahit olduğu olaylarla şekillenir.kıskançlık.değil zihinsel matematik işlemi yapmak.Von Hosten adında bir alman göstericiye aitti.000.At belli ki hafif bir gevşeme ya da hafif bir nefes verme gibi neredeyse fark edilemeyecek kadar belli belirsiz olan ve insiyaki (istem dışı) yapılan bir şeye tepki gösteriyordu.000 genimiz buna karşın 10.Bu devreler ve sistemler bireyin bebeklik.yedi defa vurduğunda von Osten in yaptığı belli belirsiz bir hareket ona yeterli sayıya ulaştığını ve durması gerektiğini söylüyordu.Milyarlarca sinir hücresinin sinapslarla bağlandığı beyinde ise hiç yok.Akıllı Hans la yalnız kaldığında. Pfungst’un planı ata.Matematik işlemleri yapabilen bir atın varlığı Berlin Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü başkanı Profesör Stuphf’u o kadar meraklandırmıştı ki öğrencisi Oskar Pfungst’tan konuyla ilgilenmesini ve ne olup bittiğini öğrenmesini istedi.ihtiras.Sonuç: Tüm cevaplar doğru! İnsan genomu (kromozomlarımızdaki tüm genlerin toplamı )beyin yapısını tümüyle belirlemez.

Haftasonunda fırsat bulabilirsem görüşlerimi yazacağım. Mesela Akıllı Hans la! Hakimlerin rastlantısallaştırdığı piyasa davranışlarının algoritmasını modern beyin kesimlerinde çözmek mümkün değildir.beraber olmaktan keyif aldığınız iki dostunuz olacaktır. . Fikirsel bütünlüğün kavranması için öncelikle. Her bir yazınız. Bu yazının yorum kısmına Sn. Sn.ama sonunda huyunu suyunu iyi bildiğiniz. içinde barındığı organizmanın varkalması için kusursuzluk düzeyinde hesaplar yapar. bunun bir oyun değil bir hayatta kalma mücadelesi olduğuna inandırmalısınız. Onun piyasayı kendi sayılarıyla (kesinlikle 1.Biz milyonlarca yılda evrilen bu varkalım reflekslerini farklı canlı türlerinin bireyleriyle paylaşıyoruz. Zor bir iştir.21:01 # Tuncer Şengöz Sn. Paylaşımlarınız için çok teşekkürler. kurdukları sosyal. bu dünyanın neye doğru evrildiği. Ona güvenmelisiniz. cotone. bağışıklık adı altında bir çok homeostatik sistem.3… değil!) algılamasına izin vermelisiniz. Cortez” serisini sürdürmek istiyorum. ufuk açıcı bir tartışmanın konusu.temel yaşam süreçlerini akıl ve zihne yani modern beyin kesimlerindeki devrelere başvurmadan düzenlemektir. Onu. kendi fikirlerimle harmanladım.milyonlarca yılda olgunlaşan varkalım reflekslerini modern beyin coğrafyasını tümüyle keşfetmiş hakimler karşısında devreye sokabilmektir. Tulunay’ın eklediği yorumların okunmasını tavsiye ederim. Cortez) . Tulunay’ın ikinci yorum-yazısındaki bir göndermeden başlamak istiyorum: Bir satranç tahtasının kareleri üzerine yerleştirilen pirelerin sıçramaya başladıklarında başlangıç konumuna dönüşün (neredeyse) imkansız hale gelmesi ve her sıçramada başlangıç konumundan daha da karmaşık bir konumun ortaya çıkması… Ben problemin daha da karmaşık olduğunu düşünüyorum. solunum. kültürel. pirelerimizin. Öncelikle içinde yaşadığımız dünyayı nasıl gördüğümü. 3 ay önce bloga bir yazı yazdım: Bireysel yatırımcı Algoritmalara karşı (ya da Montezuma vs. Bu benzetmeyi sadece piyasa hareketiyle de sınırlamamak gerekiyor. büyük bir hızla değişen çevremizin bizi neye zorladığı ve yakın gelecekte nelerin işimize yaracağı ile fikirlerimi ifade edeyim. Bireysel yatırımcı Algoritmalara karşı (ya da Montezuma vs. yazılarınızda geçen kavramlarla ilgili biraz araştırma yaptım.  11 Ağu 2011 . O ve piyasa. Bizim yaşadığımız dünyada pirelerimizin sıçrayışlarıyla işler daha da çatallanmakla kalmıyor. Büyük bir keyifle okudum.2. Yeryüzünde yaşayan insanların zihinsel ve maddi dünyalarıyla. “Montezuma vs.Tek çıkar yol eski kesimlerin yeteneklerini piyasa ile oynadığınız oyuna dahil edebilmektir. ticari ilişkilerle.Bunun için: Önce içinizdeki akıllı Hans ın farkına varmalısınız. Cortez) başlıklı yazının ve bu yazıya Sn. hatta satranç tahtasındaki karelerin de sayısı artıyor. dolaşım. aklın alamayacağı çözümler üretir.yapıların başlıca görevi. Umarım blogu takip eden diğer dostlar da fikirleriyle katkıda bulunurlar. Sindirim. İhsan Tulunay 4 yazıdan oluşan mükemmel yorumlar ekledi.

yaşamı sürdürme ve çoğalma amacıyla evrimleşen beynimiz bize. ancak asla tümünü değil. Ağacın üzerinde hareket eden cisim bir yılan. Şimdi bu beynimizle. bırakalım yüzbinlerce yıl öncesini. bu kaos görüntülerinin oluşturduğu kalıpların çok küçük bir kısmını. çevre ile denge içinde kalabilmeye. 20 defa seyredin. Beslenme. o da ancak beynimizin biraz daha iyi algılayabilmesi için renklendirilerek yansıtılmış. (İleride dönmek üzere buraya bir parantez açalım. Biz onu çağrıştırdığı bağlamla anlamaya çalışıyoruz. Buyurun size fraktal yapıların bir araya gelerek oluşturdukları kaos görüntüleri. hatırlamak üzere evrimleşmiştir. bir kaç yüzyıl öncesinden çok daha karmaşık bir dünyada yaşamaya. sadece karmaşık. Karmaşıklık ise. Örneğin hava hareketleri – ki kaos teorisine en büyük katkıyı meteoroloji araştırmaları vermiştir – karmaşık ya da kaotiktir. avcı-toplayıcı olmak üzere evrimleşen beynimizle anlamaya çalışıyoruz. ihtiyaçlarımızı gidermeye. Ayrıntıları hatırlamayacaksınız. Bu dünyanın fraktal yapılarını. hava tahminleri yapılabilir miydi? Kaos üzerine çalışan matematikçiler. oluşturdukları setler sizde “kargaşa” duygusu oluşturuyor. Belki ilk denemelerinizde hafızanızda kalanlardan biraz daha fazlasını hatırlayabileceksiniz.ürettikleri araç-gereç ve ürünlerin çeşitliliğiyle. çözümü basit denklemlerle bulunamayan bir durumu anlatıyor.com’da yazdığım son yazılardan birine eklediğim aşağıdaki alıntıyı. Kargaşa daha çok rastgeleliği ve düzensizliği hatırlatıyor. Çükü milyonlarca yıl boyunca beynimiz bu kalıpları algılamak üzere evrimleşti. bu karmaşık dünyayı yönetmeye çalışıyoruz Ancak biz bu karmaşık dünyanın içinde. bu ürünlerin üretim ve tüketim süreçlerindeki çeşitlilikle gitgide karmaşıklaşan bir dünyada yaşıyoruz. Sonra gözlerinizi kapatın ve tekrar hatırlamaya çalışın. küçücük bir kesitini gösteriyor. Sosyonomi. ilişkiler kurarak yaşıyoruz. gökyüzüne bakarken bulut görmeyi bekleriz. dünyayı çok daha karmaşık hale getiren araçlar üreterek. Ağaçtaki kırmızı yuvarlak cisim bize elmayı hatırlatır. Ya da videoyu herhangi bir anda dondurun ve dondurduğunuz kareye saatlerce bakın. aslında teknik bir terim. Otistikseniz ya da görsel hafızanız çok iyiyse belki otistik olmayan.) Yukarıdaki videoda gördükleriniz. Bunun gibi sonsuz kaos görüntüsünü beynimize kaydetmeye çalıştığımızı düşünün. Oysa kargaşa ve karmaşıklık aynı şey değildir. Ancak asla rastgele ve düzensiz değildir. ağaçların arkasındaki gölge bir çakala ait olabilir. buraya da taşıyayım: . Kaos sözcüğü. Videoyu seyredip bitirdikten sonra gözlerinizi kapatın ve şunu düşünün: Bu videonun herhangi bir karesindeki görüntüyü ne kadar hafızanıza yazabildiniz? İsterseniz videoyu tekrar seyredin. Ancak bu bile gözünüzü dikip baktığınız karenin içinde gördüğünüz kalıbın (pattern) sadece kabataslak bir görüntüsünden fazlası olmayacak. Oysa bu setler “kargaşa” içinde değil. basit denklemlerden hareketle öylesine ilginç kaos görüntülerine ulaşıyorlar ki. Bizim için öncelikli olan kalıplar bunlardır. içinde yaşadığımız evrenin sonsuz kaos görünümlerinden çok önemsiz küçüklükteki. Bu dünyanın içinde avcı-toplayıcı toplumların kurduğuna benzer ilişki biçimleriyle yaşamayı umuyoruz. Hele sekiz buçuk dakika boyunca gördüklerinizin milyonda birini bile hatırlamayacaksınız. Yukarıda seyrettiğiniz videodaki görüntüleri sadece bir “bilgisayar” bütün ayrıntıları ile hatırlayabilir. videoyu ikinci kez seyredemezsiniz. ya da görsel hafızası zayıf birine göre biraz daha fazlasını hatırlayacaksınız. Suyun içine bakarken balık. avcı-toplayıcı atalarımızdan miras kaldı. Oysa beynimiz. Zaten eğer hatırlayamıyorsa. Bu dünyayı tarif edebilmek için “kaos” sözcüğünü kullanıyoruz. korunma. Eğer rastgele ve düzensiz olsaydı. Bu da çok zaman kaosla kargaşayı karıştırmamıza neden oluyor. o da kabataslak.

Ursula Le Guin. Sürünün ilerlediği yola ise trend denir. Baskı. suyun öteki yanındaki kabilenin savaşçılarını algılamak üzere evrimleşti. kaosu bu kavramlarla tarif etmeye çalışıyoruz. kaosun. sahip olmadıkları bilgi kodları için olasılıklar vardır. Televizyonlarda saatlerce süren finans programlarına bakın: “Piyasa coştu”. sürüyü takip etmeye meyillidir. bütün gerçek de kısmi” diyordu Ursula Le Guin. Bu kütlenin “genel” hareketine sürü diyoruz. Doğanın bu şekilde algılanmasına felsefede animizm deniyor. 32 bilgi kodunun bir kısmına sahiptir. “kudurmuş deniz”. Toplam 32 kartla oynanır. coşma gibi eğilimler taşıdığı için. gerçek bir renk. Bizim. Başka bir sürü de başka türlü davranıyor. sinme. denizdeki balığı. Sadece tek bir sürü de yok. “Bütün bilgiler yereldir. aynen yukarıda seyrettiğimiz videodakine benzer. satıcının karşısında alım yapan ne? Piyasanın dışında bir varlık mı? İstisnasız bütün insanların beyni. Bilgi koduna . Oyunda sadece şans unsuru değil. dönüp parçayı bütün zannetmeye devam edemezsin. sadece bilginin tamamına ulaştıkları zaman ortadan kalkar.” (Bağışlanmanın Dört Yolu. Küçük parçaları bütün zannediyoruz. heyecanlanan. Bu. bilimin henüz gelişmediği çağlara ait bir inanış. çok küçük ve önemsiz bir izdüşümü olduğunu kavramakta zorlanıyoruz. küçük salınımlar yapan minicik bir fraktali oluşturduğumuzu kavrayamıyoruz. sayısı. korkma. Peki piyasa ne? Bizim gibi coşan. hep bu antik animist inanışa ait. Örneğin as en büyük değerli kağıttır. alan işgal etme. Elbette daha başka sürüler de var ve onlar da kendi zaman ölçekleri. Sürü dediğimiz. Bu nedenle de piyasanın bize tuzaklar kurduğunu. coşma gibi insani duygular da taşımıyor. sinen. “birileninse” bu kaosu istedikleri gibi yönettiğini. daldaki elmayı. Örneğin eline dört as gelmiş bir oyuncu. ağaçtaki yılanı. o büyük fraktal desen içinde. “doğanın intikamı” gibi deyişler. Metis 2001 1. Bu olasılıklar. “piyasa önünü göremiyor”. tuzaklar kurma. Ancak toplumların zihinsel dünyası çok yavaş değiştiği için. “coşan ya da korkan piyasa”. vs. sonra Dam. modern dünyada bile bu inanışı yaşatıyoruz. lider ya da çoban seçip onu takip etme. hareket kabiliyetleri ve etkileri içinde hareket ediyorlar. Bütün bu unsurların hepsinin finansal alışveriş ortamına piyasa diyoruz. Piyasayı ele alalım: Piyasanın. satıcı niye coşmuyor? Piyasalara korku hakimse. Bu 32 kartı. korkma. Ancak her bir oyuncu 32 bilgi kodunun sadece bir parçasına sahip olduğu için. Piyasa canlı bir organizma değil. tüm bilginin bir kısmıdır. başka gerçekleri gerçek dışı yaptığını zannediyoruz. “piyasa faiz indirimi bekliyor”. Gerçek bir çizgi. Oysa diğer oyunculara göre – ellerinde as görmedikleri için – aslar diğer üç oyuncuya toplu ya da birer ikişer dağılmış olabilir. Elinde kart tutan her bir oyuncu. Bilgi kodlarından oyun üretebilmek için. çalının arkasına gizlenmiş çakalı. Bütün bilgi. S. insanların doğa yasalarını bilmediği. Poker oyununu düşünün. Piyasayı bu şekilde algılamanın. bizim “kargaşa” içinde sağa sola çarpa çarpa kaosun içinde sürüklendiğimizi. sonra Rua gelir. “Trafik canavarı”. Zihnimiz hep avcı-toplayıcı toplumlara özgü tuzak kurma. yönlendirdiğini düşünüyoruz. Bir kez büyük deseni görürsen. duyguları olan bir canlı mı? “Coşan” piyasada bir alıcı ve satıcı olduğuna göre. yönü. kendisi ya da kendileri de fraktal desenin önemsiz bir parçası olan kişi ya da grupların manipülasyonlar yaptığını. diğer oyunculardan hiçbirinde as olmadığını bilir. bütün gerçek de kısmi. gökgürültüsünü “gökler kızgın” diye algılamaktan farkı yok.“Bütün bilgiler yereldir. oyuncu inisiyatifi de olsun diye. 32 bilgi kodu diye düşünün. 161) Bizim küçük ve önemsiz gerçeklerimizin büyük desen içinde çok önemli olduğunu. bir de ihale eklenmiştir. Çünkü beynimiz kaosu değil. davranış biçimi tek ve mutlak olan bir kütle değildir. şiddet. sinme. her bir bilgi koduna farklı hiyerarşide değer yüklenmiştir. Hiç bir gerçek başka bir gerçeği gerçek dışı yapamaz. korkan.

o değer sonsuza kadar yok olacak. yani kendisine dağıtılan kartları gören oyuncu. Oyunun şu veya bu anında sürdüğü peyin biraz . Örneğin Ağustos ayının ilk yarısındaki panikte Fransa ekonomisi kadar bir değerin buharlaştığı söylendi. kazanca ulaşabilmek için arttırma yapar. İhale beceriniz de bilginiz de yoksa sadece şansınıza güvenerek poker masasında kalabilir misiniz? Peki piyasaya gelen yüzlerce ve binlerce insan hiç bir becerisi olmadığı halde niçin kendisini kazanmaya layık görür? Bu da başka bir konu.5 trilyon dolar? Birilerinin cebine mi girdi? Hayır. olaylar ve olgular arasındaki bağlantıyı kuramıyor. Montezuma ise her geçen gün daha da geride kalıyor. Buradan Montezuma ile Cortez’e geliyoruz. tam tersine değer buharlaştırır. satıcıların o büyüklükte değer önerecek alıcılar bulmaları gerekir. var olduğu zannedilen değerler. Montezuma onu yakaladığını zannettiği her anda kafasına Cortez’in biriktirdiği bilgi çığının yıkıldığını gördü. ya ihale becerisine. Eğer borsaların toplam alışveriş değeri yeniden Ağustos başına dönmezse. Şimdi ulaştığımız çağda. Bu nedenledir ki. Çok uygun bir benzetme olmasa da piyasayı bu şekilde düşünün. kaosun fraktal deseninin küçücük bir parçasını bile yeniden hatırlayamaz. Cortez bilgisayar algoritmalarıyla. Montezuma. Oysa herkes o elmayı almak istiyor. sibernetikle. Tek tek Montezumalardan bahsetmiyorum. çığ gibi bilgi biriktirdi. Nereye gitti 2. Hatta daldaki değil. ya şansına güveniyor olmalıdır. Zaman zaman “yakaladım” zannına kapıldı. Montezuma sadece daldaki kırmızı elmayı görüyor ve o elmayı almak istiyor. daha fazla bilgiye sahip olduğunuz için şansı ya da ihale becerisine güvenen oyuncuların hepsine üstünlük sağlarsınız. Montezuma’lar Dimyat’a pirince giderlerken evdeki bulgurdan da oluyorlar. İnsan beyni ne kadar uzun saatler boyunca bakarsa baksın. Peki bu nedir? Bu. sadece yaratıldığı varsayılacak. Cortez’in tek bir askerini bile öldüremeden teslim oldu. Ağustos başındaki seviyelere dönülürse o değer yeniden mi yaratılacak? Hayır. Montezuma daha böyle bir kütüphanenin varlığından bile haberdar değilken. Montezuma’ların cebindeki elmaları da almak istiyor. Cortez bilgi depolama aşamasını da geçti. siz bütün kartları görüyorsanız. hep Cortez’i yakalamaya çalıştı. Peki geçen yüzyıllar boyunca Montezuma’ya ve Cortez’e ne oldu? Cortez. Bu araçlarla daha çok bilgi biriktirdi ve daha da gelişmiş araçlar yaptı. Bu değer sanaldır. insan ve kitle davranışlarıyla uğraşıyordu. O değerin gerçek bir değer olması için. Kazanabilirler mi? Elbette hayır. Bilgi biriktirmiyor. Montezuma’nın Cortez’in karşısında kazanma şansı var mıydı? Tarihte hipotez olmaz. Ancak sahip oldukları araç-gerece bakarak olmadığını söyleyebiliriz. Örneğin bir piyasanın şu kadar milyar dolarlık değeri olduğu söylendiğinde. ya da bilgisine. Borsalarda biriktirilmiş bir değer yoktur. bilgi işlem aşamasından yeni bilgiler yaratma aşamasına geçiyor. o piyasanın içindeki unsurların o andaki işlem değeri kastedilir. likidasyon dalgalarında buharlaşır. Oysa Cortez bilgi dağını öylesine bir hızla tırmanıyordu ki. Videonun altındaki paragrafta açtığımız parantezin içinde ne demiştik. Herkes elindeki beş kartı görürken. Bu piyasada kazanmaya soyunan bir oyuncu. uzun metinler okuyamıyor. Nitekim Montezuma. Sadece unsurların anlık işlem fiyatlarına göre biriktirildiği zannedilen bir değer vardır.sahip olan oyuncu. o kadar değer biriktirildiği değil. Biriktirdiği bilgiyle çok daha gelişmiş araçlar yaptı. Montezumalar işte toplamı sıfır olan bu oyunda para kazanmaya çalışıyorlar. toplamı sıfır olan bir oyundur. Oysa bilgisayar hatırlar. Bir önceki yazıda 1990′larda bütün kitapçı raflarında en ön sıraları kaplayan “yatırım kütüphanalerinden” bahsetmiştim. sadece buharlaştı. O büyüklükte değer önerecek alıcı ise hiç bir zaman yoktur. Piyasalar değer biriktirmediği gibi.

Bunun için de algoritmalara. haber yorumcuları ile mi anlayacaksınız? On dakika içinde borsaları sallayan şişman parmakların neden olduğu kayıpları finans kanallarının alt yazılarından geçen kısa cümleleri okuyarak mı telafi edeceksiniz? Yoksa pirelerin satranç tahtasında başlangıç konumlarına sıçrayarak herşeyin basit ve anlaşılır konumlarına geri dönmesini mi bekliyorsunuz? Bir süre sonra. Montezuma’lar topluca kaybederler. 20 sene önce televizyonlarda ne vardı. matematiğe. Televizyonları düşünün. su borusu patladığında. kabarmış bir okyanusun sert dalgaları içinde çıplak yüzmeye çalışıyorlar. Peki ya şimdi? Gündelik yaşamınızı oluşturan araç gerece ne kadar hakimsiniz? Bilgisayarınız çöktüğünde kurtarabiliyor musunuz? Televizyonunuz arızalandığında devreleri değiştirebiliyor musunuz? İlaç prospektüslerini okuyor. anlıyor musunuz? Cep telefonunuzun hafıza kartına virüs girdiğinde temizleyebiliyor musunuz? Nasıl olsa bunu yapacak birileri var diye düşünüyorsunuz. En büyük avantaja sahip olanlar da. internet çöplüğünde tek tük de olsa ulaşabildiğiniz değerli bilgiye sahip web sitelerinin ya kapandığını. veterinerlerin memurluk yaptığı. havaalanları. Bu değerlere ulaşmak için ikincil unsurlar kullanıyoruz: Para. paranız olsa bile tamir/kurtarma bilgilerine sahip insanların olmadığı ortamlarda ne olacak? Bunlar bireysel düzlemde yaşayacağınız sorunlar. şimdi kitapçı raflarından taşan kitapların birer birer yok olduklarını. en fazla paraya değil. Parasını bastırıp değiştiremeyeceğiniz zamanlar geldiğinde ne yapacaksınız? Hatta. sibernetiğe. çek. bilgiden yeni bilgiler üretmeye çalışıyorlar. senet. pencereniz kırıldığında. Bilginin değerini bilenler. biriktirdikleri bilgiyi depolamaya. bilgi iletişim ağları nasıl işler halde tutulacak? İşletme mezunlarının atyarışı bayii işlettiği.fazlasını cebine atan bir Montezuma elbette bir şey kazanmıştır. otoyollar. Bastırırım parasını değiştiririm. Çünkü pirelerin satranç tahtasında başlangıç konumuna dönmesi imkansız ve her geçen gün daha da karmaşıklaşan dünyamızda olup biteni anlamayanın yaşama şansı yok. felsefeye. elbiseniz yırtıldığında. Bu ihtiyaçları elde edebilmek için alet-edevat. Peki ya toplumsal düzlemde? Metrolar. vs. bir insanın gerçekten ihtiyaç duyduğu şeydir: İlaç. barınak. su. Değiş-tokuş düşük seviyelerden yapıldığında da varsayılan değer yok olur. şimdi ne var? Televizyonlarda insanlara tüketmeleri için nelerin . Bilginin değerini bilmeyenler. Bu ikincil unsurları da piyasa dediğimiz bir sosyal ilişkiler ortamında değiş-tokuş ediyoruz. Ancak bir bütün ve nihai olarak piyasalar değer üreten değil. Bu ortamda herkes sahip olduğu farklı bilgi ve yetenek düzeyi ile alışverişe giriyor. başkalarının işi olduğunu düşünüyorlar. kredi kartı. Bilgi biriktirmenin onların değil. ayakkabınızın tabanı delindiğinde tamir edebilirdiniz. O halde değer nedir? Değer. Çünkü dünyada büyük bir hızla ortadan kalkan ve tekelleşen o. Bir yüzyıl öncesini düşünün: Evinizin damı aktığında. Geriye çer çöp kalacak. besin. temel bilgiler veren kaynakların ulaşılmaz olduğunu göreceksiniz. Onlar sonuç(!) odaklı. en fazla bilgiye sahip olanlar. Bearish perspektifimi bilenler bana sık sık bir sonraki spekülasyon alanının ne olabileceği ile ilgili tahminlerimi soruyorlar: Altın mı? Dolar mı? Mal piyasaları mı? Ne? Benim tahminim şu: Bir sonraki spekülasyon alanı bilgi olacak. vargüçleriyle bilgi biriktirmeye. değer değiş-tokuşu yapılan yerlerdir. belgesellerin ancak az sayıda insanın ulaşabildiği kütüphanelere girdiğini. tarihe kafa yoruyorlar. mühendislerin döviz bürosu açtığı bir dünyada bu karmaşık uygarlığı kimin ayakta tutacağını düşünüyorsunuz? Mesela işin finansekonomi tarafına bakalım: Sürekli finansal çöküşlerle onyıllardır sarsılan ekonomi-finans dünyasını Sarkozy-Merkel görüşmesinden çıkacak sonucu bekleyen uzmanlarla mı yöneteceksiniz? Finans dünyasındaki oynaklığı. santraller. ya da çok yüksek abonelik bedelleriyle yaşamaya çalıştığını. eşyalar ve nihai olarak ruh ve beden sağlığı.

Kitapçı raflarını neden astroloji. 8. bilginin bedava olduğunu zannetmeyin. Daha 3-5 sene önce dünya borsa endekslerinin ismi bilinmezken. Dünyanın hiç ilginizi çekmeyen bir coğrafyasında yaşanan bir gelişme. 3. Kaos teorisinin kelebek etkisini unutmayın. modern bilimlerle ilgili kitapların neden artık kitapçı raflarında yer almadığını düşünün. İnternette bulabildiğiniz sayfalar da öyle.) Kişisel becerilerinizi geliştirin. işe yarayan her şeye. Bu metinlerde dile getirilen görüşlere katılın ya da katılmayın. İşe yarar neyin kaldığını sorgulayın. hatta belki de Grandsupercycle dereceli bir dalga dönüşünden bahsederken kendilerine hep borsa seviyeleriyle ilgili tahminleri soruldu. Değerli bilgi yavaş yavaş kayboluyor. Bilim ve felsefe dergilerinin yayınlarına son vermek zorunda kalmasının sonuçlarını değerlendirin.) Bilgisayar becerilerinizi arttırın.) Finansal enstrümanlar hakkında bilgi edinin. Sadece kendisine değer biçilmemiş olan bedavadır. bugün herkes dünya borsaları ile yatıp kalkıyor. sabırla ve notlar alarak okuyun.) (Sadece yabancı dil değil. yüzbinlerce satan işe yaramaz best seller romanlarının doldurduğunu sorgulayın. boşver sosyonomiyi filan. Peki Cortez’lerin de mi ihtiyacı yok? Piyasada matematikle ilgili kitap ve dergilerin sayısı parmakla gösterilecek kadar az. kısa bir süre sonra tsunami dalgası olarak üstünüze geliyor. anadiliniz de dahil) dil yeteneklerinizi arttırın. 5. Herşeye bir değer biçilen bir çağda. Peki finans dünyasını bir günde allak bullak eden flash crash’lere neden olan algoritmalar matematik kullanılarak yazılmıyor mu? Matematikçiler nerede dersiniz? Elliottisyenler yıllardır Supercycle. 4. vampir hikayeleri. 7. Bu bilgilere Montezuma’ların ihtiyacı yok. Kitapçı raflarına bakın.) Uzun ve karmaşık metinleri okumaya üşenmeyin.sunulduğuna bakın. . kurtarma disklerini atmayın. Onlar sosyonomik sonuçlara dikkat çekmeye çalıştıkça. bize borsa tahminini söyle dendi: Paramızı nereye yatıralım? Güvenli liman neresi? Borsa kaça düşer? Dolar kaç olur? “Felaket tellallarının” sitelerinde dolaşırken “Survival kit” önerileri ile karşılaşıyorum: Finansal kaosta paranızı nerede korursunuz önerileri … Ben başka öneriler yapacağım: 1.) Dünya gündemini özgün kaynaklardan takip edin. tarih araştırmalarının. eninde sonunda ve çok yüksek bedeller karşılığında değer biçileceğine hiç kuşkunuz olmasın. evinizde ve bilgisayarınızda bir finans-ekonomi kütüphanesi oluşturun. İşe yarar herşeye internet üzerinden ulaşılabildiğini düşünerek bilgi çağına geçildiğini. Çin’deki mezarlık alanları üzerinde bile spekülasyon yapılırken bilgi üzerine spekülasyon yapılmayacağını mı düşünüyorsunuz? Aslında çok uzunca bir zamandır bu süreç işliyor.) Finans-ekonomi dünyasıyla ilgiliyseniz. Bu geçici bir dönem. Bugün sorun değilmiş gibi görünmesine bakarak aldanmayın. Temel bilimlerle ilgili kitapların. 6. 2.) Evinizde kullandığınız elektronik araçların prospektüslerini. sözlüklerin.

Finans/ekonomi.  18 Ağu 2011 .) En çok ihtiyaç duyduğunuz eşyaları yedekleyin. 12. sizin için borsa endekslerinin kaça düşeceğinden çok daha önemli ve yaşamsal. 10.) Sağlık ve ilaçlar hakkındaki bilgilerinizi geliştirin.) Dünyada onyıllardır yaşanan ve önümüzdeki yıllarda daha da şiddetlenerek yaşanacak finansal çalkantının sizi asıl ilgilendiren sonuçlarına odaklanın.) Umuda ve kötümserliğe kapılmayın. 14. İki gücün egemenliğinin sırrı ise isimlerdedir. ülkenize sahip çıkın. Bu serideki iki egemen güç. ” Baş Büyücü ” idi. İnternet başındaki zamanınızı boşa harcamayın. iki büyük gücün egemen olduğu farazi bir kıtada ve düzende geçen ve esas olarak Büyücü Ged’in hayatının anlatıldığı bir hikaye serisi vardır. tüm bu bahsettikleriniz (yanlış anlamış olabilirim) beklediğiniz C dalgası ile mi gerçekleşecek ? Sonuçta insanlar paylaşmak alışveriş yapmak zorunda yoksa yaşam olmazdı bilgisi olan bilgisini verecek ki karşılığında karnı doysun sadece bilgiyle tarla ekilip biçilemez iş gücü insan emeği asıl olandır.9. 11. Bunlar. “Büyücüler” ve “Ejderhalar” dır.) Akıl ve ruh sağlığınıza. tarih/felsefe okyanusunun kenarındaki sığ bir denizden başka bir şey değildir.) Tarih ve felsefe konusundaki bilginizi ilerletin.  riccardo Tuncer hocam çok karamsar değilmisiniz? Bu bahsettiğiniz duruma gelmemiz için tüm dünyayı etkileyen çok büyük bir doğal afet. 13. Serinin ilk kitabının ismi yanlış hatırlamıyor isem. Evinizde güncel bir sağlık ansiklopedisi bulundurun. eşinize.) Televizyonu mümkün olduğunca az seyredin. Her ikisi de aklın zehiridir.23:00 # sidabumi Ursula K. mevcut yıkılan düzeni kuran insanlar yeni bir düzen kuramayacaklar mı? Para yoksa altın var takas sistemi vs yeni bir değer aygıtı na geçilir elbet. Le Guin’in ” Yerdeniz Üçlemesi ” isimli. komşunuza. . kazanılmış haklarınıza. 15. Mevcut finansal sistem çökse bile. Bu ilk kitabın açılış sayfasında şöyle bir giriş vardır. para denen şey ortadan kalksa bile yaşanan şokun ardından. ya da ne bileyim elektriğin bir şekilde ortadan kalması bir daha üretilememesi vs gibi olağanüstü birşeylerin gerçekleşmesi gerekmez mi? Yoksa sadece yaşanacak şiddetli finansal çalkantı mı bu boyutta büyüyecek ve bizi bu derece etkileyecek. dostunuza.

Bende. ejderhalari ve o farazi ülkedeki yaşayan insanların güç ayrımını yapan ne idi? O farazi ülkedeki insanlar. ergenliğe geldiğinde ise. Ejderhalar’dan ağızlarından ateş püskürttükleri için korkulmazdı. Le Guin kitabındaki giriş bölümünde ‘ atmaca’ olarak kadim lisanda şöyle tariflemişti. Bomboş gökyüzünde. ejderhalardan ise hep korkulurdu. büyücülerin dahi ismini kadim lisanda herşeyin ismini doğuştan sahip oldukları gözlerinin yetisi ile bilenlerdi. anne ve baba çocuğuna ismini verirdi. Cocuk. yaşadığı zamandaki ırkını koruyabilmek için ejderhaların yenebilimesi ve bunun içinde bir bedel ödemesi gerekmektedir.Büyücülerin gücüde isimleri bilmelerinden kaynaklanırdı. kadim lisanda isim verebilen büyücülere saygı duyulur ve güvenilirdi. Ejderhalar ise. büyücü isimleri “kadim” lisanda bilirdi. Çünkü. İhsan Tulunay’ın yorumlarından birisinde bahsettiği basitlikte ve “Yerdeniz Ülkesi” ndeki “kadim” lisanda olması gerektiğini düşünüyorum.ismin başkası tarafından bilinmesi her türlü büyünün o isme yapılabilmesi anlamına gelirdi. . O ülkede bebek doğduğunda. Şimdi ise. kadim lisanda bilgi sahibi olanlarında “Büyücü Ged” gibi bedel ödediklerini gördüm ve ödeyeceklerinide biliyorum. o farazi alemdeki en güçlü olan Ged’in güçlerini bırakması olmuştur. kadim lisanı doğuştan bilenlerdi. Karanlıkta. Ejderhalar ise. yine yanlış hatırlamıyor isem eklediği kitabın ismide ” Yerdeniz Hikayeleri ” idi. Sn. bu bahis konusu kitap serisindeki yanlış hatırlamadığım bilakis beynime kazınan gücün kaynağından bahsetmek istiyorum. kadim lisanı alaylı veya mektepli olarak öğrenenlerdi. buluta bulut derdi de . Büyücü Ged’in. Ses. İhsan Tulunay’ın yorumları ve bu yazı serisini okudum. Bilgi sahibi olanların isimlerini ise. buluta ” Yağmur yağdır bulut!” dediklerinde yağmur yağdırmazdı. bu bilginin Sn. Ama. o zamanlarda da anneler ve babalar çocuklarına doğduklarında isimler verirdi. Kadim lisandaki ismi ise. Bu sebep ile. isimler çok önemliydi. Ancak. Işık. iklim büyücüsü iki laf eder ve o bulut o yağmuru yağdırırdı.Ses. ejderhalardan o düzende yer alan herşeyin ismini bildikleri için korkulurdu. Aynı lisanı konuşan herkes isimleri biliyor ise. Büyücüler. saygı duyulurdu çünkü güvenilirdi. büyücü çağrılır ve çocuğa büyücü tarafından kadim lisanda isminin verilmesi beklenirdi. Ama. sadece büyücü ve o ismin sahibi çocuk bilirdi. O zamanlarda da. Büyücülere ise. O zamanlarda büyücülere saygı duyulur. Hikaye bu esas çervresinde gelişir ve ” Baş Büyücü Ged” in isminin ejderhalar tarafından bilinmesine rağmen ejderhaları alt edebilmesi efsanesine gider. Ödediği bedel. büyücüleri. Bu üç’lemeye sonra bir kitap daha ekledi Ursula K. Çünkü. kadim lisan ise zaman ile değişmeyen evrensel olan ve tartışılamayan lisandı. Uçarken parlar atmaca. Ursula K. Sessizlikte. Le Guin. Sessizlikte. gelecekteki ederin bilgi olduğuna hemfikirim. Şimdilerde olduğu gibi.

cesaret vs. Ancak bu hiç kolay olmayacaktır. dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Haydi bakalım. e. e. Franz Kafka ise ‘değişim’ isimli kitabında bir sabah uyandığında bir böceğe dönüştüğünü gören kahramanını anlatır. e. şartlanmalarından kurtulması o kadar kolay olacaktır. (burada bişey yokmuş boşuna geldik bunca yolu geri dönün tellaliyelerinden dolayı) panikle desteklenmiş kalabalığın ayakları altında ezilmekten kurtulamayacaktır. uzay çalışmaları için harcanan paranın yüzde birini bile ayırmayan) insanlık. gerçekten kötü yola sapmış bir böcek olduğu zannına kapılabilir. Tabi ki yanlışı ilk farkedenler geri dönmek isterlerken. ne de o zamana kadar kendisine gözü kapalı hizmet ettiği sistem tarafından buna kolayca izin verilecektir. o zamana kadar içinde bulunduğu ve yanlış algılama temeline dayalı sistemden çıkma gerekliliği hisseder. artık hiç bitmez. geriden gelmekte olan güruh ister istemez. cummings’in tariflediği bir savaşçılığı ve hatayı farkedemeyenlerin de dahil olduğu sistem tarafından böcek muamelesine tabi tutulmayı da beraberinde getiren bedellerin ödenmesi halinde kalıcı olabilecektir. “Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada. Karanlıkta. azim.) başarıya ulaşılabilecek erdemli.  22 Ağu 2011 . Sonuç itibarı ile yanlış bir temel algıya dayalı düzenden. Halihazırda sisteme dahil olmaya devem eden en yakınlarınız bile bilinçli ya da bilinçsizce sistemin yanında ve sizin karşınızda yer alıp size böcek muamelesi yaparlar. Ancak bu mutluluk e.Işık. Bomboş gökyüzünde.” Va Doğan Cüceloğlu. Sonsuz-sınırsız bir data okyanusunda konumlanmış ve gerçekte düşünsel (beyin odaklı) bir enerji yoğunlaşması olduğunu farkeden bir birey. şerefli ve asıl yaşama sebebinin mücadelesidir bu. gelişimi uzayda sanan ve insan beyni ve beynin işleyişi ve yapabileceklerine ilişkin bilimsel çalışmalara. O andan itibaren birey sisteme karşı bir ‘savaşçı’ durumundadır ve sistem de kendisine savaş açanları bir ‘böcek’ olarak görür ve o tür muamele ile hizaya getirmeye ve olmaz ise yok etmeye çalışır. yanlışından kendi aklı ile dönmedikçe (daha doğrusu dönmediğinden). 1970′lerde yanlış yola sapan (uzay dahil tüm algılananların beyinde olduğunu göremeyip. hatasını anlayarak ayrılmak isteyen bireye ne mutlu. . zaman zaman birey. kolay gelsin. sizin gibi düşünenlerle birarada ve doğru araç gereçlerle (bilgi. ‘savaşçı’ isimli kitabına bu sözle başlar ve açılımını yapmaya çalışır. cummings der ki. Ne bireyin alışkanlıklarından. Bu savaş bir başladı mı. Gerçekten çok zorlu bir süreç olmakla birlikte.15:32 # HKT07 Herkese selamlar. bu yanlış yolu geri tepmek zorunda kalacak gibi gözüküyor. Uçarken parlar atmaca. kendin olarak kalabilmek. öyle ki. değer yargılarından. sabır.

Bunların hepsi özgün çalışmalardı. 2000 yılında İMKB’de şişen balonun gazete haberlerine yansıyan duygusal arkaplanı ile ilgili bir çalışma (ki bu çalışma bunca sene geçmiş olmasına rağmen hala.com‘da ve sitenin herkesin okumasına açık olan blogunda okuduğunuz yazılar. kitabın son bölümünde gelecekte borsaların olup olmayacağını sorgulayan kısa yazı.Bu Montezuma-Cortez yazılarını Rocky serisine çevirmek istemiyorum. bugün hala sık sık göndermeler yaptığım bölümleri var. 2008 yılında büyük bir hevesle üçüncü bir kitabı daha yazmaya giriştim. 1976 yılında boksörü canlandırdığı Rocky filminde rakiplerini dövmeye bir başladı. değişen dünyanın formatına uygun bir şeyler yapmaya karar verdim: Belki de on yıl sürecek çok uzun ve zahmetli bir işe giriştim: Ucu açık bir kitap yazmak ve bu kitabın bölümlerini sürekli ve güncel yazılarla okurun dikkatine sunmak. Sosyonomi. Oturup aylarca kitabın basılmasını beklemek yerine. 192 sayfalık bu kitabımın. bu kitabın 2004 yılında yazılmış olmasıydı. Dow Jones Sanayi Endeksi’nde 1920′lerin sonunda şişen spekülatif balonun ayrıntılı dalga analizi. IV. Diğeri kitabın ticari şansı olmadığını düşünerek daha geç bir tarihte basmayı teklif etti. Sosyonomi. 2004 yılını hatırlayın: Türkiye derin bir duygusal düşüş dalgasından yeni çıkıyordu. Tekrar Çılgınlık ve Çöküş‘e dönmek istiyorum. işte bu ucu açık kitabın bölümleridir. Okuyucuya çok farklı bir sosyonomik bakış açısı veriyordu. Toplam 11 bölümden oluşan. Bu yayınevlerinden biri hiç ilgilenmedi bile. Dolar’ın TL karşısında kısa sürede 2. benim son 7-8 yıldır yazdıklarımın kısa bir özetidir. Borsa endeksinin 20. bu kitap hedeflediği okuyucu kitlesine ulaşamadı. III. Bu kitap 3-4 ay içinde yayına hazır hale geldi. faizlerin 40 seviyesinin altına inemeyeceği iddia ediliyordu. Bir ara endişelenmiş. Aslında Montezuma-Cortez serisi. Satışı bir sene içinde tükenen. Benim ivecen bir yapım var.000 civarında tamamlanması gerektiğini öngören tahmin. Spekülatif çılgınlıkların nasıl izah edilebileceğine dair farklı görüşleri incelediğim bölüm. 2004 yılının bahar aylarında Çılgınlık ve Çöküş‘ü yazmaya başladım. Mesela sosyal psikoloji deneylerinde sürekli altın oranla karşılaşılmasına dikkat çektiğim Korku başlıklı bölüm. Montezuma-Cortez serisi de Sosyonomik Tarih (ya da Tarihe Sosyonomik Bakış) isimli çalışmanın bölümleri olmaya aday yazılar. V ve nihayet Rocky Balboa’ya kadar sürekli dövdü. Bu kitaba Sosyonomik Tarih ya da Tarihe Sosyonomik Bakış adını vermeyi düşündüm. tükendikten sonra aranan ancak bir türlü bulunamayan. Eylül 2004 ‘te kitabı yayınladım.000′i aşamayacağı. Sylvester Stallone.50 seviyesine tırmanabileceği. en sonunda karaborsaya düşecek kadar taleple karşılaşan Elliott Dalga Prensipleri isimli kitabımın aksine. mesela Rocky LXXXVIII filmini seyrederek geçirir miyiz diye kara kara düşünmeye başlamıştık. Kitabın bence değerini daha da arttıran unsur ise. Nihayet. o dönemle ilgili yapılmış tek detaylı çalışma olma özelliğini koruyor). piyasa hareketlerinin manik depresif niteliğine dikkat çeken bölüm. tam 12 sene boyunca Rocky I. II. İMKB’de oluşan dalga kalıplarının ayrıntılı zaman-fiyat analizleri ve o tarihte primary dereceli bir yükseliş dalgasının eksik olduğunu ve bu dalganın kabaca 100. Arkaplanı ile beraber. Dünyanın büyük bir hızla değiştiği bir çağda fikirlerin çok hızlı aktarılması gerektiğini düşünen bir insanım. sene 2020 olur. Çılgınlık ve Çöküş‘ün başına gelen bu kitabın başına gelmesin diye eseri iki yayınevine götürdüm. Çılgınlık ve Çöküş benim çok daha severek yazdığım ve içinde özgün ve çarpıcı fikirler bulunduğunu düşündüğüm kitabımdır.com Klüp sayfalarında yer alan Marduk ve Akıl Dışına Savrulma ile 2009 ve Sonrası başlıklı yazılar bu ucu açık kitabın tamamlanmış bölümleridir. Kitabın satışını sadece internetten yaptığımız için. Çılgınlık ve Çöküş‘ten yavaş yavaş Montezuma-Cortez’e giriş yapalım: . hayatımızın sonbaharını da Stallone’nin.

geçmişine ve geleceğine dair analitik değer taşıyan herhangi bir fikir. Montezuma-Cortez serimizin 3. Oysa dünyada finans piyasalarının yıkıcı gücü çok uzunca bir zamandır tartışılıyor ve bugün dünyaya hakim olmaya başlayan hava. son bir yüzyılda günlük finansal oynaklığın boyutunu görebilmek için %4 ve üzeri düşüş günlerine baktığımızda %4-5 arası düşüş günü : Toplam 77 (34′ü 1929-1937.Spiegel-Online’da 22. durdurulamaz ve engellenemez bir doğa yasasının sonucu olduğunu iddia ediyoruz. Sonuçta korku korkuyu besliyor ve ardından panik geliyor. 2′si 2000-2011) %7-8 arası düşüş günü : Toplam 10 (5′i 1929-1937. Finans piyasaları da dahil olmak üzere. Bir ülke dedikodu ve spekülasyonla karşı karşıya kaldığında. bu yasanın görünür yüzündeki dalgaların fraktal yapısının analizinden başka bir şey değildir. bu değişimin de kaçınılmaz. bizim finans-ekonomi çevrelerine hakim olan havadan çok farklı. Yazının başlığı. finans piyasalarına güzellemeden öteye geçmiyor. ikinci olarak artan finansal oynaklığa dikkat çekiyor: “Derin düşüşler ve kriz. emekli fonları ve sigorta şirketleri de hisse senetlerini ve tahvilleri satmaya başlıyor. 4′ü 2000-2011) %6-7 arası düşüş günü : Toplam 16 (6′sı 1929-1937.” Elimizdeki en eski piyasa verisi Dow Jones Sanayi Endeksi’ne ait olduğu için. diğer yatırımcılar da tedirgin oluyor. ne de finans piyasalarının niteliğine. artık gündelik gerçeğe dönüştü. her zayıflık ve her dedikodudan faydalanıyor. Bu şekilde hareket ederek krizi daha da büyütüyorlar. Spiegel’de yayınlanana benzer yazılar okuma imkanı yok.8. tek boyutlu. 3′ü 2000-2011) %5-6 arası düşüş günü : Toplam 40 (24′ü 1929-1937. Elliott Dalga Prensibi. 2008) %9-10 arası düşüş günü : Toplam 2 (1929.” Biz buna duygusal düşüş (mood decline) diyoruz.2011 tarihli bir yazı yayınlandı. bölümünde gelin bu konuyu biraz daha derinlemesine irdeleyelim: Spiegel’deki yazı. Out of Control: The Destructive Power of the Financial Markets (Denetim Dışı: Finansal pazarların yıkıcı gücü). 3′ü 2000-2011) %8-9 arası düşüş günü : Toplam 3 (1907. Fiyatların daha da düşeceği korkusuyla. tüm insan etkinliklerinin itici gücünün kitlelerin duygusal değişimi olduğunu. Bu havanın bir takım sonuçları da olacak. Sabahtan akşama kadar yayın yapan finans-ekonomi programları ise. Ne karşıt bir görüş dile getiriliyor. Kendi dilinde. Ne yazık ki Türk okuyucu yıllardır tek sesli. Spiegel. tek bakış açılı bir bilgi bombardımanı altında.2010) %10-20 arası düşüş günü : Toplam 2 (İkisi de 1929) %20+ düşüş günü : Toplam 1 (1987) . finans dünyasının artık tehlikeli boyutlara yükselen etkisine dikkat çekerek başlıyor: “Piyasalar bir ülkeden diğerine. 1932.

insanların yaşamlarını kolaylaştıracak. Merkez bankalarının sağladığı ucuz krediyle spekülasyon devam etti. Aynı zamanda. sadece tehlikeli finansal ürünlerin küçük bir kısmı yasaklandı. İngiltere’de finansal hizmetlerin düzenleyicisi olan FSA’nın başkanı Lords Adair Turner. en parlak üniversitelerin en iyi öğrencilerini cezbetmeye başladı. çok büyük miktarda parayı. Risklerini yeni finansal ürünlerle paketleyip sattılar. Nihai olarak mortgage köpüğü patladığında. Spiegel yazının devamında gitgide devasa boyutlara tırmanan finans “canavarına” yönelmeye başlayan tepkilere dikkat çekiyor. çoklukla diğer piyasa oyuncularının hatta kendi müşterilerinin zararına olmak üzere. çapraz kurlar ve hazine tahvilleri üzerinde spekülasyon yapan oyuncuların paraları da büyüdü. Bankalar müşterilerinin ödeme kapasitelerini dikkate almaksızın Amerikalıları aşırı zorlanmış mortgage kredilerine yönlendirdiler. mal piyasaları. “Sektörde ödenen yüksek maaşlar. spekülasyona yatırılan para ve ölçülemeyen riskler. ya da yeni şirketlerin daha da gelişeceği araçlar tasarlamadılar. Sonuç olarak finans sektörü hızla toparlandı ve . “(Finans sektörünün üretici sektörlerden kopuşunun) potansiyel sonuçları üç yıl önce anlaşılmaya başlandı. hem de kendileri için daha çok kar üretmeyi amaçlayan karmaşık finans ürünleri tasarlamak üzere kullandılar. O halde: “En kötüsü bu” olamaz ! Elimizdeki bu bilgiyle Spiegel’i okumaya devam edelim: “Finans sektörü hızla büyüdü. Cortez’in ordusu en parlak üniversite öğrencilerini. bütün finans sektörünü peşinden sürükledi.1929 Büyük Buhran dönemi ile karşılaştırdığımızda. Bu genç elitin üyeleri. Yaşadığımız çağda bilgisizliğin bedeli çok ağır. Bunun yanında hisse senetleri.” Montezuma-Cortez yazı serisinin ikinci bölümünde buna dikkat çekmiştim. hem kendi çalışanları. en seçkin beyinleri istihdam ederek Montezuma’yı ütecek karmaşık finansal ürünler geliştirmekle meşguldü.” Bir önceki yazıda “finansal enstrümanlar hakkında bilgi edinin” demiştim. Spiegel’den okumaya devam edelim: “Yardım sağlandı. oyuncuların riskleri de ölçülemez oldu. 27 Ağustos 2009 tarihinde (yani umut rallisi başladıktan kısa bir süre sonra) Küresel Finans Nasıl Terbiye Edilir? başlığıyla yayınlanan bir yazıda şöyle diyor: “Finansal etkinliğin bir kısmı toplumsal olarak yararsızdır.” Turner’a göre yaratılan değerler çoğunlukla gerçek değil ve toplumsal olarak da bir işlevleri yok. DJI endeksi son 11 sene içinde sadece 14 gün %4 ila %10 arasında düşmüş. Ancak doğal olarak pek az insan bu ürünlerin aslında nasıl işlev gördüğünü anlayabildi. Güçlü bankalara hiç bir şey olmadı. Büyük finans kuruluşları kendilerini iflasın eşiğinde buldular ve devlete yardım için başvurmak zorunda kaldılar. ancak bu süreçte tarihsel bir şans heba edildi. Bunun yerine. Montezuma ordusu çekirdek çitleyerek internet forumlarında borsa geyiği yapar ve zengin olma hayalleri kurarken. bu genç finans sihirbazları. ancak bu oynaklığın tarihsel rekor olduğu söylenemez. Bu da kabaca yılda bir gibi bir ortalama anlamına geliyor.” Asıl tehlike bu: Artan oyuncu sayısı. 1940-2000 arasındaki dönemle karşılaştırıldığında gerçekten de finansal oynaklık artmış. 2000′lerin finansal düşüş döneminin hala 1929-1937 döneminin çok gerisinde olduğunu görüyoruz.

Benim Almancam bu düzeyde yazıları anlamak için çok yetersiz. İspanya’da. Vogl’a göre spekülatif işlemlerin tanımı şu: “Elinde bir ürün olmayan. kendi bakış açılarından rasyonel davranırlar. Kitabın İngilizcesini bulamadım. müşterilerinin %40′ı paralarını çekmişler.com köpüğü şişerken. Oldukça radikal fikirleri var. Yatırım önce rasyonel beklentilerle başlar. Yunanistan’da. İnternette Vogl ile ilgili fazla bir şey de yok. Merak edenler. 1990′ların sonunda dot. sadece ekonomi için değil. o ürünü elde etme niyeti olmayan ve ürünü elde edemeyecek olan biri. Şöyle diyor: “Piyasadaki bütün oyuncular. Woolley. (Sermayenin Hayaleti). Spiegel’de sadece akademisyen Joseph Vogl’a değil. senelerce bir piyasa oyuncusu olarak çalışmış. daha sonra spekülatif evreye geçilince rasyonel beklentilerin hiç bir önemi kalmaz. piyasanın içinden gelen Paul Woolley’e de gönderme yapılıyor. finans eliti kara doymazken. insanlık için bir felakettir. bu açgözlülüğün pek çok insanda umutsuzluk yarattığına. İlgilenenler Çılgınlık ve Çöküş‘ün 5. Çalıştığı firma teknoloji hisselerine yatırım yapmayı kestiğinde. toplum için de tehdit oluşturacak kadar güçlü. o ürünü istemeyen ve gerçekte de elde etmeyecek olan birine satar.“ Spiegel’e göre “bu tip pazarlar -herhangi bir yönde.şimdi artık kriz öncesinden de güçlü hale geldi – o kadar ki. İsrail’de ve İngiltere’de gördük. küçük ve sürekli para kaybeden teknoloji hisselerinin her zaman milyar dolarlık piyasa değeri olamayacağını anlatmaya çalışmış. finans sektörünün sürekli kar büyütmesinin gelir adaletsizliklerine yol açtığına. Biz buna 5. kötü yıllarda vergi mükelleflerinin gelirleri ile kurtarılmasının haklı gösterilebilir hiç bir yanı yoktur. Amerika’da. dalga evresi diyoruz. Ancak derdini kimseye anlatamamış. sonuç olarak da sosyal huzursuzluğun başladığına dikkat çekiyor. o ürünü almayı beklemeyen. Woolley. Charles P. Ancak bu sürecin sonucu. Bölüm’ünü inceleyebilirler.) Spiegel’den alıntılamak gerekirse. İlgili “yatırım aracına” daha yüksek seviyeden alıcı gelmesi yeterlidir. (Almancanız varsa ne mutlu size.aşırılıklar yaratmaya meyillidir. Vogl’un 2010 yılında yazdığı bir kitap var: Das Gespenst des Kapitals. Berlin Humboldt Üniversitesi’nden Joseph Vogl’un ilginç görüşlerine dikkat çekiyor.) Spiegel’deki yazının ikinci bölümünün başlığı Ekonomistlerin “Dünyayı Doğru Değerlendirmedeki Yetersizliği“ Spiegel.” Peki bu nasıl bir tehlikedir? Spiegel. Kindleberger’in Cinnet. iyi yıllarda en iyi maaşları verip.“ Woolley’e göre bu “sürekli büyüyen bir tümör” ve finans sektörünün Amerika’daki bütün şirket kazançlarının %40′ını elde etmesinin. (Örneklerini Fransa’da.” Burada tarif edilen. Panik ve Çöküş – Mali Krizler Tarihi isimli kitabında tarif ettiği “yatırımın spekülasyon aşamasınının” ta kendisidir. Şöyle diyor Woolley: . kitabın ilk bölümünün İngilizce çevirisini ve kendisiyle yapılmış bir söyleşiyi okuyabilirler.

müşterileri iflasın eşiğindeki ülkelere (ya da enstrümanlara) pey sürüyor ve nihai olarak da kaybediyorlar. Basit fikirlerin. bankerlerin olabildiğince karmaşık ve şeffaf olmayan araçlar geliştirme yönünde güdüleri olduğunu düşünüyor. çok fazla değişken olduğundan. insanlığın binlerce yıl boyunca alışkın olduğu yaşama-düşünme biçimlerini süpürerek yükseliyor. Spiegel’deki yazının alt başlıklarından biri de bu. çünkü yüzlerce veriyi saniyeler içinde değerlendirebilirler. Merak edenler yazının devamını okurlar. insanın düşünme süreçleri için çok karmaşık olan (forex işlemlerini) yönetmek çok zor. okla yayla başedilebilir bir dünya değil. eğer bir hisse senedi beş dakika içinde %10 ve daha fazla düştüyse. birkaç gün sonra Spiegel’de eni-konu ele alınması hoş bir sürpriz oldu. mühendisler ve matematikçilerden oluşan 60 kişilik bir ekiple çalışıyor. Forex piyasaları ise bambaşka bir konu. Bilgisayarlar insanlara göre çok daha verimlidir. Bu sayede büyük karlar elde edebiliyorlar. aksine yıkıcı sonuçları var. Tembelliğin. tarih. miskinliğin.“Sürü. işlemleri geçici olarak durduruyormuş. çünkü bu makinaların toplumsal faydaya hiç bir katkısı yok. Bu ekip. Bu dalga yükselirken insanlığın sahip olduğu bilgi ve bu bilgi ile ürettiği araçlar . İnsanlar neler olup bittiğini ve ortada bu düşüş için mantıklı bir gerekçe olup olmadığını anlasınlar diye. onun sonsuza kadar yok edilmesi gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. hazırcılığın bedeli bu dünyada çok ağır. Dünyada olağanüstü büyük bir değişim yaşanıyor.“ Sonuç mu? Bu hedge-fon yöneticisi IT uzmanları.” Sonuç olarak da ona göre toplum bu davranışın ağır bedellerini ödemek zorunda kalır. faiz rakamlarına. “Toplum yararı” diye bir kavrama inanmıyor. Dünyayı tabloid gazetelerin asparagas haberleri. Aşırı hız ve aşırı bilgi çağındayız. Woolley’e göre bu da yetmez. Ancak bir şeyi görmeniz gerekiyor: İçinde yaşadığınız dünya. finans kanallarının saçma sapan neden sonuç ilişkileri. Şöyle deniyor yazıda: “Kim piyasaya daha kısa zamanda erişebiliyorsa. Bizim Montezuma-Cortez serimizde anlatılanların çok benzerinin. uluslararası finansal sistemin nasıl işlediğini ve tarihsel süreç içinde buraya nasıl gelindiğini anlatıyor. rekabette fiyat sinyallerine cevap vererek milisaniyeler içinde en iyi şansa sahip olma avantajı ondadır. Too Complex For Humans (İnsanlar için çok karmaşık). internet çöplüğünün kıraathane sohbetleri düzeyindeki kısa mesajları ile anlamaya çalışmayın. HFT (yüksek frekanslı algoritmik işlemler) yasaklanmalı. matematik gibi konuların havuç kemirerek içkisini yudumlayan entellektüellerin gevezelik alanı olduğunu düşünmeyin.” ABD’de denetleyici kurum olan SEC. hatta tetikleyebilir. Spiegel’den alıntı yapmak gerekirse New York’lu bir hedge fon yöneticisi şöyle diyor: “Farkettik ki. Ayn Rand gibi insanlığın en büyük düşmanının Robin Hood olduğunu. Felsefe. Öyle ki. Yaklaşık 500 yıl önce Avrupa’dan kabaran dalga.” Woolley. çünkü müşterileri hangi riskleri üstlendiklerini anlamıyor. Spiegel’deki yazının son iki bölümü. çöküş gelene kadar trendin peşinde koşar. bir çöküşün boyutunu arttırabilir. Devam ediyor: “Finans sektörü toplumu çökertme konusunda çok başarılı. hayallerin yararı olmadığı gibi. Aynı zamanda bu makinalar. ülkelerin GSYH’lerinden. mal fiyatlarından enflasyon oranlarına yüzlerce veriyi bilgisayarlara yüklüyor ve bu verileri sürekli işleme tabi tutuyor. Bu makalede yer alan fikirleri paylaşmayabilirsiniz – ki bir kısmını ben de paylaşmıyorum.

com‘daki yazılarıma ilaveten -hazır yazma hastalığım depreşmişken – yeni yazı projeme konsantre olmak istiyorum. Sizler gibi ben de Sidabumi’nin analizlerini merakla bekliyorum. submortgage ve Avrupa borç krizleri bu rezonans döneminin içindeki küçük satırbaşlarından ibaret. Bugünlerde roman karakterleri yaratmakla meşgulüm. Yazının başında finansal oynaklığın henüz 1929-1937 dönemindeki seviyesinin çok gerisinde olduğunu göstermiştim. Nasdaq. Ben de Ortaçağ köy ekonomisi için geçerli olabilecek “görünmeyen el” teorilerinin. bu dalganın en volatil dönemini yaşadığımız günümüzde bu bilgi ve araçlara sahip olmayanların yakın gelecekte hiç bir şansı da olmayacak. Şimdi sırada bu yazarlık serüvenimin başka bir aşaması var … Başa dönelim … Bu Montezuma-Cortez serisi sonsuza kadar devam edebilir. Benim analizlerime göre. Rusya. Spiegel’deki yazıda aşırı finansal oynaklığa karşı yükselen tepkilerin başka boyutları da anlatılıyor. piyasanın kendi kendisini düzelteceği inancının günümüzün karmaşık dünyasında geçerli olmadığını düşünüyorum. Japon borsasının çöküşünü takip eden Uzak Asya. . devlet müdahalelerinin de bir sonuca ulaşabileceğini düşünmüyorum. metaforlarla dolu “iç karartıcı” Montezuma-Cortez yazıları ile kestim. Böylece 192 sayfalık Çılgınlık ve Çöküş‘le başlayıp. Yazıda paylaştığım bir fikir var. 1990′ların başında Japon balonunun patlamasıyla başlayan tarihsel rezonans döneminin henüz ortalarında bile değiliz. rasyonel piyasa anlayışının. korumacılığın. Oynaklık daha da artacak. Bilim-kurgu lezzetli bir sosyonomik roman yazmaya başladım. Sidabumi’nin mükemmel analizlerini. Şimdi sosyonomi. Sosyonomik roman da neymiş diyenler biraz sabırlı olsunlar. Eğer yazdıklarımı beğenmeyip tozlu arşivime kaldırmazsam.öylesine çoğaldı ve gelişti ki. Montezuma-Cortez serisi artık Sosyonomik Tarih arşivindeki yerini alabilir. binlerce sayfalık Sosyonomik Tarih‘e evrilen yazarlık serüvenime Spiegel’deki yazının düşürdüklerini de eklemiş bulunuyorum. romanı altı ay içinde tamamlamayı planlıyorum. Deregülasyon çağının yarattığı sorunlarla başedebilmek için alınmaya çalışılan tedbirlerden bahsediliyor. Ancak bu teorilerin alternatifi gibi görünen yasakçılığın. Latin Amerika. Bir yerde kesmekte fayda var. bu tip yaklaşımlara başarı şansı tanımıyor. En azından dalganın mevcut pozisyonu.

Master your semester with Scribd & The New York Times

Special offer for students: Only $4.99/month.

Master your semester with Scribd & The New York Times

Cancel anytime.